NAZLI ERAY'IN ROMAN DÜNYASINDA DÜŞSÜ VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİĞİN KURGUSU İLE FANTASTİK UNSURLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NAZLI ERAY'IN ROMAN DÜNYASINDA DÜŞSÜ VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİĞİN KURGUSU İLE FANTASTİK UNSURLAR"

Transkript

1 T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI NAZLI ERAY'IN ROMAN DÜNYASINDA DÜŞSÜ VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİĞİN KURGUSU İLE FANTASTİK UNSURLAR YÜKSEK LİSANS TEZİ Yeliz Özge TOYMAN Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Cafer GARİPER ISPARTA-2006

2 i İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... i ÖZET.. iv ABSTRACT... v İÇİNDEKİLER... vi I. BÖLÜM FANTASTİK, DÜŞSÜ ve BÜYÜLÜ GERÇEKLİK KAVRAMI VE ALANI... 1 A. Gerçeklik, Düşsü Gerçeklik ve Büyülü Gerçeklik... 1 a. Gerçeklik... 1 b. Gerçeklik ve Kurmaca. 14 c. Düşsü Gerçeklik d. Büyülü Gerçeklik B. Fantastiğin Kelime ve Kavram Alanı 30 a. Kelime Manası. 30 b. Tarifi. 32 c. Fantastiğin Sınırları 37 C. Fantastik Özelliği Taşıyan Eserlerin Ortaya Çıkışı, Tarihçesi ve Gelişim Süreci. 43 a. Neden Fantastik Kurgu? b. Gelişim Süreci 47 I- Dünya Edebiyatında Fantastik II- Türk Edebiyatında Fantastik D. Fantastiğin Edebî Tür Olarak Özellikleri 59 E. Fantastiğin Çeşitleri ve Sınıflandırılması 70 F. Düşsü Gerçeklik, Büyülü Gerçeklik ve Fantastik 77 II. BÖLÜM NAZLI ERAY IN KURMACA DÜNYASINDA DÜŞSÜ VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİKLE 80 FANTASTİĞİN KURGUSU. A. Nazlı Eray ın Romanları.. 80 B. Nazlı Eray ın Kurmaca Dünyasında Düşsü ve Büyülü Gerçeklik ile Fantastik Unsurlar C. Nazlı Eray ın Kurmaca Dünyasında Düşsü ve Büyülü Gerçeklik ile Fantastiğin Kurgusu 99 D. Nazlı Eray ın Kurmaca Dünyasında Düşsü ve Büyülü Gerçeklik E. Nazlı Eray ın Kurmaca Dünyasında Fantastik Ögeler 113 a- Dış Dünyanın Gerçekliği b- Kurmaca Dünyanın Gerçekliği 118 b. a. Zamana Bağlı Fantastik Ögeler b. b. Mekâna Bağlı Fantastik Ögeler b. c. Değişme, Başkalaşma, Kişilik Bölünmesi b. d. Yolculuk b. e. İki Dünya Arasındaki Geçişlilik b. f. Farklı Alanlar Arası Geçişlilik. 152 b. g. Cinsellik ve Cinselliğe Bağlı Fantastik Ögeler b. h. İnsan Dışı Varlıkların Kişileştirilmesi. 159 b. ı. İllüzyon b. i. Olağanüstü SONUÇ KAYNAKÇA. 172 ÖZGEÇMİŞ 178

3 ii KISALTMALAR DİZİNİ c. Cilt Çev. Haz. nr. Çeviren Hazırlayan Numara s. Sayfa a. g. e. Adı geçen eser a. g. m. Adı geçen makale

4 iii Ö N S Ö Z Fantastik kurgu, hayal gücüyle yaratılan, gerçeküstü olay ve durumlara yönelen bir türdür. Sınır tanımayan bir hayal gücünün ürünü olan fantastik kurgular, edebî yetenekle düş gücünün sentezlenmesi sonucu ortaya çıkar. Dünya edebiyatlarında uzun yıllar boyunca bir edebiyat türü olarak kabul edilmeyen fantastik kurgu, 20. yüzyılda asıl kimliğine kavuşmuştur. Fantastik kurgularda olaylar tamamen yazara ait bir dünyada şekillenir. Bu eserlerde, itibarî dünya sadece fantastik unsurlar kullanılarak oluşturulmaz. Zaman, mekân, şahıs kadrosu, anlatıcı, anlatım yöntemleri ve bakış açısı gibi temel malzemeler de fantastik ortamın kurulmasında bütünleyici bir görev üstlenir. Dolayısıyla fantastik kurgu bir bütün çalışması olarak karşımıza çıkar. Son yıllarda geniş bir okur kitlesine kavuşan bu türün edebî nitelikler kazanması, edebiyat araştırmacılarının da dikkatini çekmiştir. Sonuçta, bu kurgular edebî bir tür olarak kabul edilmiş, çeşitli incelemelere tâbi tutulmuştur. Olayları belirli bir mekâna ve zamana bağlamadan, şahıs kadrosunu olabildiğince farklı kılarak evrenselliğe ulaşma düşüncesiyle yazılan bu eserler, düşsü ve büyülü gerçekliğin zemininde oluşur. Ancak fantastik kurgunun düşsü ve büyülü gerçeklikten ayrılan yönleri de vardır. Fantastik kurguları, düşsü ve büyülü gerçekliği tezimde temele almamın sebebi, konuyu akademik bir ortamda çalışma ve açıklığa kavuşturma düşüncesidir. Bu konuyu çalışmaya başlamadan önce kapsamlı bir araştırma yaptım. Fantastik konusunda çalışan ya da fantastik unsurları eserlerinde kullanan yazarların ve araştırmacıların eserlerine ulaştım. Tez konusuyla ilgili bilgi toplama aşamasında hem Türk Edebiyatının hem de dünya edebiyatlarının önemli fantastik kurgu yazarlarını ve eserlerini tanıma fırsatı buldum. Fantastik kurgunun teorisini oluşturmaya çalışan kitapları ve makaleleri ayrıntılı bir şekilde inceleyerek bir senteze ulaşmaya çalıştım. Ancak fantastik kurguların sayıca çok fazla olması sebebiyle, tespit ettiğim eserlerin tümünü okuma ve inceleme fırsatını bulamadım. İlk bölümde gerçeklik ve kurmaca konusunu açıklarken roman ve hikâyeleri temele aldım. Roman ve hikâyenin gerçekliğini etkileyen hususlara dikkat çekmeye çalıştım. Çalışmanın birinci bölümünde düşsü gerçekliğin ve fantastiğin teorisini

5 iv oluştururken yaptığım incelemeler, ikinci bölümde eser incelemelerinde faydalı bir zemin oluşturdu. Düşsü gerçekçilik ve büyülü gerçekçilik kavramlarını işledikten sonra fantastiği tanımlamaya çalıştım. Tanım kısmında çeşitli ansiklopedilerden, sözlüklerden ve makalelerden yararlandım. Türün ayrıntılı açıklamalarında fantastik teorisi kuran birtakım eserler de bana kaynaklık etti. Fantastik türün bilimkurgu, masal, polisiye, ütopya, gotik, destan, efsane ve mitolojiden farkını özetle anlatmaya çalıştım. Bu kurgulara neden ihtiyaç duyulduğunu, insanların fantastik kurguya olan yoğun ilgisinin sebebini Neden Fantastik Kurgu? bölümünde açıklamaya çalıştım. Fantastiğin tarihçesini verirken önce genel bir değerlendirme yaptım, ardından dünya edebiyatlarında ve Türk Edebiyatında yer alan fantastik eserleri kısaca tanıtmaya çalıştım. Kurgunun temel özelliklerini ayrı bir bölümde verdikten sonra türün çeşitleri üzerine yapılan çeşitli sınıflandırmalar hakkında bilgi verdim. Çalışmanın ikinci bölümünde, bütün bu teorilerden hareketle Nazlı Eray ın romanlarını inceledim. Eray ın, düşsü ve büyülü dünyayı nasıl oluşturduğunu, fantastik unsurları hangi durumlarda kullandığını tespit etmeye çalıştım. Bu çalışma için yazarın bütün romanlarını temele aldım. Önce romanların olay örgülerini çıkardım, ardından romanlardaki fantastik unsurlara kısaca değindikten sonra birtakım sınıflamalar yaptım. Bu sınıflandırmalarda şu başlıkları kullandım: Zamanda yer alan fantastik unsurlar, mekânda yer alan fantastik unsurlar, değişme, başkalaşma, kişilik bölünmesi, yolculuk, iki dünya arasındaki geçişlilik, farklı alanlar arası geçişlilik, cinsellik ve cinselliğe bağlı fantastik ögeler, insan dışı varlıkların kişileştirilmesi, illüzyon ve olağanüstü. Ancak düşsü gerçekliği ve büyülü gerçekliği Türkçede anlamlandırmada ve kavram alanını belirtmede güçlüklerle karşılaştım. Fantastik kurgu, düşsü gerçeklik ve büyülü gerçeklik terimlerinin henüz tam anlamıyla açıklığa kavuşmadığı günümüz edebiyat ortamında bu kelimelerin kavram alanlarını belirlemek bir hayli zor oldu. Özellikle bilimkurgunun, polisiyenin, ütopik ve gotik eserlerin fantastik eserlerle çok yakın nitelikler taşıması ve eserlerde iç içe geçmiş olması, tespit her eser hakkında ayrı bir araştırma gerektirdi.

6 v Gerçeklik ve kurmaca hakkında yaptığım çalışmada edebiyat kuramları ve eleştiri konusunda ayrıntılı bilgi sahibi oldum. Bütün bu bilgilerin yanı sıra eserleri farklı açılardan tahlil etme yollarını öğrendim. Bu tezi çalışmamın en güzel yönü de hayal dünyası çok geniş bir yazarı, Nazlı Eray ı ve eserlerini tanıma fırsatı bulmamdır. Bir tezin oluşmasında danışmanın katkıları, tez yazarınınkine eşdeğerdir. Çalışma süreci boyunca değerli zamanını bana ve tezime ayıran, eksiklerimi tamamlayan, bana her konuda yol gösteren, benden maddi ve manevi desteğini esirgemeyen hocam ve danışmanım Sayın Yard. Doç. Dr. Cafer GARİPER e teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Roman ve hikâyeleriyle bize farklı dünyaların kapılarını açan yazarımız Nazlı ERAY a da gösterdiği ilgi ve yardımları için teşekkür ediyorum. Son olarak bu tezin yazılmasında büyük katkıları olan anneme, babama, kardeşime ve bana bu seçkin akademik ortamı kazandıran Süleyman Demirel Üniversitesi ne teşekkürü bir borç bilirim.

7 1 I. BÖLÜM FANTASTİK, DÜŞSÜ VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİK KAVRAMI VE ALANI A- GERÇEKLİK, DÜŞSÜ GERÇEKLİK VE BÜYÜLÜ GERÇEKLİK a- GERÇEKLİK Gerçek ve gerçeklik kelimelerinin anlam alanları oldukça geniştir. Bu kelimeler, sanatın var oluşundan bugüne farklı anlamlarda kullanılmış, edebî metinlerin yapısını meydana getiren unsurların ne olduğu sürekli tartışılmıştır. Edebî eserde gerçeklik meselesi, daha da genişletecek olursak, sanatla gerçeklik arasındaki ilişki çok sayıda yazarın, kuramcının ve eleştirmenin dikkatini çeken konulardan biri olmuştur. Sanatın, dolayısıyla edebiyatın durağan olmaması da bu konuda farklı düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çalışmada gerçeklik konusu, bu fikir çerçevesinde işlenirken, roman ve hikâye gibi öykülemeye dayalı eserler esas alınacaktır. Bu türlerin kurgusal oluşundan yola çıkılarak gerçeklik kavramı tanıtılacaktır. Çünkü öyküleme yoluyla oluşturulan ürünlerde kurgu, yeni bir düzenlemedir; biçim ve içeriğin sentezlenmesidir. Bu kurguların düzenlemesi neye göre yapılır? Sanatçı, itibarî âlemi oluştururken nelerden etkilenir? Hayalî, uydurma şey anlamında nitelendirdiğimiz kurmaca dünyanın gerçeklikle bağlantısı nedir? Bu soruları cevaplamadan önce gerçek kelimesinin anlamını açıklayalım. Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlüğü nün 1988 tarihli baskısında gerçek kelimesinin anlamlarını şöyle sıralar: 1 1. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki. 2. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici 3. Temel, başlıca, asıl 4. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan 5. Yalan olmayan, doğru olan şey 6. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan (Felsefe) 1 Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, s. 540.

8 2 Bu tanımlar doğrultusunda gerçek, varlığı inkâr edilemeyen, doğayı olduğu gibi yansıtan, doğru olan şey şeklinde açıklanabilir. Sadık Tural da Gerçek, Hakikat ve Edebiyat Eserinde Gerçek isimli çalışmasında gerçeğin tanımını şöyle yapar: İnsanın öncelikle beş duyusu, sonra da hissetme, hayal etme, sezme melekeleri ile zenginleştirdiği muhakemesi yardımıyla tanıdığı, bildiği, adlandırdığı, hükme bağladığı durumlardır. 2 Bu durumları, sanatlı bir biçimde anlatmak da kurgusal alana geçiştir. Hayatın gerçeği ile romanın gerçeğinin farklı olmasının sebebi, gerçeğin değişime uğrayarak esere yansımasıdır. Sanatçının iç gerçeğiyle, dış dünyanın sentezi bu değişimi beraberinde getirir. Romanda gördüğümüz kurmaca dünyanın unsurlarından hiç değilse birkaçı fizikî âlemin unsurlarıyla bağdaşır. Sanatçı, olay çevresinde şekillenen bir edebî eser oluştururken kahramanları, olayı, zamanı ve mekânı belli bir çerçeve içerisinde ele alır. Bu çerçevenin içinde elbette ki hayat bulunur. Edebiyat, hayatı temsil eden bir güzel sanat olduğuna göre fizikî âlemin bütün göstergelerini ve iç dünyamızın bütün çatışmalarını esere aktarma işlevi sanatçıya aittir. Toplumun bir üyesi olan sanatçı, kendini yaşadığı çevreden soyutlayamayacağı için kurgu, iç ve dış gerçekliğin birlikteliğini ifade eder. Diğer insanlardan farklı olan yaratma yeteneğiyle kitlelere hitap eden sanatçı, beğeni duygusunu da yine toplumdan alacaktır. Sanatı, bir yaratım biçimi şeklinde açıklamak sanatçıyı diğer insanlardan ayırmayı gerektirir. Çünkü fizikî dünyanın olayları karşısında herkes çeşitli yorumlar getirebilir. Fakat gerçek sanatçı, hayatı diğer insanlara göre daha farklı yorumlayarak kendine has dünyasını eserde başarıyla yansıtabilen kişi olduğu için diğer insanlara göre daha ilginç açıklamalar, tasvirler yapar. Bu yüzden, edebiyat dâhil bütün güzel sanatlarda sanatçının özgürlüğü sağlanmalıdır. Sanatçı, eğer belirli kalıplar içerisine sıkıştırılmaya çalışılırsa yaratma yeteneğini ister istemez kaybeder. Ancak yaratımında ne kadar özgür olursa olsun fizikî dünyayla da bağlarını koparamaz. Sanatçının iç dünyasıyla dış gerçekliğin birlikteliği eserin kurmaca yapısında ortak bir konumu paylaşır. Denilebilir ki edebiyat, tarih ve biyografiden daha genel, fakat psikoloji ve sosyolojiden daha 2 Sadık Tural, Gerçek, Hakikat ve Edebiyat Eserinde Gerçek, Millî Kültür Araştırmaları, c. 23, 1985, s. 463 ten aktaran: Mehmet Günay, Hikâye Etmede Kurgu Kavramı, Hece, nr , Ekim- Kasım 2000, s. 77.

9 3 özeldir. 3 Edebiyatı, belli sosyal kuramlarla sıkı bir bağlantı içerisinde bulunan sosyal ve millî bir kurum olarak tarif etmek onu sanatçı, okuyucu ve toplum üçgenine yerleştirmek için yeterli olacaktır. Bu üçgen, bize yüzyıllar boyunca devam eden ve günümüzde de hâlâ geçerliliğini yitirmeyen Yansıtma Kuramını hatırlatır. Yansıtmacı görüş ayna benzetmesinden yola çıkarak hayatı, insanı ve edebî eseri yorumlamaya çalışmıştır. Yansıtmacıların Sanat nedir? sorusuna verdiği cevap doğa, insan ve hayat olmuştur. Bu kuramda sanatçının amacı, bu üç unsuru okuyucuya bir ayna tutarak anlatmaktır. Roman, toplumu ve değişken bir yapıya sahip olan toplumsal gerçeği bize gösterir. Nitekim Kırmızı ve Siyah ta Stendhal şunları söyler: Bir roman, bir yol boyunca gezdirilen bir aynadır. Bu ayna bir an için mavi gökyüzünü yansıtırken, bir an sonra ayaklarımızın altındaki çamur ve su birikintilerini yansıtır. Çantasında böyle bir ayna taşıyan adamı ahlaksızlıkla itham etmek yerine, üzerinde çamurlu su birikintileri bulunan yolu veya yolda suyun birikip çukurların oluşmasına izin veren sorumlu kişileri suçlayınız. 4 Romanı, hayatı yansıtmakla görevlendiren bu anlayış, sanat ile gerçeklik arasında kuvvetli bir ilişkiyi savunmuştur. Yansıtmacılar, Gerçeklik nedir? sorusuna üç farklı görüşle cevap vermişlerdir. Bu görüşler şu şekildedir: 1- Sanat görüngüyü olduğu gibi yansıtır. 2- Sanat geneli ya da özü yansıtır. 3- Sanat ideal olanı yansıtır. 5 Sanatçının içinde yaşadığımız dünyayı olduğu gibi sunması gerektiğine inanan birinci grup yansıtmacılar, fizikî dünyaya bağlılığı ilk görev olarak kabul etmişlerdir. Yaşadığımız dünyaya sadık kalarak yansıtma işlevini yerine getirme anlayışı, doğayı olduğu gibi anlatma, başka bir deyişle taklit yoluyla anlatma hususunu karşımıza çıkarır. Bu fikirdeki yansıtmacılar, Platon un görüşlerini odağa alırlar. Platon a göre asıl gerçeklik, zihinle kavranabilen formlardan ibarettir. Kendisi bir mimesis (taklit) 3 Rene Wellek-Austin Varren, Edebiyat Teorisi, Çev. Ömer Faruk Huyugüzel, Akademi Kitabevi, İzmir 2001, s Stendhal, Kızıl ve Kara, C.II, Bl 49, s dan aktaran: Philip Stevick, Roman Teorisi, Roman, Gerçeğin Aynası, Akçağ Yayınları, Ankara 2004, s Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Cem Yayınları, İstanbul 1994, s. 16.

10 4 olan bu duyular dünyasını sanatçı yeniden taklit eder. Bu sebeple sanat, kopyanın kopyası olan ideaları anlatır. 6 Sanatın geneli ya da özü yansıttığını ifade eden yansıtmacılar ise günlük hayatı dolduran küçük ayrıntıları eserde anlatmanın yanlışlığını görerek, konuya farklı bir bakış açısı getirdiler. Hayatın özünü vermek ya da evrensel olanı yansıtmak amacıyla yola çıkan bu kuramcılar, sanatın ciddi konulara sahip eserlerle oluşturulabileceğini; ancak bu durumda bize bazı hakikatleri sunabileceğini kabul etmişlerdir. Görünenin altında yatan gerçeklik genel-tabiattır. İnsan tabiatının özünü yansıtmak da nesnelerin ve insanların bilinen ortak özelliklerini kullanmakla olur. Edebiyatın bize hakikati yansıtması için genel-tabiatı yani genel doğruları öne çıkarması gerekir. Bunu gerçekleştiren yazar, aynı zamanda her çağın okuruna hitap ederek evrensel ve klâsik olma özelliğini kazanmış olur. Çünkü herkesin, her çağda okuyup anlayacağı konuları anlatmış olur. İdealleştirilmiş, düzeltilmiş tabiatı eserde kullanmanın mantıklı bir yansıtma biçimi olduğunu öne süren kuramcılar da dünyadaki kaba, çirkin nesnelerin, hoşa gitmeyen durumların eserin kurgusundan atılmasını istemişlerdir. Şair ve yazarlar tabiatı ve ahlâkı idealleştirirlerse ancak o zaman yansıtılan gerçeklik, sanat eserinde estetik güzelliği verecektir. İdealleştirmek, gerçekliğe iyice yaklaşmaktır. Çünkü sanatçının yarattığı yeni kurmaca gerçeklikte, daha gerçek olan idealar dünyası yer alır. İdealar dünyasının yansıtılması, olanı değil, olması gerekeni yaratmaktır. Dolayısıyla bu görüşteki kuramcılar, kurgunun dış gerçekliği değil, iç gerçekliği yansıttığı fikrinde birleşmişlerdir. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda Realizm (Gerçekçilik) akımının yaygınlaşmasıyla; gerçekliğin olduğu gibi anlatılması görüşü yeniden önem kazanarak sanatın belirleyici görevi olmuştur. Hatta bazı sanatçılar daha da ileri giderek hayatın bütün yönlerini- iyi ya da kötü- koyu bir kötümserlikle roman ve hikâyede anlatmaya çalışmışlardır. Bu amaçtaki Natüralistlere göre roman, tarihi bir doküman olarak insanın sosyal gerçeğini fotoğrafik bir objektiflik içinde ifade etmelidir ve romancı, kendi duygu, düşünce ve beklentilerini romanın dünyasına 6 Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Cem Yayınları, İstanbul 1994, s

11 5 aktarmamalıdır. 7 Duygu, düşünce ve beklentileri romana aktarmama düşüncesi daha sonraları eleştiriler almıştır. Çünkü gerçekliği olduğu gibi yansıtmak, sanatı sadece bilgi ve dış gözlem amacıyla kullanmak içindir ve bu durumda sanatın verdiği estetik zevk göz ardı edilmiş olur. Yansıtmacıların bu anlayışlarına karşılık Anlatımcılar, aynanın yerine pencere fikrini getirmişlerdir. Eseri dış dünyanın aynası olarak değil, sanatçının iç dünyasına açılan bir penceresi olarak yorumlayan Anlatımcılar, sanatçının dış dünyayı kendi ruhuyla, iç dünyasıyla birleştirerek anlatmasının önemi üzerinde durmuşlardır. Bu görüştekiler, yaratmayı duyguların anlatımı olarak görmüşlerdir. Ancak, bu anlatımı adlandırma anlamında kullanmamışlardır. Herhangi bir duygunun anlatımı sadece o duygunun ismini vermekle gerçekleşmez. Çünkü anlatımdan önce duygu yoktur ve anlatım, duygu uyandırma değildir. Böylelikle gerçek sanatçı okuyucuda duygu uyandırmak ya da ona bilgi vermek amaçlı da yazmaz. Onun tek amacı düşünceyle güzelliği sentezlemektir. Sanatçı, yansıtmacı görüşe göre, eserde işlevi çok yoğun olmayan bir araçtır. Anlatımcılar da getirdikleri bu fikirle gerçekliğin sadece dış dünyadan ibaret olmadığını, iç dünyamızın da gerçekliğe dâhil olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yalnız bu akım da sanatçının sadece duygularından hareketle eser oluşturabileceğini savunarak, düşünce eserlerini sanat eseri olarak kabul etmemiştir. Bu görüşle hareket edersek tarihi, otobiyografik ve biyografik eserleri, belli bir teze dayanan kitapları sanatçının duygularını değil, dış dünya gerçekliğini yansıttığı gerekçesiyle sanat eseri olarak kabul etmemek gerekir. Yansıtmacılık ın ve Anlatımcılık ın ardından ortaya çıkan Yeni Eleştiri ise edebî eseri, yazardan, okurdan, devirden, tarihî ve sosyal şartlardan bağımsız kapalı bir dil sistemi olarak kabul etmiştir. Rus Biçimcileri nin biçimci anlayışından hareket eden Yeni Eleştiri, kendinden önceki bütün eleştirilere karşı çıkmış, eseri dış dünyadan bağımsız, tamamıyla itibarî gerçeklik içinde değerlendirmeye çalışmıştır. Rus Biçimcileri, gerçeği farklı bir biçimde algılatma amacıyla yola çıkmış, edebî eserin sadece biçim yönüyle ilgilenerek, sanatçının gerçeklik karşısındaki tutumuna değil, dil karşısındaki tutumuna önem vermiştir. Uzun süre şiire uygun bir teori 7 Sevim Kantarcıoğlu, Edebiyat Akımları ve Temel Metinler, Gazi Üniversitesi Yayınları, Ankara 1993, s. 223.

12 6 olarak kalan, daha sonraları roman ve öyküye uygulanan Yeni Eleştiri nin bu fikirleri dış dünyayı öykülemeye dayandıran bu iki türle uyuşmamıştır. Rus Biçimcileri de görüşlerini şiir üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Onlara göre dış dünya, duygu, düşünceler şiirin ancak malzemesidir. Edebiyatın yalnız biçimsel yönleri üzerinde duran Rus Biçimcileri, edebiyatçının amacının gerçekliği yansıtmak olmadığını ifade etmişlerdir. Çünkü yazınsallığı sağlayan yalnızca biçimdir. Metnin dışına çıkarak yaşamla bağlarına bakma gereği duymayan bu teori, romanı da alışkanlığı kırma biçimi olarak belirlemiştir. Yazar, gündelik hayatın tekdüzeliğini bozar, alt üst eder ve hayattakine uymayan yapay bir dizgeye yerleştirir. Buna alışkanlığı kırma denir. Yapısalcılar, genellikle gerçeklikle dil arasında doğal bir bağlantı olmadığını savunmuşlardır. Dili, dış dünyadan bağımsız, kapalı bir göstergeler sistemi olarak inceledikleri için, yapısalcılık da gerçekliği ikinci plâna iten bir teori olarak karşımıza çıkmıştır. Sanatçıya yönelik eleştiri eserin gerçekliğini yazarında ya da şairinde bulurken, Psikanalistler, Sigmund Freud un da tesiriyle eseri tamamıyla sanatçının iç dünyasına, psikolojisine bağlamıştır. Psikanalistlere göre yaratma, bilincin değil bilinçaltında bilinmeyen bir kuvvetin faaliyetidir. Yazarı, yazı yazmaya iten de içinde bastırdığı duygular olduğu için, bu duygular eserin bir yerinde kendini mutlaka gösterecektir. Richards, Duygusal Etki Kuramı yla eserdeki güzelliği, estetik değeri, okuyucunun dış dünyadaki nesneler karşısındaki geçici duygularına; gerçeklik algısını da okuyucuya bırakmıştır. Yapısalcılar da ilerleyen yıllarda Yeni Eleştiriciler gibi sanatçıyı arka plâna itmiştir. Sanatçıyı, eserin anlamını belirleyen güç olmaktan çıkaran Yapısalcılar, eserin birden çok anlam içereceğini savunmuşlardır. Dış dünyanın ve sanatçının eser üzerindeki etkisini belirlemek yerine, eseri farklı metinlerle karşılaştırarak ortak nitelikleri bulmayı amaçlamışlardır. Alımlama Estetiği nin önemli isimlerinden W. Iser, romanın gerçeklikle bağlantısını okuyucu-eser ilişkisi içerisinde vermiştir. Yazarın insanların değer anlayışlarını yansıttığını savunmuştur.

13 7 Daha genel bir sınıflandırma yaparak, romanı gerçekliği ele alışı açısından, tarihî süreç içerisinde üç evrede toplayabiliriz: 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar geçen sürede yazılan romanlar klâsik roman olarak değerlendirilir. Bu dönemde dış gerçeği yansıtma fikri -ayna fikriuygulamasını bulmuş; kurgu dünyasını değil de gerçek dünyayı anlatıyormuş izlenimi yaratılmaya çalışılmıştır yılları arası modern roman dönemidir, bu evrede psikolojik (iç) gerçeklik öne çıkmış, gerçek denilen şeyin kesin bir tanımı verilmeyerek hayatın gerçekleri bireylerin iç dünyasıyla açıklanmaya çalışılmıştır tan günümüze kadarki dönem de postmodern roman dönemidir. Postmodernizm ile sanal gerçeğe yönelen roman, klâsik ve modern romana bir tepki olarak ortaya çıkmış, romanın tamamen kurmaca bir eser olduğunu kesin kural şeklinde belirlemiştir. Romanı, tamamen gerçeğin dışına çıkaran Postmodernizm, bu anlayışından dolayı sanat karşıtı roman olarak değerlendirilmiştir. Postmodernizm, modernistlerin kurmaca anlayışının da üzerine çıkarak, kurmacayı daha geniş bir çerçeveye yerleştirmiş, edebiyata üst-kurmacalığı (metafiction) getirmiştir. 8 Bazı kuramlar da eser-okur, eser-sanatçı ilişkisini kurarak romandaki gerçekliğin ne olduğunu ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Edebiyatta gerçeklik, görüldüğü gibi çeşitli edebiyat teorisyenleri ve anlayışlarınca farklı düşüncelerle ifade edilmiştir. Pek çok fikir olduğu halde, bu konuda kesin bir çözüme, yargıya ulaşılamamıştır. Gerçekten kurgusal olana geçişi kavramsal olarak ifade etmek için gerçekliği iki şekilde incelemek gerekir: 1. Dış gerçeklik 2. İç gerçeklik Dış gerçeklik, fizikî dünyayı; iç gerçeklik ise sanatçının dünyasını yansıtır. Dış gerçeklik insan yaşamının sürekliliği dâhilinde mutlak olan modeldir. Bu modelin algılaması iç gerçekliğin değişkenliği sebebiyle doğal olarak farklılaşacaktır. Tüm yapı ve anlam özellikleri itibarîyle gerçek yaşama yakın olan eserler mimesiste, soyut konulara yer vererek gerçekten uzaklaşan eserler de tecritte kabul edilir. Gerçeklik ve kurmaca ilişkisi bölümünde tecrit ve mimesis kavramları ayrıntılarıyla verilecektir. 8 Nurullah Çetin, Roman Çözümleme Yöntemi, Öncü Basımevi, Ankara 2003, s

14 8 Romanı, yaşamdan tamamen kopuk durumda düşünenler yani romanın sadece hayal ürünü olduğunu belirtenler, anlatmaya bağlı edebî eserlerin öyküleme yöntemini kullandığını ve öykülemenin de hayattan alınan olaylarla oluşabileceğini görmeyenlerdir. Romancı, eserinde kullanacağı ana fikri ifade etmek için sadece hayal gücünü kullansa bile elindeki malzemenin yine gerçek hayat olduğunu bilir. Romancının hayal dünyasını şekillendirecek olan yine fizikî âlemdir. Tam tersine romanı hayatla eşit tutup sadece dış gerçekliği yansıtma göreviyle değerlendirenler de insanoğlunun hayal gücünü yadsıyanlardır. İnsan, hayalleri ile yaşayan bir varlıktır. Yahya Kemal Beyatlı nın, İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar. 9 dizesi bu düşünceyi gösterir nitelikte yıllar öncesinden bize seslenmektedir. Sanat eseri, bağımsız bir gerçekliği bünyesinde taşıdığı için hayat gerçekliğiyle eserin gerçekliğini birbirinden ayrılır. Sanatçı, gerçeği tamamen anlatamaz, onun anlattığı sanata özgü bir gerçekliktir. Zaten gerçekle kastettiğimiz şey bilimsel yolla elde edilen nesnel bilgi de değildir. Sanatçı, sezgileriyle kavradığı bilgiyi sezgileriyle aktarmaya çalışır. Sanat eseri dış realite ile ilgisini kesmez. Ama bu ilgi sürekliliği, sanat eserinin dış gerçekliğe esir oluşu anlamına da gelmez. 10 Dış dünyaya bağlılık, gerçekliğe saplanıp kalmak anlamında değildir. Diğer türlere göre daha kapsamlı bir yapı sunan, aklımıza gelebilecek her alanı kullanan, yeni gelişmelere ayak uydurmayı başarabilen, insanın ve toplumun bütününü kapsamayı hedefleyen roman, bir fiksiyon (yapıntı) eseridir, yani realiteden alınmış elemanlarla yoğrulmuş, tasarlanmış bir konudur. 11 Yaşamı çeşitli boyutlarıyla inceleyen, yaşanan veyahut tasarlanmış insanı, çevresini, onun ruh halini, duygularını, hayallerini çözümleyen anlatım türüdür. Bu açıklamalar romanın tanımını tam anlamıyla vermese de romanda gerçeklik konusunda bize yardımcı olacaktır. Yaşanan veyahut tasarlanmış kelimeleri romanda gerçeklik hususunda önemli bir noktadır. Romanı ne tamamen yaşanmış 9 Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, Beşinci Basılış, Yahya Kemal Enstitüsü Yayınları, İstanbul 1974, s Irwin Edman, Sanat ve İnsan, Estetiğe Giriş, Çev. Turhan Oğuzkan, Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul 1977 den aktaran: Esra Kara, Sanat Hayatın Gerçeklerinden Bir Kaçış mı?, Hece, nr. 98, Şubat 2005, s Mustafa Nihat Özön, Edebiyat ve Tenkit Sözlüğü, İnkılap Yayınevi, İstanbul 1954, s. 224.

15 9 olana ne de tamamen hayale dayandırabiliriz. Romancı, birikimlerini ve deneyimlerini hayal gücü ile sentezleyen, yaşadığı dönemi, ortamı ve koşulları iyi gözlemleyen edebiyat insanıdır. Romancının amacı, yarattığı kahramanı olabildiğince gerçek bir boyutta vermektir. Bunun için romancı, farklı anlatım biçimleri kullanır, tabiat unsurlarını kullanarak doğal gerçeği eserinde yansıtmaya çalışır, kahramanlarını bu doğal gerçekliğin içersinde yaşatır, zaman ve mekân ilişkisini de kurduktan sonra romana isterse yeni bir boyut kazandırır. Romanın anlatmaya bağlı diğer eserlerden farklı bir yanı, kendine has özelliklerinin olmasına rağmen, roman yazarının belirli kurallara bağlı kalma zorunluluğunun olmayışıdır. Kütüphanelere, kitapçılara sığmayan bu kapsamlı türün kurallarını belirlemek çok zordur. Ortaya konan her roman teorisi yeni eserlerle birlikte farklılaşabilir, hatta yanlış olduğu kanıtlanabilir. Her romancının kendine göre belirlediği ilkeleri, çeşitli yöntemleri vardır. Roman, hayatı ve sanatı ekseninde bulundurur ve bu iki unsuru birleştirerek bize yeni bir dünyanın kapılarını açar. Amacı yeni bir dünya yaratmak bile olsa, romancının hayattan etkilenmemesi mümkün değildir. Anlatılar giriş - gelişme - sonuç çizgisini takip ederek kurgusunu tamamlar. Romanla hayatı ayıran nokta gündelik yaşamın sürekli gelişme aşamasında olması değildir. 12 İnsanlar, düşünen ve üreten varlıklar olduklarına göre gündelik yaşamlarında hep gelişme aşamalarında olması mümkün değildir. İnsan hayatı başlangıçlarla ve sonuçlarla şekillenir. Hayat her zaman aynı çizgide ve hep gelişme aşamasında ilerlemez. Anlatı diyebileceğimiz bu kurmaca yapıtları günlük yaşamla da karşılaştıramayız. Çünkü romancı, zaten günlük yaşamı olduğu gibi anlatmaz, hayatın bütününü örnek alarak farklı bir gerçeklik kurar. Anlatılarda her hikâyenin farklı olması özgünlüğün ifadesidir. Çünkü insan zihni yeni kurmaca olaylar oluşturabilecek kapasitedir. Gerçek hayatta, yaşantılar belli aşamalarda birbirini takip eder. Fakat insanlar bu alışılmışlıkları kırarak hayatını renkli kılmaya çalışır. Romancının da amacı alışkanlıkları kırarak yeni yaşam 12 Murat Gülsoy, anlatıların sürekli olarak giriş-gelişme-sonuç çizgisini takip ettiğini, hayatın ise hep gelişme aşamasında olduğunu ifade ediyor. Bkz. Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, Can Yayınları, İstanbul 2005, s. 147.

16 10 biçimlerini okura sunmaktır. Bütün bunlardan yola çıkarak romanı, gerçek hayatı zemin olarak kullanıp hayallerle yeni bir duvar ören ve yeni bir hayat gerçekliği oluşturan bir tür olarak kabul etmemiz doğru olacaktır. Tanzimat Edebiyatından bu yana, sanatın gerçekliği ile ilgili görüşler yazar ve şairler tarafından dile getirilmiştir. Gerçeklik meselesini bu görüşleri kullanarak açıklayalım: Tanzimat döneminin önemli isimlerinden Namık Kemal, Divan Edebiyatının dünyasını gerçek dışı olarak nitelemiştir. Bu şiirleri okurken kendisini gulyabaniler âleminde hissettiğini belirten yazar, bir sanat eserinin gerçeklerden çok uzak olmaması gerektiğini ifade ederek Mukaddime-i Celâl de romanı şöyle tarif eder: Romandan maksat güzerân etmemişse bile güzerânı imkân dâhilinde olan bir vak ayı ahlâk ve âdât ve hissiyât ve ihtimâlâta müteallik her türlü tafsilatıyla beraber tasvir etmektir. 13 Bu anlayışla onun, romanı hayalî düşünceden uzaklara götürdüğünü görüyoruz. Hatta Namık Kemal, Celal Mukaddimesi nde Ali Aziz Efendinin Muhayyelât ına benzeyen eserlerin roman sayılamayacağını ifade etmiştir. Çünkü roman, gerçekleşmesi mümkün olan olayları anlatmalıdır. Tanzimat yazarları, romanı cemiyetin aynası olarak kabul ederek insanlara ahlakı öğreten, terbiye veren bir tür olarak değerlendirmişlerdir, Eski edebiyatın hayatı yansıtmadığı görüşünden hareketle edebiyatı hakikatle ilişkilendirmeye çalışmışlardır. Tanzimat dönemi sanatçıları, romancının hayalini doğanın ve olabilirliğin dışına taşırmaması gerektiğini savunmuşlardır. İbrahim Şinasi nin halka doğru hareketi, halka hizmet anlayışını ortaya çıkarmış ve bu anlayış romandaki gerçeklik konusunu etkilemiştir. Bu isimlerin dışında Şemseddin Sami, Ahmet Mithat Efendi, Mizancı Murad, Nâbizâde Nâzım ve Sâmi Paşazâde Sezâi gibi pek çok Tanzimat dönemi sanatçısı, fizikî gerçekliğe aykırı gerçek dışı ve gerçeküstü olayları kurtulunması gereken bir hastalık olarak değerlendirmişlerdir. Beşir Fuad, gerçeklik konusunda daha ileri giderek romanı ilmî bir eser olarak değerlendirmiş ve sosyolojinin bir dalı olarak görmüştür. Edebiyatımızda Hayaliyyun-Hakikiyyun tartışmasını başlatan yazar, eserin topluma hizmet etmesi 13 Kâzım Yetiş, Nâmık Kemal in Türk Dili ve Edebiyatı Üzerine Görüş ve Yazıları, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1989, s. 347.

17 11 gerektiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla fizikî âlemin kurallarına uygunluk onda önem kazanmıştır. Bir roman yazıldığı, bir evren anlatıldığı vakit, o romanı okuyan, o evrende yaşamış gibi olmalı; o kişilerin örnekleri, evrende görülebilmeli; yani bunlar, şairin isteğine göre yarattığı garip yaratıklardan çok tabii olmalıdır. Eğer şair övülecek erdemliklerden söz etmek istiyorsa, örneğini gene insanlarda aramalıdır. 14 Bu görüşle, eski-yeni edebiyat tartışmalarını yaşayan Muallim Naci ve Recaizâde Mahmud Ekrem taraftarlarının bile tepkilerini almıştır. Gerçekte romantizmle ilgileri Hugo-Lamartine hayranlığından çok da öteye gitmeyen Yeni edebiyatçılar Hugo nun eleştirilmesine öfkelenirken, diğer kesimdekiler ise, şiiri ancak gerçeğe, akla uygun ve fen gibi insanlığa pratik bir hizmeti olduğu ölçüde kabul edilebilir bulan Beşir Fuad ın şiir ve şairler üzerine söylediklerinden hoşlanmadılar. 15 Beşir Fuad, edebiyatımızda gerçekçilik dönemini açan ilk eleştirmenlerden biri olarak kabul edilir. Beşir Fuad a göre, roman kahramanları için romancının kurduğu hayal dünyası çok önemlidir. Bu dünya, tıpkı yaşadığımız dünya gibi tabiî olmalıdır. Hakikat ile hayal-i muhal uyuşmayacağından romancı tahayyül etmemelidir. Bakmalı, incelemeli ve gördüğünü hiç değiştirmeden tavsif ve tarif etmelidir. 16 Romanda ve özellikle şiirde hayale tamamen karşı çıkan Beşir Fuad, gerçeklik konusunu abartarak gözyaşlarının, şairlerin zannettiği gibi acı ve kederden değil, vücudun tabiî seyri içinde gözü mikroplardan temizleyen bir ifrazat olduğunu ve kalbin de, bütün acı ve ızdırapların menşei değil, sadece kanın devr-i dâimini sağlayan bir tulumba olduğunu 17 ifade eder. Bütün bu aşırı gerçekçi tutumunun sonucunda Tanzimat sanatçılarından büyük eleştiriler alır; ama en ilginci de ölüm gerçekliğini açıklama yolunda bileklerini kesmesi ve ölümünü saniye saniye kâğıda dökmesidir. Tanzimat döneminde eskiyi savunan Muallim Naci, Muhayyelât-ı Aziz Efendi yi ilk romanımız olarak niteler ve hayal-i muhalle dolu olmasını eserde önemli bir kusur olarak görür. 18 Hakikatin ağır bastığı romanları ortaya çıkarmanın 14 Mahir Ünlü, Türkçede Yazınsal Eleştiri, İnkilap Kitabevi, İstanbul 1997, s Beşir Fuad, Şiir ve Hakikat, (Haz. Handan İnci), YKY, İstanbul 1999, s Durali Yılmaz, Roman Kavramı ve Türk Romanının Doğuşu, Akçağ Yayınları, Ankara 1997, s Abdullah Uçman, Tanzimat ve Servet-i Fünûn Dönemi Türk Edebiyatında Eleştiri, Hece, Eleştiri Özel Sayısı, nr. 77/78/79, Mayıs-Haziran-Temmuz 2003, s Durali Yılmaz, Roman Kavramı ve Türk Romanının Doğuşu, Akçağ Yayınları, Ankara 1997,

18 12 zamanı geldiğini de ekler. Çünkü Tanzimat romancılarına göre hakikat ile hayalin bir arada bulunması mümkün değildir. Görüldüğü gibi batılı anlamda düzenlemelerin yapıldığı, yeni türlere karşı ilginin arttığı Tanzimat döneminde roman, hayatı yansıtmakla görevlendirilmiştir. Toplumsal sorunlara dokunmayı ve bu yolla halkı bilinçlendirmeyi amaçlayan Tanzimat yazarları, edebî imkânları sonuna kadar kullanmayı tercih etmişlerdir. Ama tam anlamıyla bir geleneğe henüz sahip olmayan roman türünün neyi, ne kadar, nasıl işleyeceği sorunu her zaman var olan sorunlardan biri olmuştur. Gerçeğin yansıtılması durumu da bu sorunun içinde kalmıştır. Ahmet Mithat Efendi, tekniği en zayıf Tanzimat romancısı olarak kabul edilir. Olay içerisine başka bir olay, kurgu içerisine lüzumsuz bilgi yerleştiren bu yazar, yalnızca okuyucuyu bilgilendirme amacıyla hareket ettiği için gerçeklik meselesini sadece toplumsal yarar prensibiyle açıklamaya çalışmıştır. Recaizâde Mahmut Ekrem, sanatın gerçekliği konusunda Takdir-i Elhan da şunları söyler: Gerçek edebiyat, insan hayatının tasvirleri ve tabiatta görülenlerin benzerleridir Bu halde, hakkiyle edip olmak isteyenler için insanın Manevî halini incelemek ve her şeyin aslına gerçeği görerek bakmak gereklidir. 19 Edebiyat-ı Cedideciler Hakikiyye kelimesini gerçekçilik karşılığında kullanır, Türk Edebiyatında, gerçekçiliğin bilinç olarak Halit Ziya Uşaklıgil le başladığı ifade edilir. Halid Ziya Uşaklıgil ile bir anlamda kendini bulan Servet-i Fünûn dönemi, Türk romanının kurgulama açısından başarıya ulaştığı, belki de ilk güçlü örneklerini verdiği önemli bir dönemdir. Halid Ziya ya göre Roman, bir hayat aynasıdır. Bu yüzden romancı, insan ruhunu ele alıp incelemelidir. 20 İlk psikolojik roman yazarımız Mehmed Rauf, hayatın bütün gerçeklerini anlatabilmek için romanlarda konuyu gerçeğe uygun bir şekilde anlatmayı yeterli görmemiş; aşkı ve diğer konuları da orada işlemenin uygun olacağını ifade etmiştir. s Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, c. 4, Cem Yayınevi, İstanbul 1984, s Bilge Ercilasun, Servet-i Fünûn da Edebî Tenkit, Ankara 1981 den aktaran: Abdullah Uçman, Tanzimat ve Servet-i Fünûn Dönemi Türk Edebiyatında Eleştiri, Hece, Eleştiri Özel Sayısı, nr. 77/78/79, Mayıs-Haziran-Temmuz 2003, s

19 13 Mehmed Rauf la birlikte gerçekçiliği savunan Hüseyin Cahit Yalçın ın bir hikâye kitabının adı Hayat-ı Hakikiyye Sahneleri (1910) dir. Servet-i Fünûn sanatçılarına yakın bir dönemde eserlerini veren Hüseyin Rahmi Gürpınar da gerçekçidir. Ahmet Mithat Efendinin halk için didaktik eserler yazma tarzını sürdüren Gürpınar, romanlarındaki olay ve kişileri gözlem yoluyla seçmiştir. Dış dünyada görülen varlığın gerçek yönünü değil, kendinde bıraktığı izlenimleri anlatan Ahmet Haşim, Fecr-i Âti nin en önemli ismidir. Haşim e göre gerçeklik dış dünyayı değil, dış dünyadaki varlıkların hayale bürünmüş izlenimlerini anlatmaktır. Empresyonizm adıyla dünya edebiyatlarında yerini alan bu akımda, sanatın amacı birtakım gerçekleri yansıtmak değildir. Çünkü gerçekler kişilere göre değişir ve kişisel değer kazanır. Cumhuriyet dönemi Türk romanında -özellikle son dönemde- Postmodernist gerçeklik ön plâna çıkmıştır. Anlaşılacağı üzere Türk Edebiyatı, Batılılaşma döneminden bu güne kadar pek çok yazar ve eseriyle gerçeklik tartışmalarına girmiş, çeşitli akımların tesiriyle kurmaca ve gerçekliği farklı boyutlarda incelemiştir. Sanatçı, doğal olarak gerçek dünyanın malzemelerini eserinin anlam ve yapı birliklerinde oluşturacaktır. Ama hayal gücünün eksikliği de kurguları benzer kalıplara götürür. İnsan muhayyilesinin bulunmadığı bir eser, kuruluktan kurtulamaz. Eser, sadece bireysel kanunlarla oluşturulan, yazarın hayal gücüne dayanan, hiçbir dünya gerçekliği taşımayan bir yapı olarak değerlendirilemez. Eserin amacı hayatı ve ayrıntılarını olduğu gibi anlatmak da değildir. Sanat, her zaman hayata yakın bir yerde durur. Buradaki hayata yakınlık, betimsel anlamdadır. Ama betimleme hem iç hem de dış gerçeklerin birleşimiyle başarıya ulaşır. Sonuç olarak, kurgusallık, nesnel gerçekliğin dil düzeyinde öznel tasarımı, yazınsal yeniden üretimi 21 olduğuna göre, metin içinde hem dış dünya hem de yazarın iç gerçekliği aynı oranda etkilidir. 21 Onur Bile Kula-Cemal Sakallı, Yazınsallık Nasıl Oluşur ya da Yazınsallık- Kurgusallık Bağlantısı Üzerine- I, Varlık, nr. 1139, Aralık 2002, s. 64.

20 14 b-gerçeklik VE KURMACA Anlatma esasına bağlı edebî türlerden biri olan romanda kurmaca / fiktif âlemin varlığı itibarî metni ortaya çıkarır. İtibarîlik; sanatçının fizikî dünyadan edindiği izlenimleri kendi anlayışı, dünya görüşü ile sentezleyerek yeni bir gerçeklik oluşturmasıdır. İtibari âlem, haricî âlemin bir düşünce sistemi etrafında sanatkâr tarafından yorumlanması neticesi vücut bulur. 22 Bu tanımdaki yorum kelimesini hayal gücü, kurmaca, uydurma anlamında düşünmek gerekir. Çünkü itibarî olay, sanatçısının hayaliyle şekillenir. İtibarî zaman, mekân, şahıslar ve kurgu bu hayal dünyasının başlıca unsurlarıdır. Romanın barındırdığı gerçek, fiction diye adlandırılır. Hayal, uydurma şey, icat, hayal ürünü, gerçek dışı yazı türü anlamlarıyla dilimizde karşılanan bu kelime romandaki gerçekliğin ifadesidir. Bu kurmaca türün amacı gerçek dünyayı anlatmak değil, onu yeniden yorumlamak ve okuyucuda farklı bir gerçeklik izlenimi yaratmaktır. Bu yaratım süreci içerisinde, hayatın bütünü değil, bir kısmı esas alınır. Yaşanılan dünyanın bütün kanunları eserde yer almaz; çünkü sanatçı ikinci bir gerçeklik yaratma amacındadır. Bu ikinci gerçeklik, gerçek dünyanın unsurlarını taşıyacak derecede yaşama uygun olabilir ya da yaşamın bütün nesnelliğini aşarak okuyucuyu yepyeni bir âlemin içerisinde dolaştırabilir. Bu durumda karşımıza itibarî âlem yaratma tarzları çıkar. Roman dünyası ile gerçek dünya arasında bir bağlantı olduğu fikrini gerçeklik konusunda vermiştik. Bu bağ ya taklide dayalıdır, ya da temsile dayalıdır. Taklide dayalı eserlerin gerçeklik derecelerinin daha yüksek, temsile dayalı eserlerin ise gerçekliğe daha uzak olduğu söylenebilir. Kurmacanın da kendine göre dereceleri olduğu için bir yaratma faaliyetinde iki tarz bulunur: Tecrid ve Mimesis. 23 Hayatın gerçeği ile romanın gerçeği ancak benzer niteliktedir. Çünkü romanın itibarî dünyasına, fizikî gerçekliğin yanı sıra insanın iç zenginliği de egemendir. Hayatın manevî yönünü yansıtmak için fizikî âlemdeki birtakım olayları ve durumları imgelere aktarmak gerekir. Sanatçı, bu yeni gerçekliği oluştururken tabiatın ve olabilir in dışına çıkarak farklı bir âlem yaratırsa, eserin gerçekliği 22 Şerif Aktaş, Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara 1998, s Age, s

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri LYS Lisans Yerleştirme Sınavı Öğretmenin defteri LYS EDEBİYAT HIZLI ÖĞRETİM EDİTÖR Turgut MEŞE İÇİNDEKİLER Güzel Sanatlar ve Edebiyat... Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılması... 1 29 Bütün hakları Editör

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri Kurucuları ve Okullar ( W. Wundt Okulu,

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı 1. Yarıyıl Türkçe Öğretiminde Çağdaş Yaklaşımlar ETO701 1 2 + 1 7 Türkçe öğretiminde geleneksel uygulamalardan

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No. ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI 1.KURUMUN ADI 2.KURUMUN ADRESİ 3.KURUCU TEMSİLCİSİ ADI :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.79 Fethiye /MUĞLA :ARTI ÖZEL

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYIN KURULU Hazırlayanlar Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYINA HAZIRLAYANLAR KURULU Kurumsal Yayınlar Yönetmeni Saime YILDIRIM Kurumsal Yayınlar Birimi Dizgi & Grafik Mustafa

Detaylı

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507 YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ABD LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI Türk Dili ve Edebiyatı Tezli Yüksek Lisans Programı Programın öngörülen

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

T.C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANABİLİMDALI İLKÖĞRETİM PROGRAM SINIF ÖĞRETMENLİĞİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

T.C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANABİLİMDALI İLKÖĞRETİM PROGRAM SINIF ÖĞRETMENLİĞİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR T.C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANABİLİMDALI İLKÖĞRETİM PROGRAM SINIF ÖĞRETMENLİĞİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR HAZIRLAYAN KEMAL ÖZDEMİR 201291321308 KÜTAHYA@2012 Konu: Türkçe

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

Anlama ve Yazma Becerileri

Anlama ve Yazma Becerileri Anlama ve Yazma Becerileri Bahar ÜRKMEZ Sınıf Öğretmeni baharurkmez@terakki.org.tr Serdar ÖZMEN Sınıf Öğretmeni serdarozmen@terakki.org.tr Anlama ve Yazma Becerileri Sizin de bildiğiniz gibi ülkemizde

Detaylı

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir.

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. KİTAP VE ÇOCUK Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. Türkçe dil etkinlikleri çocuğun kendi

Detaylı

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) dil öğrencilerinin bilgi beceri ve yeterlilik düzeylerinin belirlenmesinde standart

Detaylı

II) Hikâye Dışı düzlemi

II) Hikâye Dışı düzlemi HİKÂYE ETME DÜZLEMLERİ Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Günümüz edebiyat araştırmalarında yeni bir bilim anlayışının derin izleri vardır. Özellikle yapısal metin analizinde artık temel kavramlar görecelilik ve fonksiyon

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı Türkiye Türkçesi ETO703 1 2 + 1 8 Türk dilinin kaynağı, gelişimi; Türkiye Türkçesinin diğer dil ve lehçelerle

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ I TRD103 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2 Dersin Kodu ve Adı : TRD101 Türk Dili I DERS TANIMLAMA FORMU Programın Adı: Makine Mühendisliği Yarıyıl Teor i Eğitim ve Öğretim Yöntemleri (ECTS) Uyg. Lab. Proje/Ala n Çalışması Diğer Topla m Krediler

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

İçindekiler. xiii. vii

İçindekiler. xiii. vii Ön söz 1 Danışmaya davet 1 Giriş 1 Anlatı yaklaşımı 3 Bundan konuşmak için bir zemin ayırmak 5 Danışmanlık becerilerini öğrenmek 8 Sonuçlar 10 Okuma önerileri 10 2 Örtük danışmanlık modeli 11 Giriş 11

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

7. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

7. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 7. SINIF TÜRKÇE İ KURS I VE LERİ AY FİİL FİİL Fiillerin anlam özelliklerini kavrar. Kip ve çekimli fiili kavrar. Bildirme kipleriyle dilek kiplerini ayırt eder. Bildirme kiplerinin kullanım özelliklerini

Detaylı

TÜRK DİLİ II. Teori (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) 2 - - 2. Dersin Adı Kodu Yarıyıl AKTS. 1.YIL/ 2.

TÜRK DİLİ II. Teori (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) 2 - - 2. Dersin Adı Kodu Yarıyıl AKTS. 1.YIL/ 2. TÜRK DİLİ II Dersin Adı Kodu Yarıyıl Türk Dili II Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme çıktıları TKD104 Yok Türkçe

Detaylı

Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları

Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Yaratıcı Metin Yazarlığı SGT 332 Seçmeli 1 2 0 2 3 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

ÖNSÖZ Burçak ŞENTÜRK

ÖNSÖZ Burçak ŞENTÜRK ÖNSÖZ İnsanoğlunun yaradılışından bu güne; tüm dünya için değişmeyen tek gerçek değişim olmuştur. İnsanların ihtiyaçları, algıları, beklentileri, yargıları, hayata bakış açıları ve bunların da ötesinde

Detaylı

Dr. Halise Kader ZENGİN

Dr. Halise Kader ZENGİN Bilişsel ve duygusal zekanın farklı işlevlerinin olduğu ve birbirlerinden ayrı çalışmadıkları son yıllarda yapılan psiko-fizyoloji ve beyin MR çalışmalarıyla açıklık kazandı. Bilişsel ve duygusal zekası

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÖĞRETİM ELEMANLARI: Öğr. Gör. Dr. Gülşen Çulhaoğlu (gulsen@cankaya.edu.tr) Okt. Naim Atabağsoy (naim@cankaya.edu.tr) Okt.

Detaylı

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Ö m e r A y h a n Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Tanzimat edebiyatýnýn düzyazý yazarlarý, öyküden çok romana eðilmiþ, öykü türündeki verimleri, neredeyse romana yaklaþan oylumlarýyla

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

DERS BĠLGĠLERĠ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BĠLGĠLERĠ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BĠLGĠLERĠ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön KoĢul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÖĞRETİM ELEMANLARI: Öğr. Gör. Dr. Gülşen Çulhaoğlu (gulsen@cankaya.edu.tr) Okt. Naim Atabağsoy (naim@cankaya.edu.tr) Okt.

Detaylı

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ.

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ. BİREY VE TOPLUM 15 26 EYLÜL (12 SAAT) PARA CÜZDANI (ÖYKÜLEYİCİ METİN) OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ 11. Kurallarını Uygulama 1. k için hazırlık 2. amacını belirler. 3. amacına uygun yöntem belirler.

Detaylı

HASAN KALYONCU ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM FAKÜLTESĠ SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ ANABĠLĠM DALI DERSĠN TANIMI VE UYGULAMASI

HASAN KALYONCU ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM FAKÜLTESĠ SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ ANABĠLĠM DALI DERSĠN TANIMI VE UYGULAMASI HASAN KALYONCU ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM FAKÜLTESĠ SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ ANABĠLĠM DALI DERSĠN TANIMI VE UYGULAMASI Ders ismi Ders kodu Dönem Teori+Pratik Kredi AKTS TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI II TÜR102 2 2+0 2 2 Ön

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma LEGOLİNO HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma 1-1 Oyunla ilgili dikkatini toplar. 1-2 Anlatılanları dikkatle dinler. 1-3 Parçaları kendisinin çıkarıp tekrar toplaması gerektiğini bilir. 1-4 Uygulama kutusunu

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir?

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi

Detaylı

ALTINCI SINIF TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDAKİ METİN TÜRLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

ALTINCI SINIF TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDAKİ METİN TÜRLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME ALTINCI SINIF TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDAKİ Özet METİN TÜRLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Arş. Gör. Bayram BAŞ * Bu yazıda biri Millî Eğitim Bakanlığı biri de özel bir yayın evince hazırlanmış 6. sınıf türkçe ders

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı:

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

GÖRÜŞME GÖRÜŞME GÖRÜŞME. Sanat vs Bilim? Görüşme Yapma Becerileri. Hangi Amaçlar için Kullanılır? (mülakat-interview)

GÖRÜŞME GÖRÜŞME GÖRÜŞME. Sanat vs Bilim? Görüşme Yapma Becerileri. Hangi Amaçlar için Kullanılır? (mülakat-interview) Görüşme Görüşme Türleri Görüşme Süreci (mülakat-interview) Nitel araştırmada en sık kullanılan veri veri toplama aracıdır. Amacı, bir bireyin iç dünyasına girmek ve onun bakış açısını anlamaktır. Odak

Detaylı

Mitolojik Kuram. Dr. Süheyla SARITAŞ 4

Mitolojik Kuram. Dr. Süheyla SARITAŞ 4 Okullar ve Ekoller Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Mitolojik Kuram Mitolojik kuram veya mitolojik okul olarak bilinen bu yaklaşım Grimm lerin Alman dili ile ilgili çalışmalarda kullandıkları karşılaştırmalı dilbilimi

Detaylı

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI Öğretim Programı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun 2. maddesinde ifade edilen Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ile Türk Millî Eğitiminin

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI UNESCO YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ ULUSAL SİSTEMLERİ NİN, SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASINA VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINA

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Okulöncesi eğitim çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.

Detaylı

beste tarafından yazıldı. Perşembe, 06 Mart 2008 19:31 - Son Güncelleme Cumartesi, 14 Ağustos 2010 13:11

beste tarafından yazıldı. Perşembe, 06 Mart 2008 19:31 - Son Güncelleme Cumartesi, 14 Ağustos 2010 13:11 Yazı İçerik Sanat Nedir Güzel Sanatlar Güzel Sanatlar Nelerdir Güzel Sanatların Sınıflandırılması Sanat Nedir? Sanat, insanlık tarihinin her döneminde var olan bir olgudur. İnsanlığın geçirdiği evrimler

Detaylı

9.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

9.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI Güzel Sanatlarda Edebiyatın Yeri KAZANIMLAR. Bilim ile güzel sanatların farklılığını belirler.. İnsan etkinliklerinin güzel sanatlar içindeki yerini belirler.. Güzel sanatların

Detaylı

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Howard Gardner "Çoklu Zeka Kuramı" nı ortaya atmadan önce insanların zeki olup olmadığı matematik, geometri ve mantık sorulardan oluşan IQ testleri ile ölçülmekteydi. Fakat

Detaylı

Kaynak ve Dipnot Gösterme Kuralları

Kaynak ve Dipnot Gösterme Kuralları Kaynak Gösterme Rapor içerisinde kullanılan farklı kaynaklardan edinilen bilgilerin nereden alındığının gösterilmesi gerekir. Raporda farklı bir kaynaktan alınan ve olduğu gibi kullanılan cümlelerin ya

Detaylı

BERNA MORAN VE YENİ ELEŞTİRİ BERNA MORAN AND NEW CRITICISM

BERNA MORAN VE YENİ ELEŞTİRİ BERNA MORAN AND NEW CRITICISM BERNA MORAN VE YENİ ELEŞTİRİ BERNA MORAN AND NEW CRITICISM Yrd. Doç. Dr. Mahfuz ZARİÇ Batman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 1.Berna Moran ın Edebiyat Kuramları ve Eleştiri

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Kavram Haritası Yöntemi

Kavram Haritası Yöntemi Kavram Haritası Yöntemi Kavram Nedir? "Kavram dünyadaki nesnelerin, biçimlerin, olgu, durum ve devinimlerin dildeki anlatım buluşu ve dünyadaki nesnelerin ortak niteliklerine dayanan, dile özgü bir genelleme,

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

21.Yüzyıl Öğrenenleri İçin Standartlar

21.Yüzyıl Öğrenenleri İçin Standartlar 30.10.2012 21.Yüzyıl Öğrenenleri İçin Standartlar GENEL DEĞERLER Okuma dünyaya açılan penceredir. Okuma öğrenme, kişisel gelişim ve zevk için temel beceridir. Öğrencilerin bütün içeriklerde ve formatlarda

Detaylı