LAFTA (Bkz. Latin Amerika Serbest Ticaret Birli i) F. Ergin

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "LAFTA (Bkz. Latin Amerika Serbest Ticaret Birli i) F. Ergin"

Transkript

1 L LAFTA (Bkz. Latin Amerika Serbest Ticaret Birli i) F. Ergin Lags [Alm. Lag, Ve r z ö g e r u n g, P h a s e n v e r s c h i e b u n g] [Fr. D é c a l a g e ][ ng. L a g s] Maliye ve para politikas nda sorunun teflhisi, karar n al nmas, geçifl döneminin, aksiyonun zamanlanmas, ekonomideki dalgalanmalar n istikrara kavuflturulmas aç s ndan önemli gecikmelere yol açmaktad r. Gecikmeler (lags) üçe ayr lmaktad r: 1) ç gecikmeler: Teflhis ve karar süreçleriyle ilgilidir. 2) Geçifl gecikmeleri. 3) D fl gecikmeler. Harcama ve üretimle ilgilidir. ç gecikmelerden biri olan teflhis gecikmesi, para ve maliye politikas nda büyük farklar göstermemektedir. Karar gecikmesi para politikas nda daha k sa sürelidir ve Merkez Bankas n n kararlar na ba l d r. Maliye politikas ile ilgili kararlar ise, bunlar n parlamentoda görüflülmesi ve karara ba lanmas gerekti i için, daha uzun sürelidir. Geçifl dönemine ait gecikmeler hem para, hem de maliye politikas için oldukça uzun sürelidir. Para politikas finansal kurumlar arac l yla ifllemekte, bankalar n rezerv pozisyonlar n n de iflmesi zaman gerektirmektedir. Geçifl döneminin son aflamas nda hanehalk n n ve teflebbüslerin harcama kararlar yer almaktad r. Maliye politikas nda, vergilerde ve harcamalarda meydana gelen de iflmeler zaman gerektirmektedir. Hattâ baz projelerde k sa dönemde çok az fiili harcama yap labilmektedir. Örne in, bir köprünün yap m için gerekli sörvey, dizayn ve planlama çok uzun bir dönemi kapsamaktad r. D fl gecikmeler, harcama ve üretim süreçlerinden oluflmaktad r. Harcama gecikmesi, maliye politikas aç - s ndan daha k sa süreli olabilmektedir. Üretim gecikmesinin para ve maliye politikalar aç s ndan farkl olmas için bir neden yoktur. Yukar daki aç klamalar özetlemeye çal flal m. Zaman, t o... t 5 ile gösterildi inde, Zaman t o Sorun teflhis edilmemifltir (teflhis gecikmesi), t 1 Sorun teflhis edilmifltir (karar gecikmesi), t 2 Parlamento ve merkez bankas karar almaktad r (geçifl dönemi gecikmesi), t 3 Tüketici geliri ve faiz oranlar üzerinde etki (harcama gecikmesi), t 4 Hanehalk ve teflebbüslerin harcamalar üzerinde etki (üretim gecikmesi), t 5 Üretim ve istihdam üzerindeki etki. D. Demirgil Laissez Fair e [Alm. Laissez Faire][Fr. Laissez Faire][ ng. Laissez Fa - ire] Devletin müdahale etmedi i, piyasa kuvvetlerinin cari oldu u bir ekonomik politikay ifade eder. Laissez faire kelimeleri Frans zca olup, Fransa Maliye Bakan ve Merkantilizm taraftar Colbert e söylenmifltir. Colbert, kendisini ziyaret eden bir tüccara, Sizin için ne yapabilirim sorusunu yöneltmifl, tüccar da B rak n z biz yapal m (Laissez nous faire) fleklinde cevap vermifltir. Günümüzde de bu terim, müdahale etmeme politikas için kullan lmaktad r. (Bkz. B rak n z Yaps nlar B rak - n z Geçsinler) D. Demirgil Lange, Oskar ( ) Polonyal marksist iktisatç. Bat n n modern ekonomi gelene i ile marksist görüflleri, planlama ile pazar ekonomisinin verimlilik ölçütlerini kaynaflt rma çabas yla iktisat tarihinde özgün bir yer edinmifltir. Polonya da Tomaszow da do du. Poznan ve Krakow üniversitelerinde okudu da London School of Economics e girdi de Rockefeller bursu ile birçok Amerikan üniversitesinde dolaflt y l nda ö retim üyesi olarak Michigan Üniversitesi ne girerek ABD ye yerleflti y l nda Chicago Üniversitesi nde profesörlük ünvan n ald. Lange nin politika yaflam kinci Dünya Savafl n n son y llar nda, sürgündeki Polonya hükümeti ile Sovyet yanl s Polonyal direniflçiler aras nda çeliflkiler ortaya ç - k nca bafllad. Lange, sosyalistleri destekledi. Savafl sonunda kurulan sol kanat Polonya hükümetinin ABD Büyükelçisi oldu dan 1949 a kadar Polonya y Birleflmifl Milletler de temsil etti da Polonya n n birdenbire Stalinist ortodokslu a yönelmesinden sonra Lange geri ça r l p Polonya da önemsiz görevlere atand da Kruflçev döneminin getirdi i rahatlama Polonya da da hissedildi ve Lange nin esnek sosyalizm anlay fl yine geçerlik kazand. Lange Varflova Üniversitesi nde 1952 den 1955 e kadar rektörlük yapt ; 1955 y l ndan ölümüne kadar da profesör olarak görevini sürdürdü. Politik çal flmalar n n h zland savafl sonu y llar na dek Lange tam anlam yla Bat l bir iktisatç say labilirdi. Özellikle refah ekonomisi, faiz teorisi, arz ve talep 839

2 Laplace - Gauss Kanunu elastikli i gibi konularla ilgilenmifltir. Bunlar n yan s ra Marksist olmaktan çok Keynes çi bir yöntemle serbest rekabet sisteminin aksakl klar üzerinde durmufltur. Daha sonra özellikle sosyalist planlama konusuyla ilgilenen Lange, bu konuya önemli katk larda bulundu. Planl bir ekonominin fiyat mekanizmas yoluyla rasyonel kaynak da l m n sa layamayaca n, dolay s yla sosyalist sistemin verimsiz olaca n savunanlarla fliddetli bir polemi e girdi. Ona göre, rekabetçi kapitalist sistemdeki verimlilik ölçütleri, sosyalist bir planl ekonomide de sa lanabilirdi. Bunun için, devlete ait flirketlerin yöneticilerinin uymalar gereken kurallar saptad. Asl nda bu kurallar n uygulanmas, Walras ç Tatonne - ment sürecinin bir benzerini oluflturacakt. Böylece sosyalizm, iflsizlik ve sosyal eflitsizlik olmadan kapitalizm yoluyla elde edilen verimlili i, hattâ daha fazlas n sa layabilirdi. Planlama konusunda ise bir feed back sistemi öneriyordu: Uygulanan plan n sonuçlar gözlenerek aksakl klar n düzeltilmesi ve bu sürecin birçok kez tekrar... Lange, temel marksist görüflleri benimsemekle beraber, emek-de er teorisini do ru bulmuyordu. Bu kuram n ekonomi biliminde Marx tan sonra yeralan geliflmeleri yok saymak demek olaca n öne sürüyordu. Bafll ca eserleri, Marxian Economics and Modern Economic Theory (Review of Economic Studies, ), The Place of Interest in the Theory of P ro d u c t i o n (Review of Economic Studies, 3, ), S a y s Law: A Restatement and Critique (1942), Price Flexibility and E m p l o y m e n t(1944), Political Economy (1959), E c o n o - mic Development, Planning, and International Coopera - t i o n) (1968);, Essays on Economic Planning d i r. (1963) fi. Özgencil Laplace-Gauss Kanunu [Alm. Laplace-Gauss Verteilung ][Fr. Loi de Laplace- Gauss][ ng. Gaussian distribution, Normal distribution ] statistik analizlerin konusu olan kollektif nitelikteki (çeflitli tesadüfi etkenler alt nda olan) olaylar n da l m - n aç klamada en yayg n olarak kullan lan bölünme türü, Laplace-Gauss kanunu olarak da bilinen normal bölünmedir. Çeflitli tesadüfi nedenlerden ötürü sadece bir gözlemin ana kitle hakk nda sa l kl bir fikir veremedi i durumlarda, çok say da gözlemin incelenmesi ile araflt rma konusu olay n ana e ilimi belirlenebilmektedir. Canl varl klarla ilgili zekâ, boy, a rl k vb. de iflkenler, ayr - ca biyoloji, t p ve sosyal bilimlerin kapsam na giren birçok olay bu niteliktedir. Bu tür olaylarla ilgili yeterli say da birim incelendi inde, büyük say lar kanununun da etkisiyle, gözlemlerin ço unlu unun belirli bir de er etraf nda topland, buna karfl l k az say da gözlemin afl - r de erlere sahip oldu u görülecektir. Bu gözlemler, grafi i çan fleklinde olan bir frekans bölünmesi oluflturacaklard r ki, istatistikte bu bölünmeye normal bölünme denilmektedir. Normal bölünmenin gelifltirilmesinde en önemli katk lar olan matematikçiler, Abraham De Moivre ( ), Pierre S. Laplace ( ) ve Karl Gauss dur ( ). De Moivre, bölünmeyi ilk ortaya atan bilim adam olmas na ra men, çal flmalar ancak sonralar dikkat çekmifltir. Frans z matematikçi S. Laplace ise, gözlem say s artt kça olaylar n ana e ilimlerine ve ihtimallerine yaklafl laca n belirterek, tesadüfi etkenlerin rolü üzerinde durmufltur. Bu konuda Alman K.Gauss un çal flmalar n n en büyük üne sahip olmas nedeniyle e ri, Gauss E risi olarak da bilinmektedir. Simetrik bölünme türlerinden olan normal bölünme fonksiyonel olarak, Y = Normal E ri 1 σ 2π Laplace - Gauss Kanunu e -1/2 (X-µ) 2 /σ 2 denklemi ile ifade edilmektedir. Denklemde µ = aritmetik ortalama, σ = standard sapma, π = 3,14159 ve e = 2,71828 dir. X de iflkeni standard sapma cinsinden (z = X-µ/σ ) belirtilirse denklem, ortalamas 0 a ve standard sapmas 1 e eflit olan standard normal e ri denklemine dönüflecektir: 1 Y = e -1/2 z 2 2π Normal bölünme baz önemli özelliklere sahiptir. Bunlardan biri, flekilden de anlafl laca gibi, e rinin X eksenini kesmeyip eksene asemptot olmas d r. E rinin bir baflka özelli i, bölünmenin fleklinin (ordinat de erlerinin) denklemdeki bafll ca de iflken olan standard sapma taraf ndan belirlenmesidir. Böylece, de iflkenli in (da- lman n) bir ölçüsü olan standard sapman n de erinin yüksek olmas e rinin bas k olmas na, düflük olmas ise e rinin sivri olmas na yol açacakt r. E rinin alt ndaki alan, frekans bölünmelerinde toplam frekans, ihtimal bölünmelerinde de ihtimallerin toplam n (%100) belirtti inden ve normal bölünme sürekli bir bölünme oldu- undan, entegraller yard m yla belirli de erler aras ndaki alanlar hesaplanabilir. Bu yap ld nda, standard sapman n mutlak de erinden ba ms z olarak, normal bölünmede ortalamadan belirli say da standard sapma uzakl klar içinde, toplam frekans n ya da ihtimalin belirli yüzdelerinin bulundu u görülecektir. Bu do rultuda 840

3 Laspeyres ndeksi örne in, ortalamadan ± 1 standard sapma uzakl k içinde gözlemlerin %68,27 si, ± 2 standart sapma uzakl k içinde %95,45 i ve ± 3 standard sapma içinde %99,73 ü bulunacakt r. Bölünmesi normale uyan de iflkenler söz konusu oldu unda alan tablolar ndan yararlanarak, bir de iflken de erinin belirli bir uzakl k içinde bulunmas ihtimali hesaplanabilir. Normal bölünmeyi istatistik aç - dan önemli k lan hususlardan bir baflkas, ana kitle içinden örnek seçmede (örne e dahil gözlem say s en az 30 ise) örnekleme bölünmesinin normale uymas ve böylece ana kitle parametreleri hakk nda tahmin yapmada ve karar vermede normal bölünmeden yararlan labilmesidir. Bu hususlara ek olarak normal bölünme istatistikte önem tafl yan baz ihtimal bölünmelerinin, belirli koflullar alt nda, limitini oluflturmaktad r. Örne in, binom bö - lünmesinde elveriflli ve elveriflsiz hallerin ihtimalleri birbirine eflit ya da yak n ise, deney say s artt kça bölünme normale yaklaflmaktad r. Benzer flekilde örnek mevcudu artt kça t bölünmesi, kategori say s artt kça ki-kare bölünmesi ve ortalaman n de eri büyüdükçe Po - isson bölünmesinin flekli normal bölünmeye yaklaflmaktad r. (Bkz. Ana Kitle, Aritmetik Ortalama, Asimetri, Binom Bölünmesi, Bölünme, Büyük Say lar Kanunu, Hata, Ki-Kare Bölünmesi, Örnekleme Teorisi, Poisson Bölün - mesi, Standard Sapma, t Bölünmesi) B.A. Köksal Laspeyres ndeksi [Alm. Laspeyres-Index] [Fr. Indice de Laspeyres] [ ng. Laspeyres-Index, Laspeyres Formula] Birden fazla maddenin fiyat, miktar veya de erlerindeki de iflmeleri toplu olarak ve maddelerin toplam içindeki önemlerine göre yans tabilen tart l bileflik indeks türlerinden olan Laspeyres indeksinin ay r c özelli i, bu indeksin hesab nda tart olarak esas devre (bafllang ç devresi) ile ilgili göstergelerin kullan lmas d r. Haz rlanmak istenilen indeks bir fiyat indeksi ise, tart olarak bafllang ç devresi miktarlar n n kullan lmas ile Laspeyres fiyat indeksi elde edilmifl olacakt r. (p o ) ve (q o ) ile esas devre fiyat ve miktarlar, (p n ) ve (q n ) ile de indeksi hesaplanacak devrenin (cari devrenin) fiyat ve miktarlar gösterildi inde, Laspeyres indeksi, maddelerin (o) devresindeki miktarlar ile (n) devresindeki fiyatlar n çarp mlar n n toplam n n esas devre fiyat ve miktarlar n n çarp mlar n n toplam na bölünmesi ve sonucun 100 ile çarp lmas ile, p n q 0 Laspeyres indeksi = x 100 p 0 q 0 formülü yard m yla hesaplanacakt r. Örne in A, B ve C maddelerinin esas devre miktarlar 20, 30 ve 50, esas devre fiyatlar 6 TL., 3 TL., ve 2 TL., ve n devresindeki fiyatlar s ras yla 8 TL., 4 TL. ve 5 TL. ise, n devresine ait Laspeyres fiyat indeksi, p n q 0 (8x20)+(4x30)+(5x50) x 100 = x 100 = 171 p 0 q 0 (6x20)+(3x30)+(2x50) Lassalle, Ferdinand olarak hesaplanacakt r. Elde edilen 171 de erinin anlam, bafllang ç devresinden n devresine kadar ortalama olarak bu üç maddenin fiyatlar n n % 71 artm fl oldu udur. Bu indeksin hesaplanmas ndaki varsay m, bafllang ç devresinde sat n al nan miktarlar n di er devrelerde sabit kalaca ve sadece fiyatlar n de iflece idir. Ancak maddelerin fiyatlar yükselirken sat n al nan miktar n azald veya fiyatlar düflerken sat n al nan miktarlar n artt durumlarda, bu varsay mdan ötürü Laspeyres indeksi gerçek fiyat de iflmelerini tatmin edici flekilde yans tamayacakt r. Böylece, örne in, fiyatlar artarken sat n al nan miktarlarda azalmalar olabilece inden, p n q o, yani indeksin pay, gerçekte oldu undan daha yüksek bir de ere sahip olabilecek ve indekste yukar do ru bir sapma ortaya ç kacakt r. Maddelerin miktarlar ndaki art fllar n izlenmesinde de Laspeyres formülünden yararlan labilir. Ancak bu durumda tart olarak esas devre fiyatlar kullan lacak ve Laspeyres miktar indeksi, q n p 0 x 100 q 0 p 0 fleklini alacakt r. Bu formülde maddelerin fiyatlar n n de iflmedi i varsay ld ndan fiyatlar n de iflmesi halinde indekste bir sapman n ortaya ç kmas beklenebilir. (Bkz. Basit ndeks, Bileflik ndeks, Fisher deal ndeksi, Fiyat ndeksleri, ndeksler, Marshall-Edgewoth ndeksi) B. A. Köksal Lassalle, Ferdinand ( ) Ferdinand Lassalle Alman Sosyal Demokrat hareketinin kurucusu say l r. Devletçi bir sosyalizm anlay fl na sahipti. 11 Nisan 1825 te Breslau da do du. Yahudi as ll bir tüccar n o luydu. Berlin ve Breslau üniversitelerinde felsefe ve filoloji ö renimi gördü. Genç Hegelciler aras na kat ld. Hukukla ilgilendi, avukatl k yapt. Bir kontesin boflanma davas n kazand. 11 y l süren bu davay kazan nca kendisine ömür boyunca yüklü bir gelir ba latt ve hayat n n sonraki bölümünde parasal aç dan rahat etti y l nda Herakleitos felsefesini Hegel ci aç dan inceleyen bir kitap yay nlad de ise Müktesep Haklar Sistemi adl bir hukuk kitab yazd. Her iki kitap da önemli yank uyand rd. Lasalle in tarihe geçmesini sa layan ise, büyük örgütleyici yetene idir. Onun kurulmas nda bafll ca rolü üstlendi i Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ilk sosyalist kitle partisiydi ve uzun süre de bu niteli ini sürdürdü. Alman liberalizminin çekingenli i ve karars zl karfl s nda, nesnel temelleri çözülmesine ra men kararl ve sald rgan tutucu kesim aras ndaki görüfl ayr l, o günün Alman siyasi ortam n belirtiyordu. K.Marx bu ortam önceden görmüfl, çözüm olarak ise Alman iflçi s - n f n n kendi ba ms z siyasi tavr n belirlemesini ve 841

4 Latin Amerika Ortak Pazar üçüncü bir alternatif olarak sunmas n önermiflti. Lasalle de ayn fikirdeydi ve bunu gerçeklefltirmek için kendini bütün gücüyle örgütlenme çal flmas na verdi. lk ifl olarak, kurulacak flçi Partisi için bir program oluflturdu. Ricardo cu ücret teorisini de ücretlerin demir kanunu olarak sloganlaflt rd. 12 Nisan 1862 de bir dernekte aç klad program büyük bir yank uyand rd. Yay nlan r yay nlanmaz da Lassalle tutukland te Lassalle taraf ndan kurulan Alman Emekçileri Genel Derne i ile Marxistlerce kurulmufl Alman Sosyal Demokrat flçi Partisi tek bir örgütte birleflmek için çal flmalara bafllad lar. Bunun için Gotha da bir ortak program haz rland. Bu programda Lassalle in devletçi sosyalizminin etkileri aç kça gözleniyordu. Bu program Marx taraf ndan fliddetle elefltirildi; ama Marx n bu elefltirileri sonucu pek fazla de ifltiremedi. Lassalle iflçilere evrimci ve reformcu mücadeleyle devletin yap s n de ifltirmeyi öneriyordu. Böylece demokratlar n iktidarda oldu u bir refah devletini öngörüyordu. Lassalle 1864 y l nda bir aflk meselesi yüzünden Ulah Kontu von Racowiltcz ile giriflti i düelloda öldü. C. Ersoy Latin Amerika Ortak Pazar [Alm. Lateinamerikanische Wi r t s c h a f t s g e m e i n s c h a f t] [Fr. Marché Commun de l Amérique Latine] [ ng. Latin American Common Market] Latin Amerika ülkelerinin iç pazar n geniflleterek tümünün refah n art rmak yolundaki düflünceler üstünde uzun zaman çal fl ld ktan sonra, 1967 y l nda Punto El Del Este konferans nda bir sonuca ulaflm flt r. Bu konferansta Latin Amerika Ortak Pazar adl genifl bir serbest ticaret bölgesi projesi haz rland. Bu konferansta pazar n kuruluflunun 1985 te tamamlanmas örgörülmüfl, ancak bu amaca ulafl lamam flt r. C. Ersoy Latin Amerika Serbest Ticaret Birli i [Alm. Latin American Free Trade Association] [Fr. As - sociation de libre échange de l Amérique Latine] [ ng. Latin American Free Trade Association] 1960 y l nda Montevideo da yap lan bir anlaflma ile kurulan Latin Amerika Serbest Ticaret Birli i ne bafllang çta yedi ülke kat lm flt r. Arjantin, Brezilya, Meksika, Paraguay, Peru, fiili ve Uruguay. Ekvador ve Kolombiya 1961 de, Venezuela 1966 da birli e kat lm flt r. Birlik, ithalat gümrük tarifelerinde önemli azalmalar gerçeklefltirilmifltir. Ancak ortak bir d fl gümrük tarifesinin armonizasyonu yönünde çok az ilerleme kaydedilmifltir y l ndaki toplant lar nda Latin Amerika ülkelerinin devlet baflkanlar, 1985 y l nda Latin Amerika için bir ortak pazar kurulmas na prensip karar vermifllerdir. LAFTA n n anlaflmada belirlenen hedeflerine ulaflamamas nedeniyle 1980 y l nda Acapulco da yap lan Bakanlar toplant s nda serbest ticaret birli ine yani bir Leontief Paradoksu yap verilmesi kararlaflt r lm fl ve 12 A ustos 1980 tarihinde imzalanan bir anlaflma ile de LAFTA n n yerine Latin Amerika Entegrasyon Birli i kurulmufltur. Bu yeni örgütün uzun vadeli amac da Latin Amerika ortak pazar n kurmakt r. D. Demirgil/fi. Akkaya Lehdar [Alm. Empfänger, Begünstigte] [Fr. Bénéficiaire] [ ng. Beneficiary] Türk Ticaret Kanunu, kambiyo senetlerinden olan poliçe ve bonoda, senet kime ya da kimin emrine ödenecek ise, onun ad ve soyad n n gösterilmesini zorunlu bir flekil flart olarak öngörmüfltür. Gerçekten, TK m bent 6 uyar nca, poliçede m. 688, bent 5 e göre, bonoda lehdar n ad ve soyad yer almazsa, senet k ymetli evrak olarak geçerlik kazanamaz. Buna karfl l k, çekte lehdar n gösterilmesi zorunlu de ildir. Keflideci, çeki dilerse emre yaz l kayd ile veya bu kay t olmaks z n belirli bir kimse lehine düzenleyebilece i gibi, emre yaz l de- ildir veya benzer bir kay tla belirli bir kifli lehine, nihayet hâmiline de keflide edebilir. Kimin lehine keflide edildi i gösterilmemifl olan bir çek, hâmiline yaz l çek hükmündedir. (TK m. 697/3) Zorunlu olmamakla beraber, çekte de bir lehdar gösterilmiflse, t pk bonoda oldu- u gibi, poliçeye iliflkin hükümler burada da örnekseme yolu ile uygulan r. Türk hukukunda, hâmiline yaz l poliçe ve bono düzenleme imkân bulunmad için, senette yeteri kadar aç kl kla tesbit edilebilecek bir lehdar n yer alm fl olmas gerekir. Lehdar olarak bütün gerçek ve tüzel kifliler gösterilebilir. Hattâ poliçede keflidecinin bizzat kendisini de lehdar olarak yazmas mümkündür. Muhatab n da lehdar olmas nda herhangi bir sak nca yoktur. Lehdar olarak ad senet üzerinde yaz l bulunan kifli, hayali bir kimse de olabilir. Burada önem tafl yan husus, senetteki ad ve soyad n n fleklen geçerli bir ad ve soyad olmas d r. Lehdar n kesinlikle tek bir kifli olmas zorunlu de ildir. Birden fazla kifli lehdar olarak gösterilmiflse, bunlar, BK m. 148 ve TK m. 7 uyar nca, müflterek alacakl durumundad r. Bu kifliler, ortak imzalar ile senedi üçüncü bir kifliye ciro ederlerse, aralar nda müteselsil bir sorumluluk do ar. Kambiyo senetleri, kanunen emre yaz l say ld klar için, lehdar n ad n n yan nda emre kayd n n konulmas vazgeçilmez bir flekil flart niteli inde de ildir. TK m. 583, bent 6 ve TK m. 688, bent 5, senet kime veya kimin emrine ödenecek ise, onun ad ve soyad - n n senet metninde yer almas n öngörmüfltür. Senedin önyüzünde ve metin içinde yer almak flart ile keflideci, senet lehdar n n ad n herhangi bir yere koyabilir. Ö. Teoman Leontief Paradoksu [Alm. L e o n t i e f - P a r a d o x] [Fr. Paradoxe de Leontief] [ ng. Leontief s paradox, Leontief s empirical findings] Hecksher-Ohlin teoremine göre, her ülke kendinde göre- 842

5 Leontief, Wassily li olarak bol bulunan ve ucuz olan üretim faktörünü yo- un kulland dallarda uzmanlaflmakta ve bu sektörde ihracata yönelmektedir. Heckscher-Ohlin teoremi birçok iktisatç taraf ndan ampirik testlere tâbi tutulmufltur. Bu testlerin sonuçlar hayli flafl rt c olmufltur. Bunlardan en ilgi çekici olan Leontief paradoksudur. Leontief, Amerika Birleflik Devletleri ihracat n n emek-yo un, ithalat n n ise sermayeyo un oldu u sonucuna varm flt r. fiu halde testten ç kan aç k sonuç Heckscher-Ohlin Teoremi nin yanl fl oldu udur. Çünkü Amerika Birleflik Devletleri gibi bir ülkede sermayenin göreli olarak bol, eme in ise k t faktör oldu- u aç kt r. Amerika Birleflik Devletleri nin ihracat emek-yo un mallardan olufltu una göre, bu ülkenin kendisinde göreli olarak bol bulunan faktörle üretti i mallarda uzmanlafl p bu mallar ihraç edece i yerde, k t faktörle üretti i mallarda ihracata gitmektedir. Bu ise Heckscher-Ohlin Teoremi nin sonuçlar na karfl t olan flafl rt c bir sonuçtur. Leontief in bu sonuca var rken kulland yöntem testin tutarl hakk nda kuflku uyand rm flt r. Ad geçen iktisatç, Amerika Birleflik Devletleri ndeki iflçi arz n emek birimleri ile de il de etkinlik birimleriyle hesaplam flt r. Ayr ca Amerikan iflçisinin ayn kapitalle çal flan yabanc iflçilerden üç kez daha etkin oldu unu ileri sürmüfltür. (Bkz. Heckscher-Ohlin Teoremi) E. Alkin Leontief, Wassily ( ) Girdi-ç kt analizlerinin yarat c s, St. Petersburg t a do du. Yüksek ö renimini St. Petersburg ve Berlin üni - versitelerinde yapt döneminde Kiel Üniversitesi nde araflt rmac olarak çal flt. Çin hükümetine ekonomik dan flmanl k yapmak üzere Nanking e gitti. Daha sonra ABD ye yerleflerek 1931 y l nda Ulusal Ekonomi Araflt rma Bürosu nda (NBER) araflt rmac olarak çal flmaya bafllad y l nda profesör ünvan ald. Leontief 1946 da Harvard Ekonomik Araflt rma Projesi (HERP) adl kuruluflu oluflturdu ve 1972 de kapat - lana dek bafl nda kald te Harvard dan istifa ederek New-York Üniversitesi nde çal flmaya bafllad y l nda Fransa taraf ndan Legion d Honneur niflan na lay k görüldü y l nda Almanya da Bernhard Harms, ödülü, 1973 y l nda ise Nobel Ödülü kazand. Girdi-ç kt analizleri üzerine ilk makaleleri Quanti - tative Input-Output Relations in the Economic System of United States (1936) ve The Structure of the American Economy, (1941) pek ilgi görmemiflti. Girdiç kt modelinin önemi kinci Dünya Savafl sonras ortaya ç kt. Bu dönemde Keynes çi tam istihdam politikalar n n yayg n kullan m, bunlar n do ru uygulanabilmesi aç s ndan girdi-ç kt modelinin tafl d önemin ortaya ç kmas n sa lad. Girdi-ç kt analizleri (öteki ad yla endüstrileraras ekonomi) giderek bir uzmanl k alan oldu. Adam Smith, Ricardo gibi klasik iktisatç lar ekonomiyi bir bütün olarak düflünürlerken, Leon Walras d fl ndaki neo-klasik iktisatç lar yaln zca k smi denge analizleriyle ilgilendiler. Walras ise tümüyle teorik iktisat ile Leontief, Wassily ilgilendi ve ampirik bir model gelifltirmedi. Leontief in girdi-ç kt modeli, ekonomiyi bir bütün olarak ele almas bak m ndan, Walras n bir devam say l rsa da, modelinin ampirik bir nitelik tafl mas ve pratikte çok genifl uygulama alan bulmas ile Walras n modelinden ayr - l r. Leontief in y llar n kapsayan ilk girdi-ç kt tablosu kapal bir modeldi ve 44 sektörü kaps yordu. Leontief bu tabloyu gelifltirerek teknik katsay lar tablosu nu türetti, bu tablodaki teknik katsay lar n sabit oldu unu varsay yordu. Sonunda bu katsay lar Leontief Ters Matrisi ni elde etmek için bir simultane denklemler sistemine sokuluyordu. Bu statik girdi-ç kt denklemi, her sektörün bir Dolar de erinde mal üretebilmek için di er sektörlerden dolayl ya da dolays z ne kadar mal gereksindi ini gösteriyordu. Leontief, o dönemdeki hesaplamalar n n imkânlar n gözönüne alarak 44 sektörü 10 a indirdi. Leontief in baflkanl ndaki fl statistikleri Bürosu (BLS) 1939 da 95 endüstrilik, 1947 de ise 500 endüstrilik tablolar gerçeklefltirdi. Bu son tablo 190 endüstriyi kapsayacak flekilde yeniden düzenlendi de Leontief aç k statik girdi-ç kt sistemini gelifltirdi. Bu sistemde endüstrilerin kendi aralar ndaki sat fllarla hükümete, kiflilere, d fl ülkelere yap lan nihai sat fllar birbirinden ayr l yordu. Bu yeni tabloda ilksel girdiler (hanehalk ndan sat n al nan emek, ithalat vb.) için ek s ralar ile toplam olarak hesaplamalar için nihai talebi veren ek nihai sat fllar sütunlar vard. Böylece d flsal nedenlerden ötürü nihai talepte meydana gelebilecek de iflikliklerin her sektörü nas l etkileyece i tabloda aç kça görülüyordu. Sütunlar toplam toplam talebi verirken, s ralar toplam katma de eri veriyordu. Nihai talepteki de iflmeler ise, istatistiki metodlar yoluyla yap lan tahminlere dayan - yordu. Leontief 1953 te yazd Studies in the Structure of the American Economy adl kitab nda ekonomik girdiç kt modelini ve bölgesel girdi ç kt modelini gelifltirdi. Do rusal fark denklemlerinden oluflan dinamik sistem, zaman içinde her sektörün kapasitesindeki de iflikliklerin gerektirdi i yat r m gereksinimini gösteren sermaye katsay lar matrisini içeriyordu. Bu modelde teknik katsay lar n sabit olmas zorunlulu u kalk yordu. Girdi-ç kt modelleri yayg nlaflt kça, dünya çap nda endüstrileraras ekonomi konferanslar yap lmaya baflland. Bu konferanslar modelin yeni kullan m imkânlar - n ortaya ç kard, Leontief ve yard mc lar Birleflmifl Milletler için yapt klar bir çal flmada, modeli dünya ekonomisinin gelece ini araflt rma amac yla kulland lar. The Future of the World Economy (1977) adl kitab nda dinamik ve bölgesel girdi-ç kt modellerinin dünya çap nda bir uygulamas n yapan Leontief, çal flmas nda dünyay 15 bölgeye ve 45 ekonomik sektöre bölerek, 2000 y l na kadar alternatif kalk nma stratejilerinin ne gibi etkileri olaca n araflt rd. Leontief in modelinin bir özelli i de, -Keynes de aralar nda olmak üzere- kendinden önceki geleneksel ekonomistlerin serbest piyasa ekonomisi varsay m na 843

6 Lerner, Abba karfl l k, bu türden kurumsal varsay mlara ba l olmamas d r. Model, liberal kapitalist bir ekonomiye uygulanabilece i gibi karma ya da sosyalist ekonomilere de uygulanabilir. (Bkz. Girdi-Ç kt Analizi) fi. Özgencil Lerner, Abba P. ( ) Besarabya da do du. Do umundan k sa bir süre sonra ailesi ngiltere ye göç etti inden, çocuklu unu, Londra da geçirdi y l nda London School of Economics e girdi. Lerner in bafll ca ilgi alanlar uluslararas ticaret, refah ekonomisi, sosyalist ekonomi, teorik makro ekonomi ve Keynes çi politikalar n uygulanmas d r. lk yaz lar, o zamanlar çok moda olan bir konuyu, geometrik tekniklerin ekonomiye uygulanmas n ele al yordu. Lerner bu teknikleri özellikle uluslararas ticarete uygulad. Yaz lar nda, faktör mobilitesinin olmad bir durumda, serbest ticaretin faktör gelirlerini ticaret yapan iki ülkede de eflitleyece ini gösterdi. Benzer sonuçlar 1948 de Paul Samuelson da buldu. lk çal flmalar ndan biri de Concept of Monopoly Power d r. Bu çal flmas nda tekel olgusunun, salt yo unlaflma oran gibi istatistiksel verilerle de il, toplum üstünde yaratt etkilerle de de erlendirilmesi gerekti ini vurguluyordu. Lerner 1944 te en önemli eseri say lan The Econo - mics of Control u yazd. Bu eserinde genel denge araçlar n kullanarak Pareto optimumunun eriflilebilirli ini gösterdi ve serbest piyasa ekonomilerinin bu konuda baflar s z kalmalar halinde, amaca eriflmek için devlet müdahalesinin yararl olabilece ini savundu. Functional Finance adl eserinde ise Keynes çi fikirlerin ekonomik politikaya uygulanmas n inceledi. Bugün Keynes çi fikirler denilince ço u kiflinin akl na baz mali politikalarla para politikalar gelir. Oysa bunlar n ço u Keynes in General Theory adl eserindeki fikirlerden yararlan larak baflkalar, özellikle Alvin Hansen ve Lerner taraf ndan formüle edilmifltir. Döviz kuru konusunda karfl t M. Friedman gibi esnek kuru savunan Lerner, 1970 li y llar n enflasyonist koflullar na karfl birtak m ekonomi politikalar gelifltirmeye çal flt. (Bkz. Keynes çi Ekonomi, Refah Ekonomisi) fi. Özgencil Lerner Koflulu [Alm. Lerner-Bedingung] [Fr. Loi de Lerner] [ ng. Ler - ner s Law] Devalüasyonun beklenen amac sa lamas için gerekli elastiklik koflullar topluca flöyle formüle edilebilir. e m + e x > 1 Bu ifadenin anlam fludur: Develüasyonun kendinden beklenen amac sa lamas, baflka bir deyiflle ödemeler dengesi aç klar n kapatabilmesi için, söz konusu ülke halk n n ithal mallar na talep eksikli i (e m ) ile o ülkenin ihraç mallar na d fl talep elastikli i (e x ) toplam n n en az üniteye eflit olmas gerekir. Marshall-Lerner koflulu ad da verilen bu koflul, d fl ekonomik iliflkilere konu olan mallar n arz elastikliklerini dikkate almaktad r. E. Alkin Likidasyon Liberalizm [Alm. Liberalismus] [Fr. Libéralisme] [ ng. Liberalism] Liberalizm dini inançlar n söz konusu oldu u hallerde, politik faaliyette ve ekonomik yaflamda endividualizm i, özgürlü ü ve tolerans benimsemifl ak mlar belirten genel terimdir. Dini sorunlarda, Liberalizm vicdan özgürlü ünü savunmufl, ba nazl a karfl ç km fl, mezhep ayr l klar n n alevlendirdi i sosyal gerginlikleri onaylamam fl ve kiflisel inançlara sayg gösterilmesini istemifltir. Liberalizm, politikada demokrasi ilkelerini desteklem i fl t i r. nsan haklar n n savunuculu unu yapm flt r. Liberaller, köleli in kald r lmas n, bireylerin bask alt nda yaflamaktan kurtar lmas n, vatandafllar n kanun önünde eflit olmalar n, genel oy hakk n n kutsall n ve hükümetlerin halka sorumlu tutulmas n istemifllerdir. Bireysel vatandafl haklar n n hikmet-i hükümet gerekçesinden üstün tutulmas na çal flm fllard r. Liberallerin politik doktrin ak mlar ndaki yerleri, statükonun süreklili ini arzulayan muhafazakârlar ile düzen de iflikli i özlemini duyan radikaller aras ndad r. Liberalizm halk içinden ç km fl, halkla beraber olan ve halk için çal flan, anayasal iktidar düzenlerini benimsemifl bir doktrindir. ktisadi Liberalizm, d flal m serbestli ini, gümrük vergilerinin indirilmesini, serbest rekabeti savunmufl ve devletin ekonomiye müdahalesine karfl ç km flt r. B rak n z yaps nlar, b rak n z geçsinler sözü, ktisadi Liberalizm in slogan d r. ktisadi Liberalizm, Büyük Sanayi Devrimi ça nda ngiltere de do mufltur. ngiliz liberalleri, Fizyokratlardan Vincent de Gournay in B rak n z yaps nlar, b rak - n z geçsinler sözünü, iktisat politikas na ana ilke olarak benimsemifllerdir. Whig ler ile 1830 da onlar n yerini alan Liberal Parti, d fl ticarette Merkantilizm e son verilmesini ve serbest mübadele sistemine geçilmesini hedef tutmufllard r. Liberal Parti nin paralelinde, Manchester Okulu da ayn amac n gerçekleflmesine çal flm flt r. ktisadi Liberalizm in öncülü ünü yapmfl ilk iktisatç lar, ifladamlar ve politikac lar flunlard r: Adam Smith, Ricardo, Jeremy Bentham, Richard Cobden, John Bright ve John Sturat Mill. (Bkz. Fizyokratlar, Klasikler, Adam Smith, John Bright, Richard Cobden, Davit Ricardo, John Stuart Mill, Merkantilizm, Manchester Okulu, Hi - mayecilik, Neo-Liberalizm) F. Ergin Likidasyon [Alm. Liquidierung] [Fr. Liquidation] [ ng. Liquidation] Dar anlam yla likidasyon, bir borcun ödenmesi demektir. Kapsaml anlam yla kullan ld nda ise, likidasyon ile, bir iflletmenin tasfiye edilmesi kastedilir. Tasfiye süresince, iflletmenin, bir yandan varl klar nakte (veya da- t labilir di er likit varl klara) dönüfltürülür; di er yandan da borçlar ödenir. Likidasyon süreci sonunda tüm borçlar ödendikten sonra geriye nakit (veya da t labilir di er likit varl klar) artarsa, bunlar da ortaklara da t l r. Y. Ercan 844

7 Likidite Likidite [Alm. Liquidät][Fr. Liquidité][ ng. Liquidity] Likidite bir firman n vadesi gelmifl nakti taahhütlerini karfl lama kabiliyetidir. Likidite yönetimi için üç neden çok önemlidir: 1) Riziko-getiri iliflkisinin önemi; 2) Ek finansman n vade ve flartlar ; 3) Borçlar n ödeyememe rizikosu ve iflâs n maliyeti. Riziko getiri iliflkisi, cari de- erlere yap lan plasman n, firman n fon maliyetinden daha az getiri sa lamas ndan kaynaklanmaktad r. Üstelik k sa vadeli borç daha uzun vadeli veya öz fonlardan daha ucuz olabilir. Bu takdirde firma k sa vadeli borçlar tercih eder. Ancak likidite bask lar artt kça, yani vadesi gelmifl taahhütlerini ödemekte güçlük çekerse, yeni finansman çok gayri müsait ve s n rlay c flartlar alt nda ve nispeten yüksek faiz oranlar yla mümkün olabilir. Firman n borçlar n ödeyememe durumu iflâsa ve tasfiyeye götürebilir. flâs masraflar ndan dolay kay plar olabilir. Mevcut varl klar n ekonomik de erlerinin çok alt nda tasfiye etmek ve iflâs muamelelerine yap lan masraflar, büyük kay plar yaratabilir. Bu suretle likidite yönetimi firman n de erini büyük çapta etkileyebilir. Esasen varl klar n büyük bir k sm n n belirli likidite dereceleri vard r. En likit varl k para ve pazarlanabilir tahvillerdir. Di er varl klar n likiditesi ise, iki faktörün etkisindedir: 1) Bir varl paraya çevirmek için gerekli zaman; 2) Varl n de eri ile paraya çevrildi i zaman elde edilen para aras ndaki fark. Firmalar n likidite pozisyonlar ndaki de iflmelerin kayna, k sa vadeli faiz oranlar n n, uzun vadeli faiz oranlar ndan daha fazla de iflmesiyle ilgilidir. fllerin geniflledi i zamanlarda firmalar stoklar n art rmaya yönelirler ve genellikle bunu k sa vadeli borçlanma ile finanse ederler; çünkü ekspansiyon s ras nda faiz oranlar ndaki ani art fllar karfl s nda firmalar, yüksek faizli uzun dönemli bir borç alt na girmekten kaç n rlar. Bir resesyon s ras nda ise, k sa dönemli taahhütlerini uzun dönemli borç ve öz sermaye art r m haline sokarlar. Bir firman n likidite pozisyonunu de erlendirmek için bir çok ölçüler gelifltirilmifltir. Bunlar n baz lar n afla daki tabloda göstermekteyiz. Oranlar Referans düzeyi 1) Cari aktifin cari pasife oran 1,75-2,00 Kat 2) Para+pazarlanabilir tahvillerin cari pasife oran % 25 3) Para+pazarlanabilir tahvillerin net gelire oran % 5 4) Cari pasifin net gelire oran % ) Net gelir+amortisman n gayri safi toplam aktifteki de iflmeye oran 1,0-l,1 Kat 6) K sa vadeli borçlar n uzun vadeli borçlara oran % 25 7) Hissedarlar n sermayesinin toplam aktife oran % Likidite Güdüsüyle Para Talebi Uygulamada bu oranlar, para ve sermaye piyasalar ndaki de iflmeler sonucu, referans düzeylerinden sapmalar gösterebilir. Ancak çok büyük sapmalardan kaç nmak gerekir. Bu oranlardan çok fazla sap ld takdirde, firmalar n borçlar n ödeyememe rizikosu artar. Buna mukabil, bu oranlar çok kuvvetli ise potansiyel gelirlerden baz kay plar oluflur. fiirketlerin likidite yönetimi, borçlar ödeyememe rizikosunu arzu edilir düzeylerde tutmak suretiyle gelirleri maksimize etmeye çal flmaktad r. Ana likidite yönetimi politikalar olarak flunlar zikredilebilir: Efektif para mobilizasyonu, Para ak mlar n n tahmini, Himaye edici likidite için gerekli ihtiyaçlar n tespiti, Likit varl klar n prodüktif kullan m. Paran n mobilizasyonu çeklerin tahsil edilmesinde, bankalardaki mevduat bakiyelerinde fon ba lamay azaltmay amaçlar. Para yönetiminde firma, para tahsillerini süratlendirmeye, ödemeleri maksimum para miktar sa layacak flekilde tanzim etmeye çal fl r. Tahsilat n süratlenmesi temerküz bankac l, lockbox sistemi ve transferlerin telefonla veya telgrafla yap lmas n gerektirir. Ödemeler ise maksimum transfer esnekli i ve optimal zamanlama sa layacak flekilde yap lmal d r. Para ve pazarlanabilir tahvillerin oluflturdu u toplam likit varl klar n bu iki kategori aras ndaki da l m, optimal flekilde tayin edilmelidir. D. Demirgil Likidite Güdüsüyle Para Talebi [Alm. Liquiditätspraeferenz][Fr. Préférence pour la li - quidité][ ng. Liquidity preference] Kifliler ve firmalar çeflitli nedenlerle iktisadi varl klar n para, yani likidite fleklinde tutarlar. Bunun nedenleri üç ana grupta toplanabilir: 1) fllem güdüsüyle para talebi, 2) htiyat güdüsüyle para talebi, 3) Spekülasyon güdüsüyle para talebi. fllem güdüsüyle para talebi: Kifliler ve firmalar belli bir dönemde elde ettikleri gelirlerin bir k sm n yanlar nda tutmak gere ini duyarlar. Bunun nedeni günlük olarak yapacaklar ödemelerdir. Bu ödemelerin biçimi ve miktar ile kifliler veya firmalar n gelir durumu, ifllem güdüsüyle tutulan para miktar n de ifltirecektir. Örne- in, elde edilen gelirlerde zaman aral fazla ise, ayl k gelir yerine, haftal k ödemeler halinde gelir sa lan yorsa, ifllem güdüsüyle tutulan para miktar da fazla olacakt r. Buna karfl l k veresiye al fl-verifllerin yayg n oldu u durumlarda, elde tutulan para miktar daha azd r. Di er taraftan, farkl gelir düzeylerine sahip kifli veya firmalar n ifllem güdüsüyle para tutmalar ise farkl d r. Büyük firmalar n gelirleri yüksek, dolay s yla ifllemleri fazla oldu u için, küçük firmaya göre daha fazla ifllem güdüsüyle para tutmak zorunda kalmaktad r. Bu nedenlerden dolay, ifllem güdüsüyle talep edilen para gelire ba l d r. htiyat güdüsüyle para talebi : Kifliler, gelecekteki de iflimlerin ne olaca n bilmediklerinden dolay bir miktar paray nakit olarak saklamak isterler. htiyat gü- 845

8 LikiditeTuza düsüyle elde tutulmak istenen para miktar, gelir fazlalaflt kça artar. Dolay s yla parasal gelirin bir fonksiyonudur. Spekülasyon güdüsüyle para talebi: fllem güdüsüyle tutulan para d fl ndaki kifliler ve firmalar ellerinde daha fazla para tutmak isterler. Bunun nedeni kiflilerin likiditelerini yüksek tutmak istemeleridir. Yak n veya uzak bir gelecekte do abilecek kârl bir olana de erlendirebilmek, ancak elde tutulan para ile mümkündür. Bu, paran n kendine özgü niteli inden ileri gelmektedir; yani sadece f rsatlar de erlendirmek için de il, paran n iktisadi bir kuvvet oldu u kan s ile kifliler ve firmalar n sat nalma gücünü elde tutmak istemeleridir. Yaln zca likiditeyi istemenin bir maliyeti vard r. Çünkü paran n likit olarak tutulmas bir gelir getirmez; bilakis faiz gelirinden yoksun b rak r. Di er taraftan, k ymetli ka tlar n, örne in tahvilin, ikinci derecede likiditeci olmas yan nda, bir de gelir getirmesi söz konusudur. Ayn zamanda, tahvilin elde tutulmas n n, tahvil fiyatlar ndaki de iflmeler nedeniyle bir gelir kayb yaratmas da mümkündür. Bu durumda, piyasada elde edilebilecek faiz haddi yüksek ise likidite tercihi düflüktür ve kifliler veya firmalar ellerinde daha az para tutarlar; e er faiz haddi düflük ise daha çok para bulunduracaklard r; yani likidite tercihi yüksektir. Bu sayd m z nedenlerle, yani paran n sat nalma gücü bak m ndan likiditesinin tam olmas, gelecekte kârl ifllerin ortaya ç kabilece i düflüncesi ve fiyatlardaki muhtemel de iflmeler ve belirsizlikler, kiflileri veya firmalar belli bir miktar paray serbest sat nalma gücü olarak ellerinde tutmaya yöneltir. Para veya bankalardaki cari hesaplar birinci derece likidite niteli indedir. Bu hemen kullan labilecek sat nalma gücü demektir. Tahvil, hisse senedi, döviz, alt n, k ymetli metaller vb. ise, kiflilere gelir sa lad halde, likidite bak m ndan ikinci derecededirler. A. lkin Likidite Tuza [Alm. Liquiditätsfalle][Fr. Piège de liquidité][ ng. Liqu - idity trap] Keynes e göre para üç nedenle talep edilmektedir: Günlük ifllemlerin yürütülebilmesi çabalar ; gelecek günlerin beklenmeyen olaylar na karfl ihtiyatl ve haz rl kl olma arzusu; tahvil piyasas nda düflük fiyattan tahvil al p yüksek fiyattan satarak spekülasyon kâr elde edebilmek için elde haz r nakit bulundurma iste i. Elde nakit bulundurma iste i ya da likidite tercihi kavram, Cambridge denklemindeki k koefisyan nda da vard r. Fakat miktar teorisindeki para talebi gelirin fonksiyonu olup, yaln zca ifllem ve ihtiyat güdüsünü belirtmektedir. Cambridge denkleminde yer almayan spekülasyon güdüsüyle para talebi ise faiz haddinin fonksiyonudur. fiimdi bu görüflü aç klayal m: Faiz haddi tahvil fiyatlar ile ters orant l d r. Tahvil üzerinde yaz l faiz sabit oldu una göre, tahvil fiyatlar artt nda faiz haddi fiilen düflüyor demektir. Tahvil fiyatlar ne kadar yüksekse, baflka bir deyiflle faiz haddi ne kadar düflük bulunuyorsa, halk spekülasyon güdüsüyle elinde o kadar çok para tutmak ister. Çünkü tahvil fiyatlar düflünce, bu düflük fiyattan tahvil al n p ilerde yüksek fiyattan satarak spekülasyon kâr elde etmek için, elde para tutulmak istenir. Ayr ca tahvil fiyatlar yüksekken, para yerine ad geçen menkul k ymetleri elde bulundurman n bir riski vard r; fiyatlar düflerken zarara u ranabilir. Bu yüzden eldeki tahviller de paraya çevrilir. Tahvil fiyatlar düflerken, yani faiz hadde yükselirken, ayn güdülerle, elde ât l para tutma talebinde bir azalma göze çarpar. fiu halde spekülasyon güdüsüyle para talebi, faiz haddinin azalan bir fonksiyonudur. fllem ve ihtiyat güdüsüyle elde tutulmak istenen paraya aktif para talebi, spekülasyon güdüsüyle talep edilen paraya ât l para talebi denilecek olursa, flu iliflkiler yaz labilir. L 1 = k Y d L 1 > 0, d Y L 2 = L 2 (r) d L 2 < 0, d r L = L 1 + L 2 = k Y + L 2 (r); Burada: L 1, aktif para talebini, Y, gelir düzeyini, L 2, ât l para talebini, r, faiz haddini, L, toplam para talebini göstermektedir. Likidite Tuza Birinci türevlerin iflaretleri aktif para talebinin gelir düzeyinin artan bir fonksiyonu oldu unu, ât l para talebinin ise faiz haddinin azalan bir fonksiyonu oldu unu belirtmektedir. Ât l para talebi fonksiyonu, faiz haddinin dik eksende, para talebinin ise yatay eksende yer ald bir dik koordinat sisteminde sol yukar dan sa afla ya do ru inen bir e ri ile gösterilebilir. (L 1 ), fonksiyonunun faiz elastikli i s f r oldu una göre, aktif para talebi benzer bir koordinat sisteminde yatay eksene dik bir do ru ile belirtilecektir. Toplam para talebi ya da likidite fonksiyonu ise bu iki geometrik yerin toplam d r. Durum sayfa 855 teki flekilde aç kça görülmektedir. Faiz haddi belli bir düzeye düfltükten sonra likidite fonksiyonunun sonsuz elastikli e eriflti ine dikkat edelim. Durumun para arz ile para talebinin birlikte faiz haddini belirlemesi ise flöyle olmaktad r. fiekilde para arz M, yatay eksene dik bir do ru ile gösterilmifltir, çünkü M nin faiz elastikli i s f rd r. L ile M nin kesiflti i noktada (r 0 ) denge faiz haddi belirmifltir. Bu faiz haddinde halk, arz olunan paran n tamam n talep etmektedir. Bu, kararl denge halidir. Faiz haddi (r 0 ) n üstüne ç karsa para arz, para talebini afl yor demektir. Fakat bu durumda tahvil al m yine çekici bir plasman haline gelmifltir. Tahvil talebi artarken tahvil fiyatlar yükselmeye ve faiz haddi düflmeye bafllar; sonuç olarak 846

9 Likit Varl k Denge Faiz Haddi (r 0 ) noktas na gelinir. Faiz haddi (r 0 ) n alt na düflerse mekanizma tersine iflleyecektir. fiimdi para arz ndaki genifllemenin faiz haddi üzerindeki etkisini inceleyebiliriz: fiekilden de izlenece i gibi, para arz n n M den M ye do ru genifllemesi halk n eline cari faiz haddinde bulundurmak istedi inden daha fazla para geçmesine neden olur. Fazla para tahvil sat n al nmak için kullan ld kça, tahvil talebi ve fiyatlar yükselmeye, faiz haddi düflmeye bafllar. Faiz haddi (r 0 ) düzeyine düfltü ünde fazla paran n tamam talep edilmifl durumdad r. fiu halde likidite fonksiyonu sabitken para arz ndaki herhangi bir art fl, faiz haddini düflürerek yat - r mlar n artmas na, dolay s yla milli gelir ve istihdam düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bununla birlikte, likidite fonksiyonunun sonsuz elastik bölgesine girildikten sonra, para arz n art rarak faiz haddini düflürme olana kalmam flt r. Çünkü halkta, faiz haddinin düflebilece i en düflük düzeye düfltü ü (ya da tahvil fiyatlar n n yükselebilece i en yüksek düzeye yükseldi i) izlenimi yerleflmifltir. Bu duruma likidite tuza ad verilmektedir. E. Alkin Likit Varl k [Alm. Flussige Mittel, Liquide Mittel] [Fr. Actif liquid] [ ng. Liquid asset] Likidite nakte yak nl k derecesini ifade eder (paran n, normal fonksiyonlar n yapamad anormal ekonomik koflullar bu ifadenin istisnas n teflkil eder). En likit varl k nakittir. Bir varl k, sahibi taraf ndan ne kadar k sa sürede ve ne kadar az bir de er kayb yla nakde dönüfltürülebilirse o kadar likit say l r. Likidite izafi bir kavramd r. Likidite, sahip olunan varl k, varl n sahibi ve piyasa aras ndaki iliflkiler taraf ndan belirlenir. Örne in, bir Cumhuriyet alt n normal koflullarda bir kuyumcu için çok likit bir varl k oldu u gibi, herhangi bir kifli aç s ndan da oldukça likit bir varl kt r. Fakat bir apartman dairesi, oturdu u daireyi satmay düflünen bir kifli için, bir inflaat firmas na k yasla, normal koflullarda çok daha az likit bir varl k durumunda olabilir. Limited fiirket Likit varl k kavram iflletmeler aç s ndan da benzer flekilde yorumlanabilir. flletmenin önemli bir de er kayb na u ramadan k sa sürede nakte dönüfltürebilece i varl klar, o iflletmenin likit varl klar n oluflturur. stendi- inde paraya çevrilebilen devlet tahvilleri likit varl klar oldu u halde, bir imalat iflletmesinin makineleri veya fabrika binas, o iflletme aç s ndan likiditesi son derece düflük olan varl klard r. Y. Ercan Limited fiirket [Alm. Gesellschaft mit beschränkter Haftung] [Fr. S o c i é t é à responsabilité limitée] [ ng. Limited liability company] Bu ortakl k tipi, Alman kanun koyucusu taraf ndan 19. yüzy l sonlar nda ihdas edilmifltir. Hukukumuz da, 1926 tarihli Ticaret Kanunu ile bu ortakl a yer vermifl bulunmaktad r tarih ve 6762 say l Türk Ticaret Kanunu, bu ortakl k tipini maddeleri aras nda düzenlemifltir. Limited ortakl tan mlayan TK m. 503/1 e göre: ki veya daha fazla hakiki veya hükmi flah s taraf ndan bir ticaret unvan alt nda kurulup, ortaklar n n mesuliyeti koymay taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan flirkete limited flirket denir. Limited ortakl klar, sigortac l k ve bankac l kla u raflmak üzere kurulamazlar. (m. 503/3) Tüzel kiflili e sahip olan bu tip ortakl kta, ortak say s en az iki, en çok e l l i olarak kanun taraf ndan s n rlanm flt r. (TK m. 504/1) Limited ortakl n sermayesi belirli olmal ve paylara bölünmüfl bulunmal d r. Bu sermaye nakit olarak ifade edilmelidir. Emek ve ticari itibar, sermaye olarak konulamaz, düflük olamaz. Yine, TK m. 507/1 e (De iflik madde: KHK/ ) göre, Limited flirketin esas sermayesinin en az befl yüz milyon TL olmas flartt r. Ortaklar n koyacaklar sermaye birbirinden farkl olabilir. Ancak, ortaklar n koyacaklar sermayenin en az yirmi befl milyon TL veya bunun katlar olmas laz md r. (TK m. 507/2) Ortaklar taraf ndan konulan sermaye için, anonim flirkette oldu u gibi hisse senedi ç kar lmaz. (TK m. 503/3) Ortakl n en önemli özelliklerinden biri, ortaklar n sorumluluklar n n, anonim ortakl klarda oldu u gibi, taahhüt ettikleri sermaye pay ile s n rl bulunmas d r. Limited ortakl n kuruluflu üç aflamada gerçekleflir: 1) Kurucular taraf ndan ortakl k ana sözleflmesinin düzenlenmesi (TK m ); 2) Sanayi ve Ticaret Bakanl ndanizinal nmas ;3) Tescilveilan (TKm.511). Ortakl n kanunda belirtilen organlar, ortaklar genel kurulu ve müdürler dir. (TK m. 536, 541) Ortak say s 20 den fazla olursa bir de denetleme organ bulunmas zorunludur. (TK m. 548/1) Limited ortakl n medeni haklardan yararlanma ehliyeti, sözleflmede gösterilen iflletme konusuyla s n rl d r. K. çel/a. Erhan 847

10 Lira Lira [Alm. Livre, Pfund][Fr. Livre][ ng. Lira, Pound] Eski Romal larda a rl k ölçüsü olarak kullan lan Libra dan gelen Lira, günümüzde sadece itibari de eri olan bir hesap birimidir. Lübnan, Libya, M s r, Suriye gibi birçok ülkenin yan s ra, Türkiye de de resmi para birimi olarak kullan lmaktad r. A. lkin Lisans [Alm. Bewilligung, Lizenz][Fr. Licence][ ng. Licence] D fl ticarette, ithal lisans ve ihraç lisans terimleriyle, bir mal getirtmek ya da yabanc piyasalara göndermek için al nmas gerekli izin kastedilmektedir. Lisans, ülke ekonomisinin gerekleri ile iç ve d fl piyasa koflullar gözönünde tutularak bakanl kça verilen ihraç iznidir. Lisans, bir mal yabanc ülke ad na yapma izni anlam na da gelir. Lisans terimi, sanayide, ticarette, ulaflt rmada, turizmde ve reklamc l kta ise, berat baflkas na ait olan bir mal yapmak, bir olana kullanmak veya bir teknik yöntemden faydalanmak üzere al nm fl izin karfl l kullan l r. Lisans sahibi iflletmeci, patent kapsam na giren s nai mülkiyet hakk n sürekli ya da geçici olarak kullanabilmektedir. C. Ersoy Lisans Sözleflmesi [Alm. Lizenvertrag][Fr. Contrat de licence][ ng. Cont - ract of licence] Bir ülkeden di er bir ülkeye teknoloji transferi sa layan hukuki yollardan biridir. K n o w - h o w, patent ya da t i c a re t markas n konu alan lisans sözleflmeleri ça dafl ticaret yaflam içinde büyük boyutlara uygulanma alan bulmufl, bir ekonomik ve teknik geliflim arac olarak kabul edilmifltir. Say s bir hayli fazla olan de iflik görünümlerdeki hukuki ifllemlerin, lisans sözleflmeleri kavram kapsam nda yer ald gözlemlenmektedir. Lisanslar, patentler, markalar, fikri haklar, know how lar, iflletme deneyimleri lisans sözleflmesinin konusunu oluflturmaktad r. Bu sözleflmelerde ana amaç, lisans verene ait gayri maddi, ancak ekonomik de ere sahip mallar n lisans al nca de erlendirilmesidir. Lisans sözleflmeleri gerek flekil gerek konu yönünden tafl d klar de iflik özellikler nedeniyle teknik yönden nitelendirilmesi güç hukuki ifllemlerden say lmaktad r. Bununla birlikte, lisans sözleflmesinin as l ve tipik ifllevi, k smen veya tamamen ekonomik de ere sahip bir gayri maddi mal n kullan lmas, daha do rusu bundan yararlan lmas konusunda üçüncü kifliye tan nan izinde kendisini gösterir. Hak sahibinin verdi i izinle sa lanan bu yararlanma do rudan do ruya bir nitelik tafl d gibi, bölümsel ya da tümsel de olabilir. Bu aç dan lisans sözleflmeleri, örne in adi kira ya da ürün kiras gibi, kullanmaya iliflkin devir sözleflmeleri grubu içinde yer al r. Lisans sözleflmesinin hukuki niteli i bir hayli tart flmal d r. Borçlar Kanunu nun Akdin muhtelif nev ileri List, Friedrich bölümünde düzenlenmemifl olmas nedeniyle, lisans sözleflmesini mevcut sözleflme tiplerinden birine dayand rma yolunda ö retideki yayg n e ilime iflaret etmek gerekir. Gerçekten baz yazarlar lisans sözleflmesini bir ürün kiras niteli inde görmüfller, baz lar da bunu al msat m sözleflmesine benzer bir borç iliflkisi olarak de erlendirmifllerdir. Lisans sözleflmelerinde al msat m ya da ürün kiras ndan çok, ortakl a iliflkin ö elerin daha a r bast durumlarda, hukuki iliflki ortakl k ya da ortakl k sözleflmesi benzeri olarak nitelendirilmifltir. Bir düflünceye göre de, lisans sözleflmesi, yerine getirilecek edimler ve bu edimlerin yüklenilmesi yönlerinden birden fazla sözleflmenin ana unsurlar n n k smen veya tamamen yasan n öngörmedi i biçimde birleflmesinden meydana gelen kar fl k içerikli sözleflmedir. Öyle ki, Borçlar Kanunu nda yer alan sözleflme tipleri ile ilgili hükümlerin, özel durumda, lisans sözleflmesine örnekseme yoluyla uygulanabilmesi lisans sözleflmelerine, kullan m biçimlerine göre de iflik adlar verilmektedir. Verilen mamulün modele göre yeniden yap lmas n n ya da gelifltirilmesinin söz konusu oldu u sözleflmeler gelifltirme ve yeniden yapma lisanslar ad n al rlar. Lisans alan n sadece lisans konusu olan fleye dayal olarak üretimde bulunmas halinde ise üretim lisans söz konusu olmaktad r. Montaj lisans ad verilen lisans sözleflmesi türünde, lisans verene ait teknik ilkelere uygun olarak lisans veren taraf ndan teslim edilmifl parçalar, lisans alanca bir arayla getirilmektedir. Kullanma lisans sözleflmesinde ise, lisans alan, kendi iflletmesi için gerekli olan, lisans verene ait, patente ba l makine, araç ve gereçlerin kullanma hakk n edinmektedir. thal lisans sözleflmesinin ba tland durumlarda, lisans alana, ülkesinde patent hukuku gere ince korunan ürünleri bir d fl ülkeden ithal edebilme yetkisi tan nmakta ve lisans alan bu mallar iç piyasada ticarete sunabilmektedir. hraç lisans sözleflmesi ise, bunun tam z dd bir içeri e sahip olup, lisans alana patentli mal ihraç edebilme olana sa lamaktad r. Sat fl lisans sözleflmesi de ayr bir lisans tipini oluflturmaktad r. Buna göre lisans alan, lisans konusu mallar piyasaya sunarak sat fl de erlendirme olana n kazanmaktad r.. Ulusan List, Friedrich ( ) 19. yüzy l Alman iktisatç s. Fikirleri Klasik Okul a karfl bir tepki niteli indedir. Üniversitede profesörlük yaparken bir k s m ifladamlar ve akademisyenlerle birlikte kurdu u Alman Sanayi ve Ticaret Derne i nde, o zamana dek Klasik Okul un etkisiyle iktisat n tart fl lmaz bir ilkesi haline gelmifl serbest ticarete karfl fikirleri savunmufltur de yaflad yerel Alman devletinin resmi politikas na ters düfltü ü için tutukland. Amerika ya göçetmesi flart yla serbest b rak ld. Fikirlerini Amerika da da 848

11 Liyakat Takdiri savunmaya devam etti da yeniden ülkesine döndü ta ktisad n Milli Sistemiadl eserini yay nlad. Fikirleri umdu u ilgiyi bulmay nca Paris e gitti ve bir müddet orada yazarl kla hayat n kazanmaya çal flt y l nda intihar etti. Fikirleri 19. yüzy l n ekonomik liberalizmine bir tepki niteli indedir. Ekonominin tüm ülkeler için genel geçer kurallar koyamayaca n, bu kurallar n ülkelerin farkl koflullar na göre farkl flekiller alaca n öne sürüyordu. Bu anlamda soyut formel modellere de karfl ç - k yor ve her ülkenin somut durumunu inceleyen tarihsel ve ampirik bir metod öneriyordu. Klasik iktisatç lar n tüm ülkeler için geçerli sayd klar serbest ticaret ilkesine karfl ç k yor ve Almanya için koyu bir korumac l k öneriyordu. List in ça nda Almanya pek çok küçük devletçi e bölünmüfl durumdayd. Bunlar n her birinin s n r ndan geçifl gümrü e tâbiydi; dolay s yla, ülke içi ticaret büyük bir ç kmaz içindeydi. Ülke d fl ndan gelen yabanc mallara ise aksine ciddi bir gümrük politikas uygulanm yordu. List bu çeliflik duruma karfl ç kt. Ona göre Alman devletlerinin kendi aralar ndaki gümrükler kald r lmal, yabanc mallar n baz - lar na ise gümrük ve kotalarla korumac tedbirler uygulanmal yd. List e göre serbest ticaret ancak geliflmifl ülkeler aç s ndan faydal yd. Henüz yeterince sanayileflmemifl 19. yüzy l Almanya s nda, d fla karfl korunmadan vazgeçip liberal bir d fl ticaret politikas izlemek, mevcut sanayii h zla çökertirdi. Buna karfl l k yavru sanayiciler iyice geliflene dek onlar d fl rekabetten korumak, ancak daha sonra serbest ticarete geçmek gerekirdi. List in fikirleri daha sonra Alman Tarihçi Okulu ad - n alacak iktisatç lar derinden etkilerken siyasi anlam da büyük olmufl, Alman milliyetçili inin iktisat politikas n oluflturmufltur. Bu fikirlerin Alman siyasi birli inin sa lanmas nda yads namaz bir pay vard r. Fikirleri yöntembilim aç s ndan da önem tafl r. Daha sonralar Avusturya Okulu ile Alman Tarihçi Okulu aras ndaki yöntem tart flmas n n bafllang c, List in Klasik Okul un formel yöntemine elefltirilerinde sakl d r. fi. Özgencil Logaritmal Grafikler Liyakat Takdiri [Alm. Leistungsbewertung][Fr. Estimation de perfor - mance][ ng. Performance appraisal ] Bir kuruluflta çal flan personelin belirli bir dönemi kapsayan çal flmalar n n sonuçlar n ve bu çal flmalar n yapmakta kullanm fl oldu u bilgi, yetenek ve becerilerini çeflitli yöntemlerle sistematik olarak ölçme faaliyetine liyakat takdiri denir. Liyakat takdiri deyimi, uygulamada, personel de erleme, tezkiye verme kavramlar ile eflanlaml olarak da kullan lmaktad r. Liyakat takdirinde bir personelin görevlerini yaparken sahip oldu u bilgi derecesi, ifli verimli biçimde yapma durumu, ç kard iflin kalitesi, ifl disiplinine uyarl, ifle karfl duydu u sorumluluk, birlikte çal flt ifl arkadafllar yla uyumlu çal flma iflbirli i edebilme derecesi, sorumluluk yüklenme ve etkili karar verebilme derecesi, baflar s n n gösterg e s i- d i r. Liyakat takdirinde bafll ca s ralama, adam adama karfl l a fl t r m a, derecelere ay rma, kontrol listesi haz rlama, grup halinde görüflme, kritik olaylar n seçimi, grafik yöntemleri kullan lmaktad r. E. Eren Lloyd s ngiltere sigortac l n n içinde do du u ve geliflti i sigorta pazar na verilen isimdir. Bu bir sigortac lar birli idir ve birli in unvan Lloyd s koprorasyonudur. Muhtelif and rayterlerin birleflti i bu korporasyon hiç bir sigorta muamelesi yapmaz. Yaln z, tanzim edilmifl sigorta poliçesi alt na imzalar n koyan üyeleri taraf ndan riziko temin edilmifl olur. Lloyd s Sigortac lar Birli i ne, ngiliz Hükümeti taraf ndan 1909 tarihinde kabul edilen kanunla baz yetkiler tan nm flt r. Fakat birli in iç tüzü ü kanundan daha a r hükümler içerir. Herhangi bir kimse Lloyd s a üye olmak için müracaat etti i takdirde mali durumu ve flahsi durumu incelenir. Ayr ca aktedece i sigortalardan do- an sorumluluklar n karfl lamak için kefalet akçesi veya depozite yat rmaya mecburdur. Bundan baflka, tahsil olunan primler prim fonlar denen bir hesaba yat r l r ve üyelerin sigorta aktinden do an mesuliyetleri sona ermedikçe buradan kendilerine hiç bir ödeme yap lmaz. Üyelerin hesaplar senede en az bir defa kontrol edilir. Üyeler yaln z yat rd klar teminatla de il ayr ca servetlerinin de tamam yla sorumludurlar. Lloyd s sigortac lar do rudan do ruya müflteriyle temas etmezler. Lloyd s sigortac lar, ilan ve di er masraflar çok az oldu undan, daima sigortal lar n menfaatine en uygun primi tespit etmektedirler. Londra da 1681 senesinde Tower caddesinde daha sonra Lombard caddesinde faaliyetine devam eden ve 1713 te ölen Edvard Lloyd un iflletti i kahvehanede bafllayan sigortac l k, bugün dünya sigortac lar n n g pta etti i bir hale gelmifltir. (Bkz. Lombard Street) A. Gömeç Logaritmal Grafikler [Alm. Logaritmische Darstellung][Fr. Diagramme loga - rithmique][ ng. Logarithmic chart ] Bir noktan n yerinin birbirine dik olarak çizilmifl iki eksene olan uzakl klar yard m yla belirlendi i kartezyen koordinatl grafiklerde, eksenlerden biri ya da her ikisi logaritmik taksimatl ise, bu grafiklere logaritmal grafikler denilmektedir. Örne in, sadece ordinat ekseninin aritmetik yerine logaritmik taksimatl olmas halinde, Y eksenindeki de erler aras ndaki uzakl klar çeflitli de erlerin 10 taban na göre logaritmalar n belirtecektir. Yar logaritmal grafikler olarak bilinen bu grafikler, yayg n olarak zaman serilerinin anlat m nda kullan lmaktad r. Tam logaritmal grafiklerde ise her iki eksende de taksimat logaritmiktir. Özellikle bir serideki nispi de iflmelerin izlenmesinde yararl olan yar logaritmal grafiklerde, de erlerdeki nispi de iflmelerin (art fl veya azal fl oranlar n) sabit kalmas halinde grafik do rusal olacak, aksi durumlarda do rusall ktan sapacakt r. Ayn yolla iki ayr olaydaki 849

12 Logaritmal Grafikler de iflmeler bu grafikler yard m yla kolayl kla mukayese edilebilir. Yar logaritmal grafiklerin bir baflka yarar, aritmetik taksimatta fazla yer kaplayabilecek bir grafi- in, yar logaritmik ölçekte küçük boyutlara indirilebilmesidir. Ancak s f r n logaritmas - oldu undan bu grafiklerin orijinin verilere göre belirlenecek bir asgari de ere göre saptanmas gerekmektedir. Örne in, yat r lan anaparadaki art fl (.50 = y ll k faiz oran, X = y l say s, K = bafllang ç kapitali ve Y = dönem sonu kapitali olmak üzere), Y = K ( ) x fleklinde bir üstel fonksiyonla belirtilebiliyorsa, logaritmik anlat mla bu fonksiyon, log Y = log K + X log (1 +.50) fleklini alacakt r. X ile y llar belirtildi ine göre X deki art fllar do rudan log Y yi etkileyecek ve bu durum X ekseninin aritmetik, Y ekseninin ise logaritmik taksimatl oldu u yar logaritmal bir grafik yard m yla yans t labilecektir. Kapitalin (anaparan n).50 oran nda artt - bu örnekte bafllang ç y l n n yani X in 0 oldu u durumda kapitalin Dolar oldu unu varsayal m ve 1,2,3,4 ve 5 inci y llarda kapitalin hangi de erlere ulaflaca n hesaplayarak sonucu önce aritmetik, daha sonra yar logaritmik taksimatl grafikler yard m yla ifade edelim. Hesaplar tabloda, grafikler ise fleklin (a) ve (b) k - s mlar nda yer almaktad r. Fonksiyon Logaritmik fonksiyon Y=40 000(1+.50) x log Y=log X log(1+.50) x X Y X logy , , , , , ,483 Lojistik E ri nceleme konusu olan fonksiyon Y = ax b fleklinde parabolik bir fonksiyon ise logaritmik anlat mla log Y = log a + b log X fleklini alacak ve X deki de iflmeler yerine log X deki de iflmelerin log Y üzerindeki etkileri söz konusu olacakt r. Bu durumda her iki eksenin de logaritmik taksimatl oldu u tam logaritmik grafiklere baflvurulmas gerekir. Ancak logaritmik taksimatl grafik kâ tlar haz r olarak bulunabildi inden, serilerin logaritmalar n n hesaplanmas gerekmemekte ve veriler do rudan grafikler üzerine ifllenerek geliflmeler tahlil edilebilmektedir. (Bkz. Bileflik Faiz, Geometrik Dizi, Kartezyen Koordi - natl Grafikler, Zaman Serileri) B.A. Köksal Lojistik E ri [Alm. Logisticsche Kurve][Fr. Courbe logistique][ ng. Logistic Curve] Biyolojik geliflmede, nüfus art fl nda ve baz endüstrilerin geliflmesinde, ilk safhalarda büyüme h zl olmakta, sonra ise zaman içinde giderek azalarak belirli bir doyum noktas na yaklaflmaktad r. Bu tür büyümeyi temsil etmede, eksponansiyel (üstel) fonksiyonlardan olan lojistik e riden yararlan lmaktad r. Raymond Pearl ve L. J. Xeed adl istatistikçiler taraf ndan 1920 lerde nüfusun ve biyolojik geliflmenin incelenmesi için kullan lm fl olan bu e riden, daha sonra endüstrilerin geliflmesini tahmin amac yla da yararlan lm flt r. Lojistik e rinin genel formülü, k = sabit olmak üzere, k Y = 1 + e f(x) fleklindedir. X ile zaman de iflkeni gösterildi inde f (x) bir do ru denklemini veya bir polinomu ifade edebilmektedir. f (x) = a + bx ise, yani bir do rusal fonksiyon ise, lojistik e ri, Y = k 1 + e a+bx olarak belirtilecek, (e) yerine 10 kullan ld durumda ise, k Y = a+bx fiekilde görüldü ü gibi, kapitalin art fl h z (faiz oran ) sabit oldu undan (.50), fleklin (a) k sm nda yukar do ru k vr lan fonksiyon logaritmik ölçekte do ru biçimini alm flt r. Ayn do rultuda nüfus ve milli gelir gibi geometrik art fla tâbi serilerde, art fl h zlar yar logaritmik grafikler arac l yla yak ndan ve aç k bir biçimde izlenebilir. fleklini alacakt r: b<0 durumunda X artarken 10 a+bx s f - ra yaklaflaca ndan fonksiyon k/1 e yani k ya yaklaflacakt r. Bir baflka anlat mla, sayfa 851 deki flekilden de izlenebilece i gibi önce h zl, m noktas ndan sonra ise, yavafl flekilde artan ve k limitine yaklaflan bir fonksiyon ortaya ç kacakt r. Verilerin lojistik e riye uyumunun araflt r lmas nda (lojistik e riye indirgenmesinde) do rusall gerektiren en küçük kareler metodundan yararlan lamad için a, b ve k parametrelerinin tahmininde seçilmifl metodlara da- 850

13 Lojistik E ri Lojistik E ri yanan nisbeten basit metodlara baflvurmak gerekir. Belirli flartlar alt nda, bir baflka büyüme e risi olan Gompertz e risine de uymakta olan lojistik e ri, günümüzde kullan lmamakta, ancak tarihsel aç dan önem tafl maktad r. (Bkz. E riye ndirgeme, En Küçük Kareler Metodu, Gompertz E risi) B. A. Köksal Lokavt [Alm. Aussperrung][Fr. Lockout][ ng. Lockout] Lokavt deyiminin asl, ngilizce Lock-out kelimesi olup, anlam, kap y d flar dan kilitlemek, yani iflçileri kap d - fl nda b rakmakt r. flverenlerin ekonomik savafl m arac olarak lokavt uygulamalar na, güncel anlamda grevlerin yayg nlaflmas ndan sonra rastlanmaktad r. Lokavt, genellikle, grev hakk na koflut olarak düflünülmekteyse de, ortaya ç k fl nedeni ve niteli i bak m ndan grevlerden tamamen farkl d r. Grev, iflçilerin ekonomik ve sosyal durumlar n korumak ve düzeltmek için varl zorunlu bir hak olmas na karfl l k, lokavtlar grevlere karfl bir savun - ma arac olarak ortaya ç km fllar; sonralar bazen iflverenlerin, amaçlar n gerçeklefltirmek üzere s n rl da olsa bir grev uygulamas bulunmad durumlarda bir sald r silah olarak da kullan lm fllard r. Ülkemizde 1963 y l nda yürürlü e giren Toplu fl Sözleflmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile lokavt, ayr nt l bir biçimde düzenlenmifltir. Yasan n 18. maddesi uyar nca, Bir ifl kolunda veya iflyerinde faaliyetin büsbütün durmas na sebep olacak tarzda iflveren veya iflveren vekili taraf ndan kendi teflebbüsü ile veya bir teflekkülün verdi i karara uyarak iflçilerin topluca iflten uzaklaflt r lmas na lokavt denir. Ayn maddenin ikinci f kras yasal lokavt tan mlarken lokavt n hangi amaçla yap laca n da belirlemektedir. Buna göre lokavt ifl flartlar nda veya bunlar n tatbik tarz ve usullerinde de ifliklik yapmak veya yeni ifl flartlar kabul ettirmek veya mevcut ifl flartlar - n korumak amac yla yap labilecektir. Son olarak, 1982 Anayasas n n 54. maddesi,... iflverenin lokavta bafl - vurmas n n usul ve flartlar ile kapsam ve istisnalar ka - nunla düzenlenir hükmü ile lokavt Anayasa düzeyinde tan m flt r. Ayn madde,... lokavt iyi niyet kurallar - na ayk r tarzda, toplum zarar na ve milli serveti tahrip edecek flekilde kullan lamaz, Lokavt n yasaklanabile - Lombard Street ce i veya ertelenebilece i haller ve iflyerleri kanunla düzenlenir diyerek lokavt ile ilgili s n rlar ve ilkeleri belirlemektedir tarihinde yürürlü e giren 2822 say l Yeni Toplu fl Sözleflmesi, Grev ve Lokavt Kanunu nda, 26. maddede, lokavt n tan m eski kanunun ilgili hükmündeki tan ma benzer flekilde yap lmaktad r. Bu hükme göre, iflyerinde faaliyetin tamamen durmas na sebep olacak tarzda, iflveren veya iflveren vekili taraf ndan kendi teflebbüsü ile veya bir iflveren kuruluflunun verdi i karara uyarak, iflçilerin topluca iflten uzaklaflt r lmas na lokavt denilir. Görüldü ü gibi bu tan mda, eskisinden farkl olarak faaliyetin iflyerinde durdurulmas ndan söz edilmekte, iflkolu kavram na yer verilmemektedir. 26. maddenin ikinci f kras, lokavt n, ancak toplu ifl sözleflmesi yap lmas s ras nda uyuflmazl k ç kmas ve iflçi sendikas taraf ndan grev karar al nmas halinde yap labilece ini, aksi halde kanun d fl olaca n düzenlemektedir. Bu düzenleme ile getirilen önemli yenilik, lokavt karar n n, ancak grev karar al nmas na ba l k l n - mas d r. Bu yoldan, lokavt n do rudan bir sald r arac olarak kullan lmas engellenmek istenmifltir. Fakat grev karar - n n al nmas, grev uygulamas na gidilece i konusunda ciddi bir uyar olmas na ra men, grev uygulamas anlam na gelmedi i gibi, grevin mutlaka uygulanaca konusunda bir kesinlik de getirmemektedir. Bu durumda, lokavt n sadece bir savunma arac oldu unu ileri sürmek pek mümkün olamamaktad r. Karar verilmifl, fakat uygulanmas ndan vazgeçilmifl bir greve karfl, lokavt karar al n p uygulanmas na hukuken bir engel yoktur. 26. maddenin üçüncü f kras da, greve iliflkin 25. maddede oldu u gibi, Kanuni lokavt için aranan flartlar gerçekleflmeden yap lan lokavta kanun d fl lokavt denilir. Siyasi amaçl lokavt, genel lokavt ve dayan flma lokavt kanun d fl lokavtt r düzenlemesini getirdikten sonra, son f kras nda da, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü üne, milli egemenli e, Cumhuriyete, milli güvenli e ayk r amaçla lokavt yap lamaz diyerek hangi durumlarda lokavt n kanuna uygun olaca n bel i r l e m i fl t i r. (Bkz. Kanunsuz Lokavt, Gre v, Kanunsuz Grev) D. Ulucan Lokavt Ertelemesi [Alm. Aussperrungaufschub][Fr. Ajournement du lockout][ ng. Postponement of lock-out] Grev ertelemesi bak m ndan geçerli olanlar, lokavt ertelemesi için de geçerlidir. (Bkz. Grev, Grev Ertelemesi) D. Ulucan Lokavt Yasaklar [Alm. Aussperrangsverbote] [Fr. Prohibition de grève] [ ng. Strike prohibition] Grev yasaklar na iliflkin düzenlemeler, lokavt yasaklar için de geçerlidir. (Bkz. Grev Yasaklar, Lokavt) D. Ulucan 851

14 Lome Antlaflmas Lombard Street 17. yüzy lda ngiltere nin mal sisteminde Germen as ll bir kavim olan Lombardlar önemli rol oynam fllard r. Lombardlar n bankerlik faaliyetinde bulunduklar cadde olan Lombard Street, Londra n n bankalar caddesidir (Bkz. Lloyd s). A. lkin Lome Antlaflmas [Alm. Lome Abkommen][Fr. Convention de Lome][ ng. Lome Convention] 1975 y l nda AET ile 46 Afrika, Karaib ve Pasifik ülkesi aras nda imzalanan ticaret anlaflmas. Daha önce imzalanan Arusha Antlaflmas n n yerini alan Lome Antlaflmas ile AET ülkeleri, Afrika n n sömürge ülkeleri ile imzalad klar ticaret antlaflmalar n iptal etmifllerdir. Antlaflma, tüm sanayi ürünleriyle tar m ürünlerinin bir k sm n n AET ye gümrüksüz ihrac n öngörmektedir. Ayn anlaflma uzant s ndaki Avrupa Geliflme Fonu arac - l yla AET nin söz konusu ülkeler grubuna teknik ve mali yard mda bulunmas kabul edilmifltir. K. Mortan Lorenz E risi [Alm. Lorenzkurve][Fr. Courbes de Lorenz][ ng. Lorenz curve] Gelirin, servetin ya da bunlar oluflturan parçalar n da - l m ndaki eflitsizli in derecesinin grafikle ifadesidir. Lorenz e risi baflka da l mlar için de kullan l r. Bir kare ile karenin diyagonal do rusu ve diyagonalin iki ucundan geçen e ridir. Yatay kenar nda nüfusun kümülatif paylar yüzde 0 dan 100 e kadar onar ya da yirmifler say aralarla gösterilmektedir. Dikey kenar nda ise gelirin kümülatif paylar -en fakir olanlardan bafllamak üzereyüzde 0 ile yüzde 100 aras nda, onar ya da yirmifler aralarla belirtilmektedir. Tam eflitlik diyagonal ile gösterilmektedir. E ri diyagonaldan ne kadar uzaksa eflitsizlik o kadar fazlad r. Kümülatif hane halk % Eflitsizlik derecesinin bir özet ölçüsü, diyagonal ile e ri aras ndaki alan n diyagonalin alt nda kalan alana oran d r. Bu ölçüye Gini Katsay s ya da Temerküz Ora - n denir. Bu ölçüyü bulan, talyan istatistikçisi Corrodo Lorenz Serisi Gini dir. Geliflmifl ülkeler için Gini Katsay s 0,400 dolay ndad r. Lorenz E risi, ad n Amerikal Max Otto Lorenz den alm flt r. Lorenz, bütün yaflam nda istatistikle u raflan bir devlet memuruydu. Sonradan Wisconsin Üniversitesi nde istatistik dersi vermifltir. Üniversiteden çekildikten sonra yerine geçen Wilford King, Lorenz E risi nin bilim dünyas nda yay lmas n sa lam flt r. Yüzy l n bafl nda birçok kaynakta kullan lan Lorenz E risi, ders kitaplar na kinci Dünya Savafl ndan sonra girmifltir. D. Demirgil Lorenz Serisi [Alm. Lorenzkurven][Fr. Courbes de Lorenz][ ng. Lo - renz curve] Bir bölünme serisine ait de erler ve bunlara tekabül eden özlem say lar (frekans) kümüle edilmifl yüzdeler halinde ve iki ayr sütun olarak belirtildi inde, ortaya ç - kan seriye Lorenz serisi veya toplanma serisi ad verilmektedir. Serideki de iflken de erlerine ait kümüle edilmifl yüzdelerin Y ekseninde, frekanslara ait kümüle nispi rakamlar n ise X ekseninde gösterilmesi ile oluflturulacak grafik ise Lorenz e risi olarak tan mlanmaktad r. Lorenz serisi ve e risi her gruptaki kümülatif yüzde de erlerle kümülatif yüzde frekanslar n mukayesesine olanak verdi inden, inceleme konusu olayda temerküz (toplanma) bulunup bulunmad n n belirlenmesinde Lorenz e risinden genifl ölçüde yararlan lmaktad r. Yayg n olarak gelir da l m ile ilgili eflitsizliklerin incelenmesinde kullan lmas n n yan s ra, servet da l m, tar mda toprak mülkiyetinin zirai iflletme büyüklüklerine göre da l m ya da firmalara göre üretim ve sabit sermayenin da l m ile ilgili analizlerde de Lorenz e risine baflvurulmaktad r. E ri yard m yla örne in, bir ülkede gelirin yüzde kaç n n nüfusun yüzde kaç taraf ndan paylafl lmakta oldu- u veya bir endüstrinin toplam üretiminin yüzde ne kadar n n firmalar n yüzde ne kadar taraf ndan gerçeklefltirildi i, kolayca belirlenebilmektedir. Verilerin s n flara ve her s n fa dahil olan frekanslara göre ayr lm fl oldu u (gruplanm fl) serilerde, önce s - n f orta noktalar (mi) ile o s n flara ait frekanslar (ni) çarp larak nixmi sütunu oluflturulur. Böylece her s n fta gelirin, üretimin, sermayenin veya arazinin mutlak olarak ne kadar n n bulundu u saptanm fl olacakt r. Bundan sonraki aflamada gerek frekans gerekse nixmi sütunlar nispi (yüzde olarak) ifade edilir ve son olarak her iki sütundaki nispi de erler afla dan yukar ya do ru kümüle edilerek Lorenz serisi elde edilir. Türkiye de özel zirai iflletmelerin büyüklüklerine göre nispi bölünmesi, 1963 tar m say m verilerine dayanarak sayfa 853 teki tablonun ilk iki sütununda gösterilmifltir. Yukar da aç klanan metod do rultusunda hesaplanm fl olan Lorenz serisi ise, tablonun 4 ve 5 inci sütunlar nda yer almaktad r. fiekilde ise, bu serinin grafik anlat m sonucu ortaya ç kan Lorenz e risi belirtilmifltir. fiekildeki OB do rusu eflit da lma do rusu olarak 852

15 Lorenz Serisi (1) (2) (3) (4) (5) Arazi (dönüm) iflletme (n i m i ) -100 Kümüle Kümüle say s (%) (n i m i ) Fr.(%) a i de er (%) b i ,67 11,34 40,67 11, ,08 17,62 68,75 29, ,10 22,23 86,85 51, ,61 38,07 99,46 89, ,52 8,30 99,98 97, den büyük,02 2, Toplam Lüks Vergisi Loro Hesap [Alm. Lorokonto] [Fr. Compte loro] [ ng. Loro account] Uluslararas bankac l kta kullan lan talyanca kökenli bir kelime olup onlar n hesaplar anlam ndad r. Bankac l kta muhabirlerin merkezdeki hesaplar yla muhabir nezdindeki hesaplar karfl l kl çal fl rlar. Bir muhabirin merkezde açt rd hesaba loro hesap denir. Muhabir nezdindeki merkez hesaplar na ise nostro hesap ad verilir. (Bkz. Nostro Hesap) C. Ersoy Lozan Okulu [Alm. Lausanner Schule] [Fr. Ecole de Lausanne ] [ ng. Lausanne School] Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesi nde Ekonomi Kürsüsü 1870 te kurulmufl ve bafl na Léon Walras getirilmifltir. Lozan Okulu bu kuruluflla bafllar de emekli olan Walras n yerine Vilfredo Pareto geçmifltir. Özelli i, bu okula ba l olanlar n matemati e verdikleri a rl k ve genel denge teorisinin gelifltirilmesi yolundaki çabalard r. (Bkz. Léon Walras, Genel Denge) D. Demirgil adland r lmakta ve tablonun son iki sütunundaki de erler aras nda fark bulunmad teorik bir durumu yans tmaktad r. Bir baflka anlat mla, OB do rusu üzerindeki her nokta a i ve b i lerin eflit oldu unu ya da a i - b i = O durumunu belirtmektedir. Buna göre örne in, iflletmelerin % 20 sinin toplam arazinin % 20 sine sahip olmas beklenecektir. Öte yandan X noktas eflitsiz bir durumu ifade etmektedir. Burada ai - bi = 68,75-29,00 = 39,75 tir ve OB do rusu ile Lorenz e risi aras ndaki fark oldukça belirgindir. Bu aç klamadan anlafl laca üzere ai ve bi aras ndaki fark n artmas temerküzün, yani toplanman n da artmas na yol açmaktad r. Bu durum ise, e rinin OB do rusuna göre d flbükeylik derecesini yükseltmektedir. Gelir da l m ndaki eflitsizli in belirgin oldu u ülkelerde Lorenz e risinin grafikteki A noktas na daha fazla kayd izlenecektir. Artan oranl vergiler yard m yla bu kayman n azalt lmas öngörülmekte ise de, bu konuda henüz tam bir baflar sa lam fl ülke bulundu u söylenemez. (a i ) ve (b i ) de erleri aras ndaki farklara dayanarak eflitsizli in ya da toplanman n say sal ve nispi bir ölçüsü gelifltirilmifltir ki, bu ölçüye toplanma oran ad verilmektedir. (Bkz. Frekans, Gruplama, Kümülatif) B. A. Köksal Lüks Vergisi [Alm. Luxussteuer][Fr. Impôt de luxe][ ng. Tax on luxu - ry expenditure] Sosyal amaçl bir vergi türüdür. Genellikle müstakil bir vergi olarak uygulanmamakta, lüks say lan tüketim maddeleri ile baz hizmetler üzerinden di erlerine oranla daha yüksek vergi al nmas fleklinde elde edilmektedir. Özellikle az geliflmifl ülkelerde, gelir da l m adaletsiz ve az say daki yüksek gelirlilerin sat n alma güçleri de çok yüksek oldu undan, bunlar n toplumsal tepkilere yol açan lüks mallara karfl olan afl r taleplerini k s tlamak için ya bir lüks vergisi konulur ya da ço u kez rastland gibi, lüks mallar n vergileri afl r derecelerde a r l a fl t r l r. Uygulamada lüks vergisi ile arzulanan amaca ulafl ld pek görülmemifltir. Geliflmifl ülkelerde ise, gelir da l m daha adil oldu undan, ayr bir lüks vergisine pek gerek duyulmaz. Bu ülkelerde mal ve hizmetlerin tatmin ettikleri ihtiyaçlar n derecelerine göre lüks say lanlar na daha yüksek vergi oranlar n n uygulanmas yla yetinilir. Bu tür uygulamalar -ayn etkinlikte olmasa da- subjektif vas tas z vergilerdeki artan oranl l n vas tal vergilerdeki paraleli gibi de kabul edilir. (Bkz. Servet Vergileri, Sat fl Ver - gisi, Muamele Vergisi) H. Nadaro lu 853

16 M Maafl Bordrosu [Alm. Gehaltsliste, Lohnsteuerliste] [Fr. B o rd e re a u mensuel] [ ng. Pay-roee] Ayl klar n tahakkukuna esas olan ve memur ya da iflçinin ad ve soyad ile ayl n, bununla ilgili vergi matrah n, çeflitli kesintileri gösteren ve adlar hizas nda ilgilinin, vekilinin ya da mutemedin imzas n tafl yan bir cetveldir. Burada mutemedin sorumlulu u, vekâlet anlaflmas nda öngörülen vekilin sorumlulu una benzer. Mutemetlik müessesesi daha çok, Devlet Personel Kanunu na tâbi memurlar n ayl klar n n al nmas ve ilgililere da - t lmas nda bir kolayl k sa lamak için ifllemektedir. Maafl mutemedinin vezneden ald paray kaybetmesi, çalmas ya da memura vermemesi sonucunda, devlet sorumlu olmaz; güveni kötüye kullanmas bak - m ndan mutemet, cezai kovuflturmaya u rar; yani, ayl - n ald memurlara karfl sorumluluktan hiçbir zaman kurtulamaz. Ücretlilerin ücretlerinin ödenmesinde de ayn esaslar çerçevesinde bordro kullan lmaktad r. (Bkz. Bordro) S. Kocaimamo lu Maafl Cüzdan [Alm. Gehaltsausweis][Fr. Livres des salaires ][ ng. Sa - lary (wage) book] Hizmet karfl l ndan belli zamanlarda al nacak emekli, dul, yetim ve buna benzer ayl klar için istihkak sahiplerinin kimli ini, ayl k miktar n, ödeme zamanlar n gösteren ve ödemeleri belgelemek için ayr ca içerisine kuponlu yapraklar da konulabilen karnedir. S. Kocaimamo lu Maafl ve Ücretler Hesab [Alm. Gehalts-und Lohnkonto][Fr. Compte des appoin - tements et de salair e[ ng. Salaries and wages account ] Çeflitli kurulufl ve iflletmelerde çal flan elemanlar n emeklerine karfl l k olarak verilen tutarlar n geçirildi i, genel giderler gibi netice hesab na ba l bir yard mc hesapt r. Genel olarak bu hesaptan yap lan ödemeler, günlük, haftal k ve ayl k olarak tahakkuk ettirilmektedir. Maafl ve ücretler hesab bir gider hesab oldu undan daima borç bakiyesi verir. Tahakkuk eden maafl ve ücretler, maafl bordrolar nda vergi matrahlar, kesilen vergiler, memurun ve kuruluflun ödeyece i emeklilik kesintileri ya da sosyal sigorta aidat primleri ve di er borç kesintileriyle birlikte gösterilir. Kesilen vergi ve sigorta primleri, yasalar nda gösterilen süreler içinde ait oldu u yerlere yat r l r. Maafl ve ücretler hesab n n bakiyesi, hesap dönemi sonunda ve genel giderler aras nda kâr ve zarar hesab - n n borcuna geçirilerek kapat l r. S. Kocaimamo lu Machlup, Fritz ( ) Vi y a n a y a k n l a r n d a, Wi e n e r N e u s t a d t t a d o d u de Viyana Üniversitesi ne girdi. Alt n standard konusunda doktora verdi ve bu tezini 1925 te yay nlad de, ö renciyken bir mukavva fabrikas na ortak olmufltu. Doktoras n verdikten bir süre sonra, baz ortaklar yla birlikte Macaristan daki gümrük korumas ndan yararlanmak için Budapeflte de de bir fabrika açt de Avusturya Mukavva Üreticileri örgütüne seçildi ve bu kuruluflun yönetiminde önemli sorumluluklar ald. Bu arada ekonomik araflt rmalar n sürdürüyordu. Ünlü iktisatç lar biraraya getiren Avusturya Ekonomi Derne i nin üyesiydi de döviz sistemlerini konu alan New Currency Systems of Europe adl kitab n yazd de yazd The Stock Market, Credit and Capital Formation da borsa spekülasyonlar n n ve simsarlar n n faaliyetlerinin, fonlar n reel sermaye formasyonuna harcanmas na engel oldu unu ortaya koyuyor ve bunun bir analizini yap yordu. Rockefeller bursu ile çeflitli Amerika üniversitelerinde incelemeler yapan Machlup, 1935 y l nda Buffalo Üniversitesi nden profesör olarak çal flma önerisi al nca ABD ye yerleflti. Bu dönemde döviz arz ve talep fonksiyonlar ile bunlar n esneklikleri üzerindeki çal flmalar yla Keynes in çarpan modeline katk larda bulundu lerde daha çok uluslararas ticaret konusunda çal flt ; birçok ülkenin, özellikle azgeliflmifllerin ihraç ve ithal mallar n n elastikliklerini öne sürerek ihracat yapmaktan umudu kesmeleri konusuna e ildi ve bunu esneklik kötümserli i kavram yla aç klay p elefltirdi. Yine o y llarda yazd bir makalede dolar darl n n nedenlerini inceledi. Robert Trifin in, paralar uluslararas rezerv durumundaki ülkelerin uluslararas likidite ihtiyac n karfl lamak için ödemeler dengesi aç klar vermesinin sonuçta alt n-döviz standard n n çöküflüne yolaçaca, yolundaki ikaz n inceleyen Machlup, 1963 te yazd Reform of the International Monetary System de önerilen befl alternatifi birer birer inceledi: Alt n döviz standard n n çoklu rezerv para yöntemiyle geniflletilmesi, swap ifllemleri yoluyla merkez bankalar aras nda karfl l kl kredi kolayl klar, yeni bir uluslararas para rezervi yarat lmas, alt n fiyat n n art r lmas, esnek döviz kuru sisteminin oluflturulmas. Machlup, yaln z üçüncü 855

17 Madencilik ve Taflocakç l ve beflinci öneriyi geçerli alternatifler olarak görüyordu. C. Ersoy Madencilik ve Taflocakç l [Alm. Bergbauindustrie][Fr. Industrie minière][ ng. Mi - ning and quarying ] Ekonomik faaliyet kollar s n fland rmas nda Tar m sektöründen sonraki bölümde Madencilik ve taflocakç - l yer almaktad r. Do ada kat (örne in, kömür ve maden cevheri), s v (örne in, ham petrol) ve gaz (do al gaz) olarak rastlanan madensi maddelerin ç kar lmas, haz rlanmas, de erlendirilmesi faaliyetleri madencilik sektörü kapsam ndad r. Taflocaklar n n iflletilmesi de ayn faaliyet kolunun kapsam na girmektedir. Bu faaliyet kolunun kapsam na, ç kar lan (istihraç edilen) madenlerin ve madensilerin k r lmas, elenmesi, y kanma, temizlenme, derecelendirilme ve ufalanmas gibi faaliyetler de girmektedir. (Bkz. Ekonomik Faaliyet Kollar ) E. Özötün Mahalanobis, Prasanta Chandra ( ) statistikçi. Kökeni Bangladefl in Vikrampur aristokratlar na dayanan soylu bir ailedendi. Büyükbabas 19. yy. ortalar nda Kalküta ya göç etmifl ve orada Hindu reformcu hareketi Brahmo Samaj a kat lm flt. Yüksek ö renimini Cambridge te tamamlad. Fizik alan nda çal flmak istiyordu. Ancak, bir rastlant sonucu istatisti e ilgi duymaya bafllad ve istatistik biliminde uzmanlaflmaya karar verdi. Daha çok istatistik alan nda tan nan Mahalanobis, ekonomi üzerine e itim görmedi. Bu dalda sistemli bir çal flmayla kendi kendini yetifltirdi i de söylenemez. statistik metodlar konusundaki düflüncelerini sosyal konulara olan ilgili ile birlefltirerek, kalk nma planlar üzerine çal flmalar yapt. Kendi kurdu u Hindistan statistik Enstitüsü nde (ISI) çal flt ve bu kurulufla gerek Do u gerekse Bat ülkelerinden iktisatç lar, planlamac lar ça rd. Bu çabalar n bir sonucu olarak, do rusal planlama tekniklerini uygulayan çok sektörlü planlama tekniklerinin baz lar ilk kez ISI da ortaya ç kar ld. Yine bu çal flmalar n bir yan ürünü olarak, Hint ekonomisi için çok say - da girdi-ç kt tablolar düzenlendi. Mahalanobis iki ve dört sektörlü kalk nma modelleri kurdu. ki sektörlü modeli Sovyet G.A. Feldman ve ABD li Evsey Domar taraf ndan kurulan modellere benzemekle birlikte, onlardan ba ms z olarak kurulmufltur. Bunlar, tüketim mallar üreten sektör ve yat r m mallar üreten sektördür. Bunlar n has la-sermaye oranlar s ras yla ß c ve ß i ile gösterilir. Bafllang ç yat r m oran α veri iken, yat r m ile üretim aras nda bir zamansal fark vard r. λ c, λ i toplam yat r m n ne kadar n n tüketim ve ne kadar n n yat r m mallar üreten sektöre gitti ini gösterir sabit katsay lard r ve (λ c, + λ i )= 1 dir. Mahalanobis bunlardan yararlanarak, milli gelirin flu denklemle hesaplanaca n gösterdi: λ i ß i +λ c ßc Yt = Y0 [ 1 + αo (1+λi ß i ) t -1] λ i ß i Mahalli Çek Ona göre tüketimde flu denklem kullan lacakt r. λ c ßc Ct = Y0 [ (1 - α 0 ) + α 0 (1+λi ß i ) t -1] λ i ß i Görüldü ü gibi, yat r mlar n ne kadar büyük bir k sm yat r m mallar üretmek için kullan l rsa, tüketimin uzun dönem büyüme haddi de o kadar fazla olacakt r. Çünkü denklemlerde gelir ve tüketimin uzun dönem büyüme haddi (1+ λ i ß i ) dir. Bu bulgusundan sonra, Hindistan daki küçük ölçekli geleneksel sanayiin potansiyelini de göz önüne alarak, genifl ölçekli imalatta a r sanayiye öncelik veren bir kalk nma stratejisi önerdi. Emek-yo un çal flan küçük iflletmeler ise tüketim mallar n n üreticisi ve istihdam kayna olarak ifllev görmeliydiler. Bu strateji, Hindistan hükümetince 1950 lerin ortas ndan yak n zamanlara dek, küçük de iflikliklerle uygulanageldi. Daha sonra bu modelini gelifltirerek dört sektörlü hale getirdi. Bu modelde tüketim mallar sektörü, tar m ve hizmetleri de içeren küçük ölçekli endüstri ve modern endüstri olarak ikiye ayr l yordu. Mahalanobis bu modeli, alternatif yat r m projelerinin istihdam üzerindeki etkilerini göstermek için kulland. Mahalanobis in stratejisi, yetersiz olmakla, ideolojik yan lg lar içermekle ve d fl ticareti ihmal etmekle suçland ysa da, o dönem için Hindistan a hayli uygun oldu u uygulamayla kan tlanm fl gibidir. Mahalanobis ekonomik kalk nman n de iflik katmanlar üstündeki etkilerini de inceledi. Hindistan n di- er geliflmekte olan ülkeler aras ndaki resmi istatistiklerinin geliflmiflli i ve güvenilirli i ile dikkat çekmesi de bir rastlant de ildir ve ülke bu yönden Mahalanobis e çok fleyler borçludur. (Bkz. Büyüme Modelleri) K. Mortan Mahalli Çek [Alm. Örtlicher Scheck, Domizilierter Scheck][Fr. Chè - que local][ ng. Lokal cheque] Çek, keflideci (çeken) hesab na ve emrine, nezdinde (yan nda) para bulunduran bir banka üzerine ve istenilen paran n kay ts z ve flarts z ödenmesi için düzenlenen ticari bir senettir. Çekler belirli bir flehir içinde çekilebilece i gibi, baflka bir flehir üzerinde de çekilebilir. Örne in, Ankara fl Bankas nda hesab bulunan bir kimse, gezi için stanbul a gitmifl ve orada paraya gereksinim duymufltur. Bu takdirde de, yine hesab n n bulundu u Ankara fl Bankas na hitaben çekini düzenler ve stanbul daki fl Bankas flubelerinden biri arac l ile çekin bedelini tahsil edebilir. Demek ki, tanzim yeri ile ödeme yeri ayn flehirde ya da ayn yerde bulunan çeklere mahalli çek veya flehiriçi çek, bir flehirde çekilip de baflka bir yerde ödenecek çeke de mahalli olmayan çek ya da flehird fl çek denilir. Kanun, bir çekin muhataba ibraz n süre bak m ndan serbest b rakmam flt r. Bir çek, kanunen belirli bir süre içinde mutlaka muhataba ibraz edilmelidir. Bu süre, flehiriçi çeklerde 10 gün, flehird fl çeklerde 1 ayd r. Bu sü- 856

18 Mahalli dareler relere uymayan çek hamili, haklar n tehlikeye düflürmüfl olur. (Bkz. Çek) S. Kocaimamo lu Mahalli dareler Bütçesi Mahalli dareler [Alm. Kommunal verwaltung] [ F r. Collectivité Locale] [ n g. Local Government] Hemen her ülkede merkezi idarenin yan s ra ayr ca mahalli idareler de vard r. dari ademi merkeziyet ilkesinin gere i olan mahalli idarelerin Türkiye deki geçmifli oldukça yenidir. XIX. yüzy l n ikinci yar s n izleyen y llarda kurulmas na bafllan lan mahalli idareler, 1876 Anayasas ndan sonra sosyolojik bir varl k haline gelmifllerdir. Ancak, hukuki ve idari anlamda gerçek nitelikleriyle Cumhuriyeti izleyen y llarda kurulmufllard r Anayasas n n 127. maddesinde mahalli idareler flöyle tan mlanmaktad r: Mahalli idareler, il, belediye veya köy halk n n mahalli müflterek ihtiyaçlar n karfl lamak üzere kurulufl esaslar kanunla belirtilen ve karar organlar gene kanunda gösterilen, seçmenler taraf ndan seçilerek oluflturulan kamu tüzel kiflileridir. nsanlar toplu halde yaflarlar. Belli bir toprak parças üzerinde yaflayan insanlar siyasal yönden örgütlenirlerse, devlet ad verilen kamu tüzel kiflili i gerçeklefltirilmifl olur. Devlet, kendi s n rlar içindeki halk n ortak ve toplumsal nitelikteki ihtiyaçlar n karfl lamakla yükümlüdür. Bunun için devlet, Anayasa da öngörülen esaslar dairesinde bir merkezî idare örgütü kurar. Ancak, devlet s n rlar içinde ayr ca köy, kasaba, kent fleklinde irili ufakl baz yerleflme birimleri de vard r. Bunlar, toplu halde yaflamak zorunda olan insanlar n, kendileri için elveriflli addettikleri belli bir mahalde komfluca iliflkiler içinde yaflamak üzere yerleflmeleri sonucu ortaya ç km fl olan komünlerdir. flte bu irili ufakl toplumlar n kendi s n rlar içindeki ortak ihtiyaçlar n karfl lamak üzere kurulan kamu tüzel kiflili ine sahip örgütlere mahalli idare ad verilmektedir. Türkiye de, bu amaçla kurulan mahalli idareler flunlard r: Köy idareleri, belediye idareleri ve il özel idareleri. Di er ülkelerde de de iflik tür ve say da mahalli idareler vard r. Ancak, bunlardan belediyelerin, hemen her ülkede görülen ortak bir mahalli idare türü oldu u söylenebilir. l özel idarelerinin yasal temeli 1281 (1864) tarihli Vilayet Nizamnamesi ile at lm flt r. Bu nizamnamede Frans zlar n departement sisteminden esinlenerek eyalet sisteminden vilayet sistemine geçilmesi öngörülmüfltür. l Özel darelerinin halen de yürürlükte bulunan organik kanunu, 1913 tarihinde geçici kanun niteli inde bir kararname ile yürürlü e konulan dare-i Hususiye-i Vilayet Kanunu dur. l Özel dareleri, zamanla görevlerinin birço unun yeni kurulan Bakanl klara ve baz Genel Müdürlüklere devredilmesi sonunda, günümüzde etkinliklerini iyice yitirmifllerdir. Belediyeler komün idaresinin gerçek ve klasik örne- idir. l Özel dareleri nas l Frans zlar n departmanlar ndan esinlenerek kurulmuflsa, belediyeler de yine Frans zlar n komünlerinden esinlenerek kurulmufltur. Kökü itibariyle Arapça olan belediye sözcü ü, bir insan toplulu unun yerleflmek amac yla oturdu u yer anlam na gelen beldeden türemifltir. Dolay s yla belediye, beldeye iliflkin kurulufl veya yönetim anlam ndad r. Yasal olarak ilk belediyenin kuruluflu 2 Zilhicce 1271 (16 A ustos 1854) tarihli resmi tebli ile stanbul fiehremaneti idaresinin kurulmas suretiyle gerçekleflmifltir. Belediyelerin organik kanunu halen 1930 y l nda yürürlü e konulan 1580 say l Belediye Kanunu dur. Bu kanunun birinci maddesi hükmüne göre: Belediye beldenin ve belde sakinlerinin mahalli mahiyette müflterek ve medeni ihtiyaçlar n tanzim ve tesviye ile mükellef hükmi bir flahsiyettir. Köy de belediye gibi tipik bir komündür. Türkiye de köy idaresinin esaslar ilk kez 1924 tarih ve 442 say l kanunla düzenlenmifltir. Daha önce köyler geleneksel mahalli idare birimi olarak yine mevcut idiler. Ancak bu s fat hukuken kazanmalar 1924 y l nda gerçekleflmifltir. (Bkz. Mahalli dareler Bütçesi ) H. Nadaro lu Mahalli dareler Bütçesi [Alm. Gemeindehaushalt][Fr. Budget local][ ng. Local budget] Türkiye de kamu kesimi bütçeleri genel bütçe, katma bütçeler, özerk bütçeler (K T lerin bütçeleri) ve mahalli idareler bütçeleri gibi türlere ayr l r. Bunlardan mahalli idareler bütçeleri ise il özel idarelerinin, belediyelerin ve köylerin bütçelerini kapsar. Mahalli idarelerin bütçelerine özel bütçeler de denir. Mahalli idareler bütçeleri, belli bir yerel birimde bir arada yaflayan birey topluluklar n n, ortak yaflamdan do- an ihtiyaçlar n karfl lamak üzere yerine getirilmesi gereken mal ve hizmetlerin üretilmesi için düzenlenirler. Bu bütçeler, bir taraftan baz vergileri ve kendilerine ayr lan gelirleri toplad klar, di er taraftan da merkezî idare bütçesinden pay ald klar ve genel bütçenin d fl nda olduklar içindir ki, bütçenin birlik prensibini bozarlar. Mahalli idareler bütçeleri, flekil yönünden benzemekle beraber, genel bütçeden temel baz farkl l klar gösterirler. Bu farkl l klar n ilki, bu bütçelerin genel bütçenin aksine mahalli idare organlar nca onaylan nca hemen yürürlü e girmemesidir; çünkü merkezî yönetim taraf ndan da onaylanmas gerekir. kinci farkl l k genel bütçenin dayand genellik prensibinin aksine, belirli bütçe gelirlerinin belirli giderlere tahsis edilebilmesidir. Yani baz mahalli idare gelirleri belirli giderlere veya hizmetlere ayr labilir. Asker ailelerine yard m gelirlerinin yine ve ancak asker ailelerine yard m giderleri olarak kullan lmas gibi. Üçüncü olarak, merkezî idare önce bütçe giderlerini saptay p bütçe gelirlerini sonradan toplarken, mahalli idareler ise ancak bütçe gelirlerinin olanak tan - d giderleri yaparlar. Mahalli idareler bütçelerinin bafll ca gelirleri, emlâk, gelir ve kurumlar vergisi vb. bafll ca vergilerden al nan - ki buna gelirlerin yönetimler aras paylafl m anlam nda mali tevzin denir- paylar, çeflitli resim, harç, flerefiye, 857

19 Mahfuz Hisse harcamalara ifltirak pay ve mal varl gelirleri gibi öz kaynaklar, devlet yard m ve ba fllar ve borçlanmalar - d r. Mahalli idareler bütçelerinin bafll ca giderleri ise, toplu yaflaman n gerektirdi i ihtiyaç ve hizmetlerin gerektirdi i alt-yap (elektrik, yol, su, kanalizasyon), ulafl m, iafle, sa l k, bay nd rl k, e itim vb. giderlerden oluflur. Bugün Türkiye de mahalli idareler bütçelerinin içerdi i gelir ve gider kalemlerinin yeterli olmad, yani bu bütçeler aç s ndan mahalli ihtiyaçlar n karfl lanmas oran n n yüksek olmad görülmektedir. Bunun nedeni, bir yandan mahalli idareler bütçeleri gelir kaynaklar n n ve bunlar art rma olanaklar n n s n rl olmas, öte yandan mahalli hizmet ve harcama ihtiyac n n yüksekli idir. Dolay s yla, mahalli idareler bütçeleri yetersizdir ve aç k vermektedir. N. Falay Mahfuz Hisse [Alm. Pflichtteil][Fr. Réserve héréditaire][ ng. Legal portion] Aile kavram ve kifliler aras ndaki kan ba, yasa koyucuyu, bu kifliler mirasç l k s fat n kazand klar ndan, terekeden belirli bir pay mutlaka almalar gerekti i düflüncesine yöneltmifltir. Bu nedenle, miras b rakan n, ölümünden sonra mirasç lara geçecek mal varl ile yapaca tasarruflara, yani, serbest tasarruf hakk na baz s n rlamalar getirilmifltir. Terekeden, belirtildi i gibi mutlaka pay almas istenen kanuni mirasçlara mahfuz hisseli mirasç lar (sakl payl mirasç lar), bu kimselere kesinlikle b rak lmas zorunlu miras pay dilimine de mahfuz hisse (sakl pay) adlar verilmektedir. Miras b rakan n terekesi ile mahfuz hisselerin toplam aras ndaki fark, art k, miras b rakan n üzerinde serbestçe tasarruf edebilece i tereke bölümünü oluflturmaktad r. Bu bölüme de hukuk dilinde tasarruf nisab denilmektedir. Miras b rakan, kendisine tan nan tasarruf nisab n aflarak, mahfuz hisselere tecavüz niteli i tafl yan tasarruflarda bulunursa, bu takdirde, mahfuz hisseli mirasç - lar, mahfuz hisselerine yani sakl ve dokunulmaz paylar na tecavüz eden tasarruflar, tecavüz miktar nda indirtebilir. MK m. 452, kanuni mirasç lar içinde dört grubu mahfuz hisseli mirasç olarak belirlemifltir. Medeni Kanun umuzun sistemine göre, flu kifliler mahfuz hisseli mirasç say l r: 1) Miras b rakan n füruu yani çocuklar, torunlar, torun çocuklar vb. Evlatl k da bu grup içinde yer al r. Bu gruba k saca birinci zümre mirasç lar da denilir. 2) Miras b rakan n ana ve babas. 3) Miras b rakan n kardeflleri. 4) Sa kalan efl. Ola an mahfuz hisse miktarlar, MK m. 453/I de düzenlenmifltir. Buna göre: 1) Füruun mahfuz hissesi, miras pay n n 3/4 üdür. Örne in, M, çocuklar A, B ve C yi ard nda b rakarak ölmüflse, her birinin miras paylar 1/3, mahfuz hisse oranlar ise 1 x 3 = 3 1 yani Miras b rakan n tasarruf nisab ise 2) Ana ve baban n mahfuz hisseleri, miras pay n n 1/2 sidir. M nin ana ve babas hayatta ise, her birinin miras pay terekenin 1/2 si, mahfuz hisseleri ise M nin tasarruf nisab da 3) Kardefllerin mahfuz hisseleri, miras paylar n n 1/4 üdür. Örne in, (M) nin mirasç lar kardeflleri (A) ve (B) ise, her birinin pay terekenin 1/2 si, mahfuz hisseleri ise Tasarruf nisab ise Mahfuz Hisse x 3 = = 1 tür x = x 2 = = 1 dir x = dir x 2 = = 3 tür ) Sa kalan eflin mahfuz hissesi, e er di er zümrelerle birlikte mirasc oluyorsa, miras pay n n mülkiyet bölümünün tamam, tek bafl na mirasç oluyorsa, miras pay n n (yani terekenin) yar s d r. ndirimli mahfuz hisse miktarlar n da aç klamak gereklidir tarihli ve 903 say l Türk Kanunu Medenisi nin birinci kitab n n ikinci bab üçüncü fasl - n n de ifltirilmesi, bu kanuna baz maddeler ve f kralar eklenmesi, baz vak flar n vergi muafiyetinden faydaland r lmas hakk nda kanun, aç klanan mahfuz hisse miktar n n baz koflullarla indirilmesi olana n düzenlemektedir. Böyle bir durumda do al olarak, miras b rakan n tasarruf nisab nda bir art fl meydana gelmektedir. Bu son durumda geniflletilmifl tasarruf nisab ndan sözedilmektedir. (MK m. 453/III) MK m. 453/III e göre yap lan kazand rma kamu yarar na bir ba fllama ya da bir vak f niteli inde bulunmak kayd yla: 1) Mahfuz hisse, mirasç n n sosyal durumuna uygun nafakadan az olmamak kofluluyla, mahfuz hissenin 1/3 nisbetine de in indirilebilir. Veya, 2) E er miras b rakan kamu yarar na bir vak f tesis etmifl ise, vakf n gelirinin 1/2 si kendisine b rak lm fl - 858

20 Mahreçler Kanunu olan mahfuz hisseli mirasç, art k tenkis davas açamaz. Bu son durum görüldü ü gibi, sadece kamu yarar na vak f kurulmas halinde uygulama alan bulmaktad r.. Ulusan M a h reçler Kanunu [Alm. Gesetz der Absatzwege] [Fr. La loi des débouchés] [ ng. Law of markets] Jean Baptiste Say taraf ndan ortaya at lan, arz, kendi talebini yarat r fleklinde özetlenebilecek bir varsay md r. Keynes, klasikleri ve özellikle Say i yorumlarken üretimin gelir yaratt n, bu gelirin mal sat n almak için kullan ld n, böylelikle de arz n her zaman için kendi talebini yaratt n ifade etmiflti. Asl nda Say in kanunu, mallar n mallarla mübadele edildi i takas ya da trampa ekonomisinde geçerlidir; parasal bir ekonomide de il. Üretim hem iflçiler hem kapitalistler için gelir yaratmaktad r. Ancak parasal bir ekonomide gelirin tamam an nda tüketim mallar na harcanmayabilir. Kifliler gelirlerini geçici olarak biriktirmeyi ya da finansal varl klara harcamay tercih edebilirler. Bu flartlar alt nda cari mal arz, mal talebinden fazla olmaktad r. Firmalar üretimlerini k smak durumunda kald klar için de gelirler azalmaktad r. Resesyonlar n varl, Say in kanununu geçersiz k lmaktad r. Say n Treatise adl yap t 19. yy. bafl nda, Frans zca asl ndan ngilizce ye çevrildikten sonra Amerika da popüler bir ekonomi kitab olmufltur. Bunun nedeni, Adam Smith in The Wealth of Nations (Milletlerin Zenginli i) adl kitab ndan daha kolay okunabilmesiydi. Ancak karmafl k teori taraftarlar bu kitab benimsememifllerdir. Say in kanununu benimseyenlerden biri de Malthus olmufltur. Daha sonralar Keynes, Malthus un görüfllerini gelifltirirken yaln z Say in yaz lar n esas alm fl, John Stuart Mill gibi yorumcular n görüfllerini hesaba katmam flt r. Keynes, Mahreçler Kanunu ile ilgili tart flmay yeni - den açt nda, a rl n koyarak, görüflünü kabul ettirmifltir. Keynes in görüflü ders kitaplar nda da yer alm flt r. Ancak bu e ilim uzun sürmemifl, Say, ekonomik düflünce tarihçisi Schumpeter taraf ndan Malthus ve Keynes e karfl savunulmufltur. Say in kanununun alternatif bir yorumuna göre, talep hiç bir zaman tatmin edilmemekte ve zaman içinde üretimin geliflmesini aç klamaktan uzak bulunmaktad r. Büyüme, prodüktif kapasitenin artmas na ba l d r. Bazen resesyonlar meydana gelmektedir. Fakat tatmin edilmemifl talep, üretim art fl n hakl göstermektedir. Özellikle kalk nmakta olan ülkeler, talep i ihmal ederek arza yönelik ulaflt rma, e itim ve benzeri politikalar na a rl k vermelidir. D. Demirgil Mahsup [Alm. Verrechnung][Fr. Au crédit du compte][ ng. To the credit of the account] Hesab na geçirmek, hesab na kaydetmek anlam na gelen Arapça kaynakl bir sözcüktür. Kasa ile karfl l kl olmayan hesaplar kendi aralar nda karfl l kl olarak borçland ran ya da alacakland ran her türlü muhasebe ifllemidir. Galiant, Ferdinando Örne in, kredi müflterisinin, verdi i talimat üzerine, vadesi gelen senedinin mevduat hesab ndan karfl lanmas bir mahsup ifllemidir. Ticari hayatta büyük ölçüde kullan lan ve ödeme arac olan çeklerin bir para hareketi gerekmeksizin mahsup yoluyla ödenebilmesi için, takas odalar kurulmufltur. Mahsup yoluyla ödeme ifllemleri geliflmifl ülkelerde çok yayg nlaflm flt r. S. Tafldelen Mahsup Çeki [Alm. Verrechnungscheck, Abgezogner Scheck][Fr. Chè - que de compte][ ng. Elimination cheque] Hesaba geçirilecek çek anlam na gelir. Genel olarak, paran n tafl nmas, say lmas ve saklanmas kolay de ildir. Ödeme arac olan çek sayesinde bütün bu ifller güvenlik alt na al nabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu nun 717. maddesi de mahsup çeki nden söz etmektedir. Bu çekler, fonksiyon bak - m ndan çizgili çeklere benzer. Yaln z bu çeklerle nakten de il, hesaben ödeme yap l r. Örne in, bir müessese ya da firma, hâmili bulundu u bir çeki, muhatap bankadan tahsil edip ayn bankadaki hesab na kaydettirecektir. Fakat, çeki tahsil etmek üzere gönderdi i kimse, paray bankadan al r kaçarsa ya da yolda gelirken düflürürse, çald r rsa, o müessese veya firma zarar görür. Bu ihtimaller karfl s nda, gerek keflideci ve gerekse hâmil taraf ndan, çekin iç yüzüne e ik olarak bedeli hesaba geçirilecektir fleklinde veya buna benzer bir ibare yaz l r ve böylece, çekin para olarak ödenmesi önlenmifl olur. (TK m. 717/1) Yine, örne in, keflidecinin bankada bir borçlu, bir de alacakl cari hesab vard r. Keflideci firma, bütün tahsil ifllerini ve ödemelerini alacakl cari hesab yla yapt rmaktad r. Bir hesaptan di erine bir virman yapt rmak isterse ve bu virman (nakil) için çek çekmiflse, keflideci çekin üzerine mahsup çekidir ya da hesaba geçirilecektir diye bir ibare yazar ve bankaya gönderir. Banka art k, çek hâmiline paray nakit olarak ödemez; hesaba geçirir.... Bankas A.fi. st stanbul TL Bu çek karfl l nda Ali Korkmaz emrine on milyon TL. ödeyiniz. (Bedeli hesaba geçirilecektir.) Hasan Uysal ( mza) Böyle bir çeki Hasan Uysal dan alan Ali Korkmaz, çeki kendisi bankadan tahsil etmeyip de adam yla göndermek istese, bu kay tla çeki emniyete alm fl olacakt r. Banka, bu çeki getiren kimseye nakit olarak ödemeyecek. Ali Korkmaz n hesab na kaydedecektir. Hesaba geçirilecektir gibi mahsup kay tlar n n çizilmesi hükümsüzdür. (TK m. 717/2) Bir hüküm ifade etmifl olsayd, çeki elinde bulunduran herkes, bu mahsup kayd n çizerek çekin bedelini para olarak almak imkân n bulurdu. 859

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER:

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER: YASAL TEMERRÜT FA Z ORHAN YILMAZ (*) A- G R fi: Bilindi i üzere, gerek yasal kapital faizi ve gerekse yasal temerrüt faizi yönünden uygulanmas gereken hükümler, 19.12.1984 gün ve 18610 say l Resmi Gazete

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve ÖZEL MATRAH fiekl NE TAB ALKOLLÜ ÇK SATIfiLARINDA SON DURUM H.Hakan KIVANÇ Serbest Muhasebeci Mali Müflavir I. G R fi K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve modern

Detaylı

ISL107 GENEL MUHASEBE I

ISL107 GENEL MUHASEBE I ISL107 GENEL MUHASEBE I Doç.Dr. Murat YILDIRIM muratyildirim@karabuk.edu.tr 8. HAFTA Menkulkıymetleraşağıdaki amaçlardoğrultusunda edinilebilir. Güvenlik Amacı: işletmeler sahip oldukları nakit mevcutlarının

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9))

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9)) Sirküler 2016 / 019 Referansımız: 0259 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: info@kutlanpartners.com İstanbul, 08.03.2016 Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 SİRKÜ : 2016/09 KAYSERİ Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 04.03.2016 tarih ve 29643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kurumlar Vergisi 1 Seri No.lu Genel Tebliğinde Değişiklik

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Baflkanl n, Merkez : Türkiye Bilimsel ve Teknik Araflt rma Kurumu Baflkanl na ba l Marmara Araflt rma Merkezi ni (MAM),

Baflkanl n, Merkez : Türkiye Bilimsel ve Teknik Araflt rma Kurumu Baflkanl na ba l Marmara Araflt rma Merkezi ni (MAM), TÜRK YE B L MSEL VE TEKN K ARAfiTIRMA KURUMU YAYIN YÖNETMEL (*) B R NC BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tan mlar Amaç ve Kapsam Madde 1. Bu Yönetmelik ile; Baflkanl k, Merkez ve Enstitülere ait tüm yay nlar

Detaylı

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER Merdan ÇALIfiKAN* I. G R fi 1163 say l Kooperatifler Kanunu na göre kooperatiflerin zaruri 3 organ bulunmaktad r. Bunlardan en yetkili

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Menkul K ymet Yat r m Ortakl klar, Sermaye Piyasas Mevzuat gere ince sadece portföy iflletmecili i faaliyetlerinde bulunmakta ve buradan

Detaylı

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev ürünlerin vergilendirilmelerine iliflkin aç klamalar n yap ld Maliye Bakanl Genel

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU

BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU 0 DÖNEN DEĞERLER Dönen değerler bilançonun aktifinde yer alan, likiditesi en yüksek varlık grubu olup bu hesap grubunda yer alan hesapların ortak özelliği

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Finansal Sistem; fonun arz ve talebini dengeleyen ve fonları zaman, miktar, vade ve kişiler bazında kullanılabilir hale getiren bir sistemdir. Finansal Sistemin görevleri: Malların,

Detaylı

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2 Atütürk ün Dünyas Cengiz Önal Ekonomik kalk nma, Türkiye'nin özgür, ba ms z ve daima daha kuvvetli olmas n n ve müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemi idir. Tam ba ms zl k ancak ekonomik ba ms zl kla

Detaylı

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1:

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1: Soru ve Cevap SORU 1: Hisse devir sözleflmesinin noterde onaylanmas aflamas nda al nacak noter harc n n flirket sermayesinin tamam üzerinden mi yoksa sat n al - nan toplam hisse bedeli üzerinden mi tahsil

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT Para Arzı 1 Para Arzı Bir ekonomide dolaşımda mevcut olan para miktarına para arzı (money supply) denir. Kağıt para sisteminin günümüzde tüm ülkelerde geçerli olan itibari para uygulamasında, paranın hangi

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE 4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SERĠ NO: 9) MADDE

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler 2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar Konsolide Olmayan Veriler Rakamlarla Halkbank 70 y l Kooperatif ve KOB kredilerinde 70 y ll k tecrübe ve genifl müflteri taban Halkbank n rekabette kuvvetli yönleridir.

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM FONLARI TANITIM KILAVUZU

300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM FONLARI TANITIM KILAVUZU 300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM LARI TANITIM KILAVUZU AVIVASA EMEKL L K VE HAYAT A.fi. GEL R AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKL L K YATIRIM U Genifl

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST-100, Haziran da %11,28 lik düşerek 76.295 den kapandı. Aynı dönemde Bankacılık endeksi %15,41, Sanayi endeksi

Detaylı

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar

Detaylı

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 22-11-2013 Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU İş bu rapor, Galata Yatırım A.Ş. tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu nun 12/02/2013 tarihli ve 5/145 sayılı kararında yer alan; payları ilk kez halka

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen

Detaylı

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖNERGE 10 BÜTÇE YÖNERGESİ T E T A Ş TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÇE YÖNERGESİ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST 100 endeksi, Nisan ayı içerisinde %0,2 lik artış göstererek 86.046 seviyesinden kapandı. Aynı dönem içerisinde

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 NAKİT SERMAYE ARTIŞLARINDA İNDİRİM UYGULAMASI Kurumlar Vergisi Kanunu nun Diğer İndirimler başlıklı 10. Maddesine eklenen (ı) bendi hükmü ile; finans, bankacılık ve sigortacılık

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

Ticaret Unvanı: YAYLA ENERJİ ÜRETİM TURİZM VE İNŞAAT TİCARET A.Ş. Merkez Adresi : Turan Güneş Bulvarı İlkbahar Mah.606.Sok. No : 12 Çankaya / ANKARA

Ticaret Unvanı: YAYLA ENERJİ ÜRETİM TURİZM VE İNŞAAT TİCARET A.Ş. Merkez Adresi : Turan Güneş Bulvarı İlkbahar Mah.606.Sok. No : 12 Çankaya / ANKARA YAYLA ENERJİ ÜRETİM TURİZM VE İNŞAAT TİCARETANONİM ŞİRKETİ 01.01.2015 31.12.2015 DÖNEMİ YILLIK FALİYET RAPORU 1- GENEL BİLGİLER Raporun Ait Olduğu Dönem: 01.01.2015 31.12.2015 Ticaret Unvanı: YAYLA ENERJİ

Detaylı

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES Copyright Vadeli fllem ve Opsiyon Borsas A.fi. Aral k 2010 çindekiler

Detaylı

T evsik zorunlulu u Maliye Bakanl taraf ndan kay t d fl ekonomi ile

T evsik zorunlulu u Maliye Bakanl taraf ndan kay t d fl ekonomi ile mali ÇÖZÜM 133 ALACA IN TEML K HAL NDE VE AYNI ÖDEMELERDE TEVS K ZORUNLULU U Memifl KÜRK* I-G R fi: T evsik zorunlulu u Maliye Bakanl taraf ndan kay t d fl ekonomi ile mücadele amac yla getirilen uygulamalardan

Detaylı

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar.

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar. EKON 436 2. Vize A Ad-Soyad renci No 1) Akbank' n u anki toplam mevduat n 100 milyar TL, toplam rezervinin 30 milyar TL ve toplam kredilerinin 70 milyar TL oldu unu kabul edelim. Zorunlu kar k oran ise

Detaylı

TÜSİAD Rekabet Çalışma Grubu Toplantısı DEVLET YARDIMLARI. Abdulgani GÜNGÖRDÜ Rekabet Uzmanı 24.10.2008

TÜSİAD Rekabet Çalışma Grubu Toplantısı DEVLET YARDIMLARI. Abdulgani GÜNGÖRDÜ Rekabet Uzmanı 24.10.2008 TÜSİAD Rekabet Çalışma Grubu Toplantısı DEVLET YARDIMLARI Abdulgani GÜNGÖRDÜ Rekabet Uzmanı 24.10.2008 Rekabet Politikası Teşebbüslere uygulanan anti-tröst kurallar Devlet yardımlarının kontrolüne ilişkin

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU Bülent SEZG N* 1-G R fi: Bilindi i üzere 3065 say l Katma De er Vergisi Kanununun Verginin konusunu teflkil eden ifllemler bafll

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı, İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesislerinin kuruluşu ile çalışma usul

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK ULUSLARARASI PORTFÖY YÖNETİMİ

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK ULUSLARARASI PORTFÖY YÖNETİMİ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK ULUSLARARASI PORTFÖY YÖNETİMİ 1.1. Uluslararası Portföy ve Yönetimi Kavramları... 1 1.2.Uluslararası Portföy Çeşitlendirmesi ve Etkileyen Faktörler... 3 1.2.1. Yatırımcının

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014 MART 2014 Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2014 31.03.2014 Bankanın Ticaret Ünvanı : TAIB YatırımBank A.Ş. Genel Müdürlük Adresi : Yüzbaşı Kaya Aldoğan Sokak Aksoy İş Merkezi No. 7 Kat 3 Zincirlikuyu,

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

TÜRK BORÇLAR VE TÜRK T CARET KANUNU TASARILARI

TÜRK BORÇLAR VE TÜRK T CARET KANUNU TASARILARI YAZILAR TÜRK BORÇLAR VE TÜRK T CARET KANUNU TASARILARI PROF. DR. ERDO AN MORO LU (*) Türk Borçlar Kanunu Tasar s ndan sonra Türk Ticaret Kanunu Tasar s da Türkiye Büyük Millet Meclisi ne sunulmufl bulunmaktad

Detaylı

(ESKİ ŞEKİL) İÇTÜZÜĞÜ

(ESKİ ŞEKİL) İÇTÜZÜĞÜ (ESKİ ŞEKİL) DENİZBANK A.Ş. A TİPİ İMKB ULUSAL 100 ENDEKSİ FONU İÇTÜZÜĞÜ MADDE 1- FONUN KURULUŞ AMACI: 1.1. DENİZBANK A.Ş. tarafından 3794 sayılı Kanunla değişik 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu nun

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196. 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL

Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196. 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL I Doç.Dr. Faz l GÜLER T E M E L STAT ST K II Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-594 - 3 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay n haklar

Detaylı

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r.

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) 1/11/85 YAT Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. 1. TEHL KELER Bu sigorta, her zaman burada gönderme yap lan istisnalara ba l olarak,

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30 Haziran

Detaylı

TMS 17 K RALAMA filemler. Doç. Dr. Fatih YILMAZ stanbul Üniversitesi flletme Fakültesi Muhasebe Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 17 K RALAMA filemler. Doç. Dr. Fatih YILMAZ stanbul Üniversitesi flletme Fakültesi Muhasebe Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 1. B Ö L Ü M TMS 17 K RALAMA filemler Doç. Dr. Fatih YILMAZ stanbul Üniversitesi flletme Fakültesi Muhasebe Anabilim Dal Ö retim Üyesi 183 11. Bölüm, TMS-17 Kiralama fllemleri 11.1 STANDARDIN AMACI Bu

Detaylı

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol 1. Giriş Bu yazıda, Bursa daki (ciro açısından) en büyük 250 firmanın finansal profilini ortaya koymak amacındayız.

Detaylı

ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi. 1 Ocak- 30 Eylül 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar

ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi. 1 Ocak- 30 Eylül 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi 1 Ocak- 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar İçindekiler Sayfa Özet bilanço 1 Özet kapsamlı gelir tablosu 2 Özkaynak değişim tablosu 3 Nakit akım tablosu

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi 2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi Sözleşmenin tarafları Madde 1) İşbu Sözleşme, İsmet İnönü Bulvarı No:36, 06510 Emek / Ankara adresinde mukim Hazine Müsteşarlığı (bundan sonra kısaca Müsteşarlık

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Politika Notu. Yönetişim Etütleri Programı. Ekim 2005. Özelleştirme Gelirlerinin Kullanımı

Politika Notu. Yönetişim Etütleri Programı. Ekim 2005. Özelleştirme Gelirlerinin Kullanımı e c o n o m i c p o l i c y r e s e a r c h i n s t i t u t e ekonomipolitikalarıaraştırmaenstitüsü Politika Notu Ekim 2005 Özelleştirme Gelirlerinin Kullanımı Yönetişim Etütleri Programı uğur mumcu caddesi

Detaylı

ZORUNLU KARŞILIKLAR HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2013/15) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak

ZORUNLU KARŞILIKLAR HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2013/15) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Resmi Gazete Tarihi: 25.12.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28862 ZORUNLU KARŞILIKLAR HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2013/15) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, Türkiye Cumhuriyet

Detaylı

KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş ALTERNATİF İKİNCİ ESNEK (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU

KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş ALTERNATİF İKİNCİ ESNEK (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş ALTERNATİF İKİNCİ ESNEK (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU ÖNEMLİ BİLGİ BU TANITIM FORMUNDA YER ALAN BİLGİLER, SERMAYE PİYASASI KURULU TARAFINDAN 23.12.2015 TARİH

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER TABLOLAR LİSTESİ ŞEKİLLER LİSTESİ KISALTMALAR GİRİŞ 1 BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER I. TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERE İLİŞKİN

Detaylı

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici GEL R VERG S KANUNU NUN GEÇ C 55 NC MADDES UYARINCA 2003 VE 2004 YILINDA STOPAJA TAB OLMASI NEDEN YLE BEYANA TAB OLMAYAN GEL RLER N 2005 DURUMU Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü 1- G R fi B ilindi

Detaylı

Eylül 2009 Finansal Sonuçları. Konsolide Olmayan Veriler

Eylül 2009 Finansal Sonuçları. Konsolide Olmayan Veriler Finansal Sonuçları Konsolide Olmayan Veriler Ülke Çapında Yaygınlık Halkbank 2008 y lsonundan itibaren açt 28 yeni flube ile flube a n geniflletmeye devam etmektedir. Yurtiçi flube say s 650 ye ulaflm

Detaylı

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda BFS - 2011/08 stanbul, 25.08.2011 Sermaye Piyasas Kurulunun afla da yer alan 10.08.2011

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR Bu rapor Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. Likit Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2015 30.06.2015 dönemine ilişkin gelişmelerin,

Detaylı

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI SİNCAN İMKB TİCARET MESLEK LİSESİ ŞİRKETLER MUHASEBESİ DERSİ SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI Mehmet Ali GÜLER 1 ANONİM ŞİRKETLERDE KAR DAĞITIMI 1. Kâr: İşletmenin faaliyet döneminde öz kaynaklarında

Detaylı

S igortan n tan m Türk Ticaret Kanununda yap lm flt r. Türk Ticaret Kanununda

S igortan n tan m Türk Ticaret Kanununda yap lm flt r. Türk Ticaret Kanununda mali ÇÖZÜM 189 S GORTA ACENTELER VE KATMA DE ER VERG S KARfiISINDAK DURUMLARI Memifl KÜRK* I-G R fi: S igortan n tan m Türk Ticaret Kanununda yap lm flt r. Türk Ticaret Kanununda Sigorta " Bir akittir

Detaylı

Groupama Emeklilik Fonları

Groupama Emeklilik Fonları Groupama Emeklilik Fonları BKB - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Dış Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu Aralık ayında global piyasalara, Amerika da Mali uçurum tartışmaları

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014)

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) GİRİŞ ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) 2012-2014 dönemi Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programla uyumlu olmak üzere gelecek üç yıla ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle

Detaylı

VAKIF MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. (ESKİ UNVANI İLE VAKIF B TİPİ MENKUL KIYMETLER YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. )

VAKIF MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. (ESKİ UNVANI İLE VAKIF B TİPİ MENKUL KIYMETLER YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. ) (ESKİ UNVANI İLE VAKIF B TİPİ MENKUL KIYMETLER YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. ) 1 OCAK - 31 ARALIK 2014 DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU VE YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN

Detaylı

VAKIFBANK. Güçlü konut kredileri Takipteki alacaklardaki tahsilatlar marjları korudu ENDEKSE PARALEL GETİRİ

VAKIFBANK. Güçlü konut kredileri Takipteki alacaklardaki tahsilatlar marjları korudu ENDEKSE PARALEL GETİRİ VAKIFBANK Banka Güçlü konut kredileri Takipteki alacaklardaki tahsilatlar marjları korudu Vakıfbank 2009 yılı karını beklentiler dahilinde açıkladı Vakıfbank yılın son çeyreğinde net karını, beklentiler

Detaylı