N SAN Muvakkat Fırtınalar ve Daimî Meltemler. Erbil deki I ık tan Hükümdar A lıyordu Mantar Gibi Bir Nimet Hareket ve Tesadüf

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "N SAN 2009. Muvakkat Fırtınalar ve Daimî Meltemler. Erbil deki I ık tan Hükümdar A lıyordu Mantar Gibi Bir Nimet Hareket ve Tesadüf"

Transkript

1 N SAN 2009 YIL 31 SAYI 363 ISSN En amansız dönemlerde, en imansız hâdiseler kar ısında bile tâli imizi hep tevekkül, teslim ve belki de tefvîze ba layarak inandık vaad edilen ilâhî eyyâmın do aca ına, inayet elinin hem bu dünyayı hem de öteleri hakkımızda ma mûrelere çevirece ine ve burada yapılanların ötelerdeki ba ve bahçelere döküldü üne/dökülece ine. Muvakkat Fırtınalar ve Daimî Meltemler Erbil deki I ık tan Hükümdar A lıyordu Mantar Gibi Bir Nimet Hareket ve Tesadüf

2 Her eye ra men zaman, beklenen e ref günlere, e ref saatlere de kayıyor gibi.. gerçi hâlâ erlere açık o eyyâm-ı nahisât a 1 dâyelik yapan u ursuz günlerin gölgesi üzerlerimizde ve yer yer fırtınalar iddetli esmeye devam ediyor, tahribe kilitlenmi bir kısım çılgın ruhlar hız kesmeden yıkmalarını sürdürüyor ve her yanda fitne ocakları tutu turarak inanan insanların seslerini kesmeye çalı ıyorlar ama büyük ço unluk itibarıyla bizler in âallah öyleyizdir sürekli güzellikleri kolluyor, güzellikler arkasında ko uyor, hülyalarımızı güzelliklerle süslüyor ve ne elerimizi gıcıklayan en derin hazlarla ötedeki saadet saraylarına ait kapıların aralandı ını hissediyor ve gıcırtılarını duyar gibi oluyoruz.. duyar gibi oluyor ve 106

3 bulundu umuz yerden cennetlere atlıyormu çasına masmavi ve aydınlık bir dünyayı temâ â etme noktasında bulunuyor olma ruh hâletiyle dı taki tipi-borana ra men zaman zaman da olsa kendimizi bir haz zemzemesi içinde sanıyoruz. manın ve Hakk a itimadın içimize saldı ı nurlar sayesinde ne çevremizde olu turulmak istenen gürültü ve velveleyle sarsılıyor, ne her yanı saran toz duman kar ısında panikliyor ne de üst üste üzerimize gelen zulme, zalime ve zulümâta eyvallah ediyoruz. Allah a güveniyor, hikmetle donanıyor ve her yörede soluklamaya çalı ıyoruz dini-diyaneti, Hak rızasını ve kendi kültür de erlerimizi. imdilerde her yeni gün ve onun içindeki nevzuhur inayetler o inayetler arkasındaki Yed-i Kudret e ruhlarımız feda olsun bizleri bütün dünyayı ku atan bilmem o kaç asırlık sisten dumandan arındırıp, güzellikleri, nefâseti ve imrendiricili iyle hepimizi ve inanan herkesi âdeta Cennet kasırlarını hâvî bir âleme yükseltiyor gibi.. umurumuzda de il sa ımızda solumuzda kuduran kinler, nefretler ve gayzla köpürmeler. Öyle ki, herkesi korkutan, zayıf yüreklere ümitsizlik salan en korkunç fırtınaları, tayfunları, tipileri-boranları ayaklarımızın altından geçip giden ve kılımıza bile dokunmayan ahvâl-i âdiye den hâdiseler gibi görüyor ve yürüyoruz hız kesmeden yüce mefkûremizin tüllendi i zirvelere, her zaman ruhumuzda canlandırdı ımız aydınlık günler istikametinde ve atalarımızın kalb ve ruh dünyaları iklimine do ru. Biz inanç ve ümitlerimiz sayesinde, bir gün mutlaka kendimiz olarak dirilip kendi ayaklarımız üzerinde duraca ımız imanıyla ya adık ve her zaman yeni bir varolu a pencerelerimizi açık tuttuk. En amansız dönemlerde, en imansız hâdiseler kar ısında bile tâli imizi hep tevekkül, teslim ve belki de tefvîze ba layarak inandık vaad edilen ilâhî eyyâmın do aca ına, inayet elinin hem bu dünyayı hem de öteleri hakkımızda ma mûrelere çevirece ine ve burada yapılanların ötelerdeki ba ve bahçelere döküldü üne/dökülece ine. Biz, ilâhî lütuflar olarak inananlara bah edilen bu ekstra ihsanların çehresinde hep zuhur edecek ilâhî ihsanlardan mesajlar aldık ve ilâhî teveccühlerin gölgeleriyle sevindik; sevindik ve o kaskatı kederleri âdeta hiç mi hiç duymadık. Dahası, hemen hepimiz kendi gönlümüzün derinliklerinde oldu u kadar yürüdü ümüz yol ve istihdam edildi imiz i lerin çehresinde de uhrevî bir iiri dinledi imizi söylesek mübala ada bulunmu sayılmayız. Gerçi böyle bir duyu ve sezi biraz da insanların his dünyalarının enginli inden kaynaklanmaktadır ama yine de her inanmı gönül o çok ulvî mefkûre ve derin hatıralarının enfes bir iir hâline geldi ini duyar gibi olur... Vâkıa, bazı ahvâlde bu seviye yakalanamayabilir, bazen de kendi hamlı ımıza ba lı çevreyi sisli dumanlı görebiliriz.. bazı hâl ve hâdiselerin bir kısım bulantılara sebebiyet verdi i de olur.. ne var ki, bunların hiçbiri kalıcı de ildir; gönüllerde iman, teslim, tevekkül tamsa, bütün bunlar geldikleri gibi gider ve bize yeni bir mukavemet ruhu arma an ederler. Aslında bu tür seviye insanları için hayat, her gün bir kere daha taptaze duyulmakta, tabiî ahvâle kar ı oldu u gibi sürprizlere de açık bulunmakta ve a lamalar içinde gülmeler, elemler arasında lezzetler ve ızdıraplar arkasında dâimî hazlar var etmektedir. Böyle olunca da hemen her zaman mü minin ufkunda yazlar, 107

4 tıpkı baharlar gibi dirili nâraları atmakta, sonbahar ve kı lar da yeni bir ba sü ba de l-mevt mu tusuyla guruplara tulû boyası çalmakta, mevsimler farklı birer saadet vaadiyle birbirini takip etmekte ve bu atmosferde âdeta her zaman bir sevinç ve ferah heyecanı ça lamaktadır. Öyle ki bu iklimde sabahlar, sürekli bir ha r ü ne r ne vesi içinde gelir; gündüzler, her yanda farklı bir lezzetle kendini hissettirir; ak amlar, ufuk ötesine panjurlar aralar; geceler, ruh ve kalbin dilini çözen birer büyü ile her yanı sarar; sarar da saat, dakika ve saniyelere en katı gönülleri bile yumu atıp rikkate getirecek bir nûrâniyet ve bir semavîlik ifâza eder. Herkes istidadına göre bu mânevî atmosferde kim bilir ne dâhiyâne mülâhazalara girer, ne söylenemeyecek eyleri mırıldanmaya durur, ne derin hülyalara dalar ve ne mâverâî ufuklara yönelir; geçmi in semavîliklerine kanatlandı ı aynı anda, gelece in en tatlı rüyalarında dola ır ve ötelerin el de memi mülâhaza ba ve bahçelerinden neler ve neler derer. Evet, bizler, o derin inanç ve ümitlerimiz, o engin nazar ve teveccühlerimiz sayesinde O nunla münasebetlerimizi sürekli derinle tirir, çok defa tasavvurlarımızı a kın eyler duymaya ba lar, bulundu umuz atmosferin âdeta uhrevîliklerle tüllenmeye durdu unu ve dört bir yandan efkatle ku- atıldı ımızı hisseder gibi olur ve bulundu- umuz yeri ahiretin bir koridoru sanırız; iç âlemimize göre ekillenen bu hususî dünya, olabildi ine büyülü bir diyara dönü ür ve bize ötelerin nûrânîli ini duyurur. Bu itibarladır ki bizim ufkumuz hiçbir zaman bütün bütün kararmaz; üst üste zulmetler her yanı sarsa da, kalb gözlerimiz çok defa ötelerin ziyasıyla par par parıldar; bulundu umuz yerin hakkını verip ezelî ufkumuza müteveccih oldu umuz sürece asla gurbet ya amayız. O nun ekstra inayetleri sayesinde her zaman bir rükn-ü edîd e 2 yaslanır ve en dev dalgalara bile meydan okuyabiliriz. Bazen ters gibi görünen bir kısım insafsız hâdiselerle zamanın önümüzü kesti i hatta bazılarımızın ruhî rabıtalarını sarstı ı da olur ama gelip sinelerimize çarpan hortumlar, tayfunlar bizim mukavemet sistemimizi güçlendirir, geldikleri gibi gider ve bize biz olmanın hususiyetleriyle alâkalı ne arma anlar ne arma anlar bırakırlar. Böylece, gam gider, kederler lezzetlere inkılâp eder; hayhuy ların yerini Elhamdülillâh lar alır ve çevremizdeki hâdiseler âdeta bir saadet vaadiyle tüllenmeye ba lar. imdiye kadar iman, ümit ve Hakk a teveccühümüz sayesinde her eyi böyle görüp böyle de erlendirdik. Bundan sonra da durdu umuz yerde böyle durup, her eyi böyle yorumlayaca ımız ümidini ta ıyoruz. Öyle ise, ey o her zaman kinle, nefretle esen muhalif rüzgâr! Artık ne taraftan esersen es!.. Yakında sana da diyecektir o Kudret-i Kahire: Yeti ir ey küstah, gayri hırıltını kes..! * Bu yazı, Sızıntı dergisinin Temmuz 2006 tarihli 330. sayısından alınmı tır. Dipnotlar: 1. Eyyâm-ı nahisât, fırtınalara, kasırgalara gebe u ursuz günler demektir; bu ifadeyle, Fussılet sûresinin 16. âyetine atıfta bulunulmaktadır. 2. Rükn-ü edîd, yıkılmaz bir dayanak, sa lam bir kale ve güvenilir bir yer mânâlarına gelmektedir; bu tabirle, Hûd sûresinin 80. âyeti ima edilmektedir. 108

5 nsanın hür ve muktedir olması, ona ba kalarına zulmetme hakkını vermez; kuvvet, hakkın emrinde oldu u sürece de erler üstü de er kazanır; hürriyet de ba kalarının haklarına saygılı davranıldı ı ölçüde hakikî kıymetini bulur ve kalıcı olur. Ali Erkan U UZ Kâinat sarayının lâmbası olan Güne in ı ı ı, yakla ık 150 milyon kilometrelik yolu, saniyede kilometre hızla 8 dakika gibi kısa bir zamanda kat ederek, dünyamızdaki canlıların ba ını efkatle ok ayacak ekilde hazine-i rahmetten gönderilir. Güne ı ı ında bulunan enerjiyle bitkilere fotosentez yaptırılır ve organik besinler üretilirken, Esmâ-i lâhî nin bin bir çe it tecellileri, yeryüzünde en zengin ilim ve san at ile sahneye konur. Yeryüzünde fotosentezle yılda yakla ık 160 milyar metre ton karbonhidrat üretilerek canlıların istifadesine sunulur. Dünyada hayatın devamı açısından bu seviyede bir ba ka biyokimyevî hâdise bilinmemektedir. nsan ve hayvanların solunumla dı arı verdi i CO, fotosentez mekanizmasıyla bitkiler için 2 bir gıda olurken, bu esnada üretilip hava- ya verilen en oksijen de hayat kayna ı olur. Havadaki CO 2 bitki hücrelerine yaprak- taki özel hücreler (stoma hücreleri) yoluyla girer. Sâni-i Kadîr, açılır-kapanır hususiyette yarattı ı bu hücrelere çok önemli bir I IK N MET, FOTOSENTEZ N MUHTEL F TARZLARIYLA TATLI, LEZ Z, DOYURUCU BES NLER N YARATILMASINDA B R SEBEP OLARAK VAZ FE GÖRÜR. görev daha vermi tir. Bunlar aynı zamanda, yapraklardan buharla ma yoluyla su kaybının oldu u, yani bitkilerin terlemesine izin verilen ana bölgelerdir. Bitkiler normalde sıcak ve kurak bir günde stomalarını kapatır. Bitkilere verilen bu kabiliyet, a ırı terleme ve su kaybını önlemeye yardımcı olur. Bu sayede kâ ıt gibi ince yapraklar, yazın iddetli sıca ında kurumadan kalır ve hayatiyetini devam ettirebilir. Bitki yapraklarında terlemenin sıcakta azalması havadan bitkiye CO 2 giri inin, dolayısıyla fotosentezin azalmasına yol açar, Bu durumda bitki daha az besin üretir. Bunun hikmeti, bitkinin normal fotosentez hızıyla büyümesinin ve daha fazla suya ihtiyaç duymasının, dolayısıyla daha çabuk kurumasının önlenmesidir. Böyle bir durumda oksijen arttı ında CO 2 yerine O 2 reaksiyonlara katılır. Bu durum fotosolunum olarak bilinir. Kısmen fotosentez, kısmen de solunum reaksiyonları ile organik glikolat olu ur ve bu, hücredeki peroksizom ve mi to kondrilerde birkaç basamakta yıkılarak CO 2 üretilir. Bu, hayvan ve insanlardaki solunuma benzer. Fo- 109

6 tosolunum hâdisesinin bitkiler için önemi aslında tam olarak aydınlatılabilmi de ildir. Bitkilerin ço unda, fotosentez reaksiyonu neticesinde üç karbonlu bir bile ik olan 3-fosfogliserat üretilir. Bu yüzden bu bitkiler C 3 bitkileri olarak isimlendirilmi tir. Pirinç, bu day, elma, ayva, soya fasulyesi vb. birçok bitki böyledir. Di er yandan bazı ye il bitkiler sıcak ve kurak artlarda bile hayatiyetini devam ettirebilir. Sâni-i Hakîm in biraz farklı bir fotosentez mekanizması verdi i bu bitkiler karbondioksitleri dört karbonlu malat bile i ine dönü türme kabiliyetine sahiptir. Bunlara C 4 bitkileri denir. Binlerce bitki türü ile ekerkamı ı ve mısır gibi önemli ziraî bitkiler bunlardandır. C 4 bitkilerinde evveliyatla CO 2 nin fosfoenolpirüvat (PEP) ile birle mesi neticesi dört karbonlu oksaloasetat olu ur. PEP karboksilaz enzimiyle gerçekle en bu yapı sonra malat bile i- ine dönü ür. Daha sonra CO 2 serbest bırakılır ve eker üretilir. Neticede C 3 bitkilerinin aksine C 4 bitkilerinde fotosolunum azaltılarak, fotosentez verimlili i ve eker üretiminden maksimum kazanç elde edilir. Yüce Yaratıcı nın bir rahmet tecellisi olarak sıcak ve kurak iklime adaptasyon, hem bitkilerin, hem de o bitkilerle beslenen hayvan ve insan hayatının devamlılı ı açısından son derece önemlidir. Daha kurak ortamlarda ise, su depo edebilen sukkulent bitkileri, fotosentez için Rezzak-ı Kerîm in bir lütfu olan üçüncü bir adaptasyon mekanizmasını kullanırlar. Bunlara CAM (crassulasean asit metabolizması) bitkileri denir. Bunların en karakteristik türleri, kaktüs ve ananastır. Kuraklı ın hâkim oldu u co rafyalarda bu tür bitkilerin stomaları gündüzleri kapalı kalır; böylece su kaybı azaltılmı olur. Bu arada, besin üretimi için gerekli ATP gibi bazı maddeler aydınlık safha reaksiyonlarıyla gündüz hazırlanır. Stomalar geceleri açılır ve alınan CO 2 karanlık safha reaksiyonlarıyla organik asitlere ve besinlere dönü türülür. Makro âlemden mikro âleme gönderilen ı ık nimeti fotosentezin muhtelif tarzlarıyla tatlı, leziz, doyurucu besinlerin yaratılmasında bir sebep olarak vazife görür. Böylece C 3, C 4 ve CAM bitkileri, kendilerine bah edilen adaptasyonlarla kurak veya nemli ortamlarda, yeryüzünün her yanında canlılı ın devamına hizmet ederler; lâhî bir rahmetin hükümferma oldu unu akıl sahiplerine gösterirler. Her nimet ükür istedi i gibi fotosentez nimeti dahi ükür ister, tefekkür ister, hamd ister. 110

7 Mustafa ARSLAN TOP, TANK, KUR UN SESLER PS KOLOJ LER N BOZMUYOR DE LD ; AMA ÇARES Z BUNA KATLANACAKLARDI. ZÎRÂ ÖLMEYE RAZIYDILAR; AMA ONLARI BURALARA GÖNDERENLER N ÜM T- LER N BO A ÇIKARMAYA HAKLARI OLMADI INA NANIYORLARDI buhranlar içerisinde bunalmı insanlı ın imdadına ko acaksınız. Dünyadaki Siz, herkesin, mayası sevgiyle yo rulmu duygu ve dü üncelerinizi teneffüs etmeye ihtiyacı var. Bunun için gurbet sayılan diyarlara gidecek, yalnızlık ve sıkıntılara katlanacak, bulundu unuz yerlerde ekti iniz tohumlarım semere vermesi için gözya ı dökeceksiniz. Ülkenizde de anneniz ve babanız size olan hasretinden a layacak. Her iki tarafta dökülen o mukaddes damlalar, Ceyhun hâline gelecek. Bu iki rahmet nehrinin uçları birbiriyle bulu tu u zaman insanlık kurtulacak. Bu ifadelerin ruhlarında meydana getirdi i heyecan tufanıyla, Muammer Bey ve arkada ları Kuzey Irak ın Erbil ehrine giderek, orada I ık Koleji nin açılmasına vesile oldular. 111

8 Kuzey Irak, güvenli in olmadı ı çok karı ık bir yerdi. Kimin ne yaptı ı belli de ildi. Güçlü, zayıfı eziyor, mazlumun hakkını aramak için ba vuraca ı bir makam olmadı ı için kötülükler, yapanların yanına kâr kalıyordu. Ülkemizin ba ına sarılan terör belâsı, buralarda yapılan faaliyetlerle güç kazanıyordu. Okuldaki ö retmenlerin bir kısmı bekâr, bir kısmı da evliydi; maa ları Türkiye deki e itim gönüllüleri tarafından gönderiliyordu. Bekârlar maa larını alsalar da almasalar da, geçinmenin bir yolunu bulurlardı. Altı üstü yiyecekleri bir ekmek ve bir ka ık çorba de il miydi? Evlilere gelince onların durumu farklıydı ve maa larının mutlaka gönderilmesi gerekiyordu. Kimsenin kimseye güvenmedi- i, anar inin kol gezdi i, çok samimi dostlukların henüz kurulmadı ı bu ülkede kimseden borç alma imkânı da yoktu yılında kendilerine burs gibi maa gönderen e itim gönüllüleri, i lerinin iyi gitmemesi sebebiyle para gönderemez olmu lardı. Muammer Bey ba ını elleri arasına almı, dü üncelere dalmı tı. 14 Aralık 1994 tarihinde e itime ba layan, 140 talebesi bulunan bu müessesenin devamı için gereken kaynaklar neredeyse tükenmi ti. Muammer Bey, kader arkada larını topladı. Durumu ifade etmeye çalı tı. Anlatıyor, a lıyordu. Kimin ne kadar parası varsa, hepsini bir araya getirdiler. Herkesin asgarî ihtiyaçlarını kar ılaması için ne kadar lâzımsa, o kadar vermeye çalı tılar. Fakat o toplanan paralar da bitmi ti. Çözüm üretmek gerekiyordu. Yoksa çok kısa bir süre sonra tamamen ortada kalacaklardı. Kendilerinin kontrolünde ne kadar yer varsa, müsait kısımlarını hazır hâle getirdikten sonra domates, salatalık, biber, patlıcan gibi sebzeler ektiler. Bir müddet oralardan elde ettikleri ile geçinmeye çalı tılar. Onlar böyle yapadursunlar, sava da bütün iddetiyle devam ediyordu. Fakat kimseyle alıp verecekleri olmadı ı için, onlara saldıran olmuyordu. Allah ın inayeti, bazıları böyle bir yanlı a niyet etse, içlerinden birileri buna engel oluyordu. Top, tank, kur- un sesleri psikolojilerini bozmuyor de ildi; ama çaresiz buna katlanacaklardı. Zîrâ ölmeye razıydılar; fakat onları buralara gönderenlerin ümitlerini bo a çıkarmaya haklarının olmadı ına inanıyorlardı. Çocuklarını e itim için ö retmenlerin efkatli ellerine teslim eden velilerin, okulla alâkalı bir sıkıntıları yoktu; ancak veliler, ehirde sava devam etti inden, içlerindeki tereddüdü bir türlü yenemiyorlardı. Rahat edebilmeleri için çocuklarının, evlerinde, dizlerinin dibinde olmasını arzu ediyorlardı. Anne ve baba olarak bu dü üncelerden daha tabiî bir ey olamazdı. Veliler, aldıkları ortak kararı okul idareci ve ö retmenlerine anlatıp, evlâtlarını okuldan almak istediklerini söylediler. Talebeleri okuldan götürmeye gelmi lerdi. Okulun ö retmen ve idarecileri, velilerin aldıkları bu kararı duyunca çok a ırdılar. Hâlbuki onlarla ne kadar da iyi bir diyalogları vardı. Bu, okulun kapısına kilit vurmak mânâsına geliyordu. Talebesi olmayan okula, okul denemezdi. Ne kadar güzel duygu ve dü üncelerle bu topraklara gelmi lerdi. imdi her ey altüst oluyordu. Kader arkada ları birbirlerine baktılar. Bütün gözler ve onlardan yanaklara süzülen cennet kevserlerinden daha kıymetli damlalar aynı eyleri söylüyordu. Bir yerde ocak tüttürüldükten sonra gerekirse canlarını vermeli; fakat oca ın sönmesine müsaade etmemeliydiler. Bu geri adım atmak olurdu. Onlar için ölmek var; fakat geri adım atmak yoktu. Kenetlendiler. Okulun kapısına durdular ve çocuklarını almak için gelen velilere: Bize güvenin. Çocukları, sizin korudu unuzdan daha iyi korumaya söz veriyoruz. Hepimizin cesedi çi nenmedikçe çocukların kılına zarar gelmeyecek, dediler. Veliler bu kararlılık kar ısında a ızlarını açıp tek kelime konu amadılar. Çocuklarını emîn ellere bırakmanın huzuru içinde evlerinin yolunu tuttular. 6 7 ay geçmi ; fakat para göndermeleri gereken e itim gönüllülerinden bir ses çıkmamı tı. Muammer Bey, bu konuları konu mak üzere Türkiye de e itim gönüllülerinin bulundu u ehre gitmeye karar verdi. Bulundu u yerde cep telefonu bulmak ve kullanmak mümkün de ildi. Sâbit telefonların dakikası ise, on dolardı. Onun için Türkiye ye gelece ini dostlarına haber veremeden otobüse bindi. Yolculuk esnasında not almak için elini cebine attı- ı zaman, kalemini kaybetti ini fark etti. Otobüsten indi inde kendisini merhum Salih Zeki Bey kar- ıladı. Âniden lâzım olursa, cebimde bulunsun. diyerek bir kalem almak için kırtasiye dükkânına girdi. Kalemi alıp dı arı çıktı ında, yabancı olmayan bir ses duydu: u adam, Muammer ime ne kadar da benziyor. Dondu kaldı. Bu annesinin sesiydi. Onun bu- 112

9 17 HAZ RAN 2006 TAR H NDE STANBUL KONGRE VE GÖS- TER SALONU NDA YAPILAN TÜRKÇE OL MP YATI NDA ER- B L DEK I IK KOLEJ NDEN YARI MAYA KATILAN TALEBE- LER, YAPILAN ÇALI MALARIN, SARF ED LEN EMEKLER N, EK - LEN TOHUMLARIN BO A G T- MED N HAYKIRIYORLARDI. ralarda ne i i vardı? Annesini çok özlemi ti. Kendisini bekleyen i leri hallettikten sonra, fırsat bulursa, annesini ziyaret edecekti. Fakat annesini birdenbire yanında görmü tü. Hemen ko up ellerini öptü. kisinin de gözya ları birbirine karı mı tı. Annesi, Muammer in küçük karde ini sıkı tırmı ve: Muammer imin kokusunu alıyorum. O zaman zaman kendilerine yardım eden ehre gelip gider. Mutlaka orada haberle ti i ki iler vardır. Belki bir haber alabiliriz. Beni oraya götür, demi ti. O lu ne kadar: A abeyimin orada ne i i var? O imdi Kuzey Irak ta, Erbil de demi se de, annesinin ısrar etmesine dayanamamı, a abeyini görece ine ihtimal vermese de, annesiyle beraber yola çıkmı tı. imdi a abeyi, kar ısındaydı. Muammer Bey e itim gönüllüleriyle gerekli görü meleri yaptı. Oradaki nazik durumu anlattı ve ö retmenlerin fedakârlıkları hakkında bilgi verdi. Onlar da anlatılanlardan çok etkilendiler ve aralarında yaptıkları görü meler neticesinde, kendi i leri kötü olsa bile, Erbil de canları dâhil her eylerini ortaya koyarak hizmet etmeye çalı an ö retmenlerin maa larını Muammer Bey e teslim ettiler. O da hemen Erbil e do ru yola çıktı. 13 Ocak 1995 te Kuzey Irak a girdikten sonra kendisini Erbil e götürecek bir arabaya bindi. ehre 30 km kaldı ında, sava ın iddetlendi i haberi gelmi ti. oför daha ileri gidemeyece ini söyledikten sonra, onu arabadan indirdi ve geri döndü. Zaten yollar da kapatılmı tı. Bırakıldı ı yer da ba ı gibiydi. Ne yapaca ını a ırdı. Geceyi nasıl geçirece ini dü ündü. Çaresiz dola ırken biraz ileride bir cami görür gibi oldu. Avludan içeriye girdi, caminin bahçesinde geceyi geçirmeye karar verdi. Hafifçe kestirir gibi oldu. Gözlerini açtı- ında çok ü üdü ünü fark etti. Tekrar dı arı çıktı. Yolda birisine rastladı ve zor durumda oldu unu geceyi geçirecek bir mekâna ihtiyacı oldu unu anlattı. Adam onu evinde misafir etti. Ertesi gün bir saatli ine Erbil e giden yol açıldı. Muammer Bey, hemen solu u okulda arkada larının yanında aldı. Sava devam etti i için, dört ay Erbil den dı arıya adım atamadılar. Tank, top, mermi sesleri altında, bulundukları ülkenin gelece ini ekillendirecek e itim faaliyetlerine devam ettiler. Ve 17 Haziran 2006 tarihinde stanbul Kongre ve Gösteri Salonu nda yapılan Türkçe Olimpiyatı nda Erbil deki I ık Koleji nden yarı maya katılan talebeler, yapılan çalı maların, sarf edilen emeklerin, ekilen tohumların bo a gitmedi ini haykırıyorlardı. 113

10 Hürriyet ve kuvvet mevzuunda, Hakk ın takdir buyurdu u sınırlar içinde kalma, adalet ve istikamet; bu konuda sınır tanımamazlık ise, bir zulüm ve haksızlıktır. Ebubekir PA AZÂDE MANTARIN % KADARI SU OLDU UNDAN, TAZE MANTARLAR, D ER SEBZELERE NAZARAN ÇOK KOLAY S ND R LEN PROTE NLERE SAH PT R. Geçmi te bitki oldu u söylenen, ancak daha sonra bazı farklı özellikleri sebebiyle hayvanlardan ve bitkilerden farklı ayrı bir âlem olarak kabul edilen mantarların mikroskopik ölçülerde hastalık yapanları oldu u gibi ilâç olanları da vardır. apkalı mantarlar olarak bilinen büyük türlerin bazıları ise, gıda olarak kullanılabilecek mahiyette yaratılmı nimetlerdendir. Ancak onları da iyi tanımak gerekir. Aksi takdirde gıda niyetine çok iddetli bir zehir de yiyebiliriz. Günümüzün hayat tarzı; stresin, sinir, damar ve kalb hastalıklarının giderek artmasına sebep olmaktadır. Yo un i temposu içinde çabuk yemek (fast food), fazla miktarda ya ın alınmasına yol açmakta, buna ilâveten masa ba ında uzun süreli oturma ve hareketsiz kalma, alınan enerjinin bir kısmının kullanılmadan vücutta depolanmasına sebep olmaktadır. Kalb-damar hastalıkları, geli mi ülkelerin en büyük sıhhat problemlerinden biridir. Bu yüzden son 50 yılda koroner arter hastalıklarının geli mesinde rol oynayan risk faktörlerinin ortaya çıkarılması ve bunların önlenmesi için çok sayıda çalı ma yapılmı tır. Mantarlar, yüksek gıda de eri ve beslenmeye faydası bilinen gıdalardandır. Ayrıca ba ı ıklık sistemini düzenleyici, ur te ekkülünü önleyici ve yan tesiri olmayan kan basıncını dü ürücü hususiyetleri dolayısıyla bazı mantar türleri hususi olarak üretilmektedir. Mantar çok eski tarihlerden beri de erli bir besin maddesi olarak bilinir. Mantarın % kadarı su oldu undan, taze mantarlar, di er sebzelere nazaran çok kolay sindirilen proteinlere sahiptir. Sa lık için gerekli olan proteinlerin yanında, B kompleks vitaminler ve mineral maddeler bakımından da zengin olan mantarlar, bütün olarak de erlendirildi inde, yüksek gıda de erine sahip nimetlerden kabul edilir. Mantarların bazıları do rudan ifa kayna ıdır. Kayın mantarı (Pleurotus spp.), Ganoderma lucidum 114

11 (Reishi), Grifola frondosa (Maitake), Lentinula edodes (Shiitake) gibi mantarlardan elde edilen polisakkaritprotein komplekslerinin tümör hücrelerinin ve AIDS in geli mesini durdurabildi i anla ılmı tır. Mantarların antiviral, antibakteriyel ve antifungal tesir gösterdi i; so uk algınlı ının, mide ve ba a rısının, hepatit B hastalı ının tedavisinde faydalı oldu u; hâlsizlik ve uykusuzlu un azalmasına, kan kolesterol seviyesinin dü mesine, beyin kanamalarının, damar sertli inin, böbrek yetmezli inin, yüksek tansiyonun önlenmesine vesile oldu u ve ba ı ıklık sistemini güçlendirerek ya lanmanın geciktirilmesinde rol aldı ı bilinmektedir. Agaricus bisporus mantarının kimyevî terkibi: Temel gıda Unsurları % Ya 0,35 Protein 3,43 Karbonhidrat 3,78 Kül 0,71 Nem 91,73 Mineral maddeler Suda çözünen vitaminler (ppm) Çinko 5,46 Bakır 1,59 Potasyum 2445,50 Sodyum 171,59 Demir 8,73 Kalsiyum 39,60 Krom Fosfor 882,30 (mg/100g) B 1 (Tiamin) 0,094 B 2 (Riboflavin) 0,396 Folik asit 0,078 C (Askorbik asit) 5,72 B 3 (Pantotenik asit) 2,29 Niasin 5,35 B kompleks vitaminleri bakımından zengin oldu u için mantarlar, sinir sisteminin daha zinde ve güçlü çalı masında faydalı tesirler gösterir. Folik asit yetersizli ine ba lı olarak meydana gelen kansızlık (anemi) tipinin tedavisinde mantar iyi bir alternatiftir. Mantarın kan ekerini ayarlamada da faydalı özelli i vardır. Ayrıca mantar, karaci er ve böbrek rahatsızlı ı olanlara da tavsiye edilmektedir. Sindirim metabolizması sonunda az miktarda ürik z HAYVANLARDAN VE B TK LERDEN FARKLI AYRI B R ÂLEM OLARAK KABUL ED LEN MANTAR- LARIN M KROSKOP K ÖLÇÜLERDE HASTALIK YAPANLARI OLDU U G B LÂÇ OLANLARI DA VARDIR. asit te ekkülüne yol açtı ı için mantar, gut hastalı ı (nikriz) olanlarda öncelikli bir protein kayna ıdır. Ülkemizde yenilen mantarlar hakkında çok fazla ilmî çalı ma yapılmadı ından, bu mevzuda üzerinde en çok çalı ılmı olan dünyaca me hur bazı türlerden verece imiz bilgilerin bir kısmının bizim mantarlarımız için de geçerli oldu unu dü ünebiliriz. Shiitake: Shiitake (Lentinula edodes) Japonya ve Çin de hayat iksiri, uzun hayatın sırrı, Rabb imizin tabiat eczanesine sundu u bir ifa kayna ı olarak satılmakta ve dü ün yemeklerinde kullanılmaktadır. Bu mantar; beyin kanamalarının, damar sertli inin ve daha birçok hastalı ın önlenmesinde tesirli oldu u gibi, antitümör aktivitesinden dolayı kanser tedavisinde kullanılmak üzere birçok ara tırma programında yer almaktadır. Nitekim yapısında bulunan lentinan adlı bir polisakkaritin, Sarcoma 180 denilen katı tip tümörlerin geli mesini durdurabilmesi bu mantara verilen önemi artırmı tır. Bu yüzden kemoterapi sırasında hastaların Shiitake yi gıda olarak tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Japonya da Shiitake den 50 kadar enzim elde edilmi tir. Bunlardan pepsin ve tripsin bazı mide hastalıklarının; asparaginase ise, çocuklarda görülen kan kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır. Bu mantar protein, vitamin ve mineral bakımından zengin bir mantar türüdür. 100 gram taze mantar yendi inde, ancak 28 kalori alınır ki, bu da fazla enerji almadan besleyici madde almanın iyi bir yolu olarak görülmektedir. Az miktarda A ve E vitamini ihtiva eden mantarda bol miktarda bulunan ergosterol (provitamin D 2 ), güne ı ı ının veya sun î ı ı ın 115

12 Grifola frondosa (Maitake) Pleurotus ostreatus Ganoderma lucidum (Reishi) Lentinula edodes (Shiitake) Pleurotus cornucopiae tesiriyle D 2 vitaminine dönü mektedir. D 2 vitamini ise, fosfor ve kalsiyum seviyesini dengeleyerek kemik ve kas geli mesine yardım etmekte, dolayısıyla ra itizm hastalı ının geli mesine engel olucu bir rol sergilemektedir. Bu mantarda bulunan Eritadenine adlı maddenin, kan kolesterolünü % azaltmaya vesile oldu u gösterilmi tir. Yukarıda mantarların umumî hususiyetleri olarak sayılan (kan dola ımının düzenlenmesine; beyin kanamalarının, damar sertli inin, böbrek yetmezli inin ve yüksek tansiyonun önlenmesine vesile olma; bakteri, virüs, patojen mantarları öldürücü tesirleri ) müspet roller, bu tür için de geçerlidir. Temel unsurlar Taze mantar Kurutulmu mantar Su 92,8 15,8 Protein 1,5 13,5 Ya 0,4 1,6 Karbonhidrat 5,4 60,0 Kül 0,3 4,6 Kalsiyum 8,0 16,0 Fosfor 39,0 240,0 Demir 0,7 3,9 B 1 (Tiamin) 0,64 0,5 B 2 (Riboflavin) 0,4 1,0 Pleurotus spp. (Kayın mantarı): Ülkemizde de bulunan bu mantardaki protein muhteviyatı, baklagillerden sonra gelir. nsan vücudu için gerekli kalsiyum, fosfor, demir gibi mineral tuzların nispeti, sı ır ve tavuk etlerinde bulunanın iki katıdır. Pleurotus, en yüksek B 1 vitamini (tiamin) ve B 2 vitamini (riboflavin) miktarına sahip bir mantar cinsidir. Pleurotus ostreatus ve Pleurotus spodoleucus türlerinde hemaglutininlere (kanı pıhtıla tırıcı maddeler) rastlanmı tır. Pleurotus ostreatus un 18 aminoasidinden 8 i insan vücudu için gerekli (esansiyel) aminoasitlerdir. Pleurotus sporlarından elde edilen saf ekstrelerin, vücutta viral enfeksiyonlarla mücadelede ilk savunma mekanizması olan interferonun olu- umunu te vik etti i ve lâboratuvar hayvanlarında grip ve felce kar ı engelleyici tesire sahip oldu u belirlenmi tir. Bazı mantar türlerinin ba ı ıklık mekanizmasını güçlendirici tesirleri ara tırmalarla ispatlanmı tır. Kanser ba ta olmak üzere bazı hastalıklarda kulla- 116

13 nılan kemoterapide (ilâç tedavisi) birçok yan tesir görülmektedir. Bazen yan tesirler çok iddetli olmakta, âdeta yeni bir hastalı a yol açmaktadır. lâçların toksik (zehir) tesirlerinin yeni enfeksiyonlara zemin hazırlaması ve böbrekler ile karaci erde yaptı ı tahribat da ciddi bir problemdir. Rabb imizin afî ismiyle tabiat kitabının sayfaları arasına gizledi i birçok ifa vesilesi maddeyi, bugün henüz bilmiyoruz. Her hastalı ın çaresinin bulunaca ına dâir hadîs-i erîfin müjdesine kulak verip, ara tırmalarımızı bu yönlere tevcih edebilirsek, mantarlar gibi daha birçok varlı ın yaratılı larındaki hikmeti anlamada mesafe kat edebiliriz. Kaynaklar - Günay A. 1995, Mantar Yeti tiricili i, lke Kitabevi Yay, Ankara 469 s. - Erkel. 2000, Kültür Mantarı Yeti tiricili- i, stanbul 160 s. - lbay M. E., Atmaca M. 2004, Kültürü Yapılan Bazı Tıbbî ve Egzotik Mantarlar, Türkiye VII. Yemeklik Mantar Kongresi Bildirileri, Eylül 2004, Korkuteli-Antalya, sayfa: Ça larırmak N. 2004, Kültür ve Yenebilir Do a Mantarlarının Biyokimyasal Kompozisyonları ve Medikal Yönden Önemleri, Türkiye VII. Yemeklik Mantar Kongresi Bildirileri, Eylül 2004, Korkuteli-Antalya, sayfa: lbay M.E., A ao lu Y. S Lentinus edodes (shiitake) Kültür Mantarı Yeti tiricili inde De i ik Katkı Materyallerinin Verim ve Kaliteye Etkileri Üzerinde Ara tırmalar-2, Türkiye V. Yemeklik Mantar Kongresi Bildirileri, 5-7 Kasım 1996, Yalova, sayfa: Sürücüo lu M., Hasipek S. 1996, Kültür Mantarının Kan Lipid Düzeylerine Etkisi, Türkiye V. Yemeklik Mantar Kongresi Bildirileri, 5-7 Kasım 1996, Yalova, lbay M.E Shiitake (Lentinula edodes) Kültürü, Ankara 58 s. - A ao lu Y.S., lbay M.E., Tekinsoy B. 1990, Japon Mantarı (Shiitake), Bilim ve Teknik, 23 (266) A ao lu Y.S., Güler M. 1991, Do al ve Kültüre Alınabilir Mantar Türleri-II, Kayın Mantarı (Pleurotus spp.) Yeti tiricili i, T.C. Orman Bakanlı ı Orman Genel Müdürlü ü, 46 s. Ümit oldu bizlere bu çiçekler, bu dere Bir süre daha olur her yan âbâd; Cennetlere dönü ür ova-oba her yöre Gamlar, kederler gider; olur nâ âdlar hep âd 117

14 Dr. Musa SARAÇO LU B L NEN EN ESK EBRÛ, STANBUL ÜN VERS TES KÜTÜPHANES NDE BULUNMAKTADIR, BU EBRÛNUN 1519 DAN ÖNCE YAPILDI I TAH- M N ED LMEKTED R. YAPIM TAR H 1539 OLARAK TAHM N ED LEN BA KA B R EBRÛ DA, TOPKAPI SARAYI NDA BULUNMAKTADIR. Söz yazıya döküldükten bir süre sonra ecdadımızın ince sanat Mukaddes zevkiyle bulu tu. Bu bulu madan; hat, tezhip, ebrû ve cilt gibi sanatlar ortaya çıktı. Bu sanatlar Osmanlı medeniyetinin zirveye çıktı ı 16. yüzyılda olgunlu a ula arak, kıymetli eserlerin do masına vesile oldu. Millî sanatlarımızdan biri olan ebrû, yo unla tırılmı su üzerine serpi tirilen boyaların ekillenmesiyle olu an desenlerin, kâ ıt üzerine alınması tarzında icra edilir. Ebrû kelimesinin men einin, Farsçadaki ebr (bulutumsu), ab-rû (su yüzü) veya Ça ataycadaki ebre (hare gibi dalgalı, damarlı) oldu u ileri sürülmektedir. Mermerdekine benzer damarlı görünümü sebebiyle ebrûya Avrupa dillerinde marmor papier, papier marbre, marbled paper; Arapçada ise, varakü l-mücezza denir. 8. veya 9. yüzyılda Özbekistan ın Buhara ehrinde ba ladı ına inanılan ebrû sanatı, daha sonra 118

15 Büyük pek Yolu ile ran üzerinden Anadolu ya ve stanbul a ula mı tır. Ebrû, di er kitap sanatları gibi, geli mesini stanbul da sürdürerek 16. yüzyılda olgunlu a eri mi, en parlak dönemini 17. yüzyılda ya amı tır. Bu dönemde stanbul da yapılan ebrûlar Avrupa dan gelen talepleri de kar ılar hâle gelmi tir. Bilinen en eski ebrû, stanbul Üniversitesi Kütüphanesi nde bulunmaktadır, bu ebrûnun 1519 dan önce yapıldı ı tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1539 olarak tahmin edilen ba ka bir ebrû da, Topkapı Sarayı nda bulunmaktadır. O dönemlerde eserlere imza atma gelene i bulunmadı ından, Osmanlı nın son dönemi hâriç, önceki ebrû sanatçılarını tanımak mümkün olmamı tır. ebek Mehmet Efendi, Hatip Mehmet Efendi, eyh Sâdık Efendi, Nafiz Efendi ve Hezarfen Ethem Efendi Osmanlı döneminde ya ayan ünlü ebrû sanatçılarıdır. Necmettin Okyay, Sami Okyay, Sacit Okyay, Abdülkadir Kadri Efendi ve Mustafa Düzgünman gibi isimler ise, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki ünlü ebrû sanatçılarıdır. Ebrû sanatının giderek yaygınla tı ı ülkemizde, bugün çok sayıda ebrû sanatçısı bulunmaktadır. Dünyada da benzer ekilde, ebrûya büyük bir ilgi bulunmakta, Avrupa, Amerika ve Asya ülkelerinde yüzlerce ki i ebrû sanatıyla u ra maktadır. Dünyanın her kö esindeki yüzlerce ebrû sanatçısı, groups.yahoo.com/group/marbling internet adresi üzerindeki haber grubu aracılı ı ile birbirleri ile haberle mekte ve fikir alı veri inde bulunmaktadır. Eski ebrû ustaları kullandıkları malzemelerin hemen hemen tamamını kendileri îmal etmekteydi. Kullanılan malzemeler unlardır: kâ ıt, kitre, tekne, neft, biz takımı, taraklar, boyalar ve fırçalar Ebrûda kullanılan boyalar suda erimeyen cinstendir, geleneksel ebrûda toprak boyalar kullanılmaktadır. Topraktan elde edilen boyalar, bir mermer zemin üzerinde destezeng denen el ta ıyla iyice ezilerek, bir kap içerisine alınır. Üzerine su ve öd eklenen boya, olgunla ması için bir süre bekletilir. Boyanın cinsine göre bu süre, birkaç hafta ile birkaç yıl arasında de i ebilir. Olgunla an boyalar test edilerek ebrû yapımında kullanılmaya ba lanır. Bu tür boyaların hazırlanmasındaki me akkat sebebiyle, günümüzde hazır ebrû boyalarını kullanmaya e ilim giderek artmaktadır. Ebrûlar, üzerindeki desen ve motiflere göre sınıflandırılmı tır. Su üzerindeki boyalara çe itli mü- M LLÎ SANATLA- RIMIZDAN B R OLAN EBRÛ, YO UNLA TIRIL- MI SU ÜZER NE SERP T R LEN BOYALARIN EK L- LENMES YLE OLU- AN DESENLER N, KÂ IT ÜZER NE ALINMASI TARZIN- DA CRA ED L R. 119

16 dahalelerde bulunarak; gel-git, al, taraklı, bülbülyuvası, hatip ve çiçekli ebrûlar yapılmaktadır. Battal ebrû, su üzerindeki boyalara hiçbir müdahalede bulunmadan kâ ıda alınır. Bir ebrûnun güzelli ine karar vermek için, üç nokta göz önünde bulundurulabilir. Bunlar hav, hâle ve desendir. Hav, boyanın kâ ıt yüzeyinden yüksekli idir. Parmakla dokunuldu unda kadifemsi bir his verir ve en iyisi, toprak boyalarla elde edilir. Hâle, her bir boya damlacı ının çevresindeki beyaz ı ıltı halkasıdır; boyaya katılan öd sebebiyle olu maktadır. Desen, ebrûnun genel görünümüdür. Renklerin da ılımı, âhengi, motiflerin ekli, konumu ve büyüklü ü gibi özellikler deseni olu turur. Günümüzde çe itli ebrû ekollerinden bahsedilebilir. Türk ebrû sanatı, ebrû sanatı içerisinde bir ekol veya tarzdır. Dünyanın çe itli ülkelerinde ya- ayan yüzlerce ebrû sanatçısının ebrûya, Türk ebrû sanatı olarak yakla malarını veya bu tarzda ebrû yapmalarını beklemek pek gerçekçi olmayabilir. Sanat evrenseldir ve bir sanata en çok kimler sahip çıkarsa, o sanat üzerinde en çok onlar söz sahibi olurlar. Günümüzde birçok ebrû sanatçısı, ebrûyu müstakil bir sanat olarak uygulamaktadır. Bunun yanı sıra ebrû; minyatür, hat, tezhip ve resim gibi di er sanatlarla birlikte de ele alınmaktadır. Kitap ciltlemek maksadıyla ebrû yapımı ise, günümüzde oldukça azalmı tır. Gelene e dayanan ebrû sanatı ile modern ebrû sanatı arasındaki münasebet konusunda çe itli fikirler vardır. Bazı sanatçılar, gelene e dayanan ekolün sürdürülmesi konusunda çok daha hassas davranırken, di erleri kullanılan malzemeler ve teknik açısından daha serbest davranmaktadır. Bu konuyu tartı maktan ziyade, herkesi konumunda kabullenmek ve ba kalarının çalı malarına karı mamak ebrûyu zenginle tirecektir. Zaten dünya üzerinde ebrû ile u ra an yüzlerce ki i diledi i gibi ebrû yapmaktadır. Eserlerin be enilip be enilmemesi, sanatseverlerin bilece i bir husustur. Bugün ilgi görmeyen bir teknik veya ekol, belki de gelecekte çok aranır olabilecektir. Ülkemizde eski üstatlardan e itim ve icazet almı çok az sayıda ebrû sanatçısı bulunmaktadır. Ebrû sanatı hakkında temas edilmesi gereken bir di er nokta da, ebrûnun geçmi yüzyıllarda tasavvufî terbiye vasıtalarından birisi olarak kullanılmı olmasıdır. Öyle ki, asırlar boyu; Ya Rabbi! Sen in sıfatlarına rücû ediyorum, suyun üzerine renkleri açarken beni koru, yoksa ben kendimi Hâlık sanırım. diye dua edip, Rablerine sı ınarak tekne açan ebrû sanatçıları, kendilerini sadece renklere yön vermekle muvazzaf bir vasıta gibi görmü ve esas itibariyle zuhûrata tâbi olduklarını akıllarından hiç çıkarmamı lardır. Zîrâ onlara göre, kâinattaki bütün hâdiseleri oldu u gibi, ebrûyu da ekillendiren lâhî bir kuvvettir ve ancak tesirine girdi i bu ilâhî gücü hisseden sanatçının eseri o ilâhî esintilerden nasibini alabilir. te bu sebepledir ki; Allah güzeldir, güzelli i sever. mealindeki hadîsin ı ı ında estetik zevkin âhikalarında dola an ebrû sanatçıları, taklit edilmesi mümkün olmayan bu sanat dalının saklı hazinelerini ke fedebilmi lerdir. Hiçbir ebrûnun bir di erine benzememesinin, hattâ bir sanatçının aynı tekneden aldı ı iki farklı ebrûnun dahi motif ve renk da ılımı bakımından çe itlilik göstermesinin sırrı burada gizlidir. Bütün bunların yanında ebrû sanatçıları, teknedeki suyun gönüllerinin berraklı ıyla do ru orantılı oldu una inanmı ve ems-i lâhî den gelen hikmet ve a k uâlarının ancak a k ile parlatılmı bir kalbe, oradan da tekneye dü ece ine inanmı lardır. Onlara göre ebrû renklerinin tekneye olanca güzelli iyle akması, ancak böyle bir kalble mümkündür. Çünkü ebrû teknesi musahhar bir âlemdir. Bu mahdut âlemde, sanatçının samimiyetine göre, Esmâ-i lâhî nin tecellileri akseder. Damlalar, âlem-i kebîr olan gönülden âlem-i sa îr olan tekneye dü er ve ebrû adını alır. Bu bakımdan ebrû, Esmâ nın sudaki tecellisi olarak kabul edilir. Bu hususta ebrû sanatının bu günlere gelmesinde çok büyük emekleri olan Mustafa Esat Düzgünman ın Ebrûname isimli iirinden alınan u mısralar kayda de erdir: Ebrûdaki görünen u nukâ âta iyi bak! uûnât-ı lâhî dir sıfatından ayân Hakk. Nak -ı sun un pertevinden Hubb-i Rahmân â ikâr, Rü yetullâh sırrıdır bu, müsemmâdır her varak. Zan etme ki bu e kâlin hâlikıyız senle ben! Gâfil olup irke dalma! Bir Fâil dir i gören. Fırça, çanak, boya, tekne vâsıtadır bilmi ol! Hep suver-i ilmîyyedir mezâhirde görünen.

17 Bundan dolayı, ebrû ö retmek için icazetli olmak artı, sanata ve sanatçıya ciddi kısıtlamalar getirebilir. Zaten bir ki inin gerçekten ebrû sanatçısı olup olmadı ı, sadece icazeti ile de il, üretti i eserlerle de anla ılır. Ancak, e itim konusunda ustaların bir araya gelip bazı kıstaslar belirlemesinde fayda vardır. Ebrû sanatı günümüzde yeni bir canlanma dönemine girmi tir. Hem ülkemizde hem de dünyanın pek çok ülkesinde ebrûya kar ı giderek artan bir ilgi bulunmaktadır. Çok sayıda ebrû sanatçısı yeti mesine ba lı olarak, yeni ebrû teknikleri ve ekolleri de ortaya çıkmı tır. Gelene i esas alan tarzın korunması için, buna çalı an sanatçılar desteklenebilir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında neredeyse unutulmaya yüz tutan hat, ebrû, tezhip ve minyatür gibi millî sanatlarımız, yirminci yüzyılın son çeyre ine gelindi inde hem müstakil birer sanat dalı olarak yeniden canlandı, hem de aralarında bir bütünle me oldu. Yirmi birinci yüzyılla birlikte ise, bu sanat dallarına ilgi giderek artmaya ba ladı. nancımız odur ki, bu yüzyılda sanatçılarımız gerçek sanata öncülük eder konuma geleceklerdir. Kaynaklar - M. U ur Derman; Türk Sanatında Ebrû, Akbank Yayınları, stanbul, Fuat Ba ar, Yavuz Tiryaki; Türk Ebrû Sanatı, Gözen Yayınları, stanbul, Gülseren Sönmez; Gelenekselden Günümüze Ebrû, nkılâp Yayınları, stanbul, Turan M. Türkmeno lu; Sudaki Nakı Ebrû, Milenyum Yayınları, stanbul, Salih Elhan; Yapım Yöntemleriyle Ebrû Sanatı, Murat Kitapevi Yayını, Ankara, Ömer Faruk Dere; Ebrû Sanatı, SMEK Yayınları, stanbul, Hatice Sarı; Mustafa Düzgünman ın Ebrû Sanatına ve E itimine Katkısı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Sadrettin Özçimi; Geçmi ten Gelece e Türk Ebrû Sanatı, SMEK Türk Kitap Sanatları Sempozyumu, stanbul, Yıldız Sarayı nın ttihatçılar Tarafından Ya malanması Osmanlı Devleti nin son dönemlerine kadar devletin idâre edildi i yer, Topkapı Sarayı idi. 18. yüzyılın sonlarından itibaren yeni birtakım saray ve kö kler yapılmı, padi ahların bir kısmı, zamanlarının önemli bölümünü buralarda geçirmi tir. Kanunî Sultan Süleyman Han döneminde bir av bölgesi olan Yıldız ve çevresine ilk saray 3. Selim döneminde, padi ahın annesi için in a edilmi ; sonraki dönemlerde bölge, cazibesini giderek artırmı tır. Yıldız Sarayı, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmı tır. Ancak bir idare merkezi olarak kullanılması ve me hur olması Sultan 2. Abdülhamid Han dönemindedir. Bu dönemde Bab-ı Âli -yani Sadâret- buraya ta ınmı, devletin bütün i leri buradan takip edilir olmu tur. Sarayda her gün on iki bin civarında insan bulunmaktaydı. 33 yıl devam eden bu dönem, 31 Mart Hâdisesi ve 2. Abdülhamid Han ın tahttan indirilmesiyle son bulmu tur. Ancak Yıldız Sarayı nı daha da me hur hâle getiren, tarihlerimize Yıldız Sarayı Ya ması olarak geçen hâdisedir. 31 Mart ı bastırmak gayesiyle Selânik ve çevresinden getirilen askerler (avcı taburları), hâdiseden sonra, Yıldız Sarayı nı basarak, ellerine geçirdikleri her türlü kıymetli e yayı ya malamı (29 Nisan 1909); resmî belgeleri imha etmi lerdir. Bilindi i üzere, 2. Abdülhamid dönemi, herkesin bir bahane ile ba kasını jurnalledi i bir dönemdir. Ve imdi gücü ellerinde bulunduranlarla ilgili olarak da, birçok iddia vardır. Ya mayla hem bu belgeler ortadan kaldırılmı hem de sarayın bütün zenginli i birilerinin eline geçmi tir. Sandıklara doldurulan bazı kıymetli e yalar, bugün stanbul Üniversitesi Rektörlü ü olarak kullanılan, o günkü Harbiye Nezareti nin odalarına konulmu ; ancak daha sayımları bile yapılmayan bu e yalar, sandıklar kırılarak yok edilmi tir. Hâtıralarından ö renildi ine göre, Sultan Abdülhamid Han, en fazla, milletin kara günleri için, havuzun altına yaptırdı ı hazinenin ya malanmasına hayıflanmı tır. Neticede; ya ma, Yıldız Sarayı nda me hur el yazmaların da bulundu u kütüphaneye kadar dayanmı ; kütüphane müdürü Sabri Bey in direni iyle kitapların bir kısmı kurtarılmı sa da, önemli bölümü ya malanmı ve Yahudi sahafların eline geçmi tir. Bu hâdise, devrin insanları arasında büyük bir yankı meydana getirmi tir. Hattâ Tevfik Fikret, Hân-ı Ya ma isimli ünlü iirini bu hâdise münasebetiyle yazmı tır:... Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı i tiha sizin Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Ne yazık ki Yıldız Ya ması, tarihimizin ne ilk ne de son ya ma hâdisesidir. Nisanda Ya anan Bazı Önemli Hâdiseler 9 Nisan 1711 Prut Zaferi 11 Nisan 1920 Son Osmanlı Mebusan Meclisi nin Da ılması 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Açılması 17 Nisan Cumhurba kanı Turgut Özal ın Vefatı 121

18 Kur ân farklı yerlerde, de i ik ifade ve üslûplarla zulmün her çe idinden tahzirde bulunur ve Kâfirler Bize de il, kendilerine zulmediyorlardı. diyerek, haksızlı ın dönüp zalimin ba ına dolanaca ını vurgular. CANLILARIN HAYATLARININ MERKEZ NE RI- ZIK (BESLENME) YERLE T R LM T R. HAYATIN DEVAMI B R YANDAN RIZKA, D ER YANDAN GIDA- LARI CANLININ KULLANAB - LECE HÂLE DÖNÜ TÜREN S ND R M ORGANLARININ SA - LIKLI ÇALI MASINA BA LIDIR. Muhammed EM N Canlıların hayatlarının merkezine rızık (beslenme) yerle tirilmi tir. Hayatın devamı bir yandan rızka, di er yandan da gıdaları canlının kullanabilece i hâle dönü türen sindirim organlarının sa lıklı çalı masına ba lıdır. Ot, et ve tohum gibi farklı gıdaların her birinin sindirimi için çok özel enzimler ve mekanizmalar gereklidir. Canlının yedi i gıda ile sindirim sisteminin uygunlu u, ancak küllî bir ilim ve iradeyle mümkündür. Gıdaların a za alınmasıyla ba layan sindirim faaliyeti, en mükemmel fıtrî rafineri sistemlerini harekete geçirir. Sindirim sistemi ba lı ba ına bir tefekkür tablosu ve Allah ın (cc) güzel isimlerini gösteren bir aynadır. Tohum yiyen ku lar ile ot yiyen, gevi getirenler bu hususta enteresan bir kar ıla tırma mevzuu olabilir. Tohum yiyen ku larda sindirim Ku lar âleminin temsilcilerinden olan tavu un sindirim sistemi; gaga, a ız, yemek borusu, kursak, ön mide (bezli mide), ta lık (kaslı mide), ince ba ırsak, çekum (körba ırsak), kalın ba ırsak, kloak ve anüs gibi ardı ık dizilmi organlardan te ekkül eder. Ayrıca pankreas, karaci er ve safra kesesinden salgılatılan enzimler de sindirimde vazifelidir. Sivri bir 122

19 ekilde sonlanan gaga, bilhassa taneli yemleri alabilecek ekilde yaratılmı tır. Hayvanların ço unda sindirimin ilk kapısı olan a ızda; dudak, yumu ak damak, yanak, dil ve di ler gibi yardımcı unsurlar bulunurken, tavuklarda böyle yapılar mevcut de ildir. nek, koyun keçi, deve gibi gevi getiren hayvanlarda (ruminantlar) gıdaların a za alınmasında, gaga yerine dil kullanılırken, yemin ön parçalanmasında di ler vazifelendirilmi tir. Tavuklarda ise, ön parçalanma, alt ve üst gagalarla gerçekle tirilir. Gevi getiren hayvanların dillerinin ucunda, kenarlarında ve ortasında de i ik ekillerdeki tat tomurcukları (gustatorik papillalar), tat alma organı olarak vazife görür. Tavuklarda bunlar bulunmadı ından, gevi getirenlerdekine benzer bir tat alma hâdisesi yoktur. Sindirim borusunun ikinci kısmı olan yemek borusunun yapı ve fonksiyonu tavuklarda ve di er hayvanlarda benzer hususiyetler gösterir. Ancak, tane veya tohum yiyen bütün ku larda oldu u gibi, tavuklarda da, yemek borusunun geni ledi i bölgeye kar ılık gelen torba eklinde bir sindirim organı daha bulunur. Kursak denilen bu odacık, yemlerin depolanması, ıslatılması ve yumu atılmasına aracılık ederek, sindirim i lemlerinin istenen kıvamda olmasında vazife görür, dolayısıyla, midenin yükünü hafifletir (tıpkı bizim kuru fasulye veya nohut gibi zor pi en gıdaları, pi irme i leminden bir gün önce ak amdan suya koymamız gibi). Tavuklarda mide, ön mide ve ta lık olmak üzere iki farklı kısımdan olu ur. Hayvanın yedi i tohumlar yemek borusunun kursaktan sonraki kısmından da geçerek sindirim salgılarının yapıldı ı ön mideye geçer. Burada besinler kısa bir süre depolanır ve mide öz suyuyla karı tırılır. Bu salgıda proteinlerin sindirimini ba latan pepsin enzimi ve bu enzimin tesirli olaca ı ph artının hazırlanması için salgılatılan (ve ayrıca minerallerin çözülmesine de yardım eden) hidroklorik asit bulunmaktadır. Bu iki önemli salgı midedeki farklı salgı bezleri tarafından üretilir. Ön mideden sonraki yapı olan ta lık; kursak gibi, tane veya tohum yiyen bütün ku lara has mekanik sindirimin yapıldı- ı yerdir. Bir çift kalın ve kuvvetli kas tabakasından müte ekkil oldu undan, buraya kaslı mide de denir. Bu kasların güçlü kasılmaları neticesinde yemler mekanik olarak parçalanır ve ö ütülür. Tavuk, yem toplarken, sanki sindirim sisteminin nasıl çalı aca ını biliyormu çasına küçük kum, ta ve kireç ta ı parçacıklarını da yutar. Birço umuz tavukların tohumları ta tan ayıramayıp yuttu unu zannetsek de, bu i lemin onlara sevk-i lâhî ile yaptırıldı ı çok açıktır. Sindirim kanalının de irmen ta ları hükmündeki bu ta ların ta lıkta bulunmaması hâlinde tam bir ö ütme olmayacak, dolayısıyla yem maddeleri parçalanmadan ince ba ırsaklara geçecek ve bunlar bünyeye istenen ölçüde faydalı olamayacaktır. Alınan yemler, hususiyetlerine göre ta lıkta birkaç dakika veya birkaç saat kalabilmektedir. Mideden sonraki duedonum (onikiparmak ba ırsa ı), jejunum ve ileum olarak adlandırılan bölümlerden olu an ince ba- ırsak, tohumla beslenen ku larda da, di er hayvanlarda oldu u gibidir. Duedonuma pankreastan salgılanan pankreas suyu ve safra kesesinden salgılanan safra bo altılır. Yemlerin sindirim ve emilmesi esas olarak bu salgılar e li inde ince ba ırsakta olur. nce ba ırsa ın hemen bitti i noktada bulunan, santimetre uzunlukta, V eklindeki kör ba ırsaktaki bakteri faaliyetleri e li inde -gevi getirenlerdekine benzer ekilde- karbonhidrat ve protein sindirimiyle bunların emilimleri gerçekle mektedir. Sindirim sisteminin ileri bölümlerindeyse kalın ba ırsak ve kloak bulunmaktadır. nce ba ırsa ın iki katı çapındaki kalın ba ırsa ın görevi, sindirilmi besinlerin artıklarının geçici olarak depolanması ve vücuttaki su dengesinin sa lanmasıdır. Kloak, kalın ba ırsa ın anüse do ru geni lemesinden meydana gelmi, sindirim, bo altım ve üreme kanallarının açıldı ı farklı yapıda bir odacıktır. Tohum yiyen ku ları rızıklandırmak için onların sindirim sistemine yukarıdaki mekanizmaları bah eden Cenab-ı Hakk, gevi getiren canlıları (ruminantlar) ise farklı a ız, di, mide ve ba ırsak yapıları ve sindirim stratejileriyle donatmı tır. 123

20 Gevi getiren memelilerde sindirim Tükürük salgılanması gevi getiren hayvanlar için elzem iken, tavuklarda farklı bir sistem i letildi inden buna ihtiyaç yoktur. Allah ın (cc) Hâkim, Rezzak, Musavvir, Rahman isimlerinin a ikâr bir tecellisi olan tükürük salgılanması i lemi neticesinde, gevi getiren hayvanların yemleri yumu atılmakta ve a ız kurulu unun önüne geçilmektedir. Tükürükte bulunan ve sindirimde rol oynaması yanında antibakteri hususiyeti de olan pityalin maddesiyle (veya alfa amilaz), bu hayvanlar enfeksiyonlardan korunmaktadır. Yeni do an buza ıları analarının sürekli yalamasının hikmeti, hem bir efkatin ifadesi, hem de yeni do anı muhtemel enfeksiyonlardan korumaktır. Benzer ekilde, kedi ve köpek gibi hayvanların yara bölgelerini yalamaları ve böylece iyile meyi hızlandırmaları da tesadüfî de il, hikmet ve rahmet çizgisinde gerçekle en davranı lardır. Bu hikmetler, ayrıca ineklerde günde ortalama , koyunlarda ise 5 8 litre salgılanan tükürü ün israf olmadı ını gösterir. Gevi getiren hayvanlarda mide dört bölümden müte ekkildir; ilk üç bölümü i kembe (rumen), bö ürtenek veya börkenek (retikulum) ve kırkbayır (omasum) olu turur. Bu üç bölüm ön mide adını alır. Esas mide vazifesini yapan son bölüm ise irden (abomasum) olarak isimlendirilir. Otun ete göre gıda de eri çok dü ük oldu u için, iri cüsseli bir gevi getirenin bol miktarda ota ihtiyaç duyaca ı açıktır. Bundan dolayı, i kembenin kapasitesinin 150 litre kadar olması hikmetli ve yerinde bir durumdur. Ayrıca bitki hücrelerindeki selüloz duvarları sindirecek olan selülaz enzimi hiçbir memeli hayvanın dokularında üretilmemektedir. Selülozun sindirimi için, ilmi ve kudreti sonsuz olan Rabb imiz gevi getiren memelilerin i kembelerine, selülozu parçalayan selülaz enzimini üretme kâbiliyetiyle yarattı ı çok fazla miktarda bakteri, protozooa, maya ve mantar yerle tirmi tir. kembe bu mikroorganizmaların varlı ında bir mayalanma (fermentasyon) odası olarak i görmektedir. Bu mikroorganizmalar, gevi getirenler tarafından tüketilen selülozlu gıdaları parçalayarak hem kendi besin ihtiyaçlarını gidermekte, hem de bu simbiyotik münasebet çerçevesinde ev sahibinin enerji, protein ve vitamin (bilhassa B 12 vitamini) ihtiyacının kar ılanmasında görev almaktadır. Acaba i kembedeki mikroorganizmalar bu sentez ve yardımla ma mekanizmalarını nereden ö renmi lerdir?! S ND R M BORUSUNUN K NC KISMI OLAN YEMEK BORUSUNUN YAPI VE FONKS YONU TAVUKLARDA VE D ER HAYVANLARDA BEN- ZER HUSUS YETLER GÖSTER R. ANCAK, TANE VEYA TOHUM Y YEN BÜTÜN KU LARDA OL- DU U G B, TAVUKLARDA DA, YEMEK BORU- SUNUN GEN LED BÖLGEYE KAR ILIK GE- LEN TORBA EKL NDE B R S ND R M ORGANI DAHA BULUNUR. Ne muhte em bir mühendislik harikasıdır ki, yeni do an gevi getirenlerde yemek borusunun biti inden, sindirimin asıl safhasının gerçekle tirildi i en sondaki mideye (abomasum) kadar kayık eklinde uzanan yarım oluk eklindeki sulkus özofajikus yapısı bulunur. Bu yapı sayesinde, içilen süt i kembeye u ramadan asıl sindirimin olaca ı en son mideye ula ır. Çünkü sütün muhtevasında selüloz gibi parçalanması gereken maddeler yoktur. Dolayısıyla sütün i kembeye gelmesi gereksiz bir durumdur. Böyle olmasaydı, do rudan i kembeye gelen süt, mikroorganizmalar tarafından bozulacak, besleyici hususiyeti kaybolacak ve i kembedeki mikroorganizmalara bo u bo una verilen bir rü vet hükmüne geçecekti. Sindirim sistemimin her bir bölümü kendi lisanıyla Yüce Yaratıcı nın hikmet ve san atını göstermekte, O nun (cc) her canlıda hakiki Tasarruf Sahibi ve tasarrufunda e siz oldu unu ilân etmektedir. 124

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Karbonhidrat, protein, ya gibi besin maddelerinin yapı ta larına parçalanmasına, sindirim adı verilir. Sindirim iki a amada gerçekle ir.

Karbonhidrat, protein, ya gibi besin maddelerinin yapı ta larına parçalanmasına, sindirim adı verilir. Sindirim iki a amada gerçekle ir. Karbonhidrat, protein, ya gibi besin maddelerinin yapı ta larına parçalanmasına, sindirim adı verilir. Sindirim iki a amada gerçekle ir. Mekanik Sindirim: Besinlerin dil, di ve kaslar yardımı ile küçük

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Vücudumuzdaki Sistemler SÝNDÝRÝM SÝSTEMÝ... 12. Ölçme ve Deðerlendirme... 16. Kazaným Deðerlendirme Testi - 1...

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Vücudumuzdaki Sistemler SÝNDÝRÝM SÝSTEMÝ... 12. Ölçme ve Deðerlendirme... 16. Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... ÇNDEKLER 1. ÜNTE Vücudumuzdaki Sistemler SNDRM SSTEM... 12 Ölçme ve Deðerlendirme. 16 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 18 BOÞALTIM SSTEM... 21 Ölçme ve Deðerlendirme. 23 Kazaným Deðerlendirme Testi -

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr www.boren.com.tr / info@boren.com.tr YAŞAM da BOR BOR/B; Yeryüzünde bileşikler halinde, toprak, kaya ve suda az miktarlarda fakat yaygın olarak bulunan bir elementtir. Yer kabuğunda 10-20 ppm, deniz ve

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

AZOT (N) amonyum (NH + 4 ) nitrat (NO3 )

AZOT (N) amonyum (NH + 4 ) nitrat (NO3 ) AZOT (N) Azot tüm yaşayan canlıların temel yapı taşıdır. Bitki gen, enzim ve klorofilinin temel bileşenidir. Proteinin yapısının %16 sı azottur. Toprağı oluşturan materyalde azot bulunmadığı için, ayrıca

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR.

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR. KAZANIMLAR; BOŞALTIM SİSTEMİ. KARACİĞER: Proteinlerin kullanılması sonucunda amonyak açığa çıkmaktadır. Zehirli olan amonyağı daha az zararlı olması için üreye dönüştürmektedir. 1. Boşaltım sistemi ile

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy YENİ BİR YIL YENİ BİR SİZ Kendimizde dahil, birçok kişi, yeni bir yıla birçok yeni kararla başlar.

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça fazla bulunur. Sadece iskelet kasları toplam a ırlı ın

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG.

Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG. КРАСОТА HER YAŞTA В GÜZELLİK! ЛЮБОМ ВОЗРАСТЕ! ПРЕДСТАВЛЯЕМ ВАМ ОБНОВЛЕННУЮ И УСОВЕРШЕНСТВОВАННУЮ СЕРИЮ ЛЮБИМЫХ АНТИВОЗРАСТНЫХ СРЕДСТВ CHRONOLONG Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG.

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB)

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB) ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB) B- BOŞALTIM SĐSTEMĐ (6 SAAT) BOŞALTIM SĐSTEMĐMĐZ VÜCUDUMUZDAN ATIKLARI UZAKLAŞTIRIR 1- Boşaltım Sistemi 2- Boşaltım Sistemi Organları

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma

Detaylı

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON Hijyenin Tanımı ve Önemi... 1 Sanitasyon Tanımı ve Önemi... 1 Kişisel Hijyen... 2 Toplu Beslenme Sistemlerinde (TBS) Hijyenin Önemi... 3 Toplu Beslenme Sistemlerinde

Detaylı

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN ÖZEL EGE L SES BAZI ISKARTA BALIKLARIN (Isparoz, Hani) ETLER NDEN ALTERNAT F GÜBRE YAPIMI VE UYGULANAB L RL HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN

Detaylı

MİSYONUMUZ VİZYONUMUZ

MİSYONUMUZ VİZYONUMUZ Müşterilerine, 1997 yılından bu yana Tekbaş A.Ş. bünyesinde TEKBAŞ UN markasıyla hizmet vermekte olan şirketimiz, kısa zamanda çalışma sahasında üncü konuma gelmeyi başarmıştır. Bugün Türkiye nin her tarafında

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı Sporcu Beslenmesi Ve Makarna Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı BESLENME Genetik yapı PERFORMANS Fiziksel kondisyon Yaş Cinsiyet Yaş Enerji gereksinimi Vücut bileşimi

Detaylı

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 01330 Adana Bir ineğin kendisinden beklenen en yüksek verimi

Detaylı

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin EKMEK İSRAFI Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin verilen katkı maddeleri ilave edilip bu karışımın

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Çocuğum Krup Oldu! Türkischer Elternratgeber Krupp. Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğum Krup Oldu! Türkischer Elternratgeber Krupp. Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz. Türkischer Elternratgeber Krupp Çocuğum Krup Oldu! Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz. Anne babalar için yararlı ipuçları: Bir krupnöbetinde ne yapmalı? Krupa karşı hangi ilaçlar

Detaylı

(0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76

(0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76 (0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76 E T M KOÇLU U S nav sistemlerinde yap lan de i ikliklerin s kla mas, hem velilerin hem de ö rencilerin süreç içerisinde emin ad mlarla ilerlemelerini zorla

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM)

BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM) BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM) Buğday rüşeymi buğday başağının alt kısmında bulunan embriyodur. Buğdayın 1 tonundan sadece 1 kilogram rüşeym elde edilebilmektedir. Rüşeym özel yöntemlerle elde edilmediği

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

İSMEK İN USTALARI DURUŞ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI DURUŞ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ İSMEK İN USTALARI İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ 3-10 Haziran 2014 / CRR Konser Salonu Fuayesi Başkan dan ni tarihe yazdırmış

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HAYVAN BESLEME VE YEM BİLGİSİ TEKNOLOJİSİ

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HAYVAN BESLEME VE YEM BİLGİSİ TEKNOLOJİSİ DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HAYVAN BESLEME VE YEM BİLGİSİ TEKNOLOJİSİ LVS22 IV 2 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Ön Lisans Seçmeli

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 Hazırlayan: Sümer ÖZVATAN sumerozvatan@yahoo.com Ahmet BOZKURT önderliğinde iki araç ile yola çıktık. Bu defa rotamız Çamlıdere ilçesinin güneyi.

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup normal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. VİTAMİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ=)

Detaylı

NORMAL EKMEK ANKARA HALK EKMEK

NORMAL EKMEK ANKARA HALK EKMEK NORMAL EKMEK ANKARA HALK EKMEK NORMALEKMEK ekmek k vam nda sofralar n gözdesi Normal ekmek; un, su, tuz, maya ve gerekli durumlarda katk maddesi ilave edilerek üretilmektedir. nsan beslenmesi aç s ndan

Detaylı

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda

Detaylı

S. 1) Aşağıdakilerden hangisi biyolojik mücadele ye örnektir? A) Üreaz enziminin üretimi. B) Sadece böcekleri hasta eden virüs üretimi.

S. 1) Aşağıdakilerden hangisi biyolojik mücadele ye örnektir? A) Üreaz enziminin üretimi. B) Sadece böcekleri hasta eden virüs üretimi. S. 1) Aşağıdakilerden hangisi biyolojik mücadele ye örnektir? A) Üreaz enziminin üretimi. B) Sadece böcekleri hasta eden virüs üretimi. C) Tek hücre proteini üretimi. D) Melez bitkilerle bitki türünün

Detaylı

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ Prof. Dr. Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç. Dr. Gülhan EROĞLU SAMUR 4. Baskı Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu Doç. Dr. Gülhan Eroğlu Samur ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ISBN 978-605-364-200-8 Kitapta

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Görevlerimizi Bilmek ile ilgili sohbet ediyorum. Görevlerimizi yerine getirme konulu sohbet ediyorum.

Detaylı

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her VİTAMİN BİYOKİMYASI D VİTAMİNİ BU BÖLÜMDE ANLATILACAK KONULAR: Tarihsel Bakış D vitamininin kimyasal ve biyolojik fonksiyonları Besin kaynakları Hazırlayan: V. Murat BOSTANCI Toksisite 1 2 TARİHSEL BAKI

Detaylı

METEOROLOJİ SEMİNERİ

METEOROLOJİ SEMİNERİ METEOROLOJİ SEMİNERİ Milli Eğitim Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı nın ortak düzenlediği meteorolojik faaliyetler ve ürünlerinin tanıtımına ilişkin 5. ve 6. sınıf öğrenci ve öğretmenlerimize

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI 2015-2016 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2015-2016 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 FEN BİLİMLERİ Adı ve Soyadı :... Sınıfı :... Öğrenci Numarası :... SORU SAYISI : 20 SINAV

Detaylı

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Dil ve Oyun Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Biliyor muydunuz? Günlük ev işlerinizi yaparken çocuğunuza konuşmak veya şarkı söylemek çocuğunuzun yeni kelimeler ve alışkanlıklar öğrenmesine

Detaylı

Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu

Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu Çiçeğin Yapısı Tohumlu bitkilerin eşeyli üreme organı çiçektir. Açık tohumlu bitkilerin çiçeklerine kozalak adı verilir. Erkek kozalaklarda

Detaylı

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Bu bölümde; Fizik ve Fizi in Yöntemleri, Fiziksel Nicelikler, Standartlar ve Birimler, Uluslararas Birim Sistemi (SI), Uzunluk, Kütle ve

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ FARKLI ŞEKİL VE DOZLARDA UYGULANAN TKİ HÜMAS IN EKMEKLİK BUĞDAYIN BAYRAK YAPRAK BESİN ELEMENTİ KONSANTRASYONU, VERİM VE TANE PROTEİN KAPSAMINA ETKİLERİ Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ Bu

Detaylı

Tatlı su kaynaklarının tükenme problemine alternatif bir yol sunmak.

Tatlı su kaynaklarının tükenme problemine alternatif bir yol sunmak. EKOSĐFON OLARAK GELĐŞTĐRĐLEN ÖZEL SĐSTEM ĐLE SU ĐSRAFINI ENGELLEME VE YAĞMUR SULARINI ARITARAK ŞEBEKE SUYU OLARAK KULLANMA ELĐF MERVE BARIŞ Amaç: Sifonlardaki su israfını en aza indirmek Tatlı su kaynaklarının

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Bitkilerin Yapısı Biyoloji Ders Notları A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Karasal bitkiler iki organ sistemine sahiptir. Toprakların su ve mineral alınmasını sağlayan toprak altı kök sistemi ve gövde,

Detaylı

FEN ve TEKNOLOJİ. Besinler ve Sindirim. Konu Testi. Sınıf Test-01. 1. Besin içeriği. 4. Sindirim. Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür.

FEN ve TEKNOLOJİ. Besinler ve Sindirim. Konu Testi. Sınıf Test-01. 1. Besin içeriği. 4. Sindirim. Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür. Besinler ve Sindirim Konu Testi Besin içeriği FEN ve TEKNOLOJİ 4. Sindirim Besinin kimyasal sonunda oluşan olarak sindirildiği yapıtaşları yer Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür. B ve K vitaminleri

Detaylı

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU PROJE : A Trip Across Europe TOPLANTI NO : 7 TOPLANTI YERĠ : Gorinchem-HOLLANDA TOPLANTI TARĠHĠ

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma Gıdalar ve Güzellik Besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi cildin sağlıklı bir görünüme sahip olmasını sağlar. Aşağıda cilt sağlığına katkıları olan besinler ve içerdikleri vitaminler ile mineraller

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER İsim: Centrum Silver Birim formülü Bir film tablet içeriği : % ÖGD** Vitaminler Lutein 1000 mcg * A Vitamini 800 mcg 100 (% 50 Beta Karoten) B1 Vitamini 1.65 mg 150 B2 Vitamini 2.1 mg 150 Niasinamid 24

Detaylı

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 mekan İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 40 41 Kasımpaşa Deniz Hastanesi YÜK. MİMAR BEYZA ŞENER mekan 42 43 BİNALAR DA İNSANLAR GİBİ DOĞAR BÜYÜR ÖMRÜNÜ TAMAMLAYINCA DA ÖLÜR VE YERİNİ YENİLERİ ALIR. Bu ya am bazen

Detaylı

TEBLİĞ TÜRK GIDA KODEKSİ SİYAH ÇAY TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2008/42)

TEBLİĞ TÜRK GIDA KODEKSİ SİYAH ÇAY TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2008/42) 12 Ağustos 2008 SALI Resmî Gazete Sayı : 26965 Tarım ve Köyişleri Bakanlığından: TEBLİĞ TÜRK GIDA KODEKSİ SİYAH ÇAY TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2008/42) Amaç MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı; siyah çayın tekniğine

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU ANKARA MAMAK MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Ankara, 2014 Hazırlayan: Mustafa KATLANÇ 2 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Mehmet Çekiç Ortaokulu Sayfa 1 / 10 Mustafa

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi. Sayı:2013/Rm-37 Sayfa:205-210

Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi. Sayı:2013/Rm-37 Sayfa:205-210 Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi Sayı:2013/Rm-37 Sayfa:205-210 KONU İLGİ Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi Besleme TERCÜME VE DERLEME Ürün Müdürü Esra ÇINAR

Detaylı

Mardin Piyasasında Tüketime Sunulan Bulgurların Bazı Fiziksel Özelliklerinin Türk Standartlarına Uygunluklarının İstatistikî Kontrolü

Mardin Piyasasında Tüketime Sunulan Bulgurların Bazı Fiziksel Özelliklerinin Türk Standartlarına Uygunluklarının İstatistikî Kontrolü Mardin Piyasasında Tüketime Sunulan Bulgurların Bazı Fiziksel Özelliklerinin Türk Standartlarına Uygunluklarının İstatistikî Kontrolü - doi: 10.17932/ IAU.IAUD.m.13091352.2015.7/26.15-21 Şerzan ASLAN 1

Detaylı

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz?

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Şebnem BORAN 1.Dünya Hububat Pazarı Günümüzde dünyanın stratejik ürün grubunu oluşturan hububat pazarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünya toplam hububat üretimine

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ORMAN FAKÜLTESİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ORMAN FAKÜLTESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ORMAN FAKÜLTESİ OREM(ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ÖĞRENCİ KULÜBÜ) SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ KALEMİMİ VER, GELECEĞİMİ YAZAYIM 2015 06-09 Mayıs 2015 tarihleri arasında, İ.Ü. Orman Fakültesi,

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı