Sanat Objesi Olarak Sanatçı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sanat Objesi Olarak Sanatçı"

Transkript

1 Sanat Objesi Olarak Sanatçı

2 Sanat Objesi Olarak Sanatçı Yapı Kredi Yayınları ISBN SANAT OBJESİ OLARAK SANATÇI Sergi Koordinatörü Veysel Uğurlu Katalog Editörü Korkut Erdur Proje/Küratör Nilgün Yüksel Katalog Grafik Yeşim Balaban Fotoğraf Sanatçısı Niko Guido Katalog Düzelti Filiz Özkan Konuk Fotoğrafçı Hakan Çağlav Proje Ekibi Prodüksiyon Sorumluları: Yasemin Yüksel, Volkan Kurt Editörler: Nilgün Yüksel, Gül Korkmaz, Özlem Şen Küratör Asistanı: Cem Aktaş Postprodüksiyon: Segment Ajans Koordinasyon Destek: Tiyatro Tiyatro Dergisi Styling: Begüm Bilge, Berrin Şermet Kuaför: Sibel Karaarslan Terzi: Saliha Oçmak Stüdyo: Stüdyo White Balance Sertifika No: Baskı Promat Basım Yayım San. ve Tic. A.Ş. Sanayi Mahallesi, 1673 Sokak, No:34 Esenyurt / İstanbul Ya pı Kre di Kül tür Sa nat Ya yın cı lık Ti ca ret ve Sa na yi A.Ş. Sertifika No: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. İstiklal Caddesi No: 161, Beyoğlu İstanbul Tel.: (0212) (pbx) - Faks: (0212) Yapı Kredi Yayınları

3 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER 7 SANAT OBJESİ OLARAK SANATÇI / Önsöz 8 SANAT OBJESİ OLARAK SANATÇI / Nilgün Yüksel 11 TEŞEKKÜR 12 KESİKBAŞ DANSI / Günseli İnal - Canlandırma : Serra Yılmaz 14 SANATIN VAZGEÇİLMEZİ: Bir Kadın İmgesi / Bilge Erkin - Canlandırma : Ahu Türkpençe 16 CARAVAGGİO NUN KUŞKUCU THOMAS ADLI ESERİ / Mehmet Şiray Canlandırma : Mustafa Karyağdı, Yavuz Tanyeli, Özgür Efe Özyeşilpınar 18 VAN EYCK: ARNOLFINI NİN DÜĞÜNÜ / Elif Dastarlı - Canlandırma : Mustafa Alabora, Pınar Öğün 20 SANATÇININ OTOPORTRESİ / Ali Atmaca - Canlandırma : Bedri Baykam, Seda Akman 22 MADAM MELANKOLİ NİN VARLIK UYKUSUNA DÜŞEN GÖLGE /Ahmet Bozkurt - Canlandırma : Aslı Erdoğan 24 KEHANET / Sibel Buğdaycı - Canlandırma : Oral Ünlü 26 BENİM ADIM YAHUDİ /Didem Elif - Canlandırma : Bubi 28 MADAM MATTISSE DOĞU KÖKENLİ MİYDİ? / Hülya Küpçüoğlu - Canlandırma : Günseli Kato 30 YÜZYÜZE / Günseli İnal - Canlandırma : Yasemin Mori 32 KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ / Mine Söğüt - Canlandırma : Can Kolukısa 34 ANATOMİ DERSİ / Didem Elif - Canlandırma : Bahadır Baruter 36 OKUYAN ADAM / Mine Söğüt - Canlandırma : Cem Davran 38 OTTO DIX, BİR GAZETECİNİN PORTRESİ / Elif Dastarlı - Canlandırma : Latife Tekin 40 OPHELIA / Berrin Şermet - Canlandırma : Deniz Alan 42 YUNAN VAZOSU / Özgen Yıldırım - Canlandırma : Yıldız Doyran, Fatoş Beykal 44 BAŞLANGIÇTA, ŞİMDİ VE SONRA... / Bilge Erkin - Canlandırma : Hayko Çepkin 46 TAMİRCİ / Barış Yıldırım - Canlandırma : İsmail Atmalı 48 GELİNCİK /Ali Atmaca - Canlandırma : Pelin Batu 52 DİŞÇİ: GÖLGEDE, MERAKTA /Berrin Şermet Canlandırma : Onur Ünlü, Alper Canıgüz, Nesimi Yetik, Şafak Altun, Murat Menteş, Samed Karagöz 54 VE MOR KONUŞTU /Sibel Buğdaycı - Canlandırma : Yasemin Yüksel, Umut Kaya 56 FRİDA: RESİMDEN DIŞARIYA ÇIKMAYA ÇALIŞAN KADIN /Hülya Küpçüoğlu - Canlandırma : Mine Söğüt 58 SÜTÇÜ KADIN /Mehmet Şiray - Başak Şiray - Canlandırma : Safiye Mine 60 SELAM SANA, EY DEVRİMCİ!.. EY ŞAİR!..EY RESSAM!... /Lütfiye Bozdağ - Canlandırma : Ali Atmaca 62 SAAT KAÇ KİMSE BİLMİYORDU /Özge Göztürk - Canlandırma : Cem Sancar 64 DİZLERİNİ ÇEKMİŞ OTURAN KADIN /Fırat Arapoğlu - Canlandırma : Ceylan Ertem 66 AYASOFYA /Mustafa Kemal İz - Canlandırma : Çerkes Karadağ 68 SANATA VE SANATÇIYA BAKIŞ NE KADAR DEĞİŞTİ?... /Lütfiye Bozdağ - Canlandırma : Gripin 70 REANKARNASYONEL BİR ANI /Balkız İnal - Canlandırma : Günseli İnal - Beliz İnal 72 İKONLAŞMAK /Nilgün Yüksel - Canlandırma : Hülya Koçyiğit 74 İZİ KALIR /Ferzan İpek - Canlandırma : Levent Üzümcü 76 AZİZEM /Çağla Ercan - Canlandırma : Leylâ Erbil 78 GENÇ MÜZİSYEN SESİ YAKALAR /Ferzan İpek- Canlandırma : Melis Danişmend 80 UYKUDA ÖLÜMSÜZLEŞİR İNSAN /Simge Zilif - Canlandırma : Müşfik Kenter, Kadriye Kenter 82 KÜSKÜN BİR AĞUSTOS /Cem Sancar - Canlandırma : Salih Güney 84 DANSÇI /Mustafa Kemal İz - Canlandırma : Şenay Gürler 86 İMGELER HEP BİRŞEY SAKLAR /Ebru Hoş - Canlandırma : Tilbe Saran 88 SAYGIDEĞER MİSAFİR /Cem Aktaş - Canlandırma : Yetkin Dikinciler 90 AMERİKAN GOTİK /Barış Yıldırım - Canlandırma : Edip Akbayram, Ayten Akbayram 92 MAX BECKMANN /Fırat Arapoğlu - Canlandırma : Haldun Dormen 94 EL GRECO NUN KADINLARI /Özge Göztürk - Canlandırma : Macide Tanır 50 ÖLÜMCÜL AŞK /Nilgün Yüksel - Canlandırma : Neşe Yaşın

4 Sanat Objesi Olarak Sanatçı İnsanoğlunun en büyük arzusu değil midir zamanda yolculuk yapmak? Anın içinde veya ötesinde, bambaşka bir âlemde ben de varım diyebilmek... Varlığını, bilinmedik bir zamanda, bilinmedik bir biçimde ifade etmek, hissettirmek Yüzyıllar öncesinde icra edilmiş nice sanat eseri, bugün ilk günkü tazeliğiyle ve daha güçlü bir biçimde karşımızda duruyor. Sanat gücünü, sanatçı ölümsüzlüğünü kadim zamanlara yapılan her büyülü yolculukta yeniden kanıtlıyor. Bu çalışmada, çağlar önce tuvale işlenen dünyanın en ünlü 42 resmi, 56 gönüllü sanatçının pozlarıyla, fotoğraf karelerinde yeniden hayat buluyor. Sanatlarıyla tarihteki yerini alan sanatçılar, bu kez sanat için birer sanat objesi halini alıyor. Yapı Kredi Private Banking olarak, destek verdiğimiz bu kültürel ve tarihi projede sanat için sanat objesi olmayı kabul eden sanatçılarımıza, farklı bakış açılarıyla karakterlere yeniden can veren fotoğrafçılarımıza, projeye emek veren tüm ekibe, serginin hazırlanmasında görev alan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ın değerli personeline ve projenin mimarı Nilgün Yüksel e çok teşekkür ederiz. Yapı Kredi Private Banking 6 7

5 SANAT OBJESİ OLARAK SANATÇI Nilgün Yüksel Başlık, sanatın temel konusu olan özne-nesne ilişkisi ederken, 18. yüzyıla doğru giden süreçte konunun par- üzerinden de değerlendirilebilir. Otoportreleri ve çağdaş çası haline gelir. sanatı deneyimlerini bir yana bırakacak olursak, plastik 19. yüzyıl, avangardın çıkışı ve sanatsal bağımsızlığın sanatlarda özne görünmez olandır. Özellikle din eksenli yüksek sesle gelişini işaret eder. 20. yüzyıl ise kuşkusuz gelişen Batı sanatında anlatımcı sanat nesnesinin yanın- tam anlamıyla bir kopuştur. Öncü ve yenilik kavramları da sanatçının adı bile yoktur. geçtiğimiz yüzyılın neredeyse ilk yarısını sıklıkla meşgul Sanatçının bir varlık olarak belirmesi ve portre sana- edecektir. tının gelişimi Rönesans tan başlayarak sıkça karşımıza Her ne kadar sosyal bilimlerde daha erken kullanıl- çıkan bir konu. Bu dönemde salt bir otorite olmaktan çı- mış olsa da, 20. yüzyılın ikinci yarısı ile birlikte sanat kışı ve ekonomik gücün nispeten sivilleşmeye başlaması alanındaki varlığını gittikçe daha çok hissettiren post- ile Medici ailesi gibi sanat koruyucularının sipariş üze- modernist düşünce, modernizmin sürekli yenilik kav- rine üretilen portre çalışmalarında poz vermesi, onları ramlarını bir yana bırakarak görüneni dönüştürmeyi, bir süreliğine, biraz da konumlarından dolayı sanat ya- eklektik yapıları bir arada kullanmayı ve yan yanalık pıtının hem öznesi hem nesnesi durumuna getirmiştir. üzerine kafa yormayı seçmiştir. Onların fütursuz ve hat- Bu çalışmalarda sanatçı, modelini şekillendirirken onun ta bazen anlamsız diye değerlendirilen bu çalışmalarının karakteristik özelliklerini de göz önünde bulundurur. izi Dadaizme kadar sürülebilir. Aslında Duchamp ın çok Çoklu figürlerin yer aldığı grup resimleri de portre- bilinen Bıyıklı Mona Lisa çalışması, geleceğin habercisi ciliğin bir koludur. Sanat koruyuculuğunu üstlenen va- gibidir. içinde, geçmişin sessel ya da görsel formlarını da içeren Bugün sanatın öznesi dendiğinde belleğimizde beli- kıfçılar, tek başlarına ya da aileleriyle birlikte kutsal fi- Bilinen bir sanat eserini yeniden yorumlarken aynı çalışmalar için yeni kullanımlar yarattılar. Ancak alter- ren ilk imge, sanatçı. Sanat Objesi Olarak Sanatçı proje- gürlerin biraz gerisinde yapıtların içinde yer alırlar. Laik zamanda sanat nesnesini parodileştirme fikri çağdaş sa- natif senaryolar içine yerleştirilecek elemanlar sokarak si ise özne-nesne ilişkisine başka bir bakış. Öncelikle ese- düşüncenin gelişmesiyle bu çalışmalarda vakıfçının gö- natın sıkça ele aldığı konulardan biri olacaktır. Bu, aynı tarihsel ya da ideolojik anlatıları yeniden kurguladılar. 2 re sadık kalmamak, bilinen imgelerin yenileriyle yerini rüntüsü giderek belirgin hale gelir. zamanda sanatçılar için sonsuz çoğalabilecek anlatım Sanat Objesi Olarak Sanatçı projesi, öznel nesne değiştirmek ve atıfta bulunulan yapıtın görsel kodlarını Barok dönemi ekonominin ve düşünce sisteminin olanaklarının kapılarını açmak anlamına gelmektedir. bağlamından yola çıkıp bir tür parodi fikriyle de bağda- yeniden ele almak anlamına geliyordu bu proje. Benzet- evrimiyle portrelerin çeşitlenmesine tanıklık eder. Oluş- Nicolas Bourriaud, Postprodüksiyon adlı çalışmasında şabilecek bir yeniden kurgulamaydı. Her eserin tarihsel me/benzetmeme fikri, projenin bütününde bazen küçük maya başlayan burjuva sınıfının bireyleri tek başlarına bu yeni anlatım olanaklarına dikkat çeker: Sanatsal soru ve ideolojik bağlam içinde değerlendirilebileceği (ki bu- bazen abartılı ayrıntılarla ortaya kondu. ya da aileleriyle sanat yapıtlarında kendilerini ölümsüz- artık Nasıl yeni olan bir şey ortaya çıkarabiliriz? değil; rada sözkonusu ideoloji salt politik göndermeden çok Kurgu ve ifade üzerine temellendirilen çalışmalarda, leştirir. Onları loncalar ve meslek birlikleri takip eder. Elimizdekilerle nasıl bir şey yapabiliriz? dir. 1 Elde olanla dönem ve günün dinamiklerini belirleyen yaşam ideolo- model olarak sanatçılar yer aldı. Farklı alanlarda üreten Artık sanat eserinin bir parçası olmak için kutsal bir fi- bir şey ortaya koymak aynı zamanda aslolanı dönüştüre- jisi üzerinden de okunabilir) fikrinden yola çıkarak eseri ve üretimleri sanatın öznesi olan sanatçılar yeniden yo- güre de gereksinim yoktur. Bazen grup resimlerinde her rek başka bir aslolana çevirmek anlamına gelmektedir. başka bir yapıta dönüştürmeyi ve yeni okuma önerileri rumladıkları figürlerle sanatın nesnesine, kendi duruş- figürün konumu hiyerarşinin neresinde yer aldığına ya Postprodüksiyon sanatçıları, kendi ürettikleri yapılar sunmayı denedik. ları ve konunun parçaları olarak da bir kez daha yapıtın da ekonomik gücüne göre belirlenir. Erken Rönesans ın öznesine dönüştüler. kutsal sahne betimlemelerinde model, konuya hizmet 1 Nicolas Bourriaud, Postprodüksiyon, çev. Nermin Saybaşılı, Bağlam Yayınları, İstanbul 2004, s Nicolas Bourriaud, Postprodüksiyon, çev. Nermin Saybaşılı, Bağlam Yayınları, İstanbul 2004, s

6 Teşekkür Sanat Objesi Olarak Sanatçı projesi yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü. Bu süreç içinde çekirdek ekibin dışında bu projeye yaklaşık yüz elli kişi destek verdi. Burada hepsinin adını sayma olanağımız yok, ama iyi ki vardılar. Elbette ki, bu projenin olmazsa olmazı sanatçılar. Güvenleri, destekleri, sabırları ve heyecanlarıyla her seferinde sanatın ve sanatçının sorumluluğunu hatırlattılar. Hayranlık uyandırıcıydılar. Zamanlarını, enerjilerini ayırarak projeye yazılarıyla katkıda bulunan yazarlar bütünü çok daha anlamlı hale getirdiler. Akılları ve ruhlarıyla soluğumuzu genişlettiler. Başlangıçta ve süreçte rh+sanart, tiyatro tiyatro dergileri ve Segment Ajans kurumsal destek verdiler. Bu proje fikrini ilk kez kız kardeşim Yasemin Yüksel e açtım. Başlangıçtan beri moral desteği de olmak üzere prodüksiyondan poz vermeye kadar her aşamada yanımdaydı. Fotoğraf sanatçımız Niko Guido, fotoğrafları çekebilmek için hemen her buluşmaya bazen sırtında malzemeleriyle İzmir den geldi, bazen bir yerden bir yere yolculuk sırasında soluklanma zamanlarında fotoğraf çekti. Onun artık yetişemediği yerlerde imdadımıza konuk fotoğrafçımız Hakan Çağlav yetişti. Volkan Kurt, prodüksiyon dışında projenin eli ayağı oldu. Editörlüğümüzü yapan Gül Korkmaz çeviriden planlamaya kadar sabırla çalıştı. Elbette ki işin mutfağında yer alan kostüm sorumlumuz Begüm Bilge, aynı zamanda yazar olarak da katkıda bulunan diğer kostüm sorumlumuz Berrin Şermet ve kuaförümüz Sibel Özkan yaratıcı çözümleriyle muhteşemdiler. Eski eşim, kadim dostum aynı zamanda projede yer alan sanatçılardan Ali Atmaca, projeye maddi, manevi destek vermekle kalmayıp Gümüşlük teki atölyesini bir fotoğraf stüdyosuna çevirmemize de yardımcı oldu. Evinde yaptığı ağırlamalarla inancımızı ve moralimizi yükseltti. Ethem Alkan hukuki sorularımı sabırla yanıtladı. Sevgili Sabiha Civelek beni Yapı Kredi ye yönlendirdi. Herkesin kendinden bir parçayı koyarak bütünü oluşturduğu bu proje, aynı zamanda sanatın ve dayanışmanın gücünü gösteren bir hatırlatmaya dönüştü. Adını saydığım ve sayamadığım projede yer alan bütün bu güzel insanlara ve elbette proje ekibine teşekkür ederim

7 KESİKBAŞ DANSI Günseli İnal Paolo Veronesse, Salome, , Venedik Sanki elinde sıradan bir nesne tutuyormuşcasına sakin kendinden emin ve özgüveni tam bir kadın: Salome. Diğer yanda kılıktan kılığa girebilen yetenekli bir oyuncu: Serra Yılmaz. Her ikisi de bize bakıyor ve bir tepside kanlar içinde kesilmiş bir baş gösteriyor; bu Vaftizci Yahya nın başı. Salome çok mutlu ve sakin, Serra Yılmaz ise tedirgin çünkü Kral Hirodias ın üvey kızı Salome nin gizli ve hain bir plan içinde olduğunu biliyor. Bu plan dahilinde Salome; aşkını geri çeviren, kadınlığını reddeden, aleyhinde durmadan konuşan, atıldığı zindanda kralın kendisini kurtarmasını bekleyen Vaftizci Yahya nın kafasının uçurulması için annesiyle birlikte gerekli talimatları vermiştir. Salome yaptığı plana göre; üvey babası Kral Hirodias altın sarayının büyük salonunda güzeller güzeli üvey kızının yapacağı erotik dansı seyrederken, Yahya nın katli gerçekleşecektir. Salome hiçbir erkeğin kendisini reddetmesine alışık değildir. Oysa Yahya onu aşağılamış ve reddetmiştir. Bu küstah hareket cezasını bulmalıdır. Hangi erkek olursa olsun, ister üvey baba, ister kardeş, isterse Vaftizci Yahya hepsi onun cinsel cazibesine, çekiciliğine kapılmak zorundadır. Onu ölümsüz yapan da budur. O İncil in anlatığı efsanevi kadim mitlerin eşsiz kadınıdır. Tarih öncesinin en baştan çıkarıcı demonik kadını olarak ön Rönesans ve yüksek Rönesans ın ustaları tarafından İncil çıkışlı resimlerin baş figürüdür. Barok üslubun öncüsü Paola Veronesse onu yeniden yaratırken yeşil rengi özenle kullanmış, aralara serpiştirmiş ışığın lekelerine göre, gölgenin kararttığı bölgelere doğru stratejik bir kullanım gerçekleştirmiştir. Salome nin gökkuşağı tül giysisi dalgalandıkça zindanda akan kanın erki onu daha da şehvetli hale getirmiş ve kral Hirodes kendinden geçerek olup biteni hiç anlamamıştır. Bu sırada Serra Yılmaz da kuliste Veronesse Yeşili bir kostüm giyerek Salome nin hemen yanı başında oldukça kaygılı, O gibi olmadan, ama Oymuş gibi bize bakmaktadır. Serra Yılmaz çağlar sonra zamanın akışında dönüşen ve değişen ne varsa onu temsil etmektedir. Kadim zamanlardan ihtiraslı bir kadın Salome ve 21. yüzyıldan bilinçli bir kadın Serra Yılmaz; insan bilincinin evrim geçirmesi için bu kadar çağ mı geçmesi gerekmiştir! Tabloda dişi ihtirasın taç yaprakları modelin göğsünde filizlenirken, Serra Yılmaz Veronesse yeşiliyle koyulaşan bakışlarını okuyucuya çevirip birazdan olacakları bize haber veriyor. Ve Salome eğilip Yahya nın kesik başını ölü dudaklarından uzun uzun öpüyor. Canlandırma: Serra Yılmaz 12 13

8 SANATIN VAZGEÇİLMEZİ: Bir Kadın İmgesi Bilge Erkin Maximilian Kurzweil ( ), erken ve beklenmedik ölümü nedeniyle kısa süren sanat yaşamında, İzlenimcilik in etkisindeki manzara resimlerinin yanı sıra, her ne kadar farklı üslupta da çalışmış olsalar, Sezesyon akımının diğer sanatçıları Gustav Klimt ve Egon Schiele gibi kadını konu edinmiş, sanatının nesnesi yapmıştır. Kurzwiel, Sarı Elbiseli Kadın da (1899) karısı Martha yı resmeder. Martha yı ressamın karısı olarak düşündüğümüzde, aralarındaki ilişkiyi gözardı etmek pek kolay değilse de ifadesi ve duruşuyla sadeliğin, zerafetin, kadınsal bir erkin genel bir temsilini sunar bizlere. Zaten isminden de anlaşılacağı gibi, Martha nın portresi değil, sarı elbiseli bir kadının resmidir bu. Fotoğrafla yeniden üretiminde ise resim öznesine dönüşen Ahu Türkpençe nin, bu özellikleri bir kez de kendi imgesi üzerinden izleyiciye taşıdığı düşünülebilir. Sahip olduğu zarafet ve olgunluk resmin her köşesine yayılmıştır. Hafif yana eğilmiş boynu, ardından usulca dağılmış bir tutam saçı ve göz alıcı elbisesinin düşmüş kol askısı bir yandan kadına dair samimi incelikler sunar; bir yandan da simetrinin hâkim olduğu kompozisyona hareket katan küçük ayrıntılar olarak göze çarpar. Bu ayrıntılar, aynı zamanda kadın davetkarlığının savruk izleridir de. İki yana açılan kollar, bu kolların devamı boyunca gözü Max Kurzweill, Sarılı Kadın, 1899, tuval üzerine yağlıboya, Viyana Müzesi aşağıya çeken kanepenin formu ve sarı elbisenin bir çiçeğin taç yaprağı gibi açılmış eteği kompozisyonun bütünündeki denge ve simetriyi sağlayan biçimsel unsurlardır. Bu denge, rengin kullanımında da gözetilmiştir. Sarı renk, sahip olduğu parlaklık değeri ile figürü ön plana çıkarırken, onun bu baskın etkisini dengeleyecek alanlara da ihtiyaç duyar. Kurzweil ın resminde bunu kanepenin yeşili sağlar, yeniden üretimde ise fotoğrafın estetik bakışı devreye girer ve ışığın kontrast etkisi kullanılarak negatif bir alan yaratılır. Sonuç olarak tuval pigmentle, fotoğraf ise ışıkla boyanır. Bu iki resmin belki de can alıcı farkı burada yatıyor. Kurzweil ın bağlı olduğu akım ve yaşadığı dönem içinde ayrıcalıklı bir yer edinen renk, algılama sürecinde etkili bir varlığa dönüşüyordu. Boya, bu varlık alanını kuvvetlendirmek, algının ve rengin göreceli halini sunmak için oldukça ideal bir malzemeydi. Fotoğraf ise değişen izlenimi değil, belirli bir anı görselleştiriyordu. Sarı Elbiseli Kadın ın yeniden yorumunda, fotoğrafın ışık-gölge ilişkisi üzerinden yapılan kurgusu, yakalanan bu anı zamansızlaştırır, figürü ise mekânsızlaştırır. Böylece, Ahu Türkpençe yi kendi kimliğinin ötesine taşıyarak, tıpkı Kurzweil ın Martha da yaptığı gibi kadının daha geniş bir temsiline, bu temsilin görüntüsüne dönüştürür. Canlandırma : Ahu Türkpençe 14 15

9 CARAVAGGİO NUN KUŞKUCU THOMAS ADLI ESERİ Mehmet Şiray Caravaggio, Kuşkucu Thomas, 1602, tuval üzerine yağlıboya, 107 x 146 cm., Sanssouci, Potsdam, German Barok resmin belki de en can alıcı ve çarpıcı resimleri Caravaggio nunkilerdir. Roma döneminin klasik resim ve güzellik anlayışından, Manyerizm in uçuculuğundan sıkılan Caravaggio kendi karakterlerini tuale şaşırtıcı bir teatrallikle yansıtır. Figürlerin vücudundaki ışığı oynatış biçimi ve oluşturduğu duygusal ortam çok sarsıcıdır. Caravaggio nun stili hakkında ne düşünürsek düşünelim onun uslanmaz gerçeklik arayışı birçok resminde ön plandadır. Kuşkucu Thomas bu gerçeklik arayışının en tipik örneklerinden biridir. İsa İncil de Thomas a şöyle diyor: Kuşkucu olma, inançlı ol. Yaklaş ve gör. Caravaggio klasik dönem resmindeki havarilerin resmedilişleri ile alay eder gibidir; kırış kırış olmuş yüzleri, dağınık saçları ve yırtık pırtık üstleriyle bu figürler havariden çok alt tabakaya ait fakir, umarsız ve serkeş tipleri andırmaktadır. Caravaggio nun derdi belki de sokak iledir: Sokağın gerçekliğiyle, onun güzellik anlayışıyla onun yaşantısıyla. Bu anlamıyla Caravaggio nun amacının resimlerinde sadece bizleri yerlerimize çivilemek, bizi şaşkınlığa uğratarak ürpertmek olmadığını söylemek gerekir. Sanki o daha yüksek bir amaca hizmet eder. Bu etkiye Caravaggio nun nasıl ulaştığını söylemek oldukça güçtür, yine de bunda güçlü ama zarif ışık dokunuşlarının etkisi olduğunu söylemek gerekir. Caravaggio bu anlamda ışık ve gölgeye hükmetmektedir. Koyu tonlarda yapılan resim, malzemenin aksine zengin ve yumuşak bir uyumla birleşir; ancak asıl çarpıcı olan renklerin kendisinden çok sahnenin inandırıcılığıdır. Canlandırma: Mustafa Karyağdı, Yavuz Tanyeli Özgür Efe Özyeşilpınar, İbrahim Koç 16 17

10 VAN EYCK: ARNOLFINI NİN DÜĞÜNÜ Elif Dastarlı Jan Van Eyck, Giovanni Arnolfini ve Karısının Portresi, 1434, ahşap panel üzerine yağlıboya, 82 x 60 cm, National Gallery, Londra Arnolfini ve karısının portresi, değişen dünyanın yeni erkinin güç gösterisi olarak okunmalıdır belki önce, ama kelimenin tam anlamıyla olayın arka planı nda değişen dünyanın yeni sanatçısının kendi gücünü kimliğiyle ortaya koyma çabası yer alır. Sanatçı kendisini sanatının objesi yapmıştır aslında. Arnolfini nin Düğünü olarak da bilinen portrede evlenmekte olan, yeni yeni palazlanan burjuvazi sınıfından Arnolfini ve müstakbel eşi vardır. Giysileri ile de dönemin tipik tarzını yansıtırlar. Başında saflıkla özdeşleştirilen beyaz örtüsü bulunan yeni gelinin karnı dikkati çeker; kadın hamile olabilir mi? Yoksa şişmanlığı saygının bir belirtisi olarak gören dönemin anlayışının bir ürünü müdür? İlk bakışta gözü cezbedecek bir aykırılık, bakışı şaşırtacak bir tuhaflık görülmez. Resmin hikâyesini ayrıntılarda aramak gerekir. Kompozisyonda yerde duran terlikler evliliğin kutsallığını imlerken, köpek evlilikte olması gereken sadakate gönderme yapar. Bakana göre sol tarafta duran portakallar ise bereketin temsilcisi sayılır. Resmin belge niteliği, arkada duvarda yer alan Johannes van Eyck fuit hic (Jan van Eyck buradaydı) yazısıyla pekiştirilir. Ressam, bizzat törene şahitlik etmiştir. Peki yazının tek anlamı bu olabilir mi? Çünkü duvardaki dışbükey aynada Arnolfini, karısı, nikâhı kıyan görevli ve elbette ressamın kendisi de vardır. İki farklı biçimde Van Eyck olay sırasında ve orada olduğunu kanıtlama çabasındadır. Evet, sanatçı kilise ve saray erkinden kurtulmaya başlamıştır; hamisi kendisine daha yakında duran tüccarlardır belki ama yine de bağımsız değildir, olamamıştır. Van Eyck, belki de her ayrıntısına kadar sahnenin nasıl olması gerektiğini tasarlayarak siparişi veren müşkülpesent Arnolfini nin inadına kendini resmeder. Resmin yorumu olan fotoğraf ise orijinalinden ayrıntılardaki azalmayla ayrılır. Sahnenin olmazsa olmazı terlik ve köpek hâlâ durur. Kompozisyondaki ayrıntıların azalması, figürleri odak yapar. Burada nesneleşen sanatçı Van Eyck değil, Alabora ve Öğün ün kendisidir artık. Sahnenin karanlığının artması, kaotik yanın ağır basmasına neden olur. Yaşlı ve soluk benizli adam, genç kadının hayat enerjisine sahip olma arzusunda gibidir. Kadının giysilerindeki mavi ve yeşilin parlaklığında dışarı yansıyan tutkusu, arzusu, gençliği sahnenin sağ tarafına hâkim olur; kadın bir adım önde durur ve yerlere düşen elbisesinin kat kat olan eteği, izleyicinin bu noktadan itibaren kompozisyonun içine girmesini sağlar. Resmin sol kısmı ise kasvetlidir, karanlıktır. Van Eyck ın resminde soldaki pencereden gelen ışık her ne kadar adamın tarafında olsa da, adam pencereye, yani ışığa arkasını dönmüştür, koyu renk pelerini ve kocaman şapkasıyla ışığı engeller ve fakat ışık kadının yüzüne yansır. Fotoğrafta ise pencereden gelen ışık olmasa da durum değişmemiştir. Bu anlamda fotoğrafla kurulan yeni kompozisyon, orijinalinin kopyası ya da taklidi değil, bambaşka bir ifadeyle hakkı teslim edilmesi gereken yorumu olmuştur işte. Canlandırma : Mustafa Alabora, Pınar Öğün 18 19

11 SANATÇININ OTOPORTRESİ Ali Atmaca Ernst Ludwig Kirchner, Modeliyle Otoportre, 1910, tuval üzerine yağlıboya, Hamburg Güzel Sanatlar Galerisi, Almanya Bu ne öfke usta? Bir elinde fırça, diğerinde palet. Önünde görünmeyen, devasa, bakire bir tuval hayal ediyorum. Ölüm kadar beyaz, bir fırça darbesiyle yaşama dönmeye hazır kadar beyaz. İki evren arasında seni bekleyen bu beyazlıktan korkuyorsun doğal olarak. Ya dokununca beyazı yaşama aktaramazsam korkusu. Elindeki fırçayı öylesine gergin tutuyorsun ki, bir bıçak gibi tuvale saplamayı düşünüyorsun. Yüz hatların, boyun damarların gerilmiş, gözlerin hafif aralanmış, ahşap bir kapıdan bakıyorlar sanki. Bir ısırışta dudaklarının arasındaki piponun sapını kırabilirsin. Öylesine öfkeli ve sinirli bir halin var. Eee dostum, kolay mı usta olmak? Bunu sen çok iyi bilirsin. Beyaz bir tuvalin karşısında kırmızı alevlerde yanmayı da. Alevler her yerini yakmasın diye kırmızının içinde mavi sudan çekilmiş şeritler kullanmışsın. Bütün bedenin kavrulmasın diye. Sırtını döndüğün yarı-çıplak model boşluk içinde. Latince olduğunu düşündüğüm sözcükler mırıldanıyor: Non omnis Moriar. (Her yerim ölmeyecek). Beyazın da sanatçıyı yaktığını biliyorsun. Her yerim yanmayacak diye mırıldanıyorsun. Model sanki orada değil ya da oradaki kara boşluk modeli kusup oradan atmak istiyor. Kadın bir noktaya sabitlemiş gözlerini sanki yüzyıl kırpmayacak gibi. Hiç hareket yok. Donmuş, beyaz bir buza dönüşmüş. Açıkta kalan teninin kusursuzluğuna karşın, hiç cinsellik çağrıştırmıyor. Üzerindeki beyaz buzu kırsan fırçanla, paletinle kadın canlanacak, içine düştüğün lanetli boşluktan çıkacak. onun üretken tenini görünce senin de yüz hatların rahatlayacak. Çünkü kadının üretken teni güzellik doğurur, hoşgörü ve yaratım doğurur. Zaten sen soyunmaya beş kala duruyorsun usta. Haydi soyun. Fırçanı beyaz boyaya ban ve beyaz tuvalin üstüne sür. Bedenin elektriklensin ve içinde kayboduğunuz kara boşluk aydınlansın. Yoksa üstüne buzları giymiş kadın sonsuza dek sayıklayacak: Fritillaria imperialis, muscari sp, Galantus * * Ters lale, Arap sümbülü, Kardelen. Canlandırma : Bedri Baykam, Seda Akman 20 21

12 MADAM MELANKOLİ NİN VARLIK UYKUSUNA DÜŞEN GÖLGE Ahmet Bozkurt Constance Charpentier, Melankoli, 1801, tuval üzerine yağlıboya, 130 x 165 cm, Musée de Picardie, Amiens Bir şeyden ayrıldığında, kendinden de ayrılınır: Kendiyle aynı olandan. Aşktan sonra kendini uykuya terk eden kadın, tıpkı hasattan sonra tarlaya olduğu gibi. Bedenine hapsolmuş ve bir bitkiye dönüşmüş. Bu ara dünyada, bu kralsız dünyada kendi tarzında uzun bir konaklama düş; hasta etmeyen bir varsanıdır düş. Kafanın içinde kalır düşler, odanın içine yayılan karabasandır. Karabasan: Deli eden bir varsanı. İç dış oluyor. Düş ün zırh içinde Tutmak zorunda olduğu söz daha yazılamadan kırılmış, yırtılmış. Kafa: O da bir oda, iç oda. Terk etmişsek de onu, daha az bizim odamız olmaz çünkü. Düş: Bir bilmece, imgelerden bir yazı. Deşifre edilebilir, çevrilebilir, harflere dönüşebilir. Sonunda arzu bile yeşerebilir. Düş: Düşündüğünü bilmeyen düşünce. Sevdiğim resim: Düş ün bir benzeri. Her biri öteki kadar yalnız kendimi gözden yitirmişken aynada, hoyratça kendime döndürülüyorum. Ayna alaycıdır: Aşk yok, acıma yok. Benlik kendini yitirir, özne kendini bulur. Analiz, düş, yazı: Özne-benlik bölünüyor bin parçaya. Kendini görmek olanaksızdır, gerçek olan kaynağın ötekinde olduğudur. Öteki yalnızca bir yankı olduğunda yoktur varlığı: Eros, küçük şeytansı tanrı! Kendinden dışarı taşınandır aşk. Bu çiçeğin yapraklarını koparmak yasak. Yasak, hele onu benden sökmek. Canlandırma : Aslı Erdoğan 22 23

13 KEHANET Sibel Buğdaycı Caravaggio, Narsist, , tuval üzerine yağlıboya, 110 x 92 cm., Galleria Nazionale d Arte Antica, Roma. Kara bir büyü gibi sardı tüm bedenimi Yüzyıl oldu sanki arayıp duruyorum İçinden çıkmaya çalıştığım örümcek ağları Arzuladığın nedir Arzuladığım neydi Aradığım o boş ıssızlıkta Ay büyürken içimde bir kez daha baktım aynaya Tekrar ve tekrar bakmak Kendime Benliğimin derinliklerinden sızan o cılız ışığa Işıksızlık ve ışık iç içe geçmişken benden içeri Hayat ölüm Ölüm hayat Ve ben ikisinin arasında Bir denge yok ne yazık ki Ateşin göbeğine konumlanmış bu yerde Sinsice bana bakan ben Gördüğüm bu olsa gerek cehalet karanlık siyah kör ışık yok ışık yok diyor sessizce bana bakan ben Boğuluyorum Sanki Durgun akan bu ışıksız gölde Neye el atsam ölüm kendimde Canlandırma : Oral Ünlü 24 25

14 BENİM ADIM YAHUDİ Didem Elif Felix Nausbaumm, Bir Yahudi Olarak Otoportre, 1943, tuval üzerine yağlıboya, Osnabrück Cultural History Museum and Felix Nussbaum Haus Hava karanlık. Döşekler her geceki gibi rahatsız. Uyku bir çocukluk anısı. Gözlerim kapansa, burnum açılıyor. Ağzım açılsa, dilim kuruyor. Konuşamıyor tahta çarşaflar. Defterimle yatıyor, kalemimle uyanıyorum. Etrafta çocuklar var, büyüsünler diye. Uzaktan izliyorum çocukları. Ağlaşıyorlar dertli dertli. Onların benden soğuk kemikleri. Dört bir yandan ayak sesleri geliyor. Kulaklarım sesten uyuşmuş, kalbim sessiz ve derinden atmakta. Soğukmuş, sıcakmış önemli değil. Rüzgâra uyum sağlamaya çalışıyorum düzenli düzensiz. Yalnızım, sanıyorlar; tek başınayım bu sokaklarda. Kafama zorla soktukları insanları unuttular mı? Tanımadığım, sevmediğim, istemediğim halde susturamadığım demirbaşlarım onlar. Bir ses, bir nefes olarak kaldılar içimde. Kanım aktıkça damarlarımda var oldular. Bileklerimi kessem benden çok onların kanı akardı. Ben gittim, geldiler. Her adımda benimle birlikte yürüdüler. Giderek çoğaldılar. Yetmedi, büyüdüler. Tuvale gerdim. Uyandılar. Fırçaya bandım. Utandılar. Renk verdim. Usandılar. Affettim. Sarıldılar. Yine de kurtulamadım onlardan. Nerede olsam, hep yanı başımda: Sırtımın gerisinde, önüme vuran gölgemde, saatimin kayışında, paltomun yakasında Böyle olacağını bilseydi kuşlar, cıvıldayamazdı tepemde özgürce. Duysaydı çığlığımı balıklar, yüzemezdi rahatça derinlerde. Anlasaydı acımı ağaçlar, yeşermezdi baharda gönlünce. Kuşların bilmediği, balıkların duymadığı, ağaçların anlamadığı iyi oldu. Karanlık saklarken gerçeği, ben de sustum böylece. Yoksa kuşlar da, balıklar da, ağaçlar da; şimdi benimle birlikte suçlu olurdu. Ben bir Yahudi yim. Nazi döneminde yaşayan genç bir Yahudi. Üstelik o günden beri yelkovanla akrep bir daha üst üste gelmedi. Hâlâ suçluyorlar beni. Oysa insan olmayı ben istemedim ki. Yoksa ben de bilirdim kuş olup uçmayı, balık olup yüzmeyi. Ben de bilirdim ağaç olup her mevsim yenilenmeyi. Uçamıyorum, yüzemiyorum, yenilenemiyorum diye; korkuyorum, sanıyorlar; kaçıyorum köşe bucak ve yalnız başınayım kavgamda. Bilmiyorlar ki, bir tek kendimden korkmuyorum. En çok kendimleyken kalabalığım. Yoksa bir insan olarak tutunacak neyim kalır bu hayatta? Canlandırma : Bubi 26 27

15 MADAM MATISSE DOĞU KÖKENLİ MİYDİ? Hülya Küpçüoğlu Henri Matisse, Kırmızı Örtülü, 1907, tuval üzerine yağlıboya, cm, Barnes Foundation, Philedalphia Rahat bir şekilde sandalyede oturduğuna bakmayın. O döneminin en ünlü ressamıyla evli. Birçok kez eşinin resimlerine konu oldu üstelik. Kırmızılı bandana, modelin, Doğu kökenli olduğunu düşündürtüyor. Yoksa Madam Matisse gerçekte Doğu kökenli miydi? O gün erkenden kalkmıştı kadın. Hizmetçi gelmemişti. Bir an son zamanlarda aksayan ev ve mutfak düzenini görünce, hizmetçinin işi bırakacağı izlenimine kapıldı. Kısa bir panik anı yaşadı. Çünkü tek başına koca evi, eşinin atölyesini ve bahçeyi nasıl düzenleyip, temizleyebilirdi? Eşinin çoktan kalkıp atölyesinde resimlerinin başına geçtiğini düşünerek, sadece yatağı toplayıp, mutfağa geçti. Kapının hemen yanında duran, yerden kendi boyun bölgesine kadar yükselen açık raflı dolaptan, başörtüsünü aldı. Omlet yaparken ya da sofrayı hazırlarken saçlarının dökülmesini istemiyordu. Bağları arkada kalacak şekilde saçlarını toparladı. Boynu ortaya çıkmıştı. Gündelik kıyafeti ile bandanası tesadüfen uyumlu olmuştu. Elbisesini çekiştirdi. Son zamanlarda almış olduğu kiloları gizliyordu elbise. Ayrıca eşinin de kendisini hep güzel görmesini istiyordu. Kahvaltı sofrasını alelacele hazırlamaya başladı. Birazdan kocası kahvaltıya gelirdi. Matisse, atölyesinde son bir aydır üzerinde çalıştığı resme doğru başını hafifçe sağ tarafa geriye doğru çevirecekmiş gibi yaparak baktı. Eşi kalkmış ve kahvaltıyı hazırlamış olmalıydı. Birden karnının acıktığını fark etti. Fırçayı elinden bıraktı. Yemek salonuna girdiğinde sofranın hazırlanmış olduğunu gördü. O sırada mutfak kapısı açıldı ve eşi elinde bir tabak kızarmış sosisle girdi ve elindekini masaya bıraktı. Matisse in gözleri şöyle bir eşinin üzerinde gezindi. Son zamanlarda biraz kilo almıştı ama hâlâ çok güzeldi. Sonra gözleri eşinin saçlarına odaklandı. Başındaki bandanaya, nasıl da güzel sarmıştı saçlarını. Birden gözünün önünde bir resim belirdi. Karısı bir sandalyede oturuyorken, dinleniyorken onu gösteren bir resim. Konuşmuyordu ve eşinin kıyafetlerine ve saçlarına dikkatlice bakarak, kompozisyonunu kurguluyordu kafasında. Ağzına henüz iki lokma yemek atmıştı ki, ayağa kalktı ve yemek salonundan çıkış kapısına doğru ilerlemeye başladı. Madam Matisse bir şeyler söyleyecek oldu ama söyleyemedi. Bu gibi durumlarda eşinin nasıl kararlı olduğunu bilirdi. Matisse tam kapıdan çıkarken O bandanayı da nerden buldun. Geçenlerde odalık resmini yaparken, modelin kullandığı parça o. Buraya nasıl gelmiş? dedi düz bir şekilde Resme ve hemen yanındaki fotoğrafa tekrar bakıyorum. Acaba benzer bir olay olmuş mudur? Yoksa çok mu uzak bir ihtimal? Bir varsayımdan öteye gitmeyen küçük bir hikâye. Olaylar belki böyle gelişti belki değil Ama şurası bir gerçek ki Madam Matisse kesinlikle Doğu kökenli değildi. Canlandırma : Günseli Kato 28 29

16 YÜZ YÜZE Günseli İnal Vermeer, İnci Küpeli Kız, 1665, tuval üzerine yağlıboya, 46.5 x 40 cm., Mauritshuis, The Hague, Hollanda Atölyede süren sessizlik; fırçaya uzanan Vermeer in elinin ağır ağır tuvalin üzerine yükselmesiyle bozuluyor. Sihirli bir an bu; karşısındaki canlı model hiç nefessiz beklerken ressam tuvale önce genç kızın başını çiziyor. Yeni bir suret oluşumunun doğum anı birlikte yaşanırken, oda kapısının altından, pencere pervazlarından dondurucu soğukla birlikte korku sızacak, dar tahta merdivenlerden biri çıkacak, evin dişi reisi korkunç bir çığlık atacak... J. Vermeer başkasına ait inci küpeyi genç kızın kulağına takarken kızın pembe pürüzsüz tenini hafifçe okşuyor, gözlerinin içine derin derin bakıyor. Ressam bu komposizyona başlayalı tek amacı kendine ait bu anı ölümsüzleştirmek. Aralarındaki göz iletişiminden dökülen simler atölyeyi baştan aşağıya altına bulamış. Delftli Vermeer; Kuzey Rönesansı nın sakin çocuğu erotik bakışlarıyla genç kızı soyuyor, bir yandan da kızın yüzündeki saf çocuksuluğun tahrik edici yanını ten rengine boyuyor. O bir Caravaggist, büyülü figürlerin, dişilerin ressamı. Fırçanın maviye doğru hareketiyle başlayan aşkınlık Hollandalı kızla ressamın arasında kıvılcımlar oluşturuyor, yere kıvılcım parçaları düşüyor, hava huzmelerinden peri tozu sızmakta. Fırça genç kızı okşarcasına tuvalde dönüyor, iniyor, çıkıyor; yüzeyde dokunulan noktalardan yeni bir yüz doğmakta. Ressam hiçbir zaman dokunamayacağı genç kıza fırçasıyla dokunmakta, hiçbir zaman okşayamayacağı bu narin varlığı boyalarla okşamakta. Tarihler 1660 ları gösteriyor. Yerde mavi bir leke oluştu, ressamın fırçası genç kızın saç bandını boyarken fırçadan mavi bir topak yere fırlıyor, yayılmaya başlıyor. Evin alt katından gürültülü kadın sesleri, inlemeler duyuluyor, biri bayılmış olabilir. Ressam aldırışsız tavrını sürdürerek saç bandını boyamakta, boyadıkça karşısındaki yüz değişmekte. Yüzden yüze iletişim frekansları fırçayı tutan elini tir tir titretiyor, fırça güçsüzleşiyor, birkaç gölge oluşturduktan sonra bir an ressamın başı yere doğru eğiliyor. Başını kaldırdığında karşısında artık başka birinin yüzü var. Gelecekten gelen bir yüz: Yasemin Mori nin yüzü. Hollandalı genç kıza benzemiyor. Daha ihtiraslı, daha atak, daha kararlı. 21 yüzyılın tüm özelliklerini donanmış bir yüz. Ressam hafif bir şaşkınlık yaşıyor ve duraksıyor. Yerdeki mavi boya lekesi gittikçe büyüyor, yayılıyor. Yasemin Mori nin bakışları davetkâr, ressamı çileden çıkaracak denli cüretkâr. Bakışlarındaki küstah ifade erotik çağrışımla birleşmiş. Hem Hollandalı kız hem de gelecekten gelen bu dişi, Eros un azad ettiği yüzler olmasın! Belki de birkaç benlik birbirlerine dönüşüm içinde kendi kökenlerini aramaktadırlar. Eros tüm zamanların yolcusu; şu anda ressamın atölyesinde var olanın üzerinden henüz var olmayan, gelecekte olunan bir geleceğe doğru akmakta ve tüm eşyayı değiştirerek eski/yeni yüz üzerinde gölgeli oyunlarını başlatmakta. Hollandalı Kız ve Yasemin Mori; şimdi ve geleceğin gölgeli oyununda buluşmakta, ışıkta erimekte ve benlik, geri dönüşü olmayan bir güçle ileriye doğru atılmakta ve tarihler 2012 yi göstermekte, yerdeki mavi leke yayılarak büyümekte. Canlandırma : Yasemin Mori 30 31

17 KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ Mine Söğüt Osman Hamdi Bey, Kaplumbağa Terbiyecisi, 1906, tuval üzerine yağlıboya, 222x122 cm., Pera Müzesi Siz hiç terbiye edildiniz mi? Biz edildik. Hem de birçok kere. O yüzden biz, hepimiz bu resmi çok severiz. Terbiyeyi de iyi bir şey zannederiz. Mesela bir zamanlar bir soyun tokadıyla terbiyelenmiştik. Asırlar boyu o terbiyenin rüzgârıyla kıtalardan kıtalara at koşturduk. Birileri sömürgeciliğin kitabını yazarken biz fetihlerin şarhoşluğundaydık. Sonra savaşlarla terbiye edildik. Dört tarafımıza kalın çizgilerle sınırlar çizdik, arkadaşlarımızı ağlayarak denize döktük, akrabalarımızı ağlayarak denizden çıkardık, komşularımızı ağlayarak taş ocaklarına yolladık, dostlarımızın ağlayarak camlarını kırdık, kader ortaklarımızın ağlayarak dillerini yasakladık. O kadar terbiyeliydik ki, savaşarak kazandığımız bağımsızlığımızdan aklı evvel bir uysallıkla vazgeçtik. Sonra yıllarca şiddetle terbiye edildik. Kime güveneceğimizi bilmedik. Terbiye edildikçe güvenimizi yitirdik. Güvenimizi yitirdikçe bölündük. Bölündükçe kaybolduk. Kayboldukça kaybettik Şimdilerde korkuyla terbiye edilmekteyiz. Kimimiz bir şeyleri kaybetmekten korkuyor, kimimiz bir şeylere yetişememekten. Kimimiz Allah tan, kimimiz kuldan. O yüzden üzerimizde kalın kabuklar var, başımızı içimize çekmişiz. Hiç kıpırdamıyoruz, hareketsizce duruyor, bir suçlu gibi önümüze bakıyoruz. Korku içimizde büyüyor, gerçek dışımızda. Siz hiç terbiye edildiniz mi? İşte biz edildik ve işte kör olduk. Canlandırma : Can Kolukısa 32 33

18 ANATOMİ DERSİ Didem Elif Rembrandt, Dr. Tukip in Anatomi dersi, 1632, tuval üzerine yağlıboya, Kraliyet Sanat Galerisi, Mauritshuis, Hollanda Kafam hep karışıktı benim. Hayat, nereden başlayacağımı anlayamadan biten bir roman. Bir sürü insan vardı. Bazılarını tanırdım. Yakınım olanlar uzak, uzakta olanlar yakınımdı. Sabırsız olanların kimi anlayışlı, seçkin olanların kimi sıra dışıydı. Meraklılar ise zaman zaman önyargılı. Üzerimde olan gözlerinden anlardım, kaderlerimiz aynıydı. Her biri zayıf ya da iri kıyımlı kalıplarının içinde, hayatı anlama arayışındaydı. Algım karanlıktı benim. Olumsuzluğum, evime bacadan giren Tanrı misafiri. Karışık kafam hep ağırdı. Kendimi asla taşıyamazdım. Topuklarım ezilmesin diye, ayaklarım yan basardı. Gövdem yerçekimine paralel, yüzüm yere bakardı. Göğsüm susardı benim. Sıkıştıkça kalbim atar, kalbim attıkça canım yanardı. Ağzım hep ağlar, gözlerim hep gülerdi. El yordamıyla beller, bellediklerimle ellerdim. İhtiyaçlarım vardı benim. Geri kalmamak ilerlemekten, düşmemek yürümekten önemliydi. Yarını önceden bilmek isterdim. Kendime iple bağlanıp, başkalarını günlüklerimde severdim. Değerlerim önemliydi benim. Gururum başarıdan, güçlü olmak sağlığımdan önde gelirdi. Mutluluğun önüne bir sürü engel koyar, özgürlüğümü en sona atardım. İnançlarım temelimdi benim. Her adımda dönüp onlara bakardım. Tanımadığım her şeye inanır, tanıdığım kendime asla inanmazdım. Gerçekleşmeyen düşlerim olurdu benim. Demiri bulutlara atılmış bir gemi gibi yaşardım. Bulutlar hareket ettikçe ben de yol alıyorum sanırdım. Yüzüme ışık vururdu benim. Hatalarım yüzümün ortasında aydınlanırdı. Ben hatalarıma, gözlerimi ışığa kapatarak katlanırdım. Ete kemiğe bürünen korkular büyütür, bildiklerimi bedenimde çürütürdüm. Bir hayatım vardı benim. Ben ona yaklaştıkça o benden uzaklaşırdı. Bir bedenim vardı benim. Ben bunu ölünce anladım. Canlandırma : Bahadır Baruter 34 35

19 OKUYAN ADAM Mine Söğüt John Singer Sargen, Okuyan Adam, 1904, tuval üzerine yağlıboya, 64.1 x 56.5 cm., Public Museum, Pennsylvania Mesela o kitapta zamanın ne olduğu yazıyor olsa O yazar zamana çok uzun dese, bu yazar geçti gitti. O okur zamanda yok olsa, bu okur zamanı kaybetse. Ressam bizzat kendisi zaman olsa, fotoğrafçı o zamanda kaybolsa. Mesela o kitapta mekânın ne olduğu yazıyor olsa O yazar çok uzak dese, bu yazar hapsoldum. O okur öldüğüm yer dese, bu okur öleceğim. Ressam vardım dese, fotoğrafçı hapsoldum. Mesela o kitapta, ne olduğu yazıyor olsa O yazar sizsiniz dese, bu yazar biziz. O okur içim dese, bu okur dışım. O ressam verdiğim dese, bu ressam aldığım. Mesela o kitapta hiçin ne olduğu yazıyor olsa O yazar korksa, bu yazar korkutulsa. O okur sevmese, bu okur anlamasa. O ressam benim dese, bu fotoğrafçı sensin. Mesela o kitap hiç yazılmamış olsa, o resim hiç çizilmemiş, o fotoğraf hiç çekilmemiş. Zaman da mekân da hep de mesela hiçmiş Canlandırma : Cem Davran 36 37

20 OTTO DIX, BİR GAZETECİNİN PORTRESİ: Sylvia von Harden Elif Dastarlı Otto Dix, Gazeteci Sylvia von Harden ın Portresi, 1926, ahşap üzerine karışık teknik, 120 x 88 cm, Musée National d Art Moderne, Paris Sen bütün bir çağı temsil ediyorsun sözleriyle ikna eder Otto Dix, Sylvia von Harden i, resmini yapmaya doğumlu Alman gazeteci ve şair Harden, resminin yapıldığı 1926 yılında 32 yaşındadır. Dix e, Yani benim donuk gözlerimi resmetmek istiyorsun, benim gösterişli kulaklarımı, uzun burnumu, ince dudaklarımı; benim uzun ellerimi resmetmek istiyorsun, kısa bacaklarımı, büyük ayaklarımı ki bunlar insanları sadece korkutur ve kimsenin hoşuna gitmez der. Dix, kendisini harika tasvir ettiğini söyler. Ondaki çağının güzelliğini fark etmiştir: Dış görünüşle değil, psikolojik derinlik ile ilgili olan çağın ruhunu. Savaşın felaketini bizzat yıkımın kurbanları üzerinden aktaran Otto Dix in gerçekçi hassasiyetle uyguladığı portrelerinden biridir. Sylvia von Harden portresi. Monokl gözlüğü, kısacık modern saçları, kareli ve gayrifeminen elbisesi, özensizce teki düşmüş dizüstü çorabı ve elbette sigarası, içkisi ile gazeteci-şair Harden, 20. yüzyılda dış güzelliğinin ötesinde anlamlar yaratarak varlık nedenini yeniden kazanan kadının prototipidir adeta. Dix, figürün ruhsal durumunu apaçık çözümler. Bu resimde figür, zamanın ruhuyla ikizdir; çağının kadını nın portresi, çağının da portresidir. Arka plan, iç mekânda bir duvar köşesidir; alizarin kırmızısı ile uygulanan duvar rengi şeffafımsı, dalgalı bir görünümdedir. Dix figürlerin katılığını sonuna kadar hissettirir. Sehpanın yamuk, deforme biçimi dikkat çeker. Kompozisyonda bir deformasyon olduğunu hissederken göz artık farkına varmaya başlar. Kadının yüzü ve parmaklarının aşırı uzunluğu, sigara ve kibrit kutusunun yine deforme edilmiş formları, sahnenin gerçekçiliğini zorlama hale getirir. Etkisinin artması için abartılmış bir gerçeklik söz konusudur. Savaşın yaraları, gerginliği, zorluğu kadının bedeninde, duruşunda, dışarı yansıyan karakterinin dehlizlerinde hissedilir Latife Tekin in yorumundaki Von Harden, resmin etkisini yineler. Şey leşen beden, portrenin ana konusudur; özne ve nesne anlatımın gücüyle aynılaşır. Tekin in büyülü gerçekçiliği, Dix in abartılmış gerçekçiliğiyle bir arada sunulmuştur fotoğrafta. Kadının ifadesindeki sahicilik, ayrıntılarda benzerlik aramayı gereksiz kılar. 21. yüzyılda kendini kanıtlamış güçlü bir yazarın yüzünde, duruşunda, mimiğinde Von Harden in ruhu hakkıyla yaşar. Figüre odaklanan kompozisyon şeması ile kadının hali resmin geneline yansır. Çalışmanın yapıldığı 1926 yılına dair çağın tini, 2012 yılında hâlâ her türlü yıkımın, kıyımın etkisini hatırlatarak kendini hissettirir maalesef. Canlandırma : Latife Tekin 38 39

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı

Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı REMBRANDT Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı Ölümü: 4 Ekim 1669 Ünlü Yapıtları: Dr.Nicolaes

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı

Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı SANAT TARİHİ II Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı Felemenk ülkesi Kuzey Avrupa da, aralarında Hollanda da bulunan Yedi Eyalet 1648 yılında resmen bağımsızlığını kazanır. 17. yüzyıl Kuzey

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

Siyahın Tasarımlardaki Önemi Nedir?

Siyahın Tasarımlardaki Önemi Nedir? Siyahın Tasarımlardaki Önemi Nedir? Asil duruşu nedeniyle bayanların kıyafetlerde tercih ettiği renklerin başında siyah gelir. Kadına zerafet ve incelik katan siyah aynı zamanda kadınları daha zayıf ve

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM DETAYLARDAKİ ETKİLEŞİMLER Değerli hoca Şeref Akdik in yaktığı ışık ile sanatla tanışan ve lise çağlarında ressam olmaya karar veren Neslihan

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR:

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR: PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 6 5 9 4 2 7 3 1 8 SORULAR: 1- Fotoğrafta kaç çocuk var? 2- Çocuklardan kaç tanesi sana doğru bakıyor? 3- Kız çocuğu elinde ne tutuyor? 4- Fotoğrafçı

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn rem dizayn Hayal Edebileceğiniz Herşey Gerçektir... HAKKIMDA PROJELER REFERANSLAR İLETİŞİM Değerli Olan iyi Yaptığın Değil, Yapmaya Değer Olandır... İrem ERGENE

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bırakın doğa evinize gelsin!

Bırakın doğa evinize gelsin! Unica Class Bırakın doğa evinize gelsin! Gerçek malzemeler ile doğal tasarım 444 30 30 www.schneider-electric.com.tr Doğal bir özlem Modern hayat genellikle varlığımızın orijinal, gerçek ve saf yapıtaşlarını

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI

HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI DEKO HOME Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr www.architecta-interiors.com DOROTHEE JUNKIN HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI Taşıdığı geleneksel ögeler ve karakteri korunurken, çağdaş

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ SU- BİTKİLER Su ile ilgili bildiklerimiz kavram haritası oluşturduk. Su çeşitlerini listeledik. Suyu kullandığımız yerlere göre grupladık.

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

YENİ BİR DÜNYANIN ANAHTARI...

YENİ BİR DÜNYANIN ANAHTARI... YENİ BİR DÜNYANIN ANAHTARI... Yeni bir dünyanın anahtarı. Makel den LUMIA SERİSİ... Lumia Serisi çerçeveler; metallerin asaleti, camın büyüsü ve ahşabın sıcaklığıyla birlikte modern minimalist tasarımları

Detaylı

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN İÇİNDEKİLER İlk Söz /9 Hayatı ve Sanatı /17 Paris'te Resim Dersleri /19 İstanbul'a Dönüş /20 "Doğululuk" Eğilimi /23 Kadın Figürleri /25 Bilimsel

Detaylı

Rembrandt Harmensz van Rijn! Paletime ışık koyar, fırçamı karanlığa batırırım.

Rembrandt Harmensz van Rijn! Paletime ışık koyar, fırçamı karanlığa batırırım. Benim resimlerimde ışık ve karanlık birbirinden ayrılamayan iki sevgili gibidir. Yan yana durdukları için, tablolarım güzelleşir. Işığın resmini yapabilir misin? Peki, ya karanlığın? Benim adım, Rembrandt

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ TEZHİP I. SINIF GÜZ DÖNEMİ 12 Ekim 2015 Açılış Toplantısı ve Tezhip Sanatı Hakkında Bilgi; (motifler, hatailer, yapraklar) 19 Ekim 2015 Hatai çizimleri, kurşun kalem çalışması 26 Ekim 2015 Yaprak çizimleri,

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13 NİSAN PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13-17 NİSAN 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci Bir Kız Bara Girer Ve... Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci 4 Bir Kız Bara Girer Ve... Bütün kadınlar bir iç çamaşırından çok fazla şey beklememeleri gerektiğini bilirler. Çok seksi olmak istiyorsanız,

Detaylı

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 TEKNİK GEZİ RAPORU Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 Meclis-i Mebusan Caddesi - Liman İşletmeleri Sahası - Tophane Konumu: Bienal alanının konumunu gösteren harita

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

1. Her şeklin diğer yarısını aynı renge boyayalım.

1. Her şeklin diğer yarısını aynı renge boyayalım. 1. Her şeklin diğer yarısını aynı renge boyayalım. 54 1. Aşağıdakilerden hangisi yarımdır? a) b) c) 2 Aşağıdakilerden hangisi bütündür? a) b) c) 3. Meyvelerin diğer yarısını bulup eşleştirelim ve boyayalım.

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

REHBERLİK GRUP ETKİNLİKLERİ ETKİNLİK 1

REHBERLİK GRUP ETKİNLİKLERİ ETKİNLİK 1 Oyunun Adı: Ben Kimim? Amacı: Görsel algının gelişmesi Hedef kitle : 6-5 yaş REHBERLİK GRUP ETKİNLİKLERİ ETKİNLİK 1 Malzeme: Farklı tiplerde ve özelliklerde küçük oyuncaklar Kişi sayısı: 10-15 kişi. Oyunun

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf Yrd. Doç. Dr. Özgül Polat Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf 11 Adım ve Soyadım Eşleştirme yapalım. A Cümlelerin ilk harflerinin her zaman büyük olması gerektiğini biliyor muydunuz? e T t E l e E L L

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

BEYAZ YALI Yalı dekorasyonu deyince, genellikle nostaljik çizgiler, eski ve yeniyi içiçe yaşatan dizaynlar, klasik, y a da y an klasik döşenmiş m ekanlar akla geliyor. Oysa, First için görüntüleûiğimiz

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım Goscinny / Sempé PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK 1 ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Öykü Çeviren: Vivet Kanetti 29. basım Goscinny / Sempé PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK 1 Çeviren: Vivet Kanetti cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ 1.Sanatsal düzenleme öğeleri Çizgi: Çizgi, noktaların aynı veya değişik yönlerde sınırlı veya sınırsız olarak ardı arda dizilmesinden elde edilen şekildir. Kalemimizle

Detaylı

DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER

DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER Ebru Dede Hayatımızı her yönden etkileyen tüketim ortamı, sanat eserlerine de yansımıştır. Doğrudan tüketime odaklanan eserlerin sanatçıları bu ortamın zararlarına

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU EYLÜL AYI BÜLTENİ

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU EYLÜL AYI BÜLTENİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU EYLÜL AYI BÜLTENİ OKULUM VE ARKADAŞLARIM BEN KİMİM? Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme Sınıfını

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012. PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı)

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012. PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012 PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı) ANKARA 2012 BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı