Stratejik Düşünce nin Yeni Adresi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Stratejik Düşünce nin Yeni Adresi"

Transkript

1

2

3

4

5 Stratejik Düşünce nin Yeni Adresi Tarihsel anlamda büyük dönüşüm yaşayan Türkiye, bugün düşünce merkezleri bağlamında da yeni bir sürece tanıklık ediyor. Dünyanın yeniden inşa edildiği bir dönemde izlediği proaktif dış politikasıyla, milli ve bağımsız politikalar geliştirme ve uygulama noktasında tarihsel coğrafyasına ve ilgi alanlarına dönüş yolunda bir mücadele içinde bulunan Türkiye, stratejik düşünceye verdiği önemle de güçlü geleceğin sinyallerini veriyor. Bu kapsamda özgür düşünce ve bilimsel araştırmanın gerçek adresi olarak ön plana çıkan Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE), bundan sonraki dönemde gerek ülke çapında gerekse de bölgesinde gerçekleştireceği faaliyetler ve oynayacağı öncü rol ile düşünce merkezlerini klasik anlam ve yapılanmasının daha da ötesine taşıyan, yeni ve farklı bir sivil toplum örgütü olarak bu inşa sürecindeki yerini alacaktır. Bu hedef doğrultusunda, Türkiye nin dört bir yanından gelen idealist, sorumlu aydın, akademisyen, işadamı, siyasetçi ve bürokrat ile geleceğin Türkiye sini şekillendirme yolunda ortak aklı, kolektif liderliği esas alan, devleti ve halkıyla bir bütün olarak tarihsel coğrafyasına ve ilgi alanlarına dönük önemli bir misyonu üstlenmiş bulunan SDE, bölgesel güç olmaktan hızla küresel güç olmaya doğru giden ve küresel bir güç olmanın en önemli vasıflarından biri olarak kabul edilen stratejik bakışın ülkemize kazandırılması noktasında Türkiye nin stratejik düşünce ekolü olma hedefindedir. Türkiye ve yakın çevresi ağırlıklı olmak üzere, bölgesinde alana dönük bir çalışmayı esas edinen SDE, etkin bir koordinasyon merkezi olarak ülkesinin ve stratejik derinliklerinin pasif haldeki düşünce potansiyelini aktife çevirme noktasında da bir çalışmayı başlatmış bulunmaktadır. Masa başından alana dönük çalışmalarıyla SDE, bölgesinde daha etkin, güçlü ve kalıcı bir işbirliğinin oluşturulmasında koordinatör bir sivil toplum örgütü olarak öncü bir rolü üstlenmiş bulunmaktadır. Bu kapsamda bölgesi ile akademik, bilimsel, kültürel, teknolojik, iktisadi, ticari, güvenlik, siyaset vb. ilişkilerin daha da güçlendirilmesi amacıyla proje hazırlıkları içinde bulunan SDE, bölgesel ve işlevsel masalar bazlı faaliyetleri ve konsey çalışmaları ile de bu sürecin sağlam bir zemine oturtulması noktasında bir yapılanmayı esas almıştır. Bu misyon doğrultusunda Türkiye nin ve bölgesinin önde gelen uzmanlarından güçlü bir kadro oluşturan SDE, akademik-uzman yapılanması ile de bu konuda öncü ve lider bir düşünce merkezi olarak küresel çapta bir think tank olmayı hedeflemektedir. Faaliyetlerinde yapıcı eleştiriyi esas alan ve evrensel barışı gaye edinen SDE, Türkiye nin demokratik açılımlarına bir katkı bağlamında 9 Kasım itibarıyla kamuoyuyla paylaştığı, alan çalışmasına dayalı, demokratik açılımlar sürecinde Alevi Raporu başlıklı çalışmasıyla Türkiye nin ve bölgesinin gündemini belirlemede ilk çalışmasını da ortaya koymuştur. Başta basınımız olmak üzere, ilgili kesimler ve halkımızın büyük bir ilgi gösterdiği bu çalışmayı ve gerçekleştireceğimiz diğer çalışmaları kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Dünyadan Bihaber Olmamak İçin sloganıyla web sitesini Türkçe ve İngilizce olarak başlatan SDE, süreli yayınları ile de Türkiye nin ve dünyanın gündemini belirlemeye devam edecek. Bu kapsamda değişen dünyada Türkiye nin açılımlarını ve Yeni Türkiye yi, ülkemiz ve yakın çevresi ağırlıklı olmak üzere uluslararası çapta önde gelen uzmanlar, akademisyenler, siyasiler ve basın mensuplarıyla ele alan Stratejik Düşünce Dergisi gerek içerik gerekse de tarz itibarıyla kendi alanında bir ilki oluşturmaktadır. SDE nin yayınları hiç kuşkusuz bunlarla da sınırlı kalmayacak. Stratejik Düşünce Dergisi ni önümüzdeki birkaç ay içinde ulusal hakemli bir dergi olan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Dergisi, kitap çalışmaları ve diğer yayın faaliyetleri takip edecektir. Yayın faaliyetleriyle bölgesini Türkiye ye, Türkiye yi tarihsel coğrafyasına-stratejik derinliklerine taşıyacak olan SDE, bölgesiyle ortak dil, terminoloji ve literatürün zenginleştirilmesi noktasında ortak projelerin geliştirilmesini de hedeflemektedir. Büyük Türkiye nin güçlü sesi ve stratejik düşüncenin yegâne adresi olan SDE, Yeni Türkiye nin ve stratejik derinliklerinin inşası sürecinde tüm insanlığa ve evrensel barışa sizlerin de katkıda bulunmaya devam edecektir. Bir sonraki Stratejik Düşünce de görüşmek dileğiyle Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL SDE Başkanı

6 Aylık Dergi Cilt: 1 Sayı: 1 Tarih: STRATEJİK DÜŞÜNCE Stratejik Düşünce ve Araştırma Vakfı İktisadi İşletmesi Yayınıdır Stratejik Düşünce ve Araştırma Vakfı İktisadi İşletmesi Adına Sahibi Mustafa Mert Editör Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol Prof. Dr. Mehmet Emin Çağıran Editör Yardımcıları Yrd. Doç. Dr. M. Nail Alkan Erjada Progonati Merve Seren Yayın Kurulu (Alfabetik Sırayla) Prof. Dr. Hasan Köni Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu Prof. Dr. Haydar Çakmak Prof. Dr. Hüdaverdi Bülent Olcay Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat Prof. Dr. Ramazan Gözen Prof. Dr. Ş. Şule Erçetin Prof. Dr. Şaban H. Çalış Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın Prof. Dr. Yasin Aktay Prof. Dr. Ziya Öniş Danışma Kurulu (Alfabetik Sırayla) Prof. Dr. Ahmet Hikmet Eroğlu Prof. Dr. Ali Şafak Prof. Dr. Birol Akgün Prof. Dr. E. Ethem Atay Doç. Dr. Ertan Beşe Doç. Dr. Cihat Göktepe Doç. Dr. Ensar Nişancı Doç. Dr. Ertan Efegil Prof. Dr. Gökhan Koçer Prof. Dr. Harun Gümrükçü Prof. Dr. Hasan B. Paksoy Doç. Dr. M. Vedat Gürbüz Doç. Dr. Mehmet Dikkaya Doç. Dr. Mert Bilgin Doç. Dr. Murat Çemrek Doç. Dr. Mustafa Aydın Prof. Dr. Talip Özdeş Prof. Dr. Tayyar Arı Doç. Dr. Yaşar Akgün Prof. Dr. Yavuz Unat Yayın Koordinatörü Faruk Can Yazı İşleri Müdürü Ahmet Ünal Yayın Sekreteri Ahu Şenler Yayın Asistanları Aydan Özen, Cemil Doğaç İpek, Feyzan Ece Çapa, Özlem Pınar Oran Yasemin Küçer Abone Sorumlusu Erkan Yılmaz Grafik ve Sayfa Tasarımı OMEDYA Fotoğraflar Anadolu Ajansı, Cihan Haber Ajansı Baskı Yeri / Tarihi Ankara / 2009 Bu dergi içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu dergide yer alan SDE nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir. 25 Küçülen Dünyada Büyük Düşünmek Hızla gelişen ulaşım ve iletişim teknolojileri sayesinde gözle görülür biçimde küçülen, bilim ve teknolojinin ilerlemesi sayesinde de coğrafi sınırları önemsizleşen engelleri Oyunlar ve Tercihler Dünya, insanların oyun alanıysa; uluslararası sistem de tüm uluslararası aktörler için öyle... Bu aktörlerin başında gelen devletlerin dış politikalarını nasıl belirlediklerini anlayabilmek Alevi Raporu Stratejik Düşünce Enstitüsü(SDE), Alevi Raporu nu kamuoyuna sundu. SDE yöneticilerinin raporun detayları ile ilgili bilgi verdiği toplantıya medya mensupları büyük ilgi gösterdi. 06 Alper TAN Özlem TÜRKÖNE Rapor Gündem Belirledi Doç. Dr. Murat ÇEMREK Sınır Karakolundan Merkez Ülkeye Türkiye nin Küreselleşmesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dağıldığında, bu gelişmeyi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dâhil sosyalist, kapitalist ya da bağlantısız bloklardan hiçbir ülke tahmin edememişti. Sovyetler Birliği nin çöküşü sadece bir devletin ortadan kalkması değil; yaklaşık yetmiş yıllık...

7 80 Açılım Demokrasinin Psikolojisi Demokratik açılım süreci genellikle politik açıdan yorumlanıyor. Aslında sürecin toplumlar üzerindeki etkisi, en az açılımların kendisi kadar önemli rol oynuyor. Bu bağlamda Erol Göka ile demokratik açılımın grup psikolojisi üzerindeki etkilerini konuştuk. 32 Türk - Amerikan İlişkileri 76 Pişmişi Ham Etmeyin 66 Doç. Dr. Erol GÖKA Prof. Dr. Hasan KÖNİ Başkan Obama öncesi Türk-Amerikan ilişkilerinde bir kırılma noktası yaşandığını kabul etmek gerekir. George W. Bush u iktidara taşıyan ve Amerikan yönetim sistemine hâkim olan neo-con lobisinin etkisiyle... Faruk ÇELİK Türkiye kritik bir coğrafyada bulunuyor. Bu coğrafyada genç bir cumhuriyet çeşitli sorunlar yumağı içerisinde kurulmuş ve 85 yıldır da bu sorunların üstesinden gelmek için yoğun bir çaba ve gayret gösteriliyor. Richard GIRAGOSIAN Asıl Yük Türkiye nin Omuzlarında İçsel değişim ve eşit dinamiklerin yeniden ayarlanmasında Türkiye nin stratejik yön belirleme çabaları dış engellerle karşılaşmaktadır. Jeopolitik ve coğrafya bileşimi, Türkiye nin stratejik önemini artırmakta ve güçlü, istikrarlı, laik bir yapıda olan bu devlet, Avrupa-Ortadoğu ekseni boyunca sıkıca demirlenmiş pozisyonda bulunmaktadır. İÇİNDEKİLER 10 AB nin Kesin Cevap Verme Zamanı Geldi Predrag Curkovic - Röportaj 11 Türkiye nin Yeni Stratejik Kimliği İgor Torbakov - Analiz 12 Türkiye nin Özgün Gücü Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat - Analiz 13 Dengesizliğin Dengeleyicisi Türkiye Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol 14 Çatışma Yerine İşbirliği Orhan Bursalı - Türk Dış Politikası 18 Yeni Dünyanın Ekonomi Politiği Doç. Dr. İbrahim Öztürk - Ekonomi - Politik 23 Açılımlar Provoke Edilebilir Kürşat Tüzmen - Röportaj 26 Ortadoğu Federatif Yapı Olmalıdır Hakan Albayrak - Analiz 27 Türk Dış Politikasının Teorik Zemini Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat - Türk Dış Politikası 30 Açılmın AB, NATO ve BM deki Yankıları Ümit Pamir - Röportaj 38 Türkiye Doğuya Dönüyor Philips Stephens - Analiz 40 Ortadoğu-Afganistan Ekseninde Türkiye Nüzhet Kandemir - Analiz 41 Çatışmadan Entegrasyona Türkiye - Suriye Yrd. Doç. Dr. Veysel Ayhan - Türk Dış Politikası 48 Bir Rüya idi, Gerçek Oldu... Velid Rıdvan - Röportaj 49 Türkiye nin Bosna ve Sırbistan Siyasetinden... Yrd. Doç. Dr. Osman Karatay - Türk Dış Politikası 54 Türkiye nin Bosna-Hersek Açılımı Erhan Türbedar - Türk Dış Politikası 57 Türkiye nin Sırbistan Açılımı Yrd. Doç. Dr. M. Nail Alkan - Analiz 60 Yeni Dönemin Avrupa da Algılanışı Kader Sevinç - Analiz 63 Avrupa Birliği nin Açılımlara Yaklaşımı Prof. Dr. Haydar Çakmak - Avrupa Birliği 68 Sınırın Açılması Büyük Devletlerin Elinde Elhan Şahinoğlu - Analiz 71 Komşularla Sıfır Sorun Sömürgeleşme Politikasıdır Onur Öymen - Röportaj 72 Başbakan Erdoğan ın Washington Gezisi Prof. Dr. Tayyar Arı - Analiz 73 Türk Lider Kadrosu Artık Deneyimsiz Görünmüyor Elkhan Mehdiyev - Analiz 74 Ermenilerin Tek Çıkış Yolu Türkiye İsmailov İlham Suhayoğlu - Röportaj 75 Baş Türkiye Boğaz Azerbaycan Hanım Halilova - Röportaj 82 Demokratik Açılım Süreci Merve Seren - Haber Analiz 84 Her Kesim Konumunu Belirleyecek Prof. Dr. Naci Bostancı - Analiz 85 Demokratik Açılım Bir Şemsiyedir Abdülkadir Aksu - Röportaj 86 Günlük Refleks Politikaları Üretiliyor Kazım Genç - Analiz 87 Açılımlar ve Hukuk Prof. Dr. Mehmet Emin Çağıran - İç Politika 94 Başbakan Makas Değiştirdi Sırrı Sakık - Röportaj 95 Kürt Raporlarının Meta Analizi Doç. Dr. Ertan Beşe - İç Politika 100 Kimlik Sorunu Modern Toplumların Problematiğidir Ali Bulaç - Analiz 103 Demokratik Açılm mı Medeniyet Hamlesi mi? Sinan Başak - Analiz 104 Demokratik Açılımda Eve Dönüş Süreci Doç. Dr. Ertan Beşe - Doç. Dr. Aytekin Geleri - İç Politika 108 SDE Haberler

8 TÜRK DIŞ POLİTİKASI SINIR KARAKOLUNDAN MERKEZ ÜLKEYE: TÜRKİYE NİN KÜRESELLEŞMESİ Doç. Dr. Murat ÇEMREK Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Türkiye nin küreselleşmesi, AB ile ilişkilerini derinleştirdiği oranda gerçekleşecekken; AB nin ekonomik bir dev ama siyasal bir cüce olmaktan kurtulması da Türkiye yi imtiyazlı ortaklıktan daha fazla içselleştirmesi ile mümkün olacaktır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dağıldığında, bu gelişmeyi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dâhil sosyalist, kapitalist ya da bağlantısız bloklardan hiçbir ülke tahmin edememişti. Sovyetler Birliği nin çöküşü sadece bir devletin ortadan kalkması değil; yaklaşık yetmiş yıllık sosyalizm pratiğinin en güçlü örneğinin ve neredeyse elli yıllık hegemonik Soğuk Savaş ın sona ermesi anlamına geliyordu. Hegemonik diyorum, çünkü Bağlantısızlar Hareketi ne rağmen iki kutuplu uluslararası sistem başka türlüsünü kavramsallaştırmaya imkân bırakmayacak kadar zihin dünyamıza egemen ve hem ulusdevlet hem de uluslararası sistem pratiklerinde başat bir algıydı. Hatta SSCB kelimenin tam anlamıyla berhava olmamıştı. II. Dünya Savaşı sonunda Sovyet işgali ile bağımsızlıklarını kaybeden Baltık ülkelerini -Estonya, Letonya ve Litvanya- saymazsak, Rusya Federasyonu nun (RF) kaptan köşküne oturduğu Bağımsız Devletler Topluluğu nun (BDT) hemen kurulmasıyla, Sovyetler Birliği nin geride bıraktığı jeopolitik boşluk bir anlamda doldurulmuş oldu. ABD nin bölgeye dair Önce Rusya (Russia First) politikasıyla da eski Sovyet bölgesinde kadim Rus hegemonyasının devamı sağlanırken, Yugoslavya nın dağılmasıyla kıyaslandığında daha kansız bir bağımsızlaşma süreci yaşandı. Zaten Sovyetler Birliği ni tesis eden kurucu akıl diğer özerk cumhuriyetleri göbekten ve kafadan Rusya ya bağladığından, sistem içinde Ruslar yönetici millet konumundaydı. Dahası, bu bağımsızlık özellikle Sovyetler Birliği nin kendi Üçüncü Dünyası olan Türk Cumhuriyetleri için esastan değil usuldendi. Bundan daha ilginci, eski komünist liderlerin bir gecede milliyetçi sulara yelken açmalarına rağmen, Türk Cumhuriyetleri - Azerbaycan hariç- Ağustos 1991 deki darbeye destek vererek bağımsızlık istemezuk şeklindeki tepkilerini dikkate almak gerekir. Hâlbuki Türkiye deki milliyetçi/turancı çevrelerin o zaman son ve tek bağımsız Türk yurdu ülkemizdeki propagandasına göre, bu kardeş -aslında gizleme gereği bile duyulmayan gayet ırkçı bir ifadeyle soydaş - halklar yetmiş yıldır Moskof mezalimi altında inim inim inlemekteydiler. Demek ki, ya ortada anlatıldığı kadar bir zulüm yoktu, ya da bu kardeş halklar Sovyet sisteminin Moskova da bile yetiştirmeyi başaramadığı Sovyet insanı (Homo Sovyeticus) olmayı oldukça içselleştirmişlerdi. Bir üçüncü ihtimal ise, bütün hamaset dolu söylemlerin başına geldiği gibi güneş karşısında buz eriyivermişti. Benzer bir söylemhakikat yüzleşmesi de Türkiye nin kendi kendine tasladığı ama Türkî Cumhuriyetlerin kabullenmedikleri ağabeylik olmuştur. İşte Soğuk Savaşın sona ermesini siyasi tarihçiler için milat kılan, 9 Kasım 1989 da Berlin Duvarı nın yıkılması ya da 25 Aralık 1991 de dönemin Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov un istifası değildi. Sovyetler Birliği nin dağılması, bir dönemin hızlıca kapanıp yenisinin ağır aksak doğuşunu haber veriyordu. Her ne kadar 1970 lerden sonra fark edilir biçimde SSCB eski görkemini kaybedip tökezlemeye 6 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

9 Soğuk Savaş Dönemi nin kutuplarından birinin ortadan kalkmasıyla dengesi bozulan hatta çivisi çıkan bu Yeni Dünya Düzeni nde bir başına kaldığı korkusu ile Türkiye, bugün de gündemden düşmeyen pan-islamist (Ümmetçi), pan-türkist (Turancı) ve neo-osmanlıcı çıkışların sahnesi oldu. başlasa da, birliğin dağılması antikomünist niyetler arasında birinci sırada gelmiş, ancak hiçbir zaman gündemdeki seçenekler arasında olmamıştır. Büyük ölçüde dışa kapalılığından mı nedir, çöküş demir yorgunluğu ile içten içe ergime ve dıştan belli belirsiz küflenmenin sonucu olduğundan kolay fark edilememişti. Aslında 1960 ların sonunda başlayan yumuşama (détente) dönemi ile Winston Churchill in 5 Mart 1946 da Fulton daki Westminster College da demir perde (iron curtain) olarak tasvir ettiği yapı zaten çoktan eprimeye, tel tel atmaya başlamıştı bile. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra çözümlemelerde bulunmak herkes için daha kolaydı. ABD nin Yıldız Savaşları projesinin Sovyet ekonomisini ne kadar felç ettiğinden tutun da Sovyetlerin Afganistan ı işgalindeki başarısızlıklarına; Helsinki Nihai Senedi nin totaliter sistemleri nasıl da boşa çıkardığından Gorbaçov un Açıklık ve Yeniden Yapılanma politikalarının artık köhnemiş sistemi rehabilite etmekten çok köküne kibrit suyu döktüğüne kadar birçok açıklama, sokaktaki adamın bile aşina olduğu sıradan analizler haline gelmişti. Akademik ortamlarda, daha yapısal ve tarihsel argümanlar eşliğinde, sosyalist sistemin rekabeti teşvik etmemesi nedeniyle yıkılmaya mahkûm olduğunu iddia eden ön cepheden liberal yaklaşımlar; Tarihin Sonu açısından arka cepheden Hegelyen ve hatta biraz zorlama ile köşeden Kantçı yaklaşımlar ve SSCB nin askerî-endüstriyel yapısının Soğuk Savaş ın göreceli barış ortamında işlevsizliğine dair analizlere sıkça rastlandı. Nihayetinde Soğuk Savaş dönemi aynı zamanda soğuk, hatta dondurulmuş bir barış döneminin adıydı. İlk başta biraz abartılı görünse de, Sovyetler Birliği nin dağılmasından -ABD nin küresel ve tekil hegemon haline gelmesini saymazsak- sosyalist blok dışında en çok etkilenen ülke Türkiye olmuştur. Bu durumun ortaya çıkmasında, kuruluş döneminde her ne kadar kendisini Batılı olarak telakki edip bu ideolojik yörüngede kurgulamaya çalışan Türkiye nin Sovyetler Birliği ile II. Dünya Savaşı sonuna kadar iyi ilişkiler geliştirmesi oldukça etkindir. Çünkü Sovyetler Birliği, Türk Dış Politikası (TDP) karar vericileri için düşman öteki haline gelinceye kadar, kelimenin her anlamıyla stratejik ortak özelliğini taşıyordu. Burada anlatmaya çalıştığım, TDP yapıcılarının resmedilenin aksine ideolojik değil, oldukça pragmatik hatta opportunist davranıp, Cumhuriyet in kuruluşundan II. Dünya Savaşı sonuna kadar örnek ilişki içinde olduğu Sovyetler Birliği ile olan toprak anlaşmazlığını kendi dinamikleri ile çözmek yerine, sorunu arkasına daha güçlü Batı desteğini alarak çözme girişimi ve bu konudaki başarısıdır. Soğuk Savaş Sonrası Türkiye ve Batı II. Dünya Savaşı sonunda yeni bir dünya kurulurken, Cumhuriyet için temel dış tehdit Sovyetler Birliği haline gelince, Truman Doktrini ile hayat bulan Marshall yardımından nemalanan Türkiye, artık parçası olmayı varlık sebebi (raison d être) saydığı Batı dünyasına demirlenmiş oldu. Türkiye başta Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) olmak üzere, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası kuruluşlara üye olmasıyla da kendini güvende hissettiği Batı dünyasının artık bir parçası haline gelmişti. Bu gelişmeler Türkiye coğrafyasının konjonktürün sağladığı imkânlarla siyasallaşıp jeopolitik önem kazanmasından kaynaklanıyordu. Kısacası, Türkiye nin Sovyetler Birliği ile uzun sınırı, onu özgür dünyanın sınır karakolu haline getirmişti. İdeolojik anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu gibi kadim dünyanın orta yeri, göç güzergâhlarının kesişim noktası ve milliyetçi ya da dinsel yönelişli fay hatlarının en çok depreme dönüştüğü bu istikrarsızlık çölünde bir istikrar vahası olarak Türkiye, Irak ın Kuveyt i işgali ile Batı nın hemen dikkatini çekmekte zorlanmadı. Türkiye nin Batılı örgütlere üye olması, zaten Osmanlı ile başlayan ve Batılılaşma olarak okuduğumuz modernleşme yürüyüşünün kristalize adımları idi. Hatta bu yüzden, Türkiye nin elli yıllık yürüyüşü ya da bekleme odasındaki mukimliğine rağmen gerçekleşmeyen Avrupa Birliği (AB) üyeliği bir devlet politikası olarak kendini korudu. Her düzeydeki tartışmanın odağında kalan AB, şu ana dek gerçekleşemeyen bir hayal olarak patolojik bir hal alıp obsesyona dönüştü. Zira AB, kendi tarihsel yürüyüşünde ekonomik ayakları yere bastıkça, siyasal kimliği belir(ginleş)en ve bölgeselleşme gibi küreselleşmenin izdüşümü olduğu kadar küreselleşmeyi yönlendiren nev-i-şahsına münhasır bir kurum haline gelmiştir. Burada eleştirdiğim, Türkiye deki AB karşısındaki obsesif halin her daim apolojetik bir dile dönüşmesi eğilimi kadar, AB nin Türkiye karşısında takındığı yer yer vurdumduymaz tutumdur. İnsana dair hiçbir şey mutlak iyilik ya da mutlak kötülük taşımadığından, yukarıda bahsettiğimiz sınır karakolu rolünün de avantajları ve dezavantajları vardı. Türkiye, kendisine biçilen bu rolü kabullenerek Batı dünyasının parçası haline gelirken, başta güvenlik olmak üzere diğer beklentilerini ARALIK 2009 STRATEJİK DÜŞÜNCE 7

10 Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu gibi kadim dünyanın orta yeri, göç güzergâhlarının kesişim noktası ve milliyetçi ya da dinsel yönelişli fay hatlarının en çok depreme dönüştüğü bu istikrarsızlık çölünde bir istikrar vahası olarak Türkiye, Irak ın Kuveyt i işgali ile Batı nın hemen dikkatini çekmekte zorlanmadı. de kendince güvence altına almış oluyordu. Diğer yandan Türkiye, Sovyet işgaline muhatap olabilecek en büyük potansiyel ülke haline geldi. Bu durum, bir anlamda TDP yapıcılarının işini kolaylaştırmaktaydı. Merkezden gelen direktifler doğrultusunda hareket etmek -daha doğrusu hareket etmemek- hiçbir bölgesel ya da uluslararası inisiyatif almadan atıl kalarak bunu da Cumhuriyetin kurucusu ideolojisine Yurtta sulh cihanda sulh slogancılığıyla raptetme kolaycılığını mümkün kılıyordu. Bu çerçevenin dışına çıkıldığı çok özel durumlar, özelde ABD ve genelde Batı merkezli dış politika yapımının maliyetinin ambargolarla kabaran ekonomik zorlukları bir yana, başta komşular nezdindeki prestij kaybını da hesaba katmayı gerekli kıldı. Böylece Türkiye yumuşama döneminin avantajlarını fark ettikçe, çok yönlü dış politika izlemenin yollarını aramaya koyuldu. Bu gelişmeler, Türkiye nin kürenin pasif değil aktif parçası olma anlamında ilk önemli hamleleri olarak da değerlendirilebilir. Aslında yukarıda bahsettiğimiz yumuşama dönemi, Helsinki Nihai Senedi ile taçlanmış ve Doğu-Batı dikotomisinin yaldızları döküldükçe küresel bir algının imkânları da artmıştır. Güvenlik endişelerinin göreceli azaldığı bir dünyada, uluslar-arası/ üstü/ötesi kuruluşların ulus-devlet üzerindeki gölgesi de baskınlığı da artmaktaydı. Böylece daha az anarşik bir uluslararası sistemde, varlık sebebi Weberyen anlamda şiddetin meşru tekeli olan devletin önemi, realist teorinin kendisine sunduğundan çok, (neo) liberal teorinin ve özellikle karşılıklı bağımlılık ya da karmaşık karşılıklı bağımlık argümanları çerçevesinde yeniden şekillendi. Dahası, bilişim ve ulaşım teknolojilerindeki devrimsel gelişmelerle ortaya çıkan küreselleşme diye adlandırdığımız süreçte, özellikle bilginin birim maliyeti ucuzlarken devletin birey üzerindeki tahakkümü de azalmaktadır. Paralel olarak bireyin devlet karşısındaki önemi artıp, bunun da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) örneğindeki gibi uluslararası bağıtlarla güvence altına alınmasıyla, devletin ulusal çıkar kavramındaki tekeli günbegün kırılmaktadır. Bu da uluslararası ilişkilerin bir yandan devletlerarası vasfını azaltırken, diğer yandan dış politika yapıcılarını güvenliğin ötesinde özgürlüğü daha fazla dikkate almaya zorlamaktadır. İşte bu dönüşüm, devlet-merkezligüvenlik-baskın-uluslararası-ilişkileri birey-odaklı-özgürlük-etkin-küreselbirlikteliklere doğru evirmektedir. Özgürlüklere yapılan vurgu arttıkça da birey ve bireyin cebren değil gönül rızasıyla oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarının (STK) hem iç hem de dış politika yapımındaki önceliği pekişmektedir. Yakın bir örnek vermek gerekirse, birkaç aydır gündemimizden düşmeyen Demokratik Açılım hamlesinde koordinatör İçişleri Bakanı nın STK larla görüşmesini ve 1 Mart Tezkeresi nin Türkiye Büyük Millet Meclisi nden (TBMM) geçmemesinde yine STK ların rolünü dikkate almak gerekir. Yukarıda saydıklarımızla ilintili olarak, Soğuk Savaş ın sona ermesi ile Türkiye, Batı için ifade ettiği jeopolitik anlamını fark etti. Ardından 1. Körfez Savaşı na katılmadan ekonomik anlamda yara bere içinde kalan ve sınır karakolu rolü biten Türkiye, 1990 larda zayıf koalisyonların eşlik ettiği ekonomik krizler ve bunların tetiklediği siyasal belirsizlik içinde yeni bir rolü üstlenemedi. Türkiye nin Küreselleşmesi Sovyetler Birliği nin dağılması ile daha çok fark edilen küreselleşme, daha öncesinde bastırılan her türlü kimlik taleplerine demokratik bir içerik, altyapı ve ivme kazandırmıştır. Bu da ulus-devlete aidiyetin her toplumsal katmanda etnik, dinsel, mezhepsel ve sınıfsal sorgulamalarını daha çok su yüzüne çıkarmıştır. Küreselleşme dünyadan haberdarlığı mümkünleştirdikçe varılan farkındalık ile diğer coğrafyalardaki benzer talepler arasında işbirliğine de olanak sağlamaktadır. Böylece, güvenlik sorununu çözümleyen devletin hikmet-i hükümeti (raison d État) kimlik sorununa kaymaktadır. Constructivist (inşacı) teorinin bahsettiği dış politika yapımında, devlet kimliğinden öte ulus kimliğinin farklı bir anlam kazanması bu tartışmalar ışığında mümkün olmaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar ın Beş Şehir deki Bir başkent her zaman başkenttir ifadesinden hareketle, bir imparatorluk da her zaman imparatorluktur. Küreselleşme, eşyanın tabiatı gereği her biri imparatorluk bakiyesi olan ulus-devletlerde ulus ve devlet kavramlarının daha çok sorgulanmasına yol açmıştır. Diğer yandan, kendi ulus-devletlerinin peşinde koşan ayrılıkçı mikro-milliyetçi hareketlerin devlet olabilmek için gerekli gördükleri şiddetin meşru tekeli olmak için teröre başvurmalarına küreselleşme sürecinde daha fazla şahit olmaktayız. Böylece içine doğduğumuz ulus-devletin bize sorgusuz sualsiz sağladığı ve hukukî olduğu kadar siyasî bir bağ olan vatandaşlık ile pekiştirdiği ulusal kimlik, diğer aidiyetlerce sigaya çekildikçe devletin buyurgan niteliğinden çok, hizmetçi rolü belirginleşmektedir. Elbette küreselleşme sürecinin daha çok ekonomik boyutunun ön plana çıkması ve neoliberal ekonomi politikaları eşliğinde devletin küçülmesi gerekliliğine dair amentü, dış politika yapıcılarının güvenlik odaklı dış politika yapımını piyasa duyarlı hale getirmiştir. Güvenlik denilen soyut 8 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

11 kavram sadece vatandaşların canını ve malını iç ve dış tehditlerden koruduğu kadar değil, yabancı sermayeyi cezp edebilen bir esenlik sunduğu kadar anlam ve somutluk kazanmaktadır. Bir adım daha atarsak, tahkim uygulamaları ile ekonomik küreselleşmeyi daha çok tecrübe eden Türkiye de, AB uyum yasaları ile layusel devletin yerini, bilgi edinme yasası ile vatandaşlarına en geç bir ay içinde cevap vermeyi taahhüt eden bir devlet almıştır. Küreselleşme ile vatandaşına daha fazla güvenliği özgürlüklerine halel getirmeden sağlamakla yükümlenen devlet, Türkiye özelinde istikrar vahası özelliğini de korumaya mecburdur. Türkiye bir yandan bunu sağlarken, diğer yandan da bu vahayı tüm çöle hâkim kılmak için komşularıyla sorunlarını sıfırlamanın ötesinde işbirliği imkânlarını maksimize etmekle ödevlenmiştir. Aslında bu ödev TDP yapımcılarının uzunca bir süredir erteledikleri bir pratiktir. Türkiye ödevini yaptıkça Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve hatta Afrika yı içine alan geniş bir bölgede merkez ülke olma konumu yakalamaktadır. Elbette, bu ödevin başarılmasında son yedi yıldır proaktif bir dış politika yaklaşımı benimseyen AK Parti Hükümetinin dış politika pratiğini ve Stratejik Derinlik olarak özetlenebilecek teorik arka planını görmezden gelmemek gerekir. Belki paradoksal görülebilir ama tam da 11 Eylül saldırılarına intikamcı bir cevap olan Afganistan ve Irak ın işgali ile gelen güvenlik adına insan hakları ihlalleri, terazinin özgürlükten yana ağır basan yaklaşıma ivme kazandırmıştır. Nobel Barış Ödülü ne 205 kişi ile en çok adayın gösterildiği 2009 da ABD Başkanı Obama nın bu ödülü almasının, vurgu yaptığımız özgürlük söylemini nasıl da taçlandırdığı ortadadır. Dünyanın yeniden şekillendiği bu ortamda, Türkiye nin Ermenistan ile protokol imzalamasından daha doğal ne olabilir ki? Türkiye, yoğun bir küreselleşme sürecinden geçmektedir Eylül 2009 da Amerika nın Pittsburgh kentinde yapılan G-20 zirvesine katılan Türkiye, son altmış yılın en büyük küresel ekonomik krizi sürerken ABD dışında ilk kez gerçekleştirilen Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası yıllık toplantısına İstanbul da 6-7 Ekim de ev sahipliği yaptı. Dışarıdaki protestolar kadar ilginç olan ise, Türkiye Başbakanı nın bu protestolara kulak verilmesi yönündeki talebi oldu. Bu talebi anlamlı kılan, Türkiye nin kendi ve içinde bulunduğu bölgenin kronik problemlerini çözmek yolunda adımlar attıkça, güvenliğe fazla boyanmış hakileri çıkarıp sivilleri giymesidir. Toplum halinde yaşamaya başladığımızdan itibaren insan olarak kişisel bir meselemiz kalmamaktadır. Çünkü kişisel olarak adlandırdığımız her mesele, bir sosyal yaşam formunun uzantısı ya da etki alanı içindedir. Aynı şekilde küreselleşme düzeyi bu denli artan bir dünyada da artık hiç kimsenin hiçbir sorunu iç meselemiz deyip savuşturma lüksü kalmamıştır. İşte Soğuk Savaş ın başlaması Türkiye yi sınır karakoluna dönüştürüp güvenlik merkezli bir dünya algısına büründürürken, bu savaşın bitişi de Türkiye nin merkez ülke haline gelmesini mümkün kılmıştır. Sonuç Sonuç olarak, hem coğrafî konumu hem de tarihsel mirası gereği birçok kulvarda politika koşturmak zorunda olan Türkiye nin aktif ve dinamik olma zorunluluğu, merkez ülke olmanın gereği değil sonucu olarak küreselleşme sürecinde billurlaşan eşyanın tabiatı gereğidir. Hala Soğuk Savaş ın dili ve zihin kalıplarını kullanan pek uyurgezer bir uyanıklıkta olanlara ithaf olunur.

12 RÖPORTAJ Predrag Curkovic: AB nin Kesin Cevap Verme Zamanı Geldi Bosna Hersekli gazeteci Predrag Curkovic le son dönem Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri hakkında konuştuk. Röportajda Türkiye de gerçekleştirilen demokratik açılımların AB ye tam üye olma sürecinde bir avantaj olarak kullanılıp kullanılamayacağını değerlendirdik. SD Sizce Türkiye son on yılda AB üyeliğine daha aktif bir rol oynuyor mu? Curkovic: Türkiye ye bu benim ilk ziyaretim ve açıkçası çok etkilendim. Bu nedenle, katılım koşullarını yerine getirmek gibi bazı noktaları anlamaya güçlük çekiyorum. Gerçekten neden Türkiye nin katılımı çok uzun zaman alır, anlamaya çalışıyorum. Ancak demokrasi hikayesinin arkasında saklanan daha başka bir neden yoksa Türkiye nin Avrupa Birliği ne üye olmasına çok az yol kalmıştır. AB nin kesin cevaplar verme zamanı gelmiştir. Kesinlikle ben konuştum ve görüştüğüm tüm insanlara katılıyorum. Herkes açık nedenler ve üyelik için kesin cevaplar bekler. Ancak unutulmamalıdır ki bu süreç durdurulmayacaktır. Demokratik Açılımlar Mükemmeldir SD Türk Hükümeti nin demokratik açılımlarla ilgili ne düşünüyürsunuz? Curkovic: Demokratik açılımlar mükemmeldir. Siz hem azınlıklara hem de çoğunluklara saygı göstermektesiniz. Tüm demokratik değerleri uygulanması gerekir, bunlar önemli iyileştirmeler olmaktadır. SD Müzakere sürecinde Türkiye yi diğer AB adaylarıyla kıyasladığınızda iç ve dış siyasetinde eksik noktalar buluyor musunuz? Curkovic: Ben herhangi bir açık görmüyorum. Türkiye diğer aday ülkelerin yaptığı gibi çözümleri yerine getirmeli, uygulamalı. Ancak AB uygulama süreci ve beklentileri bir ülkeden diğerine değişiklik göstermektedir. Örneğin, bizim komşu ülke Hırvatistan. Hırvatistan, insan hakları veya yolsuzluğa karşı sorumluluklarını yerine getirmedi. Buna ek olarak, kamu yönetimi sorunu bütün Balkanlar da çözülmesi gerekir. Bu sadece bir ülke için geçerli değildir. Bu bölgesel bir sorundur. Bizim bilmemiz gereken, kamu yönetimi sorununu için azaltmak bir gece içerisinde milyonlarca bölümlerin başlığı değiştirerek olamaz. SD Bir gazeteci olarak, Avrupa normlarına göre, Türkiye de basın özgürlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Curkovic: Kısa bir zamanda gördüğüm kadarıyla, Türkiye de yetkililer tarafından internet gazeteciliği istismar ediliyor. Bazı web sitelerinin içeriği yasaklandı. Bu iyi değildir. Benim kişisel görüşüm, medyanın demokrasinin inşasında rolü çok önemlidir. Ben basın özgürlüğü için mücadele ediyorum. Türkiye doğru yolda gitmektedir ama yapmamız gereken şeyler daha vardır. Bağımsızlık Süreci Varsa Biz Bunu Durduramayız SD Sırbistan ve EULEX arasında bir protokol imzalandı. Sizce bu Sırbistan ın Kosova yı tanıdığı anlamına geliyor mu? Curkovic: Kesinlikle evet, diğer ülkelerde olduğu gibi. Sahne arkasında, bir tür oyun vardır. Devletler masaya oturarak kazan-kazan (win-win) oyunu için mücadele ediyorlar. Kosova ve Bosna yı bölmek için birçok fikir yürütülmektedir... Bir ülke ama birkaç yönetici. Başka çözümler bulunabileceğine eminim. Devletler çözüm koşullarının alışverişini yapmaktadırlar. Bunun için devletler oturup halkın adına karar verir ve kararlardan sorumludur. Her ülke problemlerine gerçekçi çözümler üretmek ve sınır konularını ele almak zorundadır. İnsanlar dolaşım, ticaret serbestliği istiyor... Bölgede savaşlar hala taze. Kesin cevap ve çözüm almamız için daha erken. Şimdi yaptıklarımızın bedelini ödememiz lazım. Protokol ve bağımsızlık hakkında benim söylemek istediğim: ülkenin adını telaffuz etmek için arayışlarda bulunmaktayız. Kim bizi tanıyacaktır? Bağımsızlık isteği varsa biz bu süreci durduramıyoruz. Biz bir şey kaybetmeden çözüm olarak küçük bir kapı açmaya çalışıyoruz. Eğer buna ulaşıyorsak o zaman imzalanmış, imzalanmamış ya da bağımsız olmuş, bağımsız olmamış kavramlarına takılmamamız gerekir. İşbirlik Başarıya Götürür SD Türkiye ve Bosna-Hersek arasında ekonomik, politik ve sosyal alandaki ikili ilişkiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Curkovic: Geçmişten gelen ve şimdiki olan problemleri çözmek güzeldir. Almanya ve Fransa gibi ülkelerle ekonomik alanda rekabet yapmak imkansız. Ancak iki ülke arasında işbirliği yapılırsa o zaman büyük hedeflere ulaşırız. Konsensüs ve bütün yukarda bahsettiğimiz alanlarda işbirliği yaparsak biz Berlin, Brüksel ya da Paris gibi oluruz. İki ülke arasındaki dostane ilişkileri başarıya götüreceğine eminim. Predrag Curkovic: Bosna-Hersek in ikinci büyük şehri Banja Luka dan gelen ve Altenativna Televizija televizyon kanalında çalışan Curkovic, ekibiyle birlikte Avrupa Birliği ne üye olan ve üyeliğe hazırlayan ülkeleri gezerek EU Zone televizyon programını hazırlamaktadır. 10 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

13 ANALİZ TÜRKİYE NİN YENİ STRATEJİK KİMLİĞİ Igor TORBAKOV Finlandiya Dış Politika Enstitüsü Araştırma Görevlisi Türkiye nin Müslüman komşularıyla benzerlikleri ve fark gözetilmemesi durumu ön plana çıkmaktadır. Bu faktörler hali hazırda güçlü olan milliyetçi tutum ve davranışların daha da güçlenmesine ve Türk kimliğine benzersiz olmamükemmellik atıflarının kullanımını artırmaktadır. Türkiye nin AK Parti yönetimi ile birlikte geliştirdiği yeni stratejik kimlik, ülkenin sosyopolitik hayatını yeniden şekillendiren etkili bir sürecin sonucunda ortaya çıkmıştır. Değişimi sağlayan tarihsel faktörler arasında; Anadolu yarımadasında yaşanan dikkat çekici ekonomik gelişim, ekonomik dinamizme sahip ve kültürel olarak muhafazakâr yapılı taşra kökenli sosyal aktörlerin ortaya çıkışıyla birlikte ülkedeki seçkinlerin sayısının artması, seçimle iş başına gelenlerin ülke yönetimi bağlamında artan rolü ve güçlü bir hükümetin varlığı yer almaktadır. Sözü edilen bu olgular ulusal kimlik tanımlamasında ciddi değişikliklere neden olmakta, (diğerlerinin yanında) dini duyguların güçlenmesi ile birlikte Türkiye nin müslüman komşularıyla benzerlikleri ve fark gözetilmemesi durumu ön plana çıkmaktadır. Bu faktörler hali hazırda güçlü olan milliyetçi tutum ve davranışların daha Yeni dış politika vizyonundaki temel taşlar, eş zamanlı olarak, bir taraftan Ankara nın uluslararası stratejisi haline gelen Batı eksenine olan ilginin azalması ve diğer taraftan Türkiye nin bölgesel eksendeki rolünün gözle görülür artış göstermesidir. da güçlenmesine ve Türk kimliğine benzersiz olma-mükemmellik atıflarının kullanımını artırmaktadır. Bunun sonucunda Türkler, ülkelerini Batı (Avrupa) eksenine yöneltme zorunluluğunu hissetmemekte ve artan özgüvenleri bağlamında mevcut jeopolitik konumlarına vurgu yapmaktadırlar. Bunun yanında Türkler, coşkulu bir biçimde cumhuriyet öncesi tarihlerine sahip çıkmakta, özellikle de emperyal Osmanlı geçmişlerini sıklıkla anmaktadırlar. Yukarıda sözü edilen tüm bu değişimler, Türkiye nin kuruluşundan itibaren ön planda tuttuğu, ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltmek idealinden alıkoymamaktadır. Yeni dış politika vizyonundaki temel taşlar, eş zamanlı olarak, bir taraftan Ankara nın uluslararası stratejisi haline gelen Batı eksenine olan ilginin azalması ve diğer taraftan Türkiye nin bölgesel eksendeki rolünün gözle görülür artış göstermesidir. Igor Torbakov un Son Yayınları The Southern Vector: Russian Strategic Interests in Central and South Asia, in Does South Asia Exist: Prospects for Regionalism in South Asia. Stanford University Press/Brookings Institution, Can t Buy Me Love: Will the Global Economic Downturn Help Russia Consolidate Its Influence in Post-Soviet Eurasia, FIIA Briefing Paper 33, September China-Turkey and Xinjiang: A Frayed Relationship, Open Democracy, July 31, Looking for a New Strategic Identity: Is Turkey Emerging as a New Regional Power? FIIA Briefing Paper 30, May Rethinking the Nation: Imperial Collapse, Eurasianism, and George Vernadsky s Historical Scholarship, Kennan Institute Occasional Paper # 302, November The Georgia Crisis and Russia-Turkey Relations, Jamestown Foundation Occasional Paper, November From Hegemony to New Geopolitical Competition: Assessing Russia s Strategic Footprint in Central Asia, FIIA Briefing Paper 22, October Making Sense of the Current Phase of the Turkish-Russian Relations, Jamestown Foundation Occasional Paper, October Igor Torbakov un akademik tecrübesi 1997 yılında Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi nde Tarih dalında Doktora Programını bitirmiştir. Mesleki tecrübesinde: yıllarında Jamestown Vakfında analist olarak çalışmıştır, yıllar arasında Açık Toplum Enstitüsü nde Merkezi Avrasya Projesi nde çalışmıştır, 2002 yılında Harvard Üniversitesi nde ve 2000 yılında da Colombia Üniveristesi nde eğitim almıştır, yıllar arasında ise Rus Tarih Enstitüsü nde araştırmacı olarak çalışmıştır yılında ise, Geliştirilmiş Rus Araştırmaları Kennan Enstitüsü nde nde ington D.C.) misafir (Washöğretim üyesi olarak bulunmuştur.

14 ANALİZ Türkiye nin ÖZGÜN GÜCÜ Prof. Dr. İbrahim S. CANBOLAT 12 Güç ve güçlülük durumunu ölçmeye, kavramaya yönelik anlayış/araçlar çeşitlidir. Bir yaklaşıma göre gücün tahrip edici niteliklere sahip olması gerekirken, başka bir anlayışa göre en etkili güç birbirini tamamlayıcı ve dengeleyici nitelikleri kendi içinde barındırandır. Bu ikincisinde koşullar ve hadiselerle ilişkili bir güç etkisi gözlemlenir: Alternatif güç ya da sorunsal duyarlıklı güç. Bu modelde, muhtelif faktörlere bağlı olarak, işlevsel birliktelik ve uyuşmazlıkların karşılıklı çıkar beklentisiyle çözümlenmesi esastır. Şimdilerde Batıda kullanılan yumuşak güç (soft power) kavramı, içerik ve doğal bölünme etkisi itibariyle, tamamlayıcı ve dengeleyici güç özelliklerini taşımamaktadır. Güç etkisi sınırlı olmak zorundadır, dolayısıyla, bağımlılığı beraberinde getirir. Yumuşak güç kavramı, doğal olarak sert güç (hard power) kavramını üretmiştir. Peki, bunlar arasında sürekli bir işbirliği olacak mı, yoksa çıkar ve tehdit algılamasına göre buna siyasal irade mi karar verecek? Ya da Frank Pfetsch in önerdiği gibi, aktörler arasında işbölümünün gereği olarak bir taraf yumuşak güç rolü üstlenirken diğer taraf sert güç (askerî güç) rolünü mü sahiplenecek? Pfetsch, geliştirdiği işbölümüne dayalı tamamlayıcı ilişkiler modeli nde Avrupa Birliği için yumuşak güç, ABD için ise sert güç rolünü uygun görmektedir. Bu durumda güç üzerinde denetim ve dengeleyiciliğin tesis edilmesi zorlaşacaktır. Çünkü iki farklı irade vardır ve bir kültürü gerekli kılan yumuşak gücün, belki de bu kültürden yoksun olan sert gücü etkileyip frenlemesi pek de mümkün olmayacaktır. Ancak sert güç ve yumuşak güç kavramlarıyla ifade edilen içeriklerin paylaşımcı bir düşünceden beslenmesi, siyasal iradenin de öyle bilinçlenmesi durumunda, bunlardan beklenen etki ortaya çıkabilir. STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009 Türkiye nin güç pozisyonuna bu açıdan baktığımızda, kendine özgü bir durumla karşılaşırız. Bu, tarihsel ve güncel arkaplanı olan bir özgün güç olgusuna götürür bizi. Türkiye nin konum ve kimliği hakkında denilmiştir ki; Türkiye Doğu nun en Batılısı, Batı nın en Doğulusu, Kuzey in en Güneylisi, Güney in en Kuzeylisi. Sadece bu algılama bile Türkiye nin kimliği ve kendine özgülüğü hakkında fikir verebilir. Buna bir de tarihsel süreçteki ortak tecrübeyi ve kültürü eklediğimizde görürüz ki, Türkiye yalnızca Batıya ya da Doğuya yerleştirilemeyecek özellikte bir ülkedir. Bu özellik, büyük güçlerin küresel politikaları ile çevre ve komşu ülkelerin tercih ve beklentileri karşısında Türkiye nin farklı bir duruş ortaya koymasını zorunlu kılıyor. Bir tür değer ve model oluşumu için fırsat, hatta mecburiyet anlamına gelir bu. Türkiye nin jeopolitik bir eksen olduğu, ama aynı zamanda jeostratejik bir aktör potansiyeline de sahip olduğu yolundaki Batılı değerlendirmeleri tarihsel tecrübe ve onun hâlen çevrede gözlemlenen sonuçlarıyla birlikte düşünüldüğünde, kolayca anlaşılır ki, Türkiye bir köprü olmanın ötesindedir. Avrupa dan Asya ya ve Kuzey Afrika ya kadar uzanan bir alanda Türkiye nin tarihten gelen organik bağlarına tanık oluruz, bu bir yandan bir değerler birikimine işaret ederken, diğer yandan paylaşımcı gücün ipuçlarını verir. Türkiye nin özgün gücünün şekillenmesinde ülke içerisindeki ekonomik ve siyasal istikrar ile sosyal dayanışma ve barış önemli olduğu gibi, uluslararası aktörlerin davranış ve beklentileri de etkilidir. Örneğin 2003 de ABD nin Türkiye den Irak a girmeyi planladığı sırada TBMM nin 1 Mart oylamasındaki hayır kararı, Türkiye nin tarihsel değerler sistemiyle çelişkiye düşmesini önleyen niteliğiyle bir yandan komşu ve bölge ülkeleri hatta uluslararası kamuoyu nezdinde itibar kaybına uğramasını önlerken, diğer yandan dünyadaki büyük güçler karşısında kendi iradesini hâkim kılmasının yolunu açmıştır. Türkiye bugün daha fazla manevra kabiliyetine sahiptir. Bu, Türkiye nin jeopolitik konumundan kaynaklandığı kadar, tarih ve kültür birikiminden de gelmektedir. Bundan dolayı Türkiye, üzerine düşen görevin bilincinde olarak, kendini bir tek bölge ve ideoloji ile sınırlandırmayıp Avrupa, Asya ve Afrika düzleminde varlık gösterebildiği ölçüde özgürleşerek, kendine ve başkalarına faydalı olacaktır. Türkiye nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de bu çerçevede değerlendirmek durumundayız. Avrupa nın geleceğinde siyasî, ekonomik, kültürel ve demografik anlamda etkili olacak bir Türkiye nin Avrupa ya yönelimi olarak bakmak durumundayız, AB ile ilişkilere. Mesele sadece AB üyeliği değildir, olmamalıdır. Avrupa ya ayağını sağlam basan bir Türkiye, Asya ile de güçlü bağlar geliştirebilir. Mackinder in Heart Land kuramında vurguladığı üçlü etkiyi burada anımsamakta yarar var. Mackinder, Balkanlar, Batı Asya ve Kuzey Afrika da varlık gösterecek bir gücün dünyada etkili olacağını belirtirken acaba bunu bir gözleme dayalı olarak mı yapıyordu? Örneğin, Türklerin bu üç bölgede hükümran olduğunu düşünmüş olabilir mi? Mümkün. Neticede teoriler bir gözlem ve muhakemeye dayanır. Osmanlılar da Romalılar da Mackinder e fikir vermiş olabilir. Teorik söylem ve somut tarihsel miras gösteriyor ki, çok yönlü siyaset, dengeleyici ve tamamlayıcı gücün ortaya çıkması ve sürekliliği için vazgeçilmez önemdedir. Türkiye nin doğal gerçekliği, sert güç ve yumuşak güç kavramlarıyla anlatılmak istenen şeyleri tek bünyede içeren özgün güç için uygun bir zemin oluşturuyor. Bu, sorunlara duyarlı ve çözümlemeci bir güç modelidir.

15 Dengesizliğin Dengeleyicisi ANALİZ TÜRKİYE Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemde kendisini belirgin bir halde gösteren anarşik durum; sistemdeki belirsizlik, hegemon güçteki zafiyetler ve küresel çapta kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan başat güç boşluğu ile dünyanın geleceği adına oldukça kritik sayılabilecek bir süreçle bizleri karşı karşıya getirmiş durumda. Dünyanın süper gücü kabul edilen Amerika nın gerek iç gerekse de dış politika bağlamında yaşadığı sorunlar ve özellikle dış politikasında daha bağımsız bir aktör olarak davranma isteğinin bir tezahürü olarak karşısına çıkan iktisadimali yönden cezalandırılma durumu, bugün Washington yönetimini daha agresif politikalar ile muhteşem yalnızlık/infirat politikası (splendid isolation) arasında med-cezire zorluyor. Bu gelgitler arasında Obama yönetiminin ya da yeni Amerikan iradesinin bir karara varmadan önce, son bir çare (ya da aynı zamanda bir ara çözüm yolu) olarak iki seçenek üzerinde durduğu görülüyor: 1.ABD ye küresel hegemonya projelerinde destek olacak nispeten daha zayıfkontrol edilebilir ve Amerikan hegemonyasını meşrulaştırıcı Yarı-Küresel Bir Güç ile işbirliği; 2. ABD yi küresel anlamda rahatlatacak Bölgesel Derebeylikler in inşası. Bu bağlamda Obama nın Çin ve Rusya arasında kendisine küresel ortak arayışlarında yaşadığı hayal kırıklıkları, 2008 de yayımlanan 2025 Raporu ndaki bazı tavsiyeleri şimdiden çöpe göndermiş durumda. Burada, hiç kuşkusuz, ABD nin küresel anlamdaki güvenilmez duruşları ve karşısındaki rakiplerin tarihsel misyon arayışları ve imparatorluk genleri çerçevesinde ortaya koydukları bölgeselküresel liderlik hırsları Washington un işini daha da zorlaştırmakta. Dolayısıyla Obama yönetimi açısından önümüzdeki dönemde ikinci şıkkın daha etkin bir şekilde uygulamaya konulması kaçınılmaz görünmektedir. Diğer taraftan bu noktada da ABD yönetiminin elinde çok fazla bir seçeneğinin olmadığı dikkatlerden kaçmamaktadır. Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL SDE Başkanı Var olan seçenekler ya Washington açısından mevcut politikasının önünde artık bir engel olmaya başlamış durumda (İsrail örneğinde görüldüğü üzere), ya da kendi yol haritasını ufaktan ufağa çizmeye başlayan ülkelerden oluşuyor. Dolayısıyla, küresel sistemdeki belirsizlik ve dengesizlik halinin halli ne dönük olarak halen ortada bir çözüm yolu sözkonusu değildir. İşin daha vahim boyutu ise bu belirsizliğin ne kadar sürebileceği ya da kontrol altında tutulabileceğinin artık kestirilemez bir hale gelmesi ve eski iyimser yaklaşımların yerini çok daha farklı bir havanın almaya başlamasıdır. Dünya bir taraftan siyasi-güvenlik bağlamında bir belirsizlik okyanusunda yüzerken, diğer taraftan iktisadi anlamda devam eden buhran durumu ise bildik tüm ideolojileri ve kurumları sorgular hale gelmiştir. Dolayısıyla dünyada daha büyük çapta bir krizin yaşanması ve küresel anlamda istikrarsızlıkların artma olasılılığının düne göre daha fazla güç kazanmaya başladığı bir dönemde dünya devletlerinin dengesizliğin dengeleyicisi bir güce duyduğu ihtiyacı her geçen gün daha da artmıştır. Peki, bu güç kimdir? Bu güç, hiç kuşkusuz Türkiye dir. Bölgesel güçten küresel güç statüsüne geçiş aşamasında olan Türkiye, barış eksenli, bölgesel-küresel anlamda güvenlik, refah, demokrasi ve insan haklarını esas alan çok yönlü dış politikası ile gerek Doğu-Batı, gerek Kuzey-Güney, gerekse de İslam Dünyası ile diğer dünyalarmedeniyetler arasındaki pozisyonu ve ittifak-diyalog arayışları, arabuluculukları ve sıfır sorunlu komşuluk politikası ile zaten bir süredir bu rolü de facto bir şekilde üstlenmiş durumdadır. Dünyada başarısız ilan edilen ülkeleri kendine has diplomasisi ile uluslararası sisteme başarılı bir şekilde entegre eden ve merkeze çeken (Suriye örneğinde görüldüğü gibi), Batılı örgütlerde (NATO dahil) yer almasına rağmen tarihsel coğrafyasının ve bu bağlamda Türk-İslam dünyasının çıkarlarını ABD, Çin, İsrail ve Avrupa Birliği nezdinde sonuna kadar savunabilen Türkiye, aynı zamanda başta Rusya ve İran olmak üzere, stratejik derinlikleri ve yakın çevresi ile de geliştirdiği kendine özgü ilişkileriyle de bu coğrafyadaki birtakım oldu-bittilerin önüne geçmek suretiyle, oyun kuran bir güç olarak, büyük çaptaki bölgesel-küresel anlamdaki dengesizliklerin önüne geçme noktasında dengesizliğin dengeleyicisi rolü nü başarılı bir şekilde oynamaktadır. Öyle ki, Türkiye nin oyundan çekildiği ya da çektirilmek zorunda kalındığı bir durumda Balkanlar dan Rusya ya, Ortadoğu dan Kafkasya ya, Orta Asya dan Çin e doğru uzanan istikrarsızlık havzası nın büyük çaplı savaş meydanlarına dönüşmesi kaçınılmaz görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye nin icraya koyduğu mekik diplomasisi, aslında bölgesel-küresel çapta istikrarsızlıkların önüne geçme noktasında çatışma yerine işbirliğini esas alan dengeleyici güç ün takip ettiği bir önleyici diplomasi dir. Netice olarak, küresel anlamda yaşanan tüm bu son gelişmeler ve Avrasya- Ortadoğu merkezli istikrarsızlık alanı, dünyada dengeleyici bir güce olan ihtiyacı her geçen gün daha da arttırmaktadır. ABD nin iç ve dış politika bağlamında çıkmaza girdiği bir dönemde, Türkiye açısından tarihsel anlamda yeni bir fırsat ortamı doğmuştur. Mevcut gelişmeler Türkiye ye bölgesel-küresel anlamda büyük bir manevra alanı yaratmakla birlikte, iç sorunlarını da bir an önce çözme noktasında büyük bir imkân sağlamaktadır. İçinde bulunulan bu durum, en azından dış dinamikler boyutunu etkisizpasif kılmak suretiyle Ankara açısından iç açılımlarını başarıyla gerçekleştirebilmesi için büyük bir şanstır. Dolayısıyla Türkiye nin açılımlar noktasında zamanmekân-aktör boyutunda çok hızlı bir yeniden değerlendirme ve dış politikasındaki fırsat ortamı ile birlikte bu sorunlarını toplumsal-coğrafi hassasiyetler ve beklentileri gözeterek, tarihsel coğrafyasını da içine alan kolektif liderlik ve ortak akıl çerçevesinde çözüme kavuşturma zorunluluğu sözkonusudur. Türkiye, ancak böylelikle küresel güç statüsünü perçinleyecek adımları daha sağlam bir zeminde atabilir ve tarihsel misyonunu gerçekleştirebilir. ARALIK 2009 STRATEJİK DÜŞÜNCE 13

16 TÜRK DIŞ POLİTİKASI STRATEJİK DERİNLİK PROJESİ ÇATIŞMA YERİNE İŞBİRLİĞİ Orhan BURSALI Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Türk Dış Politikası nda epey bir süredir ciddi bir hareketlenme var. Gelişmelere baktığımızda, geçmişte izlediğimiz edilgen politik Ankara, yerini, etkindevingen ve politikası olan bir Ankara ya bırakmış durumda. Türk Dış Politikası, özellikle AKP nin ikinci iktidar döneminde fikir kazanmış ve bilinçli bir çizgi izliyor görünümünde. Burada, iç etkenlerin ve dış etkenlerin rolleri hesabına girmeden, olgulara kısaca panoramik bakmakta fayda var. Derin dondurucuya girmiş, savaş potansiyeli taşıyan, çözümsüzlüğe mahkum edilmiş ve alt düzeylerde seyreden ilişkileri, iyi niyetlerle canlandırmak, taraflar için yararcı yeni yollar açmak mümkündür. sona ermesi olasılığı da çok az olmakla birlikte, beklenebilir. Burada söz konusu olan, bizim açımızdan Azerbaycan; Ermenistan açısından ise diasporadır. IRAK Irak ile ilişkilerde de çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Hükümetler düzeyinde hızlı trafik, imzalanan onlarca anlaşma, Irak-Türkiye ilişkilerinde istikrarlı bir gelişmenin kapılarını açıyor gibi SURİYE Suriye ile karşılıklı vizeler kalktı, iki ülke arasında özellikle Abdullah Öcalan sorunu bertaraf edildikten sonra tedricen gelişen ilişkiler, çok hızlı aşamalar kaydetti. Öyle ki, Başbakan, iki ülke hükümetinin arada sırada ortak toplantılar yapacağını bile açıkladı! Ankara bu son süreçten önce de, bilindiği gibi, Suriye ile İsrail arasında da yarı gizli diplomasiyle arabuluculuk çalışmaları yapmış ve iki ülke arasındaki çatışmacı iklimin yumuşamasına yardımcı olmaya çalışmıştı. Ancak bu arabuluculuk çalışması, tam olarak Ankara nın amaçladığı hedeflere ulaşamamıştı. Fakat bu çalışmanın en önemli ürünü Ankara-Şam yakınlaşması oldu. ERMENİSTAN Ermenistan ile de sürdürülen gizli diplomasi sonucunda, iki ülke arasında ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik protokoller imzalandı. Gül Erivan da, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Bursa da maç seyretti. Sınır kapısının açılmasını da öngören protokoller, iki ülke meclislerine sevk edilecek ve onay bekleyecek. Protokoller her iki ülke için ciddi ve yeni bir dönem başlangıcını içerdiklerinden, şimdi önümüzde bekleyen meclis(ler)ten geçme sürecinin yeni karşılıklı diplomatik ve siyasi ataklara sahne olması doğal karşılanmalı. Şüphesiz bu kısa sürecin istenmeyen sürpriz bir sonuçla İRAN İran-Türkiye ilişkileri en zor ilişkilerden biridir. AKP İktidarı, İran ın nükleer güce sahip olmasını normal karşılamaktan öte, destekliyor. Ortadoğu da tek nükleer güç İsrail in dengelenmesi Ankara nın rotası. Şüphesiz bu politika, eğer Ortadoğu da nükleer silah istenmiyorsa, bu İsrail için de geçerli olmalı, haklı zeminine dayanıyor. Ankara nın, ABD ve Avrupa nın İran üzerindeki baskıları üzerinde hissedeceği açıktır. Ankara nın Batı ile İran arasında nasıl bir denge tutturacağı, dış politikanın ana mihverlerinden biri olacaktır. Bu politik açılımlarda şüphesiz Yunanistan ve 14 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

17 Kıbrıs Rum Kesimi yle ilişkiler de, ileride yerini alacaktır. Ama nasıl; bunu zaman gösterecektir. Türk Dış Politikası nda Etkili İsim: Ahmet DAVUTOĞLU Bu dış açılımların mimarının, Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu olduğunu biliyoruz. Stratejik Derinlik kitabındaki tezlerinin aktif uygulamasını görüyoruz. Davutoğlu, bakan olmadan önce de, danışman olarak, açılım politikalarını başlatmış, Afrika ile Türkiye yi yakınlaştıran politikalar izlemişti. Türkiye dış politikasını, salt en güçlü başkentlere odaklı/bağımlı olmaktan kurtarmak ve çok yönlü aktif ilişkiler geliştirerek ülke yararını en çoklaştırmak, şüphesiz ki desteklenmesi gereken bir düşüncedir. Afrika ya yöneliş iyi bir seçimdi. Bu deneyim kazandırdı; sonuçta ülkenin Afrika ile ekonomik ilişkileri arttığı gibi, Afrika dan alınan destek Ankara nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ne girmesini sağladı. Davutoğlu nun kriz bölgelerinde ana arabuluculuk rolüne soyunma politikası, Filistin Sorunu nda bile belirleyici olabilme iddiası, şüphesiz yer yer hayalci beklentilere yol açmaktadır. Türkiye nin bölgeyle ve bölge ülkeleriyle tarihsel ilişkisi, bu girişimlere güç vermekte ve cesaretlendirmektedir. Ancak büyük sorunları çözücü arabuluculuklarda başarının, ancak arka planda güçlü ekonomiye sahip olmayı da gerektirdiği unutulmaktadır. Türkiye ile Ermenistan arasında İsviçre de protokollerin imzalanması sırasında, iki dışişleri bakanının arkasındaki heyet in hepsi, düveli muazzama nın ta kendisiydi! Nitekim Ankara nın İsrail le yaşadığı politik gerilim, Türkiye nin arabuluculuk rolünü bitirmiştir. Bu gerilimde, AKP İktidarı nın İslamcı karakterinin gölgesini görmemek mümkün değildir. Davutoğlu nun Komşularla Sıfır Sorun Politikası Davutoğlu nun, komşularla sorunları mümkün olduğunca sıfırlamak ve çok yönlü ilişkiler geliştirme politikası, özünde doğrudur. Türkiye yüksek ekonomik potansiyele sahip olmasına rağmen, bu potansiyelini komşularıyla en alt düzeyde paylaşabilmektedir. Oysa eşyanın tabiatı gereği, ülkelerin komşularıyla ilişkisi en yüksek düzeyde seyretmelidir. Türkiye yıllarca bu çelişki içinde yaşamıştır. Diğer ülkelerin komşularıyla sahip olduğu ekonomik ilişkilerle, Türkiye nin komşularıyla ekonomik ilişkilerini kıyaslarsak, sanırım bu çelişkinin hem derinliğini hem de ülke zararına nasıl işlediğini görürüz. Türkiye nin komşularıyla sorunlarını sıfırlaması ve ekonomik (ve diğer) ilişkilerini üst düzeylere yükseltmesi olası mıdır? Şüphesiz böyle bir olasılık, ancak, ülkeler arasındaki sorunların büyük bir hakkaniyetle çözülme olasılığıyla doğru ABD nin Irak tan çekiliyor olması ve bölgede istikrar istemesi, iki ülke arasında doğal yeni ilişkilerin de zeminini hazırlıyor. orantılıdır. Ülkelerin kamuoylarını tatmin edici olmalıdır. Ülkeler haksızlığa uğramışlık duygusunu yaşamamalı, taraflar için onurlu, kabul edilebilir olmalıdır. Örneğin Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya ya onur kırıcı bir barış dayatılmasaydı, İkinci Dünya Savaşı olmayabilirdi görüşü yaygın kabul görmektedir. Barış anlaşması, ikinci büyük savaşın tohumlarını atmış, adeta yeni savaşın anlaşması olmuştur. Bu açıdan, uluslararası ilişkilerde köklü sorunlar ancak onurlu anlaşmalarla çözülebilir. Çatışmalı konulara nasıl yaklaşmalı? İsrail in politikası, bu soruya tam olumsuz bir örnektir. Aynı zamanda, Filistinlilerin de, her ne kadar mazlum durumda olsalar da, İsrail e yönelik sorun çözücü yaklaştıklarını söylemek zordur. Ancak, birinci derecede sorumluluk, büyük askeri gücü ve dominant rolü nedeniyle İsrail dedir. Ahmet Davutoğlu Kimdir? 1959 yılında Konya da dünyaya geldi yılında Boğaziçi Üniversitesi nde Ekonomi ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinden mezun oldu. Yüksek lisans derecesini Kamu Yönetimi, doktora derecesini de Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler dalında Boğaziçi Üniversitesi nde aldı yılları arasında doçentlik unvanını aldığı Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi nde öğretim üyeliği yaptı yılına kadar Marmara Üniversitesi nde çalıştı. Bu yıldan itibaren 2002 ye kadar Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Harp Akademilerinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi yılları arasında Profesör unvanı ile Beykent Üniversitesinde, üniversite yönetim kurulu üyeliği, senato üyeliği ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanlığı, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde de misafir öğretim üyeliği yaptı. Ahmet Davutoğlu, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakanı Abdullah Gül ün 17 Ocak 2003 te birlikte aldıkları ve 18 Ocak 2003 te Resmî Gazete de yayımlanan kararla büyükelçi olarak tâyin edildi. Aynı dönemde kurulan 58. Hükümette Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanlığı görevini aldı ve 59. Hükümet döneminde de aynı görevini sürdürdü. 1 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilen kabine revizyonunda Dışişleri Bakanı olarak atandı. Derin çatışmalı sorunlara nasıl yaklaşılmalı? İşbirlikçi, çözümcü, çatışmayı yumuşatıcı... Derin dondurucuya girmiş, savaş potansiyeli taşıyan, çözümsüzlüğe mahkum edilmiş ve alt düzeylerde seyreden ilişkileri, iyi niyetlerle canlandırmak, taraflar için yararcı yeni yollar açmak mümkündür. Krizlerle kilitlenmiş sorunlar, hem bölge hem taraflar için istikrar sağlamıyor ve dış müdahalelere açık bir zemin hazırlıyor. Her iki durum da, ülkeler aleyhine sonuçlar üretiyor. Bu çatışma odaklarına veya sorunlarına, iyi niyetle ve karşılıklı çok yönlü yararlar üretecek şekilde çözümcü yaklaşım, doğrudur. ARALIK 2009 STRATEJİK DÜŞÜNCE 15

18 AVRUPA DA YENİ DÖNEM TÜRK DIŞ POLİTİKASI NIN ALGILANIŞI Valeria Talbot İTALYA Son yıllarda Türkiye, Ortadoğu bölgesi ile ilişkilerinde yaşadığı uzun bir kopukluk döneminin ardından bu bölgedeki komşuları ile ilişkilerinde daha aktif bir dış politika izlemeye başlamıştır. Ayrıca AK Parti nin diğer müslüman ülkelerle geliştirdiği iyi ilişkiler Türk Dış Politikası nda izlenen çizginin Ortadoğu eksenine kaymasına yardımcı olmuştur. Diğer yandan, stratejik ve ekonomik ilişkiler ile enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç, Türk Dış Politikası nın kimi zaman ABD nin bölgeye dönük çıkarları ile uyuşmamasının da etkisiyle, bağımsız bir Ortadoğu politikasının izlenmesini zorunlu kılmıştır. Ahmet Davutoğlu nun Dışişleri Bakanı olarak göreve başlamasının ardından Türkiye, bölgesel ilişkilere ve sorunlara daha fazla kanalize olmaya başlamıştır. Bunun yanında Ortadoğu ya dönük girişimlerde ekonomik ilişkilerin boyutu günden güne daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Nitekim bugünlerde Ortadoğu ülkeleri ile yapılan ticaret, AB pazarlarından sonra Türkiye nin ikinci büyük ihracat kapısını oluşturmaktadır. Türk Dış Politikası nın yeni dinamikleri Ortadoğu bölgesinin ötesine uzanmakta ve Kafkaslar ile Kıbrıs ı da kapsamaktadır. Türkiye nin kendi inisiyatifiyle bölgesel krizlerin çözümünde arabulucu olmayı istemesi (İsrail-Suriye, İsrail - Filistin Barış Süreci, Kafkaslarda yaşanan krizler) Ankara için olduğu kadar, Batılı müttefikler ve geniş ölçekte düşünüldüğünde AB için de önem arz etmektedir. Türkiye nin AB üyeliğine giden yolda üstlendiği bölgesel rolün güçlendirilmesi, AB nin uluslararası politik aktör olma arzusuna katkıda bulunabilir, bölgesel krizlerin çözümünde sahip olduğu kapasiteyi artırabilir ve Avrupa ya enerji arzının güvene alınmasına yardımcı olabilir. Ülkeler arasındaki ana sorun, yıllar içinde birikim ile gerçekten kökleşiyor, kök salıyor. Tam kök sorun olup çıkıyor. Çözülmez bir niteliğe bürünüyor. Ayrıca, kök sorun, çevresinde yeni yan sorunlar oluşturarak gelişiyor, büyüyor! Kök sorunu belki de hiç çözemeyebilirsiniz, ancak çevresindeki buzulları çözmek için çaba harcayabilirsiniz. Kök sorunun gelişmesini ve beslenmesini engelleyebilirsiniz, dahası belki de kök sorunu kendi çekirdeğinde dondurup küçültebilirsiniz. İnsan beyni ve bedeni bile, tıkalı damarları ve ürettiği sorunları, çevresinde yeni kılcal damarlar üreterek ve çevresinin kanlanmasını, beslenmesini ve canlanmasını sağlayarak aşabiliyor! Bakmışsınız, kök sorun (tıkalı damar) dumura uğramış, çevresinde oluşan yeni hayatsal faaliyetler onu kozasına hapsetmiş veya kök sorunu gereksiz kılmış veya zaman içinde kendiliğinden çözümler üretebilmiş. Hayat, yani biyoloji, her zaman ve durmadan, yaşamak için yeni yollar, araçlar bulup buluşturur. Amaç, sorunu aşmak ve yaşamı sürdürmektir. İnsan düşüncesi de aslında yaşam ın, yani biyolojinin en önemli parçasıdır. Ama insan beyninin bir açmazı vardır: durumu kabullenme, koşullara boyun eğme, ortama ve var olana büyük uyum gösterme. Toplumlar, ülkeler gibi büyük organizmaları ve çok katmanlı kurumsal yapılar, beynin bu uyum yeteneğini daha da hızlandırmaktadır. Aslında beynin uyum kapasitesinin büyüklüğü, bireyin genel anlamda hayatta kalmasını sağlamaktadır. Ama paradoksa bakın ki, uyum niteliği, sorunlara da boyun eğmeyi beraberinde getirebilmektedir. Sorunları oluruna ve tarihsel akışına bırakmak bunun sonucudur. Bu durum ancak aktif girişimlerle aşılabilir. Kökleşmiş sorunların üzerine gidilmezse, büyümeleri engellenemez. Katılaşma Değil Daha Yumuşak İlişkiler Dönemi Türkiye nin komşularıyla ilişkilerini en üst düzeye yükseltme politikası, en doğal hakkıdır. İçsel nedenlerle ve bölgesel olarak bakıldığında, biz hep onlarla birlikte yaşayacağız. Türkiye nin Suriye, Irak ve İran ve dahası Ermenistan ile yakın ilişkiler kurmasının, tarihsel, kültürel temelleri vardır. Suriye en az sorunlu olduğumuz ülkedir. Kürt Sorunu nda ortaklık iki ülkeyi yakınlaştırıcıdır. Irak da Suriye ile benzerdir. Ancak büyük petrol rezervleri, Irak ı uluslararası arenada kavga konusu yapmaktadır. ABD nin Irak tan çekiliyor olması ve bölgede istikrar istemesi, iki ülke arasında doğal yeni ilişkilerin de zeminini hazırlıyor. Yeni bir aşama vardır Irak ta. Bu düzeyde PKK nın ilişkileri bozucu ve yıpratıcı faaliyetlerine yer yoktur. Bu durum, bir yıl içinde, PKK nın Irak tan Türkiye ye yönelik faaliyetlerinin sona ermesi zorunluluğunu doğuruyor. PKK lıların geri dönüş sürecini bu bağlamda düşünmek gerekir. Eğer bu saptama doğruysa, Kürt Sorunu, giderek dış destek ve bağlantılarından biraz soyutlanacak ve daha çok içsel bir sorun niteliğine bürünecek demektir. Ermenistan la imzalanan protokoller şüphesiz, özellikle Azerbaycan açısından sorunludur. Ankara, Azerileri yatıştırmaya yönelmiştir. Azerbaycan bizim dostumuz. Bir millet, iki devlet gerçekten iyi bir tanımlama. Ülkeler arasında sorgusuz sualsiz ve önyargısız böylesine dostlukların olması heyecan vericidir! Azeri kar- 16 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

19 Türkiye, özgün çıkarları ve ağır sorumlulukları olduğunu hatırlamalıdır. deşlerimizin, Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasından ihanet duyguları na kapılmasını da bu açıdan anlayışla karşılamak mümkündür. Ancak olaya daha geniş bir zaman diliminden bakılmalı. Ermenistan ın hem Türkiye hem Azerbaycan ile düşmanlık mertebesindeki kök-ana sorunlarını çözebilmek belki de yeni denenmekte olan bu yolla mümkündür. Azeri topraklarının işgaline son vermedikçe, Türkiye nin Ermenistan kapısını kapalı tutması, sorunu katmerleştiriyor. Hem Ermeni-Azeri ilişkilerini, hem de Türkiye-Ermenistan ilişkilerini giderek daha da ağırlaştırıyor. Kök sorun-lar ın buzullaşmasına, katılaşmasına yol açıyor. Katılaşma, düşmanlıkları büyütüyor, Türkiye nin üzerinde uluslararası baskıları arttırıyor. Sonuçta, eski politika, Türkiye ve Azerbaycan ın sorunlarını çözmeye hizmet etmiyor. Bu katı politikaların Ermenistan ın yalvarmasına yol açacağını beklemek gerçekçi olabilir mi? Şimdi Türkiye ile Ermenistan arasında yeni durum, yeni ilişkiler ve politikalar ağı yaratacaktır... Soykırım suçlamasının çözüleceğini beklemek safdillik olur. Ama yeni ilişkiler, soykırım suçlamasını daha yönetilebilir kılma potansiyeline sahiptir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin gelişmesi, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde ve sorunların çözümünde katılaşma değil daha yumuşak ilişkiler dönemi başlatacağını varsaymalıyız. Eşyanın doğasına, bu uygundur! Bölgede sorunların, çatışmacı değil işbirlikçi modellerle çözülebilmesinin yolu açılıyor. Doğru olan budur. Davutoğlu nun bu yaklaşımı Türkiye nin kendine güvenini de geliştirecek, Kafkasya da ülkeler arasında ekonomik işbirliği arttıkça, büyük devletlerin kriz odaklarına kışkırtıcı ve kendi yararlarına müdahaleci politika alanları da doğal olarak sınırlanacaktır. Bu politikalar Türkiye yi bölgesel olarak büyütebilir. Bunu bir emperyalist büyüme olarak görmek yanıltıcı olur. Buradan şöyle bir sonuç çıkmasını ummak ve beklemek daha gerçekçi olur: Bölgesel olarak, ülkelerin yararlarını en çoklaştıracağı bir ilişkiler ağı ve bütünlüğü. Kendi yaşadıkları bölgede dış müdahaleleri en aza indirme olasılığı. Gelişecek bir ülkeler arası barış ağı dünyada barışa büyük katkılar sağlayabilir. Hedef, bu olmalıdır, yoksa ülkelerin bencil çıkarları değil. Kürt Meselesi nin böyle bir ortamda yönetilebilirliği, daha kolay ve sorunsuz olabilir. Türkiye özellikle komşularıyla sorunlarına artık böyle bir stratejik düşünce ile ve öncü bir konumla yaklaştıkça, ulusal yararı en çoklaştıracaktır. Şüphesiz burada önemli olan, Türkiye nin sorun çözerken, durmadan verici, karşısındaki egoları ve ulusal benlikleri durmadan doyurucu davranamaz. Çünkü o takdirde burada da doyurulması gereken daha büyük ulusal benlik boşlukları ortaya çıkar ki, işte esas o zaman sorunlar yönetilemez olurlar... HIRVATİSTAN TÜRKİYE NİN BÖLGESEL GÜÇ OLMA BAĞLAMINDAKİ TASVİRİ Senada Selo Sabic 2009 yılının Kasım ayı itibariyle Türkiye nin gündemini, iki dış politika konusu meşgul etmektedir. Birincisi, Türkiye ve Ermenistan ın hemen hemen bir asırdır gergin olan ilişkilerini normalleştirmek adına imzalanan 10 Kasım 2009 tarihli antlaşmadır. Bu bağlamda söz konusu antlaşma, Osmanlı devletinin 1915 yılında Ermeni halkına karşı işlediği katliamlar ve Türkiye ye güçlü kardeşlik bağlarıyla bağlı Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan, şu an için dondurulmuş Dağlık Karabağ sorununun gölgesinde kalmıştır. 10 Kasım 2009 tarihli Zürih Antlaşması iki ülke arasında atılması gereken zorlu adımların yalnızca ilk basamağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda her iki ülke, antlaşmaya karşı çıkan güçlü muhalefetlerine rağmen, söz konusu çabaların başarılı olabilmesi için karşılıklı iyi niyet ve samimi yaklaşımı devam ettirmelidir. Nitekim antlaşma yalnızca iki hükümetin parlamentoları tarafından onaylanarak kaderine terk edilmemelidir. İkincisi, İtalya ve ABD nin de katılımıyla gerçekleşecek NATO askeri tatbikatından İsrail in dışlanmasıdır yılının Aralık ayında gerçekleşen Gazze operasyonlarına kadar, Türkiye, İsrail in Ortadoğu daki en sadık ve güvenilir müttefikleri arasında sayılmaktaydı. Ancak Türkiye nin söz konusu operasyonları ağır bir dille eleştirmesi üzerine iki ülke ilişkilerindeki yakınlık yerini gerginliğe bırakmıştır. Türkiye nin bölgesel güç olarak ortaya çıkma çabalarıyla birlikte düşünüldüğünde bu durum sürpriz bir nitelik taşımamaktadır. Türkiye bu bağlamda kendi özgün politikalarını geliştirmeli ve geleneksel müttefikleri bile olsa, bu ülkelerin çıkarlarını tekrar dillendirmekten vazgeçmelidir. ARALIK 2009 STRATEJİK DÜŞÜNCE 17

20 EKONOMİ - POLİTİK YENİ DÜNYANIN EKONOMİ POLİTİĞİ VE TÜRKİYE NİN TARİHE DÖNÜŞÜ Büyük oranda yeniden kurulan dünya sistemin bütün malzemeleri önümüzde durmaktadır. Bu malzemeden hangi kalitede nasıl bir yapının çıkacağına karar verecek aktörler arasında son asırda ilk defa Türkiye de var. Doç. Dr. İbrahim ÖZTÜRK Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 20. yüzyılın bitmesiyle birlikte o çağa ait olan birçok şey de artık geride kaldı. Kaçırdıklarımızdan ziyade istikbalde bekleyenlere odaklanmak tarihin akışına daha uygun olsa gerek. 19. yüzyılın sonlarında, 1890 lı yıllarda Amerikan Patent Enstitüsü Başkanı, Yapılacak bütün kârlı işler bitti, bütün icatlar yapıldı anlamında laflar ediyordu. Yani yeni fırsatlar kalmadığından, girişimciliğin adeta sonuna gelindiğinden dem vuruyordu. Günümüzde de birçok şirketin işadamları arasında bu yönde şikayetler mevcuttur. Aradan geçen bir asırdan fazla zaman gösterdi ki, aslında o zaman daha yolun başındaymışız. Şimdi 21. yüzyılın başında geleceğe nasıl bakmalıyız? Her şey geçen yüzyılda yapıldı, atı alan Üsküdar ı geçti. diyenlerden mi olacağız, yoksa her şey istikbalde diye kolları bir daha sıvayıp geleceğe öyle mi bakacağız? Bu tercih, tümüyle kendimizin, şirketimizin ve devletimizin ne yapmak istediğine göre şekillenecektir. Yeni dönemin farkına varanlar ve yeni meydan okumalarla yüzleşecek cesaret, donanım ve iradeye sahip onlalar geleceğe odaklanacaktır. Bu kesim, Sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylemediğim sözdür noktasında olup, büyük randevuların bizi beklediğine göre konum almaktadırlar. Tersi durumdakiler ise tedrici bir izmihlalin pençesinde, suçlayacağı bir günah keçisi bulmakta gecikmeyecektir. Kendi hikâyesini abartıp milletin ve ülkenin hikâyesi olarak satmaya çalışacak ve Nerde bu devlet, nerde bu millet? diye yakınacaklardır. Oysa gerçek şudur ki; tabiat boşluk kabul etmekte, çöken şirketlerin, kaybolan değerlerin yerini başkaları, hatta daha etkin olanları doldurmakta ve tarihin katarı bu şekilde devam etmektedir. Evet, geçmişte yapılamayan ve ertelenenler elbette kişilerin, şirketlerin ve devletlerin yakasını kolay kolay bırakmaz. Bu bedel belli bir süre ödenmek zorundadır. Öte yandan önde gidenler bu avantajını kaptırmak istemez. Neticede arkadan gelenler için yakınsamak kolay olmaz. Ancak tarih de böyle akıp gitmemektedir. Tarihi kader milletlerin avuçlarının içinde değildir ve bu akışı murat ettikleri gibi kontrol edemezler. Bu yazının ana fikri şudur: Şimdi büyük oranda yeniden kurulan dünya sisteminin bütün malzemeleri önümüzde durmaktadır. Bu malzemeden hangi kalitede nasıl bir yapının çıkacağına karar verecek aktörler arasında son asırda ilk defa Türkiye de var. Yol ince ve uzun, hiçbir şey de kesin değildir. Her başlangıç bir sona doğru, her son ise yeni bir başlangıca doğru kapı açar. Tarihe yaslanıp, özgüven devşirip, özgül ağırlığını harekete geçirip, uzun tarihin derslerini aktif olarak devrede tutarak, yani tam teyakkuz halinde ve donanımlı bir şekilde mutfakta yer almak gerekiyor. 18 STRATEJİK DÜŞÜNCE ARALIK 2009

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER Türkmenistan da Siyasal Rejimin Geleceği: İç ve Dış Dinamikler Açısından Bir Değerlendirme Yazar: Haluk ALKAN Özet: Türkmenistan, çok yönlü özelliklere sahip bir ülkedir. Sahip

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır.

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır. IMF ye Genel Bakış Biz kimiz? Uluslararası Para Fonu (IMF) parasal konularda küresel işbirliğini arttırmak, mali istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK DIŞ POLİTİKA ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK NİSAN 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM:

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 99 Kasım 2014 İKV DEĞERLENDİRME NOTU JUNCKER KOMİSYONU GÖREVE BAŞLARKEN: TÜRKİYE BİR 5 YIL DAHA KAYBETMEYİ GÖZE ALABİLİR Mİ? Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA. Prof. Dr. H. Mustafa Eravcı-Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı

ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA. Prof. Dr. H. Mustafa Eravcı-Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA Yer: Bera Hotel, Ziya Gökalp Bulvarı No: 58 Çankaya - Ankara / Türkiye SEMPOZYUM PROGRAMI 24 NİSAN, CUMA Kayıt: 09:00-18:00

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1

TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Hollanda İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Mehmet Özkan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV), İstanbul, 2014, 136 Sayfa. Hacı Mehmet BOYRAZ* 1998 yılında ilan edilen Türkiye

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

ORTADOĞU VE AVRASYA YAZ OKULU/TRABZON

ORTADOĞU VE AVRASYA YAZ OKULU/TRABZON ORTADOĞU VE AVRASYA YAZ OKULU/TRABZON DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (SAM) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ (KTÜ) ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (ORSAM) 02-07 Temmuz 2012 / TRABZON

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ile Bandırma Ticaret Odası (BTO) tarafından Bandırma da faaliyet gösteren işletmelerin AB uyum sürecinde müktesebata

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. BÜLENT ŞENER

Yrd.Doç.Dr. BÜLENT ŞENER Yrd.Doç.Dr. BÜLENT ŞENER ÖZGEÇMİŞ DOSYASI KİŞİSEL BİLGİLER Doğum Yılı : Doğum Yeri : Sabit Telefon : Faks : E-Posta Adresi : Web Adresi : Posta Adresi : 1976 DİYARBAKIR - MERKEZ T: 46237730003227 F: bulentsener@ktu.edu.tr

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI İstanbul Enstitüsü Hakkında İstanbul Enstitüsü, toplumsal, iktisadi ve siyasal alanlarda yenilikçi bilgi ve fikirler üretmek amacıyla yüksek kaliteli, nesnel ve derinlemesine

Detaylı

İşsiz Kapıcılara AB Parasıyla Boya Badana Kursu Verilecek 26 Ocak 2005 Büyükşehirlerde doğalgazın yaygınlaşmasıyla apartmanların ısınma sorununun ortadan kalkması sonucu işinden olan kapıcı sayısı hızla

Detaylı

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER KARİYER YÖNETİMİ Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER 7 KARİYER YÖNETİMİ Kariyer, bireyin mesleği ile ilgili pozisyonları, çalışma hayatı boyunca peş peşe kullanması ve organizasyonun üst kademelerine doğru ilerlemesidir.

Detaylı

2013 Türk Dış Politikası Yıllığı. Editörler: Burhanettin Duran, Kemal İnat, Ali Balcı

2013 Türk Dış Politikası Yıllığı. Editörler: Burhanettin Duran, Kemal İnat, Ali Balcı 2013 Türk Dış Politikası Yıllığı Editörler: Burhanettin Duran, Kemal İnat, Ali Balcı TÜRK DIŞ POLITIKASI YILLIĞI 2013 TÜRK DIŞ POLITIKASI YILLIĞI 2013 EDİTÖRLER BURHANETTİN DURAN KEMAL İNAT ALİ BALCI SETA

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

5. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Türkiye - AB Sivil Diplomasi İnşası: Kapasite İnşası Yönetimi ve Çok Boyutlu İşbirliği

5. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Türkiye - AB Sivil Diplomasi İnşası: Kapasite İnşası Yönetimi ve Çok Boyutlu İşbirliği STRATEJİK VİZYON BELGESİ 5. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Türkiye - AB Sivil Diplomasi İnşası: Kapasite İnşası Yönetimi ve Çok Boyutlu İşbirliği ( 20-21 Kasım 2014, İstanbul - Türkiye ) Avrupa Birliği çerçevesinde

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

EYLÜL - EKİM BÜLTENİ

EYLÜL - EKİM BÜLTENİ EYLÜL - EKİM BÜLTENİ İSTANBUL GENÇ BARIŞ İNİSİYATİFİ DERNEĞİ Mecidiyeköy Mahallesi Şehit Er Cihan Namlı Caddesi No: 39/8 Şişli/İstanbul 1 GBİ ARTIK BM KÜRESEL İŞBİRLİĞİ AĞI ÜYESİ! DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE FESTİVAL

Detaylı

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Uluslar arası İlişkiler Bölümü

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Uluslar arası İlişkiler Bölümü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Avrasya da Ekonomik İşbirliği İmkanları: Riskler ve Fırsatların Konsolidasyonu Mustafa Aydın Ankara, 30 Mayıs 2006 Avrasya Ekonomik

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

TASAM TARAFINDAN DÜZENLENEN 6. ULUSLARARASI TÜRK-ASYA KONGRESİNDE SUNULAN TEBLİĞ: TÜRK DÜNYASININ ENTEGRASYONU (İstanbul, 7-8 Haziran 2012)

TASAM TARAFINDAN DÜZENLENEN 6. ULUSLARARASI TÜRK-ASYA KONGRESİNDE SUNULAN TEBLİĞ: TÜRK DÜNYASININ ENTEGRASYONU (İstanbul, 7-8 Haziran 2012) TASAM TARAFINDAN DÜZENLENEN 6. ULUSLARARASI TÜRK-ASYA KONGRESİNDE SUNULAN TEBLİĞ: TÜRK DÜNYASININ ENTEGRASYONU (İstanbul, 7-8 Haziran 2012) Protokolümüzün saygıdeğer mensupları, Sayın Başkan, Değerli katılımcılar,

Detaylı

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli

Detaylı

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği 3. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sempozyumu 21-23 Ekim 2011, Çanakkale Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği Aslı

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve EİT Ticaret ve Kalkınma Bankası

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve EİT Ticaret ve Kalkınma Bankası Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve EİT Ticaret ve Kalkınma Bankası Ömer Faruk Baykal* Türkiye, Pakistan, İran tarafından 1985 yılında kurulan Iktisadi İşbirliği Teşkilatı (EİT), üye ülkeler arasında

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 28 Nisan 2014 MALEZYA-TÜRKİYE STA VE VİZE ANLAŞMASI MALEZYA-TÜRKİYE İHRACAT KOMPOZİSYONU TÜRKİYE İHRACATI (2013) % MALEZYA İTHALATI (2013) 1 Motorlu

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı