PEMFİGUS VE BÜLLÖZ PEMFİGOİD HASTALARINDA TRİKOGRAM BULGULARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "PEMFİGUS VE BÜLLÖZ PEMFİGOİD HASTALARINDA TRİKOGRAM BULGULARI"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DERMATOLOJİ KLİNİĞİ Şef: Doç. Dr. Adem KÖŞLÜ PEMFİGUS VE BÜLLÖZ PEMFİGOİD HASTALARINDA TRİKOGRAM BULGULARI DR. İLTERİŞ OĞUZ TOPAL (Uzmanlık Tezi) İstanbul, 2008

2 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DERMATOLOJİ KLİNİĞİ Şef: Doç. Dr. Adem KÖŞLÜ PEMFİGUS VE BÜLLÖZ PEMFİGOİD HASTALARINDA TRİKOGRAM BULGULARI DR. İLTERİŞ OĞUZ TOPAL (Uzmanlık Tezi) İstanbul,

3 TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimim boyunca büyük destek ve yardımlarını gördüğüm, bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım Klinik Şefimiz Doç.Dr.Adem Köşlü ye, Rotasyonlarım boyunca eğitimime katkıda bulunan 3. Dahiliye Klinik Şefi Uz.Dr.Fatih Borlu ile Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Klinik Şefi Doç.Dr.Turan Aslan a, Uzmanlık eğitimim boyunca eğitimime sağladığı katkılarından dolayı Klinik Şef muavinimiz sayın Doç.Dr.İlknur Altunay a, Asistanlık hayatım boyunca bilgi ve tecrübelerini benimle paylaşan başasistanlarım Doç.Dr. Gonca Gökdemir ve tezimin hazırlanmasındaki yardımlarından dolayı Doç.Dr. Tuğba Rezan Ekmekçi ye, Birlikte çalıştığım asistan arkadaşlarıma, Yardımlarımdan dolayı klinik hemşire ve personeline, Tüm tıp eğitimim ve asistanlığım boyunca hep yanımda olan ve desteklerini esirgemeyen annem, babam, eşim ve oğluma Saygı ve teşekkürlerimi sunarım. Dr. İlteriş Oğuz Topal 3

4 İÇİNDEKİLER KONU BAŞLIKLARI SAYFA NO İÇİNDEKİLER.. 3 TABLO LİSTESİ.. 4 ŞEKİL LİSTESİ. 5 ÖZET... 6 GİRİŞ. 7 GENEL BİLGİLER... 8 OTOİMMUN BÜLLÜ HASTALIKLAR 8 PEMFİGUS GRUBU HASTALIKLAR 11 PEMFİGOİD GRUBU HASTALIKLAR. 16 KIL FOLİKÜLÜ VE KIL SİKLUSU. 20 KILIN EMBRİYOLOJİSİ.. 20 KILIN ANATOMİSİ KILIN HİSTOLOJİK YAPISI.. 23 KILIN BİYOKİMYASAL YAPISI 26 KIL FOLİKÜLÜ SİKLUSU 27 KIL SİKLUSUNUN REGÜLASYONU TRİKOGRAM. 33 TRİKOGRAM TEKNİĞİ TRİKOGRAMDA FİZYOLOJİK KIL KÖKÜ MODELLERİ.. 35 TRİKOGRAMDA PATOLOJİK KIL KÖKÜ MODELLERİ 38 NORMAL TRİKOGRAM DEĞERLERİ.. 42 PATOLOJİK TRİKOGRAM 43 MATERYAL VE METOD.. 49 BULGULAR 51 TARTIŞMA.. 59 KAYNAKLAR 63 4

5 TABLO LİSTESİ TABLO TABLO BAŞLIĞI NO Tablo 1 Tablo 2 Tablo 3 Tablo 4 Tablo 5 Tablo 6 Tablo 7 Otoimmun büllü hastalıkların histolojik ayrışma bölgesine göre sınıflandırılması Otoimmun büllü hastalıkların klinik, histopatolojik ve immunopatolojik kriterlere göre sınıflandırılması Bassukas ve Hornstein in trikogram değerlendirme kriterleri Saçlı deri tutulumu olan pemfiguslu hastalar Saçlı deri tutulumu olan pemfiguslu hastaların demografik özellikleri ve trikogram değerleri Saçlı deri tutulumu olmayan pemfiguslu hastaların demografik özellikleri ve trikogram değerleri Büllöz pemfigoid hastalarının demografik özellikleri ve trikogram bulguları SAYFA NO

6 ŞEKİL LİSTESİ ŞEKİL NO ŞEKİL BAŞLIĞI SAYFA NO Şekil 1 Kıl folikülünün longitudinal görünümü 24 Şekil 2 Kıl folikülünün transvers görünümü 25 Şekil 3 Kıl siklusünün fazları 29 Şekil 4 Trikogram tekniği 34 Şekil 5 Anagen kıl görünümü 35 Şekil 6 Katajen kıl görünümü 36 Şekil 7 Telojen kıl görünümü 37 Şekil 8 Distrofik kıl görüntüsü 38 Şekil 9 Patolojik trikogram şekilleri 40 Şekil 10 Normal trikogramda gözlenen kıl şekilleri 42 Şekil 11 Trikogram için kullanılan gereçler Saçlı deri tutulumu olan pemfiguslu hastaların 50 Şekil 12 Şekil 13 Şekil 14 trikogram bulguları Saçlı deri tutulumu olmayan pemfiguslu hastaların trikogram bulguları Büllöz pemfigoid hastalarının trikogram bulguları Şekil 15 Anajen trikogram örneği 57 Şekil 16 Anajen trikogram örneği 57 Şekil 17 Telojen trikogram örneği 58 Şekil 18 Distrofik trikogram örneği 58 6

7 ÖZET Çalışma grubumuza (klinik, histopatoloji ve immunfloresan bulgularıyla) pemfigus ve büllöz pemfigoid tanısı almış ve tedavisi başlanmamış toplam 34 hasta (23 pemfigus, 11 pemfigoid) alındı. Her hastada AGA ( androgenetik alopesi ) eşlik edebileceği için saçlı deri tutulumu yok ise sadece oksipital bölgeden, saçlı deri tutulumu var ise oksipital bölgeye ek olarak tutulan alandan trikogram tekniği ile örnekler alındı. Pemfigus grubunda saçlı deride lezyonu olan 13 hasta (%56,5) mevcuttu. Bu hastaların lezyonlu bölgelerinden alınan trikogramlar değerlendirildiğinde 10 hastada (%76,9) normal trikogram, 2 hastada (%15,4) telojen trikogram, 1 hastada (%7,7) distrofik trikogram olduğu görüldü. Bu hastaların oksipital bölge trikogramlarında 7 hastada (%53,8) normal trikogram, 5 hastada (%38,5) telojen trikogram (üçünde %20 yi aşan distrofik kıl artışı), 1 hastada (%7,7) distrofik trikogram vardı. 11 büllöz pemfigoid hastasında (altı kadın, beş erkek, yaş ort: 72) saçlı deri tutulumu yoktu. Bu hastaların altısında (%54,5) telojen trikogram (beşinde %20 yi aşan distrofik kıl artışı), dördünde (%36,4) distrofik trikogram, birinde (%9) normal trikogram bulguları vardı. Sonuç olarak pemfiguslu hastaların tutulan bölgelerinde genellikle normal trikogram bulguları olduğu, bazı hastalarda (%46) ise hem %90 ların üzerinde normal anajen kıllara rastlandığı, hem de kılların loose anajen sendromuna benzer şekilde kolayca geldiği, tutulmayan bölgelerde hastaların yaklaşık yarısında telojen trikogram bulguları olduğu, büllöz pemfigoidde saçlı deri tutulumunun oldukça nadir olduğu, hastaların yaklaşık yarısında telojen trikogram örneği görüldüğü saptandı. Sadece saçlı deri tutulumu olan pemfigus hastalarında trikogram kılların kolay gelmesi ve yüksek oranda anajen kıllar içermesi nedeniyle tanı koydurucu olabilir. Saçlı deri tutulumu yoksa trikogram, doktoru yönlendirecek ve tanı koymasını sağlayacak bulgular içermez. 7

8 GİRİŞ Otoimmun büllü hastalıklarda kıl folikülünün etkilenebildiği bilinmektedir. Bu durum klinikte sulantılı ekzema görünümünden skuamlı infiltre plaklara kadar değişen bir spektrumda karşımıza çıkmaktadır. Ancak saçlı deri lezyonu olmayan otoimmun büllü hastalar da bulunmaktadır. Kıl folikülü tutulumunun her zaman kliniğe yansımadığı bilinmektedir. Literatüre bakıldığında kıl folikülü tutulumunun immunfloresan çalışmalar yapılarak saptanmaya çalışıldığı görülmektedir. Ancak bu çalışmalar oldukça az sayıdadır. Trikogram kıl kökleri ve kıl şaftının normal yapıda olup olmadığının anlaşılmasını sağlayan bir tekniktir li yıllardan beri bilinen bir konu olmasına karşın trikogramla ilgili çalışma sayısı oldukça azdır. Trikogram ülkemizde 1979 yılında Köşlü nün yapmış olduğu tez çalışmasından sonra tanınmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda ülkemizde psöriazis, alopesi areata, androgenetik alopesi gibi hastalıklarda trikogramla ilgili tez çalışmaları yapılmıştır. Yurt dışında da az sayıda benzer çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Pemfigus grubu hastalarda trikogramla ilgili 1980 li yıllarda yapılmış tek bir çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızda saçlı deri lezyonu olan ve olmayan yeni tanı konmuş ve her hangi bir tedavi almamış pemfigus ve büllöz pemfigoid hastalarında noninvaziv, kolay uygulanabilir bir teknik olduğunu düşündüğümüz trikogram ile kıl köklerinde, dolayısıyla kıl folikülünde meydana gelen değişiklikleri araştırmayı amaçladık. 8

9 GENEL BİLGİLER OTOİMMUN BÜLLÜ HASTALIKLAR Otoimmun büllü hastalıklar deri ve müköz membranlarda bulunan hücreler ve hücre ile matriks arasındaki yapısal proteinlere karşı oluşan otoantikorlarla karakterize, klinikte bül ve erozyonlarla karşımıza çıkan bir grup deri hastalığıdır (1,2). Bu hastalıklarda epidermis, dermoepidermal bileşkedeki bazal membran, dermisde anchoring fibrillerdeki proteinlere karşı IgG ve IgA yapısında otoantikorlar oluşmaktadır (2). Büllü dermatozlar ilk defa 1950 de Lever tarafından histolojik olarak tanımlanmış, 60 lı yıllarda ise immunfloresan ile otoantikorları bulan Jordan ve Beutner tarafından klasifiye edilmiştir (3). Otoimmun büllü hastalıklar histolojik olarak ayrışma yerine göre intraepidermal ve subepidermal olarak iki gruba ayrılırlar (3,4 ). (Tablo1) Tablo1 Otoimmun büllü hastalıkların histolojik ayrışma bölgesine göre sınıflandırılması SUBEPİDERMAL AYRIŞMA Büllöz pemfigoid İNTRAEPİDERMAL AYRIŞMA Pemfigus vulgaris Akiz epidermolizis büllosa Pemfigus vejetans Sikatrisyel pemfigoid Pemfigus foliaseus Büllöz lupus eritematosus Pemfigus eritematosus Herpes gestasyones Paraneoplastik pemfigus Dermatitis herpetiformis Pemfigus herpetiformis Lineer IgA dermatozu Ig A pemfigus 9

10 Klinik, histopatolojik ve immunopatolojik kriterlere göre ise otoimmun büllü hastalıklar pemfigus ve pemfigoid grubu hastalıklar, akiz epidermolizis büllosa ve dermatitis herpetiformis olmak üzere dört ana gruba ayrılmaktadır (1,5). (Tablo2) Tablo 2: Otoimmun büllü hastalıkların klinik, histopatolojik ve immunopatolojik kriterlere göre sınıflandırılması Hastalık DIF (direkt immun floresan) PEMFİGUS GRUBU HASTALIKLAR IIF (indirekt Antijen immun floresan) Pemfigus vulgaris İntersellüler Ig G ve C3 İntersellüler Ig G Desmoglein 3 ve 1 Pemfigus foliaseus İntersellüler Ig G ve C3 İntersellüler Ig G Desmoglein 1 Paraneoplastik pemfigus Ig A pemfigus Dermoepidermal bileşkede ve intersellüler alanda Ig G Desmoglein 3 İntersellüler Ig G ve C3 İntersellüler Ig A ve C3 İntersellüler Ig A Desmoglein 1 Desmoplakinler Desmokolin 1 Desmoglein 3 PEMFİGOİD GRUBU HASTALIKLAR Büllöz pemfigoid Dermoepidermal bileşkede lineer C3 ve Ig G Epidermal Ig G BP180, BP230 Epidermal Pemfigoid Dermoepidermal bileşkede gestasyones lineer C3 Müköz membran Dermoepidermal bileşkede Epidermal veya BP180, laminin pemfigoidi lineer C3, IgA, Ig G dermal Ig G 5, α6,β4 integrin Lineer Ig A Dermoepidermal bileşkede Epidermal Ig LAD1 hastalığı Akiz epidermolizis lineer IgA, C3 Dermoepidermal bileşkede A,dermal Ig A Tip 7 kollajen bülloza lineer C3, Ig A ve Ig G Dermal Ig G Tip 7 kollajen Dermatitis Dermal papillada granüler Ig Antiendomisyum herpetiformis A birikimi Ig A komplemen fiske BP180, BP230 Ig G Transglutaminaz 10

11 Otoimmun büllü hastalıkların tanısı klinik ve histopatolojik özelliklere göre konmaktadır. Lezyonlardan erken dönemde alınan biyopsi örneklerinin değerlendirilmesi aynı zamanda dokuda bağlı bulunan ya da dolaşımdaki otoantikorların direkt ve indirekt immunfloresan incelemeleriyle gösterilmesi gerekmektedir (6,7,8 ). Büllöz hastalıklarda tanı yöntemleri 1. Klinik özellikler 2. Bül sıvısından sitolojik teknik ( Tzanck smear) 3. Histopatolojik inceleme 4. İmmunofloresan 5. İmmunoenzimatik teknikler 6. İmmunoblottingimmunopresipitasyon 7. Elektron mikroskopisi ve immunoelektron mikroskopisidir (3,6 ). 11

12 PEMFİGUS GRUBU HASTALIKLAR Pemfigus, desmozomal proteinlere karşı gelişen otoantikorların neden olduğu intraepidermal büllerle karakterize otoimmun büllöz bir hastalık grubudur (9). Bu grupta yer alan hastalıklar; A.Klasik pemfiguslar 1.Pemfigus Vulgaris (suprabazal pemfigus) Pemfigus vejetans İlaçlarla indüklenen pemfigus vulgaris 2.Pemfigus Foliaseus Pemfigus eritematosus Endemik tip (Brezilya pemfigusu) İlaçlarla indüklenen tip 3.Pemfigus Herpetiformis B.Yeni pemfiguslar 1.Ig A pemfigusu Subkorneal püstüler dermatoz tipi İntraepidermal nötrofilik tip Pemfigus vulgaris tipi Pemfigus foliaseus tipi 2.Paraneoplastik pemfigus Pemfigus benzeri tip Pemfigoid benzeri tip Eritema multiforme benzeri tip Liken planus benzeri tip Greft versus host hastalığı benzeri tip Püstüler varyantdır (10,11). 12

13 Pemfigus Vulgaris Pemfigusun en sık görülen formdur (1,4,5,12,13,14). Primer lezyon normal ya da eritemli deride ortaya çıkan gevşek büldür. Büller frajildir, kolayca rüptüre olur ve erode alanlar bırakır. Karakteristik olarak lezyonlar oral mukozada başlar ve aylar sonra deri lezyonları görülür ( 13,14,15 ). En sık oral mukozayı tutmasına rağmen özellikle daha ağır hastalarda olmak üzere farinks, larinks, özofagus, konjonktiva, üretra, serviks ve anal mukoza gibi çok katlı skuamöz epitele sahip tüm mukozal yüzeylerde lezyon gelişebilir (14). Bülün kenarına veya normal görünümde deriye basınç uygulandığında epidermal ayrışmanın izlendiği Nikolsky belirtisi pemfigus için karakteristik fakat tanısal olmayan bir bulgudur (12). Pemfigus Vejetans Pemfigus vulgarisin nadir görülen bir varyantıdır. En sık tutulum bölgesi dildir. Bu tutulum serebriform dil olarak adlandırılır. Kutanöz lezyonlar intertrijinöz ve fleksural bölgelerde vejetan lezyonlar şeklindedir (1,4,5,16). Neumann tipinde, pemfigus vulgarisin erode lezyonları üzerinde hipertrofik granulasyon dokusu ve vejetasyon gelişir. Hallopeau tipinde lezyonlar püstüller şeklinde başlar ve hızla vejetasyonlara dönüşür (1,4,5). 13

14 İlaçla İndüklenen Pemfigus Vulgaris En erken klinik bulgu spesifik olmayan morbiliform/ürtikeryal erüpsiyondur. Penisilaminle indüklenen olgularda karakteristik toksik prepemfigus erüpsiyonunu takiben pemfigus lezyonları oluşur (10). Sülfhidril grubu içeren ilaçlar desmoglein 1 ve desmoglein 3 proteinleri ile etkileşerek ya da direkt olarak adezyon moleküllerini antijenik hale getirerek pemfigusa neden olurlar (17). En sık suçlanan ajanlar : 1) Antihipertansifler: Kaptopril, enalapril, proktalol, propranolol 2) Antibiyotikler: Ampisilinler, penisilinler 3) Antitüberküloz ilaçlar: INH (izoniazid), etambutol, rifampin 4) Steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar: Aspirin, dpenisilamin, ibuprofen, indometasin, altın, tiyopironin 5) Diğerleri: Benzoin, furosemid, eroin, nalidiksik asit, fenobarbital, sülfasalazin, fluorourasil, interlökin2 dir (10). Pemfigus Foliaseus Seboreik bölgelerde yerleşmiş eritematöz zeminde kolayca açılarak sızıntılı, krutlu lezyonlar ve erozyonlara yol açan gevşek büllerle karakterizedir (1). Oral mukoza tutulumu nadirdir (1,15). Histopatolojik olarak subkorneal veya stratum granülosum içerisinde ayrışma mevcuttur (1,4,5,17). Endemik tip Brezilya ve Güney Amerika da nehir, dere kenarlarında yaşayanlarda ve aynı aile bireylerinde görülür (16). 14

15 Pemfigus Eritematosus Yüzde kelebek şeklinde lupus eritematosusu andıran ve seboreik bölgelerde yerleşen varyanttır. Oral mukoza tutulumu nadirdir. Histolojik özellikleri pemfigus foliaseusla ile idantiktir; subkorneal akantolitik bül görülür (17). Pemfigus Herpetiformis Eritemli zeminde krutlu, Histopatolojide minimal kaşıntılı papül ve vesiküllerle karakterizedir (10). akantoliz, subkorneal püstül, eosinofilik spongioz, immunfloresan incelemelerde desmoglein 1 ve 3 e karşı dolanan otoantikorlar görülür (1,3,4,5,16). Ig A Pemfigusu Klinikte annuler ve sirsinat paternde konflue püstüler lezyonlarla karakterizedir (16). İmmunopatolojik olarak keratinosit yüzeyinde Ig A birikimi saptanır. Histopatolojisinde epidermal İntraepidermal nötrofilik ve akantoliz ve nötrofil infiltrasyonu baskındır. subkorneal püstüler dermatoz olmak üzere iki tipi tanımlanmıştır. Lezyonlar daha çok gövde ve proksimal ekstremitelerde görülmekle birlikte, saçlı deri ve fleksural bölgelerde de yerleşebilir. Kaşıntılı vezikülopüstüler lezyonlar, mukozalar ve palmoplantar bölgelerde görülmez (11). Paraneoplastik Pemfigus 15

16 Sıklıkla hematolojik malignitelere eşlik eden pemfigus varyantıdır. En çok tutulan bölgeler multipl, şiddetli ve persistan erozyonların görüldüğü dudak ve oral mukozadır (17). Deri lezyonları, erozyon ve büllerden eritemli ve papüloskuamöz lezyonlara kadar değişen bir polimorfizm gösterir (16 ). Camisa ve Helm Anhalt ın 1990 yılında tanımladığı tanı kriterlerini modifiye etmişlerdir (10,16). Buna göre; Major tanı kriterleri 1) Mukokutanöz polimorfik erüpsiyon 2) Eşlik eden neoplazi varlığı 3) Karakteristik immunfloresan bulguları Minör tanı kriterleri 1) İndirekt immunfloresanda fare mesane epitelinin boyanması 2) Direkt immunfloresan incelemede perilezyonel intersellüler ve bazal membran zon immunreaktanları 3) En az bir tutulum yerinde adezyon kaybı varlığıdır. Paraneoplastik pemfigus tanısı için 3 major veya 2 major ve 2 minör kriter varlığı gereklidir. 16

17 PEMFİGOİD GRUBU HASTALIKLAR Büllöz Pemfigoid Yaşlı popülasyonda en sık görülen otoimmun büllü hastalıktır (18). Alt karın bölgesi, ekstremite fleksör yüzleri ve uyluk iç yüzünde yerleşen büyük, gergin büllerle karakterizedir (5,17). İlk 1957 de Lever tarafından tanımlanmıştır (1). Lezyonlar gövde ve ekstremitelerdeki ürtikeryal plaklar olarak başlar. Oral mukoza tutulumu nadirdir (17,18). Büller rüptüre olarak yaygın erozyon ve hemorajilere yol açabilir (18). Anüs, vajina, ösofagus tutulumu bildirilmiştir (19). Histopatolojik olarak subepidermal bül, eosinofil ve nötrofillerden zengin inflamatuar infiltrat görülür (18,19,20). Büllöz pemfigoidin vesiküler, eritrodermik, ürtikeryal, nodüler, vejetatif formları tanımlanmıştır (16,17). Diyabetes mellitus, pernisiyöz anemi gibi diğer otoimmun hastalıklarla, liken planus, psoriasis vulgaris gibi kronik inflamatuar hastalıklarla ve malignitelerle ilişkili olabileceği bildirilen pemfigoid ilaçlarla da tetiklenebilmektedir (16). PEMFİGOİDİ UYARAN İLAÇLAR SİSTEMİK Penisilamin, ACE (anjiotensin converting enzim) inhibitörleri (kaptopril), B adrenerjik blokerler (nadolol), nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (ibuprofen, indometasin, fenasetin), antibiyotikler (penisilinler, sefaleksin, sülfonamit, nalidiksik asit), ivermektin, klorokin, klonidin, nifedipin, antipsikotikler, gabapentin, fluoksetin, omeprazol, terbinafin, tolbutamit, daktinomisin, interlökin2, aşılar (influenza, hepatitb, difteriboğmacatetanoz), potasyum iyodür, radyoterapi (21). TOPİKAL Antralin, benzil benzoat, kömür katranı, idoksiüridin, pilokarpin, timolol (21). 17

18 Pemfigoid Gestasyones Gebelik pemfigusu olarak da bilinir (22). İlk kez 1872 de John Laws Milton tarafından tanımlanmıştır. İnsidansı 1/ dir (23). Genellikle gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde başlar. Olguların yarısında karın bölgesinde yoğun kaşıntı ve ürtikeryal lezyonlar halinde başlar (22). Eritematöz papüller, ekzematöz plaklar veya eritema multiforme benzeri lezyonlar da oluşabilmektedir. Yüz, mukoza, ayak tabanı ve avuç içleri etkilenmez. Olguların çoğunda postpartum haftalar veya aylar içinde lezyonlar geriler (22,23,24 ). Hastalığın nedeni bilinmemektedir. İmmun floresan çalışmalarda herpes gestasyones faktör adı verilen dolanan otoantikorlar gösterilmiştir (5,17,22,23,24). Müköz Membran Pemfigoidi Müköz membranları ve deriyi etkileyen kronik büllü bir hastalıktır (25). Oral mukoza, göz, farinks, larinks, ösofagus, ürogenital mukozayı etkileyerek ciddi skar ve disfonksiyonlara yol açar (25,26). En sık klinik özellikleri deskuamatif jinjivit, oral erozyon ve konjontival fibrozistir (16,17,25). Ösofageal skarlara bağlı odinofaji, korneal opasitelere bağlı körlük, skalp tutulumuna bağlı skatrisyel alopesi meydana gelmektedir (25,27,28). Larengeal tutulumda elektif trakeostomi gerekmektedir (16). İmmunblot ile insan β4 integrin, laminin 5 ve büllöz pemfigoid antijenine ( 180 kda) karşı gelişen otoantikorların varlığı gösterilmiştir. Oral kavite tutulumu %85, konjonktiva tutulumu %64 olarak bildirilmiştir. Kutanöz lezyonlar %1040 oranında meydana gelmektedir. Baş ve boyunda lokalize skarla sonuçlanan büller (BrunstingPerry tipi) gövde ve ekstremitelerde skar bırakmayan vesikül ve büller olmak üzere iki tip lezyon görülmektedir (5). 18

19 Lineer IgA Dermatozu İlk olarak 1901 de tanımlanmıştır (1). Erişkinlerde klinik olarak gövde ve ekstremitelerde büllöz pemfigoide benzer gergin büller, dermatitis herpetiformise benzer şekilde herpetiform, grube vesiküllerle karakterize subepidermal büllü bir hastalıktır (17,19). Eritematöz papüller, ürtikeryal plaklar görülebilir (4,5). Müköz membran lezyonları olabilir. Çocuklarda görüldüğünde çocukluk çağının kronik büllü dermatozu olarak adlandırılır (29). Lityum, vankomisin, diklofenak, glibenklamid, ampisilin gibi ilaçlarla, ülseratif kolit, crohn, sistemik lupus eritematosus, dermatomiyozit gibi otoimmun hastalıklarla, lösemi, UVA ile ilişki bildirilmiştir (16, 30,31,32,33,34,35). Akiz Epidermolizis Bülloza İlk olarak 1970 de Roenigk tarafından tanımlanan kriterlerle ortaya konmuştur (36). Bazal membrandaki lamina densa içindeki anchoring fibrillerin major komponenti tip 7 kollajene karşı gelişen otoantikorlarla karakterize otoimmun büllü bir hastalıktır. Klinik olarak beş formu tanımlanmıştır. 1) Klasik tip 2) Büllöz pemfigoid benzeri tip 3) Skatrisyel pemfigoid benzeri tip 4) BrunstingPerry pemfigoid benzeri tip 5) Lineer IgA dermatozu benzeri tip (36,37,38) Klasik olarak üçüncü ila beşinci dekatta el ayak dorsal yüzü, dirsek, diz gibi travmaya maruz kalan bölgelerde skar bırakan bül ve milialar meydana gelir. Hastaların bir kısmında skatrisyel pemfigoide benzer şekilde mukozal tutulum olur (29,36,37). Konjonktiva, larinks, ösofagus, ürogenital sistem tutulabilmektedir (29,36,37,38). Hastalarda erozyon, skar, skuam, krutlu lezyonlar, tırnak distrofisi ve alopesi gözlenebilmektedir (5,36). Sistemik lupus eritematozus, inflamatuar barsak hastalıkları, amiloidoz, multıpl miyelom, diabetes mellitus gibi hastalıklarla ilişkili olabilir (16,29,39). 19

20 Dermatitis Herpetiformis Şiddetli kaşıntının olduğu dirsek ekstansör yüzleri, uyluk, diz ve zaman zaman skalp ve omuzda eritemli zeminde ve ekskoriye vesiküler lezyonların olduğu sıklıkla genç erişkinlerde görülen subepidermal büllü hastalıktır (29,40,41). Normal deride üst dermal papillalarda granüler tarzda Ig A birikimi ile karakterizedir. HLAB8, HLADR3 ve HLADQ2 ile güçlü ilişki mevcuttur (17). Hastalık Louıs Duhring tarafından tanımlanmış ve 1884 de dermatitis herpetiformis olarak adlandırılmıştır (1). Sonraki çalışmalarda hastaların üçte ikisinde çölyak hastalığında görülen villöz atrofiyle seyreden ince barsak enteropatisinin varlığı gösterilmiştir. Hastalarda gluten alımına bağlı villöz atrofi geliştiği saptanmıştır (1). Klinikte simetrik dağılımla polimorfik bir rash ve vesiküller lezyonlar görülür. Ancak yoğun kaşıntı ve ekskoriasyona bağlı olarak erode ve krutlu lezyon sayısı daha fazladır (17,41). Dermatitis herpetiformisli hastalarda dermisdeki yapılara karşı gelişen dolanan Ig A tipi otoantikorlar gösterilememiştir. Buna karşılık hayvan çalışmalarında indirekt immun floresanla jejenum mukozasında endomisyuma karşı IgA yapısında otoantikor varlığı saptanmıştır. Dermatitis herpetiformisde hedef antijen doku ve epidermal transglutaminazdır (5,29). 20

21 KIL FOLİKÜLÜ VE KIL SİKLUSU KILIN EMBRİYOLOJİSİ Kıl folikülü embriyojenik dönemde sefalokaudal yönde ektodermik orijinli primitif epidermis hücrelerinin mezodermik orijinli mezenşimal hücrelerle kompleks etkileşimi sonucu ortaya çıkar (43). Kıl folikülü ilk olarak gestasyonel dönemin 9. haftasında kaş, dudak ve çene bölgesinde görülmeye başlar. 16. haftada bu bölgelerde kıl şaftı biçimlenir. Tüm vücut kılları 22. haftada gelişimini tamamlar (43,44). Embiryonik gelişimde ilk olarak epidermis bazal hücrelerinin çekirdekleri fokal olarak toplanır. Bazal tabaka hücreleri kuboid veya silindirik hale gelirler. Epidermis kalınlaşır ve dermise doğru hafif çıkıntı yapar; bu aşamada, ileride kıl matriksini oluşturacak kıl germinin oluşumu iyice belirginleşmiştir. Kıl germi genişledikçe asimetrik hale gelir ve aşağıya doğru oblik biçimde büyür. Hair peg olarak adlandırılan bu solid hücre kolonunun serbest ucu hafifçe konkavdır ve papillayı oluşturacak mezodermal hücre birikimini önüne katarak ilerler. Folikül uzadıkça alt uç bulboz hale gelir ve dermal papillayi sarar. Folikülün arka kenarında iki tomurcuk gözlenmeye başlar ki üstteki sebase gland germi, alttaki ise m.errektor pili' nin yapışma yeridir (45,46). Embriyonik epidermal çıkıntıdan oluşan multıpoten kök hücrelerinin stimulasyonu sonucu birbiriyle ilişkili üç epitelyal silindir oluşur. Merkez silindir şaftı oluşturur. En dış silindirler dış kök kılıfı, orta silindirler iç kök kılıfını oluşturur. Her bir tabaka farklılaşır. Dıştan içe doğru iç kök kılıfında henle ve huxley tabakaları, kütikul, korteks ve medulla oluşur. İntrauterin deri gelişimi boyunca her kıl folikülü iki kıl şaftı oluşturur. İlki koyu, ince, uzun lanugo kılları olup bunlar gebeliğin 78. ayında dökülür. İkincisi az pigmentli olan ve doğumdan yaklaşık 34 ay sonra dökülen lanügo kıllarıdır. Bir kez folikül yapısı oluştuktan sonra yaşam boyu tek olarak kalır. Postnatal yaşamda yeni kıl folikülü gözlenmez (43,44). 21

22 KILIN ANATOMİSİ Kıl folikülü anatomik olarak üç bölümden oluşur. 1) Alt bölüm (inferior) 2) Orta bölüm (istmus) 3) Üst bölüm (infindibulum) Alt bölümde dermal papilla, matriks, medulla, korteks, kütikül, iç kök kılıfı ve dış kök kılıfı bulunur. Orta bölüm errektör pili kasının bağlantı yeri (bulge) olarak bilinir. Üst bölüm ise sebase kanal açılma yerinden folikül ağzına kadar olan kısımdır (47,48). Anajen fazdaki bir terminal kıl folikülünü longitudinal düzlemde incelediğimizde yedi ayrı anatomik bölgeye ayrılabilir. 1)Kıl kanal bölgesi: Deri yüzeyinden epidermaldermal bileşke düzeyine kadar uzanır. 2)İnfindubulum: Perifoliküler orifis ile sebase bez kanalı girişine kadar olan bölümü içerir. 3)Sebase bez 4)İstmus: Sebase bez ile musculus errectör pili arasında kalan bölümdür 5)Bulge (tümsek ) alanı: Musculus errectör pilinin tutunduğu yer ve foliküler epitelyal kök hücrelerden zengin bölgedir. 6)Alt folikül: Musculus errectör pilinin tutunduğu yer ile bulbusun tepesine kadar olan bölümü içerir. 7) Bulbus: Keratojen zon ile birlikte matriksi de içeren papillayı çevreleyen en alt segmenttir (43,49). 22

23 Katajen fazın başında kıl matriksi kaybolur ve papillayı çevreleyen epitel hücreleriyle yer değiştirir. Folikülün alt kısmında apopitoz meydana gelir. Fibröz kılıf kalınlaşır. Epitel hücreler yukarı doğru hareket eder. Geride büzülmüş fibröz kök kılıfı kalır. Buna stela denir. Epitel hücreler üst kısımda club kıl oluştururlar. Katajen dönemin başlarında club hücrelerde nukleus bulunurken merkezden dışa doğru kornifikasyonun başladığı dönemde nukleus kaybolmaya başlar (48). Katajen fazın sonunda telojen faz başlar ve kıl papillası iğsi şekilli nukleuslardan oluşan hücrelerle dolar. Papilla epitel hücrelerin altında yer alır ve buna sekonder kıl germ veya telojen germ ünitesi denir. Bu ünitenin üstünde telojen club gittikçe kornifiye olur ve santrifugal bir yayılım gösterir. Bu kornifikasyon yaklaşık 3 ay boyunca devam eder ve sonunda kıl sapı folikülden ayrılır (48). 23

24 KILIN HİSTOLOJİK YAPISI Anajen fazdaki bir kılın yapısı merkezden perifere doğru incelendiğinde; 1)Medulla: Sadece terminal kıllarda görülür. 2)Korteks: Kıl şaftının temel yapısal parçasıdır ve yoğun keratin içerir. İçerdiği disülfit bağlarıyla kıla sertliğini veren tabakadır. Kılın yapısal olarak en güçlü bölgesidir. Sülfürden zengin bir matrikse sahip keratin lifleri, hücreleri sararak kıl şaftına mekanik streslere karşı dayanıklılık sağlamaktadır (47). 3)Kutiküla: Korteksin etrafında buluna 510 kat hücreden oluşan, sıralanmış kiremit görünümünde bir yapıdır (43,44,45). Kıl folikülü merkezden perifere doğru iç kök kılıfı, dış kök kılıfı, vitröz membran, fibröz kılıf olmak üzere 4 adet katmandan oluşur. 1) İç kök kılıfı: Kutikülanın dışında yer alır. Üç tabakadan oluşur. Kütiküla Katı: Kıl kütikülü gibi üst üste ince şeritlerden oluşur. Sülfür proteinlerinden zengindir. Kıl şaftını aşınmadan korur. Huxley Katı: Yassılaşmış bir veya iki sıra hücreden oluşur. Kıl şaftının geometrik şeklini oluşturur. Henle Katı: Kübik şekilde tek sıra hücrelerden oluşur ve eksternal örtüye yapışık tek kattır. 2) Dış kök kılıfı: Epidermis hücrelerinin kıl folikülünü çevrelemesi sonucu meydana gelir. Dış kök kılıfındaki hücrelerin içi glikojenle doludur. Folikülün alt segmenti boyunca iç kılıfa sıkıca tutunmuştır. İstmus düzeyine kadar keratinize değildir. Bu düzeyden sonra iç kök kılıfı kaybolur ve dış kök kılıfı keratinize olur. Dış kök kılıfının temel fonksiyonu kök hücre rezervuarı, beslenme ve oksijen için kıl folikül silendir merkezine doğru transit yol oluşturması, enerji deposu olması gibi görevleri vardır. 3)Vitröz membran (hyalin bazal membran): Papilla ve dış kök kılıfı ile fibröz kılıf arasında yer alan hücresel olmayan kısımdır. 4)Fibröz kılıf: Dış kök kılıfının ve vitröz membranın dışındaki kollajen lifler, birkaç elastik lif ve fibroblastlardan oluşan bağ dokusu ile çevrili bölgedir (43,44,46,50). 24

25 Şekil 1. Kıl folikülünün longitudinal görünümü 25

26 Şekil 2. Kıl folikülünün transvers görünümü 26

27 KILIN BİYOKİMYASAL YAPISI: Saç kılı keratin moleküllerinin sıkı bağlarla birbirine yapışarak oluşturduğu, çok katmanlı, oldukça karmaşık bir biyolojik yapı gösterir (44,51). Saçı oluşturan keratin molekülleri farklı yapılarda ve değişik molekül ağırlıkları olan proteinlerdir. Keratin sitoplazma içinde oluşur ve yapısında sistein, arginin ve serin gibi bir çok aminoasit vardır. Bu aminoasitler peptit bağları ile bağlanarak uzun zincirler oluştururlar. Keratin yapısında buluna disülfit bağları saç keratininin suda çözünmemesini ve çok stabil bir yapıya sahip olmasını sağlayan en önemli etmendir. Saçın yapısında keratin proteinlerinden başka fosfolipidler, kolesterol, yağ asitleri, eser elementler ve %20 oranında su bulunur (51). 27

28 KIL FOLİKÜLÜ SİKLUSU Her kıl folikülü siklik bir aktiviteye sahiptir ve aynı bölgedeki diğer folikülllerden bağımsız bir şekilde siklusunu tamamlar. Böylelikle, saçlı deride mozaik bir dağılımın varlığından söz edilir. Kıl folikülü gelişme, gerileme ve dinlenme dönemleri geçirir. Bunlar 1) Anajen (IVI) 2) Telojen 3) Katajen (IVIII) dönemleridir (44,47,49,51,52). Bu terimler ilk olarak 1026 yılında Dry FW tarafından farelerdeki tüy gelişiminin evrelerini tanımlamak için kullanılmıştır (53). ANAJEN FAZ Anajen latince ana (yukarı, gelişme, büyüme) genein (üretme, doğma, meydana gelme) anlamına gelmektedir (53). Anajen dönem altı evreden oluşmaktadır. Bu dönemde matriksdeki keratinositler çok hızlı bir şekilde prolifere olur. Matriks keratinositlerinin pluripotent kök hücreler oldukları düşünülmektedir. Çünkü bu hücreler bölünerek iç kök kılıfı, kütikül, korteks, medulla ve kıl şaftına dönüşürler. Anajen dönemin ilk beş evresine proanajen denir. Bu dönemde yeni oluşan kıl kökünün folikülün içine doğru gittikçe uzadığı görülür. Altıncı evrede (metaanajen) kıl şaftı yukarıda deri yüzeyinin üst kısmına kadar aşağıda ise subkutan doku seviyesine kadar uzanmaktadır (47,52,53). Anajen fazın süresi türe, kılın bulunduğu vücut bölgesine, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişmektedir. İnsanlarda bu sürenin saçlı deride 26 yıl, bacaklarda 1926 hafta, kollarda 612 hafta, bıyık bölgesinde 414 hafta olduğu tahmin edilmektedir. Anajen faz vertikal ve frontal bölgede daha uzun, temporal bölgede daha kısadır. Hayvanlarda anajen faz daha kısa sürer. Farelerdeki ilk anajen faz foliküler neogenezden dolayı daha uzun olmasına rağmen (1720 gün), ikinci anajen faz (1214 gün) daha kısadır (47,53). 28

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı %20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı kaşıntılar (kc, bb, troid) Pemfigoid gestasyones Gebeliğin

Detaylı

Deri 05.10.2015. Deri nedir? Derinin Fonksiyonları. Derinin Tabakaları

Deri 05.10.2015. Deri nedir? Derinin Fonksiyonları. Derinin Tabakaları Deri nedir? Deri Bir yetişkinin vücut ağırlığının %15-20 sini oluştururn (4-5 kg). Süreklidir ve mukoz membran olarak vücut yüzeyinin tamamında yer alır (1.8-2.0 m 2 ). Kalınlığı 0.5-2.0 mm arasında değişir.

Detaylı

VULVADA SIK GÖRÜLEN İNFLAMATUAR LEZYONLARIN AYIRICI TANI ÖZELLİKLERİ 21.ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ İZMİR

VULVADA SIK GÖRÜLEN İNFLAMATUAR LEZYONLARIN AYIRICI TANI ÖZELLİKLERİ 21.ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ İZMİR VULVADA SIK GÖRÜLEN İNFLAMATUAR LEZYONLARIN AYIRICI TANI ÖZELLİKLERİ 21.ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ İZMİR Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD VULVAR İNFLAMATUAR DERMATOZLAR Terminoloji

Detaylı

İçindekiler I.KISIM Genel Bilgiler İlaç Erüpsiyonları ile İlgili Genel Bilgiler

İçindekiler I.KISIM Genel Bilgiler İlaç Erüpsiyonları ile İlgili Genel Bilgiler İçindekiler I.KISIM Genel Bilgiler 1. İlaç Erüpsiyonları ile İlgili Genel Bilgiler 3 İlaç Erüpsiyonlarının Karakteristik Özellikleri 4 Makülopapüler İlaç Erüpsiyonu 4 İlaca Bağlı Anjioödem/Ürtiker 7 Ekzematöz

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

SAÇ DÖKÜLMELERİ. Yrd.Doç.Dr. Nazlı Dizen Namdar. DPÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilimdalı

SAÇ DÖKÜLMELERİ. Yrd.Doç.Dr. Nazlı Dizen Namdar. DPÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilimdalı SAÇ DÖKÜLMELERİ Yrd.Doç.Dr. Nazlı Dizen Namdar DPÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilimdalı SAÇ DÖKÜLMELERİ İnsanlık tarihi boyunca saç büyük öneme sahipti. Saç insanın doğal güzelliğinin

Detaylı

OTOİMMÜN VEZİKÜLOBÜLLOZ HASTALIKLAR

OTOİMMÜN VEZİKÜLOBÜLLOZ HASTALIKLAR OTOİMMÜN VEZİKÜLOBÜLLOZ HASTALIKLAR Bu hastalıklarda vezikülobüllöz lezyonlar primer elemanter lezyonlardır. Bu hastalıklarda temel patolojik değişiklikler epidermiste, epidermal-dermal bileşkede veya

Detaylı

LENFOSİTİK VASKÜLİT PATERNİ LUPUS ERİTEMATOSUS İÇİN UYARICI MI?

LENFOSİTİK VASKÜLİT PATERNİ LUPUS ERİTEMATOSUS İÇİN UYARICI MI? LENFOSİTİK VASKÜLİT PATERNİ LUPUS ERİTEMATOSUS İÇİN UYARICI MI? Sümeyye Ekmekci, Özge Çokbankir, Banu Lebe Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı 1 GİRİŞ 1 Lupus eritematosus etyolojisi

Detaylı

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez II.Hayvansal Dokular Hayvanların embriyonik gelişimi sırasında Ektoderm, Mezoderm ve Endoderm denilen 3 farklı gelişme tabakası (=germ tabakası) bulunur. Bütün hayvansal dokular bu yapılardan ve bu yapıların

Detaylı

3 Pratik Dermatoloji Notları

3 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 3 Pratik Dermatoloji Notları Tablolarla Cilt Lezyonlarının Tanımlamaları İçindekiler Tanımlayıcı Dermotolojik Testler Lezyon Dizilişini Tanımlayan Terimler Sık Görülen 6 Cilt Hastalığında

Detaylı

HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR

HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR HĐPERPĐGMENTASYONLA SEYREDEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Seher Bostancı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Hiperpigmentasyon; güneş ışığına maruziyet, çeşitli ilaç veya kimyasal maddelerle

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ

Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ Dr. Özlem Erdem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD 22. ULUSAL PATOLOJİ KONGRESİ OLGU 45 yaşında erkek hasta Yaklaşık 1,5 yıldan beri devam eden alt ekstremite ve gövde alt kısımlarında daha

Detaylı

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün; Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak

Detaylı

SUTURASYON UMKE.

SUTURASYON UMKE. SUTURASYON UMKE Katlarına uygun olarak kapatılmalı. * Acil serviste kapatılan yaralarda genellikle 3 tabaka vardır. Fasia, ciltaltı doku ve cilt. * Kat kat kapatma: Scalp, parmak, el,ayak, tırnak, burun

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ. Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI

YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ. Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI 28.04.2015 34 yaşında erkek hasta 2 gün önce ortaya çıkan kaşıntılı, eritematöz, kaşıntılı, papüler

Detaylı

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek

56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek 56Y, erkek hasta Generalize LAP ( servikal, inguinal, aksiller, toraks ve abdomende ) Ateş Gece terlemesi Lenfopeni IgG, IgA, IgM yüksek Sedimantasyon (77mm/saat) CRP 7.67(N:0-0.8mg/dl) Servikal lenf nodu

Detaylı

KEMOTERAPİ KAYNAKLI SAÇ KAYBINDA ÇÖZÜM YOLLARI. Ufuk Turan. Gülhane Askeri Tıp Akademisi

KEMOTERAPİ KAYNAKLI SAÇ KAYBINDA ÇÖZÜM YOLLARI. Ufuk Turan. Gülhane Askeri Tıp Akademisi KEMOTERAPİ KAYNAKLI SAÇ KAYBINDA ÇÖZÜM YOLLARI Ufuk Turan Gülhane Askeri Tıp Akademisi KEMOTERAPİ KAYNAKLI SAÇ KAYBINDA ÇÖZÜM YOLLARI Ufuk Turan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi

Detaylı

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3 24 P. I. AĞRAS ve Ark. GİRİŞ Ürtikeryal vaskülit histolojik olarak vaskülit bulgularını gösteren, klinikte persistan ürtikeryal döküntülerle karakterize olan bir klinikopatolojik durumdur (1). Klinikte

Detaylı

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener Motor Nöron ve Kas Hastalıkları Uzm Dr Pınar Gelener Genel Bilgiler Vücudun herhangi bir bölümünde kas kuvveti azalması: parezi Tam kaybı (felç) : paralizi / pleji Vücudun yarısını tutarsa (kol+bacak)

Detaylı

KRİYOGLOBÜLİN. Cryoglobulins; Soğuk aglutinin;

KRİYOGLOBÜLİN. Cryoglobulins; Soğuk aglutinin; KRİYOGLOBÜLİN Cryoglobulins; Soğuk aglutinin; Kriyoglobülin kanda bulunan anormal proteinlerdir ve 37 derecede kristalleşirler. Birçok hastalık sırasında ortaya çıkabilirler ancak vakaların %90ı Hepatit

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları

Detaylı

DERİ VE EKLERİ. Doç. Dr. Belgin CAN

DERİ VE EKLERİ. Doç. Dr. Belgin CAN DERİ VE EKLERİ Doç. Dr. Belgin CAN DERİ İki tabakadan oluşur Epidermis Gövdenin dış yüzünü örten boynuzlaşan çok katlı yassı epitel dokusudur. Dermis Gevşek ve sıkı bağ dokusundan oluşan kalın bağ dokusudur.

Detaylı

ANTİNÜKLEER ANTİKOR. ANA Paterni İlişkili Antijen Bulunduğu Hastalık. Klinik Laboratuvar Testleri

ANTİNÜKLEER ANTİKOR. ANA Paterni İlişkili Antijen Bulunduğu Hastalık. Klinik Laboratuvar Testleri ANTİNÜKLEER ANTİKOR Kısaltmalar: ANA, FANA. Kullanım amacı: Sistemik romatizmal hastalık yani otoimmun kollajen doku hastalığı olasılığının değerlendirilmesi amacıyla kullanılan bir tarama testidir. Genel

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

Otoimmün Büllöz Dermatozlarda Başlangıç Özellikleri Ve Eşlik Eden Otoimmün Hastalıklar

Otoimmün Büllöz Dermatozlarda Başlangıç Özellikleri Ve Eşlik Eden Otoimmün Hastalıklar 57 Araştırma Otoimmün Büllöz Dermatozlarda Başlangıç Özellikleri Ve Eşlik Eden Otoimmün Hastalıklar ONSET CHARACTERISTICS AND ACCOMPANYING AUTOIMMUNE DISEASES IN AUTOIMMUNE BULLOUS DERMATOSES Sevgi AKARSU

Detaylı

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Displastik nevüs?malign melanom? Prof. Dr. Cuyan Demirkesen İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 31 y, erkek Göğüs ön duvarında sternum üzerinde lokalize Yaklaşık 1 yıldır varolan Son 3-4 aydır büyüme ve renk

Detaylı

Normal değerler laboratuarlar arası değişiklik gösterebilir. Kompleman seviyesini arttıran hastalıklar nelerdir?

Normal değerler laboratuarlar arası değişiklik gösterebilir. Kompleman seviyesini arttıran hastalıklar nelerdir? KOMPLEMAN C3 ve C4 Complement components; C3; C4; Kompleman 9 proteinden oluşan immün sistemin önemli bir parçasıdır. C3 kompleman sisteminin 3. proteinidir. C3 ve C4 en sık bakılan kompleman proteinleridir.

Detaylı

PEMFİGUS VULGARİSLİ HASTALARDA KULAK, BURUN VE BOĞAZ TUTULUMU

PEMFİGUS VULGARİSLİ HASTALARDA KULAK, BURUN VE BOĞAZ TUTULUMU T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI GÖZTEPE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR KLİNİĞİ KLİNİK ŞEFİ: DOÇ. DR. MUKADDES KAVALA PEMFİGUS VULGARİSLİ HASTALARDA KULAK, BURUN VE BOĞAZ TUTULUMU TIPTA

Detaylı

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri DOKU Dicle Aras Doku ve doku türleri Doku Bazı özel görevler üstlenmiş hücre topluluklarıdır. Bir doku aynı yönde özelleşmiş hücre ve hücreler arası maddelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. İntrauterin

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Ergenlik Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Nelerden konuşacağız? Ergenlik nedir? Ergenlik sürecinde vücutta nasıl değişiklikler olur? Üreme organları nelerdir ve nasıl

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

Tedaviyi İzleyen Değişiklikler ve Değerlendirme Zorlukları. Prof. Dr. Duygu Düşmez Apa Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD

Tedaviyi İzleyen Değişiklikler ve Değerlendirme Zorlukları. Prof. Dr. Duygu Düşmez Apa Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD Tedaviyi İzleyen Değişiklikler ve Değerlendirme Zorlukları Prof. Dr. Duygu Düşmez Apa Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD Sunum planı Giriş: Mikozis fungoides tanısındaki yöntem ve zorluklar

Detaylı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Deri Layşmanyazisi Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Amaç Hastalığın tanısını koyabilmek Uygun tedaviyi yapabilmek Koruyucu yöntemleri sayabilmek İçerik

Detaylı

Kas Dokusunun Gelişimi. Doç.Dr. E.Elif Güzel

Kas Dokusunun Gelişimi. Doç.Dr. E.Elif Güzel Kas Dokusunun Gelişimi Doç.Dr. E.Elif Güzel Kasların çoğunluğu mezodermden gelişir paraksiyal mezoderm lateral mezodermin somatik ve splanknik tabakaları neural krest hücreleri Paraksiyal mezoderm İskelet

Detaylı

Deri Kanserleri Erken Tanı ve Korunma

Deri Kanserleri Erken Tanı ve Korunma 4. Ankara Aile Hekimliği Kongresi 08-09 Ekim 2016, Ankara Deri Kanserleri Erken Tanı ve Korunma Prof. Dr. Gonca Elçin Hacettepe Üniveristesi Deri ve Zührevi Hastalıklar AD. Sunum Planı BCC ve SCC Melanom

Detaylı

Dr.Jale Yüksek Pehlivan Saç Dökülmesi Artık Korkulu Rüya Değil 15.02.2015. Tarih Aralığı: 15.02.2015-15.02.2015. Haber Sayısı: 45

Dr.Jale Yüksek Pehlivan Saç Dökülmesi Artık Korkulu Rüya Değil 15.02.2015. Tarih Aralığı: 15.02.2015-15.02.2015. Haber Sayısı: 45 Dr.Jale Yüksek Pehlivan Saç Dökülmesi Artık Korkulu Rüya Değil 15.02.2015 Tarih Aralığı: 15.02.2015-15.02.2015 Haber Sayısı: 45 İÇİNDEKİLER No Adı Haber Başlığı 1 15.02.2015 AJANSMANISA.COM Saç Dökülmesi

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi / Patoloji A:B:D Arş gör. Dr Cansu ABAYLI Çöliak hastalığı; Buğday, arpa ve yulaf gibi tahıllı gıdalarda bulunan, gluten proteinleri ile oluşan, toplumun %1 inden fazlasının

Detaylı

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler.

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler. 10. Sınıf Enfeksiyondan Korunma 2.Hafta ( 22-26 / 09 / 2014 ) ENFEKSİYON ETKENLERİNİN SINIFLANDIRILMASI 1.) BAKTERİLER 2.) VİRÜSLER Slayt No : 2 Mikroorganizmaların Sınıflandırılması ; a.) Sayısal Yöntem,

Detaylı

LUDWIG SINIFLAMASI VE SAVIN SAÇ DANSİTE SINIFLAMASININ KARŞILAŞTIRILMASI

LUDWIG SINIFLAMASI VE SAVIN SAÇ DANSİTE SINIFLAMASININ KARŞILAŞTIRILMASI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DERMATOLOJİ KLİNİĞİ Şef: Doç.Dr.Adem KÖŞLÜ KADINLARDA GÖRÜLEN ANDROGENETİK ALOPESİDE LUDWIG SINIFLAMASI VE SAVIN SAÇ DANSİTE SINIFLAMASININ

Detaylı

Kozmetiklerin Sınıflandırılması

Kozmetiklerin Sınıflandırılması Kozmetikler 2 şekilde sınıflandırılır: Kozmetiklerin Sınıflandırılması 1. Uygulanış yerlerine göre 2. Temel etki alanlarına göre a. Tabaka oluşturan maddeler: Derinin, saçın ve tırnağın üzerinde dekoratif

Detaylı

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz

Saç Ekimi. hair implant. dünyanın saçını ekiyoruz Saç Ekimi dünyanın saçını ekiyoruz Beslenmenizden mevsim değişikliklerine pek çok faktör saçlarınızı etkileyebilir ve dökülmelerine sebep olabilir. Ciddi olmayan düzeyde saç dökülmesi problemi yaşıyorsanız

Detaylı

PEMFİGUSLU HASTALARIN SAĞLIKLI BİRİNCİ DERECE AKRABALARINDA PEMFİGUS OTOANTİKORLARININ SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI

PEMFİGUSLU HASTALARIN SAĞLIKLI BİRİNCİ DERECE AKRABALARINDA PEMFİGUS OTOANTİKORLARININ SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERMATOLOJİ ANABİLİM DALI PEMFİGUSLU HASTALARIN SAĞLIKLI BİRİNCİ DERECE AKRABALARINDA PEMFİGUS OTOANTİKORLARININ SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI Dr. Suhan GÜNAŞTI UZMANLIK

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD KOMPLEMAN SİSTEMİ Kompleman sistem, (Compleman system) veya tamamlayıcı sistem, bir canlıdan patojenlerin temizlenmesine yardım eden biyokimyasal

Detaylı

Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 YARA İYİLEŞMESİ YARA. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger. Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir.

Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 YARA İYİLEŞMESİ YARA. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger. Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Slayt 1 YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger Slayt 2 YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Slayt 3 Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

6 Pratik Dermatoloji Notları

6 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 6 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Siğil Skuamöz Hücreli Karsinom Bazal Hücreli Karsinom Melanom Lipom Nörofibromatözis 2 Siğil 3 Siğil

Detaylı

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ 20.05.2010 Giriş I Renovasküler hipertansiyon (RVH), renal arter(ler) darlığının neden

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis.

A) Plazma hücrelerinin infiltrasyonu. B) Multinükleer histiyositik dev hücreleri. C) Lenfositlerden zengin inflamasyon. D) Fibrozis. Genel olarak bakıldığında soru dağılımı beklenen dışında değildi. Her sınavda sorulan bazı başlıkların sorulmaması dahi olasılık dahilindeydi. Zorluk yönünden geçen sınavlardan pek farklı değildi. Yine

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ. Dermatoloji Anabilim Dalı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ. Dermatoloji Anabilim Dalı BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dermatoloji Anabilim Dalı ALOPESİLERİN HİSTOPATOLOJİK TANISINDA VERTİKAL VE TRANSVERS KESİTLERİN TANISAL DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI UZMANLIK TEZİ Dr. Nesibe Deren

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

100. Aşağıdaki ilaçlardan hangisi, bipolar (manik depresif) bozukluğun tedavisinde öncelikli bir seçenek değildir?

100. Aşağıdaki ilaçlardan hangisi, bipolar (manik depresif) bozukluğun tedavisinde öncelikli bir seçenek değildir? 100. Aşağıdaki ilaçlardan hangisi, bipolar (manik depresif) bozukluğun tedavisinde öncelikli bir seçenek değildir? A) Karbamazepin B) Lamotrijin C) Lityum karbonat D) Valproik asit E) Duloksetin Referans:

Detaylı

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği SUNU PLANI Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi Etiyoloji Tanı Klinik Tedavi TANIM-EPİDEMİYOLOJİ Adrenal

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... 1 Bilinmesi Gereken Kavramlar... 1 Giriş... 2 Hücrelerin Fonksiyonel Özellikleri... 2 Hücrenin Kimyasal Yapısı... 2 Hücrenin Fiziksel Yapısı... 4 Hücrenin Bileşenleri... 4

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

Anormal Kolposkopik Bulgular-1 (IFCPC, 2011)

Anormal Kolposkopik Bulgular-1 (IFCPC, 2011) Anormal Kolposkopik Bulgular-1 Genel Değerlendirme Lezyonun lokalizasyonu T/Z içinde veya dışında Saat kadranına göre yeri Lezyonun büyüklüğü Kapladığı kadran sayısı Kapladığı alan yüzdesi Grade-1(Minör)

Detaylı

PEMFİGUSLU 66 HASTADA KLİNİK SEYİR VE PROGNOZ (6 YILLIK HAYDARPAŞA DENEYİMİ) DR. ELVAN ENDOĞRU (UZMANLIK TEZİ)

PEMFİGUSLU 66 HASTADA KLİNİK SEYİR VE PROGNOZ (6 YILLIK HAYDARPAŞA DENEYİMİ) DR. ELVAN ENDOĞRU (UZMANLIK TEZİ) T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR KLİNİĞİ KLİNİK ŞEFİ: DR. A. TÜLİN MANSUR PEMFİGUSLU 66 HASTADA KLİNİK SEYİR VE PROGNOZ (6 YILLIK HAYDARPAŞA

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER. Boşaltım Sistemi

VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER. Boşaltım Sistemi VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER Boşaltım Sistemi İNSANLARDA BOŞALTIMIN AMACI NEDİR? VÜCUDUMUZDAN HANGİ ATIK MADDELER UZAKLAŞTIRILIR? İDRAR SU TUZ KARBONDİOKSİT BESİN ATIKLARI ÜRE ATIK MADDELERİ VÜCUDUMUZDAN HANGİ

Detaylı

Akciğerin Embryolojisi Akif Turna

Akciğerin Embryolojisi Akif Turna Akciğerin Embryolojisi Akif Turna Neden Embryoloji? Neden Embryoloji? Organların gelişimini (organogenesis) anlamak Neden Embryoloji? Organların gelişimini (organogenesis) anlamak Fonksiyonlarını daha

Detaylı

Cover Page. The handle holds various files of this Leiden University dissertation

Cover Page. The handle  holds various files of this Leiden University dissertation Cover Page The handle http://hdl.handle.net/1887/38405 holds various files of this Leiden University dissertation Author: Balcıoğlu, Hayri Emrah Title: Role of integrin adhesions in cellular mechanotransduction

Detaylı

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir. TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol

Detaylı

Spor yaralanmaları sportif aktivite sırasında meydana gelen yaralanmaların genel adıdır. Normal yaşamda yaralanmalar sıklıkla dış etkilerle

Spor yaralanmaları sportif aktivite sırasında meydana gelen yaralanmaların genel adıdır. Normal yaşamda yaralanmalar sıklıkla dış etkilerle Doç. Dr. Onur POLAT Spor yaralanmaları sportif aktivite sırasında meydana gelen yaralanmaların genel adıdır. Normal yaşamda yaralanmalar sıklıkla dış etkilerle gelişirken, spor yaralanmalarında hem dış

Detaylı

Oral Mukozanın Erozif, Ülseratif, Veziküler ve Büllöz Lezyonları

Oral Mukozanın Erozif, Ülseratif, Veziküler ve Büllöz Lezyonları Sürekli Eğitim Continuing Medical Education 77 DOI: 10.4274/turkderm.46.s2.15 Oral Mukozanın Erozif, Ülseratif, Veziküler ve Büllöz Lezyonları Erosive, Ulcerative, Vesicular, and Bullous Lesions of Oral

Detaylı

Saç dökülmelerinde*: Saçları güçlendirir. YENİ. * Hastalığa bağlı olmayan saç dökülmelerinde.

Saç dökülmelerinde*: Saçları güçlendirir. YENİ. * Hastalığa bağlı olmayan saç dökülmelerinde. Saç dökülmelerinde*: Saçları güçlendirir. YENİ * Hastalığa bağlı olmayan saç dökülmelerinde. Saçımız: doğanın bir mucizesi Saçlar, insan vücudunun en gösterişli yerlerinden biridir. Kişiliğimizi vurgular,

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

TABAN ÜLSERİ --- ULCUS SOLEA VEYSEL TAHİROĞLU

TABAN ÜLSERİ --- ULCUS SOLEA VEYSEL TAHİROĞLU TABAN ÜLSERİ --- ULCUS SOLEA VEYSEL TAHİROĞLU Tanım: Süt ineklerinde çoğunlukla arka bacakların lateral, seyrek olarak ön bacakların medial tırnaklarında lokalize olan, boynuz tabakasının erozyonu ile

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi

Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi Heterolog tip I kolajen biostimulation deri hücresi Andrea Corbo ve Vincenzo Varlaro Heterolog kolajen Tip I ile biostimulation deri hücresi sınıf III tıbbi cihaz (Linerase ) kullanılmasını içerir. I kolajen

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Yrd Doç Dr Gülben Sarıcı

Yrd Doç Dr Gülben Sarıcı Yrd Doç Dr Gülben Sarıcı GÜNEŞ IŞINLARININ OLUMLU ETKİLERİ Vitamin D sentezi Patojenlerin yok edilmesi Psikolojik durum üzerindeki olumlu etkileri GÜNEŞ IŞINLARININ OLUMSUZ ETKİLERİ Güneş yanığı Hiperpigmentasyon

Detaylı

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2 BÖBREK NAKLİ ALICILARINDA GLUTATYON S-TRANSFERAZ ENZİM POLİMORFİZMLERİNİN VE GSTT1 POLİMORFİZİMİNE KARŞI GELİŞEN ANTİKORLARIN ALLOGRAFT FONKSİYONLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

81. Aşağıdaki antipsikotik ilaçlardan hangisinin ekstrapiramidal yan etkisi en azdır?

81. Aşağıdaki antipsikotik ilaçlardan hangisinin ekstrapiramidal yan etkisi en azdır? 81. Aşağıdaki antipsikotik ilaçlardan hangisinin ekstrapiramidal yan etkisi en azdır? A) Haloperidol B) Klorpromazin C) Flufenazin D) Tiotiksen E) Klozapin Referans: e-tus İpcucu Serisi Farmakoloji Ders

Detaylı

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Tiroid kanserleri bütün kanserler içinde yaklaşık % 1 oranında görülmekte olup, özellikle kadınlarda

Detaylı

Persistan ALT Yüksekliği ile Seyreden Kronik Hepatit B (KHB) Hastalarında Karaciğer Hasarının Öngörülmesinde HBV DNA Seviyesi Ne Kadar Önemli?

Persistan ALT Yüksekliği ile Seyreden Kronik Hepatit B (KHB) Hastalarında Karaciğer Hasarının Öngörülmesinde HBV DNA Seviyesi Ne Kadar Önemli? Persistan ALT Yüksekliği ile Seyreden Kronik Hepatit B (KHB) Hastalarında Karaciğer Hasarının Öngörülmesinde HBV DNA Seviyesi Ne Kadar Önemli? Dr.Ercan YENİLMEZ GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Enfeksiyon

Detaylı

REGENERATION INSIDE US

REGENERATION INSIDE US SUCCESSFULL METHOD TO GIVE ENERGY AND BRIGHTNESS TO HAIR REGENERATION INSIDE US PROGRAMMA INNOV ATIVO CONTRO CAL VIZIE E DIRADAMENTI INNOVATIVE PROGRAM TO REDUCE THE FALL OF HAIR 0476 AUTOLOGOUS CELLULAR

Detaylı

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer Solunum sistemi farmakolojisi Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 Havayolu, damar ve salgı bezlerinin regülasyonu Hava yollarının aferent lifleri İrritan reseptörler ve C lifleri, eksojen kimyasallara,

Detaylı

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Benleriniz Kabusunuz Olmasın Vücudunuzdaki benleriniz büyüyor, kașınıyor veya kanıyorsa

Detaylı

Deri ve Zührevi Hastalıkları A.D Akademik Yılı Seminer Programı

Deri ve Zührevi Hastalıkları A.D Akademik Yılı Seminer Programı Deri ve Zührevi Hastalıkları A.D 2014-2015 Akademik Yılı Programı Öğretim Üyeleri: AD Başkanı: Prof.Dr. Emel BÜLBÜL BAŞKAN Prof.Dr. Hayriye SARICAOĞLU Doç. Dr. Kenan AYDOĞAN Uzman Doktor Uzm.Dr.Serkan

Detaylı

Prof. Dr. Aynur Akyol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı

Prof. Dr. Aynur Akyol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Aynur Akyol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı SINIFLANDIRMA Atopik dermatit Seboreik dermatit Numuler ekzema El ve ayakların veziküler ekzeması Staz

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

Dr. Merih Tepeoğlu Başkent Üniversitesi Patoloji A.B.D

Dr. Merih Tepeoğlu Başkent Üniversitesi Patoloji A.B.D Dr. Merih Tepeoğlu Başkent Üniversitesi Patoloji A.B.D 03.11.2016 Olgu 22 yaşında, kadın hasta Bacakta nodüler lezyon Son 1 yıl içinde farkediyor. Özgeçmiş: Özellik yok. Klinik ön tanı: Yumuşak doku sarkomu?

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

[RABİA EMEL ŞENAY] BEYANI

[RABİA EMEL ŞENAY] BEYANI Araştırma Destekleri/ Baş Araştırıcı 10. Ulusal Pediatrik Hematoloji Kongresi 3 6 Haziran 2015, Ankara [RABİA EMEL ŞENAY] BEYANI Sunumum ile ilgili çıkar çatışmam yoktur. Çalıştığı Firma (lar) Danışman

Detaylı