D E N E M E L E R YAZAN:UÇAR DEMİRKAN İLKEL TANRILAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "D E N E M E L E R YAZAN:UÇAR DEMİRKAN İLKEL TANRILAR"

Transkript

1 D E N E M E L E R YAZAN:UÇAR DEMİRKAN İLKEL TANRILAR İlkel insanların tanrı anlayışı, semavi denilen,günümüzdeyse kozmik denilen(tanrı göklerdedir-yedi kat arştadır) kitaplı dinlerinkinden daha doğru ve gerçekçidir. İnsanlığın başlangıcında;kişiler tanrıyı bir ulu tin olarak algılıyor ve kendilerini bu ulu tinin bir parçası sayıyorlardı. Dolayısıyla;bu ulu tine tapınıyorlardı.bu ulu tin,amerikan kızıl derililerinde Manitu;Vikinglerde ise Odin diye anılırdı. Ulu tine yakın olmak için kişiler;onun totemlerini yaptılar ve ona tapındılar.en çok rastlanan totem ise,güneş kursudur.demek ki,başlangıçta insanlar güneşe taparlarmış.tıpkı,günümüzde de var olan ve ateşe ve güneşe tapan Zerdüştçüler gibi. Gerçi;günümüzde hristiyanlar çarmıha gerilmiş İsa ya,yahudiler ise onüç kollu şamdana,müslümanlarsa Kabeye(beytullah-Allahın evi) ne bakarak ibadet etmektedirler. Üstelik,Kabe de hacerül evsedin gök taşının-bulunduğu bilinmektedir.sonuçta,gökten gelen taşa ibadet yapılmaktadır. Diğer yandan; Buda,Konfüçyüs ve Lao-Çe dinlerinde ise heykel tanrılara bakarak tapınılmaktadır. Demek ki,günümüz kişioğulları da tanrıyı bir biçimde somutlaştırmaktadır. Diğer yandan;günümüzde birçok kişi,enerjinin tanrı olduğuna inanmaktadır. Enerji öteden beri vardır ve yok olmamakta ve yok edilebilememektedir.enerji,biçim değiştirerek varlığını sürdürmektedir. Her şey enerjiden ortaya çıkmıştır ve çıkmaktadır.ilk yaşam,enerjinin bir biçimde yoğunlaşması ile oluşmuş ve günümüz yaşam biçimleri buradan gelişmiştir. Her şey; ondan gelir ona döner dinsel kuralına göre,enerjiye dönüşmektedir.dervişlerin,öldüklerinde tanrı olmaları gibi. Enerji yaratılamaz ve yok edilemez.kalübeladan beri vardır ve yok olmayacaktır. Aristo da bu gerçeğe yaklaşmıştır ve varlıkları,tanrının mağaranın duvarına vuran gölgeleri olarak tanımlamıştır.gölgeyi yaratan güneştir,yani enerjidir. Günümüzün semavi-kozmik dinlerinde soyut bir tanrıdan söz edilmektedir.oysa, enerji somuttur ve görülmekte ve duyumsanmaktadır. Enerji,cenneti de cehennemi de bu evrende yaratmaktadır.o nedenle, öteki dünya yoktur.varlıklar;atomlar ve atom parçacıkları olarak varlıklarını sürdürmektedir.yalnızca biçim değiştirmektedirler. Bir tarihte,bedri Ruhselman adlı bir araştırmacı tini madde yaratma gücü olan bir madde olarak tanımlamıştır.bu tanım;enerjiyi çağrıştırmaktadır.ruh ya da tin,canlı denilen varlıklardaki değişik davranışların ve yeteneklerin kaynağıdır.enerjidir. Böylece;tin ile madde arasında bir ayırım olmadığı anlaşılmaktadır.madde;enerjinin(tinin)dönüşmüş biçimidir. Bazı dinsel inançlarda tekamül-gelişme kavramı vardır.örneğin;önce kayalar,sular vardı.bunlar değişti ve bitkiler oluştu.bitkiler değişti ve hayvanlar ortaya çıktı.hayvanların en gelişmişi insan oldu.darvin de benzer bir kuram ileri sürmüştür.bu gelişmeyi,tanrının yaptığı söylenebilir. 1

2 Oysa;bu gelişmeleri,enerjinin yaptığı kanıtlanmıştır.enerji,bir maddeyi bir başka maddeye dönüştürmektedir.hatta,bir maddenin yeniden enerjiye dönüşmesi de olanaklıdır.hiroşima ya atılan atom bombasından sonra,bedenler yok olmuş,gölgeleri kalmıştır. Sonuç olarak,tanrı enerjidir.evrende yaşayanlar için ise;enerji kaynağı güneştir.o nedenle,güneşi tanrı olarak algılamak doğru olmaktadır. Dolayısıyla;atalarımız gibi,güneş kurslarına tapınmamız ve ibadetlerimizi güneşe yapmamız anlamlı olmaktadır.üstelik;bu türden tapınmalar için havraya,kiliseye,camiye ya da budist tapınağına gereksinim yoktur.yönünü,güneş batarken ya da doğarken ona döndürmek yeterlidir. Kişioğlu;güneşteki helyum patlamalarını evrende,denetimli laboratuarlardaki çalışmalarla yaratmağa çalışmaktadır.bunu başarırsa;güneş yaratmış olacaktır.islam tasavvufundaki enelhak-ben tanrıyım inancı gerçekleşecektir. O zaman,tüm evren ve belki de diğer evrenler ve galaksiler;enerjiye dönüşeceklerdir ;tanrıya kavuşacaklardır. Yok olacaklar ve tanrı olacaklardır. Dervişlere göre de tanrı hiçliktedir. RADYASYON OLGUSU 1632 yılında Londra daki ölüm istatistiklerinde;çocuk hastalıkları arasında hiç bilmediğimiz ışıkların yükselişi (radyasyon) ve gezegene yenik düşmeden kişinin öldüğü yazılıdır. 30 Haziran 1908 günü Rusya da Tunguska Olayı diye bilinen olay yaşanmıştır.gökten gelen,alevler içindeki bir cisim 2000 km2 lik bir alanı kapsayan bölgeyi altüst etmiştir. Bu olay;bir kuyruklu yıldız çarpması,küçük bir kara deliğin Sibirya dan geçip gitmesi;bir anti maddenin yeryüzündeki olağan maddeyle çarpışması sonucu gamma ışınları biçiminde ortadan kaybolması olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Kaza;dinazorlar çağının da,bir radyasyon olayı sonucunda yok olduğuna dair varsayımlar bulunmaktadır. Radyasyon sözcüğünün anlamı ışıma-ışık saçma dır.yukarıdaki olaylarda da,bu türden ışıma ların olduğu anlaşılmaktadır. Işık nedir sorusuna iki yanıt verilmektedir.dalga boyu varsayımı ve foton hareketleri varsayımı.ama;günümüzde ışık ın ne olduğu hala çözümlenememiştir. Diğer yandan;einstein da ışığın önemini kavramış ve onu (e=mc2)formülüne katmıştır.buna göre enerji,maddenin ışık hızının karesi ile çarpımına eşittir.hiç şüphesiz;bu formülün amacı,madde ile enerji arasında bir ilişkinin bulunduğunu belirtmektir.bu ilişkiyi sağlayan ise ışık(hızı) tır. Formülü çözümlediğimizde;enerji ışık hızının karesine bölününce;madde ortaya çıkmaktadır.ya da,madde ışık hızına ulaşınca,bu hızla çarpılmakta ve enerjiye dönüşmektedir. Bu durumda;einstein ın zamandan tanrı olarak söz etmesi,yanlış olmaktadır.zaman,yalnızca bir boyuttur.asıl tanrının ışık olduğu anlaşılmaktadır.işık(hızı)enerjiyi maddeye,maddeyi enerjiye dönüştürebilmektedir. Buna göre, Big bang olgusu;enerjinin (ışık hızı)na bölünmesi olgusudur.bunun sonucunda,tüm maddeler ortaya çıkmıştır. Buna karşılık;atom bombasının ortaya koyduğu gibi;maddeyi ışık hızının karesiyle çarparsak madde(uranyum) yok olmakta ve enerjiye dönüşmektedir. 2

3 Bu varsayıma göre;fizik biliminin tüm olanakları ile ışık üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir.işık yaratılabilirse ya da ışık hızına egemen olunabilirse;(madde-enerji) dönüşümü laboratuar koşullarında da olabilecektir. Günümüzde;yapıları anlaşılamamakla birlikte;(x) ışınları,gamma ışınları nükleer çalışmalarda kullanılabilmektedir.bir yandan;kanser tedavisinde ve tıpta ışınlar kullanılırken;bir yandan da nükleer çalışmalarda alfa,beta,gamma ışınları gibi ışınlar oluşturulmaktadır.bu ışınlar,maddeleri yok etmektedir.kanser hastalığına yol açarak,kişi oğullarının mutasyonuna neden olmaktadırlar. Bu nedenle;nükleer ünitelerde çalışanlara kısırlık ya da erken ölüm tazminatı gibi tazminatlar ödenmektedir. Işınların,önemli rol oynadığı bir başka alan da;güneş ışınları aracılığıyla bitkilerin besin maddeleri üretmesi olayıdır.burada da;enerjinin ışınlar yoluyla maddeye dönüşmesi olgusu bulunmaktadır. Eski uygarlıklar;ışığın önemini çok iyi anlamışlardır.tanrı olarak ışığa(güneşe) tapmışlardır.hititlerde güneş kursları na rastlanmaktadır.bu nedenle;günümüzde de tanrı kavramının soyut olmaktan çıkarılıp somut laştırılması gerekmektedir.uygarlık,yeniden tanrı olarak ışık ı almalı ve ona ulaşmaya çalışmalıdır. Gerçekten de;nazari olarak,ışık hızının karesine ulaşılınca,kişioğlu maddesinden ayrılacak ve enelhak=ben tanrıyım diyecektir. Demek ki,başlangıçta enerji vardı.işınlar enerjiyi böldüler ve uzaydaki tüm varlıklar oluştu.belki;başlangıçta tek bir madde oluşmuştu.bu kez,bu ilk madde ışın dan etkilendi ve başka maddeler oluştu. Günümüzde;kimyacıların ileri sürdüğü zincirleme reaksiyon kavramı böyle bir olgu olabilir.zincirleme reaksiyon big bang ile başlamıştır ve hiç durmaksızın sürmektedir.biz de o zincirleme reaksiyonun bir bölümünde var olmaktayızdır. (Enerji-radyasyon-madde-radyasyon-enerji-radyasyon -madde)biçiminde durmadan süren bir zincirleme reaksiyon olmakta ve yeni maddeler oluşmaktadır. O nedenle;yapay olarak zincirleme reaksiyon lar oluşturmaktan kaçınılmamalıdır.bizler istemesek de zincirleme reaksiyon sürmektedir. Belki de çözüm;evrendeki ve uzaydaki bu sürekli zincirleme reaksiyon u durdurmaktır. Keza;belki de bu zincirleme reaksiyon zaman boyutudur.durdurulduğunda,başka bir boyuta geçilecektir. Işık üzerinde daha çok çalışılmalıdır. ZAMAN GEVŞEYEBİLİR-GEVŞETİLEBİLİR Mİ? Acaba zamanı laboratuar koşullarında gevşetmek ya da sıkıştırmak olanaklı mıdır? Kişioğlu,böyle bir deneyi yapmalı mıdır? Kişioğlu bu deneyin bir benzerini,ses hızını aşan pilot ile yapmış;pilotun,uzun kulaklı,uzamış yanaklı ve yassı burunlu bir başka uzay varlığına dönüştüğünü,önüne konulan kamera ile saptamıştır. Bizler,evrenin hızına göre biçimlenmekteyiz.başka hızlarla dönen,başka evrenlere gidersek,biçimimiz değişecektir. Gerçekten de;günümüzdeki evrensel yaşam biçimleri km/24x3600 saniye hızla ortaya çıkmıştır.dinazorların,dev kuşların ve ağaç boyunda eğrelti otlarının olduğu çağlarda evren belki de km/12X3600 saniye hızla dönüyordu. Hızda ortaya çıkan bir ani düşme,çeşitli yaşam biçimlerinin yok olmasına ve yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.uzayı bir madde,evreni bu maddenin bir atomu gibi algılayabilirsek;bu olayla evren atomunun ömrü yarılanmış ve yeni bir atom oluşmuştur. Zaman gevşediğinde,enerji maddeye dönüşmekte;sıkıştığında ise madde enerjiye dönüşmektedir.bu dönüşümlere günümüzde karadelikler ya da big-bang denilmektedir. 3

4 Kişioğlu yoğun biçimde çalıştığında zamanın hızla geçtiği duygusuna kapılmaktadır.buna karşılık;kişioğlu,okyanustaki bir adada işsiz kalırsa,zamanın yavaş aktığını düşünecektir.keza;düşlerde zaman,günlük yaşamdakinden hızlı akmaktadır.buradan;zamanın hızlandırılabileceğini ya da yavaşlatılabileceğini düşünebiliriz. Zamanı gevşetecek makinelerle,enerjiyi maddeye dönüştürmek olanaklıdır.zamanı sıkıştıracak makinelerle ise;maddeyi enerjiye dönüştürebiliriz.günümüzde tokomak larla yapılmak istenen budur.zamanı sıkıştırarak maddeyi enerjiye dönüştürmenin yolları aranmaktadır.atomların yarı ömürlerinin hızlandırılmasına çalışılmaktadır. Böyle bir makinenin çok iyi ve özenli kullanılması gerekmektedir.karşıt durumda;denetimsiz bir tokomak,çevresindeki her şeyi bir karadelik e dönüştürebilir.bunun iyi ya da kötü bir durum olacağı duygusal bir olaydır. Belki de;maddenin enerjiye dönüşümü,otomatik bir olgudur.belki de günümüzde de her madde;zaman içinde enerjiye dönüşmektedir.ancak;bu olgu,bizim algılayamayacağımız bir zaman süreci içinde olmaktadır. Tokomaklar,bu otomatikliği hızlandırabilir ve görülebilir kılabilir.hiç istenmediği halde karadelik e dönüşebiliriz.yani;anti maddelerimize ulaşabiliriz. Güneş,kocaman bir tokomak gibidir.durmadan,enerjiyi maddeye ve maddeyi enerjiye dönüştürmektedir.ya da kimyasal bileşim ve ayrışımlar sonucunda;yeni atomlar oluşmakta ve enerji açığa çıkmaktadır. Bu nedenle;tokomak üretmeyi düşünmek yerine,güneşi bir tokomak olarak denetim altına almanın yolları araştırılmalıdır.gökyüzünde bu doğal tokomak,öylece durmakta;durmadan çalışmakta ve bizim ondan yararlanmamızı beklemektedir. Başka galaksilerdeki güneşler üzerinde big-bang deneyleri yapabiliriz.zamanı gevşeterek yeni maddeler yaratabilir;o güneşlerdeki enerjiyi yeni maddelere dönüştürebiliriz.keza;dilersek yeni karadelik ler oluşturabiliriz.bunun için zamanı sıkıştırmamız yeterli olacaktır.zamanı sıkıştırmak için de en iyi yol,doğal tokomaklardan yararlanmak olmalıdır. Gerçekten de;başka bir galakside zamanı sıkıştırıp o galaksinin karadeliğe dönüşmesini izlemek olanaklıdır.ancak;karadeliğin yapısını incelemek;günümüz koşullarında olanaksız görünmaktedir. Şüphesiz;kişioğlunun merak ve araştırma dürtüsü;karadeliğin sonrasına da yönelecektir.anti maddeyi üretmek de olanaklı olacaktır. O zaman,tanrılar olmayacaktır.çünkü,kişioğlu galaksi yaratan,yok eden,maddeyi yaratan ve yok eden bir konuma gelecektir.kendisi,tanrı olacaktır. Böylece;big-bang den önceki başlangıcına dönecektir.kişioğlu ancak,o zaman,hiçlikte duracaktır. BİLİMİN TEMELİ Bilimin temeli düş gücü ve kuşkudur. Jules Vernes Aya Seyahat i;;deniz Altında Yirmi bin Fersah ı düşlemeseydi,ne füzeler ne de denizaltılar bu denli hızlı gelişecekti. Füzeler,kişioğullarına uzay yolunu açarken;makro kozmosu düşünme ve inceleme olgusunu hızlandırdılar.denizaltılar ise;deniz tabanlarındaki mikro kozmosu incelememize önayak olmuşlardır. Her iki kozmosun incelenmesi;kişioğullarının nereden gelip yereye gittiği sorusuna yanıt bulmayı hızlandıracaktır. Günümüzde;kişioğullarını diğer varlıklardan ve türlerden ayıran en temelli özelliği,düş kurabilme yeteneğidir.merak;diğer varlıklarda da gözlenmektedir.ancak;düş kurmak,yalnızca kişioğullarına has bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. 4

5 Bunun sonucunda;kişioğlu,ateşi,elektriği,tekerleği,buharlı makineyi ve taşıt araçlarını;salı ve çağdaş gemileri bulmuştur.kuşlar gibi uçabilmek için,uçağı ve füzeleri bulmuştur. Bütün bu gelişmelerin sonucunda;kişioğlunun merak(ilgi) duyduğu konular ve olaylar çoğalmış ve çeşitlenmiş;düşleri sınır tanımaz enginliklere ve uzaklıklara ulaşmıştır. Başından beri,kişioğlunun bir tek düşü olmuştur:ölümsüzlüğü gerçekleştirmek. Diğer yanıyla söylenirse;tanrılaşmak. Söylenceler,dinler,güzel sanatlar,bilim;hep ölümsüzlüğü anlatmışlar ve aramışlar ve araştırmışlardır.ölümsüzlük düşünü kurmuşlardır. Ölümsüzlük düşü;kişioğlunda ölüm olgusuna da merak(ilgi) uyandırmıştır.bunun sonucunda;kişioğlu,ölümsüzlüğe ulaşmanın yollarını bulmak için,çevresindeki tüm varlıklara ve olgulara ilgi duymuş;onları anlamağa,onları etkilemeğe,onları değiştirmeğe çabalamıştır. Bunun çabalarıyla;matematik,fizik,kimya,biyoloji,jeoloji,psikoloji bilimlerini kurmuş ve geliştirmiştir. Günümüzde kişioğlu;bedeninin,bu muazzam ve karmaşık makinenin nasıl oluştuğunu,geliştiğini,çalıştığını ve sonunda durduğunu anlamaya çalışmaktadır.en büyük ilgi alanı,bu konulardadır. Bu soruların yanıtını;çevresinde,geçmişinde ve geleceğinde;mikro ve makro kozmoslarda durmadan aramaktadır. Bazı kez;toptan çözümler(din,felsefe,fizikötesi evren gibi)üretmekte;bazı kez ise,zor yol olan bilime yönelmekte ve ölümsüzlüğü bilimle açıklamağa,bulmağa çabalamaktadır.bütün bu davranışların temelinde ise; kuşku duymak yatmaktadır. Her tanrı tanımaz kendi kendisine(ya varsa)sorusunu;her dindar kişi de (ya yoksa) sorusunu sormadan edemez.kuşkuların en büyüğü;en tedirgin edeni de budur..kişioğlu;bu kuşkusunu aydınlatmak,gidermek için bilime daha çok sarılmakta ve bu temeldeki kuşku;her türden bilimsel gelişmeler için,itici güç oluşturmaktadır.özellikle;din adamları,kutsal kitaplardaki söylenceleri ve istenenleri;bilimsel yollardan kanıtlama çabasına girişmiş görünmektedir. Toptancı çözümlere her zaman ve her yerde karşı çıkılmalıdır.çözümün bilimde olduğu(postüla) olarak genç kuşaklara ve gelecek kuşaklara öğretilmeli ve aktarılmalıdır.her kuşak,bir öncekinden devraldığı bilimi;biraz daha ileri götürmeğe çabalamalıdır.böylece beyin israfı önlenmeli ve ölümsüzlüğe ulaşma yollarının aranması eylemleri hızlandırılmalıdır. Bilgisayarda ortaya çıkan gelişmeler;bu konudaki gelişmeleri hızlandırmıştır.bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça;bilimin geliştirilmesi de daha hızlanmış olacaktır.kuantum çözümlemelerinde de oldukça yol alınmıştır.bu iki olgu;ölümsüzlüğe ulaşmayı daha da hızlandıracaktır. Hızlanma;geometrik diziyle olmağa başlamıştır. Ölümsüz olunca ne yapacağız?bu,ancak o zaman sorulacak merak sorusudur.o zamana dek düş kurmalı;merak duymalı ve ölümsüzlüğü durmadan ve bilgiyi daha çok edinerek durmadan aramalıyız. BİLİMDE YOL ALMAMIZI TANRILAR İSTİYOR Din adamlarına göre;bilimde ilerlemeye çabalamak tanrıya(ya da tanrılara)karşı çıkmak demektir.tanrıları kızdırmak demektir.bunun sonucunda kişioğlu;birçok kez doğal yıkımlarla cezalandırılmıştır ve cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla;bilimsel çalışmalar,dine ve ahlaka aykırı olmamalıdır.örneğin;günümüzde DNA ve kişioğlu kopyalama çalışmaları kınanmakta ve bu çalışmaların tanrının etki alanına girmek anlamına geldiği ileri sürülmektedir. Böyle bir düşünceye evet denildiğinde; tıpkı İslam dininde Babı içtihadın kapatılması gibi,bilimsel çalışmalar sınırlanacak ve bilimsel gelişmeler yavaşlayacak ve belki de duracaktır. 5

6 Her ne kadar;bilimsel çalışmalarımızla,bilgi denizinin kıyısına gelip ancak,ayağımızın baş parmağını suya sokabildiğimiz düşünülürse de;bu da bir şeydir.sonraları,denize boylu boyunca dalıp yüzebiliriz. Dolayısıyla;bilimsel çalışmalardaki(fizikte,kimyada,biyolojide,matematikte,jeolojide)sınırları zorlamak ve bilgi denizine dalıp yüzmeyi öğrenmek zorundayız.çünkü,bizler denizden geldik ve oraya dönmeliyiz. Tanrılar;kişioğlunun bilimsel çalışmalarına sınır koymuyorlar.bunu isteselerdi;daha işin başında böyle davranır ve bizlere beyin denilen şahane bilgisayarı vermezlerdi. Kim bilir,belki de onu bize tanrılar vermediler.bu sınırsız bellekli bilgisayarımızı da biz kendimiz geliştirdik. Tanrıların arabaları söylencesine inanılacak olursa;tanrıların da bilimde ilerlememizi istediklerini benimsememiz gerekir.ya da tanrıların;uzaydaki,bilgisayarla donatılmış diğer varlıklar olduklarını düşünebiliriz.böyle olunca da;tanrıların,bilimde sınırlamalar koymamış olduklarını anlayabiliriz. Keza;tanrının bir büyük bilgisayar ve bizlerin ve diğer uzaylıların da bu bilgisayar ağının yerel üniteleri olduklarını düşleyebiliriz. O ana bilgisayarı kimin kurduğu sorusuna yanıt aramak,beyin israfı olacaktır.her bilgisayar;başka bilgisayarları oluşturabilir. Tanrılar isteselerdi;uzaydaki büyük bilgisayar a bizim ulaşmamızı önleyecek şifreler pass words lar koyar ve işimizi güçleştirirlerdi.oysa;işler hiç de öyle gelişmiyor. Kişioğlu;doğanın,yaşamın,uzayın şifrelerini birer birer açıp;pass wordlara ulaşıp ölümsüzlüğe ulaşmağa çabalıyor. Kim bilir;belki de tanrı,kişioğlunun kendisidir ve tüm doğayı,uzayı ve zamanı yönetiyordur. Tanrılar kavramı;bilimsel gelişmeye yararlı olmuştur.çünkü;gelişmesi içinde kişioğlu;tanrılarla yarışmış,onlarla bir arada yaşamağa çabalamış,tanrılara ulaşmayı amaçlamıştır.temelde;kişioğlunun yaptıkları ve istekleri,tanrıların amaçlarına ve isteklerine aykırı değildir.bir bakıma kişioğlu;bilimde daha da ilerledikçe ve bilimi geliştirdikçe tanrıya daha çok yaklaştığını düşünmekte ve duymaktadır. Gerçekten de;(e=mc2)formülüne ulaşan Einstein Oh tanrım diye bağırmıştır.şüphesiz;bu tanrı,hristiyanlığın ya da kitaplı ya da kitapsız dinlerin tanrısı değildir.onun tanrısı her şeyin ona doğduğu,her şeyin onda yok olduğu,hep var olan ve hiç yok olmayacak olan zaman dediğimiz dördüncü boyuttu. Görüldüğü gibi;einstein,bilimsel çalışmalarının sonunda,din kitaplarında yer alan soyut tanrı yerine içinde yaşadığımız ve geçmekte olduğunu duyumsadığımız somut zaman kavramını tanrı ilan etmiştir. Şimdi;kişioğulları için amaç,zamana ulaşmak ve ben tanrıyım-enelhak demektir.bazı bilim adamları zamanın ötesi ne de geçilebileceğini;tanrının aşılacağını ileri sürmektedir.bu savlarını kanıtlamak için bilime, arpa boyu da olsa,ileri doğru yol aldırmağa çabalamaktadırlar. Tanrılar;kişioğlunun bilim okyanusuna dalmasına kızsalardı;şimdiye dek çoktan evreni yok etmişlerdi.çünkü;günümüzde kişioğlu,tanrılaşmak için epeyi yol almış görünmektedir. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler,dna analizlerindeki yol almalar,kuantum nazariyelerindeki gelişmeler bunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak;tanrılar,bilim denizine açılmamıza kızmıyorlar.aksine;bize bu çabalarımızda yol gösteriyorlar.enerjiye egemen olmamızı kolaylaştırıyorlar.bu yolla;zamana da egemen olabiliriz. Tokomaklarla güneş patlamaları yaratmayı ve bu enerjiden yararlanmayı düşlüyoruz.dna ya müdahale ederek;daha sağlıklı,daha akıllı,ölümsüz varlıklara dönüşmeyi istiyoruz. Ölümsüzlük için;tüm bilimleri sonuna dek zorluyoruz;çabalarımızı giderek daha da yoğunlaştırıyoruz. 6

7 Hızlandığımızı;zamanı yakalamağa başladığımızı düşünüyor ve tanrılardan korkmuyoruz.sonunda;(e=mc2)kanıtlayacak ve bu formülü günlük yaşamımıza uyarlayacağız.böylece;belki de tanrılaşacağız. Sonra ne mi olacağız?bu soru;o aşamaya gelinince sorulacak bir sorudur. MEKAN ÖLÇÜSÜ Fizik biliminin üzerinde yoğunlaşmadığı konulardan biri(hız)dır.artık;ilk öğretim öğrencileri bile(hız=yol/sn) formülünü ezberlemekte ve bu formülle hızı,yolu,yolculukta geçen zamanı hesaplamaktadır,ölçebilmektedir. Oysa;hızın başka anlamları da olmalıdır.çünkü,hız arttıkça,maddelerde yapısal değişiklikler ortaya çıkmaktadır.işık hızına ulaşılınca;maddenin dağılacağı,anti maddeye dönüşeceği ileri sürülmektedir.görüldüğü gibi;hız kavramı;uzayı,uzayın oluşumunu ve maddeleri açıklayacak temel kavramdır. Bir belgesel film izlemiştim.bir üstü açık,küçük pilot koltuğuna oturtulmuş bir deneme pilotu(ya da maketi);tek raylı bir yol üzerinde hızla hareket ettiriliyordu.ses hızına yaklaştıkça ve bu hız aşılınca;deneğin önüne konuluş bir kamere aracılığıyla;deneğin kulaklarının,yanaklarının geriye doğru uzadığı;dudaklarının ve burnunun yassılaştığı ve sonunda bir uzay yaratığı na dönüştüğü görülüyordu.ya ışık hızında bu türden bir deney yapılabilseydi,neler gözlenecekti kim bilir. Işık hızında deneyde;maddenin dağılacağı,başka maddelere dönüşeceği ya da anti maddenin ortaya çıkacağına dair;ses hızı deneyinden belirtiler bulmak olanaklıdır. Bu olay nasıl olmaktadır?(hız=yol/sn) formülünü başka biçimlerde ifade edebiliriz. Gerçekten de Hız=Yol/Sn demek; Hız=Mekan/zaman demektir. Hızı böyle tanımladığımızda;einstein ın çok önemsediği dördüncü boyutu fiziğe katmış oluruz. O zaman(zamanxhız=mekan) eşitliği de doğru olmaktadır.bu eşitliğin iki yanındaki öğeleri değiştirerek,varsayımlar yapabiliriz. Örneğin;hızın sabit olduğu(ışık hızı) ortamda,zaman mekana eşit olacaktır.ancak;ışık hızı sabitesi(1) sayısını aşıp (1,2 ya da 0,8)olduğunda,eşitliğin sürmesi için ya zamanın azalması ya da artması;ya da mekanın azalması ya da artması gerekecektir.nitekim;buna ait bir söylence bulunmaktadır. Aya giden ve oraya ilk ayak basan astronot Armstrong un kolundaki saatin;aya gidip geldikten sonra bir miktar geri kalmış olduğu söylenmektedir.von Braun,bu olguyu açıklayamadan göçüp gitmiştir.saat mi bozulmuştur?yoksa zaman mı azalmıştır?mekan ayni kaldığına göre,zaman azalmış olmaktadır. Zaman azalması ne demektir?zaman azalması(zamanın gevşemesi) demektir.bu sayede,madde ortaya çıkmakta ve hız sabit kalmaktadır.buna karşılık;hız sabit kalır ve zaman gevşerse yine maddede(mekan)değişme gerekecek ve mekan(madde)küçülecektir.karşıt durumda;zaman sıkışırsa;hız sabit kaldığında,mekan(madde) artacaktır. Buna göre;big-bang in (zaman gevşemesi)olduğu söylenebilir.zaman gevşeyince,mekan oluşmuştur.tersine;hız sabitken zaman sıkışırsa;mekan(madde) küçülecektir.sonunda;zaman sıfırlandığında madde iyice küçülecek ve maddenin yok olduğu,anti maddeye dönüştüğü kara delik olgusu ortaya çıkacaktır. 7

8 Kutsal kitaplardaki kıyamet günü,zamanın durması(sıfırlanması) olacaktır.zaman sıfırlandığında;eşitliğin sağı da solu da sıfırlanmış olacaktır.ne hız,ne zaman ne de madde kalacaktır. Hızın sıfırlanması durumunda da zaman ve mekan sıfırlanacak ve yok olacaktır.hız sıfırlanınca mekan(madde) yok olmaktadır.ölüm bu olmalıdır. Dolayısıyla;(var olan bir şeyin yok olmayacağı) varsayımı yanlıştır.var olan bir şey yok olabilir.tersine,yoktan da bir şey var olabilir.çünkü;hız kazanan her şey bir mekana(maddeye)sahip olmaktadır.buna göre Big-Bang;durağanlıktan kurtulup hız kazanmak olmaktadır.big-bang ın bir açıklaması da (hızlanma) olmaktadır. Tersine göreyse kıyamet;(hızın sıfırlanması) ortaya çıkmaktadır.böylece;her şey ve mekan ve zaman;durağan duruma dönüşmektedir. Eşitliğin(mekan) yanında değişiklik olabilir mi?kişioğlu;var olan maddelerden yararlanmadan(maddeye biçim değiştirmeden);yeni maddeler üretebilirse;bu olanaklı görünmektedir. Genelde kişioğlu;atomları,molekülleri,enerjiyi değiştirebilmekte ve dönüştürebilmekte;ancak,yeni atom ya da enerji yaratamamaktadır.bunun başarılması durumunda;eşitliğin sol yanındaki hızın ya da zamanın ya da her ikisinin birden artacağını düşünmek zorundayız.hızın artması dermek(ışık hızı)ndan başka bir hız kavramına geçmek demektir.böyle bir hız kavramında;yeni bir mekan(madde) söz konusu olacaktır. Zamanın artması ise;zamanın gevşemesi anlamına gelecek ve yeni bir Big-Bang olayı yaşanacaktır.o zaman;uzayda,birden çok Big-Bang in izlerine rastlamak doğal olmaktadır. Hız ve zamanın;mekandaki(maddedeki) artışı dengeler biçimde,ayni zamanda artmaları durumunda;big-bang in ya da kıyametin olmayacağını;yeni bir mekanda dengelenmiş varlığın süreceğini kabul etmek uygun olacaktır. Uzaya açılmak;uzayı öğrenmek için(hız-zaman-mekan)kavramları üzerinden yoğunlaşmakta yarar bulunmaktadır. Ölümsüzleşmek için de bu yöntem üzerinde çalışılabilir.anti maddenin ne olduğu;ölümsüzlük sorununun önemli bir öğesi gibi görünmektedir.o da hıza,zamana dayalı bir kavramdır. UZAKLIK ÖLÇÜSÜ=IŞIK YILI Uygarlığın başlangıcında uzaklık ölçüsüne gereksinim yoktu.sonradan;ticaret ve savaşlar ortaya çıkıp geliştikçe,uzaklık ölçüleri kavramları ortaya çıktı ve gelişti. Başlangıçta;fersah(konaklama yerleri arasındaki uzaklık),ayak,metre gibi ölçüler kullanıldı.bunlar,evrendeki olayları(makro ve mikro kozmos olaylarını)ifade etmekte yararlı olmuyordu. Günümüzde;uzaklık ölçüsü olarak ışık yılı da kullanılmaya başlamıştır.galaksiler arasındaki uzaklıklar, parsek denilen ışık yılı ile ölçülmekte ya da ifade edilmektedir.mikro kozmos ile ilgili ölçümlerde ise;mikronlar yetersiz kalmış olup nanonlar kullanılmaktadır. Işık yılı nedir?bir ışık ışınının bir yılda aldığı yoldur.işın,saniyede yaklaşık km hıza sahip olduğuna göre;bir ışık yılı uzaklık ( X3600X24X365,25) km uzaklık olmaktadır. Görüldüğü gibi;uzay o denli büyük ve geniştir ki,uzaydaki uzaklıkları tanımlamak için,ışık hızı ölçü olarak alınmaktadır.ancak;bu hız da,yine de metre olarak ifade edilmektedir. Ayni biçimde;evrendeki başka uzaklıkları tanımlamak için de hızlardan yararlanılmaktadır.örneğin;ayın evrene şu kadar(mach) uzaklıkta olduğu söylenmektedir.bir (mach);sesin bir saniyede aldığı yol olup yaklaşık 340 metre olarak hesaplanmaktadır. Keza;uzaklıkları meridyen arası uzaklıklarla da ifade etmek olanaklıdır.türkiye nin doğusu ile batısı arasında 15 meridyen olduğu ifade edilmektedir.meridyen hesabının temelinde,evrenin çevre uzunluğu vardır. 8

9 Görüldüğü gibi;uzaklık kavramı,göreceli bir kavramdır.çeşitli hızlara göre,değişik uzaklık ölçüleri bulunmaktadır.buradan ;uzaklıkların hızın göreceli kavramı olduğu(tersi de doğrudur)olduğu sonucuna varılmaktadır.meridyen hesabı da sonuçta,evrenin kendi ekseni etrafındaki dönü hızıyla ilgilidir. Diğer yandan;metre sistemi günlük yaşamı ifade etmeye yeterli iken,uzayı anlatmada ya da mikro kozmosu tanımlamada yetersiz kalmaktadır.uzay için bir parsek ölçüsü kurulmuştur.ayni şeyin mikro kozmos için yapılması da uygun olacaktır.örneğin bir kuark gibi yeni bir uzaklık ya da uzunluk ölçüsü kurulmalıdır. Belki de;böyle bir ayırıma gerek yoktur.kuarklar da ışık hızına göre hareket ediyorlardır.bu nedenle;makro kozmos için geçerli olan hız ve uzaklık kavramları,mikro kozmos için de kullanılabilir olmaktadır. Işık hızı göreceli bir kavram olduğundan;kişioğlunun ışık hızına ulaşıp ulaşamayacağı tartışılmaktadır.bazı düşünürlere göre bu olanaksızdır.çünkü,ışık hızına ulaşılınca,uzaklık kavramı kalmayacaktır.bu durumda ise;kişioğlunun hele de bu ışık hızından daha hızlı bir hıza ulaşması büsbütün olanaksızdır. Ancak;kişioğlu giderek daha hızlı yol alan araçlar geliştirmeğe başlamıştır.aya,ilk gidenler Onbeş gün süren bir yolculuk yapmışlarsa,sonra gidenler bundan daha az sürede aya ulaşmışlardır.keza;kişioğlu,başka galaksilere füzeler yollayabilmektedir.bu füzelerin kişioğlu taşıyor olmaları da olanaklı olacaktır. Bazı düşünürlere göreyse;ışık hızının aşılması olanaklıdır.o takdirde,başka bir mekana(dördüncü boyut)ulaşılacaktır.gelişmeler çok hızlanmıştır.kişioğlu ses hızını aştığı gibi;ışık hızını da aşacaktır. Bundan sonraki varsayım alanı; ışık hızı aşıldıktan sonra,yeniden ışık hızına ve bu hızın altına inilebilecek midir? konusu olmaktadır.bazı düşünürlere göre;bu da olanaklıdır.kişioğlu;mekansızlığa ve zamansızlığa ulaşıp yeniden geriye,günlük yaşama dönebilir.bir anlamda,tanrılaşıp yeniden kişioğlu olabilir. Kişioğlu ışık hızını aştığında;yeni hız ve buna bağlı olarak da yeni uzaklık kavramına gereksinim duyacaktır.bu nedenle;başka galaksilerde yaşayanların kullandığı başka uzaklık kavramlarının bulunduğu da düşünülmelidir.tıpkı günümüzde bazı uluslar mil ölçüsü kullanırken bazıları metre ölçüsü kullanmaktadır. YAŞAM VE CANLI KAVRAMLARI Yaşam;canlı bir varlığın doğması,büyümesi,yaşlanması ve ölmesi sürecidir.yaşam;canlı varlıklarla ilgili bir kavramdır.öyleyse canlı ne demektir? Canlı-cansız varlıkların en önemli ayırıcı öğesi;hareketlilik olmaktadır.canlı varlıklar,hareketlidir.bunun sonucunda canlı varlıklar değişebilmekte ve gelişebilmektedirler.canlı varlıklar,çoğalabilmekte ve üreyebilmektedirler. Cansız varlıklar da hareket edebilmektedir.ancak,hareketleri sınırlıdır. Keza;cansız varlıklar da çoğalabilmektedir.bu çoğalma ya kimyasal ya da fiziksel yöntemlerle olmaktadır.buna karşılık;canlılar,fiziksel ya da kimyasal olarak çoğalamamaktadır.canlılar için,biyoloji diye ayrı bir bilim geliştirilmiştir.bu bilimin temelinde,rna lar ve DNA lar ve atom altı parçacıkları vardır. Bu anlamları ile yaşam ve canlı kavramları;bilimin gelişmesine engel oluşturmaktadır.özellikle;makro ve mikro kozmoslarda yaşam ya da canlı varlık açısından,çözümler üretmeğe çalışmak yanlış ve zor olmaktadır. Neden;başka saman yolları yıldızlarında yaşam arıyoruz?neden,ille de canlı varlıklar ı bulmağa çabalıyoruz?neden durmadan başka evrenlerde yaşam izi arıyoruz?yaşam izafi bir kavramdır.o zaman bu çabalar neden? 9

10 Güneş;yalnızca kişioğullarının yaşadığı bir gezegene yaşam vermiyor.güneş sistemindeki her gezegende yaşam vardır.yaşamı enerjinin yoğunlaşması ya da genleşmesi biçiminde tanımladığımızda;tüm gezegenlerde ve tüm saman yollarında ve galaksilerde de yaşamın olduğu anlaşılır.hatta;buna göre,güneşte de yaşam vardır. Gerçekten de;her bir atom ya da atom alt parçacığı;enerjinin belli bir biçimde yoğunlaşmasının sonucudur.bu nedenle;insanın,hayvanın,bitkinin yanında kayanın,suyun,gazların da bir yaşam biçimi olduğu düşünülmelidir.çünkü;devinmekte ve çoğalmaktadırlar. Bilim;canlı-cansız ayırımını bırakma noktasına çoktan gelmiştir.artık,nötronların bile canlı oldukları,bilinçli devindikleri düşünülmektedir.atom altı parçacıklar,tekdüze devinmemekte;değişik devinimlerde bulunmaktadır.bu da;canlı olduklarının bir belirtisi olarak algılanmalıdır. Sorun; yaşam kavramında da,buna koşut değişikliğin yapılmasıdır.örneğin;tüm makro kozmosun tek bir canlı olarak algılanması olanaklıdır.bu durumda;her galaksi bu devingen ve canlı varlığın çeşitli organları(gözü,beyni,midesi,yüreği-belki de hücreleri-)olarak düşünülmelidir.ya da;galaksilerin her birinin ayrı bir canlı varlık olduğu ve güneşlerin organlar ve gezegenlerin de bu organların hücreleri olduğu düşünülmelidir. Benzer düşünceler;mikro kozmosa da uyarlanabilir. Böyle olunca;mikro ve makro kozmoslardaki araştırmalar daha kolay,anlaşılır ve sistematik olacaktır. Geriye insan=kişioğlu kavramı kalıyor.günümüz yaşam biçimlerinden en iyisini(öyle mi acaba)oluşturmuş olan bizler.mikro ve makro kozmoslarda insan aramak da yanlış olmaktadır.gerçekten de;neden hep makro kozmosta kişioğlu arıyoruz?neden,mikro kozmosta insan aramıyoruz? Şüphesiz;uzayın derinliklerinde de enerji kişioğlu ortaya çıkaracak hücreler olarak yoğunlaşmış olabilir.oralarda da Big-Bang ler yaşanmış olabilir.bu olasılık çok fazladır.ancak;bu neyi kolaylaştıracak ve neye yarayacaktır? Amaç;atomlarla ve atom altı parçacıklarla aynı dili kullanmak olmalıdır.çünkü;başka gezegenlere gidildiğinde,yapılacak olan enerji iletişimi ile haberleşme,çoğalma,var olma ya da yaşama olacaktır. Bu nedenle;yaşamın yeni tanımına göre;mikro ve makro kozmos çalışmalarına önem verilmeli ve bu alanlardaki gelişmeler hızlandırılmalıdır. ZAMAN SIKIŞMASI Parlak gökyüzülü yaz gecelerinde,gökyüzüne baktığımızda sayısız yıldızlar görürüz.bunların birer evren,güneş ya da galaksi olduklarını,artık ilkokul çocukları da bilmektedir. Bunların bir kesimi;mavi görünüşlü olup;bunların en genç yıldızlar oldukları düşünülmektedir.bazıları ise,sarı renkli görünürler.bunların,orta yaşlı yıldızlar oldukları var -sayılır. Bazı yıldızlar ise,kırmızı görünüşlüdür.bunlara kızıl cüceler denilmekte olup;bunlar ölmekte olan ya da ölmüş,ışığı evrenimize yeni gelmekte olan yıldızlardır. Sonunda beyaz yıldızlar ya da karayıldızlar(noktalar-delikler)durumuna gelmektedirler.maddeler,enerjiye dönüşmektedir. Ayrıca;beyaz yıldızlar ve kara yıldızlar(delikler) vardır.bunların da ölmekte olan(can çekişen) yıldızlar oldukları varsayılmaktadır. Görüldüğü gibi;yıldızların da tüm varlıklar gibi bir yaşam süreci(kimyasal periyodu) vardır.bir süreç varsa;bunun bir başlangıcının bir de sonunun olması gerekmektedir.gerçi;bu sürecin bir daire olduğunu varsayan görüşler vardır.o zaman başlangıç noktası ile bitiş noktası ayni daire üzerinde ayni bir nokta olmaktadır. 10

11 Yıldızlar;Big-Bang denilen patlama ile ortaya çıkmış varsayılmaktadır.big-bang in bir zaman gevşemesi olduğu düşünülebilir.başlangıçta yalnızca zaman ve enerji vardı.birden zaman gevşedi ve enerjiden mekan(maddeler)oluştu.o zaman,bunun tersinin de doğru olması gerekir.zaman sıkışması durumunda;maddenin yok olması ve enerjiye dönüşmesi gerekir. Zaman sıkıştıkça;yıldızlar sarı yıldızlıktan kızıl cücelere dönüşmekte ve sonunda beyaz yıldızlar ya da kara yıldızlar(noktalar-delikler)durumuna gelmektedirler.maddeler enerjiye dönüşmekte ve zaman yok olmaktadır. Belki de kara delik e dönüşen bir yıldız;öbür yanıyla yeni bir zaman gevşemesine neden olmakta ve yeni bir Big-Bang ortaya çıkmaktadır.nitekim;birçok dinsel söylence;bu alemlerin yedi kez yıkılıp yeniden yaratıldığını belirtmektedir.kutsal kitaplarda Nuh Tufanı denilen söylencede yok olmak ve yeniden olmaktan söz edilmektedir. Böylece;kozmosta birden çok Big-Bang in izlerine rastlanması olası olmaktadır. Kozmosun bir yanında zaman sıkışması olurken;başka bir yanında zaman gevşemesi ortaya çıkıyor olabilir.o zaman;yeni galaksilerin(gök takım adalarının) doğumu;başka galaksilerin ölümü,yok olması anlamına gelmektedir.kozmos;bir yanardağın kraterinin içindeki lavlar gibi;baloncuklar çıkararak kaynıyordur.bir baloncuk patlardan;başkaları oluşuyordur. Aya giden astronotların yolladığı televizyon resimlerinde evrenimiz mavi yıldız olarak görünmektedir.yani;uzaydaki genç yıldızlardandır.bu nedenle de;üzerindeki uygarlığın en çok 5000 yıllık bir tarihi vardır. Buna karşılık ay(evrenin uydusu)sarı görünmekte;güneş ise kızıl görünmektedir.acaba,güneş bir kızıl cüceye mi dönüşmektedir?güneş için;dolayısıyla onun bağımlısı olan evrenimiz için geriye sayım başlamış mıdır?zaman sıkışması sürecine mi girilmiştir? Öyleyse;güneş ve evrenimiz yok olacak ve yeni bir zaman gevşemesi nedeniyle başka evrenler,güneşler ve yıldızlar oluşacaktır.bu,böylece sürüp gidecektir. Belki de;gelecekte kişioğlu,zamana da egemen olacaktır.zamanın sıkışmasını engelleyerek ya da geciktirerek evrenin yok olmasını önleyecektir.ya da,yeni zaman gevşemeleri yaratıp yeni evrenler,güneşler,galaksiler oluşturacaktır. Böylece;ölmek ve yok olmak anlamına gelen bu fasit daireyi kırabilecektir.yok olmadan,sürekli var olabilecektir. SİSTEMLERİN ÇİFT OLMASI=MADDE VE ANTİ MADDE Uzaydaki her yıldız;her sistem çifttir.tıpkı,madde ve anti maddenin bir çift oluşturması gibidir bu olgu.nitekim;evrende her kişioğlunun ikizinin bulunduğuna dair boş inanışlar da vardır. Bazı kez,çift yıldızlar biri birlerine çok yakın olurlar.bu durumları ile gözlemlenebilirler. Doğal olarak;böyle bir durumda,ortalık toz duman olacaktır. Yıldızlar çiftse,o durumda güneşlerin,saman yollarının,gökadaların da çift olması gerekecektir.bu doğruysa;bizim güneşimizin de bir eşi olmalıdır.güneşimizin eşinin ille de bizim güneş sistemimizde olması gerekmez.o nedenle,onu algılayamıyoruzdur. Ancak;güneş sistemimizin dışına çıkıldığında,bu görülecektir.giderek,güneş sistemimizin, hatta saman yolumuzun da ikizlerinin bulunduğunu düşünebiliriz.sonunda,gökadaların da ikizlerinin bulunması gerekir. Eğer;yıldızların,güneşlerin,galaksilerin ikizleri anti maddeden ise,o zaman bugünkü duyum sistemlerimizle bunu algılamamız olanaksızdır.bu sorunun çözümlenebilmesi için,önce anti maddenin varlığının kanıtlanması gerekmektedir. Anti maddenin kanıtlanması konusunda,çok az yol alınmıştır.anti maddenin varlığı ile ilgili olarak kara delikler varsayımları yapılmakta ve bazı kara deliklerin gözlenebildiği ileri sürülmektedir. 11

12 Kara delikler ve anti madde kavramları;maddenin yok olmayacağı varsayımından ortaya çıkmışlardır.gerçekten de; hiç bir şey yoktan var olmaz,var olan şey de yok olmaz kuralı;bu tür varsayımları ortaya çıkarmaktadır.tüm varlıklar,enerjinin,zamanın genleşmesi nedeniyle yoğunlaşmasının bir sonucu ise;o zaman varlıklar yok olmayacaklar;bir enerji yoğunlaşmasından başka bir enerji yoğunlaşmasına geçecekler ya da enerjiye dönüşeceklerdir.bu durum;varlıkların bir kara delik e dönüşmesine dek sürecektir. Kara delik;enerjinin en yoğun olduğu(zaman sıkışması nedeniyle)an olmaktadır.bu yoğunluktan sonra madde,anti maddeye dönüşmekte ve madde yok olmaktadır.bu,bizim algıladığımız alemin dışında bir aleme(kozmos)geçiş olmalıdır.bu kozmos ise,halen içinde bulunduğumuz kozmosun ikizi olan kozmos olmalıdır. Kuantumlar kuramında da paralel evrenler vardır.gerçekten de;bir atom partikülü birden yitmekte ve nerede olduğu anlaşılamamakta ve sonra yeniden başka bir yerde ortaya çıkmaktadır.bu arada bu partikülün,paralel evrene geçip geri döndüğü düşünülebilir. Paralellik ve çift olma varsayımları eski felsefelerde de vardır. Bektaşi inancına göre;tüm varlıklar tanrının aynadaki yansımasıdır.paralel evrendeki görünümüdür.dolayısıyla tüm varlıkların asıl varlıkları tanrının kendisindedir.onun için;bektaşiler ikilikten çıkıp bir olmağa çalışırlar.tanrıya döneceklerine inanırlar. Benzer bir varsayım,eski yunanda da vardır.buna göre;tüm varlıklar,bir insanın bir mağaraya girdiğinde duvara yansıyan gölgesi gibidir.bizler,tüm varlıklar,tanrının mağara duvarına yansıyan gölgeleriyizdir.o zaman,henüz ayna bulunmamış olmalı ki;mağara duvarındaki gölge benzetmesi yapılmıştır. Bu konuda son olarak yaptığım bir gözlemi anlatayım. Astım denetimi için gittiğim hastanede doktoru beklerken;genç bir bayan sekreter,bir odaya girdi ve kapıyı açık bıraktı.gezinirken,kapının camından yansıyandan,orada bir bayanın cep telefonu ile konuştuğunu algılıyor,onun varlığından bilgileniyordum. Sonra,gelip kapıyı kapattı ve içeride çalışmasını sürdürdü.artık,onu göremiyordum.onun varlığından bilgisizdim.çünkü,onu algılayamıyordum.biraz önce,camdan yansıyan biçiminden dolayı,orada bir varlık olduğunu algılıyordum,o varlık var oluyordu.kapı kapanınca,varlık algılanamıyor,yok oluyordu. Buna göre,tüm varlıklar da,bir büyük varlığın yansıması olmalıdır.dinler,buna tanrı diyorlar. Diğer yandan,einstein tanrının zaman olduğunu ileri sürmüştür.bu durumda,bizler zamanda yansıyan varlıkları algılıyoruz.bu neden le de onlar var oluyorlar. Gerçekte,çevremizdeki tüm varlıklar,birer yansımadır.biz,onları algıladığımız için var oluyorlardır.belki de,kuantumun demek istediği bu olmalıdır.zamanda yansımak. Varlıklar,madde olmaktan çıkıp anti madde olduktan sonra,yeniden maddeye dönüşebilir mi? Yanıtın evet olması gerekir.o zaman;kozmosun anti madde kozmosundan ortaya çıktığını ve yeniden anti madde kozmosu olabileceğini ve olacağını düşünmemiz gerekir.madde;anti maddeye dönüşüp yeni bir kozmosta yer aldığında;bu anti maddenin de ikizinin olması gerekecektir.o zaman;anti madde,bu yeni oluştuğu kozmosun maddesi olacaktır. Belki de Big-Bang,maddenin anti maddeye dönüşmesi olgusudur.big-bang kara deliğinden sonra yeni bir madde oluşmuş ve bu maddenin ikizi olan anti madde de yeniden oluşmuştur. Bu durumda da birden çok Big-Bang olasılığını düşünmek gerekmektedir.ikiz varlıklar varsayımı,bunu gerektirmektedir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; herkesin bir benzerinin mutlaka bulunduğu na dair halk söylenceleri doğru olmaktadır.benim bir kopyam ya da anti maddem,kozmosta bir yerlerde,belki de bizim evrenimizde yaşıyordur.belki de,ikizim yanı başımdadır.ancak;algılama sistemlerimin yetersizliği nedeniyle,onu göremiyor,duyamıyorumdur.işık hızını aşarsam;belki de o zaman anti maddeme,ikizime kavuşacağımdır.o zaman enelhak-ben tanrıyım diyebileceğimdir. 12

13 Şimdiden,varlıkları kopyalamağa başlamış olan kişioğulları,ikizlerini yaratarak bu çabalara ön ayak olmaktadırlar. TAŞ CANSIZ MIDIR? Günümüze dek;taş,toprak gibi maddeler cansız sayılmışlardır.canlıların en temel göstergesi hareketlilik ve üreme olarak alındığında;bu doğru olmaktadır. Ancak;artık,taşın da canlı olduğu yavaş yavaş anlaşılmaktadır.taş;sürekli bir devingenliğin içindedir.taşın,bir iç devinimleri bir de dış devinimleri bulunmaktadır. Taşlar,mineraller,fosiller ve madenlerden oluşmaktadır.bütün bu maddelerin tümünün yapısında atom alemleri faaliyettedir.bir çekirdeğin çevresinde elektronlar dönmekte ve bu devingen ortamdan milyonlarcası,taşın yapısında bulunmaktadır. Bazı kez;elektron alış verişleri sonunda,taşın şuradaki ya da buradaki yapısı değişmektedir.canlılar için DNA kırılması(mutasyon) ne ise;taş için de elektron alış verişi sonucu değişim ayni anlama gelmektedir.bunun sonucunda taşın yapısındaki bir metal başka bir metale dönüşmektedir.ya da atomlar bir araya gelip;yeni maddeler oluşturmaktadır.bunun sonucunda da ışıyan taşlar gözlenmektedir.taşlar da canlılar gibi;yapılarını yenilemekte ve geliştirmektedirler. Taşın üremesine gelince..taşlar da üremektedirler.bir taş,birden çok parçaya ayrıldığında; bölünme yoluyla üreme olgusu ortaya çıkmaktadır.taşlar da;bir canlı hücresi gibi bölünmekte ve bu yolla çoğalmaktadır. Bu türden taş çoğalmasının,taşın dışındaki dış etkiler den ortaya çıktığını düşünebileceğimiz gibi;taşın,bu ortamın olduğu yere ulaştığını var sayabiliriz. Buna karşılık;taşın içindeki atomlar arası ilişkiler sonucu,yepyeni yapıda taş parçaları ya da bölümleri oluşmaktadır.bu olgunun da;tam bir üreme olgusu olarak algılanması olanaklıdır. Taşların da ürüyor olması doğal olmaktadır.çünkü;gerek makro kozmosta gerekse mikro kozmosta durmaksızın bir şeyler yeniden ortaya çıkmakta,varlıklar üremektedir. Yerkürenin kendisi canlıdır.merkezinde magma fokurdamakta;orasında burasında yanardağlar ortaya çıkmakta;tsunamiler,sel baskınları olmakta;buzullar oluşmakta ve buzullar erimektedir.anakaralar biri birine yaklaşmakta ya da uzaklaşmakta ve depremler oluşmaktadır. Bütün bu olgular,yerkürenin de canlı dediğimiz organizmalar gibi devindiğini göstermektedir. Kişioğullarını diğer varlıklardan ayıran bir diğer özellik konuşma(iletişim kurma) olmaktadır.oysa,diğer hayvanlarda da ve diğer metallerde de iletişim kurma özelliği bulunmaktadır.eğer atomlar,diğer atomlarla iletişim kuramazlarsa,nasıl bir araya gelip metalleri ve mineralleri oluşturabilirler?nasıl olur da iki oksijen atomu bir hidrojen atomuyla birleşir de su molekülünü oluşturur?nasıl olur da diğer,demir sülfür gibi,dna gibi moleküller ortaya çıkar ve var olurlar?iletişimin ille de konuşma yoluyla olduğunu düşünmek yanlıştır. Nitekim,sağırlar işaret diliyle iletişim kurmaktadırlar. Bektaşilikte Vahdeti vücud kuramı vardır.buna göre,tüm varlıklar tek varlıktır.o da tanrıdır.amaç,çokluktan tekliğe ulaşmaktır. Gerçekte,güneş sistemindeki gezegenler de,güneş de canlıdır. Bunun sonucunda;canlı-cansız ayırımının anlamsız olduğu ortaya çıkmaktadır.kişioğlu ile taş arasında;makro ve mikro kozmoslardaki ilişkiler açısından bir ayırım kalmamaktadır. Gerçekten de;her şeyin sıkışmış enerjiler olduğu düşünüldüğünde;kuantum tartışmalarında da ayni noktaya gelindiği görülmektedir. Her şey durmaksızın başkalarına bilgi aktarmakta ve bu bilgi değişimi evreninde canlı cansız ayırımı anlamsız olmaktadır. 13

14 TEKAMÜL NAZARİYESİ= GELİŞİM VARSAYIMI Birçok dinsel öğretide;kişioğlunun doğrudan yaratıldığı ileri sürülür.kitaplı dinlerde kişioğlu;balçıktan,tanrı tarafından balçığa ruh üflenerek yaratılmıştır.keza;yine birçok başka dinsel öğretilerde ve Darvin nazariyesinde;kişioğlunun bir gelişim süreci sonunda ortaya çıktığı belirtilir. Darvin nazariyesine göre;tek hücreli canlılar,çok hücreli canlılar,sulardaki çok hücreli canlılar,hem suda hem karada yaşayabilen canlılar,sürüngenler,omurgalılar biçiminde ortaya çıkmış bir gelişme söz konusudur. Bazı dinsel öğretilere göre ise;taş,bitki,hayvan,kişioğlu biçiminde bir gelişme söz konusudur. Bu sürekli olmakta olan bir gelişmedir. Oysa;sorun,bir zaman gevşemesi sorunudur.zaman gevşediğinde,en basit atomlar ortaya çıkmaktadır.makro ve mikro kozmos,bu türden atomlarla doludur.yine zaman gevşemesi olduğunda;moleküller,mineraller,elementler oluşmaktadır.süren zaman gevşemeleri sonucu;bu öğelerden taş,bitki,hayvan,kişioğlu oluşmaktadır. Mikro kozmosta başlayan bu zaman gevşemesi sonucu;ortaya birçok organizma çıkaktadır.bu organizmalar;makro kozmosta evrenler,güneşler,aylar,kuyruklu yıldızlar,yıldız sistemleri,galaksiler olarak görünmektedir. Eğer;gerçekten de bir tekamül(gelişim)söz konusu ise;bunun mikro kozmostan makro kozmosa olması gerekir.bunun sonucu olarak;kimyadaki elementler tablosunun da sınırsız olması gereklidir.durmaksızın yeni elementlerin,yeni organizmaların,yeni galaksilerin oluşması gerekmektedir. Gerçekten de;galaksiler,evrenler,kişioğulları,hayvanlar,bitkiler,taşlar hep birer organizmadır.aralarında hiçbir ayırım yoktur. Bu oluşum sonsuz mudur?öyle anlaşılıyor ki;sonsuz değildir.bir süre sonra;zaman gevşemesi durmakta ve giderek zaman sıkışması başlamaktadır.o zaman ise; kuasarlar ve kara delikler ortaya çıkmaktadır. Kara delikler;atomdan bulutsulara dek,belli bir andaki tüm varlıkların yok olması;enerjiye dönüşmesi,zamanda yitmesi olgusudur.zaman sıkıştığında;bu varlıkların var olmasının nedeni olan bir güç ortadan kalkmakta ve bunun sonucunda,enerji yoğunlaşması yani kara delikler (çöküntüleri)ortaya çıkmaktadır. Dinsel öğretideki kıyamet kavramı;zamanın sonsuz sıkışmasına ya da maddenin enerjiye dönüşmesine karşılık gelmektedir.evren ve tüm varlıklar ve zaman yok olmaktadır. Zaman sıkışması ya da gevşemesi sonsuz olmamalıdır.bu nedenle;gevşemeden bir süre sonra,tepkime yoluyla zaman sıkışması başlamakta ve bu sıkışma sonsuza dek(kara deliklerin ortaya çıkmasına dek)sürmektedir. Kozmosun sabit olmadığı,bir balon gibi durmadan şişerek genleştiğine dair varsayım da;bu modeldeki zaman gevşemesinin karşılığı olmaktadır. Tekamül(gelişim) nazariyesinin doğru olmadığı;bunun yerine,zaman gevşemelerini izleyen zaman sıkışmalarının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla;dinlerin kişioğlunun doğrudan ortaya çıktığı varsayımı daha doğru olmaktadır.buna karşılık;elementler tablosunda,bir tekamül(gelişme) nazariyesinin var olduğu gözlenmektedir. Kişioğlu durmaksızın yeni elementler,maddeler yaratmaktadır. Artık;evrende yeni bir tekamül(gelişim) ortaya çıkmıştır.buna göre;kişioğulları makineleri ;makineler bilgisayarları yaratmaktadır.bilgisayarlar;daha gelişmiş kişioğulları nı yaratmaktadır.kişioğulları daha gelişmiş makineler(robotlar) ve bilgisayarlar yaratmaktadır.bu sarmal gelişme durmaksızın sürmektedir.şimdiden Saylonlar(makine kişioğulları) ile yaşamağa başlamış bulunuyoruz. 14

15 YAŞAM DEDİR? Son yıllarda merak edilen konulardan biri;mars ta yaşam olup olmadığı konusudur.bu ilgiyle birlikte,kişioğlu yaşam nedir sorusunu da sormalı ve buna yanıt aramalıdır. Yaşam kavramının canlı varlıklarla ilgini olduğu açıktır.yaşam ve ölümün,canlı varlıklara ait özellikler olduğu ileri sürülür.o zaman yaşamı;karşıtı olan ölüme bakarak tanımlamak gerekmektedir. Ölüm;canlı varlıkların fiziksel,kimyasal,biyolojik devingenliklerinin son bulması olarak algılanmaktadır.bazılarına göre ise ölüm;bedeni canlı tutan tinin ya da madde yaratma yeteneği olan maddenin(enerjinin),bedeni terk etmesidir. Bazılarına göre ölüm bir sondur.bazılarına göreyse;bir evrimin belirli bir aşamasıdır. Görüldüğü gibi;ölüm kavramı izafi(göreceli) dir.buna bakarak;yaşam kavramının da göreceli olduğu ileri sürülebilir. Yaşam;doğumla başlayan ve ölümle son bulan bir süreçtir.yaşam;yemek,içmek,eğlenmek,sağlıklı olmak,durmaksızın bilgi edinmektir. Ölüm ve yaşam kavramlarının yalnızca canlılar için geçerli olduğunu varsaymak yanlış olmaktadır.uzayda;yıldızlar,güneşler,galaksiler doğmakta;yaşamakta ve ölmektedirler.ayni biçimde;mikro kozmosta da doğuşlar,yaşamlar ve ölümler söz konusudur. Dolayısıyla;mikro kozmos,evren,makro kozmos bakımından farklı yaşam kavramları söz konusu olmaktadır.yaşam;göreceli bir kavramdır. Yaşamı göreceli bir kavram olmaktan çıkarmak için;mikro kozmos,evren,makro kozmos için ayni anlamı taşıyan bir yaşam kavramına gereksinim vardır.yaşam,ölüm kavramları derinlemesine incelendiğinde;bir enerji değişimi nin ortak öğe olduğu gözlenmektedir.öyleyse yaşam,enerjinin maddeye dönüşmesidir.ölüm de,maddenin yeniden enerjiye dönüşmesi olmaktadır. Bu anlamdaki yaşama ve ölüme mikro kozmosta,evrende,makro kozmosta rastlamak olanaklıdır.nitekim;evrende yaşamın başlangıcında,suya düşen bir yıldırımın(enerjinin)rolü olduğu ve bunun sonucunda (amino asit)adlı yeni bir oluşumun ortaya çıktığı varsayılmaktadır.amino asitlerin çeşitli bir araya gelmelerinden(kombinasyonlarından)organik(canlı)diye anılan varlıklar ortaya çıkmıştır.amino asit içermeyen maddeler inorganik(cansız) olarak tanımlanmaktadır. Bu ayrımın yapay olduğu açıktır.çünkü;amino asit de sonuçta,atomların bir araya gelmelerinden oluşmaktadır.öyleyse;yaşamın başlangıcını amino asitlerin oluşumundan daha önceye,ilk atomun oluşmasına kaydırmak zorundayız. Enerjinin işe karışmasıyla atomlardan amino asitler ortaya çıkmışsa;yine enerjinin işe karışması ile amino asitlerden daha gelişmiş oluşumların da ortaya çıkması,ayrıca olanaklıdır.kim bilir;belki de başka evrenlerde ya da galaksilerde,saman yollarında amino asitlerden daha gelişmiş yapı taşları oluşmuştur.evrendekinden çok ayrık bir yaşam biçimi,oralarda egemendir. Amino asitlerden oluşan bizler;diğer amino asitli varlıklarla ya da inorganiklerle ilişki kurabiliyoruz.dolayısıyla;amino asitlerden daha çok gelişmiş enerji yoğunlaşmalarına dayalı diğer uzay yaşam biçimleri ile de ilişki kurabiliriz.ya da,onlar bizlerle ilişki kurabilirler. Yaşamı;enerjinin maddeye dönüşmesi olarak algılamak;evrendeki,makro kozmostaki,mikro kozmostaki yaşam biçimleriyle iletişim kurmamızı kolaylaştıracaktır. Yeni amino asitlerin laboratuar koşullarında üretilmesi ile;yeni yaşam biçimleri oluşturulabilecektir.bütün sorun;zamana ve enerjiye egemen olmakta ve bunları laboratuar koşullarında kullanmamıza bağlı kalmaktadır. 15

16 ENERJİ-MADDE DEĞİŞİMİ Einstein ın ulaştığı çok basit görünen formüle göre(e=mc2)dir.yani;enerji ile madde arasında bir dönüşüm ilişkisi vardır.enerji maddeye,madde de enerjiye dönüşmektedir.bunu;japon kentlerine atılan atom bombaları gerçeği ile kişioğulları yakından gözlemlemişlerdir.kişioğullarının gölgeleri;yıkık duvarlarda kalmıştır.bu dönüşümü sağlayan,(c) sabit sayısıdır.(c) sabit sayısının,ışık hızı olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda;ışık hızının karesine eşit bir hıza ulaşıldığında(kısaca ışık hızına)ulaşıldığında;enerji ile madde eşlenecektir.yani madde enerjiye ya da enerji maddeye dönüşebilecektir.ya da böyle bir hızın bulunduğu ortamda durmaksızın enerji maddeye ve madde enerjiye dönüşecek ve bu olgu,böylece sürüp gidecektir.tıpkı;bir yandan milyonlarca kişi ölürken,milyonlarca kişinin doğması gibi. Belli hızlara ulaşıldığında;maddenin biçim değiştirdiği ya da özünü değiştirdiği günlük yaşamda da gözlenmektedir.ses hızını aşan pilotların,kulakları uzamakta,yanakları geriye doğru gerilmekte,burunları yassılaşmaktadır. Ya da;belli hızlarda yapılan atom bombardımanları ile maddelerin atom yapısı değiştirilmekte;doğada olmayan,yapay maddeler yaratılmaktadır. Bu olguyu belirleyici öğe,ışık hızı,bir başka söylemle (zaman)denilen dördüncü boyut olmaktadır.dördüncü boyut olan zaman göz önüne alındığında mekanlar,bu mekanlardaki maddeler ve dolayısıyla da varlıklar değişmektedir. Zaman sıkıştığında enerji ortaya çıkmakta ve madde yok olmaktadır.doğru deyişle madde,enerjiye dönüşmektedir.buna karşılık;zaman gevşediğinde,enerji yok olmakta ve maddeye dönüşmektedir. Sıkışmanın şiddetine göre;enerji farklı yoğunlaşmakta ve farklı maddeler ortaya çıkmaktadır.aslında;tüm maddeler,tek atomlu (oksijen)den ortaya çıkmaktadır.oksijen atomunun değişmesi ile (hidrojen-azot-demir-uranyum)ortaya çıkmaktadır.bunların molekülleri ya da bir araya gelişleri ile,evreni kaplayan maddeler oluşmaktadır.örneğin,su,iki hidrojen ve bir oksijen atomundan ortaya çıkmaktadır.yaşamın da;bu basit atomlu molekülden başladığı ileri sürülmektedir. Önce;nötrinolar oluşmakta;sonra sırasıyla,atomlar,moleküller,molekül grupları,maddeler ve organizmalar ortaya çıkmaktadır.bu gelişmenin varlığının en belirgin göstergesi;(elementler tablosu) ve biyolojideki (canlı türleri ve evrimleri)ile ilgili veriler olmaktadır. Buna göre kişioğlu;zaman gevşemesi sonucu ortaya çıkmış çeşitli atomların moleküllerinden oluşan bir madde kombinasyonu(bir araya gelişi)dur.e=mc2 formülündeki(m) dir.bu madde kombinasyonunun yapısı her an değişmekte,yenilenmekte ya da yok olmaktadır.şüphesiz;bu olguların tamamı;e=mc2 formülüne uygun gelişmektedir. Zaman sıkıştığında;madde enerjiye dönüşmekte ve içimizdeki bu enerji(tin) başka maddeler yaratmak üzere içimizden çıkmakta ve kişioğlunun bedeni(organizması) yok olmaktadır.ayni olgu;evrendeki ve mikro ve makro kozmoslardaki tüm varlıklar için de geçerlidir.zaman gevşemesinin ve sıkışmasının kesintisiz ve sürekli olduğu anlaşılmaktadır. Uzayda durmaksızın zaman gevşemesi ya da sıkışması oluyor ve bunların sonucunda;yeni saman yolları,gökadalar ya da kara delikler beliriyordur.keza;uzayın altı bir yanında;yeni organizmalar oluşuyor ya da yok oluyordur. Evren de;bu anlamda,oluşmakta olan bir organizmadır.uzayın büyüklüğü düşünüldüğünde;evren belki de tek hücreli bir varlıktır.şüphesiz;sonunda,bir zaman sıkışması sonucu evren ve tüm varlıklar,enerjiye dönüşecekler ve bir enerji yutan kuyu olan bir kara delikte yok olacaktır. (E=mc2)formülünde E enerji;ışık hızının ve maddenin bağımlısı olarak görünmekte olup;bu yanlış olmaktadır.formülün c2=e/m olarak ifadesi daha anlamlı olmaktadır.buna göre;enerjinin maddeye bölümü,ışık hızının karesini vermektedir.yani;ışık hızının egemen 16

17 olduğu,evrenimizin içinde bulunduğu zamanı vermektedir.dolayısıyla;bu ışık hızında,enerjinin ya da maddenin bir biçimde farklılaşması sonucunda,farklı enerji ya da maddeler oluşacaktır.enerji farklılıkları,farklı galaksileri ifade edecektir.madde farklılıkları ise;farklı evrenleri anlatacaktır. Bu süreç;böylece sürüp gidecektir. YAPAY VE DOĞAL AYIKLAMA Japonya da Samuray yüzlü yengeçler den söz edilir.gerçekten der;sırtlarında Japon filmlerinde görülen çekik gözlü,topuz saçlı savaşçı görüntüsü bulunan yengeçler vardır.japon balıkçılar;be yengeçleri yakaladıklarında yememekte;yeniden denize atmakta,yaşama geri döndürmektedir.bunların;kutsal olduklarına inanılmaktadır. Benzer durum;urfa da gözlenmekte olup Aynzilha balıklı gölündeki balıklar kutsal sayıldıklarından yenmemekte ve hızla büyümekte ve çoğalmaktadırlar. Samuray yengeçleri nasıl ortaya çıkmıştır?başlangıçta;kişioğlu yüzüne benzeyen çizgileri sırtında taşıyan birkaç ya da bir tek yengeç vardı.onu yakalayan Japon yemeyip denize attı.kalıtımla;ayni çizgileri taşıyan yengeçler üredi ve yenilmedikleri için çoğaldılar.japon samurayı çizgilerini taşımayan yengeçler ise yakalanıp yenildiler ve hızla azaldılar. Bu olay;yapay ayıklamaya iyi bir örnek oluşturmaktadır.yapay ayıklama;kişioğlunun bilinçli davranışları sonucu doğal yapının ve yaşamın değişmesidir. Gerçekten de;kişioğlu,doğal yaşamlarında hepsi de yabani olan kedi,köpek,koyun gibi hayvanları;mısır başağı,tütün gibi bitkileri evcilleştirmiştir.bu türler;doğal gelişmelerinden sapmış ve bizlerin istediği evcil varlıklara dönüşmüştür.bunun sonucunda da;kişioğlunun yardımı olmadan yaşayamaz duruma gelmişlerdir. Eğer kişioğlu;türleri değiştirebiliyorsa,doğa bunu neden yapmasın?gerçekten de;bu ayıklamayı doğa da yapıyor.o türden ayıklamaya doğal ayıklama diyoruz. Çeşitli yörelerde bulunan bitki ve hayvan fosilleri;bize doğal ayıklamanın(belki de bununla birlikte yapay ayıklamanın)varlığı için iyi bir kanıt oluşturmaktadır.fosillerden;bir zamanlar yer yüzünde çok sayıda bulunan,ama artık tümüyle yok olmuş yaratıklara ve varlıklara ait bilgiler sağlanmaktadır. Normal doğal ayıklamalarda;zayıflar yok olmaktadırlar.dinazorların yok olduğu dönemdeki gibi olağanüstü doğal ayıklamalarda ise;birçok canlı,ayni anda yok olmaktadır. Keza;söylenceler de bu konuklarda önemli ip uçları taşıyorlar.örneğin;anadolu yarım adasında kaplan bulunduğuna dair öyküler vardır.son kaplanın Ege bölgesi dağlarında ve ormanlarında 1940 lı yıllarda öldürüldüğünü zamanın yerel basını da yazmıştır.günümüzde,anadolu da kaplan türü yaşamamaktadır.balinaların,fokların yok olmak üzere olduklarından,günümüzde sık sık söz edilmektedir. Bu gözlemler;ayni zamanda,evrimin de sosuz olmadığını;türlerin sona erebileceğini göstermektedir. Evcilleştirme süreci;hayvanların ve bitkilerin genetik yapılarının değişmesidir.günümüzde;bu türden gelişmelerin ve türlerin yok olmalarının oluşması için binlerce yıl beklemeğe gerek kalmamış görünmektedir. Gerçekten de;koyunlar kopyalanmış olup son zamanlarda kişioğlunun da kopyalandığı ileri sürülmüştür.ayrıca;koyun yüzlü olan ve tavşan bacakları bulunan yaratıklar da üretilmektedir. Doğanın tüm gizleri; genetik mühendisliği nde yatmaktadır.mikro kozmosta atılacak yeni adımlarla,yaşamın kökenine her gün biraz daha yaklaşılmakta olduğuna dair izler çoğalmaktadır. Evrim mekanizması;doğal ayıklama olgusudur.kalıtımda,ani değişikliklerin ortaya çıkması demek olan mutasyon lar;evrimin temel yasasını oluşturmaktadır.çevre;güçlülerin yararına 17

18 olan mutasyonlardan yanadır.bunun sonucunda;bazı türler tükenmekte;bazı yeni türler ortaya çıkmaktadır. Yalnızca kişioğlu çevreyi bilinçsizce etkilediğinden;çevre de buna uyumlu türler oluşturduğundan;her türden mutasyonun temelinde kişioğlunun yaptıklarımın bulunduğu düşünülebilir. Türlerin kökeninde;başkalaşım olgusu;var olma savaşımı;koşulara uyum sağlama;diğer türlerle sürekli rekabet yer almaktadır. Başlangıçta kişioğlu;her organizmanın bir büyük yaratıcı tarafından titizlikle yaratıldığımı düşünmüştür.çünkü;en basit bir organizma bile,sayısız atom ve moleküllerden;bunların düzenli ve anlamlı birlikteliğinden ortaya çıkmaktadır. Büyük yaratıcı kavramı; evrim ya da doğal ayıklamaya dek doğanın açıklanmasında yararlı olmuştur.ancak;zaman aktıkça;kişioğlu,kendisine verilmiş olduğu söylenen zekasını ve gözlem gücünü kullanarak;varlıkları büyük yaratıcı kavramı ile açıklamadan vazgeçmiştir..fosillerde rastlanan kayıtlar;deneyler yapıldığını;değişimin o zamanki canlılarca gerçekleştirildiğini göstermektedir. Ama yine de;günümüzde doğal ya da yapay ayıklama ret edilip Büyük yaratıcı ya inanalar vardır.sayıları giderek azalsa da,hala çoğunluktadırlar. Ancak;evrim ve doğal ve yapay ayıklamalar sürmektedir.sonunda;genlere taşınacak bu düşünme sistemi ile; Büyük yaratıcı ya dayananlar iyiden iyiye azalacaklardır.belki de biteceklerdir.çünkü,bilim çok hızlı gelişmektedir. Son olarak şu söylenebilir:bizim evrenimizde görülen bu evrimleşme,başka evrenlerde ya da kozmoslarda da olmalıdır.oralarda da sürüp gidiyordur.yapay ve doğal elemelerle evrimleşme daha iyiye,güzele,güçlüye yönelmektedir. YAŞAM VE ORGANİZMALARI Bilim adamlarınca;yaşamın söz konusu olması için;su,atmosfer,oksijen,karbon,azot gibi bazı elementlerin ve varlıkların olması gerekmektedir.bu nedenle;ay da da ve Mars ta da su,atmosfer,oksijen araştırılmaktadır.bunlara rastlanılmayınca,bilim çevrelerinde bir şaşkınlık ve umutsuzluk oluşmuştur. Oysa;yaşam,su,atmosfer,oksijen ve karbon bileşikleri ortaya çıktığı için var olan bir şey değildir.aksine;enerjinin maddeye ilk dönüşmesi anında ortaya çıkan maddelerin bir araya gelmesi ile DNA ve RNA ların oluşması ve bir araya gelmeleri ile yaşam başlamış görünmektedir.çünkü;bu amino asitlerin oluşturduğu canlı hücre ya da hücreler;önce su ortamına,sonra atmosfer ortamına uyum göstermişlerdir.yani yaşam;var olan doğal koşullara uyum gösteren kimyasal asitlerden oluşan hücrelerin eseridir. Kişioğlu ise;bu uyumu en üst düzeyde gösteren biyolojik ve kimyasal varlıktır.bedenleri;su,karbon ve nitratlardan oluşmaktadır.iskelette ve kaslarda diğer mineraller de bulunmaktadır.yani;kişioğlu,evrenin koşullarına uymak için oksijen,hidrojen,karbon ve azot kombinasyonlarından yararlanmıştır. Bunun dışındaki bazı elementler;örneğin civa,kobalt gibileri,kişioğlu bedenine girince;kişioğlunun yaşamsal uyumu bozulmaktadır.kişioğlu;bu elementlerin dahil olduğu bir yaşam biçimine uyum gösterememektedir.belki de;uzun dönemde kişioğlu da mutasyona uğrayıp bu elementlerle de yaşamayı başarabilir. Dolayısıyla;cıva buharlı atmosferi bulunan ve karbon yerine kobalt bulunan bir evrende kişioğlunun bugünkü beden kompozisyonu ile yaşayamayacağını;varlığını sürdüremeyeceğini söylemek olanaklıdır. Ancak;evrenimizde olduğu gibi,cıvalı atmosferli ve kobalta dayalı bir evrende de enerji yoğunlaşıp DNA ve RNA ya benzer yapı taşlarını oluşturursa;o evrende de yaşamın başlaması ve sürmesi olanaklıdır.ancak;bu yaşam;su,oksijen,azot,karbona dayalı bir yaşam biçimi 18

19 değil;cıva buharına ve kobalta dayalı bir yaşam biçimi olacaktır.dolayısıyla;kişioğlundan farklı organizmalar olacaktır. Bu nedenle;başka evrenlerde,saman yollarında bizim yaşam biçimimizi ve organizmamızı aramak yanlış olmaktadır.ya da bu türden yaşam biçimine rastlamak olanağı çok düşüktür.çünkü;elementler tablosunda yüzü aşkın element bulunmaktadır.bu elementler,bizim evrenimizdeki;bizim saman yolumuzdaki elementlerdir.başka saman yollarında,başka elementlerin de bulunacağı açıktır. Bizim yaşam biçimimize benzer yaşamların uzayda olduğunu varsaysak bile;onlarla iletişime geçmemiz olanaksız görünmektedir.hele;organizmaların bütünüyle ayrık maddelere dayalı olması durumunda iletişim daha da güç olacaktır. Bütün bu sorunlara yaklaşım;başka maddelere dayalı,başka yaşam biçimlerinin bulunduğu varsayımına göre yapılmalıdır.yeni araştırma,iletişim kurma teknikleri bulunmalı,geliştirilmeli ve uzayda kullanılmalıdır. Evrenimizde;evrenimizdeki yaşam koşullarının dışındaki yaşam koşullarında yaşayacak organizmalar geliştirilmelidir.dna ve RNA mutasyonları ile bu yapılabilir.ya da DNA ve RNA nın yerine;yeni yaşam taşları üretmenin yolları aranabilir.ortaya çıkacak yeni organizmalar;komşu gezegenlere yollanabilir. Bundan sonra kişioğlu;geçireceği mutasyonlarla evrenin her yerindeki koşullarda yaşayabilecek duruma getirilmelidir.hatta;kişioğlu;otomatik olarak mutasyon sağlayan DNA ve RNA lara kavuşturulmalıdır. Kişioğullarının bilimi;bunları gerçekleştirebilecek ölçekte gelişmektedir.gerek mikro kozmosa gerekse makro kozmosa açılabilmenin yolları ve gizleri;genlerde ve mutasyonlarda yatmaktadır.doğanın egemeni genlerdir;genlerin egemeni ise kişioğludur. MUTASYON VE ÜREME OLGUSU (TANRISAL EYLEM) Üreme(seks) nin yaklaşık iki milyon yıl önce ortaya çıktığı anlaşılıyor.bundan önce;yeni organizma çeşitleri;yalnızca DNA da rastlantısal olarak oluşan genetik emirlerindeki harflerin değiştirilmesi sonucu ortaya çıkıyordu. Üremenin ortaya çıkışı ile;iki organizma,aralarında DNA kodlarının tam olarak birer paragraflarını,sayfalarını ve giderek kitaplarını değiş tokuş edebilmeye başladırlar.işte,bu olgu;tanrısal bir eylemdi.buradan;günümüzün en gelişmiş organizması olan kişioğluna ulaşılmıştır. Belki de,dna daki mesajların içinde;bu da vardı.yani,harflerin değil;metinlerin birleştirilmesi olgusu.bu mesajın çalışmaya başlaması ile,üreme olgusu başlamıştır. Bu olgudan sonra;ayıklama olgusu,yeni bir öğe ile desteklenir duruma gelmiştir.gerçekten de;sekse ilgi duymayan organizmalar,çabucak yok olup gittiler.günümüzde;pandaların da yok olmakta olmaları,bu yolla açıklanmaktadır. Dört milyar yıl önce;mikroskobik küçüklükteki mavi yeşil yosunlar,okyanusları kaplamışlardı.bu bitkiler;durmaksızın oksijen üretmeğe başladılar.böylece;yeryüzünün başlangıçta hidrojene doymuş atmosferinin yapısı değişti ve oksijen egemen bir yapı oluştu.evrenin güneşten koptuğu varsayıldığından;başlangıçta evrenin hidrojen egemen atmosferinin olması gerekiyordu.çünkü;güneşte günümüzde bile hidrojen patlamaları sürmektedir. Bu atmosfer değişimine uyum gösterenler yaşadılar.uyamayanlar,yok olup gittiler.yaklaşık 600 milyon yıl önce;ilk yaşam çeşitlenmesi patlaması ortaya çıktı. 19

20 Bu değişim;çok uzun sürmüştür.mikroplardan sebze ve hayvanlara geçiş,çok zor olmuş ve zaman almıştır.ama;üreme süreciyle DNA değiş tokuşu sürdükçe,daha gelişmiş organizmalar ortaya çıkmıştır. Buna göre;günümüzde de ve gelecekte de daha iyi organizmaların ortaya çıkması söz konusudur. İlk iyi yapılanmış hayvanlar;trilobit sürüleri olup;günümüzde bu yaşam türleri bulunmamaktadır.yeryüzünde;günümüzde canlısı kalmamış olan bitkiler ve hayvanlar,sayılamayacak kadar çoktur. Diğer yandan;eski fosillerde bizim gibi yaratıklara,organizmalara ait bir ize rastlanmamaktadır.bu husus;evrimin diğer bir göstergesi olmaktadır. Sanki;bir genel kuralmış gibi;türler bir ara belirdikten sonra;uzun ya da kısa süreler bu gezegende oturuyorlar;sonra da ortadan kayboluyorlar. Bu türden yitmelerin,iki açıklaması bulunmaktadır. Birincisine göre;üremeyi durduran tür yok olmaktadır. İkincisine göre ise;üremeyi sürdüren türler,durmaksızın evrimleşmekte ve evrimleşen bu varlıkların ilkelleri,ayrı bir varlık(yaşama biçimi)durumunda kalmaktadır. Çünkü,türler arasında da üreme(piçleşme)görünmektedir.at ile eşekten katır türü;deve ile lamanın çiftleşmesinden ayrı bir tür ortaya çıkmaktadır.biyolojideki Mendel yasaları;ayni tür için olduğu kadar,türler arasındaki üremelerde de geçerli görünmektedir. Ancak;günümüzde,bitkilerle hayvanların aralarında DNA değiş tokuşu yaptıklarına dair ize rastlanılmamaktadır.ama;bunun da olanaklı olması gerekmektedir.belki de;bu türden DNA değiş tokuşları,üremeler için zaman geçmesi gerekmektedir.ya da bu türden üremeler,evrenin geçmişinde kalmıştır.böyle bir üreme sistemi sonunda;kişioğlunun oksijen üreten bir organizma olması,ilginç olurdu.o zaman;başka evrenlere gitmek daha kolaylaşırdı. Öyle anlaşılıyor ki;canlılar,işin başından beri,durmaksızın DNA değiş tokuşu ya da yaması yaparak,yeni türler oluşturmaktadır.keza;ayni bir türde bile;dna ların yeni öğeler oluşturması ve bunun sonucunda;değişik varlıkların belirmesi olanaklıdır. Gerçekten de;günümüzün kişioğlunu,bir orta çağ kişioğlunun görmesi olanaklı olsaydı;herhalde,bu kişinin günümüz kişioğlunun uzay yaratığı olduğunu düşünmesi olanaklıydı. Gerçekten de;mağara adamı ile,tunç çağı adamının;ilk,orta,yeni çağ kişilerinin ayni kişiler oldukları ileri sürülemez.keza;japonya daki nükleer patlamadan etkilenmiş kişilerden gelen yeni kuşakların;bu etkiler altında kalmamış kişilerden farklı oldukları gözlenmektedir.bu ikinci olgu;olumlu DNA değiş tokuşu gibi düşünülmemektedir.dna yapılarının değişmesi sonucu gerilemiş bir tür ortaya çıkmıştır.bu yaklaşımın doğruluğu tartışılmalıdır. Türlerin ortaya çıkmasında üreme(seks)önemli olmuştur.üremesini sürdüren varlıklar, türlerinin yaşamlarını sürdürmekte;daha da gelişmiş türlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.üremeyen türler ise;yok olmaktadır.bu nedenle üreme;tanrısal bir eylem gibi beliren bir mutasyon olmaktadır. RUH VE BEDEN VAR MI? Canlı varlık dediklerimiz;diğer varlıklardan protein kimyası ya da beyin nörolojisi ile ayrılmaktadır.keza;evrimleşme de,bu iki konuda ortaya çıkmaktadır.ya da;işi bire indirgersek;her şey protein kimyasında olmaktadır. Yerkürenin,dört milyar altı yüz milyon yıl önce,yıldızlar arası gaz ve tozun yoğunlaşmasından oluştuğu varsayılmaktadır.bunu doğrulayacak bazı belirtiler ve gözlemler de bulunmaktadır. 20

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ

ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ ÖĞRENME ALANI : DÜNYA VE EVREN ÜNİTE 7 : GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ UZAY BİLMECESİ A GÖK CİSİMLERİNİ TANIYALIM (5 SAAT) 1 Uzay ve Evren 2 Gök Cismi 3 Yıldızlar 4 Güneş 5 Takım Yıldızlar 6 Kuyruklu Yıldızlar

Detaylı

SIVILARIN KALDIRMA KUVVETİ

SIVILARIN KALDIRMA KUVVETİ Kuvvet ve Hareket SIVILARI KALDIRMA KUVVETİ Akışkan olan suyun sahip olduğu özelliklerd özelliklerden d teknik k ik anlamda l d yararlanabilmek, l bililmek, k insanların i yaptıkları çalışmalarla mümkün

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

Kadri Yakut 08.03.2012

Kadri Yakut 08.03.2012 Kadri Yakut 08.03.2012 TEŞEKKÜR Lisans Kara Delikler Eser İş (2009-2010) Büyük Kütleli Kara Delikler Birses Debir (2010-2011) Astrofiziksel Kara Deliklerin Kütlelerinin Belirlenmesi Orhan Erece (2010-2011)

Detaylı

GÜNEŞ ENERJİSİ VE FOTOVOLTAİK PİLLER SAADET ALTINDİREK 2011282004

GÜNEŞ ENERJİSİ VE FOTOVOLTAİK PİLLER SAADET ALTINDİREK 2011282004 GÜNEŞ ENERJİSİ VE FOTOVOLTAİK PİLLER SAADET ALTINDİREK 2011282004 GÜNEŞİN ÖZELLİKLERİ VE GÜNEŞ ENERJİSİ GÜNEŞİN ÖZELLİKLERİ Güneşin merkezinde, temelde hidrojen çekirdeklerinin kaynaşmasıyla füzyon reaksiyonu

Detaylı

İÇ MEKÂNLARDA GÜNIŞIĞI KULLANIMI

İÇ MEKÂNLARDA GÜNIŞIĞI KULLANIMI İÇ MEKÂNLARDA GÜNIŞIĞI KULLANIMI İç mekânlarda günışığı kullanımı konusunu ele alırken, günışığının özelliklerini ve iç mekânlardaki aydınlık gereksinimini anımsamak yerinde olur. Günışığı, canlı yani

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Gezegenimizin bir uydusudur Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin uydularıyla karşılaştırıldığı zaman büyük bir uydudur

Gezegenimizin bir uydusudur Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin uydularıyla karşılaştırıldığı zaman büyük bir uydudur AY Ay Gezegenimizin bir uydusudur Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin uydularıyla karşılaştırıldığı zaman büyük bir uydudur Çapı 3476 km Kütlesi 7.349 x 10 22 kg. Dünyaya ortalama uzaklığı 384,400 km

Detaylı

Almina Ö. : Çok büyük bir gezegen vardır ve onun halkası vardır. Ali A. : Astronotlar uzayda giderken ayakta kalmazlar,uçarak giderler.

Almina Ö. : Çok büyük bir gezegen vardır ve onun halkası vardır. Ali A. : Astronotlar uzayda giderken ayakta kalmazlar,uçarak giderler. UZAY VE GÖKYÜZÜ İLE İLGİLİ NELER BİLİYORUZ? Defne Irmak Y. : Karadelik uzaydaki her şeyi çeker. Zelal Zeynep İ. : Uzayda astronot yaşar. Deniz Ö. : Uzayda dünya var ve karadelik var.karadelik her şeyi

Detaylı

Astronominin İlkleri. En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur.

Astronominin İlkleri. En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur. NEDEN ASTRONOMİ Astronomi bir bilimdir; Gök bilimi. Bazı tanımlarına bakılacak olursa; Astronominin İlkleri En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur. İlk medeniyetlerde günümüzdeki

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Doğal Süreçler. yıldız, gezegen, meteor, nebula (ışık enerjisi yayarak görünür haldeki gaz ve toz bulutları) bulunur.

Doğal Süreçler. yıldız, gezegen, meteor, nebula (ışık enerjisi yayarak görünür haldeki gaz ve toz bulutları) bulunur. Doğal Süreçler Yıldızlar, gezegenler, Güneş sistemi, gök adalar, meteorlar sonuçta evren nasıl oluşmuştur? Evren ve bilinmeyenlerini anlamak, dünyanın oluşumunu öğrenmek için bilim insanları tarih boyunca

Detaylı

GÜNEŞ SİSTEMİ. SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi

GÜNEŞ SİSTEMİ. SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi GÜNEŞ SİSTEMİ SİBEL ÇALIK SEMRA SENEM Erciyes Üniversitesi İstanbul Üniversitesi GÜNEŞ SİSTEMİ GÜNEŞ GEZEGENLER ASTEROİTLER METEORLAR KUYRUKLU YILDIZLAR GÜNEŞ SİSTEMİ Merkezinde Güneş, çevresinde elips

Detaylı

Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi

Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi Yüzüğünüz süpernova patlamasının, akıllı telefonunuz beyaz cüce nin tanığı Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi Tabii o zaman bizler olmadığımızdan fotoğrafı kendimiz çekemeyeceğimize göre o resim yukarıdaki

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

6. Sınıf Fen ve Teknoloji

6. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Maddeyi Oluşturan Tanecikler Maddeler katı, sıvı ya da gaz hâlinde bulunmalarına göre farklı sıkışma ve genleşme özelliği gösterir. Katı iyodu alkolün içerisine atarsak ne olur? Maddelerin sıkışma

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ 1.YAZILI KONULARI 4. Ünite Kur an-ı Kerimin Temel Eğitici Nitelikleri İslam Dininin Temel Kaynağı Kur an

Detaylı

3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI 3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI 3. sınıf seviyesinde öğrencilerden; duyu organları ve görevleri ile birlikte sağlığının korunması için yapılması gerekenler; canlı ve cansız varlıklar, doğal

Detaylı

OPTİK Işık Nedir? Işık Kaynakları Işık Nasıl Yayılır? Tam Gölge - Yarı Gölge güneş tutulması

OPTİK Işık Nedir? Işık Kaynakları Işık Nasıl Yayılır? Tam Gölge - Yarı Gölge güneş tutulması OPTİK Işık Nedir? Işığı yaptığı davranışlarla tanırız. Işık saydam ortamlarda yayılır. Işık foton denilen taneciklerden oluşur. Fotonların belirli bir dalga boyu vardır. Bazı fiziksel olaylarda tanecik,

Detaylı

Dönme. M. Ali Alpar. Galileo Öğretmen Eğitimi Programı. Sabancı Üniversitesi 14-16.08.2009 Nesin Matematik Köyü Şirince 17.21.08.

Dönme. M. Ali Alpar. Galileo Öğretmen Eğitimi Programı. Sabancı Üniversitesi 14-16.08.2009 Nesin Matematik Köyü Şirince 17.21.08. Dönme Galileo Öğretmen Eğitimi Programı Sabancı Üniversitesi 14-16.08.2009 Nesin Matematik Köyü Şirince 17.21.08.2009 M. Ali Alpar Cisimler neden dönerler? Öğrencinin sorusu: Madem ki herhangi iki cisim

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

Bize En Yakın Yıldız. Defne Üçer 30 Nisan 2011

Bize En Yakın Yıldız. Defne Üçer 30 Nisan 2011 Bize En Yakın Yıldız GÜNEŞ Defne Üçer 30 Nisan 2011 Sayılar sayılar Güneş Kütlesi = 300.000 Dünya Kütlesi Güneş çapı = 110 Dünya çapı Güneş yoğunluğu = Dünya yoğunluğu/4 Güneş Uzaklık= 1 Astronomik Birim

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Gökyüzünde Hareket (II)

Gökyüzünde Hareket (II) Gökyüzünde Hareket (II) M. Atakan Gürkan, Sabancı Üniversitesi Galileo Öğretmen Eğitim Programı, Eylül 2013, İTÜ Bilim Merkezi Birinci Kısmın Özeti Dünya'nın hareketi 1) Kendi çevresinde değişmeyen bir

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

8 ELEMENT. Dr. Can ZİNNEHA Serbest Hekim, HATAY. Özet 8 ELEMENTS. Ankara Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi, 2014

8 ELEMENT. Dr. Can ZİNNEHA Serbest Hekim, HATAY. Özet 8 ELEMENTS. Ankara Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi, 2014 8 ELEMENT 8 ELEMENTS Dr. Can ZİNNEHA Serbest Hekim, HATAY Özet Geliştirmiş olduğum teori, insanı beden, ruh, zihin ve yaşam enerjisi dörtlemesi ile ele aldığım ve hipotez aşamasında olan bir çalışmadır.

Detaylı

Hayatı ve Çalışmaları

Hayatı ve Çalışmaları Hayatı ve Çalışmaları Hayatı Albert Einstein, 14 Mart 1879 da, Almanya nın Ulm şehrinde dünyaya geldi. Babası Hermann Einstein bir mühendis ve satıcıydı. Annesi Pauline Einstein müziğe oldukça ilgiliydi.

Detaylı

ÜNİTE 8 DÜNYAMIZ VE EVREN

ÜNİTE 8 DÜNYAMIZ VE EVREN ÜNİTE 8 DÜNYAMIZ VE EVREN 8 Giriş Etkinlikleri İnsan yaşamının daha teknolojik ve kalite olmasında uzay araştırmaların etkisi var mı? Yukarıdaki sorunun yanıtlarını arkadaşlarınızla tartışınız ve tartışmanızın

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Evrende Neler Var?

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Evrende Neler Var? ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ Evrende Neler Var? Astronomi: Evrende Neler Var? İnsan Evren in Merkezinde Değildir. Astrofizik: Yıldızlar Nasıl Işıyor? Doğa Yasaları Her Yerde Aynıdır. Gözümüzün derinlik

Detaylı

2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007

2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007 2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:22 Ocak 2007 İsim/ Soy isim: Sınıf:.. SORULAR 1. Yukarıdaki şekilde de

Detaylı

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com KUTUP IŞINIMI AURORA www.astrofotograf.com Kutup ışıkları, ya da aurora, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışımasıdır. Aurora, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI DİSİPLİN/ GELİŞİM ALANI: UZUN DÖNEMLİ AMAÇ: - Vücudumuz bilmecesini çözelim - Maddeyi tanıyalım - Kuvvet ve hareket - Işık ve ses - Canlılar dünyasını

Detaylı

MADDENİN TANECİKLİ YAPISI

MADDENİN TANECİKLİ YAPISI MADDENİN TANECİKLİ YAPISI ÜNİTE : Maddenin Tanecikli Yapısı Üniteye Giriş Evrendeki tüm maddeler, tüm cisimler kendilerinden çok çok küçük parçacıklardan oluşmuşlardır. Örneğin; çok fırtınalı bir günde

Detaylı

YILDIZLARIN HAREKETLERİ

YILDIZLARIN HAREKETLERİ Öz Hareket Gezegenlerden ayırdetmek için sabit olarak isimlendirdiğimiz yıldızlar da gerçekte hareketlidirler. Bu, çeşitli yollarla anlaşılır. Bir yıldızın ve sı iki veya üç farklı tarihte çok dikkatle

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

Sistem kavramı ile ilgili literatürde birçok tanım vardır. Bu tanımlara göre sistem; Aralarında karşılıklı ilişkiler olan elemanlar kümesidir.

Sistem kavramı ile ilgili literatürde birçok tanım vardır. Bu tanımlara göre sistem; Aralarında karşılıklı ilişkiler olan elemanlar kümesidir. 1 Sistem kavramı ile ilgili literatürde birçok tanım vardır. Bu tanımlara göre sistem; Aralarında karşılıklı ilişkiler olan elemanlar kümesidir. Birbirleri ile etkileşimli elemanların oluşturduğu topluluktur.

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır?

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? 1 Giriş Kurumumuz ISO 9001 Standardı na uyum sağlanması, Ülkeler arası sınırların ortadan kalkmakta olduğu günümüz dünyasında eğitimde rekabet gücümüzün artmasını

Detaylı

Bakın astronomi size nasıl yardım edecek şimdi, göreceksiniz!

Bakın astronomi size nasıl yardım edecek şimdi, göreceksiniz! Kendinizi içine hapsettiğiniz kutunun dışına çıkmayı, nesnelere başka bir açıdan bakmayı hiç denediniz mi? Bakın astronomi size nasıl yardım edecek şimdi, göreceksiniz! Hubble Hubble teleskopu atmosferimizin

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Nihan Demirkasımoğlu 1 İçerik Sistem Kuramları Eğitime Sistem Yaklaşımı Eğitim sisteminin Alt Sistemleri Bu konu, Başaran ve Çınkır ın (2012) Türk Eğitim Sistemi ve

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

Uzaydaki Gözümüz Neler Görüyor? Hubble ın Gözüyle

Uzaydaki Gözümüz Neler Görüyor? Hubble ın Gözüyle Uzaydaki Gözümüz Neler Görüyor? Hubble ın Gözüyle Gökbilim, en eski bilimlerdendir. Sonsuz bir laboratuvarda yapılır. Ne var ki, bir gökbilimci, ilgi alanını oluşturan gökcisimleri üzerinde genellikle

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ 3-6 yaş arasını kapsayan ve okul öncesi dönem adını verdiğimiz süreç çocukların gelişimi açısından oldukça önemlidir. Okul öncesi dönem çocukta büyümenin ve gelişimin en hızlı

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü 2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım

Detaylı

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri On5yirmi5.com Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri Bir bölgedeki canlı varlıklarla cansız varlıkların oluşturduğu bütünlüğe ekosistem denir. Ekosistemdeki canlı ve cansız varlıklar birbiriyle

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Kütlesel çekim kuvveti nedeniyle cisimler bir araya gelme eğilimi gösterirler, birbirlerine

Kütlesel çekim kuvveti nedeniyle cisimler bir araya gelme eğilimi gösterirler, birbirlerine Türkçe Özet Doğayı araştırmamız çevremizde gördüklerimizle başlar. Onların yapı taşlarını merak ederiz ve biyoloji ile kimyada olduğu gibi mümkün olduğunca küçük ölçeklere inmeye çalışırız. Ancak bu araştırmanın

Detaylı

FEN BİLİMİ EĞİTİMİNDE NANO TEKNOLOJİ UYGULAMALARI

FEN BİLİMİ EĞİTİMİNDE NANO TEKNOLOJİ UYGULAMALARI Öğretmenin; Okulu: Branşı: Öğretmenlik Deneyimi: yıl 1. Fen eğitiminde hangi konuların öğrencilerin ilgisini daha çok çektiğini düşünüyorsunuz? (örneğin; geleneksel konular veya temel konular, küresel

Detaylı

İçinde hareket edilen, günlük aktivitelere sahne olan, insanı çevresinden yalıtan, sınırlandırılmış ve algılanabilir özel ortam.

İçinde hareket edilen, günlük aktivitelere sahne olan, insanı çevresinden yalıtan, sınırlandırılmış ve algılanabilir özel ortam. MİMARİ ÇEVREDE FORM VE MEKAN KAVRAMLARI MEKAN İnsanın içinde eylemlerini yerine getirdiği, onu saran ve ait olma duygusu yaratan, yatay ve düşey elemanlarla sınırlandırılmış üç boyutlu düzenlemeler. İçinde

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

Fizik ve Ölçme. Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır

Fizik ve Ölçme. Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır Fizik ve Ölçme Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır Fizik kanunları temel büyüklükler(nicelikler) cinsinden ifade edilir. Mekanikte üç temel büyüklük vardır; bunlar uzunluk(l), zaman(t)

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ 2014 YILI FAALİYET RAPORU BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Oda Faaliyetleri 86 BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Muhasebecilikte kural, karar ve mevzuat çok sık değişebilmektedir. Bu alanda çalışanların kararlardan haberdar

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

2010 lu yıllarda Bilim ve Teknoloji Öngörüsü

2010 lu yıllarda Bilim ve Teknoloji Öngörüsü 2010 lu yıllarda Bilim ve Teknoloji Öngörüsü Ali Akurgal Akurgal Danışmanlık 03.12.2010 Ege Üniversitesi 1/14 Mühendisler Biz mühendisler uğraştığımız olayları anlatmak için grafikler kullanırız. Bu grafiklerde

Detaylı

Etik Karar Alma Modeli

Etik Karar Alma Modeli General Dynamics'te, neredeyse her gün iş etiğiyle ilgili kararlarla karşı karşıya geliyoruz. Bunların birçoğu çok açık ve çözüm için fazla düşünmek gerekmiyor: doğal bir tepki olarak doğru olanı yapıyoruz.

Detaylı

ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ?

ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ? ALTIN NEDEN ÇOK DEĞERLĐ? Altın binlerce yıldır değeri yüksek olan bir metaldir. Demir gibi paslanmadığı (oksitlenmediği) ve dünyada az bulunduğu için değerlidir. Çok değerli oluşu nedeniyle de geri dönüşümü

Detaylı

Enerji. Atölyesi. Mutfakta Bilim. Atölyesi. Biyoakademi olarak uygulamalı bilim eğitimini okulunuza getiriyoruz.

Enerji. Atölyesi. Mutfakta Bilim. Atölyesi. Biyoakademi olarak uygulamalı bilim eğitimini okulunuza getiriyoruz. Enerji Atölyesi Mutfakta Bilim Atölyesi Birbirinden eğlenceli atölyeleri, öğretim programını destekler kazanımlarla, araştırmasorgulama yaklaşımına dayalı, bilimsel süreç becerilerini geliştirecek şekilde

Detaylı

Bölüm 5 Doğal Kaynaklar Ekonomisi

Bölüm 5 Doğal Kaynaklar Ekonomisi Bölüm 5 Doğal Kaynaklar Ekonomisi İçerik 1. Kaynak, Doğal Kaynak ve Çevre Kavramları 2. Doğal Kaynakların Sınıflandırılması 3. Doğal Kaynaklardan Yararlanma İlkeleri 4. Çevre ve Doğal Kaynakların Değeri

Detaylı

Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ

Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ Ani iklim değişiklikleri insanın aklını başına mı getirdi? Akıl Zekâ=intelligence William H. Calvin Nörofizyolog Washington Üniversitesi,Tıp Fakültesi

Detaylı

ÇALIŞMA YAPRAĞI KONU ANLATIMI

ÇALIŞMA YAPRAĞI KONU ANLATIMI ÇALIŞMA YAPRAĞI KONU ANLATIMI HATUN ÖZTÜRK 20338647 Küresel Isınma Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Fosil yakıtların

Detaylı

8/G SINIFI FEN BİLGİLERİ PROJE SUNUM GUBU

8/G SINIFI FEN BİLGİLERİ PROJE SUNUM GUBU 8/G SINIFI FEN BİLGİLERİ PROJE SUNUM GUBU ELETRİK SANTRALLERİN GÜNÜMÜZDEKİ ÖNEMİ VE ÇEVREYE OLAN ETKİLERİ ÖĞRENCİLER MERT AKYÖN OZAN ALTINBAŞ O.MURAT AYAYDIN ÜMİT ÇUHADAROĞLU NİSAN / 2001 BORNOVA 1 ÖNSÖZ

Detaylı

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK İKLİM ELEMANLARI Bir yerin iklimini oluşturan sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış gibi olayların tümüne iklim elemanları denir. Bu elemanların yeryüzüne dağılışını etkileyen enlem, yer şekilleri, yükselti,

Detaylı

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1 MATEMATİK Sayılar 9 6 7 6 9 8 9 7 8 6 8 9 6 4 5 Üslü-Köklü İfadeler 4 5 4 2 2 1 1 3 2 4 2 4 2 4 2 Oran ve Orantı 1-3 1 1 1 2-1 2 1 1-1 1 Çarpanlara Ayırma 3 3 2 3 1 3-3 1 1 4 4 4 4 1 Denklemler-Problem

Detaylı

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ Prof. Dr. Bektaş TEPE Canlıların Savunma Amaçlı Kimyasal Üretimi 2 Bu ünite ile; Canlılık öğretisinde kullanılan kimyasal kavramlar Hiyerarşi düzeyi Hiyerarşiden sorumlu atom

Detaylı

Güneş Rüzgarı Nedir?! Yazarı Hayanon Çeviren Ae 453 Danışman Y. Tulunay

Güneş Rüzgarı Nedir?! Yazarı Hayanon Çeviren Ae 453 Danışman Y. Tulunay Güneş Rüzgarı Nedir?! Yazarı Hayanon Çeviren Ae 453 Danışman Y. Tulunay Bugün ne güzel bir gün! Bir bilim tutkunu olan Mol ve robot köpeği Mirubo güneşin altında zaman geçirmeye kararlılar gibi görünüyor.

Detaylı

S E S İ N İ N A N I L M A Z G Ü C Ü. Yazan:Uçar Demirkan

S E S İ N İ N A N I L M A Z G Ü C Ü. Yazan:Uçar Demirkan S E S İ N İ N A N I L M A Z G Ü C Ü Yazan:Uçar Demirkan Başlangıçta derin ve koyu bir sessizlik ve mutlak zaman vardı.burada sözü edilen mutlak zaman, Einstein ın ünlü formülünü bulduğunda Ohh my got -aman

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Yard. Doç. Dr. Sinan Olkun Arş. Gör. Tuba Aydoğdu Abant İzzet Baysal Üniversitesi,

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 9. ÖZET 10. DEĞERLENDİRME SORULARI

12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 9. ÖZET 10. DEĞERLENDİRME SORULARI 12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 2. Işık 3. Işık Nasıl Yayılır? 4. Tam Gölge ve Yarı Gölge 5. Güneş Tutulması 6. Ay Tutulması 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 8. Işık Şiddeti

Detaylı

RADYASYON GÜVENLİĞİ. Öğr.Gör. Şükrü OĞUZ KTÜ Tıp Fakültesi Radyoloji AB

RADYASYON GÜVENLİĞİ. Öğr.Gör. Şükrü OĞUZ KTÜ Tıp Fakültesi Radyoloji AB RADYASYON GÜVENLİĞİ Öğr.Gör. Şükrü OĞUZ KTÜ Tıp Fakültesi Radyoloji AB İyonlaştırıcı radyasyonlar canlılar üzerinde olumsuz etkileri vardır. 1895 W.Conrad Roentgen X ışınını bulduktan 4 ay sonra saç dökülmesini

Detaylı

Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği

Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği Eğitim, bireyde istenen olumlu davranış değişiklikleridir. Kalite ise en genel tanımıyla şartlara uygunluk olarak tanımlanmaktadır. Eğitimde kalite kavramının

Detaylı

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1 DNA (Deosiribo Nükleik Asit) Kalıtım maddesi hücre çekirdeğinde bulunur. Kalıtım maddesi iğ ipliği (Yumak) şeklinde bir görünümdedir. İğ ipliğindeki kalıtım maddesi

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

HAREKET HAREKET KUVVET İLİŞKİSİ

HAREKET HAREKET KUVVET İLİŞKİSİ HAREKET HAREKET KUVVET İLİŞKİSİ Sabit kabul edilen bir noktaya göre bir cismin konumundaki değişikliğe hareket denir. Bu sabit noktaya referans noktası denir. Fizikte hareket üçe ayrılır Ötelenme Hareketi:

Detaylı

Funda Tirişoğlu Tomurcuk Çocuk Kulübü Çorlu/Tekirdağ Eğitim Koordinatörü/ Drama Lideri. Mine Türeli Bilim ve Sanat Merkezi Tekirdağ Resim Öğretmeni

Funda Tirişoğlu Tomurcuk Çocuk Kulübü Çorlu/Tekirdağ Eğitim Koordinatörü/ Drama Lideri. Mine Türeli Bilim ve Sanat Merkezi Tekirdağ Resim Öğretmeni Funda Tirişoğlu Tomurcuk Çocuk Kulübü Çorlu/Tekirdağ Eğitim Koordinatörü/ Drama Lideri Mine Türeli Bilim ve Sanat Merkezi Tekirdağ Resim Öğretmeni ERKEN ÇOCUKLUK 0-8 yaş arası eğitimi kapsayan süreçtir.

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

İsa Mesih elçilerini seçiyor

İsa Mesih elçilerini seçiyor İsa Mesih elçilerini seçiyor BU ÇAĞIRIDA ÖNEM TAŞIYAN İLKELER A. Giriş Markos 3:13-18: İsa dağa çıkarak istediği kişileri yanın çağırdı. Onlarda yanın gittiler. İsa bunlardan oniki kişiyi yanında bulundurmak,

Detaylı

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI YÖK ten 1 Mart 2 de Doktora programımıza olur alınması ile Fakültemizin dikey kuruluşu tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Detaylı

BİZE KATILIR MISINIZ? ŞARKILAR

BİZE KATILIR MISINIZ? ŞARKILAR BİZE KATILIR MISINIZ? ŞARKILAR RESİMDEKİ ATATÜRK Gözlerin mavi mavi, Saçların sarı sarı, Candan severler seni. Bütün Türk çocukları, Karanfil, zambak, mine, Senin için toplarız. Öpücükler yollarız, Sınıftaki

Detaylı

Fotovoltaik Teknoloji

Fotovoltaik Teknoloji Fotovoltaik Teknoloji Bölüm 3: Güneş Enerjisi Güneşin Yapısı Güneş Işınımı Güneş Spektrumu Toplam Güneş Işınımı Güneş Işınımının Ölçülmesi Dr. Osman Turan Makine ve İmalat Mühendisliği Bilecik Şeyh Edebali

Detaylı

E-DERGİ ÖABT SOSYAL BİLGİLER VE SINIF ÖĞRETMENLİĞİ İÇİN COĞRAFYA SAYI 2. www.kpsscografyarehberi.com ULUTAŞ

E-DERGİ ÖABT SOSYAL BİLGİLER VE SINIF ÖĞRETMENLİĞİ İÇİN COĞRAFYA SAYI 2. www.kpsscografyarehberi.com ULUTAŞ E-DERGİ ÖABT SOSYAL BİLGİLER VE SINIF ÖĞRETMENLİĞİ İÇİN COĞRAFYA SAYI 2 ULUTAŞ DÜNYA'NIN HAREKETLERİ ve SONUÇLARI Dünya'nın iki çeşit hareketi vardır. Dünya bu hareketlerin ikisini de aynı zamanda gerçekleştirir.

Detaylı

NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011

NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011 NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011 "Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar. 'Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük

Detaylı

Karanlık Madde Karanlık Enerji. Sabancı Üniversitesi

Karanlık Madde Karanlık Enerji. Sabancı Üniversitesi Görünmeyeni Anlamak II Karanlık Madde Karanlık Enerji Emrah Kalemci Sabancı Üniversitesi Karanlık madde nedir? Işıma yapmayan, an elektromanyetik etik dalgalarla (tüm frekanslarda) etkileşime girmeyen,

Detaylı

DA DEVRE. Ege Üniversitesi Ege MYO Mekatronik Programı ANALIZI

DA DEVRE. Ege Üniversitesi Ege MYO Mekatronik Programı ANALIZI DA DEVRE Ege Üniversitesi Ege MYO Mekatronik Programı ANALIZI BÖLÜM 1 Temel Kavramlar Temel Konular Akım, Gerilim ve Yük Direnç Ohm Yasası, Güç ve Enerji Dirençsel Devreler Devre Çözümleme ve Kuramlar

Detaylı

KOZMOS TAN KUANTUM A 1

KOZMOS TAN KUANTUM A 1 KOZMOS TAN KUANTUM A 1 ( Bir Patlamanın Sonuçları ) YALÇIN İNAN Kozmos tan Kuantum a 1 ISBN 975-8304-67-4 Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına aittir. Yalçın İnan Tel : ( 312 ) 4172561-62 Fax : (

Detaylı

A15 ARALIK 2013 Saat: 09.00

A15 ARALIK 2013 Saat: 09.00 T.C. 8. SIIF I. DÖEM ORTK (MZERET) SIVI 1 RLIK 213 Saat: 9. FE VE TEKOLOJİ 1. Hayvan hücresindeki mitoz bölünmenin bir evresinde, kromozomlar hücrenin ortasında sıraya dizilmiş durumda gözlenmiştir. 2.

Detaylı