Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 Kuruluþunun 90. Yýlýnda TKP'nin Mirasýna Nasýl Sahip Çýkýlýr 28 Ocak tarihiyle TKP yi Türkiye ye getirmek için bindikleri gemide Mustafa Suphi ve on beþlerin Kemalistler tarafýndan katledilmesinin yýldönümü vesilesiyle bu söyleþiyi yapýyoruz. Bu tarih Türkiye solu açýsýndan Mustafa Suphilerin anýldýðý bir tarih olmuþtur. O zamanýn TKP si, yoldaþ sen bunlarýn isimlerini unutsan da 28 Kanunisaniyi unutma diyor. Bu tarih TC nin daha kurulmadan önce nasýl gerici bir rejim olduðunu hatýrlatan bir tarihtir ve hatýrlanmasý gereken de budur. Bu söyleþide o zamanki TKP nin bize unutmayýn dediklerini konuþmak istiyoruz. Mustafa Suphiler nasýl bir parti kurmuþtu, bu parti nasýl bir partiydi ve bizim mücadelemize nasýl ýþýk tutuyor, KöZ bugün devrimci partiyi yaratma ihtiyacýný nasýl öne çýkarýyor, TKP bize nasýl ýþýk tutuyor, bunlarý konuþmak istiyoruz. 14'te AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 20 MART 2011 Tunus'tan Libya'ya Uzanan Eylemlerden Cesaret Alarak Newroz'u 1 Mayýs'a 1 Mayýs'ý Seçimlere Taþýyalým Ýstanbul'da, Ýzmir'de ve Bursa'da Newroz Coþkusu 20'de Mýsýr da Ne Oldu? Libya'da Ne Olacak?... Ýstanbul'da Bölünen 8 Mart Mitingleri Ýzmir'de Parçalý 8 Mart Mitingi Bursa'da 8 Mart Mitingi Orta Doðu ve K. Afrika'daki Ayaklanmalar ve Solun Kendiliðindenliðe Tapýnma Hastalýðý... Bugün Sarsýlan Gerici Rejimlerin Oluþmasýnda Solun da Payý Var... Selahattin Demirtaþ: "Newroz'daki coþkuyu 1 Mayýs'a taþýmalýyýz. Görülmemiþ bir 1 Mayýs olacak" KöZ'ün arkasýnda duran komünistler çalýþma yürüttükleri alanlardaki Newroz eylemlerine "Seçimlerde ortak aday, Newroz'un çoþkusuyla 1 Mayýs'a þiarýyla katýldýlar, 12 Haziran seçimlerinde emekçileri ve ezilenleri, "Emek Özgürlük Cephesi"nin saflarýnda mücadele vermeye çaðýrdýlar. Bölünen 8 Mart Mitingleri 2011'de de 8 Mart'ýn bölünmesinin önüne geçilemedi. Komünistlerin birliðini savunanlar olarak sürekli karþý çýktýðýmýz eylemlerin bölünmesine ve zayýflamasýna karþý somut bir duruþ ve müdahale gerçekleþtirebilmek için yapýlan her iki 8 Mart mitingini de doðru bulmasak dahi katýlmayý geçtiðimiz yýllarda olduðu gibi bu yýl da önümüze koyduk. Düzen güçlerini geriletmek için 8 Mart tan 1 Mayýs a birleþik eylemler ve seçimlerde ortak adaylar gündemimizi pankartýmýz ve þiarlarýmýzla alana taþýdýk. 8'de 4'te 12 Haziran Seçimlerine Varan Süreçte Tuzaklara Basmamanýn Yolu 2010 Yýlý nýn Derslerini Kuþanmaktan Geçer 12 Haziran genel seçimlerinde ortak hareket etmeyi hedefleyen eylem birliðinin kendisini AKP yi ve CHP yi yaþadýðýmýz topraklarda geriletebilecek tek odak olarak görmesi ve buna göre hareket etmesi gerekmektedir. Bu da bu cephenin 1 Mayýs baþta olmak üzere 2011 seçimleri öncesindeki tüm eylemleri bir seçim hazýrlýðý olarak görmesini, bu eylemlerin örgütleyicileri olmasýný, tüm emekçileri ve ezilenleri AKP ye ve CHP ye karþý baðýmsýz bir hatta konumlandýrma ve politikleþtirme hedefiyle hareket etmesini gerektirir. Sol akýmlarýn en geniþ kesimini bu eylem birliðine dahil etmeye çalýþýlmak gereklidir Eylem birliðine destek verecek akýmlar arasýnda ideolojik ya da stratejik ayrýmlar bahane edilerek ayrým çizgileri çekilmemelidir. Ayrým çizgisi seçimlere varan süreçte birlikte hareket etme iradesi gösterenler ile göstermeyenler arasýnda çizilmelidir. 12 Haziran'a ilerleyen süreçte bu eylem birlikteliklerinde bulunan sol akýmlarýn kendilerini BDP ile bir pazarlýk masasýnda görmemeleri, aksine BDP yi daha fazla inisiyatif almasý için iteklemesi gerekmektedir. Bu noktada KöZ ün 2007 seçimlerinde ve 2009 yerel seçimlerinde takýnmýþ olduðu tutumu, yani bu cephenin kabul edeceði her türlü adayýn kayýtsýz þartsýz desteklenmesi, seçimler için adaylar arasýnda herhangi bir ayrýmýn gözetilmemesi, ve cephenin ortak çalýþmasýnýn öne çýkarýlmasý örnek alýnmalýdýr. Düzen güçleri arasýndaki rekabetin þiddetlenmesinin, en geniþ kitleleri politikleþtirmesini bir fýrsat olarak görmek ve bu süreci istismar etmek gereklidir. Oluþacak eylem birliðinin bu süreci istismar etmekten geri durmamasý, düzen güçlerinin bu þekilde sýkýþmasýndan rahatsýz olmamasý, aksine bu süreci körüklemesi gerekmektedir. 4'te 18-19'da 2010 Aralýk ýnda baþlayan ayaklanmalar dünyanýn Mýsýr'daki Uyanýþ Ýlk Deðil... 8'de farklý yerlerindeki emekçilerin ve ezilenlerin açlýða, yoksulluða ve devlet terörüne karþý halký bir Renkli Devrimler... 9'da 'de baþkaldýrýsýný içeriyordu. Maalesef bu ayaklanmalar devrimci bir önderlikten yoksun bir þekilde hareket etmek zorunda kaldýklarý için, iþçi sýnýfýnýn nihai kurtuluþunun önünü açacak bir yola giremediler; emperyalist güçler arasýndaki rekabetin ve güçler dengesinin durumuna göre þekillendiler, bastýrýldýlar, yenildiler ya da düzen güçlerinin güdümüne girdiler da

2 Sayfa 2 MART 2011 FÝNÝKE'DE 8 MART DÜNYA EMEKÇÝ KADINLAR GÜNÜ Alanýmýzda faaliyetine epeydir ara veren Demokratik Güç Birliði Platformu 8 Mart etkinliði için 20 gün önceden toplantýlarýna baþladý. Farklý görüþlerin önerileri alýnarak ortak bir görüþ de netleþme çalýþmalarýmýz 6 toplantý sonunda netliðe kavuþtu. Alýnan kararlarla 8 Mart ta kadýna ait slayt gösterileri, þiir etkinlikleri, yerel müzik dinlentileri, kadýn bir avukatýn kadýn haklarý konusunda bir sunumu kararý alýndý. Örgütselliði öne çýkaran slogan ve pankartlarýn olmamasý kararý çoðunluk kararýyla alýndý. Alanýmýzda Cumartesi günü bölge pazarý olduðundan katýlýmýn daha etkin olmasý için etkinliði 6 Öart cumartesi günü gerçekleþtirdik karanfil ve el ilaný daðýtarak etkinliðe halkýn katýlýmýný saðlamaya çalýþtýk. Geçen yýllara raðmen etkin bir çalýþma zengin bir programýmýz olmasa da geçen yýllarýn býraktýðý olumluluk nedeniyle katýlým çoðalmamýþ olsa da, azalmadý da kiþi civarlarýnda katýlýmýmýz oldu. Saat de etkinliðimiz günün önemi konusunda bir konuþmayla baþladý. Þiir etkinliði, slayt gösterileri, kadýn bir avukat arkadaþýn kadýn haklarý konusundaki sunumu ve yerel müzik gurubumuzun müzik dinletileri halaylarla devam eden etkinliðimiz saat da sonlandý. Kendi yazýp okuduðumuz þiirimiz sýrasýnda uzun süre ayakta alkýþlandýk. KADINLARIMIZ Kadýnlarýmýz, kadýnlarýmýz bizim kadýnlarýmýz. Mutfakta fabrikada tarlada sen varsýn Sen varsýn nakýþ, nakýþ iþlenmiþ oyalý yazmada Meydanlarda sen eylemlerde sen isyanlarda sen varsýn Bir çiçekle bahar bir günle özgürlük beklersin Sen özgürleþmeden dünya hep esir kalacak bilesin Kadýnlarýmýz, kadýnlarýmýz bizim kadýnlarýmýz Bir yaný boran kýþ, bir yaný üç günlük bahar Bir yaný esaret,bir yaný üç günlük özgürlük Kadýnlarýmýz, kadýnlarýmýz bizim kadýnlarýmýz Mustafa POLAT / Antalya Finike Pazarcýlar Derneði Ýzmir'de Kitlesel Alevi Mitingi Demokratik anayasa ve eþit yurttaþlýk hakký talebiyle düzenlenen büyük Alevi mitinglerinin üçüncüsü onbinlerce kiþinin katýlýmý ile 6 Mart Pazar günü Ýzmir de gerçekleþti. Son yýllarda Ýzmir de gerçekleþen en kitlesel eylemlerden biri olan mitinge AKP iktidarýna yönelik tepkiler damga vurdu. Türkiye nin pek çok farklý noktasýndan katýlýmýn gerçekleþtiði mitingde inanç özgürlüðü ve demokratik Gülsuyu'nda BDP Kahvaltýsý BDP Ýstanbul il baþkanlýðýnýn Kartal, Maltepe, Pendik ve Tuzla ilçelerindeki «sivil toplum örgütleriyle buluþma kahvaltýsý»na çok sayýda kurumun yaný sýra çaðrýlý olan Anadolu da Yaþam Tüketim ve Dayanýþma Kooperatifi de katýldý. Kahvaltýdan sonra il baþkaný toplantýnýn yapýlýþ gerekçesini «yaklaþan seçimler münasebetiyle Sivil Toplum Örgütleri ile buluþma» olarak tarif etti. BDP'nin STK'larla uzun zamandan beri buluþmadýðýný, önüne koyduðu bu buluþmayla, öneri ve eleþtirileri almak istediðini belirtti. BDP Milletvekili Bengi Yýldýz ýn AKP'nin «Kürt Sorunu»'nu çözmedeki basiretsizliðini öne çýkaran konuþmasý, katýlýmcýlardan destek gördü. Yýldýz, 12 Haziran seçiminin, sol, sosyalist ve demokratlar için olabildiðince geniþ katýmla seçimlere katýlýmý gerektirdiðinin altýný çizdi. Daha sonra katýlýmcýlardan konuþanlar oldu. Kentsel dönüþüm konusu ve metropollerde kitlesel mitingler yapýlmasýna raðmen bunun neden oya dönüþemediði sorusu ortaya atýldý. BDP'nin yetersizliðine veya politik yoðunlaþmamasýna dair eleþtiri ve öneriler geldi. Kurumumuz adýna katýlan arkadaþýmýz özetle þunlarý aktardý: Anadolu da Yaþam Kooperatifi tüketimi örgütleyen ve dayanýþmayý ören bir kurumdur. Farklý siyasi eðilime mensup unsurlarýn yer aldýðý, bir siyasal çizgiye angaje olmayan «tipik» kitle örgütüdür. Baþkaný ve yönetimi yoktur. Yürütmesi haftada bir yapýlýr ve herkese açýktýr. Bu bakýmdan STK olarak tarif edilen, kategorik olarak burjuva toplum unsuru anlamýna gelen bu tarif yerine, sistemle bir biçimde karþý karþýya gelen anayasa talepleri öne çýkmakla birlikte, kürsüden gerçekleþtirilen konuþmalarda yaklaþan genel seçimlere dair pek çok mesaj verildi. Gerek Alevi Bektaþi Federasyonu Baþkaný Ali Balkýz ýn gerekse diðer konuþmacýlarýn önemli bir kýsmýnýn yaptýðý konuþmalarýn ortak vurgusu seçimde AKP nin yenilgiye uðratýlmasý gerekliliði idi. Alevi Kültür Dernekleri Genel Baþkaný Selahattin Özel, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Baþkaný Fevzi Gümüþ, KESK Genel Baþkaný Döndü Taka Çýnar ile Halkevleri Genel Baþkaný Ýlknur Birol da kürsüden konuþmalar gerçekleþtirdiler. Dev ekranlardan da takip edilebilen konuþmalar katýlanlar tarafýndan ciddi bir ilgiyle dinlenildi. Havanýn yaðýþlý olmasýna raðmen katýlýmcýlar kürsü hâkimiyetinin yüksek olduðu alaný terk etmeyerek eylemin sonuna kadar kaldýlar. Daha önce gerçekleþen Alevi mitinglerinde estirilmeye çalýþýlan sosyal-þoven havanýn nispeten daha az hissedildiði mitinge kitle örgütleri ve sol/sosyalist örgütlenmeler de kayda deðer bir katýlým saðladýlar. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak mitingde 8 Mart eylemleri özelinde, Mart-Mayýs sürecinin genel seçimlerden kopartýlmamasý gereðini ifade ettiðimiz özel sayýlarýmýzýn daðýtýmýný yaptýk. Seçimlerde ezilenlerin, emekçilerin ortak adaylarýný destekleme çaðrýsýný ilettik. Yaklaþýk iki bin adet daðýttýðýmýz ve ilgi gören özel sayýlarýmýzý daha etkili bir ajitasyonla daðýtma konusunda ise eksik kaldýk. Ýzmir den komünistler demokratik kitle örgütü tanýmýný önemsiyoruz. Ancak solun bu örgütleri algýlayýþ biçimindeki rekabetçi, yarýþçý ve «benim olsun»cu sekter çizgiye angaje olmuþ hali yerine, dayanýþmacý ve kitlelerin özneleþtiði tarzý önemsiyoruz. Burada konuþulanlarý yürütmeye aktaracaðým. Ortak bir görüþ ve tutum belirlemek için deðil, bilgi aktarýmý olacak. Zira kitle örgütlerinin resmi görüþü olmaz. Katýlýmcýlarýn olur ve ben þimdi kendi adýma görüþ ve önerilerimi sunacaðým. Ýl baþkaný ve vekilimiz katýlabileceðim bir durum deðerlendirmesi yaptýlar. Tekrarýna girmeyeceðim. 12 Haziran seçimleri yaklaþýyor ve bu yýl da Mart-Mayýs süreci dediðimiz dönemin önemli dönemeç noktalarýný seçim üzerinden güncelleyerek ilerletmek mümkün. Þimdi «demokratik seçim bloðu» olarak tarif edilen ve merkezinde BDP'nin yer aldýðý, diðer bileþenleriyle ortak adaylar etrafýnda yürütülecek kampanya 8 Mart, 21 Mart ve 1 Mayýs vb. gibi duraklarý birbirine baðlayan ve itekleyen, süreklilik içinde 12 Haziran'a hazýrlanmak, AKP ve CHP seçeneklerine karþý birleþik ve eylemli seçimlere hazýrlanmak, 1 Mayýs kutlamasý için baþvuruda bulunmak için çalýþmalýdýr. Daha sonra BDP Ýl baþkaný, Newroz için baþvuruyu Kent Konseyi'nin yapacaðýný, 1 Mayýs için de bu konseyin inisiyatif alabileceðini belirtti. Ýki buçuk saat süren toplantý aslýnda daha verimli geçebilirdi. Önümüzdeki süreç, kitlelerin buluþtuðu toplantýlarýn örgütlenmesi ve kitle örgütlerinde buluþmalarýný saðlamak ve dayanýþma iliþkisini kurmak bakýmýndan önemli olanaklar sunacak. Gülsuyu ndan Komünistler Ýzmir'de Mutki'deki Toplu Mezarlar için Eylem Bir süre önce kurulan Ýzmir Kent Meclisi 7 Þubat tarihinde, Bitlis Mutki de ortaya çýkan toplu mezarlar için Basmane de Fuar 9 Eylül Kapýsý önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Öncesinde yürüyüþ yapýlacaðý duyurulan eylemin basýn açýklamasý ile sýnýrlý tutulmasý, basýn açýklamasýnýn okunmasý sýrasýnda bir megafon bulundurulmayýþý ve slogan dahi atýlmayýþý eylemin istenen etkiden uzak, coþkusuz bir havada geçmesine neden oldu. Okunan açýklamada Baþbakan ýn Bosna Savaþý sýrasýnda Srebrenitsa da yaþananlar karþýsýnda takýndýðý tutum ve konuya dair yaptýðý açýklamalar hatýrlatýlarak, Mutki, Hizan da açýða çýkan toplu mezarlarý ve Kürt coðrafyasýndaki faili meçhul cinayet ve katliamlarý görmezden gelinmesinin açýk bir çifte standart uygulamasý olduðu vurgulandý. Savaþý daha geliþmiþ araçlarla sürdürmeye kararlý görünen hükümetin, savaþ politikalarýndan vazgeçmeye çaðrýldýðý açýklamada ayrýca þu taleplere de yer verildi: -30 yýlý aþkýn çatýþmalý tarihin aydýnlýða kavuþmasý için meclis bünyesinde Adalet ve Hakikatleri Araþtýrma Komisyonu bir an önce oluþturulmalýdýr. -Demokratik bir anayasa çalýþmalarý bir an önce baþlatýlmalý, baþta Kürt dili olmak üzere tüm haklar yasal ve anayasal güvenceye kavuþturulmalýdýr. -Seçim barajý mutlaka seçim öncesinde düþürülmeli ve tüm kesimlerin temsili saðlanmalýdýr. - Demokratik Özerklik statüsü kabul edilerek anayasal bir statüye kavuþturulmalýdýr. Kürdistan da giriþilen katliamlarýn ve ilhak politikalarýnýn izlerinin su yüzüne çýkmaya devam ettiði, ancak konunun genel bir ilgisizlikle karþýlandýðý içinden geçtiðimiz dönemde böylesi bir eylemi önemsedik. Aðýrlýklý olarak BDP lilerin katýldýðý açýklamada da mümkün olduðunca geniþ bir katýlým sergileyerek yer almaya çalýþtýk. Fakat eylemde slogan atýlmamasý ve dýþa dönük bir seslenme çabasý olmamasý eyleme katýlanlarýn dahi ilgisinin daðýlmasýna yol açtý. Buna raðmen zayýf da olsa konuyu ele alan bir sokak eyleminin gerçekleþtirilmesi olumluydu. Ýzmir den komünistler KOMÜNÝST KÖZ- AYLIK SÝYASÝ GAZETE SAHÝBÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ: ÞÜKRÜ DEMÝR YÖNETÝM YERÝ: RASÝMPAÞA MAH., SÜLEYMANBEY SOK, 6/1 KADIKÖY ÝSTANBUL TELEFON: BASILDIÐI YER: ÖZDEMÝR MATBAASI MATBAA ADRESÝ: DAVUTPAÞA CAD. GÜVEN SANAYÝ SÝTESÝ C BLOK No: 242 TOPKAPI-ÝSTANBUL TELEFON:

3 MART 2011 Sayfa 3 Ýzmir'de Ýþ Cinayetlerine Karþý KESK'ten Eylem Taþeron sisteminin neden olduðu son iþ cinayeti, belediye hizmetlerinde taþeron uygulamasýna son vermekle övünen Ýzmir Büyükþehir Belediyesi ana binasýnda gerçekleþti. Binanýn dýþ cephe tadilatýnda çalýþan 26 yaþýndaki Nesih Taþkýn ve 47 yaþýndaki Mehmet Toprak 3 Mart Perþembe günü, çalýþýlan iskelenin halatýnýn kopmasý sonucu yedinci kattan düþerek can verdiler. Kaza Geliyorum Demiþti Ýki iþçinin hayatýný kaybettiði kaza haftalar öncesinden geliyorum demiþti. 7 Þubat Pazartesi günü belediye binasýnýn dýþ cephe bakým-onarým iþi için kurulan iskelenin bir anda çökmesi sebebiyle sýva yapan üç iþçi, yaklaþýk 15 metre yükseklikten beton zemine çakýlmýþtý. Ýþçilerden biri aðýr yaralanmýþ, diðer ikisi kazadan hafif yaralarla kurtulmuþtu. Meydana gelen bu ilk kazanýn ardýndan ihaleyi alan þirket ciddi bir tedbir almak yerine iþçilere baret daðýtmakla yetinmiþti. Ýzmir in göbeðinde atlatýlan bu tehlike karþýsýnda sendikalar ve sýnýf dayanýþma örgütleri de bir tutum almakta geciktiler. Emek Dostu Belediye Söyleminin Sahteliði Tekrar Ortada Park-bahçe iþçilerinin taþeronlaþmaya karþý son yýllarda yürüttükleri yoðun mücadelenin ardýndan, iþçileri taþeron þirketlerden belediye þirketlerine geçiren Ýzmir Büyükþehir Belediyesi bu geliþmeyi son birkaç aydýr yoðun bir biçimde duyurma gayreti içindeydi. Ýzmir in muhtelif noktalarýndaki billboardlarda kendine taþeronu kaldýran emek dostu belediye sýfatýný layýk gören, CHP için gövde gösterisi haline getirilen Emek Þenlikleri organize eden Büyükþehir in bu giriþimi kimi basýn-yayýn organlarýnda Ýzmir de Sessiz Devrim baþlýðýyla haber oluyordu. Keza Büyükþehir Belediye Baþkaný Aziz Kocaoðlu konuya iliþkin verdiði demeçlerde taþeronu çaðdýþý bulduðunu ifade etmekten geri Nesih Taþkýn (26) üniversite harcýný tamamlamak için çalýþtýðý inþaatta can vermiþti. durmuyordu. Oysa park-bahçe iþçilerinin taþeronun kaldýrýlmasý talebiyle sürdürdükleri mücadeleye baþta kayýtsýz kalan, hatta iþçilerin Belediye önünde açtýðý direniþ çadýrýnýn kaldýrýlmasý için Valiliðe müracaat eden, üstelik Belediye zabýtalarýný çevik kuvvet desteðiyle iþçilere saldýrtan yine Büyükþehir Belediyesi yönetimiydi. Bunun yaný sýra Ýzmir de taþeronun bitirildiðinin duyurulduðu günlerde CHP li Buca Belediyesi sendikal çalýþma yaptýklarý için taþeronda çalýþan 7 iþçiyi iþten çýkartýyor, direniþe geçen iþçilerin polis tarafýndan derdest edilmesini teþvik ediyordu. Büyükþehir de Taþeron Sona mý Erdi? Taþeronu bitirdiðini iddia eden Büyükþehir in konuya dair giriþimi de aslýnda taþeronu ortadan kaldýran deðil, taþeronun bir baþka isim altýnda sürdüðü bir uygulamaya denk düþüyor. Düne kadar Belediye nin yerine getirmekle yükümlü olduðu asli hizmetler taþeron þirketlere ihale yoluyla veriliyorken, bugün deðiþen tek þey bu þirketlerde çalýþan iþçilerin belediyenin kendi bünyesindeki þirketlere geçirilmesi olmuþtur. Oysa belediyenin asli iþlerini kendi kurduðu þirketlere gördürmesi de taþeron uygulamasýnýn bir baþka biçimidir. Belediye bünyesindeki þirketlerde sendika olmasý bu þirketlere geçen iþçilerin iþ güvencesi kazanmasý açýsýndan önemli bir kazanýmý ifade etmekle birlikte, bu durum iþçilerin kadrolu iþçi olarak alýnmadýðý gerçeðini deðiþtirmiyor. Taþeron uygulamasýnýn kamudaki tezahürü olan sözleþmeli memurluk da Ýzmir Büyükþehir Belediyesi nde yaygýn bir istihdam biçimi. Ülke çapýnda birçok yerel yönetimce kullanýldýðý için yadýrganmayan ve kabul gören bu istihdam biçimi ayný birimde, benzer iþi yapan, benzer nitelikteki çalýþanlarýn farklý statülerde çalýþmasý anlamýna geldiði ölçüde çalýþanlarý bölen ve taþýdýðý güvencesizlik nedeniyle kamu emekçilerini mevcut þartlara karþý çýkmasýný zorlaþtýran bir nitelik taþýyor. KESK ten Tepki Eylemi KESK Ýzmir Þubeler Platformu, kazanýn ertesi günü Büyükþehir Belediyesi önünde bir eylem gerçekleþtirdi. KESK Þubeler Platformu pankartýnýn açýldýðý eylemde saygý duruþunda bulunuldu. Eylemde açýklamayý okuyan Eðitim Sen 1 No lu Þube Baþkaný ve KESK Ýzmir Þubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ali Rýza Özer, taþeronlaþtýrmanýn ölüm anlamýna geldiðini ve olayýn takipçisi olacaklarýný ifade etti. Açýklamada, yaþananýn iþ kazasý deðil iþ cinayeti olduðu dile getirilirken "7 Þubat'ta üç iþçinin yaralanmasýna neden olan kazaya raðmen hiçbir önlem alýnmamasý sonucu 3 Mart günü iki iþçi feci þekilde hayatýný kaybetmiþtir. AKP iktidarýnýn geldiði günden beri özelleþtirmenin önünü alabildiðine açarak tüm iþ yerlerinde güvencesiz ve saðlýk koþullarýndan yoksun bir þekilde çalýþan emekçileri hiçe saymasý bu ve buna benzer birçok iþçi katliamýna sebep olmuþtur" denildi. Kurtuluþ yok tek baþýna, ya hep beraber, ya hiçbirimiz!, Taþeron ölümdür, geçit vermeyeceðiz!, Kaza deðil iþ cinayeti! sloganlarýnýn atýldýðý eyleme yaklaþýk 150 kiþi katýldý. Yaþanan iþ cinayetine ciddi bir tepki olmasýna raðmen, eylemde tutuk bir hava vardý. Her ne kadar açýklamada üst iþveren pozisyonundaki belediyenin sorumluluðu iþlenmiþ olsa da eylem sýrasýnda yapýlan konuþmalarda aðýrlýklý olarak taþeron uygulamasýnýn sorumlusunun AKP hükümeti ve mevcut Kamu Ýhale Yasasý olduðu vurgulandý. Bu vurgu bir gerçekliði yansýtsa da, genel olarak CHP nin iktidarda olduðu yerel yönetimin söz konusu durumdaki sorumluluðunun tali olduðu yanýlsamasýnýn yaratýlmasýna yol açtý. Ýzmir den komünistler 'Emek Dostu' Belediyecilik Ýþçileri Dövüyor, Süründürüyor, Öldürüyor Ýzmir Büyükþehir Belediyesi birkaç ay önce bütün taþeron iþçilerini belediye bünyesine aldýðýný ve sendikalý yaptýðýný duyurarak bir emek þenliði düzenledi. Emek dostu belediyecilik anlayýþýna sahip olduklarýný iddia eden reklamlar yapýldý. Bu þaþalý gösterinin üzerinden çok geçmeden belediyenin dýþ cephesinde tadilat için çalýþan iki taþeron iþçisi 3 UPS Ýþçileri Bu Kez Kazanýmlarýný Kutlamak için Eylemdeydi UPS'nin aktarma merkezleri önünde 26 Nisan 2010'da baþlayan direniþin, sendikal giriþimde bulunduklarý için iþten atýlan 3 Þubat günü 163 iþçiden 151 inin iþe geri alýnmasý ile sonuçlanmasýnýn ardýndan TÜMTÝS üyesi iþçiler Ýzmir'de 6 Þubat Pazar günü gerçekleþtirdikleri bir yürüyüþle kazanýmý kutladýlar. 6 Þubat Pazar günü saat 14.00'te TÜMTÝS Ýzmir Þube binasý önünde toplanan UPS iþçilerine TÜMTÝS üyesi ambar iþçileri ile pek çok örgütlenme ve kurum da destek verdi. Sendika binasý önünde baþlayan yürüyüþün ardýndan Eski Sümerbank önüne gelindi. Açýklamanýn gerçekleþtirilmesinden önce Ankara OSTÝM deki patlamada yaþamýný yitiren iþçiler anýsýna saygý Mart ta iskeleden düþtü. Nesih Taþkýn, harç parasýný toplayabilmek ve ailesinin geçimine katkýda bulunmak için de Ýzmir Büyükþehir Belediyesi'nin dýþ cephe boyama iþini alan taþeron firmada iki gün önce çalýþmaya baþlamýþtý. Ýskeleden düþüp hayatýný kaybetti. Konak Belediyesi nin Taþeron Ýþçileri Saldýrýlara Raðmen 18 Gündür Direniyor Bu olayýn üzerinden çok geçmeden Konak Belediyesi ne baðlý 110 taþeron iþçisi güvenceli ve sendikalý iþ talebiyle direniþe geçti. Konak Belediyesi nde son iki yýlda Ceysan Hizmet Ýþletmeleri taþeron þirketine baðlý çalýþan 220 iþçi, Aralýk 2010 da yapýlan ihaleyi alan Efekent Endüstriyel Makine þirketine aktarýldý. Konak Belediyesi süpürme ve temizlik hizmetlerini yürüten iþçiler, son iki aydýr ücretlerini alamadýklarý gibi sigortalarý da yatýrýlmýyordu. Ücretlerini alamayan iþçiler, 26 Þubat öðle saatlerinde Konak Belediyesi önünde yazdýklarý dövizlerle taleplerini dile getirerek eylem yaptý. Ýþçiler haklarýný almak, taþeron sisteminin kaldýrýlmasý ve böylece belediyeye baðlý çalýþmak için direniþ baþlattýlar. Ýþçiler, 60 gündür maaþlarýmýzý alamýyoruz. Sigorta primlerimiz de yatmýyor. 220 taþeron iþçisi olarak iki aydýr maðduruz. Amirlerimiz tarafýndan da iþten çýkarýlmakla tehdit ediliyoruz. Bütün bunlar, taþeron sisteminin kaldýrýlmasý için yeterli ve biz bu sistemin kalkmasýný istiyoruz, bunun için de direneceðiz dediler. Ve sözlerinde durdular. 18 gündür tüm baský ve saldýrýlara raðmen direndiler. duruþunda bulunuldu. Yaþasýn UPS Zaferimiz!, Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! sloganlarýnýn atýldýðý eylemde kýsa bir müzik dinletisi de verildi. Eylemde bir konuþma yapan TÜMTÝS Ýzmir Þube Baþkaný Þükrü Günseli eyleme destek veren sendika, örgütlenme ve kurumlara, direniþe dair haberleri yansýtan sosyalist-devrimci basýna teþekkür etti. Bunun yaný sýra direniþin kazanýmla sonuçlanmasýnda etkili olan enternasyonal desteðe dair de vurgu yapan Günseli konuþmasýný, Amerika'dan, Ýngiltere'den, Brezilya'dan, Filipinler'den, Arjantin'den, Almanya'dan, Fransa'dan, Kanada'dan, Belçika'dan dünyanýn dört bir yanýnda bu haklý mücadeleye katký ve destek sunan sýnýf kardeþlerimize, baðlý Zabýtasýyla, kim olduðu belirsiz adamlarýyla direniþ alanýna saldýrýlar baþladý. Direniþ alanýnda kadýn iþçilere ve alanýnda dýþýnda da ziyarete gelen iþçilerin eþlerine otobüs duraklarýnda saldýrý gerçekleþti. Kadýn iþçilerin bir kýsmý protesto etmek için saçlarýný kestiler. Batýgül Tunç, tek baþýna, direniyor Ve 13 Mart ta Batýgül Tunç da CHP Ýl in önünde direniþe baþladý. Buca Belediyesi önünde 56 günlük eylemden sonra, CHP Ýzmir Ýl Baþkaný Tacettin Bayýr ile saðlanan mutabakat sonucu eylemlerine son veren ve davullu zurnalý kutlama yapan Buca taþeron iþçilerinden 6'sý iþe baþlarken, Batýgül Tunç 2 aydýr beklemesine raðmen hâlâ iþe alýnmadý. Tunç, yaþanan süreçten sonra artýk beklemeyeceðini ve yeniden direniþe baþladýðýný, hakkýný alýncaya kadar eylemini sürdüreceðini CHP Ýzmir Ýl Baþkanlýðý önünde yaptýðý basýn açýlmasý ile kamuoyuna duyurdu. Batýgül Tunç un açýklamasýna Konak Belediyesi önünde eylem yapan Konak taþeron iþçileri Taþerona Hayýr, Sendika Hakkýmýzý Ýstiyoruz", "Zaferi Biz Kazanacaðýz/ Konak Taþeron Temizlik Ýþçileri" pankartýyla ve Batýgül Yalnýz Deðilsin sloganlarýyla destek verdiler. Tunç yaptýðý açýklamada þunlarý söyledi: Ben, Buca Belediyesi nde daha önce park-bahçe-temizlik taþeron iþinde çalýþan Batýgül Tunç um. Kölelik olan taþeron sistemine karþý olup; iþçi arkadaþlarýmla sendikal faaliyet yürüttüðümden dolayý Buca Belediyesi bulunduklarý sendikalara, Uluslararasý Taþýmacýlýk Federasyonu ITF'ye ve Avrupa Taþýmacýlýk Federasyonu ETF'ye teþekkürlerini sunarak bitirdi. Taþýmacýlýk gibi örgütsüz ve kuralsýz çalýþma dayatmasýnýn hakim olduðu bir sektörde ýsrarlý bir direniþe imza atan UPS iþçileri ve sendikalarý TÜMTÝS hem sektörel anlamda önemli bir kazaným elde ettiler, hem de enternasyonal bir desteðin sýnýf mücadelesindeki önemini kanýtlayan bir deneyim daha yaratmýþ oldular. TEK BÝR ÝÞÇÝ SÝGORTASIZ, TEK BÝR ÝÞYERÝ SENDÝKASIZ KALMASIN! KÖLE DEÐÝL ÝÞÇÝYÝZ BÝRLEÞÝNCE GÜÇLÜYÜZ! Ýzmir den Komünistler tarafýndan benimle beraber 7 iþçinin iþine son verilmiþti. Ve bundan kaynaklý Buca Belediyesi önünde 'Taþerona hayýr, sendika hakkýmýzý istiyoruz!' hedefiyle 7 iþçi olarak 56 gün süren bir eylem gerçekleþtirdik. Gerçekleþtirdiðimiz eylem sonunda bizlerle görüþen CHP Ýzmir Ýl Baþkaný Tacettin Bayýr la vardýðýmýz mutabakat sonucu eylemimizi iþçi arkadaþlarla beraber ortak bir karar alarak sonlandýrdýk. CHP il baþkaný, yazýlý ve görsel basýnýn önünde yaptýðý basýn açýklamasýnda iþten atýlan 7 iþçinin 1 hafta 10 gün içinde CHP li belediyelere, sendikalý ve iþ güvenceli olarak yerleþtirileceðine dair söz vermiþti. Ama aradan 2 ay süre geçti. Diðer 6 iþçi arkadaþým kimi taþeron, kimi sendikalý iþe baþlamalarýna raðmen ben hâlâ iþe alýnmadým. Deri Ýþçileri Derneði ve Özgür Yaþam Kooperatifi Üyelerinden Konak Belediyesi Ýþçilerinin Direniþine Ziyaret Deri iþçileri ve Özgür Yaþam üyeleri direniþteki iþçileri ziyaret etti. Saldýrýlara ve hak gasplarýna karþý maddi ve manevi iþçilerin yanýnda olduklarýný ifade ettiler. Sloganlarla ve pankartlarýyla geldikleri direniþ alanýnda iþçilerle sohbet edildi. Somut ihtiyaçlar belirlendi. Saldýrýlarý durdurmak üzere iþçilerle Sebahat Tuncel arasýnda baðlantý kurularak iþçilerin sorununu meclisin gündemine taþýmak üzere destek olundu. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna; YA HEP BERABER YA HÝÇBÝRÝMÝZ! Ýzmir'den komünistler

4 Sayfa 4 MART 2011 Ýstanbul'da Bölünen 8 Mart Mitingleri Ýstanbul, Kadýköy meydanýnda 5 Mart Pazar günü, 8 Mart Kadýn Platformu nun düzenlemiþ olduðu 8 Mart mitingi gerçekleþti. Miting saat 13.00'de toplanan kitlenin 14.00'de Kadýköy meydanýna doðru yürüyüþüyle baþladý. Ýstanbul 8 Mart Kadýn Platformu nun ortak pankartý Yoksulluða, Güvencesizliðe, Savaþa, Erkek Egemenliðine, Kadýn Cinayetlerine, Doðanýn Talan Edilmesine, Cinsiyetçiliðe, Ayrýmcýlýða Karþý Örgütleniyoruz en önde duruyordu. Mitinge çeþitli kadýn örgütleri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler katýldý. Yaklaþýk 4000 kiþinin katýldýðý mitingde kadýn sömürüsünü, yaþanan tecavüz olaylarýný ve töre cinayetleri gibi son günlerde yaþanan cinayetleri konu alan pankartlar ve dövizler hakimdi. BDP li kadýnlar alanýn neredeyse %60-70 nini oluþturuyordu. Geldikleri ilçelerin adlarýnýn olduðu pankartlarla katýldýlar. BDP li kadýnlar genel olarak Jin, Jiyan, Azadi, Yaþasýn 8 Mart, Cinsiyetçi, Asimilasyoncu ve Ayrýmcý Ýktidara Bizimde Sözümüz Var: Edi Bese, Hakikatleri Araþtýrma Komisyonu Kurulsun, Savaþ Suçlularý Açýða Çýkartýlsýn, Kadýn Kýrýmý Toplum Kýrýmýdýr, Özgürlük Mücadelesini Yükselelim, Tecavüz Kültürünü Aþalým, Ben 20 Bin Yýllýk Tarihi Olan Ana Tanrýça Kültürün Mirasçýsýyým, Elini Çek Ýrademden, Kadýnýn Dili Özgürlüðün Dilidir, Kadýn Özgürleþtikçe Ýnsanda Özgürleþir pankartlarýný taþýdýlar. BDP dýþýnda mitingde Kadrolu güvenceli çalýþma hakký için, Tacize Tecavüze, Kadýn cinayetlerine DUR demek için, Anadilde Eðitim ve Saðlýk hakký için 8 MART ta Mücadeledeyiz pankartýyla KESK li Kadýnlar, "Analar Toplu Mezarlarýn Hesabýný Soracak pankartýyla YAKAY-Der, Görünmeyen Emek Kýr Kafesini ve Kül Kedisi Deðil Ev Ýþçisiyiz pankartlarýyla Ýmece Kadýn Dayanýþma Derneði, Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm, Kapitalizme, Erkek Egemenliðine Savaþa Karþý isyandayýz, Kadýnlar Sosyalizmi Ýstiyor, Vardýk, Varýz, Varolacaðýz pankartlarýyla Sosyalist Kadýn Meclisleri, Bugüne kadar sistemin bütün pisliðini biz çektik-ev Ýþçisiyiz Köle Deðiliz- Ev Ýþçileri Hep Birlikte Örgütlü Mücadeleye pankartýyla Ev Ýþçileri Dayanýþma Sendikasý Giriþimi, Emeðimizin, Bedenimizin, Kimliðimizin Özgürleþmesi için Örgütleniyoruz ile DÝSK Kadýn Komisyonu, Cinsiyetçi Eðitimi Durduracaðýz pankartýyla Genç-Sen li Kadýnlar, Þiddete, Yok Sayýlmaya, Güvencesizliðe Karþý Alanlardayýz pankartýyla TMMOB lu Kadýnlar, Erkeklerden, Patrondan, AKP den Hakkýmýzý Ýstiyoruz, Gerçek Eþitlik Ýçin Kadýnlara Sosyal Güvence pankartýyla Halkevci Kadýnlar, Kadýn Cinayetlerine Durdurun ya da Def Olun pankartýyla EHP li Kadýnlar, Ýzmir'de Parçalý 8 Mart Mitingi Ýzmir de 8 Mart eylemlerindeki bölünmüþlük bu sene de sürdü. Bu sene eylemler üçe bölündü. BDP nin eylemi 5 Mart Cumartesi günü, kadýn örgütlerinin, kadýn kurumlarýnýn ve siyasi örgütlerin eylemi 8 Mart günü ve kadýn-erkek karma eylem yapmak isteyenlerin eylemi de yine ayný gün, 8 Mart günü gerçekleþti. 5 Mart günü saat BDP li kadýnlar parti il binasýnýn önünde toplandý. Sloganlarla kitlesel olarak Konak Sümerbank önüne yürüdü. Sümerbank önünde eylem sloganlarla, müzikle ve halaylarla devam etti. Alýnteri, BDSP, Devrimci Hareket, Demokratik Kadýn Hareketi, Halk Cepheli Kadýnlar ve Yeni Demokrat Kadýn ýn örgütleyicisi olduðu 8 Mart eylemi ise 8 Mart Salý günü Türk Telekom önünde "Saçlarý Süpürge, Bedeni Sömürge, Dili Kelepçe Kadýn Deðil, Özgürlü Ýstiyoruz pankartýyla Gençlik Muhalefetinden Kadýnlar, Direniyoruz pankartýyla ÖDP li Kadýnlar, Ekmeðimiz Ýçin, Barýþ Ýçin, Kurtuluþumuz Ýçin Direniyoruz pankartýyla SDP li Kadýnlar, Emeðimiz Bedenimiz Kimliðimiz Ýçin Ýsyandayýz ile SP li Kadýnlar katýldý. Bunlar dýþýnda da alanda birçok siyaset ve kitle örgütü hazýr bulundu. Açýlýþ konuþmasýný yapan Miting Tertip Komitesi Baþkaný Rahime Ýldemir konuþmasýna 8 Mart ýn tarihini anlatarak baþladý. Bugüne gelindiðinde kadýn cinayetlerinden, taciz ve tecavüz olaylarýndan bahsetti. Tek dil, tek bayrak, tek millet, tek cins, tek kimlik politikalarýna, kadýnýn yoksullaþmasý gibi konulara deðindi. Erkek egemen sistem bu katliamýn hem kaynaðý, hem de devleti, ordusu, polisi, karakolu, yargýsý, zihniyeti ile katillerin koruyucusu ve kollayýcýsýdýr. Devletin kadýn cinayetlerinin suç ortaðýdýr diye belirtti. Ayný zamanda kadýn cinayetlerinin politik olduðunu söyledi; esnek çalýþma ve güvencesiz çalýþan kadýn sorunlarýna da deðindi. Rahime Ýldemir in ardýndan çalýþan kadýn sorunlarýna dair kadýn iþçilerin konuþmasý ve müzik dinletisi ile miting sonlandýrýldý. Komünistlerin birliðini savunanlar olarak mitinge Seçimlerde Ortak Aday, 8 Mart tan, 1 Mayýs a Birleþik Kitlesel Mücadele pankartýyla ve flamalarýmýzla katýldýk. Sýk sýk Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye Son, Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur, Kadýn Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulamaz, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz, Erkeksiz Deðil Birleþik 8 Mart, Ne AKP ne CHP, Kurtuluþ Birleþik Mücadelede, AKP ye Kanma Oylar Ortak Adaya, CHP ye Kanma Oylar Ortak Adaya, 8 Mart, Newroz, 1 toplanan kitlenin yürüyüþe geçmesiyle baþladý. Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye karþý Kadýn Erkek Birlikte Mücadeleye pankartýnýn açýldýðý, yaklaþýk 200 kiþinin katýldýðý meþaleli yürüyüþte kortejinin en önünde örgütleyici ve katýlýmcý kurumlarýn flamalarý mücadelede yaþamýný yitiren devrimci kadýnlarýn portreleri yer aldý. Özgür Kadýn Örgütlü Kadýndýr!, Kadýn Erkek Birlikte Mücadeleye!, Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye Son!, Vardýk, Varýz, Var Olacaðýz! sloganlarýnýn atýldýðý yürüyüþ Eski Sümerbank önünde sona erdi. Saygý duruþu ile baþlayan eylemde ortak basýn metni Türkçe ve Kürtçe olarak okundu. Basýn metninin ardýndan Konak Belediyesi iþçilerinin direniþ süreci aktarýlarak dayanýþma çaðrýsýnda Mayýs Ortak Adaylarla Ayný Saftayýz, Kadýnlar En Öne Örgütlü Mücadeleye sloganlarýný atarak 25 kiþilik kortejimizle yürüdük. KöZ ün çýkarmýþ olduðu 8 Mart ý Seçimlerden Koparma; Seçimlerde Emekçilerin-Ezilenlerin Ortak Adaylarý için Mücadeleye Omuz Ver baþlýklý özel sayýsýný alanda daðýttýk. Komünistlerin birliðini savunanlar olarak sürekli karþý çýktýðýmýz eylemlerin bölünmesine ve zayýflamasýna karþý somut bir duruþ ve müdahale gerçekleþtirebilmek için yapýlan her iki 8 Mart mitingini de doðru bulmasak dahi katýlmayý geçtiðimiz yýllarda olduðu gibi bu yýl da önümüze koyduk. Düzen güçlerini geriletmek için 8 Mart tan 1 Mayýs a birleþik eylemler ve seçimlerde ortak adaylar gündemimizi pankartýmýz ve þiarlarýmýzla alana taþýdýk. KöZ ün arkasýnda duranlar yýllardýr birleþik, kitlesel eylemler örebilmenin zeminini yaratmak için uðraþtýklarý gibi bundan sonrada bu uðraþlarýna devam edeceklerdir. Çünkü her geçen gün artan saldýrýlarý ancak iþçilerin, emekçilerin baðýmsýz, birleþik ve kitlesel eylemliliklerini örgütleyebildiðimiz takdirde püskürtebiliriz. Seçimlerde Ortak Aday, 8 Mart tan 1 Mayýs a birleþik eylemler! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz! Erkeksiz Deðil Birleþik 8 Mart! Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlarýn Kurtuluþudur! Yaþasýn Komünistlerin Birliði! Ýstanbul dan Komünistler bulunuldu. Konak Belediyesi önünde 12 gündür direniþte olan taþeron belediye iþçilerine söz verildi. Program pandomim gösterisi ve müzik dinletisi ile sona erdi. Eylemden Sonra Konak Ýþçilerinin Direniþini Ziyaret Ettik Eylemin ardýndan KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak 12 gündür direniþte olan Konak iþçilerine ziyarette bulunduk. Farklý alanlarda gerçekleþen 8 Mart eylemlerinden çýkan farklý örgütlenmeler de direniþe ziyarete geldi. DÝP, SDP, Alýnteri, Halk Cephesi, Mücadele Birliði Platformu direniþe ziyarete gelenler arasýndaydý. Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur! Ýzmir'den komünistler Bursa'da 8 Mart Dünya Kadýnlar Günü Eylemi Bursa da BDSP, Halk Cepheli Kadýnlar, Yeni Demokrat Kadýn tarafýndan 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü için bir eylem örgütlendi. Yürüyüþün baþlama yeri olan Fomora Meydanýnda toplanýldý. Yürüyüþ kolunun en önünde örgütleyici kurumlarýn imzasýný taþýyan 8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü pankartý açýldý. Ortak pankartýn arkasýndan Kadýnlar; Emperyalizme, Her Türlü Sömürüye Karþý Birleþelim, Örgütlenelim ve üzerinde 19 Aralýk ta ölümsüzleþen kadýn devrimcilerin resimleriyle isimlerinin yer aldýðý 19 Aralýk 2000 de Bayrampaþa Hapishanesinde Diri Diri Yaktýlar. Katilleri Ýstiyoruz yazýlý iki ayrý pankartla Halk Cepheli Kadýnlar yer aldý. Ardýndan Sistemin Kölesi, Yoksulluðun Adý, Ezenin Ezileni Olmamak için Mücadeleye Yaþasýn 8 Mart pankartý ile Yeni Demokrat Kadýn yer aldý. Ardýndan ise Kadýnýn Kurtuluþu Devrimde, Sosyalizmde pankartý ile BDSP yürüdü. KöZ olarak biz de Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur pankartýný açarak yürüyüþ kolundaki yerimizi aldýk. Ayriyeten 8 Mart özel sayýmýzýn daðýtýmýný gerçekleþtirdik. DHF, BATÝS ve BAMÝS de kendi flama ve dövizleri ile yürüyüþteki yerlerini aldýlar. Yürüyüþ boyunca 8 Mart kýzýldýr kýzýl kalacak!, Cinsel, ulusal, sýnýfsal sömürüye son!, Kadýn erkek el ele örgütlü mücadeleye!, Kadýn olmadan devrim olmaz devrim olmadan kadýn kurtulmaz! ve Jin, jiyan, azadi! sloganlarý atýldý. Yürüyüþün ardýndan Kent Meydaný na varýldýðýnda örgütleyen kurumlar adýna hazýrlanan ortak açýklama okundu. Açýklamanýn ardýndan bir kadýn tarafýndan Ulrike adlý oyun oynandý. Tiyatronun ardýndan Grup Yarýn ýn söylediði türkü ve marþlar eþliðinde halaylar çekilerek eylem sonlandýrýldý. Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur! Bursa dan Komünistler 5 Mart Cumartesi günü yapýlan sadece kadýnlarýn katýldýðý 8 Mart mitinginin ardýndan, 6 Mart günü yapýlan ve kadýnlar ile erkeklerin birlikte katýldýðý mitinge de Saldýrýlara karþý AKP nin ve CHP nin, düzen güçlerinin temsilcilerinin hiçbirine yedeklenmeden baðýmsýz, birleþik ve kitlesel mücadeleyi örgütlemek mümkündür ve gereklidir demek ve bunun için de 8 Mart gibi eylemlerin bölünmesinin yanlýþlýðýný vurgulamak için Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur ve Seçimlerde Ortak Aday, 8 Mart tan 1 Mayýs a Birleþik, Kitlesel Mücadele yazýlý pankartlarýmýzla alanda yerimizi aldýk. Emekçi Kadýnlar, Açlýða Yoksulluða, Baskýya ve Sömürüye Karþý Mücadeleyi Yükseltelim pankartý mitingi örgütleyen kurumlarýn imzalarýnýn olduðu ortak pankart olarak en önde yerini aldý. Sistemin Kölesi, Yoksulluðun Adý, Ezilenin Ezileni Olmayacaðýz pankartýyla Yeni Demokrat Kadýn, Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü ile KESK Ýstanbul Þubeler Platformu, Eþit Özgür Sömürüsüz Bir Dünya Ýçin Mücadeleye ile DÝSK Birleþik Metal-iþ Sendikasý, Ýsteyecek Kadar Cesaret, Zorlayacak Kadar Kuvvet Ögürlük Ellerimizde ile Emek ve Özgürlülük Cephesi, Haklarýmýz ve Geleceðimiz için Eþitsiliðe ve Sömürüye Karþý Yürüyoruz ile BDSP ve Emekçi Kadýn Komisyonlarý, Çocuklar Mutsuz Anneler Huzursuz, Kadýn Erkek El Ele Örgütlü Mücadeleye ile Direniþçi Ontex-Canbebe Ýþçileri, Kadýnlar, Emperyalizme ve her Türlü Sömürüye Karþý Birleþelim Örgütlenelim ile Halk Cepheli Kadýnlar, Ya Kölelik Ya Özgürlük, Yaþasýn 8 Mart- Biji 8 Adare ile Demokratik Kadýn Hareketi, Herkese Ýþ Soframýza Ekmek Ruhumuza Gül pankartlarýyla Alýnteri mitinge katýldý. Mitinge ayrýca ÇHD, Devrimci Hareket, Devrimci Mücadele, Devrimci Komünistler, Devrimci Proletarya, Divriði Kültür Derneði, Eðitim Emekçiler Derneði, Emekçi Kadýnlar, Emekli Sen, Genç-Sen, Ýþçi Mücadelesi Derneði, Kaldýraç, Pir Sultan Abdal, PDD, Tüm Bel- Sen, Toplumsal Dayanýþma Aðý, Yeni Demokrat Kadýn ve baþka siyasetler ve kitle örgütleri katýldý. Yaklaþýk 1500 kiþinin katýldýðý eyleme KöZ olarak 65 kiþi olarak katýldýk. Saat 11 de Tepe Naitulus ün önünde toplanmaya baþlanýldý. Yürüyüþ 12:30 gibi baþladý. Toplanma sýrasýnda ve yürüyüþ boyunca, kadýnlarýn tarih boyunca ezilmiþliðini, bu ezilmiþlik karþýsýnda kadýnlarýn sürekli mücadele içinde olduðunu, kendi talepleri doðrultusunda özgürlük için eylemlilikler düzenlediklerini ve mücadele ettiklerini, bu mücadeleyi de yalnýz kadýnlar olarak vermediklerini yani kendi mücadelelerine erkekleri de kattýklarýný, toplumsal hareketlerde kadýnlarýn büyük rol aldýklarýný, önümüzdeki seçim sürecinde AKP ve CHP karþýsýnda daha güçlü durabilmek ve kazanýmlar elde edebilmek için birlikte hareket edilmesi gerektiðini, demokrasi mücadelesinde birlikte hareketin gerekliliðini, seçimlerde de ortak adaylar etrafýnda birleþerek bir savunma hattý örülmesi gerektiðini vurgulayan bir ajitasyon metni okundu. Aralarda da Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur, Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye Son, Kadýn Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz, Ne AKP ne CHP, Kurtuluþ Birleþik Mücadelede, AKP ye Kanma Oylar Ortak Adaylara, CHP ye Kanma Oylar Ortak Adaylara, 8 Mart, Newroz, 1 Mayýs Ortak Adaylarla Ayný Saftayýz, Demokrasi için Kurucu Meclis, Kurucu Meclis için Barajsýz, Yasaksýz, Tehditsiz Seçim, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz, Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ, Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek ve Yaþasýn Komünistlerin Birliði sloganlarýný attýk. Miting alanýnda yerimizi aldýktan sonra miting saygý duruþuyla baþladý. Saygý duruþu esnasýnda devrim mücadelesinde düþen kadýn devrimcilerin isimleri okundu. Ardýndan mitingi örgütleyen platform adýna yapýlan konuþmada devlet tarafýndan yapýlan saldýrýlarýn her geçen gün arttýðý, en son çýkan torba yasayla iþçilerin haklarýnýn daha da çok alýndýðý ve buna karþý mücadele edilmesi gerektiði, sömürü düzeni ortadan kalkmadýkça kadýna ve iþçilere yönelik saldýrýlarýn var olacaðý ve kadýnlarýn acýlarýnýn devam edeceði, kadýnýn kurtulmasý için devrim olmasý gerektiði ve devrimin de kadýnsýz olmayacaðý vurgulandý. Konuþma Türkçe ve Kürtçe okundu. Konuþmanýn ardýndan müzik dinletisi yapýldý. Dinletiden sonra miting sona erdirildi. Ýstanbul'dan komünistler

5 MART 2011 Sayfa 5 Gazi Ayaklanmasý nýn 16. Yýlý Anmalarý Gazi Mahallesi'nde sabah saat 10.00'dan itibaren anma için toplanma baþladý. Her yýl Gazi eylemleri ikiye bölünürdü. Bu yýl BDP ve BDSP arasýndaki gerginlik yüzünden ayný zamanda 3 farklý eylem gerçekleþti. Ýlk olarak Halk Cephesi yürüdü. Ýkinci olarak "Emek, Barýþ, Özgürlük Platformu" yürüdü. Üçüncü olarak "12 Mart Gazi Mahallesi Platformu" yürüdü. Eski Karakol duraðýndan baþlanan yürüyüþ mezarlýða kadar devam etti. Üç farklý eylem arasýnda 15 dakikalýk bir zaman süresi vardý. Alanda genel olarak "Gazi-Ümraniye Þehitleri Ölümsüzdür", "Þehitlerimiz Hesap Sorma Çaðrýmýzdýr, Þehitlerimize ve Mahallemize Sahip Çýkalým", "Adalet Ýstiyoruz, Gazi Katliamýnýn Sorumlularý Cezalandýrýlsýn", "Gazi Katliamý Aydýnlatýlsýn, Sorumlulardan Hesap Sorulsun", "Gazi Katliamýný Unutmadýk, Unutturmayacaðýz", "Gazi nin, Çorumun, Maraþ ýn Katili Patron Aða Devleti", "Gazi nin Katili Sermaye Devleti, Hesabý Emekçiler Soracak", "Asla Unutmadýk, Asla Baðýþlamayacaðýz" gibi pankartlar vardý. Eylemde genelde atýlan sloganlar; "Gazi Þehitleri Ölümsüzdür", " Devrim Þehitleri Ölümsüzdür", Hasan Ocak Ölümsüzdür", "Gazinin Hesabý Sorulacak", "Gazide Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor", Ümraniye Þehitleri Ölümsüzdür", " Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceðiz" idi. Eylemde farklý kortejlerde Gazi de düþenlerin resimleri, Hasan Ocak ve Seyit Rýza Resimleri vardý. Eylemde en önde Pir Sultan Abdal Sultan Gazi Cemevi 500 kiþiyle, arkasýnda Halk Cephesi yaklaþýk 1500 kiþiyle yürüdü. Onun arkasýndan, MÝT, JÝTEM, Kontrgerilla Daðýtýlsýn, Gazi Katliamýnýn Faiileri Yargýlansýn pankartýyla Emek, Barýþ, Özgürlük Platformu arkasýnda BDP, ESP, EMEP, Emek Gençliði, ÖDAH, SODAP, Sosyalist Yeniden Kuruluþ Giriþimi Parti Giriþimi (Sosyalist Parti- TÖP SDP SGDP), Dev-Lis, ÖDP, HAK-PAR, Eðitim-Sen 4. Nolu Þube, Liseli Arkadaþ, Söz Dergisi, Dev-Nurtepe Spor Kulübü olarak yüründü. Gazi Katliamýný Unutmadýk, Unutturmayacaðýz - 12 Mart Gazi Platformu pankartýnýn arkasýnda Kaldýraç, Mücadele Birliði, Demokratik Halklar Federasyonu, Partizan, Proleter Devrimci Duruþ, Mücadele Birliði, BDSP, Devrimci Hareket, Devrimci Proletarya, KöZ, Devrimci Proletarya, Alýnteri olarak yürüdü. Alanda üç farklý eylemin toplam sayýsý yaklaþýk 4500 kiþiydi. KöZ'ün arkasýnda duran komünistler olarak biz de " Gazin in Yolu Ayaklanma Yoludur, Ayaklanma Yolu Devrim Yoludur" pankartýyla 12 Mart Gazi Platformu nun arkasýnda 23 kiþilik kortejimizle yürüdük. Eylemde "Gazinin Yolu Ayaklanma Yoludur, Ayaklanma Yolu Devrim Yoludur", "Gazi' de Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor", " 1 Mayýs ta Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor", " Katil Devlet Yýkacaðýz Elbet", " Hasan Yoldaþ Kavgamýzda Yaþýyor", " Ne AKP, Ne CHP Kurtuluþ Birleþik Mücadele", "Birleþik Eylem Ortak Aday"," AKP ye Kanma Oylar Ortak Adaya", " CHP'ye Kanma Oylar Ortak Adaya", "Newroz, 1 Mayýs Ortak Adaylarla Ayný Saftayýz"," Demokrasi Ýçin Kurucu Meclis, Barajsýz, Yasaksýz Tehditsiz Seçim"," Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz" sloganlarýný attýk. Bu yýl genel seçimler olacak. Komünistler olarak bizde BDP'nin odaðýnda olduðu bir hatta yürümek gerekir diyoruz. Tam da böyle bir zamanda Gazi de olan eylem ayrýlýðý gibi bir ayrýlýk olmamalýydý. Birleþik eylemlerin seçimlerde verilecek çalýþmaya faydasý olacaktýr. Biz hiçbir eylemin bölünmesini doðru bulmadýðýmýzý her katýldýðýmýz yerde söylüyor ve genel olarak eylemlere de bu þekilde katýlýyoruz. Bu yüzden 12 Mart Gazi platformunun arkasýnda yürüdük. Gazi' de Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Gazi nin Yolu Ayaklanma Yoludur, Ayaklanma Yolu Devrim Yoludur! Ýstanbul dan Komünistler "2011'de Ortak Savunma Hattý Önündeki Fýrsatlar ve Tuzaklar" Tuzla da Mayýsta Yaþam Kooperatifi nde 6 Þubat Pazar günü 2010 dan 2011 e Ortak Savunma Hattý Örmenin Önündeki Fýrsatlar ve Tuzaklar konulu bir söyleþi yaptýk. Söyleþiye DTP nin Kapatýlma Sürecinden ve 2010 da Basýlan Tuzaklardan Baþladýk Söyleþide aktarýlanlar ise þunlardý: 2011 e girerken gündemde burjuvazinin kendi içinde kýzýþan rekabeti, Kürt Açýlýmý vardý. DTP ye açýlan kapatma davasý, milletvekillerinin vekilliklerinin düþürülmesi, belediye baþkanlarýnýn tutuklanmasý ve KCK davalarý bu sürecin bir parçasýydý. Yani örgütlü Kürtlerin hizaya getirilmesi gibi bir süreç baþlamýþtý. Diðer taraftan AKP nin ezilenlere ve emekçilere saldýrýlarý artarken diðer tarafta kendi yedek lastiðinin güçlenme çalýþmalarý ile CHP nin baþýna Gandi Kemal in gelmesiyle referandum süreci baþladý. DTP nin kapatýlmasý ve sine-i millete gidilmesi gibi bir karar almasý sonrasýnda mecliste kalmaya karar vermesi olumlu bir durum oldu. Biz KöZ olarak bu sürecin istismar edilmesi gerektiðini bulunduðumuz her yerde anlatmaya çalýþtýk. DTP ve diðer siyasetlerin, kapatýlma sürecinde ortak bir güç birliði yapýlmasýnýn düzen güçlerine karþý mücadeledeki öneminden bahsettik. DTP nin burjuvaziye yedeklenmeden bir hatta yürümesinin ve mecliste yaptýðý teþhirin ne kadar önemli olduðunu anlatmaya çalýþtýk. Vekillerin düþürülmesi sürecinde mecliste erken seçim kargaþasýnýn aslýnda DTP nin bugün ne kadar önemli bir noktada durduðunu gösteren iþaretlerinden biri olduðunu vurguladýk. Bastýðýmýz bir tuzak ise 1 Mayýs tý. Bu sene 1 Mayýs ýn Taksim de yapýlmasý birçok siyaset açýsýndan kazaným gibi gözüktü ve her yerde kazandýk yazýlarý çýktý. Ama 1 Mayýs sendikalarýn kuyruðunda yapýlan bir 1 Mayýs olarak gerçekleþti. Kürtlerin, Tekel iþçilerinin gündemleri oraya taþýnmadý. Daha aktif bir eylemlilik olmasý için 1 Mayýs ý, Newroz u örgütleyenler örgütlesin dedik. Yani odaðýnda BDP nin olduðu bir güç birliði oluþturabilseydik ne devrimci siyasetler sendikalarýn kuyruðunda hareket etmiþ olurlardý ne KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak 2010 yýlýndan 2011 yýlýna ve seçimler sonrasýna kadar uzanan süreçte sol hareketin ne gibi imkanlarla ve tuzaklarla karþýlaþtýðýný ve karþýlaþacaðýný anlattýðýmýz bir KöZ söyleþisi gerçekleþtirdik. Bir yoldaþ kýsa bir hoþ geldiniz konuþmasý yaptýktan sonra, sohbetin konusunu da belirterek sözü sunum yapacak yoldaþa býraktý. Yoldaþ konuþmasýnda þunlarý belirtti: SSCB yýkýlmasýndan sonra ABD emperyalizminin Ortadoðu da uygulamak istediði planlarýn bir kýsmýný AKP eliyle uygulatmak istiyor. Ergenekon operasyonlarý, askerlerin yetkilerinin sýnýrlandýrýlmasý, Kürt Açýlýmý gibi projeler örnek olarak sayýlabilir. Geldiðimiz noktada ise AKP git gide güç kaybetmekte fakat Gandi Kemal li CHP onun yerine geçecek bir de bugün kazanamadýðýmýz 1 Mayýs ý kazandýk demek zorunda kalýrdýk. Bu 1 Mayýs bir kazaným olmadý. Daha çok AKP nin oyununa gelen 1 Mayýs oldu. 1 Mayýs ta Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm gibi genel þiarlar tekrarlandý. Ama siyasal gündeme dair herhangi slogan dillendirilmedi. Düzen güçlerinin istediði gibi 1 Mayýs oldu. Ýçinde Kürtlerin adýnýn geçmediði sendika bürokratlarýnýn kuyruðunda bir 1 Mayýs oldu. BDP nin odaðýnda bulunan bir eylem birliði yaratýlmasý gerektiðini söylüyoruz. Bu eylem birliði yaratýlmamýþ olsa da 2010 da baþarýlý olduðumuzu görmek gerekir. Geçtiðimiz sene boyunca bulunduðumuz her yerde Vekiline Sahip Çýk, DTP yi Kapattýrma þiarýný gündemlerimize taþýdýk. Diðer taraftan referandum vardý. Referandum da burjuvaziye yedeklenen EVETçiler ve HAYIRrcýlarýn karþýsýnda Boykot Cephesi AKP yi ve düzen güçlerini geriletecek bir birliktelikti de önümüzdeki imkanlar ve olanaklar nelerdir? Önümüzde Haziran ayýnda genel seçimler olacak. Seçimler Türkiye deki siyasi tabloyu görmek için önemli bir süreçtir. Referandumun birden gündeme gelmesi, genel seçimlere AKP ve CHP nin hazýrlýðýnýn baþlamasýdýr. Biz de öyle kullanmaya çalýþtýk. Referandum ve boykot çalýþmasýnýn aslýnda genel seçimlerin ön hazýrlýðýdýr, dedik. Önümüzde Mart- Mayýs süreci var. 8 Mart, Newroz, 1 Mayýs ve arkasýndan seçimler olacak. Bu sürece nasýl hazýrlanacaðýz önemli olan bu. Biz iki yýldýr eylemlere nasýl katýlýyoruz? AKP ye ve düzen güçlerine karþý ortak savunma hattýný örelim diye eylemere katýlýyoruz. Bu tek baþýna bizim ve dýþýmýzdakilerin yapabileceði bir þey deðil. BDP nin de tek baþýna yapabileceði bir þey deðil. Biz emekçilerin ve ezilenlerin birleþik mücadelesi için çalýþmak lazým diyoruz ve bunu geçtiðimiz yýl yapmaya çalýþtýk. Bugünde ortak savunma hattýný örmek ve olabilecek en geniþ bileþenle genel seçimlere hazýrlanmak gerekir diyoruz. Referandumda AKP zayýflamýþtýr. Referandumdan EVET çýkmýþtýr ama bu Saadet Partisi ve BBP nin desteði ile EVET çýkmýþtýr. AKP zayýflayan bu duruma gelememekte, ülkede ciddi bir muhalefet boþluðu yaratmaktadýr. Bu da AKP nin efendilerini rahatsýz etmektedir. Ve öte yandan AKP nin Kürt Açýlýmý da karaya oturmuþ durumda. Çünkü AKP nin bu konuda attýðý her adým BDP tarafýndan istismar edilmekte ve daha fazlasý istenmektedir. AKP nin bu konuda söylediði her söz belli bir umut yaratýrken bu sözlerin yerine getirilmemesi AKP nin maskesini düþürmektedir dan 2011 e burjuva güçlerin gündeminde seçimler, baþkanlýk seçimi, Cumhurbaþkanlýðý seçimleri ve yeni bir anayasanýn yapýlmasý var. Buraya geçmeden önce sol hareket 2010 yýlý içerisinde ne gibi tuzaklara bastý, olanaklar nelerdi, ona deðinmeliyiz Mayýs ý öncesi KöZ 1 Mayýs ý sahipleri örgütlesin þiarýný seslendirdi. KöZ ün 1 Mayýs ýn sahipleri dediði kesimler Newroz alanýna Tuzla Yenibosna durumunda yine onlarýn desteðine ihtiyaç duyacaktýr ve politikasýný da buna göre belirleyecektir. Referandumdan sonra Anayasa deðiþikliði rafa kaldýrýldý çünkü seçim hazýrlýðý olarak kullanacaktý. CHP de AKP ye karþý muhalefet olmaya çalýþýyor. Gandi Kemal in geliþi ile CHP de önemli deðiþiklikler oldu. Kongredeki tasfiyesiyle AKP ye karþý kendini güçlendirmeye çalýþýyor dan 2011 e gelindiðinde düzen güçleri arasýnda bir deðiþiklik yok. Seçimlere giderken kurulan birliktelikleri AKP ye karþý önemli bir adým olarak görüyoruz. Bu, AKP ve CHP ye yedeklenmeden bir birliktelik olacaktýr. Biz bu oluþuma, seçimleri, Newroz u ve 1 Mayýs ý birlikte örgütlesin diye öneri götüreceðiz. Referandumda EVET-HAYIR gibi konumlara yedeklenen güçlerinin, bazý sol siyasetlerin de oraya gelmesi gerekiyor. Bugün bu cephenin bütün solu birleþtirmesi gerekir. Bugün bir ayrýþma yapýlacak ise AKP ve CHP ye karþý ortak bir cephede buluþanlar ve buluþmayanlar arasýnda olacaktýr. BDP ye ve diðer sol akýmlara önemli bir görev düþüyor. Bir diðer tuzaða basmamak için ise seçim pazarlýðý yapmamak gerekir. Meseleyi Kürt hareketi ve Türk solu ittifaký gibi görmek ise ayrý bir yanlýþ. Bu birlikteliðe evet diyenlerin BDP ye daha fazla sorumluluk vermesi ve BDP yi daha fazla öne çýkarmasý gerekir. BDP yi Türkiyeli bir hareket olarak görmesi gerekir. Bu birlikteliðin içindeki BDP ve diðer tüm akýmlarý Türkiyeli hareketler olarak görmek gerekir. DTP nin kapatýlmasý, vekillerin düþürülmesi, Devrimci Karargah operasyonu altýnda sol siyasetlere saldýrýlar gibi saldýrýlar bugün de ayný þekilde devam edecektir. Bugün siyasi sürecin canlanacaðý bir dönem baþlýyor. Ýstismarý güçlendirmek gerekir. Son zamanlarda BDP nin özerklik ve iki dil ile ilgili yaptýðý hamle burjuvaziyi teþhir eden hamle oldu. Odaðýnda BDP nin olduðu bir eylem birlikteliðinin de bu tür teþhirleri yapmasý gerekir diyoruz. Soru-Cevap Kýsmý Söyleþinin soru cevap kýsmýnda gelen sorular þöyleydi: damga vuran yüz binlerce Kürt emekçisiyle, sol sosyalist devrimci güçlerdi. Ve BDP nin 1 Mayýs ý örgütleyeceðini dillendirmesi düzen güçlerini telaþlandýrmýþtýr. Bunun üzerine AKP hükümeti DÝSK e Taksim de 1 Mayýs gösterilerinin önünü açmýþtýr. Bu geliþmeden sonra BDP 1 Mayýs ý örgütlemek iddiasýndan vazgeçerek DÝSK e destek olmuþtur. Referandumda ise solun bir kýsmý boykot etmek yerine HAYIR diyerek AKP nin sinsi tuzaðýna basmýþtýr. Ayrýca BOYKOT diyen güçlerin örgütlü ve ortak hareket eden kesimlerin batýda Kürdistan dakinden daha farklý bir boykot çalýþmasý yürütmesi gerekirken, sandýða gitmeme anlayýþý ve boykot yapanlarýn Batý da AKP yi ve CHP yi geriletecek bir irade ve gücü kendilerinde görememeleri ve bu yönde bir boykot çalýþmasý - Oluþan bu Cephe de Boykot Cephesinden ve EVET ve HAYIRý destekleyen akýmlardan hangileri var? - Geçmiþ dönemdeki seçimlerden bugüne ortak çalýþmalar artmýþ mýdýr? - BDP Kürdistan da yapabildiklerini neden burada yapamýyor? Sorulara ise þu yanýtlar verildi: Aralýk ayýndan bugüne solun 2010 a dair pek çok deðerlendirmesi var. Zafer tespitleri yapanlar, Tekel iþçilerini, 1 Mayýs ý kazaným olarak görenler var. Diðer taraftan ise bir yükseliþ ve kazaným olmadýðýný yazanlar var. Türkiye tarihinde TÝP ten sonra ikinci defa meclise giren emekçilerin vekilleri var. Bu vekillerin mecliste yaptýklarý teþhir var. Eskiden ortak çalýþma yapmak çok zordu bugün kurulan böyle cepheler var. Bunlarýn hepsi kazanýmdýr. Evet, önümüzdeki dönemin tespitini yapmak gerekir. Geri çekilme dönemindeyiz ve ayrý dur birlikte vur ilkesi ile hareket etmek gerekir diyoruz. BDP kendini Kürtler dýþýndaki emekçilerin dýþýnda tutuyor. Türkiye deki sol hareket de onlarý dýþýnda tutuyor. Sadece Kürt sorunu ve demokratikleþme sorunu üzerinden yaklaþýlýyor. Bu dönem önce bu anlayýþýn kalkmasý gerekir deki genel seçimlerden elimiz daha güçlü. Geçen seçimlerde ne söyleyeceðimiz net deðildi. Þimdi daha kolay den bugüne yapýlanlarý anlatacaðýz. 22 vekilin yaptýðý bir yýðýn iþ var ve bugün bunun üzerinden elimiz daha güçlü bir seçim çalýþmasý yapacaðýz demektir. Bu noktada kazanýmlarýmýz artmýþtýr. Bu cephenin içinde þu an birçok akým var. Boykot çalýþmasý dýþýnda olanlarýn bu cepheye çaðýrýlmasý gerekir diyoruz ve çaðýrýlmasý için cephede gündem edeceðiz. Soru-cevap kýsmýndan sonra ise söyleþiyi sonlandýrdýk. Tuzla dan komünistler yürütmemeleri basýlan tuzaklardan diðer bir tanesidir yýlýna gelirsek düzen güçlerine karþý birleþik bir savunma hattý oluþturabilmek için seçimlere giderken Mart-Mayýs sürecindeki eylemlilikler doðru deðerlendirilebilirse birer olanaktýr. Yani Newroz Kürtlerin örgütleyeceði, 8 Mart kadýnlarýn örgütleyeceði, 1 Mayýs sendikalarýn örgütleyeceði eylemler olarak görülmezse ve bu eylemlerde seçimler ve anayasa ile ilgili talepler öne çýkarýlýrsa kimi tuzaklara basýlmamýþ ve var olan olanaklar deðerlendirilmiþ olur. Burada bu tuzaklara basýlmamasý ve bu olanaklarýn doðru deðerlendirilebilmesi için, BDP nin daha fazla sorumluluk alýp öne çýkmasý, buna mukabil sol sosyalist devrimci güçlerinde daha fazla BDP ile birlikte hareket etmesi gerekir. Yenibosna'dan komünistler

6 KOMÜNÝST Sayfa 6 KöZ MART 2011 Seçim Gündemli BDP Kahvaltýsý 30 Ocak Pazar günü Barýþ ve Demokrasi Partisi Bahçelievler, Küçükçekmece, Avcýlar ve Güngören Ýlçe Örgütleri, Yenibosna AKEL Vakfýnda sivil toplum örgütleri ve kitle örgütleriyle kahvaltýlý bir toplantý gerçekleþtirdi. Kahvaltý toplantýsýnýn gündem maddesi Genel seçimlere giderken genel ve yerel sorunlar idi. Toplantýya 40 ýn üzerinde siyasi parti, dernek, sendika, kooperatif ve yöre derneði katýldý. Toplantýya 150 kiþiye yakýn bir katýlým saðlandý. Toplantýya ayrýca Sebahat Tuncel, BDP Ýstanbul Ýl Örgütü Eþbaþkanlarý ve kimi tanýnmýþ þahsiyetler katýldý. Bu toplantýya katýlan bazý partiler ve sivil toplum örgütlerini sayacak olursak bunlar þunlardý: BDP, EMEP, Eþitlik ve Demokrasi Partisi, Sosyalist Gelecek Parti Hareketi, KöZ, Eðitim-Sen 1 ve 7 no.lu þubeler, Tekstil Sen, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Sev-Der, Arzela Kültür Derneði, Ýkitelli Batmanlýlar Derneði, Doðu ve Güneydoðu Anadolu Dernekler Platformu, Bekiranlýlar Derneði, Adýyaman Kahtalýlar Derneði, Demder, Kýrþehirliler Derneði, Hasankeyf Derneði. Toplantýya dair kýsa bir açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan ilk konuþmayý BDP Ýstanbul Ýl Örgütü Eþ Baþkaný Mustafa Avcý gerçekleþtirdi. Mustafa Avcý konuþmasýný Kürtçe yaptý. Daha sonra Sebahat Tuncel bir konuþma yaptý. Sebahat Tuncel yaptýðý konuþmada þunlarý söyledi: Hepiniz hoþgeldiniz arkadaþlar. Yeniden bir seçimin arifesindeyiz ve AKP si, CHP si siyasetin dilini kirletmeye ve her þeyi seçim malzemesi yapmaya baþladýlar. Oysaki Kürtlerin, Alevilerin, iþçilerin ve emekçilerin sorunlarý seçimlere alet edilemeyecek kadar yakýcý ve önemli sorunlardýr. Bizler bu altý aylýk süreci nasýl bir Anayasa istediðimizi ortaya koyacaðýmýz, bu taleplerimizin arkasýnda durup ve sandýkta AKP yi ve CHP yi geriletecek bir oy a çevirmeliyiz çünkü AKP nin karþýsýnda gerçek bir muhalefet yapan bizleriz. Bunun için demokrasiye ve özgürlüðe susayan bütün kesimlerin ortak bir mücadele vermeleri gerekiyor. Sebahat Tuncel mecliste görülen Torba Yasasý denen AKP nin bu iþçi ve emekçi düþmaný yasalarýna karþý mücadele verdiklerini ancak sonuçta 21 milletvekilinin yapacaklarý þeylerin sýnýrlý olduðunu kendilerinin mecliste iþçi ve emekçilerin haklarýný daha güçlü savunabilmeleri için sokakta, iþçi ve emekçilerin hem AKP nin bu torba yasasýna karþý hem de tüm baský ve saldýrýlara karþý mücadele yürütmeleri gerektiðini ifade etti. Toplantýda Eðitim- Sen 1 nolu þube adýna konuþan eðitim emekçisi ise AKP nin Kürtlere, iþçilere ve emekçilere yönelik saldýrýlarýný püskürtmek için hem BDP nin hem de sol kesimin eksiklerini gidermelerinin, daha fazla ortak mücadele vermek gerektiðinin altýný çizerek Emek, Barýþ ve Demokrasi Platformunun kurulmasýnýn gerekliliðini vurguladý. Toplantýda EMEP Güngören Ýlçe Örgütü adýna da bir konuþma gerçekleþtirildi. Konuþmacý AKP nin hem Kürtlere hem de iþçilere ve emekçilere yönelik saldýrýsýna karþý Tunus ve Mýsýr halkýnýn yaptýklarýný bizlerin de burada yaparak karþýlýk vermemizin gerektiðini belirtti. Toplantýda KöZ adýna biz de bir konuþma yaptýk. Yoldaþ konuþmasýnda þunlarý belirtti: Öncelikle burada bulunan herkesi KöZ adýna selamlýyorum ve bu kadar insaný ve kurumu bir araya getiren BDP ye teþekkür ediyorum. Kürtlerin, Alevilerin, tüm sol, sosyalist ve devrimci güçlerin önünde bir fýrsat bulunmaktadýr genel seçimlerinde hem AKP ye hem de CHP ye karþý tüm bu güçler ortak hareket ederek daha önce gerçekleþtirdiðimiz baþarýlarý tekrar gösterebiliriz. Perþembenin geliþi Çarþambadan belli olur diye bir söz vardýr genel seçimlerinde sol, sosyalist güçlerle birlikte hareket eden DTP 22 tane Bin Umut adayýný meclise soktu yerel seçimleri sonunda ise KöZ olarak biz þunu dedik: DTP Kürdistan da AKP ve devlete önemli bir tokat indirmiþtir fakat ayný baþarýyý Türkiye de ve metropollerde gösterememiþtir. Þimdi, önümüzde Batý da da bu tokadý atmak için yeni bir fýrsat bulunmaktadýr. Bunu gerçekleþtirmek için önümüzdeki genel seçimlerde tüm sol, sosyalist devrimci güçleri BDP yle birlikte hareket etmeye çaðýrýyoruz. Düzen Güçlerine Karþý Yaþasýn Emekçilerin Ezilenlerin Baðýmsýz Birleþik Mücadelesi Hrant Dink Anmasý ve Yürüyüþü Hrant Dink için yapýlan anma ve ayný akþamki yürüyüþe KöZ olarak 15 kiþi katýldýk. Agos gazetesi önünde saat 15:00 te baþlayan anmaya katýlým geçen senekileri aratmadý. Anma, Hrant Dink in bir konuþmasýyla baþlarken anmada Toplumsal Bellek Platformu adýna yapýlan konuþmada faili meçhullerin aydýnlatýlmasýna dair vurgu yapýldý. Anmaya katýlanlar 4 yýldýr yargý yok'', ''4 yýldýr meclis yok'' yazýlý dövizleri taþýrken anmaya "Hepimiz Hrant ýz", "Hrant için Adalet" sloganlarý damga vurdu. Akþamki meþaleli eylemde ise Taksim Meydaný ndan Galatasaray Lisesi ne doðru yüründü. Ermenice ve Türkçe yapýlan basýn açýklamalarýnda Hrant Dink cinayetinin hesabýnýn sorulacaðý ve bu cinayetin Türkiye deki tüm halklara yönelik Katlediliþinin dördüncü yýlýnda Agos Gazetesi yazarý Hrant Dink için yapýlan anmaya katýlanlar 4 yýldýr yargý yok'', ''4 yýldýr meclis yok'' yazýlý dövizleri taþýrken anmaya "Hepimiz Hrant ýz", "Hrant için Adalet" sloganlarý damga vurdu. yapýldýðýna vurgu yapýldý. Yürüyüþte sýk sýk Biji Býratiya Gelan, Katil Devlet Hesap Verecek, Faþizme Karþý Omuz Omuza, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýndan sonraki müzik dinletisi ile eylem sona erdi. Ýstanbul dan Komünistler ESP Mitingine Katýldýk 23 Ocak pazar günü ESP nin zamlara ve vergilere karþý yaptýðý mitinge katýldýk. Mitinge siyaset olarak ESP nin dýþýnda KöZ ve Sosyalist Parti katýldý. Mitingde yaklaþýk 800 kiþi vardý. Mitinge Saldýrýlara Karþý Emekçilerin Eylemli Mücadelesini Örelim! pankartýyla katýldýk. Mitingde Ýþ ekmek özgürlük için örgütlen, birleþ, mücadele et, Yaþasýn devrimci dayanýþma, Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz gibi sloganlarý sýk sýk attýk. ESP genel baþkaný, konuþmasýnda ülkede açlýðýn, yoksulluðun ve iþsizliðin kol gezdiðini, sürekli vergi ve zamlarla bizi daha da zor duruma düþürdüklerini söyledi. Alanda sýk sýk Tunus halkýnýn yol gösterdiðini belirten ve Tunus halkýna selam yollayan söylemler dillendirildi. ESP genel baþkanýnýn konuþmasýndan sonra ise alandan ayrýldýk. Yaþasýn Komünistlerin Birliði! Ýstanbul dan Komünistler Erdal Eroðlu Anmasý 1994 TDKP þehitlerinden Erdal Eroðlu nun mezarlýkta yapýlan anmasýna katýldýk. Çalýþma yürüttüðümüz mahallede ailesi her yýl Ocak ayýnýn son haftasýnda mezarý baþýnda Erdal Eroðlu nun anmasýný yapýyormuþ. Bu yýl bunu öðrenince katýlma kararý aldýk. Anmaya çalýþma yürüttüðümüz kitle örgütündeki arkadaþlarýmýza da haber verdik ve 13 kiþi katýldýk. Anmada önce annesi Pospor Eroðlu, oðlunu anlattý, daha sonra kardeþi Erdal Eroðlu nun yazdýðý bir þiiri okudu. Daha sonra kardeþi de abisi ile ilgili anýlarýný anlattý ve Kürdistan da ortaya çýkarýlan toplu mezarlar ve gelinen süreç hakkýnda konuþma yaptý. Anmada Erdal Yoldaþ kavgamýzda yaþýyor sloganý atýldý. Þehidin annesi Pospor Eroðlu Bugüne kadar her yýl buraya oðlumu anmaya geliyoruz. Bizim dýþýmýzda kimse gelmiyordu, bu yýl sizlerin geliþi hepimizi sevindirdi ve sadece benim oðlumu deðil, diðer bütün devrim þehitlerini unutmamak ve unutturmamak gerekir çünkü onlar da sizin gibi mücadele verdiler ve bu yüzden katledildiler dedi. Anmaya bu yýl ESP, BDP, KöZ ve Erdal Eroðlu nun ailesi ve arkadaþlarý katýldý. Tuzla dan Komünistler Gülsuyu-Gülensu Mahallelerinde BDP Basýn Açýklamasý ve Yürüyüþ Yaptý Barýþ yönünde umutlarýn çoðaldýðý ve tek taraflý eylemsizlik kararýna raðmen yapýlan operasyonlarla üç HPG gerillasýnýn öldürülmesini protesto için basýn açýklamasý ve yürüyüþ yaptý. Yürüyüþ öncesinden emniyet tarafýndan olay çýkacaðý gerekçesi ile belediye otobüslerinin Gülsuyu köprüsünden geri çevrilmesi dikkat çekiciydi. Son duraktan baþlayýp aþaðýlara doðru yapýlan meþaleli yürüyüþ meydandan polis müdahalesi olmaksýzýn geçerken yürüyüþün devamýnda müdahale edilmesi sonucu çatýþma çýktý. Polisin müdahalesi üzerine çýkan olaylar bir müddet devam etti. Burada diðer araçlarýn geçiþine ve minibüslere izin veren polis belediye otobüsünü geri çevirerek halký maðdur temekte ve basýn açýklamasý ve eylem yapanlara tepki yaratmayý hedeflemektedir. Buna özellikle ciddi bir sorun olan ulaþým problemine karþýn yapýlan eylemlerde hala pervasýzca otobüslere yönelenlerin önünün alýnmamasýnýn da etkisi olmakla birlikte bunun daha ciddi boyutlarda olduðu semtlerde AKP li belediyeler iþ baþýnda olduðu ve bu mahallelerde yerel seçimlerde AKP sandýktan çýktýðý için otobüs sorunu buralarda söz konusu olmamaktadýr. Öte yandan polis de geri çevirdiði otobüsleri haklý çýkaracak þekilde meþru eylem ve basýn açýklamalarýna müdahalede bulunarak provokatif bir rol oynamaktadýr. Bu ve benzeri provokasyonlara karþý ve her türlü saldýrýya karþý yapýlacak eylemleri dar kadro eylemleri olmaktan çýkarýp eylemleri ortak organizasyon ve katýlýmlarla güçlendirmek gerekiyor. Meþru talepleri emekçilerin gündemine taþýyacak eylem tarzý ve dili yakalamak her türlü saldýrýya karþý savunmayý hep beraber örgütlemek gerekiyor. Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiçbirimiz!

7 KOMÜNÝST MART 2011 KöZ Sayfa 7 ÝSTANBUL DA SIRAYI BOZUYORUZ! KONSERÝ SDP ve TÖP üyeleri ve yöneticilerinin 21 Eylül de bir operasyonla gözaltýna alýnýp tutuklanmasýndan sonra kurulan Sýra Kimde Ýnisiyatifi, eylemlerini ve etkinliklerini Ýstanbul da gerçekleþtirmeye devam ediyor. 21 Ocak ta Sýrayý Bozuyoruz! adý altýnda Kadýköy de Caferaða Spor Salonu nda gerçekleþen konsere yaklaþýk üç bin kiþi katýldý. Alanýn týka basa dolduðu ve çoðu kiþinin içeriye girmekte zorlandýðý konser, SDP yöneticisi Sultan Seçik in tutuklu SDP ve TÖPlüleri, ESPlileri, Yürüyüþ dergisi çalýþanlarýný ve KCK davasýndan tutuklu olanlarý selamlamasýyla baþladý. Konuþmasýnda AKP nin demokrasi sini eleþtiren Sultan Seçik, Sýraya girmeyeceðiz. Hizaya da çekilmeyeceðiz. Komplolarý bozacaðýz dedi. Seçik in konuþmasýndan sonra BDP Milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Akýn Birdal konuþmalar yaptý. Salonun çeþitli yerlerinde ise AKP nin Tutuklama Terörüne Son! Komplolara Karþý Omuz Omuza, Özgürlük ve Adalet için Sýrayý Bozuyoruz pankartlarý asýlýydý. Konuþmalardan sonra Pýnar Sað, Suavi, Agire Jiyan, Ýlkay Akkaya ve Ferhat Tunç un konserleri gerçekleþti. Gerek yapýlan konuþmalarla gerek yoðun katýlýmla oldukça moral veren bu etkinliðe, yaklaþýk 45 kiþi olarak katýldýk. Etkinlik, gecenin geç saatlerine kadar devam etti. Yaþasýn Devrimci Dayanýþma! Ýstanbul dan Komünistler KIZILDERE SON DEÐÝL, SAVAÞ SÜRÜYOR! 30 Mart 1972 yýlýnda Tokat-Niksar a baðlý Kýzýldere köyünde aralarýnda Mahir Çayan ýn da olduðu THKP-C ve THKO kurucu kadrolarýnýn öldürülmesi, o günden bugüne devrimci dayanýþmanýn ve bir davaya adanmýþlýðýn en güzel örneklerinden olmuþtur. Tutsak edilen THKO önderleri Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan ýn serbest býrakýlmasý için, Nato üssünde çalýþan üç teknisyeni kaçýrýp Kýzýldere ye gelen THKP-C ve THKO lular, jandarmayla girdikleri çatýþmada öldürülmüþlerdi. Onlarýn bu mücadelelerini anmak ve yaþatmak amacýyla bu yýl da Ýzmir de bir eylem gerçekleþti. 30 Mart Çarþamba günü saat 19:00 da baþlayan eylemde; Konak YKM önünden Eski Sümerbank a doðru bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Yürüyüþ boyunca Mahir, Hüseyin, Ulaþ, kurtuluþa kadar savaþ, Yaþasýn devrimci dayanýþma, Kýzýldere son deðil, kavga sürüyor gibi sloganlar atýldý. Ayrýca eylemde, Mart ýnda Hatay Smandað da öldürülen DEP Ýlçe Baþkaný Mehmet Latifeci de anýldý. Sümerbank ýn önüne gelindiðinde okunan basýn açýklamasýnda 30 Mart ýn tarihsel anlamýndan bahsedildi. Ayrýca bugün de AKP nin, komplolarla devrimcileri cezaevlerine atmasýndan ve KCK operasyonu maskesiyle binlerce Kürt siyasetçisi ve seçilmiþ belediye baþkanýný cezaevinde tutmasýndan bahsedildi. BDP, Emek Partisi, EHP, EDP, KÖZ, Sosyalist Yeniden Kuruluþ Parti Giriþimi, Ege 78 liler Derneði ve Ýzmir Süryani Platformu nun örgütlediði basýn açýklamasýna Halkevleri ve Alýnteri de destek verdi. Herkesin kendi pankart ve flamalarýyla katýlabildiði eyleme yeterince hazýrlýklý bir þekilde katýlamayýþýmýz bizim açýmýzdan bir eksiklikti. Buna raðmen yaklaþýk 200 kiþinin katýlýmýyla gerçekleþen eylem örgütleniþ itibariyle de devrimci dayanýþmanýn güzel bir örneðiydi. DEVRÝMCÝLER ÖLÜR, DEVRÝMLER SÜRER Ýzmir den komünistler ODTÜ'de Polis Saldýrýsý ve Sonrasýndaki Geliþmeler BDP nin Düzenlediði Basýn Açýklamasý Diyarbakýr'da BDP lilerin yargýlandýðý KCK davasýnda Kürtçe savunma talebinin reddedilmesini protesto etmek için BDP Ýstanbul Ýl Örgütü'nün çaðrýsýyla 16 Ocak günü bir basýn açýklamasý gerçekleþti. KöZ olarak bizim de katýldýðýmýz basýn açýklamasý, Galatasaray Meydaný ndan Taksim Meydaný na doðru bir yürüyüþ ile baþladý. Basýn açýklamasýnda BDP Ýstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ile BDP Ýstanbul Ýl Eþbaþkaný Mustafa Avcý da birer konuþma yaptýlar. Sebahat Tuncel konuþmasýnda Diyarbakýr'da Kürtlerin kendini savunma hakký, kendi dilinde savunma hakký ihlal edilmiþ durumdadýr. Diyarbakýr'daki seçilmiþlerimizi, belediye baþkanlarýmýzý, merkez yöneticilerimizi derhal serbest býrakýn. Bu çözüm için bir adým olacaktýr. Eðer bunu yapacak olmazsanýz Türkiye'de olan kaostan, krizden bizler sorumlu deðiliz. Kürtler sorumlu olmayacaktýr" dedi. Avcý ise davaya karþý çýkanlara yönelik yapýlan baskýlardan bahseden bir konuþma yaptý. Katýlýmýn yüksek olduðu basýn açýklamasý, konuþmalardan sonra sona erdi. Ýstanbul dan Komünistler KCK Davasý Ýzmir de Protesto Edildi AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ýstanbul daki eylemlerin ardýndan Baþbakan Erdoðan ýn ve hükümetin eylemlerde bulunan öðrencilere karþý aldýðý sert tutum hala gündemdeyken Erdoðan ýn ani bir kararla Ulusal Bilim Kongresi ne katýlacaðý haberi toplantýdan yalnýzca bir gün önce ODTÜ ye ulaþtý. Toplantý gününün sabahýnda haberi alýp Erdoðan ý protesto etmek isteyen bir grup toplantýnýn yapýlacaðý TÜBÝTAK binasýnýn önünde polisin saldýrýsýna maruz kaldý ve eyleme katýlanlardan 26 kiþi gözaltýna alýndý. Gözaltý haberi okulda daha önce görülmemiþ þekilde bir iletiþim kurulmasýna vesile oldu. Yaklaþýk 500 kiþilik bir grup gözaltýna alýnanlarý desteklemek için TÜBÝTAK binasýna gitti. Fakat polisin tacizi ile karþýlaþýp polisin biber gazý kullanmasýnýn ardýndan polisle çatýþma baþladý. Yaklaþýk 4 saatlik çatýþmanýn ardýndan polis okulu terk etti. Çatýþma devam ederken TKP çatýþmanýn bittiði çaðrýsýný yapmaya baþladý ve çatýþmaya gidenleri rektörlüðün önünde basýn açýklamasý yapmaya çaðýrdý. Bunun ardýndan çatýþma sürerken TKP rektörlüðün önünde bir basýn açýklamasý yaptý. Çatýþma bittikten sonra TÜBÝTAK taki 500 kiþilik grup daha da kalabalýklaþarak sloganlar ata ata rektörlüðe yürüdüler. Rektörlüðün önüne gelen grupla TKP arasýnda bir gerginlik yaþandý ve TKP biz öðrencilerin sözcüsüyüz dolayýsýyla sizin de gibi bir açýklama yaptý. Fakat bu açýklama gerginliðin artmasýna neden oldu. Bunun ardýndan TKP geri adým atmak zorunda kaldý. Örgütlü ve örgütsüz öðrenciler arasýndan seçilmiþ komite rektörle görüþmek için rektörlüðe girdi. Dýþarýda bekleyen yaklaþýk 1000 kiþilik grup sloganlar atarak rektörün bir açýklama yapmasýný öðrencilerden özür dileyip polisi kýnamasýný istediler. 3-4 saatlik bir bekleyiþin ardýndan rektör rektörlükten çýkarak kitleyi pek de tatmin etmeyen bir açýklama yaptý. Rektörün sözleri sýk sýk sloganlarla kesildi. Rektör açýklamasýný yaptýktan sonra, gözaltýna alýnanlarýn serbest býrakýldýðý haberi geldi. Bu saldýrýlarýn devam edeceðini ve bu saldýrýlara ancak örgütlü olan ya da örgütsüz olan bütün öðrencilerin birlikte karþý durabileceði vurgulandýktan sonra ilerleyen günlerde üniversite genelinde bir forum alýnmasý kararlaþtýrýldý ve rektörlüðün önündeki grup daðýldý. Eylemden sonraki gün eylemin deðerlendirilmesi için öðrencilerin geniþ katýlýmýyla bir forum düzenlendi. Forumun baþlangýcýnda TKPlilerden özeleþtiri istendi, fakat TKPliler bunun kendi politikalarý olduðunu ve bunun için özeleþtiri vermeyeceklerini söylediler. Ardýndan salonun geri kalaný TKPlileri salondan ayrýlmaya davet etti. TKPliler ayrýldýktan sonra forum gündemi üniversitelerde sayýlarý artan özel güvenlik birimlerine (ÖGB) karþý bir eylemliliðin örgütlenmesi çerçevesinde devam etti. ÖGB ye karþý bir eylem yapýlmasýna karar verildi. Yaklaþýk 400 kiþinin katýldýðý bir eylemle ÖGB protesto edildi. Bu eylemin ardýndan eylemin deðerlendirilmesi ve eylemlere Ankara daki diðer üniversitelerin katýlýmýnýn saðlanmasý için tekrar bir forumun toplanmasýna karar verildi. Cuma günü toplanan foruma yaklaþýk 80 kiþi katýldý. Forumda diðer üniversitelerden temsilciler de vardý. Eylemin deðerlendirilmesinin ardýndan herkes aðýz birliði yapmýþçasýna örgütlü ya da örgütsüz olan üniversite öðrencilerinin hep birlikte geniþ katýlýmlý bir eylem tertiplemesi gerektiði söyledi. Fakat eylemin þekline iliþkin tartýþmalara geçilince herkes söylediðini unuttu ve salonda bir gerginlik baþladý. Örgütsüz olan öðrencilerin büyük bir bölümü salondan ayrýldý, fakat kalanlar tartýþmaya ve aslýnda birlik ve beraberlik çaðrýsý olacak eylemin kendi istedikleri gibi þekillenmesi ýsrarýný arttýrdý. Tartýþmanýn geri kalaný üniversitelerin ortak pankartlarý arkasýnda mý yürüsek yoksa herkes kendi pankartýný mý açsa tartýþmasýyla devam etti. Yaklaþýk 5 saat süren forumda 5 Ocak ta ODTÜ den diðer üniversitelerin katýlýmýyla AKP Genel Merkezi ne Eskiþehir Yolu trafiðe kapatýlarak yürünmesi kararý alýndý, fakat forum eylemin þekliyle ilgili tartýþmalar yüzünden tamamlanamadý ve Pazartesi gününe ertelendi. Katýldýðýmýz forumda yurtlarda ve fakültelerde öðrencilerin katýlabileceði ve taleplerini rahatlýkla aktarabileceði açýk toplantýlar alýnmasý gerektiðini ve ancak öðrencileri de bu eyleme katabilirsek ve birlikteliðin bozulmamasý için harcanacak çaba ile bunun kitlesel bir eylem olacaðý vurgusunu forumun uzamasý ve eylemin þekli ile ilgili tartýþmalar yüzünden dillendiremedik. Ankara'dan komünistler Diyarbakýr da görülen KCK davasýnýn ikinci duruþmasý öncesi Ýzmir de, süren davayý protesto etmek ve tutuklu Kürt siyasetçilere özgürlük istemek amacýyla bir yürüyüþ düzenlendi. Saat 12:00'de Basmane Meydaný nda toplanmayla baþlayan eylem, Konak eski Sümerbank önüne yapýlan yürüyüþle devam etti. Yolun tek þeridi kapatýlarak yapýlan yürüyüþte Kürtçeye ve BDP'li siyasetçilere özgürlük talebi dile getirildi. Sümerbank önünde hem Türkçe hem Kürtçe okunan basýn metninde; saldýrýlarýn DTP/BDP'nin seçim baþarýlarýnýn hazmedilemediðini gösterdiðine ve anadilde savunma talebinin reddelmesinin de bir bütün olarak Kürt kimliðinin reddi anlamýna geldiðine vurgu yapýldý. Her siyasetin kendi flamalarýyla katýldýðý eyleme bizler de katýldýk. Eylemi BDP, EMEP, ÖDP, SDP, EDP, ESP, Köz, TÖP, Alýnteri, DÝP, Sosyalist Parti, SGP-H, Barýþ Meclisi, ÝHD, Dersim Kültür ve Dayanýþma Derneði, Ege 78 liler Derneði, Dur-De Giriþimi, Kurdi-Der, MKM ve DÖKH örgütledi. Ýzmir'den komünistler

8 Sayfa 8 MART 2011 Mýsýr da Ne Oldu? Libya'da Ne Olacak? Tunus ta Aralýk ayýnda beklenmedik bir biçimde baþlayýp birkaç hafta içinde 23 yýllýk diktatör Bin Ali nin ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan ayaklanmalar yine beklenmedik bir biçimde Arap dünyasýný oluþturan bir çok ülkeye de sýçradý. Mýsýr, Yemen, Bahreyn, baþta olmak üzere birçok ülkede benzer protesto eylemleri geliþmeye baþladý. Libya da hepsinden daha geniþ bir çap kazanarak geliþen ve halen sürmekte olan ayaklanmanýn ilk iþaretleri de o zaman görüldü. Hatta nispeten daha kontrollü bir biçimde olsa da Cezayir ve Fas ta da eylemler görüldü. Ürdün de binlerce kiþinin katýldýðý protesto gösterileri oldu. Hatta Irak ýn hem Kuzey inde hem de Güney inde yer yer çatýþmalara ve ölümlere yol açan eylemler geliþmeye baþladý ve hala sürüyor. Ancak bunlardan en önemlisi ve en dolaysýz biçimde geliþeni þüphesiz Mýsýr da geliþen süreç oldu. Bin Ali nin Tunus u terk etmesinin hemen ardýndan 16 Ocak ta binlerce kiþinin sokaklara dökülerek Bin Ali Mübarek i de yanýnda götür diye haykýrmasýyla baþlayan gösteriler, daha sonra üç kiþinin kendini yakmasý ile ivme kazandý. Doðrusu Mýsýr da kitlelerin sokaða dökülüp polisin sert ve kanlý müdahalelerine raðmen protesto eylemleri yapmalarý yeni bir geliþme deðildi. Ancak bu kez eylemlerin çapýnýn ve karakterinin farklý olduðu bu ilk gösterilerle belli oldu. Zira 25 Ocak ta daha büyük ve daha örgütlü bir protesto gösterisinin örgütleneceði de hemen duyuruldu. Mýsýr da öteden beri adý bilinen ve muhtelif muhalefet hareketlerinin içine akýtýldýðý bir kanal rolü oynamýþ olmakla birlikte ayný zamanda þaibeli ve kontrollü bir hareket olduðu da sýr sayýlmayan Müslüman Kardeþler in de katýlacaðýný duyurduðu 25 Ocak protestosu, Mübarek karþýtý bir ayaklanmanýn asýl baþlangýcý olacaktý. 25 Ocak ta Kahire nin Tahrir Meydaný nda toplanan binlerce gösterici, polisin ve Mübarek yanlýlarýnýn saldýrýlarýna raðmen alaný terk etmedi. Tahrir meydaný hala bir toplanma yeri olarak duruyor. Mübarek Bin Ali gibi sokaða teslim olmayacaðýný açýklamasýna raðmen, kabinede deðiþiklik yapma ve kimi bazý baþka reform vaadlerinde bulunmak zorunda kaldý. Baþbakaný deðiþtirdi. Ama baþbakanlýða atanan Ahmet Þefik, protestolar karþýsýnda dayanamayarak istifa etti. Bu arayýþlara karþýn 30 yýldýr iktidarda olan Mübarek daha fazla dayanamadý. Efendisi Obama nýn uzun telefon görüþmesinin ardýndan 11 Þubat ta yetkilerini Silahlý Kuvvetler Yüksek Konseyi ne devrederek koltuðunu terk etmek zorunda kaldý. ÊMübarek'in Ýsviçre'deki mal varlýklarý derhal donduruldu. Mübarek in yetkilerini orduya devrederek istifa ettiðini Devlet Baþkaný yardýmcýsý Ömer Süleyman açýkladý. Savunma Bakaný Hüseyin Tantavi, ülkeyi yönetecek askeri konseyin baþýna geçti ve Mýsýr ý altý ay sonra seçimlere götürecek geçici hükümeti kurdu. Askeri Konsey, ayaklanan kitlelerin en önemli taleplerinden birini yerine getirerek, meclisi feshetti ve anayasayý yürürlükten kaldýrdý. Ulaþtýrma eski Bakaný Essam Þerif baþbakan olarak atandý. Kabinede önemli deðiþikliklere gidildi ve Nabil El-Arabi Dýþiþleri Bakaný, General Mansur el-esavi ise Ýçiþleri Bakaný oldu. Anayasa deðiþiklikleri için bir komite kurulacak Orta Doðu da Tunus tan Mýsýr a, Yemen den Libya ya uzanan ayaklanmalar sýklýkla Arap Dünya sýnda bir uyanýþýn habercisi olarak selamlanýyor. Hâlbuki bu bakýþ açýsý doðru deðildir. Bir Arap uyanýþýndan söz edenler sömürgecilerin sonrasýnda da emperyalistlerin Araplara iliþkin ürettiði önyargýlarýn sol içerisinde yeniden üretmektedirler. Zira son yüzyýlda Orta Doðu nun siyasi tarihine bakýldýðýnda Arap emekçilerin uyuduðunu söylemek pek zordur. Aksine son yüzyýlda Arap coðrafyasýnda dinginliðin yaþandýðý dönemler pek enderdir. Hele söz konusu Mýsýr olduðunda bugün Mýsýr da yaþananlarý çap olarak aþan en az iki isyan dalgasýndan söz etmek mümkündür. Mýsýr daki isyanlardan birincisi birinci emperyalist paylaþým savaþýnýn hemen ertesinde gerçekleþmiþtir ve burjuva tarihçileri tarafýndan Birinci Mýsýr Devrimi olarak anýlýr da Orta Doðu nun paylaþýmýný müzakere edecek Paris barýþ anlaþmasýnda Mýsýr ýn baðýmsýzlýðýný talep etmek için oluþturulan heyetin tutuklanmasý üzerine tüm Mýsýr ý etkisi altýna alacak bir eylem dalgasý baþlamýþ oldu. 15 Mart günü tutuklanan heyetteki temsilcilerin eþlerinin baþýný çektiði kadýn Kahire de bir gösteri yaptý. Ertesi günse Mýsýr tarihinin o zamana kadar ki en büyük gösterisi gerçekleþti. El Ezher üniversitesinin önünde buluþan öðrenciler, öðretmenler ve iþçiler on bini aþkýn bir kitleyle Abidin Sarayý na doðru yürüyüþe geçtiler. Ýngilizlerin MISIR ve sonuçlar halkoyuna sunulacaktý. Doðrusu bu geliþmelerin anlamý besbellidir ki, Mýsýr da olanlar bir halk ayaklanmasýnýn ardýndan ordunun baþrolü oynadýðý bir nöbet deðiþimini ifade etmektedir. Bir baþka deyiþle Mübarek in koltuðunu terk etmesi Mýsýr ýn ABD yörüngesinden çýkmasý yönünde bir geliþme olmaktan çok bu yörüngede kalmasýný teminat alma yönünde bir düzenlemeyi ifade etmektedir. Bu yönüyle de her ne kadar kitle eylemleri vb. görüntülere bakarak birbiriyle ayný gibi görülen ve gösterilen Tunus taki geliþmeden farklýdýr. Zira esas olarak ABD emperyalizminin rakiplerinin denetiminde olan Bin Ali diktatörlüðünün devrilmesiyle Tunus un bir anlamda yörüngesini deðiþtirme doðrultusunda bir deðiþime uðrarken Mýsýr kendi yörüngesinde tahkim edilmektedir. Bununla birlikte, Mübarek in istifa ettiði haberi elbette Tahrir Meydaný'ný bayram yerine çevirdi. Ama bu geliþmelere sevinenler sadece onlar deðildi. Mübarek i ABD nin Orta Doðu daki en önemli maþalarýndan biri olarak kabul eden Ýran yönetimi derhal memnuniyetini açýklayýp Mýsýr halkýný kutlayanlarýn baþýnda geliyordu. Mübarek in bir yandan Filistinlilere sahip çýkarmýþ gibi yapýp beri yandan Ýsrail in Gazze kuþatmasýna dolaylý olarak katkýda bulunan iki yüzlü politikasýndan muzdarip olan Hamas ta bu geliþmeyi sevinçle karþýlayanlarýn baþýnda geldi. Elbette genel olarak solcular da Tunus ta olduðu gibi bu geliþmeyi sevinçle karþýladýlar. ABD emperyalizminin sadýk bir iþbirlikçisi olan Mübarek in devrilmesinin Hamas ý, Ýran rejimini memnun etmesinde elbette þaþýrtýcý deðildi. Ama Mübarek'in istifasýnýn hemen ardýndan Obama da Beyaz Saray'da bir açýklama yaparak: "Mýsýr halký konuþtu, seslerine kulak verildi ve Mýsýr hiçbir zaman ayný olmayacak" dedi. "Hayatýmýzda, tarihe yazýldýðýna tanýklýk etme ayrýcalýðýna sahip olduðumuz birkaç an vardýr bu geliþmenin de o anlardan biri olduðunu söyleyen «Mýsýr halkýnýn deðiþime duyduðu açlýða cevap verdiðini» ifade eden Obama, bunun Mýsýr'ýn dönüþümünün son noktasý deðil, baþlangýcý olduðunu kaydetti. Mýsýrlýlarýn "gerçek demokrasiden daha az olanýnýn kabul etmeyeceklerini" gösterdiðini belirten ABD baþkaný "vatansever ve sorumlu bir þekilde hareket eden ordunun þimdi de Mýsýr halkýnýn gözünde güvenilir bir geçiþi saðlamasý gerektiðini" söyledi ve bundan ne kastettiðini þöyle tarif etti: Mýsýr halkýnýn haklarýnýn korunmasý, olaðanüstü hal yasasýnýn kaldýrýlmasý, bu deðiþimi geri döndürülemez hale getirmek için anayasa ve diðer köþe baþlarýnda kurduðu barikatlara aldýrýþ etmeyen halk sarayýn önündeki kitleyi daha da kalabalýklaþtýrdý. Bu açýlýþtan sonra Mýsýr da kitlesel eylemler çoðalarak devam etti. Eylemler sadece Kahire ile sýnýrlý kalmadý Tanta, El-Mansura ve Ýskenderiye ye yayýldý. Bir ay boyunca Mýsýr da eylemsiz tek bir gün bile geçmedi. Ýngilizlerin eylemlere silahlý müdahalesi sonucunda eylemlerin bilançosu bugünkünden çok daha kanlý oldu. O dönemin gazete kayýtlarýna göre 800 ü aþkýn emekçi öldü; yaralý sayýsý ise 1600 ü geçiyordu. Ýngilizler 1919 yýlýnda geri adým atsalar da Mýsýr ýn baðýmsýzlýðýný kabul etmediler ama Mýsýr daki isyan da bitmedi yýlýna kadar sürdü yýlýnda patlayan yeni eylem dalgasýnýn daha da sürmesinden endiþelenen Ýngilizler harekete Mýsýr daki harekete önderlik eden liberal Vafd partisiyle anlaþarak meseleyi gerici bir þekilde çözüme baðladýlar. Sudan la Mýsýr birbirinden ayrýldý. Mýsýr parlamenter bir krallýða çevrilip siyasi olarak baðýmsýz bir devlet olarak kabul edildi. Buna karþýlýk Sudan tümüyle Ýngiliz emperyalizminin denetiminde kaldý. Mýsýr daki Ýngiliz varlýðý da son bulmamýþtý, Süveyþ kanalý Ýngiltere ye aitti ve Ýngiliz askerleri Mýsýr daki varlýklarýný sürdürüyorlardý. Liberaller Mýsýr ýn baðýmsýzlýðý sorununu Ýngiltere ye göbekten baðlý bir kral yaratarak burjuvaziye yakýþýr bir þekilde çözmüþlerdi. Mýsýr daki ikinci isyan dalgasý ise ikinci paylaþým savaþýnýn ardýndan gerçekleþti. Ýkinci paylaþým savaþýnýn galipleri olan Sovyetler Birliði ve Amerika, yasalarýn revize edilmesi ve adil ve özgür seçimlere uzanan açýk bir yolun yaratýlmasý gerekli. Daha önemlisi de, Mýsýr halkýnýn gösterdiði barýþçýl protestolar ve azmin ruhunun bu deðiþimin arkasýnda güçlü bir rüzgar olarak hizmet edebilmesi için bu geçiþ süreci Mýsýr'ýn tüm seslerini masaya getirmeli." Kitlelerin kendiliðinden hareketinin týlsýmýyla gözü baðlanmýþ olanlar geliþmelerin mahiyetini ve yönünü kavramakta güçlük çekmekten kurtulamayacaklardýr. ABD iþbirlikçisi Mübarek in devrilmesini mutlaka ABD ve emperyalizmin çýkarlarý aleyhine bir geliþme olarak algýlamaktan da kurtulamayacaklardýr. Oysa Ýran a karþý ABD emperyalizminin hizmetinde savaþa giriþen Saddam ýn yine ABD tarafýndan devrilmesi ile Mübarek in devrilmesi arasýnda esaslý bir fark yoktur. Saddam ýn fiili bir iþgal ile devrilmesi ile Mübarek in bir halk ayaklanmasýnýn ardýndan gelen bir askeri darbe ile devrilmesi arasýnda elbette bir fark vardýr. Ama bu farkýn ardýnda ABD emperyalizminin Bush yönetimi altýnda olmasý ile Obama yönetimi altýnda olmasý arasýndaki fark ile iliþkisi daha fazladýr. Zaten Obama nýn Bush un yerine geçmesinin finans kapital bakýmýndan Bush döneminde izlenen yöntemin deðiþmesi yönündeki bir ihtiyacýn ifadesi olarak görmek gerekmez mi. Elbette ABD emperyalizminin çýkarlarý ve uzun vadeli planlarý deðiþmiþ deðildir. Söz konusu geliþmelerin hepsi esasen ABD emperyalizminin BOP projesi çerçevesinde gerekli olan düzenlemelerin Barak Obama döneminde büründüðü ve bürüneceði biçime iþaret etmektedir. Nitekim KöZ ün sayfalarýnda sýk sýk belirtildiði gibi ABD nin BOP perspektifi içinde Türkiye ye biçilen rolün bu geliþmeler çerçevesinde giderek belirginleþmesi de bunu doðrulayan bir olgudur. Tunus ta baþlayan ayaklanma ve bu ayaklanmanýn giderek Arap coðrafyasýna yayýlmaya baþlamasýyla birlikte, Türkiye nin bir model olarak görülmesi hakkýndaki deðerlendirme ve propagandalarýn arttýðý da aþikardýr. Mübarek sonrasý Mýsýr ý ziyaret eden ilk devlet baþkanýnýn Abdullah Gül olmasý ve bu ziyaretin ardýndan Mýsýr daki yeni yönetimin Türkiye nin deneyimlerine ihtiyaç duyduðu doðrultusundaki açýklamalar da tesadüf deðildir. Bu bakýmdan Tunus ve Mýsýr daki son geliþmelerde sadece sokaklara dökülen kitlelere bakarak deðerlendirme yapmak ve bu geliþmelerin ardýndaki esas dinamikleri görmezden gelmek geliþmekte olan süreci ve bundan sonrasýnýn anlaþýlmasýna engel olmak için yeter de artar. Besbellidir ki ABD emperyalizminin ihtiyaçlarý doðrultusunda Büyük Mýsýr'daki Uyanýþ Ýlk Deðil LÝBYA savaþtan zayýflayarak çýkan Ýngiltere yi sömürgelerinden arýndýrmak için Mýsýr daki Ýngiliz karþýtý hareketi destekliyorlardý. Bu durumdan cesaret alan ama ayný zamanda kendi ülkesindeki Ýngiliz karþýtý havanýn basýncýný üzerinde hisseden Ekim 1951 de Vafd hükümeti Ýngiltere ye Mýsýr ve Süveyþ üzerinde haklar tanýyan anlaþmalarý fesh ettiðini ilan etti. Baþbakan iþçilere Ýngiltere ye ait iþyerlerinde çalýþmama çaðrýsýnda bulundu, halkýn silah taþýmasý serbest býrakýldý. Gazetelerde, radyolarda, okullarda, camilerde ve kiliselerde Ýngiliz karþýtý ajitasyon yaygýnlaþtý. Ancak olaylar kýsa zaman sonra Vafd ýn kontrolünden çýkmaya baþladý. Öðrenci, iþçi ve subaylardan oluþan fedayi adlý gönüllü milisler Ýngiliz askerleriyle çarpýþmaya baþladýlar. 25 Ocak 1952 de kendilerine saldýran fedayileri takip eden Ýngilizler fedayiler bir polis karakoluna saklanýnca karakolun boþaltýlmasý için bir ültimatom verdiler. Ültimatomdan yanýt alamayýnca karakola saldýrýp elli kadar polisi öldürdüler. Bu olayla birlikte yine burjuva tarihçilerinin Ýkinci Mýsýr Devrimi diye adlandýrdýklarý süreç baþladý. Kahire polisi greve gitti, El-Ezher üniversitesi öðrencileri boykota baþladý. Halk da sokaða inerek Ýngilizlere ait binalarý yakmaya baþladý. Temmuza kadar Mýsýr sokaklarý hiç durulmadý, bu süre boyunca Kral Faruk hükümeti üç kez deðiþtirmek zorunda kaldý. Ama hiçbir deðiþiklik Mýsýr daki emekçilerin hareketini durdurmadý. Orta Doðu coðrafyasýndaki ABD ye sadýk olan ve olmayan rejimler nezdindeki düzenleme ve ayarlamalar devam edecektir. Libya da Ne Olacak? Mýsýr ýn ardýndan gündemin baþköþesine Libya oturdu ve hala dünya gündemini meþgul eden konularýn baþýnda Kaddafi nin kaderinin ne olacaðý geliyor. Doðrusu ABD Afganistan seferine çýkarken hedef tahtasýna oturttuðu ülkelerin ilk sýralarýnda Libya nýn yer aldýðý sýr deðildi. Kaddafi de elbette bunun farkýnda idi. Nitekim ABD ve müttefiklerinin Irak saldýrýsý baþlar baþlamaz Kaddafi kendini saðlama almak için tedbir almaya baþlamýþtý. Önce Libya yýllardýr kabul etmemekte direndiði 1988 Lockerbie eyleminin sorumluluðunu üstlendiðini beklenmedik biçimde ilan etti ve o olayda hayatlarýný kaybedenlerin ailelerine tazminat ödeneceðini ve eylemin sorumlularýnýn yargýlanmasýnda iþbirliðini kabul edeceðini, kitle imha silahlarý konusunda BM denetimine izin verileceðini vb. ilan etti. Bu hamle hemen sonuç verdi. BM güvenlik Konseyi Lockerbie den beri, 15 yýldýr süren ambargonun kalktýðýný açýkladý;, Libya bu geliþmeyi bir zafer olarak ilan etti. O gün bugündür Ýtalya baþta olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Libya nýn iliþkileri giderek geliþti. Kaddafi böylelikle nispeten rahatlamýþ ve ilk saldýrý hedefleri arasýnda olmaktan çýkmýþtý. Bununla birlikte Tunus ve Mýsýr da baþlayan geliþmeler en kapsamlý yankýsýný Libya da bulmuþ durumdadýr. Önce Mýsýr sýnýrýndaki bölgelerde diðer ülkelerdeki gibi barýþçýl gösterilerle baþlayan ve Tunus ve Libya da olduðu gibi devletin sert müdahaleleri ile karþýlaþan gösteriler Libya da hýzla mahiyetini deðiþtirmiþ ve silahlý bir ayaklanmaya evrilmiþ ve ülkenin belli baþlý merkezlerinde isyan eden yýðýnlarýn denetimi ellerine geçirmesi üzerine çatýþmalar bir iç savaþ mahiyeti kazanma yönünde ilerlemiþtir. Bini aþkýn Libyalýnýn hayatýný kaybettiði çatýþmalar sertliðini kaybetmeden sürmektedir. Kaddafi bir yandan dozu giderek artan baský tedbirlerini uygulamaya devam edip ülkesini terk etmeyeceðini tekrarlarken bir yandan da görüþmeye ve anlaþmaya açýk olduðuna dair mesajlar vermektedir. Buna karþýlýk ABD ve müttefikleri giderek bir askeri müdahale doðrultusunda basýnç yaratýrken, Kaddafi 40 küsur yýllýk iktidarý boyunca hep yaptýðýnýn aksine, adeta ýsrarla ABD yi hedef göstermekten kaçýnmaktadýr. Aksine El Kaide yi hedef göstermekte bazan da «Avrupalýlar»ý hedef göstermektedir. Nihayet son olarak çatýþmalarýn ortasýnda röportaj vermeyi kabul ettiði ilk TV nin resmi Türk televizyonu olmasý da esasen ABD ile pazarlýða açýk olduðu doðrultusunda bir iþaret olarak anlaþýlmasý gerekir. Bir bakýma Kaddafi 2003 teki tutumunu tekrar ederek kendini güvenceye alma arayýþý içindedir. Bu çerçevede Kaddafi nin Tunus ve Mýsýr daki gibi birkaç hafta içinde teslim bayraðý çekmeyeceði baþtan itibaren belli olmuþtur. Ama henüz Kaddafi nin somut olarak akibetinin ne olacaðý belli olmasa da Libya nýn kaderinin de emperyalistler arasýndaki paylaþým kavgasýnýn seyrine göre ve bu çerçevedeki güçler iliþkisi doðrultusunda tayin olacaðýný peþinen söylemek mümkündür. Nihayetinde 23 Temmuz gecesi kendine baþýný Cemal Nasýr ýn çektiði Hür Subaylar yönetime el koydular. Kral tahttan indirildi ve 26 Temmuz da Mýsýr dan gitti. Darbeci Hür Subaylarýn ilk adýmý da elbette kitle hareketini durdurmak oldu. Rejimin deðiþtiðini Mýsýr da yönetimin artýk Devrim Konseyi ne geçtiðini belirten Hür Subaylar her türlü kitle eylemini yeni rejime karþý bir provokasyon olarak deðerlendirip cezalandýrdýlar. Bunun en sembolik örneði ise Aðustos 1952 deki tekstil grevi oldu. Ýskenderiye yakýnýndaki Kafr el-davvar iplikhanesinde greve giden iþçiler karþýlarýnda polis ve jandarmayý buldular. Grevciler askeri mahkemede yargýlandýlar, grevcilerin baþý olduðu iddia edilen El Bekri ve Hamî adlý iki iþçi ise idam edildi. Mýsýr daki ayaklanmalarýn bu kýsa öyküsü bile söz konusu Arap iþçiler olduðunda bir uyku probleminin söz konusu olmadýðý açýða çýkýyor. Ortadoðu nun dört bir yanýndaki emekçiler gibi Mýsýr daki iþçilerin ayaklanma, hatta silahlanma konusunda bir eksiklikleri yok, hatta fazlalarý olduðunu bile söylemek mümkün. Eksikliði baþka bir yerde, Mýsýrlý iþçilerin iktidarý almak yerine onu baþka burjuva güçlere hediye etmesinde aramak gerekiyor. Bu da Mýsýrlý iþçi ve ezilenlerden çok onlara önderlik etme iddiasýnda olanlarýn kabahati.

9 MART 2011 Sayfa 9 Renkli Devrimler Tunus ta Bin Ali nin ülkesini terk etmesine varan ayaklanmanýn ardýndan sermaye medyalarý bu geliþmeye hemen «Yasemin Devrimi» adýný taktý. Ýlk bakýþta yaseminin çiçek olmasýna bakarak 1974 te Portekiz de Salazar diktatörlüðünün yýkýlmasýna varan ayaklanmanýn da «Karanfil devrimi» diye adlandýrýldýðý yaþý ilerlemiþ olanlarýn aklýna gelebilir. Ama Konunun çiçeklerden ziyade yakýn zamandaki baþka renkli devrimlerle alakasý var. Karanfil Devrimi: Doðrusu bir çiçek simgesiyle anýlan ilk devrim herhalde 1974 teki «Portekiz Devrimi»dir. Güya faþizme karþý yürütülen Ýkinci Emperyalist paylaþým savaþý boyunca ve sbonrasýnda da dokunulmayan ayakta kalan faþist Salazar diktatörlüðü, diktatörün vefatý ve sömürgelerdeki baðýmsýzlýk mücadelelerinin yýpratýcý etkisiyle sallanmakta olan Portekiz de bir Eurovizyon yarýþmasýnýn ardýndan sokak eylemleriyle desteklenen ve solcu hatta (bazýlarý Marksist olarak geçiniyordu) askerlerin önderliðindeki bir darbe gerçekleþti. Radyodan Eurovöizyon da portekizi temsil eden parçanýn çalýnmasýyla start alan ayaklanma askeri bir cuntanýn idareye el koymasý ve parlamento sbeçimlerinin önünü açmasýyla sonuçlandý. Türkiye deki 27 Mayýs ý fazlasýyla hatýrlatan ama ondan farklý olarak çok daha yaygýn iþçi eylemlerine ve örgütlenmelerine sahne olan bu kansýz darbeyle sonuçlanan süreç o zaman «Karanfil Devrimi» diye anýlmýþtý. Zira hükümete baþkaldýran askeri birliklerin ilk ele geçirdikleri mekanlardan biri çiçek pazarý idi ve oradan çýkan askerlerin çoðunun silahlarýnýn namlusuna birer karanfil taktýðý görülmüþtü. Ama Tunus ta baþlayýp Yasemin Devrimi diyle adlandýrýlan geliþmelerin bu karanfil den çok 1989 dan itibaren kendini gösteren renkli devrimlerle bir akrabalýðý vardýr. Bu sürecin ilk iþareti þüphesiz Romanya da verilmiþti da Berlin duvarýnýn yýkýlmasý ve Doðu Almanya nýn emperyalist federal Almanya tarafýndan ilhakýyla sonuçlanan süreç geliþmekteyken, Romanya nýn komünist maskeli diktatörü Çavuþesku bir ayaklanmanýn ardýndan devrilip kurþuna dizildi. Çavuþesku nun trajik sonu nedeniyle olsa gerek, kimse bu geliþmeyi renklendirerek sulandýrmaya cüret etmemiþti. Kimse o zaman Berlin Duvarýnýn yýkýlýp yerine çiçekli parklarýn yapýlmasýnýn ve Çavuþesku nun devrilmesinin renkli sve çiçekli devrim tasvirlerine vesile olacaðýný tahmin etmemiþti. Ama bu tür renkli ve çiçekli devrimler zuhur etmekte gecikmedi. Güller Devrimi: Bunlardan ilki 2004 te Þevardnadze nin devrilip yerine Saakaþvili nin geldiði Gürcistan daki ayaklanmadýr. Ona o zaman «Güller Devrimi» adý takýlmýþtý Turuncu (Portakal) Devrim: Onun ardýndan Ukrayna da 2004 seçimlerini Ýzleyen süreçte Viktor Yanukoviç e karþý rakibi Yuçenko nun geldiði eylemler gündeme oturdu. Buna da Turuncu devrim dendi. Lale Devrimi: 2005 te Kýrgýzistandaki seçimlerden sonra geliþen protesto eylemlerinin ardýndan Askar Akayev in yeni anayasa ve reform vaadleriyle devlet baþkaný olmasýna yol açan ayaklanmalara da eylemlere katýlanlarýn kah kýrmýzý kah sarý renklerle gösteriler yapmalarý nedeniyle Lale devrimi denmiþti. Ýlginçtir bu Lale devriminiden beþ yýl sonra Akayev in halefi Kumanbek Bakýyev çok daha sert bir ayaklanmayla koltuðunu terk edip Rusyae ya sürgün gidecek yerini Roza Otunbayeva ya býrakacaktý. Yolsuzluk adam kayýrma basýna ve muhalefete baský uygulama vb. ile suçlanan Cumhurbaþkaný Kurmanbek Bakiyev e karþý kitlelerin ayaklandýðý bu eylemlerde hükümet karþýtlarýyla güvenlik güçleri açýkça karþý karþýya geldi ve birbirinin üzerine tereddütsüz ateþ açtý. Çok sayþýda insan öldü. Göstericiler Kýrgýzistan Devlet Baþkaný Kurmanbek Bakiyev'in evini dahi yaðmaladý. Yaðmadan ve baskýndan meclis, bakanlýklar, baþsavcýlýk, istihbarat ve karakollar da aðýr biçimde etkilendi. Lale devrimi denen ayaklanmalarýn sonuçlarý göz önüne alýndýðýnda kimse bu ikinci geliþmeye bir çiçek ismi yakýþtýrmaya kalkýþmadý; kan renginden baþka bir renk de akýlda kalmadý. Rengini bulamayan Moldavya: 2009 da Moldavya da Komünist Partinin seçimleri kazandýðý seçimlerde hile yapýldýðýný iddia eden muhalefetin önderliðinde parlamentonun ateþe verilmesine kadar varan eylemler de hemen burjuva medyasýnda renk arayýþlarýný heveslendirdi. Ama kýsa zamanda baþarýsýzlýkla durulan eylemler erken ve baþarýsýz bir renkli devrim olarak anýldý ve adý konamadý. Sedir Devrimi: Eski SSCB cumhuriyetlerinde ve Doðu Avrupa da geliþen bu tür ayaklanmalar genellikle çiçek ve renklerle adlandýrýlýrken, 2005 te Lübnan da geliþen ve Sedir Aðacý Devrimi diye anýlan ayaklanmalarýn seçimlerle ilgisi yoktu. Bu olaylar muhalefet lideri Refik zhariri nin katledilmesinin ardýndan patlak vermiþti. Seçimlerle ilgili bir ayaklanma olmaktan çok zsuriye birliklerinin Lübnan dan çýkmasýný talep ediyordu. Orta Doðu ya özgü bir renkli devrim olarak kabul edilen ve Lübnan ýn simgesi Sedir aðacý ile taltif edilen bu geliþmenin ardýndan devlet baþkanlýðý koltuðuna oturan Harriri nin oðlu Saad Harriri geçtiðimiz Ocak ayýnýn sonuna kadar baþkanlýk koltuðunda kaldý. Esasen Suudi Arabistanlý olan ve dünyanýn sayýlý Lübnan ýn en zengin ailesi olan Harririler devlet baþkanlýðý koltuðunda otursalar da oturmasalar da asýl iþleri hala týkýrýnda. Iskalanan Mor Devrim: Daha sonra Orta Doðu da renkli devrim kataloðuna Irak ý eklemek üzere bazý Amerikalý basýn organlarýnýn çabalarý sonuçsuz kaldý seçimlerinde seçmenlerin parmaðýný batýrdýklarý mürekkebin rengine atfen «Mor Devrim» diye adlandýrýlmak istenen bu seçimler belki de Mor renginin baþka þeyleri de anýmsatacaðý kaygýsýyla olsa gerek hiç tutmadý. Mavi Devrim: Yine Arap coðrafyasýnda bir baþka renkli devrim tanýmý da Kuveyt te 2005 mart ayýnda baþlayan eylemler için gündeme geldi. Kadýnlarýn seçme seçilme hakký için baþlayan gösteriler eylemlere katýlan kadýnlarýn mavi çarþaflarý nedeniyle «Mavi Devrim» diye adlandýrýlmýþtý. Bu eylemlerin ardýndan hükümaet mayýs ayýnda kadýnlarýn 2007 seçimlerinden itibaren oy kullanabileceðini kabul etmek zorunda kalmýþtý. Hedefine varamadan solan Yeþil Devrim: Nihayet 2009 temmuzundaki seçimlerin ardýndan seçimleri kazanan Ahmedinejad a karþý seçimlere hile karýþtýrýldýðý iddiasýyla Ýran da geliþen ayaklanmalara da bu ayaklanmalar esnasýnda «Yeþil Devrim» baþlýyor denmiþti. Yeþil devrim o zamýan bir sonuç almadý. Ama taraftarlarý ve arkasýndaki güçlerin Tunus ta baþlayýp yayýlmakta olan olaylardan sonra Ýran ýn Yeþil devrimi için bir baþka baharý beklemekteler. Yeþil Devrimin liderine karþý Yeþil Devrim: Bu arada 1969 da «Yeþil Devrim» adýný verdiði askeri darbe ile iktidar koltuðuna yerleþen ve bu satýrlarýn yazýldýðý sýrada iktidardan ayrýlmak için pazarlýða hazýr olduðunu ilan ettiði duyurulan Kaddafi nin hüküm sürdüðü Libya da hepsinden daha beklenmedik ve hepsinden büyük çatýþmalarla geliþen bir ayaklan sürüyor. Diðer «renkli devrimlere» renklerini yakýþtýran medya kalemþörleri þimdiden bu yeni geliþmeyi «Yeþil Devrim» olarak vaftiz etmenin hazýrlýklarý içindeler. Bu örneklerde hatýrlattýðýmýz renkli ve çiçekli devrimlerin hemen hemen hepsinin ardýnda þu ya da þu ya da bu emperyalist güçlerin olduðu sýr deðil. Bu konularda pek çok deðerlendirme ve tahlil yapýldý. Hatta bilhassa Ukrayna ve Gürcistan söz konusu olduðunda bu geliþmelerin doðrudan doðruya ABD tarafýndan yönlendirildiði ve George Soros tarafýndan finanse edildiðine dair belge ve bilgiler birçok basýn ve yayýn organýnda boy göstermiþti. Tunus taki geliþmelerin ardýndan bu geliþmelerle Rusya dakiler arasýnda paralellik kuranlarýn ilkleri arasýnda bu Rusya topraklarýndaki renkli devrimlere giden yolda önemli bir rol oynadýðý þüphesiz olan Gorbaçev vardý. Ama söz konusu devletleri þu ya da bu nedenle ayrý tutma ve hatta kimilerini bir biçimde kayýrma eðiliminde olan solcular, bir türlü bu geliþmeler arasýnda bir pharalellik kurmaya yanaþmamaktadýr. Eski SSCB üyeleri ve Doðu Avrupa daki geliþmeleri O geliþmelerin ardýndaki amerikan ve emperyalist parmaðýnýn rolünü ve varlýðýný tartýþmayan Marksist Tutum dergisi ise, þimdi Tunus ta baþlayýp Mýsýr la ivmelen geliþmeler söz konusu olduðunda hemen tedbir koyuyor: Mýsýr'daki hareketin bu 'renkli devrimlerle' ilgisi yok. Çünkü dýþarýdan bir el söz konusu deðil. Bu manada özerk, baðýmsýz ve gerçekten yerel, ama kendiliðindenci. O ayrý bir mesele. Kafkaslar'dan bir kere ayrýlýyor. Ýran'dan da ayrýlýyor, çünkü din adamlarýnýn öncülüðü altýnda bir rejim modeliyle ortaya çýkmýþ hareket deðil. Farklý bir durum söz konusu. Bu bir buhar kazanýnýn kendiliðinden patlamasý. Bir devrimin gerektirdiði örgüt, ideoloji gibi pek çok unsura sahip olmadýðý için toplumsal patlama mertebesinde kalmýþ durumda. Eðer söz konusu kendiliðinden özerk vb. eylemlere dýþarýdan bilinç taþýyacak bir devrimci parti yoksa mutlaka bir baþka «dýþarýdan» müdahale olur; ve tayin edici olan da bu dýþarýdan müdahale olur. Kendiliðindenliðe tapýnma hakkýndaki yanýlgýlarýn temeli bu etkenin göz ardý edilmesinde yatar. Elbette tek tek bu örneklerin her biri ve her birinin içindeki ardýndaki dinamikler hakkýnda ayrýntýlý bir analizi ne burada KöZ sayfalarýnda yapmýþ durumdayýz ne de Marksist Tutum böyle bir irdelemeye giriyor. Ama tam da bu nedenle olaylarý yüzeysel biçimde deðerlendirmek yerine, dönemin sabit verilerini dikkate alarak benzerlik veya farklýlýklar bulmak gerekir. Yüzeysel sosyolojik tasvirler yapmak ise akla ziyan olur. Ýçinden geçtiðimiz döneme damgasýný vuran olgu can çekiþmeye devam eden kapitalizmin emperyalizm evresinde kaçýnýlmaz olan dünyanýn belli baþlý emperyalist devletler arasýnda yeniden paylaþýlmasý yönündeki giriþim ve çatýþmalardýr. Bu gerilim ve çeliþkiler SSCB ve kopyalarýnýn daðýlmasý ve paylaþým alanýnýn geniþlemesiyle birlikte iyice þiddetlenmiþ bulunmaktadýr. Bu çatýþmalarýn bir devrime yol açmasý veya bir devrim tarafýndan sona erdirilmesi için olmazsa olmaz koþul olan devrimci bir parti söz konusu ülkelerin herhangi birinde mevcut deðildir ve ayný rolü oynayabilecek bir Komünist Enternasyonal de yoktur. Bunlarýn planlý bir hazýrlýk faaliyeti içinde yaratýlmasý öncelikli ödevdir. Bu koþullarda birbirleriyle halen bir it dalaþý içinde bulunan emperyalist güçler kah askeri darbelerle, kah finas kapitalin þu ya da bu kesiminin denetimindeki medya tarafýndan manipüle edilen kendiliðinden ayaklanmalarla, kah askeri iþgaller ile vb. eski nüfuz alanlarýný deðiþtirme doðrultusunda gayretleri söz konusudur. Bu yolda rakip emperyalist güçlerin her türlü olanaktan ve araçtan yararlanmak isteyecekleri tartýþmasýzdýr. Komünistler de görünüþe aldanmadan ayrýntýlar içinde boðulmadan ve dönemin genel karakteri ile öncelikli ödevlerini þaþýrmadan yollarýna devam etmelidir. Bu yolda elbette komünistler de Tunus ta baþlayýp geliþen olaylar da dahil olmak üzere her imkandan, her fýrsattan her türlü araçtan yararlanarak yol yürüyecektir. Ama hedeflerini þaþýrmadan Hedef þu ya da bu ülkedeki hükümet deðiþikliklerini nüfuz iliþkilerinin el deðiþtirmesi yönündeki süreçlerin dümen suyuna kapýlmadan, bu süreçlere devrimci bir müdahalenin olmazsa olmaz koþulu olan devrimci partinin inþasý için komünistlerin eylemli birliðini saðlamaktan ibarettir. Bu eylemli birlik ise elbette emekçilerin ve ezilenlerin birleþik kitlesel seferberliði içinde yer alarak emekçi ve ezilen yýðýnlarýn kitle örgütlenmelerinin önü açýlarak ve buna katkýda bulunarak saðlanmak zorundadýr. Ýþte bu anlamda ve bu genellik içinde, yani hem içinden geçtiðimiz dönemin karakteri ve komünistlerin öncelikli ödevleri bakýmýndan ve genel geliþme seyirleri itibariyle, Gürcistan Ukrayna vb.de ortaya çýkan geliþmelerle Tunus ve sonrasýndakiler, aralarýndaki bütün benzersizliklere raðmen ayný çerçevenin içindedirler. Bu itibarla renkleri ve kokularýyla ilgilenmeksizin dünyanýn emperyalistler arasýnda yeniden paylaþýlmasý kavgasý içinde geliþen ve tasvir edilen «renkli devrimler» kataloðunda görülmeleri gerekir. Bu gerçeðin unutulmamasý Paris Komünü nden beri devrimin gerçek rengini, yani kýzýl rengini almasý yolunda en önemli hususlarýn baþýndadýr. Hem Paris Komünü nün hem Þubat Devriminin yýldönümlerini idrak ederken komünistlerin bir ödevi de bunu tekrar tekrar hatýrlatmaktýr.

10 Sayfa 10 MART 2011 Orta Doðu ve K. Afrika'daki Ayaklanmalar ve Zeynel Abidin Bin Ali nin 23 yýllýk diktatörlük koltuðunu kýsa zamanda terk etmesine varan geliþmeler genel olarak medyada, burjuva siyasal kurum ve kuruluþlarýnýn pek çoðunda olduðu gibi, gayet tabii sol çevrelerde de sevinçle ve umutla karþýlandý. Ancak bu geliþmelerin hangi dinamiklerle, hangi doðrultuda ve hangi baðlamda geliþtiðini anlamak ve açýklamak doðrultusunda pek bir gayret görülmedi; hala da görülmüyor. «Tunus halký baský ve sefalete karþý isyan ederek baskýcý Bin Ali rejimini alaþaðý etti» formülü hem saðda hem de soldaki deðerlendirmelerin buluþtuðu ortak formül olarak benimsendi. Hala devrimci, solcu yahut sosyalist sýfatlarýný taþýmaya devam etmekle beraber, devrim kavramýnýn içeriðini deðiþtirmek için «21. Yüzyýla uygun yeni devrim modelleri» gibi türlü formüller arayan kimileri, bu geliþmeleri adeta bir nimet gibi kabul etti. Örneðin ÖDP nin 15. Kuruluþ yýldönümünde Genel Baþkan Taþ ýn «Yeni Türkü»nün ezgileri eþliðinde söyledikleri bu arayýþýn veciz bir ifadesi: «Ýnsanlýk, dünyanýn her yerinde yeni bir gelecek arýyor. Bizim çaðýmýz asýl þimdi baþlýyor». Bu sözler 20. Yüzyýl deneyimlerinin artýk geçersiz olduðunu, geçmiþte savunduklarýndan vaz geçtiðini söylemeksizin «21. Yüzyýlda yeni þeyler söylemek ve yapmak lazým» demekten baþka bir þey ifade etmiyor besbelli. Marksizme ve Leninizme baðlý olma ve 20. Yüzyýlýn deneyimlerinin ýþýðý ile yol alma iddiasýndaki akýmlar ise, kendilerini hem bunlardan hem de burjuva ideologlarýndan ayýrt etmek için ayný þeyleri söyledikleri zaman bile bazý kelime oyunlarý yapmayý ihmal etmiyorlar. Bu kesimdekilerin yaygýn olan tariflere ilave ettikleri baþlýca unsurlarýn baþýnda, bu geliþmeyi «sermayenin uluslar arasý krizinin sonuçlarýndan biri» ve «bu krizin yükünü taþýmayý reddeden emekçilerin isyaný» gibi ifadeler geliyor. Bu hareketlerin kendiliðinden karakterlerini ve devrimci bir önderlikten yoksun oluþunu unutmadýklarýný vurgulamak üzere de, devrim terimi ile konuþmamaya özen göstererek «isyan», «halk ayaklanmasý» vb. terimlerle olaylarý ifade etmeye özen gösteriyorlar. Buna bir örnek Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) Enternasyonal Bülten'in 101. Sayýsýndaki «K. Afrika, Arap Yarýmadasý, Balkanlar Tutuþan Toplumsal Ayaklanmalar» baþlýklý yazý: "Dünya ekonomik krizinin iktisadi, toplumsal ve siyasal sonuçlarý, Akdeniz'in kuzeyinde, Yunanistan ve Ýtalya'da kitlesel gösteri ve ayaklanmalara yol açmýþtý. Akdeniz'in güneyindeki maðrip ülkeleri halklarý, bunu medya ve geliþmiþ iletiþim araçlarýyla her gün gördü ve iþsizlik, yoksulluk ve siyasal baskýlarýn aðýr yükü altýnda yaþayarak hissetti..tunus'la baþlayan halk ayaklanmasý, Mýsýr'da yüz binlerin katýldýðý gösterilerle devam ediyor. Toplumsal ayaklanma dalgasý bölgeselleþmektedir. TKÝP yayýn organý Ekim de 28 Ocak 2011 tarihinde hemen hemen ayný analizi tekrarlýyor: ÝMF-Dünya Bankasý patentli neoliberal saldýrýlara karþý emekçilerde biriken öfke, kapitalizmin küresel krizinin yýkýcý sonuçlarýyla doruða çýktý. Ýþsizlik, yoksulluk, sefalet yetmiyormuþ gibi uzun yýllardýr devletin zorbalýk ve onur kýrýcý icraatlarýna da maruz kalan Tunus halký, sonunda ayaklandý. Korku duvarýný yýkan emekçiler sokaklara döküldüler ve Arap Dünyasý nda bir ilki gerçekleþtirerek, diktatörü ülkeden kovdular. Ýþçi sýnýfý ve emekçilerin çalýþma hakkýndan yoksun býrakýlan genç kuþaklarý tarafýndan baþlatýlan, kýsa sürede emekçilerin desteðini alarak ülkenin dört bir yanýný saran Tunus halk ayaklanmasý, Arap ülkeleri emekçilerinin, Latin Amerika emekçilerinin meþrumilitan mücadele hattýndan ilerlemeye baþladýðýnýn somut göstergesi oldu. Tunus'la baþlayýp halen Mýsýr la sürmekte olan büyük halk hareketleri, Kuzey Afrika ve Ortadoðu da artýk yeni bir dönemin baþladýðýna iþaret ediyor. MLKP «Toplumsal hareketlerin temel özelliði, çeþitli toplumsal sýnýf ve kesimleri kapsamasý ve kendiliðinden bir karakter taþýmasýdýr. Ýþçi ve emekçi yýðýnlarýn örgütsüz ve önderliksiz olmalarýdýr. Sözkonusu ülkelerde, devrimci bir deðiþiklik ve iktidara götürecek siyasal özne ve programlarýn olmamasý, siyasal ve örgütsel bir stratejiye sahip devrimci ve komünist örgütlerin ortaya çýkamamasýdýr» demeyi ihmal etmez iken, TKÝP de «Ayaða kalkan emekçi kitlelerin halen en büyük handikaplarý, devrimci bir önderlikten yoksun olmalarýdýr. Devrimci bir partinin öncülüðü olmadan sorunlara köklü çözümler üretecek zaferlere ulaþmak mümkün deðildir. Eylem içindeki kitlelerin bunun henüz fazlaca farkýnda olmamalarý da zaafiyetin bir baþka boyutudur», diyerek ayný zaafa iþaret etmeyi ihmal etmiyor. Peki bu zaaf nasýl aþýlacak? MLKP «Herhalde uluslararasý devrimci ve komünist grup ve kümelenmelerin bu durum üzerine teorik analizlerin yanýnda, uluslararasý ve bölgesel düzeyde siyasal pratik bir çizgi geliþtirmeleri, ideolojik eksenlerinde içe dönerek apolitik bir durumdan çýkmalarý ilk görevleri oluyor. Bu anlamda partimizin de içinde yer aldýðý Ortadoðu Antiemperyalist Mücadele Koordinasyonu ve yine Balkanlar Antiemperyalist Mücadele Koordinasyonu isabetli bölgesel platformlar olarak önemli roller oynayacaðý bir kez daha ortaya çýkmýþtýr. Ne yazýk ki, siyasal mücadele içinde kendisini üretemedi. Ve bunun ciddi sorunlarýný hala aþmýþ deðildir. Yine yakýn zamanda kurulan ve içinde farklý ideolojik çizgide parti ve örgütlerin yer aldýðý ÝCOR, dünyadaki siyasal geliþmelere müdahale anlamýnda önemli bir platform özelliði taþýmaktadýr.» diyerek bu arayýþýn somut örgütsel giriþimlerle baðýný kurarken ayný zamanda bu somut platformlarýn en azýndan bu geliþmeler karþýsýnda herhangi bir rol oynayamamýþ olduðunu da gizlemiyor ve sonucu þöyle baðlýyor: Önümüzde iki temel görev bulunmaktadýr: Ýlki, günümüzdeki iktisadi, toplumsal ve siyasi geliþmelerin sosyalizm teorisinin konusu olarak teorik analizi, ikincisi ise devrimci ve komünist partilerin uluslararasý iþbirliði ve örgütlülüðünün siyasal mücadeleyle koparýlamaz baðýnýn kurulmasýdýr... Ne var ki, Atýlým gazetesi bu analizi Haluk Gerger den temin etmeyi tercih ettiðine göre, bu aþamada söz konusu platformlarda ortaya konmuþ bir teorik analizin henüz ortaya konmuþ olmadýðý anlaþýlýyor. TKÝP nin çözüme iliþkin yanýtý ise, soyut ve soyut olduðu ölçüde kendiliðindenciliði daha çarpýcý biçimde formüle ediyor: Devrimci bir önderlikten yoksunluk halen hareketin en temel eksikliði olsa da, ayaða kalkan kitlelerin kýsa sürede bilinç sýçramalarý yaþadýðý gözönüne alýndýðýnda, mücadele içinde bunu bir ölçüde giderecek birikimlerin oluþacaðý da bir gerçektir. Giderilmesi gereken eksiklik örneðin öz savunma komitelerinin kurulup geliþtirilmesi gibi bir eksiklik olsaydý, o takdirde bu yanýt anlaþýlýr olurdu. Oysa TKÝP «ayaða kalkan kitlelerin» «kýsa sürede yaþadýðý bilinç sýçramalarý» sayesinde «mücadele içinde» «oluþacak birikimlerin» «bir ölçüde gidermesi» gereken eksikliðin ne olduðunu hemen ardýndan açýk seçik ve doðru tarif ediyor: iþçi sýnýfýnýn illegal, ihtilalcý devrimci öncü partisini inatla örgütleme, geliþtirip güçlendirme Bu bir yanlýþ anlama veya çarpýtma olmasa gerek; zira bu saptamalarýn ifade edildiði bölümün baþlýðý da zaten veciz bir biçimde ayný fikri vurguluyor: «Hareket devrimci öncü partisini er veya geç yaracaktýr». Kendiliðindenciliðin Eleþtirisi Kendiliðinden hareketleri Küçümsemek için Deðil, Ödevlerinden Yan Çizen Devrimcileri Eleþtirmek Ýçindir Kendiliðindenciliðe tapýnmayý eleþtirirken Bolþevikler, kitlelerin kendiliðinden harekete geçmelerinin ve bu hareket içinde bilinç sýçramalarý yaþayarak ve deneyim kazanarak daha iyi örgütlenmelerinin ve daha geliþkin mücadelelere girmelerinin imkansýz olduðunu söylemediler. Kendiliðindenliðe tapýnma eleþtirisinin özü, devrimci partinin ve devrimci sýnýf bilincinin bu tür kendiliðinden mücadelelerin içinden çýkamayacaðýnýn ortaya konmasýdýr. Bütün 20. Yüzyýl deneyimleri bu saptamayý tersinden veya düzünden sýnayýp doðrulamýþtýr. 21. Yüzyýlýn baþýnda Arap dünyasýnda ortaya çýkan son geliþmelerin de göstereceði þey ayný doðrunun bir kez daha saðlanmasýndan ibaret olacaktýr. Ama Ekim, bütün bu tahlillerden sonra enternasyonal ölçekte «daha da anlamlý ve yakýcý bir görev haline» gelen görevin bütün ülkelerin komünistlerinin komünist bir dünya partisini ilan etmek için birleþmesi doðrultusunda çalýþmak olduðunu söylemiyor. Bunun yerine «Arap halklarýyla enternasyonal dayanýþma görevini» tarif ediyor. Bu durumda, Arap dünyasýnda devrimci öncü partinin yaratýlmasýný son aylarda gördüðümüz türden geliþmelerden beklemesinde bir tuhaflýk olmasa gerektir. Komünist bir dünya partisi eksikliði karþýsýnda «enternasyonal dayanýþma eylemlerini yükseltmek» fikriyle devrimci partinin yaratýlmasý için kendiliðinden kitle ayaklanmalarýnýn geliþip sürmesinden medet ummak arasýnda da esasen bir fark yoktur. Nitekim, Kýzýl Bayrak tan bu «enternasyonal dayanýþmayý yükseltme görevinin» nasýl somutlanabileceðini anlayabiliyoruz. «Ýsyan Ruhu Tersanelere Taþýndý» baþlýklý haber þunu anlatýyor: TÝB-DER üyeleri 2 Þubat günü bildiri daðýtýmý gerçekleþtirdiler. Aydýntepe Ýstasyonu ve Tuzla Gemi tersanesi önünde Tunus tan, Mýsýr a... Arap halklarý sömürü ve köleliðe karþý ayakta! Diktatörler yenilecek, iþçi sýnýfý kazanacak / TÝB-DER bildirilerini iki ayrý noktada tersane iþçilerine ulaþtýrdý. Birçok iþçiyle Kuzey Afrika ve Ortadoðu daki geliþmeler üzerine sohbet edildi. Açýktýr ki bu çalýþma Türkiye iþçi sýnýfý içinde bir partinin ajitasyon faaliyeti yürütmesi ve geliþtirilmesi bakýmýndan olduðu kadar iþçilerin enternasyonalist bilincinin geliþtirilmesi bakýmýndan isabetli ve doðrudur. Ama herhalde Arap ülkelerinde devrimci bir önderlikten yoksunluðun sýkýntýsý içinde olan emekçilerin bu eksikliði gidermesi için ihtiyaç duyduklarý þey, bu «enternasyonalist dayanýþma» olmasa gerektir. Kendiliðindenciliði Yüceltenler Troçkistlerle Buluþuyor Doðrusu bu ve benzeri yaklaþýmlar ne sadece TKÝP nin icadýdýr ne de ona özgüdür. Bu yaklaþýmlar Leninist parti anlayýþýndan da eskidir ve en geliþkin formülasyonunu yapanlardan biri de Rosa Luxembourg dur. Nitekim tam da bu nedenle, MLKP ve TKÝP onun üzerinden düþman kardeþleri olan troçkistlerle buluþmaktadýrlar. Örneðin DSÝP Haftalardýr Kahire de, Ýskenderiye de ve Mýsýr ýn dört bir yanýnda direnen milyonlarca kiþi, mücadele içinde toplumun iþleyiþini kendi kurduklarý komitelerle denetlemeye baþlamýþtý. Gýda, saðlýk, temizlik hizmetleri bu komiteler tarafýndan yapýlýyordu. Mýsýr halký, Mübarek in kaçarken iktidarýný býraktýðý generallerin yönetimine boyun eðmemeli, özgürlük ve demokrasi için verdiði mücadeleyi sonuna kadar götürmelidir diye salýk veriyor. Devrimci partinin önderliði olmadan Mýsýr halkýnýn verdiði mücadeleyi sonuna kadar götürebileceðini iddia eden bu anlayýþ, esasen kendiliðindenciliðin açýk bir örneðidir. Gerçek teki yazýsýnda Sungur Savran ise, DSÝP ten bir adým ileri gidiyor, Mýsýr da yaþananlarda devrimci parti boþluðunun ve inþasýnýn önemine iþaret ediyor ve bunu yaparken devrimci partiyi mücadelenin ateþi içinde kurmak ve inþa etmek gerektiðini söylemekten geri durmuyor. Yani devrimci partinin kitle hareketinin dinamiði ile ivme kazanarak inþa edilebileceðini iddia ediyor. DSÝP ve DÝP in bu tutumlarý elbette þaþýrtýcý deðildir. Zira, her iki akým da Troçki nin menþevik devrim ve parti anlayýþýnýn açýk savunucularýdýr. Ancak asýl çarpýcý olan ve altý çizilmesi gereken, solun büyük bir kýsmýnýn farklý bir terminoloji kullanarak da olsa, bu noktada troçkist akýmlarla buluþmasýdýr. Bu buluþmanýn «karþý devrimci stalinistler» ve «karþý devrimci troçkistler» söylemlerini elden býrakmadan yapýlabiliyor olmasýnýn sýrrý, her iki taraftakilerin de ayný zamanda Leninizme referansla konuþma iddiasýnda olmalarý deðildir. Baðlantýyý kuran asýl halka, kendiliðinden kitle hareketinin erdemlerine en çok vurgu yapanlardan biri olan Rosa Luksembourg un tezleridir. Zira oayný zamanda oportünizmden arýnmýþ bir partinin Lenin in önerdiði gibi devrimciler örgütünü hem sýnýfýn kitlesinden hem de oportünistlerden ayýrt ederek deðil, ancak devrimci bir ayaklanmanýn içinde kurulabileceðini en geliþkin ve ayrýntýlý biçimde formüle edip, savunanlarýn baþýnda gelir.

11 MART 2011 Sayfa 11 Solun Kendiliðindenliðe Tapýnma Hastalýðý Kendini diðer troçkistlerden ayýrt etmeye özen gösterirken leninizme daha sadýk bir troçkist çizgiyi temsil etme iddiasýnda olan Marksist Tutum un bu son geliþmeler hakkýndaki deðerlendirmesi de MLKP ve TKÝP ile benzerliðin tanýðýdýr. Örneðin þu cümleler MLKP nin tespitinin adeta týpatýp aynýsý deðimlidir? Bu yeni isyan dalgasý münferit deðildir. Yaklaþýk olarak 2000 li yýllarýn baþýndan bu yana dünyanýn deðiþik bölgelerinde kendini gösteren isyan ateþinin yeni bir harlanýþýdýr. Bu dalga, kapitalizm uzun bir dönem boyunca yeryüzü üzerinde kibirle zafer yürüyüþü yaparken, geniþ emekçi kitlelerde biriken ýstýrabýn ve öfkenin bir dýþavurumudur. Bu ateþ önce Latin Amerika da birçok ülkede birbirinin peþi sýra yükselmiþ, daha sonra, o denli þiddetli biçimde olmasa da, baþta Yunanistan da olmak üzere Akdeniz havzasýnýn kuzeyinde, yani güney Avrupa ülkelerinde kendisini göstermiþti. Þimdi ise Akdeniz havzasýnýn güneyine, yani Kuzey Afrika ya inmiþ bulunuyor. Ateþ ayný ateþtir, süreç ayný süreçtir. Kapitalizm uluslararasý iþbölümünü derinleþtirip geçmiþle kýyaslanamayacak ölçüde bütünsel bir dünya ekonomisi yarattýðý ve bu maddi temel üzerinde her türlü etkileþimi daha da kolaylaþtýrdýðýndan, benzer süreçleri dünyanýn baþka yerlerinde de muhakkak ki göreceðiz. Bu yeni isyan dalgasý münferit deðildir. Yaklaþýk olarak 2000 li yýllarýn baþýndan bu yana dünyanýn deðiþik bölgelerinde kendini gösteren isyan ateþinin yeni bir harlanýþýdýr. Bu dalga, kapitalizm uzun bir dönem boyunca yeryüzü üzerinde kibirle zafer yürüyüþü yaparken, geniþ emekçi kitlelerde biriken ýstýrabýn ve öfkenin bir dýþavurumudur. Bu ateþ önce Latin Amerika da birçok ülkede birbirinin peþi sýra yükselmiþ, daha sonra, o denli þiddetli biçimde olmasa da, baþta Yunanistan da olmak üzere Akdeniz havzasýnýn kuzeyinde, yani güney Avrupa ülkelerinde kendisini göstermiþti. Þimdi ise Akdeniz havzasýnýn güneyine, yani Kuzey Afrika ya inmiþ bulunuyor. Ateþ ayný ateþtir, süreç ayný süreçtir. Kapitalizm uluslararasý iþbölümünü derinleþtirip geçmiþle kýyaslanamayacak ölçüde bütünsel bir dünya ekonomisi yarattýðý ve bu maddi temel üzerinde her türlü etkileþimi daha da kolaylaþtýrdýðýndan, benzer süreçleri dünyanýn baþka yerlerinde de muhakkak ki göreceðiz. Þu cümleler de hem TKÝP nin tespitleri ile hem de MLKP ninkilerle üst üste düþmekte deðil midir? Rejime yönelik cesur ve güçlü ataklar yapan kitle hareketinin en büyük dezavantajý genel örgütsüzlük, devrimci önderlik eksikliði ve politik programdan yoksunluktur. Yine de geniþ emekçi yýðýnlar sýnýf içgüdüleriyle diktatörlerin ve onun tanýnmýþ adamlarýnýn manevralarýna kanmamayý þu ana dek baþarmýþlardýr. Örneðin Tunus ta Bin Ali nin reform vaatlerine ve hükümet deðiþikliði hamlelerine kanmayarak, hem diktatörü defetmeyi baþarmýþlar, hem de arkasýndan muhalif görünümlü isimlerle süslenmiþ yeni hükümet kombinasyonlarýna izin vermemiþlerdir. Bu baðlamda devrimci sürecin daha birçok meziyeti bulunuyor... Ayaða kalkan emekçi kitlelerin kapitalizmi tasfiye edecek ve kendi iktidarlarýný kurabilecek düzeyde bir enerjiye sahip olduklarý açýktýr. Kitlelere pratikte kýlavuzluk edebilecek devrimci bir önderlik, kesinlikle hareketi emekçi kitlelerin öz-örgütlülükleri temelinde kendi iktidarýný kurmaya ve kapitalizmi tasfiye doðrultusunda adýmlar atmaya yöneltebilir bu sürecin topraða yeni tohumlar ekmekte olduðunu, yeni süreçleri mayaladýðýný da unutmamak gerekiyor. Yakýn vadede Tunus ve Mýsýr da ne yaþanýrsa yaþansýn, bu ülkelerde devrimci sosyalist fikirlerin canlanacaðý ve bu temelde yeni yeni kadrolarýn ortaya çýkacaðý muhakkaktýr. Dolayýsýyla süreç önderlik sorunu nedeniyle önemli bir handikapa sahipse de, diyalektik olarak sürecin kendisi de, bu sorunun çözümü için geçmiþe göre daha elveriþli bir ortam ve olanaklar doðurabilir li yýllarla birlikte içine girilen kapitalizmin tarihsel bunalýmý ve yeni sýnýf mücadeleleri döneminde, Tunus ve Mýsýr daki halk isyanlarýyla yeni bir sayfa açýlmýþtýr. Bu sayfa sadece Tunus ve Mýsýr la kapanmayacaktýr. Buralardaki emekçi kardeþlerinin korku duvarýný yýktýðýný gören diðer Arap halklarýnda ve civar ülkelerde sýnýf mücadelesinin yeni yükseliþlerinin yaþanmasý büyük olasýlýktýr. Bu ortaklýklar bir yana Marksist Tutum derhal «Kendiliðindenlik-bilinç diyalektiðine» ve söz konusu geliþmelerin devrim olmadýðýný ve olamayacaðýný vurguladýðý gibi, eksikliði duyulan devrimci partinin de bu gibi hareketlerin içinden deðil, öncesinden ve ayrý olarak kurulmasý gerektiðini bildiðini açýklýyor: Kapitalizmin krizinin ve tüm dünyada emekçi kitlelere saldýrýsýnýn sürdüðü düþünüldüðünde, çok uzak olmayan bir gelecekte, Asya halklarý da bu sürece yeni sayfalar ekleyeceklerdir. Türkiye nin de içinde olduðu bu coðrafyada yaþanacak yeni sýnýf mücadeleleri tüm politik atmosferi deðiþtirecektir. Bu da sýnýf devrimcilerinin daha büyük bir azimle çalýþmasýný gerektirmektedir. Zira iþçi sýnýfý ve emekçi kitleler içine kök salmýþ devrimci bir öncü örgütlenmeyi bu tür devrimci kalkýþmalarýn öncesinde var etmenin hayati önemi bir kez daha görülmektedir. Bu Marksist Tutum un sonuç cümlesi... Buradan anlaþýlmaktadýr ki, Marksist Tutum MLKP veya TKÝP gibi örgütlerle benzer saptamalardan hareket etse bile, ne söz konusu hareketlerin barýndýrdýklarý potansiyel konusunda, ne de devrimci partinin hareketin içinden çýkacaðý konusunda ayný tuzaklara basmýyor. O halde buluþtuklarý yer neresi? Ýþte hemen hemen son geliþmeleri deðerlendiren tüm kesimlerin üzerinden atladýðý konu burada kendini gösteriyor. Marksist Tutum un baþka gerçekleri de unutmadýðý anlaþýlýyor. Ama Hem Marksist tutum un hem de pek çok baþkalarýnýn kendiliðindenlik eleþtirisi hakkýnda unuttuklarý asýl þey kendiliðindenlik eleþtirisinin bir devrimin olmasý veya devrimci partinin yaratýlmasýndan ibaret olmadýðýdýr. Bugün Geliþmekte Olan Kendiliðinden Hareketler Hangi Burjuva Siyasetinin Yörüngesinde? Kendiliðinden bir hareket (Lenin bunu rastgele ve genel bir kendiliðindenlik olarak deðil, vurgulayarak devrimci programa ve bir devrim planýna sahip olan bir partinin önderliðinde gerçekleþmeyen her hangi bir hareket anlamýnda söylemektedir) eninde sonunda hakim burjuva siyasetinin çizgisine tabi olmaya mahkumdur. Burada söz konusu olan þu ya da bu burjuva partisi þu ya da bu burjuva önderliði anlamýnda deðil, hakim burjuva siyaseti, (ya da Lenin in kullandýðý tabirle hakim sýnýfýn ideolojisi)dir. O halde Tunus ta baþlayýp yayýlan kendiliðinden hareketlerin yönünün ve akýbetinin kavranmasý kadar mahiyetinin anlaþýlmasý için dahi, bunlarýn önünde yahut sonunda tabi olacaðý hakim burjuva siyasetinin ne olduðunu saptamakla iþe baþlamak gerekirdi. Bunu soran veyahut yanýtlayan neredeyse yoktur. KöZ ün arkasýndaki komünistler ise öteden beri uluslar arasý plandaki geliþmeleri son tahlilde belirleyen temel etkenin rakip emperyalist güçler arasýndaki yeniden paylaþým kavgasý ve bu kavga çerçevesindeki güçler iliþkisi olduðunu vurguluyor. Son geliþmeleri de böyle anlamak gerekir. Tunus ta baþlayýp yayýlmakta olan zincirleme ayaklanmalar kendiliðinden ayaklanmalardýr. Ne söz konusu ülkelerde ne de dünya çapýnda bir devrimci önderliðin bulunmadýðý koþullarda bu hareketler kaçýnýlmaz olarak birbirleriyle bir paylaþým kavgasý içindeki emperyalist güçlerin etki alaný içinde þekillenecektir. Halihazýrda bu paylaþým kavgasýnda güçler dengesi ABD ve müttefiklerinin lehine bir güçler iliþkisini ifade etmektedir. AB nin kendisi giderek güç kaybetmekte olsa dahi, rakiplerinin görece güçsüz ve çaresizliðinden güç alarak ayakta kalmakta ve bu iðreti avantajýný kalýcý hale getirmek üzere planlar ve ataklar yapmaktadýr. BOP bu plan ve ataklarýn genel çerçevesini çoktan beri tarif etmektedir. Ve Büyük Orta Doðu nun Cebeli Tarýk tan Orta Asya ya kadar uzandýðý sýr deðildir. Bu itibarla elbette Tunus ta patlak verip geliþen olaylarýn bu çerçevede anlaþýlmasý ve anlatýlmasý gerekir. Aksi takdirde ya düpedüz kitlelerin kendiliðinden isyanýnýn yaratýcý gücüne bel baðlayýp ona tapýnmaktan kurtulamayan ve daima olaylarýn peþinde koþmaya talim eden bir çizgiye hapsolmak mukadder olur. Yahut hakim emperyalist güçlerin yönlendirdiði süreçlerin sonucunda ortaya çýkan geliþmeleri hayra yorup bununla yetinmeyi adet edinen ve emekçi yýðýnlara bunu salýk veren bir teslimiyetçi çizgiye mahkum olunur. Her halükarda da devrimci parti ve devrimci partinin çalýþma araç ve yöntemleri yerine yeni icatlarýn týlsýmýna inanarak yeni tip «devrim modellerine» heves etmek kaçýnýlmaz hale gelir. Marksist Tutum un asýl kusuru tam burada kendini göstermektedir. Marksist Tutum un bir baþka yazarý Levent Toprak «Kitle Ayaklanmalarýnda Ýlk Evre Tamamlanýrken» baþlýklý ve mart 2011 tarihli yazýsýnda kendiliðindenlik ve bilinç hakkýnda ders verirken þunu söylüyor: Kendiliðindenlik-bilinç iliþkisi sorunu ve bu baðlamda kendiliðinden hareketlerin deðerlendirilmesi sosyalist harekette tabir caizse ezeli bir sorundur. Biz burada boylu boyuna bu tartýþmanýn içine girecek deðiliz. Sadece birkaç hususu ele alacaðýz. Bu sorun çerçevesinde iki sapma ortaya çýkmýþtýr. Bir yaklaþým kendiliðindenliði abartarak, bilinç ve örgütlülük faktörünün önemini gölgeye iten bir tutum içinde olmuþ, deðerlendirmelerini adeta her þeyi bu etmen belirliyormuþçasýna yapmýþtýr. Diðer yaklaþým ise, kitlelerin kendiliðinden hareketine karþý derin bir güvensizlik ve küçümseme beslemiþ, her þeyin tepedeki unsurlarýn iradi gücüyle, komplolarla vs. belirlendiðini düþünegelmiþtir. Bugün hem Arap ve Ortadoðu dünyasýný saran kalkýþma sürecinin geneline iliþkin olarak, hem de bu coðrafyanýn ana unsuru olan Mýsýr a iliþkin olarak her iki yaklaþýmýn da örneklerini görüyoruz. Biri her gördüðü halk kalkýþmasýný kolayca devrim olarak nitelendirmekte beis görmez ve örgütsüz kitle hareketini her sorunu çözmeye yetenekli bir sihirli deðnekmiþçesine göstererek boþ hayaller yayarken, diðeri kitle isyanýna burun kývýrmakta, adeta tüm süreci emperyalizmin baþtan beri tezgâhladýðý bir komplo olarak göstermeye meyletmektedir. Kendiliðinden kitle eyleminin, genel örgütsüzlüðün sýnýrlýlýklarýný görmezden gelmek büyük bir yanýlgýdýr, affedilmez bir hatadýr. Bu eðilimdekiler tam da bu körlükleri nedeniyle egemenlerin politik manipülasyonlarýný, emperyalist güçlerin planlarýný, süreci kontrol altýnda tutma ve yönlendirme çaba ve potansiyellerini görmezden geliyorlar ya da küçümsüyorlar. Böyle yapmakla da kitlelerin gerçek çýkarlarýna asla hizmet etmiyorlar. Oysa bu etmenleri göz ardý ederek bugün Mýsýr da gelinen noktayý anlamak mümkün deðildir. Marksist Tutum sayfalarýnda bir de bu geliþmeleri «renkli devrim» diye anýlan (ve George Soros un parasý ve CIA planlarýyla kýþkýrtýldýðý sýr olmayan) olaylara benzetmemek gerektiðine de dikkat çekiliyor. Böylece «bu seferki baþka burada kitlelerin rolü belirleyici emperyalistlerinki deðil» tespitini pekiþtirmek istiyor. Bir adým daha gidiyor; bu geliþmelerin medyada iddia edilip gösterilmeye çalýþýldýðý gibi internet üzerinden ve üniversiteli gençler eliyle olmadýðýný hatýrlatmayý da ihmal etmiyor. Yine haklý Marksist Tutum. Arap Dünyasýndaki Ayaklanmalar Ne Gençlik Eylemidir Ne de «Ýnternet Devrimi»dir Finans Kapital in Çizdiði Sýnýrlar Ýçinde Geliþen Kendiliðinden Hareketlerdir Besbelli ki iþsizlik ve sefalet içinde aðýr baský ve sansür koþullarý altýndaki yýðýnlar nasýl biraraya gelip ayný anda sokaklara dökülüyor? Bu emekçi yýðýnlarýnýn iþsiz olduklarý için zamanlarýný Facebook Twitter vb. siteler üzerinden çetleþerek haberleþtiðine mi inanmak lazým? Hadi bir küçük kentte bunun nasýl olabileceðini tasavvur etmek zor olmasa gerek. Peki baþka kentlere ve sýnýr ötesine yýldýrým hýzýyla yayýlmasý nasýl oluyor? Ýþin içinde örgütlü güçler olmadýðýný ve örgütlenme dendiðinde ayaklanma içinde mahallelerde peydah olan ve nasýl olduðunun tasavvur edilmesi zor olmayan savunma komiteleri vb.den ibaret olduðu söylendiðine göre, bu iletiþim hangi araçlar üzerinden oluyor? Besbelli ki asýl iletiþim týpký bizler gibi ister web üzerinden ister baþka kanallardan yayýlan medya vasýtasýyla olmaktadýr. Hele dünyanýn en ucuz ve en geliþmiþ cep telefonlarýnýn bu bölgelerde yaygýn olarak kullanýldýðý akýlda tutulursa, esas olarak bu örgütsüz yýðýnlarýn olup bitenleri TV aracýlýðýyla izleyip bu medya aracýlýðýyla yönlendirdiðini tasavvur etmek komplo teorisi mi olur? Bunu bir komplo teorisi olarak algýlamak için komployu Yüzyýllarýn casus hikayeleri çerçevesinde algýlýyor olmak gerekir. Elbette bu kendiliðinden ayaklanmalarýn beklenmedik biçimde patlak verip hiç umulmadýk bir hýzla yayýlmalarýnda bu medyanýn rolü önemlidir. Bu medyanýn da uluslar arasý finans kapital ile iliþkisi kimi ajan provokatörlerden daha gevþek deðildir; tam tersi doðrudur. Eðer bu kanallar iþlemese idi ve bu kanallar üzerinden destekleyici teþvik edici yayýnlar yapýlmýyor olsa idi, yýllardýr sefalet ve baský altýnda ezilen yýðýnlarýn aniden cesaret alýp öfke ve isyanlarýný sokaða dökmeleri de elbette mümkün olmazdý. Onu býrakalým, Muhammed Buazizi nin 17 aralýk ta kendini yaktýðýný bile yakýn çevresi dýþýnda kimsenin öðrenmesi bile mümkün olmazdý vs. Bu bakýmdan açýktýr ki eðer uluslar arasý medya kuruluþlarý bu olaylarýn zincirleme bir biçimde aktarýlmasýna yol vermesiydi bu «domino etkisi» sýrf maðribin ezilen ve emekçi yýðýnlarý yýllardýr öfke biriktirdiði için ortaya çýkmazdý. Nitekim bu medyanýn gücü Bin Ali ve benzeri yerel ve baðýmlý diktatörlerin hatta Kaddafi gibi «Medyatik» olanlarýnýn bile ürktüðü bir tehdit olarak çoktandýr kol gezmektedir. Bu dahi göstermektedir ki söz konusu olan uluslar arasý finans kapitalin söz konusu eski uþaklarýna karþý bir operasyonu söz konusudur. Bu tür operasyonlarýn Afganistan veya Irak taki gibi olmasý da þart deðildir. Kendiliðinden kitle hareketleri bu araçlarla da hakim sýnýfýn siyasi nüfuzu altýna girebilir ve orada hapsedilebilir. Nitekim son tahlilde öyle olmaktadýr. Komünistler Öncelikli Ödevlerine Yoðunlaþmalý Bu bir kaderci karamsarlýk deðildir. Aksine sermayenin muhtelif araç ve yöntemlerine karþý emekçilerin ve ezilenlerin biricik silahýnýn Çarlýk rejiminin muazzam baský aygýtýna karþý Rusya çapýnda bir gazete ile baþlayýp profesyonel devrimcilerden oluþan bir devrimci parti olduðunu bir kez daha vurgulayan komünistlerin öncelikli ödevlerine bir kez daha yoðunlaþmasýna vesile olur. Üstelik sermayenin güdümünde bir çizgiye hapsolmaya mahkum bile olsa Tunus tan Libya ya kadar uzanan kitle eylemlerinin ayný zamanda dünyanýn bütün emekçilerini ve ezilenlerini cesaretlendiren bir etki yarattýðý da doðrudur. Ama bu etki kendiliðinden bir olumlu sonuç doðuracak deðildir. Bu etkinin olumlu bir etki yaratmasý için ondan komünistlerin öncelikli ödevlerini yerine getirmek üzere yararlanma bilincine ve yeteneðine sahip komünistlerin birliðine ihtiyaç vardýr. Ancak bu takdirde, hem sermayenin düzenlerine hem de kendiliðinden hareketin sýnýrlarýna karþý emekçilerin tek silahý olan devrimci partinin yaratýlmasý saðlanacaktýr. Tunus tan Libya ya kadar ayaklanan emekçi yýðýnlarýn da asýl ihtiyacý budur, yaþadýðýmýz topraklardaki emekçilerin ve ezilenlerin de. KöZ ün arkasýndaki komünistlerin ödevi Tunuslu Mýsýr lý emekçilerin derdine çare aramak deðildir. Ama onlarýn cesaretinden de yararlanarak kendi hedeflerine daha kararlý biçimde ilerledikleri takdirde onlarýn ihtiyacý olan partinin kurulmasýna da katkýda bulunmuþ olacaðýmýzý biliyoruz. KöZ ün arkasýndaki komünistler Mart ayýndaki eylemleri 1 Mayýs a Mayýsýný da 12 Haziran seçimlerine kadar bu bilinçle ve Tunuslu Mýsýrlý Libyalý emekçilerin ayaklanmasýnýn yarattýðý etkiyi yaþadýðýmýz topraklardaki emekçilerin ve ezilenlerin ortak seferberliðini güçlendirmek üzere kullanarak taþýyacak. Biliyoruz ki yaþadýðýmýz topraklarda da Bolþeviklerinki gibi bir devrimci parti mevcut deðildir. Ama yaþadýðýmýz topraklardaki emekçilerin örgütlülükleri deneyimleri ve seferberlik yetenekleri de, ayný topraklardaki devrimcilerin imkan ve deneyimleri de söz konusu ülkelerdekinden kat be kat fazladýr. Bu nedenle kendiliðindenliðe tapýnýp kendiliðinden bir ayaklanmayý hayal etmek yerine bu imkanlara güvenerek ve buradan hareketle emekçilerin ve ezilenlerin birleþik ve eylemli bir seferberliðini saðlamak için çalýþmak hem mümkündür hem de boynumuzun borcudur.

12 Sayfa 12 MART 2011 Kendiliðinden Geliþen Ýki Devrim Örneði Kendiliðindenliðe tapýnmanýn Leninist eleþtirisi, kitlelerin kendiliklerinden ve bir devrimci önderliðin yönlendirmesi olmadan da devrim yapabileceklerini eleþtirmek için ortaya konmuþ deðildir. Zira böyle bir görüþ her türlü örgütlenmeye mutlak surette karþý olan kimi anarþist çevrelerin dýþýnda anarþistler arasýnda bile yoktur zaten. Bu nedenle eleþtirinin esasýný burada aramak nafiledir. Üstelik kavramlara tam anlamý yüklendiðinde yanlýþtýr. Zira kimi tarihsel koþullarda devrimci bir partinin önderliði olmadan hatta bu partinin kendisi bile olmadan proleter yýðýnlarýn kendiliðinden isyanýnýn bir devrimle sonuçlandýðýnýn örnekleri eksik deðildir. Bunlardan iki tanesi de þu sýralar yýldönümlerinde olduðumuz iki büyük devrimdir. Birincisi 1871 Paris Komünü deneyimidir ve bu olay bir devrim olarak tanýmlanmakla kalmamýþ ilk proletarya diktatörlüðüne kadar da varmýþtýr. O zaman Birinci Enternasyonal in var olduðu doðrudur. Ama ne bu enternasyonal Komün hareketinin içinde belirleyici bir rol oynayan bir örgüttür (bu enternasyonale üye olan tek komün delegesi David Frankel idi); ne de o enternasyonal Leninist anlamda bir devrimci önderlik niteliði taþýmakta ve 1871 devrimi için devrimci bir programa ve perspektiflere sahip bulunmakta idi. Aksine kendiliðinden geliþen Komün deneyimi Marksistlerin devrim ve proletarya diktatörlüðü hakkýnda ilk fikirlerinin oluþmasýný saðlamýþtýr. Paris Komünü Paris halký toplarý ele geçiriyor Ýkinci örnek bizim takvimimizle 8 Mart a rastlayan 1917 «Þubat devrimi»dir. Bu deneyim de esasen doðrudan doðruya herhangi bir örgütün planladýðý ve örgütlediði bir geliþmenin sonucu deðildir. O zaman Bolþevik Partinin mevcut olduðu doðrudur. Ama 8 Mart taki ilk eylemi onlarýn tasarlayýp örgütlemediði de doðrudur. Rus çarý esasen beklenmedik ve kendiliðinden bir ayaklanmaya dönüþen eylemlerin ardýndan tahtýný býrakmýþtýr. Bolþevikler ancak bu olaydan sonra ve zaman içinde hareketin önderliði haline gelmiþtir. Ve gerçek anlamda proleter devrimi 8 ay sonra Bolþeviklerin önderliði sayesinde gerçekleþmiþtir. Ama bu gerçek bizim 8 mart 1917 de olaný «Þubat devrimi» diye anmamýza engel deðildir. O halde bir kural olmasa ve sýk sýk vuku bulmasa da, kendiliðinden bir ayaklanmanýn bir devrime asla varamayacaðýný söylemek doðru deðildir. O nedenle kendiliðindenlik eleþtirisini burada yapmak da doðru olmaz. Nitekim hemen hemen bütün burjuva ideologlarý da bu olgudan hareketle Tunus ta baþlayýp yayýlmakta olan ayaklanmalarý birer devrim diye tanýmlamak suretiyle hem bir gerçeklikten hareket etmekte hem devrim kavramýnýn içeriðini boþaltmak için bundan istifade etmektedirler. Ýlle bu konuda bir tartýþma yapýlacak ise de, o zaman Tunus Mýsýr ve belki baþka yerlerde olup bitenlerle 1917 Rusyasý yahut 1871 Fransa sý arasýndaki esas fark hareketin baþýnda bir devrimci partinin olup olmamasý deðil, ayaklanan yýðýnlar içinde öteden beri örgütlenme propaganda ve ajitasyon faaliyeti yürütmekte olan ve kitleler ayaklandýktan sonra bile olsa bu hareketin içinde yer almaya elveriþli örgütlerin bulunup bulunmamasý noktasýndadýr. Bu tür örgütlerin söz konusu kendiliðinden ayaklanmanýn açtýðý yoldan ve onun yarattýðý imkanlarla ortaya çýkýp geliþtirileceðini ummak hayaldir. Öyle olsa bile bu örgütler bir baþka deneyimde öncü ya da artçý bir rolü oynamaya aday örgütler olur ve halihazýrdaki süreç üzerinde bir etkilerinin olmasý ve olup bitenlerin niteliðine etkide bulunmasý söz konusu bile deðildir. Bugün Sarsýlan Gerici Rejimlerin Oluþmasýnda Solun da Payý Var Ortadoðu da diktatörlerin koltuklarý sallanýrken, bölgedeki siyasi gericiliklerin çatýrdamakta olduðunu söylemek adetten oldu. Aslýna bakýlýrsa doðru, ancak tüm yarým doðrular gibi yanýltýcý bir saptama bu. Zira bugün çatýrdayan rejimler Ortadoðu da ezelden beri bulunmuyor, bu rejimler gökten zembille de inmedi. Bilakis bu gerici rejimlerin ortaya çýkmasý asýl olarak komünistlerin kabahatidir. Zira bugün gerici olarak kabul edilen bu rejimlerin büyük bir çoðunluðu zamanýnda sol akýmlar tarafýndan desteklenmiþtir. Mýsýr Mýsýr dan baþlayalým. Mýsýr da bugün Firavun, Amerikan uþaðý, Ýsrail iþbirlikçisi olarak lanetlenen Mübarek Mýsýr daki siyasal rejimi sýfýrdan inþa etmemiþtir. Hatta Mübarek in bugünkü rejimin asýl mimarý olduðu söylenemez. Mýsýr daki bugünkü siyasal rejimin asýl mimarý 1952 de darbe ile iktidara gelen Nasýr rejimidir. Üstelik Nasýr dan sonra gelen Enver Sedat da, Sedat tan sonra gelen Hüsnü Mübarek de ayný ekibin elemanlarýdýr. Enver Sedat Nasýr la birlikte darbeyi örgütleyen Hür Subaylar hareketi içinde yer almýþ, sonrasýnda Nasýr ýn baþkan yardýmcýlýðýný yapmýþtýr. Aralarýndaki bað o kadar güçlüydü ki Nasýr kalp krizinden ölünce yerine geçen Sedat için Nasýr ýn kuklasý, yahut emanetçi yorumlarý yapýlmýþtýr. Hüsnü Mübarek in durumu ise daha farklý deðildir. Hüsnü Mübarek de Sedat döneminin önce Hava Kuvvetleri komutanlýðýný sonra da baþkan yardýmcýlýðýný yapmýþtýr. Üstelik Nasýr dan sonra gelenler Mýsýr daki rejimin siyasal yapýsýný daha otoriter bir yönde deðiþtirmediler, hatta ironik bir þekilde yaptýklarý düzenlemelerin biçimsel olarak daha katýlýmcý hale getirme yönünde olduðunu söylemek doðru olur. Enver Sedat Nasýr döneminin anayasasýný deðiþtirerek parlamentoyu güçlendirmiþti. Mýsýr da 1952 den sonra çok partili seçimlere ise Hüsnü Mübarek döneminde geçildi. Peki Nasýr iktidara nasýl geldi? Nasýr ýn lideri olduðu Hür Subaylar 1942 yýlýnda kurulmuþtu. En önemli destekçilerinden biri de Mýsýr Komünist Partisi (MKP) idi. Hatta Komünist Partisi ile baðlantýlý olan Kýzýl Binbaþý Halid Muhiddin Hür Subaylara ilk katýlanlardan oldu. Öyle ki örgütün bildirilerinin çoðunluðu MKP tarafýndan basýp daðýtýldý. Baþýndan itibaren darbeci subaylarla yan yana duran MKP elbette 1952 de Mýsýr ikinci kez kaynamaya baþladýðýnda anti-emperyalist mücadeleye önderlik etmek yerine Nasýr ýn destekçisi oldular. Ancak iktidara gelen Nasýr komünistlere hiç iltifat etmedi. Ýktidarý almasýnýn üzerinden bir yýl geçmeden komünistlerin tüm örgütlenmelerini yasakladý, komünistleri tutuklatmaya baþladý. Ancak, Nasýr ýn hareketine en büyük destek kuyrukçu politikalarý nedeniyle bir türlü güç kazanamayan MKP den deðil uluslararasý komünist harekete önderlik etmek iddiasýndaki Sovyetler Birliði nden geldi. Sovyetler Birliði Nasýr ýn demagojik baðýmsýzlýkçý politikalarýný sürdürebilmesi için devasa mali yardýmlarda bulundu. Mýsýr ýn GAP projesi olarak nitelenebilecek Assuan Barajý Sovyet kredileriyle tamamlandý. Kuþkusuz Nasýr ýn zindanlarýndaki komünist parti üyeleri sorunu Mýsýr Sovyetler arasýndaki iliþkileri gerginleþtiren bir sorundu. Ama Sovyet diplomasisi bu sorunu da ortadan kaldýrdý: Nasýr MKP üyelerini serbest býraktý. MKP üyeleri de ayrý bir parti kurmanýn gereksiz olduðunu iddia ederek Nasýr ýn partisine katýldýlar. Sudan Irak Suriye Komünist adýný taþýyan partilerin darbe yoluyla kendi ulusal sosyalizmlerini kurmaya çalýþan akýmlara destek verdiði tek yer deðildi. Arap coðrafyasýnýn en büyük iki komünist partisi Irak Komünist Partisi ve Sudan Komünist Partisi idi lerde beþ milyon civarýnda nüfusu olan Irak ta komünist partisinin üye sayýsý 25 bini buluyordu. Sudan komünist partisi ise yapýlan 1953 seçimlerinde beþ sandalyeden birini alacak ve Güney Sudan da örgütlenmeyi baþaran yegâne hareket olacak kadar güçlü idi. 17 Kasým 1958 de Sudan da parlamenter rejim bir askeri darbe ile son bulunca Komünist Partisi gücünü ve etkisini Sudan emekçilerine önderlik etmek için kullanmak, darbeye karþý demokrasi mücadelesinin öncülüðünü yapmak yerine darbe hazýrlýðýndaki albay Numeyri ve güçleriyle ittifak yapmayý tercih etti. Numeyri 1969 da komünist partisinin de desteði ile bir darbeyle iktidara geldi. Devrim Konseyi Komünist Partisi ile iþbirliði yaparak tüm bankalarý devletleþtirdi tüm siyasal partileri kapattý. Komünistler artýk Numeyri nin hükümetinde bakanlýk yapýyordu. Ancak Numeyri 1970 de kendisine yönelik bir suikasti bahane ederek üç komünist bakaný görevden aldý, sonrasýnda Sudan Komünist Partisi nin genel baþkaný Abdülhalik Mahcub u tutuklattý Þubatý nda Sudan Komünist Partisi ni kapattý. Muhalefete geçen komünistler bu sefer ordu içinde baþka bir cunta oluþumuyla iþbirliði yaptýlar fakat darbe giriþimleri baþarýsýz olunca bu Cemal Abdül Nasýr, Kruþev ile birlikte sefer Numeyri tarafýndan idam edildiler. Irak Komünist Partisi önce 1958 de Baasçý General Kasým ýn darbesini destekledi ama General Kasým ýn da iktidarýný saðlamlaþtýrdýktan sonra ilk yaptýðý iþ Komünist partisine saldýrmak oldu. General Kasým 1963 te General Arif in darbesiyle devrilmesinden sonra bu sefer Irak komünist partisine yönelik daha kapsamlý bir saldýrý baþladý da Sol Baas ýn yaptýðý darbe ise rejimin anti-komünist içeriðini deðiþtirmedi ama Komünist Partisi bu rejimlere karþý da kararlý bir tutum gösteremedi. Dahasý 1973 yýlýnda Baas rejiminin hükümet ortaðý olmayý kabul etti. Ancak hükümet ettikleri süre boyunca Irak halkýna ve Kürtlere yönelik zulümün suç ortaðý olmalarýna karþýn Irak Komünist Partisi 1978 yýlýnda Baas rejiminin esaslý bir saldýrýsýndan yine kurtulamadý yýlýnda Baas ýn baþlattýðý anti-komünist kampanyada bir iki ayda 191 komünist asýldý, 10 bini tutuklandý, yüzlercesi ise kaybedildi. Bugün Ortadoðu daki diktatörlüklerden biri olarak adlandýrýlan Suriye de de Komünist Partisi Irak taki kadar güçlü olmasa da benzer bir tutum takýndý. Baas partisine cepheden karþý çýkmak þöyle dursun týpký Irak taki gibi Baas rejimiyle iþbirliði yaptý de Baas Partisi tarafýndan kurulan Milli Cephe nin içinde bugüne kadar yer aldý. Tunus Tunus ta bugün yýkýldýðý iddia edilen diktatörlüðün temelleri ise geçmiþte Tunus un Atatürkü kabul edilen Habib Burgiba tarafýndan atýlmýþtý. Burjuvazi tarafýndan yazýlan tüm Tunus tarihçelerinde de Burgiba Tunus u baðýmsýzlýða kavuþturan önder olarak bilinir. Ancak pek hatýrlanmayan Burgiba nýn Yeni Düstur Partisi nin aslýnda Tunus un baðýmsýzlýðý için mücadele eden tek güç olmadýðý, komünistlerin de Tunus taki baðýmsýzlýk mücadelesinin önemli öznelerinden biri olduðudur. Öyle ki Burgiba nýn tutuklandýðý 1951 yýlýnda Tunuslu komünistlerin baþýný çekitiði Tunus Genel Ýþçiler Birliði (UGTT) baðýmsýzlýk hareketinin baþýný çekme imkan ve kapasitesine sahipti. Ama Tunus Komünist Partisi týpký Orta Doðu daki diðer kuyrukçu partiler gibi baðýmsýz devrimci bir çizgide hareket etmedi. Onun yerine Burgiba nýn karþýsýnda mýzmýz muhalif bir çizgide durdu. Komünistlerin bu tutumu þaþýrtýcý deðildi zira onlar Habib Bugiba 1934 yýlýnda Yeni Düstur Partisi adýyla siyaset sahnesine çýktýðýndan beri solda gördükleri Burgiba ya ve partisine destek veriyorlardý. Tunus komünistleri bu kuyrukçu tutumun bedelini çok aðýr ödediler. Tunus taki önderliði sarsýlmayan Habib Burgiba muhalifleri teker teker tutuklatmaya baþladý. Tunus Komünist Partisi ise 1962 yýlýnda yasadýþý ilan edildi. Libya ya gelince Libya da hiçbir zaman güçlü bir sosyalist hareket olmadý. Kaddafi ye sunulan destek Libyalý komünistler tarafýndan deðil uluslar arasý komünist hareketin temsilcisi iddiasýndaki Sovyetler Birliði tarafýndan sunuldu. Sovyetler Birliði Kaddafi rejiminin destekçilerinden oldu. Troçkistlerin Tutumu Da Farklý Deðildir Ortadoðu daki en güçlü hareketler SBKP ye baðlý komünist partiler olsa da Orta Doðu daki siyasi gericiliklerin oluþmasýndaki tek rol onlarýn deðildir. Troçkist akýmlar da özellikle Cezayir de- benzer bir rol üstlenmiþlerdir. Cezayir de SBKP yanlýsý bir akýmýn güçlenmesi mümkün deðildi. Zira Fransýz Komünist Partisi Cezayir in ayrýlmasýna karþý çýkýyordu, böylelikle aslýnda doðrudan karþý devrimcilerin kampýnda yer alýyordu. Öyle ki Cezayir Komünist Partisi genel sekreteri Paul Cabellero 1945 yýlýnda kendisi ile ayný aileden gelen bugünkü TKP nin Kürdistan sorununda takýndýðý tutumu takýnarak- Cezayir in baðýmsýzlýðýný savunanlarýn bilerek ya da bilmeyerek emperyalizme ajanlýk ettiðini yazýyordu. Bu durum troçkist akýmlarýn Cezayir deki politik olarak daha Tunus'un "Atatürk'ü" Burgita etkili olmalarýný mümkün kýldý. Ancak troçkistler bu etkiyi iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz önderliðini geliþtirmek için deðil Cezayir deki Ulusal Kurtuluþ Hareketi (FLN) içindeki burjuva akýmlarýn kuyruðuna takýldý. Dördüncü Enternasyonal Birleþik Sekreterliði 1953 yýlýndan itibaren baðýmsýzlýk hareketine önderlik etmek yerine hareketin baþýný çeken Ben Balla ya destekçilik rolünü üstlendi. Bu konuda özellikle de Ernest Mandel le birlikte Birleþik Sekreterliðin liderliðini üstlenen Pablo aktif bir tutum takýndý. Sunulan destek sadece kuyrukçu bir propaganda deðildi ayný zamanda sahte para basarak, silah temin ederek de FLN ye destek sunuldu. Öyle ki Pablo bu aktif desteði ve etkisi yüzünden Hollanda da tutuklandý. Ancak Sarte ýn da katýldýðý bir kampanya sonucunda serbest kaldý de Cezayir in baðýmsýzlýðý ilan edildiðinde Pablo da Cezayir e gitti. Ben Bella nýn danýþmanlarýndan biri oldu, sadece danýþman olmakla kalmadý ayný zamanda Fransýzlarýn terk ettiði topraklarýn kamulaþtýrýlmasýndan sorumlu dört kiþilik komitenin üyelerinden biri oldu. Pablo nun bu hareketleri onun bireysel hareketleri deðildi. Daha sonra Pablo Dördüncü Enternasyonal den baþka nedenlerden ötürü atýldýktan sonra Pabloculuk her fýrsatta lanetlenen bir günah keçisi haline gelse de o dönemki hareketleri sadece Mandel deðil tüm Dördüncü Enternasyonal önderliðinin bilgisi ve gözetimi dahilinde gerçekleþiyordu. Zaten burada yer alan tek troçkist Pablo deðil de. Ben Bella nýn baþ danýþmaný Haribi de baþka bir troçkist idi. Troçkistlerin kendisine vehmettikleri tüm devrimci özelliklere karþýn Ben Bella da hükümeti de Cezayir de devrimci bir rol üstlenmedi. Bilakis izlediði rol nedeniyle iþçilerin köylülerin hareketini boðan, öz yönetimcilik kýlýfýyla onlarý denetim altýna almaya çalýþtý. Ýzlediði politikalar Venezuella da Chavez in bugün izlediði politikalardan bir benzeriydi. Orduyu ve bürokrasiyi daðýtmaksa Ben Bella nýn ufkunun dýþýndaydý. Halký silahlandýrmak yerine orduya güvenmeyi tercih etti. Ben Bella nýn güvendiði ordu ise Genel Kurmay baþkaný Bumedyen in önderliðinde bir askeri darbe ile 19 Haziran 1965 yýlýnda bir darbe ile yönetime el koydu. Böylelikle Ben Bella nýn halkýn devrimci enerjisini kýrma yönündeki hareketleri darbe sonrasý aþamada merkeziyetçi ordu eliyle sürdürülmüþ oldu. Devrimci Partiyi Reddedenler Gerici Rejimlerin Kuyrukçusu Olurlar Bu bakýmdan ister resmi KP lere baðlý olan akýmlar da troçkistler de Orta Doðu da bugün sarsýlan siyasi gericiliðin oluþmasýnda pay sahibidirler. Onlarýn kuyrukçu tutumlarý nedeniyle elli yýldýr saltanatýný sürdüren gerici rejimler güçlenip iktidar sahibi olmuþlardýr. Tüm bu akýmlar devrimci partinin rolünü, iþçi sýnýfa siyasal önderlik etmek gerektiðini küçümsedikleri için devrimi kah SSCB nin ekonomik desteði ile kah darbeci subaylarý alkýþlayýp onlarýn hükümetlerinde yer alarak kah burjuva hareketlere akýl hocalýðý yaparak ilerletmeye çalýþmýþlardýr. Bugün bu politikalarýn sonucunu görmek kolaydýr ama önemli olan bu kuyrukçu tutumlarýn geçmiþte kalmadýðýný fark etmektir. Zira dün Nasýr ý, Kaddafi yi, Ben Bella yý alkýþlayanlar bugün de Venezuela da Chavez gericiliðini destekliyorlar, Orta Doðu da iktidarlarý Amerikancý rejimlere vermekte olan hareketleri yüceltiyorlar. Dün Orta Doðu da gerici rejimlerin oluþmasýna devrimcilik ve anti-emperyalizm adýna alkýþ tutanlar bugün de yeni gerici rejimlerin oluþumunu ayný heyecanla destekliyorlar. Komünistlerin görevi kuþkusuz iflah olmaz kuyrukçulara akýl fikir ihsan etmek deðil iþçi sýnýfýna önderlik edecek devrimci enternasyonali yaratmaktýr. Bu enternasyonali yaratmanýn yolu ise kuþkusuz uluslararasý iliþkileri geliþtirmekten deðil yaþadýðýmýz topraklarda devrimci parti inþasý için verilen mücadeleyi büyütmekten geçiyor.

13 MART 2011 Sayfa 13 Ortadoðu da Siyasal Durum Söyleþisi Tunus'taki ayaklanmalar Buzizi'nin kendisini yakmasýyla baþlamýþtý 23 Þubat Çarþamba günü, 1 Mayýs Mahallesi nde Tunus ve Mýsýr ýn Ardýndan Ortadoðu da Siyasal Durum baþlýklý bir söyleþi düzenledik. Söyleþiye 25 kiþi katýldý. Söyleþide konuþmacý olan yoldaþ ilk olarak Ortadoðu daki siyasi durumu aktardý. Ayaklanmalarýn sadece Tunus ve Mýsýr la sýnýrlý kalmadýðýný, Bahreyn, Libya, Yemen gibi Afrika ülkelerinde de ayaklanmalarýn olduðunu söyledi. Arkasýndan bu durumla ilgili yapýlan Araplar uyanýyor, diktatörlükleri yýkacaklar gibi yorumlar olduðunu ama bu yorumlarýn yanlýþ olduðunu söyledi. Yanlýþtý çünkü Arap halký ilk defa uyanmýyordu. Örneðin, Paris Barýþ Konferansý na baðýmsýzlýk isteklerini bildirmek için giden delegelerin tutuklanmasýyla çýkan ayaklanma kýsa sürede çok geniþ bir alana yayýlmýþtý. Daha sonra yoldaþ sözlerine þöyle devam etti: 2. Dünya Savaþý ndan sonra ise ikinci bir ayaklanma gerçekleþmiþti. Mýsýr da Sovyetler ve ABD Ýngiltere nin zayýflatýlmasý için hareketlenmelere destek veriyor. Fakat çýkan hareket zamanla ABD ve Sovyetlerin kontrolünden çýkýyor ve Mýsýr da iç savaþ çýkýyor. Solcular Mýsýrda yaþanan o iç savaþý bir zafer gibi görseler de baþa geçen Nasýr milliyetçi bir iktidar saðlýyor. Bütün bunlara bakýnca aslýnda ortada bir uyanýþ falan yok. Çünkü ortada uyuyan bir halk yok. Ama her seferinde çýkan ayaklanmalarda ya Ýngiltere ye ya da Nasýr gibi milliyetçi, gerici güçlere yedekleniyor. Peki bu ayaklanmalarý nasýl yorumlamak gerekir? Bu gün sol kamuoyunda sürekli devrimler güncel, halklar ayaklanýyor deniyor. Bunu kime diyor? Emekçilere. Hatta bazý sol kamuoyunda Mýsýr da yaþananlarý moral devrimi olarak görenler bile var. Bu durum moral mi olur moralsizlik mi? Ayaklanma oldu, Mübarek devrildi ama iktidar orduya kaptýrýldý. Sol kamuoyunda bugün yer alan söylemlerin iki nedeni olabilir. Birincisi iman tazelemek olur. Marx zaten iþçi sýnýfý hep ayaklanýr, zafere kadar da ayaklanacaktýr demiþtir diye iman tazelersiniz. Ya da liberallere bakýn, ayaklanma çaðý bitti diyordunuz ama öyle bir þey yok iþçiler ayaklanýyor, ayaklanacak da dersiniz. Ýþçi sýnýfý iktidarý almazsa ne olur? Marx nerede hareket orda bereket demiyordu. Ýþçi sýnýfý iktidarý almalý diyordu. Ancak o ayaklanmalar bir sonuç alýr, aksi takdirde gerici iktidarlar ortaya çýkar. Maalesef yine haklýyýz. Devrimci önderlik olmadan, çýkan ayaklanmalar yeniliyor. Dün ve bugün Mýsýr da olduðu gibi. Mýsýr da yaþananlardan iþçi sýnýfýnýn hiç mi kazanýmlarý olmadý diye soru olursa Mýsýr halký ne istiyordu ve eline ne geçti diye bakmak gerekir. Mýsýr halký Mübarek gitsin, meclis feshedilsin diyordu. Mübarek gitti ama mecliste hala Mübarek rejiminin en önemli adamlarý duruyor. Mübarek gitmiþ olsa da yönetime ordu el koyuyor. Mýsýr halkýnýn hangi kazanýmý olmuþ oldu burada? Sol kamuoyu ise ordunun iktidarý ele almasýna yönelik Mübarek i deviren halk orduyu da devirir diyor ama ortada orduya karþý koyan bir halk yok. Peki burada suç Mýsýr halkýnýn mý olur? Hayýr. Suç komünistlerindir, önderlik edemedikleri için önder partiyi kuramadýklarý için." "Ortadoðu da Siyasal Duruma Emperyalistler Arasýndaki Ýliþkiler Iþýðýnda Bakmak Gerekir Yoldaþ, ayrýca Ortadoðu daki siyasal durumun emperyalistler arasýndaki dengeleri nasýl etkilediðini ve hangi emperyalist güce yedeklendiðini görmek gerektiðinden bahsetti: KöZ sayfalarýnda sýk sýk bu meseleleri anlamak için emperyalistler arasýndaki kavgalara bakmak lazým diyoruz. Bu meselede de bakmak gerekiyor. Öncelikle ABD zayýflayan bir konumda. Rakiplerine karþý yeni hamleler yapmaya çalýþýyor. Bu da yeni bir þey deðil. Ortadoðu da ekonomik gücün yanýnda siyasal gücü de elde tutmak istiyor. Ýlk hamlesi zaten Afganistan iþgali sonrasýndaki Irak iþgali. Ortadoðu yu dikensiz gül bahçesi yapmak istiyor kendi açýsýndan. Ýþte bütün bunlara bakýldýðýnda ABD bu isyanlarý kendi lehine çevirmek için uðraþacak. Bu isyanlarýn çýkmasýný ABD saðlamamýþ olsa da ortada komünist önderlik olmadýðý için ABD durumu kendi lehine çevirecek. Örneðin Tunus Fransa yla içli dýþlý ve ticaret yapýyordu ama þimdi yýllardýr sürgünde olan bir adam gelip baþa geçti. Ayný þekilde Hüsnü Mübarek ABD ye karþý politika yapan biri idi þimdi ABD bundan kurtulmuþ oldu. Fas ta ayný þekilde kral bir tarafta ABD ile bir taraftan Avrupa ile iliþkileri iyi tutmaya çalýþýyor. Ve Ortadoðu ülkeleri AKP doðru yolda ilerliyor biz de öyle yapmalýyýz diye basýn açýklamalarý yapýyor. Tabii ki halklarýn ayaklanmasýný ABD tetikliyor deðil. Bu ayaklanmalarýn ekonomik ve siyasal nedenleri var. Bütün bu olanlardan 3 sonuç çýkarabiliriz: (1) Ýþçi sýnýfý hep ayaklanýr. (2) Ýþçi sýnýfý iktidara geçmezse gerici iktidarlar kurulur. (3) Ýþçi sýnýfýna komünist bir önderlik olmazsa iktidara hiçbir zaman iþçi sýnýfý geçemez. Türkiye sol kamuoyuna geri dönersek sol siyasetlerin bazýlarý devrimci parti yok deyip býrakýyorlar. Peki KöZ parti yok derken onlardan nasýl ayrýlýyor? KöZ, Komünist Enternasyonal gerek diyor. Bu iþler koordinasyon ile, dayanýþma ile olmaz. Komünist Enternasyonel le olur diyor. Komünist Enternasyonal gerekmez diyenler ne diyor? Ýþçi sýnýfý kendi içinden partiyi yaratýr diyor. Bizse partiyi Ýþçi sýnýfý deðil, komünistler yaratýr diyoruz. Türkiye de bu ayaklanmalarýn sonucunda ne oluyor diye de bakmak gerekir. Bugün þöyle bir beklentiye girildi: Ýþçi sýnýfý ayaklanacak ve Erdoðan ý indirecek deniyor. Peki bu gökten zembille mi inecek iþçi sýnýfýnýn aklýna? Demokrasi mücadelesini görmeyenler, bu mücadeleye katýlmayanlar bunun beklentisi içindeler þu anda. CHP ye yedeklenmeden AKP yi geriletmenin yollarý dururken bugün buna katýlmayanlar iþçi sýnýfý ayaklanýnca nasýl önderlik edecekler ayaklanmaya? Peki bardak doluyor mu boþalýyor mu? Bugün bardak doluyor. Bunun için kazanýmlara bakmak gerek. Newrozlarýn örgütlülüðü artýyor, mecliste milletvekilleri var, bu TÝP ten sonra ilk defa olan bir þey. Sol kamuoyu ise bu duruma bardak doluyor demiyor. Ýþçi sýnýfý tarafýnda yaprak bile kýpýrdamýyor diye bakýyor. Çünkü bu kazanýmlarý Kürtlerin hareketi diye görüyor. Oysa Newrozlarý dolduranlarýn hepsi sendikasýz, sigortasýz iþçiler. Taleplerle alanlarý dolduruyorlar. Mýsýr da, Tunus ta bundan farklý bir kitle mi vardý? hayýr. Aksine bugün iþçi diyince sendikalý, sigortalý iþçileri görenler, varoþlarý önemsemeyenler ne Tunus tan, ne Mýsýr dan, ne Cezayir den feyz alabilirler. Çünkü oralarda ayaklananlar varoþlardakiler. Sendikalar deðil. Son olarak yoldaþ Enternasyonal e vurgu yaparak sözlerini tamamladý. Soru cevap kýsmýndan sonra ise söyleþi tamamlandý. Devrim için Devrimci Parti, Parti için Komünistlerin Birliði! 1 Mayýs Mahallesi'nden Komünistler Okmeydaný nda "Yasemin Devrimi" Söyleþisi Cumartesi günü gerçekleþen mitingin ardýndan, Okmeydaný nda Tunus, Mýsýr, Libya da yaþanan geliþmelerin ele alýndýðý bir seminer gerçekleþtirildi. Seminerde, Tunus ta baþlayýp Mýsýr a sýçrayan ve Yemen ve Libya da da süren ve baþka coðrafyalara da sýçramasý muhtemel olan olaylara iliþkin olarak, eylemler patlak verdiðinden bu yana hem sol yayýnlarda hem de televizyonlarda yer alan kimi bilgiler hatýrlatýldý. Ortada dolaþan rivayetlerinden birisi; «olaylarýn patlak vermesini ve bu biçimde yayýlmasýný saðlayanýn internet aðý olduðu» idi. Konuþmacý arkadaþ, internet sayesinde halklarýn haberleþtiðine ve örgütlenip harekete geçtiðine dair hikâyelerin gerçeði yansýtmadýðýna iþaret etti. Bizim dahi bu hareketlerin bilgisine nereden ulaþtýðýmýzý soran konuþmacý, televizyonlar üzerinden bilgilenildiði cevabýný aldý. Mesela, Tunus ta bedenini ateþe veren Muhammed Buazizi hakkýnda «üniversite mezunu, iþsizlik nedeniyle iþportacýlýk yapýyor, el arabasýna el konuldu o nedenle bedenini yaktý» bilgisinin televizyonlar tarafýndan servis edildiðini aktardý. Oysa gerçekte küçüklüðünden beri iþportacýlýk yapan Buazizi nin uðradýðý ilk saldýrýnýn muhtemelen bu olmadýðý, esas olarak kendisini yakmak noktasýna gelmesinin, daha doðrusu yaþadýðý baskýya karþý geldiði noktada olayýn fitilini yakanýn ise bir kadýn zabýtadan herkesin önünde dayak yemeyi içine sindirememesi olduðunu aktardý. Burjuvazinin görülmesini istediði þeyle gerçek arasýndaki açýya iþaret etti. Eylem yapan kesimlerin iþportacý vb. olduðu, yaþadýðýmýz topraklardaki iþçilerden daha iyi koþullara, bilgisayarlara vs. sahip olmadýðý þartlarda bu kitlenin günü gününe interneti takip edip harekete geçtiðine inanmanýn saçmalýðýna iþaret eden konuþmacý, esas olarak bir yönlendirenin var olduðuna ama bunun internet deðil televizyonlarý da kullanan güçler olduðuna iþaret etti. Ýnternet vurgularýnýn, yönlendirilmeyen bir iliþkiye iþaret etmek için tarif edildiðini, oysa bu tür olanaklardan yoksun olduðu bilinen bir kitlenin, burjuvazinin daha rahat eriþimi olan araçlarla yönlendirildiði ifade edildi. Elbette, bu yönlendirilmenin bu kitlenin yoksulluk, baský altýnda yaþýyor olmasý ve buna tepki duymasý durumunu deðiþtirmeyeceðine de iþaret eden konuþmacý, bu coðrafyalardaki yýðýnlarýn bugün deðil geçmiþten bugüne yoðun bir baský ve yoksulluk þartlarýnda yaþadýðýna iþaret etti. Bu durumda akýllara neden dün, baþka bir an deðil de bugün böyle bir hareketlenmenin yaþandýðý sorusunun sorulmasý gerektiðine iþaret etti. Yaþanan geliþmeleri, emperyalist paylaþým koþullarýndan farklý bir yerde aramamak gerektiðine iþaret edilen konuþmada, dünden daha aðýr þartlar olmadýðýna göre, bugün bu olaylarýn fitilini ateþleyenin bu paylaþým kavgasý olduðuna iþaret edildi. Olaylar yaþanmaya baþlandýðý andan itibaren, her birine bir renk, çiçek ismi verme âdetinden de aslýnda hatýrlayacaðýmýz üzere, bu geliþmelerin Sovyetler Birliði nin daðýlmasýyla ortaya çýkan devletlerin yaþadýðý geliþmelerle paralellikler kuruldu. 'de günü gerçekleþtirilen askerî darbeye Karanfil Devrimi; 17 Kasým 1989 günü Çekoslovakya'da þu "Kadife Devrim" 2004 te Ukrayna da cumhurbaþkanlýðý sürecinde yaþananlara Turuncu Devrim; Kýrgýzistan da 2005 te gündeme gelen olaylara, Lale Devrimi; Gürcüstan da 2003 yýlýnda Devlet Baþkaný nin görevini býrakmak zorunda kalmasýyla sonuçlanan harekete Gül Devrimi: Mayýs 2004 te, nin yönetim merkezi da gerçekleþen harekete Ýkinci Gül Devrimi adýnýn verildiði ifade edildi. Konuþmacý; bugün de Tunus ta yaþananlara Yasemin devrimi adýný verenlerin ayný taraf olduðuna iþaret etti. Rus topraklarýndan baþlayarak ilerleyen geliþmelerin, ikinci paylaþým savaþýnýn sonuçlarý üzerinden hareket eden taraflarca belirlendiði belirtildi. Ýkinci paylaþým savaþýndan çýkarýlan dersler ýþýðýnda emperyalist metropollere sýçramayacak bir savaþta anlaþan (ancak nasýl geliþeceði de belirsiz olan) taraflarýn arasýndaki çatýþma tarafýndan þekillenen bir dünyayla karþý karþýya olduðumuza iþaret etti. ABD nin son seçimlerde Obama «çýkýþýnýn» tam da bu geliþmelere hazýrlýk anlamýna geldiði belirtilerek, Barack Hussein isimlerinin bu rol için öne çýkarýldýðý ifade edildi. Rusya dan Afrika ya ve Ortadoðu ya kadar bütün bu coðrafyada ve yaþadýðýmýz topraklardaki siyasal geliþmelere esas olarak bu güçlerin þekil verdiðine deðinildi. Tunus ta yaþananlara ABD nin ve Fransa nýn verdikleri tepkilerin farklýlýklarýna bakarak karþý taraflarda yer alanlarýn kimler olduðunun anlaþýldýðýna deðinildi. Seminerde, KÖZ ün Irak ta yaþananlarý paylaþým kavgasýnýn taraflarýnýn birbirlerini sýnadýklarý ve henüz taraf olmayanlarýn taraflýlaþtýrýlmasýna dönük bir hamle olarak tanýmladýðý hatýrlatýlarak, henüz bu emperyalist kamplardan birinin ya da diðerinin kazandýðýný söylemek için erken olduðu da ifade edildi. Birinci paylaþým savaþýnýn baþlangýcýnda kazanmýþ gibi görünenlerin sonrasýnda kaybettiðine iþaret edilerek, bugünden bu noktada ahkam kesmenin mümkün olmayacaðý da vurgulandý. Tunus ta baþlayýp geliþen olaylarýn esasen devrimci bir önderliðin olmadýðý koþullarda geliþen kendiliðinden hareketler olduðu ve bu nedenle de hakim ideolojinin ve hakim burjuva siyasetinin çerçevesinin dýþýna çýkmasýnýn mümkün olmadýðýný vurgulayan konuþmacý, bu geliþmelerin doðrudan doðruya etkilemediði Türkiye de de bu hareketlerin bu karakterini gözden kaçýran yaklaþýmlarýn ayný þeye hizmet etmekte olduðuna dikkat çekti. Bununla birlikte bu tabloya bakarak çýkarýlmasý gereken sonucun, bu hareketleri küçümsemek ve bunlar karþýsýnda kayýtsýz kalmak olmadýðýný da belirten konuþmacý, Arap dünyasýnda hangi nedenle olursa olsun ayaklanan emekçilerin ve ezilenlerin haklý hareketinden proletaryanýn çýkarlarý doðrultusunda yararlanabilmek için önümüzdeki mart mayýs sürecinde ve 12 haziran seçimlerine giderken bunlardan kitlesel ve birleþik bir seferberliðin arttýrýlmasý doðrultusunda yararlanmayý ihmal etmemek gerektiðine iþaret etti. Konuþmacý bu eylemlerden gerçekten emekçilerin ve ezilenlerin çýkarlarý doðrultusunda yararlanmanýn asýl yolunun da bu geliþmeleri ve sonuçlarýný devrimci bir önderliðin yaratýlmasý için komünistlerin birliðini güçlendirmek gerektiðini vurguladý. Bugün devrimci komünist bir partinin ve komünist bir dünya partisi ihtiyacýný kendiliðinden hareketlerle ve internet vb araçlarla ikame etme arayýþlarýna verilecek en etkili yanýtýn da komünistlerin bu öncelikli ödevlerine yoðunlaþmasý olduðunu belirtti. Okmeydanýndan Komünistler

14 KOMÜNÝST Sayfa 14 KöZ MART 2011 Kuruluþunun 90. Yýlýnda TKP nin Mirasýna Nasýl Sahip Çýkýlýr? Yenibosna: 23 Ocak Pazar günü, Mustafa Suphilerin verdiði mücadeleyi anlamak ve onlarýn yolundan yürümek için neler yapmak gerektiðini aktarmak için bir KöZ söyleþisi düzenledik. Söyleþi öncesinde söyleþinin afiþlerini hazýrladýk, çevremize söyleþinin duyurusunu yaparak onlar davet ettik. Mayýsta Yaþam Kooperatifi nin Yenibosna þubesinde yaklaþýk 25 kiþinin katýldýðý söyleþi yoldaþýn yaptýðý bir sunumla baþladý, sunumun ardýndan soru-cevap kýsmýna geçildi. Etkinlik öncesi duyuru mahaldeki siyasetlere kýsmi olarak yapýldý. Ayrýca gazetenin son sayýsýnýn satýþý yapýldý. Sunumu yapan yoldaþ özetle þunlarý aktardý: 28 Ocak Mustafa Suphilerin katledildiði gündür. Yaþadýðýmýz topraklarda sol akýmlarýn büyük bir çoðunluðu bu tarihlerde Mustafa Suphileri anar. Ama genelde Mustafa Suphi nin kiþiliði ön plana çýkarýlarak neyin mücadelesini verdiði perdelenir. Mustafa Suphi nin devrimci kiþiliðinin ya da yaptýklarýnýn aktarýlmasý da önemsiz deðildir, ama neyin mücadelesini verdiðinin karýþtýrýlmamasý gerekir. Mustafa Suphilerin neyin mücadelesini verdiðinin anlaþýlmasý için 3 yýl öncesine gitmek gerekir de Rusya da iþçi sýnýfýnýn iktidara geldiði bir devlet kurulmuþtur. Bu devlet ezilenlerin ve sömürülenlerin devletidir. Bu devlet, emperyalistlerin arasýnda yapýlmýþ olan bütün gizli anlaþmalarý yayýnlamýþtýr. Uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný sadece kaðýt üzerinde deðil, pratikte de yaptýklarý ile savunduðunu kanýtlamýþtýr. Kadýn haklarý konusunda tüm dünyaya örnek olacak geliþmeler bu dönemde olmuþtur. Gerçek bir laiklik de bu devrimle yaratýlmýþtýr. Türkiye deki gibi devletin dini yönetmesi deðil, tüm dini anlayýþlara tam özgürlük, devletin dinden tümüyle elini çekmesi, dinin siyasetten arýndýrýlmasý gerçekleþtirilmiþtir. Kurulan proletarya diktatörlüðü tüm burjuva demokrasilerden bin kat daha demokratiktir. Herkese iþ hakký, köylüye toprak 30 Ocak Pazar günü 1 Mayýs Mahallesi nde KöZ olarak TKP nin Mirasýna Nasýl Sahip Çýkýlýr? baþlýklý bir söyleþi düzenledik. Söyleþiyi aktarmadan önce nasýl hazýrlandýðýmýzdan bahsedelim. Söyleþinin tarihi belli olduktan sonra gazetede çýkmýþ bir yazýyý çoðaltma kararý aldýk. Çoðaltana kadar da çevremizdeki kiþilerle Mustafa Suphi TKP si ile ilgili sohbetler yaptýk. Yazýlar çoðaltýlýnca da bu yazýyý hem okudukhem de tartýþtýk. Böylece söyleþiye katmak istediklerimizi söyleþiye hazýrlamýþ olduk ve söyleþi daha verimli geçmiþ oldu. Söyleþiye yaklaþýk 30 kiþi katýldý. Söyleþiye baþlamadan önce On beþler ve devrim yolunda kaybettiðimiz devrimciler için 1 dakikalýk saygý duruþunda bulunduk. Söyleþide ilk sözü alan yoldaþýmýz Mustafa Suphi ve yoldaþlarýnýn Anadolu ya geliþindeki amacý ve süreci anlattý. 10 Eylül 1920 de Komünist Enternasyonal tarafýndan TKP kurulduðunu, Mustafa Suphi ve on beþ yoldaþýnýn da Anadolu ya geliþ amacýnýn birilerinin 23 Aralýk Pazar günü içinde çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi nde Mustafa Suphi TKP si ve Devrimci Parti Mücadelesi baþlýðýyla bir KöZ söyleþisi düzenledik. Söyleþinin ilk bölümünde þunlarý ifade ettik 28 Ocak tarihiyle TKP yi Türkiye ye getirmek için bindikleri gemide Mustafa Suphi ve on beþlerin Kemalistler tarafýndan katledilmesinin yýldönümü vesilesiyle bu söyleþiyi yapýyoruz. Bu tarih Türkiye solu açýsýndan Mustafa Suphilerin anýldýðý bir tarih olmuþtur. O zamanýn TKP si, yoldaþ sen bunlarýn isimlerini unutsan da 28 Kanunisaniyi unutma diyor. Bu tarih TC nin daha kurulmadan önce nasýl gerici bir rejim olduðunu hatýrlatan bir tarihtir ve hatýrlanmasý gereken de budur. Bu söyleþide o zamanki TKP nin bize unutmayýn dediklerini konuþmak istiyoruz. Mustafa Suphiler nasýl bir parti kurmuþtu, bu parti nasýl bir partiydi ve bizim mücadelemize nasýl ýþýk tutuyor, KöZ bugün devrimci partiyi yaratma ihtiyacýný nasýl öne çýkarýyor, TKP bize nasýl ýþýk tutuyor, bunlarý konuþmak istiyoruz. Suphiler katledilmeden 1 yýl önce, 10 Eylül 1920 de TKP kuruluyor. Osmanlý, I. Emperyalist Paylaþým savaþýna bir taraf olarak girmiþti. Sevr anlaþmasý yapýlmýþtý. Baðýmsýz Kürdistan, Baðýmsýz Ermenistan diye topraklar var o zamanlar. Rusya da 1917 de Bolþevik devrimi gerçekleþiyor ve Sovyetler dediðimiz hakký saðlamýþtýr. Ayný dönemde Osmanlý da Birinci Dünya Savaþý na girmiþ, yenilen tarafta yer alarak Ýtilaf Devletleri tarafýnýn yaptýrýmlarýný kabul etmek zorunda kalmýþtýr. Bu dönemde Osmanlý topraklarýnda iktidar boþluðu oluþmuþtur, bu yüzden Komünist Enternasyonal de Ekim devrimini Türkiye ye yaymak için, Türkiye deki devrime önderlik etmek için çalýþmalara girmiþtir. Bunun sonucunda Mustafa Suphi ve yoldaþlarý geniþ bir kongre ile Bakü de TKP yi kurmuþlardýr. O dönem Erzincan, Kars gibi bölgelerde kurulmuþ olan þuralarýn, yani Sovyetlerin varlýklarýnýn güvencesi olan devrimi gerçekleþtirmek için Anadolu ya geçtikleri sýrada Mustafa Kemal tarafýndan Karadeniz de boðdurulmuþlardýr. TKP nin programýnda iþçi-köylü þuralarý cumhuriyetinden yani bir proleter diktatörlüðünden bahsedilmektedir. Bu anlamda Mustafa Suphiler devrimi gerçekleþtirmek için gelmiþlerdir. Bugünkü Cumhuriyet le Mustafa Suphi lerin kurmaya çalýþtýklarý Sovyet Cumhuriyeti arasýnda hiçbir benzerlik yoktur. Bunu görmek için bugüne bakmak yeterlidir. Bugün Türkiye de iþsizlik ve yoksulluk gittikçe artmaktadýr, uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný býrakalým, anadilde konuþma hakký bile engellenmektedir. Kadýnlara dönük ayrýmcýlýk, Alevilere dönük ayrýmcýlýk devam etmektedir. Demokrasi sorunu alabildiðine günceldir. Mücadelesini verdiðimiz Komünist Parti tüm sorunlarý gündemine alarak çözebilecek, bu yönde iþçi ve emekçileri harekete geçirerek Ekim Devrimi yle gerçekleþen adýmý devam ettirebilecek yegane güçtür. Biz bugün bu partiyi yaratma mücadelesini veriyoruz. Yoldaþýn yaptýðý sunumun ardýndan, soru-cevap kýsmýna geçildi. Bu kýsýmda þu sorular soruldu: Bolþevikler, Mustafa Kemal e destek verdi mi? Böyle söyleniyor. Bunun gerçeklikle alakasý var mýdýr? söylediði gibi Kuva-yi Milliye hareketine destek vermek deðil Anadolu da verilen mücadeleye önderlik etmek olduðunu söyledi. O sýrada ise Anadolu da bir mücadelenin mayalandýðý Erzurum, Erzincan ve Trabzon da þuralarýn kurulduðunu ve gene toplanan Doðu Halklarý Kurultay ýna Türkiye den 51 komünist delegenin katýldýðýný, bunun da 25/1 oranýnda temsil ediliþiyle yaklaþýk 1200 komünistin bu topraklarda mücadele ettiðini gösterdiðini belirtti. Mustafa Suphileri maceracý bir þekilde hareket ettikleri için suçlayanlarýn olduðunu, eðer daha dikkatli davransalardý ve planlý hareket etselerdi öldürülmezdiler dendiðini, bunun ise tamamen yanlýþ bir bakýþ açýsý olduðunu söyledi. Çünkü verilen bir mücadelede ölenler olur. Eðer harekete geçmemiþ olsalardý yanlýþ olan bu olurdu. Mücadelede ölümler olur ve mücadele devam eder dedi. Söz alan diðer yoldaþ ise Mustafa Suphilerin mirasýna nasýl sahip çýkýldýðýný, nasýl anmalarýn yapýldýðýný ve iþçi-köylü cumhuriyetleri kuruluyor. Proletarya diktatörlüðü diye adlandýrdýðýmýz bir rejim çýkýyor ortaya. Rusya savaþtan çekiliyor ve Türkiye de bu durumdan etkileniyor. O zaman Doðu sýnýrlarý iþgal altýnda. Sovyetler savaþtan çekilince, Anadolu daki iþgal ettiði topraklardan da çekiliyor. Ancak bu bölgelerde Rusya daki Sovyetlere benzer Sovyetler kurarak, iktidarý oradaki iþçilere býrakarak o topraklardan çekiliyor. Farklý bölgelerde komünist partinin kurulmasý gerektiðini söyleyen bir dünya komünist partisi var. Birçok ülkeden komünistin de içinde olduðu bir parti bu. Mustafa Suphilerin TKP si de bu dünya komünist partisi içinde yer alýyordu. Bakü de Ezilen Halklar toplantýsýna Osmanlý topraklarýndan 325 delege geliyor. Oraya Türkiye den katýlanlar TKP yi kuruyor. Komünist olmanýn 21 koþulunu yazýyorlar. Dünya komünist partisinde onaylanmýþ bir programa sahip bir partidir TKP. Türkiye den 51, yurt dýþýndan da 24 delege katýlýyor bu toplantýya. Her biri 25 kiþiyi temsil ediyor. Bunlar o gün Komünist Enternasyonal e katýlýyorlar, bunun önemi ne? Proleter devrimi kurmak istiyorlar ve bu parti, dünya ölçeðinde bir devrimi gerçekleþtirmek isteyen bir parti ve Komünist Enternasyonal e baðlýyým diyor. Bu parti enternasyonalist bir parti ve bu topraklarda proleter devrimi gerçekleþtirmek istiyor. 'O dönemde Mustafa Suphiler, nasýl olur da Kemalistlere bu kadar güveniyorlar, daha tedbirli 1 Mayýs Mahallesi Tuzla Komünist olmanýn kriteri nedir? Türkiye de baþka komünist bir parti niye yok? Proletarya diktatörlüðü de diktatörlüktü, burjuva diktatörlüðü de.. Aralarýndaki fark nedir? Komünist bir parti demokrasi mücadelesini nasýl verir? Tüm bu sorulara verilen cevaplar temelde Bolþevik parti nedir?, Komünist parti mücadelesi nasýl verilir? ekseninde ve Ekim Devrimi nin diðer devrimlerden ayrýlan yönüne vurgu yapýlarak anlatýldý: Bolþevikler Kemalistlere kesinlikle destek vermemiþtir. Kemalistler ile anlaþma yapan Rusya topraklarýnda iþçilerin ve emekçilerin oluþturduðu Sovyet devletidir. Sovyet hükümeti ise içerisinde Bolþevikler yer alsa da, Bolþeviklerden baðýmsýz, Bolþeviklerin siyasi olarak yönlendirmeye çalýþtýðý bir hükümettir. Bu nedenle Sovyetlerin deðil asýl olarak Komünist Enternasyonal in tutumu önemlidir. Komünist Enternasyonal ilk dört kongre sonrasýnda beþinci kongrede, bu tutumunu býrakmýþ ve Türkiye de Mustafa Suphi ve on beþleri katleden Kemalistleri, Çin de de daha sonradan oradaki komünistleri katledecek partiyi desteklemiþtir. Bu nedenle biz de Komünist Enternasyonal in sadece ilk dört kongresine sahip çýkýyoruz. Bize göre komünist olmanýn kriterlerinin baþýnda proletarya diktatörlüðünü savunmak gelir. Proletarya diktatörlüðü lafzen ifade edilmesinin ötesinde, Sovyetlere dayalý, kendi kendisini bir sýnýf olarak ortadan kaldýracak ve devleti gereksiz kýlacak bir devrim için, bu devrime önderlik edecek bir parti olmadýðý koþullarda da bu partiyi yaratmak için mücadele etmektir. Enternasyonalist bir siyasi çizgiyi benimseyip böyle bir parti yaratmaya çalýþmaktýr. Komünist Enternasyonal in tasfiyesiyle hesaplaþmaktýr. Bugün bunlarý yapmayý önüne koyan bir siyaset olmadýðý için biz bir komünist parti yok diyoruz. bizim bundan farkýmýzýn ne olduðundan bahsetti. Ýlk olarak programýn ne olduðunu ve bir parti programýnda nelerin olduðunu anlattý. Amaç ve ilkeler nedir?, günlük siyasi taktikler nedir? i açýkladýktan sonra da bizim Mustafa Suphi TKP sinin programýný sahiplendiðimizi söyledi. Bundan sonra da Türkiye de hemen hemen her siyasetin Mustafa Suphiler TKP sini sahiplendiðini ve andýðýný ama bu anmanýn nostaljinin dýþýna çýkamadýðýný söyledi. Kemalistler tarafýndan katledildiklerinden bahsedildiðini, onun dýþýnda Mustafa Suphi TKP sinin hangi amaç ve ilkelerle hareket ettiðinden bahsedilmediðini söyledi. Bunun ise üç temel sebebinin olduðunu söyledi: Eðer amaç ve ilkelere bakýlýrsa Komünist Enternasyonal e bakýþ açýlarý deðiþmek zorunda kalýr. Çünkü ilk 4 kongrede bahsedilenle 5. Kongrede bahsedilen farklýdýr. Bununla hesaplaþmak zorunda kalýrlar. Ýkinci olarak ise eðer Mustafa Suphilerin TKP sinin programýna bakarsalar kendi siyasetlerini deðiþtirmek zorunda kalýrlar. Bir olmalarý gerekirdi, maceracýlýk yapýyorlar' diyerek onlarý eleþtirenler vardýr. Ayrýca Ankara daki Kuvayý Milliye hareketine destek için geldikleri söyleniyor. Halbuki onlar Sovyetlerden geliyor, buradaki Kemalistlere güvenerek gelmiyorlar. Bugün bizim elimizde olmayan bir araç var onlarýn elinde. Arkalarýnda dünya komünist partisi ile geliyorlar. O topraklardaki Sovyetlere güvenerek ve o partiye güvenerek geliyorlar. Mustafa Kemal e güvenerek gelmiyorlar. Mustafa Kemal e ve kurtuluþ savaþýna destek için de gelmiyorlar. Mustafa Suphi, Mustafa Kemal için bunlar antiemperyalist mücadele vermiyorlar diyor. Yani Suphilerin Mustafa Kemal le ilgili yanýlsamalarý yok. Bu nedenle o dönemki TKP için Kemalistti diyemeyiz. Siyaset, siyasi bir cesaretle, siyasi basiretle yapýlýr. Buna maceracýlýk denilemez. Buna maceracýlýk demek, güvenli sularda yüzelim, kendimizi tehlikeye atmayalým diyen bir bakýþtýr. TKP, proleter devrimi hedefliyordu ve Türkiye ye de bunun için gelmiþti. Programýna bakýnca, Kürtlerle ilgili bir þey olmadýðý söylenir. O zaman Sevr anlaþmasýna göre Kürdistan, Ermenistan diye yerler var. T.C. nin bugünkü sýnýrlarý çizilmemiþti daha. Bu nedenle ezilen ulus sorununu görmezden gelen bir anlayýþ yok o zamanlar. Suphilerden sonra Þefik Hüsnü çizgisi, Mustafa Kemallerin mücadelesini, Kuvayý Milliye hareketini destekleyen bir çizgidedir. Kendi yoldaþlarýný katleden Türkiye de bütün sosyalist ve devrimci güçler Mustafa Suphi TKP sini savunduðunu söyler. Ama hiçbirisi Mustafa Suphi TKP sinin programýný savunmazlar. Ýþte TKP de sözde 90. Yýlýný kutluyor. Þimdiki TKP nin 90 yýl önceki TKP yle hiçbir benzerliði yoktur. Yalnýz Þefik Hüsnü TKP siyle benzer bir çizgide siyaset yaptýðý da ortadadýr. Burjuva diktatörlüðü ile proletarya diktatörlüðünü karþýlaþtýracak olursak, iki diktatörlükte de ortak yan diktatörlüklerin sýnýfsal bir baský aracý olmasýdýr. Burjuva diktatörlükleri iþçileri, emekçileri, ezilenleri bastýrmak için kurulmuþtur ve varlýðýný sonsuza kadar korumayý hedeflemektedir, proletarya diktatörlüðü ise toplumun küçük bir azýnlýðý olan burjuva sýnýfýna karþý zor ve baský uygular. Ayrýca þu ayrým unutulmamalýdýr, burjuva diktatörlüklerinde bütün iþçi ve emekçiler bir sýnýf halinde ezen sýnýfa dönüþemezler. Oysaki proletarya diktatörlüklerinde bütün burjuvalar pekala birer proleter olabilirler. Ve proletarya diktatörlüðü ne kadar iþini iyi yaparsa, devletsiz topluma geçiþ de o kadar kolaylaþýr. Bu nedenle proletarya diktatörlüðü sýnýflarý ortadan kaldýrabilecek tek araçtýr. Komünist bir partinin nasýl bir demokrasi mücadelesi vereceði konusuna gelince, bu partinin her türlü demokrasi sorunu gündemine almasý, iþçilerin, emekçilerin sorunlarýný, azýnlýk haklarýný, uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný, kadýn haklarýný, çevre sorunlarýný, emekçilerin ve ezilenlerin yaþadýðý bütün sorunlarý gündemine alarak ve bütün bu sorunlarýn birleþik mücadeleyle ortadan kaldýrýlacaðý fikrini yayarak örgütlenmesiyle gerçekleþir. Bu mücadeleleri birleþtirmeyi ve bir devrimle burjuva devlet aygýtýný parçalamayý hedefler. Sorulara verilen cevaplardan sonra söyleþi sonlandýrýldý. Yenibosna dan Komünistler diðer neden ise çað deðiþti diyerek 1980lerden sonra yeni teoriler yazarak Marksizm ve Leninizm i revize etmeleri fakat bu yazdýklarý yeni programlarýn TKP nin programýnýn gerisinde olduðunu görecekler. Tüm bu sebeplerden kaynaklý TKP yi anmayý sadece katledilmeleri üzerinden yapýyorlar. Amaç ve ilkeleri üzerinden deðil. Daha sonra yoldaþ Mustafa Suphi TKP sinin programýnýn bizim gittiðimiz yolda neye hizmet ettiðini anlattý: Biz komünistlerin birliðini savunuyoruz.. Peki bu birlik nasýl saðlanacak, parti yolunda kimlerle birlikte yürüyeceðiz? Ýþte bunun cevabýnda program devreye giriyor. Amaç ve ilkelerimiz Mustafa Suphi TKP sinin programýnda olandýr. Ve bu programda Komünist Enternasyonal de belirlenmiþtir. Biz bu amaç ve ilkelerde anlaþtýklarýmýzla yol yürüyeceðiz, partiyi birlikte kuracaðýz. Soru-cevap kýsmýnýn ardýndan söyleþi sonlandýrýldý. 1 Mayýs Mahallesi nden Komünistler Kemalistleri destekliyor Þefik Hüsnü. Bu nedenle Mustafa Suphi TKP si ile Þefik Hüsnü TKP si ayný deðildir diyerek bir ayrým çizmek gereklidir. Sol hareketler her ikisini de savunurlar. Bizim farklýlýðýmýz var, biz Suphileri anarken baþka bir þey diyoruz de kurulan TKP ve katledilen Suphilerin çizdiði yolda TKP nin izinden gitmeyi, o TKP nin ilke ve esaslarýný sahipleniyoruz. TKP nin ilke ve esaslarýnýn kendi ilke ve esaslarýmýz olduðunu söylüyoruz. O gün TKP ne yapmak istiyorsa, bugün de KöZ onu yapmak istiyor. Bir proleter devrim þart, proletarya diktatörlüðü kurulmasý lazým diyoruz. Bu açýdan tam da TKP nin hedeflediði bir þeyi yapmayý hedefleyen bir parti ve dünya partisine üye olmayý, yoksa da bu dünya partisinin yaratýlmasý için mücadele etmeyi hedefliyoruz. Bunun için týpký o günkü TKP gibi Kemalizm konusunda net olmak lazým. Bugün devam ettirmek istediðimiz 1920 de Bakü de tescillenmiþ olan çizgidir. Bugün Mustafa Suphileri anmak, onlarýn mücadelelerini bugüne taþýmak ve sahiplenmekle olur. Onlarý anacak olanlar onlarýn hedeflerini hedef olarak belirleyenlerdir. Oldukça canlý geçen soru-cevap kýsmýnýn ardýndan söyleþi sonlandýrýldý. Yaþasýn Komünistlerin Birliði! Tuzla dan Komünistler

15 MART 2011 KOMÜNÝST KöZ Sayfa Kuþaðýndan Bir Yoldaþýmýzla Söyleþi nasýl kurulduðunu izah etti. Devrimci öðrencilerle üniversitelerin dýþýnda kalmýþ olan iþçilerin baðýný kurmak için üniversitelerin dýþýna çýkýldýðýný, sadece öðrenci sorunlarýyla ilgilenmediklerini, bunu da sadece iþçi sýnýfýna yönelik kurtuluþ, zafer gibi söylemlerle yapmadýklarýný, çünkü sadece bunu yaptýklarý zaman bir karþýlýk bulamadýklarýný, bunun yerine daha çok onlarla somut baðlar kurmaya çalýþtýklarýný, onlarýn iþ yerlerine gittiklerini, kalmýþ olduklarý mahalleleri uðrak yerler haline getirdiklerini, o mahallelerde ve iþ yerlerinde onlarýn somut sorunlarýyla ilgilenip bu sorunlarýn çözümleri için beraberce uðraþtýklarýný belirtti. Ýþte bu baðlarýn neticelerinde hiçbir sendikaya üye olmayan, sigortasýz en aðýr koþullarda çalýþan iþçilerin 1970 teki o büyük Haziran ayaklanmasýna katýldýklarýný söyledi. Verilen bu örneklerin dýþýnda sayýlamayacak kadar çok örneðin olduðunu, bu yüzden de Haziran ayaklanmasýnda Dev-Gençlilerin rollerinin es geçilmemesi gerektiðini ifade etti. Kitle örgütlerinde çalýþma yürüten komünistler; her durumda olduðu gibi bu alanda da geçmiþin derslerini kuþanarak faaliyetlerini sürdürmektedirler. 68 dönemindeki devrimcilerin yarattýklarý mücadelenin kýymetli yanlarýný alýp yanlýþ olanlarýndan dersler çýkararak bugünkü faaliyetlerinde bu deneyimleri kullanmak komünistlerin ödevleri arasýnda yer almaktadýr. Köz ün arkasýnda duran komünistler olarak bu amaçla 68 kuþaðýndan bir yoldaþýmýzla o dönemki pratik çalýþmalar üzerine söyleþi gerçekleþtirdik. Mayýsta Yaþam kooperatifinde böyle bir söyleþiyi gerçekleþtirmek için yer talep etmiþtik, kooperatifin, yerini bu söyleþi için tahsis etmesi üzerine 7 Aralýk Salý günü akþam saatlerinde söyleþimizi gerçekleþtirdik. 35 kiþinin katýldýðý söyleþide ilk olarak bir yoldaþýmýz neden böyle bir sohbet organize ettiðimizi açýklayan bir sunum gerçekleþtirdi. Ardýndan sözü 68 kuþaðýndan olan yoldaþýmýza býraktý. Yoldaþ Ýstanbul a geldiði süreçten baþlayarak hangi politik tablo içerisinde olduðunu, üniversitedeki birçok öðrencinin de devrimci ideolojiden oldukça uzak olduðunu böyle bir tablonun içerisinde o devrimci dalganýn nasýl ortaya çýktýðýný ve nasýl yayýldýðýný anlattý. Üniversite iþgal döneminde okuldaki öðrencilerin çoðunun bu iþgale katýlmasýnýn altýnda yatan etmenlere deðindi. Bunlarda da en etkili olanýnýn karar alma ve bunlarýn takip ve denetlenmesinin içerisinde tüm öðrencilerin bulunabilmeleri ve söz haklarýnýn bulunmalarý olduðunu, aslýnda herkesi kapsayabilecek olan mekanizmalarýn yaratýlabilmiþ olmasýndan kaynaklý olduðunu ifade etti. Kitlelerin örgütlenebilmeleri ve o örgütlülüklerine sahip çýkabilmelerinin en temel yolunun buralardan geçtiðinin altýný çizdi. Böyle bir iþleyiþi de ortaya koymalarýnda referans alabilecekleri bir yer görmemelerine raðmen pratik süreçte kendisini net bir þekilde gösteren bu yöntemin geçmiþte Bolþeviklerin, Sovyetler içerisinde yerleþtirmeye çalýþtýklarý iþleyiþle benzeþtiðini ifade etti. Üniversite iþgalleri döneminde TÝP in sistem içi reformist tutumlarýný da karþýlarýna aldýklarýný ve onlara karþý da bir mücadele hattý geliþtirdiklerini ve Dev-Genç hareketi olarak verilen mücadeleleri ve bu mücadelelerin baðlarýnýn iþçilerle Oldukça muhafazakar ve gerici bir pozisyonda olan Ýnegöl de oradakilerle bað kurabilmek için yapmýþ olduklarý eðitim faaliyetine de deðinen yoldaþ bu faaliyet üzerinden öylesi bir yerde yaratýlan örgütlülüðün önemini vurguladý. Yeter ki doðru yöntemlerle hareket edilsin mutlaka ve mutlaka istenilen örgütlülüklerin yaratýlabileceðinin altýný çizdi. O dönemde yapýlan en büyük eksikliklerden birisinin de bütün bu örgütlülükleri kurumsal bir kimliðe büründürememiþ olmalarý olduðunu bu yüzden de o iþçi mahallelerinde kalýcý örgütlülükler kuramadýklarýnýn altýný çizdi. Bunun için Mayýsta Yaþam gibi kitle örgütlerinin kýymetinin bilinmesi gerektiðini buralara sahip çýkýlmasý gerektiðini vurguladý. Kolektif çalýþmanýn ve bu çalýþmalardaki birbirlerini denetleyebilmenin olumlu sonuçlarýný, iþçiler için kurumsal çalýþmalar yürütememenin ve bütün bu mücadelelere önderlik edebilecek bir öznenin eksikliðinin farkýnda olamamanýn olumsuz sonuçlarýný kimi örneklerle anlatan yoldaþ, mücadelemizin bitmediðini, bu deneyimleri kuþanarak, geçmiþten olan derslerimizi çýkararak, eksiklerimizi tamamlayýp yolumuza devam etmemiz gerektiðini söyleyerek sözlerini sonlandýrdý. Ýki saati aþkýn süren söyleþi zaman zaman dinleyicilerin sorularýyla ve yorumlarýyla da karþýlýklý bir sohbet havasýnda geçti. Katýlan herkesin oldukça dikkatini ve beðenisini de çeken sohbeti ilerleyen süreçlerde tekrar yapmak ve konuþamadýðýmýz birçok meseleyi konuþmak üzere bitirdik. 1 Mayýs Mahallesinden Komünistler Hasan Yoldaþ ýn Mücadelesini ve Komünistlerin Birliðini Anlatan Ev Sohbeti Düzenledik Geçen sene yitirdiðimiz Hasan yoldaþý anmak, hem yaptýðý devrimci mücadeleyi, hem de son nefesine kadar uðruna mücadele ettiði devrimci partiyi yaratma mücadelesini etrafýmýzdaki iþçilere emekçilere anlatmak için bir ev sohbeti yaptýk. Sohbet öncesi Hasan Coþkun için çýkarýlan bildiriyi ve Birlik gazetesinin 2. sayýsýný kullandýk. Hasan yoldaþýn devrimci mücadeleye nasýl baþladýðýný, 80 öncesi iþçi ve emekçilerin örgütlenmesi için sendikalarda, derneklerde kitle örgütlerinde, ve köylüler arasýnda yaptýðý dayanýþma faaliyetlerini örnekleriyle anlattýk. Sadece dayanýþma faaliyetleri örgütleyerek iþçilerin örgütlenmesine yetmeyeceðini bunun için devrimci bir partinin yaratýlmasý gerektiði söylüyordu Hasan Yoldaþ. Biz de bugün böyle bir partinin nasýl yaratýlacaðý anlatmaya çalýþtýk. Mayýsta Yaþam Kooperatifi ile Dayanýþma Konseri 1 Mayýs Mahallesinde Mayýsta Yaþam Kooperatifi olarak 5 Aralýk günü bir konser düzenledik. Mahallenin Boðazören Derneði nde yaptýðýmýz konsere türküleriyle ve þarkýlarýyla Grup Mayýs, Yücel Arzen ve Nilüfer Sarýtaþ destek verdi. Düzenlediðimiz bu konseri Mayýsta Yaþam Kooperatifiyle Dayanýþma Konseri adý altýnda yaptýk.kooperatifin yürütmesinde yaptýðýmýz toplantýda alýnan bu kararla düzenlenen konserin amacý eski kira borçlarýný ödemek ve kooperatifin tanýtýmýný yapmaktý. Ev sahibinin ya borçlarýnýzý ödeyin yada buradan çýkýn demesi üzerine bizim var olan borçlarý ödeyecek durumda olmayýþýmýz ve bulunduðumuz yerden taþýnamamamýz acil olarak böyle bir çözüm getirmemize neden oldu. Bu kararýn alýnmasý ve çalýþmalarýn yapýlmasý üzerine bir kaç kez toplantý aldýk. Ýlk toplantýlarda konserin amacý üzerinden konuþtuk ve yapýlan tartýþmalar sonucu da bu konserin öncelikli hedefini yaygýn bilet satýþý yaparak para kazanmak ikincisini de kurumun propagandasýný yapmak olarak koyduk. Yapýlan toplantýlarda da sýk sýk konser yöntemiyle bu sorunu çözmenin aslýnda bu kooperatifin çözüm yolu olmamasý Devrimciler asýl darbeyi 12 Eylül den yemedi. 12 Eylül ün karanlýk perdesi aralanýrken devrimci örgütlerin yaþadýðý tasfiye sürecini anlattýk. Bugün devrim ve komünizm mücadelesi veren tüm güçlerin Komünist Enternasyonal in ilk dört kongresini referans almasý gerektiðini anlattýk. Tasfiyeciliðe ve her türden oportünizme karþý mücadele edebilmek için bugün siyasal mücadele veren tüm güçlerin ve örgütlerin bu ilke ve esaslarý referans almasý gerektiðini anlattýk. Yaþanan tasfiyeci süreçte komünistlerin birliði için mücadele edenlerle yollarýnýn 2004 te kesiþtiðini anlattýk. Geçen süre zarfýnda Proletaryanýn Kurtuluþu ile KöZ ün ortak bir yol yürüdüðünü söyledik. Pek çok çalýþmayý ortak yaptýklarýný ve temel politik gündemlere dair benzer tavýrlar takýndýklarýný anlattýk. Ortak bir yol yüründükten sonra ayný platformda yer almaya baþladýklarýný gerektiði, bizim bu tür sorunlarý ortak sayýmýzý artýrarak ve aidatlarýmýzý düzenli toplayarak halletmemiz gerektiði vurgulandý. Konser çalýþmalarýný daha saðlýklý ve koordineli bir þekilde yürütmek için kooperatifte sýk sýk toplantýlar aldýk ve bir teknik ekip oluþturduk. Teknik ekip yapýlan iþleri takip etme görevini üstlendi. Yaptýðýmýz toplantýlarda yapýlacak iþleri belediyelerle görüþme, bilet satýþý, ses sistemi için görüþmeler, sanatçýlarla görüþmeler þeklinde böldük. Ayrýca yürütme toplantýlarýnda aile ziyaretleri ve bilet satýþlarý yapmak üzere en az üçerli gruplar oluþturduk. Beþ adet olan bu gruplarda öðrenciler, hocalar ve öðrenci aileleri yer aldý. Bu gruplarýn kendi toplantýlarýný alma ve yaptýklarý planý takip etme gibi fonksiyonlarýnýn olmasý konusunda hem fikir olundu. 3 hafta boyunca yaptýðýmýz çalýþmalarda 5 kiþinin olduðu gruplar halinde muhtarlara gidildi ve bilet satmalarý istendi, esnaf ziyaretleri yapýldý, iç mekan afiþleri hazýrlanýp kahvehaneler dükkan camlarýna asýldý, konser duyurusu olan ozalitler mahallenin birçok yerine yapýþtýrýldý. söyledik. Sohbete katýlanlar devrimci bir partinin nasýl yaratýlacaðýný, neden ilk dört kongreyi referans aldýðýmýzý sordular. 71 devrimci kopuþunun nasýl olup da komünist bir harekete dönüþmediðini merak ettiler. Ortak bir siyasal birliðin saðlanmasý gerektiðini söyleyen baþka siyasal akýmlarýnda olduðunu, KöZ ün bunlardan farkýnýn ne olduðunu sordular. Sohbete katýlan arkadaþlarý 13 Mart ta, Okmeydaný nda yapýlacak olan anma etkinliðine ve 15 Mart ta yapýlacak olan mezar baþý anmasýna davet ettik. Hasan Yoldaþ Kavgamýzda Yaþýyor. Devrimciler Ölür, Devrimler Sürer. Yaþasýn Komünistlerin Birliði Yenibosna dan Komünistler. Konserden iki gün önce de bir toplantý aldýk ve aldýðýmýz toplantý da son durumu deðerlendirdik. Konser sýrasýnda nerede nasýl görev alýnacaðýný da belirledik. Konserde arada satmak üzere yemek ve çay hazýrlamaya karar verdik. Yemek yapabilenlerin listesi çýkarýldý ve bu yapýlan yemeklerin paketlenmesini kimin yapacaðýný, yemek ve çay satýþýnda kimlerin görev alacaðý, kapýda kimlerin duracaðýný belirledik. Konser günü de saat da buluþularak son hazýrlýklar tamamlandý. Konsere yaklaþýk 150 kiþi katýldý. Öðrenci ailelerinin mahallede kooperatifi tanýyanlarýn, çoðunlukta olduðu bir katýlým vardý. Mayýsta yaþamýn diðer þubelerinden arkadaþlar da katýldý. Konsere ayrýca davet ettiðimiz kurum ve siyasetlerde desteklerini sundular. Gerek katýlýmla gerekse destek mesajlarýyla bizleri yalnýz býrakmadýlar. ESP, 1 Mayýs Mahallesi Güzelleþtirme Derneði, Partizan, 2 Eylül Derneði destek mesajlarý gönderdi. DHF ve Tuncelililer Derneði de aramýzda olmadýklarýndan dolayý üzgün olduklarýný içeren bir mesaj gönderdiler. Gülsuyu'nda Kooperatif Tanýtým Toplantýsý Anadolu da Yaþam Tüketim Kooperatifinin tanýtýlmasý amacýyla Gülsuyu-Gülensu irtibat bürosunda muhtarlar ve azalarýn da katýlýmýyla toplantý etkinliði yapýlmasý kararlaþtýrýlmýþtý. Bu geniþ katýlýmlý toplantý öncesinde duyuru çalýþmalarý da yapýldý. Muhtarlar ve azalara haber verildi; özellikle kooperatifin olduðu yakýn bölge ve iki mahallenin dikkat çeken yerlerine duvar gazetesi ve toplantý afiþleri kostikle yapýldý. Ayrýca küçük ve büyük boy afiþler bölgedeki kurumlar baþta olmak üzere yöre derneklerine; çeþitli iþyerleri ve kahvehanelere kadar yapýþtýrýldý. Pankartlar herkes tarafýndan görülecek heykel ve okul duraðý bölgelerine asýldý. Bunun dýþýnda el ilanlarý ile kooperatifi tanýtan çaðrý pazarda yaygýn bir þekilde yapýlýrken sözlü olarak da tanýtýmý yapýldý. Bu el ilanlarý üzerinde kooperatifin adresi ve toplantý yeri ve saatini gösterir kroki iliþtirilmiþ olarak yakýn sokaklara ev ev daðýtýlýrken sözlü çaðrý ve tanýtým da beraberinde yapýldý. Tüm bu çalýþmalar bölgede etkin bir tanýtým yapýlmasýný saðlarken ayrýca kooperatif aktivistleri de tanýdýk ve çevrelerini toplantýya katmak üzere çaba göstermeleri sonucu gerçekleþen toplantý henüz baþlamadan Maltepe belediye baþkan yardýmcýsý yanýnda iki muhtar ve azalarý olmak suretiyle kooperatife ziyarette bulundu, kooperatif ve çalýþmalarý hakkýnda bilgi aldý. Baþka çalýþmalarý olmasý sebebiyle toplantý saatine belediye baþkan yardýmcýsý ve Gülsuyu mahalle muhtarý kalamamakla birlikte Gülensu Mahallesi muhtarý ve azalarýndan bir kýsmý tanýtým toplantýsýna katýldý. Toplantýya aktivistlerin doðrudan çaðýrdýðý kesimlerin çoðu katýlmakla birlikte çaðrýlý kurumlardan Gülsuyu-Gülensu Haklar Derneðinden katýlan arkadaþlar toplantýya da katký koydular ve konuþulan konular hakkýnda görüþlerini sundular. Bunun dýþýnda el ilanýyla dahi gelenler ve özellikle tüketim faaliyeti hakkýnda sorular soranlar oldu. Mahallede mevcut kurumlarýn birbirleri ile iletiþimsizliðinden yakýnan da oldu, temel sorunlar hakkýnda eleþtirenler de. Ama sahici sorunlarýn muhataplarýyla tartýþýldýðý bu arada kooperatifin de tanýtýldýðý bir toplantý oldu. Tanýtým faaliyeti ve konuþmalardan sonra destek için gelen þair bir arkadaþ þiir dinletisi sundu, kooperatifin gitar dersi alan öðrencilerinin ardýndan Grup Mayýs sahne alarak katýlanlara güzel bir dinleti sundular. Toplantýya katýlamayan bazý arkadaþlar da deðerlendirme toplantýsýna yetiþebildiler. Deðerlendirme toplantýsýnda yapýlan ve yapýlamayanlar, eksiklikler ve olumluluklar deðerlendirildi. Sonrasýnda da gelen tepkilerden bu toplantýnýn tanýtým anlamýnda amacýna ulaþtýðýný anlamak bu ve benzeri dayanýþma çalýþmalarý yapanlarýn geleceðe daha fazla umutla bakmalarýna vesile oldu.

16 KOMÜNÝST Sayfa 16 KöZ MART 2011 Yenibosna'da Filistin Gündemli Söyleþiler Geçtiðimiz dönemde Filistin sorunu gündemli iki adet KöZ söyleþisi gerçekleþtirdik. Bu söyleþilerden ilki 1920 den 1967 savaþýna kadar olan dönemde Filistin meselesinin nasýl algýlandýðý ve geliþtiðine iliþkin, ikinci söyleþi ise arasýndaki dönemde Filistin sorunu ve önderliði gündemliydi. Ýkinci söyleþi öncesinde, Süveyþ krizi ve 1967 savaþýnýn görüntülerini içeren bir belgesel de izledik. Bu iki söyleþide anlatýlanlarý aþaðýdaki yazýda aktarýyoruz: Filistin in, Osmanlý yönetimi altýndan çýkmasý, Birinci Emperyalist Paylaþým Savaþý dönemine denk gelmektedir. Bu savaþýn ardýndan Ýngiltere Filistin in tek hakim gücü haline geliyor. Ardýndan bu bölgeyi yönetebilmek, buradaki güçlerle anlaþabilmek için buralarý idari olarak bölüyor. Ürdün nehrinin doðusunu Mavera-ürdün, batýsýný ilerde Yahudilere ayrýlacak bölge olarak belirliyor. Ürdün nehrinin doðusuna Yahudileri yerleþtiriyor, ama daha sonradan bunun büyük çatýþma ve sorunlara neden olduðunu görerek, bu süreci yavaþlatmaya çalýþýyor. Mavera-ürdün ün baþýna Osmanlý ayaklanmalarýnda Ýngilizlerin yanýnda çarpýþan Þerif Hüseyin in oðlu Abdullah geçiriliyor. Bu emirliðin oluþmasý ile Filistin deki ilk bölünme gerçekleþmiþ oluyor. Ýngilizlerin normal manda yönetimlerinden de yoðun bir etkisinin olduðu iki bölge oluþuyor. Ama Ýngiltere nin gitgide güçsüz düþmesi ve 2.Dünya Savaþý nýn ardýndan mali olarak çökmesi, buradaki askeri kuvvetin kaldýramayacaðý bir yük haline gelmesi, Ýngilizleri 2. Dünya Savaþý nýn yükselen gücü ABD den yardým istemeye zorluyor. Yeni seçilen Ýþçi Partisi Amerika yý Filistin de sorumluluk almaya çaðýrýyor. Özellikle Avrupa dan göç eden Yahudi nin Filistin dense ABD ye yerleþtirilmesini istiyor. Ýngilizlerin yardým istemesinin, bölgeyi kendi kaderine terk etmemesinin bir nedeni de SSCB nin bölgede etkinliðini arttýrmasýndan çekinmesi, bu bölgenin SSCB kontrolü altýna girmesini istememesinden kaynaklýdýr. Filistin in bölünmesi ve Ýsrail in devletleþmesi O sýrada uluslar arasý örgütlerin kuruluþunu öncelikli gören ABD bu meseleyi BM ye taþýmayý öneriyor. BM 1947 de Filistin in bölünmesi kararýný alýyor. Ýngiltere çok erken/problem yaratabilecek ve kendi etkisini bölgede kýracak bu bölünme kararýna çekimser kalýyor. Ama alttan alta geliþecek bölge dinamiklerini kýrmak için planlar yapýyor. Ürdün ü 1946 da baðýmsýz bir devlet statüsüne sokan Ýngiltere, Ýsrail in kuruluþunu ilan etmesi ile diðer Arap devletleriyle birlik olan Ürdün ü Ýsrail e saldýrtýyor de Arap devletleri yenilse de, çatýþma aslýnda emperyalistler arasýnda bir uzlaþma ile çözülüyor. Ürdün Batý Þeria yý iþgal ediyor. Ýsrail Filistin topraklarýnýn geri kalaný üzerinde devletleþiyor. Böylece Ürdün ve Ýsrail arasýnda paylaþýlan topraklardan Filistin diye bir bölge yok edilmiþ oluyor. Topraksýz bir halk ise, deðiþik devletler altýnda, çok büyük bir kýsmý mülteci olarak yaþamaya baþlýyor. Ama SSCB nin bölgede etkinliðini arttýrmasý ile bölgenin dinamikleri yeniden deðiþiyor. O dönemki SSCB politikalarýna uygun olarak bir subay darbesi ile iktidara gelen Nasýr ve diðer SSCB yanlýsý Arap milliyetçisi sosyalist liderler bölgede etkinleþerek Ýngiltere ve ABD karþýtý (ve Ýsrail karþýtý) bir odak haline geliyorlar. Diðer ýlýmlý, liberal Arap devletleri ise bu politikalarýn belli bir oranda etkisi altýna giriyorlar. Suriye ve Irak ta gerçekleþen darbelerin ardýndan, Ürdün de de baþarýsýz bir darbe giriþimi oluyor. Ama darbeler baþarýlý da olsa baþarýsýz da olsa, bütün devletler planlarýný yaparken bu odaðýn etkisini hesaba katýyorlar. Nasýr diðer Arap devletlerini yanýna çekmek için, öncelikli görmediði Filistin meselesini sýklýkla kullanýyor Süveyþ kanalýnýn Nasýr tarafýndan millileþtirilmesini SSCB nin ve Mýsýr lideri Nasýr ýn Ýngiltere ve Fransa karþýtý ilk hamlesi olarak görmek gerekir. Bu krizi baþarýlý bir þekilde yöneten Nasýr, yarattýðý fiili durumu kabul ettirir ve Ýngilizlerle, Fransýzlar bölgedeki etkinliklerini yitirirler. Bu krizde Ýngiltere ve Fransa karþýtý tutum alan ABD, bölgede SSCB nin etkisinin arttýðýný görünce politikalarýný tekrar gözden geçirmeye karar verir. Amerika, 1957 Eisenhower doktrini ile daha önceki küresel emperyalist güçler gibi küresel sorumluluk almaya hazýr olduðunu ortaya koyar. Ýngiltere ve Fransa Orta Doðu dan çýkarýlmalarýna raðmen ABD nin doktrinini desteklerler. Birçok ülke bu doktrini destekleme kararý alýr. Buna karþý çýkanlar ise baþta SSCB olmak üzere Nasýr ve etkisi altýndaki Arap devletleridir. Filistin mücadelesinin güçlenip toparlanmasý 1967 Savaþý nda Nasýr baþkanlýðýnda SSCB etkisi altýndaki güçlerle, ABD etkisindeki Ýsrail karþý karþýya gelir. Ýsrail 6 günde tüm Arap devletlerini yenilgiye uðratýr. Bu savaþýn sonunda Ortadoðu da yeni bir güç dengesi kurulur. Nasýr istifa eder, ama sonra tekrar Mýsýr ýn baþýna geçer. Ýsrail i yok etme amaçlý yürütülen mücadele, Arap devletlerince kaybettikleri topraklarý geri alma mücadelesine dönmüþtür. 1967, Filistinlilerin Arap devletlerine güvenemeyeceklerini bir kez daha göstermiþ, Filistin ulusal mücadelesi bu süreçten sonra güçlenip toparlanmaya baþlamýþtýr. Filistin mücadelesi 1964 de baþlamýþ bir mücadele deðildir. Daha Ýngiliz mandalýðý döneminde Filistin milliyetçiliði ve ulusal mücadelesi kimi liderlerce sürdürülmekteydi. Ýngiliz mandalýðýnýn olduðu zamanlarda birçok Filistin ayaklanmasý da gerçekleþti. Ama bu ayaklanmalarýn önderlikleri kimi zaman Yahudi karþýtlýðý üzerinden Ýngilizlerle iþbirliði yapabilmekte, kimi zaman da özellikle 2.Dünya Savaþý öncesi Almanlar gibi müttefikler aramaktaydýlar. Bunun nedenlerini ta Osmanlý zamanýnda baþlayan sýnýfsal deðiþimlerde aramak gerekir Tanzimat döneminin ardýndan Osmanlý da baþlayan merkezileþme ve modernleþme adýmlarý, Filistin de de etkisini göstermiþtir Toprak yasasý ile ortak kullaným ve ortak vergi olarak kullanýlan masha a topraklarý bu tarihten itibaren bireysel kullanýma açýlmýþtýr. Bu sayede köklü ve zengin aileler yavaþ yavaþ topraklarý ele geçirmiþ, topraksýz köylüler de bu topraklarda iþçi olarak çalýþmaya baþlamýþlardýr. Bu topraklarda burjuvazinin geliþimi bu þekilde gerçekleþmiþtir. Bu ailelerden genellikle Suriye ve Lübnan da yaþayanlar da, topraklarýnýn bir kýsmýný Yahudi yerleþimcilere satmýþlardýr. Topraklarýn %87 si yeni oluþan bu Arap burjuvazisince, yalnýzca %13 ü fakir köylülerce Yahudilere satýlmýþtýr. Özellikle Kudüs te yeni oluþan bu burjuvazi Arap milliyetçiliðinin doðmasýnda etkili olmuþtur. Osmanlý nýn 1863 yýlýnda çýkardýðý yeni bir yasa ile Kudüs te yönetim organlarý oluþturmasý, Arap burjuvazisinin yönetim konusunda da deneyim kazanmasýný saðlamýþtýr. Böylelikle kimi zaman Yahudilere kimi zaman da Ýngilizlere karþý mücadele eden Filistin ulusal hareketi büyük oranda Filistin burjuvazisinin etkinliðinde kalmýþtýr. Bu etkinin 1948 yýlýnda Filistin topraklarýnýn paylaþýlmasýnýn ardýndan önemli oranda azaldýðýný söylemek gerekir. Bu etki tekrardan 1969 yýlýnda Yaser Arafat ýn FKÖ de etkinleþtirilmesi ile artacaktýr. Ýlk Filistin Kongresi ve FKÖ nün kuruluþu Mýsýr, Suriye, Irak, Ürdün devletlerinin uzlaþmasý sonucunda 1964 yýlýnda Filistinlilerin ilk büyük kongresi yapýldý. Bu kongre Filistinlilerin ilk milli meclisi sayýldý. Ayrýca bu kongrede Filistin Kurtuluþ Örgütü '3fnün (FKÖ) kuruluþu da kabul edildi. FKÖ George Habbaþ baþkanlýðýnda Filistin Halk Kurtuluþ Cephesi, Ürdünlü Hristiyan Naif Havatmen lideriðinde Marksist Filistin Demokratik Halk Kurtuluþ Cephesi, Irak Baas Sempatizaný olan ve Abdülvehhab Kayalý liderliðinde Arap Kurtuluþ Cephesi, Suriye taraftarý El-Saika ile Filistin Genel Yönetimi Halk Kurtuluþ Cephesi ve Filistin Silahlý Mücadele Komutanlýðý, Filistin Komünist Partisi gibi örgütleri kendi bünyesinde birleþtirdi. FKÖ ilk kurulduðunda tümüyle Arap devletlerinin kontrolü altýnda idi den sonra Arap devletlerinin etkisizleþmesi ile Arap burjuvalarýnýn etkisi Filistin Ulusal Mücadelesi içerisinde tekrar hissedilmeye baþlandý da FKÖ liderliði Yaser Arafat a teslim edildi. Soru-cevap kýsmýnda Komünist Parti nin ve Komünist Enternasyonal in rolüne deðinildi FKÖ, Filistin in doðusunda Ürdün topraklarýna yerleþerek buradan Ýsrail e gerilla yöntemi ile saldýrýlar düzenledi. Ama Ürdün içerisinde etkinleþen FKÖ ye 1970 de Kral Hüseyin tarafýndan Kara Eylül harekatý gerçekleþtirildi. FKÖ, bu dönemden sonra 1974 yýlýnda Filistin in tek yasal temsilcisi olarak tüm emperyalist güçler tarafýndan da tanýnmaya baþlandý yýlýnda gerçekleþen Ýsrail Mýsýr ve diðer Arap devletleri arasýnda gerçekleþen savaþýn ardýndan, Ýsrail in kýsmi bir yenilgisinden bahsedilse de, aslolan bu savaþla Ýsrail in bir bölge gerçeði olduðunun kabul edilmesi olmuþtur. Kýsa bir süre sonra, Ýsrail karþýtý güçlerin baþýný çeken Mýsýr, Ýsrail devletini ilk tanýyan devlet olmuþtur Camp David de Mýsýr la Ýsrail arasýnda varýlan uzlaþma Amerikan Barýþý nýn bölgede ilerlemesini saðlayacak en önemli dayanak olmuþtur yýlýnda gerçekleþen Ýntifada ise, bölgedeki dinamiklerin deðiþimini ve Amerikan Barýþý nýn gidiþatýný deðiþtiren en önemli etken olmuþtur. Söyleþide 1987 yýlýna kadar süreç aktarýldý, 87 sonrasý süreç baþka bir sohbette aktarýlmak üzere ertelense de, bu sürece iliþkin kimi sorular geldiðinde yoldaþ bunlara iliþkin sorulara da yanýt verdi. Söyleþilerin ardýndan þu sorular soruldu: - Filistin deki komünistler bu süreçler boyunca ne yaptýlar? Neleri savundular? Filistin de dini ideolojilere sahip örgütler nasýl güçlendi? Dini örgütlenmeler Filistin sorununa çözüm olabilirler mi? Yaser Arafat ýn Filistin de mücadele eden bir örgütte deðil, baþka bir ülkede yer aldýðýný biliyorum. Nasýl oluyor da FKÖ nün baþýna geçiyor? SSCB içerisinde, Siyonizme hiçbir þekilde destek vermemek gerek diyenlerle, ardýndan Ýsrail devleti kurulduðunda onu destekleyenler ayný kiþiler midir? Bu sorularý yoldaþ, þu þekilde cevapladý: Filistin Komünist Partisi, Filistin Ýngiliz Manda yönetiminde 1923 yýlýnda kurulmuþ, 1924 yýlýnda Komünist Enternasyonal in Filistin seksiyonu olarak kabul edilmiþtir. Üyelerinin çok büyük bir kýsmý Yahudilerden oluþan bir parti olsa da, 1923 yýlýndaki parti kongresi, Arap ulusal hareketini destekleme kararý almýþ, Ýngiliz emperyalizmine ve Siyonizme karþý mücadeleyi önüne hedef olarak koymuþtur. Siyonizm, Yahudi burjuvalarýnýn bir hareketi olarak ifade edilmiþ ve karþý çýkýlmýþtýr. Ayný dönemde Komünist Enternasyonal de benzer kararlar almýþ, Siyonizmin hiçbir þekilde desteklenmemesi gerektiði ifade edilmiþtir.bu dönemde daha çok Kudüs çevresinde geliþmiþ olan Arap ulusal hareketinde ise, Kudüs ileri gelenlerinin ve burjuvalarýnýn etkisi görülmektedir. Ama Yahudilerle Araplarý tek bir çatý altýnda Ýngilizlere ve Yahudilere karþý örgütlemeye çalýþan bir tek komünistler vardýr. Komünist Enternasyonal in 4. Kongresi nde yürütülen politikalarla, Ýsrail devletinin kurulmasýnda yürütülen politikalarý ayný görmek mümkün deðildir. Siyonizm e açýk bir þekilde karþý çýkan ilk 4 kongredeki Komünist Enternasyonal in, hiçbir biçimde Siyonistlerin kurmuþ olduðu Ýsrail devletine onay vereceðini düþünmemek gerekir. Ýlk 4 kongrede alýnan kararlarla ve bu kararlarý uygulayan dünya partisi ile sonrasýnda, 5. Kongreden sonraki Komünist Enternasyonal i ayný ve bir görmemek gerekir. Bugün komünistlerin ilk 4 kongreye sahip çýkýp sonrasýný reddetmelerinin tek nedeni bu olmasa da, bu olayda da, ilk 4 kongreyi gerçekleþtirenlerle, sonrasýný gerçekleþtirenlerin farklý siyasi anlayýþlara sahip olduklarý gözükmektedir. Ýsrail devleti kurulduðunda onu ilk tanýyan devletlerden biri SSCB olmuþtur. Filistin Komünist Partisinin Ýsrail de kalan kýsmý ise bölünerek Ýsrail Komünist Partisi adýný almýþtýr. Bu partiler, birleþik bir Filistin yerine Birleþmiþ Milletler Planý nda kabul edilen 2 devletli çözümü kabul etmektedirler. 1.Dünya Savaþý sonrasýnda dünya emperyalistler arasýnda paylaþýlmaya baþlanmýþ, ama bu süreç tam bitmeden Ekim Devrimi nedeniyle tam bir netleþme yaþanmamýþtýr. O dönem komünistler bu topraklarýn tarihini deðiþtirmek için Komünist Parti sinin örgütlenmesi için nasýl uðraþýyorlarsa, ayný þekilde Ýngilizler de bu topraklarý nasýl yöneteceklerini düþünüyorlardý. Ýngiltere, Fransa yla sýnýr probleminde avantaj elde etmek için Arap liderlerine savaþ öncesi Büyük Suriye sözü verdi. Þerif Hüseyin ve oðullarý Abdullah ve Faysal bu sözleri alarak ve Yahudilerin bu bölgeye yerleþmesini Paris ve Kahire konferansýnda kabul ederek Ýngilizlerin yanýnda yer aldýlar. Bu aile peygamber soyu olan Haþemi lerden geldiðine inanýldýðý için belki bölgede diðer liderlerden daha öncelikli tutulmuþ olabilirler. Ama ne Abdullah Ürdün e ne de Faysal Irak a bu bölgelerin liderleri olmadan adýmlarýný atmýþ deðillerdi. Adeta Ýngilizlerin yukarýdan atamasý sonucu lider olmuþlardýr. Yaser Arafat, Suriye de Suriye Filistinlileri arasýnda örgütlenmiþ, Arap devletlerinin Filistin meselesindeki önderliði azaldýðý, Filistinli burjuvalarýn etkinliðini arttýðý dönem olan 1967 den sonra FKÖ nün lideri olmuþtur. Bir çatý örgütü olan FKÖ nün içerisindeki El-Fetih in lideridir. Filistin davasýnýn dýþýnda bir insanken FKÖ nün baþýna getirilmemiþtir, böyle görmemek gerekir. Ancak FKÖ nün ve onun uzun süre sembolü haline gelmiþ Arafat ýn siyasi hayatýný, Filistin Ulusal Kurtuluþ hareketinin proleter devrimci bir önderlikten yoksun olmasýnýn sonucu olarak emperyalist güçlere yönlendirildikçe baþarýsýz olmasýnýn tarihi olarak görmek gerekir. FKÖ nün Amerikan çözümünü stratejik hattý olarak belirlemesinin ardýndan çözümsüzlüðe karþý birinci Ýntifada gerçekleþmiþtir. Bu süreçten sonra FKÖ nün uzlaþma tavrý onu Filistin halkýndan uzaklaþtýrmýþtýr. Onun yerini dini örgütlenmeler almýþtýr. Filistin de özellikle Gazze de etkili olan Hamas ýn dýþýnda, Hizbullah, Müslüman Kardeþler örgütü gibi örgütler de Filistin meselesini kullanarak güçlenmiþlerdir. Bu örgütleri Filistin meselesinin çözümünde pozitif katký saðlayacak örgütler olarak görmek son derece yanlýþtýr. Her þeyden önce bu örgütlerin dini karakteri, deðiþik dinlere inanan Filistin ulusunu bölerek sadece Müslümanlara seslenmekte, bu þekilde ulusal mücadeleyi zayýflatmaktadýr. Ýkinci olarak Yahudi karþýtlýðý üzerinden yaptýklarý politika, Yahudileri daha da fazla Yahudi þeriatýna dayalý Ýsrail devletine baðlamaktadýr. Üçüncü olarak bu devletlerin Ýsrail yýkýldýktan sonra orada bulunan 5 milyon Yahudi nin ne olacaðýna iliþkin bir politikalarý da yoktur. Bu yüzden Ýsrail in yýkýlmasýný da gerçek manada istememektedirler. Bu yüzden bu tarz örgütlenmeler Filistin sorununu çözmek bir yana sorunun çözümünü zorlaþtýran güçlerdir. Yenibosna'dan Komünistler

17 MART 2011 Sayfa Yýldönümünde Maraþ Katliamý'ný Andýk

18 Sayfa 18 MART 2011 KöZ ün Sözü 2010 Aralýk ýnda baþlayan ve kýsa sürede Ortadoðu ve Kuzey Afrika da geniþ bir zemine yayýlan halk ayaklanmalarý yaþadýðýmýz topraklardaki sol akýmlarýn da gündemine hýzlý bir þekilde oturdu. Gücü, çapý ve etkisi birbirinden farklý olan bu ayaklanmalar dünyanýn farklý yerlerindeki emekçilerin ve ezilenlerin açlýða, yoksulluða, iþsizliðe ve devlet terörüne karþý halký bir baþkaldýrýsýný içeriyordu. Maalesef bu ayaklanmalar devrimci bir önderlikten yoksun bir þekilde hareket etmek zorunda kaldýklarý için, iþçi sýnýfýnýn nihai kurtuluþunun önünü açacak bir yola giremediler; emperyalist güçler arasýndaki rekabetin ve güçler dengesinin durumuna göre þekillendiler, bastýrýldýlar, yenildiler ya da düzen güçlerinin güdümüne girdiler. Yaþadýðýmýz topraklardaki sol akýmlarýn büyük bir kesimi bu ayaklanmalarý, emperyalizm çaðýnda ezilenlerin ve sömürülenlerin kitlesel ayaklanmalarýnýn bitmeyeceðine dair imanlarýný tazelercesine, büyük bir coþkuyla kutladýlar. Sol akýmlarýn sayýca azýnlýkta kalan diðer bir kesimi de bu ayaklanmalarýn emperyalist devletlerin güdümünde gerçekleþen ayaklanmalar olduðunu iddia ederek, bu ayaklanmalara gerici nitelendirmesini yakýþtýrmaktan geri durmadýlar. Bu ayaklanmalara ve akýbetine bakarak günümüzün en acil ihtiyacýnýn leninist bir dünya partisi olduðu dersini çýkaranlarýn sayýsý son derece sýnýrlý kaldý. Bunu söylemeyi ihmal etmeyenler ise bu hareketler mücadele içerisinde kendi partisini de yaratacaktýr elbette demekten öte - böyle bir eksikliðin giderilmesi için nasýl bir yol izlenmesi gerektiði konusunda bir þey söylemedikleri gibi bu eksikliðin geliþen olaylarýn mahiyeti üzerinde nasýl bir etkisi olduðunu da yanýtlamadýlar. Elbette yaþadýðýmýz topraklardaki sol akýmlarýn Ortadoðu daki ve Kuzey Afrika daki deðerlendirmelerden leninist bir dünya partisi ihtiyacý dersini çýkarmamýþ olmasý þaþýrtýcý deðildir. Zira bu ihtiyacýn yaþadýðýmýz topraklarda da yakýndan hissedildiði sýr deðildir ve sol akýmlarýn bu konudaki tutumu Kuzey Afrika ve Ortadoðu daki geliþmelere dair takýndýklarý tutumdan farksýzdýr. Asýl ilginç olan sol akýmlarýn Kuzey Afrika ve Ortadoðu daki geliþmelerden yola çýkarak gündeme aldýklarý bu eylemleri yaþadýðýmýz topraklara taþýmak için ne yapmalý sorusuna verdikleri yanýtlardadýr. Sol akýmlarýn neredeyse istisnasýz hepsi, Türkiye deki emekçilerin ve ezilenlerin bu ayaklanmalardan somut bir örgütlenme ayaðý olmayan ajitasyon faaliyetleriyle, çoðu zaman da burjuva medyanýn yarattýðý etkiyle, olumlu bir þekilde etkileneceðini, moral bulacaðýný, dolayýsýyla onlarýn da ayný Orta Doðulu kardeþleri gibi hareketlenebileceklerini iddia - ve/veya temenni ettiler. Özünde, yaþadýðýmýz topraklardaki emekçilerin ve ezilenlerin Ortadoðu daki geliþmelerden etkilenmelerini temenni etmekte bir sorun yoktur. Buradaki asýl sorun Türkiye deki iþçi ve emekçilerin kitlesel eylemlerinin güçlenmesi için ne yapýlmasý gerektiði sorunudur. Zira halihazýrda sürmekte olan politik mücadeleler göz ardý edilerek, burjuva medyanýn etkisiyle veya neye hizmet ettiði belirsiz bir ajitasyon faaliyetiyle yeni bir sýnýf hareketi yaratmaya çalýþmanýn, bir moral/motivasyon yaratmak þöyle dursun, mevcut mücadeleleri de pörsütmeye hizmet edeceði açýktýr. Yaþadýðýmýz topraklarda da tastamam bu olmaktadýr. Ortadoðu ve Kuzey Afrika daki geliþmeler sol akýmlarýn gözlerini öyle bir boyamýþtýr ki, bu akýmlar önümüzdeki Mart-Mayýs sürecine ve onu takip edecek 12 Haziran genel seçimlere iliþkin plan ve perspektifler ortaya koymak ve bu geliþmelerden bu doðrultuda yararlanmak yerine, bu geliþmelerin moral ve motivasyonuyla yetinip böyle bir zahmetten kurtulma yolunu seçme eðilimine teslim olmaya baþlamýþlardýr. Dolayýsýyla, Maðrip teki geliþmeler deðerlendirilirken içinden geçtiðimiz sürecin en önemli politik gündemi olan 12 Haziran seçimleri, bu seçimlerde iþçi sýnýfýnýn kitlesel eylemli birlikteliðinin nasýl örgütleneceði, Mart-Mayýs döneminin düzen güçleri arasýndaki rekabetten istifade nasýl istismar edilmesi gerektiði gibi gündemlerden bahseden neredeyse olmamýþtýr. Sol akýmlarda bu eðilimin kendisini göstermesinde, söz konusu akýmlarýn büyük bir kýsmýnýn 2010 yýlýný nasýl deðerlendirdikleri ve 2010 yýlýndan hangi dersleri çýkardýklarý da son derece belirleyici olmuþtur. Nihayetinde sol akýmlarýn büyük bir kýsmý 2010 yýlýnýn deðerlendirmesini yaparken, özellikle TEKEL iþçileri deneyimine, Mayýsý nda Taksim e girilmiþ olmasýna vb. geliþmelere bakarak, Türkiye deki iþçi sýnýfýnýn bir hareketlenme içerisinde olduðunu tespit etmekte ve yeni bir yükseliþin tam da buradan çýkacaðýný iddia etmekteydiler. Aslýnda Ortadoðu ve Kuzey Afrika daki bu hareketlenmeleri gerici bulanlar da, Türkiye de Amerika nýn etkisinden baðýmsýz bir yükseliþ dinamiði olduðunu iddia ederken tespitlerini yine ayný geliþmelere dayandýrmaktaydýlar. Bu bakýþ açýsý her þeyden önce Türkiye de emekçiler açýsýndan yeni bir yükseliþin kapýsýnýn nereden ve nasýl aralanacaðýný sorusunu yanýtlarken yanlýþ bir yere baktýðý için kusurludur. Zira yaþadýðýmýz topraklarda hali hazýrda süren, giderek daha örgütlü bir mücadele halini alan, giderek politikleþen ve güçlenen, iktidar partisini zayýflatabilecek tek güç olarak görülmesi gereken, içinde iþçi sýnýfýnýn en ezilen, en sömürülen ve en dinamik kesimlerini barýndan bir emekçi hareketi vardýr. Þu anda yüzünü daha çok BDP ye dönmüþ olan bu hareketin doðru bir siyasal perspektifle hareket edildiði zaman geniþleyebileceði, düzen güçlerinin ve sendika bürokratlarýnýn etkisi altýndaki emekçi kitleleri de kendi saflarýna çekebilme potansiyelinin artmakta olduðu da sýr deðildir. Eðer yeni bir yükseliþin kapýsý aralanacaksa, buradan aralanacaktýr. Gökten zembille inecek ayaklanmalar beklemenin, ya da iþçi sýnýfýnýn kitlesel eylemlerinin artmasý için Kuzey Afrika dan Türkiye ye moral taþýmak kisvesi altýnda mevcut siyasi sürece dair üstlenilmesi gereken sorumluluklarý hasýraltý etmeye çalýþmanýn elle tutulur bir yaný yoktur. Bu tür arayýþlar yeni bir yükseliþin kapýsýný aralamaya deðil, yeni mevziler kazanarak güçlenebilecek bir hareketi pörsütmeye hizmet eder. Dolayýsýyla önümüzdeki sürece dair sorulmasý gereken asýl soru uzun bir süredir örgütlenmekte olan kitlesel, birleþik bir mücadele hattýnýn önümüzdeki dönemde nasýl güçlenebileceði, yeni mevzilerin nasýl kazanýlabileceði olmalýdýr. 12 Haziran seçimlerine 3 ay kadar bir zamanýn kaldýðý, 8 Mart la birlikte Mart-Mayýs dönemi olarak ifade edilen bir sürecin çoktan baþladýðý bu dönemde nasýl hareket edilmesi gerektiðinin dersleri ise 2010 yýlýnda verilen mücadelede yatmaktadýr. Ancak bu dersleri kuþanabilmek için öncelikle 2010 yýlýnda kaçýrdýðýmýz fýrsatlarýn farkýna varmak gerekir. Bu yýl bu fýrsatlarýn nasýl deðerlendirilebileceðinin en iyi örneðini ise KöZ ün 2010 yýlýnda aldýðý tutum göstermektedir Yýlý Kazanýmlarýn Deðil Deðerlendirilemeyen Fýrsatlarýn Yýlý Olmuþtur 2010 yýlýnýn neden deðerlendirilemeyen fýrsatlarýn yýlý olduðunu anlayabilmek için öncelikle bahsedilen fýrsatýn ne olduðunu ve nereden kaynaklandýðýný açýklýða kavuþturmak gerekir. Buradaki fýrsat en basit haliyle, AKP nin zayýfladýðý ve ona yedek olarak hazýrlanan Gandi Kemal li CHP nin güçlenemediði bir ortamda, BDP nin odaðýnda bulunduðu bir eylem birliðinin iþçi sýnýfýnýn en dinamik kesimlerini harekete geçirebilmesi ve politik talepler etrafýnda hareket eden bu kesimlerin düzen güçlerini geriletebilecek bir potansiyele sahip olmasýdýr. Elbette bahsedilen fýrsatlar sadece 2010 yýlýna özgü deðildir. KöZ sayfalarýnda DTP/BDP çizgisinin odaðýnda bulunduðu, düzen güçlerinin tümünü karþýsýna alan kitlesel, birleþik bir eylem birliði çaðrýsýný, tekrara düþmekten korkmadan, ýsrarla altýný çize çize, 2007 den beri sürdürmekteyiz. Bu eylem birliði KöZ için kimi siyasi akýmlarýn ifade ettiklerinin aksine Türkiye deki iþçi hareketinin temsilcileri ile Kürt hareketinin temsilcileri arasýndaki bir ittifaký ifade etmemektedir. Aksine KöZ, Kürdistan sýnýrlarý içerisinde süren mücadele ile Türkiye sýnýrlarý içerisinde süregelen mücadeleyi Tunus tan Libya ya Uzanan Eylemlerden Cesaret Alarak Newroz u 1 Mayýs a, 1 Mayýs ý Genel Seçimlere Taþýyalým Kitlesel Birleþik Eylemli Mücadeleyi Büyütelim özenle birbirinden ayýrmakta, Türkiye sýnýrlarýnda süren eylem birliðini Türkiye deki iþçi sýnýfýnýn en dinamik kesimlerini politik bir mücadele hattýnda hareket ettiren bir eylem birliði olarak görmekte ve savunmaktadýr. Dolayýsýyla KöZ, 2007 den bu yana Ýstanbul baþta olmak üzere tüm metropollerde Newroz alanlarýný dolduranlarýn kitleselliðinin ve eylemli birliðinin artmasýný, Türkiye deki iþçi sýnýfýnýn en dinamik kesimlerinin politik talepler etrafýnda harekete geçmesi olarak görmekte ve bu hareketin halihazýrda zayýflamakta olan iktidar partisini ve güçlenmekte zorlanan muhalefet partisini geriletebilecek tek güç olduðunu savunmaktadýr. Buradan bakýldýðýnda bu hareketin odaðýnda neden DTP/BDP nin bulunmasý gerektiði açýktýr. Zira DTP/BDP nin odaðýnda bulunduðu bir eylem birliði yaþadýðýmýz topraklardaki siyasi geliþmelerin en temel belirleyicilerindendir. Ýþte bu bakýþ açýsýyla 2010 yýlýnýn neden deðerlendirilemeyen fýrsatlarýn yýlý olduðu açýk bir þekilde görünür. Her þeyden önce 2007 yýlýnda Bin Umut kampanyasýyla baðýmsýz adaylarý meclise sokarak önemli bir mevzi kazanýlmasýný saðlayanlar veya bu harekete kah aday tartýþmalarý nedeniyle ya da baþka bahanelerle destek vermeseler de sonradan bu sürecin önemli olduðunu teslim edenler - bu süreç boyunca düzen güçleri DTP ye saldýrýrken neredeyse sessiz kalmýþ ve bu süreci zaten DTP kapatýlýr, yerine baþka bir parti kurulur hafifliðinde ele almýþlardýr yýlýnýn son ayýnda DTP nin kapatýlmasýnýn ardýndan sol akýmlarýn büyük bir kesiminin kapatma kararýný kýnamasý elbette bu zaafý telafi etmemekte, aksine bu eksikliðin görünmesini engellemeyi hedeflediði için sorunu derinleþtirmektedir. KöZ ün bu süreçte hangi siyasi kaygýlarla hareket ettiðinin kavranmasý önemlidir. KöZ, 2007 de Bin Umut vekillerinin meclise girmesini önemsemiþ, meclisteki DTP li vekillerin varlýðýnýn ve çalýþma tarzýnýn yaþadýðýmýz topraklarda iþçi hareketi için de bir toparlanmayý saðladýðýný belirtmiþ, DTP ye yönelen saldýrýlarda Vekiline sahip çýk, DTP yi kapattýrma þiarýný mahallelere, halk toplantýlarýna, eylemlere ve her türlü siyasi zemine taþýma yönünde hareket etmiþtir. KöZ ün 2010 daki tutumu da farklý deðildir. Zira DTP nin kapatýlmasý ve BDP nin siyaset sahnesine öne çýkmasýnýn ardýndan KöZ 1500 ü aþkýn BDP li siyasi tutuklunun serbest býrakýlmasý talebini Newroz alanlarýna, 1 Mayýslara taþýmýþ ve bu siyasi çizginin en tutarlý savunucusu olmuþtur ve olmaya devam edecektir. DTP nin Kapatýlmasýnýn Kitlesel Bir Þekilde Göðüslenememesi Newroz un Bir Sýçrama Tahtasý Olarak Kullanýlamamasýna Neden Olmuþtur yýlýna DTP ye yapýlan saldýrýlarý ortak ve eylemli bir þekilde püskürtememiþ bir þekilde girilmiþ olmasý, 2010 yýlýnda oluþan siyasi tablonun en belirleyici unsuru olmuþtur. Zira 2010 yýlýnda BDP de dahil olmak üzere solun tüm kesimleri daha atak, saldýrgan ve düzen güçlerini geriletmeyi hedefleyen bir þekilde hareket etmek yerine, görece pasif ve savunmacý bir çizgide kalmýþtýr. Elbette böyle bir ortamda, yýllardýr apolitik nedenlerle bölünen 8 Mart ýn birleþik bir þekilde geçmesi için bir irade gösterilmemiþ ve sol hareket birleþik, kitlesel eylemlerle düzen güçlerini karþýsýna alma ihtiyacýný hissedememiþtir. Ancak DTP nin kapatýlmasýnýn güçlü bir þekilde karþýlanamamasýnýn etkisini gösteren en önemli eylem 2010 Newroz u olmuþtur. Metropollerdeki Newroz lar 2007 yýlýndan beri daha kitlesel ve daha politik bir içerikte geçmekte ve bu anlamda en kitlesel ve güçlü iþçi eylemleri olmaktadýr Newroz u kitleselliðinden hiç bir þey kaybetmemiþ olmasýna raðmen, AKP yi karþýsýna alan, ona meydan okuyan bir politik içeriðe kavuþturulamamýþtýr Newroz unda alanlarý dolduranlar AKP yi karþýlarýna alan bir çizgide deðil, daha çok bize saldýrmakta haksýzlýk ediyorsunuz diyen bir çizgide konumlanmýþtýr. KöZ bu siyasi geliþmelere bakarak, Newroz u örgütleyen güçlerin eylem birliðinden ve Newroz un kitleselliðinin verdiði moralle, 1 Mayýs ýn sahibi, Newroz alanlarýný dolduranlardýr, 1 Mayýs ý Newroz u örgütleyenler örgütlesin çaðrýsýnýn yükseltilmesi gerektiðini savunmuþ ve bu doðrultuda hareket etmiþtir. BDP de baþlangýçta bu yönde hareket etmeyi önüne koyarak politik bir tutum almýþ ve Mayýsý ný Newroz u örgütleyen güçlerle birlikte örgütlemeyi hedeflediðini ifade etmiþ olsa bile, bu gerçekleþmemiþtir. Eðer bu gerçekleþmiþ olsaydý; özellikle Ýstanbul daki 1 Mayýs eyleminde Newroz alanýný dolduran emekçilerin ayný coþku ve kalabalýkla yer almasý saðlanmýþ olsaydý, sadece 1 Mayýs tarihsel anlamýna, politik içeriðine uygun devrimci, birleþik ve kitlesel bir þekilde kutlanmýþ olmakla kalmazdý. Böyle bir 1 Mayýs, Türkiye nin geri kalan bölgelerinde de iþçi eylemleriyle Newroz alanlarýný dolduranlarýný buluþturulmasýna vesile olurdu. Böylece hem zayýfladýðý halde rakiplerinin güçlenememesi sayesinde ayakta duran AKP ye karþý, hem de bir araya geldikleri takdirde yeterince güçlenemeyen ayrý ayrý da yeterli bir gücü temsil edemeyen baþlýca rakiplerine karþý tek etkili muhalefet odaðýnýn oluþmasý saðlanabilirdi. Hala ve yaklaþan seçimlere giden süreçte de yapýlmasý gerekli ve mümkün olan budur. BDP siz bunu yapacak hiçbir güç yoktur: BDP de tek baþýna bunu saðlayamamaktadýr Mayýsý nda Olgunlaþan Fýrsatlar Deðerlendirilememiþ, AKP nin Oyununa Gelinmiþtir Bu perspektifin Newroz alanlarýný dolduranlarý iþçi sýnýfýnýn bir parçasý olarak görmemeye yeminli olanlar arasýnda ses getirdiðini söylemek doðru olmaz. Zira bu perspektif sol akýmlar tarafýndan desteklenmemiþ, BDP de bu yönde kararlý ve tayin edici bir inisiyatif almaktan uzak durmuþtur. Aksine böyle bir hamlenin yaratacaðý etkiyi sol akýmlar görmese de, AKP, Ýstanbul valiliði ve Emniyet Müdürlüðü baþta olmak üzere, burjuva diktatörlüðünün bekçiliðini yapanlar görmüþtür. Düzen güçleri 1 Mayýs ýn BDP nin odaðýnda bulunduðu bir eylem birliði tarafýndan örgütlenmesini engellemek için Taksim alanýný, sendika bürokratlarýna hediye etmiþlerdir. Açýkçasý burjuva diktatörlüðünün bekçileri bu hamlelerinde baþarýlý da olmuþtur. Sendikal mücadeleler ile Newroz alanýný dolduran emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesini birleþtirmek yerine, TEKEL iþçilerinin mücadelesine bakýp sendikacýlara kuyrukçuluk eden akýmlar, 1 Mayýs ýn devletin tedbiren verdiði bir taviz olduðunu görmezden gelip kendi mücadeleleri sonucunda kazanýldýðý yanýlsamasýna inanarak düzen güçlerine, baþta da AKP ye hizmet etmiþlerdir. Bu süreçte BDP de, Newroz sonrasýnda ortaya koyduðu iradeden geriye düþmüþ ve 1 Mayýsý örgütleme hedefinden vazgeçerek, 1 Mayýs ýn AKP nin istediði gibi geçmesine izin vermiþtir. Nihayetinde Mayýsý, 1977 den beri görülen en kitlesel 1 Mayýs olmasýna raðmen, ayný zamanda en apolitik 1 Mayýs olmuþtur. 1 Mayýs a katýlan sol akýmlar genel ve soyut bir devrim, sosyalizm talebi dýþýnda hiçbir politik talebi 1 Mayýs alanlarýna taþýmamýþlardýr. BDP de 1 Mayýsa, geçmiþ yýllara nazaran en kitlesel þekilde katýlmasýna raðmen, alana damga vuramamýþtýr. Zira BDP ve onunla beraber hareket eden güçler 1 Mayýs ýn örgütlenmesinde sorumluluk almak yerine, 1 Mayýs a kitlesel bir þekilde destek olmayý, dolayýsýyla ev sahibi olarak deðil, misafir olarak katýlmayý seçmiþlerdir. Sendika bürokratlarý ve onlarýn dümen suyunda hareket edenler ise bu sayede en az hükümet kadar ferahlamýþlardýr. Zira bu kesimler için en iyi 1 Mayýs BDP nin hiç katýlmadýðý bir 1 Mayýs ken, ikinci en iyi 1 Mayýs da BDP nin örgütlenmesinde sorumluluk almadýðý, alana damga vurmadýðý, misafir olarak katýldýðý bir 1 Mayýs tý. Sendika bürokratlarýnýn muratlarýna ermesiyle Mayýsý apolitik bir þekilde geçmiþ, 2 Mayýs a da hiçbir kazaným býrakamamýþtýr.

19 MART 2011 Sayfa 19 Boykot Cephesi 12 Eylül Referandum unda Baþarýlý Olamamýþtýr 1 Mayýs ýn politik bir içeriðe kavuþamamasý, BDP ve onunla birlikte hareket eden güçlerin AKP nin oyununu bozamamasý ve 1 Mayýs a baþta Anayasa tartýþmalarý olmak üzere dönemin politik gündemlerini taþýyamamýþ olmasý, bu eylem birliðinin 1 Mayýsý takiben geliþen sürece kendinden emin ve kendisini AKP yi geriletebilecek bir güç olarak görerek girmesini engellemiþtir. Bu durum kendisini 12 Eylül referandumunda da göstermiþtir. Bir yanda zayýflamakta olan AKP nin 2011 seçimleri öncesinde rakiplerini geriletme hesaplarý, bir yanda Gandi Kemal le yenilenen CHP nin AKP nin karþýsýna dikilerek ben de varým demesi, 12 Eylül referandumunun düzen güçleri arasýnda gittikçe güçlenen bir rekabet ekseninde girilmesini beraberinde getirmiþtir. Toplumun neredeyse tüm kesimlerinin 12 Eylül referandumunun sonucunu EVETçiler ve HAYIRcýlar arasýndaki güç dengesinin belirleyeceðini düþünmesi þaþýrtýcý deðildi. Ancak KöZ, referandumun asýl belirleyici unsurunun düzen güçleri deðil, 12 Eylülcülerin tümünü karþýsýna alarak, referanduma baðýmsýz ve ayrý bir cephe halinde giren boykot cephesi olduðunu savundu ve bu doðrultuda hareket etti. Zira metropollerde hem AKP yi geriletebilecek hem de CHP nin geliþmesini engelleyecek tek güç boykot cephesiydi. Bu nedenle KöZ boykot cephesinde yer almakla kalmadý, bu cephenin metropollerde iþçi ve emekçileri harekete geçirerek düzen güçlerini geriletmesine hizmet edecek, dolayýsýyla 2011 seçimlerine de daha güçlü bir þekilde girmesini saðlayacak öneriler ve müdahalelerde bulundu. Ne var ki, metropollerde yürüyen boykot cephesi çalýþmasý daha en baþýndan kendisini AKP yi geriletecek bir güç olarak görmek yerine Kürdistan da yürütülen çalýþmanýn gölgesinde yürüyen, referanduma zaten katýlmayacak kesimleri kendi hanesine yazmayý hesaplayan, yani baþýndan iddiasýz, kendisine güvensiz, emekçileri hareket geçirmeyi hedeflemeyen, iddiasýz - en azýndan Kürt illerindeki kadar iddialý olamayan- bir çizgide hareket etti. Dolayýsýyla 12 Eylül referandumunda solun bir bölümü AKP ye, diðer bir bölümü ise Gandi Kemal in CHP sine yedeklendi. Referandumu boykot etmeyi önüne koyan güçlerden BDP den uzak durmaya çalýþanlar, boykot cephesini reformist bularak kendi baðýmsýz çalýþmalarýný yürütmeyi tercih ettiler. Tüm bu akýmlar niyetlerinden baðýmsýz olarak düzen güçlerinin deðirmenine su taþýmýþ oldular. KöZ ün de içinde bulunduðu ve politik tutumuyla düzen güçlerinin tümünü karþýsýna alan Boykot Cephesi ni oluþturan güçler de siyasi olarak doðru bir tutum arkasýnda iddiasýz bir çalýþma yürüttüler ve referandumdan hak ettikleri zaferle çýkamadýlar Yýlýnda Emekçilerin ve Ezilenlerin Birleþik Mücadelesini Yükseltebilmek Ýçin Fýrsatlar Her Zamankinden Fazladýr 2010 yýlýnýn esas olarak 2011 seçimlerinin bir hazýrlýðý olarak geçmiþ olmasý, ayný zamanda içinden geçmekte olduðumuz döneme damga vuran mücadelenin sadece ilk yarýsýnýn tamamlanmýþ olduðunu gösterir. Nihayetinde asýl dönüm noktasý 2011 seçimleri olacaktýr. Dolayýsýyla KöZ ün 2010 yýlýnýn kaçýrýlan fýrsatlarla dolu olduðunu söylemesi, felaket tellallýðý yapmak için deðil, tam tersine 2011 yýlýnda emekçilerin ve ezilenlerin nasýl muzaffer çýkacaðýný göstermek açýsýndan önemlidir. Her þeyden önce 2011 yýlýnýn siyasi tablosunun geçtiðimiz yýldan esaslý bir farklýlýk göstermeyeceðini, aksine 2010 yýlýnda kendisini gösteren eðilimlerin önümüzdeki süreçte daha þiddetli bir þekilde karþýmýza çýkacaðýný tespit etmek gerekir. Somutlamak gerekirse, AKP nin zayýflamakta ve gerilemekte olduðu gerçeðinin 2011 de deðiþmesi çok olasý görünmemektedir. Aksine AKP bu dönemde BBP, Saadet Partisi gibi partilere daha çok yaklaþmakta ve onlarýn oylarýný kendisine devþirmeye çalýþacaktýr. AKP nin bu yöndeki eðilimleri artýk burjuva medya tarafýndan da tasdiklenmektedir, üstelik Erbakan ýn terki dünya etmesi de AKP nin bu yöndeki manevrasýný hýzlandýran bir etki olmuþtur. Bu tespit bir taraftan AKP nin demokrasi açýlýmý adý altýnda Kürtlere yönelik saldýrýlarýný arttýracaðý anlamýna gelmekte, bir taraftan da AKP yi emekçiler ve ezilenlere teþhir edebilmenin olanaðýnýn arttýðýna iþaret etmektedir. Dahasý, AKP nin bu eðiliminin sol içerisinde AKP ile yakýnlaþma olasýlýðýný aklýndan geçirenlerin bu hevesten vazgeçmelerine tartýþmasýz bir katkýsý olacaktýr. Bu da daha önceki aþamalardaki tereddütlü tutumlarýn nispeten azalacaðýna iþaret eder. Kaldý ki þimdiden meclise taþýnabilecek milletvekili sayýsýnýn önemli bir oranda artacaðýnýn belli olmasý da ki burjuva medyasýnda dahi bunu inkar edebilen yoktur- bu yöndeki çalýþmalarýn nispeten yüksek bir moralle yürütülmesine vesile olacaktýr. Diðer taraftan 2010 yýlýnda bir deðiþim sürecine giren Gandi Kemal li CHP nin 2011 e bu deðiþime ayak sürüyen unsurlarý tasfiye etmiþ olarak girdiðini, dolayýsýyla CHP nin ABD nin planlarýný uygulama yolunda daha aktif bir siyaset yürüteceðini görmek de zor deðildir un son aylarýnda açýða çýkan öðrenci eylemlerine olan yaklaþýmýndan da görüleceði üzere, CHP solun önemli bir kesimini de kendisine yedekleme yolunda þimdiden harekete geçmiþtir. Önümüzdeki dönemde de CHP nin bu eðilimi artacaktýr. Ancak CHP þu ana kadar ki pratiðiyle, AKP ye alternatif olabilme iddiasýný somutlayamamýþtýr ve mevcut muhalefet boþluðunu dolduramamýþtýr. Bu da BDP nin odaðýnda bulunduðu bir siyasi birlikteliðin önümüzdeki dönemde iþçi sýnýfýnýn daha geniþ bir kesimini etkisi altýna alabilmesi için önemli bir fýrsat yaratmaktadýr. Dolayýsýyla, eðer 2011 yýlýnda siyasi tabloda esaslý bir deðiþiklik olacaksa, o da BDP nin odaðýnda bulunduðu eylem birliði cephesinde olacaktýr. Zira 12 Eylül referandumunda boykot cephesinde yer alan güçlerin büyük bir kesimi 2011 seçimlerinde ortak bir þekilde hareket etmenin gerekli olduðunu fark ve idrak etmiþ bu yönde adýmlar atmaya baþlamýþtýr. Üstelik daha önceden DBH ý oluþturan güçlerin, bu birliði artýk bir çatý partisi projesi olarak görmediðini açýklamasýyla birlikte, kendisini sadece bir seçim ittifakýyla sýnýrlý tutmayan, sürekli bir eylem birliði ekseninde hareket edeceðini, düzen güçlerinin her iki kanadýný da karþýsýna alacaðýný ifade eden bir cephe oluþum sürecindedir. Bu 2011 seçimlerine 2007 den daha hazýrlýklý ve ete kemiðe bürünmüþ bir eylem birliði ile girilmesinin yolunu açmýþtýr. KöZ de 2007 den beri izlediði çizgiye uygun olarak bu birlikteliðin içinde bulunacaðýný açýklamýþtýr ve burada sorumluluk almaktadýr. Üstelik Ýstanbul da demokratik kent konseyleri adýnda içinde siyasetlerin ve kitle örgütlerinin bulunduðu bir eylem birliðinin oluþmuþ olmasý da bahsi geçen eylem birliðinin güçlenmesinde önemli bir adýmdýr. Bu giriþimin doðru bir temelde hareket ettiði zaman emekçileri ve ezilenleri seferber edebilmek adýna önemli sonuçlar yaratabilir. Bu eylem birliðinin yerel ayaklarýnýn örgütlenmesi ve bu hareketin diðer metropollere ve illere yayýlmasý da önemli bir ihtiyaç arz etmektedir Yýlýnda Tuzaklara Basmamanýn Yolu 2010 Yýlý nýn Derslerini Kuþanmaktan Geçer Bu eylem birlikteliklerinin oluþmasý bile baþlý baþýna bir kazaným ve yenilikken, oluþan bu cephelerin 2011 de emekçileri ve ezilenleri muzaffer kýlabilmesi için 2010 yýlýnýn derslerini kuþanmasý þarttýr. Bu derslerin neler olmasý gerektiði 2010 yýlýnýn kaçýrýlan fýrsatlarýndan açýkça görülebilir. Her þeyden önce bu eylem birliðinin kendisini AKP yi ve CHP yi yaþadýðýmýz topraklarda geriletebilecek tek odak olarak görmesi ve buna göre hareket etmesi gerekmektedir. Bu da bu cephenin Newroz ve 1 Mayýs baþta olmak üzere 2011 seçimleri öncesindeki tüm eylemleri bir seçim hazýrlýðý olarak görmesini, bu eylemlerin örgütleyicileri olmasýný, bu cephenin yerel ayaklarýný mahallelerde kurarak, henüz harekete geçiremedikleri kesimler de dahil olmak üzere temas halinde olduklarý tüm emekçileri ve ezilenleri AKP ye ve CHP ye karþý baðýmsýz bir hatta konumlandýrma ve politikleþtirme hedefiyle hareket etmesini gerektirir. Ýkinci olarak bu cephenin yaþadýðýmýz topraklardaki tüm sol akýmlarý bu eylem birliðine dahil etmeye çalýþmasý gerekmektedir. Buradaki en büyük zaaf, bu cepheyi oluþturan güçlerin önemli bir kesiminin referandumda açýða çýkan EVET ve HAYIR cephelerinde konumlanan sol akýmlarla aralarýnda ideolojik ve stratejik bir ayrým bulunduðunu bahane ederek bu akýmlarla ortak bir eylem birliði içerisinde bulunamayacaðýný ifade ediyor olmasýdýr. Söz konusu olan birbirlerinden ayrý siyasi örgütlenmeler olduklarýna göre, bunlar arasýnda elbette tek bir çatý altýnda bulunmalarýna engel olacak kadar ciddi ve muhtelif farklýlýklar vardýr ve olmasý da gayet tabiidir. Üstelik bunlarýn ille ideolojik stratejik ayrýmlar mertebesinde olmasý da þart deðildir. Kimi görece tali ayrýmlar dahi ayný çatý altýnda bir araya gelmeye engel olabilir. Ama gündemdeki konu tek bir örgüt çatýsý altýnda kimlerin bir araya geleceði konusu deðildir. Siyasi faaliyet ve bu faaliyetin bir parçasý ve veçhesi olan ittifak ya da eylem birlikleri bir örgüt çatýsý altýna girmek için gerekli kriter ve koþullara ya da ilkelere göre yapýlmaz. Bir örgüte dahil olmak ya da dahil etmek için çizilen kriterlerin siyaset yapmak için kullanýlýyor olmasý zaafýna doktrinerlik denir. Doktrinerlik tutumunun siyasetteki sonucu marjinalliktir. Hele ister samimi ve ciddi olarak ister lafzen olsun, hedeflerini kitlelerin tümünü deðil «bilinçli bir azýnlýðýný» örgütlemekle sýnýrlý tutanlar, bunun için tarif edilmiþ ilkeleri siyasetin çerçevesini belirlemek için kullandýklarý zaman doktrinerliðin daniskasý söz konusu olur. Üstelik bahis konusu olan kimi kitle gösterileri ve genel seçimler istikametinde bir eylem birliðidir; yani bu eylemlere katýlacak veya seçimlerde ayný doðrultuda tutum alacak unsurlarla kalýcý derinlemesine bir buluþma ve bir araya gelme bahis konusu deðildir. Bu çerçevede ilkeli bir birlikten anlaþýlmasý gereken herkesin kendine özgü ilkelerini birbirine kabul ettirmesi olmasa gerektir. Aksine bu tür bir araya geliþlerde ilke sade ve basittir: varýlan mutabakatlara verilen sözlere alýnan sorumluluklara sadýk olmak; eylem birliðini bozmamak ve belirlenen ortak tutumlara - bunlar ne kadarsa o kadarýna - baðlý kalmak. Bunun dýþýndaki farklýlýklar ve ayrýlýklar ise eylem birliðine aykýrý ve engel olmaz. Aksine her bileþen bu ortak seferberlik içinde tek tek muhataplarýný seçip onlarý kendi saflarýna örgütlemek için birbirlerinden neden ve nerede ayrý durduðunu açýklamakta alabildiðine serbest olmalýdýr. Bunun gereði olan ilkeye de öteden beri «eylemde birlik ajitasyon ve propagandada serbestlik» denir; bunun mümkün ve iþlevli olduðu da defalarca sýnanmýþ ve görülmüþtür. Üstelik böyle bir iþleyiþ kimlerin aslýnda birbirlerine yakýn olduðunu ve gerçekten bir çatý altýnda buluþabileceklerini görüp idrak etmeleri için de olanak ve fýrsatlar yaratýr. Bunun da eylem birliðini daha da güçlendiren bir etken olduðu besbellidir. Bu açýdan doktrinerlikten uzak durarak, siyasi bir eylem birliðinde kimlerle nasýl buluþulacaðýnýn kriteri açýktýr: Ortak bir siyasi eylem birlikteliði için örneðin ezilenlerin ve emekçilerin düzen güçlerinin tüm kanatlarýný karþýsýna alarak ortak bir eylem birliði içerisinde hareket etmesi için- bir çaðrý yapýlýr ve bir ayrým çizilecekse bu çaðrýya yanýt verenler ve vermeyenler arasýnda çizilir. Yani bu eylem birlikteliðini siyasi olarak anlamlý bulanlar ve gereðini yerine getirenlerle bu çaðrýya yanýt vermeyenler arasýnda bir ayrým çizgisi çizilir. Bunun dýþýnda çizilen ayrýmlar, bu cepheyi güçlendirmez, amaçlarý doðrultusunda zayýflatýr. Tam da bu nedenle bahsedilen cephenin çaðrýsýný solun tüm kesimlerine yöneltmesi gerekmekte ve çaðrýya yanýt verenlerle ortak bir mücadele vermekten çekinilmemesi gerekir. Üçüncüsü, bu eylem birlikteliklerinde bulunan sol akýmlarýn kendilerini BDP ile bir pazarlýk masasýnda görmemeleri, aksine BDP yi daha fazla inisiyatif almasý için iteklemesi gerekmektedir. Bu noktada KöZ ün 2007 seçimlerinde ve 2009 yerel seçimlerinde takýnmýþ olduðu tutumu, yani bu cephenin kabul edeceði her türlü adayýn kayýtsýz þartsýz desteklenmesi, seçimler için adaylar arasýnda herhangi bir ayrýmýn gözetilmemesi, ve cephenin ortak çalýþmasýnýn öne çýkarýlmasý örnek alýnmalýdýr. Üstelik bu cephenin emekçilerin ve ezilenlerin en geniþ kesimini harekete geçirebilmesi için bu cephede bulunan güçlerin olasý hassasiyetlerini bir yana koymalarý, BDP nin daha fazla inisiyatif almasýnýn saðlanmasý doðrultusunda hareket etmeleri gerektiði açýktýr. Bu nokta BDP için de önemlidir. Zira BDP de, son olarak 12 Eylül referandumunda açýktan açýða görüldüðü üzere, Türkiye de Kürdistan da yürütülen çalýþmaya endeksli bir çalýþma yürütmek yerine, Türkiye deki ezilenlerin ve emekçilerin taleplerinin tümünü karþýlayan, bu topraklardaki demokrasi mücadelesinin tümünü sahiplenen bir çizgide hareket etmelidir. Bu doðrultuda BDP nin daha fazla inisiyatif almasý, Türkiye de iþçilerin ve emekçilerin sorunlarý ve talepleri, onlarýn eylemleri söz konusu olduðunda, sol hareketin bir destekleyicisi gibi deðil, bu sorunlarýn, taleplerin ve - 1 Mayýs da dahil olmak üzere - tüm bu eylemlerin baþlýca muhatabý olarak hareket etmesi gerekmektedir. Bunun sebebi açýktýr: Söz konusu eylem birliktelikleri 12 Haziran seçimlerine varan süreçte iþçi sýnýfýnýn daha geniþ kesimlerini etkisi altýna almak ve harekete geçirmek istiyorsa, Ýstanbul baþta olmak üzere tüm metropollerde Kürt sorununa iliþkin talepleri emekçilerin ve ezilenlerin genel demokratik talep çerçevesinde ele alan bir çalýþmanýn yürütülmesi gerekmektedir. Baþka bir seçenek görmediði için düzen güçlerine yedeklenen kitleleri düzen güçlerinden koparmak için emekçilerin ve ezilenlerin somut sorunlarýna eðilmek ve bu eksende bir ortak seferberlik yürütmek gereklidir. Sol akýmlarýn bir kýsmýnýn örneðin Demokratik Kent Konseyleri söz konusu olduðunda - dile getirdikleri gibi bu eylem birliktelikleri esas olarak Kürt sorununu gündeme almalý yönündeki tutumlar, bu eylem birlikteliklerinin güçlenmesini ve yeni mevziler kazanmasýný saðlamaz, aksine engeller. Zira bizatýhi BDP nin bütün imkanlarýyla bu birliðin odaðýnda bulunmasý dahi Kürt sorununun bu eylem birliðinin önemli bir parçasý olduðu gerçeðini baðýra baðýra ifade etmektedir. Öte yandan düzen güçleri de dört bir yandan bunu tekrarlamaktan geri durmayacaktýr. Bilakis asýl üzerinde düþünülmesi gereken, bunu inkar etmeye çalýþmaksýzýn baþka kesimlerin sorunlarýný ve taleplerini de gündeme alýp öne çýkarmak olmalýdýr. Bu takdirde BDPnin ve tek tek bileþenlerin her birinin kendi baþlarýna etkileyebildiði kesimlerin basit toplamýndan daha geniþ bir kesimin harekete geçirilmesinin olanaklarý yaratýlabilir; bunun için gayret gösterilmelidir. Dördüncü olarak, 2011 seçimlerinde düzen güçlerinin 2009 yýlýnýn son aylarýnda DTP nin kapatýlmasý sürecinde davrandýðý gibi davranmayacaklarýný görmek zor deðildir. Düzen güçlerinin 2011 de mecliste BDP li (ve BDP yle beraber hareket eden akýmlarýn temsil ettiði) hiçbir vekili mecliste görmek istemeyeceði, bu doðrultuda hareket edecekleri açýktýr. Bu 2011 de AKP nin de dümeni sað partilerin oylarýný kendisine yedeklemesi eðilimine de baðlý olarak, düzen güçlerinin saldýrýlarýný arttýracaðý anlamýna gelir. Bu saldýrýlarý ortak, eylemli ve kitlesel bir þekilde yanýtlamak önemlidir da DTP nin kapatýlmasýna yönelik saldýrýlarýn püskürtülememesinin, 2010 yýlýnda düzen güçlerinin KCK operasyonlarýný pervasýzca arttýrmasýna, üstelik gerek Devrimci Karargah davasý üzerinden gerek baþka bahanelerle sol akýmlara yönelik saldýrýlarýný sýçratmasýna zemin hazýrladýðý açýktýr. Bugün solun en geniþ kesiminin Sýra Kimde platformu içerisinde bu saldýrýlarý kýnayan, eylemli bir zeminde buluþmuþ olmasý önemlidir. Ancak bu iradenin 2011 yýlýnda düzen güçlerinin yapacaðý tüm saldýrýlara karþý gösterilmesi, dolayýsýyla BDP odaðýndaki eylem birliði ile saldýrýlarý birlikte göðüslemek için verilen mücadelenin birleþtirilmesi, ortak bir þekilde yürütülmesi son derece önemlidir. Son olarak düzen güçleri arasýndaki rekabetin þiddetlenmesinin, en geniþ kitleleri politikleþtirmesini bir fýrsat olarak görmek ve bu süreci istismar etmek gereklidir. KöZ ün 3 yýlý aþkýn bir süredir ýsrarla üzerinde durduðu bu konu, BDP nin demokratik özerklik yolunda harekete geçmek için herhangi bir yasal düzenlemeyi beklemeyeceðini ifade etmesiyle önemli bir mevzi kazanmýþtýr. Oluþacak eylem birliðinin bu süreci istismar etmekten geri durmamasý, düzen güçlerinin bu þekilde sýkýþmasýndan rahatsýz olmamasý, aksine bu süreci körüklemesi gerekmektedir. Tunus tan Libya ya Uzanan Eylemlerden Cesaret Alarak, Newroz u 1 Mayýs a, 1 Mayýs ý Genel Seçimlere Taþýyalým Bu þekilde hareket edildiði taktirde 12 Haziran seçimlerine varacak süreç yaþadýðýmýz topraklarda yeni bir yükseliþin kapýsýný aralayacak dinamikleri tetikleyebilir ve ezilenlerin, emekçilerin birleþik kitlesel eylemlerinin yolunu açabilir. Kuzey Afrika ve Ortadoðu daki eylemlerin etkisi de ne hedeflediði belli olmayan kuru bir ajitasyon faaliyetiyle deðil - ancak bu derslerle hareket edildiði zaman bu topraklara taþýnabilir. 12 Haziran seçimlerine uzana süreçteki en önemli dönemeç kuþkusuz Newroz eylemleri olacaktýr. Newroz un ortak adaylarla girilecek genel seçimler öncesinde politik bir gövde gösterisi olmasý ve Newroz u örgütleyenlerin 1 Mayýs ý da örgütleyerek, dahasý 1 Mayýsý genel seçimlere yönelik bir hazýrlýk olarak kullanarak 2010 yýlýnýn rövanþýný almasý, düzen güçlerini 12 Haziran seçimleri öncesinde sýkýþtýracak önemli bir hamle olacaktýr. Bu þekilde hareket edildiði taktirde, 2007 yýlýnda elde edilen mevziler geniþletilebilir ve yeni bir yükseliþin kapýsý aralanabilir. KöZ önümüzdeki sürece, bu siyasi hedefler doðrultusunda, 2010 yýlýnýn derslerini kuþanarak hazýrlanmaktadýr.

20 Ýstanbul'da Coþkulu Newroz Ýstanbul da yüz binlerin katýlýmýyla 20 Mart Pazar günü Zeytinburnu Kazlýçeþme meydanýnda coþkulu ve renkli bir Newroz gerçekleþti. Ji bo Jiyanek bi Rûmet an Azadî an Azadî (Onurlu bir Yaþam için ya Özgürlük, ya Özgürlük) þiarýyla Demokratik Kent Konseyi nin organize ettiði Newroz a sabahýn erken saatlerinden itibaren her yaþtan insanlar akýn ederek alaný her yýl olduðu gibi bu yýlda alaný doldurdu. Her yýl olduðu gibi bu yýlda BDP dýþýndaki diðer katýlýmcý siyasi kurumlar kortej þeklinde alana yürüdüler. Siyasetlerin bir kýsmý Abdi Ýpekçi Spor Salonu nun önünde toplanýrken, bir kýsmý ise diðer bir güzergahtan alana doðru yürüdü. Bizimle birlikte Abdi Ýpekçi önünde toplanan BDSP, SODAP, Halkevleri, EMEP, Çaðrý, DÝP, KESK, Uid-Der, Mücadele Birliði, Kaldýraç, Alýnteri ve ortak pankart arkasýnda SDP, TÖP, SBH, SGHP kortej oluþturarak alana yürüdü. KöZ ün arkasýnda duran komünistler Newroz a AKP nin Saldýrýlarýný Newroz la Püskürtelim Limontepe'de Newroz Coþkusu ve Seçimlerde Ortak Aday Newroz un Coþkusuyla 1 Mayýs a þiarlý pankartlarýyla katýldý. Alan yürüyüþ esnasýnda sýk sýk Kürtlere Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek, 8 Mart, Newroz, 1 Mayýs - Ortak Adaylarla Ayný Saftayýz, Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir, Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz sloganlarý atýldý ve ajitasyon konuþmalarý yapýldý. Bunun yanýnda alanda ve yürüyüþ esnasýnda toplam adet özel sayý daðýtýmý gerçekleþtirdik. Program ilk olarak mücadelede yaþamýný yitirenlerin anýsýna bir dakikalýk saygý duruþuyla baþladý. Demokratik Kent Konseyi adýna Dursun Yýldýz tarafýndan yapýlan açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan sözü BDP Eþbaþkaný Selahattin Demirtaþ aldý. Konuþmasýnýn bir kýsmýný Kürtçe yapan Demirtaþ daha sonra Türkçe devam ederek devletin Kürt sorunu noktasýnda samimi olmadýðýný, sorunu çözmek yerine her fýrsatta Kürtleri parmaklýklar ardýna göndermeye çalýþtýðýný ancak binlerce tutuklu BDP li olmasýna raðmen hala milyonlarýn alanlarý doldurduðunu ve bu milyonlarýn sýðabileceði bir zindanýn mümkün olmadýðýný ifade etti. Genel olarak yapýlan baskýlardan ve AKP nin samimi olmayan tutumundan söz eden Demirtaþ ýn konuþmasýný bitirirken özellikle vurguladýðý bir diðer nokta ise bu alanda toplanan yüz binlerin 1 Mayýs a akýn etmesi çaðrýsýydý. Selahattin Demirtaþ ýn ardýndan BDP Ýstanbul milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Ufuk Uras kitleye hitaben konuþma yaptýlar. Asrýn Hukuk Bürosu nun okuduðu mesajýn ardýndan yapýlan müzik dinletisi ile miting sona erdi. 300 bin civarýnda katýlýmýn gerçekleþtiði Newroz a sol, sosyalist çevrelerin ilgisi ise diðer yýllara göre genel olarak daha zayýftý. Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir Kürtlere Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Ýstanbul'dan Komünistler Bursa'da Newroz Selahattin Demirtaþ: "Seçimlere Varan Yürüyüþümüzü 21 Mart Newrozuyla, 1 Mayýs'ta taçlandýracaðýz" Ýstanbul daki Newroz da en etkili konuþmalardan birisini BDP eþbaþkaný Selahattin Demirtaþ yaptý. Selahattin Demirtaþ 2011 Newrozu nun özgürlük Newroz u olacaðýný söylerken, Newroz alanýný dolduranlarý 1 Mayýs a çaðýrdý ve 12 Haziran seçimlerinde birlikte hareket etmek için tüm demokrasi güçlerine çaðrý yaptý: 20 Mart Pazar günü Gündoðdu Meydaný nda yapýlan mitingden bir gün sonra, 21 Mart akþamý Ýzmir in birçok ilçesinde de Newroz kutlamalarý gerçekleþti. Bunlardan biri de Limontepe deydi. Karabaðlar ilçesinin merkezi Newroz kutlamasý Limontepe Merkez Kahveler bölgesindeki Newroz alanýnda kutlandý. Uzun bir süredir mahallelerde kitlesel Newroz kutlamalarýna izin verilmiyor ve bu eylemlere sert bir þekilde müdahale ediliyordu. Geçen sene bir istisna olarak mahallemizde kitlesel bir Newroz kutlamasý yapýlmýþtý. Bu senede benzer bir kutlama mahallemizde gerçekleþti. Saat 19:00 gibi ateþlerin yakýlmasý ve müzik yayýný ile baþlayan eylem 22:00 a kadar sürdü. Halaylarla baþlayan kutlamada, özgürlük mücadelesinde düþen devrimciler anýsýna bir dakikalýk saygý duruþu yapýldý. Sonrasýnda BDP Ýl ve Ýlçe Eþbaþkanlarý birer konuþma yaptýlar. 4-5 sene önceki Newrozlara kýyasla katýlým biraz daha düþük olmasýna raðmen bine yakýn bir katýlým vardý eyleme. Uzun bir aradan sonra mahallede kitlesel kutlamalarýn olmamasý ve yereldeki eyleme yeteri kadar hazýrlýk yapýlmamasý katýlýmý biraz etkilemiþti. Nitekim çevre mahallelerden epey bir insan gelmesine raðmen mahallemizden katýlým daha düþüktü. Buna raðmen 1 Mayýs a ve 12 Haziran seçimlerine giderken yerellerde yapýlan kitlesel ve güçlü eylemler, bu süreçte ezilenlerin ortak adaylarý için yapýlacak çalýþmalarda elimizi güçlendirmektedir. Bu Newroz eylemi de buna vesile olmuþtur. Newroz un Ateþiyle 1 Mayýs a, 12 Haziran da Düzen Partilerinden Hesap Sormaya! AKP ye, CHP ye Kanma, Oylar Ortak Adaylara! Limontepe'den Komünistler 2011 Newroz u Bursa'da da coþkulu bir þekilde karþýlandý. Gökdere Meydaný nda saat 13:00 te baþlayan Newroz a yaklaþýk 3 bin kiþilik bir kitle katýldý. Kitlenin çoðunluðunu BDP nin kitlesi oluþturmaktaydý. Alanda saygý duruþundan sonra Newroz ateþi yakýlarak etkinlik baþlamýþ oldu. Mitinge EMEP, SDP, TÖP, ESP, EHP, SODAP, Batis, Bamis, Partizan pankart ve flamalarýyla katýlarak destek verdi. Biz de flamalarýmýzla alanda yerimizi aldýk. Ayrýca miting boyunca tüm alanda özel sayýlarýmýzý daðýttýk. Alanda daðýtýmýmýz boyunca özellikle Kürt emekçilerden büyük ilgi gördük. Yapýlan konuþmalardan sonra müzik gruplarýnýn söylediði parçalarýn ardýndan halaylar çekilerek miting sona erdirildi. Newroz Piroz Be! Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir! Bursa dan Komünistler KöZ Gazetesi Yeni Ýletiþim Adresi: Rahimpaþa Mah, Süleymanbey Sok, 6/1, Kadýköy Ýstanbul. Demokratik seçim blokunun yolu açýk olsun seçimleri bizim için milletvekili arayýþý olmayacak. Bizim için, 'bu ülkede biz de varýz biz çoðuz, az deðiliz. Bizi ezmeye yok saymaya çalýþanlara karþý Türkiye'nin en büyük gücü olmaya talibiz' demek için bu seçimleri kullanacaðýz. Haziran ayýndaki seçimlerde emekçilerin Kürtlerin, Türkiye deki tüm halklarýn tarafýný Demokrasi bloku temsil edecektir. Zorlu bir yürüyüþ olacak. Ama yolumuz açýk. Bu yürüyüþte omuz omuza verdiðimiz bütün dostlarýmýzý, en küçük hesap içine girmeden blok içinde yer almaya çaðýrýyoruz. Demokratik bir seçim için her þeyden önce seçim barajýnýn kalkmasý gerekir. AKP oy hýrsýzlýðýndan vazgeçsin. Böyle bir ortamda demokratik bir seçim gerçekleþmez. Bu þekilde parlamentoda hakkaniyet gerçekleþemez. Önümüz 1 Mayýs. Ayný coþkuyla alanlarda olmalýyýz. Mayýs'tan Haziran seçimlerine hep birlikte yürüyeceðiz. 8 Mart'la baþlayan yürüyüþümüzü 21 Mart Newrozuyla, 1 Mayýs'ta taçlandýracaðýz. Görülmemiþ bir 1 Mayýs olacak. Milyonlar olup alanlara akalým. Burada Ýstanbul 2011 yýlýnda yaktýðýmýz ateþ, Türkiye'deki halklarýn özgürleþme ateþine yakýlmýþ olsun."

Troçkistler ve Troçkizm Karþýtlarýný Buluþturan Sürekli Devrim Efsanesi Sürekli devrim teorisi herhalde Troçkizmle özdeþ kabul edilen baþlýca kavramlardandýr. Hatta Lenin sonrasý sosyalist kuþaklar arasýnda

Detaylı

Troçkizm Dosyasý - 4 Troçki ve Troçkizm sorunu gündeme geldiðinde, bu akýmýn karþýsýnda yer alanlar bakýmýndan sürekli devrim konusu kadar, hatta belki ondan fazla akla gelen konulardan biri de Troçki

Detaylı

AYLIK GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 17 EYLÜL 2010 Komünist Manifesto yu ezbere bilen bir oportünist Referandum sürecinde solun Evet veya Hayýr kamplarýna karýþan kesimleri kendi pozisyonlarýný

Detaylı

Bugün 15-16 Haziranlar Neden Güncel ve Nasýl Mümkündür? 19 Haziran günü Maltepe de 15-16 Haziran olaylarýný anmak için Bugün 15-16 Haziranlar Neden Güncel ve Nasýl Mümkündür? adlý yaklaþýk yüz kiþinin

Detaylı

27 Mayýs ýn Ardýndaki «Kürt Sorunu» Anlaþýlmadan 71-72 Kopuþu da Kavranamaz AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 6 MAYIS 2008 Neredeyse yarým yüzyýl önce gerçekleþen 27 Mayýs darbesi, uzunca

Detaylı

Ermeni Sorunu Hakkýnda Söylenmeyenler Fransýz Ulusal Meclisi Ermenilere 1915 te yapýlan soykýrýmý inkar edenlerin suç iþlemiþ kabul edilmesini öngören bir yasayý onayladý. AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI:

Detaylı

Savaþýn Muhatabý Barýþýn da Muhatabýdýr

Savaþýn Muhatabý Barýþýn da Muhatabýdýr YIKIMLARA KARÞI BÝRLEÞELÝM MÜCADELE EDELÝM! Sultanbeyli de Kentsel Dönüþüme Karþý Halk Toplantýsý Kitle Örgütlerinin Dayanýþmasý, Geleneksel Yaz Pikniðine Taþýndý Sultanbeyli Yavuz Selim Mahallesi'nde

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 YTL (KDV DAHÝL) SAYI:5 MART 2008 Tasfiyeci Rüzgarlar Þiddetlenirken Kim Hangi Yolda Yürüyor? (2) Geçtiðimiz sayýda belirttiðimiz gibi, Hangi Yolda Yürüyoruz baþlýklý makalede

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

BDP ye Yönelik Saldýrýlara Son! KCK Davasý Tutuklularýna Özgürlük!

BDP ye Yönelik Saldýrýlara Son! KCK Davasý Tutuklularýna Özgürlük! TROÇKÝZM DOSYASI Bugün troçkizm konusunda Türkiye solunun zaaflarýný irdelemek ve troçkizmin bir politik akým olarak nasýl bir oportünist merkezciliði ifade ettiðine ýþýk tutmak oportünizme ve tasfiyeciliðe

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

Çatý Partisini Eleþtirmenin Dayanýlmaz Hafifliði Çatý partisi tartýþmalarý; üçüncü cephe, çatý partisi, sadece koordinasyon iþlevi görecek geniþ iþlevi olmayan bir çatý partisi, çatý partisine giderken

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 4 OCAK 2008 Ýlk Dört Kongreyi Savunmak Stalin i Karalamanýn Kýlýfý mýdýr? KöZ rehberinin Komünist Enternasyonal in ilk dört kongresi olduðunu söylerken

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 12 EKÝM 2009 Fransa da Kaðýtsýzlar Bakanlýðý kuruldu 26 Haziran günü Paris in yoksul kenar mahallelerinden birinde, iþgal edilmiþ bir binanýn kapýsýna

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

Sayfa 2 ARALIK 2010 Teknik sebeplerden ötürü bir süredir elimize ulaþmayan Finike'de yürütülen çalýþmalara dair yazýlarý bu sayýmýzda özet bir biçimde yayýnlýyoruz. Finike'den gelen yazýlar 1 Mayýs çalýþmalarýndan

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 9 MART 2009 Halepçe Katliamý nýn 21. Yýlý! Güney Kürdistan da Süleymaniye nin doðusunda bir Kürt kasabasý olan Halepçe 16 Mart 1988 günü onlarca Irak

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ ÝKK TOPLANTISI ÞUBEMÝZDE GERÇEKLEÞTÝRÝLDÝ 4 Kasým 2010 tarihinde ÝKK toplantýsý Þubemizde gerçekleþtirildi. ÞUBEMÝZ SOSYAL ETKÝNLÝKLER KOMÝSYONU TOPLANDI Þubemiz sosyal etkinlikler komisyonu 05 Kasým 2010

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 3 EKÝM 2007 Yeni Anayasa Hakim Sýnýflarýn Ýç Çatýþmalarýnýn Ürünü Olacak Demokratik Anayasa Savaþan Ýþçilerle Gelecek Emperyalistler Arasý Denge Kayda

Detaylı

Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

1 2 3 4 7 8 9 10 11 12 13 14 16 19 21 23 24 25 26 27 28 30 32 33 37 41 42 44 46 47 48 50 52 54 56 Kurum Kimliði Logo Logo Þube Logolarý Logonun Renkli Kullanýmý Logonun Siyah-Beyaz Kullanýmý Logonun Diþi

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerle birlikteyiz. Yaz mevsiminin en sýcak günlerinin yaþandýðý Temmuz ayý içerisindeyiz. Tabi ki bu sýcaklar ne devletin baský ve terörünü ne de iþçilerin,

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 8 OCAK 2009 Egemen güçlerin, AKP, CHP ve diðer düzen partilerinin karþýsýna emekçilerin ezilenlerin taleplerini savunan, sorunlarýna sahip çýkan adaylarý

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

OSB-ÝMES Ýþçi Bülteni

OSB-ÝMES Ýþçi Bülteni Kamu Emekçileri Bülteni Özel Sayýsý: 247 OSB-ÝMES Ýþçi Bülteni Ýþçi sýnýfýnýn kurtuluþu kendi eseri olacaktýr! Ekim 2005 Fiyatý 250.000 TL (25 Ykr) Ümraniye, Sarýgazi, Sultanbeyli ve Taþdelen'deki sýnýf

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 21 MAYIS 2011 1978 1 Mayýsý nýn Rövanþý Alýndý Bu yýlki 1 Mayýsla birlikte 1978 in rövanþý alýnmýþ oldu. 1978 1 Mayýsý sadece Ýstanbul da 12 Eylül öncesinde

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Önce Suriye yoðun tehditlere maruz kaldý. Emperyalistler saldýrýnýn eþiðine geldi. Rusya nýn kimyasal silahlarýn imhasý önerisinin

Önce Suriye yoðun tehditlere maruz kaldý. Emperyalistler saldýrýnýn eþiðine geldi. Rusya nýn kimyasal silahlarýn imhasý önerisinin edi bese!... Mehmet Ezer... 10 yaşında. 25 Mart günü Silvan da BDP mitingine polisin saldırısı sonucu başından gaz bombası ile vuruldu... Mehmet ilk müdahalenin ardından Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

www. adana.smmmo.org.tr

www. adana.smmmo.org.tr Adres Güzelyalý Mahallesi 81093 Sokak No : 14 Çukurova / ADANA Telefon 0 322 232 99 03 0 322 232 99 04 0 322 232 99 06 0 322 232 38 00 Faks 0 322 232 99 08 www. adana.smmmo.org.tr SEMPOZYUMUN AMACI SEMPOZYUMUN

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI

EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI 21. yüzyýla girilirken, dünya iþçi sýnýfý hareketi çok yönlü ve þiddetli burjuva saldýrýsý ve baþkaldýrýsýyla karþý karþýya kaldý. Sosyalistler, baskýnýn daha da arttýðýna dair

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA Onaylayan Administrator Wednesday, 10 February 2010 Son Güncelleme Tuesday, 16 February 2010 HSGG Haber için týklayýn {tab=13 ÞUBAT DUYURU} GÜVENCESÝZ, KÖLELÝK KOÞULLARINDA

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ KOCAELI BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ ULUSLARARASI KATILIMLI SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ 8-11 MAYIS 2011 SABANCI KÜLTÜR MERKEZÝ - KOCAELÝ SÝGARA ve SAÐLIK ULUSAL KOMÝTESÝ ÖNSÖZ Deðerli Tütün Kontrol Gönüllüleri,

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623 MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

YAŞASIN HALKLARIN DEVRİM MÜCADELESİ. Mısır, Şubat 2011. zaferedek@gmail.com. Merhaba Yeni sayýmýzý yine ayaklanmalarla karþýladýk.

YAŞASIN HALKLARIN DEVRİM MÜCADELESİ. Mısır, Şubat 2011. zaferedek@gmail.com. Merhaba Yeni sayýmýzý yine ayaklanmalarla karþýladýk. Mısır, Şubat 2011 YAŞASIN HALKLARIN DEVRİM MÜCADELESİ Merhaba Yeni sayýmýzý yine ayaklanmalarla karþýladýk. Her sayýmýzda bir ayaklanmaya tanýklýk ettik. Ortadoðu ülkelerinde baþlayan, yükselerek ve yayýlarak

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Neden sendikalý olmalýyýz?

Neden sendikalý olmalýyýz? Neden sendikalý olmalýyýz? Türkiye Porselen Çimento Cam Tuðla ve Toprak Sanayi Ýþçileri Sendikasý DÝSK/CAM KERAMÝK-ÝÞ GENEL MERKEZÝ Merkez Mah. Doðan Araslý Cad. No: 133 Örnek Ýþ Merkezi Kat 3 Daire 58

Detaylı

BURJUVAZÝ DEVRÝMÝ HIZLANDIRIYOR!

BURJUVAZÝ DEVRÝMÝ HIZLANDIRIYOR! BURJUVAZÝ Kapitalist üretimin iki yönü vardýr: Yýkýcý olan ve devrimci olan. Kapitalizm tarafýndan sürekli mahvedilen küçükmülk sahipleri, durumlarý gereði yalnýzca yýkýcý yaný görürler. Politik temsilcileri

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

kamu amu emekçileri mekçileri bülteni

kamu amu emekçileri mekçileri bülteni KURTULUÞ YOK TEK BAÞINA YA HEP BERABER YA HÝÇBÝRÝMÝZ! ülteni kamu amu emekçileri mekçileri bülteni e-mail: kamuemekcileri@yahoo.com Mayýs 2006 * Sayý 14 * Fiyatý 0.5 YTL Haklarýmýzý, geleceðimizi ve onurumuzu

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005 basýnda odamýz basýnda odamýz basýnda odamýz Ocak/ Dizayn Ýnfo Dergisinin 9. sayýsýnda "Makina Mühendisleri Odasý'na TÜRKAK'tan Akreditasyon Sertifikasý" baþlýklý haber yayýnlandý. 05.02.2005 Oda Baþkaný

Detaylı

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz

Detaylı

Kitlelerin kurulu sosyal

Kitlelerin kurulu sosyal Yeni Evrede Başyazı ÇE LÝÞ KÝ LER VE SI NIF SA VA ÞI TÜM KES KÝN LÝ ÐÝY LE GÖ RÜL ME LÝ Kitlelerin kurulu sosyal düzene karþý yükselen eylemleri, büyük bir zenginlik ve çeþitlilik gösteriyor. Çeliþkilerin

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

ÝÞÇÝ SINIFI 2012 YILINA DA KAVGAYLA GÝRDÝ. Meclise Yürümek Ýsteyen Emekçilere Polis Saldýrdý Kamu emekçileri

ÝÞÇÝ SINIFI 2012 YILINA DA KAVGAYLA GÝRDÝ. Meclise Yürümek Ýsteyen Emekçilere Polis Saldýrdý Kamu emekçileri www.emegindunyasi.info Aylık İşçi Gazetesi / Fiyatı 1 TL 13 Mart 1982 de 12 Eylül Askeri faþist diktatörlüðü tarafýndan Ýzmir Buca zindanýnda asýlarak idam edilen iþçi sýnýfýnýn üç önderi Ýzmir de yapýlacak

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER TÜHÝS Ýþ Hukuku ve Ýktisat Dergisi Cilt : 23, Sayý : 2-3 Kasým 2010 - Þubat 2011 SENDÝKAMIZDAN HABERLER ÝL ÖZEL ÝDARELERÝNDE TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ UYGULAMALARI SEMÝNERÝ YAPILDI Üyemiz Ýl Özel Ýdareleri Genel

Detaylı

Burjuvazi, devrimci iþçi sýnýfý hareketinin olduðu bir

Burjuvazi, devrimci iþçi sýnýfý hareketinin olduðu bir DEVRÝMCÝ ÝÞÇÝ HAREKETÝ VE BURJUVA EGEMENLÝK 67. Sayý / 10-24 Mayýs 2006 Burjuvazi, devrimci iþçi sýnýfý hareketinin olduðu bir yerde egemen deðildir. Egemenlik biçimini saðlamayý, devrimci hareketin ezilmesinde,

Detaylı

rm o f t a l ip j o l o n ek gýda T a d ý G m için ya þ a i ye Türk u ulusal GIDA TEKNOLOJÝ PLATFORMU y a þ a m i ç i n g ý d a Kaynak: 2010 Envanteri (TGDF) Gýda Sektörü 73.722.988 nüfus Hane halký gýda

Detaylı

Sunu, MÜCADELE BÝRLÝÐÝ DAÐITIMCILARINA SÝLAHLI SALDIRI! BASINA VE KAMUOYUNA

Sunu, MÜCADELE BÝRLÝÐÝ DAÐITIMCILARINA SÝLAHLI SALDIRI! BASINA VE KAMUOYUNA Sunu, Yeni bir dergide okurlarýmýzla buluþmanýn sevinciyle merhaba. Yeni Evrede Mücadele Birliði, bu yeni dönemde adýna uygun olarak sýçramalý bir geliþim gösterecektir. Ýlk sayýmýzý çýkarýrken okurlarýmýzdan

Detaylı

Ümraniye Ýþçi Kurultayý 11 Aralýk ta toplanýyor!

Ümraniye Ýþçi Kurultayý 11 Aralýk ta toplanýyor! Kamu Emekçileri Bülteni Özel Sayýsý: 269 OSB-ÝMES Ýþçi Bülteni Ýþçi sýnýfýnýn kurtuluþu kendi eseri olacaktýr! Kasým 2005 Fiyatý 250.000 TL (25 Ykr) Söz, karar, inisiyatif iþçilerde! Ümraniye Ýþçi Kurultayý

Detaylı

Meþrutiyet Caddesi No. 31/4 Kýzýlay - Ankara Tel 0.312 425 63 79-425 65 06-425 62 08 425 63 21-425 61 82 Web: www.bes.org.tr e-mail: bes@bes.org.

Meþrutiyet Caddesi No. 31/4 Kýzýlay - Ankara Tel 0.312 425 63 79-425 65 06-425 62 08 425 63 21-425 61 82 Web: www.bes.org.tr e-mail: bes@bes.org. 1998 Meþrutiyet Caddesi No. 31/4 Kýzýlay - Ankara Tel 0.312 425 63 79-425 65 06-425 62 08 425 63 21-425 61 82 Web: www.bes.org.tr e-mail: bes@bes.org.tr BÜRO EMEKÇÝLERÝ SENDÝKASI Baský Mattek Matbaacýlýk

Detaylı

Che den Chavez e. SAYI: 246 8 Aralýk 2005 1.000.000 TL - 1 YTL

Che den Chavez e. SAYI: 246 8 Aralýk 2005 1.000.000 TL - 1 YTL Che den Chavez e Latin Amerika da devrim ateþleri Latin Amerika'da kapitalist sistemden bütünlüklü bir kopuþtan deðil, ancak, o da bazý ülkelerde, egemen sýnýflar ve emperyalizmden kýsmi bir kopuþtan söz

Detaylı

TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ. 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM

TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ. 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ 6-8 Mart 2008 DEDEMAN OTEL PALANDÖKEN - ERZURUM TÜRKÝYE MÝLLÝ PEDÝATRÝ DERNEÐÝ 2. KIÞ ZÝRVESÝ Deðerli Meslektaþlarýmýz, Türkiye Milli Pediatri Derneði 2. Kýþ

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

sosyalist isci YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ BOZARAK

sosyalist isci YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ BOZARAK sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ ANTÝKAPÝTALÝST GAZETE SAYI: 290 14 Temmuz 2007 1 YTL YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ

Detaylı

2 Eðitim, bütün insanlarýn en temel haklarýndan bir tanesidir. Herkesin okuyup yazabilme, yeteneklerini geliþtirebilme, kendisine ve topluma yararlý bilgileri edinebilmesi için eðitim süreçlerinden geçebilmesi

Detaylı

ANKARA 3. Alevi KurultayýI Yapýldý 7 DE Sulucakarahöyük/ANKARA Yýlmaz KIZILIRMA Haberin Devamý 2 DE

ANKARA 3. Alevi KurultayýI Yapýldý 7 DE Sulucakarahöyük/ANKARA Yýlmaz KIZILIRMA Haberin Devamý 2 DE 8 Reyhanlý'daki patlamalar baþta Ýstanbul ve Ankara olmak üzere birçok kentte Emek ve Demokrasi Güçleri tarafýndan protesto edildi. Ýstanbul'da Mecidiyeköy Cevahir AVM önünde bir araya gelen Emek ve Demokrasi

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU KENDÝ ESERÝ OLACAKTIR

ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU KENDÝ ESERÝ OLACAKTIR Devrimci Ýþçi Partisinin ve 4. Enternasyonalin inþasý için iþçi cephesi Yeni Dönem sayý: 26 Nisan 2006 http://iscicephesi.org Sözde Vatandaþ tan Þemdinli ye ve þimdi yeniden... Baþbakan çocuklarýn katlini

Detaylı

2015-2016 KISA PROGRAM NÝLÜFER ROTARY KULÜBÜ UR. 2440. BÖLGE BES ve EÐÝTÝM ASAMBLESÝ 26-29 MART 2015 Sevgili Dostlarýmýz; U.R. 2440. Bölge 2015-2016 Dönemi BES ve Eðitim Asamblesine hoþ geldiniz. Önemli

Detaylı

Kapitalist toplum iþçi sýnýfýnýn emeðine dayanýyor

Kapitalist toplum iþçi sýnýfýnýn emeðine dayanýyor ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU ÝÞÇÝLERÝN KENDÝ ESERÝ OLACAKTIR Kapitalist toplum iþçi sýnýfýnýn emeðine dayanýyor ama, iþçilerin bu toplumda hiçbir güvenceleri yoktur. Bu toplumda ücretli-emekçileri bekleyen

Detaylı

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük

Detaylı