Reşit Hanadan (Prizren, 1955)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Reşit Hanadan (Prizren, 1955)"

Transkript

1 Reşit Hanadan (Prizren, 1955) Reşit HANADAN Prizren yöresi Mamuşa Köyü'nde doğdu. Ailesi ile birlikte küçük yaşta Türkiye'ye göç etti. Yazdığı çocuk öykülerinde izlerine rastladığımız çocukluk yıllan Türkiye'de geçti. Yıllar sonra ailece tekrar doğduğu köye döndü yılında "Tan" Gazetesi'nde gazeteciliğe başladı. Bir süre sonra kültür-sanal sayfalarının başına getirildi. Halen bu görevini sürdürmekte olan Reşit Hanadan, aynı gazetede yıllardan beri köşe yazarlığı da yapmaktadır. Edebiyata öyküyle girdi. İlk öykü kitabı "Yazgı" 1982 yılında "Tan" Yayınlan tarafından yayımlandı. Bunu "Duygu Tutsağı" öykü kitabı ("Tan" Yayınlan, Priştine 1985) izledi. Kendini romanda da deneyen Reşit Haradan, "Sel" adıyla kaleme aldığı ilk romanının kitap olarak yayımlanması şansını yakaladı ("Tan" Yayınları, Priştine 1987). Yazarın son öykü kitabı "Yıldızlı Ev"dir (çocuk öyküleri, "Tan" Yayınları, Priştine 1989). Öykü dışında zaman zaman eleştiri yazmayı da deneyen Reşit Hanadan ilk iki öykü kitabı için 'Tan" Yayınları'nın "Süreyya Yusuf Yazın Ödülü"ne lâyık görüldü. HİKAYELERİ: YUVA ÖZLEMİ Almanya'ya gurbet kapısının aralandığı o yıl köyden on küsur kişi başvuruda bulunmuştu oraya gidip çalışabilmek için. Ama bu kez, önceleri genellikle Slovenya'ya çalışmaya gittiklerinde yaptıkları gibi yanlarında yorgan-döşeklerini de götürmediler nedense. Ne de olsa Almanya'ydı gittikleri yer. Çok methini duymuşlardı gitmeden önce. Bu taşı toprağı ağırlığınca para olan ülkeye her kim gitmişse, birkaç yıl sonra Karun gibi zengin dönmüştü oradan. Bizim köyden o güne kadar giden olmamıştı. Sadece bizim köyden değil, tüm bölgeden. Diğer yörelerden gidenler olmuş ya, Karun gibi zengin olanlar o yöre insanlarıymış aslında. Bizimkiler Slovenyalar'da gurbetçilik yaparlarken, oranın açık gözleri de Almanyalar'a gitmişler zengin olabilmek içîn. Buralardan da gurbetçi alınacağı duyulduğunda bizini köyün on gurbetçi adayı Önce kentte bir güzel doktor muayenesinden geçirildiler. Hem de Alman doktorları tarafından. Bizimkilere güvenleri yokmuş o günlerde yapılan söylentilere bakılırsa. Bir ikisine dişlerini yaptırmaları gerektiği söylendiğinde epey şaşırmamış değillerdi, kendileriyle birlikte tüm köylüler de. Günün sohbeti olmuştu bu konu: Dişleri çürükmüş Ali ile Veli'nin. Yaptırmaları gerekirmiş!...

2 - Şu Alman da anıma vesveseli be! Neyine gerek onun dişleri var mı yok mu diye, iş gör düreceği adamın!... - Sanki mısır ekmeğini çiğneyemiyorlarmış!.. Sırtlarına, adalelerine baksa ya? Güçlü olup ol madıklarına!... Dişlerini daha önceden çektirmiş olanlarla birlikle, dişleri çürük olanlar da onları çektirip yenilerini yaptırdıktan sonra gittiler. Şunu da söyleyeyim: Bir-iki kel de vardı Almanya'da çalışabilmek için başvuruda bulunanlar arasında. Kel kafalarında saç bitiremedikleri için gidemediler, köyde kalıp tekrar uyuz ineklere koştukları sabanlarına sarılarak taşlı tarlalarda çift sürmeye, yazın sıcağında ürün yetiştirmeye, kışın soğuğunda da sıcak odalarda sobanın yanında kıvrılıp sohbet etmeye kaldılar. * * * Gidenler arasında Aylak Salih de vardı. Salih için Kim köy ağız birliği etmişçesine: - Nasıl olsa birkaç gün sonra döner! dedi. Yetiştirdiği ürünü satabilmek için kentle, burnunun dibinde sıcacık sonum-köfte olduğu halde kalamayan adam Almanya gibi yabancı ülkede yaşayabilir miymiş? - Ne de olsa canı biraz gezip görmek is temiştir. Dönüş parası istemese bari evden! Böyle böyle dediler, dedikodu etliler, Aylak Salih hakkında "taşı sıkıp ekmeğini kazanabilmek" için Almanya'ya gidişi karşısında. Kardeşi, anası, çocukları gücenmediler değil bu dedikodulara. Ama "Elin ağzı torba değil ki keyfince büzesin" deyip sustular, ses çıkarmadılar. İçlerinden de ikiüç ay sonra Salih'in dönmemesi, kendilerini utandırmaması için dua ettiler. Çünkü ııe de olsa kendi adamlarının huyunu suyunu biliyorlardı. Dedikodu edildiği kadarıyla huyluydu. Kışları, gürül gürül yanan sobanın yanma kıvrılır, "hele yaz gelsin kulübemi o zaman yaparım", diyen kurt örneği "şu tarlaya şunu, o tarlaya bunu ekeriz", diye plan yapar dururdu. Ekerdi de ekmesine. Halta köyde kimsenin satmak için şöyle dursun, kendi gereksinimlerini karşılamak için ekip yetiştirmedikleri patlıcan, maydanoz, karnıbahar, marul bile yetiştirirdi. Sonra da biraz yeşermeyegörsünler, dere kıyısındaki söğüt ağaçlarının tatlı bir yeşile bürünmeye başladıkları günlerde kente gidip satın aldığı böcek ilaçlarını, ilaç makinasım sırtladığı gibi tarlanın yolunu tutar, ilaçlardı bitkileri. Köylüler: - Yahu Aylak be! Yazık değil mi böceklere? Tanrı yaratığı onlar da!... diye usuldan alaya alır lardı. Bahçesinde yetiştirdiği domatesler, biberler, kabaklar pırıl pırıl olurdu. Gelgelelİm ürünü toplayıp satma zamanı geldi miydi, Aylak Salih'in nedense eli ayağı tutulur ürününü toplayamazdı, tarlada kalan olgun ürün toplanmadan çürürdü. Kendinden büyük kardeşi devlet işinde çalıştığı, çocuklar da küçük okluğundan her yıl tekrarlanırdı bu ekme, yetiştirme, sonra da çürüme süreci. Salih'in ürünü toplayıp da satmayı becerememesi yüzünden. Çalışkan, işçi olduğu halde bu olumsuz yönü kendisine köylüler tarafından Aylak lakabının verilmesine neden olmuştu. Yoksa tembel değildi. Kentte kalamaması "doğduğu yere aşırı bağlı" oluşuna yorumlanırdı. Böyle biriydi Aylak Salih. Böyleyken, Almanya'da tutunup çalışacağına, para kazanacağına olanak dışı bir şeymiş gibi bakılmaktaydı. Bu yüzden evdekiler ne olur ne olmaz deyip haber salar da dönüş için yol parası isterse utanmasınlar diye köşeye bir miktar para koymuşlardı. İki ay geçti, üç ay, allı ay geçti aradan, Salih'in yolunu gözleyenler artık usandılar mı, yoksa ümitlerini mi kestiler döneceğinden, dedikodular da durulur gibi oldu. Hele altıncı ayın sonunda postacı bin mark getirip de anasına teslim elliğinde yer yerinden oynadı sanki. - Duydunuz mu, Aylak oğlan markları deste deste yapıp gönderiyormuş Almanya'dan! şek linde sözler duyulmaya başladı yine. Evdekiler öylesine sevinmişlerdi ki, anası Kurban Bayramı'nda şöyle ahım şahım bir koç alıp kurban eyledi, dualar etti oğlunun para gönderme alışkanlığım sürdürmesi için. İşin ilginç yönüne bakın ki, bizim köyden Salih'le birlikle Almanya'ya giden Öteki gurbetçiler izine geleliler ceplerinde marklar, üstlerinde kürkler, altlarında da arabalar olduğu halde. O gelmedi. Yine orada kazandığım düzenli bir şekilde köydekilerine gönderdi. Aradan iki yıl geçmedi, köyde paslı r m alıkların kesildiği, iş güç zamanının sona erip de köylülerin artık uzun kış gecelerinde köy odalarında yan gelip sabahlara dek birbirleriyle sohbet ettikleri günlerde birer birer sökün etmeye başladı gurbetçiler. Aralarında daha önceleri Slovenya'ya çalışmaya gitmiş olanlar da vardı. "Almanya'da iş kalmadı, tadı kaçtı..." diye bir neden attılar ortaya. Aylak Salih gelmedi.

3 Köyde uzun uzun konuşuldu Almanya'da hâlâ kalabilmesinin nedeni. Çoğu: - Ne olacak, Alman karılan kendine bağladı bizim Aylak oğlanı! Zaten burçlayken de uçkuruna pek sağlam sayılmazdı!.,, diye konuşuldu ardından. Tarlaları da işsiz kaldı, Gerçekten evdekiler artık toprağa yüz vermez olmuşlardı. Yine de birkaç tarla satın alınmıştı. Mavi renkli marklar her ay sonu sıralı olarak geldikten sonra, biber, domatesle mi uğraşılacaktı? * * * Aylak Salih Almanya'ya gideli, on yıl geçti aradan. Köye ilk gelişi, gidişinden üç yıl sonra olduydu galiba. Öteki gurbetçilerin temelli dönüşlerinden sonra. Yaz ortalarıydı. Harman zamanı. Köylünün sabahın köründen gecenin geç saatlerine dek bağ, bahçe, bostan, harman işleriyle boğuştuğu günler de geldi. Bu boğuşmaya karşın, birkaç gün akşamları ya da gündüzleri, başlarını kaşıyabilecek vakitleri zor bulabilen köylüler Aylak oğlanın hal-hatırım sorabilmek için evine uğramazlık edemediler. İlk farkına vardıkları değişiklik Aylak oğlandaki çevresine kayıtsızlık ve durağanlığıydı. Pek konuşmuyordu da. Sorulanları ise ağızdan kerpetenle söz çıkarıyorlarmışcasına zar-zor yanıtlıyordu. Sanki bu insanları, bu köyü ilk defa görüyormuş gibi bir tavır takınmıştı gelenlere. Durumunu gören, hal-hatır sormak için evine gelenler "Bu oğlan temelli değişmiş, Ay'dan mı geldi ne, sanki karşısında hiç adam yokmuş gibisinden susuyor" diye söylendiler. Gerçekten de öyleydi. Aylak Salih, köyü, köylüsünü o kadar özlemesine karşın, köye varışının ertesi günü geldiğine sanki pişman olmuştu. Evleri hâlâ eski durumundaydı. Yüzyıllık eski, köhne yapısı sağ tarafa kaykılmış, bir ayağı çukurda yaşlı bir insanı andırıyordu. Köyün sokakları pislikten geçilmiyordu. Gerçi köye yeni, görkemli bir cami yapılmıştı ama, yambaşından lağım sularının toplanıp dereye akıtıldığı kanal geçtikten sonra ne yararı vardı bunun. Helalardan akıtılan pisliklerin saçtığı koku insanın burun deliklerini kıracak gibiydi. Hele o, üç-beş-on yaşlarında üst-başları kir-pas içindeki yalınayak çocuklar yok muydu? Sümüklerini çeke çeke Aylak Salih'in yüzüne bakmaları Aylak Salih'i epey duygulandırdı. Akşamları biraz hava almak için, bu arada üçbeş tanıdığı ancak bu saatlerde iş dönüşü yaptıkları için görebilmek amacıyla köy meydanına çıkıp kendileriyle sohbet esnasında, sohbetin konusunu havadan düşer gibi değiştirerek: - Bu köyde nasıl yaşıyorsunuz, an layamıyorum!?.,, diye sorması yok muydu. Bayağı gücüne gidiyordu köylülerin birkaç yıl öncelerine dek kendileriyle aynı pislikler içinde boğuşan bu adamın böyle demesi. Kendinden on yaş kadar daha büyük, köyün çenesi, ağzı en iş yapan filozofu şaşırdı, yüzüne ters ters baktı Aylak Salih'in kendisine aynı soruyu tekrarlaması karşısında: - Sen hele Paris'te mi doğdun a Aylak oğlan!? diye eleştirdi Aylak oğlanı. Köy, Almanya'da çalıştığı fabrikanın bulunduğu o yeşil, güzel evleri, asfalt düzgün sokaklarıyla insanları büyüleyen köyden çok değişikti. Çalıştığı fabrikada kocaman ağaç gövdeleri kesilip işleniyordu. İnsanları bakımlı ve temiz, ovası düzenli ve işlekti. Dağlar kadar fark vardı arada. Belki de bundandı duyduğu yabancılık düne kadar sokaklarında oynadığı, ovasında çalıştığı bu köye ve insanlarına. Birkaç gün geçti, arlık kalamadı köyde, çekip gitti, Yazları köyde işi-gücü olmayan insanın canı sıkılır. Genellikle, gücü-kuvveti yerinde olanlar ya tarlada ya bağda ya da dağda kır işleriyle uğraştıkları için hasta, yaşlı erkeklerden, henüz emeklemeye başlamış sümüklü çocuklardan başka kimse bulunmaz köyde. Aylak Salih, işte böyle bir zamanda izinli olarak ikinci kez gelmişti köye. Hafta sonlarını köyde geçirdiğim için, o gün köyde bulunuyordum. Görür görmez, sanki göklerde arıyormuş da yerde bulmuşcasma sevinçli, koluma girdi; - Gel, biraz ovayı dolaşalım, dedi. Kıramadım bu isteğini. İster istemez kabul ettim. Kendisine Almanya'yı sorar, bir şeyler öğrenirim umuduyla. Düzlükteki tarlalarını görmek istemişti önce. Lukalar'a doğrulduk. Yolda, Almanya, çalıştığı, yaşadığı kent hakkında bir şeyler sorayım dedim. Dalgın, isteksiz isteksiz yanıtladı sorularımı. - Anlatmakla bitmez, diyordu. Gidip gör mek, oraları yaşamak gerek... Tarlalara götüren yol çamurluydu, bir-iki gün önceleri yağmur yağmıştı besbelli. Temiz, boyalı ayakkabılarına çamır bulaşmasın diye, çamurun yüzüne çıkmış taşların üzerine basmaya özen gösterirken: - Oralarda ovaya, tarlalara götüren yollar

4 bile asfalt, dedi. Yolun kıyısındaki böğürtlen çalısından tatlı bir kuş sesi geliyordu. Duruverdi sesi duyar duymaz, Gözlen yarı kapalı, kendinden geçmiş bir halde, bir süre tatlı tatlı öten kuşun sesini dinledi. Kuş, çalıdan kanat çırparak uçarken, ardından, çok değerli, paha biçilmez değerde bir şeyini yitirenlere özgü bir şekilde: - Şu kuşlardan birkaç tane yakalayabilsek!... dedi. Şaşırmıştım. - Oralarda bülbül, saka, muhabbet kuşları yok mu? diye sordum? Bir süre yanıt vermedi. Sonra: - Var ama... Ben bizim buraların kuşundan istiyorum. Buraları anımsamak için. Çocukluğum koyun sürüsünü güderken bu kuşların seslerini dinleye dinleye geçti. Bir yakalayabilsem şun lardan birkaç tane!... diye iç çekti. Çok uzaklarda, tarlalarında çalışan insanlara el sallıyordu ara sıra. Sonra canı çektiğinden yanlarına gidiyor, sohbete dalıyordu işi-gücü olan insanlarla. Sanki belirli bir yere gitmek için yola çıkmışız gibi hiç acelesi yoktu. Sonra Lukalar'daki mısır tarlasını görmeye gittik gün devrilmeye başladığında. Mısır tarlasında diz boyu otlar türemişti. Çapalanmadığı belliydi. Komşu tarlasındaki mısırların yüzü gülüyordu. İşlenmişler, çapalanmışlardı. İçini çekti. Evdeki erkeklere sövdü bir süre tarlayı işlemedikleri için. Sonra sınır taşlarını denetledi tarlayı dört dönerek. Bizim buralarda, tarla komşuları, tarlalar arasında sının belirlemek için koyulan sınır taşlannın yerlerini değiştirerek birbirlerinin tarlalarına bir-iki adım girmesini severler de... Ondandı denetlemesi. Sınır taşlannın hemen hemen yanışbaşlarında diz boyunu aşmış hayıt çalıları vardı. Kendine güven dolu bir sesle: - Bak, taşların yanındaki bu hayıflan ben diktim. Sınır taşım çıkarabilirler ama, bunlan çı karmak zordur, dedi. Sınır taşlan yanında bu hayitlardan da dikmek en iyisi. O gün beni Torajda'ya götürdü. Köyün doğusunda kalan bu bayırhk yerlerde meşe korulukları var. Koruluklara balta girmiş bile.,. Çoğu sürülmüş. Sürülü tarlalar arasında tek tük, oradaburada meşe ağaçları kalmış. Üzüldü buna. - Ormanları yok etmek fena bir şey, dedi. Ço cukluğumda buralara sürüden bir koyun girer de akşama dek bulamazdık. Şimdi kel kafaya dö nüştürmüşler... Oradan, karşı taraftaki köyün ardında kalan bağlığa gittik. Akşam vakti eve döndüğümüzde kan-ter içindeydik. - Bugün ovayı dolaşmasam sıkıntıdan pat lardım, dedi ayrılırken. * * * Bir hafta sonra, köye tekrar gelişimi duyar duymaz çocuk gönderip çağırttı. Gittim. - Gelmeni dört gözle bekledim, dedi se vinçle. Hadi ovaya çıkıp dolaşalım. Tinya'ya götürdüm bu kez. Neyse burası pek uzak değil. Köyün kıyısından akan derenin hemen karşısında bulunuyor. Tinya denilen bu tarlalardaki topraklar oldukça verimliydi. Bu nedenle köylüler buradaki tarlalarında biber, domates, kavun-karpuz yetiştirirlerdi. Yolda giderken saka kuşlarıyla ilgili çalışmalarını anlattı. Yakalamalan için çoban çocuklara para vermiş ama yakalayamamışlar nedense. Cebinden üç-dört kibrit kutusu büyüklüğünde mukavva bir kutu çıkardı. Niye aldığım sordum yanına. - Çekirgeleri koymak için! yanıtını verdi. Yİne şaşırmıştım: Farkına varmış olacak ki: - Sen bilmezsin, dedi, çekirgelerin ötüşündeki büyüyü. İnsanı alır uzaklara götürür. En güçlü müzikten daha duygulu, daha etkilidir. Yaz lan, çocukken bostanhkları beklerdik hırsızlardan, Geceleri, sabahlara dek dinlerdik çekirge ötüş lerini... Almanya'da hep o geceler gelirdi aklıma. Oraya götürebilsem birkaç tanesini!... Topluva deresi üzerinde köylülerin yerleştirdikleri ağaç köprüyü geçerken Tinyalarm yolunu tuttuk. Ovanın bu bölümü hep bahçelik, bostandık... Yol kıyısında otların arasından bir çekirge sesi geldi. Elimi tuttu yürümeme engel olarak. Çekirgenin kaçmasından korktuğu belliydi. Bir süre o sesi dinledi, dikkatle, özenle. Kendinden geçercesine. Sonra ses kesildi. Sesin kesilmesiyle, sesin geldiği yere doğru yürümesi bir oldu. Öyle usuldan usuldan. Avının üstüne alılmak üzere olan bir aslanı andırıyordu. Sonra ani bir hareketle avuçlarıyla sesin geldiği otlar arasındaki yeri örttü. Boşuna, çekirge ondan daha çevik davranmış, tam yakalanacakken birkaç metre ilerimize konmuştu. Yine ötmeye başlamıştı. Aynı Özenli, dikkatli davranışıyla sesin geldiği yere yaklaştı. Sessizce seyrediyordum bu olayı. Otların üzerine çömeldi göğsüyle, tüm vücuduyla. Yakalamıştı. Yeşil, büyücek bir çekirgeydi yakaladığı. Yengi kazananlara özgü bir gülüşle, bir davranışla gülerek bana döndü, Elindeki çekirgeyi gösteriyordu.

5 Sonra, yanında taşıdığı kutunun içine koydu. O gün beş çekirge yakalamıştık. Akşam köye dönerken keyfine diyecek yoktu. Yolda boyuna Almanya'dakİ işini, can sıkıntısını, buna karşın köye geldiğinde oraları nasıl özlediğini anlatıp durdu. Çekirgelerin, orada kaldığı sürece içinde biriken can sıkıntısını gidereceğine inanıyordu. Aradan çok geçmedi bir mektup aldım bizim Aylak Salih'ten. "Bizim oraların çekirgeleri buraların havasına dayanamaz oldular. Zavallılar... Çok üzüldüm onlardan ayrıldığıma..." diye yazıyordu. Çekirgelerin başına geleni anlamakta güçlük çekmedim. Aylak Salih'in ne demek istediği belliydi. Kendi canına da lak demeye başlamıştı oraları, Almanya'nın kirli havası... "Geleceğim..." diyordu artık. "... Havasım, gözlerimi açıp dünyaya geldiğim anda havasını soluduğum o yerlere..." Mektubunun sonunda, "Hele sen açıklamalı bir Türkçe sözlük gönder bana bir yolunu bulup bul ustura vererek. Burada Türkeyi epey işçi var. Çoğuyla birlikte çalışıyoruz. Ama ağızları bizimkinden epey farklı. Güçhal anlaşabiliyoruz. Gönderirsen çok memnun kalırım. Hem dilimi gerektiği gibi Öğrenir, hem de boş vakitlerimi değerlendirmiş olurum böylece..." Anladığıma göre Aylak Salih "döneceğim.,." diyordu demesine de, dönmeye pek niyetli değildi. Hiç olmazsa bu yakınlarda. Buralarım özlediğine kuşkum yoktu ya, izine gelip sokaklarda ayakkabılarına bulanan o çamuru anımsadığında dönüş tarihini birkaç günlüğüne erteliyor olmalıydı. İstediği sözlüğü postaladım hiç geciktirmeden. Bizim buraların muhabbet kuşlarından ya da çekirgelerinden göndermemi istese halim nice olurdu? Sözlük istemekle yine insaflı davranmıştı. Ama kitabın ilk sayfasına "İzine geldiğinde artık İstanbul Türkçesiyle konuşmak var, ha?!..." diye bir not düşürmeyi de unutmadım. KIRACI Günlerden pazar... Kasım ayının rüzgârlı, soğuk olmasa da ara sıra kapkara bulutlar arasından bir görünüp bir kaybolan güneşin ısıtıcı gücünü yitirmeye başladığı insanı üşüten bir günü. Prizrenli bir arkadaşla kentin Güneştepe semtindeki inişli-çıkışlı sokaklara dalıp dalıp çıkıyoruz. Arkadaşım birkaç gün önce ev sahibi tarafından dışarı atılmış. Ben de birkaç yıldır yaşadığım bu kentin aşağı yukarı her semtinde kiracı olarak nasibimi almıştım. Son olarak da ev sahibimle cereyan konusunda anlaşmazlığa düşmemiz sonucu kaldığım evi birkaç gündür terketmiş bulunuyorum. Kiracı olarak yaşama devam edip, her yeni bir sokağa dalışımızda gözlerimiz villa görünümündeki lüks, görkemli evlere takılıyor. Çekingen, ürkek bir şekilde yaklaşıyoruz beğendiğimiz evin kapısına. Bir süre uzaktan yutkunup "Bizler de şöyle bir eve sahip olsak!..." diye düşünerek. Bu semtte inşa edilmiş ve edilmekte olan binaların gösterişli oluşlarına bakılırsa, sahipleri milyoner olmalıydılar. Her evin önüne de birer araba çekilmiş. Gözümüze kestirdiğimiz evlere çekingen, ürkek yaklaşmamızın nedeni "Herifçioğlu böylesine görkemli, masallardaki saraylara benzeyen bu evi yapabilmişken nasılsa varlıklı olmalı... Bizim gibi baldın çıplakların vereceği kira parasına muhtaç değildir herhalde" diye düşünmemizden kaynaklanıyor. Ama soğuk rüzgârın yüzümüze bir kamçı gibi çarpmasıyla kışları hayli yaman olan bu kentte sokakta kalmaktan kurtulup bir oda bulabilmek için "boşver" deyip, kapıya yanaşıp kiralık odalan bulunup bulunmadığını sorma cesaretini buluyoruz. Ne de olsa arkadaşım benden daha açık. Birkaç gün önce ev sahibi tarafından "Çoluk çocuk çoğaldı. Odaya gereksinimim var..." gerekçesiyle dışarı atıldığı evde bir-iki kanapesi, ufak tefek eşyaları kalmıştı. Kısa zamanda uygun bir oda bulamazsa eşyasının sokağa fırlatılacağından korkuyor. Benden daha cesur davranıp gözümüze kestirdiğimiz evin kapısına dayandığımızda kapıya çıkana kiralık odalan olup olmadığını sorması biraz da bundan. Üç katlı, kutu gibi görkemli, pırıl pml bir evdi. Dış duvarlarının yüzü tüm mozaikti. Avlusu, üst kısmı demir parmaklıklı duvarla çevrelenmişti. Çiçekler, güller yetiştirilmişti avlusunda. Bu fırtınalı, soğuk havada çiçekler, güller solmaya yüz tutmuşlardı. Buna karşın en çok bir ay sonraları artık göremeyeceğimizi bildiğimizden mi olacak bize daha çekici daha alımlı geldiler bu halleriyle de. Evin balkonlarında da çiçekler vardı saksılar içinde. Yan tarafında da güzel bir garaj yapılmış, içinde son model bir araba,.. Ağzımız açık bakakaldık bir süre. Evin sokak kapısına yakın bir yerde üzerinde "Avukat" yazan bir tabela asılmış Adını okuduk avukatın. Yörenin ünlü avukatlarından biriydi. Adını daha önce duymuştuk.

6 Arkadaşım içini çekerek; - Kan davaları sayesinde zengin olmuş biri!... dedi. - Evet, dedim. Evinden, garajdaki ara basından belli. Bahse girerim ki kendisi de tombul, şişman biridir. Yöre köylerde toprak anlaşmazlığı, kız kaçırmalar, namus meselelerinden sık sık cinayetler işlenirdi. Kan davalarının ardı kesilmezdi. Yüzlerce yıl öncesine ait babadan oğula miras kalmış davaları vardı ve ailenin olayla hiç ilgisi olmayan üyeleri tararından inatla sürdürülüyordu. Göze göz, kana kan kuralım koymuştu Lek yasası. Bu yüzden odam öldürmelerin, hiç yere cana kıymaların ardı kesilmez olmuştu. Bu sığ düşünce, insana yıllardan sonra Öc aldırtıyordu. Cinayeti işleyen cezaevini boylarken ardında yetimler, dul bir eş, ele muhtaç olacak bir aile bırakıyordu. Bunun yanı sıra ailede başka erkekler varsa, erkeği öldürülen ailenin öcünden kurtulmak için ev hapsine kapanıyordu. Ardından cezaevinde tutuklu bulunup yargılanmak üzere yargıcın önüne çıkarılacak katilin cezasını hafifletir diye topraklar, bağlar satılıp ünlü avukat paraya boğduruluyorlardı. Evin kapısı açıldı. İçerden üzerine kazak giymiş şişman yapılı biri çıktı. Bize baktı ilkin, ama pek aldırmadı. Avludaki çiçekler, güller arasında dolanıp durdu bir süre. Bir şeyler aranır gibi bir hali vardı. Sonra bitkilerin gövdelerindeki yaprakları kuruyup düşmeye yüz tutmuş kırmızı, beyaz gülleri derlemeye başladı. Elinde, koparıp derlediği güllerden bir deste içeriye girecekken bizini hâlâ orada dikilmekte olduğurmızu gördü. Kurbanın kokusunu almış bir aslan gibi sokak kapısına doğru ilerledi. Sokak duvarı üzerindeki parmaklıkların arasından gülümsemeye başladı. Sahteydi, yapmacıktı, suratına yayılan gülümseme. - Avukata ihtiyacınız mı var? diye sordu. Adama ne diyeceğimizi bilemedik bir süre. Eline yağlı müşteriler geçirdiğinden emin, aynı gülümsemeyle: - Kan davası mı? Ha?... diye sordu bu kez. Arkadaşım yavaş bir sesle: - Biz kiralık oda arıyoruz, dedi. Avukat beyefendinin gülümsemekte olan dudakları duruldu. Bakışları donuklaştı. Ağzı çarpılmıştı sanki. Kısa keserek: - Ne odası! diye kükredi. Bu taraflarda öyle bir şey yok... Otele gidin, otele!... Gül destesi elinde, sırtını dönüp içeriye girdi. Kiralık oda arayacağız diye sabah erkenden düşmüştük sokaklara. Öğleye doğru karnımız acıktı. Bir şeyler atıştırmak için yakınlarda bir bakkal dükkânı aranırken beğendiğimiz başka bir ev ilişti gözümüze. Avukatınki gibi öyle ahım şahım değildiyse de ondan aşağı kalmazdı. Balkonunda bir kadın gördük. Kurumaya bıraktığı çamaşırları topluyordu. Niyetimizin farkına varmış olmalıydı ki, kiralık oda arayıp aramadığımızı sordu. "Evet" anlamında işaret yaptık. Biraz sonra kapıya çıktı, sevinmiştik, içeriye girmeye davrandık odayı görmek için. Kadın: - Evli misiniz? diye sordu. - Hayır, bekârız, yanıtını verdik. - Evli, aile sahibi olanlara veriyoruz, dedi kadın. Başımızı aldık yürüdük. Sokağın sonunda bir bakkal dükkânı var. Biraz bisküvi, birer coca cola aldık. Dükkânın önündeki sıraya oturup karnımızı doyurmaya başladık. Düşünüyordum. Kadının "evli olanlara veriyoruz..." sözleri düşündürüyordu beni. Coca cola'sini yudumlamakta olan arkadaşıma: - Evlensene arlık! Daha ne bekliyorsun? dedim. Yüzüme ters ters baktı. Sonra: - Sen, dedi. Sen niye evlenmiyorsun? Öyle ya, ben niye evlenmiyordum sahi? Otuzumuzu aşmak üzereydim. Daha ne bekliyordum? Evli olmayan adamı eve kiracı olarak almıyorlardı. İşyerinde de konutlar, evli, çoluk-çocuk sahibi işçilere veriliyordu önce. Susmuştuk ama, konuşmuş olsaydık söyleyeceklerimiz aynı olacaktı. Nasıl evlenebilirdik ki? Bu yaşam pahalılığında kiracı olarak yaşar, kendi başımızın çaresine bakmazken bir de çoluk-çocuk sahibi olmalıydık? - Çalıştığın şirketin durumu düzeldi mi? diye sordum arkadaşıma. - Hayır, dedi. İşler daha kötüye gidiyor. Bu yıl epey açığımız olacak. Konut desem o da yok. Bizim gibi kirada kalıp bir de çoluk çocuk sahibi yüzlerce işçi var. Onlara sıra gelmedi daha... Ben kavalın son deliği... Bizde de durum aynıydı. Konut, bir düştü benim için, - Biz, dedim arkadaşıma, bu gidişle be karlıktan kurtulamayacağız galiba. - Öyle, dedi üzgün üzgün.

7 Başımızı aldık, yokuş aşağı Felsefe Fakültesi'ne doğru iniyoruz. Burada da güzel evler var. Hik umudumuz yoktu ama, buradan geçmişken bir-ikisinin kapısına çalıp soralım dedik. Yaşlı bir kadın çıktı dışarıya. İlk sorumuz: - Kiralık oda arıyoruz. Şöyle ailevi olacak!... Böyle demeyi önceden kararlaştırmıştık. Zaten odaları gördükten sonra, ev sahibi ille de evli olacaksınız diye tutturursa, sıvışır, bir daha geri dönmeyiz diye düşünmüştük. İçeriye girmek üzereyken yaşlı kadın bize döndü. Titrek sesiyle: - Çocuğunuz var mı? diye sordu. Kiracılarının belki de çocuklu olmasını is tiyorlardı. Ben hemen yanıtı yapıştırdım: - Evet anne! Bir erkek çocuğumuz var... Yaşlı kadın içeriye girebilmemiz için kapıyı açmak üzereyken vazgeçip açmadı. Yüzünü buruşturarak: - Çocuklu aileye vermiyoruz dedi! Ya ramazlar hiç çekilmiyorlar. Evi de kirletiyorlar... Nerden bilecektik huyunu. Çocukları sever diye düşünmüştük. Kadın sözünü bitirdikten sonra sokağı gösterdi çıkmamız için. Ne garip insanlar vardı dünyada. Odalarını bekâr olan birine vermekle evlerine ne olduğu belirsiz,, sorumluluk duygusundan yoksun olduğu savında bulundukları bir genci kabul etmemekte haklı olabilirlerdi belki de. Evlerine, ailesine sıkrsıkıya bağlı birini getirmek istemelerine bir diyeceğim yoktu ya, böyleyken çocuksuz ailede ısrar edilmesine bir anlam verememiştim. Birlikte yaşayan bir karı-koca elbette çoluk-çocuk sahibi olacaklardı. Bu doğanın değişmez bir yasasıydı. Ev bulabilmek, bulduğu eve yerleşebilmek uğruna erkeğin hadım olup kısırlaşması mı gerekiyordu? Arkadaşıma: - Anlaşılan bu gece de bizim konuksever hanın konukları olacağa benzeri/., dedim. Üzgündük, düşünceliydik. Yürüye yürüye ta Dardaniya'ya vardığımızı hiç farketmemişiz. Bu semtteki binaların, konutların hemen hemen tümü toplumsal mülkiyete ait. Apartmanlar, lüks, gösterişli, görkemli... Beşer, yedişer, onar katlı. Geziniyoruz. Apartmanlara bakıyoruz, başımız yukarılarda. Kapının birinden çıkan orta yaşlı bir adamla az kalsın burun buruna çar- pışıyorduk. Bir süre bakıştık. Sonra bize: - Kiralık oda mı arıyorsunuz? diye sordu. Buralarda bulabileceğimizi hiç umut et miyorduk. Nerden bilmişti aradığımızı. - Evet, diye yanıt verdik bir ağızdan. - Gelin benimle, dedi. Çıktığı kapıdan daldık içeriye. Asansör vardı. Beşinci kata çıktık. Adam cebinden anahtarım çıkarıp kapıyı açtı. Bir buçuk odalıydı konut. Mutfağı, banyosu bir de küçük bir holü vardı. - İşte burası, dedi adam. Beğeniyor mu sunuz? diye sordu sonra. Beğenmez olur muydu? Anlayamadığımız bir şey vardı. - Siz nerede kalacaksınız? dedim adama. - Siz merak etmeyin, dedi. Güneştepe'de saray gibi evim var. Burasını çalıştığım işyeri verdi. Boş duruyordu. Kira parası konusunda da uyuştuk. Kirası, birimizin aldığı maaşın tutarında. Kabul etlik. Adam çıkarken: - Güle güle oturun, dedi. Akşam karanlığı basmadan arkadaşımın eşyalarını taşımamız gerekiyordu. Bir araba tuttuk. Ama bizi bir sürprizin beklediğinden hiç habersiz yola koyulduk. Dragodan'daki evin sahibi kapıya çıkıp karşısında bizleri görmesiyle ellerim dizlerine vurması bir oldu: - Vallahi de avluya çıkarıp koymuştum. Avlu duvarım nasıl aşmışlar, hiç anlayamıyorum. Alıp götürmüşler... Ortalık namussuzlarla dolu. Son zamanlarda o kadar çok hırsız türedi ki... İçini çekti arkadaşım. Hiç yanıt vermedi. Kendini suçsuz göstermeye çalışan ev sahibine de bir şey demedi. Oradan ayrıldık. Bir-iki kitabı, bitirmek üzere olduğu bir tablosu vardı. Onlara acımış ti, Bir mobilya dükkânının önüne çektik arabayı. Şöyle sıradan, ucuzlardan bir kanepe satın alıp arabaya yükledik. Akşam karanlığı basmaktayken yağmur da çiselemeye başlamıştı. Kanepeyi kente bakan pencerenin önüne yerleştirdik. Apartmanın beşinci katından, ışıklar içinde yüzen, insanların yüzde yetmiş beşinin kirada yaşadığı bu kenti seyretmeye başladık sonra.

8

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir kasabada, bir meyve ağacı varmış. Bu ağaç çok lezzetli meyveler verirmiş. Meyveler o

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY (Artık Perili Malikâne değil, Bay Postacı he he) İçinde büyük masa olan ofis Anneciğim ve Babacığım, Lütfen lütfen LÜTFEEEN Kasvetköy e gelip

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? SERBEST ZAMAN Çocuklara sporun önemi anlattık ve her sabah spor yaptık. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmenenimizin rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu:

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu: Koru Azra nın kabusun etkisinden kurtulup yataktan kalkması için birkaç on dakikaya ihtiyacı vardı. Bu sırada Azra nın geveze ev arkadaşı Berrak her zamanki nutuk öğütlerinden birini atmakla meşguldü.

Detaylı

Dönem DENEME TESTİ (Mart 2009)

Dönem DENEME TESTİ (Mart 2009) ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

Kelaynakların Hazin Öyküsü

Kelaynakların Hazin Öyküsü Kelaynakların Hazin Öyküsü Hazin bir öykü anlatacağım bu kez sizlere... Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız bir ova varmış. Fırat ın sularıyla bereket bulmaya çalışan bu topraklar, fakir köylünün tek

Detaylı

I İş İlanı. İyi para kazandıracak ciddi bir iş arıyorum. Satış işi tercihim.

I İş İlanı. İyi para kazandıracak ciddi bir iş arıyorum. Satış işi tercihim. I İş İlanı İyi para kazandıracak ciddi bir iş arıyorum. Satış işi tercihim. Bu kadar kolaydı işte. İnternetteki iş bulma firmalarına yazıp bekliyordun. Hoop, adres kutuna iş önerileri dolmaya başlıyordu.

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES

GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES İlk defa 1983 yılında gitmiştim Erciyes e O günlerde sadece Spor İl Müdürlüğü nün Taş Binası vardı. Aşağıda şömineli bir salon, yukarıda ise biri erkekler, biri de kadınlar için

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

CEHENNEM KAYIKÇISI Daha önceden dünyanın ilk kilisesi St. Piyer i bir çok kez görmüştüm. Burada her 29 Haziran tarihinde ayin yapıldığını, bu tarihte buraya gelen hıristiyanların hacı olduğunu biliyordum.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI

MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen projede mart ve nisan ayı Değerler Eğitimi konusu: Empati Öğrencilerimiz mart ve nisan ayları

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım'

'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım' On5yirmi5.com 'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım' İroni dolu yazıları, aykırı çıkışları ile bilinen gazeteci Fikri Akyüz le uzun soluklu bir söyleşi yaptık. Yayın Tarihi : 20 Nisan 2010 Salı (oluşturma :

Detaylı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR) Fehiman:Kimooo? Güzin:Benim abla. (KAPI AÇILIR) (Heyecanlı)Müjdemi ver müjdemi ver. Fehiman:(Heyecanlı)Mektup,mektup

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz.

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz. Işık Ve Karanlığın Yapısı Canlı Yaşamını Etkiler Neler Biliyoruz? İpek A.: Çiçeklere su ve güneş ışığı gerekiyor. Deniz Can K: Güneş toprağa ışık verir, topraktan ot çıkar, otları da canlılar yer. Mustafa

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı