Editörden Kurban Etinden Yemek Basiretli Olmalıyız Talim ve Terbiye Arasında Öğretmen

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Editörden. 10-11 Kurban Etinden Yemek. 12-13 Basiretli Olmalıyız. 14-15 Talim ve Terbiye Arasında Öğretmen"

Transkript

1 Editörden Yusuf İMKANDER: İHH Sizlere İHH nın Temmuz 2012 de yayınlanan Arakan Raporunu sunuyoruz. Arakan da yaşananları kamuoyuna aktarmayı, İslam dünyasını ve uluslararası topluluğu bilgilendirmeyi ve Arakan da tırmanan şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Budist Burma yönetiminin yıllardır sistemli bir şekilde yürüttüğü bu soykırıma hepimizin vereceği bir cevap olmalıdır. Öncelikle yaşanılanlar konusunda, bilgi sahibi olmalıyız. Raporun tespit, değerlendirme ve öneriler bölü- münde belirtildiği gibi müslüman kardeşlerimizin yanında yer almalıyız. Sizlere hatırlatmak istediğimiz bir diğer husus da Kafkasya da şehit olan mücahit kardeşlerimizin geride bizlere emanet bıraktığı yetim çocuk ve ailelerin durumu İMKANDER genelde tüm İslam coğrafyasında zulme uğramış ve zor durumda kalmış bütün Müslümanlara; özelde ise Kafkasya,da süre gelen savaştan dolayı mağdur duruma düşmüş bütün Kafkasyalı (Çeçen, İnguş, Dağıstanlı, Karaçay Türk ü, Nogay Türk ü, Kabardin-Balkar) dul, yetim, hasta, gazi ve mültecilere maddi, manevi ve hukuki konularda imkanlar ölçüsünde yardımcı olabilmek amacıyla kurulan ve çalışmalarıyla örnek olan bir dernek. Başta kurban bayramı vesilesiyle olmak üzere diğer zamanlarda da imkanlar ölçüsünde emanetlere sahip çıkalım, derneğimizi destekliyelim. Kurban Bayramıyla ilgili vakfımızın yürüttüğü çalışmalar konusunda bilgilendirmeyi de bu sayımızda bulabilirsiniz. Mubarek Kurban Bayramının ümmetin uyanışına vesile olması temennisiyle hayırlı bayramlar dileriz. Ada da kalın!.. E. ERDEM 2-3 Kulluğumuzun Seviye Kazanmasında Takvanın Yeri 4-7 Ali Şerati ve Hac 8-9 Hayatımız ve Meşgalemiz Kurban Etinden Yemek Basiretli Olmalıyız Talim ve Terbiye Arasında Öğretmen Ahlak GDO Yaşama Sahip Olmak İMKANDER Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sahir AKÇA Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ertuğrul ERDEM Grafik&Tasarım Özer ÖZTÜRK Yayın Kurulu Sahir AKÇA, Yusuf Ertuğrul ERDEM, Atilla YAKAR, Yusuf ERKAN Reklam Sorumlusu Atilla YAKAR Baskı Burak Ofset İrtibat: Atatürk Bulvarı Kadir Hoca Sokak (Öğretmenevi Yanı) Ötük Apt. No:1/3 Adapazarı /SAKARYA Telefon: Yayınlanan Yazıların Fikri Sorumluluğu Yazarlara Aittir. Gönderilen Yazılar İade Edilmez. İsim Zikredilerek İktibas Yapılabilir.

2 RİBAT Abdullah BÜYÜK Kulluğumuzun Seviye Kazanmasında Takvanın Yeri Takvadan uzak olmak, ilahi rızadan, ilahi hoşnutluktan da uzak olmak demektir. Ancak günümüzde noksan veya yanlış anlaşılan takva, belirli bir zümrenin mücadele alanı olarak algılanmış ve büyük bir çoğunluğun rafa kaldırmasına sebep olmuştur. Yaratılış sebebi ibadet olan insanın hayatı, rengârenk imtihanlarla donatılmıştır. Bu imtihanların sayısını, cinsini, zaman ve mekân boyutunu tayin eden insanın kendisi değil, insanı yaratan Allah tır. O ndan gelen her şeye, kulun vereceği cevap ise açık ve nettir: Lütfun da hoş, kahrın da hoş Ağustos ayında ve çöl sıcakları dediğimiz zaman içinde tutacağımız oruç ibadeti ve ramazan ayı, ilahi bir ikram olarak kabul edilmeli, kaşımızı çatmadan, mırın kırın etmeden hoş geldin, sefalar getirdin denilerek karşılayacağımız bir ibadettir. Bizlere oruç ibadetini farz kılan Rabbimiz, orucun gerekçesini de bildirmiştir: Takvaya kavuşmak, muttaki bir kul olmak. Hedefe Nasıl Varabiliriz? Kur an-ı Kerim de 258 ayetle ele alınan takvayı yakinen tanımakla işe başlamak gerekiyor. Takva kısaca Allah ın emir ve yasaklarına uymakta titizlik göstermektir. Tarifi kolay olsa bile kazanımı o kadar da kolay değildir. Sizlere farklı bir usul ve üslupla takdim edeceğimiz takva, kadın-erkek, genç-ihtiyar, zenginfakir, Türk, Arap, Kürt, Çerkez herkesi yakinen ilgilendirmektedir. Takvasız yaşamak, paldır küldür yaşamak demektir. Takvadan uzak olmak, ilahi rızadan, ilahi hoşnutluktan da uzak olmak demektir. Ancak günümüzde noksan veya yanlış anlaşılan takva, belirli bir zümrenin mücadele alanı olarak algılanmış ve büyük bir çoğunluğun rafa kaldırmasına sebep olmuştur. Gecekonduda yaşarsan takvayı elde edersin, villaya taşınırsan takvasız olursun değerlendirmesi yanlış ve hatalı bir yaklaşımdır. Fakir olursan takvalı, zengin olursan takvasız olmak gibi bir anlayış, takvayı anlamamak demektir. Misaller çoğaltılabilir. Takvaya Nasıl Kavuşabiliriz? Ribat Eğitim Vakfımızın 10 Temmuz 2011 tarihinde ve Konya nın merkeze yakın bir yerinde gerçekleştirdiği piknik programında takdim ettiğim mesajı, siz değerli okuyucularımız dikkatle okursa, takva konusunu anlayacağımıza inanıyorum. Öyle ise sözü fazla uzatmadan, hemen ilgili konuya geçebiliriz. Üzerinde yaşadığımız yeryüzü, insanlık için büyük bir dershanedir, bir okuldur, mekteptir. Bu büyük dershanenin ders kitabının adı Kur an-ı Kerim dir. Kur an-ı Kerim in muallimleri ise peygamberler ve onlardan sonra gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecek peygamber varisleri olan âlimlerimizdir. Yeryüzü dershanesinde, insanlığı eğiten, onlara ders veren peygamberler acaba derslerini verirken nasıl bir metot izlemişler? dersek, bunun cevabı o kadar da zor değildir. Şimdi önce, peygamberlerin yapmış olduğu dersler ile günümüz âlimlerinin verdiği derslerin farkını ortaya koyalım. İnsanları terbiye eden, eğiten, verimli hale getiren peygamberler; 1. İnsanın yeteneklerini, kabiliyetlerini, istidatlarını açığa çıkarmak, inkişaf ettirmek için mücadele etmişlerdir. 2. Sorumlu oldukları toplumları manen ve madden temizlemek için ders vermişlerdir. 3. İnsanı, örnek insan, kâmil insan, dolayısıyla üsve-i hasene dediğimiz model insan olması için uğraşmışlardır. Günümüz âlimlerine baktığımız zaman, genelde muhataba sadece bilgi aktarmanın dışında ciddi bir yatırımın, insanı terletecek bir gayretin içine girilmediği görülmektedir. Tefsir hocamız rahmetli Abdullah Aydemir şu örneği verirdi: Âlim insan, huni olmamalıdır. Yani 20 litrelik gazyağı tenekesinden, gaz lambasına gaz akıtmak için huni kullanan insan gibi olmamalıdır. Bu konuda da örneğimiz peygamberimizdir. Efendimiz 23 yıllık risalet yani peygamberlik hayatında kıyamet kopuncaya kadar gelecek tüm âlimler için fiili kıstastır, ölçüdür Yürümesi, gülmesi, ağlaması, namazı, duası, cihadı, yani hayatının her ânı genelde insanlık, özelde ise âlimler için örnektir, ölçüdür ve kıstastır. Böyle olunca, inanan bir insanın ve insanlığı irşat etmekle sorumlu olan âlimlerin hâlâtı da, kendi devrinin insanlarına ölçü, örnek olmak zorundadır. Bacak bacak üstüne atarak, Kur an-ı Kerim in bir ayetini sigara dumanı eşliğinde okuyan insan, allame-i cihan da olsa, ağzıyla kuş da tutsa, insan yetiştiremez. İnanan insanın ve hassaten ilim ehlinin her uzvu, her organı vitrin görüntüsündedir ve muhataplarının örnek alacağı fiili nimetlerdendir. İşte tüm bu güzellikleri elde etmenin yolu, takvalı yaşamak, takvalı kulluk yapmaktır. 2

3 RİBAT Bu nimeti elde etmenin şartına gelince Bu şartları dört madde halinde sıralamak mümkündür. Bunlar: 1. Âlimlerimiz başta olmak üzere tüm mü minler olarak ilahi bir kamera altında olduğumuzu idrak etmeliyiz. Bizler için paket yayın değil, canlı yayın geçerlidir. 2. Cibril Hadisi olarak bildiğimiz hadis-i şerifin ışığında imandan ihlâsa doğru bir yolculuğa çıkmamız gerekiyor. 3. İlahi kudretin gösterisi olan, ilahi vitrinlerden nasiplenmek icap ediyor. 4. İlahi vitrinlere bakıp tefekkür ederek kalplerimize seviye kazandırmamız gerekiyor. Dört maddede özetlemeye çalıştığımız güzellikleri elde etmek sabır ister, ilim ister, amel ister. Bu güzelliklere kavuşmak istediğimizi fark eden şeytanı, nefsi hesaba katmamız gerekir. Adeta kaygan bir zeminde takvalı kulluk yapmak isteyen her bir insanın; şeytanı, nefsi ve insan şeytanlarının takacağı çelmeleri hesaba katması gerekir. Bu tehlikeli yolculukta ayağımızın kaymaması için alınacak tedbirler de bellidir. Nedir bunlar? Hamd, şükür ve zikirdir. Ne yapıp edip, vücut iklimimiz üzerinde söz sahibi olmak isteyen nefis ve şeytana fırsat vermemeliyiz. Bunlara İlaveten Daha Neler Yapılabilir? Derinden düşünecek, tefekkür edecek olursak, inanıyoruz ki vücudumuzun her bir uzvuna, organına puan verilecektir. Bundan dolayı Fussilet Suresi nin ayetleri, tüm vücudumuzun konuşan ağız haline geleceğini haber verir. Lokman Suresi nin 16. ayeti ışığında kâinata baktığımızda, kıyamet malzemelerinin birer ibret levhası haline getirilmesi anlaşılır. İşte bu seyir hali, takvayı elde etmenin bir yoludur. Takvamız arttıkça, kıyamet bağlantılı duygularımızda artmaya başlayacak ve Allah ı görürcesine hayatına çeki düzen veren muhsin kullardan, muttaki kullardan biri olacağız. Yetmedi, kalbî hayatımıza göre bedenimiz şekillenecektir. Bizleri bekleyen bir başka nimet var ki, duyanlar, bilenler ona koşmaktadır. Müminûn Suresi nin ilk 11 ayeti, Firdevs Cenneti ne girebilmenin şartlarını adeta maddeler halinde zikretmektedir. Hz. Aişe Validemiz in: Siz Müminûn Suresi ni okumuyor musunuz? Rasûlullah ın ahlakı, orada özetlenmiştir manasındaki sözleri, bizlere yeni bir kapı açmaktadır. Yukarıda bilgisini sunduğumuz surenin ilgili ayetleri ile irtibata geçersek, yaptığımız ibadetlerin ruhumuza bir gıda, bir vitamin, bir kalori verebilmesi söz konusu olacaktır. İşte bu seviyeyi yakalamak demek, takvalı olmak demektir. Bunu gerçekleştirdiğimizde gerisi kolaydır. Takvalı ilim, takvalı hizmet, takvalı ticaret, takvalı sohbet zincir halkası gibi uzar gider. Muttaki bir dernek ve vakıf başkanı, takvalı doktor ve avukat, takvalı muhtar ve gece bekçisi, takvalı imam ve öğretmen vs. bu toplumun asırlardır hasret kaldığı nimetlerdir. Mü min insan demek, devrinin, zamanının gidişatından sorumlu insan demektir. Ferdi ve sosyal sorumluluk şuuru, bilinci ile iş başı yapmak, takvalı kulluğa kavuşmanın ilk adımı olsa gerektir. Bir nevi kulluğumuzun bedelinin ödenmesi olan bu onurlu ve şerefli, takvalı kulluk, son anımızda da bizlere farklılıklar sunacaktır. Hayatını doğrularla tanzim etmiş, yönetmiş, hayat tarzı ve vücudunun organları ibret alınacak birer vitrin olmuş insanın son nefesi ilahi bir organize ile merasime dönüşecektir. Bu merasimin oluşmasında meleklerin katılımı hayli dikkat çekicidir. Fakat siz göremezsiniz mealindeki Vakıa Suresi nin 85. ayeti, muttaki, doğru, dürüst insanın son nefes merasimini canlı ve yaşayan insanlardan gizlemiştir. Sizlere sunulan bu mesajın verdiği hakikatlerle buluşmayı, tanışmayı ve kaynaşmayı gündemimize almamızı, bu uğurda verilecek nefeslerin, son nefesimize tesir edeceğini umuyor, cümlenizin idrak edeceğimiz Bayramınızı tebrik ediyorum. 3

4 KÖŞE YAZISI Mustafa ÖZCAN Ali Şeriati ve Hac Ali Şeriati efsanevi yazarlardan birisidir. Efsanevi kitaplarından birisi ise Hac kitabıdır. İçten yazıları ve özeleştirileri nedeniyle İslam dünyasında tutulmuştur. Tutulmasının bir diğer nedeni de, farklı ve modern bir dil kullanmasıdır. 4

5 KÖŞE YAZISI Şiiliği modern kalıplarda ifade etmesidir. İran dan ziyade İran dışında tutulmuştur. Veya en azından milli sınırlarını aşmıştır. Devrimden sonra Hac gibi kitaplar da İrşat Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır. Sonra nisyana terk edilmiştir. Lakin günümüzde özellikle Sünni dünyasında kitapları tekrar be tekrar basılmaktadır. Beyrut ta Daru l Emir ve Türkiye de Fecr Yayınları külliyatını yeniden yayınlıyor. Şii uleması nezdinde pek makbul olmayan Ali Şeriati (1) Sünni dünyaya Şia nın makbul bir yüzü olarak pazarlanmaktadır. Bunu Fransızların tabiri ışığında daha iyi anlayabiliriz. Bon Pour L orient: Şarka kifayet eder uyar. Ali Şeriati ve eserleri bağlamında bu deyim, Şiileri bozar ama Sünnileri açar, düzeltir anlamına geliyor. Maalesef Sünni dünyada Ali Şeriati nin kitapları ve çalışmalarıyla ilgili ciddi tahliller yapılamamıştır. Sadece tek yanlı bir tılsımına kapılma hali yaşanmıştır. Mevlana ya dudak kıvıran gençler Ali Şeriati nin eserlerini elinden düşürmemektedir. Maalesef gerçek anlamda ne modern İran ı ne de kadim İran ı ve geleneğini tanıyan uzmanlarımız var. Giderek azalıyor. Bu da İran a farklı bir gözle bakmayı zorlaştırıyor. İran Devrimi de, İran ı devrime veya Şiiliğe indirgedi. Bütün ara renkleri ve tonları kaldırdı. Bundan dolayı sathi bir algı oluştu. Ali Şeriati bu algı üzerine yükseldi ve piyasada hüsnü kabul gördü. Neden hala Türkiye de Said Havva nın külliyatı yerine Ali Şeriati külliyatı revaç bulmaktadır? Bu soruya cevap vermeden evvel şunu söylemek lazım. Bunun sonuçlarından birisi Türkiye deki aydın çevrenin Suriye devrimine yabancı kalmasıdır. Ali Şeriati yerine Said Havva yı okumuş olsalardı şüphesiz çizginin doğrusunu benimsemiş olacaklardı. Ali Şeriati karşısında Said Havva kesinlikle müteşerridir. Ali Şeriati ise mütefelsif yani felsefe ile bulaşıktır. Ali Şeriati kesinlikle tutarsız bir yazardır. Bir tarafta Şia nın, imamlarını Allah ın şeriki haline getirdiklerinden yakınmakta diğer taraftan da Hazreti Peygamberin başaramadığını imametin başaracağını ileri sürmektedir. Kitaplarına bakıldığında bu tutarsızlıklar apaçık görülecektir. Zira Ali Şeriati nin hiçbir ölçüsü yoktur. Ne mezhep içi ne mezhep dışı. Ölçüsü tamamen kendi bilgileri ve eklektik ve karma düşüncesidir. Belki de en faydalı hizmeti, Şia düşüncesini elemiş ve çalkalamış olması ve buradaki tutarsızlıkları ortaya koymuş olmasıdır. Bununla birlikte la/hayır demiş lakin yerine bir şey ikame edememiştir. Bununla birlikte sadece Şia yı elememiş aynı zamanda Sünniliği de gayri meşru saymıştır. Onların yerine kendi hayalini koymuştur. Modern felsefe ve sosyoloji ışığında Şii söylemi yenilemiş ve bu da bu söylemin cazibesini artırmıştır. Bununla birlikte inşa etmeye çalıştığı söylem de yanlıştır. Ali Şeriati ile ilgili özgün çalışmalara ihtiyaç var. Bununla birlikte devrini tamamladığı da bir gerçek. Ali Şeriati nin hacla ilgili görüşleri konusunda El Müctema dergisinde Dr. Sinan Ahmed in bir makalesi yayınlandı. Bu makalede Ali Şeriati nin hac anlayışına temas ediyor. Şunu söylemek gerekir ki, Ali Şeriati nin hayatını vakfettiği iki unsurdan birisi devrim diğeri de imamet meselesidir. Devrimciliği Fransız Devrimi ve Ekim devriminden mülhem ve buna bir de Kerbela aşısı ilave etmiştir yılında Londra da esrarengiz bir şekilde ölümüyle birlikte devrimi göremedi. Görseydi devrimle barışık mı olurdu yoksa Halkın Mücahitlerine mi katılırdı bunu bilemeyiz. Ütopik yapısından dolayı devrimci olmasına rağmen devrimin ve bütün devrimlerin onu tatmin etmeyeceğini söyleyebiliriz. Ali Şeriati nin fikirlerinin gerçekte bir karşılığı var mı yoksa denildiği gibi ütopyadan mı ibaret? Ütopya ulaşılmayacak hayallerin peşinden sürüklenerek ideallerin tüketilmesidir. Ütopya nihilizm ve anarşizme dönüştüğü gibi sonunda da realizme dönüşür. Türkiye de radikallerin iktidar nimetiyle tanışmalarının ardından 180 derece dönüşmeleri gibi. Bunların derdi iktidara kadar muhalefettir. Tarihte bunun misali çoktur. Hariciler idealizm adına Hazreti Ali ye karşı çıkmışlar ve ardından da en azından bir kısmı hilafetin lüzumunu bile reddetmiştir. Hazreti Ali nin hilafetini reddettiği halde herkesin hilafetini kabule yanaşmıştır. İdealler yakalanamadığında yine idealleri inkar edenler onlar olmuştur. Hadis diliyle bunlara en menbettu denilmektedir. Hadis diliyle, hızlı gidenler ne yol alır ne de devede sırt bırakır. Dolayısıyla acele etmek idealleri öldürmektir. Bundan dolayı Haricilerin vasfı teenni ve derin düşünmek yerine eyleme geçmek ve hareket etmektir. Bazılarının aklı ilminden ziyade olur ve bunlar tehlikesizdir. Bazılarının ise ilmi aklından fazla olur ve bunlar tehlikelidir. Eylemi de aklından fazla olanın tehlikesi zahirdir. İdealleri de gerçeklerden büyük olanlar toplum için potansiyel tehlike taşırlar. Dr. Sinan Ahmet üçüncü yüz yılda Tunus ta kurulan sora Mısır a yayılan Fatimilerin dinleri birleştirme 5

6 KÖŞE YAZISI sevdasında olduklarını ve mutlak çoğulculuğu esas aldıklarını söylemiştir. İslam ise mutlak değil izafi ve pratik çoğulculuğu esas almıştır. Kesrette vahdet veya birlikte yaşama formülünü esas almakla birlikte kimi vahdet-i vücutçuların inandıkları gibi bütün tezatları doğru saymamıştır. Teslis ile tevhidi aynı algılamamıştır. İsmaili bir fikri altyapıya haiz olan İhvan-ı Safa da Risalelerinde bütün mezhepleri birleştirmek istemiştir. Günümüzde Ali Şeriati veya kimi Şiiler de mezheplerin yakınlaştırılması adı altında uzak tehlikeyi yakın hale getirmekte ve bariyerleri ve sınırları ortadan kaldırarak fikirlerin veya inançların ihtilatını beraberinde getirmektedir. Kafalar berraklığını kaybederek yeni rüzgarlara ve akımlara maruz ve açık hale getiriliyorlar. Bu nedenle ihtiyat payını kaldıran kitleler yanlış fikirlerin baskınına uğramaktadır. Mezhep taassubunu kaldırma gibi ifadelerle yabancı fikirler bünyeye zerk edilmeye çalışılmaktadır. Elbette geçişlilik olacak lakin bu süzgece tabidir. İhtiyatsız geçişler veya buna imkan veren delikler tehlikelidir. Günümüzde ise kompleksle buna cevaz verilmiş ve uzak tehlike yakına getirilmiştir. Ali Şeriati nin Hac kitabında bir kroki veya çizim vardır. Bu çizimde Kabe nin etrafında dönen ok suretinde nesneler vardır ve bunlar saatin akrebine doğru yol almaktadır. Tek ok ise farklı bir istikamette seyretmektedir. Bu ise Hazreti Hüseyin in (R. A.) sehmi veya okudur. Bu bizzat Ali Şeriati nin önerdiği bir benzetmedir ve bununla herkesin yanlış yöne doğru yöneldiğini ve tek istisnanın Hazreti Hüseyin olduğunu ve onun şahadete doğru yöneldiğini söylemektedir. Burada Hazreti Hasan ile birlikte Cafer-i Sadık gibi bütün Ehl-i Beyt mensuplarına da zımni bir taarruz ve sataşma vardır. Bu ütopya ile başkaların karalamaktır. Hazreti Ömer Sakife seçimiyle alakalı olarak felte/kazara tabirini kullanması gibi aslında Kerbela da kazara bir meseledir. Elbette bu ifade ile ne Hazreti Hüseyin in kişiliğini hafife alıyor ne de karşı tarafın yanlışını örtüyoruz. Lakin Fatıma Fatıma olduğu gibi gerçek e gerçektir. Hayalin çekiciliği gerçeği örtemez. Herkes Kabe de yanlış yola doğru savrulurken sadece Hazreti Hüseyin in doğru yöne gitmesi şatat/ savruk bir anlayıştır. Daru l Emir tarafından yayınlanan Beşinci Farz: Hac kitabındın 44 üncü sayfasında tevhit emanetinin ve yükünün peygamberden sonra imamlara devredildiğini ifade etmektedir. Humeyni de bunu Velayet-i fakih doktrinine uyarlamış ve tercüme etmiştir. Bu Ehl-i Sünnete göre hayali bir görevdir. Tevhid yükü bütün müminlerin omzundadır. Bütün alimler de bu konuda Hazreti Peygamberin varisleridir. Sinan Ahmet in ifadesiyle bu İslam adına İslam ı yıkmakla eşdeğerdir (2). Dr. Sinan Ahmet batinilerin öteden beri hac meselesiyle yakından alakalı olduklarını hatırlatır. Nitekim Karmatiler hac mevsiminde Kabe ye baskın düzenlemişler ve tevriye gününde binlerce müslümanı kılıçtan geçirerek Hacer-i Esved i de yanlarına alarak Bahreyn in başkenti Hecr e gitmişlerdir. Bütün tarihçilerin ifadesiyle Karmatiler Şeyh Bedreddin hareketi gibi erken dönem sosyalist anlayışla ifade edilebilecek bir harekettir. Nasır-ı Hüsrev gibiler bunun felsefesini ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu anlayışlar temellerini Mazdek anlayışında bulurlar. Dolayısıyla tarihte modern sosyalist hareketler olduğu gibi temelleri tarihe dayanan ve tarihe giden sosyalist hareketler de vardır. Ali Şeriati de sosyalizmden fazlasıyla etkilenmiştir. Ali Şeriati de Alevi Teşeyyü kitabında Karmatilerin sosyalist eğilimli olduklarını teslim eder. Hasan Sabbah ise ifadesine göre terörist eğilimlidir. Elbette söyledikleri doğrudur lakin bu onun modern sosyalist hareketlerden etkilenmediğini göstermez. İmameti devrim ve sosyal adalet üzerine tesis etmiştir. Hilafati ise sınıfsal bir sistem olarak nitelendirmektedir. Karmatiler Kabe ye tasallut ettikleri gibi Abdulkahir Bağdadi gibilerin Sünni değil Şii ve İsmaili olarak tanımladıkları Hallac da haccı tevil etmiştir. Kabe yi evi olarak takdim etmiştir. Bazen de ilim elde etmek için haccı bir akıl yolculuğuna benzetir. Bazen de imamı ziyaret etme görevi olarak algılar, telakki eder. Acaba 28 Şubat sürecinde Yaşar Nuri Öztürk çil çil dovizlerin Araplara kaptırılmaması için hacca gidilmemesini tavsiye ederken Hallac dan etkilenmiş midir? Zira Türkiye de Hallac üzerine çalışanlardan ve ona benzemeye çalışan birisidir. Hıristiyanlıkta Pavlos un sünneti ve benzeri görevleri tevil etmesi gibi Hallac da haccı tevil etmiş ve batini teville bu ibadeti ortadan kaldırmıştır. Veya hakikatinden arındırmıştır. Kur an buyruğuyla hac menasıkı Allah ın şiarlarındandır. Namazla birlikte hac insanı manevi miraca yükseltir. Ali Şeriati ye göre ise hac sosyalist bir şeairdir. Ali Şeriati hastalıklı ruh dünyasıyla ve mariz haliyle birlikte, en güzel risalet ve mesaj olan İslamiyet in zamanla en kötü ve bed mesaj haline getirildiğini söyle- 6

7 KÖŞE YAZISI mektedir. Herkesin İslam inancını kökten ve bütün olarak tahrif etmek için elbirliği yaptığını ileri sürmektedir. Yani Müslümanlar topluca İslam a komplo kurmuşlar! Tevhidin temel sütunlarından üçünün tevhit, cihat ve hac olduğunu söylemiştir. Böylece İslam ı kendine göre sadece sosyolojik boyuta ve binaenaleyh sosyalist boyuta indirmiş ve hapsetmiştir. Hac, zekat ve oruca atıf yok. Ali Şeriati, İslam ın dinler arasında konumu ne ise Şiliğin de İslam içindeki konumunun o olduğunu söylemektedir. Böylece Şiiliğin dışındakilerin muharref olduğuna temas etmektedir. Bununla birlikte Safeviliği de reddettiğine göre onun doğru dediği şey nedir? Hayali mi yoksa sosyalist yorumları mı? Hasta hayalindeki ideal ve kamil toplum, imamet tarafından yönlendirilen toplumdur. İnsan-ı kamil gibi ona göre bir de kamil toplum vardır. Telbiye ve lebbeyk duasını büyük güçlerin aldatmalarına karşı protesto ve ret olarak nitelendirmektedir. Her şeye dikotomik/zıtlaştırıcı bir gözlükle ve rafizi bir gözlükle bakmaktadır. Bu Saneviyye anlayışıdır ve bütün yanlışlar karşının ve bütün doğrular bizimdir anlayışıdır. Nefsini merkeze almanın ve hayal aleminin dışında böyle bir şey elbette ki bulunmuyor. Hac kitabında Hazreti Hacer i siyah bir hizmetçi olarak nitelendirmektedir. Bu Tevrat kaynaklı bir değerlendirmedir ve aslı astarı bulunmamaktadır. Kabe yi ibadet evi değil de çatışma alanı olarak değerlendirmektedir. Camerat da ona göre şeytanı taşlama ve şeytana lanet etme yeri değildir. Ali Şeriati ise camerat ve şeytanı taşlamayı kurşun atmak olarak ifade etmektedir. Bunlar batini tevilat ve tahrifattır. Meşar-ı Harem i ise küresel ordunun karargahı olarak nitelendirmektedir. Ki bu ordu güneşin emriyle ve şafakla hareket etmektedir! Burada İslam ümmeti zımni olarak putperest bir ümmet olarak tavsif edilmekte ve sanki güneş ve yıldızlardan emir aldığı ifade edilmektedir. Küçük, orta ve büyük camerat alanını ise üç puta benzetmektedir. Bu üç şeytanın Firavun, Karun ve Belam olduğunu ve taşların onlar doğru atıldığını tahayyül etmektedir. Oysa ki, Hazreti İbrahim bu menasiki daha Firavun, Karun ve Belam doğmadan önce gerçekleştirmiştir. Hazreti Peygamber put ikame etmeye değil putları yıkmaya gelmiş ve bunu gerçekleştirmiştir. Mina da yenilen şeytanın başka suretlerde Kerbela, Kufe ve Sıffeyn de ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Raşid hilafeti ise zaman zaman nifakla tanımladığı gibi zaman zaman da emperyalizm ve kapitalizm safına sokmaktadır. Bu aslında Maxime Rodinson un Hazreti Peygamberin tasvirinin halifelere yüklenilmesi ve kaydırılmasından ibarettir. Maxime Rodinson İslam ı kapitalist olarak tanıtırken Ali Şeriati bunu halifelere hamletmekte ve kurgulamaktadır. Hünnasın zamanla galiplerin safına geçtiğini ve icraatını burada yaptığını söyler. Burada şeytanın saf değiştirmesini hilafetle ilişkilendirir. Ona göre Kerbela hadisesi Sakife de Hazreti Ebubekir i seçen anlaşın ve iradenin bir devamıdır. Yine ona göre zaten hilafet, Hazreti Ebubekir ve Ömer in( Radiyallahu Anhüma) içinde olduğu gizli bir komite veya çete tarafından gasp edilmiştir. Şer üçgeninin üçüncüsü ona göre imametin yerini alan hilafettir. Gasık, neffase ve hasid putundan hasit putu halifelere işaret etmektedir. Bunlar yabancı düşmanların hizmetindedir. Lakin Ali Şiası adlı kitabında ise bu şeytanlığı Ehl-i Beyt adına Safevilerin yaptığını itiraf eder. Bu hasit putun daima Osmanlıları arkasından vurduğunu hatırlar. Ama teoride hala ezberini bozamamakta. Bu durumda Osmanlılar hulafa-i raşidinden daha hayırhah olmuş oluyor. Bu akla ve anlayışa ancak şaşılır! Ail şeriati nin böyle benzetmeleri çoktur. Hazreti Ali nin muhaliflerini yine Hazreti Ali den menkul üç kategoride analiz eder. Nakis, kasıt ve marık. Nakis olanlar yani ahitlerini bozanlar Hazreti Talha ve Zübeyr gibilerdir. Cemel ashabıdır. Kasıtin ise Sıffin ashabı olup marikin yani dinden çıkanlar da Haruriyye tayfası yani Haricilerdir. Özellikle Hazreti Aişe ve diğer sahabelerle ilişkilerinde Hazreti Ali haklı ise de muamelesinde diğerlerine saygısızlık yoktur. Elbette Sıffin de de karşı taraf Hazreti Ali karşısında yanlış cepheyi temsil ediyordu Hariciler de haksızlardı lakin Hazreti Ali onları marık değil hatalı Müslüman saymış ve yenildiklerinde üzerlerine gitmemiş ve mallarını ve eşlerini çocuklarını ganimet olarak almamıştır. Lakin bazı hadislerde de daha sonra Haricilere yorulan bir taifenin okun yaydan veya avdan çıktığı gibi dinden çıkacağı ifade edilmektedir. Lakin bu tanım hukuki bir tanım olmaktan ziyade bir uyarıdır. Acaba Hazreti Ali ve Ehl-i Beyt adına bitmez tükenmez kin taşıyanlar bu kinleriyle kime varis olmaktalar? Hazreti Ali ye mi? hiç sanmıyoruz. Cemel Vakasından sonra Hazreti Aişe yi yola veren ve onu tevdi eden Hazreti Ali değil midir? Hazreti Ali Şiilere göre üç halifeye takiye yapmıştır. Peki! Galipken de mi takiye yapıyor? Ali Şeriati, Halifelerin cihat adına katliam, zekat adına soygun yatıklarını ileri sürmüş ve insanların sıkıntı ve çilelerini de Allah ın dilemesine ve meşietine bağladıklarını yazmıştır. Elbette bu ifadeler kısmen Emevi halifelerinin bir kısmı için söylenebilir. Zaten Ömer Bin Abdulaziz de valilerini benzeri ifadelerle azarlar. Nübüvvet döneminden hayalindeki imamet dönemine geçişi ferdiyet döneminden cemaat veya toplum dönemine geçiş olarak nitelendirir. Aynı şekilde Humeyni de fakihlerin Hazreti Musa ve İsa makamında olduklarını söyler veya nakleder(3) Ali Şeriati imametin olmadığı yerde Yezid in olacağını söyleyerek aslında İslam tarihini Yezid tarihi olarak tasavvur etmektedir. Esasında İranlıların şirazesi yoktur. Kasım Süleymani de Arap baharı ülkelerini yeni İran lar olarak selamlıyor! Halbuki, Mürsi Tahran da yalanlarını yüzlerine vurdu. Mısır yeni İran olurken Suriye acaba ne oluyor? Elbette onlara göre yeni İsrail ve yeni ABD! Bizim Ali Şeriati nin hastalıklı hayallerinden öğreneceğimiz bir şey yok. Ömer Bin Abdulaziz ve Salahaddin Eyyübi gibilerin hayatı hakiki İslam çizgisini ortaya koymaya ve anlatmaya yeter. Bunlar hayali imamete ihtiyaç bırakmaz. 1-Et Teşeyyüü l Alevi, Daru l Emir, s:7 2-El Müctema dergisi, sayı: 2014, s: 28, 29 3-El İmam el Humeyni, el Hükümetü l İslamiyye, s: 124, Türasu l İmam, Tahran, İkinci Baskı 7

8 KÖŞE YAZISI Hayatımız ve Meşgalemiz Hamza TEKİN Müslüman çalıştığı işe devam etmek için sabahleyin evinden çıkar, eğer memur ise dairesine, işçi ise fabrika ve atölyesine, ticaret erbabı ise dükkânına, çiftçi ve ziraatçı ise tarlasına ve toprağına yollanır. Geçim ve rızık işleri bütün düşüncesini kaplamış olarak herkes işine başlamak üzere her sabah harekete geçer. Kendileri ve ailelerinin geçimi için daha fazla kazanmak isterler. Sıkıntıda olan, darlık çeken rahatlık ve genişlik isterken; bolluk içinde olanlar mameleklerini daha fazla artırmak isterler. Hayatın istekleri bir sınırda asla durmaz. Bu talepler ve isteklerin peşinden güçler biter, takatler kesilir. Bu alan insanlık gayretini ve cehtini yiyip tüketir. Yüce vahyin mazharı, sevgili Resûl (s) bu hali ve bu durumu gayet iyi bildiği için evinden çıkarken yüce Rabbe yakararak şöyle diyordu: (Allah ın adıyla, Allah a dayanıp güveniyorum. Yârabbi! Aşağılanmaktan ve başkasının aşağılamasından, sapmaktan ve sapıtılmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahilce davranıştan veya bana karşı cahilane yapılacak davranışlardan sana sığınıyorum.) Müslüman a gerekli olan kendi gücüne güvenmeyip Yüce Zatın merhametini her an gözetmesi ve istemesi gerekir. Yüce Resûl ün öğrettiği gibi hep şunu söylemelidir: Yarabbi sen kolaylaştırmazsan hiçbir şey kolay olmaz, sen istersen zoru kolay yapar ve kolay kılarsın. Yaşam sıkıntısı artıp, sarsıcı zorluklar meydana çıktığında kişinin Rabbi ile olan bağı daha çok artmaya başlar. İbni Ömer (r.a), Efendimizden naklediyor: Efendimiz buyurmuşlar ki; Sizden biriniz maişet ve geçim sıkıntısına düştüğünde evinden çıkarken şunu söylemekten geri kalmasın: (Kendim, malım ve dinim için Allah ın adıyla hareket ediyorum. Yârabbi! Beni kaza ve hükmüne razı kıl, benim için takdir buyurduklarını bana mübarek eyle! Senin geciktirdiğini acilen istemeyeyim, Senin acil olarak istediklerini geciktirmeyeyim!) Şaşılacak kadar enteresandır ki Allah ın Resûlü nün sahip olduğu şekilde bu insan psikolojisini anlatan başka hangi bilgi vardır? Böyle bir iman ile dolu hangi hazine mevcuttur. Bu öyle bir hazine ki Allah ile irtibatın canlı ve sağlam kalması için herkese ikram edilmekte. Berra b. Azib (r.a) naklediyor: Bir adam Allah Resûlüne gelerek yalnızlık ve korku hissettiğini anlatarak şikâyette bulundu. Allah Resûlü ona şu cümleleri çok söylemesini tavsiyede bulundu: (Mukaddes ve Melik olan yüce Rabbi noksan sıfatlardan tenzih ederim. O ki meleklerin ve Cebrail in Rabbidir. Yere ve göğe izzet ve ceberuti ile tecelli edip doldurmuştur.) Adam bu cümleleri söylediğinde kendinde olan o korku ve yalnızlık hissinin gittiğini müşahede etti. Ama ne yazık ki yaşam böyle kişilere güven verip razı kılmaz, bunlar yaşamdan her an korkar ve korku içindedirler. Bununla beraber yaşamdan istekleri de bitmemiştir. Bu zat inatçı bu yalnızlık hissinden dolayı Allah Resûlüne şikayette bulunuyor, yüce Resûl de yukarıdaki beyanıyla kişiyi Allah ile ünsiyet ve beraberliğe götüren duayı ona tavsiye ediyordu. Allah Resûlü hiçbir zaman yalnızlık hissinin insanı acizliğe sürüklemesinden hoşlanmamıştır. Bundan hoşlanmadığı gibi Allah ın zikrinin de hoş olmayan ruhsal yenilgiye perde edilmesini de sevmemiştir. Avf b. Mâlik (r.a) diyor ki; Allah Resûlü bir gün iki kişi arasında bir hüküm vermişti hüküm kendi aleyhine olan adam dönüp giderken; Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü ona Allah acizliği hoşlanmaz, akıllı ve sabırlı ol. Sana bir iş zor geldiğinde Allah bana yeter, O ne güzel vekildir de buyurdular. Davayı kaybetmiş bu adamın hali keskin görüşlü yüce Resûlün gözünden kaçmadı Haksızlığını ve mağlubiyetini Hasbunellahi ve nimel vekil kelimesine sığınarak örtmeye çalışıyordu. Bu doğru bir kelime ve cümleydi; fakat bâtıl ve haksızlık kastediliyor, yanlış yerde kullanılıyordu. Dün Uhut da yenilenler de aynı kelimeyi söylüyorlardı. Sonra yaralı bir halde kendilerini toplayıp düşmana saldırıp, Mekke müşriklerinden intikamlarını almak için güç ve gayretlerini toplayarak güçlenmişler, zaaf göstermemişlerdi. Onlara şöyle deniyordu: Bir kısım insanlar, Müminlere: Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar, aman sakının onlardan dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha artırdı ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. dediler (Ali İmran, 173). Allah onların azminin bereketlenmesi, bâtıl taraftarlarıyla yeniden bir cihada başlamaları için bu kelimeyi söylüyorlardı. Bu kelime burada tam yerinde kullanılmıştı. Göğün garantisi için gayret gerek, emel için amel lazımdır. Çalışmayana garanti olmadığı gibi, didinmeden emel ve arzusunu elde etmekte muhaldir. Bunun için Hazreti Ömer (r.a) demiş ki; Sizden biriniz oturup çalışmadığı halde Yarabbi bana rızık ver! diyerek beklemesin. Bilinmeli ki; gökten ne altın yağar ne de gümüş. Çağdaş ve muasır yaşam, çalışmayan mütevekkillerden değil, çalışan tevekkülsüzlerden şikâyetçidir. Gelişmiş bütün kıtalarda madde hâkimiyeti ve rengi galip gelmektedir. İnsanlar sabahleyin evlerinden çıktıklarında yakalamak için pahalı avların peşine takılmaktadırlar. Fırsat bulup onu yakaladıklarında salyaları diğer bir av için akmaya başlamaktadırlar. Yiyorlar, ama doymuyorlar; içiyorlar, ne yazık ki asla kanmıyorlar. Böyle bir ortamda gönül hep daha fazla dünyalığın peşine takılıp ilgilenmektedir. Bu bezgin ve netameli yaşamda kişinin işi zorlaşıp istediğini elde edemediğinde gönlündeki yüce duygular depreşmeye başlıyor, bu tozlu, dumanlı, heves ve heva ortamında Rab hazretleri hatıra geliyor, işte o zaman Mevlâ nın adını anmaya başlıyor, vahyini ve emirlerini hatırlıyor, âyetlere yapışıp onun yönlendirmelerine kulak verir hale geliyor. Böyle bir halde yapılan zikir ve anılan ilahi isimlerden nasıl sevap elde edilir? Bundan ne beklenir? 8

9 KÖŞE YAZISI Yüce Resûl (s) buyuruyorlar ki: Kim çarşı ve pazara gelip; Öldüren ve dirilten O du. O diridir, asla ölmez. Hayır onun elinde ve O her şeye kâdirdir.) derse bunu söyleyen kişiye bir milyon sevap yazılır, bir milyon hatası silinir, bir milyon derecesi yükseltilir. Bu büyük karşılık ve sevap sadece dudaktan dökülen cümleler için verilmemektedir. Yüce varlığa güven, büyük ikrama saygı karşılığı alınan bir karşılıktır bu. Bu cümleler kişiyi hayır kendi elinde olan Yüce Zata yönelterek o çarşıda yapacağı ticarette aldatmaz ve çalmaz bir ruh haline ulaştırır. Bu ümmetin önder ve rehberleri şunu kesin olarak ilan ederler ki; büyük karşılık ve ecirler küçük amel ve güdük gayretler karşılığında asla verilmez. Kişinin kendi ve evlatları için rızık kazanma alanında bazen temizle pis, saf ile bulanık birbirine karışmaktadır. Müslüman bilir ki; haramdan kazanılan rızıkla beslenen beden asla cennete giremeyecektir. Allah temizdir, ancak temizi kabul eder. Bunun içindir ki Müslüman hep tetikte olacak ve hep güzeli, iyiyi ve helali arayacaktır. Allah Resûlü bu hususta bize şu duayı öğretmiştir: (Yârabbi bana helal rızklarını vererek haramdan uzaklaştır, fazlı kereminle beni Senden başkasına muhtaç eyleme! Yarabbi Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul gören ameller istiyorum.) Dünyanın bu kalabalık ve karışıklığı içinde bazen kişi hoşlanmadığı ve hoşuna gitmeyen şeylerle karşılaşmakta, bazen kendini bilmez nâdanlar kişiyi cahilce davranışlara yöneltmekte ve onlardan intikamını almaya kalkıştırmaktadır. Enes b. Malik (r.a) rivayet ediyor. Efendimiz buyurdular ki; Sizler Ebu Damdam gibi olmaktan aciz misiniz?. Dediler ki: Ey Allah ın Resûlü; bu Ebu Damdam denen kişi kimdir? Efendimiz buyurdular ki; Bu kişi her sabah kalktığında; Yarabbi şahsımı ve ırzımı sana emanet ediyorum, ta ki sövmeye kalkanlar sövemesin, zulmetmek isteyenler zulmedemesin, dövmek isteyenler dövemesinler. Dünya sıkıntısı birçok insanı kişisel ve toplumsal sıkıntı ve zorluklarla karşı karşıya bırakmakta, ruhun derinliklerinde ona yönelip takılıp kalınmaktadır. Ama bu hallerde nebiler nasıl davranırlardı? Peygamberler de bizim gibi insandılar. Yüce makamda olmaları onları yaşamın sıkıntısından ve yükünden kurtarmamış, dünyevi hayatları için üzerlerine düşen görev ve vecibeleri yapmaktan muaf kılmamıştır. Hatta onların sıkıntı ve belaları, taşıdıkları sorumluk ve yükümlülükleri daha şiddetli ve fazla olmuştur. Âlimlerin; masumluk sıkıntıya engel değildir söz ve görüşleri bunlarda masadakını bulmuş, her çeşit imtihan ve denemelerden kurtulamamışlardır. Gerçekten Efendimizin Allah ı algılayış ve ona güvenişi benzersizdir. İşte bu açık güven ve dostluğun adına tevekkül denir. O nun Allah a olan bu benzersiz güveni inancını yaymada, dünyaya elçiliğini tebliğde ona güç vermiş ve destek olmuştur. O nu yüzüne bağırarak ilk tehdit eden amcası Ebu Leheb ti. Eğer O nun Allah a olan bu güveni olmasaydı bu mesajın zerre kadar yayılma ve hedefine ulaşma ümidi yoktu. Hazreti Resûl (s) dünyayı bir bilginin ve âlimin tanıdığı gibi tanıyordu. En dengeli bir şekilde ondan faydalanıyordu; ama ondan daha değerli olanla meşgalesi daha çok ve daha fazla idi. Hak saygısı onun bütün varlığını kaplamıştı. Namazla gözü aydınlanıyor, oruçla ruhu ferahlanıyor, Mevla nın yanındakilerle olan meşgalesi, ehli dünyanın peşinde koştukları her türlü makam ve şereften onu alıkoyuyordu. Bu yaşam biçimi onunla hayatlarını birleştirmiş olan hanımları için de farz kılınmış, dünya ve dünyalık isteyenlerin onun yanında yerinin olmadığı kendilerine anlatılmıştı. Ey peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle salıvereyim. (Ahzab, 28). Ama onlar Resûlün içinde bulunduğu sıkıntıyı çekmeye karar vermiş; zikir, ibadet ve uzun uzadıya Allah a kulluk bakımından O nun gibi olmaya ve O nu taklit etmeye gayret etmişlerdir. Hazreti Cüveyriye (r.a) anlatıyor: Bir gün Allah Resûlü mescitte sabah namazını kıldıktan sonra erkence onun yanından çıktı kuşluk vakti geri döndü. Cüveyriye anamız hâlâ odasındaki mescidinde oturuyordu. Efendimiz ona; Hala burada ben gittiğimden beri itikâf ve ibadet için- böyle oturuyor musun? dedi. O da; Evet ya Resulellah! buyurdu. Efendimiz ona; Ben buradan senin yanından ayrıldıktan sonra dört cümleyi üç kere söyledim. Eğer onları senin gün boyu söylediklerinle tartacak olursan benim söylediğim bu dört kelime daha ağır gelirdi. Efendimizin söylediği kelimeler şunlardır: (Kelimelerinin sayısınca, arşının ağırlığınca, zatının razı olacağı miktarda ve sayıda ve yarattığı varlıklar sayısınca O na hamd eder ve O nu noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Bakıyordunuz dereler dolusu koyun ve davara sahip oluyor; ama O, sahip olduğu gün sona erip güneş batmadan o sürülerin hepsi bağışlanmışların elinde bulunurdu. O nun sevdası başkaydı O, Allah a, O nun kitabına, O na varmaya, O nun rızasına ulaşmaya sevdalıydı. Kur ân a duyduğu sevda ve hissi bak nasıl ifade ediyor: (Yarabbi! Ben Senin kulunum. Kulunun neslinden cariyen ve halayığının soyundanım. Senin hükmün altındayım, benim idarem ve boynum Senin elindedir. Benim üzerimdeki hükmün geçerli, benim hakkında verdiğin hüküm adaletlidir. Sana ait olan, kendine onları ad verdiğin yahut kitabında indirdiğin, yaratıklarından herhangi birine öğrettiğin, ya da huzurundaki gaybi kitabında gizli bırakıp sadece Senin bildiğin isimlerin ve sıfatların adına ve hürmetine, Kur ân ı kalbimin baharı, gözümün feri ve cilası, üzüntülerimin yok edicisi, gamımın ve kederlerimin gidericisi kılmanı Senden istiyor ve talep ediyorum.) Birçok insan hasırlarda yatarak yanlarında ve böğürlerinde hasır izleri oluşabilir. Bu hal onlara gönlü her zaman Rabbi ile beraber olan, dünyaya gözucu ile bakıp asla değer vermeyen yüce Resûle benzeme özelliğini vermez, böyle yaparak Allah Resûlüne benzemiş olamazlar. Evet, o da hasır üstünde yatmış; ama horul horul asla uyumamış, gönlü hep Allah la beraber olmuş, O nun huzurunda hep uyanık bulunmuş, varlığı O nun şuhûdu ve varlığı ile kaplanmıştı. Kişi sadece komutan elbisesi giyerek komutan ve lider olamaz. Birçok insan Allah onlara bol dünyalık verdiği halde onlar sadece kendilerini düşünüp başkalarına aldırış etmemekteler. Açların omzuna basarak servetlerini artırmada, kibir ve gururla şişindikçe şişinip insanlara yukarıdan bakmaktadırlar. Böyle bir densizlik ve tutarsızlıktan yüce Rab insanları sakındırarak buyuruyorlar ki; Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır. Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam demesinden önce, size verdiğimiz rızktan harcayın. ( Münâfikûn, 9-10) Allah Resûlünün yaşamı inananların önünde aydınlatıcı bir kandil olarak bulunmaktadır. Allah Resûlü mal ve dünya karşısında şükredici zengin ve sabredici fakir yaşantısını ikisini de bir arada bulundurarak yaşamış ve yüce bir örnek olmuştur. Hayatımız ve meşgalemiz O nun hayatı ve meşgalesi gibi olursa hem dünyada ve hem de ahirette saadet müjdesi bizi beklemektedir. 9

10 KÖŞE YAZISI Mustafa AYDIN Kurban Etinden Yemek 10 İnsanı yemek ihtiyacıyla yaratan Allah, aynı zaman da insan yiyeceği nimetleri de ihsan ve ikram etmiştir. Bu nimetler kitabi tanıtımla helal ve tayyib/temiz olanlardır. Helal ve tayyib yemek aynı zamanda kulluk sorumluluğudur. İnsan ister helal yesin ister haram yesin hepsi Allahın yarattığıdır. Fakat harama rızası asla yoktur. Haram bir yönüyle liaynihi olan zatından dolayı haram olandır. Diğer yönüyle ise liğayrihi olan dolaylı olarak kazanç yönünden haram olandır. Günümüzde zatından dolayı haram olan kazanç ve gıda az olsa da, dolaylı olarak haram olanlar daha çoktur. Kazanç ve elde ediliş yönüyle helal olmayanlar daha çok revaçtadır. Gıdaların bir kısmı ise et türünden olanlardır. Bunlar ise kara ve deniz canlılarının bir kısmını ihtiva etmektedir. Bir de av yoluyla elde edilen canlıların etleri vardır. Misafirine dana eti ikram eden İbrahim peygamberin kıssasını Kur an bize anlatmaktadır. Hayvanları ilahi bilginin dışında kutsamak şirke kapı aralamaktadır. Gelelim Kurban etinden yemeğe. Bu et normal bir nefsin arzusuyla alınan ve kasaptan sipariş edilen et türünden değildir. Bu et halisane bir şekilde iman ve takvanın, mümine ikramıdır. Başka bir söyleyişle Rahmanın kullarına bayram şekeri, tatlısı yerine, bayram yemeği ikramıdır. İsa peygamberin ümmetinden bir kesiti hatırlayalım Maide suresinden; 111. Ve hani havarilere: Bana ve Resulüme iman edin diye ilham etmiştim. Onlar da: İman ettik. Hakka teslim olduğumuza şahid ol! demişlerdi Bir vakit de havariler: Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir/indirir mi? dediler. O da: Eğer mümin iseniz Allah tan korkun da edebi aşmayın! diye cevap verdi. Bu isteği iman etmeden önce yapmış olmaları mümkündür. Allah Teâlanın kudretine, Hz. İsa (a.s.) ın nübüvvetinin hakkaniyetine inanarak bunu söylemeleri mümkündür. Bu durumda gücü yeter mi? diye Hak Teâla nın kudreti değil de, indirir mi? anlamında olarak O nun fiili süal konusu yapılmaktadır Biz dediler, istiyoruz ki ondan yiyelim, gönlümüz rahatlasın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona şahitlik edenlerden olalım Meryem in oğlu İsa: Ey büyük Rabbimiz! Ey yüce Allah! Bize gökten bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem âhirimiz (yani ümmetimizin tamamı) için o gün bir bayram olsun ve Sen den bir mûcize olsun. Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen sin! dedi Allah buyurdu ki: Ben onu yukarıdan size indiririm, fakat bundan sonra her kim nankörlük edip kâfir olursa, onu dünyada hiç kimseye yapmayacağım derecede cezalandırırım. Bu ayetler üzerinde bayram gününde yeniden düşünülmeli ve bize ikram edilen nimeti daha iyi anlamalıyız. Biz istemeden bize hem sofra, hem de bayram ihsan edildi elhamdülillah Ya Rab. Bu sebepledir ki Rahmanın sofrasının lezzeti bir başka oluyor. Tüm sofralarımız Rahmanın ihsanı olurken, bu etler ise O nun özel ikramıdır. Kurban etine uzanan eller, lokmayı çeviren diller, çiğneyen ağızlar ve bambaşka tad ve lezzetler ikram etmiştir. Tüm sular O nundur fakat zemzem suyu bir başkadır. Kurban eti de sanki başka etlerin yanında zemzem eti hükmündedir. Böyle bir tabir yok fakat mecazi olarak ancak böyle ifade edebildik. Affola. Afiyet ola kardeşler.

11 KÖŞE YAZISI Arafattaki Dua ve Bir Kaç Cümlesi Dua ibadetlerin özüdür. Arafat da dua ise ayrı bir nimet ve fazilettir. Bu duanın güzelliği cemaatle ve bir anda ifa edilmesidir. Bu yıl ki duayı Diyanet işleri Başkanı Mehmet GÖRMEZ Bey yapmıştır. Dua bir memur duası gibi değil, kul duası gibi yapılması apayrı biz lezzet oluşturmuştur ekran başında biz gidemeyenlere de. Bu duadan bazı satırları sizlerle paylaşmak isterim. Zalimlerin baskı ve zulmünden, hâinlerin hile ve hıyanetinden, kıskançların hasedinden bizleri muhafaza eyle Allah ım! Nefislerimizin bitmez tükenmez kötü arzu ve isteklerinden, heva ve heveslerimizin peşinde koşmaktan, şeytanın vesvese ve şerrinden; bizleri bildiğimiz bilmediğimiz bütün yarattıklarının şerrinden emin ve muhafaza eyle Allah ım! Bize emanet ettiğin dünyayı adaletsizlik ve haksızlıklarımızla yaşanmaz hale getirdik. Dünyamızı bu imtihan yurdunu, barınacak evi, onurluca yaşayacak işi, ailesi, kimliği, güvenliği, saygınlığı ve umudu olmayan milyonların inlediği bir yere çevirdik! Bütün insanlığa imdat eyle Allah ım! Biz senin buyruklarını, mazlumların çığlıklarını kulak ardı ettik Allah ım! Bizi zalimlerden eyleme Allah ım! Ya Rabbi Sen, mükerrem kıldığın kullarının dualarına icabet edeceğini, günahlarını itiraf edip bağışlanma dilediklerinde onları bağışlayacağını müjdeledin! İşte suçlarımız. İşte itiraflarımız. İşte bağışlanma yakarışlarımız. Bizleri bağışla Allah ım! Ya Rabbe l-âlemin! Biz insanlar, ayrımcılık ve dışlamayı, şiddeti, çatışmayı, savaşı sıradan işlerimiz haline getirdik. Cinselliğe, kazanma ve tüketme şehvetine, nüfuz ve itibar hırsına ve sarhoşluğuna daldık. Allah ım! Bencilliğe düştük, dünyaya saplandık, kendimizi unuttuk, insanlığımıza yabancılaştık, kendimize kötülük ettik, kendimizi yalnızlaştırdık ve kendimizi değersizleştirdik Allah ım! Suçlarımız çok büyük. Sen bizi sonsuz rahmetinle bağışla Allah ım! Ya Rabbi! Sen bize güvendin, biz senin güvenine layık olamadık. Sana verdiğimiz sözlerimizi tutamadık Allah ım! Senin doğru yolundan ayrılan bizler, bugün insanlığın bütün umutlarını tüketmek üzereyiz Allah ım. İnsanoğluna bahşettiğin yeryüzünü biz kendi ellerimizle nasıl da güvensiz bir yer haline getirdik. Silahların ölüm kusma gücüyle övünür olduk. Kendi ürettiğimiz korkularla acı bir hüsranı kendimize yakın ettik Allah ım. Biz insanlar, insanın yaşama hakkını hiçe sayan silahlar ürettik. Menfaatlerimiz uğruna savaşlar çıkarttık. Özgürlük adına katliamlar yaptık. Bütün insanlığı bu yanlışlardan kurtar Allah ım! Bunları ihtiraslarımız uğruna kendi ellerimizle biz yaptık ve bize karşı biz kullandık Allah ım! Nimetlerinle bezediğin dünyamızı, bu karar ve sükunet yurdu nu doymak bilmez arzularımızın peşinde nasıl da hor kullandık Allah ım! Şehvetlerimizin peşinde dünyamızı kirlettik, ormanlarımızı, nehirlerimizi, denizlerimizi tükettik, senin emanetine biz insanlık olarak hıyanet ettik Allah ım! Ya İlahi, Nazargahın olan kalplerimizin, kendi yaktığımız ateşlerde kararmış birer taş parçası haline gelmesine izin verme Allah ım! Senin kulların uzayı, ayı fethe çıktı, ama dünyayı açlık ve sefalete terk etti Allah ım! Lütuf ve rahmeti sonsuz olan Allah ım! Bizleri bu utanç yükünden kurtar! Yüce Rabbim! Bizleri işitip akleden, düşünüp kavrayan, adaletle tedbir alan kullarından eyle! Bu isyanlarımız karşısında yardımını, lütfunu bizadem oğullarından esirgeme Allah ım! Biliyoruz ki, ne özgürlük vadeden sistemlerimiz, ne refah vadeden ekonomilerimiz, ne barış ve işbirliği vadeden küresel örgütlerimiz, ne huzur vadeden ahlak nazariyelerimizin hiçbiri, ama hiçbiri bu hale geleceğimizi bize gösteremediler. Bizi sen uyardın, rahmetinle bize gönderdiğin elçilerin uyardı, bize sadece onlar doğruyu hatırlattı Allah ım! Alçak gönüllü olmayı, haddini bilmeyi, tevazuyu, hakkaniyeti, birlik olmayı, adaleti, israf etmemeyi bize Sen hatırlattın, bize Sen öğrettin Allah ım! Şehevi aşırılıklara değil aile kurmaya, iffete ve sadakate bizi sen çağırdın Allah ım! Biliyoruz ki bütün Peygamberlerin, On emrinde Musa, Dağdaki vaazında İsa, Arafat taki hutbesinde Muhammed Mustafa bizi bunlara çağırdı Allah ım. Bu mübarek mekanda bizlere selim akıl, rahmet yüklü kalp, şefkat odağı gönül bağışla ki yeniden senin çağrına uyabilelim Allahım Foto: İhsan KORKUT 11

12 KÖŞE YAZISI Mehmet KUZU Basiretli Olmalıyız... Vahiy, imanın kaynağıdır. Ümmet olmak için ise, imanlı insanların kardeşlik bağı ile birbirlerine kenetlenmesi gerekir. Fesad, Arapçada mastar olarak bozulmak, çürümek, sağduyudan sapmak anlamına gelir. İslâmî ıstılahta ise; zulüm, çalkantı, düzensizlik, kuraklık, kıtlık manasına kullanılmıştır. Yani ideal çizgiden, itidalden uzaklaşıp bozulmayı ifade eder. Bu hal mü min için çöküşün belirtisidir. Bu virüsün kendisine bulaştığı kimse, imanî çizgiden farkında olmadan yavaş yavaş uzaklaşır. İslâm toplumunun ihyasına değil ifsadına uğraşanların hizmetine girer. Hakk ı haykırır ama sesi münafıkların sesi arasında, onların arzuları istikametinde sonuçlar doğurur. Çünkü fesad münafıklığın vasıflarındandır. Münafıkları kuşatıcı bir muhtevaya sahiptir. İsterler ki, mü minler inancında, kulluğunda, ibadetlerinde kuşkulara düşerek, ifrat ve tefride yaklaşıp, itidalden uzaklaşsın. Kibir, haset gibi duyguların harekete geçirilmesi, kıskançlığın içsel tahriki neticesinde İslam toplumunun uzuvları mesabesindeki oluşumları birbirine düşürüp parçalamaktır. Bu yolda yalnız da değiller. Açıktan destekçileri olan çağdaş müşrikler de müsteşriklerden büyük ekseriyeti de bu yolda onların yoldaşı durumundadır. Hak-Batıl mücadelesinde böyle bir ittifak normaldir. Normal olmayan Müslüman ın gaflet içinde bulunması, bu oluşumlarla mücadele edeceğine, onların gayelerine hizmet ettiğinin farkına varmamasıdır. Gafletten kurtulmak için basiret sahibi olmak gerekir. Basiret sahibi olanlar, kulluğu Allah a has kılanlardır. Onların yaşayışları, arayışları hep ahirete yöneliktir. Dünyaya ait beklentileri yoktur. Allah ın rızasını kazanmaya kilitlidirler. Tarikatları, cemaatleri, siyasi partileri vardır. Her biri gayelerine ulaşmada kullandıkları vasıtalardır. Birlikte hareket ederler. Kıskançlık ve haset duyguları onların üzerinde olumsuz etkilerini gösteremez. Zira bilirler ki Allah ın onlara lütfettiği akıl nimeti, yalnız başına istikamet üzere bulunmada yeteli değildir. İnsan kulluk vecibelerini Peygamberinin ölçüsü üzere yerine getirerek, ruhi inkişafını sağlarsa, akıl ve ruh birlikteliğine ulaşmış olur. İşte bu birliktelik, aklın kullanımına derinlik kazandırır. İnsan o zaman gaflet perdesini yırtar. Kendi olur; başkalarının emellerine dolaylı ve dolaysız hizmet etmez. Basiret, kalp gözünün açıklığı, idrak genişliği, daha başlangıçta iken neticeyi görüp sezme, yarınları bugünlerle değerlendirebilme istidadı olarak tanımlanmıştır. Kayıp değerlerimizden biridir bu kavram. İçinde sakladığı irade insanı olma vasfıyla birlikte, kazandırdığı feraset nazarı, mü minin zenginliğidir. İslâm toplumunun hangi uzvunda hizmet ediyor olursa olsun, o yaşayışında, tebliğinde hep itidal üzeredir. İslâm toplumuna zarar verecek söz ve davranışlardan kaçınır. Ümmetin geleceğine yönelik sinsi oyunların farkındadırlar. İşte bu noktada mü mine çağrı; muhasebe için uyarı; Yusuf Sûresi 12/108: De ki işte benim yolum! Ben Allah a körü körüne değil-basiret üzerine davet ediyorum. Bana tabi olanlara da öyle Uhud Savaşı, hak ve batılın net bir şekilde ayrıldığı mücadeleydi. Üç bin kişilik Kureyş ordusu intikam için yola koyuldu. Efendimiz (s.a.v) bin kişilik ordusuyla onları karşılamaya çıkmıştı. Henüz Uhud a varmamışlardı. İlk konaklamada orduda hareketlenmeler oldu. Fesadın Medine başı Abdullah bin Übey bin Selül üç yüz kişilik nifak gurubunu, Müslümanların manevi birliklerini sarsmak için geri çekip, zihinleri bulandırmak istiyordu. Taraftarlarının tavırları bu hareketin organize bir hareket olduğunu gösteriyordu. Beni hiç dinlemeden çoluk çocuğun aklına uyarak savaşa çıkıyor. Niçin ölüme gittiğimizi dahi bilmiyoruz. diyerek, demek istiyordu ki savaş stratejisini en iyi ben bilirim. Benim görüşüme değer verilmedi. Çocukların görüşüne uyuldu. Biz niçin savaşalım? O zaten bu anı bekliyordu. Mekkelilerle gizli birlikteliği vardı. Şimdi nifak rolünü oynamanın tam zamanıydı. Zamanlama önemliydi. En kritik an seçilmişti. Münafıkların bu hareketlerini basiret sahibi sahabe karşı çıktı. Niyetlerini iyi biliyorlardı. Salime ve Haris oğullarında yaşanan dalgalanma fıtri bir haldi. Önüne geçilmeliydi. Abdullah b. Haram: Ey kavmim! Allah için sizi uyarıyorum; tam da düşmanla karşılaşmışken, Nebinizi yalnız bırakarak kavminizi ve kendinizi rezil etmeyin. Nifak ehli mazeretler ileri sürmeye başlayınca sahabenin basireti olayın arka planını öne çıkardı. Allah düşmanları Allah Nebisini size muhtaç bırakmayacaktır. Yani Allah (c.c) iman ordusunu münafıklardan temizlemeyi murat etmişti. Bu üzülecek bir durum değildi. Olaya basiretli bakış onların Allahu ekber tekbirleriyle coşmasını sağlamıştı. Günümüzde de dünyanın her yerinde tevhidi mücadele veren Müslümanlar, daha da renklendirilmiş fitnelerle yüz yüzedir. İslâm kardeşliğini hedef alan nifak hareketi, basın ve yayın organlarının güçlü 12

13 KÖŞE YAZISI propagandalarıyla, yer yer demokrasi ve özgürlükler şemsiyesi altında sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ün cumhurbaşkanlığını hazmedemeyen odaklar, Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN la aralarına fitne sokarak kardeşlik hukuklarını zedelemeyi, böylece yeni guruplaşmalar meydana getirerek, temsil ettikleri amacı zayıflatmayı hedef aldılar. Acıdır ki olayları basiret süzgecinden geçirmeyen, taraftar mantığıyla hareket eden bir kısım iyi niyetli olduğunu umduğumuz insanlar da buna alet oldular. AKParti ve Cemaat sürtüşmesi iddiası da bunun müşahhas örneğidir. Fitne aynı inancı paylaşan insanları, yine o dava için hayatını vakfettiğini söyleyenler eliyle kutuplaşmaya doğru sürüklüyor. Herhangi bir hizmetin yürütülmesinde anlayış farklılıklarından dolayı anlaşmazlıklar olabilir. Bu anlaşmazlıkların çözümü sorumluluk sahibi kimselere aittir. Basiretle olayları tahlil edemeyecek konumunda olanlar, olayların çözülemez hale gelmemesi için konuşmamalıdır. Cemaatçilik, particilik taassubuyla hareket ederek İslâm kardeşliğini öldürmeye kimsenin hakkı yoktur. Ahmet ŞAHİN beyin aktardığı şu nükteyi basiret sahibi olabilme adına değerlendirmeliyiz. Ümmet şuuruna sahip olmak için bu gerekli: Vücut uzuvları bir gün kendi aralarında toplantı yaptılar. Hepsi mide için çalıştıklarından şikâyetçiydiler. Hâlbuki mide hiçbir şey yapmıyordu ve onlar olmadan da hiç şey yapamazdı. Oldukça sinirliydiler. Toplantının sonunda organlar artık midenin isteklerini yerine getirmemeye karar verdiler. Göz; ben bundan sonra seçmeyeceğim diyor; eller tutmayacağım ; ağız gıdalarını kabul etmeyeceğini söylüyor; dişler çiğnemekten vazgeçtiğini haykırıyor; ayak, mide için adım atmama kararını ifade ediyordu. Dediklerini yaptılar ve mideyi boş bıraktılar. Fakat aradan çok geçmemişti ki, gözler bulanmaya, eller titremeye, ağız kurumaya, dişler çürümeye, ayaklar takatsiz kalmaya başladı. Görünen o ki, mide onlarsız hayatını sürdüremese de, onlar da midesiz yaşayamayacaktı. BİR VÜ- CUDU MEYDANA GETİREN BÜTÜN UZUVLARIN BİRBİRİ İÇİN ÇALIŞTI- ĞINI VE BÖYLE BİR BİRLİKTELİK OLMADAN YAŞAYABİLMELERİNİN MÜMKÜN OLMADIĞINI ANLADI- LAR. Demek ki herkes birbiri için çalışıyordu ve her uzvun eksikliği hissedilecekti. İslam toplumunu ilgilendiren her çözülme, inanan insanın içinde ızdırap oluşturmalıdır. İster cemaat, ister vakıf veya siyasi parti olsun İslâm toplumuna hizmet eden her birimin başarı ve başarısızlığı doğrudan İslâm a, İslâm toplumuna yönelik olacaktır. Olayları yorumlamada Müslüman ın basiretine ihtiyacı vardır. 13

14 KÖŞE YAZISI Talim ve Terbiye Arasında Öğretmen Yusuf YAVUZYILMAZ Eğitim çeşitli bileşenlerin oluşturduğu ve bu bileşenler arasında öğretmenin özel bir yer kapladığı süreçlerin toplamıdır. Her bireyin hayatında verdiği kararlarda pozitif ve negatif anlamda yer tutan bir öğretmen mutlaka bulunur. Herkesin bir nedenle unutamadığı öğretmen mutlaka vardır. Hiç şüphesiz öğretmenden istenen şeyin büyük ölçüde o ülkenin resmi ideolojik sistemiyle bağlantılı olduğu gerçeği yadsınamaz. Bu yüzden iktidarlar eğitim olayını iktidarlarını sürdürmenin en önemli ensturmanı olarak görürler. Özellikle siyasi çalkantıların üst düzeyde yaşandığı arası dönemde iktidar değişikliği ile okul yönetimleri de değişir ve öğretmenler siyasi sürgünlere tabi tutulurdu. Yazar Beşir Ayvazoğlu Aksiyon dergisinin 156. sayısında öğretmenlerle ilgili düşüncelerini anlatır. Kendisi de on yıl gibi uzun bir süre öğretmenlik yapmış olmanın tanıklığı ile özellikle 12 Eylül öncesi Türkiye de öğretmenlerin çektiği sıkıntıları anlatır: Hükümetler değiştikçe yüreğim ağzıma geliyor; çünkü her yeni bakanın eğitim meselesini ne kadar iyi bildiğini ispat etmek istediğini ve kolları sıvayıp bozuk sistemi büsbütün işlemez hale getirdiğini biliyorum; çünkü ben öğretmenim! Bildiğim bir şey daha var; birilerinin çocuklarımızın düşünen kafalar olarak yetişmelerini asla istemediği Ve nedense Bülent Ecevit in adı geçince aklıma hep sürgün geliyor. Bu günlerde kafam hep sürgünle meşgul; bu kışta kıyamette beni Türkiye nin bir uçundan diğer uçuna savuracak kararnameyi bekliyorum. Biliyorum,gelecek; çünkü ben bir öğretmenim! 24 Kasım ların gelmesini istemiyorum hiç. O yaldızlanmış samimiyetsiz laflara nasıl dayanılır? Susun politikacılar,atın maskelerinizi; oynamaktan bıkmadınız mı? Sen de sus köşe yazarı! Her yıl 24 Kasım da sözümona beni övmek için aynı parlak kelimelerle aynı yaldızlı cümleleri kurduğunu bilmiyor muyum sanıyorsun? Biliyorum, çünkü ben öğretmenim! (Siretler ve Suretler, Beşir Ayvazoğlu, Ötüken yayınları) Ne yazık ki, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren öğretmenler daima ideolojik bir misyonun temsilcisi oldular. Onlar kutsal devletin ülkeyi aydınlığa çıkaracak kutsal temsilcileriydi. Aldıkları eğitimle gericilik simgesi olan imam ve şeyhlerin karanlık dünyalarına aydınlık getireceklerdi. Aslında cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren vurgulanan öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğu retoriği bir yanılgıydı. Öğretmenliğin kutsallığı devletin kutsallığından geliyordu. Zaman içinde devlet kutsallığını kaybedip normal bir aygıta dönüşünce öğretmenlerde sanal kutsallıktan arındılar. Aslında öğretmenlerin kutsallığı secüler bir kutsallıktı. Özellikle Köy Enstitüsü çıkışlı yazarların eserleri okunduğunda, öğretmenlerin devletin köylerdeki misyonerleri olduğu görülecektir. Bu arada devlet o dönemlerde uyguladığı laiklik politikalarıyla dini kamusal alandan tamamen, özel alandan ise kısmen dışlama anlayışına sahipti. Köy Enstitülerinden yetişen öğretmenlerin çok büyük bit bölümü de bu paradigmanın temsilcileri durumundaydılar. Oysa öğretmenlerin kutsallığı devletin ideolojisini temsil etmelerinden değil, hakikatin ışığını yansıtmalarından gelmektedir. Çünkü kutsallık devletten kaynaklanan bir kavram değildir. Öğretmen eğitim süreçlerinin en önemli bileşkesidir desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Bundan dolayı eğitim politikalarının merkezi konumunda öğretmenlerin yetiştirilmesi önemli bir yer tutar. Rahmetli Ali Şeriati den esinlenerek öğretmenleri toplumu değiştirecek daha doğrusu peygamberin misyonunu üstlenecek kimseler ola- 14

15 KÖŞE YAZISI rak görülmelidir. Tıpkı aydının gibi öğretmenler de kendi toplumunu tanımalı, sorumluluğunu bilmeli, toplumunun tarihsel sorunlarına çözüm üretmeye çalışmalıdır. Bazen bu çalışmaları yaparken ideolojik olarak baskı görmeyi de göze alırlar. Tek parti döneminin ünlü Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile ünlü şair Arif Nihat Asya arasında geçen bir olay anlatılır. Arif Nihat Asya, Adana da bir lisenin müdürüdür. Okulun çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi için paçalarını sıvar ve çalışmalara katılır. Çalışma sırasında pantolonunun paçaları çamura bulanmıştır. Hasan Ali Yücel muhtemelen sert bir şekilde ona öğrencilerin arasında niçin çamurlu paçalarla gezdiğini sorar. Ünlü şair Arif Nihat Asya nın cevabı bakanın suratına tokat gibi patlar: Paçalarımı ağzınıza almayınız. Ünlü şairimiz bu olay üzerine Kıbrıs a sürülür, ancak onurundan zerrece taviz vermez. Ne yazık ki, özellikle arasında ideolojik nedenlerle öğretmenler sürgünlere tabi tutulurlar. Artık bu dönemlerde öğretmenlerin nitelikleri değil siyasi görüşleridir belirleyici olan. Öyle öğretmenler vardır ki, onlar Allah a güvenerek gelecek nesilleri kurtarmaya çalışırlar. Onlar talimin üst düzeyde terbiyenin ise hemen hemen hiç olmadığı bir sistemde elinden geleni yapmaya çalışırlar. Öğrencilerine sadece üçüncü derece denklemlerinin nasıl çözüldüğünü, potasyumun simgesinin ne olduğunu, Ağrı dağı nın hangi paraleller arasında bulunduğunu, hangi bölgede hangi ürünün ne kadar yetiştirildiğini vermezler. Aynı zamanda yaşadıkları coğrafyanın ve bağlı bulundukları kültürün özelliklerini de vermeye çalışırlar. Talim kadar terbiyenin de farkındadırlar. Hatta asıl sorunun talim değil terbiye olduğunun bilinci içinde yaşamlarını sürdürürler. Ahlaki değerlerin verilmediği bir eğitim sisteminden nitelikli dolandırıcıların yetişeceğinden emindirler. Türkiye de banka soyanların, dolandırıcılık yapanların, hayali ihracat ile uğraşanların büyük bölümünün iyi bir öğretim sürecinden geçtiklerinden emindirler. Bundan dolayı toplumu bir arada tutan ahlaki değerlerin öneminin farkındadırlar. Halkın tabiriyle eğitimin değer yönü eksik bırakılırsa cehaleti gidereceği, ancak eşekliğin baki kalacağını bilirler. Onlar ayaklarını bastığı toprağın değerlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Bu topraklarda anlatılan Bektaşi fıkralarının içeriğini anlamak için bile İslami terminolojinin bilinmesi gerektiğinin şuurundadırlar. Onlar kendi branşlarının teknik bilgisini vermekle işlerinin bittiğine asla inanmazlar. Aynı zamanda ait oldukları dünyanın düşünsel kodlarını da vermenin telaşı içindedirler. Hayatında bir kez olsun bir öğrencinin başını okşamayan, hatırını sormayan öğretmen tavırları onlara uzaktır. Çünkü onlar yetişecek nesillerin sorunluluklarını omuzlarında hissederler. Sorunlu bir öğrenciden devamlı şikayet eden bir psikoloji içine asla girmezler. Bilirler ki, asıl görevleri o sorunlu öğrencilerle uğraşmaktır. Yaptıkları işten asla şikayet etmezler, bundan dolayı gözlerine bakarsanız Anadolu insanının derin tevekkülünü görmeniz mümkündür. Onlar öğretmenliği mesai saatleriyle sınırlı olduğunu düşünen paradigmaya uzaktırlar. Lüks araba almak yerine bisikletleriyle öğrenci evlerini ziyaret ederek kazançlarının bir bölümünü buraya ayırırlar. Dünyadaki gelişmeleri iyi okurlar disiplinin öğrencilerin karşısında korkutan titreyen bir pozisyonda durmaları demek olmadığını bilirler. Karşılarında ses çıkarmayan, kendini ifade edemeyen, silik öğrenciler görmekten hoşlanmazlar. Soğuk savaş döneminin cezaya dayalı öğretim sistemi onlara uzaktır. Onlar demokrasinin, hukukun, adaletin, temel hak ve özgürlüklerin yanında dururlar. Asla meşru olmayan baskılarla halkın oyuyla iktidara gelmiş bir iktidara karşı demokrasi dışı yapılan müdahalelere destek olmazlar. Sevgiyi dostluğu, merhameti ilke edinirler. Kendi toplumunun değerlerine karşı asla mücadele etmezler. Dünyadaki bunca değişime karşın siyasal muhayyilesini soğuk savaş mantığı üzerine oturtan, otoriter davranışın ve merkezi planlamanın en iyi yönetim tarzı olduğunu düşünen, bireysel özgürlüklerden haz etmeyen, bireyi değil devleti yücelten bir anlayışa asla prim vermezler. Milletin asli değerleriyle alay etmeyi ilke edinen türedi aydınların söylemlerine asla boyun eğmezler. Geçmişte uygulanan Köy Enstitüleri projesinin ulusalcı- milliyetçiler ne kadar savunursa savunsun uyguladığı eğitim programlarıyla bu ülkenin değerlerine uygun olmadığını bilirler. Piyanonun, kemanın neden serbest, bağlamanın niçin yasaklandığını da iyi bilirler. Bu işin aslında piyano ve kemanın temsil ettiği değerlerin bağlamanın temsil ettiği değerlerden daha üstün gösterilmesi amacına dönük olduğunun farkındadırlar. Günümüzde öğrencilerini ilham veren öğretmenlerin sayısı o kadar az ki. Çoğunluk okuldan çıktığı anda eğitimle ve öğrencisiyle ilgisini kesen, yolda gördüğü öğrencisinin selamını almaktan imtina eden ve hayatının geri kalan kısmını oyun ve eğlence ile geçiren bir düzlemde hayatların sürdürürler. En önemli sorunları döviz kurları arasındaki değişim miktarı,borsa ve araba fiyatlarıdır. Sürekli yaşadıkları hayattan şikayet ederler. Davası olmayan toplumların hiçbir sorunuyla ilgilenmeyen yalnızca bireysel sorunlarını ön plana alan kimselerdir. Siyasal ve kültürel ufukları ufukları dardır. Öğrenciler bir şey verme ihtiyacı duymadıkları için kendilerini geliştirecek hiçbir faaliyet içinde bulunmazlar. Bu ülkenin geleceğinin endişesini duyan, yetiştirdiği öğrencilerin hatırını soran, onların dertleriyle ilgilenen öğretmenlere selam olsun. Onları asla sokakta bağırırken, slogan atarken, boş ve içeriksiz siyasal tartışmalar yaparken göremezsiniz. Konuştukları zaman öğrenmenin ve bir şey öğretmenin derdindedirler. Bundan dolayı siyasal sloganlardan hoşlanmazlar. Cemil Meriç in deyimiyle sloganın ilkenin ideolojisi olduğunu bilirler. Onlar derin milletin hizmetindeki görünmez kahramanlardır. Onların yaşadıkları bunca sıkıntıya rağmen gösterdikleri vakarlı duruşu, öğrenci yetiştirmedeki azimlerini, bu ülkenin geleceğini inşa etmek için gösterdikleri çabayı alkışlamak gerekir. Ülkenin geleceğini bu topraklarla ilgisini kesmeyen,yerli düşünmeyi becerebilen, evrensel gelişmeleri takip eden, kendi kültürel ve ahlaki değerlerinin önemini bilen öğretmenler inşa edecektir. 15

16 FAALİYETLERİMİZ Baba-Oğul Kampı 8Temmuz 2012 tarihinde Arifiye İl Ormanı nda vakıf gönüllülerinin çoçuklarıyla katıldıkları Baba -Oğul Kampı düzenledik. Vakfımızın ilk kez tertip ettiği organizasyonda babalar oğullarıyla birlikte çadırda kaldılar. Çeşitli organizasyonlarla hem eğlendiler hem de dinlendiler. İlk Namaz İlk Namaz etkinliğimiz devam ediyor. Bu sayımızda iki çocuğumuzun aile ve arkadaşlarının katılımlarıyla gerçekleştirdikleri namaz merasimlerinden birer enstantane sunuyoruz. Allah namazlarında daim eylesin. Amin İrem AYKAÇ Onur GÜMÜŞTEPE (ortadaki) ve Arkadaşları 16

17 FAALİYETLERİMİZ Yaz Kursu 2012 Yaz Okulu Faaliyeti: 11 Haziran 19 Temmuz 2012 tarihleri arasında 6 hafta süreyle Yaz Okulumuzda kız ve erkek öğrencilerimize ayrı ayrı mekânlarımızda; başta Kur ân-ı Kerim olmak üzere, Hadis, İlmihâl, Akaid, Siyer, Ahlâk gibi Müslüman ailelerin çocuklarına temel İslâmî bilgiler yanında değişik spor faaliyetleri ile hizmet verdik. Yüzme, Karate, Futbol, Voleybol, El Beceri İşleri ve Piknikler gibi sosyal faaliyetler ile bıktırıp usandırmadan rahat ve sevdirici bir Yaz Okulu Programımız oldu. Yarışmalı ve hediyeli Kapanış Programımız ile de güzel yavrularımızı seneye tekrar memnuniyetleri çerçevesinde yine Vakıf Hizmetlerinden istifadeye davet ettik. 17

18 FAALİYETLERİMİZ Konya Ziyareti Eylül 2012 tarihlerinde Konya ya vakıf merkezimize trenle gidilen bir program tertip ettik. Başta muhterem Abdullah Büyük hocamız olmak üzere vakıf yöneticileriyle görüşme, istişarelerde bulunma imkanı sağlandı. Ve çeşitli ziyaretlerde bulunuldu. Kütahya Ziyareti Ribat Eğitim Vakfımızın Kütahya Bölgemizde İzmir ve Adapazarı bölge ve beldelerden iştirak eden hizmet insanlarıyla ortak piknik programına kalabalık bir aileler topluluğuyla katıldık. Erkeklerin, hanımların ve çocukların katıldığı programda kadın erkek ilişkilerine azami derecede dikkat edildi. Ev sahipliğini yapan Kütahya mızın gönül ve hizmet kervanının organizesi, hizmetlerde uyguladıkları usul ve metot şaheserdi. Programa katılanları, ev sahipliği yapanları ve aktif hizmette koşanları tebrik ediyor ve teşekkür ediyoruz. Programın başlangıcında tüm katılımcılara Muhterem Abdullah Büyük hocamız birlik, beraberlik ve dayanışma üzerine mesajlar sundu. 18

19 FAALİYETLERİMİZ SADAKAT Geleneksel İftarını Kent Park ta Yaptı. Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu (SADAKAT) gönüldaşları gelenekselleşen iftarlarını geçen yıl olduğu gibi bu yılda Kent Park ta gerçekleştirdi. Sakarya da faaliyet gösteren birçok İslami kuruluşun oluşturduğu çatı yapılardan Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu (SADAKAT) gönüldaşları toplu iftar programı çerçevesinde Kent Park ta buluştular. Gösterişten ve israftan sakınılarak ailelerin bir araya gelmeleri, tanışmaları ve kaynaşmaları arzulanan buluşmada; SADAKAT a bağlı çeşitli kuruluşlara üye aileler, iftarı kendi hazırladıklarıyla yaptılar. Ücretsiz çay servisinin yapıldığı iftarda çocuklara ise dondurma ikram edildi. SADAKAT Üyeleri Meydanda Bayramlaştı Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu (SADAKAT) bünyesindeki kuruluşlar, bayramlaşma merasimini açık alanda gerçekleştirdi. Sakarya daki sivil kuruluşların ortak çatı platformlarından SADAKAT (Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu), Ramazan Bayramı merasimini Büyükşehir Belediyesi nin yanındaki alanda gerçekleştirdi. Ailece düzenlenen geleneksel bayramlaşma merasiminde alanda geniş bir halka oluşurken, misafirlere çikolata ve kolonya ikramı, çocuklara balon dağıtımı yapıldı. SADAKAT adına bu bayram Sakarya Dayanışma Derneği nin evsahipliğini üstlendi. Bayramlaşmaya topluluk üyeleri ailece katılım gösterirken, etkinlikle birbirini görebilme ya da ziyaret edebilme imkanı bulamayanlar, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiler. Bayramlaşma tüm dünyada yaşanan zulümlerin, savaşların ve acıların bir an önce son bulması ve İslam ümmetinin yaşadıkları sıkıntılardan kurtulması duasıyla son buldu. 19

20 KAVRAMLARIMIZ Ahlâk Sahir AKÇA İktisat ve Hisset kavramları taban tabana zıt çok farklı mefhumlardır. Bu mefhumlar çerçevesinde: Bizim kasdımız nedir, neyedir? İktisad kelimesinin mânasında kendisini bulan o güzel ifadeleri mi, onları elde etmeyi mi kastediyoruz, yoksa hisset kelimesindekileri mi? Arapça bir kelime olup, huylar, seciyeler, mizaçlar mânalarına gelen Hulk veya Hulûk kelimesinin çoğuludur. Hulk veya hulûk insanın beden ve ruh bütünlüğü ile alâkalıdır. İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâllerdir. Buradan Ahlâk; İnsanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak olması şeklinde tanımlanabilir. Huy ve tabiat mânalarına olan ahlâk, insanın davranış tarzı, tutum ve tavrı da demektir. Aynı zamanda bir toplulukta makbul ve iyi sayılan davranış kurallarıdır. İbn-i Manzur da Hulk un; din, tabiat ve seciye mânalarına geldiğini, nefs diye adlandırılan manevî ve bâtınî özellikleri de ifade ettiğini belirtmektedir. Kur an da Efendimiz (sav) e hitaben; Şüphesiz ki sen, çok büyük bir ahlâk hulûk ın aziym üzeresin. (Kalem, 4) hükmü buyrulmuştur. Kâtip Çelebi (rha) de Ahlâk ilmi, faziletler ve reziletler ilmidir ki, nefsi faziletlerle süsleme ve reziletlerden koruma yollarını gösterir. diye tarif eder ahlâkı. Bu tanım ahlâk kavramını çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. İslâm âlimleri arasında kabul görmüş bir tarifle; Ahlâk, nefiste yerleşen bir melekedir ki, fiil ve davranışlar fikrî bir zorlamaya ihtiyaç olmadan bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar. diye belirtmektedir. İslâmî ahlâkın temelinde vahiy vardır. Kur an da her emir ve nehiy bir vazifeyi belirtir. Dolayısıyla İslâmî ahlâk bir Vazife Ahlâkı olarak nitelenebilir. İslâm dinindeki iman ve ibadet esaslarıyla ahlâkî emirleri kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir. Mü minlerin toplum içerisindeki davranış ve birbirleriyle münasebetler hususunda muhtaç oldukları ilimleri öğrenmeleri Farz-ı Ayn hükmündedir. Efendimiz (sav); Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim (Muvatta), Mü minlerin iman yönünden en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır. (Sünen-i Ebû Dâvud) ve Allah a kullarının en sevgilisi, ahlâkça en güzel olanıdır. (İbn-i Hıbban) buyurmuşlardır. Ahlâkî melekeler iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır. Ahlâk-ı Fâzıla, Hamide, Hasene gibi güzel ve övülen huylar ile Ahlâk-ı Seyyie, Zemime, Rezîle gibi kötülenen huylardır. İnsanların toplum içerisindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek gayesiyle ortaya konulan hükümlere de ahlâk denilir. Dikkat edildiğinde dünyadaki bütün sistem ve rejimlerin temelinde, ferdî ve toplumsal ahlâk anlayışını görmek mümkündür. Ahlâk, felsefecilerin tarih boyunca üzerinde en çok durdukları konulardan birisi olmuştur. İnsanların hevâ ve heveslerinden kaynaklanan ahlâk anlayışı sürekli değişmektedir ve bu durum insanları bir faciaya sürüklemektedir. Felsefeciler neyin iyi neyin kötü olduğu ve insanların neden ahlâk kurallarına uyması gerektiği konusunda ortak bir fikirde değillerdir. Kimi menfaati, kimi saadeti, kimi vazifeyi, kimi de değişik başka şeyleri ahlâkın temeli saymaktadır. Biz mü minler, İslâm dininin tesbit ve tayin ettiği ahlâkî hükümlere göre ilişkilerimizi sürdürmek, nefsimize, ailemize ve içinde yaşadığımız topluma karşı olan vazifelerimizi, İslâm ın tayin ettiği ölçülere göre edâ etmek borcundayız. Ahlâk denilince hemen akla gelen diğer bir kelime de; Edb ten türetilmiş Edeb tir. Edb; İnsanları ziyafete davet mânasınadır. Yâni Edeb; insanların davet olunduğu bütün hayır, fazilet ve mekârim-i ahlâkı içine alır. Seyyid Şerif Cürcanî (rha); Edeb maruftan ibarettir. İnsanı her türlü hata ve fenalıktan koruyan bir melekedir. der. Ariflerin deyimi ile Edeb; İslâm dininin tesbit ve tayin ettiği ahlâkî sınırları korumak ve saygı gösterilmesi gereken yola girmektir. Mevlâna (rha) ise; İnsanın edebten nasibi yoksa, o insan değildir. İnsanla hayvanı birbirinden ayıran en bâriz fark edebtir. diyerek edebin önemini veciz bir şekilde ortaya koyar. Ahlâk, iyi ve kötüyü araştıran bir alandır. Yâni; toplum hayatında belirli kişi, gurup veya toplum için belirli zaman ve yerlerde geçerli olan geçerli olması gereken değer yargılarının, örf, âdet ve kuralların oluşturduğu bir sistem bütünüdür. Günümüzde ahlâk konusunda tar- 20

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR.

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. Hac Allah Teala nın (c.c) emri, İslam ın beş temel şartından biridir: Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe yi tavaf etmesi Allah ın insanlar üzerindeki hakkıdır. (Al-i

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27 İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE 2012 T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE ORGANİZASYONUNDA ANA HEDEFİMİZ: > Usulune Uygun İbadet, > İrşad ve Rehberlik, > Güven ve Huzur, > Sağlıklı İntikal ve İkamet, > Zaman ve Mali

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı İMAM HATİP ORTAOKULU TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; 5, 6,7 ve 8.Sınıflar) ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA 2012 1.GİRİŞ Yaratılıştan itibaren hayata

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı