Yrd.Doç.Dr. : Prof. Dr. Nurettin PARILTI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yrd.Doç.Dr. : Prof. Dr. Nurettin PARILTI"

Transkript

1 Ocak 2015 Yıl : 81 Sayı : 937 ISSN : Ocak 2015 Yıl : 81 Sayı : 937 ISSN : Yrd.Doç.Dr. YIL : 81 SAYI : 937 Ocak 2015 ISSN: Türk Kooperatifçilik Kurumu Basın, Yayın, Araştırma, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri İşletmesi Adına Sahibi Prof.Dr. Ali Fuat ERSOY Yazı İşleri Müdürü Doç. Dr. Hasan YAYLI Yayın Kurulu Hasan YAYLI M.Akif ÖZER Nail ÖZTAŞ Hikmet KAVRUK Tevfik ERDEM Muharrem ÇETİN Serdar SAĞLAM İdare ve Yazışma Adresi (Yönetim Yeri) Head Office and Correspondence Address Ceyhun Atıf Kansu Cd sk. Nu: 35/ Balgat / ANKARA Tel: (0312) Belgegeçer : (0312) Hesaplarımız T.C. Ziraat Bankası Cevizlidere Şubesi Hesap Nu: IBAN : TR Abone Şartları Yıllık Abone Bedeli: 60 TL (KDV Dahil) Fiyatı: 5 TL (KDV Dahil) The Subscription Price to the review is (USA Dolars) 24 a year, air mail included Correspondence relating to the review should be sent to Türk Kooperatifçilik Kurumu Basın, Yayın, Araştırma, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri İşletmesi Ceyhun Atıf Kansu Cd sk. Nu: 35/ Balgat / ANKARA / TÜRKİYE 20 Mayıs 1931'de kurulan kamu yararına çalışır, TÜRK KOOPERATİFÇİLİK KURUMU Basın, Yayın, Araştırma, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri İşletmesinin aylık dergisi KARINCA is the monthly journal of Turkish Cooperative Association founded in 1931 Başyazı 1 Nevzat AYPEK 21 ARALIK VE SONRASI YENİ NESİL KOOPERATİFLER 3 Refik YASLIKAYA YEREL KALKINMA KOOOPERATİFÇİLİK İLİŞKİSİ 6 Kamil ŞAHİN TÜRK TOPLUMSAL HAYATINDA KOOPERATİFÇİLİK 10 Hasan YAYLI TÜRKİYE DE TARIMSAL AMAÇLI SU KULLANIMI VE SULAMA KOOPERATİFLERİNİN ÖNEMİ 15 Muammer AY KAYNAK BAĞIMLILIĞI KURAMI ÇERÇEVESİNDE KOOPERATİFÇİLİK SEKTÖRÜ 18 Yeter DEMİR USLU - Mesut SÜMER TÜRKİYE NİN GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 22 Murat AKÇAKAYA GÜNÜMÜZDE LİDERLİK ANLAYIŞI 29 Enver AYDOĞAN - Güneş Gonca YILDIRIM DAVRANIŞSAL YÖNETİM VE ORGANİZASYON TEORİSİ 37 Mustafa KÜÇÜKALİ SİBER ZORBALIK 41 Başkan Başkan Yrd. Muhasip Üye Üye Üye Üye Üye Üye Üye Üye Üye : Prof. Dr. Ali Fuat ERSOY : Prof. Dr. Nurettin PARILTI : Prof. Dr. Mehmet ARSLAN : Prof. Dr. Nevzat AYPEK : Prof. Dr. Hikmet KAVRUK : Prof. Dr. Nail ÖZTAŞ : Prof. Dr. Enver AYDOĞAN : Prof. Dr. Mehmet Akif ÖZER : Doç. Dr. Haşim ÖZÜDOĞRU : Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman OKUR : Yrd. Doç. Dr. Kadir ÖZER Prof. Dr. Mevlüt KARAKAYA Dr. Erol DEMİR Turgut AĞIRNASLIGİL Hüsnü POYRAZ Prof. Dr. İhsan ERDOĞAN Özdemir ÜNSAL Yazılarda savunulan fikirler yazarlarına aittir. Gönderilen yazı ve haberler iade edilmez Yazılar elektronik ortamda teslim edilir YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli Yayın Abdullah SATOĞLU EDEBİYAT DÜNYAMIZDAN KAYAN YILDIZ BEKİR SITKI ERDOĞAN 44 Basım Tarihi TASARIM & CTP & BASKI Boyut Tanıtım Matbaacılık Sanayi ve Ticaret LTD.ŞTİ. Ostim Organize San. Böl. Uzay Çağı Caddesi 352.Sokak No:24 Tel: Belgegeçer: Dergimizde yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

2 Başyazı Değerli kooperatif dostları; Karınca dergisinin. sayısı ile yine birlikteyiz yılının öncelikle necip milletimiz için saniyen de tüm insanlık için huzur ve barışa vesile olan bir yıl olmasını Yüce Allah tan niyaz ediyorum yılının, öncekilerden çok daha bereketli ve huzurlu, sağlık, afiyet içinde geçmesi; bereketi ve huzuru ile unutulamayacak bir yıl olması, en kalbi dileğimdir. 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik günü kutlama programı çerçevesinde Keskin MYO ile ortaklaşa gerçekleştirilen Yerel Kalkınmada Kooperatifçiliğin Rolü isimli panelimizde panelistlerimizin sundukları tebliğler bu sayımızda siz değerli okuyucularımız ile paylaşılmıştır. Panelde yer alan konuşmalardan hareketle hatırıma gelen yeni nesil kooperatif düşüncesi kapsamında, yenilenebilir enerji kooperatiflerinin dünyada hızla yayılmasına karşın bu konunun ülkemizde henüz yeterince ilgi görmediği tespitini aynı zamanda bir hatırlatma olarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Kalkınma ideolojisinin en önemli girdi kalemini oluşturan enerji, kamu politikalarının en temel sorun alanlarından birini oluşturmaktadır. Enerji üretiminde kullanılan özellikle fosil yakıtların yarattığı çevre sorunları ve bu kaynaklara sahip olamayan ülkelerin ödemek durumunda oldukları ithalat miktarı ekonomi politikaları üzerinde önemli bir baskı yaratmaktadır. Diğer taraftan fosil yakıt bazlı gerçekleştirilen enerji üretiminin çevreye olan zararları, uluslararası çevre hukuku bağlamında taraf olunan sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükler bakımından da önemli bir risk alanını oluşturmaktadır. Türkiye nin son yıllarda yakaladığı ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için, ihtiyaç duyulan enerji girdisinin tedarikinin mevcut enerji tedarik politikası çerçevesinde devam etmesi durumunda kamu politikaları üzerinde yarattığı iki önemli baskıdan söz edilebilir. Bu baskılardan ilki, temel enerji üretim girdisi olan fosil yakıtlar bakımından kıt kaynaklara sahip olan ülkemizin bu alanda üst düzey dışa bağımlılığı sorunudur. Bu bağlamda yaşanan dış bağımlılık hem cari açık üzerinde baskı yaratmakta hem de dış politika alanındaki tercihler üzerinde baskı yaratmaktadır. Diğer taraftan fosil yakıt temelli enerji üretimi karbon salınımı noktasında yarattığı kirlilikten dolayı da önemli bir çevre sorunları alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fosil yakıt temelli enerji üretimine alternatif olarak gerçekleştirilmesi planlanan nükleer enerji santrallerinin de çevre sorunları yaratma potansiyeli noktasında taşıdığı riskler de bir başka tartışma alanını oluşturmaktadır. Bu bağlamda ülkelerin sürdürülebilir bir kalkınma/büyüme hedefinin en temel politika alanlarının başında gelen enerji politikasında, yerli enerji üretiminin toplam enerji arzı içindeki payının artırılması cari açık ile mücadele bakımından önem arz eden bir nokta olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan da çevre dostu enerji kaynaklarından daha fazla yararlanmaya yönelik politikaların üretilmesi de çevre sorunları ile mücadele bakımından önem arz etmektedir. 10. kalkınma planında ortaya koyulan enerji arzında yerli üretimin payının yüzde otuza çıkarılması hedefinin gerçekleşebilmesi için nükleer enerji santralinin yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklarından daha etkin yararlanılmasının bir zorunluluk olduğu ortadadır. Zira Türkiye nin fosil yakıt kaynaklarının kıt olması yerli enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını gerektirmektedir. Yenilenebilir enerji kullanımının toplumsal tabanda yaygınlaştırılmasının önemli uygulama araçlarından biri de yenilenebilir enerji kooperatifleri olabilir. Dünyada hızla yaygınlaşan bu yeni nesil 1

3 kooperatif uygulaması Türkiye de henüz iki yerde, biri Denizli de diğeri Karaman da, kurulma çalışmalarını devam ettirmektedir. Oysa yenilenebilir enerji üretimi esasına dayanan kooperatifler 1Mw kadar enerji üretimi için ulusal mevzuatımız gereğince lisans almak zorunda da değillerdir. Bu bağlamda özellikle çiftçilerimizin bir araya gelerek mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri karşılayacak şekilde yenilenebilir enerji üretimi amacı ile kooperatif kurabilirler. Bu tür örgütlenmeler için öncelikle Enerji Üretim ve Tüketim Kooperatifi Örnek Ana Sözleşmesi Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünün web sitesinde yer aldığını hatırlatmak istiyorum. Diğer taraftan bir çok kalkınma ajansının da özellikle yenilenebilir enerji üretimine yönelik teşebbüsleri desteklediğini paylaşmak istiyorum. Karınca dergisinin bu sayısınında yer alan yazılardan ilk üçü 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik günü kutlama programı çerçevesinde Keskin MYO ile ortaklaşa gerçekleştirilen Yerel Kalkınmada Kooperatifçiliğin Rolü isimli panelimizde panelistlerimizin sundukları tebliğlerden oluşmaktadır. Bu tebliğlerden üretilen yazılardan ilki Prof.Dr. Nevzat AYPEK e ait olan 21 Aralık ve Sonrası Yenı Nesıl Kooperatıfler isimli yazı. İkincisi Yrd.Doç.Dr. Kamil ŞAHİN e ait olan Türk Toplumsal Hayatında Kooperatifçilik isimli yazı. Yrd Doç.Dr. Refik YASLIKAYA ya ait olan Yerel Kalkınma Koooperatifçilik İlişkisi isimli yazı panelde sunulan tebliğlerden üretilen üçüncü ve son yazıdır. Bu yazılarda yazarlar özellikle yerel kalkınma politikalarında kooperatif örgütlenmelerinin önemli bir politika aracı olabileceği ortak paydasında birleşmektedir. Bu sayının dördüncü yazısı Doç.Dr. Hasan YAYLI ya ait olan Türkiye de Tarımsal Amaçlı Su Kullanımı ve Sulama Kooperatiflerinin Önemi isimli yazı. Yazar bu yazısında tarımsal amaçlı su kullanımında su kaynaklarının etkin bir şekilde değerlendirilebilmesi için sulama kooperatiflerinin teşvik edilmesinin önemine vurgu yapmaktadır. Kaynak Bağımlılığı Kuramı Çerçevesinde Kooperatifçilik Sektörü isimli yazıda Muammer AY öncelikle kaynak bağımlılığı kuramının teorik çerçevesini ortaya koyduktan sonra bu kuram ekseninde kooperatifçilik sektörünü açıklamaya çalışmaktadır. Karınca dergisinin 937. Sayısında yer alan altıncı yazı Türkiye nin Güneş Enerjisi Potansiyelinin Değerlendirilmesi isimli yazı. Bu yazıda yazarlar, Doç.Dr. Yeter DEMİR USLU ve Mesut SÜMER Türkiye nin güneş enerjisi potansiyelini ortaya koyduktan sonra ilgili mevzuat çerçevesinde Türkiye de güneş enerjisi ile ilgili politikaları ve verilen teşvikleri okuyucularımızla paylaşmaktadır. Doç.Dr. Murat AKÇAKAYA Günümüzde Liderlik Anlayışı isimli yazısını Liderlik, bir kişilik, kültür yaratmak değildir. Bir kişiye çok fazla iktidar yetkileri yüklemek lidere, izleyicilere ve amaçlara zararlıdır. Liderlik özünde kişilere formel yetkilerin sağlayamayacağı bir sadakat ve izlenme sağlar. Bu lideri üstün kişi görme, yanılmaz ve yenilmez olarak düşünme hâline dönüşmemelidir. İfadeleri ile tamamlayarak günümüz liderlik anlayışına ilişkin bir çerçeve ortaya koymaktadır. Davranışsal Yönetim ve Organizasyon Teorisi isimli yazıda Prof.Dr.Enver AYDOĞAN ve Güneş Gonca YILDIRIM; çalışanlara saygılı davranmanın, onların anlayışları ve grup dinamikleri üzerinde düşünmenin, onları uygun bir biçimde ödüllendirmenin sonucunda çalışan insanların daha verimli ve etkin çalışacağını ortaya koyarak yönetim yazınında simya etkisi yaratmış olan davranışsal yönetim teorisine ilişkin teorik bir içeriği okuyucularımızla paylaşmaktadır. Mustafa KÜÇÜKALİ Siber Zorbalık isimli yazısında günümüzde giderek yaygınlaşan ve önemli bir sosyal soruna dönüşmekte olan sanal ortam kullanıcılarına yönelik tehditlere dikkat çekerek kullanıcıların bu tür tehditlerden nasıl korunabileceklerine ilişkin hatırlatmalar yapmaktadır. Bu sayının son yazısı Abdullah SATOĞLU nun Edebiyat Dünyamızdan Kayan Yıldız Bekir Sıtkı Erdoğan isimli yazısıdır. Sayın SATOĞLU, bu yazıda 24 Ağustos 2014 günü, aramızdan ayrılan Bekir Sıtkı Erdoğan ı anmaktadır. Her zaman olduğu gibi yenilikçi zengin bir muhteva ile hazırlamaya çalıştığımız Karınca dergisinin 937. Sayısının siz değerli kooperatif dostları için yararlı olacağını umut ediyorum. Daha zengin içerikli yeni sayılarımız için katkılarınızı beklediğimizi hatırlatarak hepinize sağlıklı, mutlu ve bol kazançlı günler diliyorum. 2

4 21 ARALIK VE SONRASI YENI NESIL KOOPERATIFLER Nevzat AYPEK * 21 Aralık; İngiltere de 1844 yılında İktisatçı Charles Howart ın 27 arkadaşıyla birlikte, Manchester metropolündeki Rocdale şehrinde ilk tüketim kooperatifini kurduğu tarihtir. Türkiye de, 1863 yılında kurulan Memleket Sandıkları modern kooperatifçilik başlangıcı olup, 1867 yılında çıkarılan Memleket Sandıkları Nizamnamesi de ülkemizin ilk kooperatif mevzuatıdır. Memleket Sandıklarına kaynak sağlamak amacıyla, devletin en büyük gelir kaynağı olan Aşar Vergisine onda biri kadar bir ilave yapılmış ve menafi hissesi denilen bu ilave vergi Memleket Sandıklarına aktarılamaya başlanmıştır. Bundan dolayı Memleket Sandıklarının adı da Menafi Sandıkları olarak değiştirilmiştir. İstanbul Yüksek Öğrenim Okulu Türkçe Öğretmeni Ahmet Cevat (Emre) ile başlayan ve Ahmet Cevat Hareketi diye isimlendirilen çalışmalar sonucu; 1913 yılında İstanbul Çırçır ( Fatih) semtinde ilk tüketim kooperatifi kurulmuştur. Memleket sandıkları ve tüketim kooperatiflerinden sonra, satış kooperatifleri kurulmuş olup; Satış kooperatiflerinin ilk örneği Aydın İncir Müstahsilleri Anonim Şirketi adını taşıyan satış kooperatifi olup 1915 yılında kurulmuştur. * Prof.Dr. Gazi Üniversitesi Tic.Tur.Eğt.Fakültesi Türk kooperatifçilik tarihi yine tüketim kooperatifleri ile devam etmiş olup; 1921 yılında İstanbul da Maliye Nazırı Faik Nüzhet Bey in himayesinde Darülfunün hocaları tarafından Memurlar Tüketim Kooperatifi, 1925 yılında da Ankara da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Celal Bayar ve Abdulhalik Renda nın kurucu ortakları olduğu Ankara Memurlar Tüketim Kooperatifi kurulmuştur. Tüketim kooperatiflerini ve satış kooperatiflerini tarım kredi kooperatifleri izlemiş olup, ilk tarım kredi kooperatifi 1929 yılında Giresun Bulancak ilçe merkezinde kurulmuştur yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün direktifi ile Darülfunün hocaları tarafından İstanbul da Türk Kooperatifçilik Kurumu kurulmuştur yılında Mersin Silifke Tekirçiftliği köyünde kurulan Mustafa Kemal Atatürk ün bir numaralı ortağı olduğu tarım kredi kooperatifi de Türk Kooperatifçiliğinin ve tarım kredi kooperatifçiliğinin esaslı uygulamalarındandır. Tüketim, satış ve tarım kredi kooperatiflerini 1934 yılında Ankara da ilk, orta ve yüksek dereceli memurlar tarafından kurulan Bahçelievler Yapı Kooperatifi takip etmiştir. 3

5 Türk Kooperatifçiliğinde Tütün Tarım Satış Kooperatiflerinin önemli bir yeri olup, 1938 yılında kurulan Hasankeyf Tütün Tarım Satış Kooperatifi ilk örnektir. Türkiye de Şeker Sanayi nin genişletilmesi çalışmalarının yapıldığı 1951 yılında pancar üreticileri kooperatifleri, Türkiye Halk Bankası nın desteği ile ilk esnaf kefalet kooperatifi Ankara da kurulmuştur. 21 Aralık 2014, Türk Kooperatifçiliği, yaklaşık birim kooperatif ve ortak ile temsil edliyor iken; Dünya Kooperatifçiliğine bakıldığında ise; Birleşmiş Milletler ve Uluslar arası Kooperatifler Birliği (ICA) verilerine göre den fazla birim kooperatif ve bir milyara yaklaşan kooperatif ortağı bulunmaktadır. Nitekim, Birleşmiş Milletler, 1994 Yılında her yıl temmuz ayının ilk cumartesi gününü Dünya Kooperatifler Günü olarak ilan etmiş ve keza 2012 yılını da Uluslararası Kooperatifler Yılı olarak ilan etmiş ve kutlanmıştır. Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi Ve Eylem Planı hazırlandı ve uygulamaya kondu. Dünyanın tek kutuplu hale gelmesi, adeta tek pazar haline gelmesi ve giderek artan ve keskinleşen rekabet şartlarında; kooperatif işletmeler de esnaf ve sanatkarlar ve küçük işletmelerle birlikte sosyal ekonomi kapsamında kabul edilmeye başlanmıştır. Genel kabul görmüş bir tanımı yapılmamış ve sınırları belirlenmemiş olan sosyal ekonomi kavramı piyasa ekonomisindeki gelişmeler paralelinde çalışma/ilgi alanını belirlemektedir. Daha karmaşık ve çeşitlilik arz eden gelişen dünyada, hükümetler gittikçe artan bir şekilde toplum tabanlı faaliyetlere yönelmek ve yerel problemlere yerel çözümler üretmek durumundadırlar. Sosyal ekonominin resmi ve geçerli anlamı; kooperatifler, birlikler, dernekler ve vakıflardan oluşan kuruluşlar gurubudur. Bütün bu kuruluşlar, en azından aynı amaçlara sahip çıkan ve bir ölçüde aynı prensipleri ve aynı değerleri paylaşan bazı müşterek özelliklere sahiptir. Bu kuruluşlar kamu sektörü ve kar amaçlı özel sektörün yanı sıra üçüncü bir sektörü oluşturmaktadırlar. Sosyal ekonomi, ekonomi ve sosyal alanın kesişme hattında durmaktadır. Sosyal ekonomi, kara yönelik bir sektör değildir. Fakat piyasa ve piyasa dışı faaliyetlerde bulunmaktadır. Nitekim, ICA 2005 Yılı Dünya Kooperatifçiler Günü Mesajında kooperatifler en başarılı mikro finans kurumlarından biridir ve özellikle, tasarruf ve kredi kooperatifleri, ortaklık esasına dayalı sigorta kooperatifleri ve kooperatif bankaları milyonlarca insana daha güvenli ve sürdürülebilir geleceklerini yaratmada yardım etmektedirler denilmektedir. Dünya kooperatifçilik yazınında ve uygulamalarında yaşanan değişim ve gelişimler ile kooperatifçilik sivil toplum örgütlerinin yönlendirme ve tavsiyelerinin yanısıra; kooperatiflerin piyasa ekonomisi uygulamaları karşısında belli kesimleri korumak amacıyla ortaya atılan sosyal ekonomi olgusunun araçlarından kabul edilmesi kooperatifçilik misyonunu ve vizyonunu şekillendiregelmiştir. Kooperatif davranışın itici gücü olan işbirliği olgusunun gereği, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için maddi ve manevi güçlerini birleştirmek suretiyle oluşturdukları kooperatif işletmeler zaman içinde şekil değiştirerek tıpkı şirketler gibi bir birleşme şekli olarak değerlendirilmeye başlanmış ve devamında şirketlerin de kooperatif ortağı 4

6 olmalarını teminen yasal düzenlemeler yapılmış ve kooperatifleşme amaçları çeşitlenmeye başlamış ve genel kabul görmüş ifade şekliyle yeni nesil kooperatifler olarak isimlendirilen kooperatif işletmeler kurulmaya başlanmıştır. Kooperatifleri birer sosyal birim olarak kabul eden veya ekonomik birim olma özelliğini ikinci sırada tutan geleneksel kooperatif anlayışı yerini, sermaye yerine yine bireyi esas alan ancak kooperatifleri birer ekonomik birim olarak kabul eden modern kooperatifçilik anlayışına terkederken; sadece maliyet minimizasyonu esasına göre ihtiyaçları karşılamak için kurulan kapalı devre/içe dönük kooperatiflerden, ölçek ekonomisine ulaşarak sinerji yaratarak maliyet minimizasyonu yanısıra kar maksimizasyonu da amaçlayan farklı birleşme şekillerinden müteşekkil kooperatiflere geçilmeye başlanmıştır. Diğer taraftan kamuda sosyal ekonomi kapsamında uygulamalarını kooperatifler üzerinden gerçekleştirmeye başlamıştır. Sonuç olarak; bu anlayışın ve uygulamaların çıktısı olarak kuruluşlarından bu yana, kooperatifler belli değerler ve etik kriterler göz önüne alınarak gelişim göstermiş ve bugüne kadar bu özelliklerini korumayı başarmışlardır. Sahip oldukları bu değerler, kooperatiflerin farklı alanlarda faaliyet göstermesini sağlamıştır. Bizzat girişimcilerin sosyal sorumluluklar alması gerekliliği, onları gerçek kooperatif olgusunu anlamalarını ve bu konuda çeşitli politikalar oluşturarak faaliyetlerini bu alana yöneltmelerini sağlamıştır. Dünya da son kırk yıldır tartışılmakta ve uygulanmakta olan bu politikalar sonucu; Türkiye de ise bu bağlamda Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri, Eğitim Kooperatifleri, Gayrimenkul İşletme Kooperatifleri ve Sigorta Kooperatifleri gibi kooperatifler ancak kurulmaya başlanmıştır. 5

7 YEREL KALKINMA KOOOPERATİFÇİLİK İLİŞKİSİ Refik YASLIKAYA * Kooperatifçilik Fikrinin Temelleri İnsanların sosyal hayatlarını organize ederek, ilk şehir devletlerini oluşturmaya başlamaları ile birlikte, dünyada, ortak çalışma anlayışı, yani organize işbirliği de ortaya çıkmaya başlamıştır. Zaman içinde bu faaliyetler toplumsal değişmeyle beraber yeni boyutlar kazanmıştır. Bir toplumdaki değişmeler diğer toplumları da etkileyerek, onların da değişmesine neden olmuştur. Böylece tüm toplumlardaki güç birliği ya da kendi kendine yardım hareketleri uluslararası düzeyde algılanmaya başlanmıştır. Çok yönlü bir işbirliği şeklindeki kooperasyon olayı belirli bir dönemden sonra daha belirgin hale gelerek şekillenmeye başlamıştır. Nasıl ki tuğlayı üst üste koydukça duvar örülüyorsa kooperasyon da bir birikimin sonucu olarak kendini göstermiştir. İlkel toplumlardan başlayarak günümüze kadar, insanların yaşamlarını sürdürebilmek, temel ve sosyal-psikolojik gereksinimlerini karşılayabilmek için, kendi başlarına çözümleyemeyecekleri sorunlar karşısında işbirliğine gittikleri, bunun sonucu olarak da ekonomik anlamda çözümlenmez gözüyle yorumlanan birçok işleri başardıkları görülür. Böylece insanların gereksinimleri ve gereksinimlerinin karşılanmasını sağlayacak yöntemler değişikliğe uğramış, gün geçtikçe işgücünün yanında yöntemin de * Yrd.Doç.Dr. Kırıkkkale Ünv. İ.İ.B.F Siyaset Bilimi ve Kamu önemi ve rolü yavaş yavaş ortaya çıkarak toplumda etkisini göstermeye başlamıştır. Bu süreç kooperatifçilik hareketinin doğuşuna ivme kazandıran faktörlerdir. Yerel Kalkınmadan Ne Anlamalıyız? Yerel Kalkınma Nedir? Ulusal kalkınmanın ilk aşamasında yeterli sermayenin sağlanması için kaynakların tek elde toplanması ve yönetilmesi önemli olmakla birlikte, sonraki aşamalarda sermayenin tabana yayılması ve yerel kalkınma boyutu önem kazanmaktadır. Bu nedenle de finansman kaynaklarının bölgesel dağılımı büyük önem taşımaktadır. Yerel kalkınma; yerel dinamiklerin harekete geçirilerek, yerel halkın fiziki, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi alanda sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak gelişimini sağlamaktır. Daha geniş bir ifade ile yerel kalkınma; köy, şehir, metropoliten alan ve alt ulusal bölge olarak tanımlanan yerel halkın bütün üyelerinin hayat kalitesini iyileştiren ve ekonomik faydaları arttıran sürdürülebilir ekonomik büyümeyi gerçekleştirmek için yerel otoritelerin, özel sektörün, kar peşinde koşmayan kurumların ve yerel halkın birlikte çalışmasıdır. Belli bir yörenin ekonomik ve sosyo-kültürel yapısının değiştirilmesi olarak tanımla- 6

8 nan yerel kalkınma, ülke kalkınmasına göre daha karmaşık bir ilişkiler ağını içermektedir. Yerel kalkınmanın sağlanması için gerçekleştirilecek maddi, kurumsal ve personel altyapı faaliyetleri yanında finansman sorunu da ana unsurlardan birisidir. Finansman sorununun çözümü, ancak etkin işleyen bir kaynak aktarım mekanizmasına bağlı oluşturulacak finansal kurumlar ile mümkündür. Sermayenin ve dolayısıyla refahın tabana yayılması için ise öncelikle yerel sermayeyi harekete geçirecek finansal faaliyetlerin tabanda yeşermesi gerekmektedir. Sistem, yerelde biriken sermayeyi büyük kentlere aktarmak yerine; yerelde, üretim ve istihdam için kanalize etmeli ve hatta ulusal piyasa ile bütünleşerek yöreye kaynak aktarabilmelidir. Yerel potansiyeli harekete geçirerek, diğer bölgelerle ve hatta dünya ile entegre olabilmiş, rekabetçi ve kendine güvenen bir yöre oluşturabilmek; yerel kalkınma planlarının ve çalışmalarının temel amacıdır. Günümüzde, yerellik ilkesi kapsamında yerel idarelere daha fazla yetki ve kaynak aktarılırken, finansman ihtiyacının da yerinden karşılanmasına yönelik finansman sistemleri ortaya konulmaktadır. Özellikle geri kalmış yörelerin ve kırsal alanların finansmanı için devletin sürekli kaynak sağlamaya çalışması yerine, bu kesimlerin finans kaynaklarına erişiminin kolaylaştırılması ve yerel kaynakların harekete geçirilmesine yönelik sistemler geliştirilmeye başlanmıştır. Özetle söylemek gerekirse yerel kalkınmanın temel şartı, toplumun belirli bir dönemde tüketmediği birikimlerini yatırıma dönüştürme fırsatlarına bağlıdır. Yerel kalkınma konusunda, kalkınmanın motoru sağlam finans kaynağı olan birikimlerin akılcı bir biçimde yönlendirilmesi, yerelin ihtiyaçlarını gideren, yani hem fayda sağlayan, hem de istihdam artıran mal ve hizmet üretimine dönük yatırım projelerinin hayata geçirilmesi, yerel kalkınmanın gerçekleştirilmesinin ön şartlarından biridir. Bunun en önemli araçlarının başında ise KOOPERATİFLEŞME gelmektedir. Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle yerel kalkınmanın sahip olması gereken temel niteliklere bakmamız gerekiyor. 1. Yerel Kalkınma insan odaklıdır. Salt iktisadi büyümeyi amaçlayan; büyümenin yerel halka nasıl yansıdığını ihmal eden yaklaşımlar yeterli değildir. 2. Yerel Kalkınma eşitlikçi ve kapsayıcıdır Kalkınma süreci sürdürülürken sonuçların toplumun değişik katmanlarını nasıl etkilediğini izlenmelidir. Koruyucu sosyal politikalar ile ayrımcılığa veya haksızlığa yol açabilecek olumsuzluklar tespit edilip, gerekli tedbirleri alınabilmeli, gerektiğinde kalkınma sürecinden eşit pay alamayan sosyal kesimleri gözetici, kamusal sosyal yardım destekli ve dezavantajlı sosyal grupları koruyan, pozitif ayırımcılığı esas alan aktif sosyal politikalar uygulamalıdır. 3. Kalkınma çok boyutlu (ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel) bir süreçtir ve kullanılan a- raçların bu süreçler arasında tamamlayıcılık etkisi olan bütüncül yaklaşımlara uygun olması gerekir. Yukarıda sıralanan temel kalkınma özelliklerinin tamamı ancak kooperatifleşme ile mümkün olabilmektedir. Çünkü kooperatif dışında iki temel tüzel kişilikten bahsedebilmek mümkündür. Biri Türk Ticaret Kanununda yerini bulan sermaye şirketleri, ikincisi özel kanun ve yönetmeliklere tabi 7

9 kurulan dernek ve vakıflardır. Yerel kalkınmanın kooperatiflere alternatif kurumları, sınırlı katılım ve sermaye gerektirmesi, kamuya karşı mükellefiyetleri (vergi, sosyal güvenlik pirimi vs.) gibi nedenlerle şirketler olamamaktadır. Diğer alternatif vakıf ve dernekler ise ancak bünyelerinde kurulabilecek iktisadi işletmeleriyle alternatif görülebilirler. Fakat burada da dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin kooperatiflerin yerini tutabilmesi, yine katılımcı sayısı sınırlaması, giriş çıkış serbestisinin olmaması, gönüllülük esasına dayalı olmaması, kar dağıtımının olmaması, katılımcılarının haklarından ziyade kurumun hak ve menfaatlerini ön planda tutması gibi nedenlerle mümkün gözükmemektedir. Refah yörede yaşayanların düzenli bir gelir sistemine sahip olmaları ve üretime katılabilmeleriyle mümkündür. Şayet insanların yaşadıkları bölgede vergi gibi mali mükellefiyetlerden muaf tutularak çalışması, ayrıca elde ettiği ürünün en iyi eder ile değerlendirilmesi, değerlendirilen ürünle ayrıca gelir elde edebilmesi ancak kooperatifleşme ile mümkündür. Yani kooperatifler, üyeleri adına hareketle vergiden muaf kar paylaşımına dayalı (üyelerine iki kere kazandırmaya) odaklanmış önemli bir kalkınma araçlarıdır. Yerel Kalkınmayı Sağlamada Kooperatifçilik Kapsamında Yapılması Gerekenler 1. Kooperatifleşme, tarımda ve kırsal alanda gelişmenin temel araçlarından biri olarak yaygınlaştırılıp, geliştirilmeli ve etkinleştirilmelidir. 2. Ayrıca kooperatifler, devletçe desteklenmeli, yönlendirilmeli, ancak yönetimde serbest bırakılmalıdır. 3. Tarımda, üretimden başlayarak, kredilerde, her türlü girdilerde, özellikle ürün değerlendirilmesinde, iç-dış pazarlamada, tüketimde güçlü, etkin, demokratik gönüllü kooperatifçilik özendirilmelidir. 4. Kooperatifleşmeyle dar ve orta gelirli küçük üreticilerin tarım teknolojisinden, tarım araçlarından (traktör, biçerdöver, mibzer ve benzeri) birlikte yararlanmalarına olanak sağlayan makine parkları, onarım atölyeleri, ürün değerlendirme tezgahları oluşturmaları ve toplu üretime geçme girişimleri özendirilmeli, tüm bunlar devletçe desteklenmelidir. 5. Özellikle az topraklı çiftçilerin, tarım makinelerinden ortaklaşa yararlanabilme; gereksinimlerini en ucuz biçimde sağlayabilmek, ürünlerini topluca ve en karlı biçimde pazarlayabilmek üzere kooperatifleşmeleri desteklenmelidir. 6. Bu kurumlar devletin KOBİ lere sunduğu diğer desteklerden de yararlandırılacak olurlar ise yerel kalkınmanın katalizörü olma özellikleri artacaktır. 4. Yerel Kalkınma Aracı Olarak Kooperatiflerin Güçlendirilmesi Noktasında Yerel İdarecilerin Sorumlulukları Yerel kalkınma ülke kalkınması ile büyük bir paralellik göstermektedir. Yerel kalkınma için ilk hareketi sağlamak veya ortam oluşturmak görevi merkezi idarenin olmakla birlikte; kaynak kullanımında etkinliğin sağlanması, refahın tabana yayılması, sürdürülebilirliğin ve denetimin sağlanması konularında mutlaka yerel idarelere görev düşmekte ve birlikte hareket edilmesi 8

10 gerekmektedir. Yerel idarelerden kasıt hem merkezi idarenin taşradaki yetkilileri (valiler, kaymakamlar gibi) hem de yerel yönetim birimlerinin seçilmiş yöneticileridir (belediye başkanları ve köy muhtarları gibi) Çünkü köyler başta olmak üzere kırsaldaki yatırım imkanlarını harekete geçirme de ortaya çıkan en önemli sorunlar kurumsallaşmaya yönelik önderlik eksiği, eğitim seviyesinin düşüklüğü ve müteşebbis ruh yoksunluğudur. Bu eksikliklerin ortadan kaldırılabilmesi için bir kez daha köylerin kooperatif tüzel kişilikleri ile özdeşleştirilerek kalkınmasına her türlü imkanın seferber edilmesi gerekmektedir. Bu sağlanmadıkça kırsal yörelerden göreceli olarak refahın daha üstün olduğu ana kentlere göç devam edecektir. Bu durum ise sosyal karmaşanın sürmesine neden olacaktır. Diğer yandan tarım a- lanında çalışan nüfus azlığı nedeni ile ülke tarım ürünlerini sağlamada başka ülkelere bağımlı kalacak bu ise makro boyutta yurtiçi hasılanın yurt dışına transfer edilmesine neden olabileceği gibi zaten yeteri kadar sermaye birikimine sahip olmayan ve kalkınmakta olan ülkemizin kalkınma hızında düşüşe ve kalkınma hamlesinde gerilemeye neden olacaktır. Bu gerekçeler yerel kalkınmanın belediyelerden değil de yerel fırsat alanlarından başlatılması gereğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Kooperatifçilikten sağlanan fayda sadece yereldeki hasılanın değerlendirilmesini değil, istihdam buna paralel sosyal güvence, yörenin marka değeri ve buna bağlı olarak, yöreye olan talep artışı ile tüm maddi varlıklarında değer artışını getirecektir 9

11 TÜRK TOPLUMSAL HAYATINDA KOOPERATİFÇİLİK Kamil ŞAHİN * Kooperatifçiliğin Mahiyeti Kooperatifçilik kelime anlamıyla karşılıklı yardımlaşmayı ve dayanışmayı içeren bir kavramdır. Kooperatifler Birimiz hepimiz hepimiz birimiz içindir şiarıyla müşterek bir işletme vasıtasıyla ortakların ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan yapılar olarak ifade edilebilirler. Sosyoloji sözlüğünde kooperatifçilik, dayanışmacılık veya solidarite ile eş anlamlı olarak karşılıklı yardımlaşmayı ve kolektif hareket tarzını ifade etmektedir. Sanayi devrimi, toplumların yapılarında o zamana kadar görülmemiş çapta büyük değişiklikler gerçekleştirmiştir. Bu değişmeler toplumların yapılarında gerçekleşirken aynı zamanda insanların zihniyet dünyalarında, bir birleriyle olan ilişkilerinde de gerçekleşmiştir. Bir birlerinden farklı değerlere farklı sosyal sınıflara ve farklı çıkarlara sahip insanların oluşturmuş oldukları toplumsal yapılarda ortaya çıkmış ve sosyal bütünleşme, toplumsal dayanışma artık eski gelenekler veya iş usulleri çerçevesinde sağlanamaz olmuştur. Fakat insan doğası gereği toplumsal bir varlıktır ve toplum halinde yaşamanın temel koşulu ise dayanışmadır. Dayanışmanın olmadığı bir toplumsal yapının sürdürülebilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede toplumsal bütünleşmenin ve * Yrd.Doç.Dr. Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü dayanışmanın tesis edilebilmesi için toplumbilimciler tarafından çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bu teoriler içinde modern iş bölümü toplumsal bütünleşme ve dayanışma anlamında öne çıkan bir görüştür. Mesleki uzmanlaşma ve işbölümünün artışı modern toplumlarda insanları, sosyal sınıfları bir birine bağlamaktadır. Elbette bu işbölümünün ve dayanışmanın esasları çeşitli normlarla düzenlenmesi gerekmektedir. Geleneksel toplumlardakinden farklı esaslara dayanan ve yeni toplumsal düzen içerisinde insanlar arası ilişkileri düzenleyen yazılı normlarla modern anlamda dayanışma birliktelikleri olan kooperatiflerin tanımı ve işleyişleri düzenlenmiştir. Türk Toplumsal Hayatında Dayanışmacılık Dayanışmacılık Türk kültürünün ve toplumsal yapısının temel özellikleri arasında yer almaktadır. Bu özelliğin daha iyi anlaşıla bilmesi için Türk kültürünün gelişim evrelerini analiz etmek gerekmektedir. Bu çerçevede ilk olarak Orta Asya daki yaşam serüveni analiz edilmelidir. Orta Asya Türk Kültürü ve Dayanışmacılık Bir milletin kültürünün, karakterinin oluşmasında yaşanılan coğrafyanın oldukça ö- nemli bir etkisi olduğu ifade edilmektedir. Bu çerçevede İbni Haldun ve Le Play gibi düşünürler coğrafya faktörü üzerine deği- 10

12 nerek coğrafyanın bireylerin karakterlerini ve toplumların yaşam biçimlerini etkilediklerini ifade etmektedirler. Onlara göre bir toplumun ekonomik örgütlenme biçiminden siyasal yapılarına ve gündelik yaşam pratiklerinden evlerinin yapısına kadar sosyal yapı analizinde kullanılan faktörlerin oluşması doğrudan coğrafyaya bağlıdır. Örneğin Sıcak bölgelerde yaşayan insanlar soğuk bölgelerde yaşayan insanlara nazaran daha sıcak kanlı, daha fazla zevke ve eğlenceye düşkün, daha yumuşak mizaçlı bir yapıya sahip olurlar. Ekonomik faaliyetlerde tarım, hayvancılık, balıkçılık, ticaret, avcılık biçiminde coğrafya tarafından belirlenir. Buradan hareketle Türk yaşam tarzını inceleyecek olursak öncelikle Türkler ilk olarak Orta Asya bozkırlarında boylar halinde çoğunlukla göçebe bir biçimde yaşam süren bir toplum olarak tarih sahnesine çıkmışlardır. Orta Asya coğrafi olarak oldukça geniş bir alan olmakla birilikte bozkır yapısına sahip bir bölgedir. Bu geniş bölgede oldukça faklı topluluklar göçebe halinde yaşmaktadırlar. Bu topluluklar veya boylar varlıklarını sürdürebilmek için sürekli olarak hareket halinde ve kendi içlerinde bir bütün olmak durumundadırlar. Yaşamsal zorluklar ve varoluş mücadelesi bu toplulukları kendi içinde yoğun bir dayanışma oluşturmaya sevk etmiştir. Bu çerçevede boy içerisinde herkesin belli bir görevi vardır ve bireysel bir varlıktan ziyade kolektif varlığın esas olduğu bilinci oluşmuştur. Çünkü bireysel anlamda ve hatta küçük gruplar olarak hayatta kalmak bu coğrafyada mümkün değildir. Böylece sınıf veya kadın erkek arasında keskin bir farklılık olmaksızın sürekli dayanışmanın iş bölümünün olduğu bir toplumsal düzen tesis edilmiştir. Ekonomik anlamda sınıfsal farklılıkların dayanışmayı negatif yönde etkileyeceği düşünülerek bu farklılıkların oluşmasını engellemek ve toplumsal dayanışmayı pekiştirmek amacıyla bir takım törenler şenlikler yılın belli zamanlarında düzenlenmektedir. Bu çerçevede karşımıza Potlaç şenlikleri ve Yağma Törenleri çıkmaktadır. Bu toylarda gerek hükümdarın gerek çok fazla elinde malı birikmiş boy üyesinin malı tüm boy mensuplarına sunulur ve insanlar ihtiyaçları kadar bu malları alırlar ve böylece ekonomik refah anlamında toplumda bir eşitsizlik durumu oluşmaz ve böylece birlik ve beraberlik duyguları daha da pekiştirilmesi amaç edinilir. Paylaşma üst düzey bir erdem, şan ve şeref kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede kendi varlığının yanındaki insanların varlığı sayesinde mümkün olduğunun bilinciyle hareket eden Türk boylarında bu bilince eşlik edecek ve bu bilinci aktaracak kültürel motifler günlük yaşam pratikleri oluşmuş ve bu kültür İslamiyet in kabul ile pekişerek devam etmiştir. Yerleşik Hayata Geçiş ve Dayanışmacılık Türklerin Orta Asya da göçü de oldukça uzun süren bir süreçtir. Öncelikli olarak göç başlı başına dayanışma gerektiren bir olgudur. Yine bu göç esnasında karşılaşılan güçlüklerin üstesinden gelinmesi ve yeni yerleşilen bölgelerde farklı topluluklarla varolma mücadelesi toplumun kendi içerisinde sağlam bir dayanışma sergilemesi ile kazanılabilmektedir. 11

13 İslamiyet ve Türk Kültüründe Dayanışmacılık İslamiyet in temel düsturları içerisinde yer alan Fitre, zekat gibi unsurlar ve yine komşuya yardım etmenin faziletleri, çeşitli hadisler (komşusu aç iken tok yatan bizden değildir) insanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı emir ve teşvik etmektedir. Böylece İslamiyet in kabulü Türk kültürüne yerleşmiş durumda olan dayanışmacılık e- saslarının bir de dinsel anlam kazanmasına yol açmıştır. Bu noktadan sonra dayanışmacılık hem yaşamsal bir zorunluluk hemde dinsel bir görev olarak biçimlenmiştir. 12 ve 13 yüzyıl Anadolu coğrafyası Moğol istilası altında bulunmaktadır. Bu dönemde yine varolmak için bireylerin bir birlerine kenetlenmek zorunda olduğu bir dönemdir. Neredeyse yok denecek kadar az bir devlet otoritesi bulunmakta ve şehirlerde düzenin sağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır. Bu ortamda mesleki bir teşkilatlanma ve dayanışma biçimi olarak karşımıza Ahi birlikleri çıkmaktadır. Ahi Birlikleri Ahi Birlikleri, cemiyetin huzuru için uzlaşmacı ve uzlaştırıcı bir tutum içerisinde olmuşlar ve bunu siyasî faaliyetlerinin temel felsefesi haline getirmişlerdir. Anadolu da süratle yayılan, köylerde ve uç bölgelerde büyük nüfuza sahip olan bu teşkilat, Anadolu da bilhassa 13. yüzyılda devlet otoritesinin iyice zayıfladığı bir dönemde, şehir hayatında sadece iktisadî değil, siyasî yönden de önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Ahiler bağımsız bir güç olmamakla birlikte, zaman zaman merkezi otoritenin zayıfladığı, anarşi ve kargaşanın ortaya çıktığı dönemlerde siyasî ve askerî güçlerini oluşturmuşlar ve önemli fonksiyonlar üstlenmişlerdir. Özellikle idare teşkilatının gelişmemiş olduğu ilk devirlerde, Moğol istilası sırasında şehirlerde ve küçük kasabalarda mahalli halk idaresinin temsilcisi olmuşlardır. Materyalist dünya anlayışını reddederek sadece mal ve servet için çalışmayı kabul etmeyen, diğer bir ifade ile paranın araç halinden çıkıp amaç haline gelmesine karşı çıkan, her insanın bir işi, bir sanatı olması gerektiği ilkesini kabul ederek işsizliği ahlaksızlık sayan ve helal yoldan mal kazanmayı ön gören bir felsefeye dayanan Ahilik, benimsemiş olduğu bu felsefî düşünce neticesi toplum fertlerinin ahlakî değerlerinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Orta Çağ boyunca Anadolu nun sosyal hayatının düzenlenmesinde önemli fonksiyonlar üstlenmiş bir teşkilat olan Ahilik, cemiyeti bir bütün olarak ele alarak bütün sosyal gurupların menfeatini düşünmüş, çatışmacılık, vurgunculuk, serbest rekabet ve aşırı kazancı reddetmiş, uzlaşmacı sosyal ve ekonomik münasebetlerin kurulmasını hedeflemiş, buna bağlı olarak da sosyal adalet, din ve ahlak kuralları ile geleneklere bağlı iş ahlakıyla toplumda uyumlu bir düzen meydana getirmiştir. Ahi Birliklerinin tüketiciyi korumak için almış olduğu tedbirler ve bu tedbirlerin tatbiki konusunda gösterilen hassasiyet, sanayi alanında üretici ile tüketici arasına herhangi bir aracı sınıfın girmesine mâni olunması misali, asırlarca devam etmiş, zaman zaman esnaf tarafından tespit edilen standartlar ve narhlar, Kanunname-i İhtisâb-ı Bursa örneğinde olduğu gibi, padişah fermanı haline getirilmiştir. Ahilik, doğruluğun, yardımseverliğin ve iyi ahlakın birleştiği bir sosyoekonomik düzen 12

14 olarak yaşadığı dönemin toplumsal yapısını; eğitim-bilim, organizasyon, kalite standardı, üretici-tüketici ilişkisi, denetim gibi konularda düzenleyen yetkin bir sistemdir. Amacı, zenginle fakiri, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk ile devlet arasında iyi ve sağlam ilişkiler kurarak sosyal adaleti gerçekleştirmek olan ahilik, bu amacına sağlam bir teşkilatlanma modeli ve köklü bir eğitim sistemi aracılığıyla ulaşmaya çalışmıştır. Bu bağlamda ahilik, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işini, çalışmayı bir ibadet sayan, toplum çıkarlarına sıkı sıkıya bağlı esnaf ve sanatkârların meydana getirdiği önemli bir teşkilatlanmadır. Ahilikte emek gücünün, tüketicinin, kısaca insanın ve tabiatın sömürülmemesi, aralarında adalet ve denge ilkeleri korunarak bireysel ve toplumsal refah ve huzurun sağlanması esastır. Ahilikte insan, dayanışmacı bir ruh yapısına sahiptir. Birlik ve beraberlik içinde büyük hedeflere yürümek mantığına dayanır. Zengin ile fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, millet ile devlet yani toplumun bütün fert ve kurumları arasında iyi ilişkiler ve denge kurarak herkesin huzur içerisinde yaşaması hedeflenmiştir. Dolayısıyla ahilik, üretmeden tüketmeye, ihtiyaç fazlasını tüketmeye, haksız rekabete, güçlünün zayıfı sömürmesine, haksız kazanç sağlamaya, insanları kandırmaya kısaca, ahlaki olmayan her türlü davranışa karşıdır. Bu anlayış çerçevesinde Ahilik 18. yüzyıla kadar devam etmiş ve 20. yüzyılın başlarına kadar ise gedik ve lonca adıyla faaliyet yürüten esnaf teşkilatları biçimini alarak toplumun ekonomik hayatını tanzimde önemli roller üstlenmiştir. Modern Anlamda Kooperatifçiliğin Türkiye de Gelişimi Türkiye de modern anlamda kooperatifçiliğin ortaya çıkması Osmanlı Devletinin son yıllarına rastlamaktadır. Bu devirde Batı ile aynı zamana denk gelen kooperatifçilik girişimleri görülmektedir. Bu çerçevede teşekkül ettirilen ilk kooperatif memleket sandıkları olarak bilinmektedir. Bu oluşum dayanışma esasında çiftçilerin kredi temininde karşılaşmış oldukları zorlukların aşılması amacıyla kurulmuştur. Memleket Sandıkları sonraki aşamada ziraat bankasına dönüşmüştür. İzmir de 1900 yılında köy bakkalları kurma çabası tüketici kooperatifçiliğinin ilk örneğidir. Bundan sonra kooperasyonlarla çiftçilerin ve küçük esnafın durumunun daha iyi olabileceği ve yabancı tüccar ve gayrimüslim yatırımcılarla rekabet edebileceği düşüncesi gelişmeye başlamıştır. Cumhuriyet döneminde ülkenin %85 oranında tarıma dayalı ekonomisi tarım kooperatiflerinin devlet tarafından teşviki sonucunu ortaya çıkartmıştır. Kooperatifçiliğe destek kalkınma planlarında da yer almış ve bu yönde gerekli yasal düzenlemeler gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Günümüzde ülkemizde kooperatifçilik Batı ülkeleri ile kıyaslandığında gelişmiş bir durum sergilememektedir. Bunun nedeni bazı kooperatifçilik deneyimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması ve insanlar arasında güvenin tam anlamıyla tesis edilememiş olmasıdır. Diğer taraftan kültürel anlamda dayanışmaya yatkın olan ülkemiz insanlarının dayanışma esasına dayalı işlerde bir birlerine artık güvenmemesinin sebebi toplumsal değişme sürecinde dayanışmanın da esaslarının değişmiş olmasıdır. Çağımız rasyonalite çağıdır ve geleneksel değerler tek başlarına insanlar arasında güvene dayalı birliklerin tesis edilmesini sağlayamamak- 13

15 tadır. Bu yüzden geleneksel değerler bir takım rasyonel esaslarla, kapsamlı hukuksal düzenlemeler ve teminatlarla desteklenmelidir. Netice İtibarı ile birlikten kuvvet doğar diyoruz KAYNAKÇA Abdullah Sosyal, İşletmelerin Başarısında Ahilik İlke Ve Uygulamalarının Önemi: Bir Değerlendirme, Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası Cilt: 27 Sayı: 2 Mart İbrahim Durak, AtillaYücel, (2010), Ahiliğin Sosyo-Ekonomik Etkileri ve Günümüze Yansımaları, Süleyman Demirel Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt: 15, Sayı:2. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, İstanbul Metin Hülagü, Ahi Evran ve Ahilik, Nurettin Hazar, Kooperatifçilik Tarihi, Türk Kooperatifçilik Eğitim Vakfı Yayınları, Ankara 1990, s Orhan Türkdoğan, Türk Tarihinin Sosyolojisi, Turan Yayıncılık, İstanbul, Ruth Wallace, Alison Wolf, Çağdaş Sosyoloji Kuramları, Doğu Batı Yayınları, Ankara, Ziya Gökalp, Türk Medeniyet Tarihi, İnkılap Kitabevi, İstanbul,

16 TÜRKİYE DE TARIMSAL AMAÇLI SU KULLANIMI VE SULAMA KOOPERATİFLERİNİN ÖNEMİ* Hasan YAYLI * * Küresel olarak Dünya su kaynaklarının yaklaşık %70 i tarım amaçlı kullanılmaktadır. Bunu %19 ve %11 ile sanayi ve evsel kullanım izlemektedir (FAO Aquastat, 2013). Ülkelere göre sektörel su kullanımları bir bakıma gelişmişlik düzeyini de yansıtmaktadır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tarımsal su tüketimi ortalaması yaklaşık %82 iken, gelişmiş olan ülkelerde bu oran %30 lara kadar düşmektedir (WWAP, 2003). Gelir düzeyi yüksek ülkelerde tarımsal su kullanımının yerini sanayi sektörü almaktadır. Türkiye nin 2008 yılında toplam su tüketimi 43 km3 olmuştur ve bunun %11 i sanayide, %15 I evsel kullanım suyu olarak kullanılmıştır. Tarım sektörü %75 lik yüzeysel su ve %66 lık yeraltı suyu tüketimi ile Türkiye tatlısu kaynaklarının en çok tüketildiği sektör olmuştur. * Bu çalışmada kullanılan verilerin bir kısmı Muluk, Ç.B., ve diğerleri, 2013 Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: ÇevreselPerspektif. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği - Doğa Koruma Merkezi isimli kaynaktan derlenmiştir. * Doç.Dr., K.Ü. İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi, Küresel olarak, sulu tarım verimi kuru tarımdan (yağmura bağlı) yaklaşık 2,7 kat daha fazladır. Bu durum gelecekte daha fazla alanın sulu tarıma açılma ihtimalini güçlendirmektedir. Dünyada sulu tarım yapılan arazi miktarı 1970 lerde 170 milyon hektar iken, 2008 de 304 milyon hektara çıkmıştır (FAO, 2011). Dünya genelinde potansiyel alanların sulu tarıma açılması ile 2025 yılında bu rakamın 330 milyon hektara çıkması beklenmektedir. Günümüzde, dünya çapında tarımsal su kullanımı yaklaşık olarak km3 dür (toplam kullanımın %70 i). Etkin kullanım önlemleri alınmaz ise 2030 yılında km3 olacağı tahmin edilmektedir (az bir düşüş ile küresel su kullanımının %65 i) (2030 Water Resources Group, 2009). Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (O- ECD) raporuna göre, tarım sektörü gelecek yıllarda artan gıda talebini karşılamak gibi büyük bir sorunla karşılaşacaktır; 2030 yılında küresel gıda tüketiminin %50, 2050 yılında ise günümüze göre %100 artacağı tahmin edilmektedir. Kentleşme, sanayileşme ve iklim değişikliği nedeni ile tarımın daha az su ile gerçekleştirilmesi gerekecektir. Bu doğrultuda tarımsal su planlamasının geliştirilmesi ve mevcut su kaynaklarının etkin kullanımı önemli olacaktır. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan rapora göre yılları arasında gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretimin %67 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Mevcut su potansiyeli ile bu artışın karşılanamayacağı ve tarımda verimlilik artışı ile tarımsal su ihtiyacı artışının %14 düzeyinde tutularak karşılanabileceği öngörülmektedir. Bu durumda tarım sektörü, daha fazla tarımsal ürünü daha az su kullanarak üretmek zorunda kalacaktır. Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır: Su Fakirliği : Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı m3 ten daha az. 15

17 Su Azlığı : Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı m3 ten daha az. Su Zenginliği : Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı m3 ten daha fazla. Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı m3 civarındadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının m3/yıl civarında olacağı söylenebilir. Mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin etkisi ile su kaynakları üzerine olabilecek baskıları tahmin etmek mümkündür. Ayrıca bütün bu tahminler mevcut kaynakların 20 yıl sonrasına hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda söz konusu olabilecektir. Bu sebeple Türkiye nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynakların çok iyi korunup, akılcı kullanılması gerekmektedir. Günümüzde Türkiye sulanabilir tarım arazilerinin yaklaşık %75-80 i yüzeysel su kaynaklarından ve geri kalanı yeraltı suyu kaynaklarından sulanmaktadır. Sulu tarım için su dağıtım sistemleri geleneksel olarak açık kanal/kanalet sistemleri (%86) ve kapalı boru sistemlerinden oluşmaktadır (%14). Açık kanal/kanalet sistemlerinde su kaçakları ve buharlaşma nedeni ile ciddi seviyede kayıplar yaşanmaktadır. Türkiye genelinde sulanan alanların %94 ünde geleneksel yüzey sulamaları uygulanırken, geri kalan kısımda modern yağmurlama ve damlama sulama sistemleri uygulanmaktadır(özellikle Ege, Marmara, Akdeniz ve kısmen Konya Havzası nda). Yüzey sulaması metotlarının etkinliği (tarlaya verilen suyun bitki tarafından kullanımı oranı) çok düşüktür (yaklaşık %50-60). Yağmurlama ve damla sulama gibi sitemlerin etkinliği çok daha yüksektir (yaklaşık %80-90). Bir başka deyişle, en fazla su kaybı, ülkemizde yaygın olarak uygulanan yüzey sulama yönteminde oluşmaktadır (%35-%60), en az su kaybı ise damla sulamada oluşmaktadır (%5-%20). Türkiye de tarımla ilgili bu problemlerin önlenmesi ve sulu tarımın geliştirilmesi amacı ile yetkili kurumlar bu sorunları genel bir yapısal reform programı çerçevesinde ele almaya başlamıştır. Yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) kurulmuş ve bu Genel Müdürlüğe verilen görevler arasında; sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya bir kısmını gösteren harita ve plânlamaları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak görevleri yer almıştır. Anılan görevler ve diğer görevleriyle ilgili olarak kurulan tesislerin işlemelerini sağlamak amacıyla bunları gerçek ya da tüzelkişilere devretme yetkisi de 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunla DSİ ye verilmiştir. DSİ tarafından tarımsal amaçlı sulama için gerçekleştirilen yatırımlar ile elde edilen sulama kaynaklarından tarım işletmelerinin ve çiftçilerin yararlanması için genellikle üç yol kullanılmaktadır. Birinci yol sulama kaynaklarının doğrudan çiftçilerin bireysel kullanımına konu olması, ikinci yol sulama birlikleri kurularak bu birlikler eliyle sulama yapılması, üçüncü yol da sulama kooperatifleri eliyle bu kaynaklardan yararlanılmasıdır yılında yürürlüğe giren 6271 sayılı Sulama birlikleri kanunu ile daha önce 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri kanunu 16

18 kapsamınmda düzenlenmiş olan sulama birlikleri Mahalli İdare Birliği olma statüsünden çıkarılarak DSİ nin izni ile kurulan ve sulama kaynaklarının üyelerinin kullanımına sunulmasında aracılık eden Kamu Tüzel Kişileri olarak kurulmaları öngörülmüştür. Kanunun TBMM komisyonalrında görüşmeleri sırasında kanun taslağıda yer alan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş olan sulama amaçlı kooperatiflerin iki yıl içerisinde sulama birliğine dönüşme zorunluluğuna ilişkin hüküm metinden çıkarılmıştır. Zira taslakta kendisini iki yıl içinde sulama birlikleri kanununda birlikler için öngörülen koşullara uyduramayan kooperatiflerin tasfiye edilmesine yönelik bir hüküm yer almaktaydı. Taslaktan bu hükmün çıkarılmasındaki amaçın devletin kooperatifçiliğin geliştirilmesine yöenlik anayasal ödevi ile çelişmesinin yanı sıra teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğu söylenebilir. Yukarıda özetlendiği gibi genelde dünyanın önemli bir bölümünde özelde de Türkiyede su kaynağı her geçen gün daha önemli bir kaynak haline gelmektedir. Zira dünyanın geleceğe yönelik projeksiyonlarında öngördüğü nüfus ve tarımsal üretim öngörülerinin gerçekleşmesi durumunda daha çok su kaynağına ihtiyaç olacağı ortadadır. Diğer taraftan mevcut su kaynaklarının bu öngörülerde belirtilen üretim ve nüfus artışı ile doğru orantılı olarak artmayacağı da bir gerçektir. Bu bakımdan öncelikli devletlerin bir görev olarak üretici ve tüketicilerin de bir etik yükümlülük olarak su kaynaklarının kullanımında daha bilinçli davranması gerekmektedir. Türkiyede genel olarak tercih edilen yüzeysel sulama biçiminden daha az su ile daha verimli sonuçlar elde edilebilecek sulama seçeneklerinin, damlama sulama gibi, hızla hayata geçirilebilmesi ve yaygınlkaştırılması gerekmektedir. Bu gereklilik de bu tür sistemlerin gerektirdiği mali ve teknik ihtiyaçların devlet desteği çerçevesinde çiftçilerin örgütlenmesi esasına dayanan sulama kooperatiflerini zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla kurulacak olan sulama kooperatifleri sadece üyelerinin sulama suyuna ulaşmalarını sağlamakla kalmayıp diğer taraftan, ulaşılan suyun daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak teknik altyapının kurulmasına yardımcı olacak ayrıca da üyelerinin sulama biçimleri konusunda bilimsel bilgiye erişmelerine aracılık edecek ve ahlaki olarak bilinçlenmesine de katkı sağlayacaktır. Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişikliğinin yakın gelecekteki en önemli sonuçlarından birinin içme ve kullanma su kaynaklarında yaşanacak olan kıtlık olacağını öngörmek mümkündür. Bu nedenle ve artan nüfusun da yaratacağı baskıdan dolayı su kaynaklarının etkin kullanılması su yönetiminin en önemli konularından birisini oluşturmaktadır. Sulama Kooperatiflerinin Su yönetim sisteminin önemli paydaşlarından biri olarak belirlenmesi durumunda bu tür organizasyonların su yönetim politikasına olası katkılarını şu şekilde sıralayabiliriz. - Yüzey sulaması gibi tarlaya verilen suyun bitki tarafından kullanım oranının çok düşün olduğu sulama sistemleri yerine modern yağmurlama ve damlama sulama sistemlerine geçişin yaygınmaştırılması, - Su kaybının görece daha az olduğu sulama sistemlerinin kurulması için gerekli alt yapının kurulması konusunda teknik ve mali desteklerin daha ulaşılabilir olmasının sağlanması, - Etkin sulamanın bilimsel esaslara göre yapılmasına yönelik üreticilerin bilinçlendirilmesinin sağlanması, - Su kullanım etiğinin edinilmesinin sağlanması. 17

19 KAYNAK BAĞIMLILIĞI KURAMI ÇERÇEVESİNDE KOOPERATİFÇİLİK SEKTÖRÜ Muammer AY * 1970 li yılların ikinci yarısından sonra görüyoruz örgüt ve yönetim kuramları sahnesinde kaynak bağımlılığı kuramını. Modern örgüt kuramları kategorisinde bulunan bu örgüt kuramında, doğduğu dönemde etkisini hala devam ettirmekte olan sistem yaklaşımı ve durumsallık kuramının etkileri bariz bir şekilde görülür. Özellikle sistem yaklaşımının örgüt kuramına getirdiği, durumsallık kuramının da somut durumlara uyarladığı çevre kavramı, bir bütün olarak düşünüldüğünde kaynak bağımlılığı kuramının da temel nüvesini teşkil eder. Varlıklarını devam ettirmek isteyecek örgütlerin çevreleri ile aralarında bir bağımlılık ilişkisinin olması bu durumun en önemli nedenidir. Derginin Ağustos sayısında kurumsal kuramın penceresinden bakmıştık kooperatifçilik sektörüne. Bu sayıda ise farklı bir pencereden, kaynak bağımlılığı kuramı penceresinden, bakmaya çalışacağız sektöre. Öncelikli olarak kuramın ortaya çıkışı, temel kavramları ve mahiyetini ortaya koymaya çalışacak, ardından kooperatifçilik sektörüne farklı bir menfezden kapı aralamaya çalışacağız. Kaynak Bağımlılığı Kuramı A) Kuramın Ortaya Çıkışı ve Etkilendiği Koşullar Kaynak bağımlılığı kuramının ilk nüvesini * Arş. Gör. Gazi Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü J. Pfeffer in Standford Üniversitesinde tamamlanan doktora tezi ve Pfeffer in çalışma arkadaşlarıyla birlikte yaptığı yayınlar teşkil eder. Ancak kuramın ana hatlarının keskinleşmesi ve ifade ettiği bakış açısının netleşmesi Jeffery Pfeffer ve Gerald Salancik tarafından 1978 yılında yayınlanan Örgütlerin Dışarıdan Denetimi: Bir Kaynak Bağımlılığı Kuramı isimli kitap ile olmuştur (Üskiden, 2007:78). Bu kitap kaynak bağımlılığı kuramını temel eseri olarak kabul edildiği gibi 1978 yılı da kuramın doğduğu yıl olarak kabul edilir (Öztaş, 2014:26). Doğduğu yılı da göz önüne alırsak kuramın ertaya çıktığı dönemin koşullarından etkilendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bilhassa İkinci Dünya Savaşından sonra dünyada yaşanan ekonomik, siyasi, toplumsal hayatta meydana gelen değişim ve dönüşümler örgütler dünyasında da kendini aksettirmiştir. Soğuk Savaş dönemi ve 1970 li yıllarda meydana gelen ve dünya üzerindeki pek çok örgütsel kuruluşun faaliyetlerini devam ettirmesindeki en önemli enerji kaynağı olan petrol alanında küresel ölçekli bir krizin yaşanması örgüt yöneticilerini çevre konusuna daha da bir dikkatli eğilmeye zorlar. Çünkü örgütün hayatını devam ettirecek kaynakların pek çoğu çevrededir ve eğer örgüt hayatta kalmak istiyorsa sınırları dışında olan bitenlere daha fazla dikkat göstermek zorundadır. Buna binaen 1960 lardan itibaren örgüt ve yönetim kuramları çevre konusunun üzerine eğilmişler ve örgütlerin çevrelerini incelemeye başlamışlardır lerden sonraki örgüt 18

20 kuramlarının sistem ve durumsallık yaklaşımlarından büyük oranda ilham alması da bu nedene binaendir çünkü; çevre kavramını örgüt incelemelerine sistem yaklaşımı sokmuş, durumsallık kuramı da çevreyi kavramsallaştırıp şekil verici etkisine vurgu yapmıştır. Tabi olarak kaynak bağımlılığı kuramında da çevre kavramı ve onun mimarları sistem ve durumsallık yaklaşımlarının izleri belirgindir. B) Kuramın Mahiyeti ve Temel Kavramları Kaynak bağımlılığı kuramı örgütü canlı bir organizmaya benzetir. Örgütlerin esas kaygıları varlıklarını devam ettirebilmektir. Canlı olan bir varlığın, hangi durumda olursa olsun, varlığını devam ettirebilmesi dışarıdan bünyeye bir girdi almasına bağlıdır. Canlı bir varlık olarak örgütler de varlıklarını devam ettirebilmek için kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu kaynaklar örgütlerin faaliyette bulundukları alana göre müşteriler, hammaddeler, ara maddeler, tedarikçiler, bilgi-teknoloji, emek, sermaye, meşruiyet, satıcılar şeklinde farklılaşabilmektedir. Başka bir perspektiften bakacak olursak, örgütlerin yaşamak için gereksinim duydukları bu kaynakların tümü örgütlerin kendi bünyelerinde değil pek çoğu çevrede bulunurlar. Çevrelerinde bulunan kaynaklara e- rişmek artık örgütler için bir zaruret haline gelmiştir. Ancak bu iş çok da pürüzsüz halledilebilecek bir mesele değildir. Bu noktada kuramın mahiyetini ifade etmek istersek ihtiyaç duyulan kaynakları dış çevreden elde edebilmek için örgütlerin hangi faaliyetlere neden ve niçin giriştiğini anlamaya çalışmak (Sayılar, 2013:50) şeklinde ifade edebiliriz. Örgütlerin hayatı idamesi için gerekli kaynakların hepsi örgütün bünyesinde mevcut ise herhangi bir sıkıntı söz konusu olmayacaktır. Ancak günümüzün karmaşıklaşan toplumsal ve iktisadi düzeninde bütün kaynakların örgüt içinde bulunması çok güçtür ve Pfeffer ve Salancik in de ifade ettikleri gibi kaynaklar kıttır (Pfeffer ve Salancik, 2003). Kıt olan bu kaynakların pek çoğu çrgütün dış çevresinde bulunur. Bu durum ise kıt kaynaklarının denetiminin başka örgütlerde olması anlamını taşır. Denetimin başkasında olması ise kaynağa ihtiyaç duyan örgüt için belirsizlik anlamına gelir. Varlığını sürdürmek isteyecek örgütün bndan sonraki asıl hedefi ise ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişim yolundaki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve kaynak ile arasındaki mesafeyi kısaltmak olacaktır. Ancak bu hedeflerini gerçekleştirmek isterken de kaynakların denetimini elinde bulunduran örgütlerin varlıklarını ve taleplerini göz ardı edemeyecektir. Bilakis ihtiyacı olan kaynakların temininde artık onlara bağımlıdır. Bu senaryoyu kaynakları elinde bulunduran örgütler tarafından okuyacak olursak; kaynağı elinde bulunduran örgüt kaynak ihtiyacı olan örgüte göre daha avantajlı durumdadır. Onun davranışlarını etkileyebilir ve isteklerini o örgüte karşı sıralayabilir. Kısaca iktidar (başkalarının davranışlarını etkileyebilme kudret ve kabiliyeti) artık kaynakları kontrolünde bulunduran örgütün elindedir. Bu avantajını kullanarak da kaynak ihtiyacı olan örgütler üzerindeki güç ve nüfuzunu artırabilecektir. Burada sıraladığımız kaynak, bağımlılık ve iktidar kavramları kuramın temel kavramlarıdır. Örgütler arası kaynak ihtiyacından doğan bağımlılık ilişkisi, örgüt içi ilişkilerde birimler, gruplar ve bireyler arasında da görülebilen bir ilişkidir (Öztaş, 2014:37). Bir örgüt içerisinde kaynakları elinde bulunduran (mesela kabinede maliye bakanı); örgüt içindeki ya da dışındaki kaynaklara erişimi kontrol edebilen (mesela genel sekreter) birim yahut kişiler örgütün diğer birim ve kişileri üzerinde de bir güç ve iktidar sahibi 19

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL GİRİŞ Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından Faydalanılmıştır. 2 Ekonominin

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31 İçerik Dünyadaki su potansiyeline bakış Türkiye deki su potansiyeline bakış Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Görevleri Mevzuat Çalışmaları Yapılan Faaliyetler Su Tasarrufu Eylem Planı Su Ayakizi Çalışmaları

Detaylı

Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar. Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013

Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar. Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013 Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013 Havza Rehabilitasyonu Planlaması İÇERİK Tanımlar (Havza, Yönetim ve Rehabilitasyon)

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR Osman İYİMAYA Genel Müdür Enerji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak başta sanayi, teknoloji,

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

2000 li yılların başından itibaren serbestleşme

2000 li yılların başından itibaren serbestleşme ENERJİ HUKUKU SERTİFİKA PROGRAMI HAKKINDA 2000 li yılların başından itibaren serbestleşme ve özelleştirme sürecine giren enerji sektöründeki değişim bugün de tüm hızıyla devam etmektedir. Özellikle serbestleşmeden

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Sentez Araştırma Verileri

Sentez Araştırma Verileri Eğitim, Görsel-İşitsel & Kültür Yürütme Ajansı Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü Yaşam Boyu Öğrenim Programı İnternet Üzerinden Kişisel İşgücünü Geliştirin Leonardo da Vinci LLP (Yaşamboyu Öğrenim Programı)

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU Tarih: 4 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 65 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ Karınca Dergisi, Ekim 2014, Sayı:934 KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ 1. GİRİŞ Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılamak

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

SULAMA BİRLİKLERİ VE YASASI DÜZENLENMEDEN TÜRKİYE'DE SU YÖNETİMİ DÜZELMEZ

SULAMA BİRLİKLERİ VE YASASI DÜZENLENMEDEN TÜRKİYE'DE SU YÖNETİMİ DÜZELMEZ SULAMA BİRLİKLERİ VE YASASI DÜZENLENMEDEN TÜRKİYE'DE SU YÖNETİMİ DÜZELMEZ 1 Ekim 2013 topraksuenerji- DSİ, 1.8 milyon hektar tarım alanındaki sulama sistemlerini büyük bir oranda sulama birliklerine devretti.

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 22 Ocak 2015 Dünyada Enerji Görünümü Gelir ve nüfus artışına paralel olarak dünyada birincil enerji talebi hız kazanmaktadır. Özellikle OECD dışı ülkelerdeki artan nüfusun yanı sıra, bu ülkelerde kentleşme

Detaylı

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU. Ankara Deklarasyonu

SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU. Ankara Deklarasyonu SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU Ankara Deklarasyonu Özet 2015 yılının Eylül ayında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında Arazi Bozulumunun Dengelenmesi

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Şirket Finansmanı ve Halka Açılmada Yeni Yol Haritası: Girişim Sermayesi ve Özel Sermaye Şirketleri Panelinde Yaptığı Konuşma 21.03.2008 Oditoryum,

Detaylı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı AB ve Türkiye Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Avrupa Birliği Bakanlığı, Katılım Öncesi AB Mali Yardımı kapsamında finanse edilen diyalog sürecini desteklemeye devam etmektedir. Diyaloğu-IV

Detaylı

EGELİ & CO.: REEL YATIRIMLAR İÇİN YERLİ ve YABANCI FİNANSAL YATIRIMCIYI TARIM SEKTÖRÜNE ÇEKECEĞİZ

EGELİ & CO.: REEL YATIRIMLAR İÇİN YERLİ ve YABANCI FİNANSAL YATIRIMCIYI TARIM SEKTÖRÜNE ÇEKECEĞİZ Egeli & Co. Yatırım Holding A.Ş. 13 Ekim 2010 Basın Bülteni EGELİ & CO.: REEL YATIRIMLAR İÇİN YERLİ ve YABANCI FİNANSAL YATIRIMCIYI TARIM SEKTÖRÜNE ÇEKECEĞİZ Halka açık bir şirket olan Egeli & Co. Yatırım

Detaylı

BÖLGENİN YENİ İTİCİ GÜCÜ: KOP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Makbule TERZݹ

BÖLGENİN YENİ İTİCİ GÜCÜ: KOP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Makbule TERZݹ BÖLGENİN YENİ İTİCİ GÜCÜ: KOP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Makbule TERZݹ ¹Uzman, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde illerini içine alan

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI

KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ Bu çalışmada Kalkınma Bakanlığı desteklerinin derlenmiş listesi bulunmaktadır. Derlenen bilgiler ilgili kurum sitelerinden alıntıdır. DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI İçindekiler

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011 Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği Nisan 2011 Sayın Bakanım (Tarım Bakanı ordaysa), Değerli katılımcılar, Hanımefendiler, beyefendiler, Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli etkinlik vesilesiyle

Detaylı

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI Yrd. Doç. Dr. Mustafa ERBAġ Sultan ARSLAN A. Nur DURAK Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü erbas@akdeniz.edu.tr Sunum Planı

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

FASIL 5 KAMU ALIMLARI

FASIL 5 KAMU ALIMLARI FASIL 5 KAMU ALIMLARI Öncelik 5.1 Kamu alımları konusunda tutarlı bir politika oluşturulması ve bu politikanın uygulanmasının izlenmesi görevinin bir kuruma verilmesi 1 Mevzuat uyum takvimi Tablo 5.1.1

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

İSTATİSTİKLERİ MEHMET ÖZÇELİK

İSTATİSTİKLERİ MEHMET ÖZÇELİK GİRİŞ TÜRKİYE DE İNTERNET KULLANIMI ve E-TİCARET Günümüz teknoloji çağında 2000 li yılların başından itibaren, özellikle bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, bilgi toplumunun oluşmasına büyük katkı

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 ANA EYLEM 2: YENİLİK ve İYİ UYGULAMALARIN DEĞİŞİMİ İÇİN İŞBİRLİĞİ Yenilik ve İyi Uygulamaların Değişimi için İşbirliği;

Detaylı

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS PROGRAMI (II.Öğretim) 101 İktisada Giriş I 2 0 2 4 102 İktisada Giriş II 2 0 2 4 103 Genel Muhasebe I 2 0 2 4 104 Genel Muhasebe II 2 0 2 4 105

Detaylı

Hafta boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle Ahi felsefesinin ve Ahi Evran kurallarının topluma tanıtılması hedeflenmektedir.

Hafta boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle Ahi felsefesinin ve Ahi Evran kurallarının topluma tanıtılması hedeflenmektedir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, her yıl coşkuyla kutladığı Ahilik Haftası'nı bu yıl 12-18 Ekim tarihleri arasında, Ahilik Haftası İl Kutlama Komitesi tarafından belirlenen program çerçevesinde

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK ÇÖZÜM BİZDE SUNUŞ İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, ulusal ve uluslararası ekonomiler zorunlu olarak artık bilgi temelli ekonomilere dönüşme içine girmişlerdir. Geleneksel ekonomilerin

Detaylı

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRÜ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE Yayın Tarihi 03.02.2014 Revizyon Tarihi 15.04.2014

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık Hazine Müstaşarlığı

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI BİRİNCİ BÖLÜM FRANCHISING SİSTEMİNİN TANIMI, KAPSAMI VE ÇEŞİTLERİ 1. FRANCHISING KAVRAMI VE TANIMI... 1 1.1. Franchising Kavramı.. 1 1.2. Franchising Sistemi 2

Detaylı

Biyosistem mühendisi bir sistem mühendisidir. Sistem mühendisi, doğa ve

Biyosistem mühendisi bir sistem mühendisidir. Sistem mühendisi, doğa ve Biyosistem Mühendisliği Tarımsal üretimin gerçekleşmesi için sadece toprak, su ve hava gibi etmenlerin bir arada olması yeterli olmamakta, bunlarla beraber bitki ve hayvanlarla olan ortak yapılanma en

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK

2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK 2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK SEZER AKBAL SILA ASKER TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ

Detaylı

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER Örnek 1 EEB Raporu Bu araştırma konusunun güncelliği, önemi ve yapacağı katkı 1. 1.1. Bölgesel Gelişme Yaklaşımı Bölge olgusunun tanımı ve rolü, Dünyada özellikle 1970 lerin

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı. Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013

Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı. Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013 Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013 21. Yüzyılda Planlama- Kaynaklarımız Su KaynaklarıYönetimi ve

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

Yaz Puantı ve Talep Yönetimi

Yaz Puantı ve Talep Yönetimi Yaz Puantı ve Talep Yönetimi Genel elektrik talebi kış aylarında ısıtma ve aydınlatma, yaz aylarında ise soğutma (klima) ihtiyacına bağlı olarak bölgesel ve mevsimsel farklılıklar oluşturur. modus Enerji

Detaylı

trafikte bilinçli bir nesil için

trafikte bilinçli bir nesil için bilinçli bir nesil e t k i için f tra Giriş Önemli bir halk sağlığı sorunu olan trafik kazalarının önlenmesi, pek çok kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri ve bireylerin ortak çalışması ile mümkün olabilecektir.

Detaylı

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği 2023 Vizyonu Çerçevesinde Türkiye Tarım Politikalarının Geleceği Çalıştayı Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği Dr. Yurdakul SAÇLI Kalkınma Bakanlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

EKONOMİ BAKANLIĞI GİRDİ TEDARİK STRATEJİSİ 2013-2015

EKONOMİ BAKANLIĞI GİRDİ TEDARİK STRATEJİSİ 2013-2015 EKONOMİ BAKANLIĞI GİRDİ TEDARİK STRATEJİSİ 2013-2015 GİTES NİÇİN GEREKLİ? Sorunlar; Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve artışlar, Dünya girdi kaynaklarının geleceğine yönelik belirsizlikler, Girdi tedarik

Detaylı

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I)

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızına erişilemez gelişme ve ilerlemelerin sonucunda özellikle

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI SÜS BİTKİLERİ VE TIBBİ AROMATİK BİTKİLER ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE TTGV FİNANSMAN DESTEKLERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE TTGV FİNANSMAN DESTEKLERİ SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE TTGV FİNANSMAN DESTEKLERİ Emrah Alkaya Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı İskenderun Körfezi nde Endüstriyel Simbiyoz Projesi - Endüstriyel Simbiyoz ve Temiz Üretim Ar-Ge Proje

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ TARIM KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ TARIM KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ TARIM KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 4 Kasım 2013 İstanbul, Intercontinental Otel Sayın Müsteşarım, OECD BIAC ın Saygıdeğer üyeleri,

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER 4.bölüm EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI 1.Kaynak Dağılımında Etkinlik:

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu nda Değişiklik Yapılması ve Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Detaylı

BÖLÜM: 2 İŞLETMENİN TANITIMI VE TEMEL KAVRAMLAR

BÖLÜM: 2 İŞLETMENİN TANITIMI VE TEMEL KAVRAMLAR DERS : GENEL İŞLETME BÖLÜM: 2 İŞLETMENİN TANITIMI VE TEMEL KAVRAMLAR İŞLETMENİN TANIMI İşletme; farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Bunlar; Bir aracı, makineyi, dükkanı veya iş yerini vb. çalıştırma.

Detaylı

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU Şekil 1 Kırşehir Sanayi Rekabetçilik Eksenleri İş Yapma Düzeyi Yenilikçilik potansiyeli Girişimcilik Düzeyi Teşviklerden yararlanma

Detaylı

Bireysel Emeklilik Sisteminin Geliştirilmesi: Sonuçlar, Fırsatlar ve Beklentiler

Bireysel Emeklilik Sisteminin Geliştirilmesi: Sonuçlar, Fırsatlar ve Beklentiler Bireysel Emeklilik Sisteminin Geliştirilmesi: Sonuçlar, Fırsatlar ve Beklentiler Ali Haydar ELVEREN Daire Başkanı Özel Emeklilik Dairesi Hazine Müsteşarlığı Bireysel Emeklilik Sisteminin Geliştirilmesi

Detaylı

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2002 Sayfa No: İÇERİK Kapak İçerik 1. AKEV Hakkında 2. Mütevelli Heyeti 3. Özet 4. Faaliyetler ve çıktılar 5. Genel Başarı Göstergeleri 6. Kurum Hedeflerine ulaşımın

Detaylı