Tablo 1. Genital Ülsere Yol Açan Enfeksiyon Hastalıklarının İnkübasyon Süreleri.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tablo 1. Genital Ülsere Yol Açan Enfeksiyon Hastalıklarının İnkübasyon Süreleri."

Transkript

1 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 183 TOPLUMDAN EDİNİLMİŞ ENFEKSİYONLARA PRATİK YAKLAŞIMLAR Sempozyum Dizisi No:61 Şubat 2008; s GENİTAL ÜLSERLER Prof. Dr. Server Serdaro lu İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Genital ülser ile seyreden lezyonlardaki yaklaşımda iyi bir tanı ve ayırıcı tanıya gerek vardır. Bu gibi ülserler sadece cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara sınırlı kalmayıp, dermatolojik hastalıkları da kapsamaktadır. Elbette ki, ilk planda genital ülserlere yol açan genital kontakt enfeksiyonlar düşünülmelidir. Fakat maligniteler, Behçet hastalığı, mekanik, kimyasal veya termik hasarlar ve artefaktlar gibi infeksiyöz olmayan genital lezyonlar da söz konusu olabilir. Farklı etyolojilere sahip genital ülserlerin sıklığı ülkeden ülkeye büyük değişkenlikler göstermektedir. Batı ülkelerinde genital bölge ülserasyonları içinde en sık herpes genitalis, ikinci sıklıkta ise şifiliz saptanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise ulkus molle ve lenfogranuloma inguinaleye de sıkça rastlanmaktadır. Genital ülserlere yol açan ve cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyon hastalıklarının inkübasyon süreleri (Tablo 1) önemli farklılıklar göstermekte olup, tanıda oldukça yardımcıdır. Ayrıca inkübasyon süresinin bilinmesi hastanın dışında diğer temasta bulunulan kişilerin araştırılmasında da önemlidir. Tablo 1. Genital Ülsere Yol Açan Enfeksiyon Hastalıklarının İnkübasyon Süreleri. Uç Değerler Ortalama Herpes genitalis İmmünite durumuna bağlı 2-7 g Sifiliz gün gün Ulkus molle 1-14 gün 3-5 gün Lenfogranuloma venereum 3 gün-3 hafta 7 gün-haftalar Granuloma inguinale 3 gün-6 ay 1-4 hafta

2 184 Prof. Dr. Server Serdaroğlu Genital ülseri oları hastalarda öncelikle bu ülserin cinsel ilişki ile bulaşan bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Genellikle cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyöz hastalıklar genital bölgeye sınırlı kalmaktadır. Buna karşılık peınfigus, fiks ilaç erüpsiyonu, Behçet hastalığı ve termik hasarlar gibi hastalıklarda genital bölgeye ilave olarak perigenital bölge ve diğer deri alanlarında da hastalığa ait belirtiler bulunmaktadır. Genital ülserasyon mevcut olan her hastada mutlaka öncelikle sifiliz düşünülmelidir. Primer sifiliz ülseri genellikle tek sayıda, tabanı endüre, ağzı ve tabanı aynı çaplarda olan bir ülserasyondur. Erkeklerde en sık olarak glans penis, koronal sulkus, penis şaftı, pubis ve bazen skrotumu tutarken; kadınlarda özellikle labiumlar, serviks ve vaginada yerleşim gösterir. Ancak gerek homoseksüellerde ve gerekse heteroseksüellerdeki anal yerleşim akıldan uzak tutulmamalıdır. Şüpheli durumlarda tanı için ülserden alınan materyalde karanlık saha incelemesi ve kan serolojisi yapılmalıdır. Negatif sonuç alınan hastalarda ise 4-6 hafta sonra serolojik araştırmalar yinelenmelidir. Hasta hekime gelmeden önce sistemik antibiyotik veya lokal antiseptikler kullanmış olabilir. Bu gibi durumlarda ülserden alınan materyal anlamlı bir sonuç vermeyeceğinden, lenfadenopati mevcut ise ponksiyon yapılarak alınan materyalin karanlık saha incelemesi önerilmektedir. Ulkus molle (Şankroid) ülserleri ise genellikle birden fazla sayıda, tabanı yumuşak, ağrılı ve temasla kolay kanama gösteren ülserler olup, erkeklerde özellikle penis, kadınlarda ise labiumlar, serviks ve vaginada yerleşir. Bunların dışında otoinokülasyona ya da anal temasa bağlı olarak perianal bölgede de görülebilir. Ulkus molle şüphesinde ise ülserin zemininden veya altı oyuk olan alanlardan alınan nekrotik materyal Gram boya ile incelenmelidir. Pozitif olgularda ise balık sürüsü tarzında Gram (-) çomaklar görülür. Şüpheli durumlarda ise kültür yapılabilir. Gruplar yapmış veziküllerden oluşan bir tabloda tanı genellikle herpes genitalisdir. Veziküllerin açılması ile hastada genital ülser varlığından bahsedilebilir. Herpes genitalis şüphesinde yapılabilecek olan araştırmalar ilgili bölümde anlatılmıştır. Lenfogranuloma venereum ülserleri genellikle ağrısız ve yüzeyel olup, erkeklerde en sık olarak penisde, kadınlarda ise vulvada gözlenir. Granüloma inguinale ülserleri ise ya endüre olmayan ülserler ya da nodul üzerine yerleşmiş ülserler olup, erkeklerde en sık olarak penis ve skrotumda, kadınlarda ise labiumlar ve servikste görülür. Her iki hastalığın tanısında kullanılabilecek araştırmalar ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Gerek klinik muayene ve gerekse laboratuvar araştırmaları ile belirgin bir sonuca gidilemeyen olgularda ise mutlaka histolojik inceleme yapılmalıdır. Ülserli cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklardaki ülserlerin klinik özellikleri Tablo 2'de görülmektedir. HERPES GENİTALİS Cinsel ilişki ile bulaşan ve yaşam boyu süren bu viral enfeksiyonda yinelemeler genellikle asemptomatik olduğundan ya da hasta veya hekim tarafından kolay fark edilmediğinden kontrol sağlamak oldukça güçtür. Genital herpes insidansının giderek artması toplum sağlığı açısından önde gelen sorunlardan biri haline gelmiştir.

3 Genital Ülserler 185 Tablo 2. Ülserli Cinsel İlişki İle Bulaşan Hastalıkların Klinik Özellikleri. Ulkus molla Lenfogranuloma Granuloma Özellik Sifiliz Herpes genitalis venereum inguinale Sayı Tek Multipl Multipl Multipl Multipl Primer belirti Eroziv papül Vezikül Püstül, nodül Püstül, nodül Papül Ülser kenarı Keskin Eritemli Eritemli, dekolte Keskin Kabarık İndürasyon Sert Yok Yumuşak Yok Sert Ülser derinliği Yüzeyel Yüzeyel Derin Yüzeyel Kabarık Ağrı Ağrısız Ağrılı Ağrılı Nadiren Nadiren LAP Sert Yumuşak Yumuşak Sert Yok Eski yıllarda bu tabloyu en çok HSV-2 yapmaktaydı. Günümüzde HSV-1 ve HSV-2 eşit sıklıkla bu tabloyu oluşturmaktadır. Primer genital herpesin kliniği, rekürran herpes genitalise oranla daha ağır seyreder. Primer genital herpes, anamnezde belirtilmeyen ve serolojik olarak kanıt bulunmayan kişilerdeki herpes genitalis atağı olarak tarif edilir. Eğer hastada HSV ye karşı antikor var, fakat bilinen klinik hastalığı yoksa, ilk nonprimer genital enfeksiyon dan bahsedilir. Rekürran enfeksiyon, en az bir kez belgelenmiş atak geçirmiş bir hastadaki enfeksiyon olarak tarif edilir. Rekürran enfeksiyonda virüsün izole edilebileceği süre 7-10 gün olarak bildirilmekle birlikte, rekürran lezyonların başlangıcından 48 saat sonra en yüksek viral izolasyon oranına ve viral titreye ulaşıldığı gösterilmiştir. Daha sonra viral izolasyonun yüzdesi hızla düşer. Bu nedenle, rekürensin başlamasından sonraki 72 saatten itibaren negatif kültür sonuçları elde edilmesi hiç de ender değildir. Primer genital herpesin inkübasyon süresi, 3-7 gündür. Hastaların % inde primer enfeksiyon tarihinden sonraki bir yılda rekürrens görülür. Ortalama yılda 4 rekürrens olmaktadır. Bu noktada, rekürrensi neyin tetiklediği spekülasyon konusudur. Hem fiziksel hem de emosyonel faktörlerin hastalığın yinelemesinden sorumlu olduğu sanılmaktadır. Menstruasyon ise oldukça sık rastlanan tetikleyici bir faktördür. Ayrıca güneş ışınları ve ganglionlara yapılan nöro-cerrahi girimler de latent virusu reaktive edebilmektedir. Bu durumda reaktive olan viruslar periferik sinirler yoluyla deri ya da mukozalara gelir ve rekürran deri lezyonlarına neden olurlar. Gözle görünen lezyonların belirmesinden önce parestezi ve yanma hissi olabilir. Ender olarak sırt, kalçalar veya bacaklarda ağrı olabilir. Primer hastalıkta lezyon alanında önemli derecede ağrı ve hassasiyet gelişir. Sistemik belirtiler sıktır ve hafif ateş, halsizlik, başağrısı ve inguinal pelvik alanlarda lenfadenopati vardır. Kadınlarda en sık olarak labiumlar, vulva ve perine, vajina mukozası ve serviks gibi bölgeler tutulurken, erkeklerde özellikle glans, prepusyum ve penis şaftı en sık olarak tutulan yerlerdir. Deride ilk bulgular, ülserleşerek oldukça hassas lezyonlar oluşturacak olan çok sayıdaki veziküllerdir. Primer herpeste böyle veziküllerin biraraya gelmesiyle ağrılı ülserasyonlar gelişebilir. Bu son derece ağrılı lezyonlar, idrar yapar-

4 186 Prof. Dr. Server Serdaroğlu ken zorluğa ve idrar retansiyonuna yol açabilirler. Primer herpesli hastaların en sık yakınmalarından biri olan üriner retansiyonun üretra ve mesane mukozalarındaki lezyonlara bağlı olduğu sanılmaktadır. Ayrıca üretral ve vajinal akıntı da gelişebilir. Primer enfeksiyonlarda servikste lezyon bulunabilmektedir. % 80 kadar hastada gözle görünen servikal lezyon olmasa bile servikal kanaldan virüs izole edilebilmektedir. Seviksteki primer lezyonlar, karsinomla karıştırılabilecek nekrotik bir kitleye ve pelvik ağrıya neden olabilirler. Bu durumda serviks hassastır ve kolayca kanar. Genellikle inguinal lenfadenopati vardır. Primer herpesin alışılmış seyri 2-6 haftadır. Sekonder bir enfeksiyon olmadıkça skatris kalmaz. Eğer primer enfeksiyon anal ve perianal alanları içeriyorsa genellikle şiddetli rektal ağrı, tenezm ve rektal akıntı gözlenir. Herpetik proktit sık olarak homoseksüellerde gözlenmektedir. Fizik muayenede herpetik proktit için en belirgin özellik, eritemli ve hassas mukozadır. Primer herpeste kadınlardaki sistemik semptomların erkeklerdekinden daha sık olduğu gözlenmektedir. Ender olarak primer enfeksiyonla ilişkili menenjit ve ensefalit bildirilmiştir. Herpes menenjiti genellikle sekel bırakmaz iken, herpes ensefalitinin prognozu çok daha ağırdır. Yüksek mortalite bildirilmekte ve hemen daima şiddetli nörolojik sekel kalmaktadır. Herpes genitalisin bildirilen bir diğer komplikasyonu ise üretral striktürlerdir. Bazı gebe hastalarda dissemine hastalık geliştiğine dair bildiriler vardır. Bu durumda mortalite oranı, yaklaşık % 50 dir. İmmünsuprese hastalarda disseminasyon riski daha fazladır. Eğer primer enfeksiyon dissemine olursa sistemik yakınmalar arasında bulantı, başağrısı, görme bulanıklığı, karın ağrısı, ateş, titreme, halsizlik ve lenfadenopati yer alır. Karaciğer fonksiyonları da bozulabilir. Rekürran hastalıktaki belirtiler primer hastalıktan daha hafiftir ve sistemik belirtiler de enderdir. Semptomlar yaklaşık 2 günde zirveye ulaşır. Virüs atılımı ortalama 5 gün sürer. Yedi ile 9 gün arasında lezyonların hemen hepsi tamamen iyileşir. Bazı yazarlar, rekürrens sıklığının zamanla azaldığını düşünürlerse de bu bulgu belgelenememiştir. Bir herpes suşuyla infekte bir hastanın bir diğer suşla da infekte olabileceği bilinmektedir. Lezyonlar genellikle tek taraflıdır ve eritemli zeminde grupe veziküller ile karakterizedir. Bu veziküller patlar ve içerikleri kuruyunca erozyonların üzerinde kurutlar oluşur. Lezyonlar bazen vejetan karakter alabilir ve herpes simpleks vejetans adını alır. Kadınlarda yineleyen lezyonlar en sık labialar ve perinede, erkeklerde ise penis gövdesinde ortaya çıkar. Herpes genitalis ayırıcı tanı açısından başlıca genital ülserasyon yapan diğer hastalıklardan ayırt edilmelidir. Bunlar arasında sifiliz, ulkus molle, lenfogranuloma venereum, granuloma inguinale, Behçet hastalığı, fiks ilaç reaksiyonu ve folikülitler akla gelmelidir. Herpes genitalisin tanısı klinik tanı ile enfeksiyonun laboratuvar kanıtları arasındaki ilişkiye dayanılarak konulur. Vezikül sıvısından yapılan virüs kültürü en geçerli tanı yöntemi olmakla beraber, zaman alıcı ve masraflıdır. Sık olarak kullanılan serolojik araştırmalar ise klinikte sınırlı uygulama alanına sahip olup, HSV-1 ve HSV-2 nin epidemiyolojik araştırmalarında, kişinin virüsle daha önce karşılaşıp karşılaşmadığının saptanmasında ve gebe kadınların önceden enfeksiyonu geçirip geçirmediğinin araştırılmasında önemlidir.

5 Genital Ülserler 187 Günümüzde genital herpes enfeksiyonlarında düşük toksisiteye ve spesifik antiviral etkiye sahip ve güvenli antiviral tedaviler bulunmaktadır. Bunların arasında en önemlileri asiklovir, valasiklovir ve famsiklovir dir. Asiklovir 20 yıl önce bulunmuş, genital herpes tedavisinde hala tercih edilen, etkili ve iyi tolere edilen bir ilaçtır. Ancak asiklovir sadece HSV replikasyonunu baskılamakta ve bölünmeyen virüsler üzerinde etkisiz olması nedeniyle latent enfeksiyonu ortadan kaldıramamaktadır. Asiklovir ağızdan kullanıldığında biyoyararlanımının kötülüğü (% 20) nedeniyle günde beş defa kullanılmak zorundadır. Bu sakıncası nedeniyle biyoyararlanımı daha iyi olan ilaçlar geliştirilmiştir. Günümüzde asiklovirin valin esteri valasiklovir ve pensiklovirin ön ilacı famsiklovir de genital herpes tedavisinde kullanılmaktadır. Valasiklovir oral uygulamadan sonra hızla ve neredeyse tamamen asiklovire dönüşür ve böylelikle oluşan asiklovirin biyoyararlanımı, oral asiklovir uygulamasındakine göre 3-5 kat daha fazladır. Herpes Genitalis Tedavisi Oral, topikal veya intravenöz asiklovir, tüm hasta gruplarında hem birincil hem de rekürran herpes genitalis ataklarında başarılıdır. Genital Herpes Tedavisinde ve Profilaksisinde Antivirallerin Kullanımı Primer Genital Herpes (İlk Epizot) Dozaj Süre Asiklovir 5x 200 mg 5-10 gün Valasiklovir 2x 1000 mg 5-10 gün Famsiklovir 3x 250 mg 5-10 gün Rekürran Genital Herpes (Yineleyen Epizot) Asiklovir 2x 400 mg 5 gün Valasiklovir 2x 500 mg 3-5 gün Famsiklovir 2x mg 5 gün Yineleyen Hastalıkta Baskılama (Profilaksi) Asiklovir Valasiklovir Famsiklovir 2x 400 mg 1x 500 mg 2x 250 mg Gebelikte Herpes Genitalis Tedavisi Her ne kadar literatürde gebelikte asiklovir kullanımının son derece güvenli olduğu belirtilse de, gebelikte asiklovir kullanımı üzerine klinik deneme yapılmamıştır. Antiviral ilaçların hiçbiri gebelikte kullanım için onaylanmamıştır. Elimizdeki gebelikteki güvenilirlik ile ilgili bilgiler, gebelik sırasında istemiyerek veya bilerek asiklovir kulla-

6 188 Prof. Dr. Server Serdaroğlu nan kadınların gebelikleri ile ilgili sonuçlara dayanmaktadır. Bu şekilde yapılan çalışmalarda; gebelik sırasında asiklovire maruz kalan kadınların doğurduğu çocuklarda doğumsal kusur riskinin artmamış olduğu görülmektedir. Ancak asiklovir yine de C kategorisine giren bir ilaçtır. Yani potansiyel terapötik yararı, fetüs için potansiyel riskten daha ağır basmadıkça gebelik sırasında kullanılmamalıdır. SİFİLİZ Sifilizin etkeni Treponema pallidum adını alan spiral bir mikroorganizmadır. Treponema pallidum çok hareketlidir. Bu hareketlilik karanlık alan mikroskobunda çok net olarak görülür. Çevresi etrafında burgu gibi döner, çok fazla olmayan bir hareketle ileri-geri yer değiştirebilir ve bükülebilir. Treponema pallidum enine ikiye bölünerek çoğalır. Giemsa boyası ile pembe ve soluk renkte boyanır, bu yüzden de pallida adı verilmiştir. Ayrıca çini mürekkebi ve gümüşleme yöntemleri ile de gösterilebilir. Etken en çabuk, kolay, net ve kesin bir şekilde karanlık alan mikroskobunda görülür. Karanlık alan mikroskobunda inceleme için şüpheli lezyon önce bir bisturi ile kazınır. Kanlı bir serözite gelir. Berrak bir serözite gelinceye kadar bu sızıntı bir kaç kez silinir. Sonunda gelen berrak serözite bir lam üzerine konduktan sonra lamelle kapatılır. Lamel üzerine baskı ile serözite inceltildikten sonra hem lamel, hem de kondansatör üzerine birer damla sedir yağı damlatılıp, objektif lamel üzerine indirilerek preparat incelenir. Treponema pallidum un cansız besiyerlerinde, doku kültürlerinde kültürü yapılamamıştır. Treponema pallidum çok dayanıksızdır. Kuruluğa dayanmaz. Tuzlu su, gliserin, sabun ve diğer birçok kimyasal maddelerin etkisi ile hareketsiz kalır ve ölürler. Kanda 2-3 günde ölür. Dolayısıyla infeksiyöz olan taze bir kan ile frengi başkasına geçirilebilir. Sınıflama Sifiliz klinik olarak aşağıda belirtilen şekilde sınıflandırılır: I. Edinsel sifiliz a. Erken sifiliz (Sifiliz I. ve II. devir) b. Latent sifiliz c. Geç sifiliz (Sifiliz III. devir) II. Doğumsal sifiliz a. Erken doğumsal sifiliz b. Geç doğumsal sifiliz Klinik Belirtiler ERKEN SİFİLİZ Erken sifiliz, etkenin giriş yerinde çıkan spesifik yara olan "Şankr sifilitik" ile başlayan I. devre ve bunu izleyen dönemde tekrarlayan ataklarla yaygın deri ve mukoza bulguları gösteren II. devir ile belirlenir. Erken sifiliz ortalama 1 yıl sürer.

7 Genital Ülserler 189 I. DEVİR Yaklaşık 3 hafta süren (10-90 gün) inkubasyon döneminden sonra etkenin giriş yerinde ortaya çıkan spesifik yara (Şankr sifilitik) ile karakterizedir II. devir lezyonlarının çıkışına kadar sürer. Bazen yara iyileşmeden de II. devir lezyonları başlayabilmektedir. Şankr sifiliz her hangi bir deri ve mukoza bölgesinde oluşabilir ise de, en çok genital ve oral bölge tutulmaktadır. Yaranın çıkışından yaklaşık 1 hafta sonra bölgesel adenopati gelişmektedir. Bu, genellikle tek taraflı olmakla birlikte, yara orta hatta ise veya birden fazla olup, orta hattın iki tarafında da bulunuyorsa, adenopati bilateral gelişmektedir. Klinik olarak deriye ve alt dokulara yapışık olmayan, düzgün ve mobil adenopati vardır. Yaranın klinik görünümü, komplike olmayan olgularda oldukça tipiktir: sifiliz şankrı bir eksülserasyon olduğundan, bu yara canlı kırmızı renkte ve parlaktır. Papiller dermadaki yoğun lenfo-plasmositer hücre infiltrasyonu nedeni ile de yara zemini palpasyonla karton sertliğindedir. Sifiliz şankrı, % 95 oranında genital bölgelerde yerleşir. Her iki cinste % 5 oranında ekstra-genital bölgelerde; dudaklar, dil, damak, yanaklar, kulak memeleri, boyun, göğüs uçları, parmaklar ve diğer bölgelerde görülür. Erken sifilizin bu şankr dönemi yaklaşık 6-8 hafta sürer. Hasta tedavi edilmese bile şankr kendiliğinden iyileşir, herhangi bir komplikasyon olmadığı takdirde yerinde sikatris bırakmadan hipopigmente, bazen hiperpigmente bir leke bırakarak kaybolur. Şankrdan, karanlık alan yöntemi ile veya diğer boyama yöntemleri ile yapılan preparatlarda Treponema pallidum bulunur. II. DEVİR Erken sifilizin şankr döneminden ya hemen sonra veya kişinin bağışıklık durumuna göre daha geç olarak (ortalama olarak primer enfeksiyondan 2-6 ay sonra) genel septisemi dönemi başlar. Bu dönemde Treponema pallidumlar kan ve lenf yolları ile organizmanın bütün organlarına yayıldığı gibi, deriye de gelirler. Treponema pallidumun bütün organlarda en çok bulunduğu dönemdir. Hastada genel durum bozuktur, ateş, kırgınlık, halsizlik, baş ağrısı, adale ağrıları sık görülür. Bu dönemde organlarda bir yıkım ve bozukluk görülmez. Deri ve diğer bütün organlarda Treponema pallidumlar çok sayıda bulunduğu için hastalığın en bulaşıcı devridir. Bu dönem, yani ikinci devir; deri belirtileri bakımından en zengin bulgulara sahiptir. Sifilizin Maküllü Belirtileri Sifiliz makülozanın en önemli belirtisi Roseola syphilitica'dır. Rozeol, yaygın bir eritemden ibarettir. Genellikle gövdede ve kollarda görülür. Nadir olarak da yüz ve alt ekstremitelerde bulunur. Sifilizin Papüllü Belirtileri Sifiliz papüloza, büyüklüklerine göre üç çeşittir: a. Syphilis papulosa miliaris b. Syphilis papulosa lenticularis c. Syphilis papulosa nummularis

8 190 Prof. Dr. Server Serdaroğlu Bunlar yuvarlak, sert, bakır kırmızısı renginde olup, dağınık olarak bulunurlar. Bazen bir kaçı bir araya toplanıp şekiller çizerler. Örneğin, alında saç sınırında bir dizi halinde sıralanırlarsa "Corona veneris" (Alın tacı) denir. Bazen ise küçük halka veya halka parçaları halinde periferik genişleme gösterirler. Buna sifiliz papüloza sirsinata adı verilir. Sifiliz papüllerinin üzerinde bazen kalın skuamlar bulunur. Bunlara sifiliz papülo-skuamoza veya sifiliz psoriasiform adı verilir. Özellikle genito-anal bölgede yerleşen papüller sürtünme nedeni ile hipertrofik ve vejetan bir durum alırlar. Bunların üzerinde sızıntı görülür ve çok kötü bir kokuya neden olurlar. Bu vejetan papüllere "Condylomata lata" denir. Bunlarda Treponema pallidum o kadar çoktur ki, hastalığın bu lezyonlardan bulaşması çok kolaydır. Püstüllü Sifiliz Lezyonları Sifilizin ikinci devrinde püstüllü belirtiler de görülür. Bunlara Syphilis pustulosa denir ve çok ender görülür. Püstüller çok defa bir papül üzerinde oluşur ve bundan ötürü de papülopüstülöz belirtilerden bahsedilir. Büyük püstüllere "Variola sifilitika" adı verilir. Mukoza Belirtileri Mukoza belirtileri, çok sayıda Treponema pallidum içermelerinden dolayı ileri derecede bulaştırma özelliğine sahiptirler. Bu belirtiler özellikle ağız mukozasında görülür. Burada maküler ve papüler lezyonlar bulunur. Mukozanın papüler belirtilerine mukoza plakları (Plaques muqueuses) denir. Bunlar sert ve yumuşak damakta, yanakların iç yüzlerinde, dudakların iç yüzlerinde ve diş etleri, dilde görülürler. Keskin sınırlı, yuvarlak, hafif kabarık, mercimek büyüklüğünde, üzeri düz, pembekırmızı renkte, hafif parlak papüllerden ibarettir. Polilenfadenopati Bu dönemde lenf bezlerinin büyümesi sifiliz septisemisinin en önemli belirtilerinden biridir. Çeşitli bölgelerdeki lenf düğümlerinde büyüme görülür. Bunlar birbirleriyle birleşmezler, deriye yapışıp fistülize olmazlar. Aylarca sürer, tedavi olmadıkça kaybolmazlar. İlk önce boyun, ense, kulak arkası ve daha sonra çene altı, koltuk altı, inguinal bölge lenf düğümlerinin büyüdüğü görülür. Epitroklear lenf düğümleri simetrik olarak büyüme gösterirse sifilizi düşünmek gerekir. GEÇ SİFİLİZ Geç sifiliz III.devir sifiliz belirtilerini kapsamaktadır. III. DEVİR Sifiliz geç belirtileri günümüzde son derece nadir görülmektedir. Tedavi edilmemiş veya yeterli tedavi görmemiş sifilizli hastaların yaklaşık olarak %15'inde geç sifiliz belirtileri ortaya çıkar. Geç sifilizin gelişmesi için primer enfeksiyondan sonra genellikle 5-20 yıllık bir süre gerekmektedir. Sifiliz bu devrede küçük kan damarlarını tutmuştur ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iskemik infarktlar, çeşitli destrüktif lezyonların gelişmesine neden olur.

9 Genital Ülserler 191 Geç Deri Sifilizi Geç deri sifilizi iki tipte görülür: 1. Yüzeyel veya nodüler sifiliz 2. Derin veya gommöz sifiliz. NODÜLER SİFİLİZ: Nodüler, nodülo-ülseratif veya tüberküllü tipleri vardır. Deriden kabarık, sert, bakır kırmızısı renginde, herhangi bir sübjektif yakınmaya yol açmayan papül veya nodüller halinde kendilerini gösterirler. GOMMÖZ SİFİLİZ: Derideki gom, sifilitik bir granülasyon dokusu kitlesidir. Nodüller ve nodülo-ülseratif lezyonlar çok sayıda iken, gomlar tek tek olma eğilimi gösterirler. Genellikle unilateral ve izole lezyonlar halindedir. TANI VE SEROLOJİ Tanı, seyir kontrol ve tedavinin izlenmesi amacıyla çok çeşitli laboratuvar yöntemler geliştirilmiştir. Karanlık Saha Mikroskopisi: Etkenin gösterilmesinde basit ve güvenilir bir yöntemdir. Şankr ve ikinci devrenin papüler lezyonları özellikle de kondilomata lata'da pozitiftir. Histolojik inceleme: Karanlık saha mikroskopisinin negatif olması halinde tanının doğrulanması için doku kesitlerinin histolojik incelemesi yararlı olabilir. Serolojik tetkikler Çeşitli antikorların araştırılmasına dayanır ve kullanılan antigen substratına göre nontreponemal (VDRL ve RPR) ile treponemal (FTA-ABS ve TPHA) şeklinde iki ana grup mevcuttur. Tanı için tek tip bir test kullanılması yeterli değildir. Nontreponemal testlerde antikor titreleri genellikle hastalık aktivitesi ile uyum gösterir ve rakamsal olarak bildirilmeleri gerekir. Nontreponemal testler genellikle tedaviyle birlikte giderek negatifleşir. Treponemal testleri pozitif olan hastaların birçoğunda ise tedavi veya hastalık aktivitesine bağlı olmaksızın testler yaşam boyu pozitif kalmaktadır. Ancak primer dönemde tedavi gören hastaların %15-25 kadarında 2-3 yıl içinde treoponemal serolojik testler nonreaktif hale gelebilmektedir. Treponemal test antikor titreleri hastalık aktivitesi ile pek fazla alaka göstermezler ve bu nedenle de tedaviye yanıtı değerlendirmede kullanılmamalıdırlar. VDRL testi enfeksiyonun başlangıcından 4-6 hafta sonra pozitifleşir ve etkin tedavi sonucu 6-12 ay sonra negatifleşir. Sık kullanılan treponemal serolojik testler; FTA-ABS, IgM FTA-ABS ve TPHA testleridir. Flourescent Treponemal Antibody Test (FTA-ABS) en sık kullanılan treponemal testtir. Bugün için sifiliz serolojik tanısında standard teknik olarak kabul edilmekte olup yüksek sensitivite gösterir. FTA-ABS testi VDRL testinden farklı olarak uygun ve yeterli antibiyotik tedavisine karşın reaktif kalmaya devam eder ve bu nedenle

10 192 Prof. Dr. Server Serdaroğlu de seyir kontrol amacıyla kullanılmaz. FTA-ABS testi enfeksiyondan 2-3 hafta sonra reaktif hale geçer. 19S IgM FTA-ABS testi, IgM ye yönelik antihumanglobulin kullanılarak gerçekleştirilen FTA-ABS testinin geliştirilmiş bir şeklidir. IgM tipi antikorlar plasentadan geçmediklerinden bunların saptanması bebeğin infekte olduğunu gösterir. Erişkinlerde ise IgM FTA-ABS testi erken tanı ve tedavinin başarılı olup olmadığını gösterir. TPHA testi enfeksiyondan 4-5 hafta sonra pozitif olur ve genelde tedaviye rağmen yaşam boyu reaktif kalır. Sifiliz tedavisi Erişkinler için erken veya geç sifilizde ilk sırada önerilen tedavi Benzatin penisilin 2.4 milyon Ünite IM haftada bir kez olmak üzere toplam 3 hafta olarak uygulanır. Penisilin allerjisi halinde ise; Erken sifilizde Doksisiklin 100 mg peroral günde iki kez 2 hafta süreli veya Tetrasiklin 500 mg günde 4 kez olarak peroral 2 hafta kullanılır. Farmakolojik ve bakteriyolojik veriler Seftriakson'un da etkili olduğu yolundadır. Günlük 1 gr olarak 5 gün boyunca i.m olarak önerilmektedir. Geç sifilizde ise Doksisiklin 100 mg peroral günde iki kez 4 hafta, Tetrasiklin 500 mg günde 4 kez olarak peroral 4 hafta, Seftriakson ise günlük 1 gr olarak 15 gün i.m olarak kullanılır. Erken konjenital sifiliz olgularında önerilen tedavi kristalize penisilin G olup IV olarak uygulanır. Total doz genelde ünite/kg/gün olup gün içinde ünite/kg olarak yaşamın ilk yedi günü içinde 12 saatte bir tatbik edilir. Daha sonraki günlerde 8 saatte bir aynı doz uygulanarak tedavi on güne tamamlanır. Edinsel primer veya sekonder sifilizi bulunan çocuklarda önerilen rejim yine benzatin penisilin olup Ü/kg IM olarak erişkin dozuna kadar kullanılabilir. ULKUS MOLLE (ŞANKROİD) Ulkus molle Haemophilus ducreyi adı verilen bir bakterinin neden olduğu veneryen bir hastalıktır. Tropikal ülkelerde ve özellikle de yaşam standartlarının düşük olduğu bölgelerde daha sık görülür. Ancak zaman zaman gelişmiş ülkelerde de küçük epidemiler oluşturabilmektedir. Genellikle bir haftadan kısa süren bir inkubasyon süresinden sonra genital bölgede bir veya daha fazla sayıda ülser gelişir. Olguların yarısında ise buna inguinal lenfadenit eşlik eder. Tedavi edilmediği takdirde ise bunlar deriye açılarak sinüsler oluşturabilirler. KLİNİK Ulkus mollenin inkubasyon dönemi 1-5 gün gibi olmakla birlikte genellikle 2-3 gün olarak kabul edilir. İlk lezyon bir papül olup, daha sonra püstüle dönüşür. Alttaki dermal kan damarlarının trombotik tıkanması sonucu ise ülsere dönüşür. Bu ülserler karakteristik olarak hassas ve ağrılıdır. Ülser 3-20 mm çapında ve kenarları düzensiz olup, etrafında ince bir eritem alanı vardır. Genellikle oval şekilli ve kenarları dekoledir. Ül-

11 Genital Ülserler 193 ser yumuşak olup, dokunma ile kolayca kanar. Zemininde ise cerehatli bir eksüda bulunur. Lezyon sayısı birçok olguda multipl olup, lezyon sayısındaki artış otoinokülasyona bağlıdır. Ülserler penis şaftı, glans penis ve distal üretrada da yerleşebilir. Kadınlarda ise özellikle labiumlar, introitus, vagina, klitoris ve perianal bölge sıklıkla etkilenen alanlardır. Şankroidli olguların % 'ında genital ülserin belirmesinden sonraki günler veya haftalar içinde inguinal lenf nodülleri bilateral veya daha sık olarak unilateral olarak büyürler. Gelişen bu lenfadenopatilerin yaklaşık olarak yarısında süpürasyon gelişir ve hassaslaşıp bir araya gelerek abse şeklini alırlar. Bubo adı verilen bu lenf nodülleri 10 cm çapa kadar da ulaşabilirler. İnfeksiyon devam ederse deriye açılarak sinüsler oluşturabilirler. TANI Ulkus mollenin kesin tanısı ancak Haemophilus ducreyi'nin genital ülserlerden izolasyonu ile mümkündür. Serum fizyolojik ile temizlenmiş ülserin kenarının altından kazınan yada bubodan aspire edilerek hazırlanan direkt yaymalarda birbirine paralel olarak duran ve balık sürüsü görünümündeki kısa çomakçıklardan ibaret olan Haemophilus ducreyi saptanabilir. Gram veya Giemsa gibi bir çok boyama metodu kullanılabilir. Ulkus mollenin kesin tanısı bugün için genital ülserlerden Haemophilus ducreyi'nin izole edilmesiyle mümkün olabilmektedir. İzolasyon için gerekli olan sıvı/kanlı besiyerleri artık vankomisin içeren özgün katı ortamlar ile yer değiştirmiştir. Ülserin histopatolojik incelemesi ise tanıda güvenilir bir yöntem değildir. Belirgin endotelyal proliferasyon, tromboz ve ayrıca yoğun plasma hücresi ve lenfosit infiltrasyonu gözlenir. AYIRICI TANI Genital ülserasyona sebep olan bütün ajanlar gözönüne alınmalı ve sifiliz bütün olgularda mutlaka ekarte edilmelidir. Her iki hastalık aynı zamanda birarada da mevcut olabilirve bu durumda ulkus mikstum (Rolet şankır) adını alır. Bu tabloda yumuşak şankır 3 hafta kadar sonra değişerek, kaidesi sertleşir ve düzleşir. TEDAVİ Haemophilus ducreyi son yıllarda Neisseria gonorrhoeae'da da görüldüğü gibi kemoterapötiklere karşı direnç göstermektedir. Trimetoprime dirençli suşlar prensip olarak bilinmesine karşılık trimetoprim ve sulfametoksazol kombinasyonu hala ulkus molle tedavisinde tavsiye edilmektedir. 160 mg trimetoprim ve 800 mg sulfametoksazol günde iki defa olmak üzere ve 7 gün süreyle oral olarak kullanıldığında tetrasiklin veya doksisiklin ile monoterapiden daha etkili bulunmaktadır. Diğer bir alternatif olan eritromisin ise, günde 2 gr olarak 7 gün kullanıldığında olguların % 100'ünde iyileşmeye yol açmaktadır. Amoksisilin 250 mg ve klavulanik asit 125

12 194 Prof. Dr. Server Serdaroğlu mg kombinasyonundan 7 gün süreyle günde 3 defa 1-2 tablet alınması da oldukça etkilidir. Siprofloksasin 3 gün süreyle günde Igr (peros) olarak kullanılması da alternatif bir tedavi olarak önerilmektedir. Centers for Disease Control'un bugün 3. kuşak sefalosporin seftriakson ile tek doz tedavi önermektedir. 250 mg seftriakson tek doz i.m. olarak olguların % 100'ünde iyileşme sağlamaktadır. LENFOGRANULOMA VENEREUM Lenfogranuloma inguinale en eski dört klasik cinsel ilişki ile bulaşan hastalıktan biri, yani dördüncü veneryen hastalıktır. Lenfogranuloma venereumun etkeni Chlamydia trachomatis dir. Chlamydia trachomatis zorunlu hücre içi üremesi nedeniyle önceleri virüs olarak düşünülmüş, ancak bakterileri hatırlatan hücre duvarlarının oluşu, ikiye bölünerek çoğalmaları ve antibiyotiklere verdikleri cevap ile bugün artık bakteri olarak kabul edilmektedir. Lenfogranuloma venereuma yol açan klamidyalar ile nongonokoksik üretrit ve trahoma yol açan klamidyalar farklı serolojik özelliklere dayanırlar. Bugün için 15 immunotip saptanmış olup, Lenfogranuloma venereum bunlardan Ll, L2 ve L3 serovarlar ile oluşmaktadır. Lenfogranuloma venereumda Chlamydia trachomatis in organizmaya dış genital bölgedeki minör deri çatlaklarından girdiğine inanılmaktadır. enfeksiyon primer olarak lenfatik dokuyu tutar ve lenfatikler ile bölgesel lenf düğümlerine ulaşır. Burada yıldız şeklinde çok sayıda abseler oluşturur. Abseler birleşerek bubonlar oluşur ve üstteki deriden rüptüre olarak fistül ve sinüslere yol açarlar. Hastalık genellikle kendi kendini sınırlayıcıdır ve fibrozis ile iyileşir. Olguların bir kısmında ise lenfatikler genital elefantiyazise yol açacak kadar obstrükte olabilirler. Akut proktokolit durumunda da yine rektal striktüre yol açabilecek şekilde fibrozis gelişebilir. Lenfogranuloma venereum sistemik bir enfeksiyon olmasına rağmen aktif yayılım hücresel immünite ile kontrol edilmektedir. Ancak bu klamidyaları elimine etmek için yetersiz olup, sonuçta canlı mikroroorganizmaların bulunduğu latent bir enfeksiyon tablosu ortaya çıkar. KLİNİK Lenfogranuloma venereum sifilizdeki gibi 3 döneme ayrılır: 1. Primer dönem (erken değişiklikler) 2. Sekonder dönem (regioner lenf düğümlerinin tutulması 3. Tersiyer dönem (geç dönem) 1. Primer Dönem Seksüel temas ile primer lezyonun gelişimi arasındaki süre genellikle 3-30 gündür. Erkeklerde primer genital lezyon % oranında görülür iken, kadınlarda nadirdir. Erkeklerde genellikle penis ve özellikle de glansda, kadınlarda ise vagina duvarı, labiumlar veya daha az sıklıkla serviksde yerleşir. Primer lezyon darı tane-

13 Genital Ülserler 195 si-pirinç tanesi büyüklüğünde bir papül olup, daha sonra papülo-vezikül veya papülo-püstüle dönebilir. Birkaç günde kendiliğinden iyileşebileceği gibi, yüzeyel ve herpetiform ülserlere de dönebilir. Genel olarak primer lezyonlar tipik olmayıp, ağrısızdır. 2.Sekonder Dönem Primer lezyonun ortaya çıkışından yaklaşık 1-6 hafta sonra hastalık lenf yollarına yayılır. Olguların çoğunluğunda inguinal ve/veya femoral lenf nodüllerinin bilateral şişmesi söz konusudur. Lenf nodülleri hassas ve ağrılı olup, başlangıçta ayrı ayrı durmakla beraber, daha sonra periadenite bağlı olarak birbirleriyle paketler yapacak şekilde birleşirler. Bazan yumurta ve hatta yumruk büyüklüğüne de ulaşabilirler. Nodüller alttan mobil olmakla birlikte üstten deriye yapışırlar. Ağrısız olan bu nodüllerin yüzeyleri başlangıçta kırmızı iken, daha sonra mavi-kırmızı veya kahverengi kırmızıya döner. Hastaların yaklaşık olarak 1/3 'ünde nodüller daha sonra fluktuasyon verir (Bubon oluşumu). Her ne kadar tedavi edilmediklerinde bu bubonlar bir kaç haftada spontan olarak gerileyebilirlerse de, deriye fistülize olarak açılmaları da mümkündür. Haftalarca fistül ağzından beyaz-gri, kremalı ve ufak parçalar gösteren cerehat çıkar ve böylece multipl sinüsler oluşabilir. Primer lezyon rektum veya vajinada olduğunda perirektal ve paraaortal lenf nodülleri tutulur ve intraabdominal bubonlar görülür ki, bunlar diagnostik olarak büyük önem taşır. 3. Tersiyer dönem Hastalık 5 ile 10 yıl sonra sekonder dönemden tersiyer döneme geçebilir. Tersiyer dönemde inguinal lenf nodüllerindeki iltihabi büyümeye ilaveten ateş, iştahsızlık, artralji, miyalji, baş ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı sık olarak eşlik eder. Lenfogranuloma venereumun tersiyer döneminde ya çok hipertrofik ya da çok nekrotik belirtiler hakimdir. Elefantiyazis genitalium tersiyer dönemin özel bir belirtisi olup, özellikle kadınlarda gözlenen bir tablodur. Bu durum zaman zaman uretranın başlangıç kısmı ve klitoris gibi dar bir bölgeye sınırlı kalabilirse de, olguların çoğunda her iki labium majörde tam bir tutulum olup, hipertrofik görünüm ve lastik kıvam dikkat çekicidir. Elefantiyazis vagina, perine ve anorektal bölgeyi de kapsayabilir. Ender olarak serviks de tutulabilir. Erkeklerde ise skrotum veya penis elefantiyazisi oldukça ender gelişir. Üçüncü dönemin bir başka belirtisi ise anorektal semptom kompleksidir. Bu belirti özellikle kadınlar ve homoseksüel erkeklerde görülmektedir. Kadınlarda primer lezyonun vaginada bulunduğu olgularda, inflamatuvar olayın rektovaginal septumdaki lenfatik damarlar aracılığı ile rektumdaki submüköz dokulara yayılmasına bağlıdır. Muayenede rektal mukoza ödemli ve yaygın olarak tutulmuş olup, hastalar genellikle anüsten kan geldiğinden ve daha sonra ise pürülan bir anal akıntıdan yakınırlar. Rektumda çok sayıda büyüklü küçüklü abseler gözlenir ve sonuçta perianal ve perirektal fistüller gelişir. Genito-anorektal sendromun geç komplikasyonu olarak rektal striktürler de gelişir. Rektumdaki granulomatöz doku fibrozis ile iyileşirken, rektum da kalınlaşır, sertleşir ve infiltre bir hal alarak lumen daralır. Rektal striktürler geliştiğinde ise hastalarda kanlı ve kurşun kalem gibi ince

14 196 Prof. Dr. Server Serdaroğlu dışkılama görülür ki, bu bulgu tanı koydurucudur. Kronik rektal striktürlerin zemininde ise uzun sürede karsinomlar gelişebilir. TANI Lenfogranuloma venereum'de anamnez ve klinik belirtilere dayanılarak tanıya yaklaşılır ve bakteriyolojik ve serolojik testlerle kesin tanıya gidilir. Kazıntı örneğinin incelenmesi: Primer lezyondan alınan kazıntı, lenf nodülünden aspire edilen pürülan materyal veya biyopsi materyali ile hazırlanan ve Giemsa ile boyanmış yaymalarda inklüzyon cisimcikleri aranır, ancak bu şekilde kanıtlama genellikle çok zordur. Materyal uygun nakil ortamında ve mümkün olan en kısa sürede laboratuara gönderilmeli ve Mc Coy hücre kültürüne ekim yapılmalıdır. Ancak kültürel kanıtlama değişik kaynaklara göre klamidyal olguların % arasında pozitif sonuç vermektedir. Lenfogranuloma venereumlu hastalardan alınan granulasyon dokusu biyopsi örneklerinde immunfloresan ve immunperoksidaz yöntemler kullanılarak makrofajlar içinde klamidyal antijenler saptanabilmektedir. TEDAVİ Lenfogranuloma venereumda tedavinin amacı ileri hasarı mümkün olduğunca önlemek ve mümkünse oluşan deformiteleri düzeltmektir. Hastanın tedavisi ile birlikte mutlaka cinsel partnerinin de incelenmesi gereklidir. Mikroorganizmanın eradikasyonunda en sık olarak tetrasiklinler ve sülfonamidler kullanılmaktadır. Tetrasiklinler günde 2 gr. olmak üzere 2-3 hafta kullanılmalıdır. Tedavinin etkinliği süpürasyon gösteren lenf bezlerinin rezolüsyonu, nodüllerin küçülmesi, sinüslerin iyileşmesi ve hastanın genel durumunun düzelmesi ile değerlendirilir. Doksisiklin de 21 gün süreyle günde iki defa 100 mg olarak kullanılabilmektedir. Sulfametoksazol (400 mg) ve Trimetoprim (80 mg) kombinasyonu ise günde 2x2 olarak 2-3 hafta kullanılmalıdır. Lenfogranuloma venereum olgularında antibiyotiklere yanıt, ancak erken dönemdeki olgularda iyidir. Geç evrelerde ise tekrar tekrar ve uzun süreli kürler gereklidir, ancak buna rağmen yine de düzelme sağlanamayabilir. GRANULOMA İNGUİNALE Granuloma inguinale Calymmatobacterium granulomatosis (Donovania granulomatis) olarak bilinen bir bakterinin neden ol duğu kronik granulomatöz bir hastalık olup Donovanosis adıyla da bilinmektedir. Genel olarak tropikal ve subtropikal bölgelerin bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaşma şekli tam ola rak bilinmemekle

15 Genital Ülserler 197 beraber bir çok olguda heteroseksüel veya homoseksüel cinsel temas baş rol oynamaktadır. Calymmatobacterium granulomatosis Gram (-) bir basildir. Bu ba sil intrasellüler bir para zit olup, kimi olgularda polimorf nüveli lökositler içinde de gözlenebilirler. Kalimmatobakterium granuloma tis büyük mononükleer hücrelerin içinde bulunduğunda ise Do novan cisimciği adını alır. Etken Giemsa veya Wright boyası ile açık-koyu mavi, mor veya pembe renkte ve bipolar olarak boyanır. Bu bipolar boyanma mikroorganizmaya kapalı bir çengelli iğne görünümü verir. KLİNİK Bulaşma yolu kesin olarak bilinmediğinden inkubasyon süresi de tam olarak bilinmemektedir. Cinsel yolla alındığı düşünülen olgularda başlangıç lezyonunun ortaya çıkışına ka dar geçen süre 3 gün ile 6 ay arasında değişebilmekle beraber olguların çoğunda 7-30 günde başlangıç lezyonu belirmektedir. Bildirilen olguların % 90'ından fazlasında başlangıç lezyonu anogenital bölgededir. Erkeklerde en sık olarak % 60 ile penis şaftı, daha nadiren ise inguinal bölge, glans, prepusyum ve gluteal bölge tutulurken, homoseksüellerde primer lezyon özellikle perianal bölgede gözlenir. Kadın hastaların ise % 75'inde labium majörde, daha az oranda ise perianal bölge, inguinal bölge ve vajinada tutulma olur. En erken lezyon papül, püstül, subkütan nodul veya bir ülser olabilir. Bu tür lezyonlar genellikle şiddetli kaşıntılıdırlar. Oluşan papül bir kaç günde ülserleşir. Nodüller ise başlangıçta sert iken daha sonra yumuşayarak abseleşme gösterirler. Bir kaç günde ise abseler yırtılarak deriye açılır ve granulomatöz ülserler gelişerek birbirleri ile birleşebilirler. Tipik bir Granuloma inguinale tablosunda en sık görülen lezyon tek ya da çok sayıda ortaya çıkan ülserasyonlardır. Ülserler değişik büyüklükte, yumuşak, ağrısız, kırmızı renkli, kadifemsi görünümlü ve kenarları serpijinöz olup, temas ile kolayca kanarlar. Hastalık deri kıvrımları boyunca yavaş yavaş ilerler ve ancak aylar sonra geniş bir alanı kapsayacak hale gelir. Ülseratif proçes kadınlarda aşağıya ve arkaya doğru gelişerek perianal bölge ve perineyi tutarken, erkeklerde lateral bir yayılım göstererek inguinal bölgeyi tutacak şekilde genişler. Hastalık ilerledikçe ülserin zemini giderek yükselir ve çevreleyen deriden daha yüksek bir hal alır. Hastalığa bağlı fibrozis gelişimi halinde lenfatik da marların etkilenmesi sonucu hastaların % sinde genital ödem ve elefantiyazis gelişebilir. Şiddetli Granuloma inguinale olgularında bile bölgesel lenf nodüllerinde şişlik, ağrı veya duyarlık ge lişmez. Primer alandan enfeksiyonun sistemik yayılımı nadir olup, sadece karaciğer, dalak, kemik ve eklem tutulumu bil dirilmiştir. TANI Etkenin üretilmesindeki güçlükler nedeniyle kültür yöntemi tanıda rutin olarak yer almamaktadır. Granuloma inguinale tanısı lezyonlardan hazırlanan doku yaymalarında etkenin mikroskopik olarak gösterilmesiyle ko nur. Calymmatobacterium granuloma-

16 198 Prof. Dr. Server Serdaroğlu tosis intrasellüler bir parazit olduğundan mutlaka granulasyon dokusu incelenmelidir. Bu doku ise ülser zemininden derin punch biyopsi veya lezyon kenarından küretaj ile elde edilme lidir. Alınan doku iki lam arasında yayıldıktan sonra Giemsa veya Wright boyası ile boyanır. Granuloma inguinaleye ait lezyonların % 90-95' inde bipolar koyu boyanma gösteren ve bu haliyle kapalı bir çengelli iğneyi andıran etkenler mo nonükleer lökositler içinde görülebilirler. Bu hücrelere de Donovan cisimcikleri adı verilir. Bu teknikle etken arama güçlük gösterdiğinden sık olarak yinelenmelidir. Tanıda ülserden alınacak biyopsi örneği de yararlı ola bilir. Histolojik örneklerde Warthin-Starry gümüş boyası kullanılmaktadır. Ülser zemininden kama şeklinde bir eksizyon biyopsisi ile lezyon kenarını da içerecek şekilde doku örneği alınır ve incelenir. TEDAVİ Granuloma inguinale tedavisinde Tetrasiklinler gün boyunca 4x500 mg dozda uygulanmaktadır. Ampisilin 4x500 mg ve en az iki hafta sürekli olarak kullanıldığında da olguların % 90'ından faz lasında bir ay içinde tam iyileşme elde edildiği bildirilmek tedir. Streptomisin de Granuloma inguinale tedavisinde kul lanılmaktadır. En az 20 gün süreyle 1-4 gr/gün ve i.m. ola rak kullanıldığında % 85 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Sulfametoksazol (400 mg) ve Trimetoprim (80 mg) kombinasyonu da günde 2x2 olarak en az gün kul lanıldığında, olguların % 98'inde iyileşme bildirilmektedir. KAYNAKLAR 1. Alexander JM, Sheffield JS, Sanchez PJ, et al. Efficacy of Treatment for Syphilis in Pregnancy. Obstetrics and Gynecology 1999; 93(1) : Altmeyer P, Bivler MB, Holzmann H. Bildlexikon der Dermatologie. 2. Basım. Springer Verlag, Berlin, 1995: Andrews EB, Yankaskas BC, Cordero JF, Schoeffler K, Hampp S, the acyclovir in pregnancy registry advisory committee. Acyclovir in pregnancy registry: six years experience. Obstetrics & Gynecology 1992; 79: Augenbraun H, Rolfs R. Treatment of syphilis, 1998: Nonpregnant adults. Clin Infect Dis 1999 ; 28 (Suppl 1) : Beasley KL, Cooley GE, Kao GF et al.herpes simplex vegetans: atypical genital herpes infection in a patient with common variable immunodeficiency. J Am Acad Dermatol 1997; 37: Braun-Falco O, Plewig G, Wolff HH et al. Dermatology, 2.baskı. Berlin, Springer, CDC. Sexually transmitted diseases treatment guidlines. 1993; 42: Csonka GW, Oates JK. Syphilis. Sexually Transmitted Diseases de. Ed; Csonka GW, Oates JK. 1. Baskı, Bailliere Tindall, London, 1990; Csonka GW: Lymphogranuloma venereum. Sexually Transmitted Diseases'de. Ed. Csonka GW, Oates JK. London, Bailliere Tindall, Falco OB, Plewig G, Wolff HH. Dermatologie und Venerologie. Springer Verlag, Berlin, 4. Basım. 1995: Falco OB, Plewig G, Wolff HH. Dermatologie und Venerologie. 3.Baskı, Berlin, Springer-Verlag, 1984.

17 Genital Ülserler Fitzpatrick TB, Johnson RA, Wolff K. Color Atlas and Synopsis of Clinical Dermatology. McGraw Hill, International Edition, 1997; Fiumara NJ. The treponematoses. Dermatology de. Ed. Moschella SL, Hurley HS. Philadelphia, WB Saunders Comp., 1992; Gschnait F, Smidt BL. Mikrobielle Serologie. Eds. Korting MC, Starry W: Diagnostische Verfahren in der Dermatologie. Berlin, Blackwell Wissenschafts-Verlag, 1997; Gschnait F, Korting HC, Stary A. Sexuell übertragbare Erkrankungen. Viyana: Springer-Verlag, Herpes simplex virus special interest group of the medical society for the study of venereal diseases, United Kingdom: Patel R, Barton SE, Brown D, Cowan FM, Kinghorn GR, Munday PE, Scoular A, Timmins D, Whittaker M, Woolley P. European guideline for the management of genital herpes. International Journal of STD & AIDS 2001;12: Kalaycıyan A, Tüzün Y. Herpesvirus enfeksiyonlarının deri ve mukoza tutulmalarında tedavi yaklaşımları. Herpes simpleks Herpes Zoster de. Eds. Tüzün Y, Koyoğyan A. İstanbul, Arset Matbaacılık 2002: Korting GW, Frank P. Diagnose und Therapie der Hautkrankheiten. 2.Baskı, Stuttgart, Schattauer, Kotoğyan A, Tüzün Y, Baransü O. Sifiliz. Dermatoloji de. Eds. Tüzün Y ve ark. 2. Baskı. İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 1994; Maccato ML, Kaufman RH. Herpes Genitalis. Dermatologic Clinics 1992;10: Morton RS. The Treponematoses. Textbook of Dermatology de. Ed; Champion RH, Burton JL, Burns DA, Breathnach SM. 6. Baskı, Blackwell Science Ltd., Oxford, 1998; Patel R, Bodsworth NJ, Woolley P, Peters B, Vejlsgaard G, Saari S, Gibb A, Robinson J, the International Valaciclovir HSV Study Group. Valaciclovir for the suppression of recurrent genital HSV infection: a placebo controlled study of once daily therapy. Genitourin Med 1997;73: Petzoldt D, Gross G. Diagnostik und Therapie sexuell übertragbarer Krankheiten. Berlin, Springer, 2001: Petzoldt D. Neue standards in der Therapie sexuell übertragbarer Erkrankungen und der HIV-Infektion. Dermatologie -Leitlinien und Qualitatssicherung für Diagnostik und Therapie' de. Springer Verlag, Berlin, 1998; Petzoldt D, Gross G: Diagnostik und Therapie sexuell übertragbarer Krankheiten. Heidelberg, Springer, Reitano MV. Genel bir bakış: Genital herpes enfeksiyonlarının yarattığı sorunlar. Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Uygulamaları Özel Eki, 1997;6: Robertson DHH, Me Millan A, Young H. Clinical Practice in Sexually Transmissible Diseases. 2.Baskı. Edinburgh, Churchill Livingstone, Rudolph AH,Bruce S. Syphilis. Clinical Dermatology de. Eds. Demis DJ ve ark. 26. Rev. Philadelphia, Lippincott Williams and Wilkins, 1999; Unit Sanchez MR. Sexually transmitted diseases. Fitzpatrick s Dermatology in General Medicine de. Eds. Freedberg IM ve ark. 6. Baskı. New York, Mc Graw-Hill, 2003; Sheffield JS, Wendel GD. Syphilis in Pregnancy. Clin Obstet Gynecol ; 42(1): Snoeck R, De Clercq E. New treatments for genital herpes. Current Opinion in Infectious Diseases 2002; 15: White C, Wardropper AG. Genital herpes simplex infection in women. Clin Dermatol 1997;15:

18

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar genç erişkin (seksüel aktif) çiftlerin hastalığıdır. Tedavi sırasında, çiftlerin hastalığı olduğu hatırlanmalı ve tüm

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

SİFİLİZ. Prof.Dr.Server Serdaroğlu

SİFİLİZ. Prof.Dr.Server Serdaroğlu SİFİLİZ Prof.Dr.Server Serdaroğlu Etken: Treponema pallidum Çok hareketli bir spiroket SİFİLİZ=FRENGİ En iyi karanlık saha mikroskobunda görülür Kültürü yapılamamıştır Çok duyarlı (suda, kurulukta, sabun,

Detaylı

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI Akut tonsillofarenjit veya çocukluk çağında daha sık karşılaşılan klinik tablosu ile tonsillit, farinks ve tonsil dokusunun inflamasyonudur ve doktora başvuruların

Detaylı

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Gebede HSV İnfeksiyonu Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Olgu 14 günlük, erkek bebek Şikayeti: Sol kol ve bacakta kasılma, emmeme Hikaye:

Detaylı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Deniz Gökengin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar Gonore Klamidyal

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır.

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır. SİFİLİS Frengi; Lues; Sifilis cinsel yolla bulaşan bulaşıcı mikrobik enfeksiyon hastalığıdır. Tedavi edilmez ise beyin, sinir, göz ve iç organlarda ciddi hasarlar yaparak ölüme neden olur. Sifilis Treponema

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Koray Ergünay MD PhD Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Viroloji Ünitesi Viral Enfeksiyonlar... Klinik

Detaylı

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 12/o4/2014 Akılcı antibiyotik kullanımı Antibiyotiklere

Detaylı

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler:

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler: HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya

Detaylı

Genital Ülser. Akut Genital Ülserler. Sedat ÖZÇELİK, Melih AKYOL. nfektif Ülser-Veneriyen. Sifiliz

Genital Ülser. Akut Genital Ülserler. Sedat ÖZÇELİK, Melih AKYOL. nfektif Ülser-Veneriyen. Sifiliz Genital Ülser Sedat ÖZÇELİK, Melih AKYOL Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dermatoloji Anabilim Dalı, Sivas Genital ülserlerin, dermatologların karşılaştıklarından daha sık olduğunu kanısını taşıyorum.

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı

%20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı %20 En sık neden cilt kuruluğu Gebeliğe özgü cilt hastalıkları İntrahepatik kolestaz İlaç ve diğer allerjik reaksiyonlar Sistemik hastalıklara bağlı kaşıntılar (kc, bb, troid) Pemfigoid gestasyones Gebeliğin

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK Gebelik ve Enfeksiyonlar Prof.Dr. Levent GÖRENEK Olgulara Yaklaşım 2 1. TORCH grubu enfeksiyon etkenleri nelerdir? Toxoplasmosis Other (Sifiliz, Varicella zoster ) Rubella Cytomegalovirus Herpes simplex

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. VİROSİL %5 krem Haricen kullanılır.

KULLANMA TALİMATI. VİROSİL %5 krem Haricen kullanılır. KULLANMA TALİMATI VİROSİL %5 krem Haricen kullanılır. Etkin madde: Her 1 g krem %5 a/a 50 mg asiklovir içerir. Yardımcı madde(ler): Poloksamer, setostearil alkol, sodyum lauril sülfat, beyaz yumuşak parafin,

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Tarihçe Mikrobiyolojik özellikler Epidemiyoloji Patogenez Klinik şekiller Tanı Tedavi 2 Bilinen

Detaylı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Deri Layşmanyazisi. Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Deri Layşmanyazisi Prof. Dr. Mehmet HARMAN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Amaç Hastalığın tanısını koyabilmek Uygun tedaviyi yapabilmek Koruyucu yöntemleri sayabilmek İçerik

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Ergin AYAŞLIOĞLU Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Maternal

Detaylı

Henoch-Schöenlein Purpurası

Henoch-Schöenlein Purpurası www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Henoch-Schöenlein Purpurası 2016 un türevi 1. HENOCH-SCHÖENLEİN PURPURASI NEDİR? 1.1 Nedir? Henoch-Shöenlein purpurası (HSP), küçük kan damarlarının (kapilerlerin)

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Prof. Dr. Semih Özbayrak Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji Anabilim Dalı Bşk. 1 Ağız-perioral ve orofarengeal

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş.

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş. HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ BİRLEŞİK METAL-İŞ YAYINLARI Tünel Yolu Cd. No.2 81110 Bostancı - İstanbul Tel: (0216) 380 8590 Faks: (0216) 373 6502 Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic.

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi

Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi Dr.Hilal GÜREL Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Ergenlik Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Nelerden konuşacağız? Ergenlik nedir? Ergenlik sürecinde vücutta nasıl değişiklikler olur? Üreme organları nelerdir ve nasıl

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Sağlık kuruluşları hizmet, eğitim, araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü kompleks yapılardır. Bu nedenle, sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları

Detaylı

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi?

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi? GEBELİKTE HEPATİT Gebelik ve hepatit Gebelik ve hepatit iki ayrı durumu anlatır. Birincisi gebelik sırasında ortaya çıkan akut hepatit tablosu, ikincisi ise kronik hepatit hastasının gebe kalmasıdır. Her

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Cinsel Yolla Bulaflan Hastal klar

Cinsel Yolla Bulaflan Hastal klar .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Ak lc Antibiyotik Kullan m ve Eriflkinde Toplumdan Edinilmifl Enfeksiyonlar Sempozyum Dizisi No: 31 Kas m 2002; s. 233-242 Cinsel Yolla Bulaflan

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

OLGU SUNUMU: Nörosifiliz ABDULLAYEVA, 2012 EKMUD-İZMİR

OLGU SUNUMU: Nörosifiliz ABDULLAYEVA, 2012 EKMUD-İZMİR OLGU SUNUMU: Nörosifiliz 1 Mercutio: a pox on your houses! Romeo and Juliet, 1st Quarto, 1597, William Shakespeare 2 NÖROSİFİLİZ Sifilizde antibiyotik çağının önemi: Sifilizin doğal seyrinde değişiklik

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

SINIR DEĞERLER NE ÖNERİLİR? Düzen Laboratuvarlar Grubu

SINIR DEĞERLER NE ÖNERİLİR? Düzen Laboratuvarlar Grubu SEROLOJİK TANIDA SINIR DEĞERLER NASIL DEĞERLENDİRİLİR? NE ÖNERİLİR? Dr. Tutku TANYEL Dr. Tutku TANYEL Düzen Laboratuvarlar Grubu Şüpheli ilişkimin üzerinden 5 gün geçti acaba ne testi yaptırsam HIV bulaşıp

Detaylı

Uzm. Dr. Nur Benzonana

Uzm. Dr. Nur Benzonana Uzm. Dr. Nur Benzonana Orf Koyun ve keçi Dudak Burun delikleri Meme Ayak Proliferatif papüloveziküler lezyonlar Bazı ülkelerde endemik Zoonoz Orf Kelime kökeni tam olarak bilinmemekte Hrufa Eski norveççe

Detaylı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı KLİNİK BELİRTİ ve BULGULAR KOLERA Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 1 Koleranın temel kliniği yoğun ishal ve kusma ile seyreden ve sonucunda gelişen

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ?

Detaylı

YERSİNİA ENFEKSİYONLARI. Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

YERSİNİA ENFEKSİYONLARI. Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji YERSİNİA ENFEKSİYONLARI Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji YERSİNİA Enterobactericeae ailesinden Yersinia pestis (veba etkeni) Yersinia

Detaylı

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan. Kanserde erken tanı için, vücudumuzun verdiği uyarıcı belirtileri gözlemlemenin, olası risk faktörlerini göz ardı etmemenin önemli olduğunu belirten uzmanlar, kanser oluşumunun önceden yakalanması için

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri. Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında. Lezyon, kısa süre içinde büyümüş, kontakt dermatit

6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri. Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında. Lezyon, kısa süre içinde büyümüş, kontakt dermatit Lyme Olguları 1. Olgu 30 yaşında erkek hasta Buharla dezenfeksiyon yapan bir firmada işçi 6 Mart 1993 tarihinde, ani başlayan akut deri rahatsızlığı Bu yakınması bir hafta önce sol kolun üst tarafında

Detaylı

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Tularemi Tedavi Rehberi 2009 Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği 1 Rehber nasıl hazırlandı? Güncel kaynaklar 5 rehber, İnternet

Detaylı

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI * VİRAL V HEPATİTLERDE TLERDE SEROLOJİK/MOLEK K/MOLEKÜLER LER TESTLER (NE ZAMANHANG HANGİ İNCELEME?) *VİRAL HEPATİTLERDE TLERDE İLAÇ DİRENCİNİN SAPTANMASI *DİAL ALİZ Z HASTALARININ HEPATİT T AÇISINDAN

Detaylı

DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI

DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI DR. GÜLİZ UYAR GÜLEÇ ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TıP FAKÜLTESİ ENFEKSİYON H. VE KLİNİK MİK. AD- AYDIN UDAİS 2014 Giriş Diyabetin en sık ve ciddi

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALARINA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR? A) ANAMNEZ (ÖYKÜ,

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI Dok No: ENF.TL.15 Yayın tarihi: NİSAN 2013 Rev.Tar/no: -/0 Sayfa No: 1 / 6 1.0 AMAÇ:Sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları tehlikeler ve meslek risklerine karşı korumak. 2.0 KAPSAM:Hastanede

Detaylı

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu 2006 Hemoroidal Hastalık Hemoroidal hastalık Eski Mısır, Yunan, Hindu, İbrani medeniyetlerinde İncil de sıkça adı geçmektedir

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS NEDİR? Omurga, omur adı

Detaylı

Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar

Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar Deri döküntüleri çeşitli enfeksiyonlarla veya enfeksiyon dışı nedenlerle oluşabilir. Bazı enfeksiyon hastalıklarına bağlı deri döküntüleri tipik klinik seyir ve bulgularla

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI

GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI GASTROENTERİT YAPAN VİRUSLAR VE ENFEKSİYON OLUŞTURMA MEKANİZMALARI GASTROENTERİT YAPAN VİRÜSLER Viral gastroenteritler fekal oral yolla bulaşmaları nedeniyle, alt yapı yetersizliği bulunan gelişmekte olan

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda

Detaylı

Ateşli Silah Yaralanmaları

Ateşli Silah Yaralanmaları Ateşli Silah Yaralanmaları Ateşli silah yaralanmalarında şu soruların cevabı aranmalıdır. 1. Mesafe tespiti, 2. Giriş-çıkış delikleri, 3. Traje, 4. Ölüm sebebi, 5. Öldürücü lezyonun tespiti, 6. Kurşunun

Detaylı

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 2. TEŞHİS VE TEDAVİ 2.1 Nasıl teşhis edilir? Klinik belirtiler ve araştırmalar

Detaylı

Tanı. Asemptomatik.. Laboratuvar ile konur. Akut infeksiyonla, geçirilmiş enfeksiyonu ayırt etmek zor. Serolojik bulgular + Ultrasonografi

Tanı. Asemptomatik.. Laboratuvar ile konur. Akut infeksiyonla, geçirilmiş enfeksiyonu ayırt etmek zor. Serolojik bulgular + Ultrasonografi Tanı Asemptomatik.. Laboratuvar ile konur Akut infeksiyonla, geçirilmiş enfeksiyonu ayırt etmek zor Serolojik bulgular + Ultrasonografi 37 Laboratuvar tanı 1. IgM ve IgG türü antikorların gösterilmesi

Detaylı

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Sitolojik Terminoloji Neden Takip Edelim? Hastalığın invazif serviks kanserine ilerleme

Detaylı

Beyin Tümörü Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanabilir ya da vücudun başka bir yerindeki habis tümörün genellikle kan yolu

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı