KONFERANS METİNLERİ II. Editör Prof. Dr. Muhammet KÖSECİK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KONFERANS METİNLERİ II. Editör Prof. Dr. Muhammet KÖSECİK"

Transkript

1 KONFERANS METİNLERİ II Editör Prof. Dr. Muhammet KÖSECİK ANKARA, 2013

2 Turgut Özal Üniversitesi Yayınları No: 011 ISBN: Bu eserin dil ve bilim bakımından sorumluluğu yazarlarına aittir. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz, aktarılamaz, çoğaltılamaz. Copyright Turgut Özal Üniversitesi Editör Tasarım Dizgi Baskı Baskı Tarihi : Baskı Adedi : 1000 : Prof. Dr. Muhammet KÖSECİK : Veysel Cebe : Sabahattin GÜLTEKİN : Sage Yayıncılık Reklam Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Zübeyde Hanım Mah. Kazım Karabekir Cad. Kültür Han No:7/ İskitler, Altındağ, Ankara Tel:

3 İÇİNDEKİLER TÜRKİYE DE SİYASAL KÜLTÜR... 7 Prof. Dr. Doğu ERGİL YENİ TÜRKİYE VE DEMOKRATİKLEŞME UMUDU Hüseyin GÜLERCE KAMU SEKTÖRÜNDE KARİYER GELİŞTİRME Ziyaeddin AKBULUT YENİ ANAYASA DA ANAYASAL VATANDAŞLIK Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ahmet BATTAL Konuşmacılar: Prof. Dr. Yasin AKTAY, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin YILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Mahmut AKPINAR ÂBİDE ADAM MEHMET AKİF ERSOY Yavuz Bülent BAKİLER SİVİL ANAYASA Bekir BOZDAĞ SİVİL-ASKER İLİŞKİLERİ VE ANAYASA REFORMU Oturum Başkanı: Prof. Dr. Sacit ADALI Konuşmacılar: Prof. Dr. Sedat LAÇİNER, Faik TARIMCIOĞLU KADINA ŞİDDET Fatma ŞAHİN SİYASETÇİ OLARAK TURGUT ÖZAL Oturum Başkanı: Galip DEMİREL Konuşmacılar: Hüsnü DOĞAN, Vehbi DİNÇERLER, Emin BAŞER AYDIN MENDERES İ ANMA PROGRAMI Konuşmacılar: Prof. Dr. Erol ORAL, Hasan KORKMAZCAN, Prof. Dr. Bektaş AÇIKGÖZ, Mehmet Ali BAYAR, Mehmet Ali BİRAND,Taha AKYOL, Bülent ARINÇ 12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ Prof. Dr. Ömer DİNÇER

4

5 ÖNSÖZ Üniversitemizdeki sosyal ve kültürel etkinlikler, Eğitim- Öğretim Yılında da devam etmiştir. Bu dönem içerisinde sadece öğrenci kulüpleri kapsamında öğrencilerimizin gerçekleştirdikleri programların sayısı 250 nin üzerindedir. Buna ilaveten, bilimsel çalışmalar kapsamında 50 nin üzerinde seminer, panel ve konferans düzenlenmiştir. Konferans Metinleri-II kitabı, bunlardan 11 ni kapsayan ve içerisinde panel ve konferanslardaki sunum ve konuşmaların yer aldığı yayınlardan birisidir. Her öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilen ve Aylık Seri Konferanslar adını taşıyan bu programlarımız, önemli bir kültür platformu olma niteliği ile Üniversitemizin dış dünyaya açmış olduğu önemli pencerelerden birisidir. Her ay ortalama olarak 1 veya 2 defa düzenlenen bu programlara devlet adamları, bilim adamları, işadamları, gazeteciler, edebiyatçılar, yöneticiler ve sanatçılar konuşmacı olarak katılmaktadırlar. Aylık konferans ve panellere katılarak değerli bilgilerini bizimle paylaşan tüm konuşmacılar ile kitabın hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Muhammet KÖSECİK ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Erol ORAL Rektör 5

6

7 TÜRKİYE DE SİYASAL KÜLTÜR * Prof. Dr. Doğu ERGİL ** Biz siyaseti, devletin toplumu şekillendirmesi, terbiye edip medenileştirmesi olarak mı anlıyoruz, yoksa toplumu şekillendirmesi, terbiye edip modernleştirmesi mi ya da onu başıbozukluktan kurtarıp zapturapt altına alması, yönetip yönlendirmesi midir siyaset? Yoksa siyasi bir birlik, farklılıklardan, çeşitliliklerden bir birlik yaratmak mı? Bu birlik sağlandıktan sonra veyahut da bu birliği sağlayacak şartların yine birlikte uzlaşarak oluşturulması, adalet ve uyum içinde gelişmenin koşullarını hazırlamak mıdır? Bunu sağlayacak gücü belirlemek, yönetmek ve aşırılığı sınırlandırmak mıdır? Fevkalade önemli. Yani birincisinde devletin toplumu yönetmek, şekillendirmek, bir plastik unsur gibi görüp onu devlet erkânının istediği gibi şekillendirmek ve yönetmesi, yönlendirmesi mi olarak anlamlandırmalıdır siyaseti? Yoksa siyaset birlikte yaşamanın şartlarını uzlaşarak sağlamak, bunu ilkelere yani bir hukuka bağlamak ve bunun uygulanması için gerekli teşkilatlanmayı yaratmak ve bunu denetlemek olarak mı algılamaktır? Nasıl anlamlandırmalıyız siyaseti? Bu siyaset kültürünü veya siyasal kültürü belirleyen en önemli öğedir. Şimdi bunu söyledikten sonra son zamanlardaki Dersim tartışmalarını şöyle bir düşünün. Bu soruların hepsi gündeme geldi. Belki bizim burada konuştuğumuz kelimelerle ifadesini bulmadı ama birden bir sürü insan hiç CHP li olmamasına rağmen birden savunmaya geçti. Çünkü kendilerine anlatılan bir tarihi, meşru olarak nitelendiren bir yönetim anlayışı, yani devletin toplumu şekillendirmek ve yönetmek, yönlendirmek anlayışına göre yetişmiş beyinler birden burada, bu anlayışın içinde büyük haksızlıklar, devletle toplum arasında büyük kopuşlar ve travmalar olduğunu hissetti. Hissedince ne olduğuna, ne bittiğine geriye dönüp bakmadı. Tartışma ne olduğu üzerine değil, doğru mu yapıldı yanlış mı yapıldı değil, niye bunlar söyleniyor, tartışılacak başka bir şey yok mu üzerine kuruldu dikkat ediyorsanız. Bu fevkalade önemli bir şey(dir). İnsanlar sanki bildikleri dünyanın ayaklarının altından çekildiğini hissettiler. İşte bu şimdiye kadar özümsediğimiz siyasal kültürün ne tarihi gerçeklerle ne bugünün toplumun ihtiyaçlarıyla ne de dünyanın varmış olduğu hukuki ve siyasal düzenle -gelişmiş ülkelerden bahsediyorum burada demokratik ülkelerden- uymadığını bize gösteriyor. * Konferans; 28 Kasım 2011, Turgut Özal Üniversitesi, ANKARA. ** Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi. 7

8 Şimdi bakacak olursak siyasal kültürle, daha siyasal kültüre tam geçmeden bu sabah düşündüm, eğer devlet merkezi devletin toplumdan daha öncelikli olduğuna ilişkin bir siyasal kültürümüz var ve biz bunu özümsemişsek devletle toplumun ayrışma nedeni nedir? Niye bir türlü devletle toplum uzlaşamadı ve bu büyük travmalar yaşandı tarihimizde? Devlet deyince, çeşitli kurumlardan oluşan yani topluma hizmet etmesi gereken kadrolar ve kurumlardan oluşan bir yapı olduğunu bilelim. Benim kastettiğim devleti yönlendiren, devlet erkini kullanan insanların zihniyetidir, uygulamaları ve zihniyetidir. Aslında insanlardan, kadrolardan söz ediyorum. Devletin toplumun beklentilerini, ihtiyaçlarını, haklarını karşılamak kaygısından çok onu zapturapt altına almak ve yönlendirmek gibi bir temel refleksi varsa o zaman toplumun ne olduğu, toplumun realiteleri, çağın ruhu, toplumun ihtiyaçlarından çok yönetenlerin nasıl bir toplum olması gerektiği ve o toplumun asıl davranması ve düşünmesi gerektiğine ilişkin bir gündemi var ve bu gündem toplumun gündemiyle, çağın gündemiyle hiç uyuşmayabilir. İşte kopukluğun esas nedeni de budur. Şimdi kültür öğelerine gelelim: Çok sık duymuşsunuzdur, ne yaparsın kardeşim, iş isteyen birisine Ne yaparsın kardeşim? dendiğinde Her işi yaparım. der. Her işi yaparım. diyen insan somut olarak şu işi yaparım diyemeyen bir insandır. Bunun resmi ağızdan yansıması Her türlü tedbiri aldık tır. Ne zaman bir resmî makamı işgal eden birinin Bir sorun çıktığında her türlü tedbiri aldık. dediğini duyarsanız tüyleriniz ürpersin. Hiçbir somut tedbir falan alınmamış demektir. Hatırlıyor musunuz, Saddam ın füzelerinin Ankara ya kadar vuracağı olasılığı doğduğu bir zaman vardı, sizler küçüktünüz; ama büyükler hatırlarlar bunu, Adana birinci şehirdi, karartılıyordu Adana. Çok uzak bir zaman değil, yani ne kadar oldu, sene mi oldu? 1991 yılıydı. Güney vilayetlerimizden birindeydiler. Biz çok alıngan insanlarız biliyorsunuz, o yüzden isim vermeyeyim. Bir ilin valisi gene böyle bir şey yaptı, her türlü tedbiri aldık diye. Acaba dedim, bizim füze saldırısına karşı nasıl tedbirlerimiz var, böyle bir alışkanlığımız var mı merak ettim bu her türlü tedbir nedir diye, sordum ve araştırarak buldum. Yoğurt biriktirmişler evlerde. Bir de pencereye naylon germişler. Her türlü tedbir buymuş. Şimdi bu bir zihniyettir arkadaşlar. Yani Her işi yaparım. ile Her türlü tedbiri aldım. bir zihniyettir ve bunun dili de budur. Başka bir yansıması bu anlayışın, Ben siyasete gireceğim. Şimdi siyaset böyle açık, hamama girer gibi girilecek bir şey değildir. Niçin siyasete giriyorsun diye sordum o insana, ben siyasete girmek istiyorum diyene sordum. 8

9 KONFERANS METİNLERİ II Hani kırkayak da çok güzel yürürmüş, bir gün Sen bu kadar ayağı karıştırmadan nasıl yürüyorsun? diye sorunca dikkat etmiş ve ayakları karışmış, onun gibi. Sorun, Siyasete niye giriyorsun? diye. Size doğru düzgün bir cevap veremezler. Hâlbuki siyasete, bir şeyin siyasetini yapmak için girilir. Bu sağlık siyasetidir, eğitim siyasetidir, ulaştırma siyasetidir, teknoloji siyasetidir, anlatabiliyor muyum? Kendi alanlarında gelebilecekleri yere kadar getirilmiş olan yani kendi alanlarına katkıda bulunmuş ve siyasetin araçlarıyla bunu topluma taşıma isteğinde olan insanlar siyasete girerlerse siyasetin toplumu dönüştürecek bir güç üretmesi, dönüştürücü bir nitelik arz etmesi mümkündür. Yoksa siyasete girmek sinemaya gitmek gibi bir şey. Niye son zamanlarda bu kadar küfürlü konuşmalar, sürekli milletvekillerinin birbiriyle itişmesi kakışması? Sordunuz mu? Yavuz Donat bir psikiyatri hocasına sormuş, Pazar günü kendi köşesinde yayımladı. O zat aynen şunu söylüyor: Milletvekilleri, parti başkanlarının istediği konularda el kaldırmaktan başka bir şey yapmadıkları için bu itildikleri suskunluk ve edilgenliğe karşı tepkilerini birbirlerine karşı gösteriyorlar. diyor. Yani siyasete girmek de yetmiyor, milletvekili seçilmek de yetmiyor. Önemli olan oraya girdikten sonra kafanızdaki siyasi formülleri, yani ülkenin belirli alanlarda, her alanda olması mümkün değil, hiç kimsenin tanrısal güçlerle ve hikmetle donanmış değil, ama kendi alanında yapabileceği katkıyı yapacak ortamın da olması lazım, siyaseti belirleyen adam olması lazım. Yani ne demek istiyorum, bizler daha çok mevki ve makamı siyasette arıyoruz. Bakın bu bizim önemli ile değerli arasındaki farkı getiriyor bize siyasal kültürümüzde. Biz önemli olmak istiyoruz. Benim uzaktan genç bir akrabam var, üniversiteye girmeden önce geldi. Ben, fikir soracağım. dedi, ben Kamu Yönetimi nde ders veriyorum diye. Ben, Kamu Yönetimi ne girmek istiyorum. dedi. Niye, dedim. Ben kaymakam olmak istiyorum. dedi. Sen dedim yabancı dil biliyor musun? Biliyor, İngilizce okutan okullardan birinden mezun. Bana kaymakamın İngilizcesini söyle bakayım dedim. Düşündü, Bilmiyorum. dedi. Yok çünkü. Anglosakson dilinde kaymakam diye bir kavram yok çünkü böyle bir mevki yok. Seçilmiş insanlar var. Niçin istiyorsun dedim, Koruması var, resmi arabası, şoförü var. dedi. Önemli olmak istiyor, değerli olmak istemiyor. Bu çok yaygın bir şey. Birden dikkat edin birbirimize hitap ederken Sayın Vekilim, Sayın Bakanım, Sayın Rektörüm, Sayın Müdürüm, Sayın Amirim. Ahmet Bey, Mehmet Bey, Ayşe Hanım, Fatma Hanım yok. Şahıs yok, dikkat ederseniz, makam var. Makamın şahıstan daha önemli olduğu 9

10 bir yerde, demokratik kültür üretmek kolay bir şey değildir sevgili arkadaşlar. Bunun bir başka yansıması da bir üst dildir, yukarıdan aşağıya konuşma dilidir. Benim, o makam benim. Çünkü kendisi atıyor. Veyahut da bir anayasa yapılıyor, anayasa hepimizin hayatını yönlendirmesi gereken bir toplum sözleşmesi olması gerekirken O yaptırdığı için Ben anayasayı deldirtmem diyor, çünkü onun yasası. Veyahut da geliyor birisi müdahale ediyor sisteme, bu müdahale bin yıl yaşayacaktır diyor. Bir tartışma programında bana bağırıp çağıran bir emekli asker vardı, ben de Tamam Komutan! Emredersin! dedim adama. Çok ilginçtir, o adamın partisinin Marmaris yerel sorumlusu, ilçe sorumlusu beni aradı seçimden önce, Bizim partimizi nasıl görüyorsunuz. diye bana sordu. Ben göremiyorum dedim. Sordum, Astsubaymış. Tabi parti başkanı komutan olursa ilçe başkanı da astsubay olacak. Şaka gibi ama böyle durum. Dikkat ediyorsanız bütün bu konuşmalarda millet yok. Kurum var, makam var. Bu çok önemli bir şey. Görev bilinci nden çok bir sahiplenme var, yani sahip olma duygusu var. O yüzden de arkadaşlar dağa taşa yazdığımız gibi Önce Vatan. Çünkü o vatan bizim malımızdır. Önce Vatandaş yazıldığı zaman, bakın biz farklı bir aşamaya gelmiş olacağız. Hiç düşündünüz mü, neden Devlet Baba dır da Vatan Ana dır? Ana ile baba arasındaki ilişkiyi biliyorsunuz herhalde. Ana ile baba arasındaki hukuku bilince bizim pek de aşk çocukları olmadığımız anlaşılır zaten. Sıkça dayak yememizden anlaşılır. Babamız haşin ve otoriterdir, devlet eğer babaysa. Her şeyin de sahibidir. Çünkü anayasaya göre vatan da millet devletindir. Nedir, vatanı ve milletiyle devletin değil mi? Şimdi, önemli ve değerli dedim size arkadaşlar. Önemin makam ve mevkiinin işgalinden kaynaklandığını ima ettim. Değerli ise değeri kendinden menkul, değeri kendisi üreten, hiçbir şeye, hiçbir mevkiiye, makama dayanmadan üreten insanlardır. Size birkaç tane değerli örneği söyleyeyim, Hezarfen Ahmet Çelebi. Hezarfen, bin fenni demek, bin tane fen yani elinin bir parmağında on tane marifet olan adam demek. İftihar ediyor değil mi, işte Türkiye de havacılığın öncüsü diyoruz. Ne oldu bu adamcağıza, rahmetliye? IV. Murat, bu uçuşunu gerçekleştirdikten sonra Hezarfen Ahmet Çelebi, Sarayburnu ndaki Sinan Paşa Köşkü nde hem yakından ilgilenmiş hatta Evliya Çelebi ye göre bir kese de altın vermiş onu sevindirmiş, ama ondan sonra demiş ki bu âdem idam edilecek bir âdemdir. Her ne murat ederse elinden gelir. Böyle kimselerin bekası caiz 10

11 KONFERANS METİNLERİ II değildir ve onu Cezayir e sürgün etmiş ve adamcağız sürgünde ölmüş. Bu bizim iftihar ettiğimiz bir değer. Hacivat ve Karagöz. Daha çok rivayetlere dayanır ama Orhan Gazi devrinde yaşamış ve siyasal hicivleri dolayısıyla da öldürülmüş. Hacivat ın asıl adının Hacı İvaz ve ötekinin de adının Hacı Cevat olduğu söylenir. O da öldürülmüştür. Piri Reis, dünyanın ilk haritasını çizen adam. O da başı vurulmuş bir adamdır. Bunlar bizim ulusal değerlerimiz, ama her ne hikmetse o kadar değerli ki fazla yaşatılmıyor kendileri. Dünyanın büyük diye nitelendirdiği büyük reformist, kendi ülkesini bir dünya ülkesi haline getiren Pyotr Velikiy Alexandrevich e biz büyük demeyiz, ne deriz, deli deriz, Deli Petro. Niçin? Sıradan bir insanın kabul edemeyeceği büyük değişiklikler yapmıştır. Mesela ülkesine büyük bir donanma kazandırmak için tahtı mahtı bırakmış, gitmiş İngiliz tersanelerini incelemiş ve gemi yapımına katılmıştır. Denizlere yakın olmak için de Leningrad ı yapmıştır. Yani Leningrad derken St. Petersburg. Petersburg Peter in Şehri demek biliyorsunuz. Ama biz ona deli diyoruz. Bir devrimciye deli diyebiliyoruz. Şimdi, bunları söyledikten sonra tabi ülkesi ve milletiyle devlete ait olunca da yahu bu millet çeşitli kategorilerden oluşuyor, çeşitli kültür kümelerinden oluşuyor dedi mi birileri son derece bozulup ne mozaiği, beton beton diye bize haddimizi de bildirmiştir zamanında. O doğrultuda düşünen insanlar hala var. Ama biliyoruz ki bu beton dozajı iyi ayarlanarak karıştırılmalı. Bu dozaj işini iyi ayarlayamayınca da ilk depremde yıkılabiliyor biliyorsunuz. Siyasal depremlerden söz ediyorum. Bugün bu ülkede bizim resmi kimliğimizi oluşturan Türklük, Müslümanlık, Batılılık, parantez içerisinde Batılılık a ek olarak Laiklik, her biri birbirleriyle kavga ediyor. Bu bizim resmi kimliğimiz. Yani bu harç demek ki tam karılamadı ki bir siyasal depremde yıkılabiliyor. Kısacası siyasetin öznesi birey değil de devlet olunca, devletin bekası ve güvenliği hep siyasal kültürün öncelikli öğesi olmuş, ana gayesi olmuştur. Devlet güvenliğini sağlamak için aşırılığa kaçıldığında da aşırıya kaçmak mümkün olmuş, şiddet uygulamak olağanlaşmış ve haklı görülmüştür. Şiddet hem sorun çözmenin bir yöntemi olarak, kolay bir yöntem olarak, hem de topluluğu zapturapt altında tutmanın bir aracı, bir yöntemi olarak siyasal kültürümüze yerleşmiştir. Bunun uzantısı olarak işte kadına şiddet, insanların kendi aralarındaki ilişkide, trafikte şiddet. Trafik resmen bir savaş alanıdır biliyorsunuz. Ve sevgili arkadaşlar, devletin şiddet uygulamasını meşrulaştıran anlayış kendi dilini de yaratmış. Öyle kavramlar kullanıyoruz ki birbirimizle ilinti kuramayacak biçimde, birbirimizi 11

12 katil, terörist, hain olarak nitelendiriyoruz. Ve bu dil, bu zihniyet sadece toplumu tanımlarken değil, tarihi de tanımlarken yapay bir tablo çizmiş bize. Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı na imparatorluk olarak girdi. 2 milyon askerle girdi. Savaşın sonuna kadar devreden asker sayısının 5 milyona kadar çıktığını ifade eden araştırmacılar var. İstiklal Savaşı nın en kalabalık ordusunun mevcudu 130 bindir. Bir imparatorluk kaybettik. Yeni devlet kurarken yeniden yazdığımız tarihte İstiklal Savaşı nı mazlum milletlerin kurtuluş savaşı olarak kodladık. Ya sen imparatorluk olarak girmişsin, nasıl mazlum millet olabilirsin? İmparatorluk demek bir sürü tabi milletin üzerinde egemenlik kurmuş olan bir üst devlet modelidir. Ama bir imparatorluk kaybetmenin travmasını açıklamak mümkün değildi. Hele kurucularla Osmanlı nın son döneminin yöneticileri arasında organik bir ilişki olunca o kaybın açıklaması yeni bir devleti kurmak ve yönetmeyi meşrulaştırmayı zorlaştıracağı için biz Osmanlı yı sildik, Cumhuriyet i gittik Orta Asya ya bağladık biliyorsunuz. Osmanlı yı yeni kazanıyoruz diyelim. Şimdi böyle bir yapay tarih de geliştirdik. Hep devletin toplum üzerindeki o üstün konumu buna cevaz verdi. Başka bir şey daha oldu, kuruculuk dediğimiz şey milletin elinden alındı ve tek adam kültü yaratıldı. Önderler totemleştirildi. Totem biliyorsunuz kutsal bir varlıktır. Kutsal mucizeler yapar, yani olağan insanlar değildirler, olağanüstü şeyler yaparlar. Onlardan mucizeler beklenir. Kutsallaştırılan hiçbir şey sorgulanamaz. Sorgulanamayan hiçbir şey bilgi nesnesi olamaz. Bilgi nesnesi olmaktan çıkardık biz önderliğimizi. Devlete de aynı şeyi yaptık. Devlete de aynı şeyi yaptığımız zaman devleti de sorgulanamaz kutsal hale getirdik. Devleti de tarihselleştiremedik. Tarihselleştirememek demek tarihte ne olduğunu doğru dürüst bilememek demektir. Bize söyleneni gerçekmiş gibi kabul ettik ve bugün, işte son Dersim olayında da anlaşıldığına göre, anladığımız kadarıyla olan bitenle ilgimiz yok. Nereden çıktı yahu bunlar, itirazı var. Nerden çıktı? Tabi bunun aksini söyleyenler de bir bedel ödemek durumundadırlar. Ben, size ödediğim bedellerden birisini mizahi şekilde anlatayım isterseniz. Bursa Barosu beni, bundan yıllarca önce, dava etti. Konu demokrasi. Ben biraz siyasal kültüre dokunan, meğer zülfü yâre dokunuyormuşum, bir şey söyledim. Dedim ki bakın bu ülkede öyle bir militarist zihniyet vardır ki, bu illa ki devletten kaynaklanan bir şey değil içselleştirdiğimiz de bir şey, İnönü nün bizi II. Dünya Savaşı na sokmaması şöyle eleştirilir: Milletin erkekliğini öldürdü. İnönü Türkiye yi II. Dünya Savaşı na sokmayarak, bir felaketi önlediği için eleştiriliyor. Eleştiri de 12

13 KONFERANS METİNLERİ II şu: milletin erkekliğini öldürdü. Bir an düşünün dedim. Savaş nasıl görünüyor burada, erkekliğin kullanımı olarak görülüyor. Erkeklik, şiddetle kullanılırsa buna tecavüz denir. Yani bu milleti tecavüzden alıkoydu diye, vatan savunması falan yok ortalıkta çünkü konu vatan savunması değil, savaşa girilecek. Savaşa girilince ne olacak, ülkemiz işgal altında olmadığı için biz bir yeri işgal edip saldıracağız Almanların peşinde. İnönü bunu engellediği için milletin erkekliğini öldürdü diyor. İnanır mısınız arkadaşlar, bu ülkenin savunma güçlerine hakaret ettiğim, aşağıladığım için ağır cezalandırıldım. İnanabiliyor musunuz buna? Bir başka ağır ceza olayı da nedir biliyor musunuz? Beni birkaç kere DGM ye davet ettiler, sırf Kürt sorununu anlayayım ve çözelim diye önerilerde bulunayım diye yaptığım araştırmalardan. Üstelik Kürt falan da değilim. Olsa ne olur tabi, mesele o değil. Hani Kürtçülük yapmakla itham edilecek bir durum söz konusu değil. Çağırılıyorum mahkemeye birdenbire. Bir gün yine tam derse gireceğim Mülkiye ye, tanıdığım polisler geldi sivil, ellerinde bir zarf. Gene ne oldu, gene ne yaptım diyorsunuz. Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Açtım, bu sefer bilirkişi olarak DGM ye çağırıyorlar. Ya beni içeri atmaya çalışan mahkeme, bu sefer aklıma hürmeten beni fikir almak için çağırıyor. Yalnız altında diyor ki Gelirsen gel, gelmezsen polis zoruyla getirileceksin. Ben bunu bir yerde söyledim, hadi gene mahkemeye. Bu sefer de Adliye Kurumu nu tahkir ve tezyiften. Arkadaşlar yani bakın, devletin toplum üzerindeki sadece önceliği değil, bu baskın rolü, bugün Türkiye deki bir sürü sorunun kaynağıdır. Sırf ona dikkatinizi çekmek için söylüyorum. Şimdi başka bir kültür öğemiz, yarışma ile savaşma arasındaki önem farkıdır. Biz, yarışmaya şartlandırılan bir toplum değiliz. Ne eğitim sistemimiz ne siyasal sistemimiz buna yönelik. Yarışma insanı değiliz. Bir gün, futbolda şey üzerine, hüleverizm üzerine çalışıyorum. Bir büyük derbi maçına gençtik, gittim. Bütün tribün boyunca aynen şunu yazıyor. Siz takımı tahmin edin. Diyor ki: Ne para, pul istiyoruz, ne de kızın sevgisini istiyoruz, ne de yüksek tahsil diploması. Sadece senin şampiyonluğunu istiyoruz. Ya dehşete düştüm. Ve oraya geldiğinizde oradakileri profesyonel yarışmacılar yani rekabet eden insanlar olarak değil, oraya savaş alanı olarak geliyor. O yüzden Molotof kokteyli, döner bıçağı falan filan. Ya orada işte yarışmacı takımı destekleyenler onlar. Yani senin hemşerilerin, vatandaşların, insanların ya! Ölmeye geldik diyen insan, öldürmeye de gelmiş demiş, demektir. Bakın, yarışma değil savaşma mı sorusuna savaşmayı tercih ettiğiniz anda sürekli olarak karşıdakini yenmek, baş eğdirmek. Yenmek ve baş eğdirmek üzerine 13

14 kurulu olan bir kültür, herkesin yenildiği yenik bir ülke meydana getirir. Kalan sahaların egemen olduğu ama hükmedecek kimsenin kalmadığı. Buna tepki doğmaması mümkün müdür arkadaşlar? Bu anlayışa ve bu uygulamaya tepki doğmaması mümkün değildir. Şimdi hepimiz asker doğduk. Türk Milletinde, her Türk asker doğar, değil mi? Bunun yansımasıdır. Niye asker, bakın. Herkesin asker olduğu aşiret dönemidir. Yani üretici de, tüketici de, koruyucusu da asker olan bir topluluk, aşiret düzenidir sevgili arkadaşlar. Yani biz hala modern bir toplum olmadığımızı kendi kendimize itiraf ediyoruz. Ondan sonra Vay niye işte Avrupa bizi içine almıyor, niye bize işte gelişmiş ülke demiyorlar? diye de alınıyoruz. Ama her Türk ün asker doğduğunu da söylüyoruz. Şimdi bu konuda çok yeni bir araştırma yapıldı. Türkler asker millet midir sorusuna %73,5 evet diyor. Peki, askerlik kısaltılmalı mıdır dendiği anda %55 e yakın evet diyor. Şimdi Vecdi Bey beni düzeltsin. Profesyonel askerlik için galiba 15 binlik bir kota belirlendi. İlk müracaat edenlerin sayısı 30 bin falandı. Sınava almak için gün gelince, buna 6 bin küsur kişi müracaat etmiş, gazeteden okuduğumuzu söylüyorum, bunun da 3 bini falan alınmış. Yani kontenjanın çok altında. Çok ilginç. Paralı askerlik deyince yüzbinler sıraya giriyor. Bir tek itirazımız var, parasıza. Ee hani biz asker doğmuştuk arkadaşlar. Çok ilginç bir çelişkidir bu. O yüzden yarışma mı? Arkadaşlar yarışma. Olimpiyatın, olimpiyatların sloganlarını düşünün. Daha iyi, daha hızlı, daha yüksek dikkat ederseniz. Buradaki yarış sadece başka insanla yarış değildir. Zamana yarıştır. Kendisiyle, kendi kapasitesiyle yarıştır. O yüzden sportmence lafı boşuna söylenmiş bir şey değildir. Yarışmacı bir zihniyettir sportmenlik. Bizde spor bile bir savaş biçim, bir ölümcül karşılaşma olarak kodlanıyor. Şimdi bana sorarlar hangi takımı tutuyorsun diye. Ben hayatım boyunca bir takımda oynadım, oynadığım takımı tuttum. O yüzden vekâleten başkalarının oynadığı bir takımı tutmak mesela bana hiç anlamlı gelmedi. O yüzden inanın bana söyleyemiyorum. O yüzden biraz ukalalık gibi oluyor ama milli takımı tutuyorum diyorum. Ama şeyi hatırlatırım çok daha mizahi olarak: Sevgili arkadaşlar, bu söylediklerimizi, yani asker milletiz deyip de yaptığımız arasındaki şey, tutarsızlık bir inandırıcılık açığı yaratıyor. Bize şimdiye kadar bütün okullarımızda, her seviyede memleketiniz için Gerekirse ölün. dediler. Böyle öğrettiler. Kimse Düşünün, çalışın, üretin, araştırın, bulun, icat edin, keşfedin. demedi. Bana demediler doğrusu. Ben bunu yapmaya kalktığımda kendi başıma bir hayli de bedel ödedim. Bir toplum gençlerine Önemli ol, başar, başa geç, zengin ol. gibi hedefler 14

15 KONFERANS METİNLERİ II gösterir de bunlara ulaşacak araçları sunmazsa ortaya anomi veya kuralsızlık çıkar arkadaşlar. Bu kuralsızlık toplumda, toplumsal dokunun zayıflamasına, dayanışmanın ve güvenin azalmasına neden olur. Kuralsızlığın bir biçimi de yolsuzluktur. Yolsuzluk, yol olmaması demek değildir. Ana yoldan ayrılıp amaca kestirmeden gitmek demektir. Hani yarış 8 km sonradır. Siz otobüse atlarsınız. 6 km sonra inersiniz, en önde bitirirsiniz. Onun gibi bir şeydir. Güvensiz insanlar, bu inandırıcılık yoksunluğu ve kuralsızlık nedeniyle doğan güvensizlikte insanlar, kendilerine güvenli limanlar, tanıdık sosyal kozalar ararlar sığınmak için. Bu kozalardan biri ideolojik veya inançsal topluluklardır. Birey çabası, bilgisi, tecrübesi, becerisi ve yaratıcılığı ile değil topluluk mesuliyetiyle amaçlarına, toplumun başa, başa geç, önemli ol beklentilerine bu şekilde eğer yanıt vermeye kalkarsa önce devletin himayesine, artık devlet bunları karşılayamıyorsa bu toplulukların himayesine sığınıp, gene birey olmaktan uzaklaşır. Birey olmadığı müddetçe de hep güdülmesi, kendi tercihleriyle değil başkalarının kendisine empoze ettiği tercihlerle yaşamak durumunda kalır. Ve eğer topluluklar arasında amaç birliği ve ortak yaşam ve eylem ilkleri üzerinde bir uzlaşma da yoksa toplumun insanların enerjisi kavga ve çekişme ile tüketmesi gibi bir sonuç doğar. Çok tanıdık geliyor değil mi size? Toplumun kavga ve çekişme ile enerjisini tüketmesi. Bu durumda da toplumsal istikrar, ne birlikte yaşama ne de coexistance dediğimiz kültür doğar. Bunun yerine bakın, coexistance, birlikte var olmak yerine, coextinction, birlikte yok olmak gibi pratik bir sonuç doğar. Oysa çocuklara, gençlere savaşmanın değil yarışmanın daha önemli olduğunu gösterirsek, inandırabilirsek farklı bir şey çıkar ortaya. Bu da buluşlar, fikirler, projeler, yeni akımlar, kadrolar ve önder adayları çıkabilir. Şimdi bakın siyasi partilerimize bugün. Hepsinin önderini değiştirmek bir padişahı tahttan indirmek kadar zordur. Ya suikast, yani bir kasetini çıkaracaksınız ya da doğal ömrünü tamamlamasını bekleyeceksiniz. Bir hikâye geldi hatırıma. Turgut Özal ın Türkiye yi dışarı açmaya başladığı yıllarda, genç bir Türk iş adamı. Danimarka ya gitmiş. Günlük temasları yaptıktan sonra oteline gelmiş, bara oturmuş, bir akşam yemeğinden önce bir içki alayım demiş. Tenha bir zamanında günün bakmış, barın öteki köşesinde son derece şık, yaşlı bir beyefendi duruyor. Adam da yalnız, kadehini kaldırmış, o da şey yapmış. Sonra yaklaşmışlar birbirlerine. Genç adam tanıtmış kendisini: Ben bir Türk iş adamıyım. Aaa demiş yaşlı. Ben de sizin, bundan 30 küsur yıl önce, sizin ülkenizde kendi ülkemin büyükelçisiydim. Konuşmaya başlamışlar. İşte ne oluyor, ne bitiyor falan. Demiş ki, şey, yaşlı, eski, emekli 15

16 büyükelçi: Yahu, benim zamanımda Türkiye de iki tane lider vardı. Sürekli kavga ederler, dururlardı. Bunlardan bir tanesi klasik bir adamdı demiş. Öteki de romantik bir adamdı böyle. Ama bir türlü Türkiye, onların çekişmesinden istikrara kavuşamadı. Ne oldu onlara?, Onlar demiş hala iktidarda., Ne diyorsun ya, çocukları falan olmasın., Yok demiş iktidarda onlar. Şimdi niye önder çıkmıyor diyoruz. Önder çıkması o kadar kolay değil. Önce önderlik dediğimiz makamın yarışmaya açık olması lazım. Siyasetin yarışmaya, kavgaya değil, yarışmaya açık olması lazım. Bakın, Türkiye nin bugün en büyük ihtiyacı hala askerlerin yaptığı otoriter, bu toplumu güdümlü bir yığın halinde tutan anayasayı değiştirmek. Büyük çoğunluğunu değiştirmemize rağmen ruhu hala orda duruyor. Yani bedeni bir sürü yeni organ nakliyle tuhaf bir biçim aldı ama ruhu duruyor. Şimdi artık bu şeyi gömmemiz ve yeni bir şey yapmamız lazım, anayasa. Bugün ben size soruyorum. Anayasa yapılacak gibi gözüküyor mu? Bu toplumun ihtiyacı var, herkes, bütün partiler yapılmalı diyor, gözüküyor mu? Bu tuhaf bir şey değil mi akıbet, tuhaf ve acı bir şey değil mi? Demek ki çok büyük bir eksiklik var bizim siyasal kültürümüzde. Uzlaşmaya dayanmıyor, dayatmaya dayanıyor. Rekabete dayanmıyor, kavgaya dayanıyor. Şimdi bunun tez elden değiştirilmesi lazım, gerekiyor değil mi? Şimdi arkadaşlar bu bizi şeye getiriyor. Bir Türk rüyası var mı? Bakın bir Amerikan rüyası var. Amerikan rüyasını kısaca özetleyecek olursak; bir şeyi ilk bulan, bir şeyi, önemli bir şeyi başaran herkes önemli ve zengin olabilir. Bu da kendi değerinden kaynaklıdır. Çok güzel bir şarkı yazın, ertesi gün çok tanınmış birisinizdir ve milyonersinizdir. Bir tane plastik halka yapın, herkes beline dolayıp, hulahop tan bahsediyorum, böyle sallanır. Milyonlarca satarsınız ve milyonersinizdir. Bakın ileri teknoloji falan yok, bir fikir var burada. Siz de milyonersiniz. İşte bilgisayar dehaları var, işte bu facebooklar, twitterları üniversite öğrencileri keşfetti. Hem milyoner, hatta milyarderler hem de hepsi tanınmış insanlar. Amerikan rüyası bu. Bir zamanın köleci toplumunda siyahi, üstelik de soyadı Hüseyin, göbek adı Hüseyin olan bir adam var ülkenin başında. Bu Amerikan rüyası. Yeteri kadar örnek olunca bu rüya devam eder. Peki, bir Türk rüyası var mı? İsterseniz buna Türkiye rüyası deyin. Mademki hepiniz, artık bir etnik farklılıklardan, insan farklılıklarından, hepsini içinde barındıran bir kimliğin peşindeyiz. Arkadaşlar, Osmanlı nın son dönemi ve Cumhuriyet in kurucularına bakın. Enver Paşa, Babası Manastır Vilayeti, Nafia Fen Memurluğu Memuru, Talat Paşa. Posta memuruyken Sadrazam olmuş, bir İttihat ve Terakki Komitesi üyesi. Cemal Paşa, askeri eczacı Mehmet Nesip Efendi nin oğlu. Cavit Bey, 16

17 KONFERANS METİNLERİ II Osmanlı nın ve İttihat ve Terakki nin işte dahi Maliye Nazırı olarak bilinen kişi, babası Selanikli bir tüccar Naim Bey. Mustafa Kemal Paşa, babası Ali Rıza Bey Selanikli, gümrük memurluğu ve ek gelir olarak kereste ticareti yapıyor. İsmet Paşa, İnönü yani, babası Reşit Efendi, İzmir de hâkimlik yapmış, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden, aslen Kürt olan sonradan Türk olduğu iddia edilen geniş bir aile. Burada üst sınıf yok görüyorsunuz. Hepsi mütevazı, orta sınıf ailelerin çocukları bunlar. Bunlar en yukarı nasıl çıktılar? Devlet hizmetiyle çıktılar. Devletin bu kadar yüceltilmesinin bir nedeni de önemli olma, yükselme rüyasının devlet hizmetinden geçiyor olması. Bu son zamanlarda değişti. Demokrat Parti den sonra değişti. Şimdi siyaset. Geçen gün bir AK Partili bana çok ilginç bir şey söyledi. Söz onundur: Tornacının oğlundan Cumhurbaşkanı, çarkçının oğlundan Başbakan olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Müthiş bir şey, harika bir şey. Burada da yükselme siyaset yoluyla dikkat edin. Ama ne zaman bu ülkede sanatla, sporla, bilimle ve hayatın her yerindeki üstün nitelikler ve çabayla yükselme mümkün olur, sadece devlet memuriyeti ve siyaset değil, işte o zaman bu ülke sivil bir nitelik kazanabilir. Resmi niteliğini kaybeder ve daha demokrat, daha çoğulcu bir ülke olabilir. Bizim siyasi kültürümüz bürokratlıktan siyasetçiliğe geldi yükselmenin aracı olarak. Ama bireysel başarıya daha ulaşmadı. O da rekabetçilikle mümkün olur. Toplumun onu ödüllendirilmesi lazım. Sevgili arkadaşlar, uzattım mı bilmiyorum lafı; ama son olarak bir şey daha söyleyeyim; bizim siyasal kültürümüzün altındaki ahlak anlayışını. İki türlü ahlak anlayışı var; birisi Batıya izafe edilir, birisi de Doğuya izafe edilebilir. Bunun bir genelleme olduğunun farkında olun. Yani illaki bu böyledir, bütün doğu toplumlarında böyledir, bütün batı toplumlarında böyledir demek istemiyorum. Hep bunların birbirlerine geçmişliği, böyle melez pratikler söz konusudur ama iki ahlak anlayışı. Birincisi: Yanlış ve haksızlık yaptığı zaman, bir suç işlediği zaman; suçu üstlenmek, yanlış bir iş yaptığını itiraf etmek ve af dilemek. Bu af dilendiği zaman hem kendisini o suçtan, günahtan arındırmak hem de haksızlık yaptığı tarafından affedilme yolunu açık tutuyor. Daha çok doğu toplumlarında ki mesela Japon kültürü böyle nitelendirilebilir. Bize ne kadar uyup uymadığını siz söyleyin bana. Bir suç işlendiğinde, bir haksızlık yapıldığında örtme, saklama ve inkâr vardır. Ortaya çıkınca da bu suç, utanma duygusu. Yani birinci ahlak anlayışında itiraf ve af, ikincisinde utanma duygusunun daha baskın olduğu bir şey. Bu intihara kadar gidebilir. Yani utanma duygusu ortadan çekilme ve 17

18 intihara kadar gidebiliyor. Bakın Dersim tartışması böyle. Müthiş bir inkâr var. Ne oldu? Ne olduğuna kimse, kimse değil çok kişi aldırmıyor. Niye çıktı bu ortaya kardeşim şimdi, ne var? Hâlbuki bunun bir yönetim anlayışının sonucu olduğu ve haksızlığa uğrayanların, haksızlığa uğratmış olanların onlar yaşamasa bile onların ardıllarının- artık böyle düşünmediğini, yani böyle bir şeyin bir daha onların başına gelmeyeceği beklentisi ile kendilerinden af dilenmesini istiyorlar. Affedilen insan bir daha yapmayacağım taahhüdünü de sunmuş oluyor. Bu olmadığı takdirde haksızlığa uğramış olanların güvensizliği, güvensizliği kadar aşağılanmışlık duyguları, yenilmişlik duyguları devam ediyor ve bunu bir travma olarak içlerinde saklıyorlar ve haksızlığın devamında da isyan ediyorlar. Bu gün ülkemizde ciddi bir isyan kültürü varsa şimdiye kadar haksızlığa uğramış olanların, bu haksızlığa neden olmuş olan, kişiler ve kurumlardan bahsetmiyorum teşkilatlardan, zihniyetin en azından devam etmediğini onlara göstermek lazım. Bunu yapabilecek miyiz? Bizim siyasal kültürümüz bunu yapacak esnekliğe, kapasiteye kavuşacak mı? Doğrusu bilmiyorum. Yalnız benim Türkiye den ümidim var. Başka çare de yok. Türkiye den ümidim, ümidim olmasa zaten bu kadar uğraşmazdım. Çünkü Türkiye çoğulcu sivil bir toplum olmak, özgürlükçü, yarışmacı, eşitlikçi, gelişmiş, müreffeh bir toplum olmak için demokratikleşmek zorunda. Demokratikleşemezse birliğini sağlayamaz ve benim rüyam da herhalde bu demokratik toplumun benim ömrü hayatımda gerçekleşmesi. Ben elimden geleni yapacağım, en azından görüyorsunuz burada bir çabada bulunuyorum. Gerisi siz gençlere kalmış. Hepinize sevgiler, saygılar. DİNLEYİCİ - Hocam bir kitabınızda laikliğin bir süreç olduğuna değiniyorsunuz. Türkiye de şu an laiklik süreci nasıl işliyor? Türkiye bu sürecin neresindedir? Prof. Dr. Doğu ERGİL - Teşekkür ediyorum, sağ olun. Laikliği, bu gün biz anlatılanlardan değil artık yaşadıklarımızla öğrenmeye başladık. Anlatılanlar bir ezberin sonucuydu. Ama yaşamın gerçeklerine uymadıklarını gördükçe şimdi Bunun doğrusu nedir? Nasıl olmalıdır? konusunu sorgulamaya başladık ve bu gün eğer Türkiye yi bir İslam Devletine dönüştürmek korkusuyla ötekileştirilen bu ülkenin başbakanı, gidip de İslamcı partilerin iktidar olması olası olan ülkelerde laikliğine saygı yanında laikliği savunuyorsa, çok şey değişiyor demektir bu Türkiye de. Türkiye deneye-yanıla öğreniyor. Başkasının 18

19 KONFERANS METİNLERİ II tecrübesiyle öğrenmiyor. Okuyarak, muhakeme ederek öğrenmeye, deneyeyanıla. Bu zaman kazandırıyor ve bütün yanlışlar yapıldıktan sonra doğru yol bulunuyor. Görüldü ki sevgili arkadaşlar, Türkiye de uygulanan laiklik de, devletin ya da işte devletlerin toplumu denetlemesinin bir aracı olarak kullanıldı. Kendi istedikleri toplum modelini, yaşam tarzını; topluma empoze edebilmeleri, dayatmalarının bir amacı olarak iddia ediyorum ben. Ama olmadı. Olmadı. İnsanlar hem inançlı olup hem de inançların ne devlet aracılığıyla dayatması ne de inanç kümeleri birbiri üzerine tahakküm kurmamasının doğru bir şey olduğunu, başka türlü demokrasi ve özgürlük olmayacağını gördüler. Bir gurup diğerleri üzerine egemenlik kurabilir ama bir zamana kadar kurabilir. Ondan sonra kendi özgürlükleri de yok olur. Laikliği böyle anlamak lazım. Ne devletin kültür alanına yani inançlar alanına müdahalesi ve bu arada siyasetin parmağını bir kefeye basıp dengeleri bozması ne de bir inanç kümesinin kendi yaşam ve inanma tarzını diğerlerine empoze etmesi. Bunu engelleyecek bir çoğulculuk, kültürel, inançsal çoğulculuk işte laisizmdir. Sonra unutmayın bakın laisizm dediğimiz şey; laiklik bir politikadır. Laikleşme bir sosyolojik süreçtir. Bu da işte demokrasinin gelişmesi, kentleşme, sınıfların ayrışması ve dengelerin kurulması, eğitim düzeyinin yükselmesi, yaşam pratiklerinin zenginleşmesiyle olacak bir şeydir. O nedenle Türkiye hızla laikleşmiştir, laikleşmiştir diyorum. Laiklik denen politikanın bir devlet tasavvuru olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. Yukarıdan laiklik işlemedi, aşağıdan toplumun laikleşmesi şu anda hızla ilerliyor. DİNLEYİCİ - Efendim çok teşekkür ederim, sağ olun. Yani kafamda birçok soru oluştu. Bunlardan bir tanesini sizden rica edeceğim. O da şöyle: Şimdi Anadolu Kültürü diye bir kültür var. Bunu ne kadar çalıştık, ne kadar biliyoruz, bilmiyorum. Yalnız özetle Anadolu Kültürü derken buradan Yunus Emre diyoruz, Bektaşi diyoruz, Mevlana diyoruz, böyle bir kültür. Bu kültürden böyle insanlar çıkıyor ki, sadece milyonlar çıkmıyor daha da fazla sadrazam olmuşsun ama adam olmamışsın. Asgari ücretle geçiniyor, ama bulduğu milyarlarca parayı götürüp sahibine teslim ediyor. Bu insanlar Avrupa ya gittiler, Türkiye den gittiler, orada iş sahibi oldular, meslek sahibi oldular, milyarların sahibi oldular. Şimdi bir taraftan böyle bir toplum, böyle bir kitle var; bir de bunları yönetenler var. Bunları yönetenler de ayrışma, yabancılaştırma, makam, sahiplenme işte sizin kullandığınız kelimeleri kullanmaya çalışıyorum. Şimdi bir tarafta bunlar var. Toplum ve devlet birbiriyle çatışıyor, diye anlatıyorsunuz ve kabahatli de bu oluyor, halkımızı eleştiriyoruz. İşte maçtaki sloganlarıyla 19

20 ki hep holiganlık Avrupa kültürünün de ciddi bir sorunu. Şimdi özetlemeye çalıştım. Yani birbirinden ayrı iki dünya var, bir çatışma var. Nasıl oluyor? Yani toplumun kendisi çok masum. Prof. Dr. Doğu ERGİL - Evet, ta başta giriş cümlelerimde şunu söyledim; geçmişte devletin gündemi ile toplumun gündemi hiç birbirine uymamış. Devletin gündemi toplumun ihtiyaçlarından, toplumun var olan değerlerinden ve toplumun yapısından bağımsız olarak şekillenmişti. Olan değil olması gereken üzerinden oluşmuş. Keşke, şu medenileştirme projesi kurucuların gerçekleşsin. Bunu, araçlarını topluma sunabilseler. Bakın başta iki tane hata yapılmıştır. Hata derken illaki olumsuz bir şey söylemek için söylemiyorum. Birinci yanlış yürüyor. Biz köydeki Hasan oğlanla Fadik kızı eğitirsek işte Türk aydınlanması gerçekleşir. Türkiye kalkınır, çağdaş millet olur. Bu bir. Siz istediğiniz kadar Fadik kızla Hasan oğlanı eğitin, bulundukları yer hala kırsal, tarım ortamı ise, yani modern toplumun sanayileşmesi gibi, kentleşmesi gibi olgular gerçekleşmediyse eğitilen insan gene köyünde kalacaktır. Ve köyün şartları eninde sonunda ağır basacaktır. Yani siz müthiş kaval çalan ve müzikalitesi olan bir çocuk keşfedersiniz koyunlarının başında, alır götürür, en önce konservatuarda eğitirsiniz, sonra gönderirsiniz Avrupa ya. Gelir büyük bir kompozitör olarak, büyük bir orkestra şefi olarak. Tekrar Elazığ da bilmem ne köyüne gönderdiğinizde ne olacak? Önemli olan toplumun seviyesi yükselip, bu dehayı kullanabilir hale getirmek. Beyin göçü işte budur. Niye Türkiye den bir sürü insan gitti. Şimdi toplumun düzeyi yükseldikçe yavaş yavaş geliyor. Geçenlerden Almanya da yazılmış olan bir makale gördüm: Eyvah Türkler gidiyor. Hani neydi, Mamma mia, Türkler geliyor du ya eskiden tehdit. Şimdi Türkler gidiyor. Niye? Toplumun düzeyi yükseliyor çünkü. İkincisi de şudur arkadaşlar, ikinci yanlış da. Biz batının ilmini ve fennini alalım, fenni teknoloji diye tercüme edebilirsiniz, fakat kültürünü dışarıda bırakalım. Hiç anlamamışızdır ki o fen ve bilim belirli bir kültürel ortamda oluşur. Örnek mi? İşte başka bir ülkenin ilminin ve fenninin üretmiş olduğu otomobili aldık. Bugün Türkiye nin yolları kan gölü. Niye? Çünkü trafik kuralları gibi basit kuralları hiçe sayıyoruz. Ne demek istediğimi anlatabildim mi? O kültürel ortamı yaratmak lazım. Ha bunun için illaki Batılılaşmak gerekmiyor ama modernleşmek gerekiyor. Yani kullandığınız aracın, aracı yaratan teknolojinin, onu nasıl kullanılacağına ilişkin kurallarına uymak durumundasınız. O kurallara uyacak bir yaşam düzeyi tutturmak durumundasınız. Bu değerleri 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

SIRA KONUŞMACILAR TARiH** Efkan YEŞİLDAĞ Fatih Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi

SIRA KONUŞMACILAR TARiH** Efkan YEŞİLDAĞ Fatih Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi AYLIK KONFERANSLAR* SIRA KONUŞMACILAR TARiH** 01 Hüseyin GÜLERCE Gazeteci-Yazar Ekim 2011 02 Yavuz Bülent BAKİLER Şair-Yazar Kasım 2011 03 Prof. Dr. Doğu ERGİL Öğretim Üyesi Kasım 2011 04 Temel KOTİL THY

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ KÖŞEMDEN Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ "Cumhurbaşkanı kim olacak" sorusu endişelerle birlikte çok yönlü bir tartışma konusu olarak 15 Mayıs'a kadar devam eder. Aslında Cumhurbaşkanlığı konusu

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri!

İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri! İlyas Güven EROĞLU «Bizim köklerimizi CHP den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter!» Kılıçdaroğlu nun özde CHP lileri! CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen in kurşunlanmasının

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

DİL VE ANLATIM 10. SINIFLAR ( ORTAK ) B GRUBU 20 Kasım 2014

DİL VE ANLATIM 10. SINIFLAR ( ORTAK ) B GRUBU 20 Kasım 2014 ADI : SOYADI:. SINIF : NU.:.. DİL VE ANLATIM 10. SINIFLAR ( ORTAK ) B GRUBU 20 Kasım 2014 KAHTA FEN LİSESİ 2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM I. YAZILI PUAN. 1. Soru 2. Soru 3. Soru 4. Soru 5. Soru

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI EYLÜL / 2014 ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : 1 EYLÜL / 2014 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 1 EYLÜL 2014-2015 Eğitim Öğretim yılı Öğretmen Seminerlerinin Başlaması

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ETKİNLİKLERİ

2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ETKİNLİKLERİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ETKİNLİKLERİ Üniversitemizde Hazırlık Sınıflarıyla Tanışma Toplantısı Yapılıyor Üniversitemiz Yabancı Diller Yüksekokulu tarafından Üniversitemize yeni katılan 2012-2013 Eğitim

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Đsmail Hilmi Adıgüzel

Đsmail Hilmi Adıgüzel Đsmail Hilmi Adıgüzel Gençlik Platformu / Kurcu Başkan Marka Yönetimi Derneği / Yönetim Kurulu Üyesi Türkiye Fotoğraf Gönüllüleri / Genel Koordinatör Đnternet Medya ve Bilişim Federasyonu / Yönetici Gravga

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Sami Çelik'ten Murat Bardakçı'ya belge şoku

Sami Çelik'ten Murat Bardakçı'ya belge şoku On5yirmi5.com Sami Çelik'ten Murat Bardakçı'ya belge şoku Emre ve Truva Yayınları nın sahibi Sami Çelik, Murat Bardakçı ya nasıl belge şoku yaşattı? Yayın Tarihi : 15 Şubat 2013 Cuma (oluşturma : 2/12/2016)

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı