YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMDA DOĞRULUK, GERÇEKLİK VE BİLİM EĞİTİMİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMDA DOĞRULUK, GERÇEKLİK VE BİLİM EĞİTİMİ"

Transkript

1 YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMDA DOĞRULUK, GERÇEKLİK VE BİLİM EĞİTİMİ Yrd. Doç. Dr. Dr. Hasan Aydın OMÜ Sinop Eğitim Fakültesi 1.Giriş Yapılandırmacılık (constructivism), son dönemlerde, modern bilimin ontolojik ve epistemolojik temellerine yönelik tartışmalara bağlı olarak, eğitimbilim alanında çok sık tartışılan bir akım haline gelmiş ve kimi ülkelerde bilim eğitimini etkisi altına almıştır. Nitekim yapılandırmacılık, Amerika, Yeni Zelanda, İsrail, Kanada, İsviçre, Avustralya (Aydın, 2006-a: 31) gibi ülkelerdeki var olan eğitimbilimsel uygulamaları alttan destekleyen ve genel olarak kabul edilen bir görüş, psikolojik ve epistemolojik doktrin ya da ontolojik bir inanç haline gelmeyi başarmıştır (McCarthy and Sears, 2000: 369 vd.). Ülkemiz açısından bakıldığında, yapılandırmacılığın, yılından itibaren ilk ve ortaöğretim programlarına damgasını vurduğunu, eğitimbilim geleneğimiz içerisinde köklü bir tartışma sürecinden geçirilmeden ve yeter düzeyde sorgulanmadan bilim eğitimi için en uygun görüş olduğunun ileri sürülüp uygulamaya konulduğu görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında Batı eğitimbilim geleneği daha kompleks ve çoğulcu bir yapı sergilemektedir; çünkü yapılandırmacılık karşısında farklı tutumlar karşılıklı tartışmalarını hala canlı olarak sürdürmektedirler. Nitekim Batı eğitim literatürü incelendiğinde bir kesimin onu geleneksel anlayışlar karşısına oturtarak, öznelliğe ve öğrenci odaklılığa vurgusu nedeniyle radikal bir biçimde savunduğu, bazı kesimlerin ise, öznel doğruluk ve öznel gerçekliğe vurgusunun bilimin doğası ve bilim eğitimi konusunda olumsuz sonuçlar yaratacağı gerekçesiyle katı bir biçimde eleştirmeye yöneldiği görülmektedir (Matthews, 1992: ). McCarthy ve Sears ın kanısına göre Batı geleneğinde, yapılandırmacılığın bilim eğitimi açısından sakıncalar yaratan çeşitli savlarını açığa vuran çalışmalar hem nitelik hem de nicelik yönünden gittikçe artmakta ve onun konumunu sarsmaktadır (McCarthy and Sears, 2000: 369). Yapılandırmacılığı eleştirmeye yönelen anılan çalışmalarda, daha çok onun gerek ontolojik gerekse epistemolojik yorumlanışında ciddi bir sakatlığın olduğu vurgulanmaya ve gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu sakat durumlara olan vurgu daha çok, Ernst von Glesersfeld da ortaya çıkan radikal yapılandırmacılığa yönelmekle birlikte, yer yer aslında benzer kusurların, ılımlı yapılandırmacı anlayışlar için de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir (Matthews, 1992: 3003 vd.; McCarthy and Sears, 2000: ). Biz bu makalede, Türk eğitim sisteminin temeline oturtulan yapılandırmacılığın bilim eğitimi konusunda sıkıntılar yaratan kimi unsurlarını tartışma konusu yapmaya çalışacağız. Tartışmamızın odağına yapılandırmacılığın doğruluk ve gerçeklik kavramlarına bakışını oturtacağız ve bu iki

2 kavrama bakışında ortaya çıkan sorunların bilim eğitimi açısından ne türden paradokslara yol açabileceğini göstermeyi deneyeceğiz. 2. Bilgi, İnanç ve Doğruluk: Bilim eğitimcileri, özde, öğrencilere hem bilimin doğası hem de bilimsel bilgiye ilişkin bir takım ölçütler kazandırmaya çalışırlar. Bilimin ne olduğunu açıkça ortaya koymak, bilgi, doğruluk gerçeklik gibi kavramları tartışmak, bu konularda kesin bir sonuca ulaşmak çoğu kez mümkün olmasa da, bilim eğitimcilerinin üstlenmesi gereken felsefi bir ödev olarak görülebilir. Zira bilim yapmak için dış dünyanın gerçekliğine (realizm) ve dış dünyanın doğru bilgisinin elde edilebileceğine inanmak ve belli ölçülerde bunu temellendirmek bir zorunluluktur ve bu felsefi arka plan görmezden gelinerek bilim eğitimi yapılamaz. Çünkü bilim, realist bir dünya görüşüne dayanmakta, yani bizim dışımızda bir nesneler dünyasının varlığını kabul etmekte, nesneler dünyasının anlaşılır olduğuna inanmakta ve nesneler dünyasına ilişkin olarak ileri sürdüğü önermelerin doğruluğunun gösterilebileceğini kabul etmektedir. Nitekim, bu durumun altını çizen Yıldırım şöyle demektedir: Bilim de bütün diğer girişim ve çabalarımız gibi, açık veya üstü örtük bir takım inançlara dayanır. Varsayım denen bu inançlarımız, düşünme ve hareketlerimizin temelde yatan gerekçelerini oluştururlar bilimsel araştırma da, çoğu kez ifade edilmeyen, hatta belki bilinç altında tutulan bazı temel inanç ve varsayımlara dayanmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 1-Kendi dışımızda bir olgular dünyasının varlığı; 2-bu dünyanın bizim için anlaşılabilir olduğu; 3-bu dünyayı bilmenin anlamlı ve değerli bir inanç olduğu (Yıldırım, 1991: 22-23). Bu yüzden bilim eğitimi sürecinde bilimin neliğine yönelik tartışmalarda yer yer kimi septik ve bilimdışı dünya görüşlerine tolerans göstersek bile, bu görüşleri bilim yapmanın ön koşulu haline getiremeyeceğimizi kaydetmek gerekir. Aksi halde bilim dediğimiz etkinliği yapmaya olanak olmayacaktır. Bu açıdan bakıldığında acaba yapılandırmacılık nereye oturmaktadır? Onun gerçekliğe ve doğruluğa bakışı bilim yapmayı olurlu kılmakta mıdır? Bu soru tartışılmaya değer bir sorudur; çünkü yapılandırmacılık bilim eğitimi alanında gittikçe egemenliğini artırmaktadır. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, yapılandırmacılık, doğası itibariyle her kalıba giren bir yaklaşım olarak nitelenebilir. Zira eğitim literatüründe, yapılandırmacılığın pek çok versiyonundan söz edilmektedir (Kukla, 2000: 24 vd.) ve aynı gruba dahil edilmelerine rağmen farklı versiyonlar arasındaki benzerlik oldukça belirsizdir (Boudourides, 2003: 5-17). Yapılandırmacılığın farklı versiyonlarının belki de ortak olarak paylaştıkları en temel sav, G. Hein in tanımladığı biçimiyle bilginin ve anlamın tümüyle insan tarafından yapılandırıldığı savıdır (Hein, 1991). Kuşkusuz bu sav beraberinde, araştırmalarda kullandığımız yöntemlerin, ölçütlerin ve sonuçları dile getirirken kullandığımız kavram ve sözcüklerin bütünüyle insan tarafından yapılandırıldığı anlayışına gönderme yapmaktadır (McCarthy and Sears, 2000: 370). Bu sav ne anlama gelmektedir ve gerçekten yapılandırmacılığı savunanların ileri sürüldüğü gibi, genel olarak eğitim ve bilim eğitimi alanında çok büyük etkiler yaratabilecek düzeyde midir? Yapılandırmacılığın bu temel savı, bilginin insan zihninde nasıl oluştuğunu göstermeye yönelen eğitim psikolojisi açısından bakıldığında, oldukça doğru gibi gözükmektedir; çünkü bilgi insan tarafından üretilmekte ve bu üretim bir takım kompleks düşünsel süreçler içermektedir (Aydın, 2006-b: 60-69). Ancak anılan sav doğruluğu ölçüsünde de önemsiz bir savdır; çünkü onun öyle olduğunu herkes bilmekte ve hiç kimse buna karşı çıkmamaktadır. Bu sav, sadece inançlarımızın,

3 bilgilerimizin, araştırma sürecinde kullandığımız yöntemlerin, ölçütlerin vb. insan tarafından üretildiğini söylemektedir. Bu haliyle oldukça naiv ve sıradan bir duruma gönderme yapmakta ve oldukça zararsız bir iddia gibi görünmektedir. Ancak eğitim psikolojisine ait bu iddia yapılandırmacılık içerisinde çoğu kez açık bir biçimde felsefi bir zemine çekilmekte ve bilginin öznel olduğunu, bilgiyle inanç arasında bir farkın bulunmadığını, bilginin normatif olduğunu, doğruluğun ele geçirilemeyeceğini ve gerçekliğin aslında yapıntıdan ibaret olduğunu ya da asla bilinemeyeceğini göstermek için kullanılmaya çalışılmaktadır (McCarthy and Sears, 2000: ; Özden, 2002: 55-60; Aydın, 2006-b: 60-69). Kuşkusuz bilgiyle inanç arasında bir ilişki kurulabilir ve zaten felsefe tarihi içerisinde Platon dan bu yana böylesi bir ilişki kurulmuştur. Ancak bilgi açısından ele alındığında felsefenin ilgisi, doğru inanca yönelik olmuştur. Nitekim felsefi tartışmalarda bilgi çoğu kez doğrulanmış/temellendirilmiş inanç olarak tanımlanmaya çalışılmıştır (Gettier, 1999: 57). Bu açıdan bilgi için doğruluğun bir ölçütü bulunmalıdır; çünkü bilgi sadece belli bir ölçüt aracılığıyla naiv, sıradan inançlardan ayrılabilir. Yapılandırmacılıkta, bilgi ile inancı ayırma konusunda büyük ölçüde bir sıkıntı bulunmaktadır ve bu köktenci hata yapılandırmacı görüşü açmaza sokan kimi paradokslar üretmektedir (McCarthy and Sears, 2000: ). Söz gelimi radikal yapılandırmacılığın savunucusu Ernst von Glasersfeld, kasıtlı ve bilinçli olarak kendi bilgi kavramından doğruluğu çıkarıp atmakta ve bilgi açısından doğruluğu kayganlaştırmaktadır (von Glasersfeld, 1996: 1 vd.). Bu yüzden Ernst von Glasersfeld, bilgi terimi hakkında konuştuğunda, yer yer inancın doğruluğundan söz etmesine rağmen kasıtlı olarak bilginin doğruluğu üzerinde konuşmaya yanaşmamaktadır (Von Glasersfeld, 1984: 17-40). Bu durumun farkına varan McCarthy ve Sears şöyle demektedirler: Birisi sistematik bir biçimde, Ernst von Glaserfeld ın yapıtlarında bilgiyle inancın yerini değiştirse, pek çok paradoks çözülür ve insan inancına ilişkin daha akla yatkın bir açıklama ortaya çıkar (McCarthy and Sears, 2000: 370). İnsan açık bir biçimde, inançlar üretir, bu açıdan her inanç, insanın zihninin belli sosyokültürel ve dilsel bağlamda işletilmesinin bir ürünüdür. Fakat, herhangi bir inancın bilgi statüsüne çıktığını iddia ettiğimizde, o inancın doğruluğunu güvence altına almamız gerekir. Çünkü bilgi terimi, seçilmiş, birinci sıraya alınmış doğrulanmış ya da yeter düzeyde temellendirilmiş inançlarımızı imler (McCarthy and Sears, 2000: 370). Nitekim, felsefi açıdan bakıldığında bir bilgi iddiasında bulunmanın en az üç koşulu yerine getirmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bunlar, doğruluk, inanma ve gerekçelendirme/temellendirme koşullardır. Bu koşulları bir parça açmakta yarar vardır: 1. Doğruluk Koşulu: İleri sürülen her hangi bir önermenin doğru olmasını imler. Burada söz konusu edilen doğruluk, sadece özsel çelişki ile yadsınabilecek zorunlu doğruluk değil, aynı zamanda olgusal doğruluktur. Söz gelimi P önermesi doğru değilse, hiç kimse onun öyle olduğunu bildiğini söyleyemez. Elbette bildiğini iddia etmek mümkündür, fakat iddia, herhangi bir ciddi araştırmaya dayanmaz. Nitekim ortaçağ insanı yerin düz olduğunu bildiğini iddia etmiştir, ancak olgular onun yanlış olduğunu göstermiştir. Hiç kimse yerin düz olduğu bilgisine sahip olmaz; çünkü öyle değildir ve dünya hiçbir zaman düz değildi. 2. İnanma Koşulu: P nin doğru olduğu iddiasında bulunan kişi, P nin öyle olduğu konusunda emin olmalıdır; yani P nin öyle olduğuna inanmalıdır. Bu özellik mantıksal bir özelliktir; çünkü şöyle denemez: P nin öyle olduğunu biliyorum; fakat onun öyle olduğundan emin değilim.

4 3. Gerekçelendirme Koşulu: Kişi iddiasını doğrulayacak yeterli kanıtlara sahip olmalıdır. Eğer yeterli kanıtlara sahip değilse, biliyorum demekten çok inanıyorum demesi daha uygundur. Zira, yeterli kanıtın olmaması, emin olduğunu ileri sürmesine engeldir (Moore, 1999: 25-28). Bu üç koşul, yani, P doğru olmalı; P nin doğruluğundan emin olunmalı ve P nin doğruluğunu destekleyen kanıt/kanıtlar olmalı, bilgi kavramının doğru kullanımına olanak sağlayan, bilgiyle doğrulanmamış inancı bir birinden ayıran en temel ayrım noktalarını belirler. Ancak bu üç koşul bir arada olduğunda, bir önermenin doğruluğu iddiasını garanti altına alınabilir ve onun bilgi olduğu haklı olarak iddia edilebilir. Burada kendisine gönderme yapılan iddianın ne anlama geldiğini kaydetmek önemlidir; çünkü iddia reddedilebilirdir. Söz gelimi, iddiadan emin olmama ya da ona ilişkin kanıt sunamama iddiayı zayıflatır. Eğer P nin yanlış olduğu ortaya çıkarsa, iddia bütünüyle geçersiz olur. Burada sorulması gereken yeni bir soru bulunmaktadır; acaba kanıtlarımız yanlış olamaz mı, ya da önermemiz şans eseri doğru çıkamaz mı? E. Gettier, bu soruyu sorarak yukarıdaki koşullara köklü bir eleştiri yöneltmiş ve bu koşulların eksik olduğunu ileri sürmüştür. E. Gettier, Temellendirilmiş İnanç Bigi midir? adlı makalesinde, iki örnek üzerinde durur. Burada onun örneklerinden birisini, özünü çok değiştirmeden ele almak aydınlatıcı olabilir: Smith adında bir öğrencinin aşağıdaki önermeye ilişkin bazı kanıtlarının olduğunu varsayalım. Jones un bir Ford marka bir arabası vardır. Smith in Jones un Ford marka arabası olduğuna ilişkin kanıtı şuradan gelmektedir. Jones K sınıfında bir öğrencidir. Smith, Jones u Ford marka bir araba kullanırken görmüş ve hatta bir gün Jones onu arabasına davet etmiştir. Şimdi Smith, (a) önermesinden mantıksal olarak şu önermeyi çıkarabilir: K sınıfında en az bir kişinin Ford marka arabası vardır. Smith in (a) önermesi için sahip olduğu kanıtlar (b) önermesi için de geçerlidir. Bir başka deyişle, Smith in Jones un arabası olduğuna ilişkin kanıtı, K sınıfında en az bir kişinin arabası olduğuna da kanıttır. Çünkü Jones K sınıfı öğrencisidir. Ancak, gerçekte Smith in sandığı gibi Jones un bir arabası yoktur. Jones, sadece bir süre için kiralık bir araba kullanmaktadır. Smith in gördüğü araba da aslında bu kiralık arabadır. Öte yandan Smith in bilmediği, diğer bir nokta söz konusudur: K sınıfında Eric adlı öğrencinin Ford marka bir arabası vardır. Bu durumda, (b) önermesi doğrudur. Smith in (b) önermesine ilişkin kanıtı da bulunmaktadır. Ayrıca Smith (b) önermesinin doğru olduğuna da inanmaktadır. Ancak, bilgi için gerekli olan üç koşul yerine getirilmesine karşın, Smith in (b) önermesini, yani K sınıfında en az bir kişinin Ford marka arabası vardır önermesini bildiğini söyleyemeyiz. Şu halde, Gettier a göre, bilginin gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlanması eksiktir (Gettier, 1999: 57-58). Gettier, bilginin tanımına veya koşullarına ilişkin görüşü yıkmış mıdır? Çoğu felsefeci öyle olmadığını düşünmektedir. Ancak, Gettier ın uyarılarının, felsefecilerin bilgi iddiasında olan bir önermenin gerekçelendirilmesi konusu üzerine daha dikkatle eğilmelerine yol açtığını kaydetmek gerekir (Grünberg, 2005: 385 vd.). Ayrıca Gettier, bir önermenin gerekçelendirilmesiyle ilgili kanıtların, o önermenin doğruluğuyla ilgili kanıtlar olması gerektiğinin de altını çizmiştir (Yazıcı, 1999: 31). Eğer durum böyle ise, yapılandırmacıların savladığı gibi, salt bilginin insan tarafından yapılandırıldığını söylemek, onun bir insan etkinliği olduğunu vurgulamak, belli inançların bilgi olarak kabul edilmesi için yeterli sayılabilir mi? Bu soruya yukarıdaki bilgi kavramının

5 çözümlemesine yönelik tartışmaya bakılarak evet yanıtı verilemez. Çünkü bu soruya evet yanıtını vermek, bilgiyi inançtan ayıran en temel nesnel kriteri yok saymak anlamına gelir. Bu kriter, yukarıda söz konusu ettiğimiz doğruluk kriteridir. Şu halde doğru inancı doğru yapan şey nedir? Bu soruya felsefe tarihi içerisinde, üç temel yanıtın verildiği görülür. İlki, karşılıklılık/uygunluk (correspondence) kuramı, ikincisi, tutarlılık/uyumluluk (coherence) kuramı, üçüncüsü ise, yararcı/işlevselci (pragmatic) kuramdır. Karşılıklılık/uygunluk kuramına göre, doğru inanç, nesnesine uygun olan; tutarlılık/uyumluluk kuramına göre, doğru kabul edilen diğer inançlara uyun olan; yararcı/işlevselci kurama göre ise, pratik olarak yararlı olandır (Yazıcı, 1999: 32-33). Bu üç kuram bize doğruluğun koşulu olarak farklı perspektifler sunmaktadır ve kanımca, mantıksal ve matematiksel önermelerde tutarlılık/uyumluluk, dış dünyaya ilişkin olanlarda karşılıklılık/uygunluk ve eylemsel yaşamda ise daha çok yararlılık/işlevselcilik etkili olmaktadır. Ancak bilim açısından bakıldığında ilk iki kuramın birlikte kullanımının daha etkili olduğunu söylemek olasıdır. Çünkü yararlılık/işlevsellik özellikle temel bilimlerde önemli sorunlar yaratabilecek bir yaklaşımdır. Şu halde, felsefi olarak ele alındığında, inançlarımızın yeter düzeyde doğruluğu sorunu önemli bir sorundur ve kabullerimiz kimi kez yanlış olabilir. Çünkü insan olarak biz, yargılarımızda daima yanılabiliriz. Fakat bu yanlışlabilirlilik durumu, bilgi kavramından doğruluk kavramını bütünüyle kopartmak için yeterli bir neden olabilir mi? Bu soruya neden olmasın biçiminde bir yanıt verilebilir. Hatta daha ileriye gidilerek biz bilgiyle inanç kavramı arasında özdeşlik kurarak yer yer sıkıntılar yaratan doğruluk ve yanlışlık sorunundan tümüyle kurtulamaz mıyız sorusu da sorulabilir. Yapılandırmacılığı savunan düşünürlerin çoğunlukla yaptıkları tam da budur (Tobin, 1993: 3). Nitekim onların görüşleri irdelendiğinde doğruluğun bir kavram olarak bilgiden kopartılıp atılmaya çalışıldığını, onun yerine, kimi zaman az ya da çok güvendiğimiz kabuller, bir diğer deyişle, işlevsellik ya da deneyimlerimizin yaşamsal bir açıklanmasının konulduğu görülmektedir (McCarthy and Sears, 2000: ). Nitekim yapılandırmacılığın savunucuları arasında yer alan eğitimci G. Wheatly, şöyle demektedir: Biz doğruyu/doğruluğu bulamayız; sadece deneyimlerimizin işlevsel/yaşamsal bir açıklamasını verebiliriz Yapılandırmacılıkta, doğruluğun güven altına alındığı ileri sürülemez (Weatley, 1991: 11-12). Şu halde yapılandırmacılıkta bilgi, yaşamsal/işlevsel olan inançlar toplamıdır ve sadece deneyimlerimize gönderme yapmakta ve eylemde bulunmaya kılavuzluk etmektedir. Bir diğer deyişle, yaşamsal deneyimlerimize bağlı eylemsel gücümüzü yönlendirmektedir. Bu durumda, yapılandırmacılığa göre, anlamlı bir biçimde, hiçbir şeyin inançlarımızın doğruluğunu gösteremeyeceğini söyleyebiliriz. Oysa bilim eğitiminde, üzerinde durduğumuz, bilgi statüsüne çıkmaya aday, sürekliliği olan dirençli inançlardır; çünkü yaşamsal/işlevsel olan inançlar da yanlış çıkabilir. Bu durumda, bilgi kavramı açısından yaşamsallığı/işlevselliği doğruluğun yerine koymak, kimi yanlış inançların bilgi statüsüne çıkartılmasına neden olabilir. Çünkü her inanç, inanıldığı zaman yaşamsal bir noktaya uzanabilir. Söz gelimi ilkel bir toplum için büyü yaşamsal bir etkinlik olarak görülür; aynı durum dindar olan için de geçerlidir; çünkü onca din yaşamsaldır. Sadece yaşamsallık özelliğine dayanarak inancı bilgi saymak, inançla bilgiyi aslında özdeşleştirmek demektir (McCarthy and Sears, 2000: 371). Bu inançla bilgiyi bir birine karıştırmak anlamına gelir. Nitekim Wheatly ın görüşleri, yaşamsallık/işlevsellik adına bilgiyle inancın birbirine karıştırılmasının sonucu olarak, bilgi kavramından doğruluğun yapılandırmacılık içerisinde nasıl çıkarıp atıldığına ilişkin oldukça ilginç bir

6 örnek oluşturmaktadır. Bu açıdan onun bilgiye ilişkin düşüncelerini biraz daha açmakta yarar vardır; çünkü aynı düşünceler, pek çok yapılandırmacı düşünürce benzer bir biçimde yinelenmektedir. Wheatly, Constructivist Perspectives on Science and Mathematics Learning adlı çalışmasında bilginin üç farklı özelliğinin olduğunu söyler: O, ilk olarak, bilginin insan zihni tarafından oluşturulduğunu ileri sürer. Ona göre, bir insan, söz gelimi bir ağaç hakkında düşündüğünde, bu düşünme eylemi, ağaçlarla ilgili olarak bireyin oluşturduğu önsel kavramlara dayanmaktadır ve bilgiyi de öznel nitelikli bu önsel kavramlar oluşturmaktadır. Wheatly ın yorumuna göre, kavramlar bütünüyle yanlış olduğunda bile bilgi, anılan kavramlara dayanan zihinsel bir işlemden ibarettir (Weatley, 1991: 10). Eğer biz Wheatly in anılan görüşünü kabul edersek, sadece belli inançlarımızın, yani doğru inançlarımızın bilgiyi oluşturduğu görüşünden vazgeçmemiz gerekir. Çünkü bu görüş, zihnin her oluşturduğu şeyin bilgi olduğu kabulüne yol açmaktadır. İkinci olarak, Wheatly, bilen kişinin, bilme etkinliği içinde olduğunu ileri sürer (Weatley, 1991: 10). Kuşkusuz bu durum aynı biçimiyle inanma, hatta kuşku içinde olma vb. için de söz konusudur. Bu, farklı bir biçimde de olsa, Descartes in düşünüyorum öyle ise varım anlayışını anımsatır. O, bu savıyla, açık bir biçimde, bilgi ile bilme eylemini özdeşleştirir ve adeta bilmek, eylem içinde olmaktır der. Kuşkusuz bilme bir tür eylemi gerektirir ama buna dayanarak bilgi, salt bilme eylemi içinde olmaya indirgenemez. Zira doğruluğu keşfetme, bilginin önemli bir bölümünü teşkil eder; ancak buna bakarak basit bir biçimde bilgi, bilme eylemi ile özdeşleştirilemez. Araştırma sürecinde, pek çok etkinliğin başarılı bir biçimde yürütülmesi doğru bilgiyi gerektirmesine rağmen, bilgi, bilme etkinliğinden daha öte şeyler ister. Nitekim bilgiye iletmesi beklenen araştırma süreci, bir dizi etkinlikler yapmayı içermesine ve bilgi araştırmanın olası bir sonucu olmasına karşın, en iyi araştırma süreci bile yanlış bir inancı doğru olarak kabul etmeye neden olabilir. Şu halde bilgiyi araştırma süreciyle ya da bilme eylemiyle özdeşleştirme, yanlış sonuçların bilgi statüsüne çıkarılmasına neden olabilir. Üçüncü olarak, Wheatly, bilginin kendisini ifade etmek için kullanılan dil tarafından biçimlendirildiğini ileri sürer (Weatley, 1991: 11). Eğer durum böyleyse, her kullanılan dilin bilgiyi yarattığı, her önermenin içeriğinin bilgi olduğunu kabul etmek gerekir. Bilgiden doğruluğu ayırdığımızda, her şeyin basit bir biçimde bilgi olarak görülebileceğini söyleyebiliriz. Bu durumda birisi konuştuğunda, eylemde bulunduğunda, hatta düşündüğünde bilgi oluşur anlamı ortaya çıkar. Bu oldukça saçma bir sonuçtur; çünkü her inanç, her eylem, her düşünce, her sav bilgi olarak görüldüğü için bilgiyle inanç arasındaki fark tümüyle ortadan kalkar. Hatta birbirine karşıt inançlar bilgi olarak görülmeye başlar. Bu ise, günlük yaşamda, her gün kullandığımız doğru ve yanlış kavramlarını ortadan kaldırır ve hiçbir yeterli neden bulunmaksızın, her inancın doğru sayılmasına neden olur. Bu sav benzer bir biçimde, neden sorusunu da anlamsızlaştırır; çünkü biz doğru inancı yanlışından, doğru eylemi doğru olmayan eylemden ayırmak için nedenler göstermemize yarayan anılan soruya gereksinim duyarız (McCarthy and Sears, 2000: ). Yapılandırmacılığın doğruluğu belirsizleştirmesi ve hatta bilgiden onu koparması, bilim eğitimcilerini ve hatta diğer eğitimcileri açmaza sokacak niteliktedir. Eğer herhangi bir inanç doğrulanmıyorsa o aynı zamanda yanlışlanamıyor demektir. Bu, tüm inançların karşılaştırılamaz olduğu anlamına gelir ve inançlar çokluğu paradoksuna yol açar. Bunun bilim eğitimi açısından dört sorunlu sonucu vardır.

7 İlki, her inancın, eşit düzeyde bilim eğitimine konu olacağıdır. Söz gelimi, yaratılışçılığın, evrim kuramıyla aynı statüde konumlandırılması buna ilginç bir örnek olarak gösterilebilir ve yapılandırmacılığı temel alan Türk eğitim sisteminde de önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bir bilim eğitimcisi açısından yaratılışçı bir bilimden söz etmek, olağan bilim açısından oldukça şaşırtıcıdır ve bilimle dinsel dogmalar arasındaki farkı tümüyle ortadan kaldırıcı niteliktedir. Şu halde, en azından mantıksal olarak yapılandırmacı sav, dinsel bir eğitim programıyla bilimsel bir eğitim programı arasında anlamlı bir fark görmemektedir. Çünkü onca inançlar karşılaştırılamaz, bilim de bir inançlar sistemidir; şu halde dinle bilim eşit statüdedir. Bu, hiçbir bilim eğitimcisinin kabul edemeyeceği bir durumdur. Böylesi bir durum, dinsel, büyüsel, astrolojik ve benzeri inançların bilimle aynı statüde konumlandırılması demektir ve büyük sakıncalar içermektedir. İkincisi, hangi inancın öğretileceği sorunudur. Buna her inanç öğretilmelidir yanıtı verilebilir; ancak bu gerek eğitime ayrılan süre açısından gerekse pratik yarar açısından olanaksızdır. Tüm inançları eşit düzeyde öğretmek için eğitime çok uzun süre ayırmak gerekir ve kimi inançların öğretilmesi bireyleri yaşamsal sorunlarla karşı karşıya getirebilir. Söz gelimi, bu durumu, kılıç keser ve kılıç kesmez inançlarıyla örneklendirebiliriz. Dinsel düşüncede savunulduğu gibi mucizevi bir evren tasarımında, bir rüyaya dayanarak İbrahim in oğlunu kesmeye kalkışmasında kılıcın kesmemesi öyküsü, kendini Tanrı ya adayan bir mümini defalarca gözlemlediği kılıç keser inancından kuşkuya düşürüp, bir rüya sonucu, Tanrı nın kendisini denediği düşüncesine dayanarak, çocuğunu boğazlamasına neden olabilir. Bu türden bir olay salt kurgudan ibaret değildir; çünkü yer yer anılan türden haberleri gazete manşetlerinde görmekteyiz. Burada sadece yaşamsal deneyimlerimize gönderme yapan inançları öğretelim yanıtının da sorunlu olduğunu kaydetmek gerekir. Çünkü yaşamsal/işlevsel olan inançlar deyişi hem oldukça öznel hem de oldukça muğlaktır. Birisinin yaşamsal/işlevsel olarak gördüğü inanç diğerince yaşamsal/işlevsel bulunmaya bilir. Yine deneyimlere gönderme yapan yaşamsal/işlevsel inanç düşüncesi, dönemden döneme köklü bir farklılık gösterir. Söz gelimi, ilk çağda yaşamsal/işlevsel olan gizemli ve sihirsel olan, ortaçağda, dinsel ve tanrısal olan, modern dönemde ise bilimsel olandır. Kaldı ki, yaşamsal/işlevsel olan inançlar, içinde yaşadığımız dönemde ideolojiler açısından bile köklü farklılıklar içermektedir. Hiç kimse bir marksistin yaşamsal/işlevsel olan inançlara ilişkin görüşüyle liberallerinkinin ve dindar olanların aynı olduğunu söyleyemez. Üçüncüsü, inançların karşılaştırılamazlığı, septisizmi/aşırı kuşkuculuğu tetikleyebilir. Aşırı kuşkuculuk, çoğu kez eyleme geçmeyi engelleyebilir ve nihilizme yönelmeye neden olabilir. Oysa bilim, eğitimbilim yapmayı olanaklı kılacak hareket zeminleri sunmak zorundadır. Burada septisizmle eleştirel olmak arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Çünkü yapılandırmacılık içerisinde yer yer iki kavramın birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Bilimin eleştirel olması gerektiği doğrudur; ancak aşırı kuşkuculuğa gönderme yapan bir bilim eğitimi, bilgi üretecek bilim insanları yetiştirilmesinin önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Dördüncüsü ise, bilim eğitimi programlarında, bilimin yanlış inançları eleyerek geliştiği anlayışının verilmesini engeller. Bu, ilkellerin ve ortaçağ insanlarının bilimiyle bugünkü modern bilim arasında hiçbir farkın olmadığı anlamına gelir. Oysa bunun böyle olduğunu tarihsel verilere bağlı kalarak savunmak olanaksızıdır. Çünkü basit bir araştırma bilimsel gelişimi çok yalın olarak gösterebilecek niteliktedir. Eğer her inanç doğru ise, önümüze sunulan inançları eleştirmeye yönelmek, doğruluk ya da yanlışlıklarını sınamaya çalışmak da anlamsızlaşmaktadır. Bu durum

8 Nasrettin hocanın hem davalıya hem de davacıya haklısın dediğinde, bu durumu gören üçüncü bir kişinin bu nasıl olur sorusuna, sen de haklısın yanıtını vermesine benzer. Oysa tüm bu durumlar, yine Nasrettin hoca fıkralarına dönersek bilim eğitimcisinin bastığı dalı kesmesinden başka bir şey değildir. McCarthy ve Sears a göre paradokslara yol açan yapılandırmacı yaklaşım, konumunu, çoğu kez bir tür söz oyununa dayalı, şu soruya verilen yanıtla temellendirilmeye çalışılır: Yeni bir bilgi mi oluşturulur yoksa yeni bir bilgi mi keşfedilir (McCarthy and Sears, 2000: 372). Bilgi, yapılandırmacıların savına göre oluşturulur. Onlarca, farklı bireyler ve hatta farklı kültürler, farklı ve birbirine uymayan bilgiler oluşturabilir. Şu halde bilim bir yönüyle öznel diğer yönüyle kültürel bir yapıntıdan ibarettir; biz hem her bireyin hem de her kültürün ortaya koyduğu ve yapılandırdığı savları bilgi olarak kabul etmeliyiz. Nitekim Ernest şöyle der: Her kültür, bunun gibi her birey, doğrulukla bütünleşir (Ernest, 1991: 264). Bu iddia nesneler dünyası açısından ele alındığında şaşırtıcı ve ürkütücü bir iddiadır. Çünkü bizi, yukarıda tartışma konusu yaptığımız bilgi iddiasında olan inançlar çokluğu ile yüz yüze getirir ve hangisinin gerçeğe daha yakın olduğunu bilmemize ve iddiaları test etmemize olanak bırakmaz. Zira nesneler dünyasına ilişkin her inanç eşit düzeyde geçerlidir ve birinin diğerinden üstünlüğü yoktur. Bunlar, yapılandırmacılığın doğruluk kavramını bilgiden koparması ve bilgiyi inançla karıştırmasının sonuçlarıdır ve görüldüğü gibi bilim eğitiminin altını oymaktadır. 3. Doğruluk ve Gerçeklik: Yapılandırmacı söylem, sıklıkla, dünya hakkındaki inançlarla, fiilen var olan şeyleri ve olguları birbirine karıştırır. Bir diğer deyişle, onlarca gerçekliğe ilişkin oluşturulan inançlarla fiilen var olan gerçeklik arasındaki ilişki belirsizleştirilir. Oysa ikisi arasında, kolayca yadsınamayacak anlamlı bir ayrım söz konusudur (McCarthy and Sears, 2000: 373). Gerçeklik deyişi, insandan bağımsız olan, insan algılamadığında da var olan, orada, ötede duran bir şeyleri imler. Çünkü gerçeklik, var olan şeyler toplamıdır. Bu haliyle o, insanın onun hakkında oluşturduğumuz doğru ve yanlış çıkma olasılığı olan inançları imleyen önermelerden bütünüyle farklıdır. Elbette insanın iç dünyasına gönderme yapan güdüleri, amaçları, niyetleri, arzuları vardır ve bunlar insanın duyuşsal, bilişsel ve davranışsal durumlarını etkiler. Tüm bunlar insanın gerçekliğe ait nesnelerle etkileşimini, onlara yüklediği değeri ve anlamı belli ölçülerde belirler. Bacon ın deyişiyle, öznel kökenli idola spekus (mağara putları) bizi etkilemektedir. Anı durum dilden kaynaklanan idola fori (çarşı-pazar putları), toplumdan kaynaklanan idola tiribus (kabile putları) ve idola theatri (tiyatro putları) için de söz konusudur. Çünkü tüm bunlar, insanın gerçekliğe bakışını, insanın eylemlerini etkilediği gibi geleceğini de şekillendirir ve tarihin akışına belli ölçülerde yön verir (Bacon, 1999: 22-28). Bu açıdan insanın tüm işlerinin olgular tarafından yönlendirilmediğini kaydetmek anlamlı olacaktır. Fakat insanın Bacon ın belirlediği putların etkisinde kalan gerçekliğe ilişkin inançlarıyla gerçekliğin kendisini dikkatli bir biçimde ayırmadıkça, insan ürünü olmayan pek çok şeye gönderme yapamaz hale geliriz. Kaldı ki insan anılan putların farkına vararak onları eleştiri süzgecinden geçirebilir ve daha sağlıklı sonuçlara ulaşabilir. Bilim tarihi aslında anılan putların farkına varılışının ve eleştirilerle yıkılışının tarihidir (Aydın, c: 30 vd.). Kimi yapılandırmacı düşünürler, bu açıdan kavramsal bir hata içine düşmektedirler. Söz gelimi, Ernst von Glaserfeld, gerçeklik sözcüğünü, deneyimlediğimiz şeylerin ifade edilmesi ile ilişkilendirmekte; genel kabul görmüş her inancı gerçekliğe ilişkin değişmez bir deneyimin ifadesi

9 olarak sunmaktadır. Onca, deneyimlenen dünya, yapılandırdığımız dünyadır ve bu dünya önsel deneyimlere dayanarak oluşturulmuştur. Bu açıdan eğer bir gerçeklik varsa bile biz onu bilemeyiz, biz sadece deneyimlerimizin etkisini bilebiliriz. Nitekim o, şöyle demektedir: Her ne kadar bizim dışımızda, orada duran bir nesnel gerçekliğin bulunması olası olsa da, bilgi bu nesnel gerçekliği yansıtmaz. Bilgi açıkçası, bizim deneyimlerimiz tarafından oluşturulmuş, düzenlenmiş ve organize edilmiş bir dünyayı yansıtır (von Glaserfeld, 1984: 24). Aslında, dolaylı yoldan da olsa, bir şeyin bilinmesinin zorunlu koşulunun onun deneyimlenmesi olduğunu kabul edebiliriz; bu, insanı şaşırtan gerçekliğin bir şekilde insan zihniyle karşı karşıya gelmesi anlamına gelir. Fakat burada, insandan bağımsız olan nesnel gerçeklikle karşılaşmanın ve düşünceyle onları bir şekilde ilişkiye sokmanın zorunluluğunu kaydetmek anlamlı olacaktır. Üstelik, nesnel gerçekliği oluşturan olgularla karşı karşıya gelmek, inançların sınanmasını, gelişmesini ve sürekliliğini sağlaması açısından da oldukça önemlidir. Buna rağmen Ernst von Glaserfeld, gerçekliğin bu türden bir işlevinin olmadığını savlar. Aslında o, inançların sonucu olan eylemlerin, nesnel gerçekliğe işaret etmediğini ileri sürer. Bu bakış açısı, G. Berkley in var olmak algılanmaktır savının yeni bir formda ifadesinden başka bir şey değildir. Çünkü deneyimlerimiz ve ona bağlı olan inançlarımız ontolojik gerçekliğe dayanmamakta; sadece bizim deneyimlerimize gönderme yapmaktadır. Yapılandırmacı savları tartışan Mathews şöyle demektedir: Yapılandırmacılıkta, deneyimin dışında, rasyonel olarak kendisine ulaşılabilir nesnel bir gerçeklik bulunmamaktadır (Matthews, 1993). Kuşkusuz anılan sav, bireylerin deneyimleri ve inançları dışında bir dış dünyanın bulunmadığını savlamakta, nesnel gerçekliğin varlığına kuşku ile yaklaşmaktadır. Anılan sav, yapılandırmacılığı savunan düşünürlerin, neden bilgi ile inancı birbirinden karşılaştırmak pahasına bilgiden doğruluk öğesini kesip attıklarını ve neden bilgiyle inancı ayırmada işlevsel olan karşılıklılık/uygunluk kuramına karşı çıktıkları sorusuna belli bir yanıt vermektedir. Onlarca, her gözlem kuram yüklüdür ve aslında gerçeklik bireyin zihni, toplumsal kültür ve dil aracılığıyla yapılandırılmaktadır. Bireyin, dil ve kültürün dışında orada duran keşfedilmeyi bekleyen bir gerçeklik yoktur; çünkü o yapıntısaldır ve sadece oluşturulur. Protogaras ın insan her şeyin ölçüsüdür anlayışını anımsatan söz konusu sav, Bacon ın insanın kendisini biricik sanmasının ne türden putlara yol açtığını göstermesi açısından da oldukça önemli olsa gerektir. Oluşturulan dünyaların, nesnel gerçekliğe uygun olup olmadıkları bilinemeyeceğine göre, onların karşılaştırılmalarına olanak bulunmamaktadır. Bu yüzden inançların, önermelerin ontolojik gerçeklikle karşılaştırmaları olanaksızdır. Kuşkusuz anılan savların ne yaşamımız ne de bilim eğitimi açısından savunulabilir olduğunu söylemek olanaklıdır. Bunun iki nedeni bulunmaktadır. İlki, yaşamımıza yön verebilecek nitelikte değildir. Söz gelimi, otomobilin ontolojik gerçekliğini yadsıyıp, onu öznel deneyimlere indirgemek, ne onu nasıl ürettiğimiz ne de yolda karşıdan karşıya geçerken, ezilmemek için onu neden ciddiye almamız gerektiği konusunda önemli bir neden sunmaktadır. Yine aynı şekilde, anılan anlayış, kendisine yönelmiş bir silah gören herkesin neden kaçtığını; kaçmayanların ise kurşun isabet ettiğinde neden öldüğünü açıklamada herhangi bir olumlu açıklamaya neden bırakmamaktadır. İkincisi ise, illüzyon, halüsinasyon ve gerçeklik arasındaki farkı ortadan kaldırmaktadır. Çünkü, elinin üzerinde fillerin yürüdüğünü savlayan ruhsal rahatsızlığı olan birisinin inancıyla, suya batırılmış çubuğun gerçekten kırık olduğunu söyleyen ve bu ikisine de karşı çıkıp, ne elin üzerinde

10 filler olduğunu ne de suya batırılmış çubuğun aslında kırık olduğunu ileri süren kişinin deneyimleri karşılaştırılamaz ve her biri birer yapıntıdan ibarettir. Oysa böylesi bir anlayış hiç bir biçimde onaylanamaz ve böylesi sonuçlara yol açan bir düşünceyle bilim eğitimi yapılamaz. Kuşkusuz, felsefi düzlemde, nesnel gerçeklik hakkında pek çok septik sorular sorabiliriz ve hatta mantıksal bir çelişkiye düşmeden Gazzâlî ve D. Hume un yaptığı gibi, alışkanlığa indirgeyerek neden sonuç ilişkisini yadsıyabilir (Aydın, 2003: 328 vd.), I. Kant ın yaptığı gibi salt zihinsel bir kategori sayabilir (Heimsoeth, 1986: 73-74), yine G. Berkeley in yaptığı gibi, tüm var olanın algımızdan ibaret olduğunu (Berkeley, 1958: 3 vd.) ileri sürebiliriz. Ancak, bu septik düşünceler ne denli mantıksal olursa olsun (Russell, 1994: 14), gerçek yaşamla yüz yüze geldiğimizde, eğer zihin sağlığımız yerindeyse, hiçbir anlam ifade etmezler; çünkü hiç kimse, düşünceden, deneyimden ya da görünüşten ibaret olduğu felsefi inancıyla hızla giden arabanın önüne kendisini atamaz. Yine hiç kimse, aynı gerçekliğe ilişkin birbiriyle taban tabana çelişik yargıların her ikisinin de doğru olduğu düşüncesini onaylayamaz. Bunları ancak akıl sağlığı yerinde olmayanlar ileri sürebilir ve aslında akıl sağlığı yerinde olmadığı için intihar etmek amacıyla kendisini arabanın önüne atan birisinin anılan eylemi bile, nesnel gerçekliğin düşünceden, salt öznel algıdan ve görünüşten öte bir şey olduğu inancına dayanır. Burada Reichenbach ın, eyleme geçtiğinde her defasında felsefi ilklerini bir kenara bırakmak zorunda kalan filozofun iyi bir filozof olmadığı (Reichenbach, 1978: 573 vd.) düşüncesini anımsatmak, ne yaşamın ne de bilim eğitiminin, gerçekliği ve doğruluğu yadsımaya yönelen septik felsefi kurgulara dayandırılamayacak denli önemli bir etkinlik olduğunu kaydetmek anlamlı olacaktır. 4. Sonuç: Yukarıdaki çözümlemelerin işaret ettiği iki temel sonuç bulunmaktadır. İlki, yapılandırmacılığın, bilgi kavramından doğruluğu kopardığı ve onu inançla aynı statüye indirgediğidir. Kuşkusuz bu, doğruya yöneltmeyi amaçlayan bilim eğitimi için hayati bir sorun yaratacak niteliktedir. Çünkü her inancı bilgi saymakta; inançlar çokluğu paradoksuna yol açmaktadır. Bu durum, bizim gibi dinsel olana yöneltilmek istenen toplumlar için eğitim programlarında dinsel inançların birinci sıraya oturtulacağı anlamına gelmektedir. İkincisi ise, yapılandırmacılığın gerçekliği öznelleştirmesi, nesnel gerçekliği görünüşe indirgeyerek onun kendinde varlığını örselemesidir. Kuşkusuz bu anlayış, bilimin en temel konusu olan nesnel gerçekliği yoksadığı için, bilimi salt insan bilişine indirgemekte; onun araştırma alanını bilişin bir ürünü olarak görmeye yönelmektedir. Bu türden radikal sonuçlara yol açan bir anlayışı, ciddi bir tartışma sürecinden geçirmeden, bir oldu bittiyle, geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz gençleri eğitmeyi amaçlayan eğitimimizin temeline oturtmak oldukça düşündürücüdür ve bilim eğitimi alanında geri kalmışlığımızı yazgıya dönüştürmeyi amaçladığı duygusuna kapılmamak işten bile değildir.

11 Kaynakça: Aydın, Hasan. (2006-a). Postmodernizmin Eğitimdeki Uzantısı: Felsefi Yapılandırmacılık, Bilim ve Gelecek Dergisi. sayı: 29. İstanbul. Aydın, Hasan. (2003). Gazâlî ve David Hume da Nedensellik Kuramı (Karşılaştırmalı Bir İnceleme). OMÜİF Dergisi. sayı: 16, sayı: 16. Samsun. Aydın, Hasan. (2006-b). Eğitim Sisteminde Modern ve Postmodern Modeller. Bilim ve Gelecek Dergisi. sayı: 33. İstanbul. Aydın, Hasan. (2006-c). Eleştirel aklın Işığında Postmodernizm, Temel Dayanakları ve Eğitim Felsefesi, Eğitimde Politika Analizleri ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt 1, Sayı 1. Bacon, Francis. (1999). Novum Organum, çeviren: S. Önal Akkaş. Ankara: Doruk Yayınları. Berkeley, G.. (1958). Tree Diaogues Between Hylas and Philonous. The Open Court Publishing Company. La Salle. İllinous. Boudourides, Moses A.. (2003). Constructivism, Education, Science and Techonology. Canadian Journal Learning and Techonology. Vol: 29. No: 3. Fall. Ernest, P.. (1991). Constructing Mathematical Knowledge: Epistemology and Mathematics Education. London: The Falmer Press. Gettier, E.. (1999). Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?, çeviren: Sedat Yazıcı, Felsefeye Giriş içinde. İstanbul: Alfa Yayınları Grünberg, Teo. (2005). Bilgi Teorisi ve Gettier Problemi. Felsefe ve Felsefi Mantık Yazıları içinde. İstanbul: YKY. Hein, G.. (1991) Constructivist Learning Theory. (http://www.exploratorium.edu/ifi/resources/constructivistlearning.html) Heimsoeth, Heinz. (1986). Immanuel Kant ın Felsefesi. çeviren: Takiyyettin Mengüşoğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi. Kukla, André. (2000). Social Constructivism and the Philosophy of Science. Routledge. Matthews, Michael R.. (1992). Old Wine In New Bottles: A Problem With Constructivist Epistemology, in Philosophy of Education ed. H.A. Alexander. Urbana, IL: Philosophy of Education Society Matthews, Michael R.. (1993), Constructivism In Science and Mathematics Education. sm%2bpostmodernism+education+knowledge&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1 McCarthy, Christine. and Sears, Evelyn. (2000). Science Education: Constructing a True View of the Real World?, Philosophy of Education. (http://www.ed.uiuc.edu/eps/pes-yearbook/2000/mccarthy%2000.pdf) Moore, T. W.. (1999). Philosophy of Education: An Introduction. London: Routledge and Kegan Paul. Özden, Yüksel. (2002). Eğitimde Yeni Değerler. Ankara: PegemA Yayıncılık Reichenbach, Hans. (1978). Probalitiy and Induction. An Introduction to Philosophical Inquiry, editör: J. Morgalis. New York: Alfred A. Knof. Russell, Betrant. (1994). Felsefe Sorunları, Çeviren Vehbi Hacıkadiroğlu. İstanbul: Kabalcı Yayınları Tobin, Kenet. (1993). The Practise of Constructivism in Science Education. Lawrence Erlbaum Associates. von Glaserfeld, E.. (1984). An Introduction to Radical Constructivism. In P. Watzlawick (Ed.), The Invented Reality.New York: Norton. von Glasersfeld, Ernest. (1996). Radical Constructivism: A Way of Knowing and Learning: London. Falmer Pres.

12 Wheatley, H. Grayson (1991). Constructivist Perspectives on Science and Mathematics Learning. ScienceEducation 75. no. 1. Yazıcı, Sedat. (1999). Felsefeye Giriş. İstanbul: Alfa Yayınları. Yıldırım, Cemal. (1991). Bilim Felsefesi, İstanbul: Remzi Yayınları.

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan FİLOZOF BEYİN Yücel KILIÇ İstanbul Kültür Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı Bilgisayar II: «Konular ve Sunumlar» İstanbul, 08-15 Nisan

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

EPİSTEMOLOJİK İNANÇLAR ÜZERİNE BİR DERLEME

EPİSTEMOLOJİK İNANÇLAR ÜZERİNE BİR DERLEME EPİSTEMOLOJİK İNANÇLAR ÜZERİNE BİR DERLEME Fatih KALECİ 1, Ersen YAZICI 2 1 Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Matematik Eğitimi 2 Adnan Menderes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi,

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Sınama Durumları. Sınama durumlarını düzenlerken dikkat edilecek hususlar şunlardır:

Sınama Durumları. Sınama durumlarını düzenlerken dikkat edilecek hususlar şunlardır: Sınama Durumları Sınama durumları, öğrencide gözlemeye karar verdiğimiz istendik davranışların kazanılıp kazanılmadığı hakkında bir yargıya varma işidir. Her davranışı yoklayan bir ölçme aracı ya da test

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ PROF. DR. EMRAH CENGİZ Bilim Tanımı, Nitelikleri ve Temel Kavramlar Bilim Tanımı Bilimsel

Detaylı

Yaşam Temelli Öğrenme. Yazar Figen Çam ve Esra Özay Köse

Yaşam Temelli Öğrenme. Yazar Figen Çam ve Esra Özay Köse Bilginin hızla yenilenerek üretildiği çağımızda birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretme becerilerine bağlı bulunmaktadır. Bu becerilerin kazanılması ve hayat boyu sürdürülmesi

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Çocuklarınıza sorun çözme becerisi kazandırma konusunda yol göstermeyi amaçlayan bültenimizin sizlere faydalı olması dileğiyle

Çocuklarınıza sorun çözme becerisi kazandırma konusunda yol göstermeyi amaçlayan bültenimizin sizlere faydalı olması dileğiyle Rehberlik Postası Değerli velilerimiz, Anne ve babalar, çocuklarının küçük yaşlarda sorunlarla karşılaşmalarını ya da bunlarla baş etmek zorunda kalmalarını engellemek için genelde kendileri sorunlara

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour Diverso Firmanız tarafından verilen sözlü brief de de belirtildiği üzere Diverso farklı anlamına gelen İtalyanca bir kelimedir. Marka olarak diverso nun tercih edilmiş olması aynı zamanda oluşturulmak

Detaylı

VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ

VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ Van Hiele teorisi, 1957 de, iki matematik eğitimcisi olan Pier M. Van Hiele ve eşi Dina van Hiele-Gelfod tarafından Ultrehct üniversitesindeki doktora çalışmaları sırasında

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 33, Kasım 2006, ss. 60-69

Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 33, Kasım 2006, ss. 60-69 EĞİTİMDE MODERN VE POST-MODERN MODELLER Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın OMÜ Sinop Eğitim Fakültesi Son yıllardaki eğitimbilim yazını irdelendiğinde, eğitim sistemini biçimlendirmeye dönük, iki baskın yaklaşımın

Detaylı

BİLGİ KURAMINA GİRİŞ

BİLGİ KURAMINA GİRİŞ bilimname II, 2003/2, 3-12 BİLGİ KURAMINA GİRİŞ Prof. Dr., Uludağ Ü. Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi kadir@uludag.edu.tr Epistemoloji, felsefenin en temel alanlarından birisidir. Bu çalışmada epistemolojinin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. : 0216 626 10 50 / 2233 (ofis); 0532 718 49 83 (cep) : zekiyekutlusoy@maltepe.edu.tr

ÖZGEÇMİŞ. : 0216 626 10 50 / 2233 (ofis); 0532 718 49 83 (cep) : zekiyekutlusoy@maltepe.edu.tr ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Zekiye Kutlusoy İletişim Bilgileri Adres Telefon E-Posta : Maltepe Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü, Marmara Eğitim Köyü, 34857 Maltepe/İSTANBUL : 0216 626

Detaylı

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Yard. Doç. Dr. Sinan Olkun Arş. Gör. Tuba Aydoğdu Abant İzzet Baysal Üniversitesi,

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM

EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM 1 EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM 2 ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİ ve İLETİŞİM Öğretim teknolojisi, öğrenmenin amaçlı ve kontrollü olduğu durumlarda öğrenmeyle ilgili sorunların analizi ve çözümünde insanları, yöntemleri,

Detaylı

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir?

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme Giriş Öğretim bir sanattır ve her sanat dalında olduğu gibi öğretim alanında da incelikler vardır. Disiplinler arası

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel Yasa Kavramı Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel yasa her şeyden önce genellemedir. Ama nasıl bir genelleme? 1.Bekarla evli değildir. 2. Bahçedeki elmalar kırmızıdır 3. Serbest

Detaylı

Yapılandırmacı Yaklaşım

Yapılandırmacı Yaklaşım Yapılandırmacı Yaklaşım Dr Ismail Marulcu 1 Yapılandırma ama neyi? Öğrenme sürecinde yapılandırılan, inşa edilen ya da yeniden inşa edilen bilgidir. Yapılandırmacılık öğrencilerin yeni bilgileri nasıl

Detaylı

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi TEMEL KAVRAMLAR Eğitim Öğrenme Öğretme Ortam Teknoloji Araç - gereç Öğretim materyali Eğitim teknolojisi Öğretim teknolojisi İletişim EĞİTİM: Davranışçı yaklaşıma göre eğitim, bireyin davranışında kendi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü 2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Kolektif zekayı oluşturmak ve kullanmak isteyen yöneticiler için pratik bir program

Kolektif zekayı oluşturmak ve kullanmak isteyen yöneticiler için pratik bir program Sorunlara farklı açılardan bakıp, değer katarak çözüm üretmek ve akıllıca konuşarak avantaj sağlamak Kolektif zekayı oluşturmak ve kullanmak isteyen yöneticiler için pratik bir program Konuşarak Fark Yaratma

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Cahit Kişioğlu, İzmir 9 Eylül Lions Kulübü ÖZET: Lion ve Leo iletişiminde kullanılan eleştirel veya koruyucu yetişkin tarzını yetişkin boyutuna taşıyarak, Lion - Leo

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 Psikolojiye Giriş Bilişsel Gelişim Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 2 Okuma raporu #1 Alkolizm için Freudyen bir açıklama getirin. Daha sonra da davranışçı bir açıklama getirin. Son

Detaylı

İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir.

İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir. PAZARLAMA İLETİŞİMİ İLETİŞİM NEDİR? İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir. -SÖZLÜ -SÖZSÜZ *İletişimden Söz Edebilmek

Detaylı

NİTEL ANALİZLER (İÇERİK VE BETİMSEL ANALİZ)

NİTEL ANALİZLER (İÇERİK VE BETİMSEL ANALİZ) NİTEL ANALİZLER (İÇERİK VE BETİMSEL ANALİZ) Nitel analizler sosyal olaylar ve olguların nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini anlamamızı sağlayan tekniklerdir. Nitel araştırmalarda amaç ölçmekten çok, değişkenlerin

Detaylı

Bilgi Yönetimi Öğrencilerinin Öğrenme Stilleri. Hacettepe Üniversitesi

Bilgi Yönetimi Öğrencilerinin Öğrenme Stilleri. Hacettepe Üniversitesi Bilgi Yönetimi Öğrencilerinin Öğrenme Stilleri Prof. Dr. Serap Kurbanoğlu Prof. Dr. Buket Akkoyunlu Hacettepe Üniversitesi Öğrenme Stili Bilgiyi kavrama ve işlemede kişisel olarak tercih edilen yol/yöntem

Detaylı

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU İletişim Nedir? Değişen İletişim Kavramı Yalnızlaşma ve Yabancılaşma Yüzeysel Etkileşim İlgi Eksik Etkileşim Otomatik Etkileşim İletişim Herşeydir! Değişen

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III Ünite:I Eğitim Psikolojisinde Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri 13 Psikoloji ve Eğitim Psikolojisi 15 Eğitim Psikolojisi ve Bilim 17 Eğitim Psikolojisi ve Bilimsel Araştırma

Detaylı

Tam Öğrenme Kuramı -2-

Tam Öğrenme Kuramı -2- Tam Öğrenme Modeli Tam Öğrenme Kuramı Okulda öğrenme (Tam öğrenme) kuramı, başarıyı normal dağılım eğrisinden üçgen dağılıma götüren ya da okuldaki % 20 oranındaki beklendik başarıyı % 75 ile % 90'a hatta

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Paha Biçilemez e Paha Biçmek Valorize the Invaluable

Paha Biçilemez e Paha Biçmek Valorize the Invaluable Levent, A. (2013). [Review of the book Paha biçilemez: Kültür, ekonomi ve sanatta değer kavramı by M. Hutter & D. Thorsby]. İş Ahlakı Dergisi, 6(2), 179-183. doi: 10.12711/tjbe.2013.6.2.R001 Paha Biçilemez

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

Muhasebe Bilgi Sisteminin Temel Yapısı. Bilgi Sistemleri Muhasebe Bilgi Sisteminin Niteliği ve İçeriği

Muhasebe Bilgi Sisteminin Temel Yapısı. Bilgi Sistemleri Muhasebe Bilgi Sisteminin Niteliği ve İçeriği Muhasebe Bilgi Sisteminin Temel Yapısı Bilgi Sistemleri Muhasebe Bilgi Sisteminin Niteliği ve İçeriği Bilgi Sistemleri Yönetim Bilgi Sistemleri Para, insangücü, malzeme, makine, teknoloji ve bilgi gibi

Detaylı

TIP SÜRELİ YAYINCILIĞINDA BİR ELEKTRONİK DERGİ : KBB-Forum (www.kbb-forum.net)

TIP SÜRELİ YAYINCILIĞINDA BİR ELEKTRONİK DERGİ : KBB-Forum (www.kbb-forum.net) TIP SÜRELİ YAYINCILIĞINDA BİR ELEKTRONİK DERGİ : KBB-Forum (www.kbb-forum.net) Doç. Dr. İrfan YORULMAZ < yorulmaz@dialup.ankara.edu.tr > Doç. Dr. Orhan YILMAZ < orhan@kbb-bbc.org > KBB-Forum Editörleri

Detaylı

PSK 172 İletişim Becerileri. Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4]

PSK 172 İletişim Becerileri. Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4] PSK 172 İletişim Becerileri Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4] Sözel Olmayan İletişim Anlam üretmek için sözcükler olmadan mesajları kullanma sürecidir. Sözel iletişimin önemli bir unsurudur.

Detaylı

İLÇELERDE BULUNAN MESLEK YÜKSEKOKULLARI VE İLÇE HALK KÜTÜPHANELERİ: KIRKLARELİ ÖRNEĞİNDE BİR İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ

İLÇELERDE BULUNAN MESLEK YÜKSEKOKULLARI VE İLÇE HALK KÜTÜPHANELERİ: KIRKLARELİ ÖRNEĞİNDE BİR İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ İLÇELERDE BULUNAN MESLEK YÜKSEKOKULLARI VE İLÇE HALK KÜTÜPHANELERİ: KIRKLARELİ ÖRNEĞİNDE BİR İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ Ahmet ALTAY Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar Meslek Yüksekokulu, ahmet.altay@kirklareli.edu.tr

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ

GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ Girişimcinin Gündemi GİRİŞİMCİLER VE KOBİ LER AÇISINDAN MARKA VE ÖNEMİ Günal ÖNCE Günümüzde markalara, Amerikan Pazarlama Birliği nin tanımladığının yanı sıra sadece sahip oldukları

Detaylı

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci Neden Koçluk? İnsanların günlük koşuşturma içinde hayatlarının bazı yönlerinde dengenin kaçtığını fark edemez. (iş, aile, dostlar ve kendimiz

Detaylı

Programın Denenmesi. Hazırlanan program taslağının denenmesi uygulama sürecinde programda gerekli düzeltmelerin yapılmasına olanak sağlamalıdır.

Programın Denenmesi. Hazırlanan program taslağının denenmesi uygulama sürecinde programda gerekli düzeltmelerin yapılmasına olanak sağlamalıdır. Programın Denenmesi Hazırlanan program taslağının denenmesi uygulama sürecinde programda gerekli düzeltmelerin yapılmasına olanak sağlamalıdır. Deneme sonuçlarından yararlı bilgiler edinilmesi için program

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Wilson Learning in yaptığı araştırma, Evet e Doğru Müzakere eğitiminin satış performansı üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere geliştirilmiştir.

Detaylı

Temele Alınan Yaklaşım/lar Bağlamında Yeni İlköğretim DKAB Öğretim Programı

Temele Alınan Yaklaşım/lar Bağlamında Yeni İlköğretim DKAB Öğretim Programı Değerler Eğitimi Dergisi Değerler Eğitimi Merkezi Cilt 8, No. 19, 225-258, Haziran 2010 Temele Alınan Yaklaşım/lar Bağlamında Yeni İlköğretim DKAB Öğretim Programı Mahmut Zengin * Özet- Türkiye de Milli

Detaylı

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Başlarken Acil Durum Yönetim Sistemi Kendilerini acil durumlarda da çalışmaya hedeflemiş organizasyon ve kurumların komuta, kontrol ve koordinasyonunu sağlama

Detaylı

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir.

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir. A-Grubu 1. Soru (B-Grubu 3. Soru ile aynı) Not: bu soruda öncül ve sonuçları sınavda istendiği gibi, verilen boş kağıda açıkça yazmayanlar ve soru kağıdı üzerinde altını çizmek vb. yöntemlerle gösterenlerin

Detaylı

KAZAN KAZAN FELSEFESİ CRM

KAZAN KAZAN FELSEFESİ CRM KAZAN KAZAN FELSEFESİ CRM SÜHEYLA ŞENOĞLU Müşteri İlişkileri Yöneticisi 1 21. yüzyılı yaşamaya başladığımız, şaşırtıcı ve hızlı değişimlerin yaşandığı dünyada geleneksel pazarlama anlayışını değiştirmek

Detaylı

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı Dersin Adı: Rönesansta Felsefe Dersin Kodu: FEL 202 Dersin Şubesi: 01 AKTS Kredisi 5 2. yıl 4. yarıyıl

Detaylı

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2 DEĞERLER Değerler 1. değerler var olan şeylerdir, var olan imkanlardır (potansiyeldir) 2. değerler, eserlerle veya kişilerin yaptıklarıyla, yaşamlarıyla gerçekleştiren insan fenomenleridir; 3. değerler,

Detaylı

ZAMAN YÖNETİMİ. Gürcan Banger

ZAMAN YÖNETİMİ. Gürcan Banger ZAMAN YÖNETİMİ Gürcan Banger Zamanım m yok!... Herkes, zamanının yetersizliğinden şikâyet ediyor. Bu şikâyete hak vermek mümkün mü? Muhtemelen hayır!... Çünkü zaman sabit. Hepimizin sahip olduğu zaman

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

TREYT KURAMLARI. (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162

TREYT KURAMLARI. (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162 TREYT KURAMLARI (Ayırıcı özellikler ya da kişilik çizgileri) TREYT KURAMLARI Treyt Bireylerin farklılık gösterdiği kişilik boyutlarının temelini oluşturan duygu, biliş ve davranış eğilimleri Utangaç, açık,

Detaylı

* Toplantıya katılanların isimleri üniversitelere göre alfabetik sırada verilmiştir.

* Toplantıya katılanların isimleri üniversitelere göre alfabetik sırada verilmiştir. Eğitim Programları ve Öğretim Alanı Profesörler Kurulu İlköğretim 1-5. Sınıflar Öğretim Programlarını Değerlendirme Toplantısı (Eskişehir) Sonuç Bildirisi Toplantı Tarihi : 02.12.2005 Toplantı Yeri : Anadolu

Detaylı

Eğitim Programı Tasarımı S.47-57

Eğitim Programı Tasarımı S.47-57 Eğitim Programı Tasarımı S.47-57 Kaynak II; Eğitimde Program Geliştirme Yazar;Ö.DEMİREL Hazırlayan; 2006 Ders Sor.; Doç. Dr. Nasip DEMİRKUŞ, 1-Önce Soruları Tıklayın Yanıtlamaya Çalışın. 2-Verdiğiniz Yanıtların

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

Prof. Dr. Recep ŞAHİNGÖZ Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Yozgat/2013. viii

Prof. Dr. Recep ŞAHİNGÖZ Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Yozgat/2013. viii SUNU Zaman, sınır ve mesafe kavramlarının ortadan kalktığı, bir hızlı değişim ve akışın olduğu, metaforların sürekli değiştiği, farklılık ve rekabetin önemli olduğu yeni bir bin yılın içerisindeyiz. Eğitim

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI Ders ismi Ders kodu Dönem Teori+Pratik Kredi AKTS EĞİTİM FELSEFESİ SNF114 1 2+0 2 3 Ön Şartlı Ders(ler)

Detaylı

4+4+4 YAVRULARIMIZIN ÖZGÜVENSİZ, BAŞARISIZ VE MUTSUZ OLMASINI İSTER MİYİZ? Zeynep okula başlıyor. Canımdan çok sevdiğim kızım.

4+4+4 YAVRULARIMIZIN ÖZGÜVENSİZ, BAŞARISIZ VE MUTSUZ OLMASINI İSTER MİYİZ? Zeynep okula başlıyor. Canımdan çok sevdiğim kızım. 4+4+4 YAVRULARIMIZIN ÖZGÜVENSİZ, BAŞARISIZ VE MUTSUZ OLMASINI İSTER MİYİZ? Zeynep okula başlıyor. Canımdan çok sevdiğim kızım. Heyecanımız dorukta! Çanta, önlük, ders malzemeleri, kışlık giysiler, ayakkabı.

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

DOKTORA TEZ SÜRECİ: ALTERNATİF MODEL ÖNERİSİ

DOKTORA TEZ SÜRECİ: ALTERNATİF MODEL ÖNERİSİ DOKTORA TEZ SÜRECİ: ALTERNATİF MODEL ÖNERİSİ Yrd.Doç.Dr. İlhan Oğuz AKDEMİR Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ioakdemir@firat.edu.tr ÖNCÜLLER Ülkemizde her yıl 2.000 civarında doktora tezi yapılmaktadır.

Detaylı

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Panel Nedir? Özellikleri Nelerdir? Nasıl Yapılır? Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafında n tartışıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile

Detaylı

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama

Detaylı

21. YÜZYIL için EĞİTİM STANDARTLARI Erken Çocukluk Gelişiminde Kaliteli EğiGm ve Profesyonel Hizmetler

21. YÜZYIL için EĞİTİM STANDARTLARI Erken Çocukluk Gelişiminde Kaliteli EğiGm ve Profesyonel Hizmetler 21. YÜZYIL için EĞİTİM STANDARTLARI Erken Çocukluk Gelişiminde Kaliteli EğiGm ve Profesyonel Hizmetler Liana Ghent Direktör, ISSA BÖLGESEL BAKANLIK EĞİTİM KONFERANSI 12 Aralık, 2013 Istanbul ISSA Hakkında

Detaylı