ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ: TEMEL KONULAR VE TÜRKİYE DEKİ UYGULAMALAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ: TEMEL KONULAR VE TÜRKİYE DEKİ UYGULAMALAR"

Transkript

1 ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ: TEMEL KONULAR VE TÜRKİYE DEKİ UYGULAMALAR tarihinde gerçekleştirilen Çocuk İstismarı ve İhmali: Temel Konular ve Türkiye deki Uygulamalar konulu konferans metnidir. Konuşmacılar: Dr. Mine Cihanoğlu (Atılım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi) Tülin Kuşgözoğlu (Sosyal Hizmet Uzmanı, Kamu Yönetimi Uzmanı, Aile Danışmanı, Psikodrama Yönetmeni) Prof. Dr. Runa İdil Uslu (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı) Hatice Kaynak (Avukat) Dr. Mine Cihanoğlu: Psikoloji Bölümünün düzenlediği Çocuk İstismarı ve İhmali: Temel Konular ve Türkiye deki Uygulamalar başlıklı panelimize hoş geldiniz. Panelimize konuşmacı olarak Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu üyelerimizi davet ettik. Çocuk istismarı ve ihmali çok boyutlu olması sebebiyle disiplinler arası bir yaklaşımı gerektiren bir konu. Bu nedenle bugün aramızda farklı alanların temsilcileri var. İlk konuşmacımız Sosyal Hizmet Uzmanı Sayın Tülin Kuşgözoğlu. İkinci konuşmacımız Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Runa İdil Uslu. Üçüncü konuşmacımız Avukat Hatice Kaynak. Türkiye de yapılan uygulamalar konusunda deneyim sahibi kişiler. Tülin Kuşgözoğlu: Çocuk İstismarı ve İhmali Önlenmesi Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve derneğimiz adına burada olmaktan biz de gerçekten çok mutluyuz. Böyle güzel genç ve ilgili bir topluluğun karşısında biz kimiz, ne yapıyoruz ve çocuk istismarı, ihmali konusu hem çocuklar düzeyinde hem toplum düzeyinde nelere mal oluyor konusunu konuşmaya geldik. Üç arkadaş bugün buradayız, ama derneğimiz 1980 li yıllardan beri, yaklaşık 30 yıldır çocuk istismarı alanında çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalarımız hakkında da bu sunumların sonunda size bilgi vereceğiz ve tartışmaya açmak istediğimiz bazı etkinliklerimiz ya da sizleri de davet etmek istediğimiz bazı çalışmalarımız var. Derneğimiz özellikle çocuk ihmal ve istismarı konusunda profesyonel olarak çalışan meslek elemanlarının eğitimi ve onların desteklenmesi konusunda çalışmalar yapıyor. Bir şekilde tabii ki çocukların terapistliğini de, sağlığını da üstlenmiş bulunuyoruz. Bunlar hakkında da bilgi alacaksınız. Bugünkü panel içeriğimiz böyle. Ben sosyal hizmet uzmanıyım. Uzun yıllar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu nda şiddete uğrayan çocuklarla ve kadınlarla çalışmalar yaptım. Şimdi de bu çalışmalarımı devam ediyorum. İstismar çok ağır bir travmadır Ben biraz temel konuları nelerdir, ihmal ve istismar onlardan bahsetmek istiyorum. Özellikle istismarın çok ağır bir travma olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. İçinizde psikoloji öğrencileri olduğunu biliyorum. Travmanın ne demek olduğunu belki onlar diğerlerinden çok daha farklı bir biçimde görüyor ve yaşıyor olabilirler. Travma, 1

2 insan yaşamında normal gelişimin kesintiye uğratan; ani ve beklenmedik her tür yaşam olayıdır. İnsanlar doğdukları andan itibaren birçok travmayla karşı karşıya kalırlar. Hayatın olağan akışı içerisinde yer alan travmalarla baş etmek tabii ki daha kolaydır. Ama ihmal ve istismar gibi çocuğun gelişiminde yapılması gereken bir şeyi yapmamak ya da yapılmaması gereken bir şeyi yapmak şeklinde yaratılan travmalar çocuklar üzerinde çok daha ağır sonuçlara neden olabilir. Ben bunu öncelikle söylemek istedim; çünkü ihmal ve istismar deyince ben bazen bu tarz konuşmalarda Biz herkese bu olayın birey üzerindeki hasarını yeteri kadar anlatamıyor muyuz? duygusu da hissediyorum. O nedenle de buradan başladım. Çocuk tanımı 0-18 yaşını kapsıyor Peki, çocuk dediğimiz kim? Şiddete uğrayan insanlar kimler? Birazcık ondan söz etmek lazım. İstismarı anlamak için bunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün bizim dünyada kullandığımız Türkiye nin de imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi ne göre çocuk tanımı 0-18 yaşını kapsıyor. Yenilerde hatta bunu biz yasalarımıza ve diğer uygulamalarımıza geçirmek için çaba harcamaya başladık. Oysa bugünkü çocuk tanımına tarihin başlangıcından beri ulaşmış değildik. 17. yüzyıldan sonra çocukların özel olarak bakılıp korunmaları gereken varlıklar olduğu anlaşılmaya ve çocukların özel muamelelerle yetiştirilmesi gerektiği anlaşılmaya başlandı. O nedenle biz 17. yüzyıl sonu veya 18. yüzyıldan beridir çocuk denen varlık üzerinde daha hassasiyetle durup, onun gelişimini de birinci dereceden takip eden kişiler haline geldik. Daha öncesinde böyle bir ayrım olmadığı için yetişkine yapılan her muamele çocuğa da yapılabiliyordu. Örneğin: 6 yaşındaki çocuklar cinsel amaçlı kullanılıyordu. Bunun bir sakıncası yoktu ya da çocuk eğitiminde dayak ya da çocuğun çalıştırılması kullanılabiliyordu. Ne zamanki çocukların erken yaşlarda bu tarz sistemlere dâhil edilmesi onların ölümlerine yol açtı ve en yüksek ölüm oranın 5 yaş altı çocuklarda olduğu bütün ülkelerde, İngiltere gibi ülkelerde fark edildi. O zaman çocuklar daha korunmaya alındı. Doğal olarak ihmal ve istismar kavramı da aslında 1950 ile 1960 lı yıllardan sonra tartışılmaya başlandı. O nedenle eski tarihli bazı filmleri seyrettiğimizde sizlerde göreceksiniz ki eğitim sisteminin içerisinde dayak var, aile sisteminin içerisinde dayak var, çocuk daha küçük yaşlarda, ergenliğe girdiği andan itibaren evlendiriliyor ve bunda bir sakınca görülmüyor lı yıllarda ilk kez çocuğa karşı bu muamelenin ve bazı davranışların çocuk üzerinde hasarları tespit edildi ve 1962 yılında Dr. Kemple ın tanımladığı Dövülmüş Çocuk Sendromu aracılığıyla çocuk istismarı diye bir olgu, bir kavram artık dünyada tanımlanmaya başlandı. Türkiye de çalışmalar 1980 li yıllarda başladı Farkındaysanız çok yeni. Bugünkü çalışmalara baktığımızda aslında bende 1960 dan sonrası dediğimizde bir yüzyıl bile olmamış, çok da gerideyiz diye de açıkçası düşünmüyorum. Türkiye de bu çalışmalar 1980 li yıllarda başladı. Türkiye de de bunun tanımlanması 2

3 oldukça yeni ama yapılan çalışmalar Türkiye de oldukça yaygın. Bir biçimde çocuğa zarar verildiği ya da uygulamalarla ne yazık ki karşılaşıyoruz. Amerika da yapılan bir araştırmadan söz etmişlerdi. Yetişkin her üç kadının birinin çocukluk döneminde cinsel istismara uğradığına dair bir bilgi söyleniyordu. Ben iddia ediyorum, Türkiye de bu yetişkin her üç kadından ikidir. Bilimsel bir dayanağım var mı sadece 30 yıllık deneyimlerden söz ediyorum. Yani bu ülkede Ben otobüste giderken tacize uğramadım, hayatım boyunca hiç sıkıştırılmadım, birileri oramı buramı emledi diyen insan sayısı kadınlarda ve erkeklerde maalesef ki çok az. O yüzden bence oranlamayı sizde kafanızda yapabilirsiniz. Çocuk istismarı nedir? Çocuk istismarı nedir? En genel tanımıyla çocuk istismarı çocuğa bakıp gözetmek ve onu yetiştirmekten sorumlu olan başta anne babaları olmak üzere onun yakınındaki kişiler tarafından yeterince ihtiyaçlarının karşılanmaması, geçimlerinin desteklememesi ya da onların fiziksel psikolojik gelişimlerine zarar verici bazı eylemlerde bulunulmasıdır. Bir anne baba çocuğun yetişmesi için yapılması gereken ona bakıp korumak ve beslemek, sevgi vermek gibi eylemleri yapmıyorsa ya da okulda öğretmen uygun eylemleri yapmıyorsa çocuğu ihmal ediyordur. Çocuğun yetiştirilmesi için yapılmaması gereken şeyleri yapıyorsa onu da istismar ediyordur. Biz konuşurken genellikle istismarı bazı türlere ayırıyoruz: Fiziksel İstismar, Cinsel İstismar, Duygusal İstismar, Ekonomik İstismar diyoruz. Ama yaptığımız çalışmalarda biliyoruz ki bu istismarların hepsi her zaman da birlikte olur. Yani fiziksel olarak dayak yiyen bir çocuğun duygusal olarak örselenmediğini söylemek tabii öyle bir şey yok. Tecavüze uğrayan bir çocuk aynı zamanda fiziksel olarak örselenmedi mi? Aynı zamanda duygusal olarak örselenmedi mi? Elbette ki örselendi. Dolayısıyla biz bu istismar türlerini birbirinden çok da ayırmıyoruz. Bazı özel durumlarda cinsel istismar olgularda olmayabilir. Ama fiziksel istismar varsa diğer istismar türleri de vardır ya da çocuğun kötüye kullanımı ekonomik olarak da onun haklarını kötüye kullanmak söz konusu olabilir. O yüzden bu kitabi tanımları söylemeyeceğim, sadece cinsel istismarla ilgili bilgi vermek istiyorum. Kaza sonucu olmayan her tür yaralanma ve ölüm olaylarına fiziksel istismar diyoruz. İtme, sarsma, sallama, yakma, ısırma mesela inanılmaz meşhurdur. Çimdirme diye geçenlerde Gürse Birsel yazdı. Annelerimiz eskiden bizi çimdirirdi işte sesimiz çıkmazdı, duruma hemen müdahil olurduk diye. Hani bu ülkede öyle çimdirmek, ısırmak anneler tarafından çok yapılan davranışlar. Ölüme neden olanları var mı? Evet var. Ben duvardan duvara vurularak dövülen çocuklarla, komaya sokulan çocuklarla karşılaştım. Uç nokta gibi gelebilir size ama maalesef ki bu ülkede uç nokta değil. Cinsel istismar çocuğun kendisinden en az 4 yaş büyük biri tarafından yetişkinin cinsel arzu ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılmasıdır. Çocuğu bir cinsel ilişkiye tanık etmekte cinsel istismardır ya da çocuğa organlarını göstermek, çocuğun 3

4 erotik bölgelerine dokunmak, cinsel organlarını ellemek bunların hepsi cinsel istismar içerisine girer. Duygusal istismar çocuğun psiko sosyal gelişimine zarar veren aşağılamak, hakaret etmek, kıyaslamak, sevgi ve ilgiden yoksun bırakmak gibi davranışlarla tanımlanıyor. Ekonomik istismar da çocuğun çalıştırılması olarak tanımlanıyor. Yalnızca çalıştırmak deyince aklınıza sadece sokakta çalıştırılan ya da sanayi de çalıştırılan çocuklar gelmesin. Çocuğun ev içinde kardeşine bakmak şeklinde çalıştırması da ekonomik anlamda istismarına ya da tarlada çalıştırılması da ekonomik anlamda istismarına yol açar. Neden oluyor bunlar? En genel anlamıyla mikro düzeyde anne babaların ebeveyn rol ve becerilerini yerine getirmedeki güçlüklerinden kaynaklanıyor. Bununla ilgili şöyle bir şey söyleyebilirim: Türkiye de özellikle genç yaşta evliliklerde 13 ila 15 li yaşlarda evlendirdiğiniz bir kız çocuğu ya da askere gitmeden önce evlendirdiğiniz henüz işi gücü geliri olmayan bir delikanlı ebeveyn sorumluluğunu ne yazık ki üstlenebilecek durumda değildir. Ama onların hemen de çocukları olur. Çoğu kez yetişkin kadınlar çalışırken, istismara uğramış çocuklarla çalışırken onların anne ve babalarının da istismara uğramış çocuklar olduklarını görüyorum. Belli hazırlıkları olmadan evlilik yaşantısına giren ve çocuk sahibi olan ebeveynlerde bilgisizlik nedeniyle de çocuk ihmal ya da istismar edilebiliyor. Bir diğeri de tabii ki hepinizin bildiği hani ülkemizin göç, yoksulluk, kentleşme ve bunlardan kaynaklanan birçok sorunları var. Yani belki burada şunu söylemek lazım, hepte bunu soruyorlar hocam ama işte para yok ne yapalım çok işsiziz, yetişmiyor, çocuğuna da bir şey alamıyor burada bir ihmal veya istismar var mıdır? Evet, vardır. Bu ülkede koşullar çok kötüdür. Bu ülkede yoksulluk çok yoğundur ama bu çocukların istismarı için haklı bir gerekçe değildir. Bunları düzeltmek de vatandaş sorumluluğudur. İstismarın sonunda neler oluyor? İstismarın sonunda neler oluyor? Ruhsal sonuçları nedir? Runa biraz sonra sizlerle paylaşacak. Ben sadece bir giriş olsun diye bunu söylüyorum. Çocukluk döneminde hakikaten çocuğun algı ve bağlantılarını bozarak kişiliğin şekillenmesinde ciddi güçlüklere neden olabiliyor. Erişkin yaşamda farklı belirtilerle ortaya çıkan birçok ruhsal soruna neden oluyor. Çünkü çocukluk dönemi istismarları da çoğunlukla çocukluk döneminde değil, özellikle 40 lı yaşlarda ya da çocuklar o evden uzaklaştıklarında, yetişkin olduklarında ortaya çıkıyor. Bazen insanlar istismara uğradıklarını fark etmezler bile hayatın normal akışı içerisinde o kadar çok şey yaşamışlardır, o kadar çok dayak yemişlerdir. Ama Bende bir panik atak var, çok kalbim çarpıyor, anseti bozukluğu var gibi bir sürü farklı ya da ilişkilerde en çok ortaya çıkar; kız erkek ilişkisinde. İlişkilerde bir sorun var, Niye bağımlı ilişki oluyor, niye ben hep zor olan insanlarla arkadaş oluyorum, ilişki kuruyorum? gibi şikâyetler bize gelirler. Derinlemesine bir analiz yaptığımızda orada çocukluk dönemindeki istismarın izlerini görüyorsunuz. İstismarın çok ciddi sonuçları var 4

5 İstismarın çok ciddi sonuçları var. En önemli sonucu da istismar tekrarlayan bir şeydir. Çünkü istismara uğrayan kişiler ilişkilerinde de yine aynı ortamı oluştururlar. Bir diğeri de istismara uğrayan kişiler çocuklarına bir şekilde bunu aktarırlar. Duygu olarak aktarırlar ya da davranışsal olarak aktarırlar. Onun için çok ciddi müdahaleler yapıyoruz, yapmaya çalışıyoruz. Ama tek başına yapılabilecek bir sosyal hizmet, bir ruh sağlığı uzmanının ya da bir avukatın bir meslek grubu olarak tek başına yapabileceği ya da psikologun ya da mühendisin bir şeyi yok. Hep birlikte müdahale etmek zorundayız. Kimlerin görevi var? Sağlık kuruluşlarının görevleri var; çünkü hastanelerden belli olur, çocuk yaralanır ve hastaneye gider. Tedavisi ve diğer işlemleri için tıbbî müdahale, psikiyatrik müdahale hastanelerde yapılır. Kolluk güçlerinin biliyorsunuz çok önemli görevleri var. Şimdilerde Alo 183 var, hiç duydunuz mu? Şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar ya da herkes Alo 183 ü arayıp bu konuda bildirimde bulunabiliyor ve normalde polisin bu duruma hemen el koyması gerekiyor. Ama sizin de tanık olduğunuz son zamanlarda sokak ortasında öldürülen kadınlardan tahmin edebileceğiniz hani polisinde gelen kişiyi Peki, olur öyle şeyler deyip geri gönderdiği birçok olayla da karşılaşıyoruz, o yüzden kolluk kuvvetleri çok önemli. Hukukçular çok önemli; çünkü yasal düzenlemeleri de onlar yapıyorlar ama mağdurun haklarını da onlar savunuyorlar ve gerektiğinde suçluyla olan işlemleri de onlar yapıyorlar ve tabii ki sosyal hizmetler çok önemli. Sosyal Hizmetler neden çok önemli? Sosyal Hizmetler neden çok önemli? Çünkü Türkiye de çocuğu gerektiğinde ailesine karşı korumaktan sorumlu tek kurum. Birincil bu işin sahibi Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumudur. Eğer çocuk istismara uğruyorsa aileden çocuğu alma hakkına sahiptir, böyle bir yetkisi vardır. Ama ihmal ve istismar olaylarında her istismar edilen çocuk böyle bir devlet korumasına alınmasına gerek yoktur. Bazen aile içerisinde, bazen farklı düzenlemelerle de müdahale edebilirsiniz. Hüseyin Üzmez vakasındaki yine aynı konuya geldik. Çocuğun oradan evden alınıp Sosyal Hizmetlere bağlı olan bir kuruluşa yerleştirilmesi, ondan sonra o kuruluştan annenin gelip bir şekilde çocuğu alması gibi olaylardan sürecin de ne kadar zor bir biçimde işlediğini belki sizlerde farkındasınız. Basından da haberdar oluyorsunuz. Ama sonuç olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun bu tür durumlarda çocukla ve aileyle ilgili yapılması gereken her türlü işlemi yapması lazım. Sosyal Hizmetler in yapılanması hakkında bir bilginiz olsun diye bir tablo göstereceğim. Eğer aile içerisinde yaşayamayacak durumda ise Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bu çocuğu oradan alıp bir başka ailenin yanına ya da bir kuruluşun yanına yerleştirebilir, böyle bir yetkisi vardır. Ama Sosyal Hizmet müdahalesi dediğimizde bugün sadece SHÇK müdahalesinden söz etmiyoruz. Çünkü çocuk ihmal ve istismarı hani orada çocuğun aileden alınması düzeyinde değil, birçok düzeyde ortaya çıkabilir. Çok çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir, 5

6 çok farklı sürelerle ortaya çıkabilir. Yani bir eski danışanlarımdan biri çocuğuyla birlikte kuaföre gitmişti. Kuaförde anne saçına fön çektiriyorken 5 yaşındaki kızı da benimde saçım deyince onu da tamam senin saçına da fön çeksin ağabey deyip, çocuğu içerideki bir ağabeye teslim ediyorlar. Orada ağabeyle bir temas yaşanılıyor tabii ki, hiç kimsenin ondan haberi yok. Kuaförden çıktıktan sonra o 5 yaşındaki çocuk annesine sadece şöyle bir cümle kuruyor: Saçımı yıkarken ağabeyin benim ağzıma soktuğu, pantolonundan çıkarttığı şey neydi, anne? Bu bir istismardır. Ama çocuk burada o istismarı anlamadı; çünkü çocuk, ne olduğunu bilmiyor. Ama anne ve babanın gösterdiği tepki biraz sonra Runa Hanım bunu paylaşacak. Çocuğun orada yaşadığı durumu değiştirdi. Bu bir kereye mahsus olmuş bir olaydır. Bunun etkisi farklıdır, ama 4 yıl boyunca babasından hem anal olarak hem orijinal şekilde tecavüze uğramış bir çocuktaki etkiyle bu çocuktaki etki elbette ki aynı değildir. Öyle bir olguya müdahale biçimimiz ne? Böyle bir olguya müdahale biçimimiz elbette ki aynı değildir, birbirinden farklı uygulamalar, birbirinden farklı tedavi planı oluşturmanız gerekir. Sonuçlarına bakarak da farklı yöntemler kullanabilirsiniz. Bazı ailelerde çocuk istismara uğruyordur ya da şiddet uygulayan bir baba vardır, alkol sorunu, madde sorunu olan bir baba vardır, kadını güçlendirerek o ailenin yapısını değiştirebilirsiniz ve oradaki şiddet olaylarını durdurabilirsiniz. Sonuçları da birbirinden farklıdır. Her şeyden önce istismarı durdurmak lazım Ne yapıyoruz biz? Her şeyden önce istismarı durdurmak lazım. Tamam, bu işte tacize de uğruyorsun da sen, evdeki bir ağabey, bir baba, bir dayı veya bir başka komşu bunu yapıyor. Hele biz bir düşünelim, tedavi planı hazırlayalım, ondan sonra seninle ilgilenelim deme şansımız yok. Değil mi? Önce orayı bir durdurmanız lazım, her şekilde durdurabilirsiniz. Tek örneğimiz çocuğu aileden almak değil, örneğin ben bazı ailelere Her gece babam benim yanıma geliyor diyen bir genç kıza kapını kitle yat. Kapısını kilitlemeyi bile o istismar nedeniyle bazen akıl edemeyebilirler ya da anneyle birlikte yat diyebiliriz. Erkek arkadaşlar bana hani hep mi erkekler istismar yapıyor diye bakıyor olabilirler. Meslek hayatım boyunca ben sadece iki tane anne cinsel istismarına tanık oldum. Evet, genellikle daha çok istismar edenler cinsiyet olarak erkeklermiş gibi görünüyor, daha önemli bir şey belki de kadınların yaptıkları hiç açığa çıkmıyor, onu da bilmiyoruz. Peki, sonra ne yapıyoruz? Önce o istismara neden olan koşulları durduruyoruz, dayak atıyorsa baba uzaklaştırıyoruz vs. Ondan sonra çocukla ilgili bir tedavi planı ya da aileyle ilgili bir tedavi planı hazırlamanız, bir müdahale planı hazırlamanız lazım; çünkü şöyle bir şey yapamazsınız. Tamam, madem bu adam da bu kadar kötü o zaman gitsin bu evden. Peki, kadın nasıl geçinecek? Çocuk nasıl geçinecek? Aile ne olacak? Aile dağılmış olur. Bazı durumlarda aileyi hiç bozmadan sorunu çözebilirsiniz. O yüzden daha çok aile içerisinde düzeltilebilecek ileri düzeyde hayatî tehlikeyi yaratmayan bir istismar varsa diğer müdahale yöntemlerini tercih ediyoruz. Koruyucu önleyici şeyler yapıyoruz. Çocuk sahibi olan anneleri eğitmek de bir müdahale biçimidir Almanya da yapıyorlar diye kadının bir tanesi bana fena halde bozuk çalmıştı. Ben doğum yaptığımda geldiler, çocuğa bakıp bakamayacağıma baktılar, siz de gidip Sosyal Hizmetler olarak doğum yapan her kadına bakabilirsiniz dedi. Bende dedim ki 80 milyon insan 3 bin tane sosyal hizmet uzmanı var. Evet, Ana Çocuk Sağlığı diye yerlerimiz var, ebe hemşireler var, onlar dolaşıyor ve oradan biz istismara ilişkin verileri almak istiyoruz. Ama çocuğun ihmalini ve istismarını önlemek adına çocuk 6

7 sahibi olan anneleri eğitmek de bir müdahale biçimidir. Çocuk dayak yemeye başladıktan sonra müdahale etmek de başka bir müdahale etme biçimidir o da tedavi etmek için yapılan müdahalelerdir. Her ikisi de önemlidir, her ikisinin de eşit derecede ele alınması gerekir. hakikaten çok ciddi işe yarıyor. Ne yapıyoruz? Birincisi anne babanın koşullarını iyileştiriyoruz. Çocuk bakımı çok zordur. Şu anda size öyle gelmiyor olabilir ama anneyi desteklemek, çocuğun bakımını kolaylaştırmak, ailenin koşullarını iyileştirmek, ekonomik olarak aileyi desteklemek işe yarayacaktır. Bir diğeri anne babanın sosyal ilişkilerini güçlendirmek işe yarayacaktır. Çünkü o kavga dövüş ve yalnızlık duygusunu ortadan kaldırır. Anne babayı eğitmek Çok seneler önce Polatlı nın bir köyünden adamcağızın bir tanesi telefon etmişti: Hocam ben çocuğumu dövüyorum, hiç vallahi dövmeyi istemiyorum, nasıl dövmeyeceğim? diyor. İnanılmaz, işe yarıyor. Yani 0-6 yaş çocuğun eğitiminde de, mesela çişini söylemiyor çocuk, tuvalet eğitiminde ya da işte ergenlik döneminde çocukla iletişim kuramıyor gibi bir sürü olayda anne babayı eğitmek gerçekten çok işe yarıyor. Anne ve babaya danışmanlık hizmeti verebilirsiniz, neler yapılacağı konusunda ve tabii daha ileri düzeyde olgularda da aile terapistine giden çalışmalar yapabilirsiniz. Danışma ve danışmanlık hizmetleri daha terapatik amaçlı çalışmalardır Bu danışma ve danışmanlık hizmetleri daha terapatik amaçlı çalışmalardır. Aile terapisti daha derinlemesine bir çalışma, analitik çalışmayı da içerebilir. Burada psikiyatrik sendrom gösteren olgularda bir psikiyatriste, çocuk psikiyatrisine veya bir yetişkin psikiyatrisiyle iş birliği halinde günlük yaşamın düzenlemesi yönünde anne ve babaya danışmanlık hizmeti verilebilir. Bu tarz çalışan merkezler var. Kendi çocukluk yaşantıları ya da aile içi çatışmalar nedeniyle istismar ortaya çıkıyorsa o zaman da karı kocayı onaran ya da oradaki ilişkiyi düzelten bazı çalışmaları yapmanız lazım. Örneğin boşanmalar çocuğun örselenmesine neden olan bir konu. Boşanma sırasında çocuğun oradan oraya gidip gelmesi bazen icra ile çocukların alınıyor olması da anne ve babanın çocuğu yanına çekmeye çalışması, onların istismarına yol açıyor. Burada mesela bir aile terapisti, karı koca üzerinde yaptığımız bir çalışma ya da bir boşanma terapisti çocuğun da istismarını önleyecektir. Eğer istimara uğramış bir ebeveyne karşı karşıyaysanız o zaman da daha psiko dinamik bir çalışmayla, analitik bir çalışmayla ama bunların hepsinin yapabilmek biliyorsunuz farklı meslekî bilgileri ve becerileri gerektiriyor. O zaman o istismar eden ebeveyni sağaltım amacıyla analitik bir tedaviye alabilirsiniz ki bu tarz çalışmalar var ve yapılıyor. Bunların hepside gerçekten çocuk istismarının önlenmesi ya da sonuçların hasarı azaltması açısından işe yarıyor. Kısaca çocuk istismarı, hakikaten çok maliyetli bir şey. Yani bireyin ölüme varma sonuçlarını bir kenara bırakın toplum için de inanılmaz hasara neden olan, ilişkilerde inanılmaz hasara neden olan bir şey ve bütün insanlar hem vatandaş olarak hem devletin bu konudaki sorumluluğu üstlenmesi gerekir diye düşünüyoruz. Biz dernek olarak bu nedenle yola çıktık. 7

8 Prof. Dr. Runa İdil Uslu: Eğer bir çocuk istismar nedeniyle ölmez de sağ kalırsa, o zaman en sık ve en uzun süreli gördüğümüz sorunlar ruhsal sorunlar oluyor. Bu nedenle de bu problemin ruhsal değerlendirmesi çok büyük önem taşıyor ve de çok uzun süreli bir iş. Dolayısıyla ben bu konuşmada Ne gibi ruhsal belirtiler görürsek biz çocuklarda kuşkulanabiliriz? biraz ondan söz edeceğim ve bu belirtilerin oluşturduğu belirti gruplarını, ruhsal bozuklukları, psikopatolojileri şöyle bir kısaca sıralayacağım. Yani ruhsal bozukluğu tanımak ve tedavi etmek neden önemli? Eğer tedavi etmezsek, bunları tanımazsak ne olur? Tabii burada esas vurgulamak istediğim nihai amaç şu: İstismardan ruhsal olarak etkilenmeme olasılığı yoktur. Kısa ya da uzun, hafif ya da şiddetli mutlaka bir ruhsal etkisi vardır. Bunu neden vurguluyorum; çünkü bugünkü uygulamada, gerçi yeni yasal düzenlemeler bu problemi sanıyorum ortadan kaldıracak ama sürekli olarak ruhsal bozukluklarla çalışanlara sorulan şey yasal süreçte de şudur: Bu çocuk istismara uğradı ama ruhsal olarak etkilendi mi etkilenmedi mi? Çünkü Ceza Yasası nda etkilendiyse daha ağır bir ceza veriliyor. Eğer bir şekilde etkilenmedi diye bir rapor verilirse o zaman istismarcı çok fazla cezalandırılmıyor. Üzmez vakasının en büyük komplikasyonları bundan dolayı çıktı. Bir fakültede Ruhsal olarak etkilenmiştir raporu alındı. Arkasından Adli Tıp Yok, etkilenmemiştir dedi, o arada dünyanın vakti geçmişti. Çocuk işte bir miktar toparlanmıştır vs. yani oldukça karışık konular. Ama bunu baştan bilmek lazım. Bu işten ruhsal olarak etkilenmeden kurtulmak mümkün değil. Davranışsal, duygusal belirtiler farklı farklı olabilir Ruhsal olarak etkilenmek hayatımızı etkilemek zorunda mı? Hayır, tabii ki değil, gerekli yardımla, destekle veya tedaviyle ruhsal olarak etkilensek bile yine hayatımızı sürdürmemiz mümkün ama tabii Tülin Hanım ın da başta söylediği gibi bu ağır bir travma. Davranışsal, duygusal belirtiler farklı farklı olabilir. İstismarın türüne göre değişir, şiddetine göre, süresine göre, kronik istismar her zaman daha fazla ruhsal belirti ve patoloji ortaya çıkartıyor. Bir de tabii istismar sırasında ve süresinde başka çocuğu zorlayan risk etmenleri var mı ya da çocuğu koruyan etmenler var mı? Bunların dengesine göre etkilenme değişiyor. Hangi belirtileri görürsek çocukta istismardan kuşkulanırız? dedim ama aslında öyle bir belirti yok. Yani özellikle cinsel istismara özgü bazı şeyler var ama belirti olarak, semptom olarak yakalayacağımız şeylerin hiçbirisi bize Tamam bu istismardır dedirtmiyor. Bir kısmı bir araya gelince Acaba mıdır? dedirtir ama patognomonik diyeceğimiz bir belirti yok. Göreceğiniz gibi her şey istismarda görülebiliyor. Tabii bu belirtileri ortaya çıkartan çalışmalar, Bu belirtileri gösteren çocukların kaçında istismar görüldü? diye değil de İstismarı saptanan çocuklarda hangi belirtiler görüldü? diye yapılan araştırmalarda ortaya çıkan belirtiler. 8

9 İlk bozulan işlev akademik işlevdir Yan tarafta gördüğünüz gibi her türlü dışa yönelik ve içe yönelik belirtiler istismarı işaret edebilir. Özellikle başlangıçtan olmayıp da bir süre sonra belli bir noktada genellikle akut olarak ya da sinsi sinsi gelişen belirtiler istismarı düşündürüyor. Mesela en belirgini bir çocuk herhangi bir nedenle ruhsal olarak etkilendiğinde ilk bozulan işlev akademik işlevdir. Okul başarısını oldukça iyi götüren, idare eden bir çocuk birden bire konsantrasyon bozukluğu, dalgınlık, davranış sorunları, işte başarı da azalma gösterdiği zaman Ne oluyor bu çocuğa, hayatında ne var? diye mutlaka düşünmek gerekir. Çocuk büyüdükçe tabii sosyal etkileşim, sosyal alan daha önemli hale geliyor. İlkokul çocuğu için akademik başarı, akademik işlevler çok önemli olabilir, arkadaş ilişkileri de nispeten önemlidir ama esas arkadaşlık ilişkilerinin ön plana geçtiği dönem ergenlik dönemi. Bu dönemde çocuklarda sosyal becerilerde de bozulma görülüyor. Kronik olarak istismara uğrayan çocuklarda tabii sosyal beceriler hiçbir zaman iyi gelişmiyor. Ama bazı çocuklarda da çocuk işte arkadaşları varken, onlarla zaman geçirirken birden bire onlardan çekildiğini görüyorsunuz, içe kapandığını görüyorsunuz. O zaman akla gelebilecek bir sürü nedenin arasında Bu çocuğun hayatında acaba istismar da söz konusu mu? diye düşünmek lazım. Ensest çok yaygın bir olgu Cinsel istismar ve fiziksel istismarla ilişkili bazı belirtiler var. Çocuğun bedenini göstermek istemesi, çocuğun hatta kendi kendineyken bile bedeniyle karşı karşıya gelmek istememesi işte morlukları, yara bereyi gizlemek açısından ya da cinsel istismar yaşantısını özellikle travma sonrası stres bozukluğu olan çocuklarda cinsel istismar yaşantısını anımsatan bir eylem olduğu için işte beden eğitim, spor salonları, soyunma odalarında giyinmek soyunmak, banyo vs. işler çocukta kaçınmaya yol açabiliyor. Çocuk birden bire aile ortamından veya sık girilen ortamlardan kaçınmaya başlıyor. biliyorsunuzdur, gerçekten göründüğünden çok çok yaygın. Çocuklar birden bire işte amcalarının, dayılarının olduğu ortamlara ya da amcaoğullarının, dayıoğullarının olduğu ortamlara girmek istemiyorlar, kaçınmaya çalışıyorlar. Bunlar bizim için uyarıcı olmalı. Cinsel İstismara uğrayan çocuklarda yaş gruplarında bazı özel belirtiler görülüyor. Onları gördüğümüz zaman, illaki bu belirtiler cinsel istismar nedeniyle olur değil tabii ama yine bizde soru işaretleri uyandırmalı. Cinsel etkinliklerle ilgili yaşına uymayacak denli bilgi sahibi olan çocuklar, kışkırtıcı davranışları vs. bilen, bunları sergileyen çocuklar, özellikle küçük çocuklarda düşünülebilir. Arkadaşlarına ya da oyuncaklarına yönelik olarak cinsel eğilimi andıran şakalar Bu tabii pek çok çocukta olabilir. Özellikle dürtü kontrolü az olan çocuklarda, bu ısrarla tekrar tekrar ve çocuk hakikaten kontrol etmeye çalıştığı halde kontrol edemiyorsa o zaman yine bir soru işareti doğmalı. Mastürbasyon her yaş grubu çocukta belirli durumlarda ortaya 9

10 çıkabilen bir belirti ve biz bunu patolojik olarak kabul etmiyoruz. En küçük yaşlardan itibaren dahi patolojik görmediğimiz gelişimsel ya da uyaranlara, çevresel koşullara bağlı olduğunu düşündüğümüz bir davranıştır. Ama kompulsif derecede çocuğun durduramadığı, kendini başka türlü oyalayamadığı, yatıştıramadığı biçimde mastürbasyon belki bir anlamda cinsel istismarın da belirtisi olabilir. Dediğim gibi her gördüğünüz çocuk mastürbasyon Acaba çocuk istismar mı ediliyor? diye düşünmeyin. Ama aklınızın bir köşesinde bulunsun. Zaten bir parantez açmak gerekirse istismarla çalışan kişiler ve de sağlık alanında çalışacaksanız hep azıcık kuşkucu, azıcık bunu insanlarla ilişkinize yansıtmasanız bile meslekî uygulamalarınızda azıcık kötü niyetli olabilirsiniz, azıcık şeytanın avukatlığını yapabilirsiniz. Çünkü istismar kimsenin alnında yazarak karşınıza gelmiyor. Siz birtakım ipuçlarını değerlendirerek ve çocukları, insanları izleyerek bu kuşkuya varabiliyorsunuz. Onun için azıcık kuşkucu olmanın bir sakıncası yok diye düşünüyorum. Travma sonrası stres bozukluğunu biliyor musunuz? Bu süreçte gelişebilen ve artık adını psikopatoloji olarak koyabileceğimiz ruhsal bozukluklara değinmek istiyorum. Travma sonrası stres bozukluğunu biliyor musunuz? Bu her türlü travma sonrasında (Ruhsal travma, fiziksel travma) karşımıza çıkan oldukça ağır, tedavisi uzun sürebilen özel bir bozukluk. Travmaya uğrayan herkeste görülebilir. Bütün ruhsal bozukluklarda olduğu gibi travma sonrası stres bozukluğunu da geliştirmek için bir yapısal yatkınlık lazım. Yani bir genetik yatkınlık gerekiyor. Ama gerçekten travmaya maruz kalanların çoğunda az ya da çok belirtiler görülebiliyor. Korku, irkilme tepkileri. Normalde bizi irkitmeyecek bir ses veya hareketle aniden sıçrama, her an tetikte olma hali gibi belirtiler görülebiliyor. Kişi travmayı yeniden yaşadığı duygusuna kapılabiliyor, hatta gözünün önünden travmayla ilgili imgeler bir film şeridi gibi geçebiliyor. Aniden o ana geri dönebiliyor. Uyku bozuklukları, kabuslar, özellikle travma içerikli kabusları görebiliyor. Çocuk travmayı anımsatan yerlerden, durumlardan, kişilerden kaçınıyor. Çocukların oynadığı oyunlarında travmanın izlerini görüyoruz. Repetitif oyunlar. Oyun çocuğun sağaltım aracıdır. Yani çocuk oynaya oynaya yaşantısındaki birtakım olayları, iç yaşantıları, duygusal yaşantıları çözümler, yerli yerine oturtur, bir anlama kavuşturur. Ama travma sonrası stres bozukluğunda oynanan oyunlar, bu tekrarlayıcı oyunlar bir türlü bu amaca hizmet etmiyor. Dolayısıyla çocuğun oyunu normalde git gide zenginleşir ama biz travma sonrası stres bozukluğunda çocuklarda aynı fakir içerikteki o üretken olmayan oyunu tekrar tekrar oynadığını görebiliyoruz. Bu bazen bir ipucu olabiliyor. Disosiyasyon aslında bilinç değişikliğidir 10

11 Bir diğer klinik durum disosiyatif bozukluklar, Disosiyasyon aslında bilinç değişikliğidir. Yani, bedenin yaşadıklarını, duygusal boyutuna kapılmadan zihnin biraz uzaktan izlemesi halidir. Beyin çok ilginç ve çok yetenekli bir organ. Travma anında, travma sonrası stres bozukluğu da, disosiyasyon da, diğer bozukluklarda aslında kişiyi, benliği koruyucu mekanizmalar. Yani, travma sonrası stres bozukluğunda örneğin irkilmeler oluyor. Kişi onu anımsatan yerlerden kaçınıyor. Neden? Çünkü zihin kişiyi uyarıyor ve korumaya çalışıyor. Aynı duruma düşme, tetikte ol, tekrar başına kötü bir şey gelebilir. Disosiyasyon, daha ağır travmaların ürünüdür O aksiyete, sinyal aksiyete kişiyi her an tetikte kılıyor. Disosiyasyon, daha ağır travmaların ürünüdür, artık travmada kişi bu durumun özelliklerine hakikaten dayanamayacağı noktaya geldiği zaman kendini o yaşantıdan koparabiliyor. Beden onu yaşayabiliyor. Fakat zihin kendisini korumaya alıyor. Bu durum travmanın olmadığı zamanlarda da otomatik olarak yinelenebiliyor. Herhangi bir tetikleyiciyle ya da bazen tetikleyici bile olmadan kişi disosiyasyon durumuna geçiverebiliyor. Bu tabii işin patolojik durumu; çünkü çok işlevleri bozan bir süreç. Çoğu kişilik bozuklukları bununla ilgili.filmler izlediniz mi? Biliyor musunuz? Mesela hangisini izlediniz? Sigon u izlediniz, o çok tipiktir, terapi süreciyle birlikte olduğu için ilginç bir film gerçekten. Birçok bununla ilgili sanat eseri var. Amneziler, kaçışlar bunlar disosiyatif durumlar olabilir. Depresyon, ruhsal bozuklukların en yaygın olanıdır Depresyon ruhsal bozuklukların en yaygın olanıdır. Yani toplumda %10-%12 oranında, Türk toplumunda da diğer toplumlarda da bulunabilen bir bozukluk. Onun için her an hazır, kapıda. Dolayısıyla böyle ağır bir yaşantı olduğu zaman depresyon sürecine girmek çok olasıdır. Çocuklarda ve ergenlerde saldırganlıkla giden davranışsal problemler çok sık. Çocuklar her zaman bir travmaya maruz kaldıklarında ya da depresyona girdiklerinde içe kapanmayla gitmiyorlar. Yani, bir erişkinde işte dünya yıkılmış, altında kalmış halini çocuklarda görmüyoruz. Bazı çocuklarda aksine o öfke ve çaresizlik dışa da yönelebiliyor ve saldırganlık, hırçınlık, davranış bozuklukları, karşı olma, karşı gelmeler, öfkenin kontrolündeki güçlükler ve davranım bozuklukları görülebiliyor. Özellikle davranım bozukluğu genetik yapısal yatkınlığı olan çocuklarda çok şiddetli ve tedaviye dirençli bir tablo olarak karşımıza çıkabiliyor. Hırsızlıklarıyla, yalan söylemeleriyle, kaçmalarıyla, zarar verici davranışlarla seyreden ağır bozukluk olarak görülebiliyor. Özellikle çok fiziksel istismara maruz kalan çocuklarda görebiliyoruz. Kaygı insanın normal günlük yaşamında yaşadığı bir problemdir. Kaygının kontrol dışı olması, artık kişiyi kontrol eder hale gelmesi, kaygı bozuklukları biçiminde kendini gösteriyor. Bu da çok sık gelişen bozukluklardan bir tanesidir. Yan tarafta gördüğünüz diğer bozukluklar da ortaya çıkabiliyor. Uzun vadede kişilik gelişimi ergenlik dönemi boyunca seyreder ve genç 11

12 erişkinlikte az çok kişilik epeyce oluşmuş olur, rayına oturur. Özellikle bu süreçte yapısal ve genetik yatkınlığı olan kişilerde anti sosyal kişilik bozukluğu, borderline, narsistik kişilik bozuklukları gibi daha çok ağır nitelikteki kişilik bozukluklarının geliştiğini görüyoruz. İstismar bilişsel ve ruhsal gelişime nasıl etki eder? İstismar bilişsel ve ruhsal gelişime nasıl etki eder? Bir kere organik etkileri olabilir, yapısal yani travmaya bağlı organik beyin sendromları olabilir, buna bağlı yaralanma ve hastanede yatış süreçleri olabilir. Hastanede yatmak zaten kişi için, çocuk için başlı başına bir travmadır. Buna eşlik eden ihmal. Tülin Hanım ın da sözünü ettiği gibi istismarın özellikle fiziksel istismarın olduğu yerde ihmal de çok olasıdır. Yani bir taraftan çocuk dövülürken, mesela onun eğitim ihtiyacı, duygusal ihtiyaçları, sevgi ihtiyacı, empati ihtiyacı bunlar karşılanmayabilir ve bu ihmale uğrayan çocuklarda da istismarla birlikte bu çocukların bazıları çok başı boş bırakıldıkları için kazalar, travmalar, yasal süreçlerle başının derde girmesi vs. gibi problemler ortaya çıkabiliyor. Duygusal istismar daha önce söylenmiş olduğu gibi olmazsa olmaz. Yani, ne tür istismar veya ihmal karşınıza çıkarsa çıksın bunun bir duygusal istismar boyutu mutlaka vardır. Dolayısıyla çocuklarda bunun istismar olduğunu fark ettiklerinde korku, utanç ve suçluluk duyguları yaratıyor. Bazı çocuklar başlarına gelenin kötü bir şey olduğunu az çok seziyorlar ama bunun tam da adını koyamıyorlar, açıklayamıyorlar. Dolayısıyla böyle bir belirsizlik bir kuşku durumu oluyor. Çocuk bir şekilde istismarı deşifre ederse, özellikle cinsel istismarlarda bunu birisine anlatırsa, söylerse genellikle çevrenin tepkisi ne oluyor? Çocuktur deyip inanmayabiliyor, Senin hayal gücündür hadi sus bakayım, öyle saçma şey olur mu hiç, deden sana öyle yapar mı? olabiliyor. Ne biçim konuşuyorsun diye kızılabilir, Sakın bunu kimseye söyleme, itibarımız iki paralık olur denebilir. En kötüsü Sen kim bilir ne yaptın da başına bunlar geldi olabilir. Bunlar cinsel istismarda da, fiziksel istismarda da, duygusal istismarda da söz konusu. Bu tür tepkiler nedeniyle çocuk istismara uğradığıyla kalmaz, bir de üstelik bundan suçlu duruma da düşebilir. Şimdi bir çocuk istismardan ne zaman nasıl etkilenecek bu birtakım faktörlerin dengesine bağlı. Yapısal etmenler önemli, zekânın iyi olması, koruyucu faktör, mizaç bocukluklarının olmaması, mental retardasyon ve otizm gibi gelişimsel bozukluklarının olmaması, bunlar koruyucu ama bunların varlığı da tabii risk faktörü. İstismar dışı risk etmenleri var İstismar dışı risk etmenleri var. Yoksulluk her türlü problemi yordayan, eğer ölçebiliyorsanız bütün regresyon analizlerinde bir numarada çıkan çevresel faktör. 12

13 Eğitim eksikliği, aile içi şiddet varlığı, mesela karı kocanın kendi aralarındaki şiddet risk faktörü. Koruyucu etmenler de bunların tersi, özellikle eğitim. Her olguda ruhsal bozukluk gelişecek diye bir koşul yok. Etkilenme Evet ama illa biz bir psikopatoloji görmeyebiliriz. Biraz çocuğun kendine uyguladığını nasıl algıladığına bağlı. Mesela çocuk eğer işte evet annemdir babamdır döver, öğretmenimdir döver diye algıladığında kuşkusuz yine etkileniyor. Yani dayağı yiyen kişi ne kadar bunu birtakım usa vurma mekanizmalarıyla normalleştirmeye çalışsa da o anda aşağılanmışlığı, öfkeyi hissediyor. Dolayısıyla o duygular bir şekilde bir yerlere gidiyor. Ama gene de hiç hayatında dayak yememiş ve dayağın çok ayıplandığı toplumda dayak yiyen bir çocukla, günlük, sıradan olay olan dayağın olduğu durumda dayak yiyen çocuk belki biraz daha farklı algılayabilir. Cinsel istismar özellikle ikna, kandırma yoluyla yapılıyor Cinsel istismar ise küçük çocuklarda özellikle ikna, kandırma yoluyla yapılıyor. Gel seninle bir oyun oynayalım, bu bizim oyunumuz olsun, bu bizim sırrımız gibi paylaşılıyor istismarcıyla. Çocuk bir süre bunu yaşıyor, eğer çok ağır bir istismar değilse acı da duymayabiliyor. Belki bu oyundan bir miktar haz da alabiliyor. Ama bir süre sonra, büyüdükçe, bunun farkına vardıkça, yapılan çok korkunç bir şeymiş, bunu anlıyor. Size mesela hep bu örneği veriyorum. Çarpıcı gelen örneklerden bir tanesi. 16 yaşında bir kız geldi. 9 yaşında bir akrabası tarafından 3-4 kez tekrarlayan biçimde bir cinsel oyuna maruz bırakılmıştı. Penetrasyon olmamıştı ama dokunma biçiminde ve pornografi izletilme biçiminde cinsel bir istismara maruz kalmıştı. Bu çocuk 16 yaşına geldiğinde bir dizi de benzer bir şey görüyor ve bir yanda bütün anılar zihnine üşüşüyor. Fakat ilginç bir şekilde çocuk, 9 yaşında olduğu dönemlerde azıcık da kuşkulanıyor. Bu tamam sırrımız olsun falan, bu akıllı da bir çocuk, pek hoş bir şey değil belli ki benden istenen diye düşünüyor. Dolayısıyla 2-3 seferden sonra akrabasının evine gittiklerinde annesinin yanına sığınıyor, annesinden ayrılmıyor. Bir şekilde istismarcıyla baş başa kalmamaya çalışıyor. Fakat sonra bunun üstünü örtüyor. Yani, kapatıyor ve bir şekilde herhalde akraba görüşmeleri de azalıyor ki ondan sonra işte dediğim gibi bu diziyi izleme sonrasında çok ciddi ağır bir depresyon ve öz kıyım eğilimiyle bize gelmiş bir çocuktu. Neler gelmiş başıma, suçluluk, ben niye bağırmadım o zaman, ben niye onu durdurmadım, ben niye anneme babama şikâyet etmedim, nasıl ben buna izin verebilirim, kimse bunu nasıl fark etmedi, nasıl cezalandırılmaz? İstismarcının cezalandırılması istismar süreçlerinde çocukları ya da mağduru diyeyim rahatlatan, ruhsal baskıyı kaldıran öğelerden bir tanesidir. İstismarcının cezalandırılması az çok bir adalet duygusunu gerçekleştirdiği için rahatlatıyor. Dolayısıyla böyle bir tabloyla gelmişti ve tedaviye almıştık. Açığa çıkmayan olgularda dediğim gibi açığa çıkıp da bildirim ve sonrası aşamaları atlatan çocukta dahi geç dönemde belirtiler ortaya çıkabilir. 13

14 Dolayısıyla biz diyelim ki istismardan 2 yıl sonra çocuğu gördüğümüzde o 2 yıla kadar hiçbir şey yoksa çocukta ruhsal anlamda bizim parmak basabileceğimiz bir belirti yoksa bile bunun 5 yıl sonrasını, 10 yıl sonrasını bilemezsiniz. O çocuk işte ergen olduğunda, karşı cinsle ilişkiler kurma zamanı geldiğinde veya evlilik yaşı geldiğinde, cinsel eyleme nasıl tepki verecek, bunu bilemeyebilirsiniz. Başka tetikleyiciler yani illa evlilik, cinsellik olması şart değil, başka tetikleyiciler sıkıntı yaratabilir, belirtileri başlatabilir. Sonuçta çocuk dokunulmaz olmadığını, annesinin babasının çevresindekilerin kendi koruyamadığını, iyi niyetli zannettiği kişilerin aslında iyi niyetli olmayabileceği fark ettiğinde bu aslında bir travma, yani hepimiz tabii ki bunu fark ediyoruz. Annemizin babamızın bizi koruma kapasitesi tabii ki kısıtlı ama böyle bir olay üzerinden bunu fark etmek travmatik etki yapıyor. Bu ruhsal travmayı yaratan başlı başına bir mekanizma. Bir de bildirim ve sonrası süreçlerde uğranan travmalar var. Şimdi Türkiye de bunun giderilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bildirim sonrasında çocuğun defa defa anamnez verme riski söz konusu oluyor. Önce belki doktora veya öğretmenine arkasından ne bileyim anneye babaya çocuk anlatıyor. Kim fark ettiyse doktora anlatıyor, gidiyor kolluğa anlatıyor, oradan savcılığa gidiliyor orada anlatılıyor. Sonra mahkemede belki birden fazla kez herkeslerin önünde anlatabiliyor. Bazen istismarcıyla yüzleştirilebildiğini görüyoruz. Söyle bakayım hani oldu mu olmadı mı? gibi veya mahkemede sorulabildiğini görüyoruz. Bunların hepsi travmatik süreçler. Bu süreç içerisinde aile de o kadar örseleniyor ki birçok aile çocuklara anamnezi geri çektiriyorlar veya şikâyetlerini geri çekiyorlar. Bu yüksek oranda oluyor ve bütün dünyada öyle. Bildirimi geri çekme çabası, istismara maruz kalan, bunun bir şekilde açığa çıktığı olguları çok büyük bir oranında görülüyor. O nedenle bu anlatımların bir kere mümkün olduğu kadar tek sefere indirgenmesi, bu sırada da görüşmecinin ne yaptığını biliyor olması ve bu konuda eğitim almış olması çok büyük önem taşıyor. Sonuçta başta da söylediğim gibi çocuğun istismar yaşantısından ruhsal anlamda olumsuz etkilenmeden yaşamını sürdürme olasılığının bulunmadığını biliyoruz. Bu çok boyutlu psikiyatrik bulgular ve bozuklukların bir kez çocuğu görerek saptanması, bu konuda karar verilmesi bence mümkün değil, yapan varsa kutlarım. Kesitsel değerlendirmede saptanamamış olan bozukluklar herhangi bir dönemde baş gösterebilir. Dolayısıyla bir risk vardır, o nedenle buna maruz kalan kişilerin bu konuda eğitim alan uzmanlar tarafından en azından bir danışma mahiyetinde, özellikle kendilerini kötü hissediyorlarsa veya birtakım çocuklarda belirtiler varsa bir sıkıntı hissediyorsa kişi bunu bir uzmana danışmasında yarar var. 14

15 Hatice Kaynak: Bende diğer arkadaşlarım gibi İstismarı ve İhmali Önleme Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim, aynı zamanda Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezinde de çalışıyorum. Yani orada da çocukların hakları için mücadeleler yapıyoruz. Benim paylaşacağım şeyler de aslında dünyadaki ve Türkiye deki çocukların durumunu gördük. Hukuk buna nasıl bakıyor? Gerçekten o tıbbın Sosyal Hizmet in tanımladığı istismarı, ihmali hukuk da aynı biçimde tanımlıyor mu? Her birine aynı biçimde müdahale edebiliyor mu ve gerçekten o bildirdikten sonra o çocukları yeterince koruyabiliyor mu? İyi ki de bildirdim noktasına getirebiliyor mu? Birazcık bunlardan bahsedeceğim. İstismarı aslında son birkaç yıldır gazetelerde çok yoğun görmeye başladık. Yani bunun sansasyonel etkisi mi çok fazla, onun için mi ortaya çok çıkmaya başladı? Onun için mi çok yazılıyor? İstismar mı çoğaldı yoksa bunlar ortaya çıktıkça insanlar daha güvenli biçimde ortaya çıkmaya mı başladı? Ben ortaya çıkarsam söylersem bunlar daha çok durdurulabilir mi diye düşünmeye başladı. Üçüncü nedendir diye düşünüyoruz biz; çünkü hepsinin de etkileri var. Bence istismar daha çoğalmış değil. Bilmiyorum, diğer arkadaşlarımda söyleyecektir. İstismar aslında hemen hemen her zaman aynı düzeyde gidiyor, hele cinsel istismar için ama bu düzey daha çok açıklandıkça daha çok ortaya çıktıkça biz sayısının çoğaldığını düşünüyoruz. Tabii umarız eğitimle, bilgilendirmeyle, önleme faaliyetleriyle daha çıkmadan bunları engellemiş oluruz. Ben birkaç gazete haberi aldım. İşte 16 yaşındaki kıza üvey babası tarafından yapılan taciz, karnındaki bebeği öldürüyor 17 yaşındaki bir kız ama sonra inceleniyor ki bir ensest sonucu hamile kalmış. Kendini de öldürmesi durumuna geliyor. Yine küçük bir ilçede küçük çocukları fuhuşa zorlayan üç tane kadın yakalanıyor. Hani sadece kendi cinsel doyum için değil, fuhuşa aracılık etmekte aslında cinsel istismar suçunu oluşturuyor. Burada kadınlar bu anlamda suçlu. Yine küçük çocuğa cinsel istismarda bulunan kişiye 17 yıl hapis cezası verildiğini gibi böyle birkaç haber sizinle paylaşmak istedim. Hukuk doğru biçimde delilleri toplayabildiğinde cezalandırıyor Hukuk aslında fark ettiğinde ve bunun delillerini doğru biçimde toplayabildiğinde cezalandırıyor. Ama doğru biçimde delil toplayabilmesi için de bunun erken fark edilmesi, tanıların doğru konulması ve o ifadelerin değişmemesi, tutarlılığı vs. gibi şeylerin çok yoğun biçimde yaşanması gerekiyor. Tülin Hanım çocuk kimliğini tanımladı. Aslında 17. yüzyılda, hatta ilkçağlarda 8-10 yaşına kadar çocuk kabul ediliyor, ondan sonra çocuk bile kabul edilmiyor. Yani, yaşına geldikten, ergenlikten sonra hatta çocuk değil yetişkin gibi kabul edilir. Çok erken yaşta askerlikler vs. söz konusu çocukluk, yetişkinlerin yaptığı işi yapamayan 15

16 yani bedensel gücü zayıf olan kişi olarak da görülüyor. Sonra bunun gelişimin tamamlanması vs. ilişkin bilimsel verilerin çoğalmasıyla savaşlarda, hastalıklarda vs. bir grubun daha çok zedelendiği görülmesiyle çocuk tanımları değişmeye başlıyor. 18 yaşından küçük herkes çocuktur Dünyadaki en yaygın iki ülke dışında Birleşmiş Milletler in sınırları içinde devletlerin tamamı tarafından imzalanmış tek sözleşme Çocuk Hakları Sözleşmesi. Bu diyor ki 18 yaşından küçük herkes çocuktur. Bizde nasıl durum diye bakarsak, bizde de öyle midir? 18 yaşından küçük herkes çocuk mudur, öyle mi kabul ediyoruz? Neyi kabul ediyoruz, kaç yaş diyoruz? Ergenliğe kadar mı acaba? Yani mi, belirli yaş mı, 12 mi diyoruz? Evet, bir toplumsal anlayışımız var. Şimdi anne babaların gözünde hiçbir zaman büyümeyen kişiler çocuk. Koşullara göre, toplumsal bakış açımıza göre değişir. Bir de hukuksal bakış açımız var. Ergenliğin bir bölümünü tamamladığı zaman ya da cinsel olarak ergenliğe ulaştığı zaman artık o büyümüş gibi kabul ediliyor olabilir. Ama biz bunu biliyoruz ki aslında bunların hepsi bir arada gerçekleştiriliyor. Yani, çocuğun fiziksel, biyolojik, cinsel, ruhsal gelişiminin hepsi tamamladığı anda onun bıçak gibi şu yaşta diyemiyoruz. Ama tamamlandığı anda biz çocukluktan çıktığını kabul ediyoruz. O zaman da bir yaş belirlemek zorundayız ve hukuk bunun altındakini korumak zorunda. Çünkü işte Akdeniz bölgesindeki kızlar çabuk gelişiyorlar, Karadeniz dekiler daha ufak tefek oluyor gibi şeylerle ölçemeyiz. Hukuk objektif bakmak zorunda olduğu için Birleşmiş Milletler in sınırını kabul etti, ama ne zaman? 2005 te. Kanun 15 yaşında evlenmeye izin veriyordu 2005 ten önce bizim Çocuk Mahkemelerimiz bile 15 yaş kabul ediyordu. 15 yaş 18 yaş arasında da böyle ara çocukluk gibi bir şey, yetişkinlikle çocukluk arası ama ben çocuk gibi bakmam ona, çocuk hakları da vermem diyen bir anlayış vardı. Evlenme yaşı 15 ti larda doğal karşılanıyor. Filmlerde gösterilen şey gerçek hayatta da oluyor. Kanun 15 yaşında evlenmeye izin veriyordu. Şimdi bütün bunlar değişti de Medenî Kanun la evlenme yaşı 17 ye çıkarıldı. Bu bile yanlış aslında 18 olması gerekirdi ve diğer kanunlarımızla Çocuk Koruma Kanunu muz da Türk Ceza Kanunu muz da da bunu 18 olarak kabul etti. Çok önemli bir farkla kabul etti. Biz Çocuk Hakları Sözleşmesi nden daha ileri bir düzenlemeyi de kabul etmiş durumdayız. Çünkü Çocuk Hakları Sözleşmesi de diyor ki: Daha erken reşit yaşta olma durumu hariç 18 yaşından küçük herkes çocuktur. Bu ne demektir? Mahkeme kararıyla 17 yaşında reşit kılınabilir. Yani reşit kılınmak ne demek? Borç altına girebilir, bir işe girip çalışabilir, ona mahkeme karar verecek. Senet imzalayabilir, ipotek verebilir gibi birtakım hukukî işlemleri yapabilecek ya da işte 17 yaşında evlendiğinde evlenmeyle reşit oluyorsunuz. 18 aslında reşit olacaksınız ama 17 yaşında evlendiğin zaman evin bütün alışverişini yapabilir, gidip ev alabilir, evini satabilir, borç senedi imzalayabilir. Şimdi Çocuk Hakları Sözleşmesi ne göre bunları çocuk saymayabilirsin diyor ama Çocuk Hakları Sözleşmesi bütün dünya devletleri için asgarî standarttı koyuyorum. Sen daha iyi şeyler yapabilirsin, herkesin kabul edebileceği bir şey olsun diyor. Bizim kanunlarımız artık böyle demiyor. Erken yaşta reşit olsa bile hepsi çocuktur diyor. Bu ne demek? 17 yaşında evlenmiş, bir şekilde anne baba izniyle evlendirilmiş ya da kendisi evlenmiş, reşit olmuş birisi ve sokakta yürürken cinsel tacize uğradı. Biz buna yetişkin kadın gibi davranacağız, yani onun haklarını mı vereceğiz çocuk 16

17 haklarını mı uygulayacağız? Buna çocuk haklarını uygulamamız gerekiyor. Çünkü onun evlenmiş olması hukukî haklarını kullanmasını sağlamış oluyor ama aslında bizim gerçek anlamda çocuk bakış açımız onun da korunması gerektiğini, 18 yaşının bitirilmesine kadar da aynı haklardan yararlanması gerektiğini düzenliyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi devletleri yükümlü tutuyor Çocuk Hakları Sözleşmesi dedik. Çocuğun özellikle istismardan korunmasına ilişkin bir maddesi de var. Bu sözleşmede yer alan çocuk istismarı aslında çocuğun her şeyden korunması için devletleri yükümlü tutuyor. Çocukları ilk koruyacak kişi elbette ki anne, babası, ailesi ama sözleşme diyor ki yani o istismar, ihmal vakalarının büyük kısmı da anne, baba ve çocukların yakınından geliyor. O zaman senin devlet olarak sorumluluğun gerektiğinde çocuğu anne, babasından bile korumaktır. Hatta dünya devletleri olarak da başka bir sorumluluk veriyor. Kendi devleti çocuğuna istismar ediyorsa, başka devletler de bu çocuğu koruyabilmelidir. İşte mülteci hakkı gibi vs. şeyler. Yani, devletlere karşı bile çocuklar korunabilir gibi başka devlette o çocuğu koruyabilir ya da savaşlarda çocukların öncelikli sığınma haklarının sağlanması, öncelikli sağlık haklarının sağlanması gibi şeyler bunun için düzenlenmiş durumda. Devlete birçok yükümlülük vermiş, diyor ki: Yasal, idari, toplumsal önlemler almak zorundasın. İstismar dedik ki bir çocuğa yapılmaması gereken şeylerin yapılması. Ama birde sömürü var. Çocukların sömürüsü dediğimizde istismardan farkı ne? İstismardan farkı sömürüde bu işlen ayrıca menfaat, bir çıkar elde ediyor. Yani para kazanıyor, birine vererek ona bir yardımda bulunuluyor gibi bir süreç yaşanıyor. Sözleşme bir cinsel faaliyet için çocuğun kandırılması, fuhuş ya da yasa dışı cinsel faaliyette kullanılması, pornografik nitelikteki gösterilerde ve malzemelerde kullanılması ve sömürülmesini de önlemek için devletin birçok şey yapması gerektiğini, önlemlerin alması gerektiğini söylüyor. Şimdi böyle bir noktadan baktığınız zaman ortada bir suç var. Sözleşme diyor ki çocukları istismardan korumak için istismar türlerini suç olarak kabul edeceksin. İstismarcılar kimlerse bunları cezalandıracak düzenlemeleri de yapacaksın. Ama bunları yaparken bunun yanında bu mağduru hukuk sistemi içinde iki boyutlu koruyacaksın. Bir dava sürecinde koruyacaksın. Yani, o Runa Hanım ın bahsettiği gibi defalarca dinleme, sürekli sanıkla yüz yüze getirme, onun sorgulanması, suçlanması gibi şeyleri yaşatmadan o süreçte koruyacaksın. Bir de toplum içinde koruyacaksın. Tülin Hanım ın anlattığı Sosyal Hizmet koruması da yine hukuk olarak sen sağlamasın diyor. Ama bunu sağlamak için devletin bundan haberdar olması gerekir. Yani, çocuğu korumak için birilerinin ona haber veriyor olması lazım. O zaman da bildirim yükümlülükleri gündeme geliyor. Hem korumayı bildirme hem de suçu bildirme yükümlülüğü anlamında yükümlülükler gündeme geliyor. 17

18 Şimdi bir suç var, bunu görüyoruz. Sokakta bir adam bir çocuğu tokatlıyor, dövüyor, bıçaklıyor ya da kaçırmaya çalışıyor. Buna karşı biz sokaktaki vatandaşız, duyarsız mı kalmalıyız? Değil öncesindeki eski kanunda buna bir sorumluluk yoktu. Yani, vatandaş bunu şikâyet etmese de bir şey olmuyordu. Ama şimdi işlenmekte olan bir suç ama işlenirken göreceksiniz. Yani, döverken göreceksiniz, bıçağı batırırken göreceksiniz, elinde silahı göreceksiniz, arabaya zorla bindirirken göreceksiniz gibi tam işlenmekte olurken gören kişi bildirmezse 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır diyor. Mağdur 15 yaşından küçükse, yani bir çocuğa karşı işlendiğini görüyorsanız bu durumda ceza yarı oranında artırılıyor deniliyor. Yani çocuğa karşı işlenmiş suçu görüp bildirmiyorsa vatandaş olarak en azından 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyoruz. Sonra kamu görevlisi, öğretmen, sağlık görevlisi, psikolog, psikolojik danışman, tapu memuru olabiliriz. Birçok şey olması mümkün, bu görevimizi yaptığımız sırada yine bir suçla karşılaştık. Bu durumda işte öğretmenlerin yükümlülüğü, kolluğun yükümlülüğü gibi yükümlülükler de burada doğuyor. Bu kişiler de bildirmezse 6 aydan 2 yıla hapis cezasıyla cezalandırıyorlar. Sizi muayeneye geldi, sağlık mensubusunuz. Bu durumda suç belirtisiyle karşılaşmış ve bildirmemişse bu durumda da sağlık görevlilerine 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş durumda. Suçu bildirmek gerekir ama bu çocuğun korunmaya ihtiyacı var, ana babası bakmıyor dövüyorlar. Hissediyorsunuz öğretmensiniz, psikologsunuz, danışmanısınız bir ihtiyacı var bu çocuğun, bir şekilde buna müdahale edilmesi gerekir. Korumak, illa evinden almak değildir, kuruma yerleştirmek de değildir. Çocuğu korumak gerekiyor. Şimdi bunu bildirsek mi bildirmesek mi, bildirmezsek de bir şey olmaz diyoruz; çünkü suç olarak düzenlenmemiş gibi. Hâlbuki öyle değil. Çocuk Koruma Kanunu diyor ki: Adlî ve idari merciler, kolluk görevlileri, yani polis, jandarma, sağlık ve eğitim kuruluşlarında çalışanlar ve sivil toplum çalışanları korunma ihtiyacı olan çocuğun Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Bildirmezse yükümlülüklerini kötüye kullanmaktan dolayı cezalandırılıyorlar. Yani bununla mutlaka bildirilmesi gerektiğini görmek gerekiyor ve bu anlayışları yerleştirmek gerekiyor. Ama suçu bildirmek, koruma ihtiyacını bildirmek için de neyin suç olduğunu ve neyin korunma ihtiyacı olduğunu bilmeye de ihtiyaç var. Hukukun tanımlarıyla tıbbın tanımları ya da sosyal hizmetin tanımları her zaman birebir örtüşmüyor. Onların fiziksel istismar dediği şeye biz kasten yaralama diyoruz. Yani, başka bir şey söylüyoruz. Kasten yaralama, aslında hepinizin bildiği yaralama suçları. Bir başkasının vücuduna acı veren, sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişiye ceza veriliyor deniliyor. Yani fiziksel istismar hukukta suç olarak kabul ediliyor. Kasten yaralama aileden birine karşı işlendiğinde ya da beden, ruh bakımından kendini savunamayacak birine karşı işlendiğinde, tamamen engelli, felçli birine karşı işlediğinizde de bir ağır suç haline geliyor. Silahla işlendiğinde şikâyet aranmaksızın ceza artırılır deniliyor. 18

19 Kötü muamele suçu var Kötü muamele suçu var. Kötü muamele aslında doğrudan yaralama gibi göremediğimiz ama sürekli evde bir eziyet durumuna dönüşen; eve kapatıyor, yemek vermiyor, öldürmüyor ama iyi de etmiyor gibi bir durumda aynı konutta yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kişiye 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır deniliyor. Bunun hani tıptaki tam karşılığı nedir derseniz duygusal istismara biraz benziyor. Fiziksel istismarın hafif bir haliyle benzetebiliriz. Ama bu tam da şunun karşılığıdır diyemiyoruz, ama bu konuda benzer durumlara göre hâkim yorum yapacaktır. İlla da aynı evde yaşıyor olmak gerekmiyor. İdaresi altında bulunan; büyütmek, okutmak, bakmak, korumak meslek ya da sanat öğretmekle yükümlü kişilerinde aynı biçimde davranması durumunda yine ceza görevi kötüye kullanma anlamında kabul edilir, hapis cezasıyla cezalandırıyor. Yani, çocuk yurtta, yatılı okulda kalıyorsa, meslek kursuna gidiyorsa, çıraklık okuluna gidiyorsa gibi burada da başına geliyorsa böyle bir şey aynen anne babanın yaptığı gibi aynı konuttakilerin birbirine yaptığı gibi bunlara da ceza veriliyor. Cinsel istismar tıpla aynı kelimeyi kullandı ama aynı yerde kullanmadı; fakat farklı bir şey olarak kullandı; çünkü çocuğun cinsel istismarı çok geniş bir alan. Çocuğa dokunmadan önünde teşhircilik yapmakta cinsel istismar, pornografik film izletmekte cinsel istismar, çocuğa tecavüz etmek de cinsel istismar. Hukuk bunun hepsinin adına cinsel istismar demedi. Bunun bir kısmını ayırdı ve dedi ki birinin cinsel amaçla çocuğu kullanması cinsel istismardır. Ama o mesela cinsel organ göstermeyi teşhircilik içinde, pornografi izletmeyi müstehcenlik içinde, reşit olmayanlar arasındaki ilişki aslında oda bir anlamda cinsel istismarda, cinsel oyun dediğimiz şeye reşit olmayanla cinsel ilişki içinde, söz atma vs. düzeyde kalanı cinsel taciz içinde düzenledi. Yani bizim tecavüz ve tecavüze yaklaşım, dokunma, sürtünme vs. gibi düzeyinde olan cinsel edim için içeren cinsel istismar olarak tanımladı. Kanun diyor ki çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi 15 yaşından küçük çocuğa ya da fiilin anlam sonuçlarının kavrayamayan kişiye karşı, 17 yaşında ama ruh sağlığı problemi var, çocuk bu durumu anlayamıyor. Buna karşı işlenmişse diğer çocuklara da cebir, tehdit, hile ile gerçekleştirilen her türlü davranış cezalandırılır dedi. Bu ne demektir? 15 yaşından küçük çocuğun hep tartışılıyor, rızası var, yok vs. gibi şeyler. Biz 15 yaşından küçük çocuklar için rıza diye bir şey kabul etmiyoruz. 15 yaşından küçük çocukla yapılan her türlü cinsel davranış illa o tecavüz boyutuna geçmemiş olan davranış bile suçtur yaş arasında çocuklar için ise rızası geçerli, onların rızasını kabul ediyoruz; çünkü hukuk 15 yaşından itibaren herkesin görüşlerini açıklayabileceğini kabul ediyor. Rızası geçerli ama o çocuğa karşı biri kandırdıysa, hile kullandıysa, tehdit ettiyse yine suç ve kamu davası niteliğinde bir suç, şikâyete bağlı değil. 15 yaşından büyük rızasıyla cinsel ilişkiye girdi ama sonra bundan pişman oldu, şikâyet edebilir; çünkü yine suç ama daha az cezası olan bir suça dönüşüyor. Bunu ağırlaştıran nedenler nedir? dediğimizde vücuda organ ya da cisim sokulması deniliyor. Bunun için hani anal bölge, vajinal bölge ve oral ağız kabul ediliyor. Bunlardan üçüne karşı cinsel amaçla bir cisim ya da organ sokulması kabul edilmiş suç olarak aileden biri tarafından yapıldığında ağırlaşıyor. Bakım, gözetim yükümlülüğü olan kişi tarafından yapıldığında ağırlaşıyor. Öğretmeni, müdürü, sorumlusu, uzmanı gibi kimse onun tarafından yapılırsa ya da 15 yaşından küçük çocuğa, hile kullanılırsa, zor kullanılırsa vücuduna yaralamaya da yol açmışsa daha ağır ceza veriliyor. 19

20 Her istismar çocuğun ruh sağlığını etkiliyor En tartışılanı da bunun sonucunda çocuğun beden veya ruh sağlığı bozulmuşsa daha ağır bir ceza veriliyor. Aslında bu tartışmayı çok kısa geçmek istiyorum. Runa Hanım ın da söylediği hep tartışılan bir şey, elbette ki her istismar çocuğun ruh sağlığını etkiliyor. Ama buradaki terim ruh sağlığının bozulması bunu da tespit etmek o kadar kolay, mümkün değil. Runa Hanım söyledi. Ruh sağlığı bozukluğu 2 yıl sonra olabilir, 40 yaşında çıkabilir, 20 yaşında çıkabiliyor, evlendiğinde çıkabilir, ilk erkek arkadaş ya da kız arkadaş ilişkisinde ortaya çıkabilir ve bu ciddi bir bozukluk olabilir. Bunu bilme şansımız yok ama hukuk bu kadar belirsizliğe dayanamaz. Bir an önce de ceza vermesi ve karar vermesi gerekiyor. Şimdi yapılan şey ilk bir görüşmeden sonra 6 ay bekleniyor. Ama bu 6 ay bilimselde ne kadar doğrudur bunu bilmiyorum ama 6 ay sonra bir kez daha bakıldığında çocuğun ruh sağlığının bozulup bozulmadığına dair bir rapor veriliyor. Kanun çıktığında ilk gelen raporlarda genellikle bozulmamış biçimde gelirken şimdi kamuoyunun tepkisi nedeniyle hepsinde bozulmuştur diye gelmeye başladı. Ama bu şöyle bir şeye yol açıyor, bozulmamıştır dediğinizde 3 yıl hapis cezası alacakken sanık bozulmuştur dediğinizde 15 yıldan az veremiyorsunuz. Yani birden beş kat artıyor. Bunun elbette ki istismarcılar ceza alsın vs. bunu kabul ediyoruz ama sistemde bir yanlışlık var. Yani o 3 yılın biraz yükseltilmesiyle ve kanun gerekçesinde çok net konması lazım. Her istismar çocuğun ruh sağlığını bozar ve etkiler ya da ne zaman ortaya çıkacağı belli olmaz. Ama kalıcı bir hastalığa dönüştüğü tespit edilemiyorsa bunun için belki ağır ceza verilir gibi bir şey yapılması gerekiyor. Bu konuda mecliste öneriler var, değişir mi değişmez mi bilmiyoruz ama hukukun da en zorlandığı konulardan birisi. Anayasa Mahkemesi ruh sağlığının bozulup bozulmaması meselesini reddetti Bunu Anayasa Mahkemesi ne götürdüler, Anayasa Mahkemesi reddetti. Yani, ruh sağlığının bozulup bozulmaması meselesini reddetti. İkinci tür aslında cinsel istismar türü olan şeyi cinsel taciz olarak kabul etti. Bir kişiyi cinsel amaçlı taciz eden kişi mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırılır denildi. Bu cinsel tacizin sözel taciz de olması mümkün, fiziksel taciz de olması mümkün. Bunu yapan kişi hiyerarşik üsttüyse yani iş yerinde patronuysa kadınlara karşı bir mobing vs. anlamında ya da eğitim alanında üsttü durumundaysa öğretmeni, müdürü vs. gibi biri tarafından yapılıyorsa cezası arttırılıyor. Ama bu kişi bir de bu olay sonucunda okulunu, eğitimini, işini bırakmak zorunda kaldıysa yarısı oranında daha yüksek ceza veriliyor. Bu suç olsun olmasın mı şeklinde çok tartışılan cebir ve tehdit, hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş olanla cinsel ilişkide bulunan şikâyet üzerine cezalandırılır dediler. 15 yaşını bitirmiş çocuklarda özellikle lise dönemi çocukları arasında rıza gösterdi, 15 inden büyük problem yok diye düşünüyorlar. Ama bir gün kötüye de kullanılabilir. Ayrıldıklarında diğerini tehdit etmek için kullanılıyor ya da gerçekten de olumsuz bir deneyim oluyor. Bunu bir şekilde şikâyet etmek istiyor. Ailesi öğreniyor, ailesi şikâyet etmek istiyor gibi durumlarda şikâyet edilebiliyor. Bu durumda da 6 aya kadar hapis cezası veriliyor. Bundaki problem aslında diğerlerinde fiili yapan ve fiilin mağduru durumunda olan bir kişi varken bundan iki kişi var, ikisi de hem sanık hem mağdurlar. Çünkü cinsel ilişkide tarafılar, ikisi de rızayla olmuş. Biri şikâyet ettiğinde karşı tarafta şikâyet ederse ikisi de ceza alır. Bunun çok farkında olmadıkları ve gençlerimizin de 20

Gelişim Sürecinde İstismarın Ruhsal Etkileri. Prof. Dr. Runa İdil Uslu Ankara Üniv. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi A.D.

Gelişim Sürecinde İstismarın Ruhsal Etkileri. Prof. Dr. Runa İdil Uslu Ankara Üniv. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi A.D. Gelişim Sürecinde İstismarın Ruhsal Etkileri Prof. Dr. Runa İdil Uslu Ankara Üniv. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi A.D. Amaç İstismar yaşantısının tetikleyebileceği ruhsal belirtileri ve süreç içinde

Detaylı

İhmal ve İstismara Uğrayan Çocuklar ve Müdahale Yaklaşımları. SHU Tülin KUŞGÖZOĞLU Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi Derneği ANKARA- 2011

İhmal ve İstismara Uğrayan Çocuklar ve Müdahale Yaklaşımları. SHU Tülin KUŞGÖZOĞLU Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi Derneği ANKARA- 2011 İhmal ve İstismara Uğrayan Çocuklar ve Müdahale Yaklaşımları SHU Tülin KUŞGÖZOĞLU Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi Derneği ANKARA- 2011 Çocuk İhmal ve İstismarı ve Travma İnsan yaşamında, normal

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır Ruhsal Travma Değerlendirme Formu APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır A. SOSYODEMOGRAFİK BİLGİLER 1. Adı Soyadı:... 2. Protokol No:... 3. Başvuru Tarihi:...

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ankara Çocuk Koruma Birimi Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği İstismarı -

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - NİSAN 2014 AİLE İÇİ ŞİDDET Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve sağlam bir kişilik kazanması için

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

İstismar olgularında adli uygulamada yaşanan güçlükler. Doç. Dr. Ayten ERDOĞAN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD

İstismar olgularında adli uygulamada yaşanan güçlükler. Doç. Dr. Ayten ERDOĞAN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD İstismar olgularında adli uygulamada yaşanan güçlükler Doç. Dr. Ayten ERDOĞAN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD http://video. aol.co.uk/ video-detail/ olacak-o- kadar-adli-

Detaylı

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu na göre 2008 yılı sonu itibariyle evlatt edindirilen

Detaylı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Nedir? Günlük rutin işleyişi bozan, Aniden beklenmedik bir şekilde gelişen, Dehşet, kaygı ve panik yaratan, Kişinin anlamlandırma

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara ÇHS 1. maddesi Erken yaşta reşit olma durumu hariç TCK 6. maddesi Erken yaşta reşit olma durumu dahil ÇKK 3. maddesi 18 yaşından küçüklere

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Görüşmecinin Adı- Soyadı:

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması. Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D.

Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması. Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D. Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D. Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

Zorbalık Türleri Nelerdir?

Zorbalık Türleri Nelerdir? Zorbalık Türleri Nelerdir? Fiziksel İlişkisel Sözel Siber Siber Zorbalık elektronik iletişim araçları yoluyla tehdit etmek ve kötü sözler içeren mesajlar göndermek internet ortamında dedikodu yapmak ya

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi Öğrencinin Adı Soyadı: Grubu: Öğretmeni: Özel Amerikan Robert Lisesi 2009-2010 Eğitim Yılı Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi 1. Okul Müdürü EVET HAYIR BİLMİYORUM Okul müdürü, bir üniversitenin

Detaylı

Aile Avukatlığı ve Aile Rehberliği

Aile Avukatlığı ve Aile Rehberliği Aile Avukatlığı ve Aile Rehberliği Çocuk istismarı fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile

Detaylı

Şiddetli Geçimsizliğin Çözümü Şiddet Değildir!!

Şiddetli Geçimsizliğin Çözümü Şiddet Değildir!! Şiddetli Geçimsizliğin Çözümü Şiddet Değildir!! Acı ve ızdırap veren, yaşam hakkını tehdit eden,temel bir insan hakkı ihlali olan şiddete DUR DE! KADINA KARŞI ŞİDDETE HAYIR! VE KONUK EVİ Şiddet Sadece

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

Ergen Psikiyatri Kliniği nde. Cinsel Suç Mağdurları. Sorunlara Yaklaşım

Ergen Psikiyatri Kliniği nde. Cinsel Suç Mağdurları. Sorunlara Yaklaşım Ergen Psikiyatri Kliniği nde Cinsel Suç Mağdurları ve Sorunlara Yaklaşım Cinsel Suç mağdurları: 15 yaşını tamamlamamış olgular 15 1818 yaş arasındaki olgular 18 yaşını tamamlamış olgular Onbe ya n tamamlamam

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV

İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu OKUL VE OKUL ÇEVRESİNDE ŞİDDETİN VE MADDE BAĞLILIĞININ/ KULLANIMININ ÖNLENMESİ - 19-20.03. İçindekiler:

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

ULUSLARARASI TRAVMA ÇALIŞMALARI PROGRAMI - İSTANBUL - NEW YORK İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

ULUSLARARASI TRAVMA ÇALIŞMALARI PROGRAMI - İSTANBUL - NEW YORK İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ BİRİNCİ AY EĞİTİMLERİ ULUSLARARASI TRAVMA ÇALIŞMALARI PROGRAMI - İSTANBUL - NEW YORK İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ Düzey Tarih Gün Zaman Seminerin Konusu Eğitimciler 25/10/13 26/10/13 27/12/13 Cuma 18:00-20:00

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

Cinsel Kimlik & İhmal ve İstismar Seminerini

Cinsel Kimlik & İhmal ve İstismar Seminerini Cinsel Kimlik & İhmal ve İstismar Seminerini SUNAR. Psikolojik Danışman Abdullah ŞENCAN CİNSEL KİMLİK VE BOZUKLUKLARI Cinsel Kimlik Erken Yaşlarda Yerleşir 3-7 yaş arası dönem. Cinsel kimlik gelişimi başlar.

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Information på turkiska DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5 Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Açıklama (2011-2013) Danışman: Pfizer Konuşmacı: Pfizer

Detaylı

Çocuğa Yönelik Şiddet Mevcut Durum Üzerine...

Çocuğa Yönelik Şiddet Mevcut Durum Üzerine... Çocuğa Yönelik Şiddet Mevcut Durum Üzerine... Seda Akço Seda Akço: Çocuğa yönelik şiddet konusunda benim öngördüğüm ya da herkesin hemfikir olduğu şey, bir kere şiddeti önlemeye dair, hem mevzuat bakımından

Detaylı

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA 1. TIRNAK YEME Tırnak yeme, her yaşta ve her iki cinste de görülebilen, zaman içinde

Detaylı

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU Kültegin Ögel Ceyda Y. Eke Nazlı Erdoğan Sevil Taner Bilge Erol İstanbul 2005 Kaynak gösterme Ögel K, Eke C, Erdoğan N, Taner S, Erol B. İstanbul

Detaylı

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim

Detaylı

1 ÖZEL EĞİTİM VE ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇ ÇOCUKLAR

1 ÖZEL EĞİTİM VE ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇ ÇOCUKLAR İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 ÖZEL EĞİTİM VE ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇ ÇOCUKLAR 13 1.1. Özel Gereksinimli Bireyler 16 1.2. Özel Eğitimin Amacı ve İlkeleri 18 1.3. Özel Eğitimin Önemi 19 1.4. Engelliliğin Genel

Detaylı

Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Teknoloji Bağımlılığı Açelya Şahin Fırat Uzman Klinik Psikolog www.monomente.com MEV Okulları Basınköy 17.11.2015 Bağımlılık nedir? Bağımlılık; herhangi bir insan, nesne veya maddeye karşı duyulan önlenemez

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUĞU ANLAMAK

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUĞU ANLAMAK DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUĞU ANLAMAK Prof. Dr. Sirel Karakaş Neurometrika Medikal Tıp Teknololojileri Ltd. Şti Nöropsikoloji ve Psikofizyoloji Derneği Başkanı Uslarası Kıbrıs Üniversitesi

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26

T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26 T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26 A N K A R A KONU : Korunmakta Olan Çocuklar Hakkında Düzenlenen 07 HAZİRAN 2000 Raporlar.

Detaylı

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMİ Uygulama Milli Eğitim Bakanlığı (Örgün /Yaygın eğitim) Pilot Uygulamalar (ERDEP) Sivil toplum kuruluşları (Akran eğitim

Detaylı

YAŞAM BOYU DÖNEMLERİNE GÖRE KADIN CİNSİYETİNİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR / OLAYLAR

YAŞAM BOYU DÖNEMLERİNE GÖRE KADIN CİNSİYETİNİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR / OLAYLAR Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet gelir, eğitim düzeyi fark etmeksizin farklı toplum ve kültürlerin yaşadığı ortak bir sorundur ve dünyadaki bütün kadınlar kocaları, babaları, kardeşleri

Detaylı

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM BENİ KOŞULSUZ SEVİN! OTİZM NEDİR? O Bireyin sosyal iletişimini, dil

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI Çocuğun, gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlara maruz kalmasını önlemek için öncelikle anne ve babaların duyarlılığının artırılması gerekmektedir. Çünkü, annebabalar,

Detaylı

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU!

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU! Risk Faktörleri BİRECİK RAM Tedavi İçin Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar. Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen,

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Tiedot turkiksi DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni. Çocuk ve Cinsellik

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni. Çocuk ve Cinsellik Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni Çocuk ve Cinsellik Cinsel kimlik kişinin ait olduğu cinsi bilme hissidir. Cinsel kimlik gelişimi, doğumla başlayan ve yetişkinliğe kadar devam eden

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en 1 ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK Merhaba, Neredeyse her gün gazete ve TV lerde karşılaştığımız manşetler, haberler, diziler ve sinema filmleri bizi bu kitapçığı hazırlamaya yönlendirdi. Türkiye de

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet TEMEL Kadına yönelik şiddetin tanımlanması: Fiziksel şiddet? Duygusal şiddet? Ekonomik şiddet? Cinsel şiddet? İhtiyaç- Hizmet

Detaylı

Bilinçsizlik korku yaratır Bilinçli olmak güç yaratır!

Bilinçsizlik korku yaratır Bilinçli olmak güç yaratır! Alman Birliğin Çocuk Tacizi ve İhmali Önleme ve Müdahale Derneği ile ilgili Bilgiformu Bilinçsizlik korku yaratır Bilinçli olmak güç yaratır! Bir çocuk cinsel tacize uğrasa bunun farkında olur musunuz?

Detaylı

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 17 Haftanın Bazı Başlıkları Çocukla İyi Zaman Geçirmenin 10 Yolu VI. Geleneksel Piyano Resitali Miniklere Anlamlı Hediye Okul Küçük Erkek Basketbol Takımı mızdan Başarı Çocukla İyi Zaman

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü On5yirmi5.com Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü İki kol ve iki bacak nakli yaptığı Sevket Çavdır hayatını kaybedince suçlanan Doç. Dr. Nasır, o günü anlattı. Yayın Tarihi : 29 Mart 2012 Perşembe (oluşturma

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ Projenin Süresi Projenin amaçları Ortaklar Hedef gruplar Nihai Yararlanıcılar 1 Beklenen Sonuçlar 15 ay Genel Amaç: Cinsel istismara uğramış ve bu nedenden dolayı sosyal

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD AÇIKLAMA 2009-2012 Araştırmacı: - Konuşmacı: Lundbeck İlaçları AŞ (2009, 2010) Danışman: - Olgu 1 - Bize ayrımcılık yapılıyor

Detaylı

ÇOCUKLARIMIZI İHMAL VE İSTİSMARDAN NASIL KORUYABİLİRİZ?

ÇOCUKLARIMIZI İHMAL VE İSTİSMARDAN NASIL KORUYABİLİRİZ? ÇOCUKLARIMIZI İHMAL VE İSTİSMARDAN NASIL KORUYABİLİRİZ? ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ Dünya Sağlık Örgütü:, 0-18 yaş grubundaki Çocuğun Sağlığını, Fiziksel gelişimini, Psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyen;

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir? Anneler Çocuklarına En Çok Niçin Kızıyor? Acıbadem Sağlık Grubu Bağdat Caddesi Tıp Merkezi psikologlarından Ayşegül Topçu Aydın ve International Hospital psikologlarından Ferahim Yeşilyurt, anneler ve

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Olgu 1 32 yaşında, kadın Sınıf öğretmeni Evli Bir kızı var Yakınması Toplu taşıma

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2015 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2015

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2015 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2015 KADIN DAYANIŞMA VAKFI THE FOUNDATION FOR WOMEN S SOLIDARITY Mithatpaşa Cad. 10/11 06410 Sıhhiye / ANKARA Tel: 312 430 40 05 432 07 82 Fax: 312 430 40 05 E-mail: kadindv@yahoo.com.tr KADIN DAYANIŞMA VAKFI

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Psikoloji Psikoloji bilimi, insanı anlamada bu bütünsel bakış açısını koruyan bir yaklaşım sergiler. Amacı insanı daha iyi anlamak ve ona yardımcı olmaktır. Psikoloji,

Detaylı

AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ

AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı Bu proje; okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve okul personelini kapsayan geniş katılımlı bir çalışmayı amaçlar. Bu proje; tüm

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR Bilgi Notu-2: Cinsel Suç Mağduru Çocuklar Yazan: Didem Şalgam, MSc Katkılar: Prof. Dr. Münevver Bertan, Gülgün Müftü, MA, Adem ArkadaşThibert, MSc MA İçindekiler Grafik Listesi...

Detaylı

PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ

PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ Mesleki Risk Faktörleri Biyolojik Riskler Kimyasal Riskler Fiziksel Riskler Psikososyal Riskler Uluslararası Çalışma Örgütü psikososyal tehlikeleri iş doyumu, iş örgütlenmesi

Detaylı

EBEVEYNLİK BECERİLERİ

EBEVEYNLİK BECERİLERİ EBEVEYNLİK BECERİLERİ Doç. Dr. Koray KARABEKİROĞLU 21.Ekim.2010, ANTALYA www.cocukhayat.com 1 SUNUM İÇERİĞİ Anne-baba olmak Ebeveynlik tutumları Türkiye de ebeveynler Özel durumlar Ebeveyn-doktor ilişkisi

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

ÖFKENİZLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ

ÖFKENİZLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ ÖFKENİZLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ Trafikte çıldırıyor, evde eşinizin her söylediğine sinirleniyor, okulda arkadaşlarınıza ve hocalarınıza karşı artık öfkenizle baş edemiyorsanız zor durumdasınız demektir.

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı