ŞUBAT - ΦΕΒΡΟΥΑΡΙΟΣ Sayı: 44 Fiyatı: Azınlıkça

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ŞUBAT - ΦΕΒΡΟΥΑΡΙΟΣ 2009. Sayı: 44 Fiyatı: 3. 40 Azınlıkça"

Transkript

1 ŞUBAT - ΦΕΒΡΟΥΑΡΙΟΣ 2009 Sayı: 44 Fiyatı: 3 40 Azınlıkça

2 BU AY AZINLIKÇA AZINLIKÇA BATI TRAKYA AYLIK HABER YORUM DERGİSİ ŞUBAT 2009 YIL: 5 SAYI: 44 ΑΖΙΝΛΙΚΤΣΑ ΜΗΝΙΑΙΟ ΤΟΥΡΚΟΕΛΛΗΝΟΦΩΝΟ ΠΟΛΙΤΙΚΟ ΠΕΡΙΟΔΙΚΟ ΤΗΣ Δ. ΘΡΑΚΗΣ ΦΕΒΡΟΥΑΡΙΟΣ 2009 ΕΤΟΣ:Ε NO:44 SAHİBİ-SORUMLUSU ΙΔΙΟΚΤΗΤΗΣ-ΕΚΔΟΤΗΣ- ΔΙΕΥΘΥΝΤΗΣ EVREN DEDE GENEL KOORDİNATÖR ΓΕΝΙΚΟΣ ΣΥΝΤΟΝΙΣΤΗΣ AYDIN BOSTANCI YAYIN YÖNETMENİ ΣΥΜΒΟΥΛΟΣ ΕΚΔΟΣΗΣ İBRAM ONSUNOĞLU ADRES Marathonos Neoktista 3/A Komotini Tel: Fax: ΕΤΗΣΙΕΣ ΣΥΝΔΡΟΜΕΣ Ιδιώτες. : 36 Τραπεζες, Οργανισμοί: 98 Ν.Π.Δ.Δ, Α.Ε: 98 Δήμοι: 98 Euro Κοινότητες: 72 BU SAYIDA YAZARLAR Άννα Φραγκουδάκη Anna Frangoudaki Aydın Bostancı Ceren Zeynep Ak Γιώργος Δούδος Dimostenis Yağcıoğlu Evren Dede Elçin Macar Hakan Mümin Herkül Millas İbram Onsunoğlu Κωνσταντίνος Τσιτσελίκης Samim Akgönül Κ. Τσιτσελίκης Η Μουφτεία Κιρκασίων Θεσσαλονίκης : Μιαν άγνωστη ιστορία Η Μουφτεία Θεσσαλονίκης αναγνωρίζεται ως «Μουφτεία Κιρκασίων». Τον πρώτο Μουφτή των Κιρκασίων, Hatzi Ahmet εφέντη, διαδέχεται ο Husein Husni Karaoglou, ο οποίος τον Σεπτέμβριο 1938 αντικαθίσταται από τον Mustafa Namouk Μuan Ζade, ο οποίος φέρεται να έχει εκλεγεί από τους μουσουλμάνους της Θεσσαλονίκης. İçindekiler Aydın Bostancı Anaokuluna azınlıksal bakış Okul öncesi eğitimi, zorunlu eğitim kapsamına alınmasından sonra, anaokulları tartışması yoğun bir şekilde azınlığın gündemine oturdu. Azınlık çocuklarının devam ettiği devlet anaokullarına, Yönetim, azınlıktan anaokul öğretmeni görevlendireceğini belirtirken, azınlığın Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği gibi kuruluşları okul öncesi eğitim sisteminin de azınlığın özel ve özerk yapısına dahil edilmesini talep etmekte... Azınlıkça44 İbram Onsunoğlu TBMM Başkanı Köksal Toptan Batı Trakya Ergenekon unu savunuyorur! Şimdi, bir anavatan politikacısı ile çatışma ve istenmeyenler listesindeki yerimizi sağlamlaştırma pahasına da olsa, kendi kendimizle temel bir tutarlılık içinde azınlık gerçekleri ve tarihi adına bu yukarıdaki konuşmayı eleştirip kınamamamız mümkün değil... Ergenekon un bir de yurtdışı uzantıları var. Bunlar, malum ve makul nedenler yüzünden araştırılmayacaktır... Batı Trakya da 150 likler -I- Evren Dede Anaokuluna azınlıksal bakış ve paradoks Aydın Bostancı Köksal Toptan, Batı Trakya Ergenekon unu savunuyor İbram Onsunoğlu Dil, toplum, sanat Hakan Mümin Azınlık, Empati, Etnisite Herkül Millas Müftünün yetkileri tartışması Elçin Macar Batı Trakya ya dinî liderler Samim Akgönül The Rums Saçmalığı Dimostenis Yağcıoğlu Η Μουφτεία Κιρκασίων Θεσσαλονίκης Κωνσταντίνος Τσιτσελίκης Özür dilemenin dayanılmaz hafifliği Ceren Zeynep Ak Σώστε το Μεγάλο Τέμενος του Διδυμοτείχου Γιώργος Δούδος Trakya değişiyor: Olabilirlikler ve engeller konusunda ek yorum Anna Frangoudaki H Θράκη αλλάζει: Επίμετρο σχόλιο για τις προοπτικές και τα εμπόδια Άννα Φραγκουδάκης AZINLIKÇA - BATI TRAKYA AYLIK HABER YORUM DERGİSİ ΑΖΙΝΛΙΚΤΣΑ - ΜΗΝΙΑΙΟ ΤΟΥΡΚΟΕΛΛΗΝΟΦΩΝΟ ΠΟΛΙΤΙΚΟ ΠΕΡΙΟΔΙΚΟ Azınlıkça ΤΗΣ Δ. ΘΡΑΚΗΣ 39

3 38 Azınlıkça

4 Romanlarda büyük ayrılık Bundan bir süre önce, hesap edince aradan tam bir yıl geçtiğini hayretle gördük, Müslüman Çocukların Eğitimi Programı nın 10 uncu yılını doldurması münasebetiyle hazırlanan kollektif yapıt, Çıkarma değil TOPLAMA, bölme değil ÇOĞALTMA başlıklı kitapta Anna Frangudaki imzalı Eksöz ü arzettiği önemi yüzünden Türkçeye çevirip Azınlıkça da yayımlayacağımıza söz vermiştik. Gerçi 550 sayfalık kitabın içeriğini oluşturan azınlıktaki eğitimle ilgili öbür yazılar daha az önemli değil. Frangudaki nin yazısını siyasî ve toplumsal eleştiriye ağırlık verilmiş olduğu için seçtik. Yazarın kendisinden daha o zaman bir yıl önce izin almıştık. Yayın danışmanımızın çeviriyi yapması ancak bugüne kısmetmiş. Sayfa sıkıntımız yüzünden oldukça büyük olan yazıyı iki bölüme ayırmak zorunda kaldık. İkinci bölümü gelecek sayıda yayımlayacağız. Bu arada Yunanca orjinal metni de Türkçe çeviriyle yanyana koymayı yararlı gördük. Umarız beğenirsiniz. * Kemal Anadol un Büyük Ayrılık adlı romanının Yunanca çevirisi, 9 Şubat Pazartesi günü Gümülcine Belediyesi nin çok amaçlı etkinlikler merkezinde yapılan bir sunumla tanıtıldı. Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği ile Papasotiriou kitabevinin ortaklaşa düzenledikleri kitap tanıtımına Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, filolog Thanasis Kounoulos ve Kemal Anadol konuşmacı olarak katıldılar. Daha önce de söylemiştik, bilinen sorunlardan dolayı azınlıklar ancak kültürel faaliyetlerle Türk-Yunan ilişkilerine katkıda bulunabilirler diye. Yüksek Tahsilliler Derneği ni düzenledikleri bu etkinlikten dolayı kutlamak gerek. Ve ayrıca hatırlatmak; felaketlerin yaşandığı o yıllarda, Anadolu dan ayrılmak zorunda bırakılan Rumlarla beraber Yunanistan dan ayrılmak zorunda kalan Türkler de vardı. Saba Altınsay ın Girit ten göç eden Türklerin ayrılık vakti geldiğinde hissettikleri hüznü yansıtan Girit im benim adlı romanı işte bu yakadan ayrılığı anlatan romanlardan sadece birisi. Eser 2008 yılında Yunancaya çevrildi ve Gümülcine de tanıtımının yapılacağı günü bekliyor. Bizden söylemesi... * Azınlıkça yazarları karşınıza birbirinden ilginç ve önemli konularla çıkıyor. Beğenerek okuyacağınızı umuyor, geçen sayımızdan itibaren aramıza yeni katılan Ceren Ak a da, hoş geldin diyoruz. Bu sayımızda yazarlarımızdan Fatih Nazifoğlu ve Hatice Sali imtihanları dolayısıyla aramızda yer alamadılar. Sınavlarında başarılar diliyoruz. editör Azınlıkça 1

5 Vitrin Evren Dede 2 Azınlıkça Batı Trakya da 150 likler -I te Türkiye Büyük Millet Meclisi, 150 kişinin Türk vatandaşlığından çıkarılmaları ve yurtdışına sürülmeleri kararını aldığında, 150 liklerden bir kısmı zaten Batı Trakya ya yerleşmiş durumdaydı. Ankara ya muhalefet eden pek çok kişi savaşın sonu yaklaştıkça ve Lozan Antlaşması sürecini beklemeden Türkiye yi terketmiş ve bölgeyi uğrak yeri olarak kullanmaya başlamıştır. Batı Trakya bölgesindeki Müslüman ahalinin varlığı, özellikle Ankara hükümetinin yürüttüğü mücadeleye karşı çıkmış veya mücadeleye katkısı olsa bile savaş sırasında çeşitli nedenlerden dolayı Mustafa Kemal Paşa ve kadrosuyla çatışmaya sürüklenmiş kişilerin bölgeyi tercih etmesinde önemli rol oynamıştır. Dolayısıyla gerek 150 likler içerisinde gerekse diğer muhalifler Batı Trakya nın Osmanlı dönemini çağrıştıran havasına kapılmış ve buraya yerleşmeye karar vermiştir yılında Gümülcine de konsolos olarak görev yapan, daha sonraları politikaya atılarak 9. dönem Samsun milletvekili olan Firuz Kesim bu konuda şunları anlatmaktadır: Batı Trakya nın merkezi Gümülcine de konsolos bulunduğum sırada Gümülcine adeta bir 150 likler yuvası halinde idi. Burada 150 liklerin yarısı demek olan 75 ten fazlası bulunduğu gibi, bir sürü de politika firarisi ve Türkiye den göçmüş Rumlar vardı. Bunları takip etmek, tutum ve davranışları ile sıkı bir biçimde ilgilenmek esas görevlerimin başında geliyordu. 1 Firuz Kesim in 150 liklerden Batı Trakya da 75 in üzerinde bir sayının bulunduğu ile ilgili beyanı abartı olsa gerekir. Herhalde 150 liklerin siyasî alandaki yoğun faaliyetlerinden dolayı onları 75 kişi ve üzerinde sanmış olmalıdır. 150 liklerin kendi çıkardıkları gazeteler dışında, Batı Trakya da onlarla ilgili kayıt veya bilgi neredeyse yok denecek kadar azdır. Hangi işlerle meşgul oldukları, bunlarla beraber gelen diğer kişilerin kimler olduğu, bölgedeki Müslümanlara etkileri, Ankara hükümetiyle olan sürtüşmeleri ve diğer konularda yeterli arşiv belgesi bulunmamaktadır. Bütün bu zorluklara rağmen, daha çok genel ifadelerle ve hain olarak anılan 150 liklerden Batı Trakya ya 13, Doğu Makedonya ya 2 ve Yunanistan ın diğer bölgelerine kesin olmamakla birlikte 15 kişinin yerleştiğini biliyoruz. 150 likler listesindeki en önemli şahıslardan birisi de hiç şüphesiz şeyhülislam Mustafa Sabri Efendidir ve Batı Trakya ya gelenler arasında bulunmaktadır. Başta Mustafa Sabri olmak üzere, 150 liklerden Batı Trakya ya gelen ve yerleşenlerin siyasî ve dinî faaliyetlerine devam etmeleri, Türkiye Cumhuriyeti için ciddi bir sorun olur. Yurt içinde muhaliflerin sesleri Kürtler haricinde neredeyse tükenme noktasına geldiği bir süreçte, Batı Trakya daki muhalif seslerin artması ve hatta Türkiye içerisinde bile taraftar bulması Ankara hükümetini zor duruma düşürür. Bu yüzden de Mustafa Kemal Atatürk, Venizelos la yapılan görüşmelerde bu konuya ayrıca önem vermiş ve Venizolas la yapılan anlaşma sayesinde Batı Trakya daki 150 liklerin muhalif tutumu ortadan kaldırılabilmiştir. Venizelos a 150 liklerin Yunanistan dan çıkarılması talebini İsmet İnönü iletir. Venizelos, Türk hükümetiyle yapılan anlaşma çerçevesinde Batı Trakya daki 150 likleri 1931 de bölgeden uzaklaştırır. Batı Trakya ya gelen 150 likler: 1. Sabık Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi 2. Gümülcineli İsmail Hakkı 3. Aziz Nuri 4. Eskişehirli Safer Hoca (Hızır Hoca) 5. Namın Bey (Namık Bey) 6. Nedim Bey 7. İbrahim Sabri (Mustafa Sabri Efendinin oğlu) 8. Süngülü Çerkez Davut 9. Tuzakçı Yusuf Ali Remzi 10. Keçelerli Topal Ömeroğlu İdris 11. Keçelerli Abdüllaloğlu Deli Kasım Kuvay-ı İnzibatiye mensubu Çopur İsmail Hakkı 13. İzmir kadı müşavir-i sabıkı Ahmet Asım likler listesinde bulunan bu 13 kişi Batı Trakya nın çeşitli bölgelerine yerleşirler. Kimisi tüccar, kimisi gazeteci, kimisi yazar, kimisi azınlık okullarında öğretmen, kimisi cemaat idarelerinde görevli ve kimisi de imam olarak sosyal hayatta yerini alır. Sırasıyla gidecek olursak,

6 13 kişinin Batı Trakya daki yerleşim yerleri, meslekleri ve faaliyetleri şöyledir: 1. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi 150 liklerle ilgili kanunun çıkmasından iki yıl önce, 1922 de Osmanlı Meclisi sabık milletvekili ve Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve ailesi Batı Trakya ya gelirler. İskeçe (Xanthi) iline yerleşen Mustafa Sabri Efendi, dinî ve siyasî çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. Özellikle Türkiye de hilafetin kaldırılması (1924), medrese ve zaviyelerin kapatılması (1925), şapka kanunu (1925), medeni hukukla birlikte laikleşme (1926), harf devrimi (1928) ve Ankara hükümetince yürütülen benzer reformist uygulamalar, Şeyhülislam ın Batı Trakya daki taraftar sayısının artmasına doğal yoldan katılımı sağlayan bir sürece dönüşür. Şeyhülislam Mustafa Sabri nin etrafındaki destekçilerin her geçen gün artması sonucunda, Batı Trakya daki muhaliflerin sesi gayet gür çıkmaya başlar. (Hatta sesleri o denli gür çıkar ki, sonundatürkiye bunların Yunanistan dan da çıkarılmalarını talep eder.) Sabık Şeyhülislam, birçok başka gazete dışında, özellikle 1927 de yayımlanmaya başlayan ve sorumlu müdürlüğünü Hasan Fehim in yaptığı Yarın gazetesinde Türkiye nin laik rejimini eleştirir ve din uleması olarak fetvalar çıkarır. Mustafa Sabri nin etkisini azaltabilmek amacıyla 1930 yılında İstanbul da aynı adı taşıyan kemalist görüşlü bir gazete bile çıkarılır. 4 A. Yordanoğlu nun bu konudaki yorumu, İstanbul kökenli Yarın daki yazıların Mustafa Sabri Efendi ye ait olduğunu Müslümanların sanmaları yüzünden Şeyhülislamın kendi gazetesinin ismini değiştirdiği ve gazeteye Peyam-ı İslam 5 adını verdiği şeklindedir. 6 Bu tespitinin doğru olabileceğini kabul etsek bile, Mustafa Sabri Efendi nin, gazetenin ismini değiştirmesindeki asıl sebebin başka bir nedenle olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü Yarın gazetesi, Türkiye aleyhinde yayınlarda bulunduğu için Türkiye Dahiliye Vekaleti nin tarih ve 4053/172 numaralı tezkeresiyle yapılan teklifi üzerine Bakanlar Kurulu, adı geçen gazetenin Türkiye ye girişini tarih ve 9993 sayılı kararıyla yasaklamıştır. Dolayısıyla Mustafa Sabri Efendi nin gazetenin isim değişikliği konusundaki kararına bu yasaklamanın neden olduğu söylenebilir. Mustafa Sabri Efendi nin yazılarında ünvan olarak Şeyhülislam sıfatını kullanmasından ve ayrıca Halifelik başlığıyla Yarın gazetesinde makaleler yayımlanmasından rahatsız olan Türkiye nin, Yunanistan a bu konuda tavır takınmasını istediğini de ayrıca belirtmek gerekir. Bu konuda Yunan idaresi 23 Aralık 1927 de bir emir göndererek, Mustafa Sabri Efendi den Halifelik başlığı ile yazı yazmamasını bildirir. 7 Şeyhülislam Mustafa Sabri, 9 Ocak 1928 tarihli Yarın gazetesinde neşredilen yazıda denildiği şekliyle, İskeçe bölge komutan yardımcısına Türk-Yunan dostluğu uğruna basın özgürlüğüne darbe vurulduğunu söyler. Mustafa Sabri hatta şu yorumu yapar, Şeyhülislamın yazılarından Ankara, Ankara dan ise Yunanistan korkmaktadır! 8 Mustafa Sabri Efendi nin Yarın Gazetesi ndeki yazılarında Türkiye deki yeni laik rejim yüzünden Müslümanların dinden çıktığını belirttiği ve Batı Trakya da bir hilafet müessesesinin derhal kurulması gerektiğini belirten görüşlerinin bu yasaklamaya neden olduğu hesaplanmalıdır. Çünkü o dönemde Batı Trakya da sabık Şeyhülislam ı da içine alarak kurulacak bir hilafet, Türkiye Cumhuriyeti açısından ciddi bir tehlike anlamı taşımaktadır ve bu yüzden Yunan devletiyle yapılan ikili görüşmeler neticesinde, Trakya Genel İdaresi Bakanı, Mustafa Sabri Efendi den yazılarında Hilafet başlığını kullanmamasını emretmiştir. Buna rağmen Mustafa Sabri hilafet başlığını makalelerinden çıkarmaz. Yarın gazetesinde aynı başlıkla tefrika etmeye devam edilir; ta ki 1930 da gazete kapanana kadar. Sabık Şeyhülislamın iaşe sorunu ise İskeçe deki evkaf idaresi tarafından memuriyet tahsis edilerek hallolunulur. 9 Mustafa Sabri Efendi, Yunan hükümetinin 150 likler hakkında Batı Trakya yı terketmeleri ile ilgili kararı sonrasında 1931 de Patra ya yerleşir. Bölgede Batı Trakya daki ortamı bulamaz. Sadece Hristiyanlardan oluşan bir beldede durmanın anlamsız olduğunu düşünerek ailesiyle birlikte Mısır a gider. 22 yaşındayken Fatih Camii nde ders vermeye başlayan, II. Abdülhamid in katıldığı huzur derslerine 16 yıl boyunca devam eden, padişahın kütüphaneciliğini yapan, 1908 de memleketi Tokat tan milletvekili seçilen, Cemiyet-i İlmiye-i İslamiye nin Beyanü l Hak adlı dergisinin başyazarlığını yapan, İttihat ve Terakki Cemiyeti ne muhalifliğinden dolayı yurdunu terk etmek zorunda kalan, İstanbul a geri dönen, 1922 de tekrar yurdunu terk eden ve Batı Trakya ya yerleşen, Trakya da Yarın ve Peyam-ı İslam gazetelerinde başyazarlık yapan, 150 likler hakkındaki kararla 9 yıl kaldığı Batı Trakya dan uzaklaştılarak Patra ya yerleşen ve sonunda Mısır a giden Mustafa Sabri, 1938 de Türkiye 150 likleri affettiğinde vatanına geri dönmez yılında Kahire de hayata veda eder. Devam edecek Kamil Erdeha, 150 likler yahut Milli Mücadele nin Muhasebesi, Tekin Yayınevi, 1998, s Listedeki ilk 11 kişi için Α.Υ.Ε. 1931/Β/37/ΙΙ/ ve 13 numaraları isimler için Α.Υ.Ε. 1928/Β/ Nathanail M. Panagiotidis, Müslüman Azınlık ve Millî Bilinç, Aleksandroupoli, 1995, s Peyam-ı İslam gazetesi, 27 Rabiülahir 1349 da (21 Eylül 1930) yayın hayatına başladı. 6. A. Iordanoglou, Lozan dan günümüze Batı Trakya Müslüman Azınlığının Basın Tarihi, Imxa, Sayı:3, 1989, s Trakya Genel İdaresi, Protokol No: 1572/ Yarın gazetesi, Azınlıkça 3

7 Genç bakış Aydın Bostancı Anaokuluna azınlıksal bakış ve paradoks Zorunlu anaokulu eğitiminin Yunanistan da daha yeni yeni gelişmekte olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizdeki anaokullarının ikinci dünya savaşı sonrası, sosyal ve ekonomik koşulların da değişmesiyle ülke çapında yaygınlaşmaya başladığını hatırlatmakta yarar var yılında Yunanistan da anaokulları zorunlu eğitim kapsamına alındı. Daha çok sanayileşmenin yoğun olduğu bölgelerde kadınların iş hayatına atılmaları, coğrafi ve mesleki hareketlilik ve köyden kente göç nedeniyle ailelerin çocuklarını anaokuluna göndermeleri yaygınlaştı lere kadar tamamen bir tarım ülkesi olan Yunanistanda, okul öncesi eğitimin gelişmesine yönelik olanaklar zaten kısıtlıydı. Fakat 1960 lar sonrası değişen sosyal ve ekonomik koşullar, ailelerin eğitiminde de önemli bir rol oynadı. Yaşanan gelişme süreci o dönemde anaokullarına devam eden öğrencilerin sayıları incelenerek gözlemlenebilir. Mesela 1960 ların başında anaokuluna giden öğrenci sayısı 40 bin civarındayken, 1970 lere gelindiğinde bu sayının iki katına, yani 90 binlere yaklaştığı görülmektedir. Bu süreç Batı Trakya da ise sosyoekonomik ve politik nedenlerden ötürü çok farklı işlemiştir. Bölge ve özellikle azınlık neredeyse son 15 yıldır anaokul eğitimiyle tanıştı. Anaokulu eğitimi zorunlu eğitimi kapsamına alınınca azınlık eğitimi ile ilgili başta Lozan olmak üzere uluslararası hukuk seviyesindeki antlaşmalarda yer alan maddeler üzerinde uzmanların farklı görüşleriyle karşılaşıldı. Mesela Müslüman Çocukların Eğitimini Destekleme Programı sorumlularından Profesör Nelli Askouni, Trakya daki Azınlığın Eğitimi adlı kitabında, uluslararası hukuk kapsamında, azınlık eğitimi konusunda anaokulları için anadilde eğitim hakkının öngörülmediğini, Lozan ın 41 inci maddesinin sadece ilkokuldan bahsettiğini, hatta daha sonra Türkiye ve Yunanistan arasında eğitim alanına yönelik getirilen düzenlemelerde (1951 Türk-Yunan Eğitim Antlaşması ve 1968 Kültür Protokolü) anaokulundan bahsedilmediğini, daha çok getirilen düzenlemelerin ortaöğretime yönelik olduğunu belirtmektedir. Aynı konuda uzman Profesör Baskın Oran ise Lozan Antlaşması nın 41 inci maddesine göre, İstanbul ve Batı Trakya azınlıklarının eğitim özerkliğinin olduğunu ve buna anaokulunun da tabiatıyla dahil olduğunu söylemektedir. Çiftdilli eğitimle ilgili olarak sürekli dile getirilen bir gerçek var ki, o da bir çocuğun anadilini iyi bilmeden başka bir yabancı dili iyi öğrenemeyeceğidir. Bu çok doğru, çünkü çocuk ancak anadiline göre düşünürek başka bir dili öğrenebilir. Okul öncesi eğitimin 2007 eğitim ve öğretim ders yılından itibaren zorunlu eğitim kapsamına alınmasından sonra, anaokulları tartışması yoğun bir şekilde azınlığın gündemine oturdu. Azınlık çocuklarının devam ettiği devlet anaokullarına, yönetim, azınlıktan anaokul öğretmeni görevlendireceğini belirtirken, azınlığın Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği gibi kuruluşları okul öncesi eğitim sisteminin de azınlığın özel ve özerk yapısına dahil edimesini talep etmekteler. Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği gibi azınlık kuruluşları özel ve özerk azınlık anaokulunu talep ederken, yine azınlık içerisinden bir kısım ise azınlık okulunun tam belli olmayacak şekilde çiftdilli okul ifadesiyle taleplerini ileri sürmekteler. Bu konuda 4 Azınlıkça

8 bir diğer görüşse tamamen devlet anaokulu nun olması. Bu sonuncusu zaten mevcut. Yukarıda ismini belirttiğim Müslüman Çocukların Eğitimini Destekleme Programı sorumlularından Profesör Nelli Askouni nin, Eylül 2006 da Alexandria yayınlarından çıkan Trakyadaki Azınlığın Eğitimi başlıklı kitabı, özellikle azınlık eğitimi konusundaki araştırmacıların mutlaka kitaplıklarında bulundurmaları gereken bir çalışma. Bayan Askouni, okul öncesi eğitimle ilgili olarak kitabında çok ilginç bilgilere yer veriyor. Devlet anaokullarına giden azınlık öğrencilerinin sayıları hakkında istatistiki bilgilere de kitapta yer veriliyor. Mesela eğitim yılında Batı Trakya genelinde azınlığın ilkokul öğrenci sayısı olarak belirtilirken, azınlık anaokul öğrencilerinin İskeçe ilinde 69, Rodop ilinde 43 ve Evros ilinde 32 olmak üzere, toplam 144 öğrencinin devlet anaokuluna devam ettiğini; eğitim yılında ise, bu sayının neredeyse beşe katlanarak Batı Trakya genelinde anaokulu için toplam 784 öğrenciye ulaşıldığını belirtmekte. Ve bu artışa rağmen, ilkokul öğrenci sayısıyla kıyaslandığında, anaokuluna devam eden azınlık öğrencilerin sayısının yetersiz olduğu ifade edilmekte. Bu doğru, fakat bunda çiftdilli anaokullarının olmayışının büyük etkisi var. Dolayısıyla ister azınlık, isterse devlet anaokulu olsun (ki bu ayrı bir konudur), devletin her şartta çiftdilli anaokulu seçeneğini sunması gerekmektedir. Böyle bir uygulama için, başta Lozan olmak üzere Türkiye ile Yunanistan arasındaki ikili anlaşmalara göre hareket etme dışında bile pekala çağdaş Avrupa normları da yeterlidir. Öte yandan şunu da söylemekte yarar var. Devlet anaokullarına azınlık ailelerinin çocuklarını göndermeleri, yine azınlık içerisindeki bir kesim tarafından yoğun şekilde eleştirilmektedir. Mesela günümüzde revaçta olan mahalle baskısı taktiğiyle, azınlık basını da kullanılarak devlet anaokuluna çocuklarını gönderenleri hedef tahtasına oturtmak acaba ne kadar doğrudur? Zaten şu anda devlet anaokulu dışında herhangi bir alternatif yoktur. Bu sene eğitim-öğretim yılı başında yine azınlık basınında, ebeveynlerin çocuklarını devlet anaokuluna göndermemeleri çağrısında bulunulmuş ve göndermeyenlere uygulanacak 50 euro cezayı devletin tahsil edemeyeceği iddiasında bulunulmuştur. Tabii burada teknik bir ayrıntıdan bahsedilebilir. Çünkü Yunanistan daki azınlık eğitimi 6 yılla sınırlıdır. Yani zorunlu eğitim, devlet okulunda okuyana 10 yıl iken, azınlık okulunda okuyana 6 yıldır. Böylece azınlık ilkokuluna başlayacak bir öğrencinin, devlet anaokuluna gitme zorunluluğu bulunmamaktadır savınını öne sürmektedirler. Bu konu ayrıca işlenmeye ve teferruatıyla incelenmeye açık bir mevzudur. Fakat herhalükarda çocuğunu devlet anaokuluna göndermek isteyen gönderebilmeli ve buna kimsenin karışmaması ve kişilerin tercihlerine saygı gösterilmesi gerekir. Asimilasyon ifadesi kullanılırken de dikkatli kullanılmalıdır. İşin bir diğer en enteresan yanı ise, azınlığın elit tabakasının neredeyse tamamı kendi çocuklarını devlet okullarına göndermeyi tercih etmektedir. Fakat normal bir azınlık insanı çocuğunu devlet okuluna gönderdiğinde, aynı tabaka tarafından asimilasyon tehdidiyle uyarılmaktadır. Biraz dürüst olalım. Öyle yazıldığı çizildiği gibi her şeyden asimile olunsaydı bu azınlık çoktan asimile olurdu. Mesela Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği çatısı altında faliyet gösteren Genç Akademisyenler Topluluğu devlet üniversitelerinde eğitim gören ünivesiteli öğrencilerden oluşmakta ve ülkenin farklı şehirlerinde şubeler açmaktadır. Bu çocuklar Yunanistan devlet üniversitelerinde okudukları halde neden denildiği gibi kolayca asimile olmadılar? Devlet anaokuluna, ortaokulu ve lisesine ve ünivesitesine gitmekle asimile olunacağını iddia etmek pek gerçekçi bir yaklaşım olmasa gerekir. Bu sadece ve sadece bir tercih meselesidir. Azınlık kendi içerisinde bu konuda birbirini eleştirmemeli, herkesin tercihlerine saygı gösterilmelidir. Şu konuda azınlık hemfikirdir. Anadilde eğitim hakkına anaokullarında da sahip olunmalıdır. Elbette böyle kısa bir yazıda böylesine çetrefilli bir konuyu tam olarak anlatabilmek mümkün değil. Fakat hiç değilse şu gerçeği söyleyerek yazımı bitireyim. Hangisi olmuş hiç önemli değil, her halükarda azınlığın çiftdilli anaokulu talebi doğal ve makul bir taleptir. * Azınlıkça 5

9 Denge İbram Onsunoğlu Aşağıda size bir haberi okutacağız. 7 Ocak 2009 tarihinde Tekirdağ da Dr. Sadık Ahmet Köprüsü, TBMM Başkanı Köksal Toptan ın katılımıyla törenle hizmete girdi. Köksal Toptan, açılışta yaptığı konuşmada şöyle dedi: Benim için böylesine bir törende bulunmak çok yönlü anlamlar ifade etmektedir. Bunlardan bir tanesi, kuşkusuz, bu yöreye, iki mahalleyi birbirine bağlayan bu köprünün vatandaşlarımıza hizmet verecek olmasıdır. İkincisi, bu köprünün adından kaynaklanır. Dr. Sadık Ahmet, Türk dünyasının, Batı Trakya Türklüğünün önder isimlerinden bir tanesidir. Ama Dr. Sadık Ahmet, benim için, adı gibi bir sadık arkadaştı, bir dosttu, bir kardeşti, bir can parçasıydı. Onun için onun adı geçen her yerde benim içim titrer ve gururlanırım... O gerçekten bizim için, Türklük için, dünya Türklüğü için bir bayrak isimdi. Kadirşinas milletimiz, yerel yönetimlerimiz, Türkiye nin her yerinde bir önemli esere onun adını vermek suretiyle vefa göstermenin yanında çok ta anlamlı ve büyük bir hizmet yerine getirmektedir. Bu isimleri yalnızca Batı Trakya nın değil, Türk dünyasının tanıması lazım. Bu isimleri sadece bizim değil, gelecek kuşakların da bilmesi lazım. Tekirdağ belediyesinin bir vefa duygusuyla yaptırdığı, ismini verdiği bu köprü hizmet verdikçe Sadık Ahmet ismi yaşayacak ve buradan geçen Yunanlılar Sadık Ahmet e Tekirdağ ve Türkiye de ne şekilde sahip çıkıldığını görmüş olacaklar. Bu nedenle anlamlı bir köprünün açılışında hep beraber bulunuyoruz. Bu nedenle sayın Ahmet Aygün e ve çalışma arkadaşlarına teşekkürlerimi, şükranlarımı sunmak istiyorum. Dileğim, Batı Trakya nın, Türkiye mizin, bütün Türk dünyasının böyle liderler yetiştirmesidir. Böyle liderler bizi istediğimiz, umduğumuz, hayal ettiğimiz hedeflere, Büyük Türk Devletine götürür... *** Şimdi, bir anavatan politikacısı ile çatışma ve 6 Azınlıkça TBMM Başkanı Köksal Toptan Batı Trakya Ergenekon unu savunuyor istenmeyenler listesindeki yerimizi sağlamlaştırma pahasına da olsa, kendi kendimizle temel bir tutarlılık içinde azınlık gerçekleri ve tarihi adına bu yukarıdaki konuşmayı eleştirip kınamamamız mümkün değil. Köksal Toptan, Türk Azınlığının Derin Devlet- Ergenekon güdümüne sokulduğu, Türkiye ile ilişkilerinin en karanlık, en korkulu, Azınlık için en travmatik dönemini aklamaya ve meşrulaştırmaya çalışıyor. O akıl almaz müdahelenin yol açtığı bunalımdan toplum olarak yeni yeni kendimize gelirken, fakat Azınlıktaki genç kuşaklar üstündeki yozlaştırıcı etkisini ve dayattığı değer anarşisini hâlâ şiddetle hissederken. Böylece, sanki, Bir kez daha asla faşizm! diyerek lanetlediğimiz o dönemin geri gelebileceğini anımsatıyor bize Köksal Toptan. Batı Trakya Ergenekon unu savunuyor. Türkiye deki Ergenekon kötü, Batı Trakya daki iyi olamaz. Sadık Ahmet, Derin Devlet-Ergenekon un Türk Azınlığına zorla diktiği ve azınlık çıkarları ile hiçbir ilişkisi olmayan amaçlarda kullandığı kişidir. Lider se, Azınlığın değil, olsa olsa Ergenekon undur. Sonra, böyle liderler bizi hayal ettiğimiz Büyük Türk Devletine götürür demek te ne ne demek? Bu ne biçim sayıklamadır! Bir Batıtrakyalının Köksal ın hayal ettiği Büyük Türk Devleti oluşumuna, neyse bu, ne katkısı olabilir? Bunun ne biçim çağrışımlara meydan vereceğini düşünemiyor mu? Ayrıca Köksal, buradan geçen Yunanlılar Sadık Ahmet e Türkiye de nasıl sahip çıkıldığını görecekler diyerek Yunanlılarla maytap oynuyor ve onları tahrik ediyor. İstanbul da Patrikhanenin önünden geçen sokağa Sadık Ahmet adının verildiği gibi. Maytap oynamak ve tahrik etmek.

10 *** Konuyu güncelleştirelim. Türkiye deki Ergenekon oluşumu ile ilgili ifşaatı ve gelişmeleri izliyoruz. Çoktandır gündemde olan Derin Devlet yapılanmasının bir tezahürü bu. Susurluk, konuyu geniş tartışmaya açan ilk tezahürüydü. Derin Devlet, Susurluk ve Ergenekon, özetle, devlet içinde çete kurmak gibi ortak bir suçlamayla karşı karşıya. Devlet çetelerinin kuruluşu, devletin ve rejimin güvenliği uğruna, teröre, Ermeni sorununa ve PKK ya, ayrıca irticaya karşı mücadele ile gerekçeleniyor. Bir başka deyişle, başlangıçta misyon millî olarak gösteriliyor. Amaç, onları devletin açıkça yapamadığı kirli işlerde kullanmak. Yani devlet temiz, çeteler kirli. Şimdi, her otoriter, antidemokratik ve iki yüzlü devlet yapılanmasının zaman zaman başvurduğu yollar belki bunlar, yalnızca Türkiye ye özgü değil. Hele bir devlet, Türkiye gibi güvenlik sorunlarıyla karşılaşıyor ve bunların çözümü için demokratik yöntemler yerine otoriter olanları seçiyorsa. Türkiye ye özgü yanı, olayın genişliği, derinliği ve yaygınlığı. Ve işlenen korkunç cinayetler, faili meçhuller, santajlar, ağır adi suçlar. İyice mafyalaştıktan sonra bile millî çetelerin ve millî tetikçilerin sorgulanıp yargı önüne çıkarılması yönünde siyasî irade yokluğu veya eksikliği. Konuyu baştan alalım. Devlet çetelerinin kuruluşu, devlet erki kullanan kurumların, hiç olmazsa bunlardan bazı birimlerin, isterseniz münferit yetkililerin deyin, bilgisi, onayı, yönlendirilmesi, doğrudan katkısı, kararı, desteği ve örtüsü dışında gerçekleşmiş olamaz. Nasıl olmuşsa olsun, hepsi sorumlu. Atatürk ün hayal ettiği batı demokrasisinin büyük açığı. Bu çeteler, istihbarat teşkilatı gibi bir şey. Ama yasal ve resmî değil, gayriresmî ve yasadışı, gizli, denetimi belirsiz, başına buyruk hareket edebilen, yaptıklarından hesap vermeyen, yasadışı faaliyetleri ortaya çıkınca devlet tarafından örtbas edilen. Tabiî bütün bunlar bir noktaya kadar. Bu nokta, bir tesadüf eseri, Susurluk ta aşıldı. Ardından Meclis araştırması, yargı derken, üstüne kapak çekildi. Mesut Yımaz, devletin âli menfaatleri için Susurluk u örtbas etmeye nasıl katkıda bulunduğunu şimdi itiraf ediyor. Bu nokta şimdi de Ergenekon la aşıldı. AK Parti iktidarı, laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor iddiasıyla kendisine karşı girişilen darbe hazırlığının ve darbe amaçlı provokasyon ve terör hazırlıklarının ciddi boyutlara ulaştığını görünce olayın üzerine gitti. Tutuklanan emekli ve muvazzaf subaylar, ulusalcılar, adı Susurluk a karışmış kişiler, ve yargılama Azınlıkça 7

11 başladı. Bu kez örtbas etme çabaları daha bir şiddetle yürütülüyor, İslamcı hükümet daha kararlı göründüğü için. Ama bu arada Ergenekon a ve devlet çetelerine atfedilen geçmişteki adam öldürmeler, santajlar ve provokasyonlar da çorap ilmiği gibi sökülmeye başladı, bunları örtmek pek kolay olmasa gerek. Yine de Derin Devlet yapılanmasından Türkiye nin kurtulması pek mümkün görünmüyor. Zira ilerici, laik ve kemalist diye bildiğimiz elit ve yönetici sınıfların büyük bir bölümünde kültür olmuş. Bu kültürden AK partili önde gelenlerin bir bölümü de muaf değil. Ergenekon içimizde. Ergenekon un bir de yurtdışı uzantıları var. Bunlar, malum ve makul nedenler yüzünden araştırılmayacaktır. Batı Trakya uzantısı var. Bunu Türkiye de araştırmak yasak. Biz araştırmazsak, Batıtrakyalılığımızı inkâr etmiş olacağız. Batı Trakya uzantısı, birkaç kez değindiğimiz gibi, Susurluk ta Abdullah Çatlı ile Sadık Ahmet ilişkisinin ifşa edilmesiyle öğrenildi. Elimizdeki somut bilgiler pek az: Sadık Ahmet in Çatlı yla Almanya ve İstanbul da sık sık buluştuğu biliniyor. Bilinenler arasında, Sadık ın İzmir de bir işini yapmak için Çatlı çetesinden yardım istediği ve çetenin tehditiyle işini yaptığı, Sadık ın ölümünde Çatlı nın Gümülcine ye gelmeyi göze alıp cenaze törenine katıldığı gibi kanıtlı olaylar var. Adı birçok adam öldürme olayına ve daha bir sürü uyuşturucu kaçakçılığı dahil adi suça karışmış en ünlü devlet çetecisi Abdullah Çatlı ile Sadık Ahmet ilişkisinin içeriği açık bir muamma. Ama bu ilişki, Sadık ın unutulması şöyle dursun, tümsel bir muvafakat içinde Türkiye deki ününün gittikçe daha da artmasını sağlıyor. Ölmeyen Ergenekon ruhunun zaferi! Ergenekon liderlerinden biri olarak gösterilen eski JİTEM başkanı emekli general Veli Küçük ün karargâh olarak kullandığı yerlerden biri de, İskeçe Şahin kökenli Süleyman Sefer in sahibi olduğu Yeni Batı Trakya dergisinin bürosu. General Küçük derginin yazı kurulunda yer alıyor ve orada yazılar yazıyor. Ergenekon patlak verince, MGK genel sekreteri eski Atina büyükelçisi Burcuoğlu nun Süleyman Sefer i ödüllendirmeye koşması, Batı Trakya uzantısının dokunulmazlığını ilan ediyordu. (Köprü açılış töreninde Burcuoğlu da hazır bulunuyordu.) Bunun sonucunda binlerce sayfalık Ergenekon iddianemesinde karargâh olarak kullanılan dergi bürosundan hiç söz edilmediği gibi, her yer tiftik tiftik edilirken orada kabaca bir araştırma bile yapılmadığı anlaşılıyor. Bu da Ergenekon un bir başka zaferi. Sorgulanırken bile dayatıyor. KKTC cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mehmet Emin Aga nın ta Kıbrıs a gidip ulusalcı tarafın saflarında ve Mehmet Ali Talat aleyhinde propaganda yapması da Ergenekon un bir işiydi. Yine Aga nın Ergenekon liderlerinden biri olarak gösterilen Doğu Perinçek e ödül vermesini (nereden nerereye) aynı çerçeve içine almak gerek. *** BT Türk Azınlığı, yılları arasında Derin Devlet-Ergenekon güdümüne sokuldu. Tarihler tahminîdir, uygulamalardan ve yaşananlardan çıkarılmıştır, dolayısıyla ne başlangıç tarihi ne de son buluş tarihi kesindir. Bu yaklaşık 10 yıl, Azınlığın Türkiye ile ilişkilerinde en karanlık, en korkulu, azınlık koşullarında Ergenekon terörünün kol gezdiği, en travmatik bir dönemdir. Sadık Ahmet te, bu terörü en kinik bir şekilde uygulayan, Azınlığa Ergenekon dikmesi bir kişidir; Türkiye ve Batı Trakya da yürütülen eşi görülmedik bir kampanyadan ve korkunç bir psikolojik savaştan sonra. Onun azılıkçılık ideolojisini kendi ifadeleriyle şöyle özetlemek mümkündür: Ben politikadan anlamam, bana var mı para kazanmak. Bu ilkesini nasıl uyguladğına dair özdeyişi: Bizim Azınlık kazıklanmaktan anlar. Daha sonra, lider olarak dayatıldıktan sonra, politik söyleminden seçmeler: Ben o azınlık solcularının Türkiye de ayaklarını kırdırtacağım. Bana oy vermeyenleri sınırda MİT arabası bekliyor. Kara Listedikelerin sayısı iki yüzden iki bine çıkarılırsa Azınlık rahat edecektir. Partili azınlık adayları KİP (Yunan İstihbarat) ajanıdır. Hülya Emin haindir. Mehmet Emin Aga ya: Ben seni, seni besleyen yerlerin eliyle terbiye ettireceğim. Hasan Hatipoğlu için: O moruk, 70 yaşına basmış o moruk ne karışıyor! Ben daha 46 yaşındayım. Avukat Hasan İmamoğlu için, onun müşterilerine hitaben: O gâvurcuya gitmeyin!... Siz kimi kandırıyorsunuz sayın Köksal? Bir Devlet Çetesi mensubu, bir demeci yüzünden öfkelendiği eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ı ta Budapeşte de korumasız bulup ona bir yumruk atmış ve burnunu kırmıştı. Bizimkisi de aynı; Mehmet Emin Aga yüzünden İskeçe de kavga ettiği Başkonsolos Hakan Okçal ı Türk parlamenterler önünde Ben de seni Türkiye den geldiğin köye sürgüne göndermezsem, bana da Sadık Ahmet demesinler. diye tehdit etmişti. Ergenekon bu sana. Yapar mı yapar. Hiçbir Toptan Köksal, bu azınlık gerçeğini toptan ve kökten değiştiremez. Ne köprü kurarak ne cami açarak. 8 Azınlıkça

12 Kubbealtı Hakan Mümin Dil yaşam için gerekli olan en önemli etkinliktir. Dil, duygu ve düşüncelerimizi anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insanlarla iletişim kurmamızı da sağlar. Dil bir de, Tülay Çellek in de belirttiği gibi geçmişe bağ, geleceğe köprüdür. Bu nedenle birçok alanın konusu olmuştur dil; felsefe, mantık, psikoloji, sanat gibi. Dil üzerine birçok yorumlar yapılmış, fikirler belirtilmiştir. Genelde varılan nokta hep şu olmuştur; Bir dil, bir insan. Doğrudur... Dil bizi hayata bağlar, özgür kılar, yitirilirse özgürlük de yitirilir. Eğer diliniz zenginse, siz de zenginsiniz demektir. Düşünceleriniz, ruhunuz çevrenizi etkiler, duygu ve hayal gücünüz daha bir netlik kazanır. Düşünce dille anlam bulur, netleşir ve başkalarına aktarılır ve bir toplumda düşünce gelişirse, o toplumun dili de gelişir. Toplumları, ulusları birbirinden ayrı kılan, onlara kimlik kazandıran da yine dildir. Dış görünüşler değişebilir; gençlik gider yaşlılık gelir, bu yıl giydiklerimiz gelecek yıl moda olmayabilir ve yeni kıyafetlere ihtiyaç duyarız o zaman. Ancak dil kendi özgün yapısı içinde yok olmaz, gereksinmelere göre değişir, gelişir. Bir başka deyişle, dil insanın gelişimini sağlar. Toplum geliştikçe kavramlar da gelişir ve dil nereye giderse insan da, oraya gider. Dil hakkında bir de şunu söyleyebiliriz; dil ulusaldır ve insana özgüdür. Bir kültür yaratma da dilden geçer. Dil gelişimi kültürün de gelişimidir. Her toplumun kendi özellikleri, özdeyişleri, deyimleri, şiirleri vardır. Bu durumda, dil görüş çeşitliliğidir. Dil, toplum, sanat Buraya kadar size dilin insan hayatındaki önemini aktarmaya çalıştım. Şimdi dilin bir başka yüzüne değinmek istiyorum; sanat diline... Sanatçının dili ne kadar zengin ya da kuvvetliyse, sanatı da o kadar zengin ve sağlam olur. Dünya görüşünde de çok büyük farklılıklar ortaya çıkar; politikacıların başaramadığını dostluk ve barış gibi insancıl değerleri bu sanatçılar başarır. İnsanlar son yıllarda sanata değer vermese de, sanat insana insan olduğu için değer verir. Sanat insanı etkilemek için vardır. İnsan da ondan haz almalıdır yılında Sapanca da yapılan Uluslararası Şiir Akşamları etkinliğine katıldım. Çok değerli şairler vardı. İlhan Berk de oradaydı. Bir sohbet anında bizim Yunanistan dan geldiğimizi öğrenince, şu soruyu yöneltti bize; Yunanca şiir yazıyor musunuz? Cevabımız Hayır!.. oldu. Çok şaşırdı. Ama biz, Batı Trakyalıyız... diyecektik, sözümüzü kesti ve Yazmalısınız, yazmalısınız... dedi. İlhan Berk bugün aramızda yok. Ama onun o günkü sözleri hala kafamın bir yerinde. Azınlık olarak bugüne kadar acılarımızı, sıkıntılarımızı, uğradığımız haksızlıkları hep Türkçe anlattık, gerek şiir aracılığıyla, gerek öykülerle, romanlarla... Kime anlattık? Kendimize. Kızdık; kızgınlığımızı yine kendimize anlatttık. Ezildik; ezikliğimizi yine kendimize anlattık. Bir türlü kabuğumuzdan dışarı çıkamadık. Oysa dertlerimizi, acılarımızı Yunanca da anlatsaydık ne olurdu ki?.. Bizi anlamaya çalışan kişilerin, acılarımızı paylaşacakların sayısı artmaz mıydı?.. Öyle zannediyorum ki, durum bugünkün- Azınlıkça 9

13 Neden Yunanca yazmıyoruz? Önemli bir soru kanımca. Mesele iyi derecede Yunanca bilmiyoruz meselesi değil. Başka etkenler olmalı işin içinde... Aklı başında her insanın böyle düşündüğünü biliyorum. Dil nereye giderse, toplum da oraya gider korkusunu yenelim artık... den çok daha farklı olurdu. Olumlu yönden söylüyorum bunu. Ancak bizde eskiden kalma bir zihniyet var; Yunanca konuşma!, Yunanca yazma! Bu zihniyet bizi nereye götürecek. Yunanistan da yaşıyoruz. Yunanlıya derdimizi anlatmayacağız da kime anlatacağız? Hakkımızı kimden isteyeceğiz, ya da kimden arayacağız? Neyse ki, eskiden kalma bu zihniyet son yıllarda gençlerimiz tarafından benimsenmiyor. Gençlerimiz her şeyin farkında; bir umut çiçeği onlar... Konum Yunanca şiir yazıp yazmamamızdı. İbram Onsunoğlu Şafak dergisinde yanılmıyorsam, Yunanca dan Türkçe ye birkaç şiir tercüme etmişti. Daha sonraları Şefaat Ahmet Yunanca şiirlerle dolu bir şiir kitabı yayımladı ve son olarak da Şefaat in babası Dr. Hasan Ahmet. Ne güzel!.. Keşke hepimiz o bildiğimiz Yunanca ile acılarımızı, dertlerimizi, sıkıntılarımızı çoğunluğa anlatabilsek. Eminim ki, o zaman çoğunluk da bizi daha iyi anlayacak. Politikacılardan değil, sivil toplumdan söz ediyorum. Dilden başka insanı insan yapan vicdan meselesi de var. Bu yüzden diyorum, sivil toplum. Yerel Türkçe basında da durum aynı. Azınlık gazetecilerinin Yunanca bir makalesini ya da bir köşe yazısını gazetelerinde okumuş değilim. Gazetelerinde yalnız birkaç Yunanca ilan var, o kadar. Neden Yunanca yazmıyoruz? Önemli bir soru kanımca. Mesele iyi derecede Yunanca bilmiyoruz meselesi değil. Başka etkenler olmalı işin içinde... Aklı başında her insanın böyle düşündüğünü biliyorum. Dil nereye giderse, toplum da oraya gider korkusunu yenelim artık. 10 Azınlıkça

14 Algı(lamak) Herkül Millas Azınlık, Empati, Etnisite Azınlıklar konusunda duymuş olduğum en hoş fıkra şöyle: Kekeme bir adam sokakta birine adres sorar, pa-pa-pardon, ra-ra-radyoooo evi ne-nenerede? diye. Amacı spikerlik sınavına girmekmiş. Radyo evini gösteren adam hayret ve merakla kekemenin sınavdan çıkışını bekler. Birazdan spiker adayımız öfkeden titreyerek, yüzü kıpkırmızı kapıdan çıkar: Na-na-namussuzlar, heeeepsi a-a-a-antisemit bunlar! diye söylenmektedir. Bu fıkrayı unutmamaya çalışırım, çünkü benim gibi azınlık üyelerinin aşırı duyarlılığını, hatta bir kusurunu, kompleksini şaka yollu hatırlatmaktadır. Azınlık üyeleri çoğunluğun onları dışlandığına, empati yapmadıklarına inanırlar. Doğrudur bence. Azınlıklar genellikle haksızlığa uğramışlar, kimi zaman korkutularak sindirilmişler, en temel hakları ihlal edilmiş ve genel olarak eşit vatandaş sayılmamışlardır. Dolayısıyla azınlıklardan yana olmak doğal bir reflekstir. Durum, çocuklardan yana olmak gibi bir şey. Kocaman adamdan dayak yiyen çocuktan yana olmak doğal gelir insana. Ama bu konuda da dikkatli olmamızı hatırlatan çok sevdiğim başka bir fıkra var. Küçük çocuk, çocuk bahçesinde oyuncak ata binmiş bir türlü inmiyor. Annesi çırpınıyor. Eve dönmemiz gerekiyor diye ağlamaklı. Çocuğu çekiştiriyor ama velet direniyor. O an oradan geçmekte olan ünlü pedagog profesör Sigmund araya giriyor ve eğilip çocuğun kulağına bir şeyler söylüyor. Çocuk hemen attan iniyor, annesini elinden tutuyor ve eve yöneliyor. Durumu seyredenler pedagoga hayran. İşte, çocuğu bilmek buna derler, diyorlar. Aferin! Ne dediniz diye sorduklarında da in oradan it oğlu it, yoksa seni şimdi eşek sudan gelinceye kadar bir güzel pataklarım, dedim diyor. Azınlık ve empati Bu ikinci fıkrayı bir pedagoji kitabında okumuştum. Genel ilkeler iyidir de, her geçerli genellemenin eksiklikleri de olabilir anlamındadır bu hikaye. Çocuklar ve azınlıklar desteklenmeli kuşkusuz. Ama her mağdur grubun kusurları ve sorumlulukları da var. Empati yokluğu çoğunluk kadar azınlığın da bir eksikliğidir. Ötekileştirilmişler başkalarını ötekileştiriyor olabilir, örneğin. Aslında empati eksikliği (veya varlığı) bir grubun, bir sınıfın veya bir kimliğin özelliği değildir, kişisel bir olay olabilir, herhangi bir bireyde görülebilir. Empati kendimizi başkasının yerine koyabilmektir. İnsan beyninin nasıl çalıştığını araştıran bilim adamlarının bulgularına göre bu beceri yalnız insana özgüymüş. İnsanlar ötekinin yerine girip onun nasıl düşüneceğini düşünebilirler. Bunun olumlu bir sonucu şefkat/acıma gibi duyguların ortaya çıkmasıdır. Olumsuz yanı, aldatma ve yalan gibi davranışların da ortaya çıkması. Ben X davranışında bulunursam öteki Y biçiminde düşünecek ve ben onu istediğim yöne yönelteceğim diye düşünebilir aldatan insan. Hayvanlar koşullandırılmıştır: Ben X yapsam öteki Y yapar diye düşünürler. Bilinçli bir biçimde yalan söyleyen köpek veya kedi hiç gördünüz mü? Ama her insan da tam olarak empati yeteneğine sahip olmayabilir. En aşırı uçta örneğin, kendilerini başkalarının yerine koyamayan otistik kimseler bulunur. Bu anormalliğin Azınlıkça 11

15 psikolojiden değil, nörolojik işlev bozukluğuna bağlı bir davranıştan, beyindeki temporal lobdaki bir işlev bozukluğundan kaynaklandığını gösteren araştırmalar vardır. İki uç arasında da bir sürü insan bulunur. Empati eksikliği ve ilgili sorunlu davranışlar herhangi bir bireyde ve doğal olarak azınlık üyeleri arasında da görülür. Bu tür sorunlar azınlıklar içinde farklı eksenlerde/alanlarda yaşanır. Örneğin, en yakın insan ilişkilerinde, yani aile içinde veya dostlar arasında yaşananlar çoğunluk üyelerinde görülen karşıt kusurlardan pek farklı değildir. Azınlıklar çuvaldızı Öteki ne batırmadan önce iğneyi kendilerine batırırlarsa, azınlık/çoğunluk sürtüşmesinde de eksiklikler sergilediklerini göreceklerdir. Etnisite/ milliyetçilik bağlamında görülen empati eksikliği kusurları en önemli olanıdır. Milliyetçi nedenler yüzünden azınlıklara haksızlık edenlerin varlığı, azınlığın bu hastalıktan uzak olduğu anlamına gelmez. Kimliğimize saygısızdırlar diye sitemde bulunan azınlık üyelerinin Öteki ne karşı saygılıdırlar, bu alanda empati yapıyorlar demek değildir. Kısacası, haksızlığa uğrayan, ille de haklıdır demek değildir demeye getiriyorum. Zaten kavgalı taraflara dikkatle bakarsak, tarafların azınlık/çoğunluk olarak ayrılmadıklarını görürüz. Taraflar başka bir temelde oluşmuş: Bir yanda belli bir ideolojiyi benimsemiş hem azınlıktan hem de çoğunluktan olan kimseler vardır, öte yanda ise, başka bir dünya görüşünü benimsemiş yine hem azınlıktan hem de çoğunluktan olanlar. Zaten kavgalı taraflara dikkatle bakarsak, tarafların azınlık/çoğunluk olarak ayrılmadıklarını görürüz. Taraflar başka bir temelde oluşmuş: Bir yanda belli bir ideolojiyi benimsemiş hem azınlıktan hem de çoğunluktan olan kimseler vardır, öte yanda ise, başka bir dünya görüşünü benimsemiş yine hem azınlıktan hem de çoğunluktan olanlar. Başka türlü söylersek, azınlık sorunu bir siyasi ve ideolojik kavganın bir görünümüdür. Azınlık sorunları bundan dolayı ideolojinin ve milliliğin ve fobilerinin bir bahanesine dönüşmektedir. Azınlığın mağduriyetinden söz edenler de, kimi zaman kendileri bu tür mağduriyeti doğuran ideolojinin en inançlı temsilcileridirler... Başka türlü söylersek, azınlık sorunu bir siyasi ve ideolojik kavganın bir görünümüdür. Azınlık sorunları bundan dolayı ideolojinin ve milliliğin ve fobilerinin bir bahanesine dönüşmektedir. Azınlığın mağduriyetinden söz edenler de, kimi zaman kendileri bu tür mağduriyeti doğuran ideolojinin en inançlı temsilcileridirler. Tutarlı olmak isteyenler (tutarlılığı dert edinmeyenler başka bir yazı konusu olabilir) Öteki nin milli önyargısını eleştirirken iki şeyi de aynı anda yapmaya da çalışmalıdır: A) Empati yapıp Öteki nin de kendilerine ne denli benzediğini görmelidir. Gördüğünde hem daha hoşgörülü olacak hem de kendileri değişecektir. B) Yine empati yapıp kendilerine başkasının gözüyle bakmaya çalışmalıdırlar. Buna aynaya bakmak da derler. Ne denli çirkinsek de bakmalıyız aynaya, ayna kendimize çeki düzen vermek için yararlı olabilir. Bu fıkralı yazıyı biraz gülmemiz en azından gülümsememiz için de yazdım. Kendimize gülebilmek, empatik bir olaydır, kendimizi muhayyel bir kimsenin yerine koyup kendimize belli bir mesafeden bakmakla ilgilidir. Ağlamamak için de güleriz halimize bazen. * 12 Azınlıkça

16 Yolcu Elçin Macar Müftünün yetkileri tartışması Azınlıkça nın 2005 teki 7 nci sayısında, mealen, Batı Trakya daki müftülük sorununun özünde şer i yetkilerin varlığının yattığına, laik Türkiye nin bu konudaki tavırsızlığının ilginçliğine değinmiştim. Her konuda karşılıklılık isteyenlerin, Türkiye de Medenî Kanun un 1926 da kabulüyle gayrimüslimlerin de Lozan ın ilgili maddesinin ilgili paragrafından vazgeçmelerine rağmen (bu vazgeçme de çok ilginçtir! Bir gün değiniriz ) Batı Trakya ve Yunan Medenî Kanunu konusundaki sessizliklerinden bahsetmiştim. Yunanistan ın müftü seçimine izin vermemesinin resmî gerekçesi de malûm, müftülerin İslam hukukundan kaynaklanan yargıçlık yetkileridir. Laik olmayan bir ülkenin bu gerekçesi de ayrıca tartışılmaya muhtaçtır. Yazıma yönelik eleştirilerden biri, şer i yetkilerin kağıt üzerinde kaldığı, pratikte mevcut olmadığıydı. Oysa varlığını bizzat İbrahim Şerif 2004 te Gözde Kılıç Yaşın a şöyle tarif ediyordu: Müftülüğün Batı Trakya da kadılık görevi var. Yani nikah kıyma, boşama, miras hukukunu yapma, vasi tayin etme, nafaka tayini, vakıfları kontrol, eğitimi kontrol gibi yetkileri var. Bunların hepsi müftünün elinde /2345 sayılı kanun da bunu tanımlıyor zaten: Madde Müftüler şer i görevlerini yapmakla yükümlü oldukları gibi bölgeleri içindeki cemaatlerin eğitim ve öğretim işleri ve din işleriyle uğraşan kimseleri denetlemek de yetkileri içindedir. Bundan başka, cemaat idareleri tarafından yönetilen evkaf gelirlerini de denetleyebilirler. Müslümanlar arasındaki nikah, boşanma, nafaka, vasilik, velilik, miras, sagir-i mümeyyiz gibi mesele ve davaları halletmek de müftülerin görevleri içindedir. İslam Aile Hukuku kanunlarında belirtilen her mesele için rey vermek yetkileri arasındadır. Oysa, bu hukukun uygulanması ile gerçek hayatın kurallarının çatıştığı, vicdanları rahatsız ettiği durumlarda bu konular sık sık Yunanistan kamuoyunun gündemine geliyordu. Hatırlanacak olursa, küçük yaşta bir kızın evlendirilmesi üzerine birkaç yıl önce bir tartışma patlak vermişti. Mart ayında Ta Nea, miras paylaşımı ile ilgili bir haber yapmıştı. 2 Bugünlerde de Koyunköylü çiftin boşanma macerasıyla, müftünün yetkileri tekrar gündemde Bu konuda gittikçe sıkışan Yunanistan, önümüzdeki süreçte bir adım atmak zorunda kalacak gibi gözüküyor. Müftü seçtirmeme politikasını daha fazla sürdürebilmesi olanaklı değil. Çok açık ki bu politika, selim azınlığı devlete karşı radikalleşmeye itiyor; açılım iddialarına gölge düşürüyor. Basından anlaşıldığı kadarıyla, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, azınlığın müftülerini seçme isteğini, yargı yetkisinin kaldırılması koşuluyla gündemine almış. Bu konuda Türkiye ile pazarlık başlamış. Milletvekili Çetin Mandacı, bu konudaki görüşlerini Embros gazetesine açıklamış: Müftünün azınlık tarafından seçilebilmesi için, yargıçlık yetkilerinin kısmî olarak kaldırılması gerektiğine inanıyorum. Eğer Ankara da, Batı Trakya da, dinin azınlığı birleştirmek için gerekli rolünü tamamladığı şek- Azınlıkça 13

17 linde bir politik karara varılırsa, şer i yetkilerden vazgeçilebilir. Ama bu feragat, Lozan ın eskiliği ya da değiştirilebilirliği gibi bir tartışmayı da başlatabilir. Her ne olursa olsun, bu önemli sorunun tarafların varacağı bir uzlaşmayla sonuçlanması cemaatin gerginliğini azaltır; Yunan devletinin bir adım attığını görmek, uzlaşmazlık nedeniyle sertleşenlerin bir kısmını rahatlatır. Bu değişiklik kuşkusuz müftünün nasıl seçileceği tartışmasını da gündeme getirecektir. O zaman, son yıllardaki gibi, cami cemaatinin (yani sadece camiye giden erkeklerin) tekelinde olan bu duruma kitlesel bir çözüm arayışına girilir ve hem kadınların katıldığı hem de daha demokratik bir seçim formülü bulunabilir. Gerçek bir seçimle gelmek müftülük kurumunu değişikliğe uğratır mı? Bunu süreç gösterir: Müftü ya sadece dinî konularla uğraşan ruhanî bir lider olur, ya da şu andakinden daha da fazla siyaset yapar. Seçimle gelmek, siyasetle uğraşmakta müftüye bir meşruiyet sağlayabilir. En azından müftü bu söylemi kullanabilir. Her şeyin yerli yerine oturabilmesi, azınlığın Yunanistan ın yıllardır uyguladığı baskı politikasının yaşanmasına engel olduğu azınlığın laikleşmesi sürecinin hızlanmasıyla yakından ilgilidir. Müftülük sorununun çözümü, azınlığın günlük yaşamında, devletle ilişkisinde ve bu dünya ile ilişkisinde dinin rolünü sorgulamasını, gözden geçirmesini kolaylaştırabilir. Bunun doğal bir sonucu olarak, o zaman, cemaatin işlerinde bir ayrıştırmaya gidilebilir. Din görevlileri, gerçekten dinî işlerle uğraşırken, siviller azınlığın din dışı konuları için (vakıflar, eğitim, devletle ilişkinin sağlanması vb.) belki liderler çıkarır, belki kurullar oluşturur. Kendi bileceği iş Dipnotlar: ID= Azınlıkça

18 Analiz Samim Akgönül Batı Trakya ya dinî liderler Benimle beraber, soğukkanlı ve realist bir biçimde düşünürseniz sevinirim. Aşağı yukarı yirmi senedir, açıkça söylemek gerekirse, Batı Trakya Türk Azınlığı nın kimliksel uyanışa geçtiği 1980 lerin sonundan bu yana, Batı Trakya da bir müftülük sorununun olduğu bir gerçektir. Bu sorunda üç tarafın da (Yunanistan, Türkiye, Azınlık) ilerleme kaydetmek için gayret göstermesi zamanının geldiğini düşünüyorum. Durum kısaca şöyle: Batı Trakya da hukuksal olarak 3, fiili olarak 2 adet müftülük makamı bulunmakta. Bu makamların, hem Yunanistan daki azınlık rejiminde, hem de Yunanistan da din ve devlet işlerinin genelde ayrılmamış olmasından dolayı, kişisel ve ailevî hukuk alanında bir takım görevleri mevcut. Ayrıca bu müftülüklere bağlı din görevlileri aracılığıyla insan kaynakları görevleri ve Vakıflar aracılığıyla da finansal görev (ve güç)leri var lerin sonunda bir taraftan azınlık ileri gelenlerince kabul edilmeyen 2 müftü merkezden atanırken, diğer taraftan camilerde erkekler tarafından yapılan seçimlerle de 2 yerel müftü görevlendirildi. Camilerde yapılan seçimle işbaşına gelen müftülerin varlığı merkezî yönetim tarafından tanınmamakta. Asıl konuma gelebilmek için giriş kısmını özellikle kısa tuttum. Hem hukukî hem de siyasî olarak durum elbette çok daha çetrefilli, ancak okuyucularımız yine dergimizin yazarı olan Konstantinos Tsitselikis in çalışmalarına başvurabilirler. Şu anda mevcut sorunun çözümünde izlenebilecek dört yol olduğunu düşünüyorum. 1. Status quo : diğer bir deyişle bu ikili (dörtlü) durumun değişmeden devam etmesi. Ancak bu durumun bazı hukukî ve sosyal sorunlar yarattığı yadsınamaz. Bu sorunları şöyle sıralamak mümkün : Hukukî olarak seçilmiş müftülere başvuranların mağdur durumda kalmaları; sosyal olarak bu durumun azınlık kimliğinin reddine devam edildiğinin kanıtı olarak kalması ve siyasî olarak da Azınlık ve Yunanistan Yönetimi arasındaki ötekilik, dışarıdanlık algılamasının devamı. AİHM tarafından iki kere hukuken de tanınmış din özgürlüğünün engellenmesi konusuna ise şimdilik hiç değinmiyorum. 2. Sistemin yeniden kurulması ve atanmış müftülerin görevden alınarak seçilmiş müftülerin bu görevlere atanmaları. Bu çözüm azınlık tarafından talep edilse de, soğukkanlı düşünüldüğünde, şu anki konjonktürde zor gibi görünüyor. Ayrıca Müftülerin hukukî görevlerinin devamı için bir atama şart olduğundan gelecekteki seçimlerde merkezî yönetime yakın kişilerin öne çıkmaları riski de yok değil. 3. Atanmış müftülerin hukukî ve idarî görevlerine devam etmeleri ve seçilmiş müftülerin sadece dinî lider olarak kalmaları. Bu durum, ilk bakışta ideal gözükse de içerden bakıldığında bir kavram, temsil ve meşruiyet kargaşası yaratacaktır kanısındayım. Böyle bir çözümde iki başlılık resmîleştirilecek, gerginlik devam edecektir. 4. Cesaretli bir reform yapılarak, Avrupa nın Azınlıkça 15

19 gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi, azınlığın dinî bir cemaat olarak kendi liderini kendisinin seçmesinin önünün açılması. Ancak seçilen liderin gerçekten dinî bir lider olabilmesi için hukukî ve idarî görevlerinin yeni bir yasayla iptal edilmesi. Bu son şıkkın biraz daha derin tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Yunanistan açısından bakıldığında bu çözüm demokratik bir ülkenin gereklerinin yerine getirilmesi olarak görülebilir. Son tahlilde Fransa Hükümetinin Fransız vatandaşı Yahudilerin, Protestanların, Müslümanların liderlerini, adı geçen cemaatlerin karşı çıkmalarına rağmen seçmesi nasıl düşünülemezse, Yunanistan hükümetinin Müslüman cemaatin dinî liderini seçmesi de kabul edilemezdir. Ancak işin içine idarî ve hukukî sorumluluklar girdiğinden bu atamalar bir anlamda meşrulaşmaktadır. Bu idarî ve hukukî sorumlulukların kaldırılması, tam aksine Azınlığın kendi dinî liderini seçmesi, haklı isteğini daha da meşrulaştıracak, güçlü kılacaktır. Böylelikle Yunanistan AİHM kararlarına da uymuş olacaktır. Bu tip bir reform karşısında Türkiye nin ağırlığını göz ardı etmek gerçekçilikten uzak bir düşünce olur. Türkiye hem kendini Batı Trakya Türk Azınlığ ının koruyucusu olarak görmekte, hem azınlık tarafından bu rolü içselleştirilmekte, hem de azınlığa dair bütün Yunanistan politikaları, aslında varolmayan ve olmaması gereken karşılıklılık politikası çerçevesinde değerlendirilmektedir. Türkiye laik bir devlet olarak (ilkenin açılımı Türkiye ye özgü olsa da) din adamlarının hukukî sorumluluklarının olmadığı bir ülkedir. Kendi iç gelişiminin, yani hukukî sekülerleşmenin, Batı Trakya Azınlığı na da yansıdığını görmek Ankara yı mutlu etmelidir ; aynı konu Medreseler için de geçerlidir. Kaldı ki, 1926 dan beri bu konuda bir karşılıklılık da kalmamıştır. Zira İsviçre Medenî hukukukun kabülü sürecinde Türkiye deki gayrimüslim azınlıklar (meşruiyeti tartışılır bir yöntemle olsa da) kişisel ve ailevî hukuk rejimlerinden feragat etmişlerdir. Kısaca söylemek gerekirse, Türkiye vatandaşı iki Rum ancak belediyelere bağlı nikâh memurlarının önünde evlenirlerse bu geçerli sayılmaktadır. Bu durum kilisede de evlenmelerine engel teşkil etmez. Aynen imam nikahının resmî nikahtan sonra yasak olmaması gibi. Bu tip bir durum Batı Trakya için de düşünülebilir olmalıdır. Azınlık açısından bakıldığında, ilk gelecek duygusal tepkileri tahmin edebiliyorum. Genelde azınlıklar kendilerine verilen hakların geri alınmasına son derece sert bir biçimde karşı çıkarlar. Çünkü bur durum cemaatin varlığına bir darbe olarak görülür. Bu yüzden de azınlık içinde bazı toplumsal reformların yapılması dile getirilse dahi, dışarıya karşı bu tepkisel davranış biçimi sürdürülür. Gelecek ilk tepkilerin de bu yönde olacağını tahmin etmek zor degil, Lozan la verilen haklarımız geri alınıyor! Ancak biraz daha derin düşünüldüğünde bu çözümün azınlığın birçok davasına katkıda bulunacağı görülebilir. Birincisi, azınlık dinsel degil ulusal bir azınlık olduğunu duyurmaya çalışmaktadır. Yunanistan tarafından Müslüman azınlık olarak isimlendirilmesi tepki çekmekte, dernek isimlerinde ulusal nitelendirmelerin bulunmasına izin verilmemesi haklı olarak şikayet konusu olmaktadır. Bu şartlar altında din görevlilerinin hukukî ve idarî sorumluluklarının devam etmesini savunmak, kanımca paradoksal bir durum yaratmaktadır. Böylelikle azınlık ulusal kimliğinin tanınmasında önemli bir adım atmış olacaktır. Kısacası dinî liderler gerçekten inananların dinî liderleri olmalıdırlar, ulusal bir azınlığın hukukî ve idarî liderleri değil. Osmanlı dan miras kalan millet sistemini tarih sayfalarında bırakmanın zamanı gelmedi mi? Diğer taraftan bu tip bir çözüm, azınlık vakıflarının yönetiminin tamamen azınlığın eline geçmesine de fırsat tanıyacaktır, ki bu da en doğal haklarıdır. Nihayetinde, evlenme, boşanma, velayet, nafaka ve miras gibi konularda ne kadar azınlık bireyinin müftülüklere başvurduğunun istatistikî olarak ortaya koymanın da zamanı gelmiştir. Tamamen şahsi fikrim olarak bu rakamın oransal olarak çok da büyük olmadığını tahmin ettiğimi belirtmek istiyorum. Son olarak bu yazının demokratik bir fikir tartışmasını başlatmak, varolan tartışmaya katkıda bulunmak amacıyla yazıldığının göz önüne alınmasını arzuluyorum. Ama ne olursa olsun müftülük sorununa azınlığın lehinde bir çözüm bulunması gerektiğine olan inancımı da muhafaza etmekteyim. * 16 Azınlıkça

20 Paradoks Dimostenis Yağcıoğlu The Rums Saçmalığı Türkiye Rumlarıyla ilgili Yunanca ve Türkçe dışındaki dillerde (özellikle İngilizce ve Fransızca) çıkan yayınlarda ve bilimsel eserlerde son yirmi yıldır gözle görülür bir artış tespit ediyorum. Bu güzel bir gelişme. Ancak yine son yıllarda, bu artışa parallel bir şekilde gelişen ve gittikçe belirginleşen, yaygınlaşan başka bir eğilim de gözlemliyorum. Beni rahatsız, biraz da rencide eden bir eğilim: İster geniş kitlelere, ister uzmanlara yönelik olsun, İngilizce ve Fransızca yayımlanan makalelerde, haberlerde, kitaplarda Rumlar için gittikçe artan bir sıklıkta İstanbul Greeks, Greques de Turquie gibi terimler yerine the Rums, the Rum community les Rums, hatta la Rumluk gibi terimler kullanılmakta. 1 Yani bu cemaat için Türkçe de ve Türkler tarafından kullanılan terim, başka dillere neredeyse olduğu gibi aktarılmakta, benimsenmekte ve o dilde mevcut olan eski terimlere (sanki onlarda bir sorun varmış gibi) tercih edilmekte. Herşeyden önce, Türkçe de Rum/Rumlar teriminin kullanılmasının normal olduğunu söyleyeyim. Rum, Türkçe de bin yıllık, kökleşmiş bir terim. Tabii Rum aslında canlı fosil olarak nitelendirebileceğim bir kelime. Yüzyıllarca önce ilk kullanıldıklarında belli bir mantığı ve anlamı olan, ismi olarak kullanıldıkları topluluk veya kavram evrilmiş ve değişmiş olmasına rağmen, dilde kök saldıkları için değişemeyen ve aynen kullanılmaya devam eden kelimeleri birer canlı fosile benzetiyorum. Başka dillerde de böyle kelimeler bulmak mümkün: Meselâ, Yunanca da Fransa için kullanılan Gallia (Γαλλία), İngilizce de Yerli Amerikalılar için kullanılan Indians vs. Türkçe de Rum a alternatif kelimeler bulup onların kullanımını özendirmek kolay değil. Hellen kelimesi Türkçe ye yerleşmiş sayılmaz, Yunanlı kelimesinin ise Yunanistan sınırları içinde yaşayan Hellen veya, daha geniş bir tanımla, Yunanistan vatandaşı anlamında kullanımı öyle yaygın ve benimsenmiş ki, bunun değişmesi çok zor. 2 Ama Türkçe den başka dillerde Rum terimi niye kullanılsın? Beni özellikle rahatsız eden şöyle bir gerçek de var: The Rums türünden terimleri sadece Rumları hor görenler, onları tehdit ya da düşman olarak algılayanlar kullanmıyorlar. Öyle kişilerin yanında, Rumları incelemiş, bu topluluğu nispeten iyi bilen, hatta bu topluluğa karşı samimi bir sempati besleyen, empati duyan insanlar bile bu terimleri kullanmayı tercih ediyorlar. (Üstelik bu eğilim Yunanlı gazeteci ve sosyalbilimcileri bile etkilemiş durumda) 3 Peki ama neden? The Rums gibi terimleri kullanmış kişilerle yaptığım sohbet ve tartışmalar sonucunda, bu tercihlerinin arkasındaki dört ana sebebin olduğunu tespit ettim. Aşağıda bu sebepleri ve bunlara olan itirazlarımı açıklamaya çalışacağım. 1. Türkiye deki Rumları Yunanlılardan ayırt etmek, ya da Rumlarla Yunanlıların farklılığını vurgulamak için. Ama aynı şey Türkiye deki başka azınlıklar için yapılmıyor. Meselâ, the Ermenis of Turkey, veya the Yahudis of Turkey denmiyor. Böyle terim- Azınlıkça 17

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 207 KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 13/12/1983 No : 189 Yetki Kanununun Tarihi : 17/6/1982 No : 2680 Yayımlandığı R.G. Tarihi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r LOGO Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r EĞİTMEN İSMAİL YETİMOĞLU Özel Dedektifler Derneği Başkanı Uluslararası Özel Dedektifler

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Dersin Adı Dersin Kodu 1200.9202 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006 ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006 Μάθηµα: Τουρκικά Ηµεροµηνία και ώρα εξέτασης: Πέµπτη, 1 Ιουνίου 2006 11:00 13:00

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU Başkan : Prof Dr. İbrahim Hakkı YILMAZ Iğdır Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sunum : Iğdır ilinde Kentsel Dönüşüm: Mevcut Durum ve Hedefler Banu ASLAN CAN Iğdır Çevre ve Şehircilik

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ

SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı, Sinop Üniversitesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan idari personelin, aynı Kanunun

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ. Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ. Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri Av. Afet Gülen KÖSE 1 EVLİLİK SÖZLEŞMESİ Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri Evlilik sözleşmeleri önemli bir kesim tarafından

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

Zorbalık Türleri Nelerdir?

Zorbalık Türleri Nelerdir? Zorbalık Türleri Nelerdir? Fiziksel İlişkisel Sözel Siber Siber Zorbalık elektronik iletişim araçları yoluyla tehdit etmek ve kötü sözler içeren mesajlar göndermek internet ortamında dedikodu yapmak ya

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Irkçılık hepimizi ilgilendiriyor Ev yok, iş teklifi yok, sokakta hakaretler: Ayrımcılıkla ırkçılığın birçok

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı NÖBET YÖNERGESİ İÇİN TALEPLERİMİZ Belleticiler, okulda görevli öğretmenlerden, yeterli sayıda öğretmen olmaması halinde aynı yerleşim yerindeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler arasından istekli

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY YERELYÖNETİM REFORMUSONRASINDA İLÖZELİDARELERİ Dünyadayaşananküreseleşme,sanayitoplumundanbilgitoplumuna geçiş,şehirleşmeninartışı,ekonomikvesosyaldeğişimleryönetim paradigmalarınıveyapılarınıdaetkilemektedir.çevrefaktörlerinde

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 BİLİM OLİMPİYATLARI, MADALYALAR VE ÇAN EĞRİSİ Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 8 Aralık 2013 Milliyet Gazetesi nde belki de Milliyet okuyucularından çoğunun da

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-7. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Son Dakika KARABAĞLAR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN SELVİTOPU: Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye tarafından

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı