Bildiri Özetleri 189

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bildiri Özetleri 189"

Transkript

1 Bildiri Özetleri 189

2

3 Akut Lösemi Poster No: 0001 ANKARA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKİL ÜNİTESİNDE VERİCİ ALICI KAN GRUBU UYUŞMAZLIĞI OLAN HASTALARDA ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ DENEYİMİ 1 Simten Dağdaş, 1 Halil Erişti, 1 Gülsüm Özet, 1 Funda Ceran, 1 Sema Güler, 1 Meriç Küçükgüngör, 1 Nurullah Zengin. 1 Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kemik İliği Nakil Ünitesi. Birçok seride kardeş vericiden yapılan kök hücre nakillerinde donör-alıcı arasında %30-40 oranında kan grubu uyuşmazlığı olduğu bildirilmiştir. Bu oran akraba-dışı yapılan nakillerde daha fazladır. ABO kan grubu uyuşmazlığı genellikle kök hücre naklinin başarısı açısından engel değildir. Genellikle majör ve karma tip kan grubu uyuşmazlığında erken hemoliz, minör tip uyuşmazlıklarda ise gecikmiş tipte hemoliz görülebilir. Ayrıca majör kan grubu uyuşmazlığı olan hematopietik kök hücre nakillerinde isohemaglutininler intramedüller öncülerin yıkımına neden olursa saf eritroid aplazi (PRCA) gelişebilir. PRCA insidansı non-myeloablatif nakillerde daha fazladır (%5-7 ye karşılık %16-32). Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi KİT Ünitesinde yılları arasında 19`u kadın, 25`i erkek toplam 44 hastaya Allogeneik Periferik Kök Hücre Transplantasyonu (APKHT) yapılmıştır. (4 Aplastik anemia (AA), 2 Myelodisplastik sendrom (MDS), 12 Akut Myelositik Lösemi (AML), 5 Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL), 1 Hodgkin Lenfoma (HL), 1 Lenfoblastik lenfoma (LL). Hazırlama rejimi olarak hastalara Busulphan-Cyclophosphamide rejimi, AA tanılı hastaya ATG+Siklofosfamid+ Prednol, HL tanılı hastaya non-myelo ablatif tedavi rejimi olarak Busulfan- Cyclophosphamide-Fludarabin verildi. Kan grubu uyuşmazlığı ile nakil yapılan hastaların median yaşı 23 (range: 17-40) olup, aritmetik ortalama 23,81 di. İnfüze edilen CD34+ hücre sayısı median 5,5 106/kg (range: /kg -6,35 106/kg) ortalama 5,14 106/kg hücre oldu. 44 hastanın 11 inde donör-alıcı kan grubu uyuşmazlığı vardı. Bu hastaların 10 unda ABO uyuşmazlığı (4 majör, 5 minör, 1 karma), 1 inde Rh uygunsuz nakil kan uyuşmazlığı söz konusu idi. Kan grubu uyuşmazlığında majör uyumsuzluk için 1/256 ve minör uyuşmazlık için 1/128 ak titresi değeri eşik değer olarak kabul edildi. Hiçbir vakada antikor tiresi bu değerlerin üzerinde değildi. 10 hastada nakil sonrası belirgin bir hemolitik reaksiyon gelişmedi. Ancak karma tip uyuşmazlığı olan ve non myelo ablatif tip allogeneik kök hücre nakli yapılan bir hastamızda gecikmiş tipte hemoliz ortaya çıktı. Daha önceki serilerde bildirildiği gibi donör-alıcı kan grubu uyuşmazlığı olan hastalarımızın hiçbirisinde nötrofil ve trombosit engraftmanında gecikme olmamıştır. Ek olarak Graft rejeksiyonu ya da GvHD insidansında da diğer hastalarla karşılaştırıldığında artış söz konusu değildir. Kişi Tanı Hasta Yaşı Nakil Tarihi İnfüze Edilen Hasta Kan Grubu Donör Kan Grubu Uyuşmazlık Tipi Titraj 1 ALL 23 24/08/05 4, B Rh (-) 0 Rh (-) Minör 1/16 2 KML 40 09/02/06 3, Rh (+) B Rh (+) Majör 1/128 3 MDS 20 10/03/06 4, Rh (-) A Rh (+) Majör 1/128 4 MDS 24 08/05/06 5, A Rh (+) 0 Rh (+) Minör 1/64 5 AML 21 01/06/06 5, A Rh (+) 0 Rh (+) Minör 1/64 6 AA 17 18/08/06 3, Rh (+) A Rh (+) Majör 1/64 7 AA 24 21/08/06 5, B Rh (+) 0 Rh (+) Minör 1/128 8 AML 20 03/04/07 6, Rh (+) A Rh (+) Majör 1/128 9 AML 24 06/06/07 5, AB Rh (+) B Rh (+) Minör 1/ HL 30 22/11/07 5, A Rh (+) B Rh(+) Mix 1/64 1 ALL 19 12/09/06 5, Rh (-) 0 Rh (+) Poster No: 0002 İNTENSİF KEMOTERAPİ REJİMLERİNDE OTO- LOG KÖK HÜCRE DESTEĞİ 1 Mahmut Yeral, 1 Ilknur Kozanoğlu, 1 Süheyl Asma, 1 Ebru Kızılkılıç, 1 Can Boğa, 1 Hakan Özdoğu 1 Başkent Üniversitesi, Ankara İleri yaş, genel performans durumu, ek hastalık gibi birçok durumlar hematolojik malignensilerde intensif kemoterapi rejimlerinin uygulanabilirliğini kısıtlamaktadır. Kök hücre desteği ile bu tip hastalarda hematopoietik sistemin daha rahat toparlanacağı ve kemoterapi ile ilişkili sitototoksisite nedeni ile oluşabilecek komplikasyonarın daha az olacağı beklenebilir. Önceden otolog kök hücreleri saklanmış, kemoterapi ile ilişkili komplikasyon gelişebileceği, ya da tolere edemeyeceği düşünülen 8 hastaya uygulanan kök hücre destekli kemoterapi uygulamasının sonuçları bildirilmiştir. Çalışma yaşlı, ya da daha önce birçok kez kemoterapi almış olan, kurtarma kemoterapi rejimlerinin problem yaratabileceği düşünülen 8 hastayı kapsadı. Hastaların yaşları 33 ile 74 arasında idi. 5 hastada akut myeloid lösemi, 1 hastada anaplastik T hücreli lenfoma, 2 hastada hodgkin lenfoma tanısı mevcuttu. Lösemiler primer refrakter ya da relaps olmuş olgular idi. Lenfomalar ise ilerleyici yada nüks olmuş, ekstramedüller tutulumu olan ve daha önce Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 191

4 bir çok tedavi rejimi alan hastalardı. Hastalara verilen 11 kemoterapi küründen 3 ü FLAG, 2 si standart remisyon indüksiyonu (Ida+ARA-C), 1 i yüksek doz ARA-C, 4 ü ICE, 1 i EMA idi. Hastalarda ekstramedüller tutulum, kalp kapak hastalığı, kalp ritim problemleri, hepatit B ve daha önceden geçirilmiş akciğer mantar şüphesi gibi yan problemler mevcuttu. Hastaların 3 ü 70 yaşın üzerinde idi. Olguların çoğu çeşitli nedenlerden allogeneik ya da otolog kemik iliği yapılamayan, ancak daha önceden remisyon döneminde otolog kök hücre toplanan hastalardı. Kök hücre toplama işleminde, devamlı akım santrifüj tekniği ile çalışan Cobe Spectra versiyon 7.0 kullanıldı. Hastalara kemoterapiden 48 saat sonra ortalama 1,8x106/kg CD34 pozitif kök hücre desteği sağlandı. 71 yaşında AML hastası FLAG sonrası remisyona girdi ve hastaya kök hücre destekli 2 kür uygulandı. Lökosit toparlanma zamanı kemoterapi sonrası 17 ve 18 günlerdi. 2. hasta FLAG refrakter idi. 74 yaşında olan hasta remisyona girmedi ancak kemoterapi ile ilgili komplikasyon görülmedi. EMA verilen genç ancak kötü performanslı FLAG refrakter hasta; EMA ile remisyona girdi. 19 günlük nötropenik dönem sonunda nötropeniden çıktı. Geç relaps olan 2 hastaya standart remisyon indiksiyonu verildi. Remisyona giren 1 hasta tedavi sonrası 15. günde lökosit toparlaması oldu. Birçok kurtarma rejimine rağmen progresyonu devam eden hastaya yüksek doz ARA-C verildi. Hasta 15. günde nötropeniden çıktı; ancak remisyona girmedi. 2 lenfoma hastasına ICE verilmesine rağmen progresyon devam etti. Ancak kök hücre desteği ile hastaların birine 3., 4. ve 5. kür ICE tedavisi verilme olanağı sağladı Bu çalışmadan elde edilen gözlemler; yaşlı ya da daha önceden çok sayıda kemoterapi almış olan ve kötü performanslı hastalarda otolog kök hücre desteği ile intensif tedavilerin daha rahat tolere edilebilirliğini desteklemektedir. Geç Yan Etkiler Poster No: 0003 ABO UYUMU/ UYUMSUZLUĞUNUN ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONUÇLARINA ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI 1 Zübeyde Nur Özkurt, 1 Şahika Zeynep Akı, 1 Zeynep Arzu Yeğin, 1 Münci Yağcı, 1 Gülsan Türköz Sucak 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Amaç: Solid organ transplantasyonlarının aksine hematopoetik kök hücre nakli ABO uyumsuz kişilerde de yapılabilmekte ve ABO uyumsuz donörlerden kök hücre naklinin hemolitik reaksiyon ve saf eritroid dizi aplazisi riskini artırmasına rağmen sonuçta mortalite riskini değiştirmediği genel kabul görmektedir. Bu çalışmanın amacı ABO kan grubu uyumlu ve uyumsuz allojenik kök hücre nakillerinin sonuçlarının araştırılmasıdır. Yöntem: Kasım 2003 Ocak 2008 tarihleri arasında AKHN yapılan 110 hastanın (44 kadın, 76 erkek; ortanca yaş 27,5 (16-63), 46 AML, 22 ALL, 5 multipl myelom, 15 ağır aplastik anemi, 5 Hodgkin dışı lenfoma, 8 Hodgkin hastalığı, 6 KML ve 3 MDS) dosya kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Çalışmada hastalık yinelemesi veya engrafman kaybı nedeniyle tekrarlanan 10 nakil dahil toplam 120 AKHN yer aldı. Sonuçlar: Yapılan nakillerin 71 i (%59,2) ABO kan grubu uyumlu, 49 u (%40,8) uyumsuzdu [ 19 (%15,8) major uyumsuz, 22 (%18,3) minor uyumsuz, 8 (%6,7) çift yönlü uyumsuz ]. Toplam sağ kalım ilk otuz günde %86,7; ilk yüz günde %73,7; ortanca 184 gün (1-1533) takip süresi sonunda %46,7 hesaplandı. İlk 30 gün, 100 gün ve toplam mortalite kan grubu uyumlu olan ve olmayan hastalar arasında farksız (p>0,05) saptanmasına karşın minor kan grubu uyumsuzluğu olan hastaların diğer hastalara göre ilk 30 günde, ilk 100 günde ve takip süresi sonunda daha sık kaybedildiği saptandı (p<0,05). Takip süresi sonunda toplam sağ kalım minor kan grubu uyumsuzluğu ve çift yönlü kan grubu uyumsuzluğu olan hastalarda anlamlı olarak daha az bulundu (p<0,01). 30. günde ölçülen ferritin değerlerinin toplam sağ kalıma negatif etkisi olduğu saptandı (p<0,05). Major kan grubu uyumsuzluğunda, diğer uyumsuzluk tiplerine göre eritrosit engraftmanında gecikme saptandı (p<0,01), nötrofil ve trombosit engraftman günleri, ilk 30 günde eritrosit ve trombosit transfuzyonu gereksinimi farksız bulundu. Sinuzoidal obstruksiyon sendromu (SOS) sıklığı minor kan grubu uyumsuzluğu olanlarda daha sık saptanmasına karşın istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Tartışma: Çift yönlü ve minor kan grubu uyumsuz olan nakillerin sağ kalım süresine, major kan grubu uyumsuzluğunun eritrosit engraftman süresine olumsuz etkisi bulunmaktadır. 30. günde ölçülen ferritin değerlerinin sağ kalımı kötü yönde etkilediği dikkate alınırsa özellikle engrafman gecikmesi nedeni ile 30. gün sonrasında da transfüzyon gerektirebilen major kan grubu uyumsuzluğu olan hastalarda demir parametrelerinin dikkatli izlemi ve erken eritropoetin + demir bağlayıcı tedavi ile sağ kalımda etkili olabilecek bu risk faktörünün ortadan kaldırılması mümkün olabilir. Karaciğer sinüzoidlerinde doku grubu antijenlerinin bulunduğu, SOS unun ise sinusoid endotelinin zedelenmesi ile başladığı bilinmektedir. Bu bağlamda SOS minör kan grubu uyumsuzluğu arasındaki ilişkinin daha geniş olgu sayıları ile irdelenmesi gerekmektedir ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

5 ABO uyumlu n=71 Major n=19 ABO uyumsuz n=49 Minor n=22 Çift yönlü n=8 Eritrosit engraftmanında 0 9 (52,9) 1(6,7) 2 (25) gecikme (n/%) Nötrofil engraftmanı (gün) 18 (0-32) 18 (12-32) 17 (0-30) 18,5 (15-21) Trombosit engraftmanı (gün) 14 (0-54) 19 (0-32) 13,5 (0-54) 17 (11-37) İlk 30 gün eritrosit transfüzyonu (Ü) 5 (0-28) 3 (0-13) 6,5 (0-15) 6 (1-12) İlk 30 gün trombosit transfüztonu (Ü) 8 (0-56) 6 (1-23) 9,5 (1-31) 7,5 (1-24) SOS (n/%) 17 (23,9) 5 (26,3) 8 (36,4) 2 (25,0) İlk otuz gün mortalite (n/%) Kaybedilen TİM/ relaps İlk yüz gün mortalite (n/%) Kaybedilen TİM/ relaps Toplam sağ kalım (%) Kaybedilen (n/%) TİM/ relaps Poster No: (11,3) 2 (10,5) 6 (27,3) 7/1 (9,8/1,5) 2/0 (100/0) 6/0 (100/0) 15 (21,1) 9/6 (12,6/8,5) 46,93 34 (47,9) 16/18 (22,5/25,4) 3 (15,8) 2/1 (10,5/5,8) 54,75 6 (31,6) 3/3 (10,5/21,5) 10 (45,5) 9/1 (40,9/4,6) 30,47 14 (63,7) 10/4 (45,5/18,2) 0-1 (12,5) 1/0 (100/0) 17,86 5 (62,5) 1/4 (12,5/50,0) HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN HASTALARDA DEMİR YÜKÜ İLE ERKEN DÖNEM TOKSİSİTE VE SAĞKALIM İLİŞKİSİ 1 Zeynep Arzu Yegin, 1 Zübeyde Nur Özkurt, 1 Şahika Zeynep Akı, 1 Münci Yağcı, 1 Gülsan Türköz Sucak 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Hematoloji Bilim Dalı GİRİŞ: Hematopoietik kök hücre nakli (HKHN) yapılan hastalarda demir yükü morbidite ve mortaliteyi arttırmaktadır. Bu çalışmada; HKHN yapılan hastalarda demir yükünün erken dönem toksisite ve sağkalım üzerine etkisi incelendi. GEREÇ VE YÖNTEM: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kök Hücre Nakli Biriminde erkek, 71 kadın ;[yılları arasında KHN yapılan 200 hastaya uygulanan 81 otolog (%40,5) ve 119 allojeneik]ortanca yaş 33 (16-71) (%59,5) KHN işlemi ile ilgili veriler geriye dönük olarak incelendi. Ortanca takip süresi 272 (1-1565) gün olarak hesaplandı. Nakil öncesi bakılan serum ferritin düzeyi ve transferrin saturasyonu (TS) ile nakil sonrası ilk 30 günde oluşan erken dönem toksisite ve sağkalım arasındaki ilişki geriye dönük olarak incelendi. SONUÇLAR: Hasta grubumuzda ortanca 272 (1-1565) günlük takip süresinde toplam sağkalım oranları OKHN için %73,5, AKHN için %43,2, genel sağkalım oranı %66,7 olarak hesaplandı. Yapılan sağkalım analizinde ; nakil öncesi ferritin düzeyleri ile 30 günlük sağkalım (p<0,05), 100 günlük sağkalım (p<0,01) ve toplam sağkalım (p<0,001) arasında anlamlı negatif ilişki saptandı. Nakil öncesi ferritin düzeyi ve TS ile mukozit derecesi arasında anlamlı pozitif ilişki saptandı (p<0,001,r=0,321 ; p<0,05,r=0,167).sinusoidal obstrüksiyon sendromu (SOS) gelişen hasta grubunda geriye dönük olarak bakılan nakil öncesi ferritin düzeyleri anlamlı yüksek bulundu (p<0,05). Nakil öncesi bakılan ferritin ve TS ile ilk 30 günde geçirilen ateşli gün sayısı arasında anlamlı pozitif ilişki saptandı (p<0,001,r=0,355 ; p<0,01,r=0,242). Nakil öncesi ferritin düzeyi ve TS yüksek olanlarda pnömoni sıklığının daha yüksek olduğu görüldü (p=0,001, p<0,05). Korelasyon analizinde anlamlı çıkan değerler ile yapılan lojistik regresyon analizinde nakil öncesi bakılan ferritin düzeyinin mukozit derecesi (p<0,01), SOS (p<0,001) ve pnömoni (p<0,001) gelişimi üzerine etkili olduğu gösterildi. TARTIŞMA: Bu çalışmada, nakil öncesi artan ferritin düzeyleri ile paralel olarak 30 ve 100 günlük sağkalım oranlarının azaldığı gösterildi. Hasta grubumuzda ferritin ve TS yüksek olan hastalarda mukozitin daha sık ve daha ağır geliştiği görüldü. Hasta grubumuzda ferritin düzeyi yüksek olan hastalarda SOS gelişiminin daha sık olduğu görülmüştür. Ferritin ve TS yüksek olanlarda ateşli gün sayısının ve pnömoni sıklığının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ; KHN yapılan hastalarda artmış demir yükü oksidatif strese neden olarak enfeksiyonlara yatkınlığı nakil ilişkili toksisiteyi ve morbiditeyi, buna bağımlı olarak mortaliteyi arttırmakta ; sağkalımı olumsuz yönde etkilemektedir. Nakil öncesinde ve nakil sonrası takipte transferrin satürasyonu ve ferritin düzeyleri yüksek olgularda artmış demir yükünü azaltmak amacı ile uygulanacak olan flebotomi + eritropoietin, demir bağlayıcı tedavilerin kısa ve uzun dönem komplikasyonlar ve sağkalım üzerindeki etkilerinin prospektif çalışmalar ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Poster No: 0005 HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN HASTALARDA TROMBOFİLİK GEN MUTASYON- LARI İLE TROMBOEMBOLİK OLAY VE SAĞKA- LIM İLİŞKİSİ 1 Zeynep Arzu Yegin, 1 Zübeyde Nur Özkurt, 1 Şahika Zeynep Akı, 1 Münci Yağcı, 1 Gülsan Türköz Sucak 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Hematoloji Bilim Dalı GİRİŞ: Hematopoietik kök hücre nakli (HKHN) yapılan hastalarda trombofilik gen mutasyonları (TGM) hiperkoagülabiliteye neden olabilmekte ve tromboembolik komplikasyonlara eğilimi arttırabilmektedir. Bu çalışmada HKHN yapılan hastalarda TGM nın tromboembolik olaylar ve sağkalım üzerine etkisi incelendi Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 193

6 GEREÇ VE YÖNTEM: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kök Hücre Nakli Biriminde erkek, 71 kadın ;[yılları arasında KHN yapılan 200 hastaya uygulanan 81 otolog (%40,5) ve 119 allojeneik]ortanca yaş 33 (16-71) (%59,5) KHN işlemi ile ilgili veriler geriye dönük olarak incelendi. Ortanca takip süresi 272 (1-1565) gün olarak hesaplandı. KHN yapılan hastalarda nakil öncesi bakılan faktör V leiden 1691 G/A protrombin G20210A ve metil tetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) C677T gen mutasyonu varlığı ile sinusoidal obstrüksiyon sendromu (SOS), kateter ilişkili tromboz, kateter enfeksiyonu ve sağkalım ilişkisi incelendi. SONUÇLAR: Otolog ve allojeneik KHN yapılan hastalarda faktör V leiden mutasyonu %10,3, protombin gen mutasyonu %2,8, MTHFR gen mutasyonu %44,6 sıklıkta saptandı. Yapılan sağkalım analizinde ; nakil öncesi bakılan TGM ile 30 günlük sağkalım (p>0,05), 100 günlük sağkalım (p>0,05) ve toplam sağkalım (p>0,05) arasında anlamlı ilişki saptanmadı. TGM ile kateter ilişkili tromboz gelişimi arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). TGM ile kateter enfeksiyonu gelişimi arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). TGM ile SOS gelişimi arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). TARTIŞMA: Trombofilik gen mutasyonları olarak bilinen faktör V leiden, protrombin ve MTHFR gen mutasyonlarının tek başına ya da birlikte bulunmaları değişen oranlarda tromboza yatkınlık yaratmakta ve eşlik eden çevresel faktörler ile birlikte aşikar tromboz oluşumuna neden olabilmektedir. Kök hücre nakli yapılan hastalarda uygulanan hazırlama rejimi, altta yatan hastalık, immobilizasyon, kalıcı kateter takılması gibi invaziv girişimler ve enfeksiyon gibi presipitan faktörlerin de etkisiyle tromboza yatkınlık oluşmaktadır. TGM nın eşlik etmesinin bu hasta grubunda mevcut hiperkoagülabiliteyi arttırabileceği ve tromboembolik olayları provake edebileceği düşünülmektedir. TGM nın tromboembolik komplikasyonları arttırarak nakil sonrası morbidite ve mortaliteyi etkileyebileceği düşünülerek yapılan sağkalım analizinde ise sağkalım üzerine etkileri olmadığı görülmüştür. Kök hücre nakli gerektiren hastalıkların ve kök hücre nakli işleminin doğası gereği artmış olan diğer hiperkoagulabilite etkeni faktörlerin trombofilik mutasyonların katkısını etkisiz hale getirmesi muhtemeldir. Poster No: 0006 ALLOJENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN VE DEMİR BİRİKİMİ OLAN HASTALARDA DEFE- ROKSAMİN VE ERİTROPOİETİN 1 Şahika Zeynep Akı, 1 Zeynep Arzu Yegin, 1 Zübeyde Nur Özkurt, 1 Münci Yağcı, 1 Gülsan Türköz Sucak 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Hematoloji Bilim Dalı GİRİŞ: Allojeneik kök hücre nakli (AKHN) yapılan hastalarda demir birikimi nakil sonrası erken ve geç dönemde önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Deferoksamin (DFS) gibi demir bağlayıcı tedaviler ile demir atılımının arttırılması ve beraberinde eritropoietin (EPO) tedavisi ile demir kullanımının uyarılması sayesinde organizmada demir yükü azalmakta ve demir kullanımı arttırılmaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: 7 erkek ; ortanca yaş 27(23-55) [Allojeneik KHN yapılan yedi hastaya nakil sonrası ortanca 142. günde (77-407) DFS 25 mg/kg /haftada 3 gün 4 erkek ;[dozunda başlandı. Allojeneik KHN yapılan dört hastaya nakil sonrası ortanca 221. günde (70-287) EPO]ortanca yaş 23,5(17-41) 200 U/kg/haftada 2 gün dozunda başlandı. Tedavi öncesi ve sonrasında hastaların hemoglobin (Hb) ferritin ve transferin saturasyon (TS) değerleri geriye dönük olarak incelendi. SONUÇLAR: DFS tedavisi uygulanan 7 hastada tedaviye ortanca 223 (26-373) gün süreyle devam edildi. Tedaviden önce Hb ortanca 9,86 (6,71-14,5) g/dl, ferritin ortanca 2000 ( ) ng/ml, TS ortanca %85 (29-100) iken ; tedaviden sonra Hb ortanca 11,6 (8,16-14,1) g/dl, ferritin ortanca 1829 ( ) ng/ml, TS ortanca %47 (15-88) idi. EPO tedavisi uygulanan 4 hastada tedaviye ortanca 88 (57-181) gün süreyle devam edildi. Tedaviden önce Hb ortanca 7,25 (6,23-8,56) g/dl, ferritin tüm hastalarda 2000 ng/ml, TS ortanca %86,5 (85-94) idi. Tedaviden sonra Hb düzeyinde ortanca 5,29 (4,27-7,36) g/dl yükselme tespit edilirken ; ferritin düzeyinde ortanca 189,5 (0-396) ng/ml ve TS da ortanca %46 (0-63) oranında azalma gözlendi. TARTIŞMA: Allojeneik KHN yapılan hastalarda demir birikimi yaklaşık %90 oranında görülmektedir. Hematolojik maliniteli hastalarda önemli bir sorun oluşturan yoğun kan transfüzyonundan bağımsız olarak ; bu özellikli hasta grubunda artmış demir emilimi ve inefektif eritropoez demir birikimine neden olan önemli faktörler arasında yer almaktadır. Demir yükünü azaltıcı tedaviler arasında flebotomi, demir bağlayıcılar ve EPO yer almaktadır. Bu çalışmada allojeneik KHN yapılan hastalarda demir düşürücü tedavi olarak tercih edilen DFS ve EPO tedavileri ile hastalarda demir yükünde ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

7 azalma ve Hb değerlerinde belirgin yükselme sağlandığı gösterildi. DFS yan etki spektrumu dar, iyi tolere edilen bir demir bağlayıcı ajan olmakla birlikte EPO ile eş zamanlı kullanımı demir metabolizmasında sinerjistik etki elde edilmektedir. Bu çalışmada sunulan az sayıda olgu ; DFS - EPO tedavisinin demir yükünü azaltmada güvenle kullanılabilecek oldukça emniyetli ve etkili bir kombinasyon olduğunu düşündürmektedir. Bu konuda daha çok sayıda olgu ile yapılacak, prospektif ve randomize çalışmalara gereksinim vardır. Poster No: 0007 ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GELİ- ŞEN RENAL HÜCRELİ KARSİNOM: OLGU SUNU- MU 1 Gül İlhan, 1 Nurcan Alhan, 1 Rahime Sezer, 1 Neslihan Andıç, 1 Sema Karakuş 1 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Allojenik kök hücre nakli günümüzde aplastik anemiler, akut ve kronik lösemiler, miyelodisplastik sendromlar, lenfoproliferatif hastalıklar, plazma hücre hastalıkları ve bazı hemoglobinopatilerde uygulanabilen ve küratif olabilen bir tedavi şeklidir. Bununla birlikte allojenik kök hücre alıcıları uzun vadede normal populasyona göre sekonder maligniteler açısından artmış risk altındadır. Primer malign hastalık için ve hazırlama rejiminde kullanılan sitotoksik kemoterapiler ve iyonize radyasyon, immün sistemin toparlanmasındaki gecikmeler veya yetersizlikler, graft versus host hastalığı nedeniyle immün stimülasyon ve immün supresyon, onkojenik viral ajanlar ve genetik predispozisyon etyolojide suçlanan nedenlerdir. Burada allojenik kök hücre nakli sonrası renal hücreli karsinom gelişen bir vaka sunulmuştur. On dört yaşında Fankoni aplastik anemisi tanısı alarak yurt dışında HLA uyumlu kız kardeşinden allojenik kök hücre nakli yapılan ve 2 yıl süreyle immün supressif tedavi alan hasta 28 yaşında kontrol için geldiğinde yapılan karın ultrasonografisi ve tomografisi ile renal hücreli karsinom tanısı aldı. Hastaya parsiyel nefrektomi yapıldı. Allojenik kök hücre nakli sonrası gelişen sekonder maligniteler erken dönemde lenfoproliferatif hastalıklar, miyelodisplastik sendrom, akut lösemiler, non Hodgkin lenfoma iken, daha geç dönemde solid tümörlerdir. Literatürde bu solid maligniteler cilt, oral kavite, tiroid, ösefagus, beyin ve santral sinir sistemi, bağ dokusu kemik, serviks, meme, kolon kanserleri olarak rapor edilmiştir. Transplantasyondan 20 yıl sonra bile riskin devam ettiği rapor edilmiştir. Allojenik kök hücre nakli sonrasında renal hücreli karsinom gelişen başka bir olguya rastlanmamıştır. Ancak allojenik kök hücre naklinden uzun yıllar sonra da solid tümör gelişebilme riskinin devam etmesi nedeniyle hastaların bu konuda bilgilendirilerek belli aralıklarla kontrole gelmesi sağlanmalıdır. Poster No: 0008 KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI GELİŞEN BRON- ŞİOLİTİS OBLİTERANS ORGANİZE PNÖMONİDE BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ BULGULARI 1 Mustafa Gulec, 1 Ali Yıkılmaz, 4 Sema Oymak, 1 Turkan İkizcelı, 2 Fatih Kurnaz, 3 İsmail Sarı, 2 Leylagül Kaynar 1 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı, 2 Erciyes Üniversitesi Hematoloji Anabilim Dalı, 3 Pamukkale Üniversitesi Hematoloji Anabilim Dalı, 4 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı AMAÇ: Bu çalışmada; kemik iliği transplantasyonu yapılan olgularda uzun dönemde ortaya çıkan non-infeksiyoz komplikasyonlarından bronşiolitis obliterans organize pnömoni (BOOP) çok kesitli bilgisayarlı tomografi (BT) bulguları ile tanımlandı. MATERYAL ve METOD: Mayıs 2006 ve Ocak 2007 tarihleri arasında Erciyes Tıp Kapadokya Transplant Merkezinde kemik iliği nakli yapılan toplam 80 hastanın erken ve geç dönem ince kesit ve yüksek çözünürlüklü toraks BT görüntüleri iki farklı radyolog tarafından BOOP un karakteristik bulguları açısından (yamalı konsolidasyon alanları, buzlu cam görünümü, nodül ve bant şeklinde opasite ) prospektif olarak değerlendirildi. BULGULAR: Kemik iliği nakli yapılan 80 hastanın 4 ünde (%5) radyolojik olarak non-spesifik fakat BOOP için karakteristik bulgular saptandı. Dört hastada en sık gözlenen bulgu üç hastada izlenen nodül ve bant şeklinde opasite idi. Dört hastanın ikisinde yamalı konsolidasyon alanları ve buzlu cam görünümleri izlendi. Hastaların tamamında solunum fonksiyon testlerinde obstrüktif tip bozulma ve vücut pletismografisinde, reziduel akciğer hacminde ve toplam akciğer kapasitesinde artma izlendi. Bronkoalveoler lavaj bulguları nonspesifik idi ve enfeksiyon ekarte edildi. Tedavide 3 gün pulse steroid (prednison 1g/ 3 gün) tedavisi sonrası oral idame (prednison 40-80mg) tedavisi verildi. Hastaların semptom ve klinik bulgularında tedavi sonrası iyileşme izlendi. Radyolojik bulgularında da kontrol BT tetkiklerinde belirgin düzelme gözlendi. SONUÇ: BOOP kemik iliği transplantasyonu yapılan hastalarda uzun dönemde ortaya çıkabilen ve nadir olmayan bir komplikasyondur. İyi tanımlanmadığı takdirde birçok klinik antite ile karışabilen lezyonların saptanmasında nonspesifik BT bulguları diğer bulgularla desteklendiğinde oldukça yardımcı bir tetkiktir Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 195

8 Poster No: 0009 AKUT MYELOİD LÖSEMİLİ HASTADA OTOLOG KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU SONRASIN- DA GELİŞEN EVANS SENDROMU 2 Hakan Özdoğu, 2 Can Boğa, 2 Mutlu Kasar, 2 Mahmut Yeral, 2 Süheyl Asma 1 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara Kemik iliği kaynaklı allojeneik ve otolog periferik kök hücre transplantasyonları sonrasında immun sapmaların meydana gelebileceği bilinmektedir. Bunun sonucunda multiple immunolojik hastalıklar gelişebilir. Bu çalışmada otolog periferik kök hücre transplantasyonu yapılan bir hastada transplantasyon sonrası Evans sendromu gelişen ve uygulanan steroid tedavisi sonrasında ise ortaya çıkan sitomegalovirus reaktivasyonu tartışılmıştır. Akut myeloblastik lösemi (FAB; M0) tanılı 27 yaşında, intermediyer risk grubunda, erkek hasta standart indüksiyon ve konsolidasyon tedavileri sonrası remisyona girdi. Allojeneik kardeş vericisi olmadığı ve akraba dışı donör transplantını kabul etmediği için busulfan ve siklofosfamid hazırlama rejimi kullanılarak otolog periferik kök hücre transplantasyonu uygulandı. Hasta postransplant 11. günde lökosit engrafmanı oldu. Transplant sonrası 55. günde genel durum bozukluğu, başağrısı ve sarılık tablosu ile acil servise başvurdu. Akut hemoliz tespit edilen hastada direkt coombs Ig G (4+), C3d (4+) ve indirekt coombs enzimli ortamda (4+), coombs lu ortamda negatif tespit edildi. Hemolitik anemiyi açıklayacak enfeksiyon veya sekonder bir neden tespit edilemedi. Plazma değişimi uygulanan, steroid ve immünoglobulin tedavisi başlanılan hastada klinik düzelme saptandı. Tedavinin 30. gününde hastanın yüksek ateşi olunca yapılan tetkiklerinde CMV PP65 pozitif saptandı ve gansiklovir tedavisi başlandı. Takipte CMV PP65 düzeyi negatifleşti. Otolog periferik kök hücre nakilleri sonrasında gelişen immun sitopenilerin olgu raporları şeklinde daha çok akut myeloblastik lösemi hastalarında tanımlanmış olması, hazırlama rejimleri ile olan muhtemel ilişkisine dikkat çekebilir. Poster No: 0010 PEDİATRİK OLGULARDA HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASI ARTMIŞ DEMİR YÜKÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ 1 Talia İleri, 1 Mehmet Ertem, 1 Tuğba Belgemen, 1 Elif Unal İnce, 1 Ayşe Sayılı, 1 Zümrüt Uysal 1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hkht Ünitesi Thalasemi major hastalarında hematopoetik kök hücre transplantasyonu (HKHT) öncesi var olan ve HKHT sonrasında belirginleşen artmış demir yükü dikkat çekici bir durumdur. Yapılan sınırlı sayıda çalışmada artmış demir yükünün sadece bu hastalarda değil hematolojik malignite başta olmak üzere diğer tanılar nedeniyle izlenmekte olan hastalarda da HKHT sonrası geliştiği gözlenmiştir. Artmış demir yükü özellikle karaciğer fonksiyonları üzerine olumsuz etkilere neden olarak morbidite ve mortaliteyi etkileyebileceğinden izlemde büyük önem taşır. Biz çalışmamızda HKHT hastalarında gelişen demir yükünün uzun dönemde klinik yansımasını ve kliniğimiz tarafından yapılan tedavi yaklaşımını değerlendirmeyi amaç edindik. Çalışmada hematolojik hastalık nedeniyle Mayıs 2001-Nisan 2007 tarihleri arasında HKHT uygulanan (allojenik: 45, otolog: 2) ve uzun dönem izlenen [39 ay (9-80 ay)] 47 pediatrik olgu dahil edildi. Olguların hastanede izlendikleri dönemde haftada bir kere, taburcu olmalarını takiben ise her kontrolde ferritin düzeyleri, karaciğer fonksiyon testleri değerlendirildi. Ortanca yaşı 9 yıl (0,9-17,5 yıl) olan hastaların 26 sında primer hastalık thalasemi major, 14 ünde hematolojik malignite ve 7 sinde aplastik anemi idi. Hastalardan 35 ine HKHT öncesi eritrosit transfüzyonu uygulanmıştı (<10 - >200 ünite) ve HKHT öncesi ortanca ferritin değeri 1227 ng/ml ( ng/ml) bulundu. Transplantasyon sonrası hastanedeki izlem döneminde [ort: 39 gün ( gün)] hastalara ortanca 4 ünite (0-9 Ü) eritrosit transfüzyonu uygulandı. Uygulanan sınırlı sayıdaki transfüzyonlara karşın HKHT sonrası ortanca 20.günde (4-270 gün), ferritin en yüksek değerine 4950 ng/ml ( ng/ml) ile ulaştı ve HKHT öncesi ile karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulundu (P<0,001). İki hasta hariç diğer bütün hastalarda (%92) 1000 ng/ml üzerinde seyreden ferritin değeri hastaların 33 ünde (%70) ortanca 17. ayda (1,8-62 ay) 1000 ng/ml nin altına indi. Bu dönemde ortanca 6. ayda (3,5-48 ay) 27 hastaya demir şelasyonu ve/veya flebotomi (desferoksamin:22, flebotomi:1, desferoksamin+fl ebotomi:4) başlatıldı ve ferritin değerlerinin 1000 ng/ml altına düşmesi sonrasında ortanca 21. ayda (14-54 ay) sonlandırıldı. Beş hastada hafif derecede karaciğer fonksiyonlarında bozukluk, bir hastada biyopsi ile desteklenen demir yüküne bağlı hepatik yetmezlik gelişti ve etkin demir şelasyonu ile kontrol altına alındı. Az sayıda eritrosit transfüzyonu sonrasında bile gelişebilen bu duruma normalde hepsidin üretimini uyaran sitokinlerin salınımlarının azalmasının, bunun sonucunda intestinal demir absorbsiyonunun artırmasının ve hepatosit ile makrofajlardan artmış demir salınımının neden olduğu düşünülmektedir. HKHT sonrası uygulanan immunsupresif tedaviler ise bu disregülasyonun en önemli nedeni olarak görülmektedir. Hastaların izleminde demir yükünün değerlendirilmesi ve ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

9 gerektiğinde uygulanacak etkin demir şelasyonu ile gelişebilecek karaciğer etkilenimi erken dönemde kontrol altına alınabilir. Graft Versus Host Hastalığı Poster No: 0011 GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞINDA HEPATİK VE MEZENTERİK ARTER İÇİ STEROİD UYGULA- MASI 1 Hakan Özdoğu, 1 Can Boğa, 1 Mahmut Yeral, 1 Fahri Tercan, 1 Ebru Kızılkılıç, 1 Süheyl Asma 1 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Graft versus host hastalığı (GVHH) allogeneik kemik iliği ya da periferik kök hücre transplantasyonun korkulan komplikasyonlarından biridir. Çalışmalarda sistemik immunosupressif ajanlar ile kontrol altına alınamayan hepatik ve intestinal GVHH da kateter ile hepatik ve mezenterik arterlere selektif prednizolon uygulamasının etkili olabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada, sistemik immunosupressif tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan intestinal GVHH olan iki hastada selektif intra arteriyel steroid uygulamasının sonuçları bildirilmiştir. Olgu 1: 32 y, kadın hasta AML (M0) tanısı aldı. Karyotipik incelemede monozomi 7 saptandı. Standart remisyon indüksiyon tedavisine refrakter olan hasta FLAG kurtarma rejimi sonrasında remisyona girdi. Tanıdan 9 ay sonra HLA identik kardeşinden allogeneik. Periferik kök hücre transplantasyonu yapıldı. Transplant sonrası 3. ayda erken relaps oldu. FLAG-Ida sonrası aynı donörden kök hücre desteği sonrasında remisyona girdi. Kimerizm takiplerine göre uygulanan donör lenfosit infüzyonu sonrası 10. günde önce cilt bulguları, ardından hızla gelişen gastrointestinal GVHH bulguları ile başvurdu. Prednizolon ve siklosporin tedavisi başarısızdı. ATG uygulamasının ardından cilt bulguları gerilemesine rağmen, hastanın gastrointestinal sistem bulguları şiddetlendi. Hastaya arter içi selektif steroid tedavisi planlandı. Sağ ana femoral artere USG eşliğinde girilerek superior mezenterik artere 100 ml SF içinde 40 mg metil prednizolon ve inferior mezenterik artere 60 mg prednizolon 3 dakika da verildi. İşlem sırasında ve sonrasında komplikasyon olmadı. İşlemden yaklaşık 1 hafta sonra dışkılama sayısı günde 2 kez olmaya başladı. Ancak daha sonra CMV enfeksiyonu geçiren hasta kaybedildi. Olgu 2: 48 yaşında erkek hasta AML (M2) tanısı aldı. Standart remisyon indüksiyon tedavisi sonrası remisyonda olan hastaya tedavi sonrası 6 ayda HLA identik kardeşinden allogeneik periferik kök hücre transplantasyonu yapıldı. Transplant sonrası 3. ayda hastada GVHH gelişti. Kolonoskopik biyopsi GVHH ile uyumlu idi. İntestinal ve hepatik bulguların şiddetlenmesi üzerine splenogastrik trunkus ve süperior mezenterik arterlere selektif olarak girildi ve her iki artere benzer şekilde lokal streoid uygulandı. Bir hafta sonra sol gastrik arter ve hepatik arter içine doz tekrarlandı. İşlem öncesi total bil:17.7 mg/dl, direk bil:12.6 mg/dl, GGT 153I U/L olan biokimyasal değerler, işlem sonrası sırayla 11.1mg/dl, 8.2 mg/dl, 63 ye geriledi. Hastanın ishal sayısı ortalama 6 /gün iken, işlem sonrası 2-3/gün oldu. Bölgesel arter içi tedaviler birçok kanserlerde uygulanan tedavi yaklaşımlarından biridir. Tutulmuş organla sınırlı, yüksek konsantrasyon ve düşük sistemik yan etki sağladığı bilinmektedir. Steroid dirençli olgularda prognoz genellikle kötüdür. Bu raporda sunulan olgulara ait gözlemler, tedaviye dirençli intestinal ve hepatik GVHH da arter içi steroid uygulaması nın etkili olabileceği fikrini destekler gibi görülmektedir. Poster No: 0012 GVHD KONTROLÜNDE OTOLOG MEZENKİMAL HÜCRE NİN OLASI ROLÜ: TÜRKİYE VERİLERİ 1 Gülsan Sucak, 2 Yener Koç, 3 Mutlu Arat, 4 Ali Ünal, 5 Attila Tanyeli, 6 Murat Ertürk, 6 Serdar Bedii Omay, 6 Ercüment Ovalı 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2 Yedi Tepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 3 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 4 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, 5 Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, 6 Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Akut ve kronik Graft versus host hastalığı allogeneik transplantlar sonrası görülme oranı risk faktörlerine bağlı olarak değişmekle birlikte %40 oranında izlenmektedir. Özellikle akraba dışı kök hücre nakli olguları arttıkça da görülme sıklığı ve şiddeti önemli boyutlara çıkmaktadır. Steroide dirençli akut veya yaygın kronik GVHD de mortalite uzun dönemde her türlü tedaviye rağmen %70-80 lere ulaşabilmektedir. Mezenkimal kök hücrelerin(mkh) miks-tlenfosit kültürlerinde alloreaktiviteyi baskıladığının gösterilmesinden sonra klinikte GVHD kontrolünde kullanımı gündeme gelmiş ve dünyadaki faz III çalışmaları tamamlanmak üzeredir. Ülkemizde 2 yıldan bu yana yapılan uygulamalar bu sunumda tartışılmıştır. Değişik merkezlerden birinci ve ikinci basamak GVHD tedavisine dirençli (6 akut 3 kronik) yaş ortalaması 21.3(5-34) 4 bayan 5 erkek toplam 9 hastaya donörlerinden alınan kemik iliğinden ortalama 3 hafta içinde GMP şartlarında MKH üretilmiştir. Üretim sonrası sterilite pirojenite, tetstleri negatif olan ürünlerde PHA (fitohemaglütinin) ile indüklenen lenfosit reaksiyon inhibisyon testi ile etkinlikleri test edilen, canlılık oranları >% 95, saflığı %98 olan Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 197

10 MKH viallenerek +4 C de son kullanıcıya ulaştırılmış ve üretildikleri andan sonra 12 saat içinde intravenöz yoldan uygulanmaları sağlanmıştır. Ortalama 1.44(1-3) uygulamada 0.54 x106/ kg(0.06-1x106/kg) hücre infüze edilmiştir. Bu rapor hazırlanırken bir olgunun henüz verilerine ulaşılamamış olup sonuçları elde edilen 8 olguda uygulama sonrası yanıtın ortaya çıkma süresi 10.7(4-21) gün olduğu gözlenmiştir. Olumlu yanıt oranı %87.5(%12.5(1) tam yanıt,%75(6) kısmi yanıt) olup, Bir olguda (%12.5) yanıt alınamamıştır. Uygulamaya bağlı hiçbir yan etki gözlenmemiştir. Bu veriler ikinci basamak tedaviye yanıtsız GVHD nın kontrolünde MKH uygulamasının emniyetli ve etkin bir seçenek olduğunu telkin etmektedir. Grubumuz uygulamanın sonuçlarının teyidi için daha büyük bir grupta ve birinci basamak GVHD tedavisine dirençli olgularda MKH çalışmalarının hızla yapılması gerektiğini inancındadır. Graftın Tümöre Karşı Etkisi Poster No: 0013 GRAFT VERSUS LÖSEMİ ETKİSİ İLE TEDA- Vİ BAŞARISI SAĞLANAN İZOLE PANKREASIN GRANÜLOSİTİK SARKOMASI: OLGU SUNUMU 1 Ramazan Kurt, 1 Sevgi Kalayoğlu Beşışık, 1 Tülay Özçelik, 1 Deniz Sargın 1 Istanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Hematoloji Bilim Dalı, İstanbul Granülositik sarkom (GS), extramedüller dokularda, granülositik öncül hücrelerden oluşan tümördür. Sıklıkla akut lösemi, myelodisplastik sendrom (MDS) veya miyeloproliferatif hastalıklar ile birlikte veya bu hastalıkların seyri sırasında oluşur. Kemik iliği tutulumu olmadan ortaya çıkması halinde izole GS olarak adlandırılır. Klinik seyir genellikle saldırgandır. Burada pankreas ve böbrekten kaynaklanan kemoterapiye dirençli kalmış alojenik kemik iliği transplantasyonu (KİT) sonrası graft versus lösemi (GVL) etkinliği ile remisyon elde edilmiş GS olgusu sunuldu. Olgu: 19 yaşında erkek hasta karın ağrısı ve sarılık şikayetleri ile değerlendirildiğinde BT de pankreas başı ve sağ böbrekte kitle saptandı. Histolojik incelemede MPO ve CD68 pozitif, CD3, CD5, CD20 negatif mononükleer hücre infiltrasyonu ile GS tanısı konuldu. Kemik iliği tutulumu ve kromozomal anormallik tespit edilmedi. İlk basamak remisyon indüksiyonu standart dozda sitozin arabinozid (ARA-C) ve idarubicin ile yapıldı. Bu tedavi altında progresyon olması nedeniyle ikinci basamak remisyon indüksiyonu tek başına yüksek doz ARA-C ile yapıldı. Düzelme elde edilemeyen hastaya HLA tam uyumlu kardeşinden busulfan ve siklofosfamidden oluşan miyeloablatif dozda hazırlama rejimini takiben KİT yapıldı. Graft versus host hastalığı (GVHH) koruması olarak siklosporin (CsA) ve metotreksat verildi. Erken dönem ciddi komplikasyon gözlenmeyen hastada engrafman kimerizm gelişmesi ile birlikte belirlendi günde görüntüleme kontrolünde kitlelerin aynı boyutlarda kaldığı gözlendi. CsA kesildi günde akut GVHH deri tutulumu gelişti. Metilprednizolon (MP) 2 mg/kg/gün başlanıp, CsA tam doza yükseltildi. +60.günde görüntülemede kitle boyutunda azalma tespit edildi. GVHH kontrol altına alındı. MP azaltılarak kesildi. Kitleler +190.günde tamamen kayboldu günde tam remisyonda iken CMV infeksiyonu tedavisi sırasında gelişen invazif pulmoner aspergilloz infeksiyonu sırasında vefat etti. Tartışma: Literatürde izole GS tedavisinde otolog ya da miyeloablatif veya azaltılmış dozda hazırlama rejimlerini takiben alojenik KİT nadir olup olgu bildirileri şeklinde yer alır. Bizim olgumuzda tümör kitlesi alojenik KİT hazırlama rejiminde kullanılan miyeloablatif dozda kemoterapiye de dirençli kalmış immunsupresif tedavinin geri çekilmesi ile gelişen GVHH sırasında küçülerek kaybolmuştur. Nitekim alojenik KİT ile elde edilen başarıda GVL katkısının da olduğu düşünülmektedir Ancak GVL etkisinin ekstramedüller hastalık üzerine zayıf olduğunu ileri süren gözleme dayalı bilgi aktarımları da mevcuttur. Olgumuzda tam yanıtlı halde vefat etmesi nedeni GVL etkisi Hazırlık Rejimleri ve Indirgenmiş Yoğun Transplantasyon, Hazırlık Rejimi Toksisitesi Poster No: 0014 HEMATOLOJİK MALİN HASTALIKLARDA PERİ- FERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU 3 YILLIK KLİNİK DENEYİMİ: TEK MERKEZ SONUÇLARI 1 Hakan Özdogu, 1 Can Boga, 1 Ebru Kizilkilic, 1 Ilknur Kozanoglu, 1 Sema Karakus, 1 Feride Iffet Sahin, 1 Dilek Unalan, 1 Mehmet Haberal 1 Başkent Üniversitesi, Ankara Multple myelomalı ve relaps / refrakter lenfomalı hastalarda otolog, kök hücre transplantasyonu günümüzde standart bir tedavi yaklaşımıdır. Nonmyeloablatif stem cell transplantasyonu belirli endikasyonlar ile bütün dünyada birçok transplant merkezi tarafından uygulanmaktadır. Merkezimizde yılları arasında yapılan transplant sonuçlarını değerlendirilmiştir. Altmışbeş yaş altı evre II/ III 10 multple myelomalı hasta otolog periferik kök hücre destekli yüksek doz kemoterapi (melphalan 140 mg/m2) aldı. Bütün hastalarda komplet cevap ve tumor yükünün % 75 den fazla azaldığı görüldü aylık ortalama takip süresinde 1 hasta relaps oldu. Dokuz hasta hastalıksız idi. Akut myeloblastik lösemisi olan 9 hastaya nonmyeloablatif allojene ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

11 ik periferik kök hücre transplantasyonu yapıldı. Ortalama yaş 37 olarak bulundu. Bir refrakter olgu dışında hastalar hematolojik tam remisyonda idi. Hastalar fludarabin bazlı hazırlama rejimi aldılar. Bütün hastalara kemoterapiden 2 gün sonra tam uyumlu kardeşden graft versus host hastalığı proflaksisi ile birlikte periferik kök hücre infüzyonu yapıldı. Refrakter hastada geç olarak > %90 dan fazla engrafment olmakla birlikte 3 ay sonra relaps bulguları ile birlikte otolog rekontrüksiyon gelişti, 6. ayda kaybedildi. Hastalar -22, -18, -10, -7, -3, ve -2. aylarda hastalıksız idiler.toksisite minimal idi. Hiç bir hastada grade >II GVHD görülmedi. Bu sonuçlar transplantasyon endikasyonu olan hematolojik malin hastalıklar için merkezimiz de uygulanan transplant sonuçlarının sonraki nakiller için ümit verici olduğuna işaret etmektedir. Poster No: 0015 HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTAS- YONUNDA ANTİTİMOSİT GLOBULİN KULLANIMI SONRASI SERUM HASTALIĞI KLİNİĞİ VE TEDA- VİSİ 1 Elif Ünal İnce, 1 Mehmet Ertem, 1 Ayşe Sayılı, 1 Talia İleri, 1 Zümrüt Uysal 1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Anti timosit globulin (ATG) özellikle aplastik anemi ve talasemi majör sınıf III hastalarının hematopoetik kök hücre nakli (HKHT) öncesi hazırlama rejimlerinde kullanılmaktadır. Anti timosit globuline bağlı serum hastalığı iyi tanımlanmış bir yan etkidir fakat literatürde HKHT sonrası serum hastalığı seyri ayrıntılı bildirilmemiştir. Serum hastalığı klasik olarak yabancı serum proteinlerinin kullanımından sonra gelişen immün komplekse bağlı sistemik hipersensitivite vaskülitidir. Ünitemizde HKHT olup hazırlama rejiminde ATG kullanılan hastalar retrospektif olarak serum hastalığı kliniği ve tedavisi yönünden değerlendirildi. Ocak 1998-Ocak 2008 tarihleri arasında HKHT uygulanmış ve hazırlama rejiminde ATG bulunan 26 hasta değerlendirildi. Hastaların 9 u kız 17 si erkekti. Ortanca yaş 11,5 yıldı (5-17,7yıl). Tanı, 16 hastada talasemi majör (sınıf III), 7 hastada Fanconi aplastik anemisi ve 3 hastada ağır aplastik anemiydi. Hazırlama rejimleri talasemi majör sınıf III hastalarda Pesaro Protokol 26+ATG, Fanconi aplastik anemisi olan 7 hastada fludarabin, siklofosfamid ve ATG, ağır aplastik anemi olan 3 hastada ise siklofosfamid ve ATG idi. Anti timosit globulin 16 hastaya Fresenius S (tavşan kaynaklı) ve 6 hastaya Lymphoglobulin, Pasteur- Mérieux (at kaynaklı) olarak 10 mg/kg/günden 4 gün, 4 hastaya ise Thymoglobulin, Pasteur-Mérieux (tavşan kaynaklı) olarak 5 mg/kg/gün dozundan 4 gün olarak kullanıldı. Myeloid engrafman ortanca 13 (9-23) gündü. Hastaların %50 sinde serum hastalığı ile uyumlu klinik bulgular görüldü. Tanı zamanı ATG kullanımından ve kök hücre infüzyonundan sonra sırasıyla ortanca 15 gün (7-27 gün) ve 10 gündü (2-22 gün). Ateş, döküntü veya artralji vakaların %53.5 inde vardı. Diğer semptomlar sırasıyla myalji (%46.1), gastrointestinal semptomlar (%38.4), artrit (%30.7), parestezi ve baş ağrısı (%7,6) idi. Hematüri ve proteinüri hastaların sırasıyla %69.2 ve %46.1 inde vardı. Serum C3 ve C4 düzeyi 4 hastada değerlendirildi ve, proteinuri ve hematurisi olan 2 hastada düşük bulundu. Hastalardan sekizi kliniği daha ağır olması nedeniyle tedavi edildi. Bunlardan 7 sinde tedavi olarak metilprednizolon 1-2 mg/kg/gün den 4 ila 11 gün kullanıldı. Bir hasta ise parenteral antihistaminikle tedavi edildi. Semptomlar tedavi almayanlarda ortanca 6 gün (2-11 gün), tedavi alanlarda ise gene ortanca 6 günde (3-12 gün) tamamen düzeldi. Literatürde HKHT sonrası serum hastalığının sıklığı ve kliniği hakkında net bilgi yoktur. Aplastik anemi tedavisi sonrasında ise sıklık %67-86 oranındadır. Ünitemizde HKHT sonrası serum hastalığı %50 ile aplastik anemi tedavisi sonrasına kıyasla daha düşük oranda bulunmuştur. Transplantasyon sonrası serum hastalığı, bazı semptomların engrafman sendromu veya büyüme faktörü kullanımına bağlanması nedeniyle atlanabilir veya gecikebilir. Hazırlama rejiminde ATG kullanılan hastalarda serum hastalığının akılda bulundurulması, ağır vakalarda steroid başlanmasıyla semptomatik rahatlama sağlanmasına yardımcı olabilir. İmmunobiyoloji ve İmmun Yeniden Yapılanma Poster No: 0016 ALLOGENEİK HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU (ALLO-HKHT) SONRASI DONÖR LENFOSİT İNFÜZYONU (DLI): ETKİN BİR TEDAVİ SEÇENEĞİ MİDİR? 1 Aynur Ugur Bilgin, 1 Mutlu Arat, 1 Pervin Topçuoğlu, 1 Ozan Yazıcı, 1 Vildan Ozkocaman, 1 Onder Arslan, 1 Muhit Ozcan, 1 Osman İlhan, 1 Meral Beksaç, 1 Günhan Gürman 1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Kök Hücre Transplantasyonu Ünitesi Allo-HKHT sonrası altta yatan hastalığın nüksü tedavi yetersizliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Günümüzde bu hastalar için kullanılan tedavi seçenekleri kemoterapi±dli ve/veya 2. allo-hkht, kronik miyelositer lösemili (KML) hastalar için ise DLI± imatinib mesylate (İM) dır. Bu çalışmanın amacı allo-hkht sonrası nüks olan ve DLI uygulanan hastalarda, DLI ın etkinliği, toksisitesi ve uzun dönem sonuçlarının geriye dönük olarak değer Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 199

12 lendirilmesidir. Mart 1996-Ağustos 2007 tarihleri arasında DLI infüzyonu yapılan toplam 63 hastanın ortanca yaşı: 31 yıl (14-64) olup kadın/erkek oranı: 28/35 idi. Akut lösemi:27 (AML:21, ALL:6), KML:27, miyeloproliferatif hastalık (MPH):3, plazma hücre hastalıklar (PHH):5 ve HL:1. Dokuz hastaya refrakter hastalık, 9 u nüks (moleküler relapslar dahil), 12 sine kimerik kayıp ve 2 sine altta yatan hastalığın yüksek riskli olması nedeniyle profilaktik amaçlı DLI uygulanmıştı. İmmunsupresif alan hastaların tamamında ilaçlar DLI dan hemen önce kesilmişti. Otuzaltı hasta 1, 16 sı 2, 6 hasta 3, 2 hasta 4 kez DLI almıştı. Allo-HKHT sonrası hastalara ortanca: 172 ( ) günde DLI verilmişti. Yirmi hasta (Akut lösemi:11, KML:6, MPH:1, PHH:2) DLI infüzyonundan önce kemoterapi, interferon veya İM tedavisi uygulanmıştı. DLI infüzyonu sonrası 33 hastada hematolojik ve moleküler yanıt elde edilmişti (Tam yanıt: 32, kısmi yanıt: 1). İlk DLI uygulamasından yanıta kadar geçen ortanca süre: 93.5 ( ) gündü. Yanıt veren hastaların DLI öncesi hastalık durumları; 12 nüks, 1 refrakter. Kırküç hastada kimerizm analizi yapılmıştı ve 35 inde kimerik yanıt (KY) (Tam:34; Miks:1) vardı. Tam KY lı hastaların hepsi tam klinik yanıtlıydı. DLI ilişkili aplazi, akut ve kronik GvHH görülme sıklığı sırasıyla %4.3, %76.2 ve %73 dü. DLI sonrası GvHH görülme sıklığı ile hastaların klinik ve KY ları arasında ilişki saptanmadı. Akut lösemi ve KML li hastalar DLI a cevap için geçen ortanca süre, akut ve kronik GvHH ve tam remisyona ulaşmak için geçen süre için karşılaştırıldığında gruplar arasında fark yoktu. DLI sonrası gelişen GvHH nın cevap üzerine olan etkisi için değerlendirildiğinde 2 grup arasında fark saptanmadı. Refrakter-nüks hastalık (n= 24), GvHH (n=7), enfeksiyöz komplikasyonlar (n=3) ve diğer nedenler (n=3) ile toplam 37 hasta (%58,7) kaybedilmişti. Yirmialtı hastanın halen hayatta olduğu izlendi. Üç yıllık toplam sağkalım süresi % 41,1±6,7 olduğu tespit edildi. Toplam sağkalım olasılığı akut lösemilerde KML ye oranla anlamlı olarak düşüktü (p=0.03). DLI allo-hkht sonrası nüks hastalık durumunda 1990 lı yıllardan bu yana etkin bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. DLI için uygun zamanlama, hücre miktarı, kemoterapi veya İM gibi hedeflenmiş tedavilerle ile birlikte verilmesi halen tartışmalıdır. DLI ilişkili GvHH ve buna bağlı mortalite/morbidite oranları halen yüksek olmasına rağmen bizim hastalarımızda toplam yanıt oranları görece iyi olup kabul edilebilir sınırlar içerisindedir. İnfeksiyoz Problemler, Damar Yolu, Diğer Destek Tedavileri Poster No: 0017 HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ UYGULA- NAN HASTALARDA TOXOPLAZMA ENFEKSİYO- NU VE KLİNİK ÖNEMİ 1 Ayşe Caner, 2 Ayhan Dönmez, 1 Mert Döşkaya, 1 Aysu Değirmenci, 2 Murat Tombuloğlu, 2 Seçkin Cağırgan, 1 Edward Guy, 1 Janet Francis, 2 Nur Akad Soyer, 1 Yüksel Gürüz 1 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji A.b.d, 2 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji B.d, 3 Toxoplazma Referans Ünitesi, Mikrobiyoloji A.d., Singleton Hastanesi, U.k GİRİŞ ve AMAÇ: Toxoplazma, hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) yapılan hastalarda yaşamı tehdit eden ciddi klinik tablo yaratabilmektedir. İmmun baskılayıcı tedaviler ve graft versus host hastalığı (GVHH) Toxoplazma reaktivasyonuna ve nadiren primer enfeksiyona neden olabilir. Ateş, ensafelopati, korioretinit, lenfadenopati, myokardit ve pnömoni en sık karşılaşılan bulgulardır. Bu bulgular genelde nonspesifik olup toxoplazmozis tanısı güçtür. Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) sonuçlarının serolojik yöntemlerden daha güvenilir olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada toxoplazmozis açısından riskli hastalarda (HKHN öncesi seropozitif olan hastalar veya donörü seropozitif olan seronegatif alıcılar) iki farklı PZR yöntemi kullanılarak enfeksiyon erken tanısı ve takibi amaçlanmış, PZR sonuçları serolojik yöntemler ile karşılaştırılmıştır. YÖNTEM: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Projeleri Alt Komisyonu tarafından desteklenen bu prospektif çalışmada; Hematoloji Bilim Dalında Nisan 2005 Mayıs 2006 tarihleri arasında HKHN uygulanan 58 (37 otolog, 21 allojeneik) hasta toxoplazmozis riski yönünden değerlendirilmiştir. Riskli kabul edilen 38 olgudan çalışmaya katılmayı kabul eden 30 (12 otolog, 18 allojeneik) hastanın nakil öncesi ve sonrası dört ay boyunca düzenli aralıklarla kan ve serum örnekleri (her bir hasta için on, donörlerden bir) toplanmıştır. Bu örneklere eşzamanlı olarak Real Time PZR, Nested PZR, Sabin Feldman Dye Test, EIA IgM ve ISAGA IgM testleri uygulanmıştır. SONUÇLAR: Dördü allojeneik (%22,2; 4/18) ve üçü otolog (%25; 3/12) HKHN uygulanan grupta olmak üzere 7 (%23,3; 7/30) hastada PZR (üçünde Nested ve Real Time, ikisinde sadece Nested ve diğer ikisinde sadece Real Time) ile Toxoplazma gondii pozitifliği saptanmıştır. Serolojik yöntemler ile yedi hastanın sadece ikisinde IgM (%28,5) pozitifliği gösterilmiştir. Allojeneik HKHN uygulanan hastalarda PZR pozitifliği trimetoprim-sülfometaksazol (TMP-SMX) profilaksisinin herhangi bir nedenle ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

13 kesilmesi (üçünde GVHH ve birinde nötropeni) sonrasında izlenmiş, profilaksiye tekrar başlanması ile PZR pozitifliği ortadan kalkmıştır. Otolog HKHN uygulanan grupta PZR pozitifliği saptanan üç hastanın kök hücre örneklerinde de PZR pozitif olarak saptanmıştır. Çalışma grubumuzdaki en erken PZR pozitifliği nakil sonrası 27. günde izlenmiştir. TARTIŞMA: Çalışmamızda literatürden daha yüksek oranda (%23,3; 7/30) PZR pozitifliği saptadık. Yüksek duyarlıklı iki farklı PZR yönteminin birlikte kullanılması ve hastaların 120 gün boyunca düzenli izlemlerinin yapılmış olması bunun gerekçesi olabilir. İki farklı PZR yönteminin düzenli aralıklarla ve birlikte uygulanmasının; tek bir PZR yöntemi ve özellikle serolojik yöntemlerden daha etkin olduğu kanaatine varılmıştır. Allojeneik HKHN uygulanan hastalarda TMP-SMX profilaksisinin kesilmesinin ve otolog HKHN uygulanan grupta kök hücrede PZR pozitifliğinin Toxoplazma enfeksiyonu gelişme riskini arttırabileceği düşünülmüştür. Poster No: 0018 OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN HASTA- LARDA HEPATİT B VİRUSU REAKTİVASYONU 1 Zübeyde Nur Özkurt, 1 Gülsan Türköz Sucak, 1 Şahika Zeynep Akı, 1 Münci Yağcı, 1 Zeynep Arzu Yeğin, 1 Rauf Haznedar 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Amaç: Bu çalışmanın amacı otolog kök hücre nakli (OKHN) yapılan hastalarda HBV enfeksiyonu, reaktivasyonu ve serokonversiyonu sıklığını, reaktivasyon ile ilişkili risk faktörleri ve reaktivasyon seyrini belirlemektir. Yöntem: Kasım 2003 Ocak 2008 tarihleri arasında OKHN yapılan 75 hastanın (28 kadın, 47 erkek; ortanca yaş 50 (16-71), 43 MM, 18 HH, 12 NHL, 2 AML, 1 ALL, 1 PNET) dosya kayıtları incelendi. Çalışmada hastalık relapsı nedeniyle tekrar yapılan 2 nakil dahil toplam 77 OKHN yer aldı. Sonuçlar: Nakil öncesinde 3 (%3,9) hastada HBsAg, 24 (%31,2) hastada antihbs, 18 (%23,4) hastada antihbc pozitifti (Tablo I). HBsAg pozitif bulunan hastalara lamuvidin tedavisi altında OKHN yapıldı, bu hastaların nakil sonrası izlemlerinde HBV reaktivasyonu saptanmadı. HBsAg negatif olan 3 hastada (3 MM) nakil sonrası izlemde HBsAg de pozitif saptandı. HBV reaktivasyonu MM lı hastalarda ve nakil öncesi antihbc pozitif olan hastalarda (2/18, 0/59) daha sık saptandı (p<0,05). Olgu 1: 55Y, MM, nakil öncesi değerlendirmede antihbc pozitifti. OKHN günde HBsAg ve HBV-DNA pozitifleşti, aynı gün lamuvidin tedavisi başlandı. Transaminaz değerleri başlangıçta normal, günde ALT:590U/L ölçüldü, 2 hafta içinde normal değerlere geriledi. OKHN 1. yıl takibinden itibaren HBsAg ve HBV-DNA negatif, antihbc pozitif olarak takip edilmektedir. Olgu 2: 55Y, MM, nakil öncesinde antihbc pozitif, OKHN günde HBV reaktivasyonu saptandı. Lamuvidin tedavisi verildi. Reaktivasyon başlangıcında ALT normal iken günde 1157 U/L ölçüldü. 2 hafta içinde normal değerlere geriledi. OKHN günde HBsAg, 1. yılda HBV-DNA negatifleşti. 18. ayda hastalık progresyonu nedeni ile yapılan 2. OKHN nin 1. yılında HBsAg pozitifleşti, HBV-DNA negatif izlenmektedir ve lamuvidin tedavisi ile takip edilmektedir. Olgu 3: 47Y, MM, nakil öncesinde HBV serolojisi negatifti. GVHH nedeniyle steroid alan hastada günde HBsAg, HBeAg ve HBV-DNA pozitifleşti, lamuvidin tedavisi başlandı. Başlangıçta transaminazları normal olmasına rağmen günde ALT: 534U/ L ölçüldü. Steroid kullanımı devam etmektedir günde HBsAg, HBeAg ve HBV-DNA pozitifliği (azalan titrelerde ve YMDD mutasyonu negatif) ile takip edilmektedir. Bu olguların dışında 13 hastada (%20,8) antihbs ve/veya antihbc nin negatifleşmesi ile HBV serokonversiyonu saptandı (11 MM, 1 HH, 1 PNET). HBV serokonversiyonu MM hastalarında anlamlı olarak daha sık saptandı (p<0,05). Tartışma: OKHN yapılan hastalarda, özellikle MM lı hastalarda HBV reaktivasyonu ve serokonversiyonu gelişebilmektedir. OKHN sonrası lamivudin kullanımı ile başlangıçta HBsAg pozitif olan hastalarda HBV reaktivasyonu sıklığı azaltılabilir veya reaktive olan hastalarda lamuvidin kullanımı ile fulminant hepatit gibi ağır komplikasyonlar önlenebilir. Bu nedenle OKHN yapılan hastalarda periyodik HBV serolojisi ve HBV DNA takibi ile gerektiğinde transaminaz artışı beklenmeden erken tedavi başlanabilir. HBsAg AntiHBs AntiHBc Hasta n (%) Reaktivasyon Serokonversiyon negatif negatif negatif 42 (54,5) 1 - negatif pozitif negatif 15 (19,5) 2 9 negatif negatif pozitif 8 (10,4) 0 0 negatif pozitif pozitif 9 (11,7) 0 4 pozitif negatif negatif 2 (2,6) 0 - pozitif negatif pozitif 1 (1,3) Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 201

14 Poster No: 0019 ANKARA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKİL ÜNİTESİNDE KATATERE BAĞLI TROMBOZ GELİŞEN HASTA- LARIN DEĞERLENDİRİLMESİ 1 Mehmet Karakoç, 1 Funda Ceran, 1 Gülsüm Özet, 1 Simten Dağdaş, 1 Halil Erişti, 1 Sema Güler, 1 Meriç Küçükgüngör, 1 Nurullah Zengin 1 Ankara Numune Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kemik İliği Nakil Ünitesi ANEAH Kemik iliği nakil ünitesinde Ocak 2006 ile Ocak 2008 tarihleri arasında toplam 96 hastaya 32 i allojenik, 64 ü otolog periferik kök hücre nakli yapıldı. Hastaların tanılarına göre dağılımı; 29 hasta Hodgkin Lenfoma(HL), 15 Non Hodgkin Lenfoma(NHL), 17 hasta Multipl Myelom(MM), 7 hasta Akut lenfoblastik lösemi(all), 15 hasta Akut myeloblastik lösemi(aml), 5 hasta aplastik anemi(aa), 3 hasta testis Ca, 3 hasta myelodisplastik sendrom(mds), 2 hasta kronik myelositer lösemi(kml) idi. Hastaların 51 i erkek 45 i kadındı. Bu hastalara 92 juguler, 3 subklavien, 1 femoral katater takıldı. Kataterlerin 55 i kalıcı 41 i geçici kataterdi. 15 hastada katater yerinde, 3 hastada katater yeri dışında ve 1 hastada da hem katater hem de katater yeri dışında trombüs olmak üzere 19 hastada tromboz saptandı. Katater yerinde trombüs saptanan hastaların 1 i kalıcı 14 ü geçici katatere sahipti. Bu hastaların 8 i kadın, 7 i erkekti. Katater yeri dışında trombüs gelişenlerin 2 i kadın 1 i erkek, hem katater yerinde hem de dışında tromboz gelişen 1 hasta erkekti. Genel toplamda erkek hasta sayısının fazla olmasına rağmen kadın hastalarda trombozun daha sık olduğu ve tromboz gelişimine kadınların hormonal farklılığı ve menstrüel kanamaların önlenmesi için verilen hormon preperatlarının da katkıda bulunabileceğini düşünmekteyiz. Geçici kataterlerde tromboz sık görüldüğü için bu nedenle ünitemizde geçici katater takılan hastalara profilaktik heparin tedavisi uygulamaktayız. Poster No: 0020 ALLOJENİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYO- NU YAPILAN HASTALARDA GELİŞEN SİTOME- GALOVİRÜS ENFEKSİYONLARININ PREEMP- TİF TEDAVİSİNDE ORAL VALGANSİKLOVİR VE İNTRAVENÖZ GANSİKLOVİRİN KARŞILAŞTIRIL- MASI 1 Orhan Yıldız, 2 Leylagül Kaynar, 1 Gökhan Metan, 2 Fatih Kurnaz, 1 Ilkay Bozkurt, 3 Selma Gökahmetoğlu 1 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakultesi Enfeksiyon Hastalıkları Ve Klinik Mikrobiyoloji Ad, 2 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakultesi Hematoloji Bd, 3 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakultesi Mikrobiyoloji Ad Sitomegalovirüs (Cytomegalovirus, CMV) enfeksiyonu allojenik kök hücre transplantasyonu (AKHT) yapılan yüksek riskli hastalarda mortalite ve morbiditenin en önemli nedenlerinden biridir. Graftversus-Host Hastalığı (GVHD) gelişen ve özellikle kortikosteroid kullanan hastalarda CMV reaktivasyon oranları daha yüksektir. AKHT sonrası CMV hastalığının önlenmesinde en etkin yaklaşım CMV enfeksiyonunun preemptif tedavisidir. Bu amaçla önerilen gansiklovir veya foskarnet tedavisinin klinik olarak asemptomatik bir hastaya günlük intravenöz olarak uygulanması güçtür. Valgansiklovir gansiklovirin oral ön-ilacıdır ve CMV enfeksiyonunun preemptif tedavisinde daha uygun bir seçenektir. Bu çalışmanın amacı AKHT sonrası CMV enfeksiyonunun preemptif tedavisinde valgansiklovirin etkinliğini ve güvenilirliğini gansiklovirle karşılaştırmaktır. Bu amaçla Kasım Aralık 2007 tarihleri arasında AKHT yapılan 59 hastanın 24 ünde (%41) CMV reaktivasyonu gelişti. Bir hasta tedavisini tamamlamadığı için çalışma dışı bırakıldı. CMV reaktivasyonu bir veya iki ardışık pp65 antijenemi testi veya CMV-polimeraz zincir reaksiyonu (CMV- PZR) pozitifliği olarak tanımlandı. Toplam 13 hasta gansiklovir (5 mg/kg, günde iki kez, intravenöz, 21 gün süreyle) ve 10 hasta valgansiklovir (450 mg, günde iki kez, oral, 21 gün süreyle) tedavisi aldı. AKHT sonrası CMV reaktivasyonu saptanan 23 hastanın 17 sinde (%73.9) CMV-PZR pozitifliği ortalama 44.3±19.7 günde (min-max 6-78 gün) ve 18 inde (%78.3) pp65 antijenemi pozitifliği ortalama 52.1±16.4 günde (min-max gün) gelişti. Hastaların 11 inde (%47.8) her iki testin de pozitif olduğu saptandı. Her iki tedavi grubunda da viral klirens tam olarak başarıldı ve hiçbir hastada erken veya geç dönem CMV hastalığı gelişmedi. İlaçlara bağlı yan etkiler üç (%13) hastada gözlendi. Gansiklovir grubunda iki hastanın birinde nefrotoksisite ve diğerinde nötropeni/ trombositopeni gelişti. Valgansiklovir grubundaki bir hastada ise nötropeni/ trombositopeni gelişti. Çalışmamızda gansiklovir grubunda iki hasta (%8.7) öldü (biri primer hastalık, diğeri pulmoner aspergilloz nedeniyle). Sonuç olarak valgansiklovir AKHT hastalarında gelişen CMV enfeksiyonunun preemptif tedavisinde gansiklovirle benzer etkinliğe ve güvenilirliğe sahiptir. Poster No: 0021 KEMİK İLİĞİ TRANSPLANT ALICILARINDA CYTOMEGALOVIRUS TAYİNİNDE PP65 ANTİJE- NEMİ TESTİ VE ÜÇ FARKLI GERÇEK ZAMANLI PCR YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI 1 Selma Gökahmetoğlu, 1 Duygu Eşel, 1 Gülhan Yağmur, 2 Fatih Kurnaz, 2 Leylagül Kaynar 1 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakultesi Mikrobiyoloji Ad, 2 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakultesi Hematoloji Bd AMAÇ:Immunsuprese hastalarda Cytomegalovirus (CMV) enfeksiyonlarının laboratuvar tanısında CMV antijenemi testi ve moleküler testler uygulanmaktadır. PCR ile CMV DNA araştırılırken farklı gen bölgeleri (DNA polimeraz, gli ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

15 koprotein B gibi) çoğaltılmaktadır. Bu çalışmada antijenemi testi ile hedef bölgeleri glikoprotein B (gb) ve DNA polimeraz olan 3 farklı gerçek zamanlı PCR kitinin karşılaştırılması amaçlandı. YÖNTEM:Çalışmaya 31 kemik iliği transplant alıcısından elde edilen 45 kan örneği dahil edildi. CMV antijenemi testinde lökositlerde pp65 varlığı indirekt immunofloresan yöntemi (Argene, Biosoft, Fransa ) ile, CMV DNA ise 3 farklı gerçek zamanlı PCR kiti ile araştırıldı. Hedef bölgesi gb olan CMV QNP 2.0 (Fluorion, İontek, Türkiye), hedef bölgesi CMV DNA polimeraz olan CMV QNP 3.0 (Fluorion, İontek, Türkiye) ve hedef bölgesi CMV DNA polimeraz olan Light Cycler CMV Quant (Roche) kitleri kullanılarak CMV DNA saptandı. CMV antijenemi testi altın standart kabul edilerek gerçek zamanlı PCR kitlerinin duyarlılığı ve özgüllüğü hesaplandı. CMV QNP 3.0 ve Light Cycler CMV Quant kitleriyle kantitatif sonuç alınan örneklere Spearman korelasyon analizi uygulandı. BULGULAR:Antijenemi testi 14(%31.1) örnekte pozitif bulunurken, 12 (%26.6) örnekte CMV QNP 2.0; 26 (%57.7) örnekte CMV QNP 3.0; 28 (%62.2) örnekte Light Cycler CMV Quant kiti ile CMV DNA pozitif bulundu. CMV QNP 2.0 kitinin duyarlılığı %34, özgüllüğü %74; CMV QNP 3.0 kitinin duyarlılığı %92, özgüllüğü %58; Light Cycler CMV Quant kitinin duyarlılığı %100, özgüllüğü %54 olarak bulundu. CMV QNP 3.0 ve Light Cycler CMV Quant kitleriyle CMV DNA ve antijenemisi pozitif bulunan fakat CMV QNP 2.0 kiti ile negatif sonuç alınan 2 hastadan elde edilen örneklere dizi analizi ABI Prism 310 Genetic Analyzer (Perkin Elmer, Abi Prism, Amerika) cihazında yapıldı ve CMV DNA pozitif bulundu. Örneklerin dizi analizlerinin incelenmesiyle CMV QNP 2.0 kitinin prob bölgesinde mutasyon saptandı. CMV QNP 3.0 ve Light Cycler CMV Quant kitleriyle kantitatif sonuç alınan 12 örneğin değerleri karşılaştırıldığında sonuçların birbiriyle uyumlu olduğu bulundu (Spearman korelasyon katsayısı:0.664, p<0.05). SONUÇ:Sonuç olarak, CMV DNA polimeraz geninin gb ye göre daha konservatif bölge olduğu kanaatine varıldı. Poster No: 0022 PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYO- NUNDA KULLANILAN ÇİFT LUMENLİ DİYALİZ KATETERİ İLİŞKİLİ KOMPLİKASYONLAR 2 Can Boğa, 2 Hakan Özdoğu, 2 Mahmut Yeral, 2 Süheyl Asma, 2 Tuba Turunç, 2 Fahri Tercan 1 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kateter infeksiyonların transplant ilişkili mortaliteyi arttırdığı bilinmektedir. Nötropenik hastalardaki kateter infeksiyonları konusundaki bilgiler daha çok Hickman kateteri kullanımına aittir. Kemik iliği transplant merkezin bazıları, Hickman kateterleri yerine, muhtemel hemodiyaliz gereksinimlerine cevap verebilecek çift lümenli diyaliz kateterleri kullanmaktadır. Bu çalışmada, retrospektif olarak 4 allojeneik ve 16 otolog transplantasyon yapılan toplam 20 hastada kullanılan hemodiyaliz kateterlerinin infeksiyon sıklığı ve klinik seyirleri analiz edilmiştir. Allojeneik transplantasyon yapılan hastaların tamamında nonmyeloablatif hazırlama rejimleri kullanılmıştır. Ortalama 520 kateter gününde 1 hastada (%5) çift lumenli hemodiyaliz kateter infeksiyonu ortaya çıktı. Transplant sonra ortaya çıkış zamanı 20. gün idi. Olguda etken izole edildi (Metisiline dirençli stafilokok üredi. Hastanın kateteri çekildi. Enfeksiyon vankomisin 2 gr/gün tedavisi ile kontrol altına alındı. 2 hastada kateter girim yerlerinde lokal enfeksiyon tespit edildi. Ancak ateş gözlemlenmedi. Hiçbir olguda engraftman gecikmesi olmadı. Diyaliz kateter infeksiyonları transplant sonrası 3 aylık mortalite ile ilişkili bulunmadı. Hiçbir hastada kanama ya da trombus komplikasyonları gelişmedi. Kök hücre naklinde, diyaliz kateterlerinin kullanımı, diyaliz ihtiyacı gerekli olduğunda hasta yönetimi bakımından kolaylık sağlayabilir. Komplikasyonları kabul edilebilir gibi görülmektedir. Poster No: 0023 BK VİRÜS İLİŞKİLİ HEMORAJİK SİSTİTDE CİDO- FOVİR TEDAVİSİ 1 Gülsün Tezcan Karasu, 1 Vedat Uygun, 1 Dilek Çolak, 1 Alphan Küpesiz, 1 Volkan Hazar, 1 M. Akif Yeşilipek 1 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı, 2 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Hemorajik sistit (HS) transplantasyon sonrasında sık görülen bir komplikasyondur. Erken dönemde görülen hemorajik sistitte etken sıklıkla kemoterapi ilaçları iken, geç dönem HS de genellikle viral enfeksiyonlar sorumludur. Polyomavirus BK (BKV) primer enfeksiyon sonrasında renal ve üroepitelyal hücrelerde latent olarak kalır ve transplantasyon sonrasında hücresel bağışıklıktaki değişiklik sonucu reaktivasyon gelişebilir. BKV reaktivasyonunun sıklıkla neden olduğu klinik hastalık HS olup, tedavisinde genellikle hiperhidrasyon, alkalinizasyon, mesane irrigasyonu gibi destek tedavileri kullanılmaktadır. Cidofovir (CDV) polyomavirüse karşı etkinliği bilinen bir ilaç olmakla birlikte transplantasyon sonrası BKV ilişkili HC de kullanımı ile ilgili deneyimler sınırlıdır. Bu çalışmada merkezimizde hematopoietik kök hücre nakli yapılan ve sonrasında BKV ilişkili HC gelişip Cidofovir kullanılan iki olgu sunulmaktadır. Olgu 1: Onbir yaşında kız olguya relaps AML-MDS Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 203

16 tanısı ile busulfan, siklofosfamid, melfelan ile hazırlayıcı rejimi takiben akraba dışı vericiden periferik kan kök hücre nakli yapıldı. Posttransplant 33. günde hematüri gelişti. Hidrasyon, irrigasyon, yoğun trombosit transfüzyonlarına rağmen hematürisi devam eden olguda BKV düzeyi idrarda 2x1012 kopya/ml olarak bulundu. İmmunsupresif tedavinin kesilmesine rağmen hematürisi devam etmesi nedeniyle CDV kullanılması planlandı. Haftalık 5 mg/kg intravezikal uygulamayı takiben iki doz sonunda BKV yükü idrarda 2x107 kopya/ml ye geriledi. Sosyal nedenlerle 3 hafta ara verildikten sonra tekrar başlandığında idrar BKV düzeyi 5x107 iken, takip edilen dozlarda giderek arttı. 7. doz öncesinde idrar BKV düzeyi 4.5x109 olarak bulundu. Yoğun kanaması devam eden olguda intravezikal hyalurinik asit, traneksamik asit, Faktör VIIa tedavilerine yanıt alınamadı. Hasta kardiyak komplikasyonlar ile kaybedildi. Olgu 2: Sekiz yaşında erkek hastaya adrenolökodistrofi tanısı ile busulfan, siklofosfamid ile hazırlayıcı rejimi takiben annneden (9/10) kemik iliği nakli yapıldı. Posttransplant 15. günde hematürisi gelişen olgunun idrar BKV düzeyi 11x1012 kopya/ml olarak bulundu. Destek tedavilerle düzelme sağlanmayan olguda 3 doz intravezikal CDV kullanımını takiben idrar BKV düzeyi 1x106 olarak saptandı ancak hematürisi devam etti. İzlemde BKV negatifleşen olguda CDV tedavisine devam edilmedi ancak intravezikal hyalurinik asit, traneksamik asit, faktör VIIa tedavileri kullanıldı. Bu tedavilerle kısmi yanıt alınan olgu sepsis nedeniyle kaybedildi. İlk olguda BK virüs replikasyonunun düşmesi, ikinci olguda negatif değerlere ulaşmış olmasına karşın hematürinin devam etmiş olması intravezikal cidofovir tedavisinin BKV ilişkili HS tedavisinde, virüs yükünü azaltmakla birlikte hematüriyi kontrol etmekte yeterli olmadığını, ek destek tedavilerinin gerekli olduğunu düşündürmüştür. Poster No: 0024 İKİ ÇOCUK OLGUDA ALLOJENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GELİŞEN PARVO VE BK VİRUS ENFEKSİYONU 1 Meryem Albayrak, 1 Ülker Koçak, 1 Zühre Kaya, 2 Mehmet Yapar, 1 Türkiz Gürsel 1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji, 2 Gülhane Askeri Tıp Akademisi Mikrobiyoloji Hematopoetik kök hücre nakli yapılan pediatrik hastalarda hücresel ve humoral immunitedeki bozulma yanı sıra graft versus host hastalığı (GVHH) korunma ve tedavisinde kullanılan immun baskılayıcı ilaçlar nedeniyle artan viral enfeksiyonlar klinik gidişi etkiler. CMV, adeno, herpes, parvo ve BK virus gibi ajanlar ciddi sonuçları olabilen farklı klinik tablolara neden olabilir. 6 yaşında aplastik anemisi olan erkek hastaya antitimosit globulin ve siklofosfamid hazırlama rejimi ile tam uyumlu kardeş vericisinden kemik iliği kaynaklı allojeneik kök hücre nakli yapıldı. Hastanın günde nötrofil, 32. günde trombosit engrafmanı oldu ve 30. gün kimerizm % 100 bulundu gün % 52 mikst kimerizm saptanan hasta daha sonraki değerlendirmelerde stabl mikst kimerizm olarak kabul edildi, nakil sonrası 5. aydan itibaren pansitopenisi gelişmeye başlayan hastanın kimerizm kaybı olmadı. Parvovirus IgM ve PCR pozitif bulunan hastaya 10 gün süre ile 400mg/kg/gün intravenöz immunglobulin verildi. Tedavinin birinci ayında parvovirus IgM ve PCR negatif bulundu. Nakil sonrası bir yılını dolduran hasta halen stabl mikst kimerizm ile trombositopenik olarak izlenmektedir. 8 yaşında akut myeloblastik lösemili erkek hastaya siklofosfamid ve busulfan hazırlama rejimi ile tam uyumlu kardeş vericisinden kemik iliği kaynaklı allojeneik kök hücre nakli yapıldı. Hastanın günde nötrofil, 17. günde trombosit engrafmanı oldu ve 28. gün Grade II-III GVHH gelişti gün idrar yaparken yanma ve idrardan kan gelme yakınması oldu, BK virus PCR 2x109 kopya olarak saptandı. Bir hafta arayla verilen iki doz cidofovir tedavisinden sonra hematürisi kaybolan hastanın virus yükünde de azalma saptandı (BK virus PCR 2x106 kopya). Dört doz cidofovir tedavisini ve nakil sonrası 100 gününü dolduran hasta halen yakınmasız izlenmektedir. Çocuk hastalarda kök hücre nakli sonrası gelişen viral enfeksiyonların farklı ve ciddi klinik tablolara yol açtığı bilinmektedir. Tedavi konusunda da veriler sınırlı ve tartışmalı olmakla birlikte olgularımız, kullanılan tedavi yöntemlerinden yarar sağlamış olması nedeniyle sunulmuştur. Poster No: 0025 HEPATİT B YÜZEY ANTİJENİ (HBSAG) POZİTİF AML OLGUSUNDA ALLOGENEİK HEMATOPOE- TİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDAN (ALLO-HKHT) SONRA HDV SÜPERENFEKSİ- YONU: FATAL HEPATİK YETMEZLİK NEDE- Nİ MİDİR? 1 Vildan Ozkocaman, 1 Pervin Topçuoğlu, 1 Aynur Uğur Bilgin, 1 Mutlu Arat, 2 Ramazan Idilman, 2 Hakan Bozkaya, 3 Esra Erden, 1 Onder Arslan 1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Kök Hücre Transplantasyonu Ünitesi, 2 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Gastroenteroloji Bilim Dalı, Hepatoloji Enstitüsü, 3 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı Allo-HKHT öncesi HBsAg (+) hastalarda transplantasyon sonrası izlenen immünsüpresif durum HBV aktivasyonuna neden olabilmektedir. Literatürde sıklığı %14-50 arasında bildirilmiştir. HBV aktivasyonu sonrası hastaların bir kısmında fulminan hepatit gelişebilmektedir. İnfeksiyonun klinik seyrini etkileyen belli viral mutasyonlar gösterilmekle birlikte HBV aktivasyonunun fulminan ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

17 hepatite ilerleyişinin mekanizması henüz tam olarak açıklanamamıştır. Kliniğimizde allo-hkht dan sonra delta virüsü süperenfeksiyonu saptanarak klinik olarak fatal seyir gösteren 47 yaşında, erkek hasta sunulmaktadır: Aralık 2005 tarihinde dış merkezde Akut Myeloblastik Lösemi (AML-M4) tanısı alan hasta erken nüks sonrası kliniğimize kabul edildi. İkinci tam remisyonda HLA tam uygun kadın vericisinden (HBsAg-;AntiHBs+) myeloablatif hazırlık rejimi kullanılarak Nisan 2007 de allo-hkht yapıldı. Özgeçmişinde 2 yıldır HBsAg(+) ve 3 aydır lamivudine kullanıyordu. İmmünsüpresif tedavi olarak siklosporin+metotreksat kullanıldı. Erken dönemde sinuzoidal obstriksiyon sendromu ve GVHH izlenmedi. Transplantasyon dönemi ve sonrasında lamividune tedavisine devam edildi. Transplantasyon sonrası +4. aydan itibaren karaciğer(kc) enzimlerinde artış saptandı: AST:121U/L (3xN), ALT:103U/L (2.5xN), GGT:268U/L (6xN), ALP:133U/L (2xN). Bilirubin, albumin ve koagulasyon profili normal düzeylerde idi. Bu nedenle Ursodeoksikolik asit 1gr/gün başlandı. Viral profil değerlendirmesinde delta antikor pozitifliği(50co/s) saptandı. Hepatoloji ile konsulte edilerek KC biyopsisi ve HBV-DNA, HDV- RNA değerlendirmesi yapıldı. KC biyopsisi sonucu hepatositlerde HBsAg(+), grade III hemosiderozis ve kronik GVHH lehine idi. PCR ile HDV-RNA pozitif ve HBV-DNA negatif saptandı. Antiviral tedavisine aynı devam edilmesi ve yeniden delta virusu kontrolü önerildi. KC biyopsisinde kronik GVHH lehine bulguların da olması nedeni ile immunsupresif tedavisine devam edildi. Transplantasyon sonrası 8.ayda halsizlik ve karında şişkinlik yakınması ile başvuran hastanın fizik muayenesinde; Karnofsky performansı %80, skleraları ikterik, pretibial +gode bırakan ödem dışında patolojik bulgu saptanmadı. Laboratuvar sonuçlarında total bilirubin: 8.1mg/dl, direkt bilirubin:5.8mg/dl, AST:243U/L, ALT:146 U/L, hipoalbuminemi, protrombin zamanında uzama, ferritin düzeyinde artış (3495 ng/ ml) gözlendi. Hepatoloji tarafından hastanın yeniden değerlendirilmesi sonucunda KC yetmezliğine ilerleyişi olduğu düşünüldü, etyopatolojiye yönelik ileri tetkikler planlandı, ancak hastanın bu durundan 1 hafta sonra acil servise hepato-renal yetmezlik bulgularıyla başvurduğu ve ani kardiyopulmoner arrest nedeniyle öldüğü öğrenildi. Sonuç olarak olgumuzdaki bu klinik durumun karaciğerdeki demir yükü (hemosiderosis) nün kronik KC GVHH ını taklit etmesi mi? yoksa kronik GVHH nın kendisi mi? ya da üzerine eklenen delta hepatitinin KC hasarını hızlandırması mı? post-mortem KC biyopsisi olmaması nedeniyle tartışmalı bir durum olarak kalmaktadır. Kordon Kanı Transplantasyonu Poster No: 0026 DONDURULMUŞ KORDON KANI İLE YAPILAN NAKİLLERDE HÜCRESEL CANLILIK VE KAYIP ORANLARI 1 Gülsün Tezcan Karasu, 1 Vedat Uygun, 1 Pınar Kurt, 1 Zeynep Öztürk, 1 Alphan Küpesiz, 1 Volkan Hazar, 1 M.akif Yeşilipek 1 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı Kök hücre kaynağı olarak kordon kanının kullanıldığı hematopoetik kök hücre nakillerinde (HKHT), diğer bilinen faktörlere ek olarak, başarıyı etkileyen önemli bir faktör de dondurulmuş hücrelerin eritildikten sonraki sayısı ve canlılığıdır. Hücrelerde, işleme, dondurma, transplantasyon öncesinde eritme ve yıkama işlem basamakları sırasında kantitatif ve kalitatif kayıp olabileceği bilinmektedir. Dondurulmuş kordon kanı hücrelerinin canlılık oranlarında yıllar içerisinde kayıplar olabileceği bilinmekle birlikte, süreler kesin olarak tanımlanmış değildir. Bu çalışmada; merkezimizde akraba dışı kordon kanı nakli yapılan olgularda kullanılan kordon kanı ünitelerinin canlılık oranları ve hücre sayılarının saklanma süreleri yönünden karşılaştırılması planlanmıştır. Merkezimizde Ağustos Aralık 2008 tarihleri arasında 20 olguya 21 akraba dışı kordon kanı ünitesi kullanılarak HKHT yapıldı. Kordon kanı ünitelerinin saklanması ile kullanılması arasında geçen süre median 62 ay (aralık ay) olarak bulundu. Kordon kanı bankalarından bildirilen median toplam çekirdekli hücre sayısı 10,1 (aralık: ) x107/kg iken transfüzyon öncesi değerlendirmede hesaplanan median toplam çekirdekli hücre sayısı 7,49 (aralık: ) x107/kg olarak bulundu. Median canlılık oranı %68 (aralık: 15-96) idi. Toplam çekirdekli hücrelerdeki kayıplar açısından bakıldığında; ortanca %74.8 (aralık: %6.9- %100) oranında hücrelerin sebat ettiği görüldü. Saklanma süreleri ile hücrelerin canlılık oranları ve toplam çekirdekli hücrelerdeki kayıplar karşılaştırıldığında anlamlı bir korrelasyon saptanmadı. Çalışmamız eritme sonrasında kordon kanı toplam çekirdekli hücre sayılarında ortanca %35 civarında kayıp olduğunu göstermiştir. Saklanma zamanları ile hücresel canlılık oranları ve hücre sayılarındaki kayıp arasında korelasyon bulunamaması ünite sayıları ile ilişkili olabilir. Daha geniş serilerde benzer değerlendirmelerin, kordon kanı seçimlerine ışık tutacak veriler sağlayabileceği kanısındayız Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 205

18 Kök Hücre Donörleri ve Yaşam Kalitesi Poster No: 0027 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTE- Sİ KAN BANKASI VE AFEREZ ÜNİTESİ KÖK HÜCRE TOPLAMA VE SAKLAMA DENEYİMİ 1 Ayşe Yetkin Caner, 1 Hatice Uçkaya, 1 Fatih Demirkan 1 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kan Bankası Ve Aferez Ünitesi Kemik iliği transplantasyonu malign ve malign olmayan farklı birçok hastalık tedavisinde kullanılmaktadır. Son yıllarda ise kök hücreler transplantasyon için artan sıklıkta kullanılmakta olup kök hücreler artık kemik iliğinin yerine geçmiştir. Kolay hücre toplama ve hızlı hematopoietik toparlanma nedeniyle otolog transplantasyonlarda periferik kök hücre yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Allojenik girişimlerde ana hücre kaynağı olarak perifer kanın kullanımı giderek artmaktadır. Ayrıca kök hücre toplanması için anestezi ve ameliyathane ortamının gerekmemesi hem otolog kök hücre toplanmasını kolaylaştırmış hem de allojenik vericiler için donörlüğü cazip hale getirmiştir. Bununla birlikte ülkemizdeki periferik kök hücre transplantasyonu sayısı nüfusumuza oranla oldukça düşük miktarda olmasına karşın, otolog ve allojenik girişimlerde ana hücre kaynağı olarak başarı ile kullanılmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hizmet veren Kan Bankası ve Aferez Ünitesinde tromboferez, plazmaferez, lökoferez ve periferik kök hücre toplama ve saklama işlemleri gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada yılları arasında kök hücre aferezi yapılan hastalar değerlendirilmiştir. 42 (28 erkek- 14 kadın) otolog kök hücre ve 2 (1 kadın-1 erkek) allojenik kök hücre tranplantasyonu yapılacak hastadan toplam 57 otolog ve 4 allojenik işlem sonucunda kök hücre toplanmıştır. Bunlardan 7 hastada iki kez otolog kök hücre, 4 hastada üç kez otolog kök hücre ve bir hastada üç kez allojenik kök hücre toplanmıştır. Kök hücre nakli uygulanacak hastaların tanılarına göre 4 ALL, 6 AML, 12 MM, 11 NHL, 6 HL, 3 lenfoma, 1 Nöroblastom, 1 Polisitemia Vera hastası bulunmakta olup, bu hastaların % 67 sine kemoterapi uygulanmıştır. Ürünler toplanmasında üç farklı cihaz kullanılmış olup, tüm transplantasyon hasta ve donörlerin büyük kısmında toplanan CD34 hücre sayısı, istenen değer olan 2.106/kg üstünde bulunmuştur. Ürünler, kullanılıncaya kadar % 7.5 DMSO, % 30 HES ve % 12.5 otolog plazma olacak şekilde -80 C veya -150 C sıvı azot tanklarında saklanmıştır. Poster No: 0028 İNSAN KEMİK İLİĞİ MEZENKİMAL KÖK HÜC- RELERİN SİNİRSEL FARKLILAŞMASI ESNASIN- DA TOPOİZOMERAZ IIβ SEVİYESİNDEKİ DEĞİ- ŞİKLİKLERİN İNCELENMESİ 1 Büşra Gürdoğan, 1 Nihal Karakaş, 1 Sevim Işık 1 Fatih Üniversitesi DNA topoizomeraz II enzimi (topo II ) DNA sarmalının her iki zincirinde de geçici kesikler oluşturur ve diğer DNA sarmalının bu kesikten geçmesini sağlar. Bu şekilde birbirinin içinden geçerek kilitlenmiş DNA sarmallarını ayırır. Topo II nin memeli hücrelerinde iki farklı izozimi vardır (α, β) Bu izozimlerden topo IIα mitozda homolog kromozomların ayrılmasında önemli rol oynarken, yapısal olarak benzer ancak işlevsel farklılıkları bulunan ß izoformunun genel hücresel aktiviteler yerine gen transkripsiyonu gibi daha özelleşmiş işlevlere sahip olduğu düşünülmektedir. Topo IIα nın hücre içi işlevleri net olarak bilinmektedir ancak son dönemlerde sinirsel farklılaşmada görevi olduğu gösterilen ß izozimi hakkında yapılan çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Son dönemde yapılan çalışmalarla doğal sinirsel farklılaşma yolunda bu izozimin rolüne dair sonuçlar ortaya çıkmıştır. Farklı gruplarca yürütülen çalışmalarla topo IIß nın granül sinir hücresi farklılaşmasının erken safhalarında nöral genlerin transkripsiyonunda(1)ve akson oluşumunda önemli etkisi gösterilmiştir(2). Bu çalışmalar sinir hücresi farklılaşmasında topo IIß nın rolü hakkında fikir verse de, mezenkimal kök hücrelerin (MKH) sinirsel trans-farklılaşmasında topo IIß nın etkisine dair yayınlanmış bir çalışma yoktur.bizim çalışmamızda bu sonuçlardan yola çıkarak insan kemik iliği mezenkimal kök hücrelerin sinir hücrelerine trans-farklılaşmasında topo IIß nın rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, kemik iliğinden Fikol ayırma metodu ile izole edilen MKH ler kültür ortamında çoğaltıldıktan sonra 14 gün boyunca retinoik asid (10 μm) muamelesiyle sinirsel farklılaşmaya maruz bırakılmış ve 14 gün sonunda immunofloresan ve western blot yöntemleri ile bu hücrelerdeki topo IIß seviyesi tespit edilerek herhangi bir işleme tabi tutulmayan kontrol MKHlerdeki topo IIß seviyesi ile kıyaslanmıştır.yaptığımız sinirsel farklılaşma deneyleri sonucunda hücre içi topo IIß seviyesiyle mezenkimal kök hücrelerin sinirsel farklılaşma süreci arasında ilinti olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucunda elde ettiğimiz sonuçlar daha önce sinir hücrelerinde yapılan çalışmaların sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir. 14 günlük sinirsel farklılaşma sonunda floresan boyama ve western blot sonuçlarında MKH lerdeki topo IIß seviyesinde ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

19 kontrol grubuna kıyasla önemli bir artış gözlenmiştir. Bu sonuç topo IIß nın yalnız normal sinirsel farklılaşmada değil, sinirsel trans-farklılaşmada da -farklı germ tabakaları arası farklılaşma, mezodermal kökenli MKH lerin ekdoderm kökenli sinir hücrelerine farklılaşması gibi- önemli rolü olduğunu göstermiştir. Bu çalışma TÜBİTAK tarafından desteklenmektedir (106S279 nolu proje). KTÜ Hematoloji Bölümü, Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serdar Bedii Omay a sağladığı insan kemik iliği MKH leri için teşekkür ederiz. Referanslar 1. Tsutsui K.et al. The J. of Biological Chemistry 2001; 276: Nur-E-Kamal A. et al. Brain Research 2007; 1154: günlük sinirsel farklılaşma sonucunda MKH lerde topo IIbeta floresan boyaması Sinirsel farklılaşma sonunda hücrelerde yüksek miktarda topo IIbeta olduğu saptanmıştır. Büyültme: 40X Kontrol MKH lerde topo IIbeta floresan boyaması Kontrol hücrelerde topo IIbeta miktarının oldukça az olduğu gözlenmiştir. Büyültme : 40X Poster No: 0029 İNSAN KEMİK İLİĞİ MEZENKİMAL KÖK HÜCRE- LERİNİN NÖRAL FARKLILAŞMASINDA HÜCRE YÜZEY RESEPTÖRLERİNDEN İNTEGRİN ALFA5/ BETA1 İN EKSPRESYONU VE LOKALİZASYONU- 1 Nihal Karakaş, 1 Sevim Işık, 1 Büşra Gürdoğan 1 Fatih Üniversitesi Integrinler, bir çok insan ve hayvan hücre membran yüzeyinde ekspres edilen hücre yüzey reseptörleri olmakla birlikte hücre çoğalması, hücre farklılaşması,hücre lokalizasyonu gibi önemli hücre olaylarında fonksiyonel olarak görev almaktadırlar. Doku mühendisliği çalışmalarının başlıca kaynaklarından olan Mezenkimal Kök Hücrelerin (MKH)belirli dokulara multipotent farklılaşması sürecinde hücre yüzey molekülleri etkin rol almaktadır.mkh nın sinir hücrelerine farklılaşmasında integrin alfa5/beta1 in fonksiyonu daha önce incelenmemiştir. Bu çalışmada insan MKH nın nöral farklılaşma sürecine girmesiyle, adezyon moleküllerinden integrin alfa5/beta1 ekspresyonunun ve hücre lokalizasyonunun belirgin oranda arttığı ve hücrelerin farklılaşmaya integrin alfa5/beta1 üzerinden gittiği gösterilmiştir. İntegrinler,heterod imerik formda olup iki farklı alt üniteden (alfa ve beta)meydana gelirler[2].hücre zarına gömülü olarak, hem hücre içinde hem de hücre dışında uzantıları bulunan integrinler, ekstraselüler madde ve hücreler ile bağlantı bölgeleri oluşturur.stoplazmada fokal adezyon bölgelerine tutunarak çeşitli hücresel mekanizmaların aktivitesi için sinyal yollarını uyarırlar[1]. Ayrıca hücre iskeleti filamentlerinden aktin ile bağlantı yaparak hücre hareketinde rol alırlar.kök hücreleri,doku yenilenmesi diğer vicut hücrelerine kıyasla düşük olan sinir hücresi eldesinde çok önemli bir kaynaktır ve MKH ise bu kaynağın önemli bir kısmını oluşturur. Hücre farklılaşmasında multipotent özelliğe sahip olan insan MKH ile yapılan çalışmalarda, integrinlerin bu hücresel olaylarda etkin özelliğe sahip oldukarı gösterilmiştir [1].Bu çalışmada,farklılaşma işleminde çok önemli bir role sahip olan adezyon moleküllerinden alfa5/beta1 integrinin lokalizasyon belirlemesi yapılarak,farklılaşmanın moleküler düzeyde anlaşılmasına katkı sağlanması hedeflenmiştir. Deneylerde kullanılan primer insan kemik iliği MKH KTÜ Hematoloji Bölümü nden temin edilmektedir. Sinir hücrelerine farklılaşma retinoik asit ile yapılmaktadır.nöral farklılaşma süreci,nörofilament gibi nöral markerlar ile belirlenmiştir. Hücrelerarası matriks modellemesi olarak,ekim yüzeyi integrin alfa5/beta1 e spesifik ekstraselüler matriks proteinlerinden fibronektin ile kaplanmıştır. Sonuçların eldesinde,sds-page,western Mart 2008, XANADU RESORT HOTEL - BELEK ANTALYA 207

20 blot,immunofloresan boyama gibi moleküler teknikler kullanılmıştır.insan MKH nın sinir hücrelerine farklılaşmasında,integrin alfa5/beta1 ekspresyon ve lokalizasyonunun arttığı,fibronektin kaplamanın bu artışı yükselttiği ve MKH nın nöral farklılaşmasının inregrin alfa5/beta1 üzerinden ilerlediği gösterilmiştir.mkh eldesine katkılarından dolayı KTÜ Hematoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr.Serdar Bedii Omay a teşekkür ederiz. Referanslar:[1] Denitsa Docheva, at al. J.Cell.Mol. Med. 2007; Vol II,No1 :21-38 [2] Luciana Marinelli at al.j.med.chem.2005,48, Nöral farklılaşma öncesi integrin alpha5/beta1 Resim 1. Immünofloresan Boyama (Control-24sa-40X). Mavi, DAPI; Kırmızı, Integrin alfa5/beta1 Nöral farklılaşma sonrası integrin alfa5/beta1 Resim 2. Immünofloresan Boyama (RA-24sa-40X). Mavi, DAPI; Kırmızı, Integrin alfa5/beta1. Poster No: 0030 ALLOJENİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUN PRO-OKSİDATİF/ANTİOKSİDATİF DENGE ÜZE- RİNE ETKİSİ 1 İsmail Sarı, 3 Aysun Çetin, 2 Leylagül Kaynar, 3 Recep Saraymen, 1 Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 4 Ahmet Öztürk, 2 İsmail Koçyiğit, 2 Fevzi Altuntaş, 2 Bülent Eser 1 Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 2 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 3 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı, 4 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik Anabilim Dalı GİRİŞ: Yüksek doz kemoterapi serbest radikallerin oluşumuna ve doku antioksidanlarının azalmasına neden olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, Allojenik kök hücre transplan tasyonu(akht) nun oksidatif stres üzerine olan etkisi henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. AMAÇ: Bu çalışmada, hematolojik kanserli hastalarda (1) AKHT nun oksidatif stres belirteçlerine ve plazma antioksidanlarına olan etkisi ve (2) bu parametrelerin graft-versus-host hastalığı (GVHH), hazırlama rejimleri ve transplant ilişkili mortalite (TİM) ile olan ilişkisi araştırıldı. HASTALAR VE YÖNTEM: Çalışmaya HLA tam uyumlu kardeşlerinden AKHT yapılan 25 hasta alındı. Plazma oksidan ve antioksidan durumuna transplantasyon öncesi -1. gün ve transplantasyon sonrası +30. günde bakıldı. BULGULAR: Hem myeloablatif (n=14) hem de nonmyeloablatif (n=11) transplant grubunda AKHT sonrası plazma oksidatif stres belirteçleri olan malondialdehid ve nitrik oksidin ortalama düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p<0.01). Ayrıca transplant sonrası, plazma antioksidan enzimler olan süperoksid dismutaz,glutatyon peroksidaz ve katalaz aktivitelerinde başlangıç değerlerine göre tistatistiksel olarak anlamlı azalma izlendi(p<0.01). Her iki grup birlikte değerle ndirildiğinde(n=25) pretransplant ve posttransplant oksidatif stres parametrelerinde belirgin olarak fark olduğu kaydedildi. Son olarak, oksidatif stres parametrelerindeki değişiklikler ile GVHH varlığı, transplantasyon tipi ve TİM arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. SONUÇ: Bu çalışma hazırlama rejiminin yoğunluğundan bağımsız olarak, AKHT yapılan hastalarda pro-oksidatif-anti-oksidatif dengenin pro-oksidan durum lehine bozulduğunu göstermektedir. AKHT sonrasında izlenen oksidatif stresin patogenezi, pro-oksidan durumun GVHH ile ilişkisi ve AKHT sonrası antioksidan tedavinin klinik etkinliğini aydınlatmak üzere daha fazla sayıda hasta üzerinde yapılacak çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

LİSTEYE EKLENENLER DEĞİŞİKLİK YAPILANLAR

LİSTEYE EKLENENLER DEĞİŞİKLİK YAPILANLAR 01.05.2013-14.11.2013 TARİHLERİ ARASINDA SAĞLIK BAKANLIĞI EK ONAYI ALINMADAN KULLANILABİLECEK ENDİKASYON DIŞI HEMATOLOJİ-ONKOLOJİ İLAÇLARI LİSTESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER LİSTEYE EKLENENLER SIRA NO İLAÇLAR

Detaylı

Kök Hücre Nakli Hastalarında TRANSFÜZYON

Kök Hücre Nakli Hastalarında TRANSFÜZYON Kök Hücre Nakli Hastalarında TRANSFÜZYON Prof. Dr. İhsan KARADOĞAN IV. ULUSAL KAN MERKEZLERİ VE TRANSFÜZYON TIBBI KONGRESİ 14-18 Aralık 2011, Maritim Pine Beach Resort Otel BELEK, ANTALYA Olgu 32 y kadın

Detaylı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Prof. Dr. Neşe Saltoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

Bildiri Özetleri: İçindekiler

Bildiri Özetleri: İçindekiler Bildiri Özetleri: İçindekiler 83 Akut Lösemi Poster No: 000 ANKARA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKİL ÜNİTESİNDE VERİCİ ALICI KAN GRUBU UYUŞMAZLIĞI OLAN HASTALARDA ALLOJENİK KÖK HÜCRE

Detaylı

MİYELODİSPLASTİK SENDROM

MİYELODİSPLASTİK SENDROM MİYELODİSPLASTİK SENDROM Türk Hematoloji Derneği Tanı ve Tedavi Kılavuzu 2013 30.01.2014 İnt. Dr. Ertunç ÖKSÜZOĞLU Miyelodisplastik sendrom (MDS) yetersiz eritropoez ve sitopenilerin varlığı ile ortaya

Detaylı

Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu

Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu 1945 K SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOC Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji

Detaylı

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR Prof. Dr. İhsan Karadoğan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Kök Hücre Nedir? Kendileri için uygun olan bir çevre içinde

Detaylı

TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI

TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI Prof. Dr. Mualla Çetin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji YAPILACAKLAR KİT kararının verilmesi Donör seçimi Transplant öncesi

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ (KÖK HÜCRE) NAKLİ MERKEZİ Sağlıkta referans merkezi olma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Bayındır

Detaylı

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİNDE KAN ÜRÜNLERİ KULLANIMI DOÇ.DR.BETÜL TAVİL HÜTF PEDİATRİK HEMATOLOJİ/KİT ÜNİTESİ

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİNDE KAN ÜRÜNLERİ KULLANIMI DOÇ.DR.BETÜL TAVİL HÜTF PEDİATRİK HEMATOLOJİ/KİT ÜNİTESİ HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİNDE KAN ÜRÜNLERİ KULLANIMI DOÇ.DR.BETÜL TAVİL HÜTF PEDİATRİK HEMATOLOJİ/KİT ÜNİTESİ *Transfüzyonlar HKHT sürecinin en önemli ve sürekli uygulamalarındandır. *Transfüzyon Tıbbı,

Detaylı

Hematolog Gözüyle Fungal İnfeksiyonlara Yaklaşım. Dr Mehmet Ali Özcan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı İzmir-2012

Hematolog Gözüyle Fungal İnfeksiyonlara Yaklaşım. Dr Mehmet Ali Özcan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı İzmir-2012 Hematolog Gözüyle Fungal İnfeksiyonlara Yaklaşım Dr Mehmet Ali Özcan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı İzmir-2012 Nötropenik hastalarda fungal infeksiyonlar Nötropeni invaziv

Detaylı

KEMİK İLİĞİİĞİ BASKILANMIŞ HASTALARDA TRANSFÜZYON

KEMİK İLİĞİİĞİ BASKILANMIŞ HASTALARDA TRANSFÜZYON KEMİK İLİĞİİĞİ BASKILANMIŞ HASTALARDA TRANSFÜZYON Dr. Fevzi Altuntaş Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı ve Kök Hücre Nakli Ünitesi Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği, Ulusal kongresi

Detaylı

AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI. Hemş.Birsel Küçükersan

AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI. Hemş.Birsel Küçükersan AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI Hemş.Birsel Küçükersan Graft vs Host Hastalığı (GVHH) Vericinin T lenfositlerinin alıcıyı yabancı olarak görmesi ve alıcının dokularına karşı reaksiyon göstermesi Allojenik

Detaylı

Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri

Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri Dr Şahika Zeynep Akı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloi B.D. Allojeneik kök hücre nakli kür şansı veren tedavi seçeneği Dirençli hastalık/yüksek

Detaylı

2. HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ HEMŞİRELİĞİ KURSU 14-15-16/KASIM/2013

2. HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ HEMŞİRELİĞİ KURSU 14-15-16/KASIM/2013 2. HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ HEMŞİRELİĞİ KURSU 14-15-16/KASIM/2013 KURS DÜZENLEME KURULU Sevinç Kutlutürkan Başkanı Şerife Koçubaba Hematopoetik Kök Hücre Nakil Alt Grubu Koordinatörü Nevin Çetin Hematopoetik

Detaylı

Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi

Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi Kemik İliği Nakli Merkezi Kemik İliği (Kök Hücre) Nakli Merkezi +90 216 BR.HLİ.103 World Hospital Standarts Approved by JCI Acreditation Certificate K-Q TSE-ISO-EN 9000 Saray Mah. Siteyolu Cad. No:7 34768

Detaylı

Multipl Myelomda otolog kök hücre nakli sonrası tedaviler. Dr. Gülsan Türköz SUCAK

Multipl Myelomda otolog kök hücre nakli sonrası tedaviler. Dr. Gülsan Türköz SUCAK Multipl Myelomda otolog kök hücre nakli sonrası tedaviler Dr. Gülsan Türköz SUCAK Multiple Myelomda etkili ajanlar 1. Alkilleyiciler 2. Kortikosteroidler (Prednizolon, Dexamethazon) 3. Antrasiklinler (Doxorubisin,

Detaylı

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D.

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. OLGU 1 23 yaşında kadın hasta Ateş, yorgunluk ve anemi Lökosit: 6.800/mm3, %8 nötrofil, %26 blast,

Detaylı

PEDİATRİK KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYON HEMŞİRELERİNİN EĞİTİM GEREKSİNİMLERİNİN BELİRLENMESİNE İLİŞKİN ANKET

PEDİATRİK KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYON HEMŞİRELERİNİN EĞİTİM GEREKSİNİMLERİNİN BELİRLENMESİNE İLİŞKİN ANKET Pediatrik kemik iliği transplantasyon hemşirelerinin eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla tasarlanan Anket Alanına hoş geldiniz. Anketi tamamlamak ve ekibimize değerli geri bildiriminizi iletmek

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

VESİLE PAYDAŞ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ FEVZİ MERCAN ÇOCUK HASTANESİ PEDİATRİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ VE KÖK HÜCRE TEDAVİ MERKEZİ

VESİLE PAYDAŞ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ FEVZİ MERCAN ÇOCUK HASTANESİ PEDİATRİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ VE KÖK HÜCRE TEDAVİ MERKEZİ VESİLE PAYDAŞ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ FEVZİ MERCAN ÇOCUK HASTANESİ PEDİATRİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ VE KÖK HÜCRE TEDAVİ MERKEZİ ÖYKÜ F. Z. A, 8 yaşında kız hasta 3 yıldır Fanconi Aplastik anemi tanısıyla takipte

Detaylı

Kök Hücre Nakli: Temel prensipler

Kök Hücre Nakli: Temel prensipler Kök Hücre Nakli: Temel prensipler Doç. Dr. Fevzi ALTUNTAŞ Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli Merkezi KÖK HÜCRE Farklı hücre tiplerine dönüşebilme ve kendisini yenileyebilme gücüne

Detaylı

J Popul Ther Clin Pharmacol 8:e257-e260;2011

J Popul Ther Clin Pharmacol 8:e257-e260;2011 SİTOMEGALOVİRUS (CMV) Prof. Dr. Seyyâl ROTA Gazi Ü.Tıp Fakültesi LOW SYSTEMIC GANCICLOVIR EXPOSURE AND PREEMPTIVE TREATMENT FAILURE OF CYTOMEGALOVIRUS REACTIVATION IN A TRANSPLANTED CHILD J Popul Ther

Detaylı

Bildiri Özetleri 107

Bildiri Özetleri 107 Bildiri Özetleri 07 Akut Lösemi Poster No: 00 HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ERİŞKİN HASTANE- Sİ HEMATOLOJİ HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİ ÜNİTESİ APLASTİK ANEMİ DENEYİMİ Hakan Göker, Fatma Tekin, Yasemin Karacan,

Detaylı

İMMÜNOLOJİK TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI: DİĞERLERİ. Prof.Dr. Levent Ündar Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi

İMMÜNOLOJİK TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI: DİĞERLERİ. Prof.Dr. Levent Ündar Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İMMÜNOLOJİK TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI: DİĞERLERİ Prof.Dr. Levent Ündar Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İMMÜNOLOJİK Hemolitik Akut Gecikmiş Tipte Ateş Reaksiyonları (FnhTR) Akut Akciğer Hasarı (TRALI)

Detaylı

Hematopoetik Kök Hücre Nakli Mikrobiyoloji Laboratuarından Beklentiler. Dr. Gülsan Türköz SUCAK

Hematopoetik Kök Hücre Nakli Mikrobiyoloji Laboratuarından Beklentiler. Dr. Gülsan Türköz SUCAK Hematopoetik Kök Hücre Nakli Mikrobiyoloji Laboratuarından Beklentiler Dr. Gülsan Türköz SUCAK Allojeneik kök hücre nakli Lenfo-hematopoetik sistem kendini yineleme (self-renewal) kapasitesi olan tek organ

Detaylı

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi Hematopoetik kök hücre transplantasyonu hematoloji-onkoloji alanında özel bir daldır

Detaylı

ECULİZUMAB DOÇ. DR. NURHAN SEYAHİ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

ECULİZUMAB DOÇ. DR. NURHAN SEYAHİ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı ECULİZUMAB DOÇ. DR. NURHAN SEYAHİ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı ECULİZUMAB Fare kaynaklı, insanlaştırılmış Monoklonal bütün antikor Moleküler ağırlığı 148 kda Yarı ömrü 11 gün Kompleman

Detaylı

HEMATOPOIETIK KÖK HÜCRE

HEMATOPOIETIK KÖK HÜCRE KÖK HÜCRE AFEREZİ HEMATOPOİESİS Kandaki sellüler bileşenleri üretim süreci Erişkinlerde, kemik iliği içeren pelvis, sternum, vertebral ve kafatasında kemik iliği mikroçevresinde üretilir HEMATOPOIETIK

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

DR ALPAY AZAP ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD

DR ALPAY AZAP ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD DR ALPAY AZAP ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD BAĞIŞIKLIĞI BASKILANMIŞ HASTA? Bağışıklığı Baskılanmış Hastalarda IFI gelişme riski: Düşük Risk Orta Risk

Detaylı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Malignite ve Transplantasyon Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Sunum Planı -Pretransplant malignitesi olan alıcı -Pretransplant malignitesi olan donör -Posttransplant de

Detaylı

«BEST OF ASBMT TANDEM MEETINGS» ULUSLARARASI SEMPOZYUM Mart 21-22

«BEST OF ASBMT TANDEM MEETINGS» ULUSLARARASI SEMPOZYUM Mart 21-22 2014 «BEST OF ASBMT TANDEM MEETINGS» ULUSLARARASI SEMPOZYUM Mart 21-22 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası Konferans Salonu Sıhhiye, Ankara TÜRKİYE KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYON VAKFI DAVET

Detaylı

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu BAġKENT ÜNĠVERSĠTESĠ MEDĠKAL ONKOLOJĠ

Detaylı

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay ANEMİYE YAKLAŞIM Dr Sim Kutlay KBH da Demir Eksikliği Nedenleri Gıda ile yetersiz demir alımı Üremiye bağlı anoreksi,düşük proteinli (özellikle hayvansal) diyetler Artmış demir kullanımı Eritropoez stimule

Detaylı

KÖK HÜCRE NAKLİ. Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD.

KÖK HÜCRE NAKLİ. Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD. KÖK HÜCRE NAKLİ Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD. Kök hücre nedir? Bazı dokularda bulunan ve gereksinim halinde pek çok hücreyi oluşturarak yaşamın devamını sağlayan, farklı dokulara dönüşebilme

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

TPHD Transfüzyon Okulu 1. Gün

TPHD Transfüzyon Okulu 1. Gün 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI Hematoloji-Onkoloji ve HKHT Hastalarında Transfüzyon TPHD Transfüzyon Okulu Ankara; 15-16 Şubat 2014 Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

PERİOPERATİF ANEMİ. Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD

PERİOPERATİF ANEMİ. Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD PERİOPERATİF ANEMİ Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD 1 SORU? Anemi Neden Önemli? 2 SORU? 3 İnsidans Önemi ANEMİ Tanı Tedavi 4 Anemi Nedir? WHO Hb < 13 g/dl Hb

Detaylı

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları Ankara, 28 Şubat 2010 PEDİATRİDE İNVAZİF MANTAR İNFEKSİYONU İÇİN RİSK GRUPLARI

Detaylı

FEBRİL NÖTROPENİ : 2009 DA NELER OLDU? Dr Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

FEBRİL NÖTROPENİ : 2009 DA NELER OLDU? Dr Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD FEBRİL NÖTROPENİ : 2009 DA NELER OLDU? Dr Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Infectious Diseases Working Party of EBMT Infectious Diseases Group

Detaylı

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi

Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nebile ÖZDEMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi TÜRKİYEDE BÖBREK NAKLİ 1975 yılında canlı 1978 yılında kadavra E.Ü.T.F Hastanesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezi 1988

Detaylı

Viral infeksiyonlar Son bir yılda ne oldu? Dr.Hande Arslan Başkent Ü.T.F. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. 22.02.

Viral infeksiyonlar Son bir yılda ne oldu? Dr.Hande Arslan Başkent Ü.T.F. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. 22.02. Viral infeksiyonlar Son bir yılda ne oldu? Dr.Hande Arslan Başkent Ü.T.F. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. 22.02.2008 2.ECIL Klavuzu CMV EBV 2007 yılında yayımlanan makaleler ECIL; EBMT

Detaylı

aspergillosis.org.uk ÖU 02/2009

aspergillosis.org.uk ÖU 02/2009 aspergillosis.org.uk 30 yaşı şında erkek hasta, 2 yıl y önce KML IFN, FLAG, yükseky ksek-doz Ara-C C ve Ida Kemik iliği: i: Hiposellüler ler %30 blast Hidroksiürere HSCT için i in başka merkeze refere

Detaylı

OLGU-2. Dr. Mustafa Büyükavcı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji Ünitesi Erzurum

OLGU-2. Dr. Mustafa Büyükavcı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji Ünitesi Erzurum OLGU-2 Dr. Mustafa Büyükavcı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji Ünitesi Erzurum 9 yaş Erkek Şikayeti Halsizlik İştahsızlık Öksürük Kilo kaybı Ateş Göğüs ağrısı Hikayesi Bir aydır

Detaylı

(İlk iki harfleri - TR)

(İlk iki harfleri - TR) VET-A Kayıt Tarihi:. /. /.. THD Veritabanları Kemik İliği Yetmezliği Veritabanı Hasta Kayıt Formu VET-A HEKİM BİLGİLERİ 1. Merkez 2. Hekim HASTA BİLGİLERİ 3. Hasta Kodu Sistem tarafından otomatik olarak

Detaylı

26 Eylül 2014 Cuma (Mavi Salon)

26 Eylül 2014 Cuma (Mavi Salon) 13.00-13.15 13.15-15.30 15.30-15.45 15.45-17.15 17.15-18.00 18:00-18:45 26 Eylül 2014 Cuma (Mavi Salon) Açılış Dr. Zafer Gülbaş, Dr. Osman İlhan, Dr. Şehsuvar Ertürk Sempozyum: Geriatrik Hematolojide Destek

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Karaciğer Nakli. Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA

Karaciğer Nakli. Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA Karaciğer Nakli Güncel Yaklaşımlar Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA Karaciğer Nakli Malatya Deneyimi ABD Karaciğer Nakli Verileri -2007 ABD Karaciğer Nakli Verileri -2008

Detaylı

Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır.

Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır. GİRİŞ Dünyada 350 milyonun üzerindeki hepatit B taşıyıcısının %50 sinden fazlasında infeksiyon perinatal yolla kazanılmıştır. HBeAg pozitif annelerden bebeğe bulaş oranı % 90 dır. Perinatal olarak kazanılan

Detaylı

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Dr. Faruk KARAKEÇİLİ Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 22.01.2016 HATAY Tedavisi Zor Olgular! Zor hasta

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 AŞILAMADA AMAÇ Aşı ile korunulabilir hastalıkları engellemek Enfeksiyon kaynaklı mortaliteyi azaltmak Enfeksiyon kaynaklı morbiditeyi azaltmak HİÇBİR AŞININ HERKES İÇİN TAMAMEN ETKİN VE GÜVENİLİR OLMASI

Detaylı

4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi

4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi 4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi BİLDİRİ ÖZETLERİ - 4 Mart 2007 - Uludağ, BURSA Türk Hematoloji Derneği 40. YIL TÜRK HEMATOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU Türk Hematoloji

Detaylı

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE UYGULAMALARI Doç. Dr. Mustafa ÇETİN

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE UYGULAMALARI Doç. Dr. Mustafa ÇETİN HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE UYGULAMALARI Doç. Dr. Mustafa ÇETİN Standart Endikasyonlar 50 yıldan daha uzun süredir, Hematopoetik Kök Hücre (HKH) olarak isimlendirilen ve kan dokusunu yeniden yapılandırabilen

Detaylı

KRONİK BÖBREK HASTASINDA (HBV) TEDAVİ PROTOKOLU NASIL OLMALIDIR?

KRONİK BÖBREK HASTASINDA (HBV) TEDAVİ PROTOKOLU NASIL OLMALIDIR? KRONİK BÖBREK HASTASINDA (HBV) TEDAVİ PROTOKOLU NASIL OLMALIDIR? Dr. Ziya Kuruüzüm DEÜTF Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 07.09.2013, UVHS, Güral Sapanca Otel, Sakarya Kronik böbrek hastası

Detaylı

Canan Albayrak, Davut Albayrak Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji Bölümü, Samsun

Canan Albayrak, Davut Albayrak Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji Bölümü, Samsun Canan Albayrak, Davut Albayrak Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji Bölümü, Samsun Talasemi takip ve tedavisi daha çok transfüzyon ve şelasyona yoğunlaşmıştır. Talasemilerde hemoliz,

Detaylı

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı Tam Kan Sayımı

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

[İDİL YENİCESU] BEYANI

[İDİL YENİCESU] BEYANI Araştırma Destekleri/ Baş Araştırıcı 10. Ulusal Pediatrik Hematoloji Kongresi 3 6 Haziran 2015, Ankara [İDİL YENİCESU] BEYANI Sunumum ile ilgili çıkar çatışmam yoktur. Çalıştığı Firma (lar) Danışman Olduğu

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. Özgür Günal Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Yrd.Doç.Dr. Özgür Günal Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Yrd.Doç.Dr. Özgür Günal Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD HÇ, 28 yş, E, Memur 2010 yılı ocak ayında kan bağışı sırasında sarılık olduğu söyleniyor. Başvuru sırasında bazen halsizlik ve

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

Lösemi. Lenfoma Miyelom. Hastaları. Kongresi. 11-12 Mayıs 2013, Ankara. Yer: Congresium, Söğütözü. Lösemi Lenfoma Miyelom

Lösemi. Lenfoma Miyelom. Hastaları. Kongresi. 11-12 Mayıs 2013, Ankara. Yer: Congresium, Söğütözü. Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği 2 0 11 Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği Hastalar Konuşuyor Hastalar ve Yakınları Soruyor Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi 11-12 Mayıs

Detaylı

Kronik Hepatit C Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar

Kronik Hepatit C Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar Kronik Hepatit C Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar Asıl Dr. Alpay alt başlık ARIstilini düzenlemek için tıklatın İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Detaylı

NÜKS VE DİRENÇLİ HODGKİN LENFOMA PROGNOZ BELİRTEÇLERİ VE TEDAVİ DR.NAHİDE KONUK HEMATOLOJİ BD

NÜKS VE DİRENÇLİ HODGKİN LENFOMA PROGNOZ BELİRTEÇLERİ VE TEDAVİ DR.NAHİDE KONUK HEMATOLOJİ BD NÜKS VE DİRENÇLİ HODGKİN LENFOMA PROGNOZ BELİRTEÇLERİ VE TEDAVİ DR.NAHİDE KONUK AÜTF HEMATOLOJİ BD HODGKĠN HASTALIĞI Hodgkin, modern tedavilerle, % 85-90 kür sağlanan bir hastalıktır. Buna rağmen, % 10-20

Detaylı

CMV infeksiyonu tedavi yaklaşımları. Dr. Kemalettin ÖZDEN

CMV infeksiyonu tedavi yaklaşımları. Dr. Kemalettin ÖZDEN CMV infeksiyonu tedavi yaklaşımları Dr. Kemalettin ÖZDEN Cytomegalovirus (CMV) Bir herpes virüstür Erişkinlerin yaklaşık %50-90 ı CMV ile infektedir İmmünkompetan hastada primer infeksiyon genellikle asemptomatiktir

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Otolog kök hücre nakli sonrası nüks etmiş Hodgkin lenfoma olgularında nonmiyeloablatif. Doç.Dr. Mustafa ÖZTÜRK

Otolog kök hücre nakli sonrası nüks etmiş Hodgkin lenfoma olgularında nonmiyeloablatif. Doç.Dr. Mustafa ÖZTÜRK Otolog kök hücre nakli sonrası nüks etmiş Hodgkin lenfoma olgularında nonmiyeloablatif allogeneik nakil Doç.Dr. Mustafa ÖZTÜRK GİRİŞ Hodgkin lenfoma iyi prognostik özellikteki vakaların %90 ı ileri evre

Detaylı

İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon

İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon Dr. Meltem Avcı İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği meltema1@hotmail.com İmmünsüpresif birey = İmmünkompromize

Detaylı

BÖBREK NAKLİ SONRASINDA CMV HASTALIĞI. Dr. Ali Çelik Dokuz Eylül Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı

BÖBREK NAKLİ SONRASINDA CMV HASTALIĞI. Dr. Ali Çelik Dokuz Eylül Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı BÖBREK NAKLİ SONRASINDA CMV HASTALIĞI Dr. Ali Çelik Dokuz Eylül Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı Fishman JA. Am J Transplant 2009; 9 (Suppl 4): S3 S6. CMV epidemiyolojisi CMV, genel popülasyonda çok yaygın

Detaylı

HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU

HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU Dr. Ziya Kuruüzüm DEÜTF Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 14.03.2013, Kervansaray Lara Otel, Antalya Olgu Erkek, 44 yaşında, bekar On yıl önce, yurt

Detaylı

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2 BÖBREK NAKLİ ALICILARINDA GLUTATYON S-TRANSFERAZ ENZİM POLİMORFİZMLERİNİN VE GSTT1 POLİMORFİZİMİNE KARŞI GELİŞEN ANTİKORLARIN ALLOGRAFT FONKSİYONLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan

Detaylı

EĞİTİM ÖNCESİ BAŞARI ÖLÇME FORMU

EĞİTİM ÖNCESİ BAŞARI ÖLÇME FORMU EĞİTİM ÖNCESİ BAŞARI ÖLÇME FORMU KATILIMCI: GÖREV YERİ: 1. Aşağıdakilerden hangisi transfüzyon reaksiyonlarından biri değildir? A) Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu B) Akut normovolemik hemodilüsyon

Detaylı

Kronik Hepatit B li Hastanın Güncel Tedavisi

Kronik Hepatit B li Hastanın Güncel Tedavisi Kronik Hepatit B li Hastanın Güncel Tedavisi Prof. Dr. Reşat Özaras İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Enfeksiyon AD. rozaras@yahoo.com Genel Bakış HBV Enfeksiyonunda Neredeyiz? Eradikasyon

Detaylı

Acil Karaciğer Transplantasyonu

Acil Karaciğer Transplantasyonu Acil Karaciğer Transplantasyonu A.E. (24,K) Şikayeti: Aralıklı bulantı-kusma, sarılık Hikayesi: 6 gündür mevcutmuş. Başka bir hastanede ayaktan izlenmiş. Özgeçmiş: Özellik yok. Muayene: Şuur açık, aktif,

Detaylı

III. ULUSLARARASI AVRASYA HEMATOLOJİ KONGRESİ PROGRAMI 17-21 EKİM 2012, ANTALYA, TÜRKİYE

III. ULUSLARARASI AVRASYA HEMATOLOJİ KONGRESİ PROGRAMI 17-21 EKİM 2012, ANTALYA, TÜRKİYE III. ULUSLARARASI AVRASYA HEMATOLOJİ KONGRESİ PROGRAMI 17-21 EKİM 2012, ANTALYA, TÜRKİYE 17 Ekim 2012 Çarşamba PROF. DR. ATİLLA YALÇIN ANISINA -Özel Oturum- 16.00-16.30 Açılış Konuşması Süleyman Dinçer

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR?

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR? DERS : KONU : MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KAN VE KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU 1.) Kanın en önemli görevini yazın : 2.) Kan transfüzyonunu tanımlayın : 3.) Kanın içinde dolaştığı damar çeşitlerini yazın : 4.)

Detaylı

Uzm. Dr. Burcu Uysal Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kırşehir

Uzm. Dr. Burcu Uysal Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kırşehir Uzm. Dr. Burcu Uysal Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kırşehir Tanım Sadece anti-hbc IgG nin saptanması Virusla karşılaşmayı gösteren en duyarlı gösterge En çok görülen olağan dışı

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi Santral Venöz Kateter Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi 8 yaşında ALL VAKA sürecinde SVK TANI : 8/2010 RELAPS 1/2011 KİT 6/2011 7/2011 3/2013 +55.gün +13.ay hafif kgvhh Santral venöz Port kateter

Detaylı

Anti-HLA Antikorlar ve Transplantasyon

Anti-HLA Antikorlar ve Transplantasyon Anti-HLA Antikorlar ve Transplantasyon ne zaman, ne yapmalı? Prof.Dr. Ali ŞENGÜL Medicalpark Antalya Hastane Kompleksi İmmünoloji bölümü Anti-HLA Ab Oluşumu Gebelik Transfüzyon Transplantasyon İyi HLA

Detaylı

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Sevcan A. Bakkaloğlu, Yeşim Özdemir, İpek Işık Gönül, Figen Doğu, Fatih Özaltın, Sevgi Mir OLGU 9 yaş erkek İshal,

Detaylı

İnvaziv Aspergilloz da Tedavi Yaklaşımları

İnvaziv Aspergilloz da Tedavi Yaklaşımları İnvaziv Aspergilloz da Tedavi Yaklaşımları Dr. Murat Akova Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi, Ankara 1 2 3 İnvaziv aspergillozda mortalite

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİDE HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ

AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİDE HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİDE HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ Prof Dr Ali Ünal Dr Leylagül Kaynar Akut Lenfoblastik Lösemi tedavisinde en önemli hedef; - Başlangıçta uygulanan remisyon indüksiyon tedavisi ile

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

KRONİK AMR TEDAVİ EDİLMELİ Mİ? EVET DR. ÜLKEM ÇAKIR ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

KRONİK AMR TEDAVİ EDİLMELİ Mİ? EVET DR. ÜLKEM ÇAKIR ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ + KRONİK AMR TEDAVİ EDİLMELİ Mİ? EVET DR. ÜLKEM ÇAKIR ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ + RENAL ALLOGREFTİN UZUN DÖNEM SAĞKALIMI 1 yıllık sağkalım %95 5 yıllık sağkalım %80 10 yıllık sağkalım %50 USRDS,

Detaylı

ATS 16-20 mayıs 2015-Denver. Dr. Zühal Karakurt

ATS 16-20 mayıs 2015-Denver. Dr. Zühal Karakurt ATS 16-20 mayıs 2015-Denver Dr. Zühal Karakurt 1 17 mayıs 2015-Denver Oturum: Pulmonary critical care and sleep medicine: finding value in medicine in the era of modern medicine Bu oturumda hasta bakımı,

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Özel Konakta Bağışıklama. Dr. Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Özel Konakta Bağışıklama. Dr. Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Özel Konakta Bağışıklama Dr. Alpay AZAP Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Olgu 45 yaşında erkek hasta Mantle Cell Lenfoma nedeniyle R-CHOP (rituksimab,

Detaylı

KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD.

KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD. KRONİK HEPATİT B (Olgu Sunumu) Dr. İlkay Karaoğlan Gaziantep Ün. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hst. Ve Kl. Mik. AD. Kasım-1999 HK 41 yaş, erkek Öğretmen Gaziantep Yakınması: Yok Bir yıl önce tesadüfen HBsAg

Detaylı

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Olgu 1 56 y, Erkek Karaciğer sirozu, hepatit B, C, ve HCC Hepatik ensefalopati KC alıcı VDRL: + TPHA: + (1/640) Anti-TP : + Olgu 1 Preoperatif 10 gün seftriakson 1x1

Detaylı

ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI

ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI Ülkemizde Hematolojik Kanserlerin Yükü, Coğrafi Dağılımı, Demografik Karakteristiği, İmmünohistokimyasal Özellikleri ve Klinik Davranışı Epidemiyolog Danışman Doç. Dr. Mutlu

Detaylı