Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi"

Transkript

1 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi 1

2 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 Konu Başlığı İÇİNDEKİLER Sayfa No Önsöz 2 1.Giriş Dünyanin Levha Yapisi Ve Hareketleri Türkiye nin Levha Yapisi Levha Hareketleri Faylarda Atım Türkiyenin Fay Yapısı Yerkürenin İç Yapısı Yerküre'nin Yaşı Ve Kökeni Yerküre'nin Mağnetik Alanı Türkiye'de Olmuş Büyük Depremler Dünyadaki Depremler Deprem Bölgeleri Haritasının Hazırlanması (1996) Deprem Nedir? Deprem Türleri Depremin Odak Noktası (Hiposantr) Deprem Dalgaları Odaktaki Kuvvet Sisteminin Deprem Dalgalarının Genliğe Etkisi Odak Derinliği (R) Depremlerin Frekansı Depremin Eşşiddet Haritası Depremin Enerjisi Depremlerin Kaydedilmesi Deprem Üst Merkezi İlk Deprem Kayıtları Yapan Sismometreler Deprem Merkezinin Bulunması Depremin Şiddeti Deprem Şiddet Cetveli Depremin Aletsel Büyüklüğü (Magnitüd) Proje Depreminin Belirlenmesi Yapılarda Düzensizlikler Planda Olan Düzensizlikler [A Düzensizliği X Ve Z Düzlemlerinde] Yapının Yüksekliği Boyunca Olan Düzensizlikler [B1-B2-B3] Kat Yüksekliği Düzensizliği Yapılarda Kısa Kolon Oluşum Durumları Kısa Kolon Oluşumunun Önlenmesi Yapı Zemin Etkileşimi Depremin Büyüklüğünü Artıran Faktörler Deprem Senaryoları Ve Mikrobölgelendirme Depremlerin Önceden Belirlenmesi Dinamik Etkiler Titreşim Hareketlerinin Özellikleri Rayleıgh Metodu Depremin İvmesi (A) Spektrum Katsayısı Deprem Yükü Azaltma Katsayısı [Ra] Serbest Titreşim Zorlanmış Titreşimler Sönümlü Serbest TİTREŞİM Sönümlü Zorlanmış TİTREŞİM Tek Serbeslik Dereceli Sistemlerin Sönümlü Hareketi Çok Serbestlik Dereceli Yapı Sistemlerinde Sönüm Deprem Hesap Yönteminin Belirlenmesi Mod Birleştirme Yöntemi [Dinamik] 184 2

3 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi 5.2. Tek Serbestlik Dereceli Sistemler Kesme Çerçeveleri Çok Serbestlik Dereceli Sistemler Kesme Çerçevelerinin Serbest Titreşim Denklemleri Rijitlik Matrisinin Elde Edilişi [Ikiriş= ] Yapıların Kütlesi (M) Rayleıgh Metodu İle Birinci Açısal Hızının Hesabı Dinamik Matrisin [D=D=K-1m] Elde Edilmesi Vıanello-Stodola Yöntemi Etkili Modal Kütle 280 Ek: Dinamik Matrisi Olan Rijitlik Matrisinin Tersinin Hesabı Zaman Tanım Alanında Hesap Yöntemi Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi Eşdeğer Deprem Yükü Yönteminin Uygulanması MALZEME KATSAYILARI Betonarme Hesaba Esas Kesit Tesirleri [Deprem Tahkiki] Yapıların Deprem Hesabında İzlenen Yol Deprem Hesabının Tekrarlanması DURUMLARI Sistemin Rijitlik Matrisinin Elde Edilmesi Süneklik Düzeyi Yüksek Perdeler Kolonların Kirişlerden Daha Güçlü Olması Koşulu Kolon Eksenel Yükünün Hesaplanması Moment Eğrilik İlişkisi [M-K] Süneklik Düzeyi Yüksek Çerçeve Sistemlerinde Kolon-Kiriş Birleşim Bölgeleri İkinci Mertebe Etkisi Sargılı Betonun Davranışı Süneklik Düzeyi Yüksek Yapı Elemanı Tasarımı İlkeleri Depremde Hasar Gören Yapıların Onarım Güçlendirmesi Tsunami Giriş Faylanma Ve Dalgaların Oluşumu Tsunaminin Oluşumu Tsunami Büyüklüğü Volkanik Tsunami Tsunamı Ağı Sonuç Ve Öneriler Yapı Sistemlerinin Matris Metodu İle Periyot Hesabı Kafes Sistemler Çerçeve Sistemler Mütemadi Kirişler (N=0) Burulma 566 Kaynaklar Dizini 600 Yararlanılan Web Sayfaları 603 KAYNAKLAR DİZİNİ 1. Depreme Dayanıklı Tasarım, Ders Notları, Y.Doç.Dr.M., Doğan, Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik, B.İ. Bakanlığı, Celep, Z., N., Kumbasar, Deprem Mühendisliğine Giriş ve Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı, Beta Dağıtım, İstanbul, Paz, M., Structural Dynamics Theory and Computation, Third Etition, Uniform Building Code (UBC), International Conference of Building Officials, Workman Mill Rd, Whittier California, , USA, May, Chopra, A.K., Dynamics of Structure Theory and Aplication to Earthquake Engineering, Prentice Hall, New Jersey, Önşart: Yapı Statiği II Betonarme I 3

4 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 ÖNSÖZ Ülkemizin topraklarının yaklaşık %92 si, nüfusunun %95 i, sanayi tesislerimizin %98 i, ve barajlarımızın %92 si aktif deprem kuşağında bulunmaktadır. Nüfusumuzun %21.5 i birinci derece ve %31.4 ü ikinci derece deprem bölgesinde yaşamaktadır. Her yıl milli gelirimizin %0.8 ini depremlerin yaptığı hasarları karşılamak için kullanmaktayız. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana ülkemizde depremde ölenlerin sayısının yılda ortalama yaklaşık 1000 kişi iken son İzmit ve Düzce depremleriyle birlikte 45 saniyede yaklaşık 1300 kişi ve maddi hasar hesap edilemez duruma geldi. Bu sebeplerden dolayı deprem incelemeye değer en önemli doğa olayıdır. Çünkü mevcut bilimsel araştırmalar ve sahip olduğumuz teknoloji. depremin ne zaman ve nerede olacağını önceden tahmin etmemizi sağlamadığı için ani tedbirler almak mümkün değildir. Ayrıca depremin bu belirsizliği alınacak tedbirlerin top yekün olmasını gerektirmektedir. Sizin konutunuzun depreme dayanıklı olması depremden korunmak için yeterli olmamaktadır. Bu yelpazeyi genişletilecek olur ise deprem sadece ülkemiz sorunu olmayıp bir insanlık sorunu olduğu görülmektedir. Bu nedenlere ilave olarak her depremin kendine has bir özelliği olmasından dolayı depremden korunma yöntemleri ve bu konudaki yönetmeliklerin büyük bir bölümünü diğer ülkelerdeki depremler ve ilgili çalışmalardan oluştuğu görülmektedir. Depreme karşı çözüm, depreme hatta doğal afetlere dayanıklı bir yaşam tarzı geliştirilmesidir. Bu çalışmada, deprem yönetmeliği aşamalarına küçükte olsa bir açıklık getirmek amacıyla yapıların depreme dayanıklı olması için tasarım, proje ve kısmen yapım aşamalarında alınması gereken kriterler açıklanmaktadır. Bu kriterler ve önlemler ne bu notlarla ne de mevcut düzenlemelerle tam olarak önlemek mümkün olmayacağı aşikar olabileceği gibi önlenemeyeceğini de iddia etmek doğru olmayacaktır. Dolaysıyla depremin her yönünden yaklaşımı bir aşama olarak kabul etmek gerekir. Bu ders notları saygılı hocalarımızın ve sevgili öğrencilerimizin katkılarıyla oluşturularak sizlerin çalışmalarına yardımcı olma amacıyla hazırlanmıştır. Kusursuz bir deprem ders notu, her ders ve öğrenci notunda olduğu gibi ancak ve ancak kusursuz bir yapıya ve insana ulaşınca oluşacağı unutulmamalıdır. Depremi riskli yapan parametrelerden biride depremin yerinin ve derinliğinin bilinmemesidir. Aşağıdaki deprem kayıtlarının incelenmesinden deprem riski az olan bölgede deprem olması ve derinliğinin fazla olması görülmektedir. 4

5 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Hammurabi yasaları, M.Ö yılı civarında Mezopotamya da yaratılan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarından biri. Bu dönemden önce toplanan yasa koleksiyonları arasında Ur kralı Ur-Nammu nun kanun kitabı (M.Ö. 2050), Eşnunna kanun kitabı (M.Ö. 1930), ve İsin li Lipit-İştar ın kanun kitabı (M. Ö. 1870) yer alır. Babil kralı hammurabinin (M.Ö ) çeşitli meselelerde verdiği kararlar, Babil in koruyucu tanrısı Marduk adına yapılan Esagila Tapınağı na dikilen bir taş üzerine Akatça dilinde yazılmıştı. Hammurabi, kendisine bu kanunları yazdıranın güneş tanrısı Şamaş ın olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla kanunlar da tanrı sözü sayılıyordu. Arkeolog Jean Vincent Scheil in 1901 de Susa, Elam da bulduğu (bugünkü Huzistan, İran) ve Fransa ya taşıdığı Hammurabi Kanunları nın yazılı olduğu stel, Louvre Müzesi nde sergilenmektedir. Yaklaşık iki metrelik silindirik bir taşın üstüne çivi yazısı ile yazılmış olan kanunlar tam 282 maddedir, ancak bu maddelerin 30 u (madde 66-99) şu anda okunamayacak durumdadır. 13 sayısı uğursuz sayıldığı için 13. madde yazılmamıştır bir inşaatçı bir bina inşa eder ve binayı tamamlarsa her bir sar lık yüzey için 2 şikel ona ücret verir bir inşaatçı her hangi bir kişi için bir bina inşa eder ve bu binayı uygun bir şekilde yapmazsa ve onun inşa ettiği bina yıkılıp sahibini öldürürse inşaatı yapan öldürülür eğer bina ev sahibinin oğlunu öldürürse inşaatı yapanın da oğlu öldürülür bina sahibinin kölesini öldürürse evin sahibine köle için bir köle ödeme yapar binanın bir kısmı harap olursa harap olan kısmın tümünü tazmin eder ve inşa ettiği binayı düzgün bir şekilde inşa edinceye dek kendi imkanlarıyla evi yeniden inşa eder bir kişi başkası için bina yapıyorsa, bina henüz tamamlanmamış olsa bile, duvarı devrilmişse inşaatı yapan kişi kendi imkanlarıyla duvarı daha sağlam bir şekilde yapmalıdır. Osmanlı belgelerinde deprem kelimesine karşılık olarak "hareket, hareket-i arz, hareket-i arziyye, zelzele, tezelzül, tezelzülat ve tezel-zülat-ı arziyye" deyimleri kullanılmıştır. Agra Üniversitesi nin eski rektör yardımcısı Agam Prasad Mathur, minarenin eğilmeye devam etmesini engellemek amacıyla Tac Mahal in temelinin bulunduğu toprak tepeciğinin yeniden nemlenmesi için, kuruyan Yamuna nehrinin suyla doldurulması gerektiğini belirtti. Mathur, 1940 ta yapılan incelemelerde minarenin 11.4 santimetre eğildiğinin, 1965 te de eğikliğin 12.7 santimetreye ulaştığının saptandığını hatırlatarak, zamanla eğimin daha da artmış olduğunu ve bunun saptanması gerektiğini söyledi. Yamuna nehrinin kıyısına inşa edilen Tac Mahal yüksek bir platform üzerinde yükseliyor ve dengesini her biri 12.6 metrelik 4 minaresinden alıyor. Minareler, deprem sırasında türbenin üzerine devrilip yıkılmasına yol açmaması için hafifçe eğik (2 0 ) inşa edilmiş. Romantik görünüsü ile herkesi büyüleyen, Dogulu Batılı birçok ünlü yazar ve saire ilham kaynagi olan Tac Mahal, mehtapliı gecelerde bile aydan daha parlak görünür Hint-Pakistan Savaşında, Pakistan savas uçaklarına yol gösterici bir parıltı olmaması için, Hint hükümeti tarafından kubbesi siyah bir çadırla örtülmek zorunda kalınmıştır. 5

6 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 CN kule 553 m yüksekliğinde Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile Mısır'ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı. 32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı [Helios]'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö.226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos u feth ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi ye sattılar. Söylentiye göre bütün parçaları Suriye ye 900 devenin sırtında taşınıştır. OSMANLI'NIN DEPREME KARŞI KUYU FORMÜLÜhttp://hayalkalpler.com/?baslik=OSMANLI_NIN_DEPREME&id=9978&cat=34 Osmanlı İmparatorluğu tarihinde ilk kez 2. Beyazıd'ın hükümdarlığı döneminde 1509'da depremle sarsılan İstanbul ve 1894 depremlerinde de büyük hasar gördü. Araştırmacı-yazar Talha Uğurluel 2. Beyazıd'ın depreme karşı önlem olarak yerin altında biriken gazı yerin üstüne vermek amacıyla şehrin muhtelif yerlerine 2 bin deprem kuyusu açtırdığını belirterek Osmanlı'da ahşap ev fay hattı üzerinde bulunan İstanbul için bilerek tercih edilmiş. Osmanlı'nın ahşap eve yönelmesi gelenek ve görenekten değil depremdendir dedi. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1453'te İstanbul'un fethinden sonra meydana gelen iki büyük deprem 2. Bayazıd'ın hükümdarlığı dönemine denk geldi. Kentte 10 Eylül 1509 günü gece saat 04.00'te meydana gelen deprem İstanbul için çok yıkıcı oldu. Kıyamet-i Sugra yani Küçük Kıyamet olarak adlandırılan depremden sonra padişah Edirne'ye gitti. İnsanlar ne olduğunu anlayamadan bütün 6

7 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi şehir harap oldu İstanbul Depremi 1000 yılından sonraki dönemde Doğu Akdeniz'de meydana gelen en büyük deprem olarak nitelendirildi. Bolu'dan Edirne'ye kadar kendini hissettiren depremde şehir halkının yaklaşık yüzde 10'u deprem sonucu ya öldü ya da yaralandı. Deprem en büyük hasarı camilere verdi. 109 cami tamamen yıkılırken ayakta kalanların da tümünün minaresi tahrip oldu ev yıkıldı surlar zarar gördü burçlardan 49'u yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Ayasofya Camisi'nin ise fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı. 2. Bayazıd'ın Topkapı Sarayı'ndaki yatak odası da depremden çöktü ancak padişah birkaç saat önce odadan ayrıldığı için zarar görmedi. Depremden sonra toplanan Divan-ı Hümayun depremin izlerini silebilmek için her evden 22 akçe ek vergi toplanmasına karar verdi. Şehrin yeniden imar edilmesi için imparatorluk çapında harekete geçildi. Anadolu'dan 37 bin Rumeli'den 29 bin işçi ve usta İstanbul'a getirildi. Şehrin imarı için işçi ve malzeme temini zaman aldığından İstanbullular 1509 kışını derme çatma yapılarda büyük zorluklar içinde geçirdi. İstanbul'daki imar faaliyetlerine 29 Mart 1510'da başlandı ve çok kısa bir sürede 1 Haziran 1510'da bitirildi. FATİH CAMİİSİ HER DEPREMDE BÜYÜK HASAR GÖRDÜ İstanbullular'ın hafızalarındaki korkuyu 10 Temmuz 1510'da meydana gelen deprem tekrar canlandırdıysa da fazla bir hasara yol açmadı. Kentte 10 Mayıs 1556'da yaşanan deprem ise hayli yıkıcı oldu. Her İstanbul depreminde olduğu gibi bu depremde de Fatih Camisi büyük zarar gördü. Ayrıca Ayasofya Camisi ve surlarda da hasar oluştu. Bu tarihten sonra 90 yıl kadar İstanbul'da deprem olmadı. 28 Haziran 1648'de sabaha yakın bir saatte İzmit ve İstanbullular depremle uyandı. Ancak bu depremin merkez üssü uzakta olduğu için İstanbul'da fazla bir hasara yol açmadı. Daha sonra ve 1659 depremleri meydana geldi. İstanbul'da 1663 Kasımı'nda meydana gelen deprem aynı anda patlayan fırtına ile kente büyük zarar verdi. Kent 23 yıl aradan sonra Ege adaları Karadeniz'in Anadolu sahilleri Edirne civarı ve bu arada İstanbul'da da hissedilen büyük bir depremle sarsıldı. Ancak bu felaket yüzünden bölgede oluşan zarar konusunda yeterli bilgi bulunmuyor. İstanbul'da 'da da çok şiddetli olmayan depremler meydana geldi. 18. yüzyıl İstanbul'da depremlerin adeta kabusa döndüğü bir dönem oldu 'te meydana gelen depremler fazla hasara yol açmadı ancak 1719 sabahı meydana gelen deprem oldukça şiddetliydi. Tahribat sahası Düzce'den başlayan deprem İzmit Sapanca Orhangazi Karamürsel ve Yalova'yı da etkiledi. İstanbul'da camiler saraylar ve surlarda yıkıntılar meydana geldi. İstanbul'da yılları arasında meydana gelen depremler önemli can ve mal kaybına yol açmadı. 2 Eylül 1754 gecesi meydana gelen depremden sonra dönemin padişahı I. Mahmud şehri terk etti. İKİNCİ BÜYÜK DEPREM 1766'da Osmanlı hakimiyeti altındaki İstanbul'da 1509'dan sonra ikinci büyük deprem 22 Mayıs 1766'da yaşandı. Kurban Bayramı'nın üçüncü gününe denk gelen deprem sırasında korkunç gürültüler işitildi ve bu gürültüleri yaklaşık 2 dakika süren bir sarsıntı takip etti. Bundan sonra 4 dakika kadar süren düşük şiddetli deprem oldu. Bu depremin artçısı olan sarsıntılar 8 ay devam etti. Depremde yaklaşık 4 bin kişi öldü çok sayıda kişi de yaralandı. Devrin padişahı 3. Mustafa birkaç gün boyunca çadırda kaldıktan sonra Edirne'ye gitti. Şehirdeki gıda depolarının ve hanların yıkılması veya harap olması sonucu yiyecek sıkıntısı doğdu içme suyu şebekesinin zarar görmesi halkın temiz su bulmasını zorlaştırdı. 7

8 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM DEPREMİ İstanbul'u tarih boyunca etkileyen büyük depremlerden biri de 10 Temmuz 1894'te yaşandı. Deprem yaklaşık 18 saniye sürdü ve birbirini takip eden 3 dalga halinde etkisini hissettirdi. Depremzedelere yardım kampanyası düzenlenmesi de bu arada gündeme geldi. 2. Abdülhamid 16 Temmuz 1894 tarihli iradesinde depremden zarar görenler için kendi adına 1000 lira bağışladığını şehzade ve sultanlarının ise 500 lira ile kampanyaya katıldıklarını belirtti. Bu arada yabancı ülkeler de yardım kampanyaları düzenledi. Bu deprem sonrasında 2. Abdülhamid biri Yıldız Sarayı bahçesine diğeri İstanbul Rasathanesi'ne konulmak üzere son sistem 2 sismograf alınmasına karar verdi. Tahminlere göre bu depremde 280 kişi öldü 298 kişi de yaralandı. Osmanlı döneminde İstanbul'u etkileyen son büyük deprem 9 Ağustos 1912'de Şarköy-Mürefte'de meydana gelen 7 3 büyüklüğündeki depremdi. Dünyanın Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlardır. Ayrıca Antik Dönemin Yedi Harikası adıyla da anılırlar. İlk olarak MÖ 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir kavramdır. MÖ 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τὶν ὶπτὶ Θεαµάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, MÖ 2. yüzyılda son şeklini almıştır. Günümüzde, Dünyanın Yedi Harikası'ndan sadece Keops Piramidi ayaktadır. Diğerleri Babil in asma bahçeleri yangın sebebiyle yok olurken diğer 5 tanesi depremden yıkılmıştır. Yeni Harikalar İsviçre merkezli "New7Wonders Vakfı", dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek için başlattığı yarışmaya 21 finalist eser katıldı. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve Yeni Yedi Harika [4] adlı internet sitesinde 6 yıl boyunca oy kullanarak dünyanın yeni 7 harikasını seçti. Oylama 7 Temmuz 2007'de (07/07/07) sona erdi. Cep telefonu ve internet oylarıyla belirlenen dünyanın yeni 7 harikası, Portekiz'in başkenti Lizbon'da ilan edildi. Dünyanın yeni 7 harikası; Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan'daki Tac Mahal anıtmezarı şeklinde sıralandı. 8

9 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi 1. GİRİŞ BÖLÜM 1 Deprem; yeri, zamanı ve büyüklüğünün belirlenmesine ihtiyaç duyulan ve üzerinde en çok çalışılan doğa olayıdır. Her boyutu belirsiz olan bu doğa olayından korunmanın yolu etkilerini yapının her aşamasında dikkate almakla mümkündür. Bu aşamalar 1. Tasarım 2. Proje 3. Yapım 4. Kullanım dır. Bunlardan birinde deprem etkisi dikkate alınmamış ise yapının ve dolaysıyla buradaki yaşamın depreme dayanıklı olduğunu söylemek mümkün değildir. Depreme dayanıklı bir yaşam için depreme dayanıklı yapı yapmak tek başına yeterli değildir. Çünkü depremden korunmanın en önemli yolu, deprem, 1. Öncesi 2. Anı 3. Sonrası yapılacakları bilinçli bir biçimde yapmakla mümkündür. Aksi halde alınan önlemlerin başarıya ulaşmasının beklenemeyeceğini 17 Ağustos 1999 depremi açık seçik ortaya koymuştur. Birçok depremde yapılar hasar görmediği halde insanlar nasıl davranılacağını veya yakınlarını nasıl kurtarılacağını bilmediğinden birçok can ve mal kaybı olabilmektedir. Deprem üzerine ülkemizde ve dünyada yapılan bilimsel çalışma verilerini dikkate alarak depremi kaderimiz olmaktan çıkarmak için bilinçli yapı tüketicisi, sivil toplum örgütleri, teknik personel, eğitim kurumları, yerel yönetimler ve devletin ilgili kurumlarının koordineli çalışması ile mümkündür. Bu birimlerden birinin gereken önemi vermemesi durumunda başarıya ulaşılamaz. Bu konudaki yönetmeliklerin yeni gelişmeleri içermesi ve uygulamasının kontrolü yaptırım gücü olan kurum ve kuruluşlarca sağlanması gerekir. Aksi halde taraflardan birisi üzerine düşeni yapmadığı zaman böyle bir yaşamdan söz edilemez. dayanıklı yapı, Depreme DEPREME DAYANIKLI YAPI 1. Küçük depremlerde (M = 1 4) 1.1. Yapı şekil değiştirmesi ile elastik sınırlar içinde kalmalı 1.2. Kılcal sıva çatlakları olabilir 1.3. Yapının bir deprem yaşadığı belli olabilir 1.4. Yapı içindekiler haraket halinde iseler depremi hissedemezler 2. Orta büyüklükteki depremlerde (M = 5 7) 2.1.Yapı elastik sınırlar öte sine geçebilir (örneğin ε c = ) 2.2. Kolon du var arası çatlaklar olabilir Pencereler tam kapanmayabilir Kirişlerin kolonlara yakın kısımlarında kesme çatlakları olabilir 2.5. Yapı içindekiler depremi hissederler 2.6. Balkon gibi izostatik çıkmalarda hasar olabilir 2.7. Gevrek yüzey kaplamalarında belirtiler olabilir(örneğin düşey mermer kaplamaları düşebilir) taşıyıcı sistemde önemsiz önarılabilir hasar olabilir 1. Kirişlerde büyük hasar olabilir 2. Kolonlardaki donatılarda burkulma gibişekil değiştirmeler görülmemeli o o 3. Büyük depremlerde ( M = 7 8) 3. Kolonlar ekseninden max. 2 4 sapmalı ve boyu max 1 3 cm kısalmalı 4. Binada top tan göçme olmamalı 5. Can ve mal kaybı olmamalı olan yapılardır. Bu tür yapılar temel olarak amaçlanan yapılardır. 9

10 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 Bir yapının deprem etkileri altındaki taşıma gücünü kaybetmesi aşağıdaki aşamalarda oluşur. Yani yapıda ilk önce çıkıntılar (balkon, saçak ve konsollar) yıkılır daha sonra yapının taşıyıcı sistemi hasar ve sonucunda göçme konumuna gelir. Büfe Büfe Büfe Bilet Bilet Bilet Kullanımda Kullanıma devam Can Tehlikesi Göçme Öncesi Depremin etkili olduğu alanın çok büyük olmasından dolayı laboratuarda tam olarak inceleme altına almak mümkün değildir. Bunun için deprem etkilerinin, 1. Yapılar 2. Doğa 3. Canlılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi depreme dayanıklı yaşamın özünü oluşturmaktadır. İnsanoğlunun depremi depremlerden öğrendiği düşünülürse deprem sonrası incelemelerin önemi daha da iyi anlaşılır. Bu nedenlerden dolayı depremin her etkisi bundan sonra olması muhtemel bir depremde alınması gereken önlemin bir belirtisidir. Her depremin kendine has bir özelliği olmakla birlikte diğer depremlerle ortak yönü daha fazladır. Dolaysıyla her deprem incelemeye konu olan bir laboratuardır. Yakın tarihte yaşadığımız büyük depremlerde çeşitli canlıların davranışı, havanın durumu ve yer altı ve yer üstü sularının hareketi insanlara bu konuda açıklayıcı fikirler vermiştir. Deprem sonrası yapılacaklar, kurtarma, sağlık, barınma-beslenme, güvenlik ve yapı kontrolü olarak saymak mümkündür. Bunlar çok geniş kapsamlı konular olmakla beraber burada yapı teknik personeline düşen yapıların hasar durumuna göre kullanıma uygun olup olmadığının belirlenerek en azından artçı depremlerde riski ortadan kaldırmaktır. Bu aşamalardan sonra ortaya çıkan diğer bir teknik inceleme ise yapıların hasar derecelerinin belirlenerek yıkım veya onarım-güçlendirme ihtiyaçlarının belirlenmesidir. Ülkemiz ekonomisinin kısıtlı ve yapı maliyetinin yüksek olmasından dolayı yapıların tekrar depreme dayanıklı hale getirerek kullanıma açılması gerekir. Deprem Yönetmeliği yeni yapılacak yapıların depreme karşı dayanımlarını sağlamaktadır. Ancak bu yönetmelik önceki mevcut yapılarında olası depremlere karşı dayanımı hakkında bir yaklaşım getirmemekle beraber bazı kriterlerine bakılınca bu yapıların depreme karşı dayanıksız olduğu anlamı çıkmaktadır. Yani bundan önceki 1975 yönetmeliğine göre yapılan mevcut yapıların olası depremler için güçlendirme yapılmasının kaçınılmaz kıldığı pek yanlış olmayacaktır. Bunun için onarım-güçlendirme düzenlemesinin bir yönetmelik esasları içinde incelenmesi ihtiyacı geçte olsa ortaya çıkmaktadır. 10

11 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Türkiye dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız kaçınılmazdır. Buna göre depremlerin oluşumlarını engellemek ve ülkemizi depremden dolayı terk etmek gibi bir lüksümüz olmadığı için depreme dayanıklı bir yaşam kurmamızdan başka bir seçeneğimiz her ülke gibi bizimde bulunmamaktadır. Bu nedenlerden dolayı depremle yaşamayı öğrenerek ve öğreterek depremi nerede, ne zaman ve nasıl taarruza geçerek insanlığı tehdit edici belirsiz güç olmaktan çıkarmamız gerekir. Aksi halde her deprem sonucu acı ve kayıplarımız bitmeyecektir. Ülkemizin deprem riski altında bulunan çeşitli büyüklüklerin tablosu aşağıdaki gibidir. Deprem Bölgesi Yüzölçümü (km 2 ) % Nüfus (1997) % Santral Sayısı % Hasar yapan deprem Sayısı ( ) % I.derece II.derece III.derece IV.derece V.derece Toplam Deprem Bölgesi İl Sayısı % İlçe Sayısı % Bucak % Köy (belediye) % I.derece II.derece III.derece IV.derece V.derece Toplam Kaynak: Coğrafi Bilgi sistemi ile Deprem Bölgelerinin İncelenmesi Deprem Araştırma Yayını, 1997, Ankara[1] Ülkemizin bu denli bir deprem riski altında bulunması depremin incelemeye değerliliğini büyük ölçüde artırmaktadır. Bunun için ülkemiz ve diğer ülkelerin deprem konusundaki bilimsel çalışmaları dikkate alınarak gerekli yasal düzenlemelerle deprem etkisi azaltılmalıdır. Bunun için ilk olarak ülkemizin tektonik yapısını içeren deprem risk haritası çıkarılmıştır. Bu çalışmada depreme dayanıklı yapıların projeci ve uygulamacılara yönelik, i. Çeşitli yönleriyle depremin özellikleri ii. Yapılarda bulunan düzensizlikler ve önlemleri iii. Deprem ve titreşim hareketi özellikleri iv. Yapıların statik ve dinamik olarak deprem hesapları v. Kolon, perde ve kirişlerin dizaynı gibi temel konular üzerinde örneklerle çeşitli açıklamalar getirilmektedir. Deprem, yapıların hasar görmesi sonucu en çok can ve mal kaybına sebep olmasından dolayı depreme dayanıklı yapı üretmeden önce bu alanda ulusal ve uluslararası gelişmeler dikkate alınarak aşağıdaki değerlerin iyi modellenmesi ve uygulanmasıyla mümkündür. 1. Deprem hareketi 2. Yapının deprem etkileri altındaki davranışının 3. Zeminin deprem esnasındaki davranışının ve yapıya etkisinin 4. Bölgenin deprem aktivitesi 5. Tasarım, proje, yapım, kullanım ve kontrol Yapıların boyutlandırılmasında taşıma gücü yönteminin en önemli özelliği kullanılacak malzemenin davranışının bilinmesi olduğu gibi deprem hareketinin de bilinmesi depremin taşıma gücü sayılabilir. 11

12 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 Önce deprem hareketinin ve yapının davranışı belirlenir sonra bu davranışa cevap verebilecek malzeme, kesit, birleşim ve boyutlandırma yapılarak olası deprem etkileri ortadan kaldırılır. Zati yükler için de aynı yol izlenmektedir. Yapıların dinamik olarak incelenmesinde, a. Zamanla değişen kuvvetler (Deprem, makine, rüzgar, patlama, yangın) b. Yapının özellikleri (Konut, fabrika, simetrik, köprü) c. Yapının davranışı (sünek, gevrek) temel kavramlarının yapıya uygulanmasıdır. Bu ders notlarının içeriği, 1. Deprem hareketinin özelliklerini 2. Dünyanın ve özellikle ülkemizin deprem aktivitesinin durumu 3. Yapıların deprem etkisi altında davranışı 4. Yapıların deprem analizi a. Dinamik b. Statik 5. Depreme dayanıklı betonarme yapıların temel ilkeleri ve yapımı 6. Yürürlükte olan Deprem Yönetmeliğinin açıklamaları Konularını uygulamaya yönelik sayısal örnekler ve resimler verilerek açıklanmaktadır. DEPREM ETKİSİ DİREKT ETKİSİ DOLAYLI ETKİSİ ZEMİNE YAPIYA ZEMİN DİĞER ÇATLAK SARSINTI TSUNAMİ TAŞKIN SARSINTI HAFİF HASAR ÇALKANTI YANGIN SIVILAŞMA ORTA HASAR KAYA DÜŞMESİ KİMYASAL TOPRAK KAYMASI AĞIR HASAR ÇIĞ DÜŞMESİ PİSKOLOJİ KAYA DÜŞMESİ TOPTAN GÖÇME TOPRAK KAYMASI FARKLI ZEMİN OTURMASI Depremin etkisi zemine (doğaya ve suya), canlılara ve yapıya etkimesinden dolayı etki alanı çok geniştir. Etki alanının genis olmasından dolayı verdiği hasarda o denli çok olmaktadır. Depremin sismik etkisinden bir hasar olmaz iken suya kattığı etkiden dolayı Japonya da 11 Mart 2011 oluşan 38 m yüksekliğindeki tsunamiden kişi ölmüş ve 3760 kişi kayıp milyonlarca konut hasar görmüştür. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde yaklaşık aşağıdaki deprem etki şemasında görülen tüm etkiler oluşmuştur. Bu şemada görülen etkilerin her biri bir çalışma ve ders konusudur. Burada depremin direkt etkisi açıklanmaktadır. Yukarıdaki çizelgede depremin yapıya olan etkilerini minimum düzeyde tutarak yapının hasar görmemesi için yapının maruz kaldığı yükleri emniyetli bir şekilde taşımasıyla mümkündür. Bunun için yapı elemanları aşağıdaki çizelgede belirtilen yükleri deprem esnasında taşımasına bağlıdır. 12

13 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi YAPIYA ETKİYEN YÜKLER ZATİ VE HAREKETLİ DEPREM YÜKLERİ YÜK DİYAFRAMA DÖŞEME KİRİŞ BİRLEŞİMİ KİRİŞLER KİRİŞ KOLON BİRLEŞİMLERİ KOLONLAR KOLON TEMEL BİRLEŞİMİ TEMEL YAPI ZEMİN BİR YAPIYI PROJELENDİRİLİRKEN İZLENEN YOL SIRA AŞAMA SİMGE AÇIKLAMA fs 1 KULLANILACAK MALZEMELER f c f co Beton f sy Çelik Bir yapının projesinin istenilen performansı göstermesi için kullanılacak malzemenin davranışı önceden bilinmesine bağlı. ε co ε c ε sy ε s 2 KESİT Kullanılacak kesitin uygulanması düşünülen yükleri karşılayacak boyut, konum ve yeterlilikte olması. 3 BİRLEŞİM Yapıda tüm yükler birleşim noktaları olan düğümler tarafından eleman değişimi yaptırdığı için önemli 4 SİSTEM Yapıya gelen yükleri önce çerçeveler birleşerek temele aktarır. Çerçevelerden birinin üzerine düşen etkiyi karşılamaması diğerlerinin taşıma gücünü etkiler. 5 İSTENİLEN YAPI İstenilen yapıyı elde ederek istenilen düzeyde kullanmak yukarıdaki aşamaların uygun olmasıyla mümkün olur. 13

14 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 Uygulamada olan deprem yönetmeliği 25 m yi geçemeyen yapılar için deprem yüklerinin belirlenmesi için kullanılırken daha yüksek yapılar için bir çözüm getirmemektedir. Daha yüksek yapıların deprem hesaplarının ABD, Avrupa ve diğer dünyada kabul görmüş yönetmelikler kullanılarak yapılabilir. 25 m yi GEÇMEYEN YAPILAR İÇİNGEÇERLİ A.Yerindedökme 1.Betonarme B.1.Öngerilmeli 2007DY UYGULANANYAPILAR BinaTürü Yapılar B.Prefabrik B.2.Öngerilmesiz 2.Çelik 2. 3.Yığma 1.1. DÜNYANIN LEVHA YAPISI VE HAREKETLERİ Yerkürenin üst katmanları, bir bütün halinde olmayıp, sürekli hareket halinde olan levhalardan olur. Mantodaki ısı akımlarının neden olduğu bu hareketler sırasında levhalar hareket halinde olup birbirinden uzaklaşır, birbirlerine çarpar veya birbirlerini sıyırırlar. Bu hareketlilik sonucunda, levha sınırlarında, uzun zaman dilimleri ile baktığımızda yeni okyanuslar, yeni kıtalar, sıradağlar ve yanardağlar oluşur. Depremler ve volkanik aktivitelerin nedeni de tüm bu hareketlerden kaynaklanır ve levha sınırlarında oluşmalarına şaşmamak gerekir. Günümüzde Litosfer de 1 ila 15 cm/yıl arasında hızlarla hareket halinde bulunan 7 ana ve birçok küçük levha vardır. Bunların hareketleri çok karmaşıktır ve bu hareketlerin niteliğinin tam olarak saptanması, depremlerin zamanının önceden kestirilmesi için gereklidir. Karayip, Kokos, Pasifik, Naska, Skotya, Filipin levhaları daha çok okyanusal, diğer levhalar hem okyanusal hem kıtasal kabuk taşırlar. Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini; uzaklaşma-ayrılma, yakınlaşma-çarpışma ve yanal yer değiştirme-sıyırma olarak 3 ana başlıkta toplanabilir. Bu hareket türleri, aynı zamanda bu sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini de belirler. Şekil 1.1. Dünyanın levha ve levha hareket yapısı [66] 14

15 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi 1.2. TÜRKİYE NİN LEVHA YAPISI Yerküre üzerinde oluşan depremlerin büyüklüğü ve neden oldukları zararlar göz önüne alındığında iki ana deprem kuşağı en çok ilgi çeken bölgelerdir. Bunlardan biri Büyük Okyanusu çevreleyen ve özellikle Japonya üzerinde etkili olan Pasifik Deprem Kuşağı, diğeri ise Cebelitarık tan Endonezya adalarına uzanan ve Türkiye nin de içinde bulunduğu Akdeniz-Himalaya deprem kuşağıdır. Türkiye nin bulunduğu bölgede büyük levhalar arasında küçük birçok levhanın olması, Türkiye nin büyük bir bölümünün deprem kuşağı içinde yer almasına neden olur. Türkiye, üç büyük levhanın etkisi altındadır. Avrasya, Afrika ve Arap levhaları. Anadolu nun büyük bir kısmının yer aldığı Anadolu levhası, Avrasya levhasının küçük bir bölümüdür. Şekil 1.2. Türkiye'nin levha yapısı [68] Bu levhalar arasındaki etkileşim şöyledir: Afrika levhası, Akdeniz de Helenik-Kıbrıs Yayı denilen bölgede, Avrasya (veya onun bir parçası olan Anadolu) levhasının altına dalar. Arap levhası ise Kızıldeniz deki açılma nedeniyle kuzeye doğru hareket eder ve Anadolu levhasını sıkıştırır. Bu 15

16 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 sıkıştırma sonucu Bitlis Bindirme Zonu (Bitlis Kenet Kuşağı) oluşmuştur. Sıkıştırma halen sürdüğü için, Anadolu levhası kuzey ve güneydeki fay hatları boyunca batıya doğru hareket eder. Anadolu levhasının kuzey sınırı, bir bölümünde 17 Ağustos depreminin oluştuğu Kuzey Anadolu Fayı dır. Güney sınırını ise, Helenik-Kıbrıs Yayı ile Doğu Anadolu Fayı oluşturur. Arap levhasının sıkıştırması sonucu batıya kayan Anadolu levhasının sınırlarında ve Afrika levhasının Avrasya levhasının altına dalması sonucu Akdeniz de ve Ege Graben Sistemi içersinde depremler meydana gelir. Ancak Arap levhasının sıkıştırması bu bölgelerdeki hareketlenme ile tamamen telafi edilemediği için İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de içsel deformasyon nedeniyle depremler olabilmektedir LEVHA HAREKETLERİ a. Uzaklaşan-ayrılan levhalar (divergent plates): Birbirinden uzaklaşan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik kayaçların sızdığı yarıklar oluşturur. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Doğu Afrika daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de, gidiş o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer den gelen eriyiğin katılaşarak Litosfer e dönüşmesine ve levhaların büyümesine neden olur. Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır. b. Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar (Convergent Plates): Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir: -Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal levha (yoğunluğu gr/cm 3 ), kıtasal levhanın (yoğunluğu 2.7 gr/cm 3 ) altına dalar (subduction). Alta dalan kısım derinlere indiğinde ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ kümelerinin oluşumuna neden olur. Güney Amerika Levhası nın altına dalan Nazca Levhası nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir. -İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin altına dalar. Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar. Eğer bu aktivite devam ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve adalar oluşur. Filipinler deki birçok volkanik ada bu şekilde oluşmuştur. -İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diğerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni dağlar oluşturur. Himalayalar ın halen süren oluşumu buna iyi bir örnektir. Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir. Özellikle bir levhanın diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler oluşur. 16

17 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi c. Yanal yer değiştirme-sıyırma (Lateral Slipping): İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer de artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir. Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir. d. Sıcak noktalar (Hotspots): Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur. Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar. Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin %90 nın nerelerde olacağı tahmin edilmektedir. Ancak zamanlarını kestirmek için levha sınırlarındaki davranışların detaylı incelenmesiyle kısmen mümkündür. YANAL YERDEĞİŞME ÇARPIŞAN LEVHALAR (iki okyanus) Okyanus sırtı AYRILAN LEVHALAR ÇARPIŞAN LEVHALAR (kıtaokyanus) AYRILAN LEVHALAR Kıtasal çatlak ÇARPIŞAN LEVHALAR (iki kıtasal) Sıradağlar Karasal kabuk Astenosfer Litosfer Okyanusal kabuk 1.6. FAY YAPISI VE FAYLANMA ÇEŞİTLERİ Şekil 1.3. Levhaların etkileşimi [68] Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay" denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blok birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareket eder. Bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir. Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da "Eğim Atımlı Fay" denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey hareket eder. 17

18 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 A: Faylanmadan önceki durum B: Eğim atılımlı normal faylanma C: Eğim atılımlı ters faylanma D: Yan atılımlı ters faylanma E: Doğru atılımlı sol yönlü faylanma F: Doğru atılımlı sağ yönlü faylanma G: Yan atılımlı normal faylanma Şekil 1.4. Faylanma çesitleri [68 ve 74] 1.4. FAYLARDA ATIM Faylanmış kayaçlarda, iki blok arasındaki yer değiştirmenin miktarına atım denir. Faylarda atımın değişik türleri vardır. Fay bloklarının birbirine göre fay düzleminin eğimi boyunca aşağı veya yukarıya doğru yaptıkları yer değiştirme miktarına eğim atım denir. Eğim atımın dikey birleşenine düşey atım, yatay birleşenine ise yatay atım denir. Fay düzleminin yalnız doğrultu boyunca blokların birbirine nazaran yaptıkları yer değiştirme miktarına doğrultu atım adı verilir. Faylarda atımı tam olarak belirten net atımdır. Net atım, blokların fay düzleminin hem doğrultusu hem de eğimi boyunca gerçekleşen kaymanın bileşkesi olup, yer değiştirmenin gerçek değerini verir. Net atım sadece yanal atılımlı faylarda gelişir ve ölçülür. Çünkü sadece yanal atılımlı faylarda hem doğrultu hem de eğim boyunca oluşan kayma söz konusudur. Halbuki, sadece eğim atıma sahip faylar, eğim atımlı normal ve ters faylardır. Sadece doğrultu atıma sahip faylar, doğrultu atımlı faylardır. Şekil 1.6 A daki parametreler; ab: eğim, ac: düşey, bc: yatay atım ve B deki ab: net, ad: eğim, ac: doğrultu, ae: düşey ve ed: yatay atımdır. a c b A- Eğim atılımlı fay ab=ed:eğim atım ac:düşey atım cb:yatay atım ad:net atım bd=ae:doğrultu atım e a d c b B- Yan atılımlı fay a e C- Doğrultu atılımlı fay Şekil 1.5. Faylarda atım 18

19 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Şekil 1.6. Adana ve İzmit depremindeki faylanma durumu [66-78] 1.5. TÜRKİYENİN FAY YAPISI [1] Kuzey Anadolu Fayı (Deprem Araştırma-Ramazan Demirtaş) Kuzey Anadolu fayı, sismik olarak dünyanın en diri faylarından birisini oluşturur. Fay, doğuda Doğu Anadolu Fayı ile kesiştiği Karlıova üçlü birleşim noktasından başlar, orta kesimi civarında dışa bükey bir yay yaparak Mudurnu Vadisi segmentinin batı ucuna kadar devam eder. Mudurnu Vadisi segmentinin batısında iki ana kola ayrılarak, kuzeydeki kol Sapanca, oradan Armutlu yarımadasının kuzey kenarını izleyerek Marmara Denizi içerisinden Saros Körfezine doğru uzanır. Güneyde yer alan kol ise Geyve-Mekece-İznik boyunca uzanarak oradan da Bandırma ve daha sonra Biga yarımadasını izleyerek Ege denizine doğru devam eder. Kuzey Anadolu fayının toplam uzunluğu yaklaşık 1000 km civarında olup, toplam atım miktarı 25 km ile 85 km arasında değişmektedir. Doğuda fay 100 m ile birkaç yüz metre arasında değişen genişliklerde oldukça dar çizgisel görünümler ve ters bileşenli özellikler gösterirken, batıya doğru fay zonunun genişliği artarak 5 km ye ulaşır ve normal atım bileşenli özellikler sunmaktadır. Fay orta kısımda dış bükey bir kavis yaparak fayın kilitlenmesine neden olacak şekilde Anadolu bloğunun güneybatıya doğru dönmesine (rotasyona) neden olmaktadır yılları arasında Kuzey Anadolu fayı boyunca hasar yapıcı ve yüzey faylanması meydana getirmiş Ms 5.5 olan orta ve büyük magnitüdlü 34 deprem meydana gelmiştir. Son yüzyıl içerisinde ( ), özellikle esnasında oluşmuş deprem serisi birçok araştırmacının dikkatini Kuzey Anadolu fayının üzerine yoğunlaştırmıştır. Bu aralık içerisinde magnitüdü 7.0 dan büyük yüzeyde faylanma oluşturmuş 6 deprem meydana gelmiştir. Bu depremler, fayın 800 km den daha fazla bir uzunluğunu kırmıştır Erzincan depremi Türkiye de oluşmuş en büyük deprem (Ms=7.9) olup, kişi hayatını kaybetmiştir. Bu depremde Erzincan dan Erbaa ya oradan da Amasya ya kadar uzanan 360 km uzunlukta yüzey faylanması meydana gelmiştir. Deprem 4.5 metreden daha büyük sağ yönlü yatay bir atım meydana getirmiştir (Ketin 1976) depremi, bu fay üzerinde arasında oluşmuş diğer depremlerin oluşmasında tetikleyici rol oynamış ve depremler batıya doğru bir kayma eğilimi göstermiş ve daha sonra depremler fayın doğu ve batı ucunda yoğunlaşmıştır. Türkiye de paleosismolojik çalışmaların yeni olması nedeniyle Kuzey Anadolu fayında deprem tehlikesini belirleyecek herhangi bir kesin segmentasyon ayrımı yapılamamıştır. Bu segmentlerin deprem tehlikesini kesin olarak ortaya koyabilmek için bu segmentlerin başlangıç ve bitiş noktalarının belirlenmesi, uzunlukları, her bir segmentin kayma hızları, her bir depremde oluşmuş kayma miktarları ve her bir segmentde en son büyük depremden bu zamana kadar geçen zaman miktarları gibi paleosismolojik araştırmalar ile elde edilebilecek parametrelerin titizlikle saptanması gerekmektedir yılları arasında oluşmuş depremlerin (Ms 6.5) yüzey kırık uzunlukları, Kuzey Anadolu fayında farklı davranışlar gösteren farklı segmentlerin bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu depremlerin dışmerkezleri, genellikle bu segmentlerin uç kısımlarında yoğunlaşmıştır. Depremlerin dağılımları incelendiğinde, Kuzey Anadolu fayında 10 civarında sismik segmentin var olduğu söylenebilir. Bu segmentlerin büyük olanlarını, 360 km uzunluğundaki Erzincan, 280 km uzunluğundaki Ladik-Tosya ve 160 km uzunluğundaki Gerede-Bolu ve 19

20 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 (1912) Saros segmentleri oluşturmaktadır. Diğer yandan fayın İsmetpaşa bölümünde yıllık 1-2 cm asismik kayma gösteren bir segment bulunmaktadır. Fayın bazı büyük ana segmentleri ise kilitlenmiş durumdadır. Şekil 1.7. Kuzey Anadolu Fayı üzerinde meydana gelmiş depremler [73] Kuzey Anadolu fay zonundaki depremlerin zaman içerisindeki dağılımlarına baktığımızda, aktivitenin fayın orta kısımlarından başladığı ve daha sonra batı ve doğu uçlarına doğru ilerlediği açıkca görülmektedir. Kuzey Anadolu fayının orta kesimleri ile doğu ve batı uçları, paleosismolojik olarak oldukça belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu yüzden fayın bu farklı kesimleri, farklı davranışlar sunmaktadır. Elbette fayın bu farklı kesimlerinde farklı davranışlar göstermesini denetleyen birtakım faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler, fayın o kısımlarındaki jeolojik, yapısal, geometrik ve mekanik özellikleri ile ilgilidir. Ayrıca bu özellikler, fay segmentlerinin başlangıç ve bitiş noktalarını denetlemektedir. Bu fay segmentlerin uçlarını denetleyen özellikler, fayın kabuk içerisinde, yani derin kısımlarında sahip olduğu özelliklerin yüzeye yansıması ile ilgilidir. Bu faktörler, üst kabuk-alt kabuk geçişi arasındaki (pürüz) asperities ve barriers (engel) modellemesi ile açıklanmaktadır (Aki 1984). Bu pürüz ve engellerin büyüklükleri, hem deprem büyüklüklerini hem de bu bölgedeki deprem tekrarlanmalarını kontrol etmektedir. Kuzey Anadolu fayı, bu tür paleosismolojik çalışmalar açısından incelenecek olursa, deprem tehlike analizleri daha kolay bir şekilde ortaya konabilir. Diğer taraftan, fayın farklı kesimlerinin farklı davranışlar göstermesi ve deprem tekrarlanma aralıklarının farklı olması, diğer bir denetleyici faktör olan fayın bu kesimlerindeki geometrik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Fayı doğu kesiminde, Kuzey Anadolu fayı birleşik fayını teşkil eden Doğu Anadolu fayı ile kesişmektedir. Ayrıca, fayın doğu kesimlerinde artan gerilme yüklemesi sonucu kenarları doğrultu atımlı faylar ile sınırlandırılan bir takım blokların meydana gelmiştir. Fayın doğu kesimi bu şekilde özellikler gösterirken, batı kesiminde fay kollara ayrılmaktadır. Fayın doğu kesimi, sıkışma etkisi altında kalırken batı kesimi çekilmeye maruz kalmaktadır. KAF boyunca şimdiye kadar oluşan depremlerin odak mekanizma sonuçları bu farklı gerilme rejimleri altında bulunduklarını kanıtlamaktadır. Bu depremlerden elde edilen P ve T eksenlerinin yönleri, faydaki hakim olan ana sıkışma yönünün, KB-GD olduğuna işaret etmiştir. Elbette bu özelliklere bağlı olarak, bu kısımların da deprem tekrarlanma aralıkları değişmektedir. Sonuç olarak, bu farklı davranışlar Kuzey Anadolu fayında farklı deprem modelleri gösteren birkaç büyük ana sismik segment ile belirli sayıda da kısa uzunluklara sahip küçük segmentlerin varlığına işaret etmektedir. Genel olarak fayın orta kesimlerinde, 20

21 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Erzincan segmenti (1939 deprem kırığı), Ladik-Tosya segmenti (1943 deprem kırığı) ve Gerede segmenti (1944 deprem kırığı) gibi uzunlukları 150 km-350 km arasında değişen üç ana segment ile bu segmentlerin doğu ve batı ucunda uzunlukları 100 km nin altında olan kısa uzunlukta segmentler yer almaktadır. Ayrıca bu üç ana segment içerisinde de daha kısa uzunluklara sahip alt-segmentler bulunmaktadır. Dolayısıyla ana segmentlerdeki depremlerin tekrarlanma aralıkları yıl gibi oldukça uzun bir zamanı kapsarken, daha kısa uzunluklardaki segmentlerde depremler yıl gibi daha kısa zaman aralıklarına sahiptirler. Ayrıca, komşu ana fay segmentleri arasında düşük kayma bölgelerinde zaman olarak birbirlerine yakın depremler meydana gelmektedir. Bu açıdan Kuzey Anadolu fayının Erzincan, Ladik-Tosya ve Gerede segmentleri gibi büyük segmentleri, değişmez kayma modeli (Uniform Slip Model) göstermektedir. Diğer yandan Varto, Yenice-Gönen, Geyve gibi 100 km den daha kısa uzunluklara sahip olan segmentler de karakteristik deprem modeli (Characteristic Earthquake Model) sunmaktadırlar. Kuzey Anadolu fayının aralığı içerisinde yoğun bir sismik aktiviteye maruz kaldığı oldukça dikkat çekicidir. Bu durum, faydaki belli bir zaman aralığı içerisindeki deprem kümelenmesini yansıtmaktadır. Aynı deprem kümelenmesi, ve deprem serilerinde (Ambraseys 1975, Ambraseys ve Finkel 1988) açıkca görülmektedir yılları arasında Kuzey Anadolu fayının doğu ve batı uçları yakınlarında kırılmadan kalmış muhtemel üç sismik boşluk düşünülmektedir. Bu sismik boşluklar: 1- Yedisu Sismik Boşluğu (Tanyeri (Erzincan doğusu)-elmalıdere arası), 2- Geyve segmenti (Geyve-Mekece-İznik) 3- Marmara (Şarköy- Armutlu yarımadası arasında Marmara Denizi içerisinde uzanan segment) Yedisu sismik boşluğunda en son tarihinde büyük bir deprem meydana gelmiştir. Deprem kişinin ölmesine neden olmuş ve 90 km uzunluğunda bir yüzey faylanması meydana gelmiştir. Depremin maksimum şiddetti VIII olarak belirtilmiştir (Ambraseys 1975). Özellikle fayın doğu kısmında, 45 km kırık oluşturmuş 13 Mart 1992 Erzincan depremi (Demirtaş ve Yılmaz, 1993; Demirtaş vd. 1994), bu sismik boşluklardan doğuda yer alan Yedisu sismik boşluğunda oluşabilecek muhtemel bir büyük depremin habercisi olabilir. Marmara sismik boşluğunda (İstanbul) en son tarihinde IX şiddetinde büyük bir deprem meydana gelmiştir. Deprem Adapazarı ile İstanbul arasında kalan bölgede oldukça büyük hasarlara neden olmuştur (Öcal 1968). Depremin Armutlu yarımadasının kuzey kesiminde uzanan Kuzey Anadolu fayının yaklaşık 100 km lik bir kısmını kırdığı tahmin edilmektedir. Geyve sismik boşluğunda en son büyük deprem MS 29 yılında meydana gelmiş IX şiddetindeki bir depremdir (Ergin vd. 1967). Bununla birlikte bu depremden sonra 120, 350, 368, 985 ve 1895 yıllarında şiddetleri V ile VIII arasında birkaç deprem meydana gelmiştir Doğu Anadolu Fayı Doğu Anadolu fayı, kuzeydoğuda Karlıova birleşim noktasından başlar ve güneybatıda Türkoğlu kavşağına kadar devam eder. Türkoğlu kavşağında üç veya dört kola ayrılır. Kuzeydeki kollar Helenik-Kıbrıs yayı ile birleşirken güneyde kalan kolu ise Ölü Deniz Fayına doğru uzanır. Doğu Anadolu fayı, sismik olarak suskun olduğu zamanlarda, birleşik fayı olan Kuzey Anadolu fayı tarafından kuzeydoğu ucunun ötelenmesiyle, Karlıova birleşim noktasının güneybatısında birkaç küçük kol gelişmiştir. Güneydoğuda yer olan kol, kuzeybatıda olana göre daha gençtir (Tirifonov 1995). Diğer taraftan Doğu Anadolu fayı, Karlıova birleşim noktasının kuzeydoğusundan Ermenistan a doğru uzanır. Doğu Anadolu fayının Karlıova dan güneybatıya doğru olan ana kısmın uzunluğu 400 km olup, bu ana kısımdaki kayma hızı yıllık 5 mm civarındadır yılları arasında Doğu Anadolu fayı üzerinde yıkıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş toplam 10 deprem (Ms 5.5) meydana gelmiştir. Bu depremlerin dışmerkez dağılımları, segmentlerin sınırlarında yoğunlaşma eğilimleri göstermiştir. Bu dağılımlar, fayın Karlıova-Türkoğlu arasında, üç ana segment ile Türkoğlu kavşağından güneybatıya doğru olan kollara ayrıldığı bölgelerde ise dört segmentin yer aldığını göstermektedir. Doğu Anadolu fayında, 1900-Günümüz (1995) arasında oluşmuş 10 depremin (Ms 5.5) yer-zaman diyagramı ayrıntılı olarak incelenmiştir. DAF, sol yönlü doğrultu atımlı fay olması nedeniyle paleosismolojik olarak Kuzey Anadolu fayına büyük bir benzerlik göstermektedir yılları arasında oluşmuş depremlerin (Ms 4.0) yoğunlaşma yerleri, bu fayın segmentleri hakkında kabaca bir fikir vermektedir. Doğu Anadolu fayı, muhtemelen 5 veya 6 segmentden oluşmaktadır. Doğu Anadolu fayı kuzeydoğu ucunda dönemsel olarak Kuzey Anadolu fayı tarafından kesilmesi sonucu, ana fay doğrultusuna paralel birkaç küçük faylanma gelişmiştir. Bu faylanmalar, Karlıova birleşim noktasının güneybatısında açık bir şekilde görülmektedir. Fayın güneydoğuda yer alan kolu, kuzey batısına göre daha genç olanını teşkil etmektedir (Tirifonov, 1995). Doğu Anadolu fayında aralığında yıkıcı ve hasar yapıcı depremlerin dışmerkez dağılımları, bu fay segmentlerinin sınırlarında yer alma eğilimi göstermiştir. Tarihsel kayıtlar, Doğu Anadolu fayının yılları arasındaki dönemde olduğu gibi 1900 den önceki yüzyıl içerisinde de oldukça sakin bir sismik etkinlik göstermiştir. Dolayısıyla, bu fayda, önümüzdeki yüzyıl içerisinde Kuzey Anadolu Fayına benzer bir deprem serisine yol açması oldukça muhtemeldir. Bu fayda en azından 200 yıldır bir enerji birikimi olmaktadır. Bu açıdan sismik olarak oldukça yüksek bir potansiyel tehlike taşımaktadır. Depremlerin yer-zaman diyagramları, fayın önce orta kısımlarına yakın bir yerden kırıldığını ve kırılmanın daha sonra doğu ve batı uçlarında yer alan segmentlerine doğru kaydığını göstermektedir. Faydaki ana sıkışma yönü KD-GB olarak elde edilmiştir. Doğu Anadolu fayında son dört yüzyılda ve yılları arasında oluşmuş yıkıcı deprem dağılımları ve mikro deprem aktivitesi, Doğu Anadolu Fayının Karlıova-Ceyhan arasında kalan kısmında toplam 3 tane sismik boşluk bulunduğuna işaret etmektedir. Bunlar; 1- Andırın sismik boşluğu [Ceyhan-Türkoğlu], 2- Türkoğlu sismik boşluğu [Türkoğlu-Çelikhan], 3- Hazar gölü segmenti dir. Yukarıda da belirtildiği gibi, Doğu Anadolu fayı, yüzyılımızda ve önceki yüzyıl içerisinde olduğu gibi sismik olarak oldukça suskun bir dönem geçirmektedir. Bu faydaki sismik boşlukların dağılımları, muhtemelen Kuzey Anadolu Fayındaki deprem serisine benzer bir deprem serisinin önümüzdeki yüzyıl içerisinde oluşabileceğini göstermektedir. Bu fayın kısa bir süre 21

22 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 içerisinde tamamen kırılmasına neden olabilecek 1939 Erzincan depremine benzer bir büyük deprem tetikleme rolü üstlenebilir. Bu yüzden Doğu Anadolu fayının bu işaret edilen sismik boşlukları civarında çalışmaların yoğunlaştırılması, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararlarının en aza indirgenmesi açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan, her üç sismik boşlukta özellikle başta Andırın civarında olmak üzere Ergani ve Hazar gölü civarında 1989 dan bu yana her yıl Ms 4.0 birkaç deprem oluşmuştur. Dünyanın değişik bölgelerinde geçmişte oluşmuş depremler üzerindeki haberci olaylara (precursory) ait çalışmalar, kırılacak segment uzunluğu ile habercilerin süresi arasında doğrudan bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Buna en iyi örnek olarak günümüzde meydana gelen 1 Ekim 1995 Dinar depremi verilebilir. Dinar depreminde 10 km uzunluğunda bir kırık oluşurken, haberci olaylar 30 gün öncesinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Buradan hareket ederek Doğu Anadolu fayında sismik boşluklarda oluşması muhtemel haberci olarak nitelendirilebilecek Ms 4.0 depremlerin 5-7 yıl öncesinde gözlenmeye başlanması, kırılabilecek uzunlukların oldukça uzun (100 km veya daha uzun) olabileceğine işaret etmektedir. Bu açıdan fayın bu bölümlerinin yeterli derecede yoğun bir gözlem altında bulundurulması yerinde olacaktır. Ayrıca bu sismik boşluklar üzerinde geçmiş son yüzyıl içinde ( ) hasar yapıcı ve yüzey kırığı oluşturan büyük depremlerin meydana gelmemesi, bu bölgenin önemini daha da artırmaktadır. Andırın sismik boşluğunu içine alan Adana-Ceyhan-Maraş yörelerinde 290, 517, 524, 561, 1114, 1514 ve 1855 yıllarında şiddetleri V ile IX arasında değişen birkaç büyük deprem meydana gelmiştir (Ergin vd. 1967). Diğer yandan Türkoğlu sismik boşluğunda oluştuğu tahmin edilen en son 1874 yılında şiddeti VIII olan büyük bir deprem meydana gelmiştir (Öcal 1968). Hazar gölü sismik boşluğunda 1866 yılında en son VIII şiddetinde büyük bir deprem meydana gelmiştir (Öcal 1968) Ege Graben Sistemi Ege Graben sistemi, genel olarak D-B doğrultulu normal faylar ile sınırlandırılmış birçok bloktan meydana gelmektedir. Bu bloklar arasında, D-B uzanımlı grabenler yer almaktadır. Bölge, genel olarak KKD-GGB yönlü bir çekme rejiminin etkisi altında bulunmaktadır. Bölgede hakim olan ana KKD-GGB genişleme yönü, bu depremlerin odak mekanizma çözümleri sonucu elde edilmiş T eksenleri yönleri ile uyumluluk göstermektedir. Bu grabenler kuzeyden güneye doğru; Edremit Körfezi, Bakırçay- Simav grabeni, Gediz-Küçük Menderes grabenleri, Büyük Menderes ve Gökova Körfezi grabenleri şeklinde sıralanabilir. Ege graben sisteminin Edremit Körfezini içine alan kuzey kesimi, Kuzey Anadolu fayı ile Batı Anadolu daki çekme rejimin etkisi altında bulunmaktadır. Dolayısıyla bu bölgede oluşmuş depremlerin odak mekanizmaları, hem normal hem de yatay bileşenlerin hakim oldukları birleşik fay çözümleri vermiştir. Ege graben sisteminin ikinci alt bölgesini, KKD yönelimli Bakırçay grabeni ile KKB yönelimli Simav grabeni oluşturur. Bu grabenler, kenarları doğrultu atım bileşenli normal faylar olan büyük çöküntü alanlarını temsil ederler. Çandarlı Körfezi ile Soma arasında uzanan Bakırçay grabeni, km genişliğe ve 80 km uzunluğa sahiptir. Diğer taraftan Simav grabeni, Simav çayı boyunca yaklaşık 100 km uzanır (Gülkan vd. 1993). Gediz grabeni, Sarıgöl ile Turgutlu arasında uzanan km genişlikte ve 140 km uzunlukta BKB-DGD doğrultulu büyük bir çöküntü alanını temsil eder. Bu graben boyunca Pliyosen den günümüze kadar olan zaman aralığı içerisinde 1.5 km civarında bir düşey atımın meydana geldiği bildirilmektedir (Gülkan vd. 1993). Gediz grabeninin hemen güneyinde Ödemiş-Bayındır-Torbalı-Tire ve Selçuk gibi yerleşim alanları içerisinden geçen 5-20 km genişlikte ve 100 km uzunlukta Küçük Menderes grabeni yer alır (Gülkan vd. 1993). Gediz-Küçük Menderes grabenlerinin güneyinde doğrultusu doğudan batıya doğru değişen ve doğrultu atım bileşenli normal faylanmalar sunan, batıda Ege Denizi ile doğuda Sarayköy e kadar uzanan km genişlikte ve 200 km uzunlukta Büyük Menderes grabeni yer alır (Gülkan vd. 1993). Bu bölgenin en güneyinde Güllük ile Muğla arasında uzanan BGB-DKD doğrultulu Gökova Körfezini sınırlayan faylanmalar bulunur. Ege graben sistemi içerisinde yılları arasında hasar yapıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş Ms= 5.5 olan 33 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerin yukarıda bahsedilen belli başlı grabenler boyunca yoğunlaştıkları açık bir şekilde görünmektedir. Bölge, oldukça karışık tektonik görünüm sunması nedeniyle sürekli depremlere maruz kalmış ve gelecekte de deprem oluşturma potansiyeli yüksek olan bir bölgeyi oluşturmaktadır. Geçmiş yüzyılda ( ) oluşmuş depremlerin (Ms 4.0) büyük bir çoğunluğunun Büyük Menderes grabeninin doğu ucu ile Simav grabeni boyunca meydana geldikleri görülmektedir. Bu grabenlerin kenarlarını sınırlayan ana normal faylar, kısa uzunluklara sahip birçok küçük segmentlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, bu kısa segmentlerden birinde oluşan bir deprem, yakınlarındaki diğer komşu segmentleri tetiklemekte ve ileriki bir zamanda bu segmentlerde depremlerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu depremler (Ms 5.5), genellikle bölgede güneyden kuzeye doğru zaman içerisinde bir kayma göstermişlerdir. Ege Graben Sistemi içerisinde yılları arasında yıkıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş depremlerin yer-zaman diyagramı incelendiğinde paleosismolojik olarak fayların davranışlarını etkileyen faktörlerden en önemlisinin, fay tipleri olduğu açıkca görülür. Fay tiplerine bağlı olarak fayların farklı davranışlar göstermesi doğrultu atımlı faylar olan KAF ve DAF ile Helenik yayı ve Bitlis Bindirme Kuşağını oluşturan ters faylar üzerinde oluşmuş depremlerin yer-zaman dağılımlarının karşılaştırılması ile daha kolay bir şekilde anlaşılabilir. Dünyanın değişik kesimlerinde yer alan faylar üzerinde yapılan paleosismolojik çalışmalar, doğrultu atımlı faylar ile normal atımlı faylar ve ters fayların birbirlerinden oldukça farklı davranışlar gösterdikleri sonucunu ortaya koymuştur. Normal atımlı faylarda depremlerin aynı fay segmenti üzerindeki tekrarlanma aralıkları doğrultu atımlı faylara nazaran oldukça uzun olurken aynı fayın komşu segmentleri arasındaki depremlerin oluşum zaman aralıklarının birbirlerine oldukça yakın oldukları görünmektedir. Amerika Birleşik Devletleri nde Basin ve Range bölgesindeki normal atımlı fayların segmentlerinde bu karakteristik davranışlar oldukça açık bir şekilde gözlenmektedir. Ege Graben Sistemi içerisinde yılları arasında oluşmuş yıkıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş depremlerin yerzaman diyagramı incelendiğinde, depremlerin birbirine yakın segmentlerde oluştukları görülmektedir. Bu yakın segmentlerde oluşan depremler zaman olarak birbirlerine oldukça yakındır. Bu bölgedeki depremler, genellikle birer çiftler şeklinde oluşmaktadır. Bölgenin birbirlerine bağlantılı birçok graben ve horstlardan meydana gelmesi nedeniyle, bir segmentde oluşan deprem diğer yakın segmentde tetikleme rolü oynamaktadır. Yukarıdaki karakteristik özellikler, Ege graben sisteminin, normal faylar ile ilgili açıklanan tüm modelleri sunduğunu göstermektedir. Yani, deprem yinelenme aralıklarındaki farklılık, bazen 22

23 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi bağımsız bir deprem tarafından alt bir segmentin kırılması, bir segmentdeki depremin diğer komşu segmentde bir kaymayı tetiklemesi ve daha sonraki zamanlarda bağımsız olarak bir deprem meydana gelmesi veya segmentlerin bağımsız fakat segmentlerde oluşan depremlerin zaman olarak birbirlerine oldukça yakın olması gibi davranışlar, bu bölgedeki segmentasyon ayrımına yardımcı olabilir. Ege Graben bölgesinde yılları arasında suskun bir dönem gözlenirken, yılları arasında deprem sayısında oldukça fazla bir artış görünmektedir. Benzer şekilde, yılları arasında tekrar sakin bir dönem bulunmaktadır yılları arasında tekrar oldukça yoğun bir sismik aktivite gözlenmektedir Günümüz arasında tekrar bir suskunluk dönemine girilmiştir. Bu dönem içerisinde en son meydana gelen yıkıcı ve 10 km uzunlukta yüzey faylanması meydana getirmiş olan deprem 1 Ekim 1995 Dinar depremidir (Demirtaş vd. 1996a, 1996b ve 1996c). Yukarıda belirtilen özellikler Ege graben sistemi içerisinde bir depremden hemen sonra yakın bir segmentde bir deprem oluşma olasılığı oldukça fazla olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, Dinar deprem kırığına yakın bir sismik boşluk bulunmaktadır. Bu boşluk, biraz daha doğuda yer alan ve son yüzyılda üzerinde herhangi bir deprem gözlenilmeyen Sultandağı fayını (Argithani boşluğu) oluşturmaktadır. Bu bölgede genellikle suskunluk dönemi süresinin yıl olduğu görülmektedir. Bu yüzden 1975 den bu yana suskunluk dönemi süresine erişilmiş durumda ve yeniden bir sismik aktivite artışına girilmesi olasılığı oldukça fazla görünmektedir. 1 Ekim 1995 Dinar depremi bu etkinliğin bir işareti olarak yorumlanabilir. Diğer yandan, bölgesel olarak depremlerin yer-zaman içerisindeki dağılımlarına bakıldığında depremlerin güneyden kuzeye doğru kaydıkları gözlenmektedir. Ege bölgesindeki P ve T eksenlerinin yönleri, KKB-GGD ve KKD-GGB olarak elde edilmiştir. 1 Ekim 1995 Dinar depremi ana şokunun ve artçı depremlerinin birleşik fay düzlemi çözümleri, yukarıda bahsedilen yönler ile iyi bir uyumluluk göstermektedir (Demirtaş vd. 1996a, 1996b ve 1996c) yılları arasında oluşmuş Ms 4.0 depremlerin dışmerkezleri, daha çok yukarıda bahsedilmiş grabenlerin uç kısımlarında yoğunlaşmaktadır. Bu yoğunlaşma, özellikle Büyük Menderes grabeninin doğu ucu ile Gediz grabeninin batı ucu ve Simav grabeni boyunca yer almaktadır. Diğer yandan Sismik boşluk olarak gösterilen Sultandağı fayı boyunca herhangi bir depremin görülmemesi oldukça dikkati çekmektedir. Bu boşluk civarında sismik etkinliğin oldukça fazla olması ve boşlukta herhangi bir büyük depremin olmaması, ikinci tip bir boşluk olarak tanımlanan zamansal boşluk (doughnut pattern) ile iyi bir uyumluluk göstermektedir. Bu açıdan gelecekte yüksek deprem potansiyeli taşıyan bu sismik boşluğun yakından incelenmesi deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararlarının azaltılması yönünden oldukça büyük önem taşımaktadır. Bölgede son yüzyıl ( ) içerisinde en son meydana gelmiş deprem, Dinar-Çivril fayının Dinar ile Yapağılı Köyü arasında 10 km lik kısmını kırmış orta büyüklükte (M l=5.9) 1 Ekim 1995 Dinar depremidir (Demirtaş vd. 1996a, 1996b, 1996c). Bu depremin meydana gelmesi yakınlarda yer alan diğer segmentlerde diğer bir depremin meydana gelmesinde tetikleyici rol oynayabilir. Argithani sismik boşluğu, son yüzyıl içerisinde kırılmadan kalan ve bu çalışmada muhtemel sismik boşluklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu boşluk, Sultandağı fayına karşılık gelmektedir. 4. Helenik-Kıbrıs Yayı Helenik-Kıbrıs yayı, Türkiye nin güney kıyısı yakınlarında, Girit adasının güneyinden geçerek kuzeydoğu yönünde Rodos adasının güneyinden Fethiye Körfezi ne doğru uzanır. Helenik-Kıbrıs yayı, Girit adası ile Fethiye Körfezi arasında Plini ve Strabo çukurlukları boyunca ters fay bileşenli sol yönlü doğrultu atımlı fay karakteri gösterir. Diğer taraftan, Helenik-Kıbrıs yayı, Antalya Körfezi, Kıbrıs kuzeyi ve İskendurun Körfezi arasında içbükey bir kavis yapar. Bu yayın kuzeybatıya doğru devamını, Antalya Körfezinden başlayan ve kuzeybatı doğrultusunda devam eden ters fay niteliğinde olan Aksu bindirme fayı temsil eder. Diğer bir çukurluk, Plini ve Strabo çukurluklarından başlar ve Kıbrıs güneyine doğru dışa doğru bir yay yapar. Yukarıda bahsedilen çukurluklar boyunca Afrika plakası, Anadolu bloğunun altına doğru KKD doğrultusunda dalmaktadır. Helenik-Kıbrıs yayının Türkiye nin güneyinde uzanan bölümü boyunca, yılları arasında toplam 13 hasar yapıcı deprem (Ms 5.5) meydana gelmiştir. Bu hasar yapıcı depremlerden 11 i oldukça yoğun sismik etkinlik görünen Plini ve Strabo sol yönlü doğrultu atımlı faylarında meydana gelmiştir. Bununla birlikte, son yüzyıl içerisinde Helenik-Kıbrıs yayının, Antalya Körfezi ile İskendurun Körfezi arasında kalan bölümü boyunca herhangi bir yıkıcı deprem meydana gelmemiştir. Ancak, Kıbrıs ın güneyinde yalnızca orta büyüklükte iki deprem (Ms 5.5) oluşmuştur. Dolayısıyla, Helenik-Kıbrıs yayı boyunca 3 ve güneybatı Türkiye de 1 olmak üzere farklı 4 yer sismik boşluk olarak değerlendirilmiştir. Bunlar; 1- Zafer Sismik Boşluğu [ İskendurun Körfezi ile Zafer Burnu (Kıbrıs) arasında] 2- Antalya Sismik Boşluğu [ Arnavut Burnu (Kıbrıs) ile Antalya Körfezi arasında] 3- Aksu segmenti [ Antalya Körfezinin kuzey kısmı, Aksu bindirme fayı] 4- Gökova Segmenti [ Gökova Körfezi boyunca] Şekil 1.8. Sultandağı depremi [66] 23

24 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM 1 Dünyadaki diğer dalma-batma zonları boyunca, özellikle Pasifik plakası boyunca oluşmuş depremler incelediğinde, plakanın yıllık kayma hızına bağlı olarak depremlerin aynı segmentler üzerindeki tekrarlanma aralıklarının diğer doğrultu atımlı ve normal atımlı faylara göre oldukça kısa olduğu gözlenmiştir. Benzer özellikler, Afrika plakasının Avrasya plakasının altına daldığı Helenik-Kıbrıs Yayı boyunca geçmiş yüzyılda oluşmuş depremlerde gözlenmektedir. Helenik-Kıbrıs Yayının diyagramın doğuda kalan kısmında soluna göre oldukça fazla deprem olmuştur. Dolayısıyla, bu diyagramda belirgin bir farklılık dikkati çekmekte ve depremlerin olmadığı sol tarafta sismik boşluk olarak yorumlanabilecek 3 yer gözlenmektedir. Bu boşlukları içeren kısım, Helenik-Kıbrıs yayının Antalya Körfezi ile İskendurun Körfezi arasında kalan kesimini oluşturmaktadır. Helenik-Kıbrıs Yayı boyunca geçmiş yüzyılda oluşmuş depremlerin bazılarının fay düzlemi çözümlerinden elde edilmiş P ve T eksenlerinin yönlerinin, yay boyunca farklı segmentlerde farklı olarak geliştikleri görülmektedir. Bölgede farklı sıkışma ve çekme yönleri, dalan plaka sınırlarının her yerde aynı olmaması ve kavis yapmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye nin güneyinde uzanan Helenik-Kıbrıs yayı bölgesi içerisinde, arasında meydana gelen Ms 4.0 depremlerin episantrları ve son yüzyıl içerisinde ( ) çok sayıda yıkıcı depremler Plini ve Strabo fayları boyunca yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte, bu her iki fayın kuzeyinde yani Türkiye nin güneybatısında ve Gökova Körfezi boyunca da belirgin bir sismik etkinlik görülmektedir. Diğer taraftan, son yüzyıl içerisinde ( ) herhangi bir hasar yapıcı deprem olmamış olan Helenik- Kıbrıs yayının Antalya Körfezi ile Arnavut Burnu arasında kalan segmenti ile Aksu bindirme fayı boyunca önemli sayılabilecek bir sismik etkinlik artışı gözlenmektedir. Ancak, yayın İskendurun Körfezi ile Zafer Burnu arasında kalan segmenti, günümüzde oldukça suskun bir görünüm sunmaktadır yılları arasında herhangi bir büyük yıkıcı depreme maruz kalmaması ve günümüzde kümülatif olarak sismisite artışları göstermesi, Helenik-Kıbrıs yayının Antalya Körfezi ile İskendurun Körfezi arasında yer alan bölümü boyunca yüksek deprem oluşturma potansiyeline sahip olduğunu işaret etmektedir. Bu nedenle, bu sismik boşlukların yeteri derecede gözlem altında bulundurulması deprem tehlike belirleme ve zararlarının azaltılması açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Zafer Burnu ve Antalya sismik boşluğunu içeren İçel-Kıbrıs-Antalya arasındaki bölümde, 76, 342, 343, 417, 534, 1144, 1183, 1222, 1491, 1543, 1567, 1718 ve 1735 yıllarında şiddetleri V ile X arasında değişen birkaç önemli büyük deprem meydana gelmiştir (Ergin vd. 1967). Gökova Körfezi sismik boşluğunda ise 1869 ve 1896 yıllarında VII ve VIII şiddetinde iki büyük deprem olmuştur (Öcal 1968) Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi Doğu Anadolu sıkışma bölgesi, kuzeyden güneye doğru, Kuzeydoğu Anadolu fayı, Kuzey Anadolu fayının Karlıova'nın doğusunda yer alan sağ ve sol yönlü doğrultu atımlı fayları ile Bitlis bindirme Kuşağı olmak üzere 3 kısımda incelenmiştir: Doğu Anadolu fayının Karlıova ile Ermenistan arasında kalan bölümü Kuzeydoğu Anadolu fayı olarak bilinmektedir. Geniş bir kesme zonu olan Kuzeydoğu Anadolu fayı, birbirlerine paralel olarak gelişmiş KD-GB doğrultulu, sol yönlü ve ters bileşenli birçok kısa fay segmentlerinden meydana gelir. Bu faylar, km uzunlukta Kelkit fayı, Erzincan'ın hemen kuzeybatısından başlayan ve kuzeydoğuya doğru 150 km devam eden Akdağ fayı, Tortum güneybatısı ile Aşkale ilçesi arasında uzanan Aşkale fayı, Çat civarından başlayan, Erzurum, Dumlu, Tortum ve Oltu boyunca uzanan Dumlu fay zonu ile Tekman ile Gaziler arasında uzanan Çobandede faylarıdır (Gülkan vd. 1993). Kuzeydoğu Anadolu fayı ile Karlıova-Muradiye arasında yer alan bölgede, KB-GD doğrultulu kısa uzunluklara sahip olan sağ yönlü doğrultu atımlı faylar yer alır. Bu bölge, 100 km uzunlukta Balıklıgölü fayı, 55 km uzunlukta Çaldıran fayı, 50 km uzunluktaki Doğubeyazıt fayı, 50 km uzunlukta Tutak fayı ve 85 km uzunlukta Karayazı fayından oluşur (Gülkan vd. 1993). Karlıova üçlü birleşim noktasının yakınında, Kuzey Anadolu fayı ile Doğu Anadolu fayının periyodik olarak birbirlerini ötelemesi sonucu, KB-GD ve KD-GB doğrultulu kısa uzunluklarda sağ ve sol yönlü doğrultu atımlı fay takımları gelişmiştir. Karlıova birleşim noktası ile Muradiye arasında kalan bölümde, Malazgirt'in doğusunda 20 km uzunlukta KD-GB doğrultulu sol yönlü Malazgirt fayı ve Erciş ile Adilcevaz arasında uzanan 30 km uzunlukta sol yönlü Süphan fayı yer almaktadır. Diğer taraftan KB- GD doğrultulu ve sağ yönlü 20 km uzunlukta Erciş fayı ile Muradiye ilçesinin hemen kuzeydoğusu ile İran sınırları arasında uzanan 45 km uzunlukta Hasan-Timur gölü fayları bulunmaktadır (Gülkan vd. 1993). Bu bölge içerisinde incelenen en güneydeki bölgeyi Bitlis Bindirme Kuşağı meydana getirir. Bu kuşak, Arap plakası ile Avrasya plakası arasında yer alan Neotetis'in güney kolunun Serravaliyen sonunda kapanması sonucu oluşmuştur. Bitlis-Zagros bindirme kuşağı, Kahramanmaraş ile Yüksekova arasında, güneye yönelmiş ters faylardan meydana gelir. Bu zon, 1500 km uzunlukta olup 60 km genişlikte bir bölgeyi oluşturur (Gülkan vd. 1993). Doğu Anadolu sıkışma bölgesinde yılları arasında hasar yapıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş toplam 22 deprem (Ms 5.5) olmuştur. Bunlardan 5 deprem, Kuzeydoğu Anadolu fayı üzerinde meydana gelirken, diğer 9 deprem, Kuzeydoğu Anadolu fayının güneyinde yer alan faylar ile Karlıova-Muradiye arasında yer alan diğer iki bölgede meydana gelmiştir. En güneyde yer alan Bitlis Bindirme Kuşağı üzerinde oluşmuş tek deprem, Ms=6.6 olan 1975 Lice depremidir. Diğer yandan Kafkaslar'da yer alan bindirme fayları oldukça diri olup, bu faylar, Doğu Anadolu fayının Ermenistan'a doğru uzantıları şeklinde yorumlanmaktadır (Tirifonov 1995). Doğu Anadolu sıkışma bölgesi üç alt bölge altında incelenebilir; Kuzey Anadolu fayının doğu uzantısı olan Varto segmenti, Doğu Anadolu fayının Ermenistan a doğru olan uzantısı ve Varto segmentine paralel ve aynı doğrultuya sahip Çaldıran fayı gibi faylar ile Ana Güncel Fayın Türkiye içerisine olan uzantısı. Varto segmentindeki depremlerin yer-zaman dağılımları, bu segmentin yılları arasında sismik olarak diri olduğunu göstermektedir. Bu segmentdeki depremler özellikle 1939 Erzincan depreminden sonra gerilme birikimlerinin Erzincan segmentinin batı ve doğu uçlarına doğru yer değiştirmesinden dolayı önemli derecede artmıştır.1975 yılından sonra bu segment üzerinde önemli sayılabilecek bir büyük deprem olmamıştır. Bu bölgede meydana gelen en son depremler, bu segment ile Erzincan segmenti arasında, yani Erzincan segmentinin doğu kısmında, Davarlı ile Tanyeri arasında 45 km uzunlukta bir kırık oluşturmuş 13 Mart 1992 Erzincan (Ms = 6.8) ile 15 Mart 1992 (Ms=6.1) Pülümür depremleridir (Demirtaş ve 24

25 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Yılmaz, 1992; Demirtaş vd., 1994). Bu depremler, Varto segmenti ile Erzincan segmenti arasında gösterilen sismik boşlukta oluşabilecek muhtemel bir depremin belirtisi şeklinde gelişmiş olabilir. Diğer taraftan, Doğu Anadolu fayının Ermenistan a doğru olan uzantısında da yıkıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş birkaç deprem meydana gelmiştir. İleride bahsedileceği gibi, bu bölümde bu depremler sırasında kırılmayan sismik boşluk olarak kabul edilebilecek iki yer düşünülmektedir. Üçüncü alt bölgenin değişik kısımlarında zaman zaman depremler olmasına rağmen kırılmayan önemli iki sismik boşluk yer almaktadır. Bunlar, Ana Güncel fayın kuzeybatıya doğru uzantısı olan Yüksekova segmenti ile bu segmentin kuzeybatısında yer alan Van segmentidir. Bununla birlikte, Doğu Anadolu Sıkışma bölgesinde önemli sayılabilecek herhangi bir paleosismolojik çalışma bulunmamaktadır. Bu açıdan, Doğu Anadolu fayının Ermenistan a olan uzantısı ile Yüksekova segmentini de içine alan Ana Güncel Fay ve Çaldıran gibi fayların İran içerisine olan uzantılarının bilinmesi, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararların azaltılması açısından oldukça önemlidir. Doğu Anadolu Sıkışma bölgesindeki bazı depremlerin odak mekanizma çözümlerinden elde edilmiş ana sıkışma yönü Arap plakasının kuzeye doğru olan hareketi ile iyi bir uyumluluk göstermektedir yılları arasında oluşmuş depremlerin yerzaman içerisindeki dağılımları, Doğu Anadolu Sıkışma bölgesinde kırılmadan kalan ve gelecekte yüksek deprem potansiyeli taşıyan olası 4 sismik boşluk belirlenmiştir. Bu sismik boşluklar, kuzeyden güneye doğru aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: 1- Ardahan Sismik Boşluğu 2- Çayırlı-Aşkale fayı 3- Van Sismik boşluğu 4- Yüksekova Sismik Boşluğu Doğu Anadolu sıkışma bölgesinde, yılları arasında oluşmuş depremlerin dışmerkez dağılımları, sismik boşluklar olarak düşünülen segmentlerin uç kısımlarında ve civarlarında yoğunlaşmaktadır. Depremlerin dışmerkez dağılımları, ikinci tip sismik boşluk olarak adlandırılan zamansal boşluk modeline (Doughnut pattern) uyum sağlamaktadır. Özellikle, Kuzeydoğu Anadolu fayının Aşkale segmenti, Van segmenti ve Yüksekova segmenti civarında bu model belirgin bir şekilde gözlenilmektedir. Ardahan sismik boşluğunda 400 ve 1868 yıllarında VIII şiddetinde iki büyük deprem meydana gelmiştir (Soysal vd. 1981). Tarihsel deprem kayıtları, Van sismik boşluğunun oldukça fazla depreme maruz kaldığını göstermektedir. Bu boşluk boyunca, 1110, 1245, 1276, 1282, 1439, 1441, 1647, 1648, 1685, 1692, 1701, 1704, 1715, 1871 ve 1872 yıllarında şiddetleri VI ile X arasında değişen birçok deprem olmuştur (Ergin vd. 1967). Çayırlı-Aşkale ve Yüksekova sismik boşluklarındaki son büyük depremler hakkında gerekli tarihsel kayıtlar bulunamamıştır Orta Anadolu Ova Bölgesi Orta Anadolu bölgesi, kuzeyde Kuzey Anadolu fayı, doğuda Doğu Anadolu fayı, güneyde Helenik-Kıbrıs yayı ve batıda Ege graben sistemi arasında kalmış geniş bir bölgeyi kapsar. Bu bölge içerisinde KD-GB ve KB-GD doğrultulu bağımsız doğrultu atımlı faylar ile Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu faylarından ayrılan faylar bulunur (Tablo 1). Tablo 1 : Orta Anadolu Bölgesinde yer alan önemli diri faylar Bağımsız faylar KAF ve DAF dan ayrılmış faylar Tuzgölü Fayı Kırıkkale Fayı Ecemiş Fayı Almus Fayı İnegöl-Eskişehir Fayı Ovacık-Malatya Fayı Kırşehir-Keskin Fayı Sürgü Fayı Akşehir Fayı Tuzgölü fayı, Köşker ile Bor arasında yaklaşık 200 km uzunlukta KB-GD doğrultulu sağ yönlü doğrultu atımlı bir faydır (Gülkan vd. 1993). Fay, Şereflikoçhisar yakınlarında ters bileşene sahipken yer yer başka yerlerde normal fay bileşenleri göstermektedir. Ecemiş fayı, Kayseri ile Mersin arasında uzanan yaklaşık km uzunlukta KD-GB doğrultulu sol yönlü doğrultu atımlı bir faydır. Fay üzerinde ölçülmüş yatay atım miktarının 40 km civarında olduğu bildirilmektedir (Gülkan vd. 1993). İnegöl-Eskişehir fay takımı, doğuda Tuzgölü ile batıda İnegöl arasında BKB-DGD doğrultulu birçok kısa uzunlukta fay segmentlerinden oluşan 400 km uzunlukta normal bileşenli sağ yönlü doğrultu atımlı faylardan oluşur. Kırşehir-Keskin fayı, Kırşehir ve Keskin arasında KB-GD ile KD-GB doğrultulu kısa uzunluklarda birçok faylardan oluşan bir kuşaktır. Niksar çek-ayır havzası yakınlarında Kuzey Anadolu fayından ayrılarak güneybatıya doğru Amasya, Çorum illerini izleyerek Kırıkkale ve oradan da Çubuk a kadar uzanan uzun bir fay Kırıkkale fayı olarak bilinmektedir. Diğer yandan bu fayın hemen doğusunda yine güneybatıya doğru uzanan Almus fayı yer alır. Sol yönlü doğrultu atımlı Ovacık-Malatya fayı, Erzincan çek-ayır havzasının doğusundan ayrılarak güneybatı yönünde Ovacık a kadar devam eder ve Malatya fayı ile kesişir. Fayın toplam uzunluğu, 160 km civarındadır. Kuzeydoğuda Kemaliye ile güneybatıda Doğanşehir arasında 180 km uzunluğa sahip olan Malatya fayı yer alır. Bu fay da Ovacık fayı gibi sol yönlü doğrultu atımlı bir fay olup K D doğrultuludur (Gülkan vd. 1993). Diğer yandan Doğu Anadolu fayından ayrılarak D-B doğrultusunda Sürgü den geçen diğer bir kısa uzunluğa sahip sol yönlü doğrultu atımlı fay, Sürgü fayı olarak isimlendirilmiştir yılları arasında Orta Anadolu Ova bölgesinde oluşmuş hasar yapıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş yalnızca 4 deprem meydana gelmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi bu bölgede bağımsız ve Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu faylarından ayrılan oldukça uzun faylar olmasına rağmen 1938 Kırşehir-Keskin depremi dışında üzerlerinde önemli sayılabilecek bir deprem olmamıştır. Bu faylar, sismik boşluklar olarak tanımlanmamış ancak bunların önemli derecede deprem potansiyeli taşıyan büyük faylar olarak düşünülmesinde yarar görüldüğünden dikdörtgen alanlar içerisinde belirtilmiştir. Örneğin tarihsel kayıtlar, Tuzgölü fayı üzerinde önemli yıkıcı büyük depremlerin olduğunu belgelemektedir. 25

26 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM yılları arasında oluşmuş Ms 4.0 olan depremlerin dışmerkezleri, özellikle Kırıkkale fayının güneybatı ucunda, Ecemiş fayının orta kısmında ve sürgü fayının batı ucunda yoğunlaşmıştır. Bu faylardan Kırıkkale fayı üzerinde oluşabilecek büyük bir deprem Ankara yı önemli derecede etkileyebilir. Yine uzun süredir sismik olarak oldukça suskun olan Tuzgölü fayı üzerinde de Şereflikoçhisar, Aksaray ve Bor gibi yerleşim alanları vardır. Türkiye'nin bu tektonik bölgelerinde bugüne kadar olmuş depremler aşağıdaki tabloda verilmektedir. Tablo 2. Tektonik bölgelere göre olmuş deprem sayıları TEKTONİK BÖLGE DEPREM SAYISI Kuzey Anadolu Fayı 34 Doğu Anadolu Fayı 10 Ege Graben Sistemi 33 Doğu Anadolu Sıkıştırma bölgesi 22 Kıbrıs Helenik Yayı 13 Orta Anadolu Ova Bölgesi 4 Karadeniz Bölgesi 2 Aşağıda çeşitli fay örnekleri verilmiştir [Deprem vakfı] Şekil 1.9. Türkiye ve Eskişehir'in fay yapısı [77] Şekil Fay örneği [67] 26

27 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi 1.6. YERKÜRENİN İÇ YAPISI 6371 kilometre yarıçapında olan yerküremiz, dıştan içe doğru Yerkabuğu, Manto ve Çekirdek olarak adlandırılan katmanlardan oluşmuştur. Manto, Üst ve Alt Manto olarak iki bölüme ayrılırken, Çekirdek de Dış ve iç Çekirdek olarak alt katmanlara ayrılmaktadır (Şekil 1.11). Yerin en dıştaki katmanı olan Yerkabuğu, karalarda ortalama kilometre kalınlıktayken, okyanusların altında 7 kilometrelik bir kalınlığa kadar değişmektedir. Litosfer denilen taş küre, Yerkabuğu ve Manto'nun en üst kısmında oluşmaktadır. Astenosfer ise Üst Manto'nun eriyik halde bulunan kısmıdır. Mağma olarak bilinen bu eriyik volkanlar vasıtasıyla yeryüzüne ulaşmaktadır. Yerküre, Güneş'ten uzaklık olarak üçüncü, çap olarak beşinci gezegendir. Yerküre'den Güneş'e olan ortalama uzaklık 149,503,000 km dir. Yaşamın varolduğu (şimdilik) yegane gezegen. Yerküre'nin yörüngesinin ortalama uzunluğu 938,900,000 km dir ve Yerküre bu yörünge boyunca yaklaşık 106,000 km/h hızla hareket eder. Yerküre kendi ekseni etrafını 23 saat 56 dakika 4.1 saniyede dolanır. Yerküre, beş bölümden oluşur (Şekil 1.4): 1. Gazlardan oluşan atmosfer 2. Sıvı hidrosfer 3. katı olan litofer 4. Manto 5. Çekirdek. Şekil Yerküreden bir kesit [73] Atmosfer, 1100 km den daha fazla bir kalınlığa sahiptir. Hidrosfer Yerküre'nin yaklaşık yüzde 70.8'ini kapsar. Litosfer, esas olarak katı kabuktur, 100 km derinliklere kadar uzanır. Manto ve çekirdek, Yerküre'nin iç yapısını oluştururlar. Litosferdeki kayaçlar hemen hemen 11elementden oluşmuşlardır ve bunlar kütlenin yüzde 99.5 ini oluştururlar: oksijen, silisyum, aluminyum, demir, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnesyum, titanyum, hidrojen ve fosfor. Litosfer, kabuk ve üst manto'dan oluşur, ki bunlar levhalar halinde bölünmüşlerdir. Üst manto astonosfer olarak bilinen kısma sahiptir. Yer içi, çekirdeğin etrafındaki bir manto ile temsil edilir. Manto, 2900 km derinliğe kadar uzanır. Çekirdek yaklaşık 2225 km lik bir dış kısma sahiptir. bu büyük olasılıkla sıvıdır.iç çekirdek, ki yaklaşık 1275 km lik bir yarıçapa sahiptir, katıdır. Her iki çekirdek tabakası büyük ölçüde demirden oluşmuştur ve Yer'in mağnetik alanının kaynağıdır. İç çekirdekte sıcaklıklar 6650 C den daha yüksektir. İç çekirdekteki ısının kaynağının uranyum ve diğer radyoaktif elementler olduğu düşünülmektedir. 27

28 Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi BÖLÜM YERKÜRE'NİN YAŞI VE KÖKENİ Bilim adamları yaptıkları çalışmalar sonucu yerkürenin yaşını 4.65 milyar yıl olarak belirlemişlerdir. Yerküredeki en eski kayaç yaklaşık 4 milyar yaşındadır. Kozmik parçalar ve gazlar gravitasyonla oluştuktan sonra, Yerküre, bağıl olarak soğumaktadır. Sürmekte olan büzülme ve radyoaktivitenin neden olduğu ısı ile ergimeyle Yerküre, kabuk, manto ve çekirdek olarak farklılaşmıştır. Hafif gazlar Manto ve kabuktan kaçmıştır. Bunlardan bazıları ilkel atmosferi oluştururken, su buharı okyanusları oluşturmak üzere yoğunlaşmıştır YERKÜRE'NİN MAĞNETİK ALANI Yerküre'nin tamamı muhteşem bir mıknatıs gibi davranır. Yerin mağnetik kutupları ile coğrafi kutuplar aynı yerlerde değildir. Mağnetik kutupların konumu yıldan yıla değişim gösterir. Eski volkanik kayaçlar üzerinde yapılan çalışmalar gösterir ki onlar oluştukları zamandaki mağnetik alanda bir mıknatıslanma kazanırlar. Bu tür kayaçlar üzerinde yapılan çalışmalarla, jeolojik zaman boyunca kıtaların sabit olmadığı ve hareket ettiği açığa çıkmıştır. Ayrıca yeni yapılan çalışmalarla yer mağnetik alanının terslendiği bulunmuştur. Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı km olan kuşağa Manto adı verilir. Mantonun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır. Taşkürenin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Mantoda oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler. Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay taşkürenin altında devam edip gitmektedir. İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır. Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik. Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar. Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir. 28

29 BÖLÜM 1 Deprem ve Dünya ve Türkiye nin Deprem Aktivitesi Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır. Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar. İzmit Düzce Erzincan arası Şekil Türkiye'de olmuş depremler [80] 1.9. TÜRKİYE' DE OLMUŞ BÜYÜK DEPREMLER Ülkemizde olan depremlerin listesi aşağıdaki tabloda verilmiştir. 29

BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI

BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI 5.1 YERKABUĞU ÜZERİNDEKİ LEVHA SINIRLARI Levha tektoniğine göre dünyayı saran yerkabuğu üzerinde 8 büyük (Avrasya, Afrika, Pasifik, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Antartika, Avustralya)

Detaylı

Deprem Nedir? DEPREM SİSMOLOJİ

Deprem Nedir? DEPREM SİSMOLOJİ Deprem Deprem Nedir? Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Depremin

Detaylı

Deprem Mühendisliğine Giriş. Onur ONAT

Deprem Mühendisliğine Giriş. Onur ONAT Deprem Mühendisliğine Giriş Onur ONAT İşlenecek Konular Deprem ve depremin tanımı Deprem dalgaları Depremin tanımlanması; zaman, yer büyüklük ve şiddet Dünya ve Türkiye nin sismisitesi Deprem açısından

Detaylı

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM Ramazan DEMİRTAŞ Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi, Aktif Tektonik

Detaylı

11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU

11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü

Detaylı

Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir

Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir DEPREM VE ANTALYA NIN DEPREMSELLİĞİ 1. BÖLÜM DEPREM Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir 1.1. DEPREMİN TANIMI Yerkabuğu

Detaylı

BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ

BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ 7.1 DEPREM TÜRLERİ Bölüm6 da deprem nedir, nasıl oluşur ve deprem sonucunda oluşan yer içinde hareket eden sismik dalgaların nasıl hareket ettiklerini ve yer içinde nasıl bir

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ DEPREM MÜHENDİSLİĞİ Prof.Dr. Zekai Celep İnşaat Mühendisliğine Giriş / Deprem Mühendisliği DEPREM MÜHENDİSLİĞİ 1. Deprem 2. Beton 3. Çelik yapı elemanları 4. Çelik yapı sistemleri

Detaylı

YAPAN: ESKISEHIR G TIPI LOJMAN TARİH: 15.02.2010 REVİZYON: Hakan Şahin - ideyapi Bilgisayar Destekli Tasarım

YAPAN: ESKISEHIR G TIPI LOJMAN TARİH: 15.02.2010 REVİZYON: Hakan Şahin - ideyapi Bilgisayar Destekli Tasarım YAPAN: PROJE: TARİH: 15.02.2010 REVİZYON: Hakan Şahin - ideyapi Bilgisayar Destekli Tasarım YAPI GENEL YERLEŞİM ŞEKİLLERİ 1 4. KAT 1 3. KAT 2 2. KAT 3 1. KAT 4 ZEMİN KAT 5 1. BODRUM 6 1. BODRUM - Temeller

Detaylı

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8)

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8) 25 Nisan 2015 te (saat 06:11, UT) Nepal de M: 7,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir

Detaylı

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE.

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 10 ŞUBAT 2015 GÖZLÜCE-YAYLADAĞI (HATAY) DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 10 Şubat 2015 tarihinde Gözlüce-Yayladağı nda (Hatay) yerel saat ile 06:01 de

Detaylı

Depremler ve Türkiye

Depremler ve Türkiye Depremler ve Türkiye Burhan C. IŞIK* ÖNSÖZ Bu yazının büyük bir bölümü 1992 Erzincan depreminin ardından orta öğrenim öğrencilerini bilgilendirmek için yazılmış,yayınlanmak üzere güncel kaynaklar ile bütünlenmiştir.

Detaylı

4. FAYLAR ve KIVRIMLAR

4. FAYLAR ve KIVRIMLAR 1 4. FAYLAR ve KIVRIMLAR Yeryuvarında etkili olan tektonik kuvvetler kayaçların şekillerini, hacimlerini ve yerlerini değiştirirler. Bu deformasyon etkileriyle kayaçlar kırılırlar, kıvrılırlar. Kırıklı

Detaylı

BETONARME YAPILARDA BETON SINIFININ TAŞIYICI SİSTEM DAVRANIŞINA ETKİSİ

BETONARME YAPILARDA BETON SINIFININ TAŞIYICI SİSTEM DAVRANIŞINA ETKİSİ BETONARME YAPILARDA BETON SINIFININ TAŞIYICI SİSTEM DAVRANIŞINA ETKİSİ Duygu ÖZTÜRK 1,Kanat Burak BOZDOĞAN 1, Ayhan NUHOĞLU 1 duygu@eng.ege.edu.tr, kanat@eng.ege.edu.tr, anuhoglu@eng.ege.edu.tr Öz: Son

Detaylı

TAŞIYICI SİSTEM TASARIMI 1 Prof. Dr. Görün Arun

TAŞIYICI SİSTEM TASARIMI 1 Prof. Dr. Görün Arun . Döşemeler TAŞIYICI SİSTEM TASARIMI 1 Prof. Dr. Görün Arun 07.3 ÇELİK YAPILAR Döşeme, Stabilite Kiriş ve kolonların düktilitesi tümüyle yada kısmi basınç etkisi altındaki elemanlarının genişlik/kalınlık

Detaylı

TÜRKİYE DEKİ ORTA KATLI BİNALARIN BİNA PERFORMANSINA ETKİ EDEN PARAMETRELER

TÜRKİYE DEKİ ORTA KATLI BİNALARIN BİNA PERFORMANSINA ETKİ EDEN PARAMETRELER TÜRKİYE DEKİ ORTA KATLI BİNALARIN BİNA PERFORMANSINA ETKİ EDEN PARAMETRELER ÖZET: A.K. Kontaş 1 ve Y.M. Fahjan 2 1 Yüksek Lisans Öğrencisi, Deprem ve Yapı Müh. Bölümü, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü,

Detaylı

YAPI VE DEPREM. Prof.Dr. Zekai Celep

YAPI VE DEPREM. Prof.Dr. Zekai Celep YAPI VE DEPREM Prof.Dr. 1. Betonarme yapılar 2. Deprem etkisi 3. Deprem hasarları 4. Deprem etkisi altında taşıyıcı sistem davranışı 5. Deprem etkisinde kentsel dönüşüm 6. Sonuç 1 Yapı ve Deprem 1. Betonarme

Detaylı

Yapı Elemanlarının Davranışı

Yapı Elemanlarının Davranışı Kolon Türleri ve Eksenel Yük Etkisi Altında Kolon Davranışı Yapı Elemanlarının Davranışı Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZKUL Kolonlar; bütün yapılarda temel ile diğer yapı elemanları arasındaki bağı sağlayan ana

Detaylı

Çelik Yapılar - INS /2016

Çelik Yapılar - INS /2016 Çelik Yapılar - INS4033 2015/2016 DERS III Yapısal Analiz Kusurlar Lineer Olmayan Malzeme Davranışı Malzeme Koşulları ve Emniyet Gerilmeleri Arttırılmış Deprem Etkileri Fatih SÖYLEMEZ Yük. İnş. Müh. İçerik

Detaylı

İnsanlar var olduklarından beri levha hareketlerinin nedenini araştırıyorlar!!!

İnsanlar var olduklarından beri levha hareketlerinin nedenini araştırıyorlar!!! BÖLÜM DÖRT LEVHA TEKTONİĞİ KURAMININ OLUŞUMU VE GELİŞİMİ (http://ergunaycan.googlepages.com/ders5_levhatektoniginingenelprensipl.pdf) İnsanlar var olduklarından beri levha hareketlerinin nedenini araştırıyorlar!!!

Detaylı

Çok Katlı Perdeli ve Tünel Kalıp Binaların Modellenmesi ve Tasarımı

Çok Katlı Perdeli ve Tünel Kalıp Binaların Modellenmesi ve Tasarımı Çok Katlı Perdeli ve Tünel Kalıp Binaların Modellenmesi ve Tasarımı Mustafa Tümer Tan İçerik 2 Perde Modellemesi, Boşluklu Perdeler Döşeme Yükleri ve Eğilme Hesabı Mantar bandı kirişler Kurulan modelin

Detaylı

KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır.

KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır. KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır. Canıtez in (1962) sismik ve gravite çalışmaları fay zonunun altındaki

Detaylı

Binaların Deprem Dayanımları Tespiti için Yapısal Analiz

Binaların Deprem Dayanımları Tespiti için Yapısal Analiz Binaların Deprem Dayanımları Tespiti için Yapısal Analiz Sunan: Taner Aksel www.benkoltd.com Doğru Dinamik Yapısal Analiz için: Güvenilir, akredite edilmiş, gerçek 3 Boyutlu sonlu elemanlar analizi yapabilen

Detaylı

KOLEKSİYON A.Ş. TEKİRDAĞ MOBİLYA FABRİKASI DEPREM GÜVENLİĞİ VE GÜÇLENDİRME ÇALIŞMASI

KOLEKSİYON A.Ş. TEKİRDAĞ MOBİLYA FABRİKASI DEPREM GÜVENLİĞİ VE GÜÇLENDİRME ÇALIŞMASI KOLEKSİYON A.Ş. TEKİRDAĞ MOBİLYA FABRİKASI DEPREM GÜVENLİĞİ VE GÜÇLENDİRME ÇALIŞMASI Danyal KUBİN İnşaat Y. Mühendisi, Prota Mühendislik Ltd. Şti., Ankara Haluk SUCUOĞLU Prof. Dr., ODTÜ, Ankara Aydan SESKİR

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI AYLIK DEPREM RAPORU

T.C. BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI AYLIK DEPREM RAPORU T.C. BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI AYLIK DEPREM RAPORU OCAK 2010 İÇİNDEKİLER 2010 OCAK AYINDA TÜRKİYE DE ÖNE ÇIKAN DEPREM AKTİVİTELERİ... 1 17 OCAK 2010 HELENİK

Detaylı

YIĞMA YAPI TASARIMI ÖRNEK BİR YIĞMA SİSTEMİN İNCELENMESİ

YIĞMA YAPI TASARIMI ÖRNEK BİR YIĞMA SİSTEMİN İNCELENMESİ 13.04.2012 1 ÖRNEK BİR YIĞMA SİSTEMİN İNCELENMESİ 2 ÇENGEL KÖY DE BİR YIĞMA YAPI KADIKÖY DEKİ YIĞMA YAPI 3 Genel Bilgiler Yapı Genel Tanımı Kat Sayısı: Bodrum+3 kat+teras kat Kat Oturumu: 9.80 X 15.40

Detaylı

BİNAYA TEMEL SEVİYESİNDE TESİR EDEN TABAN KESME KUVVETİNİN BULUNMASI V = W A(T ) R (T ) 0,10.A.I.W

BİNAYA TEMEL SEVİYESİNDE TESİR EDEN TABAN KESME KUVVETİNİN BULUNMASI V = W A(T ) R (T ) 0,10.A.I.W BİNAYA TEMEL SEVİYESİNDE TESİR EDEN TABAN KESME KUVVETİNİN BULUNMASI X-X YÖNÜNDE BİNAYA TEMEL SEVİYESİNDE TESİR EDEN TABAN KESME KUVVETİNİN BULUNMASI V W A(T ) R (T ) 0,10.A.I.W TOPLAM BİNA AĞIRLIĞI (W)

Detaylı

Sıvı Depolarının Statik ve Dinamik Hesapları

Sıvı Depolarının Statik ve Dinamik Hesapları Sıvı Depolarının Statik ve Dinamik Hesapları Bu konuda yapmış olduğumuz yayınlardan derlenen ön bilgiler ve bunların listesi aşağıda sunulmaktadır. Bu başlık altında depoların pratik hesaplarına ilişkin

Detaylı

DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR. Yaşar ar EREN-2003

DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR. Yaşar ar EREN-2003 DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR Yaşar ar EREN-2003 6.DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR Bu faylar genellikle dikçe eğimli, ve bloklar arasındaki hareketin yatay olduğu faylardır. Doğrultu atımlı faylar (yanal,

Detaylı

Yapı Sağlığı İzleme Sistemlerinin Farklı Taşıyıcı Sistemli Uzun Açıklıklı Tarihi Köprülere Uygulanması

Yapı Sağlığı İzleme Sistemlerinin Farklı Taşıyıcı Sistemli Uzun Açıklıklı Tarihi Köprülere Uygulanması Yapı Sağlığı İzleme Sistemlerinin Farklı Taşıyıcı Sistemli Uzun Açıklıklı Tarihi Köprülere Uygulanması Alemdar BAYRAKTAR Temel TÜRKER Ahmet Can ALTUNIŞIK Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Detaylı

2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI

2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI 2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI ÖZET: D. Güner 1 1 Deprem Dairesi Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Ankara Email: duygu.guner@afad.gov.tr Yeni Zelanda da 4

Detaylı

Taşıyıcı Sistem İlkeleri

Taşıyıcı Sistem İlkeleri İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı ve Deprem Mühendisliği Çalışma Grubu BETONARME YAPILAR MIM 232 Taşıyıcı Sistem İlkeleri 2015 Bir yapı taşıyıcı sisteminin işlevi, kendisine uygulanan yükleri

Detaylı

. TAŞIYICI SİSTEMLER Çerçeve Perde-çerçeve (boşluklu perde) Perde (boşluksuz perde) Tüp Iç içe tüp Kafes tüp Modüler tüp

. TAŞIYICI SİSTEMLER Çerçeve Perde-çerçeve (boşluklu perde) Perde (boşluksuz perde) Tüp Iç içe tüp Kafes tüp Modüler tüp 1 . TAŞIYICI SİSTEMLER Çerçeve Perde-çerçeve (boşluklu perde) Perde (boşluksuz perde) Tüp Iç içe tüp Kafes tüp Modüler tüp 2 Başlıca Taşıyıcı Yapı Elemanları Döşeme, kiriş, kolon, perde, temel 3 Çerçeve

Detaylı

BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK

BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK 10.1 TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK Alp-Himalaya deprem kuşağında yer alan ülkemizde olan depremler, Atlantik Okyanus ortası sırtının iki tarafa doğru yayılmasına bağlı olarak

Detaylı

Şekil 1. DEÜ Test Asansörü kuyusu.

Şekil 1. DEÜ Test Asansörü kuyusu. DOKUZ EYLÜL ÜNĐVERSĐTESĐ TEST ASANSÖRÜ KUYUSUNUN DEPREM YÜKLERĐ ETKĐSĐ ALTINDAKĐ DĐNAMĐK DAVRANIŞININ ĐNCELENMESĐ Zeki Kıral ve Binnur Gören Kıral Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine

Detaylı

Hibrit ve Çelik Kablolu Köprülerin Dinamik Davranışlarının Karşılaştırılması

Hibrit ve Çelik Kablolu Köprülerin Dinamik Davranışlarının Karşılaştırılması 1 Hibrit ve Çelik Kablolu Köprülerin Dinamik Davranışlarının Karşılaştırılması Arş. Gör. Murat Günaydın 1 Doç. Dr. Süleyman Adanur 2 Doç. Dr. Ahmet Can Altunışık 2 Doç. Dr. Mehmet Akköse 2 1-Gümüşhane

Detaylı

BETONARME BİNALARDA DEPREM HASARLARININ NEDEN VE SONUÇLARI

BETONARME BİNALARDA DEPREM HASARLARININ NEDEN VE SONUÇLARI BETONARME BİNALARDA DEPREM HASARLARININ NEDEN VE SONUÇLARI Z. CANAN GİRGİN 1, D. GÜNEŞ YILMAZ 2 Türkiye de nüfusun % 70 i 1. ve 2.derece deprem bölgesinde yaşamakta olup uzun yıllardan beri orta şiddetli

Detaylı

İZMİR İLİ BUCA İLÇESİ 8071 ADA 7 PARSEL RİSKLİ BİNA İNCELEME RAPORU

İZMİR İLİ BUCA İLÇESİ 8071 ADA 7 PARSEL RİSKLİ BİNA İNCELEME RAPORU İZMİR İLİ BUCA İLÇESİ 8071 ADA 7 PARSEL RİSKLİ BİNA İNCELEME RAPORU AĞUSTOS 2013 1.GENEL BİLGİLER 1.1 Amaç ve Kapsam Bu çalışma, İzmir ili, Buca ilçesi Adatepe Mahallesi 15/1 Sokak No:13 adresinde bulunan,

Detaylı

Ö:1/5000 25/02/2015. Küçüksu Mah.Tekçam Cad.Söğütlü İş Mrk.No:4/7 ALTINOLUK TEL:0 533 641 14 59 MAİL:altinoluk_planlama@hotmail.

Ö:1/5000 25/02/2015. Küçüksu Mah.Tekçam Cad.Söğütlü İş Mrk.No:4/7 ALTINOLUK TEL:0 533 641 14 59 MAİL:altinoluk_planlama@hotmail. ÇANAKKALE İli, AYVACIK İLÇESİ, KÜÇÜKKUYU BELDESİ,TEPE MAHALLESİ MEVKİİ I17-D-23-A PAFTA, 210 ADA-16 PARSELE AİT REVİZYON+İLAVE NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU Ö:1/5000 25/02/2015 Küçüksu Mah.Tekçam

Detaylı

DEPREM BÖLGELERĐNDE YAPILACAK BĐNALAR HAKKINDA YÖNETMELĐK (TDY 2007) Seminerin Kapsamı

DEPREM BÖLGELERĐNDE YAPILACAK BĐNALAR HAKKINDA YÖNETMELĐK (TDY 2007) Seminerin Kapsamı DEPREM BÖLGELERĐNDE YAPILACAK BĐNALAR HAKKINDA YÖNETMELĐK (TDY 2007) Prof. Dr. Erkan Özer Đstanbul Teknik Üniversitesi Đnşaat Fakültesi Yapı Anabilim Dalı Seminerin Kapsamı 1- Bölüm 1 ve Bölüm 2 - Genel

Detaylı

Atım nedir? İki blok arasında meydana gelen yer değiştirmeye atım adı verilir. Beş çeşit atım türü vardır. Bunlar;

Atım nedir? İki blok arasında meydana gelen yer değiştirmeye atım adı verilir. Beş çeşit atım türü vardır. Bunlar; 1 FAYLAR Yeryuvarında etkili olan tektonik kuvvetler kayaçların şekillerini, hacimlerini ve yerlerini değiştirirler. Bu deformasyon etkileriyle kayaçlar kırılırlar, kıvrılırlar. Kırıklı yapılar (faylar

Detaylı

TEMEL İNŞAATI ŞERİT TEMELLER

TEMEL İNŞAATI ŞERİT TEMELLER TEMEL İNŞAATI ŞERİT TEMELLER Kaynak; Temel Mühendisliğine Giriş, Prof. Dr. Bayram Ali Uzuner 1 2 Duvar Altı (veya Perde Altı) Şerit Temeller (Duvar Temelleri) 3 Taş Duvar Altı Şerit Temeller Basit tek

Detaylı

24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ

24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ . ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 24 Mayıs 2014 tarihinde Gökçeada Açıkları Ege Denizi nde yerel saat ile 12.25 de büyüklüğü Ml=6,5 olan

Detaylı

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ YARIYILI

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ YARIYILI DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ YARIYILI Yrd. Doç. Dr. Uğur DAĞDEVİREN 2 3 Genel anlamda temel mühendisliği, yapısal yükleri zemine izin verilebilir

Detaylı

Yapı Elemanlarının Davranışı

Yapı Elemanlarının Davranışı Basit Eğilme Etkisindeki Elemanlar Yapı Elemanlarının Davranışı Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZKUL Betonarme yapılardaki kiriş ve döşeme gibi yatay taşıyıcı elemanlar, uygulanan düşey ve yatay yükler ile eğilme

Detaylı

YAPILARIN ZORLANMIŞ TİTREŞİM DURUMLARININ ARAŞTIRILMASI

YAPILARIN ZORLANMIŞ TİTREŞİM DURUMLARININ ARAŞTIRILMASI BETONARME ÇERÇEVELİ YAPILARIN ZORLANMIŞ TİTREŞİM DENEYLERİNE GÖRE G MEVCUT DURUMLARININ ARAŞTIRILMASI Hazırlayan: Yüksek Lisans Öğrencisi Ela Doğanay Giriş SUNUM KAPSAMI Zorlanmış Titreşim Testleri Test

Detaylı

d : Kirişin faydalı yüksekliği E : Deprem etkisi E : Mevcut beton elastisite modülü

d : Kirişin faydalı yüksekliği E : Deprem etkisi E : Mevcut beton elastisite modülü 0. Simgeler A c A kn RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR : Brüt kolon enkesit alanı : Kritik katta değerlendirmenin yapıldığı doğrultudaki kapı ve pencere boşluk oranı %5'i geçmeyen ve köşegen

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME

25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME 25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME Ömer Emre, Ahmet Doğan, Selim Özalp ve Cengiz Yıldırım Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Yer Dinamikleri Araştırma ve

Detaylı

DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ

DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ Mahmut KAYHAN Meteoroloji Mühendisi mkayhan@meteoroloji.gov.tr DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ Türkiye'de özellikle ilkbahar ve sonbaharda Marmara bölgesinde deniz sularının çekilmesi

Detaylı

BETONARME KESİTLERİN EĞİLME MUKAVEMETLERİNİN BELİRLENMESİNDE TEMEL İLKE VE VARSAYIMLAR

BETONARME KESİTLERİN EĞİLME MUKAVEMETLERİNİN BELİRLENMESİNDE TEMEL İLKE VE VARSAYIMLAR BETONARME KESİTLERİN EĞİLME MUKAVEMETLERİNİN BELİRLENMESİNDE TEMEL İLKE VE VARSAYIMLAR BASİT EĞİLME Bir kesitte yalnız M eğilme momenti etkisi varsa basit eğilme söz konusudur. Betonarme yapılarda basit

Detaylı

LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri

LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri sürmüģtür. KITALARIN KAYMASI TEORĠSĠ olarak anılan bu teoriye

Detaylı

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ (Bölüm-3) KÖPRÜLER

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ (Bölüm-3) KÖPRÜLER İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ (Bölüm-3) KÖPRÜLER Yrd. Doç. Dr. Banu Yağcı Kaynaklar G. Kıymaz, İstanbul Kültür Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Ders Notları, 2009 http://web.sakarya.edu.tr/~cacur/ins/resim/kopruler.htm

Detaylı

BETONARME BĠR OKULUN DEPREM GÜÇLENDĠRMESĠNĠN ĠDE-CAD PROGRAMI ĠLE ARAġTIRILMASI: ISPARTA-KESME ĠLKÖĞRETĠM OKULU ÖRNEĞĠ

BETONARME BĠR OKULUN DEPREM GÜÇLENDĠRMESĠNĠN ĠDE-CAD PROGRAMI ĠLE ARAġTIRILMASI: ISPARTA-KESME ĠLKÖĞRETĠM OKULU ÖRNEĞĠ MYO-ÖS 2010- Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğrenci Sempozyumu 21-22 EKİM 2010-DÜZCE BETONARME BĠR OKULUN DEPREM GÜÇLENDĠRMESĠNĠN ĠDE-CAD PROGRAMI ĠLE ARAġTIRILMASI: ISPARTA-KESME ĠLKÖĞRETĠM OKULU ÖRNEĞĠ

Detaylı

BETONARME YAPI ELEMANLARINDA DONATI DÜZENLEME İLKELERİ

BETONARME YAPI ELEMANLARINDA DONATI DÜZENLEME İLKELERİ BETONARME YAPI ELEMANLARINDA DONATI DÜZENLEME İLKELERİ Araş. Gör. İnş.Yük. Müh. Hayri Baytan ÖZMEN Bir Yanlışlık Var! 1 Donatı Düzenleme (Detaylandırma) Yapı tasarımının son ve çok önemli aşamasıdır. Yapının

Detaylı

YAPILARDA HASAR TESPĐTĐ-II

YAPILARDA HASAR TESPĐTĐ-II YAPILARDA HASAR TESPĐTĐ-II VII.Bölüm BETONARME YAPILARDA HASAR Konular 7.2. KĐRĐŞ 7.3. PERDE 7.4. DÖŞEME KĐRĐŞLERDE HASAR Betonarme kirişlerde düşey yüklerden dolayı en çok görülen hasar şekli açıklıkta

Detaylı

RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR. 4- Özel Konular

RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR. 4- Özel Konular RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR 4- Özel Konular Konular Kalibrasyonda Kullanılan Binalar Bina Risk Tespiti Raporu Hızlı Değerlendirme Metodu Sıra Dışı Binalarda Tespit 2 Amaç RYTE yönteminin

Detaylı

24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ

24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ 24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ ÖN ARAŞTIRMA RAPORU Hazırlayanlar Dr. Mustafa K. Koçkar Prof. Dr. Özgür Anıl Doç. Dr. S. Oğuzhan Akbaş EGE DENİZİ DEPREMİ (24.05.2014; M w :6.5) GİRİŞ 24 Mayıs 2014 tarihinde,

Detaylı

Temeller. Onur ONAT Tunceli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Tunceli

Temeller. Onur ONAT Tunceli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Tunceli Temeller Onur ONAT Tunceli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Tunceli 1 Temel Nedir? Yapısal sistemlerin üzerindeki tüm yükleri, zemine güvenli bir şekilde aktaran yapısal elemanlara

Detaylı

Prefabrik yapıların tasarımı, temelde geleneksel betonarme yapıların tasarımı ile benzerdir.

Prefabrik yapıların tasarımı, temelde geleneksel betonarme yapıların tasarımı ile benzerdir. Prefabrik yapıların tasarımı, temelde geleneksel betonarme yapıların tasarımı ile benzerdir. Tasarımda kullanılan şartname ve yönetmelikler de prefabrik yapılara has bazıları dışında benzerdir. Prefabrik

Detaylı

TEKTONİK HAREKETLERİN BELİRLENMESİNDE GPS KULLANIMI. Hazırlayan: Öğr.Grv. İbrahim Tiryakioğlu

TEKTONİK HAREKETLERİN BELİRLENMESİNDE GPS KULLANIMI. Hazırlayan: Öğr.Grv. İbrahim Tiryakioğlu TEKTONİK HAREKETLERİN BELİRLENMESİNDE GPS KULLANIMI Hazırlayan: Öğr.Grv. İbrahim Tiryakioğlu 2 1 İÇİNDEKİLER Giriş Tektonik Hareket Nedir Tektonik Hareketlerin Oluşum Sebebi Tektonik Hareketleri Belirleme

Detaylı

Nautilus kalıpları, yerinde döküm yapılarak, hafifletilmiş betonarme plak döşeme oluşturmak için geliştirilmiş kör kalıp sistemidir.

Nautilus kalıpları, yerinde döküm yapılarak, hafifletilmiş betonarme plak döşeme oluşturmak için geliştirilmiş kör kalıp sistemidir. Nautilus kalıpları, yerinde döküm yapılarak, hafifletilmiş betonarme plak döşeme oluşturmak için geliştirilmiş kör kalıp sistemidir. Mimari ve statik tasarım kolaylığı Kirişsiz, kasetsiz düz bir tavan

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Gazbeton, Tuğla ve Bims Blok Kullanımının Bina Statik Tasarımına ve Maliyetine olan Etkilerinin İncelenmesi 4 Mart 2008 Bu rapor Orta Doğu Teknik

Detaylı

ÇATI KONSTRÜKSİYONLARINDA GAZBETON UYGULAMALARI Doç.Dr.Oğuz Cem Çelik İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Statiği ve Betonarme Birimi

ÇATI KONSTRÜKSİYONLARINDA GAZBETON UYGULAMALARI Doç.Dr.Oğuz Cem Çelik İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Statiği ve Betonarme Birimi ÇATI KONSTRÜKSİYONLARINDA GAZBETON UYGULAMALARI Doç.Dr.Oğuz Cem Çelik İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Statiği ve Betonarme Birimi ÖZET Donatılı gazbeton çatı panellerinin çeşitli çatı taşıyıcı sistemlerinde

Detaylı

DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI İLE İLGİLİ BAZI BİLGİLER. Bülent ÖZMEN* ve Murat NURLU**

DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI İLE İLGİLİ BAZI BİLGİLER. Bülent ÖZMEN* ve Murat NURLU** DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI İLE İLGİLİ BAZI BİLGİLER Bülent ÖZMEN* ve Murat NURLU** *Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi e-mail: bulentozmen@gazi.edu.tr ** Afet İşleri Genel Müdürlüğü,

Detaylı

YAPILARDA HASAR. V.Bölüm BETONARME YAPILARDA. Prefabrik Yapılar-I Ögr. Grv. Mustafa KAVAL AKÜ.Afyon MYO.Đnşaat Prog.

YAPILARDA HASAR. V.Bölüm BETONARME YAPILARDA. Prefabrik Yapılar-I Ögr. Grv. Mustafa KAVAL AKÜ.Afyon MYO.Đnşaat Prog. YAPILARDA HASAR TESPĐTĐ-II V.Bölüm BETONARME YAPILARDA Konular 51.ÇATLAKLARIN GENEL ÖZELLĐKLERĐ 5.2. DEPREM ve HASARI 5.1.BETONARME YAPILARDA ÇATLAKLARIN GENEL ÖZELLĐKLERĐ o Hasarlar, betonarme yapı elemanlarında

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

MEVCUT BETONARME BİNALARIN DOĞRUSAL ELASTİK VE DOĞRUSAL ELASTİK OLMAYAN HESAP YÖNTEMLERİ İLE İNCELENMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

MEVCUT BETONARME BİNALARIN DOĞRUSAL ELASTİK VE DOĞRUSAL ELASTİK OLMAYAN HESAP YÖNTEMLERİ İLE İNCELENMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME MEVCUT BETONARME BİNALARIN DOĞRUSAL ELASTİK VE DOĞRUSAL ELASTİK OLMAYAN HESAP YÖNTEMLERİ İLE İNCELENMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME ÖZET: F. Demir 1, K.T. Erkan 2, H. Dilmaç 3 ve H. Tekeli 4 1 Doçent Doktor,

Detaylı

NEOTEKTONİK 6.2.3. EGE GRABEN SİSTEMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN

NEOTEKTONİK 6.2.3. EGE GRABEN SİSTEMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN 6.2.3. EGE GRABEN SİSTEMİ Ege bölgesinin en büyük karakteristiği genel olarak doğu-batı gidişli pek çok graben yapısı içermesidir. Grabenlerle ilgili fay düzlemi çözümleri genellikle kuzeygüney yönlü

Detaylı

RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR. 5- Risk Tespit Uygulaması: Betonarme Bina

RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR. 5- Risk Tespit Uygulaması: Betonarme Bina RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR 5- Risk Tespit Uygulaması: Betonarme Bina İncelenen Bina Binanın Yeri Bina Taşıyıcı Sistemi Bina 5 katlı Betonarme çerçeve ve perde sistemden oluşmaktadır.

Detaylı

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE.

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 23 OCAK 2015 UĞURLUPINAR-MUSTAFAKEMALPAŞA (BURSA) DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 23 Ocak 2015 tarihinde Uğurlupınar-Mustafakemalpaşa da (Bursa) yerel

Detaylı

BÖLÜM II D. YENİ YIĞMA BİNALARIN TASARIM, DEĞERLENDİRME VE GÜÇLENDİRME ÖRNEKLERİ

BÖLÜM II D. YENİ YIĞMA BİNALARIN TASARIM, DEĞERLENDİRME VE GÜÇLENDİRME ÖRNEKLERİ BÖLÜM II D ÖRNEK 1 BÖLÜM II D. YENİ YIĞMA BİNALARIN TASARIM, DEĞERLENDİRME VE GÜÇLENDİRME ÖRNEKLERİ ÖRNEK 1 İKİ KATLI YIĞMA OKUL BİNASININ DEĞERLENDİRMESİ VE GÜÇLENDİRİLMESİ 1.1. BİNANIN GENEL ÖZELLİKLERİ...II.1/

Detaylı

Temel sistemi seçimi;

Temel sistemi seçimi; 1 2 Temel sistemi seçimi; Tekil temellerden ve tek yönlü sürekli temellerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Zorunlu hallerde ise tekil temellerde her iki doğrultuda rijit ve aktif bağ kirişleri kullanılmalıdır.

Detaylı

Perdeli-Çerçeveli Taşıyıcı Sistemli Binalarda Taşıyıcı Sistem Seçiminin Yapı Davranışı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi

Perdeli-Çerçeveli Taşıyıcı Sistemli Binalarda Taşıyıcı Sistem Seçiminin Yapı Davranışı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi Perdeli-Çerçeveli Taşıyıcı Sistemli Binalarda Taşıyıcı Sistem Seçiminin Yapı Davranışı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi 1 Hüseyin KASAP, * 1 Necati MERT, 2 Ezgi SEVİM, 2 Begüm ŞEBER 1 Yardımcı Doçent,

Detaylı

ANTAKYA MÜZE OTEL TAŞIYICI SİSTEM PROJESİ. İnş.Yük.Müh. Bülent DEVECİ

ANTAKYA MÜZE OTEL TAŞIYICI SİSTEM PROJESİ. İnş.Yük.Müh. Bülent DEVECİ ANTAKYA MÜZE OTEL TAŞIYICI SİSTEM PROJESİ İnş.Yük.Müh. Bülent DEVECİ Proje Künyesi : Yatırımcı Mimari Proje Müellifi Statik Proje Müellifi Çelik İmalat Yüklenicisi : Asfuroğlu Otelcilik : Emre Arolat Mimarlık

Detaylı

Topoğrafik rölyef. Yaşar EREN-2003

Topoğrafik rölyef. Yaşar EREN-2003 Topoğrafik rölyef İzostasi Yeryüzündeki kütlelelerin gravitasyonal dengesidir DAĞ OLUŞUMU Denge kütlelerin yoğunluk farklılığına dayanır. Kabuk mantodan daha az yoğundur Izostasi Airy Modeli Pratt Modeli

Detaylı

Data Merkezi. Tunç Tibet AKBAŞ Arup-İstanbul Hüseyin DARAMA Arup- Los Angeles. Tunç Tibet AKBAŞ

Data Merkezi. Tunç Tibet AKBAŞ Arup-İstanbul Hüseyin DARAMA Arup- Los Angeles. Tunç Tibet AKBAŞ Data Merkezi Tunç Tibet AKBAŞ Arup-İstanbul Hüseyin DARAMA Arup- Los Angeles Tunç Tibet AKBAŞ Projenin Tanımı Tasarım Kavramı Performans Hedefleri Sahanın Sismik Durumu Taban İzolasyonu Analiz Performans

Detaylı

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU AR TARIM SÜT ÜRÜNLERİ İNŞAAT TURİZM ENERJİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇESİ SÜLEYMANİYE KÖYÜ TEPELER MEVKİİ Pafta No : ÇANAKKALE

Detaylı

DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar

DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar TSUNAMİ DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar TSUNAMİ NEDİR? Tsunami Adı ilk kez 1896 yılında

Detaylı

16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ

16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ 16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ 16 Nisan 2015 günü Türkiye saati ile 21:07 de Akdeniz de oldukça geniş bir alanda hissedilen ve büyüklüğü M L : 6,1 (KRDAE) olan bir deprem meydana gelmiştir (Çizelge

Detaylı

İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı ve Deprem Mühendisliği Çalışma Grubu BETONARME YAPILAR MIM 232. Döşemeler

İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı ve Deprem Mühendisliği Çalışma Grubu BETONARME YAPILAR MIM 232. Döşemeler İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı ve Deprem Mühendisliği Çalışma Grubu BETONARME YAPILAR MIM 232 Döşemeler 2015 Betonarme Döşemeler Giriş / Betonarme Döşemeler Kirişli plak döşemeler Dişli (nervürlü)

Detaylı

EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ

EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ ÖZET: Y. Bayrak 1, E. Bayrak 2, Ş. Yılmaz 2, T. Türker 2 ve M. Softa 3 1 Doçent Doktor,

Detaylı

1- BELGELER 2- YAPI GENEL BİLGİLERİ BAŞLIKLAR 3- YAPIDAN BİLGİ TOPLANMASI 4- RİSKLİ YAPI TESPİT ANALİZİ 5- ZEMİN ETÜD RAPORU 6- YIĞMA YAPI ANALİZİ

1- BELGELER 2- YAPI GENEL BİLGİLERİ BAŞLIKLAR 3- YAPIDAN BİLGİ TOPLANMASI 4- RİSKLİ YAPI TESPİT ANALİZİ 5- ZEMİN ETÜD RAPORU 6- YIĞMA YAPI ANALİZİ RİSKLİ YAPILAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1- BELGELER 2- YAPI GENEL BİLGİLERİ BAŞLIKLAR 3- YAPIDAN BİLGİ TOPLANMASI 4- RİSKLİ YAPI TESPİT ANALİZİ 5- ZEMİN ETÜD RAPORU 6- YIĞMA YAPI ANALİZİ İÇİNDEKİLER Lisanslı

Detaylı

Bir cismin içinde mevcut olan veya sonradan oluşan bir çatlağın, cisme uygulanan gerilmelerin etkisi altında, ilerleyerek cismi iki veya daha çok

Bir cismin içinde mevcut olan veya sonradan oluşan bir çatlağın, cisme uygulanan gerilmelerin etkisi altında, ilerleyerek cismi iki veya daha çok Bir cismin içinde mevcut olan veya sonradan oluşan bir çatlağın, cisme uygulanan gerilmelerin etkisi altında, ilerleyerek cismi iki veya daha çok parçaya ayırmasına "kırılma" adı verilir. KIRILMA ÇEŞİTLERİ

Detaylı

YIĞMA YAPI MÜHENDİSLİĞİNİN GELİŞİM TARİHİ DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMLARI

YIĞMA YAPI MÜHENDİSLİĞİNİN GELİŞİM TARİHİ DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMLARI YIĞMA YAPI MÜHENDİSLİĞİNİN GELİŞİM TARİHİ DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMLARI I ALİ BAYRAKTAR NŞAAT YÜKSEK MÜHEND S YIĞMA YAPI MÜHENDİSLİĞİNİN GELİŞİM TARİHİ DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMLARI 2011 Beta

Detaylı

Türkiye nin Depremselliği 1 HOŞ GELDİNİZ. Türkiye nin Depremselliği. Dr. Ersin ARIOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı. 3 Eylül 2002. E.

Türkiye nin Depremselliği 1 HOŞ GELDİNİZ. Türkiye nin Depremselliği. Dr. Ersin ARIOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı. 3 Eylül 2002. E. Türkiye nin Depremselliği 1 HOŞ GELDİNİZ Türkiye nin Depremselliği Dr. Ersin ARIOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı 3 Eylül 2002 Türkiye nin Depremselliği 2 DÜNYA DEPREMSELLİĞİ Kaynak: GSHAP Global Seismic Hazard

Detaylı

CS MÜHENDİSLİK PROJE YAZILIM HİZMETLERİ www.csproje.com. EUROCODE-2'ye GÖRE MOMENT YENİDEN DAĞILIM

CS MÜHENDİSLİK PROJE YAZILIM HİZMETLERİ www.csproje.com. EUROCODE-2'ye GÖRE MOMENT YENİDEN DAĞILIM Moment CS MÜHENİSLİK PROJE YAZILIM HİZMETLERİ EUROCOE-2'ye GÖRE MOMENT YENİEN AĞILIM Bir yapıdaki kuvvetleri hesaplamak için elastik kuvvetler kullanılır. Yapının taşıma gücüne yakın elastik davranmadığı

Detaylı

Yerkabuğu Hakkında Bilgi:

Yerkabuğu Hakkında Bilgi: Yerkabuğu Hakkında Bilgi: Dünyamız dıştan içe veya merkeze doğru iç içe geçmiş çeşitli katlardan oluşmuştur. Bu katların özellikleri birbirinden farklıdır.dünyayı veya yerküreyi meydana getiren bu katlara

Detaylı

YAPILARIN DEPREME KARŞI KORUNMASINDA ETKİN BİR ÇÖZÜM

YAPILARIN DEPREME KARŞI KORUNMASINDA ETKİN BİR ÇÖZÜM T.C. ISTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ İ.K.Ü. YAPILARIN DEPREME KARŞI KORUNMASINDA ETKİN BİR ÇÖZÜM Dr.Erdal Coşkun İstanbul Kültür Üniversitesi 1 Yapıların Güçlendirme Yöntemleri

Detaylı

İtme Sürme Yöntemi İle İnşa Edilmiş Sürekli Ardgermeli Köprülerin Deprem Tasarımı. Özgür Özkul, Erdem Erdoğan, Hatice Karayiğit

İtme Sürme Yöntemi İle İnşa Edilmiş Sürekli Ardgermeli Köprülerin Deprem Tasarımı. Özgür Özkul, Erdem Erdoğan, Hatice Karayiğit İtme Sürme Yöntemi İle İnşa Edilmiş Sürekli Ardgermeli Köprülerin Deprem Tasarımı Özgür Özkul, Erdem Erdoğan, Hatice Karayiğit 09.Mayıs.2015 İTME SÜRME YÖNTEMİ - ILM Dünya çapında yaygın bir köprü yapım

Detaylı

RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Özel Konular

RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Özel Konular RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Özel Konular Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü Konular Bina Risk Tespiti Raporu Hızlı Değerlendirme

Detaylı

T.C. MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

T.C. MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ T.C. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ KONYA-2015 Arş. Gör. Eren YÜKSEL Yapı-Zemin Etkileşimi Nedir? Yapı ve zemin deprem sırasında birbirini etkileyecek şekilde

Detaylı

RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Kontrol Uygulaması

RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Kontrol Uygulaması RİSKLİ BİNALARIN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ESASLAR 5-Kontrol Uygulaması Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kontrol edilecek noktalar Bina RBTE kapsamında

Detaylı

KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ

KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ Sismik Tasarımda Gelişmeler Deprem mühendisliği yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu yeni alanda

Detaylı

Bulanık Mantık ve DURTES Yönteminde Uygulanması İçin Bir Öneri

Bulanık Mantık ve DURTES Yönteminde Uygulanması İçin Bir Öneri Bulanık Mantık ve DURTES Yönteminde Uygulanması İçin Bir Öneri Rasim TEMUR İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Sunum Programı 1. Giriş 2. Bulanık mantık 3. DURTES yöntemi 4. Uygulama önerileri

Detaylı

Yapılara Etkiyen Karakteristik. yükler

Yapılara Etkiyen Karakteristik. yükler Yapılara Etkiyen Karakteristik Yükler G etkileri Q etkileri E etkisi etkisi H etkisi T etkileri Kalıcı (sabit, zati, öz, ölü) yükler: Yapı elemanlarının öz yükleridir. Döşeme ağırlığı ( döşeme betonu+tesviye

Detaylı