ABD de Bilgi Üretiminin De iflen Yap s

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ABD de Bilgi Üretiminin De iflen Yap s"

Transkript

1 Bilim, Kapitalizm ve bilgi iflçisinin Yükselifli: ABD de Bilgi Üretiminin De iflen Yap s Daniel Lee KLEINMAN (*), Steven P. VALLAS (**) Çeviren: Arif GEN fi (***) Düzelti: Fatih GÜNGÖR (****) Son y llarda, de iflik kurumsal alanlardaki bilgi ifli üzerine çal flan araflt rmac lar aras nda ince bir paradoks ortaya ç kt. Esas olarak özel sanayideki bilim adamlar n ve mühendisleri inceleyen baz analizciler, flirket bürokrasilerinin daha esnek uygulamalar benimsemeleri ve böylece iflçilerin teknik uzmanl na daha ba ml hale gelmeleri nedeniyle iflçilerin özerklik ve denetim düzeylerinin artmas yönünde bir trend tespit etmektedirler. 1 Üniversite ortamlar nda çal flan bilim adamlar n n konumu ile ilgilenen baflka analizciler ise ço unlukla aksi görüflü savunmakta ve akademinin ticarilefltirilmesini akademik araflt rmac lar n geleneksel özerkli ine yönelik önemli bir tehdit olarak görmektedirler. 2 Bu makalede, akademinin sanayileflmesini ve sanayideki araflt rmalar n akademikleflmesini içinde bar nd ran bu paradoksu incelemeye çal fl yoruz. Bu görünen çeliflkinin do- as n ve kökenlerini araflt rarak, kapitalizmin bilimsel ve teknik uzmanl a giderek daha güçlü bir flekilde ba ml hale gelmesiyle birlikle e itimli iflçilerin muhtemelen edinece i toplumsal konumlara iliflkin önemli ipuçlar n ortaya ç karmay umuyoruz. Daha önce yap lan ampirik çal flmalar biraraya getirerek, sanayinin kod ve pratiklerinin akademinin içine s zd, ayn zamanda da akademik normlar n giderek artan bir flekilde yüksek teknoloji flirketleri ve sanayilerindeki belirli iflçilerin çal flma pratiklerine yön verdi i bir yak nlaflma sürecinin yaflanmakta oldu u sonucuna ulafl yoruz. Bu süreci asimetrik yak nlaflma olarak adland r yoruz, çünkü her ne kadar kod ve pratikler iki yönlü olarak dolafl ma ç k - yorsa da, bu süreçte sanayinin nihai bir üstünlü e sahip oldu u görülmektedir. Bu yak nlaflma sürecinin henüz yeterince ilerlememifl olmas ve tafl d kurumsal ve örgütsel karmafl kl k karfl s nda, ortaya ç kacak sonuçlar n kesin hatlar belirsizdir. Süreç, çeflitli yükse- 4 (*) Wisconsin Üniversitesi (Madison), (**) Georgia Teknoloji Enstitüsü (***) Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Dr. / (****) Dr. /

2 kö retim kurumlar n çeflitli biçimlerde muhtemelen etkilemektedir ve etkilemeye devam edecektir. Bundan baflka, her iki kesimdeki kimi iflçi kategorilerinin bu süreçten kârl, kimilerinin de zararl ç kmas muhtemeldir. Çeliflkilerle yüklü, eflitsiz ve sa lam olmayan dengelere dayal bir süreç olarak akademi ve sanayi araflt rmalar aras ndaki asimetrik yak nlaflma belki de yak n gelecekte son noktas na ulaflm fl olmayacak, gruplar n yeni ortaya ç kan bilgi üretimi yap lar üzerindeki rekabetleri ile ba lant l uyum ve yeniden-düzenleme süreci devam edecektir. 3 Çözümlememize, bilimsel ve teknik iflçilere yönelik akademik çal flmalar gözden geçirerek ve iki ayr literatüre özel bir dikkat yönelterek bafll yoruz: bunlardan biri akademik araflt rmalar üzerindeki k s tlamalarda bir art fl trendi oldu unu, di eri ise uzman çal flanlar n flirket örgütlenmeleri içinde özerkli inin artt n ileri sürmektedir. Bu iki hatt elefltiriyoruz ve her ikisinin de temel say lt lar ndan dolay s n rl oldu unu tespit ediyoruz. Piyasan n k s tlay c etkilerinin üniversite araflt rmalar üzerinde yay lmas ndan yak nan, akademik bilimin ticarileflmesine yönelik elefltiriler, önceki tarihsel dönemler boyunca mevcut olan, flirketlerden ziyade devletten (ve özellikle ordudan) kaynaklanan kurumsal k s tlamalar gözden kaç rmaktad r. Sanayideki bilimsel ve teknik iflçilere yönelik literatür özellikle esnek flirketlerin ve a lar n art fl n kutlayan çal flmalar ise gayet seçici bir tarzda e itimli iflçilere odaklanma e ilimindedir ve bunlar n otoritelerindeki genifllemenin daha düflük formel e itime sahip di er iflçiler pahas na oldu unu gözden kaç rmaktad r. Akademik araflt rmalar inceleyenler geçmifli idealize ederken, sanayideki bilim adamlar ve mühendisleri inceleyenler ise flimdiki trendleri idealize etme e ilimi göstermektedir. Bu yaklafl mlar n hiçbirinin bilgi iflinin karakteri ve yeniden-flekillendiriliflini anlamak için doyurucu bir temel sa lamad klar görülmektedir. Bu makalenin ikinci k sm nda, ça dafl kapitalizm alt nda bilgi ifline alternatif bir kavramsal yaklafl m oluflturarak mevcut çözümlemeleri yeni bir do rultuya sokmaya çal fl yoruz. Temel ve uygulamal araflt rmalar, kamu ile özel sektör alanlar ve akademi ile s nai örgütler aras ndaki kurumsal s n rlar n büyük çapta yeniden çizildi i bir dönemde, daha önceleri birbirinden ayr olan örgütsel alanlar aras nda artan bir yak nlaflma görüyoruz. Toplumsal kodlar ve pratiklerin bir kurumsal alandan di erine artan bir flekilde aktar lmas mevcut karakteristiklere meydan okuyan yeni bilgi üretim yap lar na yolaçmaktad r. Bu sürecin bir taraf olarak akademik örgütler, k smen gelir elde etme amac yla ama ayn zamanda güçlü karar al c lar nezdinde daha yüksek bir meflruluk edinmek için, artan bir flekilde sanayi ile stratejik ittifaklara girmektedirler. Üniversiteler sanayi ile iliflkilerini s k laflt rd kça flirket biçimine dönüflmek yönünde artan bir bas nçla karfl laflmaktad rlar. Dolay - s yla, sadece flirketlerle do rudan ekonomik ba lar yüzünden de il, fakat ayr ca ve özellikle, kolayca göze çarpmayan, sistemik etkiler yüzünden, akademik örgütler daha önceleri flirketlere özgü olan pratikleri (örne in bilginin bir mülk olarak görülmesi, performans de erlendirmesinde niceliksel yöntemlerin öne ç kmas ve akademik bölümler aras nda artan düalizm örüntüleri) giderek daha fazla benimser hale gelmektedirler. Sürecin di er taraf olarak bilgi-yo un flirketler ise, geleneksel olarak sadece üniversite ortamlar nda görülen akademik örgütsel denetim biçimlerini daha fazla benimsemektedirler. fiirketler yat r m sermayesi ve en prestijli üniversitelerdeki akademik araflt rmac lar için rekabet ettikçe, artan bir flekilde akademik laboratuarlara ve bölümlere özgü kurumsal pratikleri benimsemekte ve kâr gayelerini gerçeklefltirmek için, önünde sonunda, akademik taltiflere ba l prestij gibi üniversite-temelli usulleri kullanmaktad rlar. Bizim gö- 5

3 rüflümüze göre bu sürecin sonucu, daha önce birbirinden ayr olan örgütsel alanlar n yak nlaflmaya bafllamas, kurumsal alanlar aras ndaki s n rlar n bulan klaflmas, daha önceki durumdan esasl bir uzaklaflmay temsil eden, yeni ve istikrars z bir tarzda bütünleflmifl bir bilgi üretimi yap s n n ortaya ç kmas d r. Bu yak nlaflman n do as flimdilik sadece kendini göstermekteyse de, yaflanan de iflimler hem sanayide hem de akademide varolan yeni düalizm, çeliflki ve eflitsizlik örüntülerinin art fl n muhtemelen h zland racakt r. Üniversitede, piyasaya sürülebilir ifller yapan bilim adamlar n n yükselen statüsü ve istihdam güvencesine sahip akademisyenlerin konumu ile üniversitenin yeni ticari misyonuna hizmet etmeyen alanlarda ya da güvencesiz kadrolarda çal flan öteki akademi mensuplar n n marjinalleflmifl konumlar aras ndaki karfl tl k giderek artmaktad r. 4 Paralel bir süreç sanayide de yaflanmakta, stratejik uzmanl klara sahip bilimsel ve teknik çal flanlar n statülerindeki yükselme di er iflçilerin yine, formel becerilere sahip olmayanlar ve becerileri stratejik olarak pek de erli görülmeyenlerle birlikte geçici konumlarda olanlar marjinalleflmesi yönünde bir e ilimle birlikte gerçekleflmektedir. 5 Ve iflgücü piyasas ndaki avantajl konumlar formel vas flara sahip bilimsel ve teknik iflçilerin statüsünü yükseltirken, bu çal - flanlar ifl dünyas na akademik norm ve pratikleri afl lamak için flirket yöneticileriyle devaml mücadeleler içine girmektedirler. 6 Bu eflitsizlikler ve çat flmalar aç a ç kt kça, bilgi üretiminin yeni oluflan yap s içinde önemli anomaliler ve çeliflkiler de ortaya ç kar. Akademik örgütler mali sorunlarla giderek daha fazla karfl lafl rken, bilim-yo un flirketlerin daha büyük kaynaklar sunmas, ironik bir flekilde, geleneksel akademik normlar n bazen en iyi bir flekilde özel sektörde savunulabilece i bir durum yaratmaktad r. Kariyer yollar ve ak flkanl k örüntüleri yeniden belirlendikçe, enformel ödül yap lar ve prestij hiyerarflileri temel ve uygulamal bilimlere atfedilen geleneksel anlamlar tersine çevirmeye bafllamakta, ticari emellerden kendilerini uzak tutmaya devam eden akademisyenler, bilim adamlar n n üzerinde bulundu u normatif zemin kaymaya bafllad için, meslektafllar taraf ndan tuhaf karfl lanmaktad r. 7 Ve bilimsel araflt rman n ticarilefltirilmesi ço unlukla akademik örgütlerin meflruiyetini güçlendirmeyi amaçlarken, asl nda uzun zamand r varolan bilimsel safl k ve ç kardan uzakl k mitinin alt n oyarak, neredeyse tam tersi bir etki yaratabilmektedir. Bu aflamada, bu yak nlaflma sürecinin tam olarak neler getirece ine dair belirli olan çok az fley vard r. Bulgular sanayinin bu yak nlaflmay flekillendirmekte muhtemelen üstün konumda olaca n ve önünde sonunda flirketlerin ve üniversitelerin bu yak nlaflmadaki (ekonomik ve ideolojik) ç karlar n n bütünüyle direnilemeyecek kadar güçlü olabilece ini göstermektedir. Yine de, sürecin içindeki aktörler edilgen kal rlarsa asimetrik yak nlaflman n getireceklerinin kamusal iyi den ziyade özel ç karlara hizmet etmesi ihtimali yükselir. Bu ihtimali uzaklaflt rma çabas yla, bu makaleyi kamunun, yeni ortaya ç kan bilgi üretim yap s na flekil vermeye çal flan flirket-d fl aktörlerin rolünü güçlendirebilecek baz önerilerle sonuçland r yoruz. Dikkatimizi, entelektüel mülkiyetin korunmas tak nt s ndan çevirip özellikle kamu yarar n n azamilefltirilmesine yöneltiyoruz ve ayr ca diploma sistemlerinin ve flirket örgütlenmelerinin tipik olarak izin verdi inden daha genifl ve daha kapsay c bir bilgi kavram n öne ç kar yoruz. B LG fi N N KARfiITLIKLARI 6 Özellikle sanayi-sonras ve yeni s n f kuramlar n n savafl-sonras entelektüel sahnede ortaya ç kmas ndan bu yana, 8 analizciler yüksek derecede e itimli iflçilerin ça dafl ka-

4 pitalist toplumlardaki yeri konusunda çetin tart flmalar yapt lar. Bilimsel ve teknik araflt rman n ölçe i, h z ve stratejik de erinin artmas yla bu tart flmalar son y llarda yeni bir önem kazand. Bilimsel bilgiye daha fazla eriflim peflindeki flirketler, araflt rma-gelifltirme elemanlar ve laboratuarlar na çok daha fazla yat r m yapt lar, di er flirketlerle ortak yat r mlara ve stratejik ittifaklara yöneldiler 9 ve üniversiteler, akademik merkezler ve araflt rma enstitüleri ile yeni iliflkiler içine girdiler. 10 Sonuçta, bilgi iflçilerinin ifllerinde deneyimledikleri de iflen güç ve özerklik düzeylerine iliflkin bir dizi çeliflkili iddia ortaya ç kt. Afla da, bu çat flan bak fl aç lar n n do as n k saca sergiliyor ve elefltirel bir de erlendirmeye tabi tutuyoruz. 11 Akademide bilgi ifli ABD üniversitelerinin yirmi y l öncesine göre daha ticarileflmifl oldu una dair pek fazla kuflku yoktur. 12 Analizciler akademik bilginin sermayeleflmesini bir dizi faktöre ba larlar. 13 Ekonominin küreselleflmesi, kamu politikalar ndaki de iflimler ve ekonomik rekabetin keskinleflmesi bunlar n baflta gelenleridir. Bu ba lamda, üniversiteler giderek daha fazla, ulusal rekabet gücünü art rman n mekanizmalar olarak görülmektedir. fiirketler de olas ürünler için akademiyi yoklamakta, çeflitli yollarla akademik araflt rmalara yat r mlar yapmaktad r. 14 Baz analizciler, 1980 lerde küresel pazarlar n ortaya ç kmas ve ekonomik rekabete yönelik vurgunun artmas yla hükümetlerin sosyal refah ve e itim için ay rd paran n azald n, bunun da üniversiteleri baflka kaynaklardan, tipik olarak flirketlerden, maddi destek aramaya zorlad n ileri sürmektedir. 15 Ayr ca borç azaltma politikalar ile diploma programlar ndaki art fl da bilimsel araflt rma için kullan labilecek fonlar s n rlamaktad r. 16 Nihayet, So uk Savafl n sona ermesiyle birlikte savunma sanayiini (ve ilgili bilimsel fonlar ) desteklemekten ekonomik geliflmeyi desteklemeye do ru bir kay fl yaflanm flt r. 17 Ço u analizci, arkas ndaki itki ne olursa olsun, akademik bilimcilerin ihtiyaçlar n karfl lamakta hükümet fonlar n n art k yetersiz kalmas yla birlikte araflt rmac lar n ve kurumlar n n araflt rma ve e itim programlar n sürdürmek için giderek daha fazla baflka yerlere yöneldiklerini ve s kl kla ticari nitelikli araflt rmalara girifltiklerini ileri sürmektedir. 18 Sanayiden gelen destek üniversitenin toplam bütçesinin hala görece küçük bir k sm n oluflturuyor olsa da, de iflik dallar aras nda çeflitlilik vard r ve genel olarak akademik bilime sanayinin katk s nda son y llarda bir art fl gözlenmektedir. Hackett n 19 verdi i bilgilere göre akademik araflt rma-gelifltirme harcamalar içinde sanayinin deste i 1972 y l nda yüzde üçün alt ndayken, 1998 y l nda yap lan bir çal flma ABD deki tüm üniversite araflt rmalar n n yaklafl k yüzde sekizinin sanayi taraf ndan finanse edildi ini göstermektedir. 20 Bunlardan ikincisinin, gerçek rakam n epeyce alt nda olmas da muhtemeldir, zira daha önce yap lan bir çal flma bu oran yüzde 12,5 olarak vermektedir. Biyoteknoloji gibi stratejik dallarda bu oran çok daha yüksektir ve araflt rma deste inin üçte birini oluflturmaktad r. 21 Dahas, üniversitelerin gelirlerinin giderek artan bir k sm n patent ve lisanslardan sa lad klar olgusunu hesaba katarsak, çeflitli biçimlerdeki ticari faaliyetler akademik araflt rmalar n esasl ve giderek büyüyen bir kayna n oluflturmaktad r. 22 Bilim adamlar bu geliflmeleri aç klama iddias nda bulunan bir dizi çözümleme üretmifllerdir. Baz araflt rmac lar üniversitedeki normlar n dönüflümünü ve yeni ortaya ç kan normlar n ticari nitelikli araflt rmalar akademik ortama nas l uyarl hale getirdi ini incelemektedir. 23 Baflka bir araflt rma kolu üniversite-sanayi iliflkilerini ekonomik geliflme politikalar n n 7

5 fiili bir bilefleni olarak görmektedir. 24 Baflka araflt rmac lar ise akademik kapitalizm olarak adland rd klar bir olgudan sözetmektedir. 25 Bu çal flmalar n ço u, biyoloji bilimlerindeki üniversite-sanayi iliflkileri üstüne tart flmaya yönelik eski müdahalelerden daha çözümleyicidir. Eski araflt rmalar n büyük bir k sm, geleneksel akademik normlar n ya da daha ince bir ifadeyle bilimin normatif yap s n n afl nmas denilen fleyin yas n tutarak, esas olarak ahlaki bir duruflu benimsediler. Bu yorumcular n tehdit alt nda gördükleri en önemli fley bilimsel prati in özerkli i en iyi flekilde Michael Polanyi 26 taraf ndan karakterize edilen bir ideal idi. Merak-saikli ya da kullan mamaçl araflt rma ayr m yapan Polanyi, bilimin özerkli ini konunun seçilmesi ve araflt rman n fiilen yürütülmesi bütünüyle birey olarak bilim adam n n sorumlulu unda [ve] bulufl iddialar n n kabul edilmesi bir yap olarak bilim adamlar n n de erlendirmesine ba l 27 oldu unda mevcut olan bir fley olarak tan mlar. Bu ideal, paralel ifadesini Merton n bilimin normatif yap s üzerine klasik önermesinde bulur. 28 Gerçekten, bilimin ticarileflmesine iliflkin tart flmalar n ço u, kâr n bilimsel toplulu a musallat olmas yla Merton n baz normlar n n özellikle (bilginin s n rs z ak fl n vurgulayan) ortakç l k, ç kar gözetmeme ve örgütlü kuflkuculuk afl nma tehlikesi alt na girdi i korkusundan kaynaklanm flt r. Devam eden tart flmalar n aç kl a kavuflturdu u gibi, mülkiyet kayg lar bilginin ve araflt rma materyalinin serbest ak fl n tehdit etti inde ya da baz yaklafl mlar di erlerinden daha ödüle lay k olarak tan mlad nda, bilim adam muhtemelen özerkli inin ya da araflt rmas n düzenlemeye yönelik kararlar üzerindeki denetiminin azalmas s k nt s n çekecektir. 29 Politika tart flmalar nda analizciler bilim çal flan n n özerkli ine iliflkin daha genel iddialar ileri sürerler. Örne in, biyoteknoloji alan ndaki üniversite-sanayi iliflkileri üzerine eski tart flmalarda Robert Varrin ve Diane Kukich, üniversite biliminin dayanaca ilkelerden birinin özgürlük araflt rma için hayatidir ilkesi oldu unu ileri sürmüfllerdi. 30 Asl nda, böyle bir bilimsel özerklik fikri bilim adamlar n n neyi ve nas l araflt racaklar konusundaki kararlar ba- ms z olarak vermeleri düflüncesi uzun bir geçmifle sahiptir ve baz ba lamlarda belki de neredeyse bir toplumsal sa duyu biçimi olarak görülmüfltür üzerinde düflünülmeden ve verili kabul edilerek. 8 Bu yüzden, biyoloji bilimlerinde (biyoteknoloji ile ba lant l alanlarda) çeflitli türden üniversite-sanayi iliflkileri 1980 lerin ortalar nda ve ikinci yar s nda yayg n bir flekilde alenileflmeye bafllad nda, yeni üniversite-sanayi iliflkilerine yönelik elefltiriler bu geleneksel bilimsel özerklik fikrinin do ru ya da gerçek oldu u say lt s na dayan yordu. Baflka bir deyiflle, biyoloji bilimlerindeki üniversite-sanayi iliflkilerine yönelik elefltirilerin üniversite bilimi gündeminin sanayi taraf ndan belirlenmesine, lisansüstü ö rencilerin çal flmalar üstündeki usule ayk r dayatmalara ve fikri mülkiyet haklar n koruma çal flmalar ndan do an gizlili e yönelik elefltiriler ard nda, bu iliflkilerin yayg nlaflt zamana kadar üniversite biyologlar - n n bu iflleri denetlemek hususunda çok büyük ölçüde özerk olduklar say lt s vard. Örne- in, Amerikan Üniversite Ö retim Üyeleri Derne i 1983 y l ndaki bir raporunda en çok dile getirilen korkulardan birinin üniversite bilim adamlar n n, kâr getiren patentler üretmeye ya da sanayiden bir ifl orta n cezbetmeye veya memnun etmeye hevesli bir üniversite taraf ndan, kendilerini ilgilendirmeyen sorunlar üzerine araflt rma yapmaya zorlanmas oldu u belirtiliyordu. 31 Rapora göre, bununla ba lant l bir korku, üniversitenin ortak ifl yapt flirkete akademisyenlerin araflt rma konular n n seçimine kar flma izni vermesi idi. 32 Burada alta yatan say lt, akademik bilimin bu flekilde yönlendirilmesinin bilimsel özerkli e yepyeni bir tehdit oluflturdu udur. 33

6 Harvard Üniversitesi nden Michael Blumenthal ve meslektafllar n n art k klasikleflmifl çal flmas, 34 bu tür de erlendirmeleri hipotezlere dönüfltürdü ve akademideki yaflam bilimcilerine ve biyoteknoloji flirketlerine yönelik ulusal ölçekteki bir alan araflt rmas yla tart flmaya ampirik bir temel kazand rmaya çal flt. Blumenthal ve arkadafllar n n bulgular na göre, sanayiden destek alan üniversite araflt rmac lar n n yüzde otuzu araflt rma projelerinin seçiminde ticari kayg lar n flu ya da bu ölçüde etkili oldu unu belirtirken, bu tür bir destek almayanlar n ancak yüzde yedisi ticari faktörlerin proje seçimlerini etkiledi ini bildirmiflti. 35 Ayr ca, sanayiden destek alan üniversite bilim adamlar, flirket deste i almayanlara göre dört kat daha yüksek bir oranda araflt rma sonuçlar n n ticari s r olaca n kabul ediyorlard. 36 Eski politika tart flmalar n ve bilimsel araflt rmalar harekete geçiren kayg lar ortadan kalkm fl de ildir. Bu yüzden, örne in The Nation dergisinde 1999 y l nda yay nlanan bir makale üniversite-sanayi iflbirli inin akademik bilimin ruhunu içten içe kemirdi i kayg lar n yeniden ortaya atmaktad r. 37 Makalenin yazar David Shenk, sanayiden destek alan, araflt rma bulgular n yay nlamas yasaklanm fl bilim adamlar n n öykülerini anlatmakta ve biyo-etikçilerin, kendi araflt rmalar ndan kâr elde eden üniversite bilim adamlar n n araflt rmalar n (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) kâr için uygun ürünler ortaya ç karacak flekilde tasarlama yoluna sapacaklar endiflesinden bahsetmektedir. 38 Burada, gündem belirleme, gizlilik ya da ç kar gözetmeyen uzmanl k konular na iliflkin ampirik bulgular n geçerlili ini sorgulam yoruz. Bunlar n politika tart flmalar için meflru alanlar olmad n da ileri sürmüyoruz. Ancak, üniversitenin ticarileflmesi do rultusunda genel bir trendin ortas nda oldu umuzu kabul ederken, yeni üniversite-sanayi iliflkilerinin görülmemifl bir tehdit yaratt iddias na karfl ç k yoruz ve üniversite-sanayi iliflkilerine iliflkin pek çok analizcinin dile getirdi i kayg lar n, yeni bilgi ekonomisinin üniversite için ne anlama geldi i konusunun özünü kavramad na inan yoruz. Bafllang ç olarak, bir zamanlar n ücra fildifli kulesi 39 fikrine dayanan görüfller karmafl k bir sürece fl k tutmaktan ziyade bir miti yeniden güçlendirmeye hizmet etmektedir. Akademik araflt rmac lar n gündemlerini tan mlama ve önceliklerini belirleme konular ndaki özerklik kapasiteleri bak m ndan ABD araflt rma üniversiteleri tarihi, ba ml l n do as n n zamana, yere ve kurum biçimine göre de iflti ini, tarihteki görece yüksek düzeyde akademik özerklik örneklerinin ise hayli az say da oldu unu göstermektedir. 40 Amerikan araflt rma üniversitelerinin gelifliminin gerçekten yoluna girdi i 1920 ler ve 1930 larda destek esas olarak özel kaynaklardan vak flar ve kiflilerden geliyordu. 41 Fakat özel destek kaynaklar araflt rma konusunun seçimini ve izlenecek yaklafl m s kl kla etkiliyordu. Örne in Robert Kohler, biyolojide fizik bilimlerinin uygulama ve tekniklerinin gelifltirilmesinde Rockefeller Vakf n n 1930 lar n bafllar ndan itibaren devreye giren deste inin rolünü takip etmifltir. 42 Vakf n deste inde dikkate al nan, önerilen araflt rma sorunlar - na yönelik yaklafl m n bir meslektafllar toplulu u taraf ndan de il, kendi gündemleri olan bilim yöneticilerince kabul görmesiydi. Sanayinin itkileri bu alanlardaki geliflimi do rudan flekillendirmemifl olmakla birlikte, araflt rma oda n n Polanyi nin formülasyonunda ileri sürüldü ü flekliyle tekil bilimler ya da bir gövde olarak bilim adamlar taraf ndan kurulmas da sözkonusu de ildi. Stuart Leslie ve di erlerinin çal flmalar n n aç kça sergiledi i gibi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü nde (Stanford) ve di er kurumlarda kinci Dünya Savafl ve So uk Savafl döne- 9

7 mindeki araflt rmalar n oda, esas içeri i ve yönelimi çok büyük ölçüde ABD ordusunun patronaj alt nda flekillenmiflti. 43 Savafl öncesi s n rl bir rolü olan federal devlet, savafl sonras nda akademik araflt rmalar n patronaj na hakim duruma gelmiflti den sonra, akademik araflt rmalara verilen federal deste in dörtte üçü Pentagon dan ve Atom Enerjisi Komisyonu ndan geliyordu. 45 Bu ortamda, Polanyi ya da Merton n bilimin örgütlenifline iliflkin tarifleri genifl anlamda bir ideal olabilir fakat uygulamada nadiren gerçekleflmifltir. Bu nokta, savafl sonras akademik ekonomide merkezi bir kurum olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ne (MIT) dair tarihsel çal flmalarca fazlas yla aç kl a kavuflturulmufltur. MIT de araflt rma politikas esasen araflt rma patronlar nca belirleniyordu ve bu da ço u durumda ABD Savunma Bakanl idi. 46 Örne in, savafl sonras dönemde ordunun ortak çal flma programlar MIT deki Elektronik Araflt rma Laboratuar na çok büyük bir destek sa lad da ABD Donanmas Laboratuar dan bir füze savunma sistemi gelifltirmesini istedi. Yine, 1950 de Kore Savafl n n bafllamas yla birlikte, laboratuardan aralar nda stratejik erken uyar radar sisteminin de bulundu u pek çok do rudan askeri nitelikteki projede çal flmas istendi. 47 Nihayet, daha yay lm fl bir düzeyde, ABD askeri ç karlar ve deste i MIT de ve ABD nin her yan ndaki di er üniversitelerde malzeme bilimlerinin bir alan olarak karakterini ve yönelimini yirminci yüzy l ortalar ndan itibaren çok büyük ölçüde belirledi. 48 Yeni üniversite-sanayi iliflkilerinin, araflt rma gündemi ve öncelikleri üzerindeki denetimde bilim adamlar n n özerkli ine yönelik yepyeni bir tehdit oldu u iddias yanl fl ise, bu yeni iflbirli inin, düflüncelerin ve araflt rma materyalinin bu saf ve dingin serbest mübadelesine yönelmifl istisnai bir sald r y ifade etti ini ileri sürmek de ayn derecede sorunludur. Yak n dönemdeki araflt rmalar, ticari mülahazalar sözkonusu olmad nda dahi bilgi ve araflt rma materyalinin serbestçe dolaflamayabilece ini göstermektedir. 49 Laboratuarlar aras ndaki rekabet araflt rma materyalini paylaflmak konusunda araflt rmac lar s kl kla gönülsüz hale getirmektedir. Bilim adamlar n n yeterli biyolojik materyali laboratuarlar nda sürekli olarak bulundurmakta güçlük çekmeleri, bu materyali istek halinde di er araflt rmac lara sunmalar n imkans zlaflt rmaktad r. Yaflam bilimcileri üzerine yak n zamandaki bir araflt rmada, yan tlay c lar n yüzde yirmidördü bilgilerini baflka araflt rmac lara vermeme kararlar nda bir flirketle finansal ba lar içinde ya da anlaflmal olman n etkisi oldu unu bildirmifltir. Fakat bunun neredeyse iki kat kadar yan tlay c bilimsel olarak kendilerinin öne geçmifl olma avantajlar n korumak için araflt rma verileri ya da materyalini meslektafllar yla paylaflmad klar n, yüzde yirmiyedisi ise araflt rma verileri ya da materyalinin kendi laboratuarlar n n d fl na ç k fl n k s tlama kararlar n maliyetin etkiledi ini söylemektedir Son olarak, yurttafllar n flimdiye kadar ç kar gözetmeyen uzmanl ndan yararlanmak için üniversiteye baflvurabildikleri fikri de ayr ca sorgulanmal d r. Ç kar gözetmemenin anlam zamana, yere ve alana göre de iflir elbette, fakat bilim ve teknoloji çal flmalar na iliflkin yak n dönemdeki araflt rmalar n gösterdi i gibi bilim daima ç kar gözetir. Yani, teknik olmayan düflünceler akademik bilimin prati ini ço unlukla etkiler. Araflt rmac lar n incelenen sorunlara yaklafl m tarz her zaman baz faktörlerden etkilenir, ki bu faktörler böylece vard klar sonucu da flekillendirir. Ba lant l olunan araflt rma grubu, insanlar n bir deneyi yeterli say p saymad klar konusundaki görüflünü flekillendirir; 51 meslektafllardan gelecek bask popüler olmayan görüfllerin kamuya aç klanmas nda çekingenlik yarat r; 52 araflt r-

8 ma sonuçlar n n kabul edilmesinde kullan lacak ölçütler mesleki normlarca flekillendirilir: 53 bilim adamlar ç kar gözetmeyen k lavuzluk olarak adland rabilece imiz bir fleyi asla sunamazlar. 54 K sacas, ABD deki yeni üniversite-sanayi iliflkilerini çözümleyenlerin ço u kayg lar n mitsel bir geçmifle dayand r rlar. Gerçekten, yeni üniversite-sanayi iliflkilerinin en çok tehdit etti- i fley, bir gerçeklik olarak bilim adamlar n n kendi araflt rma gündemleri ve yaklafl mlar üzerindeki özerk denetimi de il, bu mittir. Bilimsel araflt rmaya dair bu tür ideallefltirilmifl kavray fllar, sanayi normlar ve pratiklerinin üniversiteyi istila etmesinde gerçekten ay rdedici olan fleyin ne oldu unu ve flirket ve akademi alanlar n n birbirine bulanmas n n üniversite-temelli bilgi iflçilerinin konumu ve özerkli i aç s ndan ne anlama geldi ini ö renmemizi engellemektedir. Özel sanayide bilgi ifli Akademik bilimin giderek artan k s tlamalara ve denetimlere maruz kald iddialar n n hemen yan nda, özel sanayide paralel fakat neredeyse tam tersi bir trendi tespit eden bir gözlemciler korosu var: kapitalizmin tarihsel olarak dayatt hiyerarflik s n rlamalardan, uzman iflçilere öncekinden çok daha yüksek düzeyde özerklik bahfleden yeni, daha esnek ve daha eflitlikçi bir örgütsel yap ya do ru bir kay fl. Bu görüfl, bilimsel ve teknik bilginin flirket dünyas nda merkezi bir rol edinmesiyle bürokratik denetimin büyük ölçüde zorunlu olmaktan ç kt n ileri sürmektedir. Ticari ortamlardaki araflt rma faaliyetlerinde yeni yarat c özerklik kaynaklar boyverdikçe, sanayi flirketlerinin bürokratik talepleri ile bilim çal flanlar n n tercih etti i akademik normlar aras ndaki eski gerilimler 55 yokolmaya bafllam flt r. Buradaki iddia, özel sanayide kurumsal bir de iflimin yafland ve bunun da teknik çal flanlar n daha önce akademik istihdam ile ba lant l olanlara benzer güç ve ayr - cal klara kavuflmas na imkan verece idir. Bu iddialar öne süren literatür, ekonomik, örgütsel ve mesleki trendleri ifli dönüfltüren güçler olarak gösterir. Ekonomik etkiler küresel iflbölümündeki de iflimlerden kaynaklanmaktad r. Üretim ve tüketim araçlar küresel ölçekte da ld kça, ileri kapitalist ülkelerdeki flirketler en bilgi-yo un ifllevlerini geliflmifl dünyada toplamakta, rekabet avantajlar n ölçek ekonomilerinden ya da üretim maliyetlerini düflürme çabalar ndan ziyade ileri mühendislik, pazarlama ve finans stratejileri yoluyla art rmaya çal flmaktad rlar. 56 fiirketler bilimsel ve teknik uzmanl n stratejik de erinin daha fazla bilincine vard kça, bu yönde yeni yaklafl mlar benimsemeye bafllamakta, yeni ifllem ve ürün bilgisini özenle yetifltirilecek, dolafl m sa lanacak ve büyütülecek entelektüel sermaye olarak görmektedirler. 57 Dahas, flirketler k t yetenek ve uzmanl k için rekabete girdikçe, bilimsel ve teknik çal flanlar n iflgücü piyasas ndaki güçlü konumlar örgütsel haklar n daha da yükseltecek ve çal flma koflullar n yeni ve daha özerk biçimlerde yeniden tan mlamalar na imkan sa layacakt r. 58 Örgütsel de iflimler de, özellikle yüksek teknolojili sanayilerde ve ekonomik bölgelerde dikey olarak bütünleflmifl Fordist flirket yap s n n ortadan kalk fl ile birlikte, bu yönelime öncülük etmektedir. 59 Bilimsel ve teknik araflt rmalar n yönetiminde en yal n örne ini DEC ve di er Route 128 firmalar nda gördü ümüz bürokratik modellere tak l p kalan flirketler kendilerini genellikle, araflt rman n ileri nitelikleriyle ba daflmayan kat ve maliyetli varl klar s rtlanm fl halde bulmaktad rlar. Bu nedenle, büyük flirketlerin hem yeni kurulan küçük flirketlerle ve uzmanlaflm fl enstitülerle hem de üniversitelerle stratejik ittifaklara ve ortak- 11

9 l klara girdikleri daha aç k, a -tabanl bir sanayi sistemi ortaya ç km flt r. 60 Bu türden a yap lanmalar özel sanayinin formel, hiyerarflik denetime geleneksel ba l l n zay flatmakta, bilgi iflçilerine kendi emek süreçleri üzerinde daha fazla özerklik ve denetim imkan verme e ilimini güçlendirmektedir. 61 Bilgi iflçilerinin özerkli ini güçlendiren, meslek-temelli üçüncü bir kaynak ise Barley in 62 iflin teknikleflmesi olarak adland rd bir süreçten do maktad r. Mesleklerin artan karmafl kl, yüksek e itimli çal flanlar cephesinde her zamankinden daha fazla uzmanlaflm fl ezoterik bilgi yap lar n gerektirdi i için, ifl bürokratik denetime daha az elveriflli bir hale gelmektedir. 63 Bu tür bilgi ço u zaman enformel olarak oluflmufl, yaz l örgütsel bilgilere ve usullere kolayca indirgenemeyecek uygulama topluluklar nda sakl oldu u için, dikey denetime dayal yönetsel ilke yerini yatay denetime dayal mesleki ilkeye b rakmaya bafllamakta, 64 böylece çok çeflitli sanayilerde profesyonel ve teknik mesleklere daha fazla özerklik sa lamaktad r. 65 Bu ekonomik, örgütsel ve mesleki faktörlere ek olarak, flirketlerin taflerona ifl verme ve ölçek küçültme politikalar n n beklenmeyen sonuçlar ndan kaynaklanan baflka bir etkiler demeti daha saptanabilir. Bu türden flirket uygulamalar son y llarda çok fazla elefltiri alm flt r, 66 zira gözlemciler bunlar standart istihdam iliflkisine yönelik bir tehdit olarak de- erlendirmektedirler. Ne var ki baz bilimsel çal flmalar, flirketlerin finans, insan kaynaklar, halkla iliflkiler ve di er asli -olmayan faaliyetlerini flirket d fl na ç karma giriflimlerinin, yüksek vas fl profesyonellere bu iflleri d flar dan üstlenme imkan sa lad, ba ms z dan flmanl k uygulamalar ve di er düzenlemeler yoluyla onlara standart ifl düzenlemelerinin sa lad ndan daha yüksek düzeylerde özerklik verdi i iddias n ortaya atmaktad r. Özellikle (profesyonel ve idari personel konusunda uzmanlaflm fl geçici yard m flirketleri gibi yeni iflgücü piyasas kurumlar n n) ortaya ç kt yerlerde, profesyonel kadrolardan giderek daha fazlas istihdam iliflkisinin koflullar üzerinde yeniden pazarl k etme imkan bulmaktad r. 67 Bu etki, örgütsel ba l l k yerine mesleki ba lant lar daha da güçlendirmektedir. Özel sanayide bilgi iflçilerinin durumuna iliflkin belirsiz kalan pek çok fley vard r. Bu görüfller aç s ndan önemli olan anahtar nitelikteki sorunlar ve iddialar üzerine sistematik araflt rmalar yoktur. Bu belirsiz kalan alanlara ra men, bu literatürün iddialar n n bir bütün olarak geçerlili inin tart flmaya aç k olmad n düflünüyoruz. Özel sanayideki bilgi iflçilerinin ifllerindeki özerklik düzeyleri gerçekten yükselmektedir. Tart fl lmas gereken bu trendi nas l anlamam z gerekti idir. 12 Bilgi ifline dair egemen yorumlar n ço u, bu e ilimi örtük bir flekilde evrenselci özelliklerle bezemekte, hofl, hatta olumlu, genel olarak iflçilerin pek çok kesiminin lehinde etkiler yaratmas mukadder bir e ilim olarak görmektedir. Ço u durumda, bir yanda bürokrasinin tunç yasas n, di er yanda ise iflçilerin durumlar n n iyiye gidece i söylenen, daha esnek ve iddiaya göre ortak yarara aç k ba lamlar birbirinin karfl s na koyan bir mant kt r buradaki. Bu cemaatçi mant k, Silicon Vadisi nde yayg nlaflm fl aç k, a -tabanl yap lar n yükseliflini kutlayan ve daha da yayg nlaflmas n savunan Saxenian örne inde özellikle aç kt r. 68 Bu durum Barley 69 ve Orr un 70 çal flmalar nda da görülebilir. Ne var ki, bu tür de erlendirmeler tipik olarak, bilimsel ve teknik çal flanlar n durumunu genifl meslekler yap s ndan yal t lm fl bir flekilde incelemektedirler; sanki uzmanlar n özerkli inin artmas zorunlu olarak çal flanlar n tümünün yarar na imifl gibi. Oysa bu yaklafl m, bilimsel ve teknik

10 uzmanl n artan bir flekilde, ister flirket düzeyinde, ister sanayi ya da cemaat düzeylerinde olsun, s n fsal parçalanma ve d fllama ekseni olarak kullan l fl n görmezden gelmektedir. ddialar n aksine, bilgileri sayesinde üretimde stratejik konumlar edinen teknik entelijensiyan n y ld z n n parlad daha genel bir trendin parças olarak, formel vas flara sahip bilimsel ve teknik iflçilerin ancak küçük bir diliminin özerkli inin artt n görüyoruz. Bu süreç gerçekte, bask alt ndaki meslek gruplar ndan giderek daha fazla uzaklaflan yeni bir enderun s n f oluflturuyor. 71 Bu do rultudaki savlar çok önceden beri Frankfurt Okulu mensuplar nca 72 ve ayr ca bilim ve teknolojiye yönelik baflka elefltirmenlerce 73 dile getirilmifltir. Bu yorumlar s kl kla k - yametçi ya da anti-ütopyac fikirlerden beslenirler ve ampirik araflt rmadan uzak, felsefi ya da kuramsal düzeyde ifade edilirler. Ancak yak n zamandaki araflt rmalar bu felsefi iskelete sosyolojik bir gövde kazand rm flt r. Örne in bilgi iflçilerinin ekonomideki de iflen konumunu inceleyen Derber ve Schwartz, hukuk, t p, bilim ve finans uzmanl klar ndaki art fl n, öncekinden daha karmafl k bir kapitalist otorite sistemi yaratacak flekilde formel kapitalist komuta sistemleri ile içiçe geçmifl bilgi-temelli hiyerarfliler üreterek, ça dafl ekonomide logokrasi olarak adland rd klar e ilimlere yolaçt sonucuna ulaflm fllard r. 74 Bu yazarlar n çözümlemesinde, bilimsel ve teknik iflçilerin artan gücü iki ampirik formdan birini al r. Logo flirketi olarak adland rd klar birincisinde uzmanlar, hukuk, t p, finans, bilim ve di er alanlarda giriflim sermayesi yoluyla do rudan do ruya bilgilerini kullan rlar. çsel logo flirketi olarak adland r lan ikincisinde ise, profesyoneller büyük flirketlerin içinde bilgi-temelli birimler olufltururlar ve kendi otoritelerini iflvereninkiyle kaynaflt r rlar. Burada profesyonel bilginin gücü iflverenin geleneksel bürokrasisinin iktidar ile birleflmekte, asl nda her ikisinin birden flirket ve vas fs z iflçiler üzerindeki iktidar n geniflletmektedir. Tam da böylesi logokratik örgüt formlar na iliflkin kan tlar son y llarda birikmeye bafllam flt r. Örne in, Amerikan imalat sanayiinde yap lan alan araflt rmalar nda bilim ve mühendislik bilgisinin ve onun hizmetindeki rasyonellik biçimlerinin yay lmas yönünde bir e ilim tespit edilmifltir. Bu e ilim kol iflçilerinin (ve hatta fabrika yöneticilerinin) geleneksel becerilerini ve kitabî olmayan bilgilerini sembolik olarak de ersizlefltiren ve marjinallefltiren süreçleri harekete geçirmektedir. 75 Bu geliflmeler farkl biçimlerde kavramlaflt r lm flt r. Aronowitz ve DiFazio ya göre bu geliflmeler bilginin beceri üzerindeki zaferini ifade eder. 76 Dudley e göre beyin kültürünün ellerin kültürü üzerindeki zaferini gösterir. 77 Brint e 78 göre profesyonel gücün normatif temelinde toptan bir kaymad r: toplum mutemedi (kamunun güveni ve ahlaki yükümlülük temalar yla motive olan) profesyonelizm olarak adland rd fleyden, uzman profesyonelizme ( ayr ca bir ahlaki [dayana- a] ihtiyaç duymayan bir üstünlü ün temeli olarak uzmanl n zaferini haber veren) bir kay fl. 79 Biz bu çeflitli kavramsal yaklafl mlar n, say s z biçimlerde sergilenen yap sal ve ideolojik bir dramay tarif ettiklerine inan yoruz. Bunlar n hepsinin alt nda yatan ilke, konumlar giderek daha fazla marjinalleflmeye maruz kalan öteki iflçilerden gittikçe farkl laflan, seçilmifl bilgi iflçilerinin ayr bir tabaka ya da s n f fraksiyonu olarak yükseliflidir. 80 Yeni S n f kuramc lar 81 gibi, bu e ilimlerin, yeni türeyen tabakalar ay rdeden önemli kaynaklar sa layan kültürel varl klar ile birlikte, ça dafl kapitalizmde s n f iliflkilerinin do as nda çok önemli de iflimleri temsil etti ine inan yoruz. Onlardan farkl olarak biz, hem bu de iflimden yararlanan hem de buna destek verenler olarak sadece e itimli s n flar n küçük bir parças n 13

11 araçsal, piyasa-temelli de erlere yak nl yla teknik entelijensiya görüyoruz. Do rusu, bilgi iflçisi teriminin kendisi bile, baz bilgi ve uzmanl k biçimlerini di erlerinden daha meflru ve de erli olarak tan mlamakla, bir s n f ayr cal n ima eder. Bu s n f fraksiyonunun çal flma koflullar na, (çok say da araflt rmac n n yapt gibi) daha genifl de iflimlerden yal tarak odaklanmak, bu tabakaya gerçekte sahip olmad kimi evrensel özellikleri atfetmek anlam na gelir. B LG ÜRET M N N DE fien YAPISI Buraya kadarki tart flma, bilimsel ve teknik uzmanlar n ça dafl kapitalizmde de iflen konumuna karfl l k veren, birbirinden farkl iki literatürü elefltirel bir flekilde ele al yor. Biri bilimsel ve profesyonel araflt rmac lar n özerkliklerini kaybettiklerini, di eri ise tam tersini ileri süren, neredeyse birbirine karfl t yorumlar na ra men, bu iki literatürün benzer bir yanl fla düfltü üne inan yoruz: her ikisi de ele ald klar olgular n mitsel yorumlar na sar lmaktad rlar. Akademik kurumlar çözümleyenler geçmifli ideallefltirirken, özel sanayideki bilgi iflçilerine yönelik literatür halihaz rda üretim süreçlerini yeniden yap land ran geliflmeleri ideallefltirmektedir. Her iki durumda da, bilim adamlar ve teknik profesyonellere ancak nadiren sahip olabilecekleri bir masumiyet ve safl k konumu atfedilmektedir. Ancak, bizim elefltirimiz bu izleklerin ötesine geçmektedir. Biz, her iki literatürün kavray fl - n n, bir bütün olarak ça dafl kapitalist toplumdaki bilgi üreten kurumlar etkileyen çok daha kapsaml bir dönüflümün büyük ölçüde seçilmifl yönleri ile s n rl oldu una inan yoruz. Bu yönlere yal t lm fl bir tarzda bak ld nda, sanayideki ve üniversitedeki ifle dair e ilimler ola an d fl görünür. Topluca bak ld nda ise, normlar n ve pratiklerin bir kurumsal alandan di erine eflitsiz bir tarzda nüfuz etti i çarp c bir yeniden yap lanman n su yüzüne ç km fl alametleri olarak kavranabilirler. Bu nedenle, biz flirket ortamlar ndaki teknik ve bilimsel araflt rmac lar n emek sürecinin akademikleflmesi ve üniversitelerdeki bilimsel araflt rman n toplumsal örgütlenmesinin sanayileflmesi yönünde bir e ilim tespit ediyoruz. Al fl lm fl n d fl nda görünen e ilimler genifl bir asimetrik yak nlaflma sürecinin parçalar d r; bu süreçte daha önce birbirinden farkl olan kurumsal alanlar birbirine dolanmakta ve birbirinden ayr rotalarda olsa bile ortak iflleyifl yap lar n ve tarzlar n benimsemektedirler. Bizim görüflümüze göre sonuç, geleneksel düzenlemelerin çok ötesine geçen ve, belirli koflullar alt nda, s n rl bir teknik entelijensiya kesiminin ekonomik ve siyasal konumunu çok büyük çapta güçlendiren bilgi yarat m ve aktar m n n yeni lokomotifleri olarak da nitelenebilecek yeni kurumsal a lard r. 14 Akademinin sanayileflmesi yani, sanayi, flirket ya da kâra yönelme pratiklerinin bilgi üretimi alan na sokulmas, kolayca görülebilir ki üniversite-sanayi iliflkilerine yönelik elefltirilerin kayg land nedenler yüzünden de ildir. Bu literatürün ço u, dikkatini sanayinin akademik ortam üzerindeki do rudan etkilerine yani, akademik dünyadaki flirket etkisinin di er aç k biçimleriyle birlikte, akademik araflt rmalar n flirketlerce desteklenmesinin, akademisyenlerin flirketlere dan flmanl k ve giriflimcilik faaliyetlerinin sonuçlar na yöneltmektedir. Bize göre, bu bak fl aç s flirketlerin etkisini çok dar bir biçimde tan mlamakta ve bu yüzden sanayinin etkilerinin daha kapsaml ve daha sistemik kaynaklar n skalamaktad r. Akademinin ticarileflmesinin büyük k sm do rudan flirket yat r mlar yüzünden de il, bir dizi dolayl faktör yüzündendir; bu faktörler en baflta, iki kurumsal alan aras ndaki artan ve devam eden, üniversiteyi iflbirli i yapt flirket ortam yla eflyap l bir hale gelmeye sevkeden etki-

12 leflimi (örn. personel al flverifli ve üniversite yöneticilerinin örgütsel kural ve pratikleri özel sektör do rultusunda belirlemek yönündeki bask lar ) içerir. 82 Ayn derecede önemli olmak üzere, normatif etkiler karfl yönde de akar ve nihayetinde ekonomik gereklerle hareket eden flirketler, akademik ortamlar n pek çok özelli ini benimserler. Yo un bir iflbirli i ba lam nda karfl l kl etkileri içeren bu süreç, halen ABD deki bilgi üreten kurumlar yeniden flekillendiren asimetrik yak nlaflmaya iliflkin sav m z n anahtar d r. Burada, vurgulamal - y z ki asimetrik yak nlaflma do rultusunda genel bir trend mevcutsa da, bu sürecin etkileri bak m ndan homojen oldu unu ileri sürüyor de iliz. Aksine, afla da ileri sürece imiz gibi, süreç istikrars z, eflitsiz ve çeliflkilerle doludur. Farkl flirket türleri, çeflitli üniversiteler ve bilgi iflçilerinin de iflik tabakalar üzerindeki etkileri farkl d r ve farkl olacakt r. Asimetrik yak nlaflman n anatomisi ki kurumsal alan aras nda normlar n ve pratiklerin yak nlaflmas pek çok çözümleme düzeyinde ve çeflitli derecelerdeki ampirik kan tlarla derlenebilir. zleyen tart flmada, sanayi normlar n n üniversite ortam na nüfuz ediflinin birkaç yolu üzerinde duruyoruz; bunlar yöneticilerce savunulan mali yaklafl mlar, performans de erlendirmesi için kullan lan sistemleri, akademide geçici istihdam biçimlerinin yay lmas n ve mülkiyetçi düflüncenin bilimsel araflt rma ürünleri üzerindeki etkisini içeriyor. Ard ndan, akademik kodlar n ve pratiklerin flirket örgütlenmelerine sokuldu u, ters yöndeki sürecin yay lma yollar n inceliyoruz. Akademinin sanayileflmesinde en önde gelen yollar flunlard r: 1. Pek çok üniversitede yöneticiler denetimleri alt ndaki akademik birimlere karfl eskisine göre çok daha flirket benzeri anlay fllar tedrici olarak benimsemifllerdir. Bulgular, yöneticilerin giderek akademisyenleri (üst düzey bir üniversite yöneticisinin bak fl aç s yla) esasen yat r m bankac lar n n rolünü oynayan bir yönetim alt nda, gevflek bir üniversite konfederasyonu içinde faaliyet gösteren giriflimciler olan küçük ifl sahipleri olarak gördüklerini göstermektedir. 83 Burada ima edilen, bütçe tahsisleri, kadro ve ifle alma kararlar n n her bir bölümün gerçekleflen getiri oranlar na göre verilmesine imkan veren bir bak flla, bölümlerin birer kâr merkezi olarak görülmesidir. 84 Ekonomik getirisi belirsiz olan araflt rmalara yönelik destekler s n rlanmaya bafllar. 85 Mali kemer s kma politikalar ve üniversitenin zay flayan meflruiyeti karfl s nda üniversite yöneticileri flirket yöneticileri gibi daha da risk-sevmez hale gelirler. 2. fle alma ve terfi kararlar n meflrulaflt rmak ve kamusal hesap verebilirliklerini göstermek konusundaki artan ihtiyac karfl lamak için pek çok üniversite, yay n say s nda ve akademi üyelerinin yaratt d flsal has lada görüldü ü gibi, araflt rma üretkenli inin en kolay ölçülebilen biçimlerini ödüllendiren performans de erlendirme sistemlerini benimsemifltir. Hackett, özellikle akademi mensuplar n n, k smen, y l içinde yapt klar [parayla desteklenen] araflt rmalar n dolar hacmiyle de erlendirildi i do a bilimlerinde bu trendin yükseldi ini bildirmektedir. 86 Ayn ölçüde yayg n olan, akademisyenlerin yazmas beklenen makale say s na iliflkin kotalar konulmas d r; bu do a bilimlerinde s n rl say da örne e ya da deneye dayanan k sa ve parça parça çal flmalara yönelik bir trendi h zland rmaktad r. Özel sanayide oldu u gibi, akademide standartlaflt r lm fl, niceliksel üretkenlik ölçütleri giderek yayg nlaflmaktad r

13 3. Baflka bir geliflme, ABD fikri mülkiyet haklar rejimi norm ve pratiklerinin üniversite mensuplar n n çal flmalar üzerindeki artan etkisidir. Mevcut araflt rmalar, üniversitelerin patent haklar, lisans anlaflmalar ve fikri mülkiyet haklar rejiminin di er özellikleriyle eskisine göre çok daha fazla ilgilendiklerini ortaya koymaktad r. Analizciler genellikle, 1980 tarihli Bayh- Dole Yasas n n üniversiteleri ticaret dünyas na iten önemli bir faktör oldu una iflaret etmektedir. 88 Ço u zaman, üniversite mensuplar ndan araflt rmalar n n patent haklar n kuruma b rakt klar n teminat alt na alan belgeler imzalamas istenmekte, bazen de bir buluflun patentini al p almamak konusunda hiçbir söz haklar olmamaktad r. 89 Patent baflvurular n n teflvik edildi i ve kolaylaflt r ld yeni kurumsal düzenlemeler yap lmaktad r. Hukuk elemanlar hem üniversitenin kendi içinde hem de daha genifl örgütsel düzenlemelerde giderek artan bir rol üstlenmektedir. ronik bir flekilde, özel sektör liderleri, hükümet yetkilileri ve üniversite yöneticileri nezdinde üniversitenin meflruiyetini art rsa da, bu tür faaliyetlerin ticari getiri olas l genellikle çok düflüktür. Telif gelirlerinin ço unu yaratan bir avuç ticari proje bir yana b rak l rsa, bilim adamlar n n büyük ço unlu u, daha kârl bir flekilde yeni araflt rmalar için kullanabilecekleri zaman patent baflvurular için harcamaktad rlar. 90 Buna ek olarak, fikri mülkiyetin korunmas retori i patentlemenin bulufl yapanlar n araflt rmalar üzerindeki denetimini art rd n ileri sürüyorsa da durum her zaman böyle de ildir. 91 Son olarak, büyük bilimle [büyük miktarlarda para ve emek gerektiren bilimsel araflt rmalar] u raflan akademik araflt rmac lar ço u zaman, imalatç flirketlerle imzalamak zorunda olduklar lisans anlaflmalar nedeniyle, moleküler biyoloji uygulamalar nda çok önemli bir teknik olan polimer zinciri reaksiyonu gibi ticari olarak üretilmifl araflt rma araçlar n kullanmak zorunda kalmaktad rlar Üniversiteler artan ekonomik belirsizliklerle karfl karfl ya kald kça ve flirketlerle yak n irtibata girdikçe, daha önce özel sanayi ile s n rl olan istihdam biçimlerini benimsemektedirler. Bunlar n belki de en dikkat çekici olan geçici ya da standart-d fl ifl sözleflmelerinin 93 giderek art fl d r; bu, yüksek ö retimde emekleri esnek bir tarzda kullan labilecek yard mc, sözleflmeli ya da k smi-zamanl ö retim görevlileri fleklinde ortaya ç kmaktad r. Yüksek ö retimde geçici çal flanlar n say sal boyutuna dair pek fazla kuflku yoktur; 1994 y l nda ABD E itim Bakanl taraf ndan yapt r lan bir araflt rma, 1993 y l nda ö retim üyesi ve ö retim görevlisinin sinin (ya da yüzde 32,9 unun) k smi-zamanl statüde oldu unu ortaya koymaktad r. 94 Bu geliflmenin örgütsel önemi, bulunduklar kurumdaki bütün haklardan yararlanan akademinin esas üyeleri ile statüleri geçici çal flma iznine sahip göçmen iflçilerden farkl olmayan marjinal ö retim elemanlar n n oluflturdu- u bir çevre grubu aras ndaki, örtük biçimde büyüttü ü bölünmede yatmaktad r. 95 fiirketler dünyas nda oldu u kadar yüksek ö retimde de, geçici ö retim görevlileriyle birlikte (doktora-sonras burslarla gelenleri 96 hiç saymayal m), yöneticilerin (flirketlerdeki mevkidafllar gibi) arzulad klar mali ve örgütsel esnekli i sa layan ikili bir istihdam sistemi ortaya ç km flt r Tam-zamanl kadrolu ya da kadro bekleyen ö retim üyeleri aras nda bile, akademinin ticarileflmesi ile yak ndan ba lant l bir tabakalaflma sistemi mevcuttur. Slaughter ve Leslie nin 97 ikna edici bir flekilde gösterdi i gibi, akademinin ticarileflmesi sürecinin olmazsa olmaz bir parças, akademisyenlerin piyasa ve piyasa-ba lant l faaliyetlerle iliflkilerine göre tabakalanmas d r. Ticari nitelikli araflt rmalar yapanlar, görünür bir ekonomik yarar olmayan bilimsel çal flmalar yapanlara göre daha yüksek ayl klar almakta, kendilerine

14 daha fazla kaynak sunulmakta ve daha fazla kurumsal takdir görmektedirler. Dolay s yla, en düflük ayl klar ve en az zamlar piyasadan en uzak olan, devletin sosyal refah ifllevlerine yak n olan alanlardad r. 98 Avustralya, Kanada ve ABD üzerine çözümlemelerinde Slaughter ve Leslie, Avustralya hariç olmak üzere fen-edebiyat ve sosyal bilimler alanlar ndaki ö retim programlar n n azalt ld n tespit etmifllerdir. 99 Bir k s m bilim adam n n ö retim üyeleri içinde giderek güçlenen konumu, satacak bir fleyi olmayan meslektafllar n n zay flayan konumuyla s k s k ya ba lant l d r. 100 Bütün bunlarda, federal araflt rma politikas n n yeni beklentilerinin ya da üniversite araflt rmalar ndaki artan flirket ç karlar ve yat r mlar n n gerektirdi inden daha fazla bir ölçüde, sanayi normlar ve pratiklerinin akademiye nüfuz ediflini görüyoruz. Biz akademinin sanayileflmesinin, ayr ca, üniversitelerin flirket ortam yla eflyap l bir hale gelmeleri yönünde karfl karfl ya kald klar artan bas nçtan ve pek çok üniversitenin yükselen kamusal flüphe ve itirazlar karfl s nda faaliyetlerini meflrulaflt rma ihtiyaçlar ndan da kaynakland na inan yoruz. Ekonomik geliflme sürecine gayet görünür katk lar yapma peflindeki pek çok üniversite, kendi uygulamalar n ve normatif ilkelerini flirketlerinkiyle ayn hizaya sokarak bilgi üretim tarzlar n flirket imgesinde yeniden kurgulamaktad rlar. Geçici emek kullan m ve fikri mülkiyetin korunmas gibi flirket trendlerine uyum sa lama yönündeki bas nç, sadece, bu uygulamalar n flirketler, üniversiteler, bilim adamlar ya da bir bütün olarak ülke için yarar n n rasyonel hesaplamas ndan gelmiyor, ayr ca önemli bir neden olarak kurumsallaflm fl mitlere dayan yor. 101 Kabul edilmifl uygulamalara ba l l k, aktörlerin meflruiyetini ve kullanabilecekleri kaynaklar art rmakta ve böylece ayakta kalma öngörülerini güçlendirmektedir. 102 Fakat bu, hikayenin sadece bir k sm d r. Akademik kurumlarla daha s k etkileflime ve iflbirli ine girdikçe ve akademik bilgi iflçileri istihdam etmeye çal flt kça, flirketler de anlaflma yapt klar akademik örgütlerle eflyap l bir hale gelmek yönünde bas nçla karfl laflmaktad r. Görüldü ü kadar yla, sermaye üzerindeki denetimleri flirketlere üniversitelere göre daha büyük bir hareket imkan sa lamaktad r. Bu durum büyük ölçüde do rudur ve asl nda yak nlaflma sürecinin asimetrik do as n vurgulamam z n nedeni de bu gerçekliktir. Fakat flirketler rekabet konumlar ve meflruiyetlerinin, stratejik bilgiyi ve uzmanl entelektüel sermaye seferber etme yeteneklerine ba l oldu unu hissettikçe, stratejik bir ekonomik kayna elde tutman n arac olarak akademik kurumlar (ve mensuplar ) ile daha fazla ba kurmaya çal flmaktad rlar. 103 Bu iliflki ve beraberindeki etkileflimler, daha önce flirketler dünyas nda pek görülmeyen örgütsel pratikleri benimseme yönündeki bas nc da beraberinde getirmekte, bu da sanayi ile akademiyi birbirinden ay ran çizgiyi daha da afl nd rmaktad r. Sanayinin akademikleflmesi üzerine ampirik araflt rmalar görece yetersiz olsa da, dört ayr alameti tespit etmek mümkün görünüyor: üniversite alan ndan bilim adamlar ve mühendisleri istihdam etme ihtiyac ; akademik statü gelenekleri ile bilim-yo un flirketlerin meflruluk ihtiyaçlar aras ndaki uyuflma; pek çok flirkette ö renme ya da e itime verilen önemin artmas ; özellikle artan say daki yüksek teknoloji flirketlerinde yeni örgüt kültürü biçimlerinin geliflmesi. Bunlar s ras yla tart flal m. 1. Özellikle biyoteknoloji, yaz l m ve enformasyon teknolojisi dallar nda, fakat ayr ca malzeme bilimi, optik, havac l k ve uzay, enerji ve elektronik alanlar nda, flirketler bilimsel ve teknolojik bilgiye yat r mlar n genifllettikçe, kendilerini stratejik uzmanl k kaynaklar için üniversitelerle rekabet içinde bulmaktad rlar. Yeni doktora mezunlar için üniversitelerle 17

15 rekabete giren flirketler, akademik ifl ortam n n pek çok geleneksel avantaj n sa lamak zorunda kalmaktad rlar: sadece en ileri donan m n, teknik deste in ve kütüphane kaynaklar n n sunulmas de il, ayr ca sanayi örgütlerinin geleneksel olarak izin verdi inden daha yüksek derecede çal flanlara kendi araflt rma pratikleri üzerinde denetim imkan. 104 Bu geliflmeler, akademik ortamlardaki artan performans bask lar, sanayi ve akademi aras nda artan ak flkanl k ve özel sektörde daha küçük ve dan flmanl k türü ifllerin ço almas ile birleflerek, üniversite ile uygulamal çal flma sahas aras ndaki geleneksel statü ayr mlar n yeni bir kal ba sokmaya bafllam fl, pek çok bilim adam sanayi alan nda çal flmaya daha fazla de er verir olmufltur. 105 Bu geliflmeleri dikkate alarak, Powell ve Owen-Smith, üniversite ve sanayi aras ndaki karfl l kl trafi in, biyoteknoloji flirketleri ile üniversitelerin ortak bir teknoloji toplulu unun parçalar olarak görülmesine imkan verecek derecede artt 106 sonucuna varmaktad rlar. Bize göre bu e ilim hiçbir flekilde yaflam bilimleri ile s n rl de ildir ve daha genifl bir uygulama alan bulmaktad r. 2. Mevcut literatür, bir yanda akademik normlar ve statü gelenekleri ve di er yanda da flirketlerdeki özel mülkiyete dayanan gereklilikler aras nda bir çat flmay vurgulamaktad r. Ancak bulgular, flirketlerin yay n flart n profesyonel bir norm olarak benimsemesi ve bunu çal flanlar ve yat r mc lar nezdinde meflruiyet oluflturmak için kullanmas örne inde görüldü ü gibi, bu iki alan aras nda önemli uyuflma ögelerinin bulundu unu ortaya koymaktad r. Veriler, biyoteknoloji alan nda en etkili yay nlar n giderek artan bir k sm n n art k üniversite d fl nda ço unlukla özel sanayide çal flan araflt rma ekipleri taraf ndan yaz ld - n göstermektedir. 107 Gerçekten, pek çok biyoteknoloji flirketi yay n yapma imkanlar sunmakta, bunu aç kça akademik e ilimli araflt rmac lar çekecek 108 ya da flirkete ba l l güçlendirecek 109 bir teflvik olarak görmektedir. Son olarak, Stephan n 110 araflt rmas, flirketlerin bilimsel dergileri araflt rmalar n sergilemek için kullanmalar için baflka bir sebep daha göstermektedir: alanlar nda yüksek (yay n üretkenli ine göre ölçülen) prestij ve flöhret sahibi bilim adamlar n istihdam eden flirketler, daha düflük statüdeki bilim adamlar n istihdam eden flirketlere göre, hisse senetlerini halka arzederken çok daha baflar l sonuçlar almaktad rlar. 111 Görünüfle göre, en baflar l bilim-yo un flirketler akademik sermaye birikimi yapabilmekte ve sonra bunu daha geleneksel, ekonomik biçimiyle sermayeye dönüfltürmektedirler. Sonuç geleneksel akademik usullerin benimsenmesidir ki bunlar ticari amaçlarla analizcilerin daha önce düflündü ünden çok daha fazla uyuflmaktad r. 3. Yüksek teknolojili sanayilerde küçük flirketlerin ço almas ndan baflka, flirket ve üniversite faaliyetlerinin artan bir flekilde birbirine kar flmas n yans tan üçüncü bir e ilim, (en az ndan içinde bulunanlar n gözünde) büyük flirketlerin bürokratik kabu undan kaç n yor görünen akademiye özgü örgütsel kültür biçimlerinin ortaya ç k fl d r. Özellikle flirket personelinin ço unlu unun bilim adamlar ndan olufltu u ço u biyoteknoloji flirketinde hayli yayg n olan bir durum 112 ortamlarda, üniversite idealini yak ndan takip eden bir iflbirli i ve dan flma pratikleri seti ortaya ç kmaktad r. Smith-Doerr in bulgular bu konuda tipiktir. 113 Küçük biyoteknoloji flirketlerindeki bilim adamlar yla görüflmeler yapan Smith-Doerr, destekleyici, içerici ve iflbirli ine dayanan, bir bilim adam n n sözleriyle itibar, kiflisel övgü ve ödülleri kimin alaca sorunlar yaflayan üniversiteye göre akademik idealleri daha fazla gerçeklefltiren bir örgütsel kültürün göstergelerini bulgulam flt r Kan tlar henüz pek az olsa da, küçük yüksek teknoloji flirketlerindeki esnek uygulamalar n büyük flirketlerce de benimsenmekte oldu una dair baz görüfller vard r. Bu flirketler tü-

16 müyle ifllevsel olan uzmanlaflma tarzlar n (örn. imalat, araflt rma-gelifltirme ve ürün tasar m aras ndaki ayr mlar) de ifltirmeye bafllam fllar, bunun yerine çal flanlar iflbirli ine dayal ekipler halinde görevlendirmekte, geleneksel sanayi ortamlar ndan daha çok üniversite laboratuarlar, araflt rma merkezleri ve enstitülerinde görülebilecek faaliyetlere giriflmektedirler. Bu türden iflbirli ine dayal yap lar özellikle, do rusal kariyer basamaklar na geleneksel olarak yapt vurgudan vazgeçip proje ye profesyonel bilim adamlar ve mühendislerin araflt rmaya ve ürün tasar m na kat ld klar, hem flirketin hem de kendilerinin ç karlar n karfl layan, kaleydeskop tarz de iflken bir sistem odaklanan National Semiconductor ve Sun Microsystems gibi yüksek teknoloji flirketlerinde göze çarpmaktad r. 115 Böylesi sistemler, flirket düzenlemeleri ile araflt rma enstitüleri, üniversite laboratuarlar ve baflka akademik bilgi üretimi merkezlerindeki koflullar aras ndaki ba daha da güçlendirmektedir Bilgi-yo un flirketler üniversitelerle yak n temasa girdikçe ve üniversite e itimi alm fl personelin say s artt kça, ifl örgütlenmelerinin e itsel bilefleni de flirket e itiminin geleneksel dar odakl kapsam n geniflletmektedir. fiuras kesin ki, özellikle büyük flirketlerde ve genel olarak mali, yüksek teknolojili ve bilgi-yo un sektörlerde flirket-içi e itim harcamalar devaml olarak artmaktad r. 117 Ne var ki, asli olmayan iflleri d flar ya yapt rma yönündeki bas nç, artan say da flirketin e itim ve yetifltirme faaliyetlerini d fl tedarikçilere vermesine ve ticari e itim kurulufllar n n say s n n artmas na yolaçm flt r. Ancak daha da belirgin bir e ilim, flirketlerle yerel ve teknik yüksekokullar, dört y ll k ö retim kurumlar ve de iflik düzeylerdeki yüksekokullar n sürekli e itim merkezleri aras ndaki ba lant lar n artmas d r. 118 Bu ba lant lar sanayi/e itim etkileflimini daha da s klaflt rmakta ve baz durumlarda flirketlerin yüksekö retim geleneklerini uygulamaya sokmas na yolaçmaktad r. fiirketler iflçilerin ifl f rsatlar n art racak flirkete-özgü becerileri edinebilmeleri için, giderek daha fazla, s kl kla bilgisayar-temelli araçlar kullanarak, ö renme merkezleri, kendi-kendine ö renim programlar oluflturmakta ve ders materyali temin etmektedirler. Baz örneklerde, flirketler iflçilerden pratik deneyimlerini yerel yüksekokullardaki derslerle birlefltirerek ifl sürecinin de iflik yönlerine dair bir uzmanlaflma alan belirtmelerini istemektedirler. 119 Baflka örneklerde, flirketler Cornel Üniversitesi Endüstri ve Çal flma liflkileri Okulu gibi iflçiler için saatlik dersler (örn. küreselleflme iktisad ) veren, iflçilerin enerjisini daha fazla harekete geçirece ini umduklar akademik programlarla anlaflmalar yapmaya bafllam flt r. New York taki müzayede evi Christie s çok daha ileri gidip sanat tarihi dal nda tümüyle geçerli bir yüksek lisans program vermeye bafllam flt r. Program n yöneticisi, bir anomali olarak görülebilecek bu durumu aç klarken üniversitelerin gittikçe flirketlere benzedi i bir zamanda yafl yoruz, bizimkisi de k smen üniversite halini alan bir flirket demektedir. Bu örnekler sözünü etti imiz trendin uçlar nda yeral yor olabilir. Yine de, görünüfle göre daha genifl yenilik dalgalar da flirket örgütlenmelerinin e itsel yönlerinin ço almas n güçlendirmektedir. Örne in, flirketler terfilerde bilgi için ücret sistemlerine yöneldikçe, çal flanlar n ifllerindeki belirli uzmanl k alanlar nda yeterliklerinin belgelenmesinde formel s navlar giderek yayg nlaflan araçlar haline gelmektedir. Bilgi örgütü nü model alan flirketler, bilginin birikimine ve flirketteki örgütsel alanlar aras nda dolafl m na giderek daha fazla önem vermektedirler. 120 Kampüs terimi bile imalat faaliyetlerinde yayg n bir flekilde kullan lmaya bafllam flt r. Bütün bunlar, geleneksel olarak akademik kurumlara ait olan kod ve pratiklerin flirketler taraf ndan giderek daha fazla kullan lmas yönündeki e ilimin belirtileri olarak görüyoruz. 19

17 Böylece, bilgi üretiminin, bilimsel ve teknik uzmanl k hizmeti veren çal flanlar n toplumsal konumunu yeniden flekillendirecek çok kapsaml ve ço u zaman çeliflkili bir dönüflüm içinde oldu unu görüyoruz. Bizim görüflümüze göre, bu yak nlaflma sürecinin sonucu sorunsuz ve basit olmayacakt r. Özellikle bafllang çta, yak nlaflman n farkl sanayilerde, mesleklerde ve e itim sistemi basamaklar nda ald somut biçimler aras nda keskin farkl l klar n do mas muhtemeldir. Farkl sanayiler yak nlaflma sürecine farkl gelenekleri soktuklar ve farkl iflgücü piyasas koflullar nda faaliyet gösterdikleri için, bilim-yo un flirketler üzerindeki akademik usullere uyma yönündeki bas nç bile muhtemelen genifl bir çeflitlili- e konu olacakt r. Muhtemeldir ki, akademik normlar ve pratikleri benimseme yönündeki bas nc en fazla, sanayi üretiminin üniversite-temelli uzmanl a en fazla ba ml oldu u (biyoteknoloji ve bilgisayar alanlar gibi) yerlerdeki flirketler hissedeceklerdir. Üniversitelerde sanayi kod ve pratiklerinin benimsenmesi de eflitsiz bir tarzda gerçekleflecektir. K smen yasama organlar n n ve eyalet hükümetlerinin yönelimlerine ba l olan devlet üniversitelerinde farkl bir durum ortaya ç kmas beklenebilir. Köklü fen-edebiyat gelenekleri ve yüklü ba fllar baz büyük özel akademik kurumlar, akademiyi sanayi ortamlar yla eflyap l hale gelmeye zorlayan bas nçtan belki koruyabilir; bu tür kurumlarda bile, giriflimci pratiklerin dikkat çekici boyutlarda güçlendi i görülmektedir. 121 fiirket yönetimi pratiklerine uyma yönündeki bas nc ilk hissedecekler, muhtemelen marjinal devlet üniversiteleri ve yerel yüksekokullard r. Ancak, Research One kurumlar (ABD üniversiteleri içinde en fazla araflt rma deste i alanlar) bile, özellikle eyalet yönetimleri ve belediyelerin bu tür flirketleri kendi bölgelerine çekmeye çal flt klar yerlerde ve yüksek teknolojili sanayi bölgeleri kurma çabalar güçlendikçe, bu tür yöntemlere yönelmeye bafllam fllard r. Yak nlaflma süreci ayr ca farkl iflçi gruplar için de muhtemelen eflitsiz ve çeliflkili etkilerde bulunacakt r. Yeni bilgi ekonomisi piyasaya uygun ifller yapan üniversite bilim adamlar - n n statüsünü güçlendirmekteyse de, bu iflçiler artan bir flekilde, araflt rma çabalar n n flirket ihtiyaçlar ve fikri mülkiyet kurallar ve uygulamalar taraf ndan k s tlanmas yla karfl laflmaktad rlar. ronik bir flekilde, piyasaya en uzak olan ve büyük bilim [büyük miktarlarda para ve emek gerektiren bilimsel araraflt rmalar] yapanlara k yasla müflterilere daha az ba ml olan tam zamanl üniversite ö retim üyeleri (örn. befleri ve sosyal bilimler alanlar ndaki bilim adamlar ), ticari nitelikli ifller yapan meslektafllar na göre araflt rma ve ö retim uygulamalar nda daha yüksek bir özerkli e sahip olabilirler. Ne var ki, bu (Gramsci nin adland rmas yla) geleneksel entelektüeller, bilgilerinin simgesel de erinin daha kolay ticarileflebilir alanlardaki bilgilerle haks z bir flekilde karfl laflt r lmas ndan dertlidirler. Bu bak mdan, bilgileri piyasan n taleplerinden görece uzak olan araflt rmac ve bilim adamlar kendilerini, kitabî olmayan bilgileri eski geçerli ini yitirmifl sanayideki kol iflçilerininkine benzer bir konumda bulacaklard r. 122 Piyasalar geleneksel hiyerarflileri y k p yerine yenilerini diktikçe, sanayide oldu u gibi akademide de meflruiyet mücadelelerinin ortaya ç kmas muhtemeldir. 20 Sanayide, yüksek statülü teknik çal flanlar ile yöneticiler aras ndaki gerilim muhtemelen sürecektir. Yeni bilgi ekonomisinde flirketler elbette çal flanlar n n teknik uzmanl na ba- ml d r. Fakat ifl ürünleri ve süreçlerine farkl uyum biçimleri muhtemelen sürecek ve ortaya ç kacak çal flma usullerini flekillendirecektir. Örne in gizlilik karfl s nda aç kl k ve k sadönemli perspektifler karfl s nda uzun-dönemli perspektifler gibi meselelerde çat flmalar ortaya ç kabilir. Dubinskas n 123 kuflku duydu u ve Smith-Doer in yak n zamandaki ça-

18 l flmas n n 124 da do rulad gibi, e ilim bu tür çat flmalar n sessiz yürütülmesi yönündedir, zira aktörler birbirlerinin retorik tarzlar n ve savlar n ö renmektedirler. 125 Tart flma Buradaki çözümlemede, toplumsal kodlar n bir kurumsal alandan di erine nüfuz etti i, üniversiteler ile flirketlerin artan yak nlaflmas ya da birlikte-evriminin bir portesini ç kard k. Aç kça görülmektedir ki, bu karfl l kl ba lar her iki taraf n eylemlerine yön veren ekonomik ç karlar taraf ndan teflvik edilmektedir: Üniversiteler hükümet deste ine ilave alternatif gelir ya da finans kaynaklar bulmaya, flirketlerse rakipleri karfl s nda konumlar n sa lamlaflt rmaya ihtiyaç duymaktad rlar. Mevcut çözümlemeler, ekonomik rekabeti h zland rmaya dönük olarak tasarlanan kamu politikalar yla birlikte bu zorlamalara vurgu yapmaktad rlar. Ne var ki biz kurumsal ve s n f-temelli faktörlerin de halihaz rda sürmekte olan bilgi üretiminin yeniden yap land r lmas n anlamada ayn derecede önemli oldu una inan yoruz. Bizim çözümlememiz önceki yaklafl mlardan üç noktada ayr lmaktad r. Birincisi, biz, üniversitelerin ve flirketlerin kendi alanlar na ait olmayan norm ve pratikleri benimsedikleri, iki-yönlü ya da karfl l kl fakat asimetrik bir kurumsal eflyap edinme sürecinin 126 iflledi ini görüyoruz. 127 Meflruiyet aray fl bu trendin çok önemli bir parças d r. Kamuoyunun yükselen güvensizlik ve hoflnutsuzlu u karfl s nda üniversiteler, faaliyetlerini ekonomik katk lar esas alarak yeniden tan mlamakta ve piyasa ekonomisine yönelik derin kurumsal inançlara sar lmaktad rlar. Ayn flekilde, flirketler de kâr amaçl faaliyetlerine meflruiyet kazand racak, yerleflik e itsel mekanizmalara yönelmekte, müstakbel yat r mc lar ve ayn derecede profesyonel çal flanlar gözünde imajlar n parlatmaktad rlar. Sanayi ve akademi alanlar aras nda personel dolafl m bu trendleri daha da güçlendirmekte, daha önce ayr kurumsal alanlara ait normatif etkileri iliflkiye sokmaktad r. 128 kinci olarak, bu yak nlaflman n birbirinden kopuk kurumsal yap lar aras ndaki artan bir benzeflmeden daha fazla bir fleyi ifade etti ini görüyoruz. Gördü ümüz fley, ça dafl kapitalizmde bilgi üretiminin yap s n yeniden oluflturan esasl ve eflitsiz bir de iflimin gerçekleflmekte oldu udur. Sanayi ile akademi aras nda kültürel unsurlar dolafl ma girdikçe, bu örgütsel alanlar aras ndaki s n rlar büyük ölçüde zay flamakta, norm ve pratikler birbirine kar flmakta ve bu da her bir alan n gelenekleri ve repertuar üzerinde türlü etkilerde bulunmaktad r. Sanayi ve akademi alanlar aras ndaki iflgücü ak flkanl s klaflt kça, ayn normlar n geçerli hale gelmesi yönündeki bas nç da h zla artmaktad r. Dahas, yeni f rsatlar n ya da geleneksel kariyer yollar n n s n rl olmas n n sonucu olarak yeni kariyer yörüngeleri ortaya ç kmakta, bu da bilim ve araflt rmada profesyonel kariyer seyrini yeniden tan mlamakta, bilim ve ticareti yeni bilgi üretimi biçimlerinde biraraya getirerek akademi ve flirket aras ndaki s n r bulan klaflt rmaktad r. Üçüncüsü, bu kurumsal süreçler sadece talep-yönlü e ilimlerin (yani, yöneticilerce yap - lan zorlamalar n) sonucu de ildir. Ayr ca, arz-yönlü etkilerin, yani bilim ve mühendislik personelinin bulunduklar örgütlerde, iflkollar nda ve topluluklarda sahip olduklar güç ve prestiji art rma çabalar n n da k smen rolü vard r. 129 Teknik entelijensiyan n baz üyeleri akademide sözleflmeli ifl imkanlar bulurlarken, baz lar n n da, belirli iflkollar ndaki iflgücü piyasalar nda artan güçleri, belirli flirketlerde daha elveriflli ekonomik konumlar edinmelerine imkan veren örgütsel de iflimler ve yasal haklar n n genifllemesi için f rsatlar yaratan bilimsel bilgi ve ifllem teknolojilerinin ço almas sayesinde, statüleri yükselmekte ve 21

19 imkanlar artmaktad r. 130 Dahas, bilgi ekonomisinin dönüflümü, öteki iflçilerin bilgilerini modas geçmifl, kusurlu ya da de ersiz olarak tan mlayan sembolik ayr mlar üretmektedir. Bu nokta üzerinde durmam fl olsak da, bulgular teknik entelijensiyay ayr cal kl hale getiren yap sal de iflimlerin muhtelif toplumsal ve örgütsel alanlardaki rk ve belki de cinsiyet eflitsizliklerini de art rma e iliminde oldu unu göstermektedir. 131 Buradaki çözümleme, iki genifl kapsaml tart flma düzlemine ihtiyaç oldu unu göstermektedir: biri örgütsel ve ekonomik yap lar inceleyen bilim adamlar aras nda, di eri ise bilgi sanayilerini daha içerici ve eflitlikçi bir do rultuya sokabilecek politikalarla ilgilenen analizciler aras nda. Hemen afla daki yorumlarda, ampirik araflt rmalar n verimli bir flekilde yönelebilece i baz sorular ortaya at yoruz. Ard ndan, sonuç bölümünde, kamu politikas n n kurumsal yak nlaflma sürecinin daha içerici ve eflitlikçi bir do rultuda flekillendirilmesi için yönelebilece i müdahale yollar na iflaret ediyoruz. stisnalar olsa da, 132 üniversitenin dönüflümü üzerine araflt rmalar akademi ile sanayi aras ndaki do rudan iliflkilere gere inden fazla bir dikkat harcam flt r. Sanayinin kodlar ve kültürünün akademik pratik üzerindeki kolayca göze çarpmayan, sistemik etkileri üzerine araflt rmalar çok daha azd r. fiirket pratiklerinin üniversite yaflam na nüfuz etti i ve tersi yöndeki mekanizmalar üzerine yeni araflt rmalara ihtiyac m z var. Üniversite yöneticileri üniversitenin çöken meflruiyetini güçlendirmek için çabalad kça, akademi mensuplar artan bir flekilde piyasaya uygun araflt rmalara yöneldikçe ve bilim adamlar n n farkl tipteki araflt rma örgütleri aras ndaki ak flkanl artt kça, normatif geleneklerin muhtemelen eflitsiz bir tarzda birbirine kar flaca ve her iki alan eflyap l hale getirecek ve a rl zamanla artacak bir dizi faktör üretece i makul bir öngörü olarak görünmektedir. 133 Çal flmalar n, üniversite yöneticilerinin örgütler-aras a lar ndaki de iflimlere odaklanmas na, bunlar n içindeki bulunduklar normatif çevredeki de iflimlerin keflfedilmesine ihtiyaç olacakt r. De iflen yönetim kavramlar n n üniversitede bilgi üretimi için ne anlama geldi ini, araflt rmac lar n nas l tepki verdiklerini ve bu de iflimlerin farkl bölümler ve disiplinlerdeki üniversite mensuplar n n durumunu nas l yeniden flekillendirdi ini ö renmek önemli olacakt r Ampirik araflt rmalar için baflka bir konu, ister sanayide olsun, ister akademide, farkl bilgi biçimleri aras ndaki ve asli ve tali ifller aras ndaki s n rlar n nas l kuruldu udur. Farkl disiplinler ve meslekler aras ndaki eflitsizliklerin, bunlar n piyasayla aralar ndaki farkl mesafelerin bir ifllevi oldu u görüflü s kl kla öne sürülmektedir. 135 Bu görüfl ticari de eri olan bilgilere sahip gruplara ya da disiplinlere daha büyük bir örgütsel güç bahfletmektedir. Ne var ki biz toplumsal ve örgütsel süreçlerin birbirine kar flt n, ço u zaman keyfi ve piyasa trendleri ile ancak çok gevflek ba lar olan tarzlarda ayr m çizgileri oluflturuldu unu tahmin ediyoruz. Karmafl k örgütler kitabî olmayan, diplomaya dayanmayan beceriler karfl s nda (meflrulu u güçlü bir flekilde kurumsallaflm fl olan) aç kça tan mlanm fl ya da formel bilgileri tercih etme e ilimindedirler ve bunun da etkinlik ya da ekonomik performans gibi gerekçelerle pek bir ilgisi yoktur. 136 Meslek gruplar n n cinsiyet ve rk kompozisyonunun hem içsel iflgücü piyasalar n n yap s n hem de örgütlerin çal flanlar n n sahip olduklar bilgiye verdikleri de eri etkiledi i bilinmektedir; bu nedenle kad nlar n ve beyaz olmayanlar n bu trendlerden özel olarak olumsuz etkilenmeleri muhtemeldir. 137 Dahas, özellikle örgütün yönetsel yap s içinde yeri sa lam mesleklerin mensuplar n n yeniden yap - lanma gerçekleflti inde bundan yarar sa lamalar muhtemeldir. Rakip mesleklerin ve bölümlerin nas l ve neden farkl biçimlerde yeniden konumland r ld klar n anlamak için

20 bu çözümlemeleri hem üniversitedeki hem de sanayideki bilgi üreten örgütlere uygulayan ampirik araflt rmalara ihtiyaç vard r. Baflka bir çözümleme hatt, asimetrik yak nlaflma sürecinin bilim iflinin do as ve sonuçlar üzerindeki etkileriyle ilgilidir. Akademinin sanayide kullan lanlara uyan performans de- erlendirme sistemlerini benimsemeye bafllad n ve sanayi ile do rudan bir patronaj iliflkisinden ba ms z olsalar bile bilim adamlar n n ABD fikri mülkiyet haklar rejiminin s n rlamalar na giderek daha fazla maruz kald n ileri sürmüfl bulunuyoruz. Bu e ilimlerin ne kadar yol ald n, en çok hangi tip kurumlarda ilerledi ini ve hangi koflullar n bu trendleri destekledi ini belirlemek ilerideki araflt rmalar için önemli olacakt r. Bu de iflimlerin akademik üretimin ve diyalo un niteli ini nas l etkiledi i konusunda, bu de iflimlerden etkilenen bilim adamlar n n aç ksözlü de erlendirmeleri önemlidir. Ayn flekilde, flirket normlar ve pratikleri akademik ortamlarda daha s k bir flekilde yerlefltikçe sanayideki bilimsel ve teknik iflçilerin (ve bunlar n yöneticilerinin) üniversiteden gelen araflt rmalar n kalitesinden daha az tatmin olup olmad klar n tespit etmek de önemli olacakt r. E er, üniversitede artan kat l k yarat c l bo an bir fley olarak alg lan rken, sanayideki bilimin akademikleflmesi iflçilerin yenili i teflvik etti ine inand klar artan bir esnekli e yolaçarsa, bu muhakkak ki ironik bir sonuç olacakt r. Sonuç Kurumlar m zdan birinin edebiyat program ndaki bir profesör yak nlarda akademik görevinden istifa ederek flirket destekli ünlü bir araflt rma enstitüsünde çal flmaya bafllad. Bunu daha büyük maddi ödüller için de il, bilimsel çal flmalar üzerinde daha fazla özerklik üniversitedeki konumunun art k sa layamad na inand bir olanak edinmek için yapm flt. Bu örne in hiçbir flekilde bir istisna oluflturmad n ileri sürüyoruz. Bu daha ziyade, halihaz rda ABD de bilim üretimi yap lar n yeniden flekillendiren e ilimlerin paradigmatik bir özelli idir. Üniversitede çeflitli alanlardaki bilim adamlar sanayi pratiklerinin kendi ifllerine yay lmas n deneyimlemifllerdir ve ironik bir flekilde mesleki özerkli i flirketler alan nda aramaktad rlar. Sanayi ile akademya aras ndaki kurumsal yak nlaflma böylesi pek çok ironiler ve çeliflkili trendler üretmektedir. Al fl lmad k görünen e ilimleri teflvik etmekte, kimi analizcileri özel sanayideki bilgi iflçilerinin mutlu yazg s n kutlamaya, kimilerini de akademide çal flanlar üzerindeki artan k s tlamalardan yak nmaya sevketmektedir. Biz bu e ilimleri karmafl k ve çeliflkili asimetrik yak nlaflma sürecinin esas na ait görerek, ça dafl kapitalizmin bilgi üreten kurumlar nda dramatik bir yeniden yap lanman n yaflanmakta oldu unu ileri sürüyoruz. Bu yak nlaflma sürecinin izleyece i seyir hakk nda kayg lanmak için gerçekten de çok say da neden vard r. Bu süreç bilimsel bilgiyle ve araçsal, piyasa-kaynakl de erlerle donanm fl bir s n f fraksiyonu olarak teknik entelijensiyan n bir kesiminin gücü ve öneminin artmas na yolaçmaktad r. Piyasa taraf ndan tercih edilen ve edilmeyen disiplinler ve alanlar aras nda artan eflitsizlikler yaratmaktad r. Bu süreç ayr ca sanayide olsun, üniversitede olsun, bilgi üretimine yol gösteren ilkeler hakk nda kal c sorular gündeme getirmektedir. Üniversite-sanayi iliflkilerinin baz elefltirmenleri akademinin ticarileflmesinin beraberinde getirdi i tehlikelere dikkat çekmekte, bunu yaparken de ço unlukla bu e ilimi üniversitenin huzurlu safl n n ve masumiyetinin terkediliflinin ilk kez ortaya ç kan bir örne i gibi 23

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*)

AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*) AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*) Amaç Madde 1. Bu Esaslar, kurulufllar n teknolojik AR-GE yapma yetene inin TÜB TAK taraf ndan de erlendirilmesine iliflkin usul ve esaslar belirlemektedir. Kapsam

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER Erol LENGERL / Akis Ba ms z Denetim ve SMMM A.fi. 473 474 2. Salon - Paralel Oturum VIII - Sistem ve Süreç Denetiminde Karfl lafl lan

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Menkul K ymet Yat r m Ortakl klar, Sermaye Piyasas Mevzuat gere ince sadece portföy iflletmecili i faaliyetlerinde bulunmakta ve buradan

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İNSANIN ÖRGÜTTE DEĞİŞEN ROLÜ

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İNSANIN ÖRGÜTTE DEĞİŞEN ROLÜ I Doç. Dr. Yonca Deniz GÜROL YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İNSANIN ÖRGÜTTE DEĞİŞEN ROLÜ II YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İNSANIN ÖRGÜTTE DEĞİŞEN ROLÜ Yay n No : 2377 flletme-ekonomi Dizisi : 447 1. Bask Ocak 2011 - STANBUL

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

6 MADDE VE ÖZELL KLER

6 MADDE VE ÖZELL KLER 6 MADDE VE ÖZELL KLER TERMOD NAM K MODEL SORU 1 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER MODEL SORU 2 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER 1. Birbirine temasdaki iki cisimden s cakl büyük olan s verir, küçük olan s al r. ki cisim bir

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı

Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı Overview Understanding Economic Growth: A Macro-level, Industrylevel, and Firm-level Perspective

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

15.402 dersinin paketlenmesi

15.402 dersinin paketlenmesi 15.402 dersinin paketlenmesi 1 Büyük Resim: 2. Kısım - Değerleme A. Değerleme: Serbest Nakit akışları ve Risk 1 Nisan Ders: Serbest Nakit akışları Değerlemesi 3 Nisan Vaka: Ameritrade B. Değerleme: AOSM

Detaylı

YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama Sistemi)

YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama Sistemi) YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama Sistemi) YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama), Türk yükseköğretiminde görev yapan akademisyenlere ait kişisel akademik bilgilerin ve bilimsel / akademik

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Uygulama Önerisi 2120.A1-3: Üç Ayl k Finansal Raporlama, Özel Durum Aç klamalar ve Yönetim Onaylar Konusunda ç Denetçinin Rolü

Uygulama Önerisi 2120.A1-3: Üç Ayl k Finansal Raporlama, Özel Durum Aç klamalar ve Yönetim Onaylar Konusunda ç Denetçinin Rolü Uygulama Önerileri 229 Uygulama Önerisi 2120.A1-3: Üç Ayl k Finansal Raporlama, Özel Durum Aç klamalar ve Yönetim Onaylar Konusunda ç Denetçinin Rolü Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar

Detaylı

performansi_olcmek 8/25/10 4:36 PM Page 1 Performans Ölçmek

performansi_olcmek 8/25/10 4:36 PM Page 1 Performans Ölçmek Performans Ölçmek Cep Yönderi Dizisi Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar en yayg n meydan okumalara ivedi çözümler öneriyor. Dizi içinde yer alan her kitapta, güçlü

Detaylı

KARMAŞIK YAPILARDA TEŞVİK MÜDAHALESİ. Metin Durgut, TEPAV 5. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, Ocak 2011

KARMAŞIK YAPILARDA TEŞVİK MÜDAHALESİ. Metin Durgut, TEPAV 5. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, Ocak 2011 KARMAŞIK YAPILARDA TEŞVİK MÜDAHALESİ Metin Durgut, TEPAV 5. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, Ocak 2011 SANAYİLEŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN KABULLER 1. Ekonomi, belli bir alanda uzmanlaşmaktan çok

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim

Detaylı

Asgari Ücret Denklemi

Asgari Ücret Denklemi Asgari Ücret Denklemi Av. Mesut Ulusoy MESS Hukuk Müflaviri ve Dr. Aykut Engin MESS E itim Müdürü flçilere normal bir çal flma günü karfl l olarak ödenen ve iflçinin g da, konut, giyim, sa l k, ulafl m

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları

10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları 10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları girdi süreç çıktı etki, sonuç Üretkenlik,verimlilik, etkinlik Kaynaklar Nihai Hedefler 4.10.2006 1 Yönetim anlaşması en azından aşağıdakileri içermelidir

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU

NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU NSAN KAYNAKLARI NSAN KAYNAKLARI 2009 YILI ODA FAAL YET RAPORU 36 nsan Kaynaklar SMMMO Kurumsallaflma çal flmalar çerçevesinde; 2008 y l nda nsan Kaynaklar Birimi oluflturulmufltur. nsan Kaynaklar Biriminin

Detaylı

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİM YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ () TEMEL ALAN YETERLİLİKLERİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 ANKARA 13 OCAK 2011 İÇİNDEKİLER 1.BÖLÜM: ÖĞRENİM ALANLARI VE ÇALIŞMA YÖNTEMİ...3 1.1.ISCED 97

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Degisimi_Yonetmek 4/19/10 5:12 PM Page 1 De iflimi Yönetmek

Degisimi_Yonetmek 4/19/10 5:12 PM Page 1 De iflimi Yönetmek De iflimi Yönetmek Cep Yönderi Dizisi Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar en yayg n meydan okumalara ivedi çözümler öneriyor. Dizi içinde yer alan her kitapta, güçlü

Detaylı

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo Sayfa 1 / 6 OCAK 2016 SAYI: 92 Gelişen teknolojiye ayak uydurabilen, teknik bilgi ve becerilere sahip fark yaratacak lider makine mühendisleri yetiştirmek üzere yola çıktıklarını belirten MEF Üniversitesi

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES Copyright Vadeli fllem ve Opsiyon Borsas A.fi. Aral k 2010 çindekiler

Detaylı

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2 Atütürk ün Dünyas Cengiz Önal Ekonomik kalk nma, Türkiye'nin özgür, ba ms z ve daima daha kuvvetli olmas n n ve müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemi idir. Tam ba ms zl k ancak ekonomik ba ms zl kla

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER Merdan ÇALIfiKAN* I. G R fi 1163 say l Kooperatifler Kanunu na göre kooperatiflerin zaruri 3 organ bulunmaktad r. Bunlardan en yetkili

Detaylı

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir.

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. OYUNCA IN ADI Akl nda Tut YAfi GRUBU 4-6 yafl OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. GENEL KURALLAR Çocuklar n görsel belle inin

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

Halkla İlişkiler ve Organizasyon

Halkla İlişkiler ve Organizasyon Halkla İlişkiler ve Organizasyon A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri alanı, küreselleşen dünya içinde kurum ve kuruluşlar için bir ihtiyaç olarak varlığını hissettirmektedir.

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi

Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi Amaç Madde 1- Bu Yönergenin amacı; Giresun Üniversitesi'nin akademik değerlendirme ve kalite geliştirme ile stratejik

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland. 21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde

Detaylı

OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl

OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl Altan ÇET NKAL MESS fl Sa l ve Güvenli i Uzman Geliflen yeni yönetim anlay fllar, hiyerarflik yap - lanmadan

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

Demiryolu Taşımacılığı ve Bilişim Teknolojileri. Mete Tırman

Demiryolu Taşımacılığı ve Bilişim Teknolojileri. Mete Tırman Demiryolu Taşımacılığı ve Bilişim Teknolojileri Mete Tırman Konu Başlıkları Bilişim Teknolojileri ve Taşımacılık Global rekabette Demiryollarının Konumu Rekabet ve Bilişim Teknolojileri Bilişim ve Demiryollarındaki

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç Madde 1- (1)Bu

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama 21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas

Detaylı

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖNERGE 10 BÜTÇE YÖNERGESİ T E T A Ş TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÇE YÖNERGESİ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

Yay n No : 1891 letiflim Dizisi : 44. 1. Bask Ocak 2008 STANBUL ISBN 978-975 - 295-788 - 6

Yay n No : 1891 letiflim Dizisi : 44. 1. Bask Ocak 2008 STANBUL ISBN 978-975 - 295-788 - 6 I dil Say mer Sanal Ortamda Halkla liflkiler II dil Say mer, TED Ankara Kolejinin ard ndan lisans e itimini stanbul Üniversitesi, Bat Dilleri ve Edebiyatlar bölümünde tamamlam fl, yüksek lisans ve doktora

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Finansal Sistem; fonun arz ve talebini dengeleyen ve fonları zaman, miktar, vade ve kişiler bazında kullanılabilir hale getiren bir sistemdir. Finansal Sistemin görevleri: Malların,

Detaylı

Baflkanl n, Merkez : Türkiye Bilimsel ve Teknik Araflt rma Kurumu Baflkanl na ba l Marmara Araflt rma Merkezi ni (MAM),

Baflkanl n, Merkez : Türkiye Bilimsel ve Teknik Araflt rma Kurumu Baflkanl na ba l Marmara Araflt rma Merkezi ni (MAM), TÜRK YE B L MSEL VE TEKN K ARAfiTIRMA KURUMU YAYIN YÖNETMEL (*) B R NC BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tan mlar Amaç ve Kapsam Madde 1. Bu Yönetmelik ile; Baflkanl k, Merkez ve Enstitülere ait tüm yay nlar

Detaylı

Gerçekten liberalleflmifl bir biliflim sektörü...

Gerçekten liberalleflmifl bir biliflim sektörü... Gerçekten liberalleflmifl bir biliflim sektörü... 44 Gerçekten liberalleflmifl bir biliflim sektörü... 44 44 Doç Dr. Hüseyin ALTAfi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ö retim Üyesi Türk Telekom ve Türksat

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

DÖVİZ. Döviz Kurları / Pariteler DÖVİZ PİYASASI GÖRÜNÜMÜ VERİ GÜNDEMİ. Ekonomik Notlar Makro Görünüm Teknik Görünüm

DÖVİZ. Döviz Kurları / Pariteler DÖVİZ PİYASASI GÖRÜNÜMÜ VERİ GÜNDEMİ. Ekonomik Notlar Makro Görünüm Teknik Görünüm DÖVİZ PİYASASI GÖRÜNÜMÜ Geçtiğimiz hafta ABD de tüketici güven endeksi beklentilerin üzerinde geriledi. ISM imalat endeksinde ise yükseliş trendinin korunduğu görülüyor. Hafta boyunca, doların güçlü seyrinin

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

1.2.1. Varolmak... 7 1.2.2. Ö renmek...7 1.2.3. Paylaflmak...7 1.2.4. Etkilemek ve Yönlendirmek...7 1.2.5. Mutlu Olmak...7

1.2.1. Varolmak... 7 1.2.2. Ö renmek...7 1.2.3. Paylaflmak...7 1.2.4. Etkilemek ve Yönlendirmek...7 1.2.5. Mutlu Olmak...7 V Ç NDEK LER BÖLÜM I TEMEL LET fi M B LG LER 1. LET fi M N KAVRAMSAL ÇERÇEVES, AMAÇ, TÜR VE ÖZELL KLER...2 1.1. letiflim Kavram...2 1.2. letiflimde Amaç...6 1.2.1. Varolmak... 7 1.2.2. Ö renmek...7 1.2.3.

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ)

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) 8.2. Ders İçerikleri 8.2.1. Zorunlu Dersler MLY 101 Denetim Ticari faaliyetler ile ilgili olayların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak

Detaylı