GEÇMIŞI ANLAMAK: IKTISATTARI HI YAZIMINDA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GEÇMIŞI ANLAMAK: IKTISATTARI HI YAZIMINDA"

Transkript

1 EKONOMIK Y AKLAŞIM GEÇMIŞI YAZMAK, GEÇMIŞI ANLAMAK: IKTISATTARI HI YAZIMINDA KARŞI LAŞI LAN SORUNLAR 21 CENK PALA Tarih bilimi, tari/ı teriminin insan beyninde çağrıştırdığı eski kavramının aksine, zannedildiği kadar eski bir bilim değildir. Bir bilim olarak tarih (history as a science) ya da tarih biliminin doğuşu; pozitivizm, romantizm ve milliyetçilik cereyanları içinde; yani Fransız ihtilali'nin sarsıntıları üzerinde yeni bir dünya, yeni bir sistem oluşurken daha doğrusu bunun yarattığı entellektüel talebin bir ürünü olarak XIX. yüzyılın başında ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tarihi, özellikle de iktisat tarihini, eski bir bilim olarak düşünmemek gerekir. İktisat tarihi, genel tarihten daha da sonra XIX. yüzyılın ikinci yarısının sonlarına doğru hatta XX. yüzyılın başında ortaya çıkmıştır. Tarih bir süredir ortada varken; yani teoloji, filoloji ve felsefeden henüz kendisini tam anlamıyla sıyıramamış ancak varlığını hissettirmeye başlamışken, iktisat tarihi diye bir şey yoktu. İktisat tarihi, bir bakıma iktisadın doğumuyla birlikte varolmaya başlayan bir disiplindir. A. Smith'in l776'da yayımlanan klasik eserinde iktisat tarihinin ilk işaretlerine rastlamak mümkündür. Tarih ile iktisat tarihi arasında başlangıçtaki bu simbiyotik ilişkinin uzun ömürlü olacağı düşünülmüştür. Ancak hiç de beklenildiği gibi olmamıştır. İngiltere'de D. Ricardo ( ). James Mill ( ) ve J.R. McCulloch ( )'un çalışmaları, kuramsal iktisadı, tarihsel boyutundan koparına ve iktisadi analizi mantıklı ve matematiksel soyutlamaya doğru kaydırma konusunda çok başarılı olmuştur. W.S. Jevons ( ), temel eserinde şunları * Ara~tırma Görevlisi, Gazi Üniversitesi, IIBF, Iktisat Bölümü Ekonomik Yaklaşım, Cilt:6, sayı: 15, Kış 1995

2 .- ı ı 22 CENK PALA yazmı~tır: "Ekonomi bir bilim olacaksa matematiksel bir bilim olmalıdır." Di..: sipline tarihsel boyutunu yeniden ekleme çabası, özellikle Alman tarihsel iktisat o kulu (Roschcr, Schnıoller, Büchcr); çok az bilinen İngiliz tarihsel iktisat okulu (Ingram, Rogers, Lcslic, Foxwcll) ve Anıerikan yapısakılar okulu (Veblen. Atkins, Ayres) gibi okulların temsilcilerinden gclmi~tir. Bu noktada iktisadi analizi çok daha büyük bir başarıyla dinamik terimieric kavrayan ve böylece tarih ilc sosyoekonomik analiz arasında çok yakın bir bağ kurabilen K. Marx (I 8 I 8-83)'a rastlıyoruz. Fakat hakim iktisat, özellikle iktisadın neoklasik versiyonu, herhangi bir tarihsel boyuttan yoksun statik bir anali:t,e rnantıksal-matcmatikscl metodlarını uygulayarak sürekli sivrilmi~tir. Böyle olunca iktisat tarihi kendisini absürd bir konumda bulmu~tur. İktisat tarihi, adıııdan da anla~ılabilcceği gibi, iktisat ve tarih arasında sıkışıp kalnıı~ bir disiplindir. Belki de bu nedenle başlangıcından beri peşini bırakınayan derin bir kimlik krizi yaşamaktadır. Çalışmaınızın temel amaçlarından birisi bu krizi çqitli yönleriyle çözüınlcnıcktir. Dünya ve bugünkü iktisadi sistem, bir tarih içinden kurulup gelmiştir. Tarihsiz neoklasik iktisadııı gcli~inıi de tarih içinden çıkmıştır. Bu açıdan, tarihsel yaklaşımın ve bunun yanı sıra iktisat tarihi yazımında kar~ıla?ılabilccek sorunların incelenmesinde çok büyük fayda vardır. Çalışmamızın ilk bölümü, iktisat ile tarih arasındaki ilişkileri açıklığa kavuşturınak anıacındadır. Bundan yüzyıl önce yazılan (klasik) tarih kitapları, ekonomik ve sosyal hayata sadeec dipnotlarda değinirierken -o da belki-; bugün genel tarih kitaplarında bile ekonomik ve sosyal mcselclerc ayrı bölümler açılması neredeyse adet haline gelmiştir. Biliyoruz ki, klasik (eski) tarih esas değiştireisi olan "insan"ı seyirci olarak ele almıştır. Buna mukabil, yeni tarih (sosyal tarih) içinde kahranıanları barındırnıadığı gibi, eski tarihin "anlattığı" siyasi, anayasa!, diplomatik, askeri vb. tarihler yoktur. Yeni tarih, sosyolojik açıklamalara da yer veren, yani esas unsur "insan"ı öne çıkartan nicellcştirilmiş-toplümsallaştırılmı~ bir yapıdır. Burada anlatmaktan anlamaya geçiş önem kazanını~tır; eski tarih s<idece anlatını~tır. Tarihin bilim olarak kendisini kabul ettirmc süreci çok sancılı olmuş; bilim devrimi sürecindekine benzer bir ~ekilde paradigmaların kırılınası zaman alnıı~tır (kahramanlar tarihinden toplumsal tarihe yol alış). Annales Okulu'na göre ise tarih, ancak ve mıcak toplum bilinılerinin tümünü bir çatı altında birleştirebilirse bir bilim olacaktır. Bu mcsclc, zaten iktisat tarihini de içine alan metodolr~jik bir tartışmadır. Ancak eski tarih/yeni tarih arasındaki ayırım noktalarının saptanması bu çalı~manın sınırlarını aşmaktadır. Çok kalın çizgileriyle tarih yazıınında -kavramsal çerçeveye uygun hipotezlc birlikte- ilk a~anıa veri lofjüunaktır. İkinci a~aına bu verilere dayanarak bir tarih

3 EKONOMIK Y AKLAŞIM 23 konstrüksiyonu yapmaktır; yani tarihi yazmaktır. Üçüncü a~ama ise daha çok iktisat tarihçilerini ilgilendiren bir a~anıadır: Farklı konularda ve çe~itli alanlarda yazılmış olan bu tarihlerden yararlanarak iktisadi yapı ve bu yapının içsel ya da dışsal etkenlerle değişimini ortaya çıkartmaktır. İ~te bütün sorun budur. Çalışmaınızın genel eksenini de yukarıda belirttiğimiz noktadan hareketle o luşturmaya gayret edeceğiz. Hemen ekleyelim ki, amacımız tarihin tanımını yapmak, tarihçilik ınesleğini irdelemek ya da tarih yazımında nesnellik gibi üzerinde uzun yıllardır tartışılan meseleleri derinlemesine incelemek ve bir yargıya varmak değildir. Bunun yerine iktisat tarihi çatısı altında (tabi böyle bir çatı modern tarih tartışmalarınca ne kadar kabul edilebilirsc); gerek iktisat ilc tarih arasındaki ilişkileri belirlerken (özellikle kısa dönenı-uzun dönem karşıtlığı bağlamında) gerekse iktisat tarihini kurgular ve yazarken karşıla~ılan güçlüklerin analizini yapmaktır. Çünkü ancak bu sayede, iktisat tarihçisinin geçmi~i yenielen in~a ederken yüklendiği sorumluğun ne kadar ağır olduğu kavranabilecektil Buradan hareketle birçok tarihçi tarafından işin en kritik kısmı olarak kabul edilen "tarih kurgularken bir teoriye sahip olmak" meselesinin de önemi vurgulanacaktır. W. Soınbart' ın deyimiyle "... teori bir tespihin ipi f{ibidir; ip yoksa tespilı yoktur..." (Cipolla I 99 I :55). Kaynaklardan elde edilmiş binlerce belge, veri vardır. Eğer bir teori yoksa bu malzemenin hepsi manasız atomlardır. Dolayısıyla sorun, verilerin az ya da çok olması değil, bunların bir teori etrafında koııstrüksiyona girebilmesidir. Çalışnıamızın diğer bölümleri de (ilk bölümü ve amacını az önce belirtmiştik) çizilen genel tabloya uygundur. İkinci bölümde, tarih araştırması ya da yazımına başlarken, ilk etapta, cevabı aranılacak bir problenıin (ya da problemler setinin) çok açık bir şekilde formüle edilmesi gerekliliği üzerinde durulacaktır. Burada konu, sadece ıneselenin (problemin) en iyi cevabı olabilecek şekilde tanımlanması o larak değil; aynı zamanda sorunun ortaya konutuşunda iktisat tarihçileri ve iktisatçıların yaklaşımları, bunların birbirlerinden farklı çalışma ko~ulları ekseninde ele alınacaktır. Üçüncü bölümün ilk kesiminde, iktisat tarihçisinin kaynak toplama aşamasında özellikle birincil ve ikincil kaynaklara ulaşırkcn kar~ıla~tığı sorunlara yer verilecektir. Bu bölüme bağlı olarak geliştirilen ikinci kesimde ise kaynakların değerlendirilmesi ve elcnnıesi incelenecektir. Kaynaklardan elde edilen verilerin güvenilirliği bu bölümde tartışma konusu yapılacaktır. Dördüncü bölümde, geçmişin yeniden inşa edilmesi yani tarih yazıını esnasıııda teorinin ya da modelin önemine i şaret edilirken; ayrıca modele dayalı iktisat tarihi yazımı sırasında dü~ülebilecek çeşitli tuzaklar ve bunların tehlikeleri de kısaca çözümlenecektir. Son bölüm, bir sonuçtan öte bir değerlendirme niteliğiyle konuyu noktalayan bölüm olacaktır.

4 24 CENK PALA /. iktisattarihi NEDiR? İktisat tarihi olarak bilinen disiplin; bireyler, ~irketler ya da topluıniara ili~kin olgular ve ekonomik olayların tarihidir. Böyle olunca teorileritı tarihi yani iktisadi dok.trinlcr tarihinden farklıla~ır. Ancak bu tanıının hem daraltılması hem de genişlctilmesi gerekmektedir. Daraltma i~lcmi, "iktisat tarihi insanların iktisadi tarihidir" yorumu katılarak yapılmalıdır. İlk bakı~ta basmakalıp gibi gözüken bu a çıklama, iktisat tarihinin insana özgü fizyolojik, psikolojik özelliklerini; onun akılcı ve akıl dışı davranı~larıııı; zihinsel, toplumsal ve kültürel özelliklerini bireysel ve toplumsal bir bağlamda ele alması gerektiği anlamına gelir. Öte yandan aynı tanım; "terim, sadece iktisadi olayların kaydedilmesi (chronicling) ilc sınırlı kalmamalı bu olayların toplumsal, siyasi, kültürel olaylar ve kurumlarla olan çok yakın ve adeta içiçe geçmi~ ili~kilerinin çözümlenmesini de içermclidir" ~eklinde geı1işletilnıek durumundadır (Cipolla 1991 :3). Fakat böyle bir tanımın sınırlarını Çizmek literatürden de takij) edebilece{rimiz oibi sanıldıilı kadar kolay deilildir ' b b ' b b (Kurınu~ 1982: 15-28). XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan bu yeni disiplin, araya II. Dünya Savaşı girıni~ olsa da, özellikle döneminde çok belirgin bir sıçrama kaydetmiştir. Hatta öyle ki, bu disiplinin bazı alt dalları kendi kulvarlarında ilerlemeye ba~lamıştır: Nüfus tarihi, ticaret tarihi, tarını tarihi, sanayi tarihi, para ve bankacılık tarihi, ulaşım tarihi vb. dallada ilgili apayrı bir literatür oluşımış ve ü niversitelerde spesifik dersler açılmıştır. Bu açıdan bakıldığında, iktisat tarihinin son derece çarpıcı bir doğuş, büyüme ve evrim sürecine sahip olduğu gözlenebilir. Aslında iktisat tarihi ve etrafında gelişen diğer disiplinler, insan faaliyetinin suni olarak parçalara ayrılmasının bir ürünüdürlcr: Homo faber, lıomo politicus, lıomo religiosus gibi homo oeconomicus da bir soyutlamadan ba~ka bir ~ey değildir. Gerçeklik, biyolojik, psikolojik ve toplumsal karma~ıklığı içindeki insanlardan meydana gelir. Aynı ~ekilde toplum da birbirinelen tümüyle kopuk parçalar halinde değil; farklı, ancak son dereec karınaşık bir ~ekilde birbirine bağlı, kompleks bir bütün olarak işler. Gerçek hayatta siyaset tarihi, toplumsal tarih, kültür tarihi ya da teknoloji tarihi olmadığı gibi iktisat tarihi diye bir ~ey ele yoktur. Bunlar yerine sadece tarih vardır. Fakat araştırmacı, tanınısal ve analitik berraklığı sağlamak amacıyla bu kategorilerden yararlanmak zorunda kalmaktadır (Bioch 1985:5, ; Ci po Ila 1991 :4). iktisat tarihçileri, incelemeye ve tanımlanıaya çalı~tıkları fenomenleri tümüyle kapsayan bir lwvrayt~\ elde edebilmek için; teknoloji ve bilim tarihi, tıp tarihi, arkeoloji, antropoloji, nümizınatik, epigrafi, senıaııtik, hukuk tarihi, felsefe tarihi,

5 EKONOMIK Y AKLA~IM 25 dinler tarihi, diplomatik ve askeri tarih, sanat tarihi, mimari tarihi gibi disiplinlerin bulgularını da göz önünde bulundurmak zorundadırlar (Türkcan I 992/<J3; Bl oc h 1985:41-4). Carr ( 1964: ll )'ın deyimiyle bu disiplinlerden sağlanan bilgiler, "tari hill kendisinden ç:ok, tarihçinin kullmult,~ı lıanuıwddeler kategorisine girer." Bu disiplinler iktisat tarihine önemli katkılarda bulunabilirlcr; dolayısıyla iktisat tarihine yardımcı disiplinler olarak kabul edilmclidirler. Aslında bu bakı~ açısıyla iktisat tarihini de pekala bu disipliniere yardımcı olan bir disiplin ~eklinde dü ~ünmek mümkündür. Açıktır ki bu durum, ara~tırmacının hangi dala daha fazla ö nem verdioine b b o-öre dcoisecektir b" o İktisat tarihi terimindeki wrilı sözcüğü, bu disiplinin konusu hakkında çc~itli yanlı~ anlama\ara yol açabilir. Tarih sözcüğünün günlük kullanımda "eski meselelerle ilgili olan" anlamıyla neredeyse bütünlqmcsiııden hareketle, iktisat tarihinin de sadece uzak geçmi~tcki iktisadi olaylarla ilgili olduğu ya da olması gerektiği gibi bir sonuç çıkartmak kolaya kaçmak anlamına gelecektir. Tarihin geçmiş ile ilgili olduğu doğrudur; ancak bütün olaylar olımı~-bitnıi~ olaylar oldukları için geçıni~e aittirler. Gcçıni~ ilc gelecek arasındaki fark ~udur: Geçmişteki olaylar n.e yok edilebilirler ne de dcği~tirilcbilir; buna kar~ılık gelecek bize çok sayıda seçenek sunar. ~)'imdi dediğimiz ~ey de. "olaylara dayanan gerçeklik olarak" algılanır algılanmaz gcçnıi~c ait hale gclcıı o uçucu andan ba~ka bir ~ey değildir. Tarih, tahminler ve kehanetlcr yerine olaylarla ilgilenmesi nedeniyle geçmiş üzerinde durur. Ancak bu geçmiş son dcreec uzak ya da çok yakın bir geçmiş olabilir; sözgelimi palcolotik çağlardan bir önceki güne kadar uzanabilir (Cipolla 1991:5-6; Stern 1973:9; Carr 1964: 25-6). Bu aşamada E.H.Carr' ın "tarih nedir?" sorusuna verdiği cevabı aktarmak aydınlatıcı olacaktır: "Tarihçi ile ulr.:ulan amsuıda kesintisiz hir etkileşim süreci, şinl(/i ile geçmiş arasında bitmez-tiikenmez bir diyalog" (Carr I 964:30). Yine, Carr ilc yapılan bir söylqidcıı bir pasaj aktaralım: "... tarih biliminin anıacuıı ve işini olu~\ turan geçmişin anlaştlmast, hugiinün ve geleceğin de daha i_vi anlaşılmasuu saiflar. TarihseL süreç süreklidir, hugüniin gelecel~e nastl yanstyabileceğini hilrnezsek, geçmişin bugüne nasıl döniiştiiifünii lıiç anlayamayız.... " (Carr ve Fontana 1992: 18). Gerçekte yüzlerce hatta binlerce yıl önce meydana gelen olayların incelenmesi ile sadece bir kaç yıl veya bir kaç ay önce ortaya çıkan olayların incelenmesi arasında büyük farklılıklar vardır. İleride değineceğimiz üzere zaman açısından gözlenen bu e~itsizlik; elde edilebilecek bilginin llirli, niteliği ve niceliğine de yansıyacaktır. İlk bakı~ta uzak geçmiş üzerinde çalışan bir tarihçi, olayları uzun vadeli sonuçlarını da hesalnı katan bir tarihsel çerçeve içersine ycrlqtircbilmc ko-

6 .- 26 CENK PALA nusunda daha avantajlı gözükecektir. Oysa tarihçi ile ineeledeği olaylar arasındaki zaman farkı arttıkça, bu olayların konusu olan insanların zihniyetieri ya da kültürleri ile ilgili bir kavrayış geli~tirmek de o denli zorla~acaktır (Carr I 964: I 3-4; Bloch 1985:25-7). İktisat ile genel iktisat tarihi arasındaki ili~kiyi açıklığa kavu~turmak gerekmektedir. Bunun için, bu iki disiplini, bir yandan uğraştıkları meseleler ve bunları çözümlerken kullandıkları kavramsal araçlar; öte yandan ise amaçları açısından göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır. Bir araştırmanın iktisat tarihiyle ilgili olduğunu söyleyebilnıek için; o araştırmanın konusu ekonomik bir doğaya sahip olmalıdır. Dolayısıyla bu araştırma, bir şekilde, iktisactın şu üç temel sorusuyla me~gul olmak durumundadır: i) Ne üretilecektir?; ii) Nasıl üretilecektir?; iii) Ürün nasıl bölüşülecektir? (Stern I 973:304-6). Eğer, bir analiz iktisat tarihi olaylarını kendisine konu edinmişse ve buna rağmen iktisat teorisinden ödünç alınan kavram, kategori ve paradigmaları kullannııyorsa; "hu anali::.in iktisat tarihi ile bağlantısı olduğu söylenemeyece,qi gihi sonuçlanntil da son derece şüpheli kalacağı gayet açıktır" (Cipolla 199 ı :7). Nasıl ki bir iktisat tarihçisini çağdaş iktisadi fenomenler üzerinde çalışmaktan alıkoyan hiçbir engel yoksa; bir iktisatçıyı da geçmişi araştırınaktan ve geçmişten örnekler almaktan alıkoyan hiçbir şey yoktur. Cipolla ( 1991 :8)' ya göre, iktisat ve iktisat tarihi bazı sınırlar içinde hem aynı konuları işlemeli, hem de aynı kavramsal araçları ve analitik kategorileri kullanmalıdır. Ancak her ne kadar çalışma alanları içiçe geçmiş gibi gözükmekteyse de; iktisat ve iktisat tarih, iki ayrı disiplin olmayı sürdürmüşlerdir. Genelde iktisatçılar geleceğe dönüktür\er. Ekonomistler, belirli iktisadi değişkenlerin amaçlarına uygunluğunu saptadıktan sonra, bu deği~kenler arasındaki ilişkilerde çeşitli kurallar, düzenlilikler ararlar. Diğer bir ifadeyle, ona dayanarak planlar ve tahminler yapabilecekleri yasaları açığa çıkartmaya çalı~ırlar (Carr 1964:57-8; ). Buna kar~ın tarihçiler geçıni~e dönüktlirler. Dolayısıyla ne gelecegv i zihinlerinde kurnulama <Tücline sahi[j olduklarını ne de kendilerinde rrelece!ti b b. b b etkileıne rrücünün bulundultunu iddia ederler Tarihçinin nörevi burrünü anlamanın b b. b ' b anahtarı olarak geçıni~ üzerinde çalı~ıııak ve onu anlamaktır (Carr 1964:24-6; Bl oc h I 985: 23-30). Ekonomistler, geleceği tahmin edebilmek, ya da ona etki edebilmek için geçmiş tecrübeden yararlanırlarkcn; tarihçiler, geçmişi kendi özgül yapısı içerisinele anlayabilmek için onu gözlenılemekle yetinirler. Dolayısıyla tarih geçmişin olaylarını yönlendirmiş olduğuna inanılan genel yasalar Imfmak gibi saptınlım ş bir hedefe yönelik çalışmaz (Carr ı 064:88-91 ; Stern 1973:23-4)

7 EKONOMIK Y AKLAŞIM 27 Ekonomistler ve tarihçilcrin yönelimlerinde gözlenen bu farklılıkların iki ayrı metodolajik yaklaşıma yol açması doğaldır. Geçerli paradigmaları tanımlamaya çabalayan iktisatçılar, daha çok, karşılıklı ilişkilerinde belirli di.izenlilikler gösteren, öngörülebilir ve rasyonel davranış biçimleri yansıtan değişkenleri dikkate alma egilimindedirler. Kabaca dı\, sal olarak adlandırdıkları bir çok değişkeni ise hesaba katmazlar. Ekonomistlerin modelleri içerisinde açıkladıkları içsel değişkenierin sayısı k kadardır (Cipolla 199 I :7). Oysa iktisat tarihçi leri, belirli bir ekonominin nasıl işlediğini açıklayabilmek için gerek iktisadi gerekse iktisadi olmayan, ancak olabildiğince çok sayıda değişkeni ve kanıtı hesaba katmak zorundadırlar. Diğer bir i fadeyle, iktisat tarihçileri belirli bir tarihi duruma ait n sayıdaki değişkenden mümkün olduğunca çoğunu dikkate almak durumundadırlar (Cipolla I 991 :8). Çünkü ekonomistlerin "dışsal" diyerek kolayca göz ardı edebildiği şeyler, ikdisat tarihçisi açısından benzersiz bir tarihi ortaının sebebi olabilir. Kuramsal iktisatçıları ilgilendiren k değişken seti, tarihçilerin n değişken setinden çok küçük, fakat daha lwmojendir. Ekonomistlcre teorilerini kurarken bu gerçek dışı ve suni görünümü veren şey; k nin n'ye oranla daha sınırlı kalan yapısı ve k değişken seti içinde olduğu varsayılan korelasyonların katılığıdır. Tarihçileri yasalar formüle etmekten alıkoymak, her tarihi durumun benzersiz olduğunu kabul etmeye zorlayan da işte bu n' in muazzam kapsamı, son derece heterojen ve kaotik yapısıdır (Cipolla I 9LJ 1 :9;Sterıı 1973:24 ). Bu noktada ekonomistlerin kısa ve uzun dönemler arasında yaptıkları ayınma da değinmektc yarar vardır. Standart iktisat metinlerinde kısa dönem tanımı kabaca şöyledir: Kısa dönem, bir firmanın sabit sermayesinin değişmediğinin varsayıldığı dönemdir. Benzer şekilde, makro ekonomik düzeyde, ekonomistler, kısa dönemde sermaye stokunda meydana gelen herhangi bir değişimin reel gayri safi hasılayı etkilemeyeceği hipotezinden hareket ederler. Daha yakından incelendiğinde, makro ekonomik modellerle çalışan iktisatçıların, kısa dönemde - nüfus hacmi ve yapısı; çalışan nüfusun eğitim düzeyi ve becerileri; sözkonusu toplumun teknolojisi, yasal kurumları, siyasal ve toplumsal yapıları, değer ölçütleri, örgütlenme sistemleri, zevkleri ve davranışları- gibi çok geniş bir dizi tarihsel değişkenin sabit kalacağını varsaydıkları görülecektir (Türk can 1992/93 ). Bu durum, pratikte çok ciddi bir sorun yaratmayacaktır. Çünkü ele alınan bu tip etkenler, özellikle toplumsal ve siyasal mücadele, bilimsel ve teknolojik devrimler ve savaşlar gibi kırılma noktalarında büyük değişiklikler sergilerler. Ondan sonra da nispeten yavaş bir değişim oranı tuttururlar. Bu nedenle, böyle karışıklık dönemleri dışarıda bırakılırsa, iktisatçıların kısa dönem modeli gerçekliğin oldukça yeterli bir tasvirini temsil eder (Türkcan 1 992/93). Annalcs Okulu'ndan Braudel ( 1 992b: 136); toplumlar, uygarlıklar, ekonomiler ve siyasal kurumların daha yava~ bir ritme göre

8 28 CENK PALA yaşandıklarını belirttikten sonra. "/m alwıdaki yöntenılerinıiz.i /)iz.e iktisatçıların sağlamış olnwlaruw... şcışınnanwk gerekir" diye yazıııı~tır. Asıl sorun, dikkatimizi kısa döncmden uzun döneme çevirdiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Uzun dönemde her şey deği.~ime tabidir. Dolayısıyla ne değişmeyen faktörler ya da miktarlar olacağını ileri sürmek ne de dtşsal diyerek miitıasebetsiz değişkenlerden kurtulmak müınkündlir. Uzun dönemde her şey değişir ve her şey içseldir (Vi lar 19~5: 137-~; Braudcl 1992a;84-02). Böyle olunca iktisatçılar açısından sorun, kontrolü çok güç bir hal alır. Gerçi Keynes 1930'larda bu sorumı kestirip atmıştır: "uzun dönem iktisatçıyt ilgilendirmez.; çünkü uzun dönemde hepimiz ölüyüz!". Fakat temelde Il. Dünya Savaşı sonrası bloklaşmanın bir ürünü olan "kallwuna teorisi"; her ne kadar başarısızlık dolu bir geçmi~i olsa da, özellikle u zun dönemli kalkınma sorumı bağlamında, bir anda, bütün elikkatleri üzerine çekmiştir (Türkcan 1992/93). Aslında bütün nıescle, biraz da "Shakespeare'' vari bir deyişle, uzun dönemele hepimizin ölecek olması değil; uzun dönemde her sorunun tarihi hale gelmesidir. Cipolla, tarihin büklilme ve sapnıalarının, iktisat teorisiyle ilgili bir başka soruna da işaret ettiğini belirtiyor: Bu, insanların rasyonel bir biçimde davramıcakları varsayınııclır. iktisatçıların mantıklı ve genel olarak uygulanabilir bir teori peşinde koşarken kullandıkları bu varsayım; gerçek dışıdır. Gerçekten de insanlar nadiren beklenildiği gibi davranırlar. Cairncross, "ilıswı dikijclşlı ve tutarsı:: bir yaratildır" diye yazıyor ve Kcyncs de ~unu ekliyor: "insan davrwuşt zaman içersinde lıom<~jetı de,~ildir" (Cipolla 1991:1 0). Tarihçi ler, sadece çok sayıda dcği~ken ilc uğra~mak durumunda kalmaz; ayrıca irrasyonel ve önceden tahmin edilemeyen unsurlarla ve deği~kcnlcr ölçülenıeyen, arasında sürekli olarak deği~en birlikteliklerlc de cehelleşmek zorunda kalırlar. Dolayısıyla hiçbir biçimde uygun varsayımlar yapılamaz (Stern 1973:29). Böylece daha önce ele aldığımız n ilc n-k arasındaki farkın, sadece nice! olmadığını da vurgulamak gereklidir. Tarih, çeşitli biçimlerde kendisini tekrar ediyor gibidir. Bununla birlikte diğer olayları ne kadar andırırsa andırsın her tarihi olay benzersizdir ve asla tekerrür etmez. Kısaca tarih döngüsel bir süreç değildir (Carr ve Fontana 1092: 19-20). Kaba bir benzetmeyle; tarihi bir durum bir insana benzer; yani tıpkı bir insan gibi diğerlerini andırır ama her zaman benzersizclir. Bu bölümü eski ABD Dışi~leri Bakanı Henry Kissinger'in sözleriyle noktalayalıııı: "!arilı, önceden denenmi~\!aruler sunan bir yemek. ki taht dekiidi r" (Cipolla 1991 : 13 ).

9 EKONOMIK Y AKLAŞIM 2lJ //.ARAŞTIRMA KONUSUNUN TESPiT EDiLMESi Her türlü araştırma bir cevap elde etmek amacıyla yapılır. Belirli bir değere sahip olma iddiasmdaki her araştırma, bir ya da birden fazla problenıe kısmi ve geçici de olsa (çünkü bilimsel konularda asla kesin cevaplar yoktur) bir cevap verıneye çalışmalıdır. Bir araştırınaya ba~larken yapılacak ilk i~, kendisine cevap aranılan problemi ve/veya problemleri formüle etmektir. Yanıtın niteliği büyük ölçüde, problemin ne kadar açık bir ~ekilde formüle cdildiğine bağlıdır. Dolayısıyla karma~ık, belirsiz ve uygun olmayan terimieric ifade eelilen bir problem. sadece çeli~kili ve muğlak yanıtların verilmesine yol açacaktır. (Stern 1973:9-12; Cipolla 1991 :2). İlk bölümde ele alındığı gibi iktisat tarihi, csasen, ekonomik bir yapısı olan problemlerle uğra~ınak zorundadır. Ancak bu, örneğin iktisat tarihçilerinin iktisat teorisinin kutsalmetinlerinde ele alınan nıeselelerin üzerine adeta duraksamadan a tılmaları ve sonra da belirli bir tarihi çerçeve içerisinde daha önce ckonomistlerce sürdürülen tartı~maları tekrar gündeme getirmeleri anlamına gelmez (Cipolla 1991:14). Bu olabilir; ama pratikte geni~ bir esneklik sınırı olu~turan çok çqitli faktörler de devreye girerler. Her ne kadar iktisat tarihçilerinin inceledikleri problemler, ekonomik bir dogaya sahip olsa da, bunların iktisatçıların ele aldıklanndan önemli ölçüde farklıla~acağı açıktır. Bunun çe~itli nedenlerini kısaca incelemek gerekmektedir. ilkin daha önce de belirtildiği üzere, ekonomistler farklı tarihi duaınılarda geçerli olan deği~kenler, etkileşimler ve hatta yasalar arasındaki belirli bağlantılan tespit etmeyi amaçlarlar. İktisat tarihçileri ise belirli iktisadi ko~ulları kendi tarihi benzersizlikleri (biriciklikleri) ve özgüllükleri içerisinde tanımlanıaya ve yeniden inşa etmeye çalı~ırlar. ikinci neden, iktisat tarihinin ba~lı ba~ına bir disiplin olarak ortaya çıkı~ıyla birlikte esasen ekonomik bir yapısı bulunan ancak temelde iktisat tarihine özgü bir dizi probleınin belirmesidir (Türcan 1992/93; Carr 1964:88). Bir üçüncü neden de iktisatçılar ve iktisat tarihçilerinin belirli t'cnoıııenlere atfettikleri öııcınin, üzerinde çalı~ılan ekonomi tipine göre deği~iklik göstermesidir. Örneğin; klasik antikitenin köleci ekonomisi ya da erken Ortaçağın malikane ekonomisi üzerinde çalı~an bir iktisat tarilıçisinin, modern sanayi toplunılarıyla ilgilenen bir iktisatçı gibi istihdam düzeyindeki dalgalanmalar hakkında bir endi~c duymasına gerek yoktur (Cipolla 1991:14 ). Son olarak, her ne kadar iktisatçıların uzak gcçıni~in ekonomik yapıları ve ekonomik olayiarına başvurmaları imkansız değilse de, özellikle yakın gelecek hakkında tahminler yürütmek ve plan yapmak hususundaki yaygın eğilimleri; aslında ağırlıklı olarak çağda~ iktisadi durunıla ilgilendikieri anlamına gelmektedir. Esa-

10 30 CENK PALA sen ekonomistlerin ilgisini çeken konular, içinde ya~adıkları toplum ve kültürün o günkü meraklarını yansıtırlar (Stern 1973: 304-5). Bir bakıma bilgi tüketicisi konumunda olan ekonomistler, mensubu bulundukları toplum ve kültür içinde yaşayan ve dolayısıyla onlarla aynı merak ve endişeleri paylaşan iktisadi bilgi üreticilerine göre ayarlanmışlardır. Esas itibariyle bilgi arz ve talebi arasında meydana gelen, ancak mükemmel olmayan bu uyum, iktisatçıların büyük bir sorunla karşılaşmadan gereksinelikleri bilgiyi kolayca elde edebildiklerini göstermektcdir (Cipolla I 99 I: I 5). İktisat tarihçileri daha farklı koşullar altında çalışırlar. Daha önce de değindiğimiz üzere, bir iktisat tarilıçisi çağdaş iktisadi gelişmeleri de inceleyebilir. Bu durumda çalışma alanları gereği ekonomistler gibi aradıkları dökümanlara kolayca ulaşacaklardır. Ancak iktisat tarihçileri genelde uzak geçmişin toplumları ve ekonomileri üzerinde yoğunlaşırlar. Böyle olunca, eldeki bilgi kümesiyle araştırmacıların merakları bütünüyle giderileıneyecektir. Bunun nedeni tarihçiler tarafından üretilen soruların -tıpkı ekononıistlerce üretilenler gibi- ait oldukları toplum ve kültürden çıkması; buna kar~ılık tarihçilerin uğra~tıkları dökümanter malzemelerin farklı bir kültür, farklı bir toplum ve farklı bir dünyanın soru, endi~e ve merakları na cevap verınesidir (Carr I 964: I 3-14,25-6; Bl oc h 1985:23-5). Cipolla'dan çarpıcı bir saptamayı aktaralım: "Bu bin yılın haşında Fransa 'tllll Rlıeims yijresinin niuiıs biiyüklüiütıii, tüketim kaltplarull, üretim düzeyini öğrenmek isteriz. Oysa o zamanın belgeleri bize, IJUnlar yerine Aziz Gihrian 'uı mucizelerini anlatır/ar." (Cipolla 1991 :86) Bu açıdan bakıldığında, tarilıçiye düşen önemli görevlerden birisi de temelde subjektif bir yapı gösteren bilgi talebi ve arzı arasında arabuluculuk yapmaktır. Aynı anlama gelmek üzere tarihçiler, kaynakları tarafından kendilerine dayatılan bakış açısıyla sürekli bir mücadele halindedirler (Bioch I 985:38-42). Ekonomistler, sosyologlar ve antropologlar da dikkatlerini iktisadi ve toplumsal olarak gelişınemiş aynı çağda yaşayan topluıniara yönlendirdikleri zaman aynı savaşı vermek mecburiyetinde kalmaktadırlar (Ci po! la I 991: 16 ). XIX. yüzyılın ortalarına doğru bir İngiliz bilim adamı bir Türk Kadısı'ndan yönettiği bölge ilc ilgili nüfus, ticaret ve sanayi, arkeolajik kalıntılar gibi bilgiler istcmi~tir. Kadı'nın cevabı çok ilginçtir: "Çok seçkin dostum ve cıgerparem (islami!jir dostluk Ucu/esi.')... Benden istediğin şey /ıem çok gii~ lıem de.f(ıydasız. Biitiin giinlerim.i bunu/u geçirnıeme karşın, ne humdaki evleri saydun, ne de oralarda oturanlan araşıırdım; ayrıca ki-

11 EKONOMIK Y AKLAŞIM 31 min katıri/la ne kadar yük yükledi,~i. kin ı in kayl,~uıa ne kadar mal ist~f etti/ii de heni ilgilendirmiyor. Ama bu şehrin geçmişine gelince; lsla11zın ktln ı /m heldeye girmeden kafirlerin ne kadar pislik ve karmaşa içifl{/e yaşwhklaruıı sadece Allalı hilir. Bunu araştımıanın da bizim için hir faydası yoktu... Canwı! Kıızum! Seni ilgilendirmeyen şeylerin arduıdan git111e. Sen hi;:e geldtn biz de seni ha.~runr;.a bastlk. Se himetle git." ( Layart A.H. Discoveries in rlıe Ruins {~(' Nineve/ı und Baby Lon -1853'den aktaran Cipolla 1991: 16). Tarihçinin mensubu olduğu toplum ilc ara~tırdığı toplum arasındaki kültürel ayrılık ne kadar büyüksc; merakları ve mevcut bilgi arasındaki uyumsuzluk da o denli artacaktır. Ci po!la ( 1991: 17)'nin belirttiği gibi günümüz para teorisinden çıkarılan bir dizi soruyu, XIX. yüzyıl İngiliz İmparatorluğu'nun parasal tarihine uygulamak bir parça anlamlı olabilir. Ancak aynı sorliarı M.S. IL yüzyıl Roma İmparatorluğu'na uygulamanın hiçbir anlamı yoktur; çünkü tck bir soruya bile yanıt bulunanıayacaktır. İ~te bu nedenle tarifıçiler soru/amu kaynaklanna göre ayarlanwk -:orund([(/trlar. Diğer bir deyi~le, sorularını üzerinde çalı~tıkları döneme ve kültüre; ayrıca o dönemden kalan belgelere göre yapılandınnalıdırlar. Ku~kusuz bu yöntemle tarihçiler kendi ilgi alanlarını (concern) kaçıııılmaz olarak iktisatçılarınkinden uzakla~tırırlar. Hatta bazı durumlarda ekonomistler açısından tarihçilcrce yapılan ara~tırmalann hiçbir değeri kalmayacaktır. Bunun aksine bazı durumlarda ise tarihçi, iktisatçın m ilgilendiği konu ve sorunlara muhtemelen anlamsız diyecek ve tarih dış t damgasını vuracaktır (Türkcan 1992/93; Cipolla 1991: 17). Anlaşılacağı üzere, bir ara~tırmanııı ba~arılı olabilmesi ele alacağı problemi ilk başta çok açık bir şekilde tespit etmesine bağlıdır. Ancak bu, problcmin başlangıç formülasyonunun daha sonraki a~anıalarda araştırınayı yönlendirmesi anlamına gelmez. Çünkü araştırma ilerledikçe -genelde olduğu gibi- beklenmedik bir kanıt (evidence) ortaya çıkabilir. Bu türden kanıtlar ara~tınnacının ilk başta kurduğu teorik modeller ve hipotezlerele eksiklikler, zayıflıklar hatta bariz hatalar bulunduğu sinyalini verebilirler. Böyle bir durumda yeni verileri gözardı etmek ve adeta köri.i körüne bağlanılmı~ bir yaklaşınıda ısrar etmek araştırmanın bilimselliğine gölge dlişürecektir. Tarihçiler, ba~langıç modellerini değiştirecek ya da dikkatlice elden geçirmelerine yol açacak bu tip kanıtları her zaman kolıamalıdırlar (Bıoch ı 985:78-80; Ci po Ila I 991: ı 5), Türkcan (ı 992/93)'a göre dürüst bir tarihçi, ispat etmek istediği modele uygun düşmeyen bir tck farklı veri bulursa o tezi ileri sürmemelidir. Diğer bir ifadeyle, problemierin formülasyonu ilc kanıt toplama süreci arasında daimi bir feedback mekanizması bulunmalıdır. Son sözü Cippola'ya bırakalım: "Ara~tırınanın anıacı bir teoriyi kanıtlamak için olgulan (facts) bozmak değil, olguları daha iyi a çıklayabilınck için teoriyi uyarlaınaktır. "( 1 <J<J I: 17).

12 32 CENK PALA lll. KAYNAKLAR VE KAYNAK ELEŞTiRiSi Gerek genel tarih, gerekse iktisat tarihi söz konusu edilsin, tarihin tcıncllcrinc i nildiğindc, kaynak sorunu kar~ınııza çıkmaktadır. iktisatçının malzemeleri bellidir: Bunlar istatistiki serilcr, iktisadi ve sosyal büyüklüklcr, tanımlanabilen ili~kiler ve bai"ilajjtı noktalarıdır. Hanboi tarihte uzınanlasnııs olurlarsa olsunlar "-' ~ > tarihçiler, gcçnıi~i yeniden in~a eoerlerken kanıtiara (tanıklıklara) dayanmak durumundadırlar. Ancak her kanıt tarihe bir ınalzeıııe tc~kil etmez.!_'arihçilcr belirli kriterlerden yararlanarak kanıtları dikkatle elden gcçirirlcr. Lucicn Febvre "tarihi bir bilim de,~il, hi/imse! olarak gerçek.jeştirilmiş hir ara 1 \ ffmw ~ eklinde algtladt.~uu" belirtnıi~tir (Cipolla 1991:1 g). Bir bakıma tarih ula~ı lması çok büyük çaba gerektiren ve özenle değerlendirilen dökünıantasyona dayalı bir ara~tırnıa an-. lamına gelmektedir. Tarihci, arastırımı sıra.ı-;ıııda döklimanter (bclgcscl) kanıtlarında lıcrhan~i bir ~ ~ ~ ~ eksiklikle kar~ıla~ırsa çok çqitli nedenleri dikkate almak durumundadır. Çünkü belirli türden bir kanıtın yokluğu en az varlığı kadar önemli olabilir. Tarih yazınıında belgelcrle ilgili bir kural vardır: Ara~tırılaıı dönem günümüzden uzakla~tıkça kaynaklar o denli azalır ve kötülc~ir. Buna kar~ılık tarihte günümüze doğru yakla~ıldıkça kaynaklar çoğalınaktadır. Aslında her iki durumda da rekonstrüksiyon çok güçlqnıcktcclir. Çağda~ san<ıyi toplunılarıyla ilgilenen iktisat tarihçileriyle erken Onaçağ ya da Klasik Antikilc ilc uğra~an iktisat tarilıçilcri, kanıt(tanıklık) bakımından iki zıt ucu temsil ctnıcktcuirlcr. İlk gruptakiler çok sayıda kanıt arasından seçim yapmakta zorlanırlar. Diğerleri ise bunun tanı tersine dü~ük kalitede ve çok az sayıda belge ilc çalı~mak zorunda kalmaktadırlar (Türkcan ı 992/93; Bloch ı 985:44-47). Tarihçilerin dökümanter çalı~ıııası ba~lıca üç a~anıacla incelenebilir: i) Dökünıanter kaynakların toplanması; ii) Bu kaynakların ele~tiı cl olarak incelenmesi; iii) Bunların yorumlanması ve kullanımı. Çalı~ıııamızın izleyen kesiminde, tarih yaz1mında özellikle bu üç a~amacla ortaya çıkabilecek sonıniarı <;qitli örneklerle incelemeye gayret edeceğiz l.ka YNAKLARIN TOPLANMASI: BiRiNCiL VE ikincil KAYNAKLAR Dökümanter kaynakların toplanınası ve içerdikleri bilgilerin harmanlanması pek çok güçlüğü de beraberinde getirmektedir. Bunun belli ba~lı ncdcnıcrini ~öyle özetlemek mümkündür: i) Hiçbir!Jelge (kaynak) yamtllnwnuş ola!jilir: Çi.inkü incelenen toplum, ta-

13 EKONOMIK Y AKLASIM 33 rihçiniıı merak ettiği soruları cevaplamak için belki de hiçbir ihtiyaç hissetmemiştir. Örneğin; bir çok anlaşma kayda gcçnıcnıiş; kralların, imparatorların vb. el sıkı~malarıyla halledilmiştir. Özellikle yazılı anlaşınaların hoş karşılarımadığı toplumlarda ve bazı dönemlerde oral (sözel) anlaşma yapmak nerede ise bir kural olmuştur. İletişim çağı olan günümüzde de bu büyük bir sorundur. Bizde ise mesela Osmanlı'ya ait denizcilik dökümanları tutulmaınıştır (Türkcan 1 992/93; Cipolla 1991:1 9). ii) Belgeler yaratılmtş olsalar hile hi/erek!alırijj edilmi\,. o/a!ji/irlcr: Bunun gerek klasik tarihte, gerekse modern tarihte bir çok örneği vardır. Belgeler bazı insanların çıkarlarına ters düştüğü için ya da hangi kritcre göre karar verdikleri tanı aniaşılamayan bazı kişilerin keyfiyetiyle değersiz bulunmuş; üretildikten sonra bilerek imha edilmislcrdir., Klasik tarihte bunun en ünlü örnci:ii, M.Ö.47'dcki is- ~ kenderiye Kütüphanesi yangın ıdır. Her ne kadar kütüphanenin değil 1 imanda ihraç edilmek üzere bekleyen kitapların yandığı; kütliphaneniıı aslında savaşlar ve vaııdalizm sonucu ortadan kalktığı savunulınuşsa da, bilinçli insan eylerniylc bir tarihi kaynak yok edilmiştir (Türkcan 1992/93). Modern tarih de bu konudaki örnekler açısından çok zcngindir. Örneğin; 30 Ey Ili! 1943'te San Paolo Bclsito köyünde bir vi Ila Alnıanlar tarafından, köylülerin domuz vermeyi reeleletmesi gibi sudan bir nedenle tamamen yakılnııştır. Bu viiiadak i yangıtıla bombardımandan korumak amacıyla saklanması için Napoli Devlet Ar ~ivi'ndcn buraya aktarılan çok zengin ve geniş bir dökümanter materyal yok olmuştur. Yanan 55 bin par~omcn cl yazınası ve 35 bin dolayında kitapla birlikte N apo li Di.ikalığı'ııa ait belgeler, dönemi Aııgevin hanedanlığın ın tlinı dökümanter kayıtları Araoon hanedanjı<lının ve burbonların bıraktı<rı çesitli bel- ' b b b., geler ve kayıtlar da kül olmuştur. Tarihçilcrc göre bu yangın sekiz asırlık Napoli Krallığı'nın tarihini neredeyse tümüyle yok etmiştir. (Cipolla 1991 :20). Bazı belgesel materyaller de insanlar tarafından değerleri bilinmcdiği için tahrip edilmiştir. Örneğin; 1692 ve 1720'dc Ycnedik Cumhuriyeti yünctiıniııcc ar~ivdc yeni döklimanlara yer açmak için şehrin kamu sağlığı ilc ilgili kayıtlannın önemli bir kısmı "kullanışsız" diyerek ayıklannıı~ ve atılını~tır (Cipolla I 091: ı 0). iii) Belgeler iste111eyerek (kuz.um) tulırip edilnıi\\. yu du k.uyhedilnıi\,. o{ahilirln: Bunun en klasik örnekleri istem dı~ı yangııılar, seller ve depremler yoluyla yok o Jan belgelerdir. ı 755 Lizbon depremi, XVI. ve XVII. yüzyıllarda Al'rika ve Asya' da yapılmış Portekiz ke~ifleri ve ticareti ilc ilgili kayıtların i)nemli bir bii Ilimünü yok etmiştir (Cipolla 1991 :20).

14 34 CENK PALA Çoğu zaman da belgeler bilinçli bir politika yerine şans eseri korunabitnıi~lerdir. Örneğ;in X. ve XI. yüzyıllar boyunca Kuzey Afrika, Yakın Doğu ve Hint Okyanusu civarında ticaretic uğra~an Yahudi ti.iccarlara ait önemli ticari dökümanlar; sadeec yazılı kağıtların yok edilmesine kar~ı çıkan Yahudi geleneği sayesinele bir ~ans eseri Kahirc Sinagogu anıbarında muhafaza cdilmi~lcrdir (Cipolla 1991:21). Bazı belgeler ise tesadiif' eseri bulunmu~lardır. örneğin; I 900 yılında Mısır Umm el Baragat yöresinde Batlanıyus dönemine ait büyük bir Nckropolis (mezarlık ~ehir) kalıntısında kazı yapan Amerikalı bir arkcoloji grubu, kazılar sırasında insan mumyaları yerine sürekli timsalı mumyaları ilc kar~ıla~ınaktan u mutsuzluğa dü~mü~lerdir. ı~ akat grubun i~çilerinden birisi sürekli timsah mumyalarının bulunmasına sinidenerek bunlardan birisine vurunca herkesi ~a ~ırtan bir ınanzarayla kar~ıla~mı~lardır: Timsahın içinden papiruslar, mukavelelcr, bütün ödemeler ve ticari nıuaıııclelcrlc ilgili belgeler çıkmı~tır. Bir bakıma timsalılar bugünkü ar~ivlcr gibi kullanılını~lardır. Dolayısıyla sağlam timsalı cleris;ı papirus gibi çabuk kuruyan bir malzemeyi saklamı~tır. İ~tc bu papinısların yonınılanınasıyla o dönemin iktisadi ve bürokratik tarihi çok daha iyi yazılabilıniştir (Türkcan 1 992/93). 13loclı ( 1 9S5:47) ise arkeologların küçük İtalyan kentleri hali:ne dönü~cn Roma site belediyelerinele antikiteye ait birkaç kalıntıyı güçlükle lwılmalarına rağmen; sadece Ponıpei'nin Yezüv yanardağının indifa etmesi sonucunda bütünüyle korunabildiğini yazmaktadır. Belirli bir toplumdan geriye kalan belgesel tanıklıkların hacmini tayin eden unsurlardan birisi mantıklı ama subjektif tcrcilılerdir; yani söz konusu toplumun kültürü ve d.ökünıanları koruma konusundaki kararlılığıdır. Diğer unsur ise depremler, seller, yangınlar, vanclalizın, zamana bağlı a~ınıııa, dinsel inanışlar gibi tesadüflerdir (Bloch 19S5:47-50). Günümüzde de rutubet ve fareler yine eskisi gibi belgelerin ba~ di.i~manı olmayı :~ürdiirnıekteclirler. Dahası dar göri.i~li.i ve dü~ünccsiz climinasyonlar, belgeleri keyfi kriteriere göre yargılayarak eski kayttiart yok etmeye devanı etmektedirler. Bazen de bel<brelcr sadece ve sadeec isine önem veren bir arastırmacı '- > > taı:afından gösterilen özen sayesinde kaybolınaktan kıl payı kurtulınu~lardır. Örneğin; 191 l'de Harward'dan N.S.B. Gras, Kamu Arşivleri düzcnlcnirkcıı, limanlara uiris-çıkısların kavclcdilcli<ri Port Books denilen belnelerin atılmak ve imb'," J b ' b ha edilmek üzere olduğunu tespit ctnıi~tir. Gras, hiç kimsenin iktisadi serileri pek ciddiye alınadığı bu tarihte, bu belgeleri koruması altına alıııı~tır. Daha bu "Port Book"lara dayanarak Dcanc ve Colc tarafından İngiltere'nin milli gelir hesapları revize edilmi~tir (Türkcan 1992N3 ). Bu tip örneklere rağmen, ar~ivler sı-

15 EKONOMIK Y AKLAŞIM 35 kıştığında ilk yol verilenler de yine böyle stratejik önemdeki belgeler (özellikle gümrük ve vergi kayıtları) olmuştur. Gerçekten de bazı döııcnılcrdc saklanılmaya değer bulunanların; büyük anlaşmalar, notalar, ültinıatomlar gibi daha çok ~;iyasi, askeri, diplomatik nitelikteki belgeler olduğunu saptamak mümkündür (Ci po Ila ı 99 ı : ). Belirli döneıniere (mesela klasik antik çağa) ait eldeki yazılı kaynaklar o dcreec az ve bu kaynaklar arasındaki boşluklar o kadar büyüktür ki; tarihçiler zorunlu olarak başka kanıtiara ihtiyaç duyınaktadırlar. Bunlar lenguisti k, ııüınizmatik. cpigrafi gibi tarihin yardımcı bilinılerinden sağlanan bulgulardır. Esascıı belge teri m i, sadece bir olgunun yazıl-ı kanıtı olarak ele alınmaktac.jır. Oysa tarihçi, tarihin yaz ıl ı dökümanlarını diğer bilim dallarının bulgularıyla karşılaştırarak çok daha kolay bir şekilde istediği sonuca ulaşacaktır. Bu nedenle bazı tarihçilcr, yazılı, sözel, arkeolojik, nümizmatik ya da cpigrafik her tlirlü bulguyu belge olarak ni.telendirmektcdirlcr. Lucieıı Febvrc bir keresinde :~öyle yazmı~lır: "Kuşkusuz. tarih yazılt helgelerle yajnlcr. 1\nıo yaztic hclgcler yoksu. onfurs1;: da yapılabilir ve yapılnwlulir... Sözlerle de tari/ı yapila!jilir. Resi111/er.le de. Toprak parçasıyla da, çatl kiremitiyle de. Tarla biçinıleri ve yalwn ot/({r/a da. 1\y llltulmasıyla da, at yulanyla da. Jeologlaruı uanwıca wş k.wutlanylu do, kimyacının kılıçiann madeni üzerine yaptı,~ı aruşttrmalarla da. /Jir söz.r:ükle: insandan kalnıa olan, insana ha,~/ı olan, insana yarayan, insanın dile gctirdi,~i ve onun varlı,quıı, uğraşlarını, zevklerini ve yaşanı!ji~:inılerini wılatwı ne varsa, lwnların hepsiyle tari/ı yapılabilir ve yaptlnwlulir." (Carr ve Fontana 1 ~)<.)2 :JS>). iktisat tarihinin kaynakları ara~tırılırken, iyi nitelikli bir kaynak bu.lınak amacıyla çok fazla belge arasında bir tarama yapılır. Ancak, her bir belgenin getirisi çok düşüktür. Çünkü olgular ve i ktisadi faktörler birbirlerinden oldukça uzak yerlerde ve dağınık biçimlerde bulunmaktadırlar: Hizmetçi kadının alış veri~ listesinden günlük bir finansal gazctcye veya bir politikacının bir barı~ anlaşmasındaki ifadelerine kadar her şey kullanılmak dunıımıııc.jadır (Cipolla 1991 :26). Ancak, her tür tarih yazıınıııda gerek olguları gerekse belgeleri bir j(~riş haline getirmcınck lazımdır (Carr I S>64: 1 S>). Kaynak sorunun kökcni:ncle yer alan hirincil l'e ikincil kaynok.lar ilc bunların kullanımı meselesine de eğiılınek anlamlı olaca.ktır. Tarihselmetodoloji, birincil ve ikincil kaynaklar arasındaki net ayrıma dayan ır. Tarihçi ler, tarih yazımı nda nıliınkün olduğu ölçüde birincil kaynaklara ba~vurnıak zorundadırlar. ~ayet birincil kaynak yoksa çok büyük bir titizlikle ikincil k aynaklardan da yararlanabıdirlcr. 1 ~ski zamanların tarihçileri ve Ortaçağın vakanüistleri (chronick~rs); öınceki dii-

16 36 CENK PALA nemlerden kalan bir birincil kaynak bulunmaması nedeniyle tarihsel rekonstrüksiyonlarında, hiç çekinmeksizin efsaneler, sözel gelenekler ve ikincil kaynaklardan büyük ölçüde yararlanmı~lardır (Bioch 1985:52-3 ). Tarihçi, eleştirel ve şüpheci bir bakışla birincil ve ikincil kaynakları kullanarak; fakat bu ikisi arasında kesin bir ayırım yaparak sonuca gider. Birincil kaynaklar denilince ilk akla gelenler arkeolajik kazılar sonucu bulunan arkeolajik arküfatlar, şiteleler, yazıtlardır. Yazılı eserler kapsamına giren örneğin Sümer yazıtları, Roma yazıtları (Monumentum Ancyranum gibi), bir papirus kaydı veya bir arkeolajik belge birinci dereecden kaynak ya da elementer tarih verileri olmaktadır (Cipolla 1991 :85-7). Bunların yanı sıra o dönenu/e yaz.ılnuş ve o dönemi ele alan yaztlnuş ilk eserler de çok önemlidir. Mesela Thucydides ve Strabon'un tarihlerini, bugünkü anlamda tarih kabul ctmesek de, bu tip cscr.jcrdeki referanslar arkeologların çok işine yarayabilmektcdir. Baba ve oğul Pliny'lern tarihleri gibi daha sonraları yazılmış escrlerin bazıları da hem tarih hem döküman sayılnıaktadırlar. O döneme ilişkin ilk yazılmış eserleri de; örneğin Gibbon'ın ünlü Decline mu/ Fal! of Roman Ernpire adlı çalışmasını; döküman ilc tarih arasında bir yerde tutmak gerekebilir (Türkcan 1992/93). Böyle kaynaklar da bir nevi birincil kaynak olarak kullanılnıaktadırlar. Çünkü bu tip eserlerdeki referansların ö neınh bir kısmı, çeşitli nedenlerle modern zamanlarda ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla incelenen dönemlere ait bu türden ilk escrlerin kaydetmiş olduğu bilgilere ve kaynaklara modern tarihçiler ulaşamaınaktadır. Bu kaynakları önemli hale getiren de budur. İktisadm kaynakları çok fazladır. Her ne kadar iktisat tarihçileri de bir anlamda serilerle, sayılada ilgililer ve daha çok kant(fiye etrne yönünde bir uğraş içindelerse de; tıpkı diğer tarihçiler gibi istedikleri hazır kaynakların geriye doğru gidildikçe azalması sorunuyla yüz yüzedirler. İktisat tarihinin kullandığı hangi kaynakların birincil kaynaklar sınıfıııa dahil edilebileceğini kısaca özetlemeye çalışalım. İngiltere' nin ilk kadastro verilerini içeren Fatih William ( \. Willianı)'ııı kendisi i çin hazırlaturdığı Dorncsday Book ( 1086) ve yine İngiltere için 1688'de Gregory King tarafından çıkarılan ilk milli gelir serilcrini birincil kaynak olarak saymak mümkündür. İngiltere'ye özgü bu kaynakların yanı sıra iktisat tarihçilerinin genelde birincil kaynak olarak nitelendirdikleri malzemeler ~unlardır: ilk merkez devletlerin hem sınırlarını kontrol altına almak hem de vergi toplamak ihtiyacıyla kaydettikleri vergi ve gümrük rakamlarını içeren resmi hel~eler; daha önce ele aldığımız Port Bo ok' ları; bazı konsolosluklar (öze ll i kle İng i 1 iz ve Fransız) tarafından hazırlanmış olan, bulundukları devletlerle ilgili çqitli bilgileri (ithalat, ihracat, ticaret verileri vb.) ve değerlendirmeleri içeren konso/osluk rapor/an; darplıane kayttlart; ilk ban-

17 EKONOMIK Y AKLA~IM 37 kalardan bazılarının (mesela İngiltere Bankası) fragmanter kayıtları; özellikle ücret ve fiyat serilerinin çıkarılmasında kullanılan çq itli helediye istatistikleri; "yorumsuz veriler" denilen evlennıe, doğum, vaftiz kayıtlarını özenle tutan manasttr ka.vıtlan (ki bunlara dayanılarak çeşitli demografik analizler yapılmaktadır); özellikle İngiliz ve Hollanda deniz aşırı şirketlerinin (Batı ve Doğu Hindistan Kumpanyalan en nıeşhurlarıdır) başlı başına bir arşiv olan her türlü kayıtları; çeşitli a ilelerce tutulan kayıtlar ve seyahatnameler (ücret ve fiyat konusunda bilgi verebilirler) gibi resmi olmayan bazı özel kaynaklar; hatta bazı tarihçilcre göre Archivo Atlantico'daki verilere dayanılarak XVI. ve XVIII. yüzyıllar arasmda Amerika kıtasından İspanya'ya (Sevilla'ya) getirilen altın ve gümüş miktarlarını yıllara göre hesaplayarak bunun üzerine bir enflasyon teorisi kuran (belki de ıııonetariznıin babası denilebilecek) Earl J. Hamiltoıı'un çalışması da ( 1929) sayılmalıdır (Türkcan 1992/93; Bloch ; Cipolla 1991: ). Profesyonel tarihçiler çalışnıalarıııı mümkün olduğu ölçüde birincil kaynaklara dayandırırlar. Bumın yerine yoğun bir şekilde ikincil kaynaklara başvuran tarihçilerin, Cipolla ( 1991 :28)'nın deyimiyle "cerrahi konusundaki tiinı kitaplan okumuş; ancak hir tek ameliyata girmemiş cerrahlardan hiçhirfarkt yoktur." Birincil ve ikincil kaynakları bir olayın görgü tanıkiarına benzetirsek; olay yerinde olanları birinci!, olayı sonradan duyanları ise ikincil kaynak şeklinde ayırmak mümkündür. Dolayısıyla bütün tarihçiler için bu ikisi arasmdaki ayırım oldukça nettir. Tarih yazımında ikincil kaynakları daha yoğun kullanan bir tarihçi; aslında böylece kendisine ait basitleştirnıeleri, geneliemeleri ve nihayet öznclliğiııi bir başkasınınkiler üzerine eklemektedir. Bu tip bir çalışmada, yüzeysel ve soyut genellemeler, katı ve basit akıl yürütmeryolları kullanan; ancak gerçek dünyayı karakterize eden çeşitlilikler ve değişik derecelerde istisnalardan oluşan sonsuz bir alanın farkında olmayan bir yaklaşım hemen göze çarpacaktır (Cipollo 1991 :29). Böyle olunca birincil kaynaklardan mahrum olan tarihçiler -özellikle bu tip kaynaklar ara_sındaki zaman farkı giderek açıldıkça- ikincil kaynaklara başvurudarken çok büyük bir özen göstermelidirler (Carr 1964: 16-8). fakat birincil kaynakların her zaman güvenilir bulgular sağlayacağı dü~ünülmemeli; yalan söyleyebilecekleri de unutulmamalıdır. Bu sadece naratif tarihler için değil belgesel materyal için de geçerlidir (Türkcan 1992/93). 2. KAYNAK ELEŞTiRiSi: VERi TOPLAMA SÜRECiNiN DiGER SANCILARI Tarihçi, tarih ara~tırmasının en ba~ıııdan itibaren yanlı~ bilgi alına olasılığı ilc karşı karşıyadır. Olayların yanlış aktarılması nedeniyle suçlanması ilıtiınaliniıı

18 38 CENK PALA yaratacağı stres, tarihçiyi her zaman baskı altında tutar ve tutmalıdır. Kaynak eleştirisinin tarihe bilimsel bir statü kazandırdığı düşünülmektedir. Bloch (( 1985:53)'a göre bunun kökeni Mabillon' un 1681 'de yayınlanan De Re Diplamatica adlı eserine kadar gidiyor. Kaynak eleştirisi temelde birbirinden bağımsız olarak yürütülen şu dört işlemi içermektedir. i) ınctinlerin dqil'rc edilmesi; ii) İçerik ve sağlan1lıklarının iii) Otontikliklcrinin saptanması; iv) Güvenilirliklerinin araştırılması. yoruııılanması; Tarihçinin kaynaklarına eleştirel bir yaklaşınıla cğilmcsi, onun çok belirgin bir özelliğini şiiphecil(~ini ön plana çıkarar. Birincil kaynakları kullanınanın önemi de tanı bu noktada ortaya çıkmaktadır. Tarihçi birincil kaynakları kullanarak bir takım bozulmuş bilgi çqitlerindcn kaçınmış olacaktır. Ancak tarihçinin şüphccilik görevi burada sona ermez. Çünkü güvenilen birincil bir kaynak yanlış bilgi içeren yanlış bir kaynak; doğru bilgi içeren yanlış kaynak; yanlış bilgi içeren doğru kaynak; doğru bilgi içeren doğru kaynak; olabilir Bloch ( 1985:51-89) ve Cippola ( 1991 :3 I -52) doğru ve yanlış kaynakların elqtircl bir yöntenıle tesbit edilmesi ilc ilgili çok zl'.ngiıı bir örııck portröyü sunnıaktaclırlar. Bazı dökümanlar doğrudur; ancak gerçeği yansıtma konusunda yetersizdirler. Bazıları ise doğruluk kastıyla hazırlanmıştır; ama teknik nedenlerden ötürü yanlış bilgiler içerirler. Ayrıca verilen istatistikler de çok büyük hata payiarına sahiptirler. Özetle kesin doğru ile kesin yanlış arasında yani bir uçtan ötekine dalgalanan çok çeşitli durumlar sözkonusudur. Örneğin Yili, IX ve X yüzyıllara ait kaydedilmiş borçları gösteren bir çok döküman, ilk bakışta iktisat tarihçisinde parasal değişime dayalı bir ekonomi ilc karşı karşıya olduğu izlenmini uyandırabilir. Borçlar para birinıleriyle iraele edilmişlerdir. Ancak henüz piyasa ekononıisinin çalışmaması ve parasal sistemin ilkel bir düzeyde kalması nedeniyle ödemeler genelde alacaklının kabul edebileceği herhangi bir çqit nıalla yapılmıştır. Marc Bloch, 1107 tarihli bir Fransız belgesini incelerken 20 sous'luk bir borçla karşılaşmıştır. Fakat başka bir dökümandan borcun bir at ilc kapatıldığını bulmuştur. Eğer ikinci döküman kaybolmuş olsaydı tarihçi, ele alınan bu i~leıııin takas değil parasal bir işlem olduğunu düşünceekti (Cipolla 1991 :33-4). Gerek Carr ve Fontana ( 1 9<)2) gerekse Blocil ( 1 <J85)'un üzerinde ısrarla durdukları gibi, birincil ya da ikincil tliııı kaynaklar onu üretenlerin değer yargılarını içerirler. Dolayısıyla birincil bir kaynağı bir kanıt olarak ele alan tarihçilcr, bunlai daki subjektif doğayı fark etmek ve bunu cleycrek değerlendirmek du-

19 EKONOMIK Y AKLAŞIM rumundadır. Genel tarihçiler, çoğu kez ııaratif (öykliscl) nıetinlerle çalı~nıak durumunda kalırlar. Bu nedenle bu tip metinlerdeki ki~isel değer yargıları, çe~itli çıkarlar, siyasi düşünce ve ideolojileriıı yol açtığı bilgi yaıılışlıklarıııı değerlendirirlerken çok dikkatli olmalıdırlar. Genel tarihçiler, bir kaynağın güvenilirliğini değerlendirebilmek için; metnin kendi içindeki mantıksal tutarlılığını eliğer bağımsız kaynaklardan faydalanarak kontrol etmektedirler (Cipolla 199 I :38). Baskı makinasının keşfine kadar metinler k.opyacılar (copiest) tarafından elle çoğaltılıyordu. Orijinal belgelerden bazıları gününüize kadar ula~nıı~sa da, çoğu kez elimize geçen belgeler birer kopya olmaktadır. Elle çoğaltılıııış her bir kopyada, önceki kopyalarcia yer alan eski hataların tekrarlanınası kadar yeni hataların da içcrilmi~ olması mümkündür. Bu nedenle kopyanın orjinalden ne kadar uzak ya da ona ne kadar yakın olduğunun tesbit edilmesi çok önemlidir. Hu noktada tarihçinin yardımına koşan filologlar bu tip elyazmalarının soyağacını çıkarabilmek için çok kullanışlı teknikler geli~tirınişlerdir (Bioch 1985:82-3; Cipolla 199 ı :36-8). Günümüzde bir çok kişi iktisat tarihinin incel tarihle aynı şey olduğunu düşünmcktedir. Bu yanlış bir değerlendirmcdir. Ancak hemen ekieyejim ki, iktisat tarihçilerince kullanılan kaynakların çoğu nice! değişkenlere gönderınedc bulunan sayılarla cloluclur. Sonuç olarak iktisat tarihçileri neredeyse rutin bir şekilele nice! bilgiyle uğraşmak zorunda kalırlar. Dolayısıyla bu kaynaklarda yer alan ölçüm hatal:ırının dereecsini tahmin etmek problemiyle de karşı karşıyadırlar (Türkcan 1992/93). İşte bu noktada tarihçinin şüpheci kişiliği yine devreye girmelidir: Mevcut veriler ve istatistikierin güvenilirliği çok tartışmalı olabilir. Cipolla (ı 991 ), temelde tarımsal kültüre dayalı toplumlarda bu ~üplıcci yakla~ıını yerinele bulmaktadır. Bu tip toplumlarla ilgili vcrilerclc, rakamlar genellikle kesin değildir ve sadece sınırlar hakkında kabaca bir fikir verirler. Gerçekten ele 1945'de yaş ve cinsiyete göre Türkiye nüfusunu gösteren Çizinı I' de, piramidin anormal yapısı, 5, 10, 15, 20, 25 gibi yaşlardaki abartılı yığılnıalar açıkça gösteriyor ki insanlar (özellikle kadınlarda daha da barizdir) gerçek yaşlarını kesin olarak bilmedikleri için görevlilere yaklaşık ve yuvarlak rakamlar söylemi~lerdir. Bu, son elereec modern bir istatistiğin bile ne derece güvenilir olduğunu göstermesi açısından oldukça anlamlıdır ve ayrıca bu istatistik bir dahaki yüzyıla bu ~ekliyle aktarılabilir! Aristo'ya atfejilcn bir raporda da, Yunan adası Aegina'da 470 bin köle olduğu iddiası da çüri.itülınelidir. Çünkü bu adanın yüzölçümü sadece SO kın 2 'dir (Cipolla 1991 :42).

20 40 CENK PALA Şekil Yaş ve Cinsiyete Göre Türkiye Nüfusu (1945).$ Kaynak: Cipolla ll)iji :41 Türkcan ( 1992/93), dikkatimizi ba~ka ve önemli bir noktaya daha çeknıektedir. Tarihçiler ve özellikle iktisat tarihçileri mali ve idari belgelerden elde edilen veriler hususunda çok ~üplıeci davranmalıdırlar. Mesela ll. Frederick, Prusya devletini kurarken vergi ve gümrük gelirlerini çok yüksek göstermiştir. Buradaki amaç kendi devletinin diğerlerinden daha güçlü olduğunu ispat etmektir. Aslında yapılan hesaplarla, o zamanki köylülük oranı ve gelir yapısı içinde bu kadar yüksek gelir elde etmesi, yani vergi alınası mümkün değildir. Dolayısıyla o dönemin ~artları göz ö nüne alınırsa, kayclcclilnıi~ vergilerle yapılan gelir tahminlerinde bir tutarsızlık vardır. Aynı ~ekilde Fransa'nın gelirlerini, tal<.tn cltiklcrinclcn daha yüksek gösteren Napolyon dönemi istatistikleri de çok güvenilir değildir. Yine "Port Book'' lardaki gemi yükleme ve boşaltma kayıtları ilc ilgili veriler de (özellikle tüccarların vergi kaçırma oper asyonları nedeniyle) çarpıtılmış ol abi lmcktcclir (Cipolla 1991 :45-7). Cipolla (I 991 :48), Oskar Morgenstern' in yılları arasında ingiltere'ye altın ihracatı ilc ilgili Fransız istatistiklerini; İngiltere'nin Fransa'dan altın ithalatına ilişkin ingiliz istatistikleri ilc karşılaştırdığmda; aşağıdaki olağan dı~ı zıtlıkları tesbit ettiğini yaznıaktaclır:

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2.

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Ekonominin Tanımı... 3 1.3. Ekonomi Biliminde Yöntem... 4 1.4.

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

DERS PROFİLİ. İktisadi Düşünce Tarihi ECO419 Güz Yrd. Doç. Dr. Serhat Koloğlugil

DERS PROFİLİ. İktisadi Düşünce Tarihi ECO419 Güz Yrd. Doç. Dr. Serhat Koloğlugil DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS İktisadi Düşünce Tarihi ECO419 Güz 7 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

DERS PROFİLİ. Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem İnanç

DERS PROFİLİ. Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem İnanç DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6 Ön Koşul Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları Dersin

Detaylı

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI MALİYE TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Anabilim Dalı: Maliye PROGRAMIN TANIMI: Maliye Tezsiz Yüksek Lisansı programının amacı; kamu ve özel sektör sistemi içerisindeki problemleri ve ihtiyaçları analiz edebilecek,

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

MURAT EĞİTİM KURUMLARI

MURAT EĞİTİM KURUMLARI 2013 KPSS de Testlerin Kapsamları Değişti ÖSYM tarafından yapılan açıklamaya göre 2013 KPSS de uygulanacak testlerin içeriğinde bir takım değişiklikler yapıldı. Bu değişikler başta Genel Yetenek - Genel

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24 iv İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR... İ ÖZET... İİ ABSTRACT... İİİ İÇİNDEKİLER... İV KISALTMALAR DİZİNİ... X ŞEKİLLER DİZİNİ... Xİ ÇİZELGELER DİZİNİ... Xİİİ GİRİŞ GİRİŞ... 1 ÇALIŞMANIN AMACI... 12 ÇALIŞMANIN

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ 1. Yarıyıl Ders Planı ENF 101 TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİSİ KULLANIMI

Detaylı

2000-2006 yılları arası Tekstil Makineleri Yatırım Durumu

2000-2006 yılları arası Tekstil Makineleri Yatırım Durumu 2000-2006 yılları arası Tekstil Makineleri Yatırım Durumu Entegre bir dünyada tekstilin rekabet gücü 2007 ITMF Yıllık Konferansının genel temasıydı. Global tekstil endüstrisi geçen on yılda özellikle (1)

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur.

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 1-John Maynard Keynes in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir? İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 2-Keynes in geliştirdiği görüş nedir? Toplam talebin istihdamı

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Finansal Piyasa Dinamikleri Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Neleri İşleyeceğiz? Finansal Sistemin Resmi Makro Göstergeler ve Yorumlanması Para ve Maliye Politikaları Merkez Bankası ve Piyasalar Finansal Piyasalardaki

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : MAKRO İKTİSADİ ANALİZ Ders No : 0020060027 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1. Bölüm Kamu Ekonomisi Disiplinine Tarihsel ve Analitik bir Perspektiften Bakış,

İÇİNDEKİLER. 1. Bölüm Kamu Ekonomisi Disiplinine Tarihsel ve Analitik bir Perspektiften Bakış, İÇİNDEKİLER Önsöz v Giriş 1 1. Bölüm Kamu Ekonomisi Disiplinine Tarihsel ve Analitik bir Perspektiften Bakış, 1.1. Kamu Ekonomisi Analizinin Ardında Yatan Doktriner Görüşler: 5 1.1.1. Sosyal Sözleşmeci

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ Necmi Gürsakal 1 I. GİRİŞ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa daki 250 Büyük Firma Araştırması nın 2000 yılı sonuçlarını yayınladı. 1997 yılından başlayarak 2000 yılına kadar

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat İŞL YL 501

DERS BİLGİLERİ. Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat İŞL YL 501 Müfredat I. Yarıyıl Bilimsel Araştırma Yöntemleri Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat İŞL YL 501 Kredi AKTS Güz 3 3 6 Dili Seviyesi Yüksek Lisans Türü Zorunlu Amacı Öğrencilerin bilim ve bilim felsefesi konusunda

Detaylı

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları veya dünyada bilinen diğer adıyla

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD

Detaylı

HAFTALIK RAPOR 23 Şubat 2015

HAFTALIK RAPOR 23 Şubat 2015 23Q4 24Q2 24Q4 2Q2 2Q4 26Q2 26Q4 27Q2 27Q4 28Q2 28Q4 29Q2 29Q4 21Q2 21Q4 211Q2 211Q4 212Q2 212Q4 213Q2 213Q4 214Q2 214Q4 HAFTALIK RAPOR 23 Şubat 21 Makro ekonomik değişkenlerin takipteki alacaklar üzerindeki

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi!

Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi! Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi! Mustafa Erkan Ekim 2013 Mustafa Erkan Almanya-Aşağı Saksonya Eyalet Milletvekili Ofis-Adres Schloßstraße 3 31535 Neustadt

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

Finansal Hesaplar İstatistik Genel Müdürlüğü

Finansal Hesaplar İstatistik Genel Müdürlüğü Finansal Hesaplar İstatistik Genel Müdürlüğü Parasal ve Finansal Veriler Müdürlüğü İçindekiler I-Giriş... 2 II- Mali Kuruluşlar... 3 III. Genel Yönetim... 6 1 I-Giriş Son yıllarda uluslararası kuruluşlar

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

DERS İÇERİĞİ. Para-Banka Teori ve Politikası. Zorunlu DERS HEDEFİ

DERS İÇERİĞİ. Para-Banka Teori ve Politikası. Zorunlu DERS HEDEFİ DERS İÇERİĞİ Ders Adı Ders Türü Para-Banka Teori ve Politikası Zorunlu DERS HEDEFİ Para-Banka Teori ve Politikası dersini alan öğrenciler aşağıdaki becerileri kazanacaktır: Paranın tanımı, fonksiyonları

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Makro İktisat Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ

GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ Hazırlayan: Fethi SAYGIN Mart 2014 Kaynak :DESTATIS (Alman İstatistik Enstitüsü) GENEL DEĞERLENDİRME Ekonomi piyasalarındaki durgunluk ve sorunlara rağmen,

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Saati Saati Saati Uluslararası Ekonomi Politik IR502 Seçmeli 3 0 0 3 7.5 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ KIBRIS RUM KESİMİ ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Cumhuriyet Coğrafi Konumu : Akdeniz deki beş büyük adadan

Detaylı

REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ

REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ World Bank Conference İstanbul, May 4-5, 2000 Konuşmama başlamadan önce, hepimiz için son derece faydalı olacağına inandığım böyle bir konferansı düzenleyen Dünya Bankası

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU

İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 2014 Hazırlayan: Zeynep Küheylan Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı TEMEL BİLGİLER Ülke Adı: Fas Krallığı

Detaylı

Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009

Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009 Finansta Kariyer Günleri 09 İstanbul, 6 Mayıs 2009 Taylan Matkap İstatistikçi & Aktüer Anadolu Sigorta (Sorumlu Aktüer) Aktüerler Derneği (Genel Sekreter) Amerika Kaza Aktüerleri Birliği (Derecelendirme

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

1960 ile 2012 arasında ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir.

1960 ile 2012 arasında ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir. MESAJ 1 GEÇTIĞIMIZ ONYILLARDA KAYDEDILEN ISTIKRARLI BÜYÜME TÜRKIYE YI YÜKSEK GELIR EŞIĞINE GETIRIRKEN, REFAH PAYLAŞILMIŞ VE ORTA SINIFIN BÜYÜKLÜĞÜ IKI KATINA ÇIKMIŞTIR. 1960 ile 2012 arasında ortalama

Detaylı

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM Neler Öğreneceğiz? Makroekonominin tanımı Makroekonomi ve Mikroekonomi Ayrımı Makroekonominin Gelişim Süreci ve Tarihi Düşünce Okullarının Makroekonomik

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ

ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ 1 A. GİRİŞ Gözlemlerin belirli bir dönem için gün, hafta, ay, üç ay, altı ay, yıl gibi birbirini izleyen eşit aralıklarla yapılması ile elde edilen seriler zaman

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS PROGRAMI (II.Öğretim) 101 İktisada Giriş I 2 0 2 4 102 İktisada Giriş II 2 0 2 4 103 Genel Muhasebe I 2 0 2 4 104 Genel Muhasebe II 2 0 2 4 105

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Gazi Erçel Başkan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Nisan 1998 Ankara I. Giriş Ocak ayı başında

Detaylı

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ İÇERİK Müzikoloji nedir? Müzik tarihinin Müzikoloji içindeki yeri Müzik tarihinin temel kavramları Etimoloji (Müzik kelimesinin kökeni) Kültürel evrim

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

ÜLKE RAPORU. Mayıs 2013. Eylül 2013 Ç.Ö. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

ÜLKE RAPORU. Mayıs 2013. Eylül 2013 Ç.Ö. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ MONAKO ÜLKE RAPORU Mayıs 2013 Eylül 2013 Ç.Ö. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ 2 I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Monako Prensliği Yönetim Şekli : Anayasal Monarşi Coğrafi Konumu : Fransa nın güneydoğusunda,

Detaylı

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 20.Para Teorisi ve Politikası Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 20.1.Para Teorisi Para miktarındaki

Detaylı

Etki Analizinin Aşamaları

Etki Analizinin Aşamaları Analitik Araçlar ve Veri Toplama Çalıştayı 15-16 Nisan 2009 EuropeAid/125317/D/SER/TR Roman Ladus Oturum 6 Etkilerin Ölçülmesi Etki Analizinin Aşamaları Etkilerin Değerlendiril-mesi ve Opsiyonların Karşılaştırılması

Detaylı

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ Doç.Dr.Dilek Seymen Merkantilizm 1450 1750 Ortaçağ Sonrası- Sanayi devrimine kadar İlk İktisat Doktrini ve Politikası (Ticari Kapitalizm) Ortam: Feodalizmin yıkılışı ve milli devletlerin

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Politika Notu Ocak 2011 Araştırmanın başlangıç noktası desendir. Edward Leamer İnsan, desen arayan

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU

İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 2015 Hazırlayan: Zeynep Küheylan Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı TEMEL BİLGİLER Ülke Adı: Benin

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

ULUSLARARASI PARASAL SORUNLAR ÜZERiNE KiTAPLAR

ULUSLARARASI PARASAL SORUNLAR ÜZERiNE KiTAPLAR ULUSLARARASI PARASAL SORUNLAR ÜZERiNE KiTAPLAR Cem Alpar (*) Türk. Ekonomisinin 1970 lerden sonra karşılaştığı dış ödeme so.; runları Türkiyeyi giderek artan bir şekilde uluslararası mali kuruluşlar ve

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR...

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR... İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR... 1 1.1. EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER... 3 1.1.1. Romalıların Ekonomik Düşünceleri... 3 1.1.2. Orta Çağ da Ekonomik Düşünceler...

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU

İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI BENİN CUMHURİYETİ ÜLKE RAPORU ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ MAYIS 2015 Hazırlayan: Zeynep Küheylan Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı TEMEL BİLGİLER Ülke Adı: Benin

Detaylı

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM Ramazan DEMİRTAŞ Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi, Aktif Tektonik

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR

İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR 1. Nüfus 28. Gayri Safi Ulusal Tasarruflar 2. İstihdam 29. Gayri Safi Tasarruflar (özel sektör) 3. İşsizlik Oranı 30. Gayri Safi Tasarruflar (genel devlet)

Detaylı

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Türkiye ithalatının en çok tartışılan kalemi şüphesiz enerjidir. Enerji ithalatı dış ticaret açığının en önemli sorumlusu olarak tanımlanırken, enerji

Detaylı

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi T.C İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Finans Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Özeti Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi Prof.

Detaylı