MART El aç yalvar O na insin rahmet, Sönsün nâr-ı fitne gelsin inayet; Her yanda bir çeşit âteş-i fitne, Söndürmek için himmet lâzım himmet...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MART 2014. El aç yalvar O na insin rahmet, Sönsün nâr-ı fitne gelsin inayet; Her yanda bir çeşit âteş-i fitne, Söndürmek için himmet lâzım himmet..."

Transkript

1 YIL 36 SAYI 422 ISSN Izdırapla Bütünleşen Ruhlar Kalbin Elektriği Nereden Geliyor? İdeal Devlet ve Osmanlı Yeni Doğan ve Tahnik Değirmenin Suyu Nereden Geliyor? El aç yalvar O na insin rahmet, Sönsün nâr-ı fitne gelsin inayet; Her yanda bir çeşit âteş-i fitne, Söndürmek için himmet lâzım himmet...

2 Gönlünü yüksek ideallere kaptırmış muzdarip ruhlar, bütün bir hayat boyu buhurdanlık gibi tüter dururlar. Güneşler doğarbatar; haftalar, aylar birbirini takip eder; mevsimler peşi peşine geçer gider de, onlar idealize ettikleri düşünceleri istikametinde bir başka bahar ararlar... Hep hazan görür, hazan mevsimi yaşarlar, hazan türküleri dinlerler; ama ne hâllerinden şikâyet eder ne de kimseden dert yanarlar. And içip yoluna koyuldukları yüce davaları uğrunda her cefaya katlanır, fakat asla usanmazlar. İdeallerinin aşkına kapılmış ve o yolda ümit verici müjdelerle coşmuş bu aydınlık ruhlar, önlerinde yığın yığın uçurumlar, yığın yığın zorluklar bulunabileceğini önceden hesap ederek gerilime geçtiklerinden, ne beklenmedik

3 şeylerle karşılaşmaları, ne imkânsızlıklar, ne de yollarını kesen çeşit çeşit tehlikeler kat iyen onları şaşırtamaz ve davaları hakkında şüpheye düşüremez. Her tehlikenin bir gün mutlaka ortadan kalkacağı, yolların açılıp imkânsızlıkları imkânların takip edeceği inancıyla hep azimli ve kararlıdırlar. Bu itibarladır ki onlar, en ümit kırıcı hâdiseler, en karanlık şartlar içinde dahi bedbinliğe, karamsarlığa düşmez; geçilmez gibi görünen engelleri şimşek hızıyla aşar ve soluk soluğa hedeflerine koşarlar. Çevrelerinde olup biten şeylere karşı daima tetikte ve alabildiğine hassastırlar. Hele bu şeyler, onların düşünce dünyaları ile alâkalı ise... İçinde yaşadıkları toplumla öylesine kaynaşmış ve bütünleşmişlerdir ki, yolunu şaşıran bir fert, istikameti bozulan bir aile ya da cemiyeti ayakta tutan umdelerden birinin hırpalanması onları günlerce inletir ve uykusuz bırakır... Umursamazlık, onların en nefret ettiği şeydir. Toplumun her kesimine ait dert ve sıkıntıları, sinelerine saplanmış bir hançer gibi hisseder ve iki büklüm olurlar. Yüreklerinin ızdırapla çarptığı, beyin sancısıyla şakaklarının zonk zonk zonkladığı nice geceler vardır ki, yığınlar içinde bulunmalarına rağmen, onlar yine yapayalnızdırlar. Onların dünyasında geceler hep hasretle gelir ve bir ömür kadar da uzar gider. Ne var ki bunu da sadece onlar duyar ve onlar yaşarlar. Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir, Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat? (Sabit) İnsan herhangi bir ideale, inandığı ölçüde gönül verir ve alâkadar olur. Alâkadarlığı nisbetinde de yer yer sevinç, zaman zaman da ızdırap duyar. Bu ölçüye göre, bağlı bulunduğu dava uğrunda bütün bir gün ve haftasını, ay ve senesini, hattâ senelerini verenler olabileceği gibi, onu varlığının gayesi bilip, dünya ve ukbasını feda edenler de vardır. Öyleleri vardır ki, saçları adedince başları bulunsa, davası uğrunda her gün birini isteseler, tereddüt etmeden verir; verir de minnet bile eylemez... İnsanlığın İftihar Tablosu, bu hususta o kadar hızlı ve o denli ileri idi ki, Yüce Yaratıcı, hem senâ hem de tâdil makamında O na şöyle diyordu: Demek bu söze inanmıyorlar diye onların peşine düşüp kendini helâk edeceksin! 1 Ve bu eşsiz fıtratın arkasında, daha bir sürü başyüce, bütün hayatları boyunca hep ızdırap düşünmüş, ızdırap soluklamış, ızdırapla eğilmiş, ızdırapla doğrulmuşlardır. Bir bakıma onların çektikleri, büyüklükleriyle mepsuten mütenasip (doğru orantılı) olmuş; çektikçe yükselmiş, yükseldikçe çekmiş ve her türlü kötülüklerden arınarak birer semavî bilinmez hâline gelmişlerdir. Evet, Hak yolunda, millet yolunda çekilen sıkıntılar kadar insanı günahlardan arındıran, ulvîleştiren ikinci bir şey daha yok gibidir. Günahlar içinde öyle günahlar vardır ki; namaz, oruç gibi ibadetler değil de, geçim yolundaki sıkıntı ve maişet derdi onlara kefaret olur. 2 Ya içinde yaşadığımız toplumu kurtarma gayreti ve bu uğurda çekilen sıkıntılar..! Bugün bizim, şuna-buna değil; Milletimin maddî-mânevî mutluluğu için Cehennem in alevleri içinde yanmaya razıyım. diyenlere.. şahsî menfaat ve bencillikleri bir tarafa iterek Hak ve millet yolunda fânî olanlara.. toplumun ızdıraplarıyla kıvrım kıvrım kıvranıp, hep inilti kovalayanlara.. elinde ilim meşalesi, her yerde bir çerağ tutuşturup cehalet ve görgüsüzlüklerle mücadele edenlere.. üstün bir inanç ve azimle, dökülüp yolda kalanların imdadına koşanlara.. maruz kaldıkları zorluklar karşısında isyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden bir küheylan gibi yoluna devam edenlere.. yaşama arzusunu unutarak yaşatma zevkiyle şahlanan babayiğitlere ihtiyacımız var..! Dipnotlar 1. Kehf sûresi, 18/6. 2. et-taberânî, el-mu cemü l-evsat 1/38; Ebû Nuaym, Hilyetü l-evliyâ 6/

4 { } Her sıkıntı bir kolaylığa gebedir; ama haml müddetine sabretmek gerekir. Kalbin Elektriği Nereden Geliyor? Prof. Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU F akültedeki odamda otururken birkaç talebem geldi ve bazı sorularının olduğunu söyledi. İlk soruları; insan vücudunu taklit ederek geliştirilen makinelerin olup olmadığıydı. Sohbetimiz, insan vücudundaki işleyişler örnek alınarak yeni teknolojilerin geliştirilip geliştirilemeyeceği hususuna geldi. Bu noktada, örnek alınabilecek ilk organın kalb olduğunu söyledim. Kalb hayatî organlarımızın başında gelir. Bütün organlarımız ve vücudumuzu teşkil eden 100 trilyon hücre, oksijen ve gıda gibi ihtiyaçlarını pompa gibi çalıştırılan kalbimizin gönderdiği kandan alır. Aynı zamanda bu hücreler atık olarak ürettikleri üre, ürik asit ve karbondioksit gibi maddeleri de kana verirler. Kalb çalışmazsa, kan devridaimi gerçekleşmez ve hücreler ölür. Beynin kısmî ölümüne rağmen kalb çalışabilir ve hayat devam eder; ancak kalb ölmüşse veya kalbin sun î faaliyeti devam ettirilemiyorsa, hayat da sona erer. Bu se

5 İskelet kasları beyinden elektrik almayınca çalışamazlar. Ancak, kalb kası beyinden elektrik almadan da kasılabilir hususiyette yaratılmıştır. Kalbteki elektrik akımları kendi kas duvarı içindeki özel yapıdaki hücrelerden üretilir. Bütün kalb kası hücreleri elektrik akımı meydana getirilecek şekilde pil özelliği ile donatılmıştır. bepten Kadîr ve Alîm olan Rabb imiz bu organa yedek olarak çok sayıda pil noktası yerleştirmiştir. İlk hareketin ateşlendiği esas pil noktası, herhangi bir şekilde arızalandığında, bu yedek noktalar harekete geçirilir. Kalb öyle harika bir makine ki, çalıştırılması için her noktasına elektrik üreten hususi yapıda pil noktaları yerleştirilmiştir. Bir oyuncak düşünün ki; pil yatağı bozulunca, oyuncak yine de çalışsın diye, oyuncak içine çok sayıda yedek pil yatakları yerleştirilmiş olsun. Yine düşünün ki; pil yatağından motoruna giden kablolardan biri kopmuş olsun, ancak hemen yedekteki bir sistem devreye girsin ve oyuncak çalışmasına devam etsin. Gelecekte buna benzer şekilde çok mükemmel şekilde, enerji kesintisi yaşamadan çalışan makineler ve bilgisayarlar yapılabilir mi? Bu soruya hemen cevap vermek kolay olmasa da, kalbimizde Kudreti Sonsuz un yerleştirdiği milyonlarla ifade edilebilecek yedek pil ve kablo sistemleri mevcuttur. İskelet kasları beyinden elektrik almayınca çalışamaz. Ancak, kalb kası beyinden elektrik almadan da kasılabilir hususiyette yaratılmıştır. Meselâ bir kurbağa kalbi, vücuttan ayrıldıktan sonra da uzun süre çalışabilir. Kalbdeki elektrik akımları, kendi kas duvarındaki özel hücrelerden üretilir. Bütün kalb kası hücreleri, elektrik akımı meydana getirilecek şekilde pil özelliği ile donatılmıştır. Bu hususiyet uyarı ve iletim sistemi olarak isimlendirilen çok kompleks yapıdaki kas liflerine verilmiştir. Bu uyarı ve iletim sisteminin üç temel unsuru vardır: 1- Sağ kulakçığa yerleştirilmiş sino-atrial düğüm, 2- Kulakçıklarla karıncıklar arasına oturtulmuş atrio-ventriküler düğüm, 3- Elektrik dağıtım şebekesi diyebileceğimiz, lifleriyle bir ağ gibi kalbin her noktasını saran Purkinje sistemi. Sağ kulakçığa yerleştirilmiş sino-atrial düğüme, kalbde en yüksek hızda (frekansta) elektrik üretme hususiyeti verilmiştir. Bu sebeple kalbin esas pili, bu düğümdeki hücreler olduğundan, Kalb kası İskelet kası bunlara kalbin pili mânâsına pacemaker denilmektedir. Sağlıklı bir kalbde diğer yedek pil noktaları, karışıklık meydana getirebileceği için elektrik üretmezler. Bunun sebebi kalb kası hücrelerinin bir kere uyarıldıklarında tekrar uyarılamamalarıdır. Dolayısıyla esas pil sağlıklı çalıştırılıyorsa, yedek pillerin bu işleyişe bir müdahalesi olmaz. Kulakçıklarla karıncıklar arasına yerleştirilmiş ikinci merkez olan atrio-ventriküler düğüm, birinci düğümden gelen elektrik akımı düzgün ise, ayrıca elektrik üretmez; sadece kendisine gelen elektrik akımlarını dağıtım sistemi liflerine ve dolayısıyla karıncıklara iletir. Bu düğümün diğer bir vazifesi de, kalbin çalışmasında hassas bir zaman ayarlamasına vesile olmaktır. Şöyle ki, bu düğüm kendisine gelen elektrik akımlarını yaklaşık 0,1 saniye beklettikten sonra karıncıklara iletir. Bu bekletme vazifesi çok önemli olup, bu sayede kulakçıklardan gelen kanın karıncıklara geçişinin tam bitmesi sağlanmaktadır. Eğer duraklatma olmasaydı ve dört odacık aynı anda kasılsaydı, kan geri kaçacak ve pompalama güçlü olamayacaktı. Kalb kasının önemli bir hususiyeti de, bütün liflerinin birlikte kasılmasıdır (sinsisyum). Bu hususiyet, iskelet kaslarına verilmemiştir. İskelet kaslarında bütün lifler kasılmaya katılmak mecburiyetinde değildir; çünkü iskelet kasları, karşılaştıkları ağırlığa ve kuvvete göre, en uygun miktarda liflerin kasılmasıyla cevap vererek, azamî tasarruf uygular. Yaratılışta israf olmadığı için yarım kiloyu kaldırmak için az sayıda lif kasılırken, beş kiloluk bir ağırlık için daha fazla sayıda lif kasılır. Ancak kalbde böyle değildir. Bütün lifler birlikte kasılmaya katılarak daha fazla kanın pompalanmasına vesile olurlar. Eğer kalbde de iskelet kasındaki gibi dereceli kasılma olsaydı, yani bazı lifler kasılırken bazıları gevşek olsaydı, kanı pompalamak mümkün olmazdı. Kalb krizlerinde bazı kas hücreleri ölür ve bunlar pompalamaya katılamadıklarından yeterli kan pompalanamaz, krizin derecesine göre ağır kalb yetmezliği ve ölüm gerçekleşebilir

6 Sino-atrial düğüm Atrio-ventriküler düğüm Sağ kulakçık Sağ karıncık Kalbdeki uyarı ve iletim sisteminin üç önemli temel unsuru vardır: 1-Sağ kulakçığa yerleştirilmiş sino-atrial düğüm, 2-Kulakçıklarla karıncıklar arasına oturtulmuş atrio-ventriküler düğüm ve 3-Elektrik dağıtım şebekesi diyebileceğimiz, lifleriyle bir ağ gibi kalbin her noktasını saran Purkinje sistemi. Sol kulakçık Sol karıncık Purkinje f ibril ağı Üçüncü kısım olan elektrik dağıtım sistemi, kulakçıklarla karıncıklar arasına yerleştirilmiş düğümden aldığı elektriği, sağ ve sol karıncıklara hızla taşımakla görevlidir. Dağıtım sisteminin sağ ve sol dalları vardır. Sağ dal sağ, sol dal da sol karıncığa elektrik taşır. Bu liflere verilen hızlı iletme kabiliyeti sayesinde her iki karıncığın bütün kas lifleri aynı anda kasılır. Elektrik akımı bu şekilde bütün kalb kasına yayıldıktan sonra söner. Arkasından yeni bir elektrik uyarısı, sağ atriuma yerleştirilmiş düğümde ortaya çıkarılır ve tekrar yayılır. Kulakçıklardan karıncıklara elektrik girişi sadece bir noktadan gerçekleşir. Müdebbir isminin tecellisi olarak Rabb imiz elektrik akımının tek yönlü ilerlemesi ve karıncıklardan kulakçıklara geriye gelmemesi için araya elektrik iletmeyen band şeklinde bir doku yerleştirmiştir. Bu doku olmasaydı, ağır ritim bozukluğu ve erken ölüm gerçekleşirdi. Nitekim bazı kişilerde doğuştan bu bant üzerinde elektrik ileten noktalar bulunmakta ve ağır ritim bozukluğuna sebep olmaktadır. Bu durumun tedavisi için kalb kası dokusuna girilerek elektrikli koterle bu noktalar yakılmaktadır. Normal kalbde sağ kulakçıkta bulunan esas pil noktası geçici veya kalıcı olarak elektrik üretemezse, o zaman yedek pil olarak isimlendirdiğimiz başka bir kalb kası noktası devreye girer ve vazifeyi devralır. Bu durumda kalbin hızı azalır; ancak kalb yine de çalışmaya ve kanı pompalamaya devam eder. Eğer bir kişide her iki düğüm de hastalanırsa, Purkinje sistemi olarak tarif edilen dağıtım sistemi devreye girer ve burası kalbin pili olur. Bu durumda da kalbin hızı yavaşlar; ancak kan pompalamaya devam eder. Hattâ dağıtım sistemi bile hastalansa, kulakçık veya karıncıklardan bir nokta mutlaka elektrik doğurmaya başlar. Sağ kulakçığa yerleştirilmiş ilk düğüm hastalanıp elektrik üretemezse, önce kalb 5-10 saniye geçici olarak durdurulur. Bu durumda beyne kan gitmez ve kişi bayılır. Fakat bir müddet sonra kalb diğer bir pil noktasından tekrar kasılmaya başlar ve kişi hemen ayılır. Görüldüğü gibi kalbde bir pil noktası hastalanırsa, kalb hemen durmaz ve kişi ölmez. Bu Sanî-i Alîm in bizlere önemli bir hediyesidir. Kalb kasının bütün noktaları, henüz embriyonik hayatımızın 19. gününden itibaren, tam olarak bir kalb teşekkül etmemiş, sadece bir hücre kümesi hâlindeyken elektrik üretebilecek özellikte yaratılmıştır. Bazı anormal durumlarda sağ kulakçığa yerleştirilmiş düğümün hâricindeki herhangi bir kalb kası noktası, bilemediğimiz bir sebepten daha hızlı (daha yüksek frekansta) elektrik üretmeye başlarsa, kalbin esas pili artık sağ kulakçıktaki düğüm değil, sonradan elektrik üretmeye başlamış bu anormal kalb noktasıdır. Bu durumda kalb hızı aşırı yüksek olur (Taşikardi). Çeşitli sebeplerle kalbde elektrik akımlarının doğması veya iletilmesi konusunda problemler ve hastalıklar olursa, harici pil de takılabilir. Kalb üzerindeki derinin altına küçük bir ameliyatla kalb pili yerleştirilir

7 Çeşitli sebeplerle kalbde elektrik akımlarının doğması veya iletilmesi konusunda problemler ve hastalıklar olursa, hârici pil de takılabilir. Kalb üzerindeki derinin altına küçük bir ameliyatla kalb pili yerleştirilir. Dışarıdan takılan pilin bir ömrü vardır ve tükenmesine yakın, basit bir ameliyatla çıkarılarak yeni bir pil takılır. Bazen dağıtım sisteminin sağ veya sol dalından biri kesilmiş ve elektrik akımının ilerletilmesinde problem ortaya çıkmış olabilir. Bu durumda elektrik sadece kalbin bir karıncığına yayılır. Diğer karıncığın da kasılmasını temin edecek bir elektrik akımı başlangıçta yayılamaz. Ancak yüce Allah buraya da öyle bir sigorta sistemi koymuştur ki, elektrik akımının bir karıncığa yayılmasının tamamlanmasından sonra, gecikmeli olarak diğerine de yayılması sağlanır. Bu durumda iki karıncık aynı anda kasılmaz; ancak pompalamada büyük bir eksiklik de ortaya çıkmaz. Özet olarak şunu söyleyebiliriz ki; kalbdeki elektrik üretme ve iletme sistemindeki hastalıkların hepsinde hemen ölüm gerçekleşmez. Kalbimizin değişik noktalarına hikmetli bir şekilde yerleştirilmiş çok sayıda pil noktası, çok önemli bir sigorta sistemidir. Aslında birçok hastalıkta hemen ölüm olmaması için, sadece kalbe değil, bütün organlarımıza yerleştirilmiş ve hassas bir şekilde hizmet eden sigorta sistemleri, alışkanlık veya uzman körlüğü sebebiyle dikkatlerimizden kaçmaktadır. Organlarımızdaki sistemler şimdilik hayallerin ancak yetişebileceği mu cizelerle doludur. İlerde icat edilebilecek bütün teknoloji ürünlerinde bunlar örnek alınabilir. İdeal Devlet ve Osmanlı Vicdan, Hakk ı gösteren pırıl pırıl bir aynadır ve Zât-ı Ulûhiyet e tercüman olmada da eşi-menendi yoktur. Elverir ki o, varlığını hissettirecek ruh ve sesini duyuracak kulaklar bulabilsin..! *** Vicdan, ruhun hissi, müşahedesi ve idraki olduğundandır ki, o, hep mekân üstü, ötelere açık, kıstasları sağlam ve melek masumiyetine denk bir ismete sahip kabul edilmiştir. *** Müftüler çoktur ve hemen hepsi de, anlayabildiklerince aynı kaynaklara müracaat eder ve fetva verirler. Vicdan, nazarı keskin öyle bir müftüdür ki, fetva verirken hakikata göre fetva verir ve verdiği fetvalarda da kimseyi yanıltmaz ve kimseye haksızlık etmez. *** Bir insanın tavır ve davranışlarındaki intizam, onun ruh ve fikir intizamından meydana gelir. Hareketlerindeki ledünnîlik ise, vicdanının ötelere açık olmasından

8 Murat DUMAN 1909 yılında tahttan indirildikten sonra, dokuz yıl içinde koca bir devletin İttihat ve Terakki idaresi altında çöküşünü büyük bir üzüntüyle takip eden Sultan 2. Abdülhamid, Devlet-i Âliye nin hazin sonunu görmeden vefat etti. Herhalde Osmanlı nın parçalandığını, Anadolu nun işgal edildiğini ve düşmanın Hilâfet merkezi İstanbul a dayandığını görmek, onun için yaşadıklarından çok daha büyük bir acı olurdu Dinine bağlılığı, güzel ahlâkı, milleti için çalışması, adâletli tavrı ve düşmanlarına bile iyilik yapmasıyla öne çıkan 2. Abdülhamid i halk çok sevdi. Hakperest insanlar tarafından vefatı sonrasında dâima hayırla yâd edildi.

9 Hataları ve sevaplarıyla Abdülhamid i, hayatta iken bir baba olarak görüp takdir edenler ve onun hakkında dünyanın son cihanşümul hükümdarı diyenler olduğu gibi, tenkit edenler ve yerden yere vuranlar da oldu. Tarih, vaktiyle onu acımasızca tenkit ederken sonradan pişman olanlara, değerini geç de olsa idrâk edenlere ve hattâ bunu âdeta bir itirafnâme gibi yazıya dökenlere şahit oldu. Dinine bağlılığı, güzel ahlâkı, milleti için çalışması, adâletli tavrı ve düşmanlarına bile iyilik yapmasıyla öne çıkan Abdülhamid i halk çok sevdi. Hakperest insanlar tarafından vefatı sonrasında dâima hayırla yâd edildi. Onun Osmanlı Devleti ve cemiyeti için nasıl bir birleştirici unsur olduğu, memleketi 33 yıl nasıl bir dirâyetle idare ettiği, tahtan indirildikten sonra çok daha iyi idrâk edildi. Jön Türk idaresine bıraktığı devletin yüzölçümü, Adriyatik ten Basra Körfezi ne, Karadeniz den Afrika nın kum çöllerine kadar yaklaşık 5 milyon kilometrekareye ulaşıyordu. İttihatçılara bir yangın, bir enkaz değil, 30 milyonu aşan nüfusuyla büyük bir ülke ve modernleşme çalışmaları devam eden bir ordu bırakmıştı. Dış borçları azaltmış, devlet ekonomisini büyük ölçüde toparlamıştı. Rıza Tevfik, ilk defa 24 Aralık 1927 de Mısır da neşredilen ve 1947 de Necip Fazıl Kısakürek tarafından Büyük Doğu mecmuasında yayımlandıktan sonra dava mevzuu olan Sultan Hamid in Ruhaniyatından İstimdat adlı şiirinde pişmanlığını dile getirdi. Abdülhamid in vefatından sonra tarihî itiraflarda bulunanların başında İttihatçı liderler geliyordu. Vaktiyle Abdülhamid idaresine bayrak açan ve Hürriyet Kahramanı ilân edilen Enver Paşa, Mondros Ateşkesi sonrasında 1 Kasım 1918 Cumartesi gecesi bir Alman denizaltısı ile ülkeyi terk ederken, yâveri Mersinli Cemal Paşa ya, Turan yapacaktık, viran olduk. Bizim en büyük günahımız, hatamız Sultan Hamid i anlayamamaktır. Yazık paşam, çok yazık! Siyonistlerin oyununa âlet olduk ve onların hıyanetine uğradık! deyişi çok mânidardı. Enver Paşa nın bu sözleri, İttihatçıların nasıl büyük bir oyuna geldiklerini acı ama geç de olsa fark ettiklerini gösteriyordu. Enver Paşa haklıydı; ama ne çare ki, atı alan Üsküdar ı çoktan geçmişti. Niceleri Abdülhamid i anlayamamakla kalmamış, milletin de gazabına uğramışlardı. Osmanlı Devleti nin Cihan Harbi ne girmesine ve memleketin işgaline sebep olanlardan Talat Paşa da, Geri döneceğim. diyen Enver Paşa ya, Siyaseten mağlup olduk, artık bunu unut. Milletin gazabı yüzümüze döndü. derken haksız değildi. İttihat ve Terakki Fırkası içinde Abdülhamid in en yaman muhaliflerinden biri de, çok yönlü bir kimse olan şâir-filozof Rıza Tevfik ti. 2. Meşrutiyet döneminde payitahtta aktif rol alan ve Meclis-i Mebusan a giren Rıza Tevfik in edebî, siyasî ve halk adamlığı tarafları vardı. Ayrıca tıp doktoru ve üst derecede bir Mason du. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra İttihatçıların istibdadını yaşayan ve onlarla yolunu ayıran Rıza Tevfik, bilâhare Hürriyet ve İtilaf Fırkası na girdi. Mütareke yıllarında bakanlık yaptı ve Sevr Antlaşması nı imzalayan heyette yer aldı. Cumhuriyet devrinde Yüz Ellilikler arasına alındı ve affa uğrayıncaya kadar çeşitli ülkelerde yaşadı. Memlekete ancak 1938 de dönebilen ve Masonlar hakkındaki ifşaatları geniş yankı uyandıran Rıza Tevfik, ıstıraplı bir hayattan sonra 1950 de öldü. Sultan Abdülhamid sonrasında Osmanlı İmparatorluğu sadece parçalanmakla kalmadı; asırlardır Devlet-i Âliye ye tâbi olan toplumlar, Fethullah Gülen Hocaefendi nin ifadesiyle imâmesi kopmuş tesbih taneleri gibi darmadağın oldular. İş işten geçtikten, maalesef fitne uyandıktan ve cemiyet içinde kutuplaşmaların zemini hazırlandıktan sonra, Rıza Tevfik de pişmanlık duyanlar arasında yerini aldı. İlk defa 24 Aralık 1927 de Mısır da neşredilen ve 1947 de Necip Fazıl Kısakürek tarafından Büyük Doğu mecmuasında yayımlandıktan sonra dava mevzuu olan Sultan Hamid in Ruhaniyatından İstimdat adlı şiirinde pişmanlığını şöyle dile getirdi: Nerdesin şevketli Sultan Hamid Hân? Feryadım varır mı bâr-ı gâhına? Ölüm uykusundan bir lâhza uyan Şu nankör milletin bak günâhına!. Tarihler adını andığı zaman Sana hak verecek hey koca sultan! Bizdik utanmadan iftira atan Asrın en siyasî padişahına!. Divâne sen değil, meğer bizmişiz!. Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz!. Sade deli değil, edepsizmişiz, Tükürdük atalar kıblegâhına!

10 Lâkin sen sultanım gavs-ı ekbersin, Ahiretten bile himmet eylersin; Çok çekti şu millet, murada ersin; Şefaat kıl şahım meded, hâhına!.. Şâir ve edip Süleyman Nazif de Abdülhamid in arkasından şu mısraları kaleme aldı: Padişahım! Gelmemişken yâde biz. İşte geldik senden istimdâda biz, Öldürürler, başlasak feryâda biz. Hasret olduk eski istibdâda biz. Dembedem coşmakta fakr u ihtiyaç, Her ocak sönmüş ve susmuş, millet aç. Memleket mâtemde, öksüz taht u taç Hasret olduk eski istibdada biz. Mehmed Âkif de bir dönem İttihat ve Terakki ye girmiş, 2. Meşrutiyet ten önce ve 2. Meşrutiyet in ilânının hemen sonra ülkede esen 2. Abdülhamid aleyhtarı havadan derinden etkilenmiştir. Mehmet Âkif in o yıllarda 2. Abdülhamid aleyhtarı tavrı, şiirlerine de yansımıştır. Meselâ, 1. Kanunisâni 1324/ (14 Ocak 1909 da) Sırât- Müstakim mecmuasında yayınlanan İstibdâd isimli şiirinde, Sultan 2. Abdülhamid i ağır bir dille yermiştir. Fakat gelişen hâdiselerin ışığında kısa bir süre sonra, büyük bir hata yaptığını anlamış, yine Sırât ı Müstakim mecmuasında yıllarında yayınladığı Safahat ın 6. kitabı olan ve Âkif in şâheseri olarak kabul edilen Asım da, babası Hoca Tahir Efendi nin talebelerinden Köse İmam ın dilinden, Sultan 2. Abdülhamid le ilgili sözlerini geri almış, onun gerçek değerini fark etmiştir: Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik, tuhaf iş Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş! 2. Abdülhamid le ilgili tenkidleri de herzeyle iştigâl olarak değerlendirmiştir. Bediüzzaman ın Mülâhazalarında Öne Çıkan Hususiyet Abdülhamid muhalifleri arasında zannedilen şahsiyetlerden biri de, bir dönem İttihatçıların dine saygılı olanları ile münasebeti bulunan Bediüzzaman Said Nursî idi. Bediüzzaman ın o tarihlerde ne Eşref Edip ne de Mehmed Âkif ile bu manâda müşterek bir münasebeti yoktu. İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti nin bir üyesi olarak, Volkan gazetesinde makaleleri neşrediliyordu yılında İstanbul a geldikten sonra, Van da din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı üniversite projesine destek bulmak için padişahla görüşmek istemiş; ama kader buna müsaade etmemişti. O günlerde itirazvarî bazı makaleler neşretmiş ve bir defasında padişaha hitaben açık yüreklilikle, Etrafını hafiyelerin, dalkavukların, jurnalcilerin sardığı münhasif Yıldız ı tut, dârülfünûn yap, bir ulema meclisi yap. Tâ Süreyya kadar âli olsun diye çağrıda bulunmuştu. Saraya çöreklenen ve halka zulmeden müstebit paşaları değiştirmesini, onların yerine hakikatli yüksek âlimler yerleştirmesini; böylece sarayın ilim, irfan, feyz, rahmet ve adâlet saçan bir üniversite olmasını talep etmişti. Hürriyet isteyen; îmânın hürriyeti gerektirdiğini söyleyen; istibdadın ise insaniyete ve İslâmiyet e zıt bir durum olduğunu dile getiren Bediüzzaman a göre evvelâ, milletin kalb ve kafa hastalıklarının tedavî edilmesi için, zaaf-ı diyanete ve cehâlete karşı mücadele verilmeliydi. Abdülhamid, Bediüzzaman ın bu çağrısını devrin karmaşık siyasî ve içtimaî şartları içerisinde mabeyn duvarı sebebiyle fark edecek durumda değildi. 2. Meşrutiyet in ilânını takip eden günlerde padişahın etrafını saran saray erkânı da, bu genç âlimin dâvetini onun samimiyetine, geniş vizyonuna, medenî cesaretine değil, aklından zoru oluşuna yorunca Bediüzzaman, bir anda Garîbüzzaman oldu ve haksız muamelelere maruz kaldı. Abdülhamid gibi ciddî, dindar, hakperest, vatanperver bir padişah, Bediüzzaman la görüşebilse ve onun fikirlerini ilk ağızdan öğrenebilseydi hiç şüphesiz Osmanlı nın son dönemi çok daha farklı yaşanabilirdi. Bediüzzaman, 1950 li yıllarda neşrettiği bir lâhika da, esasen Abdülhamid e muhalif olmadığını, o nun şahsının cüz î bir istibdad sahibi olduğunu ve maale sef aşırı derecede vehimli olduğunu söylemişti. Hususî hizmetinde bulunan talebelerinden Mustafa Sungur un naklettiğine göre, bir gün eliyle mübarek başına vurmuş ve: Keçeli Said, sen şefkatli bir padişaha müstebit diye itiraz etmiştin. Onun cezası olarak şu dehşetli istibdatların cezasını çek! demişti. Bediüzzaman, hem Abdülhamid in hem de umum Osmanlı hanedanının İslâm a yaptıkları hizmetleri, Sultan Abdülhamid velîdir. Ben onu hususî dualarım içine almışım. Her sabah, Yâ Rabbî! Sen Abdülhamid Han ve Sultan Vahidüddin ve Hânedân-ı Osmaniye den râzı ol! diye dualarımda yâd ederim. diyerek takdirle anıyordu. Abdülhamid in takip ettiği idarî usûl biraz otoriterdi. Hafiyeleri vardı ve basına sansür tatbik ediliyordu. Onun -iyi niyetle olsa bile- din adına yaptığı bu tatbikata muhalefet eden Bediüzzaman, bütün gücüyle meşrutiyeti ve hürriyeti, İslâm hukukuyla meczederek hayata geçirmesi için gayret gösterdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki Ahrar Fırkası ileri gelenleri ile görüşmeler yaptı. Bir müddet onlarla beraber göründü. Lâkin cemiyetin ana damarlarına hâkim olan Farmason ve aynı zamanda ırkçı grup, Bediüzzaman ın İslâmî telâkkisini hazmedemeyip ondan ayrıldı ve ona düşman kesildi. Vefat edinceye kadar da peşini bırakmadı

11 Sultan-ı Mazlum ve Şefkatli Sultan diyerek Di van-ı Harbi Örfî de Abdülhamid i müdafaa eden Bediüzzaman, fikirlerini ifade ederken Abdülhamid in şahsiyetini tenzih ediyor; ama hürriyeti boğan ve meşrutiyeti askıda tutan siyasetine karşı tavır alıyordu. Abdülhamid hakkındaki tenkitlerinde Bediüzzaman ı o devrin şahıslarından, hususiyle Mehmed Âkif ten ayıran en mühim nokta, muhalefetini şahsîleştirmemesi; prensip ve kaideler üzerinde durmasıydı. Hiçbir yazısında Abdülhamid in şahsiyetini, halifelik makamını tezyif edici bir ifadenin bulunmaması bunun en büyük deliliydi. O, padişahın etrafına çöreklenen ve bir kısmı Mason olan ekibin, onun nâmına yaptıkları yanlış ve zaman zaman zulme varan icraatları tenkit ediyordu. Üstelik fikirlerini dile getirirken hem itidâl çağırısı yapıyor, hem de meselelere dinin ve ilmin ışığında mantıkî çözüm teklifleri sunuyordu. Abdülhamid in siyasetini ve şahsiyetini hedef alarak ona ağır ithamlarda ve tenkitlerde bulunan bazı muhaliflerinin sonradan onun ruhâniyetinden istimdat ile özür dilemelerine mukabil, bazı muhaliflerinin tavırlarında herhangi bir değişlik olmadı. Bu konuda en dikkat çekici husus ise, Abdülhamid e karşı amansız bir kin ve husumet duymaya devam edenlerin neredeyse tamamının İslâmiyet le ve bu milletin yüzyıllardan beri sahip olduğu değerlerle barışık insanlar olmamalarıydı. Yükselince göğe minarelerden ezanlar, Ses katar ona bütün semada bulunanlar, Hele bir de vifak içindeyse inananlar, Ilgıt ılgıt ruhlara akar binlerce esrar. Kaynaklar - Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid (Hatıralarım), Selçuk Yayınları, Ankara, II. Abdülhamid ve Dönemi Sempozyum Bildirileri, Seha Neşriyat, İstanbul, Halûk Y. Şehsuvaroğlu, Sultan İkinci Abdülhamid, Resimli Tarih Mecmuası Koleksiyonu. - Murat Duman, Bediüzzaman Said Nursi-Hayatı ve Dâvâsı, Gelecek Yayınları,

12 { } Deryalar, damlalardan meydana gelir; ama damlanın deryalaşacağı zamanı büzmeye kimsenin gücü yetmez... Gıda Güvenliğinde Ethem GÜLLÜCE Kıl Problemi G ünümüzde gıda maddelerindeki domuz ve at eti; jelâtin, karmin, kıldan elde edilen sistein ve hayvanî peynir mayası tartışılırken, domuz kılının yiyeceklerle yaygın şekilde teması gözden kaçmaktadır. Bu konuda ilmî çalışmalar ve veriler yetersiz gözükmektedir. Boyacılık ve kozmetikte kullanılan fırçalar sentetik veya tabiîdir (domuz, keçi, at ve porsuk kılı). Domuz kılı, yağlı boya ve tıraş fırçası; keçi kılı, saç fırçası; porsuk kılı, sakal fırçası; at kılı da, badana fırçası yapımında kullanılmaktadır. Fırça üreticileriyle yapılan mülâkatlar da bunu teyid etmektedir. Kılların dış tabakası kütiküla adı verilen kiremit şeklinde dizilmiş keratin tabakasından oluşur. Kıl bir ağaç gibi düşünülürse, bu tabaka ağacın kabuğuna benzetilebilir. Ağacın kabuğuna bakarak türü anlaşılabileceği gibi, kılın kütiküla tabakasına bakılarak hangi hayvan türüne ait olduğu belirlenebilir. Yapılan bir çalışmada domuz kılı uçlarının 4-20 civarında dala ayrıldığı ve bu özelliğin fırça yapımında kullanılan diğer hayvan kıllarının hiçbirisinde bulunmadığı bildirilmiştir. Yapılan bir çalışmada; domuz kılı uçlarının 4 20 civarında dala ayrıldığı ve bu özelliğin fırça yapımında kullanılan diğer hayvan kıllarının hiçbirisinde bulunmadığı bildirilmiştir (Resim 1). Bundan dolayı domuz kılı suyu ve boyayı çok iyi emerek tutmakta, yağlı boya ve sakal fırçası yapımında tercih edilmektedir. Resim 1. Domuz kılının tipik dallanması

13 Resim 2. Islanmış domuz kılı fırçanın görünümü Domuz kıllı tıraş fırçaları suyla temas edince, kıllar öbekleşmekte ve açan bir çiçeği andırmaktadır (Resim 2). Fırçaların domuz kılından yapılıp yapılmadığı buna bakılarak kolayca anlaşılabilir. Bir çalışmada domuz, at, keçi ve koyun türlerine ait kıl örnekleri yağlı boya, sakal ve saç fırçalarına ait kıl örnekleri mikroskopta mukayese edilmiş (Resim 3). Yağlı boya fırça kılı ile domuz kılı kütiküla tabakalarının, saç fırçası kılı ile keçi kılı kütiküla tabakalarının birbirlerinin aynısı olduğu tespit edilmiştir. Domuz kılının yiyeceklerle teması Domuz kılından yapılmış fırçalar, yiyeceklerin cilalanmasında da yoğun şekilde kullanılmaktadır. Mutfak, fırın, pastane ve lokantalarda, pide ve kebap salonlarında ekmek, pide, börek, poğaça, simit gibi yiyeceklerin üstüne söz konusu fırçalarla yumurta, yağ, yoğurt gibi malzemeler sürülmekte, bu sırada fırça kıllarının uçları koparak yiyeceğe yapışabilmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu nca yayımlanan raporlar da domuz kılının ülkemizde yoğun olarak kullanıldığını doğrulamaktadır (Çizelge 1). Domuz eti, Kur ân-ı Kerîm de Bakara 173, Maide 3, En am 145 ve Nahl 115. âyetlerle yasaklanmıştır. Domuz kılı fırçaların yiyeceklerle teması ve tıraşta kullanılması konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu nca aşağıdaki hüküm verilmiştir: Kur ân-ı Kerîm de sadece domuzun etinin haramlığından söz edilse de, İslâm bilginleri, En am Sûresi nin 145. âyetinde domuz için kullanılan rics ifadesi ile, A raf Sûresi nin 157. âyetindeki mealen Allah onlara pis ve murdar olan şeyleri haram kılar. ifadelerini birlikte değerlendirmişler ve domuzun her şeyinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre, domuzun bütün parçaları meyte (ölü hayvan) hükmünde olup dinen necis (pis) sayılmıştır. Domuzdan elde edilen her türlü ürünün yenilmesi, içilmesi ve kullanılması dinimizde yasaklanmıştır. Bu itibarla, Domuz kılından yapılmış fırçaların, yiyeceklerin cilalanmasında ve fırçalanmasında kullanılması, tıraş olurken yüze sürülen tıraş kreminin köpürtülmesinde domuz kılından yapılmış fırçaların kullanılması dinî açıdan caiz değildir. Domuz kılından yapılmış fırçaların yiyeceklerle teması mevzuat açısından da uygun değildir. Netice olarak; domuz kılından yapılmış fırçala- Çizelge 1. Türkiye nin arası yaptığı domuz kılı ithalat ve ihracat rakamları YIL ÜLKE İHRACAT İTHALÂT MADDÎ DEĞER 2008 Azerbaycan kg TL Çin kg TL 2009 Polonya 375 kg TL Çin kg TL Almanya kg TL 2010 Yunanistan kg TL Çin kg TL 2011 Yunanistan 900 kg TL Çin kg TL Almanya 480 kg TL 2012 Tunus kg TL Çin kg TL

14 Resim 3. Çeşitli hayvan türleri ve fırça kıllarına ait mikroskobik görüntüler Domuz Kılı At Kılı Keçi Kılı Koyun Kılı Domuz Kılı; Yağlama Fırçası Domuz Kılı; Sakal Fırçası Keçi Kılı; Ense Fırçası Plastik Kıllı Fırça Domuz kılından yapılmış fırçaların, yiyeceklerin cilalanmasında ve fırçalanmasında kullanılması, tıraş olurken yüze sürülen tıraş kreminin köpürtülmesinde domuz kılından yapılmış fırçaların kullanılması dinî açıdan caiz değildir. rın yiyeceklerin fırçalanmasında ve cilalanmasında kullanılması mevzuat ve din açısından uygun değildir. Üreticiler, tüketiciler ve denetçiler konu hakkında yeterli bilgi ve duyarlılığa sahip değildir. Kamuoyu bu konuda çok yönlü bilgilendirilmelidir. Yiyeceklerin hazırlanmasında gıdaya temas etmesine müsaade edilen fırçalar kullanılmalıdır. Kozmetik alanında işveren ve çalışanlar konu hakkında bilgilendirilmeli, müşteri tercihine göre alternatif fırça bulundurulması hususunda meslek odaları gerekli tedbirleri almalıdır. Meselenin mânevî yönünü de dikkate almak gerekir: İnsan yediği şeydir. prensibince, tüketilen yiyecek ve içecekler insanın ruh durumuna ve psikolojisine tesir eder. Bu açıdan, bilhassa tüketicinin, üretim süreçlerine şahit olmadığı gıda sektöründe, kontrollerin titizlikle ve sürdürülebilir şekilde yapılması hayatî önem arz etmektedir. Bu yüzden, yiyecek ve içeceklerin bileşimine giren maddelerin helâl, haram ve şüpheli olma durumlarının sorgulanmasına en az Batı ülkelerindeki kadar saygı duyulmalı ve bu hassasiyet gıda güvenlik ve kalitesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak ettiği değeri görmelidir. Kaynaklar - Okur, K. H. (2009). İslâm Hukuku Açısından Helâl ve Haram Olan Gıdalar ve Bazı Güncel Meseleler. VI. İslâm Hukuku Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı ve İslâm Fıkhı Açısından Helâl Gıda Sempozyumu. Uludağ/BURSA - Haylamaz, R. (2006). Türkiye de Domuz Gerçeği. İstanbul - Gülen, F. (2007). Helâl Lokma ve İffetli Nesiller. Erişim: [http://www.herkul.org/kirik-testi/helal-lokma-ve-iffetlinesiller/]. Erişim Tarihi: Fırat, U.B., Armutak, A., Bozkurt H., Çörekçi İ., Aktaş A., Dağlıoğlu S. (1998). Ülkemizde Yaşayan Bazı Evcil ve Yabanıl Hayvanların Kıl Yapıları Üzerinde Karşılaştırmalı Morfolojik Çalışmalar. 4. Çifttırnaklılar Takımına Dahil Bazı Evcil Türlerin Kıl Yapılarının Karşılaştırılması. İstanbul Üniv.Vet.Fak. Derg. 24(2): Savaşçı, R., (2013). Domuz Kılı Fırçalar. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Dergisi. 1(2): Türkiye nin son beş yıl domuz kılı ithalat ve ihracat rakamları. TÜİK. Erişim: [www.http://tuikapp.tuik.gov.tr/disticaretapp/menu.zul]. Erişim Tarihi: Din İşleri Yüksek Kurulu Soru Cevaplandırma Platformu. T.C. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı. 2013, Ankara

15 Osman ALAGÖZ O rüyadan sonra, yalnız olmadığımızı düşünerek yaşadık. Çok şükür sabrımız arttı, tesellimiz katlandı. Bunlar niye daha önce benim aklımdan geçmedi, diyor. Hiç düşünemedim. Irmağın kıyısına varıyor. Eğilip, kurumuş dudaklarıyla ırmağın coşkunluğundan nasiplenmek istiyor. Tuhaf bir beyazlık gözlerini alıyor. Dudaklarını ırmağa dokunduracakken birden irkiliyor. Doğruluyor. Su değil, bu su değil. Irmaklara ne olmuş böyle? Âşinası olduğu buğulu bir koku ciğerlerine doluyor. Gülümsüyor. Eğilip içiyor. İçtikçe ilk defa hissettiği bir lezzetle sermest oluyor. Nefesleniyor, tekrar içiyor. İçtikçe içesi geliyor. Neden sonra Çok şükür, elhamdülillah! diyor. Elinin tersiyle ağzının kenarlarını silecekken, hiçbir izin olmadığını fark ediyor. İz bırakmayan bir şey mi içiyorum ben, Allah Allah bu ne hâldir böyle, diyor. Rüya mı görüyorum yoksa? Şaşkınlık nöbeti devam ediyor. Gözleri eşyanın ahvalinde. Şaşkınlık ve hayret, ışıktan bir koridor gibi uzanıyor. Etrafı süzüyor. Adımları çarpık, yabancısı ve hay

16 ranı olduğu bu yerde adım atmayı unutuyor. Yer yer bir ayağıyla diğer ayağının üstüne basıyor. Bir kuş hadi gel diyor, gel. Seher yelinin tenine dalga dalga dokunuşu gibi, kulaklarında çoğalan tatlı bir nağme. Yakın bir yerden kuş, sesleniyor. Adımları düzelmiş, yalpasız yürüyor. Çimenlerin çiy damlası yumuşaklığını hissediyor. Az ötedeki kuşa doğru, gittikçe artan bir merakla yürümeye devam ediyor. Yanıldım herhâlde diyor, şaşırdım. Kuş biraz daha ileride. Sırça köşkleri temaşa eyliyor yürürken. Sanki lâcivert gecelerin ışıltılı yıldızlarını seyrediyor. Sanki hiç görmediği tül tül bulutları. Bir bardak çayın üstündeki buğu gibi bulutlar. Gümüşten kemerli köşklerden şen kahkahalar taşıyor. Köşklerin kamelyalarından yükselen kadife sesli çocukların şarkıları, kuş sesine karışıyor. Hayreti artacak yerde azalıyor. Hayret. Bir kabulleniş, gözbebeklerinden gelip kalbinin cümle kapısından ruhuna doluyor. Hayret bir makam mıydı yoksa diyor. Ben o makamda mıyım şimdi? Kalın dudaklarına tatlı bir tebessüm konuyor. Bir söğüdün ince yeşil yaprağı, usulca sol yanağındaki gamzeye dokunuyor. Tebessümleri çoğalıyor. Ne de uzaktan geliyormuş bu kuş sesi diyor. Yoksa kuş, benim içimde mi ötüyor? Ben kuş muyum? Gülüyor. Güldükçe gamzeleri daha bir belirginleşiyor. Köprünün yanı başında bir ağaç görüyor. Bir kuş, daldan dala sekiyor. Kanatlarında tam olarak ayırt edemediği renkler. Buz mavisi diyecekken turkuaz oluveriyor. Kanatları kızıldan pembeye çalıyor. Kuşun tiz perdeden sesi, daldan dala sekerken kesintiye uğruyor. Tükenmiş şaşkınlığıyla, derin hatıralara dalıyor. Evet, bu ağacı bildim diyor. Babaannemin beni teselli uykularına yatırırken anlattığı ağaç bu. Dalları rüzgârda konuşan ağaç. O sıra bir rüzgâr esiyor. Bir güftenin perde perde yükselen nağmeleri gibi bir rüzgâr. Ağacın dallarında bir hışırtı. Ağaç daha bir güzelleşiyor. Tavus kuşu gibi açılıyor, yayılıyor. Şaşırmayacağım artık dese de, bir taze şaşkınlık gelip konuyor gözbebeklerine. Tuğba, Tuğba Tuğba ağacı. Hadi gelsene. Sağına soluna bakınıyor. Her taraf gölge. Gölgeler bitmek bilmiyor. İçinde bitmeyen bir serinlik. Kuş bir ötüyor, bir konuşuyor. Hangi rüyadan çıkıp geldi bu kuş? Hangi ülkeden? Kuş şimdi de ötmeyi bıraktı, benimle mi konuşuyor? Kuşlar burada böyle mi konuşur? Bu kuş dersini papağandan mı aldı yoksa? Kuş dilini anlayan ben, Süleyman dan ders almadım ki! Allah ım bu nasıl bilmece? Biraz daha yaklaşıyor. Tanıdık bildik bir koku, hatıralarını çağırıyor. Uzak, çok uzak bir koku. Ağacın az ilerisinde, köprünün başında biri beliriyor. Süt beyazı bir atın sırtında. Atın alnı siyah sekili. Kır yeleleri, nazlı nazlı dalgalanıyor. Toynaklarıyla yeri eşeliyor. Şaha kalkmanın arifesinde. Uzaktan seçmeye çalışıyor. Seçemiyor. Atın gölgedeki ışıltısı gözlerini alıyor. Güneş ne yandaydı diyor, güneş döndü mü? Vakitler niye geçmiyor? Gölgeler niye uzun böyle? Gölgede hangi parıltı olur ki? Gölgeyi ne aydınlatır, ne ışıtır? Bir vakit daha etrafına bakınıyor. İlk şaşkınlığına geri dönüyor. Tuğba ağacının altında yürümeyi yeniden unutuyor. Rüyalardaki gibi. Koşmak isteyip de koşamayışları gibi. Kalb atışları hızlanıyor. Köprünün başındaki atlı yaklaşıyor. O yaklaştıkça ayaklarını hiç kımıldatamaz oluyor. O yaklaştıkça yerinde sayıyor. Sırma işlemeli, bal sarısı kaftanına takılıyor gözleri. Sonra yüzünü seçmeye çalışıyor. Soluk fotoğraflardaki gibi, albümlerden çıkıp gelen bir yüz. Göğsünde kırmızı kurdeleli sarı bir nişan. Ben bu yüzü tanıdım. Fotoğraflardan tanıdım ben bu yüzü. Annemin defne kokulu çeyiz sandığında sakladığı albümlerden çıkıp gelen bir yüz bu. Sesi çatallanıyor. Çatallandıkça çoğalıyor. Dizlerini bir titremedir alıyor. Hadi gelsene oğlum. Bir kuş sesi gibi içli, bir ırmak gibi çağıltılı. Hiç kimse kendine bu sözleri böyle söylememişti bugüne kadar. Oğlum Baba, sen misin baba? Ağaçtaki kuşun ötüşü artıyor, süt ırmağının çağıltısı çoğalıyor. Rüzgâr uzaklardan, çok uzaklardan kokularla birlikte hatıraları getiriyor, Tuğba ağacının dallarına asıyor. Hatıralar yapraklarla birlikte salınıyor. Sen hayal ettiğimden de heybetliymişsin babacığım, diyor. Bakışları çiçekleniyor. Beni nasıl hayal ediyordun ki? Annemin bana gösterdiği fotoğraflardaki gibi. Fotoğraflar sureti verir, mânâyı vermez ki evlât. Ya sen beni nasıl buldun? Ben seni hiç kaybetmedim ki bulayım. Zaten hep yanı başındaydım. Nasıl yani? Ama ben seni hiç görmedim ki? Ama ben hep görüyordum. Dedim ya yanındaydım

17 Ezan okundu mu göz göze gelirdik. Bakışlarımız buğulanırdı. Torunum kalemi kitabı bırakır, bir süre kapıya, pencereye bakardı. Yüz çizgileri bir belirir, bir kaybolur, gamzeleri ışıldardı. Keşke ben de seni görebilseydim. İzin o kadar evlât. Bir süre sarmaş dolaş olup susuyorlar. Yaprakların hışırtısını, kuşların gittikçe artan cıvıltısını, ırmağın çağıltısını, ipek sesli çocukların şarkılarını dinliyorlar. Dinledikçe, huzura eriyorlar. Birbirlerinin kalblerine kulak veriyorlar. Kalb yamacında bir kuş şakıyor. İçinin ırmakları köpük köpük çağlıyor. Sadece şimdi yaşamış gibi yaşıyor zamanı. Annesi şu sırça saraydan çıkıp gelecekmiş gibi yaşıyor ânı. Babaannesi elinde tespihiyle, gülümseyerek pencereden sanki kendilerini süzüyor. Sırça sarayı, kısa yaz gecelerinde yıldızlı semayı seyreder gibi bir kere daha seyrediyor. Sonra babasına dönüp soruyor. Burada nasılsın baba? Burada nasıl olunması lazım geliyorsa öyleyim. Ama bazı vakitler beni bir sıkıntı basıyor. Onlar hangi vakitler baba? *** Yavruma ne olduysa o rüyanın sabahında oldu. O gün, hadi yavrum kalk dediğimde hızla doğruldu. Yüzüme tuhaf tuhaf baktı. Gözleri kanlanmıştı. Donuk ve tedirgindi. Alnında ter boncuk boncuktu. Ne yalan söyleyeyim korktum. Zaten öteden beri üzerine çok titriyordum. Onu öyle görünce, ben daha bir tuhaflaştım. Dilim damağıma yapıştı. Tansiyonum çıkmasın diye yeleğimin cebindeki dilaltı ilâcımı aldım. Babaanne saat kaç, vakitler çıktı mı babaanne? Oğlum, sen iyi misin? dedim. Babam, babam nerde? dedi. Babamı gördün mü? Şimdi buradaydı. Ağacın altında. Zar zor Ne vakti oğlum, ne babası, ne ağacı? dedim. Demesine dedim de tanıdık bildik bir acı, böğrümün tam ortasına gelip oturdu. Uzak bir baharda, günlerimi karartan o acı yeniden canlandı hayalimde. Oğlumun şehit olduğu gün, al kanlara boyanmış üniformalı hâli geldi gözlerimin önüne. Torunum babasını görmüş rüyasında. Zor konuşuyordu. Çenesi titriyordu. Bağrıma bastım. Bir süre kendine gelemedi. Ben de torunumun yanında metanetli olmaya çalışıyordum. Ama nafile. Dudaklarımı ısırdım. Alt dudağımda tuzlu bir acı hissettim. Torunuma su verdim. Biraz kendine geldi. Kalktı abdest aldı. Sabah namazını kıldı. O günden sonra çok değişti, çok. En başta haytalıkları azaldı. Top peşinde koşturmaları haftada bire indi. Anlaşılmaz tavırlara girmez oldu. Baştan ayağa edep kesildi. Herkese karşı daha saygılıydı. İmtihanın da yaklaşmasıyla biraz içine kapandı; ama derslerine daha çok çalışmaya başladı. Okula gönülsüz giden yavrum, sabah namazlarından sonra yatmadı, ders çalıştı. Ben de babamın izinden gitmek istiyorum. dedi. Yarım kalmış hesabı var babamın. Onu ben tamamlayacağım. Bir buruklukla devam eden hayatımız, rüyanın tesiriyle teselliden de nasibini almış oldu. O rüyadan sonra, yalnız olmadığımızı düşünerek yaşadık. Çok şükür sabrımız arttı, tesellimiz katlandı. Ezan okundu mu göz göze gelirdik. Bakışlarımız buğulanırdı. Torunum kalemi kitabı bırakır, bir süre kapıya, pencereye bakardı. Yüz çizgileri bir belirir, bir kaybolur, gamzeleri ışıldardı. Bakışlarımız odanın boşluğunda bir çift göze değecekmiş gibi hissederdik. Arada bir oğluma hasret duyduğum zamanlar, torunum, yavrum benim, hadi bir daha anlatsana şu güzel rüyanı derdim. Utanır. Nazlanır. Kulakları kızarır. Kaç kere anlatacağım ya babaanne der. Israrımdan vazgeçmediğimi görünce, beni kıramaz yavrum. Anlatır. Son sözleri çok hoşuma gider. Öyle demiş babası: Namaz vakti girdi mi, beni bir sıkıntı basıyor oğlum. Sana sesimi duyurmak istiyor, duyuramıyorum. Arada bir kalkıp, namazını kılınca rahatlıyorum. Ben hadi yavrum, kalk deyince, kalksan ne iyi olur. Hadi kalk, hadi kalk dediğimde. Tamam mı?

18 { } Vak alar karşısındaki müspet tavrın adıdır sabır; onun için ehlullah, mevsiminden evvel sabrı istemeyi mahzurlu saymışlardır. Dr. C. Hamza AYDIN Memetik; sebep-netice mekanizmaları içinde zihin ve kültürün nasıl işlediğini ve nesiller boyu korunarak nasıl aktarıldığını anlamaya çalışan yeni bir bilim dalıdır. İnsan iki mirasın üzerinde var olur, hayatını sürdürür ve medeniyetler inşa eder. Bu mirasın temel yapıtaşlarını, nesiller boyu değişerek korunan genler ve memler oluşturur. İnsanın biyolojik gelişim programının algoritmasını oluşturan ve işleyişinin kontrolünde kullanılan bilgileri taşıyan biyokimyevî polimerler durumundaki genler hakkında, son elli yılda çok şey öğrenildi. Ancak dimağa bağlı olarak ortaya çıkan kültürün nasıl üretilip aktarıldığı, korunduğu ve değiştiği konusunda hâlâ çok net bilgilere sahip değiliz. İnsanların toplum hayatında üretip paylaştıkları düşünce, duygu, tutum ve davranışlar, sembol, değer, inanç ve mânâ örgüleri, kültürün temel unsurlarıdır. Kültür de değişir, gelişir, farklılaşır ve nesilden nesile aktarılır. Memetik; sebep-netice mekanizmaları içinde zihin ve kültürün nasıl işlediğini ve nesiller boyu korunarak nasıl aktarıldığını anlamaya çalışan yeni bir bilim dalıdır. Yıllarca sosyolog ve antropologların sosyal veya kültürel genler kavramıyla açıkladıkları kültür değişimi ve aktarımını memetik bilimi mem kavramıyla açıklar. Memler, zihnin yapı ve işleyişini ve insanın kültürel faaliyetlerini anlamaya yönelik kavram temelli

19 Düşünceyi ve kültürü çoğaltıcı, çeşitlendirici ajanlar (virüsler) gibi çalışan memler, haberleşme vasıtalarıyla, konuşmalar yoluyla, kitle iletişim araçlarıyla, sosyal medyayla, reklamlar vasıtasıyla aktarılır ve çoğalırlar. bir icattır. İnsan zihninde üretilen semboller (imgeler), kognitler, arketipler, imajlar, kavramlar, değerler, inançlar, duygular, tutumlar ve davranışlar birer mem veya mem topluluğudur. Memler, insandaki zihnî gerçekliğin ve faaliyetin temel üretim birimleri ve davranışın sırlı kodları olarak da tarif edilir. Mem kavramı geliştirilirken, hem İngilizcedeki mind (zihin), cognition (algı ve idrak), memory (hafıza) kavramlarından, hem de genlerin ve virüslerin işleyişinden ilham alınmıştır. Memetik bilimi, biyoloji, psikoloji ve idrak (cognitive) bilimlerinin bir kesişim arayüzü olup, 1990 lı yıllarda şekillenmiştir. Memetik, Zihin nasıl çalışır, insanlar nasıl öğrenir ve gelişir, kültür nasıl varolup nesilden nesile aktarılır? sorularına cevap arayan model tabanlı paradigmatik bir bilim dalıdır. İnsanın beyin-zihin sistemi (dimağ) bir bilgisayara benzetilirse, genler, donanımın inşasında, memler de yazılımda kullanılan birimlerdir. Dimağın bir fonksiyonu olan beyan (konuşma) kabiliyeti ve lisan, zihni ve kültürü inşa edici memlerin üretimini ve aktarımını sağlar. Edebiyat, şiir ve romanlar da, bir kültür ve medeniyeti tanımlayan memlerdir. Memlerin, düşünce, duygu ve davranışları kodlayan, saklayan ve çoğaltan birimler olduğu kabul edilir. Bütün bilimlerin kaynağı olan bilginin üretim parçaları da birer memdir. Farklı bilim dalları da, birer memetik topluluktur. Virüslerin hücre içinde çoğalması gibi memler, beyin-zihin sisteminde çoğalır; değişerek ve çeşitlenerek diğer zihinlere aktarılır. Maddî bir karşılığı ve temeli olmasa da, var olabilmeleri için zihin-beyin sistemine, nöral ağlara ve sinapslara ihtiyaç vardır. Memler, sadece zihinde çoğaldığından ve zihnî faaliyetlerle aktarılabildiğinden, zihnin ve kültürel dünyanın virüsleri olarak da tarif edilirler. Biyolojideki virüslerle bilgisayar dünyasındaki virüslerin ortak özelliği, kendilerini saklayarak sisteme sızmaları ve orada çoğalarak, çevredeki diğer yapıları enfekte etmeleridir. Düşünceyi ve kültürü çoğaltıcı, çeşitlendirici ajanlar (virüsler) gibi çalışan memler, haberleşme vasıtalarıyla, konuşmalar yoluyla, kitle iletişim araçlarıyla, sosyal medyayla, reklâmlar vasıtasıyla aktarılır ve çoğalırlar. Reklâmlar, çok güçlü ikna edici özelliklere sahip memler kullanılarak yapılır. Genler ve genetik biliminin kuralları, memleri anlamada önemli bir kıyas ve referans noktası oluşturur. Genler ve memler işleyiş kuralları açısından birbirlerine çok benzerler. Genlere benzer şekilde, memler de çok boyutlu ve fonksiyonludurlar. Biyolojik dünyada genler hangi vazifeleri üstlenmişlerse, zihin dünyasında da memler benzer rolü oynarlar. Düzenleyici genler olduğu gibi, düzenleyici memler de vardır. İnsanı hastalıklardan koruyucu immunoglobulin genleri olduğu gibi, kötü, zararlı ve çirkin memlerden koruyucu memler de vardır. Ahlâkî öğretiler, hayâ duygusu, helâl-haram kavramı ruh ve düşünce dünyasını koruyucu memlere birer örnektir. İnsan beynindeki nöral genlerin okunmasıyla gelişme süreci içinde şekillenen beyin anatomisi, mem kavramı altında toplanan yapı ve aktiviteleri üretecek, saklayacak, çeşitlendirecek ve aktaracak şekilde yaratılmıştır. Beyindeki sinapslar ve nöral ağların memlere karşı bir ilgi veya tutunma kuvveti olduğu gibi, memlerin de belli sinapslara ve nöral ağlara karşı bir ilgisi ve tutunma kuvveti vardır. Nöral genler ve bunların ürünleriyle (nörotransmitter, nöral ağlar ve sinapslar) memler, kilit-anahtar mantığıyla çalışır. Anahtara benzetilen memler, kilide benzeyen nöral yapılar, sinapslar ve moleküller üzerine tutunabilirlerse algı, idrak ve öğrenme gibi zihnî fonksiyonlar çalışır hâle gelir ve memler kendilerini çoğaltıp çeşitlendirebilir. Yeni bilgilerin üretilmesi bu şekilde gerçekleşir. Nasıl kapının açılması, anahtar ile kilidin tam uyumuna ve örtüşmesine bağlıysa, memlerin de üretilmesi, saklanması, çoğaltılması ve aktarılması nöral genlerle, ayrıca bunların ürünü olan nörotransmitter denilen haberci kimyevî moleküller, sinapslar ve nöral ağlarla uyuşmasına bağlıdır. Bir başka ifadeyle nöral genetik harita ile şekillenen beyin yapısı üzerinde kodlanan, depolanan, çeşitlenen, çoğaltılıp aktarılan mem ve memetik yapılar arasında yüksek seviyede uygunluk ve bağlantı söz konusudur. Bundan dolayı her mem, her zihinde tutunamadığı gibi,

20 her zihin yapısı da her memi kabul edip çoğaltamaz ve saklayamaz. Bu bağlantılılık, hem insanların neden farklı ilgi alanlarına sahip olduğunu, hem de neden aynı uyarana farklı cevaplar verdiklerini izah eder. Aynı zamanda farklı zihniyetlerin, bakış açılarının ve algılama stillerinin oluşumunda memlerin rolüne ışık tutar. Dimağda oluşan ve saklanan memler, genlerin okunmasında, düzenlenmesinde ve kontrolünde rol alır. Beyin ekranına yansıyan duygu, düşünce ve hayal gibi memler beyindeki elektrik aktivitelerinde değişmelere yol açar. Bu ise, nörotransmitter maddelerin salgılanmasını, genlerin açılıp kapanmasında rol alan transkripsiyon faktörlerinin sentezini tetikler. Genlerin aktivasyonuyla sentezlenen yeni protein ve enzimler, daha sonra oluşan algılama, öğrenme, düşünme, hissetme gibi zihnî faaliyetlerin beyindeki karşılıklarının saklanmasında rol alır. Zihne ulaşan veya orada üretilen düşünce, duygu ve davranış memleri, bu mekanizmalar üzerinden genlerin işleyişini kontrol eder. Bu memler iyi ve güzel olabileceği gibi, kötü ve çirkin de olabilir. Kötü ve çirkin memleri nötralize edecek, temizleyecek anti-memlere de ihtiyaç vardır. İmanlı bir insanın zihnindeki memler ile imansız bir kişinin zihnindeki memler de farklı olduğundan, bu farklılık, kişinin nöral genlerinde farklı açma ve kapamalara yol açar. Haram ve günah memleri olan bir kişiyle bu memlere sahip olmayan kişinin zihnî işleyişi aynı olmaz. Benzer şekilde, güzel, olumlu memlere sahip bir insan, negatif ve olumsuz düşünenlere göre hayata ve hadiselere farklı bakar. Bilgisayar dünyasında antivirüs programları ne fonksiyon görüyorsa, zihin dünyasında da antimem topluluğu benzer fonksiyon görür. Kişi zihnine girecek memlere parola sorarak, seçici davranabilir. Hangi memlerin tesirinde kalacağına iradesiyle karar verebilir. Helâl şeyler, iyi ve güzel memleri, haramlar da, kötü ve çirkin memleri temsil eder. Her fert, grup, topluluk ve millet, kendi memlerini çoğaltmaya ve yaymaya çalışır. Bu perspektiften kültür ve sosyal-medya savaşları, aslında mem veya memetik savaşlardır. Her medeniyet farklı memler ve memetik gruplar üzerinde inşa edilir. Medeniyetleri anlamak, onların inşasında kullanılan memetik haritaları ve algoritmaları çözmekle mümkün olur. Zihin, ruh ve düşünce dünyamızın bozulmasında kötü ve çirkin memler tetikleyici olduğu gibi, iyileşmemizde ve sağlığımızı korumada da doğru, iyi ve güzel memler ve mem toplulukları önemli rol oynarlar. Her insan beyninin, kendine mahsus eşsiz bir sinaptik örgütlenmeye sahip olması gibi, her beyinzihin sisteminin saklayabileceği, öğrenebileceği, geliştirebileceği, çoğaltabileceği zihnî, hissî ve fizikî memler de farklıdır. Memler, beynin anatomik, fonksiyonel modüler yapısına uygun olarak üç ana grup altında incelenir. Birincisi, mücerret düşünce, irade, şuur gibi yüksek zihin fonksiyonlarıyla bağlantılı neokorteks bölgesinde depolanan ve çoğaltılan memlerdir. Bu memler, idrak ve algı (kognitif) biliminde cognit (beyin korteksinde oluşan ve saklanan bilgiyi temsil eden birim) olarak da ifade edilir. İkincisi, haz ve mükafat ile savaş-kaç merkezlerinin bulunduğu, basit ve kompleks duyguların üretildiği mezolimbik bölgede açığa çıkan, saklanan ve çeşitlenerek aktarılan memlerdir. Üçüncüsü ise, insanın yeme, içme gibi fizikî ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetlerin kontrol edildiği arka beyin bölgesiyle bağlantılı memlerdir. Her ferdin temel istek, korku, duygu ve alışkanlık memleri ayırt edilebilecek derecede farklıdır. Bu üç farklı mem türü, birlikte etkileşerek farklı karakter tipolojilerinin açığa çıkmasında rol alır. Kişilerin farklı algılama, öğrenme ve düşünme stilleri, farklı memlerin şuuraltı muhtevalarında, farklı memetik haritalar oluşmasından kaynaklanır. Genetik harita ile memetik haritanın etkileşim zemininde şekillenen fıtratlardaki farklılıklar, irade gücünün ortaya konmasında değişen derecelerde zorluklar oluşturur. Bu husus, neden herkesin irade gücünü aynı nispette kullanamadığını da kısmen açıklar. Farklı beyin yapıları ve işleyişleri, farklı mem kümelerine farklı derecelerde, çekicilik ve tutunma kuvveti gösterirler. Netice olarak fıtratlar da kendileriyle daha çok örtüşen memleri ve memetik grupları tutmaya, çoğaltmaya, zenginleştirmeye ve aktarmaya daha yatkındır. Bu uygunluk ve yatkınlıktaki asimetrik tercihlilik, farklı ego, karakter ve kişilik motiflerinin alt zeminini oluşturur. Genetik ve memetik sistemlerin etkileşim arayüzü olan fıtrat motifleri, düşünce, duygu ve davranış motiflerinin reaksiyon aralıklarını, eşik değerlerini veya ifade edilme ihtimallerini belirler. Bir başka ifadeyle, her ferdin genetik ve memetik sistemlerinin etkileşim algoritması ve mekanizmaları, belli bir tarzda ve aralıkta çalıştığı için, kişinin belli stillerde düşünme, hissetme ve davranma ihtimali yüksektir. Özetlersek; genetik ve memetik etkileşimin zemininde problem yoksa, doğru, iyi ve güzel olan memleri, yanlış, kötü ve çirkin olan memlerden ayırt etme kapasitesine sahip olacak şekilde gelişir ve olgunlaşırız. Bu süreçte birer mem çeşidi olan iradî ve irade dışı düşünce, duygu, davranışlar, hem ruhî ve kalbî hem de genetik-memetik sistemlerin kontrol ve düzenlenmesine maruzdur. Düşünce, duygu ve davranışlarımızın, belirli güven aralıkları içerisinde nihaî noktada, ruhun bir fonksiyonu olan irademizin, aklımızın ve şuurumuzun kontrolünde belirlendiği unutulmamalıdır

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Paylaşalım bunları adlı hikâyemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Yardımlaşalım adlı hikayemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13 NİSAN PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13-17 NİSAN 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI. Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum.

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI. Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum. FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 4 YAŞ GÖKKUŞAĞI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal Tekerlemeler: Kartal ve tırtıl tekerlemelerini öğreniyorum. Bilmeceler:

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti?

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Denize girmediği gibi, denizden çıkanı da mutfağına sokmamıştı

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi? Organ Doku Birimi ve Bağış Organ Bağışı Başka Hayatlara Can Katmaktır Organ bağışı nedir? Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ 1.YAZILI KONULARI 4. Ünite Kur an-ı Kerimin Temel Eğitici Nitelikleri İslam Dininin Temel Kaynağı Kur an

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Dinlerin Rengi Renklerin Dili

Dinlerin Rengi Renklerin Dili Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 11, Sayı 1, 2011 ss. 261-265 Dinlerin Rengi Renklerin Dili Kadir Albayrak Sarkaç Yayınları, Ankara 2010, 118 s. On parmağımda on renk, her bir renk bir ömre

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta Ġnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 1 Biyolojik Varlık Olarak İnsan Birinci Bölüm: Fiziksel Faktörler ve Algı Geçen Hafta GEÇEN HAFTA İnsan, Fiziksel Faktörler ve İnsan Performansı

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL - VEDALAŞMA Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir.

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. SİYASET HEYECANI Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. Yapılan araştırmalar,medya ve reklam kurumlarının bu konuda sıkıntıları görülmektedir.

Detaylı

1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA

1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA 1. IŞIK BİLGİSİ ve YANSIMA Işığın Yayılması Bir ışık kaynağından çıkarak doğrular boyunca yayılan ince ışık demetine ışık ışını denir. Işık ışınları doğrusal çizgilerle ifade edilir. Bir ışık kaynağından

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı