DERLEME /REVIEW. Mehmet HALIGÜR*

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DERLEME /REVIEW. Mehmet HALIGÜR*"

Transkript

1 Kanatlılarda Çiçek Hastalığı Mehmet HALIGÜR* Öz: Bu derlemede kanatlı çiçek hastalığının etiyolojisi, epizootiyolojisi, patogenezi, klinik ve patolojik bulguları ile etkenin yapısı hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Anahtar sözcükler: Patoloji, Kanatlı çiçek hastalığı, çiçek virusu. Avian Pox Disease Abstract: In this review, the findings about etiology, epizootiology, pathogenesis, clinical and pathological features of avian poxvirus disease and the structure of the viral agent were evaluated. Key words: Pathology, avian poxvirus diseases, poxvirus. Giriş Kanatlı çiçeği, ibik ve sakal gibi tüysüz deri kısımlarında ufak nodül veya siğil benzeri proliferatif (deri formu) ya da üst solunum yolu mukozasında fibrino-nekrotik ve proliferatif lezyonlar (difteroid form) ile karakterize sık görülen, kontagiyöz viral bir hastalıktır (23,24,36). Hastalığın, ülkemiz dâhil dünyada yaygın olduğu, tüm kanatlılarda görüldüğü ve yetiştiricilikte önemli rol oynadığı kaydedilir (5 7,51). Doğal enfeksiyonlarda mortalitenin genellikle düşük olduğu; ancak, bu oranın difteroid formda veya diğer enfeksiyonlarla komplikasyonda durumunda ya da kötü çevresel şartlarda artabileceği görülmüştür (49,51). Hastalığın görülme sıklığı aşı uygulamaları sayesinde azalmakla birlikte yine de zaman zaman ciddi salgınlar hâlâ önemini korumaktadır (23). Kanatlı çiçeği memelilere bulaşmadığı için halk sağlığı açısından önemli değildir. Ancak, bir gergedandan tavuk çiçek virusuna benzer bir virus izole edilmiş ve bunun memelilerde kanatlı çiçek virusunun tek izolasyonu olduğu kaydedilir (25). Bu derlemede kanatlı çiçek hastalığının etiyolojik, epizootiyolojik, patogenez, klinik ve patolojik bulgularının literatür düzeyinde bir araya toplanması amaçlanmıştır. Etiyoloji Tüm kanatlı çiçek virusları (Avian poxvirus lar) Poxviridae familyasının Avipoxvirus cinsine dâhildir (23,51). Önceleri tüm kuşların çiçek hastalığı Fowl pox terimi ile ifade edilirken, bugün bu terim genellikle tavuk ve hindi gibi ticari amaçlı hayvanların hastalığı için kullanılmaktadır (51). Kanatlı çiçek virusu, bilinen en büyük ve en kompleks yapılı deoksiribonükleik asit (DNA) içeren, oval veya tuğla biçiminde ve 300x250x100 nm büyüklüğünde bir virustur (7,23,50,52). Kanatlıların diğer viruslarına oranla çevreye ve kimyasal maddelere karşı daha dayanıklıdır. Serbest halde 50ºC de 30 dakikada, 60ºC de 8 dakikada inaktive olmasına rağmen çiçek lezyonlarında, özellikle de kabuklar içinde 60ºC de 90 dakika canlı kalır. Buzlukta saklanan kabuklarda ise yıl kadar canlılığı korur. Eter ve kloroforma karşı duyarlıyken, alkali antiseptikler ve sublime ile 5 dakikada inaktive olur (7,10,48,54). Virus enfekte ettiği hayvan türüne göre isimlendirilmiş, ancak, genellikle Tavuk Çiçek Virusu, Hindi Çiçek Virusu, Güvercin Çiçek Virusu ve Kanarya Çiçek Virusu olarak 4 grup içinde değerlendirilmiştir (23,51). Bu viruslar immunolojik yönden birbirlerine yakın olup; patojenite yönünden farklı özellikler gösterirler (7). Yapılan bir çalışmada deve kuşundan izole edilen deve kuşu çiçek virus suşunun tavuk çiçek virusu ile antijenik, genetik ve biyoloik özellikleri bakımından benzerlik göster- * Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Patoloji A.D. 39

2 diği kaydedilmiştir (44). Tavuk çiçek virusu ilk olarak 1902 yılında Marx ve Sticker tarafından tespit edilmiştir (1,6). Bu tarihlerde kanatlı hayvanların çiçek ve difteri hastalıkları ayrı hastalıklar olarak ele alınmış ise de 1908 yılında Carnwarth hastalığın gerek deri ve gerekse difteri şeklinin aynı virustan ileri geldiğini bildirmiştir (6,7). Hastalık için karakteristik çiçek inkluzyon cisimcikleri Bollinger cisimcikleri 1873 yılında, bunların içindeki daha küçük elementer cisimcikler veya viral partiküller Borrel cisimcikleri ise 1904 yılında ortaya konulmuştur (8,52). Bollinger cisimciklerinin hastalık etkeninin ufak bir kolonisi olduğu ve bu cisimciklerin virusun replikasyon bölgesi ya da çeşitli gelişim safhalarındaki viral partiküllerin yerleşim alanı olduğu bildirilmiştir (8,20,41). Epizootiyoloji Enfeksiyon her yaşta görülmekle birlikte, özellikle de yaşlı kanatlılarda görülür. Hastalığın insidensi hijyenik-proflaktik yetersizlik, bakım besleme hataları ve coğrafik şartlara göre bölgeden bölgeye değişik tablo çizer (7,49,53). Evcil kanatlılardan tavuk ve hindilerde salgınlar (epizootik) halinde gözlenirken; kuşlar arasında, özellikle de kanaryalarda, enzootik seyredip kısa zamanda da ölüme neden olur (3). Bulaşma, virusun özellikle kalabalık kümeslerde gagalama sırasında tüysüz deri bölgelerinde meydana gelen sıyrık veya yaralara temasıyla oluşur (10,12,23,51). Sivrisinek gibi sokucu insekt ve mite ların da hastalığın mekanik vektörleri olarak rol oynadığı kaydedilir (9,11,23,52). Bu nedenle de insektlerin yoğunlaştığı sıcak mevsimlerde hastalık oranının arttığı görülür (9). Hindilerde bulaşmanın suni tohumlama ile de şekillenebileceği bildirilir (11). Virusun üst solunum ve ağız mukozasına bulaşması aerosol yolla, bazen de gözde şekillenmiş lezyonlardan lakrimal kanal aracılığıyla larengiyal bölgeye ulaşmasıyla olur (14). Enfeksiyon evcil kanatlılarda yumurta veriminde geçici azalmaya ve genç hayvanlarda yetersiz gelişmeye sebep olur. Morbidite ve mortalite oranı sürünün duyarlılığı, virus suşunun virulensi, çevresel faktörler, kümesteki hayvanların yoğunluğu ve sürüde başka enfeksiyonların bulunmasına göre değişir (36,49,51). Deri formunda, göz kapağı veya müköz membranlarda lezyonlar şekillenmediyse mortalite oranı düşüktür. Lezyonlar bir veya her iki göz kapağında şekillendiğinde ise gözler kısmen veya tamamen kapanır. Böyle durumlarda hayvanlar su ve yiyeceğe ulaşamaz ve virulent bir virus suşunun bulunmasında duyarlı sürülerde morbidite ve mortalite oranı %50 ye kadar çıkabilir (7,49). Difteroid formda, ağız ve solunum mukozası etkilendiğinden, beslenme ve solunum güçlüğü şekillenir. Böylece anoreksi, kilo kaybı ve sonuçta da ölüm görülür. Tüm çiçek virus enfeksiyonları içinde en öldürücü olanı kanarya çiçek virusu olup, mortalite oranı % e kadar ulaşabilmektedir (16,23,49,51). Bir çalışmada güvercin çiçek virusunun diğer kanatlı çiçek viruslarına oranla daha virulent olduğu rapor edilmektedir (53). Patogenezis Olgun virus (virion, elementer cisimcik) epitel hücresine plazma membranına füzyon veya endositozis (invaginasyon) yoluyla girer (3,14). Virus konakçı hücresine girdiğinde yapısındaki proteinler transkriptaz, fonksiyonel cappe ve poliadenilat mrnas gibi enzimlerin etkisiyle degrede olur; viral DNA ile enzimler serbest kalır (2,14,23). Serbest kalan viral enzimler, replikasyon siklusunu başlatmak üzere, kalıp olarak DNA yı kullanarak yeni enfeksiyöz virionlar için gerekli olan viral proteinleri, enzimleri ve yeni DNA yı meydana getirirler (23). Gelişen veya gelişimini tamamlayan virionların bir kısmı sitoplazmada serbest bulunursa da önemli kısmı bir dış membran ile çevrili amorf materyal yapısındaki inkluzyon cisimciği içinde toplanır. Lezyon üzerinde kabuk şekillendiğinde virionlar hâlâ bu hücrelerdeki inkluzyon cisimciğinde bulunur. Dolayısıyla kabuk, virusun çevreye yayılmasında önemli bir enfeksiyon kaynağıdır (23). Virusun sitoplazma dışına atılması Golgi cisimciğinden şekillendiği düşünülen bir membranla sarılı olarak ekzositozis ya da mikrovilliler yoluyla olur. Mamafih, birçok virusun hücre yıkımlanması sonucunda serbest kalabildikleri de görülür (14,27). Membranla sarılı veya membransız her iki yoldan serbest hale gelen virusun enfektif olduğu kabul edilir (14). Virus epitel hücrelerine girdiğinde, epidermal büyüme faktörün etkisiyle prolifere olan hücrelerde lokal olarak hücreden hücreye yayılır. Bazıları da kana geçerek viremiye neden olur. Ancak, kanla git- 40

3 tiği organlarda makroskopik değişiklikler şekillendirmez. Bununla birlikte karaciğer, dalak gibi parankim organlarda az da olsa viral replikasyonun olabileceği ve sekunder vireminin meydana gelebileceği de bildirilmiştir. Bu dönemde, ender de olsa virusun tekrar epitel hücrelerine girip generalize hastalık tablosu oluşturduğu da kaydedilir (23,24,43,49). Civcivlerde yapılan deneysel çalışmalarda, enfeksiyonun şekillenmesinde virusun veriliş yolunun da önemli olduğu görülür. Minbay ve Kreier (1973) intradermal inokulasyonda vireminin şekillenmediğini bildirirken; Singh ve ark. (1987) intradermal inokulasyon bölgesinde 2. günde, akciğerde 4. günde, karaciğer, böbrek, dalak ve beyinde de 5. günde virusun bulunduğunu saptamışlardır. İntravenöz inokulasyonun da önemli olduğu ve organizmanın birçok bölgesinde lezyonların şekilleneceği bildirilmiştir (14,47). İntratraheal inokulasyondan ise az çok intradermal inokulasyona benzer sonuç alınmıştır (43). Klinik Bulgular: Doğal enfeksiyonda inkubasyon süresi 3-14 gün arasında değişir (1,7). Her ne kadar hastalığın deri veya difteroid formundan söz edilirse de salgınların çoğunda deri formu ile karşılaşılır. Ancak, her iki formun aynı hayvanda görülebileceği de vurgulanmıştır (23,51,52). Deri lezyonları ibik, sakal, gaga ve göz çevre derisinde kabuklu nodüler yapıda görülür. Bu formda hastalık çoğu kez sürüde tek tük olaylar halinde başlar; lezyonlar belirginleşinceye kadar fark edilmez (7). Bazen sadece kilo kaybına, hareketlerde yavaşlamaya ve direnç eksikliğine neden olur. Yumurtacı tavuklarda yumurta verimi düşer (23,24,49,51). Lezyonlar göz kapağı derisinde şekillendiğinde, gözlerde orta derecede blefaritis ve konjunktivitis gelişir; gözden berrak sulu bir akıntının geldiği de olur. Böyle hallerde göz kapağı ödemli ve kısmen kapalıdır. Zamanla göz kapağı kenarında ülserler şekillenir. Yangının göz yaşı bezi kanalına ve infraorbital sinüslere yayılması halinde başta şişkinlik oluşur (7,12,36). Ayrıca göz lezyonları bazen körlükle de sonuçlanabilir (23,24,40,49). Hastalık seyrini yaklaşık 3-4 haftada tamamlar. Ancak, komplikasyon varsa bu süre daha da uzayabilir. Hindilerde komplike olmamış orta dereceli lezyonlar 2-3 hafta; şiddetli olgular ise 6-7 ve hatta 8 hafta sürebilir (6,7,51). Difteroid formda ağız, larinks, farinks, trahea ve burun mukozasını kaplayan proliferatif ve eksudatif lezyonlar şekillenir. Bu lezyonlar burun boşluğunu, larinksi ve traheayı tıkadığında solunum güçlüğü (dsypnea) şekillenir (6,12,16,49). Bulgular ilerleyerek şiddetlenirse enfeksiyonun 10. gününde mortalite % seviyesine ulaşır (23,49). Hastalığın difteroid formu tavuk ve hindiler dışında diğer kanatlılarda hızlı seyreder. Özellikle güvercin, bıldırcın ve kanarya gibi kanatlılar klinik semptom göstermeden aniden ölür (16). Patolojik Bulgular (Makroskobik ve mikroskobik) Deri Formu: Doğal enfekte tavuk ve hindilerde deri lezyonları, genellikle ibik ve sakal üzerinde başlar. Şiddetli olgularda bu lezyonlara, özellikle ibik, sakal, göz kapakları, komissurada; bazı olgularda ise bunların yanı sıra boyunda, nadiren de bacak, parmak ve kanat altı derisinde rastlanır (19,23,38,44,55). Bazı olgularda da bunlara ilaveten göz kapakları ve dış kulakta da lezyonlar görülür (39). Ayrıca, damızlık hindilerde kloaka çevresindeki deride, kloaka ve daha az olarak da ovidukt mukozasında yüzeyi hiperemik ve ülserli olan proliferatif lezyonlar görülmüştür (30). Bazen gençlerin baş, bacak ve ayaklarının tamamen püstüllerle kaplı olduğu da dikkati çeker. Hatta böyle olaylarda lezyonların vücudun tüylü bölgelerine yayıldığı da olur (5,26,51). Kanatlı çiçek hastalığında lezyonlar başlangıçta küçük nodül veya siğil benzeri papüller şeklindedir. İlerleyen dönemlerde yüzeyleri pürüzlü, gri veya koyu kahverenkte kabukla örtülür (18). Eğer kabuk erken dönemde kaldırılırsa yerinde nemli, kanlı, seropurulent bir eksudat gözlenir (23,49). Kabuk altı rejenerasyonla iyileşme olduğunda kabuklar iz bırakmadan düşer. Ülser şekillenmiş ise kabuklar ayrıldıktan sonra yerlerini skatriks dokusuna terk ederler (23,51). Benzer lezyonlar güvercin (5,28), sığırcık kuşu (10), şahin (42), filamingo (4), serçe ve kanaryalarda (16) da rastlanmıştır. Bazı olgularda tüy foliküllerinde yıkım, lumbar bölge derisi üzerinde siyah kabuklanma (13), özellikle butların iç kısımlarında küçük, hafif kabarık, kahverengi lezyonlar bulunur (20). Zayıf hayvanlarda 41

4 da pektoral kaslarda atrofi görülebilir (37). Muhabbet kuşundaki bir salgında ise frontal ve pariyetal kemikler üzerindeki deri altında; multiple, birbirinden ayrı, yuvarlak beyaz nodüller kaydedilmiştir (52). Deri lezyonlarının mikroskopik incelemesinde: Epitel hücrelerinde şiddetli hiperplazi, balonumsu dejenerasyon ve içlerinde elementer cisimcikleri (Borrel cisimcikleri) içeren büyük eozinofilik intrasitoplazmik inkluzyon cisimcikleri (Bollinger cisimcikleri) görülür. Epiteldeki bu değişikliklere subepiteliyal dokudaki mononüklear hücrelerden oluşan yangı da katılır (13,18,23,44,51). Flamingolar üzerinde yapılan bir çalışmada, bu bulgulara ilaveten lezyonun merkezinde liquefaktif nekrozun da şekillendiği bildirilmiştir (4). Damızlık hindilerde ise kloak mukozasının papillar kıvrımlar bölgesinde şekillenen lezyonların epitel hücrelerinde hiperplazi ve metaplazi ile submukozal bez epitellerinde hiperplaziye rastlanır. Bu epitel hücrelerinde de eozinofilik intrasitoplazmik inkluzyon cisimcikleri görülür (30). Difteroid Form: Doğal enfekte tavuk ve hindilerde, bu forma ilgili lezyonların sıklıkla dilin kenarları, damak, farinks, larinks ve epiglottiste, nadiren de özofagus ve trahea mukozasında lokalize olduğu görülür. Bunlar başlangıçta hafifçe kalkık, beyaz-opak renkte nodüller şeklinde olup; ilerleyen dönemlerde ise sarımsı renkte, peynirimsi yapıda, nekrotik veya difteroid yalancı membranlar halinde fark edilir (12,17,22,51). Bu tip lezyonlara en fazla ağızda rastlanır (23). Bunlar çoğu kere larinks, farinks, trahea ve özofagus lumenini tıkar (17,26). Benzeri lezyonlara güvercin (6), papağan (26), muhabbet (52) ve deve kuşunda (39,40,44) da rastlanır. Kanaryalarda ise bu bulgulara ilaveten vücut boşluklarında kanlı sıvı, seröz membranlarda ve perikardiumda hemoraji de görülür (7,52). Enfeksiyon alt solunum sistemine de yayılabilir. Kanarya ve güvercinlerde akciğerin tüm loblarına yayılan soluk veya koyu kırmızı renkte hafifçe sert küçük nodüllere (1-6 mm çapında) veya geniş pnömoni alanlarına rastlanır (21,29). Ayrıca, hava keselerinin başlangıçta hafif sarımsı kahverenginde görüldüğü, ilerleyen dönemde ise duvarının kalınlaşarak sarı jelatinimsi bir yapı kazandığı kaydedilir (11,21). Geniş pnömoni alanlarına kesit yapıldığında, bunların ortasında nekrotik bir merkez dikkati çeker (21). Bu formun mikroskopik incelemesinde: Difteroid lezyonların, ağız, larinks, farinks, trahea ve özofagus gibi mukozalardaki epitel hücrelerinin hiperplazisi ile başladığı görülür. Bunu epitel hücrelerindeki balonumsu dejenerasyon ve intrasitoplazmik inkluzyon cismciklerinin şekillenmesi izler (49). İlerleyen dönemde epitel hücrelerinde dökülmeler görülür, daha sonra da mukozanın nekrotik ürünler, fibrin, heterofil lökositler, bakteri kolonileri ve amorf yapıdaki eozinofilik materyalden ibaret değişik kalınlıkta yalancı membranla örtüldüğü görülür. Bu bölgenin altındaki lamina propriada heterofil lökosit ve mononüklear hücre infiltrasyonu mevcuttur (17,26). Nekrozun hafif olduğu trahea lezyonlarında nekrotik alanların çevresindeki epitel hücrelerinde hafif proliferatif değişiklikler seçilir (26). Bu olgularda lamina propriada çok sayıda lenfosit ile plazma hücresinin bulunduğu ve kapillar damarların dolgun olduğu görülür (17). Bazı olgularda özefagusta fokal ülseratif granülomatöz özefajitisin şekillendiği ve bu hücrelerde intrasitoplazmik inkluzyon cisimciklerine rastlandığı bildirilir. Kanarya ve serçeler üzerinde yapılan bir çalışmada burun mukozasında hafiften şiddetliye kadar değişen lokal proliferatif rinitis tablosunun şekillendiği (11); bazen de burun lumeninin proliferatif hiperkeratotik kitlelerle tamamen dolu olduğu gözlenir (54). Akciğerdeki nodüler tipteki lezyonların, primer ve sekunder bronşlardan köken alan hava yolları üzerinde yerleşim gösterdiği ve her nodülün, bazı bölgelerde düzenli bantlar oluşturan mekik şeklinde, bazı bölgelerde ise düzensiz, çoğunlukla epitel hücrelerine benzer yapıda yoğun hücre birikiminden oluştuğu bildirilmiştir (29). Bazı kafes kuşlarında görülen pnomönide nekrozun ön planda olduğu olgularda bronşitis nekrotikans ile bazı bronş epitellerinde hafif proliferasyon görülür (11,21,54). Ancak, inkluzyon görülmez (21). Proliferatif lezyonların ön planda olduğu olgularda ise hava yolları epitelindeki proliferasyon en önemli bulgudur (12,21); ancak bu olgularda, akciğer parankiminde serpilmiş halde koagulasyon nekroz odaklarına da rastlanır. Böyle olgularda bazı sekunder ve tersiyer bronş lumenlerinin prolifere epitel hücreleri ile dolu olduğu ve bu hücrelerin çoğunda da piknoz ve karyoreksisin şekillendiği görülür (21). Bu lezyonlarda epitel hücrelerinde tipik intrasitoplazmik inkluzyon cisimciklerine de 42

5 rastlanır (12,21). Bazı olgularda da peribronşiyal bezlerde benzer bulgular gözlenir (21). Proliferatif bronkopnömoni, alveollerin adenomatöz hiperplazisi ve proliferatif airsakkulitisin görüldüğü olgular da mevcuttur (12). Bir muhabbet kuşunda ise parabronşlarda ve alveol epitel hücrelerinde fokal hiperplazi ile intrasitoplazmik inkluzyon cisimciklerine rastlanmıştır (54). Deneysel enfekte civcivlerde çiçek aşı virusunun aerozol yolla verilmesiyle şiddetli bronkopnömoni, bronş epitel hücrelerinde proliferasyon şekillenmiş ve uygulamadan 6 gün sonra parabronşiyal epitel hücrelerinin sitoplâzmasında inkluzyon cisimcikleri saptanmıştır. Bu uygulamada bronşların çevresindeki lenfoid foliküllerin de belirginleştiği dikkati çekmiştir. Aynı virusun içme suyuna katılması veya kanat veninden intravenöz verilmesiyle de benzer değişiklikler şekillenmiştir (33). Civcivlerde yapılan bir başka deneysel araştırmada ise timusun medullasında belirgin lenfosit artışı ile Hassal korpusküllerinin epiteliyal retikulum hücrelerinde proliferasyon ve bu hücrelerde tipik intrasitoplazmik inkluzyon cisimcikleri ile az sayıda heterofil hücre infiltrasyonuyla karşılaşılmıştır. Dalakta arterlerin çevresindeki retiküler (dendritik retiküler) hücrelerde; beyaz pulpadaki lenf foliküllerinde hiperplazi görülmüş, hastalığın ilerlemesiyle de dalaktaki lenf foliküllerine bitişik bölgelerde intrasitoplazmik IgG içeren plazma hücrelerinin gözlendiği vurgulanmıştır. Aynı çalışmada böbrek korteksindeki tubul epitel hücrelerinin de prolifere olduğu; hastalık ilerledikçe de bu hücrelerde intrasitoplazmik inkluzyon cisimciklerinin şekillendiği ve tubulusların normal yapılarını kaybettiği görülmüştür. Hastalığın daha da ilerlediği dönemlerde ise intersitisyumda yer yer serpilmiş lenfoid foliküllerine ve tubul yapılarında bozukluklara rastlanmıştır (47). Gerek deri gerekse difteroid formda saptanan tüm inkluzyon cisimciklerinin Hematoksilen-Eozin, Mallori nin floksin metilen-mavisi ve Lendrum un inkluzyon boyasıyla kırmızı, azur eozinat boyasıyla pembe, safranin O-eriosiyanin A boyasıyla mavi ve akridin oranj boyasıyla soluk yeşilimsi renge boyandığı kaydedilir (48). İmmunohistokimyasal Bulgular: Bu konudaki ilk çalışma indirekt immunoflouresan boyama yöntemi ile yapılmış ve intravenöz enfekte edilen civcivlerde timusta prolifere epiteliyal retikülum hücre sitoplâzmalarında viral antijen saptanmıştır (47). Solunum yoluyla enfekte edilen civcivlerde yapılan immunoperoksidaz (IP) boyamalarda ise akciğerlerde intrasitoplazmik viral antijene rastlanmış, bu hücrelerin tipi kolayca ayırt edilememekle beraber, makrofaj olabilecekleri düşünülmüştür (33). Doğal enfekte tavuk çiçeğinin deri lezyonları da IP boyama yöntemiyle incelenmiş ve prolifere epitel hücrelerindeki inkluzyon cisimcikleri içinde veya serbest olarak bol miktarda intrasitoplazmik viral antijen saptanmıştır. Burada, inkluzyon cisimciklerinin henüz şekillenmediği hiperplazik lezyonlarda, viral antijenin saptanması ise bu yöntemin erken tanıda önemini ortaya koymuştur(20). Benzer bulgular bıldırcınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da rastlanmıştır (19). Deneysel olarak korio-allantoik membranda şekillenen çiçek lezyonlarında da IP yöntemiyle yapılan boyamalarda ektodermal ve mezodermal hücrelerde serbest veya inkluzyon cisimciklerinde viral antijenin varlığı ortaya konulmuştur (32,50). Elektron Mikroskobik Bulgular: Çiçek virusları bir membranla çevrelenmiş granüler yapıdaki viroplazma ile ortada nükleus benzeri bir cisimcikten (nükleoid) oluşan oval şekildeki etkenlerdir (34). Virusun gelişimi ve yapısı üzerindeki en aydınlatıcı bilgiler Tajima ve Ushijima (1966) tarafından verilmiştir. Çalışmada tavuk, kanarya ve güvercin çiçek virusları doku ve hücre kültürlerine inokule edildikten sonra elektron mikroskopta incelenmiş ve her üç virusun da gelişimini 5 aşamada tamamladığı tespit edilmiştir. Bunlar olgunlaşmamış form, sferikal form, erken ara dönem formu, sonraki ara dönem formu ve olgun form (virion) olarak isimlendirilmiş; bunların ilk 4 ü gelişim sonuncu ise gelişimin tamamlandığı aşama olarak tanımlanmıştır (46). Olgunlaşmamış formda, viral partiküller tam olmayan bir membranla sarılmıştır ve az yoğunlukta, ince granüler ve fibriller yapıda bir viroplazmaya sahiptir. Bu form, virusun sitoplâzmada yoğunlaştığı ilk aşama olarak kabul edilir. Sferikal formda viral partiküller yuvarlak veya oval şekildedir. Çift katlı tam sınırlayıcı bir membran ile çevrilmiştir. Bu formda viroplazma görünüş ve elektron yoğunluğu bakımından tam olmayan forma benzer. Viral partikülün erken ara dönem formu da sferikal form ile aynı morfolojik özelliğe sahiptir. Ancak, içinde ortalama 70x 95 μm büyüklüğünde, elektron yoğun, ekzantrik bir nükleoid bulunur ve bu nükleoid daha az yoğun olan bir halka ile viroplazmadan ayrıl- 43

6 mıştır. Sonraki gelişim formunda ise viral partikül önceki formlardan biraz daha uzundur. Bu formda nükleoid partikülün merkezinde yerleşir; hacminde artma, yoğunluğunda ise azalma vardır. Nükleoidi çeviren az yoğun halka o kadar geniştir ki, sanki nükleoidin hacmında artış varmış izlenimini uyandırır (46). Olgun formda, virion 300x250x100 nm hacmına ulaşır; içten dışa doğru değişik yapıya sahiptir. Oval veya tuğla benzeri şekildeki olgun virus bikonkav bir merkez veya nükleoid ile onu çevreleyen 2 lateral cisimciğe sahip bir ara membrandan oluşur. Bunu da tubuler yapıda, lipoprotein tabiatındaki bir dış kılıf çevreler (11,21,51). Bir konak hücresinde tüm bu gelişim formlarına rastlamak mümkündür (46). Hücreye giren virus iki tip Sitoplazmik İnkluzyon cisimciğine sebep olur. Bu cisimciklerin biri ışık mikroskopta görülmeyen Matriks inkluzyon cisimcikleri (15); diğeri ise ışık mikroskopta görülebilen Klasik inkluzyon cisimcikleri dir (2,3,8,46). İnkluzyonların kanarya çiçek virusu ile enfekte hücre kültürü hariç, tüm konakçı hücrelerinde kolaylıkla saptanabileceği ve aynı hücrede her iki cisimciğin birlikte bulunabileceği bildirilmiştir (46). Matriks İnkluzyon Cisimciğinin Ultrastrukturel Yapısı Bu tip inkluzyon cisimciği ince granüler ve fibriller materyalden oluşan, elektron yoğun boyanan sitoplazmik bir bölge olarak tanımlanır. Genelde bu bölgede virusun çeşitli gelişim formları, özellikle de ilk 4 formu bulunur (2,3,15,46). Tajima ve Ushijima (1966) hangi tip kanatlı çiçek virusu ile enfekte edilirse edilsin konakçı hücrelerinin her tipinde belirgin matriks inkluzyonlarını demostre etmişler ve bir hücrenin sitoplâzmasında bir ile birkaç matriks inkluzyonunun bulunabileceğini kaydetmişlerdir. Bunların virus replikasyonunda önemli bir rol oynadıkları görülmüş ve bu inkluzyondaki viral partiküllerin olgunlaşmasını takiben yaptıkları kümeleşmelerle klasik inkluzyon cisimciklerinin şekillendiği bildirilmiştir (3,8,46). Klasik İnkluzyon Cisimciğinin Ultrastrukturel Yapısı: Klasik inkluzyon cisimcikleri başlangıçta bir membranla çevrelenmiş, az sayıdaki viral partikülden oluşan ufak bir yapı sergiler (2). Gelişmiş haldeki cisimcik ise amorf bir merkez ile çok sayıda virusun yer aldığı kortikal bir halkadan oluşur. Zamanla bu tip inkluzyonların büyüdüğü; merkezindeki bölgenin inkluzyon cisimciğinin esas kısmını oluşturduğu; virus içeren korteksin ise dar bir bant şeklini aldığı görülür. Ancak, merkez ve korteksinin genişliği ne olursa olsun tüm inkluzyonların yapısının bu kompozisyonda olduğu kaydedilir (8). İnkluzyon cisimciğinin amorf merkezinde çok sayıda osmiofilik granüller yer alır. Korteksinde ise değişik gelişim aşamasındaki virus bulunur ve aktif olan bu bölgede birbiriyle kaynaşmış üç farklı halka yer alır. Amorf merkezi çevreleyen iç halkada, yoğun ozmiofilik granüller ve uzun granüler çubuklar görülür. Bunların arasında çok az sayıda virusun gelişim formlarına rastlanır. Daha geniş olan ara halkada çok sayıda viral partikül bulunur. Bunlar, sıklıkla iç halkaya benzer ozmiofilik granüllü materyal ile yakın ilişkidedir. Bu bölgedeki gelişmiş partiküller çiçek virus yapısını sergiler; ancak bunlar en dış tabakada bulunan ve olgun virion olarak bilinen elementer cisimciklerden biraz farklıdır. En dıştaki ince halkada sadece olgun viruslar yer alır. Aralarındaki stromada granüler yapı azalmış durumdadır. Bu halkadaki bazı olgun viruslar, inkluzyon cisimciğini sınırlayan membranla sıkı ilişkidedir (2,8). Bazı olgularda inkluzyon cisimciğinin merkezinde yıkımın görüldüğü ve eski inkluzyon cisimciklerinde ise bunun çevreye doğru yayıldığı da bildirilmiştir (2). Klasik inkluzyon cisimcikleri genellikle yuvarlak-oval şekilde olup, perifere doğru bazen hücre membranına kadar uzanan parmak benzeri uzantılar verir (2,8). Ayrıca, virusun inkluzyon cisimciğinden sitoplâzmaya geçmesi halinde cisimciğin dış membranı miyelin figürlere benzer bir yapı alır (2). Tanı Enfeksiyonun tanısı: Klinik bulgularla, deri ve mukozadaki lezyonların makroskobik yapısıyla, histopatolojik olarak klasik inkluzyon cisimciklerinin, immunohistokimyasal yöntemlerle dokuda viral antijenin, elektron mikroskopik olarak da matriks ve klasik inkluzyon cisimciklerinin görülmesiyle; korio-allantoik memebranda, lezyonların makroskobik, mikroskobik ve immunohistokimyasal olarak değerlendirilmesiyle; virusun izolasyon-identifikasyonuyla ve serolojik testlerle konulur (23,48,52). 44

7 Tedavi-Koruma Vet Hekim Der Derg, 79(1): 39-46, 2008 Kanatlı çiçeği için kesin sonuç veren bir tedavi yönteminin bulunmadığı; ancak, hastalığın aşılarla önlenebileceği bildirilmiştir. Bu amaçla canlı aşılar kullanılmaktadır (5,35,52). Kaynaklar 1. Alpar S (1959): Kanatlı çiçeği. Bornova Vet. Araş. Enst. Derg., 2, Arai S, Arai C, Fujimaki M, Iwamoto Y, Kawarada M, Satio Y, Nomura Y, Suzuki T (1991): Cutaneous tumorlike lesions due to poxvirus infection in Chilean Flamingos. J. Comp. Path., 104, Arhelger RB, Darlington RW, Gafford LG, Randall CC (1962): An electron microscopic study fowlpox infection in chick scalps. Lab. Invest., 11, Arhelger RB, Randall CC (1964): Electron microscopic observation on the development of fowlpox virus Chorioallatoic membrane. Virol., 22, Atılgan M (1967): Kısaca ve topluca önemli güvercin hastalıkları. Bornova Vet Araş Enst Derg., 16, Atılgan M, Atılgan T (1968): Tavuk çiçeği, aşıları ve aşılamaları üzerinde pratik bilgiler. Bornova Vet Araş Enst Derg., 17: 37-47, Başkaya H, Minbay A (1979): Kümes Hayvanları Hastalıkları. AÜ Vet Fak Yay, 354, , AÜ Basımevi Ankara. 8. Beaver DL, Cheatham WJ, Moses HL (1963): The relationship or the fowl pox inclusion to viral replication. Lab. Inves., 12, Da Massa AJ (1966): The role of Culex tarsalis in the transmission of fowl pox virus. Avian Dis., 10, Docherty DE, Long RIR, Flickinger EL, Locke LN (1991): Isolation of poxvirus from debilitating cutaneous lesions on four immature Grackles. Avian Dis., 35, Donnelly TM, Crane LA (1984): An epornitic of avian pox in a research aviary. Avian Dis., 28, Eleazer TH, Harrel JS, Blalock HG (1983): Transmission studies involving a wet fowl pox isolate. Avian Dis., 27, Fallavena LCB, Rodrigues NC, Scheufler W, Martins NRS, Braga AC, Salle CTP, Moraes HLS (1993): Atypical fowlpox in broiler chickens in southern Brazil. Vet. Rec., 132, Fenner F, Bachman PA, Gibbs EPJ, Murhy FA, Studdert MJ, Withe DO (1987): Veterinary Virology. Vol. II. Florida: Academic Press, Inc, Chapter Gaylord WH, Melnick JL (1953): Intracellular forms of pox viruses as shown by the electron microscope ( vaccinia, electromellia molluscum contagiosum). J. Exp. Med., 98, Giddens WE, Swango LJ, Henderson JD, Lewis RA, Farner DS, Carlos A, Dolowy WC (1971): Canary pox in sparrows and canaries (fringillidae) and in weavers (ploceidae). Vet. Path., 8, Griffiths GL, Purcell DA (1986): Fowl pox in the trachea of point-of-lay hens. Aust Vet J., 63, Gustafson CR, Bickford AA, Cooper GL (1997): Sticktight fleas associated with fowl pox in a Backyard chicken flock in California. Avian Dis, 41, Gülbahar MY, Çabalar M, Boynukara B (2005): Avipoxvirus infection in quails. Turk. J. Vet. Anim. Sci., 29, Halıgür M (2003): Tavuklarda doğal poxvirus (Tavuk çiçeği) enfeksiyonunda patolojik ve immunohistokimyasal çalışmalar. AÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. 21. Johnson BJ, Castro AE (1986): Canary pox causing high mortality in an aviary. J.A.V.M.A., 189, Jones RC, Jordan FTW (1976): Atypical fowl pox in chickens. Vet. Rec., 99, Jordan FTW, Pattison M (1996): Fowl Pox and Other Avian Poxes In Poultry Diseases, Fourth edition, W.B. Saunders Company Ltd. London, England. 24. Keymer IF, Arnal L (1975): Pox or avian diphtheria In Bird Disease. Bailliere Tindall, London, England. 25. Mayr A, Mahnel H (1970): Characterization of a fowl pox virus isolated from a rhinocercos. Arch Gesamte Virusforsch 31, Tripathy DN, Cunningham CH (1988) Avian Pox In Hofstad, MS, Barnes HJ, Calnek BW, Reid WM, Yoder HW, Disease of Poultry. Eighth. Ed., Iowa State University Press, Iowa, USA. 26. McDonald SE, Lowenstine LJ, Ardans AA (1981): Avianpox in blue-fronted amazon parrots. J. A.V.M.A., 179, Mcferran JB, McNulty MS (1993): Avipox viruses In McFerran JB, McNulty MS, Virus Infection of Birds. Elsevier Sicence Publishers B. V., Amsterdam, Netherlands. 28. Medina FM, Ramirez GA, Hernandez A (2004): Avian pox in White-tailed Laurel-pigeons from the Canary Island. J. Wild.Dis., 40, Mete A, Borst GHA, Dorrestein GM (2001): Atypical poxvirus lesions in two Galapagos doves. Avian Path., 30,

8 30. Metz AL, Hatcher L, Newman JA, Halvorson DA (1985): Venereal pox in breeder turkeys in Minnesota. Avian Dis., 29, Minbay A, Kreier JP (1973): An experimental study of the patogenesis of fowl pox infection in chickens. Avian Dis., 17, Mishra SS, Mallick BB (1997): Detection of fowlpox virus using immunoperoxidase test and fluorescent antibody technique. Indian Vet. J., 74, Mockett APA, Deuter A, Southee DJ (1990): Fowlpox vaccination: Routes of inoculation and pathological effect. Avian Path., 19, Morgan C, Ellison SA, Rose HM, Moore DH (1954): Structure and development of viruses observed in the electron microscope. J. Exp. Med., 100, Nagy E, Machang u ADM, Krell PJ, Derbyshire JB (1990): Vaccination of 1-day-old chickes with fowlpox virus by the aerosol, drinking water or cutaneous routes. Avian Dis., 34, Nyaga PN, Kaminjolo JS, Mutiga ER, Bebora LC (1979): Occurrence of atypical fowlpox in poultry farms in Kenya. Avian Dis., 23, Orós J, Rodriguez F, Rodriguez JL, Bravo C, Fernandez A (1987): Debilitating cutaneous poxvirus infection in a Hodgson s Grandala (Grandala coelicolor). Avian Dis., 41, Özmen Ö, Dorrestein GM (2002): Avipox in a Common Buzzard (Buteo Buteo). Turk. J. Vet. Anim. Sci., 26, Perelman B, Gur-Lavie A, Samberg Y (1988): Pox in ostriches. Avian Path.,17, Raidall SR, Gill JH, Cross GM (1996): Pox in ostrich chicks. Aust. Vet. J., 1, Randall CC, Gafford LG (1962): Histochemical and biochemical studies of isolated viral inclusions. Amer. J. Path., 40, Samour JH, Cooper JE (1993): Avian pox in birds of prey (order falconiformes) in Bahrain. Vet. Rec., 132, Singh GK, Singh NP, Garg SP (1987): Studies on pathogenesis of fowl pox : Virological study. Acta Virol., 31, Shivaprasad HL, Kim TJ, Woolcock PR, Tripathy DN (2002): Genetic and antigenic charaterization of a poxvirus isolate from ostriches. Avian Dis., 46, Smits JE, Tela JL, Carrete M, Serrano D, Lopez G ( 2005): An epizootic of avian pox in endemic Short-toed Larks (Calandrella rufescens) and Berthhelot s Pipits (Anthus berthelotti) in the Canary Island, Spain. Vet. Pathol., 42, Tajima M, Ushijima T (1966): Electron microscopy of avian pox viruses with special reference to the significance of inclusion bodies in viral replication. Jap. J. Vet. S., 28, Tanizaki E, Kotani T, Odagiri Y, Horiuchi T (1989): Pathologic changes in chickens caused by intravenous inoculatıon with fowlpox virus. Avian Dis., 33, Thompson SW, Hunt RD (1966): Selected histochemical and histopathological methods. Charles C. Thomas Publisher, Springfield, Illinois. 49. Tripathy DN (1993): Avipox viruses In: Virus infection of birds; Poxviridae, (Ed) McFerran JB, McNulty MS. Amsterdam: Elsevier Sicence Publishers B: V. 50. Tripathy DN, Hanson LE, Killinger AH (1973): Immunoperoxidase technique for detection of fowlpox antigen. Avian Dis.,17, Tripathy DN, Reed WM (1997): Pox In Calnek BW, Barnes HJ, Beard, CW, McDougald LR, Saif YM. Tenth Ed. Iowa State University Press. Iowa, USA. 52. Tsai SS, Chang TC, Yang SF, Chi CY, Cher RS, Chien MS, Itakura C (1997): Unusual lesions associated with avian poxvirus infection in rosy-faced lovebirds (Agapornis roseicollis). Avian Path., 26, Weil SC, Okeke MI, Tryland M, Nilssen O, Traavik T (2004): Characterization of avipoxviruses from wild birds in Norway. Can. J. Vet. Res., 68, Whiteman CE, Bickford AA (1983): Fowl Pox In: Avian disease manual. Poultry Pathology Laboratory University of Pennsylvania, Second ed., Pennsylvania, USA. 55. Yoshikkawa MGT, Alam J (2002): Histopathological studies of fowl pox in Bantam. Int. J. Poult. Sci., 1, Geliş Tarihi: / Kabul Tarihi: Yazışma Adresi Yrd. Doç. Dr. Mehmet HALIGÜR Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji A.D BURDUR 46

İnfeksiyöz laringotraehitis

İnfeksiyöz laringotraehitis İnfeksiyöz laringotraehitis Etiyoloji Herpes virus Epidemiyoloji Hastalık yaygın Doğal konakçı tavuk Erkekler daha duyarlı Sıcak mevsimlerde daha fazla Her yaştaki hayvanlar duyarlı fakat 6 haftadan büyükler

Detaylı

Difteri Çiçek Hastalığı (FOWL POX)

Difteri Çiçek Hastalığı (FOWL POX) Difteri Çiçek Hastalığı (FOWL POX) HAZIRLAYAN: Dr. Fethiye ÇÖVEN Uzm. Vet. Hekim Bornova VKAE-Kanatlı Hastalıkları Teşhis Lab. Kanatlı pox virusu, çeşitli kanatlı türlerinde (tavuk, hindi, sülün, vb.),

Detaylı

KANATLI HAYVANLARDA AVIAN INFLUENZA (=TAVUK VEBASI)

KANATLI HAYVANLARDA AVIAN INFLUENZA (=TAVUK VEBASI) KANATLI HAYVANLARDA AVIAN INFLUENZA (=TAVUK VEBASI) Avian Influenza (AI), uluslararası bir problemdir Etken Orthomyxoviridae, Influenza A virusu Influenza virusları A, B, C olmak üzere üç gruba ayrılmıştır.

Detaylı

SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim

SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı Hazırlayan Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Virolojik Teşhis Laboratuvarı Etken: Etken,

Detaylı

S İ S T E M İ K M İ K O Z L A R

S İ S T E M İ K M İ K O Z L A R SİSTEMİK MİKOZLAR 1 sistemik mikoz etkenleri toprak solunum AC kan-lenfatikler iç organlar deri 2 BLASTOMİKOZ 3 Etiyoloji Blastomyces dermatitidis dimorfik 25 C küf; http://www.vetmed.wisc.edu 37 C maya

Detaylı

Uzm. Dr. Nur Benzonana

Uzm. Dr. Nur Benzonana Uzm. Dr. Nur Benzonana Orf Koyun ve keçi Dudak Burun delikleri Meme Ayak Proliferatif papüloveziküler lezyonlar Bazı ülkelerde endemik Zoonoz Orf Kelime kökeni tam olarak bilinmemekte Hrufa Eski norveççe

Detaylı

MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI HÜCRE DUVARI YOK!!!

MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI HÜCRE DUVARI YOK!!! MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI HÜCRE DUVARI YOK!!! 1 Özellikle mukoz membranlara tutunma özellikleri var Kronik infeksiyonlar Genellikle solunum kanalı ve akciğerlere yerleşme eğilimi gösterir Fiziksel ve kimyasal

Detaylı

Virüsler Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER

Virüsler Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER Virüsler Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER Yrd.Doç.Dr.Yosun MATER Virüslere Giriş Virüsler genellikle ökaryotlardan ve prokaryotlardan çok daha küçük moleküllerdir. Genellikle enfeksiyon yeteneği olan

Detaylı

MAVİ DİL BLUETONGUE (BT) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim

MAVİ DİL BLUETONGUE (BT) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim MAVİ DİL BLUETONGUE (BT) Hastalık Kartı Hazırlayan Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Virolojik Teşhis Laboratuvarı Etken: Etken Reoviruslardan bir Orbivirus'tur.

Detaylı

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Koray Ergünay MD PhD Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Viroloji Ünitesi Viral Enfeksiyonlar... Klinik

Detaylı

Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN

Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı, Hatay Sığırların Nodüler Ekzantemi - Afrika Hastalığı (LSD) Sığırların Üç Gün Hastalığı (Bovine Ephemeral

Detaylı

Enfeksiyöz Sinovitis VEYSEL TAHİROĞLU

Enfeksiyöz Sinovitis VEYSEL TAHİROĞLU Enfeksiyöz Sinovitis VEYSEL TAHİROĞLU Tanım:İnfeksiyöz synovitis;mycoplasma synoviae(gr negatif) tarafından oluşturulan,hindi ve tavuklarda akut ve kronik seyirli,eklemleri,tendoları ve solunum sistemini

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. Avian Influenza Kuş Gribi Tavuk Vebası Hastalığı Dr.Fethiye ÇÖVEN Uzm.Veteriner Hekim Bornova VKAE Kanatlı Hastalıkları Teşhis Laboratuvarı Avian Influenza Tavuk Vebası, Kuş Gribi olarak da bilinen Avian

Detaylı

Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı)

Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı) Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı) - İnfeksiyöz Hastalıkların Bulaşma ve Yayılmasında Potansiyel Tehlike - Kırmızı tavuk biti ( Dermanyssus gallinae ) evcil kümes hayvanlarında özellikle

Detaylı

İnfeksiyöz Bronşitis

İnfeksiyöz Bronşitis İnfeksiyöz Bronşitis Coronavirus Etiyoloji Epidemiyoloji Oldukça bulaşıcı solunum sistemi hastalığı Virus sadece solunum sistemini etkilemez, oviduct ve böbreklerde virustan etkilenir Broilerlerde büyüme

Detaylı

HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI. Doç. Dr. Meltem KURUŞ Yrd.Doç. Dr. Aslı ÇETİN

HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI. Doç. Dr. Meltem KURUŞ Yrd.Doç. Dr. Aslı ÇETİN HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI Program Yürütücüsü Programın Kadrolu Öğretim Üyeleri : Prof. Dr. Nigar VARDI : Doç. Dr. Mehmet GÜL Doç. Dr. Meltem KURUŞ Yrd.Doç. Dr. Aslı ÇETİN Programa Kabul İçin

Detaylı

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri DOKU Dicle Aras Doku ve doku türleri Doku Bazı özel görevler üstlenmiş hücre topluluklarıdır. Bir doku aynı yönde özelleşmiş hücre ve hücreler arası maddelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. İntrauterin

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

Tavuklarda Mikoplazma İnfeksiyonları: Koruma ve Kontrol

Tavuklarda Mikoplazma İnfeksiyonları: Koruma ve Kontrol Tavuklarda Mikoplazma İnfeksiyonları: Koruma ve Kontrol Solunum Sistemi İnfeksiyonlarında Mikoplazmaların Rolü Mycoplasma gallisepticum (Mg) M. synoviae (Ms) M. meleagridis (Mm) M. iowae (Mi) M. gallinarum

Detaylı

MEME HAMA}lTOMU ÖZET SUMMARY. histopathologicala features of this lesion are evaluated and compared with the literature.

MEME HAMA}lTOMU ÖZET SUMMARY. histopathologicala features of this lesion are evaluated and compared with the literature. MEME HAMA}lTOMU (LENFANGİOMİYOM) R., İlhan('"), F., Kabukçuoğlu (*), A. İplikçi("'), O., İplikçi(") ÖZET 984-988 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Datı biyopsi materyeli içerisinde

Detaylı

Hastalık zaman zaman sığırlarda da görülür. Koyunlara göre seyri daha hafiftir. Keçi ve yabani ruminantlarda da hastalık görülebilir.

Hastalık zaman zaman sığırlarda da görülür. Koyunlara göre seyri daha hafiftir. Keçi ve yabani ruminantlarda da hastalık görülebilir. MAVİ DİL HASTALIĞI Son günlerde yazılı ve görsel medyada adından sıkça bahsedilen ve özellikle küçükbaş ruminantlarda görülen Mavi Dil hastalığı, Trakya dan başlayarak Batı illerimizden, Çanakkale, Balıkesir,

Detaylı

Bacillus anthracis. Hayvanlarda şarbon etkenidir. Bacillus anthracis. Gram boyama. Bacillus anthracis. Bacillus anthracis

Bacillus anthracis. Hayvanlarda şarbon etkenidir. Bacillus anthracis. Gram boyama. Bacillus anthracis. Bacillus anthracis Bacillus anthracis Gram pozitif, obligat aerop sporlu, çomak şeklinde bakterilerdir. 1µm eninde, 2-4 µm uzunluğunda, konkav sonlanan, kirpiksiz bakterilerdir. Bacillus anthracis in doğal yaşam ortamı topraktır.

Detaylı

TÜBERKÜLOZ. Verem; TB; TBC; Tüberküloz nasıl yayılır? Tüberküloz şikayetleri nelerdir?

TÜBERKÜLOZ. Verem; TB; TBC; Tüberküloz nasıl yayılır? Tüberküloz şikayetleri nelerdir? TÜBERKÜLOZ Verem; TB; TBC; Hava yoluyla yayılan bulaşıcı akciğer hastalığıdır. Akciğer dışında kemik, lenf bezleri, böbrek, beyin zarları gibi diğer organları da tutabilir. Tüberküloz bakterisi Mycobacterium

Detaylı

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır.

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan

Detaylı

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler.

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler. 10. Sınıf Enfeksiyondan Korunma 2.Hafta ( 22-26 / 09 / 2014 ) ENFEKSİYON ETKENLERİNİN SINIFLANDIRILMASI 1.) BAKTERİLER 2.) VİRÜSLER Slayt No : 2 Mikroorganizmaların Sınıflandırılması ; a.) Sayısal Yöntem,

Detaylı

Pathologıcal Changes in Important Dıseases of Upper Respıratory System of Chicken

Pathologıcal Changes in Important Dıseases of Upper Respıratory System of Chicken AVKAE Derg. 2012,2, 29-38 Derleme/Review Tavukların Önemli Üst Solunum Yolu Hastalıklarında Patolojik Değişiklikler Özgür ÖZDEMİR 1 Hüdaverdi ERER 1 Geliş tarihi/received:1.4.2012, Kabul Tarihi/Acepted:5.6.2012

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı Hayvan hücreleri mikroskop ile incelendiğinde hücre şekillerinin genelde yuvarlak

Detaylı

Kanatlı Hayvan Hastalıkları

Kanatlı Hayvan Hastalıkları Kanatlı Hayvan Hastalıkları Kanatlı sektörü ile ilgili genel bilgiler 1930 Merkez Tavukçuluk Enstitüsü 1952 Saf ırkların ilk kez ithal edilmesi 1963 Damızlık (Parent stock) ithali 1970 Yatırımlarda artma

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

www.kanatlibilgi.com

www.kanatlibilgi.com www.kanatlibilgi.com TAVUK EMBRİYOSUNUN GÜNLÜK GELİŞİM SAFHALARI Kaynak: Dr Stephan WARIN, DVM, Avian Business Unit. CEVA Santé Animale, La Ballastiere, BP 126, 33501 Libourne Cedex, France Çeviren: Barbaros

Detaylı

3. Bölüme devam VİRUSLERİN ÜRETİLMELERİ Viruslar eskiden deney hayvanları ve embriyolarda üretilirken, artık hücre kültürleri kullanılabilmektedir.

3. Bölüme devam VİRUSLERİN ÜRETİLMELERİ Viruslar eskiden deney hayvanları ve embriyolarda üretilirken, artık hücre kültürleri kullanılabilmektedir. 3. Bölüme devam VİRUSLERİN ÜRETİLMELERİ Viruslar eskiden deney hayvanları ve embriyolarda üretilirken, artık hücre kültürleri kullanılabilmektedir. Hayvan viruslarının üremesi için 3 yöntem: Deney hayvanları

Detaylı

Sıkı bağ dokusu yapısında parankimi yada dalak pulpasını. birbiriyle devamlılık gösteren bölümlere ayıran trabekulaların

Sıkı bağ dokusu yapısında parankimi yada dalak pulpasını. birbiriyle devamlılık gösteren bölümlere ayıran trabekulaların Sıkı bağ dokusu yapısında parankimi yada dalak pulpasını birbiriyle devamlılık gösteren bölümlere ayıran trabekulaların uzandığı fibroelastik bir kapsülle sarılıdır. Dalağın orta çizgisindeki hilumda kapsül

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

ANTRAKS (ŞARBON) septisemik, bulaşıcı, zoonoz

ANTRAKS (ŞARBON) septisemik, bulaşıcı, zoonoz ANTRAKS (ŞARBON) septisemik, bulaşıcı, zoonoz ÖLÜMden hemen önce ya da sonra doğal boşluklardan KAN PIHTILAŞMAMA KOYU RENK alma DALAKta büyüme ÖDEM ETİYOLOJİ Bacillus anthracis Gram pozitif kapsüllü *

Detaylı

BROYLER TAVUKLARDA GÖRÜLEN ENFEKSĐYÖZ ĐSKELET HASTALIKLARI

BROYLER TAVUKLARDA GÖRÜLEN ENFEKSĐYÖZ ĐSKELET HASTALIKLARI BROYLER TAVUKLARDA GÖRÜLEN ENFEKSĐYÖZ ĐSKELET HASTALIKLARI Đskelet bozuklukları; topallık, zayıf gelişim, artan mortalite, karkas kalitesi ve karkas derecesinin düşmesi ile sonuçlanır. Modern kanatlı hayvan

Detaylı

Tıp Fakültesi 1. Sınıf Genel Histoloji Laboratuvar Ders Programı

Tıp Fakültesi 1. Sınıf Genel Histoloji Laboratuvar Ders Programı Tıp Fakültesi 1. Sınıf Genel Histoloji Laboratuvar Ders Programı Hücre kurulu laboratuvar programı Laboratuar: Mikroskobik inceleme için dokuların hazırlanması- Preparasyon- Boyama Laboratuar: Işık ve

Detaylı

RİBOZOM YAPI, FONKSİYON BİYOSENTEZİ

RİBOZOM YAPI, FONKSİYON BİYOSENTEZİ RİBOZOM YAPI, FONKSİYON VE BİYOSENTEZİ Ribozom Palade adlı araştırıcı tarafından elektron mikroskop ile tanımlanmıştır. Viruslar hariç tüm canlılarda bulunan bir membranla çevrili olmayan organellerdir.

Detaylı

GURM (Strangles) (su sakağısı)

GURM (Strangles) (su sakağısı) GURM (Strangles) (su sakağısı) TEK TIRNAKLI ÜST solunum yollarında yangı RETROFARİNJİYAL ve SUBMANDİBULAR lenf yumrularında ABSE oluşumu AKUT, BULAŞICI ETİYOLOJİ Streptococcus equi subspecies equi Gram

Detaylı

DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ

DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ DENEY HAYVANLARI DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ Deney Hayvanı: Hipotezi bilimsel kurallara göre kurulmuş araştırmalarda ve biyolojik testlerde kullanılan hayvanlardır. Günümüzde en sık kullanılan deney hayvanları;

Detaylı

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 Canlıların prokaryot ve ökoaryot olma özelliğini hücre komponentlerinden hangisi belirler? MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 B. Stoplazmik membran C. Golgi membranı D. Nükleer membran E. Endoplazmik retikulum

Detaylı

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 OLGU 9 Y, K Sağ humerus proksimali 2 yıl önce kırık Doğal iyileşmeye bırakılmış

Detaylı

İnfluenza virüsünün yol açtığı hastalıkların ve ölümlerin çoğu yıllık grip aşıları ile önlenebiliyor.

İnfluenza virüsünün yol açtığı hastalıkların ve ölümlerin çoğu yıllık grip aşıları ile önlenebiliyor. Her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen bir solunum yolu enfeksiyonu olan grip, hastaneye yatışı gerektirecek kadar ağır hastalık tablolarına neden olabiliyor. Grip ve sonrasında gelişen akciğer enfeksiyonları

Detaylı

MEME LOBU YANGISI. süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri. süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp

MEME LOBU YANGISI. süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri. süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp MASTİT 1 MEME LOBU YANGISI süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp 2 HAYVAN Sağlığı fonksiyonel meme lobunun kaybı

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

BEYAZ ÇİZGİ HASTALIĞI VEYSEL TAHİROĞLU

BEYAZ ÇİZGİ HASTALIĞI VEYSEL TAHİROĞLU BEYAZ ÇİZGİ HASTALIĞI VEYSEL TAHİROĞLU Tanımı : Solea nın abaxial kenarı üzerinde solea ve tırnak duvarı arasındaki fibröz birleşme noktasının ayrılmasıyla karakterize bir hastalık tablosudur Etiyoloji

Detaylı

Petrifilm Maya ve Küf Sayım Plakalarında maya ve küf kolonilerini birbirinden ayırmak için aşağıda belirtilen genel özelliklere dikkat edin: MAYA

Petrifilm Maya ve Küf Sayım Plakalarında maya ve küf kolonilerini birbirinden ayırmak için aşağıda belirtilen genel özelliklere dikkat edin: MAYA Petrifilm Maya ve Küf Sayım Plakasında maya ve küf kolonileri kolayca sayılabilir. Gösterge boya, maya ve küf kolonilerini boyar, böylece kontrast sağlar ve sayım işlemini kolaylaştırır. Petrifilm Maya

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI

GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI GASTROENTERİT YAPAN VİRÜSLER Viral gastroenteritler fekal oral yolla bulaşmaları nedeniyle, alt yapı yetersizliği bulunan gelişmekte olan

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

BAŞ-BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ-TÜKRÜK BEZİ TÜMÖRLERİ OLGU SUNUMU. Dr. Özlem Saraydaroğlu

BAŞ-BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ-TÜKRÜK BEZİ TÜMÖRLERİ OLGU SUNUMU. Dr. Özlem Saraydaroğlu BAŞ-BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ-TÜKRÜK BEZİ TÜMÖRLERİ OLGU SUNUMU Dr. Özlem Saraydaroğlu 63 yaşında, erkek hasta İki yıldır boyun sol tarafında, kulak altında şişlik yakınması Dış merkezli USG sonucu;

Detaylı

Sivrisinek ve Phlebotomus mücadelesinde veya parazit hastalıkların anlatılmasında kullanılan ve de pek anlaşılmayan iki kavram vardır.

Sivrisinek ve Phlebotomus mücadelesinde veya parazit hastalıkların anlatılmasında kullanılan ve de pek anlaşılmayan iki kavram vardır. Sivrisinek ve Phlebotomus mücadelesinde veya parazit hastalıkların anlatılmasında kullanılan ve de pek anlaşılmayan iki kavram vardır. Bu kavramlar ; vektör ve konak dır. VEKTÖR NEDİR? Herhangi bir bulaşıcı

Detaylı

Staphylococcus Gram pozitif koklardır.

Staphylococcus Gram pozitif koklardır. Staphylococcus Gram pozitif koklardır. 0.8-1µm çapında küçük, yuvarlak veya oval bakterilerdir. Hareketsizdirler. Spor oluşturmazlar ve katalaz enzimi üretirler. Gram boyama Koagülaz, alfatoksin, lökosidin,

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları

Detaylı

BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ. Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ. Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 61 y/ K Sol parotiste kitle Makroskopi: 2.3x2.2x0.7 cm ölçülerinde kirli beyaz-kahverengi, kesitinde

Detaylı

KALP KASI Kalpte ve kalpten çıkan büyük damarlarda bulunur. Miyofilamanların organizasyonu iskelet kasındakilerle aynıdır; histolojik kesitlerde

KALP KASI Kalpte ve kalpten çıkan büyük damarlarda bulunur. Miyofilamanların organizasyonu iskelet kasındakilerle aynıdır; histolojik kesitlerde KALP KASI Kalpte ve kalpten çıkan büyük damarlarda bulunur. Miyofilamanların organizasyonu iskelet kasındakilerle aynıdır; histolojik kesitlerde enine çizgilenme gösterirler. Kalp kası hücreleri interkalar

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

LENFOİD DOKU. Lenfoid Organlar:

LENFOİD DOKU. Lenfoid Organlar: LENFOİD DOKU Lenfoid Organlar: Lenfoid organlar santral ve periferik olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Santral organlar yeni lenfositlerin antijene bağımlı olmaksızın otonom olarak yapıldıkları ve immun

Detaylı

Dördüncü Jenerasyon Bütrat : Gustor N RGY

Dördüncü Jenerasyon Bütrat : Gustor N RGY Dördüncü Jenerasyon Bütrat : Gustor N RGY KONU İLGİ 4. Jenerasyon Bütrat: GUSTOR N RGY Bütratların yeni bir formunun broiler sürülerindeki etkinliği TERCÜME VE DEĞERLENDİRME Trouw TR Özel Ürünler Teknik

Detaylı

DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI. Dr Alparslan ŞAHİN

DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI. Dr Alparslan ŞAHİN DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu Periferik retina dejenerasyonları Retina periferinde ora serrataya

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

MEME LOBU YANGISI. süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp. süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek.

MEME LOBU YANGISI. süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp. süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. MASTİT 1 MEME LOBU YANGISI süt veriminde azalma sütün imhası laboratuvar giderleri ilaç giderleri vet.hek. giderleri süt endüstrisinde önemli ekonomik kayıp fonksiyonel meme lobunun kaybı hayvanın ölümü

Detaylı

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.)İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 2.) İLAÇLARIN VERİLİŞ YOLLARI VE ETKİSİNİ DEĞİŞTİREN FAKTÖRLER Slayt No : 13 1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

VİRUSLARIN HÜCRE KÜLTÜRÜNDE ÜRETİLMESİ

VİRUSLARIN HÜCRE KÜLTÜRÜNDE ÜRETİLMESİ VİRUSLARIN HÜCRE KÜLTÜRÜNDE ÜRETİLMESİ Prof.Dr. Yılmaz Akça Prof.Dr. Feray Alkan Prof.Dr. Aykut Özkul Prof.Dr. Seval Bilge-Dağalp Prof.Dr. M. Taner Karaoğlu Prof.Dr. Tuba Çiğdem Oğuzoğlu VİRUSLARIN HÜCRE

Detaylı

HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN Kuş Gribi (Avian Influenza)

HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN Kuş Gribi (Avian Influenza) HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN Kuş Gribi (Avian Influenza) Prof.Dr.Mustafa TAYAR U.Ü. Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak

Detaylı

KUŞ GRİBİ. Prof. Dr. Mehmet AKAN. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

KUŞ GRİBİ. Prof. Dr. Mehmet AKAN. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 69 KUŞ GRİBİ Prof. Dr. Mehmet AKAN Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Avian Influenza (AI), uluslar arası bir problemdir ve çözümü için uluslar arası bir çaba gerektirir.

Detaylı

Yaralanmalar. Bölüm 5

Yaralanmalar. Bölüm 5 Yaralanmalar Bölüm 5 Kapsam: Yara nedir? Kaç çeşit yara vardır? Yaraların ortak belirtileri nelerdir? Yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır? Ciddi yaralanmalar nelerdir? Ciddi yaralanmalarda ilkyardım

Detaylı

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu Tanım Purbertiye ulaşan bir dişide hormonların kontrolü (hipotalamus, hipofiz ve ovaryum dan salınan) altında ovaryum ve uterusta meydana gelen değişiklikler Genital siklus

Detaylı

Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU

Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU EXTRAEMBRİYONAL KESELERİN MEYDANA GELİŞİ Zigottan sonraki gelişmelerle uterusa ulaşmış olan blastosist in intrauterin tesirlere ve dış basınçlara karşı korunması gerekir.

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

HIV ENFEKSİYONUNUN PATOFİZYOLOJİSİ VE DOĞAL SEYRİ

HIV ENFEKSİYONUNUN PATOFİZYOLOJİSİ VE DOĞAL SEYRİ HIV ENFEKSİYONUNUN PATOFİZYOLOJİSİ VE DOĞAL SEYRİ Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Sunum Planı HIV in morfolojik ve

Detaylı

Türkiye nin mevcut HPAI Durumu. o Türkiye, de OIE ye HPAI yönünden arilik bildirimini yapmıştır.

Türkiye nin mevcut HPAI Durumu. o Türkiye, de OIE ye HPAI yönünden arilik bildirimini yapmıştır. Türkiye nin mevcut HPAI Durumu o Türkiye, 14.07. 2008 de OIE ye HPAI yönünden arilik bildirimini yapmıştır. Survey Çalışmaları PASİF SURVEY (1) 2005-2006 salgınlar sonrası 01/04/2006-05/02/2007 *Muayeneye

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu

DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu Periferik retina dejenerasyonları Retina periferinde ora serrataya

Detaylı

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır.

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır. SİFİLİS Frengi; Lues; Sifilis cinsel yolla bulaşan bulaşıcı mikrobik enfeksiyon hastalığıdır. Tedavi edilmez ise beyin, sinir, göz ve iç organlarda ciddi hasarlar yaparak ölüme neden olur. Sifilis Treponema

Detaylı

KAS DOKUSU. Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri

KAS DOKUSU. Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri KAS DOKUSU Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri Kasın Fonksiyonu Hareket Solunum Vücut ısısının üretimi İletişim Organların kontraksiyonu

Detaylı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Akreditasyon Kapsamı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Akreditasyon Kapsamı Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Deney Laboratuvarı Adresi : Erzene Mahallesi Ankara Caddesi No: 172/155 35010 İZMİR / TÜRKİYE Tel : 0232 388 00 10 Faks : 0232 388 50 52 E-Posta : kyb@bornovavet.gov.tr

Detaylı

ISPARTA HALIKENT ANADOLULİSESİ ÖĞRETİM YILI 9 A-B-C-D-E SINIFLAR BİYOLOJİ DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SINAVI RAKAMLA YAZIYLA PUAN

ISPARTA HALIKENT ANADOLULİSESİ ÖĞRETİM YILI 9 A-B-C-D-E SINIFLAR BİYOLOJİ DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SINAVI RAKAMLA YAZIYLA PUAN 1. Doğal sınıflandırmada aşağıdakilerden hangisi göz önünde bulundurulmamıştır? A) Genetik (soy) benzerliği B) Anatomik benzerlik C) Dünyadaki dağılımları D) Akrabalık derecesi E) Embriyonik benzerlik

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

AVİAN İNFLUENZA (Tavuk vebası, Kuş gribi)

AVİAN İNFLUENZA (Tavuk vebası, Kuş gribi) 1. Giriş AVİAN İNFLUENZA (Tavuk vebası, Kuş gribi) Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak da bilinen, influenza A grubu virüslerin sebep olduğu, kanatlı hayvanlarda solunum ve

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3 24 P. I. AĞRAS ve Ark. GİRİŞ Ürtikeryal vaskülit histolojik olarak vaskülit bulgularını gösteren, klinikte persistan ürtikeryal döküntülerle karakterize olan bir klinikopatolojik durumdur (1). Klinikte

Detaylı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı KLİNİK BELİRTİ ve BULGULAR KOLERA Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 1 Koleranın temel kliniği yoğun ishal ve kusma ile seyreden ve sonucunda gelişen

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

Düz Kas. Nerede???? İçi boş organların duvarı, Kan damarlarının duvarı, Göz, Kıl follikülleri. Mesane. Uterus. İnce bağırsak

Düz Kas. Nerede???? İçi boş organların duvarı, Kan damarlarının duvarı, Göz, Kıl follikülleri. Mesane. Uterus. İnce bağırsak Nerede???? İçi boş organların duvarı, Kan damarlarının duvarı, Göz, Kıl follikülleri. Düz Kas Mesane Uterus İnce bağırsak Düz Kas İşlevleri İstemsiz kasılma Bazı düz kas hücreleri kollajen, elastin, glikozaminoglikan,

Detaylı

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013

TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 TÜLAY AKSARAY TECİMER 4 MAYIS 2013 Langerhans hücreli histiyositoz(lhh) Castleman Hastalığı (CH) Kimura Hastalığı Kikuchi Fujimoto -Histiyositik nekrotizan lenfadenit Rosai-Dorfman hastalığı Tanım Langerhans

Detaylı

MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI

MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI MİKOPLAZMA İNFEKSİYONLARI Etiyoloji HÜCRE DUVARI YOK!!! Pleomorfizm Peptidoglikan (-) 3 tabakalı ünit membran ile çevrili lipid+ karbonhidrat + protein Giemsa hareketsiz, sporsuz, kapsülsüz Etiyoloji Özellikle

Detaylı

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara Konuşmanın başlığı üzerine GİS patolojisinde Kolon ve ince bağırsağın Nontümöral

Detaylı

BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ

BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ Prof. Dr. Fatma Ulutan Gazi Üniversitesi Tıp T p Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıklar kları Anabilim Dalı BRUSELLOZ KONTROLÜ VE ERADİKASYONU

Detaylı

Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir)

Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir) Bağ doku Mezodermden köken alır En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir) Bağ dokunun Fonksiyonları Diğer organ ve dokuların Fonksiyonal ve yapısal desteğini sağlar. kan damarları aracılığı

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir.

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir. Fen ve Teknoloji 1. Ünite Özeti Hücre Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme. *Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir. *Hücrenin temel kısımları: hücre zarı, sitoplâzma ve

Detaylı