BİLİM HAKEM KURULU Ünvan Ad - Soyad Üniversite

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİLİM HAKEM KURULU Ünvan Ad - Soyad Üniversite"

Transkript

1

2

3

4

5 BİLİM HAKEM KURULU Ünvan Ad - Soyad Üniversite Prof.Dr. Abdülkadir BULUŞ Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Adem ÖĞÜT Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Ahmet KALENDER Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Ali ACAR Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Aliye Mavili AKTAŞ Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Coşkun ATAYETER Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Prof.Dr. Çağatay ÜNÜSAN Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Emine YENİTERZİ Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Fehmi KARASİOĞLU Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. H. Kürşat GÜLEŞ Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Halim SÖZBİLİR Kocatepe Üniversitesi Prof.Dr. Haluk Hadi SÜMER Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Kemalettin CONKAR Kocatepe Üniversitesi Prof.Dr. M. Sami DENKER Dumlupınar Üniversitesi Prof.Dr. M. Şerif ŞİMŞEK Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Mahmut TEKİN Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. N. Ata ATABEY Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Orhan GÖKÇE Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Osman OKKA Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Raif PARLAKKAYA Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Serdar ALTINOK Gazi Üniversitesi Prof.Dr. Seval Kardeş SELİMOĞLU Anadolu Üniversitesi Prof.Dr. Sıtkı GÖZLÜ İstanbul Teknik Üniversitesi Prof.Dr. Şahin AKINCI Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Tahir AKGEMCİ Selçuk Üniversitesi Prof.Dr. Vasfi HAFTACI Kocaeli Üniversitesi Prof.Dr. Yılmaz GÖBENEZ Marmara Üniversitesi Doç.Dr. Abdullah KOÇAK Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Abitter ÖZULUCAN Niğde Üniversitesi Doç.Dr. Akif ÇUKURÇAYIR Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Ali ALAGÖZ Selçuk Üniversitesi

6 Doç.Dr. Ali ŞAHİN Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Aykut BEDÜK Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Doğan UYSAL Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Hüseyin ALTUNBAŞ Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Hüseyin MUŞMAL Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Mikail ALTAN Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Muammer ZERENLER Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Muhittin ACAR Hacettepe Üniversitesi Doç.Dr. Nurhan ÜNÜSAN Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Özdemir KOÇAK Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Rıfat İRAZ Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Salim ŞENGEL Bilecik Üniversitesi Doç.Dr. Süleyman KARAÇOR Selçuk Üniversitesi Doç.Dr. Veysel BAŞPINAR Ankara Üniversitesi Doç.Dr. Veysel KULA Kocatepe Üniversitesi Doç.Dr. Yunus CERAN Niğde Üniversitesi Doç.Dr. Zeynep KARAÇOR Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Aykut BEDÜK Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Baki YILMAZ Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Fatma TAŞ Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. İsa ALTINIŞIK Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. M. Ali HACIGÖKMEN Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. M. Nejat Özüpek Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Mehmet YILDIZ Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Melek Acar BOYACIOĞLU Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Ömer BAKAN Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Savaş ÇEVİK Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Savaş ERDOĞAN Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Semra TUNÇ Selçuk Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Vural ÇAĞLAYAN Selçuk Üniversitesi

7 İÇİNDEKİLER 2008 Küresel Finansal Krizinin Konya Otomotiv Yan Sanayii Sektörüne Etkileri Üzerine Bir Uygulama Hasan Sencer PEKER, Öğr. Gör. Mehmet Levent YILMAZ... 1 Birey-Örgüt Uyumunun İş Stresi ve Verimlilik Üzerine Etkisi: Dalaman Havalimanı Çalışanları Üzerine Bir Alan Araştırması Dr. Mehmet ULUTAŞ Cizre de Sınır Ticareti Yapan Firma Sahiplerinin Sosyo-Ekonomik Durumlarına Genel Bakış 2010 Yrd. Doç. Dr. Mete Cüneyt OKYAR, Yrd. Doç. Dr. Bülent DALICI, Yrd. Doç. Dr. Fatih Mehmet ÖCAL Doğrudan Pazarlamanın Bir Yöntemi Olarak İnternette Pazarlama Ve Konaklama İşletmeleri İçin İnternette Pazarlama Süreci Öğr. Gör. Gamze İLKER Employment Expectations of Undergraduate Level Public Relations Students (The Case of Public Universities and Private Universities) Öğr. Gör. E. Fazıl ÇÖLLÜ Örgütlerde Güven ve Bağlılığın Çatışma İle İlişkisi: Dalaman Uluslar Arası Havalimanı Çalışanları Üzerinde Bir Alan Araştırması Dr. Mehmet ULUTAŞ Homonadlar Savaşı Okutman Mustafa ARSLAN İnternet Bankacılığı ve E-Ticaretin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri Öğr. Gör. Yusuf Yalçın İLERİ, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin İLERİ Kazanç Yönetimi Yrd. Doç. Dr. Abdullah TEKİN, Nurcan KABADAYI Konya Bankacılık Sektöründe Eğitim ve Kariyer Fırsatları Açısından İş Tatmininin Örgütsel Bağlılık Üzerine Etkisi Öğr. Gör. Mehmet Emin DEMİR, Öğr. Gör. Mehmet Akif ÇİNİ Kriz Döneminde Kurumsal İtibar Yönetiminin Önemi Öğr. Gör. Dr. Esra BİLMEZ Küresel Rekabet Ortamında Elektronik Ticaretin Muhasebe Bilgi Sistemi Açısından Değerlendirilmesi Yrd. Doç. Dr. Baki YILMAZ Macera Turizmi Pazarına Genel Bir Bakış Öğr. Gör. Dr. Betül GARDA

8 Örgütsel Bağlılığın Çalışan Performansı Üzerine Etkilerini Ölçmeye Yönelik Bir Çalışma Doç. Dr. Rıfat İRAZ, Öğr. Gör. Özlem Akgün Örgütsel Etiğin Çalışan Memnuniyeti Üzerindeki Etkisi Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Örneği Öğr. Gör. Yusuf Yalçın İLERİ, Öğr. Gör. Yasemin Soylu Örgütsel Sağlık Kriterlerinin Kuramsal Boyutta İncelenmesi Öğr. Gör. Dr. Betül GARDA Propaganda ve Dış Politika Öğr. Gör. İbrahim Uğur ERKIŞ, Öğr. Gör. Dr. M. Erhan SUMMAK Tarımsal Faaliyetlerin Muhasebeleştirilmesinin Türkiye Muhasebe Standardı- 41 Çerçevesinde İncelenmesi: Bir Tarım İşletmesinde Örnek Uygulama Öğr. Gör. Dr. Hacı Arif TUNÇEZ Terörizmde Yeni Milad: 11 Eylül 2001 Öğr. Gör. Metehan TEMİZEL Türkiye Muhasebe Standardı-41 Tarımsal Faaliyet Kapsamında Devlet Teşvikleri ve Muhasebe İşlemleri Öğr. Gör. Dr. Hacı Arif TUNÇEZ Uzaktan Eğitim ve Uygulamaları Okutman Dr. Tugay ARAT, Yrd. Doç. Dr. Ömer BAKAN

9 2008 KÜRESEL FİNANSAL KRİZİNİN KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİİ SEKTÖRÜNE ETKİLERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA Hasan Sencer PEKER * ÖZET Mehmet Levent YILMAZ ** Dünyanın giderek daha fazla bir bütün haline gelmesi ve bu bütünün unsurlarının her geçen gün birbiriyle daha fazla etkileşimde bulunmaları, her bir ekonomik birimin, sektörden, ülkeden ve mesafeden bağımsız olarak diğer bir ekonomik birimin karar ve davranışlarından etkilenmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu çalışmada, Konya da faaliyet gösteren otomotiv yan sanayisinde imalat yapan firmaların durumları, faaliyetlerine etki eden nitelikleri, istihdam ettikleri personel, krizden etkilenme durumları ile ilgili bilgiler yapılan anket çalışması ile elde edilmiştir. Bu bilgiler ışığında ihracat ile performansları, bu performansın krizden etkilenme durum ve bu performansın yükseltilmesi için gerekli yapılması gerekenler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konya, Otomotiv, Sanayi, Kriz, İhracat, Jel Kodları: A13, H12, R11 AN AMPIRICAL STUDY ON THE EFFECTS OF 2008 GLOBAL FINANCIAL CRISIS ON KONYA AUTOMOTIVE SIDE INDUSTRY ABSTRACT That the World is being united gradually and every component s increasing interaction with each other results in, regardless of sector, country and distance, that each economic unit is affected by another one s decisions and actions. Financial liberty, export, import, money transfers, foreign investments and money fund markets are the instruments and transmission mechanisms of this interaction. In this study, the situation of the companies, the features that affect their operations, personnel quality they employ and the effect of 2008 financial crisis on those companies are the information derived from survey study among automotive side industry manufacturers in Konya. With data, export performances and the magnitude of the effect of the crisis and the factors that accompany this crisis are shown and suggestions for a sustainable increasing performance are implied. Keywords: Konya, Automotive, Industry, Crisis, Export, Jel Codes: A13, H12, R11 * Doktora Öğrencisi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Bölümü ** Öğretim Görevlisi, Gazi Üniversitesi, Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulu 1

10 GİRİŞ Küreselleşme olgusu ile beraber, dış ticaret hareketleri, hiçbir engel ile karşılaşmadan gerçekleşmektedir. Bu süreçte ortaya çıkan çok uluslu şirketler güçlü sermayeleri, nitelikli personeli, tecrübeleri ve vizyonları ile küresel ticaretin en önemli oyuncularıdır. Dolayısıyla dünya pazarında söz sahibi olmanın yolu, bu çok uluslu şirketler ile etkileşim içinde olmaktan geçmektedir. Otomotiv sektörünün ticaret hacmi, teknolojinin gelişmesi, fiyatların düşmesi ile bütün dünyaya hitap eden bir büyüklüğe ulaşmıştır. Otomotiv sektörünün unsurlarının yalnız pazarlaması değil, üretimi de artık dünyanın her bölgesinde yapılmaktadır. Otomotiv sektörünün ağır sanayiye geçiş için kullanılabilmesi, birçok sektör ile bağlantılı olması ve teknoloji gerektirmesi, inşaat sektörü ile birlikte en önemli sektörlerden biri olarak görülmesini sağlamıştır. Otomotiv sektörünün Türkiye deki gelişimi bundan 60 yıl öncesine gitmektedir. O dönemlerde montaj sanayi olarak kurulmuş olan otomotiv sektörü, şu anda Türkiye nin yabancı yatırım ve ihracat gibi büyüklüklerinde en ön sıralardadır. Otomotiv sektörünün ve ihracatının Konya ili açısından önemi ise, Konya da kurulu olan KOBİ lerin sayısının i aşması Konya Organize Sanayi Bölgesinde 278 sanayi kuruluşunun faaliyet göstermesi ve bunların %55 inin ihracat yapıyor olmasıdır. Konya daki otomotiv yan sanayi, imalat ve ihracat değerleri açısından çok önemlidir. Bu büyüklükler göz önüne alındığında, Konya da faaliyet gösteren otomotiv yan sanayi imalatçılarının ihracat ile ilgili problemlerini belirlemek ve bunlar için çözüm önerileri sunmak, bu sektörün gelişimi ve ihracatının ve dolayısıyla dünyadaki pazar payının artmasına giden yola ışık tutacaktır. I. LİTERATÜR Şah (2007), Türkiye otomotiv sektörünü ve ihracatını ele aldığı çalışmasında, Özellikle de 2002 den sonra otomotiv sektöründeki ihracatın, diğer sektörlere oranla çok daha hızlı arttığı bulgusuna ulaşmıştır. Ayrıca bu ileri teknoloji ve ihracatın en önemli sebeplerinden birisi, Türkiye deki yabancı yatırımlarının büyük bölümünün otomotiv sektörüne yapılmış olması ve bu şirketlerin Türkiye nin ilk 500 firması içinde ön sıralarda olmasıdır. Sarıboğa, (2007), Türkiye nin otomotiv sektörünün gelişimini ve ihracatı arttırma stratejilerini araştırdığı çalışmasında, otomotiv sektörünün hem sanayi olarak hem de ihracat gerçekleşmesi olarak ülkenin en önemli sektörü olduğunu belirtmiştir ve sektör çalışanlarının eğitim düzeyinin, rekabet ve pazarlamaya bakış açılarının farklı olduğunu ve bu farklılığın, hizmet içi eğitimlerle kapatılabileceğini söylemiştir. 2

11 Ünver, (2008), Konya daki otomotiv yan sanayi üreticileri ile yaptığı deneysel çalışmada ve sektör yöneticileri ile yaptığı yüz yüze görüşmelerde, kapasite kullanımına yönelik tedbirlerin alınması gerektiğini, dövizdeki dalgalanmaların hem ithalatçı hem de ihracatçıyı olumsuz etkilediğini, ihracat için yeterli kalite belgelerinin eksik olduğunu, kalifiye işgücünün yetersiz kaldığını, vizyon, yatırım, ar-ge gibi alanlarda Konya sanayisinin eksiklikler yaşadığını belirtmiştir. Dalyanoğulları (2007), otomotiv sektörüne genel olarak ve küreselleşme açısından yaklaşmıştır. Otomotiv sektörünün ülke ekonomisine katkısından ve yabancı sermaye yatırımlarının faydalarından bahsetmiş ve teknoloji kullanımının, vizyon ve rekabetçiliğe sahip olmanın ülke ekonomisine yapacağı katkıları ortaya koymuştur. II. KONYA İLİ SOSYO-EKONOMİK DURUMU Sektör ile ilgili verilere geçmeden önce, Konya ilinin genel durumuna bakmak, potansiyelini görmek açısından önemlidir. Konya ili, DPT nin en son 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre, sosyo-ekonomik açıdan 81 il içinde 26., nüfus açısından 4., sanayi çalışanlarının istihdama oranında 28., okur yazar nüfus oranında 15. dir (DPT, 2003). Sanayi göstergeleri açısından bakıldığında, organize sanayi bölgesi parsel sayısında 4., küçük sanayi sitesi işyeri sayısında 2., imalat sanayi işyeri sayısında 8., İmalat sanayi yıllık çalışanlar ortalama sayısında 13., imalat sanayi kurulu güç kapasite miktarında 9., fert başına imalat sanayi elektrik tüketiminde 17. Ve fert başına imalat sanayi katma değerinde 35. dir (DPT, 2003). Mali göstergelere bakıldığında GSYİH içindeki payında 9., fert başına teşvik belgeli yatırım tutarında 36., fert başına ihracat miktarında 36., fert başına ithalat miktarında ise 41. dir (DPT, 2003). Bu sıralamalara bakıldığında, sanayi olarak Konya nın iyi bir yerde olduğu, eğitim açısından yeterli olduğu görülmektedir. Ancak, imalat sanayinde katma değerin, yatırım, ihracat ve ithalat miktarları açısından, potansiyelini tam olarak kullanamadığı söylenebilir (DPT, 2003). Konya sanayisini Türkiye sıralamasında üst sıralara çıkartan en önemli alt dallardan birisi otomotiv yan sanayidir. Bu bakımdan çalışmamızda öncelikle Konya otomotiv yan sanayisiyle ilgili bilgi verilmiştir. III. OTOMOTİV YAN SANAYİ, KONYA DAKİ DURUM Birleşmiş Milletler (BM) in Uluslararası Standart Sanayi Sınıflandırması istatistiklerine göre otomotiv sanayi, C-29 bölümünde yer almaktadır. Buna 3

12 göre otomotiv sanayi, insan ve yük taşıyan iki ve üç tekerlekli araçlar, treylerler, otomobil, minibüs, midibüs, otobüs, karavan, kamyonet, kamyon ve çekici imalatını kapsamaktadır (BM, 2008). Otomotiv yan sanayi, yukarıdaki tanıma göre otomotiv sanayi kapsamında olan taşıt veya araçların üreticilerine montaj ve/veya yedek parça üreten firmaların dâhil olduğu bir sektördür ve tanımdan da anlaşılacağı üzere, her türlü unsuru kapsamaktadır (Dalyanoğulları, 2007: s. 100). Otomotiv yan sanayisinin ortaya çıkmasının temel nedeni, asıl üretici firmaların ürettiği bir ürünün binlerce parçadan meydana gelmesi ve bu parçaların her birinin şirket bünyesinde üretilmesinin ekonomik olmamasındandır (Şah, 2007: s.6). Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin etkilerinin en yoğun hissedildiği bu dönemde, Türkiye özellikle otomotiv sanayi ve yan sanayi dallarında hissedilir bir atılım içerisindedir. Toplam ihracat kaleminin önemli bir kısmını teşkil eden otomotiv ihracatı ile beraber yan sanayi dallarında da ülkemiz gün geçtikçe iddialı bir konuma gelmektedir. Türk otomotiv üreticileri yerel otomotiv parçaları üreticileri ile doğrudan irtibat halindedirler ve bunların %70 i KOBİ statüsündedir. Türkiye deki otomotiv yan sanayi üreticilerinin sayısı yaklaşık dir. Otomotiv parçaları satış hacmi 2009 yılında 13,3 milyar dolara ulaşmıştır (IGEME, 2010: 6). Türk otomotiv ve yedek parça sanayisi ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi nde yoğunlaşmıştır. İki büyük otomobil fabrikası ve organize sanayi bölgesi Bursa dadır. Bu sektör açısından diğer önemli şehirler ise İstanbul, İzmir, Kocaeli, Ankara, Konya, Adana ve Manisa dır (IGEME, 2010: 6). Gelişen organize sanayi bölgeleri ile birlikte Konya otomotiv yan sanayi alanında hızlı bir gelişme kaydetmektedir. Konya da otomotiv yan sanayinde in üzerinde firma faaliyet göstermektedir ve bu firmalardan yaklaşık 300 tanesi ihracat yapmaktadır. Konya nın bu sektördeki ihracat potansiyelini çok iyi kullanamadığı görülmektedir. Bunun yanında otomotiv sanayi mal kalemlerinden, fren grubu, dizel ekipmanları, rulman yatağı, süspansiyon, ön düzen, rotil, sübap, dişli pompa, piston ve gömlek aksamlarının üretimi gerçekleşmektedir. Bu kadar çeşidin üretiminin bir Konya da yapılması, Konya nın sahip olduğu teknik altyapıyı ve potansiyeli göstermektedir. (DPT, 2007, s.27). 4

13 IV. KONYA İLİ OTOMOTİV YAN SANAYİ SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA Konya ilinde faaliyet gösteren otomotiv yan sanayi imalatçılarının yaşadığı ekonomik sorunlar ve 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizin sektör üzerine etkilerini analiz etmek amacıyla, sektörde faaliyet gösteren 110 işletmeye ulaşılmış ve hazırlanan anket sorularına cevap vermeleri istenmiştir. Verilen cevaplar SPSS programı ile analize tabi tutulmuştur. Çalışmamızda öncelikle sektörün mevcut durumu ile ilgili bilgi alınmış, ardından da sektörün yaşadığı ekonomik sorunların çeşitleri ile ilgili tespit yapılmış ve ardından 2008 yılındaki krizin sektörü ne dere etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmamıza konu olan ve Konya organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin % 33 ü anonim şirket, % 57 si limited şirket ve kalan %10 luk kısmı ise diğer hukuki niteliğe sahip işletmelerden oluşmaktadır. Ankete katılan işlemelerin ücretli çalışan personel sayıları incelendiğinde yılları itibarıyla artış trendine giren işçi sayısında, 2008 küresel krizinin etkilerinin hissedilmesiyle beraber düşüş gözlemlenmiştir. Bu durum aşağıdaki şekilde açıkça görülmektedir. Şekil 1. Ankete Katılan İşletmelerin Ücretli Çalışan Personel Sayısı ( ) 5

14 ve arası işçi çalıştıran işletmeler yılları itibarıyla artış gösterirken 2008 yılından itibaren bu sayı düşmüştür. Örneğin, işçi çalıştıran işletme sayısı 2005 yılında 19 iken, 2007 yılında 25 olmuş, ancak 2008 yılındaki kriz ile beraber bu sayı 14 e düşmüştür. Toplam işçi sayısına ilişkin veriler incelendiğinde, işletmelerin işçi sayısını azalttığı görülmektedir. Anketimize katılan işletmelerin kullandığı yatırım-sermaye kaynakları incelendiğinde işletmelerin yaklaşık olarak % 68 inin yatırımların finansmanında özvarlıklarını kullandığı görülmektedir. Konya da faaliyet gösteren otomotiv yan sanayi işletmelerinin krizden diğer illere göre daha az etkilenmelerinin sebeplerinden birisi, Konya nın muhafazakâr yapısı gereği kredi ve benzeri faizli finansman araçlarının yerine özvarlıklarını tercih etmesidir. Ancak, 2008 yılından itibaren o güne kadar özvarlıkları ile yatırımlarını finanse eden işletmelerin %25 lik bir kısmının diğer finansman araçlarından olan leasing, faktoring ve yurtiçi banka kredilerine yöneldiği gözlemlenmektedir. Anketimize katılan işletmelerin yıllara göre karlığına ilişkin bilgiler aşağıda Şekil 2 de verilmiştir. Şekil 2. Ankete Katılan İşletmelerin Yıllara Göre Karlılık Durumları ( ) 6

15 Sektörün karlılık durumunun yılları itibarıyla, bir önceki yıla göre düştüğü ve 2008 yılında sektörde faaliyet gösteren işletmelerin % 30 unun da zarar ettiği görülmüştür. Bunun sebebi olarak, petrol, hammadde vb. girdi fiyatlarının artışlarının maliyetleri yükseltmesi ve bu artışın nihai ürün fiyatına değil, yan sanayi üreticilerinin üzerine yüklenmiş olması gösterilebilir. Alınan önlemler ile beraber otomobil sektörü üzerindeki ÖTV nin kaldırılması toplam talebi arttırıcı bir etki yaratmış, bu durum otomobil satışlarına olumlu şekilde yansımış ve 2009 yılı ile beraber sektör bir toparlanma sürecine girmiştir. Ankete katılan işletmelerin % 46 sı içinde bulunduğumuz ekonomik konjonktür içerisinde finansman temini sorunları yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Finansman temini yaşayan işletmelerin en önemli sorunları sırasıyla işletme sermayesi ihtiyacının hızla artması (%50), kredi maliyeti yüksekliği (%20) ve uygun koşullu kredi bulamamak (%14,5) şeklindedir. Ankete katılan işletmelerin yıllar itibarıyla özellikle makine ve teçhizat yatırımlarını arttırırken, küresel krizin etkileri ile beraber yatırımlarını neredeyse durdukları ve yeni yatırımlarını erteledikleri gözlemlenmektedir. Bu durum Şekil 3 te gösterilmiştir. Şekil 3. Ankete Katılan İşletmelerin Yıllar İtibarıyla Sabit Sermaye Yatırımları ( ) 7

16 Ankete katılan işletmelerin döneminde rekabet gücü bakımından karşılaştığı en temel sorunların başında sermayenin finansmanının yetersizliği, kalifiye eleman sıkıntısı ve işletmelerini yurtdışına açamamaları gelmektedir. Ayrıca, sektör üzerindeki ağır vergi yükü de işletmelerin en temel problemlerinden birisidir. Anketimize katılan işletmelerin %60 ı ihracat yaptığını ifade etmiştir. Bu işletmelerin 2008 krizinde kar oranlarını düşürmeleri ile beraber ihracatlarını arttırdıkları gözlemlenmiştir. Bunun sebebi ise, AB ülkelerine oranla Türkiye deki iş gücünün ucuz olması neticesinde firmaların nihai ürün teminini Türkiye ye yönlendirmeleridir. Türkiye nin coğrafi olarak hem yan sanayi ürününü girdi olarak kullanan ülkelere hem de nihai ürün pazarına yakın olması ülkemizi, Çin gibi diğer yan sanayi üreticilerine nispetle avantajlı duruma getirmiştir. Ayrıca anketimize katılan ve ihracat yapan işletmelerin toplam satışları içerisindeki ihracatın payı 2008 krizi ile beraber artmıştır. Sorulara cevap veren işletmelerin %79 u devletin ihracata yönelik teşviklerini yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir. Anketimize katılan işletmelerin küresel krizden korunmak için aldıkları önlemlerin başında eleman çıkarmak, ihracata önem vermek ve çalışma saatlerini azaltmak vardır. Anketimize katılan işletmeler yılları itibarıyla satış-tahsilat oranların düştüğünü ve bu durumun ihtiyaç duydukları işletme sermayesinin karşılanması noktasında problem yarattığını belirtmişlerdir. Bu durum aşağıda Şekil 4 te gösterilmiştir. 8

17 Şekil 4. Ankete Katılan işletmelerin Yıllar İtibarıyla Satış-Tahsilât Durumları ( ) 2008 yılındaki krizin ardından iç pazar taleplerini geri çevirip dış pazara yönelen işletmeler akreditif gibi satıcının tahsil edememe riskini ortadan kaldıran ve peşin satış sağlayan yöntemleri tercih etmesi ile beraber bu durumun 2010 yılında tersine döndüğü gözlemlenmiştir yılında yaşanan küresel finansal krizin Konya da faaliyet gösteren otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren işletmelere en büyük etkisinin piyasadaki nakit sıkışıklığı ile beraber tahsilatların düşmesi, nakit yerine kullanılan diğer ödeme araçlarının tercih edilmesi ve bu araçlardan birisi olan çeklerin karşılıksız çıkma oranlarının artması ve senetlerin ise protesto edilmesi olduğu görülmüştür. Bunun dışında sektörün en büyük problemlerinin başında kar oranlarının ve satışların azalması olduğu söylenebilir. Bununla beraber bankaların kendilerini garanti altına almak maksadıyla kredilerini geri çağırmaları ve yeni kredi arzını kısmaları sektörün en önemli problemi olmuştur. Krizin etkilerinin geçmeye başladığı bugünlerde bankalar yeniden 9

18 kredi desteği sağlamaya başlamış, bu durum işletmelerin sermaye finansmanında rahatlatıcı bir etki yaratmıştır. SONUÇ VE ÖNERİLER Son yıllarda hızla gelişen sanayisi ile Konya özellikle otomotiv yan sanayinde önemli bir yere sahiptir. Yurtdışında faaliyet gösteren otomobil firmalarına nihai mal ve ara mal üretiminde önemli bir ivme yakalayan Konya da özvarlıkları ile faaliyet gösteren işletmeler 2008 yılında yaşanan küresel finansal krizden diğer illere oranla daha az etkilenmişlerdir. AB ülkelerindeki pahalı işgücünün, bu bölgede faaliyet gösteren işletmelerin eleman çıkartması ve bir kısmının faaliyetlerini durdurması neticesine yol açması ile beraber Türkiye deki üreticiler önemli bir avantaj sağlamış, KOBİ olmanın getirdiği esneklik yeteneğini doğru kullanmaları ile beraber ihracatlarını arttırmıştır. Karlılığı ikinci plana atarak satışlara önem veren Konya daki işletmeler sektörün krizden güçlenerek çıkmasını sağlamışlardır. Daralan iç talebin yerine ihracata önem vererek satış-tahsilat oranlarını artırması başaran işletmeler krizi fırsata çevirmeyi başarmışlardır. Öteyandan halen Konya da faaliyet gösteren otomotiv yan sanayi işletmelerinin düzeltilmesi gereken önemli problemleri bulunmaktadır. Bunların başında tamamına yakınının aile işletmesi niteliğinde olması ve dolayısıyla profesyonelleşememe gelmektedir. Kurumsallaşmasını tamamlayamayan işletmelerin özellikle finansal anlamda sıkıntıları devam etmektedir. Sermayenin finansmanında sürekli özkaynaklarını kullanan işletmelerin bir kısmı krizi kendi öz varlıkları ile finanse etmek zorunda kalmış ve küçülme yolunu tercih etmişlerdir. Konya da otomotiv yan sanayisinde faaliyet gösteren işletmeler, kurumsallaşma sürecini tamamlamalı ve önümüzdeki dönemlerde yürürlüğe girecek olan Basel II kriterlerine kendilerini hazır hale getirmelidir. Aksi takdirde özellikle finansal açıdan işletmeler büyük bir problem ile karşı karşıya kalacaklardır. KAYNAKÇA DALYANOĞULLARI, Muhterem, (2007), Küreselleşme, Küreselleşmenin Otomotiv Ana ve Yan Sanayi Sektörüne Etkileri Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir. DPT, (2003), Konya İli Gelişmişlik Performansı, ipg/icanadolu/konyaper.pdf (Erişim Tarihi: ). 10

19 IGEME, (2010), Automotive and Autoparts Industries in Turkey, Export Promotion Center of Turkey. ŞAH, Ömer Faruk, (2007), Türkiye Otomotiv Sektörünün İhracat Performansı Analizi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksel Lisans Tezi, Ankara. SARIBOĞA, Nursal, (2008), Türkiye Otomotiv Sektörünün Gelişimi ve İhracatı Arttırma Stratejileri, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul. ÜNVER, İsmail, (2008), Konya da Faaliyet Gösteren Otomotiv Yan Sanayi İşletmelerinin İhracatta Yaşadığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya. UNITED NATIONS, (2008), International Standartd Industrial Classification of All Economi Activities, Revision 4. Statistical Papers, Series M No.4/Rev 4. Co=34 (erişim tarihi: ) 11

20 12

21 BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ: DALAMAN HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI * Mehmet ULUTAŞ ** ÖZET Genel mahiyeti itibariyle, bireyin değerleri ile örgütün değerleri arasındaki uygunluk ya da benzerlik derecesi olarak tanımlanan birey-örgüt uyumu, örgütlerin başarısı için gerekli olan temel faktörlerden biridir. Örgütler, kültürel değerlerde uygunluk esaslı işgören seçme ve yerleştirme süreçlerini kullanarak ya da sosyalizasyon taktiklerine başvurarak örgütlerinde birey-örgüt uyumunu gerçekleştirmelidir. Araştırma ile bireyörgüt uyumu ile iş stresi ve verimlilik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede Dalaman Uluslararası Havalimanı çalışanları üzerinde anket çalışması yapılarak birey-örgüt uyumu ve sonuçlarına ilişkin önemli verilere ulaşılmıştır. Buna göre araştırma sonuçları; birey-örgüt uyumu ile iş stresi arasında negatif yönde ve güçlü, verimlilik ile pozitif yönde güçlü bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Birey-örgüt uyumu, iş stresi, verimlilik THE EFFECT OF PERSON-ORGANİZATİON FİT ON JOB STRES AND PRODUCTİVİTY ABSTRACT Person-organization fit is generally described which a degree of compatibility or similarity between person s values and organization s values is one of a base factor required for organization s successfull. Organizations should come true personorganization fit in their organizations by using employee selection and hiring process which based values congruence or socialization tactics. We proposed finding a correlation in this study between person-organization fit and commitment and job satisfaction. In this context, we have reached important findings about personorganization fit and its outcomes by conducting a survey on employees of Dalaman International Airport. The findings showed us there is a statistically significant and negative correlation between person-organization fit and job stress and a statistically siginficant and positive correlation between person-organization fit and productivity. Key Words: Person-organization fit, job stress, productivity * Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı, Yönetim ve Organizasyon Bilim Dalı nda, 2010 yılında Prof. Dr. M. Şerif Şimşek danışmanlığında tamamlanmış, Birey-Örgüt Uyumu Kuramı ve Dalaman Havalimanı Çalışanları Üzerine Bir Alan Araştırması başlıklı doktora tezinin özetidir. ** Dr. 13

22 GİRİŞ Birey-örgüt uyumu, örgütleri amaçlarına ulaştıran en önemli araçlardan biridir. Kendi içinde uyumu temin etmiş, temel amaçlara doğru çalışanlarını yöneltmiş bir işletme, verimlilik gibi uyum nimetlerinden istifade edecektir. Aksi durumda, çalışanlarda artan iş stresinin verimsizliğe yol açacağı ve işletmenin amaçlarına ulaşmasının önünde büyük bir engel oluşturacağı çalışmanın temel varsayımını teşkil etmektedir. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, birey-örgüt uyumunu kapsamlı biçimde inceleyerek, uyumun iş stresi ve verimlilik üzerinde ne gibi etkilere yol açtığını analitik bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Çalışmanın uygulama kısmı, Dalaman Uluslararası Havalimanı nda farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin yönetici ve çalışanları üzerinde yapılan anket çalışmasının sonuçlarından meydana gelmektedir. 1. BİREY-ÖRGÜT UYUMU Esas olarak, literatürde birey-örgüt uyumu, kişinin özellikleriyle örgütünkiler arasında bir ahenk olduğu zaman uyumun meydana geleceğini öne sürmektedir. Aksi halde, bireyin özellikleri ile örgütün mutlak değerleri çakışmadığında bir uyumsuzluk durumu doğar. (Brigham vd., 2007, 29-39) Birey-örgüt uyumu çalışmaları, yönetime psikoloji biliminden geçmiştir. Davranış bilimciler, yönetim bilimi içinde birey-örgüt uyumu fikri ile 1950 lerde karşılaşmışladır. Bu tarihten sonra da, mesleklerde, iş seçiminde, örgütsel çevre hususunda bireyler uyum teorilerini dikkate almaya başlamışlardır (Xiaojun ve Shizong, 2010, 120). İşgören seçiminde, boş pozisyonları doldurmak için özel nitelikleri olan bireyleri işe almada başvurulan geleneksel yöntem, birey-iş uyumu (person-job fit) dur. Bu yöntem, 1.Dünya Savaşında yetenek testlerinin yapılmasıyla başlamıştır. Ancak iş dünyası daha karışık ve daha dinamik olmaya başladıkça birçok firma esnek kadro oluşturmanın yararlı olacağını dile getirmiştir. Bu ihtiyacın karşılanması hususunda birey-örgüt uyumu öne çıkmaktadır (Kristof- Brown, 2000, 644). Schneider, birey-çevre uyumu mekanizmasını esas alarak örgütsel davranış teorisinin hem birey odaklı olmak üzere mikro boyutunu, hem de örgüt odaklı olmak üzere makro boyutunu birleştiren bir kavramsal çerçevenin ana hatlarını ortaya koymuştur. Bu görüş, örgütün temelini ve esasını oluşturan kurucular tarafından oluşturulan örgütsel hedefleri ortaya koymaktadır. Örgütsel hedeflerin ve bu hedeflere ulaşmak için ortaya çıkan kültürün, kurucuların 14

23 kişisel tutumlarının bir yansıması olduğuna inanılmaktadır. Bu, örgütteki çeşitli insanların belirlediği, çekim, seçim, çekişme olarak ifade edilen karşılıklı ilişkili üç dinamik sürecin bir sonucudur. Buna göre, belirli tipteki insanlar, belirli tipteki örgütlerden etkilenir ve tercihlerini bu örgütten yana yaparlar; yine örgütler de örgütlerine dahil etmek için biçimsel ya da biçimsel olmayan bir yöntemle belirli tipteki bireyleri seçmektedir. Çekişme süreci, insanlar örgütün önceden belirlenmiş yapısına uyum sağlayamadıklarında ortaya çıkmakta ve uyum sağlayamayan bireylerin ayrılması ile sonuçlanmaktadır. Örgütün bir parçası haline gelen insanlar ise, bu süreçler temelinde örgütte varlıklarını sürdürürler ve örgütün doğasını, yapısını, süreçlerini ve kültürünü belirlerler. Schneider bu durumu, insanlar yerini yapar diyerek izah etmeye çalışmıştır (Schneider vd., 2000, 67). Birçok araştırmacı, iş arayanların örgütsel çekim algısını araştırma konusu yapan çeşitli yaklaşımları kabul etmektedir. Bunlardan biri olan Schneider in Çekim-Seçim-Çekişme (ASA) modeli, iş arayanların, tutum, kişilik ve değerler bakımından üyeleri ile benzerlik gösterdiklerini düşündükleri örgütlerin çekim gücüne kapıldıklarını iddia etmektedir (Walker vd., 2006, 486). Bu döngü, örgütler tarafından istihdam ettikleri insan tipinde bir benzerlik yaratmaktadır ve bu benzerliği Schneider, homojenite teorisi olarak adlandırmıştır (Billsberry, 1992, 1). Birey-örgüt uyumuna ilişkin literatürde tanımlanan birçok tür sözkonusudur. Bununla birlikte tanımların birçoğu, Kristof tarafından geliştirilen yaklaşımdan bir şeyler ihtiva etmektedir. Kristof, birey-örgüt uyumunun, bireylerle örgütler arasında şu üç durumun meydana gelmesi halinde gerçekleşen uyumluluk durumu olduğunu ifade etmiştir; (a) en azından bir taraf diğer tarafın ihtiyaçlarını karşılar ya da (b) benzer temel nitelikleri paylaşırlar ya da (c) her ikisi bir arada olur. Bu tanım, Muchinsky ve Monahan ın bütünleştirici (supplementary) ve tamamlayıcı (complementary) yaklaşımları ile Caplan ve Edwards ın ihtiyaçlar-karşılananlar (needs-supplies) ve beklenen-kabiliyet (demands-abilities) yaklaşımlarını içeren dört farklı birey-örgüt yaklaşımını birbirine yaklaştırmıştır (Piasentin, 2007, 8-9). Bütünleştirici Uyum (Supplementary Fit); Bütünleştirici uyum, bir bireyin sahip olduğu karakteristik özelliklerin, örgütteki diğer bireylere benzemesi olarak tanımlanmıştır. Araştırmacılar, bireylerin, örgütsel özellikler ya da örgütteki diğer çalışanlar ile olan benzerliklerini anladıkları zaman, daha olumlu tavır ve davranış sergileme eğiliminde olduğunu; (a) daha yüksek iş doyumu, örgütsel desteği hissetme, işe katılma, örgütsel bağlılık, (b) artan iş performansı, (c) daha az işten ayrılma eğilimi ve işten ayrılma nın gerçekleştiğini tespit etmişlerdir (Piasentin, 2007, 13). Tamamlayıcı Uyum (Complementary Fit); Örgüte uygun birey tespiti ve seçimi, verimli ve bağlılık düzeyi yüksek işgücü temin etmek bakımından kilit unsurdur. İşgören uyumu ile ilgili yaygın görüş, kişilerin karakteristik özellikleri ile örgütün niteliklerinin benzer olmasına (supplementary fit) ilişkin 15

24 değerlendirmelerden oluşmaktadır. Literatürdeki bu genel kanaatin aksine birey-örgüt uyumu aynı zamanda birey ile örgütsel özellikler arasında tamamlayıcılık (complementarity) davranışı dolayısıyla da meydana gelebilmektedir (Piasentin ve Chapman, 2007, 341). Nahavandi ve Malekzadeh e göre, birey-örgüt uyumu, uyumluluk ve çeşitlilik olarak iki biçimde tarif edilebilir; Uyumluluk, değerler ve hedefler bakımından örgütle eşleşen bireyleri işe almak ve böylece örgütteki mevcut kültürü kuvvetlendirmek, pekiştirmek ve dayanışmayı artırmaktır. Çeşitlilik ise, çeşitliliği sağlamak ve uyumun kapsamını genişletmek için örgütten farklı bireyleri işe almaktır (Nahavandi ve Malekzadeh, 1999, ). Buna göre, tamamlayıcı uyum, kişinin özellikleri örgütte eksikliği hissedilen bir şeyi telafi ettiğinde yahut örgüt kişinin bir ihtiyacını giderdiğinde ortaya çıkar. Bu özelliği sebebiyle literatürde ihtiyaçlar-karşılananlar ve beklenen-kabiliyet uyumları ile birlikte ele alınmaktadır (Allison, 2007, 5); a)ihtiyaçlar-karşılananlar Uyumu (Needs-Supplies Fit); İhtiyaçlarkarşılananlar uyumu yaklaşımı, uyumun örgütün bireysel arzu, ihtiyaç ve tercihleri tatmin ettiği zaman gerçekleşeceğini öngörmektedir (Ferratt vd., 2004, 25). İhtiyaçların karşılanmasına ilişkin teoriler, ihtiyaçlar-karşılananlar uyumunun tutum ve davranışları etkileyen ana mekanizma olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm bu teorilerin ortak noktası, ihtiyaçlar tatmin edildiğinde bireylerde pozitif iş davranışlarının görüleceği biçimindedir (Kristof-Brown vd., 2005, 288); b)beklenen Kabiliyet Uyumu (Demands-Abilities Fit); Beklenen-kabiliyet uyumu, esasen, işin gerekleri ile kişinin yetenekleri arasındaki uygunluğu kapsar. Bireyin sahip olduğu bilgi, beceri ve yeteneklerin, işin gerektirdikleri ve istenilenler ile uyumuna vurgu yapılmaktadır. Bu uyum türü, bir çeşit birey-iş (person-job) uyumu olarak da literatürde ele alınabilmektedir (Scroggins, 2007, 1651). 2. BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN SONUCU OLARAK İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK Birey-örgüt uyumunun yokluğunda örgüt içinde iş stresinin düzeyin ve bireyörgüt uyumunun gerçekleşmesi halinde işgören verimliliği, birey-örgüt uyumunun çalışmada incelenecek iki önemli sonucunu teşkil etmektedir İş Stresi Örgütte birey-örgüt uyumunun bulunmaması halinde çalışanların hissedecekleri en önemli sonuçlardan birinin iş ortamındaki gerginlik ve bunun beraberinde getirdiği stres olduğu varsayılmaktadır. 16

25 Psikolojik stres in yapısı, fiziksel ortamın insanların huzurunu nasıl etkilediğini anlamak bakımından yararlıdır. Psikolojik stres, organizmanın uyum kapasitesini zorlayan ya da aşan çevresel taleplere gösterilen davranışsal ve psikolojik reaksiyonlarla ilgilidir. Bu talepler, stres yaratanlar (stressors) olarak adlandırılır (Evans, 2001, 3019). İş stresi araştırmalarına ilk önemli katkıyı sağlayan araştırmalar Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsünde 30 yıldan fazla bir süre önce yapılan çalışmalara dayanmaktadır. İş-ortam uyumu (person-enviroment fit) olarak adlandırılan teorik konsept, bu araştırmalara yol göstermiştir. Bu modelde, işte yaşanılan stresin kavramsal çerçevesi, iki yol ile oluşturulmuştur; ilki, kişinin ihtiyaçlarını karşılamada yeterli desteği sağlayamayan iş ortamlarındaki tecrübe; ikincisi ise, kişinin yeteneklerinin, destek alması için gereksinim duyulan talepleri karşılamada yetersiz kalması. Her iki durum da, ihtiyaçlar, çalışanın kabiliyetleri ve talepler ya da iş ortamındaki fırsatlar arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır (Siegrist, 2001, 15176) Verimlilik Bireylerin, bulundukları işletmenin örgütsel yapısına uyumu verimliliği olumlu olarak etkilemektedir. Çünkü kişi, örgütle uyum içerisine girince, amaçları ve örgütsel işleyişi benimseyecektir. Çalışanlar, işletmenin amaçlarını ne ölçüde benimserlerse, bu amaçların gerçekleşmesi için de o ölçüde katkıda bulunacaklardır. Yine personelin iş arkadaşlarına, işin sosyal ve tabii çevresine uyum sağlaması da verimi olumlu yönde etkileyecektir (Dinçer ve Fidan, 2003: 53). Elde edilecek yüksek birey-örgüt uyumu derecesi, olumlu iş sonuçları ve örgüt kültürünü güçlendirmesi bakımından arzu edilir. Bundan dolayı, Hoffman ve Woehr, davranışsal sonuçlar ve birey-örgüt uyumu arasındaki ilişkiyi incelediği araştırmasında, birey-örgüt uyumunun iş performansı, örgütsel vatandaşlık ve işgören devri arasında zayıf bir ilişki olduğunu göstermektedir. Son araştırmasında Kristof-Brown, birey-örgüt uyumu ile iş doyumu ve örgütsel bağlılık arasında güçlü, işten ayrılma ile ortanın üstünde bir korelasyon olduğunu tespit etmiştir. Birey örgüt uyumu ile doyum arasındaki ilişki önemli ölçüde yüksek iken, iş arkadaşlarından memnuniyet, yöneticiden memnuniyet ve yönetime güven ile birey-örgüt uyumu arasındaki ilişki ortadır. Özellikle performans konusunda Kristof-Brown, genel iş performansı ve görev performansı ile birey-örgüt uyumu arasında düşük korelasyon tespit etmiştir (Morley, 2007: 111). O Reilly e göre birey-örgüt uyumu, değerlerde uyumluluk ya da çalışılan kurumlarla bireylerin değer uygunluğudur. Bireyler ve örgütleri arasındaki daha yüksek değer uyumunun, birey için daha olumlu subjektif deneyimler ve örgüt için ise daha yüksek performans ile ilişkili olduğu hususunda araştırmacılar ikna olmuştur (Huang vd., 2005: 39). Son dönemlerde yapılan araştırmalar, birey-örgüt uyumu ile örgütsel kimlik, algılanan örgütsel destek, örgütsel 17

26 bağlılık, iş doyumu ve iş performansı arasında ilişki olduğunu göstermektedir (Vuuren vd., 2007: 1737). 3. BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ: DALAMAN HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI Bu bölümde, Dalaman Uluslararası Havalimanında farklı sektörlerde faaliyet gösteren yirmi işletmenin yönetici ve çalışanları üzerinde yapılan araştırmanın bulgularına dayanılarak birey-örgüt uyumu ve bu uyumdan etkilenen değişkenler incelenecektir Araştırmanın Amacı ve Önemi Araştırma ile güdülen amaçlar şöyle sıralanabilir: a)birey-örgüt uyumu ile iş stresi arasındaki ilişkinin tespit edilmesi, c) Birey-örgüt uyumu ile verimlilik arasındaki ilişkinin tespit edilmesi Araştırmanın Kapsamı Yapılan bu çalışmada ana kütle olarak Muğla ili Dalaman ilçesinde bulunan Dalaman Uluslararası Havalimanında faaliyet gösteren işletmelerin yönetici ve çalışanları seçilmiştir. Dalaman Havalimanı, İç ve Dış Hatlar Terminallerinde yıllık üç milyonun üzerinde yolcu trafiği ile Marmaris ten Fethiye ye kadar uzanan Güney Ege yöresinin turizm kapısı olarak hizmet gösteren, binbeşyüz den fazla personel ile oldukça büyük bir organizasyondur. Havalimanında, Emniyet, Gümrük, Gümrük Muhafaza, Maliye, Hudut Sağlık, PTT, DHMİ gibi kamu kuruluşlarıyla, free shop işletmeleri, yiyecek-içecek işletmeleri, yer hizmet kuruluşları, havayolu şirketleri, temizlik firmaları, güvenlik firmaları gibi özel kuruluşlar koordineli olarak yerli ve yabancı yolculara hizmet vermektedir. Personel yapısını, yurdun her bölgesinden, her etnik kökenden, farklı kimlik ve kişiliklere sahip, devlet memuru ya da özel sektör çalışanlarının oluşturduğu bu büyük organizasyon, bu araştırmanın temel veri kaynağı olmuştur. Katılımcı özel sektör kuruluşları arasında, Mc.Donald s, KFC, Pizza Hut, USAŞ Gate Gourmet gibi, kendi kural, prosedür ve standartlarına dayalı olarak faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar da yer almaktadır Araştırmanın Kısıtları Her sosyal nitelikli araştırmada olduğu gibi, bu araştırmada da birtakım kısıtlarla karşılaşılmıştır. Bu sebeple varılacak sonuçlar ve bunlara dayalı olarak yapılacak yorumların ihtiyatla ve dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Araştırma bulguları verilen kısıtlar için geçerlidir. Bu kısıtlar; fayda-maliyet ve pratik 18

27 olma açısından belirlenmiştir. Buna göre, araştırmanın kısıtları aşağıdaki gibi sıralanabilir: Kanaatler, bölgelere ya da örnek şirketlerin genel yapısına ve yönetici ya da işgören tutumuna göre farklı olabilecektir. Katılımcılar, çeşitli dış ya da iç etkilerle sorulara doğru cevaplar vermeyebilirler. Anket formlarında araştırmanın bilimsel içerikli olduğı izah edilmiş olsa da, kimi çalışanlar kendileri için olumsuz sonuçlar doğurabileceği endişesi ile sorulara gerçek dışı yanıtlar vermiş olabilir. Katılımcıların, eğitim düzeyleri, algılama düzeyleri farklı olabileceğinden sorulardan farklı şeyler anlamış olabilecekleri ihtimalini dikkate almak gerekir. Araştırmanın zaman darlığı ve maliyeti de dikkate alınarak nispeten küçük bir örneklem üzerinde yapılmış olduğu, bu sebeple araştırma grubunun geneli temsil etme yeteneğinin sınırlı olacağı ve sonuçların genellenemeyeceği göz önüne alınmalıdır. Araştırmanın yapıldığı dönemde tüm dünya ekonomilerini derinden sarsan küresel finans krizinin etkilerinin devam ediyor olmasının işgören davranışlarında farklılıklara yol açabileceği yadsınmamalıdır. Araştırmanın konusunu teşkil eden birey-örgüt uyumunun soyut bir süreç olması, hem ölçülmesi hem de genel geçer sonuçlara ulaşılmasının zor olması Araştırmanın Kavramsal Modeli Bu araştırmada birey-örgüt uyumu bağımsız değişken; iş stresi ve verimlilik ise bağımlı değişken olarak seçilmiştir. Burada bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler (pozitif veya negatif) araştırılmış ve ölçülmüştür. Bu konu ile ilgili olarak hipotezler geliştirilmiş ve bu hipotezlerin doğrulukları ve hipotezlerin desteklenip desteklenmediği araştırılmıştır. Değişkenlerin birlikte değişip değişmedikleri, birlikte bir değişme varsa bunun nasıl olduğu öğrenilmeye çalışılmış ve korelasyon aranmıştır. Bağımsız Değişken (Neden) Birey-Örgüt Uyumu (X) Bağımlı Değişken (Sonuç) Tablo 1: Bağımlı ve Bağımsız Değişkenler İş Stresi Y 1 Verimlilik Y 2 X X Y 19

28 Araştırmanın modeli aşağıdaki gibidir; Şekil 1: Birey-Örgüt Uyumunun İş Stresi ve Verimlilik Üzerine Etkisi Birey-Örgüt İş Stresi (Y 1 ) Uyumu (X) Verimlilik (Y 2 ) Araştırmanın kavramsal modeline uygun olarak iki hipotez geliştirilmiştir; Hipotez 1: Birey-örgüt uyumunun, çalışanların iş stresleri üzerinde negatif bir etkisi vardır. Hipotez 2: Birey-örgüt uyumunun, çalışanların verimlilikleri üzerinde pozitif bir etkisi vardır Araştırmanın Örneklemi ve Metodolojisi Araştırmanın temel aracı olarak Birey-Örgüt Uyumu Kuramı ve Dalaman Havalimanı Çalışanları Üzerine Bir Alan Araştırması adlı bir anket formu kullanılmıştır. Anket formunda yer alan sorularla; işletmelerde birey-örgüt uyumu, iş stresi ve verimlilik ile ilgili veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Anket sorularının cevapları, değerlendirme ve karşılaştırma kolaylıkları sağlaması nedeniyle önceden verilecek seçeneklere göre düzenlenmiştir. Cevaplamada istenen bakış açısını davet etmesi, kaynak kişi için cevaplama kolaylığı sağlaması ve değerlendirme kolaylığı vermesi bakımından kapalı uçlu sorulara ağırlık verilmiştir. Anket sorularına verilen cevaplar, beşli seçenekleri olan sıralamalı Likert tipi (1:Kesinlikle katılmıyorum; 2:Katılmıyorum; 3:Fikrim Yok; 4:Katılıyorum; 5:Kesinlikle katılıyorum) ölçek ile alınmıştır. Anketin baş sayfasında ve sorulardan önce, soruların nasıl cevaplandırılacağını belirten açıklamalara yer verilmiştir. Araştırmanın kavramsal modelinden yola çıkılarak kapsamlı ve geçici bir soru listesi hazırlanmıştır. Listede yer alan sorular literatürde önceden kullanılmış olan sorulardan oluşturulmuştur. Birey-Örgüt Uyumu Ölçeği: Bireylerin birey-örgüt uyumunun belirlenmesinde Aumann (Aumann, 2007, ), Vilela vd. (Vilela vd. 2008, 15) ve Piasentin (Piasentin, 2007, ) in çalışmalarında kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. İş Stresi Ölçeği: Bireylerin iş streslerinin belirlenmesinde Staples ve Ratnasingham in (Staples ve Ratnasingham, 2009, 129) çalışmalarında kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. Verimlilik Ölçeği: Bireylerin verimliliklerinin belirlenmesinde Staples ve Ratnasingham in (Staples ve Ratnasingham, 2009, 129) çalışmalarında kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. 20

29 Araştırmada kullanılacak veri toplama aracı tespit edildikten sonra, sorular anket şeklinde hazırlanmıştır. Taslak anket formundaki sorular araştırmanın amaçları ve hipotezleri ile karşılaştırılarak araştırmanın amaç ve hipotezleri ile uyumlu olup olmadığı tespit edilmiştir.araştırmanın amaç ve hipotezleriyle uygun olduğu kanaati oluştuğunda taslak anket formuna son halini vermek için ön test süreci gerçekleştirilmiştir. Burada amaç soruların yeterli olup olmadığına, seçilen kelimelerin anlaşılabilir olup olmadığına, soru kök ve cümlelerinde bir uyuşmazlık olup olmadığına karar vermektir. Bu bağlamda taslak anket formu, ön test için birbirini takip eden iki süreçten geçirilmiştir. İlk aşamada, Dalaman Havalimanı operatör firma çalışanlarından oluşan bir gruptan anketi değerlendirmeleri istenmiştir. Anketlerin doldurulması ortalama yirmi dakika sürmüştür. Daha sonra anketi dolduran her çalışan ile birebir görüşülerek anket formu ile ilgili değerlendirmeleri alınmıştır. Bu değerlendirme süreci soruların anlaşılabilirliği, anket formundaki soru sayısı ve anketin doldurulma süresi gibi konularda değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlamış olup; yabancı dilden Türkçe ye birebir çeviri yönteminin sıkıntılarından kaynaklanan, anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılan ifadeler düzeltilmiştir. İkinci aşama, uygulama yapılacak işletmelerden bir grup üzerinde yapılan pilot çalışmadır. Sözkonusu işletme çalışanlarından oluşan belirli bir gruptan, anket formunu doldurmaları ve anket formunda yer alan soruların anlaşılabilirliği, yeterliliği ve kapsamı hakkında yorum yapmaları istenmiştir. Sonuçta herhangi bir karışıklık ve ikilemin olmadığı, soruların anlaşılabilir olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç olarak yapılan ön testler sonucunda anket formu başarılı olarak değerlendirilmiş olup soruların kolay ve sade olduğu, tereddüte yol açmadığı ve formun doldurulması için ortalama yirmi dakikalık bir sürenin yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dalaman Uluslararası Havalimanı; özellikle yaz aylarında yaşanan turizm yoğunluğu sebebiyle, hem kamu hem de özel kuruluşlar tarafından çok sayıda çalışana istihdam imkanı sağlayan büyük bir organizasyondur. elliye yakın işletme ile yaklaşık personel sayısının binbeşyüz civarında olduğu düşünülecek olursa, yirmi işletmenin örnek kütle olarak seçilmesinin uygulama için yeterli olacağı düşünülmüştür. Anket formuna son şekli verildikten ve örnek kütle seçildikten sonra anket formlarının elden dağıtımına başlanmıştır. Gönüllülük esası ile yönetici ve çalışan düzeyindeki 500 kişiye anket formları dağıtılmış ve bunların 383 adedi geri dönmüştür. Geri dönen anket formlarından 16 sı, gelişigüzel doldurulması ve işaretlenmemiş soruların çok olması sebebiyle analizlere dahil edilmemiş olup, toplam kullanılan anket formu sayısı 367 olmuştur. Buna göre; değerlendirmeye alınan anket formlarının geri dönüşüm oranı % 73,4 olmuştur. 21

30 3.6. Verilerin Analizi Araştırma kapsamına alınan örneklemde toplam 367 adet anket formundan elde edilen veriler, SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak çalışmanın amaçları ve hipotezler doğrultusunda çeşitli istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu analizlere tabi tutulmadan önce anket cevaplarının daha sağlıklı olması adına sorulan ters sorular ile ilgili gerekli dönüşümler yapılmış ve daha sonra analizlere geçilmiştir. Yapılan araştırmada değişkenler arasında ilişki olup olmadığını belirlemek; şayet ilişki var ise bu ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek amacıyla ilişkileri incelemeye yönelik anlam çıkarıcı istatistik tekniklerden yararlanılmıştır. Araştırmada bir bağımlı değişken ile bir veya daha fazla bağımsız değişken arasındaki ilişkiyi incelemek için regresyon analizi yapılmış; uygulanan faktör analizi ile de anketin geçerliliğinin test edilmesi amaçlanırken, birbirlerine yakın değişkenlerin daha az sayıda faktör altında toplanması sağlanmaya çalışılmıştır. 4. BULGULAR Yapılan analizler ve sonuçları sırasıyla aşağıda açıklanmıştır Demografik Özellikler Araştırmanın katılımcılarına ilişkin demografik özellikler aşağıdaji gibidir; Ankete 273 ü bay (% 74,4), 94 ü bayan (% 25,6) olmak üzere toplam 367 kişi katılmıştır. Ankete katılanlar; yaş durumlarına göre % 77,4 ü (284) 18-35, % 21 i (77) 35-50, % 1,6 sı (6) 50 yaş üstü grubuna girmektedir. Eğitim durumlarına göre, ankete katılanlar arasında en yüksek oran % 45,8 (168) ile lise mezunlarına aittir. Lise mezunlarını % 31,1 (114) ile üniversite mezunları ve % 23,2 (85) ile ilköğretim mezunları takip etmektedir. Katılımcıların % 56,4 ü (207) mavi yaka işçi; % 30,8 i (113) idari görevlerde bulunan beyaz yaka özel sektör çalışanları ile kamu kurumlarında çalışan memurlardan oluşmakta; % 12,8 i (47) ise yönetici grubunu temsil etmektedir. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu, yönetici grubu dışında kalan işçi ve memurlardan oluşan çalışanlar oluşturmaktadır. Katılımcıların % 30,2 si (111) 1 yıldan az süredir; % 49 u (180) 1-6 yıl arası; % 20,7 si (76) ise 6 yıldan fazla süredir işletmelerinde görevini sürdürmektedir. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu, çalışma süresi 6 yıldan az olan çalışanlar oluşturmaktadır. 22

31 Çalıştıkları alanlara baktığımızda ankete katılanların % 86,6 sı (318) özel sektör; % 13,4 ü (49) ise kamu kurumu çalışanıdır. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu özel sektör çalışanları oluşturmaktadır Faktör Analizi Faktör analizinde, bağımlı ve bağımsız değişkenler ayrı ayrı ele alınmış ve değişkenler analiz edilmiştir. Bağımlı değişkene ait faktör analizi sonuçları ve toplam açıkladığı varyans %62,514 olarak gerçekleşmiştir. Herbir değişkene ait faktör yükleri Tablo 2 de verilmiştir. Faktör analizi sonucunda oluşan ölçeklerin yapısal geçerliliğe sahip olduğu söylenebilir. Tablo 2: Bağımlı ve Bağımsız Değişkenlere Ait Faktör Yükleri Bağımsız Değişken Sorular Bileşen (Component) B.1,619 Birey-Örgüt Uyumu (X) B.2,645 B.5,682 B.6,669 Bağımlı Değişken Sorular Bileşen (Component) İS.1,750 İS.2,770 İş Stresi (Y 1 ) İS.3,737 İS.4 İS.3,774,604 V.2,776 Verimlilik (Y 2 ) V.3,626 V.4,756 Rotasyon Yöntemi: Kaiser Normalizasyonu ile Varimax. Rotasyon 6 iterasyonda sonuçlanmıştır Güvenilirlik Analizi Güvenilirlik analizinde herbir değişkenin alfa katsayılarına bakılmıştır. Tablo 3 de değişkenlere ait Cronbach alfa güvenilirlik katsayıları verilmiştir. Tablo 3: Güvenilirlik Analizi Sonuçları Değişkenler Soru Sayısı Cronbach Alfa Katsayısı (α) Birey-Örgüt Uyumu (X) 4,719 İş Stresi (Y 1 ) 4,875 Verimlilik (Y 2 ) 4,655 Değişkenlere ait Cronbach alfa güvenilirlik katsayıları, uluslararası literatürde belirtilen ve genel kabul gören 0,6 değerinin üzerinde çıkmıştır. 23

32 4.4. Korelasyon Analizi Tablo 4 de değişkenlere ait Pearson korelasyon katsayılarına ait değerler görülmektedir. Korelasyon tablosunda, bağımlı değişkenlerin bağımsız değişken ile ilişkisine bakılmıştır. Tablo 4: Korelasyon Değerleri Değişkenler X Y 1 Y 2 X Birey-Örgüt Uyumu 1,000 Y 1 İş Stresi -,392(**) 1,000 Y 2 Verimlilik,416(**) 1,000 Pearson Kor. (Korelasyon) ve Sig. (Anlamlılık). **. Korelasyon, ρ=0,01 seviyesinde anlamlı ilişki. Tablo 4 e bakıldığında; Çalışanların birey-örgüt uyumları ile iş stresleri arasında negatif yönde anlamlı (ρ=0,01) ve güçlü bir ilişkinin (β=-,392) olduğu görülmektedir. Çalışanların birey-örgüt uyumları ile verimlilikleri arasında pozitif yönde anlamlı (ρ=0,01) ve güçlü bir ilişkinin (β=,416) olduğu görülmektedir Regresyon Analizi Araştırma hipotezlerinde de belirtildiği üzere, birey-örgüt uyumu ile çalışanların iş stresi ve verimliliklerinin karşılıklı bir ilişki ve etkileşim içerisinde olduğu varsayılmaktadır. Araştırma modelinde ileri sürülen değişkenler arasındaki ilişkilerin varlığı korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Bununla birlikte korelasyon analizi, değişkenler arasındaki ilişkinin derecesi ve yönüyle ilgilidir. Hangi değişkenin diğer değişkenleri ne oranda etkilediğini göstermemektedir. Bu sebeple korelasyon analizi sonucunda belirlediğimiz değişkenler arası ilişkilerin niteliğinin açıklanması amacıyla doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bu doğrultuda, birey örgüt uyumunun çalışanların iş stresi ve verimliliklerine etkisinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Burada bağımsız değişken X, birey-örgüt uyumunu ifade etmektedir. Benzer şekilde bağımlı değişkenlerden Y 1, iş stresini; Y 2, verimliliği; göstermektedir. Regresyon analizi sonucunda değişkenlerin β katsayıları ve anlamlılık seviyelerine (ρ) göre hipotezlerimiz kabul ya da reddedilecektir. Bu tablolarda gösterilen unsurlar; bağımlı değişken, bağımsız değişken, beta katsayıları (β), anlamlılık (ρ), R 2 ve F değerleridir. Regresyon tablolarında bu değerlerin aynı formatta verilmesine dikkat edilmiştir. 24

33 Tablo 6 da görüldüğü gibi, analizde bağımlı değişken olarak İş Stresi alınmış ve bunu etkileyen bağımsız değişken Birey-örgüt uyumu seçilerek regresyon analizi yürütülmüştür. Bu regresyon modelinde; R 2 =,153; ρ=,000 ve F=66,174 değerleri elde edilmiştir. Elde edilen R 2 ve F değerleri, modelde kullanılan değişkenin İş Stresini açıkladığını göstermektedir. Tablo 6: İş Stresini (Y 1 ) Etkileyen Bağımsız Değişken Bağımsız Değişken Beta (β) Anlamlılık (ρ) Birey-Örgüt Uyumu (X) -,392**,000 R2 =,153 F= 66,174 (Anova Testi) **. Korelasyon, ρ=,01 seviyesinde anlamlı ilişki Tablo 6 daki regresyon analizi özet tablosuna göre; araştırmaya katılan çalışanların iş streslerinde ortaya çıkan değişikliği, bireyin örgüt ile uyumu açıklamaktadır. Bu çerçevede (R 2 ) determinasyon katsayısı, iş stresinde ortaya çıkan değişikliğin %15,3 ünün birey-örgüt uyumu ile açıklanabileceğini göstermektedir. Çalışanların birey-örgüt uyumundaki bir birimlik artış, iş stresinde 0,392 birimlik bir azalışa yol açmaktadır. Bu sonuçla H 1 hipotezimiz desteklenmektedir. Yani; bireyin, örgüt ile uyumlu olduğunu algılaması ve hissetmesi iş stresini azaltmaktadır.. Tablo 7 de görüldüğü gibi, analizde bağımlı değişken olarak Verimlilik alınmış ve bunu etkileyen bağımsız değişken Birey-örgüt uyumu seçilerek regresyon analizi yürütülmüştür. Bu regresyon modelinde; R 2 =,173; ρ=,000 ve F=76,499 değerleri elde edilmiştir. Elde edilen R 2 ve F değerleri, modelde kullanılan değişkenin Verimliliği açıkladığını göstermektedir. Tablo 7: Verimliliği (Y 2 ) Etkileyen Bağımsız Değişken Bağımsız Değişken Beta (β) Anlamlılık (ρ) Birey Örgüt Uyumu (X),416 **,000 R 2 =,173 F= 76,499 (Anova Testi) Tablo 7 deki regresyon analizi özet tablosuna göre; araştırmaya katılan çalışanların verimliliklerinde ortaya çıkan değişikliği, bireyin örgüt ile uyumu açıklamaktadır. Bu çerçevede (R 2 ) determinasyon katsayısı, verimlilikte ortaya çıkan değişikliğin %17,3 ünün birey-örgüt uyumu ile açıklanabileceğini göstermektedir. Çalışanların birey-örgüt uyumundaki bir birimlik artış, verimliliklerinde 0,416 birimlik bir artışa yol açmaktadır. Bu sonuçla H 2 hipotezimiz desteklenmektedir. Yani; bireyin, örgüt ile uyumlu olduğunu algılaması ve hissetmesi verimliliğini arttırmaktadır. 25

34 Aşağıda Şekil:2 de birey-örgüt uyumu ile iş stresi ve verimliliğe ait regresyon sonuçları şematik olarak gösterilmiştir. Kabul edilen hipotezlere ait ilişkiler sürekli ve kalın çizgili oklarla gösterilmiştir. Şekil 2: Birey-Örgüt Uyumu ile İş Stresi ve Verimlilik Arasındaki İlişki 4.6. Hipotezlere İlişkin Sonuçlar Tablosu Hipotezlere ilişkin sonuçlar, Tablo 8 de gösterilmiştir. Modeldeki hipotezlerin tamamı tek yönlü olup, çift yönlü hipotezler bulunmamaktadır. Toplam iki adet hipotezin sıralandığı Tablo 8 de sonuçlara ilişkin olarak; R 2, Beta (β), Anlamlılık (ρ) ve KABUL/RED (K/R) durumları görülmektedir. Buna göre; iki adet hipotez % 1 seviyesinde anlamlı olduklarından kabul edilmiştir. Tablo 8: Hipotezlere İlişkin Sonuçlar No Hipotezler R² β ρ K/R H 1 Birey örgüt uyumunun, çalışanların iş iş stresi üzerinde negatif bir etkisi vardır.,153 -,392,000 K H 2 Birey-Örgüt Uyumu (X) Birey örgüt uyumunun, çalışanların verimlilikleri üzerinde pozitif bir etkisi vardır. -,392 **,416 ** İş Stresi (Y 1 ) Verimlilik (Y 2 ),173,416,000 K 5. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu araştırma ile araştırma kapsamındaki işletmelerde birey-örgüt uyum düzeyi ölçülerek, birey-örgüt uyumu ile iş stresi ve verimlilik arasında anlamlı herhangi bir ilişkinin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, örgütü ile uyum ilişkisini kurmuş çalışanların iş stresinin daha az olacağı araştırmamızın sonuçları arasında yerini almıştır. Buna göre, birey-örgüt uyumu ile iş stresi arasında negatif yönde anlamlı ve güçlü bir ilişki tespit edilmiştir. Lovelace ve Rosen (Lovelace ve Rosen, 1996, 712) in bulguları da bu sonucu desteklemektedir. Pervin araştırmasında, bireyin özellikleri ile örgütün özellikleri arasında bir çakışma olması halinde performans ve memnuniyetin yüksek, stres in düşük olacağı kuramını oluşturmuştur (Brigham vd., 2007, 29-39). Vancouver ve Schmitt ise, bütünleştirici uyum ile stres ve işten ayrılma eğilimi arasında negatif yönlü ilişki tespit etmiştir (Autry ve Wheeler, 2005, 60). İkinci olarak, birey-örgüt uyumu ile verimlilik arasında pozitif yönde anlamlı ve güçlü bir ilişki tespit edilmiştir.benzer görüşler, bir çok araştırmacı tarafından da kanıtlanmıştır. Westerman ve Vanka (Westerman ve Vanka, 2005, 415), Arthur Jr vd. (Arthur Jr vd., 2006, 794), Bright (Bright, 2007, 373), Elfenbein 26

35 ve O Reilly III (Elfenbein ve O Reilly III, 2007, ), Xie ve Yan (Xie ve Yan, 2007, 6566) gibi araştırmacıların uyum ile verimlilik arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bulguları da araştırmamızın sonuçlarını desteklemektedir. YARARLANILAN KAYNAKLAR KİTAPLAR Dinçer, Ömer, Fidan, Yahya, (2003), İşletme Yönetimine Giriş, 6.Baskı, Beta Yay., İstanbul, S: (53) Nahavandi, Afsaneh, Malekzadeh, Ali R., (1999), Organizational Behavior The Person-Organization Fit, Prentice Hall Inc., New Jersey, S: ( ) MAKALELER Allison, Leslie, (2007), The Effects of Person-Organization Fit, Needs-Supplies Fit and Type of Change on Resistance to Change, Wayne State University, UMI Microform, Michigan, S: (5) Arthur Jr., Winfred, Bell, Suzanne T., Villado, Anton J., Doverspike, Dennis, (2006), The Use of Person-Organization Fit in Employment Decision Making an Assesment of It s Criterion-Related Validity, Journal of Applied Psycology, Vol 91, No 4, American Psycological Assoc., S: (794) Aumann, Kerstin Annette, (2007), Being A Stranger in a Strange Land: The Relationship Between Person-Organizastion Fit on Work Related and Broad Cultural Value Dimensions and Outcomes Related to Expatriastes' Success, Columbia University, PreQuest Information and Learning Company, s: ( ) Autry, Chad W., Wheeler, Anthony R., (2005), Post-hire Human Resource Management Practices and Person-Organization Fit: A Study of Blue-Collar Employees, Journal of Managerial Issu, Vol 17, Number 1, S: (60) Billsberry, Jon, (1992), ASA Theory: An Empirical Study of the Attraction Proposition, Centre for Human Resource and Change Management, Open University Business School, S: (1) Brigham, Keith H., De Castro, Julio O., Shepherd, Dean A., (2007), A Person- Organization Fit Model of Owner-Managers Cognitive Style and Organizational Demands, Baylor University, ET&P Blackwell Publishing Ltd, S: ( ) Bright, Leonard, (2007), Does Person-Organization Fit Mediate Relationship Between Public Service Motivation and the Job Performance of Public 27

36 Employees, Reviev of Public Personnel Administration, Sage Publications, Volume 27, Number 4, S: (373) Elfenbein, Hillary Anger, O Reilly, Charles A., (2007), Fitting in The Effects of Relational Demography and Person Culture Fit on Group Process and Performance, Group & Organization Management, Sage Publications, Volume 32, Number 1, S: ( ) Evans, G.W., (2001), Crowding and Other Environmental Stressors, International Encyclopedia of the Social & Behavioral Science, Elsevier Sci Ltd, S: (3019) Ferratt, Thomas W., Enns, Harvey G., Prasad, Jayesh, (2004), Employement Arangement Fit for IT Professionals: An Examination of the Importance osf Fit Components, ACM, Tucson, Arizona, S: (25) Huang, Min-Ping, Cheng, Bor-Shiuan, Chou, Li-Fong, (2005), Fitting in Organizational Values The Mediating Role of Person-Organization Fit between CEO Charismatic Leadership and Employee Outcomes, International Journal of Manpower, Emerald Group, Vol 26, No 1, S: (39) Kristof-Brown, Amy L., (2000), Perceived Applicant Fit: Distinguishing Between Recruiters Perceptions of Person-Job and Person-Organization Fit, Personnel Psycology Inc., S: (644) Kristof-Brown, Amy L., Zimmerman, Ryan D., Johnson, Erin C., (2005), Consequences of Individuals Fit at Work: A Meta-Analysis of Person-Job Person-Organization Person-Group and Person-Supervisor Fit, Personnel Psychology 58, Blackwell Pub., S: (288) Lovelace, Kay, Rosen, Benson, (1996), Differences in Achieving Person- Organization Fit among Diverse Groups of Managers, Journal of Management, Vol.22, No.5, JAI Pres Inc., S: (712) Morley, Michael J., (2007), Person-Organization Fit, University of Limerick, Journal of Managerial Psychology, Emerald Group, Vol.22, No.2, S: (111) Piasentin, Kelly A., Chapman, Derek S., (2007), Perceived Similarity and Complementarity as Predictors of Subjective Person-Organization Fit, Journal of Occupational and Organizational Psycology, British Psycological Society, University of Calgary, Canada, S: (341) Piasentin, Kelly A., (2007), How do Employees Conceptualize Fit? Development of a Multidimensional Measure of Subjective Person- Organization Fit, University of Calgary, A Thesis Submitted to The Faculty of Graduate Studies in Partial Fulfillment of The Requirements For The Degree of Doctore of Philosophy, Dep. of Psychology, Calgary, Alberta, Library and Archives Canada, Pub. Heritage Branch, Ottawa, S: (8-9) 28

37 Schneider, Benjamin, Smith, D. Brent, Goldstein, Harold W., (2000), Atraction- Selection-Attrition: Toward A Person-Environment Psychology of Organizations, Person-Environment Psychology Second Edition New Directions and Perspectives, Edited by W.Bruce Walsh, Kenneth H.Craik, Richar H.Praice, Lawrence Erlbaum As., Mahwah, S: (67) Scroggins, Wesley A., (2007), An Examination of the Additive Versus Convergent Effects of Employee Perceptions of Fit, Journal of Applied Social Psyc., Blackwell Pub., S: (1651) Siegrist, J., (2001), Stress at Work, International Encyclopedia of the Social &Behavioral Sciences, Elsevier Science Ltd., S: (15176) Staples, D.Sandy, Ratnasingham, Pauline, (2009), Trust: The Panacea of Virtual Management?, The University of Melbourne, Australia, S: (129) Vilela, Belen Bande, Gonzalez, Jose A. Varela, Ferrin, Pilar Fernandez, (2008), Person-Organization Fit, OCB and Performance Appraisal: Evidence from Matched Supervisor-Salesperson Data Set in Spanish Context, Industrial Marketing Management, IMM-06211; S: (15) Vuuren, Mark van, Veldcamp Bernard P., de Jong, Menno D.T., Seydel, Ervin R., (2007), The Congruence of Actual and Perceived Person-Organization Fit, Int.J.of Human Resource Manage., Routledge, S: (1737) Walker, H. Jack, Feild, Hubert S., Giles, William F., Bernerth, Jeremy B., Jone- Farmer, L.Allison, (2006), An Assesment of Attraction toward Affirmative Action Organizations: Investigating the Role of Individual Differences, Journal of Organizational Behav., JohnWiley&Sons, S: (486) Westerman, James W., Vanka, Sita, (2005), A Cross-Cultural Empirical Analysis of Person-Organization Fit Measures as Predictors of Student Performance in Business Eduacation: Comparing Students in the United States and India, Academy of Management Learning & Education, Vol 4, No 4, S: (415) Xie, Xiaoyun, Yan, Jim, (2007), P-O Fit as an Alternative Predictor of Employee Service Performance: Do Shared Cognitions Matter, NSFC Project, S: (6566) Xiaojun, Wu, Shizong, Li, (2010), The Research on Knowledge Worker s Person-Organization Fit, IEE, Computer Society, S: (120) 29

38 30

39 CİZRE DE SINIR TİCARETİ YAPAN FİRMA SAHİPLERİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUMLARINA GENEL BAKIŞ 2010 Mete Cüneyt OKYAR Bülent DARICI Fatih Mehmet ÖCAL ÖZET Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler (KOBİ) lerin önemi oldukça fazladır. Ticaretin her aşamasında faaliyet gösteren KOBİ ler dış ticaret açısından da büyük öneme sahiptir. Değişen ve gelişen dünya şartlarına hızlı ve çeviklikleri ile daha çabuk ayak uydurabilirler. Bu çevikliklerine rağmen, KOBİ lerin ihracat yapma oranları büyük işletmelere göre daha az seviyelerdedir. Çalışmada, Cizre de faaliyet gösteren sınır ticareti, ihracat ve ithalat yapan işletmelerin sosyo-ekonomik durumları göz önünde bulundurularak bir anket çalışması yapılmış ve anket sonuçları tablolar halinde analiz edilmiştir. Çalışma sonucu ortaya çıkan durumlara uygun bölge gereksinimlerini karşılamaya yönelik farklı çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler (KOBİ), Dış Ticaret, Sınır Ticareti, İhracat, İthalat, Şırnak İli. A GENERAL OVERVIEW ON THE SOCIO-ECONOMIC CONDITIONS OF THE FRONTIER TRADE COMPANY OWNERS IN CIZRE ABSTRACT As in the whole world, small and medium sized enterprises(smes) have great importance in our country too. SMES, functioning at every stage of trade, have also great importance in terms of foreign trade. They can easily keep up with the conditions of changing and developing world with their quickness and agility. In spite of their agility, the foreign trade rates of SMEs are less than the big companies. In this study, a survey is conducted by taking into consideration the frontier trade functioning in Cizre and the socio-economic conditions of the importing and exporting companies and the results of the survey are analysed in the form of tables. Different solution offers are suggested to expect the needs of the region according to the conditions determined as the result of this study. Key Words: Small and Medium Sized Enterprises(SME), Foreign Trade, Frontier Trade, Import, Export, Şırnak City. Yrd. Doç. Dr., Şırnak Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Yrd. Doç. Dr., Şırnak Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü Yrd. Doç. Dr., Şırnak Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü 31

40 GİRİŞ Ülkeler arası iş birliğinin gelişmesinde uluslararası ticaretin etkisi önemlidir. Ülkeler arasındaki sınırların kalkması yönündeki çalışmaların temelini, bölgesel ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. Bölgesel ticaret, tercihli ticaret ve iş birliği anlaşmalarıyla sağlanmaktadır. Sınır ticareti, tercihli ticaret anlaşmalarının çeşitlerinden yalnızca bir tanesidir. Bir ülkenin kalkınması, ekonomik olarak büyümesi ve rekabet gücünü geliştirebilmesi için üretim gücünü artırması dolayısıyla diğer ülke ekonomileri ile olan ticari ilişkilerini geliştirmesi amaçlanmalıdır. Bu amaç çerçevesinde, Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler (KOBİ) lere önemli görevler düşmektedir. KOBİ lerin büyük bir kısmının ticari faaliyetle iştigal etmeleri, sınır ticaretinin gelişmesi açısından bir fırsat yaratmaktadır. KOBİ ler, değişen durumlara karşı esnek bir yapıya sahip olmaları, bölgesel kalkınmışlık farklarının azaltılmasında önemli bir faktör olması, yeni istihdam olanakları sağlaması sebebiyle ekonomik ve sosyolojik olarak önem arz etmektedir. Sınır ticareti yapan KOBİ lerin sorunlar da diğer KOBİ lerle benzer özellikler göstermektedir. Sermaye yetersizliği, öz sermaye azlığı ve dolayısıyla kredi sağlamada sorunlar yaşanmaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde KOBİ lerin karakteristik özelliklerine değinilecek, ardından KOBİ lerin dış ticarette yeri ve öneminden söz edildikten sonra sınır ticareti yapan küçük ölçekli firmaların sosyo-ekonomik özelliklerinden bahsedilecektir. Dördüncü bölümde, Cizre de sınır ticareti yapan firma sahiplerinin sosyo-ekonomik durumlarına yönelik anket uygulaması ve son bölümde anket sonuçlarının değerlendirilmesi yapılacaktır. 1. KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTE İŞLETMELER (KOBİ) LERİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ KOBİ ler ekonomik sistemdeki işletmelerin önemli bölümünü oluşturmaktadır. Bu işletmelerden elde edilen gelirle hayatlarını sürdüren işletme sahipleri ve ücretle çalışan işçilerin sayısı oldukça fazladır. KOBİ leri tanımlayan, üzerinde fikir birliğine varılmış, ortak bir ölçüt söz konusu değildir. KOBİ leri tanımlamakta ülkeden ülkeye ve yapılan çalışmanın amacına yönelik hatta bazen aynı ülke içinde bile KOBİ tanımı değişmektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından; 31 Ocak 2003 tarihi itibariyle Türkiye de mevcut KOBİ envanteri belirlenmeye çalışılmış, araştırma sonucunda KOBİ lerin çok büyük bir oranının Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) üyesi oldukları anlaşılmıştır. Söz konusu tarih itibariyle TESK 32

41 kayıtlarına göre, esnaf veya sanatkâr unvanıyla KOBİ olarak faaliyet gösteren üye sayısı yaklaşık 2.76 milyondur. Ticaret ve sanayi sektörlerini kayıt altına alan TOBB da ise bu değerin; 2003 yılı sonu itibariyle, yaklaşık 1.2 milyon olması beklenmektedir (OECD Issues and Policies, 2004:27). Avrupa Birliği (AB) nin KOBİ tanımı çerçevesinde; AB nin 1 Ocak 2005 te yürürlüğe giren KOBİ ler çalışan kişi sayısı, yıllık ciroları veya bilanço büyüklüğü ve bağımsızlık kriterleri Tablo 1 de gösterilmiştir. (www.tepav.org.tr., E.T.: ). Tablo 1: AB de KOBİ Tanımı KOBİ Tanımı Çalışan Say. Yıllık Ciro Bilanço Mikro Ölçekli İşl. 10 dan az 2 milyon a kadar 2 milyon a kadar Küçük Ölçekli İşl. 50 den az 10 milyon a kadar 10 milyon a kadar Orta Ölçekli İşl. 250 den az 50 milyon a kadar 43 milyon a kadar Kaynak: E.T.: Türkiye deki KOBİ tanımı, tarihli Resmi Gazete de KOBİ nin tanımı, nitelikleri, ve sınıflandırılması hakkında yönetmelik çerçevesinde Tablo 2 de verilmiştir(www.tepav.org.tr. E.T.: ). Tablo 2: Türkiye de KOBİ Tanımı KOBİ Tanımı Çalışan Say. Yıllık Hâsılat veya Bilanço Top. Mikro Ölçekli İşl. 10 dan az 1 milyon TL ye kadar Küçük Ölçekli İşl. 50 den az 5 milyon TL ye kadar Orta Ölçekli İşl. 250 den az 25 milyon TL ye kadar Kaynak: E.T.: Bu konu hakkında tek bir tanıma ulaşmakta oldukça güçtür bunun en önemli nedeni ise kavramı belirleyen özelliklerin işletmenin yerine, zamana ve ortama göre değişmesidir (http://www.usak.org.tr., E.T.: ). Ülkemizde Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) nın yaptığı tanım; İmalat Sanayi sektöründe 1-50 arası işçi çalıştıran Sanayi İşletmeleri küçük sanayi işletmelerini; arası işçi çalıştıran Sanayi İşletmeleri orta ölçekli sanayi işletmelerini ifade eder şeklindedir (Tikici ve Diğerleri, 2009: 71). Hazırlanan yeni yönetmelikle KOBİ tanımı daha da genişlemiş ve buna bağlı olarak önceleri sadece imalat sanayini kapsayan KOBİ tanımı hizmet sektörünü, yerel medya kuruluşlarını ve küçük tarım işletmelerini de kapsayacak hale getirilmiştir(darıcı ve Coşkun, 2010: 4). 33

42 Şekil 1: KOBİ lerin Sektörler İtibariyle Görünümü KOBİlerin Sektörlere göre Dağılımı 14% 5% 8% 47% 9% 2% 15% Ticaret İnşaat Ulaştırma Diğer sektörler İmalat Sanayi Otel/Lokanta Sosyal Hizmetler Kaynak: E.T.: Yukarıdaki şekilde KOBİ lerin sektörler veya iş kollarına göre dağılımı, pasta grafik aracılığı ile gösterilmiştir. Buna göre, en yüksek oran (%47) ticaret sektörüne en düşük oran ise inşaat sektörü (%2) ne aittir. Bunun nedenleri arasında, KOBİ lerin riski çok sevmemeleri, yatırımın hemen geri dönüşünün beklenmesi, çabuk kazanç sağlayacak bir sektör olarak görülmesi vb sayılabilir. KOBİ ler, değişen ve gelişen durumlara hızla uyum sağlayabilmeleri, esnek üretim yapısına sahip olmaları, bölgesel kalkınmaya katkı sağlamaları ve yöresel farklılıkları azaltmaları, yeni iş imkanları yaratarak istihdama önemli katkılarda bulunmaları vb. özellikleriyle ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarında stratejik öneme sahiptirler (DPT, 2007: s.1). Ülkemizde, KOBİ lerin önemi giderek daha fazla anlaşılırken KOBİ destek politikalarının ve araçlarının istenilen düzeyde olmaması, yeterli kaynak ayrılamaması, sermaye birikiminin yetersizliği, genel iş ortamının elverişsiz olması, makroekonomik dalgalanmalara uyum sağlamakta yaşanan güçlükler, sürekli yüksek enflasyon oranları, yüksek vergi oranları, üretimde girdi maliyetlerinin yüksekliği, teknolojik gelişmelere ve yeniliklere ayak uydurmada yaşanan zorluklar, yeni ürün ve teknoloji üretmede yetersizlikler KOBİ lerin, AB ve diğer gelişmiş ülkelerle rekabet edebilme gücünü olumsuz etkilemektedir (DPT, 2007: s.1). Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2008 yılı İş kayıtlarına göre, Türkiye de Mikro Ölçekli (1-9) İşletme %95,7, Küçük Ölçekli İşletme (10-49) %3,7, Orta Ölçekli İşletme (50-249) %0,5 orana sahiptir. Yani, kişi istihdam eden işletme oranı %99,9 dur. 250 ve yukarı kişi istihdam eden işletme ise 0,10 orana 34

43 sahiptir yılı itibari ile toplam işletme bulunmakta ve işletme kişi istihdam eden mikro, küçük ve orta büyüklükte işletmelerden oluşmakta ve sadece işletme 250 ve yukarı kişi istihdam eden büyük işletme niteliğindedir (www.marka.org.tr., E.T.: ). Küçük ve orta büyüklükteki ölçeklerine rağmen KOBİ ler, ülke ekonomilerinde önemli bir paya sahiptir. KOBİ lerin önemli bir paya sahip olmalarının nedenleri bu işletmelerin; büyük işletmelere göre daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlama, istihdam imkânı yaratma, teknolojik yeniliklere yatkın olma, bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlama gibi özellikleriyle açıklanabilmektedir (KOSGEB, 2003: 1). 2. KOBİ LERİN DIŞ TİCARETTE YERİ VE ÖNEMİ Uluslararası ticaretin karşılıklı olarak her ülkeye yararlar sağlayacağı görüşü klasik iktisat öğretisine dayanmaktadır. Ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ticaretin etkisi son derece büyüktür. Ulusal sınırların kalkması yönünde çalışmaların arttığı günümüz dünyasında bölgesel ekonomik ilişkiler kalkınmanın temel taşlarını oluşturmaktadır (Kara, 2005: 61). Dış ticaretin başlıca iki kalemini ihracat ve ithalat faaliyetleri oluşturmaktadır. İhracat yapma, ithalat yapmaya göre daha karmaşık ve zordur. Çünkü ihracat yapmak anlaşılması kolay yasal düzenleme, üretim fazlalığı ucuz maliyet, kaliteli ürün, ürünün yurtdışı talep esnekliği modern pazarlama ve tanıtım ağı, bilgi, deneyim, sermaye, yabancı dil bilen yetişmiş personel ve etkin bir yönetim organizasyon gerektirmektedir. İthalat yapmak için ise, yukarda belirtilen aşamaların pek çoğuna gerek kalmadan yurtdışından yapılan firma tekliflerini değerlendirmek ve bedelini ödemek suretiyle, işlemleri ihracata göre daha kolayca yapabilmektedir (Kızılay, 2009: 22). Prosedür bakımından yukarıda özetlenen zorluklarına rağmen; geleneksel politik iktisat yaklaşımının 20.yüzyıl başlarına kadar gelen tarihi serüveni boyunca ihracat, makro ekonomik dengesizlikleri gideren önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Bu durum, hem mono metalist hem de Bretton Woods sonrası dönemlerde önemini korumuştur. Ancak 1970 lerde yaşanan petrol ve dolar şokları ile 1980 lerde uluslararası sermaye pazarlarının liberalleşmesi sonrasında, ihracata bakış açısının değiştiği söylenebilir. Ekonomik bakımdan 1970 sonrası dönemin iki lokomotif ülkesi konumunda olan A.B.D. ve Japonya nın yaşadığı tecrübeler, sermaye piyasalarının önlenemeyen yükselişi sonucunu tüm çıplaklığı ile gözlerimizin önüne sermektedir. Petrol ithalatçısı konumunda olan A.B.D., bütçe açıklarını giderebilmek için mecburen sermaye piyasalarına yönelmiştir. Marris gibi dönemin önde gelen iktisatçıları; Japonya nın yüksek ihracat tutarlarını dikkate alarak, A.B.D. nin Japonya ile rekabet edemeyeceğini öngörmüşlerdir lı yılların başlarında Clinton 35

44 başkanlığındaki Amerikan ekonomisi; bankacılık sektöründe yaşanan yüksek küresel riski, Japonya ya göre çok daha hafif atlatmayı başarmıştır (Jones, 63: 2009). Dünya ekonomisinin küreselleşme ile ulaştığı tek ve büyük bir pazara dönüşme aşaması, öncelikle kendisini, kurulan Gümrük Birlikleri, Serbest Ticaret Bölgeleri ve Bölgesel Ekonomik İşbirliğiyle göstermiştir. Hızlı büyüme, riskleri azaltma, pazar payını artırma ve coğrafi genişleme zorunluluğu altında; işbirliği, ittifak ve rekabet kavramları 1980 den itibaren dışa açık ve ihracata dayalı büyümeyi hedeflemiş olan ülkemizde de vazgeçilmez unsurlar haline gelmiştir. Döviz kurları, faiz hadleri ve dış ticareti belirleyen etkenlerin, serbest piyasa kuralları çerçevesinde belirlenmesi, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yapılarını da zorlamış ve sanayinin yeni tip organizasyonlara yönelmesine yol açmıştır (Öz ve Yılmaz, 16-17: 2007). Modern ekonomilerde dış ticarette rekabet edebilmenin asli unsurlarından birisi; belki de en önemlisi, inovasyona dayalı patent geliştirmektir. Acs ve Audretsch tarafından 1988 yılında yapılan araştırmada, üretim oranı ile patent miktarları arasındaki korelasyon analiz edilmiştir. Buna göre korelasyon katsayısı, KOBİ lerde çok yüksek çıkmıştır. Büyük firmaların inovasyonda KOBİ lere göre başarısız olduğu söylenebilir (Acs et al., 1997:8). Dokuzuncu Kalkınma Planı KOBİ Özel İhtisas Raporu nda Teknoloji ve yeniliklere ilişkin şunlar söylenmektedir; 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa istinaden, teknoloji transferine yardımcı olmak, yüksek ve ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini teşvik edici teknolojik altyapıyı ve insan kaynağını oluşturmak, bilgi ve teknoloji tabanlı, yenilikçi KOBİ lerin kurulmasını sağlamak amacıyla, 20 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) kuruluş süreci başlamıştır. Halen, TGB lerde 500 e yakın işletme Ar-Ge çalışması yapmaktadır. Plan döneminde, hem TGB lerin sayısının hem de TGB lerde Ar-Ge çalışması yaparak desteklenen KOBİ lerin sayısında önemli artış olması beklenmektedir (DPT, 2002: s.7). Dünyada gerçekleştirilen toplam ihracat içinde KOBİ lerin payı, 1990 lı yılların başlarına kadar düşük seviyelerde seyretmiştir lı yıllarla birlikte küreselleşme süreci hızlanmıştır. Bu süreci sağlıklı bir çerçeve içinde geliştirebilmek amacıyla, Dünya Bankası tarafından yapısal uyum programları gerçekleştirilmiştir. Bu programlar, genelde KOBİ leri ilgilendiren ekonomik reformlardan oluşmuştur. Böylece KOBİ lerin toplam ihracat içindeki paylarında, küreselleşme öncesi döneme göre iyileşme olduğu söylenebilir (Cook ve Nixson, 5: 2000). 36

45 Tablo 3. Türkiye de KOBİ lerin İhracatı Çalışan Sayısı İşletme Sayısı İhracat Tutarı ($) Kaynak: DPT, 2007: s.11 Yukarıdaki tablo incelendiğinde, 2004 yılı için toplam ihracat yaklaşık 68 milyar $ civarındadır. Buna göre, KOBİ lerin toplam ihracattaki payı yaklaşık %23 tür. Bu rakam dış ticaret açısından bakıldığında KOBİ lerin ne kadar az ihracat yaptığını gözler önüne sermesi bakımından önemlidir. KOBİ ler, ihracat yaparken ortaya çıkan bazı sorunları şu şekilde belirtebiliriz (Kızılay, 25-26: 2009); Üründen kaynaklanan sorunlar, Fiyatlarla ilgili sorunlar, Dağıtım sorunları, Tanıtım, İhracatın finansmanı, İhracat elemanları, İhracat mevzuatı yılında Alman Kalkınma Enstitüsü tarafından; gelişmekte olan ülkelerde yapılan bir araştırmada, Ulusaşırı şirketler ile KOBİ ler arasında kurulan bağlantılar analiz edilmiştir. Bu bağlantılar sayesinde, yukarıda isimleri zikredilen sorunların büyük kısmının başarıyla üstesinden gelindiği tespit edilmiştir. Bu başarı, imalat sanayinin üç farklı sektöründe daha çok ön plana çıkmıştır. Bu sektörler; elektronik donanım, otomotiv ve giyim endüstrileridir (Altenburg, 9: 2000). 3. SINIR TİCARETİ YAPAN KÜÇÜK ÖLÇEKLİ FİRMALARIN SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ Küçük ölçekli işletmelerin genel yapısı hemen hemen tüm sektörler için birbirine benzerlik göstermektedir. Ölçeklerinin küçük olması, az kişi çalıştırması, sermaye miktarlarının sınırlı olması, kazançlarının büyük miktarlarda olmaması vb özellikler KOBİ lerin genel karakteristiğidir. 37

46 Sınır Ticareti yapan işletmelerin de özellikleri KOBİ lerin sosyo-ekonomik yapısına benzemektedir. Sınır Ticareti yapan işletmelerin özelliklerine sosyoekonomik açıdan yaklaşıldığında, sermaye miktarlarının azlığı ilk sıralarda yer almaktadır. Ardından öz varlıklarının yetersizliği gelmekte ve bu da kredi bulma zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Bu hususla ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığının hazırlamış olduğu Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı ( ) nda Türkiye de yerleşik KOBİ lerin banka finansmanına erişimleri son derece kısıtlıdır. Bu durum, bir taraftan KOBİ lerin ayakta kalabilmesi için fason üretim yapan işletmelere dönüşmelerine; diğer taraftan da bazı faaliyetlerini kayıt dışı alanlara kaydırmasına ya da gelirlerinin bir kısmını beyan dışı bırakarak daha az vergi ödemelerine yol açmaktadır denilmektedir (Gelir İdaresi Başkanlığı, 2009: s. 13). Strengths, Weaknesses, Opportunities, and Threats (SWOT) analizinde, Dokuzuncu Kalkınma Planı KOBİ Özel İhtisas Raporunda Güçlü, Zayıf, Fırsatlar ve Tehditler (GZFT) olarak, KOBİ lerin sorun alanları (DPT, 2007: s.40-41); Aile İşletmeciliği, Profesyonel Yönetim ve Kurumsal Yönetim Devletin KOBİ Politikası Finansman ve Devlet Yardımları Pazarlama Teknoloji ve Yenilikçilik, şeklinde ortaya konmuştur. 4. CİZRE DE SINIR TİCARETİ YAPAN FİRMA SAHİPLERİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUMLARINA YÖNELİK ANKET UYGULAMASI: AMAÇ, KAPSAM VE YÖNTEM Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahiplerinin sosyo-ekonomik durumlarının ortaya çıkarılması amacına yönelik yapılan anket uygulaması ve sonuçları aşağıda açıklanarak değerlendirilmesi yapılmıştır Araştırmanın Amacı ve Önemi Bu çalışmada, Cizre de sınır ticareti yapan firma sahiplerinin 2010 yılı ilk yarısı itibariyle sosyo-ekonomik durumlarının ortaya konulması amacıyla yapılan anket uygulaması ve sonuçları, elde edilen veriler ışığında yorumlanmıştır Anket Uygulamasının Örneklem Kitlesi Bu anket uygulamasında 2010 yılı ilk yarısı itibariyle Şırnak ilinin Cizre ilçesinde kömür üretimi alanında faaliyet gösteren toplam 38 firmaya ulaşılarak anket uygulamasına katılımları sağlanmıştır. 38

47 4.3. Araştırmanın Yöntemi Bu çalışmada, anket çalışmalarında sürekli olarak değişkenlerin geçmişteki belli bir zaman dilimindeki değişiklikleri gösteren zaman serisi ile firmaların belli bir andaki verilerinin gözlemlenen durumlarını ortaya koyan yatay kesit verileri (Uygur, 2001: s. 102) kullanılarak, 2010 yılı başı itibariyle firma sahiplerinin sosyo-ekonomik durumları değerlendirilmiştir Anket Uygulaması Aşamaları ve Analizi Cizre de sınır ticareti alanında faaliyet gösteren firma sahiplerinin sosyoekonomik durumlarını açıklamaya yönelik bu anket çalışmasının amacı, önemi, kapsamı, nasıl doldurulacağı firma sahiplerine 2010 yılı Mayıs ayında izah edilmiş ve Temmuz ayında söz konusu anketin doldurulmuş vaziyette geri alınacağı belirtilmiştir. Anket formlarında bilgiler MS Office Excel programına aktarılmış, sonra Statistical Package for Social Sciences 15.0 programı (SPSS- Sosyal Bilimler İstatistik Paketi) kullanılarak analizi yapılmıştır. Çözümleme tekniği olarak, frekans tabloları, çapraz tablolar, grafikler, bağımsız örneklem t testi, ki kare testi kullanılmıştır. İki farklı grubun karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi kullanılarak anlamlı fark olup olmadığı tespit edilmiştir. İki değişken arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla ki kare testinden yararlanılmıştır Güvenirlik Analizi Anket sorularına ilişkin yapılan güvenirlik analizi sonucunda Cronbach s Alpha değeri 0,730 olarak hesaplanmıştır. Söz konusu değere bakıldığında anket soruları güvenilir olduğu söylenebilir. Ayrıca, güvenirlik değerini azaltan herhangi bir soru da bulunmamaktadır. 5. ANKET SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Cizre de faaliyet gösteren firma sahiplerinin sosyo-ekonomik durumlarının ortaya konulması amacıyla yapılan anket çalışması sonuçları, elde edilen veriler ışığında incelenerek analizi yapılmıştır Anket Uygulamasına Katılımın Değerlendirilmesi 2010 yılı ilk yarısı itibariyle Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan 38 firmanın anket uygulamasına katılımları sağlanmıştır. Bu firmalardan bazıları bu tür anket uygulamalarını, kendilerine ekonomik anlamda bir fayda sağlamayacağı ve ticari bilgilerini vermek istememeleri düşüncesiyle sıcak karşılamamışlar, ancak araştırmanın niteliği, kapsamı ve amacı anlatıldıktan sonra anketi doldurmayı kabul etmişlerdir. 39

48 5.2. Firma Sahipleri nin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların sahiplerinin yaşları itibariyle elde edilen veriler aşağıdaki Tablo da gösterilmektedir. Tablo 4. Firma Sahiplerinin Yaş Gruplarına Göre Durumu Firma Sahiplerinin Yaşı Firma Sayısı % , , , ,9 Toplam ,0 Tablo 4 incelendiğinde, yaş grubunun (sadece 2) en az olması, genç girişimcilik anlayışının henüz olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Bu sonuç aynı zamanda ülkemizin de içinde bulunduğu üniversite okuma yaşı aralığında olduğundan, teorik çalışmanın yapıldığı ancak pratik uygulamanın azınlıkta olduğu bir dönemi yansıtmaktadır. Ülkemizde genç işsizliği önleyebilmek için bu yaş grubuna yönelik girişimci eğitimlerinin aksatılmadan verilmesi ve kendi işyerlerini açmaları özendirilmelidir. Yaşları arası olan işyeri sahiplerinin oranı %86,8 dir. Bu oran orta yaş çalışma grubunu temsil etmekte olduğundan normal görünmekte ancak, elli yaş ve üzeri firma sahibi kişilerin az olması yıpranma, erken emeklilik tercihi, işyerini devretme gibi seçenekleri akla getirmektedir Firma Sahipleri nin Memleketlerine Göre Dağılımı Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların sahiplerinin memleketleri itibariyle elde edilen veriler aşağıdaki Tablo da gösterilmektedir. Tablo 5. Firma Sahiplerinin Memleketlerine Göre Dağılımı Memleket Firma Sayısı % Şırnak 33 86,9 Şırnak Dışı 5 13,1 Toplam ,0 Tablo 5 te görüldüğü gibi sınır ticaretiyle uğraşan firma sahiplerinin 33 ünün (% 86,9) Cizre li (Şırnak) ve sadece 5 inin (%16,7) değişik şehirlerden olması, işadamlarının kendi memleketlerinde ekonomik faaliyetlerini sürdürmeleri ve istihdam sağlamaları açısından olumlu bir yaklaşım şeklinde değerlendirilebilir. Ancak sınır ticaretiyle uğraşan işadamlarının çoğunluğunun Cizrelilerle sınırlı kalması ve burada faaliyet gösteren işadamlarının sayısı ile çeşitliliğinin 40

49 artırılamaması, Cizre nin, Habur Gümrük Kapısı nın ve Irakla yapılan/yapılacak karşılıklı ekonomik alış verişin başta bölge halkı olmak üzere ülke ekonomisine yapacağı katkının (üretim, ihracat, ithalat, istihdam) öneminin kavranılamadığını göstermektedir. Bu konuda başta Cizre Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere tüm kamu ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmekte ve Cizre nin ekonomik, tarihi ve kültürel özellikleri, önemi ulusal ve uluslararası arenada tanıtılmalıdır. Ayrıca, olumsuz yatırım koşullarının (terör, altyapı, uzmanlaşmış eleman eksikliği vb) burada söz konusu olmasından dolayı bu durumun ortaya çıkması olağan görünmektedir Firmaların Hukuki Niteliklerine Göre Dağılımı Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların hukuki nitelikleri itibariyle elde edilen veriler aşağıdaki Tablo da gösterilmiştir. Tablo 6: Firmaların Hukuki Niteliklerine Göre Dağılımı Hukuki Nitelik Firma Sayısı % Anonim Şirket 1 2,6 Limited Şirket 37 97,4 Toplam ,0 Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların 37 tanesi (% 97,4) Limitet Şirket, geri kalan 1 tanesi ise (% 2,6) anonim şirket olarak faaliyet göstermektedirler. Sınır ticaretiyle uğraşan firmaların tamamının şirket şeklinde faaliyetlerini sürdürmeleri, kurumsallaşmada önemli bir aşama içinde olduklarını göstermekte ise de bu olguyu, firmaların vergisel kolaylıklar sağlaması, ihalelere girebilmedeki sağladığı kolaylıklar, ticari ilişkilerde muhatapları tarafından daha ciddiye alınmaları ve şirket şeklinde faaliyet göstermenin firmalarının imajını artıracağına olan düşünceyle açıklamak mümkündür Firma Sahiplerinin Eğitim Düzeylerine Göre Dağılımı Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahiplerinin eğitim düzeyleri itibariyle elde edilen veriler aşağıdaki Tablo da gösterilmiştir. Tablo 7: Firma Sahiplerinin Firmalarını Kurma Türüne Göre Dağılımı Eğitim Düzeyi Firma Sayısı % Üniversite 4 10,5 MYO 3 7,9 Düz Lise 16 42,2 Ortaokul 4 10,5 İlkokul 11 28,9 Toplam ,0 41

50 Tabloda görüldüğü gibi Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahipleri eğitim düzeyleri ile ilgili soruya firmaların 7 si (% 18,4) lisans veya ön lisans mezunu, 31 i ise (% 81,6) ilkokul, ortaöğrenim ve lise mezunu şeklinde cevaplamışlardır. Yüksek okullaşma oranındaki düşüklüğün bir sonucu olarak, dış ticarette ve sınır ticaretinde mevzuat değişikliklerinin anlaşılıp hemen hayata geçirilmesi imkanlarının sınırlı kalması ile de birebir etkili olduğu düşünülmektedir. Dünyanın adeta büyük bir köy haline geldiği, herkesin herkesle her alanda rekabet içinde olduğu günümüzde, Cizre de sınır ticareti alanında faaliyetlerini sürdüren her beş firma sahibinden dördünün orta öğrenim üzerinde bir eğitim almaması, dünyadaki gelişmelerin takip edilebilmesi açısından vizyon ve misyonlarının uluslararası çapta geniş düşünülememesi şeklinde bir yorum, haklı olarak çıkarılabilir. Üniversite ve dengi okullar açısından okullaşma oranlarının düşüklüğü sosyal açıdan okula gitme ve yüksek düzeyde bir okuldan mezun olma bilincinin yerleşmemesi, işyerlerinde genç ve eğitimsiz kişilerin çalıştırılması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Acilen, yüksek öğrenim gören elemanların firmalarda çalıştırılmaları gereklidir. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşları, işadamlarının dünyaya bakış perspektiflerini geliştirecek ve ekonomik açıdan gelişimlerini hızlandıracak pazarlama, finansman, yabancı dil, dış ticaret gibi konularda ücretsiz seminerler düzenlemeli ve firma sahiplerinin düşünce ufuklarını genişletecek bu ve benzeri faaliyetlere yönelmeleri gerekmektedir Firma Sahiplerinin Yabancı Dil Bilmelerine Göre Dağılımı Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların sahiplerinin yabancı dil bilmesi itibariyle elde edilen veriler aşağıdaki Tablo da gösterilmektedir. Cevap Tablo 8: Firma Sahiplerinin Yabancı Dil Bilmelerine Göre Dağılımı Firma Sayısı % Yabancı Dil Firma Sayısı Evet 9 23,6 İngilizce 2 22,2 Hayır 29 76,4 Diğer 7 77,8 Toplam ,0 Toplam 9 100,0 % Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahipleri, yabancı dil bilmeleri açısından incelendiğinde firma sahiplerinin 29 tanesinin (% 76,4) yabancı dil bilmediği ve sadece 9 firma sahibinin (% 23,6) yabancı dil bildiği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu verilere göre sınır ticaretiyle uğraşan firmaların ilk bakışta sadece yerel ölçek bazında faaliyet gösterdiklerini, ulusal ve uluslararası piyasalara yönelik ticari girişimlerde bulunma gibi ciddi boyutta bir düşüncelerinin olmadığı sonucuna varılabilir. Ancak bilinen yabancı dillerle ilgili soruya firma sahipleri İngilizce ve diğer diller olarak ta Arapça şeklinde cevap vermişlerdir. Sınır ticareti yapan firmalar tarafından sınır ticaretiyle ilgili belgelerin 42

51 doldurulmasında genellikle İngilizce, Arapça ve Türkçe kullanılmaktadır. Bununla birlikte karşılıklı ticari ilişkilerde, ürünlerin anlaşma aşamasına alım satımına kadarki süreçte, hem Cizreli hem de Iraklı işadamları tarafından halkın kullandığı yerel dil olan Kürtçe kullanılmaktadır. Firmaları sadece halkın kullandığı yerel dil olan Kürtçeye bağımlı kalmaktan kurtarmak ve dünya pazarlarında rekabet gücünü artırmak için Cizre Ticaret ve Sanayi Odası, ücretsiz olmak koşuluyla firma sahipleri başta olmak üzere çalışan kesimi de kapsayacak şekilde bölgenin durumunu da göz önüne alarak öncelikle İngilizce olmak üzere Arapça kursları düzenlemeli, karşılıklı menfaat ilişkileri çerçevesinde sınır ticaretinin geliştirilmesi sağlanmalıdır Firmaların Karşılıklı İktisadi Değişkenlerle İlgili Veriler ve Sonuçları Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların ve firma sahiplerinin bazı ekonomik yaklaşımları itibariyle verdikleri yanıtlara göre elde edilen veriler aşağıda gösterilmiştir. Tablo 9: İktisadi Değişkenler Arasındaki İlişkiler Değişkenler Arasında Karşılıklı Bağlantılar Ki-Kare Değeri- 2 χ Serbestlik Derecesi/ Sd Anlamlılık Değeri/ Asymp. Sig. 2-sided-p) Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmanın Faaliyet Süresi 7, ,439 > 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/ Ar-GE Yatırımı Yapılması 3, ,348 > 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/Kalite Belgelerine Sahip Olması 1, ,462 > 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/ Ulusal Fuarlara Katılım 1, ,415> 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmaların Personel Çıkarımı 0, ,822 > 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmaların Yabancı Ortalığa Bakışları Firmanın Hukuki Niteliği/ Ulusal Fuarlara Gezi, Stand Bazında Katılım Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmaların Yurtiçi Teşviklerden Faydalanmaları 3, ,354> , ,240 > , ,340 >

52 Değişkenler Arasında Karşılıklı Bağlantılar Ki-Kare Değeri- 2 χ Serbestlik Derecesi/ Sd Anlamlılık Değeri/ Asymp. Sig. 2-sided-p) Firma Sahiplerini Eğitim Durumu/Personel Çıkartılması 2, ,453 > 0.05 Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Küresel Krizden Etkilenmeleri Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Üniversite Mezunlarının Yeterlilik Düzeyleri Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Kalite Belgelerine Sahip Olmaları Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Kalite Belgelerine Sahip Olmaları Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Ticaret ve Sanayi Odası Çalışmalarından Memnuniyetlik Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Hizmetiçi Eğitim Faaliyetinin Yapılması 9, ,243 > , ,442 > , ,412 > , ,324 > , ,265 > , ,001 < 0.05 Firma Sahiplerinin Eğitim Durumu/Ar- Ge Yatırımı Yapılması 19, ,001 < 0.05 Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmaların Yabancı Ortalığının Olması Firmanın Hukuki Niteliği/ Firmaların Yurtdışı Teşviklerden Faydalanmaları Firmanın Hukuki Niteliği/ Üniversite-Sanayi İşbirliğinin Yeterliliği Yabancı Ortaklığı Olan Firma Bulunmamaktadır Yurtdışı Teşviklerden Faydalanan Firma Bulunmamaktadır Üniversite-Sanayi İşbirliğinin Yeterliliğini Belirten Firma Bulunmamaktadır. Tablo 9 a göre firma sahiplerinin eğitim durumu ile Hizmet içi eğitim faaliyeti ve Ar-Ge yatırımı yapması dışındaki tüm değişkenler arasında ilişkiler anlamlılık düzeyinde çıkmamıştır. Bu verilerden anlaşılacağı gibi firma 44

53 sahiplerinin eğitim düzeyleri ve firmalarının hukuki nitelikleri ile çeşitli ekonomik ve kültürel açılardan anlamlı ilişkinin ortaya çıkmaması, sınır ticaretiyle uğraşan firmaların ve sahiplerinin önemli sorunlarının bulunduğunu göstermektedir. Bu veriler bize firma sahiplerinin ekonomik faaliyetlerini geliştirecek, büyümelerini hızlarını artıracak, sorunlarını kısa sürede çözüme kavuşturacak kısaca firma sahiplerinin vizyonunu genişletecek çalışmaların bu zamana kadar yapılmadığını göstermektedir. Bu eksiği gidermede temel görev; firma sahiplerinin hem kültürel ve sosyal açıdan dünya görüşünü (vizyon, misyon) genişletmek hem de ekonomik açıdan daha hızlı gelişmelerinin sağlanması için seminer, panel ve konferanslar organize etmek suretiyle, Cizre Ticaret ve Sanayi Odasına düşmektedir. Bu noktada başarılı olunması, firmaların dünya ile kısa sürede ekonomik olarak entegre olmasını sağlayacaktır. Firmaların büyümeleri daha fazla üretim ve istihdam demek olduğundan, başta terör olmak üzere Cizre nin olumsuz imajının silinmesiyle Cizre nin ekonomi ve sosyo-ekonomik açıdan kısa sürede gelişmesinin paralel olduğu kabul edilen bir olgudur. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu çalışmada, Cizre ilinde faaliyet gösteren ve sınır ticareti yapan işletmelerin sosyo-ekonomik durumları analiz edilmiştir. 38 adet firmaya uygulanan anketlerin sonuçları aşağıda verilmiştir; Firma sahiplerinin yaş gruplarına göre dağılımına bakıldığında, yaş grubunun (sadece 2) en az olması, genç girişimcilik anlayışının henüz olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Bu sonuç aynı zamanda ülkemizin de içinde bulunduğu üniversite okuma yaşı aralığında olduğundan, teorik çalışmanın yapıldığı ancak pratik uygulamanın azınlıkta olduğu bir dönemi yansıtmaktadır. Ülkemizde genç işsizliği önleyebilmek için bu yaş grubuna yönelik girişimci eğitimlerinin aksatılmadan verilmesi ve kendi işyerlerini açmaları özendirilmelidir. Sınır ticaretiyle uğraşan firma sahiplerinin nereli oldukları ile ilgili soruya 33 kişi (% 86,9) Cizre li (Şırnak) ve sadece 5 kişi ise (%16,7) diğer şehir cevabını vermiştir. şehirlerden olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, sınır ticaretiyle uğraşan işadamlarının çoğunluğunun Cizrelilerle sınırlı kalması ve burada faaliyet gösteren işadamlarının sayısı ile çeşitliliğinin artırılamaması, Cizre nin, Habur Gümrük Kapısı nın ve Irakla yapılan/yapılacak karşılıklı ekonomik alış verişin başta bölge halkı olmak üzere ülke ekonomisine yapacağı katkının (üretim, ihracat, ithalat, istihdam) öneminin kavranılamadığını göstermektedir. Bu konuda başta Cizre Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere tüm kamu ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmekte ve Cizre nin ekonomik, tarihi ve ekonomik özellikleri, önemi ulusal ve uluslararası arenada tanıtılmalıdır. 45

54 Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firmaların 37 tanesi (% 97,4) Limitet Şirket, geri kalan 1 tanesi ise (% 2,6) anonim şirket olduğu görülmektedir. Sınır ticaretiyle uğraşan firmaların tamamının şirket şeklinde faaliyetlerini sürdürmeleri, kurumsallaşmada önemli bir aşama içinde olduklarını göstermekte ise de bu olguyu, firmaların vergisel kolaylıklar sağlaması, ihalelere girebilmedeki sağladığı kolaylıklar, ticari ilişkilerde muhatapları tarafından daha ciddiye alınmaları ve şirket şeklinde faaliyet göstermenin firmalarının imajını artıracağına olan düşünceyle açıklamak mümkündür. Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahipleri eğitim düzeyleri ile ilgili soruya firmaların 7 si (% 18,4) lisans veya ön lisans mezunu, 31 i ise (% 81,6) ilkokul, ortaöğrenim ve lise mezunu şeklinde cevaplamışlardır. Yüksek okullaşma oranındaki düşüklüğün bir sonucu olarak, dış ticarette ve sınır ticaretinde mevzuat değişikliklerinin anlaşılıp hemen hayata geçirilmesi imkanlarının sınırlı kalması ile de birebir etkili olduğu düşünülmektedir. Üniversite ve dengi okullar açısından okullaşma oranlarının düşüklüğü sosyal açıdan okula gitme ve yüksek düzeyde bir okuldan mezun olma bilincinin yerleşmemesi, işyerlerini genç ve eğitimsiz kişilerin yer alması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Acilen bu bilinci aşılamak için, sivil toplum kuruluşları, işadamlarının dünyaya bakış perspektiflerini geliştirecek ve ekonomik açıdan gelişimlerini hızlandıracak pazarlama, finansman, yabancı dil, dış ticaret gibi konularda ücretsiz seminerler düzenlemeli ve firma sahiplerinin düşünce ufuklarını genişletecek bu ve benzeri faaliyetlere yönelmeleri gerekmektedir. Cizre de sınır ticaretiyle uğraşan firma sahipleri, yabancı dil bilmeleri açısından incelendiğinde firma sahiplerinin 29 tanesinin (% 76,4) yabancı dil bilmediği ve sadece 9 firma sahibinin (% 23,6) yabancı dil bildiği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu verilere göre sınır ticaretiyle uğraşan firmaların ilk bakışta sadece yerel ölçek bazında faaliyet gösterdiklerini, ulusal ve uluslararası piyasalara yönelik ticari girişimlerde bulunma gibi ciddi boyutta bir düşüncelerinin olmadığı sonucuna varılabilir. Ancak bilinen yabancı dillerle ilgili soruya firma sahipleri İngilizce ve diğer diller olarak ta Arapça şeklinde cevap vermişlerdir. Sınır ticareti yapan firmalar tarafından sınır ticaretiyle ilgili belgelerin doldurulmasında genellikle İngilizce, Arapça ve Türkçe kullanılmaktadır. Bununla birlikte karşılıklı ticari ilişkilerde, ürünlerin anlaşma aşamasına alım satımına kadarki süreçte, hem Cizreli hem de Iraklı işadamları tarafından halkın kullandığı yerel dil olan Kürtçe kullanılmaktadır. Firmaları sadece halkın kullandığı yerel dil olan Kürtçeye bağımlı kalmaktan kurtarmak ve dünya pazarlarında rekabet gücünü artırmak için Cizre Ticaret ve Sanayi Odası, ücretsiz olmak koşuluyla firma sahipleri başta olmak üzere çalışan kesimi de kapsayacak şekilde bölgenin durumunu da göz önüne alarak öncelikle İngilizce olmak üzere Arapça kursları düzenlemeli, karşılıklı menfaat ilişkileri çerçevesinde sınır ticaretinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. 46

55 Cizre de faaliyet gösteren, küçük ölçekli sınır ticareti firmaları, yapısı itibariyle tipik KOBİ niteliğine haiz işletmelerden oluşmaktadır. KOBİ lere ilişkin sorunlar büyük ölçüde Cizre deki firmalar için de söz konusudur. Bu sorunların çözümü için toplum bilinçlendirilmelidir. Bu yöreye has KOBİ ofisleri açılmalı ve tanıtım-bilinçlendirme faaliyetleri başlatılmalıdır. Ofislerin açılması ile birlikte değişen ve gelişen durumlara daha çabuk uyum sağlamak mümkün olacaktır. YARARLANILAN KAYNAKLAR KİTAPLAR TİKİCİ, M. ve Diğerleri (2009), Girişimcilik ve Küçük İşletmeler, 1. Basım, Ankara, Nobel Yayınları. UYGUR, E.,(2001) Ekonometri Yayıncılık. DERGİLER Yöntem ve Uygulama, Ankara, İmaj ACS, Zoltan J. et al. (1997), The Internationalization of Small and Medium- Sized Enterprises: A Policy Perspective, Small Business Economics 9, Kluwer Academic Publishers, The Netherlands. (pp.7-20) ALTENBURG, Tilman. (2000), Linkages and Spill-overs between Transnational Corporations and Small and Medium-Sized Enterprises in Developing Countries Opportunities and Policies, German Development Institute, Reports and Working Papers 5/2000, Berlin. COOK, Paul and Frederick NİXSON. (2000), Finance and Small and Medium- Sized Enterprise Development, Working Paper Series (Paper No 14), Institute for Development Policy and Management, University of Manchester, Manchester.(P.14) JONES, Erik. (2009), Shifting the Focus: The New Political Economy of Global Macroeconomic Imbalances, SAIS Review vol. XXIX no.2 (Summer-Fall 2009), The Johns Hopkins University Press, Bologna, Italy (pp.61-73) KARA, Mehmet, (2005), Ekonomik Etkileri Açısından Türkiye deki Sınır Ticaretinin Değerlendirilmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt, Sayı:3, İzmir,

56 ORGANISATION FOR ECONOMIC CO-OPERATION AND DEVELOPMENT (OECD). (2004), Small and Medium-Sized Enterprises in Turkey (Issues and Policies), OECD Publications, Paris, France. İNTERNET ÖZ E. ve YILMAZ B pdf. E.T KOBİ lerin Dış Ticarete Açılımında Dış Ticaret Şirketlerin Rolü. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT). kobi.pdf, E.T ( ), KOBİ Özel İhtisas Komisyon Raporu.www.dpt.org.tr T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı www.kosgeb.gov.tr E.T E.T E.T DİĞER E.T. DARICI, B. ve COŞKUN, D.,(2010), Şırnak İlinde Faaliyet Gösteren Küçük ve Orta Boy İşletmeler ve Finansal Yönetim Uygulamaları, Uluslararası Şırnak ve Çevresi Sempozyumu, Mayıs 2010, Şırnak. Gelir İdaresi Başkanlığı, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı ( ), Gelir İdaresi Başkanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Yayın No: 87, Ankara, KIZILAY, Emine, KOBİ ler ve Dış Ticarette Karşılaştıkları Temel Sorunlar, Mesleki Uygulama Bitirme Tezi, Bursa,

57 DOĞRUDAN PAZARLAMANIN BİR YÖNTEMİ OLARAK İNTERNETTE PAZARLAMA VE KONAKLAMA İŞLETMELERİ İÇİN İNTERNETTE PAZARLAMA SÜRECİ ÖZET Gamze İLKER * Bu çalışma, doğrudan pazarlamanın bir yöntemi olarak internette pazarlamanın mevcut durumuna ve konaklama işletmeleri için internette pazarlama sürecine genel bir bakış açısı oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci kısmında doğrudan pazarlama kavramına, doğrudan pazarlama yöntemlerine ve internette pazarlama kavramına değinilecektir. İkinci kısımda konaklama işletmeleri için internette pazarlama süreci; web sitelerinin hazırlanması, pazarlama karması elemanlarına ilişkin uygulamalar ve internette rezervasyon ve satış kapsamında incelenecektir. Son kısımda ise internette pazarlamanın konaklama işletmelerine sağladığı avantajlara yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Pazarlama, İnternette Pazarlama, İnternette Pazarlama Süreci. INTERNET MARKETING AS A METHOD OF DIRECT MARKETING AND THE INTERNET MARKETING PROCESS IN HOSPITALITY ENTERPRISES ABSTRACT This study has been prepared to constitude a general point of view about the current situation of internet marketing, which is one of the devices of direct marketing, and the internet marketing applications in hospitality industry. In the first first part of the study, the concept of direct marketing, methods of direct marketing and the concept of internet marketing will be mentioned. In the second part, the internet marketing process for hospitality enterprises will be investigated within the scope of the preparation of web sites, the applications about marketing mix and online reservation and sales. İn the last part, the advantages of internet marketing for accomodation enterprises will take part. Key Words: Direct Marketing, Internet Marketing. * Öğretim Görevlisi, Selçuk Üniversitesi, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Bu çalışma Bu çalışma S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı Yönetim Organizasyon Programında yapılmış Konaklama İşletmelerinde İnternette Pazarlama isimli Yüksek Lisans Tez çalışmasından çıkmıştır. 49

58 1. GİRİŞ Hızla gelişen teknolojinin sağladığı imkânlardan en etkin şekilde faydalanabilmek, günümüz iş dünyasında işletmelerin temel amaçlarından biri haline gelmiştir. Çağımız bilgi ve iletişim çağıdır. Bilginin yüksek hızla yayıldığı ve bireyler arası etkileşimin sağlandığı internet, bilgi çağının en etkin kavramıdır. İnternetin gelişimi son yıllarda hızlı bir şekilde artmakta ve dünyada birçok ülke ve işletme internet hizmetlerini arttırmak için çaba sarf etmektedir. İnternet, işletmeler için yeni bir dağıtım kanalı haline gelmekte ve işletmelere ürünlerini doğrudan tüketiciye sunma imkânı sağlamaktadır. Böylelikle işletmeler, pazarlama faaliyetleri açısından internetin sunduğu eşsiz iletişim imkânlarından yararlanmaktadırlar. Diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de internetin etkinliğinin farkına varılmış ve internet bir pazarlama aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dünyada ve ülkemizde binlerce turizm işletmesi kendi internet sitelerini oluşturarak veya gelişmiş seyahat portalları olarak adlandırılan seyahat siteleri aracılığıyla internette yer almışlardır. Birçok çalışma internetin turizm sektörü için önemli bir pazarlama aracı olduğunu ortaya koymuş ve internete turizm ve seyahat endüstrisinde artan bir ilgi olmuştur. Web sitelerinin pazarlama faaliyetlerine önemli katkıları bulunmaktadır. İnternet yoluyla hızlı bir iletişim ve yeni kullanıcılara ulaşım imkânının olması turizm ve seyahat işletmelerinin interneti bir pazarlama aracı olarak kullanmalarını arttırmıştır (Birkan, 1998: 30). 2. DOĞRUDAN PAZARLAMA İÇİNDE İNTERNETTE PAZARLAMA 2.1. Doğrudan Pazarlama Kavramı ve Doğrudan Pazarlamanın Bir Yöntemi Olarak İnternette Pazarlama Doğrudan pazarlama, mal ya da hizmetlerin satışında veya dağıtımında uygulanan ve kendine özgü kuralları olan bir pazarlama yöntemidir. Bu yöntem, doğrudan satın alma eylemi yaratılması için reklam mesajının doğrudan müşteriye iletilmesini amaçlar. Geleneksel dağıtım kanallarını kullanan işletmelerin müşterilerine ulaşmak için kullandıkları aracılık sistemleri, pazarın büyümesiyle birlikte müşteri-işletme ilişkilerinin daha biçimsel olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle işletmeler müşterilerle daha sıcak ve içten ilişkiler kurabilmek için doğrudan pazarlama yöntemlerini kullanırlar (Kırçova, 1999: 4). İşletmelerin müşterilerine daha hızlı ve etkin bir şekilde ulaşmasını sağlayan doğrudan pazarlama diğer taraftan müşteriye ulaşım maliyetlerini düşürmekte ve fiyatları aşağıya çekmektedir (Odabaşı, 1998: 21). 50

59 Doğrudan pazarlama faaliyetleri bünyesinde müşteriye ulaşmak ve beklentilerini karşılamak için; doğrudan satış, doğrudan postalama, katalogla pazarlama, telefonla pazarlama, televizyon pazarlaması, otomatik makinelerle satış ve internette pazarlama gibi yöntemler kullanılabilir. Doğrudan pazarlamanın bir yöntemi olan internette pazarlama, mal ve hizmetlerin var olan veya potansiyel müşterilere internet tabanlı araçlar vasıtası ile tanıtılması işlemidir. İnternette pazarlama, hedef pazarlara yönelik olarak internet ortamında mamullerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin stratejik bir süreçtir (Mucuk, 2004: 244). Bu süreçte ağ modelleri sadece kâr amaçlı ticari şirketlerin değil aynı zamanda vakıf, dernek ve sivil toplum organizasyonları ile yerel yönetimler ve devletin de tüm kurumlarıyla yer aldığı sistemlere dönüşecektir. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde, her kişi ve kurum ağ ortamına bir şekilde bağlanmaktadır. İnternet kullananlardan oluşan internet nüfusu gün geçtikçe artmaktadır (Kırçova, 1999: 10). 3. KONAKLAMA İŞLETMELERİ İÇİN İNTERNETTE PAZARLAMA SÜRECİ 3.1. Pazarlama Ortamının Hazırlanması İnternet, International Network (uluslararası ağ) sözcüklerinin kısaltılıp birleştirilmesiyle oluşmuş bir kavramdır. Uluslararası ağların en önemlisi olarak tanımlanması mümkündür (Öçer, 1999: 266). İnternet, kişilerin değişik amaçlarla ve içerikte, karşılıklı iletişim kurmalarını ve bilgi alış verişinde bulunmalarını sağlayan ortak bir haberleşme altyapısıdır. İnternet, çok sayıda iletişim ağından (network) oluşan, güvenilir, sıralı ve uçtan uca bilgi transferini sağlamak için TCP (Transmission Control Protocol)/IP (Internet Protocol) protokolünü kullanan şebekeler topluluğudur. TCP/IP olarak adlandırılan bu ortak dil, yüksek kapasiteli telefon hatları üzerinden bilgisayarların birbirleri ile iletişim kurabilmelerine ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunabilmelerine imkân tanır (Erol, 2001: 57). Dünya da ve Türkiye de bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ve internetin yaygınlaşması zaten dinamik bir özelliğe sahip olan turizm sektörünü de bu alanda gelişmeye zorlamaktadır. Web kullanıcılarının günden güne artmasıyla birlikte, turizm işletmelerinin birçoğu, daha çok kitleye ulaşmak ve internetin diğer avantajlarından yararlanmak için, kendilerine ait web siteleriyle internet dünyası içinde yerlerini almaktadırlar (Hançer ve Ataman, 2006: 193). Konaklama işletmeleri internette pazarlama faaliyetlerini sürdürmek için bir web sitesine sahip olurlar. Web siteleri tanıtım amaçlı kullanılırlar. Web siteleri, işletmelerin tarihçesini, vizyon ve misyonunu, adres bilgilerini, telefon ve fax 51

60 numaralarını, ürün ve hizmetlerini, rezervasyon formunu, bazen de fiyatlarını içerir. Bu siteler sadece amaçlı kullanılmakta ve müşterilerin sorularına e-posta ile cevap verilmektedir (Kırçova, 2001: 53). Konaklama endüstrisinde internetin doğrudan dağıtım aracı olarak öneminin giderek artmasıyla, etkili web sitelerinin geliştirilmesi ve korunması işletme başarısında kritik rol oynamaktadır (Jeong vd., 2003: 162) Web Sitesinin Hazırlanması Web sitesi oluşturmak için öncelikle bir alan adı alınması gerekmektedir. Elektronik işletmeciliğin en önemli amaçlarından birisi de site adresinin kolay hatırlanabilir olduğundan emin olmaktır ve alan isminin (domain name) şirketin adı ya da markası olması çok önemlidir (www.rixos.com, gibi). (Jonathan, 2001: 49). Web sitesinin servis sağlayıcıya aktarılması, teknik ağırlıklı bir çalışma olmasına rağmen işletmenin pazarlama bölümü elemanlarıyla birlikte hazırlanması gereklidir. Web sitesi etkili bir iletişim sağlayabilecek renk, ses, grafik gibi kullanım özellikleri ile hızlı ve kolay bağlanabilme gibi teknik özelliklere sahip olmalıdır (Kırçova, 1999: 55) Web Sitesinin İçeriğinin Belirlenmesi Otel web sitelerinin, kullanıcılarının ziyaretlerini arttırmak için otelin ürün ve hizmetleri ile ilgili eksiksiz, yararlı ve güvenilir bilgi sunmaları gerekmektedir. Ayrıca (Morosan ve Jeong, 2008: 290): Sitenin iyi çalışan, inanılır ve zengin içeriğe sahip olması bir üstünlük belirtisidir. Görülebilir navigasyon butonlarıyla web siteleri kullanıcı dostu olarak tasarlanmalıdır. Sitenin eğlenilebilir olması tekrar ziyaret edilmesini arttırmaktadır. Tasarımcılar, harita ve yön talimatları, sanal turlar ve hatta destinasyonun ve işletmenin dikkat çeken noktalarını içeren online oyunlar gibi etkileşimli özelliklere odaklanmalıdırlar. Sitenin kullanımının ve anlaşılmasının kolay olmasını gerektirmektedir. Birçok sayfayla büyük bir web sitesine sahip olan işletmelerin site haritası veya kullanıcıların sayfalar arasında geçiş yapabilmesini sağlayan kılavuz kullanmaları gerekir. İyi bir web sitesi için temel kural; menüler, site haritası, yazı, renk ve tüm diğer unsurların uyumudur (Cox ve Dale, 2002: 870). İnternet kullanıcıları tarafından bir web sitesinin başarılı olarak nitelendirilmesinde içeriğinin çekici olması da rol oynamaktadır. Bazı internet kullanıcıları sitede özel tur programlarının ve indirimli aktivitelerin, online rezervasyon ve ödeme faaliyetlerinin kullanımı için hatıra ve hediyelerin ve indirim kuponlarının 52

61 sunulmasını beklemektedirler. Ayrıca online döviz çeviricinin olması da siteye değer katan diğer bir özellik olarak nitelendirilmektedir (Chu, 2001: 99). Otel işletmeleri web sitelerinde yukarıda sıraladığımız bilgilerin yanı sıra hava durumu, döviz kurları, haritalar, rezervasyon bilgileri, rezervasyon formu, ödemeler hakkında bilgi, güvenli online ödeme, fotoğraflar, sanal tur, ülke ve bölge ile ilgili kapsamlı bilgi, işletmenin en yakın havalimanına ve şehir merkezine uzaklığı ve ulaşım bilgileri gibi bilgilere yer vermelidirler. Örneğin sitesinde Swissotel Hotels and Resorts oteller zincirinin Türkiye otelleri tanıtılmaktadır. Sitenin ana sayfasında zincirin; Swissotel the Bosphorus, Swissotel Ankara, Swissotel Grand Efes İzmir ve Swissotel Göcek Marina ve Resort otellerine link verilmektedir. Ayrıca ana sayfada; Swissotel oteller zinciri hakkında genel bilgi, dünyadaki diğer şubeleri, iletişim bilgileri, Türkiye deki şubelerinde yer alan Amrita spa & wellness merkezi hakkında bilgi, Swissotel de kariyer yapmak isteyen çalışma arkadaşları aradıklarını ilan ettikleri özgeçmiş yollama adresi ve rezervasyon formu yer almaktadır. Zincirin yurtiçi ve yurtdışı bütün otellerine ait web siteleri aynı tasarıma sahiptir. adresinden ulaşılan Swissotel the Bosphorus-İstanbul oteline ait sayfaya bakıldığında sayfanın içeriğinde; otelin konumu hakkında kısa bir bilgi, otelin odalar ve yiyecekiçecek bölümlerine ait fotoğraflar, e-broşür, ödüller ve promosyonlar hakkında bilgi, harita, otel ile ilgili son haberler, şehir rehberi, iletişim bilgileri, otelin sunduğu hizmetler, restoran ve barlar ile ilgili bilgi, toplantı salonları ve balo salonları hakkında bilgi, düğün ve davet organizasyonları ile ilgili bilgi, spa ve wellness merkezi hakkında bilgi, odalar bölümü ile ilgili bir online rezervasyon formu, müsaitlik ve fiyat bilgilerine yer verildiği görülmektedir. Sitede odalar bölümü ile ilgili rezervasyon online yapılabilirken; düğün, davet ve toplantı organizasyonlarında yapılacak rezervasyonlar için ziyafet ve banket ofisinin iletişim bilgileri, ilgili kişi telefon, faks ve adresi belirtilmiştir Web Sitesinin Tasarımı Kullanım kolaylığı, web site tasarımının en önemli parçalarından biridir. Bir web sitesi yazıların, grafiklerin ve animasyonların kullanımıyla tüketicilerle iletişim kurmaya imkân vermelidir. Ayrıca bağlantılar ve aramalar ile de tüketicilere yardımcı olmalıdır. Tüm bu faktörler web site tasarımı ve onun kullanılabilirliği ile ilişkilidir. Tasarımın zayıf bir niteliğe sahip olması durumunda tüketiciler aradıklarını bulamayacaklar ve muhtemelen alış veriş yapmayacaklardır (Cox ve Dale, 2002: 863). Göz önünde bulundurulması gereken temel unsurlardan bir tanesi de web sitesinin sade olmasıdır. Sitenin sade olması, sadece sitenin görünüşü hoş kılmamakta ayrıca da sitenin daha hızlı yüklenmesini sağlamaktadır (Rosen ve Printon, 2004: 793). Web sitesi planlanırken; ana sayfa ve alt sayfaların çerçeveleri, sitenin içinde gezinmek için kullanıcılara sunulacak yöntem, gerekli sayfalar ve siteler 53

62 arasında kurulacak linkler, kullanılmakta olan uygulamalar ile uyumluluk, internet bağlantı performansı, doküman standardı, tahmini site trafiği, bu trafiğin yoğunlaşacağı sayfalar ve saatlere ilişkin bilgilerin değerlendirilmesi gerekmektedir (Deniz, 2001: 44). Web sitesinin tasarımında ise şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır (Dolanbay, 2000:142): İşletme ismi ve logosu her sayfada bulunmalı ve logo üzerine tıklandığında ana sayfaya gönderme işlemine sahip olmalıdır. Web sitesi 100 sayfadan fazla ise ara butonu bulunmalıdır. Başlıklar ve sayfa isimleri açık ve kolay anlaşılır şekilde belirtilmelidir. Web sitesinde yer alan sayfalara geçişler kolay olmalıdır. Herhangi bir ürün ya da konu ile ilgili olarak aynı sayfayı çok uzun tutmak yerine ilgili kullanıcıların ulaşmak istediklerinde ulaşabilecekleri şekilde giriş sayfalarına bağlı olarak ikinci ve üçüncü sayfalar oluşturulmalıdır. Ürün ve hizmetlere ait fotoğraflar sitede yer almalıdır. Ürün ve hizmetlerle ilgili olarak en önemli ve en fazla ilgi çekecek bilgi ve detaylar web sitesinde yer almalıdır. Bağlantı butonlarına açıklama ifadeleri koyularak tıklanmadan önce görülebilmesi sağlanmalıdır. Kullanıcıların tüm önemli sayfalara kolaylıkla ulaşabildiklerinden emin olunmalıdır. Belli başlı büyük web siteleri incelenmeli ve onların yöntemleri izlenmelidir Web Sitesinde Güvenlik Finansal bilgiler iletimi güvenli bir şekilde yapılmadığında tüketiciler ürün veya hizmetler için web üzerinden ödeme yapmayacaklardır. Güvenli alışveriş, başarı için kritik öneme sahiptir (Liu ve Arnett, 2000: 23). Tüketiciler için alışveriş yaptıkları sitenin kuralları hakkında haberdar olmak çok önemlidir. Eğer web sitesinin e-işletmecilik kapsamında sertifikaları varsa bunları siteye koyabilir. Satıştan vazgeçme durumunda işletme, tüketicinin web sitesinde bulabileceği şartlar kapsamında iptallerin geçerli olabileceğini garanti etmeli ve bunu sitede tüketicilerin erişimine sunmalıdır. Ayrıca ekstra ödeme veya vergiler söz konusu ise bunlar sitede sunulmalıdır (Cox ve Dale, 2002: 864). 54

63 3.6. Web Sitesinin Tanıtılması Web sitesi yayınlandıktan sonra sitenin adresinin duyurulması gerekmektedir. Web sitesi geleneksel medya araçları ya da internet aracılığı ile duyurulur. İşletmenin web adresi tüm personel tanıtım kartlarında, antetli kağıtlarda, e- maillerde, broşürlerde, kataloglarda ve otomatik yanıtlama telefonlarında belirtilmelidir. Ayrıca web sitesi e-posta listelerine ulaşılarak, çok sayıda ziyaretçi çeken sektörle ilgili web sitelerine reklam verilerek, haber gruplarına ve tartışma listelerine duyurular yapılarak ve arama motorlarına kayıt olunarak tanıtılabilir (Deniz, 2001: 44-46). Web sitelerinin arama motorlarına yapılan aramalarda üst sıralarda yer alması için bazı konulara dikkat edilmelidir (Özbay ve Jan, 2000: 72-73): Uygun anahtar kelimelerin seçilmesi gerekir. Arama motorları genelde belli sayıda kelimeyi kriter olarak kabul eder ve sonrasını ihmal ederler. Bu nedenle işletmeyi en iyi şekilde tanıtacak az sayıda anahtar kelime seçilmelidir ve seçilen anahtar kelimeler sitenin içeriğine uygun olmalıdır. Birden fazla dilde içerik varsa anahtar kelimelerin her dildeki karşılıkları bulunmalıdır. Örneğin bir otel işletmesi anahtar kelime olarak otel, tatil, seyahat, konaklama, online rezervasyon gibi kelimeleri kullanabilir. Sitenin kaydedileceği arama motorunun seçimi önemlidir. Yüzlerce arama motoru vardır. Ama bunların içinden gibi en sık kullanılanların seçilmesi gereklidir. Ayrıca web sitesi yerel arama motorlarına da kaydettirilmelidir. Arama motorlarında genellikle katalog servisleri vardır. Sayfaları uygun başlıklar altında kaydettirmek de önem taşır. Örneğin; turizm işletmeleri "travel" kataloguna kaydedilmelidir. Arama motorları ve katalog servisleri kısa aralıklarla kontrol edilerek arama sonuçları sıralamalarındaki yerinin belirlenmesi, gerekli olursa değişikliklere gidilmesi gerekir. Arama motorlarına kayıt yaptırılırken yol gösterici programlardan ve uzmanlardan yararlanılmalıdır Pazarlama Araştırması Konaklama işletmeleri pazarlama faaliyetlerini internet üzerinden yürütmek amacıyla öncelikle bir web sitesi hazırlar, siteyi yayınlar ve sitenin tanıtımını yaparlar. Bu sayede pazarlama ortamı hazırlanmış olur. Bundan sonraki adımda yapılması gereken, pazarlama faaliyetlerini sürdürmek için pazarlama araştırmasının yapılmasıdır. Pazarlama araştırması; kâr amaçlı veya kâr amacı 55

64 olmayan örgütlerin karşı karşıya oldukları, spesifik bir pazarlama olayına ilişkin olarak karar almaya yardımcı olacak şekilde, objektif bir yaklaşımla sistematik bilgi geliştirip sağlamaktır. Pazarlama araştırması karar alma sürecinin her aşamasına yardımcı olacak bir araçtır (Tek, 1999: 133). Amerikan Pazarlama Derneği'ne göre ise pazarlama araştırması "mallar ve hizmetlerin pazarlamasındaki sorunlarla ilgili bilgilerin sistematik olarak toplanması, kaydedilmesi ve analiz edilmesidir" (İçöz, 1996: 61). Pazarlama araştırması yapabilmek için öncelikle bilgi toplamak gerekmektedir. Bilgi deyince de akla büyük bir bilgi deposu olan internet gelmektedir. İnternet düşük maliyetli bir bilgi kaynağıdır. İnternet üzerinden yapılan pazarlama araştırması işletmelerin kolay ve güvenli sonuçlar elde etmesini sağlar (Kırçova, 1999: 106). İnternet üzerinden pazarlama araştırmasının birçok avantajı vardır. Bunlar (Kırçova, 1999: 107): Geleneksel pazarlama araştırmasına göre ulaşım, konaklama ve benzeri konularda harcama yapılmadığı için maliyeti düşüktür. Doğrudan pazarlama üzerine odaklanarak amaca uygun araştırma yapabilme imkânı sağlar. İşletmenin satış yapmayı düşündüğü bütün pazarlama hedefleri için coğrafi sınırlar olmasızın geniş bir bilgi kaynağı sağlar. Araştırma araçlarının gücü ve kullanım kolaylığı daha yüksektir. Toplanan bilgilerin kalitesi ve güvenirliği yüksektir. Bilgi kaynakları çok az hata içermekte ve orijinal kaynaklara dayanmaktadır. Hızlı ve etkileşimli bir iletişim sağlar Pazar Bölümlendirme ve Hedef Pazar Seçimi İşletmeler bütün tüketicilere aynı anda hizmet vermenin zorluğu karşısında pazarı bölümlere ayırmak durumundadır. Pazar bölümlendirme "Heterojen bir bütün pazarın nispeten benzer mamullere ihtiyaç duyan tüketici gruplarına (veya pazar bölümlerine) ayrılması işlemidir (Mucuk, 1990: 105). Pazar bölümlendirmede amaç, pazarı oluşturan tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini, demografik yapılarını, satın alma davranışlarını öğrenerek bu bilgilere göre pazarlama stratejisini belirlemektir. Başlıca pazar bölümlendirme çeşitleri; coğrafi bölümlendirme, demografik bölümlendirme, psikolojik bölümlendirme ve davranışsal bölümlendirmedir (Hacıoğlu, 2002: 34). Pazar bölümlenmesi yapıldıktan sonra işletme kendisine en uygun hedef pazarı belirler Pazarlama Karmasının Oluşturulması Bu bölümde internet yoluyla pazarlamada, pazarlama karması elemanlarına ilişkin politikalar ele alınacaktır. 56

65 Ürün İnternet yoluyla pazarlamada da geleneksel pazarlamada olduğu gibi mal ve hizmetlerle ilgili bazı kararlar alınır. Geleneksel pazarlamada, pazarlama bilgi sistemi aracılığıyla toplanan bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda tüketicilerin istek ve beklentilerine uygun mal ve hizmet geliştiren işletmeler, internet ortamında bu sürece farklı bir boyut kazandırabilmektedirler. Özellikle yeni mal ya da hizmetlerin geliştirilmesi sürecinde, tüketicinin daha etkin bir rol oynaması amacıyla web sitesi üzerinden tüketicilerin aktif katılımına izin veren bir sistem oluşturulabilir. Geleneksel pazarlamanın tek yanlı iletişimine karşı internetin sağladığı karşılıklı iletişim, tüketicinin pazarlama sürecinin her aşamasında işletmenin beklediği mesajları kolay ve hızlı şekilde iletmesine imkân sağlar (Kırçova, 1999: 64). Konaklama işletmelerinin sundukları hizmetler soyuttur. Yani bir mal satın alındığında ona sahip olunur ve tüketilebilir (Üner, 1999: 3). İnternet konaklama işletmelerinin hizmetlerine ilişkin fotoğraf ve görüntüler, tesislere ait sanal turlar gibi görsel içerikli tanıtım materyalleri sayesinde hizmetlerin bu soyut yapısını gözle görülür hale getirmektedir. Konaklama işletmelerinin ürünleri internet sayesinde sanal ortamda tecrübe edilebilir olmaktadır. İnternet üzerinden müşteri destek hizmetlerinin gerçekleştirilmesi de daha kolay, pratik ve düşük maliyetlidir. Aynı tip sorulara otomatik cevap verme yöntemi ile belli konulardaki sorularla ilgili olarak e-posta ile müşterilere aynı anda bilgi verilebilmektedir (Kırçova, 1999: 67-70) Fiyat Geleneksel pazarlamada olduğu gibi internette de tüketicilerin dikkatini çeken etkenlerden en önemlisi sunulan mal veya hizmetin fiyatıdır. İnternet geniş insan grupları arasında anında bilgi değiştirme imkânı vermesi nedeniyle işletmelerin fiyat bilgilerini etkin ve hızlı bir şekilde analiz imkânına sahiptir. Gerçektende internet, fiyat karşılaştırmasının dinamiklerini değiştirmiştir. İnternet sayesinde tüketicilerin en düşük fiyata sahip mal veya hizmete ulaşmaları eskiye oranla son derece hızlanmış durumdadır. Dolayısıyla işletmelerin pazarlama karması elemanı olan fiyat faktörünün ayrı bir önem ve ağırlığa sahip olduğunu göz önüne alarak fiyat koşullarını ve satış politikalarını belirlemeleri gerekmektedir (Deniz, 2001: 32) Dağıtım Pazarlama karmasının en önemli elemanlarından biri de dağıtım ve dağıtım kanalının seçilmesidir. Dağıtım, bir mal veya hizmetin üretildiği yerden tüketildiği yere götürmek için gerekli tüm çabalardır (Arpacı vd., 1994: 145). Turizmde ise dağıtım kanalı; turistik ürünleri, kullanma haklarıyla birlikte üreticiden tüketiciye ulaştırmak için girişilen çabaları düzenleyen, işletme içi birimlerin ya da işletme dışı pazarlama kurumlarının oluşturduğu bir yapıdır 57

66 (Tuncer, 1996: 37). Turizmde geleneksel dağıtım sisteminde yer alan işletmeler; üreticiler (konaklama işletmeleri, yiyecek-içecek işletmeleri, ulaşım işletmeleri, eğlence işletmeleri), aracılar (tur operatörleri, seyahat acentaları) ve tüketiciler, yani turistlerdir (Ahipaşaoğlu, 2003: 26). Seyahat acentaları ve tur operatörleri konaklama işletmeleri gibi üretici işletmeler ile turistler, yani tüketiciler arasında aracı kurum olarak hizmet vererek konaklama işletmelerinin hizmetlerini dağıtım işlevini yerine getirmektedirler. İnternet üzerinden turizm dağıtımı sayesinde tüketiciler internet üzerinden rezervasyon yaptırabilmektedirler. Bu durum aracı kurumların, yani seyahat acentaları ve tur operatörlerinin işlevini azaltmaktadır. Bu kurumlardan tur operatörleri seyahat acentalarına oranla daha az etkilenmektedirler. Tur operatörleri ürettikleri paket tatillerini yine internet aracılığıyla doğrudan tüketiciye ulaştırabilmektedirler. Hem tur operatörleri hem de konaklama işletmeleri müşterileri internet aracılığıyla seyahat acentası kullanmadan rezervasyon yaptırabildikleri için acentalara ödenen komisyonlar; dolayısı ile dağıtım maliyetleri düşecektir Tutundurma Tutundurma, herhangi işletmenin mal ya da hizmetini kolaylaştırmak amacıyla üretici-pazarlamacı işletmenin denetimi altında yürütülen, müşteriyi ikna etme amacına yönelik, bilinçli, programlanmış ve eş güdümlü faaliyetlerden oluşan bir haberleşme süreci olarak tanımlanabilir (Öztürk, 2003: 72). İletişim tutundurma faaliyetlerinin temelini oluşturan bir kavramdır. İnternetin sağladığı yazılı, sesli ve görüntülü iletişim ortamı tutundurma faaliyetlerinin etkinliği açısından önemli bir fırsattır. İnternet aracılığı ile işletmeler mevcut ve potansiyel müşterileri ile birebir iletişime geçebilmekte ve onlardan anında geri bildirim alabilmektedirler. Ayrıca tüketiciler kendi aralarında da iletişim kurabilmekte ve sahip oldukları bilgiyi internet ortamında paylaşabilmektedirler. İnternetin sağlamış olduğu bu iletişim ortamı tutundurma faaliyetlerinin etkinliğini arttırmaktadır. İnternet aracılığı ile mal ve hizmet tanıtımı yapmak ve satış yapabilmek için şirketin web sitesinin zengin içerikli ve geniş bilgiyi içermesi gerekmektedir. İşletmeler ürünlerinin satışlarını arttırmak için sıklıkla şu tutundurma karması elemanlarını kullanırlar: Satış geliştirme, kişisel satış, halkla ilişkiler ve reklam (Kocabaş vd., 1999: 54) Satış Geliştirme Tutundurma karması elemanlarından satış geliştirme, turistik ürünü denemeye teşvik eden, tüketicide istenen yönde tutum geliştirmeyi ve onları ürünü tekrar almaları için harekete geçirmeyi amaçlayan bir unsurdur (Kocabaş vd., 1999: 55). Satış geliştirme, işletmenin satışlarını arttırmak için tüketicileri satın almaya ve aracıları ürüne çekmeye özendirmek için yapılan; reklam, halkla ilişkiler ve kişisel satış dışındaki tutundurma faaliyetlerinden biridir. Satış 58

67 geliştirme faaliyetleri internet ortamında, web siteleri vasıtasıyla geleneksel satış geliştirme araçlarına oranla daha etkin bir şekilde yapılabilmektedir. Konaklama işletmeleri iyi tasarlanmış ve etkileşimli web sitelerine sahip olarak bu alan üzerinden satış ve pazarlama faaliyetlerini sürdürebilirler Kişisel Satış Bir diğer öğe olan kişisel satış; mal veya hizmetlerin kısa sürede tanıtılarak, satışının gerçekleşmesi için tanıtımını ve satışı yapacak kişi ya da kişilerin olası alıcı ya da alıcılarla yüz yüze gelerek, tanışmaları görüşmeleri ve satışı gerçekleştirme çabalarıdır (Arpacı vd., 1994: 206). İnternetin sağladığı e-posta ve web sitesi uygulamalarıyla işletmeler müşterilere direk ulaşabilmektedirler. Bu sayede satış elemanlarının bizzat müşteriye gitmelerine daha az ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum işletmelerin kişisel satış maliyetlerini azaltmaktadır Halkla İlişkiler Halkla ilişkiler, kamu ve özel kurum faaliyetlerini, onların adına tanıtma, açıklama ve geliştirme amacı ile kamunun ve belirli halk kesimlerinin hedef kitle bilgilendirmesi ve bunlardan gelecek tepkilerin değerlendirilmesine dönük yürütülen planlı iletişim çalışmalarının bütünüdür. Halkla ilişkiler konaklama işletmesinin turistik ürünlerinin tanıtımında kullanılan ve tüketicilerin işletmeye karşı olumlu yönde tutum geliştirmelerini sağlamayı amaçlayan bir pazarlama aracıdır Reklam Reklam ise mal, hizmet ve fikirlerin, geniş kitlelere duyurulması ve benimsetilmesi amacıyla, bir ücret karşılığında kişisel olmayan bir biçimde sunulmasıdır. Reklam pazarlama iletişiminin bir öğesi olup, reklam verenden tüketiciye akan bir iletiler bütünüdür. Reklam ile tüketiciler bilgilendirilmeye ve ikna edilmeye çalışılır. Reklam mesajlarında mallar, hizmetler, vaatler, ödüller ve sorunlara ilişkin çözümler yer alır (Kocabaş vd., 1999: 66). İnternet işletmelere, geleneksel medya araçlarına oranla daha etkili ve ucuz reklam imkânı sunmaktadır. Konaklama işletmelerinin sahip oldukları web siteleri, reklam faaliyetlerini sürdürmeleri için etkili bir araçtır. Web siteleri aracığıyla yapılan reklamlar şöyle çeşitlenmektedir: Banner Reklamlar: Web sitesi ekranının üstüne veya altına yerleştirilen, dikdörtgen biçimindeki resim, yazı ve şekiller içerebilen grafik reklamlardır. Bannerlar sitelerin ilk sayfalarında doğrudan işletmeye ya da ürüne yönelik olarak yapılan reklamlar olup işletmenin ana sayfasına bağlantı (link) vermek amacıyla kullanılırlar (Kırçova, 1999: 132). İçerik Sponsorluğu: Satış mesajlarını doğrudan aktarmak yerine ürün özellikleriyle tüketici arasında bağ kurarak markayı tanıtma amaçlı 59

68 gerçekleştirilen reklamlardır. Reklam veren belli bir süre için internette belli bir alanı satın alır. Bu alanda, ürün ya da hizmetini tanıtmak amacıyla, hedef kitleye istenilen mesajı aktarmak üzere özel olarak kurgulanmış içerikleri yayınlar. Sponsorluk reklamları işletme imajına olumlu katkı sağlarlar. Hiperlink Reklamlar: Web sitelerinin herhangi bir yerine yerleştirilen ve işletmenin web sitesine bağlantı (link) yapan reklamlardır. Tam Ekran ya da Küçük Ekran Pop-up Reklamlar: Kullanıcıların sayfalar ya da siteler arasında gezerken karşılarına çıkan reklamlardır. Affiliate (satış ortaklığı) Reklamlar: Online satış yapan büyük mağazaların, küçük site operatörlerinin işlettiği sitelere ya da kişiye özel sayfalara linkler koyarak satış yapmaları sayesinde oluşan bir reklam uygulamasıdır. Bu uygulamayı kullanan siteler, satın almayı yapan kişinin hangi site üzerinden geldiğini kolayca belirleyebildikleri için, reklamı yayınlayan site sahibine satışlar üzerinden komisyon vermektedir. Bu sayede sadece satış başına komisyon ödeyen reklam verenler, reklamlarını binlerce site üzerinden ve düşük maliyetlerle yapma fırsatı bulmaktadırlar (Gen Bilişim İnteraktif) İnternette Rezervasyon ve Satış İnternet müşterilere, bilgisayarları başında herhangi bir seyahat acentesine gitmeden istediği zaman ve kısa bir süre içerisinde rezervasyon yapma imkânı sağlamaktadır. Ayrıca müşteri web sitesi üzerinden kredi kartı ile ödeme yapıp rezervasyonu tamamlama imkânına sahip olabilmektedir (Birkan, 1998: 30). Konaklama işletmeleri internet aracılığı ile işletmelerini ve sundukları hizmetleri tanıtabildikleri gibi web sitelerinde yer verdikleri online rezervasyon yapma seçeneği ile rezervasyon ve satış işlemlerini gerçekleştirebilirler. Müşteri sitede yer alan online rezervasyon formunu doldurarak, herhangi bir seyahat acentasına gitmeksizin formunu online olarak işletmeye yollar. Konaklama işletmesi talebi değerlendirerek tüketiciye e-posta yoluyla yanıt verir. Müşteri bu bilgi neticesinde, yine online olarak web sitesi üzerinden ödeme yaparak satın alma işlemini gerçekleştirir. Bu işlem sayesinde hem tüketici aracı kullanmamış, hem de işletme seyahat acentasına komisyon ödememiş olur. Ayrıca online rezervasyon her iki taraf için telefonla yapılan rezervasyondan daha düşük maliyetlidir. İnternet diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektörüne de büyük fırsatlar sunmaktadır. Özellikle internet üzerinden yapılan rezervasyonlar konaklama işletmelerinin bel kemiği olan rezervasyon aşamasının etkinliğini arttırmakta, uluslar arası pazarlardan müşterilere aracısız ulaşılmasına imkân sağlamakta ve konaklama işletmelerinin seyahat acentalarına ve tur operatörlerine olan bağımlılığını azaltmaktadır. Konaklama işletmeleri kendi web siteleri üzerinden rezervasyon yapabildikleri gibi online aracı işletmelerin web sitelerinden de rezervasyon yapabilirler. Konaklama işletmeleri Travelocity, Expedia, 60

69 TravelWeb, Bookinturkey gibi online seyahat siteleri gibi aracı sitelerle tüketicilere ulaşırlar. İşletmeler, bu siteler aracılığı ile oda ve tesis tanıtımı, fotoğraf ve video görüntüleri ile tüketicilere bilgi verebilir ve rezervasyon yapma imkânı sunabilirler (Emeksiz, 2002: 38). 4. PAZARLAMA ARACI OLARAK İNTERNETİN TURİZM İŞLETMELERİNE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR Bir pazarlama aracı olarak internet, konaklama işletmelerine çeşitli avantajlar sağlamaktadır. İnternette web sitesine sahip olmanın bir işletmeye sağlayacağı faydaların başında işletmeye ait detaylı bilgilerin, işletmenin isminin, telefon ve faks numarasının tek sayfada ve bir bütün halinde yer alması gelir (İçöz vd., 1999: 30). İnternet, iletişim medyasından daha yüksek derecede karşılıklı iletişim içerir. İşletmelerin internet üzerinde sahip oldukları web siteleri, müşterilerin veya sitede gezinti yapan ziyaretçilerin doldurabileceği formlar içermektedir. Formu dolduran müşterilerle internet üzerinden iletişime geçmek çok kolaydır. Bu karşılıklı ilişki tüketici sadakatinin ve güveninin oluşturulmasında büyük bir fırsat sunar. Web siteleri, diğer iletişim araçlarından daha fazla bilgi geçişine izin verir. Bu durum ziyaretçilere seçme ve istediğini bulma imkânı sağlar. Bu sayede internet ortamında düzenlenmiş broşürler veya rehberler bir tuşla ulaşılabilir konumda bulunurlar. İnternet turizm işletmeleri için özellikle ilişkisel pazarlama durumlarında çok yararlı bir araç olmaktadır. İnternetin sağladığı iki yönlü iletişim, ilişkisel pazarlamanın önemli bir parçası olmuş ve müşteri sadakatinin oluşmasını sağlamıştır (İçöz, 1996: 39-45). İnternet sayesinde pek çok işletmeye ve işletmelerin hizmetlerine ulaşma imkânı bulabilen müşteriler için soyut olan turizm ürünü somutlaşmakta ve durum işletmeler açısından bir avantaj olmaktadır. Web geleneksel iletişim araçlarından daha esnek bir pazarlama aracıdır. Bir web sayfasının işletme ve ürünleri için bir reklam veya katalog olduğu düşünülürse fiziksel reklam ya da kataloglardan daha esnek olduğu görülmektedir. İnternet üzerinden yapılan reklam ve kataloglarda geri bildirim anında alınır ve bu bilgiler doğrultusunda gerekli olması durumunda anında değişiklik yapılabilir. Yine internet sayesinde işletmeler yeni ürünlerini, fiyat değişikliklerini ve satış promosyonlarını tüketiciye anında iletme imkânı bulurlar. İnternetin bu özellikleri konaklama işletmelerine büyük avantaj sağlamaktadır. Konaklama işletmeleri geleneksel yollarla katalog ve broşürlerini bir yıl öncesinden hazırlamaktadırlar ve bu katalog veya broşürlerde yer alan ürünler ile ilgili oluşabilecek bir değişikliği yansıtmak mümkün olmamaktadır. İnternet yolu ile bu katalog ve broşürler çok kısa sürede ve az maliyetle yayınlanabilmekte ve olası değişiklikler anında yansıtılabilmektedir. Oysa geleneksel yollarla 61

70 hazırlanacak katalog ve broşürlerin hazırlık ve dağıtım maliyetleri çok daha yüksektir (İçöz, 1996: 39-45). Ayrıca rakip işletmelerin uygulamalarında meydana gelen bir yeniliği ya da değişimi izlemek gerektiği durumlarda da web sitelerinin sunduğu esnek ortam ve anında müdahale edebilme imkânı işletmeler için avantaj olmaktadır. İnternet işletmelere yılın 365 günü ve 24 saat boyunca mevcut ve potansiyel müşterilere ulaşma ve coğrafi sınırlama olmaksızın tüm dünya genelinde insanlarla kontak kurma imkânı sağlar. İnternet bu sayede tüm çeşit ve büyüklükteki turizm işletmeleri için yeni pazarlara girmede eşit fırsat sunmaktadır. İnternet aynı zamanda turizm işletmelerine, geleneksel yollarla girilmesi mümkün olmayan pazarlara teknolojik imkânlarla, yani video ve ses unsurlarını kullanarak, faaliyetlerini ve ürünlerini üç boyutlu görüntülerle ulaştırma imkânı sağlar. İnternet sayesinde işletmeler yabancı pazarlara girme ve pazar payını genişletme yönünde daha geniş bir tüketici havuzundan yararlanma fırsatı bulurlar. Ayrıca internet konaklama işletmelerine, internet üzerinden ve görsel olarak milyonlarca kişiye zaman ve reklam alanı sınırlaması olmaksızın ulaşma imkânı vermekte ve limitsiz bilgi paylaşımına olanak tanımaktadır (İçöz, 1996: 39-45). İnternet işletmelere satış öncesi, satış süreci ve satış sonrasında hizmetlerinin kalitesini geliştirerek büyük avantaj sağlamaktadır. Web siteleri geniş oranda ürün ve hizmet seçenekleri sunabildiklerinden tüketicilere seçim yapabilme imkânı sunarlar. Ayrıca kredi kartı ve diğer ödeme araçları ile tüketicilere otomatik ödeme imkânı sağlarlar. İnternet sayesinde ürünlerin dağıtım zamanı da kısalmaktadır (Birkan, 1998: 30). İnternet turizm ürünlerine ilişkin grafik ve animasyonların sunulması için multimedya kullanımına; ayrıca videolar, haritalar ve etkileşimli sunumlara imkân sağlayarak ürün tanıtımında kaliteyi ve etkinliği arttırmaktadır. Tüketiciler internet sayesinde sanal olarak gitmeyi düşündükleri yerleri ve tesisleri tanıma fırsatı bulabilmektedirler. İnternet geleneksel pazarlama araçlarına oranla tüketicilerin daha fazla tatmin olmasını sağlamaktadır (İçöz, 1996: 39-45). İnternetin turizm işletmelerine sağladığı avantajlardan en önemlisi maliyetleri azaltmasıdır. İnternette pazarlama; rezervasyon, ödeme ve satış maliyetlerini, dağıtım maliyetlerini, reklam ve promosyon maliyetlerini, otomasyon yolu ile iş gören eğitim maliyetlerini, işletmelerin kırtasiye ve telefon gibi genel giderlerini azaltır. Konaklama işletmeler bir defa yapılan bir yatırımla kısa sürede bir Web sayfasına sahip olabilirler. Bu maliyet, turizm işletmelerinin geleneksel medyada yaptıkları 10 milyonlarca dolarlık reklamlarla karşılaştırıldığında çok düşük kalmaktadır. Çok basit bilgi içeren ve iletişim sağlayan bir web sitesi bile işletmelerin telefon ve kırtasiye giderlerini azaltmaktadır. Konaklama işletmeleri internet üzerinden rezervasyon yapabildikleri bir web sitesine sahip 62

71 oldukları takdirde haberleşme ve rezervasyon maliyetlerini de düşürmektedirler (İçöz, 1996: 39-45). 5. SONUÇ İnternet üzerinden yapılan pazarlama faaliyetlerinde internet kullanımının yaygınlaşması için gerekli güvenlik önlemlerinin alınması ve işletmelerin daha etkin çalışan web sitelerine ve teknik altyapıya sahip olmaları gerekmektedir. Web sitelerinin etkinliği zengin içerik, güncellik, fonksiyonellik ve görsellikle sağlanabilir. İnternet turizm işletmelerine sağladığı iletişim ve tüketicilere doğrudan ulaşma fırsatı sayesinde işletmelerin aracılara verdiği büyük komisyonlardan kurtulmasını ve doğrudan tüketiciye ulaşmasını sağlamaktadır. Bu durum pazarlama ve satış maliyetlerini düşürmektedir. İnternet küçük veya büyük her işletmeye eşit şartlarda rekabet ortamı sağlamaktadır. İşletmeler internete ve internetin sağladığı sınırsız iletişim imkânlarına önem vermeli ve interneti pazarlama amaçlı kullanarak rekabet üstünlüğü elde etmelilerdir. KAYNAKLAR Ahipaşaoğlu, Suavi (2003). Seyahat İşletmeleri Yönetimi ve Ulaştırma Sistemleri, Ankara, Detay Yayıncılık. Arpacı, Tamer ve diğerleri, (1994). Pazarlama, Ankara, Gazi Yayınları. Birkan, İ. (1998). Bilgisayar Teknolojisindeki Gelişmelerin Turizm Pazarlaması Üzerindeki Etkileri, Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, Eylül. Chu, R. (2001). What Online Hong Kong Travelers Look for on Airline / Travel Websites? Hospitality Management, volume 20. Cox, J. ve Dale, B.G. (2002). Key Quality Factors in Web Site Design and Use, an Examination, International Journal of Quality & Reliability Management, volume 19, issue 7. Deniz, Recep Baki (2001). İnternette Pazarlama ve Türkiye deki Boyutları, İstanbul, Beta Basım Yayın. Dolanbay, Coşkun (2000) E-ticaret Strateji ve Yöntemler, Ankara, Meteksan Sistem Yayınları. Erol, A. (2001). Elektronik Ticaret Uygulamaları, Finansmanı ve Muhasebeleştirilmesi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 63

72 Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Muhasebe-Finansman Bilim Dalı. Emeksiz, Murat (2002). Otel İşletmelerinde İçsel ve Dışsal Bilgi Sistemleri, Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, Mart. Gen Bilişim İnteraktif, (Erişim tarihi: ). Hacıoğlu, Necdet (2002). Turizm Pazarlaması, Bursa, Vipaş A.Ş. Hançer, M. ve Ataman, C. (2006). Seyahat Acentelerinde İletişim Teknolojisinin Kullanımı ve Web Sitelerinin Değerlendirilmesi: Ege Bölgesi Örneği, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt 8, sayı:3, İzmir. İçöz, Orhan (1996). Turizm İşletmelerinde Pazarlama, Ankara, Anatolia Yayıncılık. İçöz, O. ve diğerleri (1999). Hizmet Pazarlamasında İnternet Kullanımı Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, cilt 1, sayı:3, İzmir. Jeong, M., Oh, H. ve Gregoire, M. (2003). "Conceptualizing Web Site Quality and its Consequences in the Lodging Industry", International Journal of Hospitality Management, vol. 22 no.2. Jonathan W. (2001). E-Business Matters: A Guide for Small And Medium-Sized Enterprises. Harlow: Prentice Hall. Kırçova, İbrahim (1999). İnternette Pazarlama, İstanbul, Beta Basım Yayın Dağıtım. Kırçova, İbrahim (2001). İşletmeler arası Elektronik Ticaret, İstanbul, İTO Yayınları. Kocabaş, Füsun ve diğerleri (1999). Marketing P.R., Ankara, Media Cat Yayınları. Liu L. ve Arnett K.P. (2000). Exploring The Factors Associated With Website Success in The Context of Electronic Commerce, Information And Management, volume 38, issue 1. Morosan C. ve Jeong M. (2008). Users Perceptions of Two Types of Hotel Reservation Web Sites, International Journal of Hospitality Management, 27. Mucuk, İsmet (1990). Pazarlama İlkeleri, İstanbul, Beta. Mucuk, İsmet (2004). Pazarlama İlkeleri ve Örnek Olaylar, İstanbul, Türkmen Kitapevi. 64

73 Odabaşı, Yavuz (1998). Doğrudan Pazarlama Kavram ve Özellikleri, Pazarlama Dünyası, Eylül-Ekim. Öçer,A. (1999). İnternette Pazarlamanın Büyüyen Rolü ve World Wide Web, Anadolu Üniversitesi İİBF Dergisi, cilt:15, sayı:1-2. Özbay, Adem ve Jan, Devrim (2000). E-ticaret Rehberi, İstanbul, Hayat Yayınları. Özbay, Sabahat ve Akyazı, Selma (2004). Elektronik Ticaret, Ankara, Detay Yayıncılık. Öztürk, Ayşe (2003). Hizmet Pazarlaması, Eskişehir, Ekin Kitabevi. Rosen D.E. ve Purinton E. (2004). Website Design: Viewing The Web as a Cognitive Landscape, Journal of Busines Research, volume 57, issue 7. Taşkın, Erdoğan (1992). Satışta Telefonun Etkili Kullanımı, Pazarlama Dünyası, Mayıs-Haziran. Tavmergen, İge Pırnar (2002). Doğrudan Pazarlama Yöntemi, Ankara, Seçkin Yayınevi. Tek, Ömer Baybars (1999). Pazarlama İlkeleri, İstanbul, Beta Basım Yayın. Tuncer, D. (1996). Turizmde Dağıtım sistemi ve Türkiye için Bir Model Önerisi, Hacettepe Üniversitesi İİBF Yayını, no:14, Ankara. Usta, Öcal (1992). Turizm, İstanbul, Altın Kitaplar Yayınevi. Üner, M. Mithat (1999). Pazarlama Literatürümüzde Yer Alan Tutundurma Karması Elemanlarının Gözden Geçirilmesi, Pazarlama Dünyası, yıl:8, sayı:43. 65

74 66

75 EMPLOYMENT EXPECTATIONS OF UNDERGRADUATE LEVEL PUBLIC RELATIONS STUDENTS (THE CASE OF PUBLIC UNIVERSITIES and PRIVATE UNIVERSITIES) E. Fazıl ÇÖLLÜ ** ABSTRACT The number of enterprises and institutions that recognize the importance of public relations are increasing and the standards of the public relations agencies that are serving to these enterprises and institutions are better of in the Turkish environment which is trying to keep pace with globalization. The existence of some agencies that trace the developments in the world and achieve successful projects is observed in Turkey. However, most of the undergraduate students are facing problems relating to the employment opportunities caused by the lower development level of the sector and high rates of employment from the sectors out of public relations. This study aims to find and compare the expectations and apprehensions of public university and private university undergraduate students studying at the faculty of communication upon their graduation. This research is managed at the Communication Faculties of Selcuk University and Baskent University and there are 100 respondents that are still studying at the faculties from each University. SPSS Windows is used to analyze the gained data from the research. Keywords: Public relations, Public relations education, Public Universities, Private Universities, Employment. This Article, as a papers presented that at the; İnte-2011 İnternational Conference on New Horizons in Education, June 2011, Guarda/Portekiz ** Lecturer, Selcuk University, Vocational School of Social Sciences, Konya/TURKEY 67

76 INTRODUCTION Undoubtedly there are a lot of reasons why the public relations has been an overemphasized phenomenon after the first quarter of the twentieth century, especially 1950s. The rapid development in information exchange and sudden change in communication technology are the leading reasons. Continuous information exchange among the countries, organizations and groups in which mass medium is widespread, has led the sense of social responsibility to strengthen and opportunities of interaction to increase. The fact that the managers are increasingly more sensitive to their environment has made necessary to give more importance to the justice and sincerity in communication and to place the public benefit to forefront. That the public relations is gradually more demanded as a profession as a result of its ever increasing importance has created need for both an intensive research and legal regulations related to this department. At this point, the public relations education is an important process of change and development as it is innovational and essential. The product of information age, in other words the era of communication, and ever becoming widespeared in all countries, the public relations has followed a historical process of development to arrive today and turned into awareness management industry by big budgets. So called as the child of the twentieth century, the republic relations has led to the controversies whether it is an art or science just as in other social sciences. In fact, it is defined as the oldest of the arts and the newts of the sciences. In the research, it will be briefly included the republic relations in Türkiye and following mentioned about the implementation of the republic relations education in the world. Then the results of survey applied on the students of Selçuk University and Başkent University Communication Faculty will be included, the findings of survey data will be presented and lastly the research will be concluded. PUBLIC RELATIONS Whether the public relations is accepted by its place in marketing communication or in management function, the common point is its proximity to the target audience and the continuousness of communication it has established. In behalf of management, the public relations has to meet the needs of target audience changed with the rapid change and development on technological and social fields. Now then, republic relations is a method of strategic importance which helps individuals and institutions to reach the objectives, and is carried by the target audience whose order of importance 68

77 differing in accordance with the structure of the institution such as sometimes consumer, sometimes distributer and workers. (Peltekoğlu, 2001: 6). Public relations serves an important function in terms of adopting the policy followed by the management of the individual and intuitions to the public, providing support and safety of the public, effectively and continually announcement of studies carried or planned to be carried by the management to the public, creating a positive atmosphere to the management and so to the institution. Moreover, public relations has a particular importance in terms of carrying out the function of providing cooperation with the public at what the society thinks about the institution, what the target audience expects ands wants from the intuition (Altintas, 2005: 52). One of the other conditions providing the republic relations to gain importance is that there is a tendency to the necessity of cognition, consciousness and behavior shaping and routing in the management mentality of the public and private sector. And this is supported by the effort of rising the profit and maximizing the fertility and also increases the necessity of orientation, formation, reformation and orientation of the human psychology. So, enterprises for development and implemantation of communication strategies have increased, too. However, the training of the managers, institutions and organizations inside and outside the public relations activities have started to gain importance. (Erdogan, 2006: 173). The public relations is a planned and constant effort to establish and maintain the good faith and mutual understanding between an organization and the target audience. (Jefkins, 1995: 7) That the term social benefit has gradually gained importance in making strategic decision on managements has led the place and importance of republic relations departments in the institution and especially on the board of management to increase. The communication ability of the managements with internal and external target audiences in access to the target has an important role. The communication is the most efficient mean. In this regard, the public relations taking the task of communication and development this communication constantly has an important role for the managements. (Sabuncuoğlu, 2004:5-6). Among the other tasks of the public relations on behalf of the organization, there are some tasks such as to make a positive image interorganizational, to build good relationships with the media and to plan the budget of their own programmers. Including the above mentioned, the general aims of the public relations are as follows (Altıntaş, 2005: 43-44): To introduce the institution, 69

78 To mediate to create a strong communication between the public and institution To be in touch with media (Press and TV) To strengthen the corporate image To strategies for communication To keep open the communication channels in-house in order to get personnel have knowledge about the plans and policies of the institution. To establish a relation between the institution and the target audience with methods such as press releases, documentations, exhibitions, fairs, mailings and so on. To establish close relationships with the customers, institutions, press and opinion leaders To fit the commercial and corporate identity of the institution To illuminate all the public having direct or indirect communication with institution by transmitting necessary information on the institution and its policies. To make a positive approach to the management To ensure convenience on the works of the public related to the management To ask advice of the public for the right decisions To ensure the public to obey the rules and regulations and illuminate them on them To move with the public and provide rapid and easy service To ensure the fulfillment of social responsibility the institution by carrying out activities for the benefit of both private and public, and so to make a strong image. THE EDUCATİON AND EMPLOYMENT PROBLEM OF PUBLIC RELATIONS When looking at the distribution of department quotas in Turkey according to the ownership structure, there is a rate of percent (755) quota. However, there is a rate of percent (1066 people) for private universities. While the 70

79 state universities have 2, 33 percent of quota (60 people) for other departments, the state universities have 26,66 percent of quota (618 people). In our day, a large part of the regular training programmers in the field of public relations has fallen behind the procedural training in the traditional fields such as medicine and law which reached the level for many years ago. This is because the information necessary for the profession of public relations is on more different fields other than other fields and the necessity of successful public relations practitioners having a broad knowledge about these different fields. This necessity makes the studies of education. (Erendağ, 2008: 27). To be successful in the field of public relations which necessitate a wide range of knowledge and skill, it is a must to have the management, organizational skills, and honesty and above all to have a strong personality and leadership qualities as well as having information about communication methods. (Peltekoğlu, 1998: 99). That the fact that the public relations gradually develops its strategic identity and so there is a need fort he qualified staff growing in this field has raised the level of the education of public relations. To carry out the strategic function of this management function, there will be a need for the staff with skill and education level to perform this task. (Asna, 1997: ) Extracurricular activities, work-professional associations, student-run agencies, communication with close profession groups, public relations career days on campus, guest speakers, non-governmental organizations projects, competitions such as the development of their professional skills following their training will be important factors on the development of their professional skills. (Erendağ, 2008: 29). One of the important problems of public relations training courses is to provide the balance of theoretical and practical application in graduate-level education. The researches show that the theoretical courses are more dominant than the practices in public relations programs. This is one of the leading issues which the students complain (Cöllü and Selvi, 2010:629) Public relations problems related to education are found not only in Turkey but also in other countries too. Apart from the education of public relations, the debate on even the definiton of the public relations has lasted. Public relations has an interdisciplinary structure and this results in not only difficulties of its position but also prevents the determination of an effective curriculum. In one study, the number of communication faculty graduates is the average one third of total employment ratio. (Gurel, 2005: 359) In the same research, as response to the question of Do you have any privilege or priority for the communication faculty graduates, 50% of them are positive, 71

80 50% of them are negative. It is also added that he ones who say that I only prefer the communication faculty graduates agree that the ones having taken the education of economics, psychology, and sociology can accommodate themselves to the communication sector more easily. (Gurel, 2005: 362) For these reasons, the public relations graduates face some problems on employment as both the importance of the public relations is not felt enough and the graduates from other departments are rival to the graduates from the public relations. Having a job has not only economic consequences. Craft knowledge and professional experience facilitate the transitions of people to higher status as well as bringing prestige to them. Prestigiousness in social life is an important factor raising the prestige. (Sumak and Cöllü, 2011: 44) EMPLOYMENT EXPECTATIONS OF UNDERGRADUATE LEVEL PUBLIC RELATIONS STUDENTS (THE CASE OF PUBLIC UNIVERSITIES AND PRIVATE UNIVERSITIES) Methods and Techniques This study states that the views of the public relations students on finding a job after graduation. During the study, firstly literature review is examined with the theoretical background and then the questionnaire form is conducted to the students of Selcuk University Faculty of Communication and Public Relations and Publicity Department, Baskent University Faculty of Communication, Public Relations and Publicity Department. Data Collection Primarily a theoretical research has been conducted. The field study is done in the second part and within this scope the results of survey applied on the students of Selcuk University Faculty of Communication and Public Relations and Publicity Department, Baskent University Faculty of Communication, Public Relations and Publicity Department. Sample Selection and Implementation These survey data are obtained from the application performed on the students of Selcuk University Faculty of Communication and Public Relations and Publicity Department. These two universities are selected as samples by taking into consideration that the former is a state university and the latter is a private university and it is also tried to present the educational status of the both private and state university students. 200 students were surveyed with the method of face to face in November,

81 A total of 22 questions were asked in the research and while the first ones were about the education of public relations, the last questions were intended to detect the social-demographic qualities of the surveyors. The questionnaire was included the closed end questions. Thought as appropriate to the nature of the equal interval scale, 5- Likert type scale was used for some questions in the research. 1. Students' opinions on finding applications in the sector outside of schools of education; 1 Aways 2 Generally 3 Little 4 Slghtly 5 Never SELÇUK ÜNİV. %0 %22 %38 %22 %18 BAŞKENT ÜNİV. SÜ+BAŞKENT ÜNİV. %0 %18 %50 %12 %20 %0 %20 %44 %17 %19 When asked to the surveyors participated in the research whether they find any field of application except for their training at school, 22% of the Selcuk University Faculty of Communication, Public relations and Publicity Department students have stated that they can generally find the fields of application in other sectors, 38% of them have stated that they can find several fields of application in other sectors, 22% of them have stated that they can find few fields of application in other sectors and the remaining percent, 18% have said that they cannot find any fields of application. The results show that the most of the students from both universities cannot find fields of application in other sectors. To fill this deficiency, the faculties can corporate with the private sector so that the students can practice. 2.. The opinions of students on finding job in the field of public relations after graduating; SELÇUK ÜNİV. BAŞKENT ÜNİV. SÜ+BAŞKENT ÜNİV. 1 Certainly yes 2 no 3 no 4 Certainly no 5 Neutral %12 %38 %16 %0 %34 %20 %42 %7 %8 %23 %16 %40 %11,5 %4 %28,5 The surveyors participated in the research were asked their views on finding job in the field of public relations after graduating. 12% of the Selcuk University Faculty of Communication Public Relations and Publicity Department students have checked the certainly yes, 38% have checked yes, 16% have checked 73

82 no and 34% have checked neutral. 20% of Baskent University Faculty of Communication Public Relations and Publicity Department students participated in the research have checked certainly yes, 42% have checked yes, 7% have checked no, 8% have checked certainly no and 23% have checked neutral. In conclusion, a 50% rate of students participating in the training of research from the University of Selcuk, and then finding a job in public relations related to the positive opinions, while this proportion was 62% for Başkent University. Find jobs for people having a negative opinion of the university are evaluated every two rates is very close to each other seen. That title must be specified in the employment rates of university students both in and above 50% although the rate of those undecided on this issue draws attention to the size. When the results are evaluated, 50% of Selçuk University students have expressed positive opinion on finding job after the graduation while 62% of Baskent University students have positive opinion. When the rate of the ones who have negative view on finding job, it is seen that the rates of both universities are too close to each other. It also should be stated that although the rates of both universities on finding job is over 50%, the high rate of neutral ones is remarkable. 3. The views of students related to their negative opinions on finding job; 2 I am 1 I dont think ı have adequate hands-on training insufficient on education developing creative thinking 3 I am insufficient on personal education 4 The education criteria on employement is not taken into consideration 5 Other SELÇUK ÜNİV. %32 %6 %10 %50 %2 BAŞKENT ÜNİV. SÜ+BAŞKE NT ÜNİV. %19 %17 %14 %33 %17 %25,5 %11,5 %12 %41,5 %9,5 The surveyors participated in the research were asked their negative ideas on finding job. 32% of Selcuk University Faculty of Communication, Public relations and Publicity Department students have stated that they do not think that they have adequate hands on training, 6% of them have stated that they are insufficient on education developing creative thinking, 10% have stated that they are insufficient on personal education, 50% have stated that the education criteria on employment is not taken into consideration. The remaining 2% have 74

83 expressed different opinions expressed. The same question is answered by students of University of Baskent. 17% of them have stated that they are insufficient on education developing creative thinking, 14% have stated that they are insufficient on personal education, 33% have stated that the education criteria on employment is not taken into consideration. Looking at the results in a comparative way, for the half of the students from Selcuk University, the reason of their negative views on finding job is that the education criteria on employment is not taken into consideration while nearly other part (32%) have given the reason that they have not adequate hands on training. On the other hand, 33% of Başkent University students have expressed that the sector have not taken the education into consideration while other choices are close to each other for the remaining part 4.Öğrencilerin Sektörde Uygulama imkânı bulamamalarının nedenleri ile ilgili görüşleri; 1 Sektör öncülerinin bu alanda eğitimli personele ihtiyaç duymaması 2 Okul yönetiminin yönlendirici olmaması 3. Okuldaki dersler nedeniyle zaman yetersizliği 4. Okul ile sektör arasında iletişim kopukluğu ve işbirliğinin olmaması 5. Ekonomik ve sosyal çevre açısından Konya ili/ankara ilinin yetersizliği 6 Profesyonel kurum ve kuruluşların eksiliği SELÇUK ÜNİV. BAŞKENT ÜNİV. %6 %0 %3 %34 %15 %24,5 %2 %12 %7 %30 %52 %41 %8 %0 %4 %6 %12 %9 7. Diğer %4 %9 %6,5 SÜ+BAŞKENT ÜNİV. When the results are evaluated, it is remarkable that for most of the students from both universities, the reason that they cannot find field of application in sector is the lack of communication between the school and the sector. 5. Öğrencilere eğitimini almakta oldukları halkla ilişkiler mesleğinin zayıf yönleri ile ilgili görüşleri; 1 Sektörel ilgisizlik 2 Toplumsal açıdan önemsenme eksikliği 3 Örgütlenme eksikliği 4 Yasal düzenlemelerin olmaması 5 Diğer SELÇUK ÜNİV. %34 %36 %6 %20 %4 BAŞKENT ÜNİV. SÜ+BAŞKENT ÜNİV. %37 %49 %13 %1 %0 %35,5 %42,5 %9,5 %10,5 %2 75

84 The surveyors participated in the research were asked about their views on weak aspects of the profession of public relations. 34% of Selcuk University Faculty of Communication Public Relations and Publicity students have emphasized the sectoral indifference, 36% have emphasized the lack of being considered important in the eye of public, 6% have emphasized lack of organization, and 20% have emphasized lack of legal regulation. And the remaining 4% have offered different suggestions for the weak aspects of the public relations. The same question was answered by students from Baskent University Faculty of Communication Public Relations and Rublicity and the results were 37% sectoral indifference, 49% lack of lack of being considered important in the eye of public, 13% lack of organization and 1% lack of legal regulation. 6. Aylık harcamanız ne kadar? (TL) SELÇUK ÜNİV. %14 %18 %18 %28 %22 BAŞKENT ÜNİV. SÜ+BAŞKENT ÜNİV. %10 %10 %16 %17 %47 %25,5 %14 %17 %22,5 %34,5 The surveyors participated in the study were asked about their monthly expense, the results were: 25.5% of the students' monthly expense is between TL, the monthly expense of 14% of them is between TL, 22.5% of them is between TL and the remaing s monthly expense is 500 TL and over in Selcuk University. The most students from Baskent University have expressed that their monthly expense is 500 TL and over. It can be concluded from these results that while Selcuk University Faculty of Communication has students from every segment of society whose economic status is different, the students with much better economic status prefer Baskent University Faculty of Communication. CONCLUSION AND RECOMMENDATIONS Researches show that the students have not enough information in advance about the university department which they have chosen. Therefore, some students including public relations students fail at school life and later business life. To avoid this, the students should be informed pre-university and guided considering their abilities and skills. 76

85 Determining the curriculum of the public relations, it should be taken into consideration the necessities of the business life and the applied courses should be concentrated on. Besides the theoretical and practical training, the students will find opportunities to work together with public relations associations, to open up the sector by establishing agencies, contact with professional groups and civil society organizations, to invite successful speakers in their profession on career days, speakers have been successful in calling in the profession in the fields of activities such as participation in competitions will have the opportunity to develop their professional skills. It can be concluded that a remarkable part of students from both universities cannot find any field of application in sector. The practices should be provided for students in their school life by cooperating with the business life. Internship periods should be provided so that the students can see the business life. On finding job related to the public relations, the students of Baskent University Faculty of Communication have more positive views than the students of Selcuk University have. This can be explained with the fact that the public relations sector is more developed in Ankara where Baskent University Faculty of Communication is situated. That the economic situations of Baskent University students, a private university, are much better than Selcuk University Students is assumed as another reason. For the most of the students from both universities participated in the research, the weak aspects of public relations profession are lack of being considered important in the eye of public and the sectoral indifference. The universities and public relations firms should study together to resolve this problem. REFERENCES ALTINTAŞ, Emine (2005) Hastanelerde Kurumsal İmaj Oluşturmada Halkla İlişkilerin Rolü ve Kütahya SSK Hastanesinde Bir Uygulama, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Dumlupınar Üniversitesi, S.B.E ASNA, Alaeddin, PR Dünden Bugüne Bir Sanat-Meslek Öyküsü. Sabah Kitapları, İstanbul, ÇÖLLÜ, Fazıl, SELVİ Özgür, (2010), Halkla İlişkiler Öğrencilerinin Halkla İlişkiler Eğitimi Algılamaları Hakkında Karşılaştırmalı Bir Alan Araştırması (Selçuk Üniversitesi Ve Başkent Üniversitesi Örneği), 2.Balkanlarda Sosyal Bilimler Kongresi Biliri Kitabı, S, , Kosova,. 77

86 ERDOĞAN, İrfan, (2006), Teoride ve Pratikte Halkla İlişkiler, Erk Yayınları, İstanbul. JEFKİNS, F. (1995), Public Relations Techniques, Butterworth-Heinemann Ltd., London. PELTEKOĞLU, F.B. (2001) Halkla İlişkiler Nedir?, Beta Yayım Dağıtım, İstanbul. SABUNCUOĞLU, Zeyyat, (2004), İşletmelerde Halkla İlişkiler, Rota Ofset, Bursa. SUMMAK Erhan, ve ÇÖLLÜ Fazıl, (2011), Davranış Bilimleri, Selçuk Ünv. Matbaası, Konya. ŞATIR, Çiğdem, ERENDAĞ, Fulya, (2008), Sümer, Kurum İtibarının Bileşenleri Üzerine Bir Araştırma:Sağlık Hizmeti Üreten Bir Kamu Kurumunda İç Paydaşlar İtibarı Nasıl Algılıyor? Selçuk İletişim, S.15-25, Konya. TUĞÇE, Gürel, (2006), Halkla İlişkiler Profesyonelleri, İletişim Fakülteleri Mezunlarında Neler Arıyorlar: Ajans Yöneticilerinin Bakış Açıları, II. Ulusal Halkla İlişkiler Sempozyumu, Kocaeli. 78

87 ÖRGÜTLERDE GÜVEN VE BAĞLILIĞIN ÇATIŞMA İLE İLİŞKİSİ: DALAMAN ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNDE BİR ALAN ARAŞTIRMASI * ÖZET Mehmet ULUTAŞ ** Örgütler, insanlar tarafından oluşturulan, insanlar tarafından ayakta tutulan ve yine insanlar tarafından varlıkları sona erdirilen yapılardır. Örgüt içinde meydana gelebilecek anlaşmazlıklar, yıkıcı çatışmalar organizasyonun varlığını çoğu zaman tehlikeye düşürmektedir. Güven ve bağlılık kavramları ise, insan ilişkilerinde daha düşük anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Birbirlerine ve örgütüne güven duyan çalışanların bulunduğu bir işletmede çatışma düzeyinin daha düşük seyredeceği çalışmanın temel varsayımlarından birini oluşturmaktadır. Birbirlerine ve örgütlerine bağlılık düzeyleri yüksek olan işletmelerde çatışma düzeyinin düşük olacağı, diğer varsayımı ifade etmektedir. Bu çerçevede, Dalaman Uluslararası Havalimanı nda faaliyet gösteren yirmi ayrı işletmenin yönetici ve işgörenlerinden oluşan 367 katılımcı üzerinde, uluslararası araştırmacıların geliştirdiği ölçekler kullanılarak hazırlanan bir anket çalışması yapılmıştır. Toplanan veri seti üzerinde paket program yardımıyla, Cronbach Alpha Güvenirlik Testi ve Faktör Analizleri, Pearson Corelasyon Testi ve Regresyon Analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçları, hem güven ile çatışma arasında hem de bağlılık ile çatışma arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Güven, Bağlılık, Çatışma THE RELATİONSHİP ON CONFLİCT OF TRUST AND COMMİTMENT İN THE ORGANİZATİONS ABSTRACT The organizations are the structures which are constituted by people, sustained by people and ended its presence by people. The disagreements and destructive conflicts in organizations have mostly endangered its presence. The trust and commitments have engandered to lower conflicts about human relations. One of hypothesis of the study is becoming lower conflict in organizations which have employees who have trust each other and their organizations. Besides according to the other hypothesis, in * Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı, Yönetim ve Organizasyon Bilim Dalı nda, 2010 yılında Prof. Dr. M. Şerif Şimşek danışmanlığında tamamlanmış, Birey-Örgüt Kuramı ve Dalaman Havalimanı Çalışanları Üzerine Bir Alan Araştırması başlıklı doktora tezi verilerinden yola çıkarak hazırlanmıştır. ** Dr. 79

88 organizations which have employees who have high level commitments to each other and their organizations will be lower conflicts. In this study, a total of 367 employees or managers working in 20 companies in Dalaman International Airport were selected as the study sample. A questionnaire prepared by researcher using surveys developed by international researchers was used. In order to analyze the data set by using the analyzing program, Cronbach Alpha Reliability Tests and Factor Analysis, Pearson Corelation and Regression Analysis were used. The findings showed us there is a statistically significant and negative correlation between trust and conflicts; and there is a significant and negative correlation between commitments and conflicts. Key Words: Trust, Commitment, Conflict GİRİŞ Organizasyonlar, çalışanlarını güven ve bağlılık temelinde bir araya getirerek örgüt hedeflerine motive etmelidirler. Çalışanların hem birbirlerine hem de örgütlerine karşı güven ve bağlılık duymalarının organizasyona kazandıracağı bir çok faydanın yanında, örgüt içi çatışmaları hatırı sayılır biçimde azaltması çok büyük önem arz etmektedir. Ancak, organizasyonlarda yaratıcılığı ortaya çıkarabilecek fonksiyonel çatışmaların çalışma dışı tutulduğu burada belirtilmelidir. Birbirleriyle didişmekten, yöneticileriyle ve işletmeleriyle uğraşmaktan işlerini yapamaz hale gelen çalışan profili, işletmelerin üstesinden gelmesi gereken konulardan biridir. Güven ve bağlılık kavramları, bu sorunla mücadelede işletmelere çok büyük katkılar sağlamaktadır. Bu çerçevede çalışmada öncelikle, güven, bağlılık ve çatışma konularına ilişkin literatürden taranan bilgilere yer verilecek; daha sonra ise alan araştırmasının bulgularından yola çıkarak araştırmanın sonuç ve önerilerine yer verilecektir. 1.GÜVEN Güven, bir kişi ya da organizasyonun doğruluğu, dürüstlüğü ve güvenilirliğine karşı duyulan inanç olarak tanımlanmıştır. Mc. Allister güveni; bilgi esaslı güven (cognition-based trust) ve duygu esaslı güven (affect-based trust) olmak üzere iki boyutta incelemiştir. Bilgi esaslı güven, yetenek ve sorumluluk gerektiren işlerde güvenilirlik kanıtı oluşturmaya dayanır. Duygu esaslı güven ise, birbirinin mutluluğunu halisane gözeten taraflar arasında var olan duygusal bağa dayanır (Staples ve Ratnasingham, 2009, 129). 80

89 Ortak güven duygusu, bilgi paylaşımına yol açmaktadır. Sherif in (1966) yapmış olduğu bir dizi çalışma, tekrar edilen ortak çabaların ve iletişimin güven yarattığını; bunun daha sonra, yöntemler ve fikirlerin paylaşılmasını sağladığını göstermiştir (Celep ve Çetin, 2003, 101). Güven sürecine etkisi olabilecek dört etmen vardır; süreçle ilgili farkındalık ya da bilinç düzeyi (apaçık ya da göze görünmeyen) ve tercihin kaynağı (kafa ya da kalp); 1)Apaçık güven; Güven kimi zaman çok bariz bir şekilde ortadadır (sürücü kursu öğretmeninin uzman biri olduğuna güven), 2)Göze görünmeyen güven; Güven gözönünde olmayan bir biçime de bürünebilir (arkadaşın dürüst tavsiyelerde bulunacağına güven), 3)Kafayla güven; Bilgisel güven türüdür, 4)Kalple güven; Görüş oluşturmak için başvurulan duygusal ya da içten gelen değerlendirmedir (Cope, 2005, 156). Karşılıklı bağlılık ve güven işbirliği davranışı sergilemeye teşvik eder. Karşılıklı güven, taraflar arasındaki etkileşimde belirsizliklerin azalmasına yardım eder (Jih vd., 2007, 84). Altılar a göre güven, belki de her ilişkinin en güç yanıdır. Duygusal anlamda incinmiş insanlar, güven duymakta büyük zorluk çekerler. Bu zorluk iki şekilde ortaya çıkar; Birincisi, güvenilebilir olup olmadıklarına bakmadan başkalarına safça güvenmektir. Bu kişilerin, kendi haklarını sürekli olarak başkalarının hizmetine sunmaları yüzünden ortaya çıkar. Güvenen kişi, diğerlerinden gelecek sevgi ve şefkat kırıntılarını, çoğu zaman duygusal bir açlıkla kabul eder. Bunun sonucunda, onu kullanmak isteyenler tarafından kolayca istismar edilecek hale gelir. İkinci güçlük, kişinin kimseye derinden güvenmemesidir. Erken yaşlardan itibaren bir kişilik zırhıyla yaşamaya alışmış kişiler, yıkıcı aile ve okul ortamlarında geliştirdikleri bu güvensizlik tarzını yetişkinlikteki ilişkilerine de taşırlar (Altılar, 2004, 466). Dubrin, güven temini konusunda liderler için şu dört hususun hayati değere sahip olduğunu ifade etmektedir; a)düşüncelerinizle davranışlarınız birbiriyle tutarlı olmalıdır, b)örgüt ya da örgütteki herhangi bir birim bir problemle karşılaştığında, işlerin neden yanlış gittiği konusunda suçlayacak birilerini aramak yerine problemi çözmek için harekete geçin, c)kişisel bilgilerin gizliliğine saygı ilkesiyle hareket edilmelidir; aksi halde gizli bilgileri ifşa edilen kişide dönüşü olmayan güven kayıpları yaşanmaktadır, d)güvenilirlik ve dürüstlük düzeyinin yüksek tutulması sağlanmalıdır (Dubrin, 1998, 412). Fleet güven hususunda; Çalışanlarınız arasında sorumluluk duygusu geliştirerek kendi aralarında ve üstlerine karşı saygılı olmalarını ve birbirlerine güven duymalarını sağlarsanız; çalışanlarınızı motive ederken, yaptıkları işte onlara güven duyduğunuzu gösterirseniz, sahip oldukları bütün yetenekleri kullanarak size karşılık vereceklerdir. Çalışanlarınızın sorumluluklarını çoğaltmanız, onun kendine olan güvenini ve iş yapma becerisini arttırır, kendisiyle ve sizin için yaptığı işlerle gurur duyar. ifadelerini kullanmaktadır (Fleet, 1999, 181). 81

90 2.ÖRGÜTSEL BAĞLILIK İnsan kaynakları yönetimi nin Harvard modeli olan 4C den (Commitmentbağlılık, Congruence-uyum, Competence-yetkinlik, Cost effectivenessetkinliğin maliyeti) biri olan örgütsel bağlılığın (Shahnawaz ve Juyal, 2006, 173) literatürde çeşitli tanımları yapılmıştır. Bunlardan bazıları, aşağıdaki gibidir; Örgütsel bağlılık, bireylerin belirli bir organizasyona karşı hissettikleri adanma ve özdeşleşme duygularının göreli gücü olarak tanımlanmaktadır (Bogler ve Somech, 2004, 279). Feinstein in anlatımıyla Porter ve Smith, örgütsel bağlılığı; a)örgütün hedeflerinin ve değerlerinin kabulü, b)organizasyon adına efor harcamaya isteklilik, c)organizasyon üyeliğinin sürdürülmesine ilişkin şiddetli arzu, olarak tanımlamışlardır (Feinstein, 2009, 9). Bağlılık, esas olarak örgütte kalma yönündeki davranışsal eğilimi ifade eden doğru yönde bir adım olarak da tanımlanmaktadır (Camp, 1993, 2). Burke e göre, genel anlamda örgütsel bağlılık, birey ve diğer toplumsal birim olarak örgüt arasında tutucu bir bağdır. Bu bağ, bireylerin, daha büyük menfaat ve avantajlar peşinde koşmalarını önlemek için yeterli miktarda güçlüdür (Burke ve Stets, 199, 348). Örgütsel bağlılık, iyi günde de kötü günde de örgütü yalnız bırakmama, birey ile örgütün psikolojik bütünleşmesi olarak tanımlanmaktadır (Cox vd., 1997, 80). Örgütüne yüksek bağlılığı olan çalışanların, örgütlerinde çalışmayı sürdürmeye istekli oldukları ifade edilebilmektedir (Cohen, 1993, 1140). Bu tür çalışanlar, örgütün değerlerine ve hedeflerine karşı güçlü bir kabul ve inanca sahiptirler (Ozag ve Duguma, 2000, 7). Allen ve Meyer, örgütsel bağlılığı üç ayrı grupta ele almıştır; a)duygusal (affective) Bağlılık; Çalışanın organizasyona duygusal olarak bağlanması, organizasyonla bütünleşmesi ve bağlılığı ile ilgilidir. Duygusal bağlılığı güçlü olan çalışanlar, gerçekten istedikleri için örgütte kalmaya devam ederler, b)devam (continuance) Bağlılığı; Örgütten ayrılmanın maliyetiyle ilgili farkındalıktır. Devam bağlılığıyla örgütlerine bağlı olan çalışanlar, öyle yapmaya ihtiyaç duydukları için (kıdem ve yararlanmaları sebebiyle) örgütlerinde kalırlar, c)normatif (normative) Bağlılık; Örgütte kalmak için (ahlaki) zorunluluk duymayı ifade eder. Normatif bağlılık duyan çalışanlar, örgütte kalmaları gerektiğine inandıkları için kalırlar (Brown, 2003, 30). Fletcher in anlatımıyla, O Reilly ve Chatman, örgütsel bağlılığı, üç bağımsız yapı üzerine inşa edilen, örgüte psikolojik bağlanma olarak tanımlamışlardır; a)uyma (compliance); Dışsal ödüller için bağlılık olarak ifade edilmektedir, b)özdeşleşme (identification); Psikolojik bağlanmayı geliştiren süreçlerde önemli bir mekanizmadır ve bağlanma arzusunun bir sonucu olarak örgütsel bağlılığı ifade eder, c)içselleştirme (internalization); Bireylerin örgütün 82

91 değerlerini kabulüne dayanan bağlılık türünü ifade etmektedir (Fletcher, 1998, 3). Huselid ve Day in anlatımıyla, Blau ve Boal, örgütsel bağlılığı kapsayan iki ayrı faktör olduğunu tespit etmişlerdir; a)davranışsal bağlılık (attitudinal commitment); Çalışanların duygusal olarak örgütüne bağlanması ve örgütün hedefleriyle kendi hedefleri arasında bir uygunluk hissetmeleridir, b)devam Bağlılığı (continuance commitment); Çalışanın organizasyonla ilişkisinin bir menfaat ilişkisinden kaynaklanmasıdır (Huselid ve Day, 1991, 381). Arnott ve Juban ın anlatımıyla, Mayer ve Schoorman, örgütsel bağlılığı, değer bağlılığı (value commitment) ve devam bağlılığı (continuance commitment) olmak üzere iki grupta incelemişlerdir. Araştırmanın ampirik bulgularına göre, devam bağlılığı, güçlü bir biçimde işten ayrılma eğilimi ile ilgiliyken; değer bağlılığı, kurumsal vatandaşlık, iş doyumu ve iş performansı ile ilişkilidir (Arnott ve Juban, 2000, 5-6). Couzes ve Posner e göre, liderler için bağlılığı elde etmek ve bunu muhafaza etmek önemlidir (Kouzes ve Posner, 1995, 252). İşletmeler, çalışanlarını ellerinde tutmak ve onların enerjilerini organizasyonun hedeflerine yönlendirmek için bağlılıklarını elde etmek zorundadırlar. Bağlılık, çalışanların faaliyetlerini ve katkılarını sağlamak için hayati öneme sahiptir (Hougland ve Wood, 1980, 85). Angel ve Perry, yaptıkları araştırmada, örgütsel bağlılığın, örgütsel etkinliğin göstergeleri sayılan, çalışanın adaptasyonu ile pozitif; geç kalma (tardiness) ve işten ayrılma eğilimi (turnover intention) ile negatif yönde anlamlı ilişki tespit etmişlerdir (Angle ve Perry, 1981, 8-9). 3.ÇATIŞMA Çatışma (conflict), iki veye daha çok insan arasında uyumsuzluk sonucu ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Örgütlerde kişiler ve gruplar uyum içinde çalışabilirler; ancak bazı durumlarda bu uyum kaybolabilir ve çatışma başlar. Özellikle sorun çözmede değişik fikirlerin olması, herkesin kendi fikrinde ısrar etmesi çatışma yaratabilir (Özkalp ve Kırel, 2001, 387). İnsanlar gün boyunca farklı kişilerle, farklı ortamlarda ve faklı sürelerde etkileşime girerler. Etkileşimde bulunan kişiler, o anda aralarında cereyan eden etkileşimin niteliğinden memnun olabilirler ya da memnun olmayabilirler. Kişilerarası sorunlar, etkileşimde bulunan taraflardan en az birinin, mevcut etkileşim biçimi ile ideal etkileşim biçimi arasındaki farkı algıladığı, bu fark yüzünden gerginlik hissettiği, gerginliği ortadan kaldırmak için girişimlerde bulunduğu, ancak girişimlerinin engellendiği bir durum olarak tanımlanabilir. Sorunlar, kişisel ve toplumsal yaşamımızı geliştirmeye yönelik girişimlerin itici 83

92 gücüdür. Önemli olan herhangi bir sorun çıkmaması için çalışmak ya da sorunlardan kaçınmak değil, sorunların üstesinden gelebilmektir (Öğülmüş, 2001, 9-10). Çatışma, biri kazanınca, diğerinin kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. İşbirliği ise, biri kazanınca diğerinin de kazanmasıdır. Rekabet ise, işbirliği içinde yuvalanmış çatışmadan oluşur. Örneğin, tenis oynarken bir kişi kazanır, fakat asıl amaç sağlıksa, bu her iki taraf için de bir kazançtır (Değirmenci, 2007, 111). Anlaşmazlıklara görüşme yoluyla etkili bir çözüm yolu bulmanın ilk adımı, tarafların hemen hemen eşit güçlerde olduğunun ortaya konulmasıdır. Bunun yanında, tartışmacıların, her iki tarafın anlaşmazlığı farklı olarak değerlendirdiğini ve bu yüzden doğru veya yanlış, haklı veya haksız gibi kavramları kullanmanın faydalı bir yaklaşım olmayacağını kabul etmesi gerekir. Bir tartışmacı, kendini haklı olarak gördüğünde, bu karşı tarafın haksız olduğu anlamına gelir ve tartışma stratejisi karşı tarafı haksız olduğuna ikna etmeye yönelir. Oysa, haklı ve haksız kavramlarını bir kenara bırakmak, soruna çözüm bulma yolunda ilerlemeye başlanmasını kolaylaştırır (Jandt, 2002, 54-55). 4.ÖRGÜTLERDE GÜVEN VE BAĞLILIĞIN ÇATIŞMA İLE İLİŞKİSİ: DALAMAN ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI Bu bölümde, Dalaman Uluslararası havalimanında faaliyet gösteren yirmi işletmenin yönetici ve çalışanları üzerinde yapılan araştırmanın bulgularına dayanılarak, güven ve bağlılık ın çatışma ile ilişkisi incelenecektir. Konu hakkında bu bölüme kadar söylenenlerle araştırmamızdan elde edeceğimiz bulgular arasında ilişki kurulmaya çalışılacaktır. 4.1.Araştırmanın Amacı Bu araştırma ile; a) Güven ile çatışma arasındaki ilişkinin, b) Bağlılık ile çatışma arasındaki ilişkinin, incelenmesi amaçlanmaktadır. 4.2.Araştırmanın Yöntemi Bu bölümde, araştırmanın kavramsal modeli, hipotezleri, örneklemi ve metodolojisi ile sınırlılıklarından bahsedilecektir. 84

93 4.2.1.Araştırmanın Kavramsal Modeli Bu araştırmada güven ve bağlılık, bağımsız değişken; çatışma ise bağımlı değişken olarak seçilmiştir. Burada bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler (pozitif veya negatif) araştırılmış ve ölçülmüştür. Konu ile ilgili olarak hipotezler geliştirilmiş ve bu hipotezlerin doğrulukları ve hipotezlerin desteklenip desteklenmediği araştırılmıştır. Değişkenlerin birlikte değişip değişmedikleri, birlikte bir değişme varsa bunun nasıl olduğu öğrenilmeye çalışılmış ve korelasyon ilişkisi aranmıştır. Tablo 1: Bağımlı ve Bağımsız Değişkenler Bağımsız Değişken (Neden) Güven X 1 Bağlılık X 2 X Bağımlı Değişken (Sonuç) Y Çatışma Y 1 Araştırmanın kavramsal modeli olarak da aşağıdaki model kullanılmıştır; Şekil 1: Örgütlerde Güven ve Bağlılığın Çatışma ile İlişkisi Kavramsal Modeli Güven (X 1 ) Bağlılık (X 2 ) Çatışma (Y 1 ) Araştırmanın Hipotezleri Araştırmanın kavramsal modeline uygun olarak iki hipotez geliştirilmiştir; Hipotez 1: Örgütlerde güvenin çatışma üzerinde negatif bir etkisi vardır. Hipotez 2: Örgütlerde bağlılığın çatışma üzerinde negatif bir etkisi vardır Araştırmanın Örneklemi ve Metodolojisi Araştırmanın temel aracı olarak, bir anket formu kullanılmıştır. Anket formunda yer alan sorularla, güven ve bağlılığın çatışma ile ilişkisine dair veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Anket sorularına verilen cevaplar, beşli seçenekleri olan sıralamalı Likert tipi (1:Kesinlikle katılmıyorum; 2:Katılmıyorum; 3:Fikrim Yok; 4:Katılıyorum; 5:Kesinlikle katılıyorum) ölçek ile alınmıştır. Araştırmanın kavramsal modelinden yola çıkılarak kapsamlı ve geçici bir soru listesi hazırlanmıştır. Listede yer alan soruların tamamı literatürde önceden kullanılmış olan sorulardan oluşturulmuştur. 85

94 Güven Ölçeği: Araştırmada, güven, T Staples ve Ratnasingham (Staples ve Ratnasingham, 2009, 129) ölçeği esas alınarak ölçülmektedir. Bağlılık Ölçeği: Araştırmada bağlılığın ölçülmesinde, Staples ve Ratnasingham (Staples ve Ratnasingham, 2009, 129), Piasentin (Piasentin, 2007, 123), Valentine vd., (Valentine vd., 2002, ) ve Wasti (Wasti, 2000, 401) nin ölçeği kullanılmıştır. Çatışma Ölçeği: Araştırma da çatışmanın ölçülmesinde,wright in (Wright, 2000, 1753) ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler kullanılmak suretiyle, sorular anket formatında hazırlanmıştır. Taslak anket formundaki sorular, araştırmanın amaçları ve hipotezleri ile karşılaştırılarak araştırmanın amaç ve hipotezleri ile uyumlu olup olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın amaç ve hipotezleriyle uygun olduğu kanaati oluştuğunda taslak anket formuna son halini vermek için ön test süreci gerçekleştirilmiştir. Burada amaç soruların yeterli olup olmadığına, seçilen kelimelerin anlaşılabilir olup olmadığına, soru kök ve cümlelerinde bir uyuşmazlık olup olmadığına karar vermektir. Bu bağlamda taslak anket formu, ön test için birbirini takip eden iki süreçten geçirilmiştir. İlk aşamada, havalimanı işletmecisi firmadaki bir grup çalışandan, anketi değerlendirmeleri istenmiştir. Anketlerin doldurulması ortalama yirmi dakika sürmüştür. Daha sonra anketi dolduran her çalışan ile bire bir görüşülerek anket formu ile ilgili değerlendirmeleri alınmıştır. Bu değerlendirme süreci soruların anlaşılabilirliği, anket formundaki soru sayısı ve anketin doldurulma süresi gibi konularda değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlamış olup; anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılan ifadeler düzeltilmiştir. İkinci aşama, uygulama yapılacak işletmelerdeki bir grup üzerinde yapılan pilot çalışmadır. Sözkonusu işletmelerdeki belirli bir gruptan, anket formunu doldurmaları ve anket formunda yer alan soruların anlaşılabilirliği, yeterliliği ve kapsamı hakkında yorum yapmaları istenmiştir. Sonuçta herhangi bir karışıklık ve ikilemin olmadığı, soruların anlaşılabilir olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç olarak yapılan ön testler sonucunda anket formu başarılı olarak değerlendirilmiş olup soruların kolay ve sade olduğu, tereddüte yol açmadığı ve formun doldurulması için ortalama yirmi dakikalık bir sürenin yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örneklem olarak, Dalaman Uluslararası havalimanında farklı sektörlerde faaliyet gösteren yirmi kurum seçilmiş olup, turizm sezonunda havalimanı içerisinde çalışan personel sayısının binbeşyüz civarında olduğu dikkate alınacak olursa, örnek kütlenin uygulama için yeterli olacağı düşünülmektedir. 86

95 Anket formuna son şekli verildikten ve örnek kütle seçildikten sonra anket formlarının elden dağıtımına başlanmıştır. Gönüllülük esası ile yönetici ve çalışan düzeyindeki 500 kişiye anket formları dağıtılmış ve bunların 383 adedi geri dönmüştür. Geri dönen anket formlarından 16 sı, gelişigüzel doldurulması ve işaretlenmemiş soruların çok olması sebebiyle analizlere dahil edilmemiş olup, toplam kullanılan anket formu sayısı 367 olmuştur. Buna göre; değerlendirmeye alınan anket formlarının geri dönüşüm oranı % 73,4 olmuştur Araştırmanın Sınırlılıkları Her sosyal nitelikli araştırmada olduğu gibi, bu araştırmada da birtakım kısıtlarla karşılaşılmıştır. Bu sebeple varılacak sonuçlar ve bunlara dayalı olarak yapılacak yorumların ihtiyatla ve dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, araştırmanın kısıtları aşağıdaki gibi sıralanabilir: Kanaatler, bölgelere ya da örnek şirketlerin genel yapısına ve yönetici ya da işgören tutumuna göre farklı olabilecektir. Katılımcılar, çeşitli dış ya da iç etkilerle sorulara doğru cevaplar vermeyebilirler. Anket formlarında araştırmanın bilimsel içerikli olduğı izah edilmiş olsa da, kimi çalışanlar, kendileri için olumsuz sonuçlar doğurabileceği endişesiyle sorulara gerçek dışı yanıtlar vermiş olabilir. Katılımcıların, eğitim düzeyleri, algılama düzeyleri farklı olabileceğinden sorulardan farklı şeyler anlamış olabilecekleri ihtimalini dikkate almak gerekir. Araştırmanın zaman darlığı ve maliyeti de dikkate alınarak nispeten küçük bir örneklem üzerinde yapılmış olduğu, bu sebeple araştırma grubunun geneli temsil etme yeteneğinin sınırlı olacağı ve sonuçların genellenemeyeceği göz önüne alınmalıdır Araştırma Verilerinin Analizi ve Bulguların Değerlendirilmesi Araştırma kapsamına alınan örneklemde toplam 367 adet anket formundan elde edilen veriler, SPSS istatistik programı kullanılarak çalışmanın amaçları ve hipotezler doğrultusunda çeşitli istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu analizlere tabi tutulmadan önce, anket cevaplarının daha sağlıklı olması adına sorulan ters sorular ile ilgili gerekli dönüşümler yapılmış ve daha sonra analizlere geçilmiştir. Yapılan araştırmada değişkenler arasında ilişki olup olmadığını belirlemek; şayet ilişki var ise bu ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek amacıyla ilişkileri incelemeye yönelik anlam çıkarıcı istatistik tekniklerden yararlanılmıştır. Araştırmada bir bağımlı değişken ile iki bağımsız değişken arasındaki ilişkiyi incelemek için regresyon analizi uygulanmıştır. Uygulanan faktör analizi ile de 87

96 anketin geçerliliğinin test edilmesi amaçlanırken, birbirlerine yakın değişkenlerin daha az sayıda faktör altında toplanması sağlanmaya çalışılmıştır Araştırmaya Katılanların Demografik Özellikleri Katılımcıların demografik özellikleri aşağıdaki gibidir; Ankete 273 ü bay (% 74,4), 94 ü bayan (% 25,6) olmak üzere toplam 367 kişi katılmıştır. Ankete katılanlar; yaş durumlarına göre % 77,4 ü (284) 18-35, % 21 i (77) 35-50, % 1,6 sı (6) 50 yaş üstü grubuna girmektedir. Eğitim durumlarına göre, ankete katılanlar arasında en yüksek oran % 45,8 (168) ile lise mezunlarına aittir. Lise mezunlarını % 31,1 (114) ile üniversite mezunları ve % 23,2 (85) ile ilköğretim mezunları takip etmektedir. Katılımcıların % 56,4 ü (207) mavi yaka işçi; % 30,8 i (113) idari görevlerde bulunan beyaz yaka özel sektör çalışanları ile kamu kurumlarında çalışan memurlardan oluşmakta; % 12,8 i (47) ise yönetici grubunu temsil etmektedir. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu, yönetici grubu dışında kalan işçi ve memurlardan oluşan çalışanlar oluşturmaktadır. Katılımcıların % 30,2 si (111) 1 yıldan az süredir; % 49 u (180) 1-6 yıl arası; % 20,7 si (76) ise 6 yıldan fazla süredir işletmelerinde görevini sürdürmektedir. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu, çalışma süresi 6 yıldan az olan çalışanlar oluşturmaktadır. Çalıştıkları alanlara baktığımızda ankete katılanların % 86,6 sı (318) özel sektör; % 13,4 ü (49) ise kamu kurumu çalışanıdır. Buna göre katılımcıların büyük çoğunluğunu özel sektör çalışanları oluşturmaktadır Veri Toplama Aracının Güvenilirliği ve Faktör Analizi Faktör analizi, değişkenler arasındaki ilişkinin kökenini araştırmak, verileri daha anlamlı ve özet bir biçimde sunabilmek amacıyla gerçekleştirilen çok değişkenli bir analiz yöntemidir. Faktör analizi vasıtasıyla ortak özelliğe sahip değişkenler bir faktör altında ifade edilir. Faktör analizi ayrıca, ölçeğin teorik özelliklere uygun bir yapı gösterip göstermemesi ile ilgili olan yapısal geçerliliğin test edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Faktör analizinde, bağımlı ve bağımsız değişkenler ayrı ayrı ele alınmış ve analiz edilmiştir. Faktör analizi sonuçları ve toplam açıkladığı varyans %58,307 olarak gerçekleşmiştir. Herbir değişkene ait faktör yükleri Tablo 2 ve Tablo 3 de verilmiştir. Faktör analizi sonucunda oluşan ölçeklerin yapısal geçerliliğe sahip olduğu söylenebilir. 88

97 Tablo 2: Bağımsız Değişkenlere Ait Faktör Yükleri Bağımlı Değişken Sorular Bileşen (Component) G.1,696 G.2,821 Güven (X 1 ) G.3,781 G.4,660 B.1,664 Bağlılık (X 2 ) B.2,750 B.3,845 B.4,614 Tablo 3: Bağımlı Değişkene Ait Faktör Yükleri Bağımlı Değişken Sorular Bileşen (Component) Çatışma (Y) Ç.1,687 Ç.2,776 Ç.3,660 Ç.4,732 Ç.5,710 Güvenilirlik analizinde herbir değişkenin alfa katsayılarına bakılmıştır. Tablo 4 de değişkenlere ait Cronbach alfa güvenilirlik katsayıları verilmiştir. Tablo 4: Güvenilirlik Analizi Sonuçları Değişkenler Soru Sayısı Cronbach Alfa Katsayısı (α) Güven (X 1 ) 4,791 Bağlılık (X 2 ) 4,748 Çatışma (Y 1 ) 5,785 Sonuç olarak; değişkenlere ait Cronbach alfa güvenilirlik katsayıları, uluslararası literatürde belirtilen ve genel kabul gören 0,6 değerinin üzerindedir Araştırmanın Hipotezlerine İlişkin Bulgular Araştırmanın hipotezlerine ilişkin olarak boyutlar arası korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. 89

98 Boyutlararası Korelasyon Analizine İlişkin Bulgular Tablo 5 de değişkenlere ait Pearson korelasyon katsayılarına ait değerler görülmektedir. Korelasyon tablosunda, bağımlı değişkenin bağımsız değişkenler ile ilişkileri ve bağımlı değişkenlerin kendi aralarındaki birebir ilişkilerine bakılmıştır. Tablo 5: Korelasyon Değerleri Değişkenler X 1 Güven X 2 Bağlılık Y 1 Çatışma X 1 Güven 1,00 X 2 Bağlılık,363(**) 1,00 Y 1 Çatışma -,377(**) -,308(**) 1,00 Pearson Kor. (Korelasyon) ve Sig. (Anlamlılık). **. Korelasyon, ρ=0,01 seviyesinde anlamlı ilişki. Tablo 5 e bakıldığında; Güven ile çatışma arasında negatif yönde anlamlı (ρ=0,01) ve güçlü bir ilişkinin (β= -,377) olduğu görülmektedir. Bağlılık ile çatışma arasında negatif yönde anlamlı (ρ=0,01) ve güçlü bir ilişkinin (β= -,308) olduğu görülmektedir Boyutlararası Regresyon Analizine İlişkin Bulgular Modele ait hipotezler, regresyon analizleri yapılarak da test edilmiştir. Burada bağımsız değişkenler X 1, güveni ; X 2, bağlılığı ifade etmektedir. Bağımlı değişken olarak ise Y 1, çatışmayı göstermektedir. Regresyon analizi sonucunda değişkenlerin β katsayıları ve anlamlılık seviyelerine (ρ) göre hipotezlerimiz kabul ya da reddedilecektir. Bu tablolarda gösterilen unsurlar; bağımlı değişken, bağımsız değişken, beta katsayıları (β), anlamlılık (ρ), R 2 ve F değerleridir. Regresyon tablolarında bu değerlerin aynı formatta verilmesine dikkat edilmiştir. Araştırma hipotezlerinde de belirtildiği üzere, güven ve bağlılık kavramlarının çatışma ile karşılıklı bir ilişki ve etkileşim içerisinde olduğu varsayılmaktadır. Araştırma modelinde ileri sürülen değişkenler arasındaki ilişkilerin varlığı korelasyon analiziyle belirlenmiştir. Bununla birlikte korelasyon analizi, değişkenler arasındaki ilişkinin derecesi ve yönüyle ilgilidir. Hangi değişkenin diğer değişkenleri ne oranda etkilediğini göstermemektedir. Bu sebeple korelasyon analizi sonucunda belirlediğimiz değişkenler arası ilişkilerin niteliğinin açıklanması amacıyla doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. 90

99 Tablo 6: Çatışmayı (Y) Etkileyen Güven (X1) Bağımsız Değişkeni Model Bağımsız Değişken Bağımlı Değişken R Kare Beta Anlamlılık 1 Güven Çatışma 0,157-0,218 0,002 ANOVA Testi; F= 16,852; p<0,001 Tablo 6 da görüldüğü üzere, bağımlı değişken çatışma ve bağımsız değişken güven olmak üzere bir regresyon analizi yürütülmüştür. Bu regresyon modelinde; R 2 =,157; ρ=,002 ve F=16,852 değerleri elde edilmiştir. Elde edilen R 2 ve F değerleri, modelde kullanılan güven değişkeninin çatışma yı açıkladığını göstermektedir. Özet tabloya göre; araştırmaya katılan çalışanların çatışma düzeylerini, güven kavramı açıklamaktadır. Bu çerçevede, R 2 determinasyon katsayısı, çatışma düzeyindeki değişikliğin %15,7 sinin güven ile açıklanabileceğini göstermektedir. Güven düzeyindeki bir birimlik artış, çatışma düzeyinde 0,218 birimlik azalışa yol açmaktadır. Bu sonuçla H 1 hipotezimiz desteklenmektedir. Yani; güven düzeyindeki artış çatışmada azalışa sebep olmaktadır. Tablo 7: Çatışmayı (Y) Etkileyen Bağlılık (X2) Bağımsız Değişkeni Model Bağımsız Değişken Bağımlı Değişken R Kare Beta Anlamlılık 2 Bağlılık Çatışma 0,95-0,137 0,000 ANOVA Testi; F=10,874; p<0,001 Tablo 7 de görüldüğü üzere, bağımlı değişken çatışma ve bağımsız değişken bağlılık olmak üzere bir regresyon analizi yürütülmüştür. Bu regresyon modelinde; R 2 =,195; ρ=,000 ve F=10,874 değerleri elde edilmiştir. Elde edilen R 2 ve F değerleri, modelde kullanılan bağlılık değişkeninin çatışma yı açıkladığını göstermektedir. Özet tabloya göre; araştırmaya katılan çalışanların çatışma düzeylerini, bağlılık kavramı açıklamaktadır. Bu çerçevede, (R 2) determinasyon katsayısı, çatışma düzeyindeki değişikliğin %19,5 inin bağlılık ile açıklanabileceğini göstermektedir. bağlılık düzeyindeki bir birimlik artış, çatışma düzeyinde 0,137 birimlik azalışa yol açmaktadır. Bu sonuçla H 1 hipotezimiz desteklenmektedir. Yani; bağlılık düzeyindeki artış çatışmada azalışa sebep olmaktadır. 91

100 Şekil 2: Güven ve Bağlılığın Çatışma İle İlişki Güven (X 1 ) -,218 ** Bağlılık (X 2 ) -,137 ** Çatışma (Y) Tablo 8: Hipotezlere İlişkin Sonuçlar No Hipotez R² ß p Kabul/Ret H1 Güvenin çatışma üzerinde etkisi vardır 0,157 -,218 0,002 K H2 Bağlılığın çatışma üzerinde etkisi vardır 0,195 -,137 0,000 K Hipotezlere ilişkin sonuçlar, Tablo 8 de toplu olarak gösterilmiştir. Modeldeki hipotezlerin tamamı tek yönlü olup, çift yönlü hipotezler bulunmamaktadır. Tablo da sonuçlara ilişkin olarak; R 2, Beta (β), Anlamlılık (ρ) ve Kabul/Red (K/R) durumları görülmektedir. Buna göre; iki adet hipotez % 1 seviyesinde anlamlı olduklarından kabul edilmiştir. SONUÇ Bu araştırmayla, araştırma kapsamındaki işletmelerde güven ve bağlılık kavramlarının çatışma ile arasında anlamlı herhangi bir ilişkinin var olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Buna göre araştırmadan elde edilen bulgular ile ulaşılan sonuçlar aşağıdaki gibidir; 1. Araştırmanın ilk sonucu, güven ile çatışma arasında negatif yönde ve anlamlı ilişkinin bulunmasıdır. Buna göre, organizasyonlarda güven olduğu zaman çatışma daha düşük gözlenmektedir. Memili ve Barbett e göre de güven, karşılıklı özveri, karşılıklı anlaşma, finansal olmayan aile hedefleri gibi yönetim davranışlarından uzaklaşan aile firmaları, çatışmaya eğilimli hale gelir (Memili ve Barnett, 2007, 3). 2. Araştırmanın bir diğer sonucu ise, bağlılık ile çatışma arasında negatif yönde ve anlamlı ilişkinin bulunmasıdır. Buna göre, organizasyonlarda bağlılık varsa çatışma daha düşük gözlenmektedir. Son söz olarak söylenebilecek olan şey ise şudur; Yöneticiler işletmelerinde güven ve bağlılığı tesis ederek, çatışmanın yıkıcı etkisinden organizasyonlarını koruyabileceklerdir. 92

101 YARARLANILAN KAYNAKLAR KİTAPLAR Altılar, Niyazi, 2004), Liderliğin Yeni Yol Haritası Liderliğe Yolculuk, İstanbul, Okumuş Adam Yayıncılık. Celep, Cevat, Çetin, Buket, (2003), Bilgi Yönetimi Örgütlerde Bilgi Paylaşım Kültürü Yaratma, Ankara, Anı Yayıncılık. Cope, Mick, (2005), İlişki Sihirbazı, Çev. Şensoy, Ümit, İstanbul, Optimist Yy. Değirmenci, Mehmet, (2007), Amaçlı Canlılar Yönetimde Üçüncü Nesil Sistem Düşüncesi, İstanbul, Hiperlink Yayınları. DuBrin, Andrew J., (1998), Leadership Resarch Findings Practice and Skills, Second Edition, Boston, Houghton Mifflin Company. Fleet, James K.Van, (1999), Kazanmanın Anahtarları Dinamik Motivasyon (Dynamic Motivation), Çev. Arslan, Alp E., İstanbul, Emre Yay. Jandt, Fred E., (2002), Yönetim Sorunlarına Etkili Çözümler (Straight Answers to People Problems), Çev. Akın, Levent, Diker, Vedat, G., İstanbul, Hayat Yayıncılık. Öğülmüş, Selahaddin, (2001), Kişilerarası Sorun Çözme Becerileri ve Eğitimi, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım. Özkalp, Enver, Kırel, Çiğdem, (2001), Örgütsel Davranış, Eskişehir, T.C Anadolu Üniversitesi Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayın No:149. MAKALELER Angle, Harold L., Perry, James L., (1981), An Empirical Assesment of Organizational Commitment and Organizational Effectiveness, Administrative Science Quarterly JSTOR, Vol.26, No.21, Cornell, S: (8-9) Arnott, Dave, Juban, Rusty, (2000), Organizational Commitment and Corporate Cults, Christian Business Faculty Association Annual Meeting, Dallas, S: (5-6) Bogler, Ronit, Somech, Anit, (2004), Influence of Teacher Empowerment on Teachers Organizational Commitment Professional Commitment and Organizational Citizenship Behavior in Schools, Teaching and Teacher Education 20, Elsevier, Haifa, S: (279) Brown, Barbara B., (2003), Employees Organizational Commitment and Their Perception of Supervisors Relationas-Oriented and Task-Oriented Leadership Behaviors, Dissertation Doctor of Philosophy, Faculty of the Virginia Polytechnic and State Univ., Falls Church, S: (30) 93

102 Burke, Peter J., Stets, Jan E., (1999), Trust and Commitment through Self- Verification, Social Psychology Quarterly, Vol.62, No.4, Washington, S: (348) Camp, Scott D., (1993), Assessing the Effects of Organizational Commitment and Job Satisfaction on Turnover: An Event History Approach, The Prison Journal, 74/3, Sage Publications, Phoenix, S: (2) Cohen, Aaron, (1993), Organizational Commitment and Turnover: A Meta Analysis, Academy of Management Journal, Vol.36, No.5, Haifa, s: (1140) Cox, Chante L., Wexler, Michael O., Rusbult, Caryl E., Gaines Jr, Stanley O., (1997), Prescriptive Support and Commitment Processes in Close Relationships, Social Psychology Quarterly, Vol.60, No.1, American Sociological Association Published, S: (80) Feinstein, Andrew Hale, (2000), A Study of Relationships Between Job Satisfaction and Organizational Commitment among Restaurant Employees, University of Nevada, Las Vegas, S: (9) Fletcher, Dona E., (1998), Effects of Organizational Commitment Job Involvement And Organizational Culture on the Employee Voluntary Turnover Process, Dissertation of Doctor of Philosophy, Faculty of Texas Tech. University, Texas, S: (3) Hougland Jr, James G., Wood, James R., (1980), Control in Organizations and the Commitment of Members, Social Forces, Vol. 59, No.1, University of North Carolina Pres Published, S: (85) Huselid, Mark A., Day, Nancy E., (1991), Organizational Commitment Job Involvement and Turnover: A Sustantive and Methodological Analysis, Journal of Applied Psychology, Vol. 76, No.3, Amerikan Psychological Association Inc., S: (381) Jih, Wen-Jang (Kenny), Lee, Su-Fang, Tsai, Yuan-Cheng, (2007), Effects of Service Quality and Shared Value on Trust and Commitment: An Emprical Study of 3CS Product Customers in Taiwan, International Journal of Business Studies, Vol.15, No.22, S: (84) Kouzes, James M., Posner, Barry Z., (1995), The Leadership Challange How to Keep Getting Extraordinary Things Done in Organizations, Jossey-Bass Publishers, San Francisco, S: (252) Memili, Esra, Barnett, Tim, (2007), Non Family Employees Perceptions of Person-Organization Fit and Voluntary Turnover in Family Firms, Mississipi State University, Academy of Management, S: (3) 94

103 Ozag, David, Duguma, Bahiru, (2000), The Relationship Between Cognitive Processes and Perceived Usefulness: An Extension of TAM2, Organizational Commitment and Perceived Usefulness, S: (7) Piasentin, Kelly A., (2007), How do Employees Conceptualize Fit? Development of a Multidimensional Measure of Subjective Person- Organization Fit, University of Calgary,, A Thesis Submitted to The Faculty of Graduate Studies in Partial Fulfillment of The Require, S: (123) Shahnawaz, M. G., Juyal, Rakesh C., (2006), Human Resource Management Practices and Organizational Commitment in Different Organizations, Journal of the Indian Academy of Applied Psyc., Vol.32, No.3, New Delhi, S: (123) Staples D.Sandy, Ratnasingham, Pauline, (2009) Trust: The Panacea of Virtual Management?, The University of Melbourne, Australia, S: (129) Valentine, Sean, Godkin, Lynn, Lucero, Margaret, (2002), Ethical Context, Organizational Commitment and Person-Organization Fit, Journal of Business Ethics, 41: , Kluwer Academic Publishers, Netherlands, S: ( ) Wasti, S. Arzu, (2000), Meyer ve Allen in Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği nin Geçerlilik ve Güvenirlilik Analizi, 8. Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi Bildirileri, Mayıs, Nevşehir, S: (401) Wright, Norman S., (2000), Harmony and Participation in Arab and Western Teams, Alfaisal University, Riyadh, Kingdom of Saudi Arabia, Hadyn Bennett, University of Ulster, Belfast, UK, Emerald Group Publishing Limited, , Education, Business and Society, S: (1753) 95

104 96

105 HOMONADLAR SAVAŞI Mustafa Arslan * ÖZET Homonadlar Suğla Gölü nün güney ve doğusunda yaşam sürmüş, geçimini yağmacılıkla sürdürme yolunu seçmiş, barbar bir kavimdir. Bu topluluk çevrede yaşayan barışçı kavimleri baskı altında tutmakta ve onların mallarını yağmalamaktaydı. Roma, Anadolu daki siyasetini, desteklediği krallar yardımı ile sürdürmekteydi. Galatya Kralı olarak atadığı Amyntas ın Homonadlar tarafından öldürülmesi, onun korsanlığa karşı radikal kararlar almasına sebep olmuştur. Bunu için ilk önce problemli bölge içinde ve çevresinde koloniler kurmuştur. Burada kurduğu kolonilere yerleştirdiği veteranlara ek olarak bölge dışından lejyonlar da getirerek Homonadlara savaş açılmıştır. Savaşı kazanan Augustus, koloniler arasındaki iletişimi sağlamak ve askerlerini daha iyi sevk etmek için bir yol ağı da inşa etmiştir. Bu yol sayesinde Roma nın bölgedeki hakimiyeti pekişmiştir. Anahtar Kelimeler: Korsanlık, Via Sebaste Yolu, Roma Kolonileri. ABSTRACT HOMONADENSIAN WAR Homonadeis were a community that had chosen brigandage and piracy for a living. They lived on the top of mountains stiuated in the south and east of Lake Sugla. These brigands and pirates were a serious danger for the native settlements of surrounding lands. Rome had conducted its own policy by supporting client kings. Rome took radical precuations against pirates and brigands after Amyntas the Galatian King had been murdered by these people. As a result of this event Rome planted some colonies in and around this area. Veterans were given land in these new colonies and then in addition to these soldiers, legions were transferred into the area to conduct a war against the Homonadeis. After winning the war, Via Sebaste road system was built to police the trade and communication routes in the area by Augustus. By the help of this road system, Rome controlled the area better. Key Words: Piracy, Via Sebaste Road, Roman Colonies. * Okutman Dr., Selçuk Üniversitesi, Beyşehir Ali Akkanat Meslek Yüksekokulu 97

106 GİRİŞ Suğla Gölü nün çevresi tarihte önemli olaylara vesile olmuş Homonadların da yaşadığı bir yerdir. Homonadların yaşadıkları bölge günümüze kadar bilim insanlarını meşgul etmiş, bu yer hakkında da bir çok lokalizasyon çalışmaları yapılmıştır. Antik kaynaklardan ve çağdaş bilim insanlarının çalışmalarından bu bölgenin sınırlarını ortaya çıkarmaya çalışacağız. Plinius, bölge hakkında bilgi verirken Homonadların, Homona adındaki şehirlerinden ve vadilere gizlenmiş daha başka 44 kalesinden bahsetmektedir (Plinius, N.H; V, 27). Plinius un bu tanımından Homonadların topraklarını daha dağlık bir alanda aramamız gerektiği sonucunu çıkarabiliriz. Bahsettiği toplam 45 kale ise Homonadların bölgede ne kadar güçlü bir halk olduğunun göstergesidir. Zaten Suğla Gölü nün sadece Kuzeybatısı Yalvaç-Beyşehir-Suğla Oluğu nun bir parçası olduğu için düzlüktür. Güneyi Yalıhüyük, Ahırlı ve Bozkır ilçelerini kapsayan nispeten dağlık bir alandır ve bu engebeli coğrafya bu ilçeleri ve bunlara bağlı yerleşim yerlerini birbirine bağlayan bir yol ağına sahiptir. Strabon İsaurialıların ve Homonadların Kilikia Trakheia ya sınırdaş olduklarından ve bu ulusların Toros Dağları nın kuzeyinde yaşamlarını sürdürdüklerinden bahsetmekte, hatta Homonadlar ve Kilikia Trakheia halkının aynı olduğunu bile söylemektedir (Strabon, XIV 5,1). Ancak Strabon un Amyntas ın öldürülmesi hadisesini anlatırken bir yerde onun Kilikialılar tarafından (Strabon, XII 6,3) bir diğer yerde de Homonadlar tarafından (Strabon XII 6,5) öldürüldüğünden bahseder. Bu anlatımlar biraz karmaşık olsa da Homonadların bölgesinin bir yerde Kilikia ile kesiştiğini düşünebiliriz. Strabon a göre Homonadların Pisidialılar ile de ortak bir sınırları vardır (Strabon XIV 5,24). Ramsay e göre Vasada Homonadların sınırları içinde bulunmamaktaydı ve Karalis Gölü ile Trogitis Gölü arasındaki vadi bu kavmin etki alanı dışında kalmaktaydı (Ramsay, 1917; 252, 263). Homonadların güney sınırları ise Selge ile komşu olan Katenne ye kadar uzanmaktadır (Strabon XII 7,1). Homonadlar Pamphylia ve Lykaonia psikoposluk listelerinde bahsedildiği için (Ramsay, 1960; 370) yaşadıkları alan Strabon un aktardığı daha sonraki verilerle de uyuşmaktadır. Ramsay, Anadolu nun Tarihi Coğrafyası adlı eserinde Homonadlara ait herhangi bir sikkenin o ana kadar bulunamayışını bu halkın küçük topluluklar halinde ve dağınık olarak yaşadıklarına bağlamaktadır (Ramsay, 1960; 370). Bu bilgilere göre Homonadlar Suğla Gölü nün üç tarafına hakim ve dağlık alanlarda yaşayan bir halktır(ramsay, 1902; 269). Bu halk aynı zamanda bölgelerinde bulunan verimli bir ovayı işlemekte ve buraya hâkim tepelerde ve mağaralarda yaşamaktaydı (Strabon, XII 6,5). Strabon nun yukarıda anlattığı 98

107 yeri, Jüthner Beyşehir in güneyinde yer alan Gembos Ovası olarak düşünmüştür (Broughton, 1933; 137). Bölgede 1902 yılında araştırma yapan Avusturya ekibi de ön raporunda Homanadların yaşadığı yer olarak Gembos Ovası nı işaret etmişlerdir (Calder, 1910; 76). Aslında Homonadları mağaralarda ve dağların yüksek tepelerinde yaşayıp verimli bir ovayı işleyen bir halk olarak kabul ettiğimizde Ramsay, Jüthner ve Avusturya ekibinin tespitlerinin antik kaynaklarda anlatılanlar ile örtüştüğünü görebiliriz. Bu bölgeler mağara oluşumu yönünden de oldukça zengindir. Konya genelinde tespit edilmiş mağara sayısı 184 adettir. Bunlardan 160 tanesi Seydişehir (46 adet), Derebucak (45 adet), Beyşehir (39 adet), Bozkır ve Hadim (15 er adet) ilçelerinde bulunmaktadır (Nazik, 2005; 53). Rakamlardan da anlaşılacağı gibi mağaralarda yaşamlarını sürdüren ve 45 adet kaleyi kontrol altına alabilecek kadar nüfusa sahip bir topluluk için çalışma alanımızın ne kadar elverişli olduğunu görebiliriz. Ancak Homonadların yaşadığı bölge olarak Gembos Ovasını gösteren herhangi bir belge şu ana kadar ortaya çıkmamıştır. 1. ROMA KOLONİLERİ VE HOMONADLAR SAVAŞI Augustus, Aktium Savaşı ndan sonra sadece kendi veteranlarını değil aynı zamanda da artık kendi askerleri diyebileceğimiz Antonius ve Lepidus un askerlerini de kendi ülkesi içinde uygun yerlere yerleştirme çabası içine girmiştir. Bu askerlerin yerleştirilmesi için Asia da koloniler kurulmuştur. Bunlardan başlıcaları; Antiokheia, Parlais, Kremna, Olbasa, Komama ve Lystra dır (Mitchell, 1995; 90). Augustus, Amyntas ın öldürülmesinden sonra onun topraklarının mirasçısı olarak bölgeye yerleşme çabası içine girer ve onun öcünü almayı kendine dini bir görev olarak kabul eder (Ramsay, 1917; 235). Pisidia ve Isaura bölgesi şimdiye kadar her hangi bir otoriteye tam olarak boyun eğmemiştir. Zaman zaman yenilgiler alsa da ilerleyen yıllarda durumunu düzeltmiş ve eski günlerine dönmüştür. Augustus böyle problemli bir bölgeyi ancak kültürel olarak asimile ederek kazanmayı düşünmüş olmalıdır. Bunun için bölgede daha önceden kurulmuş olan Antiokheia çok uygun bir konumdaydı. Antiokheia pozisyonu gereği Limnai ve Karalis göllerinin etrafındaki arazileri kontrol altına alabilecek stratejik bir yerdeydi. Ayrıca Antiokheia problemli bölgelerden de yeteri kadar uzakta olduğundan (Mitchell, 1995; 73) askeri hareketliliği ve ikmali problemsiz bir biçimde yönetebilecekti. Roma aldığı bu stratejik karar ile Pisidia nın en kuzeyine yerleşmiş ve sırtını güvenli bir bölge olarak kabul ettiğimiz Phrygia ya dayamıştır. Bu yerleşimde koloni kurulmasının muhtemel amaçlarından birisi de göller etrafında yer alan verimli arazilerin dağ kabilelerinin saldırılarına maruz kalmasına engel olmak olabilir (Broughton, 1933; 138). Augustus bu amaca ulaşmak için Antiokheia 99

108 kolonisine veteranlarını yerleştirmiştir. Bunlardan bazıları V. Gallica lejyonu askerleridir (Syme, 1933; 18-19). Bu veteranlar yerleştikleri bölgeye Roma kültürünü de beraberlerinde getirecekler ve yaşam tarzlarını, düşünce biçimlerini koloniye yerleştireceklerdi. Drew-Bear, buraya yerleşen kolonist askerlerin iç ve kuzey İtalya nın fakir halkları arasından çıktığını ve daha iyi bir yaşam aradıkları için bu mesleği seçtiklerini bildirmektedir (Drew-Bear, 1997; 76). Kendi vatanlarında fakir bir hayat yaşayan insanlara, verimli ve güzel bir ülkede üst sınıf olma fırsatının verilmesi, iki ülke arasındaki medeniyet farkını da göstermektedir. Veteranlar koloniye gelmeden önce Antiokheia da M.Ö arasında şehir yönetiminde dini ailelerin yönetimi söz konusudur. Ancak Amyntas Men Tapınağı arazilerini yağmalayarak bunlara el koymuştur. Onun ölümüyle de bu araziler tüm bölge gibi Augustus a geçmiştir (Broughton, 1934; 220), (Ramsay, 1916; 85). Bu ailelerin Antiokheia da çok uzun süre hayatlarını sürdürmelerini Ramsay koloninin elverişli açık hava yaşantısına ve sıtma tehlikesinin olmamasına bağlamaktadır (Ramsay, 1924; 174). Antiokheia da kurulan Roma garnizon kentinin adı Colonia Caesarea olarak belirlenmiş ve bu adı Claudius dönemine kadar kullanmıştır (Ramsay, 1916; 100). Antiokheia da yerleşen veteranlar koloninin kültürel dönüşümüne katkıda sağlamanın yanında buradaki güvenlik işleriyle de ilgilenmekteydiler. Ramsay, Phrygia, Lykaonia ve güney Galatia da yaşayan toplumların Grek-Anadolu tarzı bir yaşam sürdüğünden ve bunların yaşadıkları şehirlerin yarı Helenistik bir yapı içinde olduklarından bahseder. Bu şehirlerin yarı Helenistik yaşantıları, kabile yaşamının sonucu olarak ortaya çıkan olumsuzlukları ortadan kaldırma hususunda Roma nın desteklediği bir yaşam tarzı olmuştur. Roma da bunu Asia yı asimile etmekte kullanmıştır (Ramsay, 1922; 149). Roma nın Galat toplumlarını asimile etmede uyguladığı yöntem bölgemiz için de geçerli olabilir. Calder de, Apollonia, Antiokheia, Neapolis, Pappa ve Misthia yı Galatic Phrygia şehirleri olarak saymaktadır (Calder, 1912; 83). Bu şehirlerdeki kültür birikimi bunların asimilasyonlarını hızlandırmaya yetmektedir. Antiokheia ve Suğla Gölü arasında yaşayan diğer toplumlar tam şehir düzeyine gelememiş yerlerde kabileler halinde yaşamaktaydılar. Galatic Phrygia şehirlerindeki kültürel değişim şüphesiz komşu toplumları da etkileyecekti. Ancak belki de sayılarının az olmasından, Antiokheia da yaşamaya başlayan veteranların güvenlik anlayışları saldırı odaklı olmayıp, koloniyi Homonad saldırılarından koruma şeklindedir (Ramsay, 1924; 172). Eğer Ramsay ın aktardıklarına bakarsak, Homonadlar oldukça uzun bir yol kat ederek Antiokheia a kadar ulaşmaktaydılar. Antiokheia nın hemen doğusunda yer alan Karakuyu Tepesi nde bulunan Men Tapınağı nın (Calder, 1912; 78). mülklerinin Limnai gölünün kuzeyinden Karalis Gölü nün doğu kıyılarına dek uzandığını bilmekteyiz (Ramsay, 1905; 418). Bu bilgiler ışığında veteranların alan savunması mı yoksa şehir savunması mı yaptıkları sorusu ortaya 100

109 çıkmaktadır. Kanaatimize göre veteranlar bu bölgede devriye görevi icra ederek caydırıcı bir güç olarak bulunmaktaydı. Zaten Homonadların, Karalis Gölü nün doğu ve kuzey kıyıları gibi düz bir arazide, savaş deneyimi olan veteranlara karşı bir şansları olamazdı. Vur-kaç ve pusuya düşürerek saldırma taktikleri olduğunu düşündüğümüz dağ kabileleri hiçbir zaman meydan savaşına girememiş olmalıdır. Meydan savaşı için hem çok fazla askere hem de iyi bir eğitime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu şartlar altında saldırılar küçük gruplar halinde hareket eden düzensiz dağ kabileleri tarafından yapılmaktaydı. Yukarıda bahsettiğimiz Limnai Gölü ve Karalis Gölü etrafındaki arazileri yağmalayan grupların bir kısmı Karalis Gölü nün batısında yer alan Dedegül ve Anamas Dağları nı kendilerine yurt edinmiş olabilirler. Kurucuova beldesinde bulunan eski yerleşim yerlerinin yoğunluğu bu bölgede önemli miktarda insanın yaşadığına bir delildir. Bu bölgenin stratejik konumu ise burayı çok kolay savunulabilir yapmaktadır. Karalis Gölü, Yalvaç-Beyşehir-Suğla Oluğu ile bu bölge arasında doğal bir engel oluşturmaktadır. Karalis Gölü nün sarp batı kıyıları da buraya gölden bir saldırıyı neredeyse imkânsız kılmaktadır. Karalis Gölü nün batı kıyılarında çıkarma yapmaya elverişli sınırlı sayıda düzlük bulunmasına rağmen bunlar çok küçüktür ve buraya çıkan askeri birlikler çok kolay püskürtülebilir. Günümüzde kıyıdan giden Kurucuova-Neapolis (Şarkikaraağaç-Kıyakdede) yolu Cumhuriyet Döneminde açılmıştır. Daha eskiden Neapolis e giden yolun Yenişarbademli-Gedikli arasında kalan 15 kilometresi Karalis Gölü kıyısından değil dağların arasından geçmekteydi. Bunların yanı sıra Gelendost-Sarıidris ile Gedikli arasında yer alan eski göç yolunun varlığı, Karalis Gölü nün batı kıyısı toplumları ile Ouramma toplumları arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu bölgede yapılacak epigrafik çalışmalar Karalis Gölü nün batısında kalan yerler hakkında daha yeterli bilgiler sunacaktır. Augustus, Publius Sulpicius Quirinus u (Tacitus, Annals; III 48). Suriye valisi olarak görevlendirip Homonad Savaşı na bu şekilde başlamıştır. Ramsay, M.Ö 12-6 tarihleri arasını, savaşın planlanması, icra edilmesi ve bitirilmesi olarak kabul etmektedir (Ramsay, 1917; 239). Ancak Mitchell Homonad savaşının M.Ö 6 M.S 4 yılları arasında yapılmış olduğu görüşündedir (Mitchell, 1995; 77). Bu savaş için Galatların başkenti Ancyra kadar önemli olduğu düşünülen Antiokheia merkez üs olarak seçilmiştir (Robinson, 1924; 436). Asker kökenli olarak sadece veteranların yaşadığı Antiokheia, Homonad savaşı için yeterli sayı ve donanıma sahip birlikleri barındırmamaktaydı. Bu operasyon için savaşçı birliklere ihtiyaç duyulmuştur. Operasyona en uygun birlikler olan Lejyonlar, veteranlara ek olarak Antiokheia ya kaydırılmışlardır (Mitchell, 1976; 298). V. Gallica lejyonunun veteranlarına ilaveten en uygun birlik olarak Suriye den VII. Lejyon da bu savaş için bölgeye sevk edilmiştir (Mitchell, 1976; 307), (Ramsay, 1917; ), (Syme, 1933; 24). Roma nın Pisidia da uygulamaya koyduğu savaş planı Bruoughton a göre Pisidia dan 101

110 Kappadokia ya kadar olan unsurların saf dışı bırakılmasını amaçlayan daha büyük bir alanı kapsamaktaydı. Ancak tarihi kaynaklar burada yaşayan en zorlu kavim olan Homonadlardan bahsetmektedir (Broughton, 1933; 144). Ramsay e göre Homonad Savaşı na Roma Antiokheia dan başlamış, Trogitis Vadisi ni işgal etmiştir. Antiokheia dan başlayan harekat Misthia üzerinden Trogitis e yönelmiş, Homonadlar ise bu vadide bir çarpışmaya girmekten kaçınmışlardır. Homonadları bu vadide çarpışmaktan uzak tutan etken buranın bir ordunun manevra yapabilecek kadar geniş olmasıdır. Savaş Homonad merkezlerini kuşatma altına alarak onları teslim olmaya zorlamakla kazanılmıştır. Homonadların eli silah tutan bütün erkekleri öldürülmüş, 4000 tutsak erkek komşu şehirlere yerleştirilmiştir (Ramsay, 1917; ). Bu başarı o kadar önemli bulunmuş olmalı ki Antiokheia da bulunan Pisidialı Tutsak kabartması Augustus un karalardaki zaferlerini betimlemek için kullanılmıştır (Ramsay, 1924; 439). Savaş sona erdikten sonra Homonadların ülkesi en az iki bölgeye ayrılmıştır. Bunlardan Homonada, Trogitis Gölü nün doğu kıyısında kalırken, Dalisandos ise gölün kuzeybatısında yer almıştır (Ramsay, 1917; 262). 2. VIA SEBASTE YOLU Homonadları kuşatma harekâtıyla teslim alan Roma, lehine dönen durumunu korumak için bölgede kurduğu kolonilerinin daha işlevsel bir hale gelip fonksiyonlarını ilerleyen zamanlarda da devam ettirmeleri için yeni bir projeyi ortaya koymuştur. Bu proje, kolonilerin birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarına ve Homonadlar bölgesini çepeçevre sarmalarına yarayacak bir yol projesidir. Bu yol ağı sayesinde problemli bölgelere birlik ve malzeme sevkiyatı gayet hızlı yapılabilecekti. Aslında Helenistik Dönem de Pisidia bölgesinde yer alan şehirlerin haberleşmeleri bir bakıma patika yollar sayesinde yapılabilmekteydi (Mitchell, 1995; 70). Ancak bu yollar, askeri amaçlar için kurulmuş olan kolonilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzak olduklarından, Roma bölgede Amyntas ın öldürülmesi ile aleyhine olan durumu kontrol altına almak için bu eski yol sistemi ile yetinmemiştir. Çünkü düzenli ve tam donanımlı askeri birlikleri seri ve güvenli bir biçimde geçirmek mevcut olan yollardan ziyade ancak daha geniş ve kullanışlı yollar ile mümkün olabilirdi. M.Ö 6 yılında savaşın bitmesi ile Roma, burada bir yol yapım çalışmasına Cornutus Arruntius Aquila nezaretinde hemen başlamıştır (Robinson, 1924; 436), (Cronin, 1902; 109), (Levick, 1965; 54). Ancak bu yolların yapımı sadece Lejyon askerlerinin çalışmasıyla yapılabilecek projeler olmayıp (Mitchell, 1995; 126) muhtemelen yerel halkın emeğinden de yararlanılmıştır. Taş döşeme olarak yapıldığını bildiğimiz bu yol ağının inşasında birçok birim çalışmış olmalıdır. Lejyoner unsurlar bu yol ağının inşası sırasında güvenliği sağlamanın yanında projenin mühendislik kısmına katkıda bulunmuş olabilirler. Yol 102

111 döşemesinde kullanılan taşların kaynağı konusunda elimizde bir bilgi bulunmamakla beraber bu malzemeler çevrede bol bulunan taş ocaklarından sağlanmış olmalıdır. Karalis Gölü nün kuzey doğu kıyılarından geçen yol güzergâhlarının yapımı için yeterli malzeme daha uzak bölgelerden sağlanmış olmalıdır. Ramsay, bu yol projesinin savaş esnasında Homonad tehlikesine rağmen hayata geçirilemeyeceğini ileriye sürmüştür (Ramsay, 1917; 238). Homonadların savaşçı özellikleri ve bölgeye hakim konumları düşünüldüğünde bu yol ağının savaştan önce hayata geçirilemeyeceği çok açıktır. Robinson da bu savaş sonucunda 300 milden fazla mesafe içinde Toroslar bölgesinin pasifleştirildiğinden bahsetmektedir (Robinson, 1924; 436). Robinson un aktardığı bilgi, bu savaşın daha önceden bahsettiğimiz daha büyük bir projenin parçası olduğunu söyleyen Broughton ı destekler mahiyettedir. Savaş sonunda sadece Homonadlar etkisiz hale getirilseydi diğer Pisidia kavimleri bu yolun tamamlanmasına engel olabilirlerdi. Yine de bizim bilgilerimiz sadece Homonadların saf dışı bırakılıp bu yol projesinin ondan sonra başladığı yönündedir. Bu dönemde bölgede yapılan yolların Via Sebaste olarak tek bir ad altında anılması bu yolların bütünlüğünü ve aynı amaç doğrultusunda yapıldıklarının bir göstergesidir (Ramsay, 1916; 87). Bu yol ağının başlangıç noktası olarak Antiokheia kabul edilmektedir çünkü yolların mesafesi ölçülürken Antiokheia başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir (Ramsay, 1916; 87). French, Antiokheia dan başlayıp Phrygia Paroreis üzerinden kuzeye Philomelium a ve yine aynı yerden başlayarak batıya, Synnada ya açılan yolları tespit etmiştir (French, 1984; 124). Asia da görmeye alıştığımız yayalar ve yük hayvanları için planlanmış basamaklı yollardan ayrı olarak bu yol yük arabalarının kullanımı için tasarlanmış geniş ve döşeme bir yoldur. Antiokheia yı güneye bağlayan bir başka güzergâh ise Kestrus vadisinden geçip Cremna üzerinden Sagalassos a veya bir başka kol vasıtası ile Adada üzerinden Limnai Gölüne ulaşan yoldur (Mitchell, 1995; 70). Daha dağlık bir bölge olan Manavgat ve Akseki bölgesinde yer alan yolların basamaklı olması (French, 1993; 202), (Ercenk, 1992; 363). buradaki güzergâhın sadece yaya ulaşımı veya binek hayvanları için yapılmış olduğunu göstermektedir. Zaten bu güzergâhlardan tekerlekli taşıma araçlarının geçirilmesi oldukça dağlık olan bölgede güvenlik zafiyetini de beraber getirecektir. Antiokheia dan başlayıp Neapolis e ulaşan Via Sebaste, Kıyakdede nin doğusundan, günümüzdeki Hüyük yolu ayrımında iki kola bölünmekteydi. Yolun Kıyakdede den geçtiğinin delili burada bulunan 3 adet mil taşıdır. Via Sebaste nin 44. ve 45. mil taşları Selki de bulunmaktadır. Görünmez üzerinden Selki ye ulaşan bu hat Pappa ya varmaktaydı. Pappa dan sonra Bağırsak Deresi ni takip eden yol, günümüzdeki yol ile hemen hemen aynı noktalardan geçmekteydi. Ancak Pappa dan sonra Via Sebaste nin normalde sadece İkonium a gitmesi gerekirken, Cronin bu yolun Pappa dan sonra muhtemelen 103

112 Kızılören den önce doğuya saparak Lystra ya gitmiş olabileceğini de düşünmektedir (Cronin, 1902; 110). Kıreli de bulunan büyük bir mil taşı Kıyakdede den ayrılan yolun buradan Beyşehir e gittiğinin en büyük delilidir. Ayrıca Beyşehir yakınlarında yol kenarlarında bulunan Roma dönemi taşları ve Beyşehir de bulunan Taş Köprü den önce kullanılan köprüdeki Roma taşları bu yolu tamamlayan parçalardır (Cronin, 1902; ). Taş Köprü nün yapımından sonra Beyşehir e gelen Ramsay su seviyesinin düşük olduğu zamanlarda bu köprünün yanında eski Roma köprüsünün kalıntılarının görülebildiğini rapor etmiştir (Ramsay 1924; 200). Bu durumda yol, günümüzdeki adı ile Çarşamba Kanalı nı aynı noktada geçmekte idi. Çarşamba kanalını geçen Via Sebaste muhtemelen Gembos Ovası üzerinden Side ye (Mitchell, 1995; 70) ulaşmaktaydı. Bölgede araştırmalar yapan Bahar, Gembos Ovasını geçen ve Gölcük dağı kesiminde Döşeme mevkiinde bulunan yolun da Manavgat ve Akseki bölgelerindeki yollar gibi basamaklı olduğunu ve Antik Çağ da köle ticareti yapılan Side ile bağlantıyı sağladığını düşünmektedir. Yol inşasında kullanılan büyük blok taşlar da buradaki trafiğin boyutlarını ve yola verilen önemi göstermektedir (Bahar, 2006a; 96). Yöre halkı tarafından Demirkapı olarak adlandırılan bu geçit 1960 lı yıllara değin yerel halk tarafından kullanılmıştır. Buradan dik bir sırtı aşan yol gittikçe irtifa kaybederek Side ye ulaşmaktadır. Döşeme mevkiinden Side ye ulaşan Roma yollarının bağlantılarını araştıran Bahar, Dumanlı kesiminde bu yolun bağlantılarının var oladuğuna işaret etmektedir. Ona göre Dumanlı-Saraycık yol güzergâhı Manvgat a ulaşan yolların başlangıcını oluşturmakta, hatta tarihi Alanya-Beyşehir yolu ile de ilişkisi bulunmaktadır (Bahar, 2006a; 98). Karalis Gölü nün güneybatısından Side ye ve Manavgat a ulaşan bu yan yollara ek olarak Levick, Antiokheia dan başlayıp Anabura üzerinden gölün batı kıyısını geçerek, dağların içinden Adada ya ulaşan eski bir yolun varlığını öne sürmektedir (Levick, 1967; 15). Cronin in Gökçimen, Avşar ve Akçalar da tespit ettiği mil taşları (Cronin, 1902; 110) Via Sebaste nin Trigotis e bu güzergâhtan ulaştığını göstermektedir. Trigotis üzerinden Isauria Palaia ya ulaşan (Bahar, 2006b; 261) Via Sebaste, Homonad Savaşı ndan sonra, bölgeyi kontrol altında tutma ve gerektiğinde buraya askeri birlikler kaydırma hususunda çok önemli bir vazife görmüş olmalıdır. Karalis Gölü nden güneye açılan bu iki hattın güvenliği de Neapolis, Kıreli, Vasada, Akkise, Artanada ve belki de Lystra çevrelerinde konuşlanmış garnizonlar tarafından sağlanmaktaydı (Mitchell, 1995; 122). Antiokheia da konuşlanmış olan ala Antiochiensium adlı bir atlı birlik (Mitchell, 1995; 74) Roma nın bölgedeki problemlere ne kadar çabuk müdahalede bulunmak 104

113 istediğinin de bir kanıtıdır. Bu atlı birlikler yol güvenliğini sağlamada caydırıcı bir güç olarak da kullanılmış olabilir. Bu yolların kullanımı bazen yöre halkı ve kullanıcılar arasında anlaşmazlıklara sebebiyet vermiş olmalıdır. Sagalassos ta bulunan bir yazıta göre; Tiberius zamanında yolu kullananların ve burada hizmet sağlayan yerel halkın uyması gereken kurallar bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu düzenleme ile kamu görevlilerinin keyfi uygulamalarına ve yöre halkının bunlardan olumsuz etkilenmesine son verilmek istenmiştir (Mitchell, 1995; 109). SONUÇ Galatya Kralı Kastor un ölümüyle yerine geçen Amyntas ın Pisidia bölgesinde harekatlara girişmesi ve Homonadlar tarafından öldürülmesi, bölgenin hala kontrol altına alınamadığını göstermektedir. Galatya Kralı Amyntas ın bu bölgede öldürülmesi bu coğrafyanın zorluğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Daha önce yerel krallara güvenen ve Pisidia bölgesinde toprak edinmeyen Roma, geçici askeri harekatlar yerine, korsanlarla mücadelede radikal kararlar alarak koloni kurma faaliyetlerine başlamıştır. Bu, bölgenin sadece askeri önlemler ile pasifize edilemeyeceğinin Roma tarafından anlaşıldığının da bir göstergesidir. Augustus, kurduğu koloniler ile bölgenin güvenliğini sağlama konusunda zamana yayılan sistematik bir çalışmayı başlatmıştır. Kurduğu askeri koloniler ilk başlarda askeri bir ikmal ve karakol merkezi olarak görev yapmaktaydı. Roma burada kurduğu kolonileri Via Sebaste adlı bir yol sistemi ile bir birine bağlamak istemiştir. Daha önceki dönemlerde kullanıldığını bildiğimiz bu yol güzergahlarında, Roma yönetimi sayesinde, mühendislik çalışmaları ile inşa edilmiş döşemeli yollar yapılmıştır. Ulaşımda sağlanan kolaylık ile beraber Homanadlar gibi bir kavim kontrol altına alınmıştır. YARARLANILAN KAYNAKLAR KİTAPLAR LEVICK, Barbara. (1967). Roman Colonies in Southern Asia Minor. Oxford: Clarendon Press. MITCHELL, Stephen. (1995). Anatolia-Land Men, and Gods in Asia Minor. New York: Clarendon Press. PLINIUS, Naturalis Historia, ed. H. R. Rackham (Loeb), London, RAMSAY, W. M. (1960). Çev. Mihri Pektaş. Anadolunun Tarihi Coğrafyası. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi. 105

114 STRABON, Geographika, Çev. H. C. Hamilton ve W. Falconer, London, TACITUS, Annales, ed. J. Jacson (Loeb), London, DERGİLER BAHAR, Hasan. (2006a). Konya-Karaman İlleri ve İlçeleri 2004 Yılı Yüzey Araştırmaları. 23. Araştırma Sonuçları Toplantısı. 1, 30 Mayıs-3 Haziran S: (95-106) BAHAR, Hasan. (2006b). Beyşehir-Suğla Havzası Erken Tarihi. T.C. Selçuk Üniversitesi Beyşehir Meslek Yüksekokulu I. Uluslararası Beyşehir ve Yöresi Sempozyumu Mayıs S:( ) BROUGHTON, T. R.S (1934). Roman Land Holding in Asia Minor. Transactions and Proceedings of the American Philological Association. Sayı: 65. S: ( ) BROUGHTON, T. R.S. (1933). Some Notes on the War with the Homonadeis. American Journal of Philology. Sayı:54 (2). S: ( ) CALDER, W. M. (1912). Colonia Caesareia Antiokheia. Journal of Roman Studies. Sayı: 2. S: CALDER, W. M (1910). A Cult of the Homonades. Classical Review. Sayı: 24 (3). S: (76-81) CRONIN, H. S. (1902). First report of Journey in Pisidia, Lykaonia, and Pamphylia. Journal of Hellenic Studies. Sayı: 22. S: (94-125) DREW-BEAR, Thomas. (1997). Pisidia Antiocheiası ndan Yeni Yazıtlar. XIV. Araştırma Sonuçları Toplantısı. 27 Mayıs-31 Mayıs. S: (73-78) ERCENK, G. (1992): Pamphylia Bölgesi ve Çevresi Eski Yol Sistemi. Belleten. Sayı: 56 (216). S: ( ) FRENCH, David. (1993) Yılı Roma Yolları, Miltaşları ve Yazıtları Araştırması. X. Araştırma Sonuçları Toplantısı Mayıs. S: ( ) FRENCH, David. (1984). Roma Yolları ve Miltaşları. II. Araştırma Sonuçları Toplantısı Nisan. S: ( ) LEVICK, B. (1965). Two Inscriptions from Pisidian Antioch. Anatolian Studies. Say: 15. S: (53-62) MITCHELL, S. (1976). Legio VII and the Garrison of Augustan Galatia. The Classical Quarterly, New Series. Sayı: 26 (2). S: ( ) NAZİK, Lütfi. (2005). Konya (Genel), Beyşehir ve Derebucak Mağaraları. Ulusal Mağara Günleri Sempozyumu Haziran. S: (47-60) 106

115 RAMSAY, W. M. (1924). Studies in the Roman Province Galatia: VI. Some Inscriptions of Colonia Caesarea Antiokheia. Journal of Roman Studies. Sayı: 14. S: ( ) RAMSAY, W. M. (1917). Studies in the Roman Province Galatia: I. The Homonadeis and the Homonadensian War. Journal of Roman Studies. Sayı: 7. S: ( ) RAMSAY, W. M. (1916). Colonia Caesarea (Pisidian Antioch) in the Augustan Age. Journal of Roman Studies. Sayı: 6. S: (83-134) RAMSAY, W. M. (1905). Lykaonian and Phrygian Notes. Classical Review. Sayı: 19 (8). S: ( ) RAMSAY, W. M. ( ). Pisidia and the Lykaonian Frontier. Annual of the British School at Athens. Sayı: 9. S: ( ) ROBINSON, D. M. (1924). A Preliminary Report on the Excavations at Pisidian Antioch and at Sizma. American Journal of Archaeology. Sayı: 28 (4). S: ( ). SYME, R. (1933). Some Notes on the Legions Under Augustus. Journal of Roman Studies. Sayı: 23. S: (14-33) 107

116 108

117 İNTERNET BANKACILIĞI VE E-TİCARETİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ÖZET Yusuf Yalçın İLERİ * Hüseyin İLERİ ** Teknolojinin hızlı bir biçimde değişmesi ekonomik hayatta karşımıza internet bankacılığı, e- ticaret gibi yeni kavramlar çıkarmıştır. Teknolojinin yarattığı bu yeni kavramlar sayesinde bilginin dolaşım hızı artmış, bilgiye ihtiyaç duyanlar dünyanın çeşitli yerlerindeki bilgiye ulaşarak onları harmanlama ve katma değer içeren bilgileri üretme olanağına kavuşmuştur. Yapılan bu çalışmada, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı ticaret ortamında e- ticaret ve internet bankacılığının yarattığı etkilerin Türkiye ekonomisi üzerinde ne yönde bir değişim yarattığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: E- Ticaret, İnternet Bankacılığı, Türkiye Ekonomisi. THE EFFECTS OF E-COMMERCE AND INTERNET BANKING ON TURKISH ECONOMY ABSTRACT Rapidly changing face of technology in economic life has arisen new concepts like internet banking and e-commerce recently. Thanks to these new concepts created by the increased speed of movement of information technology, those who need the information in various parts of the world can reach any information to combine and produce value-added information. In this study, the direction of changes caused by the effects of e-commerce and internet banking in Turkish economy was carried out. Key Words: E-Commerce, Internet Banking, Turkish Economy. 1. GİRİŞ Teknolojinin ticaret hayatında kullanılmasıyla alıcı ve satıcı arasındaki duvarlar yıkılmış, sonuçta ise ticarette aracılık yapan firmalar popülaritesini kaybetmeye başlamışlardır. Ticaretin sanal ortama taşınmasıyla oluşan elektronik ticaret (eticaret) sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki alıcı ve satıcılar aracı kullanmadan görüşebilmektedir. Bu sanal ortam tüm alıcı ve satıcılara piyasa hakkında tam bilgiye ulaşma imkânı sunmuştur. E-ticaret sayesinde geleneksel ticaret kavramı yok olmakta, günde 24 saat yılda 365 gün çalışan ticari zeminler * Öğretim Görevlisi, Selçuk Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ** Yrd. Doç. Dr., Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu 109

118 oluşmaktadır. İnternet üzerinden bilgi ve para çok hızlı yayılmaktadır. Yatırımlar internet üzerinden yapılmakta, şube bankacılığı yerini alan telefon bankacılığından sonra bankalar internet bankacılığı alanında birbirleriyle yarışmaya başlamışlardır. İnternet ve e-ticaret sınır tanımayan yapısıyla küreselleşme olgusuna hız kazandırmıştır. İnternet sayesinde pazarlar olduğundan daha yakın, ticaret ise olduğundan daha kolay hale gelmiştir. Rekabet yapısı içerisinde bilişim teknolojileri, bankaların kullanmış olduğu önemli rekabet araçlarından birisidir. İnternetin işletmecilik anlayışını ve biçimini kökten değiştirmeye başlamasıyla birlikte bankaların da kullanmış olduğu pazarlama ve satış yöntemleri bu süreç içerisinde değişim göstermiştir. İnternetin web üzerinde kullanılmaya başlanılması ile birlikte bankalar ürünlerini internet bankacılığı aracılığı ile müşterilerine iletmeye başlamışlardır. Teknolojinin yakın takipçisi konumunda olan bankalar; hız, zaman ve maliyetin önem kazandığı günümüzde, internet bankacılığı ile en yüksek faydayı sağlamayı planlamaktadırlar. Bunu da maksimum müşteri memnuniyeti ile yerine getirmeyi hedeflemektedirler. Bankaların elektronik ticaret stratejilerinin bir parçası olan internet bankacılığı, bankalar tarafından alternatif bir araç olarak kabul görmektedir. Bankalar şubelerindeki müşteri kuyruklarının ve yoğunluğunun getirdiği olumsuzlukları internet bankacılığı alternatifi ile gidermeye çalışmaktadırlar. Kısa vadede göz önünde bulundurulan amaç, personel ve şube giderlerinin azaltılmasından çok şubelerin normal potansiyelleri kapsamında işlem yapmalarına olanak sağlayan bir ferahlamanın sağlanmasıdır. 2. E-TİCARETİN TANIMI Dünya Ticaret Örgütü e-ticareti; üretim, dağıtım, pazarlama, ürün ve hizmet tesliminin elektronik anlamda yapılması olarak tanımlamaktadır. E-ticaret sadece internet yoluyla ürün satmak ya da satın almak değildir, satış sürecini destekleyen tüm diğer aktiviteleri de kapsar. Şüphesiz ki e-ticaret iş süreçlerini değiştirmekte ve yeni süreci değiştirecek şekilde organizasyonel yapıyı da değiştirmektedir (Quaddus ve Achjari, 2005, s:473). OECD nin belirlemiş olduğu tanımda ise e-ticaret iş odakları, ev sakinleri, bireyler, hükümetler diğer resmi ya da özel kuruluşlar arasında bilgisayar ağları üzerinden ürün ve hizmet satın alma ya da satış olarak gerçekleştirilen elektronik işlemlerdir. Ürün ve hizmetler bu ağlar aracılığıyla sipariş edilir fakat ödeme ya da ürün hizmet teslimi çevrimiçi de (online) çevrimdışı da (offline) olabilir (Numberger ve Rennhak, 2005, s:269). E-ticaret yalnızca internet yoluyla ürün almak ve satmak değil fakat aynı zamanda müşterilere servis vermek, iş ortaklarıyla ilişkileri artırmak ve organizasyon içi iş idaresidir. Bu tanım e-ticaretin 3 katmanını ifade 110

119 etmektedir: (i) organizasyon içi ya da iş içi e-ticaret idaresi ana temsilcisi şirket içi ağ (intranet) ya da iç sistemidir. (ii) organizasyonlar arası ya da diğer iş ortaklarıyla iş idaresi temel temsilcisi ortaklara açık ağ (extranettir) (iii) en sonuncusu da herkese açık olan genel bir alandır (Piris ve diğ, 2004, s:54). Tablo 1: E-Ticaret Tanımları Yazar Yıl E-Ticaret Tanımları Berkowitz 2000 Kaya 2001 WTO 2002 Carter 2003 Hizmetlerin ve ürünlerin stok, değişim, reklam, dağıtım ve ödenmesinde elektronik haberleşme formlarını kullanan aktivitedir. Bilgisayar ağları aracılığıyla üretilen ürünlerin satılması, reklamının yapılması, satıştan sonra teknik destek verilmesi ve ödemelerin yapılması faaliyetleridir Mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımlarının telekomünikasyon ağı üzerinden yapılmasıdır Ekonomik işlemlerin, elektronik iletişim araçları ya da bilgisayar ağı aracılığıyla gerçekleştirilmesidir. Piris ve diğ 2004 E-ticaret yalnızca internet yoluyla ürün almak ve satmak değil fakat aynı zamanda müşterilere servis vermek, iş ortaklarıyla ilişkileri artırmak ve organizasyon içi iş idaresidir. 3. E-TİCARETTE TARAFLAR Literatürde e-ticareti taraf ilişkisi boyutunda temel olarak ele alan bir sınıflandırma kabul görmüştür (Rayport ve Jaworski, 2003, s:40). Bu sınıflandırma aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır B2B (Firmadan Firmaya E-Ticaret) İki organizasyon arasındaki tüm e-ticaret aktivitelerini ifade eder. Tüm diğer aktivitelerin arasında satın alma, tedarik, tedarikçi ilişkileri stok yönetimi, kanal yönetimi, satış aktiviteleri, ödeme yönetimi, servis ve desteği içerir (Bertschek ve diğ, 2006, s:387). E-ticarette en hızlı büyüyen pazar bölümüdür. B2B sayesinde firmalar arabuluculuk faaliyetlerine gerek kalmadan internet ortamında iletişime geçebilmektedir. Bu kapsamda internet üzerinden ürün kataloğu aranması, sipariş, faturalama ve ödeme işlemleri yürütülmektedir (Canpolat, 2001, s: 12). B2B e ticaret, ilk olarak EDI (Elektronik Veri Değişimi- Electronic Data Interchange) tabanlı uygulamalarla başlatılmıştır. İnternet aracılığıyla yapılan e-ticaret işlemlerinde firmalar ihtiyaçlarını hızlı ve düşük maliyette karşılayabilmekte, etkin stok kontrolleri yapabilmektedir. B2B e-ticaret sayesinde de firmalar ve tedarikçiler sınır ötesi pazarlara kolaylıkla ulaşabilmektedir (Çak, 2002, s: ). 111

120 Tablo 2: E-Ticaret İşlem Hacminin Hızlı Gelişimi Yıllar Firma-Firma(B2B) İşlem Hacmi (Milyar Dolar) Kaynak: Tablo 2 deki sayısal verilere bakıldığında firmaların internete hızlı bir şekilde adapte oldukları ve geleneksel olarak yaptıkları B2B ticaret faaliyetlerini internet ortamına taşıdıkları görülmektedir. Bu artışta ekonomide önemli yeri olan KOBİ lerin de e-ticareti kullanmaya başlamasının önemli bir rolü bulunmaktadır B2C (Firma Tüketici Arası E-Ticaret) Firma-tüketici arası (B2C) e-ticaret firmanın internet üzerinden tüketiciye çeşitli ürünler satması veya bankacılık ve borsa aracı kurumculuğu gibi hizmetler vermesi olarak tanımlanmaktadır. E-ticaretin sadece beşte birlik bir bölümü tüketici odaklı gerçekleşmektedir (Çak, 2002, s:40). Henüz B2C e-ticaret oranının bu kadar düşük olmasının nedenleri arasında, tüketicinin elektronik ortama ulaşmasının maliyetinin görece yüksek oluşu, tüketicilerin e-ticareti tam olarak tanımaması ve internetteki bazı güvenlik sorunları gösterilebilir. Her geçen gün internete bağlanan kullanıcı sayısının artması, işletmelerin bu alandaki potansiyeli görmelerine sebep olmuştur. İşletmeler internet müşterilerine hizmet verecek şekilde örgütlenmeye başlamıştır. B2C e ticarette, firma ürünlerinin çeşitli özelliklerini web sayfalarında görüntülemekte, müşterilere değişik ödeme olanakları sunmaktadır. Firma açısından B2C e ticarette amaç; daha çok tüketici kitlesine ulaşmak, ürünlerinin reklam ve pazarlamasını daha az maliyette gerçekleştirmektir. Firmalar web sayfaları sayesinde daha çok müşteriye ulaşmayı hedeflemektedir. Firmalar, web sayfalarında tüketiciye daha cazip ödeme planları sunarak, malın satışını gerçekleştirmektedir. B2C e ticaret, tüketici açısından, istediği ürünü kolayca bulabileceği, mevcut ürünler arasında karsılaştırma yapabileceği, değişik ödeme planları arasından kendisine en uygun ödeme planını seçebileceği, alış verişini bir aracıya gerek kalmadan yapabileceği bir ortam sunmaktadır (Çak, 2002, s:46). E-ticaret sayesinde tüketiciler günün 24 saati internet üzerinden alışveriş yapabilme imkanına sahiptir. Tüketiciler tüm dünya üzerindeki perakendeci veya üreticiler arasında geniş bir tercih seçeneği içerisinde evlerinden alışveriş 112

121 yapabilmektedir. E-ticaret sayesinde tüketiciler çeşitli malların fiyatlarını internet üzerinden karsılaştırıp karar verme olanağına sahiptir. Özellikle internet üzerinden sipariş edilen ürünlerde teslim kolaylığı sağlanması, internet tabanlı firmalar için bir rekabet unsuru oluşturmaktadır. Bankacılık sektörü teknolojik gelişmeleri yakından takip eden öncü sektörlerden olduğu için internete hızlı bir seklide adapte olmuştur. Bankalar internet sayesinde müşterilerine kredi talebinde bulunmaktan, hesap hareketlerini incelemeye varıncaya kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Borsa işlemlerinin internet üzerinden yapılması giderek yaygınlaşan bir uygulamadır. İnternet sayesinde hisse senedi sahipleri borsadaki değişmelerden anında haberdar olmaktadır. Hisse senedi sahipleri dünyanın bütün borsalarındaki gelişmeleri anında takip edebilirken, aynı zamanda da tam bilgiye sahip olmaktadır. Dünyada ve Türkiye de özellikle hava yollarında bilet alım satımı internet üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Bunun yanında çeşitli seyahat organizasyonları, oto kiralama hizmetleri de internet üzerinden yapılabilmektedir. Birçok medya kuruluşu internette kendi sitelerini oluşturarak internet kullanıcılarının haberlerden anında haberdar olmasını sağlamaktadır. Bunun yanında günlük gazetelerin birçoğu yayınlarını internet üzerinden de gerçekleştirmekte, isteyen internet kullanıcılarına arşivlerini kullandırmaktadır (Çak, 2002, s:48-51). Firmalar açısından B2C e-ticarette başarılı olmanın en önemli şartı, tüketiciyi web sayfasında uzun süre tutabilmektir. Bu yüzden firmalar ürünlerini tanıttıkları web sayfalarında sürekli güncelleme yaparak web sayfalarını daima canlı tutmaya çalışmaktadır (Özbay ve Devrim, 2000, s:42) B2G (Firma Devlet arasında ve Vatandaş Devlet Arasında E- Ticaret) Vergiler, sosyal güvenlik, istatistik ve izinlerin elektronik yoldan izlenmesi ve düzeltilmesi, kamu ihalelerine elektronik yollarla başvurulması gibi işlemler işletmelerle devlet arasındaki e-ticaret (B2G) olarak adlandırılmaktadır. B2G e- ticaretle, devletin firmalara daha iyi hizmet götürülmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede firmaların devletle olan ilişkileri yeniden düzenlenmekte, gereksiz zaman kaybı ortadan kaldırılarak firmalar için maliyetler azaltılmaktadır. Firmaların karşılaştıkları bürokratik engellerin elektronik ortamda aşılmasına çalışılmaktadır. Bu kavram içerisinde devlet, firmalarla olan ilişkilerini düzenlemenin yanında, firmalar hakkında doğru bilgilere hızlı bir şekilde ulaşma olanağına da kavuşmaktadır (Çak, 2002, s:55). Vatandaş devlet arasında (C2G) yapılan e ticaret kavramında vatandaşların devlet ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi ve internet üzerinden yapılması amaçlanmaktadır. C2G e ticarette sosyal güvenlik ödemelerinin internet yoluyla yapılması, kişilerin vergi borcunu ve cezalarının internet yoluyla ödenmesi, kişilerin devlet sınavları sonuçlarının internet yoluyla öğrenmesi, çeşitli kimlik numaralarının internet yoluyla öğrenilmesi, farklı konularda 113

122 devletten bilgi sağlanması gibi kolaylıklar amaçlanmıştır. ÖSYM nin (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) yapmış olduğu sınav sonuçlarının internetten öğrenilmesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ne internet üzerinden pasaport müracaatı yapılabilmesi bu kolaylıklara örnek verilebilir (Özbay ve Devrim, 2000, s:46). 4. İNTERNET BANKACILIĞI Bankacılık sektörü dünyada büyük bir değişim içindedir. Teknolojinin hızlı gelişimi, müşteri hizmetinin boyutlarının çeşitlenmesi, rekabetin her alanda artması ve daralan kar marjları, bankaları daha çok bireylere dönük uygulamalar geliştirmeye yöneltmiştir. Türk bankacılık sisteminin de giderek küreselleşen dünyadaki gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değildir. Türkiye'de bankacılık sektörü, bilgi ve iletişim teknolojisini en yoğun kullanan sektördür. Bankalar, teknolojik gelişmeleri iş alanlarına bir an önce yansıtmaya ve rekabet avantajı sağlamaya çalışmaktadırlar. Türkiye'de bankaların elektronik ticaretin gelişmesine bu anlamda öncülük ettikleri görülmektedir (Aparikyan,2000, s:40). İnternet bankacılığı, bankacılık hizmetlerinin satışını sağlayan en yeni dağıtım kanalıdır. İnternet bankacılığı, müşterilerin evlerinden veya işyerlerinden ayrılmadan bir telekomünikasyon ağı aracılığıyla yapabilecekleri, bakiye görüntüleme, hesaplar arası transfer yapma, ödeme yapma, çeşitli konularda bilgi alma gibi hizmetleri kapsamaktadır (Aparikyan,2000, s:41). İnternet bankacılığı, işlemlerin daha az maliyet ve personel desteğiyle yapılmasını sağladığı gibi, şube ortamlarından farklı olarak yöresel bir erişim kısıtlılığını içermemesi bakımından en önemli kanallardan biri haline gelmiştir (Kırçova, 1999, s:23). Finansal hizmet sunan firmalar için yepyeni bir dağıtım kanalı olan interneti kullanmada amaç; finansal ürün ve hizmetlerin bazılarını, tüm potansiyel müşterilere daha az maliyetle, fakat eşit kalitede sunabilmek ve interneti dünyanın her yerinden gece ve gündüz bir kontak noktası olarak kullanmaktır. Elbette ki bunun anlamı finansal kurumların pazar alanlarını ve paylarını, yeni şube ya da ofis açmadan genişletme imkânına sahip olabilecek bir ortamın sağlanmasıdır (Kırçova, 1999, s:28). Artık günümüzde "İnternet" finansal kurumlar için stratejik bir araç olarak kabul edilmektedir. Finansal kurumların interneti kullanım sebepleri dört başlık altında toplanabilmektedir (Argan, 2000, s:70): Bilgilendirme aracı, Müşterilerle çift yönlü iletişim, Müşteri ilişkilerinin geliştirilmesi ve müşteri sadakatinin sağlanması, 114

123 Şubelerde gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinin müşteriye internet üzerinden sunulması. Gelecekte rekabet unsurundan daha çok "olmazsa olmaz" özelliği taşıyacak olan internet bankacılığı ile müşteriler hem işlemlerini 24 saat gerçekleştirebilmekte hem de tüm portföyünü 24 saat boyunca kontrolü altında tutabilmektedir. Bankacılık sektöründeki bu tür gelişmeler müşteriler açısından değerlendirildiğinde, yeni uygulamalar "en iyi hizmet veren bankayı seçme" şansını verdiğinden, müşterilerin sadakati de azalmaya başlamaktadır. Bu nedenle, internet bankacılığı bankalar için daha da önemli bir konu haline gelmektedir (Argan, 2000, s:77). 5. İNTERNET BANKACILIĞI ARACILIĞIYLA SUNULAN HİZMETLER İnternet bankacılığı uygulamalarının ilk başladığı 1997 yılında az sayıda bankacılık işlemi internet üzerinden gerçekleştirilebilmekteydi. İnternet bankacılığı aracılığıyla sunulan hizmetlerin sayısı her geçen gün artmakta, bankalar ise internet üzerinden sundukları hizmet yelpazesini genişletmek için birbirleriyle yarışmaktadırlar. Günümüzde internet bankacılığında gelinen noktada, şubeden yapılan hemen bütün işlemler internet şubesinden de gerçekleştirilebilmektedir. Günümüzde, internet üzerinden sunulan hizmetler aşağıda sıralanmıştır (Aksoy, 2000, s:49): Hesap Açılışları: Müşteriler, bankaların internet şubelerinde, vadeli hesap, vadesiz hesap ve yatırım hesabı açtırabilmektedirler. Bu hesaplar, ilgili bankanın, müşterinin istediği şubesine bağlı olarak açılabilmektedir. Bu hesapların yanı sıra bankaların, faklı özellikler ve isimler altında müşterilerine sundukları hesap çeşitlerinin açılış işlemleri de internet üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bu tür hesaplara örnek olarak Garanti Bankası'nın müşterilerine sunduğu ELMA ve Biriktiren Hesap verilebilir. Hesaplar TL veya istenilen döviz cinsiyle açılabilmekle beraber vadeli döviz hesabı açtırabilmek için müşterilerin bankada vadesiz döviz hesabına sahip olmaları gerekmektedir (Aksoy, 2000, s:49). Para Transferleri: Bankalar, müşterilerine internet şubelerinden havale, EFT ve hesaplar arası transfer işlemlerini ücretsiz olarak yapabilme imkânı sunmaktadır. Bu işlemlerin yanı sıra, düzenli ödeme emri ve kayıtlı ve ileri tarihli havale/eft emri verilebilmektedir. Her iki işlem için de isme veya hesap numarasına olmak üzere iki seçenek bulunmaktadır. İşlemler yapılırken her aşamada müşterinin onayı alınmakta ve bilgilerde düzeltme yapma imkânı sağlanmaktadır. İşlem sonucunda dekont anında düzenlenip müşterinin e-posta adresine gönderilmekte veya müşteri istediği takdirde yazıcıdan anında 115

124 dekontunun çıktısını alabilmektedir. Ayrıca, bankalar internet şubelerinde, bu işlemler için kayıt yapma, toplu havale gönderme gibi kolaylıkları da müşterilerine sunmaktadır (Aksoy, 2000, s:49). Yatırım İşlemleri: Bankaların internet şubelerinden, yatırım fonu alım-satımı, repo, döviz alım-satımı, hisse senedi, hazine bonosu, vadeli hesap, halka arz, gibi yatırım işlemleri yapılabilmektedir. Bu işlemler için ileri tarihli alım-satım emri verme imkânı sağlayan bankalar, müşterilere büyük avantaj ve kolaylık sağlamaktadır. Yatırım işlemleri, internet şubesi müşterileri tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır (Aksoy, 2000, s:50). Ödeme İşlemleri: Bankaların, internet şubeleri üzerinden sundukları ödeme hizmetleri, anlaşmalı oldukları kurumlara bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Bankaların, sunduğu ödeme hizmetleri her geçen gün artmaktadır. Genel olarak, bankaların internet şubelerinden sunulan hizmetleri, Türk Telekom'a ait telefon faturaları, cep telefonları fatura ödemeleri, su ve elektrik faturaları olarak sıralanmaktadır. Henüz Türkiye'nin bütün şehirleri için geçerli olmayan su ve elektrik faturası ödemeleri bankalar arasında giderek daha da yaygınlaşmaktadır. Bu ödemelerin yanı sıra, vergi, sigorta, SSK, trafik cezalan ve üniversite harcı ödemeleri ise, görülen uygulamalardır. Bu ödemeler için otomatik ödeme talimatı verilebildiği gibi tesisat veya sözleşme numaraları ile de ödeme yapmak da mümkündür. Her ay düzenli ödemesi yapılan faturaların, internet üzerinden yapılabilmesi müşterilere büyük kolaylık sağlamaktadır. Bankaların, internet şubelerinde sundukları ajanda hizmeti ile kaydedilen faturalar müşterilere gününde hatırlatılmaktadır (Aksoy, 2000, s:50). Kredi Kartı İşlemleri: Müşteriler, bankaya ait kredi kartı bilgilerine internet şubesinden erişebilmekte, ödemelerini yapabilmektedir. Müşteriler, kendi kredi kartlarının yanı sıra, üçüncü şahıslara ait veya başka bankalara ait kendi kredi kartı ödemelerini de internet üzerinden gerçekleştirebilmektedir. Ödeme hizmetlerinde olduğu gibi, kredi kartı ödemeleri için de otomatik ödeme talimatı da vermek mümkündür. Ayrıca, kredi kartı başvurusu da internet üzerinden yapılabilmektedir (Aksoy, 2000, s:51). Başvuru İşlemleri: İnternet şubelerinden, kredi (tüketici kredisi, taşıt kredisi gibi) başvurusu, firmaların elektronik ticaret başvuruları, telefon bankacılığı hizmetlerinden yararlanabilmek için başvurular yapılabilmektedir. İnternet şubesinden yararlanabilmek için gerekli olan, şifre ve parola için de yine internet üzerinden başvuruda bulunmak mümkündür (Aksoy, 2000, s:52). Bilgi Hizmetleri: Bankaların internet şubeleri, bankacılık hizmetleri konusunda geniş bilgilere yer vermektedir. İnternet bankacılığı, sunulan hizmetler ve güvenlikle ilgili tüm bilgileri içeren sıkça sorulan sorular' bölümü bütün bankaların internet şubelerinde bulunmaktadır. Müşteri, bu bölümden istediği her konuda bilgi alabilmekte ve sorularını, elektronik postayla banka yetkililerine ulaştırabilmektedir. Repo, faiz oranları, kredi faizleri, döviz alış ve 116

125 satış fiyatları, kredi kartları faiz oranları gibi bilgiler de bankaların internet şubelerinde bulunmaktadır. Bankaların internet şubesinden, bankayla ilgili her türlü bilgiye (kuruluş, bilânço bilgileri gibi), şube adres ve telefonları, günlük ekonomi haberlerine de ulaşılabilmektedir. Ayrıca birçok banka, oluşturdukları sanal mağazalar aracılığıyla müşterilerine online alışveriş imkanı da sağlamaktadır (Aksoy, 2000, s:53). 6. İNTERNET BANKACILIĞI VE E-TİCARETİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ E-ticaret hacminin, internet kullanım oranıyla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerin, diğer ülkelerle karsılaştırıldığında internet alt yapısına büyük önem verdikleri görülmektedir. İnternet alt yapısına verilen önem, gelişmiş ülkelerin sahip olduğu e-ticaret hacminin diğer ülkelerden daha yüksek olmasının en önemli nedenleri arasında yer almaktadır (Bozkurt, 2000, s: 248). E-ticaretin istihdam ya da iş gücü üzerinde iki farklı şekilde etkisinden söz edilebilir. İlk olarak e-ticaretin gelişimi ile yeni iş alanlarının ortaya çıkması ve bu iş sahalarında yeni istihdam sağlamasından kaynaklanan olumlu etkileri, diğer bir yönden ise var olan iş sahalarında e-ticaret sebebiyle görevlerin yeniden oluşturulması sürecinde bazı sahaların ortadan kalkmasından kaynaklanan olumsuz etkileri söz konusu olmaktadır (Bozkurt, 2000, s: 248). Türkiye nin Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı kaynakların azlığı ve BİT alt yapısının yetersiz olması dezavantajlarının yanı sıra, genç ve öğrenmeye açık genç nüfusu önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye e-ticaret konusunda hızla gelişmekte ve yüksek gelişme potansiyel varlığını sürdürmektedir. Örneğin; Türkiye nin ilk online süper marketini 1997 de Migros kurmuş ve kayıtlı müşteri sayısı kurulduktan üç yıl sonra 40 bine ulaşmıştır (Bozkurt, 2000, s: 252). Özellikle 1999 yılı sonrası hem bilgisayar sahipliğindeki artış hem de internet kullanımındaki artış Türkiye deki işletmelerin internet ortamına taşınmasında en etkili faktörlerden birisi olmuştur. Bu durum daha önce katalog şeklinde tasarımı yapılan web sayfalarının müşterilerle etkileşimi sağlayan, müşterilere istediği bilgileri sunan aktif alış-veriş siteleri haline gelmelerine yol açmıştır. Bütün dünyada yaşandığı gibi, Türkiye de de e-ticaretin ilk ürünleri müzik ve film CD leri, tiyatro, sinema, konser biletleri vb. olmuştur. Tüketicilerin internete ısınmasını sağlayan bu alışma aşamasından sonra süper marketler, bilgisayar parçaları satısı yapan firmalar, hediyelik eşya satıcıları, çiçekçiler vb. de internet üzerinde online olarak yerini almaya başlamışlardır (Özbay ve Devrim, 2000, s: 84-85). 117

126 Türkiye de yılları arasındaki dönemde internet kullanıcı sayısı artışına, radyo 75 yılda, televizyon 50 yılda kablo televizyonun 10 yılda geldiği belirtilmektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki günümüz dünyasında teknolojiye adaptasyon hiç olmadığı kadar hızlı gerçekleşmektedir (www.hurriyet.com.tr). Son yıllarda yapılan altyapı yatırımları sayesinde internet hızının düşüklüğünden dolayı e-ticaret yapmayanların ise çok düşük bir oranla son sırada yer aldıkları görülmektedir. Tablo 6 da hane halkı bireylerinin internet üzerinden alışveriş yapmama nedenleri gösterilmiştir. Nedenler Tablo 3: Hane halkı Bireylerinin İnternet Üzerinden Alışveriş Yapmama Nedenleri Oran(%) İhtiyaç duyulmadığı için Ürünün görülerek alınması tercih edildiği için İş üzerinden alış-veriş yapmaya yeterli bilgisi olmamamsı 4.52 Çok pahalı olduğu için 4.88 Malın ulaşımının çok zaman aldığı için 1.44 Sipariş edilen malın eve ulaşmasında sorun (evde olunmaması vb) 1.91 Güvenlik nedeniyle kredi kartı detaylarının verilmek istenmemesi Kişisel bilgilerin internet üzerinden verilmek istenmemesi Ürünü teslim alma ya da iade etme konusunda güvensizlik 1.14 İnternet bağlantı hızının çok düşük olması 0.04 Kaynak: İnternet sayesinde e-ticaret platformunda çok sayıda alıcı ve çok sayıda satıcı karsılaşabilmektedir. Gerek alıcıların gerekse müşterilerin internette ticaret yapmaları önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. İnternet ortamında bilginin dolaşım hızı düşünüldüğünde gerek alıcılar gerekse satıcıların piyasa bilgisine ulaşmaları çok kolaylaşmaktadır. E-ticaret bu özelliklerinden dolayı ideal piyasa örneği olarak verilen tam rekabet piyasasına en yakın piyasa olarak örnek verilebilmektedir. Tam rekabet piyasasını temel özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır. Tam rekabet piyasasında (Erdoğan, 2005, s: ); Alıcı ve satıcılar birbirlerini etkileyemeyecek kadar çoktur, Alıcı ve satıcıların piyasaya girişleri serbesttir, Tüm alıcı ve satıcılar piyasa hakkında tam bilgiye sahiptir, Aynı mallar aynı özelliklere sahiptir. 118

127 Krizin tüm sektörleri dikine düşüşlere zorladığı 2009 yılını, 2008 yılına göre ufak da olsa bir yükselişle 10 milyar TL lik bir işlem hacmiyle kapatan e-ticaret sektörü, 2010 un ilk çeyreğinde geçen yıla göre %64 oranında artış göstermiştir (www.bkm.com.tr). Kriz öncesi dönemde yani 2008 yılına kadar her geçen sene, bir önceki seneye göre işlem hacmini ikiye katlayarak büyüyen e-ticaret sektörü, her sektörde olduğu gibi 2008 yılında krizin sinyallerini vermeye başlamış ve büyüme oranını 2007 yılına göre % 64 olarak tamamlamıştı. Krizin büsbütün etkisini gösterdiği 2009 yılının son çeyreğindeki hareketlilikle 2008 i ancak geçebilmiş ve büyüme oranını %13 olarak kayıtlara geçirmiştir (www.bkm.com.tr). Bankalar arası Kart Merkezinin (BKM) son açıkladığı verilere göre 2010 yılı ilk çeyreğinde 2009 yılı aynı dönemine göre %64 artış gösteren e-ticaret sektörünün üç aylık dönemde işlem hacmi 3,3 Milyar TL olarak gerçekleşmiştir (www.bkm.com.tr) yılına oranla 2004 yılı artışı %147, 2004 yılına oranla 2005 yılı artışı %114, 2005 yılına oranla 2006 yılı artışı %74, 2006 yılına oranla 2007 yılı artışı %129, 2007 yılına oranla 2008 yılı artışı %64, 2008 yılına oranla 2009 yılı artışı %13, 2009 yılı ilk çeyreğine oranla 2010 yılı ilk çeyreği artışı %64 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye'de e-ticaret hacmi 2005 te 1 milyar 388 milyon TL, 2006'da 2 milyar 412 milyon TL, 2007'de 5 milyar 537 milyon TL, 2008 de ise 9 milyon 88 milyon TL olmuştur yılın Ocak ayı dâhil 12 aylık dönemde ise e-ticaret sitelerinde 68 milyon 660 bin adet işlem sonucu 9 milyar 617 milyon TL lik alışveriş yapıldı. Verilere göre, internetten alışveriş imkânı sunan iş yeri sayısının ise Türkiye genelinde adete yükseldiği görülüyor. Bu iş yerlerinden adeti ise 3-D Secure Güvenlik Sistemi ne sahiptir (www.bkm.com.tr). Bölgelere bakıldığında, sanal alışveriş imkânı sunan en çok iş yerine sahip bölge, adet ile Marmara Bölgesi, onu adet ile İç Anadolu ve adet ile Ege Bölgesi izlemektedir. Akdeniz Bölgesi'nde ise 1.951, Karadeniz Bölgesi'nde 1.679, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 677 ve son olarak da Doğu Anadolu Bölgesi'nde 592 adet sanal iş yeri bulunmaktadır. İller bazında ise İstanbul adet, Ankara adet, İzmir ise adet iş yeriyle en çok sanal iş yerine sahip illerimizdir (www.bkm.com.tr) yılında İnternet üzerinde 90 trilyon gönderildi. Türkiye de e-ticaret siteleri en çok %29,42 oranla doğrudan pazarlama, %13,43 oranla havayolları ve %11,66 oranla sigorta alanlarında faaliyet göstermektedir (www.bkm.com.tr). 119

128 İnternetten yapılan alışverişlerde en çok tercih edilen ürün kategorilerinin ilk sıralarında %26 ile Elektronik/Bilgisayar, ardından %13 ile Kitap ve %12 ile Giyim bulunmaktadır (www.bkm.com.tr). Online alışverişin tercih edilmesinin ilk sebepleri arasında %25 lik oranıyla Düşük Fiyat, %21 ile Zaman Tasarrufu ve %20 ile Ürün Çeşitliliği bulunmaktadır (www.bkm.com.tr). Online alışverişlerde %83 ile Kredi Kartı en çok tercih edilen ödeme tipi konumunda iken 2. sırada %16 ile Havale/EFT, son sırada ise %1 ile Mobil Ödeme bulunmaktadır (www.bkm.com.tr). Online alışverişi tercih edenlerin %59 u 50TL ile 250TL arasında ortalama alışveriş yapmaktadır. %12 si 25TL ile 50TL arasında, %16 sı ise 250TL ile 500TL arasındaki meblağlarda alışveriş yapmaktadır (www.bkm.com.tr). Tablo 4: Türkiye de E-Ticaret Harcamaları ve Oransal Değerler Kaynak: BKM nin verilerine baktığımızda Türkiye de kredi kartı ile yapılan e-ticaret harcamaları Ocak 2005 ayında toplam adet işlemle 63,12 milyon TL seviyesinde iken bu rakamın en son veriler olan Şubat 2010 tarihli verilerde işlemde 990 milyon TL ye yükseldiğini görmekteyiz. Ocak 2005 ayında toplam kredi kartı işlemleri içerisinde adet olarak %0,78, işlem tutarı 120

BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ: DALAMAN HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI *

BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ: DALAMAN HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI * BİREY-ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ STRESİ VE VERİMLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ: DALAMAN HAVALİMANI ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI * Mehmet ULUTAŞ ** ÖZET Genel mahiyeti itibariyle, bireyin değerleri ile örgütün

Detaylı

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi T.C İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Finans Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Özeti Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi Prof.

Detaylı

BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman

BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman 516 1. SEKTÖRÜN TANIMI Büro, muhasebe ve bilgi işlem makineleri imalatı ISIC Revize 3 ve NACE Revize 1 sınıflandırmasına

Detaylı

Rekabetçi ve Sorumlu İşletmeleri Destekleme Programı (SCORE): Türkiye için Fizibilite Çalışması

Rekabetçi ve Sorumlu İşletmeleri Destekleme Programı (SCORE): Türkiye için Fizibilite Çalışması ARAŞTIRMA NOTU 13/C-01A ARAŞTIRMA NOTU 14/C-01A Yayınlanma tarihi: Nisan 2014 Rekabetçi ve Sorumlu İşletmeleri Destekleme Programı (SCORE): Türkiye için Fizibilite Çalışması Pınar Kaynak TEPAV Araştırmacı

Detaylı

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Ocak 2010 1 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ... 3 2. MEVCUT DURUM... 4 2.1. Dünya İş Makinaları Pazarı... 4 2.2. Sektörün Türkiye deki Durumu... 4

Detaylı

Akademik Personel Memnuniyet Anketi Analiz ve Bulguları 06-15 Nisan 2015

Akademik Personel Memnuniyet Anketi Analiz ve Bulguları 06-15 Nisan 2015 Akademik Personel Memnuniyet Anketi Analiz ve Bulguları 06-15 Nisan 2015 Üniversitemizin akademik personele sunduğu hizmetlerin değerlendirilmesi ve iyileştirmeye açık alanlarının tespit edilebilmesi amacıyla

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI. 2012 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI. 2012 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 2012 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu OCAK 2013 1.1 Araştırmanın Amacı Araştırmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geliştirme

Detaylı

RAKAMLARLA KONYA İSTİHDAMI FEYZULLAH ALTAY

RAKAMLARLA KONYA İSTİHDAMI FEYZULLAH ALTAY Bugün, yükselen ekonomisi ve gelişmekte olan performansıyla ülkesi için önemli bir katma değer oluşturan sayılı merkezlerden birisidir. Gelişmekte olan ekonomisine paralel olarak birçok sektörde yeni iş

Detaylı

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ Finansman, işletmelerin temel işlevlerini yerine getirirken yararlanacakları

Detaylı

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Tuna USLU Gedik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık Hizmetleri A.Ş.

Detaylı

KTO Karatay İİBF Uluslararası Ticaret Bölümü : İhracat-İthalatı Öğretme ve Staj Garantili İhracat İthalat Uygulama Personeli Yetiştirme Kurs Programı

KTO Karatay İİBF Uluslararası Ticaret Bölümü : İhracat-İthalatı Öğretme ve Staj Garantili İhracat İthalat Uygulama Personeli Yetiştirme Kurs Programı KTO Karatay İİBF Uluslararası Ticaret Bölümü : İhracat-İthalatı Öğretme ve Staj Garantili İhracat İthalat Uygulama Personeli Yetiştirme Kurs Programı İhracat İthalat Uygulama Personeli Yetiştirme Sertifika

Detaylı

250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ

250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ 250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ Prof. DR. Necmi GÜRSAKAL I. GİRİŞ Çalışmamızın ilk bölümünde 2002 yılına ilişkin 250 büyük firma verilerini değişken bazında inceleyerek bazı yorumlar

Detaylı

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ a. Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu Dünya mobilya üretimi 2010 yılında yaklaşık 376 milyar dolar olurken, 200 milyar dolar olan bölümü üretim

Detaylı

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği 3. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sempozyumu 21-23 Ekim 2011, Çanakkale Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği Aslı

Detaylı

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir Temel Ekonomik Göstergeler İzmir 2015 İzmir... İzmir çok yönlü üretim olanakları, zengin doğal kaynakları ve nitelikli yaşam kalitesini bir arada sunabilmesiyle hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde öne çıkan

Detaylı

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER KARİYER YÖNETİMİ Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER 7 KARİYER YÖNETİMİ Kariyer, bireyin mesleği ile ilgili pozisyonları, çalışma hayatı boyunca peş peşe kullanması ve organizasyonun üst kademelerine doğru ilerlemesidir.

Detaylı

Lojistik. Lojistik Sektörü

Lojistik. Lojistik Sektörü Lojistik Sektörü Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 014 1 Ulaştırma ve depolama faaliyetlerinin entegre lojistik hizmeti olarak organize edilmesi ihtiyacı, imalat sanayi

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

1. Genel Olarak Mikro Kredi 2. Türkiye de Mikro Kredi Uygulayıcıları 3. Literatür İncelemesi 4. Çalışmanın Amacı 5. Çalışmanın Kapsamı 6.

1. Genel Olarak Mikro Kredi 2. Türkiye de Mikro Kredi Uygulayıcıları 3. Literatür İncelemesi 4. Çalışmanın Amacı 5. Çalışmanın Kapsamı 6. 1. Genel Olarak Mikro Kredi 2. Türkiye de Mikro Kredi Uygulayıcıları 3. Literatür İncelemesi 4. Çalışmanın Amacı 5. Çalışmanın Kapsamı 6. Çalışmanın Kısıtları 7. Araştırma Metodolojisi 8. Kullanılan Değişkenler

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

ANA METAL SANAYİİ Hazırlayan Leyla DOLUN Kıdemli Uzman

ANA METAL SANAYİİ Hazırlayan Leyla DOLUN Kıdemli Uzman ANA METAL SANAYİİ Hazırlayan Leyla DOLUN Kıdemli Uzman 422 1. SEKTÖRÜN TANIMI Ana metal sanayii ISIC Revize 3 sınıflandırmasına göre, imalat sanayii alt ayrımında 27 no lu gruplandırma içinde yer almaktadır.

Detaylı

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2013 3. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER 15 Temmuz 2013 T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR VE DEĞERLENDİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ "Öncü Göstergeler" Erken Uyarı Mekanizmaları

Detaylı

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET ABSTRACT

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET ABSTRACT Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Güz 2001 Sayı 5 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET Erdoğan GAVCAR * Meltem ÜLKÜ

Detaylı

ÇALIŞMA RAPORU KONU: TURİZM YÖNETİMİ PROGRAM: TURİZM YÖNETİMİ VE PLANLAMA TÜRÜ/SÜRESİ: LİSANSÜSTÜ DİPLOMA, 04/10/2010 01/10/2011

ÇALIŞMA RAPORU KONU: TURİZM YÖNETİMİ PROGRAM: TURİZM YÖNETİMİ VE PLANLAMA TÜRÜ/SÜRESİ: LİSANSÜSTÜ DİPLOMA, 04/10/2010 01/10/2011 ÇALIŞMA RAPORU KONU: TURİZM YÖNETİMİ PROGRAM: TURİZM YÖNETİMİ VE PLANLAMA TÜRÜ/SÜRESİ: LİSANSÜSTÜ DİPLOMA, 04/10/2010 01/10/2011 HAZIRLAYAN: MURAT KOÇAK Müfettiş KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Teftiş Kurulu

Detaylı

MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK 2011

MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK 2011 MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK 2011 TAŞIT ARAÇ VE PARÇALARI TİCARETİ SEKTÖRÜ MEVCUT DURUMU VE MÜŞTERİ EĞİLİMLERİ TESPİT ÇALIŞMASI TAŞIT ARAÇ VE PARÇALARI TİCARETİ SEKTÖRÜ MEVCUT DURUM ANALİZ SONUÇLARI

Detaylı

GÜVENLİK İKLİMİNİN BİREYSEL, ÖRGÜTSEL VE ORTAM ETMENLERİNİN BÜYÜK ÖLÇEKLİ MAKİNE, KİMYA VE MADEN İŞLETMELERİNDE İNCELENMESİ

GÜVENLİK İKLİMİNİN BİREYSEL, ÖRGÜTSEL VE ORTAM ETMENLERİNİN BÜYÜK ÖLÇEKLİ MAKİNE, KİMYA VE MADEN İŞLETMELERİNDE İNCELENMESİ GÜVENLİK İKLİMİNİN BİREYSEL, ÖRGÜTSEL VE ORTAM ETMENLERİNİN BÜYÜK ÖLÇEKLİ MAKİNE, KİMYA VE MADEN İŞLETMELERİNDE İNCELENMESİ Doç. Dr. Yakup KARA Ertuğrul YOZGAT (A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı) (İş Müfettişi

Detaylı

YATÇILARIN MARİNA TERCİHİNDE ALGILANAN HİZMET KALİTESİNİN MARİNA BAĞLILIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

YATÇILARIN MARİNA TERCİHİNDE ALGILANAN HİZMET KALİTESİNİN MARİNA BAĞLILIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ YATÇILARIN MARİNA TERCİHİNDE ALGILANAN HİZMET KALİTESİNİN MARİNA BAĞLILIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Öğr. Gör. Can KARAOSMANOĞLU Yaşar Üniversitesi - MYO Marina ve Yat İşletmeciliği Programı Doç. Dr. İpek KAZANÇOĞLU

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

PSİKOLOJİK YILDIRMANIN ÖNCÜLLERİ VE SONUÇLARI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ. Hacettepe Üniversitesi Psikometri Araştırma ve Uygulama Merkezi HÜPAM

PSİKOLOJİK YILDIRMANIN ÖNCÜLLERİ VE SONUÇLARI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ. Hacettepe Üniversitesi Psikometri Araştırma ve Uygulama Merkezi HÜPAM PSİKOLOJİK YILDIRMANIN ÖNCÜLLERİ VE SONUÇLARI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ Hacettepe Üniversitesi Psikometri Araştırma ve Uygulama Merkezi HÜPAM PROJENİN AMACI Bu projenin temel amacı Hacettepe Üniversitesi

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. SEMRA TETİK

Yrd.Doç.Dr. SEMRA TETİK ÖZGEÇMİŞ Yrd.Doç.Dr. SEMRA TETİK Doğum Yeri ve Yılı : Afyon/Sarıcaova Ünvanı : Yrd.Doç.Dr. Yabancı Dili : İngilizce, Fransızca Çalışma Alanı : İşletme-Yönetim ve Organizasyon- Örgütsel Davranış Mail Adresi

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. Dış Ticaret Beklenti Anketi

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. Dış Ticaret Beklenti Anketi T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI Dış Ticaret Beklenti Anketi 216 2. Çeyrek Dönemi Beklentilerine İlişkin Genel Değerlendirmeler 11 Nisan 216 Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü DIŞ TİCARET BEKLENTİ

Detaylı

BAŞKA YERDE SINIFLANDIRILMAMIŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT İMALATI Hazırlayan Erdal ERTUĞRUL Kıdemli Uzman 484 1. SEKTÖRÜN TANIMI Başka yerde sınıflandırılmamış (bys) makine ve teçhizat imalatı, ISIC Revize 3 sınıflandırmasına

Detaylı

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ VAN GENEL BİLGİLER VAN TÜRKİYE VAN IN PAYI Nüfus (TÜİK 2012) 1.051.975 75.627.384 1,39% İlçe Merkezleri Nüfusu (TÜİK 2012)

Detaylı

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ Elif ERDOĞAN Yüksek Lisans Tezi Çorum 2013 DÜNYA DA VE TÜRKİYE

Detaylı

KONYA YERLİ MOTOR ÜRETİMİNE HAZIR Doç. Dr. Recai KUŞ. Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi recaikus@gmail.com

KONYA YERLİ MOTOR ÜRETİMİNE HAZIR Doç. Dr. Recai KUŞ. Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi recaikus@gmail.com KONYA YERLİ MOTOR ÜRETİMİNE HAZIR Doç. Dr. Recai KUŞ Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi recaikus@gmail.com BAŞLIKLAR Giriş Dünya da Motorlu Araç Üretimi Türkiye de Otomotiv Üretimi Konya Otomotiv Sanayi

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER İÇİNDEKİLER Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1.Bölüm: TEMEL İŞLETMECİLİK KAVRAM VE TANIMLARI... 2 Giriş... 3 1.1. Temel Kavramlar ve Tanımlar... 3 1.2. İnsan İhtiyaçları... 8 1.3.

Detaylı

2012 YILI BALIKESİR İŞLETMELERİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUM VE 2013 YILI BEKLENTİ ARAŞTIRMASI BALIKESİR TİCARET ODASI

2012 YILI BALIKESİR İŞLETMELERİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUM VE 2013 YILI BEKLENTİ ARAŞTIRMASI BALIKESİR TİCARET ODASI 1 12 YILI BALIKESİR İŞLETMELERİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUM VE 13 YILI BEKLENTİ ARAŞTIRMASI Şubat 13 2 ÖNSÖZ Değişen yerel ve ulusal ekonomik gündem paralelinde hazırlanan ve tamamen bilimsel esaslara göre

Detaylı

FİNANSMAN SORUNLARINA GÖRE KREDİ KULLANIM ORANLARI VE YATIRIMLARDA KREDİLERİN ETKİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA

FİNANSMAN SORUNLARINA GÖRE KREDİ KULLANIM ORANLARI VE YATIRIMLARDA KREDİLERİN ETKİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute Yıl/Year: 2012 Cilt/Volume: 9 Sayı/Issue: 19, s. 445-449 FİNANSMAN SORUNLARINA

Detaylı

EKONOMİK GÖSTERGELER BÜLTENİ

EKONOMİK GÖSTERGELER BÜLTENİ SAYI 12 EKONOMİK GÖSTERGELER BÜLTENİ 2014 2. Çeyrek Yıllar İtibariyle Yatırım Teşvik Belgeli Yatırım Bilgileri YATIRIM TEŞVİK İSTATİSTİKLERİ (ENERJİ YATIRIMLARI HARİÇ) Kaynak: Ekonomi Bakanlığı Bölgemizde

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı. Hatice Şafak BOZKIR İG Uzmanı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı. Hatice Şafak BOZKIR İG Uzmanı T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı Hatice Şafak BOZKIR İG Uzmanı ? UR-GE Tebliği nin Çıkış Noktası UR-GE Tebliği nin Vizyonu ve Yapıtaşları UR-GE

Detaylı

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I İnsan Kaynakları Yönetimi Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programları Bilimsel Araştırma Yöntemleri I Dr. M. Volkan TÜRKER 7 Bilimsel Araştırma Süreci* 1. Gözlem Araştırma alanının belirlenmesi 2. Ön Bilgi

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI. 2011 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI. 2011 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 2011 Yılı Çalışan Memnuniyeti Anket Raporu ARALIK 2011 1.1 Araştırmanın Amacı Araştırmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geliştirme

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE KADIN

LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE KADIN LOJİSTİK UYGULAMALARI VE ARAŞTIRMALARI MERKEZİ LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE KADIN Şubat, 2013 Fikri Mülkiyet Hakları Saklıdır ÇALIŞMA EKİBİ Bülent TANLA (Danışman) Prof. Dr. Okan TUNA (Koordinatör) Öğr. Gör. Aslıhan

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

Altman Z Skoru Modeli ile Finansal Başarısızlık Ölçümü: Kimya Sektörü

Altman Z Skoru Modeli ile Finansal Başarısızlık Ölçümü: Kimya Sektörü Altman Z Skoru Modeli ile Finansal Başarısızlık Ölçümü: Kimya Sektörü 1 Şirketlerin finansal başarısının belirlenmesinde aktiflerin karlılık oranı (ROA) ile borç - özkaynak oranı en etkin göstergelerdendir.

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi İşletmelerin Genel Hedefleri Finansal Hedefler: Kârlılık ve yeni kârlı yatırımlar Pazarlama hedefleri Var olma hedefi: Ticari hayatı sürdürmek Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet İşletmelerin Özel Hedefleri

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM - 169 - İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM Cemalettin Dönmez * Özet Türkiye de inşaat mühendisliğinde lisans sonrası eğitimin hacim ve temel uzmanlık

Detaylı

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Türkiye ithalatının en çok tartışılan kalemi şüphesiz enerjidir. Enerji ithalatı dış ticaret açığının en önemli sorumlusu olarak tanımlanırken, enerji

Detaylı

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MEZUNU ÖĞRENCİLERİN DÖNEM PROJESİ ÇALIŞMALARI

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MEZUNU ÖĞRENCİLERİN DÖNEM PROJESİ ÇALIŞMALARI SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MEZUNU ÖĞRENCİLERİN DÖNEM PROJESİ ÇALIŞMALARI ADI SOYADI PROGRAM TEZ DANIŞMANI TEZ KONUSU AÇIKLAMA 1 Adnan ÇELİK İŞLETME Yrd. Doç. Dr. Mustafa ARI Sağlık

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR Mart 215 Hikmet DENİZ i İçindekiler Tablo Listesi... iii Grafik Listesi... iii 1. Giriş... 1 2. Türkiye'de Teşvik Belgesine Bağlı Yatırımlar... 1 3. Yatırımların Bölgesel

Detaylı

ÜAS DA SUNULAN BİLDİRİLER KAPSAMINDA İMALAT İŞLETMELERİNİN ÜRETİM SORUNLARINA BAKIŞI

ÜAS DA SUNULAN BİLDİRİLER KAPSAMINDA İMALAT İŞLETMELERİNİN ÜRETİM SORUNLARINA BAKIŞI V. Ulusal Üretim Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, 25-27 Kasım 2005 ÜAS DA SUNULAN BİLDİRİLER KAPSAMINDA İMALAT İŞLETMELERİNİN ÜRETİM SORUNLARINA BAKIŞI Halil SAVAŞ Pamukkale Üniversitesi

Detaylı

KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ

KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 E-mail:cluster@konyacluster.com Konya Kümelenme Merkezi Konya da kümelenme faaliyetleri 2006-2007 yılında Konya

Detaylı

2-Metodoloji. 1-Giriş

2-Metodoloji. 1-Giriş 1-Giriş Antakya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından üyelerin ihtiyaçlarını belirlemek ve üyelerine daha kaliteli hizmet verebilmek amacıyla 2014 Yılı Üye Memnuniyeti Anketi gerçekleştirilmiştir. Her seviyedeki

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR.

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR. T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ABD ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ GÜMRÜK MEVZUATI - I DOÇ. DR. BEKİR GÖVDERE DAHİLDE VE HARİÇTE İŞLEME REJİMİ SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Cezayir e ihracat yapan 234 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

Doç.Dr. Yavuz CABBAR Dr. Mustafa Kemal TOPCU

Doç.Dr. Yavuz CABBAR Dr. Mustafa Kemal TOPCU Çalışanların Beklenti ve Yükümlülüklerinin İşgücü Verimliliğine Etkilerinin Psikolojik Sözleşme Kuramı Bağlamında Değerlendirilmesi: Ankara Sanayi Odası Üyeleri Örnekleminde Bir Araştırma Doç.Dr. Yavuz

Detaylı

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2014 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2014 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2014 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER 14 Nisan 2014 T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR VE DEĞERLENDİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ "Öncü Göstergeler" Erken Uyarı Mekanizmaları

Detaylı

Öğretmen Adaylarının İnternet Kullanımı

Öğretmen Adaylarının İnternet Kullanımı 920 Öğretmen Adaylarının İnternet Kullanımı Nazan Doğruer, Eastern Mediterranean University, Famagusta, North Cyprus, nazan.dogruer@emu.edu.tr İpek Meneviş, Eastern Mediterranean University, Famagusta,

Detaylı

2013 YILI İÇ PAYDAŞ ANALİZ RAPORU

2013 YILI İÇ PAYDAŞ ANALİZ RAPORU 2013 YILI İÇ PAYDAŞ ANALİZ RAPORU Burcu GENÇ ARALIK 2013 Çanakkale Ticaret Borsasına kayıtlı 55 şahıs ve 15 şirket olmak üzere toplam 70 üye ile yüz yüze anket yapılmıştır. Anket verileri 2013 kapsamaktadır.

Detaylı

Türkiye Programından Kilit Sonuçlar

Türkiye Programından Kilit Sonuçlar Türkiye Programından Kilit Sonuçlar Devam Etmekte Olan Türkiye Programından Kilit Sonuçlar Özel Sektör Rekabetçiliğinin Arttırılmasına Katkı Özel ve finansal sektör, işgücü piyasası ve işgücü becerileri

Detaylı

Barbaros Demirci Genel Müdür

Barbaros Demirci Genel Müdür 1 21 YILI ISO ISTANBUL SANAYİ ODASI SIRALAMASINDA İLK 5 FİRMA İÇİNE GİREN PLASTİK FİRMALARININ DEĞERLENDİRMESİ Barbaros Demirci Genel Müdür 2 DEĞERLENDİRME KRİTERİ Rapor, ISO - Türkiye nin 5 Büyük Sanayi

Detaylı

Otokar OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2014 ARA HESAP DÖNEMİ NE AİT FAALİYET RAPORU

Otokar OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2014 ARA HESAP DÖNEMİ NE AİT FAALİYET RAPORU OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2014 ARA HESAP DÖNEMİ NE AİT FAALİYET RAPORU OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 31.03.2014 FAALİYET RAPORU Şirketimizin, 2014 yılının ilk çeyreğini

Detaylı

Türkiye Sosyoekonomik Statü Endeksi Geliştirme Projesi. Proje Yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sunar İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

Türkiye Sosyoekonomik Statü Endeksi Geliştirme Projesi. Proje Yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sunar İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Türkiye Sosyoekonomik Statü Endeksi Geliştirme Projesi Proje Yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sunar İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Projenin Konusu, Amacı ve Anahtar Kelimeler Projemizin Konusu: Türkiye

Detaylı

Doç. Dr. Demet ÜNALAN Doç. Dr. Mehmet S. İLKAY Uzman Tülin FİLİK ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

Doç. Dr. Demet ÜNALAN Doç. Dr. Mehmet S. İLKAY Uzman Tülin FİLİK ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ ÇALIŞANLARININ ÖRGÜTSEL BAĞLILIK DÜZEYLERİNİN ÖLÇÜLMESİ: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ ÇALIŞANLARI ÜZERİNDE BİR UYGULAMA Doç. Dr. Demet ÜNALAN Doç. Dr. Mehmet

Detaylı

DERS KODU DERS ADI İÇERİK BİLİM DALI T+U+KR AKTS

DERS KODU DERS ADI İÇERİK BİLİM DALI T+U+KR AKTS İŞLETME İ ANABİLİM DALI, BİLİM DALI DERS HAVUZU DERS KODU DERS ADI İÇERİK BİLİM DALI T+U+KR AKTS 345000000000506 Çokuluslu Şirket Stratejileri Dersin amacı, katılımcılarla çokuluslu şirketlerin küresel

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TURİZM VE OTEL İŞLETMECİLİĞİ ANABİLİM DALI Turizm ve Otel İşletmeciliği Tezli Yüksek Lisans Programı

T.C. DÜZCE ÜNİVERİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TURİZM VE OTEL İŞLETMECİLİĞİ ANABİLİM DALI Turizm ve Otel İşletmeciliği Tezli Yüksek Lisans Programı S.NO YAZARIN ADI SOYADI 1 Muammer MESCİ 2 Yetkin GÜLLER 3 4 İdil SAKAOĞULLARI Yunus Emre TAŞGİT 5 Buket SUBAŞI 6 Yalçın KESKİN 7 Cenk Murat KOÇOĞLU 8 Hakan TUNA 9 Mustafa IŞKIN 10 Elif DABANLI 11 Caner

Detaylı

TEB HOLDİNG A.Ş. 2014 YILI 1. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU

TEB HOLDİNG A.Ş. 2014 YILI 1. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU TEB HOLDİNG A.Ş. 2014 YILI 1. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2014 31.03.2014 Şirketin Ticaret Unvanı : TEB Holding A.Ş. Şirketin Ticaret Sicil Numarası : 176711 Genel

Detaylı

ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı

ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı 1 OCAK 30 EYLÜL 2014 KONSOLİDE ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 30 Eylül 2014 Bankanın Ticaret Unvanı : Arap Türk Bankası

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ T.C. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi vturker@marmara.edu.tr 10. DERS İKY - Teknik (Fonksiyonel) Kapsamı 6. Fonksiyon: KARİYER YÖNETİMİ (DEVAMI) Kariyer Aşamaları (4 Adet)

Detaylı

İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT

İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Bu Dersimizde; Kuruluşla İlgili Bazı Temel Kavramlar Genel Olarak İşletmenin Kuruluş Aşamaları Fizibilite Çalışmalarının

Detaylı

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop 1.1. Mali Yapı ve Finans Ekonomik olarak tanımlanmış sınırlarda sermayenin yaygınlığı ve verimliliği genellikle mali ve finansal göstergelerle ölçülür. Bölgedeki bankaların durumu şube sayılarıyla, sermayenin

Detaylı

Üye Memnuniyet ve Beklenti Anketi Sonuçları Eylem Planı SAKARYA TİCARET BORSASI. Hazırlayan: Dr. Yüksel VARDAR

Üye Memnuniyet ve Beklenti Anketi Sonuçları Eylem Planı SAKARYA TİCARET BORSASI. Hazırlayan: Dr. Yüksel VARDAR Üye Memnuniyet ve Beklenti Anketi Sonuçları Eylem Planı SAKARYA TİCARET BORSASI Hazırlayan: Dr. Yüksel VARDAR SAKARYA TİCARET BORSASI ÜYE BEKLENTİ VE MEMNUNİYET ANKETİ SONUÇLARI VE EYLEM PLANI BORSANIN

Detaylı

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma on altıncı kez gerçekleştirilmiştir.

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma on altıncı kez gerçekleştirilmiştir. Bursa nın 250 Büyük Firması araştırması; -Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma on altıncı kez gerçekleştirilmiştir. -Bu çalışma Bursa il genelinde yapılmış,

Detaylı

OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. YÖNETİM KURULU RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. YÖNETİM KURULU RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. YÖNETİM KURULU RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ YÖNETİM KURULU RAPORU Sayın Hissedarlarımız, Şirketimizin,

Detaylı

KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU *

KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU * KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU * Statistical Information System as a subsystem of Urban

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

ULUSLARARASI FİNANS UZMANI

ULUSLARARASI FİNANS UZMANI TANIM Bankalar ve diğer mali kuruluşlar ile işletmelerin uluslar arası finansal hareketlerini planlama, uygulama ve kontrol işlemlerini yapma bilgi ve becerisine sahip kişidir. A-GÖREVLER Uluslararası

Detaylı

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ NE İLİŞKİN YÖNTEMSEL AÇIKLAMA

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ NE İLİŞKİN YÖNTEMSEL AÇIKLAMA DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ NE İLİŞKİN YÖNTEMSEL AÇIKLAMA 1. Amaç Dış Ticaret Beklenti Anketi (DTBA), dış ticaretimize yön veren firmaların yakın geçmişe ve mevcut duruma ilişkin değerlendirmeleri ile

Detaylı

1. İLİŞKİLERİN İNCELENMESİNE YÖNELİK ANALİZLER. 1.1. Sosyal Bilimlerde Nedensel Açıklamalar

1. İLİŞKİLERİN İNCELENMESİNE YÖNELİK ANALİZLER. 1.1. Sosyal Bilimlerde Nedensel Açıklamalar 1. İLİŞKİLERİN İNCELENMESİNE YÖNELİK ANALİZLER Daha önceki derslerimizde anlatıldığı bilimsel araştırmalar soruyla başlamaktadır. Ancak sosyal bilimlerde bu soruların cevaplarını genel geçerli sonuçlar

Detaylı

TÜRKİYE DE İNŞAAT SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

TÜRKİYE DE İNŞAAT SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME TÜRKİYE DE İNŞAAT SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR MÜDÜRLÜĞÜ Ağustos 2008 ANKARA TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. TÜRKİYE DE İNŞAAT SEKTÖRÜ ÜZERİNE

Detaylı

Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu

Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu Türkiye`de Sağlıkta Dönüşüm ve Endüstrimizin Mevcut Durumu II. Sağlık Ekonomisi Kongresi, 4-5 Aralık 2014 Ecz. Halil Tunç Köksal Genel Sekreter Yrd. Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Sosyal Güvenlik Reformu

Detaylı

HAZİRAN AYI VAN İLİ EKONOMİK İSTATİSTİKLER

HAZİRAN AYI VAN İLİ EKONOMİK İSTATİSTİKLER 215 HAZİRAN AYI VAN İLİ EKONOMİK İSTATİSTİKLER VAN İLİ DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ 214 AYLAR İHRACAT ($) İTHALAT ($) OCAK 1.341.469 1.852.24 ŞUBAT 2.69.244 3.973.466 MART 1.32.44 4.863.37 NİSAN 2.32.854

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

ODTÜ-FEF ATAMA YÜKSELTME KRİTERLERİNDE TEZ DANIŞMANLIĞININ VE ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRMESİNİN ETKİSİ ÜZERİNE ANKET ÇALIŞMASI ÖZET BULGULAR

ODTÜ-FEF ATAMA YÜKSELTME KRİTERLERİNDE TEZ DANIŞMANLIĞININ VE ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRMESİNİN ETKİSİ ÜZERİNE ANKET ÇALIŞMASI ÖZET BULGULAR ODTÜ-FEF ATAMA YÜKSELTME KRİTERLERİNDE TEZ DANIŞMANLIĞININ VE ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRMESİNİN ETKİSİ ÜZERİNE ANKET ÇALIŞMASI ÖZET BULGULAR Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı Haziran 2012 Çalışma Komisyonu Prof.

Detaylı

AHZIRLAYANLAR. 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk

AHZIRLAYANLAR. 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk AHZIRLAYANLAR 2009463008 Cemre Benan Arslan 2008463095 Burcu Şahin 2005463066 A. Eren Öztürk Bu araştırmamızda size kurumsal ve geleneksel olarak yönetilen iki firmanın ücret, ücret belirleme ve ücretin

Detaylı

Günümüzde en önemli rekabet gücü. Araştırma ve Geliştirme AR-GE. Günümüzde en önemli Ar-Ge Nedir? Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker

Günümüzde en önemli rekabet gücü. Araştırma ve Geliştirme AR-GE. Günümüzde en önemli Ar-Ge Nedir? Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü Teknoloji ve Yenilik Yönetimi Dersi Araştırma ve Geliştirme AR-GE Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker 1 Günümüzde en önemli rekabet gücü Daha önce değindiğimiz

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014

Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014 Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014 2014 Peryön ve Towers Watson. Tüm hakları saklıdır. Araştırma Hakkında 2014 Temmuz ayında PerYön ve Towers Watson tarafından düzenlenen 2014

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜ SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI

LOJİSTİK SEKTÖRÜ SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI LOJİSTİK UYGULAMALARI VE ARAŞTIRMALARI MERKEZİ LOJİSTİK SEKTÖRÜ SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI Şubat, 2014 Fikri Mülkiyet Hakları Saklıdır ÇALIŞMA EKİBİ Bülent TANLA (Danışman) Prof. Dr. Okan Tuna (Koordinatör-Raportör)

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran-İran Türkiye Şubeleri 1 OCAK 31 MART 2009 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran-İran Türkiye Şubeleri 1 OCAK 31 MART 2009 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran-İran Türkiye Şubeleri 1 OCAK 31 MART 2009 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 GENEL BİLGİLER Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi Şube Tahran İran da kurulu Bank Mellat ın Türkiye de

Detaylı

SAHİPLİK YAPISI VE TEMETTÜ İLİŞKİSİ: İMKB DE BİR UYGULAMA

SAHİPLİK YAPISI VE TEMETTÜ İLİŞKİSİ: İMKB DE BİR UYGULAMA T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı SAHİPLİK YAPISI VE TEMETTÜ İLİŞKİSİ: İMKB DE BİR UYGULAMA Selim GÜNGÖR Yüksek Lisans Tezi Çorum 2012 SAHİPLİK YAPISI VE TEMETTÜ

Detaylı

İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMASI BATMAN İLİ SONUÇ RAPORU

İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMASI BATMAN İLİ SONUÇ RAPORU İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMASI BATMAN İLİ SONUÇ RAPORU 1 İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMASI BATMAN İLİ SONUÇ RAPORU İÇİNDEKİLER ARAŞTIRMANIN KAPSAM VE AMACI... 2 BATMAN İLİNİN TEMEL İŞGÜCÜ PİYASASI BİLGİLERİ...

Detaylı

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü www.sde.org.tr ANALİZ 2014/2 2013 YILI ALTIN ANALİZİ Dr. M. Levent YILMAZ Ekonomistlerin çoğu zaman yanıldığı ve nedenini tahmin etmekte zorlandığı bir

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

İÇİNDEKİLER İŞLETME İÇİNE YÖNELİK ÇALIŞMA SERMAYESİ YÖNETİMİ

İÇİNDEKİLER İŞLETME İÇİNE YÖNELİK ÇALIŞMA SERMAYESİ YÖNETİMİ İÇİNDEKİLER Şekiller Listesi... viii Tablolar Listesi... ix Kısaltmalar Listesi... x Giriş... 1 Birinci Bölüm İŞLETME İÇİNE YÖNELİK ÇALIŞMA SERMAYESİ YÖNETİMİ 1.1. Çalışma Sermayesi Yönetimi Anlayışının

Detaylı