Sarah Lotz - Üç.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sarah Lotz - Üç. www.cepsitesi.net"

Transkript

1 Sarah Lotz - Üç Amcam Chippy ye ( ) BÖYLE BAŞLAR Hadi ama, hadi, hadi... Pam, bir an evvel sönmesi umuduyla gözünü emniyet kemeri ikaz ışığına dikti. Artık daha fazla tutamayacağının bilincindeydi; bu işi uçağa binmeden önce yapmadığı için kendisini azarlayan Jim'in sözleri kulaklarında çınlıyordu adeta: Tuvaletini tutmakta zorlanıyorsun Pam. Bunu bile bile neden böyle bir şey yaparsın ki? İşin doğrusu, havaalanmdaki tuvaletlerden hiçbirini kullanmaya cesaret edememiş olmasıydı. Ya kendini turistler için hazırlanmış rehberde okuduğu o fütüristik tuvaletlerden birinde bulsaydı ve sonra sifonu nasıl çekeceğini bir türlü çözemesey-di? Ya kendini kazara kabine kilitleseydi ve uçağını kaçırsaydı? Joanie'nin Osaka aktarmalı uçağa binmeden önce şehri gezmek üzere birkaç gün ayırma önerisiniyse düşünmek bile istemiyordu! Tokyo'nun kendisine tamamen yabancı sokaklarında yolunu bulma düşüncesi bile Pam'in daha şimdiden yapış yapış olmuş ellerinin terlemesine neden oluyordu; oysa havaalanı yeterince başını döndürmüştü zaten. Forth YVorth'ten yaptığı yolculuğun ardından hala sallanarak yapış yapış halde aktarma yapacağı uçuş için 2 numaralı terminale doğru ağır ağır yürürken, kendini miskin bir dev gibi hissediyordu. Diğer yandan, çevresindeki herkes enerjik ve güven doluydu sanki; ellerindeki valizleri sallanan, gözleri gözlüklerin ardına gizlenmiş kısa, sıska bedenler sağından solundan hızla koşuşturuyordu. Tıkış tıkış

2 otobüse sığışmaya çalışırken taşıdığı fazla kiloların farkındaydı; ne zaman biri bulunduğu tarafa doğru baksa yüzü al al oluyordu. Neyse ki, daha önceki Tokyo uçağında çok sayıda Amerikalı vardı (yanında oturan efendi çocuk videoyu nasıl kullanacağını sabırla göstermişti ona) ama maalesef bu uçuştaki tek... Şu dedektif dizilerinde kullandıkları, Jim'in bayıldığı o kelime neydi? Kaf-kasyalı.(1) Tamam... Evet, bu uçuştaki tek KafkasyalI kendisiydi. Koltuklar da çok daha ufak görünüyordu; bir tanesine konserve jambon gibi sıkışıverdi. Ancak onunla koridor tarafındaki koltukta oturan işadamına benzer adam arasında hala boşluk vardı ve onu yanlışlıkla dürterim diye dert etmesine gerek kalmayacaktı. Ama, tuvaleti kullanmak için itiş kakış yanından geçerken adamı rahatsız etmek zorunda kalacaktı, değil mi? Dahası, adam uyukluyordu da; bu onu uyandırmak mecburiyetinde olduğu anlamına da geliyordu. Uçak yükselmeye devam ediyor, emniyet kemeri ikaz ışığı hala yanıyordu. Pam gözünü pencereden karanlığa dikti. Bulutun içinden kanadın sürekli yanıp sönen ışığını görünce koltuğunun kollarına sıkıca yapıştı ve uçağın, kendi içinde tangırdayan iç organlarını hissetti. Jim haklıydı. Daha gideceği yere varmamıştı bile, ama şimdiden tüm bu girişimin kendisi için fazla olduğunu düşünüyordu. Jim onu uzun mesafeli yolculuklara uygun olmadığı yönünde uyarmış, tüm bunların kötü bir fikir olduğunu anlatmaya çalışmıştı. Joanie istediği her an uçağa atlayıp eve gelebilir Pam. Onu görmek için dünyanın çevresinde yarım tur atmanın ne alemi var? Zaten onun Asyalılara öğretmenlik yapmayı neden istediğini hiç anlamış değilim. Amerikalı çocuklar neyine yetmedi? Pam, her şey bir kenara, sen Çin yemeklerinden de hiç hoşlanmazsm, çiğ yunus eti mi, her ne karın ağrısıysa, o acayip şeyleri yemeye nasıl dayanacaksın? Ama o ayak diremiş ve Jim'in itirazlarını savuşturup geri adım atmayarak onu şaşırtmıştı. Joanie iki yıldır evden uzaktaydı ve Pam'in burnunda tütüyordu. Pam onu görmek zorundaydı, ayrıca internetteki fotoğraflara bakılırsa, Osaka'nm ışık saçan gökdelenleri, sıradan bir (1) Avrupa kökenli, beyaz anlamında da kullanılır, (ç.n.) Amerikan şehrindeki gökdelenlerden hiç de farklı değildi. Joanie başlarda, kültür konusunda biraz kafasının karışacağı yönünde uyarmıştı onu; Japonya kiraz çiçeği ağaçları ve yelpazelerinin arkasından cilveli bir tavırla gülümseyen geyşalardan ibaret değildi, ama Pam bu durumun altından kalkabileceğini, bunun, yıllar geçtikten sonra Reba'ya anlatıp övünebileceği türden eğlenceli bir macera olacağını düşünmüştü aptalca... Uçak seyir irtifasına çıkınca emniyet kemeri ikaz ışıkları nihayet söndü. Birkaç yolcunun yerinden kalkıp başlarının üstlerindeki bölmeleri açmaları ve içlerini karıştırmaya başlamalarıyla birlikte uçağın içinde bir hareketlilik yaşanmaya başlandı. Pam tuvaletin önünde kuyruk olmaması için dua ederek kemerini çözdü, koridor tarafındaki koltukta oturan adamın yanından mümkün olduğunca rahatsızlık vermeden geçmek için kendini hazırlıyordu ki, uçağın içinden gelen korkunç bir gümbürtüyle irkildi. Akima hemen motoru geri tepen arabalar geldi, ama uçaklarda böyle bir şey olmazdı, değil mi? Ciyakladı; bu, kendisini biraz aptal gibi hissetmesine neden olan gecikmiş bir tepkiydi. Duyduğu ses önemli bir şey değildi muhtemelen; belki gök gürlemesiydi. Evet, tabii ya, gök gürlemesi... Okuduğu rehberde fırtınalı havalarda bu tip şeylerin yaşanmasının hiç de anormal... Bir gümbürtü daha oldu; bu seferki daha çok silah sesini andırıyordu. Uçağın ön tarafından tiz çığlıklar korosu duyuldu. Emniyet kemeri ikaz ışıkları bir kez daha yanarken, Pam el yordamıyla kemerini bağlamaya çalıştı; parmakları uyuşmuştu, kemeri nasıl bağlayacağını hatırlayamıyordu. Uçak irtifa kaybederken devasa ellerin omuzlarına bastırdığını, midesinin gırtlağına doğru itildiğini hissetti. Hayır... Bu gerçek olamazdı. Onun başına böyle bir şey gelemezdi. Bu tip şeyler onun gibi sıradan, iyi insanların başına gelmezdi. Bir sarsıntı oldu; üst taraftaki bölmeler takırdadı, sonra şükür ki uçak normal haline döner gibi oldu. Ardından Japonca bir vızıltı duyuldu: Lütfen kemerlerinizi bağlayın ve yerlerinizden kalkmayın. Pam tekrar nefes aldı; ses endişeden uzak, sakin bir sesti. Ortada çok ciddi bir şey olamazdı, paniğe kapılmasını gerektirecek bir neden yoktu. Diğer yolcu-

3 ların nasıl tepki verdiklerini görmek için başını arkaya çevirdi, ama öne doğru eğilmiş başlar dışında başka bir şey seçemedi. Koltuğunun kollarına sıkıca yapıştı yine; sarsıntı şiddetlenmişti, elleri tam anlamıyla titriyor, ayaklarından tüm vücuduna uğursuz bir çınlama yayılıyordu. Önündeki koltukların arasındaki boşluktan, kapkara saçların kenarına yarı gizlenmiş bir göz gördü; bu, uçak havalanmadan hemen önce dudakları rujlu, sert tavırları olan kadın tarafından koridor boyunca sürüklenen küçük çocuk olmalıydı. Büyülenmiş gibi görünen çocuk gözlerini ona dikmişti (Pam, AsyalIların nesini severler ki diye düşündü, ama çocuklarının son derece sevimli oldukları da kesindi). Çocuğa el sallayıp gülümsedi, ama ufaklıktan bir tepki alamadı; sonra annesi bağırarak bir şeyler söyleyince, çocuk uysalca yerine oturdu ve görünmez oldu. Pam gülümsemeye çalıştı, ama ağzı kurumuştu, dili dişine yapışırken titremesinin de şiddetlendiğini hissetti. Koridor boyunca süzülüp gelen beyaz bir sis etrafını sarmaya başladığında, Pam abes bir çabayla önündeki ekrana vurmaya, el yordamıyla kulaklıklarını kavramaya çalışıyordu. Böyle bir şey olmuyordu; böyle bir şey olamazdı. Hayır, hayır, hayır... Şu ekranı bir çalıştırabilse, buraya gelirken izlediğine benzer, Ryan bilmem kimin oynadığı o romantik komediye benzer bir film izler, yatışırdı. Uçak bir kez daha şiddetle yan yattı; sanki bir sağa bir sola yalpalıyor ve aşağı yukarı inip çıkıyordu. Pam midesinin kalktığını hissetti ve katılarak yutkundu; şimdi kusamazdı; hayır... İşadamı ayağa kalktı, uçak alçalıp yükselirken kollarını havaya savurdu; sanki başının üstündeki kilidi açmaya çalışıyor, ama bir türlü dengesini bulamıyordu. Ne yapmaya çalışıyorsun? Pam çığlık atmak istedi; adam yerine oturmadığı takdirde durum daha da kötüleşecekmiş gibi bir hisse kapıldı. Uçağın sarsıntısı o kadar kötüleşmişti ki, çamaşır makinesinin dengeleyici parçasının kırıldığı ve lanet şeyin yere düştüğü o an geldi akima. O sırada sisin içinden bir hostes belirdi. Kadın işadamına işaret edince adam uysalca söyleneni yaparak koltuğuna oturdu. Sonra elini ceketinin içcebine attı, telefonunu çıkarıp konuşmaya başladı. O da aynı şeyi yapmalıydı. Jim'i arayıp ona Snookie'den söz etmeli ve hayvanı ucuz mamalarla beslememesi gerektiğini hatırlatmalıydı. Joanie'yi de aramalıydı; iyi de ne diyecekti ona? Ner-deyse gülecekti; ben biraz gecikeceğim mi diyecekti yani? Hayır, ona, onunla gurur duyduğunu söyleyecekti, ama buradan sinyal almak mümkün müydü? Cep telefonuyla konuşmak, uçağın na-vigasyon sistemine zarar vermez miydi? Koltuğun arkasındaki telefondan konuşabilmek için kredi kartı mı gerekiyordu? Kendi telefonu nerdeydi peki? Para, pasaport ve haplarının durduğu bel çantasında mıydı, yoksa el çantasına mı koymuştu? Neden yerini bir türlü hatırlayamıyordu? Elini el çantasına atarken midesi omurgasına bastırılıyormuş gibi geldi. Kusacaktı, biliyordu bunu, ama sonra parmakları çantasının askısına değdi; Joanie iki yıl evvel, evden ayrılmadan önceki Noel'de hediye etmişti bu çantayı... O Noel, harika bir Noel'di, o gün Jim'in bile keyfi yerindeydi. Uçak bir kez daha şiddetle sarsılınca çantanın askısı ellerinden kayıverdi. Bu şekilde ölmek istemiyordu; bu şekilde değil... Yabancıların arasında, saçları yapış yapış olmuş -yeni perma kesinlikle bir hataydı- bilekleri şişmiş halde değil. Hayır. Olamazdı. Hadi, çabucak bir şeyler, iyi bir şeyler düşün dedi kendi kendine. Evet, bu bir rüyaydı, aslında elinde mayonezli ve tavuk-lu sandviçi, kucağında Snookie, kanepede oturuyor, Jim de La-Z-Boy koltuğunda uyukluyordu. Dua etmesi gerektiğini biliyordu; Rahip Len ona böyle yapmasını söylerdi - dua etse, tüm bunlar sona erer miydi? Ama hayatında ilk kez olsun kelimeleri hatırlayamadı. Tanrım, bana yardım et, diyebildi, ama aklına sürekli başka düşünceler girip duruyordu. Ona bir şey olursa Snookie'ye kim bakardı? Snookie yaşlanmıştı, nerdeyse on yaşındaydı. Neden onu bırakıp gitmişti? Köpekler anlamazdı ki. Ah, Tanrım, iç çamaşırlarının durduğu çekmecede, atmaya karar verdiği, ama bir türlü kıyamadığı yırtık külotlu çoraplar vardı; o çorapları bulurlarsa, hakkında ne düşüneceklerdi? Sis iyice kesifleşmişti, ağzına safra doluyor, görüşü bulanıklaşıyordu. Keskin bir çatırtı duyuldu ve göz hizasında sarı bir plastik kap sallanmaya başladı. Yine Japonca konuşmalar duydu; kulakları patlayacak gibi oldu, yutkunduğunda son uçuşunda yediği baharatlı şehriye bulamacının tadını aldığını fark etti. Artık tuvalete gitme ihtiyacı duymayacaktı; bunun verdiği rahatlama duygusunu

4 hissedecek zamanı buldu. Şimdi de İngilizce konuşmalar çalındı kulağına: bir şeyler... diğer yolcular yardım edin... bir şeyler, bir şeyler... İşadamı telefonuna bir şeyler gevelemeye devam ediyordu, uçak bir kez daha sanki sıçramasına sarsılırken telefon elinden düştü, ama dudakları hareket etmeye devam ediyordu; adam telefonun elinde olmadığının farkında değilmiş gibiydi. Ciğerlerine yeterli hava dolduramıyordu, ağzındaki tenekemsi, suni, kumlu tat yüzünden bir daha öğürdü. Yanıp sönen parlak ışıklar yüzünden bir an göremez olunca maskesine uzandı, ama maske, erişebileceği noktanın dışında sallanıp duruyordu. Sonra burnuna yanık kokusu geldi; ocağın üstünde unutulmuş plastik parçası gibi... Daha önce böyle bir şey yapmış, ocağın üstünde ıspatula unutmuş ve Jim haftalar boyu başının etini yemiş, evi yakıp kül edecektin be kadın, deyip durmuştu. Bir başka mesaj... sıkı tutunun, sıkı tutunun, çarpıyoruz. Zihnini boş bir iskemlenin görüntüsü doldurdu; o an kendine o kadar acıdı ki, canının yandığını hissetti; bu onun her çarşamba İncil çalışma grubuyla beraber olduğunda oturduğu iskemleydi. Oturağı aşınmış ve çukurlaşmış, vücudunun ağırlığı yüzünden hiç şikayet etmeyen sağlam, güvenilir, dost canlısı iskemle... Kendra'ya iskemleleri dışarıya çıkarmasında yardım etmek için o toplantılara hep erken giderdi. Ve herkes onun Rahip Len'in sağında, kahve makinesinin hemen yanında oturduğunu bilirdi. Evden ayrılmadan bir gün önce onun için dua etmişler, Reba bile iyi dileklerini sunmuştu. O gün göğsü gurur ve minnettarlıkla dolmuş, yanakları herkesin dikkatinin üstünde olduğu o an, kıpkırmızı kesilmişti. Sevgili İsa, hemşire ve sevgili dostumuz Pamela ya göz kulak ol... Uçak sarsıldı; gürültüye bu kez başlarının üstündeki bölmeden aşağıya düşen çantalar, laptoplar ve diğer eşyaların sesleri de eşlik etti. Ama Pam o boş iskemleye konsantre olmaya devam ederse her şey yoluna girecekti. Tıpkı marketten geri dönerken yolda oynadığı o oyun gibi: Üç beyaz araba gördüğü takdirde Rahip Len çiçeklerle ilgilenmesini ondan isteyecekti, Reba'dan değil. Zemin, devasa metal tırnakların karatahtayı çizmesine benzer, iç parçalayan bir ses eşliğinde şiddetle sarsıldı; başı bir ağırlıkla kucağına doğru itildiği an dişlerinin takırdadığını hissetti Pam. Ellerini hızla ve acımasızca başının üstüne doğru çeken her kimse ona durması için bağırmak istedi. Yıllar önce, Joanie'yi okuldan almış eve dönerken arabasının önüne bir kamyonet çıkmıştı. O an her şey yavaşlamıştı, Pam en ufak detayları bile hatırlıyordu; ön camdaki çatlağı, diğer aracın kaputundan pul pul dökülen pası, kamyonetin beyzbol şapkalı sürücüsünün gölgemsi vücut hatlarını... Ama bu, bu inanılmaz bir hızla olup bitiyordu! Durdurun şunu, yeterince uzadı... Kamçılanıyor, yumruklanıyor, dövülüyordu. Başı... başını kaldıramıyordu; sonra önündeki koltuk yüzüne yapıştı, beyaz ışıklar patladı ve onu kör etti. Artık... Açıkta yakılan ateşin çıtırtısını duyuyor, sağa sola saçılmış ateş parçalarını görebiliyordu, ama yanakları soğuktu, aslına bakılırsa buz kesmişti, hava gerçekten ısırıyordu. Dışarıda mıydı? Tabii ya! Aptal... Ateş kapalı mekanda yakılmazdı, değil mi? İyi de nerdeydi? Her Noel arifesinde Rahip Len'in çiftliğinde toplanırlardı, herhalde bahçeye çıkmış, havai fişekleri izliyordu. O toplantılara o meşhur peynir sosunu getirirdi hep. Kendini bu kadar kaybolmuş hissetmesine şaşmamak gerekirdi! Şimdi sosu getirmeyi unutmuştu; mutfak tezgahının üstünde bırakmış olmalıydı. Rahip Len de hayal kırıklığına uğrayacak ve... Birisi çığlık atıyordu: Noel'de çığlık atılmaz, Noel'de neden çığlık atıyorsunuz ki? Bu kutlu bir zaman... Yüzünü silmek için sol elini kaldırdı, ama göründüğü kadarıyla... hayır, bu doğru değildi, arkasında bükülmüş halde duran kolunun üstünde yatıyordu. Neden peki? Uyuya mı kalmıştı? Noel'de, yapacak bir sürü işin olduğu böyle bir zamanda mı; hayır! Ayağa kalkmalı, bu kadar kaba davrandığı için özür dilemeliydi. Jim hep fikirlerini desteklemesi gerektiğini, gayret gösterip, biraz daha... Dilini dişlerinde gezdirdi. Pek de normalmiş gibi gelmedi; ön dişlerinden biri ufalanmış, kenarı dilini kesmişti. Ağzındaki kumları çiğnedi, yutkundu. Tanrım, boğazı sanki jilet yutuyor-muş gibi acıyordu, yoksa... Ve sonra başına neler geldiğini anladı birden; duyduğu şokla ani bir nefes aldı; hava ciğerlerine, sağ bacağından filizlenip midesine doğru hızla yayılan beyaz bir acı dalgasıyla birlikte doldu. Ayağa kalk, ayağa kalk. Başını kaldırmaya çalıştı, ama bu esnada boynuna sıcak iğneler batmaya başladı.

5 Bir başka çığlık daha duydu; bu kez ses oldukça yakınından gelmişti. Daha önce hiç böyle bir şey duymamıştı; kuru, ham, insandan geldi demek için bin şahit isteyen bir sesti bu. Sesin kesilmesi gerekiyordu; çığlık midesindeki acıyı daha da şiddetlendiriyor, sanki doğrudan iç organlarıyla bağlantılıymış da, her feryatla birlikte onları çekiştiriyormuş gibi hissetmesine neden oluyordu. Oh, şükürler olsun Tanrım; sağ kolunu oynatabiliyordu. Parmaklarıyla karnını şöyle bir yoklayınca yumuşak ve ıslak bir şeye dokundu. Kesinlikle olacak şey değildi. Şu an bunu düşünmeyecekti. Ah, Tanrım, yardıma ihtiyacı vardı, birinin gelip ona yardım etmesi gerekiyordu. Jim'in sözünü dinleyip evde Snookie'yle birlikte kalsa ve Reba hakkında onca kötü şeyi düşünmemiş olsa... Yeter. Panikleyemezdi. Böyle durumlarda hep bunu söylemezler miydi? Sakın panikleme. Hayattaydı; bunun için müteşekkir olması gerekiyordu. Ayağa kalkmalı, nerde olduğunu anlamalıydı. Uçaktaki koltuğunda değildi artık, buna emindi; bir tür yosunlu, yumuşak bir zeminde yatıyordu. İçinden üçe kadar sayarak sağlam koluyla yan tarafından destek almaya ve doğrulmaya çalıştı, ama tüm bedeni elektrik şokuna benzer keskin ve ürkütücü bir ıstırap aleviyle sarmalanınca mecburen durdu. Bu öylesine yoğun bir acıydı ki, kendi bedenine ait olduğuna bir türlü inanamadı. Hiç kımıldamadan durdu; neyse ki acı biraz insafa gelmiş, ardında endişe verici bir uyuşukluk bırakıp hafiflemeye başlamıştı (ama o, bunu da düşünmeyecekti: hayır). Gözlerini sıkıca kapatıp açtı. Görüşünü netleştirmek için gözlerini kırpıştırdı. Deneme kabilinden başını sağa döndürmeye çalıştı ve bu kez o korkunç, sırnaşık acıyı duymadan bunu yapmayı başardı. Güzel. Arka planda turuncu bir ışık lekesi her şeyi gölgeler altında bıraksa da, ne olduklarını tanımlayamadığı çarpık çurpuk sık ağaçlardan oluşan bir bölgeyi seçebiliyor, orada, ağaçların hemen önünde bükülmüş metali görebiliyordu. Ah, yüce Tanrım; bu uçak mıydı? Uçak... Yumurta şeklindeki pencereyi fark edebildi. Bir anda duyulan cazırtı, tıslamaya benzer bir ses ve hafif bir gümbürtüyle birlikte etraf gün gibi aydınlandı. Gözleri sulandı, ama bakışlarını kaçırmayacaktı. Hayır, kaçırmayacaktı. Uçak gövdesinin, iskeletin geri kalanından zalim bir biçimde kesilip atılmış sivri kenarını görebiliyordu; peki gövdenin geri kalanı nerdeydi? Yoksa uçuş esnasında o bölümde mi oturuyordu? Mümkün değildi. Öyle bir durumdan sağ çıkması olanaksızdı. Görüntü devasa bir kırık oyuncağa benziyordu, aklına eskiden Jim'in annesinin yaşadığı karavanın etrafındaki bahçeler geldi. O bahçeler yıkıntılar, eski araba parçaları, kırık üç tekerlekli bisikletlerle dolu olur; Jim'in annesi her ne kadar ona iyi davranıyor olsa da, oraya gitmekten hiç hoşlanmazdı... Şimdi görüş alanının bulunduğu pozisyon itibariyle kısıtlı olduğunu fark etti, yanağını omzunun üstüne koymak için başını güçlükle kaldırmaya çalışırken, kulağına ürkütücü çatırtılar geliyordu. Çığlıklar aniden kesildi, daha çok ulumaya benzer bir hal aldı. Güzel. Bu kez başkasının acısı ve feryadıyla sarmalanmak istemiyordu. Dur... Ağaçlıklı bölgenin sınırında bir şeyler hareket ediyordu. Karanlık bir şekil -bir insan- küçük bir insan, bir çocuk muydu bu yoksa? Uçakta önündeki koltukta oturan çocuk muydu bu? Büyük bir utanç dalgası kapladı içini; uçak düşerken ne çocuğu ne de annesini düşünmüştü. Aklı sadece kendindeydi. Dua edememesine şaşmamak gerekirdi; ne biçim bir Hıristiyan'dı ki? Şekil gözünün önünden hızla geçti, ama o boynunu bir santim daha döndüremedi. Bağırmak için ağzını açmaya çalıştı; bu kez çenesini oynata-mıyordu anlaşılan. Lütfen. Buradayım. Hastaneye haber verin. Yardım getirin. Başının arkasından yumuşak, tok bir ses duyuldu. Ah! diyebildi. Ah! Bir şey saçlarına dokundu; yanaklarından aşağıya gözyaşlarının süzüldüğünü hissetti. Güvendeydi. Onu kurtarmaya gelmişlerdi. Ayak sesleri duyulmaz oldu. Gitmeyin. Beni bırakmayın. Birden gözlerinin önünde çıplak ayaklar belirdi. Küçük, pis ayaklar; öylesine koyuydu ki... Siyah, akışkan bir maddeyle sıvanmış gibiydi; çamur olabilir miydi, yoksa kan mıydı? Yardım edin bana, yardım edin, yardım edin. Tamam, işte şimdi konuşuyordu. Aferin kızıma. Konuşuyorsa, iyi olacak demekti. Sadece şoktaydı. Hepsi bu... Yardım edin bana.

6 Önünde hayal gibi bir yüz belirdi; o kadar yakındaydı ki, çocuğun nefesini yanaklarında hissedebiliyordu. Çocuğun gözlerine odaklanmaya çalıştı. Bunlar... hayır. Işık zayıftı, o yüzden... Gözler beyazdı, bembeyazdı. Hiç gözbebeği yoktu. Ah Tanrım bana yardım et. Göğsünde bir çığlık kabardı, boğazında düğümlenince bir türlü dışarıya atamadı; çığlık onu boğuyordu. Yüz ani bir hareketle yok oldu. Ciğerlerinin sıvıyla dolduğunu, ağırlaştığını hissetti. Artık nefes alırken canı acıyordu. Görüş alanının sağ uzak tarafında bir şey titreşti. Aynı çocuk muydu yoksa? Bir anda ta oraya kadar böylesine çabuk nasıl gidebilmişti? Çocuk bir şeyi işaret ediyordu... Çevrelerindeki ağaçlardan daha da koyu birtakım şekilleri, insanlar. Kesinlikle insanlar. Turuncu parlaklık gittikçe kayboluyor, ama onların dış hatlarını net bir biçimde seçebiliyordu. Göründüğü kadarıyla yüzlercesi oradaydı ve yamru yumru, kabarcıklı, çarpık o garip ağaçların içinden çıkıp ona doğru yaklaşıyorlardı. Peki, ayakları neredeydi? Ayakları yoktu. Bu hiç de mantıklı değildi. Hayır. Bunlar gerçek değildi. Gerçek olamazdı. Arkalarındaki ışık yanıp sönerken, gözlerini, yamyassı ve hareketsiz kalan kapkara, küçük yuvarlak yüzlerini göremiyordu. Biliyordu; onun için geliyorlardı... Korku tükenip giderken yerini, fazla uzun sürmeyen bir kesinlik hali aldı. Sanki Pam'in hep olmayı arzuladığı o soğuk, güvenli Pam devreye girmiş ve paralanmış, ölmekte olan bedeninin kontrolünü devralmıştı. Bir zamanlar midesinin olduğu yerdeki feci durumu görmezden gelerek elini bel çantasına attı. Çanta yan tarafa doğru kaymış olsa da, hala oradaydı. Gözlerini kapatıp fermuarı açmaya odaklandı. Parmakları ıslak, kaygandı, ama şimdi pes edecek değildi. Kamçıya benzer ses kulaklarını bu kez daha çok doldururken, yukarıdan bir ışık süzülüp üstünde ve çevresinde dans etmeye başladı. O an gövdeden ayrılmış sıra sıra koltukları, ışığa yakalanan metal payandaları, yepyeni görünen yüksek topuklu bir ayakkabıyı seçebildi. Işığın, kalabalığın yaklaşmasını durdurup durdurmayacağını anlamak için bekledi. Hayır, sürünürcesi-ne ilerlemeye devam ediyorlar ve o hala yüz hatlarını seçemiyor-du. Peki, çocuk nerdeydi? Ona bu kalabalığın yanma yaklaşmamasını bir söyleyebilse... Çünkü onların ne istediğini biliyordu, ah, evet, ne istediklerini kesinlikle biliyordu. Ama şu anda bunu düşünemezdi, bu kadar yakınken, hayır... Çantasını karıştırmaya başladı, parmakları telefonunun pürüzsüz yüzeyini sıyırıp geçince büyük bir rahatlama duygusuyla ve acıyla viyakladı. Düşürmemeye dikkat ederek, telefonu çantadan zar zor çıkardı. Biraz önce onu nereye koyduğunu hatırlayamadığında yaşadığı paniğe hayret etti ve zorlukla telefonu yüzüne yaklaştırmaya çalıştı. Peki ya çalışmazsa ne olacaktı? Ya kırılmışsa? Kırılmış olamazdı, kırılmış olmasına izin veremezdi; telefonun açılırken çıkardığı o melodiyi duyduğu anda zafer kazanmışçasına karga gibi bir ses çıkardı. Nerdeyse halletmek üzereydi... Tüh! Öfkeden deliye döndü; öylesine pasaklı bir kadındı ki; ekranın her yerine kan bulaşmıştı. Gücünün son demlerini odaklanmaya harcayarak uygulamalar kutucuğunu bulup ses kaydı özelliğinin üstüne geldi. Kamçılamayı andıran ses şimdi kulakları sağır edici bir düzeydeydi, ama Pam tıpkı gözlerinin artık görmediği gerçeğini inkar ettiği gibi, sese de kulaklarını tıkadı. Telefonu ağzına yaklaştırıp konuşmaya başladı. KARA PERŞEMBE KAZADAN KOMPLOYA Üç fenomeninin içyüzü ELSPETH MARTINS YAZARIN NOTU Okuyucularım arasında Kara Perşembe lafı telaffuz edildiğinde dehşet duygusuyla ürpermeyecek olanların sayısı çok azdır sanırım. O gün, 12 Ocak 2012 tarihinde, farklı havayollarına ait dört uçak birer saat arayla düştü. Binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan bu olaylar, dünyaya bakış açımızı değiştiren tarihteki yıkıcı felaketler arasındaki yerini aldı.

7 Tahmin edilebileceği gibi, kazaların gerçekleşmesinin sonrasındaki birkaç hafta içinde etraf, hepsi de kamuoyunun olaylara ve tabii uçak kazalarından kurtulan ve Üçler olarak bilinen çocuklara karşı duyduğu marazi cazibeyi paraya tahvil eden kurgu olmayan açıklamalar, bloglar, biyografiler ve fikirlerle doldu. Ancak kimse, yaşananların sonrasında gerçekleşecek ve son derece hızlı biçimde yayılacak korkunç olaylar dizisini tahmin edememişti. Çatırtı adlı kitabımda, ABD'de on altı yaşından küçük çocuklar tarafından işlenen silahlı suçlara dair yaptığım araştırmada olduğu gibi, bu kitaba da kendi sesimi katacaksam, yol almanın tek yönteminin tarafsız açıklamaları harmanlamak, olayları, bizzat olaylara karışanların ağzından dinlemek olduğuna karar verdim. Bu amaçla aralarında Paul Craddock'm tamamlanmamış biyografisi, Chiyoko Kamamoto'nun toplanmış mesajları ve söz konusu olayların yaşandığı esnada ve hemen sonrasında bizzat tarafımdan yapılmış röportajlara kadar çok çeşitli kaynaklardan yararlandım. Trajedilerin yaşanmasının hemen ardından olay yerine ilk varanların yaptıkları açıklamalar, eski ve halihazırdaki Pamelist'lerin söyledikleri sözler, Sun Havayolları 678'in kaza yaptığı yerde bulunan isho ve Paul Craddock tarafından tutulan şeytan kovucuyla daha önce hiç yayımlanmamış röportaj gibi, bazılarının üzücü bulabileceği, olaylara dair eklemelerle ilgili olarak kimseden özür dilemek zorunda değilim. Kitabın kaynağı (ve bir yere kadar, öykünün bir parçası) olarak gazete ve dergi makalelerinden yapılmış alıntıları kullandığımı açıkça itiraf ediyor olsam da, esas güdüm, Çatırtı kitabımda olduğu gibi, Ocak 2012 tarihinden, Temmuz 2012 tarihine kadar vuku bulan olaylarda rol oynayan başlıca insanlara en yakın kişilerin bakış açılarıyla alakalı tarafsız bir platform yaratmaktı. Okuyucuların, bunu akıllarından hiç çıkarmadan kitapta yer alan açıklamaların sübjektif olduğunu hatırlamalarını ve sonuçta kendi kararlarını kendilerinin vermeleri gerektiğini ısrarla ifade etmek istiyorum. Elspeth Martins New York 30 Ağustos 2012 Buradalar. Ben... Snookie'nin çikolata yemesine sakın izin verme, köpekler için zehirden farksız... Çocuk sana yalvaracak... Çocuk, çocuğa dikkat edin, ölü insanlara dikkat edin, ah Tanrım o kadar çok sayıda ki... Şimdi benim için geliyorlar. Yakında hepimiz gideceğiz. Hepimiz. Hoşça kal Joanie, çantaya bayıldım Joanie. Rahip Len, insanları uyarın, o çocuk bildiğiniz gibi... değil, o çocuk... Pamela May Donald'm ( ) son sözleri BİRİNCİ BÖLÜM KAZA Paul Craddock ın (Mandi Solomon la birlikte) yazdığı, JESS i Korumak: Üçler den Biriyle Olan Hayatim in birinci bölümünden. Havaalanlarını oldum olası sevmişimdir. Dilerseniz bana eski kafalı romantik deyin, ama birbirlerine kavuşan aileleri ve sevgilileri izlemekten çok zevk alırdım. İnsanların kayarak açılan kapılardan bronzlaşmış tenleriyle yorgun argın dışarı çıktıkları ve yakınlarını gördükleri anda gözlerinde saniyenin binde biri bir zaman süresince beliren o parıltıyı görmek... O yüzden Step-hen kendisini ve kızları Gatvvick'ten almamı istediğinde seve seve kabul ettim. Bir saatten fazla zamanım vardı. Erken gelmek ve bir kahve alıp biraz insanları izlemek istemiştim. Şimdi düşününce tuhaf geliyor, ama o öğle sonrası keyfim yerindeydi. Cavendish Hail'un üçüncü bölümünde homoseksüel uşak rolü için aranmıştım (insanın gerçek hayattaki tipine uygun olarak yapılmış bir oyuncu seçimiydi, ama menajerim Gerry bu rol sayesinde nihayet büyük patlamayı yapabileceğimi düşünüyordu) ve gelen yolcular bölümünün girişine ışık yılı uzaklıkta olmayan bir yerde boş bir park yeri bulmuştum. Kendimi şımartma iznimin olduğu o günlerden biriydi, o yüzden aldığım ilave kremalı, köpüklü sütlü kahvemle, bavullarını almakta olan yolcuları bekleyen kalabalığa katılmak üzere oraya doğru yürüdüm. Cup'n' Chow mağazasının yanında iş tecrübesi kazanmaya çalışan ve kendi aralarında didişip duran bir grup çocuk çoktan kaldırılması gereken rezil bir Noel vitrinini sökmeye çalışıyor ve çok kötü bir iş

8 çıkarıyordu. Bir süre onların mini dramatik oyununu izlerken, benim dramımın başlamakta olduğundan habersizdim. Uçağın zamanında gelip gelmeyeceğini öğrenmek için uçuş bilgi panosunu kontrol etmeyi düşünmemiştim, o yüzden dahili anonsun genizden gelen monoton sesini duyduğumda boş bulundum: Go!Go! Havayollarının 277 sayılı Tenerife uçağını bekleyen sayın misafirlerimizin danışma masasına gelmeleri rica olunur, teşekkür ederiz. BlackBerry'mden uçuş detaylarını bir kez daha kontrol ederken, bu Stephen'ırı uçağı değil mi, diye geçirdim içimden. Çok fazla endişelenmedim. Uçağın rötar yapacağını düşündüm herhalde. O an Stephen'm arayıp geç kalacağını bana neden haber vermediğini merak etmek de gelmedi aklıma. Bunun başınıza gelebileceğini asla düşünmüyorsunuz, değilmi? Başlarda danışma masasının önünde, benim gibi erken gelenlerden oluşan küçük bir grup vardı. Saçlarını kızıla boyamış, bir sopaya bağlı kalp şeklinde bir balon tutan sevimli bir kız, bir güreşçiyi andıran yapısıyla rasta saçlı bir adam ve pembemsi renkte, birbirlerine çok benzer eşofman takımından giymiş, sigara tiryakilerinin ciltlerine benzer ciltleri olan orta yaşlı bir çift... Kısacası, genellikle arkadaşlık ettiğim tipte insanlardan olmadıklarını söyleyebilirim. İnsanın ilk izleniminin bu denli yanlış olması ne garip, değil mi? Şimdi tüm bu insanları en yakın arkadaşlarım arasında sayıyorum. Eh, bu tip şeyler insanları bir araya getiriyor, değil mi? Danışma masasındaki sorumlu, sivilceli genç çocuğun yüzündeki savaştan kaynaklanan ruhsal çöküntüye benzer yüz ifadesinden ve korkunç bir şeyler olmak üzereymiş gibi onun etrafında dolanıp duran beti benzi atmış güvenlik görevlisi kadından anlamalıydım aslında, ama o aşamada hissettiğim tek şey öfkeydi. En havalı Cavendish Hail aksanımla, Neler oluyor? diye sordum. Delikanlı bizlere daha ayrıntılı bilginin aktarılacağı yere kadar kendisini takip etmemiz gerektiğine dair bir şeyler kekelemeyi başardı. İtiraf etmeliyim ki eşofman takımı giymiş çiftin etrafa pis kokular yaymıyor olması beni şaşırtmıştı, ama başkasından emir alacak tiplere de benzemiyorlardı. Yine de hepimiz söyleneni yaptık. Ancak birkaç hafta sonraki 277 Birlikteliği toplantılarından birinde bana o aşamada acı dolu gerçeği kabullenmemek gibi bir ruh hali içinde olduklarını söylediler. Bilmek istememişlerdi; uçağın başına uğursuz bir şey gelmişse de bunu ergenlik yaşını henüz geride bırakmış bir çocuktan duymak istememişlerdi. Delikanlı, büyük ihtimalle öncesinde onu sorgulama fırsatı bulmayalım diye önümüzden koşturdu ve bizi gümrük bürolarının yanındaki, dıştan hiçbir özelliği olmayan bir kapıdan içeriye soktu. Dökülen boyalarından ve çizik dolu zemininden anladığım kadarıyla burası, havaalanının halkın gözünün önünde olan bölümlerinden biri değildi. Bir yerlerden burnuma, sigara yasağına aldırmayan pervasız birinin yaktığı sigaradan yayılan hafif kokunun geldiğini hatırlıyorum. Sonunda şarap rengi, bekleme odasına özgü koltuklarla döşeli penceresiz ve sevimsiz bir salona geldik. Gözüme plastik bir ortanca demetinin arkasına yarı gizlenmiş yetmişli yıllara özgü o boru biçimindeki kül tablası ilişti. İnsan neler hatırlıyor, ne tuhaf değil mi? Elinde bir klasör taşıyan vinileks takım elbiseli bir adam sallanarak yanımıza geldi; ademelması Tourette hastasıymış gibi aşağı yukarı inip kalkıyordu. Yüzü bir kadavra gibi solgun görünse de, yanakları tıraştan dolayı isilik olmuştu ve kıpkırmızıydı. Sağı solu tarayan gözleri gözlerimle kısa bir süreliğine kesişti, sonra uzaklarda bir yere sabidendi. Sanırım o an dank etti kafama... Hayatımı sonsuza dek değiştirecek bir şeyi duymak üzere olduğumun o korkunç farkmdalı-ğıyla sarmalandım. Kelvin -rasta saçlı adam- Hadi bakalım, sizi dinliyoruz, dedi sonunda. Takım elbiseli sarsıcı bir biçimde yutkundu. Bunu size iletmekten son derece üzgünüm, ama 277 sefer sayılı uçak, yaklaşık bir saat önce radar ekranından kayboldu. Dünyam sallandı ve panik atağın ilk dalgasını hissettim. Parmaklarım karıncalanıyordu ve göğsüm sıkışmaya başlamıştı. Sonra Kelvin hepimizin sormaya korktuğu o soruyu sordu: Uçak düştü mü?

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

9.Örnek Olay Çalışması Emniyet Kemeri Kullanımı: Doktor bey yaralandı!

9.Örnek Olay Çalışması Emniyet Kemeri Kullanımı: Doktor bey yaralandı! 9.Örnek Olay Çalışması Emniyet Kemeri Kullanımı: Doktor bey yaralandı! Doktor Haklan bey, sabah muayenesine yetişmek üzere hızla hastaneye doğru yürüyordu. Cep telefonu çaldı, arayan hemşire Ayten hanımdı.

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı ...ZEDE Bir adam... Bel Plan (Görüntü adama doğru yaklaşıyor) Bir şehir... Geniş Açı Şehirde hayat akıyor... Ve insanlar... Geniş Açı Düşme görüntüsü Yüksek bir yerden düşme hissi, aşağıya doğru tilt...

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci

Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci Bir Kız Bara Girer Ve... Helena S. Paige Çeviri Kübra Tekneci 4 Bir Kız Bara Girer Ve... Bütün kadınlar bir iç çamaşırından çok fazla şey beklememeleri gerektiğini bilirler. Çok seksi olmak istiyorsanız,

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Deprem anında neler yapmalıyız?

Deprem anında neler yapmalıyız? On5yirmi5.com Deprem anında neler yapmalıyız? Evde, arabada, iş yerinde, sinemada, metro ve otobüslerde depreme yakalandığımızda neler yapmalıyız? İşte yanıtı... Yayın Tarihi : 26 Şubat 2014 Çarşamba (oluşturma

Detaylı

9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM

9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM 9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM ZEHİRLENMELER Zehirlenme nedir? Vücuda zehirli (toksik) bir maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır. Vücuda dışarıdan giren bazı yabancı maddeler, vücudun

Detaylı

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37 HAYTAP Akdeniz Ege İmdat Turu Ekibi olarak, turumuz da biz de bitmiş tükenmiş durumda olduğumuz halde, sokaklarından yüzlerce hayvanın yok olduğu, bakım evinin bir felaket olduğu bilgilerini kulak ardı

Detaylı

Süha Derbent ile Kuzey Norveç te Fotograf Çekimi

Süha Derbent ile Kuzey Norveç te Fotograf Çekimi Süha Derbent ile Kuzey Norveç te Fotograf Çekimi Oslo (1) / Alta (5) 6 Gece 7 Gün Tur Özeti Tur Adı: Süha Derbent ile Kuzey Norveç te Fotograf Çekimi Tur Tarihi: 6 Gece 7 Gün Tur Fiyatı: Zorluk Derecesi:

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

SÜRÜŞ GÜVENLİĞİ İÇİN 29 ÖNEMLİ KURAL

SÜRÜŞ GÜVENLİĞİ İÇİN 29 ÖNEMLİ KURAL SÜRÜŞ GÜVENLİĞİ İÇİN 29 ÖNEMLİ KURAL 1.Kesinlikle alkollü olarak araç kullanmayınız ve kullandırmamaya çalışınız. 2. Eskimiş lastiklerle yola çıkmayınız. Kışın en az diş kalınlığı 3 mm yazın 2 mm olmalı

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

İLKYARDIM. www.hiasd.org

İLKYARDIM. www.hiasd.org İLKYARDIM www.hiasd.org Misyon & Vizyon Plan İlkyardım tanımı İlkyardım malzemeleri Haberleşme Kırık-çıkık Kanama Yanık Sara Hayvan dostlarımız Zehirlenme Duman zehirlenmesi Elektrik çarpması Kalp krizi

Detaylı

Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır.

Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır. Film Deşifresi Açılış Jeneriği Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır. Adım Zohra. Bir buçuk yıldır Central and East London

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRıZINDE ILK MÜDAHALE Kalp krizi tıbbi bir acil durumdur. Erken tanı ve hızlı tedavi oldukça hayati

Detaylı

UÇUŞ KORKUSUNUN SEBEPLERİ. Kontrolü kaybetme korkusu. Kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı yerde panik atak geçirme korkusu.

UÇUŞ KORKUSUNUN SEBEPLERİ. Kontrolü kaybetme korkusu. Kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı yerde panik atak geçirme korkusu. Bir hafta sonra bayram; kimileri bayramı evinde kutlarken bazıları da bu süreyi tatil yapmak ya da uzak şehirlerdeki akraba ziyaretleri için kullanacak. Hem sürenin kısalığı hem de böyle günlerde yolların

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

ŞİRİNLER ANASINIFI 48-60 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ

ŞİRİNLER ANASINIFI 48-60 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ ŞİRİNLER ANASINIFI 48-60 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ HAFTANIN KONULARI 1. HAFTA: DNA YA YOLCULUK VE BEN NASIL DÜNYAYA GELDİM? Sohbet Konularımız; Daha doğmadan kız mı erkek mi olacağımızı da tek bir

Detaylı

ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI.

ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI. ÇIĞ VE KORUNMA ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI. Mevcut yapılar, çığ bölgesinden kaldırılana kadar

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line 25 Ağustos 2013 Pazar Brifing: Görev isminden de anlaşılacağı gibi hattı tutan bir birliğe bir diğerinin

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY (Artık Perili Malikâne değil, Bay Postacı he he) İçinde büyük masa olan ofis Anneciğim ve Babacığım, Lütfen lütfen LÜTFEEEN Kasvetköy e gelip

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Babamın Ardından. Yazar Leyla Hüseyin

Babamın Ardından. Yazar Leyla Hüseyin İçimde bir endişe, bir tedirginlik,bir huzursuzluk, bir korku var...hiçbir şeye odaklanamıyorum, geceleri rahat uyuyamıyorum, gündüzleri ise üzgünüm...halbuki her şey yolunda, üzülecek veya endişelenecek

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ

DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ DEPREME HAZIRLANIYORUZ KORKMUYORUZ DEPREM NEDİR? Dünyamızın yüzeyi yap-boz şeklindeki büyük parçalardan oluşan bir kabukla kaplıdır. Bu parçalar her zaman hareketlidir. Birbirlerini itmeleri ya da birbirlerine

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

AİLELER İÇİN AFETE HAZIRLIK PLANI

AİLELER İÇİN AFETE HAZIRLIK PLANI AİLELER İÇİN AFETE HAZIRLIK PLANI AİLEMİZİN HAZIRLIK PLANI 1. SU ve YİYECEK Önceliğiniz su olmalıdır. Çünkü bir insan susuz yalnız birkaç gün yaşayabilir. Diğer su kaynaklarınızı belirleyin. Gerektiğinde

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip olmaktadır. Ev sahibi olmak herkesin temel rüyalarından bir tanesidir.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Hedefler belirlendi. Saat on.

Hedefler belirlendi. Saat on. Bölüm Hedefler belirlendi. Saat on. En yakın arkadaşımın sesi, Thames Nehri üstünden esen rüzgâr kadar soğuktu. Beş yüz metre ötedeki Londra Kulesi nin antik duvarları kadar kararlıydı. Gecenin kararmakta

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

1-Kendisinin ve hasta/yaralının güvenliğinden emin olunur,

1-Kendisinin ve hasta/yaralının güvenliğinden emin olunur, YETİŞKİNLERDE DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE UYGULANMASI 1-Kendisinin ve hasta/yaralının güvenliğinden emin olunur, 2- Hasta/yaralının omuzlarına dokunup iyi misiniz? diye sorularak bilinci

Detaylı

ŞİRİNLER ANASINIFI 60-66 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ

ŞİRİNLER ANASINIFI 60-66 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ ŞİRİNLER ANASINIFI 60-66 AY GRUBU OCAK AYI EĞİTİM BÜLTENİ HAFTANIN KONULARI 1. HAFTA: DNA YA YOLCULUK VE BEN NASIL DÜNYAYA GELDİM? DNA nedir, neye benzer, gözle görebilir miyiz? Neden birbirimize benzemiyoruz?

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

KURULUM VE KULLANMA KILAVUZU

KURULUM VE KULLANMA KILAVUZU 2090 KURULUM VE KULLANMA KILAVUZU KULLANMA KILAVUZUNU DİKKATLİCE OKUYUP, DAHA SONRAKİ KULLANIMLAR İÇİN MUHAFAZA EDİNİZ. Ürünü kullanmadan önce bu kullanma kılavuzunu dikkatlice okuyunuz ve gelecekte kullanmak

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı