SERÇESME. Sevgili canlar, Aðustos günleri Hacýbektaþ ta idik: Aleviliði-Bektaþiliði besleyen BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SERÇESME. Sevgili canlar, 16-17-18 Aðustos günleri Hacýbektaþ ta idik: Aleviliði-Bektaþiliði besleyen BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR"

Transkript

1 SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA VELÝYETTÝN ULUSOY ile Söyleþi - Bölüm II FÝKRET OTYAM Kýzýlbaþlar, Kýzýlderililer, Karaderililer ESAT KORKMAZ Hacýbektaþ'tan Döndüm, Düþünüyorum ÝSMAÝL KAYGUSUZ Hýristiyan Heterodoksizmi ve Alevi Ýnancýndaki Kalýtlarý ERDOÐAN ALKAN Alevi Mitolojisinde Sayýlarýn Gizemi ÝSMAIL METIN Muhabbet mi?, Ýbadet mi? ÝLHAN CEM ERSEVEN Alevi Hareketi Çýkmazda mý? VAHAP ERDOÐDU Büyük Ortadoðu Projesi-Bölüm II ÝHSAN KESEDAR Tasavvuf, Bektaþilik ve Mezhepler ALÝ KAYA Ýstanbul da Alevi-Bektaþi Tekke ve Dergâhlarý ERGÜL ÞANLI Örgütlenme Sorunu ve Ýzlenmesi Gereken Yol ARÝF SAÐ ile Söyleþi - Bölüm II: Halk Müziði Ritimler Açýsýndan Çözümsüzlük Ýçinde ALÝ KENANOÐLU Hubyar Sultan HACIBEKTAÞ SÖYLEÞÝLERÝ Belediye Baþkaný Ali Rýza Selmanpakoðlu ABBF Genel Sekreteri Atilla Erden PSAKD Genel Baþkaný Kazým Genç Þahkulu DV Baþkaný Mehmet Çamur DERTLÝ DÝVANÝ ile Söyleþi AYLIK DERGÝ Genel Yayýn Yönetmeni: Esat Korkmaz Sahibi: Genel Ajans Basým Daðýtým Organizasyon Ltd. Þti. adýna Ahmet Koçak Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü: Ahmet Koçak Yönetim Yeri: Divanyolu Cad. No: 54, Erçevik Ýþhaný 102, Eminönü - Ýstanbul Tel/Faks: +90.(0) E-posta: Baský: Mart Matbaacýlýk, FÝYATI: TL 3 M / 3 / 3 2 EYLÜL 2004 SAYI: ISSN HÜNKÂR IN HUZURUNDA, HÜNKÂR IN DÜNYASINDA Er ol, erlerle yaþa; erenlere, iyilere karýþ; onlarla görüþ, konuþ, seviþ; ara-bul kendine gel, kendini bil; baþkalarýný kendinde gör; eline, diline, beline, iþine, eþine, aþýna sahip ol. Hacý Bektaþ Veli Canlara Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni Sevgili canlar, Aðustos günleri Hacýbektaþ ta idik: Aleviliði-Bektaþiliði besleyen ana kaynaktan su içtik, o büyük cem e katýldýk. Serçeþme olarak sizlerle tanýþtýk, kucaklaþtýk, seviþtik. Hacý Bektaþ Veli de; iç içe girmiþ, kaynaþmýþ, biri olmadan diðeri olmayacak olan iki ayrý dünya vardýr. Bu dünyalardan biri, geçmiþte tüm insanlýðý kucaklayan, medeniyet le, yani yerleþik yaþam ya da sýnýflaþmayla birlikte medeniyeti güdenler tarafýndan boðulmak ve yok edilmek istenen ilksel eþitlikçi toplum deðerleri dünyasýdýr. Ötesinde, bu deðerleri tüm baskýlara karþýn canlý tutmaya, yaþatmaya çalýþan ve belirleyici anlamda yol örgütlenmesi yle yaþama geçecek olan Alevi-Bektaþi topluluðunun topluluk bilinci/inancý dýr. Bu baðlamda ana kaynak týr, pýnar dýr. Ayný zamanda: Hak-Muhammet-Ali-Hasan ve Hüseyin e sevgidir; Oniki Ýmam, Safevi þahlarý, Üçler, Yediler, Kýrklar, Pirler ve Erenler e baðlýlýktýr; Kerbelâ Olayý na tapýnma dýr; tapýnýlan bu olayý güncelleþtirmedir; Ölümü, yeniden dirilme ye, yeniden doðuþ a dönüþtürmedir; Gerçeðe ulaþmada yalnýzca insan aklý yla yetinmemedir, ötesinde doðanýn aklý yla, yani Tanrý nýn aklý yla buluþmadýr; Varlýklara dirilik veren ve tanrýsal olarak algýlanan soyut can a aþkla baðlanmadýr; Yaradýlýþa deðil, varoluþa, varlýða geliþe inanmadýr; doðmadýr, doðurmadýr, dönüþmedir; Doðmanýn, doðurmanýn ya da dönüþmenin nedeni durumundaki tüm can ý yani Tanrý yý anasýz-babasýz bir hareket ya da karanlýktan doðma bir ýþýk olarak bilince/inanca taþýmadýr; Bâtýni tasavvufu, ötesinde bâtýni felsefeyi bütün dinlerin içinden akan ve onlarýn akladoðaya aþkýn topraðýný silip süpüren bir akarsu olarak görmedir; Hiçbir metafizik dinin doðuramayacaðý ve hiçbir metafizik dinin yaratamayacaðý bir ortaklýkta buluþmadýr; Gizli iþlerin deðil, gizil iþlerin insanlarý olduðuna inanmadýr; Ezilenlerin kurtuluþunu, tüm insanlýðýn kurtuluþuna baðlayan tasarýmlar evrenidir; Muaviye-Yezit-Mervan, Hýzýr ve öylelerine nefrettir; ve Alevilik-Bektaþilik erkânýna içten, gönülden sarýlmadýr. diðeri; Alevi-Bektaþi topluluk deðerlerinin/bilincinin/inancýnýn doðasý ge- Dünyalardan reði evrilerek, yani topluluk bilincinden toplum bilincine sýçrayarak, kendi düþünsel/nesnel sýnýrlarýný aþarak kazandýðý, tüm ezilen, horlanan insanlýðý kucaklayan boyut tur. Belirleyici anlamda demokratik kitle örgütlenmesi yle yaþama geçecek olan, kendini besleyen geleneksel kanal ý sorgulayan, onu akýl alanýna, ortak çýkar/yarar altýnda toplanan halk katý na taþýyan, toplumsal mücadeleler dünyasýdýr. Belirleyici, güdücü, yönlendirici olan bu içerik ayný zamanda: Doða sevgisidir, doðayla senli-benli olmadýr, doðayla sohbettir; doðayý sorgulayarak insaný eleþtirme dir; Tanrý tanýk gösterilerek kutsanan, somut olan ve somut kavga ya önderlik eden, onurlandýrýlmasý gereken insan dýr; Sevginin güzelliðidir, aþkýn yakýcýlýðýdýr ve ayrýlýðýn acýsýdýr; Dünyanýn geçiciliði ve ölümün kaçýnýlmazlýðýdýr; Toplumsal eksiklikleri/aksaklýklarý akýlsýz ya da kötü niyetli kiþilerin eseri olarak görmekten öte düzenin/sistemin bir yaratýsý olarak algýlamadýr; En önemlisi sömürüye, haksýzlýða, soyguna baþ eðmeyip kavga etmedir, kavgaya katýlmadýr; bir gün bu kavganýn baþarýya ulaþacaðýna yönelik umudu sürekli canlý tutmadýr. Hacý Bektaþ Veli nin bu iki dünyasýnýn özümsenmesi dileðiyle tüm canlara esenlikler dileriz.

2 ÞAH HATAYI Ezelden Ezelden seyrettim ben devraný Ay doðmadan Ay dan Gün den ezelden Çekilip gelir þaþkýn kervaný Kimler geldi geçti bizden ezelden Bu mülke ben ezel gelmiþ gitmiþim Günahýmý bir mizanda tartmýþým Bir yolcuyum bin bir handa yatmýþým Konaðýmýz kandil handan ezelden Cananý gördüm sine çak oldum Özümü tanýdým yol erkân oldum Ana rahmine inip kýzýl kan oldum Kudret gülü idim kandan ezelden Derya kenarýnda mülküm sel aldý Bir gerçeðin nefesini kul aldý Vardým deðirmene unum yol aldý Yüküm dane idi undan ezelden Þah Hatayi m bunu böyle söyledi Ýndi aþkýn ummanýný boyladý Dün dünyaya gelen bugün söyledi Ben burada idim dünden ezelden HAYRÝ DEDE Ne Deðiþecek Sanki Ben ölürsem, Ne deðiþecek ki dünyada Yaþadýðýmdan baþka. Ben ölsem de, Munzur gene akar, Çiçekler gene açar, Aksu çaðlar yazdan yaz, Gaban dimdik durur orda, Ýnsanlar geçer önünden, Ayýlar, kurtlar, geyikler, Geçer gider Kýnkorli ye. Motorlar döner durur, Taþlý tarlalarýn içinde. Munzur þenlenir her yaz. Rengârenk insan manzaralarý, Otobüsler, minibüsler, taksiler. Kazan kazan et piþer Munzur da, Yazýk kuzuya gýdige, Kasa kasa bira þiþeleri, Birbirinin gýyabýnda, Birbirini kýnayan insanlar. Yaþam sürer gider, Yazdan yaza, kýþtan kýþa. Ölürken yasak olmasaydý da Yaksalardý cesedimi, Serpselerdi küllerimi, Munzur daðýna, Bir çiçek gibi bitmek isterdim, Munzur Gaban ýnda. Nisan-2004 Kýzýlbaþlar, Kýzýlderililer, Karaderililer Fikret Otyam Antalya/Geyikbayýrý Köyü - 28 Temmuz 2004 Mikrop etmez insanýn insana ettiðini! Ýnsanoðlunun yine insanoðluna yaptýðý us almaz/yürek dayanmaz zulumlarý/acýlarýyla doludur dünya tarihi Yýllar önce yine yazmýþtým, dini/dili/rengi/ýrký/mezhebi/ ne olursa olsun, insanoðlunun yine insanoðluna yaptýðý zulumlar/çektirdiði acýlar ister kitaplardan okumuþ olayým, ister þu yetmiþ sekiz yaþýmda tanýk olduðum olaylar/zulumlar hep acý olmuþtur ve dahi olmada!... Uzaða gitmeye gerek yok, Ýsrail in gözü dönmüþ kanlýlarýnýn Filistin halkýna yaptýklarýný hangi yürek kabul eder, yapanlardan gayrý? Ora insanlarýnýn çoðu da ayný kanýda, ol nedenle tepkileri dinmiyor zulumlarý yapanlara! Hep deyip durdum, dinlenmeden/usanmadan: Neden öldürmeli, sevmeli deðil? Kerbelâ da olanlar taþ yürekli insanlarý bile onulmaz acýlara soktuysa, insanlarýn bir yudum suya hasret kýyamý bugün dahi gözyaþý döktürüyorsa bu bir umuttur, insanlýðýn ölmediði umudu!. Dünya Nerede Duruyor? Diyen demiþ, Dünya öküzün iki boynuzunda duruyor! Bunu diyen bir karýþýklýk yapmýþtýr, dünya güzel insanlarýn yürekleri/sevgi dolu/barýþ dolu/haksýzlýða/zulma boyun eðmeyen yürekleri gerçekten insan yüreði olan insanlarýn omuzunda durmaktadýr. Onu diyen, insan diyeceðine öküz dediyse bu sürç-ü lisaný da hoþgörüyle kabullenmek gerekmez mi? Bu dünya bir padiþaha azdýr, diyen Yavuz Sultan Selim, becerikli bir padiþah olmasýnýn yanýnda, içli bir þairdir de. Ama bir sevgili vezirinin boynunu acýmasýzca vurduran bir insanoðludur, gaddar/zalim! Ne ki âþýk olunca da Can-ý ateþ-i aþk istilâ etti bu süziþte/gözyaþlarýmdan baþka serpilecek su yoktur diyebilen, ince/duygulu bir insanoðludur ayný zamanda. 22 Aðustos 1515 te Çaldýran - da Þah Ýsmail in ordusunu daðýttýktan sonra binlerce insaný, Alevi inançlý insaný kýlýçtan geçirir, canlarý canýndan ettirir! Hey yüce Gök Çadýrlý m, bu nasýl bir çeliþkidir? Bir benzerliðe deðinmek isterim, Kýzýlbaþlar da çok çekmiþtir/çekmiþtir yýllar, yýllar yýlý, günümüzde bile! Maraþ ý, Sivas ý unutmak mümkün mü, Gazi de olanlarý, mezarlarýndaki gözyaþlarý hâlâ taptaze! Yine, baþý Kýzýl ile baþlayan bir insan topluluðu, Kýzýlderili ler!. Amerika kýtasýnýn keþfinden sonra insanoðlundan en büyük bir baþka insanoðlu topluluðu Kýzýlderili lerin çektikleri/çektirildikleri Kýzýlbaþlardan geri kalýr mý, bakýn tarihe, iyi bir bakýn! yýllarý arasýnda olanlar, Kerbelâ nýn ardýlýdýr sanki, yürek dayanmayan! Bir Kýzýlderilinin belgelere dayanarak yazdýðý Kalbimi Vatanýma Gömün adlý kitabý, Forrest Carter in Daðlardan Sorun Beni ve Küçük Aðacýn Eðitimi kitaplarýný Kerbelâ nýn acýsýný hâlâ yüreklerinde/tenlerinde duyumsayanlara salýk veririm ve doðulu kardeþlerime de!... Bu, beterin beteri varmýþ dedirtmek için deðildir asla, varsa acýlara acý katmak içindir. Sevgiye, daha çok kucak açmak içindir acýlarýn raðmýna!. Kýzýlderililer de hâlâ zulumda!.. Kýzýlderili Bir Alevi Can/Canlar! Ve Yaþantýmda En Çok Ama Çok Piþmanlýk Duyduðum Þey! Hasan Fuat Sarý arkadaþým yýllardýr Finlandiya da oturur, bir heykel ustasýdýr. Bir Çukurova çocuðu Hasan, Adana ya gelip giderken muhakkak uðrardý o yýllar yaþadýðýmýz Gazipaþa ya. Bir baþka Çukurovalý, otuz yýldýr Almanya da yaþayan WDR çalýþaný kameraman/yapýmcý can dost Yüksel Uðurlu ve Alman eþi Dr. Suzanna, Ali sofrasýndayýz. Duvarýmda, yaptýðým bir Hazreti Ali tablosunu gören Hasan, Finli eþine bir þeyler anlatmaya baþladý, ara sýra Hazreti Ali, Hacý Bektaþ isimleri geçiyordu konuþmasýnda. Yüksel in kýzý, bir Alman kýz arkadaþla, sofrada baþka konuklar kendi aralarýnda vurmuþlardý muhabbetin gözüne gözüne! Mihman, Hazreti Ali nin ta kendisidir, demiþti bir can dostum. Mihmanlarla ilgilenmek gerekir, hatta yemiyeceksin, yedireceksin, diye belletirlerdi iyi bilenler. Hasan anlatýyordu, ara sýra dilimize dönüp özetliyordu konuþtuklarýný. Fin milli eðitimindeki özgürlükler Bir Finli bayanla 2 Sayý 2

3 METÝN DEMÝRTAÞ Galata Köprüsü Söyleniyor Kendi Kendine Ne martýlar geçer üstümden, Ne de hülyalý þairler. Kýzlarým oðullarým da hayýrsýz çýktý. Uðradýklarý yok nicedir semtime, Unuttular Allahbilir. evli Amerika uyruklu arkadaþýnýn kýzýnýn okulda baþýndan geçen bir olay. O gece, telaþ arasýnda pek ayrýmýna varamamýþtým ayrýntýlarýnýn, her þey üst üste çekilmiþ fotoðraflar gibi!. Sabah kahvesini içmeye gelen Hasan a, gece anlattýðý olayý bir daha anlatmasýný rica ettim ve ses alma aracýmý da açýverdim, gelin birlikte dinleyim: O arkadaþým Amerika uyruklu bir Kýzýlderili, güney bölgesinden Kendisinin Alevi olduðunu bir gün söyleyince þaþýrmýþtým. Nasýl ve neden Alevi olduðunu sordum, adý Thomas Mc Elwain, Abo Akademisi nde araþtýrmacý olarak çalýþtý bir ara Bana anlattýðýna göre binsekizyüzlerin sonlarýna doðru, biraz önce olabilir, sonra olabilir aklýmda kalmadý, Osmanlý döneminde bir kýsým Aleviler Strasbourg a göç ederler Orada törelerini sürdürürler ve çevrelerine birtakým insanlar da toplarlar, insancýllýklarý, fakir fukaraya kucak açmalarý insanlarý etkiler ve sonunda o insanlar Aleviliði benimserler. Zaman geçer, bu insanlar, oradaki göç nedeniyle binsekizyüz sonlarýna doðru Amerika ya göçerler niceleri gibi. Amerika da Kýzýlderililerin yoðun olduðu bölgeye yerleþirler. Ve orada da törelerini sürdürerek yaþamaya baþlarlar. Alman ve Fransýzlar olabilir bunlar. O sýrada Kýzýlderililer açlýkla sefaletle, zulümle boðuþmaktadýrlar. Bunlar Kýzýlderililere aþ verirler, insanca davranýrlar yani gönül kazanýrlar. Aþaðýlanmakta olan Kýzýlderililer bu insanca tavýrlardan çok etkilenirler. Açýlan çeþitli aþevlerinde karýnlarýný doyururlar. Ýþte bizim Thomas Mc Elwain de bu Kýzýlderili kabilelerin birisindendir. Alevi inancý, Kýzýlderililerin arasýnda da yaygýnlaþýr ve o arada Kýzýlderililer korkunç katliamlara uðrarlar. Bu ilk göçmen Aleviler, Kýzýlderililere arka çýkarlar, sahip çýkarlar Bu inanç, yani Alevi inancý yayýlýr ve onlar da bu inancý sürdürürler. Mc Elwain, bu Kýzýlderili Alevi inançlý arkadaþ, daha sonra Finlandiya ya gelip yerleþir, orada inancýný sürdürür ve sýk sýk Türkiye ye gider, araþtýrmalar yapar, Alevilik üzerine okur, hatta bir derleme yapmýþtýr kendisi, nefesler çevirmiþtir. Eþi ve kýzý da Alevidir. Kýzý benim de öðrencimdir. Bir gün piyano hocasý, daha çalýþmasýný söyler, kýz da o gece ailesiyle birlikte olmasý gerektiðini hocasýna belirtir, hoca býrakmaz. Kýz geç saatte eve aðlayarak döner, babasýna durumu anlatýr. Hocama, dini inançlarýmýz nedeniyle ailemle birlikte olmam gerektiðini anlattým, dinlemedi, der. Baba ertesi gün okula gider, piyano hocasý ayný zamanda okulun rektörüdür, tartýþýr, Ýnançlarýmýz bizim için çok önemlidir, der, tartýþma ve olay büyür ve polis gelir, Mc Elwain i içeri atarlar, ne ki Mc Elwain çýkar, Amerika Büyükelçiliði ne gider durumu anlatýr, elçilik bir protesto notasý verir, Fin hükümetine ve Ýnançlara saygý duyulmasýný talep eder. Elwain e senden bahsetmiþtim, gelip seni de ziyaret edecekti. Thomas Mc Elwain ne yazýk ki bana gelemedi, ah, ah ki ah keþke gelebilseydi. Elwain in, Finlandiya da konuyla ilgili bir araþtýrmasýnýn bir kitaplýkta olduðunu öðrendim. Kadim dostum, Dýþiþleri Bakanlýðý Müsteþarý (Halen CHP Ýstanbul milletvekili) Onur Öymen i aradým, telefonla isteðimi anlattým, derhal ilgileneceðini söyledi. Bu arada, hiç beklenmedik bir anda aðýr bir mide kanamasýyla sayrýlarevine kaldýrýldým. Eve dönende, Hasan artýk Finlandiya dadýr, deyip telefon ettim, dönmüþ, Mc Elwain ý sordum, tatildeymiþ, ama O nun Aðustos 1991 yýlýnda Finlandiya da yapýlan Dini Haklar sempozyumunda sunduðu Türk-Alevi Köyünde Ritüel Deðiþim baþlýklý ve 37 sayfalýk tebliðinin fotokopisini hemen göndereceðini bildirdi. Geldi, yol ve bilgi ýþýðým/dostum Esat Korkmaz a gönderdim. Þimdi bakýyourum da aradan dokuz koca yýl geçmiþ! Mc Elwain i bir türlü ele geçiremedim/buluþamadýk; bu konuda çok ayrýntýlý bilgilere gereksinimimiz vardý. O anda ABD nin neresindeler, hangi eyalette, yaþadýklarý yerin adý ne? Alman WDR de belgesel yapýmcýsý Yüksel, eðitimini yedi yýl ABD de yapan eþim Filiz birilikte yollara düþecektik ve Hasan ýn Alevi dediði, aslýnda Bektaþi olan Kýzýlderili bu insanlarý/topluma armaðan edecektik bu inançlýlara da/meraklýlarýna da, ama olmadý, Babam Sultan el vermedi diyeyim mi, hayýr, binbir engel daðlar gibi yýðýlmýþtý önümüze. Nice daðlar aþýp geldim yetmiþsekiz yaþýma ama bu engelleri aþamadým, acýmdýr desem neye yarar, nasýl piþmaným bunu yapamadýðýma desem neye yarar, bir güzelliði gün ýþýðýna tastamam çýkaramadýktan kelli? Ýþte tam sýrasý ve yeri: Gerçeðe Hû! O sakallý, sarhoþ þairin, Söylediði gelmediyse de Daha da kötüsü geldi, Ahir vakti baþýma: Sürüldüm çürüyesiye bir yalnýzlýða. Babalarý, dubalarýyla Çakýldýðým bu çamurda, Baþý öne düþmüþ bilge bir katýr gibi, Yaþar giderim. Geceleri kaburgalarýma sýðýnan, Simitçi çocuklarýmý getirin bana, Onlarý ölesiye özledim. Kimi zaman, Dubalarýmdan biri çýnlar. Herhal biri, Orhan Veli nin benim için yazdýðý þiiri, Okuyor derim. Bazý geceler içim sýkýlýr, Perçinlerimde yankýlanan, Son insan sesleriyle Ýdare ederim. Bazen de düþlerimde, Haliç te bir yere, Yeniden köprü olmuþ görürüm kendimi, Yalnýzca çocuklar, sevgililer, Gelip geçsinler diye. Uyanýr bakarým ki Yine ayný çamurda çakýlý dubalarým. Yaþarým o ince hüznünü, Güzel bir düþten uyanmanýn. Ýþte böyle, ne arayaným var, Soraným ne de! Kocamýþ bir köprüyüm þuracýkta, Ve kararýp kalmýþým yalnýzlýktan, Artýk Can Yücel bile geçmez olmuþ kapýmdan. Ah bir geçse, Tutup sakalýndan soracaðým. 12 Eylül ün o karanlýk günlerinde, Korkudan tir tir titrediðimi, Nerden çýkardýn diye! Korkmak ne kelime! Bekledim ve diledim hep Söylediði gibi keþke Asma köprü yapýp assalardý beni, O dal gibi, Gencecik çocuðun yerine. Antalya-1994 Eylül

4 Hacýbektaþ tan Döndüm, Düþünüyorum Esat Korkmaz Umudun yiyeceði sýkýntý ve zorluktur; sýkýntý ve zorluðu lokma edip vermemize karþýn umut serpilmiyorsa bunda bir terslik var demektir. Ýnsan bilinci de dahil olmak üzere her þey, doðanýn isteði nin görünüþe taþýnmýþ olmasýndan baþka bir þey deðildir. Yaþanmýþ gerçeklik olarak Alevi-Bektaþi tarihi, Alevi-Bektaþi yaþamýn ve eylemin hizmetlisi olmalýdýr. Kendi geçmiþiyle övünerek sahte bir doyuma ulaþan, saflýða varan bir iyimserlik içine sürüklenen Alevilere-Bektaþilere sesleniyorum: Böyle giderse Alevi- Bektaþi kültürü özsüz ve amaçsýz bir kanala girecek; en olanaklý durumunda bile bir kamuoyu olmanýn ötesine geçemeyecek. Yaþamýn asýl amacý sürdürülmesinden çok yükseltilmesi deðil mi? Öyleyse neden Aleviler-Bektaþiler, resmi topluma kabulü karþýlýðýnda verilen toplumsal mutçuluk la yetiniyor. Yaþam hasta düþmüþtür, kurtarýcýsýný bekliyor. Yaþamý þifaya kavuþturacak panzehir ise Alevilik-Bektaþilik eðer, bir doðu toplumculuðu olduðunu anýmsatýrcasýna dýþa vurumunda önde gözüken diyalektik idealizmini, arkada duran ancak belirleyici dolan diyalektik materyalizmine dönüþtürmek zorundadýr. Çünkü, bilimsel toplumculuðun soy adý diyalektik materyalizmdir. Kehanetlerden medet ummayalým: Þimdinin ve gelecekte olacaklarýn biçimini ve özünü algýlamaya baþlayalým artýk; çünkü, belirsizliðin sürdüðü yerde, her kehanetin yerine geldiði bir an varýdýr. Hacý Bektaþ Veli yi anma etkinlikleri resmi dünya dan referans almaya çalýþan, uzantýsýnda Alevi-Bektaþi felsefesini devlet adýna terbiye eden bir zeminde protokol töreni deðil; tam tersine, kamu alanýnda, halk katýnda ya da emek zeminin de gerçek bir sivil etkinlik olarak Aleviliðin-Bektaþiliðin içini dolduran, Alevi-Bektaþi kimliðinin yapýlanmasýna katkýda bulunan bir halk þöleni/etkinliði olmalýdýr. Etkinlik kapsamýnda, protokol insanlarýndan çok bu kültürün/inancýn temsilcileri konuþmalý/tartýþmalýdýr. Ülke düzeyinde ya da uluslararasý ölçekte bilim örgütlerinin, Alevi-Bektaþi demokratik ve gelenek örgütlenmesinin ya da bireylerin yapmýþ olduðu çalýþmalar yazýlý, ötesinde görsel olarak sunulup tartýþýlmalýdýr. Amaç; Aleviliðin-Bektaþiliðin dününü bügünde kemikleþtirmek deðil, dününü Sünni kirlenmiþlik ten arýndýrarak yaþanan anda yeniden anlamlý kýlmaktýr; onun, yeniden doðuþ unu saðlamaktýr. Çünkü Alevilik-Bektaþilik; toplumsal mücadeleler baðlamýnda halkýn isyanýný, demokratik ve siyasal özlemlerini bugünlere taþýyan geleneðin dünyasý dýr. Ezilenlerle horlananlarla yürünerek varýlacak olan eþitlikçi toplumsal sistem in bugünden yarýna taþýyýcýlarýnýn/ sürdürümcülerinin evrenidir. Devlete ve Ortodoks Sünni dünyaya karþý halkýn dünyasý ný savunan, sürekli savunma içinde kalan, yazýlý metin akýþýndan çok atadan oðula anlatma biçiminde gerçekleþen geleneksel kanallarla beslenen, bu nedenle bir yandan Sünni kirlenme ye uðrayan, diðer yandan aklýný inancýna örseleterek yabancýlaþan Alevilik-Bektaþilik; bugün, yaþanan anda kimliðini, kendi gelenekselliðinin yaþatkan özünü kucaklayarak, onu çaðdaþ düþünce ve tavýr ortamýna aktararak yeniden yapýlandýrmak/biçimlendirmek durumundadýr. Bu istek kimi birey eðilimlerinin deðil, Alevi-Bektaþi topluluðunun isteðidir, halkýn devrimci tarihinin isteðidir. Toplumumuzun bilinçaltý hâlâ Ortaçað ýn inanç tortularý yla doludur. Bu nedenle bireyi/toplumu deðiþtirmek, ileriye götürmek kolay olmuyor. Devlet dini olan Sünni Ortodoksluðun yüzyýllar süren ideolojik kuþatmasý altýnda inancýný nesnel gerçeklikler sanýsý yla donatan kimileri, aklýn karþý kanalýnda inançlarýnýn tutsaðý olurken, deðiþime karþý olma zemininde dinselliðe bürünerek, Alevi-Bektaþi olmaktan kaynaklanan, dünden bugüne, bugünden geleceðe uzanacak olan bu kültürün/inancýn ilerici dinamiði ne gizliden gizliye ayak diriyor. Bunun dýþýnda kalan ve Alevi-Bektaþi kimliðinin asýl taþýyýcýlarý olanlar; Aleviliði-Bektaþiliði inanç kanalýnda bir karþý Ýslamlýk ya da felsefi din, düþünce zemininde halký kurtuluþa götürecek bâtýni bir bilinç olarak algýlayanlar; inanç alaný çok kýsýtlý, ancak etik/estetik açýdan çok boyutlu ve derinlikli, akýl alaný alabildiðine geniþ ve özgür bir evreni yaratmaya koyuluyor; tarihin akýþýný kavrýyor ve onu hýzlandýrmaya çalýþýyor yýlýnda bir Alevi-Bektaþi nasýl olmalýdýr?, sorusuna; Bilimden yana olmalýdýr; Toplumun özgücünü harekete geçirerek ona çaðdaþ uygarlýk yolunda yeni bir kimlik kazandýrmaya çalýþmalýdýr; Tarihsel açýdan yeniyi savunmalýdýr; Bu durumlara karþý duranlarla savaþmalýdýr; Özcesi aydýnlýða, bilime, demokrasi felsefesine, laikliðe sahip çýkanlarýn kitleselleþeceði yeni bir aydýnlanma atýlýmý yaratmak için kollarý sývamalýdýr, biçiminde yanýt vermek durumundayýz. Eðri oturup doðru konuþalým: Bugün Alevi-Bektaþi topluluðunun gerçeði bu mu? Öyle olduðu söylenemez. Bunu Hacý Bektaþ Veli yi anma törenlerinde açýk olarak gördük. Asýl Alevi-Bektaþi dünyasýnýn, bu dünyanýn temsilcileri olan Alevilerin-Bektaþilerin, iki yönlü kýskaca alýndýðýný gözlemledik. Bir yanda, medyanýn ilgi gösterdiði resmi dünya vardý: Siyasal projelerinin geleceðini güvenceye alabilmek için Hacý Bektaþ Veli ye yüz sürmeye gelenler. Verdikleri referans ortamýnda, kendilerine zarar vermeyecek, tam tersine yarar üretecek bir Aleviliði-Bektaþiliði beslemeye çalýþanlar. Anma törenlerinin dýþa yansýyan ve dýþarýdan görülen yüzü bu oldu. Alevilik-Bektaþiliðin halk yanýný, sýnýfsal özünü örten bu resmi perdeyi aralamak, törenleri aydýnlanma zemininde bir halk þölenine/etkinliðine dönüþtürmek zorundayýz. Tersi durumda, resmi referansý kendine yeter gören, orada kendisine bir yer kapmaya çalýþan kökenden gelen kimi bireylerin güdücülüðünde devlet katýna taþýnmýþ; sistemle, baðlantýlý olarak þeriatçý Ýslam la barýþ içinde bir arada yaþamaya mahkum edilmiþ oluruz. Diðer yanda yoðun Sünni kirlenme ye koþut olarak inançlarýna kilitlenenler; metafizik aydýnlanma zemininde bile rahat edemeyenler; inancýnýn aðýrlýðý altýnda deðiþken çevre yi bir duraðanlýk, bir donukluk durumuna sokanlar; ortaya çýktýðý, yetiþip boy attýðý ortamý sýrtýnda taþýyamayanlar ya da taþýmakta zorluk çekenler vardý. Söylencelerden, dinsel anlatýlardan çýkardýklarý tartýþmaya kapalý bireysel metafizik deðerlerinin güdücülüðünde, iyi niyetli olarak kutsal yerlerde dolaþanlarýn yarattýðý akýl dýþý dünya. Ýnanç açlýðýný yine inançla kapatmaya çalýþan, açlýðýný giderdikçe inanç sarhoþu olan; akýl taþýyýcýlarýnýn sahipsiz býraktýðý masumlarýn evreni. Bu dünya, gerçek Alevi-Bektaþi dünyasýný, aþaðýdan yukarýya doðru baský altýna almýþ durumda. Bu ortamý akýl alaný na çekmek zorundayýz. Tersi durumda, inancýmýzýn katýlýðýnda, düþüncelerimizi de katýlaþtýrýrýz; þeriatçý Ýslam la barýþmanýn yollarýný aramaya koyuluruz. Bizler bu kýskaçtan çýkmanýn hesaplarýný yaparken, kendi içimizde yarýlma yaþadýk: Alevi-Bektaþi Kuruluþlarý Birliði Federasyonu Genel Baþkaný Ali Doðan imzalý Komuoyuna baþlýklý yazýda deniyor ki, her sene geleneksel hale gelen törenlerin açýlýþ konuþmasýnda da Alevi-Bektaþi örgütleri adýna konuþan Federasyon temsilcisine konuþma hakký tanýnmayarak yýllardýr çok acýlara katlanarak elde edilen meþru haklarýmýz da pasifize edilmeye çalýþýlmýþtýr. sayýn baþkanýn kararýný protesto etmek, onurlu örgüt mücadelemizi 4 Sayý 2

5 sürdürmek, toplumumuza sahip çýkmak amacý ile bu seneki törenlere katýlmama kararý alýnmýþtýr. Geliþmeler üzerine, Hacý Bektaþ Veli Anma ve Düzenleme Komitesi, Hacýbektaþ ý Boykot Edenleri Tanýyalým baþlýklý bir açýklama yaptý. Açýklamada þöyle deniyordu: Düzenleme Komitesi yapmýþ olduðu deðerlendirmede bu etkinliðin Hacý Bektaþ Veli yi Anma ve Kültür Sanat Etkinliði olarak Alevi-Bektaþi kültürünün ve bakýþ açýsýnýn yansýtýlmasýný, Atatürkçü düþünce sisteminin ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin korunmasýna yönelik bir tavýr sergilenmesinin, birlik ve beraberliðimizin ortak paydasý olduðu kanaatine varmýþtýr. Bu amaçla da Ýlim ve Kültürün Merkezi olan Hacýbektaþ ta tören konuþmasýný Hacýbektaþ Belediye Baþkaný Ali Rýza Selmanpakoðlu nun yapmasýna oy birliði ile karar vermiþtir Örgütlü Alevi-Bektaþi zeminde bir kopuþma ya neden olan ve acý sonuçlar doðuracak olan bu olay ýn taraflarýný ve sergiledikleri tavrý serinkanlýlýkla deðerlendirelim: Düzenleme Komitesi tarafýndan Federasyon sözcüsüne konuþma hakký verilmemesi yanlýþtýr; çünkü Federasyon, herhangi bir dernek deðil, çaðdaþlýk zemininde ve ulusal düzeyde Alevilerin-Bektaþilerin en üst örgütüdür. Alevilerin- Bektaþilerin en büyük etkinliðini, Aleviliði-Bektaþiliði yaratan örgütlü demokratik alanýn dýþýna taþýmakta bir sakýnca görmemek anlamýna gelir. Aleviliðin-Bektaþiliðin dününü anlamlandýrabilecek ve onu güncelleþtirebilecek ayrý nitelikte kývraklýðý, zekâsý ve olanaklarý olan iki örgütlenme tipi vardýr: Birisi demokratik kitle örgütleri, diðeri ise yol örgütleri. Bu örgütlerden kendisini sakýnan ya da onlarý dýþta býrakan hiçbir güç, haklý nedenlere de dayansa Aleviliðin-Bektaþiliðin içini dolduramaz. Olayýn bu boyutlara taþýnmasýna izin vermeden Düzenleme Komitesi yeni bir tasarrufta bulunarak eski karar ý yok sayabilirdi. Böylece yanlýþýn yanlýþ üretmesine olanak tanýnmamýþ, yanlýþ koparýlýp atýlmýþ olurdu. Bir de olayýn maðdurlarý na bakalým: Törenlerin açýlýþ bölümünde konuþma hakkýndan yoksun kalýnca alaný terk etmek, bu olayýn acý sonuçlarýný olumluluða dönüþtürecek nitelikte bir eylem deðildir; kopuþma yý gerekçelendiremeyecek ya da kaldýramayacak denli hafif bir tepkidir. Kýzgýnlýk refleksi olarak dýþa vuran, ancak özünde cesaret eksikliðini gizleyen meydandan kaçma davranýþýdýr. 700 yýllýk toplumsal muhalefetin çocuklarý olan Aleviler-Bektaþiler, istisnalar dýþýnda, muhalefet edecekleri alaný terk etmezler: Etkinlik alanýnda kalarak yanlýþ olanýn karþýtýný, ya da iþin gerçeðini anlatmak/sergilemek; bu yolla izleyeni/izleyenleri soru sormaya itmek, sorunun yanýtýný bulma çabasý içinde onlarý bilinçlendirmek, temel amaç olmalýydý. Bu anlayýþlar aþýlarak yaþanmýþ gerçeklik olarak Alevi-Bektaþi tarihi, Alevi-Bektaþi yaþamýn ve eylemin hizmetlisi yapýlmalýdýr. Böyle giderse Alevi-Bektaþi kültürü özsüz ve amaçsýz bir kanala girecek; en olanaklý durumunda bile bir kamuoyu olmanýn ötesine geçemeyecektir. Alevi-Bektaþi tarihi, bu topraðýn geçmiþe yönelik en gerçekçi politikasý dýr; bu politika yý güncelleþtirebildiðimiz gün, temel sorunlarýmýz çözülmüþ olacaktýr. Demek ki, kaynaklarda ve kaynaklarýn sayfalarýnda yer almayan olaylar ýn içine girmek, onlarý boþ boþ oturan hayaletler olmaktan çýkarýp aramýza katmak, tarihin aktif yanýný oluþturan acýlar ve trajediler le bütünleþmek zorundayýz. Hacýbektaþ Etkinliklerini bir halk þölenine/etkinliðine dönüþtürmek; bu yolla asýl Alevi-Bektaþi dünyasýný, bâtýni felsefeyi ve laikliði özümseyenlerin evrenini öne çýkarmak gerekiyor. Böylesi bir etkinliði anlatýlan biçimde yaþama geçirerek; tarihsel misyonuyla örtüþen ve onu geleceðe taþýyacak olan Alevilik-Bektaþiliði egemen kýlmak; aracýlýðýyla resmi dünya yý ve akýl dýþý ortamý, kendi kendini eleþtireceði bir sürece sokmak gerekiyor. Bunun altýndan yerel yönetim kalkabilir mi? Bence kalkamaz. Alevi- Bektaþi demokratik/geleneksel örgütlenmesinin merkezi organlarýnýn ve yerel yönetimin birlikte sorumluluk üstleneceði bir örgütlülüðün Hacý Bektaþ Veli etkinliklerini organize etmesi daha gerçekçi olacaktýr kanýsýndayýz. Bir daha vurgulamakta yarar görüyoruz. Aleviler-Bektaþiler: Ya akýldan inanca atlayýp akýllarýný inançlarýyla kilitleyecekler ; bu yolla metafizik aydýnlanma zeminini tümüyle terk edecekler; dünyalarýnýn nesnel sýnýrlarýný her geçen gün biraz daha daraltarak ruhbanlýk ve geleneksel topluluk örgütlenmesi zemininde devlete yamanacaklar, egemen yargýya teslim olacaklar; ilerici toplumsal dünyadan ayrýlacaklar; misyonunu tamamlamýþ olmanýn rahatlýðý içinde ve kesinlikle iyiniyetli olarak Ortodoks Sünnilikten ödünç aldýklarý Cennet lerine varmanýn/ulaþmanýn dünyasal hesaplarýný yapacaklardýr. Ya da inançtan akla atlayýp inançlarýný akýlla kutsayacaklar ; aklýn izin verdiði ölçüde kendi metafiziklerini besleyecekler ; metafizik aydýnlanma dünyasýný hiçbir biçimde terk etmeyecekler; dünyalarýnýn nesnel sýnýrlarýný sürekli geniþleterek, emeðin çizdiði toplumsal alana çaðdaþ bir düþüncenin/tavrýn taþýyýcýsý olarak adýmlarýný atacaklar; toplum ve topluluk örgütlenmesi zemininde, devletin ve egemen yargýnýn karþý kanalýnda ilerici toplumsal güçlerle buluþacaklar; bu topraðýn demokratý, aydýný ve devrimcisiyle birilikte kavga edecekler, onlardan katký alacaklar; bu dünyada hesaplaþacaklar, Cennet i bu dünyada yaratacaklar dýr. Eylül

6 Hýristiyan Heterodoksizmi ve Alevi Ýnancýndaki Kalýtlarý Ýsmail Kaygusuz Anadolu da Hýristiyan Heterodoksizmi: Polikiyenizm Kaynaklar Polikiyenizm in kurucusunun Samosata (Samsat) doðumlu Antakya piskoposu Paulos olduðunu söylemekte. Öte yandan VII. yüzyýlda yaþamýþ, Samosata doðumlu iki kardeþin (Paulos ve Yohannes) bu inancý yayanlar olduðu öne sürülmektedir. Antakya piskoposu Paulos, III. yüzyýl Kilise tarihine Mani inancýný benimsemiþ sapkýn (Heterodoks) bir Hýristiyan olarak geçiyor. Bu dönemde Manikeizm in kurucusu Mani ( /7) yaþamakta ve öðretisini yaymak için geziler yapmaktadýr. Belli ki, Paulos ve arkadaþlarý Mani ile görüþmüþ, bu inancý Hýristiyan kilisesi içine sokacak kadar önemli bir topluluk oluþturmuþlardý. Ancak Paulos, Mani den etkilenmesine raðmen, bazý konularda ondan ayrýlmýþ görünüyor. Bize göre Polikiyenizm, Antakya piskoposu Samsatlý Paulos ile Küçük Asya ya yayýlmaya baþlýyor. Ancak dört yüzyýl sonra ikinci büyük uyanýþ ve atýlýmý yine Samosata lý Paulos ve Yohannes ile yaþadýktan sonra iki yüzyýl içinde büyük inanç ve siyaset gücüne ulaþýyor. Anadolu nun güneyinde, Fýrat ve Dicle havzasýnda doðarak geliþen bu Hýristiyan heterodoksizmi, Manikeizm ikilemciliðini özümsedikten sonra Hýristiyanlýk dinine yeni yorum ve anlayýþ getirmiþtir. VII. yüzyýldan itibaren Ortodoks Hýristiyanlýðýn Tanrý-peygamber anlayýþýný, kiliselerini ve tapýnma törenlerini reddedip sadeleþtirmiþtir. Ýçsel temizlikle ruh yüceliði elde ederek Ýnsan-ý Kâmil mertebesinde Tanrý dostu olmak; maddi kötülüklerden ruhu arýndýrdýktan sonra kendi özü olan Tanrý ile birleþerek sonsuzluða ulaþmak gibi zorlu bir inanç ve düþünce yöntemi geliþtirmiþler. Sonsuzluða ya da ölümsüzlüðe ulaþma mutluluðuna odaklanma, ölümün ve öte dünyanýn yokluðuna inandýrmýþ, korkularý yok etmiþtir. Maddi bedenin ölümü gerçek kurtuluþu, yani ölümsüzlüðü kazandýrýyorsa, ateþe atýlmak, suda boðulmak, kýlýçla doðranmak veya okla delik deþik edilmek onlara korku, dehþet ya da ürküntü veremezdi. Þeytan a ve onun yarattýðý dünyadaki kötülüklere karþý mücadele inancý; büyük araziler ve serflere sahip feodalleri, ülkeler sahibi krallarý ve onlarýn zulmünü ortadan kaldýrmaya dönüþüyordu. Egemenler, karþýlarýnda yenilmesi ancak toptan yok edilmeleriyle olasý olan zorlu savaþçý güçler buluyorlar. Oysa onlar, varlýðý-serveti önemsemeyen, çok sade yaþantýlarý içerisinde kazandýklarýný ortaklaþa tüketen barýþçýl insanlardý; eza ve cefalarý kendi nefislerine karþýydý. Hýristiyan Heterodoksizminin Miras Býraktýklarý Anadolu da Polikiyenizm adýyla doðup geliþen, Trakya ve Balkanlar da Bogomilizm, Fransa da Katarizm adlarýyla yayýlan Hýristiyan Heterodoksizminin çýkýþý ve inanç felsefesi üzerinde yaptýðýmýz araþtýrmanýn sonuçlarýný, bazý Alevilik inanç ve tapýnç kurumlarýyla karþýlaþtýrmalar yaparak, özet olarak sunmanýn yerinde olacaðýný düþünüyoruz: 1Hýristiyan heterodoksizmi olarak adlandýrýlan Polikiyenizm, Bogomilizm ve Katarizm, çok az deðiþiklik ve farklýlaþmalarla birbirlerini izleyen ayný ikilemci (dualist) inancýn biçimlenmeleridir. 2Bu ikilemci inanç sistemlerinde ruhsal âlemi, göksel evreni ve melekleri yaratan iyi Tanrý; yeryüzünü, maddeyi, insanlarý ve hayvanlarý yaratan ise Þeytan dýr. Þeytan meleklerin baþý, Tanrýnýn oðlu ya da kardeþi olarak gösterilir. Tanrý ile kendisini bir tutmak isteðinden ötürü meleklerle yaptýðý savaþta yenilerek göklerden kovulmuþtur. Baþ melek Mikail in yönettiði bu göksel savaþ, Ýmam Cafer (ö. 765) çevresinden Abul Hattab (ö. 762?) tarafýndan yazýlmýþ olan ve Aleviliðin ilk yazýlý kaynaðýný oluþturan Ummu l Kitab adlý yapýtta yansýmýþtýr. 3Ýsa, Tanrý nýn oðlu deðil, onun kalbinden çýkmýþ ve büyük melek Mikail e emanet edilerek yeryüzüne gönderilmiþ Söz dür (Kelam- Logos). Yeryüzünde insan görünüþüne bürünen Ýsa, Þeytan ile savaþarak insanlarý kurtarmýþtýr. 4Kendilerini gerçek Hýristiyan gören Ýkilemciler, Ortodokslarýn üçlü (Tanrý, Ýsa, Ruh-ül Kudüs) inancýný, Kiliselerini, Haçputu ve Aziz ikonalarýný (tasvirlerini) reddederler. 5Onlara göre insan ruhu Tanrý nýn soluðu ve ondan bir parçadýr. Madde olan bedenin ölmesiyle ruh özgür kalýr ve Tanrý ile birleþerek sonsuz kurtuluþa ulaþýr. 6Ýkilemcilerde kilise örgütü ve rahipler yoktur. Toplu tapýnmalarý, inançsal törenleri sýradan bir müminin evinde ya da bu toplantýlar için hazýrlanmýþ sade ve geniþ avluda yapýlýrdý. Bâtýni Aleviliðin hiçbir kolunda da, Ortodoks Ýslam ýn tapýnaðý olan cami yoktur; toplu tapýnma olan görgü cemi bir talibin uygun geniþlikte olan evinde ya da ortaklaþa yaptýrýp Cem ya da Meydan Evi adýný verdikleri geniþ ve sade, bitiþik ya da ayrý mutfaðý ve abdesthanesi bulunan bir avludan ibarettir. 7Ýkilemci inanç topluluklarýnda birbirinden kopmayan üç toplumsal tabaka -sýnýf deðil- vardýr: Birincisi, yaþamlarýný tapýnma ve zikirle geçiren; her türlü bedensel zevklerden kendini arýndýrýp nefsini ýslah etmiþ; madde ile ilgisini sýfýr denecek düzeye indirmiþ Kâmil insanlar. Bunlarýn sayýlarý fazla deðildir; bunlar topluluðu konuþmalarý-vaazlarýyla eðiten, yerleþim birimlerinde belirli sayýlarda gruplara inançsal önderlik eden kiþilerdir. Bu kiþilerin bakýmýný kendisine baðlý müritleri yapar. Müritler bu kâmillerin önünde diz çökerek dua ederler; çünkü onlarýn aracýlýðýyla dualarýnýn, dileklerinin Tanrý ya ulaþtýðýna inanýrlar. Bogomilizm de kâmillere, dede, büyükbaba anlamýna gelen did, adý verilmekteydi; Bulgar Bogomilleri ise djado demekteydiler. Hem inançsal iþlevi, hem de sözcük anlamý göz önünde tutulduðunda ve fonetik yakýnlýðýna bakýlýrsa, Alevi topluluklarýn inanç önderleri dede nin bu sözcükten gelmiþ olduðu düþünülebilir. Ancak bunun için did sözcüðünün, en geç XI. yüzyýldan önce Balkanlar da görülmüþ olmasý gerekiyor. Yoksa bunun tersi söz konusu olabilir. Did yahut djado larýn büyük oðul-aðabey ve küçük oðul-kardeþ adlarýný taþýyan yardýmcýlarý vardý. Ayný inançsal hizmetleri yerine getiren kadýn did ler ya da kâmil kadýnlar da vardý. Ýkinci toplumsal tabaka büyük çoðunluðu oluþturan sýradan inananlardýr. Bunlar tek eþli ve en fazla iki çocuk sahibi olurlardý. Bireyler topluma bir kötülük getirmeyecek, zarar vermeyecek kadar varlýk sahibi olabilirlerdi. Üzerlerinde yaþadýklarý ve iþledikleri topraklarýn ortaklaþa sahibiydiler ve herkes eþitti; kimsenin kimseye üstünlüðü yoktu. Çevresi surlarla çevrili kent ve kasabalarýný korumaktan sorumluydular. Çoðunluðu savaþçý olmakla birlikte, sadece inançlarý ve yaþadýklarý topraklarý, yerleþim birimlerini savunmak için savaþmaktaydýlar. Ölüm ve öte dünyaya inanmadýklarý için korku bilmiyorlardý. Kendi toplumlarý dýþýnda bulunduklarý ve kendilerini güvende duymadýklarý zaman inançlarýný gizler, bir Ortodoks gibi Kiliseye gitmekten çekinmezler. Onlarý taklit ederek takýye yaparlardý. Bu takýye sisteminin yansýmalarýný Alevilikte de görebiliriz. IX. yüzyýlda Malatya nýn kuzeyinde Arguvan, Arapkir, Kemaliye ve baþkent yaptýklarý Tefrike yi (Divriði) içine alan bir devlet kurmuþ olan Polikiyen lerde ve Orta Fransa da kale kentlerde yaþayan Katar larda üçüncü toplumsal tabaka askeri yöneticilerdi. Askeri yöneticiyi aralarýndan seçiyorlardý. Did ler bu yöneticiye öðütlerde bulunarak yardýmcý oluyordu. Yöneticilerin dýþsal görünüþleriyle sýradan inananlarýn aralarýnda hiç fark yoktu. 8Bu ikilemci inanç topluluklarýnýn törenlerinin bütün ayrýntýlarý bilinmiyor. Katarlar üzerine var olan bilgilere göre, topluluðun mensubu olmak için iki aþama ve bir de kâmil olmayý denemek için üçüncü aþama vardýr: a) Servitium (baðlýlýk, hizmet), adayý uzun süren zor sýnavlar ve eðitimden geçirerek günahlarýndan arýndýrma, hazýrlýk dönemiydi. 6 Sayý 2

7 b) Convenientia (ikrar verme, andlaþma), bir did baþkanlýðýnda ve kadýn erkek yetiþkin müritlerin tanýklýðýnda inanca kabul törenidir. Adayýn uzun hazýrlýk dönemindeki kusur ve kabahatlerinin, günahlarýnýn itirafý, yargýlama did in ve cemaatin önünde yapýlýrdý. Týpký Alevi-Bektaþi görgü cemlerindeki ikrar verme ve dâr a durma benzeri c) Consolamentum (teselli, avunma), insan-ý kâmil olmayý deneme aþamasýydý. Bu, kiþi olgun yaþa ulaþtýðýnda, çoðu kez ölüme yakýnlaþtýðýnda ve hatta ölüm anýnda yapýlan inançsal törenlerdir. Ýsteðe mi baðlý, yoksa zorunluluk mu, kesin bilinmemekle birlikte, çok zorlu bir tören olarak görülür. Kiþinin yaþam boyu yaptýklarýnýn ortaya dökülmesi ve piþmanlýklarýyla ruhunun arýnmasý bakýmýndan uzunca süren bir teselli törenidir ve beden topraða karýþtýðýnda, temiz bir ruhla Tanrý ile birleþme, ona ulaþma tesellisidir. Alevi-Bektaþi inancýnda Hakk a yürüyen bir can için, bedeninin topraða gömülmesinin ardýndan yapýlan dâr dan indirme töreninin amacý da, onun ruhunun aslýna, özüne yani Tanrý ya dönerken tüm dünyasal kötülük ve kabahatlerinden arýnmasý içindir... Bu töreninin sonu çoðunlukla ölümdür. Az da olsa hayatta kalanlar kâmiller arasýna katýlýr ve ömrünün geri kalan kýsmýný tüm ailesi ve yakýnlarýný terk ederek inançsal görevleri yerine getirmeyi, topluluðuna önderlik-öðretmenlik yapmayý sürdürür. Eðer bu aþamada yasak ya da günah sayýlan bir iþ yaparsa, müritleri ondan ayrýlýp baþka bir kâmili Bogomil (Did) seçerler. Týpký Alevilerde düþkün sayýlan Dede yi taliplerinin terk edip baþka birine talip olmasý gibi. 9On birinci yüzyýlýn ortalarýndan itibaren Trakya, Marmara ve Doðu Akdeniz bölgelerinde yaþayan Bogomiller Torbacýlar olarak anýlýyordu. XIV. yüzyýldan itibaren Makedonya ve Selanik çevresi Bogomillerine hem Sepet Örücüler, hem de Torbacý adlarý verilmesi ilginçtir. Bogomillerin bu isimleri kullanmaya baþladýklarý dönemde Türkler, otuz, kýrk yýldýr Trakya ve Balkanlar da yaþamaktaydýlar. Anadolu nun çeþitli bölgelerinde göçer halde yaþayan, yazýn köyleri ve harmanlarý dolaþarak kendi yaptýklarý elek-kalbur ve sepetler karþýlýðýnda tahýl, un ve çeþitli yiyecekler toplayýp bunlarý sýrtlarýnda, torbaçanta ve heybelerinde taþýyan topluluklar bulunmaktadýr. Bu topluluklar için kullanýlan isimler, Anadolu nun çeþitli yörelerinde Elekçiler, Kalburcular, Sepetçiler, Kalaycýlar ve sýrtlarýnda taþýdýklarý torbalardan dolayý Torbacýlar gibi adlarla tanýnan ve çoðu Alevi inançlý Abdal gruplarýný çaðrýþtýrmaktadýr. Katar Toplu Tapýnmalarýnda Üç Aþama: Servitium, Convenientia, Consolamentum Katar (Grekçe katharos: temiz, arý, pak) heterodoks Hýristiyan inancý XII. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Ýtalya ya girdi, oradan Fransa nýn içlerine kadar misyonerler gönderdi. Yeni öðretinin propagandasýný yapan bu kiþiler, özellikle dokumacýlardý. Fransa daki topluluklarý dört piskoposluk bölgesine ayrýlmýþtý ve 1167 yýlýnda toplanan Kilise Meclislerine temsilciler gönderen Ýstanbul Bogomil (sözcük anlamý: Tanrý dostu yani veli dir) piskoposu, Orta Fransa ve Lombardiya gruplarýný büyük çapta köktenci ikilemciliðe döndürmeyi baþarmýþtýr. Bogomilizm Batý ya girerken, bölgesel baþkaldýrý geleneðini unsurlarýný ve inanç birliðini zora sokan görüþlerini de birlikte getirmiþti. Bu nedenle Engizisyon mahkemeleri tarafýndan açýlmýþ davalarýn kayýtlarý sayesinde, Katarlarýn törenleri ve kavramlarýný daha iyi tanýmaktayýz. Katarlar Cennet e, Cehennem e, ruhlarýn toplanýp acý çektirildiði Araf a inanmýyorlardý. Katar inancýna giriþ töreni (convenientia), ancak adayýn uzun bir çýraklýk döneminden (servitium) sonra yapýlýrdý. Kâmil insan düzeyine yükselme olan üçüncü büyük tören (consolamentum), eðer mürit arzu ediyorsa daha erken, ama yaþamýnýn sonuna doðru, yani genel olarak ölümünden az önce uygulanýrdý. Birinci aþama servitium, bir meclis toplantýsýnda genel bir günahlarýný itiraf etme ya da günah çýkarmadan ibaretti. Alevi görgü cemindeki ikrar verme-boy verme-baþ okutma-dâr çekme törenlerindeki gibi. Ortodoks Hýristiyanlýk ta günah çýkarma kapalý bir hücrede doðrudan bir rahibe yapýlýr. Oysa Ýkilemcilerde birincisi giriþte, ikincisi yaþamýn sonuna doðru kâmil olmak için günahlar itiraf edilirdi. Consolamentum bir müminin evinde, kâmillerin en yaþlýsýnýn baþkanlýðýnda yapýlýrdý. Alevi cemlerinde benzer sorgulama, musahiplik töreninden geçip yol oðlu, yol talibi olduktan sonra, her yýl Pir huzurunda, cemaat önünde yapýlýr ve ceza ya da aklama ile sonuçlanýr. Consolamentum alýndýktan sonra yeniden günaha girmek, ayini geçersiz kýlardý. Bu yüzden Kâmil olacak adaylara, açlýktan ölümle yüz yüze gelecek kadar endura (sabýr gösterme, dayanýklýlýk) uygulanýyordu. Bu törenler, barýþ adýna, hazýr bulunanlarýn hepsiyle öpüþerek son buluyordu. Alevi cemlerindeki musahiplik ve boy verme, vb., tüm törenlerin sonunda kadýn erkek bütün canlarýn karþýlýklý kutlama ve niyazlaþmasý gibi. Katarizmin ve yarý-askeri sapkýn hareketlerin baþarýsýný daha iyi anlamak için, Roma kilisesi krizini hesaba katmak gerekir. Papa, þevk ve çabadan yoksun, halký yönlendirmek ve Tanrý kelamýný anlatmaktan aciz, ruhsal eðitimsiz ve bedensel zevkleri düþünen rahip ve piskoposlarý kýnýyordu. Rahipler sýnýfýnýn ahlaksýzlýðý ve rahipliðin parayla satýlmasý, inananlarý kiliseden uzaklaþtýrýyordu. Rahiplerin çoðu evleniyor ya da açýktan metres hayatý yaþýyordu. Bazýlarý eþ ve çocuklarýnýn iþletmesi için tavernalar tutuyorlardý. Kendi üstlerine hediyeler vermek zorunda olan rahipler, dinsel hizmetler için halktan vergi alýyorlardý. Ýncil in Grekçe ve Latince dýþýndaki dillerine çevrilmesini reddediyorlar, böylece din eðitimini olanaksýz kýlýyorlardý: Hýristiyanlýk sadece rahiplik ve keþiþliðe geçmekle ulaþýlabilen bir din olmuþtu. XII. yüzyýlýn baþýnda Aziz Dominik ( ) sapkýnlýða karþý mücadele etme çabasý gösteriyor, ama baþarýsýz kalýyordu. Papa Ýnnocent III, tarafýndan daha önce gönderilmiþ elçilerin hepsi gibi Dominikenler de Katar hareketinin geliþmesini durdurmakta baþarý gösteremediler. Sonuçta 1207 Kasým ýnda, Papa Ýnnocent III, yerel feodallere haber salarak Albi bölgesindeki Katarlara karþý haçlý seferi ilan etti. Albi nin soylularýný, ortak mülk yapýlmýþ topraklarýný geri alacaklarý sözünü vererek, Fransa Kralý ný da, egemenliðini güneye doðru geniþletme olanaðý tanýyarak kendi yanýna çekti. Ýlk savaþ 1208 den 1209 a kadar sürdü. Ancak her seferinde yeniden baþladý ve uzun yýllar sürdü, çünkü Katarlar büyük kýrýmlara raðmen direndiler. Fransa da Katar kilisesinin varlýðý ancak 1330 lara doðru sona erdirilebildi. Albi Katarlarýna karþý haçlý seferi, tarihin bir ironisi olarak, zaferle bitmiþ tek haçlý seferi oldu. YARARLANILAN KÝMÝ ÖNEMLÝ KAYNAKLAR: Louis Brehier, La Civilisation Byzantine, Paris, Theophanes Le Confesseur, Chronographia, 2.Vol., ed. De Boor, Leibzig, Nikephoros, Pantriarkhos ( ), Breviarium, ed. De Boor, Leibzig, Anna Komnena, The Alexiad of Anna Komnena, Ýng.Çev. E.R.A. Sewter, London, Piérre de Sicile, Histoire des Manichéens, appelés aussi Pauliciens. H. Gregoire, Pour l Histoire des Eglises Pauliciens, Les Sources de l Histoire des Pauliciens, B. A. B. L. XXII, Eusebius, Ýng. Çev. G. A. Williamson, The History of Church from Christ to Constantine, London, G. Widengreen, Manicheisme and Its Iranian Background, The Cambridge History of Iran Vol 3 (2), Cambridge, Alain Ducellier, Byzance et le Monde Orthodoxe, Paris, Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Çev. F. Iþýltan, Ankara, Jhon Iulius Norwich, A Short History Byzantium, London, G. Millet, La Religion Orthodoxe et le Hérésies Chez les Yougoslaves, R.H.R., Obolensky, The Bogomiles, Cambridge, Dimitar Angelov, Le Bogomilisme en Bulgarie, Sofia, Mirca Elliade, Histoire des Croyances et des Idées Religieuses - III, De Mohamet a l age des Réformes, Paris, Arno Borst, Les Cathares, Paris, Jordon Ivanov, Livres et Legendes Bogomiles (Aux Sources du Catharisme), Çev. M. Ribeyrol, Paris, St. Runciman, Le Manichéisme medieval, Paris, Euthymios Zigabenus, Adversus Bogomilos, Patria Graecorum CXXX. Chistopher Frayling, Strange Landscape, A Journey Throuhg The Middle Ages, London, Peter de Vaux-de-Cernay, Hystoria Albigensis Yuri Stoyanov The Hidden Tradition in Europe: The Secret History of Medieval Christian Heresy, London, Eylül

8 DEDEMOÐLU Þah Ali den Bâtýnýmda bir güruha uðradým Aman, mürvet isteriz Þah Ali den Gafletile dertli sitem doðradým Aman, mürvet isteriz Þah Ali den Dirilip bir araya gelmiþler Hakk ýn emrile ne þad olmuþlar Kudret lokmasýný ele almýþlar Aman, mürvet isteriz Þah Ali den Kudret lokmasýný tutmuþ elleri Hakk a tesbih eder tatlý dilleri Gözlerimin yaþý pýnar selleri Aman, mürvet isteriz Þah Ali den Uyurdum gafletten açtým gözümü Dergâhýna doðru tuttum yüzümü Gene bir sevdaya saldým özümü Aman, mürvet isteriz Þah Ali den Dedemoðlu eder görülen düþler Güruhu naciye benzer bu iþler Kulun günahýný Sultan baðýþlar Aman, mürvet isteriz Þah Ali den ABDAL ERMÝÞ Ali Aðlýyor Kara bulutlar düþtü, Asya insanýnýn üstüne. Barut arkadaþ olmuþ Azrail e Mezopotamya da kolkola geziyor. Ýnsan can ý hiç paraya. Avrasya da Ali aðlýyor. Mühürlü Bela yine, Kerbelâ topraðýný kazýyor. Bu olaylara alýþýk topraklar, Merhamete el açýyor. Masumlar mermiler üstünde, Yaþamdan erken düþüyor. Avrasya da Ali aðlýyor. Gagasýna kan deðmiþ akbabalar, Masumlarýn baðrýna basýyor. Yerden yükselen acýlar al, al, Ýki can ölürken kucaklaþýyor. Tarihler yine, kendini yeniliyor. Zülfikâr saplandý yüreðime, Avrasya da Ali aðýlýyor. Alevi Mitolojisinde Sayýlarýn Gizemi Alevilik, zengin bir mitolojiye sahiptir. Sayýlar bu mitolojinin en zengin bölümünü oluþturur. Sayýlarýn gizemi çaðlardýr hem çoktanrýlý dinlerin hem tektanrýlý dinlerin baþlýca konusu oldu. Mezopotamya daki Sümer, Elam, Akad ve Babil gibi devletler sayýlarýn incelenmesini bir bilim haline getirdiler. Ünlü Yunan matematikçisi ve geometricisi Pisagor un Babil e gittiði ve sayýlar bilimini orada öðrendiði söylenir. Sayýlara ve sayýlarýn kutsal diline Tevrat ta, Ýncil de ve Kuran da da sýk sýk rastlarýz. Anadolu halký geçmiþ Mezopotamya halklarýnýn kalýntýlarý yaný sýra Karadeniz Bölgesi nde Kafkaslýlar la, Kýrým Tatarlarý yla, Çerkezler le, Gürcüler le de birlikte yaþadý. Ad önce Yahudilerin din kitabý Tevrat ta geçer. Ýbrahim (Abraham) Peygamber Urfalý dýr. Hristiyanlýk dünyaya ilk kez Hatay ve Antakya dan yayýldý. Daha sonra Ýslam dini girdi Anadolu ya ve Osmanlý topraklarýnda Alevilik böylece baþta Mezopotamya olmak üzere çeþitli kültürler ve kült lerden (inançlardan) beslendi. Ve çok zengin bir Alevi mitolojisi doðdu. Baþka araþtýrmacýlarý bilmem ama ben gençlik yýllarýmda elimde olanak varken bu araþtýrmayý yapamamanýn üzüntüsü içindeyim. Geçmiþteki bu eksiðimi kýsmen giderebilmek için Alevi mitolojisindeki kutsal sayýlarý bir yazý dizisinde tanýtmaya çalýþacaðým. Ömrüm yeter ve dergi de varlýðýný sürdürürse ikinci araþtýrmam Alevi Mitolojisinde Hayvan Simgeleri olacaktýr. Alevilikte 1 Sayýsý Vahdetin sembolü olan Tanrý birdir. Birlen mek; ikilikten kurtulup bire ulaþmak, Tanrý yla hemhal olmaktýr. Arap alfabesinin ilk harfi olan Elif, bir (1) sayýsýna benzer. Bütün Ýslam düþünürleri ve tasavvufçularý gibi Aleviler-Bektaþiler de bunu Tanrý nýn tekliðinin ve birliðinin bir simgesi olarak algýlar. Onlar birdir, bir oluptur Hak içinde sýr oluptur Tecellide nur oluptur Allah bir Muhammed Ali Pir Sultan Abdal Þah-ý Merdan kullarýyýz Biz biriz birkaç deðiliz Kanaat ile yürürüz Ýlla tokuz aç deðiliz Hatayi Erdoðan Alkan Evrensel Ýnançlarda ve Geleneklerde 1 Sayýlarýn ilkidir. Katýksýz bir rakamdýr ve gerek nitel gerekse nicel tanýmýnda bütün kýsýmlarýyla bir bütün oluþturur. Bu nedenle karmaþýk ve deðiþik öðelerden oluþmuþ sayýnýn tam karþýtýdýr. Bütün sayýsal iþlemlerin baþlangýç noktasý, temel sayýsýdýr. Nerede bir varsa orada bir yaratma vardýr. Birlik bölünemezliði içerdiðinden bu yaradýlýþ da yalýn ve sadedir. Biçimi, boyutu ve yönü de kendine has özelliklerini dile getirir. Ayaktaki insan gibi dikey bir düzlemde ve dimdik durur. Bu konumuyla dikeylik, bildiðinden þaþmazlýk ve üstünlük düþüncesinden kaynaklanan simgesel özellikler ve manalar kazanýr. Simgesel enerjisini bölüþen bir, diðer sayýnýn içine girdiðinde üreme organý dýr. Bir olmadan hiçbir þey ortaya çýkmaz ve her olayý onun varlýðý, onun ortaya çýkýþý doðurur. Simgesel sözlüðümüzde etken ilkedir, güneþtir, sütundur, asadýr, kýlýçtýr, mýzraktýr Ýki kez yaþamak ister. Birinci yaþamýný kendi varlýðýyla ikinci yaþamýný ise baþka sayýlar içindeki varlýðýyla gerçekleþtirir. Yazgýsýnda hep çoðalma vardýr, iki olur, üç olur, dört olur ve bu çoðalma sonsuza kadar sürer. Bir varlýk bu sayýyla baþlar ve Bir den Dokuz a kadar bir yol içinde ve daha karmaþýk diðer sayý topluluklarý içinde sürüp gider. Baþkandýr, þeftir; dolayýsýyla onun baþka sayýlara, baþka sayýlarýn da ona gereksinimi vardýr. Kâhindir, sürücüdür, birleþtiricidir. Ýlk sayýdýr, diðer sayýlar gibidir ama o hep kendinden onur duyar, kendini diðer sayýlardan farklý görür. Bu nedenle de zaman zaman þiddet yanlýsý, kaba ve tehlikeli olabilir. 8 Sayý 2

9 ALÝ YÜCE Günümüz Aleviliðinin en büyük sorunlarýndan birisi, Alevilik kavramlarýnýn ya da terimlerinin, yani felsefe ve öðreti dilinin yok olmaya baþlamasýdýr. Bir bakýma Cumhuriyet le birlikte Alevi geleneksel örgütlenmesi sona erdi; sözel kültürün örgütlü taþýnmasý kesintiye uðradý; çaðdaþ koþullarda gelenek canlandýrýlamadý ya da yazýlý kültürü ölçü alan örgütlenmeler yaratýlamadý. Bu nedenle Alevilik, Alevilere öðretilemedi; Cumhuriyet ten günümüze Alevilik, felsefe, öðreti ve inanç düzeyinde büyük bir yabancýlaþmaya uðrayarak yok olmaya baþladý. Ýnsanlar, Alevi olduklarýný söylemelerine karþýn Aleviliðin vazgeçilmez ve deðiþtirilemez kavramlarýný ve terimlerini unuttular. Katliamlar ve acýlarla dolu Alevi tarihi için bu ciddi bir tehlike oldu. Yine de yüzyýllarýn kazanýmý Alevi toplu refleksi, Alevilerin, kendilerini yaratan toplumsal temeli terk etmelerini önledi. Geleceði önceden gören Osmanlý devleti Bektaþi dergâhlarýna Nakþibendi þeyhleri atayarak düþünsel deðiþim yaratmaya çalýþtý. Yerel kimi baþarýlar dýþýnda, diþe dokunur bir kazaným elde edemedi Osmanlý egemeni; Aleviliðin sýnýfsal karakteri ve örgütlü yapýsý buna izin vermedi. Günümüzde Aleviliði yok etmek için daha ince taktikler uygulanmaktadýr: Alevi felsefe ve öðretisinin içinin boþaltýlmasýný, boþalan yerin etik yaný aðýr basan bir Sünnilikle doldurulmasýný, bu yolla resmi dünyaya taþýnmasýný amaçlayan uygulamalar yaþama geçirilmeye çalýþýlmaktadýr. Son dönem geliþmeleri gözlendiðinde baþarýsýz olduklarý da söylenemez. Alevi olduklarý için övünen, Alevi tasarýmlarýna karþýt durumda bulunan tektanrýcý dinlerin metafizik tasarýmlarýný savunduklarý için ikiyüzlü bir kimlik edinen ve geçmiþinden korkan, birey sayýsý yüksek bir Alevi topluluðu oluþtu bugün. Alevilikte, Yol ulularýna, yolda yapýlan bir iþe, eyleme karþý gönülde uyanan sevgi, baðlýlýk ya da bir sorunun tartýþýlýp deðerlendirilmesi, bir sonuca baðlanmasý için yapýlan cem töreni anlamýnda kullanýlan muhabbet, tektanrýcý dinlerin ibadet kullanýmýna karþý geliþtirilen bir uygulamadýr. Daha doðrusu Alevilikte kavram ya da terim olarak ibadet yoktur, niyaz vardýr ve temelde, yol ulusuna, büyüðüne, yolda bir makamý temsil eden þeye, yere ve bunlar aracýlýðýyla Tanrý ya yalvarma, yakarma biçiminde uygulanan kutsal tören e verilen addýr. Cem töreni anlamýný da içerdiðinden muhabbet, sýralý niyaz törenlerinden oluþan bir bütündür. Ýbadet ; basit anlatýmý ile kulun (insanýn), yaratýcý (Tanrý) karþýsýnda kendi dininin gereklerine göre yaptýðý biçimsel bir yakarmadýr. Tanrý karþýsýnda insanýn kulluðunu pekiþtirme, Muhabbet mi?, Ýbadet mi? Ýsmail Metin güçsüzlüðünü ve çaresizliðini kabullenme, günahlarýndan baðýþlanmasýný dileme hareketidir. Demek ki ibadette bir yaratýcý (Tanrý) bir de kendisini kul olarak gören yaratýlan (insan) vardýr. Kul, ibadet sýrasýnda, bir kölenin efendisine yakarmasý gibi yakarýr. Kiþi burada kendi güçsüzlüðünü ve yakardýðý Tanrý nýn büyüklüðünü kesin bir dille kabul eder. Bu durumu dýþa vuran yakarý sözlerine beden eþlik eder. Alevilikte ibadetin yerini muhabbet alýr. Gönül gönüle, insan insana niyaz, muhabbetin özünü oluþturur. Muhabbetin en iyi uygulandýðý yer cem dir. Cemi yöneten dede ile ceme katýlan canlar, karþýlýklý birbirini görecek biçimde bir duruþ alýrlar. Oniki hizmet sahipleri, yarýmdaire yayý üzerinde sýralanýrlar. Hepsi birbirinin yüzüne bakar. Alevi muhabbetleri tek baþýna yapýlmaz. Mutlaka, yönelinecek bir can kýblesi olmasý gerekir; bu da Tanrý nýn konutu ya da ceme katýlan canýn bilinci olarak algýlanan insanýn gönlüdür. Alevi muhabbetlerinde hiçbir zaman insan kendisini kul görmez; güçsüz hissetmez; hiçbir zaman bir yaratýcý ya yakarmaz. Onurlu ve güçlü bir biçimde muhabbetin gerektirdiði insan gönlüne girme, insan gönlünü kazanma kutsal eylemine giriþir. Alevi muhabbetlerinde yardým istenilen, dilekte bulunulan, af dilenen elbette kiþiler ya da yerler vardýr. Bu kiþiler insandýr; Ali dir, Hasan dýr, Hüseyin dir, Hacý Bektaþ týr, Hallac-ý Mansur dur, Þah Hatayi dir. Bu yerler daðlar, taþlar, denizler, yani tüm doðadýr. Ýster bireysel, ister toplu yapýlsýn ibadet uygulamasýnda insanlar, yakarýlarýna yanýt alamaz; yakardýklarý Tanrý ile iletiþimleri yoktur. Oysa Alevi muhabbetlerinde erdemli insan yerine konan sembolik bir dede vardýr. Muhabbete katýlan insanlar duygularýný, insanlýk adýna ona söylerler. O da bu duygulara aklýnýn erdiðince yanýt verir. Konu hep dünya dýr, yaþam dýr. Öldükten sonra olasý bir yargýlama için muhabbet yapýlmaz; orada baþa gelebilecek belalardan kurtulmak için de yapýlmaz. Dünya dünyayla açýklanmalýdýr ilkesi gereði yaþanýlan yerde yapýlanlar ve yapýlacaklar konuþulur-tartýþýlýr. Bu kapsamda birine zarar verilmiþse karþýlanýr; birisinin kalbi kýrýlmýþsa gönlü alýnýr. Alevi felsefesi, inanç alanýnýn dýþýnda yapýlanýp biçimlenen doðacý/insan merkezli bâtýni bir felsefedir. Bâtýnilikte gerçek felsefe, gerçek din/inanç olarak algýlanýr. Bu felsefe ya da bu felsefenin sonucu olarak inanç, içinde yaþadýðý dünyanýn karþýsýna konulan insanýn, doðanýn ve toplumun bir parçasý olarak, doðayla ve toplumla bir hesaplaþmasýdýr. Bizler bu hesaplaþmayý yapacak bir dil kullanmak ve bir davranýþý yaþama geçirmek zorundayýz. Ötesi boþ Ah Bu Türkü Bir türkü Halkýn türküsü Aðlatýr beni hep Kimseye göstermeden Siler gözümün yaþýný Baþka bir türkü Nerede Ne zaman dinlesem Aðlar hep aðlatýr hep Niçin gülmez bu türkü Halk gülmüþ mü ki Gülsün türkü Bir türkü Çok dilli çok sesli Çok kanatlý bir türkü Halk göklerinde uçar Konar gönlümün dalýna Çiçek açar bir türkü Bir türkü Halk güzeli bir türkü Vurmadan açar kapýmý Girer içeri bir türkü Ben kaçarým kendi kovalar Ah bu türkü Þiirimizin çýnarlarýndan Ali Yüce nin bu güzel þiiri, Alev Yayýnlarý nca yayýmlanan Atatürk Aydýnlýðýný Karanlýkçý Diþler Kesmez adlý kitabýndan alýnmýþtýr. Birinci Basým: Mart x 19 cm boyutunda 53 sayfa ISBN Kapak resmi: Arifiye Köy Enstitüsü imece usulüyle inþa edilirken, Cumhuriyet Gazetesi Fotoðraflarýyla Cumhuriyetin 80. Yýlý, Fasikül 6, s. 86. Eylül

10 FAKÝR EDNA Geldi Cihan var olmadan yer gök ser iken Ýbtida cihana bir terk dir geldi Bu cihanda derya, ne su var iken Arþ-ý Âla ya yaþýl kandil nur geldi (...) Kandilin dalýnda hayli eyleþti Ali, Muhammedden sual soruþtu Sen Haliksin, ben mahlukum tanýþtý Ol vakit ustadý gerçek er geldi Ol zaman ustatlýk eyledi Ali Ali yle Muhammet kurdu bu yolu Rehber eylediler hem Cebrail i Tarikin binasý külli har geldi Bir isim Murtaza Ali Haydar ýn Cim cime ger gere den aldý haberin Deryanýn dibinde ab-ý kevserin Yolu nerde deyü bir haber geldi Hak tala perzuh deryaya attý Gün dedi binasýn mayasýn tuttu Yedi kat yer, yedi kat gök yarattý Arþ Âlâ ya melek ile nur geldi Melekler Âdemi balçýktan yaptý Hak Tala nýn nurundan nur kattý Vücudunu dört nesneden yarattý Âdem in hýl atý anasýr geldi Yarattý âdemi koyanda gama Verdi ihtiyarýn cüz i âdeme Evveli âdemden ahiri hateme Yüz yirmi dört bin peygamber geldi Yüz yirmi dört bin peygamber haktýr Kimisi nebi, kimi veli-ullahtýr Bin bir isim vardýr kendisi yektir On sekiz bin âleme sultan bir geldi Gam çekmedi o sultana kul olan Süreði mavalý Bektaþi Veli olan Dört kapýda, kýrk makamda eli olan Gerçek meydanýna muteber geldi Þeriat dediðin dünkü binadýr Tarikat dediðin bir meyhanedir Marifet dediðin ehl-i canadýr Hakikat evine bin bir ser geldi Bin bir isim yaradanýn adýdýr Yerin, Göðün, Arþýn hem gülüdür Dünya dört üstüne katta yedidir Þu gün cihana çar pare geldi Edna der Derviþ Ali hakkýle sýrrým Katarým Hakk tandýr, kandilde nurum On Ýki Ýmamlar a vardýr ikrarým Hünkâr Hacý Bektaþ Veli pir geldi Türkiye de Alevi hareketi son yýllara bakýldýðýnda durulmuþ, sanki suyunu çekmiþ dere gibi görünüyor Sivas olayýyla baþlayan hýzlý örgütlenme gittikçe yerini tabela örgütlenmesine ve hemþehricilik dayanýþmasýna býrakmýþtýr. Alevi camiasýnda büyük acýlara ve öfkelere yol açan toplumsal olaylar, bir anda borsa misali en yüksek düzeye ulaþarak insanlarý inanç temelinde birbirine sýký sýkýya baðlarken, aradan zaman geçince düþmekte ve yerini bilinmez bir rehavete, günlük seyrine býrakmaktadýr. Kuþkusuz bunun birçok nedenleri vardýr larda baþlayýp 1993 ten sonra büyük ivme kazanan Alevi hareketi (örgütlülüðü), Alevi camiasýnda gerçekten öteki olma kimliðinden kurtulup kendi öz kimliðini kabul ettirme noktasýnda bir hayli yol almýþtýr. Bunda da o günün Alevi dernek/vakýf yöneticilerinin, araþtýrmacý yazarlarýn büyük katkýlarý olmuþtur. Artýk eskisi gibi Alevilere olumsuz anlamda öteki olarak bakýlmýyor. Ama yine de yeterli deðil. Günümüzde Alevi hareketini irdelediðimizde akýntýya kapýlmýþ kayýk misali yol aldýðýný görürüz. Ýlk baþlarda birlik, beraberlik diye nutuklar atýlýp tüm Alevi örgütlerini bir araya getirme, Birlik çatýsý altýnda örgütleme iþi ne yazýk ki baþarýyla sonuçlanamamýþtýr. Ankara ayrý, Ýstanbul ayrý bir yol tutturmuþ gitmektedir. Bugün Birlik çatýsý altýnda geniþ örgütlenmeyi Ankara baþarmýþtýr. Ankara daki dostlar, Alevi-Bektaþi Kuruluþlarý Federasyonu (ABF) adý altýnda üst çatý örgütlenmesini yaparak bir araya gelmiþlerdir. Kuþkusuz bu Federasyonlaþma, yargýnýn olumsuz kararýna karþýn gerçekleþmiþtir. Fakat federasyonlaþma tam olarak yerine oturmamýþtýr. Her ne kadar tabelasý asýlmýþ olsa da Alevi hareketini hýzlandýrýcý motor gücüne kavuþamamýþtýr. Yönetimde iyi niyetli yöneticiler olsa da Federasyona üye kimi dernek/vakýf yöneticileri temsil ettikleri kendi derneklerinde yeterince baþarýlý iþler yapamadýklarý için kendilerini burada ifade etme yollarýný aramakta, dahasý olaya ekonomik ve siyasi rant açýsýndan bakmaktadýrlar. Ben baþýnda olursam, federasyon iyi çalýþýr mantýðýyla hareket edip kafa kol iliþkilerine girmekte ve yanlýþ iþ yapmaktadýrlar. Ýstanbul ayaðýna baktýðýmýzda ise, Sayýn Prof. Ýzzettin Doðan Hoca nýn baþýný çektiði Cem Vakfý ve çevresi, Alevi Diyanetini kurarak Alevi hareketini tamamen bir çýkmazýn içine sürüklemiþtir. Çünkü Aleviler ve diðer Alevi örgütleri, laik bir ülkede Diyanet in yerinin olamayacaðýný her fýrsatta hükümet ve devlet yöneticilerine yüksek sesle açýklarlarken, kendimizin Alevi Diyaneti diye adlandýracaðýmýz bir kurum inþa etmemiz, ne istediðimiz konusunda samimi olmadýðýmýz kanýsýný ortaya çýkarýr ki bu da devletin iþine gelir. Devlet sormaz mý, soruyor bile, Hem Diyanet in kalkmasýný istiyorsun, hem de kendiniz Diyanet Alevi Hareketi Çýkmazda mý? Ýlhan Cem Erseven kuruyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne turþu... diye... Bence bu yanlýþ.. Alevi Diyaneti nin kurulmasý, Alevi hareketini bölmek ve parçalamaktan baþka bir þey deðildir. Zaten devletin istediði de bu deðil mi?... Kaldý ki Alevi Diyaneti, bizi laiklikten uzaklaþtýracak, belki de Ýranlý molla Þeriat Medari nin, Çiller döneminde Ýran a resmi ziyarette bulunan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý temsilcilerinden birine söylediði gibi, Türkiye de siz, Alevileri Sünnileþtiremiyorsanýz, býrakýn biz Þiileþtirelim. sözünde yatan o gizli amacý bilerek ya da bilmeyerek gerçekleþtirmiþ olacaktýr. Hem ayrýca geçtiðimiz yýllarda Alevi dernek temsilcilerinden oluþan bir grubun, Ýran Kültür Ataþeliði nin davetlisi olarak Ýran a seyr-ü sefer eylemeleri de sanýrým bu amacýn bir parçasý olsa gerek. O dönemde Ýran a gidenler, çeþitli dernek yöneticileri ve kiþiler tarafýndan eleþtirilmiþ ve kýnanmýþ olsa da onlar hiçbir þey olmamýþ gibi, tersine turistik bir gezi yapmýþ olmanýn rahatlýðýyla yine de baþkanlýklarýný yürüttükleri Alevi dernek/vakýflarýn halen baþýndadýrlar. Bu da þunu gösteriyor ki, bunlarýn gerçek anlamda Alevilik gibi ciddi bir sorunlarý yok, tek sorunlarý bir biçimde hem ekonomik hem de siyasi anlamda rant elde etmektir... Yine son yýllarda Ýran a gidenlerin bir kýsmý (Hüseyin Gazi Derneði/Vakfý, Eskiþehir Hacý Bektaþ Veli Anadolu Kültür Vakfý, Kartal Cemevi), Ankara daki Federasyon da umduklarýný bulamayýnca ikinci bir federasyon kurmaya giriþtiler. Bunun için ilk toplantýlarýný Eskiþehir de yaptýlar. Büyük olasýlýkla bu federasyonun içinde Cem Vakfý ve 2 Temmuz Pir Sultan Abdal Kültür Vakfý da yer alacaktýr. Yine kulaðýma gelen duyumlara göre mesleði avukat olan bir kiþi, Anadolu Türkmenleri adýyla vakýf kurmaya çalýþýyormuþ. Bana bilgiyi veren kiþinin anlattýðýna göre, Alevi Türkmenleri örgütleyerek bir dernek/vakýf kuracakmýþ. Hatta bunun için bazý dernek yöneticilerini de ziyaret ediyormuþ. Tüm bunlar gösteriyor ki Alevi hareketinin yönü, doðru bir yönde deðil. Hareketin geliþimi tam yönünü bulmuþken, birileri çýkýyor baþka yöne çeviriyor. Bu da Alevi tabanýnda bir umutsuzluk ve güvensizlik yaratýyor. Diðer bir konu, Alevi örgütleri, Alevileri ilgilendiren konulara ve olaylara yeterince sahip çýkmasýný bilmiyor ya da bilmek istemiyor Temmuz unda Sivas ta Madýmak Oteli yangýný yaþandý ve 35 insan diri diri, göz göre göre canilerin benzin dolu bidonlarýnýn marifetiyle ve de devletin bulanýk bilinci nin dumura uðramasýyla dumandan boðularak, yanarak öldüler. O yýllarda ölenlerin cenaze törenlerinde yüz binler, Ankara Dikmen sýrtlarýndan ta Karþýyaka mezarlýðýna dek yürümüþlerdi. Oysa aradan geçen 11 yýl sonrasýna baktýðýmýzda ne yazýk ki Sivas olayýný anma mitinginde ise ancak iki-üç bin kiþi toplanabiliyor. 10 Sayý 2

11 Peki nerede onca Alevi-Bektaþi derneklerinin üyeleri, üyelerinin aile bireyleri? Þu an Ankara da 5-6 Alevi-Bektaþi derneði/vakfý var. Bunlarýn kayýtlý üyeleri ve ortalama aileleriyle üç kiþi gelseler 5 bin kiþi toplanýr. Diðer demokratik kitle örgütlerinin de katýlýmýný hesaplarsak yaklaþýk bin kiþi olur. Ama ancak onda birini buluyoruz. Peki diðerleri nerede? Kimi tatilde, deniz kýyýsýnda, kimi hava çok sýcak diye evinin en serin bir köþesinde TV baþýnda, kimi de hasat dönemi nedeniyle köyünde, yaylasýnda... Burada asýl eleþtirim, dernek yöneticilerinin böyle bir toplumsal olayýn Aleviler üzerinde yarattýðý olumsuz etkinin iyileþtirilmesi ve Sivas yangýnýný unutturmaya çalýþanlarýn karþýsýna tek yumruk olarak çýkýlmasý konusunda duyarsýz ve de ilgisiz kalmalarýdýr. Bu olay, Sivas ta çocuklarýný yitiren ailelerin meselesi deðil; kendini demokrat, ilerici, laik, devrimci gören herkesin sorumluluk duymasý ve sahip çýkmasý gereken toplumsal bir olay... Basýnda zaman zaman Alevileri rencide e- den, onurlarýný kýran bazý haberler okumuþuzdur. Örneðin bir Diyanet görevlisi çýkýp, Cemevi cümbüþ yeridir, Baþbakan R.T. Erdoðan Almanya da Cemevi ibadet yeri deðildir, bunun için bütçe ayrýlamaz dediklerinde Alevilerin büyük bir tepkisi olmamýþtýr, belki de böyle bir sözden haberli bile deðildir. Bu durum, tüm derneklerin bir araya gelip Diyanet in önünde bir basýn açýklamasýyla ya da siyah bir çelenk koymasýyla protesto edilmeliydi. Ancak yargýya baþvuruldu ve de dava, aleyhte sonuçlandý. Öte yandan AKP Hükümeti, Özal döneminde olduðu gibi Diyanet Ýþleri nden sorumlu Devlet Bakaný Prof. Mehmet Aydýn ýn öncülüðünde, Ýlahiyatçý öðretim üyesi ve görevlilerin katýldýðý ve tartýþtýðý bir Alevilik toplantýsý yapabiliyor ve onca Alevi, Bektaþi dernek ve kuruluþlarýnýn temsilcilerinden, araþtýrmacý yazarlarýndan hiç kimseyi çaðýrma gereði bile duymuyorlar. Aleviler de tepki göstermiyorlar. Tüm bunlar gösteriyor ki, Alevi ve Bektaþi dernekleri arasýnda samimi ve ciddi bir birliktelik anlayýþý yok. Onlarý, o derneklerin baþýnda tutan anlayýþ, bir derneðin baþkaný olarak kendini tatmin etmek ya da becerebilirse rant elde edebilmek, bir kýsmýnýn yaptýðý gibi yurtdýþý gezilere katýlarak panellerde sýradan bir Alevinin bildiði bilgileri bilimsel araþtýrma ürünü olarak insanlara satmak ve karþýlýðýnda üç beþ euro almak... Peki bu çýkmazlardan kurtulmak için neler yapmalýyýz? Öncelikle Türkiye deki Alevi sorunlarýný iyice irdeleyip temel sorunlarýn neler olduðunu iyi belirlemek ve bu sorunlar etrafýnda çözüm yollarý aramak. Bunu kendi derneðinin çalýþma alaný içerisine hapsetmemek, olabildiðince kardeþ Alevi-Bektaþi kuruluþlarýyla bir araya gelerek, tüm Türkiye deki Alevi nüfusun ortak beklentisine uygun bir çözüm ve pratik geliþtirmektir. Dernek/vakýf baþkanlýðýný süregen kýlmamak gerekir. Kiþi baþarýsýz olduðunu anladýðý anda yerini gerçekten Alevi davasýna gönül vermiþ, Türkiye ve dünyadaki geliþmeleri yakýndan izleyen, okuyan, araþtýran ve bir rant beklentisi olmayan kiþilere býrakabilmelidir. Dernekçilik, dar bir alana sýkýþtýrýlmamalý, Alevileri ilgilendiren konular ve olaylar, beni ilgilendirmez, öbür derneðin sorunudur diyerek dar bir kafayla hareket etmemeli, konuyu ve olayý sahiplenmeli, görev paylaþýmýna gitmeli, tek ses çýkmalýdýr. Örneðin bir Pir Sultan Abdal Kültür Derneði ya da Hacý Bektaþ Veli Kültür Derneði nin salt meselesi olmamalý, Alevi Bektaþi Kuruluþlarý Federasyonu nun (ABF), yani özelde Federasyonu oluþturan Alevi örgütlerinin, genelde tüm Alevi kesimin sorunu olmalýdýr. Buna göre hareket edilmelidir. 2 Temmuz Sivas olayý, Pir Sultan Abdal Kültür Derneði nin iþidir dersek, çok yanýlmýþ ve ayýp etmiþ oluruz. Dernekler, sýð düþünmekten kendilerini kurtarmalýdýrlar, özellikle dernek yöneticileri... Basýn açýklamasýyla iþi geçiþtirmemek gerekir. Türkiye deki tüm Alevileri harekete geçirecek demokratik tepki ve eleþtiri mekanizmalarý geliþtirilmelidir. Federasyon örgütlenmesini güçlendirmek, Türkiye de olup bitenleri takip ederek Federasyon adý altýnda kamuoyunu bilgilendirmek gerekir. Böylece Alevi tabanýna büyük bir örgütlülüðün varlýðýný ve güven duygusunu, örgütlülük bilincini hissettirmiþ oluruz. Alevi-Bektaþi dernekleri/vakýflarý artýk sen ben kavgasýndan, post kavgasýndan bir an önce uzaklaþtýrýlmalýdýr. Yaný baþýmýzda sýcak savaþýn olduðu bir dünyada, AKP hükümetinin parmaðým kör gözüne inat yasalaþtýrmaya çalýþtýðý türban, ÝHL (imam hatip liseleri), devlet dairelerini dinci kadrolarla doldurma, laikliðe aykýrý yasalar çýkarma gibi icraatlarý olurken ve de bunun sonuçlarýnýn Aleviler ve Bektaþiler üzerinde kuþkusuz etkisi olacaðý bilinirken, halen bir baþka adres yaratmanýn, ikinci bir federasyon, ikinci bir Diyanet kurmanýn hiç mi hiç anlamý yok. ABD, Afganistan a bomba yaðdýrdý, ama Usame bin Ladin halen yaþýyor ve küresel bir tehdit olma özelliðini koruyor. Nükleer silahlar var diyerek asýlsýz bahanelerle Irak a bomba yaðdýrdý, ama Saddam Hüseyin halen yaþýyor. ABD, bununla yetinmiyor, þimdi de Büyük Ortadoðu Projesi (BOP) adý altýnda ýlýmlý Ýslam modelini yaþama geçirmeye çalýþýyor. Bu proje karþýsýnda ABF nun, Cem Vakfý nýn ya da diðer Alevi Bektaþi derneklerinin tavrý ve düþüncesi nedir, sormak gerekiyor. Örneðin Cem Vakfý baþkaný sayýn Prof. Ýzzettin Doðan hocama, kendisi uluslararasý hukuk profesörü olduðu için soruyorum: Büyük Ortadoðu Projesi nin Türkiye Alevileri açýsýndan anlamý nedir? Alevileri nasýl etkileyecektir? Ayrýca Türkiye, AB ye girerse Aleviler açýsýndan kazancý (belki de kaybý) ne olacaktýr? Alevi-Bektaþi Kuruluþlarý, Alevilerin çözüm bekleyen acil sorunlarý için bir araya gelip proje üretmeliler ve bunu da hayata geçirmek için tüm olanaklarýný, derneksel ve kiþisel herhangi bir çýkar gözetmeksizin yaþama geçirmeli ve özveride bulunmalýdýrlar. Eðer kýsýr tartýþmalarla zaman öldürürlerse bir gün kendilerinin ýlýmlý Ýslam projesinin içerisinde yer aldýklarýný görebilirler. O zaman da iþ iþten geçmiþ olur. HÜSEYÝN GÜVERCÝN Gel Âdem e Gel Âdem e Ýncil, Zebur, Kuran oku Göster bana nerde hakký Ademde bulun Allah ý Gel Ademe gel Adem e Bile bile yapma hata Ýnanmaz mýsýn kitaba Secde buyurdu Adem e Gel Adem e gel Adem e Tatlý tatlý söyler diller Hep yarayý saran kullar Cahil olman siz insanlar Gel Adem e gel Adem e Hak arama saðda solda Ne yerde var ne de gökte Mümin kulun kalbinde Gel Adem e gel Adem e Mümin kulda ola Adem Kendini terbiye eden Gerçek yola doðru giden Gel Adem e gel Adem e Hüseyin Ademi taný Hak yarattý elbet beni Sevmeli bütün insaný Gel Adem e gel Adem e TESLÝM ABDAL Ýmana Geldiniz Hak deyu ikrar verdiniz Durmadýnýz þol ahd ile imana Yörü varýn Hak öðretsin iþiniz Yahþi gitti yar oldunuz yamana Bunca incittiniz hatýrý caný Sanki eylediniz bin nikah kaný Rýzadan gelen ol kudret havni Biz Rum yana, siz gittiniz Yemen e Gel beri kandilden hasbetullah Sizdeki sizde yok, vallahi billah Eðer inanmazsan haþa Bismillah Gelin uyman þeytan fiil gümana Bu harfi de bunda kodunuz amma Varýmýz sendedir, dediniz amma Rýza lokmasýný yediniz amma Hayvan gibi benzettiniz samana Teslim Abdal der edemediniz Yola iman edip giremediniz Verdiniz ikrara duramadýnýz Sizi saldým ikrar ile imana Eylül

12 BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP Büyük Ortadoðu Projesi Vahap Erdoðdu BÖLÜM II 2. Büyük Ortadoðu Projesi nin Ýdeolojik ve Siyasal Gerekçeleri Kuþkusuz Büyük Orta Doðu Projesi nin anlamýný kavrayabilmek için, projenin ideolojik ve siyasal içeriðini de açýmlamak gerekiyor. Projenin ideolojik içeriði Pentagon ve ABD dýþiþleri uzmanlarýnca Vietnam yenilgisinin ardýndan, 1970 lerde, özellikle de 1973 petrol bunalýmýndan sonra oluþturulmaya baþlanmýþtý. Bugün bu projenin uygulamasýnda adlarýný sýk sýk duyduðumuz, Baþkan Yardýmcýsý Dick Cheney Ford yönetiminin kurmay baþkanlýðýný, Rumsfeld Savunma Bakanlýðý yapmýþtý. CIA nýn baþýnda ise Baba Bush bulunuyordu. Wolfowitz ve Richard Perle genç demokratlar olarak etkindiler. Daha sonra cumhuriyetçilerin saflarýna katýldýlar. Bu grubun merkezinde ise Kissinger bulunuyordu. Çoðunluðu Yahudi kökenli olan bu grup, Orta Doðu da Araplara karþý Ýsrail i destekleyen ABD deki Yahudi lobilerinin de en etkili elemanlarýydý. Bu Yahudi lobilerinin en etkili kurumlarýndan biri 1985 yýlýnda kurulan Waþington Yakýn Doðu Politikalarý Enstitüsü (Washington Institute for Near East Policy - WINEP) idi. Kurumun altý üyesi Baba Bush un üst yönetiminde yer almýþlardý larda soðuk savaþýn sona ermesinin ardýndan ABD-Ýsrail baðlaþýklýðýnýn stratejik deðeri azalýyor gibiydi. Bu baðlamda WINEP ve o doðrultudaki kuruluþlar, ABD nin yeni Orta Doðu politikalarýnda Ýsrail in belirleyici rol üstlenmesi gerekliliðini temel hedef seçmiþlerdi. Tel- Aviv le ortak çalýþmalar sonunda Clinton yönetiminin ilk günlerinde bu strateji benimsetilmiþti. Buna göre ABD nin Ýsrail, Suudi Arabistan ve Mýsýr gibi üçlü bir müttefiki vardý. Bölgenin geri kalan ülkelerinin dinsel ve laik radikal rejimleri, ABD nin bölgesel çýkarlarýnýn karþýsýnda idiler. Baþta Ýran ve Irak olmak üzere (Suriye üçüncü sýradaydý) öteki ulusalcý ve dinci rejimlerin bölgeden arýndýrýlmasý ve demokratikleþtirilmeleri gerekiyordu. Bu üçlü ittifak yeni Müslüman cumhuriyetlerin ortaya çýkýþýyla (örneðin Türkiye nin) güçlendirilmeliydi. WINEP Türkiye ile de yakýndan ilgileniyordu. Washington u ziyaret eden her Türk yetkilisi bu kurumu ziyaret ediyordu. Özellikle de Turgut Özal bu örgütün her yýl saygýyla andýðý büyüklerden biridir. Bir baþka büyük de Fethullah Efendi dir. Bu yýl John Hopkins Üniversitesi Uluslararasý Ýleri Çalýþmalar Okulu nda yapýlan Abant sempozyumunun gerçekleþmesinde bu kurum önemli katkýlarda bulundu. Kurumun Kürdistan çalýþmalarý da önemlidir.bu çalýþmalarýn sonucunda Barzani ile Þaron un amcaoðullarý olduklarý neredeyse kanýtlanacaktý! Yeni Orta Doðu Projesi nin oluþumunda en belirleyici politikalar yeni muhafazakâr (neo-con) adý verilen ve çoðunluðu Yahudi kökenli olan ekip tarafýndan üretilmiþtir da, eski bir dýþiþleri bakanlýðý çalýþaný olan Francis Fukayama Tarihin Sonu baþlýðý altýnda bir makale yayýmladý. Fukayama, Ýkinci Dünya Savaþý nda faþizmin yenilgiye uðratýlmasý ve ondan 45 yýl sonra Sovyetler Birliði nin daðýlmasýnýn ardýndan, bunun liberal demokrasinin zaferi ve insanlýðýn ideolojik evriminin sonu anlamýna geldiðini savunuyordu. Ona göre bu bir sondur, çünkü bundan sonra baþka gidecek yer yoktur. Ulusalcýlýk ve fandýmantalizm ölü geçmiþin artýklarýdýr. Bu makale yeni dünya düzeninin kýlavuzu haline geldi. Batýnýn laik kültürünün Ýslam la baðdaþamadýðý, bu nedenle laik bir Ýslam toplumu olamayacaðý savý, laikliðin, yani dinle devletin ayrýþmasýnýn Ýslam toplumlarýnda olanaklý olmadýðý anlamýna gelmektedir. Bundan çýkarýlacak sonuç devletin Ýslamlaþtýrýlmasýdýr. Devletin þeriat ilkelerine göre yeniden düzenlenmesidir yazýnda ise, Johnson yönetiminin Vietnam da karþý ayaklanma uzmaný Samual Huntington, Uygarlýklar Çatýþmasý adý altýnda bir makale yayýmladý. Huntington, komünizmin yok olmasý, bütün ideolojik tartýþmalarýn sonlarýnýn geldiði anlamýný taþýsa da, tarihin sonunun gelmediðini savunuyordu. Artýk dünyaya ekonomi ve politika deðil, kültür egemen olacak ve dünya bu kültür temeline göre bölünecekti. Ona göre uygarlýklar insanlarý güdüleyen ve harekete geçiren güç olan dinin simgelediði farklý deðer sistemlerine dayanýyordu. O nedenle asýl çatýþma Batý ve Ötekiler arasýnda somutlaþýyordu. Batý bireysellik, liberalizm, anayasacýlýk, insan haklarý, eþitlik, özgürlük, hukuk düzeni, demokrasi ve serbest pazar deðerlerine dayanýyordu. Tam da bu nedenle Batý bu düzeni tehdit eden Ötekilere karþý askeri müdahaleye kapýlarý açýk tutmalýydý. Huntington a göre Batý Uygarlýðýna karþý en tehlikeli iki karþý-uygarlýk, Ýslamiyet ve Konfiçyüscülük tü. En büyük ve en yakýn tehlike ise Ýslamcýlýk tý. Çünkü dünya petrol kaynaklarýnýn büyük bölümünü Ýslam dünyasý elinde tutuyordu. Huntington için sorun Ýslam köktendinciliði deðildir. Bu konuda þöyle diyor: Batý için esas sorun Ýslam köktendinciliði deðildir. Kültürlerinin üstünlüðüne inanan ve güçlerinin yetersizliðine takýlýp kalmýþ olan insanlarýn farklý bir uygarlýðýdýr, Ýslam ýn kendisidir esas olan. Görüldüðü gibi, BOP un ideologlarý Ýslam ýn batýlýlaþmaya karþý, anti-laik bir anlayýþ içerisinde olduðunu, bu nedenle de Batýnýn laik-demokratik sistemine karþý olduðunu vurgulamaktadýrlar. Onlara göre demokrasi, Ýslâm dünyasýnýn pek de yabancý olmadýðý bir kavramdýr, asýl karþýtlýk laisizmden kaynaklanmaktadýr. Demokrasiyi Ýslam la baðdaþtýrarak kabul etmek mümkündür. Demokrasiden uzak bir Ýslam, cihad in içindedir ve terorizm in kaynaðý olma niteliðini korumaktadýr de ABD Barýþ Enstitüsü tarafýndan düzenlenen Yeni Sentezler konulu konferansta Ýslam ve demokrasi arasýndaki fikir çatýþmasýna Ýslamcý anlayýþlarýn katkýlarýyla, iki anlayýþýn da güçlendirileceði ve batý anlayýþýndaki bugünkü demokratik görüþlere yeni anlamlar kazandýracaðý vurgulanmýþtý. Fethullahçýlar ýn Washington toplantýsýnda da ayný konular tartýþýlmýþtýr. Batýnýn laik kültürünün Ýslam la baðdaþmadýðý, bu nedenle laik bir Ýslam toplumu olamayacaðý savý ABD nin resmi görüþü haline gelmiþtir. Bu baðlamda, Huntington un Türkiye nin Kemalizm i terketmesi, Ýslam dünyasýna geri dönmesi gerektiðini öðütlemesinin þaþýrtýcý bir yönü yok. Ýslamcý bir demokrasinin ne anlama geldiði henüz anlaþýlmýþ deðildir, ancak bu demokrasinin batý demokrasilerinden farklý, modernleþmenin de batý modernleþmesinden farklý bir yaklaþým öngördüðü söylenebilir. Batýnýn laik kültürünün Ýslam la baðdaþamadýðý, bu nedenle laik bir Ýslam toplumu olamayacaðý savý, laikliðin, yani dinle devletin ayrýþmasýnýn Ýslam toplumlarýnda olanaklý olmadýðý anlamýna gelmektedir. Bundan çýkarýlacak sonuç devletin Ýslamlaþtýrýlmasýdýr. Devletin Ýslamlaþtýrýlmasý, devletin þeriat devleti ilkelerine göre yeniden düzenlenmesidir. Bir baþka anlatýmla, devletin, Kuran da öngörülen ilkeler doðrultusunda biçimlendirilmesidir. Devlet Ýslamlaþýnca, toplum da tüm kurum ve kuruluþlarýyla Ýslamlaþtýrýlmýþ olacaktýr. Böylelikle laik Irak la, laik Suriye nin hedef seçilmiþ olmasýnýn gerekçesi de bulunmuþ olacaktý. Tayyip Erdoðan ýn ýlýmlý Ýslâm modelinin ABD Dýþiþleri Bakaný Powell tarafýndan öteki Ýslâm ülkelerine örnek gösterilmesi, BOP un siyasal niteliði konusunda yeterli ipucunu vermektedir. 12 Sayý 2

13 BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP Özal la gündeme getirilen Ýkinci Cumhuriyet in ideolojik içeriðini de bu stratejide aramak gerekiyor. Kemalizm in simgelediði Cumhuriyet in temel ilkelerinin hiçbiri bu modern anlayýþla baðdaþmamaktadýr. Küreselleþen (siz buna Amerikalýlaþan deyin) yeni dünya düzeninin yükselen deðerlerine ulaþabilmek için Kemalist Cumhuriyet in bütün kurum ve kazanýmlarý yokedilmeliydi. Artýk yurt yoktu pazar vardý, yurttaþ yoktu bu pazarýn özgün alýcýsý-satýcýsý vardý. Devlet yoktu, NGO adý verilen sivil toplum örgütleri vardý. Ýdeolojiler yoktu, halkýn inançlarý vardý. Üstelik yeni liberalizmin bütün bu ilkeleri tarihin en güçlü devletine sahip, Tanrý Amerika yý korusun amentüsünü aðzýndan düþürmeyen, en baðnaz, en milliyetçi, en militarist bir baþkan belirliyordu. 3. BOP un Ýlk Adýmlarý Afganistan da Atýldý Afganistan, emperyalizmin Asya egemenliði için en kilit coðrafyanýn üzerinde yer almaktadýr. Ýngilizlerin, Hindistan ve Uzak Doðu egemenliði için Afganistan ýn sarp geçitlerinde ne zorlu savaþlar verdiðini tarihler yazmaktadýr. Sovyet sisteminde sonun baþlangýcý Afganistan müdahalesi ile oluþmuþtu yýlýnda büyük bir petrol þirketinin baþýnda bulunan bugünkü ABD Baþkan Yardýmcýsý Dick Cheney Hazar bölgesinin birden bire bu denli stratejik önem kazandýðý bir dönem düþünemiyorum diyordu. Önemli olanýn bu gaz ve petrolü, gerekli olan yerlere ulaþtýrmak olduðunu da vurgulamýþtý. Bu ulaþým yolunun da Afganistan olacaðý da amaçlanýyordu. Bölgedeki gaz ve petrolün Rusya ya da Azerbaycan üzerinden geçirilmesi Rusya nýn Orta Asya cumhuriyetleri üzerindeki siyasal ve ekonomik denetimini güçlendirecekti. Ýran üzerinden geçirilmesi ise Ýran rejimini güçlendirirdi. Oysa Afganistan üzerinden Pakistan ve Hindistan a ulaþtýrýldýðýnda, stratejik ve ekonomik olarak en verimli sonuç olacaktý. Pakistan ýn ABD nin yanýnda Taliban ý desteklemesinde bu projenin büyük payý vardý te ABD þirketi Unocal, Türkmenistan dan Afganistan üzerinden Pakistan ýn Umman Denizi limanlarýna ulaþacak olan boru hattý için görüþmelere baþladý. Þirket Afganistan da istikrarlý bir yönetim istiyordu da Taliban, yönetimi ele geçirince, hattýn güvencesini saðladýklarýný düþünüyorlardý: Þirket Taliban önderlerinden bazýlarýný Huston a çaðýrarak konuklarýný orada krallar gibi aðýrladý. Günlük bir milyon varil kapasiteli 1000 mil uzunluðundaki boru hattý için varil baþýna iyi sayýlabilecek bir ücret ödemeyi de önerdiler. Ýlk yýl ABD nin Taliban a karþý politikalarýný bu þirket belirledi de bir ABD diplomatýna Taliban rejimi konusunda fikri sorulduðunda, diplomat Taliban Suudilerin rejimini benimseyebilir. Burada da Aramco [ABD nin Suudi Arabistan la oluþturduðu petrol konsorsiyumu] boru hatlarý, yönetiminin baþýnda bir emir, parlamentosuz bol þeriat yasalarý geçerli olacaktýr. diyor, bunun önemi olmadýðýný vurguluyordu. Bu proje doðu Afrika da ABD elçiliðinin 1998 de bombalanmasýndan dört ay sonra þimdilik rafa kaldýrýlmýþ oldu Ekiminde Afganistan bombalanýp, Taliban daðýtýldýktan sonra Unocal ýn danýþmaný Zalmay Halil Zadi, ABD nin özel temsilcisi olarak Afganistan a atandý. Þirketin memurlarýndan Hamit Karzai kurulan hükümetin baþýna geçirildi. 27 Aralýk 2001 de Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan arasýnda 5 milyar dolara malolacak boru hattý anlaþmasý yapýldý. Afganistan, Kafkasya, Ýran, dünya egemenliði için oynanan satranç oyununda, satranç tahtalarýnýn parçalarýdýr. 4. Dünya Petrol Kaynaklarýnýn Yüzde Onbirine Sahip Irak Ýlk Hedef Seçilmiþti. Irak halký tarihini, sömürgenlere direnerek yazdý. Irak 1638 de Osmanlý topraklarýna katýldý. Irak Osmanlý için bir vergi kaynaðý, Ýran ve Doðu Arabistan a karþý bir üs olarak önemliydi. Bu dönem içerisinde Irak iki önemli istila ve yaðmaya uðradý. Nadir Þah 1733 de ülkeyi istila etti, Baðdat ý kuþattý. 10 yýl sonra da Musul kuþatýldý ve yaðmalandý. Ýkinci istila ise Vahabiler den geldi de Kerbelâ, 1802 de de Necef yaðmalandý. Hz. Hüseyin in ve Hz Ali nin mezarlarý tahrip edildi. Vahabiler le Þiiler arasýnda çok kanlý çatýþmalar oldu den sonra Memluklar 81 yýl süreyle ülkeyi yönettiler. Memluklar bir yandan Babý-Ali yi idare ederken, Ýngilizlerin Doðu Hindistan Þirketi nin desteðini alýyorlardý de Ýstanbul, Memluklarýn bu ikili oyununa son vererek Baðdat ta güçlü bir askeri garnizon kurdu da Mithat Paþa, Baðdat a vali ve ordu komutaný olarak gönderildi. Mithat Paþa yeni yollar açtý, bozulmuþ eski su kanallarýný temizledi, atlý tramvayý getirdi. Daha da önemlisi bir banka (tasarruf sandýðý) kurdu. Fýrat demiryolu projesini oluþturdu. Paþa Irak halkýndan büyük destek ve sevgi görmeye baþladý. Bu durum Ýstanbul u kuþkulandýrdý. Paþa geri çaðrýldý. Dönüþ yolu parasýný saatini satarak saðladýðý söylenir. Birinci Dünya Savaþý baþladýðýnda Rusya, Ýngiltere ve Fransa, Osmanlý topraklarý üzerindeki beklentilerini bir masaya yatýrdýlar. Rusya Ýstanbul ve Boðazlarý denetimine almak istiyordu. Fransa, Napolyon un düþüne takýlý kalmýþ, Suriye, Lübnan, Filistin gibi Akdeniz in doðu kýyýlarýný Türklerden temizleyerek egemenliði altýna almak istiyordu. Ýngiltere ise halifeliði Osmanlý dan alýp kendi kanatlarý altýnda yeni bir Ýslam imparatorluðu kurarak Orta Doðu daki konumunu güçlendirmek, Hint ve Doðu yollarýný güvenceye almak istiyordu. Mart 1915 te Ýstanbul Anlaþmasý ile bu paylaþým yazýlý belge haline getirildi. Bu anlaþmaya koþut olarak Fransa ve Ýngiltere kendi aralarýnda bir araya gelerek Orta Doðu haritasýný yeniden çizdiler. 16 Mayýs 1916 da imzaladýklarý Sykes-Picot anlaþmasý ile Orta Doðu haritasýný boyadýlar. Filistin in büyük bir bölümü kahve rengine boyanarak uluslararasý alan olarak ayrýldý. Suriye nin büyük bir bölümü ile Lübnan ý kapsayan bölge maviye boyanarak Fransa ya býrakýlýyordu. Mezopotamya nýn büyük bir bölümü kýrmýzýya boyanarak Ýngiltere ye verilmiþti. Mavi ve kýrmýzý arasýndaki (a) ve (b) bölgesi bir Arap devleti ya da konfederasyonu için ayrýldý; (a) bölgesi Fransýzlarýn, (b) bölgesi Ýngilizlerin etkinliðinde olacaktý. Musul Vilâyeti Fransýzlarýn (a) bölgesi içerisine alýnmýþtý. Daha sonra Musul Ýngiltere ye verildi. Buna karþýlýk Fransa, Musul petrollerinden pay alacaktý. Savaþ bitince Ýngilizler Irak ý 1920 de mandasý altýna aldý. Ama halk baðýmsýzlýk istiyordu ve Ýngilizlere baþkaldýrdý. Ýsyan Güney den baþladý, Kuzey e yayýldý. Ýngilizler Hindistan dan getirdikleri askerlerle isyaný 1921 de bastýrabildi. Ýsyan Ýngiltere ye çoðu Hintli olmak üzere dört yüz can ve 20 bin sterline maloldu. Irak ise 8,450 ölü vermiþti, maddi zararý ise 4 milyon sterlindi. Ülkede Mithat Paþa nýn Baðdat valisi iken yaptýrdýðý demiryollarý, yollar, kanallar yýkýlmýþtý de sömürgeler bakaný Churchill, Kahire Konferansý nda Lawrance in yakýn adamý Faysal ý Irak kýralý olarak atadý. Böylece Irak anayasal temsili ve demokratik bir monarþi yönetimine kavuþmuþ oluyordu. Kralýn üstünde bir Ýngiliz yüksek komiseri bulunuyordu. Komiser bütün iç ve dýþ iliþkileri denetliyor, onun oluru zorunlu kýlýnýyordu. Faysal ýn Ýngiliz kuklasý konumu, Irak taki ulusalcý duygularý ateþlemiþti. Daha önce Jön Türkler le birlikte çalýþan Irak ulusalcýlarý, Kemalist hareketi yakýndan izliyor, Mustafa Kemal özellikle genç subaylar arasýnda Mustafa Kemal örnek bir kahraman olarak görülüyordu. Kral Baðdat ta soðuk karþýlandý. Tacýný Baðdat a geldiðinden ancak beþ ay sonra giyebildi. Kralý Ýngiliz Yüksek Komiseri yönlendiriyordu de Bakanlar Kurulu 20 yýllýk bir anlaþma ile hükümetin alacaðý her türlü kararýn önceden Yüksek Komiser in onayýna sunulmasý koþulunu kabul etmiþti de Anayasa Meclisi oluþturuldu. Ýngilizler Irak a monarþik bir demokrasi (!) getirmiþlerdi. Gerçekten de parlamento göstermelik bir kurum olarak vardý dönemi arasýnda on beþ hükümet deðiþmiþti. Bunlardan yalnýzca bir tanesi ( ) dört yýllýk normal süre- Eylül

14 BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP sini tamamlamýþtý. Geri kalanlarýn tümü, Ýngilizler veya Saray ýn istekleri doðrultusunda baþbakan tarafýndan azledilmiþlerdi. Meclisin, Ýngiliz Komiseri ve Kralýn baþbakana verdikleri talimatlarý onamaktan öte bir iþlevi yoktu yýlýnda Irak ýn baðýmsýz bir ülke olarak Milletler Cemiyeti ne katýlmasý Yüksek Komiser in onayý ile gerçekleþti. Ardýndan Ýngiltere ile 25 yýllýk yeni bir anlaþma ile dýþ iliþkilerde Ýngiltere nin oluru öngörülüyor, maliye, eðitim ve ekonomi konularýnda Ýngiltere ye öncelikler veriliyordu Yýlýnda Irak Petrol Þirketi adýndaki Ýngiliz þirketine petrol ayrýcalýðý verilmiþti yýlýnda Kerkük te arama yapan þirket çok büyük bir kuyu buldu. Basra ya tankerle taþýnmayacak kadar bol olan petrolü Akdeniz e ulaþtýrmak üzere bir boru hattý döþendi. Boru hattý Hayfa ve Bingazi limanlarýna uzatýlmýþtý. Þirket Irak hükümetine ton baþýna 4 sterlin ödeyecekti da Ýngiltere yle yapýlan 25 yýllýk anlaþmaya Irak halký tepki göstermiþ, yer yer karýþýklýklar olmuþtu. Irak ordusu içerisindeki genç subaylar Türkiye deki Kemalist rejime ve Ýran daki Rýza Þah rejimine hayranlýk duyuyorlardý. Ancak bu ulusal duygularý yönlendirecek, yýðýnlara yol gösterecek siyasi bir parti oluþturulmuþ deðildi. Irak ordusu Arap dünyasýnda politikaya karýþan ilk ordu olmuþtu. Ordunun ilk komutanlarý Osmanlý ordusunda yetiþmiþ subaylardý. Ýngilizler tarafýndan eðitilmiþ olmalarýna karþýn, Ýngiliz düþmanlýðý ve ulusalcýlýk duygusu ordu kademelerinde hiç silinmemiþtir da Irak ordusu yönetime el koyduðunda yalnýzca Irak halký deðil, bütün Arap dünyasý darbeyi Arap milliyetçiliðinin zaferi olarak alkýþladý. Irak tüm Arap dünyasýnda Arap kurtuluþunun önderi olarak algýlanýyordu de parlamento daðýtýldý. Yeni seçimlere gidildi. Ancak oluþan yeni meclis de gerici, tutucu unsurlardan oluþuyordu. Darbeyi destekleyen genç reformcu ahali grubu ile askerler arasýndaki anlaþmazlýk, darbecileri güçsüzleþtirdi. Ayný yýl darbe lideri Bekir Sýtký karþý bir darbe ile öldürüldü. En örgütlü olan Irak Komünist Partisi yasaklandý, üyeleri özel bir yasa ile aðýr biçimde cezalandýrýldý yýlýna kadar darbeler birbirini izledi. Ýngilizlere verilmiþ sýnýrsýz ödünlere karþý 1941 de yapýlan darbe sonunda Kral ve Nuri Sait ülkeden kaçmak zorunda kaldý. Ancak yeni rejim Ýngilizlerin Hindistan dan getirdiði Hintli birlikler ve Emir Abdullah ýn paralý askerleri karþýsýnda, halkýn desteðine karþýn dayanamamýþ, baþkaldýrý kanlý bir biçimde bastýrýlmýþtý. Irak ta sarayýn Ýngiliz kuklasý olarak varlýðý ulusal duygularý sürekli ateþlemiþtir. Özellikle Nuri Sait Paþa önderliðindeki Irak yönetimi ( ) ulusalcý eðilimleri ve hareketleri acýmasýzca bastýrýyordu. Bu baský ve yýldýrma politikalarý Araplarla Kürtleri, Sünnilerle Þiileri, ulusalcýlarla komünistleri kaynaþtýrýyor, rejime karþý ortak bir kin ve nefret cephesi oluþturuyordu. Partiler yasaklanýyor, hapishaneler siyasi mahkumlarla dolduruluyordu de Ýngilizlerin Irak ta varlýðýný sürdürmeyi öngören yeni bir Irak-Ýngiliz anlaþmasý, ülke çapýnda gösteri ve karýþýklýklara neden olmuþ, hükümet düþmüþ, anlaþma imzalanamamýþtý. Ama sonuç gene kan ve zulüm oldu. Komünist Partisi nin dört lideri 1949 yýlýnda idam edildi. Ýngilizler bundan sonra ton baþýna verdikleri 4 sterlini yeni anlaþma ile 6 sterline çýkarmýþlardý de Ýran petrolü millileþtirilince, tehlikeyi gören Ýngiltere 1952 baþlarýnda bir baþka anlaþma ile petrol gelirini yarý yarýya paylaþmayý kabul etti. Irak ýn petrol geliri yeni anlaþma ile üç kat artmasýna karþýn, Irak ýn ulusal güçleri yeni anlaþmayý emperyalist sömürgeye teslim olmak olarak yorumlamýþ, halk yeniden baþkaldýrmýþtý. Bu hareketler de þiddet ve kanla bastýrýldý. Ýngilizlerin kuklasý Nuri Sait Paþa nýn, iç ayaklanmalara karþý 1947 de Türkiye ile kurduðu ittifaký 1955 te geniþletilerek Ýran, Pakistan ve Ýngiltere yi de kapsayan beþli bir anlaþmaya dönüþtürülmüþtü. Baðdat Paktý olarak bilinen bu anlaþma tümüyle iç kargaþalara karþý kurulmuþ bir ittifaktý. 14 Temmuz 1958 askeri darbesine kadar Irak otuz kýrk aile ve aþiret reisi tarafýndan yönetiliyordu. Yeni yeni oluþmaya baþlayan orta sýnýfýn toplumsal ve siyasal etkinliði yoktu. Bugün bile 24 milyon nüfuslu Irak ýn dörtte üçü 150 aþiretten birine aittir. 8 milyon insan þeyhinin buyruklarýna kayýtsýz þartsýz baðlýdýr. 58 darbesi kýrk yýllýk Haþimi yönetimine son vermiþti. Bu yönetim Iraklýlarýn gözünde, Ýngiltere boyunduruðu ve ulusal aþaðýlanma olarak algýlanýyordu. Nuri Sait, Kral ve Prens öldürüldü. Yönetimin önde gelenleri tutuklandý ve Cumhuriyet ilân edildi. Geçici bir anayasa kabul edildi. Devrime karþý Baðdat Paktý üyelerinden gelebilecek tehditlere karþý Sovyetlerden destek saðlandý. Tarafsýzlýk politikasý benimsendi. Þiiler, Sünniler ve Kürtlerden oluþan bir konsey kuruldu. Toplantý, yayýn, ifade ve örgütlenme özgürlüðü sýnýrsýz olarak serbest býrakýldý. Siyasal mahkumlar salýverildi. Dýþarýya sürgüne gidenler geri çaðrýldý. Siyasal partilere izin verildi. Bireyin yasal ve anayasal haklarý tanýndý. Ev kiralarý düþürüldü, ücretler artýrýldý. Yasal olmayan yollardan elde edilen servetlere, sarayýn mallarýna el konuldu. Kadýnlarýn yönetime katýlmasý saðlandý. Kürtlere haklarý verildi. Devrimin hemen ardýndan Irak, Baðdat Paktý ndan çekildi. Eisenhower Doktrini ve sterlin alanýnýn dýþýna çýktý. Rusya ile anlaþma imzaladý ve baðlantýsýzlar grubuna katýldý. Kýzýl Çin i tanýdý. Devrim sonrasýnda Irak ta etkin hale gelen Baas Partisi, Birleþik Arap Cumhuriyeti (Mýsýr-Suriye birliði) ile hemen birleþmeyi savunuyordu. Darbenin ikinci adamý Abdul Salem Arif bu tezi savunanlarýn baþýnda geliyordu. Darbe lideri Abdul Kerim Kasým bu görüþlere karþý çýkýyordu. Nasýr ýn önderlik ettiði Arap milliyetçiliði aðýrlýk kazanýnca, Kasým ýn yardýmcýsý Arif i Bonn a elçi atayarak yanýndan uzaklaþtýrdý. Kürtlere bütün haklarý tanýndý. Kürtlerle komünistler yükselen Arap milliyetçiliðine karþý birleþmiþlerdi. Devrim sonrasý yer altýndan legale çýkan Komünist Partisi en etkili kitle hareketi olarak devrime büyük destek saðlýyordu. Körfez Savaþý ndan önce, 8 yýllýk Ýran savaþýna, iç karýþýklýklara karþýn, Irak ta kiþi baþýna ulusal gelir 3000 dolarýn üstüne çýkmýþtý. Irak boydan boya bir þantiyeye dönüþmüþtü. Arap dünyasýnda en hýzlý geliþen, sanayileþen bir ülke konumundaydý. Üstelik Filistinlileri en etkin bir biçimde destekleyen Arap ülkesi Irak tý. Irak öteki Arap ülkelerine göre laik, kadýnlarýn toplumsal yaþama en çok katkýda bulunduðu ülke idi. Bu baðlamda Orta Doðu da Ýsrail için, ABD ve Ýngiliz çýkarlarý için gelecekte en büyük bir tehdit oluþturuyordu. Saddam ýn ve rejiminin bir biçimde yokedilmesi, yerine ABD, Ýngiliz çýkarlarýný koruyacak, Ýsrail için tehdit oluþturmayacak bir yönetimin getirilmesi gerekiyordu. Saddam ýn kimliði deðiþtirildi. O artýk eli kanlý, acýmasýz, faþist bir diktatördü. Týpký Süveyþ Bunalýmý nda Nasýr gibi. Körfez Savaþý nýn ardýndan Irak ýn dörtte üçü ABD ve Ýngiltere nin fiili denetimine alýnmýþ, Kuzey de Kürtler desteklenerek, âdeta baðýmsýz bir devlet oluþturulmuþtu. Uygulanan ambargo ile petrol gelirlerini BM denetimi altýnda yalnýzca gýda ve ilâç gibi sýnýrlý gereksinmeler karþýlýðý kullanabiliyordu. Okullar kapatýlmýþ, Irak sanayii âdeta yok edilmiþti. Ýlâçsýzlýktan her yýl onbinlerce çocuk ölüyordu. Ulusal geliri 500 dolarýn altýna düþerek yoksullaþmýþ, felç edilmiþ bir ülke konumuna düþürülmüþtü. Nasýr yanlýsý Albay Abdul Vahap Savaf ýn Musul da baþlattýðý isyan bastýrýldý. Ýsyanda 2000 den fazla insan öldü da Kasým a yönelik baþarýsýzlýkla sonuçlanan suikast giriþimi üzerine, Baas yandaþlarýna karþý büyük baský uygulanmaya baþladý. Komünistlerin denetimindeki Halk Direniþ Güçleri nin oluþturduðu iþçi ve köylü birlikleri yönetimde aðýrlýk kazanmaya baþlamýþtý da Kerkük te direniþçilerin desteðindeki Kürtlerle Türkmenler arasýnda çýkan çatýþma sonucunda Kasým, direniþçileri silahsýzlandýrdý de Molla Mustafa Barzani liderliðindeki Kürtler ayaklandý. Kasým, komünistlere ve Kürtlere karþý tavrýný sertleþtirdikçe, yalnýzlaþmaya baþlamýþtý, iktidar tek kiþilik diktatörlüðe dönüþmüþtü Þubatý nda ordunun aþýrý milliyetçi unsurlarý ile Baasçýlar ortaklaþa yaptýklarý darbe ile Kasým ý düþürdüler ve kurþuna dizdiler. Abdul Salem Arif lider oldu de yapýlan yeni bir darbe ile baþbakan Hasan el Bakr baþa geçti. Kurulan kabinede iki Kürt lider yerini aldý. Ancak bu da Kürtleri memnun etmemiþti da varýlan ateþkes de yeniden ayaklanmaya dönüþtü. Bu ayaklanma Irak a çok pahalýya mal olmuþtu de Irak Petrol Þirketinin paylarý devletleþtirildi. Bu dönemde Devrim Komite Konseyi nin güçlü adamý baþkan yardýmcýsý Saddam Hüseyin di de Kürtlere otonomi verildiði ilan edildi. Ancak Arap milliyetçiliði ile Kürt milliyetçiliði derin bir çatýþma ve çeliþki içerisinde idi. Ta- 14 Sayý 2

15 BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP BOP raflar bu çatýþmalarý, þu ya da bu dýþ güçlerin desteðini alarak birbirlerini yoketme savaþýna dönüþtürmüþtü. Dünya Bankasý nýn verilerine göre 1974 te Irak ta kiþi baþýna ulusal gelir 970 dolardý yýlýnda Humeyni rejiminin þeytan Amerikalýlara karþý tavrý belirginleþince, Irak nüfusunun yüzde 65 ini oluþturan Þiilerin hareketliliði Saddam ý olduðu kadar ABD yi de endiþelendirmiþti. ABD Saddam yönetiminin sýrtýný sývazlýyordu. Yalnýzca ABD deðil, Suudi Arabistan ve Körfez þeyhlikleri de Þii tehlikesine karþý Saddam ýn arkasýnda birleþmiþlerdi. Sekiz yýl süren Ýran-Irak savaþýnda kullanýlan kimyasal silahlar dahil, bütün silahlar ABD ve Batý kaynaklý idi. Batý dan bu silahlarýn kullanýlmasýna karþý tek bir ses yükselmemiþti. 2 milyon Iraklý ve Ýranlýnýn canýna malolan savaþta ABD, Basra Körfezi ne gönderdiði uçak gemileri ile Ýran ý denizden ablukaya alarak Saddam a doðrudan destek saðlamýþtý. Saddam 1990 Aðustosu nda Kuveyt i iþgal ettiði gün Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyi toplandý ve oy birliði ile Saddam ýn geri çekilmesi kararýný aldý. Ertesi gün Kahire de toplanan Arap Birliði Güvenlik Konseyi de benzer bir karar aldý. Saddam bu kararlarý dinlemiyordu. Ocak 1991 de ABD nin önderliðinde Avrupa ve Araplarýn oluþturduðu yedi yüz bin kiþilik askeri bir güç Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine konuþlandýrýldý. Çöl Fýrtýnasý Harekâtý 16 Ocak ta Baðdat ýn bombalanmasýyla baþladý. 91 bin hava saldýrýsýndan sonra 23 Þubat ta kara ordularý harekete geçti. Beþ gün içerisinde Irak ordularý daðýldý. Kuveyt özgürlüðüne kavuþturuldu. Saddam yenilmiþti. Ama Saddam ý Irak ýn yönetiminden uzaklaþtýrmak kimsenin aklýna gelmemiþti. Nedeni çok açýktý. Güney de Þiiler, kuzeyde Kürtler ayaklanmýþtý. Ayaklananlarýn baþarýya ulaþmasý halinde, bölgede halkýn kendi iradeleriyle kuracaklarý yönetimler, ABD ve Batý nýn çýkarlarýna aykýrý politikalar izleyebilirlerdi. Yenilmiþ Saddam ýn Þiiler ve Kürtler üzerine yürümesine ses çýkarýlmadý. Saddam Batý nýn kimyasal silahlarýný da kullanarak bu isyanlarý bastýrdý. Savaþ Irak a 1 milyon insana malolmuþtu. Müttefiklerin kaybý ise Amerikan kaynaklarýna göre yalnýzca 145 ölüydü. Saddam paralel daireleri arasýna sýkýþýp kalmýþtý. BM kanalýyla uygulanan sýký ambargo sonucu, açlýk, yoksulluk, hastalýk Irak halkýný kasýp kavuruyordu. BM verilerine göre açlýktan ve ilaçsýzlýktan her gün 200 çocuk ölüyordu. UNICEF in verilerine göre ambargodan ötürü 1.5 milyon insan ölmüþtü da kiþi baþýna düþen ulusal gelir 3100 dolar iken ambargodan sonra 250 dolara düþmüþtü. Ayný yýllarda okullaþma oraný yüzde 95, saðlýk hizmetlerinden yararlanma oraný yüzde 93 idi. Ambargo bu oraný yüzde e düþürmüþtü. Irak a kurþun kalem ithali bile içerisinde grafit var gerekçesiyle yasaklanmýþtý. Körfez Savaþý sýrasýnda Cheney Savunma Bakaný, Powell ise Genel Kurmay Baþkaný idi. Savaþ hazýrlýklarý sýrasýnda Cheney, Powell a bölgede küçük ölçekli nükleer silahlar kullanýlmasý için hazýrlýklar yapmasý talimatýný vermiþti. Nükleer silah kullanýlmamýþtý ama seyreltilmiþ uranyumlu bombalardan tonlarcasý Irak üzerine yaðdýrýlmýþtý. Öldürücü etkisini daha çok çocuklar üzerinde gösteren bu silahlar, 500 bin Iraklý çocuðun lösemiden ölmesine neden oldu. Birinci Körfez Savaþý Büyük Orta Doðu politikalarýnýn temel taþlarýný döþemiþti. Bundan sonra adým adým bu politikalarýn yaþama geçirilmesi gerçekleþtirilecektir de Savunma Bakaný Cheney, yardýmcýsý Paul Wolfowitz ve Zelnay Halil Zadi ye Savunma Planlamasý Rehberi adýnda bir çalýþma yaptýrmýþtý. Bu çalýþma Clinton yönetimiyle ertelenmiþti. Ama gelecekte oðul Bush un politikalarýnýn ana hatlarýný oluþturacaktý. Çalýþmaya göre, dünyanýn hiçbir yerinde rakip olabilecek bir süper gücün oluþmasýna izin verilmeyecekti. Gerektiðinde ABD her türlü olanaðý kullanarak bu tehlikeyi önlemeliydi. Bu amacý, ABD kendisinin Lesley Stahl: Irak ta yarým milyon çocuðun öldüðünü duyduk. Yani Hiroþima da ölen çocuklarýn sayýsýndan daha çok. Bunlarý biliyorsunuz. Deðdi mi buna? Madelin Albright (ABD Dýþiþleri Bakaný): Biliyorum bu çok zor bir seçim. Ama biz doðru olduðunu düþünüyoruz. (CBS Haberleri, 1996) oluþturacaðý bir uluslar koalisyonu ile gerçekleþtirecekti. Bu da saðlanamadýðýnda, ABD tek baþýna davranacaktý. Burada BM lerin yeri yoktu. BM tarihsel iþlevini tamamlamýþtý. Avrupa yaþlanmýþ, etkinliðini yitirmiþti. ABD politikalarýnýn ardýndan gitmek zorundaydý. Komünizme karþý kurulmuþ olan NATO, artýk ABD güdümünde irili ufaklý bir sürü devletin katýlmasýyla bu projenin en kapsamlý gücü olabilirdi. Bugün hedef ve kapsamý yeniden belirlenen NATO, ABD nin uluslararasý polis gücü haline getirilmektedir. Bu baðlamda ABD, AB nin de içinde oynayarak, onun gücünü zayýflatmaktadýr. BM ise ABD nin Güvenlik Konseyindeki veto hakkýyla iþlevsiz hale getirilmiþtir. Ýlk hedef, Orta Doðu da rejimlerin deðiþtirilmesi ve bölgenin demokratik dönüþümü idi. Clinton un 1992 de seçilmesiyle bu ekip, enerji þirketlerinin önemli yerlerinde bol paralý görevler almýþlardý. Clinton döneminin sona ermesini bekliyorlardý.clinton un ikinci kez seçilmesi bu ekibi harekete geçirdi. Baþýný Wolwofitz ve Halil Zadi nin çektiði ekip, Clinton un Irak politikasýný yýkýcý buluyorlardý. Aralarýnda Rumsfeld in de bulunduðu 18 kiþi 1998 de açýk bir mektup yazarak Irak a derhal müdahale edilmesi gerektiðini savunuyorlardý. ABD bu arada Orta Doðu da yeni oluþumlarý da planlamada geri durmadý. Kuzey Irak ta bir Kürt Devleti nin kuruluþunu hazýrlýyordu. Körfez Savaþý nýn ardýndan 600 bin Kürt Guam adasýna götürülüyor, oradan Kaliforniya ya aktarýlarak eðitiliyordu. Irak a saldýrýnýn Araplarýn tepkisini çekeceðini söyleyenlere karþý Richard Perle, Araplar dünyanýn öteki pek çok halklarý gibidir. Kazananlarý severler, hep kazananlarla birlikte yürürler diye yanýt veriyordu. Amerikan tarihinin en tartýþmalý seçimi sonucu, yüksek mahkemenin çoðunluk kararý oyuyla Baþkan seçilen oðul Bush, bu ünlü ekibi yönetime yerleþtirdi. (*) Planýn gerçekleþme süreci yeniden ivme kazanmýþ oluyordu. Orta Doðu nun siyasal coðrafyasý yeniden düzenlenecek, bölgenin bütün yerleþik yapýlarý yeni dünya düzenine göre yeniden kurulacaktý. Bu yeni dünya düzeni Küreselleþme gerçekte Amerikalýlaþtýrmayý anlatmak için kullanýlan bir deyim mi? sorusuna Evet öyle düþünüyorum diyen Francis Fukayama nýn yanýtýnda anlamýný kazanýyor. 5. Ýnsan Haklarý Açýsýndan BOP Büyük Orta Doðu Projesi nin hayata geçirilmesi ile birlikte insan haklarý ihlalleri nerdeyse Ýkinci Dünya Savaþý boyutlarýna ulaþmýþ bulunmaktadýr. Afganistan a çocuk, kadýn, genç, ihtiyar demeden kiþi baþýna 40 kg bomba yaðdýrýlmýþtýr. Birinci Körfez Savaþý nda Irak halkýnýn yüzde 5 i öldürülmüþtür. Bu sayý ABD nüfusu ile kýyaslandýðýnda 15 milyon insana denk gelmektedir. Ýnsan Haklarý Evrensel Bildirisi nin sahibi BM lerin Irak a uyguladýðý ambargonun boyutlarýný Irak taki BM yardým sorumlusu Denis Dalliday soykýrým yaptýrýmý olarak nitelemiþtir. Irak ta ABD iþgal askerlerinin yapageldiklerine BM, Avrupa ve bütün dünya, ibret ve dehþet verici bir umursamazlýkla seyirci kalýyor. Ayný umursamazlýkla Bush un baþ müttefiki Þaron un Filistin de uygulamakta olduðu soykýrým karþýsýnda insan haklarý savunucularý, demokratik, özgürlükçü Batý suskun. Hýristiyan Batý ile Yahudi Ýsrail, Ýslamiyet i yeniden yapýlandýrmanýn gayreti içindeler. Yaþadýðýmýz koþullarda giderek soyutlandýrýlan, giderek bireyselleþtirilen ve bir dizi sözleþme ve anlaþmalarla karmaþýklaþtýrýlan ve Batý politikalarýnýn güdümüne sokulan insan haklarý kavramýný yeniden deðerlendirmek, yeniden yorumlamak gerekiyor. (*) Bu seçimlerde 90 milyon ABD seçmeni sandýk baþýna gitmemiþtir. Kullanýlan 110 milyon oyun yüzde i Al Gore a, yüzde i Bush a, yüzde 2,74 ü Nader e gitmiþtir. Bush tartýþmalý beþ bin oy farkýyla seçimi almýþtýr. Eylül

16 Hacýbektaþ Dergâhý Postniþini Veliyettin Ulusoy la Söyleþtik BÖLÜM II Ahmet Koçak ýn yaptýðý bu söyleþinin birinci bölümünü önceki sayýmýzda okuyabilirsiniz Alevilik-Bektaþilik marifet temelli bir felsefe-inançtýr diyoruz; bunu da tüm nesneler canla dirilir, can ise marifetle dirilir, biçiminde açýklýyoruz; sizce bu taným ve özlü sözde geçen marifet terimi ne anlama geliyor, neyi anlatýyor? Hacý Bektaþ Veli Hazretleri insanlýðýn yüceliþ yolundaki üçüncü kapýya Marifet Kapýsý diyor. Bu kapý Tanrý ya giden yolda iyiliðin, doðruluðun, ahlakýn ve ilmin aþk fýrýnýnda sentez edilmesidir, piþirilmesidir, dersek kýsa bir tarifini yapmýþ oluruz. Ýlim bizleri bilgilendirir. Bilim gerçekleri gösterir ve öðretir. Bizlere gerçekleri öðreten bilim, ancak araþtýrmak, incelemek, denemek, düþünmek ve sezmek sistemine dayalý eðitim ve öðretimle elde edilir. Bu keþif ve ilhamla elde edinilen vasýtasýz bilgi, manevi ve içten deneyimlerle öðrenilen ilim, bilinmeyeni açýp onu bilinir hale getirmektir. Yani, onu diriltmektir. Kaynaðýný bilimden ve Tanrý aþkýndan alan; hem bilim, hem sezgi ve içedoðum yoluyla, tüm sýrlarý bilme ve anlama haline gelmeden yani, marifet makamýna ulaþmadan nesnel diriltmek de mümkün olamaz. Alevilik-Bektaþilik bir inanç-felsefe olarak nereden ve nasýl öðrenilir? Kendini bilen, Hakk ý bilir özdeyiþi bizim için yol gösterici mi? Derman sende, ama senin haberin yok; derdin senden ama sen görmüyorsun, kendini küçücük bir beden sanýyorsun; oysa koskoca bir evren dürülmüþ içinde senin. Öylesine ap-açýk, ap-aydýn bir kitapsýn ki, gizli þeyler onun harfleriyle meydana çýkmada. Dýþarýya, kimseye bir gereksinimin yok senin; gönlünde yazýlmýþ yazýlar her þeyden haber verir sana diyor Hz. Ali. Hz. Ali bunu derken, vahdet-i vücut u iþaret eder. Bu düþünceye göre insan, çok küçük olmakla birlikte büyük evren (iki cihan) onun içindedir. Hacý Bektaþ Veli tanýnmýþ dörtlüðünde ayný konuya deðiniyor: Hararet nardadýr sacda deðildir, Marifet baþtadýr taçda deðildir Her ne arar isen kendinde ara Kudüs te, Mekke de, Hac da deðildir Bir insan kendini nasýl bilecektir? Bu inanýþa göre, kainatta yaratýlmýþ tüm varlýklarý, insan nefsinde barýndýrýr. Yani insanoðlu kainatýn bir özü ve özetidir. Bir aðacýn tohumu, aðacýn bir parçasý olduðu gibi onu meydana getiren ve tekrar aðaç yapan niteliklere de sahiptir. Tohumun bu özelliðini bilmek de ancak ilimle bilimle olur. Kainatýn gerçeklerini özünde barýndýran insan, Hacý Bektaþ Veli nin diliyle Dört Kapý Kýrk Makam yoluyla kendini geliþtirip gerçeðe ulaþýr. Kendini bilen kiþi ruhunda hiçbir huzursuzluk duymaz; tersine kendisinin, Tanrý nýn ve nesnelerin belli bir sonsuz gereklilik duygusuyla farkýnda olduðundan hiçbir zaman varolmaktan çýkmaz; her zaman ruhunu gerçekten tanýr. Buna karþýlýk kendini bilmeyen kiþi, kendi ruhunu gerçekten eline almaksýzýn dýþ nedenlerin elinde, çeþitli yönlere sürüklenmekle kalmaz, üstelik kendisinin, Tanrý nýn ve nesnelerin farkýnda olmadan yaþar; acý çekmez duruma geldiði zaman da varolmaktan çýkar. Kendini bilen kiþinin yolu son derece güç görünse de bulunmasý olanaksýz bir yol deðildir. Bu yolu bulmak güç olsa gerektir; çünkü yolu bulanlar çok azdýr. Kurtuluþ hemen þuracýkta hazýr ve hiç zahmetsiz eriþilebilecek bir þey olsaydý, insanlarýn nerdeyse tümünün ona eriþmesi nasýl açýklanabilirdi? Ama eksiksiz olan her þey az bulunduðu ölçüde güçtür de. Sevgi-aþk, inancýmýzýn-felsefemizin en temel ve deðiþmez kavramýdýr; sizce neden sevgi, neden aþk? Birliðe iman, aþký doðurur. Aþk, âdi ve ölümlü hesaplarýn deðil, insanýn ebediliðini esas alanlarýn tavrýdýr ve bunun için de insaný Tanrý yla buluþturur. Ölümlü hesaplar peþinde olan akýl, bu konuda geride kalýr. Beþeri aþkýn, ilahi aþka dönüþmesi tabii bir seyir. Pek çok sufi, ilahi aþk için beþeri aþký ilk basamak olarak görür. Çünkü, Allah güzeldir, güzelliðini sever. Mevcuttaki o ilahi kudretin eserine bakarak ancak bir izden asla gidebilir. Görüntüden orijinale geçilebilir manasýnda beþeri aþký ilk basamak olarak görmüþlerdir ve atlamýþlardýr oradan. Ýþte; Leyla ile Mecnun. Leyla nýn bir beþer olarak aþkýný Kays ýn biriktirmesi Kays içinde büyüyen o aþkla ilerde bir eþikten atlayarak Leyla ile bütünleþtirmesi Buradan da ileri giderek baþka boyutlara yol almasý Artýk o Hallac ýn Enel Hak dediði noktadadýr, o Nesimi nin cübbemin altýnda Allah tan gayrisi yoktur dediði noktadadýr. Gerek baþ verirsiniz, gerek derisini yüzerler. Sýrlar ifþa etmek noktasýnda aþk biter. Aþk ve sevgi den söz edince ilk akla gelen Yunus Emre dir. Yunus Emre nin tasavvuf anlayýþýnda derviþlik olgunluktur, aþktýr; Allah katýnda kabul görmedir, nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösteriþe, hamlýða, riyaya, düþmanlýða, þekilciliðe karþý çýkmaktýr. Yunus a göre Allah ýn varlýðý aþktan baþka bir þey deðildir. Varlýðý aþk olan Allah tan gelen varlýklar da aþk ile ve aþk için yaratýlmýþlardýr. Aþýðýn gönlü aþktan usanmaz. Aþký olmayan gönüller taþ gibi katýdýr. Derviþ gönlünü sevdiðine kaptýrmýþtýr. Yaradýlýþ sýrrýný anlamak, müþkülü halletmek için mürþide gönül vermek gerekir. Mürþit, derviþlerin yaridir. Erenlerden etek tutan kiþi gönüllerde beka bulur. Gönül pasý tevhit ile giderilir. Derviþ, gönlünü temizleyen kiþidir. Âþýklarýn gönüllerinde pek çok yol, bu yollarda bin türlü hal vardýr. Küfrünü ve nefsini terk etmeyen kiþi bu yollarý anlayamaz. Gönüllere girmek Allah a ulaþmak demektir. Alevilik-Bektaþiliðin ahlakýný dýþa vuran ve yaþam biçiminin vazgeçilmez ilkeleri olan eline, diline, beline etik üçlemesini açar mýsýnýz? Alevi-Bektaþi yolunda güçlü bir ahlak sistemi geliþtirilmiþtir. Yaþantýnýn ve ibadetin pek çok yerinde toleranslý davranýldýðý halde, ahlak kurallarýnda bu toleransý göremeyiz. Ahlak kurallarýnda çok hassas davranýlýr, caydýrýcý yaptýrýmlar uygulanýr. Uymayanlar, toplum dýþýna atýlýrlar. Her Alevi-Bektaþi, eline, diline ve beline sahip olmak zorundadýr. Adam öldürmemek, yaralamamak, dövmemek, güveni kötüye kullanmamak, hýrsýzlýk yapmamak, baþkalarýnýn hakkýna tecavüzü kapsayan her türlü iþten sakýnmak, elini her koþulda kötüye uzatmamak, yalan þahadette bulunmamak, yalan söylememek, aleyhte konuþmamak, küfür etmemek, ayýp söz söylememek, diline sahip olmak. Irz ve namusa saldýrmamak, sarkýntýlýkta bulunmamak, tüm kadýnlara ana, bacý gözüyle bakmak, zina ve livata yapmamak, belden gelecek kötülüklerden uzak durmak. 16 Sayý 2

17 Bu üç ana kuralý, tüm Alevi-Bektaþi insaný kendi benliðinde oluþturacak, kendine aðýr ve zor geleni baþkasýna yapmayacaktýr. Yunus: Sen sana ne sanýrsan, ayruða da onu san Dört kitabýn manasý budur eðer varýsa Aleviler-Bektaþiler Kurtuluþ Savaþý nda nasýl bir tutum takýndýlar ve Cumhuriyeti nasýl karþýladýlar? Feyzullah Çelebi öldüðünde iki oðlu kalmýþtýr: Ahmet Cemalettin Çelebi ve Veliyettin Çelebi. Ahmet Cemalettin Çelebi ( ) postniþin olduðunda 18 yaþýndadýr. Aktif ve popüler bir kiþiliði vardýr. Yaþýnýn küçük olmasýna raðmen babasý Feyzullah Çelebi nin getirttiði özel hocalar sayesinde kendisini yetiþtirmiþtir. Babasýnýn büyük saygýnlýðýna ilaveten, Cemalettin Çelebi nin kendisini ve Alevi- Bektaþi yolunu tanýtmadaki üstün kabiliyeti onu kýsa zamanda çok ünlü ve etkili bir þahsiyet haline getiriyor. Babasý Feyzullah Çelebi nin bilimsel yönden baþlattýðý çalýþmalarý pratik yönden deðerlendiriyor. Müdafaa adýnda bir kitap yayýmlýyor. Müdafaa da araþtýrmalarda kaynak olacak bazý belgeler ve bilgiler bulunmakla beraber, Hacý Bektaþ Veli nin evliliði ve O nun soyundan gelen Çelebiler in postniþinlik ve mütevellilik haklarýný kapsayan bir konu iþleniyor. Atatürk ün Samsun a çýkýþýný izleyen günlerde, Cemalettin Çelebi ile Atatürk ün sýký temas hailinde olduklarý anlaþýlýyor. Cemal Kutay, Kurtuluþun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarlarý adýlý kitabýnda, Amasya da Mustafa Kemal i karþýlayan heyetin içinde Cemalettin Çelebi nin de bulunduðunu yazmaktadýr. Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra, Atatürk Ankara ya geçerken, Hacýbektaþ ta Cemalettin Çelebi ile görüþmeleri kararlaþtýrýlmýþtýr. Ýlicek Çiftliði üzerinden Hacýbektaþ a gelinmesi ve gece Hacýbektaþ ta kalýnmasý þeklinde yapýlan program, yollarýn çamur olmasý yüzünden uygulanamýyor. Gazi Mustafa Kemal Paþa ve beraberindekiler bozuk ve bakýmsýz þoseyi izleyerek, Mucur a geliyorlar, geceyi orada geçiriyorlar. 23 Aralýk 1919 günü, Mucur Kaymakam Vekili Nihat Bey i de yanlarýna alarak Hacýbektaþ a geliyorlar. Cemalettin Çelebi, o günlerde kalp yetmezliðinden rahatsýzdýr. Bununla beraber, Mustafa Kemal Paþa ve arkadaþlarýný çok belirgin bir sevgi ve saygý ile karþýlýyor. Mustafa Kemal Paþa, Ýstanbul Hükümeti ne istifasýný göndermiþtir. Resmi bir sýfatý yoktur. Bununla beraber Cemalettin Çelebi, o güne kadar hiçbir konuða gösterilmemiþ sevgi ve yakýnlýkla Mustafa Kemal Paþa ve arkadaþlarýný aðýrlýyor. Devamlý olarak açýk bulunan misafirhanesi olduðu halde, konuklarý evine alýyor. Akþam yemeðini tüm konuklar bir arada yiyorlar. Cemalettin Çelebi aþýrý olamamakla beraber içki kullanmaktadýr. Fakat o günlerde hasta olduðu için doktorlar içkiyi kesin olarak yasaklamýþlardýr. Misafirlere ikram olarak sofraya raký ve þarap konulmuþtur. Mustafa Kemal Paþa, bölgede özel olarak yapýlan þarabý merak ederek bir-iki kadeh almýþ, belki de Çelebi nin hasta olmasýný ve içki içemediðini düþünerek fazla içmemiþtir. Diðer konuklar da onlara uymuþlardýr. Ýki saat kadar süren yemekten sonra, konuklar misafirhaneye geçmiþler, sadece özel muhafýzý ile Mustafa Kemal Paþa, Cemalettin Çelebi nin evinde kalmýþlar. Bu sýrada Cemalettin Çelebi, hizmette bulunanlara kesin olarak içeri girmemelerini tembihlediði için, Mustafa Kemal Paþa ile Cemalettin Çelebi arasýnda geç vakitlere kadar süren konuþmanýn konusu kimse tarafýndan bilinmemektedir. Mustafa Kemal Paþa nýn Samsun a çýkýþýndan sonra özellikle Erzurum ve Sivas toplantýlarý sýrasýnda, Cemalettin Çelebi ile temas kurduðu ve sürekli haberleþme halinde bulunduklarý bilinmektedir. Hacýbektaþ görüþmesinde de ayný konularýn daha ayrýntýlý þekilde gözden geçirildiði þüphesiz. Hacýbektaþ görüþmesinde en ilgi çekici konuþmayý daha sonraki yýllarda Veliyettin Çelebi sözlü olarak þöyle açýklamýþtýr: Baþ baþa konuþmalarýnýn bir yerinde Cemalettin Çelebi Mustafa Kemal Paþa ya Paþa Hazretleri, diyor, Cesaretli ve basiretli idarenizde Türk milletinin düþmaný kahredeceðine inancým sonsuz. Yüce Allah ýn milletimize müyesser edeceði zaferden sonra Cumhuriyet ilanýný düþünüyor musunuz? Çelebi nin Cumhuriyet kelimesini böylesine açýk yürekle söylemesi üzerine, Mustafa Kemal Paþa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi nin gözlerine bakýyor, biraz daha yaklaþýyor O nun elini avucunun içine alýyor kulaðýna fýsýldar gibi yavaþ fakat kararlý bir sesle; O mutlu günün ilanýna kadar aramýzda kalmak kaydýyla evet, Çelebi Efendi Hazretleri, diyor. Ne yazýk ki Cemalettin Çelebi nin, Cumhuriyet ilanýný görmeye ömrü yetmiyor. Ölümünden birkaç gün önce bu tarihi konuþmayý kutsal bir sýr olarak kardeþi Veliyettin Çelebi ye naklediyor. Hacýbektaþ görüþmesinden sonra, Cemalettin Çelebi Ankara da toplanan Büyük Millet Meclisi nde milletvekili olarak görüyoruz. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi baþkanýdýr. Cemalettin Çelebi nin Büyük Millet Meclisi ndeki görevi, Birinci Baþkan Vekilliði dir. Hacýbektaþ görüþmesinin en önemli sonucu, Türk milletinin Cumhuriyet ilaný dahil, Mustafa Kemal Paþa nýn düþüncelerini ve isteklerini daha o günden içtenlikle desteklemeye hazýr olduðu konusunda Atatürk e kesin bir kaný vermiþ olmasýdýr. Hacýbektaþ tan ayrýldýktan sonra Mustafa Kemal Paþa, sadece Ýstiklal Savaþý nda deðil ondan sonra yapacaðý iþlerde de Türk milletinin samimi ve kararlý desteðini arkasýnda hissetmiþ, uzun vadeli düþüncelerini o günden itibaren ana hatalarýyla programa baðlamak ve yönlendirmekte Türk milletine duyduðu güvende yanýlmadýðýnýn bir kanýtýný görmüþtür. Hacýbektaþ görüþmesinden sonra, Ulusal Savaþ sýrasýnda olsun ve daha sonra gerçekleþtirilen Atatürk devrimlerinde olsun Mustafa Kemal Paþa, Alevi-Bektaþilerin yoðun olduðu bölgelerden büyük destek görmüþ, þurada burada düþman kýþkýrtmalarý sonucu isyan hareketleri çýktýðý halde, bu yörelerde Atatürk ve O nun devrimlerine karþý en küçük bir olay görülmemiþtir. Mustafa Kemal Paþa Hacýbektaþ ta bir gece kalmýþ, ertesi gün Cemalettin Çelebi, hastalýðý sebebiyle fazla yürüyemediði için, oðlu Hamdullah Çelebi ile beraber Hacý Bektaþ Veli Türbesi ni ziyaret etmiþ ve ayný gün Hacýbektaþ tan ayrýlmýþtýr. Cemalettin Çelebi nin ölümü üzerine küçük kardeþi Veliyettin Çelebi ( ) postniþin ve mütevelli olmuþtur. Veliyettin Çelebi uzun süre eðitim görmüþ, Arapça ve Acemce yi çok iyi bilen bilgin bir kiþidir. Basýlmamakla beraber Hürremi mahlasý ile yazdýðý çok sayýda þiiri vardýr. Ayný zamanda çok yetenekli bir hattattýr. O günlerin ve çevresinin imkansýzlýklarýna raðmen, Fransýzca üzerinde de çalýþmýþtýr. Yeni harflerin kabulünden sonra açýlan kursta öðretmenlere ve diðer devlet görevlilerine yeni yazýyý öðretmiþtir. Veliyettin Çelebi de büyük kardeþi Cemalettin Çelebi gibi Atatürk ü bütün gücü ile des- Eylül

18 teklemiþtir. Bütün ülkeye daðýtýlan 25 Nisan 1339 tarihli beyannamesinde þöyle demektedir: Anadolu da bulunan ceddim Hacý Bektaþ Veli Hazretleri ne samimi muhabbeti bulunan bilcümle Mühibban ve Hanedan halisanelerine. Bu milleti ihya ile istiklalimizi temin eden ve Vücud-ý alileri kaffe-i Ýslamiyan e bais-i þeref olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namidar Mustafa Kemal Paþa Hazretleri nin neþir buyurduklarý beyannameleri cümlenizin malumudur. Gazi Paþa Müþarünileyhin terakki ve teal-i vatan hakkýndaki her bir arzularýný yerine getirmek bizlere farz-ý ayn dýr. Milletimizi kurtaracak, saadetimizi temin edecek onun efkar-ý saibanelerdir. Bunu inkâr edenlerin bizimle kat iyen münasebeti yoktur. Tarikat-ý aliyemizin bütün mensübinine, Müþarünileyh Hazretleri nin gösterdiði namzedlerden maadasýna rey vermemelerini, vatanýmýzýn kurtulmasý bu vechile kaabil olduðunu sizlere kemal-i ehemmiyetle tavsiye ederim. Atatürk bu beyannamenin yayýnlanmasý münasebetiyle Veliyettin Çelebi ye þu telgrafý gönderiyor: Çelebi Veliyettin Efendi Hazretleri ne; Ýrsal buyurulan beyanname-i reþadet-penahileri suretini okudum. Feyz-i milli nin inkiþafýna hadim olacak teþebbüsat ve mesaiden geri kalmayan Zat-ý reþadet-penahilerine takdim ihtiram eylerim. Mezkür beyannamenin her tarafa neþir ve tevzi hakkýndaki iþ ara muntazýrým. Saddet-i mülk ve millete hizmeti kendilerine þiar edinenler Ýnd-i Allah da Me cur ve ebediyen mes üd olurlar efendim. Veliyettin Çelebi, Atatürk ün ölümüne kadar görüþmelerini ve iliþkilerini sürdürmüþtür. Atatürk ün çaðrýsý üzerine bir ara Ankara ya gitmiþtir. Atatürk, Ýsmetpaþa Mahallesi nde Veliyettin Çelebi için bir ev hazýrlatmýþ ve kendisini orada aðýrlamýþ, Çankaya da da birkaç defa görüþme yapmýþtýr. Veliyettin Çelebi nin aðýrlanmasý ile görevlendirdiði Dersim Milletvekili Mustafa Saltuk, Atatürk ün söz konusu görüþmelerden sonra kendisine, Çok büyük insan. O nunla konuþunca âdeta ruhum yýkanýyor. Kaynak suyu gibi temiz, okyanus gibi geniþ ve derin, dediðini anýmsamaktadýr. Veliyettin Çelebi nin Atatürk le iliþkileri ve dostluklarý içtenlikle ve sürekli olduðu halde, belki yaradýlýþýnýn münzevi ve sessiz oluþu ve belki de Atatürk ü desteklemesinin bir karþýlýða baðlý olmadýðýný göstermek amacý ile milletvekilliði için Atatürk ün yaptýðý teklifleri kabul etmemiþtir. Sonuç olarak Osmanlý Devleti nin kuruluþunda da, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluþunda da Alevi-Bektaþi ileri gelenlerinin emeði geçmiþtir. (1) NOTLAR: (1) A. Celalettin Ulusoy, Hünkâr Hacý Bektaþ Veli ve Alevi-Bektaþi Yolu. DERTLÝ DÝVANÝ YLE SÖYLEÞTÝK Bildiðimizin Âlimi, Bilmediðimizin Talibi Olmalýyýz Ahmet Koçak Divani Baba, bize kýsaca yaþam öykünü anlatýr mýsýn? Þanlýurfa nýn Kýsas köyünde 15 Ocak 1962 yýlýndadoðdum. Çocukluðum cem ortamýnda geçti. Yaþlý kâmil insanlarýn muhabbetlerinden çok þey öðrendim. Ýlköðrenimimi köyümde yaptým. Liseyi Þanlýurfa da okudum. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Ýþletme Fakültesini (Açýk Öðretim) bitirdim yýlýnda evlendim. Cemre ve Can adlarýnda iki çocuðum var. Dedem Ahmet Baba, babam Hamdullah Baba (Âþýk Büryani), Hacý Bektaþ Veli Dergâhý postniþini tarafýndan icazetli mürþit vekilliði ve dedelik yaparak Alevi-Bektaþi kültürüne hizmet etmiþlerdir. 7 Kasým 1990 yýlýnda babamýn vefatýndan sonra Dergâh tarafýndan verilen ayný görevi sürdürüyorum. Alevi-Bektaþi yoluna elimden geldiðince hizmet etmeye, layýk olmaya çalýþýyorum da Divane Gönül, 1992 de Diktiðimiz Fidanlar, 1996 da Düvaz-ý Ýmam ve 2000 de Serçeþme adlý albümlerim yayýmlandý. Bunlarýn dýþýnda yapýlan birçok karma albümde yer aldým. Ayrýca bazý eserlerim, baþta Arif Sað olmak üzere Zülfü Livaneli, Sebahat Akkiraz, Belkýs Akkale, Musa Eroðlu gibi halk müziðinin deðerli sanatçýlarý tarafýndan okunmuþtur. En son albümü, 2000 yýlýnda yaptýðýnýzý söylediniz. Peki yeni çalýþmanýz var mý? Varsa ne zaman piyasaya çýkacak? Evet, bir çalýþmam var. fakat kesin zaman vermem þu anda mümkün deðil. Albümün bütün ön çalýþmalarý tamamlandý. Birçok sanatçý dostum (Alirýza-Hüseyin Albayrak, Erdal Erzincan, Ulaþ Özdemir, Emre Gültekin ve Mustafa Kýlçýk) bu çalýþmamda bana destek vereceklerini söylediler. Yeni albümüm Kalan Müzik tarafýnda yayýmlanacak. Sizce günümüzde halk ozanlýðýnýn anlamý nedir? Kimlere halk ozaný denir? Ben ozan ya da âþýk olduðumu iddia etmiyorum. Sadece ozan ya da âþýk olmaya gayret ettiðimi söyleyebilirim. Halk ozanlýðý geleneðinde ýrk, dil, din, milliyet ayrýmýna yer yok. Ozan elbette bir ulusa-milliyete mensup olacaktýr, ama kendinden farklý uluslara, kültürlere eþit mesafededir. Ozanlýk geleneðinde, farklýlýklar zenginlik olarak kabul edilir. Halk ozaný halkýn derdini, üzüntüsünü, sevincini, özlemini; yaþadýðý dönemin olumlu olumsuz yönlerini dizelere döken, geçmiþi en doðru þekilde özümseyen ve gelecek yüzyýllara ölümsüz eserler býrakan bilge kiþidir. Söylediklerini kiþiliðinde bütünleþtiren, özü-sözü bir olan halk adamý ve gönül eridir. Günümüze halk ozanlarý Alevli-Bektaþi sözel kültürünün sözcüsü, taþýyýcýsý olma görevini hakkýyla yerine getirebiliyor mu? Bugünkü durumu üzerine görüþlerini açýklar mýsýn? Geçmiþte âþýk ozanlar geleneðin içinden geliyordu. Kâmil insanlarýn muhabbet ortamlarýnda olgunlaþýp, tam anlamýyla piþiyorlar ve her biri bir filozof gibi yetiþiyordu. Eðitim kurumlarý ise dergâhlardý. Hacý Bektaþ Veli Dergâhý, Abdal Musa, Þahkulu, Karacaahmet, vb., dergâhlar, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Edip Harabi, Genç Abdal gibi birçok büyük ozanlarýn yetiþtiði kurumlar, mekânlardý. Þimdi bu ortamlar olmadýðýna göre günümüz ozanlarý kendini ne kadar yetiþtirip eðitebilirse o kadar bu kültürün taþýyýcýsý olabilir. Kendi düþünceme göre Kaygusuz 700 yýl önce yaþamýþ, ama biz bugün O nun 700 yýl gerisindeyiz. Pir Sultan ýn, diðer ozanlarýn da yine o kadar yýl gerisindeyiz. Her þiir yazan, saz çalan âþýk ya da ozan olamaz diye düþünüyorum. O kadar basit deðil; ateþten gömleði giymek, demirden leblebiyi yemek kadar zordur. Çok tutarlý, dürüst; eline-beline-diline, aþýna, eþine, iþine sahip olmayý gerektiren bir þartý, kuralý vardýr. Bu insani vasýflara haiz olmayan ne olursa olsun gerçek anlamda âþýk olamaz. Büyük ozan yaradýlmýþý hoþ gördük yaratandan ötürü diyen Yunus un gözüyle tüm kâinata ve halklara bir bakmayan, farklý kültür ve inançlara saygý duymayan âþýk-ozan olabilir mi? Sizi en çok etkileyen halk ozanlarýmýz kimlerdir? Hangi özellikleri onlarý size yakýn kýlmaktadýr? Gelmiþ geçmiþ tüm bilge âþýk ve ozanlarý ayný bahçenin gülleri olarak kabul ediyorum; renkleri ve kokularý farklý olabilir. Kiþi hangi renk ve kokudan hoþlanýyorsa onu biraz daha fazla gönülden yakýn hisseder. Yunus un sonsuz sevgi ve hoþgörü deryasýnda boðulduðum için ona karþý müthiþ bir hayranlýðým vardýr. Ve Pir Sultan Abdal ýn koca bir saltanata eðilmeyiþi, halktan yana olan yüreði, yüzyýllarý aydýnlatan ölümsüz eserleri âdeta iliklerime kadar iþlemiþ ve beni fethetmiþtir. 18 Sayý 2

19 Kaygusuz Abdal, Kul Himmet, Edip Harabi son yüzyýlýmýzda Veysel, Ýhsani ve Mahzuni Þerif in türkü ve deyiþleri de ufkumu aydýnlatmýþtýr. Bunlarýn dýþýnda önemli bir þey daha var. O da Babam Büryani dir. Hem cemler yürüten, hem de ozan olan bir babanýn evladý olmak büyük bir avantaj. Bu konuda ne denli birikime sahipsem, bu en baþta babam Büryani nin eseridir. Hacý Bektaþ Veli Dergâhý nýn icazetli dedesi olarak hangi bölgelerde, ne gibi hizmetler yapýyorsunuz? Aslýnda soydan gelme dedelik bizde yok. Hacý Bektaþ Dergâhý na, Serçeþme ye baðlý olan yörelere yetiþkin dede bulunmayýnca, baba ya da vekillik diye adlandýrýlan icazetli (izinli) kiþiler dedelik hizmetlerini yapmak üzere görevlendirilir. Geçmiþte dedem Ahmet Baba, Babam Büryani nin yaptýðý gibi bugün de naçizane ben, her yýl mürþidime görülürüm. Daha sonra hangi bölgenin görgü cemleri ve yol hizmetleri yapýlmasý gerekiyorsa, o görevleri yerine getiririz. Belirtilen bölgenin dýþýnda Pir in, Mürþit in haberi olmadan asla bir cem yürütmez ve görgü yapmayýz. Bu bir kuraldýr. Bugün Kahramanmaraþ-Nurhak, Konya- Beyþehir, Çamlar köyü, Eskiþehir-Merkez ve Kanmaz Yaylasý görev yerlerimdir. Dedelik hakkýndaki düþüncelerinizi öðrenmek isteriz. Dedelerin tarihsel iþlevleri nelerdir? Günümüzde dedelik bu iþlevleri yerine getirebiliyor mu? Alevi-Bektaþi inancýnda yolu öðreten, toplumun birlik ve beraberliðinde etkin rolü olan ulu kiþiler vardýr. Bunlara rehber, baba, dede, mürþit, pir denir. El ele, el Hakk a; talibin eli dedede, dedenin eli mürþitte, mürþidin eli pirde. Pir ise Hak ile Hak olan kiþidir, dolayýsýyla o da Hakk tadýr. Bu zincirin halkalarý ne yazýk ki yerli yerinde olmadýðý için bugün bir kavram kargaþasý yaþanmaktadýr. Ýki dede, iki âþýk, ozan, talip, birbirinin yol süreðini beðenmez. Oysa yol evladý olmak bel evladýndan daha önemlidir. Yolu doðru sürmek ve halkýn rýzalýðýný almak çok önemlidir. Her kiþi elbette dedelik yapamaz. Ocaðýn, mürþidinin ruhsatý olmadan olmaz. Günümüzde dedelik kurumu bitme noktasýna gelmiþtir. Neredeyse doðru-düzgün cem yürüten dede yok gibi. Eskiden dedeler belli bir eðitim sürecinden geçiyor ve denetleniyordu. Her soydan gelen dede olamýyordu; ehil ve layýk olma þartý vardý. Þimdi ben filan ocaktaným deyip posta oturup cem yürütülüyor; bu olmaz. Ya da bilgisi olup ama ruhsatý, icazeti olmadan da cem yürütülmez. Kýsacasý bu büyük bir sorundur, çözümü þarttýr. O da bir enstitü kurulup dedelerin ve ehil insanlarýn eðitilip inanç kurumlarýnýn ruhsatýyla bu sorun çözülmelidir. Hacý Bektaþ Veli Dergâhý na baðlý olmayan, kendilerine ocakzade denilen dedeler var. Ocakzade dedeler, kendilerini neden Serçeþme den ayrý-farklý görüyorlar? Hacý Bektaþ Veli 1200 lü yýllarýn baþýnda ilk Anadolu ya geliþinde Horasan Pirleri ve Anadolu Erenlerini irþat edip, Sulucakarahöyük ü bugünkü adý ile Hacýbektaþ ilçesini yurt ediniyor. Cümle erenlerin Serçeþmesi ve Pir i olduðunu, tüm Alevi-Bektaþi canlar, ayrýca bu kültüre saygý duyan herkes bilmekte ve inanmaktadýr. Pir, 360 er in eðitilip yetiþtirilmesinden sonra icazet verip yolu üç günlük olan üç, beþ günlük olan beþ, on günlük olan on yýlda bir gelip bize görülecek, özünü dâr a çekip hesap verecek ve sonra uygun görülürse tekrar icazet-ruhsat yenilenip talip, muhip üzerine (sorumlu olduðu bölgeye) gidip hizmetlerini yapacak. Bu kurala uymayanýn yediði haram, yuduðu murdar, tac ý delik, kendi murtattýr, der. Yolun devamý için bu otokontrol sistemi Þah Kalender Çelebi dönemine kadar devam ediyor. Osmanlý ya baþkaldýran Kalender Çelebi nin 1528 yýlýnda idamýndan sonra, böl-yönet taktiði ile Kanuni Sultan Süleyman, 1551 yýlýnda Ali Paþa yý (Sersem Ali) Hacý Bektaþ Dergâhý na baba-dede olarak atýyor. Daha sonralarý Nakþibendi þeyhlerinin baba-dede olarak Osmanlý tarafýndan atandýðý bu kol, Babaðan Kolu olarak günümüze kadar geliyor. Bu dönemde Hacý Bektaþ evlenmedi, mücerret gitti, bel evladý yoktur, Çelebiler onun nefes evladýdýr gibi bir yaygara çýkarýldý. Baþlangýçta herkese gülünç gelen bu iddia, daha sonra bir takým çevrelerin iþine geldi. Kendilerini sorgulayan ve hesap vermeleri gereken bir makamýn ortadan kalkmasý, görevi suiistimal edenlere yaradý. Halkýn tepkisini çekmemek için yüzeysel olarak hâlâ Serçeþme ile iliþkilerini koparmayan ocaklar çoðunlukta. Babaðan Kolu nun dýþýnda kalan soy itibari ile Oniki Ýmamlara ya da bir ocaða kendilerini dayandýranlara Dedegan Kolu denilmektedir. Pir Hacý Bektaþ Veli den günümüze kadar gelen Serçeþme diye bilinen kola da Çelebiler Kolu denilmektedir. Bugün bütün Alevi-Bektaþi toplumunun üzerinde her þeye raðmen çok büyük bir saygýnlýða ve etkiye sahiptir. Tüm canlarýn gönül baðlýlýðý, ikrarý ve imaný Serçeþme ye, Pir e ve bu geleneðedir. Herhangi bir ocak ve dedenin kendini Serçeþme den soyutlamasý, ayrý görmesi, ikrarýndan, yolundan dönmesi anlamýna geliyor. Tarihteki kopmalar bugün iletiþim kurmayý zorlaþtýrmaktadýr. Artýk yeniden öze dönüp el ele, el Hakk a anlayýþýný çaða uygun bir þekilde yaþama geçirip, o gücü ve enerjiyi yakalamamýz gerektiðine inanýyorum. Bilge insanlarýn, saygýn sanatçý ve ozanlarýn, dedelerin, ocaklarýn, Türkiye ve Avrupa daki Alevi-Bektaþi örgütlerinin bu konuda katkýlarý ve düþünceleri harmanlanýrsa çok güzel, olumlu bir yapý ortaya çýkar. Yeter ki üç günlük dünyada herhangi bir çýkar peþinden koþmadan bizden sonraki kuþaklara yolumuzu ve inancýmýzý doðru bir þekilde aktarmayý bir görev bilip ve buna canla baþla Allah-Eyvallah deyip inanalým. Alevi-Bektaþi toplumunun bir kesiminde, özellikle sol örgüt ve görüþlere yakýnlýk duyanlarda, dedelere karþý çeþitli tepkiler var. Dedeleri, sadece çýralýk-hakkullah toplayýcýlarý olmakla suçluyorlar, cahil buluyorlar. Bu tutumu nasýl yorumluyorsunuz? Dedeler son yüzyýlda yaþam koþullarýnda ortaya çýkan deðiþiklikler ve dergâhlarýn kapatýlmasý nedeniyle bilgisiz kaldýlar. Ve sadece duyduklarýyla yetinip topluma hizmet etmeye çalýþtýlar. Bu yetmiyormuþ gibi bir de 70 li yýllarýn sol rüzgârý, Aleviliði bir din ya da gericilik olarak gördü; dedeleri dýþladý. Bu durum hem Alevi toplumuna hem de aydýn kesime çok pahalýya mal oldu. Pir Hacý Bektaþ süreðinde çýralýk ve hakkullahla zengin olup kat-yat sahibi olan dede varsa gösterin. Bir ömür boyu topluma hizmet eden kiþinin ancak temel ihtiyaçlarý karþýlanmaktaydý. Zaten halkýn verdiði hakkullah-karakazan hakký diye bildiðimiz çýralýklar, Pir Dergâhý na ulaþtýrýlýr ve üç eþit paya ayrýlýrdý. Biri dergâhlarýn inþasýna, bakým ve onarýmýna, konuklara ayrýlýr; biri baba ve dedelere, yol hizmeti yapan kiþilere; biri de yoksul halka, gerek yiyecek, gerek para olarak daðýtýlýrdý. Bu sürekten kopan yörelerde dedelere verilen hakkullah gerektiði gibi sarf edilmediði ve bazý suiistimallere yol açtýðý için böyle bir takým olumsuz tepkilere neden olmuþtur. Böyle olumsuzluklarý ayrý deðerlendirmek gerekir. Yol herkesten uludur. Tüm canlar yolun kuralýna uymalýdýr; baba-dede, mürþit, pir fark etmez. Yalan söyleyen, kumar oynayan, zina yapan talip de olsa, dede de olsa düþkündür. Yola giremez. Bu hastalýklarýn tedavisi yapýlmalý. Arýnýp yola hep birlikte gitmeliyiz, öze dönmeliyiz diye düþünüyorum. Yýllardýr topluma hizmet eden bir ozan ve dede olarak Alevilik-Bektaþiliðin bugününü nasýl deðerlendiriyorsunuz? Bugün bütün toplumun, artýk saðlýklý bir gönül birliðinin kurulmasý ve senlik-benlik kavgasýnýn bitmesi gerektiðini ýsrarla arzu etmesi insaný sevindiriyor. Tabi bu olumlu tepkiler, Türkiye ve Avrupa dan gelip giden canlara ait. Örgütlü yapýnýn, kurumlarýn dýþýnda olan toplumun bir kýsmý geleneksel olarak yolu kendi çapýnda dört dörtlük sürdürmekte, görgü cemlerine varýncaya kadar yapmaktadýr. Bir kýsmý da tamamen yozlaþýp bitme noktasýndadýr. Hatta Sünnileþmiþtir, asimile olmuþtur. Gerek kurumlara, gerek toplumun önünde duran kiþilere çok görevler düþüyor. Saygýn ozan, dede ve örgütlerin bu konuda el ele vermesi; samimiyetle yola, topluma hizmet için gönül birliði yapmasý þarttýr. Dava adamlarýný çoðaltmak, can baþ feda deyip meydana çýkmak gerekiyor. Kiþisel çýkarlarý gözetmek yolumuzda suçtur. Can baþ feda eden âþýk, sadýk ve bilge insanlarý rehber edinmeliyiz. Son olarak neler söylemek istersiniz? Dilimin döndüðü kadar anlatmaya çalýþtýðým güzel þeyler bana yolumun kazandýrdýðýdýr. Herkese helal hoþ olsun. Yanlýþ olanlarý da nefsimden bilsinler ve eleþtirsinler. Kimse mükemmel deðil. Bildiðimizin âlimi, bilmediðimizin talibiyiz. Sevgi, muhabbet ve aþk ile diyorum. Eylül

20 Tasavvuf, Tanrý sevgisi ile dolu olarak yürünen bir inan yoludur. Veya inanç yolunda Tanrý sevgisine çok önem veren bir felsefedir, denilebilir. Diðer bir deyiþle tasavvuf, bazý dinlerdeki korkuya, cezaya dayalý kurallarýn yerine, Tanrý sevgisiyle yaklaþmanýn yoludur. Tanrý ya ulaþma yolunda Tanrý sevgisiyle dolu olarak yürüyen kiþi Tanrý nýn güzelliklerini, Tanrý nýn büyüklüðünü, Tanrý nýn yarattýklarýnýn mükemmelliðini ve doðanýn uyumlu dengesini görerek, sezerek Tanrý ya hayranlýk duyar ve sevgiyle Tanrý ya baðlanýr. Eskiler, tasavvuf aþktýr, demiþler. Genellikle kýsa tariflerde böyle söylenip yazýlmýþtýr. Tasavvufun kaynaðý, temeli, ilk basamaðý olarak kabul edilen ve aþk kelimesi ile ifade edilen bu husus yukarýda belirttiðimiz Tanrý sevgisi ve Tanrý hayranlýðýdýr. Kýsaca; güzelliklerin en güzeli, büyüklüklerin en büyüðü, mükemmelliklerin en mükemmelinin Tanrý ya ait olduðuna ve Tanrý sevgisiyle Birlik e inanmaktýr. Vahdet-i vücut (1) nazariyesi Doðu nun eski düþünüþünde de vardý. Sonra Ortadoðu da tasavvuf felsefesine karýþmýþ ve ilahi vücut (2) kavramý ile birleþmiþ olduðu söylenmektedir. Tasavvuf yoluyla gerçeðe, dinsel gerçeðe ulaþmak iþleminde sevgiye, güzelliðe, Tanrý aþkýna önem verilmiþ ve bu þeyler araç olarak kullanýlmýþ, duygu, sevgi, heyecan dile getirilmiþ ve böylece geçen yüzyýllarda tasavvuf edebiyatý ve þiir bölümü çok geliþmiþ güzel örnekler elde edilmiþtir. Bektaþi nefesleri, ilahiler bu türden yapýtlardýr. Vahdet-i vücut kavramýna verilen önem, gösterilen yakýn ilgi, pek çok tarikatýn ortak yaný olmuþtur, denir. Çünkü dini inancýn incelenmesi, nedenlerinin araþtýrýlmasý, iç anlamýnýn, özün belirtilme isteði tarikatlar yoluyla olabilmiþtir. Bu nedenle Allah ýn birliði ve vahdet-i vücut nazariyesi bazý tarikatlarýn ortak yanýdýr. Bu kavramý tasavvuf ehli Bektaþiler þöyle belirtir: Tasavvufta esas sevgidir, aþktýr. Vahdet (3) bu halin son halkasýný teþkil eder. Tasavvuf ehli Bektaþilerde insanýn Allah ta fâni olmasý, fenâ bulmasý (4-5) Allah ile bâki olmasý (6) görüþü vardýr. Nesimi; Ýnsan için, fenâfillah hali, büyük mutluluktur, ve Ey Nesimi cemalin, Cemalullah ýn tecellisidir, der. Bektaþi, Hakk ýn her sýfatta var ve her sýfat ile belirmekte olduðunu kabul eder, birliðe inanýr. Yunus Emre: Ete kemiðe büründüm Yunus diye göründüm, demiþtir. Diðer yandan bazý Bektaþilerce bu konu aþaðýda görülen nefeslerdeki gibi belirtilmiþtir: Bahçe biziz, gül bizdendir ve Yok iken Âdem le Havva âlemde Hak ile Hak idik sýrrý müphemde Canlýlarýn en mükemmeli insandýr. Diðer canlýlardan farký sadece konuþmasý, düþünmesi veya Yunan düþünürün dediði gibi gülebilmesi deðildir. Ýnsanýn; yaratýcý, doðanýn sýrlarýný bulup ortaya çýkarýcý, gelecek ve geçmiþ zamanla ilgilenmesi ve irade sahibi olmasý gibi öbür canlýlarda hiç olmayan ya da sýnýrlý bulunan özelliklerine ilaveten önemli bir baþka özelliði de sýnýrsýz özgür oluþudur. Bu özgürlüðü dünya ile de sýnýrlý olamaz, bir gün baþka gezegenleri de kapsayabilir. Ýnsan bu özgür yapýsý sayesinde dünyanýn neresinde isterse, istediði þekilde yaþama þeklini veya yaþama yerini deðiþtirme olayý, kendi kýsa ömrü içinde gerçekleþebilir. Belki tekniði daha ilerletip baþka gezegenlere de gitme olanaðýný saðlayacaktýr. Böyle bir özgürlük baþka hiçbir canlýda yoktur. Diðer canlýlarýn yaþamý çok sýnýrlýdýr ve o sýnýrlarýn dýþýna çýkamazlar. Göçmen kuþlar bile belirli bir yön ve yeri tekrarlayýp dururlar, içgüdüleriyle yaþamlarýný sürdürürler. Bu nedenlerle canlýlarýn içinde sadece insana dünyanýn sahibidir denilebilir. Tasavvuf, Bektaþilik ve Mezhepler Ýhsan Kesedar Ýnsanoðlu böyle özelliklere, mükemmel bir özyapýya sahip olma niteliði bulunan bir canlýdýr. Þu fena mülküne çok geldim gittim Yaðmur olup yaðdým ot olup bittim, diyen Bektaþilerin devriye (7) inancý gereðince canlýlarýn bedeni varlýðý, zamaný geldiðinde Hakk a ulaþarak harman olup þekil, kalýp deðiþtirir. Hiçbir þey yok olmaz ve hiçbir þey de yoktan var olmaz. Bu devriye yani devir etme sýrasýnda insan olarak dünyaya gelinmesi halinde en mükemmele en üstüne sahip olunmuþtur, bu bir nimettir. Ýnsan bunun önemini, deðerini bilmesi ve ergin kiþi olmaya elveriþli bulunan yapýsýnýn farkýnda olmasý ve kemâle ermesi için gayret sarfetmesi gerekir. Böyle gerçek olan, kemâle eren kiþi her þeyi insanlýða araç kýlmýþ, her þey bu gibilerin sayesinde ortaya çýkmýþtýr. Doðanýn uyumlu olarak süre giden dengesi dýþýnda her þey insandandýr, insanýndýr. Tanrý mevhumunu da o bulmuþ, kendi düþüncesine göre çaðlar boyunca farklý tanrýsal inançlar oluþturmuþtur. Bu nedenlerden dolayý gerçek olan insandýr, denir. Türkler de Orta Asya da iken buna benzer bir düþünceye sahip idiler ki insaný kutsal saymýþlar, Tanrý ya benzetmiþlerdi. Ýnsaný Tanrý, kendine benzer yaratmýþtýr veya insan, Tanrý nýn bir parçasýdýr, yeryüzünde temsilcisidir veya insan þerefli yaratýktýr. Sözü veya daha ileri giderek Ben Tanrý yým gibi çýkýþlarý þu manada anlamak gerekir: Yaratan, insana diðer canlýlarda bulunmayan bir özellik vermiþ. Akýl; öbür canlýlarda pek sýnýrlý olduðu halde, insan türünde beyin yapýsý mükemmele eriþmeye uygun yaratýlmýþ. Bundan dolayý ta ilkçaðlardan bu yana çok akýllý insanlar yetiþmiþ. Birçok sahada buluþlar yapmýþlar, yaratýcý olmuþlar. Oysaki ayný uzun zaman içinde insanlarla beraber yaþamýþ diðer canlýlarda akýl hiç geliþmemiþ, ilk yaratýldýðý gibi kalmýþtýr. Çünkü onlarýn beyin yapýsý sýnýrlý tutulmuþ, geliþmeye uygun yapýlmamýþ, Tanrý onlara o kadar akýl vermiþ. Yaratan Tanrý; insana kendisi gibi veya kendisine yakýn benzerlikte yaratýcý özelliðe sahip olacak yapýda bir beyin vermiþ. Bundan dolayý insanýn Tanrý ya benzer hali, ancak beyin yapýsý bakýmýndandýr, diyebiliriz. NOTLAR (1) Vahdet-i vücut: Bütün var olan þeylerin birliði, tek bir vücut olan Tanrý da birleþme, insanýn ve bütün canlýlarýn Tanrý nýn bir parçasý, bir belirtisi olduðunu kabul eden, varlýðýn birliði ve bütün varlýklarýn bir asýldan geldiði inancý. (2) Ýlahi vücut: Ýlahi hayat, tüm canlýlarý kapsayan yaþantý, yaþayan doða. Ayný konuyu deðiþik yönden inceleyen bir de vahdet-i mevcut(panteizm) vardýr. Vahdet-i vücut inancýna sahip olanlar, vücut Tanrý nýndýr, derler ve vücut kadimen var olan kendiliðinden var bulunandýr. Oysaki mevcut yaratýlmýþ ve yaratýlan þeydir. Bunlar iki ayrý inanca girer, temelde düþünce ayrýlýðý bulunduðu söylenir. (3) Vahdet: Birilik, Allah da bir olma. (4) Fâni: Geçici olma, fenâ; Allah da yok olma. (5) Fena bulma: Allah a ulaþarak kendi bedeni varlýðýndan yok olma. (6) Bâki olma: Allah a ulaþýnca O nun bir baþka parçasý haline gelme; Allah ile sürekli yaþamakta olma. (7) Devriye: Bektaþilerden bazýlarýnýn inancýna göre her þey, bütün canlýlar devir eder, yok olmaz, ölmez. Dönüþüm ile þekil ve kalýp deðiþtirerek devreder. Böylece bütün canlýlar sürekli olarak doðada ve hayatýn içindedirler. Ýslamiyet te ise öldüðünüzde bedeniniz daðýlýp toprak olacak fakat kýyamet günü parçalarýnýz tekrar bir araya getirilip hesap vermek üzere Allah ýn huzuruna çýkarýlacaksýnýz, inancý vardýr. Devriyede inanç; insanýn genel yaþamýn bir parçasý olduðu, þekil ve kalýp deðiþtirerek sürekli doðada bulunduðu, bütün canlýlarýn bir bakýma kardeþ olduðu tarzýndadýr. Devriyenin kaynaðý Doðu daki eski din ve inanýþlar olduðu söylenir. Devriyenin Ýslam dinine aykýrý bulunmadýðý ve Kuran da Sure 2 Ayet 28 de Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O na döneceksiniz, diyen bu ayete dayanýlarak bu þekilde gayretler; benzetmeler ile biraz da kapalý olarak Bektaþilik içinde devriye inancý sürdürülmüþtür. 20 Sayý 2

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 1. Fasikül TEMA 5 Hayal Gücü TEMA 6 Eðitsel ve Sosyal Etkinlikler r, ýt lý z. Sa ma k l ra atý a S l O ek t Se ek T T ... Ýçindekiler 5. TEMA: HAYAL GÜCÜ Açelyanýn Bir Günü Harf Hece Test 1 Kelime Test

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý..

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý.. Kümeler II. KÜMLR. TNIM Küme, bir nesneler topluluðudur. Kümeyi oluþturan nesneler herkes tarafýndan ayný þekilde anlaþýlmalýdýr. Kümeyi oluþturan nesnelerin her birine eleman denir. Kümeyi genel olarak,,

Detaylı

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 1. Ünite İletişim ve İnsan İlişkileri İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 9 Ýletiþim Benimle Baþlar a. Bugüne kadar baþardýðým en zor iþ nedir? b. En çok gurur duyduðum

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006 KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU GÝRÝÞ KURUMSAL KÝMLÝK HAKKINDA Adýyaman Üniversitesinin misyon ve vizyonuna uygun kurumsal kimlik çalýþmasý bu dökümanda detaylandýrýlarak sunulmuþtur. Kurumsal kimlik oluþturulurken,

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41.

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41. 7215 73-2/26 TR(TR) Kullanýcý için Kullanma talimatý ModuLink 25 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý off on C 5 off 2 on pm 1:41 24 Volt V Lütfen cihazý kullanmaya baþladan önce dikkatle

Detaylı

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA ÝSMAÝL KAYGUSUZ Alevi Akademisinin Açýlýþýnda Konuþma FÝKRET OTYAM Bakýn Þu Alevilerin Ettiklerine MEHMET TURAN Hakk ile Hakk Olma Sevdasýdýr Alevilik

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri.

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri. Sessizliktir Her Þeyin Ötesi Aldous Huxley Hani, sýradan hayatlar vardýr; bir ucu hiçliðe yolcu; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn sessizliðini akseder suretleri. O suretlerin en dokunaklý sessizliðini, hiçliðini

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler

3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler 3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler Beþ tipin saðladýðý üç büyük avantaj: Uyumlu, güçlü, ekonomik Devre-kesicileri günümüzde, trafolarýn, enerji nakil hatlarýnýn, kablolarýn, kondansatörlerin, reaktör

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

SERÇESME. Anadolu insanýnýn özleminin, umudunun, bilimsel bir kaygý gütmeksizin düþ gücünün bir

SERÇESME. Anadolu insanýnýn özleminin, umudunun, bilimsel bir kaygý gütmeksizin düþ gücünün bir SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA VELÝYETTÝN ULUSOY ile Söyleþtik FÝKRET OTYAM Çaðdaþ Muaviye Ardýllarý Karbelâ ve Necef i Bombalarken ESAT KORKMAZ Nasýl Örgütlenceðiz ÝSMAÝL

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý 16 Haziran ve 23 Haziran 2002 tarihlerinde yapýlan Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) ve Yabancý Dil Sýnavý (YDS) sonuçlarýna aðýrlýklý

Detaylı

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not 1. Anne Özlemi Ýlkbaharýn tatlý güneþi, Yeþilbað köyünde bütün çatýlarý, avlularý, tarlalarý, dað yollarýndaki keçileri ýsýtmaya baþlamýþtý yine. Tuna bu köyde yaþayan çocuklardan biriydi. Ablasý Suna

Detaylı

BURSA BADEMLÝ ROTARY KULÜBÜ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05.2010 / CHARTER: 21.06.2010 / KULÜP NO: 83357 2012-13 U.R. Baþkaný Sakuji TANAKA U.R. 2440. Bölge Guvernörü Güneþ ERTAÞ 1. Grup Guvernörü Yrd. Denizhan

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

SOSYAL BÝLÝMLER 1 TESTÝ (Sos 1)

SOSYAL BÝLÝMLER 1 TESTÝ (Sos 1) Dershanede doðru þýkkýnýz SOSYAL BÝLÝMLER1 TESTÝ (Sos1) Bu testte sýrasýyla, Tarih (113) Coðrafya (1423) Felsefe (2430) ile ilgili 30 soru vardýr. 1. Tarih öncesinde yaþayan insanlar, araç gereç yapýmýnda

Detaylı

1 2 3 4 7 8 9 10 11 12 13 14 16 19 21 23 24 25 26 27 28 30 32 33 37 41 42 44 46 47 48 50 52 54 56 Kurum Kimliði Logo Logo Þube Logolarý Logonun Renkli Kullanýmý Logonun Siyah-Beyaz Kullanýmý Logonun Diþi

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

BMCOLOR M A T B A A M Ü R E K K E P L E R Ý KURUMSAL KILAVUZ

BMCOLOR M A T B A A M Ü R E K K E P L E R Ý KURUMSAL KILAVUZ M A T B A A M Ü R E K K E P L E R Ý KURUMSAL KILAVUZ ÝÇÝNDEKÝLER 1.BÖLÜM: KURUMSAL RENK STANDARDI 3 2.BÖLÜM: KURUMSAL TEXT STANDARDI 4 3.BÖLÜM: LOGO DESENÝ VE METRIC YAPISI 5-6-7-8 4.BÖLÜM: LOGOSU NUN

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek Anlam...15 Mecaz Anlam...15 Yan Anlam...15 Deyimler...16 CÜMLE ANLAMI...16 Nesnel Yargýlar...16 Öznel Yargýlar...16 Koþula Baðlý Yargýlar...16

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN 2013-14 Ron BURTON U.R. 2440 Bölge Baþkaný Esat KARDIÇALI 1. Grup Baþkan Yardýmcýsý Serdar DURUSÜT Ali Ýhsan&Hande PALALI 2013-2014 Dönem Baþkaný KURULUÞ: 27.05. / CHARTER:

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

6. Büyük kan dolaþýmýnýn amacý nedir? Büyük kan dolaþýmýnda kanýn izlediði yolu kýsaca açýklayýnýz.

6. Büyük kan dolaþýmýnýn amacý nedir? Büyük kan dolaþýmýnda kanýn izlediði yolu kýsaca açýklayýnýz. Soru - Yanýt 10 1. Dolaþým sisteminin elemanlarý nelerdir? Yanýt: Dolaþým sisteminin elemanlarý kalp, damarlar ve kandýr. 2. Dolaþým sisteminin görevi nedir? Yanýt: Vücuttaki hücrelere oksijen ve besin

Detaylı

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Koþullu Koþullara Doðru AVRUPA BÝRLÝÐÝ: RÜYA MI? KÂBUS MU? AYLIK DERGÝ BU SAYIDA

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Koþullu Koþullara Doðru AVRUPA BÝRLÝÐÝ: RÜYA MI? KÂBUS MU? AYLIK DERGÝ BU SAYIDA SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA FÝKRET OTYAM Sahi mi Ey Canlar? ESAT KORKMAZ Þamanýn Dünyasý - Bölüm I ÝSMAÝL KAYGUSUZ Bir Olalým, Ýri Olalým, Diri Olalým ÝSMAÝL ÖZMEN Tassavvuf

Detaylı

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN YAZ OKULU Çocuklarýnýza YAZ KEYFiNi GYM PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN ONLINE KAYIT facebook.com/gympark instagram.com/gym_park twitter.com/gym park info@gympark.com.tr www.gympark.com.tr 0 236 233 00 55 0

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER TÜHÝS Ýþ Hukuku ve Ýktisat Dergisi Cilt : 23, Sayý : 2-3 Kasým 2010 - Þubat 2011 SENDÝKAMIZDAN HABERLER ÝL ÖZEL ÝDARELERÝNDE TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ UYGULAMALARI SEMÝNERÝ YAPILDI Üyemiz Ýl Özel Ýdareleri Genel

Detaylı

LYS FELSEFE. Felsefeyle Tanýþma Bilgi Felsefesi Varlýk Felsefesi Ahlak Felsefesi

LYS FELSEFE. Felsefeyle Tanýþma Bilgi Felsefesi Varlýk Felsefesi Ahlak Felsefesi LYS FELSEFE Soru Çözüm Dersi Kitapçığı 1 (TS) Felsefeyle Tanýþma Bilgi Felsefesi Varlýk Felsefesi Ahlak Felsefesi Bu yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm haklarý bry Birey Eðitim Yayýncýlýk Pazarlama Ltd. Þti.

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

dosya Felsefe Mezunlarýnýn Sorunlarý Hazýrlayan: Doðan Barýþ Kýlýnç*

dosya Felsefe Mezunlarýnýn Sorunlarý Hazýrlayan: Doðan Barýþ Kýlýnç* dosya Hazýrlayan: Doðan Barýþ Kýlýnç* Felsefe Mezunlarýnýn Sorunlarý Prof. Dr. Ahmet Ýnam Prof. Dr. Betül Çotuksöken Prof. Dr. A. Kadir Çüçen Prof. Dr. Varol Akman Prof. Dr. Ali Osman Gündoðan Prof. Dr.

Detaylı

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Azýnlýk Nedir? Ne Deðildir? AYLIK DERGÝ. Demokrasiyi Sorgulamak ALEVÝLER AZINLIK MI?

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Azýnlýk Nedir? Ne Deðildir? AYLIK DERGÝ. Demokrasiyi Sorgulamak ALEVÝLER AZINLIK MI? SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA FÝKRET OTYAM Küçüktüm Nereden Bileyim Yezid de Kim? ESAT KORKMAZ Aleviliðin Felsefe Boyutu - II ÝSMAÝL ÖZMEN Tassavvuf - I ÝSMAÝL KAYGUSUZ Kuþatma

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

0-0 Eðitim Öðretim Yýlý ANKARA ÝLÝ LÝSELER ARASI "8. AKIL OYUNLARI YARIÞMASI" Ankara Ýli Liseler Arasý 8.. Akýl Oyunlarý Yarýþmasý, Mayýs 0 tarihinde Özel Sýnav Koleji ev sahipliðinde, Sýnav Eðitim Kurumlarý,

Detaylı

O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi.

O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi. O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi. Çünkü fýrtýna olacaksa okullarýn tatil edilmesi kesin gibi

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05. / CHARTER: 21.06. / KULÜP NO: 83357 BAÞLIKLAR : 198. TOPLANTIMIZ - Terzioðlu Çiftliði Brunch En iyi bireyler kendilerinden çok ait olduðu toplumu düþünen, onun

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

ALEVÝLÝKTE KADIN. Cemde Kadýnýn Yeri Esat Korkamaz, Genel Yayýn Yönetmeni

ALEVÝLÝKTE KADIN. Cemde Kadýnýn Yeri Esat Korkamaz, Genel Yayýn Yönetmeni BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA Söyleþiler: Ahmet Koçak Ulaþ Özdemir Doðan Bermek Dertli Divani Veliyettin Ulusoy KISAS DOSYASI FÝKRET OTYAM E.Korkmaz ý Yüzüne Karþý Övmek ESAT KORKMAZ

Detaylı

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde) V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan

Detaylı

TABLO-2'nin devamý. Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý

TABLO-2'nin devamý. Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Stajyer Kontrolör (Ýdari) Atama Yapýlmasý Planlanan Kadro Sayýsý: Ýdari+Mühendis Kadrolarý Toplamý : 5 Test Aðýrlýklarý: GY:0,1, GK:0,1, HU:0,2,

Detaylı

Dr. Emel Ege**, Msc. Sermin Timur***, Msc. Handan Zincir**** yeterince hizmet götürülemeyen kesimdir

Dr. Emel Ege**, Msc. Sermin Timur***, Msc. Handan Zincir**** yeterince hizmet götürülemeyen kesimdir Ebelik Son Sýnýf Öðrencilerinin Aile Planlamasý Eðitimi Etkinliðinin Deðerlendirilmesi* The Evaluation of the Educational Activitres of Pregraduate Midwifery Students on Family Planning Methods Dr. Emel

Detaylı

Depo Modüllerin Montajý Öncelikle depolarýmýzý nerelere koyabileceðimizi iyi bilmemiz gerekir.depolarýmýzý kesinlikle binalarýmýzda statik açýdan uygun olamayan yerlere koymamalýyýz. Çatýlar ve balkonlarla

Detaylı

ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI

ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI Ankete Cevap Veren MESS Üyesi Ýþyeri Sayýsý 154 Toplam Çalýþan Sayýsý Erkek Çalýþan Sayýsý Kadýn Çalýþan Sayýsý Mavi Yakalý Çalýþan Sayýsý Beyaz

Detaylı

A D H I G B C E F 75 lik servis arabasý 100 lük servis arabasý 120 lik servis arabasý 140 lýk servis arabasý 210 luk servis arabasý Çocuk arabasý 25 lik A B C D E F 730 840 780 900 990 560 640 730 690

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta...9 Düzlem...10 Geometrik Cisimler ve Modelleri...12 Geometrik Cisimler ve Yüzeyleri...14 Haftanýn Testi...16 Veri Toplama - Þekil Grafiði...18 Tablo...20

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler )

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler ) KPSS PUANLARI AÇIKLAMALAR: Bu tabloda daha az yerde daha fazla bilgi verebilmek için bazý kýsaltmalar yapýlmýþtýr. Testlere verilecek aðýrlýklar gösterilirken testler harflerle ifade edilmiþtir. Harflerin

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Tema. Tema. Tema. www.degeryayinlari.com. Geleceðin Büyükleri olan Deðerli Öðrencilerimiz,

ÝÇÝNDEKÝLER. Tema. Tema. Tema. www.degeryayinlari.com. Geleceðin Büyükleri olan Deðerli Öðrencilerimiz, 1. Fasikül TEMA 1 Okul Heyecaným Set Olarak Satýlýr, Tek Tek Satýlmaz. ...... Ön Söz www.degeryayinlari.com Copyright Zambak Yayýncýlýk ve Eðitim Gereçleri Tic. AÞ Bu kitabýn tamamýnýn ya da bir kýsmýnýn,

Detaylı

Neden sendikalý olmalýyýz?

Neden sendikalý olmalýyýz? Neden sendikalý olmalýyýz? Türkiye Porselen Çimento Cam Tuðla ve Toprak Sanayi Ýþçileri Sendikasý DÝSK/CAM KERAMÝK-ÝÞ GENEL MERKEZÝ Merkez Mah. Doðan Araslý Cad. No: 133 Örnek Ýþ Merkezi Kat 3 Daire 58

Detaylı

FELSEFE NEDÝR?... 10 BÝLGÝ TÜRLERÝ... 36 BÝLGÝ NEDÝR?... 36

FELSEFE NEDÝR?... 10 BÝLGÝ TÜRLERÝ... 36 BÝLGÝ NEDÝR?... 36 1. ÜNÝTE FELSEFEYLE TANIÞMA FELSEFE NEDÝR?....................................................................... 10 Felsefenin Doðuþu...................................................................................

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı