BİR ÖZGÜRLÜK YANILSA-T-MASI: POSTMODERNİZM!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİR ÖZGÜRLÜK YANILSA-T-MASI: POSTMODERNİZM!"

Transkript

1 BİR ÖZGÜRLÜK YANILSA-T-MASI: POSTMODERNİZM! Edebiyat güncelimizin tam ortasına yan gelmiş, darmadağınık bir gülümsemeyle oturuyor "postmodernizm"... Bir küçük selam mı istediği, bir ömürlük hesaplaşma mı? Belki onunla yan yana duruşumuz çizecek aynadaki görüntümüzü. Aynadaki kendimizle ondaki kendimizin oluşturduğu imgenin sırlarını çözmeliyiz diyen bir görev var sanki önümüzde. Yüzeyel bir bakışla, edebiyatta bir "tarz" ve yöntem tartışması gibi görünür önce postmodernizm. Üzerine eğildiğimizdeyse, puslar içinde, çok boyutlu, çok yönlü, değişken düşünce sistemleriyle karşılaşırız. Bilinç, akıl, tarih, toplum, sosyoloji, felsefe, hatta biyolojinin, insan duyularının, hücre fizyolojisinin tartışılmasına kadar uzanan bir yol çıkar önümüze. Postmodernizmi tartabilmek için insanoğlunun tüm bedenini, düşünsel eylemliliğini, ruh serüvenini masamızın üstüne yatırmamız gerekir. İnsanın diğer canlılara göreceli üstünlüğü, onun algılama çeşitliliğine, genlerle taşınıp yaşamla zenginlenen belleğine, değişen koşullarla değişen yargılama yeteneğine ve sonuçta tümünün yönelttiği bilinçli davranma gücüne dayanır. Bu güç, diğer insanların güçleriyle birleşince katlanır, kanatlanır... Toplu yaşamanın getirdiği kendi türüne yöneliş, birlikte olma, acıma, yardımlaşma, dayanışma, beğenilme, övülme gibi duygularla donanır, öykünmeden devşirilmiş arzularla, sanatla renklenir, "öteki"ne yönelmiş dille seslenir, toplumu ileri götüren, dünyayı yerinden oynatan bir kaldıraç gibi iş görür. (1) Nörobiyolojinin yeni bilimcil açılımlarla gözlenebilir bir nesnelliğe çektiği insan sosyalliğinin en temel iki ayağı aşk ve ahlaka yaslanır. Aşk ve ahlakı kurgulayan da, insanın ayrı eşeyliliği ve akıl etkinliği, etkileşimidir. Nesnel birer gerçeklik olan beyin hücreleri, eşey hücreleri ve iç salgıların dolayladığı bir yapılanmayla iki metafizik kavrama, aşka ve ahlaka açılır... Aslında onun biyolojik varlığının birer ürünü olan yapılarla o yapıların oluşturduğu yapıdışı gibi görünen duygular insan düşünce sistemindeki düğümler oluşur. Tüm bu tartışma ve karışmaların arka yüzünde insan türünün beyin yapısı ve ayrı eşeyliliği yatar; aynı zamanda "öteki" diye adlandırılası giderek moda olmuş diğer insanlarla ilişkilerini düzenler, toplumbilim açısından gereklilikler doğurur, toplumu iteleyen, ileri götüren düşüncelere, dürtülere kaynak olur. 1

2 Ayrı eşeyliliğin topluma ve insana kazandırdığı bu itici gücün bilinçdışına atılmış, ya da bilincimizin örtük alanında kıpırdanan ayrı bir ruhu vardır: cinsel yasak. Cinsel yasak, açıklanamamış ya da dışa vurulamayan arzularla kamçılar insanı... Cins temeline dayalı, ateşin korunmasını kadına bırakan ilk cins ayrımlı işbölümü, anaerkil toplumların sosyal gerçekliğidir. Hayvancıl orta barbar toplumunda, erkek, yüz binlerce yıl toplumun önünde yer almış kadından iktidarı almaya yönelir. Üretimin sosyalleştiği kapitalist toplumla birlikte birlikte, doğal yaşamın kendiliğinden oluşturduğu cinsler arasındaki ayrılıklar insanın aklıyla görebildiği bir olgu durumuna gelir. İnsanın türü kendi üremesinin iki kanadını, erkeğin ve kadının durumunu tartışmanın yanında ürettiğinin getirdiği koşulları ve tüketimi, üleşimi de sorgulamaya başlar. Ortaçağın kölelik ve kapıkulluğundan kapitalist üretimin özgür işgücü gereksinimiyle sıyrılmıştır insan. Sanayi devrimiyle birlikte, üreten çoğunluk "zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi" olmadığını ve yeni yaşamın üretim-tüketim zincirinde taşıdığı eşey organının ya da özel iç salgı bezlerinin pek de anlam taşımadığını görebilmiştir. Üretim, somutça izlenebilen, elden ele ürünün biçim değiştirdiği, cins ayrımı gözetmeyen bir toplu sürece dönüşmüştür. Bir malın üretilmesi için yan yana, ya da art arda çalışmaya başlayan insanın kendi türüne olan inancı daha da artar. Kendi ürettiği değerin ederini de çözmeye, üleşimde adalet aramaya yönelir... Bir yandan da doğa ve toplum yasalarını çözümlemeye çabalar. Tüm insanları, Olimpos'tan ateşi çalıp insanlığa sunan bir Prometeus yapabilecek koşullar aydınlanmıştır artık. Yeni çağdaki yeni insanın toplum içinde yaşamasının kendine kazandırdığı milyon yıllık kazanımlardan belki de en önemlisi, insanın kendi geleceğiyle ilgili düşlerini, düşüncelerini, yaşama geçirebileceği, gerçekleştirebileceği yargısıdır. Tarih öncesinde, bilincin yeterince çevreyi aydınlatamadığı uzun bin yıllar, yüz bin yıllar boyunca bilinmeyen, görülmeyen güçlere devredilen evren ve toplum sırları, insan tarafından, toplum içinde, duyularla, deneyimlerle, bilgi birikimleriyle kuramlaşmış gerçek ışığında insanın kendi malı olur. Toplum ve öğrenilebilen, sorgulayan akılla çözümlenebilen, aydınlanan gerçek insanın en güçlü iki silahıdır. Bu iki ayak üzerinde gelecek yapılandırılacak, tarih yazılacaktır. Taa ki yakın zamanlara, yine insanın kendi ürünü, yapıtı olan tekniğin, iletişimin, geç kapitalist simge yağmurlarının oluşturduğu gerçek bulanıklıklarına, algılama bozukluklarına kadar... Tam burada da oyun bir ikileme dönüşür. İnsanın televizyonlar, reklam kampanyaları, tüketim simgeleriyle şaşkına dönmüştür. Değerler, insan beğenileri başkalarının kurguladığı 2

3 sistemler tarafından hazır bir şekilde sunulmaktadır. İnsanın seçim sandığı, ya da temsil sandığı şeyler birer koşullanma, birer yanılsamadır belki. Bu andan itibaren de duyularının nesnelliğinden şüpheye düşmeye başlayan insan kendi geleceğiyle ilgili yönelmelerden uzak durmaya, diğer bir deyimle sosyal politika dışı olmaya başlar. Yanılsama, yanıltılma kaygıları ağır basmaktadır. Bir yandan da tüm adalet arayışlarının ve yeni, daha insancıl bir dünya düşlerinin, kavgalarının da insanı birer iktidar oyuncağı, birer tutsaklık gerekçesi oluşturduğu söylenmektedir. Yaşamsa yeryüzü insan çoğunluğu için her geçen gün daha da zorlaşmakta, dünya kirlenmekte, doğa bozulmakta, yoksulluk artmakta, tedavisi olmayan hastalıklar çoğalmaktadır. Günümüz dünyası insana çözülmesi zor karmaşalar, yanılsamalar sunmaktadır. Algılamalarından şüpheye düşen insan, kendi geçmişinin izlerini karşısında şaşkın bir izleyici gibi kalmış, kendi sinir hücresinin, elinin, burnunun, dilinin, gözünün nesnelliğini bile tartışır olmuştur. Yaşam ve evrenin içindeki bilinmeyenlerle bilinemeyecek sanılanlar çoğalmakta, umutsuzluk çözüme yönelik davranışların önüne geçmektedir. Düşünce sistemleri içinde kutsal inançlar, teolojik öngörüler, metafizik, mitolojiler güç kazanmaya başlamış, edebiyatta mistisizm ve fantastizm öne geçmiştir. Dogma mezarından çıkarılıp "reenkarnasyon"a uğratılmıştır. "Tarih bir tekerrür"e döndü, dönecektir. Böylesine karmaşık bir yol izlemiş düşünce tartışmalarının çıkış noktası, felsefeden, sosyolojiden, tarihten önce hep edebiyat olagelmiştir. İnsana olası gelişmeleri çok önceden sezgileriyle duyumsatan bir derinlik boyutu, bir öncü güç, bir estetik habercidir edebiyat. Önce edebiyatta tartışılmaya başlanan, sonra diğer düşünsel alanlara geçen toplum ve gerçek kavramlarını oluşturan ögeler, insanın kendi istenci dışındaki değişmelerle belki de bilincin kavrama yetilerinin dışına kayabilecek ölçüde anlaşılmaz nitelikler kazanırken, kavramların yeniden tartışılmasını isteyenlerden bazılarının başka niyetleri vardır. Toplum ve gerçek ayakları yok edilmiş insan bilinci, şaşkın ördek örneği kendi insan yavrularını ezecek, ezenleri sessiz bir tanık gibi izlemek zorunda kalacak, yeniden ilk çağların bilinmezlikleri içinde yitirecektir kendini. Onun için de önce toplum ve gerçek tartışılıyor. Özgürlük istiyor son yılların ünlenmiş genç yazarları. Yazdıklarına, düşündüklerine özgürlük... Kendi dışlarındaki toplumun gerçekliğiyle, toplumun önlerine koymaya çalıştığı görevlerle ilişkilerini tartışıyorlar. En çok da kendilerini baskıladıklarını savladıkları toplum ve gerçek kavramlarından rahatsızlar. Edebiyatta özgürlük, sanatçı özgünlüğü, baskı ve önyargılardan uzaklaşma, "meta metin"leri kullanmama gibi gerekçelerle geleneksel biçimi 3

4 yadsıyan, hatta aşağılayan, içerik ve anlam boyutu olmayan yapıtlar çoğunluk oluyor. Estetik bir bakış açısıyla, belki de, bir zenginlik, bir çokrenklilik, çokseslilik kazanmış gibi görünüyor düşünsel yaşam. Kimi zaman insanı çevreleyen nesnel ortamın çeşitliliğinden, karmaşıklığından kaynaklanan, kimi zaman da birilerince bilinçli olarak körüklenen bir "karnaval", bir şenlik yaşanıyor. Birilerince "postmodernizm" olarak adlandırılan bu yeni akım ya da esinti, öncelikle de edebiyat denizinde fırtınalar koparıyor. Postmodernizm, ısrarla "gerçek" ve algılama kavramlarını bombardımana tutuyor. Gerçek, mutlaklığını yitirmiş, yeni ve kurgulanabilir bir "hipergerçeğe" dönüşmüştür. Algılamalarımız aslında bir yanılsama, ya da birilerince güdülenmiş bir "üstkurgu" olabilir! Kendi duygularından, dışındaki dünyadaki gerçeklik konusundaki algılamalarından şüpheye düşen insanda ortaya çıkan en önemli değişimlerden biri "algılama kısır döngüsü" dür. Postmodernizmin de "şizofreni" olarak tanımladığı bu durum, tıp dünyasında önemli bir hastalık sayılan, ancak insandan insana direk bulaşmayan şizofreninin edebiyat, felsefe, sosyoloji, tarih sistemleri ile yeni insanlara, sonraki kuşaklara yayılmasının da başlangıcı, çıkışıdır. Günümüz şizofrenisi söz, yazı ve görsel iletişimle bulaşıcıdır! Algılama bozukluğunun bir diğer saldırı odağı, toplumsal olaylardaki neden- sonuç ilişkisi ve insan toplumları geçmişini bu ilişkiyle tanımlamaya çalışan tarih bilimidir. Postmodernizmin ana karakterlerinden biri olan "tarih yanılsaması", ya da tarihin tamamen bir kurgu olduğu savlamasıyla tüm insanlık geçmişi, uzayan bir eliptik sarmal, bir kısır döngü içerisinde bitmeyen yanılgılar, yanlışların da kaynağı olacaktır. Tarihi neden-sonuç ilişkisinden koparmak, tarihe yeni kan davaları, yeni düşmanlıklar eklemek demektir belki de... Anadolu tarihini araştırırken 1900'lü yılların başında yaşanmış Ermeni- Osmanlı, ya da Ermeni- Türk çatışmasında, Kafkas petrolleri gerçeğini, iki halkı birbirine düşman etmiş Kafkas petrolü ardındaki emperyalizm olgusunu görmeyen bir bakış açısı, yüz binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmış o karmaşada iki halktan birini suçlu, barbar olarak bulur çıkarır. Bu kısır çekişme içinde savaşın asıl sorumlusu olan kapitalist sistem, kendi adaletsizliğini, savaşların, yıkımın sorumluluğunu gizleme olanağı sağlamış olur. Bu bakış açısı yeni algılama bozukluklarının da çıkış noktasıdır. Her ikisi de Semit soyundan gelme İsrail oğulları ile Araplar arasındaki kavgada kim haklıdır acaba? Olaya yalnızca bugünkü yüzeyel görüntüsüyle bakıp arkadaki tarih geçmişini nesnel bir boyutta değerlendiremediğimizde, benzer savaşların, insanlık üzerine yıkılacak yeni 4

5 ölümlerin, acıların da önüne geçemeyiz. Bitmeyen Arap- İsrail kavgası emperyalizmin bitmeyen doğal kaynak ve petrol kavgasıdır. İkinci dünya savaşında emperyalizmin en acımasız yüzü Alman faşizmi tarafından soykırımına uğratılan Yahudiler için de Araplar için de, emperyalizmin biçtiği yeni kaftan, petrolün unutulduğu ve sürekli ölümün düşünüldüğü yeni bir Auschwitz, Filistindir. Bir şekliyle de Auschwitz'den çıkış için tek seçenek: Ya ölmek, ya öldürmektir! İsrail diye bir millet, milliyetin birkaç on yıl öncesinde olmadığı düşünülürse, emperyalizmin insanlık üzerinde oynadığı olağanüstü hinoğluhin oyunlar daha iyi anlaşılır olacaktır. Dünya yüzlerce yıl sonra, yeniden dinler, inançlar savaşında kan yitimine, yıkımlara, acılara uğruyorsa, bu gerçeğin arkasında hem gizli servisleriyle, hem parasıyla, hem kültürel saldırısıyla emperyalizm durmaktadır. Bir de, her iki yandakilerin de insan oldukları, kutsal inanışlar adına bile olsa öldürmenin, yok etme güdüsünün insana yakışmayacağı gerçeği... Aynı zinciri 11 Eylül'de Amerika'da başlayan terörist saldırı ve arkasından gelişen Afganistan Savaşı, bu savaşın diğer ortadoğu ülkelerine kayma olasılığına da taşıyabiliriz. İkiz Kuleler'in bombalanmasını Usame Bin Ladin adlı bir teröristin kendi sapkın kafa yapısından kaynaklanan bir saldırı olduğunu düşünen Batı yanlıları için bu tür saldırıların olmaması için o kişinin, örgütünün, hatta bu tür eylemlerde hep adı geçen bir din yandaşlarının ortadan kaldırılması gerekir. "Haçlı Seferi" deyimi, sonradan baskılanmış bir dil sürçmesi değil, Batı ve emperyalist düşüncenin benlik göstergesidir. Diğer yandan bakıldığındaysa, Amerikan İkiz Kuleleri dünyayı egemenliğine almış, dünyanın tüm yoksul halklarını ezen, sömüren bir sistemin, özellikle de Orta Doğu'da Müslüman topraklarına ateşi, kanı, ölümü hak gören İsrail'in arkasındaki Amerikan emperyalizminin simgesidir. O kulelerin vurulması bir işarettir; Müslümanlar birleşmelidir, "Cihad!" gereklidir. Kutsal inancın muştuladığı cennete bu yolda şehit olunarak ulaşılabilir! Tarihin zincirlerini kıran, olayları neden- sonuç ilişkisinden "kök-sap"larından çekip koparan postmodernist düşünce sistemi, olayı insanlara böyle yansır işte. Dünyadaki karmaşanın, toplumcul kördüğümün asıl boyutu bir toz bulutu arkasında gizlenir. Toplum çoğunluğunun üstünde, ezmeye, sömürmeye yönelmiş çıkarın güdülediği bir avuç ayrıcalıklı tarafından kırk yerinden bıçaklanmış, kurşunlanarak öldürülmüş insanlık tarihi, ölüm nedeni bilinmiyormuş gibi, ezilen çoğunluğu cinayetle suçlamak üzere, yeniden otopsi masasına yatırılmıştır. Toz bulutunu biraz aralamaya çalışalım istedik... 5

6 Günümüz dünyasının egemeni geç kapitalizm ve liberal politikalar, insan sosyalliğini yıkıma uğratırken, bireyi yalnızlığa, kendi türüyle acımasızca yarışa itelerken Doğada Karşılıklı Mücadele Yasası'nın varlığını kullanıyor. Hani "Darwin'in doğal seleksiyonu" gibi diyor... İnsanın bunca gelişmenin yaşandığı, milyon yıllık birikimden sonra türdeşlerini acımasızca dışlamasının insana yakışmayacağı itirazının yanında, hep yadsıdıkları çok önemli ve büyük bir gerçeklik daha var; doğada, Karşılıklı Mücadele Yasası'ndan daha güçlü işlediği bile öngörülen, bilimcil çalışmalarla desteklenen Karşılıklı Yardımlaşma Yasası'nın varlığı... Bu yasanın en acımasız doğa koşullarında ve en ilkel hayvan toplumlarında bile diğerinin (mücadele) çok önüne geçtiği yapılan araştırmalarla gün ışığına çıkarılmıştır. Kaynak: Pyotr Kropotkin, Karşılıklı Yardımlaşma, Kaos Yayınları Mart

7 Bölüm 1. Genel Olarak Postmodernizm; Bir Hayalet... Bölüm 2. Türkiye'de Postmodernist Açılımlar, ya da "Türk Romanında Postmodernist Açılımlar" üzerine Bölüm 3. Günümüz öykücülüğünün üstüne düşmüş gölge, ya da yaşamdan kaçan öykücülüğümüz 7

8 METAFİZİĞİN YENİ HAYALETİ... 8

9 insanoğlu; ah o metafizik hayvan! "İnsanoğlu dışında hiçbir varlık, kendi varoluşu ya da genellikle varoluş karşısında hayrete düşmez. İnsanoğlu, metafizik bir hayvandır." Schopenhauer İnsan beyni ve onun çalışma ürünü olan akıl, insanı bir yandan hem ruhsal, hem bedensel anlamda geliştirip diğer insanlarla ilişkillendirir, sosyal bir varlık yapar. Bir yandan da bireyin kendine düğüm attığı bir çıkmaz olur... Günümüzde akılda sorun var. İnsanın kendi ürünü olan toplumsal yaşam, insanın başından aşağı içinden çıkamayacağı, algılama bozukluklarına yol açan göstergeler yağdırıyor. İnsan kendi yarattıklarının tutsağıdır. Zaman ve gerçek kavramındaki değişmeler bilinmezleri arttırıyor. Bilinmezlerin sorgulanmasından kaçınmanın yolu, mistik ve kutsal önermelerdir. Bir kez daha ve yeniden dogma'dır! İnsan aklı, çözemediği yahut anlam veremediği, ya da artık anlam vermeyi düşünmediği bir söylemler ve metinler denizinde yüzüyor. Yaşam, kendini yitirmiş, ne olduğunu anlayamayan benlikten sıyrılmış, milyarlarla türdeşi içinde yaşarken yalnız kalmış insanın oynadığı, öznesi olmayan bir eylemdir artık. "Biz" ve "Ben" sözcüklerinin dilden çıkarılıp atılmasının zamanı gelmiştir. Öznesi olmayan bir yüklemse yaşam, yeni bir yaşam için özne de kalmamış demektir. Adalet arayışı yalnızca kutsal kitaplarda, okuru kalmamış bir zamanların devrimci yapıtlarında aktarılan bir eski masaldır. Kısacası, dünya değiştirilemez olmuştur! 9

10 bir hayalet 'lerin başında, "le Monde Dimanche okurlarına manşetten bildiriyordu: Avrupada bir hayalet dolaşıyor - Bu hayaletin adı postmodernizm" (1)1. ( Le Monde Dimanche, Alıntılayan Y. Ecevit, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, s.61) Bu Avrupa'da dolaşan ikinci hayalettir. İlk hayalet 19. Yüzyıl ortalarında duyurulmuştu. "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor - komünizmin hayaleti. Eski Avrupa'nın bütün güçleri bu hayaleti defetmek için kutsal bir ittifak içine girdiler: Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, Fransız radikalleri ile Alman polis ajanları. "(2) 2. K. Marks- Fr. Ergels, Komünist Parti Manifestosu, Sol Yayınları 1998, s. 7 Tam, "Tanrıya şükürler olsun!" diyorken, ilk hayalet, komünizm, birleşen Avrupa güçleriyle onlara umduklarından büyük bir destek veren hatta savaşın öncülüğünü yapan Amerikan güçleriyle, insan düşünce, moral ve yaşam sistemleri içinden sökülüp atılıyorken, ikinci hayaletin ürküntüsü bindi insanlığın üstüne. Aradan biraz zaman geçince anlaşıldı ki, korkacak birşey yoktur! Bu hayalet birincisi gibi ürkütücü, zebani kılıklı bir şey değil... Ne Avrupa'nın bütün güçleri bu hayaleti defetmek için bir kutsal ittifak içine girmelerine gerek vardır, ne de Papa'yla yeni çarların, Alman polis ajanlarının işbirliğine... Amerikan Üniversiteleri'nin, Avrupa başkentlerinin, sermaye destekli kültür çevrelerinin yeni gözdesiydi yeni hayalet... "Postmodernizmin büyük bir bölümü ABD'den serpildi ya da en azından orada hızla kökleşti. Bu durum bu ülkenin en yola gelmez politik sorunlarının bazılarını yansıtmaktadır. (...) Çin, diyet kola ile birlikte Derrida'yı da ithal ettiğinden, şu anda Pekin Üniversitesinde postmodern incelemeler üzerinde yoğunlaşan bir enstitü var. (...)ABD'deki bu tercüme işlemi, kampüs sınırlarının ötesindeki çatışmaların çirkin biçimde akademik parsaları savunma ya da destekleme etrafında dönen itiş kakışlara dönüşmesiyle, radikal rakiplerin düşünsel pazarda kavga etmeleriyle, araştırma fonlarının şu değil de bu avangard girişime tahsis edilmesiyle sonuçlanır."(3) (Altını biz çizdik) 3..Terry Eagleton, Postmodernizmin Yanılsamaları, Ayrıntı Yayınları 1999,s

11 Hayaletin kişiye, yere göre değişik tanımları yapılıyor. Herkes bu hayalet karşısında kendine bir yer bulma çabasına giriyor. Kimisine göre, günümüz piyasa egemeni geç kapitalizmin düşünce alanına düşürdüğü bir görüntüdür postmodernizm. Kimine göre özgürlüktür, tüm iktidarlara başkaldırıdır, her dönemde yaşamayı başarmış insanın ihtilalci ruhudur... Çin Masaları'ndan, Binbir Gece'ye, çağlar öncesinden var olan, Cervantes'in kitaplarında, Garcia Marquez'in yapıtlarında kendini duyurmuş bir aykırılık, bir karşı duruş... Kimine göreyse kurtulmaktır çevreyle ilgili gereksiz sorumluluklardan, başıboş, özgür yaşayabilmektir. Yalnızca bir kez yaşanabilen bu yaşamın kendi arzularımızın örgüsünde, kendimizle barışık sürdürebilmek, bizi baskılayan tüm iktidarlardan, ayıp, yasak, günah kavramlarından, görevlerden uzak tamamlayabilmektir. Kafalardaki karışıklığı en aza indirmenin yolu, elbet kavramın adından yola çıkmakta olabilir. Postmodernizm, adı üstünde, herşeyden önce "modernizmden sonra" gelendi, modernizmin aşılmasıydı, yerine bir başka şeyin konulma çabasıydı. 11

12 neydi modernizm? Modernizm, yüzlerce yıllık bir birikimin, içinde yaşadığı toplumun kural ve gizlerini çözmeye yönelmiş insanın,toplum karmaşasının ve o karmaşada yaşanmış, kimisi efsane olup yerleşmiş altüstlüklerin ürünüdür. Kendi çağında moda karşılığı güncel olan diye tanımlanmasından aldı adını modernizm. Bu tanım bugün için yetersiz kalmaktadır. En azından bugün moda olan değildir! Rönesans denen bir değişim çağından reformist eylemlere, yeni coğrafyaların tanınmasından art arda ortaya çıkan yeni buluşlara kadar ayrı ayrı duran başlıklar birleşir onun içinde. Üretimin sosyalleşmesiyle birlikte, yan yana üretime geçen, gücünü birleştiren, ürettiğini elinde duyumsayan ve onun arkasından dünyayı öğrenmeye, değiştirmeye kalkışan insanın yüzlerce yıllık öyküsüdür modernizm. Taht, şato ve mihraba yönelmiş, kral, derebeyi, kilise, egemenliğine karşı iktidar kavgası vardı önce modernizmin içinde. Kapitalist diye adlandırılan yeni üretim biçiminin patronlarının, kıyasıya rekabet koşulları altında piyasaya egemen olabilmek için ucuza üretme mücadelesi... Sonra, köle, toprakbendi, yanaşma olmaktan kurtulmuş yığınların aç kalmamak için ölesiye çalışmak zorunda kalarak tanıştıkları özgürlüğün bir anlamının da, insanın kendi geleceğini kendi elleriyle kurabileceği gerçekliği... Monarşilere başkaldırırken devrimci olmuş patronların, iktidar koltuğuna ulaşınca kendini desteklemiş işçi, köylü yığınlarına, orta sınıflara sırt çevirmesi... Çalışan yığınların kanları pahasına verdikleri iş koşullarının düzeltilmesi mücadelesinden başlayarak siyasi iktidara uzanan destansı kavgaları. Daha adaletli bir dünya için küçük ütopyalardan üzerine ciltlerle kitap yazılmış devrimci kuramlara.. Tüm bu birbiriyle ayrı, aykırı görünen eylemliliklerin bir ortak yanı vardı. İnsan eliyle, alın teriyle, bilinciyle doğaya yeni biçimler verip yeni ürünler yaratırken bir yandan da aklıyla, dününü, bugününü, yarınını tartışıyor, kendi türünün gönenci için yeni kuramlar geliştiriyordu. Kutsal sayılan tüm kavramların üstündeki örtüleri kaldıran, sorgulayan insan aklı, tüm karanlık noktalara uzanmaya çalışıyordu. Neydi Nuhun Gemisi? Eriyen buzulların, yağan çılgın yağışların yol açtığı seller içinde tüm canlı türlerini yaşama taşıyan bir kutsal simge mi, yağmacı barbarların tıkanmış bir ticaret yolu üzerindeki antika uygarlık bentlerini yıkmasıyla oluşmuş sellerin günümüze ulaşmış söylencesi mi? İskender'in kılıcıyla kesip attığı neyin düğümüydü? Peygamberlerin hangisi haklıydı? Kutsal kitapların yazdıkları tartışılabilir 12

13 miydi? Sorular yumağıydı binlerce yıl sürmüş antika uygarlık! Barbar akıncılarının bitmeyen saldırıları, aklın ve mantığın geçerli olmadığı derebeyi egemenlikleri, adaletin kapısından içeri giremediği Engizisyon Mahkemeleri... Modernizm, insan düşünce dünyasına yüzbinlerce yıl egemen olmuş tüm bu karmaşadan öte ve en önemlisi, sorgusuz benimsenmiş dogma'nın egemenliğinin sonuydu. İnsan ancak gözüyle gördüğüne, eliyle tuttuğuna, ya da kendi türünden birinin deneyler, deneyimlerle kuramsallaştırdığı akla uygun bilgiye inanabilirdi. Doğanın da toplumun da egemeni insan ve onun beyninin ürünü akıl olabilirdi. Bilinçli, aydın insan kendi türüyle dayanışarak düşüncesini, ülküsünü yaşama dönüştürebilir, düşünceye yaşam verebilirdi. Böylesi bir ortamın düşünce ürünüydü modernizm. Modernist kuramcılardan Leon de Laborde, John Ruskin ve Violletle-Duc'un o dönemin sanatını ve modernizmi çok iyi anlatan bir tanımları var: "Doğayı taklit ederek eğri çizgilerin süsleyici değerinin belirginleştirilmesi; nesnenin biçimini kullanıma uydurma isteği; mimarlık, dekor mobilya arasında bir bireşim sağlama arzusu; son olarak da 'herkes için sanat' ilkesi ardından, halkın yaşam koşullarını değiştirebilecek güçte olan toplumsal bir ideali gerçekleştirme tutkusu." (Altını biz çizdik) Bu tanımın anlattığı iki özellik postmodernizmle birlikte ortadan kalkacaktır. Modernist sanat ve edebiyattaki birincil özellik, öznenin, yani sanatçının, yazarın nesne (yazılı metin, resim vb. sanat ürünü) üzerinde, insanın doğa ve toplum üzerindeki belirleyiciliğinin yansımasıdır. İkincil özellik, yapıtın bir bütünlük oluşturması, gönderilene (okur, izleyici vb.) bir anlam, içerik, ileti sunmasıdır. "(...) modernlik terimi çok çeşitli ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel dönüşmelere gönderme yapar. Marks, Weber ve öbürleri tarafından teorileştirildiği haliyle modernlik 'orta çağlar'ı ya da feodalizmi izleyen çağa gönderme yapan tarihsel bir dönemleştirme terimidir. Kimilerine göre modernlik, geleneksel toplumların karşıtıdır ve ıslahat, yenilik ve dinamizmle karakterize olur (Berman 1982). Descartes'le başlayıp Aydınlanma'ya ve bunların izleyicilerine uzanan teorik modernlik söylemleri, aklı hem bilgi ve toplumdaki ilerlemenin kaynağı olarak hem de hakikatin (truth) imtiyazlı mevkisi ve sistematik bilginin temeli olarak görüp alkışladı. Aklın, düşünce ve eylem sistemlerinin üzerine bina edebilecekleri ve toplumun yenidin yapılandırılabileceği upuygun teorik ve pratik normların keşfedilmesine ehil (yetkin) olduğu varsayıldı. Bu Aydınlanma projesi feodal dünyayı devirmeye ve akıl ile toplumsal ilerlemeyi cisimleştirecek adil ve eşitlikçi bir toplum kurmaya girişen Amerikan, 13

14 Fransız devrimlerinde ve öbür demokratik devrimlerde de işbaşında olmuştur" (3) 3. Toulmin, Alıntılayan Steven Best- Douglas Kellner, P.M. Teori, Ayrıntı Yay., s.15 "Modernliğin genellikle Rönesanla ortaya çıktığı savunulur (...) Alman sosyolojik teorisinin bakış açısından ele alındığında, modernlik geleneksel düzenle karşıtlık içerisinde konulur ve toplumsal dünyanın ilerici iktisadi ve yönetsel rasyonelleşmesini ve farklılaşmasını içerimler " (Weber, Tönnies, Simmel, Alıntılayan Mike Furtherstone, a.g.y., s.21-22) "Fransızcadaki Modernite kullanımı, modernliğin zamanın süreksizliği, gelenekten kopma duygusu, yenilik duygusu ve şimdinin geçici, yüzer gezer ve olumsal (contingent) doğası karşısında duyarlı olunmasına yol açan modern hayatın bir niteliği olarak görüldüğü modernlik tecrübesine işaret eder (Frisby, 1985a) Modern insan kendini sürekli icat etmeye çalışan insandır. " (Mike Furtherstone, a.g.y., s.23) Daniel Bell (1976) 'e göre, "... modernliğin temel kültürel varsayımı, iktisadi alanda burjuva girişimciyi ve kültür alanında engellenmemiş benlik (bu, ilk ifadesini modernizmde bulur) doğrultusundaki sanatsal arayışı doğuran kendi kendini belirleyen özerk birey idealidir. (Mike Featherstone, Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, s. 29) Modernizmin, özellikle de aydınlanma eylemliliğiyle insan aklının özgürlüğüne açtığı yollar bir süre sonra aynı aklın, öne çıkanlar adına kullanılarak geride kalanlara ördüğü bir ağ-iktidar sarmalıyla tutsak edilmesini de getirdi. Modernizmin varoluş yatağı, yaşam bulduğu göze, insana sunduğu özgürlüğün bir aldatmaca kapitalizm- iktidar- fabrika bir tutsaklıktır- durmayalım düşeriz Kapitalizme karşı duruş bir modernizm eleştirisini de kaçınılmaz kılacaktır. Sorumlusu akılsa yaşananların, dogma bir kurtuluş olarak yeni adres olabilir mi? 14

15 postmodernizme bir genel giriş "Postmodernizm, dünya üstüne bir hipotezi olan bir disiplin, kendi başına bir kariyer olabilecek bir şey olarak görülmemelidir. O bizim yoğun ve hiç azalmayacak düşünselliğimizin adı, bu düşünselliği düşünmemizin yolu ve coşku verici benzerleri haline gelmiştir." (4) 4. Steven Connor, Postmodernist Kültür, İkinci Baskı'ya önsöz, Yapı Kredi Yayınları Haziran 2001, 1. Baskı, s.9 "Belki de ne kadar çok postmodernist varsa, o kadar postmodernizm biçimi vardır." (Featherstone, 1988: 207, Alıntılayan Pouline Marie Rosenau, Post- Modernizm ve Toplum Bilimleri, Bilim ve Sanat Yayınları/ARK, 1. Basım 1988, s.39) "Postmodern amaç, alternatif bir varsayımlar kümesi formüle etmek değil, bilgi için bu tür herhangi bir kuramın imkânsızlığını kaydetmek ( Ashey ve Walker 1990 a: 264 ) ve 'bütün anakodları gayrimeşrulaştırmaktır.' (Hassan 1987: 169 Alıntılayan a.g.y., s. 26) Postmodernizm, modernizmin tanımladığı bütünlüklü, tümevarımlı öngörüleri sarsarak çıkar düşünce alanına. Tarihi, toplumsal gelişimi belirlenebilir bir gidiş içinde göstermeye çalışan bilimin hareket noktalarına yönelik eleştirilerle başlar işine. Modernizmin tüm sorunları çözecek bir sihirli güç gibi tapındığı bilimsel temeller, bilmin ayaklarını oluşturan deneyim ve gözlemin "gerçeklik" karşısındaki yeri tartışılır önce. "Deneyim her zaman, belli toplumlarda ve bu toplumların değişik bölgelerinde, belli anlarda geçerli olan çeşitli anlayış ve yorumlama yapıları tarafından -fiilen belirlenmiş olmasa bileen azından önceden yorumlanmış olabilir. Gerçekten, deneyim ve bilgi arasında var olduğu düşünülen ilişkinin kendisi, böyle bilgi ve anlayış yapılarının bir yansısı da olabilir. Bundan deneyim ve bilgi arasındaki karşıtlığı, (örneğin) geçicilik ve sabitlik arasındaki bir karşıtlık gibi gören şimdiki kavrayış tarzımızın kökenini ve tarihini belli bilgi yapıları içinde bulduğu sonucu çıkar. (...) Aslında, modernist kültürü ve genel olarak moderniteyi nitelemenin bir yolu onun deneyimi keşfedişine bakmaksa, bir başka yolu da onu özbilincinin deneyimi istila ettiği uğrak olarak görmektir. Modern bir duyarlılık, deneyim ile bilinç arasındaki kaçınılmaz, sancılı bölünmeyle ilgili bir anlayışla ve ussal bilinci deneyim yoğunluklarıyla doldurma arzusuyla niteleniyorsa, bu durumun kendisi, deneyimin bilince ve bilincin deneyime zorunlu olarak bağımlı olduğunun farkına varılmasına delalet eder. (...) Çağdaş 15

16 benliğimizi şimdi uğrağında anlamaya çalışırken, "bilim"de, din"de hatta "tarih"te, tarafsızlığından emin olabiliceğimiz hiçbir gözlem noktası yoktur. Çözümlemeye çalıştığımız an içinde ve o ana aidiz, bu çözümlemeyi yapmak için kullandığımız yapıların içinde ve o yapılara aidiz." (5) 5. Steven Connor, Postmodernist Kültür, YKY Haziran 2001, s Postmodernizmin insanın öğrenme yollarına, gözleme yönelik eleştirileri, bilimin dayandığı basamakların sallanmasına yol açar, bilimcil kuralların, kuramların yeniden tartışılmasını gerektirir. İnsanın kendi deneyimlerini, duyu organlarıyla algılayıp belleğe yazdıklarını, ya da başkalarınca bir kuram şeklinde kendine sunulmuş bilgileri bir yanılsama, ya da bir önyargının, bir iktidar istencinin benliği kaplaması olarak algılamasıyla birlikte, herşeyin üstüne korkunç bir şüphe ve belirsizlik iner. Kendi duyularımızın sorgulandığı bir düşünce sistemi içinde gerçeğin ne olduğunu anlayabilmek elbet olası olmayacaktır. Beden, kendi organlarına bile yabancıdır artık. Belirsizlik egemendir. Şekerin tatlı, biberin acı olduğunu söylemeye kalkmamalıdır kimse. Bir başkasının tersine algılama içinde olabileceği her zaman düşünülmelidir! Yani benim tatlı dediğime sen acı diyorsan, bu tartışılmaz bir söylem, bir seziştir! Çevremizdeki herşey bir görecelilikten başlayarak her algılayana göre ayrı bir gerçeği barındırır. Deneyimler ve genel hükümleri arka arkaya sıralayıp bir kuram geliştirmeye çalışırsanız, evreni böyle açıklarsanız, bir yanılsama içine düşmüş olabileceğiniz olasılığından öte, kendinizi ve toplumu baskılayan birilerine, çeşitli iktidarlara da bir araç sağlamış olacaksınız! Postmodernizm, doğa ve toplumu devindiren, harekete geçiren, değiştiren yasaları bir bilim şeklinde sistemleştirmeye uğraşan tüm düşüncelerin, sistemlerin yıkıma uğratılmasıdır. İbn-i Haldun'dan Marks'a uzanan bir süreçte büyüyen bilinçli insan yorumlamasının "meta metin" yaftasıyla yadsınmasının, insanın adalet arayışının bir sonudur belki yüzyıl ortalarından sonra, özellikle de iletişim ve teknikte yaşanan büyük gelişmelerle düşünsel alanımızda oluşmaya başlayan kaos, postmodernizmi düşünsel alana çağıran en büyük etkendir. Olay, modernizm diye tanımlanan bir kuramlar demetinin ya da zaman bölümünün eleştirilmesinin, aşılmasının çok ötesinde bir yenilik, dönüşümdür. Postmodernizmin kendisi de, kaynaklandığı güncel tüketim simge yağmurunun bir gösterisi gibidir; bütünlüksüz, paramparçadır. "(...) birleşik bir postmodern teori ya da tutunumlu bir konumlar dizisi bulunmamaktadır. Tersine, insan sıklıkla "postmodern" diye bir araya yığılan teoriler arasındaki farklılıklardan 16

17 ve postmodern konumların -çoğu zaman çatışmalı olan- çoğulluğundan sersemliyor." (6) 6. Steven Best- Douglas Kellner, Postmodern Teori, Ayrıntı Yayınları 1998, s. 14) Postmodernizm terimi, bilinçli olarak 1940'lardan sonra kullanılmaya başlansa da, ancak 1970'lerin ortalarından sonra yaygınlaşır, kendini iyice duyurur, aydınlar içinde yandaşlar edinir. Felsefede, mimaride, sinemada, edebiyatta, değişik kültür alanları ve akademik disiplinler içinde kimi zaman modernizmin bir gelişimi, modernizme bir katkı, kimi zamanda modernizme bir eleştiri, karşı çıkış olarak biçimlenen düşünce sistemleri, Jean-François Lyotard'ın La Condition Postmoderne'i 1979'da yayımlaması, yapıtın 1984'te İngilizceye çevrilmesiyle postmodernizm adıyla disiplinlerarası bir akım olarak onay bulur, kendi adıyla anılır olur. Postmodernizmi bir tek tanımın içine yerleştirebilmek olası değildir. O, birçok karşı çıkışın, ayrı, aykırı görüşün harman olduğu bir modernizm karşıtlığıdır. Charles Newman'a göre, "(...) postmodernizm, yalnızca toplumun bütün düzeylerinde ve özellikle de kültür ve iletişim alanlarında yaşanan bir 'söylem enflasyonu' nun temsil sistemidir. (...) eleştirel ve edebi dillerin her ikisi de güvenilir kullanım değerleriyle ilişkilerini kasten koparmışlar ve sonu gelmez bir kendini onaylama döngüsü içinde belirsizlik üstüne belirsizlik inşa etmişlerdir."(7) 7. Steven Connor, Postmodernist Kültür, s. 21 "Lyotard tekrar tekrar, postmodern durumun kendisini güç ve etkinlik merkezlerinin çoğalmasında ve karmaşık toplumsal etkinlik ve temsil alanının bütünü yönetme iddiasındaki her türden bütünleştirici anlatının dağılmasında gösterdiğini söylüyordu." (8) 8. Steven Connor, a.g.y.,s. 22 "Postmodern söylemde, artık hiçbir konsensüs olanağının kalmadığı konusunda büyük ölçüde konsensüs bulunması, nihai otoritenin ortadan kalktığının otoriter bir tavırla ilan edilmesi ve bütünlüğün artık düşünülemez olduğu bir kültür durumunun bütünsel ve kapsamlı bir anlatısının dolaşıma sokulup desteklenmesi gerçekten çarpıcıdır." (9) 9. Steven Connor, a.g.y., s.23 Kendi önceli sayılabilecek modernizme, bireyin, aklın, bilimin doğa ve toplum üzerindeki egemenliğine, ya da egemenlik girişimlerine savaş açan postmodernizm, yıktığının, ya da eleştirdiğinin yerine yeni bir sistem, bir davranış biçimi önermez. "İnsan bilimlerinin ve özellikle de postmodern teorinin çağdaş teorik söylemlerinin ünlü 'özdüşünümlülüğüne' karşın, bilgi- iktidar oluşumlarının araştırılmasına pek fazla ilgi gösterilmemiş olması şaşırtıcı görünebilir. Sanırım bunun bir nedeni, özellikle son yıllarda, geleneksel 'esnek' insan 17

18 bilimlerinde akademik kurumların toplumsal güçlerini ve saygınlıklarını gitgide yitiriyor gibi göründükleri gerçeğine yaygın bir şekilde teslim olunmasıdır." (10) 10. Steven Connor, a.g.y.,s. 25 Başka bir bakış açısıyla da değişik bir yönü göz önüne gelir postmodernizmin... "Ama burada konu, bütün bu karışıklığa karşın, Britanya ve ABD'de insan bilimlerinin, öğretim ve toplumsal çalışmalar gibi 'insani' etkinliklerin yanı sıra bankacılık, ticaret, sanayi yönetimi gibi geleneksel olarak ayrıcalıklı meslek ve toplumsal işlevler için de açıkça görülebilen ve oldukça başarılı bir onaylama işlevini yerine getirmiş olmasıdır." (11) 11. Steven Connor, a.g.y., s.29 Postmodernizmle ilgili bu son alıntıyla birlikte bazı anlamlı ipuçları kendini göstermektedir. Yeni toplumun, gösterge ve simge yağmurlarının oluşturduğu tüketim değerlerinin bir çeşit onaylanması, kültürel alanda benimsenmesi uğraşı gibi de görülebilmektedir yeni kuram. Kendi önceliyle, modernizmle kapışmasının sayılamayacak kadar çok nedenleri arasında en önemlisi de budur belki... Yeni toplumun yeni ekininde hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Günlük kullanımda bir önceki toplumun sorgulanmasında sık sık karşılaşılan dil ve kavramlar yok olup gidiverirler birden. Ekonomi politik, üretim ilişkileri, artı değer, sömürü, kullanım ve değişim değerleri... Bunlar çok eski bir tarihin tozlu sayfalarına terkedilmelidir. Bu kavram ve olguların çağrıştırdığı adalet arayışlarının da bir gerekliliği, anlamı kalmamıştır yeni toplumda. Postmodernizmin insanın kendini ve çevreyi algılamasıyla ilgili tezleri tarihe bakış açısıyla da ilginç noktalara kayar. Tarih, kimi zaman bir yanılsamadır, kimi zaman birilerince uydurulmuş bir masal... "Tarihin genel olarak bir ilerleme öyküsü olduğuna inananlar bir yanda, tarihi genel hatlarıyla bir kıtlık, mücadele ve sömürü öyküsü olarak görenler öbür yanda yer alır; bir de, postmodern metinlerin birçoğunda olduğu gibi, tarihin hiçbir örgü, hiçbir olaylar dizisi barındırmadığını savunanlar vardır. (12) 12. Terry Eagleton, Postmodernizmin Yanılsamaları, s. 49) 18

19 19

20 bir doğuş serüveni... Postmodernizm terimini ilk kez, 1947'de Batı medeniyetinin yeni bir evresi anlamında Toynbee kullandı. Toynbee'nin sosyal bilimler ve kültürdeki değişimleri tanımlamaya çalışan bu kullanışı postmodernizmin günümüzdeki içeriğinden elbet çok uzaktı... Sonraki kullanımlarla anlamını bulmaya başladı. Sanatsal alanda Rauschenberg, Cage, Burroughs, Barthelme gibi genç sanatçılar, Fiedler, İhaab Hassan ve Sontag gibi eleştirmenlerce postmodernizm kavramının içi dolmaya başladı, kullanım alanı genişledi. Postmodernizm, ilk yıllarında, sanat alanında bir yenilik, bir eskiye başkaldırı olarak yeni düşünsel alanı, bir değişimi adımlıyordu. Müze ve akademilerde kurumsallaştığı düşünülen "tükenmiş" yüksek modernizmin ötelerine geçişin bir çeşit mücadele ögesiydi. Akademik beğeni dizelemelerine, sanat yapıtlarının sınırları çizilmiş gösterim nesneleri olarak kutsanmasına karşı devrimci bir kalkışma olarak değerlendiriliyordu. Bu hareketi 1920'lerden sonra estetiği yadsıyan, 1960'dan sonra yeniden güncelleşen hareketlerle bağlantılandırmak da olasıdır. Dada ve Gerçeküstücü hareketler gibi... Genel çıkış noktasında "Yüksek kültür ile kitle kültürü arasındaki eski ayrımları yerle bir etmek, modernizmin süreklilik kazandırdığı özerk yaratıcı sanatçı nosyonunu ve sanatın sanatkârane tanımına meydan okumak, sanatın yalnızca bedende mevcut olmakla kalmayıp kitle kültürünün aşağılanan manzarası da dahil her yerde olduğunu göstermek. Pop sanatın 1960'lı yıllarda yükselişi ve karşı- kültürün kabarışıyla bağıntılı bir kültürel kopuş olarak nitelendirilmesi buradan ileri gelir." (Hebdige 1983, Huysen 1981, Martin 1981, Alıntılayan Mike Furtherstone, Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, s ) Birinci Dünya Savaşı sonuna doğru serpilen Dada hareketinin üyeleri sanatın tüm kutsallığına, "sanat için sanat" estetizminin saçmalığına savaş açarak, bu alana yerleşmiş kodları parçalamaya yöneldiler. Metnin birliği düşüncesi, yanılsatıcı bütünlüklerin oluşmasına neden oluyordu, metin parçalanmalı, çok anlamlı olmalıydı. Esin kaynakları, kendilerinin de üzerinde çalışma yaptıkları Nietzche idi. ABD'de 1970'li yıllarda Nietzche'nin yerini Derrida ve yapıbozumu almıştı. ABD'de gelişip güçlenen yeni eğilimin en genel ve toplu tanımını İhab Hassan "belirsizlikler doğrultusunda eğilimler" olarak yaptı. Açıklık, çoğulculuk, keyfilik, 20

postmodernizm üzerine bir sunuş*...

postmodernizm üzerine bir sunuş*... A. Alper Akçam postmodernizm üzerine bir sunuş*... Edebiyat gündemimizin tam ortasına oturmuş "postmodernizm" günceline yöneliş, son yıllarda çok duyulan bu deyim ve onun çağrıştırdıkları üzerine bir eyiliş,

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

I. BÖLÜM I. DİL. xiii

I. BÖLÜM I. DİL. xiii I. BÖLÜM I. DİL DİL NEDİR?... 1 İNSAN HAYATINDA DİLİN ÖNEMİ... 3 ÇOCUĞUN İNSAN OLMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ... 5 ANA DİLİNİN ÖNEMİ... 6 DİL VE DÜŞÜNCE... 7 DİL, SEMBOL VE İŞARET İLİŞKİSİ... 12 DİL, KÜLTÜREL

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM Bilgi, Ekonomi ve Kültür Prof. Dr. Veysel BOZKURT İstanbul Üniversitesi EKİN 2012 ÖNSÖZ ii Endüstriyel dönüşümün toplumsal sonuçlarını en iyi anlatan yazarlardan

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA Algı Bireylerin çevrelerini anlamlandırabilmek adına duyumsal izlenimlerini düzenleme ve yorumlama sürecine verilen isimdir. davranışlarımız algıladığımız dünyaya göre

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili SİYASİ TARİH Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans ( X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim ( X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

Öğretim planındaki AKTS Kitle iletişimi ve Kültür 213032003110513 3 0 0 3 6

Öğretim planındaki AKTS Kitle iletişimi ve Kültür 213032003110513 3 0 0 3 6 Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Ulusal Kredi Öğretim planındaki AKTS Kitle iletişimi ve Kültür 213032003110513 3 0 0 3 6 Ön Koşullar : Bu dersin ön koşulu ya da yan koşulu bulunmamaktadır. Önerilen Dersler

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir?

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Makine Mühendisliği Bölümü

Makine Mühendisliği Bölümü Makine Mühendisliği Bölümü Neden Makine Mühendisliği Teknolojiyi kullanan, teknoloji üreten ve teknolojiye yön veren, toplum yararına bilimsel bilgi sağlayan günümüz ve yarınların problemlerine çözüm arayan

Detaylı

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU İletişim Nedir? Değişen İletişim Kavramı Yalnızlaşma ve Yabancılaşma Yüzeysel Etkileşim İlgi Eksik Etkileşim Otomatik Etkileşim İletişim Herşeydir! Değişen

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6

DERS PROFİLİ. POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Amerikan Dış Politikası POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi

SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar, ilgili ders kitabındaki

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Sosyolojisi POLS 312 Bahar 6 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Seda Demiralp

DERS PROFİLİ. Siyaset Sosyolojisi POLS 312 Bahar 6 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Seda Demiralp DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Sosyolojisi POLS 312 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki Teorisi Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki ve Uyma Davranışı Sosyolojinin, toplumun bütününü kapsayan kanunu insan toplum hayatı yaşar kanunudur. İnsan bir toplumda

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

Uluslararası Yeni Medya Yeni Yaklaşımlar Konferansı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 8-9 Mayıs 2014

Uluslararası Yeni Medya Yeni Yaklaşımlar Konferansı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 8-9 Mayıs 2014 Uluslararası Yeni Medya Yeni Yaklaşımlar Konferansı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 8-9 Mayıs 2014 Sosyal medya, bir benlik inşası, benlik sunumu ve paylaşımı ortamıdır. Sosyal medya, bir sosyalleşme

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

Doktora Dersleri. SAN 700 Özel Konular

Doktora Dersleri. SAN 700 Özel Konular Doktora Dersleri SAN 700 Özel Konular Anabilim/Anasanat Dallarının tez aşamasında bulunan öğrencileri tarafından alınması zorunlu olan bu ders, alanın ileri ve özgün konularını içerir. Bu kapsamda alanla

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

DERS PROFİLİ. Türk Dış Politikası POLS 402 Bahar 8 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem Kayhan Pusane. Mehmet Turan Çağlar

DERS PROFİLİ. Türk Dış Politikası POLS 402 Bahar 8 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem Kayhan Pusane. Mehmet Turan Çağlar DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Türk Dış Politikası POLS 402 Bahar 8 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER

DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER DOĞANIN YOK EDİLİŞİ VE YIĞINLAŞAN OBJELER Ebru Dede Hayatımızı her yönden etkileyen tüketim ortamı, sanat eserlerine de yansımıştır. Doğrudan tüketime odaklanan eserlerin sanatçıları bu ortamın zararlarına

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Çağdaş Eğitim *Toplumların ihtiyaç ve beklentileri durmadan değişmiş, eğitim de değişen bu

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIM BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIM BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIM BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında iletişimin

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Makro İktisat Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI YÖK ten 1 Mart 2 de Doktora programımıza olur alınması ile Fakültemizin dikey kuruluşu tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Detaylı

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Coğrafya Her tarihi olay belli bir coğrafi mekanda meydana gelir.tarihi olayların oluşumu esnasında iklim,yeryüzü şekiller,ekonomik faaliyetler konum vb. coğrafi faktörler

Detaylı

Teknoloji Geliştirmede ve Eğitimde Üniversite Sanayi İşbirliği

Teknoloji Geliştirmede ve Eğitimde Üniversite Sanayi İşbirliği Teknoloji Geliştirmede ve Eğitimde Üniversite Sanayi İşbirliği Dr.- Ing. Yalçın Tanes Ak-Kim Ar-Ge Direktörü Ulusal Ar-Ge Merkezleri Sempozyumu 10-11 Nisan 2012 Adana İçerik Türkiye de Satış dan Ar-Ge

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

Üsküdar Üniversitesi

Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ Ders İçerikleri BİRİNCİ YARIYIL (1. Sınıf, Güz Dönemi) İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

Bilim ve Bilimsel Araştırma

Bilim ve Bilimsel Araştırma Bilim ve Bilimsel Araştırma Bilim nedir? Scire / Scientia Olaylar ve nesneleri kavramak, tanımak ve sınıflandırmak üzere çözümleyen, olgular arasındaki nesnellik ilişkilerini kuran, bu ilişkileri deney

Detaylı

Kitap A dı Yayınevi. Wilhelm von Humbold 2012 141-147. Batı Düşüncesi İSAM Yayınları 2009. Husserl Say Yayınları 2006. Yayın Yılı Ahmet Cevizci

Kitap A dı Yayınevi. Wilhelm von Humbold 2012 141-147. Batı Düşüncesi İSAM Yayınları 2009. Husserl Say Yayınları 2006. Yayın Yılı Ahmet Cevizci Mezun Olduğu Fakülte Fakülte Mezuniyet Dokuzeylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yüksek Lisans Tez Adı Enstitü Yer Yıl Nietzsche'nin Postmodernizme Bakımından Etkileri Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 22:

işçiokulu FASİKÜL 22: Emperyalizm nedir? Emperyalizm dünya üzerinde uluslararası sermayenin tek tek ülkelerdeki emekçileri sömürmesi ve baskı altına almasının adıdır. Bütün yeraltı ve üstü zenginliklere el koyma, pazarı ele

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI BİLİMSEL HAZIRLIK GÜZ YARIYILI DERSLERİ EGB501 Program Geliştirmeye Giriş

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta. Nedenselliğin Doğası Yaşar Tonta H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.html Not Bu slaytlarda yer alan bilgiler BBY 207 Sosyal Bilimlerde

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Tom Lloyd. Luke Pearson

Tom Lloyd. Luke Pearson PearsonL Tom Lloyd Luke Pearson Sıra Dısı Amacımızı geniş bir disiplin yelpazesinde çalışmak ve bir alandan diğerine kültür, fikir ve beceri aktarmak için elde edilmiş bilgiyi kullanmak olarak özetleyebilirim.

Detaylı