DOKTORA TEZİ. Ayşegül ATACAN ÖĞÜT ( ) Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı. Çevre Mühendisliği Programı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DOKTORA TEZİ. Ayşegül ATACAN ÖĞÜT (501002356) Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı. Çevre Mühendisliği Programı"

Transkript

1 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MEVSİMSEL NÜFUS FARKLILIKLARININ GÖZLENDİĞİ TURİZM ALANLARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR SU VE ATIKSU YÖNETİMİ: BODRUM YARIMADASI ÖRNEĞİ DOKTORA TEZİ Ayşegül ATACAN ÖĞÜT ( ) Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı Çevre Mühendisliği Programı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Bilsen BELER BAYKAL HAZİRAN 2011

2

3 İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü nün numaralı Yüksek Lisans / Doktora Öğrencisi Ayşegül ATACAN ÖĞÜT, ilgili yönetmeliklerin belirlediği gerekli tüm şartları yerine getirdikten sonra hazırladığı MEVSİMSEL NÜFUS FARKLILIKLARININ GÖZLENDİĞİ TURİZM ALANLARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR SU VE ATIKSU YÖNETİMİ: BODRUM YARIMADASI ÖRNEĞİ başlıklı tezini aşağıda imzaları olan jüri önünde başarı ile sunmuştur. Tez Danışmanı : Prof. Dr. Bilsen BELER BAYKAL İstanbul Teknik Üniversitesi Eş Danışman : Prof. Dr. Cumali KINACI... İstanbul Teknik Üniversitesi Jüri Üyeleri : Prof. Dr. Fulin BÖLEN... İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Necdet ALPASLAN... Dokuz Eylül Üniversitesi Üniversitesi Prof. Dr. Selmin BURAK... İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. İzzet ÖZTÜRK... İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Orhan USLU... Bahçeşehir Üniversitesi Teslim Tarihi : 01 Eylül 2010 Savunma Tarihi : 14 Haziran 2011 iii

4 iv

5 v Oğlum Çınar a,

6 vi

7 ÖNSÖZ Öncelikle tüm çalışmam boyunca beni hep cesaretlendirdiği, her tıkandığımda bana nefes aldıracak bir pencere açtığı ve sonsuz desteği ve yardımları için hocam Prof. Dr. Bilsen Beler Baykal a teşekkür etmek istiyorum. Tez sürecinde değerli fikirleri ve önerileriyle çok önemli katkılarda bulunan Prof.Dr. Cumali Kınacı ya, Prof.Dr. Fulin Bölen e, Prof.Dr. Lütfü Akça ya ve Prof. Dr. Necdet Alpaslan a yardımları ve emekleri için çok teşekkür ederim. İlgileri ve destekleri için sevgili aileme, benden anlayışını esirgemediği için oğlum Çınar a çok teşekkürler. Ve son olarak bu süreçte hep yanımda olan, beni yüreklendiren eşim Kaan Öğüt sonsuz sabrın ve sınırsız desteği için çok teşekkür ederim. Haziran 2011 Ayşegül Atacan Öğüt (Çevre Yük. Mühendisi) vii

8 viii

9 İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER... iix KISALTMALAR... xiiiii ÇİZELGE LİSTESİ... xvv ŞEKİL LİSTESİ... xixx ÖZET... xxiiiii SUMMARY... xxv 1. GİRİŞ Tezin Amacı ve Kapsamı MEVSİMSEL NÜFUS HAREKETLİLİKLERİNE GENEL BAKIŞ Turizm ve İkincil Konut Alanları Nedeniyle Mevsimsel Nüfus Değişimler Dünyada ve Akdeniz de kıyı alanlarında turizmin gelişimi Turizmin ekonomik etkileri Turizmin çevresel etkileri Mevsimsel Nüfus Nüfus Hareketliliği ve Su Tüketimi Mevsimsel nüfus hareketliliğinin tatlı su kaynakları üzerinde etkileri Yeraltısuyunun aşırı tükemi Yeni rezervuarların ve su transfer hatlarının inşaası ihtiyacı Yüzeysel ve yeraltı sularının kirlenmesi Mevsimsel nüfus hareketliliğinin deniz ortamı üzerinde etkileri Bölüm Değerlendirmesi MEVSİMSEL NÜFUS HAREKETLİLİKLERİ VE ATIKSU YÖNETİMİ Su ve Atıksu Yönetim Sistemleri Merkezi atıksu yönetim sistemleri Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri Tekil/bireysel atıksu yönetim sistemleri Klasik septik tank Ortak atıksu yönetim sistemleri Su ve Atıksu Yönetiminde Temel Yaklaşımlar Su temini yaklaşımı Su talep yönetimi ve alternatif politikalar Arıtılmış atıksuyun geri kullanımı Gri su arıtımı ve geri kullanımı Konvansiyonel olarak arıtılmış atıksuyun geri kullanımı Arıtılmış atıksuyun geri kullanımındaki referans rehberler WHO (1989/2006) US EPA Rehberi (2004) Avrupa Birliği ülkelerinde rehber ve standartlar Akdeniz ülkelerinde rehber ve standartlar Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usulleri Tebliği, ix

10 3.3 Bölüm Değerlendirmesi MEVSİMSEL NÜFUS DEĞİŞİMİ GÖZÜKEN BÖLGELERİNDEKİ SU VE ATIKSU YÖNETİMİ İLE İLGİLİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ Kış Döneminde Mevsimsel Pikler Yaşayan Bölgelerde Örnek Uygulamalar Saalfelden (Avusturya) Yaz Döneminde Mevsimsel Pikler Yaşayan Bölgelerde Örnek Uygulamalar Hersonissos (Yunanistan) Naxos (Yunanistan) Noirmoutier (Fransa) Turizm Bölgeleri Ve Atıksu Arıtma Tesisleri Çalışma Süreleri Bölüm Değerlendirmesi SU VE ATIKSU YÖNETİMİNDE MEVCUT ULUSAL MEVZUAT VE KURUMSAL YAPI Su ve Atıksu Yönetiminde Ulusal Mevzuat Su ve Atıksu Yönetiminde Kurumsal Yapı Su ve Atıksu Yönetiminde Mevcut Finansal Yapı Su ve Atıksu Yönetiminde İzleme ve Denetim Arıtma Tesisleri Deşarj Usulleri ve Denetim Esasları Bölüm Değerlendirmesi MEVSİMSEL NÜFUS DEĞİŞİMİ GÖZLENEN YERLEŞİMLER E BİR ÖRNEK: BODRUM Çalışma Alanı FizikiYapı ve İklim Coğrafi yapı ve bitki örtüsü Su kaynakları İklim özellikleri Arazi Kullanımı İdari Yapı Bölüm Değerlendirmesi BULGULAR VE TARTIŞMA Saha Çalışmaları Halihazır durum Nüfus ve demografik yapı Yıllar içinde nüfusun değişimi Demografik yapı Bodrum nüfusunu oluşturan unsurlar Bodrum Yarımadası nda toplam ve ortalama nüfus Sosyo ekonomik yapı Su kaynakları ve su altyapısında mevcut durum Bodrum Yarımadası su kaynakları Beldelere göre su kaynakları ve şebeke durumu Bodrum Yarımadası su ihtiyacı sorununa yönelik çalışmalar Mevcut atıksu altyapısı ve arıtma sistemleri Merkezi nitelikteki arıtma ve derin deniz deşarj sistemleri Bireysel ve ortak arıtma sistemleri Fosseptikler Yatlar ve gezici teknelerden kaynaklanan atıksular İleriye dönük değerlendirmeler Bodrum da nüfus hareketliliğinin değerlendirilmesi Gelişim senaryolarına göre Bodrum da nüfus projeksiyonları x

11 Bodrum Yarımadası nda su ihtiyacı ve atıksu oluşumu Bodrum özelinde atıksu yönetimi açısından uygulama alternatiflerinin oluşturulması Senaryoların oluşturulması Bodrum için senaryolara esas teşkil edecek durum değerlendirmesi Ekonomik değerlendirme verilerinin oluşturulması Senaryo 1: Tüm Yarımada da merkezi atıksu arıtma sistemi kullanılması 236 Senaryo 2: Her beldede tek bir belde merkezi arıtma sistemi kurulması Senaryo 3: Tüm bölgede sadece tekil arıtma sistemleri kurulması Senaryo 4: Belde merkezi ve tekil sistemlerinin birlikte kulanılması Atıksu yatırımlarının ekonomik karşılanabilirliği Su temini seçenekleri Bölüm Değerlendirmesi BODRUM İLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME SONUÇLAR VE ÖNERİLER KAYNAKLAR EKLER ÖZGEÇMİŞ xi

12 xii

13 KISALTMALAR AKM BOI DSİ EC ECOSAN EEA EN EPA IWA İSKİ KOI SKKY SKKY TSE TUİK UNWTO USEPA WHO : Askıda Katı Madde : Biyolojik Oksijen İhtiyacı : Devlet Su İşleri : European Commission : Ecological Sanitation : European Environment Agency : Eşdeğer Nüfus : Enviromntal Protection Agency : International Water Association : İstanbul Su Kanalizasyon İdaresi : Kimyasal Oksijen İhtiyacı : Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği : Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği : Türk Standartları Enstitüsü : Türkiye İstatistik Kurumu : United Nations World Tourism Organization : United States Environmental Protection Agency : World Health Organisation xiii

14 xiv

15 ÇİZELGE LİSTESİ xv Sayfa Çizelge 2.1 : Akdeniz ülkelerindeki toplam turist sayısının yıllara göre değişimi Çizelge 2.2 : Benidrom da farklı tip konaklamalarda su tüketimleri Çizelge 3.1 : IWA standart su denge ve terminolojisi Çizelge 3.2 : Farklı ülkelerdeki su kayıp oranları Çizelge 3.3 : Evsel atıksu bileşenleri Çizelge 3.4 : WHO arıtılmış atıksuların tarımda geri kullanılmasında önerilen mikrobiyolojik kalite rehberi Çizelge 3.5 : Gri su arıtımında en çok kullanılan arıtma teknolojileri avantaj ve dezavantajları Çizelge 3.6 : WHO arıtılmış atıksuların tarımda geri kullanılmasında önerilen mikrobiyolojik kalite rehberi Çizelge 3.7 : Tarımda arıtılmış atıksu kullanımı who rehberleri Çizelge 3.8 : Arıtılmış atıksuların kullanımda uluslararası rehberler Çizelge 3.9 : Avrupa Birliği ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar Çizelge 3.10 : Avrupa Birliği ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar Çizelge 3.11 : Sulamada geri kullanılacak arıtılmış atıksuların sınıflandırılması Çizelge 3.12 : Atıksu geri kazanım maksadı ve uygulanabilecek arıtma sistemleri. 74 Çizelge 4.1 : Hersonissos atıksu arıtma tesisi dizayn parametreleri Çizelge 5.1 : Bodrum belediyeleri grupları Çizelge 5.2 : SKKY evsel nitelikli atıksuların alıcı ortama deşarj standartları Çizelge 5.3 : Kentsel ve evsel nitelikli atıksular için numune alma sıklığı Çizelge 5.4 : Derin Deniz Deşarjına İzin Verilebilecek Atıksuların Özellikleri Çizelge 6.1 : 1998 yılı Bodrum yarımadası topraklarının arazi kullanımına göre dağılımı Çizelge 6.2 : 2006 yılı Bodrum yarımadası topraklarının arazi kullanımına göre dağılımı Çizelge 6.3 : Bodrum yarımadası toprak sınıflarının dağılımı Çizelge 6.4 : Bodrum ilçesi idari yapısı Çizelge 6.5 : Bodrum yarımadasındaki beldeler, ve mevcut arazi kullanımları Çizelge 7.1 : Sayım yıllarına göre ülke ve il nüfusu ile yıllık nüfus artış hızları Çizelge 7.2 : Bodrum belde ve köy nüfusları Çizelge 7.3 : Muğla ili ve ilçelerinde nüfus dağılımı Çizelge 7.4 : Bodrum da beldelere göre ikincil konut nüfusu kapasiteleri Çizelge 7.5 : İkincil konut nüfusunun aylara göre değişimi Çizelge 7.6 : 2008 yılında hava ve deniz yoluyla giriş yapan turist sayısı Çizelge 7.7 : Bodrum yarımadasındaki konaklama tesisleri ve kapasiteleri Çizelge 7.8 : Turizm nüfusunun aylara göre değişimi Çizelge 7.9 : Herhangi bir günde yat sayısı ve konaklayabilecek kişi sayısı Çizelge 7.10 : Bodrum daki yat limanları ve getirecekleri potansiyel nüfus

16 Çizelge 7.11 : Bodrum yarımadasında toplam ve ortalama nüfusun aylar göre değişimi Çizelge 7.12 : Bodrum merkez ve belediyelerinde mevsimsellik oranı Çizelge 7.13 : Bodrum yarımadasındaki yat imalatı şirketleri yerleşim yerleri Çizelge 7.14 : Bodrum yarımadasında mevcut yeraltı suyu kaynakları Çizelge 7.15 : Bodrum yarımadasında mevcut içme suyu kaynakları Çizelge 7.16 : Bodrum yarımadası su ihtiyacı çalışmaları Çizelge 7.17 : Bodrum yarımadası su rezervi Çizelge 7.18 : Mumcular ve Geyik Barajı ile Çamköy YAS analiz sonuçları Çizelge 7.19 : Su kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ne göre organik parametrelerin su kalite sınıfları Çizelge 7.20 : İçmeler atıksu arıtma tesisi arıtılmış su analiz sonuçları Çizelge 7.21 : Gümbet atıksu arıtma tesisi arıtılmış su analiz sonuçları Çizelge 7.22 : Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut kanalizasyon, arıtma ve yağmur suyu şebeke durumları Çizelge 7.23 : Türkbükü atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.24 : Gölköy atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.25 : Bitez atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.26 : Konacık atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.27 : Yalıkavak atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.28 : Muğla il sınırları içindeki arıtma tesisleri Çizelge 7.29 : Bodrum Yarımadasındaki arıtma tesislerinin belediyelere göre dağılımları Çizelge 7.30 : Bodrum yarımadası belediyelerinde fosseptik yoğun bölgeler Çizelge 7.31 : Bodrum yarımadasında beldelerin mevcut katı atık döküm alanları 195 Çizelge 7.32 : Bodrum yarımadası ve ilçesi nde için hazırlanan ve nüfus projeksiyonu yapılmış olan projeler Çizelge 7.33 : Tez kapsamında yapılan nüfusu projeksiyonlarında esas alınan değişim katsayıları Çizelge 7.34 : Bodrum yarımadası nüfus potansiyeli projeksiyonu Çizelge 7.35 : Birim içmesuyu ihtiyacı ve atıksu oluşumu Çizelge 7.36 : Bodrum da aylara göre kabul edilen su tüketim değerleri Çizelge 7.37 : Konaklama tesislerinde su kullanım alanları Çizelge 7.38 : Tez kapsamında hazırlanan 2009 yılı için Bodrum yarımadasında evsel su ihtiyaçlarının aylara göre değişimi Çizelge 7.39 : Aylara göre kabul edilen atıksu oluşum değerleri Çizelge 7.40 : Bodrum yarımadasında brüt ve net yoğunluk değerleri Çizelge 7.41 : Belediyelere ait atıksu arıtma tesisleri deşarj suları kullanım alanları Çizelge 7.42 : Toplam kanal hesabına esas teşkil edecek birim boru boyları Çizelge 7.43 : Beldelere göre ünite sayıları ve kanal boyları Çizelge 7.44 : Toplam boru boyuna göre çap yüzdelerinin dağılımı Çizelge 7.45 : Yerleşimlere göre çap yüzdeleri Çizelge 7.46 : Çaplara göre birim maliyetler Çizelge 7.47 : Yerleşimlere göre kanal maliyetleri Çizelge 7.48 : Proses tipi seçim kriterleri Çizelge 7.49 : Bodrum yarımadasındaki yerleşim birimleri ve öngörülen arıtma mertebeleri Çizelge 7.50 : Arıtma tesisleri maliyet hesabında kabul edilen değerler Çizelge 7.51 : Tek bir merkezi toplama ve arıtma sistemi maliyeti xvi

17 Çizelge 7.52 : Her yerleşimde ortak toplama ve arıtma sistemi kurulması maliyeti241 Çizelge 7.53 : Bodrum yarımadasında ihtiyaç duyulacak bireysel arıtma tesisleri dağılımı Çizelge 7.54 : Bodrum yarımadasında tamamıyla bireysel tesisler yapılması durumunda toplam maliyet Çizelge 7.55 : Paket tesis yapılması durumunda izleme ve denetimden sorumlu olması gereken personel sayısı Çizelge 7.56 : Yerleşim merkezlerine ortalama nüfusa göre planlanacak atıksu toplama ve arıtma sistemi verileri Çizelge 7.57 : Ortak arıtma tesisleri dışında ihtiyaç duyulacak paket arıtma tesisleri maliyeti Çizelge 7.58 : Senaryo 4 e göre izleme ve denetimden sorumlu olması gereken personel sayısı Çizelge 7.59 : Senaryoların değerlendirilmesi Çizelge 7.60 : Atıksu altyapı tesisleri finans kaynakları Çizelge 7.61 : Bireysel tesislere ait atıksu geri kullanımında sayısal değerlendirme Çizelge 8.1 : Su ve atıksu yönetim programı ve gerekli veriler Çizelge 8.2 : Bodrum belediyeleri grupları xvii

18 xviii

19 ŞEKİL LİSTESİ xix Sayfa Şekil 2.1 : Dünya uluslararası seyahat eden turist sayısı.... Hata! Yer işareti tanımlanmamış. Şekil 2.2 : Akdeniz e kıyısı olan ülkeler.... Hata! Yer işareti tanımlanmamış. Şekil 2.3 : Uluslararası seyahat eden turistlerin aylık dağılımı Şekil 2.4 : Uluslararası turizm gelirlerinin yıllara göre dağılımı Şekil 2.5 : Akdeniz ülkelerinde su tüketiminin sektörel dağılımı Şekil 2.6 : Akdeniz ülkelerindeki su kaynakları Şekil 2.7 : Avrupa ülkelerinde su stres indeksi Şekil 2.8 : Doğu Akdeniz ülkelerindeki yenilenebilir su rezervi Şekil 2.9 : Akdeniz de en fazla baraja sahip olan ülkeler ve baraj sayıları Şekil 2.10 : Akdeniz havzasındaki en belirgin su transferleri Şekil 3.1 : Atıksu yönetim sistemleri Şekil 3.2 : Merkezi ve merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri Şekil 3.3 : Merkezi atıksu iletim ve arıtma sistemi genel planı Şekil 3.4 : Merkezi atıksu toplama sistemi şematik şekil Şekil 3.5 : Tipik tekil atıksu arıtma sistemi Şekil 3.6 : Tipik tekil atıksu arıtma sistemi arıtım kademeleri Şekil 3.7 : Sızdırmalı fosseptik Şekil 3.8 : Konutlarda kapalı su çevrim konsepti Şekil 3.9 : Bina içi gri su çevrimi Şekil 3.10 : Önerilen gri su arıtım yaklaşımı Şekil 4.1 : Aylık eşdeğer nüfus yüklemeleri Şekil 4.2 : Debinin aylara göre değişim Şekil 4.3 : Ekim ve Ağustos aylarındaki saatlik değişimleri Şekil 4.4 : Hersonissos atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 4.5 : Noirömoutier de su tüketimi Şekil 4.6 : Arıtma tesislerinde aylık debi değişimleri Şekil 5.1 : Türkiye de su ve atıksu yönetimi ile ilgili ulusal mevzuat Şekil 5.2 : Su ve atıksu yönetiminde sorumlu kurumlar Şekil 6.1 : Bodrum un Türkiye ve Muğla İli içindeki konumu Şekil 6.2 : Bodrum Yarımadası toprak sınıflarının dağılımı Şekil 6.3 : Bodrum Yarımadası idari sınırlar Şekil 7.1 : Türkiye-Muğla ve Bodrum nüfus artış hızları Şekil 7.2 : Nüfusunun Muğla toplam nüfusu içindeki gelişimi Şekil 7.3 : Bodrum Merkez ve yarımadasının yıllara göre nüfus değişimi Şekil 7.4 : Bodrum yarımadasındaki belediyelerde 1980 dan beri nüfus değişimi. 139 Şekil 7.5 : Türkiye, Muğla ve Bodrum da şehir nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı Şekil 7.6 : Bodrum ilçesinde yaşayan kadın ve erkek nüfus oranının yıllar itibariyle değişimi Şekil 7.7 : Yaş gruplarına göre erkek nüfusun toplam nüfus içindeki payı

20 Şekil 7.8 : Bodrum da yaşayan nüfusun nüfusa kayıtlı olduğu ile göre dağılımı Şekil 7.9 : Bodrum merkez ve beldelerinin nüfus değişimi Şekil 7.10 : Tez kapsamında hazırlanan 2009 yılı verilerine göre Bodrum da ikincil konut kapasiteleri Şekil 7.11 : Tez kapsamında hazırlanan Bodrum yarımadasında yerleşik ve ikincil konut kapasiteleri Şekil 7.12 : Bodrum Yarımadasında ikincil konut nüfusunun aylara göre değişimi Şekil 7.13 : Bodrum yarımadasında belediyelere göre konaklama tesislerinin yatak kapasitesi Şekil 7.14 : Bodrum yarımadasında toplam turizm nüfusunun aylara göre değişimi Şekil 7.15 : Türkiye, Muğla, Bodrum yat limanları kapasiteleri Şekil 7.16 : Bodrum daki marinalardaki yat nüfusunun değişimi Şekil 7.17 : Bodrum Yarımadası ndaki belediyelerin aylara göre nüfus dağılımları Şekil 7.18 : Bodrum Yarımadası ndaki belediyelerin 2009 yılındaki yerleşik ortalama ve maksimum nüfus değerleri Şekil 7.19 : Ocak ve Ağustos aylarında belde nüfuslarının değişimi Şekil 7.20 : İstihdama göre sektörel dağılım (turizm sezonu dışı) Şekil 7.21 : İstihdama göre sektörel dağılım (turizm sezonu ) Şekil 7.22 : Bodrum içme suyu projesi Şekil 7.23 : Göltürkbükü Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 7.24 : Gölköy atıksu arıtma tesisi debi ölçümleri Şekil 7.25 : Bitez Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 7.26 : Gündoğan Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 7.27 : Konacık Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 7.28 : Yalıkavak Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 7.29a : Bodrum Merkez nüfus tahmin çalışmaları Şekil 7.29b : Bodrum Yarımadası nüfus tahmin çalışmaları dağılımları Şekil 7.30 : Bodrum Yarımadası belediyelerinin nüfus projeksiyonu Şekil 7.31 : Bodrum Yarımadası belediyelerinin nüfus projeksiyonu Şekil 7.32 : Bodrum Yarımadası ndaki toplam su ihtiyacının aylara göre değişimi213 Şekil 7.33 : Yarımada daki yıllık potansiyel net toplam su ihtiyacının projeksiyonu Şekil 7.34 : Bodrum Yarımadası nda aylara göre su ihtiyacı ve atıksu oluşumu Şekil 7.35 : Ocak ve Ağustos aylarında yarımada belediyelerinde su ve atıksu miktarları Şekil 7.36 : Su temin ve atıksu arıtım seçenekleri Şekil 7.37 : Bodrum Yarımadası belde toplam ve yerleşik alanları Şekil 7.38 : Ocak ve Ağustos aylarındaki nüfus yoğunlukları Şekil 7.39a : Bodrum yarımadası yerleşimlerinde 2040 yılına kadar Ocak ayı net nüfus yoğunlukları Şekil 7.39b : Bodrum yarımadası yerleşimlerinde 2040 yılına kadar Ağustos ayı net nüfus yoğunlukları Şekil 7.40 : Bodrum yarımadasındaki mevcut ortak ve bireysel arıtma tesisleri Şekil 7.41 : Nüfusu den büyük yerleşimler için atıksu arıtma tesisi maliyeti Şekil 7.42 : Bodrum yarımadası doğu kesimi atıksu toplama sistemi muhtemel kanal güzergahı xx

21 Şekil 7.43 : Bodrum yarımadası batı kesiminde atıksu toplama hattı geçmesi muhtemel güzergâhlardaki yükseklik profili Şekil 7.44 : Senaryoların toplam maliyet açısından karşılaştırılması Şekil 8.1 : Su ve atıksu yönetiminde temel problemler Şekil 8.2 : Oluşan atıksuların uygun arıtılıp uzaklaştırılmaması nedenleri xxi

22 xxii

23 MEVSİMSEL NÜFUS FARKLILIKLARININ GÖZLENDİĞİ TURİZM ALANLARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR SU VE ATIKSU YÖNETİMİ: BODRUM YARIMADASI ÖRNEĞİ ÖZET Turizm alanlarının yönetimindeki en önemli konulardan birisi nüfusun yıl içindeki değişkenliğidir. Belirli dönemlerde turizm nedeniyle artan nüfus su kaynakları üzerinde baskı oluştururken kıyı alanlarında kirlenme riskini arttırmaktadır. Kıyı turizmi dünya turizm endüstrisinde en hızlı büyüyen alan olup, tüm dünyada kıyı alanları hızla gelişmekte ve her yıl daha çok turist çekmektedir. Akdeniz dünyanın en önemli turizm bölgesidir. Akdeniz yerleşimlerinin en önemli problemleri; turistik aktivitelerin mevsimsel ve mekânsal yoğunluğudur. Her yıl 250 milyondan fazla insan Akdeniz kıyılarına gitmektedir. Benzer şekilde ikinci konut nüfusu da turizm mevsiminde artış göstermektedir. Nüfustaki bu artış; su talebinde ve evsel su tüketiminde pik yükselişlere neden olmaktadır. Yaz aylarında artan turizm aktiviteleri doğal su kaynaklarının azaldığı döneme denk gelmektedir. Avrupa çevre Ajandasına göre, normal kullanıcının günlük su tüketimi l/gün arasında değişirken turist için bu değer ortalama 300 l/gün olup lüks turizmde 880 l/gün e kadar çıkmaktadır. Yüzme havuzları, su parkları ve golf alanları gibi çok su tüketen turistik aktiviteler özellikle kurak sezonda gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada örnek alan seçilen Bodrum, Doğu Akdeniz de turistik bir sahil yerleşimi olup, temiz denizi, plajları ile doğal ve kültürel özellikleri nedeniyle turizm açısından cazibe merkezi haline gelmiştir. Bu çalışmada örnek alan olarak seçilen Bodrum Yarımadasında toplam yerleşik nüfus 2009 yılında olup yerleşik nüfus ile ilgili düzenli ve kayıtlı verilere ulaşılabilmektedir. Bununla turizm sezonunda nüfus artışına neden olan ulusal ve uluslararası turist sayısı ile özellikle ikinci konut nüfusudur. Nüfusun yıl içindeki değişiminin tam olarak belirlenmesi su ve atıksu yönetimi açısından büyük önem taşımakta ancak turizm nüfusu ve ikincil konut nüfusu ile ilgili kayıtlı ve düzenli veri bulunmamaktadır. Bu çalışma özellikle Bodrum Yarımadasında toplam nüfusun yıl içindeki değişiminin belirlenmesive bunun su ve atıksu yönetimine etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Yerleşik, ikincil konut, turizm ve yat nüfusları; aylık doluluk oranları araştırılarak ay bazında belirlenmiş ve bu değişimlere göre atıksu yönetim yaklaşımları geliştirilerek bu yaklaşımlar değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçları Temmuz ve Ağustos aylarında ikincil konut ve turizm ve yat nüfusu nedeniyle oluşan toplam nüfusun Ocak ve Şubat ayındaki toplam nüfusun 4 katından fazla olduğunu göstermektedir. Yarımadadaki mevsimsel büyük nüfus değişimi, yarımadanın topografik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde Bodrum da merkezi ve bireysel arıtma tesisleri bir arada kullanılmaktadır. Beldelerde merkezi tesisler, otel, marina ve ikinci konut sitelerinde ise bireysel xxiii

24 arıtma tesisleri kullanılmaktadır. Buralarda arıtılmış atıksular sulama amaçlı olarak geri kullanılmaktadır. Bunların dışında önemli bir oranda foseptik kullanımı söz konusudur. Arıtılmış atıksuların sulama amaçlı geri kullanımı ile ilgili en çok kullanılan uluslararası rehberler; WHO (1989, 2006) ve USEPA (2004) olup; her birinde her kullanım amacına yönelik olarak arıtılmış atıksuların geri kullanımı ile ilgili parametreler tanımlanmıştır. USEPA (2004) e göre kentsel park bahçe sulama amaçlı kullanımlarda dezenfeksiyon önerilmekle birlikte, patojen mikroorganizma parametreleri için de sınır değerler verilmekte ve patojenik izlemenin günlük olarak yapılması istenmektedir. arıtılmış atıksuların bahçe sulama amaçlı kullanımında öngörülen parametreler Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği nde arıtılmış atıksuların kentsel sulama amaçlı kullanımı ile ilgili standartlar ph, BOİ5, bulanıklık, fekal koliform olarak belirlenmiş olmasına rağmen, Bodrum da sulama amaçlı kullanıma karşın patojen mikroorganizma kontrolü yapılmamaktadır. Belediye gelirleri içindeki merkezden gelen, genel bütçe vergi gelirleri üzerinden verilecek pay en önemli kısmı teşkil etmektedir ki bu da belediyelerin son nüfus sayımlarına yani yerleşik nüfusa göre hesaplanmaktadır. Bu dağılım Bodrum gibi yıl içinde büyük mevsimsel nüfus farklılıkları yaşayan yerleşimler için adil olmamaktadır. Bodrum yarımadasının 2009 yılına göre yerleşik nüfusu 118,237 iken toplam nüfusu Temmuz ve Ağustos aylarında yaklaşık dört kat artarak 477,663 e yükselmekte yıllık ortalama nüfusu ise 236,600 olarak hesaplanmaktadır. Bu noktada ortalama nüfus kavramı teknik ve idari yönetim açısından önemli olup bütçe belirlenirken kullanılan yerleşik nüfus değerine göre bu tip yerleşimler için daha adil bir yapılandırma sağlayacağı görülmektedir. Bodrum un turistik açıdan tercih edilmesinin sürdürülebilirliği Bodrum u çekici kılan en önemli özellikleri olan temiz denizi ve doğal güzelliklerinin korunması ve kirlenmesinin önlenmesi ile mümkündür. Detaylı nüfus verileri başta olmak üzere atıksu yönetiminin gereği olan verilerin sistematik olarak kayıt altına alınması, özellikle çok sayıdaki bireysel arıtma tesisleri ve foseptikler çıkış suyu kalitesi ve deniz başta olmak üzere alıcı ortam kalitesinin sürekli ve sistematik izleme ve denetimi, atıksu yönetiminde ve finansal bölüşümde nüfusa bağlı bir değerlendirme sistematiğinin geliştirilmesi gerekmektedir. xxiv

25 SUSTAINABLE WATER AND WASTEWATER MANAGEMENT AT SEASONAL POPULATION VARIATIONS IN TOURISTIC AREAS: A CASE STUDY FROM THE BODRUM SUMMARY One of the most critical issues in terms of management of touristic areas is the variability of population throughout the year. The mass tourism sector has traditionally been characterised by strong seasonality, with large differences in occupancy rates between winter and summer. In addition,tourism provides economic growth associated with the local population that provides services to tourists. The population variations in winter tourism areas are characterized by sudden increases within only a few days at the start and the end of the tourist season, especially at Christmas or weekends. Tourism development is adding to the already existing pressures in coastal areas. Population densities (resident plus tourist population) are increasing in the tourist coastal regions during seasonal peaks in summer. Coastal tourism is widely regarded as one of the fastest growing areas of the world s tourism industry. All over the world, coastal areas are developing rapidly and are attracting more and more tourists each year. The Mediterranean is the main tourist destination in the world. The main problems of Mediterranean destinations are the seasonal and coastal concentration of tourism activities. Every year more than 250 millions of people flock to the Mediterranean coasts. Additionally, second housing increases the population during the peak season. The population increase during the peak season due to tourism imposes a stress on water resources and leads to pollution risks in the coastal areas. The population increase in the peak season imposes a stress on a variety of different services to be provided in addition to bringing a vast potential for increasing pollution. Countries of Southern Mediterranean region are facing increasingly more serious water shortage problems. Some countries of Southern Mediterranean have few naturally available fresh water resources and rely mainly on grounwater. Surface waters are already in most cases utilized to their maximum capacity. Grounwater aquifers are often over-drafted and sea and brackish water intrusion in coastal areas has reached threshold limits in some locations. The latter is a key element to be handled with utmost care as the quality of being unpolluted, clean, well-preserved and natural are priority assets of such touristic areas. Within this context, the role of planning and pollution control is obvious. This increase in population brings about a peak in water demand for domestic use. Tourism activity peaks in summer, coinciding with the time when natural water availability is at its lowest. According to European Environmental Agency (EEA, 2000), tourists consume up to 300 litres (up to 880 litres for luxury tourism) and as apposed to a use of litres of water per person per day by a regular user. xxv

26 Extensive landscaping, water parks, swimming pools and golf courses are typical tourist facilities that require water during the dry season. The surface of a golf course lies between 50 and 150 hectares, which means that the annual consumption of a golf course is around 1 million cubic metres per year or the equivalent of the water consumption of a city of 12,000 inhabitants (WWF, 2003). The tourism establishments are faced with a variety of financial, technical, and strategic problems that make centralized collection and treatment facilities less practical. Some of the challenges they face is remotely spread populations that increases the unit cost of collection, as well as the need to comply with effluent quality standards applicable to large communities. Due to lack of central sewage collection systems, these communities usually utilize a variety of on-site treatment and disposal options. Therefore, instead of centralized systems, so called decentralized approaches are proposed for tourism areas. One of the basic advantages of decentralised wastewater management system is to reduce the cost of treatment by retaining water near their point of origin. There has been a shift towards decentralised systems that include water-recycling measures. A long-term management plan for water resources is essential to ensure that the quantitative and qualitative water demands needed to maintain tourism development in tourism areas are met. These plans should give emphasis to the efficient use of existing water supplies as well as to the use of marginal waters, such as treated effluents. Reducing water consumption can be achieved if the tourism industry, the government and the individual tourist take concrete measures, such as installing water saving devices, using recycled water (re-use water), considering saving policies and adopting a land use plan that respects environmental consideration. Wastewater reuse has significant advantages, such as protection of the environment and saving of high-quality freshwater resources. However, effluent reuse might also have environmental impacts and health risks. Wastewater reclamation and reuse in tourist areas has some specific characteristics compared to other towns, including large seasonal flow variations, the need for efficient onsite wastewater management, and higher treatment requirements to minimize the potential health risks. The fundamental idea of innovative and integrated water concepts is based on the principle of separating different flows of domestic wastewater according to their characteristics. Domestic wastewater, or sewage, can be divided into two categories: blackwater which originates from toilets and kitchens has gross faecal coliform contamination and generally has high concentrations of organic matter; and greywater which originates from bathrooms and laundries and constitutes the largest flow of wastewater. The term "greywater" refers to untreated household wastewater, which has not been contaminated by toilet waste. Greywater water can be used for landscape irrigation and toilet flushing. Taking the example of Bodrum, a touristic summer town in the Eastern Mediterranean region, the top reasons for preference were reported to be the sea, the sun, the beaches, its natural beauty and cultural heritage. In this case study, the resident population of the Bodrum peninsula is 118,237 and this is regularly and officially recorded. However vast increases in population are observed during the peak season due to national and international tourists and second housing in the area in addition to the busy pleasure craft traffic. No doubt, knowing xxvi

27 the correct number people in town throughout the year is one of the prerequisites of water and wastewater management. However no information about second housing and tourism population seems to be officially recorded. This work focuses mainly on the prediction of the variations in the total population of Bodrum throughout the year. Predictions were based on an investigation to quantify the monthly percentages of resident, second housing, touristic and pleasure craft populations, based on currently available data to lead to a relevant wastewater management approach and an evaluation of its implications on wastewater management. The predictions have indicated that dominated by the tourists and second housing in July and August, the population is more than fourfold of that of February. The results of this field survey and calculations based on its outcome have revealed that the population increases four times in the entire peninsula overall during the summer with Turgutreis as the leading area with an increase of seven fold. As a result of the vast seasonal variations in population together with the topographical conditions of the peninsula, wastewater disposal of in Bodrum consists of central facilities and a large number of individual biological treatment systems serving second housing sites, hotels and marinas. Holding tanks, which are widely used throughout the peninsula, also provide an alternative to individual biological treatment plants. Treated effluent is reused for irrigation of gardens. At this point, one of the most powerful tools is a well planned monitoring/ control strategy and its proper implementation to safeguard public health and promote sustainability of the area. Despite the quality of reclaimed domestic wastewaters is judged by the fecal coliform standard in the Turkish environmental legislation and international guidelines (WHO 89/2006 and USEPA2004), at this time, regulatory agencies allow the use of reclaimed domestic wastewater that has been treated to essentially secondary level followed by disinfection, for landscape purposes, park and golf course irrigation. The reclaimed effluent is monitored for BOI 5, COD, ph and SS. but not for pathogenic microorganisms, which may lead to health concerns. The allocation of revenues of the general budget which is determined according to residential population, is the most significant financial source for municipalities. However this allocation does not seem fair for touristicmuni summer towns like Bodrum as the population increase during the peak season is almost four times that of resident population. The terms of avarege population can be used for technical and financial solutions. The average population of a specific regional unit is a calculated measurement equal to the arithmetic average of the population on 1 January and 31 December of a particular calendar year. The predictions have indicated that the yearly average population of Bodrum peninsula is 236,660. The resident population is clearly predominant between November and April, and February is the least crowded month with 118,237 people. Dominated by the tourists and second housing in July and August, the population is more than six fold of that of February and over twice that of the annual average, reaching 477,663. xxvii

28 Environmental protection and pollution prevention is obviously one of the main factors in the sustainability of Bodrum peninsula as a popular and preferred touristic town, as well as other towns of similar character. A thorough recording of its demographical status and a serious well-planned monitoring and control strategy regarding wastewater management and water quality will provide powerful tools towards sustainability of the area. xxviii

29

30 1.GİRİŞ İnsan, doğada yaşayan diğer canlılar gibi bulunduğu ekosistemin bir parçası olup onunla etkileşim halindedir. Ancak insan aynı zamanda bulunduğu ekosisteme en çok zarar veren canlıdır. İnsanların yaşam alanı olarak bir yeri seçmesinde, o yerleşimin su ve toprak kaynaklarının temiz ve yeterliliğinin gerek koşul olması, bulundukları çevrenin insanlar için önemini göstermektedir. Bununla birlikte çoğu zaman temiz ve verimli olduğu için tercih ettikleri yaşam alanlarında kendilerinin de ekosistemin bir parçası oldukları duyarlılığı ile hareket etmemekte ve koruma konusunda gereken önlemleri almamaktadırlar. Sadece nüfus artışı ile bile insanın yaşamsal ihtiyaçları yüzünden çevreye olumsuz etkileri olmaktadır. Başlangıçta sınırlı bir nüfustan kaynaklanan atıklar doğanın kendi özümleme kapasitesi ile yok edilebilirken, nüfus arttıkça bu kapasite aşılmakta ve kirlenme problemi oluşmaktadır. Tatlı su kaynaklarının aşırı kullanım sonucu tüketilmesi, boşaltılan atıklarla denizlerin ve tatlı su kaynaklarının kirletilmesi nüfus artışının doğal çevrede oluşturduğu olumsuzluklara örnek olarak verilebilir. Bir bölgede yaşayan nüfus tüm yıl boyunca sabit olabildiği gibi belirli mevsimlerde düşük, belirli mevsimlerde ise yüksek olabilir. Nüfusun mevsimsel olarak farklılık göstermesi daha çok turizm ve ikinci konut alanlarında izlenmektedir. Dağ turizmi yapılan bölgelerde kış aylarında belirgin bir nüfus artışı olurken, kıyı turizmi yapılan bölgelerde doğal olarak yaz aylarında mevsimsel pikler görülmektedir. Bu tip yerlerde yaz nüfusu kış nüfusunun birkaç katına çıkabilmektedir. Turizm alanlarında yaz ya da kış aylarında mevsimsel nüfus farklılığına neden olan unsurlar bölgeye turizm amacıyla gelip konaklama tesislerinde kalan turizm nüfusu, hâlihazırda başka bir evi olduğu halde burada da yılın belirli zamanlarında gelip kaldığı ikinci bir evi olan ikincil konut nüfusu ve bölgeye günübirlik gelerek belirli bir zaman geçiren ancak konaklamadan geri dönen günübirlik nüfustur. Kıyı turizminin yapıldığı ve içinde marinaların bulunduğu yerleşimlerde teknelerinde konaklayarak marinalarda kalan yat nüfusu da bölge nüfusunda kapasiteye bağlı olarak belirgin bir farklılık oluşturmaktadır. 1

31 Tatil beldelerinde özellikle yoğun sezonda barınan insanların düşük sezondakinden çok fazla olması nedeniyle, ihtiyaç duyulan su ile arıtılması gereken atıksu miktarı ve yükü de artmaktadır. Demografik olarak bu gibi kaotik gelişim gösteren bölgelerde su ve atıksu yönetimi daha büyük önem taşımaktadır. 3S (Sea, Sand, Sun) turizmi olarak da tanımlanan kıyı turizmi için bir yerleşimin tercih edilme nedeni, denizin ve kıyılarının temizliği ile ikliminin güzelliğidir. Deniz suyu kalitesi yapılan atıksu deşarjları ile bozulmuş ve/veya su yetersiz olduğu için su kesintileri yapılan bir yerde insanlar tatillerini geçirmek istemezler. Bununla birlikte kıyı turizmi yapılan bölgelerde çoğunlukla su temini ve atıksu arıtımı sorunlarının ikisi de görülmekte, genellikle tarımın da önemli bir sektör olduğu bu yerleşimlerde ciddi bir su rekabeti söz konusu olmaktadır. Turizm, İkinci Dünya Savaşı ndan sonra yaşanan ekonomik, teknolojik, politik ve sosyal alanlardaki gelişmeler sonucu çok hızlı bir gelişim göstermiş ve yaygınlaşmıştır. Turizm aktiviteleri ve ikinci konutların yaygınlaşmasıyla geleneksel kıyı yerleşimleri büyümüş ve gelişmiştir. Sıcak iklim, güneş ve kumsallarıyla bu tarz bir gelişim öncelikle Batı Akdeniz kıyılarında başlamıştır. Zenginleşen kuzey ülkelerinin tatil yöresi haline gelen Fransız Rivierası, Nice, Cannes ve Monte Carlo dan oluşan bölge uluslararası turizmin öncü merkezi haline gelmiştir Akdeniz kıyılarındaki tarımla birlikte en önemli ekonomik sektör turizm olup, yaz aylarında yaklaşık 250 milyondan fazla ziyaretçi kabul etmektedir. Akdeniz ülkelerinin birçoğunda yaz aylarında pik sezonda nüfus yoğunlukları büyük oranda artmaktadır. Örneğin İspanya-Costa Brava da kış nüfusu 150,000 iken Ağustos ortasında 1.1 milyon olduğu belirtilmektedir (Stefano,2004). Turistik yerleşimlerin turizmden mümkün olduğunca büyük pay alabilmek amacıyla tesislerini attırmaları, turistik yerleşime ilgi arttıkça yeni konaklama tesislerinin yapılması, turizmin kitleselleşmesine ve turizm sezonundaki nüfusun yerleşik nüfustan farklılık göstermesine, ulaşımın, kaynak kullanımının ve kirlenmenin artmasına neden olmaktadır. İspanya da Balear adaları, kıyıya yönelik kitle turizminin yarattığı olumsuzluklara iyi bir örnek olarak gösterilmektedir. Balear adaları özellikle 1960 dan sonra turizm patlaması yaşamış, adanın temel geçim kaynağı olan tarım yerini turizme bırakmış, daha sonra turizmin yanında adalar Avrupalılar tarafından ikinci konut alanı olarak 2

32 kullanılmaya başlamış ve böylece yapılaşma daha da artmıştır. Adalarda turizmden ve ona bağlı sektörlerden kaynaklanan ekonomik hareketlilik 2000 yılından itibaren duraklama göstermiştir. Turizmdeki doyumun yarattığı baskılar, adadaki su ve enerji ihtiyacını arttırmış ve doğal kaynakların turizm nedeniyle tahribi, halk arasında hoşnutsuzluk yaratmaya başlamıştır. Avrupa Balear adalarında 1999 yılının temmuz ayında tüketilen su miktarı yerleşik nüfusun 1 yılda tükettiği suyun % 20 si kadardır (EEA, 2000). Turizmin gelişimiyle birlikte Balear adalarında su talebi arasında 15 kat artmıştır. Bugün kitlesel turizmin olumsuz etkileri üzerine yapılan çalışmalarda ilk akla gelen örnek olarak Balear adaları gösterilmektedirler. Turizm yapılan kıyı alanlarında tatlı su kaynaklarının sınırlı olması, tarım, endüstri ve kentsel kullanımda bir rekabetin oluşmasına neden olmaktadır. Turizm aktivitelerinin su tüketiminin fazlalığı tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da arttırmaktadır. Ayrıca turist olarak tüketilen su miktarı da normal tüketimin 3 katını aşabilmektedir. Yerleşik kullanıcının ortalama litre su kullanmasına karşın Avrupa Çevre Ajandası 2000 e göre bir turistin tükettiği su miktarı günlük 300 litre olup golf, su sporları gibi etkinliklerin de dâhil olduğu lüks turizmde 880 litreye kadar çıkmaktadır (EEA, 2000). Kıyı alanlarında turizmin artmasıyla birlikte su sporları, spor amaçlı balıkçılık gibi farklı deniz aktiviteleri de gelişmiştir. Bu durum deniz ekosistemini ve yerel balıkçılığı olumsuz etkilemektedir. Yine evsel atıksuların kontrolsüz deşarjı ile birlikte deniz kirlenmesi ve ötrofikasyon problemleri ile karşı karşıya kalınmaktadır. Arıtılmamış ve/veya uygun derecede arıtılmamış atık suların nehir ve göllere ya da doğrudan denize deşarjıyla deniz suyu kalitesi de bozulmaktadır. Akdeniz deki kirlenmenin % 7 sinin turizmden kaynaklandığı belirtilmektedir (EEA, 2000). Bu oran küçük görülmekle birlikte kapalı koylar ve kıyı alanlarında belirli dönemlerde yoğunlaşan kirlenmenin etkisi genelde verilmiş olan bu orandan daha fazla olacaktır. Batı Akdeniz de başlayan turizmin gelişim eğilimi, son 30 yılda Türkiye de de hızlı bir artış göstermiş, Ege ve Akdeniz kıyıları hızla turistik tesislere ve ikincil konutlara evsahipliği yapmaya başlamış, ancak planlama, teknik altyapı ve işletme sistemlerinin yasal, yönetsel ve politik yapının bu gelişmeye ayak uyduramaması çevreye etkilerin yoğun olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. 3

33 Atıksu sorunu, ülkemizde önceden planlanarak düzenlenmek yerine önemli bir boyut kazandıktan sonra ilgi çekmeye başlamıştır. Zamanla gerek zorunluluk gerekse çevre konusunda bilinçlenme ile birlikte kıyı bölgelerinde atıksu toplama ve arıtma sistemlerinin yapıldığı gözlenmekte ancak bu tesislerin verimliliği bilinmemektedir. Otellerin, ikinci konut alanlarının ve diğer tesislerin inşa edilmesi, turistik beldelerde, özellikle pik sezondaki nüfusun düşük sezondakinin birkaç katı fazla olması ve kıyı turizminin aktiviteleri nedeniyle atıksu yoğunluğu ve debileri mevsimsel olarak değişiklikler göstermektedir. Bunlara ek olarak turistik tesislerin, özellikle ikinci konutların bir kısmının Belediye sınırları dışında yer alması da atıksu toplama ve arıtma sistemlerinin belirlenmesinde rol alan önemli bir konudur. Zira bu tesislerin mevcut sistemlere entegrasyonu genelde güç ve pahalı olmaktadır. Bu tür kanalizasyon şebekesinin olmadığı, genelde şehirlerden uzakta yapılan ikincil konut, tatil köyü ve otel gibi tesislerin atıksuları için tekil çözümler üretilmesi gerekmekte bu da izleme ve denetim sorunlarını gündeme getirmektedir. Bu çalışmada örnek alan olarak seçilen Bodrum, bugün Türkiye de turizm denilince ilk akla gelen merkezlerden birisidir. Bodrum merkez 1970 lerde turizm açısından dikkat çekmeye başlamış daha sonra ise tüm Bodrum Yarımadası deniz, doğa ve kültür turizmi potansiyeli açısından zenginliği ile ikincil konut ve turizm açısından cazibe merkezi haline gelmiştir. Bodrum un bu çalışmada örnek alan seçilmesindeki en önemli neden yaz ve kış aylarında Yarımadadaki yerleşimlerin nüfus ve sosyal yapı olarak gösterdikleri farklılıktır. Örnek verilecek olursa Antalya da bugün yaz ve kış nüfusu açısından farklılık yaşayan bir turizm kentidir. Ancak Antalya nın il merkezi ve üniversite kenti olması nedeniyle önemli bir öğrenci nüfusu bulundurması farklı dinamiklere sahip olmasını sağlamaktadır. Oysa Bodrum kışın bir sahil kasabası yazınsa neredeyse bir metropol görünümündedir. Yaz aylarında gazetelerde Bodrum un altyapı sorunlarından, suyunun yetersizliğinden, atıksu ve katı atık problemlerinden, dolayısıyla belediyelere yönelik şikâyetlerden söz eden yazılar yazılmaktadır. Dolayısıyla bugün Bodrum la ilgili sıkıntılar denildiğinde konunun tarafı olmayan ancak gündemi takip eden kişiler bile 4

34 bu sorunları sıralayacaktır. Zaten benzer şikâyetler tüm turistik nitelik taşıyan özellikle kıyı kentleri için geçerlidir. Bodrum Yarımadası nda ilçe merkezi ile birlikte 11 belediye bulunmaktadır. Mumcular haricindeki Yarımada daki tüm belediyelerde yaz ve kış nüfusları arasında belirgin bir farklılık mevcuttur. Yarımada daki çoğu belde kış aylarında nüfusu 4-5 bin civarında birer küçük sahil kasabası görünümündeyken yaz aylarında 4-5 kat hatta daha fazla nüfuslara evsahipliği yapmak durumunda kalmaktadır. Nüfus sayım sonuçları kış nüfusunu diğer bir deyişle yerleşik nüfus değerini göstermektedir. Bununla birlikte Bodrum Yarımadası nüfusu, yaz aylarında kış nüfusunun çok üstüne ulaşmaktadır. Yaz nüfusunun belirlenebilmesi için ikincil konutlar, turizm ve günübirlik nüfuslarının belirlenmesi gereklidir. Burada su ve atıksu yönetimi açısından yaz nüfusunun daha önemli olmasına karşın, kış nüfusu ile ilgili resmi rakamlara, demografik verilere Türkiye Resmi İstatistik Kurumu (TUİK) çalışmalarından kolaylıkla ulaşılabilirken, yaz nüfusu ile ilgili referans alınabilecek herhangi bir kayıtlı veri bulunmamaktadır. Altyapı yatırımları bugün öncelikle belediyelerin sorumluluğu altında olup aynı zamanda da belediye harcamaları içinde en önemli paya sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti kamu yönetiminde belediyelerin en önemli gelirlerini merkezi idareden aldıkları pay ve vatandaştan topladıkları vergi, harç vb. oluşturmaktadır. Merkezi idareden aldıkları pay ise nüfusları oranındadır. Bu durumda yaz aylarında nüfusu birkaç kat artan bir belediyenin yerleşik nüfusuna göre aldığı ödenek ile gerçekleştireceği hizmetlerin kalitesi etkilenmektedir. Yazlık nüfusların ve yıllık toplam nüfusun 12 aya bölünmesi ile elde edilen ortalama nüfusların doğru olarak bilinmesi ve bu tip yerleşimlerin temsilinde bu nüfusların dikkate alınması daha doğru bir değerlendirme sağlayacaktır. Bugün Bodrum da ve benzeri birçok yerleşimde su ve atıksu konularının birbirinden bağımsız farklı otoriteler ve entegre olamamış yaklaşımlarla çözülmeye çalışılması sorunların çözümsüz ve yönetimlerin sürdürülebilirlikten uzak olmasına neden olmaktadır. Bodrum daki su ve atıksu yönetimleri ile ilgili sınıflandırılmış verilere ulaşmak mümkün değildir. Konuyla ilgili sürdürülebilir bir çözüm, ancak bölge koşullarının bütüncül değerlendirilmesi, dolayısıyla bu değerlendirmenin yapılabilmesini sağlayacak sınıflandırılmış bir veri sistemi ile teknik, idari ve 5

35 finansal açıdan uygun bir yönetim mekanizmasının oluşturulmasıyla mümkündür. Aksi takdirde palyatif yöntemler sorunun çözümüne sürekli ve sürdürülebilir katkı sağlayamayacaktır. 1.1 Tezin Amacı ve Kapsamı Bu doktora çalışmasının amacı, mevsimsel büyük nüfus farklılıkları gözlenen özellikle turizm bölgelerinde sürdürülebilir su ve atıksu yönetim modelinin geliştirilebilmesi için bir yönetim stratejisi önerisinin hazırlanmasıdır. Bu amaçla öncelikle en büyük mevsimsel nüfus hareketliliğine neden olan turizm ile ikincil konut gelişiminin yoğun olduğu yerleşimlerde atıksu yönetim stratejisi oluştururken dikkate alınacak genel prensipler incelenmiştir. Literartür çalışmaları ile oluşturulan ilk kısımda özelikle mevsimsel nüfus hareketliliği gözlenen yerleşimlerde uygulanabilecek sistemler ve bu sistemlerin nüfus hareketliliği açısından değerlendirilmesi ele alınmıştır. Dünya da nüfus hareketliliği gözlenen yerleşimlerde mevcut atıksu yönetim uygulamalarına örnekler verilmiştir. Su ve atıksu yönetimiyle ilgili olarak son yıllarda ulusal mevzuatta birçok değişiklik olmuştur. Beşinci bölümde su ve atıksu yönetimi ile ilgili olarak Bodrum ve Türkiye genelinde geçerli olan idari ve finansal yapı, sorumlu olan kurum ve kuruluşlar ile bugün geçerli olan izleme denetim esasları incelenmiştir. Altıncı bölümde konu ile ilgili örnek alan olarak Bodrum ele alınmıştır. Bodrum ile ilgili elde edilen veriler; bölge de bu çalışma kapsamında yapılan incelemelere, Çevre Orman Genel Müdürlüğü nden elde edilen verilere, Bodrum ile ilgili olarak daha önce hazırlanan rapor ve planlara dayanmaktadır. Yedinci Bölüm de ilk olarak Bodrum da saha çalışmalarına dayalı hâlihazır durum değerlendirmesi yapılmıştır. Bu kapsamda öncelikli olarak Bodrum un yıl içindeki nüfus değişimi belirlenmiş ve aylara göre Bodrum un toplam nüfusu hesaplanılmış, mevcut su ve atıksu yönetimi irdelenmiştir. Yedinci bölümün ikinci kısmında ise geleceğe dönük nüfus, su ve atıksu projeksiyonları ve bunları karşılayacak olası su ve atıksu yönetim senaryoları oluşturulmuş ve tartışılmıştır. Son olarak Bodrum özelinden yola çıkılarak mevsimsel nüfus değişimi gözlenen yerleşimlerde su ve atıksu yönetimi açısından oluşturulacak yönetim sisteminin genel değerlendirmesi yapılmıştır 6

36 Bodrum da mevcut durumu belirleyebilmek için hâlihazır haritalara, imar planlarına, konut bilgilerine, su ve atıksu altyapı ve arıtma tesis bilgilerine ulaşmak amacıyla bölgede saha çalışması yapılmıştır. Bodrum Yarımadası nda 2008, 2009 ve 2010 da 10 ar günlük sürelerle yerinde incelemelerde bulunulmuştur de Ağustos, 2009 da 5-15 Eylül ve 2010 da 5-15 Nisan tarihleri arasında Bodrum da saha çalışmaları ve görüşmelerde bulunulmuştur. Muğla Valiliği Çevre Orman Genel Müdürlüğü Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü, Bodrum Yarımadası ndaki tüm belediyeler (Bodrum Belediyesi, Bitez Belediyesi, Konacık Belediyesi, Ortakent-Yahşi Belediyesi, Turgutreis Belediyesi, Gümüşlük Belediyesi, Yalıkavak Belediyesi, Gündoğan Belediyesi, Göltürkbükü Belediyesi, Mumcular Belediyesi, Yalı Belediyesi), Bodrum Turizm Danışma Müdürlüğü, Bodrum Deniz Ticaret Odası, Bodrum Yarımadası ndaki marinalarla görüşülmüş, yaz nüfusunu belirleme ile su ve atıksu yönetimi ile ilgili uygulamaları değerlendirmeye yönelik veri ve bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bodrum Yarımadası ndaki konaklama tesisleri ve ikincil konut niteliğindeki site yöneticileri ile görüşülmüş, yıl içi doluluk oranları, altyapı tesisleri ile ilgili konulara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Su ve atıksu yönetimini sadece teknik bir konu olarak ele almak mümkün değildir. Konunun sosyal, idari ve ekonomik ayaklarının da doğru değerlendirilmesi ve oturtulması sistemin sürekliliği için önemlidir. Bugün birçok belediyedeki ve yine birçok bireysel (paket) nitelikteki arıtma tesisinin ekonomik, bilinçsizlik ve en önemlisi denetimsizlik gibi nedenlerden dolayı işletilmemesi ya da uygun işletilmemesi bu ayakların doğru oturtulmadığının en önemli göstergesidir. Bir şekilde dış finansman ya da hibe fonlarla gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının uygun işletilmemesi, ya da konutlara paket arıtma tesisleri yaptırtıp sonra denetlenmemesi ve hatta 5 sene sonra o bölgeye kanalizasyon yaptırıp mevcut tesislerin ekonomik kayba mal olacak şekilde devre dışı bırakılması ve daha birçok sayılabilecek nedenlerle zaten kıt olan finansal kaynaklar boşa harcandığı gibi çevresel kalitede de önlenemez bir düşüş yaşanmasına neden olmaktadır. Bu çalışma ile yönetim sistemlerindeki aksaklık ve sıkıntılı noktaların bir sistematik içinde ele alınmasına temel oluşturacak tespit ve değerlendirmeler de yapılmıştır. 7

37 8

38 2. MEVSİMSEL NÜFUS HAREKETLİLİKLERİNE GENEL BAKIŞ Mevsimsel nüfus hareketlilikleri daha çok turizm ve ikincil konut alanlarındaki artışlar nedeniyle oluşmaktadır. Bu tarz yerleşimlerde yerleşik nüfus dışında mevsimsel olarak farklılığa neden olan unsurlar; turizm nüfusu, ikincil konut nüfusu ve günübirlik nüfustur. Bu tez çalışmasında bölgeye turizm amacıyla gelip konaklama tesislerinde kalanların turizm nüfusunu, hâlihazırda başka bir evi olduğu halde burada da yılın belirli zamanlarında gelip kaldığı ikinci bir evi olanların ikincil konut nüfusunu ve bölgeye günübirlik gelerek belirli bir zaman geçiren ancak konaklamadan geri dönenlerin de günübirlik nüfusu oluşturduğu kabul edilmiştir. Ayrıca kıyı turizmin yapıldığı ve içinde marinaların bulunduğu yerleşimlerde teknelerinde konaklayarak marinalarda kalan yat nüfusu dikkate alınmıştır. Dağ turizmi yapılan bölgelerde kış aylarında mevsimsel değişimler olmakla birlikte Bodrum gibi kıyı bölgelerde doğal olarak yaz aylarında mevsimsel hareketlilikler gözlenmektedir. Bu açıdan bu çalışmada kıyı alanlarındaki mevsimsel nüfus hareketlilikleri üzerinde daha çok durulacaktır. Kitlesel turizmin sonucu olarak pik sezonlarda nüfus yoğunlukları büyük artış göstermektedir. Ülke nüfus kayıtlarında yerleşik nüfusları ile kayıtlı olan turistik yerleşimlerin idareleri, turizm sezonunda yerleşik nüfusla birlikte, otel vb. konaklama tesislerindeki turizm nüfusu, ikinci konutlardaki nüfus ve günübirlik turist nüfuslarının toplamına hizmet verme durumundadırlar. 2.1 Turizm ve İkincil Konut Alanları Nedeniyle Mevsimsel Nüfus Değişimleri Turizm; "insanların, boş zamanlarını değerlendirmek ve iş yapmak amacıyla, kendi toplumları dışına çıkarak, farklı yerlere doğru ve geçici olarak yaptıkları hareketleridir". Bir turist, Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından, "boş zamanlarını değerlendirmek ve iş yapmak amacıyla ziyaret edilen bir ülkede, 24 saatten fazla kalan bir ziyaretçi" olarak tanımlanmıştır (UNWTO,1995). 9

39 Turizm terimi, hangi mevsimde olursa olsun seyahat eden kişilere bağlı olan olaylar ve tüm ilişkilere karşılık gelmektedir. Bu halde turizm, belirgin sınırlara sahip değildir ve kendi başına bir endüstri olarak görülebilir. İkinci Dünya Savaşı na kadar olan dönemde daha çok zenginlerin, aristokratların ve üst düzey bürokratların katıldığı bir faaliyet olan turizm İkinci Dünya Savaşı ndan sonra yaşanan ekonomik, teknolojik, politik ve sosyal alanlardaki gelişmeler sonucu çok hızlı bir gelişim göstermiş, yaygınlaşmış ve günümüzde en hızlı büyüyen sektörlerden biri haline gelmiştir. Uygulanan ekonomik, siyasi ve sosyal politikalar sonucu bugün artık toplumun hemen her kesiminin katılabildiği bir faaliyet olmuş, bunun yanında yarattığı ekonomik değer nedeniyle de günümüzde turizm toplumsal, kitlesel ve parasal bir olay halini almıştır. Turizm sektörünün ekonomik getirilerinden, sağladığı istihdamdan ve diğer sektörlerle ilişkisi ile elde edilen avantajlardan daha fazla yararlanma çabası ülkeler arasında turizm konusunda bir rekabet oluşturmuş, ev sahibi ülkelerin turist sayısını arttırmaya yönelik politikaları sonucu kitle turizmi hızla gelişmiştir yılında uluslararası turizme 25 milyon kişi katılırken Şekil 2.1. de görüldüğü üzere 2009 da bu sayı 880 milyona ulaşmıştır. Turist sayısı (milyon) Yıllar Şekil 2.1 : Dünya uluslararası seyahat eden turist sayısı (milyon) (UNWT0, 2010). Dünya turizm Örgütü nün bülteninde de küresel ekonomik kriz ve H1N1 salgını, 2009 yılındaki turist sayısı ve turizm gelirindeki düşüşün en önemli nedenleri olarak gösterilmektedir (UNWT0, 2010). 10

40 Turizm mevsimsellik gösteren bir sektördür. Kıyı turizmi yapılan bölgelerde yaz aylarında, dağ turizmi yapılan bölgelerde kış mevsiminde turistik yerleşimlerin nüfusu artmaktadır. Turistik yerleşimlerin turizmden mümkün olduğunca büyük pay alabilmek amacıyla tesislerini attırmaları, turistik yerleşime ilgi arttıkça yeni konaklama tesislerinin yapılması, turizm sezonundaki nüfus ile yerleşik nüfus arasındaki farkın artmasına neden olmaktadır. İkincil konutlar ise daha önce de belirtildiği üzere sahibinin başka bir yerde yerleşik kaldığı başka bir evi daha olan ve sadece yılın belirli dönemlerinde kullanılan konutlardır. Genellikle ikincil konutlar deniz, göl, dağ ya da kırsal alan gibi doğal güzellikleri nedeniyle turistik nitelik taşıyan yerleşimlere de yakındırlar. Bununla birlikte ikincil konutlardaki nüfus turizm nüfusu içindeki konaklama tesisleri içinde yer almayacak, ikincil konut nüfusu ayrı bir başlık altında ele alınacaktır. Turizm nüfusunu otel vb geçici konaklama tesislerindeki nüfus oluşturmaktadır. Turizm sezonunda yakın yerleşimlerde konaklayıp günübirlik bölgeye gelen ancak konaklamayan kişiler de gün içinde bölge için ek bir nüfus oluşturmaktadır. Bu nüfus günübirlik nüfus olarak tanımlanmıştır Dünyada ve Akdeniz de kıyı alanlarında turizmin gelişimi Turizm 20. yy. ın en önemli sosyo-ekonomik olgularından birisidir. Kıyı turizmi ise turizmde en büyük payı almaktadır. Sıcak iklim, güneş ve kumsallarıyla batı Akdeniz kıyılarında başlayan turizm aktiviteleri ve ikinci konutların yaygınlaşmasıyla birçok kıyı yerleşimi büyümüş ve gelişmiştir. Dünyadaki turizm hareketliliğinde deniz kıyılarının ve özellikle Akdeniz bölgesinin ağırlığı bilinmektedir. Akdeniz kıyılarındaki tarımla birlikte en önemli ekonomik sektör turizm olup bu kıyılar yaz aylarında yaklaşık 250 milyondan fazla ziyaretçi kabul etmektedir. Akdeniz kıyısında yer alan 22 ülke, Şekil 2.2 deki harita da gösterildiği gibi, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Monako, Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Slovenya, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Suriye, Lübnan, İsrail, Kıbrıs, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Malta dır. Akdeniz kıyısında yer alan ülkelerin birçoğunun ekonomisinde turizm önemli bir pay almaktadır. 11

41 Şekil 2.2 : Akdeniz e kıyısı olan ülkeler (Worldatlas, 2010). Bölge ikliminin kuzey Avrupa ülkelerine göre daha sıcak olması, güneşlenme süresinin uzunluğu, deniz, kum değerlerine ve aynı zamanda da çeşitli medeniyetlerin bıraktıkları tarihsel mirasa sahip olmaları turistik gelişiminin önde gelen nedenleridir. Son yirmi yılda dünyada turizm faaliyetleri artan bir hızla büyümüş, Akdeniz ise dünya turizminin üçte birini üretir hale gelmiştir. Çizelge 2.1 de Akdeniz ülkelerindeki turist sayılarının yıllara göre değişimi gösterilmektedir. Aynı zamanda dünyada 2009 yılında 4 Akdeniz ülkesi İspanya, Fransa, İtalya ve Türkiye turizmde en çok turist alan 10 turizm varış alanı içinde yer almaktadır (UNWT0, 2010). Çizelge 2.1 : Akdeniz ülkelerindeki toplam turist sayısının yıllara göre değişimi (UNWTO dan derlenerek oluşturulmuştur). Yıllar Milyon Akdeniz Top Dünya Oran Akdeniz in turizmde bu derece önemli bir paya sahip olması, kıyı alanlarındaki turizmin de benzer şekilde dünya turizminde egemen olduğunu göstermektedir. Dünya Turizm Örgütü nün 2010 bülteninde 2007 den itibaren dünyadaki turist akışının aylara göre değişimi izlenebilmektedir. Şekil 2.3. de gösterilmekte olan bu 12

42 grafikten de anlaşılacağı üzere turist hareketi belirgin şekilde yaz aylarında yoğunlaşmaktadır. Bu da yaz aylarında kıyıların tercih edildiği bilindiğinden kıyı alanlarındaki kitlesel turizmin dünya turizmindeki egemenliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Şekil 2.3 : Uluslar arası seyahat eden turistlerin aylık dağılımı (milyon) (UNWTO, 2010). Akdeniz ülkelerinde mevsimsel nüfus farkı önemli oranlara çıkmaktadır. Örneğin İspanya-Costa Brava da kış nüfusu 150,000 iken Ağustos ortasında 1.1 milyon olduğu belirtilmektedir (Stefano, 2004). Monako da % 765, Malta da % 383, Fransa da % 207 ve İtalya da % 157 nüfus artışı görülmektedir (Trumbic, 2005). Ancak bu değerler tüm ülke için verilmekte kentsel ve kıyı turizmi olarak ayrılmamaktadır. Dolayısıyla kıyı alanlarındaki nüfus yoğunluk artışının bu değerlerin de üzerinde olması beklenmelidir Turizmin ekonomik etkileri 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, turizm, dünya ekonomisinde en hızlı gelişen ve genişleyen sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm, çoğu zaman diğer birçok endüstri gibi bölgesel veya ulusal kalkınma için bir araç olarak kullanılmıştır. Turizm sektörü, yaygın biçimde gelir, iş ve vergi gelirlerinin oluşturulmasında, ödemeler dengesi problemlerinin hafifletilmesinde, bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmelere katkıda bulunmada rol oynayan önemli bir faktör olarak yerini almıştır. Turizm 13

43 talebinin her geçen gün hızla artması, turizmin döviz darboğazı sorunlarına çözüm getirebilmesi, turizm endüstrisinin gelişme maliyetlerinin düşük olabilmesi ve turizmin ekonomik kısıtlamalardan, tarife ve kotalardan daha az etkilenmesi ülkelerin uluslararası turizm endüstrisine ilgi duymalarının nedenleri arasında gösterilebilir. Turizmin ekonomik sonuçları olarak; dış ödemeler dengesi, istihdam, ulusal gelir, yabancı sermaye girişi ve bölgesel gelişme üzerindeki etkileri dikkate alınabilir. Dünyada turizm talebi ve bunun sonucunda turist harcamaları hızla artmakta ve mal ihracına göre turizm daha kolay döviz akışı sağlayan bir ticaret biçimi olmaktadır. Turistik mal ve hizmetlere yapılan harcamalar bir döviz akımı doğurarak döviz artışı ya da azalışı şeklinde ödemeler dengesini olumlu veya olumsuz etkilemektedir. Türkiye açısından da turizm, önemli döviz girdisi sağlayan bir yatırım ve pazarlama alanıdır. Turizm sayesinde, ihracı mümkün olmayan birçok kaynak ülke ekonomisine döviz girdisi sağlamaktadır. Hiç kuşku yok ki, özellikle gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu ciddi ödemeler dengesi açıkları ile karşı karşıyadır. Bu ülkelerin önemli bir bölümü, Türkiye de dâhil olmak üzere, turizmi söz konusu açıklarını kapatmak için bir araç olarak görmektedir. Şekil 2.4 de turizm gelirlerinin yıllara göre değişimi gösterilmektedir. US$ Euro Turizm geliri Yıllar Şekil 2.4 : Uluslararası turizm gelirlerinin yıllara göre dağılımı (milyar) (UNWTO, 2010). 14

44 Şekil 2.4 den de görüldüğü üzere yıllar itibariyle döviz gelirleri sürekli artmıştır li yılların başında Euro cinsinden gelirlerin dolar cinsinin üzerine çıkması ve 2004 de Euro cinsinden gelirlerde düşüş görülmesinin nedeni Euro dolar paritesindeki değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte turizm bölgesel ve küresel olaylardan çok çabuk etkilenen, kırılgan bir sektördür yılında uluslararası turist sayısı ve turizm gelirinde görülen gerileme küresel ekonomik kriz ve H1N1 salgınına bağlanmaktadır. Benzer şekilde 1991 yılında Irak Savaşı, 2001 yılında 11 Eylül saldırısı ve ardından gelen Türkiye de dâhil Avrupa nın çeşitli kentlerinde yaşanan terörist saldırılar, 2003 yılı Irak savaşı, SARS ve küresel ve bölgesel ekonomik krizler turizmi olumsuz etkilemiştir Turizmin çevresel etkileri Turizm, birçok ülke ve bölge için belirgin ekonomik faydalar sağlarken, bu hızlı büyüme çevre için tersine olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle kıyı alanları gibi hassas alanlarda yoğunlaşan kitlesel turizm, ulaşımın, kaynak kullanımının ve kirlenmenin artmasına neden olmaktadır. Turizmin çevresel etkileri doğal kaynaklar üzerinde baskı ve ekosistem tehditleri olmak üzere iki başlık altında toplanabilir (Neto, 2003). Turizmin gelişiminden en fazla etkilenen doğal kaynaklar toprak, tatlı su kaynakları ve denizdir. Özellikle Akdeniz ülkelerinde turizmin en önemli problemi, alansal olarak kıyı alanlarında, zamana ilişkin olarak da sınırlı bir mevsimde yoğunlaşmasıdır. Böylelikle kıyıya yönelik kitle turizmi ile kıyı alanlarında yoğun yapılaşma, arsa spekülasyonu ve çevre kirliliği gibi olumsuz etkiler artmaya başlamıştır (Gezici, 2006). Kontrolsüz kentleşme ve yapılaşma kıyı alanlarında ve turizm yapılan bölgelerde arsa spekülasyonlarına neden olmakta ve bunun sonucunda, tarım arazileri üzerinde yapılaşma amaçlı baskı artmaktadır. Benzer şekilde kitlesel turizm gelişirken doğal alanlar, ormanlar ve sulak alanlar tehdit edilmekte, toprak erozyonu riski yükselmektedir. İspanya da Balear adaları, kıyıya yönelik kitle turizminin yarattığı olumsuzluklara iyi bir örnek olarak gösterilmektedir. Balear adaları özellikle 1960 dan sonra turizm patlaması yaşamış, adanın temel geçim kaynağı yerini turizme bırakmış, daha sonra turizmin yanında adalar Avrupalılar tarafından ikinci konut alanı olarak kullanılmaya başlamış, böylece yapılaşma daha da artmıştır. Adalarda turizmden ve ona bağlı 15

45 sektörlerden kaynaklanan ekonomik hareketlilik 2000 yılından itibaren duraklama göstermiştir. Turizmdeki doyumun yarattığı baskılar, adadaki su ve enerji ihtiyacını arttırmış ve doğal kaynakların turizm nedeniyle tahribi, halk arasında hoşnutsuzluk yaratmaya başlamıştır. Balear adaları bugün kitlesel turizmin olumsuz etkileri üzerine yapılan çalışmalarda ilk akla gelen örnek olarak gösterilmektedirler (Atanur, 2009). Balearizasyon, kıyı boyu duvar şeklinde yapılaşma, arsa spekülasyonu ve içsel kültür ve kimliğin kaybı ile tanımlanmakta olup kaotik bir turizm gelişimi yerine kullanılan bir terim haline gelmiştir. Balear adalarındaki turizmin tipik özelliği, kitle turizmi modeli ile kapasitesinden fazla büyümesidir. Bunun sonunda ise çevresel bozulma ve pazar payında düşüş görülmüştür (Stefano, 2004). Turizm yapılan kıyı alanlarında tatlı su kaynaklarının sınırlı olması, tarım, endüstri ve kentsel kullanımda bir rekabetin oluşmasına neden olmaktadır. Turizm aktivitelerinin, fazla su tüketimine dayalı olması tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da arttırmaktadır. Kıyı alanlarında turizmin artmasıyla birlikte su sporları, spor amaçlı balıkçılık gibi farklı deniz aktiviteleri de gelişmiştir. Bu durum deniz ekosistemini ve yerel balıkçılığı olumsuz etkilemektedir. Yine evsel atıksuların kontrolsüz deşarjı ile birlikte deniz kirlenmesi ve ötrofikasyon problemleri ile karşı karşıya kalınmaktadır. Arıtılmamış ve/veya uygun derecede arıtılmamış atık suların nehir ve göllere ya da doğrudan denize deşarjıyla deniz suyu kalitesi de bozulmaktadır. Akdeniz deki kirlenmenin % 7 sinin turizmden kaynaklandığı belirtilmektedir (EEA, 2000). Turizmin tatlı su kaynakları ve deniz ortamı üzerindeki etkileri bir sonraki bölümde detaylı olarak ele alınmıştır. Doğal kaynakların kontrolsüz kullanımı ve tüketimi atık ve kirlenme sorununu da beraberinde getirmektedir. Turizm endüstrisinden kaynaklanan katı ve sıvı atıkların berterafı, bunları arıtacak teknolojik ve ekonomik kapasiteye sahip olmayan gelişmekte olan ülke ve bölgelerde ciddi bir problem oluşturmaktadır (Neto, 2003). Arıtılmamış atıksuların tatlı su kaynaklarına ulaşması aynı zamanda su kaynaklarının azalmasını da beraberinde getirmektedir. Turizm aktiviteleri yoğun enerji kullanmakta ve dolayısıyla enerji ilişkili çevresel etkiler de oluşturmaktadır. Otellerdeki klima, ısıtma ve mutfakta enerji tüketimi, 16

46 turizm amaçlı ulaşımdaki yakıt kullanımı hava kirliliğini arttırmaktadır. Yoğun turizmin yaşandığı yerleşimlerde oluşan hava ve gürültü kirliliği bazen buraya gelmek isteyen turistleri bile caydırabilmektedir. Dağ turizmi yapılan bölgelerde de benzer şekilde enerji temini ve turistik yapılar nedeniyle orman alanları tahrip edilmektedir. Bu durum yerel habitat ve ekosistemi bozarken erozyon ve toprak kaymalarına da neden olmaktadır. Turistik tesis ve yolların inşaatları yapılırken birçok vahşi yaşam alanı tahrip, buradaki canlıların varlığı ise tehdit edilmektedir. Su kaynaklarının atıksularla kirlenmesi, katı atıkların kontrolsüz birikmesi dağ turizmi yapılan bölgelerde yaşanan başlıca çevresel sıkıntılardır. 2.2 Mevsimsel Nüfus Hareketliliği ve Su Tüketimi Mevsimsel nüfus artışları özellikle de kıyı turizminin olduğu bölgelerde su tüketiminde pik artışlar yaratmaktadır. Bununla birlikte mevcut su kaynaklarının başlıca kullanım alanları, kentsel, endüstriyel ve tarımsal kullanımdır. Kentsel kullanımın önemli kısmını evsel su tüketimi ve bunun yanında küçük işyerlerindeki su kullanımı içermektedir. Bazı çalışmalarda turizm amaçlı su kullanımı ayrı bir grup olarak ele alınmakta bazılarında ise kentsel kullanım içerisine dâhil edilmektedir. Bu çalışmada turizm kentsel kullanım içerisine dâhil edilmekle birlikte alt bileşen olarak detaylı olarak incelenmiştir. Endüstriyel amaçlı su kullanımı, kâğıt, tekstil gıda ve daha çok Akdeniz kıyılarında görülen zeytinyağı gibi üretim sektörleri ve bunların alt sektörlerindeki su ihtiyacını göstermektedir. Bununla birlikte elektrik üretimi, termik santraller vb. enerji sektörlerindeki su talebi de endüstri grubu içinde ele alınmıştır. Tarımsal sulama bugün hala en büyük su tüketicisidir ve kıyı alanlarında önemli miktarda görülmektedir. Türkiye nin de içinde yer aldığı Akdeniz havzasında tarım toplam su tüketiminin % 65 ini, kentsel kullanım % 14 ünü endüstriyel kullanım ise % 21 ini oluşturmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi bu gruplamada evsel, turizm ve ticari kullanım kentsel kullanım kategorisinde, enerji amaçlı su tüketimi ise endüstriyel kullanım kategorisi içinde kabul edilmiştir. Şekil 2.5 de Akdeniz havzasındaki ülkelerde su tüketimin sektörel dağılımı gösterilmiştir (Blue Plan, 2008). 17

47 Şekil 2.5 : Akdeniz ülkelerinde su tüketiminin sektörel dağılımı (Blue Plan, 2008 den yararlanılarak bu çalışma kapsamında hazırlanmıştır). Şekil 2.5 den Fransa ve bazı Balkan ülkeleri dışındaki Akdeniz havzası ülkelerinde tarımsal sulamanın en büyük su tüketici sektör olduğu görülmektedir. Gerek tarımın ekonomilerindeki payı gerekse iklim nedeniyle özellikle yaz aylarındaki yüksek sıcaklık tarımda su tüketimini arttırmaktadır. Sulama tekniklerinin geliştirilmesi, dip sulama, sprey sulama gibi yöntemlerin yaygınlaştırılması, sulama ihtiyacını azaltan tarımsal uygulamalar, arıtılmış suyun geri kullanılması ve su tasarrufu ile ilgili eğitim programları ile tarımsal sulama talebinin azaltılması hedeflenmektedir. 18

48 Evsel su kullanımı öncelikle nüfus ve nüfus yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte kentleşme ve sosyo kültürel özellikler de belirleyici rol oynamaktadır. Kentleşme, daha yüksek hayat standartları, kişisel hijyen konusunda artan ilgi gibi konular evsel su kullanımında etkili olmaktadır. Blue Plan çalışmalarına göre bugün Akdeniz ülkelerindeki toplam su talebinin % 15 ini oluşturan kentsel su tüketimi 2025 yılında daha büyük bir orana sahip olacaktır. Su sıkıntısı çeken ülkeler önceliği kentsel kullanıma verecekleri için kentsel su kullanımı toplam su talebinin % 30 undan daha büyük bir paya sahip olabileceği belirtilmektedir. Aynı çalışmada Güney Kıbrıs da % 34, İsrail ve Cezayir de % 45, Malta da % 87 oranlarına ulaşabileceği tahmin edilmektedir (Plan Blue, 2006). Su zengini ülkelerde ise, bazı Balkan ülkelerinde olduğu gibi, talebin büyük kısmını kentsel kullanımın oluşturacağı, sulama amaçlı kullanımının ise çok küçük oranlara düşeceği belirtilmektedir. Bölgede özellikle güney Akdeniz ülkelerindeki nüfus artışı kentsel su talebinin artmasına neden olurken, özellikle kıyı şeridindeki kentlere gelecek olan nüfusun yaratacağı talep de kentsel su talebinde mevsimsel ve mekânsal dalgalanmalar oluşturacaktır. Bu durum kuzey ülkelerinde endüstriyel su kullanımının, doğu ve güney ülkelerinde ise tarımsal sulamanın zararına olacaktır. Turizm nedeniyle bölgedeki nüfus, yaz olması nedeniyle de bir kişinin tükettiği günlük su miktarı da artmaktadır. Bu artışın kurak mevsimde meydana geliyor olması su kaynakları üzerinde yarattığı baskının önemini arttırmaktadır. Aynı zamanda su tüketimindeki artış oluşan atıksu miktarını da yükseltmekte ve bu da denizi ve genel olarak çevreyi kirletme potansiyeline sahip olmaktadır. Çizelge 2.1 de gösterilmiş olduğu üzere Akdeniz bölgesine 1990 da 152 milyon uluslararası turist gelmişken, bu sayı 2000 de 233 milyona, 2008 de ise 289 milyona yükselmiştir. Üstelik bu turist gelişinin büyük çoğunluğu Haziran-Eylül ayları arasında geçekleşmiştir. Ayrıca turist olarak tüketilen su miktarı da normal tüketimin 3 katını aşabilmektedir. Turistin tükettiği su miktarı günlük ortalama 300 litredir. Bu rakam lüks turizmde 880 litreye kadar çıkmaktadır. Oysa yerleşik kullanıcı ortalama kırsal alanda ortalama litre su kullanmaktadır (EEA, 2000). 19

49 Almanya da ortalama evsel su tüketimi 130 l/kişi/gün iken lüks otel için su tüketim 600 l/yatak-gece, otel için 375 l/yatak-gece ve basit oteller için 150 l/yatak-gece kabul edilmektedir (MEDSTAT, 2009). Majorca için yapılan bir çalışmada yerleşik nüfus için kırsalda ortalama su tüketimi 140 l/kişi/gün, kentte ortalama 250 l/kişi/gün, ortalama turist tüketimi 440 l/kişi/gün ve lüks turist tüketimi 880 l/kişi/gün olarak hesaplanmıştır (Bono, 2004). Su talebi Yunan adalarında yaz aylarında 5-10 katına çıkmaktadır (Bleu Plan, 2004). Balear adalarında ise pik sezonda bir ayda tüketilen su miktarı, yerleşik nüfusun bir yılda tükettiği suyun %20 si kadardır (EEA,2000). Aynı zamanda turizmin gelişimiyle birlikte Balear adalarında su talebi arasında 15 kat artmıştır (WWF,2006). Akdeniz kıyılarında özellikle de adalarda, yaz aylarında gelen turist sayısının kurak mevsimde artıyor olmasıyla su sıkıntısı çekilmekte, ekonomide sağladığı kazanç nedeniyle turizme öncelik verilirken tarımsal ve evsel su temininde kısıtlamaya gidilmektedir (Hophmayer, 2006). Özellikle güney Fransa, İtalya ve İspanya kıyılarındaki kentsel yapılaşma dağınık bir şekildedir. Bol sulamaya ihtiyaç duyan çim kaplı bahçeler, yüzme havuzları bulunan villa tipi evler su tüketimi konusunda apartman tipi evlerin olduğu klasik şehir formundan farklıdır. Barselona da yapılan bir araştırmada kentin kompakt apartman tipi bölgelerinde kişi başı günlük su tüketimi litre iken yine aynı kentte ancak bahçeli ve yüzme havuzu bulunan kısımlarında su tüketimi 400 l/kişi-gün ün üzerine çıkmaktadır (Sauri, 2003). Aynı zamanda evsel su kullanımında evin tipi, kullanım süresi de su tüketimi açısından farklılık yaratmaktadır. Yine İspanya nın Alicante bölgesinde en önemli turizm merkezlerinden biri olan Benidrom da yapılan bir araştırmada farklı tiplerdeki konaklama biçimlerine göre su tüketimleri aylık olarak incelenmiş ve Çizelge 2.2 de sonuçlar özetlenmiştir (Rico, 2009). 20

50 Çizelge 2.2 : Benidrom da farklı tip konaklamalarda su tüketimleri (Rico, 2009). Konaklama Tipi Ev başına ort. Günlük tüketim Kişi başına günlük tüketim Aylık max. tüketim Aylık min. Tüketim Mevsims ellik oranı Apartman (yerleşik) Apartman (yerleşik olmayan) Villa (bahçe+havuz) (yerleşik) Villa (bahçe+havuz)(yerleşik olmayan) Villa (havuz yok) (yerleşik ) Ev başına 3.5 kişi var kabul edilmiş. Max aylık tüketim /Min aylık tüketim =Mevsimsellik Çizelge 2.2 deki su tüketimleri incelendiğinde öncelikle apartman tipi evlerle villa tipi evler arasında su tüketimi açısından önemli bir fark olduğu görülmektedir. Yerleşik nüfus için de belli ancak düşük oranda bir mevsimsellik oranı olduğu görülmektedir. Özellikle bahçeli hatta havuzlu villa tipi evlerde gözlenen mevsimsellik yaz aylarındaki bahçe sulama ve havuzdan kaynaklanmaktadır. Ancak yine de yerleşik kullanıcıların su tüketimindeki mevsimsellik, yerleşik olmayan kullanıcıların tüketimindeki mevsimselliğin yanında önemli sayılmamaktadır. Yine Çizelge 2.2. de göze çarpan önemli bir nokta havuzlu villalardaki yerleşik nüfus için su tüketimi havuz olmayanların yaklaşık 3 katı kadardır. Su parkları, yüzme havuzları, golf sahaları su tüketimini arttıran aktivitelerdir. Turizmdeki rekabet nedeniyle ülkeler kıt kaynaklarına rağmen turizm gelirlerini arttırmak amacıyla bu kaynakları tüketici yatırımlara yönelebilmektedirler. Örneğin Güney Kıbrıs Rum Kesimi su kaynakları açısından fakir olmakla birlikte turizmdeki payını artırma çabasıyla golf sahaları bulundurmakta ve inşa ettirmektedir. Ortalama bir golf sahası yılda hektar başına 10,000-15,000 m 3 su gerektirmektedir. Bir golf sahası hektar arasındadır. Bu demektir ki bir golf sahasının yılda 1,000,000 m 3 su ihtiyacı vardır. Bu da 12,000 kişilik bir şehrin su ihtiyacına eşdeğerdir (Stefano, 2004). Fransa dünyanın birinci turizm merkezidir. Özellikle kıyı bölgelerinde yaz aylarında büyük nüfus farklılıkları görülmektedir. İkincil konutlardaki artış su kaynakları ve atıksu yönetimi üzerindeki baskıyı en çok artıran unsurlardan biridir. Fransa da son 21

51 20 yılda neredeyse 335,000 ikincil konut yapıldığı ve bunların 22 milyon m 2 den daha fazla alan kapladığı belirtilmektedir (EEA, 2000). İspanya ise dünyanın ikinci büyük turizm merkezidir. Turizm ve tarımsal aktivitelerin yoğunluğu, özellikle İspanya nın Akdeniz kıyılarındaki su kaynakları üzerinde yoğun baskı yaratmaktadır. İspanya aynı zamanda en fazla baraja ve su transfer tesislerine sahip ülkedir. İspanyanın güneydoğusu yeni yatırımlarla birlikte gitgide büyümektedir. Gerek oteller gerekse ikinci konutlar bu bölgede yoğunlaşmaktadır. Bahçeli, yüzme havuzlu bu tarz ikinci konutlarda su tüketimi daire tipi evlerdekinden çok farklıdır. Yine bu tarz yerleşimler yakınında golf sahası gibi yüksek miktarda su tüketen alanlarda açılmaktadır (Stefano, 2004). Bugün 276 adet golf sahası varken 150 adet golf sahası daha yapılmaktadır (WWF, 2006). İtalya dünyanın üçüncü popüler turizm merkezidir. İtalya da Akdeniz kıyıları kadar dağ turizmi de önemlidir. Örneğin Alpler her yıl 60 milyon turisti almaktadır. Dağlardaki turizm alanları su ve atıksu problemleri, katı atık sorunları yanında biyolojik çeşitliliğin yok olması gibi problemleri de beraberinde getirir. Benzer sorunlar kıyılar için de geçerlidir. Rimini de (İtalya) kış nüfusu 130,000 iken yaz nüfusu 260,000 e çıkmakta, ortalama yoğunluk 4000 kişi/km 2 iken temmuz ve ağustosta 9000 kişi/km 2 ye çıkmaktadır (EC, 2000). Yine atık ve atıksu üretimi 3 katına çıkmaktadır (Stefano,2004). Turizm Yunanistan da son 15 yılda hızla büyümüştür. Bazı Yunan adalarında pik sezondaki su tüketimi 10 kat artmaktadır (Bleu Plan, 2004). Tunus ekonomisi için turizm ihraç edilen tekstilden sonraki ikinci temel sektördür. Tunus da turizm için su talebi arasında 2 kat artmıştır. Fas her yıl 4 milyon turist kabul etmekle birlikte turizm sektörü hala az gelişmiş olup büyüme potansiyeline sahiptir (Stefano, 2004). Akdeniz kıyısının doğu ve güneydoğu ülkelerinde İsrail hariç nüfus artış hızı çok yüksektir. Dolayısıyla bu durum su kaynakları üzerine baskıyı daha da arttırmaktadır. Aynı zamanda bu durum altyapı tesislerinden de ülke halklarının eşit olarak yararlanmalarını engellemektedir. Özellikle kırsal alanlarda yaşayanların atıksu ve altyapı tesislerinden yararlanmaları konusunda büyük eksiklikler vardır. Türkiye de Fas, Cezayir, Tunus la birlikte altyapı tesislerinden yararlanamayan kırsal nüfusa sahip ülkeler arasında yer almaktadır (Sauri,2003). 22

52 Burada vurgulanması gereken bir önemli konu da bugün için turizmin asıl su tüketici sektör olmadığıdır. Akdeniz kıyısındaki su talebin sadece ortalama% 15 i turizm ve günlük su tüketiminde kullanılmaktadır. En büyük su talebi % 63 gibi bir değerle tarım sektöründen gelmektedir. Turizm nedeniyle su ihtiyacı sınırlı zamanlarda ve belirli alanlarda artmaktadır. Bununla birlikte turizm sektöründeki talep ve rekabetin artmasıyla gündeme gelen daha çok su tüketen aktivitelerin çoğalması (golf sahaları, su parkları vb), yine sulama ve tarım sektöründeki gelişmelerle sulama suyu ihtiyacının azalması bu oranı değiştirmektedir. Örneğin İspanya da Balear adalarında tarımsal su ihtiyacı 1980 de % 81.7 iken 1995 de % 63.2 ye düşmüş, bununla birlikte turizm sektöründeki su talebi artmıştır (Stefano,2004) Mevsimsel nüfus hareketliliğinin tatlı su kaynakları üzerinde etkileri Doğal su kaynakları özellikle Akdeniz ülkelerinde eşit dağılmamıştır. Genellikle kuzeyde su kaynakları zengin, güney ve doğuda oldukça fakirdir. Mevcut su kaynaklarının % 72 si kuzey ülkelerinde, % 23 ü doğuda ve % 5 i güney ülkelerinde yer almaktadır. Hem Akdeniz bölgesinde ülkeler bazlı olarak hem de ülke içinde su kaynakları eşit dağılım göstermemektedir. Örneğin İspanya da su kaynaklarının % 81 i, Tunus da % 80 i ülkenin kuzeyinde yer almaktadır. Aynı şekilde Akdeniz kıyısındaki su kaynaklarının % 72 si kuzeyde (İspanya, Fransa, Monako, İtalya, Malta, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Yugoslavya, Arnavutluk, Yunanistan) % 23 ü doğuda (Turkiye, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Ürdün) ve % 5 i güneyde (Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas) yer almaktadır (Alcalde, 2004). Şekil 2.6 da Akdeniz ülkelerindeki su kaynakları gruplandırılmıştır. Yüzeysel su kaynakları azalan ülkeler su sıkıntısı çekmektedir. 23

53 Şekil 2.6 : Akdeniz ülkelerindeki su kaynakları (Sauri, 2003 e göre hazırlanmıştır). Su stresi belli bir bölgedeki kullanılabilir su kaynaklarının göstergesidir. Su stres oranı ise kullanılan suyun yıllık yenilenebilen su kaynağına oranını tanımlanmakta olup su kaynakları üzerindeki baskıyı göstermektedir. OECD (2003) su stres oranı % 40 dan fazla olan bölgeleri yüksek su stresi, % arasını orta-yüksek, % arasını ise su stresli olarak tanımlamaktadır (Mangion, 2007 ). Avrupa ülkelerinin su stres oranları Şekil 2.7 de gösterilmektedir. Ülke bazında yapılmış olan bu değerlendirmede Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Malta, Bulgaristan ve Belçika yüksek su stresi, İspanya, Almanya ve İtalya orta su stresi altındadır. Türkiye, Fransa, Polonya ve Yunanistan ise belli bir su stresi altındadır (Mangion, 2007). Bu değerlendirmede ülke bazında kaynaklar ele alınmıştır. Kaynakların ve nüfusun ülke içindeki dağılımını eşit olmadığı, mekânsal ve 24

54 zamansal farklılıklar gösterdiği dikkate alınırsa su stres oranı yüksek olan ülkelerdeki problemin daha da ciddi olduğu görülmektedir. Şekil 2.7 : Avrupa ülkelerinde su stres indeksi (Mangion, 2007). Diğer bir değerlendirme Dünya Bankası tarafından yapılmıştır. Dünya bankası kişi başına düşen yıllık su miktarı 1000 m 3 ün altında olan ülkelerde su kıtlığı, 500 m 3 ün altına düşen ülkelerde mutlak su sıkıntısı olduğunu kabul etmiştir. Şekil 2.8 de Akdeniz in doğusundaki ülkelerdeki için yenilenebilir su kaynakları rezervini göstermektedir Buna göre Malta, Ürdün, İsrail, Tunus ve Cezayir Akdeniz de su sıkıntısı çeken ülkelerdir (Hamdy,2003). Şekil 2.8 : Doğu Akdeniz ülkelerindeki yenilenebilir su rezervi (Hamdy,2003). 25

55 Akdeniz bölgesinde yaşanan su sıkıntısında demografik nedenlerin yanında iklimsel ve fiziksel etkenlerin rolü de büyüktür. Orta kurak iklim, düşük yağış beraberinde su sıkıntısını getirmektedir. Örneğin Güney Kıbrıs da özellikle son yıllarda depolama alanlarının arttırılması, su arıtma tesislerinin kurulması, sulama sistemlerinin geliştirilmesi gibi konularda su ile ilgili önlemler alınmış olmasına rağmen mevcut su kaynakları hala yeterli değildir (Hophmayer, 2006). Bunun en önemli nedenlerinden birisi de yağışın az olması ve yağışın toplanması için gerekli olan yüzey alanının sınırlı olmasıdır. Dik topografya; toprak erozyonu ve yağışın yeraltına inmesine izin vermemesi nedeniyle su kaynaklarını besleme açısından uygun değildir. Yine toprak yapısı da suyun depolanabilmesi açısından önem taşımaktadır. Yapılaşmanın artmasıyla birlikte suyun depolanmasına olanak verecek yüzey alanları azalmaktadır. Turizm ve ikinci konutların yarattığı nüfus artışı nedeniyle aşırı su kullanımının içmesuyu kaynakları üzerinde yarattığı baskı sonucu ortaya çıkabilecek sorunlar yeraltısuyunun aşırı tüketimi, yeni rezervuarlar ve su transfer hatları inşası ihtiyacı, yüzeysel ve yer altı sularının kirlenmesidir Yeraltı suyunun aşırı tüketimi Su ihtiyacının artması nedeniyle yeraltı suları üzerindeki baskı artmakta ve yeraltı sularının aşırı tüketimi de kıyı alanlarında geçici ve sürekli deniz suyu girişimine neden olmaktadır. Yeraltı suyunda tuzlu su seviyesi yükselmekte, içme suyu kalitesi bozulmaktadır. Böylece hem su kalitesi hem de kullanılabilir su miktarı bu durumdan etkilenmektedir. Bu durum arıtma gereksinimi doğurmakta ya da başka kaynaklara yönelmeyi gerektirmektedir. Sulama suyundaki tuzluluk derecesinin artması tarımsal verimliliği düşürmekte aynı zamanda da sulak alanlarda olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yeraltı suyunun aşırı tüketimi birçok kıyı turizm merkezi ülkede özellikle de Akdeniz ülkelerinde sıkça görülmektedir Avrupa Çevre Ajandasına göre Yunanistan, İtalya, Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Libya, İspanya ile birlikte Türkiye de de kıyı bölgelerde yeraltı su seviyesi deniz seviyesinin altına düşmektedir (Stefano,2004). 26

56 Yeni rezervuarların ve su transfer hatlarının inşası Özellikle tarım ve turizmin bir arada görüldüğü yerlerde su üzerindeki büyük talepler önemli sayıda barajların yapımını gerektirmiştir. Bugün Akdeniz kıyısında 230 km 3 kapasiteyle 500 büyük baraj bulunmaktadır. Ülkeler en fazla baraja, en gelişmiş baraj sistemine en fazla su depolayabilecek barajlara sahip olmaya çalışmaktadırlar. Akdeniz ülkelerindeki en fazla baraja sahip ülkeler ve sahip oldukları baraj sayıları Şekil 2.9 da gösterilmektedir. İspanya, İtalya, Fransa ve Mısır bu konuda önde giden ülkelerdir. Şekil 2.9 : Akdeniz de en fazla baraja sahip olan ülkeler ve baraj sayıları. Barajlar su sağlama, akış kontrolü ve enerji üretimi için önemli olmakla birlikte bir takım olumsuz etkileri de mevcuttur. Barajlar nehir rejim dinamiğini etkilemekte, nehir akış hızını azaltmaktadır. Bu durum organik kirleticilerin çökmesine, nehrin fiziksel ve kimyasal karakterinin değişmesine neden olmaktadır. Sudaki ve karadaki türler bu değişimlerden etkilenmektedir. Havzalar arası su transferi; bir boru hattı veya kanalla herhangi bir havzadan bir başka havzaya suyun yapay yollarla taşınması olarak tanımlanmaktadır. Şekil 2.10 da Akdeniz havzasındaki en belirgin su transferleri gösterilmektedir. Su ihtiyacının yoğun olduğu yerlere su ulaştırmak için su transfer hatlarının inşası Akdeniz ülkelerinde özellikle Mısır, Fransa, Yunanistan, İsrail, Libya, Fas ve İspanya da mevcuttur. Amerika, Güney Afrika, İran, Almanya ve Çin de de su 27

57 transfer projeleri uygulanmıştır. İspanya da 2001 de onaylanan İspanya Hidrolojik Planıyla yapılan temel yapı, 900 km uzunluğunda İspanya nın kuzeyinden güneyine 1050 hm 3 /yıl su taşıyan tesistir (Stefano,2004). Şekil 2.10 : Akdeniz havzasındaki en belirgin su transferleri (Bleu Plan, 2006). Havza içinde diğer doğal kaynaklarla birlikte bir bütünü oluşturan su kaynaklarının bir başka havzaya transfer edilmesi, dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve analiz edilmesi gereken çevresel, sosyal ve ekonomik sorunları da beraberinde getirmektedir (Karakaya, 2005). Havzalar arası su transferi ile ilgili en önemli tartışma konularından birisi su hakkıdır. Suyun alındığı havzada meydana gelen ya da gelebilecek ekonomik kayıplar su kaynaklarının kullanımı ile ilgili tartışmalara/çatışmalara neden olmaktadır. Transfer uygulamaları genellikle kırsal alanlardan kentsel alanlara yapılmaktadır. Bu durumda suyun alındığı bölgede ekonomisi sulu tarıma, balıkçılık ve rekreatif alanların varlığı nedeniyle turizm gelirine dayanan kırsal alanlarda ürün veriminde azalma, balıkçılık faaliyetlerinin sona ermesi, ekosistem bozulması, turizm gelirinde azalma vb. nedenlerle ciddi ekonomik problemler yaşanabilmektedir (Karakaya, 2005). Su transfer uygulamalarının en önemli çevresel problemlerinden diğeri de sucul canlıların yaşam alanlarının tahrip olmasıdır. 28

58 Bu nedenle transfer ile birlikte suyun alındığı havzada meydana gelebilecek ekonomik kayıpların karşılanması (tazminat ödenmesi) bir çözüm alternatifi olabilir. Konu ile ilgili uygulama örnekleri vardır. Örneğin Amerika da Windy Gap Transfer Projesi tamamıyla özel bir proje olup suyun batı Slope yerleşimlerinden doğu Slope yerleşimlerine taşınması amacıyla planlanmıştır. Taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda tuzlanmanın artması olasılığına karşılık yapılacak tuzlanma çalışmaları yönetimi için 25,000 US$, Hot Sulphur Springs kasabasının içmesuyu ve atıksu kanal sistemleri için 1,500,000 US$, arıtma tesisinin iyileştirilmesi için 270,000 US$, nesli tehlikede olan balık türleri için yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere 550,000 US$, ödenmiştir Yüzeysel ve yeraltı sularının kirlenmesi Atıksu arıtma tesislerinin olmaması, varsa da yetersiz ya da etkisiz olması doğrudan su kalitesini ve ekosistemi olumsuz etkilemektedir. Katı atık ve tarımsal alanlardan kaynaklanan sızıntı suları da su kirliliğine neden olmaktadır. Atık depolama sistemleri pik dönemlerdeki aşırı atığı absorbe edememekte ve böylece kontrolsüz ve yetersiz depolama alanlarından kaynaklanan sızıntı suları su kaynaklarını kirletmektedir. Aynı şekilde yoğun tarım alanlarındaki gübre, tarım ilaçları vb. sızıntı yoluyla temiz su kaynaklarına ulaşmaktadır. Şehir merkezinden uzakta bulunan tatil köyleri, oteller vb. genellikle atıksu kanal şebekesine bağlı değillerdir. Özelikle fosseptik gibi uygun olmayan tekil arıtma sistemlerinin kullanılması su kaynakları için tehdit oluşturmaktadır. Özellikle pik sezonlarda tatil yörelerinden kaynaklanan büyük miktarda atıksu debisi kıyı alanları kadar tatlı su kaynakları için de çözülmesi gereken bir problemdir. Merkezi atıksu toplama sistemleriyle toplanan atıksular, bazı yerlerde doğrudan ya da uygun arıtılmadan nehirlere, göllere deşarj edilmektedir. Özellikle turizm sezonunda artan nüfus bazen mevcut arıtma tesislerinin kapasite üstüne çıkmasına neden olmakta ve bu durum sağlıklı çalışmasını etkilemekte, dönemsel nüfus pikleri dikkate alınmadan dizayn edilen tesislerden deşarj edilen sular alıcı ortam için tehdit oluşturmaktadır. Bugün birçok atıksularla ilgili Avrupa Birliği Direktifi bulunmasına rağmen İspanya, Yunanistan gibi birçok Avrupa Birliği ülkesinde atıksuların arıtılmadan nehir ve 29

59 denizlere deşarjının önlenmesine yönelik gerekli yapılanmanın oluşturulamadığı rapor edilmektedir (Sauri, 2003) Mevsimsel nüfus hareketliliğinin deniz ortamı üzerinde etkileri Kıyı turizminin yoğun olduğu bölgelerde arıtılmamış/iyi arıtılmamış atıksuların denize deşarjı su kalitesinde bozulmalara yol açmaktadır. Turizmin yoğun olduğu bu bölgeler sahip olduğu nitelikler nedeniyle hassas bölgelerdir. Bu nedenle arıtma tesislerinde azot ve fosfor giderim proseslerinin bulunması gereklidir. Birbirinden uzakta ve dağınık bulunan turistik tesislerin çoğu zaman atıksu şebekesine bağlı olamaması nedeniyle, daha çok paket arıtma yapılıp denize deşarj edilmektedir. Ancak yoğun dönemlerde tesise gelen şok yüklemeler özellikle alışma dönemlerde tesisin verimini etkilemekte, çıkış suyu kalitesinin sağlanamamasına neden olmaktadır. İzleme ve denetimin de yeterli olmaması sonucu denize deşarj edilen sular deniz suyu kalitesini bozmaktadır. Yunanistan, İtalya gibi birçok Akdeniz ülkesinde kıyı turizmi yapılan bölgelerde bu sorunlar yaşanmakta ve çözüm arayışlarına gidilmektedir (Stefano, 2004). Yunanistan da oteller deniz kıyılarında yer almakta olup genelde bir atıksu şebekesine bağlı değildir. Otellerin kendi arıtma tesislerini kurmalarını gerektirir. Bu tesisler genellikle paket tesislerdir. Ancak eğitimli personelin eksikliği ve mevsimsel değişimler işletme problemlerine ve arıtma tesislerinin etkinliğinin azalmasına neden olmaktadır (Stefano,2004). Mevsimsel nüfus değişimi gözlenen kıyı yerleşimlerinde özellikle yaz aylarında nüfus artışı ile birlikte denize giren azot ve fosfor miktarının da artması ötrofikasyona neden olmakta ve su yaşamını olumsuz etkilemektedir. Nitrifikasyon denitrifikasyon yapılmayan sistemlerde azot giderimi yeteri kadar olamamakta yaz aylarında özellikle deterjan kullanımının artmasıyla sistem verimlilikleri ve şok yüklemeler altında fosfor giderim verimi de düşmektedir. Bu şekilde deşarj edilen atıksular arıtılmış bile olsalar 3. derece arıtma yapılmadığında kıyı ekosistemlerinde ötrofikasyona neden olmakta, su yaşamını olumsuz etkilemektedir. 30

60 2.3 Bölüm Değerlendirmesi Türkiye bir Akdeniz ülkesi olup, turizm ve özellikle kıyı turizmi en önemli ekonomik sektörlerden birisidir. Bu nedenle bu bölümde özellikle Akdeniz ülkeleri bağlamında turizm, turizmin etkileri, su tüketimi, atıksu sorunları konuları ele alınmıştır. Turizm aktiviteleri ve ikinci konutların yaygınlaşmasıyla geleneksel kıyı yerleşimleri büyümüş ve gelişmiştir. Sıcak iklim, güneş ve kumsallarıyla bu tarz bir gelişim batı Akdeniz kıyılarında başlamış ve bugün Akdeniz ülkeleri dünya turizminin üçte birini üretir hale gelmiştir. Akdeniz ülkelerinin birçoğunda yaz aylarında pik sezonda hem nüfus ve nüfus yoğunlukları hem de bir kişinin tükettiği günlük su miktarı da artmaktadır Yerleşik kullanıcının ortalama litre su kullanmasına karşın bir turistin tükettiği su miktarı günlük 300 litre olup golf, su sporları gibi etkinliklerin de dâhil olduğu lüks turizmde 880 litreye kadar çıkmaktadır. Kentsel yapılaşmanın formu da su tüketimi ve bu atıksu yönetimi ile ilgili konular için önem taşımaktadır. Turizm nedeniyle ihtiyaç duyulan su miktarı giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bugün Akdeniz kıyısındaki su talebin sadece ortalama % 15 i turizm ve kentsel su tüketiminde kullanılırken, turizm sektöründeki talep ve rekabetin artmasıyla gündeme gelen daha çok su tüketen aktivitelerin çoğalması ile 2025 de bu oranın % 45 lere çıkması beklenmektedir. Turizm, birçok ülke ve bölge için belirgin ekonomik faydalar sağlarken, bu hızlı büyüme çevre için tersine olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bunlar, aşırı su kullanımı nedeniyle yeraltı suyunun tüketimi, yeni rezervuarlar ve su transfer hatları inşası ihtiyacı, yüzeysel ve yeraltı sularının kirlenmesidir. Akdeniz deki kirlenmenin % 7 sinin turizmden kaynaklandığı belirtilmektedir. Dağınık bir yapılanma gösteren turizm ve ikinci konut alanlarının çoğu zaman atıksu kanal şebekesine bağlı olmaması nedeniyle arıtılmamış/uygun arıtılmamış atıksular gerek yeraltı ve yüzeysel gerekse deniz suyu kalitesi için tehdit oluşturmaktadır. 31

61 32

62 3. MEVSİMSEL NÜFUS HAREKETLİLİKLERİ SU VE ATIKSU YÖNETİMİ Su yönetimi, suyun çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere uygun kalite ve miktarda temini ve dağıtılması için gerekli olan tüm hizmet ve aktiviteleri içermektedir. Atıksu yönetimi ise atıksuların etkili olarak toplanmasını ve saptanmış standartlara uygun olarak arıtılmasını sağlamak için gerekli olan tüm hizmetler, aktiviteler ve olanaklar olarak tanımlanabilir. Atıksu yönetim stratejileri belirlenirken ilk olarak sistemin ana işleyiş prensibine karar vermek gerekmektedir. 3.1 Su ve Atıksu Yönetim Sistemleri Konvansiyonel olarak modern toplumlarda merkezi su ve atıksu sistemlerinin kullanılmaya başlanmasında temel amaç içme suyunun çeşitli kaynaklardan toplanıp arıtılıp kaliteli suyun kullanıcılara güvenli bir şekilde dağıtılması ve benzer şekilde atıksuyun da bireysel kaynaklardan toplanıp, merkezi bir arıtma tesisine taşınıp arıtılması ve alıcı ortama deşarj edilmesi ya da geri kullanımının sağlanmasıdır. Farklı ülkelerde farklı şehirlerde, yerel koşullar ve bütüncüllük dikkate alınmaksızın yapılan atıksu yönetim uygulamaları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Sosyo kültürel ve ekonomik yapı, iklim gibi çevresel koşullar ve finansal kaynakların durumu iyi değerlendirilmelidir. Örneğin gelişmekte olan ülkelerin politik yapıları, ulusal öncelikleri, sosyo-ekonomik koşulları, kültürel özellikleri ve finansal kaynakları gelişmiş ülkelerden farklıdır. Bu nedenle de gelişmiş ülkelerin atıksu yönetim stratejilerinin doğrudan gelişmekte olan ülkelere adapte etmek uygun değildir (Massoud ve diğ., 2008). Yerel idarelerin dış finansman desteği ile kurdukları büyük tesisler başarısız olabilmektedir. Güvenli veri elde etme ile izleme ve denetim programlarına yeterli kaynak ayrılmaması, sistemin işletme, bakım, tamir ve değişim masraflarının karşılanamaması bu başarısızlıkların nedenlerinden bazılarıdır. Bugün merkezi atıksu toplama ve arıtma tesisleri modern şehirlerin değişmez tek alternatifi olmaktan çıkmaktadır. Bu durum aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatılacağı 33

63 üzere bugünün ihtiyaçları ve koşulları karşısında tekrar değerlendirilmekte, merkezi olmayan sistemler ciddi bir seçenek olarak gündeme gelmektedir. Bu çalışmada atıksu yönetim sistemleri Şekil 3.1 de gösterildiği üzere merkezi ve merkezi olmayan sistemler olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır. ATIKSU YÖNETİM SİSTEMLERİ MERKEZİ SİSTEMLER MERKEZİ OLMAYAN SİSTEMLER TOPLAMA MERKEZİ ARITMA DEŞARJ ARITMA DEŞARJ/ AYRIK TEKNOLOJİ YOĞUN ALICI ORTAMA TEKİL ALICI ORTAMA BİRLEŞİK DOĞAL ARITMA ORTAK GERİ KULLANIM Şekil 3.1 : Atıksu yönetim sistemleri (Bu çalışmada hazırlanmıştır). Atıksu yönetimi atıksuyun toplanması, arıtımı ve deşarjı olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Şekil 3.2 de merkezi ve merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri şematik olarak gösterilmektedir. Şekil 3.2 den de görüldüğü üzere merkezi sistemlerde toplama yönetim sistemi içinde önemli bir unsur olup ekonomik olarak da önemli bir paya sahiptir. Merkezi olmayan sistemlerde ise toplama ya hiç yoktur ya da kısa mesafelerde ve küçük bir alanda toplama yapıldığından önemsizdir. Bu nedenle Şekil 3.1 deki şemada merkezi olmayan sistemlerde toplama gösterilmemiştir. Benzer şekilde merkezi sistemlerde arıtılmış atıksuların geri kullanımı yoktur ya da çok azdır. Bu nedenle merkezi sistemler başlığında geri kullanım seçeneği yazılmamıştır. 34

64 Şekil 3.2 : Merkezi ve merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri Merkezi atıksu yönetim sistemleri Merkezi atıksu yönetim sistemleri özellikle nüfusun yoğun olduğu kentsel alanlar için en güvenli ve denetimi en kolay sistem olarak benimsenmektedir. Klasik atıksu toplama sistemlerinde atıksular cazibeli olarak toplanır, arıtılır ve deşarj edilir. Deşarj noktası genellikle deniz ya da tatlı su kaynağıdır. Zamanla şehirler büyümüş, nüfus artmış hâlihazırdaki tesisler yeterli gelmemeye başlamıştır. Mevcut tesislerin birçoğu kapasitelerini artıracak gerekli alana sahip değildir. Bununla birlikte nüfusun artmasıyla beraber su ihtiyacı da artmaya başlamış, atıksuyun da bir kaynak olarak değerlendirilebileceği yaklaşımı ve ihtiyacı doğmuştur. Büyük hacimlerde atıksuyun iletiminde büyük çaplar, derin kazılar, menholler, pompalar, kullanılmaktadır. Sistem genellikle yerel idarenin yönetimi ve kontrolündedir. Halkın inisiyatifi ve katılımı sınırlıdır. Şekil 3.3 de merkezi atıksu kanal ve arıtma sistemi genel planı gösterilmektedir. Başlangıçta atıksuyun deşarj noktası ve arıtma tesisi genellikle yerleşim yerinden uzakta olup kentlerin büyümesi ve genişlemesi ile birlikte şehir içinde kalmışladır. 35

65 Şekil 3.3 : Merkezi atıksu iletim ve arıtma sistemi genel planı (Bu çalışmada hazırlanmıştır) lerde Avrupa ve Amerika da kullanımı yaygınlaşmaya başlayan merkezi atıksu toplama sistemleri öncesinde fosseptik ve yol kenarlarındaki açık atıksu kanalları nedeniyle hastalıkların oluştuğu fikri ile atıksuların insanla temassız uzaklaştırılması üzerine çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Ancak yüzeysel su kaynağından içme suyu elde edilme amacı söz konusu olunca atıksuları belirli bir arıtmadan geçirip deşarj etme eğilimi oluşmuştur. Bu uygulamalarda yüzeysel su kaynaklarını ya da çevre kalitesini koruma kaygısından ziyade halk sağlığını koruma amacı bulunmaktadır. Merkezi atıksu iletim sistemleri atıksuyun yağmursuyu ile birlikte toplanması ya da toplanmaması durumuna göre ikiye ayrılmaktadır. Yağmursuları ile birlikte toplanan kanal sistemleri birleşik sistem, yağmur sularından ayrı sadece atıksu toplayan kanal sistemleri ise ayrık sistem olarak tanımlanmaktadır. Şekil 3.4 de merkezi atıksu kanal sistemi toplama şeması gösterilmektedir. Şekil 3.4 de de görüldüğü üzere bina bağlantı bacaları sokaklardan geçen atıksu kanalına bağlanmaktadır. 36

66 Merkezi atıksu iletim sistemleri özellikle kontrol ve denetim açısından bugüne kadar en güvenilir sistem olarak kabul edilmiş ve yaygınlaşmıştır. Özellikle yüksek yoğunluklu, ekonomik olarak gelişmiş ticari ve yerleşim merkezleri için uygun olan merkezi atıksu sistemi son yıllara kadar tüm yerleşim birimleri için atıksu yönetiminde ideal çözüm olarak görülmekteydi. Ancak her yerleşim tipi için uygun olmadığı, standart bir sistem olarak her yere kurulamasının yanlış olduğu anlaşılmıştır. Şekil 3.4 : Merkezi atıksu toplama sistemi şematik şekil. Atıksu yönetimi daha önce de belirtildiği üzere atıksuyun toplanması, arıtımı ve deşarjı olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Merkezi atıksu yönetim sisteminde atıksu bütçesinde en büyük payı toplama yani atıksu kanal sistemi almaktadır. Düşük yoğunluklu küçük yerleşimlerde bu oran % 60 civarındadır (Massoud ve diğ., 2008). Bu nedenle konvansiyonel merkezi atıksu sistemlerinin düşük yoğunluklu küçük yerleşim birimleri için uygulanması ekonomik açıdan olumsuzluk taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin atıksu yönetiminden sorumlu idareleri için bu durumun, finansal kaynak bulmada yaşadıkları sıkıntılar da göz önüne alındığında daha da iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde merkezi atıksu yönetim sistemlerinde suyun toplanması ve cazibeli olarak taşınması ile ilgili sorun yaşanmaması için suyun çok miktarda olması 37

67 gerekmektedir. Su kesintilerinin sık olduğu düşük yoğunluklu yerleşimlerde sistemin işlemesinde hidrolik sıkıntılar oluşacaktır. Su kullanımı ülkeler ve şehirler arasında farklılık göstermekle birlikte en az kişi başına günlük su tüketimi 100 litre alınarak hesaplar yapılmaktadır (Halim, 2008). Örneğin Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında Ortadoğu da kurak bölgelerde evsel atıksu 5 kat daha az hacimli dolayısıyla 5 kat daha yoğunlaştırılmıştır (Volkman, 2003). Bu da konsantre çamur oluşumuna neden olmaktadır. Sistem dizaynında bu durum dikkate alınmazsa sistemin başarısız olması kaçınılmazdır. Son yıllarda klasik merkezi atıksu sistemlerine alternatif olarak yine merkezi atıksu toplama sistemi prensibinde, ancak bazı farklılıklarla sistem maliyetini düşüren klasik olmayan merkezi atıksu sistemleri olarak da tanımlanabilen uygulamalar görülmektedir. Bunlara örnek olarak verilebilecek iki önemli uygulama evlerden atıksuyun bir tank çıkışından sonra sıvı formda alındığı ve bu sayede daha küçük çap ve kazı derinliklerinin uygulanabildiği çöktürmeli atıksu kanal sistemi (settled sewerage) Bakir (2000) ile farklı tasarım parametrelerinin uygulandığı ve aynı zamanda kaldırım altı ve bahçelerden de geçebilecek şekilde düzenlenerek daha küçük çapların kullanılabildiği basitleştirilmiş atıksu kanal sistemidir (simplified sewerage) (Hophmayer, 2006b). Merkezi atıksu yönetim sistemlerinde kullanılan arıtma teknolojisi genel olarak ızgara, çöktürme, çeşitli teknolojilerin kullanıldığı biyolojik ve kimyasal proseslere dayanmaktadır. Temel olarak atıksu arıtımında iki yaklaşım söz konusudur. Teknoloji yoğun arıtma ve doğal arıtma. Teknoloji yoğun arıtma olarak tanımlanabilecek, endüstrileşmiş ülkelerde en yoğun kullanılan teknoloji klasik aktif çamur teknolojisidir. Doğal arıtma sistemleri ile kıyaslandığında daha kısa sürede ve daha az alanda biyolojik arıtma süreçleri ile kirleticilerin giderilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca ileri arıtma ile dezenfeksiyon ve nütrient giderimi yapılabilmektedir. Arazinin değerli olduğu, yoğun nüfuslu kentlerde finansal açıdan daha uygun olabilmektedir. Ancak daha çok enerjiye, daha karmaşık inşa, işletme ve bakım prosesleri ve maliyeti gerektirmektedir. Ekolojik mühendislik olarak da tanımlanabilecek olan doğal arıtma sistemleri, lagünler, stabilizasyon havuzları, yapay sulak alanlar gibi mekanik olmayan, doğal bozunma proseslerine dayanan sistemlerdir. Daha az inşa maliyeti ve düşük işletme 38

68 bakım masrafı gerektirmektedir. En büyük dezavantajları daha büyük alana ihtiyaç duymalarıdır. Ancak arazi fiyatlarının düşük olduğu yerleşimler için uygundurlar. Kurak ve yarı kurak yerlerde çıkış suları sulamada kullanılabilmektedir (Hophmayer, 2006b). Bununla birlikte klasik merkezi atıksu sistemlerinin dezavantajları aşağıdaki şekilde özetlenebilir. 1. Sistemde taşınan suyun içeriği eğer etkili bir arıtma yapılmazsa halk ve çevre sağlığı sorunlarına neden olacaktır. Klasik merkezi atıksu sistemlerinde atıksuyun tamamı taşınmaktadır. Patojenik mikroorganizmaların neredeyse tamamı sadece siyah su olarak tanımlanan tuvalet sularında bulunmaktadır. Böylece patojen organizma büyük miktarda suyla çoğaltılmakta hatta birleşik sistemlerde yağmursuyu ile de birleşerek büyük hacimlerde patojenik atıksu oluşturmaktadır. Mevcut tesislerin kapasiteleri, büyüyen şehirlerin artan nüfusları karşısında yetersiz kalmaktadır. Hatta birçok tesisin kapasitesini artıracak yeterli alanı da yoktur. Birçok yerde mevcut toplama sisteminin genişletilmesi trafiği aksatma vb. nedenlerden dolayı da tercih edilmemektedir. 2. Klasik merkezi sistemler, deşarj tabanlı sistemlerdir. Su, yeraltı veya yüzeysel sudan alınır, arıtılır, dağıtılır. Benzer şekilde atıksu toplanır, arıtılır ve deşarj edilir. Deşarj noktası genelde deniz veya nehirlerdir. Suyun alındığı kaynak ve deşarj edildiği nokta farklıdır. Bu noktada klasik merkezi atıksu yönetiminde bir hayat çevriminden söz edilememektedir. 3. Nüfus artışı, yeryüzündeki içme suyu kaynaklarının eşit dağılmaması, iklim değişiklikleri gibi nedenlerle ortaya çıkan su sıkıntısı karşısında atıksu bir su kaynağı olarak değerlendirilebilir. Ancak birçok merkezi atıksu sistemi bu ihtiyaca cevap verecek şekilde planlanmamıştır. 4. Benzer şekilde evsel atıksu içerisindeki besin maddeleri azot, fosfor, potasyum ve kükürt tarımda gübre olarak kullanılabilecek maddelerdir. Ancak merkezi arıtma sistemi çıkışındaki çamur gübre olarak kullanıma uygun değildir. Ayrıca endüstrilerden tehlikeli madde içeren atıksular kanala deşarj edilmekte, bu da arıtma çamurunun tarımda kullanılmasının sakıncalı olmasına neden olmaktadır. 39

69 5. Öte yandan alıcı ortama deşarj edilen arıtılmış su içindeki azot ve fosfor ötrofikasyona neden olmaktadır. Özellikle ötrofikasyon açısından risk taşıyan bölgelerde azot ve fosfor gideren ve ek maliyet getiren ileri arıtma sistemleri uygulanmaktadır. 6. Merkezi sistemler potansiyel terörist hedefler olabilirler. Deprem ya da benzeri afet durumlarında oluşacak hasar ciddi boyutlarda olacaktır. Özellikle su ve besin döngüsü açısından ele alındığında merkezi atıksu yönetim sistemlerinin sürdürülebilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Merkezi konvansiyonel atıksu sistemleri, özellikle seyrek yerleşik nüfuslu ancak sezonluk yoğun nüfus artışına sahip olan, atıksuyun kesikli ve dönemsel yoğunlaştığı yerleşimler için finansal ve yönetsel açıdan her zaman uygun olmamaktadır (Alcalde, 2004). Ayrıca nüfus artışıyla özellikle turistik alanlarda yerleşimlerin tek bir merkezde olmaması, coğrafi koşulların tek dağıtım ağlarının kurulmasını mümkün kılmaması nedenleriyle de merkezi sistemlerin uygulanması sorunlu olmaktadır. Özellikle Akdeniz kıyısında yer alan turistik yerleşimler, tarım, turizm, balıkçılık, gemicilik endüstri ve ticaretin hepsinin ya da bazılarının yapıldığı orta ölçekli kentlerdir. Mevcut su tarım ve evsel/turizm amaçlı kullanım arasında paylaştırılmakta ve genelde yaz aylarında su sıkıntısı çekilmektedir. Kış aylarında seyrek nüfuslu bir kent olan bu tip yerleşimler, yaz aylarında yoğun ve dağınık nüfuslu kentlere dönüşürler. Klasik merkezi atıksu sistemlerinin bu tip yerleşimlere uygulanması her zaman mümkün olmamakta, alternatif uygulama arayışları gündeme gelmektedir Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemlerinde, atıksu yönetimi, toplanması, arıtımı, deşarjı ya da geri kullanımı atıksu kaynağının yakınında yapılması esasına dayanır. Tarihsel olarak merkezi atıksu yönetim sistemlerinden öncesinde ise atıksu yönetimi fosseptik, septik tank gibi yerinde (on-site) yönetim sistemlerine dayanmaktadır. Amerika da kullanılan fosseptik ve lağım çukurları, Avrupa ve Asya da kullanılan kuru atık sistemleri merkezi atıksu sistemleri öncesi yaygın kullanılan yöntemlerdir (Hophmayer, 2006b). Son 20 yılda merkezi atıksu yönetim sistemlerinin özellikle düşük gelirli ya da düşük yoğunluklu birçok yerleşim için özellikle inşa, işletme ve bakım maliyetleri ve yüksek miktarda su tüketimi gerektirmesi gibi nedenlerden 40

70 dolayı uygulamaların problemli olması nedeniyle merkezi olmayan teknolojilere yeniden ilgi artmaya başlamıştır. Dünya Bankasına göre Su ve sıhhi sektördeki en büyük açılım önümüzdeki 20 yılda düşük maliyetli ve aynı zamanda arıtılmış suyun tarım ve endüstride yeniden kullanımına olanak veren arıtma teknolojilerinin kurulacak olmasıdır (Volkman, 2003). Bu noktada atıksu yönetimindeki hijyen ve hastalıkların önlenmesi amacının yanında suyun ve besin maddelerinin tarımda geri kullanımı suretiyle temiz su kaynaklarına olan talebin de azaltılması hedeflenmektedir (Volkman, 2003). Bugünün merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri hizmet verdikleri ölçeğe göre genel olarak iki grupta toplanabilmektedir. Bireysel/tekil (individual/onsite) atıksu yönetim sistemleri; tek bir birime hizmet vermektedir. Bu birim tek bir konut ya da işyeri olabileceği gibi apartman ya da site olabilmektedir. Ortak/küme (common/cluster) atıksu yönetim sistemleri ise birden fazla birim için olan sistemlerdir. İki ya da birkaç yüz haneye ya da işyerine hizmet verebilirler. Basit ve düşük maliyetli atıksu kanal sistemi ile atıksular arıtma tesisine ulaşmaktadır Tekil/bireysel atıksu yönetim sistemleri Bireysel ev ve binaların atıksularını toplayan tekil atıksu yönetim sistemleri, tarihsel olarak merkezi atıksu yönetim sistemleri öncesine, her hanenin kendi atığından kurtulmak amacıyla kullandığı tuvalet çukurlarına dayanmaktadırlar. Modern toplumda klasik tekil arıtma teknolojisi ise septik tank olup, Fransa da 1860 larda Louis M. Mauras tarafında geliştirilmiştir. Klasik tekil atıksu arıtma sistemleri uygun planlanıp, kurulup ve düzenli bakımı yapıldığında düşük yoğunluklu yerleşimler için basit, düşük maliyetli aynı zamanda da çevre dostu bir çözüm olarak değerlendirilmektedir (Joubert, 2004). Klasik septik tank Klasik tekil atıksu arıtma sistemi septik tank ve sızdırma alanından oluşmaktadır. Tipik bir klasik tekil arıtma sistemi Şekil 3.5 de gösterilmektedir. Evden atıksu septik tanka gelmekte, burada katılar tutulmakta, sıvılarsa çıkış borusundan deşarj edilmektedir. Dağıtım kutusuna gelen atıksu buradan sızdırma alanına eşit olarak dağıtılmaktadır. 41

71 Şekil 3.5 : Tipik tekil atıksu arıtma sistemi (USEPA, 2002). Sızdırma alanındaki atıksu zeminde absorpsiyon sistemi ile arıtılmaktadır. Tipik tekil atıksu arıtma sistemi arıtım kademeleri Şekil 3.6 da gösterilmiştir. Şekil 3.6 : Tipik tekil atıksu arıtma sistemi arıtım kademeleri (USEPA, 2002). Septik tanklar, karıştırma ve ısıtma yapılmayan anaerobik çürütücü tanklardır. Genellikle betonarme olup fiberglas ve polietilen tipte olanları da kullanılmaktadır. Su sızdırmaz ve sağlam yapıda olmaları gerektiğinden kurulum öncesi ve sonrası 42

72 sızdırmazlık ve yapısal sağlamlık testleri yapılan septik tankta çoğu çökebilen katı ve yüzebilen madde giderilebilmektedir. Sızdırma alanında delikli PVC boruların etrafında yaratılan gözenekli ortam ile çıkış suyunu toprak yüzeyine dağıtarak yaymak ve toprak yüzeyine ulaşmadan kısmi bir arıtım sağlamak amaçlanmaktadır. Septik tanktan çıkan su, patojen ve nütrient içermektedir. Toprak içinde yaşayan mikroorganizmalar, oksijen ile fiziksel ve biyolojik proseslerle sağlanan arıtma ile yeraltı suyuna ulaşmadan atıksuyun arıtımın sağlanması amaçlanmaktadır. Absorpsiyon, filtrasyon ve biyolojik prosesler arıtımın gerçekleşmesini sağlamaktadır. Sızdırma alanının büyüklüğü ve tipi, yeraltı su seviyesinin derinliğine, toprak permaibilitesine ve dağıtım için kullanılabilecek minimum alana göre belirlenmektedir. Klasik septik sistem planlamasında en önemli iki konu; uygun toprak yapısı ve arıtım için yeterli alanın olmasıdır. İlk alan değerlendirmesi yetersiz olan, toprak koşulları dikkate alınmadan planlanan, birbirine yakın evlerin bulunduğu, geri teknoloji kullanılan, düzenli bakımı yapılmayan sistemler sağlıksız koşullar doğurmakta, su kalitesinin bozulmasına neden olmakta ve pahalı tamir masrafları gerektiren sorunlara yol açmaktadır. Tekil arıtma sistemlerinin zeminden ya da sistemden kaynaklanan bir sorun olması durumunda yeraltısuyu ve/veya yüzeysel su kirlenmesi gerçekleşecektir ve bunun tespiti ancak yeraltısuyu ve yüzeysel suyun analizleri ile anlaşılabilecektir. Septik tank çıkışındaki atıksular araziye sızdırılma dışında merkezi bir arıtma tesisine taşınarak da arıtılabilmektedir. Septik tanktan vidanjörlerle çekilen atıksu merkezi bir arıtma tesisine taşınarak arıtılmaktadır. Sızdırmalı fosseptikler (cesspool) bugün yapımı uygun görülmeyen, ancak hâlihazırda kullanılan uygulamalardır. Örnek bir sızdırmalı fosseptik tankı Şekil 3.7 de gösterilmektedir. Atıklar fosseptik çukuruna gelir, katı kısım içerde birikirken sıvı kısmın toprağa sızmasına izin verilmektedir. Sızdırmalı fosseptik çukurları betonarme yapılmış, yan duvarları sızdırmaya olanak veren kayalarla çevrilmiş sızdırma tanklarıdır. Birçok sızdırmalı fosseptik kurak aylarda yeraltısuyu ile karışmakta, su kalitesi ve insan sağlığı için riskli bir durum oluşturmaktadır. 43

73 Şekil 3.7 : Sızdırmalı fosseptik (cesspool) (Joubert, 2007). Bugün Amerika da tekil arıtma sistemleri hala çok yaygındır. USEPA nın bu konuda hazırlamış olduğu rehbere göre 60 milyondan fazla kişi tekil arıtma sistemlerine bağlıdır. Hatta New England gibi bazı geniş arazi üzerine kurulu yerleşimlerin neredeyse tamamında tekil arıtma sistemleri kullanılmaktadır. Yine aynı çalışmaya göre hala fosseptik, kuru tuvalet çukurları gibi standart dışı sistemler bile mevcuttur (USEPA, 2002). Septik tankın alternatifi olarak, baffled septik tank, anaerobik fixed bed filtreler, Imhoff tankı, septik tank sonrası ek aerobik arıtma ünitesi eklenmesi gibi uygulamalar mevcuttur. Türkiye de ulusal mevzuat kanalizasyon bulunmayan yerlerde 84 kişinin altındaki durumlarda sızdırmasız fosseptik yapılmasını kabul etmektedir. Bununla birlikte mevcut uygulamalara bakıldığında çoğu fosseptik sisteminin sızdırmalı olduğu, klasik septik sistem türü bir sızdırma alanı oluşturulmadığı, doğrudan tank çevresinden sızdırma yapıldığı ve bu haliyle daha çok cesspool olarak tanımlanan sistemlere benzediği bilinmektedir Ortak atıksu yönetim sistemleri: Ortak atıksu sistemleri birden fazla birim için iki ya da birkaç yüz tane birbirine yakın ünitelerin atıksularının bir arada arıtılmasını sağlamaktadır. Basit ve düşük maliyetli atıksu kanal sistemi ile atıksular arıtma tesisine ulaşmaktadır. Ortak atıksu sistemlerinde atıksu toplama ve arıtma için farklı uygulamalar mevcut olup, atıksular arıtma ve deşarj noktasına esas olarak üç şekilde ulaştırılmaktadır. 44

74 Klasik toplama sisteminin uygulandığı cazibeli kanal sistemi Küçük çaplı, basınçlı bir hattın kullanıldığı ve her evin parçalayıcı tankından çıktıktan sonra, ortak hatta bağlanılan, parçalayıcı pompalı, basınçlı toplama sistemi Septik tank çıkışında cazibeli ya da basınçlı toplama sistemi Ortak arıtma sistemlerinde genellikle arıtılmış suyun geri kullanılması ya da deşarj noktasının da su kaynağı ile aynı olması nedeniyle ileri arıtma uygulanmaktadır. Büyük debili ortak arıtma sistemlerinde arıtma tipine karar verilirken gelişim yoğunluğu, yerel kaynakların korunması için gerekli olan arıtma derecesi, arazi durumu, inşa ve uzun dönem bakım masrafları düşünüldüğünde tüm hayat çevrim maliyeti değerlendirilmelidir (Joubert, 2004). Modüler teknolojiler kullanılmakla birlikte paket, mekanik arıtma üniteleri de ekonomik olabilmektedir. Paket ünitelerde; aktif çamur sistemi, damlatmalı filtre, ardışık kesikli reaktör ya da membran filtre sistemleri uygulanabilmektedir. Merkezi olmayan ortak atıksu yönetim sistemlerinin birçok avantajı vardır. 1. Öncelikle merkezi olmayan arıtma sistemleri büyük atıksu kanal maliyetlerinden tasarruf etmektedir. Özellikle yoğun nüfuslu olmayan yerleşimlerde büyük kanal maliyetlerinden kaçınılmış olmaktadır. 2. Merkezi olmayan sistemlerde debiler küçüktür. Bu nedenle bir kaza veya arıza durumunda çevreye verilecek zarar daha azdır. 3. Arıtma çıkışındaki su ve katıların geri kullanım seçenekleri daha fazladır. Aynı zamanda Arıtılmış atıksuyun geri kullanım amacıyla potansiyel kullanım alanlarına ulaştıracak dağıtım sisteminin kurulması daha az maliyetlidir (Hophmayer, 2006b). Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemlerinin bir takım dezavantajları vardır. 1. Özellikle septik tank vb. sistemler arıtma performansı açısından düşük verim gösterebilirler. Sistemlerin işletme, bakımı ev ya da ortak arıtma sistemlerinde de yine arıtmaya bağlı ünitelerin yetkili kıldığı yöneticiler tarafından yapılmaktadır. Bazı durumlarda bu konuda yeterli bilgi sahibi olunmayışı ya da ihmal yüzünden bakım işlemleri aksayabilmektedir. 45

75 2. Yerleşim büyüdükçe yapılan tekil ve ortak arıtma sistemleri artacaktır. Tüm tesislerin işletme ve bakım gereklilikleri düşünüldüğünde aynı yerleşime yapılabilecek merkezi bir atıksu yönetim sisteminin işletme ve bakım masraflarından fazla olabilecektir (Hophmayer, 2006b). 3. Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemlerinin verimli çalışabilmesi ve uygun bir şekilde yönetilebilmesi çok iyi bir izleme ve denetim sisteminin oluşturulması ile mümkündür. Yeterli sayıda deneyimli personel tarafından yürütülecek uygun izleme ve denetim sistemi kurulmadığı takdirde çevresel ve halk sağlığı problemlerinin yaşanması olasıdır. 3.2 Su ve Atıksu Yönetiminde Temel Yaklaşımlar Su yönetimi, çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere uygun kalite ve miktarda suyun temini ve dağıtılması için gerekli tüm hizmet ve aktiviteleri içermektedir. Su değerli ve sınırlı bir kaynak olmasının yanında atıksu debisini azaltmak için de etkin kullanılmalıdır. Atıksu debilerinin kontrol altında tutulması halk sağlığının korunması kadar su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi açısından da önemlidir. Görüldüğü üzere, atıksu yönetimi su yönetimi ile doğrudan ilişkilidir. Kullanılan su miktarı ve suyun temin şekli oluşan atıksu miktarı ve dolayısıyla da atıksu berterafı ile ilgili kararlarda belirleyici olmaktadır. Turizm ve ikinci konut alanları, dağınık bir yapı göstermeleri, mevsimsel yoğunluklar yaşanması vb. nedenlerden dolayı su temini açısından da özellik taşımakta olduğundan farklı uygulamaların değerlendirilmesi bu açıdan da anlamlı olacaktır. Su yönetiminde genel olarak iki yaklaşım söz konusudur. Su temini Talep yönetimi Su temini yaklaşımı: Suyu temin etmek; çeşitli kaynaklardan su elde ederek su talebini karşılamaktır. Suyun temin edildiği kaynaklar öncelikle yeraltı suları ve yüzeysel sulardır. Yeraltı suları ya da yüzeysel sulara alternatif kaynaklar ise yağmursuyu depolama, başka havzadan su taşıma ya da konvansiyonel olmayan kaynaklardır. Konvansiyonel 46

76 olmayan kaynaklar ise deniz suyu ya da tuzlanmış kuyu sularının desalinizasyonu ya da evsel ve/veya endüstriyel atıksuların geri kullanımıdır. Geleneksel su politika ve yönetim uygulamaları, artan ihtiyaç karşısında daha fazla yeni/kullanılmamış kaynak yaratma anlayışına dayanmaktadır. Kentleşme, artan nüfus, tarımsal sulama ihtiyacının artması, endüstrileşme ve enerji üretimi amacıyla artan su ihtiyacını karşılamak için dünyada genel olarak geliştirilen çözüm; yeni kaynakların bulunması ve tüketime sunulması olmuştur. Su temini yaklaşımında tatlı su kaynaklarının kullanımı, yenilenebilme kapasiteleri, talep artışı ile birlikte yeni kaynakların değerlendirilmesi ve geliştirilmesi ile ilgili konularda çalışılmasını öngörmekte ancak etkin kullanım, kirlenme kontrolü, atıksuyun geri kullanımı gibi konulara önem verilmemektedir. Su temininde öncelik, en yakın ve en kaliteli suyun kullanılmasındadır. Daha uzak mesafedeki su ek maliyet getirmekle birlikte ikinci seçenektir. Tatlı su kaynaklarına ulaşım mümkün değilse bu durumda deniz suyu son seçenek olarak su kaynağı olarak kullanılmaktadır (Bakir, 2001). Suyun merkezi olarak temini su kullanımını arttırmış, merkezi kanal toplama sistemlerinin gelişimi gündeme gelmiştir. Merkezi kanal toplama sistemleri hidrolik açıdan daha çok su tüketimine dayanmakta dolayısıyla su talebi artmaktadır. Artan su talebiyle yeni kaynaklara ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla büyük barajlar, kanallar inşa edilmiş ve böylece gelişim devam edebilmiştir. Ancak teknolojik imkânlar ile her durumda suya ulaşılabileceği fikrinin egemen olması, kaynakların israf edilmesini ve kirletilmesini beraberinde getirmiştir. Daha çok halk sağlığını korumayı amaçlayan, toplama ve deşarjdan oluşan su yönetim sistemlerinde büyük hacimli su kaynaklarının korunması gibi bir istek söz konusu olmamış, ne zaman ki göller, nehirler, ihtiyaç duyulan yeraltı suları kirlenmeye ve bu durum toplum yaşamını etkilemeye başlamış o zaman arıtma tesisleri kurulmaya başlamıştır. Su kaynakları açısından zengin kuzey ülkeleri için, su yönetiminde mevcut kaynakların çevre ve halk sağlığı açısından bugün ve gelecek için kalitelerinin korunmasını sağlamak üzere geliştirilen politikalar; sürdürülebilir olarak değerlendirilebilirken su sıkıntısı çeken bölgeler için sadece mevcut su kaynaklarını korumak ve kullanmak üzere geliştirilen politikalar yeterli değildir. Aynı zamanda barajların ömrünün sınırlı olması, su depolama kapasitelerinin yıldan yıla azalması su 47

77 temininde sürdürülebilir olmalarını engellemektedir. Bu durum doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi için yeni stratejilerin geliştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Bugün özellikle turizm bölgelerinde su ve atıksu yönetiminde, su talep yöntemlerinin oluşturulması sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır Su talep yönetimi ve alternatif politikalar Hızlı nüfus artışı, kentleşme ve sosyo-ekonomik gelişimle birlikte su talebi artmaktadır. Nüfus artışı ve kentleşme daha çok kıyı kentlerinde yoğunlaşmıştır. Akdeniz havzasında kentsel nüfus 1950 de 94 milyon olup, toplam nüfusun % 44 ünü oluştururken, 2000 de 274 milyon a ulaşıp, toplam nüfusun % 64 üne denk gelmektedir. Özellikle güney Fransa, İtalya ve İspanya kıyılarındaki kentsel yapılaşma dağınık bir şekildedir. Aynı zamanda bol sulamaya ihtiyaç duyan çim kaplı bahçeler, yüzme havuzları su tüketimi konusunda apartman tipi evlerin olduğu klasik şehir formundan farklıdır. İkinci bölümde detaylı olarak anlatıldığı üzere turizmin temel ekonomik sektör olduğu kıyı alanları ve adalarda su talebi hızla artmakta ve böylece su kalitesi ve su kıtlığı problemleri yaşanmaktadır. Su temini yaklaşımı, su kıtlığının daha kötüye gitmesine neden olmaktadır. Aynı davranışların devam etmesiyle farklı sonuçların elde edilmesi mümkün değildir. Gitgide artan su talebini karşılamak üzere geliştirilen su temin merkezli politikalar su talebinin sürekli artmasına, yüksek oranda su tüketimine, çevresel hasarlara ve yeni su ihtiyaçlarını karşılayacak mühendislik projelerinden dolayı ekonomik çıkmazlara neden olmaktadır. Su temin merkezli politikaların en önemli sıkıntısı, mevcut su kaynaklarının tüketilmesidir. Bu nedenle su temin merkezli yaklaşımların sürdürülebilirliği tartışılırken mevcut talebin yönetilmesi üzerine politikalar üretilmeye başlanmıştır. Birçok durumda su temin edilecek kaynakları arttırmak yerine su kullanım verimini arttırmak daha ucuz ve etkin olabilir. Bugünün su yönetim uygulamaları ve talep yönetimi çalışmaları, suyun israf edilmesini azaltıcı çözümler üretmeyi amaçlamaktadır. 48

78 Su talep yönetimi; mevcut kaynakların bölüşümü, suyun daha verimli ve sürdürülebilir kullanımı, kayıpların ve savruk kullanımın azaltılması, etkili kirlenme kontrolü ve atıksuyun geri kullanımı konuları üzerinde yoğunlaşacak şekilde talebin yönetilmesidir. Su talep politikaları, su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltarak su kıtlığını ve kuraklığı engellemeye yardımcı olurken ekonomik kazançlar da sağlamayı hedeflemektedir. Su talep yönetiminin temel konuları aşağıdaki şekilde özetlenebilir: 1. Suyun kullanıcı gruplar arasında (evsel, endüstriyel, tarımsal vb.) akıllıca, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde paylaşımının sağlanması. 2. Su israfının azaltılması 3. Kıt su kaynaklarının kalitesinin korunması için çevre koruma ve kirlilik önleme politikalarının sıkılaştırılması ve atıksuyun güvenli bir şekilde su çevriminin içine dahil edilmesi (Bakir, 2001). Su kullanımında rakip sektörler arasında suyun miktar ve kalite açısından verimli bölüşümü, suyun en uygun kullanımı için temel önceliktir. Örneğin halk sağlığı ve temel insan ihtiyaçları yönünden evsel ve kentsel kullanıma ayrılan suyun en iyi kalitede olması gerekmektedir. Aynı zamanda her grupta su kullanımını daha etkin hale getirecek önlemlerin, performansı izleyebilmek için suyun verimli kullanımını gösterecek hedeflerin koyulması önemlidir (Bakir, 2001). Tarım sektöründe suyun verimli kullanımı ile daha az su tüketerek aynı ya da daha fazla ürün elde etme amaçlanmaktadır. Açık kanallar yerine kapalı sızdırmaz kanallar kullanılması, dip sulama gibi farklı sulama yöntemlerinin geliştirilmesi bu amaçla kullanılabilecek uygulamalardır. Çiftçiler sulamanın ne zaman, nasıl ve ne kadar olacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Su kalitesi açısından ürün tipine göre az tuzlu sular kullanılabilir. Yine arıtılmış evsel atıksuyun tarımsal sulamada kullanımı yaygınlaştırılması önemlidir. Endüstride suyun etkin kullanımı ayrı bir çalışma konusu olup burada sadece su yoğun teknolojilerden kaçınmanın, arıtılmış atıksuyun ve diğer düşük kalite suların 49

79 üretim süreçlerinde uygun alanlarda kullanımı şeklinde endüstriyel geri dönüşümün sağlanmasının önemli olduğu vurgulanmalıdır. Kentsel ve evsel kullanımda verimlilik de yine kullanım amaçlarına göre suyun kalite ve miktar olarak en verimli şekilde bölüşümünü gerektirmektedir. Suyun mümkün olduğunca yeniden kullanımının teşvik edildiği kapalı çevrim, su talep yönetimindeki yaklaşımı göstermesi açısından önemlidir. Şekil 3.8 de konut alanlarında suyun kapalı çevriminde, farklı kalitelerdeki sular kullanım amacına göre değerlendirilmektedir. Atıksular içer*dikleri kirleticilere göre arıtılıp farklı alanlarda kullanılmak suretiyle çevrim içinde kalmaktadır. En yüksek kalitedeki su, hijyen gereklilikleri açısından içme ve yiyecek hazırlamada kullanılmaktadır. Tuvalet sifonları ve bahçeler gibi daha düşük kalite su kullanımının mümkün olduğu alanlarda, en kıt ve en kaliteli suyun kullanımı yerine düşük kaliteli su kullanımına imkân veren teknolojiler geliştirilebilir. Böylece tuzlanmış sayılabilecek daha düşük kalitedeki kuyu suları; tuvalet sifonları ve bahçelerde kullanılabilmektedir. Gri su ayrı toplanıp, arıtılarak tuvaletlerde ve bahçelerde kullanılmak suretiyle çevrime dahil edilebilir. Tuvaletlerden kaynaklanan siyah su, septik tank sonrası yüzey altı yapay sulak alan gibi sistemlerle arıtılabilir ve arıtılmış atıksu yüzey altı sulamada kullanılabilir. Şekil 3.8 : Konutlarda kapalı su çevrim konsepti (Bakir,2001). Yukarıda da belirtildiği üzere, her sektördeki kullanıcıların çeşitli araçlar kullanılarak su tüketimi konusunda yönlendirilebileceği ve bu şekilde su israfının azaltılması 50

80 düşüncesi, su talep yönetimi yaklaşımın temel mantığını oluşturmaktadır (Arlosoroff, 1999). Bu konuda kullanılabilecek araçlar aşağıda özetlenmiştir (Karakaya, 2005). 1. Teknik araçlar Şebekedeki kayıpların, kaçakların önlenmesi Tesisatın bakımı ve yenilenmesi Binalara kontrollü su kullanan tesisatın döşenmesi Atıksuların geri kazanılması ve yeniden kullanılması, yağmursuyu biriktirilmesi, deniz suyu kullanımı gibi alternatif su kaynakları 2. Ekonomik araçlar Vergiler/tarifeler (su kullanım ve kirletme ücretleri, ruhsatlar) Destekler/teşvikler (hibeler, indirimler) Cezalar (ihlaller, tazminatlar) 3. Sosyal Araçlar Eğitim çalışmaları Yasal önlemler Teknik araçlar Su kaybı, çok genel olarak, şebekeye verilen su miktarı ile abonelerin kullandığı su miktarı arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Su kayıpları, borulardaki su kaçaklarından, izinsiz bağlantılardan ve yanlış kayıt yapan su sayaçlarından kaynaklanmaktadır. Su kaçakları ise borulardaki çatlaklardan, vanaların bağlantı yerlerinden ve bina içindeki musluk vb. sızıntılarından oluşmaktadır. Su dağıtım boruları genel olarak toprağın altında gömülü olduğundan çatlaklardaki su sızıntıları gözle kolayca görülememekte ve dolayısıyla su kaçaklarının tespit edilmesi de zor olmaktadır. Daha önceleri su idarelerinin çok da fazla üzerinde durmadıkları bu problemin artan talep, değişen hava koşulları ve gittikçe azalan kaynaklar sonucunda bilincine varılmış, dünya genelindeki su şebekelerini daha verimli hale getirmek için kapsamlı ve entegre bir yaklaşım geliştirme yönünde uluslararası çabalar harcanmaya başlamıştır. Uluslararası Su Birliği (IWA) su kaybı için uluslararası terminoloji ve bir dizi performans göstergesi oluşturmak üzere bir Çalışma Grubu kurmuştur. IWA nın hazırlamış olduğu standart su denge ve terminolojisi Çizelge 3.1 de gösterilmiştir. 51

81 Sistem giriş debi Çizelge 3.1 : IWA standart su denge ve terminolojisi (Dworak, 2007). Kayıtlı tüketim Su kayıpları Faturalı kayıtlı tüketim Faturasız kayıtlı tüketim Görünen kayıplar Gerçek kayıplar Faturalı sayaçlı tüketim Faturalı sayaçsız tüketim Faturasız sayaçlı tüketim Faturasız sayaçsız tüketim Kayıtlı olmayan tüketim (hırsızlık ve yasadışı kullanım) Sayaç hataları (giriş, çıkış ve müşteri sayaçları) İletim ve dağıtım hatlarındaki kayıplar Servis depolarında kaçak ve taşmalar Servis bağlantılarından tüketici sayacına kadarki kısımdaki kayıplar Gelir getiren Su Gelir getirmeyen su Gerçek kayıplar, fiziki nedenlerden dolayı oluştukları için fiziki kayıplar olarak da tanımlanmaktadır. Altyapı doğal olarak yaşlanmakta ve çoğu zaman maliyetinin yüksekliği nedeniyle yenilenip tamir edilmemekte, bu nedenle dağıtım hattındaki su kayıpları büyük hacimlere ulaşabilmektedir. Önleme amaçlı bakımlar ve şebeke yenilemeler şebeke kayıplarını azaltmayı etkileyen en önemli faktörlerdir. Aynı zamanda şebeke ağlarının düzenli izlenmesi ve mevcut hasarların onarımının hızı ve kalitesi su kayıplarının yönetiminde anahtar bir faktördür. Ayrıca kaçak debisi, kabaca sistem basıncıyla orantılı olup basıncın doğru yönetilmesi ile büyük oranda azaltılabilmektedir (Dworak, 2007). Dağıtım sistemindeki su kayıplarının şebekelere verilen suyun yaklaşık ortalama % ı olduğu hesaplanmıştır. Bazı eski Doğu Avrupa ülkelerinde su kaybının sisteme verilen toplam suyun %50 sini geçtiği sıklıkla görülmektedir. Çizelge 3.2 de farklı ülkelerdeki ve Türkiye deki su kayıp oranlarına örnekler verilmiştir. 52

82 Çizelge 3.2 : Farklı ülkelerdeki su kayıp oranları (Dworak, 2007, Karakaya,2005). Ülke Kayıp (%) Bulgaristan 50 Danimarka 4-16 Finlandiya 15 Fransa 30 Fransa (Paris) 15 Almanya 8.8 İtalya 30 İspanya İngiltere 22 Türkiye 50 İstanbul 24 Ankara 30 İzmir 28 Bursa 38 Adana 61.4 Kocaeli 72.4 Çizelge 3.2 den de görüldüğü üzere, Türkiye de su kayıpları büyük şehirlerde belirli bir orana indirilmiş olmakla birlikte hala ortalamanın üzerinde su kaybı görülen bölgeler vardır. Bodrum merkez de 2010 yılında Bodrum Belediyesi tarafından yürütülen çalışmada kayıp oranının % 70 olduğu belirlenmiştir (Url-3). Şebekedeki kayıp ve kaçakların önlenmesi ve insanların su tasarrufuna teşvik edilebilmesi öncelikle kullanılan su miktarlarının doğru ölçülmesine, tüm su kullanıcılarının bu sisteme dahil edilmesine bağlıdır. Bina tesisatlarında yapılacak düzenlemelerle önemli oranda su tasarruf edilmektedir. Tuvaletlerde düşük kapasiteli sifonların kullanımı, sızıntı kontrolünün yapılıp tamir edilmesi, düşük akışlı duş başlıkları, duş debisini sınırlayıcılar, düşük akışlı musluklar, basınç düşürücülerin kullanılması önemlidir. Atıksu da toplam su çevriminin bir parçasıdır. Kirlilik önleyici politikalar, kıt su kaynaklarında kirlenmeyi durdurmanın yanında atıksuyun geri dönüşümü ve geri kullanımını maksimum düzeye çıkarmayı amaçlamaktadır. Gri su olarak adlandırdığımız duş, banyo, musluk, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi suları toplam su tüketiminin en az % 50 sini oluşturmaktadır. Arıtılıp tuvalet sifonlarında ve sulamada geri kullanılabilmektedir. Benzer şekilde siyah su ve gri sudan oluşan toplam atıksuyun da tuvalet ve sulamada geri kullanımı, su talebini 53

83 önemli oranda azaltacak uygulamalardır. Kıbrıs da evlerde sifon ve bahçe sulamada gri su kullanım sistemlerinin yaygınlaştırılması konusunda finansal destek sağlanmaktadır (Bakir, 2001). Deniz suyunun bir su kaynağı olarak değerlendirilmesi yaygınlaşmaya başlayan bir uygulamadır. Deniz suyu ya da acı su arıtımı amaçlı kurulan tesisler, özellikle doğu ve güneydoğu Akdeniz kıyılarında ve adalarda yaygınlaşmaktadır. İsrail, İspanya, Malta ve Libya önemli miktarda su ihtiyaçlarını deniz suyundan karşılamaya başlamıştır. Desalinizasyon tesisleri yüksek enerji maliyetleri, CO 2 emisyonları ve diğer çevresel etkileri ile birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte yeni teknolojilerle işletme maliyetleri ucuzlamıştır. Yağmursuyu toplama, su talep yönetiminde kullanılan araçlardan birisidir. Bir tankta toplanan yağmursuyu, filtreden geçirildikten sonra bahçe sulama ve eğer eve gerekli tesisat bağlantısı yapılırsa tuvalet sifonlarında kullanılabilmektedir. Bununla birlikte birçok Avrupa ülkesinde yağmursuyunun ev tesisatına aynı kanalla bağlanılmasına hijyenik nedenlerle izin verilmemektedir. İkinci bir bağlantı tesisatının kurulması gerek koşulmaktadır. Almanya, Hollanda ve Belçika yağmursuyunun bulaşık yıkama gibi uygulamalarda kullanımlarını yasaklamıştır. Bununla birlikte Fransa yeni yönetmeliklerinde yağmursuyu bağlantı sistemlerinin kurulmasını teşvik etmekte, kuraklık çeken diğer Akdeniz ülkeleri ise aynı şekilde yağmursuyu toplama sistemlerini desteklemektedir (Dworak, 2007). Ekonomik araçlar Ekonomik araçlar, toplumda insanların ne kadar su tükettikleri ile ilgilenmelerini sağlamayı ve bu konuda bir farkındalık kültürü oluşturmayı amaçlamalıdır. Su tarifeleri kullanıcıların tükettikleri su miktarı ile ilgilenmelerini sağlamaktadır. Suyun ücretlendirilmesinde temel amaç, toplumun suyun bir maliyeti olduğunun farkına varmasının sağlanmasıdır ve ancak teknik ve sosyal araçlarla desteklendiğinde olumlu sonuç alınabilir. Su ücretleri, kullanıcıların temel gereksinimlerini karşılayamayacak şekilde suyu az kullanmalarını değil, doğru miktarda suyu verimli bir şekilde kullanmalarını sağlamalıdır. 54

84 Suyun etkin olarak değerlendirilmesi için ekonomik araçların kullanılması argümanı, su faturalarının suyun gerçek kaynak maliyetini yansıtması nı savunmaktadır. Bu amaçla çeşitli tarife teknikleri kullanılmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından taslağı hazırlanmış olan Atıksu Altyapı Ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik de atıksu hizmetlerinin tam maliyet esasına göre üç farklı tarife türü üzerinden ücretlendirilebileceği belirtilmektedir. Bunlar; a) Debi ve kirlilik yüküne göre değişken tarife, b) Abonelerin belirli özelliklerine göre sabit tarife (sayaç okuma, vidanjör, gibi hizmetler için), c) Kanalizasyon sistemine yeni abonelerin bağlanması durumunda alınacak bağlantı ücretidir. Altyapı yönetimlerinin bu seçeneklerden birini kullanabilecekleri gibi bunları birleştirme yoluna da gidebileceği belirtilmektedir. Yönetmelik taslağına göre burada söz edilen tam maliyet esaslı tarife; atıksu ve evsel katı atık ile ilgili verilen tüm hizmetler karşılığında ortaya çıkan toplam sistem maliyetinin bu hizmetlerden yararlananlara yansıtılmasına yönelik yöntemi ve bu yöntemle hesaplanmış ücretler listesini tanımlamaktadır. Türk mevzuatında, Çevre Kanunu nda atıksu hizmetlerinden tahsil edilen ücretlerin atıksu ile ilgili hizmetler dışında kullanılamayacağı belirtilmektedir. Büyükşehirlerdeki atıksu tarifeleri su ve atıksu hizmetlerini sağlamada yeterli olurken, küçük şehirlerde mümkün olmamaktadır. Özelikle mevsimsel nüfus farklılığı gözlenen yerleşimlerde, su ve atıksu hizmetlerinin tam maliyet esasına göre ücretlendirilmesi konusu daha karmaşıktır. Tarife uygulamaları ile ilgili hazırlanan kılavuzlarda, sabit ve değişken tarifenin bir arada kullanıldığı blok tarife genellikle önerilen bir sistemdir. Su tüketimi ve atıksu üretiminde mevsimsel oynamaların çok olduğu turizm bölgelerinde tüm konutlardan tüm yıl boyunca sabit bir ücret alıp artan blok tarife ile birleştirilirse yerleşik kullanıcılar için altyapı masraflarının paylaşılması açısından olumlu olacağı, sabit kısmın gelir düzeyi düşük kullanıcılar tarafından karşılanabilir bir rakamda tutulmasıyla da dar gelirli grupların korunabileceği savunulmaktadır. Benzer şekilde turistik bölgelerde mevsimsel farklı ücretler almanın nüfusun yoğun olduğu yaz 55

85 aylarında su tasarrufunu teşvik edebileceği ama sistemde nakit akışında dalgalanmalar olacağı gibi yerleşik oturanlar için adaletsiz olacağı belirtilmektedir (ÇOB, 2007). Suyun ekonomik bir mal olarak ele alınması yaklaşımı, israfa yol açan uygulamaları ortadan kaldırıp verimliliği ve kaynakların korunmasını teşvik etmekle birlikte tek başına yeterli değildir. Ekonomik araçlar, özellikle kıtlık zamanlarında uygulamaya konularak, su tasarrufu teşvik edilmeye çalışılmaktadır. Ancak burada ücretlendirmenin yapılışı ve karşılanabilirliği çok önemlidir. Tarife ücretlerinin arttırılmasıyla su kullanımında tasarrufa gidildiğine dair örnekler olmakla birlikte tek başına kullanıldığında, su kullanıcıları arasında adaletsiz bir bölüşüme neden olacaktır. Çünkü genelde ortalama su tüketimi temel ihtiyaçlar için kullanılmaktadır arasında Atina da büyük bir kuraklık yaşanmış ve bu dönemde mevcut yönetim acil önlemler paketi hazırlamıştır. Bu paketteki birinci madde, talep yönetim stratejisini uygulamaya koyup yeni tarife ve fiyatlandırma ile suyun fiyatını % 300 arttırmak, kamusal bilinçlendirme kampanyalarını ve su kullanan aktivitelerin (araba yıkama, bahçe sulama, havuz doldurma) engellenmesini içermektedir. Yeni fiyatlandırmaya göre su faturaları % 40 ile % 140 arasında artmıştır. Bununla birlikte su kullanımlarındaki azalmalar indirimler getirmektedir. Çok su tüketenin su kullanımındaki azalma, az su tüketenin su kullanımındaki aynı oranda gerçekleştirdiği azalmaya göre fiyatlandırmada daha çok indirim getirmektedir. Örneğin, aylık 15 m 3 su tüketen bir aile su tüketimini % 30 azalttığında, m 3 bașına 0,39 Avro daha az para ödeyecektir. Ancak aynı miktar tüketim azalması ile aylık 120 m 3 su tüketen, yüksek su tüketimine sahip bir aile m 3 bașına 1,98 Avro daha az para ödeyecektir. Yeni fiyatlandırma mekanizmasının çok hacimli tüketicilerin daha az su kullanmalarını amaçlamasına rağmen, en sonunda düşük gelirli ve yoksul, az hacimli tüketiciler en fazla kısıntı yapmış ve tüketimlerini % 30 a kadar azaltmışlardır. Çok hacimli üst gelir grubuna dahil, bahçesi ve yüzme havuzu olan tüketiciler ya çok az kısıntı yapmış veya hiç kısıntı yapmamıştır (Kaika, 2003). Su talep politikalarında ekonomik araçların değerlendirilmesine yönelik Barselona da yapılan bir başka çalışmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Su kullanımı açısından villa tarzı konutların (çimleri, yüzme havuzları ile) yer aldığı düşük yoğunluktaki konut alanlarında, su tüketiminin daha fazla olduğu sonucu tespit edilmiştir yılında 22 belediye ve 532 konut üzerinde yapılan araştırmada çok 56

86 katlı apartmanlar, apartman blokları (bahçesi ve yüzme havuzu olanlar) ve düşük yoğunluktaki konutlar incelenmiştir. Sonuçta; konut türü ve demografik faktörlerin kentsel su tüketiminde önemli yer tutmakta olduğu ve tek katlı ve bahçeli evlerde su tüketiminin çok fazla olduğu, tüketici alışkanlıklarının su tüketimi üzerinde önemli etkisi olduğu ve ortalama su fiyatlarının Barselona da yüksek apartman blokları dışında su tüketimi üzerinde önemli bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir (Sauri, 2003). Ayrıca kirleten öder prensibine dayalı olarak yürütülen, çevre ve doğal kaynak yönetimi ile ilgili düzenlemeler ve yönetmeliklere uymayan kirleten taraflarca yapılan ödemeleri içeren ihlal cezaları ve tazminat ödemeleri, su ve atıksu yönetiminde kullanılan diğer ekonomik araçlardır. Sosyal araçlar Su talep politikalarındaki en önemli sosyal araçlar; yasal ve idari uygulamalar ile eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarıdır. Su talep politikalarında halk eğitimi ve bilinçlendirme en büyük önemi taşımaktadır. Zaten ekonomik araçların kullanılmasındaki temel amaç da bu bilinç ve farkındalığın sağlanmasıdır. Bu amaçla her türlü yazılı ve görsel medya kullanılabilir. Faturalarda bu konuda yapılacak uyarılar, mail yoluyla doğrudan kullanıcılara yönelik uyarı ve eğitim broşürlerinin gönderilmesi, gazete, radyo ve televizyon yoluyla, poster ve bilbordlarla çok yönlü uyarı kampanyaları dikkat çekecektir. Ekonomik ve teknik araçların kurulumunu gerçekleştirecek, uygulamada yetki ve sorumlulukları belirleyecek, çalışmaların sürekliliğini sağlayacak izleme ve denetim sistemlerinin kurulmasını sağlayacak yasal yapılanmanın oluşturulması gereklidir. İsrail talep yönetimi yaklaşımını çok yönlü olarak uygulamaya koymuş ve bu sayede kullanıcıların suyun doğru miktarda etkin olarak kullandıkları gözlenmiştir. Bir yanda fiyat ayarlamalarını ve bunun yasal tabanını oluşturmuş, diğer yandan arıtılmış atıksuyun geri kullanımına yönelik yasal düzenlemeleri ve tesisleri kurmuştur. Yeni tarife politikaları ile birlikte teknolojik önlemlerle kentsel kullanımda su tasarrufu desteklenmiştir. Çift hacimli tuvalet sifonları, basınçlı armatürler yasal düzenlemelerle de yaygınlaştırılmaktadır. Endüstriyel amaçlı su kullanımının azaltılması yönünde ulusal politikalar geliştirilmiş, üretim bazında kullanılan suyu azaltan böylece endüstriyel kullanımdan kaynaklanan atıksu kirliliğini de en aza indirmeyi amaçlayan stratejiler, tesis içi çalışmalar ulusal boyutta desteklenmiştir. 57

87 Tarım sektöründe ise sulamada arıtılmış atıksuyun geri kullanımı yaygınlaştırılırken dip sulama ve sulamada otomasyon teknikleri ile de hem tarımsal su ihtiyacı azaltılmakta, hem de benzer önlemler ile kentlerde park ve bahçe sulamalarında da su ihtiyacının düşürülmektedir de İsrail arıtılmış atıksuyunun %65 ini ve 505 adet sulama tesisinin neredeyse tamamında arıtılmış atıksuyu kullanmaktadır. Aynı zamanda su talebini karşılamak amacıyla desalinizasyon tesisleri kurulmuştur de toplam su ihtiyacının %10 u desalinizasyon tesislerinden karşılanmaktadır (Arlosoroff, 2007) Arıtılmış atıksuyun geri kullanımı Arıtılmış atıksuyun geri kullanımı, su talep yönetimindeki en önemli teknik araçlardan birisi olup suyun kapalı çevrimini sağlayan bir uygulamadır. Arıtılmış atıksu kullanımı iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlar; konvansiyonel olarak toplam atıksuyun arıtılıp geri kullanımı ya da akım ayrımı uygulamasıyla evsel atıksuyun bir bölümünün arıtılıp geri kullanımıdır. Gri su arıtımı ve geri kullanımı Akım ayrımı kavramı esasen ECOSAN (Ecological Sanitation) yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yaklaşıma göre evsel atıksu bir kirletici değil, yeniden değerlendirilerek kullanılabilecek bir kaynak olup, fraksiyonlara ayrılarak toplanması ve her fraksiyonun özelliklerine uygun olan bir dizi işlemden geçirilerek tekrar kullanılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda evsel atıksu; gri su (grey water), sarı su (yellow water) ve kahverengi su (brown water) olmak üzere üç fraksiyona ayrılmaktadır (Baykal, 2007). Tuvalet suları birarada siyah su olarak adlandırılmaktadır. Gri su, tuvalet sularının dışında, duş, lavabo, mutfak vb. yıkama ağırlıklı sulardır. Gri su evsel aktivitelerin bir yansımasıdır ve nitelikleri yaşam standardına, sosyal ve kültürel alışkanlıklara, evde yaşayan insan sayısına ve evde kullanılan kimyasallara bağlıdır. Çizelge 3.3 de evsel atıksu bileşenleri oransal olarak gösterilmiştir. Kahverengi su sifon sularından ayrılması halinde % 0.1, sarı su ise % 1 gibi çok küçük oranlarda hacme sahip iken sifon suları ile beraber siyah su olarak % 25 lik oranda hacim işgal etmektedir. Evsel atıksulardaki patojenik mikroorganizmaların tamamına yakın bir bölümü kahverengi suda bulunmaktadır 58

88 Çizelge 3.3 : Evsel atıksu bileşenleri (Baykal, 2007). Parametre Gri su (%) Sarı su (%) Kahverengi su (%) Hacim Azot (N) Fosfor (P) Potasyum (K) KOI % 75 lik pay ile hacimsel olarak evsel atıksuyun en büyük yüzdesini oluşturan gri suda patojen bulunma olasılığı düşük ve aynı zamanda bu fraksiyon nütrientler açısından da fazlaca zengin değildir. Gri su en çok organik madde açısından zengin olup, toplam organik yüke (KOİ) % 40 gibi bir katkısı vardır. Bazı kaynaklarda gri su kirlilik derecesine göre zayıf ve kuvvetli olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre banyodaki küvet, duş, lavabo suları, mutfak, çamaşır ve bulaşık makinesinden kaynaklanan sulara göre daha az kirli olduğu içi zayıf (light) gri su, diğerleri ise kuvvetli (dark) gri su olarak adlandırılmaktadır (Winward,2007). Arıtılmış gri su kullanım alanları şunlardır: Bahçe sulama ve süs havuzlarında: Kentsel sulama suyu kriterlerini sağlaması koşuluyla arıtılmış gri su bahçede kullanılabilir. Tuvalet rezervuarlarında: Tuvalet rezervuarlarında kullanılacak suyun kalitesiyle ilgili olarak Türk mevzuatında bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü nün hazırladığı WHO 2006 rehberinde tuvalet yıkama suyu kriterleri belirlenmiştir. Çizelge 3.4 de WHO 2006 tuvalet sifon suyu kriterleri gösterilmiştir. Tuvalet sifonlarında gri suyun kullanılabilmesi için ikinci derece arıtım ve dezenfeksiyon gerekmektedir. Ayrıca arıtılmış gri su Çizelge 3.4 deki kriterleri sağladığı taktirde güvenli bir şekilde çamaşır yıkama, araba yıkama, yangın söndürme amaçları ile de kullanılabilir. Bununla birlikte tuvalet sifonları haricinde arıtılmış gri suyun konut içi kullanımı kullanıcıların sosyal kabul edebilirliği açısından daha zordur. 59

89 Çizelge 3.4 : WHO 2006 ya göre gri suyun farklı amaçlarda geri kullanımında referans parametreler (WHO/CEHA, 2006). Parametre Meyve ağaçları ve pişerek yenenler Pişmeden yenilenler BOI 5 (mg/l) Tuvalet sifonlarında Örnek sayısı Örnek/ay Örnek/ay Örnek/ hafta TAM (mg/l) Örnek sayısı Örnek/ay Örnek/ay Örnek/ hafta Fekal koliform (cfu/100ml) Örnek sayısı Örnek/ay Örnek/2 hafta Örnek/ hafta Gri su geri kazanım sistemleri, merkezi ya da bireysel olarak tasarlanabilir. Merkezi sistemlerde farklı evler veya birimlerden gelen gri suyu konut dışındaki bir bölgede toplanıp arıtırken, bireysel sistemlerde bir veya daha çok konuttan gelen gri su kendi içinde toplanıp arıtılabilmektedir. Bireysel sistemlerin bir avantajı depolama ve dağıtım boruları bina içerisinde sadece kısa mesafeler için bağlanmaktadır. Diğer bir taraftan merkezi sisteme kıyasla daha küçük hacimlerde olduğundan dolayı daha küçük mekânlara kurulabilir. Şekil 3.9 da bina içi gri su çevriminin şematik gösterimi yapılmıştır. Şekil 3.9 : Bina içi gri su çevrimi. 60

90 Akım ayrımı esasına dayanarak duş ve lavabolardan gelen gri su tesisat boruları, pis su tesisat (kanalizasyon) borularından ayrı bir şekilde çekilerek sisteme bağlanmalıdır. Şebeke ve kullanım suyu hatlarının hiç bir şekilde birbirine bağlantısı olmaması gerekmektedir. Güvenli olması açısından kullanım suyunun geçtiği borunun şebeke suyu borusundan farklı renkte olması sağlanabilir. Ayrıca bahçe sulama hattı ve musluklara uyarı levhaları konulması gereklidir. Depo hacimleri kullanıcı alışkanlıkları, oluşan gri su miktarı ve günlük ihtiyaç duyulan su miktarına göre belirlenmelidir. Gri su arıtma teknolojilerinin seçiminde, uygulanacak sahanın özelikleri, arıtma tesisi için ayrılacak yer, kullanıcı ihtiyaçları ve arıtılmış suyun kullanım amacı ile yatırım ve işletme maliyetleri dikkate alınması gereken unsurlardır. Almanya da 400 gri su arıtma tesisinde yapılan inceleme sonucunda gri su arıtımında genel olarak önerilen konsept Şekil 3.10 da gösterilmiştir. Şekil 3.10 : Önerilen gri su arıtım yaklaşımı (Nolde, 2005). Şekil 3.10 da da görüldüğü üzere toplanan atıksular bulundukları tankta ön çöktürme işlemine tabi tutulduktan sonra seçilen arıtma teknolojisine göre biyolojik arıtma ünitesine geçer ve daha sonra filtrasyon ve dezenfeksiyon sonrasında tekrar kullanılabilirler. İncelenen uygulamalarda, kimyasal kullanılmadan UV dezenfeksiyonu ile yapılan dezenfeksiyon işleminin, bina içi uygulamalar ve bahçe sulamada kullanım için suyu uygun bir şekilde dezenfekte edebildiğini göstermiştir (Nolde, 2005). 61

91 Biyolojik arıtma amacıyla gri su arıtımında kullanılan arıtma teknolojileri; Yapay sulakalanlar (Wetlands) Döner biyolojik diskler (Rotating Biological Contactors RBC) Ardışık kesikli rektörler (Sequencing Batch Reactors SBR) Membran biyoreaktörler (MBR) dir. Bu çalışmada bu teknolojilerin detaylı anlatımı yapılmamış ancak gri su arıtımı açısından avantaj ve dezavantajları Çizelge 3.5 de özetlenmiştir. Çizelge 3.5 : Gri su arıtımında en çok kullanılan arıtma teknolojileri avantaj ve dezavantajları (Nolde, 2005, Scheumann, 2010). Arıtma Sistemi Avantaj Dezavantaj Yapay sulak Kurulumu basit alanlar Düşük maliyet Düşük enerji ihtiyacı Yüksek verim Debi ve yük dalgalanmalarına toleranslı Çevreye uyumlu Döner Diskler Biyolojik Geniş aktif yüzey nedeniyle kısa temas devreleri yeterlidir. Büyük debi salınımlarını tolere edebilir. İşletme maliyeti düşük Enerji ihtiyacı düşük Çamur üretimi az Alan ihtiyacı yüksek Ön arıtma gerektirir Bitkileri oluşması için uzun bir giriş ve oluşma devresi gerekebilir. Donma ve soğuk havalara karşı koruması gerekir. Mekanik ekipmanın sık sık bakımı yapılmalıdır. Ardışık reaktörler Membran Biyoreaktörler kesikli Dengeleme, biyolojik arıtma ve son çöktürme aynı tankın içinde yapılabilir. Debi ve yük dalgalanmalarına karşın işletme esnekliğine sahip. Alan ihtiyacı çok az. Yüksek standartlarda çıkış suyu kalitesi Biyomas konsantrasyonu ve çamur yaşı yüksek Reaktör hacmi ve kapladığı alan az Çamur üretimi az Bakım çok önemli, kontrol ve zaman sürelerinin ayarlanması önemli. Çıkış suyu kalitesinde sıkıntı olabilir. Karmaşık ve pahalı bir ön arıtma gerektirir. En uygun arıtma teknolojisi seçimi, kullanıcıların koşulları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, halk ve çevre sağlığı açısından problem oluşturmayacak, sürdürülebilir ve yatırım, işletme ve bakım masrafları göz önünde bulundurularak 62

92 yapılmalıdır. Şüphesiz ki uygulanacak teknolojinin başarılı olması, sistemin düzenli olarak kontrollerinin ve bakımının yapılmasına yani düzenli olarak izlenmesine bağlıdır. Özellikle yeni oluşturulan birimlerde sıhhi tesisatın akım ayrımını destekleyici şekilde planlanması ve uygun arıtma teknolojisi ile gri suyun konut içi ve konut dışı yeniden kullanımına olanak verecek şekilde çevriminin sağlanması ile önemli miktarda su tasarrufu sağlanabilmektedir. Arıtılmış gri suyun geri kullaımı birçok Avrupa ülkesinde, Avustralya da, Joponya ve Kaliforniya da yaygın olarak kullanılmaktadır (Scheumann, 2010). Ayrıca Almanya su fakiri bir ülke sayılmamasına rağmen arıtılmış gri su kullanımına yönelik 20 yıllık bir pratiğe sahiptir (Nolde, 2005). Konvansiyonel olarak arıtılmış atıksuyun geri kullanımı Tüm evsel atıksuyun fraksiyonlarına ayrılmadan arıtılması ve arıtılan atıksuyun sulama amaçlı kullanılması Akdeniz ülkelerinin iklim, su kaynakları, sosyoekonomik koşulları açısından tercih edilen bir yöntemdir. Daha önce de belirtildiği üzere, Akdeniz ülkelerinin tipik sayılacak ortak özellikleri uzun kurak yazlar, kısa yağışlı kışlar, sınırlı su kaynakları ile tarım ve turizmin ana ekonomik sektörler olmasıdır. Bu durum Akdeniz ülkelerinde atıksuyun sulamada kullanımının teşvik edilmesine neden olmaktadır. Benzer şekilde Amerika da da arıtılmış atıksuların geri kullanımı yaygındır. Talep politikalarının benimsendiği birçok Akdeniz ülkesinde arıtılmış atıksuyun geri kullanımı çevreyi koruduğu gibi yüksek kalitedeki su kaynaklarının da tasarrufunu sağlamaktadır. Arıtılmış atıksu daha çok tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Ancak kentsel sulama alanlarında kullanımı da önemli bir potansiyeldir. Doğrudan kullanma suyu olarak kullanımı çok desteklenmemektedir. Bunun yanında yeraltı suyu besleme söz konusu olabilmektedir. Çünkü seyrelme ve toprak, potansiyel riskler açısından doğrudan kullanıma göre iki önemli bariyer oluşturmaktadır. Ancak uzun dönemli sağlık etkileri belirsizdir. Tuzlanmaya karşı akifer besleme de iyi bir seçenek olmaktadır. Endüstride geri kullanım, tesisi içi kontrol kapsamında daha çok soğutma suyunun geri kullanımı olarak uygulanmaktadır. Tüm bunlarla birlikte tarımsal sulama 63

93 potansiyel açısından arıtılmış atıksuyun geri kazanımında en uygun seçenek olarak görülmektedir. Sulama amaçlı arıtılmış evsel atıksuların geri kullanımının avantajlarından bazıları şunlardır: Toprağın su ve nütrient ihtiyacının karşılar Deşarj edilen atıksuların uzaklaştırılmasını sağlar Temiz suların kirletilmesini önler Atıksuların deşarjı için gerekli yatırımlarda ekonomik açıdan verimlilik olasılığı sağlar. Bununla birlikte kullanım koşulları hakkında yeterli bilgi bulunmayışı, sağlık riskleri barındırma olasılığı, kültürel önyargıların olması, yeniden kullanım projelerinin ekonomikliğinin tespitinde yeterli ölçüm yöntemlerinin bulunmayışı ve kontrolsüz olarak yapılan uygulamalardaki olumsuz örnekler arıtılmış evsel atıksu geri kullanımının yaygınlaşmasında engel oluşturmaktadır. Tarımda arıtılmış atıksuyun geri kullanımında standartlar belirlenirken sulama yapılacak alanın ve ürünün tanımlanması gerekmektedir. Bu açıdan sulama suyunun kullanımı, sınırlandırılmış ve sınırlandırılmamış olarak ikiye ayrılmaktadır. Sınırlandırılmış olan suyla sulanabilecek alanlar; ormanlar, insanla temas beklenmeyen alanlar, endüstriyel ürünler, otlaklar, toplama sırasında toprakla temas etmeyecek olan meyve ağaçları, tüketim öncesi işlenecek ürünlerdir. Sınırlandırılmamış suyla sulanabilecek alanlar ise sebzeler, üzüm bağları, çiğ tüketilebilecek ürünler, bahçeler olup bu alanlarda sprey sulamaya izin verilebilmektedir. Kentsel alanlarda yapılacak sulamalarda sınırlandırılmamış standartların kullanılması gerekmektedir. Turizm bölgelerinde arıtılmış atıksuyun geri kullanımı diğer bölgelerdekine göre bazı spesifik özellikler göstermektedir. Büyük mevsimsel debi değişiklikleri işletme sorunlarına yol açabileceği için etkili bir atıksu yönetim sistemi ve daha ileri arıtma kriterlerinin sağlanması potansiyel sağlık sorunlarını önlemek için gerekli görülmektedir (Borboudaki,2005). 64

94 Arıtılmış atıksuyun geri kullanımındaki referans rehberler Su sıkıntısı çeken bölgelerde bu uygulamaların zorunlu hale gelmesi ile olası halk sağlığı riskleri de göz önünde bulundurulduğunda yeniden kullanım alanında çeşitli rehberlerin oluşturulması zorunlu hale gelmiştir. WHO ve EPA bu konuda hazırlanan ve en yaygın kullanılan rehberlerdir. WHO (1989/2006) Arıtılmış atıksuların tarımsal sulama amaçlı yeniden kullanılması ile ilgili mikrobiyolojik parametreler WHO 1989 rehberine göre Çizelge 3.6 da WHO 2006 rehberine göre Çizelge 3.7 de gösterilmektedir. Çizelge 3.6 : WHO arıtılmış atıksuların tarımda geri kullanılmasında önerilen mikrobiyolojik kalite rehberi (WHO,1989). Kategor i Geri Kulanım Koşulları Maruz Kalan Grup Bağırsak nematodları b (/litre c ) (aritmetik ort.) Fekal koliformlar (/100ml c ) (geometrik ort) İstenilen kaliteyi sağlaması beklenen arıtma A Pişmeden yenen İşçiler, İstenen mikrobiyoürünler, Spor Tüketicil lojik parametreyi sahaları, Umumi parklar sulanması d er, Halk sağlayacak iyi dizayn edilmiş bir dizi stabilizasyon havuzları veya eşdeğer bir arıtma B Tahıl ürünleri, İşçiler 1 Önerilmez Stabilizasyon Endüstriyel havuzlarında 8-10 ürünler, Yem, gün bekletme ya da Otlak ve eşdeğer helmint Ağaçların giderimi sulanması e C İşçi ve halkın Hiçkimse Uygulanabilir Uygulanabilir Ön çöktürmeden az maruz kalması değil değil olmamak kaydıyla gözlenmiyorsa istenen sulama Kategori B deki teknolojisine göre ürünlerin yerel ön arıtma sulanması a Özel durumlarda yerel epidemiyolojik, sosyo kültürel ve çevresel faktörler hesaba katılmalı ve rehberler buna göre modifiye edilmelidir. b Ascaris ve Trichuris türleri ve kancalı kurtlar için rehber limitleri parazit protozoadan korunmaya karşı tasarlanmıştır. c Sulama dönemi boyunca d sıkı rehber limiti ( 200 fekal koliform/100ml) halkın direkt teması olabilecek umumi yerler için uygundur. e Meyve ağaçlarının sulanması durumunda sulama meyvelerin toplanmasından iki hafta önce durdurulmalıdır ve hiçbir meyve yerden alınmamalıdır. WHO rehberinin 2006 yılında yapılan revize halinde fekal koliform yerine E.koli parametresi yer almaktadır. Sağlık tabanlı hedefleri olan bu rehber, çalışanlar, 65

95 mahsul toplayanlar, tüketicilerin karşılaşacakları sıkıntıları en aza indirmeyi planlamaktadır. Çizelge 3.7 : Tarımda arıtılmış atıksu kullanımı WHO rehberleri (Joubert, 2004) Sulama tipi Helmint Arıtma ile İzleme seviyesi Notlar yumurtaları için istenen patojen doğrulama (100 sağlığa dayalı azaltılması ml de E.Koli hedef (log birim) sayısı) Kısıtlamasız 1 (litrede) Köklü mahsüller (aritmetik ort.) b,c Yapraklı mahsüller Yüksekte Yüksekte büyüyen büyüyen ürünler d,e ürünlerin damlatmalı sulanması Öneri yok Alçakta büyüyen Alçakta büyüyen ürünler d 1 (litrede) ürünlerin damlatmalı sulanması (aritmetik ort.) E 6 ya da ya da 10 0 Doğrulama seviyesi yerel yasama ajansına bağlıdır. a Kısıtlamalı F İşçi yoğunluklu tarım (yetişkinlerin ve 15 yaş altındakilerin korunması) G Yüksek oranda mekanikleşmiş tarım H 0, Bir septik tankta patojen giderimi a : Örneğin ikincil arıtma, filtrasyon ve dezenfeksiyon için: BOI 5 <10 mg/l; Bulanıklık <2NTU, Bakiye Cl 2 1mg/l; ph 6-9, ve koliformlar 100 ml de rastlanmayacak. b : 15 yaş altı çocuklar maruz kaldığında ek sağlık koruma ölçümleri kullanılmalıdır. c : Sulama mevsimi boyunca devirli aritmetik ortalama hesaplanmalıdır. Ortalama litrede 1 yumurta değeri ara sıra yüksek çıkan değerlere izin verebilmek için numunelerin en az %95inde sağlanmalıdır. (yani >10 yumurta:/litre ile) Bazı atıksu arıtma prosesleri ile (örneğin atık stabilizasyon havuzları) litrede 1 yumurta değerini sağlamak için hidrolik bekletme süreleri kullanılabilir. e :Topraktan hiçbir mahsul toplanmamalıdır. US EPA Rehberi (2004) Bu rehberin amacı, yeniden kullanım klavuzunu sunmak ve özetlemek, yeniden kullanım uygulama alanları, faydaları, teknolojileri ile ilgili yönetmelikleri düzenleyen kuruluşlara bilgi desteği oluşturmaktır. Rehberde arıtılmış atıksuyun geri kullanımı standartları Arizona, California (Title 22), Florida, Hawaii, Nevada, Texas, Washington için her bir kullanım amacı için ayrı ayrı tablolar halinde verilmiştir (Asano vd., 2006). Florida ve Kaliforniya standartları uluslararası platformlarda en çok referans gösterilen ve değerlendirilen standartlardır. Çizelge 3.8 de WHO, Florida ve Kaliforniya standartları birbirleri ile karşılaştırılmak üzere özetlenmiştir. 66

96 Arıtma Tarımsal sulama (Yenilen ürün) Kaliforniya Florida WHO Kaliforniy a Oksidasyon, Koagülasyon, Filtrasyon, Dezenfek. 2.derece arıtma, Filtrasyon, Yüksek derece dezenfek. BOI5 Tanımlı değil 20mg/l Tanımlı değil Çizelge 3.8 : Arıtılmış atıksuların kullanımda uluslararası rehberler. Tarımsal sulama (Yenilmeyen ürün) 2.derece 2.d. arıtma arıtma, Temel dez. Oksidas.D zenfek Florida WHO Kaliforniy a Oksidas Koagül, Filtras, Dezenf. 20mg/l Tanımlı değil Kentsel sulama (Sınırlandırılmamış) Florida WHO Kaliforniy a 2.d. arıtma Filtras Y.d. dezen 2.d arıtma, Oksidas Dezenf. 20mg/l Tanımlı değil Kentsel sulama (Sınırlandırılmış) Florida 2.d. arıtma Filtras Y.d. Dezen 20mg/l WHO TAKM Tanımlı değil 5mg/l Tanımlı değil 20mg/l Tanımlı değil 5mg/l Tanımlı değil 5mg/l Bulanıklık 2NTU (ort) 5NTU(max) Koliform Toplam 2.2/100ml (ort)23/100ml (30 günde max) Tanımlı değil Fekal 25/100 ml (max) Fekal 1000/100 ml (max) Tanımlı değil Toplam 23/100ml (ort) 240/100ml (30 günde max) Tanımlı değil Fekal 200/100 ml (ort) 800/100 ml (max) Fekal 1000/100 ml (max) 2NTU (ort) 5NTU (max) Toplam 2.2/100ml (ort) 23/100ml (30 günde max Tanımlı değil Fekal 25/100 ml (max) Fekal 200/100 ml (max Tanımlı değil Toplam 23/100ml (ort) 240/100ml (30 günde max) Tanımlı değil Fekal 25/100 ml (max) Fekal 1000/100 ml (max) 67

97 Bahçe sulamada yüzeysel sulamanın uygulanması durumunda sınırlandırılmamış kentsel sulama kriterlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda Çizelge 3.6 da Kaliforniya ve Florida rehberleri arıtma ve sonrasında uygulanacak dezenfeksiyon önermektedir. Bu suretle arıtılmış atıksuyun kentsel sulama kullanılabilmesi için Kaliforniya standartları BOI 5, TAKM ve Bulanıklık istemezken Florida rehberi BOI 5 in 20 mg/l, TAKM nin 5mg/l olmasına izin vermektedir. Toplam koliform parametresi Kaliforniya da ortalama 23/100 ml, Florida da ise Fekal Koliform miktarı max.25/100 ml değerini aşmamalıdır. WHO 89 spor sahaları, umumi parklar sulanması için fekal koliform için 1000/100 ml değerini vermekte ancak halkın direkt teması olabilecek umumi yerler için sıkı rehber limiti ( 200 fekal koliform/100 ml) uygundur denmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde rehber ve standartlar Avrupa Birliğinin arıtılmış atıksuyun geri kullanımı ile ilgili bir rehberi yoktur. Yalnızca Avrupa Direktifi nde (91/271/EEC) arıtılmış atıksular uygunsa kullanılabilecektir ibaresi mevcuttur. Bu konuda Avrupa Çevre Ajansının çalışmaları sürmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri genelde WHO 1989 ve 2006 yı referans gösteren kendi yönetmeliklerini hazırlamıştır. AB ülkelerinde genel uygulamalar ve kullanılan rehber ve standartlar Çizelge 3.9 da gösterilmektedir. Çizelge 3.9 : Avrupa Birliği ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar. ÜLKE UYGULAMA STANDART/YÖNETMELİK FRANSA Arıtılmış atıksu tarımsal WHO/1989 ve revizyonlarını referans alan sulamada (Mangion,2007) ancak sulama teknikleri ve sulama (Angelakis,2001) bölgesinden uzaklıklarla ilgili ek kısıtlamalar getiren 1991 de Ürün ve yeşil alan sulamada arıtılmış atıksu kullanım rehberi hazırlanmıştır. İTALYA Tarımsal sulama Genel teknik standartlar ile tarımsal sulama İçme suyu dışı kentsel limitleri belirlenmiş. Bölgeler arasında kullanım limit değerler arasında farklılıklar Endüstriyel kullanım mevcuttur. EK:2 Tablo:1İtalya da arıtılmış (Mangion,2007)] atıksuyun geri dönüşümünde dikkate alınacak mikrobiyolojik limitler gösterilmektedir. 68

98 Çizelge 3.9 (devam) : Avrupa Birliği ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar ÜLKE UYGULAMA STANDART/YÖNETMELİK İSPANYA Çok yaygın Tarımsal sulama Golf alanı sulama Yer altı suyu besleme (Mangion,2007) (Angelakis,2001) Andolucia Balear Adaları Katolonya Ulusal bir yönetmelik yok. Bölgesel rehberler var. WHO yu referans alan rehberler mevcut (Mangion, 2007). BELÇİKA En az su kaynağına sahip AB ülkesi. Evsel atıksuyun geri kullanımı sınırlı daha çok endüstriyel atıksuyun geri kullanımı sözkonusu (Angelakis,2001) YUNANİSTAN Nüfusun %65i merkezi arıtma sistemine bağlı (Kamizoulis,2005) kıyılarda paket arıtma tesisleri mevcut. İzleme ve denetim konusunda ciddi sorunlar var(stefano,2004). Arıtılmış atıksuyun geri kullanımına yönelik pilot projeler ve çalışmalar mevcut (Angelakis,2001) PORTEKİZ Tarımsal sulama yapılmakta. Golf alanı sulama planlanmakta (Angelakis,2001) İSVEÇ Tarımsal sulama (Asano,2006) HOLLANDA Doğu, güneydoğu ve kuzeydoğusunda su sorunu yaşayan bölgeler olmasına rağmen geri dönüşüm uygulaması sınırlı İNGİLTERE Su ihtiyacını nehirlerden karşılamakta. Arıtılmış suyun golf, park alanı sulama gibi yerel uygulamalar mevcut. Gri suyun geri dönüşümü(çamaşır makinesi, banyo ve duşlardan sifonlara) ile ilgili pilot uygulamalar mevcut. Atıksu geri dönüşümü ile ilgili bir uygulama yok (Angelakis,2001) AVUSTURYA Doğu ve güneydoğu bölgelerinde yerel su sorunu yaşan bölgeler mevcut. Birinci öncelik yer altı ve yüzeysel su kaynaklarını korumak ve kaynak kontrolü. Su kirliliğini kaynağında önlemek (Angelakis,2001) DANİMARKA Yeraltı su kaynakları yeterlidir. Geri kullanıma ilgi yoktur. Sadece yüksek su fiyatlandırmadan dolayı endüstriyel geri kullanım söz konusu (Asano,2006) Ulusal bir yönetmelik yok. Ulusal bir yönetmelik yok. Çalışmalar yapılmakta. Arıtılmış atıksuyun sulama amaçlı kullanımına yönelik rehber oluşturulma halinde. YOK Gri su/yağmursuyu geri dönüşümü ile ilgili rehber (BSRIA) 2003 de yayınlanmış (Angelakis,2001) Endüstriyel uygulamalar için yönetmelik çalışmaları mevcut. 69

99 Çizelge 3.9 (devam) : Avrupa Birliği ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar ÜLKE UYGULAMA STANDART/YÖNETMELİK FİNLANDİYA ALMANYA İRLANDA Avrupa nın ençok suyu olan ülkesi. İhtiyacı yok. Tarım az. Endüstriyel geri kazanım öncelikli (Angelakis,2001) Ender olarak yer altı suyu beslemede arıtılmış atıksu kullanılıyor (Angelakis,2001) Gri su arıtımı ile ilgili uygulamalar mevcut. Bazı bölgelerde yağmursuyunun geri kullanımına yönelik çalışmalar mevcut. Çok yağış alması nedeniyle sulamaya ihtiyaç duyulmamakta. Atıksu geri kullanımı ile ilgilenilmiyor (Angelakis,2001) LÜKSEMBURG Su problemi yok. Özellikle yaz aylarında endüstriyel geri kullanım uygulamaları mevcut. GÜNEY KIBRIS RUM KESİMİ Su sıkıntısı mevcut. Su taşıma maliyeti yüksek. Tarımsal sulama uygulamaları yapılmakta (Mangion,2007) Ulusal su yasası mevcut. Konuyla ilgili maddeler var. Geçici Standartlar, 1997 WHO/1989 dan daha sıkı. Çizelge 3.9 dan de görüleceği üzere Akdeniz kıyısı dışındaki Avrupa ülkelerinde öncelikli konu mevcut su kaynaklarının kalitesinin korunmasıdır. Su ihtiyacı nedeniyle bir alternatif su kaynağı bulma çabası yoktur. Ancak alıcı ortamın kalitesinin korunması önceliklidir. Bu nedenle endüstriyel geri dönüşüm özellikle su fiyatlandırma politikaları ile teşvik edilmektedir (Mangion,2007). Güney Avrupa ülkelerinde ise durum daha farklı gözükmektedir. Birçoğu Akdeniz ülkesi olan bu ülkelerde, arıtılmış atıksuyun sulama amaçlı kullanımı tarım ve turizmde su ihtiyacının karşılanmasında önemli avantajlar sağlamaktadır. Ülkelerin bir çoğunda arıtılmış atıksuyun geri kullanımı ile ilgili yasal mevzuat oluşturulma aşamasındadır. Akdeniz ülkelerinde rehber ve standartlar Arıtılmış atıksuyun geri kullanımı Akdeniz ülkelerinin iklim, su kaynakları, sosyoekonomik koşulları açısından sık kullanılan bir yöntemdir. Çizelge 3.7 de AB üyesi olan Akdeniz ülkelerindeki geri dönüşüm uygulamalarındaki durum hakkında bilgi verilmiştir. Çizelge 3.10 da ise AB üyesi olmayan diğer Akdeniz ülkelerindeki geri dönüşüm uygulamaları ve referans rehberler özetlenmektedir. 70

100 Çizelge 3.10 : Avrupa Birliği ülkesi olmayan Akdeniz ülkelerinde geri dönüşüm uygulamaları rehber ve standartlar. ÜLKE UYGULAMA STANDART/YÖNETMELİK İSRAİL Toplanan atıksuların % 72 si geri Kaliforniya Title 22 standartları dönüşüm uygulamalarında kullanılır. referans alınmış. 4 farklı grup ürün 2020 de % 87 ye çıkarmak için kriterler tanımlanmış kriterler hedeflenmekte. Şu an %42si tanımlanmış. sınırlandırılmış tarımsal alan sulamada % 30 u yeralştı suyu besleme kullanılmaktadır (Kamizoulis,2005) TUNUS Tarımsal sulama NT /1989 Ürünlere göre kimyasal, fiziksel limit değerler belirlenmiş (Mangion, 2007) MALTA Tarımsal sulama WHO/1989 referans alınmış. ÜRDÜN Sulama, yer altı suyu besleme Teknik st. No:893/2006 Kimyasal, fiziksel, biyolojik parametreler belirlenmiş (Mangion, 2007) TÜRKİYE Tarımsal, park, bahçe sulama sulama SKKY, Arıtma tesisleri teknik usuller tebliğinde arıtılmış atıksuların arımda kullanımı ile ilgili referans parametreler mevcut olmakla birlikte uygulamada alıcı ortama deşarj standartları kullanılmaktadır Akdeniz ülkelerinin birçoğu WHO/1989 rehberini referans alarak kendi yönetmeliklerini oluşturmuştur. Atıksuyun arıtıldıktan sonra geri kullanımında uygun standartlara ancak kullanım amacına göre yapılacak arıtma ve dezenfeksiyon ünitesi sonucunda ulaşılmaktadır. Özellikle EPA rehberlerinde arıtma dereceleri verilmiştir. Burada önemli bir nokta izleme ve denetimin düzenli olarak gerçekleştirilmesidir. Özellikle mevsimsel piklerin yoğun olarak gözlendiği dönemlerde arıtma verimleri düşmekte çıkış suyu kalitelerinde sorun oluşmaktadır. Arıtılmış atıksuyun geri kullanımı sözkonusu olduğunda arıtma ünitesine ilaveten pompa istasyonları, depo ve dağıtım sistemi oluşturulmaktadır. Eğer arıtılmış atıksu bina içi tuvalet sifonlarında kullanılacaksa binaya ek sıhhi tesisat kurulmalı ilave dezenfeksiyon yapılmalıdır. Özellikle sulama gibi kullanımlarda depolama sistemleri önem taşımaktadır. Depolama sistemleri dezenfeksiyon açısından da önemlidir. 71

101 Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usulleri Tebliği, 2010 Teknik Usuller Tebliği 7.Ek inde arıtılmış atıksuların sulama suyu olarak geri kullanım kriterleri verilmiştir. Arıtılmış atıksuların sulama amaçlarına göre verilen kriterler Çizelge 3.11 de gösterilmektedir. Çizelge 3.11 : Sulamada geri kullanılacak arıtılmış atıksuların sınıflandırılması (AATT,2010) Geri kazanım türü Arıtma tipi Geri kazanılmış suyun kalitesi a a)yüzeysel ve yağmurlama sulama ile sulanan ve ham olarak direkt olarak yenilebilen her tür gıda ürünü b)her türlü yeşil alan sulaması (Parklar, golf sahaları vb.) İzleme periyodu Sınıf A a-tarımsal sulama: Ticari olarak işlenmeyen gıda ürünleri l b-kentsel alanların sulanması -İkincil arıtma c -Filtrasyon d -Dezenfeksiyon e -ph=6-9 -BOİ5 < 20 mg/l -Bulanıklık < 2 NTU f -Fekal koliform: 0/100 ml g,h -Bazı durumlarda, spesifik virüs, protozoa ve helmint analizi istenebilir. -Bakiye klor > 1 mg/l i -ph: Haftalık -BOİ 5 : Haftalık -Bulanıklık: Sürekli -Koliform: günlük -Bakiye klor: sürekli Uygulama mesafesi b İçme suyu temin edilen kuyulara en az 50 m mesafede Açıklamalar: -Tarımsal sulamada tavsiye edilen ağır metal analizlerine dikkat edilmelidir. -Standarları sağlamak üzere filtrasyon öncesinde koagülant ilavesi yapılabilir. -Geri kullanılacak arıtılmış atıksu renksiz ve kokusuz olmalıdır. -Virüs ve diğer parazitlerin yok edilmesi için daha uzun dezenfeksiyon temas süreleri kullanılabilir. -Arıtılmış atıksu dağıtım sisteminde (en son uygulama noktasında) bakiye klor değeri 0.5 mg/l nin üzerinde olmalıdır. -Virüs ve diğer parazitlerin yok edilmesi için daha uzun dezenfeksiyon temas süreleri kullanılabilir. -Yüksek nütrient içeriği besinleri büyüme aşamasında etkileyebilir. a Aksi belirtilmedikçe, arıtılmış atıksu kalitesini belirtmektedir. b Su kaynalarını ve dolayısıyla insanları arıtılmış atıksuyun etkisinden korumak için konuluş bir sınırlamadır. c İkincil arıtma, aktif çamur sistemleri, biyodisk, damlatmalı filtreler, stabilizasyon havuzları, havalandırmalı lagünleri vb içerebilir. d Kum filtreleri veya mikrofiltrasyon ile ultrafiltrasyon gibi membran filtreler olabilir. e Dezenfektant olarak klor kullanılması, diğer dezenfeksiyon yöntemlerinin de kullanımını kısıtlamaz. f Tavsiye edilen bulanıklık değeri dezenfeksiyon öncesinde sağlanmalıdır. Hiç bir zaman 5 NTU yu geçmemelidir. Bulanıklık yerine AKM nin kullanıldığı durumlarda, AKM değeri 5 mg/l nin altında olmalıdır. g 7günlük ortalama değerleri karakterize eder. h Fekal koliform değeri hiç bir zaman 14 ad/100 ml yi geçmemelidir. i Bakiye klor değeri 30 dk temas süresi sonrasındaki değeri kazakterize etmektedir. 72

102 Çizelge 3.11 (devam) : Sulamada geri kullanılacak arıtılmış atıksuların sınıflandırılması (AATT,2010) Sınıf B a-tarımsal sulama: Ticari olarak işlenen gıda ürünleri m b-girişi kısıtlı sulama alanları c- Tarımsal sulama: Gıda ürünü olmayan bitkiler a)meyve bahçeleri ve üzüm bağları gibi ürünlerin salma -ph=6-9 -BOİ5 < 30 mg/l -ph: Haftalık -BOİ 5 : Haftalık -İçme temin suyu edilen sulama ile sulanması b)çim üretimi ve kültür tarımı -AKM < 30 mg/l -Fekal koliform < 200 ad/100 -AKM: günlük -Koliform: günlük kuyulara en az 90 m mesafede. gibi halkın girişinin kısıtlı ml g,j,k -Bakiye klor: -Yağmurlama olduğu yerler -Bazı durumlarda, spesifik sürekli sulama yapılıyor c)otlak hayvanları için mera virüs, protozoa ve helmint ise halkın sulaması analizi istenebilir. bulunduğu -Bakiye klor > 1 mg/l i ortama en az 30 m mesafede Açıklamalar: -Tarımsal sulama için tavsiye edilen limitlerde gözönünde bulundurulmalıdır. -Püstkürtmeli sulama yapılıyor ise AKM < 30 mg/l olmalıdır. -Yüksek nütrient içeriği besinleri büyüme aşamasında etkileyebilir. -Süt hayvanlarının meralara girişi sulama yapıldıktan 15 gün sonra olmalıdır. Bu süre kısa olması gerektiği durumlarda, fekal koliform değeri en fazla 14 ad/100 ml olabilir. a Aksi belirtilmedikçe, arıtılmış atıksu kalitesini belirtmektedir. b Su kaynalarını ve dolayısıyla insanları arıtılmış atıksuyun etkisinden korumak için konuluş bir sınırlamadır. c İkincil arıtma, aktif çamur sistemleri, biyodisk, damlatmalı filtreler, stabilizasyon havuzları, havalandırmalı -İkincil arıtma c -Dezenfeksiyon e lagünleri vb içerebilir. d Kum filtreleri veya mikrofiltrasyon ile ultrafiltrasyon gibi membran filtreler olabilir. e Dezenfektant olarak klor kullanılması, diğer dezenfeksiyon yöntemlerinin de kullanımını kısıtlamaz. f Tavsiye edilen bulanıklık değeri dezenfeksiyon öncesinde sağlanmalıdır. Hiç bir zaman 5 NTU yu geçmemelidir. Bulanıklık yerine AKM nin kullanıldığı durumlarda, AKM değeri 5 mg/l nin altında olmalıdır. g 7günlük ortalama değerleri karakterize eder. h Fekal koliform değeri hiç bir zaman 14 ad/100 ml yi geçmemelidir. i Bakiye klor değeri 30 dk temas süresi sonrasındaki değeri kazakterize etmektedir. j Fekal koliform değeri hiç bir zaman 800 ad/100 ml yi geçmemelidir. k Stabilizasyon havuzları fekal koliform değerini dezenfeksiyon olmadan da sağlayabilir. l İleri arıtma uygulanmalıdır. m Ticari olarak işlenen gıda ürünleri halka satılmadan önce patojen mikroorganzmaların öldürülmesi için fiziksel veya kimysal bir işlemden geçirilen ürünlerdir. Çizelge 3.11 den de görüldüğü üzere park, golf sahası vb her türlü yeşil alan sulamasında BOI 5 in 20 mg/l den küçük olması, fekal koliformun ise bulunmaması gerekmektedir. Çizelge 3.12 de ise Teknik Usuller Tebliğinde verilen atıksu geri kazanım maksadı ve uygulanabilecek arıtma sistemleri gösterilmektedir. Çizelge 3.12 de görüldüğü üzere yeşil alan sulamada gerekli kriterlerin sağlanabilmesi için azot gideren aktif çamur sistemi, mikrofiltrasyon ve UV uygulanması önerilmektedir. 73

103 Çizelge 3.12 : Atıksu geri kazanım maksadı ve uygulanabilecek arıtma sistemleri. Atıksu geri kazanım maksadı Arıtma sistemleri Tarımsal sulama Klasik aktif çamur + filtrasyon + klorlama Golf sahaları sulama Nitrifikasyon içeren aktif çamur sistemi + kimyasal fosfor giderimi + (filtrasyon) + klorlama Yeşil alan sulama Azot gideren aktif çamur sistemi + mikrofiltrasyon + UV Dinlenme maksatlı kullanılan sulak alanları Azot ve fosfor giderimini içeren MBR + besleme UV Dolaylı kullanım suyu (Yeraltı suyuna veya yüzeysel sulara deşarj) Nitrifikasyon içeren aktif çamur sistemi + mikrofiltrasyon + ters osmoz + UV/H 2 O 2 Endüstriyel soğutma suyu Azot gideren aktif çamur sistemi + mikrofiltrasyon + UV Endüstriyel proses suyu Azot gideren aktif çamur sistemi + filtrasyon + nanofiltrasyon + iyon değiştirme + UV İleriki bölümlerde de tartışılacağı üzere Teknik usuller Tebliği ne göre Bodrum Yarımadası nda arıtılmış atıksular sulama amaçlı olarak kullanılmakta olup, alıcı ortam standartları ile izlenmektedirler. Dezenfeksiyon koşulu konulmuş ancak patojen organizma açısından bir izleme yapılmamaktadır. 3.3 Bölüm Değerlendirmesi Bu bölümde özellikle mevsimsel nüfus hareketlilikleri görülen yerleşimler dikkate alınmak üzere su ve atıksu yönetimi ile ilgili yaklaşımlar ortaya konulmuş ve değerlendirilmiştir. Atıksu yönetim sistemleri merkezi sistemler ve merkezi olmayan sistemler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Merkezi sistemlerde atıksu yönetimi atıksuyun toplanması, arıtılması ve deşarjından oluşmakta, atıksuyun toplanması mali açıdan en önemli unsuru oluşturmaktadır. Merkezi olmayan atıksu yönetiminde ise toplama önemli bir unsur değildir. Zira atıksuyun oluştuğu ve arıtıldığı yer birbirine yakındır. Yaz ve kış ayları arasında önemli nüfus farklılıkları gösteren, ikincil konut ve turizm tesislerinin bir çoğunun yerleşim merkezleri dışında ve dağınık bir yapılanma gösteriyor olması bu tür yerleşimlerde merkezi atıksu yönetim sistemleri uygulanmasını güçleştirmektedir. 74

104 Merkezi olmayan atıksu yönetim sistemleri tek bir konuta ya da site/apartman gibi tek bir birime ait olan bireysel arıtma tesisleri ve birden fazla konut ve birime ait olan ortak arıtma sistemleri şeklinde planlanabilir. Su yönetiminde ise iki temel yaklaşım söz konusudur. Geleneksel olarak su yönetimi ihtiyaç arttıkça yeni su kayakları temin etmek üzerine kuruludur. Ancak yenilenebilir su kaynaklarının azalması, su transferleri gibi büyük su temin projelerinin görülen dezavantajları ve sürekli yeni su temin etmeninin mümkün olamaması bu yaklaşımın sürdürülemez olmasının nedenleridir. Tüm dünyada uygulanmaya ve geliştirilmeye çalışılan su talep yönetiminde mevcut kaynakların bölüşümü, suyun daha verimli ve sürdürülebilir kullanımı, su kayıplarının ve israfının azaltılması, etkili kirlenme kontrolü ve atıksuyun geri kullanımı konuları üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Su kayıp ve kaçaklarının önlenmesi, su talep yönetiminin en önemli sac ayaklarından birisidir. Zira suyun sürdürülebilir kullanımı açısından kayıp ve kaçakların en aza indirilmesi gerekmektedir. Bugün su sıkıntısı yaşanan yerleşimlerin bir çoğunda su kayıp oranlarının yüksek olduğu görülmüştür. Bodrum merkezde de su kayıp oranının % 70 olarak belirlenmiş olması bu olgunun çarpıcı ve kabul edilemez bir göstergesidir. Su talep yönetimi bağlamında çeşitli teknik, ekonomik ve sosyal araçlar kullanılmaktadır. Bu noktada arıtılmış suyun geri kullanılması mevcut su kaynaklarının korunması ve su tasarrufunun sağlanması konusunda önemli bir yaklaşımdır. Arıtılmış atıksu iki şekilde geri kullanılabilir. Bunlardan birincisi konvansiyonel olarak evsel atıksuyun tamamının arıtıldıktan sonra özellikle sulamada kullanılmasıdır. İkicisi ise ECOSAN yaklaşımını esas alan, evsel atıksuyun fraksiyonlarına ayrılarak toplamasını, yani gri su olarak tanımlanan tuvalet suları haricindeki suların ayrı olarak toplanıp arıtılarak geri kullanılmasıdır. Bu şekilde geri kazanılan sular sulamada kullanılabildiği gibi ayrı bir tesisat ile konu içinde tuvalet sifonlarında hatta bazı ülkelerde çamaşır yıkama ve temizlikte bile kullanılmaktadır. Evsel atıksuyu geri kullanımında en önemli konulardan birisi çevre ve halk sağlığının korunmasıdır. Bu noktada gri su arıtımını en önemli avantajı, gri suyun patojen mikroorganizma içermemesi ve arıtma sonrasında kimyasal içermeyen UV dezenfeksiyonu gibi fiziksel bir dezenfeksiyonun yeterli olmasıdır. Bununla birlikte 75

105 çevre ve halk sağlığının korunması açısından sistemlerin düzenli izlenmesi ve bakımların yapılması çok önemlidir. Akdeniz ülkelerinde tipik sayılacak ortak özellikler, uzun kurak yazlar, sınırlı ve eşit dağılmamış su kaynakları, tarım ve turizmin ana ekonomik sektörler olmasıdır. Bu durum Akdeniz ülkelerinde arıtılmış evsel atıksuyun sulama amaçlı kullanımının yaygın olmasını sağlamıştır. Bu konuda WHO1989/2006 rehberleri ve USEPA 2004 rehberi bir çok ülke için standartları belirleme klavuz olarak kullanılmaktadır. Türk Çevre Mevzuatında da arıtılmış evsel atıksuların kullanımı konusunda düzenlemeler mevcut olup Arıtma tesisleri teknik usuller tebliğinde sulanacak alan ve ürünlere göre ölçülmesi gereken parametreler ve sınır değerler belirlenmiştir. Bodrum yarımadasında da bireysel ve beldelerdeki merkezi arıtma tesislerindeki arıtılmış atıksuların denize deşarjı yasak olup bahçe sulamada kullanılması gerekmektedir. Bodrum da arıtılmış evsel atıksuların sulama kullanımı konusu üzerinde olarak ileriki bölümlerde daha detaylı olarak durulacaktır. 76

106 4.MEVSİMSEL NÜFUS DEĞİŞİMİ GÖZÜKEN BÖLGELERİNDEKİ SU VE ATIKSU YÖNETİMİ İLE İLGİLİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ Mevsimsel nüfus değişimi gözlenen bölgeler; yaz turizmi ve kış turizmi yapılan alanlar olarak ikiye ayrılabilir. Her bölgenin kendine özel koşulları olduğu gibi genel olarak yaz ve kış döneminde mevsimsel pikler görülmesinin kendi içlerinde birtakım ortak özellikleri bulunmaktadır. Bu açıdan örnekleri yaz ve kış nüfus pikleri gözüken bölgeler diye ayırmak ortak sorunların ve uygulamaların sınıflandırılabilmesi açısından faydalı olacaktır. Bu amaçla 4. bölümde turistik ve/veya ikincil konut aktiviteleri nedeniyle mevsimsel nüfus değişimi yaşanan uygulama örnekleri verilmiştir Kış Döneminde Mevsimsel Pikler Yaşayan Bölgelerde Örnek Uygulamalar Kış döneminde mevsimsel pikler yaşanan yerleşimler genellikle dağ turizmi yapılan bölgelerdir. Buralardaki temel özellik sömestir tatili, yılbaşı tatili gibi daha kısa süreli dönemlerde büyük piklerin gözükmesi ve hava sıcaklığının düşük olmasının arıtma sistemi üzerinde yaratacağı olumsuzluktur. Genellikle su sıkıntısı çekilmesi söz konusu olmayıp, öncelikli sorun arıtma verimliliğinin sağlanmasıdır. Kış aylarında kısa dönemli mevsimsel nüfus artışı gösteren yerleşimlerden birisi Avusturya daki Saalfelden kayak merkezidir Saalfelden (Avusturya) Saalfelden Avusturya nın en önemli kayak merkezlerinden birisidir. Saalfelden atıksu arıtma tesisi 1986 yılında 50,000 eşdeğer nüfusa göre yapılmış olup Saalfelden, Maria Alm, Maishofen and Leogang yerleşimlerinin atıksuları burada arıtılmaktadır. Kış kayak turizmine hizmet eden bir bölgedir. Özellikle yılbaşı zamanı ve şubat ayında birkaç günlük zaman dilimlerinde yoğunluk gözlenmektedir. Bu ve benzeri bölgelerdeki en önemli sorun kış döneminde kısa süreli dönemlerde şok yüklemelere düşük sıcaklıkta maruz kalınmasıdır. 77

107 Bu dönemde havalandırma tankı içindeki sıcaklık 8-10 C dir. Kar erime zamanlarında ise giriş sıcaklığı 6 C ye kadar düşmektedir. Arıtma sistemine kısa dönemlerde pik yüklemeler olmaktadır. Şekil.4.1 de aylık eşdeğer nüfus cinsinden debi, KOİ, ve Azot yüklemeleri gösterilmektedir (Winkler, 2004). Şekil 4.1 : Aylık eşdeğer nüfus yüklemeleri (Winkler, 2004). Şekil 4.1 den görüldüğü üzere atıksu debisi, azot ve KOI parametresi Aralık tarihleri arasında yükselmektedir. Özellikle Aralık arasındaki 1 haftalık dönemde debi yaklaşık 3 kat, azot ve KOİ ise yaklaşık 2 kat artmıştır. Azot ve KOİ parametresinde debi düştükten sonra da bir dalgalanma söz konusudur. Bunun düşük sıcaklık ve nüfustaki dalgalanmaların özellikle nitrifikasyon prosesini olumsuz etkilemesinden kaynaklandığı belirtilmektedir (Winkler, 2004). İlk kurulduğunda karbon giderimi amacıyla kurulmuş olan tesis, 1991 deki yönetmelik değişikliği ile azot giderimi zorunlu olunca, aynı zamanda pik dönemlerdeki kapasiteyi mevcut tesis karşılayamaz duruma geldiğinden eşdeğer nüfuslu kapasitesi 80,000 eşdeğer nüfusa göre genişletilip, sistemin hibrid sistem olarak geliştirilmesi uygun görülmüştür. Tek ve iki dereceli aktif çamur sistemlerinin birleşimi olan hibrid sistemlerin en önemli avantajı, mevcut tesis yapılarının nütrient giderimini de sağlayacak şekilde 78

108 yeniden düzenlenmesi ile kurulabilmeleridir. Böylece daha az alana ihtiyaç duymakta olup, ani yüklemelere karşı dayanıklıdırlar. Avusturya da birçok arıtma tesisi hibrid olarak işletilmektedir. Saalfelden atıksu arıtma tesisi en büyük tesislerden biridir (Winkler, 2004). Kış aylarında yapılan turizmde özellikle yılbaşları, hafta sonları ve sömestir tatillerinde daha kısa süreli ve daha yoğun nüfus artışı gözlenmektedir. 4.2 Yaz Döneminde Mevsimsel Pikler Yaşayan Bölgelerde Örnek Uygulamalar Yaz döneminde mevsimsel pikler yaşayan bölgelerde özellikle turizm ve ikinci konutlar bu dalgalanmanın sorumlusudur. Mevsimsel nüfus hareketliliği konusunda Akdeniz ülkeleri iyi birer örnektir. Akdeniz ülkeleri uzun ve kurak yaz dönemleri, kısa ve az yağışlı kış dönemleri ile hem kıyı turizmi için cazip hem de gelir kaynaklarının büyük oranda tarım ve turizme bağlı olmasıyla aynı zamanda susuzluk problemi yaşayan ülkelerdir. Bu tip yerleşimlerde su ve atıksu sorunun çözümü denilince doğal olarak özellikle bu konu üzerine vurgu yapıldığı görülmektedir Hersonissos (Yunanistan) Hersonissos Girit adasının doğusunda yer alan, yarı kurak bir iklime sahip turistik bir Akdeniz yerleşimidir. Mayıs ve ekim arasında neredeyse hiç yağış yoktur. Temel su kaynağı yeraltı suları olup tarım yaklaşık % 86.7 oranla temel su tüketici sektör olup, evsel ve endüstriyel su tüketimi ise % 13.3 oranına sahiptir. Yaz aylarındaki yoğun su tüketimi nedeniyle yer altı su seviyesi düşmektedir (Borboudaki,2005). Hersonissos atıksu arıtma tesisi kış ve yaz aylarındaki debi farklılığından dolayı iki aşamalı olarak kış nüfusu 10,000 ve yaz nüfusu 60,000 kişi kabul edilerek planlanmıştır. Birinci hat kış aylarında, ikinci. hat mevsim değişimlerinde, pik sezonda ise iki hat birden devreye alınmaktadır. Atıksu arıtma tesisi çizim parametreleri belirlenirken büyük hidrolik ve organik yüklemeler ve mevsimsel atıksu debi değişimleri dikkate alınmıştır. Çizelge 4.1 de Hersonissos atıksu arıtma tesisi tasarım parametreleri gösterilmektedir. Çizelge 4.1 den de görüldüğü üzere sistem iki paralel sistem olarak ve ayrıca da iki faz olarak planlanmıştır. İlk faz 2015 e kadar, ikinci faz ise 2035 e kadar olacak diye 79

109 düşünülmüştür. Sistem yaz aylarında konvansiyonel, kış aylarında ise uzun havalandırmalı olarak çalıştırılmaktadır Çizelge 4.1 : Hersonissos atıksu arıtma tesisi dizayn parametreleri (Borboudaki,K.E vd., 2005). Parametreler İlk faz (2015e kadar) İkinci faz (2035e kadar) Kış Yaz Kış Yaz Eşdeğer Nüfus Ort. Günlük debi (m3/gün) Pik debi (m3/sa) BOI5 giriş (kg/gün) Hersonissos atıksu arıtma tesisinde debi oranları Temmuz 2002 ve Haziran 2003 ayları arasında ölçülmüş ve sonuçlara dayanılarak Şekil 4.2 deki debinin aylara göre değişimini gösteren grafik elde edilmiştir (Borboudaki, 2005). Şekil 4.2 de görüldüğü üzere en düşük debi kasım ayında 300 m 3 /gün ve en yüksek debi 4000 m 3 /gün ile temmuz ayında görülmektedir. Şekil 4.2 : Debinin aylara göre değişim (Borboudaki, 2005). Atıksu debisi sadece aylara göre değişim göstermemekte, gün içinde de değişmektedir. Yine gün içindeki değişimlerde de yaz ve kış aylarında farklılık izlenmektedir. Debinin ekim ve ağustos aylarındaki saatlik değişimleri Şekil 4.3 de gösterilmiştir. 80

110 Şekil 4.3 : Ekim ve Ağustos aylarındaki saatlik değişimleri (Borboudaki, 2005). Şekil 4.3 de de gösterildiği üzere ağustos ayında 9-14 ve saatleri arasında, kış aylarında (aralık) ise sadece 9-14 arasında gün içinde pik debi görülmektedir. Bu da kış aylarında turistik aktivitelerin olmamasından kaynaklanmaktadır. Arıtma tesisi girişindeki su, tipik evsel atıksu karakteri taşıdığı için ortalama % 95 oranında BOİ 5, % 88 oranında toplam azot, % 97 oranında AKM giderimi sağlanabildiği belirtilmektedir. Hersonissos atıksu arıtma tesisi akım şeması Şekil 4.4 de gösterilmektedir. Borboudaki (2005) de detaylıca anlattığı üzere tesiste kum filtrasyon ünitesi sadece yaz aylarında (nisan-ekim) işletmeye alınmaktadır. Tesis çıkışında % 73 lük bir fosfor giderimi sağlanabilmekle beraber çıkış suyundaki fosforun limitlerin üzerinde kaldığı izlenmektedir. Bu durum turistik alanlarda çok miktarda deterjan kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Nitrifikasyon-denitrifikasyon proseslerinden geçmiş olması nedeniyle çıkıştaki azot nitrat (NO 3 ) formundadır. Dolayısıyla yer altı suyu için önemli bir kirlilik potansiyeli oluşturmamaktadır. Çıkış suyunda Sodyum (Na) ve Klor (Cl) değerleri yüksek olduğu için bitki sulamada kullanılması durumunda tuzlanma olasılığı taşımaktadır. Bu nedenle biriktirilen tuzu süzdürme, 81

111 damlatmalı ve yer altı sulama ya da tuz toleransı yüksek türlerin sulanması gibi ek yönetim mekanizmalarının devreye sokulması gerekmektedir. Şekil 4.4 : Hersonissos atıksu arıtma tesisi akım şeması (Borboudaki, 2005). Yine aynı makalede belirtildiği üzere, çıkış suyunda ağır metallerin oranı bir risk oluşturabilecek nitelikte değildir. Dezenfeksiyon ünitesi de bulunan tesisin Fekal Koliform (FCs) değerleri özellikle yaz aylarında EPA standartlarının üzerinde kalmaktadır. Potansiyel sağlık etkileri nedeniyle yeşil alan sulama uygulamalarında dezenfeksiyon konusunda önlemler alınması gerekmektedir. Mevcut durumda kentsel sulamada kullanımı uygun değildir. Bununla birlikte WHO 1989 ağaçların sulanmasında çıkış suyundaki FCs değerlerini daha esnek bırakmaktadır (Borboudaki, 2005). Hersonissos atıksu arıtma tesisi çıkışındaki arıtılmış atıksu ile yaz aylarında zeytin ağaçların sulanması önerilmektedir. Bunun için farklı yüksekliklerdeki iki sulama alanına depolama tanklarını yapılması ve arıtma tesisi çıkışından bu tanklara arıtılmış atıksuların pompalanması ve her iki bölgeye kurulacak şebeke ağı ile tarımsal alanın sulanması önerilmektedir (Borboudaki, 2005). Daha önce de belirtildiği üzere arıtılmış atıksular özellikle zeytin ağacı sulanmasında kullanılmaktadır. Zeytin ağaçlarının sulanması insan sağlığı için bir risk oluşturmamaktadır. WHO(1989) ve US EPA(1992) standartlarına göre meyve ağacı sulanmasında bir risk yoktur. Ayrıca damlatmalı sulama sistemlerinin kurulumunun yaygınlaşması ve sulamanın kesilmesinden 1 ay sonra ürün toplanmasıyla gerek 82

112 çiftçiler gerekse halk sağlığını tehdit edici riskler elimine olmaktadır (Borboudaki, 2005). Zeytin ağaçlarının diğer bir avantajı tuza olan toleransıdır. Böylece arıtılmış atıksudaki yüksek tuz oranları ürün için bir risk oluşturmayacaktır. Atıksu arıtma tesisinden çıkan suda potasyum ve fosfor mevcut ancak azot yetersizdir. Bu durumda ek olarak azot takviyesi sağlayacak gübre kullanımı gerekmektedir. Ancak potasyum ve fosfor açısından çiftinin gübre kullanımında tasarruf sağlanmaktadır. Zeytin ağaçları her yıl mayıs ve ekim ayları arasında sulanmaktadır. Bu durumda zaten atıksu miktarı da yüksek olduğundan sulama ihtiyacı tamamen arıtılmış atıksu ile karşılanabilmektedir. Sulamada kullanılmayan depolanmış suların ayrıca yer altı suyu akifer beslemede de kullanıldığı belirtilmektedir (Borboudaki, 2005). Arıtılmış atıksuyun Hersonissos da kullanımı ile hem deniz suyunun kalitesini hem de mevcut tatlı su kaynaklarını korunması amaçlanmaktadır. Yeraltı suyu üzerindeki baskı azalacağı için tuzlanma gibi sorunlar da olmayacak mevcut sulama suyunun kalitesinin bozulmayacağı ve bu sayede yeterli olacağı için yeni yeşil alanların ve tarımsal üretiminin de gelişimi beklenmektedir. Gerek Yunanistan da gerekse Avrupa Birliğinde arıtılmış atıksuyun sulama amaçlı kullanımı ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte arıtılmış suyun geri kullanımında riskleri azaltmak amacıyla kaza ve uygunsuz kullanımları önlemek için halk bilgilendirilmesi özellikle çiftçilere eğitim programları düzenlenmesi konusunda çalışmalar mevcuttur. Özellikle otel vb. yerlerde yeraltı ve damlatmalı sulama sistemleri kullanılması ve özellikle gece sulama yapılması önerilmektedir (Borboudaki 2005) Naxos (Yunanistan) Yunanistan ın Naxos adası 18,000 yerleşik nüfusa sahip olup yaz aylarında nüfusu yaklaşık 3 kat artmaktadır. Ada ortalama 373 mm/yıl yağış almaktadır ve orta kurak iklime sahiptir. Yaz aylarında hemen hiç yağış görülmemektedir. Su temini büyük oranda yer altı su kaynaklarına bağlıdır. Kuyulardan yılda 12 milyon m 3 /yıl su çekilmektedir. Yüzeysel su kaynakları Eggares barajı (0,75 milyon m 3 /yıl) sulama ve içmesuyu amaçlı, Faneromeni (1.5 milyon m 3 /yıl ) ve Tsikalario (3 milyon m 3 /yıl) barajlarıdır m 3 /yıl ve 1.75 m 3 /yıl kapasiteli iki adet arıtma tesisi mevcuttur. Birinci tesis haziran-eylül arası m 3 /gün kapasite ile çalışmakta daha sonra 83

113 yıl boyunca kapasitesi m 3 /gün e düşmektedir. İkinci tesis henüz işletmeye alınmamıştır (EPP, 2002). Ulusal İstatistik Servisine göre Adada 10,400 ha lık tarımsal alan mevcut olup bunun 2500 ha ı sürülebilir niteliktedir. Bunun da ancak 1300 ha ı sulanmaktadır. Yetersiz sulama, kuraklık, yüksek sıcaklık ve kuvvetli rüzgarlar tarımı olumsuz etkilemektedir ha lık alanın sulanması için gerekli su miktarı yaklaşık 5 milyon m 3 /yıl olarak hesaplanmaktadır. Adada patates ve zeytincilik üzerine tarım yapılmakta ve sprinkler sulama yapılmaktadır sonrasında Naxos da turizm gelişmeye başlamıştır. Bugün 75 otel ve 3000 yatak kapasiteli bir turizm merkezidir. Bunun yanında ikinci konutlar da mevcuttur. Turizm ve ikinci konutlarla birlikte turizm sektörünün yıllık ihtiyacı 0.45 milyon m 3 /yıl olarak tahmin edilmektedir (EPP, 2002). Tarım ve turizm sektörleri arasında yaz aylarındaki kuraklık nedeniyle bir rekabet oluşmaktadır. Politik eğilimler turizm sektörü yönündedir. Faneromeni barajının kurulum amacı tarımsal sulamaya destek sağlamak iken bugün evsel ve turistik kullanıma ayrılmış bulunmaktadır. Sektörler arasındaki su rekabetinin gelecekte artacağı şüphesiz olup gelecek için alternatif su kaynakları yaratma konusunda çalışmalar mevcuttur. Daha çok deniz suyundan kullanma suyu elde etme üzerine dayanan bu çalışmalar henüz araştırma niteliğindedir (EPP, 2002) Noirmoutier (Fransa) Noirmoutier Fransa nın Atlantik kıyında turistik bir adadır. Tarım, tuz üretimi, su kabukluları, balıkçılık turizmin yanındaki diğer ekonomik sektörlerdir. Mevcut içmesuyu kaynağı 70 km ötededir. Gerek deniz suyu kalitesinin korunması gerekse kullanma suyuna ihtiyaçtan dolayı arıtılmış atıksu geri kullanılmaktadır. Sulama suyunun Kuzeyde % 80 i, güneyde ise % 100 ü arıtılmış atıksudan elde edilmektedir. Adanın yerleşik nüfusu 9000 kişidir. Yaz aylarında nüfus 90, ,000 e çıkmaktadır. Aynı şekilde su tüketimi de yaz aylarında artmaktadır. Günlük su tüketimi ağustosta 11,000 m 3 /gün kış aylarında ise 1800 m 3 /gündür. Kuzeyde ve güneyde toplam 2 arıtma tesisi bulunmaktadır. Kuzeydekinin ada La Salaisire, Güneydeki ise La Casie dir Şekil 4.5 de aylara su tüketimi, Şekil 4.6 da ise arıtma tesislerine gelen atıksu miktarları aylara göre gösterilmektedir (Xu,P, 2001). 84

114 Kış aylarında da atıksu debisinin yüksek olması atıksu sistemine yağmursuyu girişinden kaynaklanmaktadır. 2. derece arıtma çıkışından sonra arıtılmış atıksular depolarda sulamaya hazırlık ve dezenfeksiyon yapılmak üzere depolanır. Depolanan sular denize deşarj edilmemektedir. Özellikle nüfusun yoğun olduğu yaz mevsiminde arıtılan atıksuların tamamının sulama amaçlı kullanıldığı ve denize deşarj yapılmadığı belirtilmektedir (Xu,P, 2001). Şekil 4.5 :: Noirömoutier de su tüketimi. Şekil 4.6 : Arıtma tesislerinde aylık debi değişimleri. La Salaisiere atıksu arıtma tesisi çıkışında yıllık 150, ,000 m 3 /yıl arası su depolanmakta ve 2.70 km 2 patates tarlası sulanmaktadır. Yine La Casie çıkışındaki 30,000-50,000m 3 /yıl arası sulama suyu ile 0.35 km 2 patates tarlası sulanmaktadır (Xu,P, 2001). La Salaisiere atıksu arıtma tesisi çıkış suyunun mikrobiyolojik kalitesi Fransa sulama standartlarıyla karşılaştırılmaktadır. Fransa sulama standardı fecal koliform değerinin 1000/100 ml den küçük olmasını öngörmektedir. Burada amaç hem çiftçi hem de ürünün korunmasını sağlamak olduğu belirtilmektedir. 4.3 Turizm Bölgeleri ve Atıksu Arıtma Tesisleri Çalışma Süreleri Mevsimsel nüfus değişimi görülen yerleşimlerin birçoğunda şehir merkezleri dışında kalan konut ve turizm tesisleri bireysel arıtma kullanmaktadır. Bunlar septik sistemler ya da biyolojik paket arıtmalar olabilmektedir. Bu noktada arıtma 85

115 tesislerinin çalışma periyotları önem taşımaktadır. Zira sistemin ani yük değişimlerine karışı arıtma performansını koruması gerekmektedir. Bununla birlikte bir çok tesis kış aylarında ya kapatılmakta ya da çok düşük debi ile çalıştırılmaktadır. Yaza gelindiğinde ise kısa bir süre içinde yoğun sezona geçiş olmaktadır. Bu konuda yapılan bir çalışmada sistemin kapatılması ve sistemin çok az bir yükle çalıştırılması durumunda sistemin canlılığını koruma süreleri ile yeniden büyük yüklerle karşılaştığındaki davranışları incelenmiştir (Beler Baykal, 2003). Çalışmadaki bulgu ve sonuçlara göre canlılık kesikli sistemlerde beslemenin kesilmesinden bir ay sonra sıfıra düşmekte olup yeni sezonda baştan çalıştırılması gerekmektedir. Kış boyunca tesis çok düşük debide işletilmeye devam edildiğinde canlılık kesinlikle sıfıra düşmemekte ve sistem yeni koşullara kendini adapte edebilmektedir (Beler Baykal, 2003). Bu nedenle belirgin mevsimsel debi değişiklikleri olan sistemlerde, tesisi düşük debili ölü sezonda çalıştırmaya devam etmek, sistemi tamamen kapatmaktan daha iyidir. Bodrum yarımadasında otellerin birçoğu kış sezonunda kapalıdır. Bu durumda arıtma tesisleri de kapatılmaktadır. Benzer şekilde ikinci konut alanlarında site yönetimleri kış aylarında arıtma tesislerini kapattıklarını, kış aylarında fosseptik kullandıklarını belirtmişlerdir. Bu durumda her sezon tesisler baştan çalıştırılmakta ve yoğun sezona geçiş döneminde sistem performansının sağlaması beklenmektedir. Bu demektir ki bu dönemlerde uygun arıtılmamış atıksu deşarjları söz konusu olabilmektedir. Mevsimsel nüfus farklılığı görülen yerleşimlerde, turistik tesislerde, ikinci konut alanlarında debi dalgalanmalarını tolere etmek üzere çeşitli teknolojiler kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi kademeli sistemler kullanılması olup gerek yurt içinde gerekse yurtdışında en sık karşılaşılan yöntemlerden birisidir. Hersonissos örneğinde de görüldüğü üzere kış aylarında bir kademe pik sezonda ise iki kademe birden kullanılmaktadır. Bodrum da kademeli sistemler gerek merkezi gerekse bireysel tesislerde yaygındır. Diğer bir uygulama kesikli ardışık reaktörler kullanılması ve çevrim sürelerinin ayarlanması suretiyle mevsimsel debi dalgalanmalarına dayanıklılık sağlanmaktadır. 86

116 Membran ve biyodisklerin de mevsimsel nüfus dalgalanmalarının olduğu yerleşimlerde kullanımları artmaktadır. 4.4 Bölüm Değerlendirmesi Yaz ve kış aylarında mevsimsel nüfus değişimleri görülen yerleşimlerde atıksu yönetimi ile ilgili sorunlar farklılık göstermektedir. Kış turizmi yapılan yerleşimlerde pik dönemin yılbaşı, hafta sonu ve sömestir tatili gibi daha kısa aralıklarda anccak çok daha yoğun nüfus ile gerçekleşmesi ve bu nüfus dalgalanmasının düşük sıcaklıklarda meydana geliyor olması arıtma verimini olumsuz etkilemektedir. Bu tarz yerleşimlerde arıtma verimini etkileyen olumsuzluklar ve özellikle azot giderim verimini arttırıcı teknolojilerin geliştirilmesi öncelikli konular olup, su yetersizliği, geri dönüşüm gibi konular genellikle öncelikli olmamaktadır. Yaz aylarında görülen pikler ise daha uzun bir döneme yayılmıştır. Kış aylarında görülen nüfus yoğunluğu 1-2 hafta ya da hafta sonları gibi kısa aralıklarla gerçekleşirken, yaz aylarında nüfusun yoğunlaştığı yerleşimlerde mayıs sonu gibi artışlar başlamakta, temmuz ve ağustosta en yoğun döneme ulaşmakta ve eylülde tekrar azalmaktadır. Bu nedenle bu tip yerleşimlerde nüfus artışına göre devreye alınan kademeli sistemlere sıklıkla karşılaşılmaktadır. Yaz döneminde nüfus yoğunluğu görülen yerleşimlerde ayrıca su yetersizliğinin de görülüyor olması geri dönüşüme yönelik girişimlerin artmasına neden olmuştur. Arıtılmış atıksuların sulama amaçlı kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bununla birlikte çıkış sularının sulama amaçlı kullanımında, hatta sulanacak alan ve ürün cinsine göre arıtılmış atıksuyun sağlaması gereken kriterler de farklılık göstermektedir. Arıtılmış suyun özellikle kentsel ve tarımsal sulama amaçlı kullanımında patojen mikroorganizma kontrolü ve izlenmesi önemlidir. Hersonissos örneğinde görüldüğü üzere dezenfeksiyon ünitesi bulunmakla birlikte, yaz aylarında arıtma tesisi çıkış sularında fekal koliform değeri yüksek çıkmaktadır. Bu durumda çıkış sularının kentsel sulama amaçlı kullanımı halk sağlığı açısından uygun olmayacaktır. Ancak zeytin ağaçlarının sulamada kullanımında benzer bir sıkıntı oluşmayacak, en çok sulamaya ihtiyaç duyulan mayıs-ekim arasında tamamıyla arıtılmış atıksu ile sulanabilecektir. 87

117 Bu bölümde verilen diğer iki örnekte de görüldüğü üzere yaz döneminde nüfus yoğunluğu görülen Akdeniz kıyılarında arıtılmış suyun geri kullanımı ve bir su kaynağı olarak değerlendirilmesi yaygınlaşmakta ve bir açıdan da zorunlu olmaktadır. Mevsimsel nüfus farklılığı görülen yerleşimlerdeki atıksu arıtımı ile ilgili diğer bir konu da arıtma tesislerinin ölü sezonda tamamen kapatılması ya da çok düşük debi ile çalıştırılması arasındaki farkın değerlendirilmesidir. Tamamen kapatılan tesislerde canlılık en fazla bir ay içinde yok olmakta, yeni sezonda tesisin baştan çalıştırılması gerekmektedir. Ancak çok düşük debi ile de olsa çalıştırılmaya devam eden tesisler yeni sezonda aşamalı olarak kendilerini adapte edebilmektedirler. Bu noktada tesislerin kış döneminde de çalıştırılması özellikle geçiş dönemlerinde arıtılan suyun uygun özelliklerde olması açısından önemlidir. Bununla birlikte Bodrum da kış aylarında kapalı olan turistik tesislerin ve düşük doluluktaki ikinci konut sitelerinin arıtma tesislerini kapattıkları bilinmektedir. Bu açıdan özellikle geçiş dönemlerinde arıtma tesisi çıkış sularının izlenmesi daha büyük önem taşımaktadır. Kademeli sistemlerin yanında, ardışık kesikli reaktörler, membran ve biyodisk sistemler mevsimsel debi dalgalanmalarını tolere etmek üzere kullanılan ve geliştirilen teknolojilerdir. 88

118 5. SU VE ATIKSU YÖNETİMİNDE MEVCUT ULUSAL MEVZUAT VE KURUMSAL YAPI Su kaynaklarının kirlenmesi, çevresel sorunların önemli boyutlara ulaşması ülkeleri bu konuda ciddi önlemler almaya zorlamış, bu da pek çok ulusal mevzuatın oluşması sonucunu doğurmuştur. Çevrenin ya da çevresel değerlerin geliştirilmesi çevre hukukunun amacıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. maddesinde çevre kirliliğini önlemek ve çevre sağlığını korumak devletin ve vatandaşların ödevidir denmektedir yılında Çevre Kanununun çıkarılması, bağımsız bir çevre hukukunun gelişimi açısından önemli bir adım olmuş, su ve atıksu yönetimi konuları da diğer çevre konuları ile birlikte yasal mevzuatta yer almaya başlamıştır. Çevre yasasının benimsediği en önemli ilkelerden birisi kirleten öder ilkesidir. Çevre ile ilgili problemlerin uluslararası nitelikler taşımaları ve gitgide büyümeleriyle birlikte Avrupa Birliği ülkeleri bu konuda ortak düzenlemelere gitme yolunda girişimlerde bulunmuşlardır. Özellikle su kirliliğinin giderek önemli boyutlara ulaşması ülkeleri bu konuda ciddi önlemler almaya zorlamış, bu konuda pek çok mevzuat düzenlenmiş ve bu çalışmalar 2000 yılında Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi ile ivme kazanmıştır. Bu direktif Avrupa Birliği nin su politikasının anayasası olarak kabul edilmekte, ulusal mevzuatlarda çerçeve olarak alınmaktadır. Türkiye de özellikle son yıllarda Çevre Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen mevzuat çalışmalarında Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi çerçeve oluşturduğu belirtilmektedir. 5.1 Su ve Atıksu Yönetiminde Ulusal Mevzuat Türkiye de su ve atıksu yönetiminde ilişkili olan mevzuat genel olarak Çevre Kanununun altında yer almaktadır. Bununla birlikte DSİ Kanunu, Yeraltı Suları Kanunu ve Hıfzıssıhha Kanunu da su ve atıksu yönetimiyle doğrudan ilgili hükümler içermektedir. 89

119 Şekil.5.1 de su ve atıksu yönetimi ile ilgili hükümleri içeren Türk mevzuatı gösterilmektedir de çıkarılan 2872 sayılı Çevre Kanunu kirleten öder prensibi üzerine kurulu olup Türkiye nin ulusal çevre politikasını şekillendiren ve bu alanda genel ilkeleri belirleyen bir kanuni düzenlemedir. Çevreyi korumak için uyulması geren kurallar, ilgili cezalar, işletme izinleri, denetimler vb. konularla ilgili kuralları belirlemekte, bu konularla ilgili ayrıntılar ise ilgili yönetmelik ve tebliğlerinde yayınlanmaktadır (Çevre Kanunu, 1983) sayılı Çevre Kanunu nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (2006) ile yeni düzenlemeler getirilmiştir. Atıksu altyapı tesislerinin kurulmasında sorumluluklar ve kullanıcıların yükümlülükleri tanımlanmıştır yılında çıkarılan ve yeniden düzenlenerek 13 Şubat 2008 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY) atıksuların boşaltım ilkeleri, sektörler için deşarj standartları, alıcı ortamlara ve kanalizasyona yapılacak deşarjlarla ilgili izinler, izleme ve denetleme ile ilgili usul ve esaslar belirtilmektedir. İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının çevresinde oluşturulması gerekli koruma alanları, evsel ve endüstriyel atıksu deşarjlarına ilişkin düzenlemeler getirilmiş, yüzey ve yeraltı suları için kalite sınıflandırması yapılmıştır. Yüzeysel ve yeraltı suları, yüksek kaliteli, az kirlenmiş, kirli ve çok kirlenmiş sular olmak üzere 4 sınıfa ayrılmış ve bu sınıflardaki suların kullanım amaçları ve koşulları belirlenmiştir (SKKY, 2004) da yenisi yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği İdari Usuller Tebliği (2009) alıcı ortama doğrudan deşarj yapacak her türlü kentsel, evsel ve/veya endüstriyel nitelikli atıksuların deşarj izni almak için gereklilikleri ve izinlerin geçerlilik sürelerini açıklamaktadır. Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği (2006) kanalizasyon sistemlerine boşaltılan kentsel ve belirli endüstriyel atıksuların toplanması, arıtılması ve deşarjı, atıksu deşarjının izlenmesi, raporlanması ve denetlenmesi ile ilgili teknik ve idari esasları kapsamaktadır. Bu yönetmelik çerçevesinde Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas ve Az Hassas Su Alanları Tebliği 2009 yılında yürürlüğe girmiştir. Tebliğde hassas, az hassas ve hassas olmayan su alanları tanımlanmış, yönetmelikte ise hassas su alanlarına yapılacak deşarjlarda azot ve fosfor gideriminin yapıldığı ileri arıtma uygulaması istenmiştir. 90

120 SU VE ATIKSU YONETIMINDE GOREVLERINI DUZENLEYEN MEVZUAT INSANI TUKETIM AMACLI (5216- ISKI KURULUS VE GOREVLERI HAKKINDA KANUN ( ) ILLER BANKASI (4759- BELEDIYE GELIRLERI KANUNU ( ). CEVRE KANUNUNCA ALINMASI YONETMELIK (2009) SU ÜRÜNLERÝ Şekil 5.1 : Türkiye de su ve atıksu yönetimi ile ilgili ulusal mevzuat. 91

121 SKKY ve Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği ne dayanılarak hazırlanan Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği (2010) yerleşim birimlerinden kaynaklanan atıksuların arıtılması ile ilgili atıksu arıtma tesislerinin teknoloji seçimi, tasarım kriterleri, arıtılmış atıksuların dezenfeksiyonu, yeniden kullanımı ve derin deniz deşarjı ile arıtma faaliyetleri esnasında ortaya çıkan çamurun bertarafı için kullanılacak temel teknik usul ve uygulamaları düzenlemek amacı ile hazırlanmış olup 20 Mart 2010 da yürürlüğe girmiştir. Arıtma tesislerinin onay işlemleri ile ilgili hükümler ise 29 Nisan 2009 da yürürlüğe giren Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin Ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik de (2009) tanımlanmıştır de çıkarılan ve daha sonra 2003 de revize edilen ve en son 2008 de tekrar revize edilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ÇED (2008) nüfusu 50,000 in üzerinde olan yerleşim birimlerine ait atıksu arıtma tesisleri ile istihdam kapasitesi ve üzerinde olan ihtisas ve organize sanayi bölgelerine ait atık su arıtma tesisleri ve derin deniz deşarj projeleri için proje tanıtım dosyası hazırlanmasını şart koşmaktadır. Böylece, Çevre Etki Değerlendirme Raporu nun gerekli olup olmadığına karar verilebilmektedir. İlk olarak 2002 de yayınlanan ve daha sonraki değişikliklere uğrayan Çevre Denetimi Yönetmeliği (2008) tesislerin denetlenmesindeki esasları çevre kirliliği açısından belirlemektedir. Denetleme görevini üstleneceklerin nitelikleri üzerine tartışmaların yapıldığı yönetmelik yeniden düzenlenmektedir. İçmesuyu Elde Edilen veya Elde Edilmesi Planlanan Yüzeysel Suların Kalitesine Dair Yönetmelik de (2005) içme ve kullanma amacıyla kullanılan veya kullanılması planlanan yüzeysel sular üç farklı kategoriye ayrılmış ve her kategori için arıtma tipleri belirlenmiştir. Yine 2005 de yürürlüğe giren Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği (2005) ise su ve çevresinde tehlikeli maddelerden kaynaklanan kirliliğin tespiti, önlenmesi ve kademeli olarak azaltılmasını sağlamak amacıyla yüzeysel sularda, haliç sularında, bölgesel sularda kirliliğe neden olan tehlikeli maddelerin belirlenmesi, kirlilik azaltma programlarının oluşturulması, kirliliğin önlenmesi ve izlenmesi, suya deşarj edilen tehlikeli maddelerin envanterinin yapılması, deşarj standartları ve kalite kriterlerinin belirlenmesi ile ilgili teknik ve idari esasları kapsamaktadır de yürürlüğe giren Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve Ağustos 2010 da yürürlüğe giren Evsel ve Kentsel Arıtma Çamurlarının Toprakta 92

122 Kullanılmasına Dair Yönetmelik atıksu arıtma tesislerinin arıtma çamurları yönetiminde toprak kirliliği ile ilgili olarak hükümler içermektedir de yürürlüğe giren 6200 sayılı Devlet Su İşleri (DSİ) Umum Müdürlüğünün Teşkilat Ve Vazifeleri Hakkında Kanun (1953) DSİ nin kuruluş kanunu olarak da tanımlanmaktadır sayılı yasa suyun kullanımını, zararlardan korunması, su üzerinde yapılacak projelerin tetkik ve tasdikini DSİ nin görevi olarak tanımlamaktadır. Ağustos 2007 de Çevre ve Orman Bakanlığı na bağlanan DSİ nin 6200 sayılı yasada tanımlanan görevleri ile Çevre ve Orman Bakanlığı nın görevleri arasında çakışan hususlar mevcuttur. Benzer şekilde 167 sayılı Yeraltı suları yasası (1960), bu konuda her türlü yetkiyi DSİ ye vermiştir. Yasaya göre yeraltı suyu etüd ve araştırmaları için DSİ, herhangi bir yerde kuyular açmak veya açtırmak hakkına sahiptir. Su temini amaçlı kuyu açılması için DSİ den izin alınması gerekmektedir. Bu durum özellikle büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki yeraltı suyu ile ilgili konular DSİ ve su kanalizasyon idareleri arasında bir yetki karmaşası yaratmaktadır sayılı Hıfzıssıhha Kanunu (1930) ile Sağlık Bakanlığı; su ile ilgili yasalara taraf olmakta ve içilecek ve kullanılacak sıhhi nitelikte su getirmek, lağım ve mecraların tesisatı, su kaynakları çevresindeki koruma alanlarının kamulaştırılması gibi konularda belediyeleri görevlendirmektedir. Bu yasaya dayandırılarak çıkarılan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik (2005) ile, insani tüketim amaçlı suların teknik ve hijyenik şartlara uygunluğu ile suların kalite standartlarının sağlanması, kaynak suları ve içme sularının istihsali, ambalajlanması, etiketlenmesi, satışı, denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlenmektir. Ülkemizde yasal olarak su ve atıksu hizmetleri inşaatı, işletimi ve kontrolü 1926 dan beri belediye lerin sorumluluğu altındadır. Dolayısıyla belediyelerle ilgili kapsamlı bir mevzuat söz konusudur. 831 sayılı Sular Hakkında Kanun (1926) su hizmetleri konusunda belediyelere görev ve yetki vermektedir. Yasanın 1. maddesine göre şehir ve kasabalarla köylerde toplumun ihtiyacını karşılamak için yeterli suyun sağlanması ve yönetimi belediye teşkilatlanması olan yerleşimlerde belediyelere, olmayan yerlerde köy kanunu gereğince ihtiyar meclisine aittir sayılı İller Bankası Kanunu (1945) belediyelerin altyapı yatırımları için ihtiyaç duyacakları kredinin sağlanması, kurumsal kapasiteleri yeterli olmayan belediyelerin 93

123 projelerinin hazırlatılması, ihale edilmesi ve projenin tamamlanması konularında İller Bankasının görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektedir sayılı Belediye Kanunu nun (2005) 14. maddesinin (a) bendine göre belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla, imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı, coğrafî ve kent bilgi sistemleri, çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık hizmetlerini yapar veya yaptırır. Belediyenin yetki ve imtiyazlarını düzenleyen 15. maddesinin (e) bendinde ise müktesep haklar saklı kalmak üzere, içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak, bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek, kaynak sularını işletmek veya işlettirmek belediyenin yetkileri içinde verilmektedir sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (İSKİ) Kurulması ve Görevleri Hakkında Kanun (1981) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, fakat bütçesi büyükşehir belediyesinden ayrı olan ve su-atıksu hizmetlerini yürütmekten sorumlu kurumun kurulması esasları düzenlenmiştir. Bu yasa ile İSKİ ye su ve atıksu hizmetleri için gerekli yatırımları yapma, tesisleri işletme ve verilen hizmetlerin karşılığında abonelerden ücretlerin toplanması yetkisi verilmiştir. İSKi nin hizmet alanı İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları ile aynıdır. Ancak İstanbul a su sağlayan kaynakların İstanbul dışında olduğu durumlarda da bu kaynakların korunması görevi yine İSKİ ye aittir. Bu kanun tüm büyükşehir belediyeleri su kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerini de kapsamaktadır. İSKİ'nin faaliyet alanı, coğrafi olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları dışında da olsa, İSKİ tarafından yürütülmektedir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 'nın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu, ana sistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de İSKİ'ye verebilmektedir. Bu durum diğer büyükşehir belediyeleri için de geçerlidir sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu (2004) ile büyükşehir belediyelerinin su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin yetki ve sorumluluklarına çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek, derelerin ıslahını yapmak, kaynak suyu ve arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak 94

124 eklenmiştir. Büyükşehir belediyeleri su kanalizasyon idareleri bu hizmetleri gerçekleştirmekle yükümlüdür. Ancak burada belirtilen görevler DSİ nin görevleri ile de çakışmakta ve bu konuda esas yetkili idarenin tanımı tam olarak ortaya konamamaktadır sayılı Belediye Gelirleri Kanunu (1981) ve tebliğleri ile Belediyelerin tahsil edecekleri vergiler ve oranları düzenlenmiştir. Özetlenecek olursa; Türk mevzuatında halka kentsel su ve atıksu hizmetlerinin getirilmesi ve atıksuların bertarafı görevi kanunlarla büyükşehir belediyelerinde su ve kanalizasyon idarelerine, bu idarelerin bulunmadığı belediyelerde ise belediyelere verilmiştir. Bunun için gerekli yatırımların yapılması görevi belediyelerindir. Ancak belediyelerde yeterli teknik birikimin oluşmadığı durumlarda merkezi idare kuruluşları devreye girmektedir. 5.2 Su ve Atıksu Yönetiminde Kurumsal Yapı Mevcut yasal düzenlenmelerle su ve atıksu yönetiminde planlayıcı, uygulayıcı ve denetleyici kurum ve kuruluşlar belirlenmiştir. Ancak Bölüm 5.1 de de belirtildiği üzere yetki ve sorumluluklarda bazen sınırların net olmaması sorun oluşturmaktadır. Şekil 5.2 de su ve atıksu yönetiminde sorumlu olan kurumlar gösterilmektedir. Proje yönetiminde belediyelere en önemli destek İller Bankası tarafından verilmektedir. Kredi sağladığı projelerin yönetimini de üstlenen İller Bankası merkez teşkilatı ve bölge müdürlükleri ile altyapı tesislerinin projelendirilmesini, ihale işlemlerini ve inşası sürdürülen işlerin kontrollük hizmetlerini sağlamaktadır. 95

125 YONETIMINDE IDARI YAPI BASBAKANLIK. DENIZCILIK. TURKIYE ISTATISTIK KURUMU. HAZINE MUSTESARLIGI YEREL YONETIMLER DIGER BAKANLIKLAR SAGLIK BAKANLIGI HIZMETLERI GM. CEVRE YONETIMI GM. SU VE TOPRAK YONETIMI D. SU KAYNAKLARI SB. DEVLET SU ISLERI ORMAN ARASTIRMA MUD. TOPRAK SB. ARITMA TEKNOLOJILERI SB. ICME SUYU HAVZALARI SB. IL MUDURLUKLERI BAKANLIGI TARIMSAL ARASTIRMALAR GM. (TAGEM) KORUMA KONTROL GENEL ARASTIRMA MUDUR. BAKANLIGI YATIRIM VE ISLETMELER GM.. ICISLERI BAKANLIGI. SANAYI VE TICARET BAKANLIGI Şekil 5.2 : Su ve atıksu yönetiminde sorumlu kurumlar. 96

126 Bir süre öncesine kadar İller Bankası, belediye adına işin projelendirilmesini, inşasını yapıp gerektiğinde deneme işletiminden sonra belediyelere devrederken bugün daha çok banka olarak hareket etmekte olup, teknik-mühendislik hizmetlerini nispeten azaltmıştır. Bugün daha çok belediyelere kredi sağlamakta, ihale işini belediyelere bırakmaktadır. Ancak su ve atıksu işleri ile ilgili ihaleye çıkmak teknik bilgi ve deneyim gerektirdiği için bu deneyim ve birikime sahip olmayan belediyelerde bu konu önemli sıkıntıların yaşanma riskini oluşturmaktadır (Alpaslan, N.ve dig., 2008) de 6200 sayılı yasa ile kurulan DSİ Genel Müdürlüğü; ulusal su kaynaklarının planlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu olan en eski kuruluştur. Sulu tarımın yaygınlaştırılması, hidro-elektrik enerji üretimi, yerleşim birimlerine içme kullanma suyu temini ve taşkın koruma tedbirleri almak ana görevleridir. DSİ uzun vadeli içme suyu temini, evsel ve endüstriyel sular ile ilgili olarak su transferi boru hatları, su arıtma tesisleri, pompa istasyonları ve ana temiz su depolaması ile ilgili yatırımların analizini yapar, veri toplar, master planlar ve nihai projeler hazırlar ve bunları inşa eder de Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanan DSİ nin sorumluluğu altındaki görevler belediyelerin görevleri ile zaman zaman çakışmaktadır. Sağlık Bakanlığının su ile ilgili rolü daha çok denetim üzerine kuruludur. Sağlık Bakanlığı devlet adına, toplum sağlığının korunması amacı ile, mahalli idareler, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşların su kaynakları, su temini ve su dağıtım sistemleri ile ilgili uygulamalarında su kalitesini denetlemede yetkili ve sorumludur. Sağlık Bakanlığı nın su ile ilgili çalışmaları Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve bu genel müdürlüğe bağlı Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı ile Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı na bağlı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü su ürünleri üretilen suların korunması ve buraya yapılacak deşarjların denetiminden sorumludur. Bakanlık tarım uygulamalarında ürün verimini arttırmak, sulamada su israfını önlemek ve gübre ve pestisit kullanımları ile sürdürülebilir tarım konusunda uygulayıcıları bilinçlendirmekte ve eğitmektedir. Bakanlığa bağlı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bakanlığın araştırma-geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. Araştırmaların önemli bir kısmında tarım-su ilişkisi söz konusudur. 97

127 Kültür ve Turizm Bakanlığı, turistik yerleşimlerin içmesuyu ve kentsel atıksu gibi altyapı sorunlarının çözülmesine yönelik projelere dış kredi temini ile belediyelerin bu yatırımlarını üstlenebilmektedir. Başbakanlığa bağlı Devlet Planlama Teşkilatı, beş yıllık kalkınma planları ve yıllık yatırım planları hazırlamaktadır den beri hazırlanan planlarda kanalizasyon hizmetlerine yönelik ilke, hedef ve politikalar belirlenmiştir. Deniz ortamının gördüğü zararın ve kirlenmesinin önlenmesi amacıyla her türlü tedbiri almak, izlenmesini ve denetlenmesini sağlamak ve konu ile ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığının görevidir yılında Merkezi İstatistik Dairesi adıyla kurulan Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) en son 2005 yılında 5429 Sayılı Türkiye İstatistik Kanunu ile görev tanımları yapılmak suretiyle yapılanmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu; İstatistik Konseyi ve Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı'ndan oluşmuştur. TUİK; Türkiye deki tüm istatistiki faaliyetleri ve bunların koordinasyonundan sorumlu olup resmi istatistikleri üretmektedir. Su ve çevre verileri dahil, çeşitli veri ve bilgileri toplar, işler ve analiz eder. Son yıllarda il bazında belediyelerin içmesuyu dağıtım/arıtma ve kentsel atıksu toplama/arıtma tesisleri sayıları ve kapasiteleri vb. bilgileri veritabanında kullanıma sunmaktadır (TUİK, 2005). Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sanayi kuruluşlarının kontrol altına alınmaları ve denetimleri konusunda su ile taraftır. Ayrıca Bakanlık bünyesinde yapılanan Türk Standartları Enstitüsü (TSE), su kaynakları kalite standartlarını, içme ve kullanma suyu standartlarını, su analiz yöntemleri ile ilgili standartları, su dağıtım sistemleri ile yağmursuyu ve atıksu toplama sistemleri inşa malzemeleri ile ilgili teknik standartları ve atıksu kirletici sınır değerlerine ilişkin standartları oluşturmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise suyun, enerji üretiminin bir unsuru olması nedeniyle su yönetiminde taraftır. Dışişleri Bakanlığı özellikle sınır aşan sular ve çevre konusunda uluslararsı platformlarda izlenen politikanın savunulmasında, içişleri bakanlığı ise valilikler ile illerin yönetilmesi vasıtasıyla yerel yönetimler üzerindeki sorumlulukları ve yine valilerin DSİ, Çevre İl Müdürlükleri vb. kamu kuruluşları üzerindeki sorumlulukları ve cezaların onay mevki olmaları nedeniyle su ve atıksu yönetiminde söz sahibi olmaktadırlar. 98

128 Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı projelerin dış kredi ile yürütülmesi kararı verilmesi durumunda sağlanacak kredinin en uygun maliyetle temin edilmesi, gerekli gördüğü taktirde kredi kullanıcısına garanti olmaya ve garanti edilen kredinin geri ödemelerinin takip edilmesinden sorumludur yılında kurulan Çevre Bakanlığı, 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun un (2003) yürürlüğe girmesiyle birlikte Orman Bakanlığıyla birleştirilmiş ve Çevre ve Orman Bakanlığı adını almıştır (Çev.Or., 2003). Su ve atıksu yönetiminde birinci derecede sorumlu olan bakanlık, su ve atıksu yönetimi, Türk su ve atıksu mevzuatının AB müktesebatıyla uyumunun koordinasyonu, çevresel konularda kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasından sorumludur. Çevre ve Orman Bakanlığının su ile doğrudan ilgili en önemli birimi Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğüdür. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin ve Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliğinin uygulanması, atıksu deşarj esaslarının belirlenmesi ve lisanslandırılması, su kaynaklarının kalite sınıflandırmasının yapılması, içmesuyu elde edilen ve edilecek alanların korunması ve kalitelerinin arttırılması Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü nün sorumlulukları arasındadır. ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü, Orman Köy İlişkileri Genel Müdürlükleri de dolaylı olarak su konusunda ilgilidirler. Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü altında görev yapan Su ve Toprak Dairesi, Hava Yönetimi Dairesi, Atık Yönetimi Dairesi, Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi, Kimyasallar Yönetimi Dairesi, Ölçüm ve İzleme Dairesi, İzin ve Denetim Dairesi, Finansman ve Planlama Dairesi, İklim Değişikliği Dairesi, İdari ve Mali İşler Şubesi ile AB ve Koordinasyon Şubesi birimleri bulunmaktadır. Su ve Toprak Dairesi Başkanlığı bünyesinde yeralan Su Kaynakları Şubesi, Arıtma Teknolojileri Şubesi, İçmesuyu Havzaları Şubeleri ise su ve atıksu yönetimi ile ilgili temel düzenlemelerin yapıldığı birimlerdir. Çevre ve Orman Bakanlığında su ve atıksu ile ilgili temel sorumlulukları üstlenen iki kurum; Su ve Toprak Dairesi Başkanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüdür. Çevre ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatında yeralan Çevre Orman İl Müdürlükleri ve Müdürlüğün bünyesindeki Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü yerel düzeyde su ve atıksu yönetiminde izleyici ve denetleyici kurumdur. 99

129 5.3 Su ve Atıksu Yönetiminde Mevcut Finansal Yapı Yukarıdaki bölümde de belirtildiği gibi Türkiye de su ve atıksu hizmetlerinin sunumundan yerel yönetimler yani belediyeler sorumludur. Kentsel su ve atıksu hizmetlerinin uygulanması görevi büyükşehirlerde su ve kanalizasyon idarelerine, bu idarelerin bulunmadığı belediyelerde ise belediyeye verilmiştir. Dolayısıyla hizmetin sunumu için gerekli olan yatırımların yapılması görevi de belediyelerindir. Ancak belediyelerde bunun için gerekli birikim yoksa yatırımlar İller Bankası, DSİ gibi merkezi idareler tarafından ve bu kuruluşların sağladıkları finansmanla gerçekleştirilmektedir. Turizm önemi yüksek olan yerleşimlerde Kültür ve Turizm Bakanlığının da gerçekleştirdiği altyapı tesisleri mevcuttur. Su temini, kanalizasyon ya da atıksu arıtma tesisleri gibi projeler İller Bankası gibi merkezi idarelerce tamamlandıktan sonra da işletilmek üzere belediyelere devredilmektedir. Dolayısıyla tesislerin işletme bakım, yenileme-yatırım gibi ihtiyaçları belediyelerin sorumluluğunda karşılanmaktadır. Bugün Türkiye de halihazırda mevcut ama işletme giderlerinin karşılanamadığı iddia edilerek çalıştırılmayan belediyelere ait arıtma tesisleri mevcuttur. Altyapı yatırımları için gerekli finansman; mekezi idare yardımları, belediye gelirleri, İller Bankası, dış kredi ve fonlardan karşılanmaktadır. Belediyelerin gelirleri dört grup altında toplanabilir. 1.Öz gelirler 2.Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Ayrılan Paylar 3.Devlet yardımları 4.Borçlanmalar, cezalar ve diğer gelirler. Belediyelerin öz gelirleri; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda öngörülen vergiler, harçlar, harcamalara katılma payları, diğer paylar ve ücrete tabi işlerden elde edilen gelirlerdir. Belediye Gelirleri Kanunu dahilinde belediyelerin tahsile yetkili olduğu vergiler ise; ilan ve reklam vergisi,.eğlence vergisi, haberleşme vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, yangın sigortası vergisi, çevre temizlik vergisidir. 100

130 Belediye Gelirleri Kanunu dahilinde belediyelerin tahsile yetkili olduğu harçlar şunlardır: İşgal Harcı, Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcı, Kay Suları Harcı, Tellallık Harcı, Hayvan Kesimi, Muayene ve Denetleme Harcı, Ölçü ve Tartı Aletleri Muayene Harcı, Bina İnşaat Harcı ve Kayıt ve suret harcı, imar ile ilgili harçlar, işyeri açma izni harcı, muayene, ruhsat ve rapor harcı, sağlık belgesi harcı gibi çeşitli harçlardır. Belediye Gelirleri Kanunu dahilinde belediyelerin tahsile yetkili olduğu harcamalara katılma payları yol harcamalarına katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve su tesisleri harcamalarına katılma payından oluşmaktadır sayılı Kanuna göre, belediyeler bu kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Yine aynı Kanuna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı milli saraylar hariç belediye ve mücavir alan sınırları içinde gerçek ve tüzel kişilerce işletilen her türlü müzelerin giriş ücretlerinin % 5'i belediye payı olarak ayrılır. Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince, 3213 sayılı Maden Kanununun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten yıllık satış tutarının % 0,2'si nispetinde belediye payı ayrılır yılında çıkarılan 2380 sayılı yasa ile genel bütçe gelirleri tahsilatının belli bir yüzdesi belediyelere ayrılmaktadır. Genel bütçe vergi gelirleri üzerinden verilecek bu pay, İçişleri Bakanlığı emrindeki bir hesaba kaydolunmak üzere İller Bankasına yatırılmakta, İller Bankasında toplanan belediye payları, büyükşehir belediyeleri dışındaki belediyelere İçişleri Bakanlığınca bildirilecek son genel nüfus sayımı sonuçlarına göre dağıtılmaktadır. Hem Maliye Bakanlığı bütçesine hem de diğer bakanlıkların bütçesine mahalli idarelere yardım amacıyla ödenek konulup, mahalli idarelere gönderilmesi söz konusudur Belediye gelirleri içindeki merkezden gelen genel bütçe vergi gelirleri üzerinden verilecek pay en önemli kısmı teşkil etmektedir ki bu da belediyelerin son nüfus sayımlarına göre hesaplanmaktadır. Son nüfus sayımındaki nüfus da belediyelerin yerleşik nüfuslarıdır. Yaz ve kış nüfusları arasında büyük farklılıklar olan Bodrum gibi yerleşimlerde belediye yönetimleri için sıkıntı oluşturmaktadır. 101

131 Benzer şekilde belediye harç ve temizlik vergileri de belediye nüfuslarına göre belirlenmektedir tarihli seri no 38 olan Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğinde (2007) Çevre Temizlik Vergilerinin her gruptaki belediyelerde, her bina tipi için değerleri verilmiştir de yayınlanan 2007/1 seri no lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği nde ise nüfusları ve sosyoekonomik gelişim gruplarına göre belediyeler 5 gruba ayrılmıştır. Nüfusu ve yukarı olan belediyeler 1. grup, Nüfusu arasında olan belediyeler ile nüfusu den aşağı da olsa il merkezi belediyeleri 2. grup, Nüfusu arasında olan belediyeler 3. grup, Nüfusu arasında olan belediyeler 4. grup, Nüfusu den aşağı olan belediyeler 5. grup. Aynı tebliğ de Ticari ve/veya turistik yönden önem arz eden belediyeler ile ilçe merkezi olan belediyeler mensup oldukları gruptan bir üst gruba yükseltildiği belirtilmektedir. Yine aynı tebliğ in 4. maddesinde belediyelerin nüfuslarının tespitinde, Türkiye İstatistik Kurumunun 22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre kesinleşmiş nüfusları esas alınmıştır denilmektedir. Buna göre Bodrum merkez ve belde belediyelerinin grupları Çizelge 5.1 de gösterildiği gibi belirlenmiştir (BGK Tebliğ, 2007). Tebliğ için esas alınan 2000 yılı resmi nüfus sonuçları ve beldelerin bu sonuçlara göre belirlenen grupları, 2009 yılı nüfus sonuçları ve bu çalışmada hesaplanan ortalama nüfus değerleri aynı çizelgede izlenebilmektedir. Çizelge 5.1 : Bodrum belediyeleri grupları ile yerleşik ve ortalama nüfusa göre değerlendirme (BGK Tebliğ, 2007). Belediye Yerleşik nüfus (2000) Grup 2009 ADNS Bodrum Merkez Bitez Konacık Yalı Mumcular Turgutreis Gümüşlük Yalıkavak Göltürkbükü Gündoğan Ortakent-Yahşi yılı Ort. Nüfus 2009 (Bu çalışmada hesaplan) 102

132 Çizelge 5.1 deki durum yerleşik nüfuslara göre yapılan değerlendirmelerin bu belediyeler için adil olmadığını göstermektedir. Özellikle Bitez, Göltürkbükü, Ortakent-Yahşi ve Gümüşlük belediyeleri yaz aylarında önemli bir ek nüfusa hizmet vermektedir. Yıllık ortalama değerler dikkate alındığında bu yerleşimlerin 3. grupta değerlendirilmeleri gerekmektedir. Benzer şekilde Turgureis her ne kadar 2. grupta olduğu halde 3. gruba yükseltilmiş gözükse de yaz aylarında nüfusu Bodrum ile yakındır. Mumcular Belediyesi yaz kış hemen hemen aynı nüfusa hizmet vermekle birlikte Yalıkavak dan daha üst grupta sayılmıştır. Sonuç olarak yerleşik nüfusa göre yapılan bu gruplandırma turistik niteliği olan belde belediyeleri açısından olumsuz gözükmektedir. Altyapı yatırımları ile ilgili olarak yeni Çevre Kanunu nda belediyelerin atıksu ile ilgili hizmetlerinin karşılığını almasının sağlanması, bu hizmetlerden tahsil ettikleri gelirleri yine sadece bu alanda kullanmalarının sağlanması, teşvik ve cezai yaptırımın güçlendirilmesi konuları yer almıştır. Belediyenin kendi öz kaynakları, merkezi idareden gelen paylar ya da dış kredilerle gerçekleştirmiş olduğu altyapı yatırımlarının ekonomik sürdürülebilirliği, işletme-bakım ve yenileme-yatırım giderlerinin belediyenin kendi kaynakları ile sağlanabilmesine bağlıdır. Abone bedelleri altyapı tesislerinin finansmanın sağlanmasında en önemli araçlardır sayılı Belediye Kanunu gereğince atıksu tarifeleri belediyeler tarafından belirlenmektedir. Kanalizasyona bağlı olan sanayi tesisleri ve ev haneleri kullanım ücreti ödemek zorundadır. İçmesuyu faturalarına bu bedel yansıtılmaktadır. Suyunu kuyu suyundan temin eden sanayi tesislerinin kullanım ücreti ödemesine gerek olmamasına rağmen bu tesislerden atıksu deşarjları için kanalizasyona bağlanma ücreti alınmaktadır. Abone bedelleri, nüfusu 150,000 in üzerinde olan şehirlerde, işletme-bakım ve yenileme-yatırım maliyetlerini karşılamaya yetmektedir. Ancak daha az nüfuslu yerleşimler, verdikleri hizmetlerin karşılığını alamadıklarından, bu maliyetleri karşılamada yetersiz kalmaktadır. Atıksu altyapı tesisleri ile evsel katı atık bertaraf tesislerinin kurulması, bakımı, onarımı, işletilmesi, kapatılması ve izlenmesi, bu tesislerle ilgili olarak verilen tüm hizmetleri karşılayabilecek tam maliyet esaslı tarifelerin; atıksu altyapı yönetimleri, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler tarafından belirlenmesi, ayarlanması ve uygulanması yoluyla çevresel altyapı hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak 103

133 amacıyla Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Atıksu Altyapı Ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik taslağı hazırlanmıştır. Atıksu ve katı atık hizmetlerinin tamamının abonelerden alınan ücretler ile karşılanması ve bu hizmetlerden elde edilen gelirlerin sadece bu alanlarda kullanılmasının sağlanması hedeflenmektedir. Yönetmeliğe göre atıksu sistem maliyeti olarak tanımlanan atıksuların toplama, nakil, pompalama, arıtma, deşarj, çamur bertarafı, geri kazanım, satış hizmetlerinin tamamının maliyetinin, yatırım, işletme bakım maliyetlerinin, sabit varlıkların amortisman maliyetleri, yönetim ve izleme giderleri, vergiler, kamulaştırma ve sistemin finansal sürdürülebilirliğini sağlayacak özkaynak getirisinden oluşan tam maliyeti içermektedir. Ve yine yönetmeliğe göre bu hizmetlerin maliyetinin abonelerden toplanan ücretlerle karşılanması gerekmektedir. Bakanlık belediyelere tarifelendirme sisteminin kurulumuyla ilgili klavuz da hazırlamıştır. Sözü geçen klavuzda kentsel alanlarda konutlar için artan blok tarife kullanılması önerilmektedir. Bu tarife sistemi ile su tasarrufunun özendirileceği, dar gelir grupları için de karşılayabilirliğin artacağı savunulmaktadır. Aynı klavuzda mevsimsel nüfus değişimlerinin gözüktüğü yerleşimlerde aylık sabit ücret ve artan blok tarife sisteminin birleştirilerek kullanılabileceği belirtilmektedir. Yazlık konutlardan da yerleşik konutlardan da tüm yıl boyunca sabit bir ücret alınmasını önermektedir. Böylece sistemin sürekliliğinin sağlanabilmesi için gerekli olana nakit akışı sağlanmış aynı zamanda da sürekli oturanlara adil davranılmış olacağı belirtilmektedir. Artan blok tarifesi ile birleştirilirken ilk kademe için oldukça düşük bir tarifenin saptanmasıyla da dar gelirli abonelerin korunmuş olacağı belirtilmektedir. Mevsimsel konutların yoğun olduğu yerleşimlere önerilen diğer bir sistem ise mevsimlere bağlı olarak farklı ücretlerin alınmasıdır. Klavuz bu durumun yazın su tasarrufunu teşvik edeceğini ve yazlık sakinlerden ek tahsilatın sağlanabileceğini belirtirken bu sistemin nakit akışında yaratacağı dalgalanmaların ve sürekli ikamet edenler için mevsimsel bir yük yaratacağı konusunda da uyarmaktadır. 104

134 5.4 Su ve Atıksu Yönetiminde İzleme-Denetim Türkiye nin çevre politikasından sorumlu merkezi devlet idareleri, çevre politikasının uygulanmasından sorumlu ise yine merkez mahalli idareleridir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin çevre ile ilgili yetki ve sorumlukları yüksektir. Türkiye de su ve atıksu yönetiminde proje aşamasında, inşa aşamasında ve uygulamada farklı birimler izleme ve denetim süreçlerini gerçekleştirmektedir. İçmesuyu konusunda, Türkiye de su kaynakları akarsular bazında hidrolojik açıdan 26 havzaya bölünmüştür ve idaresi DSİ tarafından yapılmaktadır. DSİ kaynaklardaki su kalitesi ölçümlerini, sadece baraj göllerinin bulunduğu belli başlı kaynaklarda gerçekleştirilmektedir. Bu uygulama ülkenin bütün kaynaklarının yönetiminden çok uzaktır, sadece suyun kullanımı ile ilgili bazı düzenlemeler getirmeye yöneliktir. Su kaynaklarının korunması, kirliliğinin önlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması, su kaynaklarının verimli şekilde kullanılması, geliştirilmesi ve su ekosistemlerinin korunmasını sağlama çerçevesinde Çevre ve Orman Bakanlığı sorumludur. Bulaşıcı hastalıkları önlemek ve insan sağlığını korumak amacıyla içmesuyu kalitesi izlenmesi, kontrolü, fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik analizlerinin ve klorlama işlemlerinin yapılması Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, tarımsal faaliyetlerin su kaynaklarına etkisinin önlenmesi, su ürünlerinin korunması, tarımsal havzalardaki ekolojik dengenin sürdürülmesi, köy ve bağlı yerleşimlerdeki içme ve kullanma suyunun sağlanması kapsamında su kaynaklarını izlemektedir. Yerel yönetimler sınırları dahilindeki içmesuyu ve kanalizasyon tesislerinin uygun şekilde işletilmesinden sorumludur. İçmesuyu isale ve şebeke projeleri DSİ ve İller Bankasının kontrolü ve denetiminde yürütülmektedir. Büyükşehir Belediyelerinde içmesuyu tesisleri ile ilgili görevler Su Kanalizasyon İdarelerine devredilmiştir. Kanalizasyon projeleri ise Büyükşehir Belediyelerinde Su Kanalizasyon İdareleri, Büyükşehir olmayan yerlede ise Belediyeler ve Belediyelerin talebi doğrultusunda İller Bankası tarafından yürütülmektedir. İller Bankası tarafından tamamlanan tesisler de daha sonra belediyelerin kontrolüne verilmektedir. Dolayısıyla mevcut 105

135 içmesuyu ve kanalizasyon tesislerinin uygun bir şekilde çalıştırılması belediyelerin denetimindedir. SKKY ine göre kanalizasyon sistemi bulunan yerlerde her türlü atıksuların kanalizasyon şebekesine bağlanması, ilke olarak bir hak ve mecburiyettir. Bunun denetiminden ve kanala bağlanan endüstriyel tesislerin yapacakları deşarjların kanalizasyon sisteminin yapısına ve çalışmasına zarar verip engel olmaması aynı zamanda da çalışan personel ve civar halkı için sağlık sakıncası yaratmayacak şekilde olmasından belediyeler sorumludur. Bu amaçla yapılacak denetimler belediyeler tarafından gerçekleştirilir. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın tarih ve 2005/5 sayılı genelgesi gereğince belediyelerin kanalizasyon sisteminin atıksu arıtma tesisi ile sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmaksızın söz konusu kanalizasyon sistemine deşarj yapan tüm işletmelerin atıksu arıtma tesisi projeleri, ilgili belediyenin, su ve kanalizasyon idaresinin kanala deşarj kriterleri çerçevesinde ilgili belediyelerce onaylanacaktır. Eğer belediyenin atıksu arıtma tesisi yoksa ve iş temrin planı da bulunmuyorsa bu durumda işletmelerin kanala deşarj değil Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin tablo 21 de verilen alıcı ortam deşarj standartlarını sağlamaları beklenmektedir. Bu genelge ile belediyeleri arıtma tesisi projesi onaylama yetkisi de verilmiş bulunmaktadır. Belediye mücavir alan içi ve dışına yeralan tesislerin alıcı ortama deşarj yapmaları durumunda arıtma tesisi yapmaları gerekmektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın yine 2005/5 sayılı genelgesi gereğince; tarihinden sonra inşasına başlanan veya bu tarihten önce kurulmuş olmasına rağmen tarihinden sonra revize edilecek olan atıksu arıtma tesisleri için Atıksu Arıtma Tesisi Proje Onay Dosyası hazırlanması gerekmektedir. Genelgede nüfusu kişinin altında olan kentlerin ve kentlerin dışında yer alan tatil köyleri ve otel kompleksleri ve entegre tesislerinin arıtma tesislerinin 29 Nisan 2009 Tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe sokulan "Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin Ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik" ne ait Ek2 ye girdiği için valilik tarafından SKKY tablo 21 de belirtilen deşarj standartlarına göre onaylanacağı, nüfusu 100,000 den fazla olan kentsel atksu arıtma tesisleri ise Ek1 e girdiği için bakanlık tarafından onaylanacağı belirtilmektedir. 106

136 Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği esaslarına uymak şartı ile, alıcı su ortamlarına her türlü evsel ve/veya endüstriyel nitelikli atıksuların doğrudan deşarjı için idareden izin alınması mecburidir. Her atıksu deşarjı için Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde idarenin istediği çıkış suyu kalitesinin ve diğer şartların sağlanması gereklidir. 29/4/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik uyarınca, alıcı ortama yapılacak deşarj ile derin deniz deşarjı konulu çevre izinlerinde; Ek-1 listesinde belirtilen işletmeler için Bakanlığı, Ek-2 listesinde belirtilen işletmeler için İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkilidir Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde sektörler ve evsel atıksular için bir sınıflama yapılmış ve bu sektörlerin herbiri için deşarj standartları getirilmiştir. Evsel atıksular için yapılan sınıflamada eşdeğer nüfus ve kirlilik yüküne göre alıcı ortam deşarj standartları belirlenmiştir. Söz konusu yönetmelikte belirlenen deşarj standartlarının sağlanabilmesi için işletmelerin, atıksularının debi ve kirlilik yüküne göre tespit edilecek uygun bir arıtma tesisi kurması gerekmektedir. Yine SKKY de belirtildiği üzere deşarj izin işlemlerinde gerekli olan atıksu analizleri, bakanlıktan çevre analizleri ön yeterlilik/yeterlilik belgesi almış laboratuarlarda yapılması zorunludur. Atıksu deşarjı için idare tarafından verilen izin beş yıl süre ile geçerli olup izin belgeleri periyodik olarak yenilenmektedir. Bu yenileme işlemi sırasında idarece tesisin daha önce belirtilen özelliklerinde bir değişiklik olup olmadığı, atıksu miktar ve kirlilik yüklerinin değişip değişmediği, daha önce alınması istenen teknolojik tedbirlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, yeni tedbirlere gerek olup olmadığı, ölçüm programlarının düzenli bir biçimde yapılıp yapılmadığı tahkik edilir. İl müdürlüğünce gerekli görülmesi durumunda atıksu numunesi alınarak standartlara uygunluk incelenir. Bu hususların herhangi birinin yerine getirilmediğinin tespit edilmesi halinde mükellefin izin işlemine yeni baştan başlaması yeniden izin belgesi alması gerekmektedir. SKKY ne göre nüfusu 84 kişinin altında olan otel, motel, tatil köyü, tatil sitesi ve yazlık siteler ve sanayi tesislerinin evsel atık suları 19/3/1971 tarihli ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde 107

137 Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik (1971) hükümlerine göre yapılacak olan sızdırmaz nitelikteki fosseptikte toplanır ve vidanjör vasıtası ile atıksu altyapı tesislerine verilir. Evsel atık sularını sızdırmaz nitelikteki fosseptikte toplayan ve vidanjör vasıtası ile atıksu altyapı tesislerine veren atıksu kaynakları, atıksu yönetimleriyle yaptıkları protokolü ve vidanjörle atıksu bertarafı sonucunda aldıkları belgeleri beş yıl süreyle saklamak ve denetimler sırasında görevlilere beyan etmek zorundadırlar. SKKY ve Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliğinde fosseptik çamurlarının alıcı su ortamlarına boşaltılmalarını yasaklanmıştır. Aynı yönetmelikte nüfusu 2000'den az olan yerleşim yerlerinin; otel, motel, tatil köyü, tatil sitesi, yazlık sitelerin evsel nitelikli atıksuları için, yerleşim yerinin çevresel ve sosyoekonomik özellikleri dikkate alınarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek ve bu yönetmeliğin ilgili hükümlerini karşılayacak şekilde İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce uygun görülecek arıtma ve/veya bertaraf yöntemleri uygulanacağı belirtilmektedir Arıtma tesisleri deşarj usulleri ve denetim esasları Muğla İl Çevre Orman Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde Yapı Kullanma İzni alınabilmesi için belediyelerin ya da il özel idarelerinin öncelikle il çevre Müdürlüğüne başvurulmasını sağlamaları gerekmektedir. İl Çevre Orman Müdürlüğüne başvuran otel, motel, tatil köyü, tatil sitesi ve yazlık siteler ve sanayi tesislerinin evsel atık suları 19/3/1971 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik hükümlerine göre yapılacak olan sızdırmaz nitelikteki fosseptikte toplanır ve vidanjör vasıtası ile atıksu altyapı tesislerine verilir. Bunların inşa, izleme, denetiminden belediye sınırları içinde belediyeler, belediye sınırları dışında sağlık müdürlükleri sorumludur. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine göre kanalizasyonu olmayan yerlerde 84 kişiden fazla nüfusa sahip yerlere arıtma tesisi yapılması gerekmektedir. İhtiyaca yanıt verecek şekilde hazırlanan arıtma tesisi projesinin Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü nün 27 Şubat 2004 tarih ve 2004/3 sayılı Genelgesi gereği atıksu arıtma tesisinin kapasitesine göre Bakanlıktan veya Valilikten proje onayı alınması gerekmektedir. Buna göre nüfusu kişinin altında olan kentlerin ve kentlerin dışında yer alan tatil köyleri ve otel kompleksleri ve entegre 108

138 tesislerinin arıtma tesislerinin onayı Valiliğe bağlı İl Çevre Orman Müdürlüğü, 100,000 den fazla olan kentsel atıksu arıtma tesisleri ise bakanlık tarafından onaylanmaktadır. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği esaslarına uymak şartı ile, alıcı su ortamlarına her türlü evsel ve/veya endüstriyel nitelikli atıksuların doğrudan deşarjı için idareden izin alınması mecburidir. Arıtma tesislerinin yapılış amacına göre; Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği eklerinde belirtilen çıkış suyu standartlarını sağlaması gerekmektedir. SKKY nde evsel ve kentsel atıksu arıtma tesisleri için alıcı ortam deşarj standartları Çizelge 5.2 de özetlenmiştir. Çizelge 5.2 : SKKY evsel nitelikli atıksuların alıcı ortama deşarj standartları. Para metre BOI5 (mg/l) KOI (mg/l) AKM (mg/l) Nüfus: Nüfus: Nüfus: Nüfus:> Kompoz. Numune 2 Saatlik Kompoz. Numune 24saatllk Kompoz Numune 2 Saatlik Kompoz Numune 24saatlik Kompoz Numune 2 Saatlik Kompoz Numune 24saatlik Kompoz Numune 2 Saatlik ph Kompoz Numune 24saatlik Alıcı ortam standartlarında BOI 5, KOI, AKM ve ph analizleri yapılmakta nüfusa göre belirlenen standartları sağlamaları beklenmektedir. Merkezi arıtma tesisleri ve küçük ölçekli atıksu arıtma tesislerinin deşarj izin belgeleri İl Mahalli Çevre Kurulunca 5 yıl süre ile verilmektedir. Deşarj izin belgelerinde belirtilen sürelerde yaptırılması zorunlu olan gerekli analizleri, atıksu arıtma tesisinin kapasitesine göre, haftalık, 15 günlük, aylık, 2 aylık, 3 aylık veya yıllık olarak yaptırılarak belgelerinin denetimlerde ibraz edilmesi gerekmektedir. SKKY İdari Usuller Tebliği nde evsel ve kentsel nitelikli atıksu arıtma tesislerinin kapasitelerine göre numune alma sıklıkları Çizelge 5.3 de gösterilmiştir. 109

139 Çizelge 5.3 : Kentsel ve evsel nitelikli atıksular için numune alma sıklığı. Kentsel-Evsel Debi E.N. (Eşdeğer Nüfus) Kentsel Evsel atıksular için iç izlemeye esas numune alma sıklığı İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından denetime esas asgari numune alma sıklığı Ayda bir*** Yılda bir Ayda bir Üç Ayda bir günde bir İki Ayda Bir Haftada iki Ayda Bir ***- Eğer ilk yıl boyunca deşarj standartlarına uyulduğu gösterilebilirse, izleyen yıllarda dört örnek; eğer dört örnekten birisi deşarj standartlarına uymazsa, takip eden yıl içinde 12 örnek alınmalıdır. Muğla İl Çevre Orman Müdürlüğü tarih 37-b sayılı ile alınmış mahalli çevre kurulu kararında bundan böyle arıtma tesisinden çıkan her türlü arıtılmış suların denize deşarjı yasaklanmıştır denilmiş ve bu tarihten sonra Bodrum da arıtma tesisi çıkış suları sulama amaçlı olarak kullanılmıştır. Arıtm Tesisleri Teknik Usuller Tebliğinde arıtılmış atıksuların kentsel sulama amaçlı kullanımı ile ilgili standartlar ph=6-9, BOİ 5 < 20 mg/l, bulanıklık < 2 NTU ve Fekal koliform=0/100 ml olarak belirlenmiş olmasına rağmen alıcı ortama deşarj standartları uygulanmaktadır. Bodrum Turgutreis de fiziksel arıtma sonrası derin deniz deşarjı uygulaması yapılmaktadır. Çizelge 5.4 de derin deniz deşarjına izin verilebilecek atıksuların özellikleri gösterilmiştir. Çizelge 5.4 : Derin deniz deşarjına izin verilebilecek atıksuların özellikleri PARAMETRE SINIR ph 6-9 Sıcaklık 35 C Askıda katı madde (mg/l) 350 Yağ ve gres (mg/l) 15 Yüzer maddeler Bulunmayacaktır 5 günlük biyokimyasal oksijen ihtiyacı, BOİ 5 (mg/l) 250 Kimyasal oksijen ihtiyacı, KOİ (mg/l) 400 Toplam azot (mg/l) 40 Toplam fosfor (mg/l) 10 Metilen mavisi ile reaksiyon veren yüzey aktif 10 maddeleri(mbas) (mg/l) Diğer parametreler 110

140 5.5 Bölüm Değerlendirmesi Türk Çevre Mevzuatının temel yasası 1983 yılında çıkarılan 2872 sayılı Çevre Yasası olup bu yasanın da en önemli ilkesi kirleten öder ilkesidir. Türkiye de su ve atıksu hizmetlerinin sunumundan yerel yönetimler yani belediyeler sorumludur. Kentsel su ve atıksu hizmetlerinin uygulanması görevi büyükşehirlerde su ve kanalizasyon idarelerine, bu idarelerin bulunmadığı belediyelerde ise belediyeye verilmiştir. Dolayısıyla hizmetin sunumu için gerekli olan yatırımların yapılması görevi de belediyelerindir. Ancak belediyelerde bunun için gerekli birikim yoksa yatırımlar İller Bankası, DSİ gibi merkezi idareler tarafından ve bu kuruluşların sağladıkları finansmanla gerçekleştirilmektedir. Altyapı ve arıtma tesislerinin işletme bakım, yenileme-yatırım gibi ihtiyaçları belediyelerin sorumluluğunda karşılanmaktadır. Belediye gelirleri içindeki merkezden gelen genel bütçe vergi gelirleri üzerinden verilecek pay en önemli kısmı teşkil etmektedir ki bu da belediyelerin son nüfus sayımlarına göre hesaplanmaktadır. Son nüfus sayımındaki nüfus da belediyelerin yerleşik nüfuslarıdır. Bu durum yaz ve kış nüfusları arasında büyük farklılıklar olan Bodrum gibi yerleşimlerde belediye yönetimleri için sıkıntı oluşturmaktadır. Türkiye nin çevre politikasından sorumlu merkezi devlet idareleri, çevre politikasının uygulanmasından sorumlu ise yine merkez mahalli idareleridir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin de çevre ile ilgili yetki ve sorumlukları yüksektir. Türkiye de su ve atıksu yönetiminde proje aşamasında, inşa aşamasında ve uygulamada farklı birimler izleme ve denetim süreçlerini gerçekleştirmektedir. Merkezi ve küçük ölçekli arıtma tesislerinin deşarj izin belgeleri İl Mahalli Çevre Kurulunca verilmekte olup, tesis kapasitesine göre farklı periyotlarda gerekli analizleri yaptırılması zorunludur. Bodrum da arıtılmış atıksuların denize deşarjı birkaç merkezi arıtma tesisi dışında yasaklanmış olup, çıkış sularının sulama amaçlı geri kullanıma göre değerlendirilmesi gerekirken alıcı ortama deşarj standartlarına göre denetim yapıldığı görülmüştür. 111

141 112

142 6. MEVSİMSEL NÜFUS DEĞİŞİMİ GÖZLENEN YERLEŞİMLERE BİR ÖRNEK: BODRUM Bodrum Yarımadası nda bulunan yerleşimlerin neredeyse tamamında yaz ve kış mevsimleri arasında önemli nüfus farklılıkları görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada örnek alan olarak Bodrum Yarımadası seçilmiştir. Muğla İli km lik kıyı uzunluğu ile km olan Türkiye kıyılarının neredeyse 1/7 sini oluşturmaktadır. Bunun 174 km si ise Bodrum Yarımadası sınırlarındadır. Özellikle kıyı turizmi, ikinci konut alanları ve mevsimsel nüfus değişiklikleri Bodrum ve neredeyse tüm ilçelerinde benzer dalgalanmaları yaşayan Muğla İli için önem taşımaktadır. 6.1 Çalışma Alanı Ege Bölgesinde Muğla İline bağlı bir ilçe olan Bodrum, doğu ve kuzeydoğusunda Milas, kuzeybatı, batı ve güneyinde ise Ege Denizi ile çevrilidir. Bodrum Yarımadası, Türkiye nin güneybatısında Reşadiye (Datça) yarımadası ile birlikte doğudan batıya uzanan iki yarımadasından biridir. Bodrum İlçesi, 36 o -37 o kuzey paralelleri ile 27 o -39 o doğu meridyenleri arasında, kuzeyde Güllük, güneyde Gökova Körfezi arasında bir yarımada üzerinde yer almaktadır (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Engebeli topoğrafik yapısından kaynaklanan ulaşım güçlüğü nedeniyle uzun yıllar ulaşım bağlantılarının tam olarak kurulamayışı, yörenin ulusal pazarla bütünleşmesini geciktirmiştir. Bu nedenle, bu süre zarfında, kapalı bir ekonomik yapı süregelmiştir. Yöre halkının daha çok kendi ihtiyaçlarını karşılama amacına yönelik ürünlerin yetiştirilmesinin esas olduğu bu dönemde, tarım sektörü büyük önem taşımıştır yılında Bodrum u Milas a bağlayan karayolunun asfaltlanması ve böylece yarımadanın Anadolu nun diğer kesimleriyle kolayca karayolu bağlantısı sağlaması, yörenin giderek ülke pazarıyla bütünleşmesini mümkün kılmıştır. Ancak asıl gelişim, Bodrum Yarımadası kıyılarının turizme açılmasıyla olmuştur. Bu gelişmeler sonucu, öncelikle kıyı yakınında ve ana karayolları çevresinde bulunan 113

143 tarım açısından değer taşımayan alanlar değer kazanmış, zamanla tarım alanları da turistik aktivite ve ikinci konutlara terk edilmeye başlamıştır. Bugün Bodrum Yarımadası, turizm sektöründe Türkiye nin uluslararası öneme sahip merkezlerinden biridir. Yarımada, deniz, doğa ve kültür turizmi potansiyeli açısından zengindir. İlçe ekonomisinde lokomotif sektör turizmdir yıllarından itibaren, turizm sektörünün sağladığı istihdam olanaklarına bağlı olarak, ilçe merkezi ile birlikte yarımadadaki belde ve köyler önemli ölçüde göç almış ve hala almaktadır. Böylece, tarihteki adı ile Halikarnasos, küçük bir sahil kasabasından, önceleri Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerin stresinden kaçarak, sakin bir yaşantı seçmiş pek çok kişinin yerleştiği bir sahil kenti olmuş, daha sonraları ise eğlence turizminin en önemli noktalarından biri haline gelmiştir. Buna son yıllarda yaygınlaşan, yabancı uyrukluların ilçeye yerleşmeleri ile ikinci konut sahiplerinin bir bölümünün sürekli olarak burada yaşamaya başlamaları da eklenince Bodrum un hem kış hem de yaz nüfusu her geçen gün artmaya devam etmiştir (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Şekil 6.1 de Bodrum Yarımadası nın Türkiye ve Muğla İli içindeki konumu gösterilmektedir. Bodrum Yarımadası nın birinci derecede öncelikli turizm merkezleri arasında yeralması hem sahip olduğu doğal güzellikler ve sakin koylar hem de pek çok tarihi ve arkeolojik alanları içinde barındırmasından kaynaklanmaktadır. Antik Çağ da Karia adıyla bilinen ve Bodrum Yarımadası nı da kapsayan bölgede yapılan araştırmalar, yerleşme tarihinin çok daha eskilere uzandığını ortaya koymaktadır. 114

144 Şekil 6.1 : Bodrum un Türkiye ve Muğla İli içindeki konumu. Bodrum Yarımadası karayolu, demiryolu, denizyolu ve hava yolu ile ülke geneli ve tüm dünya ile bağlantı içindedir. Muğla İl Merkezi ne 111 km, İzmir iline 230 km mesafede konumlanmaktadır. Bodrum İlçe Merkezi ne 45 km uzaklıkta yeralan iç ve dış hat uçuşların yapılabildiği Bodrum Havaalanı, Bodrum Yarımadası nın önemli kapılarından birisidir. En yakın demiryolu istasyonu 135 km mesafedeki Aydın İli nin Söke İlçesi nde yer almaktadır. Milas İlçesi, Güllük Beldesi nde ise ilçeye en yakın yük limanı 40 km mesafede bulunmaktadır. Deniz yolu ulaşımı bakımından Bordum, Ege ve Akdeniz de önemli ticaret ve turistik limanlardan birisidir. Bodrum Limanı ve yarımadadaki 3 adet yat limanı deniz yolu ulaşımında varış alanlarıdır. Bodrum, Yalıkavak ve Turgutreis marinaları deniz ulaşımı ve yatlar için önemli geceleme ve kışlama noktalarıdır. 115

145 6.1.1 Fiziki yapı ve iklim Güney Ege kıyılarında, Menteşe (eskiden Kayra) içinde yeralan Bodrum Yarımadası 68,655 ha lık bir alanı kaplamaktadır Coğrafi yapı ve bitki örtüsü Bodrum Yarımadası nın doğu sınırı kuzeyde Güvercinlik Körfezi-Karaova, kuzeyi Mumcular, güneye doğru Bahçekuyu Beli üzerinden Şeytan Dere vadisini izleyerek güneyde Armutçuk Bükü arasındadır.yarımada topoğrafik olarak Torba Limanından batı ve doğu olarak iki bölüme ayrılmaktadır. Batı bölümü, batı-doğu yönünde uzanan m yüksekliğinde bir dağlık kütle (en yüksek yeri Oyuklu Dağı 690 m) ile batıda kuzeyden güneye uzanan m yüksekliğindeki kütleden oluşmaktadır. Yarımada nın doğu bölümü ise yükseltisi m. arasında iki tepelik kütleden oluşmakta, bu iki kütle arasında Karaova ile Etrim Ovası yer almaktadır (Kantarcı ve Müezzinoğlu, 1998). Bodrum Yarımadası nın uzunluğu 42 km ve genişliği en dar yerinde 6 km olup Torba-Bordum arasındadır. Yarımadanın en geniş yeri ise kuzeyde Çitli Burun ile güneyde Fener Burnu arasında olup 23,8 km dir. Kuzeyinde Güllük Körfezi, güneyinde Gökova Körfezi ve batısında Ege Denizi ile çevrili olan Bodrum Yarımadası kıyıları, oldukça girintili çıkıntılı bir yapıya sahip olup Yarımadanın kıyı uzunluğu 174 km dir.. Yarımadadaki dağların denize dik olarak uzanması sebebi ile kıyıdaki topoğrafya girinti çıkıntılardan ibaret olmuş ve böylelikle tüm kıyı boyunca küçük koylar oluşmuştur. Özellikle yarımadanın batı kesimi kıyılarının oldukça girintili çıkıntılı olması, yer yer alçak kayaların bulunması, elverişli iklim koşullarıyla da birleşince plaj turizmi açısından büyük önem kazanmasını sağlamıştır. Doğuda Gökova Körfezi kıyıları ise nispeten düz yüksek kıyılardan oluştuğu için daha çok yat turizmi için tercih edilmektedir İlçe sınırları içerisinde başta Çakal Adası ve Karaada olmak üzere bir çok irili ufaklı ada bulunmaktadır. 116

146 İlçe toprakları engebeli ve iç kesimleri ovalık, kıyıları çok girintili ve çıkıntılı, toprak yapısı itibariyle çok fazla kalker içerikli alanlardan oluşmaktadır. Dalgalı bir topografyaya sahip olan Yarımada, derin vadilerle parçalanmış, yüzde doksana varan oranda % 20 ve üstü eğimli araziler ile ilçe ve belde merkezlerinin yer aldığı, alüvyal boğulmalar sonucunda oluşmuş dar kıyı ovalarından meydana gelmektedir. Yarımada daki eğim durumu incelendiğinde, % 0-5 arası eğimli arazilerin genellikle kıyıya paralel, dar kıyı ovaları şeklinde ve mevcut yerleşik alanların olduğu bölgelerle çakıştığı görülmektedir. İç kesimlerde ise % 0-5 arası eğimli araziler, ağırlıklı olarak Mumcular Beldesi nin batı ve güneybatı bölümlerinde yer almaktadır. % 5-10 arasında değişen eğime sahip araziler, % 0-5 eğime sahip arazilerin devamında ve kopuk bile olsa yine kıyılarda, dar ovalar şeklinde yer almaktadır. % arasında eğimli araziler ise dar kıyı ovaları şeklinde ya da yükseklikler arasında dağınık olarak bulunmaktadır (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Yarımadanın kıyı şeridinde doğrudan denize açılan, iç kesimlerde de küçük havzalar oluşturan çöküntü alanları ve bunlara bağlı vadiler vardır. Vadi ve çöküntü alanlarında akarsuların taşıdığı alüvyonların meydana getirdiği ovalar bulunmaktadır. Bodrum yarımadasının en geniş düzlüğü yarımadanın kuzeydoğu kesimindeki Karaova dır. Karaova nın batı kesiminde Etrim Ovası yer almaktadır. Bodrum Yarımadası nın batı kesiminde genellikle alüvyal boğulmalar sonucu oluşmuş küçük kıyı ovaları bulunmaktadır. Bunlar; Gölköy, Türkbükü, Gündoğan, Yalıkavak, Turgutreis, Kemer, Ortakent, Ağaçlı, Bitez ve Akçaalan Ovalarıdır (Güner, 1998). Bu kadar çok yükseltinin ve kıyı kesimlerdeki irili ufaklı çok sayıdaki ovaların oluşturduğu kırıklı arazi yapısına sahip Yarımada da en düşük kot 0.00 m, en yüksek kot ise m.'dir. Bodrum yarımadasının bitki örtüsü belirgin bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Bodrum- Milas karayolunun kuzeyinde yer alan kısımda bitki örtüsü, yer yer çalılık ve fundalıklar ile dikenli otlarla kaplıdır. Karayolunun güneyinde yer alanda ise, iğne yapraklı kızılçam, meşe, palamut, yabani çilek, mersin ve sandal ağaçları bulunmaktadır. İlçenin % 55 i ormanlarla kaplıdır. Yarımadanın kuzey ve güney yamaçlarındaki iklim farkları bitki örtüsünün yayılışını ve insanların tarih boyunca arazi kullanımını etkilemiştir. Kızılçam ormanları ile 117

147 orman artığı sık ve boylu Akdeniz çalı toplumları (sekonder maki) kuzeyden gelen serin ve nemli iklim etkisinin altındaki arazide yayılmıştır. Güney kesimdeki yamaçlarda ise tarım ve meyvecilik (zeytin ve turunçgiller) yapmak için orman ve çalılıklar açılmıştır Su kaynakları Bodrum yarımadası sınırları içindeki en büyük akarsu, Karaova olarak adlandırılan Yarımada nın Mumcular Beldesi civarlarında bulunan Yaran Dağı ndan çıkıp, Güllük Körfezi ne dökülen Kocadere dir. Bunun yanı sıra, yağışa bağlı olarak akan bazı dereler mevcuttur. Bodrum Yarımadası nın yeraltı suyu kaynakları bakımından da zayıf bir noktada olduğu bilinmektedir. Turgutreis Beldesi nin yer aldığı ve Karatoprak olarak adlandırılan bölgedeki yeraltı suları ise topoğrafik yapı ve formasyon özelliklerine göre kıyı boyunca uzanan 13 küçük ovada toplanmıştır. Bodrum da yeraltı su potansiyelinin tamamı kullanılmaktadır. Yaz aylarındaki nüfusu, kış nüfusunun yaklaşık beş katına ulaşan yarımadanın içme ve kullanma suyu yarımadadaki kuyular ve Mumcular Beldesi ndeki Mumcular Barajı ndan karşılanmaktadır. Baraj suyu, Kemer Köyü yakınında bulanan içme suyu arıtma tesisinde arıtıldıktan sonra, şebekeye verilmektedir. Yarımada nın en önemli hidrojeolojik sorunlarından birisi yeraltı sularının kirlenmesidir. Turistik potansiyeli yüksek olan bölgede artan insan sayısı ve çarpık yapılaşma, görüntü kirliliğinin yanı sıra akiferlerin kirlenmesine yönelik iki tür hidrojeolojik tehlike oluşturmaktadır. Bunlardan birincisi kanalizasyon sistemi bulunmayan yapılarda fosseptiklerden sızabilecek atık sularının sığ derinlikli yeraltı sularını kirletmesidir. Kanalizasyonu olan yapılarda da kanalizasyon sistemlerinde olabilecek kaçaklar da benzer tehlike oluşturabilmektedir. Süzme etkisinin çok düşük olduğu çatlaklı kaya akiferlerinde ve özellikle karstik akiferlerde bu tehlike çok daha önemlidir. Masif kireçtaşları ve katmanlı çörtlü kireçtaşları, çözünme boşluklu karstik akiferleri oluşturduğundan, bu kaya birimleri üzerinde açılan fosseptiklerdeki atıklar, doğrudan yerin derinliklerine süzülmektedir. Kanalizasyon masrafından kaçınmak isteyen bazı yatırımcılar, yerin bu yapısını bir avantaj olarak kabul ederek açılan fosseptikler aracılığıyla atıkları karstik boşluklara vermektedir. Bu durum ileride geri dönülmesi çok zor olan yeraltı suyu kirlenme potansiyelini oluşturmaktadır. 118

148 İkinci önemli hidrolojik tehlike; yine artan nüfus ve yapılaşmaya koşut olarak çoğalan yeraltı suyunun kullanımıdır. Her haznenin olduğu gibi yeraltı suları haznesinin de sınırlı bir potansiyeli vardır. Bu yeraltı suları yağış sularının kırık ve çatlaklardan yeraltına süzülmesiyle oluşur. Bu nedenle yapılan su bütçesi hesaplarında yağış = yüzey akışı + buharlaşma terleme + yeraltına sızış bağlantısı gözetilmektedir. Artan yapılaşma yağış sularının yeraltına süzülmesini yani etkin yağışı azaltıcı bir faktördür. Kaçak açılan sondajlardan yapılan aşırı yeraltı suyu kullanımı da yapılan bütçe hesaplamalarının dışında kalmaktadır. Bu şekilde yapılan bilinçsiz kullanımlar yeraltı su seviyesinin düşerek, su deposunun yok olmasına ve bunun sonucunda da yörenin yarımada oluşu itibarıyla deniz sularının karalar içine sokulmasıyla ortaya çıkan tuzlu su kirlenmesine yol açmaktadır (Filiz,Ş. ve dig., 1998) İklim özellikleri Bodrum Yarımadası, iklim itibariyle Akdeniz iklimi özelliklerine sahip olup, yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları oldukça ılık ve yağışlıdır. Bodrum, Milas ve Mumcular (Karaova) ölçümlerine göre bölgede yıllık ortalama yağış mm. arasında, yıllık ortalama sıcaklık C arasındadır. Kış aylarında ortalama sıcaklık +10 C altına düşmemektedir. Yaz dönemindeki 5 ay çok az yağışlı (34-62 mm) ve sıcaklık ortalama 25 C civarındadır. Deniz suyu sıcaklığı, yörede 8 ay süresince denize girmeye elverişli derecelerdedir. Bahar ve yaz aylarında, hava deniz suyundan daha sıcaktır. Buna karşın sonbahar aylarında deniz suyu sıcaklığı daha fazladır. Deniz suyu sıcaklığı ortalaması yıllık 19.4 C olup, ortalama en yüksek değer Ağustos ve Eylül aylarında (23.5 C), ortalama en düşük değer ise Şubat (15.6 C) ve Mart (15.8 C) görülmektedir. En yüksek deniz suyu sıcaklığı Ağustos ayında (31.2 C), en düşük deniz suyu sıcaklığı ise Ocak ayında (7.8 C) ölçülmüştür (Url-4,2010). 119

149 6.1.2 Arazi kullanımı Yüzölçümü ha. olan Bodrum Yarımadası arazilerinin, 1998 yılındaki verilere göre, kullanım durumuna göre dağılımı Çizelge 6.1 de gösterilmektedir. Yarımada arazilerinin yararlanma gruplarına göre dağılımında önemli değişiklikler olmaktadır. Çizelge 6.1 : 1998 yılı Bodrum Yarımadası topraklarının arazi kullanımına göre dağılımı (Güner, İ., 1998). Arazi kullanım tipi Kapladığı alan (ha) % Tarım Arazisi Otlak Alanı Orman Alanı Ürün Getirmeyen Arazi TOPLAM yılında ilçe ve bucak merkezlerinin yerleşme alanı ha, turistik tesis ve yazlık sitelerin kapladığı alan ise ha olup toplam ha dır. Toplam yarımadanın yaklaşık % 6.9 u yerleşime açılmıştır (Kantarcı ve Müezzinoğlu, 1998). Muğla Bodrum Yarımadası Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planı nda verilen Bodrum Yarımadası nın 2006 yılındaki toprak arazi kullanımı Çizelge 6.2 de gösterilmiştir. Çizelge 6.2 : 2006 yılı Bodrum yarımadası topraklarının arazi kullanımına göre dağılımı (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Kullanım Türü Alan (ha.) % Yerleşik Alan Mutlak Tarım Marjinal Tarım Narenciye Zeytinlik Mera Maki-Funda Orman Toplam Yerleşim alanları açısından bir karşılaştırma yapılacak olursa 8 senede önemli oranda alanın yerleşime açıldığı görülmektedir. Şöyle ki; 2487 ha alanın daha yerleşime açıldığı, toplam tarım alanının ise % 6 civarında azaldığı, yani tarım alehine bir 120

150 gelişimin gerçekleştiği söylenebilir. Özellikle kıyı alanlarındaki ekili dikili alanlar yerlerini turistik yerleşmelere bırakmaktadır. Bodrum Yarımadası nın en geniş ve en verimli tarım alanları, yarımadanın kıyılarındaki düzlükler ile Karaova çevresinde yeralmaktadır. Ortakent, Turgutreis, Karakaya, Yalıkavak, Çiftlik, Pınarlıbelen, Sazköy ve Mumcular tarımsal arazi varlıkları bakımından zengin yerleşmelerdir. Bodrum Yarımadası nın başlıca iyi koru ormanları; Pazar Dağı nda ve yarımadanın doğu yarısının merkezi kısımlarında yer almaktadır. Gökova Körfezinin kuzey kıyıları boyunca uzanan tepelik alan ise genellikle maki elemanları ile kaplıdır. Burada yer yer iyi kızılçam koruları da mevcuttur. Yarımadanın batısındaki volkanik arazilerde dağınık parçalar halinde fundalıklara rastlanmaktadır. Yörede turizmin gelişmesiyle birlikte genellikle otlak olarak kullanılan arazilerin çoğu turistik tesis alanlarına dönüşmüştür. Yine turizmin gelişmesiyle birlikte kıyı alanları ve özellikle yarımadanın batısının iç kısımları da değer kazanmıştır. Kıyı alanlarındaki araziler turistik tesislere ve ikinci konut alanlarına dönüşürken, iç kısımlardaki araziler sektörü destekleyen inşaat malzemeleri, toptan gıda vb.diğer tesisler için kullanılmıştır. Turizmin tarım kesimi üzerindeki etkisi sadece verimli tarım alanlarının işgali şeklinde oluşmamaktadır. Bununla birlikte yarımadada suyun sınırlı olması, turistik aktiviteler dolayısıyla su kullanımının artmasıyla kuyulardan fazla miktarda su çekilmekte, yeraltı suyu çok derinlere inmekte ve sahadaki birçok kuyu kurumaktadır. Bu durum yöredeki turunçgil ve sebze tarımını olumsuz yönde etkilemektedir. Çizelge 6.3 ve Şekil 6.2 de ise 2006 yılı verilerine göre arazi sınıfları gösterilmektedir. Bodrum Yarımadası ndaki toprakların arazi sınıflarına göre dağılımı incelendiğinde, ağırlığın VI ve VII. sınıf topraklarda olduğu görülmektedir. I, II, ve III. sınıf verimli tarım arazileri az olup, toplamın % 10 unu oluşturmaktadır. 121

151 Çizelge 6.3 : Bodrum yarımadası toprak sınıflarının dağılımı 2006 (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007) Arazi Sınıfı Alan (ha.) % I.sınıf II.sınıf III.sınıf IV.sınıf V.sınıf - - VI.sınıf VII.sınıf VIII.sınıf Diğer Toplam Şekil 6.2 : Bodrum Yarımadası toprak sınıflarının dağılımı 2006 (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik (2003) de toprağı korumak ve özelliklerine uygun olarak planlı ve dengeli bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla birden sekize kadar yapılan sınıflama Arazi Kullanma Kabiliyeti Sınıflaması olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı yönetmelikte çayır, mera, yaylak, otlak, kışlak, zeytinlik ve orman sınırları dışında kalan, I., II., III., IV., V., VI. ve VII. 122

152 sınıf araziler tarım arazileridir denilmektedir. Toprak işlemeli tarıma elverişli araziler; I., II., III. ve IV. sınıf arazilerdir. Toprak işlemeli tarıma elverişsiz araziler ise toprak muhafaza tedbirleri almak suretiyle tarım yapılabilir denilmekte ve V., VI., ve VII. sınıf araziler oldukları belirtilmektedir. Tarıma elverişsiz araziler ise VIII. sınıf arazilerdir. I.sınıf araziler 2.8 ha lık bir yer kaplamakta olup, genel sahanın % 4 ünü oluşturmaktadır. Bu araziler yarımadanın kıyılarındaki küçük düzlükler ile Karaova bölgesinde yer almaktadır. Çok az eğimli ve düz olan, iyi drene edilmiş, kolay işlenebilir, erozyon tehlikesi bulunmayan bu saha toprakları derin ve iyi su tutma kapasitesine sahiptir. Toprak içinde % 2-5 arasında değişen organik madde mevcut olup, bu bakımdan zengin sınıfına dahil olurlar. Yarımada nın en yüksek verim gücüne sahip olan bu topraklarda sulamalı bahçe ve sebze tarımı yapılmaktadır. Bu alanlarda yetiştirilen başlıca ürünler turinçgil ve sebze türleridir. Bodrum yarımadasında yaklaşık 1.9 ha lık yer kaplayan ve sahanın % 2.8 ini oluşturan II. sınıf arazilerde yapılan tarımsal faaliyetler hafif eğim ve erozyon gibi bazı sınırlayıcı faktörlerin etkisi altındadır. Sulamalı ve kuru tarıma elverişli olan bu sahalarda üretim kapasitesi birinci sınıf araziler kadar yüksek değildir. Yarımadada genellikle dar alanlı kıyı ovaların hemen gerisindeki alçak düzlükler ile Karaova depresyonunun doğusundaki hafif ve orta eğimli sahalar bu sınıf kapsamı içine alınmıştır. Sahadaki II. sınıf arazilerin sulanabilen kısımlarında turinçgil ve sebze tarımı yapılırken, sulamanın mümkün olmadığı kısımlarda tütün, tahıl ve zeytin yetiştiriciliği faaliyetlerine rastlanmaktadır. Bodrum yarımadası içindeki III. sınıf araziler yaklaşık 3.9 ha lık yer kaplamakta olup, tüm sahanın % 5.7 sini oluşturmakta ve başlıca yayılma sahaları Turgutreis, Gölköy, Bodrum Kent Merkezi ve Çiftlik Köyü çevresinde kalan sahalar ile Karaova bölgesinin doğu kesiminde bulunan alanlardadır. Bu sınıf topraklarda yöreye adapte olan bitkilerin ancak yarısı yetişmektedir. I. ve II. sınıf arazilere göre tarıma daha az elverişlidirler. Bu sınıfa giren araziler, sulanabilir arazinin son sınıfını oluştururlar. Söz konusu arazilerin en önemli kısıtlayıcı faktörü, orta derecede eğimli olmalarıdır. Eğimlerin orta derecede olması sahada erozyonu arttıran nedenlerin başında gelmektedir. Toprak derinliği az, taşlık oranı nispeten yüksektir. Bu sınıf arazilerin düz olan ve taban alanlarında yer yer drenaj yetersizliği, taban suyunun yükselmesi ve tuzlanma sorunlarına rastlanmaktadır. Turgutreis ve Gölköy çevresindeki III. sınıf 123

153 arazilerde turunçgil ve sebze tarımı ağırlık kazanmaktadır. Diğer kesimlerindeki arazilerde ise genellikle kuru şartlarda tarım ve tütün tarımı yapılmaktadır. Ayrıca yer yer geniş zeytin ve incir bahçelerine rastlanmaktadır. Nispeten düşük eğime sahip olan kısımlarda zeytin ve incir yetiştiriciliği ön plana geçmektedir. Yamaçlarda tarım yapılabilmesi, ancak teraslama sisteminin uygulanması ile mümkün olmaktadır. Bodrum yarımadasının yaklaşık 4 ha lık kısmını ve tüm sahanın % 5.8 ini oluşturan IV. sınıf araziler, sahada küçük parçalar halinde, özellikle yarımadanın doğu kesiminde yaygınlık göstermektedir. Bunların başlıca kısıtlayıcı faktörleri, eğim değerlerinin fazla olması, dolayısıyla orta şiddette erozyona maruz kalmaları, toprakların sığ ve taşlık oranının fazla oluşudur. Sınırlayıcı faktörlerin etkisinin fazla olması nedeniyle, bu sınıf arazilerde yetiştirilen kültür bitkilerinin sayısı oldukça azalmıştır. Bodrum yarımadasında V. sınıf arazi özelliğine rastlanmamaktadır. Yaklaşık 7.2 ha lık alan kaplayan ve tüm yarımadanın % 10.5 ini oluşturan VI. Sınıf araziler ise orman ve maki örtüsü ile kaplıdır. Yer yer % 20 nin üstüne çıkan eğim, şiddetli erozyon, toprak sağlığı ve bazı yerlerde ana kayanın yüzeye çıkması gibi nedenlerle tarım faaliyetlerinin sürdürülmesine elverişsizdir. Bu sahalarda ekmedikme şeklinde tarımsal faaliyet pek yoktur. Ancak az miktarda hayvancılık yapılmaktadır. Ayrıca bazı eğimli arazilerde teraslama ile toprak kontrol tedbirleri alınarak zeytin tarımının yapıldığı görülmektedir. Bodrum Yarımadası nda en geniş yeri 41.7 ha alan ile tüm sahanın % 60.7 sini oluşturan VII. sınıf arazilerdir. Yarımada nın iyi ve bozuk orman niteliğindeki alanları ile makilik sahaları bu kapsam içindedir. Doğal bitki örtüsü genel olarak ana kayanın tabiatına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Kalkerlerin yayıldığı sahalarda daha zengin olan bitki örtüsü, volkanik arazilerde bodur çalılıklar halini almakta ve buğdaygillerin egemen olduğu otsu formasyon ortaya çıkmaktadır. Bu sahanın bazı yerlerinde eğim değerleri % 30 un üzerindedir. Şiddetli erozyon toprakları sığlaştırmış, yer yer ana kayayı satha çıkarmıştır. Toprakların sığ oluşu yanında, taşlık oranı da oldukça yüksektir. Yarımada nın batı yakasındaki VII. sınıf arazilerin genellikle otlak olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca bu sahanın bazı kısımları teraslama yoluyla tarım alanı haline getirilmiş olup, buralarda tarla tarımı ve zeytincilik yapılmaktadır. 124

154 VIII. sınıf araziler, Yarımada içinde yaklaşık % 0.2 lik kısmını kaplamakta ve Yarımadanın güneydoğu kesimindeki çıplak kayalık sahalar bu sınıfı oluşturmaktadır İdari yapı Bodrum İlçesi idari açıdan Muğla İli ne bağlı olup İlçe Merkezi ile birlikte 11 belediye, 19 köy yerleşmesi ve 12 si ilçe merkezi nde olmak üzere 36 adet mahalleden oluşmaktadır. Çizelge 6.4 de Bodrum İlçesi idari yapısı, Şekil 6.3 de ise idari sınırları gösterilmektedir. Merkez Çizelge 6.4 : Bodrum İlçesi idari yapısı. Beldeler Belediye Merkez Köyler olduğu tarih mahalleler Çamlık Cevat Şakir Bitez Çarşı Konacık 1999 Eskiçeşme Yalı 1999 Gümbet Yalıkavak 1989 Dağbelen Kumbahçe Mumcular 1972 Bahçeyaka Tepecik Güvercinlik Torba Tepecik Türkkuyusu Turgutreis 1967 Akyarlar Umurca İslamhaneleri Yeniköy Dereköy Yokuşbaşı Peksimet Gümüşlük 1999 Ortakent Yahşi 1999 Gürece Yaka Göltürkbükü 1999 Gündoğan 1992 Çömlekçi İl Özel İdaresi Gökpınar İl Özel İdaresi Kemer İl Özel İdaresi Kumköy İl Özel İdaresi Mazı İl Özel İdaresi Pınarlıbelen İl Özel İdaresi Saz İl Özel İdaresi Yeniköy İl Özel İdaresi Bodrum Merkez dışında Yarımada da yer alan beldeler; Bitez, Göltürkbükü, Gümüşlük, Gündoğan, Konacık, Mumcular, Ortakent-Yahşi, Turgutreis, Yalı ve Yalıkavak tır. Yarımada da bulunan köylerden Çamlık Köyü Bodrum ilçe merkezi; Dağbelen Köyü, Yalıkavak Beldesi ne; Bahçeyaka, Güvercinlik ve Tepecik köyleri 125

155 Mumcular a; Akyarlar, Dereköy, İslamhaneleri ve Peksimet Köyleri Turgutreis e; Yaka ve Gürece köyleri ise Ortakent-Yahşi ye bağlıdır. Çömlekçi, Kemer, Kumköy, Gökpınar, Mazı, Pınarlıbelen, Sözköy ve Yeniköy ise İl Özel İdaresi ne bağlı köylerdir. Bodrum Yarımadası nda yer alan iki büyük adadan Karaada Bodrum Merkez Belediyesi ne; Salih Adası ise İl Özel İdaresi yetki alanında kalmaktadır. Bodrum Yarımadası nda, özel kanunlara tabi alanlar kapsamında, Milas-Bodrum- Fesleğen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi, Bodrum-Yalıkavak- Gündoğan-Göltürkbükü Turizm Merkezi, Milas-Çökertme Turizm Merkezi, Bodrum-Yalıçiftliği Turizm Merkezi, Bodrum-Karaada Turizm Merkezi, Bodrum-Marina Turizm Merkezi, Bodrum-Türkbükü Doğusu Turizm Merkezi, Bodrum-Yalıkavak Turizm Merkezi, Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezi ve Bodrum-Tuzlagölü Güneyi Turizm Merkezi yer almaktadır. Bodrum İlçesi nin Yalıkavak, Gündoğan ve Göltürkbükü Beldeleri, tarih 2009/14996 sayılı Bakanlar kurulu kararı ile ilan edilen ve tarih sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Bodrum-Yalıkavak- Gündoğan-Göltürkbükü Turizm Merkezi kapsamında kalmıştır. Bu turizm merkezinde, daha önce ilan edilen Türkbükü Doğusu Turizm Merkezi dışındaki alanlar için, tarihinde onaylanan ve yürürlüğe giren Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planı ile Muğla İli ve Bodrum ilçesi bütünü kapsamında plan kararları getirilmiştir. Şu an yürürlükte olan tek plan olduğu için belde bazında yerleşimler ve gelişim seçenekleri bu plan üzerinden değerlendirilmiştir. Bodrum da 3 adet kentsel sit, 15 adet arkeolojik sit ve 12 adet doğal sit alanı bulunmaktadır. 126

156 Şekil 6.3 : Bodrum Yarımadası idari sınırlar. 127

157 Bodrum ilçesi kapsamında yeralan beldeler arazi kullanımları açısından farklılık göstermektedir. Çizelge 6.5 de yarımadadaki beldeler, ve mevcut arazi kullanımları özetlenmiştir. Bodrum ilçesi kapsamında yeralan beldeler arazi kullanımları açısından farklılık göstermektedir. Çizelge 6.5 de yarımadadaki beldeler, ve mevcut arazi kullanımları özetlenmiştir Çizelge 6.5 : Bodrum Yarımadası ndaki beldeler, ve mevcut arazi kullanımları (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Belde Yüzölçüm Arazı kullanımı Bodrum Merkez ha ( ha Konut + ikinci konut + turizm + ticaret belediye ha mücavir) Bitez 937 ha. Konut +ikinci konut + tarım (eski köy dokusu hala mevcut) Göltürkbükü ha Gölköy: tarım + konut Türkbükü: Ticaret ve eğlence merkezi + konut + ikinci konut + turizm Gümüşlük ha Konut + ikinci konut + turizm + tarım Gündoğan ha Konut+ ikinci konut + turizm Konacık 2178 ha Konut + ticaret + küçük sanayi Mumcular ha ( ha Konut + tarım (Güvercinlik de: ikinci belediye ha konut) mücavir) Ortakent-Yahşi ha ( ha belediye ha mücavir) Turgutreis ha ( ha belediye ha mücavir) Doğal sit alanı + tarım + konut + yol boyu konut dışı çalışma alanları + sahilde ikinci konut ve turizm Merkezde: konut Sahilde: ikinci konut + turizm Yalı ha Doğal sit alanları + tarım + konut + sahilde az miktarda ikinci konut + turizm Yalıkavak ha( ha Konut + ikinci konut + küçük sanayi sitesi belediye ha + sahilde turistik tesis mücavir) Bodrum İlçe Merkezi, Bodrum Yarımadası nın idari, ticaret ve turizm merkezi niteliğini taşımaktadır li yıllardan sonra turizm sektörüne bağlı olarak gelişen Bodrum merkez, büyük oranda taşıma kapasitesini doldurmuş bir yerleşimdir. Kent merkezinin büyük bir kısmı kentsel sit statüsü taşıyan alanlardan oluşmaktadır. Sahil kesiminde yer alan merkezle bütünleşmiş olan Gümbet Köyü ile merkezin kuzeyinde yer alan Torba sahillerinde turizm tesis alanları bulunmaktadır ha ı mücavir olmak üzere toplam 8192 ha alana sahip olan ilçe merkezi orman alanları, birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanları ile çevrili olduğundan kentsel gelişim alanları açısından sınırlara dayanmıştır. 128

158 Bodrum Yarımadası nda yerleşik kimliğini henüz yitirmemiş bir belde olan Bitez, narenciye bahçeleri ile tarımsal karakteri ön plandayken, Bodrum İlçe Merkezi ne yakınlığı nedeniyle turizm yatırımları ve hizmetlerinin çoğaldığı cazip bir belde haline dönüşmüştür. Beldede ikinci konut, butik otel ve pansiyonlar bulunmaktadır Bodrum merkezinin sahili niteliğini korumakta olan Bitez, Bodrum merkezde kalan turistler için günübirlik gidilen bir tatil beldesi olma özelliği de taşımaktadır. Bitez in yaklaşık yüzölçümü 937 ha dır. Bitez Köy Merkezi, turizm tesis alanlarının ve sahil sitelerinin bulunduğu kıyı kesimi ile bunların arasında yaygın bir biçimde yer alan narenciye bahçeleri, beldenin genel arazi yapısını oluşturmaktadır. Belde merkezinin doğusu ve güneyinde yeralan narenciye bahçeleri yıllardır yapılaşmaya açılmamış olup, şu an arazi sahipleri için atıl bir servet durumundadır. Bölgede yapılan görüşmelerde, bölgede narenciye bahçelerinin tarımsal niteliklerini kaybettirilip yapılaşmaya açılmaları için çabaların olduğu öğrenilmiştir. 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni planında bu bölge özel planlama alanı olarak belirlenmiştir.. Göltürkbükü Beldesi, Yarımada'nın kuzeyinde bulunan bir sahil beldesi olup, Gölköy ve Türkbükü köylerinin birleşmesi ile 1999 yılında belde statüsü kazanmıştır. Göltürkbükü belediye sınırlarının kapladığı toplam alan hektar olup büyük bölümü sit alanlarından oluşmaktadır. Küçük birer balıkçı köyü iken birleşip belediye olduktan sonra turizmde büyük atılım yapan Gölköy ve Türkbükü, üst gelir grubuna hitap eden turizm tesis alanlarıyla diğer beldelerden ayrılmaktadır. Büyük kentlerdeki eğlence olanaklarının sağlandığı özel tesislerin varlığı ve bu tesislerin pazarlanma biçimi, beldeyi Bodrum Merkez'e alternatif olan bir eğence merkezi haline getirmiştir. Gölköy ve Türkbükü her ne kadar idari anlamda birleşmişse de, şimdilik iki ayrı karakteri yansıtmaktadır. Gölköy, tarımsal karakteri daha ön planda olan, Türkbükü 'ne göre daha sakin bir yerleşimdir. Beldede balıkçılık ve arıcılık da önemli gelir kaynaklarıdır. Türkbükü ise hareketli sahili ile eğlence turizmi açısından bir odak noktası konumundadır. Gümüşlük Beldesi, Yarımada nın batı ucunda bulunmakta olup, belediye teşkilatı 1999 yılında kurulmuş ve yerleşim belde statüsü kazanmıştır. Gümüşlük Beldesi, belediye sınırlarının kapladığı toplam alan hektardır. Beldenin tarihi ve doğal kimliğinin halen korunabildiği sahil bölgesinin yanı sıra Yalıkavak yönünde ikinci konut yerleşimlerinin yer aldığı yoğun yapılaşma bölgesi mevcuttur. 129

159 Gündoğan Beldesi, Bodrum Yarımadası nın kuzey ucunda yer almakta olup belediye teşkilatı 1992 yılında kurulmuş ve yerleşim belde statüsü kazanmıştır. Gündoğan Beldesi, belediye sınırlarının kapladığı toplam alan hektardır. Balıkçılık, arıcılığın ve el sanatlarının gelişmiş olduğu belde arazi kullanımı yerleşik alan, ağılıklı olarak ikinci konut ve turistik tesislerden oluşmaktadır. Konacık Beldesi, Bodrum ilçe merkezi nin batısında, sahili bulunmayan bir yerleşimdir. Konacık belediye teşkilatı 1999 yılında kurulmuş ve yerleşim belde statüsü kazanmıştır. Bodrum ilçe merkezi nden diğer beldelere ulaşan ana trafik aksı üzerinde yer alan belde, Yarımada nın yeni ticaret ve iş merkezi konumundadır. Konacık Beldesi nin çevre düzeni planı döneminde ticaret merkezi kimliği ile gelişmesi desteklenmektedir. Konacık Beldesi, belediye sınırlarının kapladığı toplam alan hektar olup ilçe merkezinin gereksinimi olan kentsel gelişme alanlarına sahiptir. Mumcular Beldesi, Bodrum Yarımada sının kuzeydoğusunda, ilçe merkezi ne en uzak yerleşim konumundadır. Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuş olan Mumcular, Yarımada nın en eski yerleşimlerinden biridir. Mumcular Beldesi sınırlarının kapladığı alan 1756 hektarı mücavir olup toplam hektardır. Bodrum Havaalanı na olan yakınlığı beldenin gelişimi açısından önemlidir. Belde Merkezi'nde ana arazi kullanım yerleşik dokudan oluşmaktadır. Beldedeki ikinci konut alanları Güvercinlik Mevkii'nde bulunmaktadır.yarımada daki diğer beldelerin aksine turizm sektöründe gelişme göstermemiş olup, tarım sektörü ön planda olan bir yerleşmedir. Eski adı Karaova olan belde, bu adı, üzerinde kurulduğu verimli topraklara sahip olan ovadan almıştır. Zeytincilik önemli bir tarımsal etkinliktir. Zengin kızılçam ormanları da önemli bir değer olarak göze çarpar. Yarımada da kuru tarımın yapıldığı alanlar çoğunlukla belde sınırları içindedir. Yine belde sınırları içinde bulunan Mumcular Barajı, Bodrum-Merkez in su gereksinimini karşılayan ve gelecekte de potansiyel olarak düşünülen önemli bir kaynaktır. Belde köylerinden, Çökertme ve Pınarlıbelen de el halısı üretimi ve dokumacılık yapılmaktadır. Ortakent-Yahşi, Yarımada'nın orta noktasında yer almaktadır. Eski adı Müsgebi olan beldede, belediye teşkilatı 1999 yılında kurulmuş ve yerleşim belde statüsü kazanmıştır. Ortakent-Yahşi Beldesi hektarı mücavir olmak üzere toplam hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. 130

160 Ortakent; Bodrum Yarımadası nın önemli ve yoğun bir ulaşım aksı haline gelmiş olan Bodrum-Konacık-Ortakent-Turgutreis hattı üzerinde bulunmakta olup, parçalı bir yerleşim yapısına sahiptir. Karayolu kenarında yer alan merkez yerleşmesi, sahilde yer alan kıyı yerleşmesi ve aradaki tarımsal nitelikli arazilerin yanı sıra Turgutreis Beldesi yönünde yer alan Yahşi yerleşmesinden meydan gelmektedir. Merkez yerleşmesi, Konacık Beldesi nde başlayan ticaret merkezinin de devamı niteliğindedir. Belde alanının büyük çoğunluğu doğal sit alanıdır. Verimli topraklara sahip olan belde, Yarımada içindeki coğrafi konumu nedeni ile sosyo-kültürel ve ticari merkez olarak gelişmektedir. Beldede üniversitenin yer seçimi yapılmış olması kentsel gelişime açısında önemli bir ivme kazandıracaktır. Narenciye üretimi önemli miktardadır. Sahil kesiminde ise ikinci konut ve turizm alanları mevcuttur. Turgutreis Beldesi, Bodrum Yarımada sının güneybatısında bulunmakta olup belediye teşkilatı 1967 yılında kurulmuştur ve Yarımada nın en eski beldelerinden biridir. Turgutreis belde sınırlarının kapladığı alan hektarı mücavir alan olmak üzere toplam alan hektardır. Gelişmiş kentsel altyapısı ve yat limanı ile Yarımada nın ikinci kentsel merkezi konumundadır. Turgutreis, Bodrum Merkez den sonra turistik tesislerin en fazla yer seçtiği ve Yarımada da ikinci konutların en fazla olduğu yerleşimdir. Beldenin kuzeyinde önemli oranda narenciye bahçeleri bulunmaktadır. Belde açıklarındaki Yassı Ada ise su altı arkeolojisi açısından önemli bir noktadır. Turgutreis, belde merkezi'nde konutların, sahil kesimlerinde ise ikinci konut ve turizm tesis alanlarının yer aldığı bir arazi kullanımına sahiptir. Yalı Beldesi, Bodrum Yarımada sının güneydoğusunda, Yarımada kimliğinden farklı olarak, büyük oteller ve tatil köylerinin yer aldığı bir beldedir. Beldenin birbirinden kopuk iki yerleşim alanı bulunmaktadır. Her iki yerleşik alan da tarımsal nitelikli araziler ile çevrilidir. Yalı belediye teşkilatı 1999 yılında kurulmuştur. Mumcular ile birlikte Yarımada nın kırsal karakteri en yoğun iki beldesinden biridir. Yalı Beldesi, belediye sınırlarının kapladığı toplam alan hektardır.orman alanı içindeki yerleşimde doğal sit alanları ve tarım alanları önemli yer tutar. Zeytincilik, balıkçılık ve arıcılık en önemli ekonomik etkinliklerdir. Ancak, son yıllarda turizm de hızla gelişme eğilimindedir. Yalı, Belde Merkezi nde konut, sahil kesiminde ise büyük turistik tesisler bulunmaktadır. Yalıkavak Beldesi, Bodrum Yarımada sının kuzeybatısında yer alan bir sahil beldesi olup doğusunda Gündoğan, güneyinde ise Gümüşlük Beldeleri yer almaktadır. 131

161 Yalıkavak Belediye Teşkilatı 1989 yılında kurulmuş ve belde statüsü kazanmıştır. Yalıkavak Beldesi, hektar belediye ve hektar mücavir alandan oluşmakta olup belde sınırlarının kapladığı toplam alan hektardır. Yakın zamana kadar küçük bir sahil kasabası olan Yalıkavak, Port Bodrum Marina'nın hizmete açılması ile birlikte önemli bir çekim merkezi haline gelmiştir. Gelen turist sayısının artması, hizmetler sektörünün hızlı bir gelişim sürecine girmesini sağlamıştır. Beldenin kuzeybatısındaki Küdür Yarımadası doğal sit statüsündedir ve bölgede Akdeniz foku yaşam alanları bulunmaktadır. Belde ana arazi kullanımı konut, ikinci konut, küçük sanayi sitesi ve kıyılarda turistik tesislerden oluşmaktadır. 6.2 Bölüm Değerlendirmesi Ege Bölgesinde Muğla İline bağlı bir ilçe olan Bodrum, 174 km. kıyı alanına sahip olup, kıyı turizmi, ikinci konut alanları ve mevsimsel nüfus değişiklikleri açısından önem taşımaktadır. Kuzeyinde Güllük Körfezi, güneyinde Gökova Körfezi ve batısında Ege Denizi ile çevrili olan Bodrum Yarımadası kıyıları, oldukça girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir. Yarımadadaki dağların denize dik olarak uzanması sebebi ile kıyıdaki topoğrafya ; girinti çıkıntılardan ibaret olmuş ve böylelikle tüm kıyı boyunca küçük koylar oluşmuş, elverişli iklim koşullarıyla da birleşince plaj turizmi açısından önemli bir çekicilik kazanmasını sağlamıştır. Bodrum İlçesi idari açıdan Muğla İli ne bağlı olup İlçe Merkezi ile birlikte 11 belediye, 19 köy yerleşmesi ve 12 si ilçe merkezi nde olmak üzere 36 adet mahalleden oluşmaktadır Bodrum Merkez dışında Yarımada da yer alan beldeler; Bitez, Göltürkbükü, Gümüşlük, Gündoğan, Konacık, Mumcular, Ortakent-Yahşi, Turgutreis, Yalı ve Yalıkavak tır. Konacık, Mumcular dışındaki tüm beldelerde ikinci konut ve/veya turizm kullanım alanları bulunmaktadır. Bölgede turizmin gelişmesiyle birlikte özellikle kıyı alanlarındaki araziler turistik tesislere ve ikincil konut alanlarına dönüşmüş ve dönüşmektedir. 132

162 7. BULGULAR VE TARTIŞMA Bu çalışma için öncelikle ihtiyaç duyulan bilgi; yaz ve kış nüfuslarıdır. Mevsimsel nüfus farklılığına neden olan ikinci konut, turizm ve günübirlik nüfuslarının kantitatif değerlerinin belirlenmesi amacıyla saha çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca saha çalışmalarında, Bodrum daki mevcut su ve atıksu yönetimi, mevcut tesisler ile su ve atıksu yönetimi planlamasında gerekli olacak verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Saha çalışmalarından elde edilen veriler ışığında projeksiyonlar yapılmış ve su ve atıksu yönetimi için senaryolar oluşturularak değerlendirmeler yapılmıştır. 7.1 Saha Çalışmaları Bodrum Yarımadası nda saha çalışmaları yapılmış, hem Ankara da merkezi idarelerle hem de bölgedeki yerel yönetimler ve şube müdürlükleri ile görüşülmüş, bunun yanında daha önce hazırlanmış olan plan ve raporlardan da yararlanılmıştır. Bodrum a ait yerleşik nüfus ve demografik yapı ile ilgili veriler Türkiye İstatistik Kurumu nun (TUİK) internet sitesinden elde edilebilmektedir. Bununla birlikte yaz nüfuslarına yönelik bu tür bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında merkezi idarelerde görüşülen birimler; Çevre Orman Bakanlığı-Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Turizm Bakanlığıdır. Her iki kurumun Bodrum ile ilgili olarak hazırladıkları plan ve raporlar incelenmiştir. Bodrum Yarımadası nda 2008, 2009 ve 2010 da 10 ar günlük sürelerle yerinde incelemelerde bulunulmuştur de Ağustos, 2009 da 5-15 Eylül ve 2010 da 5-15 Nisan tarihleri arasında Bodrum da saha çalışmaları yürütülmüştür. Bu süreler zarfında çeşitli resmi birimlerle görüşülmüş, ikinci konut yöneticileri ve turizm tesislerinde yıl içi doluluk oranları, altyapı tesisleri ile ilgili konulara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Turizm tesisleri ve ikinci konut yöneticilerine yönelik yapılan anket soru formu EK1 de verilmiştir. Bodrum Yarımadası nda görüşülen birimler aşağıda özetlenmiştir. 133

163 Bodrum Yarımadası ndaki belediyeler: Bodrum Belediyesi, Bitez Belediyesi, Konacık Belediyesi, Ortakent-Yahşi Belediyesi, Turgutreis Belediyesi, Gümüşlük Belediyesi, Yalıkavak Belediyesi, Gündoğan Belediyesi, Göltürkbükü Belediyesi, Mumcular Belediyesi, Yalı Belediyesidir. Belediyelerin Fen İşleri Müdürlükleri, Numarataj servisleri ve Zabıta Amirlikleri ile görüşülmüştür. Beldelerin halihazır haritaları, varsa imar planları, mevcut altyapı tesisleri ile ilgili bilgiler fen işleri müdürlüklerinden, beldelerin nüfus ve konut sayıları ile ilgili bilgiler numarataj servislerinden ve belediye sınırları içindeki belediye belgeli konaklama tesislerinin oda ve yatak kapasiteleri ve iletişim bilgileri ise zabıta amirliklerinden elde edilmiştir. Bodrum Turizm Danışma Müdürlüğü nden beldelerdeki Turizm ve Kültür Bakanlığı belgeli konaklama tesislerinin sınıf, kapasite ve iletişim bilgileri alınmıştır. Bodrum Deniz Ticaret Odası, Bodrum Milta Marina, Bodrum Yalıkavak Port Marina ve Turgutreis Marina ile yapılan görüşmelerde Bodrum Yarımadası ndaki yat nüfusunun belirlenmesi ve marinalardaki atıksu yönetimi ile ilgili mevcut uygulamalar ile ilgili bilgiler elde edilmiştir. Muğla Valiliği Çevre Orman Şube Müdürlüğü Çevre Yönetimi Müdürlüğü ile mevcut arıtma tesisleri ile izleme ve denetim esasları hakkına görüşülmüştür. Bodrum da belediyelerin hepsinin imar planları bulunmamaktadır. Bu nedenle ileriye yönelik projeksiyonlarda T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve tarihinde askı süreci başlatılan Aydın Muğla Denizli Planlama Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu nda öngörülen gelişim senaryoları referans alınmıştır. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı-Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılıp yılında onaylanan Muğla Bodrum Yarımadası Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planı ndan yürürlükte olmamakla birlikte bu çalışmada yararlanılmıştır. 134

164 Bodrum da halen yürütülmekte olan Bodrum Yarımadası Acil İçmesuyu Projesi bu çalışmada değerlendirilmiş ve bu konuda T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü XXI. Bölge Müdürlüğü AYDIN (Denizli-Muğla) tarafından 2009 yılında hazırlanan Bodrum Yarımadası Acil İçmesuyu Projesi İçmesuyu Tesisleri, Arıtma ve İsale Hatları bilgilendirme raporundan yararlanılmıştır Halihazır durum Bu çalışmada mevsimsel nüfus değişimleri yaşanan bölge olması açısından örnek alan olarak seçilen Bodrum Yarımadası için yapılacak çalışmaların sağlıklı olabilmesi için öncelikle, halihazır durumun net bir şekilde ortaya konulması önemlidir. Bu nedenle öncelikle Bodrum Yarımadası nda yapılan saha çalışmalarından elde edilen verilere dayanılarak halihazır durum incelemeleri yapılmıştır Nüfus ve demografik yapı 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre Bodrum un yerleşik nüfusu 97,826 olarak belirtilmiştir yılı kış nüfusu ise 118,237 kişidir Ancak yaz aylarında ilçenin nüfusu önemli oranda artmaktadır. Muğla ili içinde en hızlı nüfusu artan ilçelerinden birisi Bodrum dur. Yıllar içinde nüfusun değişimi 1927 yılından itibaren ülke, il ve Bodrum nüfusu ile yıllık nüfus artış hızları Çizelge 7.1 ve Şekil 7.1 de gösterilmektedir. Bodrum için ulaşılabilen nitelikli veriler 1980 yılından itibaren mevcuttur. Bu yüzden bu tarihten sonraki nüfus sayım sonuçları değerlendirilmiştir. 135

165 Çizelge 7.1 : Sayım yıllarına göre ülke ve il nüfusu ile yıllık nüfus artış hızları (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Yıllar Türkiye % 0 Muğla % 0 Bodrum % Artış hızı (%) TURKİYE MUĞLA BODRUM Yıllar Şekil 7.1 : Türkiye-Muğla ve Bodrum nüfus artış hızları. Şekil 7.1 de de görüldüğü üzere Muğla İli nüfus artış hızı 1985 yılından itibaren turizmin gelişmesi ile birlikte artan göçler sonucu Türkiye nin üzerinde olmuştur yılından itibaren Bodrum da nüfus artış hızı Türkiye ve Muğla nın çok üzerindedir. Yarımada kış nüfusunda en yüksek artış hızı yılları arasında olmuştur. Daha sonraki dönemde artış oranında düşüş yaşanmıştır li yıllara kadar ise bu oran sabit bir değer göstermiştir yıllarında ise nüfus artış oranında düşme 136

166 görülmektedir. Bu durum, 1990 lı yıllara kadar yaşanan işgücüne bağlı olarak göçün sonraki yıllarda azalma göstermesi ile açıklanabilir. Şekil 7.2 de Bodrum nüfusunun Muğla İli toplamından aldığı payların yıllara göre dağılımı görülmektedir den itibaren Bodrum ilçe nüfusu Muğla içindeki payı düzenli bir artış göstermektedir. Bodrum Nüfusu/Muğla Nüfusu (%) Bodrum Yıllar Şekil 7.2 : Nüfusunun Muğla toplam nüfusu içindeki gelişimi (TUİK verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır). Çizelge 7.2 de Bodrum belde ve köy nüfusları 1990, 2000, 2008 ve 2009 yılları için verilmiştir. İdari yapıdaki değişikliklerden dolayı bazı köy ve beldelerin 1990 nüfusları bu dönemki çalışmada belirlenememiştir. Ancak çizelge genel bir fikir vermektedir. Benzer şekilde Şekil 7.3 de Bodrum merkez ve yarımadada nüfusun artışı gösterilmektedir. Özellikle 1990 sonrasında Yarımada nüfusunda artış olurken Bodrum merkezde nüfus değişmemekte hatta azalmaktadır. Bu durum Bodrum merkezin belli bir doygunluğa doğru gittiğini ve Bodrum merkeze alternatif yeni çekim merkezlerinin oluşuyor olması şeklinde açıklanabilir. 137

167 Çizelge 7.2 : Bodrum belde ve köy nüfusları (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır) İLÇE MERKEZİ Bodrum Merkez BELDELER Bitez Konacık Yalı Yalıkavak Mumcular Turgutreis Gümüşlük Ortakent Yahşi Göltürkbükü Gündoğan KÖYLER Dağbelen Bahçeyaka Güvercinlik Tepecik Çömlekçi Gökpınar Kemer Kumköy Mazı Pınarlıbelen Sazköy Yeniköy Çamlık Akyarlar İslamhaneleri Dereköy Peksimet Gürece Yakaköy TOPLAM

168 Şekil 7.3 : Bodrum merkez ve yarımadasının yıllara göre nüfus değişimi (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Şekil 7.4 de Bodrum yarımadasındaki belediyelerde 1980 dan beri nüfus gösterilmektedir. Nüfus belediyelerin merkez nüfusları ve yarımada nüfusunun %20 sini oluşturan köyler olarak sıralanmıştır. Yarımada içindeki 19 köy, köyler başlığı altında gösterilmiştir Bodrum Bitez Konacık Yalı Yalıkavak Mumcular Turgutreis Gümüşlük Ortakent Yahşi Göltürkbükü Gündoğan Köyler Şekil 7.4 : Bodrum yarımadasındaki belediyelerde 1980 dan beri nüfus değişimi (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Şekil 7.4 den de görüldüğü üzere Bodrum da, Bodrum merkez dışındaki beldelerden yalnızca Turgutreis (16,490) ve Yalıkavak (10,060) beldelerinin nüfusları 10,000 i aşmaktadır. Bunun dışındaki diğer 8 beldenin nüfusları düşüktür. Ancak Konacık da özellikle son yıllarda çok ciddi bir nüfus artışı görülmektedir. Nüfusun geri kalan % 20 si ise toplamı 19 u bulan köylerde yaşamaktadır. 139

169 Demografik yapı yılları nüfus değerlerine göre Muğla İli ve ilçelerinde nüfus dağılımı Çizelge 7.3 de gösterilmektedir. Şehir nüfusu, il ve ilçe merkezlerindeki nüfusu köy nüfusu ise belde ve köylerdeki nüfusu göstermektedir. Çizelge 7.3 : Muğla ili ve ilçelerinde nüfus dağılımı (TUİK verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır) Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Muğla Merkez Bodrum Dalaman Datça Fethiye Kavaklı dere Köyceğiz Marmaris Milas Ortaca Ula Yatağan Toplam E E Türkiye 2E+07 3E+07 4E+07 3E+07 2E+07 6E+07 4E+07 2E+07 7E+07 5E+07 2E E+07 Çizelge 7.3 de görüldüğü üzere yıllar itibariyle Bodrum İlçesinin nüfusu Muğla merkezden daha fazla olmuştur. Aynı zamanda her dönemde Bodrum daki köy nüfusu şehir nüfusundan daha çoktur. Hatta bu fazlalık son yıllarda daha da artmıştır. Ancak buradaki köy nüfusuna beldeler de dahildir. Yani sadece il ve ilçe merkezlerindeki nüfus şehir nüfusu olarak sayılmıştır. Aynı verilere dayanılarak Türkiye, Muğla ve Bodrum için şehir nüfusunun toplam nüfusa oranı Şekil 7.5 de gösterilmiştir. Muğla ilinde Türkiye genelinin aksine köy nüfusu, şehir nüfusundan daha yüksektir. Muğla da şehirde yaşayan nüfusun oranı % 42.3 iken Türkiye genelinde bu oran % 75.5 dir. Bodrum da bu oran daha da düşük olup, yıllar itibariyle daha da azalmıştır de 30.1 iken 2009 da şehir nüfusu toplam nüfusun % 26.7 si olmuştur. 140

170 Şehir Nüfusu/Toplam Nüfus (%) Yıllar Türkiye Muğla Toplam Bodrum Şekil 7.5 : Türkiye, Muğla ve Bodrum da şehir nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Bu durum yine Bodrum merkezin belli bir doygunluğa doğru gittiğini ve Bodrum merkeze alternatif yeni çekim merkezlerinin oluşuyor olması şeklinde açıklanabilir. Şekil 7.6 da Bodrum ilçesinde yaşayan kadın ve erkek nüfusun yıllar itibariyle değişimi gösterilmiştir. Şekil 7.6 : Bodrum ilçesinde yaşayan kadın ve erkek nüfus oranının yıllar itibariyle değişimi (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Bodrumda 1990 a gelene dek kadın ve erkek nüfusu birbirine yakın iken 1990 larda belirgin bir erkek nüfus fazlalığı görülmeye başlanmıştır yılı nüfus değerlerine göre yaklaşık olarak yerleşik toplam nüfusun % 57 si erkek % 43 ü ise kadınlardan oluşmaktadır den sonra kadın ve erkek nüfusu arasındaki farklılık azalmaya başlamış 2007, 2008 ve 2009 da toplam nüfusun % 52 sini erkek nüfusun oluşturduğu belirlenmiştir. 141

171 Şekil 7.7 de yaş gruplarına göre erkek nüfusun toplam nüfus içindeki payı gösterilmiştir. Erkek Nüfus Oranı (%) Yıllar Şekil 7.7 : Yaş gruplarına göre erkek nüfusun toplam nüfus içindeki payı (TUİK verilerinden den yararlanılarak hazırlanmıştır). Özellikle yaş arasındaki nüfusta 1990 ve 2000 yıllarında erkek nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüksektir. İki grafik beraber değerlendirildiğinde bu yıllardaki erkek nüfus oranının yüksekliğinin daha çok yaş aralığındaki nüfustan kaynaklandığı görülmektedir. Bu durum, bu yıllardaki Bodrum a yönelik göç olaylarına daha çok yetişkin erkek nüfusun çalışma ve iş gücü amaçlı olarak katıldığını ortaya koymaktadır lerden itibaren Bodrum kıyılarında turizmin etkili bir sektöre dönüşmesiyle birlikte bölgenin ekonomik hayatında bir canlanma oluşmuş ve buna bağlı olarak da Muğla nın diğer ilçelerinden ve ülkenin değişik yörelerinden Bodrum a yönelik göçler artmıştır. Şekil 7.8 den de görüldüğü üzere 1985 yılında Bodrum nüfusunun % 79 unun nüfusa kayıtlı olduğu il Muğla iken 2009 a gelindiğinde bu oran % 39 a düşmüştür. 142

172 Muğla Muğla Dışı Oransal Dağılm (%) Yıllar Şekil 7.8 : Bodrum da yaşayan nüfusun nüfusa kayıtlı olduğu ile göre dağılımı. Bodrum da ekonomik aktivitenin yoğunlaşması ve Bodrum un göç alması, özellikle yarımadanın turistik yerleşimlerinde erkek nüfusun artması sonucunu doğurmuştur. Bodrum da nüfusun % 98 i okur yazardır. Bodrum, Muğla ilçeleri içinde, Marmaris ile birlikte en yüksek okuma yazma oranına sahiptir. Bodrum nüfusunu oluşturan unsurlar Nüfus sayım sonuçları kış nüfusunu diğer bir deyişle yerleşik nüfus değerini göstermektedir. Yerleşik nüfusla ilgili olarak kayıtlı resmi rakamlara ulaşılabilmektedir. Bununla birlikte Bodrum Yarımadası nüfusu yaz aylarında kış nüfusunun çok üstüne ulaşmaktadır. Su ve atıksu yönetimi açısından bakıldığında yaz nüfusu bilgilerine ulaşılabilmesi çok önemlidir. Yaz nüfusunun belirlenebilmesi için ikinci konutlar, turizm ve günübirlik nüfuslarının belirlenmesi gereklidir. Ancak bunlara yönelik kayıtlı veri bulunmamaktadır. Bu nedenle her bir grup için kendi bölüm başlıkları altında açıklanacağı üzere çeşitli kabuller yapılmak suretiyle aylara göre nüfus bilgileri oluşturulmuştur. Yerleşik nüfus Bodrum yarımadasındaki yerleşimlerin nüfus eğilimleri farklılık göstermektedir. Yarımadadaki yerleşimlerin yerleşik nüfus bilgileri kayıtlı olup TUİK verilerinden ulaşılabilmektedir. Bu verilerden yararlanılarak Bodrum merkez ve beldelerin 1965 den itibaren nüfus değişimleri Şekil 7.9 da gösterilmiştir. 143

173 Yerleşik Nüfus Bodrum Gündoğan Ortakentyahşi Göltürkbükü Gümüşlük Yalıkavak Turgutreis Bitez Mumcular Yalı Konacık Yıllar Şekil 7.9 : Bodrum merkez ve beldelerinin nüfus değişimi. 144

174 İkinci konut nüfusu Bodrum da 1980 yılından sonra büyük ölçüde ikincil konut olarak kullanılan kooperatif yapımının hızlanması, mevsimsel nüfus artışı ve değişkenliğini hızlandırmıştır. İkinci konut nüfuslarının net resmi bir verisi bulunmamaktadır. Özellikle mayıs eylül arası dönemde nüfusu önemli ölçüde artıran ikinci konut nüfusunun bilinmesi, su ve atıksu yönetimi ile ilgili hazırlanacak plan ve projeler için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle ikinci konut nüfusu, bu çalışmada, Bodrum da belediyelerle yapılan görüşmelere, belediyelerin numarataj servislerinden alınan bilgilere ve ikinci konut alanlarında oturanlarla yapılan anket değerlendirmelerine dayanılarak hesaplanmıştır. Belediyelerin numarataj servislerinden ulaşılabilen veriler; beldelerdeki toplam hane sayıları ve beldelerin yerleşik nüfus bilgileridir. Buna göre ortalama hane halkı büyüklüğü 4 kişi alınarak ikinci konut adet ve kapasiteleri % 100 doluluk durumuna göre hesaplanmış ve Çizelge 7.4 de gösterilmiştir. Mumcular ın mücavirinde yeralan Güvercinlik ile Turgutreis in mücavirinde yeralan Akyarlar, İslamhaneleri, Dereköy ve Peksimet köyleri ikinci konut barındıran yerleşimler oldukları için ikincil konut sayıları ve kapasiteleri belde merkezlerinden ayrı olarak gösterilmiştir. Çizelge 7.4 : Bodrum da beldelere göre ikincil konut nüfusu kapasiteleri. Toplam Konut Yerleşik Nüfus Yerleşik Konut İkincil Konut İkincil Konut Nüfusu Bodrum Merkez Bitez Konacık Yalı Yalıkavak Mumcular Turgutreis Gümüşlük Ortakent Yahşi Göltürkbükü Gündoğan Güvercinlik Akyarlar İslamhaneleri Dereköy Peksimet TOPLAM

175 Güvercinlik ikinci konut nüfusu Mumcular a; Akyarlar, İslamhaneleri, Dereköy ve Peksimet köylerindeki ikinci konut nüfuslarının Turgutreis ikincil konut nüfusuna eklenmesi suretiyle elde edilen değerlere dayanılarak Bodrum belediyelerindeki ikincil konut kapasiteleri Şekil 7.10 da gösterilmiştir. Yalıkavak, Bitez ve Ortakent- Yahşi belediyelerindeki ikincil konut nüfusları zaten mücavirleri ile birlikte alınan toplam nüfuslardır. Şekil 7.10 : Tez kapsamında hazırlanan 2009 yılı verilerine göre Bodrum da ikincil konut kapasiteleri. İkincil konut kapasitesinin en fazla olduğu belde Turgutreis dir. Özellikle Akyarlar Turgutreis in ikinci konut kapasitesini büyük oranda arttırmaktadır. Bodrum Merkez de ikincil konut kapasitesi açısından önemli bir potansiyele sahip olup ikinci konut niteliğindeki önemli merkezi Torba mahallesidir. Bunları yakın dağılımlarla Yalıkavak, Ortakent ve Gündoğan Beldeleri takip etmektedir. Şekil 7.11 de Bodrum yarımadasındaki belediyelerdeki yerleşik ve ikinci konut kapasiteleri gösterilmektedir. Şekil 7.11 Bodrum Yarımadasındaki yerleşimleri nitelikleri hakkında önemli ipuçları vermektedir 146

176 Yerleşik Konut 2.konut Nüfus Beldeler Şekil 7.11 : Tez kapsamında hazırlanan Bodrum yarımadasında yerleşik ve ikincil konut kapasiteleri. Bodrum merkez de yerleşik konut ve ikincil konut sayıları birbirine yaklaşmış olup özellikle merkez mahallelerdeki konutlar daha çok yerleşik konut olarak kullanılmaktadır.yine bu çalışma çerçevesinde yapılan anket çalışmalarından elde edilen sonuçlar, Bodrum merkez mahallerindeki konutları ikincil konut olarak kullananların Bodrum da daha uzun süreli kaldığını göstermektedir. Turgutreis ise özellikle ikincil konut açısından yarımadada en yoğun yerleşimdir. Köylerindeki konut adetleriyle birlikte ikinci konut kapasitesi ve sonuç olarak toplam konut adedi Bodrum merkezin neredeyse 2 katıdır. Yaz ve kış nüfusları arasındaki farklılık açısından özellikle Akyarlar çok çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır. Akyarlar kışın köy nüfusuna sahip bir yerleşimken kışın nüfusu çok artmakta ve köy nüfusu sınıflandırmasının çok üzerine çıkmaktadır. Yalı ve Konacık da ikinci konut niteliğinde kayda girebilecek nüfus bulundurmazken, Mumcular belediye sınırlarında olmamakla birlikte mücavirindeki Güvercinlik Köyü nde ikincil konut nüfusu bulundurmaktadır. Anket sonuçlarına göre ikincil konutların doluluğu irdelendiğinde hiçbir zaman tam doluluğun söz konusu olmadığı görülmüştür. İkincil konut niteliğindeki site yönetimleri ile yapılan görüşmelerde elde edilen verilere dayanılarak aylık doluluk oranları belirlenmiş ve 2009 yılı için aylara göre ikincil konut nüfusları hesaplanmıştır. Yapılan görüşmelerde Bodrum merkezdeki ikinci konut doluluk oranlarının yarımadanın genelinden daha farklı olduğu, Bodrum merkezdeki ikinci konutların 147

177 daha uzun süreli kullanıldığı görülmüştür. O yüzden doluluk oranları farklı alınarak ayrı hesaplanmıştır. Yine yapılan görüşmelerde ocak, şubat, kasım, aralık aylarında daha çok ikincil konut olarak kullanılan sitelerdeki konutlarda doluluğun % 10 olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla bu % 10 luk nüfus yerleşik nüfus kabul edilmiş ve diğer aylardaki ikincil konut nüfusları hesaplanırken bu nüfus dikkate alınmıştır. Bununla birlikte yılın uzun bir dönemini hatta tamamını Bodrum da geçirdiği halde nüfusu başka bir yerde kayıtlı olan dikkate alınması gereken bir nüfusun da olduğu gerek site yönetimleriyle yapılan görüşmelerde gerekse numarataj servislerindeki görevlilerle yapılan görüşmelerde vurgulanılmıştır. Bu nedenle kasım, aralık, ocak, ve şubat aylarında Bodrum merkezdeki ikincil konutlarda dolulıuk % 10, diğer beldelerde % 5 alınmıştır. Buna göre ikincil konut nüfusunun aylara göre değişimi Şekil 7.5 de gösterilmiştir. Çizelge 7.5 : İkincil konut nüfusunun aylara göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). 2. konut doluluk oranları (%) Bodrum Bodrum Diğer Diğer Aylara göre 2. konut nüfusu Ocak Şubat Mart Nisan Mays Haz Tem Ağsts Eylül Ekim Kasım Aralık Bodrum merkez Bitez Konacık Yalı Yalı kavak Mumcu lar Turgut reis Gümüş lük Ortakent Göltürk bükü Gün doğan Güver cinlik Akyarlar İslam haneleri Dereköy Peksimet Toplam Daha önce de belirtildiği üzere ikincil konutlardaki nüfus nedeniyle yaz aylarında, kış aylarından farklı olarak büyük bir nüfus ilave olmaktadır. Yine bu çizelgedeki en çarpıcı örneklerden birisi Akyarlar dır. Ocak ayındaki 1572 kişiden oluşan kış nüfusu 148

178 ile köy statüsündeyken temmuz ayında nüfusu 16 kat artarak e çıkmaktadır. Bu fark belki de Bodrum genelinde oluşan nüfus farklılığından daha dikkat çekicidir. Benzer şekilde Turgutreis mücavirindeki diğer köylerde de yaz ve kış dönemlerinde önemli nüfus farklılıkları görülmektedir. Bodrum Yarımadasındaki toplam ikinci konut olarak nitelendirilen nüfusunun aylara göre değişimi Şekil 7.12 de gösterilmiştir İkincil Konut Nüfusu Aylar Şekil 7.12 : Bodrum Yarımadası nda ikincil konut nüfusunun aylara göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Turizm ve yat nüfusu 1960 lı yıllarda Gökova Körfezi nde düzenlenen mavi yolculuklarla adı duyulmaya başlanan Bodrum Yarımadası nda 1963 yılında ikisi otel, üçü pansiyon ve üçü de ev pansiyonu olmak üzere, sadece 8 adet 100 yataklı konaklama tesisi mevcut iken, 1970 li yılların başında bölgenin bakanlıklar arası turizm komitesi nce birinci derecede öncelikli turistik merkezler arasına alınmasıyla, yatak sayısı 1976 yılında 1659 a, 1989 yılında 16,991 e, 1994 yılında 35,193 e 2009 da ise 100,505 e yükselmiştir yılı sonrasında Bodrum yarımadası kıyılarının turizme açılmasına bağlı olarak, yöre kıyılarında giderek çok çeşitli konaklama tesis türleri ortaya çıkmış ve bu tesislerin sayıları ile yatak kapasiteleri de büyük artış göstermiştir yılında aylara göre Bodrum a giriş yapan turist sayıları Çizelge 7.6 da gösterilmektedir. Çizelge 7.6 dan sadece hava ve deniz yoluyla 2008 yılında giren turist sayısının 1,277,333 olduğu görülmektedir. 149

179 Çizelge 7.6 : 2008 yılında hava ve deniz yoluyla giriş yapan turist sayısı. Hudut Kapısı Milas-Bodrum Havaliman Bodrum Limanı Turgutreis Limanı Yalıkavak Limanı Toplam Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Toplam Bodrum Turizm Danışma Bürosundan ve tüm belediyelerin zabıta amirliklerinden alınan bilgilere dayanılarak belediyelerdeki konaklama tesisleri ve kapasite bilgilerine ulaşılmıştır. Buna dayanılarak Bodrum yarımadasındaki belediyelerdeki mevcut işletme, yatırım ve belediye belgeli tesislerin dağılımı Çizelge 7.7 de gösterilmektedir. Çizelge 7.7 : Bodrum Yarımadasındaki konaklama tesisleri ve kapasiteleri (Tez kapsamında hazırlanmıştır). İşletme belgeli Yatırım belgeli Belediye Tesisi Tesisi Tesisi Toplam Belediye sayısı Oda Yatak sayısı Oda Yatak sayısı Oda Yatak yatak Bodrum merkez Bitez Ortakent Yahşi Turgutreis Gümüşlük Gündoğan Göltürkbükü Yalıkavak Yalı Konacık Mumcular TOPLAM

180 Çizelge 7.7 deki verilere göre belediye bazında toplam konaklama tesislerinin dağılımı Şekil 7.13 de gösterilmiştir. Yatak sayısı Belde Yatak Şekil 7.13 : Bodrum yarımadasında belediyelere göre konaklama tesislerinin yatak kapasitesi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Çizelge 7.7 ve Şekil 7.13 den görüldüğü üzere Bodrum Merkez en fazla yatak kapasitesine sahiptir. Ardından Turgutreis gelmektedir. Bodrum Merkez turizm nüfusunda neredeyse doygunluğa ulaşmıştır. Yarımada da ise gelişme senaryolarına bakıldığında yeni turizm nüfuslarının beklenmektedir. oluşması Bodrum daki konaklama tesislerinin niteliklerine göre dağılımı incelendiğinde, ağırlıklı olarak apart otel ve pansiyon türü tesislerin yer aldığı görülmektedir. Bu grubu, yıldızlı oteller ile motel ve özel belgeli tesisler izlemektedir. 4 yıldızlı, 5 yıldızlı oteller ve tatil köyleri ise konaklama tesislerinin sadece % 11 ini oluşturmaktadır. Ancak yatak kapasitelerine bakıldığında büyük ölçekli tesislerin yatak kapasitesi % 44 dür. Sayısal olarak sadece % 11 oranında payı olan büyük ölçekli tesisler, Bodrum daki turist potansiyelinin % 44 ünü ağırlayabilmektedir. Büyük ölçekli tesislerin tanıtım ve kongre turizmi gibi alternatif alanlar yaratabilme potansiyelleri düşünüldüğünde yılın her döneminde belirli bir turizm nüfusunun yarımadada bulunabileceği varsayılabilir. Bununla birlikte bölgede konaklama tesisleri ve belediye zabıtaları ile yapılan görüşmelerde özellikle Bodrum merkez dışındaki konaklama tesislerinin büyük çoğunluğunun kasım-nisan ayları arasında hatta bazılarının mayısa kadar kapalı olduğu öğrenilmiştir. Yine Bodrum merkezdeki 151

181 tesislerin de büyük çoğunluğu kasım-nisan arasındaki dönemde kapalıdır. Büyük tesislerin bir kısmı ve bölgede yaşamını sürdüren kişilere ait olan küçük pansiyonların bir kısmı 12 ay boyunca açıktır. Yine tesislerle yapılan görüşmelerde temmuz-ağustos aylarında büyük tesislerde doluluklar özellikle merkezde % 100 e ulaşırken özellikle Bodrum merkez dışındaki küçük tesislerde genelde % civarında olduğu öğrenilmiştir. Bu çalışmada yapılan kestirimlerde Çizelge 7.8 de görüldüğü üzere temmuz-ağustos aylarındaki doluluklar % 100 kış aylarında ise % 3 olarak alınmıştır. Çizelge 7.8 : Turizm nüfusunun aylara göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Aylar Dolu. Bodrm Bitez Kon. Orta. Yalkvk Gün. Göltür. Gümüş. Yalı Turgut. Mumc. Toplam Ocak 3% Şubat 3% Mart 3% Nisan 10% Mayıs 20% Haz. 70% Tem. 100% Ağus. 100% Eylül 50% Ekim 30% Kasım 5% Aralık 3% Bodrum yarımadasındaki toplam otel nüfusunun aylara göre değişimi Şekil 7.14 de gösterilmiştir Turizm Nüfusu Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Tem. Ağus. Eylül Ekim Kasım Aralık Aylar Şekil 7.14 : Bodrum yarımadasında toplam turizm nüfusunun aylara göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). 152

182 Bodrum yarımadasında yeralan marinalarda bulunan yatlar da mayıs-ekim arasındaki dönemde konut olarak kullanılmaktadır. Nüfus hesabında Bodrum, Turgutreis ve Yalıkavak da bulunan yatlardaki nüfusu da (diğerlerinin yanında daha düşük olsa da) dikkate almak doğru olacaktır. Bununla birlikte yatlardaki asıl önemli nüfus mavi tur teknelerindeki nüfustur. Ancak mavi tur teknelerine gelenler tekneye binmekte tekne denize açılmakta ve ortalama 7 gün (bazı turların süreleri farklı) boyunca denizde seyretmekte ve daha sonra karaya yanaşıp yolcularını indirmektedir. Mavi tur teknelerinden kaynaklanan atıksular daha sonra anlatılacağı üzere tek bir noktaya boşaltılmamaktadır. Bu nedenle günübirlik ve mavi tur teknelerindeki nüfus Bodrum a dahil edilmeyecektir. Şekil 7.15 de Türkiye, Muğla ve Bodrum yarımadasında yeralan turizm işletme ve yatırım belgeli yat limanlarının kapasiteleri gösterilmektedir Yat Kapasitesi Kara Deniz Türkiye Muğla Bodrum Şekil 7.15 : Türkiye, Muğla, Bodrum yat limanları kapasiteleri. Bodrum yarımadasında yeralan marinaların toplam kapasitesi Muğla nın neredeyse yarısı, Türkiye nin ise % 20 si kadardır. Türkiye, Muğla ve Bodrum daki marinaların toplam yat kapasiteleri Şekil 7.16 da gösterilmiştir. Burada yaz nüfusu hesabı yapılırken denizdeki kapasite dikkate alınmıştır. Bodrum da Milta Marina istatistikleri incelendiğinde yatların boylarına göre sınıflandırıldığı görülmüştür. Çizelge 7.9 da herhangi bir günde Bodrum Milta 153

183 Marina da bağlı yatların boylarına göre sayıları ve yapılan görüşmeler sonucu her kategorideki yatta ortalama kalabilecek insan sayısı gösterilmiştir. Çizelge 7.9 : Herhangi bir günde yat sayısı ve konaklayabilecek kişi sayısı. Yat uzunluğu Yat sayısı Ortalama konaklayabilecek kişi m m m m m ve üstü Toplam 554 Çizelge 7.9 daki veriler değerlendirilmiş ve bir yattaki ortalama yolcu nüfusu 8 kişi olarak kabul edilmiştir. Bu durumda yat limanlarındaki ortalama kapasite Çizelge 7.10 da gösterilmektedir. Çizelge 7.10 : Bodrum daki yat limanları ve getirecekleri potansiyel nüfus (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Yat Limanı Toplam Kapasite Ort. Yat Nüfusu Bodrum Milta Turgutreis Yalıkavak Toplam Yat limanlarında konaklama haziran-eylül ayları arasında olmaktadır. Haziran ve eylül aylarında % 50 doluluk, temmuz ve ağustos aylarında ise % 100 doluluk olduğu kabul edilmiştir. Yat limanlarından gelecek nüfus o beldenin nüfusuna dahil edilmiştir. Şekil 7.18 de Bodrum daki marinalardaki yat gösterilmiştir. nüfusunun değişimi 154

184 Yat Nüfusu Haziran Temmuz Ağustos Aylar Bodrum Milta Turgutreis Yalıkavak Günübirlik nüfus Şekil 7.16 : Bodrum daki marinalardaki yat nüfusunun değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Günübirlik nüfus bir günden daha az süre ile proje alanında kalan konaklanmaları tariflemekte olup, genellikle deniz ve karayolu ile gelmektedirler. Bodrum Yarımadası ndaki günübirlik nüfuslar için net rakam verilememektedir; çünkü bu konuda bir kayıt bulunmamaktadır. Bu nedenle turizm nüfusunun % 10 u günübirlik nüfus olarak alınmıştır. Bodrum Yarımadası nda toplam ve ortalama nüfus Bodrum Yarımadası nın toplam nüfusu ile ilgili kayıtlı bir veri bulunmamaktadır. Yarımadanın toplam nüfusunu bulmak için belediyelerdeki yerleşik, ikinci konut, turizm ve yat nüfusu ile günübirlik nüfusların toplamı ile belediyelerin o aya ait nüfusları hesaplanmıştır. Bu hesaplamalar yapılırken belediyelerin mücavirlerinde kalan nüfuslar da o belediye nüfusuna dahil edilmiştir. Yani Bodrum nüfusuna Çamlık köyü nüfusu, Yalıkavak nüfusuna Dağbelen köyü nüfusu, Mumculara Bahçeyaka, Güvercinlik ve Tepecik nüfusları, Turgutreis e Akyarlar, İslamhaneleri, Dereköy ve Peksimet köyleri nüfusları, Ortakent-Yahşi ye de Gürece ve Yaka köy nüfusları ayrıca buralardaki turistik tesis, ikinci konut ve günübirlik nüfusları dahil edilmiştir. Ayrıca ikincil konut alanlarında sürekli oturanlar da yerleşik nüfus içinde alınmıştır. 155

185 Çizelge 7.11 ve Şekil 7.17 de Bodrum Yarımadası ndaki beldelerin 2009 yılı nüfus dağılımları detaylı olarak verilmiştir. Çizelge 7.11 : Bodrum Yarımadası yerleşimlerinde toplam ve ortalama nüfusun aylar göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Potans. Bodrum Bitez Kona cık Orta kent Yalı kavak Gün doğan Göltürk bükü Gümüş lük Yalı Turgut reis Mumcu lar Köyler Toplam Yerleşik Konut turizm yat Günbirlik Toplam Bodrum Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Turizm+ yat Günübirlik Orta lama Nüfus Toplam Bitez Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Orta lama Nüfus Toplam Konacık Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Toplam Ortakent-Yahşi Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Orta lama Nüfus Orta lama Nüfus Toplam

186 Çizelge 7.11 (devam) : Bodrum Yarımadası yerleşimlerinde toplam ve ortalama nüfusun aylar göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Yalıkavak Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Orta lama Nüfus Toplam Gündoğan Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Orta lama Nüfus Toplam Göltürkbükü Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Orta lama Nüfus Toplam Gümüşlük Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Toplam Yalı Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Toplam Turgutreis Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Orta lama Nüfus Orta lama Nüfus Orta lama Nüfus Günübir Toplam

187 Çizelge 7.11 (devam) : Bodrum Yarımadası yerleşimlerinde toplam ve ortalama nüfusun aylar göre değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Mumcular Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haz. Tem Ağus. Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Tur+yat Günübir Toplam Orta lama Nüfus Köyler YARIM ADA Çizelge 7.11 un son sütununda gösterilen ortalama nüfus değerleri her belde için yıllık toplam nüfusun 12 aya bölünmesi ile hesaplanmıştır. Şekil 7.18 de Bodrum yarımadası yerleşimlerinin yerleşik, toplam ve ortalama nüfus dağılımları gösterilmiştir. Bodrum merkezin TUIK verilerinden elde edilen ve bütçe değerlendirmelerinde kullanılan nüfus değeri 31,993 iken potansiyel toplam nüfusu 116,064 ve aylara göre hesaplanan nüfus değerlerinin ortalaması alınarak hesaplanan ortalama nüfus değeri ise 64,420 olarak bulunmuştur. Görüldüğü üzere yaz aylarında ulaşması muhtemel potansiyel toplam nüfus değeri TUIK de verilen nüfusun neredeyse 4 katına çıkmakta, hesaplanan ortalama nüfus değeri ise yine TUIK de verilen nüfusun 2 katını geçmektedir. Mumcular dışındaki neredeyse tüm beldelerde benzer bir değişim görülmektedir. Yarımada geneline bakıldığında yarımadanın yerleşik nüfusu 118,237, potansiyel toplam nüfusu 477,663 ve ortalama nüfusu 236,600 dür. Yarımada geneli de yerleşik, ortalama ve toplam nüfusları arasındaki oranlar açısından Bodrum merkez ile benzer bir görüntü sergilemektedir. 158

188 Yerleşik 2. Konut Turizm+yat Günübirlik BODRUM Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. BİTEZ Aralık Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak N üf us Nüfus Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. KONACIK Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. ORTAKENT YAHŞİ Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak Nüfus Nüfus Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. YALIKAVAK Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. GÜNDOĞAN Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak N üfus Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran Mayıs Nisan Mart Şubat Ocak Nüfus Şekil 7.17 : Bodrum Yarımadası ndaki belediyelerin aylara göre nüfus dağılımları. 159

189 Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. GÖLTÜRKBÜKÜ Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. GÜMÜŞLÜK Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran Mayıs Nisan Mart Şubat Ocak Nüfus Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak N üfus Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. YALI Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. TURGUTREİS Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak N üfus Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran Mayıs Nisan Mart Şubat Ocak Nüfus Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir. M UM C ULA R Yerleşik 2. Konut Tur.+yat Günübir. BODRUM YARIMADASI Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak Aralık Kasım Ekim Eylül Ağustos Temmuz Haziran M ayıs Nisan M art Şubat Ocak N üfus Şekil 7.17 (devam): Bodrum Yarımadası ndaki belediyelerin aylara göre nüfus dağılımları. 160

190 Şekil 7.18 : Bodrum Yarımadası ndaki belediyelerin 2009 yılındaki yerleşik, ortalama ve maksimum nüfus değerleri. Çizelge 7.12 de ise beldelerin potansiyel toplam nüfusun kış nüfusuna oranı verilmiş olup bu oran mevsimsellik olarak tanımlanabilir. Çizelge 7.12 : Bodrum merkez ve belediyelerinde mevsimsellik oranı (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Belediye Mevsimsellik oranı Bodrum merkez 3.1 Bitez 4.0 Konacık 1.0 Ortakent 2.4 Yalıkavak 3.4 Gündoğan 4.2 Göltürkbükü 4.8 Gümüşlük 3.9 Yalı 3.5 Turgutreis 5.5 Mumcular 1.5 Yarımada 3.5 Belde nüfuslarına mücavirlerindeki köylerinin de dahil edildiği bu değerlendirmede Turgutreis beldesinin yaz ve kış aylarındaki nüfus oranı 5.5 ile en belirgin değişimi yaşamakta olup, Göltürkbükü ve Gündoğan yarımadadaki yüksek mevsimsellik oranına sahip beldelerdir. 161

191 Şekil 7.19 da Bodrum Merkez ve belediyelerinin ocak ve ağustos aylarındaki nüfus değişimleri gösterilmiştir. Bod. Bitez Kona Ort. Yalık. Günd. Gölt Güm. Yalı Treis Mum. Köy Yarımada Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Ağustos Ocak Yerleşik 2.Konut Tur+yat Günübir Şekil 7.19 : Ocak ve Ağustos aylarında belde nüfuslarının değişimi (Tez kapsamında hazırlanmıştır). 162

192 Yarımada'da kış nüfusunun en fazla olduğu yerleşim Bodrum Merkez'dir. İkinci konut potansiyelinin en fazla olduğu beldeler Turgutreis ve Bodrum Merkez'dir. Köylerin toplamıyla birlikte en fazla nüfus kapasitesine Turgutreis sahiptir. Bunları yakın dağılımlarla Yalıkavak, Ortakent ve Gündoğan Beldeleri takip etmektedir. Günübirlik ve turizm nüfusunun en yüksek olduğu yerlesim yine Bodrum Merkez'dir; bunu Turgutreis ve Yalıkavak beldeleri izlemektedir. Diğer tüm beldelerde de Mumcular ve Konacık da sınırlı olmakla birlikte ikinci konut, turizm ve günübirlik turizme bağlı nüfus değişimi yaşanmaktadır Sosyo-ekonomik yapı Bodrum yarımadası 1968 yılında Bodrum-Milas yolunun asfaltlanmasına kadarki dönemde ulaşım açısından kör bir noktada kalan, balıkçılık ve sünger avcılığı yapılan bir köydür. Bu yıllardan sonra Bodrum un ulaşımın kolaylaşması, belde kıyılarının turizme açılmasıyla göç almaya başlaması ve tatil beldesine dönüşmeye başlaması sözkonusudur lerde ikincil konut oluşumları hızla çoğalmaya başlamış, ilçe eğlence turizmi noktası olarak ulusal ve uluslararası üne kavuşmuştur. Bir yandan turizm gelişirken bir yandan da kent özellikle büyük kentlerden sezonluk ya da sürekli yaşamaya gelenler olmak üzere göç almaya başlamıştır li yıllardan itibaren yabancılara gayrimenkul satışlarının organize hale gelmesiyle yarımada uluslararası göç almaya başladığı görülmüştür. Sosyal yapıdaki bu gelişim doğal olarak ekonomik sektörleri ve ekonomik yapıyı da etkilemiştir lere kadar kapalı bir ekonominin egemen olduğu Bodrum da bu dönemde ilçe halkının ihtiyaçlarını karşılamak üzere bağcılık, zeytincilik, narenciye üretimi, balıkçılık, süngercilik yapılmaktadır. Daha sonra ulaşımın kolaylaşması ile tarımın önemi daha da artmıştır. Ancak ilçenin turizm kentine dönüşmeye başlamasıyla tarım toprakları turizm ve ikinci konut lehine el değiştirmeye başlamış, tarım toprakları azalmıştır. Mevcut tarım topraklarının da bir kısmının terk edildiği ve tarımsal üretim amaçlı kullanılmadığı görülmektedir. Turizm sezonu dışı ve sezondaki istihdama göre sektörel dağılımı hizmetler, tarım ve çok az oranda sanayi sıralaması şeklindedir. Turizm sezonu ve sezon dışı istihdama göre sektörel dağılım Şekil 7.20 ve Şekil 7.21 de gösterilmektedir. Bodrum yarımadasında tarım sektörü hizmetlerden sonra gelmektedir. Şekil 7.20 ve Şekil 163

193 7.21 den de görüldüğü üzere sezon dışında nüfusun yaklaşık % 60 ı, turizm sezonunda ise % 78 i tarım dışı sektörlerde çalışmaktadır. Şekil 7.20 : İstihdama göre sektörel dağılım (turizm sezonu dışı) 2006 (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Şekil 7.21 : İstihdama göre sektörel dağılım (turizm sezonu) 2006 (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Yarımada nın en önemli tarım arazileri, ilçenin doğusundaki Karaova bölgesi ve batıdaki Turgutreis beldesindedir. Tütün, zeytin üretimi önemlidir. Sebzeciliğin yanında seracılık yapılmaktadır. Meyvecilik, özellikle mandalina üretimi gelişmiştir. Yarımada nın batısındaki bölgede bitkisel üretim narenciye ve sebze bahçelerinden oluşmaktadır. Ancak bu bölgenin yoğun bir yapılaşma baskısı altında olması ve 164

194 bunun yanı sıra kuraklık nedeniyle de narenciye bahçeleri giderek yok olmaktadır. Karaova bölgesi ise kuru tarım arazileri ile ağırlıklı olarak zeytinlik ve zeytinli tarla vasfindaki arazilerden oluşmaktadır. Bölgedeki tarım arazilerinin yaklaşık % 60 ı zeytin-zeytinli tarla, % 19.2 si ise diğer kuru tarım alanıdır (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Bodrum Yarımadası'nda hayvancılık, küçük aile işletmeleri şeklinde yapılmaktadır. İlçe genelinde, süt ve besi sığırcılığı yapan 50 kadar orta büyüklükte işletme, 1 adet 300 başlık ahır besiciliği ve 140 dolayında gezginci arıcılık işletmesi bulunmaktadır. Geleneksel süngercilik ve balıkçılık eski önemini yitirmeye başlamış ancak kültür balıkçığı yaygınlaşmıştır. Genel olarak Muğla kıyı şeridinin uzun olması ve çok sayıda koy barındırması, Muğla ili kıyılarını balık çiftlikleri açısından cazip hale getirmiştir. Ancak Bodrum kıyılarında Güllük civarına göre daha az sayıda balık çiftliği bulunmaktadır. Hizmet sektörü Bodrum Yarımadası nda istihdama göre sektörel dağılımda ilk sırada yer almaktadır. Hizmetler sektörünün alt grupları; ticaret, banka-kredi, büro-mesleki hizmetler, inşaat, ulaştırma ve turizm dir. Her belde merkezinde günlük gereksinimleri karşılayacak ticaret üniteleri ile turizm sektörüne yönelik üniteler bulunsa da Yarımada nın ticaret merkezi Bodrum merkez ile birlikte yeni ticaret merkezi olarak gelişen Konacık beldesi dir. Bununla birlikte, bu iki belde de farklı türde ünitelerin yer aldığı merkezlerdir. Bodrum-Merkez daha küçük ölçekte ve yeme-içme-eğlence nitelikli ticaret birimleri ağırlıklıdır. Konacık ise son yıllarda, alışveriş merkezleri, inşaat ve dekorasyon malzemelerinin satıldığı daha büyük satış ünitelerinin yer aldığı bir merkez olarak gelişmektedir. Konacık ile arası birleşmekte olan Ortakent de yeni bir ticaret merkezi olma durumundadır. Mazı Köyü ile Pınarlıbelen Etrim Mahallesi nde halı ve kilim dokumacılığı da yapılmaktadır (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Bodrum da turizmin gelişmesine bağlı olarak inşaat sektöründe de büyüme görülmüş ve inşaat sektörüyle ilgili işyerleri açılmıştır. İnşaat sektörü, işgücü ve inşaat malzemeleri satış şeklinde iki boyutta gelişmiştir. Bunlardan işgücüne bağlı olarak ilçeye gelen göç, Bodrum sosyal yapısındaki değişimi körükleyen önemli faktörlerden biri olmuştur. 165

195 Yarımada genelinde turizm sektörüne bağlı olarak gelişen mimarlık, mühendislik, şehir planlama büroları, müteahhitlik ve emlakçılık firmaları turistik tesis ve ikinci konut gelişme taleplerine paralel şekilde çoğalmıştır. Turizm Bodrum un son yıllarda temel ekonomik etkinliği haline gelmiştir. Yaz sezonlarında yöreye yoğun turist akımının olması büyük bir pazar yaratmakta, bu da ticaret hacminin büyük boyutlara ulaşmasına yol açmaktadır. Bu yoğun nüfusun gereksinimlerinin karşılanabilmesi için Bodrum ilçesi dışından yöreye önemli miktarlarda mal akışı olduğu gibi, yörede üretilen bazı ticaret mallarına talep artmaktadır. Buna bağlı olarak tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile el sanatlarının yer yer ticari nitelik kazandığı görülmektedir. Ulaştırma sektörü, kara ve deniz ulaştırması şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Kara ulaştırması yaz kış hizmet vermektedir. Deniz ulaştırması, Yarımada da gerek ulaştırma gerekse eğlence amaçlı olarak hizmet vermektedir. Küçük imalat sanayi niteliğindeki ahşap tekne imalatı en önemli imalat sektörüdür. Bodrum da sanayi sektörü 52 adet yat ve tekne imalathanesinden oluşmaktadır. Bu imalathanelerin büyük bir kısmı İçmeler Mevkii ndeki tersanede bulunmaktadır. Ayrıca, Yalıkavak-Küdür Boğaz Mevkii nde de tekne imalathaneleri ile Ortakent Beldesi, Gümbet Asarlık ve Yalı Beldesi sahillerinde çekek yerleri bulunmaktadır (Bodrum 1/25000 Çevre DP, 2007). Avrupa ülkelerinin birçoğunun ahşap yat üretimini terk etmiş olması, Türkiye yi Avrupa nın önemli ahşap yat üreticisi konumuna getirmiştir. Sektör uzmanları, Türk ahşap yatlarının % 90 ının Muğla da üretildiğini tahmin etmektedir. Yat üreticileri, yat turizminin oldukça yoğun geçtiği Fethiye, Marmaris ve Bodrum da kümelenmişlerdir. Bölge nin üretim kapasitesinin çoğunluğu (belirtilenlere göre % 90 ı) Bodrum da bulunmaktadır. Bodrum yarımadasındaki yat imalatı şirketleri ve yerleşim yerleri Çizelge 7.13 de gösterilmektedir. 166

196 Çizelge 7.13 : Bodrum yarımadasındaki yat imalatı şirketleri yerleşim yerleri (BODTO, 2009). Yer Üretim Çekek yeri Üretim ve çekek yeri Toplam İçmeler Tavşanburnu Gümbet Ortakent Yalıkavak Yalıçiftlik Turgutreis Toplam Çizelge 7.13 den de görüldüğü üzere Bodrum yarımadasında bulunan 56 adet yat imalat şirketinin büyük kısmı İçmeler de bulunmaktadır. Günümüzde yat ve tekne imalatçılığı, ürünün yapımından başlayıp, kiralanmasına, kışlamasına, onarımına ve ihracatına kadar ulaşan bir sanayi sektörü haline gelmiştir. Bodrum tersanelerinde üretilen, yurtiçi ve yurtdışında bir marka haline gelmiş olan Bodrum Tipi Ahşap Yatlar (Gulet) dünyanın birçok ülkesinde seyir yapmaktadır. Yolcu sayısı geminin boyuna bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 8-10 kişilik yapılan guletler dünya çapında bir pazara sahiptir. Bodrum da bir klasik haline gelmiş olan mavi yolculuk lar bu tekneler ile yapılmaktadır Su kaynakları ve su altyapısında mevcut durum Bütün turistik kıyı yerleşimlerinde olduğu gibi Bodrum yarımadasında da yaz nüfusunun çok fazla olması nedeniyle içme ve kullanma suyu ihtiyacı artmakta ve yaz aylarında büyük su sıkıntısı çekildiği görülmektedir. Su ihtiyacının karşılanabilmesi için mevcut kaynakların ve ihtiyacın değerlendirilmesi gerekmektedir. Bodrum Yarımadası su kaynakları Bodrum Yarımadası, su kaynakları açısından fakirdir. Bunda rol oynayan temel nedenler, yörede yaklaşık altı aylık bir devrede kurak ve yarı kurak iklim koşullarının sürmesi ve geçirimli kalker formasyonlarının geniş yer kaplamış olmasıdır (Güner,İ., 1998). Kuraklığın maksimum düzeye ulaştığı yaz sezonunda yarımada kıyılarına yoğun nüfus akımının olması suya olan talebi daha da artırmakta böylece yörede su temini sorunu çok ciddi boyutlara ulaşmaktadır. 167

197 Bodrum Yarımadası nda bugünkü koşullarda su ihtiyaçları iki önemli su kaynağından karşılanmaktadır. Bu kaynaklar; Yarımadadaki yeraltı su potansiyelleri ve Mumcular barajı dır. Mumcular barajı şu anda sadece Bodrum ve Torba ya su temin etmektedir. Yine Karaova daki yeraltısuyu kuyularından da sadece Bodrum a su verilebilmektedir. Diğer belediyeler su ihtiyaçlarını tamamen yeraltısularından karşılamaktadırlar. Yeraltısuyu kullanımı da aşırı arttığından tuzlanma ve sertlikte belirgin bir artış gözlenmektedir (DSİ, 2003). Bodrum Yarımadası ndaki yeraltısuyu rezervleri Yarımadadaki yerleşim yerlerinde; Bodrum ilçe merkezi ile Torba hariç tamamında yeraltısuyu kullanılmaktadır. Yarımada YAS kaynakları yılda emniyetli 11 hm³ su potansiyeli sunmasına rağmen, aşırı su alımı nedeniyle tuzluluk tehdidi altında olan bu kaynaklardan yılda güvenli olarak 5 hm³ lük su sağlanabileceği düşünülmektedir. Karaova yeraltısuyu kaynaklarından emniyetli olarak yılda 2.8 hm³ su çekilebilmektedir. Bodrum ilçe merkezine içme-kullanma suyu temin etmek amacıyla ilçenin kuzeydoğusundaki Karaova mevkiinde DSİ ve İller Bankası tarafından çeşitli zamanlarda açılmış toplam 11 adet derin kuyu mevcuttur. Ayrıca tüm Yarımada da ruhsatlı ve ruhsatsız çok sayıda kuyu açılmış bulunmaktadır. Kuyuların tipi kısmen keson ve kısmen de derin kuyu tipindedir. Mevcut kuyuların belirli bir kısmı Tarım Bakanlığı na kayıtlıdır. DSİ tarafından hazırlatılmış olan Muğla - Bodrum Yarımadası İçmesuyu Arıtma Tesisi Projesi Ön Raporu na göre Bodrum Yarımadası nda belediye lerce ve Karaova da içme ve kullanma suyu amacıyla açılmış ve hala faaliyette olan yeraltısuyu kaynakları Çizelge 7.14 de verilmiştir. 168

198 Çizelge 7.14 : Bodrum Yarımadası nda mevcut yeraltısuyu kaynakları. Bodrum Yarımadası ndaki yüzeysel su rezervleri Bodrum yarımadasında bugün kullanılmakta olan yüzeysel su kaynağı Mumcular barajıdır. Bodrum Yarımadası Acil İçmesuyu Projesi kapsamında Geyik barajından Bodrum a su transfer edilmesi planlanmaktadır. Mumcular barajı, Bodrum un Mumcular beldesinde yeralmakta olup sulama-içme ve kullanma suyu amaçlı olarak Kocadere akarsuyunun üzerine tesis edilmiştir. Gökpınar deresi nin baraja derive edilmesi suretiyle Bodrum Yarımadası na içme ve kullanma suyu verilmesi öngörülmüştür. Baraj yapımına 1986 da başlanmış ve 1991 de bitirilmiştir. Mumcular barajı ile Karaova da 1190 ha lık alan sulanabilmektedir (DSİ, 2009). Sulamaya verilecek yıllık su miktarı hm 3 ve içme suyuna verilecek yıllık su miktarı 5 hm 3 dür. Mumcular barajı nın 1 Şubat 1997 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan mutlak koruma koordinatlarına göre koruma altına alınmıştır. Mumcular barajının mutlak koruma alanında Mumcular beldesinin bir bölümü bulunmaktadır. Uzun mesafeli koruma alanında ise Bodrum ve Milas ilçelerine bağlı Gökpınar, Demirciler, Söğütcük, Hasanlar, Kuzyaka, Karapınar yerleşimleri bulunmaktadır (DSİ, 2003). 169

199 Yarımada için en önemli su kaynağı durumunda olan Mumcular barajı etrafında sanayi tesisi niteliğinde 11 zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların yağlı suları hiçbir işleme tabi tutulmaksızın civardaki derelere deşarj edilmekte buradan baraja ulaşarak olumsuzluklara yol açabilmektedir. Bu nedenle Mumcular barajının su kalitesinin korunması için bu deşarjların önlenmesi gerekmektedir. Aynı gereklilik Mumcular ve uzun mesafede yeralan yerleşimlerin atıksularının bertarafı için de söz konusudur (DSİ, 2003). Mumcular barajı nın 4 km. batısında, 500 m 3 lük Karaova yeraltısuyu toplama deposu yanında 3 ha lık bir sahada inşa edilmiş olan Mumcular arıtma tesisinin kapasitesi ortalama 325 l/sn (28,080 m 3 /gün) dir (DSİ, 2003). Artan kirlilik yükleri nedeniyle arıtma tesisi ünitelerinin bu durumdan olumsuz etkilendiği ve bu dönemlerde 200 l/s (17,800 m 3 /gün) den fazla suyun arıtılamadığı belirtilmektedir (DSİ, 2009). Mumcular barajının su kaynakları son derece yetersizdir. Özellikle son yıllarda görülen kuraklıkla birlikte bu durum iyice gün ışığına çıkmıştır. Yazın uzun süre içme suyu alınamayan baraj gölünden, sulama suyu da kısıtlı olarak verilebilmiştir. Beldelere göre su kaynakları ve şebeke durumu Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut içme suyu kaynakları ve içmesuyu tesisleri Çizelge 7.15 de özetlenmiştir. Çizelge 7.15 den de görüldüğü gibi beldelerin çoğunda, içme ve kullanma suyu kaynaklarını yeraltısuyu oluşturmaktadır ki, daha önce de ifade edildiği gibi, bu durum fazla su alımına bağlı olarak tuzlanmaya neden olmaktadır. Beldede izinsiz açılan kuyularla kontrol edilmeyen bir yeraltısuyu çekimi yaşandığı da bilinmektedir. Belediye merkezlerinde genel olarak içmsuyu şebekesi yetersiz de olsa mevcuttur. Ancak daha çok ikinci konut ve turizm alanlarının yeraladığı kısımlarda özel kuyular açılmıştır. Kuyuların önemli bir kısmı kayıtlı değildir ve kalite kontrolu düzenli yapılmamaktadır. 170

200 Çizelge 7.15 : Bodrum Yarımadası nda mevcut içme suyu kaynakları (Tez kapsamında hazırlanmıştır). BELDE İÇME SUYU KAYNAKLARI ŞEBEKE Bodrum Mumcular barajı ndan 5 hm 3 /yıl su + Karaova bölgesindeki 11 adet kuyu + Ortakent deki kuyular (terk edilecek) Mumcular beldesi Kemer köyü yakınında bulunan arıtma tesisinden ilçenin içme suyu ihtiyacı karşılanmaktadır. yetersiz. Bitez 8 i faal (toplam verim 56 l/s) 10 adet kuyu. Şebekenin % 80 i tamamlanmış, nüfusun % 90 ına hizmet vermekte. 13 adet kuyu:toplam kapasite m 3 Torba da şebeke ve depolar 5 adet su deposu: Toplam kapasite 2360 m 3 Şebeke mevcut (% 70) Göltürkbükü 8 adet derin kuyu 4 adet su deposu Toplam kapasite 725 m 3 Şebeke mevcut, ama yetersiz. Gümüşlük 6 adet kuyu (2 keson (8-9 l/s) + 4derin 4 adet su deposu Toplam (15-20 l/s)) kapasite 130 m 3 Şebeke bir kısmında mevcut ama eski ve yetersiz Gündoğan 3 adet kuyu (toplam verim 15 l/s) 3 3 adet su deposu Toplam adet su deposu kapasite 400 m 3 Şebeke yetersiz Ortakent 5 adet derin kuyu (yaklaşık 29 l/sn). 4 adet su deposu Toplam kapasite 800 m 3 Şebeke mevcut Turgutreis 4 adet keson kuyu (toplam verim 25 l/sn). Su yetersizliğinin en fazla olduğu belediyedir 3 adet su deposu Toplam kapasite 1880 m 3 Ana yerleşimde şebeke mevcut. Tatil köyleri ve özel villaların bir kısmında şebeke mevcut değil. Yalı 2 kuyu. (toplam15 l/s). 8 adet su deposu Toplam kapasite 850m 3 İçme suyu şebekesi turistik tesislere hizmet vermemektedir. Konacık 11 adet kuyu (45 l/s) Depo yok, 3 adet toplam 18m3 lük toplama odası. Şebeke mevcut Yalıkavak 16 adet kuyu ile beslenmektedir. (120 l/sn) Sitelerin ve mücavir alanların kendi özel kuyuları mevcut. Geriş Köyü ne beldiyeden su veriliyor. Mumcular Kuyulardan Şebeke mevcut Bodrum Yarımadası su ihtiyacı sorununa yönelik çalışmalar 4 adet depo: Toplam kapasite 2350m 3 Şebeke mevcut ve yetersiz 1990 lardan itibaren Bodrum un içmesuyu sorununa yönelik çeşitli çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalarda nüfus projeksiyonları yapılmış, su ihtiyaçları hesaplanmış ve alternatif su kaynakları değerlendirilmiştir. Bu çalışmalar Bodrum Yarımadası için hesaplanan su ihtiyaçları ve projeksiyonları Çizelge 7.16 de gösterilmiştir. 171

201 Çizelge 7.16 : Bodrum Yarımadası su ihtiyacı çalışmaları (DSİ, 2003,2009). Toplam Su İhtiyacı (hm 3 ) Proje Adı Akdeniz-Ege Turizm Altyapısı Kıyı Yönetim Projesi Bodrum Ilçesi Fizibilite Etüt Raporu Bodrum Yarımadası Su Temini Projesi Ön inceleme Raporu Bodrum Yarımadası Acil İçme, Kullanma ve End. Suyu Temini Projesi Ön Raporu Bodrum Yarımadası Acil Projesi İçmesuyu Tesisleri, Arıtma İsale Hatları Bodrum Yarımadası Acil İçmesuyu Projesi İçmesuyu Tesisleri, Arıtma ve İsale Hatları projesine göre su ihtiyacını karşılayacak kaynaklar Çizelge 7.17 de gösterilmiştir. Çizelge 7.17 : Bodrum Yarımadası su rezervi (DSİ,2009). Kaynak 2025 yılı ihtiyacı 2040 yılı ihtiyacı (hm 3 /yıl) (hm 3 /yıl) Mumcular Barajı Geyik Barajı Karaova yeraltı suları Çamköy yeraltı suları Yarımada (Mevcut) Bozalan Barajı Toplam Bodrum Yarımadası nda mevcut yerleşim yerlerine acil olarak su temin etmek amacıyla yarımadada mevcut ve şu anda kullanılan yeraltısuları, Karaova dan alınan yeraltı suları, Mumcular barajı ndan alınarak arıtılıp Bodrum a isale edilen sular dikkate alınarak, eksik ihtiyaçların Geyik Barajı ndan ve Çamköy yeraltı sularından karşılanması düşünülmüştür. Bu kapsamda I. Kademe de acil ihtiyaç için Geyik barajı ndan temin edilecek sular arıtılarak Bodrum Yarımadası na verilmesi planlanmıştır. Şekil 7.22 de Bodrum içmesuyu projesi genel planı gösterilmiştir. 172

202 Halen devam etmekte olan projenin uygulanması 3 kısımda gerçekleştirilmektedir. Birinci kısımda Güvercinlik arıtma tesisinden başlayarak tüm yarımadayı dolaşan dağıtım hattı yapımı. İkinci kısımda Güvercinlik arıtma tesisi yapımı ile mevcut Mumcular arıtma tesisinin rehabilitasyonu. Üçüncü kısımda Güvercinlik arıtma tesisi ile ham su kaynağı olan Çamköy yeraltısuyu kuyuları ile Geyik barajı isale hattına bağlantı hatlarının inşaatını kapsamaktadır (DSİ, 2009). Projeye göre, Çamköy yeraltı suyu kaynaklarının önce Milas ı Ören e bağlayan karayolunun üzerinde bulunan Kılavuz Köyü nün yaklaşık 2 km güney batısında bulunan Kirşibilen, Kızlargediği, Ballıktaş, Mazargediği ve Kocakbaşı tepeleri arasında kalan bölgede açılacak 5 adet derin kuyudan çekilecek sular 500 m 3 hacimli toplam deposuna terfili olarak iletilecektir. Bu toplama deposundan cazibeli olarak 1100 mm çaplı çelik boru iletim hattı ile Güvecinlik e proje kapsamında inşa edilecek olan arıtma tesisine ham su ulaştırılacaktır. Öncelikli olarak sisteme dahil edilmesi düşünülen Geyik Barajı Milas da Sarıçay üzerinde kullanma suyu amaçlı olarak kurulmuş olup inşaatı yılları arsında tamamlanmıştır. Barajdan Yeniköy termik santrali ihtiyacı dışında kalan 5,83 hm 3 /yıl su Bodrum Yarımadası na tahsis edilmesi planlanmaktadır. Ancak aşırı kirlenmeye maruz kalmış bu baraj sularının içme suyu amaçlı kullanılması için ileri arıtma tesisinin yapılması zorunludur. 173

203 Şekil 7.22 : Bodrum içme suyu projesi (DSİ, 2009). 174

204 Geyik barajı kısa, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında Milas ilçesine bağlı yerleşimler yeralmaktadır. Olukbaşı ve Çallı köyleri kısa mesafede, Çamlıyurt, Ortaköy ve Beypınarı köyleri orta mesafede ve Akkovanlık köyü uzun mesafeli koruma alanında yeralmaktadır (DSİ, 2003). Geyik barajı dip savak sularının % 90 olasılık değerleri incelendiğinde su kalite sınıfları KOI ve BOI 5 için IV, toplam kjeldahl azotu ve fekal koliform içinse III olarak hesaplanmıştır. Bu nedenle klasik arıtma işlemleri ile yapılan arıtmanın yeterli olmayacağı görülmektedir. Geyik Barajı drenaj alanı içerisinde faaliyet gösteren yağ fabrikalarının atıksularının ve barajın membaında bulunan mahalle köylerin atıksularının içmesuyu kalite kriterlerini bozmaması şartıyla arıtıldıktan sonra deşarj edilmesi ve/veya atıksuların havza dışına taşınması Geyik Barajındaki kirliliğin önlenmesi açısından önem kazanmaktadır (DSİ, 2003). Aynı zamanda Geyik barajı, baraj gölü alanı su tutulmadan önce ağaç ve ağaç kökleri temizlenmediği için ileri derecede bir organik kirlenmeye uğramış vaziyettedir. Proje kapsamında Çamköy yeraltısuları ile Geyik barajı sularının bir arada transfer edilmesi tartışmalı bir konudur. Yukarıda da söz edildiği üzere Geyik barajı özellikle çevresindeki yerleşimler ve sanayi tesisleri ile tabanındaki ağaç kökleri nedeniyle organik kirlenmeye maruz kalmış, yapılan analizlerde BOI 5, KOI ve toplam koliform değerleri yüksek çıkmıştır. Bu nitelikteki su ile temiz Çamköy yeraltısularının karıştırılması, ihtiyaç duyulacak ileri arıtma gerektiren arıtma tesisinin kapasitesinin artmasına neden olacaktır. Çizelge 7.26 de DSİ nin Mumcular ve Geyik barajı ile Çamköy yeraltısularında yılları arasında yaptırmış olduğu analiz sonuçlarına göre bu su kaynaklarının kalitesi değerlendirilmiştir. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ne göre organik parametrelerin su kalite sınıflarında konsantrasyon limitleri ise Çizelge 7.18 de gösterilmişir. Çizelge 7.19 da, belirtilen kalitede sınıflarına karşılık gelen suların içmesuyu ihtiyacı için uygunluğu açıklanmıştır. 175

205 Çizelge 7.18 : Mumcular ve Geyik Barajı ile Çamköy yeraltısuları analiz sonuçları (DSİ,2009). Param etre Birim Mumcular Barajı Geyik Barajı Çamköy YAS Referans min ort max min ort max min ort max İTASHY BOI5 mg/l KOI mg/l Org. Mad. NH3- N T-Coli EMS/1 00 mg/l mg/l İTASHY: İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik Çizelge 7.19 da gösterilen su kalite sınıfları ve kullanım alanları yönetmelikte aşağıdaki şekilde açıklanmıştır. Sınıf I Yüksek Kaliteli Su: Yalnız dezenfeksiyon ile içmesuyu temini Sınıf II Az Kirlenmiş Su: İleri ve uygun bir arıtma ile içmesuyu temini Sınıf III Kirlenmiş Su: Gıda, tekstil gibi kaliteli su gerektiren endüstriler hariç olmak üzere, uygun bir rıtmadan sonra endüstriyel su temini Sınıf IV Çok Kirlenmiş Su: Sınıf III sulardan daha düşük kaliteli sulardır Çizelge 7.19 : Su kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ne göre organik parametrelerin su kalite sınıfları (SKKY, 2004). Organik Parametreler Su Kalite Sınıfları I II III IV Kimyasal Oksijen İhtiyacı, KOİ >70 Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı, BOİ >20 KOI ve BOI 5 açısından hem Mumcular hem de özellikle Geyik barajı suları kirlenmiş sular safına girmektedir. Özellikle Geyik barajının maksimum değeri çok kirlenmiş sınıfına girmektedir. Bunun nedeni Geyik ve Mumcular barajlarının drenaj alanını evsel ve endüstriyel atıksuların herhangi bir atıksu arıtma tesisinden geçmeden kontrolsüz olarak deşarj edilerek baraj sularının kirletilmesidir TS 266 / Nisan 2005 Standartlarına göre Sınıf 2- ( Kaynak suları dışındaki insani tüketim amaçlı sular içme ve kullanma suları ) sularda toplam koliform değeri 0 (sıfır) dır. Bu parametre açısından da kirlenmiş sulardır. Çamköy yeraltısularının bulunduğu alan önemli bir tarım arazisi olup, tarım alanı geliştirilebilecek bir bölgedir. Yeraltısularının transfer edilmesi tarımsal sulamayı

206 olumsuz etkileyebilecek ve bu su transferi ilerideki bölümlerde de tartışılacağı üzere su hakkı gibi konuları gündeme getirecektir Mevcut atıksu altyapısı ve arıtma sistemleri Bodrum Yarımadası nda atıksu sorunu yer yer kanalizasyon ve/veya fosseptik ve paket arıtma şeklinde beldeler bazında çözülmektedir. Şebeke sistemlerinin tam ve arıtma tesislerinin yeterli olmaması atık suların çevre kirliliği yaratıcı etkilerini arttırmaktadır. Bodrum ve civarında kanalizasyon sistemi ile toplanan atıksuların uzaklaştırılması için İller Bankası tarafından üç adet derin deniz deşarj sistemi yapılmıştır. İçmeler mevkiindeki Kızılburun ve Gümbet mevkiinde yeralan İnceburun deniz deşarjı sistemleri Bodrum ilçesinin, üçüncüsü ise Turgutreis yöresinin atıksularını uzaklaştırmaktadır. Bodrum genelinde bu üç merkezi tesis haricinde tarih 37-b sayılı ile alınmış mahalli çevre kurulu kararında bundan böyle arıtma tesisinden çıkan her türlü arıtılmış suların denize deşarjı yasaklanmıştır denilmiş ve bu tarihten sonra arıtma tesisi çıkış suları sulama amaçlı olarak kullanılmı zorunlu tutulmuştur. Merkezi arıtma tesisleri ve küçük ölçekli atıksu arıtma tesislerinin Deşarj İzin Belgeleri İl Mahalli Çevre Kurulunca 5 yıl süre ile verilmektedir. Deşarj izin belgelerinde belirtilen sürelerde yaptırılması zorunlu olan gerekli analizleri, atıksu arıtma tesisinin kapasitesine göre, günlük haftalık aylık 3 aylık veya yıllık olarak yaptırılarak belgelerinin denetimlerde ibraz edilmesi gerekmektedir. Arıtma tesislerinin yapılış amacına göre; 2872 Sayılı Çevre Kanunu na istinaden çıkarılan ve tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği eklerinde belirtilen alıcı ortam standartlarını sağlaması gerekmektedir (Giray, 2010). Arıtma tesisi yapıldıktan sonra Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü nün 27 Şubat 2004 tarih ve 2004/3 sayılı genelgesi gereği atıksu arıtma tesisinin kapasitesine göre bakanlıktan veya valilikten proje onayı alınması gerekmektedir. 177

207 Merkezi nitelikteki arıtma ve derin deniz deşarj sistemleri Bodrum ve civarında kanalizasyon sistemi ile toplanan atıksuların uzaklaştırılması için İller Bankası tarafından üç adet derin deniz deşarj sistemi yapılmıştır. İçmeler mevkiindeki Kızılburun ve Gümbet mevkiinde yeralan İnceburun deniz deşarjı sistemleri Bodrum ilçesinin, üçüncüsü ise Turgutreis yöresinin atıksularını uzaklaştırmaktadır. Doğu arıtma tesisi ve Kızılburun derin deniz deşarjı İçmeler mevkiindeki Kızılburun deşarjı öncesinde Turizm Bakanlığı tarafından yaptırılmış olan ve 1995 den den beri hizmet veren biyolojik arıtma tesisi mevcuttur m 3 /gün (130,000 nüfus) kapasiteli tesis ızgara, dengeleme ve kum tutucu ünitelerini takip eden uzun havalandırmalı aktif çamur sürecine göre tasarlanmış biyolojik arıtma ile son çökeltim havuzu ünitelerinden oluşmaktadır. Tesis tasarlanırken yaz ve kış nüfuslarındaki farklılıktan dolayı 2 kademeli olarak düşünülmüştür. Arıtılmış su deşarj edilmeden önce klor ile dezenfekte edilmekte ve deşarj rögarına iletilmekte, buradan da pompalarla denize deşarj edilmektedir. Deşarj hattının kapasitesi 188 l/sn (80,000 eşdeğer nüfus) olup uzunluğu 1500 m ve derinliği 41 metredir. Deşarj borusu 650 m lik hat boyunca deniz tabanı altından daha sonra ise deniz tabanı üzerinden gitmektedir. Tesiste oluşan biyolojik çamur ise önce çamur yoğunlaştırma havuzuna ardından da susuzlaştırılıp çöp depolama alanına gönderilmektedir. İçmeler arıtma tesisinin akım şeması Atık Havalandırma Çöktürme Dezenfeksiyon Arıtılmış Denize Deşarj de verilen deşarj izin 10,000 m 3 /gün debi için haftada bir atıksu numunesi alınıp gerekli analizlerin yaptırılma zorunluluğu belirtilmiştir (İçmeler, 2010). SKKY ne göre 2 saatlik kompozit numunede ,000 nüfus için Tablo 21/3 standartlarının sağlanması gerekmektedir. Buna göre yapılan analizlerde bulunan sonuçlar ve referans değer Çizelge 7.20 de gösterilmiştir. KOI= 140 mg/l, BOI 5 =50 mg/l, AKM=45 mg/l, ph=6-9 standartları sağlanmalıdır şartı deşarj izin belgesinde de belirtilmiştir (İçmeler, 2010). 178

208 Çizelge 7.20 : İçmeler atıksu arıtma tesisi arıtılmış su analiz sonuçları. TARİH BOI 5 KOI AKM ph (mg/l) (mg/l) (mg/l) SINIR DEĞER , , , , , , , , , , ,68 Çizelge 7.20 de görüldüğü üzere genel olarak analiz sonuçları olumludur. Bununla birlikte azot ve fosfor analizi istenmemektedir. Batı (Gümbet) arıtma tesisi ve İnceburun derin deniz deşarjı İlçenin batı yakasında toplanan atıksular bir yıl öncesine kadar yaklaşık 428 l/sn (yaklaşık 130,000 eşdeğer nüfus) kapasiteli, 800 m uzunluğunda ve 41 m derinden giden derin deniz deşarjı hattı ile denize verilmektedir. Halihazırda sistemin önünde sadece ızgara ve terfi birimlerinin yeraldığı mekanik bir ön arıtma tesisi bulunmaktaydı. Ancak 2010 yılında 10,000 m 3 /gün kapasiteli Gümbet biyolojik arıtma tesisi faaliyete girmiş ve nisan 2010 da yapılan görüşmelerde deşarj izni alma aşamasında olduğu öğrenilmiştir. Çizelge 7.21 de Gümbet arıtma tesisi analiz sonuçlarından örnekler gösterilmiştir. Çizelge 7.21 : Gümbet atıksu arıtma tesisi arıtılmış su analiz sonuçları. Tarih BOI 5 KOI AKM ph (mg/l) (mg/l) (mg/l) Sınır değer , <5 7, , , , , , , ,68 179

209 Gümbet arıtma tesisi ileri arıtma yapan bir tesis olmasına rağmen azot ve fosfor açısından bir analiz zorunluluğu bulunmaması tartışılması gereken bir konudur. Turgutreis kanalizasyon sistemi derin deniz deşarjı Turgutreis Beldesi nde kanalizasyon sistemi ve derin deniz deşarj hattı İller Bankası tarafından tamamlanmış olup belediye tarafından çalıştırılmaktadır. Deşarj hattının kapasitesi 213 l/sn (yaklaşık 90,000 eşdeğer nüfus) olup, deşarj hattı boyu 1400 m. ve derinliği 35m dir (Alpaslan,N., 1998). Halen hiçbir arıtma yapılmadan ızgara sonrasında derin deniz deşarjı yapılmaktadır. Turgutreis atıksu arıtma tesisi yapımı ile ilgili olarak kısa vadede uygulanması düşünülen bir planlama bulunmamaktadır. Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut kanalizasyon, arıtma ve yağmur suyu şebeke durumları Çizelge 7.22 de özetlenmiştir. Bodrum Yarımadası nın topografik durumunun elverişsizliği, belediyeler tarafından merkezi arıtma tesisleri ile kanalizasyon sistemlerinin tam olarak kurulamamış olması ve turizmin yoğunluğu nedeniyle küçük ölçekli ve paket arıtma tesisleri yoğun olarak kullanılmaktadır. Mevzuat gereği arıtma tesis ve sistemlerinin ortak ya da tekil olarak kurulması zorunlu olduğundan otel, tatil köyü ve ikinci konut alanlarındaki bu tesisler yaz sezonu süresince çalışır vaziyette tutulma zorunluluğundadır. Halen yürütülmekte olan izleme ve denetim uygulamaları ile bunun yapıldığı ya da yeterince başarılı olup olmadığını söylemek mümkün görülmemektedir. Muğla Çevre Orman Genel Müdürlüğü nden de teyit edildiği üzere göre paket arıtma tesislerinden çıkan sular sulama amaçlı kullanılmaktadır. 180

210 Çizelge 7.22 : Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut kanalizasyon, arıtma ve yağmur suyu şebeke durumları BELDE ATIKSU YAĞMURSUYU ARITMA BODRUM MERKEZ Kanalizasyon sisteminin % 96 sı tamamlanmıştır Torba mahallesinde kanalizasyon sorunu fosseptiklerle çözülmektedir. Yağmursuyu projesi mevcut olup arazi şartları nedeniyle uygulanmamıştır. İçmeler ve Gümbet arıtma tesisi, Torba da arıtma tesisi planlanmakta, Kızılburun ve İnceburun derin deşarj sistemleri mevcut BİTEZ Bitez beldesinde atıksu kanalizasyon sistemi inşaatı tamamlanmak üzeredir. Turizm bakanlığı tarafından yapılmış olan 2500 m 3 /gün (12250 eşdeğer nüfus) kapasiteli arıtma tesisi mevcut olup tesis kapasitesi yeterli gelmemektedir. GÖLTÜRKBÜKÜ Kanalizasyon şebekesi iki kısımdan oluşmaktadır. Türkbükü nde mevcut şebeke sistemi % 80 oranında faaldir. Gölköy de ise şebeke inşaatı 2001 yılında başlamış olup % 60 ı tamamlanmıştır. GÜMÜŞLÜK Kanalizasyon şebekesi yoktur; fosseptiklerde toplanan atıklar derin deniz deşarjı yapılmak üzere Turgutreis Beldesi ne götürülmektedir. İnşaatı sürmektedir. GÜNDOĞAN Eski dokusu içinde kanalizasyon şebeke sistemi yoktur. Kanalizasyon sorunu paket arıtma ve fosseptikler yoluyla çözülmektedir. İkinci konut bölgelerinde ise şebeke ve atık su arıtma tesisi bulunmaktadır. Beldede bir proje dahilinde yapılmamış olmakla birlikte yağmur sularının bertaraf sağlanmaktadır. Türkbükü sahil kesiminde turizm bakanlığınca yaptırılan 3000 m 3 /gün (10000 eşdeğer nüfus) kapasiteli arıtma tesisiden sonra kuru dere yatağına deşarj. Yapan arıtma tesisi. Gölköy 20,000 EN arıtma tesisi Beldede arıtma tesisi inşaatı yapım aşamasındadır. 6 adet 1000 kişilik 1tıksu arıtma tesisi ve 5000 kişilik bir merkezi arıtma tesisi mevcuttur. 181

211 Çizelge 7.22 (devam) : Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut kanalizasyon, arıtma ve yağmur suyu şebeke durumları. ORTAKENT Merkezinde bir kısım alanda projesiz olarak döşenmiş şebeke bulunmaktadır. yağmur sularının bertarafı için bir kısım alanda açık kanallar yapılmıştır. Buna ilaveten, belediye lokal çözümler ile yağmur sularını dereler vasıtasıyla cazibeli olarak denize vermektedi 3000 kişilik bir paket arıtma mevcuttur. TURGUTREİS 1987 yılında onaylanmış proje kapsamında, kanalizasyon ana şebeke sistemi ve deniz deşarjı tamamlanmıştır. Turgutreis de yağmur suları için yapılmış bir proje bulunmamakla birlikte, sorun beton büz veya açık kanallar vasıtasıyla bir miktar çözülmüştür. Akdere ve Kaykacak Dereleri nin ıslahı ile taşkın tehlikesi bertaraf edilmiştir. bir atıksu arıtma tesis projesi bulunmakta olup inşa çalışmalarına henüz başlanmamıştır. YALI Konut yerleşim alanlarında fosseptikler. KONACIK mevcut nüfusun % 30 unun gereksinimini karşılayacak bir kanalizasyon şebekesi mevcuttur. Proje halindeki 7 km lik bir hattın tamamlanması ile bu oran % 80 lere ulaşacaktır. YALIKAVAK Onaylı kanalizasyon projesine göre yapılan uygulama çalışmaları tamamlanma aşamasındadır. Halihazırda kanalizasyon sorunu paket arıtma ve fosseptiklerle çözülmektedir. Yağmur sularının taşkına neden olmaması için bölgesel dere ıslahları yapılmıştır. Beldede yağmur suları için bir proje bulunmamakla birlikte belediyesi tarafında dere ıslah çalışmaları yapılmaktadır. toplanan atıklar Bodrum İçmeler Arıtma Tesisi ne götürülmektedir. Sahil kesiminde yer alan turistik tesislerdeki atık sorunu ise paket arıtma ile çözülmektedir. :Beldenin tamamına hizmet verecek bir arıtma tesisi tamamlanmıştır. Gökçebel Mahallesi ne hizmet eden bitkisel arıtma tesisi tamamlanmıştır. Buna ilaveten, yaklaşık nüfusa hizmet edecek ana arıtma tesisi tamamlanmıştır. 182

212 Çizelge 7.22 (devam) : Bodrum Yarımadası nda belde bazında mevcut kanalizasyon, arıtma ve yağmur suyu şebeke durumları. MUMCULAR Yerleşimin % 40 ına hitap eden yeni bir şebeke hattı ve bu hattın dışında kalan kısımlarda 23 km lik eski şebeke hattı bulunmaktadır. Şebeke olmayan yerlerde ise kanalizasyon sorunu fosseptikler vasıtasıyla çözülmektedir. Göltürkbükü Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi Tesis, en yüksek atıksu debisi olan 3000 m 3 /gün debide çalışabilmektedir. Aynı zamanda debinin az olduğu dönemlerde 1500 m 3 /gün kapasitede ekonomik olarak çalışabilmesi ve tesis devrede iken önemli ünitelerin bakımının yapılabilmesi için 2 adet eşit kapasitede havalandırma tankı ve 2 adet eşit büyüklükte çöktürme tankı projelendirilmiş olup tesisin akım şeması Şekil 7.23 de gösterilmiştir. Atıksu Havalandırma Çöktürme Dezenfeksiyon Arıtılmış su Ağaç/bahçe sulama Şekil 7.23 : Göltürkbükü Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması de verilen deşarj izin belgesinde kış debisi 500 m 3 /gün, yaz debisi 3000 m 3 /gün olarak belirtilmektedir. Bu debi değerlerine göre de kış sezonunda ayda bir, yaz sezonunda ise haftada bir atıksu numunesi alınıp gerekli analizlerin yaptırılma zorunluluğu belirtilmiştir. SKKY ne göre 2 saatlik kompozit numunede ,000 nüfus için Tablo 21/2 standartlarının sağlanması gerekmektedir. Buna göre yapılan analizlerde KOI=160 mg/l, BOI 5 =50 mg/l, AKM=60 mg/l, ph=6-9 standartları sağlanmalıdır şartı deşarj izin belgesinde de belirtilmiştir. Arıtma tesisinden çıkan arıtılmış sular pompaj hattı ile 2 depoya basılmakta oradan da belediyeye ait alanda ağaç/bahçe sulama amacıyla araziye dağıtılmaktadır. Depoya giden her bir isale hattı 125 mm çapında toplam 1600 m. uzunluğundadır. Toplam isale hattı uzunluğu 3200 metredir. 183

213 Çizelge 7.23 : Türkbükü atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları. Tarih BOI 5 KOI AKM ph (mg/l) (mg/l) (mg/l) Sınır değer Şubat/ ,58 Mart/ ,57 Nisan/ ,39 4 mayıs <5 7,35 13 mayıs ,2 27 mayıs ,09 9 haziran ,28 22 haziran ,07 6 temmuz ,9 20 temmuz ,84 3 ağustos ,27 18 ağustos ,22 31 ağustos ,35 Göltürkbükü nde Gölköy mevkinde tarihinde eşdeğer nüfuslu ikinci bir arıtma tesisi devreye alınmıştır. Gölköy atıksu arıtma tesisi, arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.24 de gösterilmektedir. Çizelge 7.24 : Gölköy atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları. Tarih BOI5 KOI AKM ph (mg/l) (mg/l) (mg/l) Sınır değer ocak ,7 9 şubat ,77 27 şubat ,57 1 nisan 4 28 <5 7,86 4 mayıs ,41 Her iki tesis çıkış suları sulama amaçlı kullanılmakta ancak alıcı ortam standartları ile değerlendirilmektedirler. Sulama amaçlı kullanımlarda önem taşıyan patojen organizma kontrolü yapılmamaktadır. Şekil 7.24 de ise Gölköy atıksu arıtma tesisi debi ölçümleri gösterilmektedir. 184

214 Ortalama günlük debi (m3/g) Eylül Ekim Kasım Aralık Ocak Şubat Mart Aylar Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Şekil 7.24 : Gölköy atıksu arıtma tesisi debi ölçümleri. Şekil 7.24 de nüfus ve su kullanımındaki artış nedeniyle hazirandan itibaren atıksu debisinde artış olduğu ve temmuz ve ağustos aylarında 1200 m 3 /gün debi ile aralıktaki yaklaşık 400 m 3 /gün debinin 3 katına çıktığı görülmektedir. Bununla birlikte ocak ve şubat aylarında büyük oranda bir debi artışı olduğu da görülmektedir. Bu durum tesise yağmursuyu girişi ile açıklanabilir. Kanalizasyon sistemi ayrık sistem olmasına rağmen yağmursuları ile ilgili ek bir önlem alınmadığı için özellikle yoğun yağış olan dönemlerde sisteme büyük oranda yağmursuyu girişi gerçekleşmektedir. Bu durum tesis kapasitesini aşabilmekte ve atıksuların yeterince arıtılmadan deşarjı ile sonuçlanabilmektedir. Bitez Belediyesi merkezi atıksu arıtma tesisi Tesis eşdeğer nüfus 2500 m 3 /gün atıksu debisinde sürekli çalışmakta olup tesisin akım şeması Şekil 7.25 gösterilmektedir. Atıksu Havalandırma Çöktürme Dezenfeksiyon Arıtılmış su Ağaç/bahçe sulama Şekil 7.25 : Bitez Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması. Arıtılmış su tesis etrafında ve Yalı da bulunan yeşil alan sulamasında kullanılmaktadır m 3 /gün debi için ( ,000 aralığında) haftada bir arıtılmış atıksu numunesi alınarak gerekli analizlerin yapılması şartıyla en son 185

215 28/06/2007 de deşarj izin belgesi 5 yıl için yenilenmiştir. SKKY ne göre 2 saatlik kompozit numunede 10, ,000 nüfus için Tablo 21/3 standartlarının sağlanması gerekmektedir. Buna göre yapılan analizlerde KOI=140 mg/l, BOI 5 =50 mg/l, AKM=45 mg/l, ph=6-9 standartları sağlanmalıdır şartı deşarj izin belgesinde de belirtilmiştir. Çizelge 7.25 : Bitez atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları. Tarih BOI 5 KOI AKM ph TN* TP* (mg/l) (mg/l) (mg/l) (mg/l) (mg/l) Sınır değer , , *Azot ve fosfor parametreleri belediyenin kendi talebiyle ölçülmüştür. Çizelge 7.25 den de görüldüğü üzere Bitez atıksu arıtma tesisi arıtma verimi eylül ve kasım ölçümlerinde uygun gözükmekle birlikte yaz aylarında kapasite aşımı nedeniyle çok düşmektedir. Bitez atıksu arıtma tesisinde yazın turizm sezonunda deşarj edilen suların analiz sonuçları çok olumsuzdur. Bitez belediyesi bu durum nedeniyle kendi durumunu izlemek amacıyla toplam azot ve toplam fosfor parametre ölçümlerini istemiştir. Görüldüğü üzere bu değerler de yüksektir nisan ayında belediye yetkilileri ile yapılan görüşmelerde atıksu arıtma tesisinin revize edileceği ve ek tesis yapılması planlandığı belirtilmiştir. Gündoğan belediyesi merkezi atıksu arıtma tesisi Tesis 5000 kişi 1000 m 3 /gün atıksu debisinde sürekli çalışmakta olup tesisin akım şeması Şekil 7.26 da gösterilmiştir. Atıksu Havalandırma Çöktürme Dezenfeksiyon Arıtılmış su Ağaç sulama Şekil 7.26 : Gündoğan Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması. 186

216 Arıtılmış su ağaçlandırma alanı sulamasında kullanılmaktadır m 3 /gün debi için ( ,000 aralığında) haftada bir arıtılmış atıksu numunesi alınarak gerekli kimyasal analizlerin yapılması şartıyla en son 30/03/2006 de deşarj izin belgesi 5 yıl için yenilenmiştir. SKKY ne göre 2 saatlik kompozit numunede 10, ,000 nüfus için Tablo 21/2 standartlarının sağlanması gerekmektedir. Buna göre yapılan analizlerde KOI=160 mg/l, BOI 5 =60 mg/l, AKM=60 mg/l, ph=6-9 standartları sağlanmalıdır şartı deşarj izin belgesinde de belirtilmiştir. Konacık Belediyesi atıksu arıtma tesisi Membran sistem atıksu arıtma tesisinin projeleri T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından 27/12/2006 tarih ve sayılı yazı ile onaylanmış olup tarih itibari ile tesis devreye alınmıştır. Atıksu arıtma tesisi iki etapta kademeli olarak inşa edilmek üzere tasarlanmıştır. İlk etapta 10,000 kişilik ve 1500 m 3 /gün kapasiteli tesis, ikinci etapta ise 15,000 kişilik 2250 m 3 /gün olarak inşa edileceği belirtilmektedir. Tesisin akım şeması Şekil 7.27 de gösterilmiştir. Çizelge 7.26 de Konacık atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları gösterilmektedir. Tesisi akım şeması verilmiştir. Şekil 7.27 : Konacık Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması. Arıtılmış atıksu bahçe, yol sulama amacıyla geri kullanılmasına rağmen alıcı ortam standartları ile değerlendirilmektedir. 187

217 Çizelge 7.26 : Konacık atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları. Parametre Birim Sınır Değer Sonuçlar BOI 5 mg/l KOI mg/l AKM mg/l 45 <5 <5 ph ,46 7,57 Yalıkavak Belediyesi atıksu arıtma tesisi Atıksu arıtma tesisi 30,000 nüfusa hizmet verebilecek şekilde olup ve 10, ,000 nüfus için iki ayrı hat olarak kademelendirilmiştir. Nüfusun az olduğu kış döneminde kişilik arıtma hattı çalıştırılması, nüfusun arttığı yaz döneminde ise 20,000 kişilik hattın devreye alınması planlanmıştır. Tesiste arıtma prosesi olarak azot, fosfor ve karbon arıtımını birlikte sağlayan Bardenpho prosesi uygulanmaktadır. Tesise ait akım şeması Şekil 7.28 de gösterilmiştir. Atıksu Izgara Kum tutucu Dengeleme havuzu Anoksik havuz Havalandırma havuzu Membran ünitesi Arıtılmış atıksu havuzu Arıtılmış su deposu Servis suyu Çamur geri devir havuzu Sulama suyu Çamur yogunlaştırma havuzu Çamur yogunlastırma ünitesi Şekil 7.28 : Yalıkavak Belediyesi ortak atıksu arıtma tesisi akım şeması. 188

218 Çıkış değerlerinin sağlanması amacı ile biyolojik arıtma çıkışına bir basınçlı filtrasyon sistemi eklenmiştir. Çıkış suyunun dezenfeksiyonu sıvı klor dozlama sistemi ile gerçekleştirilmekte ve arıtılmış atıksu analiz sonuçları Çizelge 7.27 de gösterilmektedir. Çizelge 7.27 : Yalıkavak atıksu arıtma tesisi arıtılmış atıksu analiz sonuçları. Tarih BOI 5 KOI AKM ph (mg/l) (mg/l) (mg/l) Sınır değer , Bireysel ve ortak arıtma sistemleri Bodrum Yarımadasında belediyelerin bir kısmının merkezi arıtma sistemleri olsa da gerek kanalizasyon şebekelerinin yetersizliği gerekse topoğrafyanın uygun olmaması nedenleriyle belediyelerin tüm nüfuslarının bu merkezi arıtmalara bağlanmaları mümkün olmamıştır. Dolayısıyla belediye sınırları içinde birçok bireysel arıtma tesisi mevcuttur. Muğla İl Çevre Orman Müdürlüğü Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü nde 2009 yılında kayıtlı olan tesis bilgilerine dayanılarak Muğla sınırları içindeki tesislerin sayısal değerlendirmesi Çizelge 7.28 de gösterilmiştir. Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde henüz idareye kayıtlı olmayan, denetimleri yapılmayan tesislerin de bulunabileceği o yüzden bu sayıları bazı değişiklikler olabileceği bildirilmiştir. Ancak mevcut listeye ve tez çalışması kapsamında yapılan anket ve görüşmeler sonucunda elde edilen veriler de değerlendirilerek Çizelge 7.28 deki sayısal veriler oluşturulmuştur. 189

219 Çizelge 7.28 : Muğla il sınırları içindeki arıtma tesisleri. Belediye Merkezi (Adet) Bireysel (Adet) Muğla 2 Dalaman 1 3 Datça 1 44 Fethiye Köyceğiz 1 2 Marmaris 4 73 Milas Ortaca 1 2 Ula 1 2 Yatağan 3 Bodrum Toplam Çizelge 7.28 den da görüldüğü üzere Muğla daki merkezi arıma tesislerinin % 40 ı, bireysel arıtma tesislerinin ise % 44 ü Bodrum da bulunmaktadır. TUİK verilerine dayanan yerleşik nüfusa göre ise Bodrum nüfusu, Muğla nüfusunun sadece % 14 ünü oluşturmaktadır. Buradaki farklılık Bodrum un topografik yapısı nedeniyle merkezi olarak tüm atıksu bağlantılarının gerçekleştirilememesi ve bu nedenle bireysel tesislere yönelinmesi ve aynı zamanda yerleşik nüfus düşük olmakla birlikte yaz aylaında artan nüfusun atıksularının giderilme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bodrum Yarımadası ndaki arıtma tesislerinin belediyelere göre dağılımları da Çizelge 7.29 da gösterilmektedir. Çizelge 7.29 da görüldüğü üzere Turgutreis ikinci konut nüfusundaki fazlalığa paralel olarak en fazla bireysel arıtma tesisine sahip belediyedir. Belediye merkezinde kanalizasyon şebekesi mevcuttur ve derin deniz deşarjı ile sonlanmaktadır. Ancak turistik tesisler ve ikincil konutların yoğun olarak yeraldığı Akyarlar, Kadıkalesi ve diğer mücavir alanlar bu sisteme bağlanamamakta ve bireysel arıtma tesisleri kullanılmaktadır. 190

220 Çizelge 7.29 : Bodrum Yarımadası ndaki arıtma tesislerinin belediyelere göre dağılımları. Belediye Merkezi (Adet) Bireysel (Adet) Bodrum Merkez 2 39 Bitez 1 12 Konacık 1 Ortakent Yahşi 1 54 Turgutreis 1(DD) 88 Gümüşlük 12 Yalıkavak 1 68 Gündoğan 1 44 Göltürkbükü 2 34 Yalı Çiftlik 9 Mumcular (Güvercinlik) 28 Toplam Benzer şekilde Yalıkavak, Gündoğan, Göltürkbükü belediyelerinin de merkezi ve ortak arıtma tesisleri mevcut olmakla birlikte beldelerin tamamına hizmet verememektedir. Bodrum merkeze hizmet veren iki merkezi atıksu arıtma tesisi mevcuttur. Ancak Torba mahallesine hizmet veren kanalizasyon şebekesi ve atıksu arıtma tesisi yoktur. Buradaki turistik tesislerde bireysel arıtma tesisleri kullanılmaktadır. Gümüşlük de devam eden kanalizasyon ve arıtma tesisi inşaatı yine belde merkezine hizmet verebilecektir. Yalıkavak yönünde gelişmiş olan ikincil konut yerleşim alanlarında ve sahil kesiminin bu sisteme dahil edilmesi sözkonusu olmamaktadır. Mumcular Belediyesi ile yapılan görüşmelerde Mumcular belde merkezinin atıksularını toplayacak ve arıtacak kanalizasyon ve arıtma tesisi projesinin mevcut olduğu öğrenilmiştir. Ancak Güvercinlik için halihazırda bir planlama sözkonusu değildir. Fosseptikler Bodrum yarımadasında bugün hemen hemen tüm belediyelerde merkezi arıtma tesisi, bireysel arıtma tesisleri ve fosseptikler mevcuttur. SKKY ne göre nüfusu 84 kişiden az olan yerlere sızdırmasız fosseptik uygulanabilir. Site yönetimi olmayan birçok bina bulunduğu bölgede kanalizasyon uygulaması yoksa fosseptik uygulaması ile yapı kullanma izni alabilmektedir. Bodrum yarımadasında önemli miktarda fosseptik uygulaması görülmektedir. Çizelge 7.30 da belediyeler ve fosseptik yoğun kısımları listelenmiştir. 191

221 Çizelge 7.30 : Bodrum Yarımadası belediyelerinde fosseptik yoğun bölgeler. Belediye Fosseptik yoğun bölge Bodrum Torba Merkez Bitez Köyiçi Konacık Kanal sistemi dışındaki alan (% 20) Ortakent Yahşi Kanal sistemi dışındaki alan (büyük kısmı) Turgutreis Kanal sistemi dışındaki alan (Akyarlar, Peksimet vd. köyler) Gümüşlük Şuan tamamı Yalıkavak Kanal sistemi dışındaki alan Gündoğan Belde merkezi Göltürkbükü Kanal sistemi dışındaki alan Yalı Çiftlik Şuan tamamı Mumcular Merkezin büyük kısmı ve köyler Köyler Tamamı Yapılan görüşmelerde birçok ikincil konut ve turistik tesisin nüfusları yeterli olmadığı için arıtma tesislerini kış aylarında çalıştırmadıkları, fosseptikte biriktirdikleri öğrenilmiştir. Çizelge 7.30 da da görüldüğü üzere fosseptik uygulaması Bodrum da yaygın olarak kullanılmaktadır. Nüfusu 84 kişinin altında olan her birim fosseptik uygulamasını kullanabilmektedir.. Bodrum Yarımadası nda fosseptik konusu göründüğünden daha büyük bir önem taşımaktadır. Fosseptik sistemi ulusal çevre mevzuatında geçici bir çözüm olarak değerlendirilmiş bu yüzden denetim esasları konusunda detaylı bir sistem kurulmamıştır. Bireysel, ortak ve merkezi arıtma sistemleri İl Çevre Orman Müdürlüğü tarafından denetlenirken fosseptiklerin her türlü denetimlerinin belediyeler tarafından yürütülmesi öngörülmektedir. Yatlar ve gezici teknelerden kaynaklanan atıksular Bodrum da turizmin en önemli unsurlarından birisi de yatlar ve gezinti tekneleridir. Bunların da bir kısmı günübirlik tekneler ve bir kısmı da barınma amaçlı olarak 7 günlük mavi tur gezileri şeklinde hizmet vermektedir. Yine bunların dışında da özel yat sahipleri kendi yatlarını otel olarak kullanmaktadır. Bu nedenle buralardan karadakine benzer şekilde oluşan evsel kirliliğin toplanıp, uzaklaştırılıp arıtılması gerekmektedir. Yatlarda kaynaklanan nüfus potansiyeli hesaplanırken belirtildiği üzere mavi tur ve günübirlik tekne hesabından ziyade marinalarda konaklayan tekne hesabı üzerinden bir değerlendirme yapılması uygun görülmüştür. Şöyle ki 192

222 marinalarla yapılan görüşmelerde kapasitelerinin üzerinde dolulukta çalışıldıkları öğrenilmiştir. Aynı zamanda otel olarak da kullanılan mavi tur teknelerinin atıksularını verebilecekleri Bodrum dışında da atık alım merkezleri olduğundan bunların hangilerinin Bodrum a atık verdiklerinin hesaplanması şu an için mümkün görülmemektedir. Daha önce de belirtildiği üzere Bodrum merkez, Turgutreis ve Yalıkavak da bulunan üç marinada yapılan görüşmelerde üçünde de evsel atıksu toplama ve uzaklaştırma ile sintine ve atık yağ toplama imkanları olduğu öğrenilmiştir. Bodrumun kıyı karakterini oluşturan girintili çıkıntılı koylar, su sirkülasyonunun kısıtlı olması nedeniyle kirlenme konusunda daha savunmasızdır. Bu nedenle de teknelerden denize atıksu deşarjı yapılmadığının, toplanan atıksuların uygun kabul merkezlerinde toplanıp uzaklaştırılmasının sağlanması önemlidir. Gezinti tekneleri ve yatlarda evsel atıksu açısından genel uygulama siyah suyun pis su tankında biriktirilmesi ve bu suyun alım tesislerine verilmesidir. Gri su denilen duş, musluk suları bir tankta toplanmaksızın doğrudan denize gitmektedir. 4 Mayıs 2010 da yürürlüğe giren "Göcek Dalaman Koyları Kullanma Usul ve Esasları" (2010) ile teknelerde atık transfer formu veya "dijital mavi kart" bulundurulması ve atıksuları için depolama tankı bulundurmaları zorunlu hale getirilmiştir. Dijital mavi kart uygulaması ile deniz araçlarından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi ve kontrol edilmesi amaçlanmaktadır. Bu uygulamayla tekneler bulundurmaları zorunlu olan tanklardaki pis sularını belirlenen arıtma noktalarına boşaltacaklardır. Bu amaçla hazırlanan yazılımın Muğlada ki belirli alım istasyonlarına yüklenmesi, kart verilerinin pos makinasıyla tüm sisteme geçmesi ve böylece teknenin ne zaman, nerede, ne kadar atık boşalttığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Valilik denetimleri sırasında bu kartlardaki işlemleri takip edilmesi, mavi kart sistemine dahil olmayan teknelere liman başkanlıkları tarafından sefer izni verilmemesi öngörülmektedir. Bu uygulamayla da ilişkili olarak Denizcilik Müsteşarlığının da sayılı Resmi Gazetede yürülüğe giren Gemilerin Teknik Yönetmeliği nde (2009) pis su; hem gri su hem de siyah suyu tanımlamakta ve Deniz Kirliliğini Önleme 193

223 isimi dokuzuncu bölümünde gri su içinde tank ya da arıtma sistemi oluşturulması zorunlu tutulmaktadır. Muğla kıyılarını koruma amaçlı olarak öncelikle pilot bölge Göcek kıyılarında başlatılan mavi kart uygulaması çeşitli konularda tartışmalara neden olmaktadır. Özellikle 14 m. den küçük teknelerde gri su için de ayrı bir tank bulundurmanın fiziksel olarak mümkün olmaması, gri su ve siyah suyun tek bir tankta toplanması durumunda sık boşaltım ihtiyacı olacağı, şu an için 30 kadar olan atık alım istasyonlarının yetersizliği öne çıkan konulardır. Bununla birlikte özellikle 14 m den büyük bir defada çok fazla kişi taşıyan ticari ve günübirlik teknelerde gerekli denetimlerin en uygun şekilde yapılması, gerekli yerlere ihtiyacı karşılayacak miktarda arıtma tankı konulması, atık alım standart ve sistemlerinin en hızlı şekilde oluşturulması getirilen düzenlemelerin sürekliliği açısından önem taşımaktadır. Ayrıca tüm teknelerde denizi en az düzeyde kirletecek temizlik malzemelerinin kullanılmasının zorunlu hale getirilip bu konuda denetimlerin uygulanması gereklidir. Yine "Göcek Dalaman Koyları Kullanma Usul ve Esasları"nda da belirtildiği üzere gemilerin koylarda kalım sürelerinin denetlenmesi önemlidir. Günlerce bir koyda kalan teknenin açığa gitmeden atıksularını bulunduğu yere boşaltacağı kaçınılmazdır. Katı Atık Bodrum Yarımadası nda zararlı ve tehlikeli nitelikte atık üreten herhangi bir endüstri tesisi bulunmaması nedeni ile bölgede sadece evsel nitelikli katı atık çıkmaktadır. Bununla beraber, yoğun ikinci konut oluşumları ve turistik tesisler ilçedeki evsel atık miktarını önemli ölçüde arttırmaktadır. Kış aylarındaki günlük katı atık miktarı yaklaşık ton iken, bu değer yaz aylarında tona ulaşmaktadır. Yarımada da düzenli katı atık sistemi mevcut olmayıp, vahşi depolama uygulaması gerçekleştirilmektedir. Bodrum Yarımadası Taslak Fizibilite Raporu nda 2040 yılı için kış aylarında katı atık miktarı kişi başına ortalama 2.38 kg/gün hesabı ile toplam 398 ton; yaz aylarındaki katı atık miktarı ise kişi başına ortalama 1.42 kg/gün hesabı ile 1250 ton olarak hesaplanmıştır. Yarımada genelinde tüm katı atıklar için; kentsel katı atık yönetiminde etkinlik ve güvenliğin sağlanması amacıyla, insan ve çevre sağlığı üzerinde en az etkili olabilecek katı atıkların azaltımı, kaynağında azaltım, geri 194

224 kazanım, tekrar kullanım, kompostlama, enerji kazanımını için yakma ve depolama gibi entegre katı atık yönetimi olarak tanımlanan bir sistemin kurulması gereklidir. Bu hususta, Yarımada nın geneline hizmet edecek bütüncül bir katı atık depo ve bertaraf alanı Yakaköy ün batısındaki alanda projelendirilmiştir. Mumcular Beldesinde Sazköy-Kılıçlar Mevkii nde bir düzenli katı atık depolama projesi bulunmaktadır. Çizelge 7.31 de Bodrum yarımadasında beldelerin mevcut katı atık döküm alanları gösterilmektedir. Çizelge 7.31: Bodrum yarımadasında beldelerin mevcut katı atık döküm alanları. Belde Döküm alanı Mesafe Döküm alanının yeraldığı mevki BODRUM Vahşi Depolama 5 km Gökçeler BİTEZ Vahşi Depolama Gökçeler GÖLTÜRKBÜKÜ Vahşi Depolama Gökçeler GÜMÜŞLÜK Vahşi Depolama 2,5 km Peksimet/Turgutreis GÜNDOĞAN Vahşi Depolama 1 km Andızlı ORTAKENT Vahşi Depolama 7 km Dereköy TURGUTREİS Vahşi Depolama 11 km Dereköy YALI Vahşi Depolama 1 km Bodrum Düzensiz Depolama KONACIK Çöp depolama alanı 12 km Bodrum/Torba YALIKAVAK Vahşi Depolama 2-2,5 km Dereler MUMCULAR Vahşi Depolama 2 km Karası Çizelge 7.31 den de görüldüğü üzere Bodrum Yarımadası için katı atık konusu da önemli bir problem olup şu an tamamen vahşi depolama uygulaması gerçekleşmektedir. Bodrum yarımadası için düşünülen düzenli katı atık depolama alanının yer seçimi konusunda seçilen yerin tarım ve orman arazisi olması vb. nedenlerle tartışmalar söz konusudur. 195

225 İleriye dönük değerlendirmeler Bodrum Yarımadası sınırlı su kaynakları, yaz aylarında artarak değişkenlik gösteren nüfusu ve aynı zamanda kurak geçen bu yaz aylarında daha fazla su tüketen aktivitelerin yoğunlaşması nedeniyle hem su sıkıntılarını hem de oluşan atıksuların arıtılması ve uzaklaştırılması sorunlarını çözmek durumundadır. Bu nedenle öncelikle ne miktarda suya ihtiyaç duyduğunun ve bertaraf edilmek zorunda olan atıksuyun ne kadar olduğunun belirlenmesi öncelik taşımaktadır. Bu konuda hazırlanacak olan plan ve projelerin ekonomik, sosyal ve çevresel olarak sürdürülebilirliği proje ömürlerinin ve bu süreçte referans alınan koşulların doğru belirlenebilmesi ile ilişkilidir. Su ve atıksu yönetimi ile ilgili yapılacak çalışmalarda temel belirleyici unsur; nüfus ve nüfusun su tüketimi açısından özelliklerinin belirlenmesidir. Daha önceki bölümlerde de belirtildiği üzere Bodrum gibi turistik özelliklere ve ikincil konut alanlarına sahip yerleşimlerde resmi istatistik kuruluşlarının hazırlamış olduğu kış nüfusuna ait nüfus ve demografik veriler bulunmakla birlikte yaz nüfusları konusunda benzer bilgilere ulaşmak mümkün değildir. Bu durum ileriye dönük projeksiyonları da etkilemektedir. Benzer şekilde su tüketimlerine yönelik istatistiki veriler yoktur. Evsel su kullanımlarına yönelik ortalama bir değer almak mümkün olabilirken, turistik tesislerin ölçekleri ve yapılarındaki değişkenlikler ortalama bir değer alınmasını zorlaştırmaktadır. Turistik tesislerin su tüketimleri ve bunların mevsimsel gösterdikleri değişikliklere yönelik bilgi bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle yapılacak olan projeksiyonlar saha içi çalışmalara, bölgede daha önce yapılmış çalışmalara ve literatür bilgilerine dayanan kabullere dayanmaktadır Bodrum da nüfus hareketliliğinin değerlendirilmesi Özellikle 1990 yılından beri Bodrum Yarımadası nda farklı planlama ve farklı altyapı projelendirmeleri kapsamında çeşitli nüfus projeksiyonları hazırlanmıştır. Ancak her yapılan çalışma o dönemki idari yapılanmaya göre yapılmış ve o zamanlardan bugüne yeni belediyeler oluşmuş ve bazı köyler bu belediyelere bağlanmıştır. Yine yapılan çalışmaların kapsamı da birbiri ile farklılık göstermektedir. Bazıları sadece kentsel nüfus ya da sadece Bodrum Merkez gibi kısmi değerlendirmelere dayanmaktadır. Bu nedenle bu çalışmalarda bulunan 196

226 sonuçlar arasında önemli farklılıklar söz konusudur. Çizelge 7.32 de Bodrum Yarımadası ve ilçesi için hazırlanmış ve bu amaçla nüfus projeksiyonları yapılmış projeler gösterilmektedir. Çizelge 7.32 : Bodrum Yarımadası ve ilçesi için hazırlanan ve nüfus projeksiyonu yapılmış olan projeler. Proje adı Yürütücü Sene ATAK 1 Bodrum İlçesi Fizibilite Etüdü Kültür ve Turizm 1992 Raporu Bakanlığı Bodrum Yarımadası İçmesuyu Arıtma İller Bankası 1990 Tesisi Projelendirmesi Bodrum Merkez İçmesuyu Arıtma Tesisi İller Bankası 1992 Projelendirmesi Bodrum Yarımadası Su Temini Ön Bodrum Belediyesi 1996 İnceleme Raporu Bodrum Kanalizasyon Tatbikat Projesi İller Bankası 2001 Bodrum Fizibilite Raporu İller Bankası 2005 Muğla Bodrum Yarımadası Kültür Ve Kültür ve Turizm 2006 Turizm Koruma Ve Gelişim Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planı - Araştırma Raporu Bakanlığı Aydın Muğla Denizli Planlama Çevre Ve Orman 2009 Bölgesi 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Bakanlığı Çevresel Etki Planı Plan Açıklama Raporu Değerlendirmesi Ve Planlama Genel Müdürlüğü 1.ATAK: Akdeniz-Ege Turizm Altyapısı Kıyı Yönetim (ATAK) Projesi Çizelge 7.32 de gösterilen proje ve planların tamamı Bodrum un turistik kimliğini kazandığı dönemden sonra hazırlanmış olduğu için turizm, ikincil konut ve günübirlik nüfus unsurlarını dikkate almaktadır. Ancak Şekil 7.29 ve Şekil 7.30 da gösterildiği üzere bu çalışmalarda yapılan projeksiyonlar birbirleri ile farklılık göstermektedir. Şekil 7.29 da Bodrum merkez ve Şekil 7.30 da Bodrum Yarımadası için yapılan nüfus projeksiyonları gösterilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan ve detayları daha sonra açıklanacak olan projeksiyonlar da grafiklerde yer almaktadır. 197

227 Nüfus Yıllar GERÇEKLEŞEN NÜFUSLAR YILLARI ARASI NÜFUS SAYIM I SONUÇLARI ATAK PROJESİ GKW -CONSULT NÜFUS TAHMİNLERİ İLLER BANKASI İÇM ESUYU PROJESİ NÜFUS TAHMİNLERİ BODRUM BELEDİYESİ NÜFUS TAHMİNLERİ 1/25000 ÇEVRE DÜZENİ PLANI ARAŞTIRM A RAPORU DSİ İÇMESUYU ARITM A TESİSİ TATBİKAT PROJESİ BU ÇALIŞM A Şekil 7.29a : Bodrum merkez nüfus tahmin çalışmaları (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Şekil 7.29a da arasında gerçekleşen nüfuslar olarak gösterilen değerler sadece yerleşik nüfuslardır. Ancak yapılan projeksiyonlar turizm, ikincil konut ve günübirlik nüfusu da içeren toplam nüfusu göstermektedir. Bu çalışma adı altında gösterilen ve bu tez çalışması kapsamında yapılan projeksiyonun başlangıcı olan 2010 yılı için Bodrum ilçesi toplam nüfusu olan 117,554 değerini göstermektedir. Daha önceki yıllarda yapılan çalışmaların 2010 a gelindiğinde bu rakamın altında kaldığı görülmektedir. Tüm çalışmalarda bulunan sonuçlar birbirinden farklılık göstermekle birlikte Bodrum Belediyesi nüfus tahmin çalışması haricindeki tahminlerde biri hariç genel olarak Bodrum Merkezin büyüme hızının düşük olacağı varsayımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bodrum Belediyesi nin yaptırmış olduğu çalışmada ise Bodrum merkez in büyüme hızı yüksek olup 2010 da 140,000 e yakın bir toplam nüfusa sahip olacağı öngörülmüştür. Ancak 2010 yılı için ikincil konut, turizm yatak ve yat nüfus potansiyellerine bakıldığında bu rakamın altında kaldığı görülmektedir. Nüfus tahmin çalışmalarında bulunan sonuçlarda izlenen farklılık, yaz nüfusu ile ilgili kayıtların olmaması ile ilişkilendirilebilir. Gelişim planlarında Bodrum Merkez için gerek yerleşim gerekse turizm alanları için sınırlara ulaşıldığı belirtilmektedir (Çevre Düzeni Planı, 2009). Aynı zamanda son nüfus sonuçlarına bakıldığında yerleşik nüfusta büyüme öngörülmemiştir. Bu 198

228 nedenle bu tez çalışması kapsamında yapılan projeksiyonlarda da Bodrum Merkez in büyüme hızı düşük alınmıştır. Şekil 7.29b de Bodrum Yarımadası geneli için yapılan nüfus tahmin çalışmalarının sonuçları gösterilmektedir. Nüfus GERÇEKLEŞEN NÜFUSLAR YILLARI ARASI NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI ATAK PROJESİ GKW -CONSULT NÜFUS TAHMİNLERİ İLLER BANKASI İÇMESUYU ARITMA TESİSİ NÜFUS TAHMİNLERİ BODRUM BELEDİYESİ NÜFUS TAHMİNLERİ İLLER BANKASI KANALİZASYON TATBİKAT PROJESİ DSİ İÇMESUYU ARITMA TESİSİ TATBİKAT PROJESİ İLLER BANKASI BODRUM FİZİBİLİTE RAPORU NÜFUS TAHMİNLERİ 1/25000 ÇEVRE DÜZENİ PLANI ARAŞTIRMA RAPORU BU ÇALIŞMA Şekil 7.29b : Bodrum Yarımadası nüfus tahmin çalışmaları. (Tez kapsamında hazırlanmıştır). Bodrum Yarımadası toplam nüfuslarına yönelik yapılan çalışmalar Bodrum Merkeze kıyasla birbirlerinden daha fazla farklılık göstermektedir. Tüm yarımada için daha önce yapılan çalışmaların bir kısmında köyler nüfusa dâhil edilmemiş, bazılarında ise bazı köyler dâhil edilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında yapılan projeksiyonlarda beldelerin mücavirlerinde kalan ve turistik ya da ikincil konut nüfus barındıran köyler belde nüfuslarına dâhil edilmiş, diğerleri köyler başlığı altında toplanmıştır. İller Bankası Kanalizasyon Projesi ve Bodrum Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar dışındaki projeksiyonlar bu tez çalışmasındaki projeksiyonun altında kalmıştır. Özellikle İller Bankası İçmesuyu Tahminleri ve ATAK Projesi kapsamında hazırlanan projeksiyonlara bakıldığında Bodrum Yarımadası nın göstermiş olduğu büyümenin o dönemlerdeki tahminlerden daha yüksek olduğu söylenebilir yılı için toplam nüfusu ATAK Projesi 307,123, İller Bankası İçmesuyu Projesi ise 285,349 öngörmüştür. Ancak yapılan hesaplar bu rakamların üzerindedir. Benzer şekilde DSİ Acil İçmesuyu Arıtma Tesisi Raporunda yapılan projeksiyonlar da bu çalışmadaki değerlerin altında kalmıştır. DSİ projesindeki projeksiyonlar 2006 yılında hazırlanmış, ikincil konut ve turizm nüfusları mevcut imar planlarında gösterilmiş olan alanlara göre yapılmıştır. Bu tez çalışmasında ise ikincil konut 199

229 nüfusu toplam konut sayıları üzerinden ve turizm nüfusu ise mevcut turistik tesisler ile yatak kapasiteleri üzerinden belirlenmiştir. Yine yat nüfusu da marina kapasiteleri, mevcut tekne boyutları dikkate alınmak suretiyle hesaplanmıştır. Sadece günübirlik nüfus için elde hiçbir veri olması nedeniyle turizm nüfusunun % 10 u olarak kabul edilmiştir. Gelişim senaryolarına göre Bodrum da nüfus projeksiyonları Geleceğe yönelik nüfus tahminleri için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunların birçoğu geçmiş nüfus sayımları arasındaki yıllık nüfus artışları dikkate alınarak nüfusun aritmetik, geometrik, ekponansiyel ve benzeri şekillerde artacağını kabul eden matematiksel hesaplara dayanmaktadır. Bunun yanında yerleşim biriminin nüfus hareketini etkileyebilecek her türlü sosyal ve ekonomik faktörlerin de dikkate alınması uygun olacaktır. Gelecekteki nüfusa ait projeksiyon hesaplarının tahmininde İller Bankası nüfus artış hesabı yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre nüfus projeksiyonu N 1 =N 0 *(1+Ç/100) (t 1 -t 0 ) bağıntısı ile yapılmaktadır. Bu bağıntıdaki; N 1 : Gelecekteki nüfus N 0 : Şimdiki nüfus Ç: Değişim katsayısı t 1 : Nüfusu hesap edilecek yılı t 0 : Hesaba baz olan yılı göstermektedir. Ç olarak ifade edilen değişim katsayısı daha önceki nüfus artış hızları, bölgeye ait gelişim senaryoları, çevre düzeni ve imar planlarındaki öngörülen gelişim alanları dikkate alınmak suretiyle belirlenmektedir. Bu çalışmada 2040 yılına kadar yapılan nüfus projeksiyonları da her belde için yerleşik, ikincil konut, turizm ve günübirlik nüfuslar için ayrı olarak hesaplanmıştır. Çizelge 7.41 de yerleşik nüfus için yapılan projeksiyonlarda beldelerin nüfus artışları için öngörülen değişim katsayıları gösterilmiştir. Muğla-Bodrum Yarımadası İçmesuyu Arıtma Tesisi Projesi Ön Rapor unda (2006) yapılan projeksiyonlar bugün uygulanmakta olan Acil İçmesuyu Projesi için kullanılmıştır. Bu nedenle tez kapsamında yapılan nüfus tahmin çalışmalarında kullanılan nüfus değişim katsayıları ile birlikte DSİ raporunda kullanılan nüfus değişim katsayıları da Çizelge 7.33 de gösterilmiştir. Bu iki çalışmadaki nüfus tahminlerinin farklı olmasının nedeni alınan 200

230 nüfus değişim katsayılarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Tez çalışması kapsamında her belde için alınan nüfus değişim katsayıları ve nedenleri aşağıda açıklanmıştır. Çizelge 7.33 :Tez kapsamında yapılan nüfusu projeksiyonlarında esas alınan nüfus değişim katsayıları. Belediye Ç (Yerleşik nüfus) Ç (İkincil konut nüfusu) Ç (Turizm nüfusu ) Tez DSİ Tez DSİ Tez DSİ Bodrum+M Bitez Konacık Ortakent+M Yalıkavak+M Gündoğan Göltürkbükü Gümüşlük Yalı Turgutreis+M Mumcular+M Diğer Köyler M: Mücavir Son nüfus sayımlarında Bodrum Merkez in nüfusu artmamakta ve Aydın Muğla Denizli Planlama Bölgesi 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Bodrum merkez için çok fazla gelişim alanı bulunmamaktadır. Bu nedenle yerleşik nüfus için değişim katsayısı 2, ikincil konut nüfusu için 1, turizm içinse 2 alınmıştır. Yapılan anket çalışmaları ve belediye yetkilileri ile görüşmelerde Bodrum daki ikinci konut nüfusunun yılın daha uzun kısmında kaldığı hatta bazılarının yılın tamamında Bodrum da kaldığı halde nüfusa kayıtlı olduğu yerin Bodrum olmadığı öğrenilmiştir. Bu nedenle bu çalışmada Bodrum ile ilgili yapılan projeksiyonlarda yerleşik nüfus için öngörülen nüfus artış oranı ikinci konut nüfusu için öngörülen nüfus artış oranından biraz daha yüksek alınmıştır. Bitez Beldesi nin TUİK verilerine göre yerleşik nüfusunun son yıllarda göstermiş artışı ile yerleşik nüfus karakterini koruduğu aynı zamanda da 1/100,000 ölçekli Çevre Planında ikincil konut ve turizm tesisleri yönünde de gelişim göstereceği görülmektedir. Bu neden bu çalışma kapsamında yapılan projeksiyonlarda yerleşik nüfus artış oranı 3 alınırken ikincil konut ve turizm nüfus artış oranı 2 alınmıştır. Konacık Beldesi ise gelişen ticari kimliği ile birlikte son yıllarda hızlı bir nüfus artışı göstermiş, 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni Planı döneminde de ticaret merkezi kimliği ile gelişmesi beklenmektedir. Bu nedenle yerleşik nüfus artış katsayısı 4, 201

231 turizm değişim katsayısı ise 1 alınmıştır. Konacık da ikincil konut yerleşim alanı öngörülmemektedir. 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni Planı nda Ortakent Yahşi Beldesi mücavirindeki Gürece Köyü ile birleşmekte olduğu ve beldede üniversite yeri seçimi yapıldığı belirtilmiştir. Aynı planda belde nin Yarımada nın sosyo kültürel merkezi olarak gelişimi öngörülmektedir. Bu nedenle gerek yerleşik, gerek ikincil konut gerekse turizm nüfus değişim katsayıları 3 olarak alınmıştır. Yalıkavak son yıllarda hem yerleşik, hem ikincil konut hem de turizm nüfusu açısından büyüme göstermiş ve Çevre Düzeni Planı döneminde de bu şekilde gelişmeye devam etmesi beklenmektedir. Bu nedenle değişim katsayıları yerleşik nüfus, ikinci konut nüfusu ve turizm için 3 alınmıştır. Gündoğan Beldesi de Yalıkavak gibi hem yerleşik, hem ikincil konut hem de turizm nüfusu açısından büyüme göstermesi beklenilen bir yerleşim olması nedeniyle yerleşik nüfus ve ikinci konut için 3 ve turizm için 4 nüfus artış katsayıları kabul edilmiştir. 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni Planı nda da belirtildiği üzere Göltürkbükü nün daha çok turizm nüfusu yönünden büyümesi beklenmektedir. Bu nedenle yerleşik ve ikincil konut nüfus değişim katsayıları 2 alınırken turizm nüfusu değişim katsayısı 4 alınmıştır. Gümüşlük Beldesi nin de Çevre Düzeni Planında ikincil konut alanı ve turizm yönünde bir gelişim göstermesi beklendiğinden değişim katsayıları yerleşik nüfus için 2, ikincil konut ve turizm içinse 4 alınmıştır. Yalı Beldesi tarım alanları ile çevrili olup son on yılda nüfus artışı göstermemiştir. Yalı Beldesi nde daha çok büyük ölçekli ve lüks turizm tesisleri bulunmakta olup bundan sonra da benzer bir gelişim göstermesi beklenmektedir. Beldenin nüfus projeksiyonunda yerleşik nüfus için değişim katsayısının 3, turizm değişim katsayısının ise 4 alınması uygun görülmüştür. Çevre Düzeni Planı nda belirtildiği üzere beldede ikincil konut gelişimi öngörülmemektedir. Mumcular Beldesi tarımsal karakteri ile ön planda olan bir yerleşimdir. Beldenin mücavirinde yer alan Güvercinlik köyünde ikincil konut ve turizm tesis alanları mevcut olup burada belirli bir atış beklenmektedir. 202

232 Günübirlik nüfus değişim katsayısı ise tüm beldeler için 2 alınmıştır. Köy nüfusları için sadece yerleşik nüfusun belirli bir oranda artacağı öngörülmüştür. Çizelge 7.33 de belirtilen nüfus değişim katsayılarına göre tüm beldelerin yerleşik, ikincil konut, turizm ve günübirlik nüfuslarından oluşan nüfus projeksiyonları Çizelge 7.34 de gösterilmiştir. Yapılan projeksiyonda 2009 yılı nüfuslarında beldelerin toplam nüfus kapasiteleri alınmıştır. Yani ikincil konut alanlarının ve turizm tesis alanlarının % 100 dolu olduğu durumdaki nüfuslar alınmıştır. Bodrum, Yalıkavak ve Turgutreis beldelerinde yat nüfusu dâhil edilmişir. Yeni yapılması planlanan marinalar olmakla birlikte bunların kapasiteleri ile ilgili net bilgiler olmaması nedeniyle mevcut marinalarda haziran-temmuz arasında kalması muhtemel nüfus tüm yıllara standart olarak ilave edilmiştir. Çizelge 7.34 : Bodrum Yarımadası nüfus potansiyeli projeksiyonu. Belediyeler Bodrum+M Bitez Konacık Nüfusun cinsi Yıllar Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM

233 Çizelge 7.34 (devam) : Bodrum Yarımadası nüfus potansiyeli projeksiyonu. Belediyeler Ortakent Yahşi+M Yalıkavak+M Gündoğan Göltürkbükü Gümüşlük Yalı Nüfusun cinsi Yıllar Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM

234 Çizelge 7.34 (devam) : Bodrum Yarımadası nüfus potansiyeli projeksiyonu. Belediyeler Turgutreis+M Nüfusun cinsi Yıllar Yerleşik Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Yerleşik Mumcular+M Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM Diğer Köyler TOPLAM Yerleşik Toplam Nüfusu II.Konut Nüfusu Turizm Nüfusu Yat Günübirlik TOPLAM

235 Mücavirlerindeki köyler alınarak ve alınmadan belde merkezlerinin nüfus projeksiyonları yapılmış sonuçlar Şekil 7.30 ve Şekil 7.31 de gösterilmiştir BODRUM BİTEZ KONACIK ORTAKENT YAHŞİ YALIKAVAK GÜNDOĞAN GÖLTÜRKBÜ KÜ GÜMÜŞLÜK YALI TURGUTREİS MUMCULAR DİĞER KÖYLER Şekil 7.30 : Bodrum Yarımadası belediyelerinin nüfus projeksiyonu (mücavir köyleri hariç) BODRUM+M BİTEZ KONACIK ORTAKENTYAHŞİ+M YALIKAVAK+M GÜNDOĞAN GÖLTÜRKBÜKÜ GÜMÜŞLÜK YALI TURGUTREİS+M MUMCULAR+M DİĞER KÖYLER Şekil 7.31 : Bodrum Yarımadası belediyelerinin nüfus projeksiyonu (mücavir köyleri dâhil). Toplam potansiyel nüfusun göstergesi açısından Turgutreis, gelişim hızı nedeniyle gerek yerleşik nüfus gerekse toplam nüfusu ile Bodrum merkeze yetişmiştir. Hatta toplam nüfus potansiyelinin Bodrum merkezi çok geçeceği görülmektedir. Bodrum merkezin nüfus artış hızı düşük, buna karşın Turgutreis de yeni kentsel gelişme alanları öngörülmektedir. Bu edenle 2015 den itibaren Turgutreis in toplam 206

236 nüfusunun Bodrum merkezi geçeceği açıkça görülmektedir. Buradaki hesaplamalarda Turgutreis in köyleri dâhil değildir. Akyarlar gibi ikincil konut gelişiminin yoğun olduğu köyleri de dâhil edildiğinde Turgutreis in nüfusunun çok daha fazla olduğu ve bugün bile toplam nüfusun Bodrum merkezden yüksek olduğu görülmektedir. Turgutreis bu yönüyle özellikle dikkate alınması gereken bir yerleşimdir Bodrum Yarımadası nda su ihtiyacı ve atıksu oluşumu Bodrum Yarımadası için ihtiyaç duyulan kentsel su miktarı ve oluşan atıksu miktarının yaklaşık olarak ay bazında biliniyor olması bu konuda yapılacak planlama ve alınacak önlemler açısından gereklidir. Ancak Yarımada genelinde su kullanımları ile ilgili bir istatistikî veri yoktur. Otellerin su kullanım bilgileri, yerleşik ve ikinci konutlarda kış ve yaz su tüketimlerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle su kullanımlarına ait kabuller yapmak suretiyle su ihtiyacı ve atıksu oluşum değerleri hesaplanmıştır. DSİ Acil İçmesuyu Projesi Raporunda yapılmış kabuller mevcut olup Çizelge 7.35 de DSİ raporuna göre kabul edilen su tüketim değerleri ve su ihtiyacı projeksiyonu özetlenmiştir (DSİ, 2009). Çizelge 7.35 : Birim içmesuyu ihtiyacı ve atıksu oluşumu (DSİ, 2009). Net Su Şebeke Brüt Su Pik Su Pik Net su İhtiyacı Kaybı İhtiyacı İhtiyacı Faktör ihtiyacı Kullanıcı (l/kişigün) (%) (l/kişigün) m 3 /gün hm 3 /yıl * Otel 350 Günübirlik 75 Yerleşik/ ,89 12,74 Konut Toplam Su İhtiyacı hm 3 /yıl ,88 14, , , , , , , , , , , , , , ,52 *:DSİ verilerinden yararlanılarak bu çalışmada hesaplanmıştır DSİ Acil İçmesuyu Projesinde su kullanımları yerleşik ve ikincil konut ile turizm ve günübirlikler için ayrı alınmış ancak tüm yıl boyunca sabit bir kullanım esas alınarak pik faktör katsayısı belirleyip belirli bir azaltmaya gidilmiştir (DSİ, 2009). Bu tez çalışmasında ise su kullanımları mevsimsel nüfus ve su kullanımları arasındaki farklılıklar dikkate alınarak hesaplanmıştır. Daha önce de belirtildiği üzere 207

237 Bodrum Yarımadası için gerek evsel kullanım gerekse konaklama tesislerindeki su kullanımlarına yönelik veri bulunmamaktadır. Faturalandırılan su miktarlarının yanında önemli oranda özel kuyular mevcut olduğu, bahçe sulamaların bazı yerlerde arıtılmış atıksu ile yapılıyor olması nedeniyle toplam su kullanımları hakkında net bir kestirim zorlaşmaktadır. Bu nedenle literatür çalışmalarından yararlanılmıştır. Bu çalışmanın 3. bölümünde gösterildiği üzere, Benidorm da yapılan çalışmada yerleşik havuzsuz villa tipi konutlarda yaz/kış su tüketim oranlarını gösteren mevsimsellik oranı 1.32, havuzlu villa tipi konutlarda ise mevsimsellik oranı 1.5 olarak belirlenmiştir (Rico, 2009). Söz konusu değerlerin Bodrum için de geçerli olduğu kabulüyle Çizelge 7.36 da bu çalışmada kabul edilen aylara göre yerleşik, ikincil konut, turizm ve günübirlik net su kullanım değerleri gösterilmiştir. Bununla birlikte ortalama günlük su kullanımları l/kişi olarak değişmektedir. Çizelge 7.36 : Bodrum da aylara göre kabul edilen su tüketim değerleri (l/kişi-gün). Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübirlik Yerleşik ve ikincil konut kullanıcıları için kış aylarındaki su tüketimi net 150 l/kişi/gün alınmış, Mayıs-Eylül arasındaki dönemde ise yerleşik kullanıcı için su tüketiminde % 30 luk bir artış öngörülmüş ve su tüketimi günlük 200 l/kişi/gün e ikincil konutlarda ise % 50 lik bir artışla 225 l/kişi/gün e çıkarılmıştır. Mücavir alanda kalan ve turistik niteliği olmayan köylerde ise tüm nüfusun yerleşik olduğu ve tüm yıl boyunca su tüketiminin 120 l/kişi/gün olduğu kabul edilmiştir. Konaklama tesislerinde su tüketiminin daha fazla olduğu ve otellerin tipine göre 300 ile 880 l/kişi/gün arasında değişiklik gösterdiği yine bu tez çalışmasının 3. bölümünde açıklanan literatür çalışmalarından bilinmektedir. Aynı zamanda Alman Standartlarında su kullanımları basit otellerde 150 l/gece-yatak, otellerde 375 l/geceyatak ve lüks otellerde 600 l/gece-yatak olarak verilmiştir (MEDSTAT, 2009). Bodrum Yarımadası nda sayısal olarak küçük ölçekli oteller belirgin şekilde fazla, ancak yatak kapasitesi olarak % 60 civarındadır. Bu nedenle konaklama tesisleri için ortalama su tüketimi Mayıs-Haziran arasında 350 l/kişi/gün, diğer aylarda ise 200 l/kişi/gün olarak alınmıştır. Konaklama tesislerinde su kullanım alanları ve oranları Çizelge 7.37 de gösterilmiştir. 208

238 Çizelge 7.37 : Konaklama tesislerinde su kullanım alanları (Meade ve Morel, 2010). Su Kullanım Alanı Yüzde (%) Odalar 33 Mutfak 18 Çamaşırhane 11 Soyunma Odaları ve Ortak Tuvaletler 15 Bahçe sulama 15 Havuz 3 Diğer (ısıtma, soğutma, tesisat vb) 5 Çizelge 7.37 den de görüldüğü üzere bahçe sulama, havuz gibi bina dışı etkinlikler ve aynı zamanda çamaşırhane, mutfak ve temizlik uygulamalarının artması nedeniyle yaz aylarında su kullanımında belirgin bir artış olmaktadır. Bu nedenle yaz kış aylarında konaklama tesislerindeki ortalama su tüketimi 200 l/kişi-gün alınırken yaz aylarında % 75 bir artış olacağı varsayımı ile günlük su kullanımının kişi başına 350 litre ye çıkacağı kabul edilmiştir. Deniz araçlarında günde kişi başına oluşması beklenen minimum evsel atıksu miktarı tipik olarak vakum sistemi kullanılması halinde 175 l/kişi-gün, konvansiyonel gravite tuvaletleri kullanılması durumunda 225 l/kişi-gün olarak tahmin edilmektedir (Beler Baykal ve Baykal, 1995). Buna dayanılarak ve bugün deniz araçlarında konvansiyonel tuvaletlerin kullanılmadığı, vakum sistemlerin yaygın olduğu bilindiğinden, bu çalışmada tüm aylar için günlük su tüketimi kişi başına 175 litre olarak kabul edilmiştir. Günübirlik nüfus için su tüketimi Mayıs-Eylül ayları arasında 75 l/kişi/gün, diğer aylarda ise 50 l/kişi/gün olarak alınmıştır. Borulardaki su kayıpları hesaba katılmadan yapılan kabullere göre Bodrum merkez ve tüm yarımada için su ihtiyaçları aylara göre hesaplanmış, sonuçlar Çizelge 7.38 de gösterilmiştir. 209

239 Çizelge 7.38 : Tez kapsamında hazırlanan Bodrum Yarımadası nda evsel su ihtiyaçlarının aylara göre değişimi. Yerleşim Su İhtiyacı (2009) Bodrum Tem merkez Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran muz Ağustos Eylül Ekim Yerleşik Konut Turizm Yat Günübirlik Toplam Bitez Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Tem muz Ağustos Eylül Ekim Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Konacık Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Tem muz Ağustos Eylül Ekim Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Ortakent- Yahşi Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Tem muz Ağustos Eylül Ekim Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Yalıkavak Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Tem muz Ağustos Eylül Ekim Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Kası m Kası m Kası m Kası m Kası m Aralık Aralık Aralık Aralık Aralık 210

240 Çizelge 7.38 (devam) : Tez kapsamında hazırlanan Bodrum Yarımadası nda evsel su ihtiyaçlarının aylara göre değişimi. Yerleşim Su İhtiyacı (2009) Gündoğa n Ocak Şub Mart Nisan Mayıs Haziran Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Göltürkb ükü Ocak Şub Mart Nisan Mayıs Haziran Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Gümüşlü k Ocak Şub Mart Nisan Mayıs Haziran Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Yalı Ocak Şub Mart Nisan Mayıs Haziran Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Turgutrei s Ocak Şub Mart Nisan Mayıs Haziran Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık 349 Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam

241 Çizelge 7.38 (devam) : Tez kapsamında hazırlanan Bodrum Yarımadası nda evsel su ihtiyaçlarının aylara göre değişimi. Mumcu lar Su İhtiyacı (2009) Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Hazn Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir Toplam Köyler Toplam Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Hazn Tem Ağustos Eylül Ekim Kasm Aralık Yerleşik Konut Turizm Yat Günübir lik Toplam Çizelge 7.38 deki verilere dayanılarak tüm 2009 yılı için Yarımada nın yıllık toplam evsel su ihtiyacı net 17.6 hm 3 olarak bulunmuş olup bu hesapta şebeke kayıpları hesaba katılmamıştır. Şebeke kayıp oranları ile ilgili net bir veri bulunmamaktadır. DSİ raporunda gösterildiği gibi 2009 yılı için şebeke kayıp oranı % 27 olacağı kabul edilecek olursa brüt su ihtiyacı 22.4 hm 3 olarak bulunur ki bu değer Bodrum Yarımadasındaki mevcut kaynaklardan elde edilen su miktarı hm 3 /yıl dan (Yarımada YAS=5 hm 3 /yıl, Mumcular=5 hm 3 /yıl, Karaova YAS=2.80 hm 3 /yıl) çok fazladır. Burada bulunan değer DSİ raporunda yapılan hesaplardan yüksek çıkmıştır. DSİ verilerine göre 2010 yılı net yıllık su ihtiyacı hm 3 dür. Her iki hesapta da şebeke kaybı eklenmeyecek olsa bile mevcut kaynakların yetersizliği görülmektedir. Bugün Bodrum Yarımadası nda özellikle yaz aylarında görülen su sıkıntısı bu tablo ile açıklanabilir. Bununla birlikte özellikle bireysel arıtma tesislerinden çıkan atıksuların bahçe sulamada kullanılması mevcut su ihtiyacını belirli oranda azaltmaktadır. Su ihtiyacının aylara göre belirlenmesi su ihtiyacının hangi dönemlerde ve ne kadar arttığının belirlenebilmesi açsından önemlidir. Benzer şekilde oluşacak atıksu miktarının bilinmesi de yapılacak altyapı yatırımlarının niteliğinin belirlenmesi açısından önemlidir. Şekil 7.32 de bu çalışma kapsamında yapılan hesaplamalara 212

242 göre Bodrum Yarımadası nın toplam su ihtiyacının aylara göre değişimi gösterilmiştir. Şekil 7.32 : Bodrum Yarımadası ndaki toplam su ihtiyacının aylara göre değişimi (m 3 /gün). Yaz aylarında ikincil konut ve turizm tesislerindeki su ihtiyacının artmasıyla toplam su ihtiyacı da artmaktadır. Nüfusun yıl içindeki değişimiyle de ilişkili olarak yaz aylarında toplam su ihtiyacı kış aylarındakinin yaklaşık 5 katı kadardır. Net su ihtiyacının 2040 yılına kadarki dönemde değişimi hesaplanmış ve Şekil 7.33 de projeksiyon sonuçları gösterilmiştir. Şekil 7.33 : Yarımada daki yıllık potansiyel net toplam su ihtiyacının projeksiyonu. Şekil 7.27 den de görüldüğü üzere Bodrum da beklenen nüfus artışı ile paralel olarak potansiyel su ihtiyacının da 30 yıl içinde 2 katından daha fazla artması beklenmektedir. İleriye dönük hesaplamalarda bu projeksiyonun dikkate alınması gereklidir. 213

243 Bodrum için oluşan atıksu miktarının hesaplanmasında da benzer bir yöntem izlenmiştir. Aylara ve kullanım grubuna göre kişi başına günlük atıksu oluşum değerleri Çizelge 7.39 da verilmiştir. Çizelge 7.39 : Aylara göre kabul edilen atıksu oluşum değerleri. Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık (l/kişigün) (l/kişi -gün) (l/kişi -gün) (l/kişi -gün) (l/kişi -gün) (l/kişigün) (l/kişigün) (l/kişigün) (l/kişigün) (l/kişi -gün) (l/kişi -gün) (l/kişi -gün) Yerleşik Konut Turizm Yat Günübirli k Yerleşik ve ikincil konut alanlarında atıksu oluşumu yıl boyunca sabit 150 l/kişi/gün alınmıştır. Suyun daha fazla tüketilmesinin daha çok bahçe sulama gibi ev dışı kullanımlardan kaynaklandığı ve bu nedenle atıksu oluşumunda bir değişikliği olmadığı kabul edilmiştir. Turizm nüfusunda ise yaz aylarında havuz, bahçe sulama dışında tesis içi su kullanımını arttıran uygulamalar olacaktır. Bu nedenle kış aylarında 150 l/kişi/gün olduğu kabul edilen atıksu oluşumunun yaz aylarında 250 l/kişi/gün e çıkacağı kabulü yapılmıştır. Günübirlik nüfus için atıksu oluşumu ise yıl boyunca 50 l/kişi/gün, yatlarda ise 175 l/kişi/gün alınmıştır. Çizelge 7.39 de verilen birim su kullanım ve atıksu oluşum değerlerine göre Bodrum yarımadasında 2009 yılı için aylara göre su ihtiyacı ve atıksu oluşumu Şekil 7.34 de gösterilmiştir. 214

244 Şekil 7.34 :Bodrum Yarımadası nda aylara göre su ihtiyacı ve atıksu oluşumu (m 3 /gün). Şekil 7.33 den de görüldüğü üzere gerek su ihtiyacında gerekse atıksu oluşumunda yaz aylarında önemli bir artış gözlenmektedir. Ağustos ayında kullanılan su miktarı ocak ayında kullanılanın 5 katıdır. Şekil den görülen diğer önemli bir nokta kış aylarında tüketilen su miktarı ve oluşan atıksu miktarı aynı ya da birbirine yakın iken yaz aylarında tüketilen su oluşan atıksu miktarından belirgin derecede farklılık göstermektedir. Daha önce de belirtildiği üzere bu farklılık yaz aylarında bahçe sulama, havuz gibi konut/bina dışı uygulamalarda da suyun kullanılmasından kaynaklanmaktadır. 215

245 Bodrum merkez ve beldelerin kış ve yaz aylarındaki su ve atıksu miktarları Şekil 7.35 de gösterilmiştir. Şekil 7.35 : Ocak ve Ağustos aylarında yarımada belediyelerinde su ve atıksu miktarları. Ocak ayında tüm yerleşimlerde tüketilen su ve oluşan atıksu miktarı birbirine çok yakındır. En çok suyun tüketildiği düşünülen ağustos ayında ise hem kış aylarından hem de su ve atıksu miktarları arasında önemli farklılıklar oluşmaktadır. En belirgin değişiklik Bodrum ve Turgutreis de gözlenmektedir. Konut ve turistik tesislerin en fazla olduğu bu iki yerleşimde böyle bir farklılık olması beklenen bir durumdur. Bununla birlikte Ağustos ayında görülen su ve atıksu oluşumları arasındaki fark da benzer şekilde yazlık konut ve turistik tesislerin daha çok olduğu bilinen Bodrum ve Turgutreis de daha fazladır. İkincil konut ve turistik tesisler bulunmayan Konacık da yaz ve kış su/atıksu miktarları birbirine yakınken yaz ayında tüketilen su ve oluşan atıksu miktarının da birbirine yakın olması beklenmektedir Bodrum özelinde atıksu yönetimi açısından uygulama alternatiflerinin oluşturulması Bodrum yarımadasının su ve atıksu yönetimi için üretilecek çözümlerin başarılı olması için birbiriyle entegre olmaları ve konunun bütüncül değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde parçalı, birbirinden kopuk ve belirli bir politikası olmayan projelerin başarısız olmaları ya da ömürlerini tamamlamadan atıl duruma düşmeleri kaçınılmazdır. 216

246 Su ve atıksu yönetiminde Bodrum yarımadası için bir yaklaşım, bir politika oluşturabilmek için öncelikle genel prensiplerin ortaya konması ve bu genel prensipleri gerçekleştirecek teknolojik olasılıkların değerlendirilmesi ve seçilen teknolojik yaklaşımı destekleyecek politikaların ve yönetim altyapısının oluşturulması gerekmektedir. Senaryoların oluşturulması Su ve atıksu yönetiminde genel prensipler; yaz ve kış aylarında tüm kullanıcıların ihtiyacı olan suyun kalite ve kantite olarak güvenli bir şekilde elde edilmesi ve bu amaçla yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarının, insan ve çevre sağlığının ve aynı zamanda deniz suyu kalitesinin yüzme amaçlı kullanıma olanak verecek şekilde korunmasıdır. Bu amaçları gerçekleştirecek yönetim sistem senaryoları oluşturulması mevcut durumun daha iyi değerlendirilmesine olanak tanıyacaktır. Genel olarak değerlendirmeye esas alınabilecek su temin ve atıksu yönetim seçenekleri Şekil 7.36 da gösterilmiştir. Su temini dört şekilde olabilmektedir. Yeni bir tatlı su kaynağının temini, deniz suyu arıtımı ve geri kazanım. Eğer atıksu kaynakta ayrılmış ve gri su geri kazanılıyorsa sifon ve bahçe sulamada, eğer konvansiyonel olarak atıksuyun tamamı arıtılıyor ise sadece bahçe sulamada kullanılması söz konusu olabilir. Bu noktada atıksu arıtımı belirleyici olmaktadır. Atıksu yönetim süreci üç şekilde gerçekleştirilebilir. Sadece tek bir merkezi atıksu arıtma sistemi kurulması durumu ya da merkezi bir sistem oluşturmadan sadece bireysel ve ortak arıtma sistemleri kullanılması durumu ya da hem belde merkezi, hem bireysel hem de ortak arıtma tesislerinin bir arada kullanılması durumu. Merkezi yönetim sistemi tüm yarımada için tek bir merkezi sistem olabileceği gibi beldelerde merkezi sistemler olarak da kurulabilir. 217

247 Su ve Atıksu Yönetim Senaryoları Su Temini Seçenekleri Atıksu Arıtım Seçenekleri Merkezi Tek bir merkezi arıtma Yeni tatlı su kaynağı temini Belde merkezi Deniz suyu arıtımı Merkezi olmayan Geri Kazanım Tamamı tekil arıtma Belde merkezi ve tekil ve ortak arıtmalar birarada Arıtılmış Atıksu Konvansiyonel Bahçe sulama Akım Ayrımı Gri su Tuvalet sifonu Siyah su Yağmursuyu Şekil 7.36 : Su temin ve atıksu arıtım seçenekleri. Senaryoların ele alınmasından önce Bodrum için su temini ve atıksu yönetimi açısından bir durum değerlendirilmesi yapılması önerilen senaryoların irdelenmesi açısından uygun olacaktır. 218

248 Bodrum için senaryolara esas teşkil edecek durum değerlendirmesi Su ve atıksu yönetiminde tercih edilecek yönetim yaklaşımının merkezi olması ya da merkezi olmamasına karar verilirken dikkate alınması gereken temel unsurlardan birisi yerleşim alanlarının nüfusları ve nüfus yoğunluklarıdır. Bodrum Yarımadası nda su ve atıksu yönetimi açısından yapılacak değerlendirmelere esas olması açısından bu çalışma çerçevesinde beldelerin nüfus yoğunluklarına yönelik bir değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda öncelikle Bodrum Yarımadasında beldelerin alan ve yerleşik alanlarının belirlenmesini sağlayacak Şekil 7.36 da gösterilen harita hazırlanmıştır. Beldelerin sınırları Google Earth programında Bodrum haritası üzerine çizilmiş, mevcut hâlihazır, imar ve Çevre düzeni planlarından yararlanılarak yerleşik alanlar taranmış ve bu şekilde toplam ve yerleşik alanlar hesaplanmıştır. Haritadaki kırmızı alanlar beldelerdeki yerleşik alanları sarı alanlar ise 1/100,000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre 2025 yılına kadar yerleşime açılması planlanan alanları göstermektedir. Şekil 7.37 deki haritadan da görüldüğü üzere Bodrum yarımadasındaki yerleşik alanların dağılımı özellikle doğu kısmında dağınık bir yapı göstermektedir. Şekil 7.37 de gösterilmekte olan yerleşik alanlar ve bu alanlardaki nüfusun Ocak ve Ağustos aylarındaki değerleri dikkate alınarak belde bazında toplam alana göre brüt nüfus yoğunlukları ve yerleşik alana göre net nüfus yoğunlukları hesaplanmış ve Çizelge 7.40 da gösterilmiştir. Ekonomik açıdan uygunluğu değerlendirildiğinde gelişmekte olan ülkelerde en az kişi/hektar gelişmiş ülkelerde ise 50 kişi/hektar nüfus yoğunluğunda konvansiyonel kanalizasyon sisteminin kurulması önerilmektedir (Hophmayer- Tokich, 2006b). Bodrum un turistik bir yerleşim olması nedeniyle kanalizasyon uygulaması için 50 kişi/hektar nüfus yoğunluğunun referans alınması bu çalışma kapsamında uygun görülmüştür. Bu nedenle nüfus yoğunlukları 50 kişi/ha kıstasına göre değerlendirilecektir. 219

249 Şekil 7.37: Bodrum Yarımadası belde toplam ve yerleşik alanları. 220

250 Çizelge 7.40 : Bodrum Yarımadası nda brüt ve net yoğunluk değerleri Ocak Ağustos Alan Yerleşik Brüt Net Brüt Net (ha) alan (ha) kişi/ha kişi/ha kişi/ha kişi/ha Bodrum Merkez Bodrum Mücavir Bitez Konacık Yalı Yalıkavak Ykavak Mücavir Mumcular Mumcular Mücavir Turgutreis Turgutreis Mücavir Gümüşlük Ortakent Yahşi Ortakent Yahşi Mücavir Göltürkbükü Gündoğan Diğer köyler Toplam Çizelge 7.40 da görüldüğü üzere nüfus yoğunlukları brüt ve net olarak iki şekilde verilmiştir. Beldelerin toplam alanları üzerinden brüt yoğunluklar, yerleşim alanları üzerindense net yoğunluklar hesaplanmıştır. Şekil 7.37 de gösterilen yarımada haritasında da görüldüğü üzere yerleşim alanları belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır bu nedenle atıksu yönetimi ile ilgili konularda net nüfus yoğunluklarının dikkate alınması daha anlamlı gözükmektedir. Aynı zamanda nüfus yoğunlukları belde merkezleri için hesaplandığı gibi beldelerin mücavirleri için de hesaplanmış ve ayrı olarak gösterilmiştir. Belde mücavirleri dışında kalan köyler ise diğer köyler başlığı altında toplanmıştır. Özellikle Turgutreis in mücavir köyleri ikincil konut ağırlıklı yerleşimler olup yaz ve kış aylarındaki nüfus yoğunlukları da büyük farklılık göstermektedir. Bu farklılık Şekil 7.38 de gösterilen ocak ve ağustos aylarındaki nüfus yoğunlukları grafiğinde daha net olarak görülmektedir. 221

251 Şekil 7.38 : Ocak ve Ağustos aylarındaki nüfus yoğunlukları. Bodrum da birçok yerleşimde nüfus yoğunlukları yaz ve kış aylarında büyük farklılık göstermektedir. Altyapı yatırımları için dikkate alınacak olan net nüfus yoğunlukları ocak ayında birçok yerleşimde 50 kişi/ha dan küçük iken yaz aylarında Bodrum merkez, Bitez, Turgutreis de 50 kişi/ha ın üzerine çıkmaktadır. Bodrum geneli içinse toplam yerleşim alan için nüfus yoğunluğu yaz aylarında 50 kişi/ha ın üzerine çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında yapılmış olan 2040 yılına kadarki nüfus projeksiyonlarından yararlanmak suretiyle 2040 yılına kadarki nüfus yoğunlukları yaz ve kış ayları için hesaplanmış ve Şekil 7.39a ve 7.39b grafiklerinde gösterilmiştir. 222

252 Şekil 7.39a : Bodrum yarımadası yerleşimlerinde 2040 yılına kadar Ocak ayı net nüfus yoğunlukları. Şekil 7.39b : Bodrum yarımadası yerleşimlerinde 2040 yılına kadar Ağustos ayı net nüfus yoğunlukları. Şekil 7.39a ve 7.39b grafikleri incelendiğinde 2040 yılına kadar Ocak ayı için nüfus yoğunluğu 50 kişi/ha yi geçen yerleşimler Bodrum, Konacık ve Turgutreis tir. Ağustos ayında ise Bodrum un Çamlık köyü, Mumcular ve mücaviri ile Ortakent mücaviri ve diğer köyler dışındaki tüm yerleşimlerde nüfus yoğunluğu 50 kişi/ha ın üzerine çıkmaktadır. 223

253 Şekil 7.40 da Bodrum yarımadasındaki beldelerdeki merkezi ve bireysel arıtma tesisleri gösterilmiştir. BAT:Bireysel Arıtma Tesisi AAT:Atıksu Arıtma Tesisi Şekil 7.40 : Bodrum yarımadasındaki mevcut ortak ve bireysel arıtma tesisleri. Bodrum engebeli bir topografik yapıya sahiptir. Bazı belediye merkezlerinde yerleşik nüfusun ağırlıklı olduğu kısımlara kanalizasyon hattı döşenmiş ve arıtma tesisi yapılmış ya da yapılmaktadır. Bugün Bodrum Yarımadası nda beldelerde 10 adet merkezi nitelikte atıksu arıtma tesisi bulunmasına rağmen 388 adet bireysel arıtma tesisi ve tam olarak sayısı bilinmese de bireysel arıtma tesislerinden daha fazla sayıda fosseptik bulunmaktadır. Tüm arıtma tesislerin izlenmesi ve denetiminde Muğla İl Çevre Orman Müdürlüğü, Çevre Yönetimi Şube Müdürlüğü sorumludur. Bugün Bodrum daki uygulamada; bireysel ve merkezi atıksu arıtma tesislerinden çıkan arıtılmış atıksuların denize deşarj edilmeleri yasak olup sulamada kullanılması önerilmektedir. Mevcut uygulamada Bodrum merkez de yer alan İçmeler ve Gümbet atıksu arıtma tesisleri dışındaki beldelerin merkezi nitelikteki arıtma tesisleri çıkış suları denize deşarj edilmemektedir. Bununla birlikte bu tesislerden çıkan arıtılmış atıksuların etkin bir şekilde su ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak kullanıldığını söylemek de mümkün değildir. Beldelerde denize deşarjla sonlanmayan merkezi nitelikteki atıksu arıtma tesislerinin sulama amaçlı kullanım alanları Çizelge 7.41 da özetlenmiştir. 224

254 Çizelge 7.41 : Belediyelere ait atıksu arıtma tesisleri deşarj suları kullanım alanları. Bitez Doğa sulama Konacık Yol/park bahçe sulama Yalıkavak Kuru dereye deşarj Gündoğan Yol/park bahçe sulama Göltürkbükü Ağaç sulama Bölgede yapılan görüşmelerde arıtılmış atıksuların bir bölümünün sulama ihtiyacını karşıladığı artan kısmın ise civardaki mevcut ya da kuru dere yataklarına boşaltıldığı öğrenilmiştir. Bireysel arıtma tesisleri genellikle yaz aylarında çalıştırılmakta ve deşarj suları bahçe sulamada kullanılmaktadır. Özellikle ikincil konut ve turizm tesislerinin birçoğunda kışın yeterli nüfus bulunmadığı için arıtma tesisleri çalıştırılmamaktadır. Bu durumda tesisler taşıma tankı olarak kullanılarak vidanjörler vasıtasıyla boşaltım yapılmaktadır. Arıtılmış atıksuların sulamada kullanımı su ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir avantajdır. Bununla birlikte atıksuların arıtıldıktan sonra dezenfeksiyon sonrası bahçe ve kentsel sulamada kullanılması halk sağlığı açısından da çok iyi takip edilmesini gerektirmektedir. Daha önce de belirtildiği Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliğinde arıtılmış atıksuların kentsel sulama amaçlı kullanımı ile ilgili standartlar ph=6-9, BOİ 5 < 20 mg/l, Bulanıklık < 2 NTU ve Fekal koliform: 0/100 ml olarak belirlenmiş olmasına rağmen mevcut uygulamada atıksu arıtma tesislerinin izleme ve denetiminde tesis çıkış sularının alıcı ortam standartlarını sağlamaları beklenmektedir. Bu amaçla BOI 5, KOI, AKM ve PH parametrelerinin tesisin kendi verimliliğini izlemesi ve denetime esas olacak sıklıklarda idarece onaylanmış laboratuarlarca ölçülmesi gerekmektedir. Ancak görüldüğü üzere bu parametreler içinde koliform bakteri grubunun ölçülmesi yoktur ve aslında bu parametre arıtılmış atıksuların sulama suyu olarak kullanılmasında insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin de nüfusu 84 kişinin altında olan otel, motel, tatil köyü, tatil sitesi ve yazlık siteler ve sanayi tesislerinin evsel atık suları 19/3/1971 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Lağım Mecrası İnşası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik hükümlerine göre yapılacak olan sızdırmaz nitelikteki fosseptikte toplanır ve vidanjör vasıtası ile atıksu altyapı tesislerine verilir denmektedir. Buna dayanarak 84 kişiden daha az nüfus barındıran 225

255 birimler fosseptik kullanabilecektir. Yarımadanın doğusunda daha çok birbirine belirli mesafelerde bulunan köyler bulunmaktadır. Hâlihazırda buralarda fosseptik kullanılmaktadır. Aynı zamanda Bodrum un genelinde fosseptik uygulamaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bölgede yapılan görüşmelerde yönetmelikte sızdırmaz olarak tanımlanmakla birlikte mevcut fosseptik sistemlerinin birçoğunun sızdırmalı olduğu öğrenilmiştir. Ek olarak etkin bir fosseptik boşaltım ve vidanjör izleme denetim sistemi bulunmamaktadır. Vidanjörler çoğu zaman aldıkları atıkları mevcut arıtma tesislerine getirmek yerine kaçak boşaltım yapmaktadır. Mevcut uygulamada fosseptiklerin denetiminden belediyeler sorumludur. Fosseptiklerle ilgili her türlü izleme, denetim ve kontrol belediyelerin sorumluğu altındadır. Ekonomik değerlendirme verilerinin oluşturulması Daha önceki bölümlerde de belirtildiği üzere atıksu yönetiminde üç temel süreç söz konusudur: Atıksuların toplanması, arıtılması ve deşarjı. Sürdürülebilir bir atıksu yönetimi açısından oluşturulan senaryoların bu üç süreç açısından ekonomik, çevresel ve sosyal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Atıksu toplama sisteminin teknolojik ve ekonomik olarak değerlendirilmesi için oluşturulan senaryolara göre atıksu toplama sisteminin uzunluğu, boyutları, donatıları bilinmelidir. Bunun için en önemli unsur daha önce de belirtildiği üzere nüfus ve nüfus yoğunluğu ile planlanacak alanın topografik koşullarıdır. Benzer şekilde atıksu arıtma tesisinin boyutlandırılmasında da nüfusa ve kullanım alışkanlıklarına bağlı olmak üzere debinin belirlenmesi öncelikli konudur. Senaryolar oluşturulurken mevcut atıksu tesisleri ve mevcut durum dikkate alınmamıştır. Halihazır durumdan bağımsız olarak Bodrum Yarımadası gibi mevsimsel nüfus değişimi görülen bir yerleşimde nasıl bir atıksu yönetim stratejisi izlenmeli üzerine senaryolar oluşturulmuştur. Ekonomik değerlendirme kapsamında yapılan çalışmalarda; karşılaştırma amacıyla yapılan hipotetik bir değerlendirme egzersizi olarak ön bilgiler oluşturulmuştur. Bu değerlendirmenin ekonomik karşılaştırma dışında daha önce de tartışıldığı üzere konumlandırma, topoğrafya vb. nedenlerle uygulanabilirlik açısından yapılmış bir öneri değildir. 226

256 Sistemin boyutlandırılması 30 yıllık proje ömrü gereği olarak 2040 yılı için potansiyel olarak ulaşabileceği maksimum nüfusa göre yapılmıştır. Atıksu toplama sisteminin yaklaşık maliyetinin belirlenmesi toplam boru boyunun hesabı ile mümkündür. Bu konuda Heaney vd. (2000) tarafından hazırlanan EPA nın Innovative Urban Wet-Weather Flow Management Systems isimli 200 tarihli yayınının Cost Analysis and Financing of Urban Water Infrastructure başlıklı 10. bölümündeki bina yoğunluklarına göre atıksu kanal boyu hesabı referans alınmıştır. Bu yöntemde alan başına düşen bina (ünite) sayısına göre ünite başına düşen birim boru boyu belirlenmekte ve toplam boru boyu da belirlenen boru boyları ve ünite sayılarının çarpımı ile hesaplanmaktadır. Buna göre konut yoğunluğuna göre kabul edilen birim boru boyları Çizelge 7.42 de özetlenmiştir. Çizelge 7.42 :Toplam kanal hesabına esas teşkil edecek birim boru boyları (Heaney, 2000 den yararlanılarak bu çalışmada yapılan kabullerdir). Ünite yoğunluğu (Ünite/ha) Boru boyu (boy/ünite) (m) >35 3 Alan başına düşen ünite sayısı arttıkça birim boru boyu düşmektedir. Bodrum Yarımadası nda ulaşılabilen resmi kayıtlı verilerden 2010 yılı için sadece toplam konut sayılarına ulaşılabilmektedir. Tez çalışması kapsamında Çizelge 7.4 de her konutta 4 kişi yaşadığı hesabından yola çıkılarak 2010 yılı için yerleşik ve ikinci konut sayıları ve nüfusları hesaplanmıştır. Çizelge 7.34 de ise 2040 yılına kadarki nüfus projeksiyonları yapılmıştır. Buradan hareketle yine her konutta dört kişi yaşadığı kabulü ile 2040 yılı konut sayıları hesaplanmıştır. Turizm tesis sayıları belirlenirken bugünkü eğilimin devam edeceği kabul edilmiştir. Buna göre Bodrum, Gündoğan, Göltürkbükü, Yalıkavak, Güvercinlik deki konaklama tesislerinde yatak kapasitesi 100, Bitez, Gümüşlük, Ortakent Yahşi de 80, Turgutreis ve Yalı da ise 150 olarak kabul edilerek turizm nüfusuna denk gelen turizm tesis sayısı 227

257 belirlenmiştir. Hesaplanan konut ve turizm tesis sayıları toplamı ünite sayısını oluşturmaktadır. Şekil 7.37 da çizilen ve Çizelge 7.40 gösterilen yerleşik alanlardan yararlanılarak ünite yoğunlukları hesaplanmıştır. Çizelge 7.43 de Bodrum yarımadasında beldelere göre ünite dağılımları ve toplam kanal boyları gösterilmiştir. Hesaplanan boru boyunun çaplara göre dağılımı yapılırken nüfusla birlikte mevcut debi ve topografik koşullar göz önüne de alınmak suretiyle Çizelge 7.44 deki kabuller yapılmıştır. Bodrum un topografik yapısı nedeniyle büyük çapların yüzdesel ağırlığı bu çalışma için birkaç birim arttırılmıştır. Çizelge 7.43 ye göre belirlenen boru boylarına göre Çizelge 7.44 deki yüzdesel dağılım referans alınarak maksimum ve ortalama nüfuslara göre boru çapları ve metrajları hesaplanmıştır. Tüm yarımadanın tek bir merkezi arıtma tesisinde toplandığı varsayımı için kanal boyları ünite sayılarına göre belirlendikten sonra bağlantı yollarının metrajı da toplam kanal metrajına eklenmiştir. Bağlantı yolları metrajı (ana toplayıcı kanal) yaklaşık 150,000 m olup bunun % 50 sinin mm çapında, % 50 sinin ise 1500 mm den büyük çapta olacağı kabul edilmiştir. Benzer şekilde belde merkezi senaryosunda kullanılan maksimum nüfuslara göre kanal boylarına ilaveten Bodrum, Torba, Bitez,.Yalıkavak, Ortakent Yahşi, Turgutreis, Gümüşlük, Gündoğan, Göltürkbükü, Gümüşlük Beldelerinin toplam boylarının % 15 i kadar mm çap aralığında bağlantı hattı (ana toplayıcı) metrajının olacağı kabul edilmiştir. 228

258 Çizelge 7.43 :Beldelere göre ünite sayıları ve kanal boyları Yerleşik alan Nüfus (2040) Nüfus Yoğunluğu Toplam Ünite Sayısı Ünite Yoğunluğu Birim ünite başına düşen boru boyu Toplam boy Yerleşik Maksimum Ortalama Yerleşik Maksimum Ortalama Yerleşik Maksimum Ortalama Maksimum Maksimum Maksimum Ortalama (ha) (kişi) (kişi) (kişi) (kişi/ha) (kişi/ha) (kişi/ha) (ünite) (ünite) (ünite) (ünite/ha) (boy/ünite) (m) (m) Bodrum Merkez 834, , , , ,25 Torba 231, , , , ,38 Bodrum Mücavir 0,00 0,00 Çamlık 33,27 745,00 745, , ,50 Bitez 414, , , , ,00 Konacık 379, , , , ,00 Yalı 365, , , , ,00 Yalıkavak 1.115, , , , ,63 Ykavak Mücavir 0,00 0,00 Dağbelen 28, , , , ,50 Mumcular 161, , , , ,64 Mumcular Mücavir 0,00 0,00 Bahçeyaka 232, , , , ,00 Güvercinlik 54, , , , ,00 Tepecik 34,00 943,00 943, , ,50 Turgutreis 931, , , , ,13 Turgutreis Mücavir 0,00 0,00 Akyarlar 752, , , , ,50 İslamhaneleri 42, , , , ,50 Dereköy 94, , , , ,50 Peksimet 34, , , , ,88 Gümüşlük 523, , , , ,75 Ortakent Yahşi 504, , , , ,00 Ortakent Yahşi Mücavir 0,00 0,00 Gürece 66, , , , ,50 Yaka 36, , , , ,00 Göltürkbükü 533, , , , ,25 Gündoğan 604, , , , ,63 Diğer köyler 0,00 0,00 Çömlekçi 39, , , , ,25 Gökpınar 10,00 364,00 364, , ,00 Kemer 17,00 678,00 678, , ,50 Kumköy 19,00 650,00 650, , ,50 Mazı 50, , , , ,50 Pınarlıbelen 39, , , , ,25 Sazköy 20, , , , ,00 Yeniköy 56, , , , ,00 TOPLAM 8.254, , , , , ,02 229

259 Çizelge 7.44 : Toplam boru boyuna göre çap yüzdelerinin dağılımı (COWI, 2004 den yararlanılarak bu çalışmada yapılan kabullerdir). Boru boyu (metre) <500mm (%) mm (%) mm (%) >1500m (%) Toplam (%) < > Çizelge 7.45 : Yerleşimlere göre çap yüzdeleri Maksimum nüfusa göre Çaplara göre boru boyu dağılımı Ortalama nüfusa göre Çaplara göre boru boyu dağılımı Yerleşim Toplam kanal boyu < >1500 Toplam kanal boyu < >1500 (m) (mm) (mm) (mm) (mm) (mm) (mm) (mm) (mm) (mm) Bodrum Merkez ,9 3332, , , ,888 Torba , , , , , ,375 0 Bodrum Mücavir 0 0 Çamlık , , Bitez , ,2 7058, , ,6 6786,2 4750, ,86 Konacık , , , , , ,52 0 Yalı ,9 4058, , ,6 3534,7 2474, ,41 Yalıkavak , , , , , , , ,899 Ykavak Mücavir Dağbelen , , Mumcular , , , , ,93 973, Mumcular Mücavir 0 0 Bahçeyaka ,2 360, ,2 360,8 0 Güvercinlik ,5 867,9 315, ,85 682,11 248,04 0 Tepecik , , , , , ,46 0 Turgutreis , , , , ,5 9598, , ,494 Turgutreis Mücavir Akyarlar ,5 7643, , , , ,725 İslamhaneleri ,9 2824, , , , ,74 0 Dereköy , ,17 513, , , ,9 0 Peksimet , , , , , ,955 0 Gümüşlük ,6 6991,2 4893, , ,2 4007, , ,333 Ortakent Yahşi ,8 6789,6 4752, , ,2 4960,4 3472, ,12 Ortakent Yahşi Mücavir Gürece , , , , , ,3 0 Yaka ,6 646,36 235,04 0 Göltürkbükü ,8 9114,6 6380, , ,2 5607, , ,258 Gündoğan ,5 5416, , ,5 4741, , ,469 Diğer köyler Çömlekçi , , Gökpınar Kemer , , Kumköy , , Mazı , , , , , ,3 0 Pınarlıbelen , , , , , ,05 0 Sazköy Yeniköy Bağlantı TOPLAM Çizelge 7.46 da çaplara göre toplam kanal maliyetleri belirlenmiştir. Bu kabullerde daha önce yapılan farklı çalışmalarda (Tuna ve Kınacı, 1999; COWI, 2004) kullanılan birim maliyet değerlerinden faydalanılmış ve bu çalışma kapsamında Bodrum da arazi gezilerinde elde edilen gözlemlere dayanılarak topografik yapıdan kaynaklanacak maliyetler de göz önüne alınmak suretiyle malzeme, proje, inşaat, yenileme ve tahmin edilmeyen giderler de göz önüne alınarak çaplara göre birim 230

260 maliyetler seçilmiştir. COWI şartnamesindeki birim maliyet değerleri alınmış olmakla birlikte Bodrum daki topografik yapı nedeniyle toplam boru boyu m den yüksek olan yerler için büyük çapların birim maliyetleri % 50 oranında arttırılmıştır. Çizelge 7.47 de ise bu kabullere göre Bodrum yerleşimlerinde maksimum ve ortalama nüfuslara göre kanal maliyetleri gösterilmiştir. Çizelge 7.46 : Çaplara göre birim maliyetler. Çap Birim maliyet (m/euro) <500mm mm m 1400 >1500m 2800 Arıtma tesisleri için de 2040 yılı maksimum nüfusuna göre tesis seçimi yapılmıştır. Tesis seçimi yapılırken öncelikli olarak mevcut mevzuat göz önünde bulundurulmuştur. Buna göre, Kentsel Atıksu Artıma Yönetmeliği, Kentsel Atıksu Arıtma Yönetmeliği Hassas ve Az Hassas Alanlar Tebliği ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmelikleri nde belirlenen hususlar ışığında, söz konusu tesislerden faydalanacak nüfus değerleri esas alınarak proses seçimi kriterleri belirlenmiştir. Burada karşılaştırma açısından kolaylık sağlanması için Çevre ve Orman Bakanlığı ve TUBİTAK MAM tarafından hazırlanılan Havza Koruma Eylem Planlarının Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanan Havza raporlarındaki yöntem izlenilmiştir. Bu bağlamda tesise bağlı nüfus değerine göre proses seçimi Çizelge 7.48 de verildiği gibi yapılmıştır. 231

261 Çizelge 7.47: Yerleşimlere göre kanal maliyetleri. 232

262 Çizelge 7.48 :Proses tipi seçim kriterleri (KAAY,2006) Çizelge 7.48 de görüldüğü üzere nüfusu 2000 in altında olan yerleşimler içmesuyu havzasında değilse doğal arıtma yapılabilmektedir. Benzer şekilde den az nüfusa sahip yerleşimlerin evsel atıksuları, hassas alan veya içme suyu havzasında değil ise ikincil arıtma mertebesinde aktif çamur sistemi ile arıtılabilmektedir in üzerinde nüfusa sahip yerleşimler ise nütrient giderimi yapabilen ileri arıtma mertebesinde bir arıtma gerektirmektedir. Çizelge 7.49 da Bodrum yarımadasındaki yerleşim birimleri ve öngörülen arıtma mertebeleri gösterilmektedir. 233

Mevsimsel nüfus değişiklikleri ve atıksu yönetimi üzerine bir inceleme

Mevsimsel nüfus değişiklikleri ve atıksu yönetimi üzerine bir inceleme itüdergisi/e su kirlenmesi kontrolü Cilt:21, Sayı:2, 25-36 Kasım 2011 Mevsimsel nüfus değişiklikleri ve atıksu yönetimi üzerine bir inceleme Ayşegül ATACAN ÖĞÜT *, Bilsen BELER BAYKAL, Cumali KINACI İTÜ

Detaylı

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ

ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ATIKSU YÖNETİMİ Ece SARAOĞLU Çevre ve Şehircilik Uzmanı 4. Türk-Alman Su İşbirliği Günleri 24.09.2014 Sunum İçeriği Atıksu Politikamız Atıksu Mevzuatı Su Kirliliği Kontrolü

Detaylı

TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI

TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi 273 TÜRKİYE DE SU POTANSİYELİ VE ATIKSULARIN GERİ KULLANIMI Veysel ASLAN Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Su ve Toprak Dairesi Başkanı Ankara /

Detaylı

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon

CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon CEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Türkiye Çevre Durum Raporu 2011 www.csb.gov.tr/turkce/dosya/ced/tcdr_20 11.pdf A3 Su ve Su Kaynakları 3.4 Kentsel

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu. Hazırlayanlar

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu. Hazırlayanlar Hazırlayanlar Tıbbi Teknolog Sait ŞEN Uzman Biyolog Zinnet OĞUZ Çevre Sağlık Teknisyeni Barış HALİÇ Yüksek Gıda Mühendisi Figen ERBİL NAZ Dr. Dilek DİKMEN Giriş ve Amaç Avrupa Birliği Komisyonu tarafından

Detaylı

Kentsel Atıksu Yönetimi

Kentsel Atıksu Yönetimi T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK K BAKANLIĞI Kentsel Atıksu Yönetimi Buğçe e DOĞAN ÇİMENTEPE Çevre ve Şehircilik Uzmanı Çevre Yönetimi Y Genel MüdürlM rlüğü 07-10 Haziran 2012 - İstanbul Sunumun İçeriği Bakanlığımızın

Detaylı

1201806 ATIKSU ARITIMI YILİÇİ UYGULAMASI (1+2) Bahar 2012

1201806 ATIKSU ARITIMI YILİÇİ UYGULAMASI (1+2) Bahar 2012 1201806 ATIKSU ARITIMI YILİÇİ UYGULAMASI (1+2) Bahar 2012 Çevre Mühendisliği Bölümü Selçuk Üniversitesi Dersin Öğretim Üyesi: Prof.Dr. Ali BERKTAY Tel. 2232093 e-mail: aberktay@selcuk.edu.tr Doç.Dr. Bilgehan

Detaylı

TÜRKÇE ÖRNEK-1 KARAALİ KÖYÜ NÜN MONOGRAFYASI ÖZET

TÜRKÇE ÖRNEK-1 KARAALİ KÖYÜ NÜN MONOGRAFYASI ÖZET TÜRKÇE ÖRNEK-1 KARAALİ KÖYÜ NÜN MONOGRAFYASI ÖZET Bu çalışmada, Karaali Köyü nün fiziki, beşeri, ekonomik coğrafya özellikleri ve coğrafi yapısının orada yaşayan insanlarla olan etkileşimi incelenmiştir.

Detaylı

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 10.10.2009 Resmi Gazete Sayısı: 27372 SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî

Detaylı

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Kapsam Ayak izi kavramı Türkiye de su yönetimi Sanal su Su ayak izi ve turizm Karbon ayak

Detaylı

SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 GENELGE ( 2006/15 )

SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 GENELGE ( 2006/15 ) SAYI :B.18.0.ÇYG.0.01.00.03/010-05/7240-30658 23.06.2006 KONU: Atıksu Arıtma Tesisleri için İş Termin Planı GENELGE ( 2006/15 ) Çok çeşitli amaçlarla su kaynaklarına olan hızlı talep artışının karşılanması,

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü DAĞITIM GENELGE (2009/16)

T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü DAĞITIM GENELGE (2009/16) Sayı : B.18.0.ÇYG.0.06.02-010.06.02/ Konu : Derin Deniz Deşarjı İzleme Genelgesi DAĞITIM 30.07.2009 GENELGE (2009/16) Bu Genelge, 13.02.2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Yönetmelik

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM TURİZM BÖLÜMÜ

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM TURİZM BÖLÜMÜ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM TURİZM BÖLÜMÜ Özgür ZEYDAN Öğr. Gör. Dr. Kasım 2014 Ankara Sunum Planı Önceki bildirimlerde Turizm bölümleri İklim Değişikliği

Detaylı

TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ ĐKĐNCĐ BÖLÜM

TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ ĐKĐNCĐ BÖLÜM 27 Haziran 2009 CUMARTESĐ Resmî Gazete Sayı : 27271 TEBLĐĞ Çevre ve Orman Bakanlığından: KENTSEL ATIKSU ARITIMI YÖNETMELĐĞĐ HASSAS VE AZ HASSAS SU ALANLARI TEBLĐĞĐ BĐRĐNCĐ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Yasal Dayanak

Detaylı

Kentsel Atıksu Arıtımı Hizmet Bedeli Tahsil Yöntemleri & Tam Maliyet Esası Ücret ve Vergilerin Yeterliliği

Kentsel Atıksu Arıtımı Hizmet Bedeli Tahsil Yöntemleri & Tam Maliyet Esası Ücret ve Vergilerin Yeterliliği KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kentsel Atıksu Arıtımı Hizmet Bedeli Tahsil Yöntemleri & Tam Maliyet Esası Ücret ve Vergilerin Yeterliliği Ali SAĞLIK Genel Müdür

Detaylı

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31 İçerik Dünyadaki su potansiyeline bakış Türkiye deki su potansiyeline bakış Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Görevleri Mevzuat Çalışmaları Yapılan Faaliyetler Su Tasarrufu Eylem Planı Su Ayakizi Çalışmaları

Detaylı

KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE)

KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE) KONU BAŞLIĞI Örnek: ENERJİ VERİMLİLİĞİ NELER YAPILACAK? KISA SLOGAN ALTINDA KISA AÇIKLAMA (1 CÜMLE) GÖRSEL MALZEME (FOTO, GRAFİK, ŞEKİL, LOGO VB.) GRAFİK VEYA TABLO (STRATEJİK PLANDA VERİLEN HEDEF VE ONLARA

Detaylı

KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ, FİNANSAL SORUNLAR ve ÖNERİLER

KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ, FİNANSAL SORUNLAR ve ÖNERİLER KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ, FİNANSAL SORUNLAR ve ÖNERİLER Recep AKDENİZ Kentsel Atıksu Kirliliğinin Kontrolü Şube Müdürü recep.akdeniz@cevresehircilik.gov.tr 2011 Kasım Ankara SUNUM İÇERİĞİ Mevcut Durum Mevzuat

Detaylı

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER Technical Assistance for Implementation Capacity for the Environmental Noise Directive () Çevresel Gürültü Direktifi nin Uygulama Kapasitesi için Teknik Yardım Projesi Technical Assistance for Implementation

Detaylı

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler 1. HAVZA KORUMA PLANI KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN 2. SAĞLANMASI 3. ATIK SU ve ALTYAPI YÖNETİMİ 3.1. Göl Yeşil Kuşaklama Alanındaki Yerleşimler Koruma Planı'nda önerilen koşullarda önlemlerin

Detaylı

KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU *

KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU * KENT BİLGİ SİSTEMİNİN BİR ALT SİSTEMİ OLARAK İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ VE TÜRKİYE İÇİN 2008 YILINDA İSTATİSTİKSEL BİLGİ SİSTEMİ KULLANIM DURUMU * Statistical Information System as a subsystem of Urban

Detaylı

REMONDIS Aqua International GmbH Sunumu

REMONDIS Aqua International GmbH Sunumu REMONDIS Aqua International GmbH Sunumu Su ve Altyapı Sistemlerinde Türkiye de İşletmecilik Deneyimlerimiz RETHMANN-Grup: Satışlar & Personel Satışlar 2009 in Mio. : 3,800 Satış ışlar 2010 in Mio. : 5,400

Detaylı

BÜYÜK MELEN HAVZASI ENTEGRE KORUMA VE SU YÖNETİMİ. Prof. Dr. İzzet Öztürk İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü

BÜYÜK MELEN HAVZASI ENTEGRE KORUMA VE SU YÖNETİMİ. Prof. Dr. İzzet Öztürk İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü BÜYÜK MELEN HAVZASI ENTEGRE KORUMA VE SU YÖNETİMİ Prof. Dr. İzzet Öztürk İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü GÜNDEM Büyük Melen Havzası nın Konumu ve Önemi Büyük Melen Havzası ndan İstanbul a Su Temini Projesi

Detaylı

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ 10 Ekim 2009 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27372 Çevre ve Orman Bakanlığından: TEBLİĞ SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, 31/12/2004 tarihli

Detaylı

ÇEVRE KANUNUNCA ALINMASI GEREKEN İZİN VE LİSANSLAR HAKKINDA YÖNETMELİK KAPSAMINDA ATIKSULARINI DERİN DENİZ DEŞARJI YÖNTEMİ İLE DENİZE DEŞARJ YAPMAK

ÇEVRE KANUNUNCA ALINMASI GEREKEN İZİN VE LİSANSLAR HAKKINDA YÖNETMELİK KAPSAMINDA ATIKSULARINI DERİN DENİZ DEŞARJI YÖNTEMİ İLE DENİZE DEŞARJ YAPMAK ÇEVRE KANUNUNCA ALINMASI GEREKEN İZİN VE LİSANSLAR HAKKINDA YÖNETMELİK KAPSAMINDA ATIKSULARINI DERİN DENİZ DEŞARJI YÖNTEMİ İLE DENİZE DEŞARJ YAPMAK İSTEYEN KURUM VE KURULUŞLAR İÇİN ÇEVRE İZNİ BAŞVURU ŞARTLARI

Detaylı

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ İDARİ USULLER TEBLİĞİ Bu Tebliğ, 12 Mart 1989 tarihli ve 20106 sayılı Resmî Gazete de yayınlanmıştır. Amaç Madde 1 - Bu tebliğ, 9 Ağustos 1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre

Detaylı

PROJE - FAALİYET KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI

PROJE - FAALİYET KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI 1 HAVZA KORUMA EYLEM PLANI STRATEJİSİNİN OLUŞTURULMASI ÇOB, DSİ, İB, Valilikler, Belediyeler, Üniversiteler, TÜBİTAK HSA/ÇİB 2 KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN SAĞLANMASI ÇOB, Valilikler HSA/ÇİB

Detaylı

BİYOLOJİK ARITMA DENEYİMLERİ

BİYOLOJİK ARITMA DENEYİMLERİ BİYOLOJİK ARITMA DENEYİMLERİ Kütahya Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisi, İller Bankası nca 1985 yılında projelendirilmiş, 1992 yılında çalışmaya başlamıştır. Şehir merkezinin evsel nitelikli atıksularını

Detaylı

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı. AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı. AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı AB Çevre Müktesebatının Yerel Yönetimlere Uygulanması 1 Uygulama Örnekleri 1.Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği 2.Tehlikeli Maddelerin

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

KENTSEL SU YÖNETĠMĠNDE ÇAĞDAġ GÖRÜġLER VE YAKLAġIMLAR

KENTSEL SU YÖNETĠMĠNDE ÇAĞDAġ GÖRÜġLER VE YAKLAġIMLAR KENTSEL SU YÖNETĠMĠNDE ÇAĞDAġ GÖRÜġLER VE YAKLAġIMLAR Dr. Canan KARAKAġ ULUSOY Jeoloji Yüksek Mühendisi 26-30 Ekim 2015 12.11.2015 Antalya Kentsel Su Yönetiminin Evreleri Kentsel Su Temini ve Güvenliği

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ Danışman Doç. Dr. Tufan BAL YÜKSEK LİSANS TEZİ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI ISPARTA - 2016 2016 [] TEZ

Detaylı

NEDEN GRİ SU? GRİ SU NEDİR?

NEDEN GRİ SU? GRİ SU NEDİR? NEDEN GRİ SU? GRİ SU NEDİR? Evlerde tuvaletlerden gelen atık sular dışında üretilen tüm atık suya Gri su denir. Gri su kaynakları çamaşır makineleri, çamaşırhaneler, duşlar, bulaşık makineleri, lavabolar

Detaylı

TÜRKİYE DE KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ VE PLANLAMASI

TÜRKİYE DE KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ VE PLANLAMASI TÜRKİYE DE KENTSEL ATIKSU YÖNETİMİ VE PLANLAMASI Recep AKDENİZ Atıksu Yönetimi ve Planlama Şube Müdürü 17 Mart 2011 - Ankara BAKANLIĞIMIZIN GÖREV ÇERÇEVESİ Kentsel Altyapıda; Politika ve prensipleri belirleme,

Detaylı

Mevcut durum Kazan Köyü nde kurulmuş olan Biyodisk Teknolojisi Arıtma Tesisinde, 600 eşdeğer kişiden kaynaklanmakta olan atıksular arıtılmaktadır.

Mevcut durum Kazan Köyü nde kurulmuş olan Biyodisk Teknolojisi Arıtma Tesisinde, 600 eşdeğer kişiden kaynaklanmakta olan atıksular arıtılmaktadır. ÖRNEK PROJE ASKİ Ankara İli Kazan İlçesine bağlı Pazar Köyü 600 kişi kapasiteli Dönen Biyolojik Disk (DBD) prensibi ile çalışan Paket biyolojik atıksu arıtma tesisi 0.37 kw motor-redüktör ile aylık kişi

Detaylı

İŞVEREN ANKETİ SONUÇLARI

İŞVEREN ANKETİ SONUÇLARI Percentage of gaduates (%) Percentages (%) İŞVEREN ANKETİ SONUÇLARI Mayıs/212 ( adet işveren tarafından cevaplanmıştır) 1. Adı Soyadı... 2. Kurum/Firma Adı... 3. Genel olarak işvereni olduğunuz kurum/firma

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

İçindekiler VII. Ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür XV XIX XXI. I. Kısım Su teminine giriş

İçindekiler VII. Ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür XV XIX XXI. I. Kısım Su teminine giriş Ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür XV XIX XXI I. Kısım Su teminine giriş 1 Su sektörü 3 1.1 Giriş 3 1.2 Su tüketimi 3 1.3 Kabul edilebilir su kalitesi 7 1.4 Su sektörü hizmetleri 10 1.5 Su koruma

Detaylı

MBR HİZMETLERİ SUNUM DOSYASI

MBR HİZMETLERİ SUNUM DOSYASI MBR HİZMETLERİ SUNUM DOSYASI SUYLA OYUN OLMAZ!! En ileri teknolojiler dahi doğru mühendislik hizmeti ile birleştirilmediğinde atıl yatırımlara dönüşebilmektedir. Sektörde tamamladığımız tüm tesislerde

Detaylı

Tarým Arazilerinin Amaç Dýþý Kullanýmý; Erzurum Örneði

Tarým Arazilerinin Amaç Dýþý Kullanýmý; Erzurum Örneði Tarým Arazilerinin Amaç Dýþý Kullanýmý; Erzurum Örneði Ekoloji 13, 52, 1-6 2004 Ali Kýlýç ÖZBEK Devlet Su Ýþleri 8. Bölge Müdürlüðü 25100, ERZURUM Taþkýn ÖZTAÞ Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak

Detaylı

Atıksu Miktarlarının Belirlenmesi. ÇEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon

Atıksu Miktarlarının Belirlenmesi. ÇEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon Atıksu Miktarlarının Belirlenmesi ÇEV 314 Yağmursuyu ve Kanalizasyon Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Temel Kavramlar Kullanılmış suların (atıksu) deşarj edildiği ortama alıcı ortam

Detaylı

ATIKSU ARITMA TESİSİ ENERJİ GİDERİ GERİ ÖDEME BELGESİ

ATIKSU ARITMA TESİSİ ENERJİ GİDERİ GERİ ÖDEME BELGESİ EK-1 GERİ ÖDEME BELGESİ T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü SAYI B.18.0.ÇYG.0/ TARİH KONU Atıksu Arıtma Tesisi Enerji Gideri Geri Ödeme Belgesi BELGE NO ATIKSU ARITMA TESİSİ ENERJİ

Detaylı

TÜRKİYE TURİZM STRATEJİSİ 2023 VE MALATYA İLİ TURİZMİ

TÜRKİYE TURİZM STRATEJİSİ 2023 VE MALATYA İLİ TURİZMİ TÜRKİYE TURİZM STRATEJİSİ 2023 VE MALATYA İLİ TURİZMİ Dr. ADNAN ASLAN 27 MART 2013 ANKARA KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM ve İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇERİK 1.Dünyada ve Türkiye de Turizm 2. Türkiye

Detaylı

ADAPAZARI KENTSEL ATIKSU ARITMA TESĐSĐ ATIKSUYUNUN KARAKTERĐZASYONUNUN ĐNCELENMESĐ VE DEĞERLENDĐRĐLMESĐ

ADAPAZARI KENTSEL ATIKSU ARITMA TESĐSĐ ATIKSUYUNUN KARAKTERĐZASYONUNUN ĐNCELENMESĐ VE DEĞERLENDĐRĐLMESĐ ADAPAZARI KENTSEL ATIKSU ARITMA TESĐSĐ ATIKSUYUNUN KARAKTERĐZASYONUNUN ĐNCELENMESĐ VE DEĞERLENDĐRĐLMESĐ 1 Beytullah EREN, 1 Büşra SUROĞLU, 1 Asude ATEŞ, 1 Recep ĐLERĐ, 2 Rüstem Keleş ÖZET: Bu çalışmada,

Detaylı

Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi

Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi Marmara Kıyıları Hassas Alan Yönetimi Huri EYÜBOĞLU Şub. Müd. huri.eyuboglu@csb.gov.tr İSTANBUL SUNUM İÇERİĞİ SINHA PROJESİ Türkiye Kıyılarında Kentsel Atıksu Yönetimi: Sıcak Nokta ve Hassas Alanların

Detaylı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı X, Y, Z KUŞAĞI TÜKETİCİLERİNİN YENİDEN SATIN ALMA KARARI ÜZERİNDE ALGILANAN MARKA DENKLİĞİ ÖĞELERİNİN ETKİ DÜZEYİ FARKLILIKLARININ

Detaylı

ASSESSMENT OF SUDAN-NYALA City s WATER HEALTH IN UNUSUAL LIFE

ASSESSMENT OF SUDAN-NYALA City s WATER HEALTH IN UNUSUAL LIFE ASSESSMENT OF SUDAN-NYALA City s WATER HEALTH IN UNUSUAL LIFE *Hasan Hüseyin EKER *Sanaa İSHAG **Eyup DEBİK **Ahmet DOGAN * Ceyda ACAR *** Ahmed Beraka *Bezmialem Vakİf University - School of Medicine

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÇEŞME SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÇEŞME SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÇEŞME SONUÇ RAPORU Tarih: 7 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 50 Katılımcı listesindeki Sayı: 46 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 5 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ I. YIL

MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ I. YIL I. YIL I II (ECTS) Fİ-101 FİİK PHYSICS (3+0)-3 4 KİM-101 KİMYA I CHEMISTRY I (2+2)-3 5 MAT-101 MATEMATİK I MATHEMATICS II (3+0)-3 4 CM-101 ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ INTRODUCTION TO ENVIRONMENTAL ENGINEERING

Detaylı

WASTEWATER ATIK SU TOPRAK ALTI DAMLA SULAMA SİSTEMLERİ Yeterli Temiz Suyumuz Var Mı? GELECEK 70-75% Zirai 10% Endüstri 15-20% Evsel Atık Su Oluşuyor ~90-92% Kanalizasyon Sistemine Akıtılıyor!.. TOPRAK

Detaylı

«MAVİ DENİZ TEMİZ KIYILAR»

«MAVİ DENİZ TEMİZ KIYILAR» MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI «MAVİ DENİZ TEMİZ KIYILAR» ÇEVRE KORUMA VE KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI MUĞLA İLİ Muğla Muğla, 895.000 kişilik nüfusu ve 12.975 km 2

Detaylı

Araştırma Makalesi / Research Article

Araştırma Makalesi / Research Article BEÜ Fen Bilimleri Dergisi BEU Journal of Science 3(1), 53-64, 2014 3(1), 53-64, 2014 Araştırma Makalesi / Research Article Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi Çıkış Sularının Kehli Deresi Su Kalitesi Üzerine

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU Tarih: 27 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 35 Katılımcı listesindeki Sayı: 30 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

Curriculum Vitae. Department of Environmental Engineering. Papers published in international journals indexed in SCI:

Curriculum Vitae. Department of Environmental Engineering. Papers published in international journals indexed in SCI: Curriculum Vitae Full Name: Date & Place of Birth: Oktay ÖZKAN 1970 Kayseri Office Contact: 32801 Academic Title & Department: Department of Environmental Engineering Academic Qualifications: Academic

Detaylı

BİLGİ İŞLEM MÜDÜRLÜĞÜ

BİLGİ İŞLEM MÜDÜRLÜĞÜ BİLGİ İŞLEM MÜDÜRLÜĞÜ A) GENEL BİLGİLER 2014 yılı yerel seçimleriyle birlikte yeni kurulan Tuşba Belediyesinin teşkilatlanma çalışmaları başlamış ve bu kapsamda meclis kararıyla Bilgi İşlem Müdürlüğü oluşturulmuştur.

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ *

DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ * DRENAJ KANALLARINDA MEVSİMSEL KİRLENMENİN BELİRLENMESİ, AŞAĞI SEYHAN ÖRNEĞİ * Investigation About Seasonal Pollution Drainage Channels, Asagi Seyhan Samples Şevki İSKENDEROĞLU Çevre Mühendisliği Anabilim

Detaylı

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet)

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet) 4 Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar (Özet) Günümüzde, teknolojinin gelişmesi ile yüz tanımaya dayalı bir çok yöntem artık uygulama alanı bulabilmekte ve gittikçe de önem kazanmaktadır. Bir çok farklı uygulama

Detaylı

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği 2023 Vizyonu Çerçevesinde Türkiye Tarım Politikalarının Geleceği Çalıştayı Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği Dr. Yurdakul SAÇLI Kalkınma Bakanlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel

Detaylı

AB Sürecinde Çevresel Yatırımları 07.06.2012, Istanbul

AB Sürecinde Çevresel Yatırımları 07.06.2012, Istanbul AB Sürecinde Çevresel Yatırımları 07.06.2012, Istanbul Gürdoğar Sarıgül Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve İklim Değişikliği Seoktör Yöneticisi 11.06.2012 Çevre alanında

Detaylı

10. ÇEVRE İSTATİSTİKLERİ

10. ÇEVRE İSTATİSTİKLERİ TR41 Bölgesi 2008 2010 10. ÇEVRE İSTATİSTİKLERİ 10.1. Atık İstatistikleri 10.1.1. Belediye- Atık Hizmeti Verilen Nüfus ve Atık Miktarı 2008,2010 Toplam nüfus Belediye Anket uygulanan Anket uygulanan Atık

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Sayı: B.09.0.ÇED.0.10.01.00-150.01/683 18/01/2013 Konu: Çevre İzin Belgesi PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş (Bakır Madeni ve Zenginleştirme Tesisi) Madenköy/Siirt MADENKÖY/ŞİRVAN ŞİRVAN

Detaylı

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE 2007- sonrası Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE Nadir hastalık ve yetim ilaç tanımı Ülkemizdeki durum Nadir hastalıkların

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU Tarih: 4 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 65 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015. Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür

ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015. Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür ATIKSU YÖNETİMİ ve SU TEMİNİ PROJEKSİYONLARI Aralık 2015 Dr. Dursun Atilla ALTAY Genel Müdür Marmara Havzası ve Atıksu Yönetimi 1950'li yıllar Caddebostan Plajı 1980'li yıllar Ülkemizin en kalabalık şehri

Detaylı

İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Yönetmeliğin Yayınlandığı Resmi Gazete nin Tarihi Sayısı 29/06/2012 28338 İÇME SUYU ELDE EDİLEN VEYA ELDE EDİLMESİ PLANLANAN YÜZEYSEL SULARIN KALİTESİNE DAİR YÖNETMELİK Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE EKONOMİK BÜYÜMENİN SİGORTACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ Elif ERDOĞAN Yüksek Lisans Tezi Çorum 2013 DÜNYA DA VE TÜRKİYE

Detaylı

TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ

TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ PREPARED Enabling Change - Kentsel Altyapı Sistemlerinde İklim Değişimi Etkilerinin Azaltılması Alternatif Su Kaynakları Ahmet Baban İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARAŞTIRMA PROJELERİ BİLGİ

Detaylı

Grontmij Sürdürülebilir Mühendislik ve Tasarım... Övünç Birecik, Grontmij Türkiye

Grontmij Sürdürülebilir Mühendislik ve Tasarım... Övünç Birecik, Grontmij Türkiye Grontmij Sürdürülebilir Mühendislik ve Tasarım... Övünç Birecik, Grontmij Türkiye 1 Grontmij Profilimiz Kuruluş; 1915 Hizmet Alanı; Danışmanlık, Tasarım ve Mühendislik Hizmetleri Halka açık; EuroNext Amsterdam

Detaylı

Antalya ili içme ve kullanma suyu ihtiyacı ve bazı öneriler

Antalya ili içme ve kullanma suyu ihtiyacı ve bazı öneriler 159 Antalya ili içme ve kullanma suyu ihtiyacı ve bazı öneriler Onur ARSLAN 1, Hasan Hüseyin ÖNDER 2, Gültekin ÖZDEMİR 2 1 Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü,

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YENİ HİZMET ALANI

SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YENİ HİZMET ALANI SAMSUN SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YENİ HİZMET ALANI 5216 sayılı yasadan önceki Belediye Hizmet Alanı (7.000 ha) 5747 sayılı yasadan sonra Büyükşehir Belediyesi Mücavir Alan Çizgisi (79.000 ha) 6360 sayılı

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDİSİ TANIM

ÇEVRE MÜHENDİSİ TANIM TANIM Doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, doğal çevrenin korunması ve insan sağlığına uygun biçimde geliştirilmesi konusunda çalışan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ VE EKİPMAN Çevre

Detaylı

ORMAN KAYNAKLARININ TURİZM AMAÇLI TAHSİSİNE İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ ODC: 906

ORMAN KAYNAKLARININ TURİZM AMAÇLI TAHSİSİNE İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ ODC: 906 ISBN: 978-605-4610-19-8 ORMAN KAYNAKLARININ TURİZM AMAÇLI TAHSİSİNE İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ ODC: 906 The Determinition of The Problems and Solution ways, Interested in Allocated Forest Resources

Detaylı

SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat

SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı; Su Şebeke ve Arıtma

Detaylı

SATILIK YATIRIM ARSASI BODRUM - MİLAS

SATILIK YATIRIM ARSASI BODRUM - MİLAS SATILIK BODRUM - MİLAS İÇİNDEKİLER ÖZET BODRUM-MİLAS GENEL BİLGİ GAYRİMENKULÜN KONUMU NÜFUS ETKİ BÖLGESİ BODRUM-MİLAS BÖLGE HARİTASI BÖLGEDE YER ALAN ÖNEMLİ PERAKENDECİLER MÜLKİYET VE İMAR DURUMU SATIŞ

Detaylı

TE KAVRAMINA GENEL YAKLA

TE KAVRAMINA GENEL YAKLA İÇİNDEKİLER ÖZ. ABSTRACT... v ŞEKİLLER LİSTESİ...vi TABLOLAR LİSTESİ...vii GİRİŞ...ix BÖLÜM I TURİZM OLAYINA VE KAPASİTE KAVRAMINA GENEL YAKLAŞIM 1.1. TURİZM OLAYI...1 1.1.1. Turizmin Tanımı...2 1.1.2.

Detaylı

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR ANABİLİM DALI ADI SOYADI DANIŞMANI TARİHİ :TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI : Yasemin YABUZ : Yrd. Doç. Dr. Abdullah ŞENGÜL : 16.06.2003 (1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR Kökeni Antik Yunan

Detaylı

AFYONKARAHİSAR SULAMA PROJESİNDE DEZENFEKTE EDİLMİŞ ATIKSULARIN KULLANIMI

AFYONKARAHİSAR SULAMA PROJESİNDE DEZENFEKTE EDİLMİŞ ATIKSULARIN KULLANIMI AFYONKARAHİSAR SULAMA PROJESİNDE DEZENFEKTE EDİLMİŞ ATIKSULARIN KULLANIMI Adem COŞKUN 1, Fatih KİŞİ 2, İlker KURT 3, Ömer AÇIKGÖZ 4 1 DSİ 18. Bölge Müdürü ISPARTA, ademcoskun@dsi.gov.tr 2 DSİ 18. Bölge

Detaylı

KİRLİLİK YÜKÜ HESAPLAMALARI

KİRLİLİK YÜKÜ HESAPLAMALARI KİRLİLİK YÜKÜ HESAPLAMALARI Dr. Alpaslan EKDAL İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü ekdala@itu.edu.tr Kıyı Suları, Yer altı Suları ve Yüzeysel Suların Kalitesinin Belirlenmesi ve Yönetimi Hizmet İçi Eğitim Programı

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Sayı: 43986390-150.01/196 21/01/2015 Konu: Çevre İzin Belgesi OTO TRİM OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ DENİZLİ KÖYÜ ATATÜRK CAD. NO:172 GEBZE/KOCAELİ GEBZE / KOCAELİ İlgi: (a) 16/01/2014 tarihli

Detaylı

TURİZMİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ. Necip BOZ Koordinatör TÜROFED Türkiye Otelciler Federasyonu

TURİZMİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ. Necip BOZ Koordinatör TÜROFED Türkiye Otelciler Federasyonu TURİZMİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ Necip BOZ Koordinatör TÜROFED Türkiye Otelciler Federasyonu 1982 1983 1984 1985 1986 1987 1988 1989 199 1991 1992 2 25 Turizm İşletmesi Belgeli Tesis Sayısı 1982-1992 2

Detaylı

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen ix xiii xv xvii xix xxi 1. Çevre Kimyasına Giriş 3 1.1. Çevre Kimyasına Genel Bakış ve Önemi

Detaylı

Republic of Turkey Ministry of Finance General Directorate of National Immovables Performance Agreement

Republic of Turkey Ministry of Finance General Directorate of National Immovables Performance Agreement Republic of Turkey Ministry of Finance General Directorate of National Immovables Performance Agreement Presentation Plan Possible Amendments Strategic Policies Performance Targets Activities Operational

Detaylı

T.C. HİTİT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI

T.C. HİTİT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI T.C. HİTİT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI ÇORUM İLİNDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE STRATEJİK YÖNETİMİN YERİ, ÖNEMİ VE GELİŞTİRİLMESİ; BİR İŞLETME ÖRNEĞİ Ahmet ÖLÇER

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU Tarih: 20 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 55 Katılımcı listesindeki Sayı: 50 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

BOĞAZİÇİ UNIVERSITY KANDİLLİ OBSERVATORY and EARTHQUAKE RESEARCH INSTITUTE GEOMAGNETISM LABORATORY

BOĞAZİÇİ UNIVERSITY KANDİLLİ OBSERVATORY and EARTHQUAKE RESEARCH INSTITUTE GEOMAGNETISM LABORATORY Monthly Magnetic Bulletin May 2015 BOĞAZİÇİ UNIVERSITY KANDİLLİ OBSERVATORY and EARTHQUAKE RESEARCH INSTITUTE GEOMAGNETISM LABORATORY http://www.koeri.boun.edu.tr/jeomanyetizma/ Magnetic Results from İznik

Detaylı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı TURİZM PAZARLAMASINDA TÜKETİCİLERİN TURİSTİK SATIN ALMA KARARI ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN WEB SİTESİ TASARIM ÖZELLİKLERİNİN NÖROGÖRÜNTÜLEME

Detaylı

ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1

ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1 İÇİNDEKİLER ŞEKİL LİSTESİ... ix TABLO LİSTESİ... xxxi MEVCUT TESİSLERİN İNCELENMESİ (İP 1)... 1 Bölgesel Değerlendirme... 2 Marmara Bölgesi... 2 Karadeniz Bölgesi... 13 1.1.3. Ege Bölgesi... 22 Akdeniz

Detaylı

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Turizm İhtisas Komisyonu Toplantısı 29.05.2013

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Turizm İhtisas Komisyonu Toplantısı 29.05.2013 2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Turizm İhtisas Komisyonu Toplantısı 29.05.2013 Küresel Turizm Sektörü Dünya daki turist sayısı 2011 yılında bir önceki yıla göre % 4,6 ve 2012 de %4 artışla 1,035 milyar

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU Tarih: 16 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 25 Katılımcı listesindeki Sayı: 20 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

Hach Lange Berlin de üretim yapar & Avrupa merkezi Düsseldorf tadır

Hach Lange Berlin de üretim yapar & Avrupa merkezi Düsseldorf tadır 11.04.2012 Proses Analizörlü Arıtma Tesislerinde Enerji Optimizasyonu Olanakları ve Sınırları HACH LANGE TÜRKİYE OFİSİ Aytunç PINAR Satış Müdürü Hach Lange Berlin de üretim yapar & Avrupa merkezi Düsseldorf

Detaylı

Ege Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Kontrol Sistemleri II Dersi Grup Adı: Sıvı Seviye Kontrol Deneyi.../..

Ege Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Kontrol Sistemleri II Dersi Grup Adı: Sıvı Seviye Kontrol Deneyi.../.. Ege Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Kontrol Sistemleri II Dersi Grup Adı: Sıvı Seviye Kontrol Deneyi.../../2015 KP Pompa akış sabiti 3.3 cm3/s/v DO1 Çıkış-1 in ağız çapı 0.635 cm DO2

Detaylı

VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU

VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU VALİDEBAĞ KORUSU DERESİ İNCELEME RAPORU TEKNİK TESPİT RAPORU TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ 09 Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak 24.01.2015 tarihinde yaptığımız teknik inceleme

Detaylı

AKTS Başvurumuz. Bologna Süreci Uzmanlarının Değerlendirmesi

AKTS Başvurumuz. Bologna Süreci Uzmanlarının Değerlendirmesi AKTS Başvurumuz Bologna Süreci Uzmanlarının Değerlendirmesi Bologna Süreci Uzmanlarının Değerlendirme Sistemi Her bir bölüm için verilen skorlar Kabul edilebilir: 3 Çok iyi : 4 Örnek çalışma : 5 Part 1.

Detaylı

2010-2011 Kış Sezonunda Elazığ Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisinin Bazı Parametrelerle Değerlendirilmesi

2010-2011 Kış Sezonunda Elazığ Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisinin Bazı Parametrelerle Değerlendirilmesi 1 C. U. Fen Fakültesi Fen Bilimleri Dergisi, Cilt 32, No.2 (2011) 2010-2011 Kış Sezonunda Elazığ Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisinin Bazı Parametrelerle Değerlendirilmesi Murat TOPAL*, E. Işıl ARSLAN TOPAL

Detaylı

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar Technical Assistance for Implementation of the By-Law on Strategic Environmental Assessment EuropeAid/133447/D/SER/TR Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği'nin Uygulanması Teknik Yardım Projesi

Detaylı