Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 \ «ter %.J i V

2

3

4

5 ARKADAŞ

6 Bu kitap Ağaoğlu Yayınevi Tesislerinde dizildi, basıldı, ciltlendi. Tel: Birinci basım: 1975 Altıncı basım: 1977 Dağıtım: GÜNEY FİLM

7 Güney Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yayınları Senaryo Dizisi: 2 ARKADAŞ Filmin Konusu ve Senaryo Güney Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yayınları Sakızağacı Cad. Güney Han No. 2 Kat 1 Beyoğlu

8 Güney Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Halkla İlişkiler Bölümü tarafından basıma hazırlanmıştır.

9 «Filmler yaparken birtakım toplumsal so rumluluklar taşırız. Yani sözümüzü söylerken bu söylediklerimiz şu gün halkımızın içinde bulunduğu koşullara ters düşer mi, onlara yanlış birtakım düşünceler verir mi, onları yanlış davranışlara itebilir mi, biz işte yalnız ca bundan korkarız. Bizim gerçek yargıcımız halktır. Ama halk derken de, halkın şu anda için de bulunduğu kanaatler tam anlamıyla söz konusu edilemez. Halkın bugün içinde bulun duğu kanaatler bir yerde gerek geçmişte, ge rekse bugün egemen güçlerin ideolojilerinin baskısını taşır. Biz bunları birbirlerinden so yutlayanlayız. Soyut olarak halkın kanaatle-

10 rinden söz edersek birtakım yanlışlıkları da beraberinde taşımış oluruz. Biz halk halkın gerçek çıkarları için, yarma derken, yönelik mücadelesi içerisinde bir halk anlıyoruz. Mini büs plâğı ya da herhangi bir yerde halk ro manı diye satılan birtakım şeyler bence halk kavramını yozlaştırmaktadır. Halk kavramından bugünün koşullarında anladığım şudur: Anti-emperyalist, anti-tekel guruplar, yani tekelin ve emperyalizmin dışın daki yenik sınıf ve tabakalar. Halk kavramı değişken bir kavramdır, yarın koşullar deği şir, halk kavramı da bu arada kendiliğinden değişir. Halk kavramının özünde üretici ni telik hâkimdir, emek hâkimdir.» «Benim salıverilmiş olmam, özgür olmam değil esas sorun. Özgürlüğü ele alınca bütün toplum adına ele almak gerekir. Özgürlük özünde sınıfsal özellik taşıyan bir olgudur. Sınıflara göre özgürlük anlayışı değişir. Biz özgürlük anlayışımızı üretici, emekçi halkı mızın çıkarları doğrultusunda anlıyoruz. Yok sa sermayenin özgürlüğü anlamında değil.» «İki yıllık çalkantılı dönem gerek bana gerekse toplumumuza, halkımıza çeşitli de neyler kazandırmıştır. Biz de bu deneylerden kendimize düşen sorumluluklar oranında bir takım dersler çıkarttık. Öyle sanıyorum bundan sonra yapacağımız filmler daha ki ön ceki yaptığımız filmlere oranla daha görev yüklü olacaktır halkımıza karşı. Bu görev, halkımızın gerçek çıkarları doğrultusunda ve

11 onun yarınına ışık tutacak birtakım şeyleri yapmaktır. Toplum devamlı bir değişim içerisinde dir. Bu değişim kaçınılmaz olarak sanata da yansır. Biz de halkının sorumluluklarını ta şıyan bir sanatçı olarak bu değişimin gerçek niteliğini sinemamız kanalıyla anlatmak zo rundayız. Bir ülkede birtakım anti-denıokratik kanunlar varsa, bunlar sinema alanında da etkisini gösterir. Bunun sinema alanına yansıması sansürdür. Sansürün şartlaması sonucu, ister istemez, yaptığımız filmlerde bel li çarpıklıklar bulunmaktadır. Bundan önce yaptığımız filmlere tam anlamında gerçek çi, devrimci, halkçı filmler diyemiyoruz. Bun dan sonra yapacaklanma da halkçı, devrimci filmler olacaktır diyemiyorum, çünkü benim bundan sonra yapacağım filmler ancak bu söylediklerimin doğruluğunu ya da yanlışlığı nı ortaya koyacaktır. İçerde olduğum sürede gerek hikâye, ge rek roman, gerekse senaryo olarak düşündü ğüm çeşitli şeyler var. Bunları gerçekleştirme, tamamlama işinde içinde bulunduğumuz ko şullara ters düşmemeyi ön plana Çünkü halkımız büyük bir değişim alıyorum. içerisin dedir. Çeşitli çalkantıları hâlâ yaşamaktadır. Bu arada yapacağımız bir filmin ya da söyliyeceğimiz bir sözün halk üzerinde yanlış bir etki yapmaması, yanlış bir anlam kazanma ması için içinde bulunduğumuz koşullan iyi değerlendirmeye çalışacağız.» 9

12 «İnsan her an bir nicelik birikimi içersin dedir. Bu nicelik birikimleri belli bir nokta dan sonra nitelik dönüşümlerini getiriyor. Bugün bizim dışımızda her an, her saniye binlerce olay olmaktadır, bu olaylar kaçınıl maz bir şekilde bizi etkilemektedir ve bu her olay kendi büyüklüğü, küçüklüğü oranında bir etki getiriyor. İşte bu etkilerin kaçınılmaz sonucu olarak insanda olay-insan diyalektik hareketi doğuyor.» «Gerçek değişken bir şeydir. Sanatta biz bunu yansıtmak zorundayız. Gerçekçilik top lumun değişen yeni çehresi, yeni gelişim eği limlerini aktarması açısından önem kazanı yor bence. Ben kendi sinemama yabancıların dışarıda takmaya çalıştıkları gibi «yeni ger çekçilik», şu bu cinsinden bir isim vermiyo rum. Bizim görevimiz filmler yapmaktır. Bun ların çeşitli şekillerde değerlendirilmeleri, hal kın, eleştirmenlerin, tarihçilerin görevidir.» 10

13 YILMAZ GÜNEY'LE KONUŞMA

14

15 O. KUTLAR Yılmaz Güney «Arkadaş» ne dir? Y. GÜNEY Hızla değişen bir toplum, bu de-. ğişim süreci içerisinde bir takım kavram ların anlamlarını ve niteliklerini de de ğiştirir. Bir şey çökerken, tükenirken, öte yanda yeni bir şey doğar. «Arkadaş» bir tükenişin ve yeşeren yeni şeylerin filmi dir. Arkadaşlık bir yığın çelişkiyi ve uz laşmayı içinde taşır. Bu uzlaşmazlığa varıldığında arkadaşlık biter. Filmimiz iki eski arkadaşın uzun bir dönem sonra bir araya gelmelerini ve kısa bir dönem içinde geliştirdikleri ilişkiler sonunda ar tık arkadaş olamayacaklarını hikâye eder. Bir arkadaşlık biterken, yeni bir 13

16 arkadaşlık başlar. Bu, değişen şartların doğurduğu yeni bir arkadaşlıktır. O. KUTLAR «Arkadaş» senin genel olarak tutukluluk günlerinde oluşturduğun dü şünce ve anlayışı ne ölçüde yansıtıyor. Bütün düşüncelerini içeriyor mu? Yoksa kafandaki bütünün parçalarından bin mi? Y. GÜNEY Bir film bizim ölçülerimize gö re en çok bir saat 45 dakikadır. Bu kadarlık bir zaman içerisinde, her şeyi an latmanın olanağı yoktur. Fakat bizim dünyaya bakışımızı, olaylara yaklaşışımızı, insan ilişkilerini ele alışımızı, tam ola rak anlatmasa bile sezdirtecektir. Bu film tutukluluk günlerinin ürünüdür ve ora da oluşturduğumuz düşüncenin yansıma larını içerir. 6. KUTLAR Filmde klasik anlamda dra matik bir yapı yok. Daha çok izlenimlere dayanan bir anlatım biçimi kullanmış sın. Buna neden ihtiyaç duydun? Y. GÜNEY İnsanlar genellikle yaşadıkları hayatla özdeşleşirler. En rahatsız edici en acı şeylerle karşılaşsalar bile bir süre sonra genel özdeşleşme eğiliminden ötü rü o durumla da özdeşleşirler. Ve rahat sız edici niteliği yok olur. Oysa gerçekte 14

17 rahatsız edicilik vardır. Fakat bunu ya şayan artık farkedemez. Bir benzetmeyle bu durumu şöyle anlatabiliriz. Ayak, ter, osuruk, sıkıştırılmış hava kokan bir oda ya ilk girişimizde odanın pis havasını hemen farkederiz. Fakat bir süre sonra kokuya alışırız. Oysa hep içerde olan, bu havanın içinde olan bu kokuyu farketmez. Farkedebilmesi için, odadan temiz havaya çıkıp geri dönmesi gerekir. İn sanlar genellikle çevrelerine görmeden, gördükleri üzerine düşünmeden bakar lar. Biz bu filmde özdeşleşmeye karşı bir tavır koyuyoruz. Bu film insanları bakıp görmeye ve gördükleri üzerinde düşün meye çağırıyor. Filmin anlatıcı yapısı bu olguyla birlikte düşünülmelidir. O. KUTLAR Filmde seyirciyle filmin anlat tığı kişiler arasında adeta bilerek konmuş bir mesafe var. Bir çeşit Brecht yabancı laştırması. Filmin içinde de «Yılmaz Gü ney - Âzem» o Kıyıkent dünyasına yaban cı. Bundan nasıl bir sonuç elde etmek is tedin? Y. GÜNEY Âzem'in konuk olduğu dünya da herkes birbirinin parçasıdır ve hayat la özdeşleşmiştir. Ayrıca bu özdeşleşme içinde kişilerin birbirine karşı yabancılığı söz konusudur. Âzem «temiz hava» dan «pis hava»ya konuk olduğu için her şeyin 15

18 farkındadır. Ve Cemil'in dünyası bir süre sonra Âzem'in gelişiyle sarsıntı geçirir, parçalanır. Fakat özündeki itici gücün yokluğu, içeriğinin yetmezliğiyle yeni bir yere varamaz. O çürüme kaçınılmazdır, kurtuluş yoktur. Ancak o çürümenin içinde kurtuluş umudu taşıyan fakat ne olacağı bilinmeyen bir unsur vardır: Me like. Kişilerle seyirciler arasına konan mesafe şu amacı taşır. Onların gelişen ilişkileri içerisinde, onların mantık ör güsü içine girmeden izleyebilmesini sağ lamak. Her film bir tuzaktır. Seyirciyi yutan, kendisiyle özdeşleştiren bir tuzak. Kişiler arasındaki yabancılık, seyirciyle film arasındaki yabancılığı koruyacaktır. Ve Âzem çevresine, çevresinde gelişen olaylara bakarken seyirciyi de kendisi gi bi bakmaya götürecektir. Filmin amacı budur. Baktırmak ve baktığı şeyler üze rine düşündürtmek. Düşünmek yapma nın anasıdır. O. KUTLAR Âzem film boyunca düşünen bir kişi olarak çekti dikkatimizi. Ne dü şünüyor genel olarak? Y. GÜNEY Âzem düşünen, düşündüğü şey lerden etkilenen, müdahale eden ve değiş tiren bir adamdır. Yani Âzem sadece dü şünen adam değil, düşündüklerini yapan adamdır. Çünkü sadece düşünmek sorun- 16

19 lan çözümlemeye yetmez. Düşünmeden de herhangi bir çözüm olamaz. - O. KUTLAR Cemil'in dünyası için filmde bir çözüm bulunmadığına göre, filmin ge tirdiği umut ve çözüm nerededir? Y. GÜNEY Cemil için çözüm bulunmuştur. Cemil o çürümenin içinde yok olacaktır. Filmde Halil tipi, bir umuttur. Bugün na sıl Âzem Cemil'i, yani kangren olan ko lunu kesip atıyorsa, Halil'le Âzem arka daşlığı da toplum olaylarına cevap vere mez noktaya, gelirse kopacaktır. Belki de kopartılan yan Âzem olacaktır. Halil'in saçını kesmesi ondaki nitelik değişiminin başlangıcıdır. Çünkü emperyalizm insan ların bilinçlerini esir alırken bir yığın si lahla hücuma geçer. Halkı geleneksel bağlarından koparır. Estetiğini bile değiş tirir. Değer ölçülerini parçalar. Ahlâksız lık ahlâk olur. Namussuzluk namus olur. Kapitalizm kendi kurallarını oluşturur ken, emperyalist kültür onun en büyük desteğidir. Eylül

20

21 FtLMÎN IOYKUSU

22

23 Kıyıkent... Deniz ve güneş kenti. Yolları asfalt. Evlerinin herbiri, bir başka ülkede ya pılıp buraya konmuş gibi. Bunlar geniş bal konlu, geniş salonlu evler. Hizmetçili, bahçıvanlı evler. Yok'un yok olduğu evler. Zaten bu kıyıkentinde, yokluğun anlamı bile bilin miyor. Kentin giriş kapısından içeri girmesi, kent sakinlerince yasaklanmış gibi. Besili, güzel elbiseli çocuklar, binbir çeşit oyuncakları, şen, tasasız çığlıklarıyla, ken tin yollarını, plajını doldurmuşlar. Daha bü yüklerinin, baş uğraşı bisikletleri. Bir de dur madan birşeyler yiyor bu çocuklar. Durmadan birşeyler içiyorlar. Ana-babalan kumar oynar ken, denize girerken, köpeklerini severken; bu çocuklar durmadan birşeyler yiyorlar. 21

24 Cemil, Kadırga yurdunun, Teknik Üniversite'nin yoksul öğrencisi. Suyun altın gibi kıymetli olduğu bir Orta Anadolu köyünde dünyaya gelen Cemil. Şimdi, bu deniz ve gü neş kentinin, iki katlı evlerinin birinin balko nunda oturmuş, denize karşı birasını içiyor. Kendinden, hayatından hoşnut. Zengin bir adam o. İşte, hizmetçisi Şirin, içkisini ye niledi. Genç, güzel, herkesin hayran olduğu karısı kapıda göründü. Çocuğu yok Cemil'in. Karısı istemedi. Olsun. Karısı güzel onun. Evi güzel, işi güzel. Kendinden ve hayatından hoşnutluğu çok sürmedi Cemil'in. Karısı sinirli, canı bir şeye sıkılıyor olmalı. Yine her zamanki gibi, tartış maya, kavgaya başladılar. Hizmetçi Şirin de ayak altında dolaşıyor. Cemil kızgınlığını on dan aldı. Bir tekme indirdi kadına. Melike. Cemil'in baldızı. On sekizinde, in cecik, fidan gibi bir kız. İstemeden karı-kocamn kavgasını duydu. Canı sıkkın, uzaklaştı balkondan. Aynada yüzünü gördü. Bir an bak tı kendisine. Telefon sesi. Melike açtı telefonu. Tanı madığı bir ses, eniştesini soruyordu. Kim ol duğunu sordu telefondaki adama. Telefonda ki adam, «Âzem» diye tanıttı kendini. «A'nm üstünde şapkası var.» Cemil, ilk gençlik yıllarının can arkadaşı Âzem'le buluşmaya giderken heyecanlıydı. Uzundur birbirlerini görmemişlerdi. Okulu bi tirdikten sonra, yolları aynlmıştı. Anadolu'ya 22

25 gitmişti Âzem. Seçimini öyle yapmıştı. Yıllık iznini geçirmek için gelmişti İstanbul'a. İlk işi arkadaşı Cemil'i aramak olmuştu. Âzem, Çiçek Pasajının rengini, kokusunu, sesini yeniden tatmak, duymak istiyordu. Ama meyhaneci Remzi'nin de dediği gibi, de ğişmişti Çiçek Pasajı. Cemil'i beklerken, Remzi sormuştu ona : «Herşey tadını yitirdi Âzem'ciğim.. Artık İstanbul eski İstanbul değil. Herşey bozuldu. Kokoreçler, biralar, karidesler, herşey bozul du... Sen bilirsin Jdu işleri Âzem'ciğim... Söy lesene niye bozuldu herşey...» Âzem bir an durmuş, bu yeni İstanbul'u anlamaya çalışmıştı. Biraz sonra iki arkadaş masada karşılıklı oturuyorlardı. İkisi de sevinçli, ikisi de geç mişte pek çok şeyi birlikte paylaşmış insanla rın sevecenliği içindeydiler. Âzem'in gözü Ce mil'in kilolarına takılmıştı. Kadırga yurdu nun fidan gibi delikanlısı, o görmeyeli epey kilo almıştı. Dayanamayıp takıldı: «Yükün artmış Cemil, epey kilo almışsın. Remzi dal gibi delikanlıydı diyor senin için.» «Şimdi de dal gibiyim.. Ama kalın bir dal,» diye cevap verdi Cemil. Bir tedirginlik gel mişti üstüne. Eskiden de böyle olurdu. Ne za man Âzem'le birlikte olsa, bir suçluluk duygu su kaplardı içini. Nedenini çözemezdi. Zaten bütün çözümleri Âzem'e bırakırdı. O ikisinin yerine karar verir, uygularlardı. Ama o gün ler geride kalmıştı. Cemil, tek başına yürü- 23

26 müştü uzun zamandır. Başarılı olmuştu da. Bunları düşünerek kadehini kaldırdı: «Eski günler için Âzem.» «Hayır, yarınlar için... Yarının güzel gün leri için.» «Yarın.» «Evet, yarın.» Cemil arkadaşının yarından umutlu yü züne, içi burkularak baktı. Değişmemişti Âzem. Yine hep o Âzem'di. Yarınları seven Âzem. Kendi kendine konuşur gibi mırıldan dı: «Ne güzel şey insanın yarını olması. Be nim için yarın hep karanlıktır Âzem. Ama se nin için yarın bugünlerden güzel demektir. Evet, senin yarının için...» Gece, bir Sulukule ekibinin özel gösteri siyle devam etti. Ekibin, en çok on dördün de gösteren oyuncu kızı, neredeyse çırılçıplak, iki erkeğin karşısında oynadı oyununu. Cemil iyice sarhoş olmuştu. Coştukça coştu. Kızla karşılıklı oynadı. Âzem, çevresinde olanlar dan rahatsız olmuştu. Bu iş bir an önce bit sin istiyordu. Bu çıplaklık, bu gencecik bede nin böyle hayasızca sergilenmesi onu üzüyor, güzel yarınlara inancını pekiştiriyordu. Ama Cemil'in böyle bir tedirginliği yoktu. Mutluy du. İki arkadaş, daha sonra lüks bir randevu evine gittiler. Cemil, taşradan gelen misafiri ne, gücünü, parasını, itibarını göstermek is tiyordu. Görsündü Âzem İstanbul'un ne oldu ğunu, Cemil'in nasıl yaşadığını. Cemil yaşa- 24

27 dığı hayatı göstererek sanki Âzem'i ezmek is tiyordu. Âzem randevu evinde acıyla dolu bir ka dınla karşılaştı. Doğuramadığı, yetiştiremediği çocukların acısını çeken bir kadınla. Peri şan olmuştu. Kadının acısı, sosyal konumu, duyarlığı sarsmıştı onu. Kadın ona, «Yatmıyacak mısın benimle,» diye sordu ğunda, «Hayır» diye cevap verdi. Kadın anlamamıştı, Üsteledi. «Para verdin ama.» «Önemli değil.» «Niye? Niye? Niye?» Randevu evinin merdivenlerinden iner ken Cemil hoşnuttu hayatından. Keyifli bir gece olmuştu. Yattığı kadın işini bilen biriydi. Cemil'e göre de bu dünyada herkes işini bil meliydi. Arabayla eve dönerlerken, Âzem biraz da kendilerini suçlar gibi, «Cemil, ne yaptık bütün gece?» diye sor du. Yalın, tek kelimelik bir cevaptı Cemil'inki. «Eğlendik.» Oysa Âzem eğlenmemişti. Belleğinde ge ceden kalan yalnızca acı ve kindi. Daha son ra, Cemil, başarılanndan, parasından, şöhre tinden sözetmiş, «Ya sen ne yaptın şapkalı Âzem» diye sor muştu. Saldırgan, kırıcı bir ton vardı sesinde. 25

28 Âzem bu eski arkadaşına, sevgiyle bakmış, onu ilk gördüğü andan beri sormayı tasarladı ğı bir şeyi sormuştu, «Mutlu musun? Memnun musun hayatın dan?» «Memnunum tabiî. Güzel bir işim, çok sevdiğim bir karım var. Hiçbir sıkıntım da yok...» «Hatırlar mısın, eskiden çok yalan söyler din. Kendini aldatmakta da birinciydin... Yi ne yalan söylüyorsun Cemil..» Gene yenilmişti Cemil. Âzem'e yalan söy leyemezdi o. Kadırga yurdunda da yalan söy leyemezdi. Şimdi de. Müteahhit Cemil de, Âzem'e yalan söyleyemezdi. Yenilmiş bir ses le, «Haklısın, yine yalan söyledim sana» de di. «Mutlu değilim, hiç değilim.» Eve vardıklarında Cemil'in karısı uyu yordu. Cemil, uykusuzluktan, fazla içkiden ve Âzem'in kendisine hatırlattığı gerçeklerin baskısından bunalmış bir halde, uyuyan karı sına yaklaştı. Ona sığınmak, pembe düşlerine yeniden dalmak istedi. Ama kadın oralı de ğildi. Cemil yatağa büzülüp uyudu. Melike için, eve gelen bu yabancı olduk ça ilgi çekicidir. Ciddi görünüşü, bıyıkları, sa kin tavırları, çevresinde her gün gördüğü in sanlardan ayırmaktadır onu. Hemen sormak ister, «Evet, siz şapkalı arkadaşsınız. Peki şap kanız nerede?» 26

29 «Âzem'in başında, yani «A» nın başında.» Sıcacık güler Melike. Âzem de güler. Uzun uzun bakar ona. Onu, daha yakından tanımak ister gibidir. «Sahi kimsiniz siz?» «Söyledim ya; arkadaş.» Âzem «arkadaş» m üzerine basmıştır söy lerken. «Kimin arkadaşı?» «Bazı insanların.» «Ya benim?..» «Sizin de..» «Öyleyse., öyleyse adınız bundan sonra «arkadaş» olarak kalsın. Artık şapkalı arka daşsınız benim için...» Melike ev sahipliği görevini yüklenir. Âzem'e Kıyıkenti gezdirmeye başlar. Bu arada kendi iç bunalımlarını anlatır Âzem'e. İsviç re'de eğitim gördüğünü, tenis oynadığını söy ler. Bir de müzik dinlemeyi sevdiğini. Çevresindeki hiçbirşey ona yakın gelme mektedir. Kıyıkent'teki mevsimlik aşklardan sözeder Âzem'e. Herkesin birbirini çekiştirdi ğini söyler. Âzem sorar ona: «Sen ne yapıyorsun bunların arasında?» «Güneşleniyorum, denize giriyorum, kitap okuyorum.» «Neler okuyorsun? Hangi kitapları sevi yorsun?» «En çok korku kitaplarını seviyorum. Korku filmlerini de seviyorum tabii.» «Bu filmleri seyrederken korkmuyor mu sun peki?» 27

30 «Hayır. Ben hiç korkmam.» Güneşe serilmiş vücutlar, buzlu viskiler, kahkahalar, deniz... Bir kıyıkent gününde yürürler Âzem'le Melike. Her adım başında başka bir açıklama, her adım başında başka biri. Bir ara Melike'lerin komşusu Ahu'ya raslarlar. Sık ve büyüleyici Ahu'ya. Ahu'nun ya nında plaj çantasını taşıyan Halil vardır. Ha lil, gencecik bir delikanlıdır. Ezilerek taşımak tadır Ahu'nun yanında plaj çantasını. Uzun saçlarıyla, bakışları arasındaki farklılık çar pıcıdır. Sanki içinde biriken birşeyleri bastır mak için güç harcamaktadır. Ahu'yla Melike selamlaşırlar. Âzem Ahu' nun ardından bakar. Ahu da araştırıcı bir ba kışla Melike'yle Âzem'i süzer. Kıyıkent'te bir yabancı. Ahu etkin güzelliğinin bilincindedir. Kıyıkent'teki pek çok kadın gibi yalnız gü zelliğini sever. Belki yabancıyı da bununla et kilemek istemektedir. «Yine lastik patlatmışlar.» Evin kapısında Melike ile Âzem'e raslayan Cemil'in karısı Necibe'nin ilk sözü bu olur. Sonra Âzem'e bakar. Kimdir bu adam? Melike onlan tanıştırır. «Âzem, Cemil abinin arkadaşı.» Necibe soğuk bir şekilde «Hoşgeldiniz» der Âzem'e. Dün gece eve gelmeyen sarhoş ko casının arkadaşı umurunda bile değildir. Şim di denize gidip güneşlenmeli. Âzem daha sonra, haber bırakarak Kıyı- 28

31 kent'ten ayrılır, ve öğrenciyken Cemil'le bir likte kaldıkları Tabiat Ana'nın evine gider. Âzem'in gelişini kutlamak için bahçede kö mür yakılmış, darbuka çıkmıştır orta yere. Ta biat Ana, oğlu gibi sevdiği Âzem için oyun bi le oynar. Şişlerin biri gider biri gelir. Rakının en güzeli içilir. Sohbet'in oyunun en koyu anında, Ce mil'in arabası görülür. İçinde Melike de var dır. Tabiat Ana, onları sevinçle karşılar. Âzem, çekingen, ürkek duran Melike'yi, Tabiat Ana' nın kızı Semra ile tanıştırır. Aynı saatlerde Necibe terzisinde prova ol maktadır. Bir ara telefona gider. Sesinde, dav ranışlarında bir yatak öncesi titreyişleri var dır. Telefonda karşısına çıkan, daha önce ta nıdığı bir erkeğe adresini sorar. Sonra süslenmek, güzelleşmek için başka ellere terkeder kendini. Güzel olmalıdır Neci be. Adresini veren adama gittiğinde göz kamaştırmalıdır. Tek bir kusuru kalmamalıdır. Bacaklarındaki tüyler alınmalı, saçları yapıl malı. En başdöndürücü kokuları sürünmelidir. Diğer tarafta Cemil, öğrencilik yıllarında kaldığı evin odalannı gezer. Semra da yanın dadır. Bir ara gözü, odanın bir köşesinde du ran kitaplara takılır. Alır karıştırır. Bunlar, sosyalist öğretinin temel kitaplarıdır. Şaşırır. Tabiat Ana'nın evinde bu kitaplam ne işi var dır? Semra'ya dönüp, hayretini gizleyemeden sorar: «Kimin bu kitaplar?» 29

32 Semra, çok doğal bir şeyden sözeder gibi, «benim» der. «Çok tehlikeli değil mi bunlar?» Semra küçümseyerek bakar Cemil'e. «Evet, sizin için tehlikeli olabilir.» «Niye bizim için?» «Çünkü sen on yıl öncesinin Cebil abisi değilsin. Sen artık Cemil beysin...» Cemil, tokat yemiş gibi sarsılır. Cevap ve remez. Susar. Âzem geldiğinden beri, kendi içinde kurduğunu sandığı mutluluk çemberi, her an yeni darbeler yemektedir. Necibe, aynı saatlerde, terzisindeyken te lefonla konuştuğu adamın garsoniyerindedir. Durmadan gülmektedir. Nedensiz bir gülme dir bu. Genç adam da katılmıştır ona. İçerek, gülerek, duygudan yoksun bir sevişmeye ha zırlanmaktadırlar. Saf ve güzel olan hiçbirşey yoktur aralarında. Adam, bu kadınla biraz sonra yatacağını bilmektedir. Onun için gel miştir buraya. Necibe ise, güzelliğine tapın maktadır. Cemil'in artık aldırış etmediği ama bol bol övdüğü güzelliğine. Yatakta çıplak, hırpalanmış bir Necibe vardır az sonra. Saçları dağılmış, yüzü yaş lanmış biri. Gözleri bomboş bakmaktadır çev resine. Adam onu çoktan unutmuştur. Giyin meye başlamıştır bile. Necibe'nin değeri nedir onun için? Yaşadığı aşk dakikaları için para bile ödemediği bir kadın... O gece Cemil, Âzem'i eve getirir. Necibe, Âzem'in kendilerinde kalacağını öğrenince si- 30

33 nirlenir. Kocasına çıkışır. Düşüncesiz hareket ettiğini, evde genç bir kız olduğunu söyler. Cemil, Âzem'i savunur. Bu biraz da geçmişini savunmaktır. Necibe'ye Âzem'in çevredeki er keklerden çok farklı olduğunu söyler. Necibe dudaklannda alaylı bir gülümseme, «Demek bildiğimiz erkeklerden değilmiş ha!» diye söylenir. Cemil, elinde tabanca, Âzem'in yanma ge lir. Bir an bakışları karşılaşır, sonra silaha doğru eğilirler. Cemil, silahı Âzem'e doğru uza tırken sorar: «Sen silahtan anlarsın... Nasıl, beğendin mi?» «Güzel silah... Yalnız ne zaman, ne için kullanmak gerektiğini iyi bilmeli. Niye silah taşıyorsun?» «Taşımıyorum. Bulunduruyorum. Belki bir gün gerekli olur diye.» «Kime karşı?» Cemil, silahı kendine doğru çekip, garip bir sesle mırıldanır. «Bilinmez ki, belki kendime karşı.» Çarpık bir gülümseme dudaklarında, Âzem'in yanından uzaklaşır. Kıyıkent'teki yaz hayatının içine, birden bir yabancı karışmıştır. «A» nın üstünde şap kası olan bir yabancı. Melike'nin arkadaşıdır bu yabancı. Çevresine bakmaktadır hep. De nize, insanlara, arabalara, gökyüzüne, herşeye herşeye bakmakta. Seyretmektedir sanki Kıyıkent'i. Varlıklı yaz kentini. Ömründe ilk kez 31

34 gördüğü bir hayatın arkasını görmeye çalış maktadır. Melike için bir dost, Ahu için, bir gece geçirilmesi ilginç olabilecek biridir Âzem. Ne cibe için tedirginlik, sıkıntı kaynağı, Cemil için ise eski bir dost. Bu arada Âzem, Tabiat Ana'nın kızı Sem ra ile de buluşur sık sık. Kısa ama Âzem'i et kileyen, sarsan buluşmalardır bunlar. Semra, Âzem'i eleştirmektedir. Onun, Ce mil'i değiştirmek için harcadığı çabayı gerek siz bulmaktadır. Semra için Cemil, sınıf de ğiştirmiş, yozlaşmanın, çürümenin doruğuna varmış biridir. Koşulları gereği, değişmesine olanak yoktur. Âzem'in «Arkadaşım o adam... Onu o bataklığın içinde bırakmak içimden gelmiyor» sözlerine karşılık, tavrını hiç acı masız koymuştur: «Biraz gerçekçi ol. Eski alışkanlıkların dan kurtul. Sınıf açısından bak olaylara.» «O da özünde bir köylü değil mi?» «Şimdi değil. Biz kimlerle uğraşmamız ge rektiğini iyi saptamazsak yanılgı ve yenilgi bizim için kaçınılmaz olur. Biz her adamı doğ ru yola getiremeyiz arkadaş. Elimizde değil bu.» Semra haklıydı hiç kuşkusuz. Kitaplardaki bir haklılıktı bu. Ama bir de akıp giden hayat vardı. Âzem, Cemil'i bilirdi. Biranlık bir şaşkınlıktı bu. Kurtulacaktı Cemil, Kıyıkent büyüsünden. Gerçek, güzel şeylere koşa caktı. Birlikte eski günlerde olduğu gibi, gü- 32

35 zel yannlar düşleyeceklerdi. Olacak mıydı bu? Semra sesleniyordu ona. «Sınıf açısından bak olaylara.» Birden sordu Semra'ya: «Melike için ne düşünüyorsun?» «Güzel bir kız, ama o kadar. Dünyadan habersiz bir bülbül kuşu. Başka türlü olamaz zaten... Olabilir mi?» Küçük Melike, şaşkın, iç dünyası karma karışık. Yambaşmdan akıp giden gürültülü, gösterişli yaşamdan sıklıyor. On sekizinde he nüz. Daha otuz yıl, belki daha fazla yaşaya cak. Ama nasıl? Ablası gibi mi? Yok. Melike, onun gibi yaşayamayacağını hissediyor. Ama nasıl yaşayacak. Bir cevap verebilse bu soru ya. Âzem ondan umutlu. Bir akşam cebinde bir kitapla çıkageliyor. Bir şiir kitabı bu. Bu ram buram sevda, yiğitlik, kavga dolu bir şiir kitabı. Uzun uykusuz gecelerinde, diskotek lerden, mevsimlik aşklardan uzak, Melike ona armağan edilen kitabı okuyor. Gecenin ilerlemiş bir saatinde, balkonda oturyordu Âzem. Birden ürkek adımlar ata rak, park edilmiş arabalara doğru yaklaşan Halil'i gördü. Âzem, garip bir önseziyle ayağa kalktı. Büyük bir dikkatle Halil'i izlemeye başladı. Halil gözleri karanlıkta daha da koyulaşmış, bir arabanın önünde durdu. Eğildi usulca. Kimse yoktu görünürlerde. Özgür, bir başınaydı. Elini arka cebine götürüp, uzun bir bıçak çıkardı. Bıçak karanlıkta bir an ışıdı. 33

36 Sonra, yüreğinin olanca öfkesiyle Halil, bıçağı arabanın lastiğine sapladı. Ağarmış saçlanyla hizmetçilik eden anasının, yarım kalan eğiti minin, hasta ciğerlerinin, Ahu'nun emreden sesiyle her seferinde ayaklar altına alındığını hissettiği onurunun, yalnızlığının sorumlusuymuşcasma, lastik söndü. Yüreğindeki kin, bi razcık yatışır gibi oldu. Doğruldu. Bıçağı cebi ne yerleştirirken, birinin kendisine baktığını hissetti. Başım kaldırdı. Aynı anda Âzem'le gözgöze geldiler. Halil olduğu yerde dondu. Âzem, usulca arkasını döndü. Yürüdü. Ertesi gün, gün boyu Âzem, Halil'i izledi. Onunla konuşmak istiyordu. Ama Halil, Âzem'e korkuyla bakıyordu. O güzel eve mi safir gelen adam, iyi niyetli olamazdı ona gö re. Şimdiye kadar kimseye bir şey söylememişse, bir düşüncesi, bir ard niyeti olmalıydı. Halil şaşkındı. Adam bir söylerse, işinden olur du, bütün düzeni bozulurdu. Zavallı anası horlanırdı. Kararını verdi. Kaçmalıydı. Mutfağa girdi. Birden masanın üstünde duran bıçak gözünü aldı. Sanki beni yanma al, ben seni korurum, diyor gibiydi. Uzanıp bıçağı aldı. Rahatlamıştı. Dönüp pencereden baktığında kendisini izleyen Âzem'in yerinde olmadığını gördü. Akşamüstüne doğru, Âzem onu Yupi'den tavuk almış eve doğru giderken yakaladı. Bir an hiç konuşmadan birbirlerine baktılar. Ha lil hayret içindeydi. Bu adamın bakışlarında kötülük yoktu. Başka bir şey vardı. Sezemedi- 34

37 ği bir şey. Daha önce ona hiç böyle bakma mışlardı. Hep horlanmış, aşağılanmıştı. Âzem'in dostluk çağrısına uyup gitti. Âzem, ilk anda sordu : yanma «Ne anlıyorsun cam kırmaktan, lastik patlatmaktan?» «Senden başka bilen var mı?» «Yok...» «Ben orta okulu bitirdim. Dört yıldır ça lışıyorum. Geçen yıl hastalandım, ciğerlerim den... ağır iş yapamıyorum artık...» Biraz ilerde çiçekler içinde bir bahçede, genç bir adama hizmet eden, yaşlı bir kadım göstererek, anlatmaya devam etti Halil, «Anam da orda çalışıyor... Bak... İşte o anam benim. O yaşlı kadın.» Sesi sevecenlik doluydu. Onun için saygıdeğer herşeyi, anası benliğinde topluyordu. Ak saçları, bükük beli, kırış kmş yüzüyle, efendilerine daha iyi hiz met etmek için çırpman anası. «O çocuk evin küçük oğlu, Fransa'da oku yor. Selimpaşa var az ötede... Orada otururuz. Evimiz var.» «Bak arkadaş.» «Arkadaş mı?» «Evet, arkadaş...» «İyi ama beyefendi...» «Beyefendi değil, arkadaş...» Âzem'in arkadaş çağrısı, dost gözleri, al çakgönüllü davranışı Halil'e güven vermişti. Âzem'in ikinci kez, «Niye camları kmyorsun. Halil?» sorusuna, biraz düşünüp, 35

38 «Bilmiyorum.. Kin var içimde,» diye ce vap verdi. «Cam kırınca geçiyor mu?» «Bir hafta, on gün rahat ediyorum. Sonra yeniden doluyor içim, duramıyorum.» «Cam kırmakla, lastik patlatmakla hiçbirşey değişmez Halil. Bak, sen genç bir adam sın. Önünde koca bir hayat var. İstersen ha yatının akışını değiştirebilirsin...» «Nasıl?» «Niye saç uzatıyorsun Halil?» Arkadaş. Kıyıkent'te dolaşan bu yabancı, bazı insanların arkadaşıdır artık. Halil'in, yaz geceleri saz çalıp gurbet türküleri söyleyen inşaat işçilerinin, bahçıvanlann, bekçilerin, yoksul çocuklann arkadaşı. Melike, arkadaşların çoğalmasını şaşkın lıkla izlemektedir. Kıyıkent onun için yalnız ca Âzem olmuştur artık. Ahu'yla Âzem'in iliş kisini de şaşkınlık, biraz da iç burukluğuyla gözler. Bir gün sofradan alıp götürmüştür Ahu Âzem'i. Sanki herkesin önünde, «Ben gü zel Ahu'yum. İstediğimi elde ederim» demek istemişti. Ahu'yla birlikte olmak. Biraz içki, güzel, rahat bir kadın. Ahu'yla birliktelikten Âzem için geriye kalan neydi? Ahu'nun yatak odası, plâstik bebeklerle doluydu. Herbiri bir pozda, ama cansız, ama işlevsiz bir yığın bebek. An cak kondukları büfe üstlerim süsleyen, ruh suz plastik yığınları. Yaşadıkları hayat gibi bir şey. Kıyıkent sofralarının, plajının güzel 36

39 Ahu'su, gene kendine en çok benzeyen şeyle ri sıralamıştı yatak odasına. Bir süre sonra Âzem'in Kıyıkent'in işçi leriyle arkadaşlığı artmıştı. Hep onlarla ko nuşmaktadır. Ama bu arkadaşlıktan tedirgin olanlar da vardır. «Ne demek sınıf, emeğin kurtuluşu ne de mek?» Denize dalgın bakan Âzem, Melike'nin bu sorusu karşısında şaşırır. «Nerden duydun?» «Sen konuşuyorsun o adamlarla. Burada kiler pek hoşnut değil senden.» «Bu adam ne konuşur hizmetçilerle, işçilerle diyorlar.» Âzem gülümser. Bu konuda Melike'nin düşüncesini öğrenmek istemektedir. «Sen ne diyorsun?» «Ben mi, eee, ben merak ediyorum sade ce.» «Neyi?» «Neler konuştuğunu?» «Dinlemişsin ya...» «Üç, beş kelime duydum o kadar.» «Kaç yaşındasın Melike?» «On yedi.» «Bugüne kadar hiç para kazandın mı? Yani bir iş yapıp karşılığında para aldın mı?» Bu soruya hayırdan başka cevap veremez Melike. İsviçre'de eğitim gören, canı sıkılan, çevresiyle bağ kuramıyan Melike'nin, yalnız ca bir sıkıntısı olmamıştı. O da para. Cemil'e Âzem'den ötürü, çevrenin, karısı- 37

40 nm yaptığı baskılar gün gün artmaktadır. Necibe'ye göre, Cemil'in ev sahipliği bitmeli dir. Gitmelidir artık bu adam. Herkes onun hakkında çok kötü konuşmaktadır. Başları belaya girebilir. Dostlarını, böylesi bir hayatı o adam yüzünden tehlikeye atmak olmaz. Üs telik Melike'nin durumunu da iyice tehlikeli görmektedir. Yeni ilişkilere giriştiği böyle bir dönemde Melike'yle uğraşamaz. O gün kumar masasında gördüğü, gülümsediği adam olma lıdır yaşadığı tek şey. Yeni bir serüvenin baş langıç tadını benliğinde hissetmelidir. Meli ke, başka şeyler, Âzem, serüvenlerini bozma malıdır. Kıyıkent'te sofralar zengindir. yaktığı, denizin, pahalı içkilerin Güneşin serinlettiği bedenler, şehvetle karışık bir iştahla oturur lar sofralara. Kumar ve cinsel oyunların yıp rattığı bedenlerin bol kaloriye, proteine ihti yacı vardır. Kıyıkent'te yaşıyanlar bunu bilir. Dinsel bir törene hazırlanır gibi hazırlanırlar yemeğe. Balıkların çeşidi öyle boldur ki, seçim için biraz güçlükler çekerler. Et en güzel onla rın sofralarında pişer. Turfanda meyva, çe rezdir onların sofralarında. Büyük kahkahalar atarak, çatal ve bıçak larla saldırırlar yemeklere. Yedikleri, fabri kalarında çalışan emekçilerin nafakasıdır. Ye dikleri, köprü altlarında yatan çocukların na musudur. Yedikleri, iyi ve güzel şeylere ina nanların beyinleridir. Şehvetli bir iştah ile tüketirler aydınlık ve umutlu herşeyi. 38

Sfc.y. E&* ,rv.. %»*" "»A.-

Sfc.y. E&* ,rv.. %»* »A.- * Sfc.y. Â V E&* %»*",rv..

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 163 FEDAKÂRLIK VE DUYARLILIK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 09 1 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e?

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e? Seçelim ve yerleştireli. erelisi iz? e i adı e u oldu erha a Türk ü sizi adı ız erelisi iz? Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu.... e? Sophie : Be i adı Sophie. Kutlu : Memnun oldum. Sophie : Be de..

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25 DÜZE AAAR BÖÜ 5 DE SRU 1 DE SRUAR ÇÖZÜER 4 1 A B C D E F ışık ışını B noktasından geçer ışık ışını E noktasından geçer 5 ESE AAR ışını ve düzlem aynalarında yansıdığında, n = 3 ve n = 1 olur Bu durumda

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır Berk Yaman Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR Evveel zaman içinde yaşayan iki âşık varmış. Kara sevdaları

Detaylı

DEĞERLER EĞİTİMİ SINIF İÇİ ETKİNLİK PLANI MAYIS-HAZİRAN AYI İŞLENEN DEĞER: AİLEMİZİ ARKADAŞLARIMIZI VE HAYVANLARI SEVMEK ARKADAŞ SEVGİSİ DOSTLUK

DEĞERLER EĞİTİMİ SINIF İÇİ ETKİNLİK PLANI MAYIS-HAZİRAN AYI İŞLENEN DEĞER: AİLEMİZİ ARKADAŞLARIMIZI VE HAYVANLARI SEVMEK ARKADAŞ SEVGİSİ DOSTLUK DEĞERLER EĞİTİMİ SINIF İÇİ ETKİNLİK PLANI MAYIS-HAZİRAN AYI İŞLENEN DEĞER: AİLEMİZİ ARKADAŞLARIMIZI VE HAYVANLARI SEVMEK ARKADAŞ SEVGİSİ DOSTLUK ETKİNLİK SÜRESİ: 30 DK. ETKİNLİK ZAMANI: TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ

Detaylı

KISA FİLM FİNAL SENARYO YAŞAR AKSU İLETİŞİM: (+90) (+90) (+90)

KISA FİLM FİNAL SENARYO YAŞAR AKSU İLETİŞİM: (+90) (+90) (+90) KISA FİLM FİNAL SENARYO YAŞAR AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 1. BAR İÇ/GECE Murat, Aylin, Öğrenciler Murat ve Aylin eğlenmektedirler Tempolu Müzik Herkes kendi

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Yönetmen Ediz GÜLTEN http://www.youtube.com/watch?v=pj7l8_wstae SAHNE: 1 Harun Kolçak, bahçede yastıkların üzerinde oturmuş / YA DA TAROT BAKAR, ÖLÜM KARTI

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı ve faydalı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı

Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı Sonsuza Kadar Beraber Sonsuza Kadar Ayrı Bazı insanlar vardır hayatınızda, onlar ile birlikteyken öyle bir hisse kapılırsınız ki... Bazen bir bütün gibi hissedersiniz, bazen ağaçtaki kuş, denizdeki balık

Detaylı

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse Gösterdim Gördü anlamına gelmez Söyledim Duydu anlamına gelmez Duydu Doğru anladı anlamına gelmez Anladı Hak verdi anlamına gelmez Hak verdi İnandı anlamına gelmez İnandı Uyguladı anlamına gelmez Uyguladı

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır.

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. (Şapkasını takar.) Nasıl oldu Mimiciğim? Ay çok hoş! (Saçlarına taktığı çiçekleri gösterir.) Ne

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Belki de Güneşli Bir Sabah Vakti

Belki de Güneşli Bir Sabah Vakti Belki de Güneşli Bir Sabah Vakti Uzun Metraj Film Projesi Yazan: Özgür Çağdaş ozgurcagdas@gmail.com Haziran 2008 (Demo amaçlı olarak senaryonun sadece giriş kısmı ilk 12 sayfa-) NIN EVİ - İÇ - GÜN Nazlı,

Detaylı

Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu)

Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu) Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu) Prof. Dr. Erman Artun GELİN VERME OYUNU Gelinlerin anasının üç kızıyla oyun alanına gelmesiyle başlar. "Haydee gelin satıyorum,

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Geniş plan Derya ile Alp'i görürüz. Derya ile Alp yan yanadır. Derya mankenin başındaki duvağı alır ve kendi başına kor.

Geniş plan Derya ile Alp'i görürüz. Derya ile Alp yan yanadır. Derya mankenin başındaki duvağı alır ve kendi başına kor. Sarı Gül Yönetmen : Kemal ÇİPE Senaryo : Kemal ÇİPE Sahne 1 Gelinlikçi İç / Gün Derya ile Alp gelinliklere bakıyorlardır. İkisi de çok mutludur. Geniş plan Derya ile Alp'i görürüz. Derya ile Alp yan yanadır.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI Nİsan AYI BÜLTENİ Sevgİ Kİlİmlerİmİz BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Afetler ve İlişkilerimiz

Afetler ve İlişkilerimiz Afetler ve İlişkilerimiz DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Sayfa 2 DEPREM, KAYIPLAR VE EŞLER ARASI İLİŞKİLER Sayfa 10 DEPREM, KAYIPLAR VE DOSTLUKLAR Sayfa 14 DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Aşa ğı da ki bil gi ve

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Yüreğimize Dokunan Şarkılar

Yüreğimize Dokunan Şarkılar On5yirmi5.com Yüreğimize Dokunan Şarkılar Gelmiş geçmiş en güzel Türkçe slow şarkılar kime ait? Bakalım bizlerin ve sizlerin gönlünde yatan sanatçılar kimler? Yayın Tarihi : 6 Ocak 2010 Çarşamba (oluşturma

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

1. Tema. Eserde işlenen konu, düşünce, görüş. Yargı içeren bir cümledir. Mantıklı ve açıktır. Diyalogla açıklanmaz. Yazıyla gösterilmez.

1. Tema. Eserde işlenen konu, düşünce, görüş. Yargı içeren bir cümledir. Mantıklı ve açıktır. Diyalogla açıklanmaz. Yazıyla gösterilmez. 1. Tema Eserde işlenen konu, düşünce, görüş. Yargı içeren bir cümledir. Mantıklı ve açıktır. Diyalogla açıklanmaz. Yazıyla gösterilmez. 2. Sinopsis Filmin özetidir. Tanıtım yazısıdır. İlgi çekmelidir.

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

TEST: Nasıl Daha Verimli Öğrendiğinizi Biliyor musunuz?

TEST: Nasıl Daha Verimli Öğrendiğinizi Biliyor musunuz? Nasıl öğrendiğinizi biliyor musunuz? Ve ne kadar verimli öğrendiğinizi İşte bu test ile ne kadar verimli bir öğrenmeye sahip olduğunuzu anlayacaksınız, eksikliklerinizi tespit edeceksiniz. Haydi iş başına.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Uğur Akkaş. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Uğur Akkaş. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.8.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

GELİŞİMİN EN HIZLI OLDUĞU DÖNEMİ 0-3 YAŞTIR Fakat 0-6 yaşın her döneminde çocuğun öğreneceği fiziksel, sosyal, zihinsel, cinsel, duygusal ve ahlaki gö

GELİŞİMİN EN HIZLI OLDUĞU DÖNEMİ 0-3 YAŞTIR Fakat 0-6 yaşın her döneminde çocuğun öğreneceği fiziksel, sosyal, zihinsel, cinsel, duygusal ve ahlaki gö 0-6 YAŞ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ KÜÇÜK ADIMLAR ANAOKULU Mehmet Gökay İÇEL. Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen GELİŞİMİN EN HIZLI OLDUĞU DÖNEMİ 0-3 YAŞTIR Fakat 0-6 yaşın her döneminde çocuğun öğreneceği

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır.

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. .com Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. ilkok 2/... Sınıfı Türkçe Dersi Değerlendirme Sınavı Adı-Soyadı:... Yaşayabilmek için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen sayesinde karadaki

Detaylı

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Püsküllü Deve Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür.

BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür. AIŞTIRAAR BÖÜ BAĞI HAREET ÇÖZÜER BAĞI HAREET 1 4 N N =v =0 Şekilde görüldüğü gibi, aracındaki gözlemci yi doğuya, yi e, N yi batıya doğru gidiyormuş gibi görür = = = 0 olur ( aracı duruyor) =v = aracı

Detaylı

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir.

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız

II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız SABEDİN TÜRKER İÖO 5.SINIF TÜRKÇE Cümlede Anlam TEST 37 1) V. mümkün değildir I. II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız Yukarıda numaralandırılmış sözcüklerden anlamlı ve kurallı bir tümce oluşturulduğunda

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI:

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: 09.04.2010 1. Vücudumuzdaki şeker oranını aşağıdaki organlarımızdan hangisi ayarlar? A) Kalp B) Böbrek C) Karaciğer 2. Sağlıklı bir yaşam için en önemli seçenek

Detaylı

Turkiye' ye dönmeden önce üniversiteyi kazandığımı öğrenmistim. Hayatımın en mutlu haberini de orada almıştım.

Turkiye' ye dönmeden önce üniversiteyi kazandığımı öğrenmistim. Hayatımın en mutlu haberini de orada almıştım. Meraba, Ben Asena Ünğan. 19 yaşındayım. 1-22 Eylül 2016 tarihinde Güney Kore'de, Incheon, Seoul,Jeonju,Gyeonju ve Busan da bulundum. Güney Kore topraklarına sevdam 9 yaşında iken, Taekwondo ile başladı.

Detaylı