Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar"

Transkript

1 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar Ceyhun GÜRKAN * Yiğit KARAHANOĞULLARI ** Özet Son ekonomik krizle birlikte hem merkez ülkelerinde hem çevre ülkelerde kamunun giderek artan bütçe açıkları başat iktisadi problem haline geldi. Aslında neoliberal dönemde finansal serbestleşmenin devletlerin mali sistemleri üzerindeki derin olumsuz etkileri yeni bir gelişme değil. Yeni olan, bütçe açıklarından kaynaklanan ve finansal sermayeye sorun çıkaran tıkanıklıkların yeni bir mali idare modeliyle aşılmaya çalışılmasıdır. Bu model mali kurallar ve mali kurullar temelinde inşa edilmektedir. Modelin temel amacı siyasi bir süreç içinde şekillenen bütçeyi teknik özerk mali kurulların kontrolüne bırakmaktır. Siyasi iktidarların da siyasi sorumluluktan kurtulmalarını sağlayan bu model, son tahlilde, özünde siyasal bir ilişki olan bütçeye dair bir strateji olduğundan çalışmada özerk bütçe modeli olarak adlandırılmaktadır. Özerk bütçe modeli hem kuramsal hem de ülke deneyimleri ışığında ampirik düzeyde incelenecektir. Çalışmada bu modelin siyasete, tekniğe ve demokrasiye dair argümanları eleştirel bir perspektifle değerlendirilmektedir. Sonuçta bütçe sürecinde toplumsal iradeyi dışarıda bırakan özerk bütçe modelinin siyaset ve demokrasi ile olan paradoksal ilişkisi açıkça ortaya çıkarılır. Anahtar Sözcükler: Mali Kural, Mali Kurul, Bütçe, Siyaset, Siyasalsızlaştırma, Teknik, Demokrasi Autonomizing the Budget: Fiscal Rules and Fiscal Committees Abstract With the recent economic crisis the increasing budget deficits of the public sector has come to be the dominant economic problem in both the core and periphery * Arş.Gör., Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Maliye Bölümü, edu.tr ** Arş.Gör.Dr., Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Maliye Bölümü, ankara.edu.tr Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran

2 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar economies. In reality, in the age of neoliberalism the deep detrimental effect of financial liberalization on the fiscal systems of the states is not new. The new is the attempt oriented towards overcoming the fiscal obstructions, which stem from budget deficits, for finance capital by constructing a new model of fiscal administration. This model is built upon fiscal rules and fiscal committees. The aim of the model is to leave the budget which is, actually, shaped in the political process to the control of technical autonomous fiscal committees. This model which saves the political powers from the political responsibility is, in the final analysis, a strategy against the budget which is in the nature of political and as such the model is called as the model of autonomizing the budget. The model of autonomous budget is examined both on the level of theory and practice in the light of some countries' experiences. On these levels, the arguments of the model about politics, technique and democracy is evaluated from a critical perspective. Finally, the paradoxical relationship of the model of autonomous budget which leaves out the social will with politics and democracy is clarified. Key Words: Fiscal Rule, Fiscal Committee, Budget, Politics, Depolitization, Technique, Democracy JEL Classification Code: E62-Fiscal Policy Giriş Tüm dünyada ekonomik kriz koşullarıyla doğrudan ilişkili olarak yeni bir mali model gündeme gelmekte. Kamu bütçesinin tarafgil, yozlaşmış, politik özelliklerinden arındırılmasını savunan ve bu amaç için bütçenin özerk mali kurumlar tarafından düzenlenmesini ve yönetilmesini amaçlayan bir modeldir bu. Aslında fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadele için merkez bankalarının özerkleştirilmesi, yani para politikalarının siyasal süreçlerin etkisinden bağımsızlaştırılması modelinin bir benzeri ile karşı karşıyayız. Haziran ayı itibarıyla yasalaşması beklenilen mali kural ın bu tür bir özerkleşme modelinin bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Keza 2005 yılında IMF ile imzalanan 19. stand-by anlaşmasının taslak metninde kabul edilen ve sonra türlü çekincelerle çıkarılan Gelir İdaresi Başkanlığının özerk bir yapıya dönüştürülmesi 1 modelinin de genel olarak özerk bütçe modelinin bir parçası olduğu kanısındayız. Ancak bu çalışmada biz Türkiye ye ilişkin bir tartışma yürütmeyeceğiz, çünkü mali kurallar ve kurullar, sadece Türkiye gibi çevre ekonomilerin gündemi ile sınırlı değil. 2008'in Eylül ayında başlayan ve hâlâ süren krizle birlikte mali kural ve kurul modeli kapitalizmin gelişmiş merkez ekonomilerinin de en önemli gündemi haline gelmek üzere. Dolayısıyla, dünya ekonomisinin içinde bulunduğu kriz konjonktüründe, krizden çıkışın bir çaresi olarak gündeme gelen artan kamu açıkları ve borçları düşünüldüğünde, gerek gelişmekte olan gerekse gelişmiş ülkelerle birlikte tüm bir kapitalist üretim modelinin geleceği açısından kamu bütçelerinin yönetimini tasarlayan bu tür bir modelin son derece hayati işlevleri olduğu görülmektedir. 1 Konukman ve Arslan ın 2005 tarihli Gelir İdaresi Reformu Üzerine isimli çalışması yasal düzenlemenin gelişimine ilişkin son derece kapsamlı bir inceleme sunmaktadır. 548 Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran 2010

3 Bu yazı, özerklik modelinin hangi nedenlerle böyle bir konjonktürde ve hangi çerçevede gündeme geldiğini tartışırken, modelin kuramsal açıdan ne tür düşünsel deformasyonlar ve temel çelişkiler barındırdığını ortaya koymaya çalışacaktır. Bu amaç doğrultusunda yazı, öncelikle özerklik modelinin uygulamalarını ve kurumsal yapısını ele alacak, ardından siyasetin maliye alanından dışlanması gerektiği iddiasının, sosyal bilimlerin önemli kuramları açısından anlamını tartışacaktır. Temel tezimiz, kapitalist sistemin meşruiyet araçlarından biri olan temsili demokrasi rejiminin önemli kazanımlarının bu model ile terk edileceği olacaktır. Mali özerklik modeli, iktisadi bir konuya teknik bir çözüm olarak sunulmakta ve seçmen olan halk kitlelerine siyasetsizleştirmeyi dayatmaktadır. Siyasal açıdan düşünüldüğünde bu durumun kapitalist sistemde meşruiyet sorunu yaratması kaçınılmazdır. 1. Modelin Temel Tasarımı Mali kuralların ilk ortaya çıkışı binlerce yıl eskiye dayandırılabilir. Mali disiplin taleplerinin bütçenin kendisi kadar eski olduğunu düşünmek doğaldır. Ancak bizim burada ele aldığımız çerçeve 1980 lerden itibaren başlayan, neoliberalizmin kamuyu küçültme politikalarının hakim olduğu ve finans sermayenin tüm dünyada aşırı genişleme eğilimi gösterdiği bir dönemle sınırlıdır. Gerek gelişmiş ülkelerde, gerekse gelişmekte olan çevre ülkelerde bu dönemde uygulanmaya başlanan mali sürdürülebilirlik ve saydamlık reformları, mali kurallar başlığı altında ele alınabilir. Daha açık bir ifadeyle, 1990 larda belirli bir kuramsal düzeye taşınmış ve merkez ülkelerdeki türlü deneyimlerle pratik uygulaması pekiştirilen, kurumsal araçları olgunlaştırılmış ve ana çerçevesi neoliberalizmle birlikte belirli bir siyasi meşruiyet kazanmış bir özerklik paketinden söz ediyoruz. Ayrıca bu paketin içinde bu kuralları uygulayan, kuralların denetimini tasarlayan, üstlenen ve yaptırım gücü de olan mali kurullar da var. Biz bütün bu paketi, temelde mali sistemin kalbi olan bütçeyi yapısal olarak dönüştürmeyi hedeflediğinden, bütçenin özerkleştirilmesi genel ifadesiyle adlandıracağız. Dünyanın en çok okunan ve sermaye çevrelerinin düşünsel yol haritasını belirleyen The Economist dergisi, 10 Eylül 2009 tarihli sayısında kamu borçlarının sürdürülebilirliği konusunda özerk bütçe uygulamasını savunarak, şu yorumu yapmaktadır: Güveni güçlendirmenin bir yolu, mali politikaları para politikalarıyla aynı yola sokmakla mümkün olabilir; ki kastettiğimiz bütçe kararlarını devletin borçlanabilirliğini (finansal ödeme gücünü) sürdürebilmek üzere bağımsız kurullara devretmektir Kamu mali politikalarının bazı unsurları teknokratlara devredilebilir. Mali kurul, bütçe sürecinin bütçe denge hedeflerine -sabit ya da azalan bir borç hedefine- uygun işleyip işlemediğini izleyebilir, böylece politikacıların vergilere ve harcamalara ilişkin kararlarını bu sınırlar içinde almasını sağlayabilir. Burada ilk bakışta önerilen herhangi bir şekilde karşı çıkılabilecek bir politika değilmiş gibi görünebilir; çünkü temel hedef, kamunun borçlarının sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Sürdürülebilirlik, bütçenin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması ve verilen bütçe fazlalarıyla birlikte kamu borç yükünün ya sabit tutulması ya da giderek azaltılmasıdır. Diğer bir özlü anlatımla, burada sözü edilen hedef ihtiyari müdahaleleri ortadan kaldırarak makroekonomik politikaların yürütülmesinde kredibilite sağlaması (Şevik, 2008:50) şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla, kamu borç yükünün istikrara kavuşturulması ile hem kamu borçlarının Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran

4 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar maliyeti risk primindeki düşüşle birlikte azalacak ve böylece vergi yükümlüleri üzerindeki yük de azalmış olacak, hem de kamu borçlanmasının özel kesim yatırımlarını dışlama etkisinin önüne geçilebilecektir. Bu çerçevede söz konusu hedefler bir bütün olarak kamunun etkin yönetimi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çerçeve etrafında geliştirilen ve sunulan bütçenin özerkleştirilmesi modelinin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için, modelin ardındaki yapının tutarlılığının ve modelin yarattığı yanılsamaların ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir. Vurgulamamız gereken ilk nokta, bütçe kuralları ile mali kuralların bilinçli ya da farkında olunmadan karıştırıldığıdır. Bütçe kuralları, siyasi içeriğinden bağımsız olarak, bütçeleme sürecinin yerine getiriliş biçimini belirleyen kurallarken, bizim tanımımızla günümüzde, bütçenin özerkleştirilme modelinin bir parçası olan mali kurallar ise doğrudan bütçenin siyasi içeriği ve sonuçları ile ilgilidir. Schick, bütçe sürecine ilişkin kuralları, hukukun ve yargılamanın ilkelerine benzetir. Bu süreç yargılamadaki uygun usul (due process) kuralı ile benzeşmektedir. Çıkan sonucun meşruiyeti, bu sürecin doğru uygulanmasından gelmektedir: Bütçe yasalarının meşruiyeti ve geçerliliği, takip edilen sürecin kendisi ile ölçülür, yoksa asli objektif ve kriterlerle değil (Schick, 2003:11). Bütçenin usulü siyasi olarak nötrdür. Sol ya da sağ hükümetler de uygulayabilir; devleti küçültmek isteyen siyasiler de, genişletmek isteyen siyasiler de bütçeye başvurur (Schick, 2003:11). Mali kuralların bütçe sürecine ilişkin geleneksel kurallardan farkı, bütçeden beklenilen sonuçları önceden netleştirmesinden gelmektedir. Bu bütçenin siyasi nötrlüğünü ortadan kaldıran bir durumdur. Mali kurallar, bütçeleme sürecinde de birtakım değişiklikleri gündeme getirmektedir. Bunlar özerkleşmeyi savunanlar tarafından, kuralın amacına başarıyla ulaşılabilmesini sağlamanın temel koşulları olarak sunulmaktadır. Mali kural sürecine ilişkin yazında hemen hemen her çalışmanın üzerinde ortaklaştığı düzenlemeler şu şekildedir: i) bütçelemenin bir yıldan uzun süreli ve mümkünse orta vadeli olarak yapılması, ii) bütçenin ulaşması beklenilen hedeflerin açık bir şekilde bir plan doğrultusunda sunulması ve kamuoyuyla paylaşılması, iii) bu planın izlenme/denetim mekanizmalarının önceden belirlenmesi, iv) süreçte yaşanabilecek hedeften sapmalara ilişkin müdahale araçlarının önceden belirlenmiş olması, v) mali kurallara politikacılar ve uygulayıcılar üzerinde bir yaptırım gücünün verilmesi (Schick, 2003). Tüm bunlar aslında kapitalist sistemin anarşik piyasa mekanizmalarına karşı, yurttaşların devletten bekledikleri düzenlemelerdir, bir çeşit planlama sunar. Bunların politik açıdan nötr olduğunu söyleyebiliriz. Yani aynı düzenleme sistemi, farklı siyasi içeriklerde müdahalelere olanak verir; genel bir düzenleme çerçevesi sunar. Ancak mali kurallarla bütçelemeye ilişkin çizilen bu çerçevenin kurumsal uygulamasına (yani mali kurullara) bakıldığında, kendisini bütçe kurallarına içkin uygun usul olarak sunan mali kuralların aslında hiç de bütçe kuralları gibi genel kabul gören nötr (yani siyasi içerikten bağımsız) düzenlemeler olmadığı görülür. Yukarıda beş maddede özetlenen hedefler itibarıyla kendisini adeta bütçe kuralı gibi sunan mali kurallar böylece bir meşruiyet kazanma arayışındadır. İleride ele alacağımız bütçe kuralları gibi mali kuralları da siyasi içerikten bağımsız sunma amacı mali kuralların bütçe kuralları gibi teknik bir usulü benimsemiş nötr teknik kurallar olarak formüle edilmesini beraberinde getirmiştir. Söylemsel olarak, teknik bir mesele biçiminde yeniden formüle edilen mali kuralların bu şekilde genel kabul 550 Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran 2010

5 görmesinin aracı ise teknokratlardan oluşan mali kurullar temelinde işleyen yeni mali yönetim modelidir. Dolayısıyla, mali kurallar ile geleneksel çerçevede ortaya çıktığı biçimiyle herhangi bir açık siyasi tercihin başarısını sağlayacak mali mekanizmaların geliştirilmesi amacının aksine, mali kuralların yeni formülasyonunda politika tercihlerinin teknik bir dil ve usul içinde örtülü bir şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Gündemdeki mali kural modelinin devletlerin maliyelerinin kapitalizmin geldiği aşamada içine düştükleri finansal dar boğazlarda aslında amaçları itibarıyla son derece açık olan politika tercihlerini ne kadar örtülü hale sokabileceğini Macaristan Mali Kurulu Başkanı George Kopits'in görüşlerinden anlıyoruz. Mali kurulların başarılı bir mali istikrar çerçevesi oluşturabilmesi için Kopits dört temel politika sıralamaktadır: i) borçlanma oranı gibi somut nicel politika hedeflerinin önceden belirlenmesi, ii) bu hedeflerin yakalanabilmesi için çeşitli uygulamaya ilişkin kuralların belirlenmesi, örneğin kamu kesimi ücret ödemelerine ilişkin sınırların konması, iii) bağımsız ve yetkili bir kurum tarafından bu uygulamaların izlenilmesi, ki bu hükümetin dürüstlüğünü sağlamak için zorunludur, iv) kamu bütçesinin açık olması, örneğin emekli aylıkları gibi, gelecekte oluşabilecek tüm maliyetlerin şimdiden bir bütün olarak kapsanması (Kopits, 2008). Bu politikalar açıkça kamu harcamalarını kısıtlamaya yöneliktir, ancak burada ücret ödemelerinin de bir hedef olarak gösterildiği bir o kadar açıktır. Daha genel bir tanımlama ile burada sunulduğu biçimiyle mali kurallar, kamu bütçesinin hem harcama hem de gelir unsurlarının, bütçenin fazla verir hale getirilebilmesi için sıkı kurallarla düzenlenmesini öngörmektedir. Teknik mali kurulların buradaki işlevi çok önemlidir, çünkü mali kurullar mali kurallar temelinde oluşturulan siyasaların (policies) siyasi (political) içerimini bertaraf eden bir kurumsal düzenlemedir. Siyasete teknik bir sınır çizen mali kurullar, bütçe sürecinin pek çok unsurunun seçilmiş hükümetlerin elinden alınması ve halkın seçmediği, atama ile gelen teknokratik bir birime devredilmesinden başka bir şey değildir. Mali kurallardan ve kurullardan oluşan bu model, bütçenin özerkleştirilmesinin ve siyasetsizleştirmenin temel aracıdır. İleride daha detaylı ele alacağımız teknik, siyaset ve demokrasi ilişkisine yönelik olarak burada şimdilik şu kadarını söyleyelim: Mali kural ve kurul modelinin teknik bir süreç ve dil içinde formüle edilmesinin altında yatan gerçek bu modelin Kopits in de sözlerinden anlaşıldığı üzere, kapitalizmin geldiği aşamada sosyal hakların ve ücretlerin tırpanlanmasına dayanmasından ileri gelir. Devlet ve toplum arasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek siyasal gerilimin önüne geçmek ancak meselenin siyasi değil, teknik bir mesele olduğunun siyasi söylemde kurgulanmasıyla ve kitlelerin ikna edilmesiyle mümkündür. Ancak teknik ve siyaset, değineceğimiz üzere, mali kural ve kurulun birlikte oluşturduğu bir model gibidir. Bu kurulların hükümetlerden politika yapma yetkisini tamamen almadığı, hükümetlere içinde özgürce hareket edebilecekleri ama dışına da çıkamayacakları yol gösterici bir hat sundukları ileri sürülebilir. Ancak açıktır ki söz konusu olan hat tam da bütçenin önceden şekillendirilmesi ve toplumsal iradenin de içinde en azından ilke olarak yer aldığı politika düzeyinde bir alanın bırakılmamasıdır. Aslında belirttiğimiz üzere bu durum, mali özerklik modelinin esas amacıdır. Schick, mali kuralları savunduğu 2003 tarihli yazısında benzer bir noktaya vurgu yapmaktadır: Her bir mali kural, siyasi amaçlar önünde bir kısıttır. Neden demokrasiler, kendi önlerine mali kısıtlar koyarlar...? Geleneksel bütçe kurallarının, Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran

6 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar hükümetlere, tercihleri doğrultusunda kaynakları yeniden dağıtma imkânı yani siyasi güç verdiğini; ancak, yeni mali kuralların bütçe yapanları kısıtladığını, ellerinden toplam gelir ve harcama politikalarını belirleme gibi güçleri aldığını vurgular (Schick, 2003:8). Bu durum yalnızca seçimle iktidara gelmiş hükümetin mali kararlar üzerindeki tasarrufunu eksiltmez aynı zamanda toplumsal iradenin de dışlanması anlamına gelir. Özerklik modeli çerçevesinde, hükümetlerin politika yapma işlevi ile politikanın uygulanması arasındaki farka ilişkin farklı vurgular gündeme gelebilmektedir. Örneğin, politikayı hükümetlerin yapacağı ancak uygulama aşamasının politikadan arındırılması gerektiği yani uygulamanın özerk kurullara bırakılması gerektiği düşünülebilir. Ancak burada özerkleştirmeden kasıt politikanın özünün teknikleştirilmesidir ve hükümetlere sadece bu teknik özü bozmayacak şekilde belirli sınırlar içinde politika yapma imkânı tanımaktadır. Aslında bu durum kapitalizmin kendi meşruiyetini sağlayan temelinin, yani demokrasinin, mali politikalardan silinmesinden başka bir şey değildir ve bu anlamda iktisadi sorunlara teknik bir çözüm üretmekten öte, sistem açısından bir meşruiyet sorununu beraberinde getirme olasılığı söz konusudur. Ancak bu meşruiyet sorununun ne ölçüde algılanıp toplumsal bir direnç gösterileceği ise toplumların siyasi bilinç ve demokrasi kültürü ile ilgilidir. Bu noktaya, yazının son bölümünde, siyaset bilimine referanslarla daha fazla açıklık kazandırılmaya çalışılacaktır. Öncelikle modelin iktisat kuramı içindeki öncüllerini kısaca ele almaya çalışalım. Bütçenin özerkleştirilmesi modeli, neoliberal dönemin hemen başında gündeme gelen Merkez Bankası özerkliği ve enflasyonla mücadele programlarının düşünsel açıdan devamı niteliğindedir. Bu aşamada kısaca bu iki modelin düşünsel temellerini ele alalım. Neoliberalizmin ilk evresinde anaakım haline gelen görüş, fiyat düzeylerindeki dalgalanmaların en önemli belirleyicisinin ekonomideki parasal hacim olduğu yönündeydi. Buna göre parasal hacmin yönetilmesi, yani para politikası, siyasi unsurlardan arındırılıp teknik bir süreç olarak değerlendirilmeli ve tarafsız teknokratlara 2 bırakılmalıdır. Çünkü politikacılar kendi politik çıkarları doğrultusunda gerektiğinde merkez bankalarından para hacmini genişletmesini talep edebilmekte ve bu da doğrudan doğruya enflasyona neden olmaktadır. Enflasyon ise geniş halk kitleleri için adeta bir canavar dır. Bu dönemde enflasyon canavarı ile mücadele etmek merkez bankalarının yegane görevi haline getirilmiştir. Ve bize göre mali kuralların ilk uygulaması da, bütçe açığının Merkez Bankası aracılığıyla finanse edilmesine yasak getirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Resme biraz daha geniş bir perspektif ile baktığımızda enflasyona engel olmak adına parasal genişlemeye karşı çıkılmasının ardında neoliberalizmin egemen sermaye kesimi olan finansal sermaye için son derece önemli anlamları olan iki neden olduğunu görebiliriz. İlk olarak enflasyonun artması finans sermayenin alacaklarının erimesi, yani kârlılık kaybı anlamına gelmektedir. Enflasyonla mücadelenin ardındaki meşruiyeti sağlayan iddia, fiyatlardaki artışın geniş halk kitlelerinin aleyhine olduğu yönündedir. Aslında enflasyonun en fazla etkilediği 2 Burada kastedilen teknokratlar, çoğunlukla homojen anaakım iktisat eğitiminden geçmiş ve bu nedenle tek bir iktisat politikasına inanan, farklı kuramların zenginliğini taşıma potansiyeli olmayan politika uygulayıcılarıdır. 552 Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran 2010

7 kesim finans sermayenin kendisidir. Parasal genişleme ile yaratılacak enflasyon, özellikle finans kesimi üzerinde yük oluşturacak olan bir vergiye dönüşecektir. İkinci olarak, paranın basılmadığı durumda kamu kesimi borçlanmak zorunda kalacaktır. Kamunun borçlanması, finans sermaye için önemli bir kârlılık kaynağıdır. Kamu kesiminin para basarak borçlanmaya ihtiyaç duymaması finans kesiminin kârlılığı için bir sürdürülebilirlik problemi oluşturur. Kamu kesimi para basma yani tüm toplumu vergilendirme politikasını kullanamayacağı için borçlanmak yani finans sermaye ile ilişkiye girmek zorunda kalacaktır. Neoliberal dönemin tanımlayıcısı olan enflasyonla mücadele programlarına finansal kesimden gelen desteğin anlamı bu şekilde anlaşılabilir. 1990'lara gelindiğinde iktisat yazınında bir hareketlenme gözlemlenmektedir. Fiyat düzeyinin yani enflasyonun açıklayıcısı olarak artık sadece para hacmi değil doğrudan maliye politikaları da ele alınmaktadır. Fiyat düzeyinin kamu mali teorisi (fiscal theory of price level) olarak anılan bu kuramlar enflasyonun para hacmine göre değil, kamu kesimi açıklarına göre belirlendiğini savunmaktadır. Buna göre, Merkez Bankası bağımsızlığı yani parasal hacmin kontrolü fiyat istikrarı için yeterli değildir. Artık kamu kesimi açıklarının da kontrol edilmesi gerekmektedir. Esasında bu yeni kuramın ardındaki yönelim bir önceki dönem tezlerinin devamıdır. Burada finans sermayenin baş düşmanı olan enflasyonla mücadelenin yeni yöntemi tanımlanmaktadır. Neoliberalizmin ilk evresinde hızla artan ve 2008 krizi ardından tepe yapan kamu borçlarının ödenebilir kılınması artık pratik bir amaç olarak gündemdedir. Borçların finans sermayeye geri ödenebilmesinin düzenlenmesi artık ciddi bir zorunluluk haline gelmektedir. İktisat disiplinindeki bu dönüşüme bütünüyle paralel olarak kamu maliyesi disiplininde de anayasal iktisat yaklaşımları anaakım kuramlar olarak zaten 1980 lerden beri gündemdedir. Buna göre, serbest piyasa mekanizmalarını bozan ve giderek artmakta olan kamu açıklarının önüne geçmenin tek yolu, kamu bütçesinin yasama ve yürütme erkinden alınıp anayasal hukuk düzeyine taşınması ve temel kısıtların anayasal hükümler haline getirilmesidir. Bütçe sürecinin siyasal boyutu, serbest piyasa ekonomisinin dengeye ulaşabilmesi yolunda önünde duran ve kaldırılması gereken en büyük engeldir. Bu engel de yasa ile aşılmalıdır. Ancak bize göre önerilen şey yasa yolu ile siyasetin ortadan kaldırılmaya çalışılmasından başka bir şey değildir. 2. Özerklik Modeli ve Uluslararası Finans Sermaye Bütçenin özerkleşmesi modeline göre, siyasilerin savurganca hareketi, yolsuzluklar, popülist politikalar ya da seçim süreçlerinin yarattığı doğal çevrimler nedeniyle kamu kesiminin sürekli açık verme eğilimi, kamu kesiminin giderek artan şekilde borç batağına girmesine neden olmaktadır. Hala sürmekte olan krizi de kapsayacak şekilde bir bütün olarak neoliberal dönemdeki kamu kesimi borçluluğunun bize göre bunlardan öte siyasi anlamları da vardır. Kamu kesiminin harcama ve gelir desenlerinin farklı sermaye fraksiyonlarının birikim rejimleriyle doğrudan ilişkili olması beklenir. Buna göre neoliberal dönemin egemen fraksiyonu olan uluslararası finans sermayenin kârlılık modeliyle kamu kesiminin borçlanma sisteminin ilişkili olması doğaldır. Yukarıda özetlediğimiz bütün bu pratik ve düşünsel açılımlar finansal sermayenin refleksleriyle de örtüşmektedir. Borçlanmanın ciddi oranda genişlediği Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran

8 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar bir dönemde borcun idaresi sadece borçlunun sorunu olmaktan çıkmakta, borç verenin yani finans sermayenin de kontrolünü beraberinde gerektirmektedir. Bu açıdan bakıldığında sürdürülebilirlik problemi esasında kamu kesiminin değil, finans kesiminin bir problemidir. Sürdürülebilirlik problemi etrafında finans sermayenin borçlanma sürecini kontrol etmesini gerektiren üç temel tehlike söz konusudur: i) borçların reel olarak eritilmesi anlamına gelen enflasyon, ii) borçlunun Ponzi tipi bir borçlanma süreci yaratarak (yani reel bir kaynak transferine gitmeksizin borcunu yine borçlanarak ödemeye çalışması) sistem için bir sürdürülebilirlik problemini ortaya çıkarması, iii) tüm bunlardan daha büyük bir tehlike olarak moratoryum. İlk tehlikeye enflasyonla mücadele politikaları bağlamında yukarıda kısaca değinmiştik. Gelişmekte olan çevre ülkelerin birincil bütçe fazlası verecek şekilde düzenlemeler yapmaya zorlanması ise ikinci tehlike ile ilişkilidir. Ponzi finansmana girilmemesini sağlayacak tek şey faiz dışı bütçe fazlası verilmesidir. Üçüncü tehlike ise finans kesimi için doğrudan bir yıkımdan başka bir şey değildir. Bu tür bir politika uluslararası piyasalarda kredi derecelendirme kuruluşlarının da müdahalesi ile örgütlü bir şekilde karşılık bulmakta ve ülke tüm borç ilişkilerinden uzun bir süre dışlanmaktadır. Borçlanma ilişkisi tekrar kurulduğunda ise kredibilite kaybı nedeniyle son derece yüksek faizler ödemeye zorlanarak ülkeler adeta cezalandırılmaktadır. Finans kesiminin uluslararası kurumlar aracılığıyla dayattığı kontrollerin tüm bir ekonominin yeniden düzenlenmesini gerektirecek kadar büyük ölçekli müdahaleler olduğu örneklerle ortadadır. İhracata dayanan Latin Amerika büyüme modelinde ülkelerin dış borçlarını ödeyebilmesi için uluslararası finans çevrelerinin yaptığı baskıların önemli bir payı olduğu bilinen bir gerçektir. Başarılı ve güçlü bir büyüme ve kalkınma örneği olarak sunulan Güney Kore kalkınmasının ardındaki yapılanmada da benzer şekilde dış borçların ödenebilmesi sorunu temel nedenlerden biriydi. Gelişmekte olan ülkeler borçlarını kapatmaya çalışırken, metaları daha da ucuza üretmek zorunda bırakılarak hem kendi sosyal bölüşüm ilişkilerini zedelemek zorunda kalmışlar hem de düşük kur politikaları ile yarattıkları değeri yurt dışına transfer etmişlerdir (Altvater ve Hübner, 1991). Günümüzde yaşananların bu tablodan önemli bir farkı artık kamu kesimi açıkları veren ve borçlanan ülkelerin bizzat merkez ülkeleri olmasıdır. Özellikle 2008 Eylül kriziyle birlikte merkez ülkelerde yaşanan ekonomik çöküşe ve kârlılık sıkışmasına yanıt olarak kamu kesimi açıkları piyasaya ve finans sermayeye yönelen desteklerle arttırılmak durumda kalınmıştır. Krizin bu anlık etkisinden öte kamu kesiminin açıklarının ve finansal yükümlülüklerinin merkez ülkeleri için 1990 lardan itibaren eğilimsel olarak arttığı da tespit edilmelidir. Aşağıdaki şekilde, OECD ülkelerinin toplamı için genel kamu kesiminin finansal yükümlülüklerinin yıllar içindeki seyri bu eğilimi ortaya koyan eğri ile birlikte aktarılmaktadır. Kamu kesimi yükümlülüklerinin 2009 yılından önce eğilimsel olarak arttığı çok açık bir şekilde görülmektedir. 554 Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran 2010

9 100,0 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 Toplam OECD Genel Kamu Gayri Safi Finansal Yükümlülükler Doğrusal (Toplam OECD Genel Kamu Gayri Safi Finansal Yükümlülükler) Kaynak: OECD Economic Outlook, 2009 verilerinden derlenerek tarafımızca hazırlanmıştır. Şekil 1: Toplam OECD Ülkelerinde Genel Kamu Kesiminin Gayri Safi Finansal Yükümlülüklerinin GSYİH ye Oranı Bu eğilimsel artışın ardında bütçe özerkliği modelinin iddia ettiği nedenlerin yatmadığı kanısındayız. Yukarıda aktardığımız iddia edilen bu nedenlerin hiçbiri eğilimsel bir artışa işaret etmez, ancak temsili siyaset modeline ilişkin tespitlerle sınırlıdır. Bize göre kamu kesiminin açıklarının kapitalist birikim rejimi ile doğrudan ilişkisi vardır. Merkez ülkeler için 1990'lı yılların en belirgin özelliği, dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD nin hegemonyasının, Arrighi'nin tanımıyla sinyal krizleri vermesi ve iktisadi düzeyde kâr oranlarında yaşanan daralmadır. Aşırı rekabet ve aşırı üretimden kaynaklanan kâr daralmasını, Çin'in ucuz iş gücü ve planlamaya dayanan ekonomik yükselişi pekiştirmiştir (Arrighi 2000, 2008). ABD de kamunun yıllık net dış borçlanması 1980 lerde en fazla 239 milyar dolar (1986 yılında), 1990 larda en fazla 372 milyar dolar (1992 yılında) olarak gerçekleşmişken, bu rakam 2010 yılının birinci çeyreğinde milyar dolar gibi muazzam bir seviyede gerçekleşmiştir (US Bureau of Economic Analysis). ABD'de kamu açığının hızla artmasında, 2008 mali krizinde finans sermayeye yaptığı ciddi miktardaki transferlerle birlikte, yaşadığı hegemonya krizine karşı verdiği askeri reflekslerin payı da hiç kuşkusuz büyüktür. ABD nin askeri gücü ve siyasi hegemonyasının bir niteliği olarak kendi para birimi üzerinden uluslararası borç alabilme özelliği, ülkenin hem ticaret açığını hem de kamu kesimi dış açıklarını arttırmasını hızlandırmıştır. Dünyadan kaynak çekerek kullanma ve bunu para basarak ödeme imkânı, borçlanmanın önünü açan yapısal bir durumdur ve merkez ile çevre arasında bir kaynak transferi mekanizmasına işaret eder. İngiltere, ABD'nin askeri genişlemesine neredeyse koşulsuz olarak destek veren tek ulus olarak askeri harcamalar için ciddi miktarlarda kamu kaynağı ayırmıştır. Uluslararası finans sermayenin merkezi olma iddiası ile İngiltere 1990'lar boyunca vergi gelirlerini belirli limitlerde sınırlamış ve 2008 krizine zaten yükselmiş düzeyde Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran

10 Bütçeyi Özerkleştirmek: Mali Kurallar ve Kurullar seyreden kamu açıklarıyla girmiştir. Japonya 1990'larda fazla üretim krizi yaşamaya başlamış ve kâr oranlarının tekrar düzelebilmesi için eksik kalan talebi kamu harcamaları ve dolayısıyla açıkları aracılığıyla kapatmaya çalışmış ve borçlanması katlanarak artmıştır. Dünyanın en büyük kamu borçlanma oranına sahip ülkesi şimdi Japonya dır. Bu durum büyük oranda iç kaynaklardan yapılan borçlanma ile Japonya'nın finans kesimi için uzun döneme yayılan yapısal bir transfer ilişkisi yaratmıştır. Japonya dan sonra, Belçika, Yunanistan, İzlanda ve İtalya kamu borçlarının gayri safi yurt içi hasılaya oranları %100 sınırını geçen ülkeler arasında yer almaktadır. Kamu borçlarının yükselmesi, kamu bütçesinin finans sermayenin birikim modeliyle doğrudan doğruya ilişkilenmesi anlamına gelmektedir. Bu ilişkinin özellikle uluslararası finans kurumların çevre ülkeler üzerinde kurduğu modelde olduğu gibi sadece finans sektörünün kendi çıkarlarını dayatması biçiminde ortaya çıkmadığı açıktır. Devletlerin, finans kesimine sundukları birtakım olanaklar şeklinde de bu tür bağımlılık ilişkileri gündeme gelebilmektedir yılının Eylül ayı içinde İngiltere de yeni likidite kurallarıyla bankaların daha çok kamu kağıdı tutmaları konusunda düzenlemeler gündeme getirilmiştir. Bu, ABD'nin 1990'larda zaten başvurduğu bir modeldi. Kamu borçları ile finans kesimi arasındaki bu samimi ilişki 1990'lardan beri Japonya'da da sürdürülmektedir. The Economist dergisinin yorumuna göre, dünya piyasalarında merkez bankalarının faiz oranını düşük tutmalarının bir nedeni, bankaların ucuza borçlanarak, uzun dönemli yüksek getirili kamu borç senetlerine yatırım yapmalarını sağlamaktır larda ABD Merkez Bankası yine aynı yönteme başvurmuştur (The Economist, 15 Ekim 2009). Böylece kamu açıklarının yeniden finansmanının sağlanabilmesi için ve dolaylı olarak finans kesiminin daha çok kâr elde edebilmesi için devletin para piyasasına müdahale edebildiği de tespit edilebilmektedir. Bu müdahalenin, yani düşük faiz politikasının kamuoyuna duyurulan görünürdeki nedeni ise kredi genişlemesinin tekrar sağlanabilmesidir. Oysa halihazırdaki ekonomilerin bir likidite tuzağı içinde olduğunu neredeyse bütün iktisatçılar tespit etmektedir. Bu tür bir düzenlemenin özel kesime yönelecek bir kredi genişlemesindense, kamunun borçluluğunun finansmanına yöneldiği ve yüksek finansal kârlılık yarattığı açık bir gerçektir. Bu durumda özerk para politikasının ne ölçüde özerk olduğu kolayca sorgulanabilir. Kamu kesimi borçluluğu ile finans sermaye arasındaki ilişkinin bir başka boyutu ise finans sektörünün yükümlülüklerinin kamu sektörünce garanti altına alınmasıdır. Birdenbire kamu kesimi kendi açıklarından daha büyük miktarda borç yükünün altına girmiştir. OECD nin 2009 tarihli Ekonomik Görünüm Raporu, hükümetlerin finansal sistemi düzeltmek adına yaptıkları müdahaleleri otuz ülkeyi ele alarak şu şekilde gruplandırmaktadır: Bankaların yükümlülüklerine ilişkin olarak mevduat garantilerinin arttırılması, sermaye enjekte edilmesi, banka borçlarının ya kamu tarafından satın alınması ya da garanti altına alınması, bankaların ulusallaştırılması, bankaların varlıklara ilişkin ise toksik varlıkların kamu tarafından satın alınması, zarar eden varlıkların satın alınması ya da garanti kapsamına sokulması (OECD, 2009:44). Tüm bu düzenlemeler bir taraftan kapitalist sistemin yeniden işlerlik kazanması için elzem olarak gösterilirken, diğer taraftan doğrudan doğruya finans sektörünün kârlılığını arttırmaya hizmet etmekte ve kamu kesimi üzerinde ciddi yükler yaratmaktadır. Özellikle 2008 Eylül krizinin çözümü için yapılan bu müdahaleler de 556 Maliye Dergisi Sayı 158 Ocak-Haziran 2010

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Para Politikaları ve Finansal İstikrar

Para Politikaları ve Finansal İstikrar Para Politikaları ve Finansal İstikrar Ekonomi Yaz Seminerleri 211 Pamukkale Üniversitesi Doç. Dr. Erdem Başçı Başkan 22 Temmuz 211 Denizli 1 Sabit mi, değil mi? Sabit Kur Rejimleri Sabit Getirili Borç

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. FİNANSAL KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ HAZIRLAYAN 21.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ Araş.Gör. Sinan ATAER 1. KAMU FİNANSMANI Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, 2013 yılı sonunda 18.849 milyon TL açık

Detaylı

Türkiye nin nasıl bir büyüme hikayesine ihtiyacı var?

Türkiye nin nasıl bir büyüme hikayesine ihtiyacı var? tepav türkiye ekonomi politikaları araştırma vakfı Türkiye nin nasıl bir büyüme hikayesine ihtiyacı var? Güven SAK Ankara, 1 Şubat 2010 Dünya Bankası TEPAV Bilgi Merkezi 8 Kasım 2006 da kuruldu. 3 yılda

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil

Detaylı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı 13 Ekim 2011 Malatya KÜRESEL KRİZ ORTAMINA NASIL GELİNDİ? Net Bugünkü Değer Yöntemi Varlık fiyatlarının indirgenmiş nakit akımları (Net

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ Bugünki dersin içeriği: 1. MALİYE POLİTİKASI VE DIŞLAMA ETKİSİ... 1 2. UYUMLU MALİYE VE

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ

BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ BİLGİ YÖNETİMİ DAİRESİ EKİM 2011 25 Görüş ve Önerileriniz İçin: E-posta: beklentianketi@bddk.org.tr Tel: (312)

Detaylı

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler ECA Bölge Perspektifi Marius Koen TÜRKİYE: Uygulama Destek Çalıştayı 6-10 Şubat 2012 Ankara, Türkiye 2 Kapsam ve Amaçlar

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm T.C. KALKINMA BAKANLIĞI Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm Erhan USTA Müsteşar Yardımcısı 29 Şubat 2012 3. İzmir Ulusal Ekonomi Kongresi 1970 li Yıllar : Dünya 1971 yılında Bretton Woods sisteminin çöküşü Gelişmekte

Detaylı

BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ

BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BANKACILIK SEKTÖRÜ YÖNETİCİ KESİMİ BEKLENTİ ANKETİ BİLGİ YÖNETİMİ DAİRESİ NİSAN 2012 27 Görüş ve Önerileriniz İçin: E-posta: beklentianketi@bddk.org.tr Tel: (312)

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır Ankara 26 Haziran 212 28, kişi başı gelirin ABD ye oranı (doğal log) Türkiye nin esas

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi Basın Bülteni 26 Haziran 2013 YASED, UNCTAD 2013 Dünya Yatırım Raporu nu açıkladı Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi 2012 yılında dünyada yüzde 18

Detaylı

Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç. Sosyo Ekonomi

Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç. Sosyo Ekonomi Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç Sosyo Ekonomi Temmuz-Aralık 2006-2 Maastricht Antlaşması Yakınlaşma Kriterleri Çerçevesinde Bütçe Disiplini ve Türkiye ile İlgili Bir Karşılaştırma Deniz Aytaç

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır.

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır. IMF ye Genel Bakış Biz kimiz? Uluslararası Para Fonu (IMF) parasal konularda küresel işbirliğini arttırmak, mali istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 Bu sayıda; Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor s (S&P) un yerel para cinsinden Türkiye nin kredi not artış kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Ekrem Keskin Mayıs 2010 Sunum Uluslararası gelişmeler Türkiye deki gelişmeler Bankacılık sektörüne yansıma Sonuç 2 Yapılanlar Ortak çaba:

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK)

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇİNDE TÜRK FİNANSAL

Detaylı

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK Mehmet ÖZÇELİK Bilgi Raporu Ekonomik Araştırmalar ve Proje Müdürlüğü KONYA Şubat, 2016 www.kto.org.tr 0 GİRİŞ 2008 küresel ekonomik krizinin ardından piyasalarda bir türlü istenilen hareketliliği yakalayamayan

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015 Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü 21 Ocak 2015 Sunum Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ın değerlendirmesi Küresel ekonomi Türkiye ekonomisi Bankacılık sektörü 2 Değerlendirme

Detaylı

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir.

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir. Genel Görünüm 2008 yılı son çeyreğinde tüm dünya ekonomilerini ve finans piyasalarını derinden etkileyen küresel kriz, tüm ülke hükümetlerinin aldıkları mali ve para politikası önlemleri ile 2009 yılı

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

...Türev Piyasalarda Yılların Deneyimi......Etkin Kurumsal Risk Yönetimi Çözümleri......Sermaye Piyasalarında Stratejik Danışmanlık...

...Türev Piyasalarda Yılların Deneyimi......Etkin Kurumsal Risk Yönetimi Çözümleri......Sermaye Piyasalarında Stratejik Danışmanlık... ...Türev Piyasalarda Yılların Deneyimi......Etkin Kurumsal Risk Yönetimi Çözümleri......Sermaye Piyasalarında Stratejik Danışmanlık... Deriva İle Tanışın Deriva Danışmanlık ve Eğitim reel ve mali sektör

Detaylı

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL)

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL) Temmuz 15 Güncel Ekonomik Yorum Haziran ayı bir önceki ayın benzeri şekilde geçmekle beraber seçimlerin ve siyasi durumun finansal piyasalar açısından ne denli önemli ve belirleyici olduğunu birkez daha

Detaylı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Aralık2011 N201161 POLİTİKANOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Aralık2011 N201161 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri OECD Beceri Stratejisi ve UMEM Projesi Başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Geleceğin Karbon Piyasaları Şekilleniyor Pazara Hazırlık Ortaklık Girişimi (PMR) Kyoto Protokolü nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Dünya Ekonomisi Ne Durumda. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisindeki büyüme-gelişme konjonktürüne daha duyarlı hale geldi.

AR& GE BÜLTEN. Dünya Ekonomisi Ne Durumda. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisindeki büyüme-gelişme konjonktürüne daha duyarlı hale geldi. Dünya Ekonomisi Ne Durumda Ahmet YETİM Türkiye ekonomisi özellikle 2000 ve 2001 krizlerinden itibaren giderek artan ölçekte dünya ekonomisine daha duyarlı hale geldi. Bunda; AB tam üyelik maratonunda kaydedilen

Detaylı

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ Genellikle profesyoneller tarafından oluşturulan Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı sistemi genç, dinamik, hızlı büyüme ve yüksek karlılık potansiyeli olan

Detaylı

ODA/BORSA BAŞKANLARI. 2 Temmuz 2009, Ankara

ODA/BORSA BAŞKANLARI. 2 Temmuz 2009, Ankara ODA/BORSA YÖNETİM M KURULU BAŞKANLARI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 2 Temmuz 2009, Ankara Küresel Krizin Etkileri; Hem gelişmiş ülkelerin, hem de gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızları düşüyor Gelişmekte

Detaylı

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ DÜNYA EKONOMİSİNDE ÇÖKÜŞ VE KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ 26 Şubat 2009 İstanbul Petrol-İş Kapitalizm Kapitalist ekonominin iki temel özelliği; Sermayenin çıkarı olarak üretim Piyasanın anarşik yapısı - Çok

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER NİSAN 2014 Birleşmiş Milletler (UN), Uluslararasın Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalınma Teşkilatı (OECD) ve Dünya Bankası nın (WB), küresel

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU Bu rapor AEGON Emeklilik ve Hayat A.Ş. Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.04.2010-30.06.2010 dönemine

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

CARİ AÇIK NEREYE KADAR?

CARİ AÇIK NEREYE KADAR? CARİ AÇIK NEREYE KADAR? Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR ANKARA - 14 Aralık 2011 1 Türkiye Ekonomisindeki Bazı Eşitlikler -Ekonomik Büyüme = Artan Dış Açık -Artan Dış Açık = Artan Dış Borçlanma -Artan Dış Borçlanma

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU ORTAKLIK YAPISI VE SERMAYEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bankamızın 30.09.2011 itibarıyla ortaklık yapısı ve paylarında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 1 TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 12.0 Türkiye GSYİH Büyüme Oranları(%) 10.0 9.4 8.4 9.2 8.8 8.0 6.0 4.0 6.8 6.2 5.3 6.9 4.7 4.0 4.0 5.0 2.0 0.7 2.1 0.0-2.0-4.0-6.0-8.0-5.7-4.8 Tahmin(%) 2014

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI TÜRKİYE DE ÇOK YILLI BÜTÇELEME SÜRECİ 03.02.2011

MALİYE BAKANLIĞI TÜRKİYE DE ÇOK YILLI BÜTÇELEME SÜRECİ 03.02.2011 MALİYE BAKANLIĞI TÜRKİYE DE ÇOK YILLI BÜTÇELEME SÜRECİ 03.02.2011 SUNUM PLANI I. KAVRAMSAL ÇERÇEVE II. TÜRKİYE DE ÇOK YILLI BÜTÇELEME III. SONUÇ 2 ÇOK YILLI BÜTÇELEME (ORTA VADELİ HARCAMA ÇERÇEVESİ) NEDİR?

Detaylı

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011 Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar Temmuz 2011 Görünüm Küresel ekonomide toparlanma sürüyor: Gelişmiş ülkelerdeki borç yükünün yarattığı kırılganlık sebebiyle toparlanma yavaş seyrederken, gelişmekte

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı