5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016"

Transkript

1 i

2 CONTENTS Kosova da PriĢtine Üniversitesi Prizren Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümleri Mezunları ve ĠĢ Ġmkanları... 1 Rëndesia E Arimit Profesional Në Botë, Bazuar Në Teknologjine Ġnformative, Globalizimin Dhe Ndermarrësin Në Funksion Të Resurseve Humane Meslek Yüksek Okullarının Sorunları Ve Çözümleri Ġçin Öneriler Ġlköğretim Ġkinci Kademe Görsel Sanatlar Eğitiminde BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisi Üzerine Bir Değerlendirme MeslekyüksekokuluöğrencilerininmatematiğekarĢıtutumları: Balıkesirörneği Osmanlı Sarayında Gelinlik Ve Kaftanlar Tekstil Programinin Sektör Destekli Yürüttüğü ÇaliĢmalarin Ġnegöl Meslek Yüksekokulu'na Katkilari Hazır Giyim ĠĢletmesinde Makine Seçim Probleminin Vıkor Tekniği Kullanılarak Değerlendirilmesi... 54,Meslek Yüksekokullarindan Mezun Olan Gençlerin Ġstihdam Durumu: Lüleburgaz Myo Tekstil Teknolojisi Programi Örneği Uludag Üniversitesi Ġnegöl Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Direnç DavranıĢları Ve Nedenlerinin Belirlenmesi Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Mezuniyet Sonrası Beklentilerinin Belirlenmesi Otomotiv Yetkili Servislerinde Ġstihdam Edilen Meslek Yüksekokulu Mezunlarının Yeterliliğinin Ġncelenmesi Meslek Yüksekokullarında Öğrenci Niteliğinin Arttırılmasında ĠĢyeri Eğitiminin Önemi; Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Örneği Örgütsel Ġntikam Ve Affetme Eğilimi Arasındaki ĠliĢki: Prizren Üniversitesi Akademisyenleri Arasında Bir AraĢtırma Sağlık Müdürlüğü ÇalıĢanlarının Yöneticilerinden Memnuniyetinin AraĢtırılması (Muğla Ġli Örneği) Siyasi Partilerin Söylem Analizi Yoluyla Değerlendirilmesi Meslek Yüksekokullarında Öğrenci Memnuniyetinin Analizi Ve Bir Örnek Uygulama Emet Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sosyoekonomik Durumlarının Eğitim Kalitesi Üzerindeki Etkileri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Avrupa Birliğine Yönelik DüĢünceleri; Saray Meslek Yüksekokulu Örneği Integratıon Of The New Generatıon Plc System And An Opto-Mechanıcal System Wıth Servo Motor Azxx Serisi Magnezyum AlaĢımı Levhaların Nacl Çözeltisi Ve Tuz Püskürtme Testlerindeki Korozyon DavranıĢlarının KarĢılaĢtırılması Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı Ġçin Eğitim Amaçlı DiĢ Ünitesi Tasarımı Morchella Esculenta, Morchella Vulgaris Ve Amanita Vaginata ya Ait Metanolik Ekstraktlarin Toplam Fenolik BileĢik Miktari Ġle Antioksidan Aktivitelerinin AraĢtirilmasi Doğrusal Hareketten Elektrik Enerjisi Üretimi Ġçin Eğitim Seti Tasarımı Ve Uygulaması Öğretim Elemanlarının TükenmiĢlik Düzeylerinin Belirlenmesi: Tunceli Meslek Yüksekokulu Örneği Meslek Yüksekokuları Ve Sanayi ĠĢbirliği Laboratuvar Kurulumu, Yönetimi Ve Eğitici Eğitimi 197 ĠĢgücü Piyasası Ve Myo ların ĠĢgücü Arzı Üzerine Bir ÇalıĢma i

3 Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programında Üniversite Sanayi ĠĢbirliği Örneği Üniversite-Sanayi ĠĢbirliğinde Yapı Denetimi Programlarının Durumuna BakıĢ Uluslararası Havacılık Sektörünün GeliĢimi Ve Mesleki Eğitim Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Avrupa Yeterlikler Çerçevesinde Yer Alan 5. Seviye Yeterlikleri Kazanımlarına ĠliĢkin GörüĢler Avrupa Birliği nin Batı Balkan Politikasında Kosova Gerçeği ĠnĢaat Mühendisliği Alanında ĠĢyeri Eğitimlerinin ĠĢ Sağlığı Ve Güvenliği Bakımından Değerlendirilmesi Meslek Liseleri Ve Meslek Yüksekokulları Muhasebe Öğrencilerine ĠĢyeri Eğitimiyle Kazandırılan Becerilerin Ġstihdamla Olan ĠliĢkisi Üzerine Bir AraĢtırma Türkiye de Yükseköğretim Kurumlarında Uygulanan Uygulamalı Eğitim Modellerinin Ġncelenmesi Imuniteti Dhe Privilegjet E Organizatave Ndërkombëtare Në Kosovë Bayburt Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Mezuniyet Sonrası Kariyer Planlaması Üzerine Bir AraĢtırma Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Öz-Yeterlik Ve TükenmiĢlik Düzeylerinin KarĢılaĢtırılması: Ampirik Bir ÇalıĢma Bayburt Meslek Yüksekokulu Örneği Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Giyim Tercihlerini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesine Yönelik Bir AraĢtırma: Lüleburgaz MYO Örneği..308 Meslek Yüksekokullarındaki Kimya Eğitiminde Bologna Süreci Öncesi ve Sonrası Dönemde Öğrenci BaĢarısının Değerlendirilmesi: Köseköy Meslek Yüksekokulu Örneği ii

4 KOSOVA DA PRĠġTĠNE ÜNĠVERSĠTESĠ PRĠZREN EĞĠTĠM FAKÜLTESĠ TÜRKÇE BÖLÜMLERĠ MEZUNLARI VE Ġġ ĠMKANLARI Soner YILDIRIM University Of Prizren, Prizren, Kosovo Serdan KERVAN University Of Prizren, Prizren, Kosovo ÖZ Problem Durumu: Üniversite mezunlarının iģ istihdam sorunları birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de önemli bir durumdur. Mezunlara, Kosova çapında sunulan çalıģma fırsatları, iģ bulma olanakları araģtırılarak, üniversitede yeni açılacak bölümlerin ihtiyaçların karģılanması ve eksiklerin giderilmesi için önemli olduğu görülmüģtür. Bu çalıģma ile üniversitede mezun izleme sisteminin olması gerektiği ve neden önemli olduğunu, bu sistemle üniversiteden mezunların takibi için ve ihtiyaca göre bölümlerin açılması gerektiği vurgulanmaktadır. AraĢtırma ile ilgili yapılan literatür taraması sonucunda özellikle Kosova da araģtırma konusuyla doğrudan ilgili olabilecek kaynakların sayısının çok sınırlı olduğu tespit edilmiģtir. ÇalıĢmanın Amacı: AraĢtırmanın amacı, Kosova nın Prizren ġehrinde devlet üniversitesi olan Prizren Üniversitesi Türkçe bölümünden yılları arasında mezunların iģ bulma olanakları ve sunulan imkanlar araģtırılacaktır (Sınıf Öğretmenleri, Okulöncesi Öğretmenliği, Matematik-Enformatik Öğretmenliği, Fizik-Kimya Öğretmenliği). Yöntem: Prizren Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretimi Bölümünde mezun olan öğretmen adayları ile ilgili genel bir bilgi toplanması, meslek sahibi olan öğretmen adaylarının belirlenmesi, olası sorunların tesbit edilmesi ve çözüm önerilerinin listelenmesi konularını incelemeyi amaçlayan bu çalıģma betimsel bir çalıģmadır. Betimleme tüm nitel araģtırmalar için büyük önem taģır, çünkü araģtırmacı araģtırma sonucunda ulaģtığı sonuçların geçerliğini bu betimlemelere dayandırmak zorundadır. AraĢtırmacının yorumları, betimsel bulgularla desteklendiği takdirde okuyucu için büyük önem taģır (Yıldırım ve ġimģek, 2005: 89). Örneklem olarak alınan öğretmen adayları ile yapılandırılmamıģ görüģme metodu uygulanarak görüģmeler yapılmıģ, onların konu hakkındaki görüģleri alınmıģ ve ilgili bölümde yorumlanmıģtır. YapılandırılmamıĢ görüģme metodu tamamen esnektir. Bu tür görüģme içerisinde en yaygın olarak kullanılanı sohbet olarak görüģme olup görüģmenin karģılıklı bir diyalog içerisinde geçmesidir (Ekiz, 2003: 62). Bu hâliyle de araģtırma durum saptayıcı-var olan durumu ortaya koyucu bir çalıģmadır. Bulgular ve Sonuçlar: Kosova Cumhuriyetinde yaģayan Türk toplumunun yapısı ve eğitimi gözönünde bulundurulduğunda PriĢtine ve Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısının yeterli olduğu söylenebilir. Ancak Türkçe eğitim verilen okulların sayısının sınırlı olması (ilk ve orta öğretim okulları 11 ve anaokulları 6) mezun olan öğretmen adaylarının eğitim kurumlarında iģ sahibi olmalarını zorlaģtırmaktadır. Sınıf öğretmenliği dalında 98 mezun öğretmen adayından 19 unun göreve atandığı 79 mezun öğretmen adayının ise iģsiz olduğu belirlenmiģtir. Diğer taraftan Okulöncesi öğretmenliği alanında 43 mezun öğretmen adayından 4 ünün atandığı 39 mezunun ise iģ sahibi olamadığı görülmektedir. Matematik-Enformatik bölümü mezun adaylarının ise sayısı 42, eğitim kurumlarında kadrolu iģ bulanların sayısı 6 dır. ÇalıĢma sonucunda 183 mezun öğretmen adayından sadece 29 öğretmen adayının meslek sahibi olduğu, 154 ün ise hala iģsiz ya da farklı alanlarda çalıģtığı söylenebilir. Özellikle Üniversiteden mezun olan öğrencilerin yaģ olarak genç nufusu temsil ediyor olmaları gelecekte sorunlar yaģamalarına neden olabilir. Aynı zamanda elde edilen bulgular Kosova da yaģayan Türk toplumunun eğitim alanında istihdam edilmesinin zor olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Mezun- Mezun Ġzleme sistemi- ĠĢ Olanakları. 1

5 1. GĠRĠġ Bir toplumun karakterinin Ģekillenmesinde öğretmenler etkin rol oynamaktadır. Öğretmenler, gerekli bilginin kazanılmasını kolaylaģtıran, gerekli ortamları hazırlayan ve bunu en iyi biçimde yapabilmek için kaliteli bir eğitim almak ve geliģme ve yeniliklere açık, kendini devamlı yenileyen bir yapıda olması gerekmektedir. Öğretmenlik, bir toplumu Ģekillendiren ve toplumun geleceğini etkileyen bir meslektir. Öğretmen yetiģtiren kurumlar olarak üniversitelerin bu açıdan öneminin olduğunu özellikle yeni geliģmekte olan bir ülke olarak Kosova da toplumun kaliteli bireyler yetiģtirilmesi adına üniversitelerde eğitim fakültelerinin öğretmen yetiģtirmeye önem verildiği görülmektedir. Kosova Cumhuriyeti, birçok toplumun bir arada yasadığı ve çok dilli eğitimin gerçekleģtirildiği bir ülke konumundadır. Bu topluluklar uzun zamandan bu yana beraber yaģamıģlar ve yaģadıkları dönemler içerisinde bazı dönemler dıģında kendi ana dillerinde eğitim alma haklarını sürdürmüģlerdir. Kosova da yasayan toplulukların kendi anadillerinde eğitim almaları bölge halkı için büyük önem arz etmektedir. Bu durumun farkında olan Kosova halkı da günümüzde eğitime her geçen gün biraz daha fazla önem vermektedir. Sofuoğlu, E., & Topsakal, C. (2007). II.Dünya SavaĢından sonra Kosova nın Prizren Ģehrinde öğretmen ihtiyacını gidermek için Yüksek Pedagoji Okulu açılmıģtır. Bu okulda öncelikle dil, sınıf öğretmenliği ve edebiyat bölümleri açılmıģtır. Ardından bu bölümleri matematik, kimya, fizik gibi bölümler izlemiģtir. 25 yıl içerisinde bu okul 4000 öğretmeni mezun etmiģtir. CEVDET DODA Yüksek Pedagoji okulunun Prizren de açılması halk tarafından büyük destek görmüģ, halkın eğitimine yardımcı olmuģ, halka kaliteli eğitim verilmiģ, kültür alanında geliģme göstermiģ ve bu okulda baģarılı öğrenciler yetiģtirilmiģtir. CEVDET DODA Yüksek Pedagoji okulu 1961 yılında açılmıģtır ve 25 yıl eğitim hizmeti vermiģtir. (Koro, 2008) 2001 yılında PriĢtine Üniversitesi Senatosu tarafından öğretmen yetiģtirme programı Bologna sistemi ile uygulanmaya baģlanmıģtır yılında Kanada nın iģbirliği ile PriĢtine Üniversitesi kapsamında Eğitim Fakültesi kurulmuģtur. PriĢtine Üniversitesine bağlı olarak 2002 yılında Prizren Eğitim Fakültesi kurulmuģtur. Ġlk olarak Prizren Eğitim Fakültesinde akademik yılında I. ve V. sınıflar için Anaokulu ve Sınıf öğretmenliği bölümü açılmıģtır. Daha sonra aynı tarihte VI. ve IX. Sınıfları içinde branģ bölümleri açılmıģtır. Eğitim Fakültesinin amacı Kosova çapında yeni öğretmenlerin en iyi Ģekilde yetiģtirilmesi, bilgi edinmelerini ve beceriler kazanmalarını sağlamaktır. Eğitim Fakültesinin temel eğitimi Bachelor sistemine göre yapılandırılmıģtır. Bu sistem 4 yıl ve 8 sömestreden oluģmaktadır (MASHT 2015) yılında PriĢtine Üniversitesi Prizren Eğitim Fakültesinin kurulmasıyla ilk olarak Kosova da bir fakültede 3 dilde (Arnavutça, Türkçe ve Bosnakça) eğitim verilmeye baģlanmıģtır. Aynı yılda Türkçe ve BoĢnakça dillerinde sadece birer bölüm (Sınıf Öğretmenliği) vardı. Kosova daki kadro ve iģ sıkıntısı düģünülerek Prizren Eğitim Fakültesinde hem Türk dilinde hem de BoĢnak dilinde her yıl bölüm değiģikliği yapılmaktadır. Böylelikle ihtiyaca göre eksik olan kadrolara öğretmen yetiģtirilerek öğretmen açığı giderilmektedir yılından itibaren Türkçe Sınıf Öğretmenliği Bölümü 6 yıl devam etti. 2008/09 öğretim yılında yeni bir bölümün açılması kararı alındı. Sınıf Öğretmenliği Bölümü yerine Türkçe Matematik-Enformatik bölümü açıldı. Matematik-Enformatik Bölümüne bir yıl öğrenci alındıktan sonra da 2011/12 öğretim yılında Okulöncesi ve Fizik-Kimya bölümler i açıldı. 2010/11 öğretim yılı itibariyle PriĢtine Üniversitesine bağlı olan Prizren Eğitim Fakültesi, Pristine Üniversitesinden ayrılıp yeni kurulan Prizren Ukshin Hoti Üniversitesi bünyesine katıldı. 2012/13 eğitim öğretim döneminde Kosova Akreditasyon Merkezinin kararıyla Eğitim Fakültesi bünyesinde var olan branģ bölümlerinin ilgili fakültelere geçmesine ve Eğitim Fakültesinde sadece Okulöncesi ve Sınıf Öğretmenliği bölümlerinin açılmasına onay verdiler. Bu bağlamda Prizren Eğitim Fakültesinde Türk dilindeki bölümlerin mevcut durumuna bakıldığında I., II ve III. sınıflar Okulöncesi ve Sınıf Öğretmenliği, IV. sınıflar da Matematik-Enformatik ve Fizik Kimya Bölümleri öğretime devam etmektedirler. Öğretmen iģe alım süreci Prizren Belediyesi devlet ilköğretim ve üst orta öğretim okullarında çalıģacak olan öğretmenler için okul müdürleri tarafından ihtiyaç duyulan dersin öğretmeni için Eğitim Müdürlüğüne 2

6 bilgi sunar. Bu bilgi eğitim müdürü ve eğitim müdürlüğü sekreteri tarafından değerlendirilir. Eğitim müdürlüğünde sekreterin hazırladığı ve eğitim müdürünün onayı ve imzası ile iģ ilanı duyurulur. ĠĢ ilanı en az 10 çalıģma günü açık kalmalıdır. Eğitim-öğretim yılı içerisinde dersler devam ederken iģ ilanı acil durumda açılmıģ ise iģ ilanı duyurusu bu 7 veya 5 çalıģma gününe düģürülebilir. Eğitim müdürü iģ ilanı için komisyonda görev alacak yetkilileri belirler ve onaylar. ĠĢ ilanına 5 veya 7 adaydan fazla katılım olmuģsa Kosova ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının idari talimatı ile adaylara yazılı test uygulanacağı öğretmen alım komisyonu ve eğitim müdürü değerlendirmesi sonucu belirlenir. Adaylara yazılı test uygulaması 48 saat öncesinden belirlenir. Ġlk üçe giren adaylara öğretmen kabul komisyonu tarafından sözlü mülakat düzenlenir. Sözlü mülakat değerlendirmesi sonucu baģarılı olan aday belirlenir ve eğitim müdürlüğünde kazanan adayı ismi yazılı beyanla komuoyuna duyurulur. (Kosova ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ön gördüğü yazılı test uygulaması öğretmen iģe alımında 2015 yılında üç defa uygulanmıģtı) MASHT yıllarını kapsayan süreçte; Prizren Belediyesi Eğitim Müdürlüğü tarafında Türk Dilinde Eğitim için 15 iģ ilanı duyurusu yapılmıģ ve çalıģacak öğretmen kabul edilmiģtir. Sınıf Öğretmenliği ilanlarında 22 ile 30 arasında aday sayısı değiģmektedir. Okul öncesi öğretmenliğinde 18 aday iģ ilanına katılmıģtır. Diğer branģlarda ise aday sayısı 3 ila 6 arasında değiģmektedir. Bu istatistiklerde de yola çıkarak mezunların çalıģmak için iģ imkanları bulmakta zorluk yaģadıkları görülmektedir. AraĢtırmamızın amacı ise Prizren Ukshin Hoti Üniversitesi Eitim Fakültesinden mezun olan öğrencilerin iģ imkanları ve sunulan imkanları tespit ederek, sorunları bularak çözümler üretmektir. 2. AMAÇ AraĢtırmanın genel amacı, Prizren Ukshin Hoti Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe bölümlerinden (Sınıf Öğretmenleri, Okulöncesi Öğretmenliği, Matematik-Enformatik Öğretmenliği) yılları arasında mezun olanların iģ bulma olanakları ve sunulan imkanların belirlenmesidir. Aynı zamanda varolan sorunlar nelerdir? sorusuna cevap aranmıģtır. 3. YÖNTEM 3.1. AraĢtırmanın Modeli Prizren Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretimi Bölümünde mezun olan öğretmen adayları ile ilgili genel bir bilgi toplanması, mesek sahibi olan öğretmen adaylarının belirlenmesi, olası sorunların tesbit edilmesi ve çözüm önerilerinin listelenmesi konularını incelemeyi amaçlayan bu çalıģma betimsel bir çalıģmadır. Betimleme tüm nitel araģtırmalar için büyük önem taģır, çünkü araģtırmacı araģtırma sonucunda ulaģtığı sonuçların geçerliğini bu betimlemelere dayandırmak zorundadır. AraĢtırmacının yorumları, betimsel bulgularla desteklendiği takdirde okuyucu için büyük önem taģır (Yıldırım ve ġimģek, 2005: 89). Örneklem olarak alınan öğretmen adayları ile yapılandırılmamıģ görüģme metodu uygulanarak görüģmeler yapılmıģ, onların konu hakkındaki görüģleri alınmıģ ve ilgili bölümde yorumlanmıģtır. YapılandırılmamıĢ görüģme metodu tamamen esnektir. Bu tür görüģme içerisinde en yaygın olarak kullanılanı sohbet olarak görüģme olup görüģmenin karģılıklı bir diyalog içerisinde geçmesidir (Ekiz, 2003: 62). Bu hâliyle de araģtırma durum saptayıcı-var olan durumu ortaya koyucu bir çalıģmadır Veri Toplama Aracı ÇalıĢmanın en önemli veri toplama araçları döküman incelemesi ve görüģme sorularıdır. En sık kullanılan nitel araģtırma yöntemlerinden görüģmenin en önemli katkısı, araģtırılan konuyu, ilgili bireylerin bakıģ açılarından görebilme, bu bakıģ açılarını oluģturan sosyal yapıyı ve süreçleri ortaya koymaya imkân vermesidir. Bogdan ve Biklen e (1992) göre görüģme aynı zamanda insanların bakıģ açılarını, deneyimlerini, duygularını ve algılarını ortaya koymada kullanılan, oldukça güçlü bir yöntemdir. Stewart ve Cash (1985:7) da görüģmeyi, önceden belirlenmiģ ve ciddî bir amaç için yapılan, soru sorma ve yanıtlama tarzına dayalı karģılıklı ve etkileģimli bir iletiģim süreci olarak tanımlamıģtır. 3

7 4. BULGULAR VE YORUM ÇalıĢmanın bulgular kısmında döküman analizi sonucunda PriĢtine Üniversitesi Prizren Eğitim Fakültesi ve devamında Prizren Ukshin Hoti Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe bölümlerinden yılları arasında mezun olan öğretmen adaylarının sayıları Tablo 1 de verilmiģtir. Tablo yıllarında Türkçe bölümlerinden mezun olan öğrenci sayıları 2007/ / / / / / / /15 Toplam Sınıf Öğretmenliği Okulöncesi Öğretmenliği Matematik- Enformatik Bölümü / / 98 / / / / / / / / / / / / Toplam Tablo 1 incelendiğinde yılları arasında PriĢtine ve Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf öğretmenliği, Okulöncesi öğretmenliği ve Matematik-Enformatik bölümlerinin olduğu belirlenmiģtir. Sınıf öğretmenliği bölümünden 2007/08 öğretim yılında 20, 2008/09 öğretim yılında 16, 2009/10 öğretim yılında 14, 2010/11 öğretim yılında 21, 2011/12 öğretim yılında 17 ve 2012/13 öğretim yılında 10 öğrencinin mezun olduğu belirlenmiģtir. Okulöncesi öğretmenliği bölümünden 2013/14 öğretim yılında 25 ve 2014/15 öğretim yılında 18 öğrenci mezun olmuģtur. Matematik-Enformatik bölümünden ise 2013/14 öğretim yılında 22 ve 2014/15 öğretim yılında 20 öğrencinin mezun olduğu belirlenmiģtir yılları arasında PriĢtine ve Prizren Eğitim Fakültesi Türkçe bölümlerinden toplamda 183 öğretmen adayının mezun olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Kosova Cumhuriyetinde yaģayan Türk toplumunun yapısı ve eğitimi gözönünde bulundurulduğunda PriĢtine ve Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısının yeterli olduğu söylenebilir. Ancak Türkçe eğitim verilen okulların sayısının sınırlı olması (ilk ve orta öğretim okulları 11 ve anaokulları 6) mezun olan öğretmen adaylarının eğitim kurumlarında iģ sahibi olmalarını zorlaģtırmaktadır. 2007/2015 yılları arasında mezun olan öğretmen adaylarının kaçının iģ bulduğu aģağıdaki tablo 2 de sayıları verilmiģtir. Tablo 2. Eğitim kurumlarında kadrolu iş bulan öğretmen sayıları Matematik Enformatik Sınıf Öğretmenliği Okulöncesi Öğretmenliği Bölümü 19 (% 19 ) 4 (% 2 ) 6 (%3 ) Tablo 2 incelendiğinde Sınıf öğretmenliği dalında 98 mezun öğretmen adayından 19 unun göreve atandığı 79 mezun öğretmen adayının ise iģsiz olduğu belirlenmiģtir. Diğer taraftan Okulöncesi öğretmenliği alanında 43 mezun öğretmen adayından 4 ünün atandığı 39 mezunun ise iģ sahibi olamadığı görülmektedir. Matematik-Enformatik bölümü mezun adaylarının ise sayısı 42, eğitim kurumlarında kadrolu iģ bulanların sayısı 6 dır. Tablo 1 ve 2 den elde edilen bulgular neticesinde 183 mezun öğretmen adayından sadece 29 öğretmen adayının meslek sahibi olduğu, 154 ün ise hala iģsiz ya da farklı alanlarda çalıģtığı söylenebilir. Özellikle Üniversiteden mezun olan öğrencilerin yaģ olarak genç nufusu temsil ediyor olmaları gelecekte sorunlar yaģamalarına neden olabilir. Aynı zamanda elde edilen bulgular Kosova da yaģayan Türk toplumunun eğitim alanında istihdam edilmesinin zor olduğu söylenebilir. Eğitim kurumlarında iģ bulma sorununun nerelerden kaynaklandığını belirlemek için yukarıda belirlenen 154 iģsiz öğretmen adayı arasında rastgele örnekleme ile seçilen 20 mezun öğretmen adayı ile yapılan görüģme sonucunda ortaya çıkan bulgular Ģu Ģekildedir: Kosova da Türkçe eğitim verilen okulların sayısı gözönüne alındığında 2007/2015 yılları arasında mezun olan öğretmen adayı sayısının çok olduğu belirlenmiģtir. Bu durumda mezun olan öğretmen adaylarının atanmaları zor olduğu söylenebilir. 4

8 Yeni mezun olan bir öğretmen adayının eğitim kurumuna atanması için çalıģan öğretmenlerden birinin emekliye ayrılmasının gerektiği belirlenmiģtir. Bilindiği üzere Kosova da eğitim kurumlarında öğretmenler 65 yaģına kadar çalıģabilmektedirler. Emeklilik yaģı 65 tir. Bu bağlamda mezun olan bir öğretmen adayının iģ bulabilmesi için emeklilik yaģının doldurmuģ bir öğretmenin emekliye ayrılmasını beklemesi gerektiği söylenebilir. Kosova da Türkçe eğitim verilen okulların sayısının sınırlı ya da az olduğu belirlenmiģtir. 9 (dokuz) yıllık Ġlköğretim okullarının sayısı 11 ve anaokulu 6 tanedir. Mezun olan öğretmen adayı ve okul sayısı göz önünde bulundurulduğunda okulların iģ sağlama kapasitesinin az olduğu söylenebilir. GörüĢme sonucunda belirlenen diğer bir sorun da iģ alımlarında belirli bir değerlendirme kriterinin olmaması. Kosova da eğitim kurumlarında iģ alınacak kiģinin mülakat sonucu belirlendiği saptanmıģtır. Bu bağlamda mülakat da bir nevi değerlendirmedir fakat değerlendirmenin mezunlar arasında ikna edici olmaması sıkıntıların oluģmasına neden olduğu söylenebilir. Mezun olan öğretmen adaylarının gözünde varolan diğer bir sorunda iģ alımlarında önceliğin iģ tecrübesi sahibi olan öğretmenlere verildiğini belirtmektedirler. Diğer bir ifadeyle Ģehrin dıģında köy ya da kasaba çalıģan öğretmenlerin Ģehir geçmek için konkurlara katıldıklarını ve bu nedenle var olan iģ deneyiminin kendilerine avantaj sağladığını söylemektedirler. Aynı zamanda çalıģan bir öğretmenin yer değiģtirmesi mezunlar açısından sıkıntı yarattığı belirlenmiģtir. Eğitim kurumlarına atanamayan öğretmen adayları genelde lisans üstü eğitimlerine devam ettikleri belirlenmiģtir. Devam etmelerinin nedenlerinden biri de yüksek lisanslarını bitirdikten sonra iģ alımlarında lehlerine avantaj sağlayacağını düģünmeleridir. Fakat iģ alımlarında lisans üstü derecesini tamamlayan mezunların, lisans derecesiyle aynı derecede değerlendirildiği ve lisans üstü diplomasının bir geçerliliğinin olmadığı ya da değerlendirilmeye tabii tutulmadığı belirlenmiģtir. Bu durum da öğretmen adaylarını karamsarlığa ittiği görülmektedir. 5. SONUÇ VE ÖNERĠLER AraĢtırmanın bu bölümünde, yılları arasında Prizren Ukshin Hoti Üniversitesi Türkçe bölümlerinden mezun olan öğrencilerin iģ bulma olanakları, sunulan imkanlar ve sorunlar ile ilgili ortaya çıkan sonuçlar ve öneriler yer almaktadır yılları arasında PriĢtine ve Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf öğretmenliği, Okulöncesi öğretmenliği ve Matematik-Enformatik bölümleri bulunmaktadir. Sınıf öğretmenliği bölümünden yillari arasında 98, Okulöncesi öğretmenliği bölümünden 43 ve Matematik-Enformatik bölümünden 42 toplamda 183 öğretmen adayının mezun olduğu görülmüģtür. Bu çerçevede PriĢtine ve Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısının yeterli olduğu ancak Türkçe eğitim verilen okulların sayısının sınırlı olması, mezun olan öğretmen adaylarının eğitim kurumlarında iģ sahibi olmalarını zorlaģtırdığı söylenebilir. Diğer taraftan Sınıf öğretmenliği dalından mezun öğretmen adayından 19 unun göreve atandığı 79 mezun öğretmen adayının ise iģsiz olduğu belirlenmiģtir. Diğer yandan Okulöncesi öğretmenliği alanından mezun öğretmen adayından 4 ünün atandığı 39 mezunun ise iģ sahibi olamadığı görülmektedir. Matematik-Enformatik bölümü mezun adaylarının ise sayısı 42, eğitim kurumlarında kadrolu iģ bulanların sayısı 6 dır. AraĢtırma sonucunda 183 mezun öğretmen adayından sadece 29 öğretmen adayının meslek sahibi olduğu, 154 ün ise hala iģsiz ya da farklı alanlarda çalıģtığı görülmüģtür. Özellikle Üniversiteden mezun olan öğrencilerin yaģ olarak genç nufusu temsil ediyor olmaları gelecekte sorunlar yaģamalarına neden olduğu aynı zamanda araģtırma sonuçları Kosova da yaģayan Türk toplumunun eğitim alanında istihdam edilmesinin zor olduğunu göstermektedir. AraĢtırma bulguları doğrultusunda bir takım öneriler geliģtirilmiģtir. Eğitim kurumlarında göreve atanamayan öğretmen adayları için özel dershaneler açılıp buralarda iģ istihdamı sağlanabilir. Kosova Eğitim Yasasında 65 yaģ olan emekli yaģ sınırının indirilmesi veya eğitimde 25 yılını dolduran öğretmenlerin otomatik olarak emekli olması yasası çıkarılabilir. 5

9 Öğretmen alımlarında uygulanan mülakat sistemi yerine yazılı sınav sistemi getirilebilir. Örneğin Türkiye de uygulanan KPSS sistemi gibi.. Öğretmen alımlarında lisansüstü eğitimlerini tamamlayan adayların değerlendirmelerde diplomalarına karģılık artı puan verilebilir. Prizren `Ukshin Hoti` Üniversitesi Eğitim Fakültesinde değiģik branģlar için öğretmen yetiģtiren bölümler açılabilir. KAYNAKÇA BOGDAN, Richard and BIKLEN, Stewart. (1992). Qualitative Research Methods for the Social Sciences. Boston: Allyn and Bacon. e Kosovës, R. Korniza e Kurrikulës e Arsimit Parauniversitar të Republikës së Kosovës. EKĠZ, DurmuĢ. (2003). Eğitimde AraĢtırma Yöntem ve Metodlarına GiriĢ, Nitel, Nicel ve EleĢtirel Kuram Metodolojileri. Ankara: Anı Yayıncılık. Journal of Black Sea Studies (Karadeniz AraĢtırmaları), issue: 18 / 2008, pages: , on Koro, B. (2008). Kosova Eğitim Sistemi ve Türkçe Eğitim.). PUPOVCI, D., HYSENI, H., & SALIHAJ, J. (2001). Arsimi Në Kosovë.PriĢtine: Druck Art Yayını. Sofuoğlu, E., & Topsakal, C. (2007). Osmanlı Devleti nin Kosova eğitim sistemi ne yönelik yönetimsel düzenlemeleri. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 4(1). STEWART, C.J. and CASH, W. B. (1995). Interviewing: Principles and Practices, Dubegue, IO: Brown Pub. YILDIRIM, Ali ve ġġmġek, Hasan. (2005). Sosyal Bilimlerde Nitel AraĢtırma Yöntemleri, GeniĢletilmiĢ 5. Baskı. Ankara: Seçkin Yayıncılık. https://kk.rks-gov.net/prizren/shpalljet/konkurset.aspx 6

10 Rëndesia E Arimit Profesional Në Botë, Bazuar Në Teknologjine Ġnformative, Globalizimin Dhe Ndermarrësin Në Funksion Të Resurseve Humane. Prof.ass.dr. Nerimane BAJRAKTARI Universiteti Ukshin Hoti Prizren MSc. Arbër NIMANI, Phd (c) Universiteti Haxhi Zeka Pejë Abstrakt Rëndësia e arsimit profesional në botë dita e ditës po paraqet nevojen imediate për të qenë e suksesshme një organizatë apo institucion. Në këtë kontekst, rëndësia duhet kushtuar njohurive nga ana teorike dhe praktike e teknologjisë se informacionit, trendeve të globalizimit, aftësive ndërmarrëse dhe që të gjitha këto në funksion të resurseve humane. Sa i përket teknologjisë së informacionit, dihet botërisht se kjo ka ndryshuar mënyren e komunikimit në botë, duke berë avancim sidomos në shekullin 21 drejt informacioneve, të dhenave si dhe komunikimit në përgjithësi dhe një organizatë apo institucion per të qenë me përparësi konkurruese, duhet ti përcjell trendet rreth zhvillimeve dhe avancimeve të kesaj teknologjie. Ideja kreative dhe zbatimi i saj është vendimarrëse për suksesin e një organizate apo institucioni dhe ketë në praktik me se shumti e hasim të ndërmarrësit. Ndërmarrësit janë indivdet të cilët më se shumti në aktivitet e tyre i ekspozohen riskut apo e prannojn atë. Në ketë kontekst ata kanë inde si në vend e po ashtu edhe edhe jasht vendit duke ju përshtatur trendeve të globalizimit. Fjalët kyce: Teknologjia e informacionit, globalizimi, ndërmarresia, resurset njërezore. Teknologjia Informative si një menyrë e re e komunikimit Fundi i shekullit njëzetë dhe vitet e para të shekullit njëzetëenjë kanë qenë kohët me risitë me të medha sa i përkët menyrës së komunikimit. Ngritja e teknologjisë së rrjetave si një forme komunikimit dhe e tregtisë ka influencuar menyrën se si njerëzit komunikojnë dhe rrugën që kompanitë dhe organizatat bejnë biznes. Komunikimi me shpejtësi të lartë lidhë teknologjinë me njerëzit. Kjo teknologji ka një ndikim dramatik edhe në marrëdheniet midis kompanive dhe klienteve të saj, furnitorëve dhe punonjësve. Kompjuterët të lidhur në rrjet ndajnë triliona karaktere në ditë, duke u mundësuar ne të marrim paratë nga çdo cep i botës, të kontrollojmë kohën në vendndodhje të largëta dhe të blejmë bileta avioni kudo dhe në çdo kohë. Teknologjia e informacionit në realitetin e ri global dhe punësimi Knowledge economy, në bashkëveprim me kapitalin intelektual, dhe gjithëashtu teknologjinë e ingormacionit ka revoluvionuar terësisht prodhimin dhe shkëmbimin e mallërave. Faktorë të tillë si knowledge economy dhe revulocioni në teknologjinë e informacionit dhe komunikimit kanë berë që të gjenerohen ide të reja në lidhje me menaxhimin dhe zhvillimin e burimeve njerëzore. Teknologjia e kompjuterëve ka përmirësuar kontrollin mbi dizajninn planifikimin dhe prodhimin perfundimtar të produktit duke e çuar atë në një nivel me të lartë. Centralizimi kompjuterik përmirëson kontrollin, preçizionin dhe fleksibilitetin, duke përmirësuar në ketë menyrë efiçiencen dhe efikasitetin në kosto. Rrjetat televizive përdorin teknologjinë sarelitore për të parë çdo kanal në çdo vend të botës. Rrjetat telefonike, si ato me tel. dhe pa tel, bejnë komunikim të menjëhershëm me zë dhe me tekst në çdo kohë dhe kudo. Pra me pak fjalë, e gjitha kjo ka çuar njerëzimin në një nivel tjetër, ku çdo e re është e një e mirë e përbashkët dhe tashme jetojmë në shoqërinë e informacionit, ku procesi teknologjik nuk ka më të ndalur. 7

11 Rendësia e Globalizimit Globalizimi në përkufizim me të kompletuar, është integrimi i tregjeve, ekonomisë dhe teknologjisë në menyrën qe e minimizon botën nga një përmasë e madhe në një përmasë me të vogël, ndersa Globalizimi në pergjigjejen me të shkurtë, është integrimi i çdo gjëje me çdo tjetër. Globalizimi ka mundësuar që të gjithë njerëzit të jenë me afër njeri tjetrit, pavarësisht ku jetojnë, duke krijuar kështu lidhje më të shpejtë dhe të lirë, dhe si asnjëhere më parë lejon botën të na arrijë secilin prej nesh në të njejtën formë. Globalizimi siguron integrim të shpejt të tregjeve në mbarë botën, tregun e punës e ka prekur thellësisht. Globalizimi ka shfaqur një vijë ndarëse ndërmjet grupeve dhe rënies e punësimit është shumë e lartë. Kushtët e punës janë përmirësuar me ndryshimin e reformave progresive për të mbrojtur të drejtat e punëtoreve. Konkurenca për punëtorë është rritur duke u berë shumë konkuruese. Organizata e Kombeve të Bashkuara tani ka 192 shtete dhe në të ardhmen mund të ketë dyfishin, por sa do të jenë kombe të mirëfillta nëse merren parasysh ndarjet etnike, grupet racore dhe fetare të cilat mund të kenë presion nga poshtë. Në ketë fshat global integrimi i ekonomisë politike ndërkombëtare shfaq fundin e sovranitetit të shtetit si principi organizues I sistemit global, duke u integruar nëpermjet rritjes së rrjetit social, komunikues dhe tregut, dhe duke krijuar kështu një sistem global. Rëndësia e Ndërmarrësisë Definicione të ndryshme të ndërmarrësisi, daton që nga shek I XII,nga fjala franceze entreprendre - qe dmth të bësh diçka ndryshe,të ndërmarrësh,dhe të veprosh pak më ndryshe se të tjerët. Ndërmarrësia është aparat I mendjes,teknikë e të menduarit,që ndihmon në nxjerrjen e vendimeve të drejta dhe në kohën e duhur. Pra ndërmarrësia është një resurs i rrallë si koncept i te menduarit,si agjent i ndryshimeve.pra ndermarrësia perpiqet që gjerat ti organizoj ndryshe nga të tjerët,pra te zhvilloj një destruksion kreativ. Sjelljet e ndermarresve - Paraprakisht ju nuk mund të dini se cili njëri është ndërmarrës por janë disa sjellje që ata i bejnë të dallohen: perkushtimi I tyre per te ndryshuar gjendjen; rrezikimi I parave; akceptimi dhe adaptimi I ndryshimeve; organizimi I punës së tyre dhe i të tjerëve; pranimi I pergjëgjesive; shpreh shkathtesi menaxherike; zhvillon shumë aktivitete njekohësisht; punon me orar të zgjatur; perpjekjet e vazhdueshme për suskes,etj Ndërmarrësia eshte teknologji sociale Dhe paraqet një përzierje të fortë të menaxhmentit dhe destruksionit kreativ në aplikimin praktik të inovacioneve efektive. Ndermarresi eshte lider,iniciator,miratues i vendimeve strategjike,kureshtar per gjera te reja dhe kombinon te gjitha asetet ne disponim duke pervetesuar proceset e reja teknologjike,i veren dhe akcepton ndryshimet te cilat mund te bartin rrezik dhe pasiguri. Pretendimi I ndermarrësit profiti,rritja e kapitalit,zhvillimi I ndermarrjes,rritja e aftesise konkuruese Rëndësia e Resurseve Humane Në krahasim me resurset tjera fizike, resurseve humane deri më sot fatkeqësisht nuk iu është kushtuar mjaft vëmendje dhe rëndësi. Qoftë në nivelin makro (të shtetit), qoftë në nivelin mikro (të ndërmarrjes) ato më shumë janë trajtuar si kosto sesa si potencial. Megjithatë, si pasojë e ndryshimeve demograike, sot nevoja për resurse humane po bëhet gjithnjë më e madhe dhe më e theksuar në botë. 8

12 Për të kuptuar më mirë rëndësinë e resurseve humane duhet kuptuar rëndësinë e çdo vepre të njeriut si Homo sapiens dhe Homo faber. Që nga ekzistimi i tij njeriu gjithnjë është munduar të përdorë njohuritë apo kreativitetin e vetë për të zbuluar dhe prodhuar gjëra me qëllim të lehtësimit të jetës së tij. Sot paksa në formë tjetër dhe në një stad më të lartë të zhvillimit, kjo filozofi vazhdon të mbetet e njëjtë. Individët apo ndërmarrjet mundohen të prodhojnë gjëra të cilat sa më mirë i përshtaten nevojave apo dëshirave të njerëzve (konsumatorëve). Sigurisht se ekonomia hyn në punë, gjegjësisht interesohet për këto aspekte në momentin kur shfaqët dëshira apo nevoja për komercializimin e tyre. Megjithatë, nuk duhet lënë anash faktin se superioriteti i të gjitha veprave të njeriut nga kohët më të lashta e deri më sot, përfshirë këtu suksesin ekonomik dhe shkencor të tanishëm të vendeve të zhvilluara, të korporatave të mëdha, të ndërmarrjeve, në masë të madhe është varur dhe varët nga njerëzit, nga dituria e tyre, nga aftësitë, shkathtësitë, kreativiteti, motivimi i tyre etj. Për të qenë ndërmarrja sa më e fuqishme duhet ndërtuar një sistem të punësimit dhe avancimit në karrierë i cili duhet të bazohet në meritat e punëtorëve në punë. Ky sistem nuk duhet të jetë as i ndërlikuar e as i sofistikuar, por duhet dhënë efektet e pritura në drejtim të përmbushjes së qëllimeve. Menaxhimi i resurseve humane nga aspekti i ndërmarrjes duhet të bëhet me qëllim të arritjes së objektivave të organizatës, rritjes së produktivitetit, arritjes së përparësisë konkurruese, rritjes së vlerës së tregut të ndërmarrjes etj. Mobiliteti i resurseve humane këtë detyrë do ta bëjë edhe më të vështirë. Gjithashtu duhet të ndryshojë edhe raporti i deritanishëm ndërmjet nevojave reale të tregut dhe profileve të cilat do të ndërtojnë shkollat apo universitetet. Me shumë siguri mund të konkludohet se resurset humane sot janë resurset më të rëndësishme dhe më të rralla. 9

13 Meslek Yüksek Okullarının Sorunları ve Çözümleri için Öneriler Yılmaz GÜR Yrd. Doç.Dr. Balıkesir Üniversitesi, Türkiye Hülya GÜR Prof. Dr. Balıkesir Üniversitesi, Türkiye Özet Meslek yüksek okullarının kurulmalarındaki en önemli amaçlardan birisi sanayinin, iģ dünyasının ihtiyacı olan ara elemanı yetiģtirmek ve uluslararası düzeyde rekabet edebilecek düzeye eriģmektir (Ömer Kayır ve diğerleri, ĠTO-ĠĢ Dünyasının Mesleki Eğitimi BakıĢı, 2006). Meslek yüksek okullarının sorunları üzerine birçok toplantılar yapılmıģ raporlar yazılmıģ, çeģitli kampanyalar düzenlenmiģ ancak herhangi bir düzelme görülmemiģtir. Yıllar geçtikçe de öğrenci sayısı sınavsız geçiģle artmasına rağmen yeterli öğretim elemanı yetiģtirilememiģtir. Bir müdür bir mühür sloganı ile neredeyse her kasabaya birer meslek yüksek okulu açılmıģtır. Gelen öğrencilerin kalitesi de gittikçe düģmüģtür. ÇalıĢmada MYO larının problemlerine değinilecek ve uygun uygulanabilir çözüm önerilerine yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: meslek yüksek okulu, myo sorunlari, myo çözüm önerileri, myo müdürlerinin görüģleri Problems of Vocational Colleges, Solutions of This Problems and Some Suggestions Abstract One of the most important goals of the industry in establishing vocational colleges, to train qualified people who need access to the business world and to be competitive at the international level (Ömer Kayır and others, Vocational Training Overview of ITO-Business, 2006). Vocational high schools have been many meetings on the problems of written reports, various campaigns organized but did not show any improvement. Over the years the number of students without an increased transition. But adequate teaching staff has not grown. 'A manager of a seal' with the slogan almost every town has opened a vocational school. The quality of incoming students has been decreasing steadily. The study will examine a problem, and vocational school will be given according to applicable solutions. Key words: vocational school, problems of vocational schools, solution of the problems of vocational schools, statement of directorate of vocational schools GĠRĠġ Sınavsız geçiģ ve her ilçeye en az bir meslek yüksek okulu açılma çalıģması beraberinde birçok problem getirmiģtir (AktaĢlı, Kafadar ve Tüzün 2012). Bu nedenle mesleki ve teknik eğitimin iyileģtirmesi için çalıģmalar yapılmaktadır. mesleki ve teknik ortaöğretimin niteliğinin artırılması için Avrupa Komisyonu tarafından da desteklenen önemli çalıģmalar yapılmaktadır. YetiĢen ara elamnların sanyinin ihtiyacını karģılaması hedeflenmektedir (Ömer Kayır ve diğerleri, ĠTO-ĠĢ Dünyasının Mesleki Eğitimi BakıĢı, 2006). Bu çalıģmaların yanı sıra, özel sektör ve sivil toplum tarafından da mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına olan ilgiyi artırmaya yönelik projeler yürütülmektedir. Bu duruma nasıl gelindiğini inceleyelim. Sanayinin yoğun olduğu yörelerde açılan MYO mezunlarına, Talim ve Terbiye Kurulu BaĢkanlığının gün ve sayılı teklifi ve MEB in gün ve 300/805 sayılı olurları ile Teknik Programlar Bölümü mezunlarına Tekniker ; Ġktisadi veġdari Programlar Bölümü mezunlarına Meslek Elemanı ünvanı verilmiģtir yılında sayıları 51 e yükselen meslek yüksek okulları, 20 Temmuz 1982 tarihinde 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (bu kararname, tarih ve 2809 sayılı Yüksek Öğretim Kurumları TeĢkilat Kanunuile değiģtirilmiģtir) ile üniversiteler bünyesine alınmıģtır. (Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir Tunç, MYO lara Sınavsız GeçiĢin Değerlendirmesi, ZKÜ SosyalBilimler Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, 2005, s.75-81). Meslek yüksek okulları, 1990 lı yıllarda adeta patlama yapmıģtır yılında sayıları 198 olan meslek yüksekokullarının sayısı, sınavsız geçiģin baģlamasından sonra, 2004 yılında 469 a 10

14 yükselmiģtir. Bunlar, fiilen öğrencisi olan meslek yüksek okullarının sayısıdır. Bir de, kağıt üzerinde kurulmuģ olan, ancak eğitim öğretime baģlayamamıģ okullar vardır. Örneğin, 2004 yılında 612 kuruluģu yapılmıģ meslek yüksek okulu bulunuyordu. Yani kuruluģu yapılmasına ragmen eğitime baģlayamayan 143 meslek yüksek okulu bulunuyordu. Bugün açık olan meslek yüksek okulu sayısı oldukça fazladır. Ayrıca neredeyse her bölüme bir de ikinci öğretimde bölümler açılmıģtır (BahĢi, 2011, Biçerli, 2011). Ancak myo larının sayıları artmıģ olmasına rağmen yüksek öğretim içindeki payı %30 iken geliģmiģ ülkelerde bu oran %40-%50 dir. Diğer yandan, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 2000 yılında imzalanan "Türkiye'deki Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi" (MEGEP) anlaģması kapsamında; Türkiye'nin istihdam ihtiyaçlarına göre, genç iģgücünü nitelikli eleman olarak hem de sektörün talebine cevap verecek Ģekilde yetiģtirmeyi amaçlamaktaydı. Proje kapsamında mesleki eğitim alanındaki yeni oluģum ile meslek okullarındaki programlarda modüler sistem uygulamasına geçildi (Kocatürk, 2006). Meslek standartları yılından itibaren kademeli olarak uygulamaya geçilmiģtir. Bunun yanısıra öğretim elemanları da gerekli ihtiyacı karģılayamamaktadır (Artut, 2008). YÖNTEM AraĢtırmanın deseni AraĢtırmada nitel araģtırma yöntemi ve araģtırma deseni olarak örnek olay, bu kapsamda da tekli durum deseni kullanılmıģtır. ÇalıĢma grubu Bu çalıģmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaģılabilir durum örneklemesi kullanılmıģtır. Bu örnekleme yönteminde araģtırmacı örnekleme hızlı ve kolay bir Ģekilde ulaģarak zaman, enerji ve maddi kaynak tasarrufu sağlar (Patton, 2001:20). AraĢtırmanın çalıģma grubunu; Balıkesir Üniversitesine bağlı ilçelerde görev yapan iki yüksek okul müdürü seçilmiģtir. AraĢtırmada veri toplama aracı iki bölümden oluģmaktadır. Birinci bölümde katılımcının cinsiyeti, eğitim durumu, meslek yüksekokulundaki hizmet süresi olmak üzere 3 soru ile kiģisel bilgileri sorulmuģtur. Ġkinci bölüm ise açık uçlu sorulardan oluģmuģtur. Verilerin Toplanması; Açık uçlu sorulara cevap arandığı için yanıt birey tarafından biçimlendirilir ve verilen yanıtların standart olması gerekmez (ġimģek ve Yıldırım, 2013: ). Mülakatlar ses kayıt çihazı ile kayıt edilip daha sonra yazılı metne çevrilmiģtir. Geçerliliği için veriler katılımcıya verilip okutulup onayı alınmıģtır. Ayrıca verilerin analizi için ise veriler tekrar tekrar okunup tekrar gruplanmıģtır. AraĢtırmada Kullanılan Veri Toplama Aracı AraĢtırmada kullanılan veri toplama aracı olarak mülakat kullanılmıģtır. AraĢtırmanın ve Güvenilirliği Verilerin analizinde yapılan tüm iģlemler araģtırmacı ve iki alan uzmanı tarafından bağımsız olarak gerçekleģtirilmiģtir. Daha sonra araģtırmacı ve alan uzmanları bir araya gelerek çalıģmayı karģılaģtırmıģ, güvenirlik çalıģmasını gerçekleģtirmiģtir. AraĢtırmanın güvenirliğini hesaplamak için Miles ve Huberman ın: Güvenirlik= x100 formülü kullanılmıģtır. Hesaplamanın sonunda araģtırmanın güvenirliliği %85 olarak hesaplanmıģtır. Güvenirlik hesaplarının %70 in üzerinde çıkması, araģtırma için güvenilir kabul edilmektedir (Miles ve Huberman, 1994:64). Nitel araģtırmaların geçerliği yani inandırıcılığına ait kaygılar genellikle akla gelmektedir. AraĢtırmacının önyargılarından ve varsayımlarından arındırılmıģ verilere ulaģma ve bu verilerin doğasına uygun bir analiz yaklaģımını benimseyerek sonuçlara ulaģması önemlidir. AraĢtırmada varsayılan sonuçların tekrar edilebilirliği mümkün değildir. Çünkü özellikle sosyal bilimlerde olay ve olgular, onlarla ilgili birey ya da katılımcılar tarafından belirlenir ve bunlar hiçbir zaman tam olarak tekrar edilemez (Patton, 2001). AraĢtırmacının yansız bir tutum içinde olması gerektiği kabul edilir. AraĢtırmacı kendini bir veri toplama aracı olarak görebilir, ancak yorumlarını öznel algı ve varsayımlardan arındırabilmeli ve topladığı diğer verilerle iliģkilendirebilmelidir. Yani araģtırmacı yansız bir yaklaģımla alandaki katılımcılar tarafından oluģturulmuģ öznel verileri toplamalı ve analiz etmelidir (ġimģek ve Yıldırım, 2013: ). Veri toplama aģamasında ve öncesinde 11

15 katılımcılara yönelik herhangi bir yönlendirici müdahale yapılmamıģtır. AraĢtırmadaki verilerin yalnızca bilimsel çalıģmada kullanılacağı ve kimliklerin gizli tutulacağı katılımcılara bildirilmiģtir. Katılımcıların gerçek görüģlerini yansıtmaları sağlanmaya çalıģılmıģtır. Tüm bunlar dikkate alındığında çalıģmanın geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir. Verilerin Analizi AraĢtırmada nitel verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıģtır. Nitel verilerin analizinde, toplanan veriler öncelikle tablolaģtırılmıģtır. Veriler yüz yüze görüģme yoluyla toplandığı için çıkan sonuçların yorumlanmasında katılımcıların verdiği cevaplar göz önünde bulundurulmuģ ve yorumlar zenginleģtirilmiģtir. Nitel veriler için ise öncelikle içerik analizi yapılarak olumlu ve olumsuz ifadeler sınıflandırılmıģtır. Nitel araģtırma yaklaģımıdoğrultusunda tasarlanan bu araģtırmada içerik analizi yapılmıģtır. Veriler dört aģamada analiz edilmiģtir: 1. Verilerin kodlanması, 2.Kodlanan verilerin temalarının belirlenmesi, 3. Kodların ve temaların düzenlenmesi, 4. Bulguların tanımlanmasıve yorumlanması(yıldırım ve ġimģek, 2008: 228). Analiz sürecinde öncelikle, görüģme kayıtlarıve yazılıformlar deģifre edilip çözümlemeler yapılmıģtır. BULGULAR ve TARTIġMA Ġki Meslek yüksek okulu müdürlüğünü yapan kiģilere ait kiģisel bilgileri aģağıdaki tabloda verilmiģtir. Tablo 1. Meslek yüksek okulu müdürlerine ait demografik bilgiler Cinsiyet Eğitim durumu Hizmet süresi Pozisyonu Erkek Doktora Müdür A Ġlçesinde görevli x x x x B Ġlçesinde görevli x x x x Meslek yüksek okulu müdürlerinin verdikleri cevaplar gruplandığında MYO nun ana problemleri için aģağıdaki tema ve alt temalara ulaģılmıģtır (ġekil 1). Öğrenci Öğretim elemanı/öğretim üyesi meslek yüksek okulu problemleri Fiziki ve sosyal yapı Müfredat ġekil1. Meslek yüksek okulunun ana problemleri 1. Öğrenci (öğrenci profili-öğrenci kalitesi): En önemli sorun katsayı problem idi. ġimdi çözüldü. Ancak gelen öğrenci kalitesi sınavsız gelenlerde çok düģük. (M1,M2) Öğrenci sayısı arttı ancak kalite düģtü. (M1) Kalite düģük beklenen baģarı elde edilemedi. Öğrencilerde yazma ve okuma anlama problemleri, bazılarında ise davanıģ bozuklukları var. (M1,M2) 12

16 Öğrencilerin genellikle ailelerinin soyo-ekonomik durumları çok düģük. Burs imkanları ise çok sınırlı. (M1,M2) Öğrenciler ilk yıl dikey geçiģ yapıp bir üst 4 yıllık fakülteye gitmeyi düģünürken ikinci sınıfa geldiklerinde bu isteklerinden vazgeçiyorlar. Zaten sınavı kazanabilecek bilgi ve beceriye de sahip değiller.(m2) Her iki katılımcı da öğrencilerin profillerinin özellikle akademik baģarılarının çok düģük olduğunu ve katsayı problemleri yaģadıklarını ifade etmiģlerdir. 2. Öğretim elemanı-öğretim üyesi (profili- öğretim elemanı kalitesi-motivasyonu): Öğretim görevlileri ve az sayıda bulunan öğretim üyelerinin motivasyonları çok düģük. (M1,M2) Yeterli öğretim üyesi olmadığı için kağıt üzerinde açılmıģ ama hala öğrencisi olmayan bölümler mevcut. (M1,M2) Öğrencilerin dersler için gerekli hazırbulunuģlıklarının olmamaması. Öğretim görevlileri/ öğretim üyelerinin motivasyonlarını düģürüyor.(m1) Öğretim görevlileri/ öğretim üyelerinin bilimsel çalıģma yapmaları yeterince desteklenmiyor.(m2) Öğretim görevlileri/ öğretim üyeleri alan derslerinin dıģında da derslere girmektedir. (M1,M2) Genellikle kadrolarda öğretim görevlileri var. Öğretim üyelerinin sayısı sınırlı. (M1,M2) Kağıt üzerinde açık bölümler var fakat bölüm açılma koģulları sağlanamadığı için bölümler açılamıyor. (M1,M2) Öğrenci sayısı fazla olduğu için öğretimelemnı/üyesi baģına düģün öğrenci sayısı fazla. (M1,M2) Her iki katılımcı da öğretim üyelerinin sayısının az olduğundan bahsetmiģler, açık böölümler gözükmesine rağmen öğrencisi olmadığını ve öğretim elemanı baģına düģen öğrenci sayısının fazla olduğunu vurgulamıģlardır. 3. Fiziki ve sosyal yapı Fiziki yapı: Derslik ve labaratuvar eksikliği var. Sosyal imkanlar çok sınırlı. Bizim okul hariç diğer çoğu myo da tenefüslerde oturacakları kantin ve imkanlar yok. (M1,M2) Gerekli olan labaratuvarların bir kısmında ya gerekli malzeme yok ya da onları kullanabilecek eleman yok. (M1,M2) Kütüphane sıkıntısı vardır. Ancak internet kullandıklarında kütüphaneye bağlanarak istedikleri kaynaklara uģlaģmaları mümkündür, ancak öğrencilerde bu bilinç yoktur. (M1,M2) Bilgisayar ve internet bağlantıları hatta wireless bağlantısı var. Öğrenciler için güzel bir imkan. (M1,M2) Her iki katılımcı da fiziksel olarak binaların, laboratuvarların yetersizliğinden bahsetmiģlerdir. Ayrıca öğrencilerin teknolojik geliģmeleri yeterince takip edilemediğini ifade etmiģlerdir. Ayrıca kütüphanelerde ve laboratuvarlarda yetiģmiģ eleman sayısının yetersizliğini ifade etmiģlerdir. Sosyal yapı: MYO genellikle ilçelerde kurulduğu için öğrencilerin sosyalleģebileceği ortamlar ayrıca barınma olanakları da sınırlıdır. Bunun yanısıra öğrenciler part-time çalıģabilecekleri iģ olanaklarından da yoksundur. (M1,M2) Genellikle halkla öğrenciler birbirlerine kaynaģmıģ durumdadırlar. (M1,M2) Eğer myo kampüs içinde değilse öğrenciler kendilerini üniversiteli olarak adlandırmamaktadırlar. Bu da aidiyet duygusunu azaltmaktadır. (M1,M2) Üniversitedeki öğrenci klüpleri ile bağlantıları yok. Neredeyse bihaberler!. (M1,M2) AlıĢveriĢ merkezleri olmadığından bazen güçlük yaģamaktadırlar. (M1,M2) Öğrencilerin yeterince sosyalleģemediklerine vurgu yapılmıģ, part-time çalıģma imkanlarının çok kısıtlı olduğuna vurgu yapılmıģtır. Her ilçeye en az bir myo olması nedeniyle üniversiteye aidiyet duygusunun geliģmediğini kendilerini dıģlanmıģ olarak gördüklerini belirtmiģlerdir. 13

17 4. Müfredat (staj ve yeterlilik/ sanayi ile iģbirliği/ teknoloji okuryazarlığı) Müfredat sanayi ile ihtiyaçları karģılayack yeterlilikte değil. (M1,M2) Üniversite sanayii iģbirliği yeterli boyutta değil. Stajlar daha uzun süreli olmalı, sanayinin ihtiyacı olan yeterlilikte öğrenciler yetiģtirilmelidir. Öğrenciler gerekli teknolojik okuryazar olmalıdır. (M1,M2) Sanayi ile yapılan projeler arttırılmalı. Bu projelerle sanayideki karģılaģılan problemlere çözümler üretilmelidir. (M1,M2) MYO programlarının genellikle sanayinin ihtiyaçlarını karģılayabilecek nitelikte olmadığını ve staj süresinin yeterli olmadığının ifade etmiģlerdir. Ayrıca teknolojik okuryazarlığa dikkat çekmiģlerdir. Sonuçlar ve Çözüm için Öneriler Yüksek öğretimin her kademesinde sorunlar olması gibi meslek yüksek okullarında da sorunlar yaģanmaktadır (AktaĢlı, Kafadar ve Tüzün 2012). MYO larının sayıların hızla artması ve her kasabaya en az bir yüksek okul açılması bu sorunların baģında yer almaktadır. Sorunların genel çözümü için 5 yıllık on yıllık,... planlar yapılmalı ve buna uyulmalıdır. AĢağıdaki önerilere yer verilmiģtir. 1. Meslek yüksek okulları cazip hale getirilmeli sınavsız değil sınavla öğrenci almalı. Nitelikli ara eleman yetiģtirilmesi sağlanmalıdır. Öğrencilerin akademik hazırbulunuģları için bir veya iki dönem bilimsel hazırlık programı uygulanmalıdır. 2. Ġlçelerdeki MYO ya kampüslere taģınmalı ya da öğrencilerin sosyal olanaklardan yararlanmaları için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bir seçenekte MYO larının sanayiye yakın yerlerde kurulmasıdır. 3. MYO larının fiziki Ģarları da iyileģtirilmelidir. Etkin bir Ģekilde kullanabilmek için öğretim elemanlarının yetiģtirilmesine imkan sağlanmalıdır. Alt yapı eksiklikleri giderilmelidir. 4. Akademik kadronun arttırılması için gerekli çalıģmalar yapılmalıdır. 5. MYO sanayii iģbirliği desteklenmeli, projelere ağırlık verilmelidir. BAP, Santez gibi projelerin sayısı artmalıdır. Staj için sürenin arttırılması gereklidir. 6. Öğrenci ve öğretim elemanlarının motivasyonlarının arttırıcı önlemler alınmalıdır. Kadro ve akademik yükseltmelere gerekli önem verilmelidir. Yurt içi ve yurt dıģı etkinlik ve sempozyum gibi toplantılara katılımları teģvik edilmelidir. 7. Öğrencilerin hem bilgi, tecrübe hem de dil konusundaki yeterlikleri arttırılmalı böylece yurt dıģında da çalıģabilme olanakları kazandırılmalıdır. Böylece MYO cazibe merkezi okullar haline gelebilir. REFERANSLAR AktaĢlı, Ġ., Kafadar, S. ve Tüzün I. (2012). Mesleki ve Teknik Eğitimde GüncellenmiĢ Durum Analizi, pdf; (EriĢim Tarihi: ) Artut, K., (2008). Üniversitelerde Öğretim Görevlilerinin, Sorunları Ve Çözüm Önerileri, Eğitim Bilim Toplum Dergisi, Sayı: 6(23), BahĢi, N., (2011). Meslek Yüksekokullarının Sorunları, Yöneticilerin Tutum Ve DavranıĢları Üzerine Bir AraĢtırma. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2, Biçerli, M. K. (2011). Yükseköğretim Sistemimizi ĠĢgücü Piyasasındaki GeliĢmelere Göre Yeniden Yapılandırmalıyız, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, Cilt:1, Sayı:3, ss Ceyhun, A. T. ve Özaydın, L., (2009). Akademik Personelin ĠĢ Doyumu: KarĢılaĢtırmalı Bir AraĢtırma, 1.Uluslararası- 5.Ulusal Meslek Yüksekokulları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Konya. Erdem, A. R., (2012). Bilim Ġnsanı YetiĢtirmede AraĢtırma Eğitimi, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, Sayı: 2(3), Erdil, E. ve Pamukçu, M. T. ve Akçanak, Ġ. S. (2013). DeğiĢen Üniversite-Sanayi iģbirliğinde Üniversite Örgütlenmesi, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt:68, No:2, s.95. HotamıĢlı, M. ve Ağca, V., (2010). Öğretim Elemanları ĠĢ Tatmin Düzeylerinin Demografik Özelliklere Göre DeğiĢmesi: Türkiye de Kamu ve Vakıf Üniversitelerinde KarĢılaĢtırmalı Bir AraĢtırma, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 12(2),

18 Karaman, F. ve Altunoğlu, A. E., (2007). Kamu Üniversiteleri Öğretim Elemanlarının ĠĢ Tatmini Düzeyini Etkileyen Faktörler, Yönetim ve Ekonomi, Sayı: 14(1), Kocatürk, F. (2006). AB Ülkelerinde Mesleki Eğitim Sistemlerine iliģkin YaklaĢımlar ve Türkiye için Uyum Analizi. YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Miles, M. B. ve Huberman, A. M. (1994). Qualitative Data Analysis : An Expanded Sourcebook. (2nd Edition). Calif. : Sage Publications. Oruç, K. O., Çekin, E. ve Tenderis, A. E., (2010). Türkiye deki Devlet Üniversitelerinde Öğretim Elemanlarının Ders Yükü, Journal of World of Turks, Sayı: 2(3), Ömer Kayır ve diğerleri, (2006). ĠTO-ĠĢ Dünyasının Mesleki Eğitimi BakıĢı, Ġstanbul Ticaret Odası. Patton, M. Q. (2001). Qualitative Research and Methods. London, England: Sage Publications ġimģek, H. ve Yıldırım, A. (2013). Sosyal Bilimlerde Nitel AraĢtırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayıncılık. Uçar, C. ve ÖzerbaĢ, M.A. (2013). Mesleki ve Teknik Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye deki Konumu. Eğitim ve Öğretim AraĢtırmaları Dergisi, 2(2),

19 ĠLKÖĞRETĠM ĠKĠNCĠ KADEME GÖRSEL SANATLAR EĞĠTĠMĠNDE BULUġ YOLUYLA ÖĞRETĠM STRATEJĠSĠ ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME Seyhan MERCAN KALAYCI Yrd. Doç. Dr. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Türkiye Görsel sanatlar eğitiminde buluģ yoluyla öğretim stratejisi, öğrencinin yaratıcılığının geliģtirilmesi açısından önemlidir. BuluĢ yoluyla öğretim stratejisi görsel sanatlar eğitimi uygulamalarında öğrencinin var olan bilgi ve deneyimleri artırarak düģünme becerisini geliģtirir. Görsel sanatlar eğitimi uygulamalarındaki problemlerin çözümünde uygulama becerisini kazandırır. BuluĢ yolu ile eğitim stratejisinde öğretmen, öğrencinin ilgi ve beklentisi doğrultusunda belirlemiģ olduğu problemin doğru sonuçlara ulaģmasına yardımcı rehber gibidir. Bu strateji öğrencinin biliģsel ve duyuģsal yeteneğini arttırarak gündelik yaģamda bilgilerin kalıcı olmasını sağlar. Bu çalıģmada buluģ yoluyla eğitim stratejisinin sanat eğitimi üzerine etkileri irdelenecektir. Yapılan çalıģma; Van merkez ilçelerinde yer alan ilköğretim ikinci kademe okullarında görevli 12 görsel sanatlar öğretmenin buluģ yolu ile eğitim stratejisi hakkında düģüncelerinden oluģmaktadır. AraĢtırma nitel bir çalıģma olup öğretmenlere kapalı uçlu sorulardan oluģan anket uygulanmıģ verilerin analizinde SPSS 17 istatistik programından faydalanılmıģtır. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar, Ġlköğretim, Sanat Eğitimi. AN EVALUATION ON TEACHING STRATEGY VIA INVENTION IN SECONDARY STAGE OF PRIMARY SCHOOL VISUAL ARTS EDUCATION Abstract Teaching strategy via invention in visual arts education is of importance in terms of improving the creativity of the student. Teaching strategy via invention improves the student's thinking skill by enhancing the existing knowledge and experience in visual art education applications. Visual arts education enhances the individual s skills in terms of practice with the problems included in education practice itself. The teacher may be considered as a guide in teaching strategy via invention, helping the student to bring the problem to correct solutions determined in accordance with the student's interest and expectations. This strategy enables maintaining the information in daily life by improving the cognitive and affective skills of the student. In this study, the effects of teaching strategy on art education will be examined. The conducted study consists of the ideas of 12 art teachers working in secondary stage of primary schools in the central districts of Van about teaching strategy via invention. Research is a qualitative study and a survey consisting of close-ended questions was conducted for the teachers, and SPSS 17 statistics program was used in analyzing the data. Keywords: Visual Arts, Elementary Education, Art Education. 16

20 17 GĠRĠġ Yüzyıllardır geliģen ve farklılaģan eğitim sistemi, günümüzde öğretimin niteliğini artıracak strateji, yöntem ve tekniklerle desteklenmektedir. Nitelikli eğitimin sağlanabilmesi için Görsel Sanatlar eğitiminde de çeģitli öğrenme yaklaģımlarından faydalanılmıģtır. Görsel Sanatlar eğitiminde, öğretilecek bilginin, öğrencinin merak ve baģarma isteğine cevap verecek Ģekilde yapılandırılmıģ olması gerekir. Öğrencinin derse aktif olarak katılımını sağlamak için öğretmenler, çeģitli öğretim stratejilerini kullanmaktadırlar. Görsel sanatlar eğitimi, öğrencilerin sanatsal çalıģma aracılığıyla görme, dokunma, kavrama, düģünme ve uygulama kapasitelerinin estetik tutumları ile birlikte bulundukları yerden daha ileriye götürülüp geliģtirilmesine yardımcı olur. Ġnsanın fiziksel, zihinsel ve duygusal geliģiminde görme, iģitme ve dokunma gibi duyu organları ile elde ettiği deneyimler ile bir gereci biçimlendirerek yaratıcı gücünü ortaya koyması sırasında, beynin en geniģ anlamda çalıģması ve kullanılması sağlanmaktadır (Telli, 1996, s.41). GeliĢen ve değiģen eğitim paradigmaları görsel sanatlar eğitimine de yansımaktadır. Bu değiģkenlik görsel sanatlar eğitiminde kendini yenileyen bir öğretim sistemine ihtiyaç duymaktadır. Görsel sanatlar eğitiminde öğretmenlerin kullanmıģ oldukları strateji ve yöntemler uygulama alanlarına göre farklı etkilere sahiptir. Günümüzde Görsel Sanatlar eğitiminde öğretim stratejisi, yöntemi ve tekniği öğrencilerin biliģsel, duyuģsal ve psikomotor becerilerinin geliģtirilmesi amacıyla yapılandırılmıģtır. Öğretmenler, öğrencilerin hazırbulunuģluk düzeyini göz önüne bulundurarak öğretim stratejisini dersin kazanımına uygun biçimde yapılandırırsa öğretimin niteliğini artırabilirler. Ġnci San ın dediği gibi; Sanat eğitimi, sanatın yaģamdaki yerini ve önemini kavratacak biçimde düzenlenmiģ belli programlar aracılığı ile çeģitli dallarında beceri de kazandırabilecek uygulama çalıģılmaları ve sanatsal yaratma olgusunu tanıtmaya yönelik bir eğitim sürecidir (San, 2004, s.7). Sanatın yaģamdaki yeri ve önemi görsel sanatlar eğitimi ile desteklenirse öğrenciler farklı alanlarda da uygulama becerilerine sahip olurlar. Günümüz biliģim çağında yaratıcı, giriģimci, sorun çözücü, bilgiyi yapılandırıcı ve dönüģtürücü bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, özellikle çoğu geliģmiģ ve bazı geliģmekte olan ülkelerde yapılandırmacılık tanımlamasıyla öğrenci merkezli yeni bir eğitim uygulama modelinin hayata geçirildiği gözlenmekte, öğrenci merkezli eğitim modelinin çağın ve günün gereklerine daha uygun olduğu düģünülmektedir (MEB, 2006, s.7). Görsel Sanatlar Eğitiminde, öğrenci merkezli yaklaģımda öğrenci kendi öğrenmelerinden sorumludur. Öğrencilerin istek ve ihtiyaçları yapılandırmacılık kuramına göre programlanmaktadır. Öğretmenin ders de rehberliği ön plana çıkar. Öğrenci ise araģtıran, sorgulayandır. Yeni öğretim programında derse yön veren öğretim stratejileridir. Öğretim stratejisi, kazanımların hedeflerine ulaģması için en genel yoldur. Bu strateji öğretmen ve öğrenci merkezli olmak üzere geliģmiģtir. BuluĢ yoluyla öğretim stratejisi öğrenci merkezli strateji olup, ders dıģında ve ders süresince aktif olmasını hedefleyen bir davranıģa sahiptir. Öğrencinin geliģim düzeyine ve amacına uygun olarak yapılan buluģ yolu öğretim stratejisi ile ders sonunda hedeflenen kazanımların olumlu biçimde gerçekleģecektir. BuluĢ yoluyla öğrenme yaklaģımı, Jerome Bruner tarafından 1960 lı yıllarda geliģtirmiģtir.(erden ve Akman, 1997). Öğrenci merkezli olan bu yaklaģım ile öğrenci kendi öğrenmelerinden sorumludur. Bilen in dediği gibi; BuluĢ yoluyla öğretim stratejisi, öğrenciye önceki bilgi ve deneyimlerini yeni bir probleme uygulayabilme becerisini kazandırır. Yaratıcı düģünme becerilerini geliģtiren bu strateji öğrencilerin yaģamlarında karģılaģtığı problemleri çözebilmelerini sağlar. BuluĢ yoluyla öğretim stratejisi bir tümevarım yaklaģımına sahiptir (Bilen, 1999, s.58). BuluĢ yoluyla öğrenmede üst düzey hedef davranıģların kazandırılması mümkün olabilir. Bu stratejiyle öğretimde hedef davranıģlar biliģsel alanın kavrama, analiz ve değerlendirme, duyuģsal alanın tepkide bulunma ve değer verme basamaklarında olmalıdır (Sönmez, 1993: 174). Günümüzde teknolojinin gündelik yaģamda vazgeçilmez bir parçası olduğu tartıģılmazdır. GeliĢen ve hızla yenilenen teknolojik sistemler, eğitim sisteminde de etkili biçimde yön vermiģtir. DavranıĢçı temele bağlı olan öğretmen merkezli yaklaģım yerine günümüzde öğrenci merkezli yöntemleri etkin biçimde uygulanıģı araģtırıp sorgulaya bilen kendine özgüvenli bireylerin yetiģmesine olanak sağlayacaktır. Etkin bir öğretimin yapılabilmesi için, öğretim etkinlikleri teoriye dayalı öğretmen merkezli yaklaģımdan daha çok uygulamaya dayalı öğrenci merkezli yaklaģımı içermelidir (Oddens, 2004, s.37).

21 BuluĢ yoluyla öğrenmede, öğrenme, çocuğun merakını uyandıracak bir sorunla baģlar. Sorun ne çok kolay, ne de çok zor olmalıdır. Eğer sorun kolaylıkla çözülebilecek düzeyde olursa sıkılır; güç olursa öğrenmekten vazgeçebilir. Bunun için çocuklarda öğrenilecek konuya karģı merak uyandırmak gereklidir. Merak güdüsünü harekete geçirmenin yolu ise, belli bir düzeyde belirsizlik yaratmaktır. Ancak bu belirsizliğin düzeyi iyi ayarlanmalıdır. Aksi takdirde aģırı belirsizlik çocukta kararsızlığa neden olur, sorunu çözmek için yeterince ipucu bulamayan çocuk, öğrenmeye çaba harcamaktan vazgeçebilir (Senemoğlu, 1987, s. 33). Ġlköğretim ikinci kademede öğrenciler daha bağımsız olurlar ve sanat anlayıģları olgunlaģır. Ayrıntılara daha çok dikkat ederler ve sanat çalıģmalarında sıklıkla gerçekliği yansıtmaya çalıģırlar. Sanat eğitimcileri, bu dönemdeki öğrencilerin, tekniği öğrenmelerini sağlamalı, çalıģırken özgün olmalarını vurgulamalı ve öğrenciler üç boyutlu çalıģmalara karģı hevesli ise onlara yeni malzemelerle deney yapmalarında yardımcı olmalıdır (Daniel, 1998, s.33). Bu çalıģmada görsel sanatlar öğretmenlerinin derslerinde kullandıkları öğretim yaklaģımlarından olan buluģ yoluyla öğretim stratejisinin uygulanabilirliği konusundaki görüģlerinden faydalanılmıģtır. AraĢtırmamızda Van ili genelindeki ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar öğretmenlerinin, buluģ yoluyla öğretim stratejisini temel alan uygulamalarındaki önemini vurgulamak için yapılmıģtır. BuluĢ yolu ile öğretim stratejisi uygulamalarında öğrenciler kendi öğrenmelerinden sorumlu oldukları için öğrenme kalıcı olarak gerçekleģir. Bu çalıģma ile öğrenci merkezli yaklaģım olan öğretim stratejisinin Görsel Sanatlar Eğitiminde etkili olduğu belirtilmeye çalıģılmıģtır. ARAġTIRMANIN SINIRLILIKLARI Yapılan bu çalıģma; Van merkez ilçelerinde yer alan ilköğretim ikinci kademe okullarında görevli olan 12 Görsel sanatlar öğretmeni tarafından yürütülmüģtür. AraĢtırma da Görsel Sanatlar öğretmenlerinin, uygulamalarda kullandıkları stratejilerden birisi olan BuluĢ Yolu ile Öğretim Stratejisinin sanat eğitimi ve öğretiminde uygulanabilirliğinin araģtırılmasının yanı sıra bu strateji hakkındaki görüģlerine yönelik düģünceleri ile sınırlı tutulmuģtur. ARAġTIRMANIN AMACI Bu araģtırmanın amacı; Ġlköğretim Kurumları II. Kademede görev yapan Görsel Sanatlar Eğitimcilerinin eğitim programı süresince BuluĢ Yolu ile Öğretim Stratejisini uygularken öğrencilerin duyuģsal, biliģsel ve psikomotor becerileri üzerine etkilerini araģtırmaktır. Görsel Sanatlar dersinde BuluĢ Yolu Ġle Öğretim Stratejisi öğrencilerin kendi öğrenmelerinden sorumlu oldukları için ifade güçlerini artırmada ve sosyal becerilere sahip olmada etkili bir öğretim modelidir. AraĢtırma ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar eğitimi uygulamalarında buluģ yoluyla öğrenme stratejisinin etkilerini incelemek için yapılmıģtır. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ AraĢtırmanın Modeli AraĢtırmanın yöntemi nitel araģtırma yöntemi ile gerçekleģmiģtir. Sonuçlarda elde edilen veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiģtir. Çözümlemelerde SPSS 17 istatiksel veri programından faydalanılmıģtır. Nitel araģtırma, tümevarımcı bir yaklaģımla, olayları ve olguları doğal ortamları içinde betimleme, katılımcıların bakıģ açılarını anlama ve yansıtma üzerine odaklanan araģtırma yaklaģımıdır. Nitel araģtırma yöntemlerinin doğal ortama duyarlı olması, araģtırmacının katılımcı rolü olması, bütüncül bir yaklaģıma sahip olması, algıların ortaya konmasını sağlaması, araģtırma deseninde esnekliği olması diğer önemli özellikleridir (Yıldırım ve Simsek, 2006). BuluĢ Yolu Ġle Eğitim Stratejisinin, Görsel Sanatlar Eğitimi dersindeki iģlevselliği incelenerek öğretim niteliklerinin artırılmasındaki etkileri hakkında önermelerde bulunulmuģtur. Bu araģtırmada Ġlköğretim II. Kademe Görsel Sanatlar eğitimi öğretmenlerinin, öğretim süresince kullandıkları BuluĢ Yoluyla Öğretim Strateji nin etkileri irdelenmeye çalıģılmıģtır. BuluĢ yolu ile öğretim stratejisinin, öğrencilerin problem çözme becerisine sahip olmada önemli katkılarının olduğu düģünülmektedir. 18

22 Evren AraĢtırmanın evrenini, Van merkez ilçelerinde yer alan 12 Görsel Sanatlar öğretmeni tarafından oluģturulmuģtur. AraĢtırmada BuluĢ Yolu Ġle Öğretim Stratejisinin Görsel Sanatlar öğretmenleri tarafından derslerde uygulanabilirliğine iliģkin görüģ ve beklentilerine yer verilmiģtir. AraĢtırmada doğrudan evrene ulaģılmaya çalıģılmıģtır. Veri Toplama Aracı AraĢtırmada kullanılan veri toplama aracı,12 maddeden oluģan ve Görsel Sanatlar öğretmenlerinin uygulamalarda kullandıkları BuluĢ Yolu Ġle Öğretim Stratejisi nin eğitim ve öğretime etkileri hakkındaki görüģleri ve beklentilerini ölçmeye yarayan sorulardan oluģmaktadır. Veri toplama aracı, araģtırmacı tarafından öğretmenlerle yapılan görüģmeler olarak değerlendirilmiģtir. Verilerin Toplanması Veri toplama aracını, araģtırmacı, öğretmenlerle bizzat uygulamaya çalıģmıģ ve verileri toplamıģtır. Veriler, öğretmenlerin kendi iradelerine bağlı olarak ifade ettikleri biçimde düz cümleler ve kodlamalar hâlinde frekans tablosuna aktarılmıģ ve veriler grafikler ile açıklanmaya çalıģılmıģtır. BULGULAR VE YORUMLAR BuluĢ yolu ile öğretim stratejisinde, öğretmen öğrencileri yönlendiren rehberdir. Bilgiyi keģfeden ve yapılandıran öğrencinin kendisidir. Dolayısıyla bu stratejide öğrenci problemi çözerken problem çözme aģamalarını da bilmelidir. Ġlköğretim II. kademe Görsel Sanatlar eğitimi uygulamalarında öğretmenler, öğrenme kuramlarını öğrencilerin hazırbulunuģluk düzeyine göre düzenlemelidir. BuluĢ yolu ile öğretim stratejisinin temel amaçlarından birisi kalıcı öğrenmelerin sağlanmasıdır. 17% 42% 41% ġekil 1: AraĢtırmaya Katılan Öğretmenlerin YaĢları Yaş Yaş 45+ Yaş ġekil 1 deki veriler incelendiğinde araģtırmaya katılan öğretmenlerin yaģlarının %42 lik oranla yaģ arasında olduğu görülmektedir. % 41 lik oranı oluģturan yaģ ortalaması ise yaģtır. % 17 lik oranın yaģ ortalaması ise 45 ve üstüdür. Ankete katılan öğretmenlerimizin, yaģ ortalamasının 30 yaģ ve üstü olması sanat eğitiminde buluģ yoluyla öğretim stratejinin kullanımına iliģkin deneyimleri değerlendirebilmek açısından önemlidir. 17% 83% Lisans Yüksek Lisans ġekil 2: AraĢtırmaya Katılan Öğretmenlerin Eğitim Dereceleri. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin sadece % 17 sinin lisansüstü eğitim aldıkları görülmektedir. Bu oranın düģük olmasının baģlıca nedenlerinin arasında öğretmenlerin lisansüstü eğitime gerek duymamaları, iģ yoğunluğu ve bulundukları yerde bu tür imkânların olmamasından kaynaklandığı düģünülmektedir (ġekil 2). 19

23 50% 50% Kadın Erkek ġekil 3: AraĢtırmaya Katılan Öğretmenlerin Cinsiyetleri. ġekil 3 deki veriler incelendiğinde, araģtırmaya katılan öğretmenlerin Görsel sanatlar eğitiminde buluģ yolu ile öğretim stratejisi modelinin kullanılabilirliğine iliģkin görüģler değerlendirildiğinde cinsiyet değiģkenliğine bağlı olarak bayan ve erkek öğretmenlerin oranlarının eģit olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin görsel sanatlar eğitiminde kullandıkları öğretim modelleri cinsiyet farklılıklarına bağlı olarak değiģkenlik gösterebilir. 17% 0-5 Yıl 25% 5-10 Yıl 17% Yıl 41% 15+ Yıl ġekil 4: AraĢtırmaya Katılan Öğretmenlerin Hizmet Yılları. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin hizmet yılları incelendiğinde, % 41 lik oranın 5-10 yıl olduğu gözlenmiģtir. % 25 lik oranın hizmet süresi ise 0-5 yıl arasındadır. Hizmet süresinin % 17 lik oranlarla 5-10 yıl ve 0-5 yıl aralığında olduğu görülmektedir. Görsel sanatlar eğitiminde öğretmenlerin hizmet süresin uzunluğu eğitimin niteliğini artırılması için etkindir (ġekil 4). Görsel sanatlar eğitiminde sınıf yönetiminin geleneksel ve çağdaģ modellerinin uygulanabilirliği hizmet süresine bağlantılı olarak değiģebilmektedir. Öğretmenin sahip olduğu bilgi ve deneyimler, sanatsal etkinliklerin yapılandırılmasında etkilidir. Bu etkiler hizmet süresine bağlı olarak değiģkenlik gösterebilir. 8% 25% 33% 34% Öğrenci Öğrenci Öğrenci 26+ Öğrenci ġekil 5: AraĢtırmaya Katılan Öğretmenlerin Sınıflarındaki Öğrenci Sayıları. Etkili sanat eğitiminin yapılabilmesi için sınıf ortamının amaca uygun olarak hazırlanması gerekir. Sınıf mevcudunun yoğunluğu görsel sanatlar eğitiminde olumsuz bir faktör olarak değerlendirilebilir. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin sınıflarındaki öğrenci sayısı % 34 lük oranla dir. Sınıf mevcudiyetinin Ģekildeki %33 lük oranı kiģiden oluģmaktadır (ġekil 5). ġekil 5 de yer alan % 20

24 25 lik oranlarda sınıf mevcudiyeti 26 ve üstü öğrencilerden oluģmaktadır. ġekil 5. de % 8 lik orandan oluģan öğrenci sayısı kiģilik sınıflardan oluģmaktadır. Görsel sanatlar eğitiminde öğretmenler, öğrencilerin hareket akıģını kontrol edebilmek için öğrenci sayısını göz önünde bulundururlar. Öğrenci mevcudiyetinin az olması, birbirlerini rahatsız etmeden çalıģma imkânı sağlar ve öğrenimin kalitesini artırır. 25,00% 75,00% Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum ġekil 6: BuluĢ Yolu Ġle Öğretim Stratejisi Dersi Görsel Sanatlar Eğitimi Uygulamaları Ġçin Gereklidir. Görsel sanatlar dersi için buluģ yolu ile öğrenme yaklaģımının gerekli olduğu düģünen öğretmenlerin oranı %75 dir (ġekil 6). Sanatsal uygulamalarda ve etkinliklerde baģarının sağlanabilmesi için öğrenci merkezli öğretim modelleri günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. BuluĢ yoluyla öğretim stratejisi, öğrencinin var olan bilgilerini karģılaģtıkları problemlerde uygulayabilme becerisini kazandırır. Farklı bakıģ acısına sahip, sorunlara çözüm bulabilen bireyler için bu strateji yaratıcığın ortaya çıkmasında etkili bir öğretim modelidir. Görsel sanatlar eğitiminde hayal gücünü kullanabilme yeteneği, var olan yaratıcılığı eyleme dönüģtürür. Öğretmenler, öğrencilerin kendi öğrenmelerinden sorumlu uzman kiģilerdir. AraĢtırmamızda elde edilen bilgilere dayanarak buluģ yolu ile öğrenme yaklaģımı yaratıcı bireyler yetiģtirilebilmesi için gerekli olduğu düģünülmektedir. 8,33% 91,67% Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum ġekil 7: Görsel Sanatlar Eğitiminde, BuluĢ Yolu Ġle Öğretim Stratejisi Öğretim Süresince Öğrencinin AraĢtırmacı Gibi Hareket Etmesini Sağlar. Görsel Sanatlar eğitiminde, buluģ yolu ile öğretim modeli öğrencilerin uygulamalı çalıģmalarda etkin olmasını sağlarken yaratıcılığını da ön plana çıkartır. Öğretmenler araģtırmaya dayalı yöntemleri kullanarak öğrencilerin psikomotor becerilerinin geliģtirmeye yardımcı olurlar. Öğrenciler, araģtırma yolu ile düģünce yeteneğini geliģtirirken, kendi kendine öğrenme becerisine sahip olurlar. Görsel Sanatlar dersinde problemler, öğrencilerin araģtırmacı gibi çalıģarak duygu ve düģüncelerini açığa çıkarmasına ve plastik elemanları kurallarına bağlı olarak uygulaması ile çözümlenebilir. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin % si BuluĢ yolu ile öğretim stratejisini kullanırken, öğrencilerin öğretim süresince araģtırmacı gibi davrandıkları düģüncesine sahiptir (ġekil 7). 21

25 25,00% 75,00% Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum ġekil 8: BuluĢ Yolu ile Öğrenme yaklaģımı, Öğrencilerin Görsel Sanatlar Eğitiminde KarĢılaĢacakları Problemlerin Çözümleri Ġçin Gereklidir. Görsel Sanatlar eğitimi uygulamalarında, öğrencinin yapmıģ olduğu ürünün belirli standartlara sahip olması gerekmektedir. Öğrencilerin yapmıģ oldukları ürünün kullanılabilirliği, sağlamlığı ve özgünlüğü uygulama esnasında yapmıģ oldukları deneyimler ile ortaya çıkar. Uygulama esnasında öğrenciler, yapmıģ oldukları araģtırmalar ile karģılaģtıkları problemlerin çözümünde istenilen amaca ulaģırlar. BuluĢ yoluyla öğrenme yaklaģımı, öğrencilerin düģünce yeteneğini geliģtirirken uygulamalarda karģılaģabilecekleri problemlerin farkına varma, problemleri çözümleme ve sonuca ulaģtırmada etkin bir stratejidir. AraĢtırmaya katılan öğretmenler, % 75 lik çoğunlukla buluģ yolu ile öğrenmenin görsel sanatlar eğitimi uygulamalarında problemlerin çözümü için gerekli olduğunu düģünmektedir (ġekil 8). 50,00% Kesinlikle 50,00% Katılıyorum Katılıyorum ġekil 9: BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisi, Görsel Sanatlar Dersinde, Artık Malzemelerle Tasarım ÇalıĢmalarında da Kullanılabilir. Öğretmenler, öğrencilerin istek ve ilgileri doğrusunda belirlemiģ oldukları problemlerle ikiboyutlu ya da üç boyutlu çalıģmaları yapabilmek için buluģ yolu ile öğretim yaklaģımından faydalanabilirler. Günümüzde artık malzemelerin geri dönüģümü için pek çok çalıģma yapılmaktadır. Özellikle ilköğretim ikinci kademede öğretmenler öğrencilere artık malzemeleri geri dönüģtürme yeni bir ürüne oluģturma çabası içerisindedir. Ülkemizde artık malzemelerin geri dönüģümü için okul içi ve okul dıģı çalıģmalar yoğunluk kazanmıģtır. Sanat eğitimi baģlıca hedeflerinden birisi yaratıcılığın geliģtirilmesidir. Sanat eğitimi uygulamalarında, yaratıcılığın geliģtirilmesi için artık malzemelerden faydalanılarak öğrenciler üst düzey düģünme becerilere sahip olurlar. Sanat eğitiminde, buluģ yolu ile öğretim stratejisinde atık malzemelerden yapılan uygulamalar, öğrencilerin çevreye ve topluma karģı duyarlılığını artırmasına yardımcı olacaktır. BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisi, Görsel Sanatlar dersinde, artık malzemelerle tasarım çalıģmalarında da kullanılabilir düģüncesine sahip olan öğretmenlerin oranı % 50 dir (ġekil 9). Diğer %50 lık oran ise bu stratejide artık malzemeler kullanmasının faydalı olacağı düģüncesine sahiptir. 22

26 8,33% 8,33% 25,00% Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum 33,33% 25,00% Kararsızım Katılmıyorum Kesinlikle Katılmıyorum ġekil 10: Bu Stratejiyi Uygulamak Ġçin Ekonomik Düzeyin Etkili Olduğunu DüĢünüyor musunuz? Görsel Sanatlar eğitimi uygulamalarında, buluģ yolu ile öğretim stratejisinin dezavantajlarından birisi malzeme teminidir. Bu stratejiyi uygulayan öğretmen, öğrencinin ilgi ve beklentileri doğrultusunda çalıģabileceği problem konusu belirler. Problem konusunda çözüme ulaģabilmek için malzeme teminine ihtiyaç duyulabilmektedir. Gereken malzemenin temin edilebilmesi için ekonomik düzeyin yüksek olması gerekebilir. Öğretmen, öğrencinin malzeme temininde problemle karģılaģmaması için maliyeti düģük çalıģmalar yaptırmalı veya atık malzemelerden yapılabilecek problem konusu belirlemelidir. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin % 33,33 bu strateji uygularken, ekonomik düzeyin etkili olduğuna iliģkin düģüncelerinde kararsız oldukları görülmektedir. Ekonomik düzeyin etkili olduğunu düģünen öğretmenlerin oranı %25,00 dir. AraĢtırmada %8,33 lük oranla ekonomik düzeyin bu stratejiyi uygulamada etkili olmadığını düģünmektedir. Bu düģüncenin oluģumunda atık malzemelerin kullanılması etkilidir (ġekil 10). 42% 25% 25% 8% Gösterip Yazdırma Yöntemi Soru-Cevap Yöntemi Bellek Eğitimi Yöntemi Modelden Çalışma Yöntemi ġekil 11: Öğretmenlerin Görsel Sanatlar Dersinde BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisi DıĢında Kullandıkları Strateji, Yöntem ve Teknikler. AraĢtırmaya katılan öğretmenler, Görsel Sanatlar dersinde hedeflenen kazanımlara ulaģabilmek için BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisinin yanında farklı strateji yöntem ve teknikleri de uygulamaktadır. Görsel Sanatlar dersinde en çok uygulanan yöntemlerden birisi olarak %42 lik oran ile Gösterip Yaptırma yönteminin kullanıldığı görülmektedir. Gösterip yaptırma yönteminde öğretmen dersin baģında yapılacak çalıģmaya uygun örnekler sunularak, uygulamaya iliģkin teknikleri gösterip öğrencileri yönlendirir. Öğrenciler, yapılacak çalıģmanın teknikleri hakkında ön bilgiye sahip oldukları için uygulama sırasında problemle karģılaģmayacaktır. AraĢtırmamıza katılan öğretmenler yapılacak uygulamalarda, Gösterip Yaptırma Yöntemi dıģında % 25 lik oranla Soru Cevap yöntemini uyguladıklarını belirtmiģlerdir. Soru-cevap yöntemi ile öğrenciler, derse aktif olarak katılmakta ve uygulamalar hakkında ön bilgiye sahip olmaktadırlar. Bu yöntemin yanında % 25 lik oranla uygulanan diğer yöntem Bellek Eğitimi yöntemidir (ġekil 11). Görsel sanatlar dersinde Bellek Eğitimi yöntemi, öğrencilerin algısal sezgilerinin artırılmasında ve derste dikkati artırmak için kullanılır. Bellek Eğitimi yöntemi ile öğrencilerin hazırbulunuģluk düzeyine bağlı olarak bellekte var olan bilgilerin imgeye dönüģtürülmesi amaçlanır. Modelden çalıģma yöntemi, Görsel Sanatlar eğitimi dersinde, oran orantısının doğru yapılandırılması için kullanılır. Bu yöntemi kullanan öğretmenlerin oranı% 8 dir. 23

27 58% 42% Sunuş Yoluyla Öğretim Stratejisi Araştırma -İnceleme Yoluyla Öğretim Stratejisi ġekil 12: Görsel Sanatlar Dersinde BuluĢ Yoluyla Öğretim Stratejisinin DıĢında Hangi Stratejileri Kullanıyorsunuz. Görsel Sanatlar dersinde araģtırmamıza katılan öğretmenlerin %58 i SunuĢ yoluyla öğretim stratejisini kullanmaktadır. SunuĢ yoluyla öğretim stratejisi öğretmen merkezli strateji olup, kalabalık sınıf ortamlarında ve ders boyunca uygulanabilir. Görsel sanatlar eğitimi dersinde sunuģ yolu ile öğretim stratejisinin ders boyunca uygulanması pek mümkün değildir. Bu stratejinin Görsel Sanatlar Eğitimi dersinde giriģ kısmında kullanılması daha uygundur. AraĢtırmamıza katılan öğretmenlerin %42 si Görsel Sanatlar eğitiminde, araģtırma- inceleme yoluyla öğretim stratejisinden faydalanmaktadır (ġekil 12). Bu stratejinin Görsel Sanatlar Eğitiminde uygulanabilmesi için öğrencilerin alan bilgisine sahip olmaları gerekmektedir. Ġlköğretim II. Kademe Görsel Sanatlar eğitimi dersinde öğretmen, öğrencilerin hazırbulunuģluk düzeyine uygun stratejilerle derse yön vermelidir. Görsel sanatlar eğitimi dersinde, AraĢtırma-Ġnceleme yoluyla öğretim stratejisinin uygulanabilmesi için atölye ortamının önceden düzenlenmesi gerekir. AraĢtırma- Ġnceleme yolu ile öğretim stratejisi uygulamaları için kalabalık sınıflar pek uygun değildir. Bu stratejide uygulamanın baģarılı olabilmesi için yeterli zaman ve gerekli malzemenin temin edilmesi gerekmektedir. SONUÇ VE ÖNERĠLER BuluĢ yoluyla öğrenme yaklaģımının, Ġlköğretim II. Kademe Görsel Sanatlar Eğitimi dersinde, kullanılması öğrencilerin yaratıcı düģünme düzeylerinin geliģtirilmesi ve bilgilerini gündelik yaģamda pek çok alanda kullanmaları açısından yararlı olabilir. Günümüzde Görsel Sanatlar eğitiminde öğretim programları zamana ve teknolojiye bağlı olarak değiģmiģ ve geliģmiģtir. Öğretmenler pek çok alanda öğrenciyi araģtırmaya yönlendirendir. Görsel Sanatlar eğitimi uygulamalarında buluģ yoluyla öğretim stratejisi araģtırma, keģfetme, eleģtirici bakıģ açısına sahip olmaya yardımcı etkilere sahiptir. Öğretmen sanatsal uygulamalarda buluģ yolu ile öğrenme yöntemlerinden yararlanmaya çalıģırken öğrencilerin hazırbulunuģluk düzeyini göz önünde bulundurmalıdır. Öğrenci merkezli olan bu strateji, öğretim süresince sanatsal çalıģmalara yön vermek ve öğrenmelerin kalıcılığını artırmak için uygundur. GeliĢen teknolojiye bağlı olarak değiģen eğitim sistemi II. Kademe Görsel Sanatlar eğitiminde de etkin biçimde kullanılmaktadır. Görsel Sanatlar Eğitimi dersinde, teknolojinin doğru ve etkili kullanımı öğrencilerin derse katılımını artıracaktır. Ġlköğretim II. Kademe Görsel Sanatlar Eğitimi dersinde temel sorunlardan birisi ders sürenin yetersiz olmasıdır. Öğretmenlerin yapmak istediği uygulamalar ders süresinin yetersizliğinden dolayı hedeflenen kazanımların gerçekleģememesine neden olabilir. BuluĢ yolu ile öğrenmenin etkili olabilmesi için ön koģul öğrenmelerin yeterli olması gerekir. Uygulama çalıģmalarından önce öğretmen eksiklikleri giderilmeli ve çalıģma sonunda olabilecek hataların olumsuz etkilerini maksimum düzeyde azaltmalıdır. Günümüzde geliģen teknolojiye ayak uydurabilmek, sadece tüketen değil üreten bireyler yetiģtirmek için görsel sanatlar eğitiminde Yapılandırmacı yaklaģıma ihtiyaç duyulmuģtur. Yapılandırmacı yaklaģımda bilgiyi yapılandıran öğrencidir. Bu yapılandırma buluģ yoluyla öğretim stratejisi ile yön bulmaktadır. Bu strateji ile öğrenciler, artık malzemeleri geri dönüģüm ile yeniden değerlendirerek sanatsal tasarımlar için kullanabilirler. Artık malzemeler ile özgün eserler üreten öğrenciler, kalıcı öğrenmeler sağlayarak, estetik bakıģ açısına sahip olurlar. Bu stratejiyi kullanan öğretmen, öğrencinin 24

28 birer araģtırmacı gibi çalıģarak hem üreten hem de üst düzey becerilere sahip bir birey olmasını sağlayacaktır. Görsel Sanatlar eğitiminde, görsel kültürü oluģturan Sanat Tarihi, Sanat Felsefesi ve Sanat EleĢtirisi Derslerinde de bu stratejiden faydalanılabilir. Özellikle ikinci kademe Görsel Sanatlar eğitimi uygulamalarında buluģ yoluyla öğretim stratejisinin kullanılması eğitim-öğretim süresince nitelikli eğitimi etkin kılacaktır. REFERANSLAR Bilen, M. (1999). Plandan Uygulamaya Öğretim. Ankara: Anı Yayıncılık. Daniel, V. (1998). Art Express. London: Harcourt Brace & Company. Erden, M. Ve Y. Akman (1997). Eğitim Psikolojisi: GeliĢim-Öğrenme-Öğretme. Ankara: ArkadaĢ Yayınevi. Milli Eğitim Bakanlığı. (2006).Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı (1-8. Sınıflar). Ankara: Milli Eğitim Basımevi. Oddens, D.A.M. (2004). KiĢilik Nitelikleri Açısından Hollanda da Mesleki Eğitim için Öğretmen Eğitimi Eğilimleri. Mesleki Ve Teknik Eğitimde Öğretmen Eğitimi Uluslar Arası Konferansı. Ankara, San, Ġ. (2004). Sanat ve Eğitim. Ankara: Ütopya Yayınevi. Senemoğlu, N. (1987). GeliĢim, Öğrenme ve Öğretme Kuramdan uygulamaya. Ankara,: Spot Matbaacılık, s. 33. Sönmez, V.(1993).Program GeliĢtirmede Öğretmen El Kitabı. Adım Yayıncılık, Ankara. Telli, H. (1996). Eğitimin Genel Hedeflerinin DavranıĢ Biçimine DönüĢmesinde Sanat Eğitiminin Katkısı Vardır. Milli Eğitim, (131), Yıldırım, A. & Simsek, H. (2006). Sosyal Bilimlerde Nitel AraĢtırma Yöntemleri. 6. Baskı. Ankara: Seçkin Yayıncılık. 25

29 MESLEKYÜKSEKOKULUÖĞRENCĠLERĠNĠNMATEMATĠĞEKARġIT UTUMLARI: BALIKESĠRÖRNEĞĠ HülyaGÜR Balıkesir Üniversitesi,Türkiye Özet Türkiye de mesleki eğitim büyük bir problem olarak yıllardır süre gelmektedir. Meslek liselerinden sınavsız yüksek öğretime geçen öğrenciler büyük sorunlar yaģamaktadırlar. 1990lı yıllardan sonra meslek yüksek okullarında neredeyse büyük bir patlama yaģanmıģtır. TOBB, ĠTO, ĠSO,EBSO gibi meslek, aralarında Koç Holding gibi sivil toplum kuruluģları da bu probleme dikkat çekmiģlerdir.ancak kilit görev alacak olan buralardan yetiģen öğrencilere çok büyük görev düģmektedir. Bu hedeflere ulaģmada ise en önemli pay matematiğe düģmektedir. Ancak matematik baģarılamayan, soyut, sevilmeyen derslerin baģında gelmektedir. Bu nedenle matematiğe karģı olumlu tutum geliģtirmek çok önemlidir. ÇalıĢmanın amacı, meslek yüksek okulu öğrencilerinin matematiğe karģı tutumlarını belirlemek ve etki eden faktörlerin nedenlerini araģtırmaktır. ÇalıĢmanın örneklemini, eğitim-öğretim yılında Balıkesir Üniversitesi Bigadiç Meslek Yüksek okulunda okuyan70 Elektrik bölümü öğrencisi oluģturmuģtur. Akademik baģarıları için I. dönem matematik ders geçme notları ve genel notları değerlendirilmiģtir. Duatepe ve Çilesiz (1999) tafarından geçerlik ve güvenilirliği hesaplanan matematik tutum ölçeği kullanılmıģtır. Elde edilen veriler SPSS12.00 paket programı kullanılarak analiz edilmiģtir.ayrıca öğrencilerin açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar da analiz edilmiģtir. Matematik baģarıları ile tutumlar arasında pozitif iliģki bulunmuģtur. Anahtar Kelimeler: Matematik tutumu, meslek yüksek okulu öğrencileri, elektrik bölümü öğrencileri, matematik dersi, etki eden faktörler VOCATIONAL COLLEGE STUDENTS' ATTITUDES TOWARDS MATHEMATICS: A CASE of BALIKESĠR Abstract Vocational training is a major problem in Turkey for years.without examination to direct pass to higher education to the students from vocational high school are experiencing major problems. After 1990's have increased the number of students in vocational schools. Civil society organizations have also drawn attention to this issue such as TOBB, ĠTO, ĠSO, EBSO, KOÇ Holding Graduate student who is adaptable to the requirements of the age of the students, theycanexpressthemselves,self-esteem, creative, innovative, and is targeted at individuals who can solve problems. Inreaching this target it is associated with the important role mathematics. However mathematics, unachievable, unsuccesible, abstract, is one of the unpopular course. Therefore, it is important to develop positive attitudes towards mathematics.the aim of this study was to determine the attitudes toward mathematics of vocational high school students and to investigate the causes of factors.the sample of the study consist of 70 electricaldepartmentstudentsat the University of Balikesir Bigadiç Vocational College student in academic year. Math grade point andaverages of cumulative grade were considered to assess students' general academic achievement. In this study mathematics attitude scale of Duatepe and Çilesiz (1999) was used. This scale is a type of five likert and consists of 38 items. The study of reliability of the scale by Duatepe and Çilesiz (1999) coefficient of Cronbach Alpha is foundas 0,96. Analysis of the data was made with using statistical software package that is SPSS12.0. Arithmetic mean ( ), standart devination (SS) and one-way analysis of variance (ANOVA) are used in the analysis of data and level of statistical importance is accepted as 0,5. Effects of students attitudes 26

30 towards mathematics on their achievements of mathematics are among the attained results in the research. There was a positive relationship between attitude to mathematics achievement. Keywords: Mathematics attitude, vocational college students, students of department of electric, mathematics, affecting factors GĠRĠġ Hayatın her alanında etkili olmasına karģın birçok öğrenci, bir bilim dalı olarak matematiğe ilgi duymamaktadır. Öğrenciler günlük hayatta gereksinim duydukları bilgileri öğrenmeyi daha çok önemsemektedirler. Bundan dolayı öğrenciler; Bunlar ne iģime yarayacak?, Bu bilgiye ne zaman ihtiyacım olacak? gibi birçok soru sormaktadırlar. Dolayısıyla, matematiğin öğrencilere kazandırdıkları bir kenara itilmekte ve matematik, öğrencilerin üniversite sınavında en çok doğru cevabı vermeleri gereken ders olarak algılanmaktan öteye gidememektedir. Bu çerçevede, Türkiye'de verilmeye çalıģılan matematik eğitimi amacına ulaģamamakta, birçok öğrenci tarafından matematiğe karģı olumsuz tutum geliģtirilmektedir. Olumsuz tutum geliģtirmenin nedenleri arasında öğrencinin matematiği yapamayacağına inanması, dersi veren öğretim elemanının matematiğin günlük yaģamdaki önemine dikkat çekmemesi, öğrenciler tarafından günlük yaģamdaki iģlevinin bilinmemesi olarak gösterilebilir (TaĢdemir, 2009). Birçok araģtırma öğrencilerin matematiğe karģı tutumlarının matematikteki baģarılarını etkilediğine iģaret etmektedir (Minato ve Yanase, 1984; Ethington ve Wolfle, 1986; Cheung,1988; Ma, 1999; Baykul, 1990; Yenilmez ve Özabacı, 2003; Tapia ve Marsh, 2000; Peker ve Mirasyedioğlu, 2003). Dutton a göre (1962), matematik tutumu bireyin matematikle ilgili bir konuya yönelik sahip oluğu pozitif ya da negatif eğilimdir (Akt: Özdemir ve Çanakçı, 2011). Matematik tutumu ile matematik baģarısı arasındaki iliģkinin varlığı uzun süredir bilinmektedir. Pozitif tutuma sahip olmak, matematik baģarısının yüksek olmasına katkıda bulunmaktadır (McMullen, 2005; Erktin,1993). Öğrenciler bir konuyla ilgili öğrendikleri bilgileri unutsalar bile o konuya karģı olan tutum ve eğilimlerini unutmazlar (Stodolsky vd., 1991). Öğrencilerin matematik dersi ile ilgili duygularından ortaya çıkan matematiğe karģı tutumları matematik eğitiminde çok önemlidir. Matematiğe karģı tutum çeģitli açılardan ve birçok farklı düzeyde öğrenci üzerinde araģtırılmıģtır. Matematiğe karģı tutumda cinsiyet farklılıkları (Sayers, 1994; Aksu, 1991; Steinback ve Gwizdala, 1995), matematiğe karģı olan tutumu etkileyen etmenler (Tocci ve Engelhard, 1991), matematik kaygısı ve matematiğe karģı tutum (Rounds ve Hendel, 1980) ve matematiğe karģı tutum ve matematiğin öğretimi (Ludlow ve Bell, 1996) bunlardan bazılarıdır. Özellikle matematiğe karģı tutumla matematik baģarısı arasındaki iliģki üzerinde en çok çalıģılan konulardan biridir. Birçok araģtırma öğrencilerin matematiğe karģı tutumlarının matematikteki baģarılarını etkilediğine iģaret etmektedir (Minato ve Yanese, 1984; Ethington ve Wolfle, 1986; Cheung, 1988; Erktin, 1993). Böylece, matematiğe karģı olumlu bir tutum geliģtirmek daha da önem kazanmaktadır. Matematiğe karģı olumlu bir tutum geliģtirmek matematik eğitiminin en önemli amaçlarından biridir (Reyes, 1984). Matematiğe karģı olumsuz tutum geliģtiren öğrenciler, matematiğin okutulmadığı veya en az okutulduğu okullara veya alanlara yönelmektedir. Bu okulların baģında meslek liseleri ardından da meslek yüksekokulları yer almaktadır. Hâlbuki iyi bir meslek elemanının, alanına göre değiģmekle beraber, genel olarak mantığı güçlü, Ģekil-uzay iliģkilerini görebilme, uzamsal iliģkileri ayırt edebilme, ayrıntıları algılayabilme, zihinde canlandırma yapabilme özelliklerine sahip, temel bilimlere ve matematiğe ilgi duyan kiģiler olması beklenir. Farkında olunsa da olunmasa da hayatımızın hemen her alanında matematikle iç içe olduğumuz görülmektedir. Matematik, günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası gibidir. Günlük yaģamda bu derece kullanılan bir dersin tüm öğrenciler tarafından sevilmesi ve iyi bilinmesi gerektiği halde, Türkiye'de matematik dersinin öğrencilerin en çok korktukları dersler arasında yer aldığı söylenebilir (Yılmaz, 2006). Bu durumda eğitimcilerin, özellikle de matematik öğreticilerinin, bu korkuyu göz ardı etmemesi gerekmektedir. Yukarıda söylenenlerden anlaģılacağı üzere öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları matematik eğitimi için önemli bir değiģkendir. Eğitim, tutumları değiģtirmede önemli bir araç olduğundan, öğretmenlerin gerek kendi derslerine, gerekse sosyal yaģamdaki diğer olgulara yönelik öğrenci tutumlarının ne olduğunu, nasıl ölçüleceğini bilmeleri eğitimin niteliğini artırmada önemli bir etken olabilir (Duatepe ve Çilesiz, 1999). Bu nedenle öğrencilerin matematik tutumlarını ölçecek geçerli ve güvenilir ölçme araçlarının geliģtirilmesi ve bu araçlar kullanılarak ölçülen öğrenci tutumlarının dikkate alınarak öğretim sürecinin planlanması matematik baģarısı için oldukça önemlidir. Matematiğe karģı tutumun, matematik öğretiminin her 27

31 aģamasında ölçülmesi ve öğretimin elde edilen sonuçlara göre yürütülmesi gerekmektedir. Bu çalıģmada meslek yüksekokulu öğrencilerinin bazı değiģkenlere göre matematik tutumları incelenecek ve elde edilen bulgular doğrultusunda matematik eğiticilerinin, öğrencilerinin matematik tutumlarını artırmaya yönelik neler yapabilecekleri konusunda önerilerde bulunulacaktır. Fidan (1996), eğitim sürecinden geçen insanların kiģiliğinin farklılaģtığını, bu farklılaģmasının kazanılan bilgi, beceri, yanında tutum ve değerler yoluyla gerçekleģtiğini belirtmektedir. Buna göre eğitim sürecinde öğrencide sadece bilgi ve beceri yönünden değil aynı zamanda tutumlar ve değerler yönünden de bir farklılaģma meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak matematik dersindeki öğrenci baģarılarının, matematik dersine yönelik tutumlar yönünden incelenmesi gereği doğmuģtur. Matematiğe karģı tutumun, matematik öğretiminin her aģamasında ölçülmesi ve öğretimin elde edilen sonuçlara göre yürütülmesi gerekmektedir. Sonuç olarak öğrencilerin matematik dersine olan tutumları incelenerek matematiğin öğretilmesine ve öğrencilerin eğitimine katkıda bulunulabilir. Bu araģtırma kapsamında yapılan çalıģmada Mesleki Eğitim sisteminin yükseköğretim düzeyinde öğrencilerin matematik dersine karģı tutumu açısından mevcut durumu analiz edilerek yaģanan sorunların kaynağına inilmeye çalıģılacaktır. Peker ve Mirasyedioğlu (2003) nun da belirtmiģ olduğu üzere, matematik dersi öğrencilerin öğrenmek zorunda oldukları en önemli derslerden birisidir. Bu kadar önemli olan ve insanların geleceğine yön veren bu ders, öğrencilerin çoğu tarafından sevilmemekte hatta sıkıcı ve anlaģılmaz bulunmaktadır. Bu Ģekilde anlaģılmasının en önemli sebeplerinin baģında da öğrencilerin dersle ilgili duymuģ olduğu kaygılar gelmektedir. Dersin anlaģılmasının diğer derslere göre daha zor olması, öğrencilerin dersi anlamak ve öğrenmekten ziyade dersi ezberlemek ve geçmek için çalıģmaları baģarısızlığı etkileyen faktörlerdendir. Bu tutumun geliģmesinde ilköğretimden baģlanan yanlıģ öğretme metotları ve öğrenciye dersin hayatında ne kadar önemli bir yer tutacağının ve nasıl kullanılacağının yeterince anlatılmamasından kaynaklandığı görülmektedir. Ayrıca baģarısızlığı etkileyen faktörlerden bir diğeri de bizzat öğrencilerin iyi çalıģma tutum ve alıģkanlıklarına sahip olmamalarıdır (Küçükahmet, 1999). Tüm derslerdeki baģarıyı etkileyecek bu olumsuz tutum ve yaklaģım matematik dersinde baģarısızlığı çok daha fazla etkilemektedir. Matematik iģaret ve sembollere dayalı bir ders olmasından dolayı öğrenciler için çok daha zor ve karmaģık bir hale gelmektedir. Matematik eğitiminde baģarıyı etkileyen faktörler üzerine birçok araģtırma yapılmıģ olmasına rağmen meslek yüksekokullarında okuyan öğrencilerin matematik baģarısını etkileyen faktörlerin öğrenci görüģü açısından değerlendirildiği bir çalıģma literatürde bulunmamaktadır. Reusser (2000) tarafından yapılan Öğrencilerin Matematik BaĢarısını Etkileyen Faktörlerin Öğrenim Yapısı ve Öğrenci Çevresi Yönüyle Ġncelenmesi isimli çalıģmasının sonucunda; genel olarak baģarının öğrenme, stratejiler ve inançlarla iliģkili olduğu burada da en büyük faktörün aile olduğu vurgulanmıģtır. Temel matematik becerilerinin çok azı genlerden geçse de, ailenin yetiģtirme tarzı matematik de baģarıyı ciddi ölçüde etkilemektedir. Uysal (2007) tarafından yapılan Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin YerleĢme Durumunun Matematik BaĢarısına Etkisi isimli çalıģmasında ise sınavsız yerleģen öğrencilerin matematik baģarısının daha düģük olduğu ve cinsiyetin baģarıda bir etkisinin olmadığı tespit edilmiģtir. Anthony (2000) tarafından yapılan bir diğer çalıģmada ise; birinci sınıf öğrencilerinin matematik baģarısını etkileyen faktörlerin öğrenci görüģleri bakımından tespiti amaçlanmıģtır. ÇalıĢma sonucunda anlamlılık bakımından sıralandığında en önemli faktörlerin Self-motivasyon, test ve sınavlar için çalıģma, her bir konunun ana baģlıklarının anlaģılması, yardım almada istekli olunması, derslerin iyi anlaģılması faktörlerinin matematik baģarısını en yüksek oranda etkilediği tespit edilmiģtir. Alanda yapılmıģ ve benzer olan bir çalıģma örneği KürĢat Yenilmez ve AyĢegül Duman ın hazırlamıģ olduğu Ġlköğretimde Matematik BaĢarısını Etkileyen Faktörlere ĠliĢkin Öğrenci GörüĢleri dir. Bu çalıģmada ilköğretim beģinci sınıfta okuyan 690 öğrenciye anket düzenlenmiģ ve etken faktörler saptanmaya çalıģılmıģtır. AraĢtırma sonuçlarına göre matematik baģarısı cinsiyet yönünden anlamlı bir farklılık göstermemekle beraber genel baģarı düzeyi, derse karģı tutum, anne-baba eğitim düzeyi, aylık gelir düzeyi ve öğretmenin cinsiyeti matematik baģarısında önemli faktörler olarak sıralanmıģtır. Bu alanda bir baģka çalıģma ise ġemsettin Dursun ve Yüksel Dede 28

32 tarafından hazırlanmıģ olan Öğrencilerin Matematikte BaĢarısını Etkileyen Faktörler: Matematik Öğretmenlerinin GörüĢleri Bakımından çalıģmadır. Bu araģtırma da matematik baģarısı öğretmenlerin gözünden değerlendirilmiģ ve çıkan sonuçlar etken faktörlerin, anne babanın eğitim düzeyi, öğretmenin yeterliliği, uygulanan öğretme stratejileri ve teknikleri, dersi iyi dinleme ve matematiksel zeka olduğu görülmüģtür. Bu çalıģmada ise meslek yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerin matematik baģarısını etkileyen faktörlerin tespiti öğrenci görüleri bakımından tespit edilmesi amaçlanmıģtır. Bu doğrultuda hazırlanan bir anket çalıģması uygulanmıģ ve sonuçlar faktör analizi kullanılarak anlamlandırılmıģtır Yöntem ÇalıĢmada tarama modeli kullanılmıģtır. ÇalıĢmaGrubu: Bu çalıģmadaki veriler, Balıkesir Üniversitesi Bigagiç Meslek Yüksek Okulu Elektrik ve HaberleĢme Bölümünde öğrenim gören 70 öğrenci aracılığı ile elde dilmiģtir (N K =3; N E =67). Veri toplama aracı: ÇalıĢmada very toplama aracı olarak Duatepe ve Çilesiz (1999) arafından geliģtirilmiģ olan matematik tutum ölçeği kullanılmıģtır. Matematik Tutum Ölçeği, 38 maddeden oluģmuģ ve likert tipinde bir ölçektir. Ölçek; tamamen katılıyorum (5), katılıyorum (4),kararsızım (3), atılmıyorum (2), kesinliklekatılmıyorum (1) Ģeklinde yapılan dereceleme ile tutum yoğunluğunun saptanması amaçlanmıģtır. Matematik dersine iliģkin tutum ölçeğinde 22 olumsuz madde ve 16 olumlu madde bulunmaktadır. Olumsuz cümle köküne sahip maddeler ise puanlamada tersten puanlanmıģtır. Ölçeğin Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından yapılan güvenirlik çalıģmasında, toplam ölçek için CronbachAlpha katsayısı.96 olarak bulunmuģtur. Bu çalıģma içinde güvenirlik katsayısına bakılmıģ ve Cronbach Alpha katsayısı.90 olarak elde edilmiģtir. Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından yapılan analizlerde anket 4 boyuttan oluģmuģtur: ilk boyuttaki 13 madde matematiğe karģı ilgi, sevgi ve zevk, ikinci boyuttaki 9 madde güven ve korku; üçüncü boyutta yer alan 8 madde matematiğin günlük ve mesleki hayattaki önemine, son boyuttaki 8 madde de yine matematiğe karģı ilgi, sevgi ve zevke iliģkilidir. Öğrencilerin matematik baģarılarını için Matematik dersi baģarı notları ve genel baģarı notları alınmıģtır. Verilerin toplanması ve analizi ÇalıĢma eğitim-öğretim yılında matamatik tutum ölçeği uygulanarak elde edilmiģtir. 70 öğrenci tutum ölçeğini doldurmuģtur. Öğrencilerin matematik baģarı puanları ve tutum puanları arasındaki iliģki pearson korelasyon katsayısı kullanılarak hesaplanmıģtır. Elde edilen puanalar arası ise yüksek; arasında ise orta; ise düģük düzeyde bir iliģki olarak tanımlanmıģtır. Korelasyon katsayısının 1.00 olması mükemmel pozitif bir iliģki oluğu; olması mükemmel negatif bir iliģkinin olduğu ve 0.00 olması ise iliģkinin olmadığını ifade etmektedir (Büyüköztürk, 2014). Veriler SPSS12.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiģtir. Anlamlılık düzeyi için ise.05 alınmıģtır. Bulgular Matematik Dersine Yönelik Tutumlar Duatepe ve Çilesiz in geliģtirdikleri matematik tutum ölçeği uygulanmıģ veriler, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları alınarak hesaplanmıģtır. Ankette bulunan 1, 2, 3, 4, 6, 11, 16, 17, 18, 19, 21, 24, 25, 27, 29. maddeler olumlu; 5, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 20, 22, 23, 26, 28, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38. Maddeler ise olumsuz madde olduğundan tersten puanlanarak değerlendirilmiģtir (Tablo1). 29

33 Tablo 1. Matematik Tutum Ölçeği Item-Total Statistics Scale Mean if Item Deleted Scale Varianc e if Item Deleted Corre cted Item- Total Correl ation Squared Multiple Correlat ion Cronbach' s Alpha if Item Deleted Madde1. Matematik beni korkutmuyor. 130, ,847,450.,951 Madde2. Matematik sevdiğim dersler arasın dadır 131, ,028,690.,949 Madde3. Matematiği hayatım boyunca kullanacağım. Matematik çalıģmayı severim 130, ,648,343.,951 Madde4. matematik çalıģırken gergin olurum 131, ,566,638.,949 Madde5. yeni bir matematik problemi ile uğraģırken kendimi rahat hissederim 131, ,171,693.,949 Madde6. matematiği anlamaya çalıģmak zaman kaybıdır. 130, ,816,712.,949 Madde7. matematik çalıģmanın teģvik edici hiçbir yanı yoktur. 130, ,275,541.,950 Madde8. matematik öğrenmek zahmete değer. 132, ,299 -,273.,955 Madde9. Matematik problemlerini çözmeye çalıģmak bana çekici gelmiyor. 131, ,040,635.,950 Madde10. Matematik çalıģırken sıradıģı bir soru ile karģılaģınca yanıt bulana kadar uğraģırım. 131, ,106,441.,951 Madde11. bu derste öğrendiklerimi günlük hayatta kullanacağımı sanmıyorum. 131, ,356,447.,951 Madde12. Bazı insanların matematikten nasıl bu kadar hoģlandıklarını anlamıyorum. 131, ,796,262.,953 Madde13. Meslek hayatımda matematiği kullanacağımı düģünmüyorum. 130, ,400,256.,952 Madde14. Zorunlu olmasam matematik derslerine girmezdim. 131, ,323,813.,948 Madde15. Matematik çalıģmaya baģlayınca bırakmak zor gelir. 131, ,802,691.,949 Madde16. Matematiği iyi bilmek çalıģma olanaklarımı arttıracaktır. 130, ,545,431.,951 Madde17. Matematik derslerinde iyi notlar alabilirim. 130, ,000,548.,950 Madde18. Matematik çalıģırken kaygılı olmam. 131, ,476,752.,949 Madde19. Matematik düģünme yeteneğine sahip değilim. 130, ,805,592.,950 Madde20. KarĢılaĢtığım problemleri matematik kullanarak çözmek hoģuma gider. 131, ,470,645.,949 Madde21. Matematiği anlamayacağımı düģünüyorum. 130, ,422,663.,950 Madde22. Matematik bir bilim değil yalnızca bir araçtır. 130, ,146,485.,951 Madde23. Derste yarım kalan matematik sorularıyla uğraģmak bana zevk verir. 131, ,072,793.,948 Madde24. Matematik derslerinde baģarılı olmak benim için önemlidir. 130, ,426,605.,950 Madde25. Matematik çalıģmak gerektiğinde kendime güvenmem. 131, ,417,641.,949 Madde26. Matematik alanında iddialıyım. 131, ,596,658.,949 Madde27. BaĢkalarıyla matematik hakkında konuģmaktan hoģlanmam. 131, ,590,785.,948 Madde. 28 Matematik dersinden zevk alıyorum. 130, ,997,729.,949 Madde29. Matematiğin adını bile duymak beni huzursuz eder. 130, ,384,650.,950 Madde30. Bundan baģka matematik dersi almak istemiyorum. 131, ,751,522.,950 Madde31. Diğer dersler bana matematikten daha önemli gelir. 131, ,501,430.,951 Madde32. Matematik kafamı karıģtırır. 131, ,980,710.,949 Madde33. Matematik sıkıcıdır. 131, ,418,796.,948 Madde34. Matematik en korktuğum derslerden biridir. 131, ,613,769.,948 Madde35. Matematik çalıģırken kendimi çok çaresiz hissediyorum. 130, ,766,708.,949 Madde36. Bu dersin mesleğime hiçbir katkısı yoktur. 130, ,600,224.,952 Madde37. KeĢke diğer derslerde matematik kullanmam gerekmeseydi. 131, ,412,766.,948 Verileren elde edilen bulgular tablolar halinde verilmiģ ve yorumlanmıģtır. Güvenilirlik analizi yapıldığında 4. Madde çıkarılmıģtır. Ayrıca madde 8 ise ters iliģkilidir. Kullanılan ölçeğin örneklemimiz için Cronbach Alpha değeri bulunmuģtur. Tablo2. MYO öğrencilerinin matematik baģarı düzeyleri, I. Dönem ders notları ile matematik tutum puan ortalamaları arasındaki iliģki DeğiĢkenler Matematik BaĢarı Düzeyleri I. Dönem Ders Notları Matematik BaĢarı Düzeyleri ,042-0,0527 I. Dönem Ders Notları -0, Matematik Tutum Puanı , Matematik Tutum Puanı 30

34 Tablo 3.Total Variance Explained Initial Eigenvalues Extraction Sums of Squared Loadings Rotation Sums of Squared Loadings Comp % of Cumulativ % of Cumulativ % of Cumulative onent Total Variance e % Total Variance e % Total Variance % 1 15,491 39,721 39,721 15,491 39,721 39,721 6,592 16,902 16, ,474 8,908 48,629 3,474 8,908 48,629 5,753 14,751 31, ,455 6,294 54,924 2,455 6,294 54,924 3,784 9,703 41, ,057 5,275 60,198 2,057 5,275 60,198 2,949 7,560 48, ,823 4,674 64,873 1,823 4,674 64,873 2,752 7,056 55, ,808 4,635 69,507 1,808 4,635 69,507 2,563 6,572 62, ,351 3,464 72,971 1,351 3,464 72,971 2,459 6,304 68, ,227 3,147 76,118 1,227 3,147 76,118 2,238 5,739 74, ,122 2,877 78,995 1,122 2,877 78,995 1,719 4,407 78,995 10,980 2,513 81,509 11,926 2,376 83,884 12,831 2,131 86,015 13,702 1,800 87,815 Matematik BaĢarı Düzeylerinin I. Dönem ders notları ile anlamlı bir iliģki olmadığı; Matematik BaĢarı Düzeylerinin Matematik Tutum Puanı ile anlamlı bir iliģkisinin olmadığı bulunmuģtur. KMO.890 olduğundan faktör analizi yapmak için veriler yeterlidir.değiģkenler aralarındaki iliģkilerin belirlenmesi için, küresellik testi ve faktör analizi uygulanmıģtır (Tablo 2). Yukarıdaki (Tablo 3) tablodan da görüldüğü gibi ölçeğin 9 faktör altında toplandığı görülmüģtür. Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından yapılan analizlerde anket 4 boyuttan oluģmuģtur: ilk boyuttaki 13 madde matematiğe karģı ilgi, sevgi ve zevk, ikinci boyuttaki 9 madde güven ve korku; üçüncü boyutta yer alan 8 madde matematiğin günlük ve mesleki hayattaki önemine, son boyuttaki 8 madde de yine matematiğe karģı ilgi, sevgi ve zevke iliģkilidir. MYO öğrencileri için ölçek hem daha güvenilir çıkmıģ olmasına rağmen faktörler değiģik maddelerde ve 9 faktörde toplanmıģtır. Öğrencilerin matematik baģarılarını için Matematik dersi baģarı notları ve genel baģarı notları alınmıģtır Bu dokuz faktör varyansın %78.99 ini açıklamaktadır. Her madde için ve genel basıklık ve çarpıklık hesaplanmıģ verilerin normal dağılmadığı bulunmuģtur (basıklık değeri -1.5 ile +1.5; çarpıklık ise -2 ile +2 arasında ise normal dağılmıģtır). TartıĢma, Sonuç ve Öneriler Balıkesir Üniversitesi Bigadiç Meslek Yüksek Okulu Elektrik ve HaberleĢme bölümünde öğrenim gören 70 öğrenci ile çalıģma yapılmıģtır. ÇalıĢmada matematiğe karģı tutumları ile matematik dersi baģarıları ve önem sonu akademik baģarıları karģılaģtırılmıģtır. Meslek yüksek okulundan mezun olan öğrenciler tekniker ünvanını alıp iģ hayatına atılacaklardır. ĠĢ hayatında ve kendi özel hayatlarında da baģarılı olabilmeleri için analatik düģünceye analiz ve sentez yapabilmeye ihtiyaçları vardır. Bu da ancak matematik bilmek problem çözme becerilerini geliģtirme ile olabilecektir. Öğrenciler matematiği sevdiklerini ve hoģlandıklarını belirtmiģler ancak baģarılı olmadıklarını vurdulamıģlardır. Bu bulgu Peker ve Mirasyedioğlu (2003) nun çalıģması ile benzerlik göstermektedir. Literatürde yapılan çalıģmalarda cinsiyet etkili bir değiģken olmadığından çalıģmaya dahil edilmemiģtir.öğrenciler meslek liselerinden getirdikleri önyargılardan, matematik kaygı ve korkusundan kurtulmalıdırlar. Matematiğin öğrencilere sadece sayılar ve semboller olmadığını, problem çözme ve problem kurma ile ilgili olduğunu ve günlük hayatla nasıl iliģkili olduğu konusuna odaklanılmalıdır. Her konunun günlük hayatla iliģkisi kurulmalıdır. Matematik dersindeki baģarısızlıklarının nedenleri araģtırılmalıdır. Matematiğin diğer derslerle iliģkisi kurulmalıdır. Öğrencilerin hazıbulunuģlukları ve bireysel farklılıkları da göz önüne alınmalıdır. Matematik yapmaları sağlanarak özgüvenlerinin geliģmesine katkı sunulmalıdır. Ayrıca meslek yüksek okullarındaki matematik ders saatleri arttırılmalı ve zorunlu ders olmalıdır. ÇalıĢmanın diğer bölümlere ve diğer meslek yüksek okullarına da uygulanıp genle bir resim çıkarılmalıdır. 31

35 KAYNAKLAR Anthony, G. (2000). Factors influencing first-year students success in mathematics. International Journal of Mathematical Educational in Science and Technology, 31(1), Büyüköztürk, ġ. (2002). Sosyal Bilimler Ġçin Veri Analizi El Kitabı Ġstatistik, AraĢtırma Deseni, SPSS Uygulamaları ve Yorum. Ankara: Pegem Yayıncılık. Corte, E. D. (2007). Learning from instruction: the case of mathematics. Learning Springer Science Business Media, 1, Duatepe, A., Çilesiz, ġ. (1999). Matematik tutum ölçeği geliģtirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 16-17: Dursun, ġ. ve Dede, Y. (2004). Öğrencilerin matematikte baģarısını etkileyen faktörler: matematik öğretmenlerinin görüģleri bakımından. Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, 24(2), Girginer, N., Kaygısız, Z. Ve Yalama, A. (2007). Doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi Ġle istatistiğe yönelik tutumlarda üniversite öğrencileri arasındaki bireysel farklılıkların incelenmesi. Ekonometri ve Ġstatistik, 6, Hiebert, L., Carpenter, T. P., Fennema, E., Fuson, K., Human, P., Murray, H., Olivier, A. and Wearne, D. (1996). Problem solving as a basis for reform in curriculum and iiinstruction: the case of mathematics. Educational Researcher, 25 (4), Karadeniz, M.H., Karadeniz, D. (2015). Meslek Yüksek okulu öğrencilerinin matematik dersine iliģkiģn tutumlarının baģarıya iliģkisi, Giresun Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitü Dergisi. Papanastasiou, C. (2002). Effect of background and school factors on the mathematics achievement. Educational Research and Evaluation, 8 (1), Peker, M. ve Mirasyedioğlu, ġ. (2003). Lise 2. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları ve baģarıları arasındaki iliģki. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2 (14), Reusser, K. (2000). Success and failure in school mathematics: effects of instruction and school environment. European Child & Adolescent Psychitary, 9 (2), TektaĢ, M. (2010). Meslek Yüksek okulu öğrencilerinin matematik tutumları ve bireysel farklılıklarının incelenmesi. Selçuk Üniversitesi, ĠĠBF Sosyal ve Ekonomik AraĢtırmalar Dergisi, Turanlı, N., KarakaĢ Türker, N. ve Keçeli, V. (2008). Matematik alan derslerine yönelik tutum ölçeği geliģtirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 34, Türker, N. K. ve Turanlı, N. (2008). Matematik eğitimi derslerine yönelik tutum ölçeğinin geliģtirilmesi. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 28 (3), Uysal, F. (2007). A comparison of the success of vocational school students in basic mathematics based upon their method of placement in university. Educational Sciences: Theory & Practice, 7 (2), Weissglass, J. (2002). Inequity in mathematics education: questions for education. The Mathematics Educators, 12 (2), Yazıcıoğlu, Y. ve Erdoğan, S. (2004). SPSS Uygulamalı Bilimsel AraĢtırma Yöntemleri. Ankara: Detay Yayıncılık. Yenilmez, K, Duman, A. (2008). Ġlköğretimde matematik baģarısını etkileyen faktörlere iliģkin öğrenci görüģleri. Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı. 19,

36 OSMANLI SARAYINDA GELĠNLĠK VE KAFTANLAR Dilber Yıldız 1 Öğr.Gör.Namık Kemal Üniversitesi,Teknik Bilimler MYO,Tekirdağ,Türkiye ÖZET Geleneksel Türk giyim kuşamı, kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından biridir. Milli kültürün bir parçası olması nedeniyle, o ülkenin karakterini özelliklerini yansıttığından özellikle geleneksel olanların korunması ve yaşatılması gereklidir. Türk giyim kuşamının yok olmasını önlemek amacıyla, Osmanlı Saray Kadın Giysileri için yapılan araştırmalar, detaylı olarak devam ettirilmesi gerekmektedir. Osmanlı giyim kuşamının temelleri, iki bin yıldan eskiye Orta Asya giyim kültürüne uzanmaktadır. Yaklaşık altı yüzyıl, Osmanlı kıyafetleri kesim özellikleri açısından benzer şekilde devam etmiş,19 yy dan itibaren köklü değişikliğe uğramıştır. Osmanlı devletinin kuruluşundan Fatih dönemine kadar Türk giyimine ait yeterli ve güvenilir bilgiler bulunmamaktadır. Fatih döneminden sonraki Türk giyimi hakkındaki bilgiler ise yabancı ressam ve gezginlerin eserleriyle Türk ressamların minyatürlerinden öğrenilmektedir Bütün zamanını haremde geçiren hiyararģik düzen içinde yaģamak zorunda olan saraylı kadınların giysiler halkın giysisinden daha özenlidir. Osmanlı sarayında yaģayan kadınlar giyim ve kuģamlarına son derece önem verir, lüks kumaģlardan dikilmiģ kaftanlar giyerlerdi. Özel olarak dokunmuģ kaliteli kumaģlardan dikilmiģ giysiler giyilirdi. Osmanlı dönemi kıyafetleri, tekstil ve moda, sektörü için önemli ve değerli bir kaynak teşkil etmektedir. Her alanda olduğu gibi, giyim kuşamda da Osmanlı sarayı oldukça zengin özellikler göstermektedir. Ayrıca bu konuda yapılmış araştırma ve incelemelerin oldukça yetersiz olduğu görülmüştür. Modacılar tasarımlarında geçmiş kültürlerden esinlenirler. Kültürümüze ait bu giysilerin unutulmaması, yeni tarzlarla bütünleşmesi yaşatılması adına, bu çalışma hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Saray, Giyim, Kuşam, WEDDING GOWNS AND KAFTANS IN OTTOMAN PALACE DilberYıldız 1 Lecturer.Namık Kemal University, Vocational School of Technical Sciences, Tekirdağ,Türkiye ABSTRACT The traditional Turkish dressing style is one of the indispensable elements in our culture. Being a part of the national culture, the dressing styles reflect the characteristic features of a country. Therefore, it is particularly vital to protect and conserve these traditional forms. In order to prevent Turkish dressing style from fading away, the studies that analyze Ottoman Palace Women Dressing must be elaborately carried on. The background of Ottoman dressing style can be traced back until two thousand years ago to the Central Asia dressing culture. The Ottoman clothes had been likewise for nearly six centuries with regard to cutting patterns, and there were fundamental changes beginning from 19. century. There are not sufficient and reliable information about Turkish dressing habits between the periods from the foundation of Ottoman Empire to the reign of Sultan Mehmet the Conqueror. For the Turkish dressing style after the period of the Conqueror, it is possible to gather information thanks to the works of foreign artists and wanderers as well as the miniature works of Turkish artists. The women in the palace who had to live all the time according to the hierarchical order in the Harem had been dressing much more elaborate than the general public. The dressing was very important for the women in the Ottoman palace; they were wearing special kaftans made of luxurious fabric. They also wore specially-woven clothes of good quality. The clothes in the Ottoman period constitute a precious and vital information source for textile and fashion sectors. There were highly prosperous features in the Ottoman Palace in case of dressing, as well as all the other subjects. Moreover, it has been clearly seen that the studies and researches on this 33

37 subject are quite inadequate. The fashion designers are inspired by the previous cultures. This study has been prepared for the sake of not forgetting the clothes of our own culture and helping them to become integrated with the new designs. Key Words: Ottoman, Palace, Clothing, Dressing, Fashion 1.GĠRĠġ Osmanlı giyim geleneği, Orta Asya giyim kültürünün devamı niteliğindedir.uzak Doğu giyim kuģamıyla akrabalıkları bulunur.ġslam ve Anadolu geleneklerinden de etkilenmiģtir. Osmanlı giysilerinin temel öğeleri olan önden açık boy giysileri entari ve kaftanlar Asya kökenli giyim tarzının devamıdır. Osmanlı giyiminde kullanılan önden açık,uzun kollu boy entarisinin kesin tekniği ile paralellik gösteren, en eski bilinen örnekler Pazırık kurganlarında görülmüģtür. Bu kurganlarda bulunan malzeme uzun yıllar buz içinde korunarak 20. Yüzyılın baģına kadar ulaģabilmiģtir.(ġnan,1967:24) Türkler yüzyılar boyunca batıya doğru yöneliģleri ve yer değiģtirmeleri süresince giyim geleneklerini de birlikte taģımıģ, bu süreçte temel giyim unsurlarını geçtikleri bölgelerde yaygın hale getirmiģlerdir.giysiler göçler sırasında yerel etkilerle de zenginleģmiģtir.(scare,1987:34) Türkler ve Müslümanların etkisiyle giyim kültürü birleģmiģ,buralarda da gömlek, Ģalvar entari, hırka, kaftan yüzyıllarca giyilmiģtir. Avrupalı seyyah ile ressam tarafından belgelenmiģtir. Resimlerde halkın giyiminin bölgesel özellikler taģıdığı, ancak Osmanlı kültürünün uzantısı olduğu görülür.(scare,1987:90-98) Giysilerin bugün tanınmasında kıyafet albümlerinin önemli bir rolü vardır.17.yüzyıldan sonar kıyafet resimleri içeren albümler de hazırlanmaya baģlandı. 18.yüzyıl Osmanlı nakkaģlarından Levni ve Abdullah Buhari de album hazırlamıģ önemli sanatçılardandır.bu dönemin kıyafetlerini ayrıntılarıyla onların resimlerinde görmekteyiz.(atasoy,1986:67-73) Resim 1: XVIII yy. Osmanlı Saray Kadın Giysi Örnekleri (Levni, 17 yy sonları-1732, Edirne) Minyatürlerdeki renkli ve süslü zeminler, çerçeveler sahnelerdeki dinamizm ve hareket vücutlardaki kıvrımlar, figürlerden kalan boģluklara yerleģtirilen süsleme motifleri, yapıldığı dönemin yaģam tarzını açıkça belirten en önemli belgeler niteliğindedir. 2. XV. ve XVI. YY. ve ÖNCESĠ OSMANLI KADIN GĠYSĠLERĠ Türk giyim kuģamının geçmiģi ile ilgili araģtırmalar, giysileri saklama geleneğinin olmaması ve pek çok örneğin kaybolması nedeniyle kıyafet albümü ve kıyafet resimlemiģ sanatçıların resimleri sayesinde yürütülebilmektedir. Osmanlı Devleti nin kuruluģundan, Fatih dönemine dek Türk giyimine iliģkin yeterli ve güvenilir bilgi elde edilememiģtir. Türk ressamlarının minyatürlerinden ve padiģah saraylarında saklanan giyim eģyaları da bu konuda bilgi vermektedir. Orta Asya dan günümüze Türk giysilerinin ana unsurları alta çok geniģ, belden büzülerek toplanan, paçaları bazen tasmalı, bazen büzgülü bilek üzerinden ayak üstüne dökülen Ģalvar Ģalvarların üzerine bürümcük gömlekler, bu giysilerin üzerine önde boydan boya açık, yırtmaçlı, beli kemer ve kuģakla bağlanan bir üst entarisi ve bu entarilerin üzerine giyile üstlükler oluģturmuģtur. 15.yüzyılda Osmanlı sarayı, baģkent Ġstanbul un giyim kuģamını yönlendiren bir merkez 34

38 konumundaydı. Ġstanbullular gösteriģli, pahalı kıyafetler giyerken, Anadolu ve Rumeli nin köylerinde, kasabalarında halk sade kumaģlar ve süsten uzak kıyafetler kullanıyorlardı. Osmanlı kıyafetlerinin en önemli özelliği bol dökümlü, örtülü ve uzun olmalarıdır. Kadınlar Ģalvar, hırka, gömlek, entari giyerlerdi.her meslek grubunun kendine ait bir kıyafeti bulunuyordu. (KomĢuoğlu,1986:94 ) 16.yüzyılda imparatorluk her türlü sanat ve zanaatta olduğu gibi giyim kuģamda en yüksek düzeyine ulaģmıģtır.16.yüzyıl baģlarından itibaren kadınlar sokak kıyafeti olarak ferace,yaģmak ve peçeyi kullanmıģlardır. 17.yüzyıldan sonra Ġstanbul da batılılar için kıyafet resimleri ve albümler üreten atölyeler açılmıģ, resimlerin altında da her dilden açıklamalar yer alan seri üretim albümler hazırlamıģtır. (Atasoy,1986:19) 17.yüzyılın baģında saralı bir hanımı tasvir eden Kuzey Avrupa ekolü bir tabloda görüldüğü gibi gömlekler ayak bileklerine kadar uzun Ģeffaf ipekten olup üzerine giyilen entari veya hırka kısa olabilmektedir.(çağman,1993: ) 3. XVII. XIX. YÜZYILLARDA OSMANLI SARAY KADIN GĠYSĠLERĠ Osmanlı denince ilk akla imparatorluk gücü gelse de adetleri, yaģantısı, giyiminde ve mimarisinde ki ihtiģamıyla da tarihe geçti.osmanlı dünyasında gezintiye çıkan herkes harem yaģantısını orada yaģayan kadınların neler yaptığını nasıl giyindiklerini merak eder. Büyük bir imparatorluk olan Osmanlının zenginliği kıyafetlerine de yansır. Üstüne birde kadınların süslenmeyi sevmesi eklenince saray kadınlarının giyimi Ģıklığın, asaletin, zarafetin, ihtiģamın adresi olur. 18.yüzyıl Osmanlı nın toplumsal her alanda batıya açıldığı ve değiģikliklerin yaģadığı bir yüzyıl olarak dikkat çeker. Dolayısıyla bu yüzyılda yeni bir sanat ortamı, hayatı ve anlayıģının yeģermiģ olması önemlidir.18. ve 19.yüzyıl Osmanlının bir dünya devleti olarak eski önemini yitirdiği Batının askeri, siyasi ve teknik alanlardaki üstünlüğünü kabul ettiği bir dönem olmuģtur. Bu dönemde özellikle Fransızlar Osmanlının her yanına yayılmaya baģlayarak sosyal hayat üzerinde etkili olmaya baģlamıģlardır.(renda,1977:16-17)bu dönemde yüzyıllar boyunca hareminden dıģarı çıkmayan, kadınların dıģarıya çıkmaya baģladığı, topluca mesire yerlerine gidildiği, kayık sefalarının yapıldığı yeni bir yaģam tarzı baģlamıģtır.(koç,2007) Türkler yüzyıllarca geleneksel giyim kuģam çizgisinin genel özelliklerini zedelemeyecek küçük farklılıklar göstererek kendilerine özgü giyim kuģam tarzı oluģturmuģlardır. Bu çizgi 18. Yüzyılın sonuna kadar korunmuģtur.19.yüzyılda meģrutiyetin ilanı ile Osmanlı da Avrupa modasının etkisi görülmeye baģlanmıģtır.(muratoğlu,1995:16) 18.yüzyıl kıyafetleri çok süslü ve kullanıģsızdır.jakar dokuma tezgahlarının ve sentetik boyaların üretime baģlamasıyla renk ve desenlerde önemli bir artıģ olmuģ ve dönemin giyimini zenginleģtirmiģtir.lala devrinde kadınların genellikle üç etekli, sırma iģlemeli elbiseler giymiģlerdir.osmanlı kıyafetlerinde bir diğer önemli özellik ise desenlerdi. El iģlemeleriyle yapılan çiçek desenlerinin her bir motifinde ayrı bir sanat vardı. En çok kullanılan desen Lale motifiydi, adeta Osmanlıyla bütünleģmiģti. 19.yüzyılda kadının iģ hayatına girmesiyle kıyafetlerde sadelik, kullanıģlılık ve rahatlık ön plana geçmiģtir.(muratoğlu,1995:16)osmanlılarda genellikle giysilerin takım oluģturmasında temel üç katman bulunmaktadır. 3.1.ġalvar ve gömleklerden oluģan iç giyimler: ġalvar peģli entarilerin altına giyilen Ģalvarların türlü biçimleri vardır. Bazıları paçasız olup, çeģitli enlerde kumaģların birbirine dikilmesiyle oluģturulur. Torba biçimindedir. Enleri çok geniģ, boyları normal uzunluğunun çok üstünde olan türleri vardır. Bir uçkurla bele tutturulur. Bele bağlandığında oluģan dökümler, önden ve yanlardan kaldırılarak bele sokulur ve estetik bir görünüm kazanır.(komģuoğlu,1986:219)ġalvarlar için renkler ve kaliteli kumaģlar kullanılmıģtır. 35

39 3.2.Gömlekler ve iç giyimler Resim 2: ġalvar Örnekleri Ġnce kumaģlardan yapılan bu giysiler desenlidir. Düz olanları da el iģlemeleriyle bezenir.(komģuoğlu,1986:217) Yaz aylarında bürümcük isimli ince kumaģtan topuklara kadar uzanan gömlek giymiģlerdir. Ġç giyimler iç çamaģırları olarak pamuktan dokunmuģ gömlekler zengin kadınlar ise iç çamaģırı olarak ipek gömlekler giymiģlerdir. Ġpek dokumalar yerli kozalardan çekilen ipeklerle el tezgahlarında dokunarak birçok aile için geçim kaynağı olmuģtur. Ġpek gömlekler hareket rahatlığı sağlayacak Ģekilde geniģ dikilmiģtir. Elbiselerin kol ağzına ve etek ucuna ipek malzemeden sanatlı tığ oyaları uygulanmıģtır.dekoltesi oldukça açık bırakılan yaka giyenin zenginlik derecesine uygun değerde bir mücevherle iliklenmiģtir. Ġç gömlekleri topuklara kadar uzun ipek Ģalvarın üstüne giyilmektedir. 3.3.Entari bindallılar kaftan ve cepkenlerden oluģan dıģ giyimler: Entari üçetek-üç peģli ve iki etek- iki peģli adı verilen elbiseler, kadın giyiminin en eski örneklerini oluģturur.üç etekler yanları yırtmaçlı, önü açık,boyu yere kadar olan entarilerdir. Üçetekler 1875 lere kadar etkili olmuģ ve kırsal kesimlerde 20.yüzyıla kadar kullanılmıģtır. Bu giysilerin bazılarının etek boyu, ayaklarının görünebileceği uzunluktadır. Bazıları ise daha uzun olup etek uçlarından ya da uygun yerlerinden kaldırılıp bele sokulur. Kollar uzundur, kol ağızları harçlarla ve daha çok da mahreme ile çevrelenir. Entariler kadife ve atlastan yapılmıģ, dival tekniğinde sırma ile yoğun bitkisel motifli kompozisyonlarla, bol sırma iģlemeler ve sırma kaytanlar ve elmas düğmeler kullanılırsa bindallı entari adını almaktadır. Türk kadınlarında beldeki kemer, yüksek ziynet eģyalarından biridir. Kemerler elmas, inci gibi değerli taģlarla süslenmektedir. Göbek hizasında bağlanan kemer tokaları da değerli ve göz alıcı taģlardan oluģmuģtur. Bu tür giysiler daha çok sevai, hatai, altıparmak denilen kumaģlardan yapılmıģtır. Kaftan 1828 den önce giyilen bir elbise türüdür. Ġyi nitelikli kumaģtan yapılırdı. Samur ve zerdeva gibi kürkler kullanılmıģtır. Cepken gömlek üstüne giyilir. Giyenin yaģı, mesleği, durumuna göre cepkenin altı tamamlanır. Resim 3: XIX. yy Üç Etek Entari Örnekleri 36

40 3.4.Ferace ve dıģ kaftanlardan oluģan üst giyimler Ferace kadın sokak giysilerinin en eskisi feracedir. Feracelerden sonra çarlar ortaya çıkar. 2. Abdülhamit döneminde ferace giyilmesi, yasaklanır ve çarģaf giyilmeye baģlanır. Bu dönemde ayrıca yeldirme ve maģlah giyilmiģtir.(komģuoğlu,1986:219)ferace, sokağa çıkarken vücudu her taraftan, topuklara kadar kaplayan uzun kollu, ön etekleri yuvarlak kesilmiģ,tek düğmeli yakalar kırmalarla süslenen giysi türüdür. Feracenin üstüne, iki tülbent parçasından oluģan mahreme ya da yaģmak denilen bir örtü örtmüģlerdir. 4.OSMANLI SARAYINDA GELĠNLĠKLER PeĢsiz entari ya da bindallı denilen giysilerde yalnıza boyunda bir yaka açıklığı vardır.tümüyle sırma iģlemelerle bezeli elbiseler kadifeden ya da ipekli kumaģtan yapılmıģtır. Önceleri gelin elbisesi olarak giyilen bindallının sonları yaka ve kol kenarları dantellerle çevrelenmiģtir.(komģuoğlu,1986:216) 19. yüzyılın baģlarında çoğunlukla mor ve bordo kadifeden yapılan, üzerine dival iģi tekniğinde sırma ile çeģitli bitki motifleri iģlenen ve bindallı adı verilen elbiseler, gelinlik ve tören kıyafeti olarak tercih edildi. Kırsal kesimde, aynı tarz iģleme ve kumaģlar kullanılarak Ģalvar, ceket olarak giyilir Resim 4: XIX. YY. Gelinlik Modelleri 1870 lerden sonra Osmanlı kadını, Avrupalı kadınınkinden ayırt edilemeyecek tarzda giyinmeye baģlar.(tezcan,1988:45) 19. Yüzyılda Avrupa kumaģlarının kullanımı artık iyice yerleģmiģtir. Osmanlı gelinlik ve kadın giyimi yaģanılan hayat tarzına paralel saray, Ģehir ve kırsal kesim gibi grupların kendilerine özgü kuralları, gelenek ve göreneklerine göre kullanılan değiģik boya, dokuma, iģleme ve modellerle zenginleģti. Osmanlılarda düğünün kaç gün süreceği, evlenenlerin sosyal statülerine göre değiģim göstermekteydi. Düğünün her gününde farklı bir kıyafet giyilirdi. 19. yüzyılın baģlarında üç etek ve dört etek denilen modeller, gözde oldu. Üç etekler; yanları yırtmaçlı, önü açık, belden birkaç adet düğmeli, boyu yere kadar olan entarilerdir. Üç etek, 1875'lere kadar etkiliydi ve kırsal kesimlerde 20. yüzyıla kadar kullanıldı. 1867'de Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati dönüģünden sonra üç etek ve Ģalvarlara gençlerin rağbeti azaldı, iki etek entari modası görülmeye ve Batı modasının etkisi hissedilmeye baģlandı. Dönem modasını yansıtan pahalı kumaģlardan yapılan gelinlikler, gösteriģli ve süslüydü. Saray, hanedanlık rengi olarak kırmızı rengi benimserken, halk kırmızının yanı sıra mor, mavi, pembe gibi canlı renkleri tercih ediyordu. Gelinin yüzünü örten duvak, kırmızı idi lerden sonra Batı etkisiyle daha açık renkte gelinlikler giyilmeye baģlandı. Beyaz kumaģtan gelinliği, ilk kez 1898'de Kemalettin PaĢa ile evlenen II. Abdülhamit'in kızı Naime Sultan düğününde beyaz renkte gelinlik giyerek,hanedanda beyaz gelinlik modasını baģlatmıģtır.(yılmaz,akalın1985:373)sarayda baģlayan ve zamanla yaygınlaģan beyaz gelinlik, 20. yüzyılda vazgeçilmez oldu. Pahalı kumaģlardan yapılmıģ, zengin iģlemelerle süslenmiģ gelinlikler kemha (brokar), kadife, çatma,seraser (altın ve gümüģ telle dokunmuģ ipekli kumaģlar, diba,atlas,canfes, tafta,vala, çuha,sof ve al gibi kumaģlarla oluģturuldu. Gelinin yüzünü örten duvak ise 19.yüzyıla kadar kırmızı kumaģtan olup,sırma ve sim ile iģlenmiģ, al örtü ya da al duvak olarak adlandırmıģtır.(çağman1993:205) 37

41 . Resim 5: XIX yy. Gelinlik Modelleri II. Abdülhamit döneminden itibaren büyük Ģehirlerde bindallı elbiseler yerini, Batı etkisindeki uzun etek ve ceketten oluģan takımlara bıraktı. Etek-ceketler; atlas, tafta ve münakkaģ gibi ipekli kumaģlardan yapılırdı. Atlas kumaģa bindallı tarzında yapılan ve oldukça uzun kuyruklu olan etek ve korsajlı ceketler, ilk örnekleri oluģturmuģlardır. Bu gelinlikler, daha sonraları yerlerini, tafta ve sim dokumalı ipekli kumaģlardan yapılan uzun, kloģ etekli, korsajlı, balenli, vücudu saran, üstlü, pelerinli kıyafetlere bıraktı. Bu giysilerle krep oyalı baģ örtüleri, renk ve iģlemeye uygun olarak, diz hizasında ve bele oturan içi kürklü kadife mantolar olarak kıģın giyilirdi. Giysinin aynı rengi ve iģlemesine uygun modellerine de yansırdı. Türk kadınları baģ süslemelerine ayrı bir önem vermiģtir. Uzun saçlılar, ince örgülerini incili kurdelelerle bağlayarak önde ve yanda zülüfler bırakmıģlar ve kalpak (hotoz) giymiģlerdir. BaĢ yapısına göre daha küçük yapılan hotoz, saçların üstüne oturtularak saçlara uygun bir tarzda kullanılmaktadır. Hotozlar, kıģın kadifeden, yazın ince ipek kumaģlardan yapılmıģtır. Hotozların etrafı, zevk ve zenginlik derecesine göre çiçekler, değerli taģlar ve pırlantalı iğnelerle süslenerek, sırma ipekli çevrelerle (baģörtüsü) kullanılmıģtır. 5. OSMANLI SARAY KADIN GİYSİLERİNİN MODERNİZASYONU Modernize yenileģtirilmiģ, modernleģtirilmiģ, yaģanılan çağa uygun yeni bir biçim verilmiģ olarak tanımlanmaktadır.(komģuoğlu1986:94) Giyimde modernizasyon ise, geçmiģte kullanılan belli özellikler taģıyan giysilerin aslını bozmadan günün çizgileri ve modası doğrultusunda tasarlanarak yeni ürünler ortaya çıkarılması iģlemidir. Kısaca geçmiģ yılların tarzına, çağdaģ bir yorum getirmektir. Bu çalıģmada Osmanlı Dönemi Kadın Kıyafetleri 18. ve 19. yy öncesi ve sonrası olmak üzere araģtırılmıģ, ulaģılan kaynaklardan giysilerin renk, kumaģ, desen, biçim ve süsleme özellikleri incelenmiģtir. ÇalıĢmada, o döneme ait giysilerin karakteristik özelliklerine sadık kalınmaya, kumaģ, renk, doku, aksesuar ve süsleme seçiminin dönemin özelliklerine benzemesine dikkat edilmiģtir. Bu amaçla çeģitli modernize tasarım çalıģmaları yapılmıģ, yapılan tasarımlardan biri seçilerek giysinin üretimi gerçekleģtirilmiģtir. Gelenekselin yaģatılma arzusu ile yapılan, giysilere ayrıcalık katan bir çalıģmadır. Bu çalıģmada Osmanlı Dönemi Kadın Kıyafetleri 18. ve 19. yy öncesi ve sonrası olmak üzere araģtırılmıģ, ulaģılan kaynaklardan giysilerin renk, kumaģ, desen, biçim ve süsleme özellikleri incelenmiģtir. ÇalıĢmada, o döneme ait giysilerin karakteristik özelliklerine sadık kalınmaya, kumaģ, renk, doku, aksesuar ve süsleme seçiminin dönemin özelliklerine benzemesine dikkat edilmiģ 38

42 5.1.Gelinlik ve kaftan tasarımları MODEL:1 Giysinin Model Özelliği Gelinlik: Dokuz parçadan oluģmaktadır. Ön ortası kumaģ katı ve kayık yakalıdır. Arka ortası bele kadar derin V dekoltelidir. Ön ve arka yanlarda kuplar vardır. Kollarının üst kısmı pilili ve kısa kolludur. Ġçi bele kadar pervazla çevrilmiģtir. Arka ortası ayak bileklerinin aģağısına kadar ve uzun kuyrukludur. Fermuar yan dikiģtedir. BaĢlık; Hazır taç kullanılmıģtır. Rölyef baskı ile süslenmiģtir. Saten kumaģ kullanılmıģtır. MODEL:2 Giysi Model Özelliği Kaftan altı parçadan oluşmaktadır. Yuvarlak yakalı olup ön ortası açıktır. Arkası ortası dikişli ve uzun kuyrukludur. Kolu takma kol olup karpuz kol şeklindedir. Dirsekten aşağı kendi kumaşından volan takılmıştır. Don dört parçadan oluşmaktadır. Boyu ayak bileklerine kadardır. Paçaları manşetle temizlenmiştir. Belin tamamına lastik geçirilmiştir. Bustiyer yedi parçadan oluşmaktadır. Yakası straplezdir. İçine bedenlik dikilip balen takılmıştır. Kendi kumaşı ile temizlenmiştir. Arka ortası fermuarlıdır.başlık huni şeklinde kesilp kendi kumaşı ile temizlenip süslenmiştir.: Tığ oyası, elmas taş ve boncuk ile süslenmiştir. 39

43 ÖRNEK:3 Giysi model özelliği Gelinlik yedi parçadan oluşmuştur. İçine bedenlik dikilip balen takılmıştır. Kendi kumaşı ile temizlenmiştir. Arka ortası ilik birit ile kapatılmıştır. Boyu bele kadardır. Kolu takma kol olup karpuz kol şeklindedir. Yakası kalp yakadır. Etek iki parçadan oluşmaktadır. Ön ve arka ortası dikişli olup arka ortası uzun kuyrukludur. Başlık; hazır yapılmış taç kullanılmıştır. Anglez ve boncuk ile süslenmiştir. Bütün kullanılan süsler elde dikiş tekniği ile tutturulmuştur. Saten kumaş kullanılmıştır ÖRNEK:4 Giysi model özelliği Kaftan altı parçadan oluşmaktadır. Yuvarlak yakalı olup ön ortası açıktır. Arkası dikişli ve uzun kuyrukludur. Kolu takma kol olup kol boyu bileklerinden uzundur. Kol ucu ve içi astar ile temizlenmiştir..don dört parçadan oluşmaktadır. Paçaları manşetle temizlenmiştir. Belin tamamına lastik geçirilmiştir. Büstiyer yedi parçadan oluşmaktadır. İçine bedenlik dikilip balen takılmıştır. Kendi kumaşı ile temizlenmiştir. Arka ortası fermuarlıdır. Ön ve arka etek ucu 'V' şeklindedir. Başlık; kapşon yapılarak rölyef baskı ile süslenmiştir. Rölyef baskı ve hazır harç kullanılmıştır.bütün kullanılan süsler elde dikiş tekniği ile tutturulmuştur.kadife, saten kumaş kullanılmıştır. 40

44 ÖRNEK:5 Giysi model özelliği Şalvar iki parçadan oluşmuştur. Boyu ayak bileklerine kadardır. Giysinin beli lastik ile büzülmüştür. Göynek dört parçadan oluşmuştur. Boyu kalçaya kadardır. "V" yakadır. Kolu takma kol olup kısa kolludur. Giysinin ön bedeninde nida bey büzgü yapılmıştır. Yelek beş parçadan oluşmuştur. Giysinin boyu beldedir. Astarı ile temizlenmiştir. Yakası yuvarlak yakadır. Önü açıktır. İlik düğme yoktur. Başlık üç parçadan oluşmuştur. İçi astarla temizlenmiştir. İğne oyası, boncuk, çarık ve kemer ile süslenmiştir. Bütün kullanılan süsler elde dikiş tekniği ile tutturulmuştur. Medine ipeği, şile bezi, jakarlı perdelik kumaş kullanılmıştır 6.SONUÇ Geleneksel Türk giyim kuşamı kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından biridir. Giyim her toplumun vazgeçilmez bir kültür öğesidir. Milli kültürün bir parçası olması nedeniyle o ülkenin karakterini özelliklerini yansıttığından özellikle geleneksel olanların korunması ve yaşatılması gereklidir. Giysiler zamanla değiģen yaģam koģulları ve geliģen teknoloji ile birlikte değiģen zamana, toplumsal yaģamın değiģmesine ayak uydurarak yok olmasına baģlamıģtır. Yok olmaya yüz tutmuģ olan bu Osmanlı saray kadın giysileri günümüz tasarım, dikiģ ve süsleme teknikleriyle yoğurarak gerçeklestirdik Osmanlı dönemi kıyafetleri moda ve tekstil sektörü için önemli ve değerli bir kaynak teşkil etmektedir. Her alanda olduğu gibi giyim kuşamda da Osmanlı sarayı oldukça zengin özellikler göstermektedir. Ayrıca bu konuda yapılmış araştırma ve incelemelerin oldukça yetersiz olduğu görülmüştür. Modacılar tasarımlarında geçmiş kültürlerden esinlenirler. Kültürümüze ait bu giysilerin özellikle unutulmaması, yeni tarzlarla bütünleşmesi yaşatılması adına bu çalışmalar desteklenmeli ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Dokuma,örgü ve çizgileriyle tamamen Türk olan bir moda yaratılması için Osmanlı gerekli kültür zenginliğe sahiptir. Özellikle Osmanlı oya sanatı ile yeni tasarımlar yapılabilir. Hazır giyim kuruluģları, Türk modasını geliģtirecek yönde modernize çalıģmalarına yönelmeli ve bu tür çalıģmalar teģvik edilmelidir.bu konu önemle ele alınarak tüm olanaklar seferber edilmelidir 7. KAYNAKLAR [1] Atasoy, N. Osmanlı Kıyafetleri / Fenerci Mehmet Albümü,Vehbi Koç Vakfı Yayını,Ġstanbul [2] Çağman, F. Selçuklu Osmanlı Dönemi, Çağlarboyu Anadolu da Kadın, Anadolu Kadınının 9000 Yılı, Ġstanbul 1993,s [3] ] Ġnan, A. Altaylar da Hun Devri Kültürü, Hayat Tarih Mecmuası, s.12, Ġstanbul 1967, s [4] Komsuoğlu, ġ., Ġmer, A., Seçkinöz, M., Alpaslan, S., Etike, S., Resim II Moda Resmi ve Giyim Tarihi. Sayfa : 94, Ankara, [5]Koç, F. Osmanlı Sosyal YaĢamında Kanun ve Yasalarda Giyim KuĢam,16.CĠEPO Bildirileri, Trabzon Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Türkiye [6] Muratoğlu, Y., Türk Giyim Tarihi. Sayfa 16, Ankara [7] Renda,G. 17. Yüzyıldan Bir Grup Kıyafet Albümü, 17.Yüzyıl Osmanlı Kültür ve Sanatı, Sanat Tarihi Derneği yayını, Ġstanbul 1998, s [8] Scarce,J. Women s Costume of the Near and Middle East,London

45 [9] Tezcan, H. Osmanlı Ġmparatorluğu nun Son Yüzyılında Kadın Kıyafetlerinde BatılılaĢma, Sanat Dünyamız,37,Ġstanbul 1988,s [10] Tezcan, H. Osmanlı Sarayının Çocukları ġehzadeler ve Hanım Sultanların YaĢamları, Giysileri. Aygaz, Ġstanbu, 2006 [11] Yılmaz,H.,ġ,Akalın,Ġslam Türk Bölümü, Sadberk Hanım Müzesi, Ġstanbul, s

46 TEKSTĠL PROGRAMININ SEKTÖR DESTEKLĠ YÜRÜTTÜĞÜ ÇALIġMALARIN ĠNEGÖL MESLEK YÜKSEKOKULU'NA KATKILARI Mürüvvet MANGUT Öğr. Gör. Dr. Uludağ Üniversitesi, Bursa Neslihan YÜRÜK Öğr. Gör. Uludağ Üniversitesi, Bursa Özet Meslek Yüksekokullarında yürütülen eğitim-öğretim çalıģmalarının amacına uygunluğu günümüzde yoğun olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde eğitim düzeyinin yetiģtirilen öğrencilerin çalıģacakları sektörün beklentilerini daha iyi karģılayacak seviyeye çıkarılması, sektörün kendisi için eleman yetiģtiren kurumları daha yakından tanıyabilmesi için öneriler getirilmeye çalıģılmakta, farklı proje çalıģmaları yürütülmektedir. Bu açıdan üniversite-sektör iģbirliği ile yapılan çalıģmaların büyük önem taģıdığı açıktır. Ġnegöl Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Programı olarak bu anlamda üç yıl önce bir çalıģma baģlatılarak; öğrencilerimizin DönüĢüm teması ile atık malzemeleri kullanarak tasarladıkları 43 parça kıyafetle önce Öğrenci Kongresinde defile olarak daha sonra da Rektörlük Sanat Galerisi nde sergi Ģeklinde etkinlikler düzenlenmiģtir. Atıkların geri kazanılması gibi güncel bir konunun bölümümüz tarafından bu Ģekilde ele alınması izleyen ve görenlerden olumlu tepkiler almıģtır. Aynı koleksiyon Bursa BüyükĢehir Belediyesi nden gelen talep üzerine Ekim-Aralık 2014 tarihlerinde Merinos Enerji Müzesi nde sergilenmiģtir. Bu çalıģmaların geniģ yankı bulması sonucu 2015 yılında YeĢim Tekstil, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon Ġhracatçıları Birliği, YeĢil Rotary Kulubü ile Yüksekokulumuzun ortak gerçekleģtirdiği yarıģma projesi hayata geçirilmiģtir. Bu projenin sonucunda dereceye girenlere sektörden firmalar tarafından ödüller verilmiģ, öğrencilerimiz sektörün önde gelen iģletmelerinde staj imkanı bulmuģ, iģ bulma sürecini hızlandırmıģlardır. Yüksekokulumuz Tekstil Programı nın gelen talepler üzerine yapılan defileler ve sergilerle farklı alanlarda tanıtımı yapılmıģtır. UHKĠB tarafından konfeksiyon atölyemize ihtiyaç olan bazı makineler bağıģlanmıģtır. Görülüyor ki; sektörle yapılan çalıģmanın sonucu olarak firmalar beğendikleri tasarımlar doğrultusunda kendilerine uygun potansiyel çalıģan olarak gördükleri öğrencilere ulaģabilmiģler, okulumuz bazı eksiklikleri bu çalıģmayla giderebilmiģ, bölümün bilinirliği arttırılmıģtır. ÇalıĢmanın sürekliliği de dikkate değerdir. Dördüncü yılımızda il içi ve il dıģı sergi ve defile talepleri devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Üniversite - Sanayi ĠĢbirliği, Meslek Yüksekokulu, Uygulamalı Eğitim CONTRIBITIONS OF SECTOR AIDED STUDIES PERFORMED BY TEXTILE PROGRAM TO INEGOL VOCATIONAL SCHOOL Abstract Nowadays, Feasibility of Vocational Schools Education to its founding purposes is being evaluated intensively. Today, to realize the concept of training students according to industry s expectations and briefing the industry about institution and education systems, some new proposals are being suggested and new projects are being carried out. In this regard, it is clear that university-industry collaboration attempts are very important. For this purpose; Textile Technology Program of Inegol Vocational School set a workshop about Transformation of recycling materials. 43 pieces of clothes were made from recycling materials three years ago. Some activities were arranged such as a fashion parade at Student Congress, and later an exhibition at Art Gallery of Rectorship of Uludag University. Consideration of a topical subject such as recycling of waste materials by our Textile Technology Program via these activities took positively reactions from the visitors. The same collection of recycling clothes was exhibited between October December 2014 at Merinos Energy Museum by a request from Bursa Metropolitan Municipality. As a result of these exhibitions success, Yesim Textile Inc., Uludag Apparel and Clothing Exporters 43

47 Association, Yesil Rotary Club and our Vocational School s Collaborative Competition Project was established in At the end of this project, students which were ranked in the top three were rewarded by sector companies, also they found vocational training opportunity at two ready-cloth producing companies and accelerated their career. Textile Technology Program of Ġnegöl Vocational School was invited to perform fashion parades and exhibitions in different events and locations. Some machines were donated by Uludag Apparel and Clothing Exporters Association to the Apparel Plant of Textile Technology Program. As a natural consequence of collaboration with the sector, companies could be able to choose potential workers; the Vocational School could complete some educational materials, and as a result, awareness of our school was redoubled. Sustainability of this collaboration is worthwhile. In the fourth year, requests of exhibitions and fashion parades from our city and other neighbouring cities and related events are being continued. Keywords: University Industry Colloboration, Vocational School, Applied Training GĠRĠġ Üniversite sanayi iģbirliği kavramı; üniversitelerin öğrenci, bilim insanı, bilgi birikimi ve teknik aletler gibi elinde bulundurduğu olanaklar ile iģ çevrelerinin üretim, öğrencilere staj ortamı ve bilim insanlarının teorik bilgilerini uygulamaya koyma gibi sahip olduğu olanakların birleģtirilmesiyle bilimsel ve teknolojik alanda geliģmelerini sağlayan sistemli çalıģmaların tümünü içermektedir (Yıldırım ve Güven 2008). Üniversitelerin üniversite-sanayi iģbirliğinden en önemli beklentileri; sanayinin sorunlarını çözerek hem asli görevlerinden birini yapmak, hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmak, bu iģbirliği sonucunda üniversiteye maddi destek sağlamak, üniversite çalıģanlarının sanayi tecrübesini arttırmak, çalıģmalardan akademik yayın çıkarmak, uygun bir proje sonunda patent almak, endüstriden staj konusunda daha fazla destek almak, burs ve staj gibi etkinliklerle öğrenci baģarısını arttırıp, okuyabilmeleri için onlara destek ve motivasyon sağlamaktır (Söylemez ve Ünsan, 2004). Öğrenci açısından üniversite sanayi iģbirliği sonucu; teorik bilgileri ile uygulama becerisi bütünleģir, iģ bulma olanağı özgüveni artar, sorumluluk duygusu ve çalıģma alıģkanlıkları olumlu yönde geliģir, mesleki ve teknik becerilerinin gerçek iģ ortamında gerçekleģmesini ve oluģumunu temin eder, iģbirliği içinde ekip ruhu ve takım anlayıģı ile hareket edebilme kültürünün oluģmasını sağlar, eğitim programlarının sanayinin gereksinimleri doğrultusunda yenilenmesini teģvik eder, sanayi kurumlarına ait olanaklar okulun laboratuvarları gibi olur. Böylece okulun teknik donanımı güçlenmiģ olur. Sanayi sektöründeki sürekli değiģim ve geliģmeler eğitim programlarının güncelleģmesini sağlar. Sanayi sektörü açısından; nitelikli eleman konusunda kendi alt yapılarını oluģturmasını aynı zamanda iģe almayı düģündüğü elemanı yakından tanımasını sağlar (OdabaĢı vd, 2010). Disiplinler arasındaki sınırların yavaģ yavaģ ortadan kalkması ve üniversiteler arasında artık küresel düzeyde cereyan eden rekabet, üniversiteleri eğitim ve araģtırma yapılarını yenilemeye zorlamaktadır (Deem vd., 2008;Altbach vd., 2009). ĠĢletmeler üretim birimlerini, ihtiyaçları doğrultusunda maliyetlerin göreceli olarak az olduğu ve uzmanlaģmıģ bilginin bulunduğu mekânlara kaydırmaktadır. Böylece üretim mekân boyutundan giderek kopmaktadır (Erdil vd, 2013). Üniversite sanayi iģbirliğinin kökenleri aslında daha eskilere, 17.yy. Ġngiltere sine kadar uzanır. 17. yy. baģlarında Francis Bacon ın görüģleri çerçevesinde Ģekillenen historyof trades programı, temel ürünlerin nasıl üretildiğini detaylı bir biçimde kâğıda aktaran bir ürün kataloğu oluģturmayı amaçlamıģtı. Böylece üreticiler birbirinden öğrenebilir, bunun da ötesinde bilim insanları, üretimde ortaya çıkan temel sorunlara çözüm üretebilirlerdi. Bacon a göre bilimi üreticilerin bakıģ açısıyla harmanlayan bilim adamları, bilimin geliģmesine daha çok katkıda bulanacaklardı. Bu basit düģünce 17.yy. ın ikinci yarısında ortaya çıkan (üniversite dıģı) akademik örgütlenmelerden biri olan Royal Society of London da hayat buldu. Bilginin kâğıda aktarılmasında devrim niteliğinde uygulamaları olan Royal Society of London, history of trades programını sahiplenmiģ, üniversite-sanayi iliģkilerinin temelini atarak Ġngiltere de baģlayacak olan sanayi devriminin hazırlayıcısı olmuģtur (Houghton, 1941; Ceyhan, 2010; Mokyr, 2011). Günümüzde ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinin gereksinim duyduğu alanlarında yeterli bilgi ve beceriye sahip ara elemanların yetiģtirilmesi amacıyla kurulmuģ olan meslek yüksekokullarının bu 44

48 amaçlarını gerçekleģtirebilmesinde meslek yüksekokullarında verilen eğitimin ihtiyaçlar doğrultusunda analiz edilip gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir (Alkan vd., 2014: 133). Çözülmesi gereken sorunlardan bazıları; öğrenci sayısının artmasına rağmen meslek yüksekokullarının altyapı, mekan, donanım ve öğretim elemanı eksikliği, iģ dünyası ile mesleki eğitim arasında koordinasyon eksikliği, ders programlarının etkin olmaması, stajların önemsenmesi, sektörle iģbirliği olmaması gibi sorunlardır (GöktaĢ, 2015). Mahiroğlu ve Buluç (1999) un çalıģmasında Türk eğitim sistemindeki sorunlardan bazılarını değiģme ve geliģmeyi takip edememek, teknolojiyi yakalayamak, araç-gereç, personel ve kaynak yetersizliği, bilimsel araģtırma faaliyetlerinin eksikliği ve nitelikli personel eksikliği olarak belirtilmiģtir (Mahiroğlu ve Buluç, 1999). Meslek yüksekokullarında üniversite-sanayi iģbirliğinin yerel bazda uygulama örneğini ele alan baģka bir çalıģmada meslek yüksekokullarında yetiģtirilen ara meslek elemanlarının sanayi ve hizmet sektörü ile uyumlu ve karģılıklı arz talep dengesini sağlayacak modellerin yerel bazda uygulanması ile yöresel kalkınmaya olumlu etkisi olacağı belirtilmiģtir (Sevim ve Karamete, 2003: 1). Bu çalıģmada Tekstil Programı olarak tekstil sanayinin önde gelen kuruluģlarından YeĢim Tekstil, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon Ġhracatçıları Birliği, YeĢil Rotary Kulubü ortaklığı ile gerçekleģtirdiğimiz, birçok farklı faaliyeti kapsayan Moda DönüĢümde projesinin nasıl Ģekillendiği, uygulandığı ve kurumumuza getirileri anlatılmaktadır. Tekstil Programı Faaliyetleri ve Kazanımları Yüksekokulumuz Tekstil Teknolojisi Programında Konfeksiyon dersi alan 2. Sınıf öğrencileri, 2007 yılından beri atölye çalıģmalarının büyük bir kısmını özgün tasarımlar Ģeklinde yapmaktadırlar. Öğrencilerin ders kapsamında yaptıkları bu çalıģmalar ile okul bünyesindeki öğrenci Ģenlikleri kapsamında yılları arasında dört yıl üst üste yarıģmalar düzenlenmiģtir. Öğrenciler bir yıl boyunca hazırlandıkları projelerin sunumunu giysi Ģeklinde hazırlayıp defile ile sergilemiģler ve birbirleri ile yarıģmıģlardır. YarıĢmalarda yüksekokulumuza değerlendirme için gelen; Üniversitemizden Öğretim üyeleri, ülkemizdeki ünlü modacılar (Gamze Saraçoğlu ve Nejla Güvenç), sektörden tasarımcılar ve sanayiciler, jüri üyesi olarak yarıģmalara değer katmıģ ve bizlere destek vermiģlerdir. YarıĢmalarda öğrenciler, okulumuz ve jüri üyeleri tarafından ödüllendirilmiģ ayrıca staj imkânları kazanmıģlardır.bu faaliyetlerimiz önce Ġnegöl, sonra da Bursa da basında yer almıģ, böylelikle reklamımız yapılarak Yüksekokulumuz ve Tekstil Bölümümüzün tanınırlığı artmıģtır.tercih edilen okullardan olmuģtur. Bu yarıģmalarda hazırlanan kıyafetlerden U.Ü.Rektörlük sergi salonunda 2011 yılında ilk sergimiz açılmıģtır. Sergi çalıģmamızın olumlu etkileri sonrasında 2013 yılı Mayıs ayında düzenlenmiģ olan 9. Meslek Yüksekokulları 3.Ulusal Öğrenci Kongresi için Komiteden gelen teklif üzerine öğrencilerimiz tarafından Geri DönüĢüm temalı 25 adet giysi tasarımı hazırlanmıģtır(resim 1). Öğrencilerimizin geri dönüģebilen malzemelerden çeģitli tasarımlar yaparak hazırladıkları giysilerle defile Ģeklinde sunum yapılmıģtır (Resim 2). Bu defilenin çok ilgi görmesi üzerine aynı konuyu yeni öğrenciler de çalıģmıģ ve yeni projeye, atıkların(çöplerin) değiģimi anlamında DÖNÜġÜM ismi verilerek, 2013 ve 2014 yılında yapılan tüm çalıģmalardan oluģan 43 parçalık koleksiyon, terzi mankenlerine giydirilip, açıklayıcı yazılar eģliğinde tanıtılıp Rektörlük Sanat Galerisinde sergilenerek herkesin beğenisine sunulmuģtur (Resim 3). Bu koleksiyon ayrıca Bursa BüyükĢehir Belediyesinden gelen talep üzerine Ekim-Aralık 2014 tarihlerinde DÖNÜġÜM TEMALI GĠYSĠ TASARIMI SERGĠSĠ adıyla Bursa BüyükĢehir Belediyesi Merinos Enerji Müzesinde tekrar sergilenmiģtir (Resim 4). 45

49 Resim 1: Geri DönüĢüm Temalı hazırlanan ilk Giysi Tasarımlarından Örnekler Resim 2: 9. Meslek Yüksekokulları 3. Ulusal Öğrenci Kongresi Geri DönüĢüm Temalı Defile (Mayıs 2013) Resim 3 : Uludağ Üniversitesi Rektörlük Sanat Galerisi Sergisi (Mayıs 2014) 46

50 Resim 4: Bursa BüyükĢehir Belediyesi Merinos Enerji Müzesi Sergisi (Ekim-Aralık 2014) Bu sergilerin gelen ziyaretçiler üzerinde ekolojik dengeyi korumak adına yapılması gerekenlerle ilgili her gün duydukları söylemlerden daha etkili ve zihinlerde daha kalıcı olduğu anı defterinde ziyaretçiler tarafından ifade edilmiģtir. Bu çalıģmalar hem sanatsal açıdan hem de sosyal sorumluluk açısından önem taģıyan çok yönlü birer projedir. Kazanımlar: Bursa ve Ġnegöl de basında yer almamız nedeniyle Yüksekokulumuzun tanınırlığı artmıģtır. Bu sergide emeği geçen öğrencilerle Bursa BüyükĢehir Belediyesinin sponsorluğunda Bursa nın tarihi ve turistik yerlerine rehberli gezi düzenlenmiģtir. Böylece Ġnegöl de okuyan öğrencilerin kültürel açıdan bilgilendirilmesi sağlanmıģtır. Üniversite Sanayi ĠĢbirliği ile yapılan MODA DÖNÜġÜMDE Projesi ve Kazanımları Tüm dünyada enerji tüketiminin, çevre kirliliğinin hızla artması, sınırlı kaynakların bilinçsizce kullanılması atıkların yeniden kullanılabilirliği konusunu oldukça önemli hale getirmiģtir. Sivil Toplum KuruluĢu olan YeĢil Rotary Kulübünden Yüksekokulumuza gelen teklif üzerine DönüĢüm teması çok ortaklı bir YarıĢma Projesi haline dönüģtürülmüģtür yılında Moda DönüĢümde adıyla hazırlanan yarıģmanın paydaģlarını Uludağ Üniversitesi Ġnegöl Meslek Yüksekokulu Tekstil Programı Bölümü ile birlikte YeĢil Rotary, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon Ġhracatçıları Birliği ve YeĢim Tekstil oluģturmuģtur. Bu projede paydaģların genel olarak amaçları; gençlerde çevre bilinci oluģturmak ve dünyanın doğal kaynaklarının tüketilmesi konusuna dikkat çekerek atıkların yeniden dönüģümü konusunda farkındalık yaratabilmektir. Ayrıca gelecekte tekstil ve moda sektöründe çalıģacak gençlerin tasarım konusunda yaratıcılıklarını teģvik etmek ve farklılık yaratan yetenekli gençleri ödüllendirmektir. Bir diğer amaç ise gençlerin eğitimlerinde ve daha sonraları yapacakları tasarımları üretmelerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan makinaları Yüksekokulumuza temin edebilmektir. YarıĢma Projesi kapsamında Eğitim-Öğretim yılında, Uludağ Üniversitesi Ġnegöl Meslek Yüksekokulu Tekstil Programında seçmeli ders olarak konfeksiyon derslerini seçen 36 öğrenci görev almıģtır. Tasarımlarında, kullanıldıktan sonra atık olarak doğaya bıraktığımız malzemeleri kullanmıģlardır. Rafya, pet ĢiĢe kapakları, gazoz kapakları, telefon telleri, yumurta kartonları, etiket zemin kağıtları, poģetler, pet ĢiĢeler, gazete, çeģitli kağıtlar, tül dokuma atıkları, kağıt bardak altlığı, fleksiler, cdler, çöp poģetleri, köpükler, kulak çubuğu, cam koruyucu ambalajı, yiyecek ambalaj paketleri, cam ĢiĢeler, röntgen filmleri, kavanoz kapakları, banyo lifleri, pipetler, kibrit çöpleri, ıslak 47

51 mendil, plastik çay kaģıkları, çuval ve deri parçaları ile çok ilginç ve dikkat çekici giysiler tasarlamıģlardır. Hazırlanan tasarımlar Mart 2015 te Bursa Kent Meydanı AVM de halka açık olarak sergilenmiģ (Resim 5) ve Tasarımcılar, sanayiciler ve Eğitimcilerden oluģan jüri üyeleri tarafından değerlendirilmiģlerdir (Resim 6). Resim 5: Moda DönüĢümde projesi ve Kent Meydanı Sergisi (Mart 2015) Kazanımlar: Öğrencilere, tasarım yeteneklerini geliģtirebilecekleri uygulama imkanı sağlanmıģtır. Yaptıkları çalıģmalar ödüllendirilerek baģarılarının sürekliliği teģvik edilmiģtir. Dereceye girenler YeĢil Rotary tarafından maddi olarak, YeĢim tekstil tarafından ürün ve staj imkanı ile ödüllendirilmiģtir. Yüksekokulumuza UHKĠB tarafından 1 adet 4 iplik penye overlok ve 1 adet karyokalı etek reçme olarak iki adet dikiģ makinası hibe edilmiģtir. Ziyaretçiler açısından çevre kirliliğine ve atıkların geri kazanımına farkındalık oluģturulmuģtur. Yüksekokulumuz öğrencilerinin yetenekleri Bursa halkına tanıtılmıģtır (Resim 7). Ziyarete gelenler ile Yüksekokulumuza baģka sergi talepleri gelmiģtir. Tekstil Bölümü olarak AB projesi konsorsiyum ihalesi ortaklığı teklifi alınmıģtır. Teklif yazımı için Ġspanya dan yürütücü bir kuruluģ ile çalıģılmıģ ve yapılan görüģmeler ve yazıģmalar, ihale yazımı konusunda önemli tecrübeler edinmemizi sağlamıģtır. 48

52 Resim 6: Moda DönüĢümde YarıĢması Ödül Almaya Hak Kazanan Tasarımlar Resim 7: Moda DönüĢümde yarıģması: Bölümümüzün ve Tasarımların Halka ve Basına Tanıtılması Proje Sonrası Atıklar ve Geri DönüĢüm Temalı Faaliyetler ve Kazanımları 2015 Haziran ayında Tekstil ve Kimya Mühendisleri Odalarının Bursa da birlikte hazırlamıģ oldukları 15.Tekstil Teknolojisindeki ve Kimyasındaki Son GeliĢmeler Sempozyumunun kapanıģında yıllarında hazırlanmıģ olan DönüĢüm temalı giysi tasarımları defile olarak hazırlanmıģ bir program ile sunulmuģtur. Ayrıca Sempozyum süresince bazı giysiler katılımcıların beğenisine sunularak sergilenmiģtir (Resim 8, Resim 9). 49

53 Resim 8: 15.Tekstil Teknolojisindeki ve Kimyasındaki Son GeliĢmeler Sempozyumu KapanıĢ Defilesi (Haziran 2015) Resim 9: 15.Tekstil Teknolojisindeki ve Kimyasındaki Son GeliĢmeler Sempozyumu KapanıĢ Defilesi 2015 Haziran ayında 2015 yılı yarıģması için hazırlanmıģ olan giysiler 2 hafta kadar Merinos Tekstil Müzesinde sergilenmiģtir. Aynı tasarımlar, Kasım, Aralık 2015 ve Ocak 2016 da ATIKLAR VE GERĠ DÖNÜġÜM SERGĠSĠ adıyla Bursa BüyükĢehir Belediyesi Merinos Enerji Müzesinde tekrar sergilenmiģtir (Resim 10). Ġnegöl Kent Müzesinde ġubat 2016 dayapılan sergide yıllarında yapılan tasarımlardan seçme giysiler sergilenmiģtir (Resim 11). 50

54 Resim 10: Bursa BüyükĢehir Belediyesi Merinos Enerji Müzesi 2. Sergisi (Kasım, Aralık 2015 ve Ocak 2016) Resim 11:Ġnegöl Kent Müzesi Sergisi (ġubat 2016) Kazanımlar: Bursa ve Ġnegöl de Yüksekokulumuzun tanınırlığı artmıģtır. Sempozyumda yapılan defile sonrası Ġtalteks firması tarafından Yüksekokulumuza 1 adet sanayi tipi paskalalı ütü ve bir adet yarı otomatik düz dikiģ makinası hibe edilmiģtir. Bursa BüyükĢehir Belediyesi Merinos Enerji Müzesindeki sergimizin internet üzerinde çok haber yapılması sebebiyle ulusal anlamda beğeni kazanmıģ ve Bolu BüyükĢehir Belediyesinden sergi talebi gelmiģtir. Bu talep üzerine bir sonraki sergimiz 4-5 Haziran 2016 da Bolu da; kabul edilirse Tübitak Projesi kapsamında, kabul olmazsa da Bolu BüyükĢehir belediyesi sponsorluğunda açılacaktır. 51

55 SONUÇ Son yıllarda Üniversite Sanayi iģbirliği ile yapılan çalıģmaların her iki taraf için de sağladığı faydalar yapılan araģtırmalarla ve örnek model çalıģmalarla farklı platformlarda ortaya konmaktadır. Sanayinin beklentilerine cevap verebilecek nitelikte donanıma, iģçi ile mühendis ve üst yönetim arasında köprü kurabilecek vasıflara sahip ara eleman yetiģtirmeyi hedefleyen meslek yüksekokullarında da amaca ulaģabilmek için bu tür çalıģmaların yapılması zorunlu hale gelmiģtir. Bununla birlikte meslek yüksekokullarının sanayi ile birlikte yaptığı çalıģma sayısının ülkemizde olması gerekenin çok altında olduğu görülmektedir. Bu yönüyle bu çalıģma da anlatılan proje öğrencilerin okuldan beklentilerini karģılayan, yaptıkları uygulama ürünlerinin uygun platformda değerlendirilmesini sağlayan, kuruma mevcut fiziksel Ģartları iyileģtirme ve geliģtirme imkanı sunan, sanayi ortaklarının ihtiyaçlarının eğitim kurumu tarafından daha iyi anlaģılmasına olanak sağlayan, yapılan sergi, yarıģma ve etkinliklerle bölümün geniģ çaplı tanıtımının yapılmasına büyük katkısı olan örnek bir çalıģmadır. Bu çalıģma üniversite-sanayi ortaklığı ile yapılan çalıģmaların büyük bir çoğunluğunda üniversite bileģeninin fakülteler olduğu düģünüldüğünde bir meslek yüksekokulunda yapılmıģ olması yönüyle de anlamlıdır. Sadece sanayiden değil, sivil toplum örgütlerinden, birliklerden proje ortaklarının olması sayesinde beklenenin de üstünde baģarı getirmiģtir. Ayrıca yapılan çalıģma da tema olarak Geri DönüĢüm gibi güncel, ilgi çekici, sosyal sorumluluk yönüde bulunan bir konunun seçilmiģ olması projenin basında sıkça yer bulmasına, ilgi görmesine ve hatta devamı için teģvik edilmesine neden olmuģ, programımızın büyük çapta tanıtımı yapılmıģtır. Tanıtımlar baģka kurumlardan arka arkaya sergi teklifi gelmesine neden olmuģtur. Proje sonunda dereceye giren öğrencilerin ödüllendirilmesi, tasarımları beğenilen bazı öğrencilere staj imkanı sağlanması, okulumuzun konfeksiyon atölyesine yeni makinelerin kazandırılması diğer sevindirici kazanımlardır. Tüm bu kazanımlar sonuç olarak üniversite-sanayi iģbirliği ile yapılan çalıģmaların ne derece önemli olduğunu tekrar ortaya koymaktadır. Hızla değiģen ve geliģen endüstriye uygun eleman yetiģtirebilmeyi hedefleyen meslek yüksekokullarının olan bitenin gerisinde kalmamak adına beslenmesi gereken asıl kanal sanayinin kendisidir. Bu noktada sanayi kuruluģları ile sıkı iliģkiler içinde olmak, sanayi ile ortak projeler yürütmek bu beslenmeyi sağlamak adına günümüzde artık bir gerekliliktir. KAYNAKÇA Yıldırım M., Güven M., (2008), Üniversite sanayi iģbirliğinde öğrenciler için staj ve uzmanlaģma süreçlerinin önemi, Üniversite-Sanayi ĠĢbirliği Ulusal Kongresi, Haziran. Ünsan Y. ve Söylemez M., 2004 Dünya rekabet ortamında gemi inģaatı sektörünün en önemli dostu: üniversite; sorunlar, Gemi Mühendisliği ve Sanayimiz Sempozyumu, Aralık, Ġstanbul. OdabaĢı, A.Y., Helvacıoğlu, ġ., Ġnsel, M., Helvacıoğlu, Ġ.H. (2010, Ocak). Üniversite sanayi iģbirliğinde örnek bir model. Gemi ve Deniz Teknolojisi, 183, Deem, Rosemary, KaHoMok, Lisa Lucas (2008). Transforming higher education in whose image? exploring the concept of the world-class university in europe and asia, Higher Education Policy, 21: Altbach, Philip G., Liz Reisberg, Laura E., Rumbley (2009), Trends in global higher education: tracking an academic revolution, UNESCO 2009 World Conference on Higher Education için hazırlanan rapor. Erdil, E., Pamukçu M.T., Ġ.Semih Akçomak, Ġ.S., Erden Y. (2013). DeğiĢen üniversite-sanayi iģbirliğinde üniversite örgütlenmesi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 68(2), Houghton, Walter, E. (1941). The history of trades: its relation to seventeenth-century thought: as seen in Bacon, Petty, Evelyn, and Boyle, Journal of the History of Ideas, 2(1), Ceyhan, M., (2010). Dynamics of knowledge production and the social formation of the university, Yüksek Lisans Tezi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bilim ve Teknoloji Politikası ÇalıĢmaları, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara. GöktaĢ, P. (2015). Y kuģağı bakıģ açısıyla öğrenci sorunları ve çözüm önerileri: Isparta Meslek Yüksekokulu örneği. International Journal of Social Sciences and Education Research, 1(1),

56 Mahiroğlu, A., Buluç, B., (1999). Eğitimde toplam kalite yönetimi ve kalite yönetiminin araçları. Politeknik Dergisi, 2(1), Sevim, S., Karamete, F., (2003). Meslek yüksekokullarında üniversite-sanayi iģbirliği, yöresel kalkınmaya etkisi ve yerel bazda uygulama örneği, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5(8),

57 Hazır Giyim ĠĢletmesinde Makine Seçim Probleminin VIKOR Tekniği Kullanılarak Değerlendirilmesi Eda ACAR Mücella GÜNER Ar. Gör. Ege Üniversitesi, Türkiye Prof. Dr. Ege Üniversitesi, Türkiye Özet ĠĢletmeler için uygun makine seçimi kritik bir yatırım kararı olmakla birlikte üretim sistemlerinin performansını etkilemekte ve verimli bir ortamı sağlamaya yardımcı olmaktadır. Üretimin hızı, kalitesi ve maliyeti ile kullanılan makine arasında önemli bir iliģki vardır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ipliğin elde edilmesinden giysi oluģumuna kadar yaģanan süreç çok sayıda farklı iģlem ve makine barındırmaktadır. Özellikle hazır giyim sektörü gibi süreç içerisinde makineye olan bağımlılığın yoğun olduğu durumlarda iģletme ihtiyaçlarına uygun makine alternatiflerin çeģitli kriterler altında değerlendirilmesi karmaģık bir hal almaktadır. Etkili bir karara ulaģmak adına karmaģık problemlerin çözümünde çok kriterli karar verme tekniklerine baģvurulması önem taģımaktadır. Bu çalıģmada dikiģ makinesi seçimi problemi VIKOR (Vise Kriterijumska Optimizacija Ġ Kompromisno Resenje - Çok Kriterli Optimizasyon ve UzlaĢık Çözüm) tekniği kullanılarak değerlendirilmiģtir. Alternatif olarak 3 makine modeli; fiyat, devir sayısı, garanti süresi, enerji sarfiyatı ve maksimum dikiģ boyu değerlendirme ölçütleri altında değerlendirilmiģtir. En uygun düz dikiģ makinesi 2 numaralı alternatif olarak belirlenmiģtir. Anahtar Kelimeler: Hazır Giyim Sektörü, Çok Kriterli Karar Verme, VIKOR Tekniği, Makine Seçimi Evaluation of Machinery Selection Problem in Apparel Business Using VIKOR Technique Abstract Selection of appropriate machinery for businesses is one of the critical investment decisions, affects the performance of production systems and helps to provide an efficient environment. There is a significant relationship between quality, cost and rate of production and machinery used in the process. Textile and apparel sector contains a large number of different processes and machines from formation of yarn to the finished product. Especially in apparel sector dependency of machinery during manufacturing process is really intensive. Evaluation of suitable alternative for this business is getting complicated under several criteria. In order to achieve an effective decision taking the advantages of the multi-criteria decision-making techniques is important especially for the solution of complex problems. In this study, selection of suitable sewing machine problem for apparel business is taken into consideration by using VIKOR (Vise Kriterijumska Optimizacija Ġ Kompromisno Resenje) technique. Three alternative lockstitch machine models have been evaluated under the critria of price, rotation speed, maintenance period, energy consumption and maximum stitch length. Alternative 2 is suggested as the most proper lockstitch machine. Keywords: Apparel Sector, Multi-Criteria Decision Making, VIKOR Technique, Machine Selection INTRODUCTION Textile, ranking also among the sectors of top priority in our country as is the case in most countries, takes place on the top in terms of employment, manufacture and export in manufacturing industry. Our country has reached the condition of a significant producer and provider for World trade. It is known that while labor-intensive structure of the sector continues, an intensive competition has come to be observed in the sector owing to low-priced and quality products, coming from the Far East, increasing their market share. In such a context in which competition at global level is experienced, it is necessary that in order for sustainable competition to be ensured, the structural alteration process be improved by turning towards the products with high added value through R&D and innovation. 54

58 In addition to this vision, the decisions such as selection of workers, staff, machine and investment decisions are strategic decisions that shape the future of managements and that take effect in the long run. Managements must think strategically by determining in advance their expectations and actions about the future when they make decisions. These decisions, on the other hand, are continually affected by environmental developments and changing conditions (Otlu and Demir, 2005:155). The decision of choosing machine is of strategic importance in terms of manufacturing organizations. In this case, interpreting the connections with scientific methods gains importance by defining them between manufacturing strategy and machine tools alternatives (Özyörük and Özcan, 2008:136). The matter of machine-equipment selection is extremely critical issue due to the dependence of production on machine as well as labor-intensive structure in apparel sector. Turkey ranks among the first 10 in the World with the investments it made in textile and apparel sector, and with this position, Turkey has become the second biggest country in the World after China, which made investment in textile machines (Turkey Textile Ready Wear and Leather Productions Sectors Strategy Document and Action Plan, 2015:27). There are a lot of factors that affect the decision of machine selection and which can be expressed numerically or verbally. The use of multi-criteria decision-making is extremely common in order to provide a comprehensive approach for this important decision of investment, and it provides an objective assessment. On the other hand, VIKOR technique has a quite practical process of solution both for its providing the opportunity of weighting the criteria in itself and for allowing the obtention of ranking and it provides convenience for user from this point of view. In this research, the problem of lockstitch machine selection was dealt with in an apparel company. Process steps of VIKOR method, one of the multi-criteria decision making technique, was explained after having provided the literature review regarding the machine selection problem. Following this, a method was applied for selection process of sewing machine and the most suitable lockstitch machine was suggested. LITERATURE REVIEW Previous studies from different sectors related with multi-criteria decision making methods concerning the machinery selection problem are summarized below. Optimal sewing machine among six alternatives for apparel sector are evaluated with MOORA (Multi- Objective Optimization on the Basis of Ratio Analysis Method) and TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) multi-criteria decision making methods under four different criteria. (Ertuğrul ve ÖZTAġ, 2105:81). Selecting optimal CNC lathe machine used in the production activities has been made by using both VIKOR and TOPSIS method then results have been compared (Özdağoğlu, 2014:38). The machine selection problem for textile company, DEMATEL (The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory) method is proposed to reveal the relationships of the criteria with each other. In order to overcome uncertainty in decision making and to evaluate human judgments by numerical values, the fuzzy set theory is used in this method (Organ, 2013:158). A logical procedure for the proper machine tool is presented with the help of TOPSIS method. (Athawale ve Chakraborty, 2010). In order to select the most suitable machine in flexible manufacturing cell a decision support system has been presented using fuzzy analytic hierarchy process (fuzzy AHP) and artificial neural network. A program is developed in the model to find the Priority weights of the Evaluation Criteria and Alternative's Ranking called PECAR for fuzzy AHP model (Taha ve Rostam, 2011: 719). Another study presents the hybrid approach of the fuzzy ANP (Analytic Network Process) and COPRAS-G (Complex Proportional Assessment of Alternatives with Grey Relations) for fuzzy multi-attribute decision-making in evaluating machine tools with consideration of the interactions of the attributes (Nguyen, 2014: 3078). Among available alternative machine tools, ANP method is used to determine the relative weights of evaluation criteria and modified TOPSIS method is utilized to rank competing machine tool alternatives in terms of their overall performance (Ayağ ve Özdemir, 2012:631). Two algorithms based on a fuzzy linguistic approach are developed for CNC machine tool selection example (Wu vd., 2016:314). Selection of a proper machine tool from a given set of alternatives has been performed using integration of the fuzzy AHP and grey relational analysis (Samvedi vd., 2012:3211). A 55

59 hypothetical case study regarding the purchase of a suitable machine tool for flexible manufacturing systems has evaluated one of the multi-criteria decision making tool named as the Elimination and Choice Translating Reality (ELECTRE) (Balaji vd., 2009:171). It can be seen from the literature review that multi-criteria decision making methods are applied for machinery selection commonly. METHODOLOGY VIKOR Method The VIKOR methodology (Vise Kriterijumska Optimizacija I Kompromisno Resenje, Serbian name, means Multi-Criteria Optimization and Comprimise Solution) was originally developed by Serafim Opricovic in VIKOR method is an effective tool especially when decision maker can not explain and know in such cases while designing the system in the begining (Ertuğrul ve Özçil, 2014:273). This method has following main steps (Opricovic ve Tzeng, 2004:447). Step 1. In the first step, i represents the the evaluation criteria (i=1,2,3,,n) and j shows the alternative numbers (j=1,2,3,, m) respectively. Determination of the best (f i * ) and the worst (f i - ) values for each evaluation criteria are shown in equation 1 and 2. (1) (2) Step 2. Computation of the value S j for each alternative is shown in equation 3, this value denotes utility measure for alternative j. Value of w i in the equation represents the weight value for each evaluation criteria and total of weight values should be equal to 1. Value of R j shows the regret measure for each aternative and it is calculated as follows. (3) (4) Step 3. Computation of Q j is given in equation 5. Expressions of S *, S -, R *, R - show minimum and maximum S j and R j values respectively. (5) Here v is introduced as weight of the strategy of the majority of criteria (or the maximum group utility. This compromise solution is stable within a decision making process, which could be: voting by majority rule (when v>0.5 is needed), or by consensus v=0.5, or with veto (v<0.5) (Opricovic ve Tzeng, 2004:447). Step 4. Rank the alternatives, sorting by the values S j, R j and Q j in decreasing order. The results are three ranking lists. 56

60 Step 5. Propose as a compromise solution, for given criteria weights, the alternative (a ), which is the best ranked by the measure Q min if the following two conditions are satisfied: C 1 Acceptable advantage : This is a condition means that there is a marked difference between the best one and the one in the second position. As shown in equation 6, Q k is the best alternative by taking the minimum Q value and Q k+1 is the second best aternative (Dincer ve Gorener, 2011:249). J shows the number of alternative and DQ value is calulated as follows. (6) C 2 Acceptable stability in decision making : If an alternative is the best ranked by S j, R j, and Q j, it is element of this set. The most appropriate alternative fulfills the condition both C1 acceptable advantage and C2 acceptable stability in decision making. If one of the conditions is not satisfied, then compromise solution is proposed as the alternative with first position in the ranking list by Q. SOLVING THE MACHINE SELECTION PROBLEM A firm ranking among the major apparel exporters of Izmir was selected for implemmentation. The firm of which is situated in PınarbaĢı has been operating since 1983, is mainly producing trousers and exports to many successful firms in Europe. The units of evaluation criteria used for ranking of alternative lockstitch machine are different from each other. On the other hand, VIKOR method makes it possible for different measurement units to be examined all together (Özdağoğlu, 2014:48). Interviews were made with the technically-competent staff of the firm to determine the alternative models. In terms of selecting machine, the evaluation criteria and measurement units which can be expressed numerically and which they take into account most are provided in Table 1. (7) Table 1: Evaluation criteria and their unit of measures Evaluation criteria Unit of measurement Price Rotation speed Maintenance period Energy consumption Maximum stitch length TL Stitch/minute Year Watt mm Source: Own calculation The apparel firm where the information was taken determined three different direct drive lockstitch sewing machines alternatively intended for the above-determined evaluation criteria. The values these lockstitch machines take according to related criteria are given in Table 2. These data were obtained via Internet and by making interviews with sales departments. 57

61 Table 2: Data for lockstitch machines Machine Price (min.) Rotation speed (maks.) Maintenance period (max.) Energy consumption (min.) TL Sti/Min. Year Watt mm Maximum stitch length (max.) M M ,5 M Source: (Accessed: ); (Accessed: ); (Accessed: ). A condition in which price and energy consumption values are low but rotation speed, maximum stitch length and maintenance period are high is expected among the evaluation criteria. The best (fi*) and the worst (f i - ) values obtained on the basis of each evaluation criterion for the first step of the method were provided in Table 3 below. Table 3: The best f i * and the worst f i - values of all criteria Price (min.) Rotation speed (maks.) Maintenance period (max.) Energy consumption (min.) Maximum stitch length (max.) TL Sti/Min. Year Watt mm fi* ,5 fi ,2 Source: Own calculation As the second step, Sj values expressing the utility measure for each alternative are calculated as they are given in the equation numbered 3. Following this, Rj values are calculated expressing the regret measure for each alternative by using the equation numbered 4. The weights of evaluation criteria for these two calculations were accepted equal. After this, Qj values indicating maximum group benefit on the basis of criteria for each alternative, on the other hand, can be calculated with the help of the equation numbered 5. Consensus (v=0,5) condition was employed as v value necessary for this operation. Sj, Rj and Qj values obtained pertaining to each alternative were given in Table 4. Table 4: S j, R j and Q j values for each alternative machine S j R j Q j M1 0,316 0,200 0,116 M2 0,200 0,200 0,000 M3 0,700 0,200 0,500 Source: Own calculation Selection priority order of the machines is determined (Table 5) thanks to ascending sort of Sj, Rj and Qj values that were obtained. Whether these results are consistent or not, on the other hand, is determined at the final stage of VIKOR method. 58

62 Table 5: S j, R j and Q j in ascending order S j R j Q j M2 0,200 M1 0,200 M2 0,000 M1 0,316 M2 0,200 M1 0,116 M3 0,700 M3 0,200 M3 0,500 Source: Own calculation In terms of the final phase of the method, it is expected that two conditions be provided in order to be able to suggest the best alternative. According to the results, the 2 nd alternative was determined as the best alternative machine which is at the same order in the Sj, Rj and Qj ranking, and it is the element of C2 acceptable stability in decision making set. However, this alternative is not the element of C1 acceptable advantage set. In such a situation, the best alternative sorted according to Q values is the one with minimum Q value. The alternative 2 is suggested as compromise solution for the problem of selecting lockstitch machine. CONCLUSION Managements need various and in changing numbers machines while they carry out their activities in order to meet the human needs. Especially in apparel sector, the fact that small business grows and becomes capable to compete is related to their making sound decisions as to increasing their machine capacities or the decisions they will make on this matter. It is necessary that the machines whose costs of first investment are high should be purchased carefully in terms of their long-term costs and quality formations. Thus, managements should take into account all together many evaluation criteria when they make such a strategic decision. On the other hand, VIKOR technique is a frequently used method in solving this kind of decision problems. Because sewing workshop is described as the heart of production process in apparel, the most significant instrument used in this section is sewing machine. These machines, which require exorbitant sum accommodate many technical properties and each property has a different measurement unit. VIKOR method, on the other hand, allows for all together analyzing numerous evaluation criteria that have measurement units different from each other. In this study, lockstitch machine selection problem of a firm operating on apparel industry was dealt with by resorting to scientific methods. Within the scope of the research, three different lockstitch machines were examined with VIKOR method considering the criteria such as price, rotation speed, maintenance period, energy consumption and maximum stitch length. With the application of the method, the 2 nd alternative sewing machine has emerged as the most suitable option. In terms of the decision of machine selection, the process after which it has been purchased is also extremely important. It is necessary that the issues such as currency and cost of suitable spare parts, technical service network and the ability to step in on time should particularly be taken into consideration. REFERENCES Athawale, V. M., ve Chakraborty, S. (2010). A TOPSIS method-based approach to machine tool selection. In International conference on Industrial engineering and operations management. Ayağ, Z., ve Özdemir, R. G. (2012). Evaluating machine tool alternatives through modified TOPSIS and alphacut based fuzzy ANP. International Journal of Production Economics, 140(2), Balaji, C. M., Gurumurthy, A., ve Kodali, R. (2009). Selection of a machine tool for FMS using ELECTRE III a case study. In Automation Science and Engineering, CASE IEEE International Conference on, Dincer, H., ve Gorener, A. (2011). Performance evaluation using AHP-VIKOR and AHP-TOPSIS Approaches: The case of service sector. Sigma Journal of Engineering and Natural Sciences, 29(3),

63 Ertuğrul, Ġ., ve Özçil, A. (2014). Çok kriterli karar vermede TOPSIS ve VIKOR yöntemleriyle klima seçimi. Çankırı Karatekin Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 4(1), Ertuğrul, I., ve ÖZTAġ, T. (2015). The application of sewing machine selection with the multi-objective optimization on the basis of ratio analysis method (Moora) in apparel sector. Tekstil ve Konfeksiyon, 25(1), Accessed: 5 Mart Accessed: 5 Mart Accessed: 5 Mart 2016 Nguyen, H. T., Dawal, S. Z. M., Nukman, Y., ve Aoyama, H. (2014). A hybrid approach for fuzzy multiattribute decision making in machine tool selection with consideration of the interactions of attributes. Expert Systems with Applications, 41(6), Opricovic, S., ve Tzeng, G. H. (2004). Compromise solution by MCDM methods: A comparative analysis of VIKOR and TOPSIS. European Journal of Operational Research, 156(2), Organ, A. (2013). Bulanık DEMATEL yöntemiyle makine seçimini etkileyen kriterlerin değerlendirilmesi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 22(1), Otlu, F., ve Demir, Ö. (2005). Stratejik karar verme açısından maliyet sistemleri. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 15(1), Özdağoğlu, A. (2014). Üretim faaliyetinde bulunan iģletmeler için CNC torna tezgahı alternatiflerinin VIKOR ve TOPSIS yöntemleri ile karģılaģtırılması. Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14(2), Özyörük, B., ve Özcan, E. C. (2008). Analitik hiyerarģi sürecinin tedarikçi seçiminde uygulanması: Otomotiv sektöründen bir örnek. Süleyman Demirel Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 13(1), Samvedi, A., Jain, V., ve Chan, F. T. (2012). An integrated approach for machine tool selection using fuzzy analytical hierarchy process and grey relational analysis. International Journal of Production Research, 50(12), Taha, Z., ve Rostam, S. (2011). A fuzzy AHP ANN-based decision support system for machine tool selection in a flexible manufacturing cell. The International Journal of Advanced Manufacturing Technology, 57(5-8), T.C. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. (2015). Türkiye Tekstil, Hazır giyim ve Deri Ürünleri Sektörleri Strateji Belgesi ve Eylem Planı, Wu, Z., Ahmad, J., ve Xu, J. (2016). A group decision making framework based on fuzzy VIKOR approach for machine tool selection with linguistic information. Applied Soft Computing, 42,

64 MESLEK YÜKSEKOKULLARINDAN MEZUN OLAN GENÇLERĠN ĠSTĠHDAM DURUMU: LÜLEBURGAZ MYO TEKSTĠL TEKNOLOJĠSĠ PROGRAMI ÖRNEĞĠ Mehtap AĞIRGAN Öğr.Gör. Kırklareli Üniversitesi,Türkiye Rana YILMAZ Öğr.Gör. Kırklareli Üniversitesi,Türkiye Özet KüreselleĢmeyle ortaya çıkan teknolojik geliģmeler, uluslararası birleģmeler, hızlı değiģimler, rekabet olgusu; bireylerin, kurumların ve ülkelerin ekonomik refah ve üretkenlikleri, iģ ile ilgili yeterlilikleri, iģ gücü piyasasının esnekliği, yeni beklenti ve ihtiyaçlara hızlı cevap vermesini zorunlu kılmıģtır. Bu nedenlerden dolayı ülkeler iģ gücü nitelikleri yolu ile rekabet edebilmeyi arttırmak, eğitim ve meslek standartlarını geliģtirmeye önem vermek durumundadırlar. Ġstihdam sorunu yalnız ülkemizin değil küresel anlamda tüm dünyanın öncelikli gündeminde yer almaktadır. Özellikle günümüzde eğitilmiģ ara kademe insan gücü istihdam etmenin ne kadar önemli olduğunun farkına varılması ile meslek yüksekokullarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Lüleburgaz meslek yüksekokulu tekstil teknolojisi programı 1998/1999 öğretim yılında açılmıģ olup, 2014/2015 bahar dönemi itibari ile on altıncı mezunlarını vermiģtir. Bu çalıģmada, istihdam ve iģsizlik kavramları ile meslek yüksekokulu mezunlarının istihdam durumları incelenmiģ, Lüleburgaz meslek yüksekokulu tekstil teknolojisi mezunları örneği ile karģılaģtırılmıģtır. Hazırlanan anket mezun öğrencilere uygulanmıģ ve bunun sonucunda elde edilen veriler değerlendirilmiģtir. Anahtar Kelimeler: Tekstil Programı, Ġstihdam durumu, mezun EMPLOYMENT SITUATIONS OF THE JUNIORS GRADUATED FROM VOCATIONAL SCHOOLS: CASE STUDY ABOUT LULEBURGAZ VOCATIONAL SCHOOL HIGHER EDUCATION TECHNOLOGY OF TEXTILE PROGRAM Abstract Technological advancements emerging along with globalization, international mergers, rapid changes, the fact of competition; productivity and welfare of individuals, organizations and countries, efficiency related to business and, elasticity of labor necessitates instant responds to new expectations and needs. From all reasons above, countries are obliged to emphasize competition through the qualifications of labor force and, enhance training and occupation standards. Employment issue remains in the agenda of not only our country, but also the entire world. Particularly in our day, realization of the importance of employing trained intermediary labor, once more delivers the significance of vocational schools. Textile Technology Program at Lüleburgaz Vocational School inaugurated in academic year of 1998/1999 and produced 16 th graduates as of spring semester of 2014/2015. In this study, employment and unemployment rates of vocational school graduates are analyzed, and the results are compared with the graduates of textile department. The survey questionnaire is applied to the graduates and the results are evaluated. Keywords: Textile program, employment situation, graduates 61

65 GĠRĠġ Ġstihdamın sözlükte bir görevde, bir iģte kullanma anlamına gelmektedir.(www.tdk.gov.tr) Ġstihdam, üretim faktörlerinin tamamının iģ gücünde kullanılması olarak tanımlanır. ĠĢsizlik ise emek faktörünün fiili olarak üretime katılmaması olup, en yaygın tanımıyla da çalıģma isteğinde ve gücünde olan arz ve talebe göre belirlenen fiyatta çalıģmaya razı olmasına rağmen iģ bulamayan iģ gücüne iģsiz denir (Çoban, 2013:338). Ġstihdam sorunu sadece Türkiye nin değil, dünyanın öncelikli gündeminde yer alır. Global Employment Trends (2015) e göre 2014 yılında, küresel iģsizlik rakamı 201 milyon ve 2015 yılında da 3 milyon daha artması beklenmektedir. Küresel genç iģsizlik rakamı da 74 milyon olmuģtur. Uluslar arası çalıģma örgütü (International Labour Office-ILO) yaģ arası nüfusu genç iģçi olarak kabul etmektedir. Türkiye nüfusunun (77 milyon 695 bin 904 kiģi) %16,5 ini yaģ grubundaki genç nüfus (12 milyon 782 bin 381 kiģi) oluģturmaktadır (TÜĠK, sayı: 18625,2015). Türkiye, istihdam oranının nüfus artıģ hızına yetiģemediği, istihdam oranının düģük olduğu bir ülkedir. Türkiye de istihdam ve iģsizlik sorunun belirleyen faktörler arasında hızlı nüfus artıģı, iç ve dıģ göçler, yetersiz gelir, teknolojik geliģmeler, bölgeler arası geliģme farklılıkları, yatırım politikalarındaki olumsuzluklar gelmektedir (Eser ve Terzi, 2008:230). Ayrıca, istikrara kavuģamayan kentleģme, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, kamu ve özel sektörde yatırım yetersizliği, iģgücü niteliğinin sanayinin ihtiyaçlarına cevap verememesi, iģgücünün vasıf seviyesi, artan rekabet ortamında nitelikli iģ gücü gerekliliği, kapasite kullanım oranlarındaki yetersizlik, eğitim gibi faktörler iģsizliğin boyutunu artırmaktadır (Özdemir vd, 2006:92) YaĢanan krizler ve ekonomik istikrarsızlık Türkiye de büyüme hızını yıllarca olumsuz etkilemiģ, artan iģgücünün de etkisiyle iģsizlik sürekli artıģ göstermiģtir. ĠĢsizler içinde eğitimli gençlerin sayısı fazla olduğundan bu çalıģmada ön lisans mezunlarının istihdam durumları incelenmiģtir. Tablo-1 Ön Lisans Mezunlarının ĠĢe BaĢvurmaları ve YerleĢtirmeler Yıl Ġçindeki ĠĢ BaĢvuruları ĠĢe YerleĢtirilenler Kaynak: ĠĢ kur Ġstatistik Yıllığı ( ) ĠĢ kur verilerine göre; yılları arasında ön lisans mezunlarının iģe baģvurmaları ve yerleģtirilmeleri tablo-1 de verilmiģtir. Bu tabloda baģvuruların ve iģe yerleģmelerin arasındaki farkın çok fazla olduğu görülmektedir. Ön lisans mezunu iģsizlerin sayısındaki bu artıģa; aldıkları eğitime uygun iģ bulamamaları, ücret beklentilerinin ve çalıģma saatlerinin fazla olması, bilgi eksikliği gibi sebepler neden olmaktadır. 62

66 ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ Yapılan bu çalıģmanın amacı meslek yüksekokulu mezunlarının istihdam durumunun belirlenmesidir. AraĢtırmanın evreni, Kırklareli Üniversitesi Lüleburgaz MYO Tekstil Teknolojisi programı esas alınarak oluģturulmuģtur. Evren, Lüleburgaz MYO öğrenci iģleri verilerine göre yılları arasında mezun olan 535 kiģi olarak tespit edilmiģtir. Mezunların 400 üne ulaģılmıģ ve Örneklem büyüklüğü 153 kiģi olarak belirlenmiģtir. Bu sayı evrenin %38,25 ine karģılık gelmektedir. BULGULAR Mezun öğrencilerle sosyal paylaģım sitesinde grup kurularak, Google formlarda hazırlanan anket linki gönderilmiģtir. Gelen yanıtlara göre programın kendi grafik verileri kullanılmıģtır. Elde edilen veriler frekans yöntemine göre analiz edilmiģ ve sonuçları yorumlanmıģtır. Tablo 1: Katılımcıların YaĢ Dağılımları YaĢ Grubu Frekans Oran (%) , , ,9 33 veya üstü 15 9,9 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcılarımın % 17,8 si 20-23, %41,4 i 24-27, %30,9 u ve %9,9 u 33 veya üstü yaģ grubundadır (Tablo 1 ). Tablo 2: Katılımcıların Cinsiyet Dağılımları Cinsiyet Frekans Oran (%) Erkek ,2 Kadın 36 23,8 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcılarımın % 76,2 sı erkek ve %23,8 i kadındır (Tablo 2). Tablo- 3: Katılımcıların Medeni Durumu Medeni Durumu Frekans Oran (%) Evli 53 34,6 Bekar ,4 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 34,6 sı evli ve %65,4 ü bekardır (Tablo 3). 63

67 Tablo- 4: Katılımcıların Mezuniyet Tarihi Toplam 150 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların mezuniyet yıllarına dağılımları görülmektedir (Tablo 4). Tablo- 5: Katılımcıların Eğitim Seviyesi Eğitim Seviyesi Frekans Oran (%) Ön Lisans Lisans Lisansüstü 4 3 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 70 Ön lisans, % 27 ü Lisans ve % 3 ü Lisansüstü eğitim seviyesindedir (Tablo 5 ). Tablo- 6: Katılımcıların MYO Tekstil Teknolojisi programından sonra devam ettikleri eğitim durumları Frekans Oran (%) BaĢka bir yüksek öğrenim programına devam etmedim 69 48,9 BaĢka bir ön lisans programını bitirdim 15 10,6 Özel mesleki kurslarda eğitim aldım 21 14,9 Alanımda lisans eğitimini tamamladım 7 5 BaĢka alanda lisans eğitimi tamamladım 35 24,8 Lisans üstü eğitim aldım Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların %48,9 u baģka bir yüksek öğrenim programına devam etmedi, %10,6 sı baģka bir ön lisans programını bitirdi, %14,9 u özel mesleki kurslarda eğitim aldı, %5 i alanında lisans eğitimini tamamladı, %24,8 i baģka alanda lisans eğitimi tamamladı, %2.8 i lisans üstü eğitim aldı (Tablo 6). 64

68 Tablo- 7: Katılımcıların ÇalıĢma Durumu ÇalıĢma Durumu Frekans Oran (%) Hiç çalıģmadım 8 5,2 ĠĢsizim /iģ arıyorum 10 6,5 Halen çalıģıyorum ,3 Ara ara geçici iģlerde çalıģtım/ çalıģıyorum 11 7,2 ÇalıĢıyordum, fakat çocuk bakımı vb. bir sebepten 18 11,8 dolayı çalıģamıyorum Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 5,2 si hiç çalıģmadı, %6,5 i iģsiz /iģ arıyor, %69,3 ü halen çalıģıyor, %7,2 si ara ara geçici iģlerde çalıģtı/ çalıģıyor, %11,8 i çalıģıyordu, fakat çocuk bakımı vb. bir sebepten dolayı çalıģamıyor (Tablo7). Mezunların büyük çoğunluğu çalıģmaya devam ettiklerini belirtmiģlerdir. Tablo- 8: Katılımcıların ÇalıĢma Biçimleri ÇalıĢma Biçimi Frekans Oran (%) Kendi iģ yerim/ yerimiz 14 9,8 Özel sektör ,3 Devlet kurumu/kamu sektörü 6 4,2 Evden kendi mesleğimle ilgili çalıģma yapıyorum 1 0,7 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 9,8 i kendi iģ yeri/ yerleri, %85,3 ü özel sektör, %4,2 si devlet kurumu/kamu sektörü, %0,7 si evden kendi mesleği ile ilgili çalıģma yapıyor (Tablo 8). Tekstil sektöründe faaliyet gösteren devlet kurumu bulunmadığından mezunlarımız özel sektörde çalıģmaktadır. Tablo- 9: Katılımcıların Mezuniyet sonrası iģe baģlama süreleri (ay/yıl) ĠĢe BaĢlama Süreleri (ay/yıl) Frekans Oran (%) Staj yaptığım yerde çalıģmaya devam ettim 12 8,1 Ġlk 3 ayda iģ buldum 42 28,4 3-6 ay arasında iģ buldum 30 20,3 6 ay-1yıl arasında iģ buldum 32 21,6 1 yıldan sonra iģ buldum 24 16,2 Hala iģsizim 8 5,4 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 8,1 i staj yaptığı yerde çalıģmaya devam etti, %28,4 ü ilk 3 ayda iģ buldu, %20,3 ü 3-6 ay arasında iģ buldu, %21,6 sı 6 ay-1yıl arasında iģ buldu, %16,2 si 1 yıldan sonra iģ buldu, %5,4 ü Hala iģsiz (Tablo 9). Trakya tekstil sektörünün yoğun bir Ģekilde faaliyet gösterdiği bir bölgedir. Bu yüzden öğrencilerimiz mezun olduktan sonra iģ bulma konusunda sorun yaģamamaktadır. 65

69 Tablo- 10: Katılımcıların Tekstil Sektörünün Hangi Alanında ÇalıĢtığı Tekstil Sektöründe ÇalıĢtığı Alan Frekans Oran (%) Ġplik 6 4,9 Dokuma 3 2,5 Örme 3 2,5 Hazır Giyim 7 5,7 Boya 7 5,7 Baskı 3 2,5 Moda /Konfeksiyon 14 11,5 Pazarlama 2 1,6 MüĢteri Temsilciliği 9 7,4 Fason Takipçiliği 1 0,8 Laboratuar 23 18,9 Diğer 54 44,3 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 4,9 u Ġplik, % 2,5 i Dokuma, % 2,5 i Örme, % 5,7 si Hazır Giyim, % 5,7 si Boya, % 2,5 i Baskı, % 11,5 i Moda /Konfeksiyon, % 1,6 sı Pazarlama, % 7,4 ü MüĢteri Temsilciliği, % 0,8 i Fason Takipçiliği, % 18,9 u Laboratuar, %44,3 ü diğer alanlarda çalıģmaktadır (Tablo 10). Mezunlarımız diğer seçeneğinde mağaza yöneticiliği, muhasebe, planlama gibi tekstil üretim alanının dıģındaki mesleklerde çalıģtıklarını belirtmiģlerdir. Tablo- 11: Katılımcıların Yaptıkları ĠĢ Mesleki Doyum Sağlıyor mu? Frekans Oran (%) Asla Doyum Sağlamıyor 23 16,8 Doyum Sağlıyor 41 29,9 Bazen Doyum Sağlıyor 41 29,9 Sıklıkla Doyum Sağlıyor 7 5,1 Evet Doyum Sağlıyor 25 18,2 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların %16,8 i asla doyum sağlamadığını, % 29,9 u doyum sağladığını, % %29,9 u bazen doyum sağladığını, % 5,1 i sıklıkla doyum sağladığını, %18,2 si Evet doyum Sağladığını belirtti (Tablo 11). Mezunların eğitim aldıkları iģlerde çalıģtıkları için büyük çoğunluğu mesleki doyum aldığını söylemiģtir. Tablo- 12: Katılımcıların Tekrar Tekstil Eğitimi Almayı isteyip/ Ġstemedikleri Frekans Oran (%) Kesinlikle isterim 21 13,7 Ġsterim 35 22,9 Kararsızım 37 24,2 Ġstemem 41 26,8 Kesinlikle istemem 19 12,4 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların %13,7 si kesinlikle isterim, %22,9 u Ġsterim, %24,2 si Kararsızım, %26,8 i Ġstemem, %12,4 i Kesinlikle istemem demiģtir (Tablo 12). Mezunların bir çoğu aldıkları tekstil eğitiminin kendilerine yeterli olduğunu ve iģ bulma konusunda sıkıntı çekmediklerini ifade etmiģlerdir. Tekrar tekstil eğitimi almak isteyenler ise lisans ve lisans üstü eğitime devam etmek istemektedirler. 66

70 Tablo- 13: Katılımcıların Bu Okuldan Mezun Olmaktan Gurur Duyup/Duymamaları Frekans Oran (%) Kesinlikle evet 39 25,5 Evet 76 49,7 Kararsızım 25 16,3 Hayır 11 7,2 Kesinlikle hayır 2 1,3 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 25,5 i Kesinlikle evet, %49,7 si Evet, %16,3 ü Kararsızım, % 7,2 si Hayır, %1,3 ü kesinlikle hayır demiģtir (Tablo 13). Tablo- 14: Katılımcıların ÇalıĢtığı Kurumun ĠĢe Aldıktan Sonra Mesleki Eğitim Verip/Vermediği Frekans Oran (%) Evet 57 39,9 Hayır 68 47,6 Yılda 1-3 kez 10 7 Birkaç yılda bir 8 5,6 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların % 39,9 u Evet, %47,6 sı Hayır, %7 si Yılda 1-3 kez, %5,6 sı Birkaç yılda bir eğitim aldığını belirtmiģtir (Tablo14). Mezunların okul eğitimleri yeterli olmakla beraber teknolojik geliģmelere uyum sağlamaları için çalıģtıkları kurum tarafından mesleki eğitim verilmektedir. Tablo- 15: Katılımcıların Tekstil Sektöründe ÇalıĢmama Nedenleri Frekans Oran (%) Ücretin azlığı 23 27,7 ĠĢ yeri imkanlarının azlığı/eksikliği 31 37,3 Vasıfsız iģçi olarak çalıģtırılmak istenmem 26 31,3 Diğer 20 24,1 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Katılımcıların %27,7 si Ücretin azlığı, %37,3 ü ĠĢ yeri imkanlarının azlığı/eksikliği, %31,3 ü Vasıfsız iģçi olarak çalıģtırılmak istenmesi, %24,1 i diğer sebeplerden dolayı tekstil sektöründe çalıģmamaktadır (Tablo 15). Tekstil sektöründe çalıģan mezunlarımızın bu soruya cevap vermemesi gerekirken sorunlarını dile getirmek amacı ile cevap vermiģlerdir. SONUÇ Yapılan çalıģma sonucunda Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin istihdam durumları belirlenmiģtir. Buna göre mezun öğrencilerin çoğu ön lisans eğitimlerinden sonra hemen iģe baģlamıģ, bir kısmı ise lisans ve lisansüstü eğitimlerini tamamlamıģlardır. ĠĢ bulma konusunda sıkıntı yaģamamıģlar ve halen çalıģmaya devam etmektedirler. Bunun en önemli sebebi mezunlarının çoğunun Lüleburgaz ve civarında ikamet etmeleri ve 600 den fazla tekstil ĠĢletmesinin bu bölgede bulunmasıdır. Ayrıca mezunlarımız okulumuzun tekstil teknolojisi programında öğrenim gördüklerinden sektörün her alanında rahatlıkla çalıģabilmektedirler. Mezunlar rahat iģ bulmalarına rağmen aldıkları ücretin yetersiz olması, iģ yeri imkanlarının eksikliği, eğitim aldıkları alan dıģında çalıģtırılmak istenmeleri, çalıģma saatlerinin fazla ve vardiya sistemine göre çalıģtırılmak istenmeleri en büyük sorunlarıdır. 67

71 Teknolojinin geliģmesi iģ gücü talebini değiģime uğratarak iģ gücü arzını azaltmaktadır. Bu yüzden gelecekte makineleģme arttıkça istihdam sayısının da azalacağı düģünülmektedir. ġu anda çalıģanlara geliģen teknolojiyi öğretebilmek için belli periyotlarda eğitim verilmektedir. Ġstihdam ile ilgili yapılan bu çalıģmada Ön Lisans düzeyindeki yükseköğretim programlarının 2015 ÖSYS kontenjanları ile ÖSYM' ce bu programlara yerleģtirilenlerin öğretim alanlarına göre dağılımı ( Açık öğretim hariç) Tekstil programında 4198 kiģidir. Bu toplam kontenjandan 2508 kiģi kayıt yaptırmıģtır. Meslek yüksekokullarına 4702 sayılı yasaya göre sınavsız geçiģ hakkının bulunduğu da göz önüne alınırsa, söz konusu kontenjanların doldurulmamıģ olması, bu düzeydeki öğretime toplumsal talebin düģük olduğunu ortaya koymaktadır. Fakat yeni eğitim sistemine (4+4+4) göre her öğrenci lise mezunu olacaktır. Meslek lisesinden mezun olanlar ise sınavsız olarak yüksekokula geçiģ yapabildikleri için Meslek Yüksekokullarındaki öğrenci sayılarında artıģ olması beklenmektedir. KAYNAKLAR Çoban,O., (2013). Ġktisada giriģ(4.baskı).konya: Atlas Akademi. Eser,B., Terzi,H.(2008). Türkiye de ĠĢsizlik sorunu ve Avrupa istihdam stratejisi. Erciyes Üni. Ġ.Ġ.B.F dergisi sayı:30,ocak-haziran 2008, s.s Ġġ KUR istatistik yıllığı Konya,S., Güngör,S.(2015). Meslek Yüksekokullarından mezun olan öğrencilerin istihdam sorunları. Paradoks Ekonomi, Sosyoloji ve Politika Dergisi, Mayıs 2015, cilt:11, özel sayı:1, sayfa: , ISSN: Özdemir,S., Ersöz,H. ve Sarıoğlu,Ġ. (2006). ĠĢsizlik sorununun çözümünde KOBĠ lerin Desteklenmesi. Ġstanbul Ticaret Odası, Yayın no: ,ġstanbul. TÜĠK, haber bülteni, sayı: 18625, 14 Mayıs Türkiye nin Yükseköğretim Stratejisi, Ankara, ġubat 2007 World Employment and Social Outlook, January eriģim tarihi: gov.tr. eriģim tarihi: Ön Lisans düzeyindeki yükseköğretim program ÖSYS kontenjan 1. 68

72 ULUDAG ÜNĠVERSĠTESĠ ĠNEGÖL MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCĠLERĠNĠN DĠRENÇ DAVRANIġLARI VE NEDENLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ Beyhan YAZÇAYIR Öğretim Görevlisi, U.Ü. İnegöl Meslek Yüksekokulu Elif SEZGĠN Öğretim Görevlisi Dr, U.Ü. İnegöl Meslek Yüksekokulu Özet Öğretme-öğrenme sürecinde öğretim elemanları ve öğrenciler arasında yaģanan problemlerinin altında yatan gizli nedenlerden biri de dirençtir. Bu süreçte, öğrenciler farklı davranıģlarla direnç göstermektedirler. Bu durum, öğretme ve öğrenme sürecinin niteliğini ve sürdürebilirliğini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu sürecin etkin olarak sürdürebilirliği için öğrenci direnç davranıģları ve nedenlerinin belirlenmesi önem taģımaktadır. Bu doğrultuda araģtırmada, öğretme ve öğrenme sürecinde öğrencilerin direnç davranıģları ve nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmıģtır. ÇalıĢmada, Uludağ Üniversitesi Ġnegöl Meslek Yüksekokulu kapsamında 10 programda öğrenim gören 898 öğrenciye yönelik Meslek yüksekokulları Öğrencileri Direnç Ölçeği ve Direnç Nedenleri Anketi uygulanmıģtır. Elde edilen veriler, öğrencilerin öğrenim gördükleri programlara (sosyal, teknik ve sağlık programları), öğretim türüne (birinci öğretim, ikinci öğretim) ve sınıf düzeyine (1.sınıf, 2.sınıf) göre analiz edilmiģtir. AraĢtırmada geliģtirilen ölçeğin güvenilirlik analizi Alpha güvenilirlik katsayısı ile incelenmiģ ve güvenilirlik katsayısı olarak bulunmuģtur. Ölçek, kapsam ve yapısal geçerlilik açısından da değerlendirilmiģtir. Sonuçlar değiģkenlere göre incelendiğinde; En fazla teknik ve en az sağlık programlarında öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı gösterdikleri saptanmıģtır. Teknik programlardan mobilya programı ve sosyal programlardan dıģ ticaret programında öğrenim gören öğrencilerin en fazla direnç davranıģı gösterdikleri belirlenmiģtir. Öğretim türü ve sınıf düzeyine göre direnç davranıģlarında farklılık saptanmamıģtır. Direnç davranıģları nedenlerine bakıldığında; en fazla direnç nedeni olarak, derse giren öğretim elemanlarının tutum ve davranıģları belirlenmiģtir. Sonuç olarak, bu araģtırma verileri doğrultusunda meslek yüksekokullarında öğrenci direncinin saptanması ve önlenmesine yönelik öneriler ortaya konulmuģtur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, direnç, öğrenci direnci Abstract One of the hidden problems of the teaching and learning process is also the student resistance. Students show resistance against learning by means of different behaviors in the teaching and learning process. Student resistance can also develop as a problem especially between the lecturer and some students. In this study, a group of unsuccesful students having learning problems were determined and a resistance scale for vocational college students was applied to senior students to determine the resistance behavior. The results of the student resistance scale were analized according to the social and technical programmes and the course times (daytime, evening classes). The reliability analysis of the scale developed in the study was examined by means of Alpha reliability coefficient and the reliability coefficient was The scale was also examined in terms of scope and structural validity. When the results were examined according to the variables, it was found that daytime education students at social programmes showed less resistance behavior. Those who showed resistance the most were the daytime education students at technical programmes. In conclusion, suggestions on how to determine and prevent student resistance at vocational colleges have been presented by taking into consideration the data of this research, Key words:vocational college, resistance, student resistance 69

73 GĠRĠġ Direnç, sadece mevcut toplumsal iliģkilerde değiģime yol açması muhtemel eylemlere iģaret etmez. Sosyal yapılarda, bireylere ve gruplara odaklanarak değiģime de etki eder. Direnç, bireysel, toplumsal ve kültürel anlamda daha dinamik değiģim ve müfredat, pedagoji, ve değerlendirme uygulamaları dahil öğrencilere daha yararlı bir eğitim için gereklidir (McFadden, 1995). Ġnsanların farklı kiģilik yapılarına, değerlere ve amaçlara sahip olmaları nedeniyle, yaģamlarında, beklentilerini karģılayamadıkları durumlarda karģı koyma davranıģı göstermeleri doğaldır. Öğretme ve öğrenim sürecinde yer alan öğrencilerin de kiģilik, sosyo-kültürel yapıları, eğitimden beklentileri birbirinden farklıdır. Bu nedenle öğrencilerin öğretme-öğrenme sürecinde gösterecekleri tepki ve davranıģları birbirinden farklılık göstermektedir. Öğrencilerin tepki ve davranıģların bir kısmı da direnç olarak değerlendirilmektedir. Yüksel, S. (2003 ); öğrenci direncini; öğrencinin öğretme ve öğrenme sürecine planlı, önceden düģünerek yapmıģ olduğu karģı koyma davranıģı olarak tanımlamıģtır. Burroughs; Kearney ve Plax (1989), ise, direnci yapıcı veya yıkıcı karģı koyma davranıģı olarak tanımlamıģlardır. Yapıcı direnç, eğitim faaliyetlerini olumlu yönde etkileyen, öğrenme düzeyini arttıran davranıģlardır. Burada öğrenciler olumsuz durumları Ģikayet etmek, amaçlı sorular sormak, öğretmenin fikirlerine karģı çıkmak gibi davranıģlar sergilemektedirler. Yıkıcı direnç ise, büyük ölçüde eğitim-öğretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyen davranıģlardır. Dersle ilgilenmeyen, etrafındakilerle konuģan veya öğretmenini alay eden öğrencilerin davranıģları yıkıcı dirençtir. Öğrenciler çeģitli nedenlerden dolayı öğrenme ve öğretme sürecine yönelik direnç davranıģları göstermektedirler. Direncin nedenlerinden biri de öğretmen faktörüdür. Öğrencilerin direnç göstermesi büyük ölçüde öğretmenden kaynaklanmaktadır. Öğretmenin yanlıģ davranıģları öğrencinin direnç göstermesine yol açmaktadır. Öğrenciler, ders ortamını sıkıcı bulmaları veya otoriteye karģı çıkma eğilimi gösterdikleri durumlarda istenmeyen davranıģlarda bulunabilmektedirler. Öğretmen sınıf yönetimi tekniklerini kullanarak ve bu tür öğrencilerin derse etkili katılımlarını sağlayarak istenmedik davranıģları azaltabilir (Erden ve Akman,1995). Aksi takdirde öğretmen davranıģları olumsuz ise öğrenciler öğrenme ve öğrenme sürecine karģı direnç gösterebilecek, sınıfta istenmeyen davranıģların ortaya çıkması olası olabilecektir. Ancak öğrencinin direnç göstermesinde sadece öğretmenin rolü yoktur. Bazen öğrencinin kendisi de dirence sebep olmaktadır. Örneğin; bir öğrenci öğretmenine yaptığı direnç davranıģı ile ilgili olarak yanlıģ veya doğru, bu Ģekilde davranmak benim tarzımdır ifadesini kullanıyorsa, bu durumda direnç büyük ölçüde öğrencinin kendisinden kaynaklanmaktadır (Kearney, PlaxandBuroughs, 1991 dan aktaran Yüksel, 2003). Eğitimciler, öğrenci direnci karģısında sıfır toleransa sahiptirler. Öğrencilere karģı hoģgörüsüzlük öğrenci direncinin daha iyi anlaģılmasını engelleyebilmektedir. Okulda bazı yasaklar üzerinde baskılar kurmak, öğrenci direncini tetikleyen bir durum haline dönüģebilmektedir. Öğrenci direncinin, eģit ve adil eğitim sistemi için pedagojik açıdan incelenmesi gerekmektedir(jeorg-hee Kim, 2010) Öğrenci direncinin var olması, öğretme ve öğrenim sürecinin etkinliğini azaltmakta, öğrencinin baģarısızlığını artırmakta ve öğretim elemanının motivasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun yanında olumlu ve olumsuz direnç davranıģlarının çeģitliliği, yeni öğretim stratejilerinin geliģtirilmesinde de yardımcı olabilecektir.(higginbotham, 1996). Okul veya sınıfı önemsememe, öğretmenle dalga geçme ve dersi karıģtırma, öğretmenin sorduğu sorulara cevap vermeme, öğretmeni eleģtirerek onunla tartıģma, derse geç gelme, ödev yapmama veya dersi dinlememe, derse gelmeme vb. Ģekillerde öğretme ve öğrenme sürecine karģı çeģitli Ģekillerde direnç davranıģları gösterebilmektedirler(alpert, 1991; Larson ve Richards, 1991; Chan ve Treacy, 1996). Öğrencilerin direnç göstermelerinin sebepleri konusunda çeģitli fikirler ortaya konulmuģtur. Aslında direnç, olumsuz durumların düzeltilmediği, yanlıģta ısrar edildiği durumlarda olmaktadır. Bu nedenle gerek okul yönetimi ve öğretmenlerin, gerekse öğrencilerin sürekli olarak kendi yaptıklarını değerlendirmeleri gerekmektedir. Yapılan yanlıģlıklar tespit edilerek bunların giderilmesi durumunda öğrenci direnci de önlenecektir. Direnç kuramcılarına göre öğrencinin direnç göstermesinin ana sebebi öğrencinin getirmiģ olduğu kültürel özellikler ile okuldaki yaģantılarının uyuģmamasıdır. Okulda karģılaģtığı kültürel özellikler öğrencinin ailesi ve çevresinden getirdiği kültürel özelliklerden farklı 70

74 olduğu zaman okuldaki eğitim faaliyetlerine karģı olumsuz bir tavır almakta ve direnç göstermektedir(yüksel, 2003). Türkiye de öğrenci direnci alanında yapılan araģtırmaların tümü fakültelerde eğitim alan öğrencilere yönelik yapılmıģtır. (Yüksel, 2004) ve (Yazçayır ve Oktar, 2006). Yüksel, (2004) tarafından Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri üzerinde yapılan araģtırmada; öğrencilerin direnç davranıģları gösterdiği, bu davranıģları göstermesinde de baģta öğretim elemanlarının nitelik ve davranıģları olmak üzere, öğrencilerin sınıf içi arkadaģlık iliģkileri ile aldıkları eğitime iliģkin gelecekteki beklentilerinin olduğu tespit edilmiģtir. AraĢtırmada, öğrencilerin ana bilim dallarına göre ve öğretim türüne göre direnç davranıģları incelenmiģtir. AraĢtırma verilerine göre, ana bilim dallarına göre öğrencilerin direnç davranıģlarında farklılık tespit edilmemiģtir. Öğretim türüne göre ise, ikinci öğretim öğrencilerinin, öğretim elemanlarının mesleki niteliklerine iliģkin düģüncelerinin daha olumsuz olduğu saptanmıģtır. Yazçayır ve Oktar, (2006) tarafından yapılan Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik yapılan araģtırmada da, öğrencilerin direnç davranıģları gösterdikleri saptanmıģtır. Öğrenci direnç davranıģları; derste sessiz durma, derste sürekli konuģma, sorulan soruları cevaplamama, sürekli baģka Ģeylerle meģgul olma, sıraya yatıp uyuma, derse sürekli geç kalma, sınıf düzenini bozma vb. olarak belirlenmiģtir. Öğrencilerin pasif direnç davranıģlarını daha fazla, aktif direnç davranıģlarını daha az gösterdikleri saptanmıģtır. Bu araģtırma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin sınıfta öğretme-öğrenme sürecine yönelik direnç davranıģlarını ve nedenlerini ortaya çıkarmak üzere yapılmıģtır. Öğrenci direnci konusunda ülkemizde çok fazla araģtırma bulunmamaktadır. Yapılan araģtırmalarda ise eğitim fakültesi öğrencileri üzerinde yapılmıģtır. Yurt dıģında yapılan araģtırmalarda ise yükseköğretim düzeyindeki öğrenciler üzerinde yapılan araģtırmalar bulunmakla birlikte meslek yüksekokulu öğrencileri üzerinde yapılmıģ bir araģtırmaya rastlanılmamıģtır. Bu açıdan araģtırma önemlidir. AraĢtırmanın diğer bir açıdan önemi ise direnç davranıģlarının nedenlerini belirlemek amacıyla yapılmasıdır. Sadece direnç davranıģlarını belirlemek yeterli olmamakla birlikte nedenlerini de ortaya çıkarmak, eğitim sürecinin etkinliğini engelleyen unsurların belirlenmesi ve önlenmesi açısından gereklilik arz etmektedir. Bu nedenle öğrenci direnç davranıģlarının ve nedenlerinin ayrıntılı bir Ģekilde incelenmesi gerekmektedir. Son yıllarda üniversitelerde yapıcı ve yıkıcı direnç davranıģlarının arttığı tespit edilmiģtir. Bu araģtırma ile meslek yüksekokulu öğrencilerinin öğretme-öğrenme sürecinde gösterdikleri direnç davranıģlarını ve nedenlerini saptamak ve olumsuzlukları giderici öneriler geliģtirmek amaçlanmıģtır. YÖNTEM AraĢtırma evrenini, eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde Uludağ Üniversitesi Ġnegöl Meslek Yüksekokulu nda sosyal, sağlık ve teknik programlarda (on programda) öğrenim gören birinci ve ikinci öğretim(1. ve 2. öğretim), 1. ve 2. sınıf öğrencileri oluģturmaktadır. ĠMYO da on programın sekizinde ikinci öğretim mevcuttur. AraĢtırmanın örneklemini ise aktif öğrenim gören, gönüllü olarak araģtırmaya katılan 898 öğrenci oluģturmaktadır. AraĢtırmada veri toplama aracı olarak, öğrencilere Meslek Yüksekokulları Öğrencileri Direnç Ölçeği ve Direnç Nedenleri Anketi uygulanmıģtır. Ölçeğin ve anketin geliģtirilmesi aģamasında nitel görüģme yöntemi kullanılmıģtır. Sosyal, teknik ve sağlık programlarının birinci ve ikinci öğretim, 1. ve 2. sınıf öğrencilerinden 66 kiģi ile birebir görüģme yapılmıģtır. GörüĢmede elde edilen veriler, ilgili literatür incelenerek, direnç davranıģları ve nedenleri belirlenmiģ, her programdan öğretim elemanlarının görüģleri de alınarak 14 maddelik bir ölçek ve 23 maddelik anket hazırlanmıģtır. Ölçek ve ankette beģli likert yöntemi kullanılmıģtır. Ölçeğin seçenekleri; Hiçbir Zaman 1, Nadiren 2, Bazen 3, Sıklıkla 4, Her Zaman 4 Ģeklindedir. Anketin seçenekleri ise; Kesinlikle Katılmıyorum 1, Katılmıyorum 2, Kararsızım 3, Katılıyorum 4, Kesinlikle Katılıyorum 5 Ģeklindedir. AraĢtırmada elde edilen nicel verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıģtır. Bunun yanı sıra araģtırmada korelasyon analizi, t-testi kullanılmıģtır. Ölçek ve ankette yer alan maddelerin değerlendirilmesinde aģağıda belirtilen puan aralıkları ele alınmıģtır: Kesinlikle Katılmıyorum / Hiçbir Zaman

75 Katılmıyorum / Nadiren Kararsızım / Bazen Katılıyorum / Sıklıkla Kesinlikle Katılıyorum / Her Zaman Ölçeğin güvenirliğinin belirlenmesi amacıyla Cronbach s alfa güvenirlik katsayısı hesaplanmıģtır. Analiz sonucuna göre güvenilirlik katsayısı olarak bulunmuģtur. Güvenirlik Analizi Cronbach s alfa katsayısının 0-1 arasında değiģtiği, değerlendirme kriterlerine göre 0.00 < 0.40 ise ölçek güvenilir değil, 0.40 < 0.60 ise ölçek düģük güvenirlikte, 0.60 < 0.80 ise ölçek oldukça güvenilir ve 0.80 < 1.00 ise ölçek yüksek derecede güvenilir bir ölçek olarak değerlendirilmektedir. (TavĢancıl, 2005). Bu bağlamda, ölçeğin oldukça güvenilir olduğu ifade edilebilir. BULGULAR Bu bölümde Uludağ Üniversitesi ne bağlı Ġnegöl, Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin öğretme-öğrenme sürecine yönelik gösterdikleri direnç davranıģları ve nedenlerini ortaya koyan bulgular yer almaktadır. AraĢtırmaya katılan 898 öğrencinin %33, ü (289 kiģi) sosyal, %49,9 u (432 kiģi) teknik ve %16,6 sı (144 kiģi) sağlık bölümlerinde öğrenim görmektedir. Öğrencilerin; %16,6 sı (144 kiģi) çocuk geliģimi, %14,9 u (129 kiģi) iģletme, %13,1 i (113 kiģi) makine, %11,3 ü (98 kiģi) tekstil, %11,2 si (97 kiģi) elektrik, % 9,2 si (80 kiģi) muhasebe, %8 i (69 kiģi) mobilya, % 6,4 ü (55 kiģi) inģaat, % 4,6 sı (40 kiģi) dıģ ticaret ve % 4,6 sı (40 kiģi) ise pazarlama programında öğrenim görmektedir. AraĢtırmaya katılan öğrenciler içerisinde öğrenim türü 1.Öğretim olanların oranı %60,6(524 kiģi), 2.Öğretim olanların oranı %39,4 (341 kiģi)tür. Öğrencilerden 1.Sınıfta öğrenim görenlerin oranı %55,6(481 kiģi), 2.Sınıfta öğrenim görenlerin oranı ise %44,4 (384 kiģi) tür. Tablo-1 de öğrencilerin öğretme ve öğrenme sürecinde gösterdikleri direnç davranıģlarına iliģkin bulgular yer almaktadır. Tablo:1- Direnç DavranıĢı Ġfadelerine Katılım Düzeyinin Ortalama ve Standart Sapma Değerleri X ss Dersle ilgilenmem 2,54 1,10 Etrafımdakilerle konuģurum 2,45 1,12 Öğretim elemanı ile dalga geçerim. 1,23 0,68 Sinirlendirme amaçlı sorular sorarım 1,22 0,69 Öğretmenin fikirlerine sırf sinirlenmesi için karģı çıkarım. 1,16 0,57 Sessiz ve tepkisiz kalırım. 2,86 1,23 Sorulan soruları cevaplamam. 1,95 1,04 Öğretim elemanı ile tartıģırım. 1,27 0,68 Derste uyumlu ve itaatkâr davranmam. 1,61 1,06 Dersin düzenini bozarım. 1,20 0,67 Ders içindeki faaliyetlere katılmam. 2,03 1,05 Benden istenileni isteksizce yaparım. 2,18 1,29 Öğretim elemanına aldırmam 1,54 0,96 Öğretim elemanını çevreye olumsuz bir Ģekilde anlatırım 1,63 1,09 AraĢtırmada elde edilen verilere göre, Tablo 1 incelendiğinde, öğrencilerin öğretme -öğrenme sürecinde nadiren ve/veya bazen direnç davranıģları gösterdikleri belirlenmiģtir. En fazla gösterdikleri direnç davranıģlarının da; derste sessiz ve tepkisiz kalma(x=2,86), dersle ilgilenmeme(x=2,54), arkadaģları ile konuģma(x=2,45), derste istenileni isteksizce yapma(x=2,18), ders içinde faaliyetlere katılmama(x=2,03), sorulan soruları cevaplamama (x=1,95), Ģeklinde genellikle pasif direnç davranıģları gösterdikleri tespit edilmiģtir. Öğrencilerin genel olarak aktif direnç davranıģı göstermedikleri söylenebilir. Tablo:2 de öğrencilerin bölüm ve programlarına göre gösterdikleri direnç davranıģları sonuçları yer almaktadır. 72

76 Tablo:2- Direnç DavranıĢının Bölümlere ve Programlara Göre Ġncelenmesi n X ss F p Sosyal Bölümler ,58 6,50 Teknik Bölümler ,32 7,18 Sağlık Bölümü ,11 5,89 Pazarlama 40 24,93 4,35 Muhasebe 80 24,95 7,83 ĠĢletme ,63 6,24 DıĢ Ticaret 40 26,58 5,79 Tekstil 98 24,08 6,83 ĠnĢaat 55 24,56 5,66 Makine ,22 6,48 Mobilya 69 26,59 8,83 Elektrik 97 26,21 7,63 Çocuk GeliĢimi ,11 5,89 2,129,120 2,106,027* Tablo 2 incelendiğinde, ANOVA testi sonucuna göre, farklı bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır (F=2,129; p>0,05). En az sağlık, en fazla ise teknik bölüm öğrencilerinin direnç davranıģı gösterdikleri belirlenmiģtir. ANOVA testi sonucuna göre de, farklı programlarda öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır (F=2,106; p<0,05). En fazla mobilya dekorasyon(x=26,59), dıģ ticaret(x=26,58) ve elektrik(x=26,21), en az ise iģletme (x=23,63) ve çocuk geliģimi(x=24,11) programı öğrencilerinin direnç davranıģı gösterdikleri saptanmıģtır. Tablo:3 de Öğretim türü ve sınıf düzeyine göre direnç davranıģları sonuçları yer almaktadır. Tablo: 3-Direnç DavranıĢının Öğrenim Türü ve Sınıf Düzeyine Göre Ġncelenmesi n X ss t p 1.Öğretim ,06 6,92 2.Öğretim ,59 6,51,990,322 1.Sınıf ,02 7,11,725,468 2.Sınıf ,68 6,31 Tablo 3 incelendiğinde, 1.öğretim ve 2.öğretimde öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanlarının farklılıklarının incelenmesi amacıyla yapılan bağımsız gruplar t testi sonucuna göre, 1.öğretim ve 2.öğretimde öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır (t=0,990; p>0,05). 1.sınıf ve 2.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanlarının farklılıklarının incelenmesi amacıyla yapılan bağımsız gruplar t testi sonucuna göre, 1.sınıf ve 2.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin direnç davranıģı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır (t=0,725; p>0,05). Bu verilere göre direnç davranıģları açısından öğretim türü ve sınıf düzeyine göre farklılıkların olmadığı söylenebilir. Direnç davranıģı ile direnç nedenlerinin iliģkisinin incelenmesi amacıyla yapılan korelasyon analizi sonuçları Tablo-4 de verilmiģtir. 73

77 Tablo:4- Direnç DavranıĢı ile Direnç Nedenlerinin ĠliĢkisinin Ġncelenmesi Direnç DavranıĢları Puanı (P) Öğrenim gördüğüm meslek alanını sevmiyorum.,154 ** Öğrenim gördüğüm programdaki dersler meslek alanımla ilgili değil.,160 ** Öğrenimimden sonra iyi bir meslek sahibi olacağıma inanmıyorum.,111 ** Öğrenimimden sonra alanımla ilgili bir iģ bulabileceğime inanıyorum. -,043 Dersliklerin fiziksel koģulları ( ıģık, oturma yerleri, geniģlik, ısınma) eğitim için uygun değil.,166 ** Derslerin hep aynı derslikte iģlenmesinden memnun değilim.,166 ** Haftalık ders programında, dersler günlere dengeli olarak dağıtılmaması.,129 ** Derslerin blok olarak iģlenmesinden rahatsızım.,141 ** Derslerin çok geç saatlerde bitmesinden memnun değilim.,099 ** Dersler çok erken saatte baģlamaktadır.,185 ** Derslerin farklı programlarla birlikte iģlenmesinden rahatsızım.,078 * Derslere devam zorunluluğu olmamalıdır.,107 ** Dersi alttan alan öğrencilere öğretim elemanlarının olumsuz görüģ ve tavırları var.,150 ** Öğretim elemanları ders ile ilgili sorulara cevap vermemekte veya öğrenciyi tatmin edici cevap vermemektedir.,217 ** Öğretim elemanları dersi sürekli oturarak anlatmaktadır.,181 ** Öğretim elemanları dersleri monoton bir Ģekilde anlatmaktadır.,234 ** Öğretim elemanları derslerde uygulamalardan ve güncel olaylardan bahsetmemektedir.,174 ** Öğretim elemanları meslek yüksekokulu öğrencilerine önyargılı davranmaktadır.,187 ** Öğretim elemanları derste öğrencilerin aktif katılımını sağlamamaktadır.,200 ** Öğretim elemanları derste disiplini sağlayamamaktadır.,220 ** Bazı öğretim elemanlarının davranıģları derse girme isteğimi azaltmaktadır.,221 ** Öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatmaktadır.,135 ** Öğretim elemanları derslerinde yeterli araç- gereci kullanmamaktadır.,220 ** *p<0,05 **p<0,01 Yapılan analiz sonucuna göre, Tablo 4 incelendiğinde direnç davranıģı ile en fazla iliģkisi bulunan direnç nedenleri; öğretim elemanlarının dersleri monoton bir Ģekilde anlatması(p=0,234), bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması(p=0,221), öğretim elemanlarının derste disiplini sağlayamamaları(p=0,220), öğretim elemanlarının derslerinde yeterli araç- gereci kullanmamaları(p=0,220), öğretim elemanlarının ders ile ilgili sorulara cevap vermemesi veya öğrenciyi tatmin edici cevap vermemesi(p=0,217), öğretim elemanlarının derste öğrencilerin aktif katılımını sağlayamamalarıdır(p=0,200). Bu sonuca göre, direnç davranıģlarının ana nedenini, öğrencilerin öğretim elemanlarına yönelik olumsuz görüģ ve düģünceleri oluģturmaktadır denilebilir. Tablo:5 de Direnç DavranıĢı Nedeni Ġfadelerine Katılım Düzeyinin Ortalama Değerleri yer almaktadır. 74

78 Tablo:5- Direnç Nedenlerinin Ortalama Değerleri Genel Sosyal Teknik Sağlık 1.öğretim 2.öğretim 1.sınıf 2.sınıf X X X X X X X X Öğrenim gördüğüm meslek alanını sevmiyorum. Öğrenim gördüğüm programdaki dersler meslek alanımla ilgili değil. Öğrenimimden sonra iyi bir meslek sahibi olacağıma inanmıyorum. Öğrenimimden sonra alanımla ilgili bir iģ bulabileceğime inanıyorum. Dersliklerin fiziksel koģulları ( ıģık, oturma yerleri, geniģlik, ısınma) eğitim için uygun değil. Derslerin hep aynı derslikte iģlenmesinden memnun değilim. Haftalık ders programında, dersler günlere dengeli olarak dağıtılmaması. Derslerin blok olarak iģlenmesinden rahatsızım. Derslerin çok geç saatlerde bitmesinden memnun değilim. Dersler çok erken saatte baģlamaktadır. Derslerin farklı programlarla birlikte iģlenmesinden rahatsızım. Derslere devam zorunluluğu olmamalıdır. Dersi alttan alan öğrencilere öğretim elemanlarının olumsuz görüģ ve tavırları var. Öğretim elemanları ders ile ilgili sorulara cevap vermemekte veya öğrenciyi tatmin edici cevap vermemektedir. Öğretim elemanları dersi sürekli oturarak anlatmaktadır. Öğretim elemanları dersleri monoton bir Ģekilde anlatmaktadır. Öğretim elemanları derslerde uygulamalardan ve güncel olaylardan bahsetmemektedir. Öğretim elemanları meslek yüksekokulu öğrencilerine önyargılı davranmaktadır. Öğretim elemanları derste öğrencilerin aktif katılımını sağlamamaktadır. Öğretim elemanları derste disiplini sağlayamamaktadır. Bazı öğretim elemanlarının davranıģları derse girme isteğimi azaltmaktadır. Öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatmaktadır. Öğretim elemanları derslerinde yeterli araç- gereci kullanmamaktadır. 2,33 2,46 2,50 1,58 2,36 2,29 2,42 2,22 2,42 2,44 2,53 2,07 2,42 2,42 2,52 2,30 2,72 2,77 2,76 2,52 2,71 2,74 2,78 2,65 3,46 3,39 3,40 3,76 3,52 3,36 3,50 3,40 2,68 2,64 2,65 2,83 2,65 2,71 2,71 2,63 2,44 2,37 2,52 2,31 2,33 2,60 2,37 2,52 3,21 2,98 3,32 3,35 3,13 3,33 3,18 3,25 2,60 2,81 2,46 2,63 2,58 2,64 2,67 2,52 3,13 3,03 3,23 3,07 3,01 3,33 3,01 3,29 2,79 2,82 2,91 2,35 2,98 2,48 2,69 2,91 2,64 2,90 2,60 2,24 2,69 2,57 2,70 2,56 3,82 3,72 3,94 3,69 3,82 3,83 3,71 3,96 2,64 2,48 2,74 2,67 2,59 2,73 2,72 2,55 2,54 2,44 2,67 2,38 2,56 2,52 2,54 2,54 2,29 2,40 2,23 2,28 2,22 2,40 2,23 2,37 2,84 2,92 2,85 2,63 2,77 2,94 2,77 2,92 2,59 2,38 2,79 2,39 2,59 2,59 2,63 2,54 2,63 2,46 2,80 2,47 2,64 2,63 2,64 2,62 2,68 2,55 2,79 2,56 2,65 2,71 2,73 2,61 2,25 2,09 2,41 2,06 2,22 2,29 2,35 2,13 3,28 3,23 3,40 3,03 3,28 3,29 3,17 3,41 3,04 2,71 3,29 2,94 3,05 3,02 3,01 3,07 2,78 2,55 2,94 2,75 2,73 2,84 2,72 2,85 75

79 Tablo:5 te yer alan verilere göre öğrencilerin genel olarak en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģı nedenleri; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması (x=3,28), haftalık ders programında derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması (x=3,21), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,13), öğretim elemanlarının ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatmaları (x=3,04), öğretim elemanlarının dersleri monoton bir Ģekilde anlatmaları (x=2,84) Ģeklinde tespit edilmiģtir. Ayrıca elde edilen verilere göre derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,82) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,46) oldukları belirlenmiģtir. Verileri bölüm bazlı değerlendirdiğimizde: Sosyal bölüm öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması(x=3,23), derslerin çok geç saatlerde bitmesi(x=3,03), haftalık ders programında, dersler günlere dengeli olarak dağıtılmaması(x=2,98), öğretim elemanları dersleri monoton bir Ģekilde anlatması(x=2,92), derslerin farklı programlarla birlikte iģlenmesi(x=2,90) olarak belirlenmiģtir. Sosyal bölüm öğrencilerinin de derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,82) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,46) oldukları belirlenmiģtir. Teknik bölüm öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması(x=3,40), haftalık ders programında, dersler günlere dengeli olarak dağıtılmaması(x=3,32), öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatması (x=3,29), derslerin çok geç saatlerde bitmesi(x=3,23), öğretim elemanlarının derslerde yeterli araç-gereci kullanmamaları(x=2,94), derslerin çok erken saatte baģlaması(x=2,91) olarak belirlenmiģtir. Teknik bölüm öğrencilerinin de derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,94) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,40) oldukları saptanmıģtır. Sağlık bölüm öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; haftalık ders programında, derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması (x=3,35), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,07), bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması (x=3,03), öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatması (x=2,94) olarak belirlenmiģtir. Sağlık bölüm öğrencilerinin de derslere devam zorunluluğunun olmaması (x=3,69) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ile ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,76) oldukları belirlenmiģtir. Verileri öğretim türüne göre değerlendirdiğimizde: 1.öğretim öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması(x=3,28), haftalık ders programında, derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması(x=3,13), öğretim elemanlarının ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatması(x=3,05), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,01), derslerin çok erken saatte baģlaması(x=2,98) olarak belirlenmiģtir. 1.öğretim öğrencilerinin derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,82) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ilgili bir iģ bulabileceği inancında(x=3,52)oldukları saptanmıģtır. 2.öğretim öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; haftalık ders programında, dersler günlere dengeli olarak dağıtılmaması(x=3,35), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,33), bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması(x=3,29), öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatması(x=3,02), öğretim elemanlarının dersleri monoton bir Ģekilde anlatması(x=2,94) olarak belirlenmiģtir. 2.öğretim öğrencilerinin de derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,83) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ile ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,36) oldukları belirlenmiģtir. Verileri sınıf düzeyine göre değerlendirdiğimizde: 1.sınıf öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; haftalık ders programında, derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması (x=3,18), bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması (x=3,17), öğretim elemanlarının ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatması(x=3,01), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,01) olarak saptanmıģtır. 1.sınıf öğrencilerinin derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,71) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ile ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,50) oldukları saptanmıģtır. 76

80 2.sınıf öğrencilerinin en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģ nedenleri; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması (x=3,41), derslerin çok geç saatlerde bitmesi (x=3,29), haftalık ders programında, derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması (x=3,25), öğretim elemanların ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatmaları (x=3,07), öğretim elemanlarının dersleri monoton bir Ģekilde anlatmaları (x=2,92), derslerin çok erken saatte baģlaması (x=2,91) olarak saptanmıģtır. 2.sınıf öğrencilerinin de derslere devam zorunluluğunun olmaması(x=3,96) görüģünde ve öğrenimlerinden sonra alanları ile ilgili bir iģ bulabileceği inancında (x=3,40) oldukları belirlenmiģtir. SONUÇ VE ÖNERĠLER AraĢtırmada, öğretme-öğrenme sürecinde meslek yüksekokulu öğrencilerinin direnç davranıģları gösterdikleri saptanmıģtır. Elde edilen bu sonuçlar, Türkiye de yapılan öğrenci direnci ile ilgili araģtırma sonuçları (Yüksel, 2004) ve (Oktar, Yazçayır, 2006) ile benzerlik ve tutarlılık göstermektedir. Verilere göre öğrencilerin aktif direnç davranıģları göstermedikleri, nadiren ve/veya bazen pasif direnç davranıģları gösterdikleri saptanmıģtır. Öğretme-öğrenme sürecinde ortaya çıkan bu pasif direnç davranıģlarının da daha çok derste sessiz ve tepkisiz kalma, dersle ilgilenmeme ve etrafınla konuģma Ģeklinde gerçekleģtiği belirlenmiģtir. Aktif direncin olmaması öğretim elemanı ve öğrenciler arasında çatıģma veya Ģiddetin yaģanmaması açısından olumlu bir sonuçtur. Aynı zamanda pasif direnç davranıģlarının da öğretmeöğrenme sürecinde sıklıkla ve her zaman gerçekleģmemesi direnç davranıģlarının önlenmesi açısından önemlidir. Ama bu davranıģların öğretim elemanları tarafından disiplinsizlik olarak algılanmaları olasılığı yüksektir. Bu nedenle direnç davranıģlarının nedenlerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için öğretim elemanlarının bu konuda bilgilendirilmeleri bu davranıģların açık direnç davranıģlarına dönüģmesine engel olabilir. Veriler bölüm bazlı incelendiğinde; bölümler arasında direnç davranıģı gösterme açısından anlamlı bir fark saptanmıģtır. En az sağlık bölümü öğrencilerinin direnç davranıģı gösterdikleri belirlenmiģtir. Bunun nedeni olarak da sağlık bölümünde tek bir programın mevcut olması ve örneklem içerisindeki oranın düģüklüğü gösterilebilir. En fazla ise teknik bölüm öğrencileri direnç davranıģı göstermektedirler. Öğrencilerin genel olarak en fazla katılım gösterdikleri direnç davranıģı nedenlerine bakıldığında; bazı öğretim elemanlarının davranıģlarının derse girme isteğini azaltması, haftalık ders programında derslerin günlere dengeli olarak dağıtılmaması, derslerin çok geç saatlerde bitmesi, öğretim elemanlarının ders konularını kitaptan ve ders notlarından bakarak anlatmaları, öğretim elemanlarının dersleri monoton bir Ģekilde anlatmaları Ģeklinde belirlenmiģtir. Bu sonuca göre, direnç davranıģlarının ana nedenini, öğrencilerin öğretim elemanlarına yönelik görüģ ve düģünceleri oluģturmaktadır. Öğretim elemanlarının öğretme-öğrenme sürecinde aynı öğretim yöntem ve tekniklerini kullanmaları ve/veya yöntem ve teknikleri öğrencilerin öğrenme Ģekline uygun olarak belirlememeleri, öğrencilerin derse yönelik ilgilerini çekememeleri ya da derse karģı olumlu tutum ve davranıģlarının oluģmasında yetersiz kalmaları bu sonuçların nedenlerini oluģturabilir. Ayrıca öğretim elemanı sayısındaki yetersizlik nedeniyle bazı derslerin sektörden ve/veya diğer kurumlardan gelen kiģiler tarafında yürütülmesi ve bu kiģilerin öğretim becerileri ve deneyimi konusunda altyapılarının olmaması da öğretim elemanlarına yönelik direnç davranıģlarının nedenini oluģturabilir. Bu nedenlerden dolayı, öğretim elemanlarının öğretim yöntem ve teknolojileri konusunda yeterlilik düzeylerinin sorgulanması, elde edilen veriler doğrultusunda yeni öğretim yöntem ve teknolojilerini de kapsayacak Ģekilde öğretim elemanlarının belirli aralıklarla ve düzenli olarak eğiticilerin eğitimi yaklaģımı kapsamında hizmet içi eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. Öğretim elemanlarınca öğretim sürecinde görsellik, güncel olaylardan örneklemeler ve uygulamalara daha fazla ağırlık verilerek, öğrencilerin derse ilgileri ve aktif katılımları sağlanabilir. Ayrıca, MYO larda öğretim elemanı sayısının arttırılması, derslerin sektörden ve/veya diğer kurumlardan gelen kiģiler tarafından yürütülmesi yerine öğretim sürecinde daha çok sektöre iliģkin uygulamaların ders içi seminerler Ģeklinde yürütülmesi, öğrenme-öğretme sürecinde olası direnç davranıģlarının önlenmesi ve/veya azaltılmasında etkili olabilir. 77

81 Direnç davranıģlarının nedenlerini bölüm bazlı değerlendirdiğimizde; diğer programlardan farklı olarak sadece sosyal bölümlerde derslerin farklı programlarla iģlenmesi bir direnç davranıģ neden olarak belirlenmiģtir. Diğer bölümlere göre ise teknik bölümlerde derslerin iģlenmesinde öğretim elemanlarının ders araç-gereçleri yeterli olarak kullanmamaları daha yüksek bir direnç nedeni olarak belirlenmiģtir. Öğretim türüne bakıldığında, birinci öğretimlerinin derslerin hem çok erken hem de çok geç bitmesi bir direnç nedeni olarak saptanmıģtır. Bu durum, derslerin gün içerisinde dağılımında bir problemin olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlara göre, ders programının öğrencilerin öğrenme sürecini olumsuz etkileyebilecek saatlere konmaması, öğrencilerin öğrenmeye en açık ve hazır olduğu saatlerde, hem öğretim elemanlarının hem de öğrencilerin etkili zaman yönetimi dikkate alınarak planlanmasına özen gösterilmesi önerilebilir. Bu nedenle de öğretim sürecinin planlanması aģamasında öğrencilerin görüģ ve isteklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Haftalık ders programlarının belirlenmesinde, derslerin günlere dağılımında ve ders saatlerinin baģlangıç ve bitiģ saatlerinin belirlenmesinde öğrencilerin görüģlerinin alınması olası direnç davranıģlarını azaltabilecektir. AraĢtırmanın bulguları ıģığında, direnç davranıģ ve nedenlerinin belirlenmesine iliģkin her bölüm, program ve derse yönelik daha kapsamlı bir araģtırma yapılarak, öğrenci direnç ve davranıģ nedenlerinin önlenmesi ve çözümünde daha etkili sonuçların alınması düģünülmektedir. KAYNAKLAR Alpert, B. (1991). Students Resistance in TheClassroom Anthropology and Education Quarterly. 22, Burroughs, N.F.;Kearney, P. ve Plax, T.G.(1989). Compliance-Resistance in The College Students. Communication Educatin, 38, Chan, C. ve Treacy, M. J. (1996). Resistance in Multicultural Courses American Behavioral Scientist. 40, Erden, M.,ve Akman, Y., (1995). Eğitim Psikolojisi, Ankara, ArkadaĢ Yayınları. Eroğlu, M(2012). Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Meslek Bilgisi Derslerine Yönelik Direnç DavranıĢları. Firat Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. Higginbotham, E. (1996). Getting All Students to Listen. American Behavioral Scientist, 40, Institute of Phonetic Sciences (IFA). Larson, W. ve Richards, M. (1991). Boredom in themiddle School Years: Blaming School VersusBlaming Students. AmericanJournal of Education. 4, 418, 442 McFadden, M. G. (1995). Resistance to school in gand education aloutcomes: Questionsof structure and agency. British Journal of Sociology of Education,16(3), Jeong-Hee Kim,(2010). Understandin gstudent resistance as a communicative act. Ethnography and Education. Vol. 5, No. 3, September 2010, Özdamar, K. (1999). Paket Programlar ile istatistiksel Veri analizi. (Ġkinci Baskı). EskiĢehir. Kaan Kitabevi. Yazçayır, N., Oktar, Ġ.(2009). Mesleki Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Direnç DavranıĢları. 18. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı (1-3 Ekim), Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Bildiri Özetleri, 301. Yüksel, S.( 2003). Öğrencilerin Öğretme- Öğrenme Sürecine Yönelik Direnç DavranıĢları. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt:XVII, Sayı:1, Yüksel, S. (2004). Eğitim Fakültesi öğrencilerinin Öğretme- Öğrenme Süreçlerine Yönelik Direnç DavranıĢları. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 2(3),

82 Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Mezuniyet Sonrası Beklentilerinin Belirlenmesi Öğr. Gör. Nurullah GÜLTEKiN Karamanoğlu MehmetbeyÜniversitesi, Türkiye Öğr. Gör. Hanifi KÜÇÜKSARIYILDIZ Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Türkiye Özet Her yıl üniversitelere yerleģen öğrencilerin yarısı Meslek Yüksekokullarına yerleģmektedir. Ülkemizin ara eleman ihtiyacını karģılayan Meslek Yüksekokulları özellikle kesintisiz on iki yıl eğitimin getirilmesinden sonra büyük bir sorumluluk altına girmiģ; fakat yeterli donanıma sahip olmadığı için üslenmiģ olduğu bu misyonu tam olarak yerine getirememiģtir. Gerek ortaöğretimde, gerek yüksekokullarda verilen eğitimin yetersizliği mezun olan öğrencilerin çalıģma hayatını da olumsuz yönde etkilemektedir. Meslek Yüksekokulundan mezun olan öğrenciler ara eleman olarak iģletmelerde istihdam edilmektedir. Beklentisi yüksek olan bu öğrenciler; çalıģma ortamına girdiğinde sahip oldukları birikimlerinin yetersizliğinden dolayı, pozisyon ve ücret konusunda tatmin olamamakta ve bunun sonucunda hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Bu nedenle, meslek lisesinden baģlayan bir yapılanmanın; meslek yüksekokuluyla devam etmesi ve yetiģen ara elemanın kalitesinin artırılması, ülkemiz için büyük önem arz etmektedir. Bu çalıģmada, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu nda okumakta olan, farklı bölümlerden 100 öğrenciye anket çalıģması uygulanmıģtır. Öğrencilerin, derslerin yeterliliği hakkında ki düģünceleri ve mezuniyet sonrası beklentileri tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Ankete katılan öğrencilerin % 77 si eğitim gördüğü bölümle ilgili alanda çalıģmak istediğini, % 75 i bir meslek sahibi olmak için Meslek Yüksekokulu okumakta olduğunu, % 60 sı ise eğitim gördüğü bölümün iģ imkânları hakkında bilgi sahibi olduğunu beyan etmiģtir. Bu veriler ıģığında; Meslek Yüksekokulunda eğitim gören öğrencilerimizin, Meslek Yüksekokullarına bilinçli bir Ģekilde geldiği ve okuduğu okulun kendisi için ne önem arz ettiğinin farkında olduğu tespit edilmiģtir. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Eğitim, Öğrenci Determination of the Postgraduate Expectations of Vocational School Students Abstract Every year, half of the students entering universities, get into the Vocational Schools. Vocational Schools that meet the intermediate staff requirement of our country, have taken over a great responsibility after a continuous twelve-year education has become compulsory; however these schools have failed to perform this task completely due to the lack of adequate equipment. The inadequacy of education given in both secondary education and colleges, affects the business life of graduate students adversely. Vocational School graduates are employed by the enterprises as intermediate staff. When the students with high expectations enter into a working environment, they do not feel satisfied with their position and wage because the knowledge they have falls short, and thus, they become disappointed. Therefore, it is of vital importance for our country that; an organization starting from a vocational high school, goes forward with a Vocational High School, and that the quality of trained intermediate staff, is increased. In this study, a questionnaire study was applied on 100 students of different departments studying in the Vocational School of Technical Sciences of Karamanoğlu Mehmetbey University. It 79

83 was attempted to determine the students thoughts and postgraduate expectations on the lesson adequacy. It has been declared that 77% of the participant students wish to work in a field related to the department where they receive their education; 75% are studying in a Vocational School to acquire a profession; and 60% have knowledge about the business opportunities of the department where they receive their education. In the light of this data; it has been determined that students who receive education in a Vocational School enroll in these schools consciously, and that they are aware of the importance of these schools for themselves. Keywords: Vocational School, Education, Student GĠRĠġ Ülkemizin sanayileģmesi ve buna bağlı olarak üretimin artması çalıģan insanların eğitim seviyesini de etkilemiģtir. Sanayi öncesi toplumlarda meslek eğitimi usta-çırak iliģkisi ile yürüyen bir yapıya sahipti. Sanayi devriminin etkilerinin Türk toplumunda hissedilmesiyle birlikte mesleki eğitimin okul disiplini içinde yürütülmesi zorunluluğu ortaya çıkmıģtır (ġahin ve Fındık, 2008: 66-67). Günümüz teknolojik dünyasında ise ülkelerin gücü artık yetiģmiģ insan gücü ile ölçülmeye baģlamıģtır. GeliĢmiĢ ülkelere baktığımızda en önemli ortak özelliklerinin teknolojilerini kendilerinin üretmeleri olduğu görülmektedir. Buradan hareketle, Türkiye nin küresel dünyada güçlü bir rekabet gücüne sahip olması ve dünyanın sayılı ekonomik güçlerinden birisi olabilmesi için yapılması gereken en önemli hamle, nitelikli insan yetiģtirmektir. Türkiye nin rekabet gücünün artırılmasında, genel olarak eğitim, özelde ise mesleki ve teknik eğitim çok daha önemli hale gelmektedir. Bu çerçevede özellikle iģ dünyasının (sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinin) beklentilerini karģılayacak nitelikli insan gücünün yetiģtirilmesinde Meslek Yüksekokulları çok büyük bir öneme sahip olmaktadır (Alkan vd., 2014: 139). ĠĢ dünyasının Meslek Yüksekokulu mezunu çalıģanlarından beklediği bazı özellikler Ģunlardır. DeğiĢen koģullara hızlı uyum sağlayabilmek, Problem çözebilmek, ĠletiĢim kurabilmek, Takım çalıģması yapabilmek, Sorumluluk alabilmek, Çok yönlü düģünebilmek, Güncel mesleki teknolojik bilgiye sahip olabilmek (Yanıkoğlu ve DenktaĢ, 2008). Türkiye, gerek genel iģsizlik oranının, gerekse genç iģsizlik ve eğitimli genç iģsizlik oranının Dünya da yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Bu bağlamda, iģgücü piyasasının ihtiyacını karģılamak amacı ile ara iģgücü yetiģtiren Meslek Yüksekokullarının iģlevi ve önemi giderek artmakla birlikte, mezun olan öğrencilerin piyasanın eğitimli iģgücü talebini ne ölçüde karģıladığı da konunun diğer bir boyutunu oluģturmaktadır. Türkiye nin ciddi bir ekonomik buy me gerçekleģtirebileceği ve iģsizlik sorununun çözülebileceği belirtilmektedir. Çünkü 2023 tarihine kadar, Türkiye nin çalıģma çağındaki nüfusu artarak yaklaģık %70 e ulaģacak ve bu tarihten sonra 2040 yılına kadar azalan bir hızla artmaya devam edecektir yılından sonra ise nüfus yaģlanma eğiliminde olacak, yani demografik fırsat penceresi kapanacaktır (Erdayı, 2009:117). Bu durum, Türkiye açısından gençlerin önemini bir kat daha arttırmaktadır. Ülkemiz geçerli ve iyi politikalar izlemezse, genç nüfusun sahip olduğu potansiyeli avantaja çeviremediği gibi, yakın gelecekte önemli sorunlarla karģı karģıya kalacaktır. Türkiye nin de bu çerçevede rekabet edebilmesinde, mesleki ve teknik eğitim ön plana çıkmaktadır. Mesleki ve teknik eğitimin temelini mesleki ve teknik liseler oluģtururken,yükseköğretim kademesinin en üst kurumu Meslek Yüksekokullarıdır (Polat, vd.,2009: ). Nisan 2014 Yükseköğretim Temel Göstergeleri ne göre; devlet üniversitelerine bağlı 854, vakıf üniversitelerine bağlı 93 ve vakıf Meslek Yüksekokullarına bağlı 8 olmak üzere toplam 955 Meslek 80

84 Yüksekokulları bulunmaktadır (Ösym, 2014). Üniversiteye yerleģen öğrencilerin yarısının Meslek Yüksekokullarına yerleģmesi Meslek Yüksekokullarının önemini ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizde ve tüm dünyada Meslek Yüksekokulları, çeģitli iģ kollarına nitelikli insan gücü yetiģtiren yükseköğretim kurumlarıdır. Meslek Yüksekokulları belirli mesleklere yönelik ara insan gücü yetiģtirmeyi amaçlayan dört yarıyıllık eğitim-öğretim sürdüren yükseköğretim kurumu statüsündedir (Akyurt,2009:175). Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin iki yıllık eğitim-öğretim dönemi sonunda geleceklerine iliģkin bir takım beklentileri olduğu bilinen bir gerçektir. Öğrencilerin istedikleri mesleklere sahip olacakları, kendilerini yetkin ve mutlu hissedecekleri bölümlerde eğitim görmeleri onların daha umutlu bir bakıģ açısına sahip olmalarını destekleyebilir. Bu bağlamda gerek lise döneminde etkin meslek tanıtımlarının, gerek üniversite eğitimine geçildikten sonra mesleğe iliģkin çalıģma alanları konusunda öğrencilere bilgi verilmesinin, alandaki profesyonellerle akademik buluģma ortamları sunulmasının etkili olacağı düģünülmektedir (Gür, vd., 2014:10-13). Meslek Yüksekokulundan mezun olan öğrenciler iģ hayatına atıldığında ilk yıllarda adaptasyon sorunu yaģamaktadır. Bunun baģlıca sebebi Meslek Yüksekokullarında ki donanım eksikliği veya staj sisteminin tam iģlevsel olmayıģıdır. Donanım olarak eksik olan Meslek Yüksekokulu mezunu, ücret ve kariyer olarak beklentisini karģılayamamakta ve hayal kırıklığına uğramaktadır. Diğer taraftan mezun olduğu bölümle ilgili alanda çalıģma imkanı bulamayan mezunlar, almıģ olduğu eğitimi hiçbir Ģekilde kullanamamaktadır. Özgüven eksikliğinden dolayı Meslek Yüksekokullarındaki öğrencilerin iģ hayatından beklentisi yüksek olmamakla birlikte beklentisini minimum seviyede tutmaktadır. Yükseköğretimin en önemli amaçlarından birisi; öğrencileri, ilgileri ve yetenekleri doğrultusunda toplumun en üst düzeyde ve çeģitli alanlardaki insan gücü gereksinimlerine göre yetiģtirmektir. Öğrencilerin ilgi ve yetenekleri meslek seçiminde çok önemli bir ölçüttür (Sarıoğlu ve Özkan, 2009: ). Teknolojideki hızlı değiģimler, insan nüfusunun artıģı ile birlikte çeģitlenen ilgi ve gereksinimler, iģ dünyasındaki artan rekabet de dikkate alındığında; ekonomik geliģim ve kalkınma için gerekli olan nitelikli insan gücü gereksiniminin önümüzdeki süreçte daha yoğun bir Ģekilde devam edeceği kolaylıkla söylenebilir. Bu kapsamda özellikle iģ dünyasının ihtiyaç duyduğu iģ gücünün eğitimi ve yetiģtirilmesinde mesleki ve teknik eğitim büyük ve önemli bir yer tutmaktadır (Sarıbıyık, 2013). Eğitimli insan gücü yetiģtirilmesinin en önemli kaynağını oluģturan üniversitelerde mesleki ve teknik eğitim, dört yıllık mesleki ve teknik eğitim fakülteleri ve iki yıllık eğitim veren Meslek Yüksekokulları aracılığıyla yürütülmektedir. Bunlardan Meslek Yüksekokulları (MYO), iģ piyasasının ihtiyaç duyduğu ara elemanların yetiģtirilmesi amacıyla kurulmuģken, anılan fakültelerin amacı mesleki orta öğretim kurumlarının öğretmen ihtiyaçlarını karģılamaktır (ġahin ve Fındık, 2008:65-86). Eğitim, sadece ekonomik amaçlara hizmet eden bir süreç olarak değerlendirilmemelidir. Eğitimin amaçları genel olarak sınıflandırıldığında; ekonomik amaçlar ve bireysel-toplumsal amaçlar olarak iki kapsamda değerlendirilmektedir. Eğitimin ekonomik amaçları daha çok bireye meslek kazandırmak için bireyin gerekli bilgilerle donatılması ya da çalıģanlara birtakım gerekli bilgilerin verilmesi sonuçları ile ilintilidir (Serter ve Nur, 1994:141). Toplum bireylerinin ihtiyaçlarını karģılamak üzere kurulan ve toplumsal açık bir sistem olan eğitim kurumu, ülkenin eğitilmiģ nitelikli iģgücünü hazırlayan bir araçtır; hem bireyin hem de toplumun refah ve mutluluğunun sağlanmasında önemli yere sahiptir. Eğitimin, kalkınmanın en önemli araçlarından biri olarak görülmesi nedeniyle, en değerli yatırımın insan kaynaklarına yapılan yatırım olduğu fikri de artık geniģ ölçüde kabul görmektedir. Çünkü fiziksel sermaye ve doğal kaynaklar üretimin pasif faktörleridir; insan ise sermayeyi harekete geçirerek, doğal kaynakları keģfederek; ulusal geliģmeye katkıda bulunan ve yön veren aktif bir etkendir (HoĢgörür ve Gezgin, 2004:1-2). 81

85 MATERYAL VE YÖNTEM ÇalıĢma, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencileri ve farklı bölümlerde okumakta olan 100 öğrenci üzerinde anket çalıģması Ģeklinde yapılmıģtır. Konu, akademisyenler ve iģverenler ile görüģülüp örnekleme oluģturularak genellemeye çalıģılmıģtır. ÇalıĢmada amaç; Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin mezuniyet sonrası beklentilerini belirleyerek gerçek çalıģma ortamının beklentileri ne kadar karģıladığını tespit etmektir. Öğrenciye uygulanmıģ olan anket çalıģmasında, 15 adet soru sorulmuģ ve bu sorular değerlendirilip grafikler oluģturularak, öğrencilerin mezuniyet sonrası beklentileri tespit edilmeye çalıģılmıģtır. ÇalıĢma bir durum tespiti olmasından dolayı anket sonuçlarının değerlendirmesi % olarak yapılmıģ, herhangi bir istatistiki program kullanılmamıģtır. Anket çalıģması üç farklı durumu ölçmek için yapmıģtır. Anketteki birinci kısımda ki sorular; öğrencilerin okul hakkındaki düģüncelerini tespit etmek için sorulmuģtur. Buradaki amaç; öğrencilerin Meslek Yüksekokulunun iģleyiģi hakkındaki düģüncelerini tespit etmektir. Anketteki ikinci soru grubuyla; öğrencilerin Meslek Yüksekokulundan mezun olduktan sonra ki düģüncelerini ölçmek amacıyla sorulmuģtur. ÇalıĢmadaki üçüncü soru grubu; öğrencilerin mezuniyet sonrası mezun olduğu alanda mı çalıģacağı ve ekonomik beklentilerini ölçmek için oluģturulmuģtur. Dördüncü soru grubunda ise; öğrencilerin okumuģ olduğu bölüm hakkında ki düģünceleri tespit edilmeye çalıģılmıģtır. OkumuĢ olduğu Meslek Yüksekokulunun, çalıģma hayatında faydasının olup olmayacağına dair olan inancının ölçülmesi amaçlanmıģtır. Genel manada, öğrenciye uygulanan bu anket çalıģması ile öğrencilerin Meslek Yüksekokuluna neden geldiği, almıģ olduğu öğretimin kendileri için ne ifade ettiği ve son olarak mezuniyet sonrası beklentilerini, tespit etmek amaçlanmıģtır. BULGULAR Yapılan anketin sonuçlarının değerlendirme yapılabilmesi ve sonuçların daha net anlaģılabilmesi için veriler grafiğe dönüģtürülerek değerlendirilmiģtir. 15 adet soru öğrencilere yöneltilmiģ bunların içerisinden bir kısmı seçilerek değerlendirme yapılmıģtır. %4 %75 %20 %1 Diploma Sosyal yaģam Meslek edinme Aile baskısı ġekil 1: Öğrencilerin Meslek Yüksekokullarına GeliĢ Sebepleri Meslek Yüksekokullarını tercih eden öğrencilerin tercih sebeplerinin baģında, bir meslek sahibi olmak düģüncesi vardır. Anket sorusunu cevaplayan grubun %75 i meslek edinme Ģıkkını iģaretlemiģtir. Öğrencilerin ekonomik durumları incelendiğinde ailelerinin genelde düģük gelirli aileler olduğu gözlemlenmektedir. Öğrencilerin, gelecekte bir mesleğim olsun ve bu meslekle hayatımı kazanabileyim kaygısıyla Meslek Yüksekokullarını tercih ettikleri düģünülmektedir. 82

86 14% 3% 14% 67% Gerekli Gereksiz Güncel Güncel Değil ġekil 2:Derslerin Ġçerikleri Hakkındaki DüĢünceniz Nedir? Öğrenciler, çalıģma hayatında görmüģ oldukları dersleri kullanmaktadırlar. Bundan dolayı derslerin güncel olması ve öğrencinin bu derse tutumu çok önemlidir. Öğrencilerin %67 si derslerin gerekli olduğunu beyan etmiģ, %14 ü derslerin güncel olmadığını beyan etmiģtir. %15 %38 % 47 Evet Hayır Fikrim Yok ġekil 3:Myo'da Proje Yapmak Ġstediğinizde Maddi ve Teknik DertekVeriliyor mu? Meslek yüksek okulu öğrencileri, genellikle uygulama üzerine öğretim gördükleri için uygulama alanında çalıģma yapmak istediklerinde, hem maddi hem teknik olarak yetersiz kalmaktadırlar. Üniversitelerin öğrenciye maddi ve teknik destek sağlaması gerekir. Fakat üniversiteler genellikle fakültelere önem verdiği için Meslek Yüksekokulu öğrencilerine destek çok azdır. Öğrencilerimizin %47 si destek olmadığını beyan etmiģtir. %38 i bu konuda hiçbir fikri olmadığını beyan etmiģtir. 83

87 %33 % 77 Evet Hayır ġekil 4:ÇalıĢma Hayatında OkumuĢ Olduğunuz Alanda ÇalıĢmak Ġster misiniz? Öğrencilere çalıģma hayatınızda mezun olduğunuz alanda çalıģmak ister misiniz? Sorusuna büyük bir çoğunluğu %77 si evet cevabını vermiģtir. Bu soru ile öğrencilerin mesleğine karģı tutumu ölçülmüģtür. %22 %18 %60 Evet Hayır Fikrim Yok ġekil 5:Okul Sonrası ĠĢ Ġmkanları Hakkında Bilginiz Var mı? Meslek Yüksekokuluna gelen öğrencilerin geneli bir iģ sahip olmak için gelmektedirler. Bölümlerini seçerken iģ imkânlarını göz önünde bulundurmaktadırlar. Bu soruya verilen cevaplar incelendiğinde; öğrencilerin %60 ı iģ imkanları hakkında bilgi sahibi olduklarını, %18 i bilgilerinin olmadığını,%22 sifikrinin olmadığını beyan etmiģtir. Öğrencilerin, mezun öğrenciler olmadığı düģünülürse süreç içinde iģ imkânlarını bilmeyen öğrencilerin bilgi sahibi olacağı düģünülebilir. %15 %14 %71 Evet Hayır Fikrim yok ġekil 6:Okul Bittikten Sonraki Hayatınız Ġçin Bir Planınız Mevcut mu? 84

88 Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin okula geliģ sebebi meslek sahibi olmak ve iģ hayatına atılmaktır. Bundan dolayı gelecek planları mevcuttur. Okul bittikten sonraki hayatınız için bir planınız mevcut mu? sorusuna; %71 i evet, %14 ü hayır ve %25 i fikrim yok cevabını vermiģtir. %25 %34 %41 Evet Hayır Fikrim yok ġekil 7:Mezuniyet Sonrası Eğitim Olanakları Hakkında Bilginiz Var mı? Meslek Yüksekokul öğrencileri mezuniyet sonrası eğitim hayatlarına devam edebilmektedir. DGS sınav sistemiyle kendi alanları ile ilgili bir üst öğrenime devam edebildiği gibi açık öğretim sistemiyle de öğretimine devam edebilmektedir. Mezuniyet sonrası eğitim olanakları hakkında bilginiz var mı sorusuna %41 i evet cevabını vermiģtir. %59 u ise bilgisinin olmadığını beyan etmiģtir. Büyük çoğunluğunun bilgisinin olmamasının ana sebebi; öğrencilerin mezun olup bir an önce bir meslek sahibi olmak istemesi veya kendisinde yeterli akademik baģarıyı göremediği yatmaktadır. %4 %24 %44 % TL TL TL 2250 ve üstü TL ġekil 8:Aylık MaaĢ Beklentiniz Nedir? Bu anket sorusu ile ölçülmek istenen öğrencinin mezun olduktan sonra ekonomik beklentisini ölçmek. Öğrencilerin %44 ü TL arasında bir maaģ beklemektedir. %28 i 2250 TL ve üzeri ücret alacağını düģünmektedir. Mezun olan öğrenciler iģe baģladıklarında bilgi donanımı ve pratik olarak yetersiz olduğu için genellikle asgari ücretle iģe baģlamakta ve kendini geliģtirme durumuna göre maaģı zaman içinde artmaktadır. SONUÇ Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin okula geliģ sebebi; meslek sahibi olarak geçimini sağlamaktır. Öğrenci profili incelendiğinde çoğunun ailesinin alt gelir grubunda olduğu görülmektedir. Öğrenci bir an önce bir meslek sahibi olarak bir iģte çalıģmak ve ailesine yük olmamak istemektedir. Öğrencilerin öğrenim sürecinde Meslek Yüksekokulunu yetersiz gördüğü saptanmıģtır. Mezun olan öğrenciler iģ hayatına atıldığında zorluk çekmemesi için okullar bilgi ve donanımı sürekli güncel tutmak zorundadır. Öğrencilerin akademik bilgilerinin artırılması yanında sosyal yönlerinin de 85

89 geliģtirilmesi gerekmektedir. Mesleki uygulama eğitimlerinde amaç, sadece öğrencilerin alanları ile ilgili deneyim kazanmaları değildir. Bunun yanında düģünen, araģtırabilen, sanatsal duyarlılığı olan, özgüvene sahip, giriģimci bir kitlenin yetiģtirilmesi de amaçlanmaktadır (Binici ve Arı, 2004: 384). Bu nedenle Meslek Yüksekokullarının niteliği, laboratuar atölye imkânları artırılmalı teknolojik altyapısı iyileģtirilmelidir. Öğrencilerin sadece mesleki anlamda değil sosyal anlamda da geliģmesini sağlamak için, seminerler, toplantılar, sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Öğrencilere değer verildiği gösterilmeli, düģüncelerine saygı duyulmalı, kendilerini açıkça ifade edebilmeleri için teģvik edilmelidir. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun mesleği ile ilgili iģ imkânlarında bilgisi olduğu ve mezun olduktan sonra hayatları ile ilgili bir planlarının olduğu tespit edilmiģtir. Bunun sonucunda öğrencilerin bilinçli bir Ģekilde okulu tercih ettiği ve mezuniyet sonrası içinde düģüncelerinin olduğu söylenebilir. Ekonomik beklentiler incelendiğinde öğrencilerin düģüncelerinin gerçekçi olduğu gözlemlenmiģtir. Öğrencilere iģ hayatına ilk girdiklerinde sorunlar yaģayacağı; fakat bir süre sonra bunun geçeceği ve kazanç anlamında da değiģim olacağı bildirilmelidir. Öğrencilere piyasayı anlatacak kariyer günleri yapılmalı ve piyasanın öğrenciden ne beklediği öğrenciye anlatılmalıdır. REFERANSLAR Akyurt, N.(2009). Meslek Yüksekokulları ve Marmara Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin profili. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, 4(11): Alkan, R. M.,Suiçmez, M., Aydınkal, M., ve ġahin, M. (2014). Meslek Yüksekokullarındaki mevcut durum: sorunlar ve bazı çözüm önerileri. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 4(3), Erdayı, A. U. (2009). Dünyada genç iģsizliği sorununun çözümüne yönelik ulusal politikalar ve Türkiye. ÇalıĢma Ve Toplum Dergisi, sayı:3. ss Gür, Ç., Koçak, N., Pirpir,A. D. (2014). Meslek Yüksekokulu son sınıf öğrencilerinin umutsuzluk davranıģlarının çeģitli değiģkenler açısından incelenmesi. Cumhuriyet International Journal of Education-CIJE e ISSN: Vol 3 (4), HoĢgörür, V., Gezgin, G. (2004). Ekonomik ve sosyal kalkınmada eğitim. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Elektronik Eğitim Fakültesi Dergisi, C.I2, Sayı.2.ss Sarıoğlu, S., Özkan, M. (2009). Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin ön lisans program tercih sebepleri. Cumhuriyet Üniversitesi SuĢehri Timur Karabal MYO Bir Uygulama, ,1. Uluslar arası Meslek Yüksekokulları Sempozyumu. Serter, N. (1994). Türkiye nin sosyal yapısı, Filiz Kitapevi, Ġstanbul. Polat, A., Gökmenoğlu E., Sönmez, R. (2009). Düzce Üniversitesi nin yeni açılan Meslek Yüksekokullarındaki öğrencilerin sosyo-ekonomik durumları ve basarı seviyelerinin karsılaģtırılması. 1. Uluslar arası 5. Ulusal Meslek Yüksekokulları Sempozyumu ġahin, Ġ. ve Fındık, T. (2008). Türkiye de Mesleki ve Teknik Eğitim: Mevcut Durum, Sorunlar ve Çözüm Önerileri. TSA, 12(3), Yanıkoğlu, E. ve Denktas, M. (2008). Meslek Yüksekokullarında sorunlar ve üniversite sanayi iģbirliği konusunda çözüm önerileri. Trabzon, IV Meslek Yüksekokulları Müdürler Toplantısı. 86

90 OTOMOTĠV YETKĠLĠ SERVĠSLERĠNDE ĠSTĠHDAM EDĠLEN MESLEK YÜKSEKOKULU MEZUNLARININ YETERLĠLĠĞĠNĠN ĠNCELENMESĠ Hanifi KÜÇÜKSARIYILDIZ Öğr.Gör. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Türkiye Nurullah GÜLTEKĠN Öğr.Gör. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Türkiye Özet Ülkemizde geliģen teknolojiye paralel olarak ara elemana olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Meslek Yüksekokulları ülkemizin bu ara eleman ihtiyacını karģılamada büyük bir öneme sahiptir. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren yetkili servisler, Meslek Yüksekokulu Otomotiv Programı ndan mezun olan öğrencilerin istihdam alanlarının en baģında yer almaktadır. Otomotiv sektöründeki üretici ve dağıtıcı firmalar; bünyesindeki yetkili servislerden, teknik ve bazı idari kademede çalıģtırdıkları elemanların, meslek yüksekokulu mezunu olmalarını talep etmekte hatta zorunlu hale getirmektedir. Bu kademelerde çalıģan meslek yüksekokulu mezunların yeterliliklerinin tespit edilmesi, verimlilik açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalıģmada, ülkemizin çeģitli illerinde faaliyet gösteren, farklı firmalara ait 52 adet yetkili servis müdürlerine anket uygulanmıģtır. Anket iki kısımdan oluģmaktadır. Birinci kısımda iģyeri ile ilgili temel bilgiler; ikinci kısımda sektörde aktif olarak çalıģan meslek yüksekokulu mezunlarının yeterlilikleri ölçülmeye çalıģılmıģtır. Tespit edilen verilerden faydalanılarak, Meslek Yüksekokullarında verilen öğretimin geliģtirilmesi amaçlanmaktadır. ÇalıĢma sonucunda; yetkili servis müdürlerinin %60,53 ü meslek yüksekokulu mezunlarını halkla iliģkiler ve iletiģim becerisi konusunda kısmen yeterli, % 5,26 sı yetersiz bulmaktadır. Teknik bilgi açısından % 71,05 i kısmen yeterli, %15,09 u yetersiz görmektedir. Pratik bilgi yeterliliği konusundaki görüģleri % 47,37 si yetersiz olurken, sadece %10,53 ü yeterli bulmaktadır. Problem çözme ile ilgili görüģleri ise %73,68 i kısmen yeterli, %7,89 u yetersiz Ģeklinde olmuģtur. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu, Yetkili Servis, Otomotiv, Ġstihdam. EXAMINATION OF QUALIFICATIONS OF VOCATIONAL SCHOOL GRADUATES THAT EMPLOYED IN AUTOMOTIVE AUTHORIZED SERVICE Abstract In parallel to the developing technology in our country, the requirement for qualified people is increasing. Vocational School has a great importance in serving this demand in our country for these intermediate members. Authorized service providers operating in the automotive sector, is located at the top of employment areas of students who have graduated from the Vocational School Automotive Program. Manufacturers and distributors in the automotive sector; from the people they employ in technical and administrative positions, claiming to be graduates of vocational schools makes it even mandatory from authorized services under its structure. At this stage in the work of graduates of vocational schools to determine sufficiency is of great importance in terms of efficiency. Determining the proficiency of vocational school graduates at this stage has great importance in terms of efficiency. In this study, a survey was applied to 52 authorized service manager from different companies operates in various provinces from our country. The survey consists of two parts. In the first part, basic information about the workplace, in the second part proficiency of vocational school graduates that works in the sector actively, aimed to be measured. Benefiting from the identified data, it is aimed to improve the education provided in vocational schools. 87

91 In conclusion; 60.53% of the authorized service managers, thinks vocational school graduates partially sufficient about public relations and communication skills, 60.53% thinks insufficient. In terms of technical knowledge % 71,05 thinks partially sufficient, 15,09% considers insufficient. Their opinions about practical information sufficiency 47,47% is insufficient, and only 10,53% is sufficient. Their views on problem solving 73,68% is partially sufficient, and 7,89% is insufficient. Keywords: Vocational School, Authorized Service, Automotive, Employment. GĠRĠġ Ülkemizde geliģen teknolojiye paralel olarak ara elemana olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Meslek Yüksekokulları ülkemizin bu ara eleman ihtiyacını karģılamada büyük bir öneme sahiptir. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren yetkili servisler, Meslek Yüksekokulu Otomotiv Programı ndan mezun olan öğrencilerin istihdam alanlarının en baģında yer almaktadır. Otomotiv sektöründeki üretici ve dağıtıcı firmalar; bünyesindeki yetkili servislerden, teknik ve bazı idari kademede çalıģtırdıkları elemanların, meslek yüksekokulu mezunu olmalarını talep etmekte, hatta zorunlu hale getirmektedir. Bu kademelerde çalıģan meslek yüksekokulu mezunların yeterliliklerinin tespit edilmesi, verimlilik açısından büyük önem arz etmektedir. Meslek yüksekokulları, belirli mesleklere yönelik nitelikli insan gücü yetiģtirmeyi amaçlayan, yılda iki veya üç dönem olmak üzere iki yıllık eğitim-öğretim sürdüren, ön lisans derecesi veren bir yükseköğretim kurumudur (Anonim, 1981). Yetkili servis istasyonu; üretici veya ithalatçıların ürettikleri veya ithal ettikleri mallar için; kullanım ömürleri süresince satıģ sonrası montaj, bakım ve onarım hizmetlerini yürütmek üzere, kendileri tarafından veya aralarındaki sözleģme uyarınca, bu amaçla yetki verilen gerçek veya tüzel kiģiler tarafından kurulan ya da kurulmuģ bulunan tesislerdir. Özel servis; herhangi bir üretici veya ithalatçıya bağlı olmaksızın faaliyette bulunan servis istasyonlarını ifade eder (Anonim, 2014). Meslek Yüksekokulu Otomotiv Programından mezun olan öğrencilerin çoğu özel sektörde yer alan firmalarda istihdam olurken, çok az bir kısmı kamu kurum ve kuruluģlarında çalıģmaktadırlar. Mezunların bir kısmı ise kendi iģyerlerini açarak otomotiv sektöründe yer almaktadırlar. Rekabet Kurumu nun yapmıģ olduğu bir araģtırmaya göre, Türkiye de motorlu araçların tamir ve bakımı alanında faaliyet gösteren teģebbüs sayısı 2012 yılında ve 2013 yılında tür. Bununla birlikte, 2011 yılı itibariyle aktif olarak faaliyet gösteren yaklaģık adet yetkili servis bulunmaktadır. Bunlardan yarısına yakını satıģ, servis ve yedek parça hizmetini bir arada verirken, diğer yarısı ise sadece servis olarak faaliyet göstermektedir (Gündüz ve ark., 2013). Türkiye de Ocak 2016 ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 20 milyon 98 bin 994 adet taģıt bulunmaktadır. Bunların %53 ünü otomobil, %16,3 ünü kamyonet, %14,6'sını motosiklet, %8,5 ini traktör, %4 ünü kamyon, %2,3 ünü minibüs, %1,1 ini otobüs, %0,2 sini ise özel amaçlı taģıtlar oluģturmaktadır (Anonim, 2016). Türkiye de Ocak 2016 itibariyle bir yılda trafiğe kaydı yapılan taģıt sayısı Grafik 1 de görülmektedir. Grafik 1: Türkiye de Ocak 2016 itibariyle trafiğe kaydı yapılan taģıtları sayısı (Anonim, 2016). 88

92 Otomotiv sektöründe, satıģ sonrası hizmet birimi olan yetkili servisler ve satıģ noktaları, otomotiv programı mezunlarının sayıca yoğun olarak istihdam edildiği kuruluģlardır. Yetkili servislerde Teknik ve Ġdari personel olmak üzere iki farklı grupta personel çalıģtırılmaktadır. Mavi yaka olarak adlandırılan Teknik kısımda; bakım teknisyeni, sistem teknisyeni ve arıza teģhis teknisyeni gibi pozisyonlar yer almaktadır. Beyaz yaka olarak adlandırılan Ġdari kısımda ise servis danıģmanı, garanti danıģmanı, müģteri danıģmanı, yedek parça danıģmanı ve satıģ danıģmanı gibi pozisyonlar bulunmaktadır. Bu pozisyonlarda belirli süre çalıģan ve baģarılı olan personel, bir üst pozisyonda çalıģtırılmaktadır. Bir üst pozisyonlar ise atölye Ģefliği, satıģ Ģefliği, servis müdür yardımcılığı, satıģ müdürlüğü ve servis müdürlüğüdür. Meslek Yüksekokulu Otomotiv Programı mezunları bu pozisyonların birçoğunda sorumluluk ve görev almaktadırlar. Otomotiv Programından mezun olan bir Otomotiv Teknikeri nin sahip olduğu bazı bilgi, beceri ve alıģkanlıklar aģağıda sıralanmaktadır: Teknik dil kullanır, çizim yapabilir, grafik, tablo, resim okuyabilir ve analiz edebilir. Ölçme ve kontrol aletlerini kullanabilir. Temel tamir araç gereçlerini kullanabilir, sökme takma ve teģhis koyma, tamir etme iģlerini yapabilir. Özel cihaz ve aparatları kullanabilir. Mesleğiyle ilgili standartları bilir ve uygular. SatıĢ sonrası kademelerde müģteri ile iletiģim kurabilir. Bilgisayar kullanarak alanı ile ilgili yazıģmalar yapabilir, bilgi depolayabilir, depolanmıģ bilgileri kullanabilir. Yönetim fonksiyonlarını bilir. Yönetici yardımcılığı veya orta kademe yöneticilik konusunda görev almanın sorumluluğunu bilir. Yönetim kademelerinde sorumluluk alabilir. Emrinde çalıģan kiģilerin gözetim ve denetimini üstlenir. Alanı ile ilgili haberleģme cihazlarını kullanabilir. Planlı ve sistemli çalıģma alıģkanlığı kazanır. Kendi eksikliklerini bilir ve bunları tamamlamanın yollarını araģtırır (Anonim, 2002). Bu araģtırmanın amacı; Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren yetkili servislerde istihdam edilen meslek yüksekokulu mezunlarının yeterliliklerinin incelenerek, okullarda verilen eğitimin kalitesinin arttırılmasına katkıda bulunmaktır. Sektörün beklentilerine cevap verebilecek niteliklerde daha donanımlı bireyler yetiģtirmektir. YÖNTEM Türkiye deki çeģitli illerde faaliyet gösteren otomotiv firmalarına bağlı yetkili servisler araģtırılmıģtır. Bu servislerden rastgele seçilen bazı yetkili servis müdürlerine uygulanmak üzere anket hazırlanmıģtır. Anket formu son halini almadan önce, sorulardaki eksiklik ve hataların belirlenebilmesi amacıyla hazırlanan anket formu taslağı, Karaman ve Konya da bulunan yetkili birkaç serviste uygulanarak, gerekli düzeltmeler yapılmıģtır. Buna göre ankete son Ģekli verilerek, hedef kitleye uygulanmıģtır. Elde edilen verilerin analizi Microsoft Office programı yardımıyla yapılmıģtır. Anketler, servis müdürlerinin bazılarına telefonla çalıģma hakkında bilgi verilip elektronik posta yoluyla, bazı müdürlerle ise yüz yüze görüģmeler yapılarak uygulanmıģtır. Uygulanan anket iki kısımdan oluģmaktadır. Birinci kısımda iģyeri ile ilgili temel bilgiler; ikinci kısımda sektörde aktif olarak çalıģan meslek yüksekokulu mezunlarının yeterlilikleri, ölçülmeye çalıģılmıģtır. Hedef kitle olarak 52 iģletme seçilmesine rağmen bunlardan 47 tanesinden değerlendirilebilir nitelikte veri alınabilmiģtir. 89

93 BULGULAR ÇalıĢma sonucunda elde edilen veriler iģlenerek, değerlendirilmiģ ve grafik Ģeklinde sunulmuģtur. Benzer tipteki sorular aynı grafikte verilmiģtir. AraĢtırmaya katılan yetkili servislerde çalıģan meslek yüksekokulu mezunlarının pratik bilgi yeterliliği Grafik 2 de gösterilmiģtir. Pratik Bilgi Yeterliliği Yeterli 11% Kısmen Yeterli 42% Yetersiz 47% Grafik 2. Meslek Yüksekokulu mezunlarının pratik bilgi yeterliliği AraĢtırmaya katılan yetkili servis müdürleri, Meslek yüksekokulu mezunu çalıģanınızın pratik bilgisi sizce yeterli midir? sorusuna; % 11 i yeterli, % 42 si kısmen yeterli, % 47 si ise yetersiz Ģeklinde cevap vermiģtir. Grafik 2 de görüldüğü gibi yeterlilik ve yetersizlik oranları birbirine çok yakındır. Buradan mezunların aslında teorik bilgiye sahip oldukları, ancak uygulamada pratik bilgilerinin yeterli olmaması nedeniyle çekimser kaldıkları söylenebilir. Okullarda yapılan atölye çalıģmalarının piyasa beklentilerine cevap verecek yeterlilikte olmadıkları söylenebilir. Teknik Bilgi Yeterliliği Yeterli 13% Yetersiz 16% Kısmen Yeterli 71% Grafik 3. Meslek Yüksekokulu mezunun teknik bilgi yeterliliği AraĢtırmaya katılan yetkili servis müdürleri, Meslek yüksekokulu mezunu çalıģanınızın teknik bilgisi sizce yeterli midir? sorusuna; % 71 gibi büyük bir çoğunluğu kısmen yeterli Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Katılımcıların % 13 ü yeterli, % 16 sı ise yetersiz bulmuģlardır. Grafik 3 den 90

94 anlaģılacağı gibi meslek yüksekokulu mezunlarının büyük bir çoğunluğu mesleğiyle ilgili genel olarak teknik bilgiye sahip oldukları, fakat markaya yönelik teknolojik bilgiye sahip olmadıkları söylenebilir. Problem Çözme Yeterliliği Yetersiz 8% Yeterli 18% Kısmen Yeterli 74% Grafik 4. Meslek Yüksekokulu mezunun problem çözme yeterliliği Katılımcılar, Meslek yüksekokulu mezunu çalıģanınızın problem çözme yeterliliği sizce nasıldır? sorusuna verdikleri cevapta; % 18 i yeterli, % 74 ü kısmen yeterli, % 8 i ise meslek yüksekokulu mezunlarını Grafik 4 de görüldüğü gibi yetersiz görmektedir. Mezunların problem çözmede zorlanma sebeplerinden birincisi pratik alanda eksikliklerinden, ikincisi ise oluģan problemle ilk defa karģılaģmalarından dolayı kaynaklandığı düģünülebilir. Öğrencilerin öğrenim hayatlarında çok yönlü, sorgulayıcı ve Ģüpheci düģünmelerini güçlendiren pratik çalıģmaların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Müşteri İlişkileri ve İletişim Becerisi Yeterli 34% Yetersiz 5% Kısmen Yeterli 61% Grafik 5. Meslek Yüksekokulu mezunlarının müģteri iliģkileri ve iletiģim becerisi yeterliliği 91

95 Katılımcı yetkili servis müdürleri, Meslek yüksekokulu çalıģanınızın müģteri iliģkileri ve iletiģim becerisi sizce yeterli midir? sorusuna; Grafik 5 de görüldüğü gibi %34 lük bir kısım yeterli bulmuģtur. % 61 lik bir kısım ise kısmen yeterli bulmaktadır. Bunun sebebi mezunların sahip oldukları bilgileri pratik alanda karģıdakine aktarırken özgüven eksikliklerinden dolayı iletiģimde zorluklar yaģamaktadır. Katılımcıların %5 gibi az bir kısmı ise yetersiz bulmaktadır. SONUÇ ÇalıĢmaya katılan yetkili servis müdürleri hazırlanan ankete samimi cevaplar vermiģ, fikirlerini paylaģmıģ ve Meslek Yüksekokulu mezunu çalıģanlarla ilgili düģüncelerinin olumlu olduğunu belirtmiģlerdir. Ġstihdam ettikleri Meslek Yüksekokulu mezunu çalıģanlarından Ģikâyetçi olan yetkili servis müdürüyle karģılaģılmamıģtır. Genel olarak grafikler incelendiğinde anlaģılacağı üzere; mezunların giriģimci yönlerinin zayıf olduğu, sahip oldukları teorik bilgileri uygulama alanlarına yansıtamadıkları ve özgüven eksikliği yaģadıkları söylenebilir. Mezunların iģ hayatına ve çalıģtıkları ortama alıģtıktan sonra sahip oldukları özgüven eksikliğinin ortadan kalktığı, görevlerinde ve yaptıkları iģlerde çok baģarılı olduğu görülmektedir. Bu durum mezunların iģe baģlamadan önce, hizmet içi eğitime tabi tutulması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca ilk iģe giriģte teorik bilgiye sahip olmalarına rağmen, uygulamada yetersiz oldukları görülmektedir. Meslek Yüksekokulu mezunlarının geliģime açık olmalarında dolayı, alacakları eğitimlerle istenilen yeterliliğe kısa zamanda ulaģmaktadırlar. Bu durum ise müģteri memnuniyeti ve kalite standartlarını üst seviyede tutmak isteyen yöneticilerin iģini kolaylaģtırmaktadır. Meslek Yüksekokulu mezunlarının iletiģim becerileri iyi olmasından dolayı bir üst kademelere geçiģleri daha kolay olmaktadır. Çünkü bir servis yöneticisinde teknik bilgi ile beraber iletiģim becerisi de aranmaktadır. Ayrıca iletiģim yönlerinin güçlü olmasından dolayı ilk iģe alımlarda teknik kısımdan daha çok; servis danıģmanı, garanti danıģmanı, müģteri danıģmanı, satıģ danıģmanı, yedek parça danıģmanı ve atölye Ģefi gibi idari kısımlarda tercih edilmektedirler. Meslek yüksekokulu mezunları görev aldıkları birimlerde baģarılı olmaları için okuldan aldıkları teorik bilgileri çekinmeden, özgüven içerisinde iģ hayatında uygulayabilmek için kendilerini geliģtirmelidirler. Bunun için endüstriye dayalı eğitimleri olan stajlara önem vermeli, kendileri için en faydalı olacak staj yerlerini tercih etmelidirler. Mesleği ile ilgili teknolojik geliģmeleri takip etmeli ve iletiģim becerisini güçlendirmelidirler. ĠĢyerleri kendilerine staj eğitimleri için gelen öğrencileri kabul etmeli, kabul ettikleri öğrencileri en iyi Ģekilde pratik eğitim almaları için gerekli ortamı sağlamalıdırlar. Meslek Yüksekokulları müfredatlarını geliģen teknolojiye paralel olarak belli aralıklarla güncellemelidirler. Akademisyenler de okul-sanayi iģbirliği çerçevesinde, beklentilere cevap verecek nitelikte öğrenciler yetiģtirmek ve onları iģ hayatına daha iyi hazırlamak için iģyerleri ile sürekli diyalog içerisinde olmalıdırlar. REFERANSLAR - Anonim, (1981) Sayılı Yükseköğretim Kanunu. arch= adresinden 09 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. - Anonim, (2002). MEB-YÖK Meslek Yüksekokulları Program GeliĢtirme Projesi. Otomotiv Eğitim Programı. - Gündüz, R., Ġçel, C., ġengören, Z., Dere, G. (2013) Motorlu TaĢıtlar Sektör AraĢtırması Raporu. Rekabet Kurumu IV. Denetim ve Uygulama Dairesi BaĢkanlığı. 1t.pdf adresinden 09 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. - Anonim, (2014) Sayılı Resmi Gazete. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, SatıĢ Sonrası Hizmetler Yönetmeliği. adresinden 09 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. - Anonim, (2016). TUĠK. adresinden 24 Mart 2016 tarihinde alınmıģtır. 92

96 MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA ÖĞRENCĠ NĠTELĠĞĠNĠN ARTTIRILMASINDA ĠġYERĠ EĞĠTĠMĠNĠN ÖNEMĠ; ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞĠ Hatice Biçen YILMAZ Öğr. Gör. Uludağ Üniversitesi, Türkiye Handan AKSÜYEK Öğr. Gör. Uludağ Üniversitesi, Türkiye Özet Teknolojik geliģmeler ve uluslararası rekabet baskısı ile iģ dünyasının sürekli değiģen koģullarında gereksinim duyulan ara elemanların yetiģtirilmesinde mesleki eğitime büyük görevler düģmektedir. Günümüzde iģ dünyasının büyüme potansiyeliyle de iliģkili olarak, mesleki eğitim almıģ ve bu eğitim sonucunda mesleki bilgi ve becerisi geliģmiģ, donanımlı, nitelikli iģgücüne olan ihtiyaç sürekli artmaktadır. Ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinde yeterli bilgi ve beceriye sahip ara eleman ihtiyacının karģılanması amacıyla kurulmuģ olan meslek yüksekokulları, lise sonrası iki yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarıdır. Ülkemizde iģ sektörlerindeki hızlı değiģimler takip edilerek, bu doğrultuda eğitim kalitesini yükselten meslek yüksekokullarında istenilen baģarılı sonuçlara ulaģılmasına rağmen, genel olarak iģ dünyasının gereksinim duyduğu nitelikli ara eleman ihtiyacına tam olarak cevap verilemediği görülmektedir. Bunun nedeni ise, meslek insanı yetiģtiren bu okullarda eğitim sistemi ile iģgücü piyasası arasında güçlü bir bağın kurulamamasıdır. Bu bağın güçlendirilerek, öğrencilerin iģyeri eğitimi adı altında haftanın belirli günlerinde iģ yerlerinde zorunlu eğitime tabi tutulmaları, mesleki bilgi ve becerilerinin geliģmesine önemli ölçüde katkı sağlayacağı gibi, istenilen nitelikteki mesleki ara elemanların yetiģtirilmesi de olanaklı hale gelecektir.. Bu bağlamda çalıģmada, öğrenim sürecinde öğrencilere sağlanan iģyeri eğitiminin; öğrencilerin bilgi ve becerilerindeki artıģa bağlı olarak öz güvenin geliģmesi, mezuniyet sonrası iģ bulma, iģ ortamına uyum sağlama, iģ verimliliği gibi konularda sağladığı katkılar araģtırılarak irdelenmiģtir. ĠĢyeri eğitiminin irdelenmesinde, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu nda uygulanan iģyeri eğitimi örneği ile öğrencilerle yapılan anket çalıģması ele alınmıģtır. Anket rassal olarak iģyeri eğitimine giden 100 öğrenciye yüzyüze sorular yöneltilerek uygulanmıģtır. Sonuçlar SPSS 13.0 programında değerlendirilmiģtir. Ayrıca, mesleki deneyime ve literatür araģtırmasına dayalı olarak, MYO larda okuyan öğrencilerin genel profili de bu kapsamda değerlendirilmiģtir. Anahtar Kelimeler: ĠĢyeri eğitimi, eğitim sistemi, Meslek Yüksek Okulu, Sosyal Bilimler IMPORTANCE OF WORK PLACE TRAĠNĠNG FOR DEVELOPĠNG THE STUDENT QUALĠTY ĠN VOCATĠONAL HĠGH SCHOOLS; ULUDAG UNĠVERSĠTY SOCĠAL SCĠENCES VOCATĠONAL SCHOOL EXAMPLE Abstract Technological developments, international competition pressure and continuously changing conditions of business life, vocational education plays very important role for raising required intermediate staff. Today, also related with growth potential of business world, the requirement for qualified manpower that received vocational education and accordingly developed vocational knowledge and skill continuously increases. Vocational high schools which were established with the aim of fulfilling the requirement for intermediate staff with sufficient knowledge and skill in trade, industry and service sectors are higher education institutions which provide 2 years of education after high school. In our country it is mainly observed that the requirement of business life for qualified intermediate staff can not be fulfilled although successful results are obtained in vocational high schools which follow the rapid changes in business sectors and accordingly increase their education quality. The reason of this fact is that a strong bond can not be established between education system of these schools educating professional people for the work-power market. This bond should be 93

97 strengthened by providing obligatory training to students in work places in certain days of the week. This will contribute to the development of their professional knowledge and skills and accordingly it will be possible to educate qualified and required intermediate staff. In this context the contributions provided by work place training to students during their education on subjects such as increase of their self-confidence depending on the increase of their knowledge and skills, possibility to find a job after graduation, adoption to working environment and work efficiency were researched and examined. For examining work place training the work place training example applied in Uludağ University Social Sciences Vocational High-school and the survey study applied on students were handled. The survey was applied randomly to 100 students receiving work place education by asking them questions face to face. The results were evaluated in SPSS 13.0 program. Besides depending on vocational experience and literature research the general profile of the students receiving education in vocational high schools were also evaluated in this context. Keywords: Work place education, education system GĠRĠġ Meslek yüksekokullarının temel amacı; ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinin ara eleman ihtiyaçlarını karģılamaktır. Ülkemizde iģ dünyasının en önemli ihtiyacının nitelikli ara eleman olduğu bilinen bir gerçektir. Bu ihtiyaçların karģılanması amacıyla ülkemizde hemen hemen her il ve ilçede bir meslek yüksekokulu açılmıģtır. Ancak, iyi niyetlerle kurulan bu meslek yüksekokullarında; mali kaynak yetersizlikleri, fiziki yetersizlikler, araç-gereç yetersizlikleri, öğretim elemanı yetersizlikleri gibi önemli eksiklikler yaģanmaktadır. Ayrıca, meslek yüksekokulunun açıldığı yörede kuruluģ amaçları da yöresel sektörlere yeterince anlatılamamaktadır. Meslek yüksekokulunun kurulduğu yer, öğrencilerin aldıkları teorik eğitimlerini pekiģtirecekleri, mesleki becerilerini arttırmaya uygun sektörlerin bulunmadığı bir bölgedeyse ve öğrencilere meslek pratiği konusunda iģ yeri eğitimi imkânları sağlanamıyorsa, öğrencilerin o meslek dalında yeterli beceriye ve bilgiye sahip olamayacakları açıktır. Diğer yandan, mesleki eğitim ile istihdam koģulları birbirlerine paralel olarak geliģmelidir. Mesleki eğitimin istihdam olanakları arttırılıp, sektördeki yeniliklere, yeni iģ kollarına uyumlu olurken, teknolojik geliģmeler ve uluslararası rekabet baskısı sonucu istihdam yapısında meydana gelen değiģmeler de mesleki eğitim politikalarını yönlendirmektedir. Ġhtiyaç duyulan nitelikteki arz ve talebin dengelenmesi durumunda Türkiye deki iģsizlik oranının da azalacağı muhakkaktır. Bu nedenle, meslek yüksekokullarında verilen eğitim, sektörlerin ihtiyaçlarına göre belirlenerek verimliliklerini ve istihdam edilebilirliklerini arttırmak yönünde geliģtirilmelidir. ĠĢgücünün daha eğitimli hale getirilmesi sektördeki verimliliği de arttıracaktır. Avrupa Birliği'ndeki araģtırmalara göre, ilave her bir yıllık eğitim verimlilikte yüzde 6 oranında, gelir düzeyinde ise yüzde 5 oranında artıģ sağlamaktadır. (http://www.dunyainsaat.com.tr/dergioku.php?haberid=1952). ĠĢ gücünün daha verimli hale getirilmesinde, eğitim sürecinde öğrencilere sağlanan iģ yeri eğitiminin önemi büyüktür. Bu çalıģmada, Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler örneğinde, iģ yeri eğitiminin meslek pratiği konusunda öğrenciler üzerindeki etkisi araģtırılmıģtır. Ancak, bu araģtırma sonuçlarının değerlendirilmesiyle iliģkili olarak, meslek yüksekokullarının bugünkü durumu ve öğrencilerin genel profili hakkında da genel bir bilgi verilmesi de uygun olacaktır. Bu bağlamda, gerekli analiz çalıģmaları yapılmadan ve öğretim elemanı ihtiyacı giderilmeden açılan meslek yüksekokullarında bazı derslerin dıģarıdan destekli veya konusunda uzman olmayan kiģiler tarafından yürütüldüğü bilinmektedir. Bu da öğrencilerin derse bakıģına ve bilgi edinebilmelerine negatif yönde etki etmektedir. Ayrıca yetersiz öğretim elemanı nedeniyle birçok dersin aynı öğretim elemanı tarafından yürütülmesi de olumsuzluklar arasında sayılabilir. YÖK ün öğretim yılı istatistiklerine göre devlet ve vakıf üniversiteleri ile devlet ve vakıf meslek yüksekokullarında toplam öğretim elemanı bulunmaktadır. Bunların içerisinde devlet ve vakıf meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının sayısı ise olup, tüm öğretim elemanı sayısının %11,86 sına karģılık gelmektedir. Toplam yükseköğretim öğrencisi içerisinde yer alan ön lisans öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının %33,21 ine karģılık gelmektedir. Bu istatistiklere göre yükseköğretim gören yaklaģık üç öğrenciden birisi ön lisans öğrencisidir. Bu da meslek yüksekokullarının 94

98 yükseköğretim sistemimiz içindeki öneminin göstergesidir. Buna karģın meslek yüksekokullarındaki öğretim elemanlarının toplam öğretim elemanları içindeki oranı ise yukarda belirtildiği gibi %11,86 gibi düģük bir orandır. Ülkemizde lisans, yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik eğitimlerinde, üniversitesine göre değiģmekle beraber, genel olarak 31 öğrenciye 1 öğretim elemanı düģerken, meslek yüksekokullarında 113 öğrenciye 1 öğretim elemanının düģtüğü görülmektedir. Türkiye de, meslek yüksekokullarında çok sayıda öğretim elemanına daha ihtiyaç duyulduğu, öğrencilerin aynı zamanda yeterli teorik bilgiye ulaģamadan mezun oldukları anlaģılmaktadır. Bu perspektifte, eğitim sürecinde zorunlu tutulacak iģ yeri eğitiminin ve bu sayede öğrencilerin mesleki bilgi ve becerilerinde kazanacakları artıģın, mezuniyet sonrası daha kolay iģ bulmasına, iģ ortamında verimliliğin de artmasına sağlayacağı katkının önemi büyük olacaktır. Diğer yandan, meslek yüksekokullarını tercih eden ya da tercih etmek zorunda kalan öğrencilerin büyük bir bölümü sosyo-ekonomik düzeyleri düģük ailelerin çocuklarıdır. Bu öğrenciler genellikle meslek lisesi mezunlarından oluģmaktadır. Meslek liselerini tercih eden bu öğrenciler ekonomik yetersizlikler sebebiyle en kısa sürede iģ yaģamına atılarak kendi ekonomik ihtiyaçlarını karģılamak zorunluluğundan dolayı bu okulları tercih etmektedirler. Meslek lisesi kökenli öğrenciler lise dönemlerinde yaz stajı ve sektör uygulamalı meslek dersleri sebebiyle üniversiteye baģlamadan iģ yaģamının içerisine girmektedirler. Hatta bazıları bu iģyerlerinde çalıģırken de meslek yüksekokullarında okumaktadırlar. Meslek liseleri meslek yüksekokullarının altyapılarını oluģturan temel taģlardandır. Düz liselere göre meslek liselerinden gelen öğrenciler mesleki dersleri aldıklarından bu derslerde daha baģarılı olmakta buna karģın temel derslerde ise düz liseden gelen öğrencilerin baģarıları daha yüksek olmaktadır. Öğrenciler ailelerinin ekonomik yetersizliklerinden dolayı üniversiteye hazırlık eğitimi alamayıp meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçiģ hakkını kullanmayı tercih etme zorunluluğunda kalmaktadırlar. Meslek yüksekokullarına sınavsız gelen öğrencileri de iki gruba ayırabiliriz. Bir kısmı orta öğretimdeki temel derslerdeki baģarısızlıklarından dolayı aileleri tarafından meslek sahibi olabilmeleri için meslek liseleri ve meslek yüksekokullarına yönlendirilmiģ olan öğrencilerdir. Bu gruptaki öğrenciler hiç bir emek harcamadan meslek yüksekokullarına geldiklerinden meslek yüksekokullarında alacakları eğitimin kendilerine katacağı değerin farkına varamamaktadırlar. Ġkinci grubu oluģturan öğrenciler ise ekonomik sebeplerle en kısa sürede aile bütçelerine ekonomik katkıda bulunabilmek için meslek liseleri ve meslek yüksekokullarını tercih eden öğrencilerdir. Bu gruptaki öğrenciler ise elde ettikleri eğitim fırsatlarını çok iyi değerlendirerek mesleki becerilerini arttırıp nitelikli olarak mezun olma çabasında olan öğrencilerdir. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğrenci Memnuniyeti isimli bildirideki anket bulgularına göre; Okulunuzdan gurur duyuyor musunuz sorusuna öğrencilerin, % 39,1 i evet, % 45,5 i kısmen, %14,7 si hayır cevabı vermiģtir. Kesin hayır diyenlerin oranının düģüklüğü göz önüne alındığında, genel olarak okudukları okuldan gurur duyma oranının yüksek olduğu görülmektedir. Program bazında okuldan gurur duyulması incelendiğinde Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Bankacılık ve Sigortacılık, ĠĢletme Yönetimi, Yerel Yönetimler ve Lojistik programı öğrencilerinin %50 gibi yüksek bir oranda evet cevabı verdiği görülmüģtür(aksüyek ve Yılmaz, 2014: ). Söz konusu programlardan mezun olan öğrencilerin, iģ bulma imkânlarının yüksek olması nedeniyle gelecek kaygıları azalmakta ve dolayısıyla da okullarından memnun olmaktadırlar. Bu verilerden yola çıkılarak meslek yüksekokullarının açıldıkları bölgelerde ilgili sektörlerde iģ bulabilme olanakları söz konusu olduğunda öğrencilerin de okullarından memnuniyet düzeylerinin yüksek olacağı sonucuna ulaģılabilir. Tablo 1 ANNE BABA Okuryazar değil %13.3 %48.9 Okuryazar + ilkokul mezunu %55.9 %20.7 Ortaokul mezunu %14.1 %20.7 Lise mezunu %12.6 %9.8 Üniversite ve üstü %4.1 95

99 Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sağlıklı YaĢam Biçimi DavranıĢları ve Etkileyen Faktörler baģlıklı makalede 460 meslek yüksekokulu öğrencisinin anne ve babalarının eğitim durumlarına bakıldığında ankete katılan 460 öğrencinin anne ve babalarının eğitim durumları yukardaki tabloda gösterilmiģtir (Vural ve Bakır, Ocak 2015). Üniversite Öğrencilerinin Çevre Bilinç Düzeylerinin Tespiti: Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu isimli bildirideki anket bulgularına göre; anket çalıģmasına katılan öğrencilerin çevre bilgileri vardır, fakat çevreye yönelik tutumları çevreye yararlı davranıģlara dönüģememiģtir. Öğrenciler çevre-insan iliģkilerinin çevre sorunları yarattığı bilgisine sahiptirler ama, kendi davranıģlarını değiģtirmemekte ancak, baģkalarının değiģtirmesini talep etmektedirler. Öğrencilerin çoğunluğunun kendilerini çevreye karģı sorumlu olarak görmedikleri ve davranıģlarının da bu yönde olmadığı görülmüģtür(tosun, 2014: ). MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA ĠġYERĠ EĞĠTĠMĠN ÖNEMĠ Meslek yüksekokullarının kuruluģ amacı ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerine nitelikli ara eleman yetiģtirmektir. Bu nedenle yukarıda belirtildiği gibi meslek yüksekokullarının kuruluģ yerlerinin ilgili sektörlere yakın bölgelerde belirlenmesi gerekir. Bu koģulların sağlanamadığı yerlerde meslek yüksekokullarının iģyeri eğitimi dersleri yerine teorik dersler verilmektedir. Bu durum, okulların amaçları doğrultusunda mesleki bazda yeterli donanıma sahip öğrenci yetiģtirilememesine neden olmaktadır. ĠĢyeri eğitimi dersi alan öğrenciler, sektördeki iģleri ve iģ ortamını tanır, az da olsa ekonomik özgürlüğüne ulaģır ve okul sonrasında iģyeri eğitimi dersinden elde ettiği deneyim sayesinde iģ bulmada ve çalıģtığı iģe adaptasyon sağlamada sorun yaģamaz. Okul aģamasında iģ dünyasının içine girmesi öğrencinin hayata bakıģını ve kendine olan güvenini arttırmaktadır. Okullarının konumu gereği iģyeri eğitimi dersini alamayan öğrenciler, aynı program mezunu olmalarına rağmen dersi alan öğrencilere göre iģ yaģamına daha geriden baģlamaktadırlar. Teknolojiye paralel olarak yenilenemeyen özellikle laboratuvar, atölye vb. fiziksel mekânlarda yapılan eğitim sonucunda öğrencilerin, teknolojik geliģmelerden uzak yetiģen, dolayısıyla istihdam edilmeleri beklenen iģ dünyasının ihtiyaçlarına cevap veremeyen ve yeterli olamayan mezunlar olmalarına neden olmuģtur. Meslek yüksekokullarında verilen eğitimde her türlü eğitim teknolojileri kullanılmalı, ayrıca laboratuvar, atölye vb. mekânlarda olabildiğince güncel donanımlarla pratiğe dönük eğitim faaliyetleri sürdürülmelidir. Eğitimde görsel ve iģitsel araçlar, öğrenmenin kalıcı olmasını sağlama açısından çok önemlidir. Bir öğretme etkinliği ne kadar çok duyu organına hitap ederse öğrenme (uzun süreli hafızaya alma) o kadar iyi ve kalıcı olmakta, unutma da o kadar geç olmaktadır. Öğrenmenin, duyu organları ile olan iliģkisi ġekil 1 de verilmiģtir. Buradan da görülebileceği gibi, genel olarak insanlar okuduklarının sadece %10 unu hatırlarken, uyguladıklarının %90 ını hatırlamaktadır(alkan, Suiçmez, Aydınkal ve Şahin, 2014: ). ġekil 1: Öğrenme Etkinliğinin Duyu Organları Ġle ĠliĢkisi (Thalheimer, 2006). Görülüp yapılanların hatırlanma oranı bu kadar yüksek olduğundan, okuldaki akademik derslerin yanında zorunlu olarak iģyeri eğitimi adı altında uygulama dersleri konulmalıdır. Bu derslerle 96

100 öğrencilerin sektör içerisinde bilfiil çalıģarak mesleki bilgi ve becerilerinin artırılması sağlanmalıdır. ĠĢyeri eğitimi derslerinde, derslerde öğrenilen konuların uygulamasını yapabilme, çalıģma hayatına uyum sağlama, teori ile uygulamayı bir arada pekiģtirme, mesleği ile ilgili iģ süreçlerini uygulama, çalıģma disiplinini sağlama, iģ süreçlerindeki sorunlara çözüm önerileri getirebilme, alanına uygun sektörel araç gereçleri kullanabilme yeteneklerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Okul aģamasında iģyeri eğitimi adı altında bir ders olarak öğrencilerin iģyerlerinde çalıģmaları sağlanarak, daha öğrencilik aģamasında sektörü tanımaları iģ yerlerindeki genel iģleyiģi öğrenmeleri yanında mesleki bilgilerini geliģtirme fırsatı verilmelidir. Okul aģamasında iģyeri eğitimi dersi alan öğrenci mezun olduğunda iģ deneyimli olarak hayata atılabilmektedir. Bu sistemi uygulayan meslek yüksekokulu öğrencilerinden bazıları iģyeri eğitimi dersi kapsamında gittikleri firmalarda okul sonrasında kadrolu personel olarak çalıģmaya devam etmektedirler. Mesleki eğitimin iģ yaģamına hazırlamada öğrenciye katkısı büyük olmakla birlikte iģ yerleri ile ilgili doğru seçimler yapılmadığı takdirde baģka sorunlarla karģılaģılmaktadır. ĠĢyeri eğitiminin faydaları, iģ yerinin kalitesine bağlıdır. ÇalıĢma ortamı eğitim ortamı için uygun değilse; iģyerindeki teknoloji çağın gerisindeyse; iģletmede iģ güvenliği önlemleri alınmamıģsa; stajyerlere iģ güvenliği eğitimi ve korunma araçları sağlanmamıģsa; iģyeri eğitimi faydasız ve iģ kazalarına neden olabilir. Planlı ve programlı yapılmadığı ve kalite kontrolünün olmadığı durumda gençler için iģ yeri eğitimi; fırsat niteliğini yitirerek ucuz iģ gücüne dönüģür veya gayet dar ve o Ģirket bazlı becerilerle sınırlı kalır. ġirketleri zorlarsanız iģyeri eğitimi; naylon staja, ayakaltında dolaģma ya da getir-götür iģlerine dönüģür. Keza iģletmeler açısından pratik eğitim, üretimde aksamalara neden olabilir, bozuk mala yol açabilir, makine ve teçhizata zarar verebilir(kenar, 2011). ĠĢyeri eğitiminin yapılacağı iģyerlerinin seçiminin ve sonrasında da denetimlerinin düzenli bir Ģekilde ilgili öğretim elemanları tarafından yapılması bu sakıncaların bir kısmının ortadan kaldırılmasında etkili olacaktır. Uludağ Ünüversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulunda ĠĢyeri Eğitimin Öneminin Belirlenmesi Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulunda bulunan programların tümünde, 1997 yılından bu yana iģyeri eğitimi uygulamalı ders niteliğinde değerlendirilmekte olup, baģarı ile sürdürülmektedir. Bu ders kapsamında program bazında ilgili sektörlerle iģbirliği yapılarak, ikinci sınıf öğrencileri üçüncü ve dördüncü yarıyıllarda haftada iki gün zorunlu olarak iģyerlerine gönderilmektedir. Her öğrenci danıģman hocası tarafından iģyerlerinde birebir denetlenmektedir. Bu denetlemelerde öğrencinin iģyeri sorumlusu ile yüz yüze görüģülerek beklentiler ve memnuniyetler değerlendirilmektedir. Ayrıca, yapılan yazılı sınavlar ile öğrencinin iģyeri eğitimi uygulamasından edindiği bilgi ve beceri ölçülmektedir. Diğer yandan, sınavlar dıģında öğrencinin iģyeri hakkındaki görüģleri de alınmaktadır. Bu bilgiler ıģığında iģyeri portföyü oluģturulmakta, öğrenciye yeterli katkı sağlamayan iģyerlerine sonraki dönemlerde öğrenci gönderilmemektedir. ĠĢyeri eğitimine baģlayan öğrenciler çok kısa bir süre içerisinde almıģ olduğu sorumlulukla olgunlaģmakta, davranıģ ve baģarı grafiğinde de gözle görülür bir yükselme izlenmektedir. Akademik derslerde de iģyeri uygulamasında öğrendikleri konularla karģılaģtıklarında daha öz güvenli bir yaklaģım göstermekte ve derse katılımları daha yüksek olmaktadır. ĠĢyeri eğitimi uygulamasının; öğrencilerin akademik baģarılarına, mesleki bilgi becerilerine ve kiģisel geliģimlerine olumlu etkileri olmaktadır. ĠĢyeri eğitimi sayesinde öğrencilerin bir kısmı mezun olmadan önce iģ bulmakta, bir kısmı ise CV lerinde iģyeri eğitimi kapsamında deneyimli oldukları belirtildiğinden mezuniyet sonrası kısa sürede iģ yerleri tarafından tercih edilerek iģ bulmaktadırlar. Bu kapsamda, öğretim yılında Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulunda farklı programlardan iģ yeri eğitimine katılmıģ 100 öğrenci ile yüz yüze bir anket çalıģması yapılmıģtır. Yapılan anket çalıģmasında, öğrencilerin iģyeri eğitiminde edindikleri sektörel bilgilerin kendileri için sağladığı katkılar ile mesleki yeterlilik konusunda kendilerine olan öz güvenleri, meslekten beklentileri, gelecek umutları, iģ bulma potansiyelleri gibi konular ölçülmeye çalıģılmıģtır. Bu ölçüm ve değerlendirme SPSS 13.0 istatistik programı kullanılarak yapılmıģtır. Yapılan anket çalıģmasına göre; Öğrencilerin %97 si, iģ yeri eğitiminde edindikleri bilgilerin meslek pratiğinin gerçek bilgileri olduğunu, bu yüzden iģ yeri eğitiminden çok fazla bilgi ve beceri elde ettiklerini belirtmiģlerdir. 97

101 Öğrencilerin % 93 ü iģ yeri eğitimi aldıkları sektörün gerçek çalıģma alanlarını, koģullarını, kendilerine gelecek için neler sağlayabileceğini daha iyi anladıklarını belirtmiģtir. Öğrencilerin % 84 ü iģ yeri eğitimi sırasında kendilerini o mesleğin adamı gibi hissettiklerini, bunu mesleki kariyerlerinin bir baģlangıcı olarak gördüklerini, bu yüzden mesleki anlamda mutlu olduklarını belirtmiģlerdir. Öğrencilerin %92 si, bu uygulama sayesinde mesleki konuda yeterli bilgiye sahip olduklarını, çalıģacakları sektörlerde baģarılı olacaklarını belirtmiģlerdir. Öğrencilerin %32 si, mezun olduklarında, iģyeri eğitimi aldıkları yerlerde çalıģmaya baģlayacaklarını belirtmiģtir. Öğrencilerin %76 sı mezun olduktan sonra mezun oldukları sektörlerde iģ bulabileceklerini, iģ yeri eğitiminin bunun için bir referans olacağını belirtmiģtir. Öğrencilerin %42 si ĠĢ yeri eğitimi sayesinde mesleğe daha çok ilgi duyduklarını, mezun olduktan sonra tecrübe ve çevre kazanmak amacıyla bir süre daha bir iģ yerinde çalıģacaklarını, daha sonra kendi iģ yerlerini kuracaklarını belirtmiģtir. Öğrencilerin %56 sı dikey geçiģ sınavlarına girerek meslekte daha ileri düzeyde eğitime devam etmek istediklerini belirtmiģtir. Bunda iģ yeri eğitimi sırasında tanıģtıkları üst düzey yöneticilerin sosyo-ekonomik konumlarından etkilenmelerinin payı olduğunu belirtmiģtir. Öğrencilerin %89 u, iģ yerlerindeki yöneticilerin, gelecek dönem de bu Ģekilde öğrenci talep edeceklerini, bu sayede ara eleman ihtiyaçlarının daha güvenli bir Ģekilde karģılanmıģ olacağını ifade ettiklerini belirtmiģtir. Öğrencilerin %88 i iģyeri eğitimi sürecinde okuldaki derslere daha çok devam ettiklerini, pratikte edindikleri bilgilerini teorik derslerle karģılaģtırma imkanı bulduklarını, bu sayede de öğrenme verimliliklerinin arttığını belirtmiģtir. Bu anket çalıģması, öğrenim sürecinde sağlanan iģ yeri eğitimi sayesinde öğrencilerin kendileri ile ilgili sektörü daha iyi tanıma imkânı bulduklarını göstermiģtir. Bu sayede, yukarıdaki bölümlerde profilleri ayrıntılı biçimde açıklanan öğrencilerin mesleğe olan ilgilerinin artmasının yanında, geleceğe dair daha iyi yaģama umutlarının da arttığı anlaģılmaktadır. SONUÇ Küresel rekabetin önem kazandığı günümüz koģullarında firmaların rekabet güçlerini, ilgili iģlerde çalıģtırdıkları elemanların nitelik ve kalitesi belirlemektedir. Nitelikli eleman yoksunluğu firmaların yurt içi ve yurt dıģı rekabet güçlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Uluslararası piyasaları gören öğrencilerin vizyonları daha geniģ olup çalıģtıkları firmalara yaratacakları katma değer yüksek olacaktır. Kalkınma Bakanlığının verilerine göre; Türkiye de çalıģanların neredeyse yüzde 50 si beceri düzeyine uygun olmayan iģlerde çalıģmaktadır. Bu oranın yıllar itibariyle artacağı tahmin edilmektedir. Öncelikli olarak meslek yüksekokulları açılırken yöresel ihtiyaç analizleri yapılarak açılacak programların ilgili sektör bazında destek alınabilecek bölgelerde kurulmasına özen gösterilmelidir. Üniversite sektör iģbirliği konusunda ilgili bölge vali, kaymakam ve belediye baģkanları ile yüksekokullar iģbirliği içerisinde olmalıdırlar. Açılan program ve alınan öğrenci sayısı, o bölgelerdeki kamu ve özel sektör eleman ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Programların devam ettirilebilmesi ve verimli olabilmesi için ilgili özel sektörlerin ve kamu kurumlarının mal ve hizmet temini ile onarım ihtiyaçlarını, meslek yüksekokullarından gidererek bu okulların döner sermayelerine destek olmaları sağlanmalıdır. Türkiye de meslek yüksekokullarında kontenjanlar sürekli oransal olarak artıģ gösterirken buna paralel olarak fiziki koģullarda yeterli artıģ sağlanamamaktadır. Yine öğrenci sayısındaki artıģa oranla öğretim elemanı sayısında aynı oranda artıģ gerçekleģememektedir. Bu da her geçen gün öğrencilerin daha niteliksiz olarak mezun olmalarına neden olmaktadır. Eğitim aģamasında yüksekokulda görevli olan öğretim elemanlarının akademik geliģmeleri yanında sektördeki değiģiklik ve yenilikleri takip ederek, öğrencilere teorik bilgilerini uygulamada kullanılabilme becerisini de kazandırmalıdırlar. Türkiye de TÜBĠTAK, KOSGEB, ĠġKUR, Kalkınma Ajansları gibi kamu kurumları, mezuniyet sonrasında öğrencilere kendi iģlerini kurmaları için gerekli olan maddi kaynakları daha öğrenciyken sundukları destek programlarına sahiptir. ġüphesiz kısıtlı ve koģullu olarak verilen bu desteklerden 98

102 yararlanmak çok kolay olmasa bile, pek çok öğrencinin bu destekleri aldıkları bilinmektedir. Bu ve benzeri destek ve proje havuzlarının öğrencilere duyurulması, hem onların motivasyonunu artırabilecek, hem de mezuniyetleri sonrasında iģlerini daha kolay kurmalarını sağlayabilecektir (Alkan, Suiçmez, Aydınkal ve ġahin, 2014: ). Uludağ Üniversitesi SBMYO nda 1997 yılından bu yana baģarı ile sürdürülen iģyeri eğitimi uygulamasının meslek yüksekokullarının tamamında zorunlu olması eğitim kalitesini arttıracak ve iģyerlerinin nitelikli ara eleman ihtiyacının karģılanmasında etkili olacaktır. ĠĢ yeri uygulaması ile en az haftada iki tam gün, öğrencilerin sektör içerisinde bilfiil çalıģarak mesleki bilgi ve becerilerinin artırılması sağlanmalıdır. Bu sayede iģgücü piyasası ile eğitim sistemi arasındaki bağ güçlendirilmiģ olacaktır. Bu uygulamanın baģlangıcında ve sürdürülmesinde öğretim elemanlarına büyük görevler düģmektedir. Öğrencilerin meslek yüksekokuluna gelmelerindeki temel amaç nitelikli iģ bulabilmektir. ĠĢyeri eğitimi sayesinde öğrencilerin bu temel amacı gerçekleģmektedir. Yapılan anketin sonuçlarından da anlaģılacağı gibi, bu sistemi uygulayan Uludağ Üniversitesi SBMYO öğrencilerinden bir kısmı iģyeri eğitimi dersi kapsamında gittikleri firmalarda mezun olduktan sonra da çalıģmaya devam edebilmektedirler. Bütün meslek yüksekokullarında iģyeri eğitimi adı altında bir ders olarak öğrencilerin iģyerlerinde çalıģmaları sağlanarak, daha öğrencilik aģamasında sektörü tanımaları iģ yerlerindeki genel iģleyiģi öğrenmeleri yanında, mesleki bilgilerini geliģtirme fırsatı verilmelidir. Okul aģamasında iģyeri eğitimi dersi alan öğrenci mezun olduğunda iģ deneyimli olarak hayata atılabilmektedir. Bu dersin öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri Uludağ Üniversitesi SBMYO öğrencileri ile yapılan ve yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan anket ile de kanıtlanmıģtır. Bu olumlu sonuçlara dayanarak, iģ yeri eğitimi dersinin zorunlu olarak tüm meslek yüksekokullarında uygulanması önerilmektedir. Bu durum, meslek yüksekokullarında öğretim elemanı yetersizliğinden kaynaklanan teorik bilgi eksikliğinin, uygulamada edinilen bilgilerle giderilmesi açısından da önemli olacaktır. KAYNAKÇA Aksüyek H. ve Yılmaz H. B. (2014), Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğrenci Memnuniyeti, I. Uluslararası Mesleki Eğitim ve Öğretim Sempozyumu nda SunulmuĢ Bildiri, Alkan R. M., Suiçmez M., Aydınkal M. ve ġahin M., (2014), Meslek Yüksekokullarındaki Mevcut Durum: Sorunlar ve Bazı Çözüm Önerileri, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi Bülent Ecevit Üniversitesi, 4(3), Dünya ĠnĢaat 28 Ocak Karakurt Tosun E. (2014), Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Çevre Bilinç Düzeylerinin AraĢtırılması: Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Örneği, I. Uluslararası Mesleki Eğitim ve Öğretim Sempozyumu nda SunulmuĢ Bildiri, Kenar N.,( Mayıs 2011) Mesleki Eğitim Üzerine ġehir Efsaneleri Thalheimer, W. (2006). People remember 10%, 20%...Oh really? Retrieved from people_remember.html Vural P.I. ve Bakır N., (Ocak 2015), Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sağlıklı YaĢam Biçimi DavranıĢları ve Etkileyen Faktörler Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 6(1). 99

103 Örgütsel Ġntikam ve Affetme Eğilimi Arasındaki ĠliĢki: Prizren Üniversitesi Akademisyenleri Arasında Bir AraĢtırma Luan VARDARI Öğr. Gör. Prizren Üniversitesi, Kosova Nuri BRĠNA Öğr. Gör. Prizren Üniversitesi, Kosova Özet Kosova da yeni geliģmeler yaģanmasına rağmen, her alanda olduğu gibi akademik çalıģmaların da yapılmasına ihtiyaç vardır. Prizren Ukshin Hoti kamu üniversitesi akademisyenleri ile gerçekleģtirilmiģ bu çalıģmada, çalıģanların affetme eğilimi ve intikam niyeti arasındaki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıģtır. AraĢtırmanın verilerini toplamak için anket tekniği kullanılmıģtır. AraĢtırma sonuçlarına göre, intikam niyeti ve affetme eğilimi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir iliģki tespit edilmiģtir. Regresyon analizi sonuçlarına göre, affetme eğiliminin ve intikam niyetinin ruh sağlığı üzerindeki etkisi sonuçlarına da ulaģılmıģtır. Anahtar Kelimeler: Affetme Eğilimi, Ġntikam Niyeti, Ruh Sağlığı, Öğretim Görevlisi. Relationship Between Organizational of Vengeance and Forgiveness Tendency: Research Between University of Prızren Lectures Abstract Despite the new developments taking place in Kosovo, as in every field it is needed in making academic work. Research will be held with Prizren UKSHIN HOTI public university the impact between workers tend to forgive and revenge intent was aimed to determine.. The questionnaire technique was used to collect the data of the study. According to the survey, between revenge and forgiveness intention trend it will be studied to determine the relationship in a meaningful and positive way. According to the regression analysis, trend of forgiveness and revenge intentions of the results of the impact on mental health will be achieved. Keywords: Forgiveness Tendency, Revenge Intention, Mental Health, Lecture. GĠRĠġ Kosova da yeni geliģmeler yaģanmasına rağmen, her alanda olduğu gibi akademik çalıģmaların da yapılmasına ihtiyaç vardır. Prizren Ukshin Hoti kamu üniversitesi akademisyenleri ile gerçekleģtirilmiģ bu çalıģmada, çalıģanların affetme eğilimi ve intikam niyeti arasındaki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıģtır. Örgütsel intikam eğilimi ve affetme eğilimini literatürde ve örgütlerde çok fazla çalıģılan bir konu olmamakla beraber çok yeni bir konudur. Ġntikam almak ve affetme eğilimini kiģilerin psikolojik durumlarını ne derecede etkilediği ve kiģilerin psikolojik durumlarının bu eğilimlere ne derece yatkınlık gösterdiği bu çalıģmanın temel amacını oluģturmaktadır. Genellikle bu olgulara sebep olarak bireylerin algıladıkları mağduriyet duygusunun sebep olduğu diğer araģtırmalarla da desteklenmiģ, elbette ki mağduriyet algısı kiģilerin baģka tutum takınmasına neden olabilir. Ġntikam niyeti ile ruh sağlığı da negatif yönlü bir eğilim beklenmektedir, bunun sebebi ise intikam niyetinin kızgınlık ve düģmanlık gibi olumsuz duygularla birlikte geliģmesinin (Nelson vd.2007: 247; Bies vd., 2007: 20; Cameron - Caza, 2002: 40) ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sebep olacağının 100

104 düģünülmesidir. Affetme eğilimi de intikam niyetinin zıt kutbunda yer aldığı için olumlu duygularla birlikte geliģmesi ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir. Bu araģtırma, üniversitedeki örgüt yaģamının kısıtlı da olsa daha iyi anlaģılmasına katkı sağlayabilir. Bunun yanında; intikam niyetinin, affetme eğiliminin ve ruh sağlığının aralarında bir iliģki olup olmadığı, birbirlerini etkileyip etkilemedikleri ve bu unsurların cinsiyet ve eğitim düzeyine göre farklılaģıp farklılaģmadığını sonuçlarını ortaya koymaktadır. ÖRGÜTLERDE ĠNTĠKAM OLGUSU Hemen her kiģi, hayatının bir döneminde, kiģilerarası iliģkilerinde yara aldığından söz eder. Alınan yaraların derinliğine göre, kiģilerin, eģitliği sağlamak için harekete geçtikleri görülmektedir. Bu eģitliği sağlamalarını istemelerinde birçok farklı etken söz konusu olabilir. Pek çok araģtırmacının, intikam konusunda fikir birliği sağladığı nokta, intikamın, bir önceki olayla denk olması, diğer durumu aģmaması gerektiğidir. Stilwell, Baumeister ve Del Priore (2008) intikam psikolojisiyle ilgili olarak yaptıkları iki aģamalı çalıģmanın ilk aģamasında olayları öç alan kiģinin bakıģ açısından ele almıģlar; ikinci aģamasında ise intikamı, acı veren olayın intikam almamıģ kurbanlarının bakıģ açısıyla incelemiģlerdir. Ġntikam alan kiģiler, intikamı adil olarak yorumlarken, acı veren olayın mağdurları ise intikamı gereksiz olarak tanımlamıģlardır. ÇalıĢmada, hem intikam alan kiģiler, hem de intikam almamıģ olan mağdurlar, kendilerini kurban olarak göstermiģlerdir. Bu bilgiler ıģığında, kin gütmenin ve kan davalarının meydana gelmesi anlaģılabilirdir. Bir grup intikamı adil diğeri gereksiz görmesine karģın, her iki grup da adil ve tarafsız bir çözüm aramaktadır. Gollwitzer ve Denzler (2008) ise intikamın bizlere niçin bu kadar tatlı geldiğini ele aldıkları çalıģmalarında kurban/intikam alan kiģi için hangi intikam durumunun daha duyurucu olduğunu araģtırmıģlardır. Bu çalıģmada da iki varsayım incelenmiģtir: 1) Kurbanlar, suçlunun, kader yoluyla olsa bile acı çektiğini gördüklerinde doyuma ulaģacaklardır. 2) Kurbanlar, suçlu kendisinden niçin intikam alındığını anladığına iliģkin iģaretler verdiğinde doyuma ulaģacaklardır. Suçlunun acı kaynaklarının (kader - intikam) ve suçlunun neden acı çektiğini anladığına iliģkin nedenlerin çeģitlendiği bir laboratuar deneyi oluģturulmuģtur. Hedefin tamamlanmasıyla ilgili olarak katılımcılara sözel bir örtük ölçüm uygulanmıģtır. Burada amaç, öfkeyle iliģkili sözcüklerin eriģilebilirliğini ölçmektir. Sonuçlar ikinci varsayımı desteklemiģtir. Katılımcılar, intikam almaya karar verdikleri ve suçlunun intikam yanıtını anladığına iliģkin iģaretler yolladığında, örtük ölçümden daha yüksek puan almıģlardır. Yapılan araģtırmaların desteğiyle, intikam ve affetme duygusu arasında bir iliģki olduğu söylenebilir. Frijda (1989) açıklaması Ģu Ģekildedir: Affetme duygusu, göreceli acı üstünde düģünülmesi sonucu ortaya çıkar. Buradaki göreceli-karģılaģtırmalı acı hipotezi ise oldukça ilginçtir; eğer eģitlenmesi gereken bir acı söz konusuysa, karģı tarafı acıyı bizzat çekenin, üçüncü bir kiģinin veya kaderin acıtması önemli değildir, önemli olan acı verenin acı çekmesidir. LĠTERATÜR TARAMASI Sommers ve diğerleri (2002) araģtırmalarında örgütsel intikam ve Ģiddet eylemini bireysel farklılıklara katkı olarak bir ölçüm geliģtirmiģtir. Bunu iki aģamalı olarak gerçekleģtirmiģtir, birinci çalıģma Örgütsel Ġntikam Ölçeğini geliģtirmek için yapılmıģtır, ikinci çalıģmada, Örgütsel Ġntikam Ölçeği kavramsal olarak yararlı alt ölçekleri ve ölçekteki öğe sayısını azaltmak için yapılmıģtır. Aquino (1999) çalıģmalısında kuruluģların intikam ve bağıģlama kavramını adalet kavramı ile uygulayan bir modeli test etmiģtir. Akın ve diğerleri (2012) araģtırmalarında örgütlerde çalıģanların affetme eğilimi, intikam niyeti ve ruh sağlıkları arasındaki iliģkiler ile affetme eğiliminin ve intikam niyetinin çalıģanların ruh sağlıkları üzerindeki etkisinin araģtırmıģlardır. AraĢtırma sonuçlarına göre, insanların baģkalarını ve bazı 101

105 durumları affetmeleriyle ruh sağlıkları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir iliģki olduğu görülmüģtür. Ayrıca, bireylerin intikam niyetleriyle ruh sağlıkları arasında anlamlı ve negatif yönde bir iliģki olduğu görülmüģtür. Yılmaz (2014) yaptığı araģtırmada iģ yaģamında affetme eğilimi ile intikam niyeti düzeylerinin ölçülmesi ve sonuçların çalıģanların saldırgan davranıģ algılarına göre nasıl değiģebileceğinin. AraĢtırma Ġzmir de faaliyet gösteren 5 yıldızlı otel iģletmeleri çalıģanları ile yapılmıģ ve bu bağlamda 187 anket çalıģma kapsamında incelenmiģtir. ÇalıĢmanın temel araģtırma konusu olan mağduriyet algısındaki artıģın affetme eğilimini olumsuz yönde, intikam niyetini ise olumlu yönde etkilediği görülmüģtür. Özer ve diğerler (2014) araģtırmalarının amacı Ankara Üniversitesi iktisadi ve idari fakültesi araģtırma görevlilerinin örgütsel stres, örgütsel sinizm, örgütsel intikam ve niyetlerini ölçmektir. AraĢtırmanın sonucunda intikam niyeti, kinizm ve stres, intikam arasında yüksek olmasa da anlamlı bir iliģki saptanmıģtır. Uysal (2015) yaptığı çalıģmada dindarlık ile affetme eğilimi arasındaki iliģkiyi incelemiģtir. AraĢtırma örneklemi, Türkiye nin farklı semtlerinde oturan ve yaģları 14 ile 52 arasında değiģen 838 kiģiden oluģmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, sosyal çevre ve tahsil durumu değiģkenlerinin dindarlıkta medeni durum, yaģ ve tahsil durumunun affetme eğiliminde farklılık oluģturduğu tespit edilmiģtir. Dindarlıktaki dini bilgi ve pratik/uygulama boyutunun affetme eğimini olumlu etkilediği vurgulamıģtır. ARAġTIRMA YÖNTEMĠ VE VERĠ TOPLAMA Bu araģtırma, kolayda örnekleme (Nakip, 2003) analizi yöntemiyle kamu kurumu olarak Prizren Devlet Üniversitesi UKSHIN HOTI öğretim görevlileri ve araģtırma grevlileri çalıģanlarıyla yürütülmüģtür. AraĢtırma kapsamında toplam 200 anket formu dağıtılmasına rağmen, ancak 80 ankete geri dönülmüģtür. Geri dönüģ oranı yaklaģık % 40 oranında gerçekleģmiģtir. Ankete, küçük bir katılımcıyla birlikte örneklemin evreni temsil ettiği düģünülmektedir. AraĢtırmanın belirli bir sektörde yapılmamasının nedeni, algılama farklılıklarını yakalayabilmektir. Veriler, daha önce geliģtirilen bir anket formu aracılığı ile toplanmıģtır. Anket formunda dört bölüm bulunmaktadır. Birinci bölümde Heartland ın Affetme Ölçeği kullanılmıģtır (Thompson vd., 2005). Ġkinci bölümünde çalıģanların ruhsal sağlıkları ölçülmüģtür. Ruhsal sağlık ile ilgili veriler, Warwick ve Edinburg Üniversitelerinde geliģtirilen The Warwick-Edinburgh Mental Well-Being ölçeği (www.experiential-researchers.org, 2015) ile toplanmıģtır. Ölçek 5 basamaklıdır ve 1-Hiçbir zaman, 5- Her zamanı temsil etmektedir. ARAġTIRMA SONUÇLARI Yapılan araģtırma sonucu elde edilen verilerin analizleri ve analizlerin yorumlanması aģağıdaki gibidir. AFFETME EĞILIMI Tablo 1: DeğiĢkenlerin frekans analizi; affetme eğilimi, ruh sağlığı ve intikam niyeti. ANLAMLILIK STD. SAPMA KAPSAM MINIMUM MAKSIMUM RUH SAĞLIĞI INTIKAM NĠYETĠ

106 Tablo 1 de görüldüğü gibi, verilerin ortalamaları alınarak, affetme eğilimi, ruh sağlığı ve intikam niyeti ölçeklerine frekans analizi yapılmıģtır. Tablo 1 de de görüldüğü gibi Ruh Sağlığı puanı 4.3 olduğunu ki bu da bize affetme eğilimi ve intikam niyeti puanlarından yüksek olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda araģtırma görevlilerinin affetme eğilimi ve intikamı puanlarının ortalamaları, ortalama seviyede olduğu tespit edilmiģtir. Affetme Eğiliminin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisine ĠliĢkin Regresyon Analizi Regresyon analizinde, affetme eğiliminin kiģinin ruh sağlığı üzerinde ne derece etki ettiği analiz edilmiģtir. Regresyon analizinin sonuçları aģağıdaki Tablo 2 de yer almaktadır. Tablo 2: Regresyon analizi; Bağımlı değiģken: Ruh sağlığı. Bağımsız değiģken: Affetme eğilimi R R² DÜZELTILMĠġ R² F ANLAMLILIK DÜZEYĠ STANDARDIZE EDILMIġ BETA T AFFETME EĞLĠMĠ Analiz edilen veriler neticesinde sonuçlara yukarıdaki Tablo 2 de yer verilmiģtir. Tabloya baktığımızda affetme eğiliminin ruh sağlığına olumlu yönde etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Varyans analizini yorumladığımızda affetme eğiliminin kiģinin ruh sağlığına oranında bir yüzde ile açıklanmaktadır ki bu veriyi Beta testi de oranıyla ve Anlamlılık Düzeyi de oranıyla desteklemektedir. Ġntikam Niyetinin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisi Regresyon analizinde, intikam niyetinin kiģinin ruh sağlığı üzerinde ne derece etki ettiği analiz edilmiģtir. Regresyon analizinin sonuçları aģağıdaki Tablo 3 te yer almaktadır. Tablo 3: Regresyon analizi; Bağımlı değiģken: Ruh sağlığı. Bağımsız değiģken: Ġntikam niyeti R R² DÜZELTILMĠġ R² F ANLAMLILIK DÜZEYĠ STANDARDIZE EDILMIġ BETA T AFFETME EĞLĠMĠ Ġntikam niyetinin kiģinin ruh sağlığına olan etkisini araģtırdığımız analizde, elde ettiğimiz sonuçlara göre kiģi etkilerden anlamlı ve negatif yönde etkilendiğini görmekteyiz. Analizden çıkan sonuçlar da bu yöndeki etkiyi desteklemektedir. Beta analizi0.215 lik bir düzeyde çıkması etkinin yoğunluğunu kanıtlamaktadır. Varyans analizi ve Anlamlılık Düzeyi oranıyla analizimizi desteklemektedir. CĠNSĠYETE GÖRE AFFETME EĞLĠMĠNĠN ALGISI Anova analizi yapılarak affetme eğiliminin cinsiyete göre dağılımı test edilmiģtir. Kadın çalıģanların değimleri ile erkek çalıģanların eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuģtur. 103

107 AFFETME EĞLĠMĠ Tablo 4: Anova analizi, cinsiyetin affetme eğilimine etkisi. KADIN ERKEK T ANLAMLILIK DÜZEYĠ Yapılan tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre anlamlılık değeri Sig. >0,05 değerindedir ve bu sonuç bize gruplar arasında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir. Diğer bir deyiģle; çalıģanların affetme eğilimleri yaģa göre değiģmemektedir. SONUÇ VE TARTIġMA Bu araģtırmanın amacı, Prizren Ukshin Hoti Üniversitesinde çalıģan öğretim görevlileri ve araģtırma görevlilerinin affetme eğilimi, intikam niyeti ve ruh sağlığı arasındaki iliģkiyi tespit edilmeye çalıģılmıģtır. Anket yolu ile toplanan veriler SPSS 23. programı kullanılarak belirli analizler uygulanmıģtır. Ġlk olarak değiģkenlerin normal dağılıp dağılmadığı tespiti yapılmıģ ve sonuç olarak değiģkenlerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiģtir, Ardından, değiģkenlerin ortalamaları alınıp, baģta Regresyo, Anova ve diğer analizler uygulanmıģtır. DeğiĢkenler arasındaki anlamlı iliģkiler, istatistikî nedensellik ve anlamlı farklılıklar tespit edilmiģtir. AraĢtırmada elde edilen bulgulara göre insanların baģkalarını affetme eğiliminde olmaları ruh sağlıklarını pozitif yönde etkilediği, intikam niyeti beslemeleri ise ruh sağlığına ve davranıģlarına negatif yönde etkiler tespit edilmiģtir. KiĢileri intikam niyetine itten en büyük neden olarak, kiģilere yapılan haksızlıklar olarak belirttirilmiģtir. Bu neden kiģilere hem doğru düģünememe hem de zamanlarını doğru yönetmeden uzaklaģmaktadırlar. Ġntikam niyetinde olan kiģiler bireyleri olumsuzluklara odaklanmasına ve çoğu olayı olumsuz yorumlamasına ve bu düģüncelerden kurtulamamasına sebep olmaktadır. Mağdur edilen kiģiler bu mağduriyetlerini baģkalarını mağdur ederek çözmeye çalıģmaktadırlar ve bu da onları daha fazla hata yapmaya yöneltmektedir. Cinsiyet açısından baktığımızda, çok net bir görüģ elde etmemekle birlikte erkekleri kadınlara göre intikam alma eğilimlerinin daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. AraĢtırmanın eksik yönleri olarak çok fazla kitleye hitap etmemesi ve diğer üniversitelere uygulanamaması, aynı yönde araģtırma yapacak akademisyenlere bir yol göstermesi ve eksik olan bölgelerde de uygulanmasına ıģık tutacaktır. Zamanla yeni çalıģmalar yapılarak önemi ve popülaritesi de artacaktır. REFERANSLAR Akın, M., Özdeveci, M., ve Ünlü, O. (2012). Örgütlerde Ġntikam Niyeti ve Affetme Eğiliminin ÇalıĢanların Ruh Sağlıkları ile ĠliĢkisi. Amme Ġdaresi Dergisi, Cilt 45, Sayı 1, Mart. p Aquino, K., Bradfield, M. (1999). The Effects of Blame Attributions and Offender Likableness on Forgiveness and Revenge in the Workplace. Journal of Management, Vol. 25, No: 5, p Bies, Robert., Aquino, Karl., Tripp, Thomas. (2007). Vigilante Model of Justice: Revenge, Reconciliation, Forgiveness, and Avoidance. Social Justice Research, Vol. 20, No: 1, March, p Cameron, Kim., Caza, Arran. (2002). Organizational and Leadership Virtues and the Role of Forgiveness. Journal of Leadership & Organizational Studies, Vol. 9, No: 1, Summer, p Frijda, N., Kuipers, P., Schure, E. (1989). Relations Among Emotion, Appraisal, And Emotional Action Readiness. Journal of Personality and Social Psychology, 57, Gollwitzer, M., Denzler, M. (2009). What makes revenge sweet: Seeing the offender suffer or delivering a message. Journal of Experimental Social Psychology, Vol. 45, p Nakip, M. (2003). Pazarlama AraĢtırmaları, Teknikler ve (SPSS Destekli) Uygulamalar, Seçkin Yayınevi, Ankara. 104

108 Nelson, D., Little, L., Simmons, B. (2007). Health Among Leaders: Positive and Negative Effect, Engagement and Burnout, Forgiveness and Revenge. Journal of Management Studies, Vol. 44, No: 2, March, p Stillwell, A., Baumeister, R., Regan, E. (2008). We're all victims here: Toward a psychology of revenge. Basic & Applied Social Psychology, Vol. 30, No: 3, July-September, p Thompson, L. Y., Snyder, C. R., Hoffman, L., Michael, S. T., Rasmussen, H. N., Billings, L. S. (2005). Dispositional Forgiveness of Self, Others, and Situations. Journal of Personality, Vol.73, p Uysal, V. (2015). Genç YetiĢkinlerde Affetme Eğilimleri ve Dinî Yönelim/Dindarlık. Marmara Üniversitesi Ġlâhiyat Fakültesi Dergisi. Cilt-Sayı 48. Haziran. p Vodanovich, S., Sommers, J., Schell, T. (2002). Developing a Measure of Ġndividual Differences in Organizational Revenge. Journal of Business & Psychology, Vol. 17, No: 2, Winter, p Yılmaz, Ö. D. (2014). Algilanan Mağduriyetin Affetme Eğilimi ve Intikam Niyeti Üzerindeki Etkisi: Konaklama IĢletmeleri ÇaliĢanlarina Yönelik Bir AraĢtirma. Journal of Economics and Administrative Sciences, Volume 16. Issue:1 Year: June. p (http://www.experiential-researchers.org/instruments/leijssen/wemwbs.pdf l.73, p ) 105

109 Sağlık Müdürlüğü ÇalıĢanlarının Yöneticilerinden Memnuniyetinin AraĢtırılması (Muğla Ġli Örneği) Erdoğan GAVCAR Prof.Dr. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türkiye Gamze Gül Çalıkoğlu Türkiye Cansu Tosun Türkiye Özet Bu çalıģmanın amacı, Muğla ilindeki il ve ilçe sağlık müdürlüklerinde ve aile sağlığı merkezlerinde çalıģan personelin yöneticileri hakkındaki düģüncelerini araģtırmak ve bu düģüncelere etki eden faktörleri belirlemektir. ÇalıĢanların yönetici hakkındaki tutumları olumlu ise iģ tatminleri yüksek olur ve bu durum hem çalıģma hayatlarına hem de sosyal hayatlarına olumlu yansır. AraĢtırmada veri toplamak için anket tekniğinden yararlanılarak toplam 390 kiģiden 110 kiģiye 21 soruluk anket uygulanmıģtır Güvenilirlik testinde Cronbach s Alpha değeri 0,964, yapılan test sonucunda verilerin normal dağıldığı bulunmuģ ve gerekli analizler için parametrik yöntemlerden yararlanılmıģtır. Anahtar Kelimeler: Memnuniyet, Yönetici, ĠĢ Tatmini, Anket, Veri RESEARCH ON THE SATISFACTION OF HEALTH DIRECTORIES PERSONNEL ABOUT THEIR MANAGERS (THE CASE OF MUĞLA DISTRICT) Abstract The aim of this study is to investigate the opinions of the personnel working in the directorates of health which are operating in the districts of Muğla and to determine the factors influencing those opinions about their managers. If the attitudes of the employees are positive about their managers, their work satisfaction will be high and it will be reflected to their work lives and social lives.a questionnaire which contains 21 questions was prepared for the research to collect data and from the total of 390 people 110 people joined the questionnaire and the reliability coefficient of the questionnaire was found 0,964 as the Cronbach alpha value. As a result of the tests, data found to be normally distributed and parametric methods were used for essential analysis. Keywords: Satisfaction, Manager, Job satisfaction, Questionnaire, Data 1. GĠRĠġ Bu çalıģmanın amacı, Muğla ilindeki il ve ilçe sağlık müdürlüklerinde ve aile sağlığı merkezlerinde çalıģan personelin yöneticileri hakkındaki düģüncelerini araģtırmak ve bu düģüncelere etki eden faktörleri belirlemektir. Günümüzde çalıģanların çalıģtıkları yöneticileri hakkındaki düģüncelerinin belirlenmesi çok önemlidir. ÇalıĢanların yönetici hakkındaki tutumları olumlu ise iģ tatminleri yüksek olur ve bu durum hem çalıģma hayatlarına hem de sosyal hayatlarına olumlu yansır. Bu bağlamda çalıģanların yöneticileri ile ilgili düģüncelerinin öğrenilmesi ve bu düģüncelere etki eden faktörlerin belirlenmesi son derece önem arz etmektedir. Bu konuda yapılan çalıģmalar kısaca aģağıdaki Ģekilde özetlenebilir: 106

110 Birgili, SalıĢ ve Özdemir in (2010: 28) yaptığı sağlık çalıģanlarını iģ doyumunu etkileyen bazı etmenlerin incelenmesi araģtırmasında ise sağlık çalıģanlarının genel iģ doyumunun orta düzeyde olduğu saptanmıģ ve Sağlık çalıģanlarının, çalıģma Ģekilleri, yöneticilerinden destek görmeme ile aldıkları ücretin düģük olmasının iģ doyumlarını olumsuz etkilediği belirlenmiģtir. Esen in (2007: 57-67) Konya da yaptığı Belediye Personelinin iģ Ortamı ve Yönetim Tarzı Algılamaları çalıģmasında belediye çalıģanlarının kendilerine yakın amirlerinin liderliklerini, müdürleri veya baģkan yardımcılarına göre daha zayıf buldukları tespit edilmiģ, ilk amirler veya bölüm Ģefleri, müdürler ve baģkan yardımcılarına güvenin; astlara yakınlıklarına göre azaldığı, uzaklaģtıkça beğeninin arttığı gözlenmiģtir. Çekmecelioğlu ve Ülker in (2014:39-40) Ġzmir de devlet okullarında yaptığı Lider - Üye EtkileĢimi ve ÇalıĢan Tutumları Üzerindeki Etkisi adlı araģtırmada; okul idarecileri ve öğretmenler arasındaki lider üye etkileģimi ve bu etkileģimin boyutlarının, öğretmenlerin iģ tatminleri ile genel, duygusal ve normatif bağlılıkları üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri olduğunu göstermektedir. AraĢtırmaya katılan öğretmenlerin amirleri ile aralarındaki etkileģimleri, öğretmenlerin örgüte olan bağlılıklarını ve iģ tatminlerini olumlu yönde etkilemektedir. Uz un (2006:30) bazı kamu kuruluģlarında yönetici-yönetilen iliģkilerinde iletiģim ve güven üzerine yürüttüğü çalıģmada ise amirlerin ve memurların birbirlerine yeterince güvenmedi ve birbirlerine karģı olan iletiģimin etkin olarak gerçekleģmediği bulgularına varılmıģtır. Ayrıca araģtırma sonucunda elde edilen bilgilerle, amir ve memur iliģkilerinde iletiģim ile güven arasında pozitif kuvvetli bir iliģki bulunduğu görülmüģtür. Örgütsel davranıģ alanında önemli bir yer tutan tutum ve iģ tatmini çalıģanların iģ performansını etkileyerek örgütsel etkinliği ve verimliliği belirleyen temel unsurlardan biridir. Tutum en geniģ anlamda bir bireyin belirli bir objeye veya bir kimseye karģı zihinsel açıdan hazır oluģ durumu veya belirli bir biçimdeki vaziyet alıģıdır. Diğer bir deyimle bireylerin belirli objelere karģı, geçirdiği çeģitli deneyimler sonucu düzenli bir tavır alıģları, davranıģ biçimleridir (Kırel ve Özkalp, 2013: 105). Genel olarak iģ tatmini ise çalıģanların iģle ilgili olumlu ya da olumsuz tutumlarının yansımasıdır. Bireyin çalıģma koģullarına karģı edindiği tutumlar yani elde ettiği düģünceler iģ hakkındaki tatmin düzeyini belirler. ÇalıĢanın tutumları olumlu ise tatmin düzeyi yüksek, olumsuz ise tatmin düzeyi düģüktür. ĠĢ tatmini çalıģanların baģarılı ve mutlu olmasının temel anahtarıdır. Kamu kurum ve kuruluģlarında ise iģ tutumlarının olumsuz sonuçları genellikle bu kadar yıkıcı olmamakla birlikte yine örgütsel ve kiģisel bazda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Örgütsel bağlılığın zayıf olduğu ve iģ tatminsizliğinin yaģandığı kamu kuruluģlarında, çalıģanların iģten ayrılma niyeti bu koģullardan doğrudan etkilenmese de; çalıģanın çalıģtığı kurumdan uzaklaģma, aynı sektörde baģka bir kuruma tayin isteme ya da farklı bir sektöre geçiģ yapmayı isteme gibi tutumlar geliģtirmesi de oldukça mümkündür ( Çekmecelioğlu ve Ülker, 2014: ). ÇalıĢanların iģ yerleriyle ilgili fikir ve düģüncelerinin yani tutumlarının yanı sıra yöneticileriyle olan iliģkileri ve bunun sonucu elde ettikleri düģünceler de son derece önem taģımaktadır. Bireylerin amirlerine ve onların yönetim politikalarına karģı olan tutumları da çalıģma hayatını direkt olarak etkilemektedir. Özellikle kamuda yönetici-yönetilen iliģkileri daha çok önem arz etmektedir. Zira kamusal alanda çalıģma hayatı çoğunlukla ast-üst iliģkileri üzerinden yürümektedir. Yönetimin baģarısı; daima sağlıklı, baģarılı ve olumlu amir-memur iliģkilerine bağlıdır. Bu iliģkiler idari, hukuki ve beģeri iliģkileri kapsayan bir bütündür. ÇalıĢanlar genellikle tesadüfen bir araya geldiklerinden çalıģanlar arasında iyi iliģkiler oluģturulmasında yöneticilerin sorumlulukları büyüktür. Her amirin insan iliģkilerine önem vermesi, çalıģanları baģarılı Ģekilde yönetmesi, onları önce insan olarak kabul etmesi, güven vermesi ve sağlıklı bir iletiģim içinde olması gerekmektedir ( Uz, 2006: 30 ). ÇalıĢanlarla iletiģimin yanı sıra yöneticinin adalet algısı, çalıģanlarına karģı gösterdiği duyarlılık, örgüt üzerindeki otoritesi, iģ hakkındaki bilgisi ve tecrübesi çalıģanların kendileri hakkında edindiği tutumları etkilemektedir. Kamusal alanda memur-amir iliģkisi iģin niteliğinden daha ön planda bulunduğundan, çalıģanların düģünceleri üzerinde yöneticilerin politikaları büyük rol oynamaktadır. Sağlık iģkolu, baģta sağlık meslekleri olmak üzere, farklı meslek gruplarındaki çalıģanların, farklı hizmet basamaklarında ve birimlerinde, toplumun bütünü için sağlık hizmeti ürettikleri, emek yoğun bir hizmet iģkoludur ( Birgili, SalıĢ ve Özdemir, 2010: 28 ). Bu sebeple kamunun bu alanında 107

111 çalıģan personelin yöneticileri hakkındaki tutum ve düģüncelerinin bilinmesi büyük önem taģımaktadır. 2. MATERYAL VE YÖNTEM Bu araģtırmada Muğla ilindeki il ve ilçe sağlık müdürlüklerinde ve aile sağlığı merkezlerinde çalıģan personelin yöneticileri hakkındaki düģünceleri araģtırılmıģtır. Bu amaçla toplam 21 soruluk anket uygulanmıģ olup 8 soru demografik özellikli, 13 soru da yöneticilerle ilgili sorulardan oluģmaktadır. Sorulardaki seçenekler kararsızım, 1 puan çok kötü, 2 puan kötü, 3 puan iyi ve 4 puan çok iyi ile temsil edilmektedir. Anket 13 ilçede yüz yüze yapılmıģ olup, bunlardan katılımın az olduğu 7 ilçe anketten çıkarılmıģtır. Böylece Muğla ilindeki toplam 13 ilçeden MenteĢe, Ula, Milas, Fethiye, Marmaris ve Seydikemer de çalıģan personel dikkate alınmıģtır. Sağlık müdürlüğünden sağlanan verilere göre anket kapsamında toplam 390 kiģi çalıģmakta olup bunlardan 110 kiģi ankete katılmıģtır. Anketlerden elde edilen verileri değerlendirmek için önce Cronbach s Alpha güvenilirlik testi yapılmıģtır. Buna ait değer 0,964 olup, 0,70 den büyük olduğundan verilerimiz çok güçlü derecede güvenilirdir. Reliability Statistics Cronbach's Alpha N of Items, Güvenilirlik analizinden sonra verilerin dağılımına bakılmıģ bu amaçla One-Sample Kolmogorov- Smirnov testinden yararlanılmıģtır. Kurulan hipotez (Gavcar, 2013:80). H o : Veriler normal dağılıma uygundur H 1 : Veriler normal dağılıma uygun değildir Yapılan test sonucunda elde edilen anlam düzeyi değerleri bütün sorularda 0.05 den büyük bulunmuģtur. Bu sonuca göre H o hipotezi kabul edilir. Bu nedenle gerekli analizler için parametrik yöntemlerden yararlanılmıģtır. Verilere önce frekans dağılımı, iki grubu karģılaģtırmak için t testi, ikiden fazla grubu karģılaģtırmak için basit varyans analizi testinden yararlanılmıģtır. 3. BULGULAR VE TARTIġMA Anket sonucunda toplanan verilere istatistik analiz programı sayesinde gerekli analizler yapılmıģtır. Elde edilen sonuçlar aģağıdaki tablolarda verilmiģtir. Tablo 1: Ankete Katılanların Demografik Özellikleri Cinsiyet Sayı Yüzde Gerçek Yüzde Bayan 53 48,2 48,2 Erkek 57 51,8 51,8 Toplam ,0 100,0 YaĢ 24 ve altı 17 15,5 16, ,3 38, ,6 34,9 45 ve üstü 11 10,0 10,4 108

112 Soruyu Cevaplandırmayan 4 3,6 Toplam ,0 ÇalıĢtığı Kurum Sağlık Müdürlüğü 56 50,9 60,9 Aile Sağlığı Hizmetleri 36 32,7 39,1 Soruyu Cevaplandırmayan 18 16,4 Toplam ,0 ÇalıĢtığı Ġlçe MenteĢe 60 54,5 61,2 Ula 4 3,6 4,1 Milas 10 9,1 10,2 Fethiye 8 7,3 8,2 Marmaris 12 10,9 12,2 Seydikemer 4 3,6 4,1 Toplam 98 89,1 100,0 Soruyu Cevaplandırmayan 12 10,9 Toplam ÇalıĢtığı Statü ,3 88,9 SözleĢmeli 4 3,6 3,7 ġirket Elemanı 8 7,3 7,4 Toplam ,2 100,0 Soruyu Cevaplandırmayan 2 1,8 Toplam Eğitimi Ortaokul 4 3,6 3,7 Lise 32 29,1 29,4 Ön lisans 29 26,4 26,6 Lisans 44 40,0 40,3 Toplam ,1 100,0 Soruyu Cevaplandırmayan 1,9 Toplam Görevi HemĢire 17 15,5 18,5 Memur 18 16,4 19,6 Diğer Sağlık Personeli 48 43,6 52,1 Teknik Personel ,8 Toplam 92 83,6 100 Soruyu Cevaplandırmayan 18 16,4 Toplam ÇalıĢtığı Süre (Yıl) 109

113 ,9 53, ,8 12, ,4 17, ,4 6,7 > ,0 10,5 Toplam ,5 100,0 Soruyu Cevaplandırmayan 5 4,5 Toplam Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Ankete katılanların demografik özellikleri incelendiğinde; katılımın % 48,2 sinin bayanlardan, %51,8 inin erkeklerden oluģtuğu gözlenmektedir. Ayrıca ankete katılanların yaģları %38,7 ile en çok yaģ aralığındadır. ÇalıĢanların %60,9 u sağlık müdürlüklerinde, %39,1 i ise aile sağlığı hizmetlerinde görev almakta, %40 ı eğitim olarak lisans mezunu, %50.9 unun hizmet yılı 6 yıldan azdır. Tablo 2: Ankete Katılanların Yöneticileriyle Ġlgili Sorulara Verdikleri Cevapların Yüzde (%) Dağılımı Kurum Yöneticisini Değerlendirme Kararsızım % 1 Puan % 2 Puan % 3 Puan % 4 Puan % Karar verebilme 1,9 8,5 10,4 26,4 52,8 Koordinasyonu sağlama 1,9 11,4 11,4 28,6 46,7 ĠletiĢim kurma 4,7 5,7 5,7 27,4 56,6 Otorite sağlama 1,9 7,5 13,2 29,2 48,1 Planlı çalıģma 1,9 6,6 9,4 29,2 52,8 Deneyim sahibi olma 2,8 8,5 12,3 24,5 51,9 GiriĢimcilik 1,9 8,5 6,6 22,6 60,4 Mevzuat bilgisi 1,9 6,6 8,5 25,5 57,5 AraĢtırmacılık 1,9 10,4 9,4 29,2 49,1 Kendisine güven duyulması 1,9 4,7 6,6 24,5 62,3 ĠletiĢime açıklık 2,8 3,8 8,5 18,9 66,0 Adil davranma 3,8 10,5 13,3 22,9 49,5 Kurum yöneticisini baģarılı bulurum 2,8 9,4 10,4 18,9 58,5 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Ankete katılan sağlık çalıģanlarının yöneticilerinden en çok memnun oldukları konular iletiģime açık olmaları, kendisine güven duyulması ve giriģimcilik iken en çok memnun olmadıkları konular ise koordinasyonu sağlama, araģtırmacılık ve adil davranma vb. dir. Tablo 3: Yöneticileri Hakkındaki GörüĢlerine Göre Cinsiyet Yönünden Farklılığın AraĢtırılması Sorular F Anlam Düzeyi t df Anlam Düzeyi Karar verebilme 1,814,181-1,16 104,248 Koordinasyonu sağlama 1,738,190 -, ,673 ĠletiĢim kurma,381,538 -, ,828 Otorite sağlama,753,388, ,905 Planlı çalıģma,030,863, ,962 Deneyim sahibi olma,711,401 -, ,

114 GiriĢimcilik,285,595 -, ,439 Mevzuat bilgisi,045,832 -, ,745 AraĢtırmacılık,045,832, ,981 Kendisine güven duyulması 1,936,167, ,424 ĠletiĢime açıklık 2,719,102 1, ,292 Adil davranma,442,508, ,998 Kurum yöneticisini baģarılı,091,763 -, ,635 bulurum Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Yapılan t testi sonucuna göre Bayan ve erkek çalıģanlar arasında yöneticileri hakkındaki düģünceleri yönünden farklılık gözlenmemiģtir. Tablo 4: Yöneticileri Hakkındaki GörüĢlerine Göre ÇalıĢtığı Kurum Yönünden Farklılığın AraĢtırılması Sorular F Anlam Düzeyi t df Anlam Düzeyi Karar verebilme 7,264,008 -,692 86,865,491 Koordinasyonu sağlama 3,010,086,413 86,680 ĠletiĢim kurma 2,789,099,081 87,935 Otorite sağlama 11,360,001 -,033 85,069,974 Planlı çalıģma 9,473,003,474 83,655,637 Deneyim sahibi olma 2,526,116,300 87,765 GiriĢimcilik 6,497,013,343 81,114,732 Mevzuat bilgisi 5,807,018 -,567 84,606,572 AraĢtırmacılık 12,770,001 -,444 83,915,658 Kendisine güven duyulması 1,375,244,838 87,405 ĠletiĢime açıklık 1,713,194,118 87,906 Adil davranma 9,919,002 -,839 86,591,404 Kurum yöneticisini baģarılı bulurum 5,853,018 -,789 86,912,432 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları Tabloya göre sağlık müdürlükleri ile aile sağlığı hizmetlerinde çalıģanlar arasında yöneticileri hakkındaki görüģleri yönünden fark yoktur. 111

115 Tablo 5: Yöneticileri Hakkındaki GörüĢlerine Göre Ġlçeler, YaĢlar ve Statüler Arası Farklılığın AraĢtırılması Ġlçelere göre YaĢa göre Statüye göre Sorular F Anlam düzeyi F Anlam düzeyi F Anlam düzeyi Karar verebilme,475,794,979,406 2,549,083 Koordinasyonu sağlama 2,024,083 1,526,213 1,473,234 ĠletiĢim kurma,753,586,661,578 1,107,334 Otorite sağlama,699,626 2,120,102 1,643,199 Planlı çalıģma,929,466 1,759,160 1,727,183 Deneyim sahibi olma,292,916 2,380,074 1,817,168 GiriĢimcilik,895,488 2,028,115,966,384 Mevzuat bilgisi,432,825 1,594,196 1,727,183 AraĢtırmacılık,949,454 1,602,194 6,578,002* Kendisine güven duyulması,238,945,680,566,813,446 ĠletiĢime açıklık,142,982,928,430,701,498 Adil davranma,689,633,899,444 3,170,046* Kurum yöneticisini baģarılı bulurum,373,866 1,508,217 4,341,016* Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları *P<0.05 anlam düzeyinde anlamlı olduğunu göstermektedir. Tabloya 5 te çalıģanların yöneticileri hakkındaki görüģlerine göre ilçeler ve yaģ grupları arasında fark yoktur. Sadece statüye göre 3 soruda (AraĢtırmacılık, Adil davranma ve Kurum yöneticisini baģarılı bulurum) fark vardır. Diğer sorularda fark yoktur. Tablo 6: Yöneticileri Hakkındaki GörüĢlerine Göre Eğitim, Görev ve ÇalıĢma Süresi Arası Farklılığın AraĢtırılması Eğitim Görevi Süre Sorular F Anlam düzeyi F Anlam düzeyi F Anlam düzeyi Karar verebilme 3,412,012*,500,736 1,641,157 Koordinasyonu sağlama 1,096,363,246,911 2,078,075 ĠletiĢim kurma,480,750,558,694 1,522,190 Otorite sağlama,462,763,101,982 2,271,054 Planlı çalıģma,971,427,353,841 1,600,167 Deneyim sahibi olma 1,724,151,465,761 1,846,111 GiriĢimcilik,735,570,915,459 2,094,073 Mevzuat bilgisi 1,746,146,145,965,993,426 AraĢtırmacılık,999,412,231,920 2,001,085 Kendisine güven duyulması,644,633,638,637,866,507 ĠletiĢime açıklık,585,674,660,622,647,665 Adil davranma 1,847,126,781,541,480,791 Kurum yöneticisini baģarılı bulurum 2,568,043*,792,533,877,500 Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları *P<0.05 anlam düzeyinde anlamlı olduğunu göstermektedir. 112

116 Tablo 6 da sadece eğitim yönünden yönetici hakkındaki görüģlere göre 2 soruda (karar verebilme ve kurum yöneticisini baģarılı bulurum) fark vardır. Görevi ve çalıģtığı süre yönünden çalıģanların yöneticileri hakkındaki görüģlerine göre fark yoktur. 4. SONUÇ VE ÖNERĠLER Bu araģtırmada Muğla ilindeki 6 ilçede ilçe sağlık müdürlüklerinde ve aile sağlığı merkezlerinde çalıģan personelin yöneticileri hakkındaki düģünceleri veri toplama tekniklerinden birisi olan anket tekniği ile yüz yüze toplam 21 soru ile 110 kiģiye ulaģılarak araģtırılmıģtır. ÇalıĢanların verimliliğinin dolayısıyla baģarısının arttırılması için yöneticileri hakkındaki düģüncelerinin araģtırılması önem taģımaktadır. ÇalıĢanların amirlerine ve onların yönetim politikalarına karģı olan tutumları da çalıģma hayatını doğrudan etkilemektedir. Yapılan araģtırmada güvenilirlik değeri 0,964 olup veriler normal dağılmaktadır. Bu nedenle parametrik yöntemlerden yararlanılmıģ olup bağımsız iki grup arasında fark olup olmadığını (cinsiyet ve çalıģtığı kurum) araģtırmak için bağımsız t testinden, ikiden fazla grup arasında fark olup olmadığını (ilçeler, yaģ, çalıģtığı statü, eğitimi, görevi ve çalıģtığı süre) araģtırmak için basit varyans analizi yönteminden (fark var ise farklılığın hangi gruptan kaynaklandığı belirlemek için Duncan testinden) yararlanılmıģtır. Ankete katılanların %51,8 inin erkeklerden oluģtuğu, %38,7 nin yaģları yaģ aralığında olduğu, çalıģanların %60,9 u sağlık müdürlüklerinde, %54.5 inin MenteĢe ilçesinde, %40 nın lisans mezunu, %43.6 sı diğer sağlık personelinden oluģtuğu, %50.9 unun hizmet yılının 6 yıldan az olduğu bulunmuģtur. Sağlık çalıģanları yöneticilerinin iletiģime açık olmaları, çalıģanlarına güven duymaları ve giriģimciliğe açık olmaları yönünden çok memnun iken çalıģanlar arasında koordinasyonu sağlama, araģtırmacılık ve adil davranma yönünden çok memnun değillerdir. Yöneticileri hakkındaki düģünceleri yönünden cinsiyete ve çalıģtığı kuruma göre farklılık gözlenmemiģtir. Yani amirleri hakkındaki düģünceler yönünden bayanlarla erkekler ve sağlık müdürlükleri ile aile sağlığı hizmetlerinde çalıģanlar arasında fark yoktur. ÇalıĢanların yöneticileri hakkındaki görüģlerine göre ilçeler, yaģ grupları, çalıģtığı statü, eğitimi, görevi ve çalıģtığı süre yönünden yapılan basit varyans analizi sonucunda toplam 78 sorudan çalıģtığı statü ve eğitim yönünden sadece 5 soruda fark olduğu (statüye göre 3 soruda AraĢtırmacılık, Adil davranma ve Kurum yöneticisini baģarılı bulma, eğitimine göre 2 soruda Karar verebilme ve Kurum yöneticisini baģarılı bulma) bulunmuģtur. Diğer sorularda fark yoktur. Fark olan bu 5 soru için yapılan Duncan testine göre Statü yönünden AraĢtırmacılık için fark Ģirket elemanlarından (657 ye göre çalıģanlar ile sözleģmeliler arasında fark yoktur) kaynaklanmaktadır. ġirket çalıģanları yöneticileri araģtırma yönünden baģarısız bulmaktadırlar. Adil davranma yönünden fark Ģirket elemanları ile sözleģmelilerden kaynaklanmaktadır. Yöneticilerin adil davrandığı konusunda en az memnun olan Ģirket elemanlarıdır. En çok memnun olanlar sözleģmeli çalıģanlardır. Kurum yöneticisini baģarılı bulma yönünden fark Ģirket elemanlarından (657 ye göre çalıģanlar ile sözleģmeliler arasında fark yoktur) kaynaklanmaktadır. Yöneticileri en az baģarılı bulan grup Ģirket elemanlarıdır. Eğitime göre Karar verebilme yönünden fark Ortaokul mezunlarından kaynaklanmaktadır. Diğer eğitim grubu arasında fark yoktur. Yöneticileri karar verme konusunda Ortaokul mezunları az baģarılı bulmaktadır. Kurum yöneticisini baģarılı bulma yönünden fark yine Ortaokul mezunlarından kaynaklanmaktadır. En az baģarılı bulan grup Ortaokul mezunlarıdır. Eğitim seviyesi arttıkça Kurum yöneticisini baģarılı bulma artmaktadır. Günümüzde önemi her geçen gün artan sağlık sektörü ve bu sektörde çalıģanların verimliliğinin, baģarılarının ve motivasyonunun arttırılması sektörün sorunlarının azaltılması açısından oldukça önem arz etmektedir. AraĢtırmada belirtilen sağlık kurumlarındaki çalıģanların görüģlerine iliģkin düģük yüzde oranına sahip ifadelerin iyileģtirilmesi yönünde düzenlemelerin yapılması sağlık yöneticilerine önerilmektedir. 113

117 KAYNAKLAR 1. Birgili, F., SalıĢ, F. ve Özdemir, S., (2010). Sağlık ÇalıĢanlarının ĠĢ Doyumunu Etkileyen Bazı Etmenlerin Ġncelenmesi, Anadolu HemĢirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, Sayı (13:2), Çekmecelioğlu, H.G., ve Ülker, F., (2014), Lider - Üye EtkileĢimi ve ÇalıĢan Tutumları Üzerindeki Etkisi: Eğitim Sektöründe Bir AraĢtırma, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, KOSBED, 2014, Esen, A. (2007). Belediye Personelinin ĠĢ Ortamı ve Yönetim Tarzı Algılamaları: Selçuklu Belediyesi Örneği, Yerel Siyaset Dergisi, 2 (14). 4. Gavcar, E., (2013), Ġstatistik Yöntemler I, Ankara, Gazi Kitapevi, 7 Baskı 5. Kırel, Ç. ve Özkalp, E., (2013). Örgütsel DavranıĢ. Bursa: Ekin BasımYayın Dağıtım. 6. Uz, O., (2006), T.C. Kamu Sektöründe Yönetici-Yönetilen ĠliĢkilerinde ĠletiĢim ve Güven, Atılım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü ĠĢletme Yönetimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara. 114

118 Siyasi Partilerin Söylem Analizi Yoluyla Değerlendirilmesi Nilgün ÖZDEMĠR Selçuk Üniversitesi, SELÇUK TTO, Türkiye Mustafa ÖZODAġIK Doç. Dr. Selçuk Üniversitesi, Türkiye Özet Son yıllarda ideoloji kavramına iliģkin yapılan tanımlama çabalarında sıklıkla baģvurulan söylem kavramı daha ziyade yirminci yüzyıl dilbilimcileri ve dil felsefecilerinin dil, ideoloji ve söylem alanlarındaki çalıģmalarına dayanmaktadır. Özellikle ideoloji kavramının tanımlanmasına iliģkin ortaya koyulan çeģitli yaklaģımların tarihsel süreç içerisinde geçirdikleri temel dönüģümler, söylem kavramının ortaya çıkmasında oldukça etkili olmuģtur. Hal böyleyken ülkemiz özelinde de toplumumuza üretmiģ oldukları söylemlerle yön veren siyası partiler ve liderlerinin söylemlerinin analiz edilmesi zorunluluğu hasıl olmuģtur. GerçekleĢtirilen çalıģma kapsamında ise ilk olarak siyasal sistemlerin türleri kavramsal anlamda ele alınmıģ olup, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan siyasi parti kavramı ile Dünya da siyasi partilerin oluģum süreci irdelenmiģ ve Klasik Demokrasi, Temsili Demokrasi ve Yarı Doğrudan Demokrasi modellerinin uygulandığı sistemlerde halkın politikaya katılımı hakkında literatür taraması yapılmıģtır. ÇalıĢmanın ikinci kısmında, Türk toplumunun Osmanlı imparatorluğunun ilk ve son anayasası niteliği taģıyan ve 28 ġubat Post modern darbesine kadar olan süreçteki siyasi geliģimi, anılan süreçte yapılan tüm diğer anayasa değiģiklikleri ıģığında literatür taraması yapılması suretiyle ele alınmıģ ve Türkiye de hali hazırda yürürlükte olan Siyasi parti mevzuatı ile Türkiye seçim kuruluna iliģkin genel bilgi verilmiģtir. ÇalıĢmanın üçüncü kısmında yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi nde çalıģma grubu olan siyasi partilerin kuruluģlarından itibaren geçirmiģ olduğu süreçler incelenmiģ, söylem kavramı, söylem analizinin ilkeleri, söylem ve dil, söylem analizi çeģitleri ve çalıģmada uygulanan eleģtirel söylem analizi hakkında literatür, yazılı ve görsel basın taraması yapılmıģtır yılları arasında mecliste bulunan partilerin söylemleri, Haziran 2015 Genel seçimleri öncesi dönemde geliģtirmiģ oldukları dil ve üretmiģ oldukları söylemlerine göre yorumlanmıģtır. ÇalıĢmanın sonuç kısmında ise anılan dönemde parti genel baģkanlarının gerek yazılı gerek görsel gerekse sosyal medyaya yansıyan söylemleri kronolojik sıraya göre incelenerek, siyasi partilerle telefon ve mail yolu ile iletiģim kurulmuģ, liderlerin bu süreçlerindeki söylemlerindeki değiģiklikler ile bunların topluma etkisi eleģtirel söylem analizi yöntemi kullanmak suretiyle incelenmiģtir. Anahtar Kelime: Ġdeoloji, söylem, siyasal etki Evaluation of Political Parties Through Discourse Analysis Abstract In recent years, discourse concept often referenced to define the concept of ideology is based on the studies in the field of language, ideology and discourse of mostly twentieth century linguists and philosophers of language. Fundamental transformations experienced in the historical process of the various approaches which have been put forward regarding the definition of ideology have been effective in the development of the concept of discourse. So, and also in our country, analyzing the discourses of the political parties and leaders guiding the society with their own discourses has become mandatory. Within the scope of study, firstly the kinds of political systems was discussed in terms of conceptual meanings and formation processes of the political parties in the world have been examined with the concept of political party emerged as depending on them. In the systems where models of Classical democracy, representative democracy and semi-pure democracy are applied, literature about the peoples participation in politics was reviewed. In the second part of the study, by way of literature 115

119 review in the light of all other constitutional changes made in mentioned process, political development from the first and last constitution of Ottoman Empire to February 28 postmodern coup was studied. General information regarding political party legislation already in force in Turkey and Turkey s election board was given. In the third part of the study, the processes that have had since the establishment of political parties who have working groups in Turkish Grand National Assembly among were examined. Regarding the concept of discourse, the principles of discourse analysis, discourse and language, the types of discourse analysis and critical discourse analysis used in the study, literature, written and visual media review was conducted. Discourses of the parties who had been in the assembly in the year of were interpreted according to discourses which have been produced and the language which have been improved before general elections of June At the conclusion of the study, the discourses of party leaders reflecting to both print and visual or social media were examined according to chronological order and also it was communicated by phone or mail with political parties. The differences in their discourses of the leaders within this period and their impact on the society were examined through the use of critical discourse analysis. Keywords:Ideology, discourse, political impact GĠRĠġ Günümüzde özellikle ideoloji eksenli tartıģmalarda geniģ bir yer tutan söylem kavramı yirminci yüzyıl düģünürlerinin bir keģfi ve kesin olmayan bir karmaģıklığın ürünüdür (Sözen, 1999:11). Ġdeoloji kavramının tanımlanması için uzun zamandır harcanan çaba söylem kavramının ortaya çıkmasında etkili olmuģtur. Ġdeoloji kavramının ne olduğunu anlamak için yanlıģ bilinç ile baģlayan hegemonya kavramı ile devam eden bu tanımın geldiği nokta söylemdir (Sancar, 2008:24). Türk siyasal hayatındaki ve Türkiye demokratikleģme tarihindeki en önemli olaylardan birisi de kuģkusuz Türkiye nin çok partili siyasal rejime geçmesidir. Çok partili siyasal hayata geçilmesiyle birlikte gerçekleģecek olan birçok demokratikleģme reformunun öncüsü kabul edilebilecek, tek parti iktidarının ardından siyasal sistemde artık çok partili sisteme geçilmesi önemli bir adımdır. Bu araģtırma yılları arasındaki mecliste bulunan partilerin seçim çalıģmaları kapsamındaki söylemlerine alternatif bir boyut getirmeyi amaçlamaktadır. Seçim çalıģmaları kapsamında tüm siyasi partilerin seçim çalıģmalarını incelemek mümkün olmadığı için, bu çalıģma mecliste yer alan 4 siyasi parti baģkanlarının söylemlerine odaklanmıģtır: Alfabetik sırasıyla Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Milliyetçi Hareket Partisidir. EleĢtirel söylem analizi metodu kullanılarak, bu dört partice üretilen resmi seçim çalıģmaları incelenmiģtir. Siyasal toplumun oluģumundan bugüne insanların en çok ilgi gösterdiği konuların baģında toplumun nasıl yönetileceği konusu gelmektedir. Toplumun oluģumundan itibaren yönetim yetkisinin kime ait olduğu konusu uzun zaman tartıģılmaktadır. Siyasal sistemler toplum açısından ele alındığında siyasal sistemlerin önemi egemenliğin kime ait olduğu sorusu ve bununla bağlantılı olarak önemli kararların kimler tarafından verildiğinden doğmaktadır (ġaylan, 1981:5). Devletin yasama ve yürütme gücünün kimin elinde olacağını belirlemek için siyasal sistemleri ele aldığımızda totaliter, otoriter ve demokratik siyasal sistemleri incelemek gerekmektedir (Linz, 1984:21). Siyasi parti; "kendini politik bir etiketle tanımlayan, yasal ve meģru yollardan, sürekli ve istikrarlı bir kurum aracılığıyla seçmenlerin desteğini sağlayarak devlet mekanizmasının kontrolünü ele geçirmeye ve elde tutmaya çalıģan politik bir topluluktur" (Sarıbay, 2001:6). Günümüzde siyasal partiler, siyasal sistemlerin en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Siyasal partiler sayesinde demokrasi oluģur, geliģir ve yaygınlaģır. Siyasi partiler, tüm üye ve vatandaģların devlet politikasını Ģekillendirmede eģit hakka sahip oldukları en önemli kurumun baģında gelmektedir (Sarıbay, 1994: 114). 1. Türkiye de Siyasal GeliĢim Osmanlı devletinden kalan dıģ borçlar, savaģın olumsuz etkisi, geliģmemiģ bir sanayi, tarımda geliģmemiģ yöntemlere bağlı bir ekonomi Türkiye Cumhuriyetin çok zor Ģartlar altında kurulduğunu göstermektedir (AkdiĢ, 1996: 96). Mustafa Kemal 11 Ağustos 1923 tarihinde Büyük Millet Meclisine 116

120 BaĢkan olarak seçmiģ ve Ankara 13 Ekim 1923 te baģkent ilan edilmiģtir. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin Ġlan edilmesi ile Mustafa Kemal Atatürk ün önderliğinde Türk halkı Egemenlik Kayıtsız ġartsız Milletindir anlayıģını hayata geçirmiģtir. 1.1 Atatürk Dönemi 18 Eylül 1922 de Anadolu Yunan kuvvetlerinin iģgalinden tamamen temizlenmiģtir ve Nisan 1920'den beri kendisini ülkenin meģru hükûmeti ilan eden Ankara merkezli Türk rejimi, eski Osmanlı'dan gelen sistemi yasallaģtırarak yeni cumhuriyetçi siyasi sisteme geçmeye baģladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım'da saltanatı kaldırdı ve 623 yıllık monarģik Osmanlı tarih sahnesinden silindi. Lozan'da TBMM Hükümeti, sadece Anadolu'ya saldıran ve orada yendiği Yunanlarla değil I. Dünya SavaĢı'nda Osmanlı Devleti'ni mağlup eden devletlerle de karģılaģıp hesaplaģtı ve artık tarihe karıģmıģ olan bu imparatorluğun tüm tasfiye davaları ile yüzleģmek zorunda kaldı. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan AntlaĢması, Osmanlı Ġmparatorluğu'nun devamı niteliğindeki yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tanınmasını sağladı (Gözler, 2010: 35) Anayasası döneminde Cumhuriyet ilan edilmediği için 1921 Anayasasında Cumhuriyet ve onun nitelikleri ile ilgili herhangi bir ifade ya da söz konusu değildir fakat 1924 Anayasasına baktığımız zaman birinci madde de Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir ifadesi ile karģılaģmaktayız. Bu da devletin rejiminin belirlenmiģ olduğunu göstermektedir yılında yapılmıģ olan değiģiklik ile Atatürk Ġlkeleri Anayasaya alınmıģ Ġkinci Madde de: Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve Ġnkılapçıdır ifadeleri yer almıģtır. Bu anayasamızda Türkiye Devletinin Cumhuriyet rejimi ile yönetildiği belirtilmekte iken Cumhuriyetin nitelikleri konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır (Özbudun, 2008: 47) Genel Seçimlerinin yapılması Atatürk ün hayatını kaybetmesiyle, 11 Kasım 1938 de Ġsmet Ġnönü nün cumhurbaģkanlığına getirilmesiyle Türkiye de yeni bir dönemin baģladığı söylenebilir Atatürk ün öldüğü sıralarda Ġsmet Ġnönü nün BaĢbakanlık görevinde bulunmaması ve bir anlamda uzağında kalmasına karģın, Ġnönü nün CumhurbaĢkanı seçilmesi ĢaĢırtıcı değildir (Aydemir, 1967: 27). SavaĢın sona ermesiyle ilgili olarak Ġsmet PaĢa nın 19 Mayıs 1945 te yaptığı konuģmasında, demokrasiye geçileceği hususunda açıklamalarda bulunması, çok partili siyasi hayata geçiģ için en ciddi geliģmelerden biridir. DemokratikleĢme için oldukça önemli hareket olan çok partili siyasal hayata geçiģ tek parti iktidarından sonra siyasal sistemde çoğulculuğun benimsendiğini gösteren önemli adımdır. Ġlk olarak Temmuz 1945 te iģ adamı Nuri Demirağ baģkanlığında Milli Kalkınma Partisi kuruldu (Akın, 2009: 51). Bu geliģmelerin yanı sıra en önemli olaylardan biri Ģüphesiz CHP Meclis Grubu baģkanlığına verilen Dörtlü Takrirdir. Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve Adnan Menderes in imzalarının bulunduğu bu takrir çok partili siyasal hayata geçiģte önemli bir adımdır (Koçak, 1986: 75) seçim sonuçlarına göre: CHP % 85, DP % 13 ve Bağımsız %2 oy almıģtır seçimlerinde uygulanan açık oy-gizli sayım metodu ve seçim sonuçlarında abartılı CHP üstünlüğü nedeniyle seçimlerin sonuçlarının sağlıklı olmadığı düģüncesi yurtiçi ve yurtdıģındaki gözlemcilerce dile getirilmiģtir (AkĢin, 2009: ) genel seçimlerinin Demokrat parti tarafından kazanılması ile birlikte yeni partilerin kurulduğu, demokratik seçimlerin yapıldığı bir siyasi yasama geçilen dönemdir. 27 Mayıs 1960 Askeri müdahalesine kadar çok partili siyasi yaģam devam etmiģtir. Ġlk kez Ġkinci MeĢrutiyet te ortaya çıkmıģ, ulusal KurtuluĢ SavaĢ ından 1930 lu yıllara gelinceye dek, bu yönde iki deneme daha yapılmıģ, ancak bunların hiçbiri sürekli olmamıģtı (Eroğul, 1997:259) Askeri Darbesi 27 Mayıs 1960 Askeri darbesi; Türkiye Cumhuriyeti Devleti nde darbelerin baģlangıcıdır. Sonrasında ise Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Askeri Darbeleri uygulanmıģtır. 27 Mayıs Türkiye siyasetinde, milli irade dıģındaki çözüm arayıģlarını güçlendirmiģtir. Demokrasinin gücüne değil de ordunun gücüne dayanılması fikrini ortaya çıkarmıģtır seçimlerini beklenilenin aksine CHP nin değil de DP nin kazanması üzerine örgüttekiler, faaliyetlerini daha ciddi ve hızlı yürütmeye baģlar (KocabaĢ, 2011: 493). 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi nin nasıl gerçekleģtirileceğine iliģkin çok uzun soluklu bir plan yapılmamıģtır. Üniversitelere 117

121 yapılan baskı, muhalefet partisinin kapatılmasına iliģkin çalıģmalar ve Ġsmet Ġnönü nün beyanatları darbenin ülkede oluģmasını sağlayan en önemli unsurlar olarak gösterilmektedir (Özkaya, 2005: 126). 27 Mayıs Askeri Darbesi Türk Silahlı Kuvvetleri ne mensup otuz yedi subay tarafından emir komuta zincirinin dıģına çıkılarak gerçekleģtirilmiģtir (Yücel, 2002:41) Mart Muhtırası Türkiye siyasetinde (12 Mart rejimi) diye adlandırılan dönem, 12 Mart 1971 günü Genelkurmay BaĢkanı ve kuvvet komutanı beģ generalin (biri amiraldir) gerçekleģtirdikleri muhtıra darbesi ile baģlar. Bir taraftan bazı gençlik gruplarının ve aydınların reformcu ve radikal bir devrim uygulanmalarını desteklerken, diğer taraftan ülkede son dönemde gittikçe artan iģçi ve gençlik hareketlerinin tüccar ve sanayiciler tarafından sakıncalı bulunması 12 Mart Muhtırasının verilmesine zemin hazırlamıģtır. 12 Mart 1971 de hükümetin istifa etmesini isteyen Genelkurmay BaĢkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyicioğlu, CumhurbaĢkanı ve Meclis BaĢkanına bir muhtıra verir ve yeni bir hükümet kurulmasını isterler. 12 Mart Muhtırası sonrasında BaĢbakan Süleyman Demirel de istifa etmiģtir (Laçiner, 1975:16) Ġhtilali 1960 Askeri Darbesi, 12 Mart Muhtırası sonrası 1980 yılına kadar devam edecek olan bir baģka dönemin baģlangıcını teģkil etmekteydi. Bu dönemde cumhurbaģkanlığı görevlerine sırasıyla Cemal Gürsel sonrasında Cevdet Sunay ve akabinde 6. CumhurbaĢkanı Fahri Korutürk gelmiģtir seçimlerinde de istikrarsızlar giderilememiģ ve Türkiye birbiriyle tamamen uyumsuz ve farklı görüģleri yansıtan koalisyonlarla yönetilmiģtir. Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980 sabahı baģlayan ve 'Bayrak Harekâtı' adı verilen müdahale ile yönetime el koymuģtur. Müdahaleye karģı herhangi bir direniģ olmamıģ ve müdahale amacına ulaģmıģtır (Tanör, 1995: 26) ġubat Post - Modern Darbesi 28 ġubat 1997 tarihinde yayınlanan askeri muhtıra ile baģlayan süreci 1960 öncesinde ve sonrasında yaģananlar ile tanımlamak bu süreci anlamlı ve anlaģılır kılacaktır. Bu dönemi anlatırken Cumhuriyet in kuruluģu ve çok partili döneme geçiģe kadar gitmekte fayda vardır çünkü partilerin temellerinin birbirlerinden çok farklı olduğu açık bir Ģekilde görülmektedir. 28 ġubat dönemine RP nin zaferi ile sonuçlanan genel seçimlerle baģlatmak da sürecin anlaģılması bakımından doğrudur. 24 Aralık 1995 seçimleri ile baģlayan ve 18 Haziran 1997 tarihine kadar süren bu döneme 28 ġubat 1997 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı ve bu toplantıda alınan kararlar damgasını vurmuģtur. Bu dönemde halkın oyları ile iktidara gelmiģ partilerin kurmuģ olduğu bir koalisyon hükümeti MGK kararlarını uygulama konusunda yapılan baskılara dayanamayarak istifa etmek zorunda kalmıģtır (Gürses, 2012: 81). 3. Söylem Kavramı Günümüzde dilbilimcilerin, insanbilimcilerin, yazın kuramcılarının ve toplumbilimcilerinin sıklıkla baģvurdukları söylem kavramının geçmiģi Batı da 2000 yıl eskilere kadar uzanmaktadır. Kavramın kökeninde tartıģma, konuģma anlamlarını içeren discursus sözcüğü bulunmaktadır (Kocaman, 2009: 52). Latince de 'discurrere' yani oradan buraya koģuģturma, gitme gelme anlamlarını içermektedir ve ortaçağ Latincesinde ise karģılıklı iletiģimi görüģme, tartıģma anlamlarına gelen söylem terimi günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır (Sözen, 1999: 19). 3.1 Söylem ve Dil Hem bireyi hem de toplumu daha iyi tanımak için insanın en önemli iletiģim aracı olan dili daha ayrıntılı incelemek doğru bir yaklaģım olacaktır. Bireylerin iletiģim sırasındaki durumları, kullandıkları kodlar dilin dilbilimsel özellikleri farklı açılardan aynı etkileģim durumları ile ele alınabilir. Bireylerin kullandıkları dilin toplumun düzeninin geçerliliğinin sağlamlaģtırılması hususunda sürece önemli bir etkisi vardır (Günay, 2013: 49). Dil ile söylem analizinin iliģkisinin temelleri yapısalcı yaklaģıma dayanmaktadır. Yapısalcı yaklaģımın savunucularından biri Saussure her dilin kendine özgü yapısının olduğunu ve dile ait öğelerin açıklanabileceğini savunur. Herhangi bir 118

122 terimi bir sesin bir kavramla birleģmesi olarak görmenin yanılgı olduğunu düģünür ve dilsel öğeleri çözümleme yoluyla elde edebilmek için dilsel yapıdan yola çıkılması gerektiğini savunur. 3.2 Söylem Analizi Modern çağın yeni vurgusu olan söylem entelektüel üretimin sonucu olarak günümüzde yerini almaktadır. Söylem analizi yaklaģımı, metodolojik bir analizin yanı sıra incelediği yazılı, sesli metni ya da görseli sosyal, kültürel ve siyasal içerik değerlendirmelerini de kapsayarak incelemeye tabi tutar. Söylem analizi dilin ve kurallarının cümlenin ötesindeki metinsel yapısını da incelemeyi hedefler. Söylem analizi ile metindeki fikir ve düģüncenden neler çıkarılması gerektiği üzerine çalıģmalar yapılır (Sözen, 1999: 42). Siyasi söylem analizinin büyük çoğunluğu yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde siyasetle uğraģan kiģilerin konuģmaları veya metinleri ve bu siyasetçilerin etkisinde olan halk, vatandaģ gibi farklı alıcıların etkileģiminin analizidir. Siyasi söylem analizi geniģ kitleleri etkilediği için tıbbı, yasal ve eğitim söylemlerinden oldukça farklıdır. EleĢtirel Söylem Çözümlemesi Söylem çözümlemesi insanbilim ve budunbilim kuramları bağlamında oluģur ve farklı alanlardaki çalıģmalar dilbilimcilerin dikkatini çekmektedir. EleĢtirel söylem analizi söylemi oluģturan siyasal ve sosyal bağlamın incelenmesi üzerine yoğunlaģan bir yaklaģımdır. Söylem çalıģmaları farklılık, kimlik ve öteki tartıģmaları içine alan geniģ bir kavramsal ve metodolojik bakıģ alanı sunar (Van Dijk, 2007: 4). EleĢtirel söylem analizini gerçekleģtiren kiģinin kiģisel değer ve inançlarından tamamen uzak bir analiz ortaya koyması pek de mümkün değildir (Wodak, 1999:32). Aksine araģtırmayı yapan kiģinin geçmiģiyle ve kendi yaģam tarzına uygun bir araģtırma ortaya konur. Bu durumda ise araģtırmanın tarafsızlığını kaybetmesine yol açabilir (Wodak, 1999: 33). 3.3 Söylem Analizi Yöntemi ĠletiĢime söylem, öznellik ve bağlam noktasında bir anlam da kazandıran bu yaklaģım, metni bir söylem olarak kabul eder. Söylem analizi, söylemin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır (Gökçe, 2006: 42). Kitle iletiģim araçlarının geniģ kitleleri etkilemesiyle söylem analizi son yıllarda giderek yaygınlık kazanan önemli bir araģtırma yöntemi haline gelmiģtir (Aziz, 2008: 137). 4. Bulgular ve Yorumlar 4.1 Söylem Analiz AraĢtırma Süreci Sosyal bilimlerdeki bütün araģtırma yöntemlerinde olduğu gibi söylem analizi sürecinde analiz türü verilere, analizlere ve yorumlara dayanmaktadır. Bu bağlamda söylem analizi sadece problemlere iliģkin bir araģtırma değil tüm süreci kapsayan detaylı bir inceleme sürecidir. Söylem analizi yöntemlerinden siyasi ve eleģtirel söylem analizi yöntemi kullanılmıģtır. Öncelikli olarak araģtırma kapsamındaki siyasi partilerin ve liderlerin siyasal hayatları incelenmiģtir. Daha sonra bu süreçlerdeki değiģiklikler ve kaymalar eleģtirel yöntemle incelenmiģtir. 4.2 AraĢtırmanın Konusu Bu araģtırma kapsamı içerisinde Ak Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Halkların Demokrasi Partisi genel baģkanlarının 2015 yılı genel seçimindeki söylemlerinin incelemesi amaçlanmaktadır. AraĢtırmada Parti genel baģkanlarının gerek yazılı gerek sözlü söylemlerinin herhangi bir değiģime uğrayıp uğramadığını ve nasıl bir süreç izlediğini ortaya koymaktır. Parti genel baģkanlarının seçim çalıģmaları kapsamında ve önceki siyasi yaģamlarında ve seçim süreçlerinde söylemlerini gerçekleģtirip gerçekleģtirmedikleri ile ilgili bir çalıģmadır. 4.3 Veri Toplama AraĢtırma kapsamına giren siyasi partilerle telefonla ve mail yolu ile iletiģim sağlanmıģ ve söylem seçim sürecindeki söylemlerine iliģkin bilgi toplanmıģtır. AraĢtırma kapsamına siyasi partilerin 2015 seçim ve daha önceki siyasi yaģamlarındaki söylemlerine iliģkin internet verileri toplanmıģ ve bunlar tarih sırasına göre incelenmiģtir. AraĢtırma kapsamına siyasi partilerin yazılı basındaki köģe 119

123 yazarlarının yorumları incelenmiģtir. AraĢtırma kapsamına giren siyasi partilerin seçim sürecindeki konuģma videoları incelenmiģtir. 4.4 Veri Analizi ve Bulgular Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP): Ak Parti 14 Ağustos 2001'de kurulan muhafazakâr demokrat Türk siyasî partisidir. Partinin kurucularından Recep Tayyip Erdoğan partinin siyasi alandaki yerinin muhafazakâr demokratlık olduğunu belirtmiģtir yılında yapılan genel seçimlerde sürpriz bir Ģekilde tek baģına iktidar olmuģ ve oy oranını her seçimde artırarak 2014 yılı itibariyle 12 sene iktidarda kalmayı baģarmıģ bir partidir. Ak Parti, Saadet partisine katılmayarak muhafazakâr demokrat olduğunu söylemiģtir. Türkiye Ġslami muhafazakâr aktörlerin belirleyici rol oynadığı bir döneme girmiģtir. Parti, bazı karģıtları tarafından "millî görüģ" hareketinin bir parçası olmakla suçlansa da, partinin önde gelen isimleri bu yakıģtırmayı Ģiddetle reddetmektedir. Bunun basın-yayına yansıyan en belirgin örneği, partinin kurucusu Erdoğan'ın bir konuģmasında "Milli görüģ gömleğini çıkardık" Ģeklindeki deyiģidir. Ak Partinin geniģ kesimlere seslenmesiyle birlikte belli grupların (dini cemaatler) desteğini aldığı bir gerçektir. Ak Parti nin iktidarı boyunca uyum içerisinde bulunduğu Gülen cemaati, bu yıllar içerisinde oldukça büyümüģ, bağlantıları dünya geneline yayılmıģtır. Ak Parti söylemlerinde muhafazakârlık ve cemaat terimlerine sıkça rastlanırken, Ak parti ile cemaat arasında olumsuz geliģmeler yaģanmaya baģlanınca, Ak parti muhafazarlık ilkesine rağmen cemaat karģıtı tavır ve söylemler geliģtirmiģtir. Ak Parti ve cemaat arasındaki gerginlik çok uzun zamandır süregelmekteydi. Bu gerginliklerin, bürokrasideki hâkimiyet kaygısı ile baģladığı ve sürüp gittiği bilinen geliģmeler arasında yerini almıģtır. Ak Parti ile Cemaat arasında çatıģmalar yaģanmaya devam etmiģtir. Parti, muhafazakâr demokratlık söylemleriyle ters düģmüģtür. Ak Parti söylemlerinde çift baģlılıktan bahsetmek yanlıģ olmaz. Ak parti baģkanı Ahmet Davutoğlu nun söylemleriyle CumhurbaĢkanı Recep Tayyip Erdoğan ın söylemlerinde farklılıklar görülmüģtür. Mesela Türkiye nin yüzyıllık kanlı sorununun çözümü için gövdesini taģın altına koyarak çözüm sürecini baģlatan CumhurbaĢkanı Tayyip Erdoğan ın seçim öncesinde Kürt sorunu yoktur ifadelerini kullanırken, Ak Parti baģkanı Davutoğlu Diyarbakır mitinginde çözüm sürecinin milli bir proje olarak baģladığını ve bu Ģekilde de tamamlanacağını söylemiģtir Milliyetçi Halk Partisi (MHP): 9 ġubat 1969 yılında kurulan, Türk-Ġslam ülküsü ve özellikle Türk milliyetçiliğini savunan Türk siyasî partisidir. Partinin temel amacı milliyetçilik, vatanperverliktir den bugüne MHP ulaģmak istediği seçmen kitlesi bakımından yıllar içerisinde farklı seçim stratejileri geliģtirdi yılında ideolojik ve korku yoluyla ikna stratejisi benimseyen MHP, Türkiye genelinde biz bilinci uyandırmayı ve sosyal sorunlar üzerinde durmayı hedeflemiģtir. MHP nin 2015 genel seçim stratejisinin 2007 ve sonraki seçim dönemlerinde izlemiģ olduğu stratejisinin bir karması olduğunu, MHP nin somut seçim vaatleriyle, ülkenin yakın geçmiģinde gündeme gelen bazı üzücü olayları kamuoyuna hatırlatarak seçim stratejisini gözlemlenmiģtir. PKK ile masaya oturan, sonra bunu inkâr eden kim olursa olsun nankördür diyen MHP lideri Devlet Bahçeli 2015 seçimleri sonucunda hükümetin kurulamamıģ olması sebebiyle, partilerle koalisyon çalıģmaları kapsamında görüģmeler gerçekleģtirmiģtir. Ak Partiyi çözüm sürecini baģlattığı için sert dille eleģtirmesine ve Milliyetçi Halk Partisinin milliyetçilik amaçları ve hedefleriyle diğer partilerin görüģleri uymamasına rağmen koalisyon görüģmeleri için HDP, CHP ve MHP ile AKP karģıtı tavır içerisine girmiģtir. Seçim döneminde Devlet Bahçeli nin dili oldukça ağırdır. Örneğin, Biz sözlerini unutan geçmiģini gömlek gibi değiģtiren ilkesizlere hiç benzemedik. Biz sabah söylediğini akģam olmadan yalanlayan karakterini ve kabiliyetini alavere dalavere üzerine bina eden ikiyüzlülerden hiç olmadık.. MHP genel baģkanı Devlet Bahçeli, çözüm sürecinin Türkiye yi bölünmeye götüreceğini vurgulamıģtır. Miting meydanlarında Ülkeyi ne pahasına olursa olsun böldürmeyeceğiz mesajı vermiģtir. MHP 2015 genel seçim sonucunda 52 milletvekili ile meclise girmiģtir. HDP ile eģit milletvekili sayısı almasına rağmen AKP ve HDP nin karģısında yer alarak çözüm sürecine karģı olduklarını ve söylemlerini sürdüklerini ve bölmeden, bölünmeden sloganıyla yollarına devam edeceklerini belirtmiģtir Aralık soruģturmalarından bu yana sürekli yolsuzluğu vurgulayan parti, genel seçim söylemlerinde de bundan vazgeçmedi. Meydanlarda Çalmadan, çaldırmadan 120

124 mesajını vurguladı. Seçim beyannamesinde ve meydanlarda öne çıkan diğer baģlık ise yoksulluk ile mücadele olmuģtur yılı genel seçimlerinde projelerle halkın karģısına çıkmıģtır. MHP nin seçim stratejilerinden biri de iktidarın açık verdiği konuları dile getirerek söylem geliģtirmektir Cumhuriyetçi Halk Partisi (CHP): Cumhuriyet Halk Partisi 9 Eylül 1923'te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Atatürkçü ve sosyal demokrat görüģleri benimsemiģ olan Türk siyasî partisidir. Partinin genel amaçları arasında yer alan halkçılık, sosyal devlet ve devrimcilik kavramları partinin 2015 yılı genel seçim söylemlerinde yer almamıģtır yılı genel seçimlerinde Benim için yandaģ yok, sadece ve sadece vatandaģ var. Ve istisnasız her vatandaģ bu ülkenin zenginliğinden hak ettiği payı almalı. diyerek yola çıkan CHP; açıktan verilen sadakalarla onursuz bir Ģekilde yaģama mahkûm edilen vatandaģları, ayırım yapmaksızın onurlu, haysiyetli, sosyal refah devletine yakıģır bir düzene davet etmiģtir. Türkiye de 17 milyon yoksul, 6 milyon iģsiz olduğu için CHP seçim beyannamesi ekonomi ağırlıklı olduğunu açıklamıģtır. CHP bu dönem sosyal devletin gereklerini yerine getirerek, halktan yana politikalarıyla Türkiye ye nefes aldıracaklarını belirtmiģtir. CHP bu seçim sürecine kadar sosyal devlet anlayıģını ihmal etmiģtir genel seçimleriyle birlikte daha önce söylemlerinde olan fakat uygulamadığı, gerçekleģtirmediği anlayıģ üzerine yönelmiģtir. CHP genel seçim çalıģmaları sürecinde AKP Genel BaĢkanı Ahmet Davutoğlu yerine Recep Tayyip Erdoğan üzerinden mağduriyet söylemi ortaya koymuģtur Halkların Demokratik Partisi (HDP): HDP 2007 seçimlerinden sonra, etnik kimlik siyasetinden çıkarak, birçok kesime ulaģma gayesinde ve geçmiģte Kürt siyasi çizgisiyle ve marjinal sol ile birlikte adı anılan HDP nin 2015 genel seçimlerinde Türkiye genelinde seçmen kitlesine açıldığı görülmüģtür. Milletvekili listelerine Ġslamcı gelenekten gelen isimlerin girmesi, iģsizlik, taģeronlaģma, asgari ücret gibi konular üzerinden siyaset yapılması, Alevi dernek ve konfederasyonlarla temas içerisinde olunması HDP nin yeni seçim stratejisi olmuģtur. HDP 7 Haziran genel seçim öncesine göre daha da yumuģak ve TürkiyelileĢme yolunda önemli adımlar atmıģ gibi görünebilir fakat durum Ģu Ģekilde özetlenebilir. HDP nin %10 barajını aģıp TBMM girmek üzere seçim çalıģmasını yürüten en iyi partilerden biri olmuģtur. HDP eģ baģkanları DemirtaĢ ve Yüksekdağ, Kürtlerin sorunlarını çözmek için tüm Kürt vatandaģlardan oy istemiģtir. CHP, MHP ve AKP de kemikleģen Kürt vatandaģların oylarını alarak %10 barajını geçmeyi baģarmıģtır. Parti eģ baģkanları DemirtaĢ ve Yüksekdağ, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu da oy toplarken bölge halkını tehdit ederek oy toplamıģlardır. 'HDP ye oy vermezseniz musluktan kan akacak'! Sloganı ve kan akan musluk görseli ve Türkçe ve Kürtçe uyarılar göndermiģlerdir. HDP, seçim gündeminde ekonomik vaatler ve baģkanlık sistemine geçiģ temaları ile öne çıkmıģtır. Yüzde 10 barajını aģmaya niyetlenerek HDP zor bir tercihe yönelmiģtir. Zira öncelikle CHP, önseçim yaparak Alevilerin oylarının HDP'ye kaymasını engellemeye çalıģırken, vaatlerle de sol seçmene "diri" ve "iktidar alternatifi" olduğu mesajını vermiģtir. AK Parti de dindar Kürtlerin oylarının HDP'ye gitmesi ihtimalini önlemeye çabalamıģtır. 6-7 Ekim olaylarının Türkiye'nin caddelerine getirdiği Ģiddet ve linç hafızlardayken HDP'nin "sivil itaatsizlik" söyleminin de tehdit içerdiği anlaģılmaktadır. Hele silahlarıyla sahada olan PKK'lıların varlığında. HDP'nin seçim kampanyasının ikinci ayağı, "TürkiyelileĢme" iddiası üzerinden ülkenin batısındaki Ģehirlerde oylarını artırmak. Daha geniģ kitlelere açılma gayretinde olan HDP için en ikircikli konu; din alanı. DemirtaĢ bir yandan Diyanet'in ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını öneriyor diğer yandan da dini sembolleri ve kavramları Erdoğan ve AK Parti karģıtlığını üretmek için kullanıyor. Hükümeti Ġslam'ın değerlerine ters düģmekle eleģtirmesi dindar Kürtler için anlamlı bir söylem olabilir. Lakin Taksim'e "iģçilerin Kâbe'si" benzetmesi, "Kudüs'ü Yahudilerin kutsal mekânı" olarak sunması olumsuz bir söylem olarak görülmektedir. 121

125 SONUÇ Günümüzün önemli araģtırma yöntemlerinden biri olan söylem entelektüel üretimin sonucu olarak günümüzde yerini almaktadır. Söylem analizi yaklaģımı, dilin yapısını incelemesinin yanı sıra incelediği yazılı, sesli metni ya da görseli sosyal, kültürel ve siyasal içerik değerlendirmelerini de kapsayarak incelemeye tabi tutar. Siyasi söylem analizinin genellikle siyasetle uğraģan kiģilerin konuģmaları veya metinleri ve bu siyasetçilerin etkisinde olan halk, vatandaģ gibi farklı alıcıların etkileģiminin analizini oluģturmaktır. Bu çalıģma yılları arasındaki mecliste bulunan partilerin seçim çalıģmaları kapsamındaki söylemlerine alternatif bir boyut getirilmesi ve dört siyasi partinin baģkanlarının seçim çalıģmaları sırasında gerçekleģtirdikleri söylem sapmalarının ortaya konulması amaçlanmıģtır. Tüm siyasi partilerin seçim çalıģmalarını incelemek mümkün olmadığı için, bu çalıģma mecliste yer alan 4 siyasi parti baģkanlarının söylemlerine odaklanmıģtır. Bunlardan Ak Parti söylemlerinde geniģ kesimlere seslenmesiyle birlikte belli grupların (dini cemaatler) desteğini aldığı bir gerçektir. Ak Parti nin iktidarı boyunca uyum içerisinde bulunduğu Gülen cemaati, bu yıllar içerisinde oldukça büyümüģ, bağlantıları dünya geneline yayılmıģtır. Ak Parti söylemlerinde muhafazakârlık ve cemaat terimlerine sıkça rastlanırken, Ak parti ile cemaat arasında olumsuz geliģmeler yaģanmaya baģlanınca, Ak parti muhafazarlık ilkesine rağmen cemaat karģıtı tavır ve söylemler geliģtirmiģtir. PKK ile masaya oturan, sonra bunu inkâr eden kim olursa olsun nankördür diyen MHP lideri Devlet Bahçeli 2015 seçimleri sonucunda hükümetin kurulamamıģ olması sebebiyle, partilerle koalisyon çalıģmaları kapsamında görüģmeler gerçekleģtirmiģtir. Ak Partiyi çözüm sürecini baģlattığı için sert dille eleģtirmesine ve Milliyetçi Halk Partisinin milliyetçilik amaçları ve hedefleriyle diğer partilerin görüģleri uymamasına rağmen koalisyon görüģmeleri için HDP, CHP ve MHP ile AKP karģıtı tavır içerisine girerek görüģmeler gerçekleģtirmiģtir. Seçim döneminde Devlet Bahçeli nin kullandığı dil oldukça ağırdır. CHP, 2015 genel seçimleriyle birlikte daha önce söylemlerinde olan fakat uygulamadığı, gerçekleģtirmediği anlayıģ üzerine yönelmiģtir. CHP genel seçim çalıģmaları sürecinde Ak Parti Genel BaĢkanı Ahmet Davutoğlu yerine partinin önceki dönem baģkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden mağduriyet söylemi ortaya koymuģtur. HDP nin Milletvekili listelerine Ġslamcı gelenekten gelen isimlerin girmesi, iģsizlik, taģeronlaģma, asgari ücret gibi konular üzerinden siyaset yapılması, Alevi dernek ve konfederasyonlarla temas içerisinde olunması HDP nin yeni seçim stratejisi olmuģtur. HDP eģ baģkanları DemirtaĢ ve Yüksekdağ, HDP nin barajı geçmesini sağlamak için Batı da bulunan tüm Kürt vatandaģlardan oy istemiģlerdir. GeliĢtirdiği söylemlerle CHP, MHP ve AKP de kemikleģen Kürt vatandaģların oylarını alarak %10 barajını geçmeyi baģarmıģtır. Kitle iletiģim araçlarının geniģ kitleleri etkilemesiyle söylem analizi son yıllarda giderek yaygınlık kazanan önemli bir araģtırma yöntemi haline gelmiģtir. REFERANSLAR AkdiĢ, M. (1996). Para Politikalarının Ekonomik istikrar Üzerindeki Etkinliği ve Türkiye. Afyon: Kocatepe Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Yayınları, No:2 Akın, F. (2009). Türkiye de Çok Partili Hayata GeçiĢ. Ġstanbul: IQ Kültür-Sanat Yayıncılık. AkĢin, S. (2008). Kısa Türkiye Tarihi. Ġstanbul: Türkiye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. Aydemir, ġ.s. (1967). Ġkinci Adam. Ġstanbul: Remzi Kitabevi. Aziz, A. (2008). Sosyal Bilimlerde AraĢtırma Yöntemleri ve Teknikleri. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Gökçe, O. (2006). Ġçerik Analizi - Kuramsal ve Pratik Bilgiler. Ankara: Siyasal Kitabevi Gözler, K. (2010). Türk Anayasa Hukukuna GiriĢ. Bursa: Ekin Yayıncılık Günay, D. (2013). Söylem Çözümlemesi. Ġstanbul: Papatya Yayıncılık Eğitim. Gürses E.,(2012). 28 ġubat Demokrasi Ters ġeritte. ġule Yayınları Eroğul C. (1997). ÇağdaĢ Devlet Düzenleri. Ankara: Ġmaj Yayıncılık. KocabaĢ, S. (2011). Menderes Dönemi Demokrat Parti iktidarı ve 27 Mayıs 1960 Darbesine Giden Yol Ġstanbul: Vatan Yayınları. Kocaman, A. (2009). Söylem Üzerine. Ankara: ODTÜ Yayıncılık. Koçak, C. (1986). Türkiye de Milli ġef Dönemi Ankara: ĠletiĢim Yayıncılık. Laçiner, Ö. (1975). 12 Mart Üzerine. Birikim Dergisi. Sayı Linz, J. (1984) Totaliter ve Otoriter Rejimler. (Çev: Ergun Özbudun), Ankara: Siyasi Ġlimler Türk Derneği Yayınları. Özbudun, E. (2008) Anayasası. Ankara: Atatürk AraĢtırma Merkezi, Yayınevi Genel Dizisi 122

126 Özkaya, M. ġ. (2005). Adım Adım 27 Mayıs. Ġstanbul: Ġleri Yayınları. Sancar, S. (2008). Ġdeolojinin Serüveni. Ankara: Ġmge Kitabevi. Sarıbay, A.Y. (2001). Türkiye de Demokrasi ve Politik Partiler. Ġstanbul: Alfa Kitabevi. Sarıbay, A.Y. (1994). Postmodernite, Sivil Toplum ve Ġslam. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. Sözen, E. (1999). Söylem. Ġstanbul: Paradigma Yayınları. ġaylan, G. (1981). ÇağdaĢ Siyasal Sistemler, Ankara: Türkiye ve Ortadoğu Amme Ġdaresi Enstitüsü Yayınları Tanör, B. (1995) Türkiye nin Ġnsan Hakları Sorunu. Ġstanbul: BDS Yayınları. Van Dijk, T.A. (2007). The study of Discourse: an introduction. London: Sage. Yücel, M.S. (2002). Menderes Dönemi Ankara: Yeni Türkiye. Wodak, R. (1999). Critical Discourse Analysis at the End of the 20th Century. Research on Language and Social Interaction, 32 (1-2)

127 Meslek Yüksekokullarında Öğrenci Memnuniyetinin Analizi ve Bir Örnek Uygulama Cengiz DURAN Doç. Dr. Dumlupınar Üniversitesi, Türkiye Sema BEHDĠOĞLU Doç. Dr. Dumlupınar Üniversitesi, Türkiye Süleyman TĠRYAKĠ Öğr. Gör. Dumlupınar Üniversitesi, Türkiye Diğer hizmet iģletmeleri gibi Okullar da tüketici (öğrenci) istek ve gereksinimlerine değer verme ihtiyacı hissetmektedirler. Özel olaraktan mesleki eğitim hizmeti ele alınacak olursa, eğitim hizmetlerinin belirgin nitelikleri ve hizmet kalitesi konularının öğrenci memnuniyeti bağlamında değer kazandığı söylenebilir. Bu bilgiler doğrultusunda yapılan araģtırmada, Sökmen, A., 2011 tarafından meslek yüksekokulu öğrencilerinin memnuniyetlerini ölçebilmek gayesiyle geliģtirilen ölçeğin güvenilirliği, Kütahya Sosyal Bilimler M. Y. O öğrencilerine yapılan anket ile test edilmiģtir. GeliĢtirilen bu öğrenci memnuniyeti ölçeğine uygulanan faktör analizi neticesinde de; meslek yüksekokulundan memnuniyet, bağlı olunan üniversiteden memnuniyet, kiģisel kabiliyetlerin artıģından duyulan memnuniyet ve alınan mesleki eğitimden memnuniyet olarak dört kulvar lı bir yapı meydana gelmiģtir. Yukarıda bahsedilen ölçekten anlamlı ve de faydalı bazı neticeler elde edebilmek için ve bu alan da ki literatüre katkı da bulunabilmek gayesiyle, ölçeğin güvenilirlik yanı ele alınmıģ, ifadelere yönelik aritmetik bir kısım ortalamalar da irdelenmiģtir. Ġlk olarak; Ankete katılan 212 öğrencinin eğitim aldıkları program ve cinsiyet ortalamaları ile memnuniyet boyutları arasında, anlamlı bir iliģkinin varlığının tespiti gayesiyle t-testi ve varyans analizi yapılmıģtır. Uygulanan bu testlerin neticesinde de eğitim alınan program ve cinsiyet grupları arasında, memnuniyet gruplarının arasında anlamlı farklılıklar saptanmıģtır. Ġkinci olarak ise; son mezun olduğu okul ve meslek yüksekokulunda hali hazırda okuduğu bölüm ve bulunduğu sınıf arasında anlamlı bir iliģki olup olmadığı araģtırılmıģ ve pozitif bulgulara ulaģılmıģtır. Özet Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim, Hizmetler, Öğrenci Memnuniyeti Anketi Analysis of Student Satisfaction in Vocational Schools and a Sample Study Abstract Like other service operations, educational institutions also value the request and needs of their consumers (students). Especially with a closer look to vocational education, the characteristics of services and quality service subjects gain value in student satisfaction. The validity and reliability was done before by another researcher. This study aims to measure the satisfaction of students in Kütahya social science vocational education and test the reliability of the survey. The factor analysis of the Student Satisfaction Questionnaire indicates four dimentions. These dimentions are satisfaction from school, satisfaction from university, satisfaction from personal development, and satisfaction from vocational education. In order to receive significant and useful results, the validity was taken into consideration, to make contribution to literature. 200 students participated in the survey. T-test and ANOVA were used to find out significant correlation between education program, gender and satisfaction. According the survey results there were significant differences between education program, gender and satisfaction. 124

128 Secondly, there was a significant correlation between high school types the student graduated and education programs they study in vocational education. Key Words: Vocational Education, Services, Student Satisfaction Questionnaire GĠRĠġ 21.yy da sanayi nin baģ döndürücü bir hızla geliģmesi, ekonomik olarak verimliliğin ön planda tutulmasını zorunlu kılmıģ, bunun neticesinde de iģletmeler bir taraftan globalleģen rekabet içinde yerlerini alırken diğer taraftan da çevrelerinde olup biten değiģim ve geliģimleri takip etmeye baģlamıģlardır. ĠĢletmelerin sosyal ve teknik değiģimlere ve geliģimlere uyum sağlayabilmeleri için bu alanlarda yetiģmiģ, donanımlı iģ görenler istihdam etmeleri sayesinde olacaktır. Bu bağlamda düģünüldüğünde mesleki eğitimin önemi daha net anlaģılmaktadır. Meslek yüksekokulları tarafından sunulan eğitimin yeterliliği konusunda ise farklı görüģler öne sürülmektedir. Bununla birlikte, mesleki eğitim hizmetinin söz konusu olduğu ve bu Ģekilde ki bir hizmetin de nitelikleri ve boyutlarından dolayı farlılıklar arz ettiği görülmektedir. Tüm bunlardan dolayı sunulan hizmetin memnuniyetini ve kalitesini ölçmek için eğitim hizmetinin tüketicileri konumunda ki öğrencilere gitme zorunluluğu gerekmektedir. Anacak bu Ģekilde verilen eğitimin kalitesi hakkında bir fikir edinilebilir. Bu ön kabül den hareketle gerçekleģtirilen araģtırmanın ilk bölümünde; mesleki eğitim, hizmetler ve kalite boyutlarında öğrenci memnuniyetine değinilerek ilgili literatüre kısaca değinilmiģtir. AraĢtırmanın ikinci bölümünde ise öğrencilerin memnuniyetini ölçmek amacıyla gerçekleģtirilen anketten elde edilen veriler paylaģılarak tartıģılmıģtır. Mesleki Eğitim, Hizmetler ve Öğrenci Memnuniyetine Yönelik Literatür Mesleki eğitim, uzun yıllar yaģanan değiģim ve geliģimin etkisiyle literatürde farklı Ģekillerde ifadesini bulmuģtur. Ġlk zamanlar iģ için, el sanatlarını gerektiren iģler için, imalat için eğitim gibi ifadeler kullanılırken; zamanla fertlerin tercih ettikleri bir mesleki kulvar da ki iģlemleri gerektiği Ģekilde ve yeteri kadar yerine getirebilmesi için lüzumlu bilgi, kabiliyet ve tutumlarla ilgili özelliklerinin geliģtirilmesini gaye edinen eğitim biçimi olarak tanımlanmıģtır (Alkan, Doğan ve Sezgin, 1994). Ekonomik, sosyal ve kültürel sahalarda gerçekleģen değiģim ve dönüģümlerin neticesinde baģkalaģan teknik ve mesleki eğitimin birey, meslek ve eğitim süreci olaraktan üç temel faktörü mevcuttur (Sezgin, 2005 ; Hacıoğlu vd., 2008) Malum olduğu üzere eğitim, saf hizmetlerin önde gelenidir. Saflık ise, insan faktörünün rol ve ağırlığının en yüksek düzeyde gerçekleģmesi Ģeklinde tarif edilmektedir (Kotler, Bowen ve Makens, 1999; Lovelock ve Wright, 2002; Lovelock ve Wirtz, 2011). Bir talebe cevap verici nitelikteki soyut gayretlere hizmet denilebileceği gibi (Üner, 1994) taraflardan birinin diğerine sunduğu hareket veya gayretlerde hizmet olarak adlandırılmaktadır (Lovelock ve Wright, 2002). MüĢterinin talepleri ile sunulan hizmetin performansının karģılaģtırılmasına da Hizmet Kalitesi adı verilmektedir (Grönross, 1984). Parasuraman v.d (1985) göre ise, müģterilerin hizmetten taleplerinin karģılanması hatta çok daha üstüne çıkılmasının adıdır Hizmet kalitesi. Meydana gelebilecek tatmin doğrultusunda önem taģıyan iki unsur ise umulan ve algılanan hizmet kalitesi olarak ifade edilmektedir (Sökmen, 2010) Genel olarak bütün hizmetlerin temel özellikleri arasında sayılan; hizmetin yapısı, müģterinin hizmet üretim aģamalarına katılımı, insan faktörünün ürünün parçaları arasında sayılması, kalitenin kontrolünün güçlüğü, depolanamama, zaman unsurunun kıymeti, dağıtım kanallarının değiģik yapıda olması (Parasuraman vd., 1988; Lovelock 1996), eğitim faaliyetlerinin de nitelikleri içerisinde sayılabilir. Fakat, eğitim faaliyetlerini diğer faaliyetlerden ayrıģtıran nitelikler de mevcuttur. Sayılan parametrelerden yola çıkarak, eğitim kurumlarınca ortaya konan eğitim faaliyetlerinin niteliklerini aģağıdaki gibi sıralayabiliriz (Lovelock, 1996; Üner, 1997; Kotler, Bowen ve Makens, 1999; Üner, 1999; Lovelock ve Wirtz, 2011):.Eğitim faaliyetleri, sanal iģletme çalıģmalarının bireylerin bedenlerine uygulandığı faaliyetlerdir. Diğer bir ifade ile eğitim faaliyetleri, zihinsel uyarım aģamalı faaliyetlerdir..öğrenci, eğitim faaliyetini edinmek için, genellikle faaliyetin gerçekleģtiği eğitim iģletmesine(okula) devam etmek mecburiyetindedir..eğitim faaliyeti öğrenciye tek bir merkezden verilebileceği gibi birden çok merkezden de verilebilir. 125

129 .Talep standarttır. Talep tepe noktaya vardığında da, genellikle eğitim iģletmelerinin faaliyet kapasitesi bu talebe cevap verir..ġģletme tesis ve teçhizatları ile katılımcılar, eğitim faaliyetlerinin tecrübesinde yadsınamayacak bir yere sahiptirler..öğrencilerle eğitim iģletmesi arasında üyeliğe dayalı bir iliģki mevcuttur..müģteri(öğrenci) eğitim faaliyetinden devamlı olarak istifade etmektedir..eğitim faaliyetlerinin bir seviyeye kadar öğrencilerin arzu ve ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanma imkanı mevcuttur..müģteri(öğrenci) ile irtibatlı olan eğiticilerin, öğrencilerden gelen talep ve Ģikayetleri değerlendirme olasılığı yüksektir. Memnuniyet, kazanılanların taleplere makul seviyede cevap vermesi veya aģması diye kabul edildiğinde (Robbins ve Coulter, 2009; Robbins, Decenzo ve Coulter, 2011) kalitenin tanımıyla irtibatlı olduğu fark edilir. Hizmet iģletmelerinin ve dolayısıyla da eğitim iģletmelerinin kalite alanında karģılaģtıkları ana zorluğun iki sebebi bulunmaktadır; 1) MüĢterinin mamülü değerlendirirken ne tür unsurlara kıymet verdiğinin tam olarak kestirilememesi. 2) Bu unsurları değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir metotlara tam olarak sahip olunamamasıdır (Parasuraman vd., 1985). Grönross(1984), hizmet kalitesinin iki unsurdan meydana geldiğini ifade etmiģtir; a)teknik kalite, tüketicinin hizmetten ne kazandığı b)ġģlevsel kalite, tüketiciye ne Ģekilde hizmet verildiğidir (Grönross, 1990) Hizmet kalitesinin ve tüketici memnuniyetinin değerlemesine yönelik değiģik unsurlar mevcuttur (Parasuraman vd., 1988; Cronin ve Taylor, 1994). Metodoloji Bu çalıģmada, meslek yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin aldıkları eğitim ve bu eğitimin veriliģ Ģartları hakkında ki memnuniyetlerini ölçmek amaçlanmıģtır. Bu amaçla da aģağıdaki sorulara cevap aranmıģtır. M.Y.O Öğrencilerinin; 1. Memnuniyet seviyeleri, farklı memnuniyet kategorileri kapsamında hangi seviyededir? 2. Öğrencilerin memnuniyetlerinin arasında okudukları bölüme ya da cinsiyete göre anlamlı farklılıklar var mıdır? Meslek Yüksekokulunun hali hazır da ki durumunun analizi amacı ile yapılan bu çalıģmanın örneklemini oluģturan denekler, Kütahya Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulun da öğrenim gören farklı bölüm ve sınıflarda ki öğrencilerden oluģmaktadır. AraĢtırmanın evreni olarak bu okulun seçilmiģ olmasının nedeni uygulamanın kolay olmasıdır. AraĢtırmaya toplamda 212 öğrenci katılmıģtır. AraĢtırma verileri, 2016 yılı ocak ayında anket tekniği kullanılarak toplanmıģtır. AraĢtırmada kullanılan ölçek Alptekin Sökmen in Ankara da ki bir Meslek Yüksekokulunda uyguladığı anketten alınmıģtır. Geçerlik ve güvenilirlik çalıģmaları ilgili araģtırmacı tarafından yapılan ölçeğe, tarafımızdan sadece güvenilirlik testi uygulanmıģtır. Ankette Okuldan Memnuniyet 6 soru, Üniversiteden Memnuniyet 3 soru, Mesleki Eğitimden Memnuniyet 5 soru, KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet 4 soru ile toplamda ise 18 soru ile dönüt alınmaya çalıģılmıģtır. Tablo 1: Güvenilirlik Analizi Anketteki Bölümler Cronbach's Alpha Soru Sayısı Çıkarılan Soru Sayısı Güvenirlik Durumu* Okuldan Memnuniyet (OKM) 0, Oldukça Güvenilir Mesleki Eğitimden Memnuniyet (MEM) 0, Yüksek Güvenilir KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet (KGM) 0, Yüksek Güvenilir Üniversiteden Memnuniyet (ÜNM) 0, Oldukça Güvenilir *Akgül, Aziz ve Çevik, Osman, (2003) Ġstatistiksel Analiz Teknikleri SPSS te ĠĢletme Yönetimi Uygulamaları Sayfa: , Ankara 126

130 Bulgular Bu bölümde ankete katılan öğrencilere yönelik birtakım bilgiler verilecek(cinsiyet, yaģ, program v.b) sonrasında ise ifadelere genel katılımları aktarılacaktır. Daha sonra ki aģamalarda da memnuniyetin alt boyutları dahilinde, öğrencilerin ifadelere katılımlarında programa ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olup olmadığı irdelenecektir. Tablo 2: AraĢtırmaya Katılan Öğrencilerle ilgili Tanıtıcı Bilgiler Okuldan Memnuniyet (OKM) 2,6783,84093 O 6- Program dahilinde verilen dersler yeterlidir ve uygun olarak düzenlenmiģtir. 2,3726 1,19945 O 7- Genel olarak okulumdan ve bölümümden memnunum 2,5047 1,14576 O 8- Sağlanan akademik danıģmanlık hizmeti yeterlidir 2,9764 1,26731 O 9- Okulun derslik ve bilgisayar laboratuarları gibi fiziksel donanımları yeterlidir 3,2085 1,33599 O 10-Ders saatleri ile program yeterlidir ve uygun olarak düzenlenmiģtir 2,6651 1,22614 O 11-Eğitim aldığım öğretim elemanlarının yeterli mesleki bilgi ve tecrübeye sahip 2,3443 1,26914 O olduğunu düģünmekteyim. Mesleki Eğitimden Memnuniyet (MEM) 2, O 12-Okulda edindiğim teorik bilgileri pratik uygulamalarla geliģtirme olanağı buldum 2,9481 1,29971 O 13-Eğitimini aldığım program konusunda uzmanlaģtığımı düģünüyorum 2,985 1,24777 O 14-Mesleğime yönelik kavram ve uygulamaların önemli bir kısmını öğrendiğimi 2,5283 1,14955 O düģünüyorum 15-Mesleğimi rahatlıkla yapabilmemi sağlayacak dil eğitiminin verildiğini 3,3491 1,41450 Y düģünmekteyim 16-Aldığım eğitim sayesinde baģkalarına oranla daha rahat iģ buabilirim 2,8962 1,21546 O KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet (KGM) 2,4611,98476 O 17-Aldığım eğitim sayesinde özgüvenim arttı 2,5613 1,20466 O 18-Okul sayesinde daha sosyal ve giriģken bir insan oldum 2,4575 1,23269 O 19- Okulda aldığım eğitim ve yaģadığım deneyimler iletiģim becerimi arttırdı 2,3538 1,17733 O 20- Okulda aldığım eğitim ve yaģadığım deneyimler bana hayatıma nasıl yön 2,4717 1,18608 O verebileceğimi gösterdi. Üniversiteden Memnuniyet (ÜNM) 3,2689 1,14072 O 21- Üniversite genelinde sunulan yiyecek ve içecek hizmetleri yeterlidir 3,0142 1,36468 O 22- Üniversitemde ilgimi çeken birçok sosyal ve kültürel faaliyet düzenlenmektedir. 3,3302 1,40562 O 23-Üniversite genelinde verilen sosyal ve psikolojik danıģmanlık hizmetleri yeterlidir. 3,4623 1,37116 Y (D)Değerlendirme: DüĢük: Orta: Yüksek: Tablo 2 de görüleceği gibi ankete katılan öğrencilerin en yüksek oranda katılım gösterdikleri ifade 3,46 ile üniversite genelinde verilen sosyal ve psikolojik danıģmanlık hizmetleri yeterlidir olmuģtur. Bunu 3,34 ile Mesleğimi rahatlıkla yapabilmemi sağlayacak dil eğitiminin verildiğini düģünmekteyim ve 3,33 ile Üniversitemde ilgimi çeken birçok sosyal ve kültürel faaliyet düzenlenmektedir ifadeleri takip etmektedir. Buradan hareketle öğrencilerin çoğunlukla üniversiteden, mesleki eğitimden ve öğretim elemanlarından memnun oldukları çıkarsanabilir. Tablo 2 de görüleceği gibi en düģük ortalamayla (2,34) Eğitim aldığım öğretim elemanlarının yeterli mesleki bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu düģünmekteyim ifadesi gelmekte. Bunu (2,35) ile Okulda aldığım eğitim ve yaģadığım deneyimler iletiģim becerimi arttırdı ve (2,37) ile Program dahilinde verilen dersler yeterlidir ve uygun olarak düzenlenmiģtir ifadeleri takip etmektedir. Bu ifadelerden de anlaģılabileceği üzere bu anket çalıģması Bütünlemeye gelen öğrencilere uygulanmıģ ve bu öğrencilerin baģarısızlık nedenlerini kendilerinin dıģında arama kompleksleri devreye girmiģtir. H1: Okulda sunulan program dahilinde verilen dersler yeterlidir ve uygun olarak düzenlenmiģtir Ģeklinde düģünen öğrencilerin yaģları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir iliģki vardır. 127 Tablo 3: Hipotez Bire Ait Çapraz Tablo

131 OKM1,00 Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum YaĢınız, ve üzeri Expected Count,0 1,8 1,2,0 3, 0 % within OKM1 33,3% 33,3% 33,3%,0% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız 50,0%,8% 1,2%,0% 1, 4 % % of Total,5%,5%,5%,0% 1, 4 % Expected Count,5 29,5 18,8,2 4 9, 0 % within OKM1,0% 63,3% 36,7%,0% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız,0% 24,4% 22,2%,0% 2 3, 2 % % of Total,0% 14,7% 8,5%,0% 2 3, 2 % Expected Count,8 48,2 30,7,4 8 0, 0 % within OKM1,0% 57,5% 42,5%,0% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız,0% 36,2% 42,0%,0% 3 7, 9 % T o t a l 128

132 Kararsızım Katılmıyorum Kesinlikle Katılmıyorum % of Total,0% 21,8% 16,1%,0% 3 7, 9 % Expected Count,4 24,7 15,7,2 4 1, 0 % within OKM1,0% 63,4% 34,1% 2,4% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız,0% 20,5% 17,3% 100,0% 1 9, 4 % % of Total,0% 12,3% 6,6%,5% 1 9, 4 % Expected Count,2 13,8 8,8,1 2 3, 0 % within OKM1 4,3% 60,9% 34,8%,0% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız 50,0% 11,0% 9,9%,0% 1 0, 9 % % of Total,5% 6,6% 3,8%,0% 1 0, 9 % Expected Count,1 9,0 5,8,1 1 5, 0 % within OKM1,0% 60,0% 40,0%,0% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız,0% 7,1% 7,4%,0% 7, 1 % 129

133 Total % of Total,0% 4,3% 2,8%,0% 7, 1 % Expected Count 2,0 127,0 81,0 1, , 0 % within OKM1,9% 60,2% 38,4%,5% 1 0 0, 0 % % within YaĢınız 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 1 0 0, 0 % % of Total,9% 60,2% 38,4%,5% 1 0 0, 0 % Tablo 4: Hipotez Bire Ait Chi-Square Tests Value df Asymp. Sig. (2-sided) Pearson Chi-Square 43,193 a 15,000* Likelihood Ratio 14,804 15,466 Linear-by-Linear Association,002 1,961 N of Valid Cases 211 *Tablo 4 e bakıldığında Hipotez 1 kabul edilmiģtir. Çünkü Pearson Chi-Square deki değeri <=0.05dir H1: Okulda sunulan program dahilinde verilen dersler yeterlidir ve uygun olarak düzenlenmiģtir Ģeklinde düģünen öğrencilerin yaģları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir iliģki olduğu istatistiki olarak bulgulanmıģtır. Yukarıdaki Hipotez Bire Ait Çapraz Tablo 3 detaylı Ģekilde incelendiğin de yaģında olan öğrencilerin yaģında olanlara göre okulda sunulan derslerin daha yeterli ve uygun olduğunu düģünmektedirler. Kesinlikle ile katılıyorum sorusuna ankete katıların %23.2 cevap vermiģtir yaģında olanların bu soruya verdikleri cevap incelendiğinde kesinlikle katılma oranları %63.3 iken bu oran yaģlarındaki öğrencilerde %36.7 olduğu görülmektedir. Aynı zamanda okulda sunulan program dahilin de verilen dersler yeterlidir ve uygun olarak düzenlendiğine katılıyorum sorusuna öğrencilerin %37.9 katılmıģtır. Bu soruya verilen cevaplarda yaģ arasında olanların oranı %57.5 olarak görülürken yaģlarında olanlarda bu oranın %42.5 olduğu bulgulanmıģtır. Bu oranlardan da görüldüğü gibi yaģında olanlar yaģında olanlara göre okulda verilen derslerin daha yeterli ve uygun olduğu görüģündedirler. H2: Okul sayesinde daha sosyal ve giriģken bir insan olduklarını düģünen öğrencilerin yaģları arasında istatistiksel olarak önemli bir iliģki vardır. 130

134 Tablo 5: Hipotez Ġkiye Ait Çapraz Tablo YaĢınız, ve üzeri Total KGM2 Total Kesinlikle Katılıyorum Katılıyorum Kararsızım Katılmıyorum Kesinlikle Katılmıyorum Expected Count,0 2,4 1,5,0 4,0 % within KGM2 25,0% 25,0% 50,0%,0% 100,0% % within YaĢınız 50,0%,8% 2,5%,0% 1,9% % of Total,5%,5%,9%,0% 1,9% Expected Count,4 23,5 15,0,2 39,0 % within KGM2 2,6% 61,5% 35,9%,0% 100,0% % within YaĢınız 50,0% 18,9% 17,3%,0% 18,5% % of Total,5% 11,4% 6,6%,0% 18,5% Expected Count,8 51,8 33,0,4 86,0 % within KGM2,0% 55,8% 43,0% 1,2% 100,0% % within YaĢınız,0% 37,8% 45,7% 100,0% 40,8% % of Total,0% 22,7% 17,5%,5% 40,8% Expected Count,4 24,7 15,7,2 41,0 % within KGM2,0% 78,0% 22,0%,0% 100,0% % within YaĢınız,0% 25,2% 11,1%,0% 19,4% % of Total,0% 15,2% 4,3%,0% 19,4% Expected Count,2 12,0 7,7,1 20,0 % within KGM2,0% 50,0% 50,0%,0% 100,0% % within YaĢınız,0% 7,9% 12,3%,0% 9,5% % of Total,0% 4,7% 4,7%,0% 9,5% Expected Count,2 12,6 8,1,1 21,0 % within KGM2,0% 57,1% 42,9%,0% 100,0% % within YaĢınız,0% 9,4% 11,1%,0% 10,0% % of Total,0% 5,7% 4,3%,0% 10,0% Expected Count 2,0 127,0 81,0 1,0 211,0 % within KGM2,9% 60,2% 38,4%,5% 100,0% % within YaĢınız 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% Tablo 6: Hipotez Bire Ait Chi-Square Tests Value df Asymp. Sig. (2-sided) Pearson Chi-Square 36,574 a 15,001* Likelihood Ratio 18,884 15,219 Linear-by-Linear Association,166 1,684 N of Valid Cases 211 *Tablo 6 ya bakıldığında Hipotez 2 kabul edilmiģtir. Çünkü Pearson Chi-Square deki değeri <=0.05dir Tablo 6 daki Pearson Chi-Square deki p değeri <=0.05 olduğu için hipotez iki kabul edilmiģtir. Diğer bir ifade ile okul sayesinde daha sosyal ve giriģken bir insan olan öğrencilerin yaģları arasında 131

135 di me nsi on 1 di me nsi on 1 di me nsi on 1 di me nsi on 1 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 istatistiksel olarak önemli bir iliģki olduğu saptanmıģtır. Yukarıdaki hipotez ikiye ait çapraz tablo 5 detaylı incelendiğinde yaģında olanların kendilerini okul sayesinde yaģında olanlara göre daha giriģken oldukları görülmektedir. Kesinlikle ile katılıyorum sorusuna ankete katıların %18,9 cevap vermiģtir yaģında olanların bu soruya verdikleri cevap incelendiğinde kendilerini sosyal ve giriģken hissetmelerine verdikleri kesinlikle katılma oranları %61.5 iken bu oran yaģlarındaki öğrencilerde 39.5 olduğu görülmektedir. Aynı zamanda okulun öğrencileri daha giriģken yaptığına katılıyorum sorusuna öğrencilerin %40.8 katılmıģtır. Bu soruya verilen cevaplarda okul sayesinde kendini giriģimci hisseden öğrencilerin yaģ arasında olanların oranı %55.8 olarak görülürken yaģlarında olanlarda bu oranın %43 olduğu bulgulanmıģtır. Bu oranlardan da görüldüğü gibi yaģında olanlar yaģında olanlara göre okulun onlara daha fazla giriģimci yaptığı fikrindedirler. H3. Cinsiyete göre Okuldan Memnuniyet (OKM) ortalamaları açısından anlamlı farklılık vardır. H4 Cinsiyete göre Mesleki Eğitimden Memnuniyet (MEM) ortalamaları açısından anlamlı farklılık vardır. H5. Cinsiyete göre KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet (KGM) ortalamaları açısından anlamlı farklılık vardır. H6. Cinsiyete göre Üniversiteden Memnuniyet (ÜNM) ortalamaları açısından anlamlı farklılık vardır. Tablo 7: Cinsiyet Grup Ortalamalarıyla ilgili T-Testi MEM ort OKM ort KGM ort ÜNM ort Cinsiyet N Mean Std. Deviation Std. Error Mean t Sig. (2-tailed) Bayan 95 2,8305 1,03514,10620 Erkek 116 3,0345,88555, Bayan 95 2,6049,84977,08718 Erkek 116 2,7428,83446, Bayan 95 2,4158 1,04271,10698 Erkek 116 2,5000,94178, Bayan 95 3,2386 1,20053, Erkek 116 3,3017 1,09543, Tablo7 de, memnuniyet boyutları dahilinde öğrencilerin ankette ki ifadelere katılımları ve bu katılımların cinsiyete göre değiģip değiģmediği, t-testi yapılarak analiz edilmiģtir. Bu analize göre, en yüksek memnun olunan alanın, erkekler(3,30) bayanlar(3,23) ile Üniversite olduğu gözlemlenmektedir. Okuldan memnuniyet ve KiĢisel GeliĢim de dahil 3 boyutta bayan ve erkekler arasında ki makas çok açık değilken, Mesleki eğitimden memnuniyet boyutunda cinsiyete göre farklılığın hat safhaya ulaģtığı gözlemlenmektedir. H3 hipotezi ret edilmiģtir. T testindeki Okuldan Memnuniyet (MEM) ortalamalarına ait p değeri 0,131>0.05 olduğu için ret edilmiģtir. H4 hipotezi ret edilmiģtir. T testindeki Mesleki Eğitimden Memnuniyet (OKM) ortalamalarına ait p değerinin olduğu görülmektedir. Bu değerinde >0.05 olduğu için ret edilmiģtir. H5 hipotezi ret edilmiģtir. Cinsiyete göre KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet (KGM) ortalamalarına ait p değerinin 0,543 olduğu buğulanmıģtır. Bu değerinde > 0.05 olduğu için Cinsiyete göre kiģisel geliģimden memnuniyet arasında istatistiki anlamlılıkta bir fark görülmemiģtir. H6 hipotezi ret edilmiģtir. Çünkü Cinsiyete göre Üniversiteden Memnuniyet (ÜNM) ortalamalarına ait p değerinin > 0.05 olduğu görülmektedir. H7: Bölümlerin Mesleki Eğitimden Memnuniyete (MEM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklıdır. H8: Bölümlerin Okuldan Memnuniyete (OKM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklıdır 132

136 H9: Bölümlerin KiĢisel GeliĢimden Memnuniyete (KGM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklıdır H10: Bölümlerin Üniversiteden Memnuniyetlerine (ÜNM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklıdır Tablo 8: Programlara Göre Memnuniyet Boyutları Ortalamaları Bölüm MEM ort. OKM ort. KGM ort. ÜNM ort. Yönetim ve Organizasyon 2,8625 2,4479 2,2656 3,4167 Toptan ve Perakende SatıĢ 2,8000 2,2500 2,1250 3,0000 Seyahat-Turizm ve Eğlence Hizmetleri 2,9561 2,6423 2,4939 3,4309 Otel Lokanta ve Ġkram Hizmetleri 3,0000 2,7500 2,3750 3,5000 Muhasebe ve Vergi 3,1536 2,9643 2,5357 3,4286 DıĢ Ticaret 3,0000 2,7928 2,5811 3,1351 Pazarlama ve Reklamcılık 2,7250 2,1250 2,3125 2,7917 Büro Hizmetleri ve Sekreterlik 2,8237 2,6576 2,3771 3,1977 Finans-Bankacılık ve Sigortacılık 3,0182 2,8030 2,7727 3,2424 Total 2,9410 2,6783 2,4611 3,2689 Yukarıda ki tablo 8 de memnuniyet alt boyutlarının bölümlere göre ortalamalarına bakıldığında, mesleki eğitimden memnuniyet boyutu kategorisinde ortalaması en yüksek olan programın Muhasebe ve Vergi (3,15) olduğu görülmekte, bunu 3,01 ile Finans-Bankacılık ve Sigortacılık takip etmekte. Pazarlama ve Reklamcılık Bölümünün okuldan memnuniyet ortalaması (2,72) en düģük olarak tespit edilmiģtir. Okuldan memnuniyet boyutun da ilk sırada Muhasebe ve Vergi (2,96) bölümünün olduğu ve onu Finans-Bankacılık ve Sigortacılık (2,80) bölümünün izlediği gözlemlenmiģtir. Okuldan memnuniyet kategorisinde (2,12) ile Pazarlama ve Reklamcılık bölümü son sırada gelmektedir. KiĢisel GeliĢim boyutunda Finans-Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü(2,77) ile birinci sırada gelirken, onu (2,58) ile DıĢ Ticaret takip etmekte, Toptan ve Perakende SatıĢ Bölümünün (2,12) ile son sırada geldiği gözlemlenmektedir. Üniversiteden Memnuniyet boyutunda ise (3,50) ile Otel Lokanta ve Ġkram Hizmetleri birinci sırada gelirken, onu (3,43) ile Seyahat Turizm ve Eğlence Hizmetleri takip etmekte iken Pazarlama ve Reklamcılık bölümü (2,79) ile sonuncu sırada geldiği görülmektedir. Tablo 9: Program Gruplarıyla ilgili ANOVA Testi Memnuniyet Boyutları Sum of Squares df Mean Square F Sig. MEMort Between Groups 2,827 9,314,333,963 Within Groups 190, ,942 Total 193, OKMort Between Groups 7,544 9,838 1,195,300 Within Groups 141, ,701 Total 149, KGMort Between Groups 3,433 9,381,383,942 Within Groups 201, ,996 Total 204, ÜNMort Between Groups 5,351 9,595,446,909 Within Groups 269, ,333 Total 274, H7 hipotezi ret edilmiģtir. Çünkü tablo 9 daki Annova testindeki P değeri 0,963 >0.05 tir. Diğer bir ifade ile bölümlerin Mesleki Eğitimden memnuniyetlerine (MEM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklı olmadığı belirtilebilir. H8 hipotezi ret edilmiģtir. Çünkü tablo 9 daki Annova testindeki P değeri 0,300 >0.05 tir. Bölümlerin Okuldan Memnuniyetlerine (OKM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklı olmadığı istatistiki olarak kanıtlanmıģtır. H9 hipotezi ret edilmiģtir. Çünkü tablo 9 daki Annova testindeki P değeri 0,942>0.05 tir. Bölümlerin kiģisel geliģimden memnuniyetlerine (KGM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklı olmadığı belirtilebilir. 133

137 H10 hipotezi ret edilmiģtir. Çünkü tablo 9 daki Annova testindeki P değeri 0,909>0.05 tir. Bölümlerin üniversiteden memnuniyetlerine (ÜNM ort) ait en az bir evren ortalaması, diğer evren ortalamalarından farklı değildir. SONUÇ Kütahya Sosyal Bilimler M.Y.O da yapılan araģtırma kapsamında öğrencilerin aldıkları eğitim ve eğitim hizmetleri konusundaki memnuniyetlerinin tespit edilmesi ve bu memnuniyetlerin öğrencilerin cinsiyeti ve okudukları bölümler kapsamında anlamlı bir farklılık arz edip etmediğinin ortaya konması hedeflenmiģtir. Yapılan Annova analizi sonucunda ankete katılan öğrencilerin bölümlere göre Mesleki Eğitimden Memnuniyet, Okuldan Memnuniyet, KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet ve Üniversiten Memnuniyetleri ortalamaları açısından arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıģtır. Öğrencilerin tüm bölümlere göre memnuniyet algılarının birbirine benzer olduğu söylenebilir. Ayrıca yapılan Annova Analizi sonucunda öğrencilerin cinsiyetlerine göre Okuldan Memnuniyet, KiĢisel GeliĢimden Memnuniyet ve Üniversiten Memnuniyetleri ortalamaları açısından arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıģtır. Burada bayan ve erkek öğrenciler arasında memnuniyet ortalamaları arasında istatistiki bir farklılık bulunmadığı söylenebilir. Sadece yapılan Pearson Chi-Square analizine göre, yaģında olan öğrencilerin yaģında olan öğrencilere göre okuldan aldıkları eğitimleri daha yeterli ve uygun oldukları istatistiki olarak kanıtlanmıģtır. Aynı zamanda yapılan Pearson Chi-Square analizine göre, yaģında olan öğrencilerin yaģında olan öğrencilere göre kendilerini daha giriģimci ve sosyal buldukları kanıtlanmıģtır. Buradan da yaģı küçük olan öğrencilerin hem okulda verilen eğitimi beğenip hem de kendilerini daha sosyal ve giriģimci gördüğü sonucuna varılabilir. Referanslar Alkan, C., H. Doğan ve Ġ. Sezgin. (1994). Mesleki ve Teknik Eğitimin Esasları.Ankara: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi. Grönross, C. (1984). A Service Quality Model and Its Market Implications. EuropeanJournal of Marketing. 18 (4), Grönross, C. (1990). Service Management and Marketing: Managing the MomentsTruthin Service Marketing. Toronto: Lexington Books. Hacıoğlu, N. ve diğerleri. (2008). Türkiye de Turizm Eğitimi. Ankara: DetayYayıncılık. Kotler, P., J. Bowen ve J. Makens. (1999). Marketing for Hospitality and Tourism.2nd. Edition. New Jersey: Prentice-Hall, Inc. Lovelock, C. (1996). Services Marketing. 3rd. Edition. New Jersey: Prentice-HallInternational Editions. Lovelock, C. ve J. Wirtz. (2011). Services Marketing. 7th. Edition. New Jersey: Pearson Education, Inc. Lovelock, C. ve L. Wright. (2002). Principles of Service Marketing and Management. 2nd. Edition. New Jersey: Pearson Education, Inc. Parasuraman, A., V. A. Zeithaml ve L. L. Berry. (1985). A Conceptual Model of Service Quality and Its Implications for Future Research. Journal of Marketing. Vol:49, Parasuraman, A., V. A. Zeithaml ve L. L. Berry. (1988). SERVQUAL: A Multiple-Item Robbins, S. P ve M. Coulter. (2009). Management. 10th. Ed. New Jersey: Pearson Education, Inc Scale for Measuring Customer Perceptions of Service Quality. Journal of Retailing. 64 (1), Üner, M. M. (1994). Hizmet Pazarlamasında Pazarlama Karması Elemanları DeğiĢiklik Gösterir mi? Pazarlama Dünyası. (43), 6 9. Üner, M. M. (1997). Konaklama Sektörü Yabancı Sermaye Yatırımları ve Pazar Faktörü. Hacettepe Üniversitesi ĠĠBF Dergisi, 15,2: Üner, M. M. (1999). Ġhracat Pazarlaması Literatürünün, Uluslararası Konaklama Hizmetleri Pazarlaması Literatürüne Uyarlanması Üzerine Bir Deneme. Anatolia: Turizm AraĢtırmaları Dergisi, 10, 1: Ünlüönen K. ve Y. Boylu. (2005). Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinde Öğrenim Gören Öğrencilerin Beklenti ve Algılamalarındaki DeğiĢimin KarĢılaĢtırılması ( ve Öğretim 134

138 EMET MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCĠLERĠNĠN SOSYOEKONOMĠK DURUMLARININ EĞĠTĠM KALĠTESĠ ÜZERĠNDEKĠ ETKĠLERĠ Gülten ġen Öğr.Grv.Dumlupınar Üniversitesi, Türkiye Özet Lise sonrası insan hayatının en önemli dönemlerindendir. Çünkü bu dönemde hayatımızın bundan sonrası dönemini belirleyen tercihler yaparız. Meslek seçimi, eģ seçimi bunların en baģında gelir. Bu dönemde bir okul tercihimizle birlikte aslında bir hayat tercihi de yapıyoruz. Bu tercih hayatımızın bundan sonraki kararlarının üzerinde etkili olmaktadır. Okulu tercih ederken farkında olmadan bir hayatı tercih ediyoruz. Üniversitelerin meslek yüksekokulu bölümlerine toplumun hangi ekonomik-sosyal kategorilerinden insanların geldiği ve hangi koģullarda eğitimlerini sürdürdükleri her dönem tartıģma konusu olmuģtur. Bu çalıģma Meslek yüksek okulu öğrencilerinin sosyoekonomik durumlarını incelemektedir. Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinin Sosyoekonomik durumlarının bu okulları tercihlerinde ve Eğitimin Kalitesi üzerinde etkili olduğu düģünülmektedir. Bu doğrultuda bu araģtırmanın amacı, Yükseköğretim sisteminin önemli bir bileģeni olan meslek yüksekokullarında, nasıl bir öğrenci profilinin bulunduğunun belirlenmesidir. Bu araģtırma, bir sosyoekonomik profil çalıģması olarak yatay bir sosyal bilim çalıģmasıdır. Bu çalıģmada Dumlupınar üniversitesi Emet meslek yüksek okulunda öğretim döneminde eğitim gören DıĢ Ticaret, Çocuk GeliĢimi,Sağlık Kurumları iģletmeciliği, Maliye, Kimya ve Turizm alanlarından 200 öğrenciye 24 sorulu bir anket formu uygulanmıģtır.verilerin oldukça sınırlı bir analizine yer verilerek genel profil sunulmaya çalıģılmıģtır. AraĢtırma bulgularına göre; ankete katılan öğrencilerin 52 si kız %48 i erkektir.%60 nın iki ve daha fazla kardeģi bulunmaktadır.babası üniversite mezunu olanların oranı % 6, Annesi üniversite mezunu olanlar % 4 dür.öğrencilerin büyük bölümü Ģehirlerde ikamet ederken, aylık gelirleri 1500 Tl civarında olan öğrenci sayısı % 72 dir. Bu araģtırma sonuçları Dumlupınar Üniversitesi Emet Meslek Yüksekokulu nun çağdaģ ve modern eğitim çalıģmaları yapabilmesi için bir kaynak mahiyetindedir. Ayrıca Üniversite yöneticilerine hâli hazırdaki öğrencilerinin profilleri hakkında bir veri tabanı oluģturmaktadır. Anahtar Kelimeler: sosyoekonomik durum, Emet, eğitim,kalite VOCATĠONAL SCHOOL EDUCATĠON QUALĠTY OF SOCĠO- ECONOMĠC IMPACT STUDY OF THE STATUS OF STUDENTS Abstract After high school is the most important period of human life. Because in this period of our lives we make choices that determine the postoperative period. Job selection, mate choice comes at the beginning of them. In this period I prefer a school watch actually making a life choice. This choice has an impact on the future decisions of our lives We prefer a life without actually being aware of when choosing a school University of vocational schools section of the society in which economic and social categories where people come from every period and has been the subject of debate the conditions under which they pursue their studies. This study examines the socio-economic situation of vocational high school students. Socio-economic status of students in Vocational High School this school is considered to be effective on the preferences and quality of education. The aim of this research in this direction, which is an important component of the higher education system of vocational schools, is how to determine whether a student profile. This study is a socio-economic profile works as a 135

139 horizontal social science studies. In this study, Dumlupınar University Emet vocational high school in the academic year studying Foreign Trade, Child Development, Health Institutions, operations, finance, chemistry and 200 students in the field of tourism 24 asked a questionnaire was applieddata analysis was limited by space rather attempted to present a general profile. According to research findings; 52 of the students surveyed were male and 48% female. 60% of the there are two or more children. His father is 6% rate of university graduates, college graduate with his mother, 4%, respectively. Öğrencilerin büyük bölümü Ģehirlerde ikamet ederken, aylık gelirleri 1500 Tl civarında olan öğrenci sayısı % 72 dir. These research results Dumlupınar University Occupation Emet is a source nature of modern education and training to do the work of high school. University administrators also create a data base on the profile of the students still in preparation. Key words: Socioeconomic status, Emet, Education, Quality GĠRĠġ Ġnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından birisi olan meslek seçimi insanın yaģam biçiminin de seçilmesi demektir. Meslek, bireylerin hayatını kazanmak için yaptığı kuralları toplumca belirlenmiģ ve belli bir eğitimle kazanılan bilgi, becerilere dayalı etkinlikler bütünü olarak tanımlanabilir. Meslekler kiģiliklerimizi, toplumda insanların bize bakıģ açısını, toplumsal iliģkilerimizi ve aile içi iliģkilerimizi etkilemektedir. Meslek yüksek okullarına gelen öğrencilerin bu seçimleri hayatları boyunca ne kadar para kazanabileceklerinden nasıl giyineceklerine, kimlerle iliģki kuracaklarından kiminle evleneceklerine kadar birçok konuda etkili olabilmektedir. Günümüzde bilim ve teknolojideki hızlı değiģim ve geliģim, toplumsal yapıları, insan hayatlarını ve üretim biçimlerini hızla değiģtirmektedir. Bu değiģimin etkilerine en çok maruz kalanlardan biri de ülke sanayisinin en önemli dinamiklerinden biri olan iģ gücüdür. Bu anlamda iyi yetiģmiģ insan gücü ülkenin geliģiminde ve iģsizliğin azaltılmasında büyük bir öneme sahiptir. Ġyi yetiģmemiģ baģka bir deyiģle vasıfsız insan gücü o ülke için önemli bir iģsizlik sorununu ortaya çıkaracaktır. Bu anlamda ülkenin mesleki eğitime verdiği önem ve bu eğitimin beslendiği kaynak olan toplumun, mesleki eğitime bakıģ açıları iyi yetiģmiģ ara eleman kalitesi üzerinde önemli etkenlerdir. Ne yazık ki Türkiye eğitim sistemi ve toplumumuz meslekî eğitime gereken önemi vermemektedir. Bunda elbette mesleki eğitimin toplumsal algısı, Türk aile yapısı, mesleki eğitime ayrılan bütçe ve eğitim politikalarımız gibi bir çok değiģkenin rolü bulunmaktadır. Meslek yüksek okullarında eğitim bugün istenen düzeyde değildir. Ne yazık ki mezunlar ülkemizin ve sektörün beklentilerine cevap verecek nitelikte değildirler. Bu sonuç üzerinde bir çok neden bulunmaktadır.2003 yılından sonra uygulanan sınavsız geçiģ sistemi, bu okullara yönelen öğrencilerin eğitim kalitelerini olumsuz etkilemektedir. Bu okulların kuruluģ yerleri ve Ģartlarındaki olumsuzluk, araç gereç ve donanımdaki yetersizlikler ve sosyal aktivite eksiklikleri eğitimin önündeki önemli sorunlardandır. Bugün ülkemizin bir çok yerinde sanayisi geliģmiģ olup olmadığına bakmadan, ihtiyaç analizi yapılmadan meslek yüksekokulları kurulmuģtur. Ġhtiyaç analizi yapılmadan yerel yönetimlerin taleplerine bağlı olarak açılan bu okullarda kaynak yetersizliği, öğretim elemanlarının sayısal ve pedagojik yetersizlikleri, nitelikli ve deneyimli idari personelin bulunmayıģı, iģ dünyası ile sağlıklı iliģkiler kurup iģgücü piyasasının taleplerine uygun nitelikte mezun verilemeyiģi gibi sorunlar bulunmaktadır. Bütün bu sorunlar önemlidir. Ama girdi kalitesi bütün bu sorunları doğrudan ilgilendirmektedir. Ġyi yetiģmiģ insan gücü, teknolojik ilerlemenin ortaya çıkaracağı toplumsal ve bireysel uyumsuzluk sorunlarını daha aza indirebilecek, ülke ekonomisi dolaylı olarak bu durumdan yararlanabilecektir Ülkemizde öğrencilerin büyük çoğunluğu hem ortaokul hem de lise sonunda sonraki okul tercihlerini daha çok akademik eğitimden yana yapmaktadırlar. Bu durumda meslek yüksekokullarının girdi kalitesinin düģmesine sebep olmaktadır. Beklentileri karģılayabilecek, yüksek nitelikli iģ gücünü yetiģtirecek, mesleki eğitimin girdilerinin kalitesi de bu anlamda büyük bir önem kazanmaktadır. Bu okullara gelen öğrencilerin kalitesinin artırılası kadar buralarda eğitim gören öğrencilerin temel özelliklerinin bilinmesi ve ona göre bir planlamanın yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda bu araģtırmanın amacı, Yükseköğretim sistemi ve iģ hayatının önemli bir parçası olan meslek yüksekokullarında, nasıl bir öğrenci profilinin bulunduğunun belirlenmesidir. Bu araģtırma, bir sosyoekonomik profil çalıģması olarak yatay bir sosyal bilim çalıģmasıdır. Bu çalıģmada verilerin 136

140 oldukça sınırlı bir analizine yer verilerek sunulmaya çalıģılmıģtır. meslek yüksek okulu öğrencilerinin genel bir profili Yöntem AraĢtırmanın amacına uygun olarak betimsel araģtırma modeli kullanılmıģtır. Bu araģtırma modelinde amaç var olan durumu ortaya koymaktır. Yapılan araģtırmada Kütahya Emet Meslek Yüksekokulundaki öğrencilerin sosyoekonomik profili tanımlanmıģtır. Bu çalıģmada verileri elde etmek için araģtırmacılar tarafından geliģtirilen bir anket formu hazırlanmıģtır. Bu araģtırmanın evreni Kütahya Emet Meslek Yüksek Okulunda öğretim yılında eğitim gören 1100 öğrenciden oluģmaktadır. Emet meslek yüksek okulunda eğitim döneminde eğitim gören DıĢ Ticaret, Çocuk GeliĢimi, Sağlık Kurumları iģletmeciliği,maliye,kimya ve Turizm alanlarından 150 öğrenciye 24 sorulu bir anket formu uygulanmıģtır. Anketler 200 kiģiye dağıtılmıģ 200 tanesi geri dönmüģtür. Toplam 24 sorudan oluģan bu ankette, çoktan seçmeli sorularla birlikte, öğrencilerin açıklamada bulunabileceği açık uçlu sorulara da yer verilmiģtir. Yanıtların serbestçe ve dürüstçe verilebilmesi için, anket uygulanan öğrencilerden isim istenmemiģtir. Bu çalıģma bu grup üzerinden yorumlanmıģtır. Anketin birinci kısmında, öğrencilerin ailelerindeki kiģi sayısı, eğitim durumları, meslekleri ve ekonomik durumlarını belirten sorulara yer verilmiģtir. Sonraki bölümler, öğrencilerin bireysel ve ekonomik durumlarıyla ilgili sorulardan oluģmaktadır. Bulgular ve Yorum AraĢtırmaya toplam 200 öğrenci katılmıģ olup, bunların tamamı % 59 (118) birinci sınıf, % 41 i ikinci sınıf öğrencileridir. Öğrencilerin devam ettikleri programlara göre yüzde dağılımları incelendiğinde; DıĢ ticaret programında okuyan öğrencilerin %20 (40 kiģi), Sağlık kurumları iģletmeciliği % 34 (68 kiģi), Maliye Programında % 20 (40 kiģi), Kimya programında % 10 (20 kiģi) iken bu alanların ikinci öğretiminde eğitim gören %16 dır. Anket uygulanan öğrencilerin %51 i (102 kiģi) yaģ grubunda olup, %41 (82 kiģi) yaģ arasındadır. %5 lik (10 kiģi) yaģ arasında bulunmaktadır. 31 yaģ ve üzerinde bulunan %3 (6 kiģi) dir. 31 yaģ ve üzerinde bulunan öğrencilerin Kimya programında okumakta olduğu belirlenmiģtir. Uygulanan anket sonuçlarına göre kız ve erkek öğrenci sayısı birbirine çok yakın olup, ankete katılan öğrencilerin %52 si (104 kiģi) kız ve %48 i (96 kiģi) erkek öğrencilerden oluģmaktadır. Öğrencilere uygulanan ankete göre Emet Meslek Yüksekokulunu puanı baģka okullara yettiği halde tercih ettiğini söyleyenlerin oranı %13 (26 kiģi) iken, Puanım buraya yettiği için geldim diyenlerin oranı %87 (174 kiģi) dir.ankete göre mevcut öğrencilerin büyük çoğunluğu puanı buraya yettiği için bu okulda okuduklarını belirtmektedir. AraĢtırma sonuçlarına göre öğrencilerin %92 nin (184 kiģi) anne babası birlikte iken% 8 nin (16 kiģi) anne ve babası ayrı yaģamaktadır. Anne ve babası birlikte yaģayan öğrencilerin büyük bir çoğunlukta olduğu görülmektedir. Babası sağ olan öğrencilerin oranı %96 (192 kiģi), babası ölmüģ olanların oranı %4 (8 kiģi), Annesi sağ olanların oranı % 98 (196 kiģi) iken, annesi ölü olanların oranı % 1 (2 kiģi) dir. AraĢtırmaya göre anne ve babası ölmüģ olan öğrenci sayısı çok azdır. Öğrencilerin % 94 i (188 kiģi) anne ve babalarının birlikte yaģadıklarını belirtirken, %6 sı (12 kiģi) anne ve babalarının ayrı yaģadıklarını belirtmiģlerdir. Anne ve babası boģanmıģ olanların oranı düģüktür. Öğrencilerin % 4 ü (8 kiģi) herhangi bir kardeģe sahip değilken, %40 ı (80 kiģi) 1 kardeģe, %28 i (56 kiģi) 2 kardeģe, %8 i (16 kiģi) de 3 kardeģe sahip bulunmaktadır. % 20 si (40 kiģi) ise 4 ve daha fazla kardeģe sahiptir. Bu verilere göre genel olarak 2 ve daha çok çocuklu aile üyesi öğrencilerin yoğunlukta olduğu görülmektedir. Ankete katılan öğrencilerin % 41 i (82 kiģi) ailesinde okuyan tek çocuk iken, %48 inin (96 kiģi) 1 kardeģi öğrenci, %8 nin (16 kiģi) 2, %3 nün (6 kiģi) de 3 kardeģinin öğrenci olduğu anlaģılmaktadır. Verilerden de anlaģıldığı gibi, öğrencilerin çoğunluğunun okul çağında kardeģi 137

141 bulunmaktadır. Birden fazla okuyan çocuğu bulunan ailelerin ekonomik durumu bundan etkilenmektedir. Öğrencilerin anne ve babalarının eğitim durumlarına bakıldığında, Babaların % 2 si (4 kiģi) okula gitmemiģ, % 58 i (116 kiģi) ilkokul, % 20 si (40 kiģi) ortaokul ve lise, % 4 ü (8 kiģi) yüksekokul, % 2 si de (4 kiģi) fakülte mezunu olduğu, annelerin ise % 4 nün (8 kiģi) hiç okula gitmediği, %68 nin (136 kiģi) ilkokul, % 23 nün (46 kiģi) ortaöğretim, % 1 nin de (2 kiģi) Yüksekokul ve fakülte mezunu oldukları görülmektedir. Anne ve babası yüksekokul ve fakülte mezunu olanların oranının % 1 ve 2 gibi çok küçük oranlarda olduğu görülmektedir. Ankete göre babaların eğitim durumu annelerin eğitim durumuna göre daha yüksektir. Öğrencilerin mezun oldukları liseler incelendiğinde, meslek lisesi mezunu öğrenciler % 71 (142 kiģi) ile ilk sırayı almakta, bunu % 22 (44 kiģi) ile genel lise, %7 (14 kiģi) ile Anadolu lisesi izlemektedir. Fen lisesi, sosyal bilimler lisesi ve özel lise mezunu öğrenci bulunmamaktadır. Emet Meslek Yüksek okulunda okuyan öğrencilerin çoğunluğunun meslek lisesi mezunu olduğu görülmektedir. Akademik anlamda daha baģarılı olan Anadolu lisesi öğrencilerinin çok az, Fen lisesi ve sosyal bilimler lisesinden hiç öğrencinin bu okulu tercih etmediği görülmektedir. AraĢtırma sonuçlarına göre öğrencilerin %50.05 nin (101 kiģi) ailesi ilçelerde,% 12 sinin (24 kiģi) illerde,% 20,50 sinin büyükģehirlerde, % 17 sinin de belde ve köylerde ikamet ettiği anlaģılmaktadır. Bu verilere göre, öğrencilerin % 83 nün Ģehir merkezlerinde yaģadığı görülmektedir. Köylerde ve beldelerde yaģayan öğrenci oranı çok düģüktür.sonraki sorudan da anlaģılacağı gibi öğrencilerin ailelerinin yaģadıkları Ģehirlere sonradan göç ettikleri görülmektedir. Öğrencilerin % 56 sı ailelerinin bulundukları yerleģim yerine baģka yerleģim yerlerinden taģındıklarını belirtmiģlerdir.buradan da anlaģılacağı gibi ailelerin çoğunluğu dıģ kökenlidir. Anketimize göre öğrencilerin evlerinde ki birey sayısına bakıldığında % 1 nin (2 kiģi) 0-2, % 3 nün (6 kiģi) 3 kiģi,% 62 sinin(128 kiģi) 3-5, % 32 sinin (64 kiģi) 5 ve üzerinde kiģinin ikamet ettiği görülmektedir. Evlerinde ki birey sayısına bakıldığında çoğunluğun 3 ile 5 arasında olduğu görülmektedir. Anketimize göre annelerin mesleği sorulduğunda %9 u (18 kiģi) iģçi, % 1 i(2 kiģi) memur, % 1 i (2 kiģi) serbest meslek, % 89 u (178 kiģi) ev hanımı cevabı vermiģtir. Bu sonuca göre annelerin % 11 i (22 kiģi) çalıģmakta iken % 89 u (255 kiģi) herhangi bir iģte çalıģmamaktadır. ÇalıĢan annelerin mesleklerinin dağılımında belirgin bir yoğunlaģma görülmemektedir. Babaların mesleği sorulduğunda, %38 i (76 kiģ) iģçi,%6 sı (12 kiģi) memur, %38 i (76 kiģi) esnaf, %12 si (24 kiģi) emekli olarak belirtmiģtir. Babaların mesleklerine bakıldığında memur olanların çok az olduğu görülmektedir. Öğrencilerin babalarının iģçi ve esnaf olanların çoğunlukta olduğu görülmektedir. Anket verilerine göre öğrencilerin ailelerinin aylık gelirleri ı %16 (32 kiģi) ile TL arasında bulunmaktadır. % 72 si (144 kiģi) TL, % 12 si (24 kiģi) 2500 ve yukarısı olarak belirtilmiģtir. Bu duruma göre öğrenci ailelerinin % 16 sı çok düģük oranda gelire sahipken, % 72 si asgari ücret ve biraz üzerinde gelire sahiptir. Gelir durumu iyi olan öğrencilerin ancak % 12 i civarındadır Öğrencilerin %28 i (56 kiģi) oturdukların evin kira olduğunu, %72 si (144 kiģi) oturdukları evin kendilerinin olduğunu belirtmiģtir öğretim yılında Emet Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin %72 sinin ailelerinin kendi evi olduğu görülmektedir. Ankette oturdukları evle ilgili sorulan soruya; % 16 sı (32 kiģi) 1+1, %54 ü (108 kiģi) 2+1, %24 ü (48 kiģi) 3+1, %14 ü (28 kiģi) 4+1 olarak cevap vermiģlerdir.bu duruma göre 2+1 daire tipi konutlarda oturan öğrencilerin okulda çoğunlukta olduğu görülmektedir. Anketimizde öğrencilere okula nereden geldikleri ile ilgili bir soru yöneltilmiģtir. Bu soruya öğrencilerin %15,50 (23 kiģi) Kütahya ili ve ilçelerinden geldiklerini, %88,50 si il dıģından geldiklerini belirtmiģlerdir. Emet meslek yüksekokulunda okuyan öğrencilerin %88,50 si gibi büyük bir çoğunluğunun Kütahya dıģındaki illerden bu okulu tercih ettikleri görülmektedir. Anketimize göre öğrencilerin %63 ü (126 kiģi) özel yurtlarda, %8 i (16 kiģi) ailelerinin yanında, %17 si (34 kiģi) arkadaģlarıyla kiralık dairede, % 9,5 i (19 kiģi) tek baģına kiralık dairede kaldığını belirtmiģlerdir. Okulda özel yurtlarda kalan öğrencilerin çoğunlukta olduğu görülmektedir. Bunda okulun bulunduğu Emet ilçesinde devlet yurdunun bulunmayıģının etkili olduğu görülmektedir. 138

142 Yapılan anket sunucunda, ailelerin %87 sinin (174 kiģi) bir sosyal güvenceye sahip olduğu, %13 ünün (26 kiģi) herhangi bir sosyal güvenceye sahip olmadıkları belirlenmiģtir. Öğrencilerin %25,50 i (51 kiģi) öğrenimleri için burs ya da kredi aldığını, %7 si (14 kiģi) çalıģtıklarını, %64,5 (129 kiģi) okul masraflarını ailelerinin karģıladığını belirtmiģlerdir Ankete göre öğrenci ailelerinin %50,5 si (101 kiģi) otomobil sahibi iken, öğrencilerin %49,5 inin (99 kiģi) ailelerinin arabası bulunmamaktadır. Ankete göre öğrenci ailelerinin %100 ü evinde buzdolabına, %96 sı çamaģır makinasına, %64,5 i led televizyona, %76 sı bulaģık makinasına, %100 u cep telefonuna, %50,5 i bilgisayara sahip olduklarını belirtmiģlerdir. Öğrencilerin %56.5 sı (13 kiģi) yaz tatillerinde hiç tatile gitmediğini belirtirken, %53,5 i en az bir defa tatile gittiğini belirtmektedirler. Öğrencilerin masrafları konusunda aileleri ile herhangi bir sorun yaģayıp yaģamadıkları sorulduğunda %22.5 lik (45 kiģi sıkıntı yaģadıklarını belirtmiģlerdir. Öğrencilerden okul masrafları ve bireysel harcamaları konusunda aileleriyle sorunu olmayanlar %77.5 lik (155 kiģi) büyük bir çoğunluğu oluģturmaktadır. Sonuç, TartıĢma ve Öneriler Bu çalıģmanın amacı Dumlupınar Üniversitesi Emet Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin sosyoekonomik profillerinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda yapılan araģtırmanın sonuçları aģağıdaki gibidir. Türkiye de sınav sisteminden kaynaklanan sebeple öğrencilerin ve ailelerinin büyük bölümü tercihlerini sınav puanlarının yettiği, mezun olduklarında kolay iģ bulabilecekleri, para kazanabilecekleri alanlara yapmaktadırlar. Meslek yüksek okuluna gelen öğrencilerin % 35 nin sınavsız geçiģle okula geldiği görülmektedir. Büyük bölümü okudukları bölümden memnun değildir. Sınava tekrar girmeyi düģünen öğrenciler çoğunluktadır. Bu araģtırmanın bulgularına bakıldığında da öğrencilerin %51 i yaģ grubunda olup,% 41 i yaģ arasında, kalan %8 lik kısım ise 25 yaģ ve üzerinde bulunmaktadır. Öğrencilerin devam ettikleri programlara göre yüzde dağılımları incelendiğinde; Sağlık Kurumları ĠĢletmecili %34 (68 kiģi), Maliye programında %20 (40 kiģi), DıĢ Ticaret %20 (40 kiģi), Kimya bölümünde %10(20 kiģ) iken aynı programların ikinci öğretiminde eğitim veren alanlarda %16 (32 kiģi) olarak dağıldığı görülmektedir. Kız ve erkek öğrenci sayısı birbirine çok yakın olup, araģtırmaya katılan öğrencilerin %52 si kız ve %48 i erkek öğrencilerden oluģmaktadır. AraĢtırma bulgularına göre öğrencilerin %4 ü herhangi bir kardeģe sahip değilken, %40 ı 1 kardeģe, %28 i 2 kardeģe, %28 i de 3 ve daha fazla kardeģe sahip bulunmaktadır. Bu verilere göre genel olarak 2 ve daha çok çocuklu aile üyesi öğrenciler yoğunlukta bulunmaktadır. Kaya (2005) in araģtırma sonuçlarına göre meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin % 34'ü üç, %33'ü ise dört çocuklu ailelerin bireyleridir. Ġki araģtırma sonucuna göre meslek yüksek okullarını tercih eden öğrencilerin genellikle çok çocuklu ailelerden geldiği düģünülebilir. Bu okullarda okuyan öğrencilerin çok çocuklu aile ortamlarının imkanlarına göre sınavdan düģük puan aldıkları iddiası ayrı bir soru olarak ele alınabilir. Öğrencilerin %48 inin 1 kardeģi öğrenci iken %8 inin 2, %3 ünün de 3 kardeģi öğrencidir. Bu oranlardan da anlaģılacağı üzere öğrencilerin büyük bölümünün kardeģleri de öğrenci bulunmakta, bu durum ailelerin ekonomik yapılarını doğrudan etkilemektedir. Ailede birden fazla çocuğun öğrenci olması ailelerin gelir düzeylerinin düģük olması öğrencilerin meslek yüksek okulunu neden tercih ettiğine iliģkin veriler de sunmaktadır. Diğer yandan öğrencilerin mezun oldukları liseler incelendiğinde, meslek lisesi mezunu öğrenciler %71 ile ilk sırayı almakta, bunu %22 ile genel lise, %7 ile Anadolu lisesi izlemektedir. Fen lisesi mezunu öğrenci bulunmamaktadır. Yazıcı ve diğerlerinin (2003:389) araģtırma sonuçlarına göre üniversite gençliğinin lise kaynağını büyük çapta genel liseler oluģturmakta olup genel liseleri meslek liseleri izlemektedir.türkiye de 2003 yılında mesleki eğitim alan lise öğrencisi %27 civarındadır. Bu tarihlerde mesleki ve teknik eğitime talebin önündeki en büyük engellerden biri 'katsayı' sorunuydu. Meslek ve Ġmam Hatip liselilerin üniversitelerde lisans bölümlerine girmesi neredeyse imkansızdı.28 ġubat kararlarından iki yıl sonra uygulanmaya baģlayan farklı katsayı yıllarca siyasi bir çekiģmenin sembolü oldu. YÖK, 1999'da üniversiteye giriģte kullanılacak ortaöğrenim baģarı puanı ile çarpılacak 139

143 katsayıyı, öğrencilerin alanları dıģındaki yükseköğretim branģlarını seçmeleri durumunda daha düģük verdi.bu arada meslek lisesi öğrencilerine meslek yüksekokullarına sınavsız geçiģ hakkı da tanındı.bu uygulama yıllarca mesleki eğitime giden öğrenci sayısının toplam öğrenci içindeki oranının düģük kalmasına sebep oldu.türkiye de nitelikli ara eleman ihtiyacı yıllardır dile getirilmektedir. 13 yıllık katsayı uygulaması 2011'de kaldırıldı. Bu engelin kalkmasıyla meslek liselerini ve imam hatip liselerini tercih eden öğrenci sayısı artmaya baģladı.2003 yılında % 27 olan meslek liselerinde okuyan öğrenci sayının, 2015 yılında % 49 lara çıkmıģtır. Türkiye de genel orta öğretimin yapılanması ve program içerikleri daha çok akademik eğitime yöneliktir. Bunun en önemli nedenlerinden biri mesleki eğitimin statü ve itibar sorunudur. Genel olarak tüm ülkelerde akademik bilgi ve eğitim, mesleki ve teknik eğitimden daha çok itibar görmektedir. Ancak bu itibar sorunu ülkemizde daha yoğun yaģanmaktadır. Öğrenciler meslek okullarını en son tercih olarak değerlendirmektedir. Bir diğer neden meslek lisesi mezunu olmanın piyasa getirisidir. Meslek lisesi mezunlarının iģ bulma oranları diğer liselere göre biraz yüksek olmasına rağmen, üniversite mezunlarının gerisinde kalmaktadır. Bu da ülkemizde aileleri okudukları lise ayırmaksızın üniversite tercihi yapmaya zorlamaktadır. Bu nedenle herhangi bir yüksek öğrenim kurumuna yerleģemeyen öğrenciler yükseokulların farklı bölümlerini tercih edebilmektedirler. Böyle uygulamalar da orta öğretim kurumlarının bireylerin ilgi, istidat, yetenek ve beklentilerine göre öğrenci almalarını engellemektedir. (DPT, 2001; Kılıç ve Kuyumcu, 2008). Öğrencilerin %83 ünün ailesi Ģehir merkezinde ikamet etmekte olup, %17 si köy ve kasabalarda, yaģamaktadır. Bu veriler, öğrencilerin çoğunluğunun Ģehir merkezlerinde oturduğunu göstermektedir. Annelerin %68 i ilkokul, %23 ü ortaokul ve lise, %1 i yüksekokul,ve fakülte mezunu bulunmaktadır. Buna karģılık babaların %58 si ilkokul, %20 si ortaokul, ve lise, %6 sı yüksekokul, ve fakülte mezunu bulunmaktadır. Annelerin %4 ü, babaların da %2 si okula hiç gitmemiģtir. Anne ve babaların eğitim düzeylerine baktığımız da yarısından fazlasının ilkokul düzeyinde olduğu görülmektedir. Aynı verilerde öğrenci babalarının, annelerine göre eğitim durumlarının daha yüksek olduğu anlaģılmaktadır. Bu verilerden anlaģıldığı üzere ülkemizde ki eğitimde cinsiyet eģitsizliği sorunu meslek yüksek okulu öğrenci ailelerinde de görülmektedir. Annelerin %11 i çalıģmakta iken %89 u ev hanımı olarak nitelendirilmektedir. ÇalıĢan annelerin mesleki dağılımına bakıldığında iģçi, serbest meslek ve çok az oranda memur olduğu görülmektedir. Babaların %88 i bir çalıģtıkları bir mesleği belirtir iken, %12 si bu araģtırma yapıldığı sırada herhangi bir meslek beyanında bulunmamıģtır. ÇalıĢan babaların meslekleri incelendiğinde %12 emekli, %38 iģçi, %6 memur, %38 i esnaf olarak görülmektedir. AaraĢtırma sonuçlarına göre araģtırmaya katılan öğrencilerinde %89 gibi oldukça önemli bir oranın anneleri çalıģmamakta ve babalarının gelirinden baģka gelirleri bulunmamaktadır. Öğrencilerin anne ve babalarının aylık gelirleri esas alındığında %16 sı TL, %72 si TL, %12 si de 2500 ve üzeri gelire sahip bulunmaktadır. Bu sonuçlara göre ailesinin ekonomik durumu iyi olarak görülen aile oranı çok düģüktür. Ailesinin ekonomik durumu asgari ücret civarında olan öğrencilerin oranı çok yüksektir. Bu araģtırmaya göre bu okulu tercih eden öğrencilerin ailelerinin büyük kısmı düģük gelir düzeyine sahiptir. Öğrenci ailelerinin eğitim düzeyleri ve ekonomik durumlarının öğrencilerin okudukları okulu etkilediği görülmektedir. Anne ve babaların arasında yüksekokul ve fakülte mezunlarının %1 ve %4 olması, ekonomik durumlarının 2500 tl ve yukarısında belirtenlerin çok az olması dikkate değerdir. Öğrencilerin ailelerinin eğitim ve ekonomik durumları, öğrencilerin durumlarıyla paralellik göstermektedir. Öğrencilerin %92 si babası ve annesi ile birlikte yaģamaktadır.babası sağ olanların oranı %96 ı, Annesi sağ olanların oranı %98 dir. Ailelerin %87 si bir sosyal güvenceye sahip iken, %13 ü herhangi bir sosyal güvenceye sahip bulunmamaktadır. Öğrencilerin %25,50 si öğrenimleri için burs ya da kredi alırken %74.50 si herhangi bir burs ya da krediden istifade etmemektedir. Burs yada kredi alan öğrencilerin bu kaynakları nerelerden temin ettikleri araģtırıldığında, öğrenim kredisi ve katkı kredisi ön plana çıkmaktadır. Öğrencilerin %7 si masraflarını çalıģarak kendisinin karģıladığını, diğerlerinin eğitim masraflarını ailelerinin karģıladığını belirtmiģlerdir. Bu verilere göre öğrencilerin ihtiyaçları genel anlamda aileleri tarafından karģılanmaktadır. 140

144 Öğrencilerin %72 sinin oturdukları ev ailelerine aitken, %28 i kirada oturmaktadır. Öğrenci ailelerinin %50,5 i otomobil sahibi iken, öğrencilerin %49,5 nin otomobili bulunmamaktadır. Kendisine ait arabası olan öğrenci oranı %4 dür.bu orana göre çalıģarak otomobil alacak seviyede öğrenci oranı düģüktür. Öğrencilerin %100 ünde cep telefonuna vardır. Aylık bireysel harcamaları araģtırılan öğrencilerin büyük çoğunluğu masraflarını ailelerinin karģıladığı görülmektedir. Aileleriyle bu konuda sorun yaģayanların oranı % 22,5 dir. Bu durum ülkemizdeki geleneksel aile yapısının bir sonucudur.gene de Yazıcı ve diğerlerinin (2003:392) araģtırma sonuçlarına göre üniversiteli gençler aileleri ile en çok para harcamaları konusunda anlaģmazlığa düģmektedirler. Dumlupınar Üniversitesi Emet Meslek Yüksekokulu nda 4 farklı programda okuyan öğrencilerin, çok kardeģli oldukları, Ģehir ve ilçe merkezlerinde oturan ailelerden geldikleri, ağırlıklı olarak ilköğretim düzeyinde eğitim görmüģ anne babaları bulunduğu, orta alt gelir düzeyinden geldikleri belirlenmiģtir. Öğrencilerin annelerinin büyük çoğunluğu çalıģmamakta, fakat ailelerin %87 sinin sosyal güvenliği bulunmaktadır. Yüksekokul ve fakülte mezunu ebeveyn oranının annelerde %2 babalarda ise %4 ü geçmediği belirlenmiģtir. Ankete katılan öğrencilerin büyük bölümü ailelerinin en yüksek eğitim düzeyine sahip üyeleridir. AraĢtırmaya göre, öğrencilerin ailelerinin eğitim ve ekonomik durumlarının orta ve alt düzeyde olduğu görülmektedir. Bu araģtırmaya göre ailelerin sosyoekonomik durumları okul ve meslek tercihlerini etkilemektedir. Akademik düzeyleri düģük öğrencilerin tercih ettiği okullar olarak görülmektedir Bu okulları akademik açıdan daha nitelikli öğrencilerin tercih etmesi sağlanmalıdır.öncelikle mesleki eğitimin cazibesinin ve itibarının artırılarak, bu okulların düģük profilli bir olgu olarak görülmesini engellemek gerekmektedir. Bunun ilk koģulu mesleki eğitim sisteminin kalitesini artırmak, sistemi iģgücü piyasası Ģartlarına, cevap verecek bir yapıya dönüģtürmektir. Bugünkü meslek yüksekokulları düģük baģarılı öğrencilerin tercih ettiği, düģük kalitede eğitimin verildiği, sonucunda da iģ garantisi olmayan okullar olarak algılanmaktadır. AraĢtırma sonuçlarına genel olarak bakıldığında Dumlupınar Üniversitesi Emet Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin sosyo ekonomik profili ile diğer yüksek okullara ait araģtırma sonuçları benzerlik göstermektedir. Bunun nedeni Türk ailelerinin sosyo ekonomik düzeyleri ile çocukları için tercih ettikleri akademik gelecek arasında iliģki olmasıdır. Bu araģtırma sonuçları Dumlupınar Üniversitesi Emet Meslek Yüksekokulu nun çağdaģ ve modern eğitim çalıģmaları yapabilmesi için bir kaynak mahiyetindedir. Ayrıca Üniversite yöneticilerine hali hazırdaki öğrenci profilleri hakkında bir veri tabanı oluģturmakta REFERANSLAR Akyurt, N. (2009),Meslek Yüksekokulları ve Marmara Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MeslekYüksekokulu Öğrencilerinin Genel Profili, Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, Đstanbul.,4(11) Alkan, C., Sezgin, Ġ., Doğan, H. (1991). Mesleki ve teknik eğitimin esasları. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayın No: 170. Çevik, O., Yiğit, S., (2009) Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Profillerinin Belirlenmesi Amasya Üniversitesi Örneği, C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi Mayıs, 33(11), Dursun, F. (2008). Meslek yüksekokulu öğrencilerinin akademik baģarı düzeylerinin karģılaģtırılması. (YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi). Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. (7-8). Kaya, F. (2005). Meslek yüksek okulu öğrencilerinin demografik yapısı ve meslek yüksek okullarının etkinliği üzerine bir araģtırma. Milli Eğitim. 33 (168). Adresinden tarihinde alınmıģtır. Nartgün, ġ.s., Yüksel, E., (2009) Ahi Evran Üniversitesi Kaman Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sosyo- Ekonomik Düzeylerinin Belirlenmesi, Ahi Evran Üniversitesi EğitimFakültesi Dergisi, Ağustos, KırĢehir,10(2)

145 MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCĠLERĠNĠN AVRUPA BĠRLĠĞĠNE YÖNELĠK DÜġÜNCELERĠ; SARAY MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞĠ Özlem Tan Öğr.Gör.Namık Kemal Üniversitesi,Tekirdağ Pınar Yürük Öğr.Gör.Namık Kemal Üniversitesi,Tekirdağ Özet Avrupa Birliği nin ilk tohumlarını, Ġkinci Dünya SavaĢı sonrasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi tahribatta aramak gerekir. Bazı siyasi ve entelektüel çevreler Avrupa BirleĢik Devletleri Ģeklinde adlandırılabilecek federal bir yapının kıtada yaģanan savaģların sona erdirilmesinde etkili olacağını düģünmüģlerdir. Bu düģünceyle Jean Monnet tarafından hazırlanan ve Robert Schuman tarafından açıklanan plan, günümüz AB nin ilk temellerini oluģturmaktadır.1951 Paris antlaģması ile de AB ye ilk resmiyet kazandırılmıģ olmaktadır. AB farklı ulusları gelecek için ortak hedeflerde buluģturan geleceğe dönük bir proje olmuģtur. AB, temellerinin atıldığı ilk günden günümüze kadar kuruluģ amacını siyasal, toplumsal ve iktisadi bütünü parçalamak değil, parçalanmaları ve bölünmeleri ortadan kaldırmak olarak belirlemiģtir. Aynılığın değil, ötekine saygının ortak değer olduğu bir Avrupa nın oluģumu hedeflenmektedir. Türkiye zaman içerisinde özellikle Avrupa Kıtasında barıģ ve istikrarı sağlamaya dönük olarak gerçekleģtirilen örgütlenmelere ilgi duymuģ ve onların bir parçası olmak istemiģtir. Bu ilgisini ve çabasını 1959 yılında AET ye üye olmak için müracaatta bulunarak göstermiģtir. Bu baģvuru ile baģlayan AB ye üyelik süreci ülkemizin batılılaģma serüveninin en önemli halkasını oluģturmuģtur. Bu çalıģmanın amacı, üniversite eğitimi alan Meslek Yüksek Okulu öğrencilerin Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğine bakıģ açılarını, Avrupa Birliği üyeliğini destekleyip desteklemediklerini belirlemek ve Avrupa Birliği üyeliğinin getireceği olanaklara iliģkin düģüncelerinin neler olduğunu öğrenmektir. Bildiri hazırlanırken, birincil veri kaynaklarından en güvenilir olan yüz yüze anket yöntemi kullanılmıģ ve veriler toplanmaya çalıģılmıģtır. AraĢtırmanın örneklemi, ders zorunluluğu bulunan 247 öğrencidir. Verilerin analizi, SPSS 23.0 istatistik programı ile yapılmıģtır. Öğrencilerin demografik özellikleri araģtırma bulgularında frekans analizleri ile verilmiģtir. Kültür, istihdam, pazar, demokrasi, insan hakları, düģünce özgürlüğü, eğitim, üretim, modernleģme, serbest dolaģım hakkı, AB ülkeleri gibi bulgular üzerinden ıģığında Saray Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinin Avrupa Birliği ile ilgili düģünceleri, Türkiye nin olası AB üyeliğinden beklentileri ve Türkiye nin AB üyeliği dıģında baģka bir seçeneği değerlendirilmeye çalıģılmıģtır. Yapılan çalıģma sonucunda, öğrencilerin % 62 oranı ile Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediği,% 66 oranı ile AB hakkında kısmen bilgiye sahip oldukları ve Avrupa Birliği nin geleceğine yönelik tutumlarında ise %42 oranı ile Avrupa Birliği nin ileride daha iyiye gideceğini düģündükleri,% 26 oranı ile AB ülkelerinden Almanya da yaģamak istedikleri yönünde sonuçlar ortaya çıkmıģtır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Meslek Yüksek Okulu, Öğrenci, Türkiye ve Avrupa Birliği Jel Kodu:

146 OPINIONS OF VOCATIONAL COLLEGE STUDENTS' FOR THE EUROPEAN UNION; THE CASE OF NAMIK KEMAL UNIVERSITY/SARAY VOCATIONAL SCHOOL Abstract The first seeds of the European Union should search economic, social and political destruction after the Second World War. Some political and intellectual circles thought, in the form of a federal structure may be called "United States of Europe" would be effective in the ending the war in the continent. With this mind, plan, which prepared by Jean Monnet and announced by Robert Schuman constitutes the foundation for today's EU. It is formalized to the EU with the Treaty of Paris. EU has been future oriented project that bring together in a common goal for the future for the different nationalities. EU determined the goal of the foundation as remove the fragmentation and division, not to break political, social and economic whole, from the first day until today. It is targeted the European formation, respect for the shared values, not the uniformity. Turkey was interested in the organization, which performed towards ensuring peace and stability on the European continent particularly, and it wanted to be a part of them. This interest and effort had been showed applying for membership to the EEC in EU membership process, which started with this application, has been constitude the most important link of the our country westernization adventure. The purpose of this study is to examine the the perspective of the students studying at university to European Union membership process, to determine whether they support the European Union membership and their thoughts on the possibilities of European Union membership. While the papers was prepared, the data needed for the research were collected by using the face-toface questionnaire method which is the most reliable method and primary data source. This study uses data from a sample 247 students who have compulsory attendance. The data are analyzed by SPSS 13.0 statistical software. The demographic characteristics of the students were given with the frequency analysis in the findings of the research. Opinion of Saray Vocational School Students about the European Union, expectations of Turkey's EU membership and another option expected Turkey's EU membership had been evaluated in the light of such findings culture, employment, markets, democracy, human rights, freedom of thought, education, production, modernization, freedom of movement of EU countries. As a result of this study, the 62% of students supported to the European Union membership of Turkey, the 66% students had information about the European Union slightly, in the towards of students about the future of the European Union 42% students would go to the future better than today and the 26% of the students wanted to live Germany between th EU contries. Keywords: The European Union, Vocational Schools, Students, Turkey and the European Union. Jel classification: 106 GĠRĠġ Eğitim; bireye istenilen davranıģları kazandıran bir süreçtir. Eğitim, toplumların Ģekillenmesinde öneme sahip sonlanamayacak bir süreçtir. Artık günümüzde eğitim bireyin yaģamın da eskiye oranla çok daha fazla önem taģımaktadır. KüreselleĢme ile birlikte ülkeler insan kaynaklarına daha fazla önem vermeye baģlamıģlar ve eğitim sistemlerini geliģtirmeye çalıģmaktadırlar. Ġnsan hakları açısından Eğitim hakkı da son derece önemlidir. Artık günlük yaģamda eğitim sosyal bir faaliyet değil, zorunluluktur. Ülkemizde yüksek öğretim içinde önemli bir paya sahip olan meslek yüksekokullarının sayısı, bölge özellikleri ve bölgedeki iģ hayatının ihtiyaçları doğrultusunda hızla artmaktadır. Meslek Yüksekokullarında gerek sosyal bilimler, gerek fen bilimleri alanında açılan bölümler iģ hayatına ara eleman yetiģtirme misyonunu taģımaktadır. Türkiye, AB üyelik sürecinde birçok alanda olduğu gibi, eğitim alanında da AB standartlarına uyum sağlamak için çalıģmalar yapmaktadır. Türkiye nin, AB Eğitim alanına dahil olması Jean Monnet programı ile olmuģtur. Türkiye nin genç ve dinamik bir nüfus yapısı vardır. Bu nüfus özellikle Meslek Yüksek Okullarında daha fazla konuģlanmıģtır. Bu 143

147 bildiride farklı kültürel, sosyal ve ekonomik bölgelerden gelen Yüksek Okulu Öğrencilerinin AB ye bakıģları ve Türkiye-AB iliģkileri hakkındaki beklentileri araģtırılmaya çalıģılmıģtır. Örnek Yüksek Okul olarak ise Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi/Saray Meslek Yüksek Okulu ve öğrencileri seçilmiģtir. Bildirinin birinci bölümünde Avrupa Birliği nin kısaca tarihine değinilecektir. Ġkinci bölümde Türkiye-AB iliģkilerinin tarihsel bir değerlendirilmesi yapılacaktır. Üçüncü bölümde yüz yüze yapılan anket çalıģması sonucu elde edilen veriler ortaya konacak sonuç bölümünde ise elde edilen verilere dayanılarak değerlendirme yapılacaktır. 1-AVRUPA BĠRLĠĞĠ NĠN ORTAYA ÇIKIġI Etimolojik köken itibariyle, Avrupa karģımıza ilk olarak Yunan mitolojisinde çıkar. Prenses Europa Fenike Kralının kızıdır. Yunanlılar yaģadıkları bölgenin kuzeyinde bilmedikleri bölge için Europa demiģlerdir. Avrupa nın birleģtirilmesine yönelik fikirlerin ortaya çıkıģını Eski Yunan a kadar götürmek mümkün olsa da birleģik bir Avrupa nın yaratılması kavramının ilk kullanılmaya baģlanmasının Ortaçağ a kadar uzandığını söyleyebiliriz. Bu çağın dinamikleriyle ve takip eden Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemlerinde bugünkü Avrupa BütünleĢmesi fikri yapısı yavaģ yavaģ oluģmuģtur. BirleĢik bir Avrupa kurulmasına yönelik görüģler, 19.yy a gelinceye kadar düģünceden öteye gidememiģtir. Avrupa nın dağınık devletlerinin birleģtirilmesine yönelik bir Avrupa Birliği nin oluģturulması fikri 19.yy da ĢekillenmiĢtir. Fransız yazar Victor Hugo Ġkinci Dünya SavaĢı ise, Avrupa BütünleĢmesinin hayata geçirilmesi aģamasında dönüm noktası olmuģtur. Avrupa Birliği nin ilk tohumlarını, Ġkinci Dünya SavaĢı sonrasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi tahribatta aramak gerekir. Bazı siyasi ve entelektüel çevreler, Avrupa BirleĢik Devletleri Ģeklinde adlandırılabilinecek federal bir yapının kıtada yaģanan büyük savaģların sona erdirilmesinde etkin bir yol olacağını düģünmüģlerdir. Ġkinci Dünya SavaĢı sonrasında çok büyük tahribat ve savaģın galibi A.B.D destekli olarak uygulanmaya konulan Marshall Planı, Batı Avrupa ülkeleri arasında daha fazla iģbirliğinin yapılmasını sağlamıģ ve Avrupa bütünleģmesi süreci ivme kazanmıģtır. Entegrasyon adına ilk adım 1950 yılında Fransız DıĢiĢleri Bakanı Robert Schuman dan gelmiģtir. Fransa da üst düzey bir bürokrat olan Jean Monnet in hazırladığı ve Schuman tarafından açıklanan plan, bugünkü Avrupa Birliği nin temelini oluģturan Avrupa ve Kömür Çelik Topluluğu nun kurulması ve kısa sürede önemli baģarılar kaydetmesi sonucu, askeri ve siyasi alanlarda da bütünleģme yolundaki çabaları artırmıģ ve bugünkü AB nin temeli için zemin oluģturmuģtur. Bugün Avrupa Birliği 28 üyeli ekonomik ve siyasi entegrasyon olarak yoluna devam etmektedir. 2-TÜRKĠYE NĠN AVRUPA BĠRLĠĞĠNE ÜYELĠK SÜRECĠNE TARĠHSEL BAKIġ 1959 yılında baģlayıp iniģli çıkıģlı bir yol izleyen AB-Türkiye ĠliĢkilerinin tarihine kısa bir bakıģ yapacak olursak, Türkiye nin AB yolculuğunun iç içe geçmiģ süreçlerden oluģtuğunu görebiliriz. Birinci süreç, Ortak üyelik BaĢvurusu ile baģlayıp, teknik olarak Gümrük Birliği ile sonuçlanmıģtır. 31 Temmuz 1959 Ortak Üyelik BaĢvurusu: Türkiye, AET ye ortak üye olmak için müracaat etmiģ ve 11 Eylül 1959 yılında kabul edilmiģtir. 12 Eylül 1963,Ankara AnlaĢması: Bir çeģit çerçeve antlaģmasıdır. Bu anlaģma Türkiye nin AET ye ortak üye statüsü ile katılmasını öngörmekte ve iliģkileri hukuki temele oturtmaktadır. 23 Kasım 1970,Katma Protokol: Topluluk ile Türkiye arasında geçiģ dönemini düzenleyen ve karģılıklı tavizler ile gümrük birliğini gerçekleģtirmeyi amaçlamaktadır. 14 Nisan 1987, Tam Üyelik Müracaatı: Türkiye bu baģvurusunu yaparken Ankara anlaģması ile baģlayan sürece değinmeden, o süreçten bağımsız olarak, AET nin kurucu anlaģmasına (Roma) atfen bağımsız olarak hareket etmiģtir. 18 Aralık 1989, Avrupa Topluluğu Komisyon Raporu: Türkiye nin tam üyelik müracaatına iki yıl sonra cevap verilmiģtir. Türkiye, topluluğa katılmaya ehil bir ülke olmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerden dolayı tam üyeliğe hazır olmadığı ve zamanı olduğu Komisyon tarafından raporda açıklanmıģtır. 144

148 6 Mart 1995,Gümrük Birliği Kararı: Komisyon, Ankara AntlaĢması ve Katma Protokol çerçevesinde taraflar arasında gümrük birliğinin oluģturulmasını, mali iģbirliğinin yeniden baģlatılmasını, sanayi ve teknolojik iģbirliğinin güçlendirilmesini önermiģtir. Bu çerçevede 1 Ocak 1996 da Gümrük Birliği kararı alınmıģtır Aralık 1997,Siyasi Diyalogun Kesilmesi: Gümrük Birliği nin uygulanmaya konmasından sonra Türkiye- AB iliģkileri beklentilerin aksine olumsuz olarak ilerlemeye baģlamıģtır. Lüksemburg Zirvesinden çıkan Türkiye nin tam üyelik müzakerelerinin yapılacağı ülkeler arasında yer alamayacağı kararı üzerine Türkiye, AB ile siyasi diyalogunu askıya aldığını açıklamıģtır Aralık 1999,Aday Ülke Statüsü: Helsinki Zirvesinde, Türkiye oy birliği ile aday ülke olarak kabul edilmiģ ve ilan edilmiģtir. Bu karar Türkiye-AB iliģkileri bakımından dönüm noktası olmuģtur Aralık 2002,Müzakere Tarihi Ġçin Tarih Alınması: Bu tarihlerde gerçekleģen Kopenhag Zirvesinde Kopenhag KoĢullarını yerine getirmesi halinde Türkiye ye tam üyelik müzakerelerine baģlamak için 2004 Aralık Zirvesinde tarih verilemesi kararlaģtırılmıģtır Aralık 2004,Müzakere Tarihi Alınması: Brüksel Zirvesinde AB Komisyonu Tavsiye Kararı doğrultusunda, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005 te baģlanması kararı alınmıģtır 3 Ekim 2005,Tam Üyelik Müzakerelerinin BaĢlaması: Zor ve çetin bir süreçten sonra müzakere süreci, 3 Ekim 2005 te hukuken, 20 Ekim 2005 te fiilen baģlamıģtır. Türkiye nin AB ye tam üye olabilme yolculuğu devam etmektedir. 3-YÖNTEM ve BULGULAR Birincil veri kaynaklarından, en güvenilir anket yöntemlerinden biri olan yüzyüze anket yöntemi ile veriler toplanmıģtır. Anketin uygulanacağı kiģiler ile yüz yüze iletiģime imkân vermesi, anlaģılmayan soruların açıklanması ve anketin doldurulması sırasında oluģabilecek aksaklıklara hemen müdahale edilebilmesi açısından bu yöntem tercih edilmiģtir yılında Saray MYO daki ders zorunluluğu olan ve olmayan toplam öğrenci sayısı 648 dir. Bu sayı araģtırmanın evrenini oluģturmaktadır. Bu öğrencilerin bir kısmı ders zorunluluğu olmayan dolayısıyla ulaģılması zor olan öğrencilerdir. Bu nedenle çalıģmanın örnekleminde çoğunlukla ders zorunluluğu olan öğrenciler yer almaktadır. Örneklem olarak Eğitim Öğretim yılında faaliyette bulunan Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, DıĢ Ticaret ve ĠĢletme Yönetimi bölümleri araģtırmaya dahil edilmiģtir. Örneklemi belirlerken, kolayda örneklem yönteminden faydalanılmıģtır. Bu yöntemde araģtırmacı, örnek kapsamına alacağı bireylerden ulaģabildiklerini örneklem içerisine dâhil etmektedir. Elde edilen toplam 259 anketten 12 tanesi eksik olarak doldurulduğundan değerlendirmeye dahil edilmemiģ, bu nedenle araģtırmanın örneklemi 247 olarak belirlenmiģtir. Frekans Yüzde (%) Cinsiyet Bayan Bay Toplam YaĢ 20 ve altı ve üzeri 0 0 Toplam Bölüm Muhasebe ve Vergi Uygulamaları DıĢ Ticaret ĠĢletme Yönetimi Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları 145

149 AraĢtırmaya katılan 247 öğrencinin frekans dağılımlarına bakıldığında; cinsiyet değiģkenine göre 119 öğrencinin (%48.2) bayan, 128 öğrencinin ise (%51.8) ile bay olduğu, yaģ değiģkenine göre 165 öğrencinin (%66.8) 20 ve altı yaģlarında, 79 öğrencinin (%32.0) yaģ aralığında olduğu, 3 öğrencinin (%1.2) yaģ aralığında olduğu tespit edilmiģ, 31 ve üzeri yaģı olan öğrencilerin araģtırmaya katılmadığı ortaya çıkmıģtır. AraĢtırmaya katılan öğrencilerin bölümlerine göre dağılımlarına bakıldığında ise, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları bölümünden 55 öğrencinin (%22.3), DıĢ Ticaret bölümünden 145 öğrencinin (%58.7) ve ĠĢletme Yönetimi bölümünden 47 öğrencinin (%19.0) olduğu görülmektedir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Türkiye nin AB üyeliği ni destekliyor musunuz? Evet Hayır Türkiye nin AB ne üyeliğini destekliyorsanız nedeni nedir? Daha demokratik bir Türkiye olacağını düģünüyorum YaĢam standartlarının yükseleceğini düģünüyorum Serbest DolaĢım hakkı Yeni iģ imkanlarını yaratacağını düģünüyorum Uluslararası alanda güç ve saygınlık kazanacağını düģünüyorum AB üyeliğini desteklemiyorum Türkiye nin AB ne üyeliğini desteklemiyorsanız nedeni nedir? Çifte standart Gelecekte AB yol olacak Türk kültür ve kimliği yok olacak Türkiye nin bağımsızlığı zedelenecek Zaten Türkiye yi almayacaklar AB üyeliğini destekliyorum Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları AraĢtırmaya katılan 247 öğrenciden 154 ü (% 62.3),Türkiye nin AB üyeliğini desteklediğini, 93 tanesi ise(%37.7) desteklemediğini ifade etmiģtir. Türkiye nin AB ye üyeliğini destekleyen öğrencilerin destekleme nedenleri arasında en yüksek oranı olarak % 26.3 ile (65 öğrenci) yaģam standartlarının yükselmesi ifadesi almıģtır. En düģük oranı ise % 1.6 ile(4 öğrenci) serbest dolaģım hakkı ifadesi oluģturmuģtur. Türkiye nin AB üyeliğini desteklemeyen öğrencilerin desteklememe sebebi olarak en yüksek oranı % 9.3 (23 öğrenci) Türk kimliğinin yok olacağı gösterilmiģtir. Öğrencilerin Türkiye nin AB üyeliğini desteklememe nedeni olarak % 3.6 (9 öğrenci) ile çifte standart oluģturmaktadır. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma AB ye karģı bakıģ açınız nasıldır? Olumlu Olumsuz AB ne yaparsa birliğe karģı olumsuz bakıģ açınız değiģir? Vize muhafiyeti sağlarsa Üyelik tarihi verirse Çifte standart uygulamazsa Türkiye'ye karģı önyargı ve samimiyetsizlik giderilirse Müzakere süreci hızlandırılırsa AB'ye bakıģ açım olumludur Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları 146

150 Ankete katılan 247 öğrenciye, AB ye karģı bakıģ açıları sorulduğunda % 51 lik oran ile (126 öğrenci) olumlu yaklaģmıģtır. % 49 luk oran ile ( 121) olumsuz yaklaģmıģtır. Burada AB ye bakıģ açıları arasında çok az bir fark olduğu görülmektedir. AB ye bakıģ açısı olumsuz olan öğrencilere hangi durumda AB ye karģı olumsuz bakıģ açınız değiģir sorusu yöneltildiğinde ise %287 si (71 öğrenci) Türkiye ye karģı önyargı ve samimiyetsizlik giderilirse Ģeklinde cevap vermiģlerdir. % 3.2 lik bir kesim ise Müzakere süreci hızlandırılırsa Ģeklinde cevap vermiģtir. Vize muafiyeti ve üyelik tarihi verirlerse cevapları ise aynı oranda( %4.0) kabul görmüģtür Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Türk kamuoyunda AB algısı ile ilgili olarak neler yapılmalıdır? Bilgi eksikliği giderilmeli Lobi faaliyetleri arttırılmalı Müktesebatın uygulanması Daha özgüvenli politika yürütülmeli Üyeliğin her iki tarafa sağlayacağı katkılar anlatılmalı Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Ankete katılan öğrencilere Türk kamuoyunda AB algısı ile ilgili olarak neler yapılmalıdır sorusuna yönelik olarak öğrencilerin %33.2 lik bir kısmı( 82 öğrenci) AB ile ilgili Bilgi eksikliği giderilmelidir cevabını vermiģlerdir.bu orana yakın bir yüzde ile ise % 31.2 lik bir kısım (77 öğrenci) üyeliğin her iki tarafa sağlayacağı katkılar anlatılmalı cevabını vermiģlerdir.en düģük oran olarak ise % 2.4 ile Türkiye tarafından AB Müktesebatının uygulanmasını cevabı verilmiģtir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Türkiye de AB ye yönelik olumsuz düģüncelerin oluģmasında hangi ülke daha etkendir? Fransa Almanya Yunanistan Güney Kıbrıs Rum Kesimi Ankete katılan öğrencilere Türkiye de hangi ülkenin AB ye yönelik olumsuz düģüncelerin oluģmasında en önemli rolü oynadığı sorulduğunda % 36.0 lık bir oran ile ( 89 öğrenci) Almanya ilk sırada gelmiģtir. Bu ülkeyi sırası ile Fransa % 30.4 ile ( 75 öğrenci), % 24.7 ile ( 61 öğrenci) Yunanistan,% 8.9 ile (22 öğrenci) GKRK izlemiģtir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Türkiye dıģında hangi AB ülkesinde yaģamak isterdiniz? Fransa Ġspanya Almanya Ġtalya Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları AraĢtırmaya katılan öğrencilere Türkiye dıģında hangi AB üyesi ülkesinde yaģamak isterseniz diye sorulduğunda ise birbirine yakın oranlarda cevaplar verilmiģtir. En çok yaģamak istenilen AB ülkesi % 26.7 ile ( 66 öğrenci) Almanya olmuģtur. Almanya yı sırası ile % 26.3 ile (65 öğrenci) Fransa, % 25.5 ile Ġtalya,% 21.5 ile ( 53 öğrenci) Ġspanya izlemiģtir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Türkiye nin AB üyeliği dıģında seçeneği var mı? Evet Hayır Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları 147

151 Öğrencilere Türkiye nin AB üyeliği dıģında bir seçeneği olup olmadığı sorulmuģ ve % 58.3 ü ( 144 öğrenci ) Evet cevabını vererek Türkiye nin AB üyeliği dıģında bir seçeneği olduğunu ifade etmiģtir.% 41.7 si ise( 103 öğrenci)hayır cevabını vererek Türkiye nin AB üyeliği dıģında bir seçeneği olmadığını ifade etmiģtir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma AB hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz? Tamamen Bilgisiziz Bilgisizim Kararsızım Kısmen Bilgiliyim Oldukça Bilgiliyim Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Ankete katılan katılımcı öğrenciler AB hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları ile ilgili soruya ise % 66.0 lık (163 öğrenci) bir kesim kısmen bilgi sahibi olduklarını ifade etmiģlerdir. Bu oran yüksek bir oran olarak değerlendirilebilinir.% 11.3 lük (28 öğrenci )bir kesim ise bilgisiz olduğunu ve bilgi sahibi olup olmadıkları yönünde karar veremediklerini belirtmiģlerdir.% 9.3 u(23 öğrenci) ise oldukça bilgili, % 2 si( 5 öğrenci) ise tamamen bilgisiz olduğunu belirtmiģtir. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma Sizce Türkiye ne zaman AB ye üye olabilir? Yıl arası Yıl arası Yıl arası yıldan çok Hiçbir zaman Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Katılımcılara Türkiye ne zaman AB ye üye olur sorusu yöneltildiğinde ise % 27.9 u (69 öğrenci) hiçbir zaman üye olamayacağını ifade etmiģtir. Bu orana yakın bir yüzde ile ise % 26.3 lük bir kesim 5-10 yıl arasında alabileceğini, % 20.6 lık bir kesim (51 öğrenci) 15 yıldan daha fazla AB üyeliğinin süreceğini belirtmiģlerdir yıl arasında diyenlerin oranı ise % 18.6 olmuģtur. Ġfade Frekans Yüzde (%) Ortalama Standart Sapma AB nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yok olacak Daha kötüye gidecek Aynı kalacak Daha iyiye gidecek Tek süper güç olacak Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Ankete katılan öğrencilere AB nin geleceği hakkında soru yöneltildiğinde ise, % 42.2 i (104 öğrenci) daha iyiye gideceğini belirtmiģtir. Bunun tam tersi görüģü benimseyenlerin ise oranı % 5.3 ( 13 öğrenci) olmuģtur. AB nin Ģimdi olduğu gibi kalacağını belirten görüģler ise % 28.7 lik bir kısmı kapsamaktadır. Daha kötüye gidecek diyenlerin oranı ise % 15.4( otuz sekiz öğrenci) olmuģtur. Dünyada tek süper güç olacak diyenlerin oranı ise düģük çıkmıģ ve % 8.5 olarak belirlenmiģtir. 148

152 SONUÇ ve ÖNERĠLER AraĢtırma farklı bölge, Ģehir ve kültürden gelen, Saray MYO da okuyan öğrencilerin Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğine olan bakıģ açılarını belirlemek amacıyla yapılmıģtır. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalıģmadan ve analizlerden ortaya çıkan sonuçlar Ģu Ģekildedir: Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemekte ve Avrupa Birliği ne yönelik olarak olumlu bir bakıģ açısı sergilemektedirler. Avrupa Birliği nin geleceğine yönelik tutumlarında ise, büyük bir çoğunluğunun Avrupa Birliği nin ileride daha iyiye gideceğini düģündükleri ortaya çıkmıģtır. Faktör analizi sonuçlarına göre ise, araģtırmadan elde edilen ifadeler tek boyut altında toplanmıģ ve Olanaklar Ģeklinde isimlendir AraĢtırmaya katılan öğrencilerin Avrupa Birliği nin getireceği olanaklar konusundaki düģünceleri olumludur. Öğrenciler Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliği gerçekleģmesiyle birlikte, yeni iģ imkanlara, vatandaģların daha iyi olanaklara kavuģacakları, ekonomik geliģimin artacağını ve buna bağlı olarak gelirlerinin yükseleceğini, kültürler arasındaki köprülerin ortadan kalkacağını, insan haklarına olumlu yönde katkı sağlayacağını ve fikir özgürlüğünün geliģeceğini düģünmektedirler. Dolayısıyla öğrencilerin, Türkiye nin Avrupa Birliği ne üye olmasından sonraki beklentilerinin de yüksek olduğu çıkan sonuçlara göre söylenebilmektedir. Bu sonuçların öğrencilerin cinsiyetine, yaģına, ve bölümlerine göre ve ayrıca Avrupa Birliği ni destekleme durumlarına ve bakıģ açılarına göre fark gösterip göstermediği de araģtırma kapsamında incelenmek istenen konular olmuģtur. Bu amaca göre, Avrupa Birliği olanaklarına yönelik olarak öğrencilerin cinsiyetleri arasında fark olmadığı, fakat bölümlerine ve yaģlarına göre farklılık olduğu tespit edilmiģtir. Yapılan analizler sonucunda DıĢ Ticaret Bölümü ve Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümleri arasında, Avrupa Birliği üyeliğinin getireceği olanaklara karģı belirgin fark olduğu, yaģlara göre ise, 20 ve altı yaģ grubunda bulunan öğrenciler ile yaģ grupları arasında belirgin farklılıklar olduğu tespit edilmiģtir. Avrupa Birliği üyeliğini destekleme durumlarına yönelik olarak çıkan sonuçlarda ise, destekleyenler ve desteklemeyenler arasında belirgin farklılıklar tespit edilmiģtir. Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen öğrencilerin Avrupa Birliği nin getireceği olanaklara karģı daha olumlu bir bakıģ açısı içinde oldukları ortaya çıkmıģtır. Avrupa Birliği ne olan bakıģ açılarının da Avrupa Birliği üyeliğinin getireceği olanaklara karģı farklılık gösterdiği, olumlu düģünen öğrencilerin olanaklar hakkında olumlu fikre sahip oldukları belirlenmiģtir. Analizler sonucunda ortaya çıkan bu farkların, öğrencilerin farklı bölgelerde büyüyüp yetiģmesinden ve farklı kültüre sahip olmasından, okudukları süre boyunca Avrupa Birliği üyeliği hakkında bilgileri olmasından ya da olmamasından ve farklı bölümlerde okuyan öğrencilerin farklı dersleri görmesinden kaynaklandığı düģünülmektedir. AraĢtırmadan elde edilen sonuçlar literatürdeki bazı çalıģmalar ile benzerlikler ve farlılıklar göstermektedir. Buna göre, Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar Meslek Yüksekokulu nda 483 öğrenci üzerinde Ünal v.d. tarafından 2012 yılında ve Kırklareli Üniversitesi nde yedi meslek yüksekokulunda Altay v.d. tarafından 2013 yılında yapılan çalıģma da, öğrencilerin Avrupa Birliği üyeliğinin getireceği olanakları desteklediği dolayısıyla bu araģtırmanın sonuçları ile benzerlik gösterdiği incelenmiģtir. Bununla birlikte Marmara Üniversitesi nde 2004 ve 2014 yıllarında Göral v.d. tarafından yapılan çalıģmada da benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiģtir. Bu çalıģma Namık Kemal Üniversitesi nde sadece Saray Meslek Yüksekokulu nda yapılmıģtır. Dolayısıyla çıkan sonuçların genelleģtirilebilmesi de kısıtlı olmaktadır. Okulun öğrenci sayısının az olması da örneklem sayısının az olmasına neden olmuģtur. Ayrıca elde edilen sonuçlar sadece araģtırmanın yapıldığı tarihte okulda bulunan öğrencilere yapılmıģtır. Bu nedenle farklı tarih, farklı öğrenci ve farklı örneklem sayısı ile farklı sonuçların elde edilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalıģma ile Kırklareli Üniversitesi nde gerçekleģtirilen çalıģmalara ve literatüre katkı sağladığı düģünülmektedir. 149

153 KAYNAKÇA Akdemir, E. (2012). Avrupa Birliği Tarihçe,Teoriler,Kurumlar ve Politikalar. Ġstanbul, Seçkin Yayınevi. Alpar, R. (2013). Uygulamalı Çok DeğiĢkenli Ġstatistiksel Yöntemler. Ankara, Detay Yayıncılık, 4. Baskı. Alpar, R. (2014). Spor, Sağlık ve Eğitim Bilimlerinden Örneklerle Uygulamalı Ġstatistik ve Geçerlilik- Güvenilirlik, SPSS te Çözümleme Adımları Ġle Birlikte. Ankara, Detay Yayıncılık. 3. Baskı. Altay, A., Ünal, A., Özkan, S., Ġzmirli Ayan, S. M., Akın Gürdal, S. ve Dursun, B. (2013). Üniversite Öğrencilerinin Avrupa Birliği BakıĢ Açılarına Yönelik Bir AraĢtırma. Karedeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5, AltunıĢık, R., CoĢkun, R., Bayraktaroğlu, S. ve Yıldırım, E. (2005). Sosyal Bilimlerde AraĢtırma Yöntemleri SPSS Uygulamalı. Sakarya, Sakarya Kitabevi, 4. Baskı. Arsham, H. ve Lovric, M. (2011). Bartlett s Test. International Encyclopedia of Statistical Siciene, Büyüköztürk, ġ. (2005). Anket GeliĢtirme. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 3, Büyüköztürk, ġ. (2009). Sosyal Bilimler Ġçin Veri Analizi El Kitabı. Ankara: Pegem Akademi Yayınları, 15. Baskı. Decarlo, L. T. (1997). On The Meaning and Use of Kurtosis. Psychological Method, 2(3), Fabrigar, L. R., Maccallum, R. C., Wegener, D.T. ve Strahan, E. J. Evaluating th Use of Exploratory Factor Analysis in Psychological Research. Psychological Method, 4(3), Gegez, A. E. (2010). Pazarlama AraĢtırmaları,Ġstanbul, Beta Yayıncılık, 3. Baskı. Göral, E., Özdemir, L., Yurtkoru, E. S. ve Dartan, M. (2014). Üniversite Gençliğinde Avrupa Birliği Algısı: Marmara Üniversitesi Anketlerinin Bir Değerlendirilmesi. Marmara Üniversitesi Yayın No: 828, Avrupa Birliği Enstitüsü Yayın No: 17. Ġstanbul, Bilnet Matbaaclık. ĠĢseveroğlu, G. ve Gücenme Gençoğlu, Ü. (2011). Türkiye de Meslek Yüksekokullarının Bölge Hayır, M. (2004). Avrupa Birliği-Türkiye ĠliĢkileri (Halkın ve Sanayicinin AB Konusundaki DüĢünceleri), Sakarya: Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 7, Kalaycı, ġ. (2008). SPSS Uygulamalı Çok DeğiĢkenli Ġstatistik Teknikleri. Ankara, Asil Yayıncılık, 3. Baskı. Kar, M. (2010). Avrupa BütünleĢmesi ve Türkiye. Ġstanbul, Ekin Yayınevi. Kaya, A., Aydın Düzgit, S., Gürsoy, Y. ve Onursal BeĢgül, Ö. (2011). Avrupa Birliği ne GiriĢ. Ġstanbul, Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Tan, Ö. (2013). Avrupa Birliği nde Eğitim Politikası ve Bologna Süreci. 3. Uluslararası Meslek Yüksekokulları Sempozyumu. Ardahan. Ünal, A., Dursun, B., Özkan, S., Ġzmirli, S.M., Altay, A. ve Akın Gürdal, S. (2012). Üniversite Eğitimi Alan Öğrencilerin Avrupa Birliği Üyeliğine BakıĢ Açılarının Belirlenmesine Yönelik Bir AraĢtırma. Electronic Journal of Vocational Colleges. 2(1), Yükselen, C. (2009). Pazarlama AraĢtırmaları. Ankara, Detay Yayıncılık, 4. Baskı. 150

154 INTEGRATION OF THE NEW GENERATION PLC SYSTEM AND AN OPTO-MECHANICAL SYSTEM WITH SERVO MOTOR Ferit ARTKIN Öğr. Gör. Kocaeli Üniversitesi ABSTRACT This study is intended to bring together universal 20x20 mm stainless steel mechanical double joint coupling (coupling) used to lower the work load of servo motor, various shafts, mechanical rails and carrier, mini ball bearings, Siemens Simatic S71200, which is a new-generation PLC system, and Siemens AC 1FL6042, 0.4 kw servo motor compatible with this system as well as a variety of mechanical appurtenances; it is also intended to drive a new opto-mechanical system, to control the system with Siemens 6SL3210 Sinamics V-90 servo driver and to integrate the whole system by using a compatible software with the help of a computer from a single control panel. Opto-mechanical system whose design is completed is a unique mechanic system that enables accurate measurements in field of optics. This system has better mechanic and automation qualities than the other systems designed in 2005 and How the automatic control units of the system (PLC, V90 Driver, servo motor) and the system are brought together and how some units of the mechanical system are processed by CNC Lathe and CNC Milling machines in the Manufacturing Laboratory of Hereke Vocational School will be explained with photographs and detailed technical information. Keywords: Mechanical Design, Measurement Techniques, Vocational Technical Application, Automatic Control YENĠ NESĠL PLC SĠSTEMĠYLE OPTO-MEKANĠK BĠR SĠSTEMĠN SERVO MOTOR ĠLE ENTEGRE EDĠLMESĠ ÖZET Bu çalıģmada, yeni nesil PLC sistemlerinden; Siemens Simatic S71200 ile bu sisteme uyumlu Siemens AC 1FL6042, 0.4 kw servo motorun çeģitli mil, taģıyıcı sistem, rulman, servo motorun iģ yükünü azaltmak için kullanılan universal mm paslanmaz çelik kavrama adaptörü (kaplin) ve farklı tipte mekanik aksamların bir araya getirilmesi oluģturulan yeni bir opto- mekanik sistemi sürmesi, sistemin Siemens 6SL3210 Sinamics V-90 servo sürücü ile kontrol edilmesi ve sistemin tek bir kontrol panelinden bilgisayar yardımıyla uygun yazılım kullanılarak tüm sistemin entegre edilmesi planlanmaktadır. Tasarımı tamamlanan opto-mekanik sistem optik alanında hassas ölçümlerin alınmasını sağlayan özgün bir mekanik sistemdir. Bu sistem 2005 ve 2014 yıllarında tasarımı tamamlanan diğer sistemlere göre; daha üstün mekanik ve otomasyon özelliklerine sahiptir. Sistemin otomatik kontrol üniteleri (PLC, V90 Sürücü, Servo motor) ve sistemin nasıl bir araya getirildiği ve mekanik sistemin bazı ünitelerinin Meslek Yüksekokulu nun imalat laboratuvarında yer alan CNC Torna ve CNC Freze tezgahlarında iģlenmesi fotoğraflarla ve ayrıntılı teknik bilgiler verilerek açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Makine Tasarımı, Ölçüm Teknikleri, Mesleki Uygulama, Otomatik Kontrol 151

155 INTRODUCTION The recent studies in Kocaeli University are intended to increase the network and lab practices of the contents of courses at Machinery Programs as much as possible. Studies of vocational proficiency in this field have been completed within the body of Vocational High-Schools of Kocaeli University. The level of vocational training at vocational high-schools should be converted into a single structure taking the unity of program as its basis. Applied training, which has an important place in the raising of qualified labor power, should be given weight in vocational training, which is of big importance for vocational high-schools. (Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006:40) (Uçar, ÖzerbaĢ, 2013:244) The most significant duty of the machinery programs within the body of vocational high-schools is to train qualified intermediate staff capable of recognizing the basic mechanic and control systems and the systems in which computer-assisted design and manufacture and such disciplines as hydraulicpneumatic are used together; of conducting design, production, maintenance and repair on the systems containing more than one of these fields, and of enabling the coordination between the engineer and foreman/worker. (ogr.kocaeli.edu.tr/koubs/genel/amacmisyonvizyon) The main automation units of the newly-designed system consist of Siemens 6SL3210-5FE10-8UA0 Sinamics V-90 servo motor driver, Siemens Simatic S71200 CPU1212C PLC, Siemens Simotics S- 1F6 series and 1FL6042-1AF61-0AA1, 0.4 Kw, 3-servo motor AC. PURPOSE This designed system is an application of the course of Servo Proportional Control, included in the list of selective courses for the fourth semester at the Machinery Programs in particular. This system may be used for enabling the students to grasp the importance of position control and teaching them with a technical application how these procedures are realized by means of the automation units. This system is an important study for the sensitive position control system, mechanical back feeding, servo motor and applications, as well. This system can also be used in the z-scan experiment set-up, which is an experimental application of the nonlinear optic that enables the taking of the measurements that require sensitive position change in field of optic in particular for the academic studies. The sensitive position change for this system can be realized thanks to the designed mechanic design. Figure 1. Setup for z-scan measurements. 152

156 The z-scan measurement technique is often used for measuring the strength of the magnitude of the nonlinear index n 2 of an optical material. Essentially, a sample of the material under investigation is moved through the focus of a laser beam, and the beam radius (or the on-axis intensity) is measured at some point behind the focus as a function of the sample position (M. Sheik Bahae et al, 1989:955). These quantities are affected by the self-focusing effect. If the nonlinear index is positive, and the sample is placed behind the focus (as in Figure 1), self-focusing reduces the beam divergence and thus increases the detector signal. If the sample is moved to the left-hand side of the focus, the focus is moved to the left, and the stronger divergence after the focus decreases the detector signal. From the measured dependence of the detector signal on the sample position, it is possible to calculate the magnitude of the nonlinear index (M. Sheik Bahae et al, 1990:760). METHOD Motion Basics and Standards is first important parameter for mechanical systems. The function of a stage is to constrain motion to a desired direction. For a linear stage, the desired motion is along an ideal straight line. Any motion in a constrained direction will contribute to deviation from the ideal trajectory and/or position. Other contributors to deviations include load forces and everything associated with the formidable task of designing and constructing a perfect stage in a world where perfect machining and ideal materials do not exist. To put it mildly, high performance motion systems are complex, so overlooking a seemingly small issue, either in design or in an application, can produce undesirable results. Thus, the intended use of a product along with the various measures of performance must be thoroughly reviewed. Second important parameter is Motion Control Coordinate System, Any positioning stage is considered to have six degrees of freedom: three linear, along the x, y, and z-axes and three rotational about those same axes (see Figure 2). All motions described here follow the right-hand coordinate system convention. The cross-product of the +X and +Y axes (second and third fingers) is the +Z axis (thumb). Also, if the thumb of the right hand points in the positive direction of an axis, the fingers will wrap around the axis in the direction of positive rotation about that axis. All movements are composed of translations along and/or rotations about the coordinate axes. Generally, the X and Y axes are on the horizontal plane, the direction of travel of the first or bottom stage being aligned with the X axis, and the Z-axis as vertical (www.newport.com/motion- Basics-and-Standards). Figure 2. Right-hand coordinate system showing six degrees of freedom on the left. Coordinate systems and torque directions for Linear Motion Systems on the right (doguskalip.com.tr/en-us/ball-screw-systems). 153

157 FINDINGS The mechanical parts of the system are; two 800-mm-long slide rail linear motion unit support shafts diameter Ø2; linear stage with aged aluminum with black color of mm; two 800 mm long chrome plated ( µm) trapeze shafts; one 800-mm-long main shaft with 2-mm step range integrated with universal 20x20 mm stainless steel mechanical double joint coupling. The Aluminium alloys used in the system are 6063 and All the mechanical parts are coated with black static paint because they are sensitive to that color in the high-powerful laser measurements. All the mechanical parts are coated with black static paint for the optical measurements to be made more accurately. The whole weight of the mechanical system is kg, including the servo motor. Any kind of process in mechanic and automatization systems is ensured via progressive circularand linear motions. Regardless of the type of the process, any process should be placed in an axial guide and bearing so that the motion is maintained in an appropriate and stable way. For any kind of loading and speed implementation, abrasion should be avoided in order to keep bearing sensitivity and tolerance figures. For this reason bedding materials are made of hardened and spesific materials. The moment and the stimulation alternatives needed for the axial motions are composed in accordance with the units in which they are used. The bearing materials placed on the Aluminum profile frames provides practical implementation and avoid unnecessary loading on the system. The canal structures on the current surfaces ensure that any kind of additional part is included during the process and facilitates adjustment. It is possible to direct axial coordination motions via the controller and control board in accordance with the process due to the integration of various engines in linear motion systems. While these units provide standard options in the category of Linear Motion Systems, they also make specific various sizes and additional options available. Figure 3. Integration of Siemens Simotics S-1F6, 1FL6042, 1AF61-0AA1 servo motor with Siemens 6SL3210-5FE10-8UA0 Sinamics V-90 servo motor on the left. Stages of Manufacturing for Linear Motion System integrated with Siemens FL6042 servo motor with CNC Lathe and Universal Milling machines in the Manufacturing Laboratory of Hereke Vocational School. RESULT AND CONCLUSION This system mechanical system are processed by CNC Lathe and Universal Milling machines in the Manufacturing Laboratory of Hereke Vocational School is not only a successful vocational technical application but can also be used successfully in getting the optic characteristics of some materials with the sensitive position control. The upper applications of this system are preferred for the creating of mechanical and automation systems which are Furniture Decoration machinery, frame machines cnc router, cnc router machine tables (z) axis, in the mini cnc router (y) axis, in the Styrofoam cutting machines, etc. Different applications of the same mechanical series, which is the ideal capacity series 154

158 to be manufactured for applications, have a stronger guiding and design of high moment process. These modules provide attractive application that can be produced up to 2-to-4 meters with a screw ball. The linear motion system the manufacture of which has been completed is an ideal module for the accurate motion, rather than loading and area of practical applications. References Articles: Uçar C., ÖzerbaĢ M.A., (2013), Mesleki ve Teknik Eğitimin Dünyadaki ve Türkiye deki Konumu, Eğitim ve Öğretim AraĢtırmaları Dergisi, Cilt (2), Sayı (2), Sayfa ( ). M.Sheik-Bahae et al., High-sensitivity, single-beam n 2 measurements, Opt. Lett. 14 (17), 955 (1989). M.Sheik-Bahae et al., Sensitive measurement of optical nonlinearities using a single beam, IEEE J. Quantum Electron. 26, 760 (1990). Electronic Resources: https://ogr.kocaeli.edu.tr/koubs/bologna/genel/amacmisyonvizyon.cfm?dilid=a5dc4b30608e EE8407C298686&CFID= &CFTOKEN= , adresinden tarihinde alınmıģtır. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2006). Mükerrer Resmi Gazete Sayı sayfa 40, 84 adresinden tarihinde alınmıģtır. adresinden tarihinde alınmıģtır adresinden tarihinde alınmıģtır. 155

159 AZXX SERĠSĠ MAGNEZYUM ALAġIMI LEVHALARIN NaCl ÇÖZELTĠSĠ VE TUZ PÜSKÜRTME TESTLERĠNDEKĠ KOROZYON DAVRANIġLARININ KARġILAġTIRILMASI Fehmi KALAYCI Öğr. Gör. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Türkiye Özet Türkiye nin Magnezyum alaģımları baģta otomotiv, uçak ve uzay olmak üzere birçok endüstri alanının yoğun ilgisini üzerine çekmektedir ve kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Fakat Magnezyum alaģımlarının kullanımı düģük korozyon özellikleri nedeni ile günümüzde oldukça sınırlı kalmaktadır. Korozyon davranıģları üzerine çalıģmalar ve iyileģtirmeler devam etmektedir. Henüz yaygın kullanımda olmaması nedeniyle üreticilerin sayısı demir ve çelik üreticilerine göre azdır. Bu çalıģmada, magnezyum alaģımlarının NaCl çözeltisi ve tuz püskürtme testlerindeki korozyon davranıģları karģılaģtırılmalı incelenmiģtir. Anahtar Kelimeler: Magnezyum, AlaĢım, Korozyon, Tuz Püskürtme. COMPARISON OF AZXX SERIES CORROSION BEHAVIOUR OF MAGNESIUM ALLOY PLATES IN THE NaCl SOLUTION DURING SALT SPRAY TESTS Abstract Many industry sectors, primarily automotive, aircraft and space, attract great attention to the magnesium alloys and its use is even increasing day by day. However, usage of magnesium alloys are currently very limited because of the low corrosion features. Studies and improvements on corrosion behavior are ongoing. As it is not that widely used, number of its manufacturers is lower compared to those of iron and steel. In this study, corrosion behavior of magnesium alloy plates in NaCl solution and salt spray tests are examined comparatively. Keywords: Magnesium, Alloy, Corrosion, Salt Spray. GĠRĠġ Mg alaģımları günümüzde konstrüksiyon malzemesi olarak kullanılan metalik malzemeler içinde hafiflik, düģük yoğunluğu ve yüksek özgül mukavemet özelliklerinden (Mukavemet/yoğunluk) dolayı otomotiv, mikro elektronik, uzay-havacılık, savunma sanayi ve taģımacılık sektöründe özel bir öneme sahiptir (Duygulu ve ark. 2006; Kaya ve ark. 2002; ASM, 1988). Ayrıca bilgisayar, mobil telefonlar, spor malzemeleri gibi pek çok endüstride de kullanılmaya baģlanmıģtır (Öztürk ve Kaçar, 2012). Magnezyum alaģımları, AlaĢımız olarak düģük mukavemet ve tokluk değerlerine sahip olduğundan alaģımlandırılarak kullanılmaktadır. Magnezyum ayrıca yüksek ısıl iletkenlik, yüksek boyutsal kararlılık, iyi elektromanyetik koruma, yüksek sönümleme, iyi iģlenebilme ve kolay geri dönüģüm özelliklerine de sahiptir (Öztürk ve Kaçar, 2012). Magnezyum alaģımlarının çeģitli sektörlerde giderek artan öneme sahip olmasının diğer nedenleri ise yüksek boyutsal kararlılığı, iyi iģlenebilme yeteneği ve tamamen geri dönüģebilir olmasıdır. Özellikle, geri dönüģebilirlik dünya hammadde ve enerji kaynaklarının korunması açısından günümüzde malzeme seçiminde etken bir faktör haline gelmiģtir (Erçayan, ve ark., 2011). Avrupa Komisyonu Avrupa otomobillerinde kullanılacak malzemelerin 2007 yılına kadar %85, 2015 yılına kadar %95 156

160 geri dönüģebilir malzemelerden üretilme hedefleri getirirken, Japonya'da yeni otomobillerde 2007 yılına kadar %90, 2015 yılına kadar %95 geri dönüģebilir malzeme kullanımı zorunlu hale getirilmiģtir (Zeytin ve ark., 1999, Duygulu ve ark., 2006) Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde yasal sınırlamaların getirilmesinin bir sonucu olarak, araç parçalarının ağırlığını azaltma gereksinimi magnezyuma yeni bir ilgi oluģmasına sebep olmuģ ve bu konuda yeni alaģım geliģtirme ve tasarım iyileģtirme süreçleri baģlatılmıģtır (Kaçar, ve Öztürk, 2006). Magnezyum zararlı toksitler çıkarmaz ve bilinen bütün yöntemlerle Ģekillendirilebilir bir elementtir (Song, ve ark., 1999). Ayrıca son yıllarda enerji kaynaklarını daha verimli kullanmak için yapılan çalıģmalara hız verilmiģtir. Bu kapsamda otomotiv endüstrisi de yakıt sarfiyatını azaltmak amacıyla araçların daha hafif olması yönünde çalıģmalar yapmaktadır (Lu ve ark., 2002). Yüksek eğme dayancı bükülmezlik gerektiren kapı, kaput ve bagaj kapağı gibi geniģ dıģ panel otomobil saclarında magnezyum alaģımlarının kullanımı çeliğe göre %50, alüminyuma göre %20 ağırlık kazancı sağlayabilecektir. Magnezyum yoğurma alaģımlarının mekanik özellikleri otomotivdeki birçok uygulamaya elveriģlidir. Magnezyum alaģımlarının kullanımı düģük korozyon özellikleri nedeni ile oldukça sınırlıdır. Magnezyum alaģımları özellikle klor iyonları içeren ortamlara maruz kaldığında yada spesifik metaller arası bileģikler içerdiği zaman bu duyarlılık daha da artar (Song ve Atrens, 1999). Buna rağmen, genellikle magnezyum üzerindeki oksit tabaka, pek çok endüstriyel ve deniz ortamlarında ve açık arazilerde atmosferik korozyona karģı çok iyi bir koruma sağlayabilir. Hatta bazı magnezyum alaģımlarının korozyon direnci, deniz ortamlarına maruz kalsa bile orta karbonlu çelikten daha iyidir (Song ve Atrens, 1999; Gallaccio ve Cornet, 1960). Birçok magnezyum alaģımının düģük korozyon direncinin baģlıca iki temel sebebi vardır. Birincisi, ikincil fazlar veya impüritelerin sebep olduğu iç galvanik korozyondur. Mg alaģımları içerdikleri Fe, Ni, ve Cu gibi impuriteler nedeniyle nemli ortamlarda hızlı bir saldırıya maruz kalırlar. Bu impuriteler ya da intermetalik bileģenler korozif ortamlarda katot olarak hareket ederler ve anodik magnezyum matris ile mikro hücreler oluģtururlar. Ġkincisi ise magnezyum üzerindeki yarı pasif hidroksit filmin, alüminyum ve paslanmaz çelik gibi metaller üzerinde oluģan pasif filmlerden çok daha az stabil olmasıdır. Bu yarı kararlı oksit tabakası Mg ve alaģımlarını çukurcuk (pitting) korozyonuna karģı duyarlı hale getirmektedir. Bu nedenle, genellikle Mg ve alaģımlarının korozyonu lokalize korozyon Ģeklinde baģlamaktadır. Bu alaģımların korozyon morfolojileri ise alaģım kompozisyonu ve çevre Ģartlarıyla yakından iliģkilidir (Polmear, 1989). Cheng ve ark., (2009) AZ31 ve AZ91 magnezyum alaģımlarının korozyon özelliklerini potansiyodinamik (PDS) polarizasyon ve elektrokimyasal impedans spektroskopi (EIS) teknikleri ile 1 M NaCl çözeltisi içerisinde araģtırmıģlardır. Yaptıkları testler sonucunda, AZ31 alaģımının korozyon direncinin, AZ91 alaģımından daha yüksek olduğunu bulmuģlardır. Bu durumu, AZ91 içerisinde ki β (Mg17Al12) fazının AZ31 den daha fazla oranda bulunmasına bağlamıģlar ve β fazının elektrot potansiyelinin Mg matris alaģımının elektrot potansiyelinden daha fazla olduğunu ifade etmiģlerdir. Numuneler üzerinde gerçekleģtirdikleri mikro yapısal incelemelerde ise bu alaģımların korozyon tipinin lokalize olduğunu ve genlikle korozyonun Mg matris malzemesi ile alaģım içerisindeki metaller arası bileģikler (β gibi) arasında kurulan galvanik çiftlerden baģladığını gözlemlemiģlerdir. Bu çalıģma, Mg içerisindeki alaģım elementi konsantrasyonunun korozyon davranıģı üzerinde direkt etkili olduğunu açığa çıkarması yönünden oldukça önemlidir. Genelde mekanik özelliklere odaklanarak eklenen bu alaģımlandırma elementlerinin alaģımın korozyon davranıģını nasıl etkilediği konusunda ise çalıģmalar devam etmektedir. Bu konudaki eksiklik bu alaģımların mühendislik uygulamalarında kullanımını oldukça sınırlamaktadır. Yeni alaģım bileģimleri geliģtirmek ve farklı Ģekillendirme yöntemlerinin potansiyelini ortaya koymak amacıyla yoğurma alaģımları üzerinde çok kapsamlı araģtırmalar sürmektedir. Bu alandaki en önemli cephe, çift merdaneli döküm sistemleri ile direkt levha döküm çalıģmalarıdır. Sürekli döküm tekniği, döküm ve sıcak haddelemenin tek bir adımda gerçekleģtiği bir iģlem olup, günümüzde, magnezyum alaģımı levha dökümü için alternatif bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ekonomik bir yöntem olmasının yanı sıra yapıdaki segregasyon oranının azaltılması, inklüzyon boyut dağılımının ve mikro yapısal homojenliğin iyileģtirilmesi gibi mikroyapı üzerinde oldukça faydalı etkileri vardır (Ding ve ark., 2007). Mg levha alaģımları için korozyonu tetikleyen mekanizmanın, levha içerisinde yerel olarak ayrıģmıģ alaģım elemanları olduğu söylenebilir. Üretim esnasında bir araya gelen çoğu soy karakterli bu alaģım 157

161 elemanları bulundukları bölgelerde yerel katot alanı oranını artırırlar. Levha içerinde ki alaģım elemanı oranı artması bu alanı artırmaktadır ve buna bağlı olarak da korozyon hızlanmaktadır. Ancak yapılan çalıģmalar, üretim sonrası alaģıma uygulanacak çeģitli homojenleģtirme ısıl iģlemleri ile korozyon hızının azaltılabileceğini göstermektedir. Mg alaģımları; sırası ile iki harf, iki veya üç haneli rakamlar Ģeklinde kodlanarak gösterilmektedir (Rudd ve ark., 2000). Birinci harfler ana alaģım elementlerini göstermekte ve müteakibindeki rakam haneleri de, bu elementlerin yüzdelerini belirtmektedir. Yüzdeler en yakın tam sayıya yuvarlanarak yazılmaktadır. Sonra gelen tek hanelik son harf eki ise alaģımın en son kalite durumunu göstermektedir. Örneğin AZ91 gösterimi, ana alaģımlama elementleri olarak %9 (ortalama değer) alüminyum, %1 (ortalama değer) çinkoyu göstermektedir Bu çalıģmada Mg alaģımlı levhaların korozyon davranıģının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Levhaların elektrokimyasal davranıģı potansiyodinamik polarizasyon (PDS) tekniği kullanılarak analiz edilmiģtir. Levhaların korozyon duyarlılıkları deniz suyu temel alınarak %3,5 NaCl çözeltisi içerisinde ve tuz püskürtme testlerindeki korozyon davranıģları karģılaģtırılmalı incelenmiģtir. BULGULAR ve SONUÇLAR Bu çalıģmada, levhaların iki yüzeyinin karģılaģtırılmalı olarak korozyon özelliklerinin ortaya çıkartılmaya çalıģılmasının temel sebeplerinden biri haddelenmiģ bir üründe darbe direncinin (kırılma enerjisinin) hadde yönünde (ġekil 1 de K harfi ile gösterilmiģtir) minimum, hadde yüzeyinde ise maksimum değere sahip olmasıdır (ġekil 1 de Y harfi ile gösterilmiģtir). Bu ekstrem değiģimin korozyon özelliklerinde de oluģup oluģmadığı bu çalıģmada ortaya konulmaya çalıģılmıģtır. ġekil 1: HaddelenmiĢ Mg alaģımı levhalarından numunelerin çıkarılıģı. ġekil 2: Mg alaģımı levhaların hadde kesitlerinin %3,5 lik NaCl çözeltisi içerisindeki karģılaģtırılmalı OCP değiģimleri. ġekil 3: Mg alaģımı levhaların hadde yüzeylerinin %3,5 lik NaCl çözeltisi içerisindeki karģılaģtırılmalı OCP değiģimleri 158

162 Eğrileri incelendiğimizde; ilk karģımıza çıkan durumun numune yüzeylerinde ve kesitinde ısıl iģlem öncesi numunelerin açık devre potansiyellerinin ısıl iģlem sonrasına göre daha aktif potansiyellerde oluģudur. Ayrıca, ısıl iģlem uygulanmıģ numunelerin, içinde bulundukları elektrolit ile kararlı hale ulaģma sürelerinin ısıl iģlem görmemiģ numunelere oranla çok daha az sürede gerçekleģtiği ve elde edilen potansiyel titreģim genliklerinin daha düģük olduğu anlaģılmaktadır. Ancak, bu durum numune yüzeylerinde daha belirgin oluģmaktadır. Tüm bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde, HT numunelerin ısıl iģlem görmemiģ numunelere göre daha sıkı ve kararlı, ayrıca daha az poroz bir koruyucu oksit filmi ile kaplandığı söylenebilir (ġekil 2-3). ġekil 4-5 de sırası ısıl iģlem uygulanmamıģ ve homojenleģtirme tavı (HT) görmüģ AZ31, AZ61 ve AZ91 Mg alaģımı levhaların yüzeyinin ve kesitlerinin %3,5 lik NaCl çözeltisi içerisindeki potansiyodinamik (PDS) polarizasyon değiģimleri sunulmuģtur. Ayrıca, bu eğrilerden hesaplanan bazı korozyon parametreleri Tablo 1 de toplanmıģtır. ġekil 4: Mg alaģımı levhaların hadde kesitlerinin %3.5 lik NaCl çözeltisi içerisindeki karģılaģtırılmalı PDS eğrileri. ġekil 5: Mg alaģımı levhaların hadde yüzeylerinin %3.5 lik NaCl çözeltisi içerisindeki karģılaģtırılmalı PDS eğrileri. 159

163 Hadde Kesiti Hadde Yüzeyi 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 Levhaların PDS eğrileri incelendiğinde tüm alaģımlardaki eğrilerin katodik bölgesinde potansiyel artıyorken akımın da lineer bir Ģekilde azaldığı görülmektedir. Bu durum tüm alaģımlarda aktivasyon kontrollü bir korozyon mekanizması olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bazı durumlarda korozyon eğilimini belirlemede β A büyüklüklerini karģılaģtırmak daha belirleyici olabilir. Tablo 1 e göre özellikle hadde yüzeylerinde, β A değerlerinin Al alaģım miktarı arttıkça azalması bu numunelerde anodik aktivitelerin yavaģladığını göstermektedir. Tablo 1: Polarizasyon eğrilerinden elde edilen korozyon parametreleri ĠĢlem Yüzeyi AlaĢım AZ31 AZ61 AZ91 AZ31-HT AZ61-HT AZ91-HT E ocp (mv) E corr (mv) E pit (mv) I cor (μa/cm2) 40,16 33,02 20,76 45,94 19,36 4,02 β c (mv/dec. ) -189,70-195,40-213,10-183,30-180,80-179,40 β A (mv/dec.) 61,28 44,76 31,55 53,43 31,46 7,67 Korozyon Hızı (mm/yıl) 0, , , , , , AZ31 AZ61 AZ91 AZ31-HT AZ61-HT AZ91-HT ,89 10,92 10,15 2,15 1,00 0,88-132,30-212,00-117,50-177,60-101,30-191,00 23,63 21,75 26,79 20,57 38,77 21,03 0, , , , , , Yukarıdaki tabloda; E ocp ; açık devre potansiyelini, E corr ; korozyon potansiyelini, E pit ; çukurcuk potansiyelini, I corr ; korozyon akım yoğunluğunu, β A ve β C ise sırası ile anodik ve katodik Tafel sabitlerini ifade etmektedirler. Tablo 1 incelendiğinde ilk olarak, %3,5 NaCl çözeltisinde HT iģlemi uygulanmıģ levhaların ısıl iģlem uygulanmamıģ numunelere göre, kesitlerin ise yüzeylere oranla korozyon dirençlerinin daha iyi olduğu dikkati çekmektedir. Ayrıca, levhaların içerdiği Al alaģım miktarı arttıkça numunelerin genel korozyon özelliklerinin iyileģtiği söylenebilir. Klasik düģünülürse, AZ91-K hariç, diğer tüm numunelerin hem kesit hem de yüzeyinde Al içeriği arttıkça, E corr ve E pit potansiyel değerlerinin soylaģtığı, I corr korozyon akım yoğunluğu değerlerinin ise azaldığı bariz bir Ģekilde görülmektedir. Değerler incelendiğinde, polarizasyon sonuçları ile oldukça iyi uyum içerisinde oldukları görülmüģtür. Mg alaģımı levhaların korozyon oranlarının belirlenmesinde oldukça faydalı ve endüstriye dönük sonuçlar verebildiği söylenebilir. AlaĢımlar içerisinde en yüksek korozyon direnci bulunan numune hadde yüzeyinde -1249mV luk korozyon potansiyeline sahip AZ91-HT-Y alaģımıdır. Hadde kesitinde ise yine -1309mV ile AZ91- HT-K alaģımıdır. Ayrıca Tablo 1 incelendiğinde alaģımların tümünün koruyuculuk bakımından saf Mg ye göre oldukça iyi olduğu söylenebilir, çünkü literatürde saf Mg nin NaCl sulu çözelti içerisindeki korozyon potansiyeli yaklaģık -1730mV civarında olduğu verilmiģtir ayrıca, %9 Al içeren bir Mg alaģımının klorürlü ortamlarda yüzeyi üzerinde oluģturduğu oksit filminin saf Mg üzerinde oluģan oksit filminden daha dirençli olduğunu bildirmiģtir (Song ve Atrens, 1999). Bizim çalıģmamızda da; polarizasyon ve korozyon hızı dataları birlikte değerlendirildiğinde, en düģük korozyon hızının hem hadde yüzeyinde hem de kesitinde ısıl iģlem durumundan bağımsız olarak AZ91 levhada elde edildiği, diğer bir ifade ile AZ91 levhaların korozyon direncinin diğerlerine oranla daha yüksek olduğu söylenebilir. Mg nin literatürde verilen galvanik seri potansiyel değeri ile bu çalıģmada elde edilen gerçek korozyon potansiyeli arasındaki farklılık muhtemelen levha alaģım yüzeyi üzerinde oluģan Mg(OH) 2 veya MgO gibi yüzey oksit filminin oluģması nedeniyledir (ġekil 6). 160

164 ġekil 6: AZ91 magnezyum alaģımı levhanın yüzey oksit filmi üzerindeki Mn, Mg, Zn, Al ve O elementlerinin dağılımı a) homojenleģtirme ısıl iģlemi görmemiģ, b) homojenleģtirme ısıl iģlemi görmüģ. a) b) Bununla birlikte Mg yüzeyinde oluģan oksit filminin doğası hala tam olarak anlaģılmıģ değildir (Froats ve ark., 1987). MgO su ile yavaģ bir Ģekilde reaksiyona girerek hidroksit oluģturabilir böylelikle oksit filmleri hidrat olur (Makar ve Kruger, 1993). Mg alaģımları üzerinde oluģan oksit filminin analizinde oksit tabakasının MgO/Mg-Al-oksit Ģeklinde tabakalı bir yapıya sahip olduğu ve alaģım içerisindeki Al bileģeni arttıkça Mg ca zengin oksit filminin inceldiği görülmüģtür (ġekil 7). Bu durum Al un yararlı etkisini göstermektedir çünkü Al oldukça güçlü ve stabil bir oksit filmi oluģturmaktadır (Makar ve Kruger, 1993). ġekil 7: Mg-Al alaģımları yüzeyinde oluģan tabakalı oksit film yapısı. HaddelenmiĢ levhaların yüzey ve kesitindeki oluģan korozyon direnç farklılıklarının diğer bir sebebi de, üretim esnasında malzeme bünyesinde saklı kalan kalıntı gerilmeler olabilir. Kalıntı gerilmeler bilindiği üzere elastik gerilmeler olup, haddeleme sırasında plastik deformasyon sadece yüzeye yakın kısımlarda meydana geldiğinden, levhanın yüzey kısımlarındaki taneler deformasyon sonucunda uzarken, kesitte iç kısımdaki taneler genellikle deformasyondan etkilenmediklerinden aynı kalırlar. Levhaların yüzeyleri ve kesitleri (iç kısımları) arasındaki bu uyumsuzluk yapı içerinde bir takım kalıntı gerilmelerin oluģumuna neden olur. Özellikle yüzeyde iç kısımlara göre daha fazla olan bu gerilmeler, bozulan tane yapısı ve artan dislokasyon yoğunluğuna bağlı olarak levha yüzeylerinin kesitine göre daha aktif bir tutum kazanmalarına sebep olmuģ olabilir. HT iģlemi sonrası tüm levhaların korozyon dirençlerinin ısıl iģlem öncesine göre iyileģmesi ise bu etkiyi doğrular niteliktedir. Zira iyi bilinmektedir ki birçok durumda kalıntı gerilmeler ısıl iģlem sonrası azalmakta veya tamamına yakını yok olabilmektedirler. Bununla birlikte, bir haddeleme prosesinde kesit daralması hadde yönünde hadde kesitine göre çok daha fazladır. Bu durum anizotropik bir durum oluģturup yapı içerisinde mekanik fiberleģmeye yani deformasyon yönünde ikincil fazların, mikro boģlukların, 161

165 kalıntıların yönlenmesine sebep olur ve malzemenin mukavemet ve korozyon özelliklerini olumsuz yönde etkiler. Mg alaģımı levhalar üzerinde yapılan elektrokimyasal test sonuçlarını desteklemek amacıyla numuneler üzerinde tuz püskürtme testleri yapılmıģtır. Testler %5 NaCl solüsyonu içerisinde 10 gün (240 saat) süreyle gerçekleģtirilmiģtir. ġekil 8 de numunelerin tuz püskürtme testi esnasında ve sonrasında çekilen resimleri. Ayrıca, Tablo 2. de bu testler sonucunda elde edilen bulgular verilmiģtir. ġekil 8: Mg alaģımı levhaların korozyon öncesi ve korozyon sonrası morfolojileri: a, b, c) AZ31; d, e, f) AZ61; g, h, k) AZ91. Tablo 2: Mg alaģımı levhaların hadde yüzeylerinin %5 NaCl çözeltisi içerisindeki tuz püskürtme testi sonrası elde edilen korozyon oranları. AlaĢım tipi AZ31 AZ61 AZ91 AZ31-HT AZ61-HT AZ91-HT Test öncesi boyu (mm) 66,5 55,7 55, ,5 Test öncesi eni (mm) , ,5 Test öncesi kalınlığı (mm) 1,4 5,0 4,7 1,2 5,0 4,4 Test öncesi ağırlığı (g) 6,581 17, ,91 9 6,565 18, ,52 6 Test sonrası ağırlığı (g) 6,673 17, ,609 18,157 16,572 CrO 3 yıkama sonrası (g) 6,542 17,366 17,896 6,540 18,102 16,500 Korozyon oranı (mg/cm 2.gün) 0, , , , , , Tuz püskürte test sonuçları incelendiğinde, ısıl iģlemsiz levhalarda korozyon hızının AZ31>AZ61>AZ91 Ģeklinde gerçekleģirken, ısıl iģlem sonrası levhalarda AZ91>AZ31>AZ61 Ģeklinde gerçekleģtiği görülmektedir. Bu bulgular ısıl iģlem öncesi polarizasyon sonuçları ile uyum içinde olmasına karģın, ısıl iģlem sonrası farklı olarak AZ91 alaģımının daha yüksek bir korozyon hızı sergilediğini göstermektedir. Bu durum, 162

166 ilk olarak lokalize korozyon mekanizmalarında elektrokimyasal testler ile açığa çıkarılan bir çok korozyon mekanizması, tuz püskürtme testlerinde doğal korozyon oluģum evreleri simule edildiğinden bu farklılık gözlenememiģ olabilir. Ġkinci olarak, iyi bilinmektedir ki ısıl iģlemler Mg-Al alaģımlarının tuz püskürtme korozyon hızlarını etkileyebilmektedirler. Özellikle alaģım içerisinde yüksek oranlardaki kalıntı Fe oranı ısıl iģlem sıcaklığının artması ile birlikte alaģımın korozyon hızı üzerinde olumsuz bir etki yapabilmektedir. Yapılan çalıģmalarda yüksek saflıktaki AZ91 alaģımının (AZ91E), yüksek Fe içeren standart AZ91C alaģımından çok daha yüksek bir korozyon direncine sahip olduğunu, sıcaklık arttıkça bu direncin düģtüğünü göstermektedir (ġekil 9) (Barbara, 2003). Tuz püskürtme testleri ile polarizasyon test sonuçları arasındaki farklılaģmanın sebeplerinden birisi de bu sayılabilir. ġekil 9: 10 gün boyunca tuz püskürtme testine tabi tutulan AZ91 ve AM60 alaģımlarının korozyon hızı üzerine ısıl iģlem sıcaklıklarının etkisi (Barbara, 2003). Konu üzerine yapılan bir çalıģmada, 240 saat süre ile tuz püskürtme testine tabi tutulan 160ppm Fe içeren AZ91 alaģımının korozyon hızının 15mm/yıl olarak gerçekleģiyor iken, 19ppm Fe içeren aynı alaģımın korozyon hızının yaklaģık 100 kat azalarak 0.15 mm/yıl olarak gerçekleģtiği bildirilmiģtir. Ayrıca yapılan mikro yapısal incelemelerde daha yüksek kalıntı Fe elementi içeren alaģımın daha ağır bir korozyona maruz kaldığı açığa çıkarılmıģtır (ġekil 10 ). ġekil 10: 240 saat süre ile tuz püskürtme testine tabi tutulan AZ91 alaģımının test sonrası makro yapısı: a)160ppm Fe içeren, b)19ppm Fe içeren (Barbara,2003). Sonuç olarak; polarizasyon sonuçlarının alaģımların korozyon hassasiyetlerinin belirlenmesinde, tuz püskürtme test sonuçlarının ise özellikle ağır korozyon Ģartları altında alaģımların genel korozyon performanslarının belirlenmesinde faydalı teknikler olabileceği söylenebilir. Ancak, deformasyon 163

167 iģlemleri sonrası yapıda biriken artık ve termal gerilmelerin giderilmesi malzemenin hasar görme ve gerilmeli korozyon kırılmasına karģı hassasiyetini azaltmak açısından kaçınılmazdır. REFERANSLAR American Society for Testing and Materials-ASM Metal Handbook (1988). Forming and Forging. 14, ,9th Edition. Barbara, A., Show, (2003). Corrosion Resistance of Magnesium Alloys ASM Ġnternational, Volume 13A, Pennsylvania State University, Cheng, Y.L., Qın, T.W., Wang, H.M., Zhang, Z.,( 2009). Comparison of Corrosion Behaviors of AZ31, AZ91, AM60 and ZK60 Magnesium Alloys. Trans. Nonferrous Met. Soc., China 19, Ding P. D., Jiang B., Wang J., Pan F. S.,( 2007). Status and Development of Magnesium Alloy Thin Strip Casting, Materials Science Forum, Duygulu Ö., Oktay G., Kaya A.A., (2006). The Use of Magnesium Alloys in Automotive Industry. OTEKON 06, Otomotiv Teknolojileri Kongresi, Bursa. Erçayan Y., Ġrizalp S. G., Saklakoğlu N., (2011). A380 Alasımında Yarı-Katı ġekillendirmenin Kompozit Yapılara Etkisinin Ġncelenmesi. I. Ulusal Ege Kompozit Malzemeler Sempozyumu, Ġzmir. Froats A., Aune T.K., Hawke D., Unsworth W., Hillis J., (1987). Corrosion of Magnesium and Magnesium Alloys, Ġn Metals Handbook, Metarials Park, 13, Gallaccio A., Cornet I., (1960). ASTM, 255. Kaya A. A., Özdoğru E.F., Abanoz D., Yiğit S., Yücel O., (2002). Otomotivde Magnezyum Alasım Uygulamaları.OTEKON 02, Otomotiv Teknolojileri Kongresi, Bursa. Kacar Ġ., Öztürk F., (2006). Magnezyum AlaĢımlarının ġekillendirilmesindeki Son GeliĢmeler. TĠMAK-Tasarım Ġmalat Analiz Kongresi, Nisan. Balıkesir. Lu L., M.O. Lai, Y.H. Toh, L. Froyen, (2002). Structure and Properties of Mg Al Ti B Alloys Synthesized via Mechanical Alloying. Mater. Sci. Eng. A. 334, Makar, G. L., Kruger, J., (1993). Corrosion of Magnesium, International Materıals Revıews, 38 (3): Rudd A.L., Breslina C.B., Mansfeld F.(2000). The Corrosion Protection Afforded by Rare Earth Conversion Coatings Applied to Magnesium. Corros. Sci., 42, Song, G. L., Andrej, A., Matthew, D., (1999). Influence of Microstructure on The Die Cast AZ91D. Corrosion Science, 41, Song, G. L., Atrens A., (1999). Corrosion Mechanisms of Magnesium Alloys. Advanced Engineering Materials, 1 (1): Öztürk F., Kaçar, Ġ., (2012). Magnezyum AlaĢımları ve Kullanım Alanlarının Ġncelenmesi. Niğde Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi.1,1, Polmear I.J., Light Alloys, (1989). Metallurgy of the Light Metals. Zeytin, K. H., Ġnan, O., Teymur, B., (1999). Magnezyum AlaĢımları Otomotiv Endüstrisinde Uygulaması ve Geleceği. TÜBĠTAK-MAM. 164

168 Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı için Eğitim Amaçlı DiĢ Ünitesi Tasarımı Ali AKYÜZ Yrd. Doç. Dr. MAKÜ, Türkiye Onur ĠNAN Öğr. Gör. MAKÜ, Türkiye Ömer AYDOĞAN Öğr. Gör. Akdeniz Üniversitesi, Türkiye ġahin ġġmġek Bursa Asker Hastanesi, Türkiye Özet DiĢ ünitleri diģ hekimleri için vazgeçilmez bir meslek aracı olmuģtur. Birden fazla üniteden oluģmasından dolayı diģ üniti adını almıģtır. DiĢ ünitleri genel olarak hasta koltuğu (fotey), reflektör, kreģuar, bardak doldurucu, aspiratör, kompresör, dinamik el aletleri ve kontrol düzeneğinden oluģur. Bunlar, asgari olarak bir ünitte olması gereken parçalardır. DiĢ hekimleri tedavi için pnömatik veya elektrik gücüyle çalıģan dinamik el aletleri kullanır. ÇalıĢmada aeratör, bardak doldurucu ve kreģuar kontrolü için elektronik devre tasarımı yapılmıģtır. DiĢ hekimleri kontrolü butonlar veya ayak pedalı ile yapabilmektedir. Yapılan çalıģma Teknik Bilimler Meslek Yüksekokul ları altında Biyomedikal Cihaz Teknolojileri Bölümü için bir eğitim düzeneği olarak kullanılabilecektir. Tasarlanan diģ ünitesi öğrencilere uygulamalı ders anlatımında çok faydalı olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyomedikal, DiĢ Ünit, Eğitim Aracı Educational Dental Unit Design for Biomedical Device Technology Program Abstract Dental units are the inevitable profession tools for dentists. Because of the formation of more than one unit it takes the dental unit name. Dental units are usually composed of patient seat, reflector, cuspidor, glass filler, aspirator, compressor, dynamic hand tools and control device. These are minimum required parts of this tool. Dentists use pnomatic or electric hand tools for dental treatment. In this study, electronic circuit is designed for aerator handpiece, glass filler and cuspidor control. Dentists are able to check with the buttons or foot pedals. This work can be used as an educational tool for biomedical technologies programs in technical vocational schools. The implemented dental unit is very useful in practical lectures. Keywords: Biomedical, Dental Unit, Educational Tools 165

169 GĠRĠġ DiĢ kliniklerinde; diģ muayenesi ve tedavisi için ihtiyaç duyulan birçok birimi üzerinde toplayan cihazlara diģ ünitleri adı verilir. DiĢ ünitleri genel olarak hasta koltuğu, reflektör, kreģuar, bardak doldurucu, aspiratör, kompresör, dinamik el aletleri ve kontrol düzeneğinden oluģur. (M.E.B.,2012:3) ġekil 1: DiĢ Üniti (TEMED,2016) Tablo 2: DiĢ Ünit Kısımları Numara Punto 1 Hasta Koltuğu 2 Reflektör 3 KreĢuar 4 Bardak Doldurucu 5 Dinamik El Aletleri 6 Ayak Pedalı DiĢ muayenesi esnasında hastanın oturacağı koltuk fotey olarak isimlendirilir. Reflektör diģ hekiminin, muayene ve tedavi esnasında hastanın ağzının içini daha iyi görebilmesi için ünitede aydınlatma sağlayan birimdir. Reflektörlerin iyi odaklanmıģ gölgesiz ıģık temin etmesi istenir. Reflektörler yukarıaģağı, sağa-sola kolaylıkla hareket ettirilebilir. Aeratör hava ile dönen diģin oyulması, temizlenmesi, parlatılması gibi amaçlarla aeratör baģlıkları ile kullanılan diģ hekimlerin en çok kullandığı el aletleridir. (M.E.B.,2012:14) ġekil 2 de farklı tip aeratörler görülmektedir. Bu baģlıkların birlikte bulunduğu, hastanın karģısında çalıģacak olan doktorlar tarafından kolaylıkla kullanılabilecek bir tablaya aeratör tablası denir. Aeratör tablasında birden fazla aeratör baģlığı çıkıģı, mikromotor, hava-su spreyi, ıģıklı baģlık çıkıģı, kavitron baģlığı çıkıģı, kator çıkıģı, negataskop (filim okuma cihazı) ünitin diğer kısımlarının kontrol düğmeleri ve diģ tabibinin ağız içi çalıģmada kullandığı malzemeleri koymak için tepsisi vardır. 166

170 ġekil 2: Aeratör KreĢuar, hastanın ağzında çalıģma yaparken biriken tükürük, kan, diģ parçaları vb. temizlemek için kullanılan lavabo sistemidir. Bu lavabo seramik, cam, galvanizli metal ve mikroorganizma tutmayan camdan yapılar Ģeklinde olabilir. Ġnce bir borudan gelen tazyikli su kreģuarın iç yüzeyini temizler. Suyun akıģına izin veren selenoid valf bir zaman devresi ile çalıģtırılarak ayarlanan sürece su akar ve kesilir. ġekil 3 de de görüldüğü üzere kreģuarın yan tarafında bardak doldurma musluğu bulunur. Bu musluk, bir zaman devresi ile kontrol edilir. Suyun akıģ hızına bağlı olarak kullanılan bardağın dolmasına kadar geçecek sürece su akıtılır. ġekil 3: KreĢuar (1) ve Bardak Doldurma Musluğu (2) (Dentmak,2016) Kompresörler diģ ünitlerinde pnomatik olarak çalıģan ekipmanlara gerekli havayı sağlarlar. Ġstenilen basınç değerine ulaģıldığında sistem basınç kontrol anahtarları ile otomatik olarak kapatılır. ġekil 4 de örnek bir diģ ünit kompresörü görülmektedir. Kompresörlerde pompa görevi yapan motor, filtre, tekyönlü valf, basınç göstergesi, hava deposu ve depo alt kısmında yoğunlaģan hava sebebiyle oluģan sıvının atılması amacıyla tahliye vanası bulunmaktadır. (M.E.B.,2012:16) ġekil 4: DiĢ ünit kompresörü 167

171 YÖNTEM TasarlamıĢ olduğumuz devre; diģ ünitlerinde hastanın kullanacağı bardak ve kreģuar sisteminin su ihtiyacını karģılayacak olan su selenoidlerinin çalıģma zamanın ayarlanması, airatör, su ve hava valflerinin kontrol edilmesini sağlamaktadır. ġekil 5: DiĢ ünit kontrol kartı ġekil 5 deki devrede diģ üniti için oluģturulan elektronik kontrol kartı görülmektedir. Devre besleme gerilimi köprü diyot ve 7812 regüle entegresi yardımıyla 12 volt olarak belirlenmiģ. 555 entegreleri zamanlayıcı entegrelerdir. Bu entegrenin 3 farklı çalıģma tipi vardır. Bunlar tek kararlı, çok kararlı ve kararsız çalıģmalardır. Devremizde tek kararlı çalıģma tipi kullanılmıģtır. Bu çalıģma tipinde 555 entegresi bir tetikleme sinyali aldığında çıkıģ gerilimini HIGH (1) konumuna çeker. Entegrenin bu konumda kalma süresi (T) denklem 1 e göre; direnç (R) ve kondansatör (C) değerleri ile belirlenir. (Bereket,2011:52) T=1,1.R.C (1) Devremizde bu süre değiģimi RV1 ve RV2 potansiyometreleri aracılığı ile yapılır. Potansiyometrelerin maksimum konumda olduğunda (1) den; T=12.77 saniye olarak bulunur. Selenoid valflerin kontrol edilmesinde 555 entegre çıkıģına bağlanan Q1 ve Q2 ile belirtilen triyaklar kullanılmıģtır. 168

172 ġekil 6: DiĢ ünit kontrol kartı altan görünüģ ġekil 7: DiĢ ünit kontrol kartı üsten görünüģ Kontrol kartının baskı devre Ģeması Proteus programı ile hazırlanmıģtır. ġekil 6 da kontrol kartının lehimleme yerleri ve devre bağlantıları için alttan görünümü, ġekil 7 de malzeme yerleģim planı görülmektedir. ġekil 8 de kullanıma hazır görünüm verilmiģtir. ġekil 8: KutulanmıĢ görünüm 169

173 SONUÇ Sağlık sektöründe biyomedikal cihaz kullanımının üst seviyelere geldiği yakın zamanda karģımıza çıkan en önemli sorun, sektöre hizmet verecek nitelikli elemanın mevcut olmayıģıdır. Sektörde istihdam edilen çok sayıda teknik eleman olmasına rağmen, bunların yeterli eğitim seviyesinde olmadığı ve daha ziyade buna yakın meslek dallarından mezun teknikerlerin sektörde çalıģtığı anlaģılmaktadır. Bu durum kurum içi eğitim olayını gündeme getirmekte ve hem maddi hem de zaman anlamında önemli bir kayıp haline gelmektedir. Bu çalıģmada Biyomedikal Cihaz Teknolojileri programı için diģ üniti tasarımı yapılmıģtır. Bu ünitte uygulamalı olarak kreģuar ve bardak doldurucu üniteleri, pnomatik aerotor kontrolü, kompresör bağlantısı ve ayak pedalı çalıģması uygulamalı olarak görülmektedir. Sistem tasarım, montaj ve bakım aģamaları öğrenciler ile birlikte yapıldığı için eğitim çok daha kalıcı ve öğretici olmaktadır. Bu tür çalıģmaların uygulamalı eğitimde fayda getireceği düģünülmektedir. REFERANSLAR Bereket, M. ve Tekin E. (2011). Endüstriyel Elektronik. Ġzmir: Mavi Kitaplar. Dentmak, adresinden tarihinde alınmıģtır. M.E.B., (2012). DiĢ Ünitleri. Ankara: M.E.B. TEMED DiĢ Araç ve Gereçleri, adresinden tarihinde alınmıģtır. 170

174 Morchella esculenta, Morchella vulgaris ve Amanita vaginata ya AĠT METANOLĠK EKSTRAKTLARIN TOPLAM FENOLĠK BĠLEġĠK MĠKTARI ĠLE ANTĠOKSĠDAN AKTĠVĠTELERĠNĠN ARAġTIRILMASI Hevidar ALP Yrd.Doç.Dr. Tunceli Üniversitesi, Türkiye Nurten ÖZSOY Doç.Dr. Ġstanbul Üniversitesi, Turkiye Abdunnasır YILDIZ Prof. Dr. Dicle Üniversitesi, Turkiye Gözde HASBAL ArĢ.Gör. Ġstanbul Üniversitesi, Turkiye Özet Bu çalıģmada; Tunceli yöresinden toplamıģ olduğumuz Morchella esculenta, Morchella vulgaris ve Amanita vaginata dan elde edilen metanolik ekstraktlarının, total fenolik bileģik miktarı ile antioksidan aktivitesi incelenmiģtir. Bu türlere ait metanolik ekstraktların antioksidan aktivitesi; demir ve askorbik asit ile indüklenmiģ fosfatidilkolin lipozomlarının peroksidasyonunu inhibe edici (LPO), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH ) serbest radikali giderici ve ABTS + radikal katyonu kullanılarak, total radikal antioksidan potansiyeli (TRAP) testleri ile belirlenmiģtir. Buna ilaveten, bu türlerin, toplam fenolik bileģik miktarları da tespit edilmiģtir. ÇalıĢılan türlere ait metanolik ekstraktların, DPPH radikali giderici aktivitesine sahip oldukları belirlenmiģtir. Ayrıca, mantar ekstraktlarının antioksidan aktivitelerinin, konsantrasyon artıģına paralel olarak değiģtiği de tespit edilmiģtir. Test edilen türlerin, ABTS + radikal katyonu giderici aktivitesine de sahip oldukları saptanmıģtır. Ayrıca, çalıģılan bütün türler arasında, en etkili lipid peroksidasyon inhibitörünün M. vulgaris olduğu saptanmıģtır. M. vulgaris in en yüksek fenolik bileģen miktarına sahip olduğu, buna karģın en düģük miktara ise A. vaginata nın sahip olduğu belirlenmiģtir. ÇalıĢılan türlerin fenolik bileģik miktarı ile antioksidan aktiviteleri arasında sıkı bir iliģki olduğu da tespit edilmiģtir. Anahtar Kelimeler: M. esculenta, M. vulgaris, A. vaginata, antioksidan, fenolik bileģik INVESTIGATION OF ANTIOXIDANT ACTIVITIES AND AMOUNT OF PHENOLIC COMPOUNDS OF METHANOLIC EXTRACTS FROM Morchella esculenta, Morchella vulgaris AND Amanita vaginata Abstract In this study, the total amount of phenolic compounds and antioxidant activities of methanolic extracts from Morchella esculenta, Morchella vulgaris and Amanita vaginata collected from Tunceli region were examined. Antioxidant activities of methanolic extracts from 3 species were detected by using the peroxidation of phosphatidylcholine liposomes induced by iron and ascorbic acid (LPO), 2,2-diphenyl-1-pikrilhidrazil (DPPH ) free radical scavenger and total radical antioxidant potential (TRAP) tests with ABTS + radical cation. The total amount of phenolic compounds of these species were also identified. It was detected that methanolic extracts of the studied species have DPPH radical scavenging antioxidant activity. In addition, it was also found that the antioxidant activity of the fungi extracts change correspondingly with the increase of the concentration. Tested species were found to have ABTS + radical cation suppressor activity too. Moreover, among all studied species, M. vulgaris was discovered to be the most effective inhibitor of lipid peroxidation. The highest amount of phenolic component was found in M. vulgaris extract, in contrast, the lowest amount was found in A. vaginata extract. It was detected that there is a close relationship between the amount of antioxidant activity and phenolic compounds of the examined species. Keywords: M. esculenta, M. vulgaris, A. vaginata, antioxidant, phenolic compounds 171

175 GĠRĠġ Gıda, ilaç ve kozmetik ürünlerdeki oksidatif rekaksiyonların engellenmesinde ve insan vücudundaki oksitatif stresle ilgili hastalıkları önlemede antioksidanlar önemli bir role sahiptir (Moure vd., 2001). Antioksidanlar, sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin yanı sıra, gıdanın hava, ıģık ve sıcaklık gibi çevresel faktörlere maruz kalması süresince oluģan serbest radikallerle baģlayan oksidasyonu önlemek ve geciktirmek amacıyla gıdalara eklenmekte (Hras vd., 2000) ve gıda endüstrisinde olası bozulmalara karģı koruyucu madde olarak kullanılmaktadır. Etkisinin uzun sürmesi ve maliyetinin düģük olması nedeniyle sentetik antioksidanlar gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak yapılan araģtırmalar, sentetik antioksidanların toksititesinden bahsederek, onların; canlı hücrelerde karsinojenik olma riskini ortaya koyar niteliktedir (Ito vd., 1986; Namiki 1990; Skrinjar vd., 2007). Ayrıca bunlar; karaciğerin büyümesi ve dolayısıyla mikrozomal enzim aktivitesinde artıģa da neden olabilmektedirler (Ames 1993). Sentetik antioksidanların baģlıca dezavantajı, in vivo olarak alındığı zaman yan etkilerinin olmasıdır (Chen vd., 1992). Bu sebeple tüketiciler, tercihlerini doğal ürünlere yöneltmiģ ve iģlenmiģ gıdalarda da sağlık, kalite ve güvenlik arayıģlarını ön plana çıkarmıģtır. Günümüzde sentetik antioksidanlar, geniģ bir kullanım alanına sahip olmasına rağmen, son zamanlarda bu istenmeyen yan etkilerinden dolayı kullanım alanları ciddi bir Ģekilde sınırlandırılmıģ (Köksal 2007), hatta bazı ülkelerde kullanımları tamamen yasaklanmıģtır. Dolayısıyla son zamanlarda gıda güvenliğinin sağlanması açısından gıda koruyucu olarak alternatif doğal ürünlerin araģtırılmasına yönelik yapılan çalıģmalarda artıģ gözlenmiģtir (Ying vd., 2002). Özellikle de fenolik bileģiklerce zengin doğal materyaller, gıda endüstrisinin ilgi odağı haline gelmiģtir. Zira fenolik bileģiklerce zengin doğal materyallerden elde edilen ekstraktlar, gıdanın yapısında bulunan lipitlerdeki oksidatif yıkımı, yani; lipit peroksidasyon sürecini geciktirdiği için olası bozulmalar ve besin içeriğindeki kayıplara engel olmakta ve gıdanın raf ömrünü uzatmaktadır (Young ve Woodside 2001; Albayrak vd., 2010). Ayrıca hücrelerde meydana gelen ve dejeneratif etkisi olan oksidasyona karģı, vücuttaki antioksidan savunma mekanizmasının etkisi yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle; dıģarıdan da besinlerle birlikte, antioksidan etki gösteren bileģiklerin alınması gerekmektedir. Ayrıca doğal antioksidanların, mutajenik etki gösteren sentetik antioksidanlara (Namiki 1990; Skrinjar vd., 2007) alternatif olmaları, bunları içeren besinlerin, günlük diyetimizde yer almalarını önemli kılmaktadır. Yenilebilir mantarların, doğal antioksidan kaynağı olarak kullanılabilirliği konusunda birçok araģtırma yapılmıģtır. Ġnsan vücudunda oksidatif stres ve diğer komplikasyonlara karģı, antioksidan savunma sistemine, yenilebilen mantarların faydalı olabileceği düģünülmüģtür (Alam vd., 2012). Özellikle de mantarların antioksidan aktivitesinde; yapıda bulunan fenolik bileģenlerin, primer antioksidan olarak görev yaptığı ve türlerin antioksidan aktiviteleri ile içerdikleri fenolik bileģen miktarları arasında paralellik olduğu bildirilmiģtir (Cheung vd., 2003; Mau vd., 2004; Elmastas vd., 2007; Tsai vd., 2009; Gursoy vd., 2009; Wong ve Chye 2009; Dündar 2010; Pereira vd., 2012; Mishra vd., 2013). Yaptığımız bu çalıģmada; Tunceli ili, Kocakoç Köyü civarından elde etmiģ olduğumuz Morchella esculenta, Morchella vulgaris ve Amanita vaginata ya ait örneklerden hazırladığımız metanolik ekstraktların total fenolik bileģik miktarı ile antioksidan aktivitesi incelenmiģtir. Araziden Örneklerin Toplanması ve AraĢtırmada Kullanılan Makrofunguslar Arazi çalıģması, yılları arasında Tunceli merkeze bağlı Kocakoç Köyü çevresinde, mantarların doğal olarak yetiģebildiği uygun habitatlarda, Nisan-Mayıs-Haziran aylarında gerçekleģtirilmiģtir. Yöredeki kar örtüsünün uzun süre varlığını koruması, don olayının olması ve yaz yağıģlarının oldukça düģük olması gibi nedenler, mantarların doğal olarak yetiģebildiği uygun süreyi sınırlandırmıģtır. Bu nedenle de örnek toplama iģlemi, Ġlkbahar aylarında yapılmıģtır. Yörenin eğimi, toprak yapısı, floristik kompozisyonu, yöre halkının gözlem ve deneyimleri gibi faktörler dikkate alınarak, özellikle makrofungus geliģimine uygun olabileceği tahmin edilen habitatlar (ormanlıklar, çalılıklar, çayırlıklar, sulanan park ve bahçeler, dağ etekleri vs.) periyodik olarak (haftada 3-4 gün) taranmıģtır. Ġki yıl süren arazi çalıģması sonucu ulaģılan yenilebilir makrofungusların; tür adları, toplandığı bölgeler ve toplama tarihleri Tablo 1. de verilmiģtir. Aynı tür mantarın, aynı yıl içerisinde, belirlenen lokalizasyonlardan toplanmasına mümkün olduğu kadar dikkat edilmiģtir. 172

176 Tablo 1: Arazi çalıģması sonucu toplanan makrofungus türleri, lokalizasyonları ve toplama tarihleri Makrofungus Adı Lokalizasyon Tarih Morchella esculenta Kocakoç Köyü (Merkez) Morchella vulgaris Kocakoç Köyü (Merkez) Amanita vaginata Kocakoç Köyü (Merkez) Kaynak: Yazara ait. Belli habitatlarında tespit edilen yenilebilir makrofungus örneklerinin, öncelikle doğal ortamlarında fotoğrafları çekilmiģtir. Makrofungus örnekleri, mümkün oldukça zedelenmeden ve toprak altındaki misellere zarar vermeden sökülerek özel hazırlanmıģ sepet içerisine yerleģtirildikten sonra, örnekler numaralandırılmıģtır. Arazi çalıģması sonucu toplanan mantar örnekleri bu konu ile ilgili bilgi sahibi olduğunu düģündüğümüz yöre halkına gösterilerek tanınıp tanınmadığı veya yenilip yenilmediği, hangi mantarın daha çok tüketildiği, ya da daha lezzetli olduğu, yenilebilen fakat yöre halkı tarafından tüketilmeyen mantarın neden tüketim tercihi olmadığı konuları hakkında da bilgi alınmıģ, bilinen yöresel adları da öğrenilerek arazi defterine not edilmiģtir. Toplanan makrofungus örnekleri laboratuar ortamına taģınmıģtır. Türlerin tanısı, temel anahtar ve literatüre (Marchand , Pacioni 1989) göre yapılmıģtır ġekil 1. Morchella esculenta nın askokarpları (Yazara ait) ġekil 2. Morchella vulgaris in askokarpı (Yazara ait) ġekil 3. Amanita vaginata nın bazidiokarpları (Yazara ait) Makrofungusların Kurutulması ve Öğütülmesi Arazi çalıģması sonucu toplanan makrofungus örnekleri, temiz bir fırça yardımıyla üzerindeki bitki ve toprak kalıntısından temizlendikten sonra, laboratuarda normal gün sıcaklığında ve gölgede kurutulmuģtur Makrofungusların Ekstraktlarının Hazırlanması Farklı lokasyonlardan toplanan 3 (üç) makrofungus türüne ait toz haline getirilen örneklerin her birinden 20 Ģer g alınarak, 500 ml lik erlene konulmuģtur. Bunun üzerlerine 200 ml lik metanol/dikloro metan (1/1) çözeltisi eklenip, ağızları sıkıca kapatıldıktan sonra, 25 C deki çalkalamalı su banyosunda, 24 saat süreyle, 150 rpm de çalkalanarak ekstraksiyon iģlemi yapılmıģtır. Beyaz bant süzgeç kağıdı yardımıyla, vakumla 2 aģamalı süzülme iģlemi yapılmıģtır. Örneklerden ekstrakte edilecek maddenin tam alınması için, kalan mantar materyalleri, aynı Ģartlarda, 2 kez daha tekrar aynı iģlemlere tabi tutulmuģtur. Süzme iģlemi her bir numune için, her 24 saat sonunda 3 kere tekrarlanmıģtır. Her 24 saaat sonunda yapılan süzme iģleminin ardından, süzüntüler cam balonlara aktarılmıģtır. Cam balonların ağzı sıkıca kapatılarak +4 ºC de çalıģan buzdolabında süzüm iģlemleri bitene kadar bekletilmiģtir. Üç gün süren iģlemlerin ardından, elde edilen süzüntüler rotary-evaporatör yardımıyla çözücülerinden uzaklaģtırılmıģtır. Balon jojede elde edilen özüt miktarları hassas terazi yardımıyla tartılmıģtır. Elde edilen ekstraktlar, ıģıktan etkilenmeyen koyu renkli cam kaplarda, +4 ºC de çalıģan buzdolabında muhafaza edilmiģtir. 173

177 Fenolik BileĢiklerin Miktar Tayini Total fenolik bileģikleri miktarının tespiti, Folin-Ciocalteu ayıracı kullanılarak Slinkard ve Singleton un (1977) geliģtirdiği metoda göre yapılmıģtır. Mantar Ekstraktlarının Demir (III) - Askorbik Asit ile ĠndüklenmiĢ Fosfatidilkolin Lipozomlarının Peroksidasyonu Üzerine Antioksidan Etkisi (LPO) Ekstraktların lipit peroksidasyonuna karģı inhibisyon aktivitesi, Duh ve arkadaģlarının (1999) geliģtirdiği metoda göre yapılmıģtır. Total Radikal Antioksidan Potansiyeli (TRAP) Deneyi Total antioksidan potansiyeli tayini; Re ve arkadaģlarının (1999) geliģtirdiği metoda göre yapılmıģtır. DPPH Radikali Giderici Aktivitesi Tayini DPPH radikali giderici aktivitesi tayini, Brand-Williams ve arkadaģları (1995) tarafından geliģtirilen metoda göre yapılmıģtır. SONUÇ Mantar Ekstraktlarının DPPH Radikali Giderici Aktivitesi Bu çalıģmada, sentetik olan DPPH radikalleri, incelenen mantar ekstraktlarının biyolojik sistemlerdeki hidrojen verici etkisini tayin etmek amacıyla kullanılmıģtır. Türlere ait metanolik ekstraktların, DPPH radikalini gidermeye baģladıkları konsantrasyondan, bu radikali en yüksek düzeyde giderdikleri konsantrasyona kadarki yüzde inhibisyon değerleri Tablo 2. de verilmiģtir. Burada, metanolle hazırlanan mantar ekstraktlarının; yüksek konsantrasyonda ( mg/ml) hidrojen atomu vericisi olarak etki gösterdiği görülmüģtür. Tablo 2 de görüldüğü gibi, her üç türe ait mantar örneklerinden hazırlanan metanol ekstraktlarının DPPH radikalini giderici yüzde inhibisyonu; 40 mg/ml lik konsantrasyonda en yüksek değerine (%77.38, % ve % 92.43) ulaģmıģtır. Ayrıca, mantar ekstraktlarının konsantrasyonundaki artıģa paralel olarak, antioksidan aktivitenin de değiģtiği saptanmıģtır (Tablo 2). Total Radikal Antioksidan Potansiyeli (TRAP) Bu çalıģma, mavi-yeģil renkli dayanıklı bir bileģik olan ABTS radikal katyonunun (ABTS + ) giderilmesi sonucunda, renkte meydana gelen azalmanın spektrofotometrik olarak ölçülerek belirlenmesi esasına dayanmaktadır. Bu çalıģmada; test edilen mantar türlerinin ABTS + radikal katyonunu giderici aktiviteye sahip oldukları belirlenmiģtir. Türlere ait metanolik ekstraktların, ABTS + radikalini gidermeye baģladıkları konsantrasyondan, bu radikali en yüksek düzeyde giderdikleri konsantrasyona kadarki yüzde inhibisyon değerleri Tablo 2 de verilmiģtir. Ayrıca, mantar ekstraktlarının konsantrasyonundaki artıģa paralel olarak, antioksidan aktivitenin de değiģtiği saptanmıģtır (Tablo 2). M. esculenta (% 90.90) ve M. vulgaris den (% 92.25) elde edilen metanolik ekstraktların ABTS + radikal katyonu giderici yüzde inhibisyonu; 20 mg/ml lik konsantrasyonda, A. vaginata nın (% 89.06) ise 40 mg/ml de en yüksek değerine ulaģtığı belirlenmiģtir (Tablo 2). Mantar Ekstraktlarının Lipozom Peroksidasyonu Üzerine Antioksidan Etkileri (LPO) ÇalıĢmamızda ilk olarak, fosfolipitlerden oluģturulan lipozomlar kullanılarak, mantar ekstraktlarının, demir (III) ve askorbik asit ile indüklenen lipit peroksidasyonunu inhibe edici etkileri incelenmiģtir. Ekstraktların her birinin, TBARS oluģumunu ve dolayısıyla fosfolipid yıkımını doza bağımlı olarak inhibe edici etkiye sahip oldukları sonucuna varılmıģtır. Türlere ait metanolik ekstraktların, lipid peroksidasyonunu gidermeye baģladıkları konsantrasyondan, en yüksek düzeyde giderdikleri konsantrasyona kadarki yüzde inhibisyon değerleri Tablo 2 de verilmiģtir. Burada, metanolle hazırlanan bütün mantar ekstraktlarının; yüksek konsantrasyonda (40 mg/ml) lipid peroksidasyonunu inhibe edici etki gösterdiği belirlenmiģtir. Tablo 2 de görüldüğü gibi, bütün mantar ekstraktlarının, 40 mg/ml lik konsantrasyonda, en yüksek yüzde inhibisyon değerlerine 174

178 A. vaginata Kocakoç Köyü M. vulgaris Kocakoç Köyü M. esculenta Kocakoç Köyü 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 ulaģtıkları saptanmıģtır. Ayrıca, mantar ekstraktlarının konsantrasyonundaki artıģa paralel olarak, antioksidan aktivitenin de değiģtiği tespit edilmiģtir (Tablo 2). M. esculenta, M. vulgaris ve A. vaginata nın 40 mg/ml lik konsantrasyonundaki lipid peroksidasyonunu inhibe edici aktivitelerinin sırasıyla; % 45.54, % ve % olduğu tespit edilmiģtir. Toplam Ekstrakte Edilebilen Madde Miktarı; Fenolik bileģikler Bu çalıģmada, üç farklı mantar türüne ait toplam ekstrakte edilebilen madde miktarı (EC) ve fenolik madde (PC, mantar ağırlığının veya ekstraktın her gramı için Gallik Asit Ekivalanı (GAE) olarak) miktarları Tablo 3 de verilmiģtir. Burada, 20 g kurutulmuģ mantar örneklerinden, çözücü olarak metanol kullanılarak hazırlanan ekstraktlarda, ekstrakte edilebilen madde miktarları (EC) elde edilmiģtir (Tablo 3). Mantar örneklerinde; fenolik bileģiklerin miktarının, total ekstrakte edilebilen madde miktarına oranı (PC/EC); en düģük % 0.66 (A. vaginata) ile en yüksek % 0.85 (M. vulgaris) arasında değiģtiği belirlenmiģtir. Dolayısıyla, Tablo 3 de, bütün mantar türlerinden elde eilen PC/EC değerleri göz önüne alındığında; ekstraktların, % 99.3 ile % 99.1 arasında fenolik olmayan bileģikler içerdiklerini düģünmekteyiz (Tablo 3). Tablo 2. Bazı makrofungus türlerine ait örneklerinin metanolik ekstraktında, konsantrasyona bağlı olarak gösterdikleri lipit peroksidasyonu inhibisyon yüzdesi ile ABTS + ve DPPH radikali giderici aktivitesi yüzdesi (x) Tür Toplama Yeri Konsantrasyon mg/ml 1. LP inhibisyonu (%) (X SE) z 2. ABTS + giderici aktivitesi (%) (X SE) z 4. DPPH giderici aktivitesi (%) (X SE) z ± 4.96 y ± ± 3.15 y ± ± 1.82 y ± ± ± ± ± ± ± ± ± 3.98 y ± ± 2.87 y ± ± 0.58 y ± ± ± ± ± ± ± ± ± ± 2.57 y ± 0.11 y ± 1.71 y ± ± ± ± ± ± ± ± ± x Her bir örnekte maksimum inhibisyon yüzdesine ulaģıldığı konsantrasyon, ortalamalar üzerinde ( y ) ile gösterilmiģtir z Sonuçlar; 3 tekrarın ortalamasıdır (n=3). Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları 175

179 Toplama Yeri a 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 Tablo 3: Bazı mantar türlerinde ekstrakte edilen toplam madde miktarı (EC), fenolik bileģik (PC, mantar ağırlığının veya ekstraktın her gramı için gallik asit ekivalanı (GAE) olarak) TÜR EC mg/g kuru ağırlık Fenolik bileģikler mg GAE/g ekstre ( ± SE) * Fenolik bileģikler mg GAE/g kuru ağırlık ( ± SE) * PC/EC (%) M. esculenta M. vulgaris A. vaginata * Sonuçlar 3 tekrarın ortalamasıdır (n=3), a Kocakoç Köyü Kaynak: Yazarın kendi hesaplamaları REFERANSLAR Alam, N., Yoon, K.N., Lee, J.S,. Cho, H.J., ve Lee, T.S. (2012). Consequence of the antioxidant activities and tyrosinase inhibitory effects of various extracts from the fruiting bodies of Pleurotus ferulae. Saudi Journal of Biological Sciences, 19: Albayrak, S., Aksoy, A., Sagdic, O., ve Hamzaoğlu, E. (2010). Compositions, antioxidant and antimicrobial activities of Helichrysum (Asteraceae) species collected from Turkey. Food Chemistry, 119: Ames, B. N., Shigenaga, M. K., ve Hagen, T. M. (1993). Oxidants, antioxidants, and the degenerative diseases of aging. Proceedıngs of the National Academy of Sciences of the United States of American, 90: Brand-Williams, W., Cuvelier, M. E., ve Berset, C. (1995). Use of a free radical method to evaluate antioxidant activity. Lebensmıttel-Wıssenschaft und Technologıe, 28: Chen, C., Pearson, A.M., ve Gray, J.I. (1992). Effects of synthetic antioxidants (BHA, BHT and PG) on the mutagenicity of IQ-like compounds. Food Chem., 43: Cheung, L.M., Cheung, P.C.K., ve Ooi, V.E.C. (2003). Antioxidant activity and total phenolic of edible mushroom extracts. Food Chemistry, 81: Duh, P. D., Tu, Y. Y., ve Yen, G. C. (1999). Antioxidant activity of water extract of Harng Jyur (Chrysanthemum morifolium Ramat). Lebnesmittel-Wissenschaft und Technologie, 32: Dündar, A. (2010). Sıvı Faz Fermentasyon Ortamında Üretilen Bazı Fungus Türlerinin Antioksidan Özelliklerinin AraĢtırılması. Doktora Tezi, Dicle Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Diyarbakır Elmastas, M., Isildak, O., Turkekul, I., ve Temur, N. (2007). Determination of antioxidant activity and antioxidant compounds in wild edible mushrooms. Journal of Food Composition and Analysis, 20: Gursoy, N., Sarikurkcu, C., Cengiz, M., ve Solak, M.H. (2009). Antioxidant activities, metal contents, total phenolics and flavonoids of seven Morchella species. Food and Chemical Toxicology, 47: Hras, A. R., Hadolin, M., Knez, Z., ve Bauman, D. (2000). Comparison of antioxidative and synergistic effects of rosemary extract with alpha-tocopherol, ascorbyl palmitate and citric acid in sunflower oil. Food Chem., 71: Ito, N., Hirose, M., Fukushima, S., Tsuda, H., Shirai T., ve Tatematsu, M. (1986). Studies on antioxidants: their carcinogenic and modifying effects on chemical carcinogenesis. Food and Chemical Toxicology, 24 (10/11): Köksal, E. (2007). Karnabahar (Brassica oleracea L.) Peroksidaz Enziminin SaflaĢtırılması ve Karakterizasyonu, Antioksidan ve Antiradikal Aktivitesinin Belirlenmesi, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Erzurum. Marchand, A. ( ). Champignon de Noral et de Midi, Tom C. 1-2, Diffusion Hachette, Perpignon, France. Mau, J.L., Chang, C.N., Huang, S.J., ve Chen, C.C. (2004). Antioxidant properties of methanolic extracts from Grifola frondosa, Morchella esculenta and Termitomyces albuminosus mycelia., Food Chemistry, 87: Mishra, K.K., Pal, R.S., Kumar, A.R., Chandrashekara, C., Jain, S.K., ve Bhatt, J.C. (2013). Antioxidant properties of different edible mushroom species and increased bioconversion efficiency of Pleurotus eryngii using locally available casing materials. Food Chemistry, 138: Moure, A., Cruz, J. M., Franco, D., Dominguez, M., Sineiro, J., ve Dominguez, H. (2001).Natural antioxidants from residual sources. Food Chemistry. 72, Namiki, M. (1990). Antioxidants, antimutagens in food. Critical in Food Science and Technology, 6: Pacioni, G. (1989). Guide to Mushrooms. (Ed.: G. Lincoff), Toledo, Ġspanya. Pereira, E., Baros, L., Martins, A., ve Ferreira, I.C.F.R. (2012). Towards chemical and nutritional inventory of Portuguese wild edible mushrooms in different habitats. Food Chemistry, 130:

180 Re, R., Pellegrini, N., Proteggente, A., Pannala, A., Yang, M., ve Rice-Evans, C. (1999). Antioxidant activity applying an improved ABTS radical cation decolorization assay. Free Radical Biology and Medicine, 26: Skrinjar, M., Kolar, M.H., Jelsek, N., Hras, A.R., Bezjak, M., ve Knez, Z. (2007). Application of HPLC with electrochemical detection for the determination of low levels of antioxidants. Journal of Food Composition and Analysis, 20: Slinkard, K., ve Singleton, V. L. (1977). Total phenol analyses: automation and comparison with manual methods. American Journal of Enology and Viticulture, 28: Tsai, S.Y., Huang, S.J., Lo, S.H., Wu, T.P., Lian, P.Y., ve Mau, J.L. (2009). Flavour components and antioxidant properties of several cultivated mushrooms. Food Chemistry, 113: Wong, J. Y., ve Chye, F. Y. (2009). Antioxidant properties of selected tropical wild edible mushrooms. Journal of Food Composition and Analysis., 22: Ying, W. M, West, B. J., Jensen, C. J., Nowicki, D., Chen, S., Palu, A. K., ve Anderson, G. (2002). Morinda citrifolia (noni): A literature review and recent advances in noni research. Acta Pharmacol., 23: Young, I. S., ve Woodside, J. V. (2001). Antioxidants in health and disease. Journal of Clinical Pathology, 54:

181 Doğrusal Hareketten Elektrik Enerjisi Üretimi Ġçin Eğitim Seti Tasarımı ve Uygulaması Serdal ARSLAN Elektrik Programı, Birecik Meslek Yüksekokulu, Harran Üniversitesi, Üniversitesi, ġanlıurfa, TÜRKĠYE Özet Bu çalıģmada; doğrusal hareketten elektrik üreten sistemlere değinilmiģtir. Doğrusal hareketten elektrik enerjisi elde etmek için kullanılabilecek eğitim seti tasarlanarak uygulaması gerçekleģtirilmiģtir. GeliĢtirilen eğitim setinde mekanik-elektrik enerjisi dönüģümü ve elektrik enerjisi depolama ile ilgili olarak deney hazırlanmıģtır. Ayrıca; simülasyonda ve uygulamada elde edilen veriler (gerilim, hız, pozisyon ve ivme) incelenmiģtir. Bu deney seti; mekanik enerjiden elektrik üretimi, doğrusal hareket büyüklükleri ve fizik yasaları hakkında öğrencilerin bilgi ve becerilerinin arttırılması için eğitim aracı olarak kullanılabilineceği düģünülmektedir. Anahtar Kelimeler: eğitim seti, lineer jeneratör, elektromanyetik tasarım, Ansys Maxwell, Ansys Simplorer Design and Implementation of a Educational Set for Electricity Generation Using Linear Motion Abstract In this study, have been mentioned power generating system of linear movement. An educational tool which can be used to obtain electrical energy from linear motion has been designed and implemented. An experiment related to producing electrical energy from linear motion, about mechanical-electrical conversion and storing the energy is prepared on developed educational set. Besides, simulation and experiment (voltage, velocity, position and acceleration) data optained have been investigated. The educational set can be used as an educational tool for increasing knowledge about the laws of physics, skill of students about the converting mechanical energy to electrical energy. Keywords: Educational Set, linear generator, electromagnetic design, Ansys Maxwell, Ansys Simplorer GĠRĠġ Enerji; iģ yapma yeteneği olarak tanımlanmasına karģın insanoğlu enerji kaynaklarını bazı yöntemlerle (mekanik, termoelektrik, fotoelektrik, kimyasal, vb.) doğrudan veya dolaylı olarak elektrik enerjisine dönüģürebilmektedir. Mekanik enerjinin meydana getirdiği kuvvet bir eksen etrafında dönebilen bir cismi döndürebilecek Ģekilde (moment meydana getirecek Ģekilde) uygulandığında açısal ivmelenecektir benzer Ģekilde öteleme hareketi yapabilen bir cisme doğrusal kuvvet uygulandığında cisim doğrusal ivmelenecektir. Bilindiği gibi mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüģtüren makinalara jeneratör denilmektedir. Mekanik haraket dönme veya öteleme (doğrusal veya lineer) Ģeklinde olabilir ve kullanılacak jeneratör topolojisini doğrudan etkilemektedir. Ayrıca; dönen veya doğrusal hareketli mekanik sistemlere ek diģli sistemi ile doğrusal veya dönme hareketi dönüģümü sağlanabilmektedir. Ancak ek mekanik donanımlar sistemin toplam verimini azaltmakta ve maliyeti arttırmaktadır. Doğrusal jeneratörler mekanik enerjiyi doğrudan veya dolaylı olarak elektrik enerjisine dönüģtüren elektrik makinalarıdır. 178

182 Lineer jeneratörlerin geliģmesi tasarımsal sınırlılıklar ve kullanım alanları nedeniyle maalesef dairesel jeneratörler kadar hızlı olmamıģtır. Ancak teknolojik geliģmelere bağlı olarak lineer jeneratör topolojisi ve kullanım alanın yaygınlaģması nedeniyle ilgi odağı haline gelmiģtir. Doğrusal makinalar ilk indüksiyon motor olarak tasarlanmıģtır. Sürekli mıknatıs teknolojilerindeki geliģmeler senkron motor/jeneratör tasarımlarını hızlandırmıģtır. Lineer makinalar dönen makinalara benzetilerek tasarlanmaktadır. Bu nedenle döner makinaların çalıģma prensipleri doğrusal makinalar için de geçerlidir. Günümüzde doğrusal jeneratörler; içten ve dıģtan yanmlı motorlu sistemlerde, dalga enerjisi dönüģtürücüleri, taģınabilir aydınlatma sistemleri, araç süspansiyon sistemleri, yol hız kesicilerinde, vucut hareketlerinden elektrik üretimi, vibrasyondan elektrik üreten sistemlerde aktif olarak kullanılmaktadır (ġekil 1). Bu kullanım alanlarında hız, frekans ve kuvvet gibi temel büyüklükler jeneratör tasarımını ve topolojisini doğrudan etkilemektedir (Arslan, 2016:5-10). Geleneksel (dönen) jeneratörlerdeki temel sınıflandırma doğrusal jeneratörler içinde geçerlidir. Örneğin; doğrusal indüksiyon jeneratör, doğrusal sürekli mıknatıslı senkron jeneratör, doğrusal relüktans jeneratör ve benzeri jeneratörler gösterilebilir. Ancak yukarıda verilen uygulama alanlarında kullanılan en yaygın jeneratör; sürekli mıknatıslı jeneratörlerdir. a) b) c) d) e) f) ġekil 1: Doğrusal jeneratörlerin kullanım alanları a-dalga enerjisi (Leijon vd., 2009:52), b- Elfeneri (McCarthy vd.,2008:4), c- Hız kesici elektrik üretimi (Zhang vd., 2016:155), d-araç süspansiyon sistemi (Web-www.gizmag.com), e-vibrasyon (Chiu vd., 2012:2-4), f-vücut hareketlerinden elektrik üretimi (Carroll ve Duffy, 2011:3-4) Bilindiği gibi deney setleri eğitim ve öğretimi etkin ve etkili kılan önemli bir araçtır. Ülkemizde güneģ enerjilisi eğitim seti (Sefa vd., 2007:1), plc eğitim seti (www.netes.com.tr), geleneksel elektrik motorları/jeneratörleri eğitim seti (www.netes.com.tr) vb. eğitim setleri geliģtirilmiģtir. Ancak ülkemizde doğrusal hareketli jeneratör/motor eğitim seti maalesef bulunmamaktadır. Bu çalıģmada; doğrusal jeneratörlerin kullanım alanlarına, temel fizik eģitlikleri hakkında bilgi verilmiģtir. Doğrusal hareketten elektrik enerjisi üretmek için bir deney seti hazırlanmıģtır. Deney setinde kullanılan bobinler Ansys Maxwell sonlu elemanlar programında tasarlanmıģtır. Ayrıca; Ansys Simplorer ile doğrusal hareketli deney setinin benzetimi gerçekleģtirilmiģtir. Deney sırasında doğrusal hareketten üretilen gerilim, doğrultucu çıkıģ gerilimi osiloskop ile dalga Ģekilleri incelenebilmektedir. Bu eğitim seti ile ġekil 1 de verilen doğrusal jeneratör uygulmaları fikrini ülkemizde geliģtirmek öğrencileri hem de temel fizik kanunları (Newton ve Faraday), temel büyüklükler, temel ölçü aletleri (pozisyon-hız-ivme ölçer, ampermetre, voltmetre ve wattmetre, gaussmetre) kullanımı hakkında bilgibeceri kazanması hedeflenmiģtir. 179

183 EĞĠTĠM SETĠNĠN HAZIRLANMASI Bu çalıģmada, ilk olarak Tablo 1 deki malzemeler temin edilerek deney seti hazırlanmıģtır. Deney setinde kullanılmak üzere iki bobin tasarımı gerçekleģtirilmiģtir (ġekil 2). Bir fazlı ve üç fazlı bobin tasarımları ayrı ayrı sisteme bağlanarak deneyler gerçekleģtirilmiģtir. Ayrıca; yapılan simülasyonda, elde edilen değerlendirilmektedir. Eğitim setinde kullanılacak malzemelerin genel özellikleri Tablo 1 de verilmiģtir. Tablo 1: Eğitim Setinde Kullanılan Genel malzemeler, Kullanım amacı Kullanılan Malzemeler Kullanım Amacı F.W.Bell Gauss Metre Mıknatıs manyetik akı yoğunluğunun ölçümü için kullanılmıģtır. Hantek Osiloskop Sargılarda indüklenen gerilimin dalga Ģeklinin ölçümü için kullanılmıģtır. Phywe Cobra4 Haraket-Kablosuz Link Pozisyon, hız ve ivme ölçümü için kullanılmıģtır. ĠET DE-6000 LCR Metre Bobin gruplarının direnç ve indüktans ölçümü için kullanılmıģtır. Üç faz doğrultucu devresi AA-DA dönüģtürmek için kullanılmıģtır. Evirici DA-AA dönüģtürmek için kullanılmıģtır. DA motoru(12v 290rpm) ve Krank-biyel Dönme hareketinin doğrusal harekete mekanizması dönüģtürülmesi için kullanılmıģtır. ġekil 2: Deney setinin görünümü, A)Bir faz için deney bobini ve tek mıknatıs, B)Üç faz için deney bobini ve mıknatıs grubu Ek1 de krank-biyel (ġekil 2-3) mekanizmasının pozisyon, hız, ivme eģitlikleri verilmiģtir. Ayrıca; krank-biyel mekanizmasının boģ çalıģma durumunda pozisyon, hız ve ivme verileri ġekil 4 te verilmiģtir. Cobra 4 ölçü aletinin alt ölçüm aralığı nedeniyle pozisyon sabit noktadan baģlatılmıģtır. ġekil 3: Hareketli model 180

184 ġekil 4: Doğrusal hareket pozisyon, ivme ve hız ölçüm verileri DOĞRUSAL JENERATÖR TASARIMLARININ SONLU ELEMANLAR YÖNTEMĠ YARDIMIYLA GERÇEKLEġTĠRĠLMESĠ Elektrik makinalarının tasarımı analitik ve nümerik hesaplamalar ile gerçekleģtirilmektedir. Nümerik hesaplamalar için sonlu elemanlar yöntemi; elektromanyetik problemlerin çözümünde yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde bazı paket program üreticileri geleneksel elektrik makinaları tasarımlarının analitik çözümlemelerini sonlu elemanlar yöntemiyle birleģtirmiģtir. Bunun yanısıra; farklı topoloji veya farklı geometrideki elektromanyetik/elektrostatik problemlerin çözümüne de imkan sağlamaktadır. Ansys Maxwell literatürde yaygın kullanılan yazılımdır. Ansys Maxwell ile elektromanyetik/elektrostatik problemeler çözülmesinin yanısıra Ansys Smplorer de hazırlanan devre ile birleģtirilerek dinamik analizi gerçekleģtirlebilmektedir. Böylece; Simplorer ile makinanın tam çalıģma karakteristiği incelenebilmektedir. Ayrıca; deneysel veriler ile benzetim sonuçları büyük oranda örtüģmektedir (Jakopović vd. 2010:3-6). Simplorer güç elektroniği veya elektrik, mekanik elektro-mekanik sistem tasarımlarında ve benzetim tabanlı eğitim uygulamalarında kullanılmaktadır (Jakopović vd. 1999:3). Motor, jeneratör ve transformatör gibi elektrik makinaların çalıģma prensibi manyetik alanlara dayanmaktadır. Manyetik alan içerisindeki bir iletken hareket ederse üzerinde gerilim indüklenir (Bal, 2015: 26). Düzgün manyetik alan içinde hareket eden iletken ve kayan iletken incelendiğinde iletkende indüklenen gerilim e BLu olarak tanımlanır(gürdal, 2015:340). Burada; e kayan iletkenin uçları arasındaki indüklenen emf dir. Burada; B tesla (T, Wb/m 2 ), L metre (m), u (m/s) ve e ise J/C veya volt tur. Modellemeye bakıģ açısından, lineer jeneratör temelde 3 boyutlu bir geometriye sahiptir. Ancak üç boyutlu olarak verilen geometriler iki boyutlu geometrilere kolayca dönüģtürülebilmektedir. Ġki boyutlu sonlu elemanlar metodunun elektrik makinelerinin tasarımına uygulanmasıyla manyetik akılar, akım yoğunluğu, sargı endüktansları ve elektromanyetik kuvvet gibi önemli tasarım parametrelerinin yüksek doğrulukla belirlenmesine imkân tanımaktadır. Bu yöntemin kullanılması; makinenin analizi için hem maliyet hem de zamandan tasarruf sağlamaktadır. 181

185 Ansys Maxwell-Sımploler Benzetim ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi ġekil 2A daki deneyde mıknatısı doğrusal hareketli sisteme montaj edebilmek için somun ile mıknatıs birleģtirilmiģtir. Ayrıca; sargıda indüklenen gerilimin dalga formunun ve değerinin etkilenmemesi için somunlu olarak analizler gerçekleģtirilmiģtir. ġekil 2B deki deneyde ise eksenel Ģekilde mıknatıs (NdFe35) ve çelik malzemesi yerleģtirilmiģtir. Hareketli mıknatıs grubunun baģ ve son noktalarında çelik olduğu için analiz sonuçlarına etkisinin çok küçük olacağından dolayı tek tarafa yerleģtirilen somun analize dahil edilmemiģtir. Bu çalıģmadaki gibi mıknatıs ve bobin içeren elektromanyetik problemler; Ansys-Maxwell programının kalıcı hal çözümlemeler(manyetostatik) modülü kullanılarak manyetik akı yoğunluğu dağılımı incelenebilmektedir. Tek fazlı (ġekil 2A) ve üç fazlı sistemin (ġekil 2B) manyetik akı yoğunluğu dağılımı verilmiģtir. Gauss metre ile yapılan ölçümlerde ġekil 2A için mıknatıs yüzey akı yoğunluğu 0.5T ve ġekil 2B iki ekesenel mıknatıs arasındaki çelik malzeme üzerinde 0.42T akı yoğunluğu ve baģ-son noktalardaki çelik malzeme üzerindeki akı yoğunluğu 0.195T olarak görülmüģtür. Benzetim verileri (ġekil 5) incelendiğinde ölçüm sonuçlarının benzetim verileri ile büyük oranda uyumlu olduğu görülmüģtür. ġekil 5: Bir faz ve üç faz bobinlerin manyetik akı yoğunluğu dağılımı ġekil 2A ve 2B uygulamaların benzetim çalıģmaları için Ansys Maxwell programının geçici zaman (transient) modülü kullanılmıģtır. Sargılardaki indüklenen gerilim ve uygulma verileri karģılaģtırılmıģtır. LCR metre ile yapılan ölçümlerde ġekil 2A daki bobin 87.4ohm ve 62.76mH (100Hz), ġekil 2B de ise bir faz için 60ohm ve 22mH (100Hz) olarak görülmüģtür. ġekil 6: Bir faz için deney bobinindeki gerilim değiģimi(benzetim-ölçüm) 182

186 ġekil 7: Üç faz için deney bobinlerindeki gerilim değiģimi(benzetim-ölçüm) Üç faz gerilimin doğrultulması ve evirici benzetim devresi Ansys Simplorer ile oluģturulmuģtur. Ansys Maxwell de tasarımı gerçekleģen bobin grubunun devre üzerindeki davranıģını görebilmek için Ansys Simplorer kullanılmıģtır. Devre ġekil 8 de verilmiģtir: ġekil 8: Ansys-Simplorer doğrultucu ve evirici modeli benzetimi ġekil 9: V3, V4 ve V5 voltmetresinden alınan gerilimin dalga formu SONUÇ Doğrusal hareketli sistemler için özel deneyler yapılmasına ve dönen jeneratörler ile elektrik üreten sistemlere örnek olabilecek deney setleri bulunmasına karģın doğrusal hareketli sistemlerden elektrik üretimi üzerine temel oluģturacak eğitim seti maalesef ki bulunmamaktadır. Bu çalıģmada, doğrusal hareket ile elektrik üretimi gerçekleģtrilecek bir deney seti kurulmuģtur. Deney verilerinin benzetim verilerinin büyük oranda uyuģtuğu görülmüģtür. Bu deney seti ile öğrencilerin, doğrusal hareketli sistemlerden elektrik üretiminin yanısıra bir fazlı ve üç fazlı sistem, doğrultma, Ģarj regülatörü ve evirici hakkında bilgi ve beceri sahibi olmaları hususunda eğitim aracı olarak kullanılabilineceği gösterilmiģtir. 183

187 TEġEKKÜR Cobra4 pozisyon-hız ve ivme ölçerin temin edilmesinde NEL Elektronik ve Gaussmetre nin temin edilmesinde NETES mühendisliğin göstermiģ olduğu yardımlar için teģekkür ederim. EK Kosinüs teoremi, üçgen üzerindeki bilinen iki kenar ve aralarındaki açı yardımı ile bilinmeyen kenarı bulmak için kullanılan formüldür. ġekil 2'deki hareketli sistemindeki üçgene göre strok boyu 2r olmak üzere, kosinüs teoreminin uygulanıģı Ģöyledir: l x r 2xrCos (E.1) olarak ifade edilebilir x 2 x 2xrCos l r (E.2) xrCos r Cos l r r Cos (E.3) x rcos l r 1 Cos (E.4) 2 EĢitliğin iki tarafının karekökü alınarak; 2 Sin 1 Cos ise x rcos l r Sin (E.5) x rcos l r Sin (E.6) l uzunluğu, r krank yarıçapı sabittir. krank açısı ( ) arasında değiģmekte ve x piston pozisyonu etkileyen tek değiģkendir. Eğer 0 ise piston üst noktada ve pozisyon l r kadardır. 180 ise piston alt noktada ve pozisyon l r kadardır. Piston hızı yer değiģtirmenin türevi olduğuna göre hız ve açısal hız; dx d v, dt dt (E.7) dx d dx v d dt d (E.8) EĢitlik E.7 nin pozisyonun alfaya göre türevi alınırsa; dx d rsin l r Sin l Sin d 2 d 184 (E.9) dx 1 2 rsin 0 r 2SinCos (E.10) d l r Sin dx d rsin SinCos (E.11) Hız EĢitlik E.5 ile hesaplanabilir: r l 2 r Sin 2 r SinCos rsin l r Sin v (E.12)

188 185 Ġvme (a) hızın değiģim oranıdır ve hızın zamana göre türevi alınarak bulunmaktadır: 2 2. dt x d dt dx dt d dt dv a (E.13) veya ivme krank açısı ve açısal hız ifadesi ile tanımlanabilir: d x d dt d d x d a (E.14) EĢitlik11 de verilen ifadenin tekrar türevi alınırsa; Sin r l Sin r l Cos Sin r Sin r Cos r Sin r l rcos d x d (E.15) ) ( Sin r l Sin r l Cos Sin r Cos Sin r Cos r Sin r l rcos d x d (E.16) ) ( Sin r l Cos Sin r Cos r Sin r l rcos d x d (E.17) ) (2 Sin r l Cos Sin r Cos r Sin r l rcos d x d (E.18) ) (2 Sin r l Cos Sin r Sin r l Cos r Sin r l rcos d x d (E.19) ) (2 Sin r l Cos Sin r Sin r l Cos r rcos d x d (E.20) EĢitlik 21 deki ikinci türev ifadesi EĢitlik 15 de verilen

189 r a rcos r Sin Cos 2 ( Cos Sin ) l r Sin l r Sin REFERANSLAR 3 x (E.21) Arslan S. (2016) Overview of Generating Electricity from Wave Energy Systems and Investigation of Generator Topologies Used in Archimedes Wave Swing Systems. ICNASE'16 Bal, G. (2015). Elektrik Makinaları-1. Ankara: Seçkin Yayın Dağıtım. Carroll, D., & Duffy, M. (2011). Modelling, design, and testing of an electromagnetic power generator optimized for integration into shoes.proceedings of the Institution of Mechanical Engineers, Part I: Journal of Systems and Control Engineering, Chiu, M. C., Chang, Y. C., Yeh, L. J., & Chung, C. H. (2012). Optimal design of a vibration-based electromagnetic energy harvester using a simulated annealing algorithm. Journal of Mechanics, 28(04), Gürdal, O. (2015). Elektrik Makinaları-1. Bursa: Bursa Orhangazi Üniversitesi Yayinlari. adresinden 1 Mart 2016 tarihinde alınmıģtır. adresinden 1 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. IEEE Power & Energy Magazine, 7(1), Jakopović, Ž., Benčić, Z., & Kolonić, F. (1999). Interactive Simulation of Power Electronics Circuitsa SIMPLORER Approach. In 22^ nd International Convention MIPRO'99. Jakopović, Ž., Šunde, V., & Benčić, Z. (2010). Undergraduate power electronics laboratory applying TSMST method. Journal of Power Electronics, 10(6), Leijon M., Waters R., Rahm M.,Svensson O., Boström C., Strömstedt E.,Engström J., Tyrberg S., Savin A.,Gravråkmo H., Bernhoff H., Sundberg J.,Isberg J., Ågren O., Danielsson O.,Eriksson M., Lejerskog E., Bolund B.,Gustafsson S., and Karin Thorburn, (2009). Catch the Wave to Electricity: The Conversion of Wave Motions to Electricity Using a Grid-Oriented Approach McCarthy, K., Bash, M., & Pekarek, S. (2008). Design of an air-core linear generator drive for energy harvest applications. In Applied Power Electronics Conference and Exposition, APEC Twenty-Third Annual IEEE (pp ). Sefa Ġ., DemirtaĢ M., Bayındır R., (2007). GüneĢ enerjisi eğitim seti Tasarımı ve uygulaması. Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi, 13(3) Zhang, Z., Zhang, X., Rasim, Y., Wang, C., Du, B., & Yuan, Y. (2016). Design, modelling and practical tests on a high-voltage kinetic energy harvesting (EH) system for a renewable road tunnel based on linear alternators. Applied Energy, 164,

190 ÖĞRETĠM ELEMANLARININ TÜKENMĠġLĠK DÜZEYLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ: TUNCELĠ MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞĠ BaĢak Bilgili Öğr. Gör. Tunceli Üniversitesi Özet ÇalıĢma hayatını olumsuz yönde etkileyen unsurlardan birisi olan tükenmiģlik sendromu hem bireysel hem de örgütsel açıdan olumsuz etkilere sahip bir olgudur. Günümüzde yaygın olarak rastlanan bu sendromu baģarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu Ģeklinde tanımlamak mümkündür. TükenmiĢlik özellikle, insanlarla yoğun iletiģim gerektiren meslek grubu çalıģanlarında görülen, mesleğin doğası gereği yaģanan stresle baģa çıkamama sonucu duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarıda düģme hissiyle kendini gösteren bir durum olarak ifade edilmektedir Bu çalıģmanın amacı, öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeylerini belirlemek ve demografik değiģkenlere göre tükenmiģlik düzeylerinin farklılaģıp farklılaģmadığını ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: TükenmiĢlik, TükenmiĢlik Boyutları, Öğretim Elemanları. DETERMINATION OF BURNOUT LEVELS OF TEACHING STAFF: TUNCELĠ VOCATIONAL SCHOOL CASE STUDY ABSTRACT Burnout is one of the component, that affects the work life negatively. It has negative effect on both personal and organizational dimensions. The syndrome which people often encounter in recent years means exhaustion of energy, power or sources caused by excessive demands; progressing stress process; and the loss of idealizm. Burnout especially is common in occupationals among people that require intensive communication with others and is expressed as a situation with emotional burnout, depersonalisation, feeling low personal success as a result of the inability to cope with the stres experienced. In the nature of profession. The purpose of this study is to determine the burnout levels among of instructors and to observe whether the burnout levels according to different demographic variables. Keywords: Burnout, Burnout Dimensions, Teaching Staff. GĠRĠġ Sosyal yaģamı ve iģ hayatını derinden etkileyen sanayileģme; bilim ve teknoloji alanındaki geliģmelerin toplumların politik, ekonomik ve kültürel yapılarında hızlı ve çok yönlü değiģme sürecine girmelerine neden olmaktadır. Bu hızlı değiģimle birey, hayatın her alanında zorluklarla dolu bir dünya ile karģı karģıyadır. Bu zorlanmalar bireyin psikolojik dengesini bozarak bir taraftan yaģamın devamı olana enerjiyi açığa çıkarmakta diğer taraftan da tüm enerjisini yok edecek bir biçimde bireyi çaresiz, savunmasız, ümitsiz ve zayıfta bırakabilmektedir. Günümüzde birçok meslek alanı, insanlarla iletiģim halinde olmayı ve yüz yüze hizmet vermeyi gerektirmektedir. Ġnsan iliģkileri yönü yoğun olan ve toplumsal yaģamda temel iģlev gören 187

191 kurumların baģında üniversiteler gelmektedir. Üniversitelerin ana iģ görenleri olan öğretim elemanlarının, kendilerinden beklenen rolleri en iyi Ģekilde yerine getirebilmeleri için psikolojik yapılarının istenilen düzeyde olması büyük önem taģımaktadır. Öğretim elemanları kendilerinden beklenen rolleri yerine getirmede, kendilerinden ya da kendileri dıģındaki olaylardan kaynaklanan çeģitli olumsuzluklarla karģılaģmaktadırlar (Murat, 2003: 25-34). YaĢam amaçlarına ulaģmada karģılaģtıkları bu olumsuzluklar, kaynağı ne olursa olsun üniversite öğretim elemanlarının giderek tükenmelerine, yaģam enerjilerinin azalmasına sebep olmaktadır. TükenmiĢlik: Yeni Akademik Hastalık baģlıklı kitaplarında Melendez ve Guzman (1983); akademisyenlerin öğrencilerle yoğun bir Ģekilde iletiģimde olmalarının sonucu, yayın yapma ve baģarılı olma konusundaki baskılar ve engellemelerden dolayı tükenmiģlik olgusuyla karģı karģıya kalan bir meslek grubu olduğu öne sürülmektedir (Ergin, 1995: 38). TükenmiĢlik Kavramı ve Boyutları TükenmiĢlik kavramının sözlük anlamı, Enerji, güç ya da kaynakların aģırı talepler yoluyla tükenmesi, yorulma ve baģarısız olma dır (Sürgevil, 2006: 4). TükenmiĢlik, 1970 li yıllardan beri birçok bilim adamı tarafından farklı Ģekillerde tanımlanmıģtır. TükenmiĢlik kavramının literatüre girmesini sağlayan tanımı 1974 yılında Herbert Freudenberger, baģarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu Ģeklinde yapmıģtır (Freudenberger, 1974: 159). Dünya Sağlık Örgütü (1998) yayınladığı Dünya Sağlık Raporu nda tükenmiģliği; fazla çalıģma ile ortaya çıkan bir aģırı duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iģ ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu olarak tanımlamıģtır. Mesleğinden ya da iģinden dolayı insanlarla tek yönlü, yani sadece verici bir iletiģime girmek zorunda kalan bireyler verdikleri kadar alamadıkları durumlarda, sürekli kendilerinden bir Ģeyler verdiklerini düģündükçe, bir süre sonra tükendiklerini ve verecek bir Ģeyleri kalmadığını hissetmeye baģlayacaklardır (MaraĢlı, 2005: 28). Günümüzde tükenmiģliğin en yaygın ve kabul gören tanımı, aynı zamanda kendi adıyla anılan Maslach TükenmiĢlik Ölçeği (MBI) ni de geliģtirmiģ olan Christina Maslach tarafından yapılmıģtır. Maslach a göre tükenmiģlik iģi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalıģmak durumunda kalan kiģilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan iģe, hayata ve diğer insanlara karģı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluģan bir sendrom dur (Maslach ve Jackson, 1981: 99). Daha yalın bir ifade ile Maslach tükenmiģliği iģi gereği insanlarla yoğun bir iliģki içerisinde olan kiģilerde görülen duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve düģük kiģisel baģarı hissi olarak tanımlamıģtır (Maslach ve Zimbardo, 1982: 3; Maslach, Schaufeli ve Leiter, 2001: 399). AĢağıdaki Ģekil Maslach ın tükenmiģlik modelindeki birbirini izleyen aģamaları göstermektedir. + Duygusal Tükenme + DuyarsızlaĢma - KiĢisel BaĢarı ġekil 1: Maslach ın TükenmiĢlik Modeli Maslach ve Jackson (1986) tükenmiģliği duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarıda düģmeden oluģan, üç bileģenli bir psikolojik sendrom Ģeklinde ifade etmiģlerdir (Ardıç ve Polatcı, 2008: 69-96). Duygusal tükenme, bireylerin iģlerinde yorulmalarını ve kendilerini duygusal yönden aģırı yıpranmıģ hissetmelerini ifade etmektedir. Enerji eksikliği ve bireyin duygusal kaynaklarının bittiği hissine kapılması biçiminde ortaya çıkmaktadır. Gerginlik ve engellenmiģlik duygularıyla yüklü olan 188

192 birey için ertesi gün yeniden iģe gitme zorunluluğu büyük bir endiģe kaynağıdır (Cordes ve Dougherdy, 1993; Torun; 1995). Duygusal tükenme, tükenmiģlik durumunun baģlangıcı, merkezi ve en önemli bileģenidir. Duygusal yönden yoğun bir çalıģma temposu içinde bulunan birey, kendini zorlamakta ve diğer insanların duygusal talepleri altında ezilmektedir. Duygusal tükenme bu duruma tepki olarak ortaya çıkmaktadır (Oruç, 2005: 13). DuyarsızlaĢma, bireyin hizmet sunduğu kiģilere karģı birer birey olduklarını dikkate almaksızın duygudan yoksun tutum ve davranıģlar sergilemesi ile kendini gösterir. Birey insancıllıktan uzaklaģmıģ, alaycı, küçümseyen, katı, duygusuz ve kayıtsız bir tutum içerisine girmiģtir (Leiter ve Maslach,1988: 297; Singh ve diğ.,1994: 559; Maslach ve diğ.2001: 403; Kaçmaz,2005: 29). ÇalıĢanlar, hem hizmet sundukları kiģilere hem de çalıģtıkları kuruma karģı mesafeli, umursamaz ve kinayeli bir tavır sergileyebilirler ve bu durumdan rahatsızlık duymazlar (Çimen,2000: 6). Küçültücü bir dil kullanma, insanları kategorize etme, katı kurallara göre iģ yapma ve endiģe duyarsızlaģmanın belirtileri arasındadır (Torun,1997: 47). KiĢisel baģarıda düģme hissi, kiģinin kendini olumsuz değerlendirme eğiliminde olmasını ifade etmektedir (Maslach ve diğ., 2001, akt; Sevim, 2011: 76). ÇalıĢanların kendilerini yaptıkları iģte etkisiz ve yetersiz olarak algılamaları ile ilgili bir duygusal tepkiye yol açmaktadır (Ören ve Türkoğlu, 2006; akt; Sevim, 2011: 76). KiĢi, kendini çaresiz ve olayları kontrol edilemez hissettiğinde kendi yeteneklerini sorgulamaya baģlamakta ve bu durum kiģisel baģarı noksanlığına neden olmaktadır (Çetin Akbulut, 2010: 14). TükenmiĢlik Nedenleri Bireysel Faktörler TükenmiĢliğin nedenleri, genellikle bireylerin beklentilerinin gerçekleģme ihtimaliyle ilgilidir. Bireyin beklentileriyle gerçek durum arasındaki farkın fazla olduğu durumlarda tükenmiģlik meydana gelmektedir (Arabacı ve Akar, 2010: 80). Bu bağlamda, tükenmiģliğe neden olan bireysel faktörler, demografik faktörler, A tipi kiģilik yapısında olma, dıģ kontrol odaklı olma, kendine yeterlikten empati yeteneğinden ve duygusal kontrolden uzak olma ve beklenti düzeyi gibi faktörlerdir (Sürgevil, 2006: 50-51). Örgütsel Faktörler TükenmiĢliği etkileyen pek çok örgütsel faktör bulunmaktadır. Özellikle örgütün yapısı, yapılan iģin niteliği ve meslek tipi, çalıģma saatleri, nöbetler, fazla mesai, iģ yerinin sahip olduğu fiziksel durumu, iģyerindeki aģırı yasaklamalar iģ yükü, düģük ücret, rol belirsizliği, rol çatıģması, eğitim durumu, iģ arkadaģları ve amirlerin sosyal desteği, örgüt içi ödül sistemi, örgüt içi iliģkiler, örgütsel çatıģma, bireyin yeterli takdir görmediği düģüncesi, kariyer fırsatlarının olmaması, olumsuz fiziksel koģullar, örgüt kültürü gibi birçok faktör sıralanabilir (Çutuk, 2011: 29). TükenmiĢliğin Belirtileri TükenmiĢlik en basit haliyle bireyin, iģe karģı olumsuz tutum geliģtirmesini, hizmet götürmek durumunda olduğu kiģilere karģı ilgi ve duygu kaybına uğramasını ve profesyonel hizmet adamı olarak kendisi ile ilgili olumsuz bir tutum içerisine girmesini içermektedir (Cherniss, 1980; Maslach ve Jackson 1981). TükenmiĢlik sendromu aniden ortaya çıkan bir durum değildir, aksine yavaģ ve sinsice geliģmektedir. TükenmiĢliğin belirtileri üç baģlık altında Ģöyle sıralanabilir (Çam, 1992: ): Fiziksel Belirtileri; yorgunluk ve bitkinlik hissi, baģ ağrısı, uyuģukluk, uyku bozuklukları Ģeklinde sıralanabilir. Önlem alınmazsa devam eden süreçte; geçmeyen soğuk algınlıkları, enfeksiyonlara karģı direncin azalması, kilo kaybı veya ĢiĢmanlık, solunum güçlüğü, genel ağrı ve sızılar, mide bağırsak hastalıkları, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kas gerilmeleri, kalp çarpıntısı ve cilt hastalıkları oluģmaya baģlayabilir. 189

193 Psikolojik / Duygusal Belirtileri; engellenmiģlik hissi ve sinirlilik, psikolojik incinmeye açıklık ve psikolojik sorunlar, nedeni bilinmeyen huzursuzluk ve tedirginlik duygusu, sabırsızlık, özgüvende azalma, çevreye karģı düģmanlık duygusu, güçsüzlük, enerji kaybı, iģ ile ilgili ümitsizlik, diğer insanları eleģtirme, ilgisizlik, aile içi sorunlarda artıģ, tatminsizlik, hayata karģı negatif tutumlar geliģtirme, nezaket, saygı ve arkadaģlık gibi olumlu duygularda azalma, düģüncelerde belirsizlik ve karmaģıklık, asılsız Ģüpheler ve paranoya, depresyon, suçluluk hissi ve çaresizlik Ģeklinde sıralanabilir. Psikolojik belirtiler, tükenmiģlik yaģayan kiģilerde görülebilecek diğer belirtilere oranla daha az belirgindir (Polatcı, 2007: 78). DavranıĢsal Belirtileri; fiziksel ve duygusal belirtilere göre aile bireyleri ve çalıģma arkadaģları tarafından daha kolay gözlemlenebilen tükenmiģlik belirtileridir. ĠĢ yaģamında çalıģanların üzerlerinde baskı hissetmesi ve bunun artması neticesinde kendini gösterir. Özellikle hiperaktif davranıģlarda artıģ, yerinde duramama, sigara ve kafeinli içecekler tüketiminde artıģ, alkole baģlama veya dozunu arttırma, sakinleģtirici ilaç kullanımında artıģ, iģ yerinde üretimin düģmesi, iģe gelmeme veya iģten kaytarmak için bahaneler bulma, iģlerin dıģında kalmaya çalıģma gibi belirtiler bu kapsamda değerlendirilebilir (Maslach, Schaufeli ve Leiter, 2001; Oruç, 2007:23-24). TükenmiĢliğin Sonuçları TükenmiĢliğin sonuçları, birey, çalıģma hayatı ve aile hayatı üzerine olumsuz etkileri olmak üzere üç baģlıkta ele alınmaktadır (Ardıç ve Polatçı, 2008: 74). TükenmiĢliğin Birey Üzerindeki Etkileri TükenmiĢlik yaģayan bireyin genel olarak, yaģadığı duygusal yorgunluk aynı zamanda fiziksel yorgunluğu da beraberinde getirmektedir. Bireyde sürekli devam yorgunluk ve gerginlik, soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıklara yakalana ihtimalini ve baģ ağrılarını arttırmakta ve bu tür rahatsızlıkların uzun bir süre geçmemesine neden olmaktadır (Maslach ve Zimbardo, 1982: 74). TükenmiĢlik, bireyin fiziksel sağlığı üzerindeki etkisinin yanında ruh sağlığına da etki yaratmaktadır. Özellikle bireyin kiģisel baģarı hissinde ve benlik saygısında düģmeye neden olabilmektedir. TükenmiĢliğe maruz kalan kiģinin, kendisini kötü olarak hissetmesi yaptığı iģini de kötü yapmasına neden olacaktır (Sürgevil, 2006: 90). TükenmiĢliğin ÇalıĢma Hayatına Etkileri TükenmiĢliğin çalıģma hayatı üzerindeki yarattığı sonuçlardan biri, bireylerin yaptıkları iģ performansındaki değiģimdir. Genel olarak, tükenmiģlik yaģayan kiģilerin, iģlerini daha kötü yapmaktadırlar. Özellikle, tükenmiģ kiģinin iģindeki gösterdiği performans eskiye nazaran daha düģük olacak ve buna bağlı olarak kiģilerin moral ve motivasyonları da düģecektir. Aynı zamanda, kiģiler yaptıkları iģi umursamaz tavırlar göstermekte ve dolayısıyla iģinde daha baģarılı ve yaratıcı olma gibi kaygıları olmamaktadır (Arı ve Tunçay, 2010: 116). TükenmiĢliğin Aile Hayatı Üzerine Etkileri TükenmiĢlik, sadece birey ve çalıģma hayatı üzerine olumsuz sonuçlar doğurmaz aynı zamanda bireyin hayatının farklı alanlarında sıkıntılar yaģamasına da neden olmaktadır. Özellikle, aile hayatı bireyin yaģadığı sıkıntılardan direkt olarak etkilenmektedir. Duygusal açıdan yorgun ve bitkin olan kiģi, evine de geldiğinde gergin, mutsuz, öfkeli, rahatsız ve yorgun bir durumda olacaktır. Bu durum, bireyin aile hayatını olumsuz etkilemekte ve aynı zamanda eģlerin de beklediği ilginin görmemesi mutsuz ve memnuniyetsiz bir hayat sürmelerine neden olmaktadır (Jackson ve Maslach, 1982). 190

194 Örneklem YÖNTEM AraĢtırma ġubat 2016 da Tunceli Üniversitesi ne bağlı Tunceli Meslek Yüksekokulu nda görev yapan toplam 38 öğretim elemanı üzerinde yapılmıģtır. AraĢtırma Tunceli Meslek Yüksekokulu ile sınırlıdır ve durum tespiti niteliği taģımaktadır. Veri Toplama Araçları AraĢtırmada çalıģma grubunu oluģturan öğretim elemanlarının demografik özelliklerini belirlemek için kiģisel bilgi formu ve tükenmiģlik düzeyini belirlemek için Maslach TükenmiĢlik Ölçeği (MBI) bir arada kullanılmıģtır. Veri toplama aracı olarak kullanılan ankette 5 li Likert tipi ölçek kullanılmıģtır. Maslach TükenmiĢlik Ölçeği (Maslach Burnout Inventory- MBI) Öğretim Elemanlarının tükenmiģliğini ölçmek için 1981 yılında Maslach ve Jackson tarafından geliģtirilen ve 1992 yılında Canan Ergin tarafından Türkçe ye uyarlanan Maslach TükenmiĢlik ölçeği kullanılmıģtır. Toplam 22 ifadeden oluģan bu ölçek, tükenmiģliği üç farklı boyut üzerinden ölçmektedir. Duygusal Tükenme; alt ölçeği, kiģinin mesleği ya da iģi tarafından tüketilmiģ ve aģırı yüklenilmiģ olma duygularını tanımlar ve 8 maddeden oluģmaktadır ( ). DuyarsızlaĢma; alt ölçeği, kiģinin hizmet verdiklerine karģı, bireylerin kendilerine özgü birer varlık olduklarını dikkate almaksızın duygudan yoksun biçimde davranmalarını tanımlar ve 6 maddeden oluģmaktadır ( ). KiĢisel BaĢarı; kiģisel baģarı alt ölçeği, insanlarla çalıģan bir kimsede yeterlilik ve baģarıyla üstesinden gelme duygularını tanımlar ve 8 maddeden oluģmaktadır( ). Yapılan bu araģtırmada ölçekten elde edilebilecek maksimum puan dikkate alınarak tükenmiģlik düģük, orta ve yüksek Ģekilde üç gruba ayrılmıģtır. Alt boyutlardan alınabilecek maksimum puanların üçe bölünmesi ile kesim noktaları bulunmaya çalıģılmıģtır (Tetik, 2011: ). Buna göre: Yüksek Orta DüĢük Duygusal Tükenme: DuyarsızlaĢma: KiĢisel BaĢarı: Bu alanda yapılan çalıģmalar incelendiğinde tükenmiģliğin düģük, orta, yüksek düzeylerde yaģanan duygu olduğu ve sürekli bir değiģken olarak kavramlaģtığı görülmektedir. 191

195 BULGULAR Bu kısımda öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeyinin belirlenmesi amacı ile yapılmıģ olan bu araģtırmada elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuģ ve bu bulgulara dayanılarak yorumlar yapılmıģtır. AraĢtırmaya Katılan Öğretim Elemanlarının Demografik Özeliklerinin Dağılımı Tablo 1 den de izlenebileceği gibi araģtırmaya katılan öğretim elemanlarının 15 i kadın, 23 ü erkek olmak üzere toplam 38 kiģidir. Katılımcıların %21.1 i (8 kiģi) yaģ, %44.7 si (17 kiģi) yaģ, %34.2 si (13 kiģi) yaģ grubu arasındadır. Katılımcıların %63.2 si (24 kiģi) evli, %36.8 i (14 kiģi) de bekardır. Katılımcıların %28.9 u (11 kiģi) lisans, %47.4 ü (18 kiģi) yüksek lisans ve %23.7 si (9 kiģi) doktora eğitimine sahiptir. Katılımcıların %18.4 ü (7 kiģi) yardımcı doçent, %81.6 sı (31 kiģi) öğretim görevlisi unvanına sahiptir. Katılımcıların %55.3 ü (21 kiģi) 1-5 yıl arası, %28.9 u (11 kiģi) yıl arası, %13.2 si (5 kiģi) yıl arası, %2.6 sı (1 kiģi) de 16 ve üstü çalıģma süresi bulunmaktadır. Tablo 1. Demografik Faktörlerin Dağılımı Değişkenler Seçenekler Frekans Yüzde Kadın 15 39,5 Grup Erkek 23 60,5 Toplam arası 8 21,1 Yaş arası 17 44, arası 13 34,2 Toplam Evli 24 63,2 Medeni Durum Bekar 14 36,8 Toplam Lisans 11 28,9 Öğrenim Durumu Yüksek Lisans 18 47,4 Doktora 9 23,7 Toplam Öğretim Görevlisi 31 81,6 Unvan Yardımcı Doçent 7 18,4 Toplam yıl veya daha az 21 55, Yıl 11 28,9 Çalışma Süresi Yıl 5 13, Yıl 1 2,6 Toplam (Yazarın kendi hesaplamaları) 192

196 TükenmiĢlik Boyutları Kapsamında Öğretim Elemanlarının TükenmiĢlik Düzeyinin Değerlendirilmesi TükenmiĢlik boyutlarına iliģkin genel ortalama değerler Tablo 2 de özetlenmiģtir. Tablo 2. Tükenmişlik Boyut Ortalamaları N Minimum Maximum SS X Duygusal Tükenme ,182 16,47 Duyarsızlaşma ,283 12,37 Kişisel Başarı ,787 29,66 (Yazarın kendi hesaplamaları) Tablo 2 de özetlenen boyut ortalamaları değerlendirmede esas alınan puan aralıkları kapsamında değerlendirildiğinde; Duygusal tükenme boyutu x=5,73 ile düģük bir ortalamaya sahiptir. DuyarsızlaĢma boyutu x=5,23 ile düģük bir ortalamaya sahiptir. KiĢisel baģarı boyutu ise x=22,10 ile yüksek bir ortalamaya sahiptir. Bunun anlamı Ģudur; duygusal tükenme ve duyarsızlaģma boyutlarındaki düģük puan ve kiģisel baģarı boyutundaki yüksek puan öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeyinin düģük olduğunu göstermektedir. YapılmıĢ benzer araģtırmalar incelendiğinde; bulguların literatürle tutarlı olduğu görülmüģtür. TükenmiĢlik Boyutları Ġle Demografik DeğiĢkenler Arası ĠliĢkiler Açısından Korelasyon Analizi TükenmiĢlik boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaģma, kiģisel baģarı) ve demografik özellikler (cinsiyet, yaģ, eğitim, çalıģma süresi) arası iliģkilerin derecesini gösteren veriler tablo 3 de özetlenmiģtir. Tablo 3. Boyutlar ile Demografik Değişkenler Arası Korelasyon Boyutlar Grup Yaş Medeni Durum Öğrenim Durumu Unvan Çalışma Süresi Korelasyon Duygusal Katsayısı 0,043 0,002 0,518 0,534 0,034 2,301 Tükenme P Değeri 0,226 0,998 0,458 0,591 0,855 0,095 Anket Sayısı Korelasyon 6,566 0,013 0,789 1,795 0,193 1,069 Katsayısı Duyarsızlaşma P Değeri 0,946 0,987 0,137 0,181 0,663 0,375 Anket Sayısı Korelasyon 0,568 0,225 4,532 0,05 0,349 0,406 Katsayısı Kişisel Başarı P Değeri 0,220 0,799 0,211 0,951 0,558 0,75 Anket Sayısı **p<0.01 düzeyinde anlamlıdır. (Yazarın kendi hesaplamaları) 193

197 Tablo 3 de görüldüğü gibi elde dilen bulgulara göre; tükenmiģliğin duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarı boyutları ile katılımcıların cinsiyet, yaģ, eğitim, unvan ve çalıģma süresi gibi kiģisel özellikleri arasında (p>0.01 olduğu için) anlamlı bir iliģki yoktur. Bunun anlamı demografik değiģkenlerin tükenmiģlik düzeyi üzerinde bir etkisi yoktur. SONUÇ VE ÖNERĠLER ÇalıĢmanın öncelikli amacı öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeylerini belirlenmektir. Bu çerçevede, araģtırmaya katılan öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeyleri değerlendirildiğinde; duygusal tükenme ve duyarsızlaģma düzeylerinin düģük kiģisel baģarı düzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre, araģtırma kapsamındaki öğretim elemanları düģük bir tükenmiģlik düzeyine sahiptir. AraĢtırmanın diğer bir amacı ise; öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeylerinin demografik değiģkenlere göre farklılaģıp farklılaģmadığını ortaya koymaktır. Buna göre; TükenmiĢliğin duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarı boyutuyla cinsiyet değiģkeni karģılaģtırıldığında, tükenmiģliğin her üç boyutuyla öğretim elemanlarının cinsiyeti arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıģtır. TükenmiĢliğin duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarı boyutuyla yaģ değiģkeni karģılaģtırıldığında, tükenmiģliğin her üç boyutuyla öğretim elemanlarının yaģı arasında herhangi bir iliģki belirlenememiģtir. Eğitim durumu değiģkenine göre, öğretim elemanlarının duygusal tükenme, duyarsızlaģma ve kiģisel baģarı boyutunda tükenmiģlik düzeyleri ile eğitim durumları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüģtür. TükenmiĢliğin duygusal tükenme duyarsızlaģma ve kiģisel baģarı boyutuyla ünvan değiģkeni karģılaģtırıldığında, tükenmiģliğin her üç boyutuyla öğretim elemanlarının unvanı arasında herhangi bir iliģki elde edilmemiģtir. TükenmiĢliğin üç boyutuyla çalıģma süresi değiģkeni karģılaģtırıldığında, tükenmiģliğin her üç boyutuyla öğretim elemanlarının çalıģma süresi arasında herhangi bir iliģki ortaya çıkmamıģtır. Bu bulgular öğretim elemanlarının tükenmiģlik düzeylerinin demografik değiģkenlere (cinsiyet, yaģ, eğitim durumu, unvan, çalıģma süresi) göre farklılaģmadığını ortaya koymuģtur. Bu sonuçlar daha önce bu konuda yapılan araģtırma sonuçlarıyla tutarlıdır. TükenmiĢlik bireyleri mesleki, kiģisel ve örgütsel açıdan gereksinimleri olan canlılıktan alıkoyan bir durumdur. Sadece tükenmiģliği yaģayan bireyi değil bireyin hizmet verdiği kiģileri, çalıģtığı kurumu, aile ve arkadaģ çevresini ve de içinde yaģadığı toplumu etkiler. Dolayısıyla tükenmiģliğin önlenmesi ve tükenmiģlikle baģ etme yollarının belirlenmesi ve uygulanması çok önemlidir. TükenmiĢliği yaģama tehlikesiyle karģı karģıya kaldığınızı hissediyor veya ne yaparsanız yapın hiçbir Ģeyden zevk almıyorsanız, aģağıda verilmiģ olan öneriler, bu durumu düzeltmede yardımcı olabilir. Hedeflerinizi yeniden gözden geçirip önceliklerinizi belirleyin ve gerçekçi hedef ve beklentiler geliģtirin. Sizin üstünüze yıkılmıģ olan iģlerin sizin hedeflerinizle ne kadar bağdaģtığına bakın. Yeteneklerinizi iyi tanımlayın. Üzerinize aldınız yükleri taģıyabilecek misiniz? Sorgulayın. Eğer kapasitenizden çok fazla üstünüze yük almıģsanız, bunları azaltın. 194

198 Eğer çevrenizdeki insanlar sizin duygusal enerjinizi alıp götürüyorlarsa, diğer insanlara vermek üzere, sadece destek rolünü üstlenin. Hayatınızda stres yaratan alanları inceleyin. Problemleri tek tek çözerek stresi azaltmayı deneyin. Mizah yönünüzü geliģtirin. Akademisyenler üzerinde yapılan bir çalıģmada araģtırmaya katılanların mizahı tükenmiģlikle baģ etmede bir araç olarak ortaya koymuģtur. Sağlıklı bir hayat yaģadığınızdan emin olun. Kendinizi gevģetici hobiler geliģtirin. Ġnsan olduğunuzu unutmayın. Problem yaratan konulardan zihninizi uzaklaģtırın. Mutlu ve huzurlu olmak sizin de hakkınızdır. TükenmiĢlik ile mücadelede örgütsel düzeyde dikkate alınması gereken bazı unsurlar ve bu sorunun üstesinden gelmek üzere örgütlere önerilebilecek bazı çözüm yolları söz konusudur. Buna göre; ÇalıĢanların görev tanımlarının açık ve net bir biçimde yapılması, HoĢgörülü, esnek ve katılımcı bir yönetim anlayıģının uygulanması ĠĢe yeni baģlayanlarda ve örgüt içi iģ değiģikliklerinde gerekli oryantasyon çalıģmalarının yapılması, Görevlerde ve ödüllendirmede adil bir sistemin gerçekleģtirilmesi, KiĢisel geliģime imkân sağlayan bir ortam yaratılması, Sorun çözmede kalıcı mekanizmaların oluģturulması ve sorunlar ortaya çıktığında kronikleģmeden çözümlenmeye çalıģılması ĠĢte esnek zaman uygulamaları ĠĢe yeni baģlayanlar için örgütsel düzeyde rehberlik ve mentorluk mekanizmalarının kurulması. AraĢtırmacıya Yönelik Öneriler 1-Benzer bir çalıģma faklı illerde bulunan üniversitelerde, daha büyük örneklem gruplarında ve öğretim elemanları ile yapılabilir. 2-TükenmiĢlik sendromuna etki edebilecek daha farklı değiģkenlerle çalıģma tekrarlanabilir. 3-TükenmiĢlik ölçeğinin her bir boyutu için farklı çalıģmalar yapılabilir. TükenmiĢliğin önlenmesine veya azaltılmasına yönelik yeterli çözüm yöntemleri geliģtirilmezse kuģaktan kuģağa taģınarak toplumsal bir sorun haline geleceği unutulmamalıdır KAYNAKLAR Arabacı, Ġ. B. ve Akar, H. (2010), Eğitim MüfettiĢlerinin Bazı Sosyal, Demografik ve Mesleki Özelliklerine Göre Mesleki TükenmiĢlik Düzeylerinin Belirlenmesi, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 15, Arı S., G. ve Tunçay, A. (2010), Yöneticiye Duyulan Güven ve TükenmiĢlik Arasındaki ĠliĢkiler: Ankara daki Devlet Hastanelerinde ÇalıĢan Ġdari Personel Üzerinde Bir AraĢtırma, Atatürk Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, Cilt: 24, Sayı:4 Çam, Olcay (1992), TükenmiĢlik Envanterinin Geçerlik ve Güvenirliliğinin AraĢtırılması, 7. Psikoloji Kongre Kitabı, Psikologlar Derneği Yayınları, Ankara. 195

199 Çutuk, S. (2011). Spor ĠĢletmelerinde Mesleki TükenmiĢlik ve Örgütsel Bağlılık ĠliĢkisi. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Balıkesir. Ergin, C. (1995). Akademisyenlerde TükenmiĢlik ve ÇeĢitli Stres Kaynaklarının Ġncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 12 (1 2), Freudenberg, H. J. (1974). Staff burnout. Journal Of Social Issues, 30, Jackson, S. E. ve C. Maslach (1982), After-Effects of Job-Related Stress: Families as Victims, Journal of Occupational Behavior, 3: KAÇMAZ, N. (2005), TükenmiĢlik (Burnout) Sendromu,Ġstanbul Üniversitesi Ġstanbul Tıp Fakültesi Dergisi, Cilt.68, sayı:1, MaraĢlı, M. (2005). Bazı özelliklerine ve öğrenilmiģ güçlülük düzeylerine göre lise Öğretmenlerinin tükenmiģlik düzeyleri. Türk Tabipler Birliği Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, 23(3), Murat, M. (2003). Üniversite Öğretim Elemanlarında TükenmiĢlik. Türk Psikolojik DanıĢma ve Rehberlik Dergisi, 19 (2), Oruç, S. (2005), Özel Eğitim Alanında ÇalıĢan Öğretmenlerin TükenmiĢlik Düzeylerinin Bazı DeğiĢkenler Açısından Ġncelenmesi, YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana. Polatcı, S., K. Ardıç ve Z. D. Tınaz (2007), TükenmiĢlik Sendromu ve Demografik Özelliklerin TükenmiĢlik Üzerine Etkisi: Tokat Orta Öğretim Kurumlarında Bir Analiz, Selçuk Üniversitesi, Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, 15. Sevim, L. (2011). TükenmiĢlik ve iģe bağlılığın örgütsel vatandaģlık davranıģı üzerindeki etkisi: Turizm sektöründe bir araģtırma. Doktora Tezi, DanıĢman: Öznur Azizoğlu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, ĠĢletme Anabilim Dalı. Sürgevil, O. (2006). ÇalıĢma hayatında tükenmiģlik sendromu. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Tetik, S. (2011), Öğretim Elemanlarının TükenmiĢlik Düzeylerinin Belirlenmesi: Salihli Meslek Yüksekokulu Örneği, ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 7, Sayı 13, Torun A (1995) TükenmiĢlik, Aile Yapısı ve Sosyal Destek iliģkileri Üzerine Bir Ġnceleme, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,

200 MESLEK YÜKSEKOKULARI VE SANAYĠ ĠġBĠRLĠĞĠ LABORATUVAR KURULUMU, YÖNETĠMĠ VE EĞĠTĠCĠ EĞĠTĠMĠ *1 Cemil Örgev *1 Yrd. Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi, Türkiye 2 Ġsmail GümüĢ *2 Yrd. Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi, Türkiye ÖZET ĠĢgücü piyasasının ihtiyaçları analiz edilmeden eğitim programları ve müfredatı belirlendiği için eğitim sisteminin yetiģtirdiği meslekli iģgücü arzı ile iģletmelerin talep ettiği meslekli iģgücü arasında uyumsuzluk bulunmaktadır. Ayrıca, eğiticiler çoğunlukla teknolojik geliģmeleri izleyememekte, yeni çıkan makine, teçhizat ve ekipmanları tanıma imkanı bulamamaktadırlar. Öğrencilere meslek seçiminde sağlanan rehberlik ve danıģmanlık hizmetleri de yetersiz kalmaktadır. Sakarya Üniversitesi ile Sakarya Sanayii KuruluĢları arasında yapılan protokoller gereği Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Meslek Yüksekokullarında (MYO) üç dönem okulda ve bir dönem sanayide olmak üzere (3+1) uygulamasına geçilmiģtir. Uygulamaya gidecek öğrencilere 1,8 ortalama sağlama zorunluluğu getirilmiģtir. Bu ortalamaya tüm dersler baz alındığı için mesleki derslerde yetkin olmayan öğrenciler de uygulamaya gidebilmekte ve iģletme ve öğrenci adına beklenilen düzeyde karģılıklı fayda sağlanamamaktadır. Ayrıca, ĠĢletmelerin üretim süreçlerindeki ihtiyaçlarına göre mesleki eğitim veren MYO larının ilgili bölümleri ile iģbirliği geliģtirilemediği de görülmektedir. Öğrencilerin ĠĢletmelerdeki uygulama sorumluları ile MYO larındaki sorumlu öğretim elemanları arasında ortak iletiģim dilinin çok zayıf olması da bu uygulamanın en zayıf halkalarından birini oluģturmaktadır. ĠĢ gücü kalitesi yüksek istihdam hedefine ulaģabilmek için, teknolojik geliģmeler, sanayicilerin ihtiyaçları ve tüketici talepleri dikkate alındığında üretim süreçlerinde faydalı olacak eğitimlerin laboratuvarlarda verilebileceği yeni bir döneme girilmiģtir. MYO-iĢletme eģleģtirme uygulamasının sürdürülebilir olması için MYO larında iģletmelerin üretim süreçlerindeki ihtiyaçları dikkate alınarak laboratuvarların kurulması, teknik donanımlarının düzenli olarak güncellenmesi ve laboratuvar yönetiminin doğru yapılması zorunlu hale gelmiģtir. Bu Ģekilde okullardaki eğitimin, öğrenci profilinin, ve teknolojik donanımın kalitesi artarken; iģletmeler, Ģirket kültürünü benimsemiģ, istihdama yönelik nitelikli çalıģan yetiģtirme fırsatı yakalamıģ olacaktır. AraĢtırma, SAÜ nin Bir MYO nun ikinci sınıf öğrencileri ile gerçekleģtirildiği için spesifik bir örnek olay niteliğindeki nicel (sayısal) bir çalıģmadır. Bu çalıģmada, veri anket yöntemi ile elde edilmiģ, ayrıca literatür taraması da yapılmıģtır. Amaç, SMYO bünyesindeki laboratuvar ve atölyelerin, uygulamaya giden öğrencilerin iģletmelerdeki iģ yeri adaptasyonuna, uygulama becerilerine ve motivasyonuna katkıları; söz konusu öğrencilerin ĠĢletmelerdeki uygulama sorumluları ile MYO larındaki sorumlu öğretim elemanlarının uygulamanın etkinliği konusundaki görüģler ve önerileri araģtırılmıģtır. Anahtar kelimeler: meslek yüksekokulu, sanayi, laboratuvar, yönetim, eğitim 197

201 VOCATIONAL SCHOOLS AND INDUSTRIAL COOPERATION Laboratory Installation, Management and the Training of Trainers *1 Cemil ÖRGEV *1 Yrd. Doç. Dr. Sakarya University, Turkey 2 Ġsmail GümüĢ *2 Yrd. Doç. Dr. Sakarya University, Turkey Abstract To reach the high quality of the labor force employment targets, it has been entered a new era of the training which can be given in the laboratory and will be useful in the production process. In order to supply sustainable vocational school-business matching application considering the needs of businesses in the manufacturing process, establishment of laboratories, the updating of technical equipment and proper laboratory management has become mandatory. In this wise, the quality of training, student profile and technological equipment will increase in the vocational schools; businesses will have the opportunity for employees adopted the corporate culture and growing employees for qualified employment. In the the Vocational Schools of Sakarya University the tree mester (3 + 1) application was first implemented in respect to the protocols signed between Sakaryua Üniversity and industrial organizations in Sakarya. In this process, the student will be in vocational schools for 3 semesters and one semestr in businesses. The students have to get an average of 1.8, in order to get application. All courses fall into the scope of this 1.8 average therefore, the students who are not proficient in professional courses can go to the application and the expected level of benefits cannot provided on behalf of students and businesses. In addition, It seems unable to develop cooperation with the relevant departments of the vocational high schools given education according to the needs of businesses in the manufacturing process. The weak language of communication between responsible personnel for practices in business" and instructors in vocational high schools is one of the problems in this application. The aim is to investigate the contribution of the laboratory and workshops within Sakarya Vocational High Schools to the students workplace adaptation, the practical skills and motivation. The opinions of those responsible personnel in schools and businesses for the effectiveness of the application will be investigated also. The research is a quantitative study which was carried out with responsible personnel for practices in business", instructors in vocational high schools and the final year students of Sakarya Vocational High School in Sakarya University. In this study, data were obtained by questionnaire method, in addition, the literature survey was also made. Likert scale questionnaire form was used. Keywords: vocational school, industry, laboratory, management, training GĠRĠġ Sakarya Meslek Yüksekokulu belirli mesleklere yönelik nitelikli insan gücü yetiģtirmek için, 1976 yılında eğitim-öğretime açılmıģtır. 20 Temmuz 1982 tarih ve 41 sayılı Yükseköğretim Kurumları hakkında Kararname ile 1982 yılında Ġstanbul Teknik Üniversitesi (ĠTÜ) bünyesinde Sakarya Mühendislik Fakültesine bağlanmıģtır yılında ise Sakarya Üniversitesi bünyesine alınmıģtır. Sakarya Üniversitesi Meslek Yüksekokulları ĠĢyeri Uygulaması Eğitim Yönergesinin amaç ve hukuksal dayanağı: 198

202 Amaç: Öğrencilerin üçüncü ve/veya dördüncü yarıyıllarda alacakları ĠĢyeri Uygulaması dersi kapsamında; nitelikli meslek elemanı olarak görev yapacakları iģyerlerindeki sorumluluklarını, iģçiiģveren iliģkilerini, organizasyon, üretim ve iģ güvenliği sistemlerini ve yeni teknolojileri tanımalarını sağlayıcı faaliyetler ile Sakarya Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürlüklerinin izleyecekleri kurallar ve iģyerlerinden öğrenciler için beklenen hizmetleri belirlemektir. Hukuksal Dayanak : Bu Yönerge; 3308 Sayılı Meslekî Eğitim Kanunu, 6111 sayılı anun un Maddeleri ve 2/05/2002 Gün ve sayılı Resmi Gazete de Yükseköğretim Kurulu BaĢkanlığı nca yayımlanan METEB içindeki Meslek Yüksekokulları Öğrencilerinin ĠĢyerlerindeki Eğitim, Uygulama ve Mesleki Uygulama Eğitimlerine ĠliĢkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik ile Sakarya Üniversitesi Lisans ve Ön lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği nin hükümlerine dayanılarak hazırlanmıģtır. MEYOK: Sakarya Üniversitesi ne bağlı Meslek Yüksekokulları Koordinatörlüğünü tanımlar. ĠĢyeri: Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin, eğitimleri süresince kazandıkları bilgi ve deneyimlerini, ĠĢyeri Uygulaması dersi adı altında pekiģtirmek üzere uygulama yapmak üzere gönderildikleri kamu/özel kurum ve kuruluģları iģ yeri olarak tanımlanmaktadır. Görevleri: a)öğrencilere ĠĢçi sağlığı ve iģ güvenliği mevzuatına uygun eğitimleri vermek ve kiģisel koruyucu donanımları sağlamak. b)yemek, iģ elbisesi ve servis gibi ihtiyaçları (imkânları ölçüsünde) karģılamak. c)öğrencilere karģı, Kanunda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmek. ĠĢyeri uygulaması eğitiminin süresi ve dönemi: Dönem içinde yapılan iģyeri uygulama eğitimi, akademik takvime uygun olarak 3. veya 4. dönem süresince 16 (14+2) hafta ve ders programına uygun olarak yapılır. Devam zorunluluğu: ĠĢyeri uygulaması eğitimine %80 oranında devam zorunludur. ĠĢyeri uygulamasından sorumlu öğretim elemanı: Bölüm baģkanının önerisiyle Meslek Yüksekokulları Müdürlüğünce görevlendirilen, iģyeri uygulama eğitimi yapılacak iģletmelerdeki; çalıģma alanlarının tespiti, eğitimin planlanması, koordinasyonu, uygulanması ve izlenmesi ile görevli öğretim elemanlarını tanımlar. Görevleri: a)ġģyeri uygulaması yapılacak iģyerleri ile ilgili çalıģmalar yapmak, b)ġģyeri uygulaması eğitiminin bölüm ve iģyerleri ile koordineli bir Ģekilde yürütülmesini sağlamak, c)ġģyeri uygulaması eğitimini alan öğrencilerin çalıģmalarını izlemek, varsa aksaklıkları gidermek. d)ġģyerlerinden alacağı devam çizelgesi, değerlendirme formu ve öğrencinin hazırlayacağı uygulama raporunu da dikkate alarak, baģarı notunu belirlemek. ĠĢyeri Eğitim Sorumlusu: ĠĢyeri uygulaması yapılan iģyerinde mesleki eğitimi bilen ve uygulayan, iģyeri yöneticisinin belirleyeceği sorumluyu tanımlar. Görevleri: a)ġģyeri uygulaması eğitimini alan öğrencilere iģ yerlerinde yapılan uygulamalarla ilgili görevler vermek, bunların nasıl yapılacağını göstermek ve denetlemek. b)ġģyeri uygulaması eğitimini alan öğrencilerin devamlılığını izlemek, mazeret izinlerini değerlendirmek ve devam çizelgesine iģlemek. c)ġģyeri uygulaması ile ilgili sorunlarda iģyeri uygulaması eğitim sorumlusu öğretim elemanlarına bilgi vermek. d) ĠĢyeri uygulaması sonunda değerlendirme formunu devam çizelgesi ile birlikte iģyeri uygulaması sorumlularına teslim etmek. ĠĢyeri uygulaması yapabilme Ģartları: Öğrencilerin uygulama yapmak üzere iģ yerlerine gönderilmesi için ilk iki dönem veya sonraki dönemlerde genel ağırlıklı not ortalamasının en az

203 olması Ģarttır. Bu Ģartı sağlayamamıģ öğrenciler, iģletmelerde yürütülecek olan iģ yeri eğitimine gidemezler ĠĢyeri uygulaması Eğitimini yapan öğrenciler baģarılı/baģarısız (YT/YZ) olarak değerlendirilir. BaĢarılı olmak için 100 üzerinden en az 65 almak gereklidir. ĠĢyeri Uygulaması dersinin baģarısını ölçme ve değerlendirmede aģağıda belirtilen oranlar kullanılır: a) ĠĢyeri Uygulamasından Sorumlu Öğretim elemanının değerlendirmesi % 50 b) ĠĢyeri Eğitim Sorumlusunun değerlendirmesi % 50 Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Meslek Yüksekokulları ĠĢyeri Uygulaması dersi ile ilgili ĠĢbirliği Protokolleri aģağıda sunulmuģtur. Sakarya BüyükĢehir Belediyesi ( SBB ) Sakarya Ticaret Ve Sanayi Odası ( SATSO ) Sakarya Ticaret Borsası ( STB ) Sakarya Serbest Muhasebeci Mali MüĢavirler Odası ( SSMMMO ) Sakarya Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği ( SESOB ) Müstakil Sanayici Ve ĠĢadamları Odası ( MÜSĠAD ) Sakarya BiliĢim BiliĢim Sektörü Derneği ( SABĠDER ) Sakarya Genç ĠĢ Adamları Derneği ( SAGĠAD ) Sakarya Sanayicileri ve ĠĢ Adamları Derneği ( SASĠAD ) Tüm Sanayi ve ĠĢ Adamları Derneği ( TÜMSĠAD ) Sakarya Makine Ġmalatçıları Birliği ( SAMĠB ) Türkiye Müteahhitler Birliği ( TMB ) 3+1 Modelini AkıĢ ġeması ġekil 1 de aģamaları ile verilmiģtir (Meyok kordinatörlüğü, 2015) 200

204 ġekil 1: 3+1 Uygulama Modelinin Akım ġeması Eğitim sektörünün müģterlerini, öğrenciler, eğitmenler, sanayici (iģ çevresi) ve toplum olarak söleyebiliriz. Eğitim sektörünün ürünü öğrenci değildir. Sektörün ürünü öğrencinin eğitimidir (Tibüs, 1997). Öğrenci ürünün tasarımına ve üretimine aktif olarak katılmak durumundadır.öğrenciyi ürünün çıktısı olarak değerlendirmek sözkonusu olabilir. GeliĢmiĢ ülkelerde eğitimde, düģünen araģtırabilen, sanatsal duyarlığı olan, özgüvene sahip giriģimci bir genç kitlenin eğitilmesi amaçlanmaktadır. Sistemin yürütülmesinde yönetim, finansman, program geliģtirme, uygulama vedeğerlendirmeye kadar her safhada iģveren ve iģçi kuruluģlarının, öğrenci, öğretmen ve velilerle birlikte gönüllü kuruluģların katkısı sağlanması gerekmektedir (GÜ,2004). Malcom Frazer Yüksek eğitimde kalite, müģteri memnuniyeti ile aynı değildir; ile yüksek eğitimden alınan memnuniyet aynı değildir, kaliteyi içerir, fakat bu etkinlik, etkenlik ve sorumlulukl eģ anlamlı değildir (Cryer,1998). ĠĢ çevrelerine Ġstihdam etmek istediğiniz mezunlarda aradığınız özellikler nelerdir? diye sorulduğunda; analitik düģünceyi, yaratıcı fikir üretebilme yeteneğini, inisiyatif kullanabilme yeteneğini ve karar verme yeteneğini önemsediklerini belirtmiģlerdir (Yenen, 2003). AMAÇ Öğrencilerin üçüncü ve/veya dördüncü yarıyıllarda alacakları ĠĢyeri Uygulaması dersi kapsamında; nitelikli meslek elemanı olarak görev yapacakları iģyerlerindeki sorumluluklarını, iģçi-iģveren iliģkilerini, organizasyon, üretim ve iģ güvenliği sistemlerini ve yeni teknolojileri tanımaları amacı ile gönerdiğimiz iģletmelerde, geçen süreçlerde bu amaçlara nederece ulaģıldığını tespit etmek, hedeflerden sapmaları, nedenlerini belirlemek ve iyileģtirici çözümler önermek amacıle ile Öğretim üyesi, ĠĢletme sorumlusu ve öğrenciyi merkeze alan bir çalıģma yapılmıģtır. ARAġTIRMANIN VARSAYIMLARI A) 3+1 EĞĠTĠM MODELĠ ĠLE ĠLGĠLĠ VARSAYIMLAR 1. ĠĢletmelerde laboratuvar veya atölye uygulamaları yapacak öğrencilere MYO'larında temel araç gereç veya cihaz tanıtımı yapılabilecek model laboratuvar veya atölyeler kurulmalıdır. 2. Öğrenciler uygulama öncesi mesleki dersleri ile ilgili konularda "teknik eğitim gezileri" ile uygulamaya hazırlanmalıdır. 3. Mesleki derslerden en az 'CC' düzeyinde not alıp geçmeden ortalama 1.8 olsa dahi uygulamaya çıkılmamalıdır. 4. Okuduğu bölüm dıģında bir iģletmede çalıģan öğrencilerin 3+1 uygulamasına bir çözüm bulunmalıdır. 5. Protokol imzalayan tüm iģletmelerin öğrencilere servis, yemek ve ücret vb. imkanları sağlaması zorunlu olmalıdır. 201

205 B) ĠġYERĠ ĠLE ĠLGĠLĠ VARSAYIMLAR 1. ĠĢyeri uygulama sorumlusu, ilgili öğrencinin bölümü ile iliģkili en az lisans mezunu olmalıdır. 2. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrenci sayısı iģyeri çalıģmalarını aksatmayacak düzeyde olmalıdır. 3. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrencinin baģarısının değerlendirilmesi için iģletme Ģartlarına göre standartlar oluģturulmalıdır. 4. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun hizmeti uygun bir motivasyon aracı ile karģılık bulmalıdır. 5. ĠĢyeri uygulama sorumlusu, saha ziyaretine gelecek öğretim elemanına zaman ayırmalı ve öğretim elemanı ile ortak dili konuģmalıdır. C) SORUMLU ÖĞRETĠM ELEMANI ĠLE ĠLGĠLĠ VARSAYIMLAR 1. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, ilgili öğrencinin mesleki derslerinden en az birini veren öğretim elemanı olmalıdır. 2. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı saha ziyaretini iģyeri uygulama sorumlusu ziyaretinden öteye taģımalı ve öğrenciyi bizzat iģbaģında izlemelidir. 3. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı öğrencinin baģarısını ölçmek için iģyerinin gerektirdiği ölçüm standartları geliģtirmeli ve iģyeri uygulama sorumlusunun verdiği notlara paralel notlar vererek öğrenciyi değerlendirmemelidir. 4. Bölüm baģkanı ve diğer uygulama sorumlusu öğretim elemanları tarafından her dönem sonunda iģletmelerin etkinliği ile değerlendirilmeli ve katma değer üretemeyen iģletmeler elenip daha faydalı olabilecek iģletmeler araģtırılmalıdır. 5. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı iģyeri uygulamalarını mezun öğrenci istihdamında önemli bir fırsat olarak görmeli ve "Ġġ YERĠ MEMNUNĠYET ANKETLERĠ" sonuçlarını bu konuda iyi değerlendirmelidir. GEREÇ YÖNTEM ÇalıĢmanın tipi: Tanımlayıcı nitelikte bir alan çalıģmasıdır. Örnekleme: Bu çalıģmada ÇalıĢma evreni olarak Sakarya Meslek Yüksekokulu öğrencileri seçilmiģ ancak SMYO öğrenci sayısı (yaklaģık 5000) çok yüksek olacağı düģünülerek sadece son iki (2015 güz ve 2016 bahar) dönem uygulamaya giden 38 Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü öğrencisi ile anket yapılmıģtır. Sorumlu öğretim elemanları olarak okulumuzdaki tüm programlarda uygulama sorumlusu 60 öğretim elemanı seçilmiģtir. AltmıĢ öğretim elemanı ile yapılan anketlere 33 öğretim elemanı (%55) yeterli katılım göstermiģ, 27 öğretim elemanından cevap alınamamıģtır. Sanayideki uygulama sorumlusu olarak Çevre koruma Teknolojisi bölümü öğrencilerinin uygulama sorumlusu 17 iģletmeci ile anket çalıģması yürütülmüģtür. Anket soruları üç grupta toplanmıģ her grupta beģ soru olmak üzere 15 soru sorulmuluģtur. Birinci grupta 3+1 Eğitim modeli ile ilgili sorunlar, ikinci grupta ĠĢyeri ile ilgili sorunlar ve Üçüncü bölümde, sorumlu öğretim elemanı ile ilgili sorunlar araģtırılmıģtır. Sorularda, 1 Kesinlikle katılmıyorum, 2 Katılmıyorum, 3 Kararsızım, 4 Katılıyorum ve 5 kesinlikle katılıyorum seçeneklerini içeren 5 likert yöntemi kullanılmıģtır. Sorgulama formu: Üç ana grupta toplanan ve her grupta 5 olmak üzere 15 varsayım bulunan bir anket formu düzenlenmiģtir. Sorular Sorumlu öğretim elemanı, iģ yeri sorumlusu ve uygulamaya giden öğrencilere sorulmuģtur. Verilerin değerlendirilmesi: ÇalıĢmaya katılanların her soruya verdikleri cevaplara göre sayısal dağılımları ve yüzde değerleri belirlenmiģtir. 202

206 Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 BULGULAR VE TARTIġMA ÇalıĢmada kullanılan anket sonuçları % ve frekans değerleri ile analiz edilerek tablo haline getirilmiģtir. Tablo 1 de 3+1 eğitim modeli hakkında uygulamada edinilen gözlem ve izlenimlere dayanarak hazırlanan sorularla uygulama sürecinde iyileģtirme yapılabilecek konulara dikkat çekmek istenmiģtir. Tablo 1 de toplanan veriler analiz edildiğinde; ĠĢletmelerde laboratuvar veya atölye uygulamaları yapacak öğrencilere MYO larında temel araç, gereç veya cihaz tanıtımı yapılabilecek model laboratuvar veya atölyeler kurulmalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %90.9 u olumlu, iģletme sorumlularının % 76 sı olumlu, öğrencilerin %92.2 si olumlu görüģ bildirmiģlerdir. Öğrenciler uygulama öncesi mesleki dersleri ile ilgili konularda Teknik Eğitim Gezileri ile uygulamaya hazırlanmalıdır. maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %90.9 u, iģletme sorumlularının %88 i, öğrencilerin %94.8 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Mesleki derslerden en az CC düzeyinde not alıp geçmeden, ortalama 1.8 olsa dahi uygulamaya çıkılmamalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %39.4 ü olumsuz yönde,%21.2 si kararsız yönde,iģletme sorumlularının %35 i olumsuz, %19 u kararsız yönde, öğrencilerin %36.8 i kararsız, %55.2 si olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Okuduğu bölüm dıģında bir iģletmede çalıģan öğrencilerin 3+1 uygulamasına bir çözüm bulunmalıdır. maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %75.7 si, iģletme sorumlularının %59 u, öğrencilerin %91.4 ü olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Protokol imzalayan tüm iģletmelerin öğrencilere servis, yemek ve ücret vb. imkanları sağlaması zorunlu olmalıdır. Maddesine üç grubun da yüksek oranda olumlu yönde görüģ bildirdiği, bu durumun bir ihtiyaç olduğu görülmektedir. Tablo Eğitim modeli ile ilgili sorular ile Öğretim elemanı, iģletme sorumlusu ve öğrenci cevaplarının dağılımı SORUMLU ÖĞRETĠM ELEMANI ĠġLETME SORUMLUSU ÖĞRENCĠ 3+1 EĞĠTĠM MODELĠ ĠLE ĠLGĠLĠ SORULAR 1 ĠĢletmelerde laboratuvar veya atölye uygulamaları yapacak öğrencilere MYO larında temel araç, gereç veya cihaz tanıtımı yapılabilecek model laboratuvar veya atölyeler kurulmalıdır. Sayı/ % 0/0 Sayı/ % 2/ 6,1 Say ı/ % 1/ 3 Say ı/ % 10/ 30, 3 Sayı/ % 20/ 60,6 Sayı/ % 0/ 0 Say ı/ % 0/ 0 Say ı/ % 4/ 24 Say ı/ % 5/ 29 Sayı/ % 8/ 47 Sayı/ % 0/ 0 Say ı/ % 3/ 7,9 Say ı/ % 0/ 0 Sayı/ % 5/ 13,2 Sayı/ % 30/ 78,9 2 Öğrenciler uygulama öncesi mesleki dersleri ile ilgili konularda Teknik Eğitim Gezileri ile uygulamaya hazırlanmalıdır. 1/ 3 2/ 6,1 0/ 0 16/ 48, 5 14/ 42,4 0/ 0 1/ 6 1/ 6 7/ 41 8/ 47 1/ 2,6 1/ 2,6 0/ 0 9/ 23,7 27/ 71,1 3 Mesleki derslerden en az CC düzeyinde not alıp geçmeden, ortalama 1.8 olsa dahi uygulamaya çıkılmamalıdır. 4 Okuduğu bölüm dıģında bir iģletmede çalıģan öğrencilerin 3+1 uygulamasına bir çözüm bulunmalıdır. 5 Protokol imzalayan tüm iģletmelerin öğrencilere servis, yemek ve ücret vb. imkanları sağlaması zorunlu olmalıdır. 1/ 3 0/ 0 2/ 6,1 12/ 36,4 2/ 6,1 0/ 0 7/ 21, 2 6/ 18, 2 2/ 6,1 8/ 24, 2 14/ 42, 4 11/ 33, 3 5/ 15,2 11/ 33,3 18/ 54,5 2/ 12 0/ 0 1/ 6 4/ 23 0/ 0 2/ 12 3/ 19 3/ 18 3/ 18 4/ 23 7/ 41 6/ 35 4/ 23 7/ 41 5/ 29 1/ 2,6 0/ 0 1/ 2,6 2/ 5,3 1/ 2,6 0/ 0 14/ 36, 8 2/ 5,3 0/ 0 10/ 26,3 14/ 36,8 6/ 15,8 11/ 28,9 21/ 55,3 31 /81, 6 203

207 Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Kesinlikle Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 Tablo 2. ĠĢyeri ile ilgili sorular ile Öğretim elemanı, iģletme sorumlusu ve öğrenci cevaplarının dağılımı SORUMLU ÖĞRETĠM ELEMANI ĠġLETME SORUMLUSU ÖĞRENCĠ ĠġYERĠ ĠLE ĠLGĠLĠ SORULAR 6 ĠĢyeri uygulama sorumlusu, ilgili öğrencinin bölümü ile iliģkili en az lisans mezunu olmalıdır. 7 ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrenci sayısı iģyeri çalıģmalarını aksatmayacak düzeyde olmalıdır. 8 ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrencinin baģarısının değerlendirilmesi için iģletme Ģartlarına göre standartlar oluģturmalıdır. 9 ĠĢyeri uygulama sorumlusunun hizmeti uygun bir motivasyon aracı ile karģılık bulmalıdır. 10 ĠĢyeri uygulama sorumlusu, saha ziyaretine gelecek öğretim elemanına zaman ayırmalı ve öğretim elemanını ile ortak dili konuģabilmelidir. 2/ 6,1 0/ 0 0/ 0 0/ 0 1/ 3 4/ 12,1 0/ 0 4/ 12,1 5/ 15,2 0/ 0 4/ 12,1 1/ 3 4/ 12,1 6/ 18,2 0/ 0 13/ 39,4 19/ 57,6 17/ 51,5 15/ 45,5 17/ 51,5 10/ 30,3 13/ 39,4 8/ 24,2 7/ 21,2 15/ 45,5 0/ 0 0/ 0 0/ 0 0/ 0 0/ 0 3/ 18 0/ 0 1/ 6 2/ 12 0/ 0 2/ 12 1/ 6 1/ 6 2/ 12 0/ 0 6/ 35 4/ 23 11/ 65 5/ 29 10/ 59 6/ 35 12/ 71 4/ 23 8/ 47 7/ 41 0/0 0/ 0 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 0/ 0 0/ 0 4/ 10,5 2/ 5,3 2/ 5,3 2/ 5,3 0/ 0 13/ 34,2 21/ 57,3 22/ 57,9 19/ 50 12/ 31,6 20/ 52,6 14/ 36,8 12/ 31,6 16/ 42,1 25/ 65,8 Tablo 2 de toplanan veriler analiz edildiğinde; ĠĢyeri uygulama sorumlusu, ilgili öğrencinin bölümü ile iliģkili en az lisans mezunu olmalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %69.7 si, iģletme sorumlularının %70 i, öğrencilerin %86,8 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrenci sayısı iģyeri çalıģmalarını aksatmayacak düzeyde olmalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %97 si, iģletme sorumlularının %94 ü, öğrencilerin %94.1 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Üç grubun da yüksek oranda olumlu yönde görüģ bildirmesinden anlıyoruz ki uygulamalarda öğrenci sayılarının fazlalığı iģyeri çalıģmalarını aksatmaktadır. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrencinin baģarısının değerlendirilmesi için iģletme Ģartlarına göre standartlar oluģturmalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %75.7 si, iģletme sorumlularının %88 i, öğrencilerin %98.5 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun hizmeti uygun bir motivasyon aracı ile karģılık bulmalıdır. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %66.7 si, iģletme sorumlularının %76 sı, öğrencilerin %92.1 olumlu yönde cevap vermiģlerdir. ĠĢyeri uygulama sorumlusu, saha ziyaretine gelecek öğretim elemanına zaman ayırmalı ve öğretim elemanını ile ortak dili konuģmalıdır maddesine sorumlu öğretim elemanlarının 204

208 Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle katılıyorum Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle katılıyorum Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Kesinlikle katılıyorum 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 %97 si, iģletme sorumlularının tamamı, öğrencilerin %97.4 ü olumlu yönde cevap vererek bu konu hakkında hemfikir görülmektedirler. Tablo 3. Öğretim elemanı ile ilgili sorular ile Öğretim elemanı, iģletme sorumlusu ve öğrenci cevaplarının dağılımı. SORUMLU ÖĞRETĠM ELEMANI ĠġLETME SORUMLUSU ÖĞRENCĠ ÖĞRETĠM ELEMANI ĠLE ĠLGĠLĠ SORULAR 11 Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, ilgili öğrencinin mesleki derslerinden en az birini veren öğretim elemanı olmalıdır. 12 Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, saha ziyaretini iģyeri uygulama sorumlusu ziyaretinden öteye taģımalı ve öğrenciyi bizzat iģbaģında izlemelidir. 13 Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, öğrencinin baģarısını ölçmek için iģ yerinin gerektirdiği ölçüm standartları geliģtirmeli ve iģ yeri uygulama sorumlusunun verdiği notlara paralel notlar vererek öğrenciyi değerlendirmemelidir. 14 Bölüm baģkanı ve diğer uygulama sorumlusu öğretim elemanları tarafından her dönem sonunda iģletmelerin etkinliği de değerlendirmeli ve katma değer üretemeyen iģletmeler elenip daha faydalı olabilecek iģletmeler araģtırılmalıdır. 15 Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, iģyeri uygulamalarını mezun öğrenci istihdamında önemli bir fırsat olarak görmeli ve ĠġYERĠ MEMNUNĠYET ANKETLERĠ sonuçlarını bu konuda iyi değerlendirmelidir. 2/ 6,1 2/ 6,1 2/ 6,1 0/ 0 1/ 3 0/ 0 2/ 6,1 4/ 12,1 0/ 0 0/ 0 2/ 6,1 5/ 15,2 2/ 6,1 2/ 6,1 2/ 6,1 12/ 36,4 14/ 42,4 15/ 45,5 16/ 48,5 17/ 51,5 17/ 51,5 10/ 30,3 10/ 30,3 15/ 45,5 13/ 39,4 1/ 6 0/ 0 0/ 0 0/ 0 0/ 0 1/ 6 2/ 12 2/ 12 0/ 0 0/ 0 1/ 6 4/ 23,5 3/ 18 2/ 12 1/ 6 7/ 41 7/ 41 6/ 35 7/ 41 7/ 41 7/ 41 4/ 23,5 6/ 35 8/ 47 9/ 53 0/ 0 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 1/ 2,6 0/ 0 0/ 0 3/ 7,9 1/ 2,6 2/ 5,3 0/ 0 1/ 2,6 4/ 10,5 0/ 0 1/ 2,6 20/ 52,6 14/ 36,8 18/ 47,4 12/ 31,6 10/ 26,3 18/ 47,4 22/ 57,9 12/ 31,6 24/ 63,2 24/ 63,2 205

209 Tablo 3 de toplanan veriler anailz edildiğinde; Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, ilgili öğrencinin mesleki derslerinden en az birini veren öğretim elemanı olmalıdır. Maddesine öğretim elemanlarının %87.9 u, iģletme sorumlularının %82 si, öğrencilerin tamamı olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, saha ziyaretini iģyeri uygulama sorumlusu ziyaretinden öteye taģımalı ve öğrenciyi bizzat iģbaģında izlemelidir. Maddesine öğretim elemanlarının %72.7 si, öğretim elemanlarının %64.5 i, öğrencilerin %94.7 si olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, öğrencinin baģarısını ölçmek için iģ yerinin gerektirdiği ölçüm standartları geliģtirmeli ve iģ yeri uygulama sorumlusunun verdiği notlara paralel notlar vererek öğrenciyi değerlendirmemelidir. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %75.8 i, iģletme sorumlularının %70 i, öğrencilerin %79 u olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Bölüm baģkanı ve diğer uygulama sorumlusu öğretim elemanları tarafından her dönem sonunda iģletmelerin etkinliği de değerlendirmeli ve katma değer üretemeyen iģletmeler elenip daha faydalı olabilecek iģletmeler araģtırılmalıdır. Maddesine üç grup da yüksek oranda olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, iģyeri uygulamalarını mezun öğrenci istihdamında önemli bir fırsat olarak görmeli ve ĠġYERĠ MEMNUNĠYET ANKETLERĠ sonuçlarını bu konuda iyi değerlendirmelidir. Maddesine sorumlu öğretim elemanlarının %90.9 u, iģletme sorumlularının %94 ü, öğrencilerin %89.5 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Tablo 4. Sakarya Üniversitesi Meslek Yüksek Okullarında 3+1 uygulaması baģladığından itibaren Eğitim-Öğretim dönemleri dikkate alınarak iģletmelerin öğrenci talebi ve bu taleplerin karģılanması GÜZ BAHAR GÜZ BAHAR GÜZ BAHAR TALEP EDĠLEN ÖĞRENCĠ YERLEġEN ÖĞRENCĠ YERLEġEN ÖĞRENCĠ YÜZDESĠ (%) 46, ,2 73,8 73,1 94,5 ÇalıĢmada, ayrıca Sakarya Üniversitesi Meslek Yüksek Okullarında 3+1 uygulaması baģladığından itibaren Eğitim-Öğretim dönemleri dikkate alınarak iģletmelerin öğrenci talebi ve bu taleplerin ne düzeyde karģılandığı araģtırıldı. Sözkonusu uygulamanın güz döneminde talep edilen öğrencinin %46 sı, bahar döneminde %63 ü; güz döneminde taleplerin %67,2 si, bahar döneminde %73,8 i; güz döneminde taleplerin %73,1 i ve bahar döneminde de %94,5 i karģılandığı tespit edildi. Bu tablodaki (Tablo 4.)verilerden uygulamanın hem sanayici hem de Üniversite tarafından içselleģtirildiğini ve iki taraf için öğrencinin merkezde kabul edildiği anlaģılmaktadır. Bulgular 3+1 uygulamasının paydaģlarının konuya verdiği ehemniyetin gittikçe arttığını ve ünüversite sanayi iģbirliğnin gelecekte daha iyi düzeylere çıkabileceğini göstermektedir. 3+1 uygulama modeli ile hedeflenen kazanımlaradan biri olan öğrencilerimizin istihdam sorununa katkısını araģtırmak amacı ile süreç baģladıktan sonra mezun olan öğrencilerimizin mezun bilgi sistemi formaları incelendi. Ancak formlarda istihdam olan öğrenci ve iģletme bilgilerine ulaģılamadı. Formlar öğrenci inisiyafine bırakıldığından çoğunda adı soyadı yazılıp bırakılmıģ olduğu tespit edildi. Mezun öğrenci bilgilerine her an ulaģımı sağlayacak, hızlı, güncellenebilen ve taraflara eriģim imkanı veren bir veri sistemi oluģturulması gerekmektedir. Aksi taktirde kazanımlardan en az birinin sonuçları ölçülemeyen bir uygulama olacak değerlendirilmesi zorlaģacaktır. 206

210 SONUÇ VE ÖNERĠLER ÇalıĢmada üç baģlık altında toplanan 15 varsayım öğretim elemanı, iģletme sorumlusu ve öğrenci tarafından büyük oranda kabul görmüģtür, ancak çok yüksek düzeyde kabul gören varsayımlar ve bunlarla ilgili öneriler aģağıda sunulmuģtur. ĠĢletmelerde laboratuvar veya atölye uygulamaları yapacak öğrencilere MYO larında temel araç, gereç veya cihaz tanıtımı yapılabilecek model laboratuvar veya atölyeler kurulmalıdır. varsayımı sorumlu öğretim elemanlarının %90.9 u, iģletme sorumlularının % 76 sıve öğrencilerin %92.2 si tarafından olulumlu karģılanıp bu konuda iģletmelerde her üç tarafında sıkıntı ile karģılaģtığı anlaģılmaktadır. Bu durum dikkate alınarak meslek yüksek okullarında pilot okullar seçilerek ortak alanlı bölümlerin faydalanabileceği atelye veya laboratuvarlar kurulmalıdır. Mesleki derslerden en az CC düzeyinde not alıp geçmeden, ortalama 1.8 olsa dahi uygulamaya çıkılmamalıdır. varsayımı konusunda öğrencilerin %36.8 inin kararsız, %55.2 sinin olumlu yönde görüģ bildirdiği tespit edilmiģtir. Burada öğrencilerin uygulamada mesleki becerilerinin geliģtirilmesi sözkonusu olduğundan mesleki bilgi ve becerisi düģük bir öğrencinin uygulamadaki baģarısı da sınırlı olacağı anlaģılmaktadır. Bu sonuç gerekli düzenlemelerin yapılması ve mesleki beceri ve mesleki ders bağımlığını kaçınılmaz kılmaktadır. ĠĢyeri uygulama sorumlusu, saha ziyaretine gelecek öğretim elemanına zaman ayırmalı ve öğretim elemanını ile ortak dili konuģmalıdır varsayımı sorumlu öğretim elemanlarının %97 si, iģletme sorumlularının %100 ü ve, öğrencilerin %97.4 ü tarafında kabul görmüģtür. Bu konuda iģletme sorumlularının tamamının olumlu görüģ belirtmesi anlamlı bulunmamıģtır. Çünkü bu konuda öğretim elemanları mesleki açıdan etik olmayan davranıģlarla karģılaģmaktadır. Ancak uygulama sorumlularının 207

211 böyle bir varsayımı görmüģ olması çözüm odaklı bir giriģim olarak değerlendirilmelidir. ĠĢyeri uygulama sorumlusunun sorumluluğunda olan öğrenci sayısı iģyeri çalıģmalarını aksatmayacak düzeyde olmalıdır varsayımı sorumlu öğretim elemanlarının %97 si, iģletme sorumlularının %94 ü, öğrencilerin %94.1 i tarafından çok yüksek oranda kabül görmüģtür. Öğrencilerin uygulamanın amacına uygun yönetilebilmesi için uygulamasorumlularının hem iliģki sayısı hemde kurumdak alt yapı imkanları dikkate alınarak öğrenci sayısı optimal düzeye indirilmelidir. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, ilgili öğrencinin mesleki derslerinden en az birini veren öğretim elemanı olmalıdır. Varsayımı öğretim elemanlarının %87.9 u, iģletme sorumlularının %82 si, öğrencilerin tamamı tarafından uygun görülmüģtür Öğretim elemanı iģletme iģletme sorumlusu ile aynı dili konuģabilecek düzeyde mesleki bilgiye ship olmalıdır. Aksi taktirde iģletmede saha ziyaretleri kağıt üzerinde nicel kayıtlardan baģka bir anlam ifade etmeyecektir. Bu konuda da ilgili bölüm baģkanı ve yöneticilerin gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Uygulama sorumlusu öğretim elemanı, iģyeri uygulamalarını mezun öğrenci istihdamında önemli bir fırsat olarak görmeli ve ĠġYERĠ MEMNUNĠYET ANKETLERĠ sonuçlarını bu konuda iyi değerlendirmelidir varsayımına sorumlu öğretim elemanlarının %90.9 u, iģletme sorumlularının %94 ü, öğrencilerin %89.5 i olumlu yönde görüģ bildirmiģlerdir. Bu anketleri öğrencilerimizin mezuniyet sonrası istihdam edilmesi ile iliģkilendirilmelidir. Mevcut mezun öğrenci bilgi formu güncel ve doğru bilgiye ulaģmamıza imkan verecek Ģekilde güncellenip, herzaman ulaģılabilir ve mezun öğrenci hareketleri takip edilebilir bir yapıya kavuģturulması uygun olacaktır. KAYNAKÇA Cryer, P., (1998), Preparing For Quality Assessment and Audit, Committee of Vice Chancellors and Principles, Sheffield. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, (2004), Mesleki ve Teknik Eğitimde ArayıĢlar, Cilt 24, Sayı:3, Sarıbıyık, M. (2015), Üniversite Sanayi ĠĢbirliğinde Uygulamalı Eğitim Modeli, Tribus, M., (1994), Total Quality Management In Education,The Theory and How to put it to work Develeopment, Quality System in Education Edited bygeoffry D. Doherty,

212 ĠĢgücü Piyasası ve MYO ların ĠĢgücü Arzı Üzerine Bir ÇalıĢma Burcu ÖZOĞUZ Öğr. Gör. Yalova Üniversitesi, Türkiye Özet GeliĢen teknoloji ve çağın gerekleri mesleki çeģitliliğin artmasına ve mesleki yeterliliklerin sürekli değiģmesi ve geliģtirilmesi gerekliliğine neden olmuģtur. Tüm meslek dallarında bilginin önemi artmıģ, iģ piyasasında donanımlı eleman ihtiyacı mesleki eğitimin önemini artırmıģtır. Meslek Yüksekokulları (MYO) mesleki eğitim ihtiyacını karģılayan kurumlarımızdan biridir. Bugün açık öğretim programları da dâhil edildiğinde önlisans programlarında okuyan öğrenci sayısı yaklaģık 1 buçuk milyon kiģidir. Her sene yüz binlerce mezun verilmektedir. Ülkemizde 2008 yılından bu yana Meslek Yüksek Okulu (MYO) sayısı her gecen yıl artarak geliģme göstermiģtir. Aynı Ģekilde MYO larda yeni bölümler ve mevcut bölümlerin kontenjanları da artma eğiliminde devam etmektedir. Ancak son yıllarda lisans programlarında olduğu gibi ön lisans programlarından mezun olanlar da iģsizlik sıkıntısı çekmekte ve sektör ihtiyaçlarını karģılayamamaktadır. Bugün Türkiye de üniversite mezunlarının yaklaģık %10 u iģsizdir. Üniversite mezunlarının sayısı artarken, mezunların istihdam oranı benzer bir artıģ göstermemektedir. Üniversiteler bulundukları yerin ekonomik ihtiyaçlarını karģılama ve milli kalkınmaya katkı yapmakla yükümlüdürler. Ancak ülkemiz üniversiteleri bulundukları yerin ekonomik hayatını canlandırmakla beraber; yerelde ve ulusal düzeyde iģ hayatına uzun vadede etki edecek Ģekilde tasarlanmamaktadır. Açılan bölümler, kontenjanı artırılan programlar yerelde ve ulusal düzeyde genellikle sektör ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanmamaktadır. Mesleki eğitimin bu denli önem kazandığı ve neredeyse her ilçemizde bir meslek yüksekokulu kurulmuģ olan günümüz Ģartlarında MYO lar ülkenin iģgücü ihtiyaçlarına ne kadar cevap vermektedir? MYO larda en çok tercih edilen bölüm mezunlarının istihdam durumu nedir? En fazla kontenjan ayrılan bölümlerin sektörde istihdam durumu nedir? ÇalıĢmada bu sorulara yılların ( ) istatistiklerinden yararlanılarak cevaplar verilecektir. Öğrenci Seçme ve YerleĢtirme Merkezi (ÖSYM), Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), Türkiye ĠĢ Kurumu (ĠġKUR), ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve TUĠK verilerinden yararlanılmaktadır. ÇalıĢma ile MYO ların iģ hayatına eleman arzı irdelenmiģtir. ÇalıĢma üniversiteli iģsizler, MYO ların sorunları gibi süregelen önemli tartıģmalar için veriler içermektedir. Mesleki eğitimin temel hedeflerine ulaģması için, MYO ların iģgücü arzı ve sektörlerin iģgücü ihtiyaçlarının birlikte ele alınması argümanı savunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim, Ġstihdam, ĠĢsizlik, Nitelikli ĠĢgücü, Meslek Yüksekokulları 209

213 A Study on Labor Market and Labor Supply of Vocational Schools Abstract Emerging technology has led to vocational diversity and continuous change of vocational qualifications. In all professions it has increased the importance of knowledge. Qualified workforce needs in the labor market has increased the importance of vocational training. Vocational Schools (MYO) is one of our institutions to meet the need of qualified staff. Today, about one and a half million people are studying in these colleges in Turkey. Every year hundreds of thousands of graduates. In our country, especially in the last 10 years the number of MYO increasing every year. Likewise quotas of new sections and the existing sections in the upward trend continue. However, vocational school graduates come face to face with unemployment or can not meet what industry needs. Today, approximately 10% of university graduates are unemployed in Turkey. Although increasing the number of university graduates, the employment rate of graduates do not show a similar increase. Universities have the mission to meet the economic needs and contribute to national development, besides producing information. But our country, universities are not designed to have an impact in the long term business in the local and national levels. When establishing new departments, needs of industry not to be considered. Under these circumstances, are vocational schools contributing to need of labor in the country? What is the most preferred department of the employment situation of graduates? What is the vocational schools supply of skilled workers in sectors which are with labor needs or unable to meet labor needs? In this study, using last decade of statistics those questions will be answered. Statistics taken from ÖSYM (Student Selection And Placement Center), ĠġKUR (Turkey Employment Organization), TUĠK (Turkey Board of Statistics) are presented in tables. Most preferred departments and most graduates giving departments will be compared with labor demand in these sectors. With this study, the potential of vocational schools to meet the needs of the business life are measured. This study contains quantitative assessments for important discussions ongoing as unemployed university graduates and problems of vocational schools. In conclusion, the argument is advocated that the labor supply and labor sector needs be dealt with together to achieve the real purpose of vocational education and it has tried to demonstrate with indicators. Keywords: Vocational Training, Employment, Unemployment, Qualified Workforce, Vocational Schools 210

214 GĠRĠġ Meslek Yüksekokullarının iģ dünyasına eleman arzı ve temel sektörlerdeki istihdam ve iģsizlik durumunun incelendiği bu çalıģmanın ilk bölümü sektörel istihdama ayrılmıģtır. Ġkinci bölümde MYO lara iliģkin sayısal veriler ve MYO ların ilk bölümde ele alınan temel sektörlere eleman arzı yer almaktadır. Veriler tablolar halinde sunulmaktadır. Aktarılan sayısal veriler, bulgular ve sonuç bölümünde değerlendirilmekte ve öneriler sunulmaktadır. TEMEL SEKTÖRLERDE ĠSTĠHDAM DURUMU ÇalıĢmanın bu kısmında TUĠK ten alınan bilgiler ıģığında sektörlere göre istihdam durumu ve iģsizlik verileri yer almaktadır. Veriler incelendiğinde son yılların oranları birbirine yakın olduğundan ve daha sade bir ifade tercihi nedeniyle 2015 verileri esas alınmıģtır Tablo 1 de iģgücü sütununda o sektörde meslek sahibi olup çalıģan ve/veya çalıģmayan tüm kiģilerin toplamı; iģsiz sütununda iģ aramasına rağmen iģ bulamayanların sayıları; istihdam sütununda sektörde mevcut çalıģan sayısı yer almaktadır. Devam eden sütunlarda oranlar verilmiģtir. Ġlgili sektörler iģsizlik oranına göre en yüksekten en düģüğe doğru sıralanmıģtır. Tablo 3: Sektörlere Göre iģsizlik oranı (2015) Sektör ĠĢgücü (n) ĠĢsiz (n) Ġstihdam (n) ĠĢsizlik oranı (%) Ġstihdam oranı (%) ĠĢgücüne katılma oranı (%) Ġmalat ve iģleme ,8 66,8 80,3 Sanat ,9 63,3 75,3 Sosyal ve kiģisel hizmetler ,4 68,7 80,2 Bilgisayar ,2 74,5 86,8 UlaĢtırma hizmetleri ve çevre koruma ,1 73,0 85,0 ĠĢ ve yönetimi ,5 70,0 80,9 Gazetecilik ve enformasyon ,2 72,0 82,9 Tarım, ormancılık ve balıkçılık ,2 73,6 83,8 Mimarlık ve inģaat ,2 72,4 81,5 Matematik, fizik bilimleri ve istatistik ,6 72,0 80,5 Sosyal bilimler ve davranıģ bilimleri ,0 69,0 76,7 Mühendislik ve inģaat iģleri ,4 80,3 87,7 Öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri ,4 67,9 73,3 Hukuk ,0 77,2 82,2 Veterinerlik ,7 84,2 88,4 Sağlık ,4 83,3 85,3 Güvenlik hizmetleri ,1 81,1 82,8 Toplam yüksekokul veya fakülte mezunu ,3 71,9 80,1 Kaynak: Yazar tarafından TUĠK ten derlenmiģtir. Tablo 1 incelendiğinde, Türkiye de 2015 yılı itibariyle iģgücü piyasasında toplam 5 milyon 128 bin yüksekokul veya fakülte bitirmiģ kiģi bulunmaktadır. Bunların 4 milyon 597 bini çalıģırken, 532 bini iģsizdir. En büyük iģgücü hacmi iģ ve yönetim alanındadır. ÇalıĢanların yaklaģık 3 te 1 i bu sektörde çalıģmaktadır (1 milyon 300 bin kiģi). Sektörün iģsizlik oranı ise Türkiye ortalamasının üzerinde, 13,5 olarak gerçekleģmiģtir. En az iģgücü gazetecilik ve enformasyon sektöründedir (14 bin kiģi). Bunu ulaģtırma hizmetleri ve çevre koruma (23 bin kiģi) ile veterinerlik (56 bin kiģi) takip etmektedir. ĠĢsizlik oranının en yüksek olduğu sektör imalat ve iģlemedir (16,8). Bunu sanat, soysal ve kiģisel hizmetler ve bilgisayar sektörleri takip etmektedir. En az iģsizlik ise sağlık ve güvenlik hizmetlerindedir. MESLEK YÜKSEKOKULLARINA ĠLĠġKĠN VERĠLER Bu bölümde ülkemiz MYO larının kontenjan bilgileri, en çok tercih edilen bölümler ve en fazla kontenjan ayrılan bölümleri hakkında veriler yer almaktadır. Veriler ÖSYM ve YÖK arģivleri taranarak derlenmiģtir. Kurumların bu konularda paylaģılan yıllık düzenli yayınları bulunmamaktadır. 211

215 Kontenjana ĠliĢkin Bilgiler Yüksek Öğretim Kurulu nun Türkiye'deki MYO ların mevcut durumuna iliģkin hazırladığı rapora göre ülkemizde 2008'de 547 olan MYO sayısı yaklaģık yüzde 47 artarak 2014'te 802'ye ulaģmıģtır. Yeni kurulan üniversitelerle birlikte MYO sayısı ciddi oranda artmıģtır. MYO'lar bünyesinde 215 farklı önlisans programı bulunurken, bu yükseköğretim kurumlarında toplam 7 bin 454 önlisans programı bulunmaktadır yılı itibariyle MYO ların tercihe açılan toplam kontenjanı vardır ve toplam kiģi MYO larda öğrenim görmektedir. Tablo 2: Öğrenci Sayıları Özet Tablosu (2015) Yeni Kayit Toplam Öğrenci Sayısı Toplam Önlisans Örgün öğretim Ġkinci öğretim Uzaktan öğretim Açıköğretim Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr/yuksekogretimistatistikleri/2015/2015_t1_v3.pdf MYO larda En Çok Tercih Edilen Bölümler Ülkemizde sağlık yatırımları, bilgi teknolojilerinin gün geçtikçe önem kazanması, büyüyen hizmet sektörü öğrenci tercihlerini de etkilemektedir. Son üniversite sınavında en çok tercih edilen ilk 10 önlisans programı incelendiğinde, en fazla tercih edilen programlardan ilk 4 sırayı sağlık ile ilgili programların aldığı görülmektedir. Tablo 3: Öğrencilerin En çok Tercih Ettiği Programlar Tercih eden aday Programın adı sayısı Çocuk geliģimi Ġlk ve acil yardım Tıbbi laboratuvar teknikleri Anestezi Bilgisayar programcılığı Adalet Bankacılık ve sigortacılık Muhasebe ve vergi uygulamaları DıĢ ticaret ĠĢletme yönetimi Kaynak: Öğrencilerin MYO bölümleri tercihleri sağlık, bilgisayar ile iģ ve yönetim sektörlerindeki bölümlerde yoğunlaģmaktadır. Tablo 4: YÖK ün En Çok Kontenjan Verdiği Programlar (2015) Programın adı Kontenjan Tercih eden sayısı Kontenjan Fazlası Adalet Muhasebe ve vergi uygulamaları Bilgisayar programcılığı ĠĢletme yönetimi DıĢ ticaret Elektrik Bankacılık ve sigortacılık Büro yönetimi ve yönetici asistanlığı Turizm ve otel iģletmeciliği Makine Kaynak: ÖSYM tercih klavuzundan yazar tarafından derlenmiģtir. 212

216 YÖK ün en çok kontenjan ayırdığı bölümler iģ ve yönetim, bilgisayar ve hizmet alanında yoğunlaģmaktadır. Tablo 3 ve Tablo 4 incelendiğinde en çok mezun verme potansiyeli olan bölümler iģ ve yönetim, bilgisayar ve sağlık alanlarındadır denebilir. Tablo 5: Sektörlere Göre Meslek Yüksekokullarının ĠĢgücü Arzı Yılları Ortalaması ĠĢgücü Arzı Sektördeki ĠĢsizlik Oranı Ön Lisans Mezuniyet Alanı n % % ĠĢ ve Yönetim (Yönetim ve Organizasyon, Pazarlama ve Reklamcılık, Muhasebe, Büro Yönetimi vb.) ,71 13,5 Mühendislik Ġmalat ve ĠnĢaat (Ġmalat ve ĠĢleme, Tekstil, Gıda, Mekanik, Metal ĠĢleri, Elektrik, vb.) ,53 16,8 Eğitim (Okul Öncesi Öğretmenliği Eğitimi) ,9 7,4 BeĢeri Bilimler ve Sanat (Din hizmetleri, Yabancı Diller, El sanatları, ĠĢitsel Görsel Kitle ĠletiĢim Araçları vb.) ,5 15,9 Bilim Matematik ve Bilgisayar (Biyoloji ve Biyokimya, Yer Bilimleri vb.) ,3 9,3 Sağlık ve Refah (HemĢirelik ve Hasta bakım, Sosyal Hizmetler vb.) ,46 2,4 Hizmetler (Seyahat, Turizm, Spor, Güvenlik vb.) ,39 14,3 Tarım ve Veterinerlik ,89 12,2 Diğer (Silahlı Kuvvetler Ve Savunma) ,32 - Toplam Kaynak: Yazar tarafından ÖSYM den derlenmiģtir. Tablo 5 incelendiğinde Türkiye de son 5 yıldır, her yıl ortalama 243 bin kiģinin bir yüksekokuldan mezun olduğu görülmektedir. En çok mezun veren alan ise yaklaģık yıllık 100 bin kiģi ile iģ ve yönetim alanıdır. Bunu mühendislik imalat ve inģaat ile hizmet sektörü takip etmektedir. En az mezun veren alan ise eğitim, tarım ve veterinerlik ile sağlık sektörüdür. Sağlık sektörü öğrenciler tarafından en çok tercih edilen bölümlerden olsa da kontenjanları az olduğu için mezun arzı azdır. BULGULAR VE SONUÇ Meslek yüksek okullarından mezun olanların yarısına yakını (42,71) iģ ve yönetim alanından mezun olmaktadır (Yönetim ve Organizasyon, Pazarlama ve Reklamcılık, Muhasebe, Büro Yönetimi vb. bölümler). Sektörlere göre en çok iģsiz 203 bin kiģi ile iģ ve yönetim sektöründedir. Bu sektörde iģsizlik oranı 13,5 tir. Her yıl meslek yüksekokullarının bu alanlarından yaklaģık 100 bin kiģi daha mezun olmaktadır. ĠĢ ve yönetim, beģeri bilimler ve sanat, eğitim ve hizmet sektöründen oluģan MYO ların sosyal bilimler ağırlıklı bölüm mezunları oranı %60 tır. Meslek yüksekokulları daha çok sosyal bilimler alanında mezun vermektedir. Sektörlere göre en yüksek iģsizlik oranı (16,8) imalat ve iģleme sektöründedir. Sektörde hâlihazırda 17 bin kiģi iģsizdir. MYO ların mühendislik imalat ve inģaat dalından her yıl 43 bin 179 kiģi mezun olmaktadır. Ġlerleyen dönemde bu sektörde iģsizliğin artma riski vardır. Ġmalat ve iģleme sektöründe iģsizlik oranı yüksektir. Günümüzde imalat sektörünün ulusal ve küresel önemi düģünüldüğünde sektörün büyümesi ve yetiģen iģgücünün değerlendirilmesi için önlemler alınmalıdır. Ülkemiz ekonomisinin belkemiği durumunda olan hizmet sektöründe iģsizlik oranı %14,4 tür. Bu sektörde kayıtlı olarak 165 bin kiģi çalıģmakta, 28 bin kiģi iģsizdir. MYO lardan her sene 22 bin kiģi bu alandan mezun olmaktadır. Tablo 3 teki Öğrenci tercihleri Tablo 1 deki sektörlerdeki iģsizlik oranları ile kıyaslandığında, öğrenciler tarafından en çok tercih edilen sağlık ile ilgili bölümlerin, sektörde iģsizlik oranı düģüktür. Kısa vadede mezunların iģsizlik riski olduğu söylenemez ama bu bölümlere yığılma ilerleyen dönemlerde atıl iģgücü yaratabilir. Örneğin Tablo 4 te YÖK ün en çok kontenjan ayırdığı bölümlerden mezun olanların iģsizlik 213

217 oranı yüksektir. Bu sektörlerde (iģ ve yönetim, bilgisayar, hizmet) iģgücü yığılması çok fazladır. Aynı durum sağlık sektöründe de yaģanabilir. MYO lar iģgücü piyasası ile iliģkiler geliģtirmeli, sektörel anlaģmalar yapılmalıdır. MYO lar ile bulundukları bölge iģ çevreleriyle staj ve istihdam anlaģmaları yapılmalıdır. Bu sayede sektör ihtiyaçları daha karģılanabilir olacaktır. Mesleki eğitimin temel mantığı uygulamalı eğitimdir. Önlisans eğitimde açıköğretimin payı düģürülmelidir. MYO sayıları ve kontenjanlarındaki 2008 den bu yana yapılan ciddi artıģ mesleki eğitime verilen önemi göstermektedir denilebilir. Fakat mezun sayıları arttıkça, ilgili sektörlerde aynı oranda büyüme gerçekleģmediği sürece uzun dönemde MYO mezunlarının iģsizlik oranı artacaktır. ĠĢ hayatı ve ekonomik Ģartlardaki değiģimler belli sektörlerin istihdam gücünü eritebilir. Dolayısıyla MYO kontenjanları esnek ve günün Ģartlarına uygun Ģekilde belirlenmelidir. YÖK bir kontenjan politikası oluģturmalıdır. Son yıllarda temel bilimler, tarım ve veterinerlik gibi bazı alanlarda bölümlerin kontenjanları dolmadığı gerekçesiyle YÖK tarafından kontenjanlar azaltılmıģ, bazı bölümler öğrenci alımına kapatılmıģ olduğu bilinmektedir. Kontenjanlara yönelik düzenlemeler daha sistemli ve bütüncül ele alınmalı sadece doluluk oranları hesaplanmamalıdır. MYO mezunları, sektörde aynı bölümlerden mezun olan fakülte mezunları ile aynı Ģartlarda iģ aramaktadırlar. Bu rekabet ortamında bazı durumlarda (fakülte mezunlarının daha çok ücret talep etmesi gibi) MYO mezunları tercih edilse de çoğunlukla fakülte mezunları tercih edilmektedir. Dolayısıyla MYO mezunları lisans tamamlamaya yöneltmektedir. Lisans tamamlama yapmadan da mesleklerini icra edebilecekken sektörde eģit Ģartlarda yarıģmak için MYO mezunlarının çoğu dört yıllık diploma için yeniden öğrenci olmaktadırlar. Bu durum mesleki eğitim mantığına aykırıdır. MYO lar sektörün ihtiyaç duyacağı nitelikli ara eleman yetiģtirmek üzere kurulmuģlardır. MYO bölümleri nitelikli ara eleman yetiģtirecek Ģekilde tasarlanmalıdır. Ders planlarının uygulamalı eğitim ve gerekli tüm mesleki becerilere sahip olunacak Ģekilde hazırlanması sağlanmalıdır. REFERANSLAR Hürriyet, , adresinden 31 Mart 2106 tarihinde alınmıģtır. ÖSYM, pdf adresinden 20 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. ÖSYM, adresinden 31 Mart 2106 tarihinde alınmıģtır. Yüksek Öğretim Kurulu, 2015, https://istatistik.yok.gov.tr/yuksekogretimistatistikleri/2015/2015_t1_v3.pdf adresinden 31 Mart 2106 tarihinde alınmıģtır. 214

218 Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programında Üniversite Sanayi ĠĢbirliği Örneği Özer KULA Öğr. Gör. Balıkesir Üniversitesi, Türkiye Ġsmail MUTLU Öğr. Gör. Balıkesir Üniversitesi, Türkiye Özet Recep Koç Yrd. Doç. Dr. Balıkesir Üniversitesi, Türkiye Bu çalıģma Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programı ile Arçelik A.ġ. arasında üniversite sanayi iģbirliği protokolünü kapsamaktadır. Üniversite sanayi iģbirliğinin amacı öğrencilerin mezuniyet sonrası vasıflı olarak iģ imkânlarına sahip olmalarını sağlamaktır. Mesleki cihazların teknolojik geliģmelerini yakından takip etmelerini sağlamaktır. ĠĢe girme umudu olan sanayide staj imkânlarına kavuģmalarını sağlamaktır. Bu protokolün uygulanması ile aynı mezuniyete sahip diğer Meslek Yüksek Okulu mezunlarından avantajlı olarak iģ fırsatlarına kavuģmaları düģünülmüģtür. Bu iģbirliği sayesinde öğrencilere Teknik gezi için kapılar açılmıģtır. Arçelik A.ġ. deki teknik eğitim uzmanlarından okulda belirli aralıklarla mesleki seminer verme fırsatları ortaya çıkmıģtır. Eğitimlere katılan öğrencilere katılım belgesi verilmiģtir. ÇeĢitli mesleki kurslar ile baģarılı olanlara sertifika vermek amaçlar arasındadır. Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programının atölyelerinde ihtiyaç duyulan makine, teçhizat, eğitim setleri ve laboratuar ihtiyaçlarına destek vermek bu iģbirliğinin amaçları doğrultusundadır. Bu amaçların birçoğu karģılanmıģ ve zaman içinde yenilenerek devam edecektir. Bu iģbirliği birçok Meslek Yüksek Okulunun değiģik programlarına örnek bir model olacağı düģünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Elektrikli Cihaz Teknolojisi, Üniversite Sanayi ĠĢbirliği, Mesleki Eğitim Unıversıty Industry Cooperatıon Example In Electrıcal Equıpment Technology Program Of Edremıt Vocatıonal School Abstract This studycoverstheuniversity-industry cooperation protocol betweenedremit Balikesir University Vocational High School Electric Device TechnologyProgram and ArcelikCo., Ltd.. The aim of the cooperation between university and industry is to ensurethatstudents will have been qualified as skilled enough to have business opportunitiesafter graduation. It is to ensure that they follow the technological development of the professional unit. For ones to be intented to employ in the industry, it is to make the prospect of their internships. This protocolis considered as having advantageous business opportunitieswith the implementation of other professions among that have the same graduation and meet their school graduate. The doors are opened to our students for technical tripthrough this collaboration. Professional seminar opportunitiesat regular intervals by experts in Arçelik Aġ. have emerged for our school of technical education. The participation certificate is given to students who participated in the training. Several vocational courses have aims to give certificates to those who succeed. The needed machinery, equipment, training kits and the workshop to support laboratory inedremit Vocational School of Electrical Equipment Technology Program need for the purposes of this cooperation. Many of these objectives have been met and will continue renewing itself over time. This cooperation is considered to be a perfect example of a good model for a lot of different programs in many Vocational School Programs. Keywords: Electric Equipment Technology, Industry University Cooperation, Vocational Training 215

219 GĠRĠġ Bir ülkenin kalkınmıģlık düzeyini belirlemede en önemli ölçütlerden biri, o ülkenin sahip olduğu insan kaynaklarının niteliğidir. GeliĢmiĢ ülkelerin insan kaynaklarını istedikleri nitelik ve nicelikte yetiģtirmiģ olmalarına karģın, geri kalmıģ ülkelerin çoğu ekonomilerinin gereksinim duyduğu insan kaynaklarını yetiģtirme konusunda ciddi sıkıntılar yaģamaktadırlar.( Balcı, E., Argon, T., ve Kösterelioğlu, M.A.2013). Özellikle kalkınma açısından, toplumları oluģturan bireylerin iģ hayatı ve toplumun ihtiyaçlarına göre yetiģtirilmeleri ve yetiģtirildikleri alanlarda istihdam edilmeleri son derece önemlidir. her geçen gün küreselleģerek küçülen ve hızla değiģen dünya Ģartları, yeni yapılanmaları da beraberinde getirmektedir. iģ gücü piyasasının ihtiyaçlarının karģılanması, iģsizliğin azaltılması, daha ucuz ve kaliteli mal ve hizmet üretilmesi, üretimde verimlilik ve kalite artıģının sağlanması, iç ve dıģ pazarlarda rekabet gücünün yükseltilmesi, çağdaģ teknolojinin mal ve hizmet üretimine yansıtılması, kaynakların etkinlik, verimlilik ve rasyonellik esaslarına göre kullanılması, hızlı, istikrarlı ve sağlıklı bir ekonomik kalkınmanın desteklenerek gerçekleģtirilmesi ülke ekonomilerinin kalkınması için giderek stratejik önem taģıyan konular haline gelmektedir (Nartgün ve Yüksel, 2009). Bütün bu değiģimlerle birlikte bilginin hızla artması, bilim ve teknolojideki değiģme ve geliģmeler iģ dünyasının ihtiyaç duyduğu iģ gücünün niteliklerini değiģtirirken, yaģanılan değiģim süreci eğitim ve istihdam sektörlerini etkilemektedir. GeliĢmiĢ ve geliģmekte olan ülkelerin sanayi ve hizmet sektörlerinde karģılaģtıkları önemli sorunlardan biri vasıflı ara insan gücü eksikliğidir. bu doğrultuda günümüz iģletmeleri rekabet gücünü arttırabilmek için değiģen Ģartlara uyum sağlayabilen, teknolojik uygulamaları kavrayabilen elemanlara her gecen gün daha fazla ihtiyaç duymaktadır(yükseköğretim Kurulu [YÖK],2009). Ülkemizde genç iģsizliğin yüksek, gençlerin istihdama katılımının düģük olmasına dayanak olarak; eğitim ve iģgücü politikaları, sektörel yapı değiģimi sebebiyle ortaya çıkan çözülme ve kırsaldan kente doğru yaģanan göç olgusu gösterilebilir. Bunların yanında Türk eğitim sisteminin piyasa emek talebine cevap verecek Ģekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği düģünülebilir. Ülkemizdeki iģsizlik rakamları incelendiğinde, iģsiz insanların profiline, iģgücü talebinde bulunan ve bu talebi karģılayamayan iģ alanlarının ihtiyaçlarına bakıldığında aģağı yukarı her sektörde ara kademe nitelikli eleman ihtiyacının olduğu görülür (Güleç, M.M., Çetin, I., Parlak, S., ve Uyar, ġ.2014). Günümüz iģletmelerinin insan kaynağı ihtiyacı kademeler ve görevler arasında köprü vazifesi görebilen, pratik bilgilerle donanmıģ, iģbölümü, uzmanlaģma ve esnek çalıģma anlayıģına yatkın bireyleri ön plana çıkarmaktadır. Bu süreç, sanayileģme ve üretim teknolojilerindeki değiģimle paralellik taģımakta ve ara elemanların önemi giderek artmaktadır. Ara elemanların aynı zamanda kalifiye ya da nitelikli personel olarak ifade edilmesi bu ihtiyacın bir yansıması olarak kabul edilebilir (Zorlu, K.2012). Ara elemanlar dünyada olduğu gibi Türkiye de de mesleki-teknik eğitim sisteminin temel çıktıları arasında yer almaktadır. Mesleki-eğitim sisteminin hızı ve kalitesi farklı sektörlerdeki iģgücü ihtiyacının karģılanabilmesi bakımından önem arz etmektedir. Mesleki-teknik e itim sisteminin ara eleman yetiģtirirken iģletmelerin istek ve beklentilerini dikkate alması; iģletmelerin ise buna uygun örgütsel ve yapısal dönüģümleri gerçekleģtirebilmesi gerekir. Bu gereklilik bilimsel yazında yer alan güncel ve saha araģtırmalarıyla desteklenmiģ çalıģmaların önemini artırmaktadır. Fakat bugünkü Ģekliyle mesleki-eğitim sisteminin ara eleman ihtiyacını nasıl ve hangi düzeyde giderebildiği tartıģmaya açık bir husustur. ĠĢletmelerin küresel rekabette baģarılı kılacak Ģekilde donanımlı insan gücünün yetiģtirilmesi, üniversitelerin yenilikleri üretme, izleme ve değerlendirme yoluyla sanayiye katkıda bulunması, sanayinin üretim ve yönetim ile ilgili sorunlarına yardımcı olması, ancak üniversite-sanayi iģbirliği ile sağlanacaktır (Bayrak ve Halis, 2003:66). Üniversitelerin sanayi ile iģbirliği geliģtirmede en önemli görev; hükümetlere ve Yüksek Öğretim Kurumuna düģmektedir. Gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak iģbirliğinin daha kolay hale getirilmesi, üniversitelere ayrılan bütçelerin öğrenci sayılarından çok ürettikleri bilginin, üretime aktarılması gerekmektedir. Sanayicilerin ise, üniversiteler ile iģbirliği yapma konusunda istekli olması, gereken desteği vermesi ve buna paralel olarak bilimsel projeleri destekleyen sanayi kuruluģlarının vergiden muaf tutulması gibi ayrıcalıkların tanınması iģbirliğini geliģtirir(yücel ve Atlı, 2014:166). 216

220 Bilindiği gibi ülkemizde, bu elemanları yetiģtiren eğitim kurumlarından biri de meslek yüksekokullarıdır. Meslek yüksekokullarının önemi, sektörün/piyasanın ve toplumun nitelikli ara eleman ihtiyacı nedeni ile her geçen gün artmaktadır. Ara eleman ihtiyacını bir dönem meslek liselerinden sağlayan iģletmeler, artan bilgi ihtiyacı ve uygulama becerisi nedeni ile bu gereksinimi, Ģimdilerde meslek yüksekokullarından karģılamayı umut etmektedirler (Vurgun, 2009:101). Meslek yüksekokulları; Mesleki ve Teknik Eğitim Sistemi nin önemli aģamalarından biridir ve sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerine yeterli bilgi ve beceriyle donanmıģ ara eleman yetiģtirmek amacıyla kurulmuģtur. Aynı zamanda lisans düzeyinde eğitim veren Mesleki ve Teknik Eğitim kurumları ile ortaöğretim kurumlarının hedef aldığı istihdam sahaları arasında kalan boģluğu doldurma iģlevini de yerine getirmektedir (ġahin ve Fındık, 2008: 69-70). Üniversitelerin, piyasanın ihtiyaçlarına uygun donanımlı bireyler yetiģtirmesi ve istihdam sorununa çözümsel katkıda bulunmasının bir Ģekli de meslek yüksekokulları aracılığı ile verdiği eğitimlerdir. Meslek Yüksek Okulları istihdama olumlu katkıda bulunmak için sektörün/piyasanın ve toplumun beklentilerini hesaba katarak eğitim vermelidir. Esnek piyasa değerlerinin hâkim olduğu küreselleģen dünyada diplomalar, kurslar ve seminerler piyasa değerleriyle rekabet etmekte hemen her gün biraz daha zorlanmaktadır. Esnek becerilere sahip kiģileri yetiģtirmesi gereken meslek yüksekokullarının yapısının da esnek olması ve beklentiler ölçüsünde eğitim içeriğini sürekli güncellemesi gerekmektedir. GeliĢen teknolojiyi daha yakından takip etmek, piyasada değiģen tasarım ve uygulamaları öğrencilerin öğrenme ortamlarına taģımak, öğrencilerin bilgi ve becerilerini güncel tutmak, sanayi ile bütünleģmiģ bir öğrenme ortamı oluģturmak için Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programı ile Arçelik A.ġ. arasında iģ birliği protokolü yapılmıģtır. bu protokol ile sektörün ihtiyaç duyduğu vasıflı ara eleman açığını azaltmak, öğrencilerimizin tam donanımlı ve gelecek kaygısı ortadan kalmıģ bir Ģekilde meslek yüksek okulumuzdan mezun olmalarını hedeflemektedir. ARÇELĠK A.ġ yılında Ġstanbul da kurulmuģtur. Dayanıklı tüketim ve tüketici elektroniği sektörlerinde üretim, pazarlama ve satıģ sonrası destek hizmetleri ile faaliyet gösteren Arçelik A.ġ. yaklaģık çalıģanı vardır. Türkiye, Romanya, Rusya, Çin ve Güney Afrika'da 15 üretim tesisi, dünyanın dört bir yanındaki satıģ ve pazarlama organizasyonu ve kendisine ait 10 markasıyla (Arçelik, Beko, Grundig, Bloomberg, Elektrabregenz, Arctic, Leisure, Flavel, Defy ve Altus) 135 ten fazla ülkede ürün ve hizmet sunmaktadır (Arçelik A.ġ.2016). Beko Thai Co., Ltd (Rayong Tayland); 2014 Aralık ayında üretim ve satıģ pazarlama Ģirketi olarak kurulmuģ olup 2016 yılı baģında üretime geçmesi planlanmaktadır (Arçelik A.ġ.2016). Türkiye'nin en geniģ hizmet ağına sahip Ģirketi Arçelik A.ġ., 2014 yılında beyaz eģya, ankastre ve klimada %49 un üzerinde paylar ile pazar lideri, LCD TV de ise %22 seviyesinde pazar payı ile sektörün lider firmalarından biri olarak büyümesini sürdürmüģtür (Arçelik A.ġ.2016). ELEKTRĠKLĠ CĠHAZ TEKNOLOJĠSĠ PROGRAMI Endüstrinin değiģik alanlarında ihtiyaç duyulan ara insan gücünü yetiģtirmek amacıyla, Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulu Eğitim-Öğretim yılında kurulmuģtur Eğitim-Öğretim yılında da Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programı eğitim - öğretime baģlamıģtır. Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programını tercih edecek öğrenciler, Endüstri Meslek Liselerinin Elektrik bölümlerinden mezuniyet notları referans alınarak sınavsız geçiģle kontenjan dâhilinde öğrenci alınabildiği gibi Anadolu liseleri ve farklı bölümlerden yükseköğretime geçiģ sınavı ile kontenjan dâhilinde puan sıralamasına göre öğrenci alınmaktadır. Eğitim öğretim süreci içerisinde; öğrencilere mezun olduktan sonra hangi iģ dallarında çalıģabilecekleri, anlatılmaktadır. Sektörün ihtiyacı için mezunların hangi kademede çalıģacakları ve statüleri belirtilerek öğrencilere meslek, unvan, yetki ve sorumluluklarının tanımları verilmektedir. Program bünyesinde meslek ve meslek elemanları tanımına uygun olarak görev analizleri yapılarak mesleğin gerektirdiği bilgi ve beceriler belirlenmiģ, meslek elemanlarına kazandırılması ön görülen bilgi ve becerilere uygun eğitim programı geliģtirilmiģtir. Uygulanan eğitim planı sürekli gözden geçirilmekte ve öğrencilerin baģarı düzeylerinin artırılması ve iģ hayatına uyumun sağlanması için gerekli değiģiklikler yapılmaktadır. Eğitimde öğrencilerin mezun 217

221 olduktan sonra çalıģma hayatında baģarılı olmaları için, öncelikle genel dersler, sonra meslek derslerine geçiģ yapılarak teorik ve uygulamalı Ģeklinde mesleki dersler verilmektedir. Avrupa birliğine uyum çerçevesinde IKMEP kapsamında Eğitim öğretim yılından itibaren ders plan ve programları yenilenmiģ olup, geliģen teknolojiye paralel yeni ders ilave ve çıkartmalar zaman içerisinde yapılmaktadır. Programda öğrencilere giriģimciliklerinin artırılması için, kendi iģyerlerini kurmak istediklerinde yapmaları gerekenler, bir iģ yerinin nasıl kurulduğu, iģ yeri kurarken ya da iģletirken karģılaģabilecek sorunlar, alınması gereken önlemler gibi bilgilerin de verilmesi amaçlanmıģtır. Derslerde verilen projeler ile öğrencilerin araģtırma yönlerinin artırılması, rapor hazırlama tekniklerini öğrenmesi, sunum yeteneklerinin artırılması ve kendilerini ifade edebilmeleri amaçlanmıģtır. Elektrikli Cihaz Teknolojisi programını tamamlayan öğrenciler, Elektrikli Cihaz Teknikeri unvanıyla baģta elektrikli ev aletleri üretimi gibi her türlü elektrikli cihaz üretiminin yapıldığı iģletmelerde ve Teknik servislerinde çalıģabilmektedirler. Ayrıca BaĢarılı öğrenciler Dikey GeçiĢ Sınavlarıyla yeterli puanı aldıklarında uygun bölümlerde lisans tamamlayabilmektedirler. Sınavsız geçiģle Açık öğretimin ĠĢletme ve Ġktisat bölümlerinin birinde lisans tamamlayabilmektedirler. Mezunların bir kısmı Kamu personeli seçme sınavında yeterli puan almaları takdirde Kamuda Elektrikli Cihaz Teknikeri unvanıyla çalıģabilmektedirler. Elektrikli cihaz teknolojisi programında Evrensel nitelikte bilgi ve teknolojiyle donanmıģ, araģtırmacı, katılımcı, paylaģımcı, özgün ve estetik değerlere sahip, çağdaģ bir öğretim ve bilimsel kültürü oluģturmak ve meslekî açıdan yetkin, toplumsal değerlere saygılı vizyon sahibi teknikerler yetiģtirmeyi hedeflemektedir. Vizyon ve misyonuna uygun olarak yürütülen programın öğretim hedefleri aģağıdaki Ģekilde belirlenmiģtir. Temel bilimlerin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip, Mesleğinin gereği olarak aldığı eğitim sayesinde sorunlara çözümler üretebilen, Kendi ana dilinde mesleğin gerektirdiği teknik ifade yetisine sahip, Mesleği ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası geliģmeleri takip eden, bilgisini sürekli yenileyip geliģtiren, Ekip ve bireysel çalıģmalarında sorumluluk veya yetki alabilen ve bunların gereklerini yerine getirebilen mezunlar vermek. ÜNĠVERSĠTE SANAYĠ ĠġBĠRLĠĞĠ PROTOKOLÜ Amaç Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulunda verilen eğitim-öğretim faaliyetlerine Arçelik A.ġ. tarafından verilecek atölye destekleri için gerekli çalıģma Ģartlarının belirlenmesi. Gerekçe GeliĢen teknolojiyi daha yakından takip etmek, piyasada değiģen tasarım ve uygulamaları öğrencilerin öğrenme ortamlarına taģımak, öğrencilerin bilgi ve becerilerini güncel tutmak, sanayi ile bütünleģmiģ bir öğrenme ortamı oluģturmak için Balıkesir Üniversitesi ve Arçelik A.ġ. arasında bir iģ birliği protokolü yapılması uygun görülmüģtür. Taraflar Protokol gereği her iki kurumada birbirine karģı yükümlülükleri bulunmaktadır: 218

222 Arçelik A.ġ.'nin yükümlülükleri 1. Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programı atölyelerinde ihtiyaç duyulan makine teçhizat ve laboratuar ihtiyaçlarına destek vermek; Atölye bünyesinde sürekli uygulama yapılması makinelerin de-montaj ve montaj esnasında yıpranması ve bu iģlemler sırasında soğutucu akıģkan gibi sarf malzemelerin tükenmesi durumunda Arçelik A. ġ. bünyesinde bulunun ilgili birimden temin edilmektedir. Makine parçalarında oluģan arızalarının teknik servis tarafından yenilenmesi ve eskiyen makinelerin fabrikalardan yenilenmesi derslerin daha öğretici olmasına imkân verilmektedir. Destek sadece bulunan makine veya teçhizat olarak değil, aynı zamanda Arçelik A.ġ. tarafından yeni geliģtirilmiģ ürünlerinde temini gerçekleģtirilmektedir. Bu sayede öğrencilerin güncel makine ve teçhizatla öğrenim görmesi sağlanmaktadır. 2. Tedarik edilen makine teçhizatlar için gerekli eğitimleri vermek; Atölyeye temin edilen tüm ekipmanlar için ihtiyaç duyulduğunda Arçelik A.ġ. bünyesinde bulunan Akademiden eğitim uzmanları okulumuza gelip yerinde birebir eğitim verilmektedir. 3. Arçelik A.ġ. tarafından servis elemanları ve bayilerine verilen eğitim kurslarına yüksekokulumuz elektrikli cihaz teknolojisi programı öğrencilerimizin katılımına destek vermek; Okul bünyesinde verilen eğitimler haricinde üretim, satıģ ve satıģ sonrasında öğrencilerimizin bilinçlendirilmesi, müģteri iliģkilerinin güçlendirilmesi ve bu aģamaların iģleyiģi hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. 4. Arçelik A.ġ. tarafından yüksekokul öğrencilerine yönelik eğitim kursları düzenlemek; Temel beyaz eģyalarla ilgili genel bilgilendirme ve geliģmekte olan özellikleri hakkında ortak planlanan zamanlarda okulumuzda eğitim semineri verilmektedir. Yılda bu seminerler en az beģ defa farklı konularda yapılmaktadır. Konu baģlıkları olarak; klimalar, buzdolapları, yıkayıcılar, piģiriciler ile müģteri iliģkileri ve enerji tasarrufu ile ilgilidir. Seminerler sayesinde öğrencilerimiz kendilerini önemli hissetmekte ve Arçelik A.ġ.'nin yöneticileri ile bir araya gelme fırsatı yakalamaktadırlar. 5. Kurslar sonucunda baģarılı olanlara sertifikalar vermek; Kurs bitiminde Arçelik A.ġ. akademiden gelen eğitmen tarafından kısa bir sınav yapılmakta ve baģarılı olan öğrencilere sertifikalar verilmektedir. 6. Yüksekokul öğrencilerine Arçelik A.ġ.'nin üretim tesislerinde teknik gezi imkânı sağlamak; Öğrencilerimiz pazarlama ve pazarlama sonrası hizmet aģamalarının eğitimlerini okul ve servisler bünyesinde verilen eğitimler ile mezun olduktan sonra pazarlama ve pazarlama sonrasında hangi birimlerde çalıģabileceğini ve iģ hayatında nasıl ilerleyebileceği öğretilmektedir. Teknik gezi ise üretim aģamalarını öğrenmelerine yardımcı olmaktadır. Teknik gezi bünyesinde ilk olarak bir fabrikanın tüm birimleri ve sorumlulukları anlatılmaktadır. Bu birimler üretim aģamasına göre sırayla gezilmekte ve iģlemler gözlenmektedir. Bu birimlerde oluģan örnek sorunlar ve çözüm yöntemlerinde kısaca bilgi verilmektedir. Öğrencilerimizin mezun olduktan sonra bu birimlerin hangi aģamasında görev alabilecekleri hangi sorumluluklarla donatılacakları anlatılmaktadır. Bu sayede öğrencilerimizin iģ hayatına atıldıklarında neler ile karģılaģabileceklerini önceden öğrenmiģ olmaktadırlar. Balıkesir üniversitesinin yükümlülükleri 1. Arçelik A.ġ.'nin sağlayacağı atölye cihazları için yer göstermek; Arçelik A.ġ.güncel bilgiler ile donatılmıģ ara eleman yetiģtirilmesi ve belirlenen ihtiyaçları sağlamak amacı ile okulumuza temin ettiği veya önererek okulumuza temin ettiği cihazlara mekan temin etmek zorundadır. 2. Eğitimlere katılacak öğretim elemanlarını belirlemek; Öğrencilere verilen eğitimler için ve aynı zamanda güncel ar-ge eğitimleri için gerekli olan öğretim elemanlarını sağlamakla yükümlüdür. Bu durum öğrencilerin ve öğretim elemanlarının geliģen teknolojiyi en yakından takibini sağlamaktadır. 3. Arçelik A.ġ. tarafından servis elemanları ve bayilerine verilen eğitimler için yüksek okulun atölye, laboratuar ve derslik imkanları sunmak; Arçelik A.ġ. bulunduğumuz Güney Marmara bölgesindeki çalıģanlarının eğitimi için yüksekokul imkânları kullanılmaktadır. Eğitimlerden öğrencilerimizde faydalanmakta ve yazılı ve bilgisayar ortamındaki bilgilere ulaģma imkânı sağlanmaktadır. Eğitimlere katılan yetkili kiģiler ile bire bir iletiģim imkânı sağlamaktadırlar. 4. Arçelik A.ġ. tarafından tefriģ edilen atölyeye "Arçelik Elektrikli cihaz teknolojisi Atölyesi" ismini vermek; Öğrencilerimiz atölye ve laboratuarlarımızda Arçelik A.ġ.'nin varlığını ve desteğini hem 219

223 yazılı olarak tabelada hem de gerek verilen eğitim ve seminerler ile gerekse teknik geziler ile hissetmektedirler. Bu durum öğrencilerimizin bölümümüzden ve verilen eğitimden memnun olmasını sağlamakta ve kendilerinde oluģan özgüven artıģı ile gelecek kaygısı azaltılmaktadır. Bu protokol 12/12/2013 tarihi ile yürürlüğe girecek olup beģ yıl geçerli olacaktır. SONUÇ Bu çalıģma kapsamında Edremit Meslek Yüksek Okulu Elektrikli Cihaz Teknolojisi Programı ile Arçelik arasında yapılan üniversite sanayi iģbirliği örneğinin kazanımları belirlenmeye çalıģılmıģtır. Bu kazanımlar arasında aynı programa sahip diğer meslek yüksek okulları arasında tercih edilen bir konuma gelmiģtir. Öğrencilerin staj yeri bulma sıkıntısı çözülmüģtür. Öğrencilere sektörün önemli bir firmasını teknik gezilerle tanıma fırsatı bulunmuģtur. Uygulamalı eğitimde söküp takarak öğrenmede malzeme ve makine-cihaz sıkıntısı ortadan kalkmıģtır. Yeni teknolojiye ait cihazlarla laboratuar zenginleģtirilmiģ ve zaman zamanda yenilenmiģtir. Bu iģbirliği ile üretimin içinde olan akademik uzman eğitimciler tarafından öğrencilere farklı mesleki konularda seminerler verilmiģtir. Öğrencilerimiz mezuniyet sonrası iģe alınmalarında, öncelik ve tercih edilme özelliğine kavuģmuģlardır. Bu eğitimlerle öğrenciler bölümünü ve mesleğini seven, kendine özgüveni artan, çalıģma motivasyonu yükselen konuma gelmiģlerdir. Üniversite sanayi iģbirliği protokolü ile uygulama atölyesine firmanın ismi verilmiģtir. Firma iģe alacağı elemanlarda eğitiminde kendisinin de içinde olduğu yüksekokul program mezunlarımızı tercih edeceğini açıklamıģ ve dolayısıyla firmanın ve sektörün ihtiyacı olan kalifiye eleman sorununa yapılan iģbirliği ile önemli bir sorun çözüm olmaya baģlamıģtır. Bu iģbirliği protokolü bölümümüz öğretim elemanlarının özverili çalıģmaları ile gerçekleģmiģ olup diğer bölüm ve Meslek Yüksekokullarına örnek olacağı düģünülmektedir. Bu iģbirliği ile öğretim elemanlarımızın da sanayinin içinde olmaları, geliģen teknolojiyi yakından takip edebilmelerini sağlamaktadır. Ayrıca üniversitedeki akademik personelin, saha da çalıģan teknikerler ile Arçelik Çayırova tesislerinde bulunan Arçelik akademi de yeni teknoloji alet ekipmanlar ve cihazlar üzerinde verilecek eğitimlere katılmaları sağlanmıģ olup, akademik personelin de hem bilgi hem de beceri yönünden geliģmesi sağlanmıģtır. Sanayinin Ar-ge faaliyetlerinin geliģtirilmesinde üniversite ile iģbirliği içerinde olması kazanımları olarak ifade edilebilir. KAYNAKLAR Arçelik A.ġ.(2016). 16 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. Balcı, E., Argon, T., ve Kösterelioğlu, M.A.(2013). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Okul Ve IĢ YaĢamına Yönelik GörüĢleri. Kuram Ve Uygulamada Eğitim Yöntemi, 19(4), BAYRAK, S., HALĠS M., (2003), "Öğretim Elemanları ve Sanayici Açısından Üniversite-Sanayi ĠĢbirliğinin Değerlendirilmesi", Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:5,s Güleç, M.M., Çetin, I., Parlak, S., ve Uyar, ġ.(2014). Mesleki Eğitim Ile IĢyeri Uygulamasının Korelasyonu. Paradoks Ekonomi, Sosyal Ve Politika Dergisi, 10(1), Nartgün, ġ.s. ve Yüksel, E. (2009). Ahi Evran Üniversitesi Kaman Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sosyo-Ekonomik Düzeylerinin Belirlenmesi. Ahi Evren Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 10(2), 1-18 YÖK (2009). Eğitim Öğretim, Endüstriyel Eğitim Projesi, Meslek Yüksekokulların Günümüzdeki Durumları. 16 ġubat 2016 tarihinde alınmıģtır. Yücel, N., ve Atlı, Y. (2014), Üniversite eğitiminde üniversite-sanayi iģbirliğinin önemi: Fırat Üniversitesi Öğretim elemanları üzerine bir araģtırma. SDÜ Ġktisadi Bilimler Fakültesi Dergisi, C.19, S.3, s Zorlu, K.(2012). Türkiyede Ara Elemen Ihtiyacına Yönelik Tespitler Ve KarĢılaĢılan Sorunlar Ve Üzerine Bir AraĢtırma. Tisk Akademi, 1,

224 Üniversite-Sanayi ĠĢbirliğinde Yapı Denetimi Programlarının Durumuna BakıĢ Gülgün YILMAZ Prof. Dr. Anadolu Üniversitesi, EskiĢehir, Türkiye Özet Üniversite-Sanayi iģbirliği kavramı, üniversitelerin öğrenci, bilim insanı, bilgi birikimi ve teknik aletler gibi elinde bulundurduğu olanaklar ile iģ çevrelerinin üretim, öğrencilere staj ortamı ve bilim insanlarının teorik bilgilerini uygulamaya koyma gibi sahip olduğu olanakların birleģtirilmesiyle, bilimsel ve teknolojik alanda geliģmelerini sağlayan sistemli çalıģmaların tümünü içermektedir. Üniversite-Sanayi iģbirliği, öğrenci açısından; teorik bilgileri ile uygulama becerisinin bütünleģmesi, iģ bulma olanağı ve özgüvenin artmasıdır. Sorumluluk duygusu ve çalıģma alıģkanlıkları olumlu yönde geliģmektedir. Mesleki ve teknik becerilerinin gerçek iģ ortamında gerçekleģmesini ve oluģumunu temin etmektedir. ĠĢbirliği içinde ekip ruhu ve takım anlayıģı ile hareket edebilme kültürünün oluģmasını sağlamaktadır. Eğitim programlarının sanayinin gereksinimleri doğrultusunda yenilenmesini teģvik etmektedir. Sanayi kurumlarına ait olanaklar eğitimin laboratuvarları gibi olmaktadır. Böylece eğitimin teknik donanımı güçlenmektedir. Sanayi sektöründeki sürekli değiģim ve geliģmeler eğitim programlarının güncelleģmesini sağlamaktadır. Günümüzde inģaat halindeki yapıların denetimi sektördeki en önemli problemlerden biridir. Ticari nedenlerle ya da iģçiliğin öneminin tam olarak kavranamamasından dolayı yapının inģa aģamasında gerekli özen gösterilmemektedir. Bunun bir sonucu olarak, özellikle yapı denetimi kavramının henüz kurumsallaģmadığı ülkelerde yetersiz yapılar inģa edilmektedir. Bu çalıģmada, Üniversite-Sanayi iģbirliğinde Yapı Denetim Programlarının durumu, sektörle uyumu, buna bağlı yaģanan sorunlar ve çözüm önerileri dile getirilmiģtir. Anahtar Kelimeler: Üniversite Sanayi ĠĢbirliği, Yapı Denetim, Mesleki Eğitim The view of Status of Building Inspection Programs at the University- Industry Collaboration Abstract University-industry cooperation concept, students of universities, scientists, knowledge and technical tools such as production facilities with business circles held by students to the consolidation of facilities owned as to put into practice the theoretical knowledge of the people training environment and science, systematic work that enables the development of scientific and technological fields It comprises all. University-Industry collaboration for students; It integrates with the ability to apply theoretical knowledge. Business confidence is increasing the ability to locate. A sense of responsibility and work habits are developing positively. Vocational and technical skills is to ensure the formation and realization of the real business environment. to act in cooperation with a team spirit and team concept is to ensure the formation of culture. It encourages the renewal of educational programs in accordance with the requirements of the industry. Therefore, vocational schools, and to be held between industry University-Industry cooperation protocols to students being given lessons by experts in both, as well as workplace provide, allowing for the practical employment of possibilities after graduation the students involved in the practical training in the workplace is increasing. Today, control of buildings under construction is one of the most important problems in the sector. The structure of the building is not shown due diligence stage are never completely understanding the importance of commercial reasons or workmanship. As a result, especially in countries where building control concept is made insufficient institutionalization yet produced. In this study, university-industry 221

225 cooperation in the case of Building Inspection Program, sector compliance has raised problems encountered and solutions accordingly. Keywords: University-Industry Collaboration, Building Inspection, Vocational Education GĠRĠġ Günümüzde, mesleki eğitimde üniversite- sektör iģbirliği, teknolojik değiģikliklerin gösterdiği hız nedeniyle gittikçe artan bir öneme sahiptir. Bu nedenle ülkemizde, ister üniversite çatısı altında, ister orta öğretim kapsamında olsun, mesleki eğitimin geliģtirilmesi konusunda gösterilen çabalar çok geniģ bir alanda ele alınmaktadır. Bu gerçekten hareketle ve Avrupa Birliği ne uyum süreci kapsamında, gerek ortaöğretim kurumlarının gerekse üniversitelerin, geliģtirilen projeler bazında mesleki eğitimde nitelik ve niceliği arttırıcı yönde çalıģmalar yaptığı gözlemlenmektedir. Bu çabalardan en dikkat çekici olan ise; sektör-üniversite iģbirliğidir. Üniversite- sektör iģbirliğinin temelinde, ortaöğretim kurumlarından baģlayan mesleki eğitimin niteliği ilk adımı oluģturur ve sektörün gereksinim duyduğu iģgücü profili ortaöğretim kurumlarında Ģekillenir. Üniversitede ise ara insan gücü yetiģtiren meslek yüksekokulları aracılığı ile daha bilinçli bir temele oturur. Dolayısıyla meslek yüksekokullarının sektörle iliģkilerinde öğrencilerinin ortaöğretimde aldıkları meslek eğitimi önemli bir rol oynamakta, daha da önemlisi meslek eğitiminin ötesinde, hayata bakıģ açısı, çevresiyle olan iletiģim ve etkileģimi önem kazanmaktadır. Üniversite eğitiminde verilen teorik ipuçları, büyük ölçüde uygulama olanağı sağlanarak öğrencilerle sektörün bütünleģmesini ve sonuçta meslek ile uyumlu istihdamı gerçekleģtirir. Ayrıca sektör ihtiyaçlarının ne olduğu ve iģgücü niteliğinin belirlenmesinde, üniversitenin lokomotif özelliği unutulmamalıdır. Bu nedenle sektörden gelen istekler ayrıntılı bir Ģekilde gözden geçirilmeli, değerlendirilmeli ve Bölge- Ġl ĠĢgücü Piyasası Ġhtiyaç Analizi Raporu hazırlanarak sektörün ihtiyaçlarına cevap verilmelidir (Öktem, ġ. ve ġahin, F.2011:2). GeliĢmekte olan ülkelerde, özellikle son yıllarda meslek eğitimine gereksinim olduğu istihdam sorunları tartıģılırken bir kez daha ortaya çıkmıģtır. Okullardaki teorik bilgilerin, sadece okul içinde değil, aynı zamanda iģletmelerle de desteklenmesi gerekmektedir. Sanayideki bilgi, deneyim ve teknolojinin okullarla paylaģılması öğrencilerin piyasayı tanımalarına ve ihtiyaca uygun yetiģmelerine olanak tanımaktadır (Olgun, A. vd, 2009:1760). Mesleki ve teknik öğretimde, eğitim programlarının oluģturulmasında, periyodik olarak güncelleģtirilmesinde, iģverenin meslek elemanı istihdamında nitelik olarak verdiği önceliklerin iyi bilinmesi gerekmektedir (Ġlter, F. 2008:9). Günümüzde hem üniversitenin hem de sanayinin ana çıktısı, çoğunlukla disiplinler arası çalıģmaların ürünüdür. Bu eğilimin gelecekte artarak devam edeceği beklenmektedir. Bu durum üniversitelerde disiplinler arası araģtırmacı ve araģtırma ekibi kavramlarının ön plana çıkacağını göstermektedir. Üniversite-sanayi iliģkilerinden beklenen faydanın sağlanabilmesi ancak var olan mekanizmaların etkin kullanılması ve bu mekanizmalara, değiģen sosyo-ekonomik yapıya uyum sağlayan yeni politika araçlarının eklenmesi ile mümkün olacaktır. Bu nedenle üniversite örgütlenmesi, zaman ve Ģartların gereklerine göre yeni uygulamaların ve mekanizmaların geliģtirilmesine ve uygulanmasına olanak tanıyan bir esnekliğe sahip olmalıdır. (Erdil,E,vd, 2013:6). ĠnĢaat Teknolojisi sektörü, küresel düzeyde hızla değiģen pazar ve rekabet koģulları nedeni ile sürekli ve dinamik bir geliģim içindedir. Bu özellikleri nedeni ile ĠnĢaat Teknolojisi sektörü, stratejik bir sanayi olarak ülkelerin yakın ilgisini çekmekte ve bu sektör için devletler tarafından özel planlamalar yapılmaktadır. Özellikle hızla küreselleģen iģ dünyasında rekabet büyük yoğunluk kazanmakta ve sanayileģmiģ ülkeler bu sektörün korunması ve rekabet gücünün geliģtirilmesi için özel politikalar uygulamaktadır (ĠKMEP, 2011:9). ĠnĢaat Teknolojisi alanında ülkemizin ihtiyaç duyduğu ara eleman ihtiyacının karģılandığı ĠnĢaat teknolojisi Programının amacı, genel olarak, bireyleri sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde istihdam için nitelikli iģ gücü olarak eğitmek ve yetiģtirmek, mesleklerinin devamı olan yükseköğretim kurumlarına geçiģ için gerekli temel eğitimi vermektir (EĢme, Ġ. 2007:19). 222

226 Sanayinin ihtiyaç duyduğu donanıma sahip ĠnĢaat teknikeri mezun edebilmek için, okullardaki laboratuvar ve atölyelerin sanayinin uyguladığı teknolojiye uygun olarak donatılmıģ olmaları gerekmektedir. Ancak, meslek yüksekokullarında maliyeti yüksek olan bu donanımların eksik olduğu hatta hiç olmadığı bilinmektedir (Dündar, B, vd.,2014:123). Yapı Denetim Programları Ülkemizde yaģanan 1999 Gölcük ve Düzce depremleri sonrası ĠnĢaat Sektörü yeniden sorgulanmaya baģlamıģ ve sonrasında birtakım ilave tedbirlerin alınması gerekliliği ortaya çıkmıģtır.2001 yılında can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine iliģkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 4708 sayılı Yapı Denetim kanunu çıkarılıp tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir. Yapı Denetim kanununun 11.maddesine göre uygulanacak pilot iller olarak; Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Düzce, EskiĢehir, Gaziantep, Hatay, Ġstanbul, Ġzmir, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova illerinde baģlanmıģtır. Bu 19 ilde hızla Yapı Denetim firmaları kurularak ilgili yönetmelik uyarınca çalıģmalar baģlanmıģtır. Bu illerde bulunan üniversitelerde zaman içerisinde Yapı Denetim kanunun gerektirdiği ara eleman ihtiyacının karģılanması için bünyelerindeki Meslek Yüksekokullarında ĠnĢaat Bölümleri altında iki yıllık Yapı Denetim programlarını açmaya baģlamıģlardır.1999 depremlerinden en çok etkilenen illerde bulunan Kocaeli Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi bu programı açan öncü üniversitelerdir. Açılan Yapı Denetim programlarının temel amacı 4708 sayılı kanunda belirtilen Yapı Denetim Teknikerini yetiģtirmektir yılı baģı itibariyle Yükseköğretim Kurulu na bağlı 53 adet Yapı Denetim programı bulunmaktadır (https://istatistik.yok.gov.tr). Gerek teknik altyapı gerekse akademik açıdan bu 53 adet programa bakıldığında yaģanan sorunların birçoğunun ortak olduğu gözlenmektedir. En baģta yaģanan sorun sınavsız geçiģle Meslek Liseleri nden gelen öğrencilerin profilleri ve buna bağlı olarak iki yıl boyunca Yapı Denetim programlarındaki mesleki durumlarıdır. Mezun olduktan sonra Yapı Denetim firmalarında çalıģacak olan bu ara elemanların sektörün istediği nitelikte olması her paydaģın arzu ettiği bir durumdur ancak uygulamada bu durum olumsuz bir Ģekilde karģımıza çıkmaktadır. Sorunun kökenine indiğimizde Meslek Liselerinden gelen Yapı Denetim Programı öğrencilerinin temel ve orta öğretim bilgilerinin eksik veya istenilen seviyenin çok altında olduğu gerçeğidir. Üniversiteye gelinceye kadar önlerinde hiçbir baraj ve eleme sistemi olmamasının getirdiği rahatlık iki yıllık programlarda da maalesef devam etmektedir. Bu eksik mantık ve düģünce altyapısıyla mesleklerinde baģarılı olma Ģansları yoktur. Kaldı ki hayati öneme sahip bir alanda çalıģacak olan bir kiģinin sektörün istediği Ģekilde olmaması mümkün değildir. ĠnĢaat ve Yapı Denetimi hiç Ģüphesiz bilgi ve ustalığı en üst düzeye çıkmıģ teknolojik geliģmeleri takip ederek bunları mesleğinde kullanabilen ara elemanlardan oluģmalıdır. ĠnĢaat sektörünün istediği sektöre uyumlu Yapı Denetim elemanlarının yetiģmesi ancak altyapısı sağlam olarak orta ve lise eğitimini gerçekten baģarmıģ ve bu mesleği gerçekten özümseyerek yapmak isteyen kiģilerle yapılabilir. Aksi takdirde Üniversite-Sanayi iģbirliği sadece kâğıt üzerinde kalarak sorunların çözümüne katkı sağlamayacaktır. SONUÇ GeliĢmekte olan toplumlar sanayilerinin ve kentsel geliģimlerinin giderek artan sürdürülebilir alt ve üst yapı yatırımlarına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yatırımlar sürekli eğitim bilincini kazanmıģ, etik, standart ve yönetmelikleri göz ardı etmeyen, kaliteli eğitim süreciyle birlikte meslek etiğini almıģ, yeterli sosyal standartlara eriģmiģ Yapı Denetim Teknisyenlerinin yetiģtirilmesi ile mümkündür. ĠnĢaat sektörü, yüksek istihdam potansiyeli, ulusal sermaye ağırlığı, etkileģim içerisinde bulunduğu sektörlerin çeģitliliği ve yurt dıģı müteahhitlik hizmetleri aracılığıyla yarattığı katkılar açısından ekonominin en önemli sektörleri arasında yer almaktadır. Yapı Denetimi Mesleki Eğitimi; tasarım dersleri, laboratuvar çalıģmaları ve ar-ge çalıģmalarıyla kesinlikle desteklenmelidir. Kaliteli öğretim üyelerinin üniversitelerde görev almalarıyla üniversite 223

227 sanayi iģbirliğinde önemli ilerlemeler kaydedilebilir. ĠnĢaat sektörü ar-ge faaliyetlerine destek olmalı ve gereksinimlerini üniversiteler ile kamu sektörü ile paylaģmalıdırlar. Teknik mühendislik formasyonu ve gerekli altyapıya sahip Yapı Denetim programı öğrencilerine, konusunda uzman kiģiler tarafından derslerin verilmesi sanayinin isteklerine cevap verebilecek donanıma sahip teknikerler yetiģmesini sağlayacaktır. ĠĢ yerinde uygulama yapan öğrenciler, iģ disiplinini görmeyi ve grup çalıģması yapma fırsatı bulduktan sonra mesleklerinde ilerleme kaydedebileceklerdir. REFERANSLAR Dündar, B, Yılmaz, H. Kara, Y. (2014). Mesleki ve Teknik Eğitimde Üniversite-Sanayi ĠĢbirliği Protokolü Yerel Uygulama Örneği: Yeniçağa, Eğitim ve Toplu Dergisi, 3(8), Erdil,E., Pamukçu, T.,Akçomak,S., ve Erden,Y. (2013). DeğiĢen Üniversite-Sanayi ĠĢbirliğinde Üniversite Örgütlenmesi, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 68(2), EĢme, Ġ (2007). Uluslararası Mesleki ve Teknik Eğitim Konferansı, https://istatistik.yok.gov.tr/ adresinden tarihinde alınmıģtır. Ġlter, F. (2008). ĠĢveren Açısından Mesleki Teknik Eğitimin Önemi ve Gerekli Düzenlemeler, IV. Ulusal Meslek Yüksekokulları Müdürler Toplantısı, Trabzon, ĠKMEP (2011). Ġnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yoluyla GeliĢtirilmesi Projesi. Olgun, A., Üste, B.R. ve Kestane,Ö. (2009). Meslek Yüksekokulları ve Sanayi ĠĢbirliği-Ġzmir Meslek Yüksekokulu,1.Uluslararası 5.Ulusal Meslek Yüksekokulları Sempozyumu, Öktem, ġ ve ġahin, F.(2011). Sektör ve Meslek Yüksekokulu Beklentilerine Bir Örnek: BaĢkent Üniversitesi Kazan Meslek Yüksekokulu nda Açılması Hedeflenen Programlara ĠliĢkin Bir ÇalıĢma, 2. Uluslararası, 6. Ulusal Meslek Yüksekokulları Sempozyumu, Aydın

228 Uluslararası Havacılık Sektörünün GeliĢimi ve Mesleki Eğitim Ġlhami DANIġ Öğr. Gör. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Özet Boeing in 2015 yılı havacılık raporuna göre önümüzdeki yirmi yıllık süreç içerisinde 609 bin yeni teknisyene, 558 bin yeni pilota ihtiyaç duyulacaktır olan mevcut uluslararası hava filosunun ise 2034 yılında a ulaģacağı tahmin edilmektedir. Bu da mevcut kabin personelinin iki katından fazla bir oranda yeni kabin personeline ihtiyaç duyulacağını göstermektedir. Türk Hava Yolları nın (THY) 2014 yılı içerisinde kabin memuru, 649 pilot ve 788 yer personeli (424 yurt içi, 10 yurt dıģı merkez tayinli, 354 mahalli) olmak üzere kiģi istihdam ettiği bilinmektedir. Tüm bu veriler havacılık sektörünün önümüzdeki yirmi yıllık süreç içerisinde daha da geliģeceğini ve buna bağlı olarak pilot, teknisyen ve kabin alanlarında ciddi bir istihdam ihtiyacı oluģacağını göstermektedir. Havacılık sektörü güvenliğin esas olduğu, her eğitimin sertifikalandırıldığı yerel ve uluslararası havacılık otoritelerinin sıkı bir denetim uyguladığı bir sektördür. Bu sektörde istihdam edilecek personelin mesleki eğitimi ve yabancı dil bilgisi büyük bir öneme haizdir. Ülkemizde havacılığın son 10 yılda beklentilerin üzerinde büyümesi beraberinde ciddi oranda istihdam sorunu oluģturmuģtur. Bu çalıģmamızda ülkemizdeki ve dünyadaki havacılık sektörünün geliģimine, gelecek hedeflerine ve bunlara bağlı olarak istihdam edilecek personelin sayısı, niteliği ve bunlara eğitim veren kurumları ve mesleki eğitim açısından fırsatları, sorunları belli ölçüde ele alıp çözüm önerileri sunacağız. Anahtar Kelimeler: Mesleki eğitim, havacılık sektörü, istihdam, teknisyen, kabin personeli, fırsatlar The Development Of Internaiıonal Aviation Sector And Vocational Education Abstract According to aviation report released by Boeing in 2015, there will be a growing need for 609 thousand new technicians, 558 thousand pilots in the following 20 years time. Current international air fleet number which is is estimated to reach in This fact indicates that there is going to be a need for new cabin crew members twice more than its current number. It is known that Turkish Airlines (THY) recruited cabin crew members, 649 pilots and 788 ground services personnel (424 for domestic, 10 for abroad, 354 local) and people in total in These information points out the fact that aviation sector will keep developing in the following 20 years and in accordance with this development, there will be a significant need in the recruitment of pilots, technicians and cabin crew members. Controlled tightly by local and international aviation authorities, security gains priority and every training is certificated in aviation sector. The training and foreign language education of the personnel who are to be recruited in this sector have a significant importance. As a result of an unexpected growth in aviation during the last decade, there has been a profound employment crisis in Turkey. In this study, the number and qualifications of people employed in aviation sector will be examined in accordance with the development in aviation sector in Turkey and the world. The educational institutions who train aviation personnel and their opportunities and problems will be discussed and possible solutions will be presented. Keywords: Vocational education, aviation sector, employment, technician, cabin crew, opportunities 225

229 GĠRĠġ Kalkınma ve geliģim insan kaynağının niteliğiyle doğrudan ilintilidir. KüreselleĢen dünyada nitelikli iģ gücü, dünyanın her ülkesinde mesleğini icra etme imkanına ve fırsatına sahiptir. Mesleki donanım ve yabancı dil birçok kapıyı sonuna kadar açmakta ve istihdam edilme ihtimalini arttırmaktadır. Sektörlerin geliģimine bağlı olarak nitelikli iģ gücünde ciddi oranda açıklar ortaya çıkabilmektedir. Ġnsanlık tarihinin her evresinde geçerliliği olan sektörler vardır. UlaĢım kadim bir geçmiģe dayanan, tekerleğin icadından insanın uzaya çıkıģına kadar büyük bir geliģim süreci yaģayan sektörlerin baģında gelmektedir. Ġnsanın bir yerden baģka bir yere ulaģımı zaman ve güvenlik çerçevesinde tüm insanların ve devletlerin en temel problemlerinden biri olarak süregelmiģtir. Teknolojinin geliģimi ile bu sektör büyümüģ ve sektör içinde büyük bir hizmet sınıfı oluģmuģtur. Günümüzde ulaģım, Ģehir içi, Ģehirlerarası, ülkelerarası hatta okyanus ötesi gibi kavramlarla adlandırılmaktadır. Zaman kavramının aylardan saatlere indiği ulaģım ağında 24 saatte milyonlarca insan çeģitli ulaģım araçlarıyla bir yerden bir yere hareket ediyor. Bu hareketi sağlayan ya bir taksi, dolmuģ, minibüs, otobüs gibi daha az kapasiteye sahip veya tren, gemi ve uçak gibi daha büyük ve daha çok kapasiteye sahip olan ulaģım araçlarıdır. UlaĢım ağının büyüklüğü, beraberinde ulaģımda teknik ve hizmet sektörünü geliģtirmiģ ve bugün bu sektörde binlerce insan istihdam edilmektedir. ġüphesiz güvenlik ve zaman açısından uluslararası kuralları en tavizsiz olan ulaģım ağı havacılık ağıdır. Havacılığın ticari aracı olan uçağın yapımında, bakımında, kullanımında binlerce mühendis, teknisyen ve pilot istihdam edilmektedir. Havayolu Ģirketlerinde ise uçağın koltuk satıģından, müģterinin kabulüne, uçak içindeki hizmete kadar yer hizmetlerinde ve kabinde yine sayıları on binleri aģan hostes (kabin memuru) ve personel istihdam edilmektedir. Sivil havacılık sektörü önümüzdeki on yıllarda daha da büyüyecek ve bugün ihtiyaç duyulan nitelikli personelin sayısı artarak devam edecektir. SĠVĠL HAVACILIĞIN GELĠġĠMĠ I. Havacılık Tarihi Ġnsanoğlunun uçuģ merakı ve araģtırmaları tarih boyunca hep devam etmiģtir. Efsaneler, kutsal kaynaklardaki anektodlar insanoğlunun uçuģ merakını hep ayakta tutmuģtur. Ġslam dünyasında ve Avrupa da yapılan bilimsel araģtırmalar (Ġsmail Cevheri, Roger Bacon, Leonardo da Vinci) yüzyıllar boyunca devam etmiģtir. 1 Osmanlı Ġmparatorluğu döneminde Lagari Hasan Çelebi nin füze ile uçması ve boğaza inmesi, Hezarfen Ahmet Çelebi nin boğazı uçarak geçmesi bu coğrafyadaki ilk önemli uçuģ denemeleridir. 2 Çizimler, denemeler, balon ve zeplin uçuģlarından sonra Amerikalı Wright KardeĢlerin (Orville-Wilbur Wright) 17 Aralık 1903 tarihinde kendilerinin ürettiği, dünyanın ilk motorlu uçağı ile 12 saniye süren ve 37 metre yükseklikte gerçekleģen uçuģları ile havacılık tarihinde yeni bir aģamaya geçilmiģtir. 3 Bu uçuģ havacılık tarihinin kaderine damga vuran ve havacılığın geliģimini cesaretlendiren en önemli faaliyet olarak tarihteki yerini almıģtır. Ġnsanlık tarihinin en karanlık yılları olan I. ve II. Dünya SavaĢları uçak teknolojisinin geliģimi sürecini hızlandırmıģtır. Bu geliģim savaģta üstünlüğü ele geçirmek için savaģ uçaklarının yapımında meydana gelmiģtir. II. Dünya SavaĢı ndan sonra oluģan ortam sivil ticari uçuģların eski savaģ uçakları ile yapılmasının önünü açmıģtır. II. Sivil Havacılığın Türkiye deki GeliĢimi Ülkemizde havacılık tarihi Balkan SavaĢlarında kullanılan savaģ uçakları ile yeni bir ivme kazanmıģtır. 4 Cumhuriyet döneminde havacılık alanında Nuri Demirağ ve Vecih HürkuĢ un giriģimleri havacılık tarihimiz açısından önemli bir yere sahiptir. Özel teģebbüs ve kendi öz sermayeleri ile yürütülen uçak yapımı çalıģmaları gerekli desteği görmediği için akim kalmıģ, belki de Türkiye nin 1 Hayallerini Uçuran Adam Nuri Demirağ, Ġstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2013, s Mustafa Kaçar, Hasan Çelebi, DĠA, c. 16, s. 315, 316; Mustafa Kaçar, Hezarfen Ahmet Çelebi, DĠA, c. 17, s.297; Hayallerini Uçuran Adam Nuri Demirağ, s Hayallerini Uçuran Adam Nuri Demirağ s Ö. KürĢat Karacagil, Balkan SavaĢlarında Osmanlı Devletinde Havacılık Faaliyetleri, Türk Dünyası AraĢtırmaları, sayı 200, Ekim 2012, s. 79,

230 kendi uçağını yapma giriģimleri sonuçsuz bırakılmıģ oldu. 5 Bilinen ilk uçuģ 1909 yılında Ġstanbul da gerçekleģtirilmiģ olsa da 6 Türkiye deki sivil havacılık faaliyetlerinin baģlangıcı 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti nin (bugünkü Türk Hava Kurumu) kuruluģu olarak gösterilebilir. 7 Ülkemizin en büyük hava yolu Ģirketi olan Türk Hava Yolları nın kuruluģu ise 1933 yılına dayanır. 20 Mayıs ta Milli Savunma Bakanlığı na bağlı olarak kurulan Hava Yolları Devlet ĠĢletmesi, 1938 yılında Devlet Hava Yolları Umum Müdürlüğü adı ile UlaĢtırma Bakanlığı na bağlandıktan sonra 1955 yılında Türk Hava Yolları olarak ismi değiģtirilmiģtir yılları arasında anonim ortaklığa bürünen Türk Hava Yolları 1967 yılında ilk jet uçağını filosuna katarak dıģ dünyaya (Ankara-Ġstanbul- Bürüksel) ilk uçuģunu aynı yıl içinde gerçekleģtirmiģ oldu den itibaren artan büyüme 2003 yılı ile büyük bir ivme kazanmıģ ve Türk Hava Yolları ülkemizin uluslararası markası haline gelmiģtir. Tablo 4: Türkiye deki 5 Büyük Havayolu ġirketi 9 Havayolu ġirketleri KuruluĢ Yılı Uçak Sayısı Koltuk Kapasitesi Türk Hava Yolları GüneĢ (Sun) Express Pegasus Onur Air Atlas Jet Toplam yılı sivil havacılık alanında ülkemiz içinde bir dönüm noktası olmuģtur. Bu tarihte UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından özellikle iç hat uçuģlarını artırmak amacıyla geliģtirilen politikalar sonucu, iç hatlarda çok merkezli çapraz uçuģların baģlatılmasıyla birlikte uçuģ ve yolcu sayılarında önemli düzeyde artıģ sağlanmıģtır. 10 Bu süreçte birçok özel hava yolu Ģirketi kurulmuģ, oluģan rekabet ortamı uçak biletlerinin halkın büyük bir kısmının alabileceği miktarlara düģmesi sonucu yolcu sayısında büyük artıģ gözlenmeye baģlanmıģtır. (Bkz ġekil 1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (Türkiye deki sivil havacılık otoritesi) verilerine göre 2003 yılından itibaren Türkiye de 13 hava yolu iģletmesi faaliyet yürütmektedir. Bu hava yolları içerisinde filosunda 20 nin üzerinde uçağı olan ve uzun mesafeli uçuģlar gerçekleģtiren 5 Ģirket (Türk Hava Yolları, Pegasus, Onur Air, Sun Express, Atlas Jet) bulunmaktadır. (Bkz Tablo 1) 2003 yılında tüm havayolu Ģirketlerinin 138 olan uçak sayısı 12 yıllık süreçte 422 ye ulaģmıģ oldu. Koltuk sayısı ise ten eriģmiģ oldu. 11 Tablo 2: Türkiye deki Hava Yolcusu sayısı ( ) 12 Yıl Uçak sayısı Koltuk kapasitesi Hayallerini Uçuran Adam Nuri Demirağ s. 116, ; Osman Yalçın, Mühürdarzade Nuri Bey in (Demirağ) Hayatı ve ÇalıĢmaları ( ), Ankara Üniversitesi Türk Ġnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, 44, 2009, s Balkan SavaĢlarında Osmanlı Devletinde Havacılık Faaliyetleri, s Hasan Yüksel, Sivil Havaciliğin GeliĢimi ve KüreselleĢme Sürecine Katkıları: Türkiye Örneği, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, C 5, S 11, s Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı 2015, s.20; THY 01 Ocak-31 Aralık 2014 Dönemine ĠliĢkin Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu s. 27; ĠTO Türkiye Sivil Havacılık Sektör Meclisi Raporu 2014, s Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı 2015; TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051). 11 TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051). 12 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı 2015, s. 21,22; TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051). 227

231 ve 2003 yılları arasındaki stabil durumdan sonra 2004 ve sonrası Türk havacılığının kapasitesinin geliģiminin süreklilik kazandığı bir dönem olmuģtur. Bu geliģim hem iç hat yolcusu hem de dıģ hat yolcusunun sayısında ciddi bir artıģa vesile olmuģtur yılında olan yolcu sayısı ( iç hat yolcusu; dıģ hat yolcusu) 2014 yılına gelindiğinde e ( iç hat yolcusu; dıģ hat yolcusu) ulaģmıģtır. ġekil 1: Arası Türkiye nin Hava Yolcusu Grafiği Yıl Toplam İç hat Dış hat SHGM (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü) verilerine göre Türkiye de sivil havacılık sektöründe istihdam edilen personel sayısı e eriģmiģtir. 14 Havacılık sektörü yeni havalimanları, artan yurtdıģı uçuģları, yeni uçakların alımına bağlı olarak özelikle pilot, teknisyen ve kabin memuru alanlarında önümüzdeki süreçte büyük oranlarda personel istihdam edecektir. Havacılık alanında çalıģmak isteyenlerin uluslararası geçerliliğe sahip bazı sertifikalara ve dil bilgisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu durum ülkemizde mesleki eğitimde yenilik için önemli etkenlerden biri olabilir. Bildirimizin ilerleyen sayfalarında bu hususu aktaracağız. III. 21. yy da Sivil Havacılık ve Ġstihdam Günümüzde sivil havacılık sektöründe kullanılan uçakların en büyük iki üreticisinden Boeing (Amerikalı uçak Ģirketi) ilk jet yolcu uçağını 1957 yılında (Boeing 707, 15 Ağustos 1958 de Kuzey Amerika havacılık Ģirketi Pan Am World Airways e teslim edilmiģtir) 15 ; Airbus (Fransız-Almanya ortaklığı ile kurulmuģtur. ġu an Fransa, Ġspanya, BirleĢik Krallık ve Hollanda da bu Ģirketin ortaklarıdır) ise ilk jet uçağını 1974 te (Airbus A300B2, 10 Mart 1974 de Air Fransa ya teslim 13 TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051). 14 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı 2015, s

232 edilmiģtir) 16 teslim ederek havacılık sektörünün geleceğinde söz sahibi olmaya baģlamıģlar ve ilk uçuģları ile bugüne kadar hızla geliģen bir sürecinde önünü açmıģ oldular. Ticari hava yollarının büyük çoğunluğunun jet uçaklarını temin ettiği ve dünyanın her yerine uçabilen uçaklar üreten Boeing ve Airbus hem yeni uçak modelleri ile hem de havacılık sektörü analizleri ile sivil havacılık alanında etkin olan iki Ģirket olarak sivil havacılık sektörünün geleceği için bize önemli detaylar sunmaktadır. Boeing in ilk olarak 1958 de baģladığı uçak teslimatı bugün uçak sayısına ulaģmıģtır. Airbus ise 1974 yılından bugüne uçağı havayollarına teslim etmiģlerdir. ġubat 2016 itibariyle her iki firmanın aldığı uçak sipariģi dir. Bu rakamlar havacılık sektöründe önümüzdeki süreçte yeni koltuk kapasiteleri, yeni yolcular ve yeni istihdamlar anlamına gelmektedir. Özellikle her yeni uçak büyüklüğüne bağlı olarak ortalama 3 veya 6 ekip (2 Ģer veya 4 er pilot, 6 Ģar veya 10 ar kabin memuru) anlamına gelmektedir. Önümüzdeki süreçte kabin memuru ve pilot ihtiyacında hem yeni uçakların imal ediliyor olması hem de mevcut personelin yenilenme ihtiyacına bağlı olarak ciddi bir boģluk oluģacaktır. Tüm havayolları bu boģluğu doldurmak için ya kendi eğitim kurumlarını kurmak veya üniversiteler ile iģbirliğine gitme yolunu tercih etmektedirler. Tablo 3: Boeing ve Airbus un Uçak Ġmalatları 17 Konu SipariĢ Edilen Teslim Edilen Teslim Edilecek Uçak Sayısı Uçak Sayısı Uçak Sayısı Airbus Boeing Toplam Tablo 1 de belirtilen teslim edilen uçak sayısının zaman ve kullanım Ģartlarına bağlı olarak belli bir kısmı günümüzde kullanım dıģıdır. Boeing in verilerine göre 2014 yılı itibariyle dünyadaki uçak filolarındaki toplam aktif uçak sayısı dür. Bu sayı her geçen gün daha da artarak devam edecektir. Boeing in verilerine göre 2034 te uçak sayısının olarak gerçekleģmesi beklenmektedir. Tablo 4: Uçak Sayıları 18 Uçak Tipi Büyük GeniĢ Gövde Orta GeniĢ Gövde Küçük GeniĢ Gövde Tek Koridorlu Bölgesel Küçük Uçaklar Toplam Bu veriler bize istihdam noktasında önümüzdeki 20 yıllık süreç için önemli ipuçları vermektedir. Yeni yapılacak havayolları, uçak içi personeli, uçak satıģ temsilcileri ve ofis elemanları, havaalanlarında yer hizmetleri personeli, teknisyenler gibi doğrudan istihdam edilecekler ile büyüyen havacılık sektörüne bağlı olarak dolaylı etkilenecek sektörleri de (turizm, yiyecek-içecek, konaklama) olumlu olarak etkileyecektir. Doğrudan etkilenecek olanlardan pilot ve teknisyene önümüzdeki süreçte duyulacak ihtiyaç yüz binlerle ifade edilmektedir. Bu alanda Boeing in 2035 için hazırlamıģ olduğu sektör verilerine göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde yeni pilota, yeni teknisyene ihtiyaç duyulacaktır. (Bkz ġekil 2) Bu ihtiyacın önemli bir kısmı jeopolitik olarak havacılık alanından önemli bir yere sahip olan ve yeni havalimanı ile kapasitesini oldukça geniģletecek olan Ġstanbul un ve dolayısıyla Türkiye nin komģu olduğu coğrafyada gerçekleģecektir. Asya Pasifik ülkeleri, Avrupa, Orta Doğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin tam ortasında yer alan Ġstanbul ve dolayısıyla Türkiye önemli bir eğitim üssü olabilir. Bu eğitim üssünde hem pilot hem de teknisyen Boeing, Current Market Outlook , s

233 yetiģtirilebileceği gibi birçok havayollarının uzun mesafeli uçuģlarda aktarma merkezi olarak kullanımı artacağından uçak bakımı noktasında da büyük bir merkez haline gelebilme potansiyeline sahiptir. Süreklilik arz edecek bir politika ile havacılığın önemli merkezlerinden biri olacağı ifade edilen Ġstanbul da eğitim ve bakım hizmetleri ile büyük bir istihdam oluģturabilir. ġekil 2: 2014 ten 2035 e Pilot ve Teknisyen Ġhtiyacı 19 AFRİKA BDT LATİN AMERİKA ORTA DOĞU KUZEY AMERİKA AVRUPA ASYA PASİFİK PİLOT TEKNİSYEN Türkiye sadece eğitim ve bakım merkezi olmanın ötesinde önümüzdeki 20 yıllık süreç içerisinde yeni havaalanları ile hava yolcusu noktasında ciddi bir büyüme potansiyeline de sahiptir verilerine göre dünyadaki hava yolcusu sayısı 3.3. milyar olarak gerçekleģti. Önümüzdeki 20 yıllık süreçte bu sayının 7.3 milyara ulaģması beklenmektedir. 20 Türkiye de 2014 yılı yolcu sayısı 129 milyon olarak gerçekleģti. 20 yıllık planlamada bu sayının 385 milyona ulaģması beklenmektedir. (Bkz. Tablo 5) Hava yolcusu ülkenin kalkınması açısından önemli bir kaynaktır. Dünyadaki birçok havaalanı mevcut kapasitesini doldurmuģken Ġstanbul 3. havalimanı ile oldukça geniģ bir kapasiteye sahip olacaktır. Airbus ın 2015 te yayınladığı rapora göre 2014 te uzun mesafeli hava trafiğinin en yoğun olduğu 47 merkezden biri olan Ġstanbul (günde uzun mesafeli yolcu ile ) 2034 te 91 havacılık mega kenti arasında uzun mesafeli yolcu sayısını günlük nin üzerine çıkaran 25 Ģehirden biri olacaktır. 21 Tablo 5: Dünyada ve Türkiye de Hava Yolcusunun 20 Yıllık Periyotlarla GeliĢimi Dünya 1.2 milyar 3.3 milyar 7.3 milyar Türkiye 19.6 milyon 129 milyon 385 milyon SĠVĠL HAVACILIK VE MESLEKĠ EĞĠTĠM I. Ġstihdam Ġhtiyacı Havacılık sektöründe en büyük istihdam pilot, teknisyen ve kabin memuru alanlarında gerçekleģtirilmektedir. Her yeni uçak, pilot ve kabinden oluģan ekiplere ihtiyaç duyulması anlamına gelmektedir. Uçakların her uçuģ öncesi teknik kontrolden geçip onay aldıktan sonra uçurulabildiği ve belli dönemlerde bakıma girmesi gerektiği, herhangi bir hasar durumunda tamir edilmesi gerekliliği 19 Boeing, Current Market Outlook 2014, s Airbus, Global Market Forecast , s Airbus, Global Market Forecast , s TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051); Airbus, Global Market Forecast , s

234 uçak bakım hizmeti verecek teknisyenlere duyulacak ihtiyacı her geçen gün arttırmaktadır. Boeing in verilerine göre 2035 te 500 binin üzerinde teknisyen ve pilota ihtiyaç duyulduğunu belirtmiģtik. Hali hazırda Boeing in ve Airbus ın 12 bin yeni uçak imal edeceği düģünüldüğünde kısa vadede 200 binin üzerinde kabin memuruna ihtiyaç duyulacaktır. Bu ihtiyaç 2035 lere gelindiğinde 600 binleri aģan bir sayıya eriģecektir. Türk Hava Yollarında 2015 yılı itibariyle pilot, kabin memuru, Turkish Technic bünyesinde ise bakım onarım (teknisyen) personeli istihdam edilmektedir den günümüze bu sayılarda ciddi bir büyüme olduğunu aģağıdaki tabloda görmekteyiz. ġekil 3: THY nın Ġstihdam Ettiği Pilot ve Kabin Memurları Pilot Kabin Memuru ġekil 4: 2035 e Kadar Ġstihdam Edilecek Pilot, Teknisyen ve Kabin Memuru Sayısı 24 Teknisyen; Pilot; Kabin Memuru; Havacılık alanında çalıģan pilot, kabin memuru ve teknisyenin sahip olması gereken ulusal ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalı eğitimler bulunmaktadır. Bu sertifikaların belli dönemlerde yenilenmesi de zorunludur. Ġnsan hayatının söz konusu olduğu ve en küçük hataların ciddi felaketlerle sonuçlanabildiği havacılık sektörü istihdam edeceği personeli mesleki eğitimler yanı sıra kiģisel geliģim ve psikolojik testlere de tabi tutmaktadır. Bu alanda sektörün üniversitelerle iģbirliği kaçınılmaz olup önümüzdeki süreçte bu iģbirliklerinin daha da büyüyeceği aģikardır. II. Mesleki Eğitimin Mevcut Hali Ülkemizde pilot, teknisyen ve kabin eğitimlerinde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Özellikle pilot istihdamında yurtiçinden pilotaj eğitimi almıģ yeterli insan kaynağı bulunamadığından yurtdıģı istihdam ile pilot açığı kapatılmaya çalıģılmaktadır. Teknisyen eğitiminde uluslararası sertifikasyon 23 Türk Hava Yolları Faaliyet Raporları Boeing, Current Market Outlook 2014, s

235 önemli bir sorun olarak karģımızda durmaktadır. Türk Hava Yolları kendi bünyesinde pilot, teknisyen ve kabin eğitimin üçünü de veren tek Ģirkettir. Havayolu Ģirketleri kabin personeli alımı noktasında yabancı dil yeterliliği ön Ģartını geçen herhangi bir lisans, önlisans veya lise mezuniyetine sahip adayları psikolojik test ve mülakat sürecinden sonra gün arasında değiģen süreler arasında Temel Kabin Eğitimi ne tabi tutarak istihdam etmektedirler. Bu eğitimin süre itibariyle sınırlı olduğundan zorunlu olarak havayolunun kendi güvenlik ve hizmet prosedürlerinin daha ön planda aktarıldığı bir süreç olmaktadır. Kabin personeli olarak çalıģacakların mesleki anlamda yaģayacakları zorlukları (düzensiz çalıģma saatleri, farklı yolcu profilini memnun edecek hizmet kalitesinin sürdürülmesi, uçak ekipmanlarının kullanımı vb.) önceden deneyimleme için çok kısa bir sürelerinin olması istihdam sürecinde karģılaģacakları zorluklar karģısında onları önceki kariyerlerine uygun yeni bir iģ arayıģına sürükleyebilmektedir. Pilotaj eğitimi maliyet ve zaman açısından en zorlu eğitim sürecidir. Özellikle uçuģ eğitimleri maliyetleri oldukça yükseltmektedir. Ülkemizdeki mevcut pilotaj eğitimi potansiyeli pilot ihtiyacını karģılamadığından yurtdıģından pilot istihdamı yapılmaktadır. Teknisyen noktasında en temel problem ulusal geçerliliği olan sertifikasyonu veren kurum sayısının sınırlı, uluslararası geçerliliği olan sertifikasyonu verecek eğitim kurumumuzun ise hiç olmamasıdır. Bu nedenle her yıl yabancı eğitim kurumlarına teknisyenlik sınavı ciddi meblağlar ödenmektedir. EASA nın (European Aviation Safety Agency) belirlemiģ olduğu standartları oluģturmak için hali hazırda THY Teknik in bir çalıģma yürüttüğü bilinmektedir. Türkiye de sivil havacılık alanında eğitim veren kurumların eğitimlerinin geçerliliği için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü nce akredite edilmesi gereklidir. Gerekli Ģartları taģıyan eğitim kurumları uluslararası akreditasyona da baģvurabilir ve bu akreditasyonu alması halinde baģta Ortadoğu, Balkanlar olmak üzere, Asya Pasifik ülkelerinin ihtiyaç duyduğu personeli eğitme noktasında bir eğitim üssü olabilir. SHGM tarafından akredite edilmiģ kurum sayısı oldukça sınırlıdır. Yetkili Kabin Acil Durum Eğitim yetkisine sahip 3 kurum, Kabin Memuru Temel Emniyet Eğitimi vermeye yetkili 4 kurum (3üniversite 1 okul) SHY 147 Bakım Teknisyeni Eğitimi vermeye yetkili 8 kurum (4 üniversite) bulunmaktadır. 25 III. Fırsatlar ve Tehditler Havacılık alanında son yıllarda özellikle kabin eğitimi için üniversitelerde (bilhassa vakıf üniversitelerinde) çok sayıda bölüm ve program açıldığını görmekteyiz. Havacılık alanında üniversiteler bünyesinde verilen havacılık mesleki eğitimin en temel problemlerini (tehditleri) Ģu Ģekilde sıralayabiliriz; Üniversite-sektör arasında iģbirliğinin yetersizliği Üniversitelerin mesleki eğitim ile ilgili bölüm ve program açarken yeterli ve nitelikli bir altyapı çalıģması yapmaması Kabin, pilotaj ve teknik eğitimi verebilecek nitelikte eğitmenin oldukça sınırlı olması Eğitim için yeterli uygulama altyapısının olmaması Çok sayıda üniversitede bölüm ve program açılması Yabancı dil eğitiminin yetersizliği Öğrencilerin mesleki eğitim anlamında daha önce bir birikimlerinin olmaması Öğrencilerin mülakatta alınamıyor olması (Özellikle pilot ve kabin personeli için boy-kilo, psikolojik test vb ölçümlerin önceden yapılamıyor olması) Sertifikasyona sahip üniversitelerin nadir olması Açılan programların sadece öğrenci kaynağının artıģı olarak algılanması Mesleki eğitimin bir kalite ve denetleme sistemini oluģturamamıģ olması (Yükseköğretimin belirlemiģ olduğu sınırlar ve kurallar hariç) Türkiye nin sahip olduğu birçok olanak ona havacılık alanında Ortadoğu, Balkanlar ve Asya nın öncü bir merkezi olma imkanı veriyor. Ülkemizin sahip olduğu fırsatları ise Ģu Ģekilde sıralayabiliriz; Sektör-üniversite iģbirliğini en baģtan sistemli bir Ģekilde oluģturma imkanı Ülkemizin havacılık alanında bağlantılı uçuģlara elveriģli coğrafi konumu

236 Ġstanbul un önümüzdeki yirmi yıllık süreçte günde den fazla uluslararası yolcunun uçacağı mega havacılık Ģehirleri kategorisinde ilk 25 Ģehir içinde yer alacak olması Ġstanbul un önemli bir turizm merkezi olması Ġstanbul a yapılacak 3. Havalimanı Sürekli geliģen turizm potansiyeli Kargo taģımacılığının geliģmesi Türkiye nin sahip olduğu genç nüfus SONUÇ Sahip olduğumuz coğrafya, havacılık alanında birçok fırsatı önümüze sunmaktadır. Yapılacak sağlıklı ve koordineli bir çalıģma ile ülkemizin havacılık alanında sahip olacağı hacim eğitim alanına da aktarılabilirse sadece teknisyen, pilot ve kabin eğitiminin merkezi olmakla kalmayız aynı kendi uçağımızı yapabilecek bir insan kaynağına ve altyapıya sahip olabiliriz. Bunun için yapılması gerekenlerin bir kısmını Ģu Ģekilde sıralayabiliriz.; Uluslararası mevzuat çerçevesinde tüm sivil havacılık mevzuatının güncellenmesi Üniversite-sektör ve YÖK iģbirliği ile Pilotaj, Teknisyen ve Kabin eğitiminin yeniden yapılandırılması Havacılık alanında eğitim göreceklerin mülakatta seçilebilmesinin önünün açılması (Güzel Sanatlar Fakültesi örneği) Sadece altyapısı yeterli olan ve havacılık alanında tecrübeli öğretim görevlisine sahip olan üniversitelere ilgili bölüm ve programların açılması için onay verilmesi Havacılıkta kalite sisteminin tüm üniversitelerde uygulanması Meslekler ile ilgili lise öğrencilerinin sağlıklı bir Ģekilde bilgilendirilmesi Yabancı dil eğitiminin kalitesinin arttırılması Kargo taģımacılığının geliģmesine bağlı olarak Hava Kargo eğitimlerine dair programların açılması Havacılık sektöründe önümüzdeki 20 yıllık süreçte istihdam edilecek ve bu sektörün geliģiminden dolaylı olarak istifade edip iģ sahibi olacak insan kaynağı milyonlarla ifade edilmektedir. Bu sektörün en önemli insan kaynağı olan pilot, teknisyen ve kabin memuru eğitiminde müfredatı yenilikçi, altyapısı geniģ, eğitim kadrosu kaliteli, yabancı dil eğitimi etkin, havacılık mevzuatına ve standartlarına uygun eğitim verecek üniversite, kurum ve okullar önümüzdeki yirmi yılda havacılık eğitiminde söz sahibi olabilirler. Bu fırsatı hayata geçirmek için sektör-üniversite iģbirliği zaruridir. REFERANSLAR Airbus, Global Market Forecast Boeing, Current Market Outlook Boeing, Current Market Outlook 2014 Hasan Yüksel, (2014) Sivil Havaciliğin GeliĢimi ve KüreselleĢme Sürecine Katkıları: Türkiye Örneği, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, c. 5, s http://www.airbus.com/company/history/the-interactive-timeline/ Hayallerini Uçuran Adam Nuri Demirağ, (2013) Ġstanbul Ticaret Odası Yayınları, ĠTO Türkiye Sivil Havacılık Sektör Meclisi Raporu 2014 Mustafa Kaçar, Hasan Çelebi. DĠA, c. 16, s Mustafa Kaçar, Hezarfen Ahmet Çelebi, DĠA, c. 17, s.297 Osman Yalçın, (2009), Mühürdarzade Nuri Bey in (Demirağ) Hayatı ve ÇalıĢmaları ( ), Ankara Üniversitesi Türk Ġnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, 44, s Ö. KürĢat Karacagil, (2012) Balkan SavaĢlarında Osmanlı Devletinde Havacılık Faaliyetleri, Türk Dünyası AraĢtırmaları, 200, s Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı

237 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Performans Programı 2015 TÜĠK (Türkiye Ġstatistik Enstitüsü) 2014 verileri (http://www.tuik.gov.tr/pretablo.do?alt_id=1051). Türk Hava Yolları Faaliyet Raporları THY 01 Ocak-31 Aralık 2014 Dönemine ĠliĢkin Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu 234

238 Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Avrupa Yeterlikler Çerçevesinde Yer Alan 5. Seviye Yeterlikleri Kazanımlarına ĠliĢkin GörüĢler Gökçe ÖZDEMĠR Öğr. Gör. Dr. Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Remzi ÖZTEKĠN Öğr. Gör. Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Hüseyin ÖZDEMĠR Öğr. Gör. Dr. Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Özet Yükseköğretim kurumları içerisinde iģ örgütlerinin ihtiyacı olan ara eleman gücünü yetiģtirme misyonuna sahip meslek yüksekokullarının, öğrencilerine soyut bilgileri somut çıktılar Ģekline dönüģtürebilecekleri becerileri kazandırmaları gerekmektedir. Bu bağlamda bu araģtırmanın amacı meslek yüksekokulları öğrencilerinin iģ örgütlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli iģgücü yeterliklerine ne kadar sahip olduklarının öğrenci ve iģveren bakıģ açısıyla ortaya çıkarılmasıdır. ÇalıĢma grubunu Gaziantep Üniversitesine bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu öğrencileri ile bu meslek yüksekokullarının bölümlerinden mezun olan öğrencileri istihdam eden iģverenler oluģturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmıģ görüģme tekniği ile toplanmıģtır. Verilerin analizinde ise nitel araģtırma analizlerinde kullanılan betimsel ve içerik analizi yöntemi uygulanmıģtır. Bu araģtırmada, MYO öğrencilerinin beģinci seviye yeterlik kazanımları olan bilgi kazanımlarının kısmen yeterli, beceri kazanımlarının yetersiz ve geliģtirilmesi gerektiği ve yetkinlikler kazanımın da ise kısmen yeterli oldukları sonucuna varılmıģtır. Anahtar Kelimeler: Yeterlik, Öğrenci, Meslek Yüksekokulu. Perceptions on Vocational Schools of Higher Education Students Acquiring the Competencies Specified in the 5 th Level of the European Qualifications Framework Abstract Vocational Schools of Higher Education (VSHE) have a mission of educating mediatory manpower for work organizations, and they are required to cultivate skills which will help students to translate intangible knowledge into concrete practices. This study attempts to reveal to what degree vocational school students have the competencies that work organizations need in the light of the students and employers views in the sectors. The sample of the study were the students studying at Vocational School of Technical Sciences, Vocational School of Social Sciences, Vocational School of Health Sciences and Vocational School of Tourism and Hotel Management of Gaziantep University and the employers hiring the students graduated from these vocational schools. Data were collected via a semi-structured interview form. The obtained data were analyzed using descriptive and content analysis methods. It was found out that the students of VSHEs had partly (to some degree) acquired the knowledge specified in the 5 th level of the European Qualifications Framework. The students cultivated the skills at an insufficient level, which needs to be developed. The competencies of the students were found to be moderately sufficient. Keywords: Competence, Student, Vocational Schools of Higher Education. 235

239 GĠRĠġ Eğitim, bireyin yeteneklerinin kendi ihtiyaçları ve toplumun amaçlarına göre geliģmesini sağlama (Güler vd., 2000: 1), yeni bir davranıģ tarzı kazandırma, geliģtirme, öğrenme ve öğrendiğini uygulama iģi (Çelikkaya, 2009: 53), bireysel ve toplumsal yaģamı doğrudan etkileyen, ekonomik ve sosyal hayatın niteliğini belirleyen bir süreçtir (ġentürk,2008: 501). Ülkelerin her alandaki kalkınmıģlık düzeyleri sahip olduğu insan kaynaklarının niteliği ile doğrudan iliģkilidir. Bunun içinde eğitim çıktılarının yüksek kalite içermesi gerekmektedir. Özellikle ileri teknoloji, modern örgüt yapıları ve yeni yönetim anlayıģlarının var olduğu rekabet üstü ortamda, ekonomideki bütün iģletmeler baģarılı olabilmek için her aģamada nitelikli yeni kuģak insan kaynağına ihtiyaç duymaktadır (Türeli ve Aytar, 2014:2). Bu bağlamda günümüzde mesleki eğitim, iģgücünü iģsizliğe karģı, pazar tarafından talep edilen yeni becerilerle donatmak ve sosyal entegrasyonu sağlamak için yapılan bir eğitim Ģekli olarak tanımlanmaktadır (Patiniotis ve Stavroulakis, 1997: 192). Mesleki eğitim, stabil bir eğitim sistemi değildir (Heikkinen, 1997: 213). Çünkü ekonomik kalkınmanın itici gücü olarak görülen mesleki eğitimin, her büyüklükteki iģletmenin vasıflı ara eleman ihtiyacını yetiģtirmesi gerekmektedir. Çünkü mesleki eğitim, eğitimin bireyselleģmesi ve uygulamalı hale gelmesini kapsayan bir süreçtir. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden bu yana biliģim ve iletiģim teknolojilerinde yaģanan önemli geliģmeler öğrendiğini uygulayabilen bireylere olan talebi daha da arttırmıģtır. Bu bağlamda her alanda olduğu gibi yükseköğretim alanında da Avrupa düzeyinde Lizbon (1997) ve Bologna (1999) süreçleri ile yeniden yapılanmaya gidilmiģtir. Mayıs 2005 teki Balkanlar zirvesinde ülkelerin yükseköğretim sistemlerinin kolay anlaģılabilmesi ve kredi transfer sistemin oluģturulması açısından Yeterlikler Çerçevesi (QF-EHEA) kabul edilmiģtir yılında Bologna sürecine dahil olan ve 2004 yılında Lizbon Tanıma SözleĢmesini imzalayan ve 2007 yılında onaylayarak yürürlüğe koyan Türkiye de, bu geliģmeler ıģığında ulusal yeterlikler çerçevesi oluģturma süreci, 2006 yılında yükseköğretim kurulu tarafından kurulan bir komisyon tarafından baģlatılmıģtır. Bu kapsamda, Türkiye Yükseköğretim Sistemi nin yapısı, düzeyleri ve her bir düzey içerisinde verilen dereceler ve UYÇ nin tasarımının içermesi gereken genel unsurlar göz önünde tutularak, paydaģ görüģlerine sunulmak üzere çalıģmalara baģlanmıģtır (Türkiye Yükseköğretim Ulusal Yeterlikler Çerçevesi Ara Raporu, 2009). ÇalıĢmalar sonunda yükseköğretim UYÇ(Ulusal Yeterlikler Çerçevesi) 5. Düzey ön lisans, 6. Düzey lisans, 7. Düzey yüksek lisans ve 8. Düzey doktora olacak Ģekilde dört düzey olarak tanımlanmıģ ve her bir düzeyde farklı öğrenme çıktıları ile tanımlanabilecek yeterlikler belirlenmiģtir. 5. Düzey olarak tanımlanan ön lisans programlarının yeterlikleri; kurama ve uygulamaya dayalı olan bilgi, kavramsal/biliģsel ve uygulamalı beceriler, bağımsız çalıģabilme/sorumluluk alabilme yetkinliği, öğrenme yetkinliği, iletiģim ve sosyal yetkinlik, alana özgü yetkinlikler olarak yetkinlikler baģlıkları altında tanımlanmıģtır. Günümüz toplumlarının karģı karģıya kaldığı küreselleģme olgusu ve buna bağlı olarak meydana gelen; bilgi patlaması, teknolojik geliģmeler, hızlı ve sağlam adımlara dayalı sanayileģme çabaları 5. Düzey yeterlikleri kazanmıģ ara eleman gücüne olan talebi daha da arttırmıģtır. Yapılan bu çalıģmanın ulusal ve uluslararası pazarda yer alan iģletmelerde çalıģan veya çalıģacak olan MYO okulları öğrencilerinin 5. Düzey yeterlikleri kazanıp kazanmadığının ortaya çıkarılması ve meslek yüksekokullarının yeniden yapılandırılması sürecinde alana önemli katkılar yapacağı düģünülmektedir. ÇalıĢmanın Amacı ÇalıĢmanın amacı, sektörlerin ihtiyaç duyduğu MYO mezunlarının; iletiģim kurabilme, teknolojiyi transfer edebilme ve uygulayabilme, değiģikliklere uyum gösterebilme, ekip halinde çalıģabilme, karģılaģtığı sorunlara çözüm üretebilme, mal ve hizmetin kalitesini geliģtirmek için sorumluluk alabilme yeterliklerine (Doğan, 1997) ne kadar sahip olduklarının öğrenci ve iģveren bakıģ açısıyla ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaca bağlı olarak araģtırmada Ģu alt problemlere cevap aranmıģtır. 1. MYO öğrencileri, mesleki alanıyla ilgili kapsamlı pratik ve teorik bilgiye sahip midir? 2. MYO öğrencileri, mesleki alanıyla ilgili bir sorun ile karģılaģtığında ortaya çıkan sorunu çözebilmek için akıl yürütme ve pratik çözümler bulma konusunda yeterli midir? 3. MYO öğrencileri, mesleki alanıyla ilgili bir değiģim yaģandığında bu değiģimi yönetebilecek ve meslektaģlarına öncülük edebilecek vasıflara sahip midir? 236

240 YÖNTEM AraĢtırma nitel araģtırma türündedir. Nitel araģtırma desenlerinden durum çalıģması desenine göre çalıģılmıģtır. Durum çalıģması, bir duruma iliģkin etkenler bütüncül bir yaklaģımla araģtırılması ve ilgili durumu nasıl etkiledikleri ve ilgili durumdan nasıl etkilendikleri üzerine odaklanır (Yıldırım ve ġimģek, 2008: 278). AraĢtırmanın çalıģma grubunu Gaziantep Üniversitesine bağlı Teknik bilimler meslek yüksekokulu, Sosyal bilimler meslek yüksekokulu, Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu ve Turizm ve Otelcilik meslek yüksekokulu öğrencileri ile bu meslek yüksekokullarının bölümlerinden mezun olan öğrencileri istihdam eden iģverenler oluģturmaktadır. ÇalıĢma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeģitlilik örneklemesi yöntemi ile belirlenmiģtir. Bu örnekleme yöntemindeki amaç, çeģitliliği sağlamak yoluyla evrene genelleme yapmak değil, çeģitlilik arz eden durumlar arasında ne tür ortaklıkların ve benzerliklerin var olduğunu bulmaktır (Yıldırım ve ġimģek,2008: 109). ÇalıĢma grubunda, 68 öğrenci, 34 iģveren yer almaktadır. AraĢtırmada maksimum çeģitlilik yönteminin seçilmesinin sebebi çalıģma gurubunun temsil etmesi açısından belirlenen meslek yüksekokullarının her bir programından 2 Ģer öğrenci ile bu programlardan mezun olan öğrencileri istihdam eden iģverenlerin seçilmiģ olmasıdır. Öğrencilerin belirlenmesinde 2. Sınıf olma ölçütü aranırken, iģverenlerin belirlenmesinde ise iģletmesinde meslek yüksekokulu mezunu çalıģtırma ölçütü esas alınmıģtır. Bu örneklemlerin çalıģma grubunun değerleri hakkında önemli ipuçları vereceği düģünülmektedir. Veri Toplama Aracı ve Verilerin Analizi Veriler görüģme tekniği ile toplanmıģtır. AraĢtırmada bilgi toplama aracı olarak araģtırmacılar tarafından geliģtirilen yarı yapılandırılmıģ görüģme formu kullanılmıģtır. Yarı yapılandırılmıģ görüģme formu ile meslek yüksekokulu öğrencilerinin Avrupa yeterlikler çerçevesinde yer alan 5. seviye yeterlikleri kazanımlarına iliģkin detaylı verilere ulaģmak amaçlanmıģtır. Bu amaçla üç temel sorudan oluģan yarı yapılandırılmıģ bir görüģme formu geliģtirilmiģtir. Katılımcılara yöneltilen açık uçlu görüģme soruları, Avrupa yeterlikler çerçevesinde yer alan 5. seviye yeterlikleri temsil eden bilgi, beceriler ve yetkinlikler temel alınarak hazırlanmıģtır. Veri toplama aracının hazırlanmasında ayrıca alan uzmanlarının ve her bir katılımcı grup arasından 5 kiģinin görüģlerine baģvurulmuģtur. Alınan görüģler doğrultusunda görüģme formunun son Ģekli verilmiģtir. GörüĢmeler araģtırmacılar tarafından önceden görüģmecilerden randevular alınarak yapılmıģtır. GörüĢmeler yaklaģık dakika kadar yüz yüze gerçekleģtirilmiģtir. GörüĢme sürecinde görüģme niteliğini artırıcı etkenlere sadık kalınarak görüģmeler ses kayıt cihazı kullanılarak kaydedilmiģ ve kısa notlar tutulmuģtur. Ses kayıtları daha sonra yazıya aktarılmıģtır. AraĢtırmanın güvenilirliğini artırmak için araģtırma notları katılımcılara verilmiģ, katılımcılara kayıtların yanlıģsız ve doğru olduğu teyit ettirilmiģ ve uzman incelemesine baģvurulmuģtur. Böylece iç geçerlik arttırılmıģtır. Ayrıca araģtırmada nitel bilgilerin sayısallaģtırılması yapılarak güvenirlik artırılmıģtır. GörüĢme niteliğini artırıcı ortama sadık kalınması ve görüģmelerin nasıl gerçekleģtirildiğinin belirtilmesi araģtırmanın dıģ güvenirliliğini arttırmıģtır. Ġç güvenirlik için ise görüģmelerden doğrudan alıntılar alınmıģ ve birden fazla araģtırmacının aynı verileri kullanarak yaptığı analizlerin karģılaģtırılması ve farklılıklarının en aza indirilmesi yoluna gidilmiģtir. Doğrudan alıntılar aktarılırken her bir katılımcıya bir kod verilmiģtir (SOSBÖ:1,TBÖ:2, TOÖ:3, SBÖ:4...,SBĠ:1, TBĠ:2. TOĠ:3, SBĠ:4...). Analiz yapılırken, katılımcıların görüģlerinin sunulmasında, benzer kodlara/kavramlara değinen katılımcı görüģlerinin birlikte verilmesine özen gösterilmiģtir. Ayrıca araģtırmada güvenirliği arttırma adına kodlamalar iki ayrı araģtırmacı tarafından yapılmıģ ve yapılan kodlamalar ile ilgili olarak UzlaĢma Yüzdesi hesaplanıģtır. UzlaĢma Yüzdesi(P) = GörüĢ Birliği (Na) / (GörüĢ Birliği (Na) + GörüĢ Ayrılığı (Nd)) X 100.Veriler betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiģtir. Ġçerik analizinde temaların, alt temaların ve kodların belirlenmesi teknikleri kullanılmıģtır. Analiz yapılırken; öncelikle ana temalar ardından bunlara bağlı alt temalar ve kodlar oluģturulmuģtur. GörüĢme formundaki her bir soru birer tema olarak kabul edilerek, verilerden anlamlı birimler bulunmuģ ve alan yazındaki kavramsal çerçeveye ve verilerden elde edilen sonuçlara göre kodlama anahtarı oluģturulmuģtur. OluĢturulan alt tema ve kodlar: 237

241 Kısmen 5. Seviye Yeterlik Kazanımı Pratik ve Teorik Bilgi Yeterliği Olumsuz Olumlu 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 Pratik ve teorik bilgi yeterliği: Öğrenci; Eğitimin kalitesi, Meslek lisesi çıkıģlı olma, Pratik bilgi eksikliği, Teorik bilgi eksikliği, Mesleki yetersizlik, Amaçsal farklılık. ĠĢveren; Teorik bilgi, Deneyim, Pratik eksikliği, Ezberci sistem, Öğretmen merkezli eğitim. Akıl yürütme ve pratik çözümler bulma yeterliği: Öğrenci; Teorik bilgi kapsamında, KiĢisel yeterlik, Deneyim, Alınan eğitim, Pratik eksikliği, Deneyim eksikliği. ĠĢveren; Deneyim, KiĢisel yeterlik, Deneyim eksikliği, Pratik eksikliği, Eğitim veriliģ Ģekli. DeğiĢimi yönetme ve meslektaģlara öncülük etme yeterliği: Öğrenci; Önceki eğitim kazanımları, KiĢisel özellik, Deneyim eksikliği, Nitelik eksikliği. ĠĢveren; KiĢisel özellik, Deneyim eksikliği, Bilgi Eksikliği. Analiz iki aģamalı gerçekleģtirilmiģtir. Birinci aģamada veri seti önce Microsoft Excel programının sıralama komutu yardımı ile sayısallaģtırılıp derinlemesine irdeleme yapmak üzere analize hazır hale getirilmiģ ve benzer ifadeler aynı renk olacak Ģekilde kodlamalar oluģturulmuģtur. Ġkinci aģamada ise Atlas.ti 6.0 analiz programı ile güvenirliğinin artması açısından veriler yeniden analiz edilmiģtir. Atlas.ti programa girilmiģ veri seti içerisinden veri parçalarının alınarak kodlar ve temaların oluģturulması, aralarında bağlar ve iliģkiler kurulması esasına göre çalıģan bir analiz programıdır. BULGULAR Birinci Alt Probleme ĠliĢkin Bulgular MYO öğrencileri, mesleki alanlıyla ilgili kapsamlı pratik ve teorik bilgiye sahip midir? alt problemine iliģkin tema, alt tema ve kodlar Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1: MYO Öğrencilerinin Teorik ve Pratik Bilgiye Sahip Olma Yeterliklerine ĠliĢkin OluĢturulan Temalar ve Kodlar Tema Alt Tema Kodlar/Kavramlar (Öğrenci) n Kodlar/Kavramlar (ĠĢveren) n Meslek lisesi çıkıģlı olma 7 Deneyim 5 Deneyim 3 Pratik bilgi eksikliği: Uygulama yetersizliği Donanım eksikliği Atölye/laboratuar yetersizliği Teorik bilgi eksikliği: Güncel olmayan dersler Pratik eksikliği : Uygulama eksikliği Okul-sektör uyuģmazlığı 8 Ezberci sistem 1 2 Mesleki yetersizlik 2 Öğretmen merkezli 1 Amaçsal farklılık 2 eğitim Teorik bilgi 16 Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları 238

242 Tablo 1. incelendiğinde öğrenci katılımcıların olumlu ve olumsuz görüģler bildirdiği görülmektedir. Olumlu görüģ bildiren katılımcılar meslek lisesi çıkıģlı olmalarından ve daha önce alanlarıyla ilgili iģletmelerde çalıģmalarından dolayı gerekli pratik ve teorik bilgiyi kazandıklarını belirtmiģlerdir. Olumsuz görüģ bildiren katılımcıların büyük çoğunluğu ise pratik ve teorik bilgi yeterliğine sahip olmalarına iliģkin aldıkları mesleki eğitimin alanlarıyla ilgili gerekli pratik ve teorik bilgiyi kazandırmadığı noktasında birleģmiģlerdir. Özellikle uygulama becerilerinin eksikliğine değinerek, bunun nedenini de okullarının sahip olduğu donanımsal ve mekânsal yetersizlikten kaynaklandığını belirtmiģlerdir. Ayrıca iki katılımcı teorik ve pratik alanda kendilerini kısmen yeterli gördüklerini belirtmiģlerdir. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Birçok arkadaģıma nazaran daha iyiyim. Çünkü aynı zamanda bir yerde çalıģıyorum. Okulda aldığım eğitim iģ yerinde uygulayarak pekiģtiriyorum. Ama öğrenmenin sınırı ve sonu yok bu bilinçte olduğumdan dolayı da kendimi her anlamda yetiģtirmeye çalıģıyorum" (TBÖ:4). "Teorik bilgiye kısmen sahip olduğumu düģünüyorum ama pratik bilgiye sahip olduğumu düģünmüyorum uygulama az ve yetersiz olduğu için yetersizim"(sosbö:12). "Hayır sahip değilim. Çünkü bölüm hocalarımız mesleki anlamda yeterli bilgi vermiyorlar. Doğal olarak uygulama da yapmıyoruz"(tbö:1). "Kısmen evet bir iģletmede çalıģmaktayım elektrik teknisyenliği yapıyorum makine arızalarının kumanda devreleri ve arızalarına kendimi yeterli bulsam da PLC veya kart ile ilgili sorunlar çıktığında yetersiz kalıyorum. Eğer ki bir iģletmede mesleğim üzerine devam ediyorsam teorik bilgiden ziyade mesleki bilgiye önem veririm çünkü konu olarak ne kadar bilsem de arızayı yapamayınca bir iģe yaramıyor." (TBÖ:27). "Evet, daha önce lisede de aynı bölüm çıkıģlı olmamdan ve mesleğimi çok severek yaptığımdan dolayı yeterli olduğum kanısındayım."(sbö:1). Pratik ve teorik bilgi yeterliği alt temasına iliģkin olarak iģverenler de olumlu ve olumsuz görüģler bildirmiģlerdir. ĠĢverenler çalıģanlarının teorik bilgi anlamında kısmen yeterli olduklarına ancak uygulama yapma becerilerinin yetersizliğine, sektör-okul iģbirliğinin öğrenci öğrenmesi üzerindeki eksikliğine ve proje tabanlı öğrenmenin yapılmadığı için pratik ve teorik bilgilerin pekiģmediğine değinmiģlerdir. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Teorik bilgiye sahip ancak pratikte çok yetersizler. Bunun nedeninde okullarda verilen eğitimlerin uygulama alanındaki eksiklikleri olduğunu düģünüyorum. Öğrencilere eğitim hayatlarında sadece kuru bilgi yüklemesi yapılıyor bence."(sosbġ:3). "Genel anlamda bir birikim var tabii ama iģ dünyası için çok yeterli değil. Bende bir ön lisans mezunu olarak eğitimin uygulama ayağının okullarda ihmal edildiğini düģünüyorum."(tbġ:1). "ÇalıĢan elemanım teorik bilgi olarak yeterli iken, pratikte yetersiz kalmaktadır. Özellikle teknolojik donanımları kullanabilme, kiģiler arası iyi iliģkiler geliģtirebilme, bir sorun ile karģılaģtığında etkili çözümler bulma konusunda oldukça yetersizdir. Bunun temel nedeninde eğitimin içeriğinin sektörel bazlı güncellenmemesi ve üniversite-sanayi tabanlı bazlı projelerin yetersizliği olabilir."(tbġ:14). "Hayır. Yeterli bulmuyorum çünkü hem öz güven ve giriģimcilik hem de uygulama becerisi açısından sektörel ihtiyaçlara göre gerekli donanımsal yeterliğe sahip değildir. Bunun nedenini kendisine sorduğumuzda da okulda bu eğitimleri alamadığını söylüyor."(sosbġ:5). "Evet, yeteri kadar kapsamlı bilgiye sahiptir. Çünkü sağlıkta önemli olan teorik bilgiyi pratik i ile doğru birleģtirebilmektir. Bundan dolayı alınan eğitimlerle öğrenciler bu yeterliği kazanmıģ oluyor."(sbġ:3). Ġkinci Alt Probleme ĠliĢkin Bulgular MYO öğrencileri, mesleki alanıyla ilgili bir sorun ile karģılaģtığında ortaya çıkan sorunu çözebilmek için akıl yürütme ve pratik çözümler bulma konusunda yeterli midir? alt problemine iliģkin tema, alt tema ve kodlar Tablo 2 de yer almaktadır. 239

243 5. Seviye Yeterlik Kazanımı Akıl Yürütme ve Pratik Çözümler Bulma Yeterliği Kısmen Olumsuz Olumlu 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 Tablo 2. MYO Öğrencilerinin Akıl Yürütme ve Pratik Çözümler Bulma Yeterliklerine ĠliĢkin OluĢturulan Temalar ve Kodlar Tema Alt Tema Kodlar/Kavramlar (Öğrenci) n Kodlar/Kavramlar (ĠĢveren) n KiĢisel yeterlik 6 Deneyim 5 Deneyim 10 Alınan eğitim 5 KiĢisel yeterlik 5 Pratik eksikliği 35 Deneyim eksikliği 13 Pratik eksikliği 10 Deneyim eksikliği 15 Eğitim sistemi 5 Teorik bilgi kapsamında 9 4 Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Tablo 2. incelendiğinde öğrenci katılımcıların olumlu ve olumsuz görüģler bildirdiği görülmektedir. Olumlu görüģ bildiren katılımcıların büyük çoğunluğu teorik bilgileri kapsamında bir sorun ile karģılaģtıklarında kısmen de olsa fikirler üretebildiklerini ve daha önceki veya Ģu anda çalıģtıkları yerlerdeki iģ deneyimlerinin kendilerine tecrübe kazandırdığından dolayı pratik çözümler sunma noktasında önerilerde bulunduklarını belirtmiģlerdir. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu ise pratik eksiklikleri olduklarını bunu da ancak bir iģ yerinde çalıģarak kazanabileceklerine vurgu yapmıģlardır. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Evet, kısmen düģünüyorum. Mesleki alanımla ilgili okulda gördüğüm derslerde edindiğim bilgilerle bir soruna çözüm bulabileceğimi düģünüyorum."(sosbö:2). "Okuldan aldığım eğitim bunun için tek baģına yeterli olmuyor. Ancak gerçek iģ ortamında uygulamalar yaparak, pratik çözüm bulma ve sorunlara doğru yaklaģmayı öğreniyorum."(tbö:10). "ġu anda bir iģ yerinde çalıģmaya baģlamadığım ve deneyimim olmadığı için kendimi yeterli görmüyorum."(toö:3). "Evet, pratik çözümler üretebiliyorum çünkü okuduğum bölümle ilgili daha önce bir iģletmede çalıģtım."(tbö:17). "Evet, giriģimci ve akıl yürütme konusunda iyi olduğumu düģünüyorum mantıklı çözüm yollarına giderek sorunu çözmeye çalıģırım."(sbö:5). ĠĢverenler deneyim sahibi çalıģanlarının iģletmelerine sağladıkları faydaların çok yüksek olduğuna, buna karģın yeni mezun olmuģ kiģilerin ise yetersizliklerine vurgu yapmıģlardır. Dört iģveren ise çalıģanlarını kısmen yeterli bulduklarını belirtmiģlerdir. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Ġlk günlerde böyle bir becerisi yoktu ancak iģi iģ baģında gözlemleyerek ve uygulayarak böyle bir yeterliğe sahip oldu." (SOSBĠ:1). "ÇalıĢtığı bölümde bir sorun olduğunda sorunla ile beraber çözümünü de bana getiriyor. Buda onun yeterliğinin bir göstergesidir." (SBĠ:2). "Bir sorun ile karģılaģtığında pratik çözümler bulamamakta, genelde çözümü baģkasından beklemektedir. Buda uygulama eğitimlerinin azlığından kaynaklanıyor olabilir."(tbġ:9). "Tecrübe olmadan kuru bilgi pek iģlerine yaramıyor. Bu konuda yeterli olabilmeleri için uygulama ağırlıklı bir eğitim almaları gerektiğine inanıyorum."(toġ:2). "Hayır, kendi düģüncelerinin her zaman doğru olduğunu savunuyorlar. Gereksiz bir öz güven fazlalığı var her Ģeyi kendilerinin bildiğini sanıyorlar."(sbġ:1). 240

244 5. Seviye Yeterlik Kazanımı DeğiĢimi Yönetme ve MeslektaĢlarına Öncülük Etme Yeterliği Kısmen Olumsuz Olumlu 5th International Vocational Schools Symposium Prizren May 2016 "Evet, yaklaģımı olumlu olmasına rağmen sorunlara çözüm üretme bakımından kısıtlı bilgilere sahip ve geliģmesi gerek."(tbġ:8). Üçüncü Alt Probleme ĠliĢkin Bulgular MYO öğrencileri, mesleki alanıyla ilgili bir değiģim yaģandığında bu değiģimi yönetebilecek ve meslektaģlarına öncülük edebilecek vasıflara sahip midir? alt problemine iliģkin tema, alt tema ve kodlar Tablo 3 de yer almaktadır. Tablo 3. MYO Öğrencilerinin DeğiĢimi Yönetme ve MeslektaĢlarına Öncülük Etme Yeterliklerine ĠliĢkin OluĢturulan Temalar ve Kodlar Tema Alt Tema Kodlar/Kavramlar (Öğrenci) n Kodlar/Kavramlar (ĠĢveren) n Önceki eğitim kazanımları KiĢisel özellik KiĢisel özellik 10 Deneyim eksikliği 20 Deneyim eksikliği Nitelik eksikliği Bilgi Eksikliği 9 2 Kaynak: Yazarların kendi hesaplamaları Tablo 3. incelendiğinde öğrenci katılımcılar mesleki eğitimdeki önceki edindikleri kazanımlar ve kendilerini mesleki alanda yetiģtirme adına yaptıkları faaliyetlerden dolayı değiģimi yönetme ve öncülük etme becerilerinin yeterli oldukları görüģünü bildirmiģlerdir. Bunun yanı sıra katılımcıların bazıları deneyim sahibi olmadıkları ve niteliksel eksiklikleri olduklarından dolayı kendilerini yetersiz bulduklarını ifade etmiģlerdir. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Hayır, çünkü aldığımız eğitimle vasıflı bir elemanın sahip olması gereken nitelikleri kazanmadığımızı düģünmüyorum."(tbö:32). "DüĢünüyorum çünkü öncülük edebilmek için bence biraz özgüvene ihtiyaç vardır. Tabi meslek alanında ki eğitimimizde önemli ben öncülük edebileceğimi düģünüyorum."(toö:32). "Evet, düģünüyorum her türlü değiģime kaosa risk almaya herhangi bir krizde krizi yönetebileceğime meslektaģlarıma öncülük edebileceğime inanıyorum. Alığımız eğitim karģımıza çıkan çıkabilecek engelleri nasıl aģabileceğimi öğretti."(sosbö:10). "Evet değiģikliklere ve kurallara uyum sağlayan disiplin sahibi bir kiģiyim öncülük edebilecek vasıflara sahibim."(sbö:2). DeğiĢimi yönetme ve meslektaģlara öncülük etme yeterliği alt temasına iliģkin olarak, iģverenler kiģisel ve mesleki anlamda kendini yetiģtirmiģ kiģilerin yeterliklerinin iyi olduğuna buna karģın, çoğu iģverenler ise deneyim eksikliği ve bilgi yetersizliğinden dolayı kendilerini dahi iyi ifade edemeyen çalıģanlarının baģkalarına öncülük edebilecek yeterliğe hiç sahip olmadıklarını belirtmiģlerdir. Ġki iģveren ise çalıģanını kısmen yeterli bulmuģtur. Bazı katılımcıların konuya iliģkin görüģlerine iliģkin örnek ifadeler Ģunlardır: "Evet. ÇalıĢanımın iģ yaģamında ortaya çıkabilecek kriz ve belirsizlik ortamlarında verilen görevleri yerine getirebilecek, astlarını ve üstlerini yaģanan değiģimlere ayak uyulması konusunda ikna edebilecek liderlik vasıflarına sahip olduğunu düģünüyorum." (SOSBĠ:16). "Böyle bir yeterliğe sahip olması için çok uzun deneyime ihtiyacı var bence. Çünkü kendisi değiģime ayak uyma konusunda zaten yetersiz."(sosbġ:5). 241

245 "Hayır, henüz bu seviyeye geldiğini düģünmüyorum bu seviyeye gelmek için daha da tecrübe kazanması lazım. Kendini daha da geliģtirdiği takdirde öncülük yapacaktır." (TBĠ:3). "Bilgi ve birikimlerini okuldan almıģ oldukları eğitimle birleģtirmeyi baģaranlar ve tabi ki iģ ahlakına sahip olanlar bunu yapabiliyorlar."(toġ:1). "Evet, bilgi ve becerileri çok iyi, değiģime çok kolay adapte olabiliyor, aynı zamanda iletiģim becerisi yüksek olduğundan dolayı insanları çok çabuk etkileyebiliyor." (SBĠ:2). TARTIġMA, SONUÇ VE ÖNERĠLER AraĢtırmada MYO öğrencilerinin 5. Seviye yeterlikleri bilgi, beceri ve yetkinlik kazanımı olarak üç temel kazanım altında incelenmiģtir. AraĢtırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, katılımcı grupların 5. Seviye yeterliklerin kazanımlarına iliģkin farklı görüģler belirttikleri tespit edilmiģtir. MYO nun türü ne olursa olsun öğrencilerin bilgi kazanımına yönelik olarak kendilerini teorik ve pratik bilgi kazanımı açısından yetersiz gördükleri tespit edilmiģtir. Özellikle uygulama yapılmaması, atölye ve laboratuvarların donanımsal eksikliklerinin olması, sektörel geliģmelere göre güncellenmeyen ders içerikleri ve öğrencilerin sadece bir mesleğin gerektirdiği temel bilgi ve beceri kazanmanın dıģında farklı amaçlar için MYO lara gelmeleri bilgi kazanımını olumsuz etkilediği sonucuna ulaģılmıģtır Mesleki ve Teknik Eğitim Stratejisi ve Eylem planı taslağında da mesleki ve teknik eğitimin iģgücü piyasalarının ihtiyaç ve taleplerini de kapsayacak Ģekilde gerçekleģtirilmesi gerektiği belirtilmiģtir (MEB, 2013). Ayrıca dönemini kapsayan öncelikli dönüģüm programlarından Temel ve Mesleki Becerilerin GeliĢtirilmesi Programı da bu çerçevede oluģturulmuģtur. Söz konusu programda bireylerin, mesleki becerilerinin yanı sıra, iģ yaģamının gerektirdiği temel becerilere sahip olması, eğitim sistemi ile çalıģma hayatı arasındaki iliģkinin güçlendirilmesinin ülkemizdeki insan kaynağının geliģimi açısından önemi vurgulanmıģtır (Kalkınma Bakanlığı, 2013).Terlemez, Dilek ve Demir (2015:135) de yaptıkları çalıģmalarında öğrencileri günün çağdaģ koģullarına hazır hale getirme, bu ortama uygun, mesleki bilgi, beceri ve davranıģ kazandırmanın üniversite önlisans eğitiminin hedefleri arasında yer aldığını belirtmiģlerdir. AraĢtırma bulgularına göre, bilgi kazanımına yönelik iģverenlerde MYO öğrencilerini pratik uygulama yapma olarak yetersiz, teorik bilgi olarak da kısmen yeterli bulmuģlardır. Ayrıca iģverenler eğitim sistemin ezberciliğe dayandığını, öğrenciyi merkeze alan bir öğretim tekniğinin benimsenmediğini ifade ettikleri sonucuna ulaģılmıģtır. Çobanoğlu ve Tuncel (2010:348) yaptığı çalıģmasında iģletme beceri eğitimine gelen öğrencilerin hedefsiz olmasının, okullarda verilen teorik eğitim ile iģletmedeki uygulamaların bağdaģmamasının ve donanım ve zaman yetersizliği nedeniyle öğrenciye iģletmede yeterli uygulama yaptırılmamasının sıklıkla iģverenler tarafından ifade edilen sorunlar olduğu sonucuna ulaģmıģtır. AraĢtırmanın ikinci alt problemindeki bulgulara göre, MYO lardaki beceri kazanımına yönelik öğrencilerin kendilerini teorik bilgi kapsamında kısmen yeterli buldukları, daha önce bir iģ yerinde çalıģanların ve kendisini mesleki alanıyla ilgili yetiģtirmiģ olanların ise yeterli buldukları sonucuna ulaģılmıģtır. Yine araģtırma bulgularına göre, öğrencilerin pratik beceri ve deneyim eksikliklerinin mesleki alanda büyük bir sorun teģkil ettiği ve alanları ile ilgili bir sorun ile karģılaģtıklarında akılcı çözümler bulma noktasında kendilerini yetersiz gördükleri tespit edilmiģtir. Ġçli ve Vural (2010:348) da çalıģmalarında teorik dersleri destekleyecek uygulama çalıģmalarının yapılmaması konusunda öğrenci memnuniyetinin düģük olduğu sonucuna ulaģmıģlardır. ĠĢverenler ile ilgili bulgulara göre, iģverenlerin iģ deneyimi olan, mesleki geliģimi önemseyen ve kendisini bu noktada yetiģtiren çalıģanlarını beceri bakımından yeterli bulduğu ama hiçbir iģ deneyimi olmayan, bilgiyi pratiğe dönüģtüremeyen çalıģanlarını yetersiz bulduğu sonucuna ulaģılmıģtır. Aynı zamanda eğitim sisteminin sektörel taleplere uygun eleman yetiģtirmeye olanak vermediği için MYO çalıģanlarının yetersiz olduğunu belirttikleri tespit edilmiģtir. Erdemin (1999) de belirttiği gibi iģyerleri; her iģin üstesinden gelebilen, sorunlara acil çözüm bulabilen, geliģen teknolojiye uyum sağlayabilen, iyi iletiģim kurabilen, çalıģkan, yaratıcı, giriģimci, ciddi, geniģ ufuklu, araģtırmacı, takım çalıģmasına katılabilen, sorumluluk alabilen ve temel mesleki bilgileri standart düzeyde olan meslek yüksekokulu mezunları talep etmektedirler. AraĢtırmanın üçüncü alt probleminden elde edilen bulgulara, MYO öğrencilerinin bağımsız çalıģabilme/sorumluluk alabilme yetkinliğine yönelik lisede aldıkları eğitimle MYO larda aldıkları 242

246 eğitimlerin kazanımlarının birleģmesi ve kiģisel özelliklerine bağlı olarak mesleki çalıģma alanlarıyla ilgili değiģimi yönetebilecekleri ve bu konuda meslektaģlarına öncülük edebilecekleri sonucuna ulaģılmıģtır. Yine bu bulguya bağlı olarak, iģ tecrübelerinin olmaması ve vasıflı bir iģ gücünün taģıması gereken nitelikleri taģımadıklarını düģündüklerinden dolayı kendilerini yetersiz gördükleri tespit edilmiģtir. AraĢtırma bulgularına göre iģverenler ise kiģisel yetkinlik olarak kendini yetiģtirmiģ çalıģanlarını yeterli bulurken, çalıģanların çoğunluğunun deneyim eksikliği ve bilgi eksiklikleri olduğundan dolayı sektörel değiģimlere ayak uyduramadıklarını ifade ettikleri sonucuna ulaģılmıģtır. AB eğitim programlarından bir tanesi olan Sokrates programının temel amaçlarından bir tanesi olan istihdam edilebilirlik Ģartlarının yeniden belirlenmesi, eğitimsel anlamda tanınırlık kavramının ortaya atılması, bu alanda belli kriterler oluģturulmaya çalıģılması ve bu kriterler kapsamında diplomalı ve yeterli becerisel eğitime sahip bireylerin istihdamının önem kazanması, meslek standartları konusunda ölçütler belirlenmeye çalıģılması da bu alanda olan eksikliklerin tamamlanması noktasında önemli bir çalıģmadır. AraĢtırma bulgularını destekler nitelikte Yazçayır (2006:14) Bugün birçok meslek alanında, el becerisinden daha çok, kompleks ve yüksek teknolojiyi kullanabilen insan gücüne gereksinim duyulmaktadır. Bu nitelikte bireylerin eğitimi, mesleki yükseköğretim kurumları ile sağlanabilir. demiģtir. AB nin 2005 te kabul ettiği Ġstihdam Politikası Kılavuzu ile de AB ye üye ülkelerin yüksek kaliteli öğrenim standartları koyması ve bu standartlara ulaģması, tüm seviyelerde eğitim fırsatlarının artırması, gençlerin esnek öğrenim yollarına girmesi ve eğitim sisteminin iģgücü piyasasından kopmaması amaçlamaktadır (Vorkink, 2006: 25). Bütün bunlar gösteriyor ki MYO öğrencilerinin istihdam edilebilirliklerinin arttırılması ve AB düzeyinde istenilen becerilere sahip bireyler olabilmeleri için 5. Seviye yeterlikleri kazanmıģ olmaları gerekmektedir. KAYNAKÇA Çelikkaya, H. (2009). Eğitim bilimlerine giriģ (4. Baskı). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Çobanoğlu, F., Tuncel, Ġ. (2010). Mesleki Eğitimin Sorunlarına ĠliĢkin ĠĢverenlerin GörüĢleri. International Conference on New Trends in Education and Their Implications kongresinde sunulmuģ bildiri. Doğan, H. (1997). Mesleki ve Teknik Eğitimin Yeniden Yapılandırılması. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 30(1), Erdem, A. (1999). Meslek Yüksekokullarındaki Eğitimin Yeterliliği ve Kalite Güvencesi. Mevzuat Dergisi, yıl:2 sayı:23. Güler, Z.,BaĢpınar, N. Ö., Bayramlı, Ü. (2000). Anadolu Üniversitesi EskiĢehir Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sosyo-Kültürel Nitelikleri. Anadolu Üniversitesi Yayınları No.1207, EskiĢehir Meslek Yüksekokulları Yayınları No.9. Heikkinen, A.(1997). Vocational Education as a Life-Project? Reflections from the case of Finland, Journal of European Industrial Trainings, Ġçli, G., Vural, B.B (2010). Toplam Kalite Yönetimi ve Uygulamaları Çerçevesinde Kırklareli Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Öğrenci Memnuniyeti AraĢtırması. Marmara Üniversitesi ĠĠBF. Dergisi,23(1), Kalkınma Bakanlığı (2013). 10. Kalkınma Planı. adresinden tarihinde alınmıģtır. MEB (2013) Mesleki ve Teknik Eğitim Stratejisi ve Eylem Planı Taslağı. lani_ pdfadresinden tarihinde alınmıģtır. Patiniotis, N.,Stavroulakis, D. (1997). The Development of Vocational Education Policy Ġn Greece: A Critical Approach, Journal of European Industrial Training, 21( 6/7): ġentürk, Ü. (2008).Enformasyon Toplumunda Eğitimin Yeri. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 6 (3), Terlemez, B., Dilek, F., Demir, N. (2015). Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Öz-Etkililik-Yeterlilik Düzeylerinin Ġncelenmesi. Electronic Journal of Vocational Colleges, 14, Türeli, N. ve Aytar, O. (2014). Meslek Yüksekokulu Eğitiminde Hizmet Kalitesinin Servqual Yöntemi ile Ölçümü: Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde Bir Uygulama. Akademik BakıĢ Dergisi, sayı 43,

247 Vorkink, A. (2006). Türkiye nin Eğitim Sisteminin AB Üyeliği Ġçin Hazırlanması. Avrupa Birliği Vizyonu, Türkiye de Eğitim ve Özel Okullar Sempozyumu(s ). Ġstanbul: Neta Matbaacılık, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği. Yazçayır, N. (2006). Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye de Genel Eğitim Sistemi Ġçinde Mesleki Eğitim. Eğitime BakıĢ Dergisi, 14. Yıldırım, A. ve ġimģek, H. (2008). Sosyal bilimlerde nitel araģtırma yöntemleri (6.baskı). Ankara: Seçkin Kitapevi. YÖK (2009).Türkiye Yükseköğretim Ulusal Yeterlikler Çerçevesi (TYUYÇ).Yükseköğretim Ulusal Yeterlikler Çerçevesi Komisyonu ÇalıĢma Grubu Ara Raporu, tyyc.yok.gov.tr adresinden tarihinde alınmıģtır. 244

248 AVRUPA BĠRLĠĞĠ NĠN BATI BALKAN POLĠTĠKASINDA KOSOVA GERÇEĞĠ Özlem Tan Öğr.Göv.Namık Kemal Üniversitesi Özet Soğuk savaģın sona ermesi ile birlikte dünyadaki iki kutuplu sistemin ortadan kalkması uluslar arası iliģkilerde dengeleri değiģtirmiģtir. Bu değiģim Avrupa yı da etkilemiģ ve Avrupa da yaģanan güvenlik baskısı ve endiģesi yerini, ekonomik ve siyasi birliğe bırakmıģtır. Sovyetler Birliğinden sonra Yugoslavya nın da dağılması bölgede dengeleri değiģtirmiģtir yılında baģlayan iç savaģ, Avrupa sahnesine yedi yeni devlet çıkarmıģtır. Batı Balkanlar coğrafi bakımdan bağımsızlığını kazanan bu yedi ülkeden Slovenya hariç Makedonya, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan, Kosova, Hırvatistan ve Arnavutluk u kapsamaktadır. Dağılma süreci ile birlikte bu coğrafya AB için istikrarsızlık kaynağı ve tehdit kaynağı olamaya baģlamıģtır. Bunu önleme zorunluluğu AB nin Batı Balkan Politikasının temelini ve itici gücünü oluģturmaktadır. AB, Batı Balkan ülkelerinde komünizm sonrası geçiģi sağlamak ve bölgede barıģı tesis etmek, Batı Balkan ülkelerine Batı tipi yönetim ve Avrupa Kimliği kazandırmak için politika üretmeye baģladı. Bu politikaların temelinde politik ve ekonomik reformları destekleyen uzun vadeli yatırımlar vardır. Royumunt Süreci, Bölgesel YaklaĢım, Ġstikrar Paktı bu politikaların en önemlileridir. Batı Balkan Bölgesinde siyasi ve güvenlik krizlerinde zaman içerisinde kurtulması ülkelerin ekonomik ve dıģ ticaret göstergelerini de olumlu etkilemeye baģlamıģtır. Son dönemlerde bölge ülkelerinin gerek kendi iç ekonomik yapılarının iyileģtirilmesinde gerekse dıģ pazarlara açılmada önemli adımlar attığı görülmektedir. AB ye uyum çerçevesinde birçok yasa çıkartılarak reformlar gerçekleģtirilmeye çalıģılmaktadır. Avrupa nın en genç devleti Kosova, Batı Balkan ülkeleri arasında AB ile bütünleģme yolunda en geride kalmaktadır. AB Kosova ile Ġstikrar-Ortaklık Ġzleme Mekanizması adlı aracı ortaya koydu. AB Kosova nın siyasi, ekonomik ve sosyal konularda desteklenmesini öngörmüģtür. AB ile Kosova arasında ekonomik iliģkiler bakımından henüz serbest ticaret anlaģması imzalanmamıģtır fakat hazırlık çalıģmaları yapılmaktadır. Bildiri konusunun amacı, Avrupa Birliği nin Batı Balkan coğrafyasına yönelik politikalarının bu ülkelerden biri olan Kosova ile ticari ve ekonomik iliģkilerinin bölge ele alınarak tam üyelik olasılığı bağlamında incelenmesidir. Ġlk bölümde Avrupa Birliği nin Batı Balkan Politikası, ikinci bölümde AB-Kosova ĠliĢkileri incelenecek ve son bölümünde ise Kosova nın AB üyeliği ve AvrupalılaĢma olasılığı sonucuna varılmaya çalıģılacaktır. Bildiri hazırlanırken, konu ile ilgili ulusal ya da uluslar arası kitap, makale, dergi, tezler, gazete vb basılı dokümanlar taranmıģ ve internet sitelerinden yararlanılmıģtır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Batı Balkanlar, Kosova, Politika Jel Kodu: 110 THE FACT THAT KOSOVA THE WESTERN BALKAN POLĠCY OF THE EUROPEAN UNĠON Abstract The end of the cold war, the bipolar world with the disappearance of the system of international relations has changed the balance. This change also affected Europe and in Europe where security pressures and concerns, economic and political unity. After the dissolution of the Soviet Union and of Yugoslavia changed the balance of power in the region. starting in 1992, seven new States to the European stage of the civil war.western Balkans geographical respects except for this winning 245

249 independence from seven countries Slovenia Macedonia, Bosnia and Herzegovina, Montenegro, Serbia, Kosovo, Croatia, and Albania. This, along with the process of dissolution of the geography could not be a source of instability for the EU supply and threatening.the EU's Western Balkans policy, the obligation of prevention that underpins and constitutes the driving power. The EU, the Western Balkan countries in the postcommunist transition to peace-building in the region, the Western Balkans, the countries of the Western type management and to give European identity politics. This policy on the basis of political and economic reforms are long-term investments that support.royumunt Process, Regional Approach, the most important of these policies of the stability pact. The Western Balkan Region to escape the political and security crises in the countries ' economic and foreign trade has begun to affect positive indicators. The countries of the region have in recent years its own internal economic structure aimed at opening up to foreign markets, both in improving of the important steps. The EU amended many laws within the framework of the reforms to adapt to perform. Europe's youngest State, Kosovo, EU integration among the countries of the Western Balkans on the road to fall behind. EU stability with Kosovo-affiliate tracking mechanism revealed at tool. The EU in Kosovo, the political, economic and social issues is not supported.eu economic relations between Kosovo with regard to a free trade agreement is not signed yet, but the preparatory work. The purpose of the announcement that the European Union's policy towards the Western Balkan geography of Kosovo, which is one of this country's trade and economic relations with the region in the context of the examination of the possibility of full membership by considering. In the first part of the European Union's policy on the Western Balkans, EU-Kosovo Relations will be examined in the second part and the last part is the possibility of Kosovo's EU membership and will be varılmaya to the result of Europeanisation. When preparing papers, related to the subject of national or international books, articles, magazines, dissertations, newspapers, etc. are scanned and printed documents of the internet sites. Key Words : The European Union, The Western Balkans, Kosovo, Policitiy Jel Classification:110 GĠRĠġ Soğuk savaģın sona ermesiyle birlikte uluslararası iliģkilerde tüm dengeler değiģmeye baģlamıģtır. Ġki kutuplu sistem ortadan kalkmıģ ve bu değiģim tüm dünyada bir kırılma noktası oluģturmuģtur. Bu kırılma noktası Avrupa da da oluģmuģtur. Avrupa da yaģanan güvenlik baskısı sorunu ortadan kalkınca, Avrupa devletleri kıtayı birleģtirme ve aralarında kurdukları ekonomik topluluğu siyasi ve güvenlik boyutuna taģımaya karar vermiģlerdir. AB ülkeleri bu amaçla Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kendi içinde bütünleģtirerek Avrupa Kıtasının bölünmüģlüğüne son vermek istemiģlerdir. Yugoslavya Krizi ve ABD nin bu sorunu Brüksel e havale etmesi, AB nin uluslar arası arenada kendini kanıtlaması ve dıģ politikada ortak hareket etme hedefi için bir fırsat olmuģtur. Fakat 1992 yılında baģlayan AB nin Balkan macerası baģarısızlık ile sonuçlanmıģtır. AB nin bölge ülkelerine yönelik politikalarında çeliģkiler ve tutarsızlıklar olduğu görülmektedir.fakat, AB Soğuk SavaĢ döneminde bölgenin önemini daha iyi idrak etmiģ ve bu bölgenin AB ile bütünleģmesini istemiģtir. Özellikle, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği ve istikrarı için Batı Balkan bölgesinin önemi AB için daha da artmıģtır Bu çerçevede AB Royumont Süreci, Bölgesel YaklaĢım, Ġstikrar Paktı, Ġstikrar ve Ortaklık Süreci gibi birçok politika üretmiģtir. Avrupa nın en genç ve en yeni devleti olan Kosova da, diğer Batı Balkan ülkeleri gibi demokrasinin geliģmesi Pazar ekonomisinin kurulması istikrarlı ekonomik büyüme gibi hedeflere ulaģmak için AB ile iliģkiler kurarak AvrupalılaĢmak istemektedir. Bu bildiride AB nin Batı Balkan politikasının temelinde yatan sebepler ve bölge ülkelerinden biri olan Kosova ile AB arasındaki iliģkileri ve AB ye üyelik perspektifi değerlendirilecektir. 246

250 1-AVRUPA BĠRLĠĞĠNĠN GELĠġĠMĠNE TARĠHSEL BĠR BAKIġ Ekonomik, siyasal, sosyal bakımdan birbirlerinden oldukça farklı özellikler taģıyan bağımsız Avrupa ülkeleri, egemenliklerinin bir kısmını uluslar üstü kurumlara devretmesi sonucu ortaya çıkan AB yaklaģık elli yıllık bir çabanın ürünüdür. AB, en azından bugünkü haliyle geçmiģe vurgu yapan, geçmiģe dönük bir proje değildir, tam tersine farklı ulusları gelecekte ortak hedefler doğrultusunda arayan geleceğe dönük bir proje olarak karģımıza çıkmaktadır. AB nin oluģum temelinde toplumsal ve ekonomik bir birliktelik oluģturmak vardır. AB, Fransa ve Almanya arasındaki anlaģmazlığı baģarılı bir Ģekilde sona erdiren uluslar arası bir örgütlenmedir. Bu yönüyle AB barıģ projesi olarak kabul edilebilinir. Çünkü AB nin tohumlarını 2.Dünya SavaĢının yıkımında aramak gerekir. Özellikle Kıta Avrupa sında ve özellikle Ġtalya, Fransa ve Almanya gibi savaģın verdiği zararları en ağır Ģekilde hisseden ülkelerde Avrupa Federalizmini savunan düģünceler baģlamıģtır. Soğuk savaģın baģlaması ve Sovyetler Birliği nin yarattığı tehdit bütünleģme çalıģmalarına hız vermiģtir. Bunun neticesinde Fransız DıĢiĢleri Bakanı Robert Schuman, Fransız bürokrat Jean Monnet tarafından hazırlanan planı açıklamıģ ve Batı Almanya ve Fransa kömür ve demir üretimini bir araya getirmeyi ve isteyen Avrupa devletlerinin de bu topluluğa katılabileceğini belirtmiģtir yılında Paris antlaģması ile kurulan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu ile bugünkü adıyla AB nin temelleri de atılmıģ olmaktadır. Bu topluluğun kısa sürede baģarı elde etmesi sonucu ekonomik, askeri ve siyasi alanlarda da bütünleģme çabalarını arttırmıģtır. AKÇT nun baģarısı ile birlikte Avrupa da sektör bazında olmayan daha geniģ kapsamlı bir ekonomik birleģmenin gerçekleģtirilmesi konusundaki görüģlerin ağırlık kazanmasına yol açmıģtır. Bu görüģler doğrultusunda 1958 yılında yürürlüğe giren Roma AntlaĢması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuģtur. Roma anlaģması, üye ülkeler arasında Ortak Pazar anlayıģına dayanan bir ekonomik bütünleģmenin ardından, 1968 yılında Gümrük Birliğini beraberinde getirmiģtir. Gümrük Birliği çabalarına rağmen tam manasıyla hedeflenen Ortak Pazar sağlanamamıģtır.1986 yılında Tek Avrupa Senedi ve arkasından 1993 Maastricht AntlaĢmaları ile baģlangıçta 6 kurucu üye ülke (Fransa, Ġtalya, Almanya, Hollanda, Lüksemburg, Belçika) ile yola çıkan Avrupa nın ekonomik bütünleģme süreci hız kazanmıģtır yılında yürürlüğe giren Maastricht AnlaĢması ile ekonomik ve parasal birlik ile siyasal birlik taslağı oluģturularak federal bir model oluģturulmaya çalıģılmıģtır. Ortak dıģ ve güvenlik (ODGP),adalet ve iç iģleri alanında iģbirliğine iliģkin düzenlemeler ile bir anlamda gelecekte oluģturulacak BirleĢik Avrupa Devletlerin temelleri atılmıģtır. 1 Aralık 2009 tarihinde imzalanan Lizbon AntlaĢması ile Birliğin demokratik, etkili ve saydam bir yapıya eriģmesi hedeflenmiģtir.2.dünya savaģının yıkıntıları üzerine kurulan AB, gerek Avrupa Kıtasına gerekse uzak coğrafyalara ekonomik, siyasi ve sosyal anlamda katkı yapmayı kendine misyon edinmiģtir. 2-AVRUPA BĠRLĠĞĠ NĠN BATI BALKAN POLĠTĠKASININ ARKASINDAKĠ TEMEL ARGÜMANLAR Jeopolitiğin değiģmeyen unsurları olarak ifade edilen, coğrafi yer, coğrafi özellikler, tarihsel geçmiģ ve hakim kültür bakımından bölgeye bakıldığında bölgenin daha çok coğrafi yer unsurunun etkisiyle biçimlendiği, kültürel ve tarihsel farklılıklara dayalı tarihsel süreçlerin buna bağlı olarak geliģtiğini söyleyebiliriz. Aslında bütün Balkanlar için söylenen Her yandan esen rüzgarlara açık bir yarımada sözü bu noktada çok Ģey anlatmaktadır. Ayrıca, balkanlar barut fıçısı olarak ta adlandırılmaktadır. Tarih boyunca güç mücadeleleri Avrasya bölgesinde yoğunlaģmıģ, dağlık bir bölge olmakla birlikte her yöne geçiģ imkanı veren Balkanları kontrol etme çabası bu mücadelenin önemli bir parçasını teģkil etmiģtir. Soğuk savaģın sona ermesi ve küreselleģme ile birlikte Balkanlarda jeopolitik değiģiklikler olmuģtur. Bu değiģiklikler çoğu zaman stratejileri gözden geçirmeyi zorunlu hale getirmiģtir. Ġlk değiģiklik soğuk savaģ döneminde kısmen de olsa sağlanmıģ olan istikrarın sona ermesidir. Ġkinci olarak ise, Doğu Bloğunun çökmesiyle kurulan yeni devletlerin kendilerine Avrupa ulus devletini ve demokratik siyasal sistemi seçmeleri gösterilebilinir. Dolayısıyla Balkanlar Avrupa yla bütünleģmeye baģlayan ve Avrupa güvenliğinde özel öneme sahip olan bir bölge haline gelmiģtir. AB, Batı Balkanlar a için katılım ve entegrasyon hedefi olarak istikrar ve katılım süreci baģlatmıģtır. Tarih göstermiģtir ki, Balkanlar a hakim olan devlet, batıda Avrupa yı, doğuda ise 247

251 Rusya yı tehdit etme gücüne sahiptir. AB nin 1990 sonrası Balkan Politikasını 3 temele dayandırdığını söyleyebiliriz.birincisi,balkanlarda yaģanan çatıģmaların AB nin siyasi derinleģmesine zarar vermesini engellemek,ikincisi, Balkan ülkeleri üzerinde iktisadi,siyasi ve ideolojik hegomonya kurmak,üçüncüsü, Eski sosyalist,yeni kapitalist Balkan ülkelerini tarihsel bir sıralama ile AB içine katmak yılında AB tarafından Ġstikrar ve ĠĢbirliği Süreci baģlatıldı. AB nin Balkanlara yönelik stratejik vizyonu 90 lı yıllarda Ģekillenmeye baģlamıģtır.1990 ların baģında Yugoslavya da patlak veren krizi yönetmede Avrupa Birliği yetersiz kalmıģtı. Gerek 1991 Haziran ayından 1992 baģına kadar devam eden Sırp Hırvat savaģında, gerek 3.5 yıl süren Bosna Hersek SavaĢında gerekse Kosova çatıģmalarında Avrupa Birliği etkili bir varlık gösteremedi. Balkan coğrafyasında çatıģmaya dönüģen anlaģmazlıklar temelde Atlantik ötesinden gelen gücün inisiyatif kullanmasıyla çözüme kavuģturulmuģtur. AB nin Batı Balkanlarda meydana gelen siyasal geliģmelere hazırlıksız yakalanması ve olaylar karģısında yetersiz kalması hiç kuģku yok ki Batı Avrupa bütünleģme hareketinin kapsamı ile de yakından ilgilidir. O döneme kadar temelde ekonomik bütünleģmeye ağırlık ve önem veren AB nin siyasal geliģmelere ilgisi aynı ölçüde değildir. Ortak dıģ ve güvenlik politikası alanında kaydedilen mesafeye rağmen,ab nin günümüzde bile tek ve kararlı bir siyasal aktörlüğünün varlığı tartıģma götürmektedir..bununla birlikte Ģunu söyleyebiliriz: Avrupa Birliği 1990 lı yıllardan günümüze tam üyeliği özendirmek suretiyle Batı Balkan coğrafyasındaki siyasal ihtilafların ve çatıģmaların normalleģmesine katkı sağlamaktadır.avrupa Birliği nin Batı Balkanlara yönelik temel stratejisini söyle ifade edebiliriz: Bölge ülkelerinin tam üyeliğe özendirilmesini ve koģulları sağlamaları halinde üye olmalarını öngörmektedir.1990 lı yıllarda AB nin Batı Balkanlara ilgisi temelde kriz yönetimi ve Yugoslavya nın dağılması sonrasında bölge ülkelerinin yeniden yapılanması üzerinde yoğunlaģmakta idi yılında AB nin Balkanlara bakıģı daha da netleģti.1999 yılında AB tarafından Ġstikrar ve ĠĢbirliği Süreci baģlatıldı. Soğuk SavaĢın bitmesi ve komünizm tehlikesinin ortadan kalması uluslar arası iliģkilerde tüm dengelerin değiģmesine sebep olmuģtur. Bu değiģim Avrupa yı da etkilemiģ ve Avrupa da yaģanan güvenlik baskısı ve endiģesi yerini, ekonomik ve siyasi birliğe bırakmıģtır.sovyetlerin gölgesinden kurtulan Batı Avrupa ülkeleri uzun süre bölünmüģ olan kıtayı birleģtirme ve aralarında kurdukları ekonomik topluluğu siyasi birliğe dönüģtürme fırsatını yakalamıģlardır.uluslar arası güç dengelerinin değiģtiği ve yeniden Ģekillendiği, AB nin hem siyasal hem de geniģleme yaģadığı ve Balkan coğrafyasının iktisadi, siyasi ve sosyal yönden adeta bir alt-üst yaģadığı 1990 sonrası dönemde AB, mecburen ve kaçınılmaz olarak Balkan ülkeleri ile yakından ilgilenmek zorunda kalmıģtır.1992 yılında baģlayan çatıģmalar, Avrupa sahnesine yedi yeni devlet çıkarmıģtır. Batı Balkanlar coğrafi bakımdan bağımsızlığını kazanan bu yedi yeni devletten oluģmaktadır. Bunlar, Slovenya hariç, Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan ve Arnavutluktur. AB nin 1990 sonrası Balkan Politikasının temelinde, balkanlarda yaģanan savaģların AB nin siyasi ve ekonomik sürecine zarar vermemesi, balkan ülkeleri üzerinde siyasi, iktisadi ve ideolojik bir etki oluģturma ve yen yeni kapitalistleģen Balkan ülkelerini sırsa ile AB içine katmak arzuları yatmaktaydı. Fakat AB, Batı Balkan ülkelerinde yaģanan geliģmeler karģısında etkin politika geliģtirme konusunda hızlı ve tutarlı davranamamıģtır. AB, Batı Balkan ülkelerini uzun yıllardır Uzak ve yoksul akrabalar olarak görmüģtür. Batı Balkan ülkelerinin Avrupa- Atlantik bölgesinin güvenliği ve için ne kadar büyük önem arz ettiği ancak yaģanan savaģlar, askeri uyuģmazlıklar ve ekonomik çöküģ sonrası anlaģılabilmiģtir. Her ne kadar Avrupa nın ötekisi de olsa da, Balkanlar ın, Avrupa nın Anadolu Yarımadası ve Doğu Akdeniz e uzanan konumu, gerek geçmiģte gerekse günümüzde Avrupa nın güvenliği ile ilgili bir coğrafya olmasına neden olmuģtur. Bu bölgenin Avrupa yı Asya ya bağlayan; Karadeniz, Ege, Akdeniz i kontrol edebilen konumundan dolayı stratejik bir öneme sahip olması, Asya ve Avrupa arasında bir kapı görevi gördüğünden geçmiģten günümüze göç ulaģım ve ticaret yollarının üzerinde kurulması AB nin stratejik açıdan bu kadar önemli olan bölgeye farklı çıkar algılamaları gözüyle bakmasına neden olmuģtur.. Batı Balkan bölgesi, Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki konumuyla da siyasi ve jeopolitik manada önem taģıyan bir coğrafyadır. Bölgede jeopolitik açıdan önemli birçok unsur göze çarpmaktadır. Sözgelimi çoğu strateji uzmanı tarafından dünyanın merkezi olarak kabul 248

252 edilen Avrasya bölgesinin batı geçiģi Balkanlardır. Giderek de dünyanın baģlıca enerji güzergâhlarından biri olmaktadır. Ġroni yapılarak bölge, dünyanın önemli bir çatıģma alanı olarak, jeopolitiğin son zamanlarda yeniden önem kazanmasına katkıda bulunan bir alan olarak da ifade edilebilir. Bu bölgenin Avrupa kıtasının güneyindeki üç yarımadadan en doğuda olanı olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda Avrupa nın diğer bölgelere geçiģ alanı olmasının yanı sıra Asya yla bitiģik oluģu, Orta Avrupa ya, Akdeniz e ve Orta Asya ya uzanan konumu itibariyle önem arz eden bir coğrafi bölgedir. Bu özelliği itibariyle Batı Balkan bölgesi AB için çok cazip bir coğrafya olmaktadır. Coğrafi özelliklere daha yakından bakıldığında Orta ve Doğu Avrupa, Türk Boğazları hatta SüveyĢ Kanalına kadar üs ve destek bölgesi olma potansiyeline sahip olan bölge, Avrasya nın kuzey-güney istikametinde batı geçiģ bölgesidir. Dolayısıyla bölge hem Kuzey-Doğu Avrupa dan giden yolların geçiģ noktası hem de Avrupa ile Orta Doğu ve Orta Asya arasındaki en kısa ticaret yoludur. Bu bölgede ortaya çıkan dramatik ortam AB ye, Avrupa coğrafyasının siyasi ve ekonomik istikrarını sağlama konusunda öncü olma Ģansı tanıyarak bir anlamda uluslar arası güvenliğini ispatlama fırsatı vermiģtir. Dağılma süreci ile birlikte bu coğrafya AB için istikrarsızlık kaynağı ve tehdit kaynağı olamaya baģlamıģtır. Bunu önleme zorunluluğu AB nin Batı Balkan Politikasının temelini ve itici gücünü oluģturmaktadır. AB nin Batı Balkan bölgesine önem vermesinin baģka nedenleri arasında, uluslar arası terör örgütlerinin bölgedeki zayıf güvenlik yapılanmalarından yararlanarak bölgeye konuģlanarak orayı geçiģ koridoru olarak kullanması, uyuģturucu, insan ve silah kaçakçılığı, bölgeye kaçacak veya kaçmak zorunda olan mülteci sorunu, bölgeden geçen yolların tehlikeye girmesi ve güvenlik nedeniyle ekonomide ve ticarette yaģanabilecek sıkıntılar, Avrupa coğrafyasının bütününü kapsayacak Ģekilde siyasi birlik oluģturmak, AB nin uluslar arası güç olarak geçmiģte yaģanan Balkan baģarısızlığını telafi etmek, eskinin sosyalist yeninin kapitalisti olan bu ülkeler üzerinde siyasi, ekonomik ve ideolojik üstünlüğünü kurmak, coğrafi konumu, denize eriģimi ve istikrarlı düzenleyici politika çerçeveleri oluģturma arzusu ve umudu enerji yatırımcıları için bu bölgenin ilginç bir faktör olması doğal gaz hatları bakımından bu bölgenin geliģime açık olması gibi farklı çıkar algılamalarını söyleyebiliriz.(çoğu AB ülkesi bazında gaz yoğun bir enerji kaynağı olarak toplam enerji tüketimindeki payı % 40 a kadar kullanmaktadır. Mevcut jeopolitik gerginlikler enerji güvenliği riskini arttırmıģtır.) South Stream Boru Hattı Projesi Avrupa nın enerji güvenliğinin sağlanması amacıyla oluģturulmuģ bir projedir. Projeye baktığımızda, Rusya dan taģınacak olan gaz, Türk projenin Rusya nın enerji arz yollarının artırması için bir fırsat olduğu söylenebilir. deniz sularından geçecek ve Karadeniz den önce Bulgaristan a, daha sonrasında Bulgaristan dan Sırbistan a gidecektir. Sırbistan da hat, biri ana hat, ikisi yan dallar olmak üzere toplam üçe ayrılacaktır: Birinci yan dal Bosna- Hersek e, diğer bir yan dal Hırvatistan a ayrılacaktır. Üçüncü, yani ana hat ise Sırbistan topraklarından çıkıp oradan Macaristan a geçecek, daha sonrasında Macaristan dan Slovenya ya geçecek, Slovenya dan ise son olarak Ġtalya ya (Tarvisio ya) varacaktır. Hattın projesinin Rusya tarafında Gazprom varken, hattın geçtiği ülkeler tarafında ise o ülkenin bir enerji Ģirketi (Örneğin Bulgaristan için Bulgarian Energy Holding gibi) bulunmaktadır. Aynı zamanda hattın Karadeniz deki inģası için de Gazprom; ENL, EDF ve Wintershall gibi Ģirketlerle çalıģmaktadır. Projenin tarihi 2006 yılına dayanmaktadır yılının Aralık ayında boru hattının inģası baģlamıģtır ve ilk gaz akıģının 2015 yılı sonlarına doğru olması planlanmaktadır. AB nin bölgeye yönelik temel hedefleri arasında, etnik çatıģmaların tekrar baģlamaması için tedbir alınması, yoksulluk ve savaģtan kaynaklanan göçün azaltılması, demokrasinin geliģtirilmesi, insan haklarının ve azınlık haklarının korunması, bölge ülkeleri ile Batı Avrupa arasındaki refah farkının kapatılması için Pazar ekonomisinin kurulması ve istikrarlı büyüme politikalarının geliģtirilmesi gibi hedefler yer almaktadır. Böylece AB, Batı Balkan ülkelerinde komünizm sonrası geçiģi sağlamak ve bölgede barıģı tesis etmek, Batı Balkan ülkelerine Batı tipi yönetim ve Avrupa Kimliği kazandırmak için politika üretmeye baģladı. Tekrar bir savaģ ve istikrarsız bir bölgeye meydan vermemek için AB bölge ülkelerine üyelik sözü vermiģtir.1999 yılında baģlatılan Ġstikrar ve Ortaklık Süreci AB nin Batı Balkanlar a iliģkin 249

253 politikasının temel argümanını oluģturmaktadır. Bu süreç bölgesel iģbirliği, demokratikleģme, sivil toplum geliģimi ve devlet kurumlarının oluģturulması konularına odaklanmıģtır. Ġstikrar ve Ortaklık Süreci bütün Batı Balkan ülkelerini kapsamaktadır. AB- Batı Balkan iliģkilerinin dinamiğini belirleyen baģat faktör, AB nin tercihleri, öncelikleri ve kendi iç dinamikleridir. AB nin Bat Balkanlar için uzun vadeli, esnek ve üyelik koģullarının arttırıldığı bir geniģleme stratejisi düģündüğünü söyleyebiliriz. Bugün itibariyle Batı Balkan ülkeleri kendi içinde aday ülkeler ve potansiyel aday ülkeler olarak ikiye ayrılmıģtır. Aday ülkeler, Karadağ, Sırbistan ve Makedonya, potansiyel aday ülkeler ise Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Kosova dır. Hırvatistan ise 2013 yılında AB ne üye olmuģtur. Bölge giderek dünyanın baģlıca enerji güzergahlarından biri olmaktadır. Bu arada Asya dan,avrupa ya enerji taģıması planlanan büyük boru hattı projelerinin (Burgaz- Dedeağaç hattı ve Nabucco ) jeopolitikte bir değiģiklik yaratacağı söylenebilir.özellikle Nabucco Boru Hattı Projesi nin bölge için istikrar sürecini hızlandıracağını ve bölge ülkeleri arasındaki iģbirliğini arttırabileceğini söyleyebiliriz. AB nin Batı Balkanlar ile birleģmesi oldukça önemli olacaktır. Çünkü ekonomik açıdan geri kalmıģ kültürel, dinsel ve sosyal açıdan farklılıklar gösteren bu eski sosyalist ülkeler, AB ye dahil olduklarında Birliğe bir hareketlilik katacakları muhakkaktır. Aynı zamanda yıllarca farklı kültürlerin egemenliklerin altında yaģayan ve Avrupa değerlerinden kopmuģ olan bu ülkeler tekrar Avrupa yaģam tarzı ve değerlerine sahip olacaklardır. 3-AVRUPA BĠRLĠĞĠ NĠN BÖLGE ĠÇĠN GELĠġTĠRDĠĞĠ POLĠTĠKALAR 3-1 Royaumont Süreci Fransa nın önerisiyle baģlatılan Royaumont Süreci ile Güneydoğu Avrupa da Ġstikrar ve Ġyi KomĢuluk ĠliĢkileri Süreci Deklarasyonu kabul edilmiģtir.bu süreç AB nin Batı Balkanlara yönelik ilk politikasıdır. Sürecin temel hareket alanı, bölgedeki sorunlar ile baģ edilmesi, iģbirliğinin geliģtirilmesi, sivil toplumun yeniden inģa edilmesi ve bölgesel iģbirliği olmuģtur Bölgesel YaklaĢım Batı Balkan ülkelerine yönelik olarak kapsamlı bir rapor hazırlanmıģ ve Bölgesel YaklaĢım adlı yeni bir politika önerilmiģtir. AB Genel ĠĢler Konseyi 1996 da Batı balkan ülkeleri ile ikili iliģkileri geliģtirilmesi için daha kapsamlı bir proje olan Bölgesel YaklaĢım projesini baģlatmıģtır Batı balkan ülkelerini AB ye yakınlaģtıracak olan bu proje siyasi ve ekonomik olmak üzere iki amaç taģımaktaydı. AB Konseyi, Bölgesel YaklaĢım çerçevesinde, AB ile ortak iliģkisi bulunmayan tüm Batı Balkan ülkelerini içine alacak Ģekilde,mali yardımları,ticari iģbirliğini ve anlaģmaları da kapsayacak biçimde ikili iliģkilerin geliģtirilmesi için yerine getirilmesi gereken kriterleri her ülke için ayrı Ģartları belirlemiģtir. 3-3-Ġstikrar Paktı Ġstikrar Paktı,Kosova da NATO nun müdahalesinden sonra ortaya çıkmıģ kapsamlı bir giriģimdir.bu Paktı diğer giriģimlerden ayıran en önemli unsur,balkanlara yönelik en büyük uluslar arası giriģim olması ve katılımcıların çokluğudur.ġstikrar Paktı nın amacı,balkanlarda açık bir ticaret bölgesinin kurulması,ekonomik canlanmanın sağlanması ve AB ile yeni ikili anlaģmaların imzalanmasını içermesidir.bu giriģim,ab nin bölgeye yönelik politikalarının da değiģtiğinin ilk kanıtıdır. 3-4-Ġstikrar ve Ortaklık Süreci AB, Balkanlar da güven ve istikrarı sağlamak için sadece ODGP uygulamakla yetinmemiģ, bölgede etkin olabilmek için bu ülkeler ile olan iliģkilerinde geniģleme mekanizmasını devreye sokup normatif gücünü de kullanma kararı almıģtır. Söz konusu süreç, Batı Balkan ülkelerine yardım etmek ve AB üyeliğine yakınlaģmalarını sağlamaktır. Bunun için bölge ülkeleri arsında ortak bir serbest ticaret 250

254 bölgesi kurmak ve ülkelerin AB standartlarına ulaģmasını tesis etmek hedefi oluģturulmuģtur. Aynı zamanda, bölge ülkelerinin AB mevzuatına yakınlaģtırılması hedeflenmiģtir. Bu süreç, Batı Balkanlara yönelik güçlendirilmiģ bir yaklaģımdır. Süreç kapsamında AB, Batı Balkan bölgesinde istikrarı tesis etmek, kalkınmayı sağlamak ve reform sürecini desteklemek için bölge ülkelerine CARDS (Yeniden Yapılanma, Kalkınma ve Ġstikrara Yönelik Topluluk Programı) adlı yardım programı uygulamıģtır. CARDS çerçevesinde yapılan yardımlar Batı Balkan ülkeleri adına olumlu sonuç vermiģtir. CARDS Programı, Ġstikrar ve Kalkınma sürecini destekleyen ana mali araç olmayı sürdürmüģtür. Yine TAIEX ( Bilgi DeğiĢimi Teknik Yardım Dairesi ) ile ülkelere müktesabat hakkında teknik yardım sağlamak için katılım öncesi stratejinin bir parçası olarak kurulmuģtur. Hizmetleri Batı Balkan ülkelerinin ihtiyaçlarına da uygundur. Bölgede devlet memurlarının bilgisini ve becerilerini arttırmak için Kamu Yönetimi Reformu Hakkında Yüksek Eğitim için bölgesel okul ve enstitünün kurulması teģvik edilecektir. Yine Ġstikrar ve Ortaklık Süreci kapsamında, malların Batı Balkan ülkelerinden AB pazarına gümrüksüz olarak giriģi sağlanmıģtır Batı Balkan ülkelerinin sadece AB ile değil, kendi aralarında da iģbirliği yapılması istenmiģtir. Ġstikrar ve Ortaklık süreci, AB-Batı Balkan iliģkilerinde dönüm noktasıdır.bu süreçte Batı Balkanların AB ile entegrasyonun önemi vurgulanarak ilk defa yüksek sesle söylenmeye baģlanmıģtır.bu dönemse AB tarafından gümrük vergilerinin kaldırılması ile AB ye ihracat % 8 dolayında artmıģtır. 3-5-Zagreb Zirvesi Ġstikrar ve Ortaklık sürecini yenileyerek daha etkin hale getirmek ve dinamizm kazandırmak isteyen AB, Zagreb Zirvesini gerçekleģtirmiģtir. Zirvenin amacı, Ġstikrar ve Ortaklık kapsamındaki ülkelerin AB ile daha yakın iģbirliği içine gireceği bir yol haritası belirlemek ve böylece Batı Balkan ülkeleri için yeni bir vizyon oluģturmak. Batı Balkan ülkelerinin potansiyel birer aday ülke oldukları vurgulanmıģtır Selanik Zirvesi Selanik Zirvesi nin gündemi beģ temel maddeden oluģmaktaydı. Bunlar, demokratikleģme, istikrarın sağlanması, zenginleģtirilmiģ Ġstikrar ve Ortaklık Süreci, adalet ve içiģleri konularında iģbirliği, ekonomik geliģme ve bölgesel iģbirliğiydi. Bu zirve sonucunda Balkanların geleceğinin AB nin içinde olduğu vurgulanmıģtır. GeniĢleme süreci Batı Balkan ülkelerini cesaretlendirmelidir. Ġstikrar ve Ortaklık süreci, AB nin Batı Balkan politikasının çerçevesini oluģturmaya devam edecektir. Zirve ile asıl değiģen konu siyasi konular olmuģ ve bu aģamada AB nin geniģleme süreçlerinde aday ülkeleri hazırlamak için kullandığı düģük politika alanlarından yüksek politika alanlarına geçiģ ilkesi hayata geçirilmiģtir. Bu zirvede Batı Balkan ülkelerinin geleceğinin AB içerisinde olduğu teyit edilmiģ ve Batı Balkanlar Birliğe katılmadan AB haritasının tamamlanmayacağı yönünde önemli mesajlar verilmiģtir. 4-AVRUPA BĠRLĠĞĠ NĠN BATI BALKAN POLĠTĠKASINDA KOSOVA NIN YERĠ 4-1-Kosova Hakkında Genel Bilgiler Kosova, küçük bir ülke olmasına rağmen içinde birçok etnik unsur barındırmaktadır. Nüfusunun % 92 si Arnavut olan Kosova, bu oran itibariyle Balkanlarda Ġkinci Arnavut ülkesi olarak tanınmaktadır. Kosova nın dini nüfus dağılımında ise % 96 oranında Müslümanlar oluģturmaktadır. Nüfusu yaklaģık 2 milyon civarındadır. Avrupa nın en genç nüfusuna sahip ülkesidir. Kuzey batısında Karadağ, Kuzey ve doğusunda Sırbistan, güneyinde Makedonya ve güneybatısında Arnavutluk bulunmaktadır. Ġklimi karasal iklim özelliklerini taģımaktadır. Kosova topraklarının büyük bir kısmı dağlık arazidir. Makedonya sınırı boyunca ġar Dağları uzanmaktadır. Burada kıģın kıģ turizmi yapılmaktadır. Brezoviça en önemli kıģ turizm merkezlerinden birisidir. Kosova,ekonomik olarak Avrupa nın en yoksul ülkelerinden biridir.kosova da 2013 verilerine göre kiģi baģına düģen milli gelir $ dır.ülkenin GSYH sı milyar$ dır. Tarım sektörü GSYH nın % 19 unu oluģturmaktadır.ülke,üzüm üretimi konusunda köklü bir geçmiģe sahiptir.ġarap üretiminin çoğu ihraç edilmektedir.et ürünleri,ağaç iģleme, madencilik sektörleri de geliģme kaydeden sektörlerdir.kosova yeniden yapılanan bir ülke olduğu için inģaat sektörü de artan bir potansiyel arz etmektedir.sanayi sektörü ise %5 ini oluģturmaktadır.nüfusun % 64 ü potansiyel iģgücü olarak tanımlanan yaģ 251

255 arasındadır.kosova da para birimi olarak Euro kullanılmaktadır.ülke parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir.resmi dil Arnavutça ve Sırpça dır.kosova 17 ġubat 2008 de Sırbistan dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiģtir.baģkenti PriĢtine dir.priģtine nin nüfusu yaklaģık dir. Arnavut dilinde hava sıcaklığı nın gün içerisinde değiģmesinden dolayı Bozuk Mevsim anlamına gelmektedir..kosova, IMF ve Dünya Bankası na üyedir. Kosova yı Ģimdiye kadar 107 ülke tanımıģtır. Kosova yı ilk tanıyan ülke Kosta Rika,ikinci A.B.D olmuģtur. Türkiye, Arnavutluk Ġngiltere ve Afganistan Kosova yı tanıyan ilk ülkeler olmuģtur. Resim 1 Kaynak:www.avrupaulkeleri.com/2015/02 kosova-nerede-haitada.html 4-2- AB-Kosova ĠliĢkileri Kosova ve AB arasındaki iliģkiler 1990 daki Kosova daki savaģtan sonra güçlenmeye baģlamıģtır.1998 yılında Kosova da çatıģmaların baģlamasının hemen ardından AB adına ilk giriģim Ġngiltere tarafından BM Güvenlik Konseyinde yapılan açıklamadır. Açıklamada, AB nin bölgedeki barıģ ve istikrarın bozulmasından endiģe duyduğu ifade edilerek uluslar arası topluluğun Kosovalı Arnavutlara karģı giriģilen davranıģların kabul edilemez olduğunu açıklamasıdır. AB nin öngördüğü çözüm Kosova ya geniģletiģmiģ özerklik verilmesiydi. AB nin yaptığı çalıģmaları genellikle çatıģmaların sona erdirilmesi için bildiriler yayınlamak ve bölgede aktif olarak çalıģan uluslar arası örgütlere yardım etmekten öteye gidememiģtir. Kosova SavaĢı nda çözümün NATO tarafından sağlanması, NATO nun Avrupa daki varlığını güçlendirmiģ, AB nin ise gücünün test edilmesine ve Avrupa da NATO ya ihtiyacının olduğunu gözler önüne sermiģtir. Kosova-AB ĠliĢkilerinin sürecine bakıldığında, diğer Batı Balkan ülkelerinin aksine,2000 yılında gerçekleģen Zagreb Zirvesi sonuç bildirgesinde yalnızca beģ Batı Balkan ülkesini SAP kapsamına alırken, Kosova ya açık bir AB durumu sunulmadığı görülmektedir. Bu durum, o dönemde Kosova nın statüsünün belirsizliği ve Kosova nın temsil sorunundan kaynaklanmaktadır. Ancak,2005 yılında Avrupa Komisyonu nun yayımladığı tebliği ile diğer Batı Balkan ülkelerine sunulan AB perspektifinin Kosova ya da açık olduğu teyit edilmiģtir. AB, Kosova nın kurumsallaģma ve devletleģme sürecini yakından talip etmiģ ve 2008 deki bağımsızlık sürecine destek vermiģtir. AB nin Kosova ya yönelik politikası, ülkenin demokrasi, insan hakları ve azınlık hakları, hukukun üstünlüğü ve piyasa ekonomisi baģta olmak üzere AB değerlerine bağlılığı arttırmayı amaçlamaktaydı. AB, çoğu Balkan ülkesi ile olduğu gibi Kosova 252

256 ile güvenliği önceleyen bir iliģki kurmayı tercih etmiģtir. Ancak AB üyesi 5 ülkenin bu bağımsızlığı tanımaması( Romanya, Slovakya, Ġspanya, GKRY ve Yunanistan) bu desteğin sınırlı kalmasına ve AB nin Kosova ya yönelik politikasında tek sesli konuģamamasına neden olmuģtur. Son dönemde yaģanan bazı olumlu geliģmeler, zayıf devlet kurumları, örgütlü suçlar ve yolsuzluk konusunda sorunları olan Kosova nın AB ile iliģkilerinde yol almaya baģladığını gösteriyor. AB aracılığında yürütülen Belgrad-PriĢtine diyalogunda Kosova ile Sırbistan arasındaki iliģkilerin normalleģtirilmesine iliģkin anlaģmaya varılması ve Ġstikrar ve Ortaklık AnlaĢması Kosova nın AB üyeliği yolunda önemli bir adım olarak kabul edilir AB ile Kosova arasındaki akdi iliģkilerin temeli sayılan Ġstikrar ve Ortaklık AnlaĢması, üyelik baģvurusuna giden yolda önemli bir viraj olarak görülmektedir. Aynı zamanda, Ġstikrar ve Ortaklık AnlaĢmasının Kosova ya önemli ticari getirilerinin olacağı düģünülmektedir. SAA nın (Ġstikrar ve Ortaklık AnlaĢması ) imzalanmasıyla, Kosova bölgedeki diğer beģ ülke ile eģit konuma gelirken, Batı Balkan ülkelerinin SAA haritası da tamamlanmıģ olmaktadır. SAA nın imzalanması ise Kosova ve Sırbistan arasındaki iliģkilerin normalleģtirilmesi sürecinde varılan anlaģmalar ile mümkün olmuģtur. AB, Kosova ve Sırbistan arasındaki iliģkilerin normalleģmesi için yürütülen diyalog sürecinde arabuluculuk yaparak çok önemli bir rol oynamıģtır. AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Avrupa Komisyonu KomĢuluk Politikası ve GeniĢleme Müzakerelerinden sorumlu üyesi Johannnes Hahn imza sonrası SAA imzalanmasıyla AB-Kosova iliģkilerinde yeni bir aģamaya geçildiğini kaydederek, SAA nın Kosova da ve bölgede istikrar ve refaha önemli bir katkı niteliğinde olduğunu belirtmiģlerdir.saa nın iliģkilerde dönüm noktası olduğunu ve Kosova ya gerekli reformları hayata geçirmesinde ve ticaret ve yatırım alanında yeni fırsatları çekmesinde yardımcı olacağını belirtmiģlerdir.bu anlaģmanın 2016 yılında yürürlüğe girmesi planlanmaktadır.aynı zamanda AB,Kosova ya halihazırda kalkınması için en çok katkı sağlayan uluslar arası kurumdur. AB, için Kosova ya 1.3 milyar Euro maddi kaynak ayırmıģtır. Avrupa Komisyonu, Ekim 2009 da Kosova nın AB ile iliģkilerinde yeni bir aģamaya geçmesi adına fakat ülkenin gerekli koģulları sağlaması koģuluyla, Kosova vatandaģları için vizesiz seyahate ve Kosova ile kapsamlı bir ticaret anlaģması yapılmasına olanak verecek bir sürecin baģlatılması önerisinde bulunmuģtur. Çünkü, Kosova bugün itibariyle AB nin vize muafiyetinden yararlanamayan tek Batı Balkan ülkesidir. AB Komisyonu ile Kosova arasındaki vize muafiyeti ile ilgili diyalog Ocak 2012 tarihinde baģlatılmıģtır. Haziran 2012 tarihinde PriĢtine ye vize yol haritası verilmiģtir. AB nin Batı Balkanlara yönelik izlediği vize serbestliği süreci,bir baģarı öyküsü olarak tanımlanırken,sürecin Katı ama Adil bir Ģekilde yürütüldüğü vurgulanmakta ve Kosova, AB nin bu alandaki baģarısının sınandığı bir ülke konumuna gelmiģtir. Kosova, AB için kritik önceliğe sahip bir ülkedir. Bu ülkenin AB ile bütünleģmesi için, bölgenin ve Avrupa nın istikrarına katkıda bulunacak, koģularıyla barıģ içinde bir arada yaģayan, hukukun üstünlüğüne tam olarak saygılı, çok etnikli, demokratik bir Kosova oluģturulması temel Ģart olarak görülmektedir. Bu da Kosova daki tüm halkların geleceğinin emniyete alınmasını gerektirmektedir. Kosova nın en önemli dıģ politikalarından biri de AB üyeliği kadar, NATO üyesi olmaktır. Fakat, Kosova BM üyesi olmadığı için NATO üyeliğine baģvuramamaktadır. Kosova Ģu ana kadar 2014 yılında NATO meclisinde gözlemci statüsü alabilmiģtir. AB, hali hazırda Kosova daki mevcudiyetini AB hukukunun üstünlüğü misyonu EULEX (AB-Kosova Hukuk Düzeni Misyonu) ve aynı zamanda AB Kosova Ofisi baģkanlığını üstlenen AB Kosova Özel Temsilcisi aracılığı ile sürdürmektedir. EULEX, 4 ġubat 2008 tarih ve 2008/124/CFSP sayılı AB Konseyi Ortak Eylem kararı ile kurulmuģtur. AB nin Ģimdiye kadarki en büyük dıģ misyonu ve en geniģ ölçekli sivil görev olma özelliği olarak değerlendirilen ve hukuk nizamı alanında ve özellikle polis kapasitesini, yargı sistemi ve gümrük hizmetlerini güçlendirmek konularında Kosova müesseselerine destek amacını güden EULEX, Haziran 2008 den itibaren adalet, polis ve gümrük konularında sorumluluk üstlenmeye baģlamıģtır. EULEX in Nisan 2009 itibariyle adalet, polis ve gümrük konularında tam operasyonel kabiliyete ulaģtığı bildirilmiģtir. Bu bağlamda, yapılan düzenlemeler ile EULEX e bağlı yargıç ve savcılar, diğer bazı suç tipleri yanında, savaģ suçları ve etnik Ģiddet fiillerinin yargılanmasında etkin rol almaya baģlamıģlardır. EULEX, Kosova yetkililerine çokuluslu ve bağımsız bir yargı sisteminin polisin ve gümrük hizmetlerinin geliģtirilmesinde destek vermeyi hedeflemektedir. Diğer bir deyiģle EULEX, Kosovalı yetkililere iģleyen devlet 253

257 mekanizmasının tesis edilmesinde gerekli kapasitenin oluģturulması için destek vermektedir ve AB nin hukukun üstünlüğünü gerçekleģtirmek için kurduğu bir yapılanmadır. Öte yandan, AB nin Kosova ya yönelik ilgisinin bir nedeni olarak da Kosova nın önemli bir jeolojiye dayanması olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle de bölgenin doğu yarısı için geçerlidir. Burası bütün Güneydoğu Avrupa nın mineral bakımından en zengin bölgesidir.1920 lerde Britanya Ģirketinin iģlettiği Trepça madeni savaģtan sonra Avrupa nın en büyük kurģun ve çinko kaynağı durumuna gelmiģtir.1960 larda yapılan tahmini hesaplara göre Kosova daki maden alanları bölgedeki madenlerin rezervlerinin % 56 lık kısmını oluģturmaktadır. Nikelinde tamamı bu bölgeden karģılanmaktaydı. Batı Kosova daki boksit ve krom çökelleri de önem taģımakla birlikte büyük kömür madenlerinin de yer alması Kosova yı tarih boyunca hedef bölge haline getirmiģtir de bağımsızlık ilan eden ve bu tarihten itibaren statüsü tartıģma konusu olan Kosova AB için bir deney sahası olmuģtur. AB, bir taraftan Sırbistan ı üyelik yolunun açılması karģılığında Kosova ya karģı daha esnek olmaya zorluyor diğer taraftan ise kendi içerisinde birlik olarak hareket edememektedir. AB ülkeleri Ġspanya, Yunanistan, GKRY, Slovakya ve Romanya tarafından tanınmayan bu Kosova, Balkanlarda bölgesel uyum için en büyük engel olarak görülmektedir. Nisan ayında,ab aracılığında Sırbistan ile imzalanan iliģkilerin normalleģtirilmesi ile ilgili anlaģmanın ardından Kosova,AB ile katılım ortaklığı görüģmelerine baģlayacağı tarihi beklemektedir. SONUÇ Sovyetler Birliği nin dağılıģı ve Soğuk SavaĢ ın sona ermesiyle Batı Balkan ülkeleri siyasi, ekonomik ve güvenlik gerekçeleriyle demokrasiyi ve serbest piyasa ekonomisini benimseyerek, Batı kurum ve kuruluģları içinde yer almayı siyasetlerinin ana hedefi haline getirmiģlerdir. Görüldüğü üzere, Batı Balkanlar, AB nin geniģleme takviminin önemli bir unsurunu oluģturmaktadır. Bu nedenle, Batı Balkan Ülkeleri ile AB nin iliģkisi geniģleme sürecinin tamamlanarak, AB bütünleģmesinin sağlanması için önemli bir adım olacaktır. Avrupa nın en sorunlu bu bölgesinin geleceği BütünleĢmiĢ Avrupa idealinin sürmesi ve AB nin bölgeye yönelik politikaları, AB nin siyasi kimliğinin inandırıcılığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu noktada, bu coğrafyada yer alan ülkelerin AB üyeliğinin gerçekleģmesinde, hukukun üstünlüğü, demokratik kurumların düzgün Ģekilde iģlemesi, temel hakların ve azınlık haklarının korunması, ekonomik yönetiģimin güçlendirilmesi ve ikili anlaģmazlıkların çözümü en önemli konular olarak öne çıkıyor. Diğer tarafta ise Avrupa coğrafyasının bütününü kapsayan bir siyasi birlik oluģturulabilmesi için, Batı Balkanlar ın hızlı bir Ģekilde AB standartlarına ulaģması gerekmektedir. AB ile SAA müzakerelerine baģlayan Kosova nın da yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadelede ilerleme kaydetmesi ve yargı ve seçim sitemini reformize etmesi gerekiyor. AB ye üyelik hedefi ya da BatılılaĢma hedefi doğrultusunda Kosova nın gerçekleģtirmesi gereken nice reformlar ve kat etmesi gereken zorlu, uzun ve ince bir yol vardır. Çünkü AB ile bütünleģme sürecinde Avrupa nın en genç ve en yeni devleti olan Kosova, Batı Balkan ülkeleri arasında AB ile bütünleģme yolunda en geride kalmaktadır. Aynı zamanda Kosova nın bağımsızlığını tanımayan beģ AB Üye Devletinin ülkenin AB ile bütünleģme sürecinde ilerlemesini bloke etmemeleri konusunda ise diğer Üye Devletlere büyük bir iģ düģeceğe benziyor. Batı Balkanların geleceği, AB nin içinde olduğu gibi, AB nin güvenliği ve uluslar arası iliģkilerdeki prestijinin de Batı Balkanlar ın içinde olduğunu söyleyebiliriz. ĠliĢkilerin entegrasyon boyutuna ulaģtırılması her iki taraf içinde yararlı olacaktır. AB üyeliği yolunda ilerleyen ve birbirinden farklı aģamalarda olan Batı Balkan ülkeleri için birbirinden ayrı politikalar oluģturulmak zorunluluğu vardır.bu ayrı politikalardan biri de Kosova için olacaktır muhakkak.ancak günümüzde ortaya çıkan bir gerçek vardır ki, AB artık ne Halkların gözünde bir yeryüzü cennetidir, ne de Avrupa hayali kendilerine vaat edildiği kadar yakın görünmektedir. 254

258 KAYNAKÇA Ağır,H.(2010) Avrupa BütünleĢmesinin DerinleĢmesi ve GeniĢlemesi.Bursa.Ekin Yayıncılık. Akdemir,E.(2012). Avrupa BütünleĢmesinin Tarihçesi Avrupa Birliği Tarihçe,Teoriler,Kurumlar ve Politikalar. Ankara.Seçkin Yayıncılık. Avrupa Toplulukları Komisyonu,(2003) Batı Balkanlar ve Avrupa yla BütünleĢme Komisyon dan Konseye ve Avrupa Parlamentosuna Bildiri. Brüksel, COM.(2003) 285 Ağca,F.( 2010). Batı Balkanların Geleceğinde Avrupa Birliği ve Türkiye nin Rolü.GiriĢimcilik ve Kalkınma Dergisi.(5:1) Bayıllıoğlu,U.( 2013). Uluslar arası Kosova Mahkeme Sistemi AÜHFD,62(2), Sancaktar.C ( ) AB ve Balkanlar TASAM Yayınları, e-yayın.www.tasam.org./tr- TR/ıçerik/400/Avrupa_birliği_ve_balkanlar. Sancaktar,C.(2006). Avrupa Birliği Ve Balkanlar Türk Asya Stratejik AraĢtırmalar Merkezi(TASAM).e yayın. The Thessaloniki Summit:A milestone in the European Unions Relations with the Western Balkans,AB Basın Bildirisi Dağdemir. Elif.U. Batı Balkan Ülkeleri ile Türkiye nin AB ne Tam Üyelik Olasılıları Üzerine Bir Değerlendirme,Ankara Üniversitesi SBF Dergisi.59-1 Emin, N.(2014). Kosova Siyasetini Anlama Kılavuzu Seta Yayınları, ISBN Politikalar.Ġstanbul, Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Kaçmaz, M. Türk Tarihinde Balkanlar Sakarya Üniversitesi Balkan Uygulama ve AraĢtırma Merkezi Yayınları, Cilt:1,s:11-37 Kaya, A, A. Düzgit, S., Gürsoy, Y. ve Onursal BeĢgül, (2011). Avrupa Birliği ne GiriĢ, Tarih, Kurumlar ve Politikalar,Bilgi Üniversitesi Yayınları,ISBN ,S.3-5 Kulaklı, Ġ.Y( 2013). Avrupa nın Enerji Güvenliği ve Gaz Talebinde Balkanlar ın Önemi Türkiye Uluslar arası ĠliĢkiler ÇalıĢmaları Akademisi Yayınları. Özey,R.(2013). Balkanların Siyasi Coğrafyası.Çerçeve Dergisi,MÜSĠAD Yayınları,ISSN ,Sayı:21 ġahin,k.(2011). Türkiye ve Balkanlar :Jeopolitik Bir Analiz 3.Uluslararası Balkanlarda Sosyal Bilimler Kongresi,Sakarya Üniversitesi Yayınları,Sakarya. ġahin, Y.( 2015) GeniĢleme Paketi ve Batı Balkanların AB Yolunda Son Bir Yılı Ġstanbul Kalkınma Vakfı Değerlendirme Notu,No: 158 Tikici,U.(2012). Avrupa Birliği nin Batı Balkan Politikası.Türkiye Uluslararası ĠliĢkiler ÇalıĢmaları Akademisi Yayınları. T.C Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji ĠĢleri Genel Müdürlüğü.(2015) Sayı: 114 Ülger,K,Ġ. Balkanlarda BarıĢ ve Güvenliğin Tesisinde AB nin Rolü Bilgesam Yayınları EriĢim Tarihi: ) (EriĢim Tarihi: ) Tarihi: ) EriĢim Tarihi: ) AB Güncel Tarihi: ) kosova-nerede-haitada.html (EriĢim Tarihi: ) 255

259 ĠnĢaat Mühendisliği Alanında ĠĢyeri Eğitimlerinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Bakımından Değerlendirilmesi Emre SANCAK Doç.Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi Hasan Hüseyin TAġ Yrd.Doç.Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi Mehmet FENKLĠ Yrd.Doç.Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi Selçuk UYAL B Sınıfı ĠĢ Güv.Uzmanı, Bayhanlar ĠnĢ.Ltd. ġti. Özet Günümüzde, mühendislik dallarının, eğitim-öğretim faaliyetlerinin, öğrencilerin mezun olduklarında kendi sektörlerine ne kadar hazır oldukları ve iģyerlerine - iģlerine ne kadar kısa sürede adapte oldukları, üniversiteler arasında gittikçe artan rekabet nedeni ile önem kazanmaktadır. Bu çalıģmada Teknoloji Fakülteleri mühendislik programlarında uygulanan iģyeri eğitimi faaliyetlerinde inģaat mühendisliği bölümü öğrencilerinin iģ sağlığı ve güvenliği bakımından karģılaģabileceği durumlar ve alınması gereken tedbirler ele alınmıģtır. ÇalıĢma kapsamında, öncelikle; mevcut durumda, öğrencilerin iģyeri eğitimlerini alacakları iģyerlerine gitmeden önce iģ sağlığı ve güvenliği bakımından hazırlık seviyeleri değerlendirilmiģtir. Ġkinci olarak inģaat iģyerlerinde iģ sağlığı ve güvenliği bakımından iģyeri eğitimi öğrencilerinin, inģaat iģyeri iģ sağlığı ve güvenliği uzmanları bakıģ açısı ile önemli durumlara göre gözden geçirilmiģ tatbikat denemeleri belirlenmiģtir. Ayrıca bu öğrencilerin çalıģma sahalarında etkileģim halinde oldukları çalıģanların tehlikeli durumlara karģı stres analizi ile yaklaģımlarının tahmini amaçlanmıģtır. Sonuç olarak oldukça zorlu bir süreç olan iģyeri eğitimlerinin mezun olduklarında kazanacakları iģ olanakları açısından, gerek inģaat mühendisi adayı öğrencilerin gerekse iģyeri eğitimleri boyunca birlikte çalıģtıkları personelin, iģ sağlığı ve güvenliği bakımından yüksek hazırlık düzeyine sahip olmalarının hayati öneme sahip olduğu görülmüģtür. Anahtar Kelimeler: ĠnĢaat mühendisliği, iģyeri eğitimi, iģ sağlığı ve güvenliği, mezunlar ve iģ olanakları Evaluation of Work Place Training in Terms of Occupational Health and Safety on the Civil Engineering Area Abstract Nowadays, the importance of education-teaching activities of engineering branches increases depending on the competition among the universities in the point of work placement ratio day by day if the students are ready or not for their own sector when the students graduate from the universities. In this study, the precautions required against work accidents and various situations faced by students in terms of occupational health and safety is taken into account for the work place training of the students taught in civil engineering departments at the technology faculties. In this context, first; in the current situation, before students will receive their workplace training in the workplaces, readiness level of the students in terms of occupational health and safety were evaluated. Secondly, previous practice trials reviewed by the construction of occupational health and safety experts in point of important situations in terms of occupational health and safety of workplace training students of civil engineering department is determined. In addition, the behavior of both the students and the workers interacted mutual is intended to estimate against dangerous situations with the stress analysis approach in the construction site. As a result, the workplace training is a very difficult process in terms of occupational health and safety which is also very important in terms of achieving some better employment opportunities when they 256

260 graduate from the university. Both civil engineer candidate students and the other staff are working together during the workplace training, to have a high readiness level is seen as vital. Keywords: Civil engineering, workplace training, occupational health and safety, graduates and employment opportunities GĠRĠġ Ülkemizde, ĠnĢaat Mühendisliği eğitimine iģyeri eğitimi uygulaması ile yeni bir yaklaģım getiren Teknoloji Fakültesi eğitim modeli 2010 yılından beri eğitimlerine devam etmektedirler. Bu kapsamda toplam 6 (altı) üniversitede eğitime devam edilmektedir. Süleyman Demirel Üniversitesi Teknoloji Fakültesi ilk mezunlarından(2014) % 40 ının ĠĢyeri eğitimi yaptıkları kurumda iģe baģladıkları göz önünde bulundurulduğunda önemi daha net ortaya çıkmaktadır(ġpek vd.2015). ĠĢyeri Eğitimi Nedir: Teknolojisi Fakültesi mühendislik programlarında okuyan öğrenciler, toplam 8 yarıyıllık eğitim-öğretim süresinin; 7 yarıyılını fakültede 1 yarıyılını ise zorunlu olarak ĠĢyeri Eğitimi adı altında uygulama becerilerini güçlendirmek için endüstri sektöründe tamamlarlar. Bu eğitim müfredatın önemli bir unsurudur. ĠĢyeri Eğitimi gerçekçi bir modeldir. Dünyada ve Türkiye de çok baģarılı uygulamaları vardır. Üniversite-Sanayi iģbirliğine bağlı AR-GE projeleri sayısını, teknolojik ilerlemeyi, buluģları ve mezuniyet sonrası iģe yerleģtirme oranlarını arttıracağı düģünülmektedir. Bununla birlikte, iģyeri eğitimi modeli; Teknoloji Fakültesi haricindeki Fakültelerin de gündemine girmiģtir. ĠĢyeri Eğitimi, örgün eğitim koģulları altında öğrenciye verilemeyen bilgi, beceri, deneyim, uygulama ve iģyeri görgüsünün bir müfredat kapsamında, sanayi-okul-öğrenci iģbirliği ile öğrencilerimize -yeni nesil mühendislere- kazandırılmasını amaçlayan bir proje, bir uygulamadır. ĠĢyeri Eğitiminin Amacı: Endüstrinin ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendisler yetiģtirmek, öğrenciyi gerçek iģ hayatına hazırlamak, mühendis adaylarının iģverene tanıtımını sağlamak, teorik bilgilerini kullanabilme ve uygulamaya aktarabilme becerisini kazandırmak, mevcut teknolojik geliģmeleri daha yakından tanımalarını sağlamaktır. ĠĢyeri eğitimi Kuzey Amerika ülkeleri, Almanya, Avusturya, Ġsviçre, Ġspanya, Norveç, Finlandiya gibi birçok Avrupa ülkesinde baģarı ile uygulanmaktadır(yazıcı, vd. 2015). ĠĢyeri eğitiminin ne kadar önemli olduğu yukarıda verilen bilgilerden anlaģılmaktadır. Ancak, Teknoloji Fakültesi, ĠnĢaat mühendisliği bölümlerinin iģ yeri eğitimleri sırasında gerek kendi, gerekse etkileģim halinde oldukları diğer çalıģanların iģ sağlığı ve güvenliği konusunda azami hassasiyet göstermek gerektiği de sektörde gerçekleģen ölümle sonuçlanan iģ kazaları istatistiklerinden anlaģılmaktadır. Türkiye de 1979 yılından 2010 yılına kadar inģaatlarda meydana gelen 5239 iģ kazası üzerinde inceleme yapılmıģ ve bu inceleme sırasında kazaların nedenleri tespit edilmiģtir. ĠnĢaatlarda meydana gelen kazaları da kendi aralarında sınıflandırmak mümkündür. Bu kazalar içerisinde yer alan 529 adet malzeme düģmesi kaynaklı kazanın 76 sı gırgır vinçlerle çalıģma esnasında, 8 i vinçle malzeme iletimi sırasında ve 29 u ise mobil vinç ve kule vinç gibi ağır makinaların devrilmesi sonucu gerçekleģmiģtir. Bununla birlikte, meydana gelen ve elektrik çarpması kaynaklı olan 373 iģ kazasının 52 si gırgır vinçlerden kaynaklı elektrik çarpmaları neticesinde gerçekleģmiģtir iģ kazasının 303 ü ise vinçleri de kapsayan yapı makinalarından kaynaklı kazalardır (Müngen, 2011) 2014 yılı SGK istatistiklerine göre Bina ĠnĢaatı, Bina DıĢı Yapıların ĠnĢaatı, Özel ĠnĢaat Faaliyetleri tanımına giren iģyerlerinin sayısı olmuģtur. SGK verilerine göre 2014 yılında toplam 221 bin 366 iģ kazası yaģandı, 494 meslek hastalığı tespit edildi. Bunların sı ölümle sonuçlandı yılı sonuçları ile karģılaģtırıldığında; meydana gelen iģ kazalarında yüzde 15 artıģ görüldü. ABD deki incelemelerde inģaatlarda ölümcül kazaların %33 ü yüksekten düģmelerden, %22 si çarpma tipi kazalar, %17 elektrik akımına kapılma ve %10 u da diğer nedenlerle meydana gelen kazalardır. ÇeĢitli araģtırmacılar tarafından, kazaların ve hasarların azaltılmasında doğru Ģantiye yönetiminin hayati öneme sahip olduğu rapor edilmiģtir (Anumba and Bishop, 1997). ĠĢ kazalarının oluģturmuģ olduğu maddi ve manevi kayıpları en aza indirebilmek için, Ģantiye türüne bağlı olarak ekipmanlar, çalıģanlar ve yapı bileģenleri-malzemeler gibi farklı inģaat saha değiģkenlerinin dikkate alındığı, oluģturulan bir çok görsel interaktif senaryo, analitik yaklaģım 257

261 temelinde Naji, (2005) tarafından araģtırılmıģtır. ÇalıĢmada sanal inģaat Ģantiyesi çevrelerinde iģ güvenliğini geliģtirmek için görsel bir simulasyon tekniği elde edilmek amaçlanmıģtır. AraĢtırmasında özellikle vinçlerle çalıģmada en tehlikeli kurulum pozisyonun yapılan inģaatın doğu yönü olduğu bildirilmiģtir. ĠnĢaat iģyeri eğitimi görülen iģyerlerinde belli baģlı tehlikeler ÇalıĢanlar, endüstriyel sektördeki gibi tek bir fabrikada çalıģma imkanı bulamadıkları gibi sürekli bir projeden baģka projeye hareket halindedirler. Bunların yanı sıra inģaat tehlikeli ve bir sürü risk içeren faaliyetlerden oluģmaktadır ve bu ortamda çalıģmak için tecrübeli ve fiziksel zorluklara alıģık olmak gerekir. Ayrıca bir inģaat projesinde aynı anda birden fazla iģçi grubu da çalıģabilir ki bu; tehlike ve riskleri daha da artırır. ĠĢte bu nedenlerden dolayı inģaat sektörü diğer sektörlere göre daha büyük risk altındadır ve iģçi sağlığı ile iģ güvenliğini sağlamak hayli güç ve karmaģık olabilir(baradan, 2006). Ayrıca geliģen inģaat teknolojisine paralel olarak yaygın kullanılmaya baģlayan kule vinçler gibi tehlikelerin daha çeģitlenip büyüdüğü modern uygulamalar da göz önünde bulundurulmalıdır. Abdelhamid ve Everett (2000)tarafından yapılan bir araģtırmada inģaat yapımı sırasında meydana gelen insan iliģkili kazaların izinsiz ve/veya güvensiz hızda ekipman kullanımı ve ekipmanın çalıģanla teması nedeni ile olduğunu göstermiģlerdir. Benzer Ģekilde kazaların yüzlercesinin araģtırılması neticesinde kazalara neden olan dört eğilim durumu belirlenmiģtir. Bu durumlar: geçici yapıların inģasındaki hatalar, çalıģanlara veya malzemelere çarpan ekipmanlar, güvensiz yolların izlenmesi veya bir operasyonda ihmal ve tehlikeli malzemelerle çalıģmalardır (Kaminetzky, 1991). Bu bağlamda Teknoloji Fakülteleri nde inģaat mühendisliği eğitimi verilen üniversitelerdeki bölümlerin ders programları incelendiğinde teorik anlamda ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili derslerin saatleri, zorunlu-seçimlik durumları, seminer vb ek bilgilendirme durumları incelenmiģ ve Tablo 1 de gösterilmiģtir. Tablo 1. Teknoloji Fakülteleri ĠnĢaat Mühendisliği Programlarında ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili derslerin zorunlu/seçimlik durumu Üniversitesi ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği ĠĢ Yeri Eğitimi Ders saati Var Yok Zorunlu Seçimlik Düzce Üniversitesi X Bilgi var 2 Fırat Üniversitesi X Bilgi yok 2 Gazi Üniversitesi X Bilgi yok 2 Karadeniz Teknik Üniv. X Bilgi yok - Sakarya Üniversitesi X UlaĢılamadı 2 Süleyman Demirel Üniv. X ĠĢ Güvenliği Eğitim semineri verilmektedir ĠnĢaat Sektöründeki BaĢlıca ĠĢ Kazası Tipleri Ölümle sonuçlanan kazalar arasında insan düģmesi tipindeki kazalar (%42,9) önemli bir farkla ilk sırada yer almaktadır. Elektrik çarpması, malzeme düģmesi, yapı makinası kazaları, yapı kısmının çökmesi, Ģantiye içi trafik kazaları ve kazı kenarının göçmesi tipindeki olaylar ön plana çıkmaktadır. Özellikle ölümle sonuçlanan ikinci önemli kaza tipinin elektrik çarpması olması, inģaat sektörü için elektrik konusunun özenle üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu göstermektedir. ġantiye Ġçi Trafik Kazaları olarak tanımlanan gruptaki olaylar, günlük yaģamdaki trafik kazalarının benzerleridir. ġantiye sahası içinde araç devrilmesi, çalıģanlara çarpması, ezmesi gibi. Ölümle sonuçlanan kazalar arasında azımsanmayacak bir orana sahip olan bu olaylar, Ģantiye trafiğinin, yolların, manevra alanlarının uygun düzenlenmesini gerekli kılmaktadır (Müngen ve Gürcanlı, 2005). Toplam kaza sayısı bakımından %11,5 oranıyla ikinci sırada yer alan ve kısaca Uzuv Kaptırma olarak tanımlanan olaylar, testerelere, tezgahlara, hareketli makine elemanlarına el, parmak, ayak kaptırma tipindeki olaylardır. Sadece bir tanesi ölümle sonuçlanmıģ olmasına rağmen bu tür olaylar uzuv kaybına ve dolayısıyla çalıģma gücünün belirli (bazen de önemli) oranda kaybedilmesine neden olmaktadır (Müngen 2011)

262 Bazı Önemli ġantiye Türlerine Göre Kaza Tipleri ġantiye uygulamaları arasında öne çıkanlar; bina, yol, kanal, tünel Ģantiyelerindeki kaza tiplerinin dağılımı Müngen (2011) tarafından yapılan geniģ kapsamlı bir araģtırmada verilmiģtir. Ġlgili çalıģmada bina inģaatları için en önemli kaza tipinin insan düģmesi olduğu, özellikle ölümle sonuçlanan kazaların %57,3 ünün bu Ģekilde meydana geldiği dikkati çekmektedir. Bina inģaatlarındaki yükseklik faktörü bunun baģlıca nedenidir. Yine ölümle sonuçlanan kazalar arasında elektrik çarpması tipindeki olayların önemli bir orana (%16,6) sahip olduğu dikkati çekmektedir. Elektrik çarpması tipindeki kazaların alt grupları açıklanırken belirtildiği gibi bu kazaların büyük çoğunluğu yapı yakınından geçen gerilim hatlarına iletken bir malzemeyle temas sonucu meydana gelmektedir. Ġlgili paragrafta belirtilen önlemlere özen göstermek gerekmektedir (Müngen 2011). Ayrıca TUĠK tarafından yapılan değerlendirmede iģ kazaları oluģ biçimlerine göre gruplandırılmıģ ve elde edilen ana tipler ve bunların sayısal dağılımları Tablo 2. de gösterilmiģtir. Tablo Sayılı Kanunun 4-1/a Maddesi Kapsamındaki Aktif Sigortalıların Geçirdiği ĠĢ Kazalarının Kaza Sebeplerine Göre Dağılımı, 2012 Kod no Kazaların sebepleri 2012 Erkek Kadın Toplam 300- KiĢilerin DüĢmesi KiĢilerin yüksek bir yerden (ağaçlar, binalar, yapı iskeleleri, merdivenler makinalar, araçlar) ve çukur, derin bir yere (hendeklere, kuyulara, kazılara, yerdeki çukurlara) düģmesi Kaza neticesi suda boğulma ve suya düģme KiĢilerin hemzemin ortamda düģmesi DüĢen Cisimlerin Çarpıp Devirmesi Kayan ve çöken (toprak, kaya, taģ, kar) Çökmeler (binalar, duvarlar, yapı iskeleleri, merdiven, eģya kümeleri vb.) TaĢıma iģlemi sırasında taģınan cisimlerin düģmesi sonucu oluģan kazalar BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ, düģen cisimlerin çarpması, devrilmesi Kaza oluģ nedenleri ile ilgili SGK istatistiklerindeki tek bilgi Uluslararası ÇalıĢma Örgütü (ILO) tanımlamasına göre yapılan neden sınıflamasıdır. Bu nedenlerin tüm kazaların %89.4 üne karģılık gelen ilk beģ tanesi Tablo 3 de yer almaktadır. Bu neden faktörlerinin hangilerinin ölüm ve sakatlıkla sonuçlandığı, hangi sektörlerde kümelendiği ve detay açıklamaları gibi analizlere gerek vardır (Üçüncü, 2013). Tablo 3. Nedenlerine (ILO) Göre Kaza Oranları 2011 KAZA NEDENLERĠ (ILO) KAZA SAYISI ORANI BĠR VEYA BĠRDEN FAZLA CĠSMĠN SIKIġTIRMASI, ,7% EZMESĠ,BATMASI, KESMESĠ DÜġEN CĠSĠMLERĠN ÇARPIP DEVĠRMESĠ ,7% KĠġĠLERĠN DÜġMESĠ ,3% MAKĠNELERĠN SEBEP OLDUĞU KAZALAR ,4% DĠĞER NEDENLER ,5% Ġlk beģin toplam kaza içindeki oranı 89,4% TOPLAM KAZA SAYISI Kaynak: Üçüncü, GeliĢen ve sürekli büyümeye devam eden inģaat sektörü ile artan rekabet koģulları ve kısıtlı proje süreleri, beraberinde iģin daha hızlı, güvenli ve etkin yapılmasını zorunlu hale getirmektedir(jaeger ve Adair, 2016). Kule vinçler sektörün yıllarca süren projelerinde önemli hız artıģları sağlamıģ, malzeme taģıyan iģçilerin yaptığı iģlerin daha fazlasını güvenli ve daha az maliyet ile yapmayı baģarmıģtır. 259

263 Endüstrideki hızlı geliģme, yüksek katlı yapıların popülerlik kazanması, inģaat sahalarının belkemiği haline gelmiģ kule vinçlere olan talebi artırmıģtır. Bu bağlamda inģaat projelerinde kule vinç kullanımı firmalar için vazgeçilemez hale gelmiģtir. Sektördeki artan kule vinç kullanımı, iģ sağlığı ve güvenliği risklerine daha fazla maruz kalınması sonucunu doğurmuģtur(nazlıoğlu, 2014). Bununla ilgili olarak iģ güvenliği risklerindeki artıģ 15 Aralık 2015 de Ġzmir de 22 katlı inģaata demir bırakan 60 m yüksekliğindeki Kule Vinç devrildi 2 kiģi ölü 3 kiģi yaralandı haberinden de anlaģılmaktadır. Bu tip ekipmanlarda meydana gelen kazaların meydana getirdiği kayıplar ülkemizde olduğu gibi ABD ve Avrupa ülkelerinde de oldukça fazladır(richard vd. 2001) yılında OSHA tarafından vinç kaynaklı ve ölümlü olan 502 adet iģ kazası ileilgili yapılan çalıģma sonucu, kazaların % 39 unun elektrik çarpması nedeniyle, %12 sinin vincin kurulumu ve sökümü esnasında, % 8 inin vinç kolunun kırılması veya yıkılması nedeniyle, % 7 sinin vinçlerin devrilmesi nedeniyle, % 7 sinin donanım yetersizliğinden, % 4 ünün aģırı yüklemeden ve % 3 ünün de taģınan yükün çarpmasından dolayı meydana geldiği ortaya çıkmıģtır. Vinçlerin kurulumu ve sökümü esnasında meydana gelen kazaların % 93 ü mobil vinçlerin kurulumu esnasında meydana gelirken, % 7 si kule vinçlerin kurulumu ve sökümü esnasında meydana gelmektedir. ĠnĢaatlarda kullanılan vinçlerle yapılan çalıģmalarda meydana gelen kazaların nedenlerini genel olarak aģırı yükleme, avara demirlerinde kırılma, kancaların çarpması, vinç kolunun kırılması, vincin devrilmesi, vincin elektrik akım telleriyle teması, vincin kurulumu ve sökümünün uygun olmaması, kaldırma ekipmanlarındaki donanım yetersizliği, yükün veya vincin çalıģanlara çarpması ve kötü hava koģulları Ģeklinde sıralayabiliriz (Nazlıoğlu, 2014). Kule Vinçler ile Yapılan ÇalıĢmalarda KarĢılaĢılan Tehlikeler Mekanik Tehlikeler Kule vincin devrilmesi (vinç kurulan zeminin yetersiz hazırlanması-zayıf zemin) Kule vinç ile taģınan malzemenin düģmesi Kayma-takılma-düĢme Fiziksel Tehlikeler Gürültülü çalıģma ortamı Gece çalıģmalarda yetersiz aydınlatma, gündüz çalıģmalarda parlama ve yansıma Kimyasal Tehlikeler Gres yağı, alçı, çimento, beton antifrizi vb. kimyasallara maruziyet Termal Konfor Sahada ve kule vinç kabininde kıģ aylarında aģırı soğuk havaya, yaz aylarında aģırı sıcak ve nemli havaya maruziyet Ergonomi ÇalıĢanın fiziksel yapısına uygun olmayan çalıģma düzeni Yangın ve Patlama Tehlikesi ÇalıĢılan bölgede havai elektrik hattı, gaz veya basınçlı buhar hattı bulunması Elektrik Kaynaklı Tehlikeler Kule vincin elektrik dağıtım panosu Havai elektrik hatları Elektrikli ekipmanların kullanılması Kule vinçlerle çalıģmalarda özellikle rüzgar hızının 50 km/sa aģtığı durumlarda operatörün çalıģmayı durdurması, 72 km/sa değerini aģtığında ise rüzgar kilidini açarak, vinçten indirilmesi yerinde olacaktır. Küçük ĠnĢaatlarda ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Ġçin Önleyici faaliyetlere yönelik kontrol listesi; ĠnĢaat alanındaki tehlikeli maddelerin depolanma Ģekli ve kullanımı uygun mu? Toza maruziyeti önlemek veya azaltmak amacıyla uygun koruyucu önlemler alınıyor mu? ĠnĢaat alanında bulunan herkes uygun baģ ve ayak koruyucusu kullanıyor mu? Riskleri kiģisel koruyucu donanım (KKD) kullanmadan kontrol edebilmenin bir yolu var mı? ÇalıĢanların kullandıkları KKD ler yaptıkları iģe uygun mu? ÇalıĢanlar dıģındaki kiģilerin inģaat alanına girmesini engellemeye yönelik korkuluk veya benzeri önlemler var mı? 260

264 Çevredekileri (inģaat alanından veya çevresinden geçenler) korumaya yönelik önlemler alınmıģ mı? ÇalıĢanlar, çalıģma alanlarına güvenli bir Ģekilde ulaģıp, güvenli çalıģabiliyorlar mı? Örneğin, asma geçitler güvenli mi? ĠnĢaat alanı düzenli, yeterince aydınlatılmıģ ve iyi tasarlanmıģ mı? Bölgede uygun iģaretleme yapılmıģ mı? (uyarı ve trafik iģaretleri gibi) ÇalıĢanların dinlenmesine yönelik düzenlemeler ve mekanlar var mı? Yangına karģı uygun önlem alınmıģ mı? (yangın söndürücü ve acil çıkıģ yolları gibi) ilkyardım hizmeti sunuluyor mu? Güç kabloları (yer altı ve yer üstü) iģaretli mi? Elektrik sistemlerinin güvenli çalıģıp çalıģmadıkları düzenli kontrol ediliyor mu? ġantiye içi araç yolları güvenli halde tutuluyor mu? Civarda bulunanların güvenliğini sağlamak için kesici ekipmanların etrafında yeterli boģluk bırakılmıģ mı? Makinelerin güvenlik tertibatı (sesli uyarıcılar, koruyucular) çalıģıyor mu? Tüm iģ ekipmanları ve makinelerin çalıģmaları güvenli olarak sürdürebiliyor mu? Ġskelenin durumu periyodik olarak kontrol ediyor ve kötü hava koģullarının iskeleye olan etkileri kontrol ediliyor mu? (kuvvetli rüzgar gibi) ÇalıĢanların ve cisimlerin yüksekten düģmesini engelleyici önlemler alınmıģ mı? El ile çalıģmayı asgariye indirecek tedbirler alınmıģ mıdır? (mekanik ekipman kullanımının sağlanması gibi) Kullanılan malzemelerin boyut ve ağırlıklarının çalıģanların bel ve sırt incinmelerine yol açmayacak Ģekilde olması sağlanıyor mu? Gürültü ve titreģime maruziyeti azaltmak amacıyla, gerekli tüm önlemler alındı mı? ĠnĢaat alanında düzenli aralıklarla sağlık gözetimi yapılıyor mu? Gerekli olan her yerde düģmeye karģı koruma önlemi var mı? Kırılgan çatı veya çatının kırılgan bölümleri (çatı penceresi) açık Ģekilde belirlenmiģ mi? DüĢmeleri engellemek amacıyla, boģluklar açıkça iģaretlenmiģ ve sabitlenmiģ kapaklarla korunuyor mu? Bir iģi, merdiven kullanmaktan daha güvenli Ģekilde yapmanın yolu var mı? Kazılar uygun Ģekilde destekleniyor veya göçme riskini en aza indirecek Ģekilde yapılıyor mu?(ġekil 1) ġekil 1. Kazı sırasında göçük altında kalıp kurtarılmayı bekleyen çalıģan ve kurallara uygun çalıģma yöntemi (Kaynak: mı? Kazı çalıģmalarında açılan çukurlara insanların ve taģıtların düģmesini önleyici koruma var Her zaman geçerliliğini koruyan yaklaģımlar; bir olay meydana geldiğinde, birincisi varsa kazazedelerle ilgilenerek acil tedavilerinin yapılmasını sağlamak; ikincisi ortada değerlendirilmesi gereken herhangi bir risk kalıp kalmadığını değerlendirmek. Ciddi olaylarda çoğu kez bu iki unsur birbiriyle bağlantılı olarak ortaya çıkar örneğin, bir çalıģan Ģantiyede yaralanır ve kazının çökmesi sonucu yıkıntıların altında mahsur kalırsa, bu çalıģanın hızla kurtarılması ve tedavi edilmesi 261

265 sağlanırken, kazı stabilize edilip desteklenene kadar kurtarma ekibi de risk altına girecektir(tr /001). Kazı ĠĢlerinde ĠSG En geniģ kapsamlı kural : Belediye sınırları içinde meskun bölgelerde, yapı kazılarına baģlamadan önce yapı alanının çevresini uygun bir malzeme ile koruma altına alın ve bunları yapının bitimine kadar bu Ģekilde korumaktır. Bundan baģka birçok kural olmakla birlikte ĠĢyeri eğitimi öğrencisinden daha çok, yanında eğitim aldığı mühendisin ve ĠSG uzmanının kontrolünde Kazıların her bölümünü sorumlulara her gün en az bir defa kontrol ettirin ve çalıģılmasında bir sakınca olmadığı sonucuna varılırsa iģe devam edin, çalıģılmasında sakınca olduğu anlaģılırsa sakınca giderilinceye kadar iģi durdurulmalıdır. Sert kaya, sert Ģist, betonlaģmıģ çakıl, sert kalker, killi Ģist kaya, gre ve konglomera gibi kendini tutabilen zeminlerde yetkililerin gerekli gördüğü hallerde ve Ģevsiz yapılmak zorunluluğu bulunan 150 santimetreden daha derin kazılarda, yan yüzleri uygun Ģekilde desteklemek veya iksa edilmek suretiyle tahkim edilmelidir(ġekil 2). ġekil 2. GevĢek zeminin kendini tutamaması sonucu göçük oluģumu (Kaynak: 150 santimetreden daha derin olan kazı iģlerinde, çalıģanların inip çıkmaları için yeteri kadar el merdivenleri bulundurun. Ġksa tertibatını ve desteklerini inip çıkmak için kullanılmamalıdır. Kazı iģlerinde yağıģ sırasında çalıģma yapılmamalıdır. YağıĢın durmasından ve güvenlik tedbirlerinin alınmasından sonra çalıģmaya baģlanılmalıdır. Arazi durumuna göre, muhtemel su baskınlarına karģı gereken tedbirleri alınmalıdır. Ekskavatör, buldozer ve benzeri makinalarla yapılan kazılarda bu makinaların hareket alanı içinde çalıģma yapılmamalıdır. Bu makinaların üzerinde ehliyetli operatörden baģka kimse olmamalıdır. Kazılan toprağı dıģarıya taģıyacak araçların kazı yerine kolaylıkla girip çıkmalarını sağlayacak rampa eğimlerinin 35 dereceden fazla olmamasını sağlayın. Bunun sağlanamadığı hallerde yük asansörleri kullanılmalıdır. Kazıdan çıkan toprağı, kaymasına engel olmak için, toprak cinsinin gerektirdiği uzaklığa atılmalıdır. Bunun mümkün olmaması halinde kazıda gerekli iksa yapılmalıdır(ġekil 3). 262

266 ġekil 3. Kazı alanının korkuluk ile yaya yolunun güvenlik Ģeridi ve bariyer ile iģaretlenmesi(kaynak: Maden ocakları hariç inģaat yapmak amacıyla açılan kuyu, tünel veya yeraltı galerilerinde yapılan tahkimati her posta değiģiminde kontrol edilmelidir. Yeraltı iģlerinde, çökme ve parça düģmeleriyle su baskınlarına karģı gereken tedbirleri alınmalıdır (Çarıkçı, vd.2009). ĠNġAAT SEKTÖRÜNDE SAĞLIK RĠSK VE TEHLĠKELERĠ Aslında bir takım çalıģması olması gereken inģaat iģleri, sağlık ve güvenlik açısından pek çok riskleri barındırmaktadır. ĠnĢaatlar, farklı meslek gruplarının bir arada bulunduğu iģ alanlarıdır. ĠnĢaat iģlerinin sağlık riskleri iģyerinden iģyerine, iģten iģe, günden güne, hatta saatten saate değiģebilir. Genellikle aralıklı, tekrarlanan maruziyetler söz konusudur. ÇalıĢanlar sadece kendi yaptığı iģten değil, çoğu zaman iģ ortamındaki diğer iģlerden kaynaklanan zararlardan da etkilenir. Her bir etkenin zararı, yoğunluğuna ve yapılan iģin süresine bağlıdır. Burada sadece iģin birincil zararlarına yer verilmiģtir. Ayrıca, her inģaat çalıģanı stres ve sıcağa maruz kalma, kas-iskelet sistemi hastalıkları gibi ortak sağlık sorunlarıyla da karģılaģır. Kimyasal zararlar Genellikle havada, gaz, toz, buhar, duman halinde bulunur ve solunumla alınırlar. Bazıları ciltten de emilirler. Sıvı, yarı sıvı (tutkallar, yapıģtırıcılar, katran) veya toz(çimento) formda bulunabilirler. Su ve gıdalarla ağızdan alınabilir. OluĢturdukları hastalık örnekleri ise; Silikoz; kum püskürtme, tünel yapımı, kaya delme iģlemleri, Asbestosis; izolasyon, tesisat, yıkım iģleri, BronĢit; kaynakçılık, Cilt alerjileri; çimentoyla yapılan iģler, Sinir sistemi hastalıkları; organik çözücüler ve kurģun maruziyeti. Asbest maruziyeti olan izolasyon çalıģanlarında ve ağaç iģleriyle uğraģanlarda akciğer kanseri ölümleri fazladır. Köprü tamircilerinde, boyacılarda kurģun zehirlenmesi görülür. Bazı havalı çekiç operatörlerinde ve titreģim oluģturan alet ve makineleri kullananlarda beyaz parmak sendromu görülür. ĠĢ stresi, iģsizlik korkusu, sosyal izolasyon, kalıcı olmayan çalıģma koģulları gibi iģle ilgili sorunlar inģaat çalıģanlarında alkolizmi kolaylaģtırıcı olabilir. Fiziksel zararlar Her inģaatta görülürler. Gürültü, sıcak ve soğuk, radyasyon, vibrasyon, barometrik basınç bunlardandır. ĠnĢaat sektöründe makineleģme arttıkça gürültü sorununun boyutları da artmaktadır. Tüm vücut titreģimi, havalı çekiç ve diğer büyük makineleri kullananlar için önemli bir sorundur. Çatı ustalarında güneģ ve sıcak katrana bağlı sıcak stresi riski yüksektir. UV radyasyonun ana kaynağı güneģ ve elektrik kaynağıdır. Ġyonizen radyasyon ihtimali düģüktür. Ancak, temel kazma, tünel yapımı gibi iģlerde radon gazı maruziyeti söz konusu olabilir. Zorlanma ve burkulmalar, en sık görülen hasarlardır. Travmatik yaralanma, tekrarlanan hareketler, ayakta ve aģırı çalıģma gibi nedenlerle tendinit, bel ağrısı gibi kronik fiziksel sorunlar sık yaģanır. 263

267 Biyolojik zararlar Enfeksiyöz mikroorganizmalar, biyolojik kaynaklı toksik etkenler ve hayvan saldırılarıdır. Örneğin kazı çalıģanlarında histoplazmozis görülebilir. Kapalı ortamda yapılan çalıģmalarda, grip, tüberküloz bulaģması olabilir. Sıtma, sarıhumma, Lyme hastalığı, sektörün bilinen diğer enfeksiyöz sorunlarıdır. SarmaĢık, meģe, sumak, ısırgan gibi bitkilerden kaynaklanan toksinler, ciltte tahriģe neden olabilir. Bazı ağaç tozları kanserojen, bazıları alerjendir. Arı, eģek arısı, yılan, karınca gibi bazı hayvan sokmaları görülebilir(ġsgġp, Meslek Hastalıkları Tanı Rehberi). ĠNġAAT SEKTÖRÜNDE EN SIK KARġILAġILAN MESLEK HASTALIKLARI ĠnĢaat sektöründe en sık karģılaģılan meslek hastalıkları aģağıda sıralanmıģtır. (ĠSGĠP, Meslek Hastalıkları Tanı Rehberi, ÇalıĢma YaĢamında Sağlık Gözetimi Rehberi). ĠnĢaat sektöründe en sık karģılaģılan meslek hastalıkları Gürültüye bağlı iģitme kaybı TitreĢime bağlı geliģen beyaz parmak hastalığı Karpal tünel sendromu Bel rahatsızlıkları, tüm vücut titreģimine bağlı geliģen rahatsızlıklar dahil Tozdan kaynaklanan meslek hastalıkları Asbestten kaynaklanan hastalıklar Kimyasallardan kaynaklanan meslek hastalıkları Mesleki cilt hastalıkları Mesleki astım Mesleki kanser Tetanoz (ĠSGĠP, Proje No:TR /001) SONUÇLAR Genel olarak küçük ölçekli inģaat sahalarında uygulanan ve uygulan(a)mayan kurallar aģağıdaki Ģekilde sıralanabilir: ĠnĢaat iģyerlerinde güvenlik (reflektörlü) yeleği ve baret kullanımı oldukça yaygınlaģtırılabilmiģtir. Ancak iģ güvenliği ayakkabısı, yüksekte çalıģmalarda güvenlik halatı ve emniyet kemeri kullanımı yeterli düzeye ulaģmamıģtır. Ayrıca bu kiģisel tedbirler haricinde toplu koruma amaçlı güvenlik Ģeritleri, düģme riski olan kenarlarda korkuluklar, boģlukların kapak ile kapatılması, kuralına uygun iskele kurulumu ve çalıģılması konularında da gerekli hassasiyetin henüz gösterilmediği düģünülmektedir. Ayrıca cephe asansörlerinde aģırı yükleme yapıldığı, asansör altında güvenli bölgelerin oluģturulmadığı, gırgır vinçlerle çalıģmalarda sabitleme ve yüklemede kurallara uyulmadığı gözlenmiģtir. KurumsallaĢmasını tamamlamıģ olan firmaların yüksekte çalıģmalarda güvenlik ağı kullanımı uygulamalarına önem verdiği, ancak küçük ölçekli firmaların halen ilerleme göstermedikleri görülmüģtür. Kazı uygulamalarında ise yeterli olmamakla birlikte genellikle belirli bir düzeyde iģ güvenliği bilincine eriģilmiģtir. ĠnĢaat iģyerlerinde (Ģantiye) düzenli, temiz ve tertipli olmaya yeterince dikkat edilmediği de yapılan gözlemlerden anlaģılmıģtır. ĠĢyeri eğitimi ne gönderilecek öğrencilerin gerek kendilerinin, gerekse etkileģim halinde oldukları çalıģanların iģ sağlığı ve güvenliği durumlarını doğrudan etkileyeceğinden, Teknoloji Fakülteleri, ĠnĢaat Mühendisliği bölümlerinin müfredatlarına ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları dersi konulabileceği gibi ilgili firmada oryantasyon eğitimi kapsamında uygulamalı eğitim ve yeterlilik değerlendirmelerine tabi tutulması ve baģarılı olanların, inģaat iģ yerlerinde eğitimlerine baģlamaları yerinde olacaktır. Ayrıca ilk yardım eğitimi almaları da çok önemlidir. 264

268 REFERANSLAR Ġpek, O, Aydoğan, T. Göksu, T., Ġnan S.A., Dikmen, M.N. (2015). SDÜ Teknoloji Fakültesi ĠĢyeri Eğitiminin ĠĢveren ve Öğrenci GörüĢleri Üzerinden Üniversite Sanayi ĠĢbirliğine Etkilerinin Değerlendirilmesi. 8. ÜSĠMP toplantısı Selçuk Üniversitesi, Haziran, Konya. Naji K. K. (2005). Virtual Environments for Improving Construction Site Safety, Architectural Engineering and Design Management, 1(2) , DOI: / Müngen U. and Gürcanli G.E. (2005). Fatal Traffic Accidents in the Turkish Construction Industry. Safety Science 43, Anumba, C. and Bishop, G. (1997). Importance of Safety Considerations in Site Layout and Organization. Canadian Journal of Civil Engineering 24(2) Yazıcı H., Türkmen B., Aydemir Y., (2015). Dünyada ve Türkiye de Mesleki Eğitim ve Önemi 4. UMYOS, , Yalova. Kaminetzky, D. (1991). Design and Construction Failures. McGraw-Hill Inc, New York. Abdelhamid, T. and Everett, J. (2000). Identifying Root Causes of Construction Accidents. Journal of Construction Engineering and Management 126, Baradan S. (2006). Türkiye ĠnĢaat Sektöründe ĠĢ Güvenliğinin Yeri Ve GeliĢmiĢ Ülkelerle Kıyaslanması. DEÜ Mühendislik Fak., Fen ve Mühendislik Dergisi, 8(1) Richard L. Neitzel, Noah S. Seixas and Kyle K. Ren (2001). A Review of Crane Safety in the Construction Industry. Applied Occupational and Environmental Hygiene, 16:12, Nazlıoğlu A. (2014). ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, ĠnĢaat Sektöründe Kullanılan Kule Vinçler Ġle Yapılan ÇalıĢmalarda KarĢılaĢılan Risklerin Tespiti ve Korunma Yolları. T.C. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ĠSG Uzmanlık Tezi, Ankara. Jaeger M. and Adair D. (2016). Time pressure in scenario-based online construction safety quizzes and its effect on students performance. European Journal of Engineering Education, Halis, E. (2013). Kule vinçlerde iģ sağlığı ve güvenliği. Forummakina, 73-76, Temmuz. Müngen, U. (2011). ĠnĢaat Sektörümüzdeki BaĢlıca ĠĢ Kazası Tipleri. Türkiye Mühendislik Haberleri (5) 469. Üçüncü K. (2013). AB ve Türkiye ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Sonuçlarının KarĢılaĢtırılması TMMOB ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Yerel Sempozyumu, Mart, Istanbul. Çarıkçı, N. vd. (2009). Yapı Sektörü ĠĢ Güvenliği El Kitabı, ISBN : , Yayın No [EriĢim tarihi: ] ĠSGĠP KOBĠ ler için ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Rehberi:Risk Değerlendirmesi ĠSG Performans Ġzleme ve Sağlık Tehlikeleri: ĠnĢaat sektörü, Türkiye`de ĠĢyerlerinde ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği KoĢullarının ĠyileĢtirilmesi Projesi - TR /001 ĠSGĠP Meslek Hastalıkları ve ĠĢle Ġlgili Hastalıklar Tanı Rehberi [http://www.isgum.gov.tr/rsm/file/isgdoc/isgip/isgip_saglik_tani_rehberi.pdf [EriĢim tarihi: ] ĠSGĠP ÇalıĢma YaĢamında Sağlık Gözetimi Rehberi [ [EriĢim tarihi: ]. 265

269 Meslek Liseleri ve Meslek Yüksekokulları Muhasebe Öğrencilerine ĠĢyeri Eğitimiyle Kazandırılan Becerilerin Ġstihdamla Olan ĠliĢkisi Üzerine Bir AraĢtırma Ġsmail GÜMÜġ Yrd.Doç.Dr. Sakarya Üniversitesi, Türkiye Cemil ÖRGEV Yrd.Doç.Dr. Sakarya Üniversitesi, Türkiye ÖZET Meslek liseleri ile meslek yüksekokullarında okuyan muhasebe öğrencilerine bilgi ve beceri kazandırmak için iģ yeri eğitim uygulaması 3308 sayılı mesleki eğitim kanununa göre yapılmaktadır. Bu kanuna göre meslek liseleri eğitimin son yılında, meslek yüksekokulları ise son dönemde iģ yerlerinde öğrencilere uygulamalı mesleki eğitim yaptırarak meslekle ilgili bilgi ve beceri kazandırmaktadır. Aslında iģ hayatına uyum ve mesleki tecrübe edinmek açısından, teorik eğitime ilaveten iģ yeri eğitim uygulamasının da hayata geçirilmesi mesleki eğitimin önemini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda meslek eğitimi yapan meslek liseleri muhasebe öğrencileri ile meslek yüksekokulu muhasebe öğrencileri karģılaģtırılmıģtır. Meslek lisesi muhasebe öğrencileri bu mesleğe hazırlanırken iģ yerlerinde aldıkları uygulamalı beceri eğitimin önemini kavramada ve iģ yapmada meslek yüksekokulu öğrencilerine göre daha vasat kaldıkları görülmektedir.. Bu nedenle iģ dünyası nitelikli meslek elemanı istihdam ederken meslek lisesi mezunu öğrencilerinden ziyade Sakarya Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokullarında okuyan öğrencilere uygulanan (3+1) üç yarıyıl okul bir yarıyıl iģ yeri eğitimli meslek elemanlarını tercih ederek bunu göstermektedir. Dolayısıyla bu çalıģmayla meslek lisesi muhasebe öğrencileri ile SAÜ bünyesindeki meslek yüksekokulları muhasebe öğrencilerinin iģ yeri eğitim uygulamalarının istihdamla olan iliģkisi irdelenmiģtir. Verilerin toplanmasında anket tekniği ve görüģme yöntemi uygulanmıģtır. Anahtar Kelimeler: Mesleki eğitim, ĠĢyeri eğitimi, Muhasebe eğitimi, Meslek lisesi ve Meslek Yüksekokulu, Ġstihdam A Study Related to the Relationship of Employment with the Skills Gained on the Job Training to Accounting Students in the Vocational and Technical College Ġsmail GÜMÜġ Yrd. Doç. Dr. Sakarya University, Turkey ABSTRACT 266 Cemil ÖRGEV Yrd. Doç. Dr. Sakarya University, Turkey Workplace training for accounting students both in vocational high schools and in vocational schools (associate degree programs) is carried out according to Law No regulating Vocational Education in order to equip them with necessary knowledge and skills. In accordance with this law, high school students undergo a workplace training program in senior year and students from associate degree programs do a similar training in last semester called also as 3+1 program. Actually, in addition to the theoretical education, workplace training becomes increasingly important for students to adapt to working life and gain experience. In this direction, accounting students from vocational high schools who undergo a workplace training program were compared to those from associate degree programs. It is seen that accounting students from associate degree programs are better in performance and to grasp the importance of the program than the students from vocational high schools. Therefore, business world tend to satisfy its qualified workforce requirements by employing associate degree program graduates rather than high school graduates. In this study, the relation between workplace training and employment opportunity is studied in the context of accounting students from associate degree programs versus vocational high schools in Sakarya province. Data was collected through surveys and interviews. Key words: Vocational Education, Workplace training, Accounting education, Vocational high school, Vocational school

270 GĠRĠġ Bireye bilgi, beceri, davranıģ ve anlayıģ gibi önemli kazanımları sağlayarak yürütülen düzenli etkileģime eğitim, belirli bir meslekle ilgili bilgi, beceri ve iģ alıģkanlığı kazandırılarak yeteneklerin geliģtirilmesi sürecine de mesleki eğitim denilmektedir. Diğer bir açıdan mesleki eğitim bireye el becerisi veya pratik aktiviteler kazandırmayı amaç edinen bir meslek dalıdır (Öçal, 2008). Bu nedenle mesleki eğitim sayesinde öğrenciler örgün eğitimde almıģ oldukları teorik bilgileri gerçek iģ ortamında uygulama yaparak meslekle ilgili yeteneklerinin geliģmesi imkanına kavuģmaktadırlar. Bu vasıflara sahip meslek elemanlarının hizmet ve endüstriyel sektörlerde ara eleman olarak istihdamları daha öncelikli olarak mümkün olabilmektedir. Ancak sorun bu nitelikte elemanların sayısal olarak az, niteliksel olarak da yetersiz olmalarındadır. Bu eksikliğin giderilmesinde 1986 yılında 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu olarak çıkan, daha sonra 2001 tarihinde 4702 sayılı kanunun 22.maddesi ile Mesleki Eğitim Kanunu olarak değiģtirilip meslek liselerinde uygulanan mesleki eğitim sistemi ile kalifiye iģgücü yetiģtirilmesi halen devam etmektedir. Kalifiye iģgücü yetiģtirilmesi için iģ yeri eğitim uygulamasıyla öğrenciler okulda edindikleri bilgileri haftanın belirli günlerinde iģ yeri eğitimiyle beceriye dönüģtürebilme çalıģmaları devam etmektedir. Bu vasfı kazanan elemanların iģ yerlerinde ara eleman olarak istihdamları daha kolay olmaktadır. (Resmi Gazete, 1986:3308). Diğer taraftan ön lisans eğitimi veren meslek yüksekokulları da 2011 tarih ve 6111 sayılı Kanunun 61 inci maddesiyle 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununun 3 üncü maddesinin (j) bendine göre yükseköğretim kurumlarında bu kanun kapsamına alınmıģtır. Böylece mesleki ve teknik eğitim veren yükseköğretim kurumları öğrencilerinin de 3308 sayılı kanunu kapsamında teorik eğitimi okulda, beceri eğitimlerini ise iģ yerlerinde uygulamak durumundadırlar. Çünkü ekonomik ve teknolojik geliģmeler mesleki alanda iyi eğitim almıģ deneyimli ve donanımlı yetiģmiģ meslek elemanlarını gerekli kılmaktadır. Bu durum karģısında meslek yüksekokulları da yasa gereği nitelikli meslek elemanı yetiģtirme konusunda öğrencilere beceri kazandıracak faaliyetlerini aktifleģtirerek iģ dünyasının kaliteli eleman taleplerine önemli katkı sağlamıģ olacaktır (Resmi Gazete, 2011: 27857). ĠĢ dünyasının nitelikli ara eleman ihtiyacı, ülkemizin hemen her yerinde uzun süredir var olan mesleki ve teknik liseler tarafından karģılanmaktadır. Daha sonra 2547 sayılı kanunla kurulan meslek yüksekokulları da çeģitli alanlarda vermiģ oldukları mesleki eğitimle iģ dünyasının ara eleman ihtiyacına önemli katkı sağlamıģ bulunmaktadırlar. Bu mesleki eğitim alanlarından biri de muhasebe mesleğidir. Muhasebe mesleği eğitimi alan öğrenciler iģletmelerde ön muhasebe ya da yardımcı muhasebe elemanı olarak çalıģabilmektedirler (Özdemir, 2010). Bu doğrultuda ön muhasebe meziyetinin kazanılması için meslek liselerinde teorik eğitim yanında iģ ortamında pratik eğitim uygulaması halen yapılmaktadır. Aynı Ģekilde Sakarya Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokulları muhasebe öğrencilerini de daha etkin ve verimli kılmak için 3+1 mesleki eğitim 4 yıldan beri yapılmaktadır. Aslında meslek liselerindeki bu uygulama, eğitim ve öğretimin son yılı, haftada iki gün okulda, üç gün iģ yerinde olmak üzere öğrencilere iģ ortamında uygulamalı eğitim yaptırılarak mesleki beceri kazandırılmaktadır. Ne yazık ki ülkemiz genelindeki meslek eğitimi veren meslek yüksekokullarında buna benzer bir pratik eğitim uygulaması yapılmamaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi için Sakarya Üniversitesi kendi bünyesindeki meslek yüksekokullarındaki öğrencilerin nitelikli meslek elemanı olarak yetiģmeleri için eğitim ve öğretimin son yarıyılı tam hafta iģ yeri eğitim uygulaması 2011 yılından beri yaptırılmaktadır. 267

271 Ġġ YERĠ MESLEK EĞĠTĠMĠ Mesleki eğitim, iģ dünyasının meslek elemanı ihtiyaçlarını karģılamak amacıyla bir meslek alanında bireysel geliģmeyle birlikte bireye beceri ve davranıģ kazandırıp yeteneklerini çeģitli yönleriyle geliģtirerek topluma faydalı olma faaliyetidir. Bu faaliyetle bireye mesleğin gerektirdiği bilgi ve beceri pratiği yaptırılarak kazandırılması olayıdır (Alkan vd., 2001). Diğer bir ifade ile iģ yeri eğitimi; insan gücünün etkin ve verimli kullanabilmesi için iģ yerlerinin aradığı nitelikli elemanların, iģ ortamında uzman kiģilerin gözetiminde yaptırılan uygulama ile bireylere beceri kazandırma faaliyetidir. Aslında iģ dünyası yoğun rekabet ortamında nitelikli elemanlara çok daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için meslek elemanlarının yetiģtirilmesinde sadece okul eğitimi yeterli değildir. Bunun yanında mesleğin icrasını yapan bir iģ yerinde pratik eğitim yaptırılarak daha kaliteli, becerikli ve deneyimli elemanlar yetiģecektir. Bu nitelikteki elemanların iģ bulma imkânları artarken iģ dünyasına verimli katkıları daha fazla olacaktır. ĠĢ yeri eğitim olayında meslek liseleri öğrencileri dört yıllık eğitim ve öğretim sürelerinin son yılına geldiklerinde haftada iki gün okul, üç gün iģ yeri ortamında meslek eğitimi uygulaması yaptırmaktadırlar. Böylece meslek lisesi öğrencileri teorik eğitimleri yanında iģ yeri eğitim uygulaması ile niteliksel bir özelliğe kavuģmaları amaçlanmaktadır. Çünkü örgün ortamda mesleki eğitim alan bu öğrenciler mesleklerini ancak kendi alanları ile ilgili bir iģ yerinde uygulayarak pekiģtirebilmektedirler. Meslek yüksekokulları ise 6111 sayılı Kanunun 61. maddesiyle 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu kapsamına alınarak, ön lisans düzeyindeki bu öğrenciler de iģ yeri uygulaması yaptırılarak mesleki eğitimlerinin etkinleģtirilmesine imkân sağlanmıģtır. Bu durumda meslek eğitimi yapan meslek liseleri ile meslek yüksekokullarında iģ yeri eğitim uygulaması yapmaları konusunda aynı konumdadırlar. Ancak mesleki eğitim yapan özellikle meslek yüksekokullarında uygulama ağırlıklı bir eğitim süreci olmadığından mesleki bilgi ve beceri sahibi nitelikli meslek elemanı yetiģmemektedir. Diğer taraftan meslek liselerinde yapılan bu mesleki uygulamada ise öğrencilerin mesleki olayları kavrama ve anlama yaģında olmadıkları gibi çalıģma hayatına katılma yerine üniversite tahsili yapma eğiliminde olduklarından istenilen nitelikte ara eleman bu alandan da yetiģmemektedir. Özelliklede son zamanlarda meslek liselerinin sınavsız geçiģ nedeniyle yapılan bu uygulamadan istenilen verim alınamamaktadır. Bu nedenle meslek lisesi mezunlarını da iģ dünyası istihdam etmekte çekimser davranırken, istihdam ettiklerinden de memnun kalmamaktadır. Meslek yüksekokullarından mezun olan öğrencilerin geneli teorik eğitimli olup iģ yeri uygulama deneyimleri çok azdır. Bu nedenden dolayı okul düzeyinde teorik olarak verilen mesleki eğitimle nitelikli eleman yetiģmemektedir. Çünkü mesleki eğitim için verilen teorik eğitim yetersiz kalmaktadır. Bu durumda mesleki ve teknik eğitim öğrencileri mezun olmadan önce iģ yerlerinde belirli sürelerde uygulama yaptırılarak eğitilmelidirler (Kenar, 2005). Ancak bu sayede kendini ifade edebilen, mesleki olayları doğru algılayan bilgi ve beceri sahibi nitelikli eleman vasfını kazanabilirler. Bu vasıftaki elemanın yetiģmesi için iģ yeri eğitimi bir plan ve program dâhilinde yapılıp uygulanmalıdır. ĠĢ yerleri de bu plana olumlu tepki vermelidir. Öğrenci iģ yerinde uygulamalı eğitim konusunda yetkili birinin gözetiminde olmalıdır. Öğrenciye iģin nasıl yapılacağı fiili olarak gösterilerek tatbik ettirilmelidir. Getir götür iģleri yaptırılarak kaynak zayiatına fırsat verilmemelidir. Bu süreçte öğrenci iģ baģı uygulamasında uyum sorunu yaģayabilir. Bu sorunun önlenmesinde deneyim sahibi iģ yeri eğitimcisinin mesleğe özgü bilgi ve becerilerini öğrenciye aktarmada arkadaģ gibi davranmasına bağlıdır. Böyle bir davranıģ öğrenciyi motive edeceği gibi aynı zamanda cesaretlendirecektir. Bu nedenle öğrenci ve iģ yeri eğitimcisi belirli aralıklarda birlikte iģin niteliği ile ilgili uygulama yapmaları beceri eğitiminin niteliksel bir özellik kazanmasına imkân sağlayacaktır. 268

272 MUHASEBE MESLEK EĞĠTĠMĠ Muhasebe iģlevi iģletmelerin önemli fonksiyonlarından biridir. Çünkü iģletmelerin ekonomik faaliyetlerine iliģkin finansal bilgileri derleyip toparlayarak ilgililere mali rapor halinde bilgi sunan bir fonksiyondur. Bu süreç içerisinde muhasebe elemanları, iģletmelere ait finansal bilgileri kaydeder, sınıflar, özetler ve analizini yaparak rapor haline getirirler. Bu iģlevleri nedeniyle muhasebe elemanları iģletmeler için önemli bir konumdadırlar. Bu doğrultudaki bir muhasebe elemanının yetiģmesi için pratik uygulama ile teorinin birlikteliğine dayalı bir eğitim faaliyetinin gerçekleģtirilmesi ile mümkündür. Bu doğrultuda meslek lisesi öğrencileri son sınıfa geldiklerinde haftada üç gün iģ yerlerinde teorik bilgilerini pratik uygulama ile pekiģtirerek becerilerini geliģtirmekte oldukları bilinmektedir. Bu açıdan bakılınca mesleki eğitim alan öğrenciler teorik olarak gördükleri eğitimlerini uygulamayla da görmeleri çok doğru bir eylemdir. Ancak hem okul hem iģ yeri eğitim uygulaması öğrenciyi ikiye ayırmaktadır. Çünkü öğrenci enerjisini her iki taraf için kullanmak zorundadır. Böyle olunca da meslek liselerinden istenilen verim alınamamaktadır. Aslında mesleki eğitimler uygulamaya dayandığı için pratik eğitim yapılmadan öğrenilmesi zordur. Bir meslek dalı olan muhasebe mesleği de bunlardan biridir. Bu nedenle muhasebe alanında okuyan bir öğrenci okulda teorik derslerde ne kadar iyi eğitim alsa ve ne kadar baģarılı da olsa uygulamalı olarak muhasebe sürecinde kullanılan bilgi ve belgeleri yakinen görmesi ve tanıması gerekir. Bu nedenle bu belgelerin düzenlenmesi ve kaydedilmesi sürecinin filen takip edilmesi mesleğin öğrenilmesi için bir zorunluluktur. Ayrıca biliģim teknolojilerindeki geliģimlere ve yeniliklere paralel olarak iģletme içindeki ve çevresindeki her Ģey değiģmektedir. DeğiĢen bu biliģim teknolojileri muhasebe mesleğinin iģlevini de önemli ölçüde etkilemektedir. Dolayısıyla muhasebe meslek eğitimi alan bireylerin iģ yeri beceri eğitimleri sırasında teknolojik yenilikleri görmeleri ve uygulama imkanı bulmaları, bireyleri mesleki yeterlilik açısından daha verimli ve deneyimli kılmaktadır. MUHASEBE MESLEK EĞĠTĠMĠNĠN AMACI Türkiye de muhasebe eğitim süreci ortaöğretim aģamasındaki meslek liselerinde baģlayıp yükseköğretimdeki meslek yüksekokulları ile devam etmektedir. Bu eğitimin esas gayesi muhasebe mezunu öğrencilerin daha güçlü mesleki bilgi ve beceri sahibi yaparak yardımcı muhasebe elemanı olarak iģ dünyasına sunmaktır. Ancak bunun yapılabilmesi için meslek lisesi ve meslek yüksekokulu muhasebe eğitimi alan öğrencilere teorik olarak verilen temel mesleki bilgiler yanında iģ ortamında uygulamalı eğitimle daha da pekiģtirilmelidir. Bu durumun hayata geçirilebilmesi için muhasebe öğrencilerinin okul eğitimi yanında fiili olarak bir muhasebe bürosu ya da benzer bir ortamda uzun bir süre uygulama yapmalarına bağlıdır. Bu faaliyet sayesinde meslek elemanına iģ ortamına uyumunu, kendini ifade edebilme ve mesleki olayları doğru algılayabilme ve yapabilme becerisi kazandırmaktır. MESLEKĠ EĞĠTĠM VE ĠSTĠHDAM Ülkemizde mesleki eğitim ve öğretim alanında meslek liseleri ve meslek yüksekokulları giderek artmaktadır. Bu okulların gayesi iģ dünyasında istihdam edilmek üzere meslek melemanı yetiģtirmektir. Zaten meslek liseleri iģ yeri eğitim uygulaması yaparak istenilen düzeyde olmasa bile meslek elemanı yetiģtirme konusunda yasal zorunlulukları vardır. Dolayısıyla bu yükümlülüklerini yerine getirmektedirler. Ama meslek yüksekokullarında ise eğitim ve istihdam arasındaki iliģkiye baktığımızda eğitim sistemimizin örgün eğitim ağırlıklı olduğu, eğitim kurumlarından mezunların edindikleri bilgiler iģ dünyasının taleplerinden çok farklı olduğu görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasında kopukluğun olduğunu göstermektedir. Artı günümüzde iģgücü piyasası ile eğitim kurumları arasında 269

273 sıkı bir iliģkinin kurulması öne çıkmıģ bulunmaktadır. Bu nedenle giderek mesleki eğitime ağırlık verilmesi kaçınılmazdır. Bu doğrultuda mesleki eğitimle bireylerin iģ ortamında iģi baģarma adına mesleğin özüne odaklanarak meslekle ilgili pratik beceri kazanmaları istihdamlarına fırsat sağlamaktadır. Bu mesleki eğitim sadece bireylere istihdam olanakları sağlamakla kalmaz aynı zamanda iģletmelerdeki verimliliğin artırmasına da katkı sağlar. Ayrıca mesleki eğitimli meslek elemanlarının bu olumlu katkıları yanında iģletmelerin rakipleri ile yarıģabilmelerine de imkân sağlar (Agrawal, 2013).Böylece yetkinlik kazandırılmıģ yetiģmiģ kalifiye iģ gücüne talep her zaman giderek artmaktadır. Bu nedenle nitelikli iģgücü ihtiyaçlarının karģılanabilmesi için, daha fazla uygulama ağırlıklı mesleki eğitime ağırlık verilmelidir. AraĢtırmanın Amacı BULGULARIN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Meslek liselerinin muhasebe bölümlerinde okuyan öğrencilerin muhasebe mesleği ile ilgili okulda aldıkları teorik bilgi yanında, son sınıfa geldiklerinde haftada iki gün okul üç gün iģ yeri meslek eğitim uygulamaları kazanımları ile aynı dalda eğitim gören meslek yüksekokulu muhasebe öğrencilerinin üç yarıyıl okul, son yarıyıl iģ yeri eğitim uygulamaları kazanımlarının karģılaģtırılarak istihdam açısından değerlendirilmesi olayıdır. AraĢtırmanın Yöntemi AraĢtırma, bir mikro alan araģtırması niteliği gösterdiği için araģtırmada anket tekniği ve görüģme yöntemi uygulanmıģtır. AraĢtırmada Sakarya ilinde meslek lisesi muhasebe öğrencileri ile Sakarya Üniversitesi meslek yüksekokullarındaki muhasebe öğrencilerinin mali müģavirlerin yanında mesleki uygulamalarının etkinliğinin karģılaģtırılması ile ilgili yüz yüze görüģme ve anket uygulaması ile yapılmıģtır. Ana kütleyi oluģturan 140 iģ yeri yetkilisine toplam 24 anket sorusu yöneltilmiģ ve cevapları alınmıģtır. Anket verileri istatistiksel paket programı Microsoft Excel yardımı ile frekans analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiģtir. YAPILAN ARAġTIRMA SONUÇLARI VE DEĞERLENDĠRME Nitelikli meslek elemanı yetiģtirmek için Sakarya Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokullarında okuyan muhasebe öğrencilerine 4 yıldır uygulanan 3+1 iģ yeri eğitimi ile, meslek liselerinde okuyan muhasebe öğrencilerine uygulanan iģ yeri eğitim faaliyetlerinin istihdamla olan iliģkisi irdelenmiģtir. Meslek yüksekokulu muhasebe öğrencilerinin bu süreçte donanım ve beceri açısından iģ yapmaya hazır halde ve iģ dünyasının taleplerine daha uygun oldukları görülmüģtür. Meslek lisesi öğrencilerinin ise bu uygulamada edindikleri bilgi ve beceri iģ dünyasının talep ettiği özelliklerden farklı olduğu ve yeterli olmadığı anlaģılmıģtır. Olaya bu açıdan bakıldığında meslek liselerinde yapılagelen mesleki eğitim olgusunun iģ dünyası ile tam bir iliģki içinde olmadığı ve kopukluğun olduğunu göstermektedir. Günümüzde artık iģ dünyası ile mesleki eğitim kurumları arasındaki bu kopukluğun giderilerek sıkı bir iliģkinin hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. SAKARYADAKĠ MESLEK LĠSELERĠ VE MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA MUHASEBE ÖĞRENCĠLERĠNE UYGULANAN MESLEKĠ EĞĠTĠM Sakarya daki meslek liselerinde okuyan öğrenciler dört yıllık eğitim ve öğretim dönemlerinin son yılında haftanın üç gününü iģ yerlerinde uygulamalı olarak mesleki eğitim yapmaktadırlar. Aynı Ģekilde Sakarya Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokullarında okuyan öğrenciler ise dört yarıyıllık eğitim öğretim sürecinin son yarıyılında tam hafta ve toplam 16 hafta süreli olarak iģ yerlerinde uygulama yaparak mesleki eğitim görmektedirler. Bu uygulama 4 yıldır Üniversitemiz meslek yüksekokullarında uygulanmaktadır. Okul eğitimi yanında iģ ortamında pratik uygulama yaparak mesleki eğitim alan bu öğrencilerimiz yeterli düzeyde bilgi ve beceri sahibi olmaktadırlar. Bu öğrencilerin yaģlarının olgun düzeyde olması, yüksek tahsil ortamında bulunmaları ve iģ yeri eğitiminin istihdam açısından gelecek vadetmesi 270

274 bireylere motive açısından olumlu katkı vermektedir. Bu durum iģverenleri de memnun etmiģ bulunmaktadır. Yaptığımız anket ve yüz yüze görüģmelerden de 3+1 faaliyetinin yeterli ve verimli olduğu anlaģılmıģ bulunmaktadır. Ancak çocuk yaģta sayılan meslek lisesi öğrencileri iģ yeri eğitiminde mesleki bilgi ve beceri konusunda yetersiz oldukları yaģları gereği mesleki olayları anlayamadıkları görülmüģtür. ġekil 1: Mesleki Eğitim Uygulamasında SMMM nin Stajyer Öğrenci Tercihleri Sakarya da faaliyet gösteren meslek mensubu serbest muhasebeci ve mali müģavirlere mesleki eğitimle ilgili olarak, 3+1 iģ yeri eğitim uygulamasında MYO muhasebe öğrencileri ya da meslek eğitimi alan meslek lisesi öğrencilerinden hangisini iģ yerinizde stajyer olarak çalıģtırmada öncelik açısından tercih edersiniz anket sorusuna meslek mensuplarının % 66 sı 3+1 uygulaması gören meslek yüksekokulu muhasebe öğrencilerini tercih ettiklerini, meslek lisesi muhasebe öğrencilerinin ise % 37 civarında meslek mensubu tercih etmiģ bulunmaktadır. Aynı zamanda ankete katılan meslek mensuplarının % 53 ü meslek liselerinde okuyan öğrencileri stajyer olarak çalıģtırmak istemediklerini belirmiģlerdir. ġekil 2: Mesleki Eğitim Uygulamasının MYO Ve Meslek Lisesi Öğrencilerine Katkısı 2011 yılından itibaren Sakarya Üniversitesine bağlı meslek yüksekokulları muhasebe öğrencilerine uygulanan 3+1 iģ yeri eğitim modeli ile meslek liselerinin son yılında uygulanan iģ yeri eğitiminin öğrencilere kazandırdığı algı ve iģ yapma becerileri muhasebe meslek mensuplarına sorulmuģtur. Meslek mensuplarının %77 si meslek yüksekokulu öğrencilerinin 3+1 faaliyeti ile mesleki olayları çok daha iyi kavradıkları ve daha baģarılı olduklarını belirtmiģlerdir. Meslek lisesi öğrencilerinin mesleki olayları anlamada ise % 60 civarında oldukları anket çalıģmasında görülmektedir. 271

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ TANIM ÇalıĢtığı eğitim kurumunda; öğrencilere eğitim ve öğretim teknikleri ile ilgili eğitim veren kiģidir. A- GÖREVLER Öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranıģların,

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Feyzi ÖZMEN tarafından hazırlanan Aday Öğretmenlerin Öz Yeterlilikleri

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI ÇERÇEVE ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI ÇERÇEVE ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI ÇERÇEVE ÖĞRETİM PROGRAMI Ankara, 2011 SEKTÖR Çocuk geliģimi ve eğitimi alanında sektörün ihtiyacı, okul öncesinin ve özel eğitimin öneminin anlaģılması

Detaylı

Kimya Eğitiminde Okul Deneyimi Dersinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Burhan ACARSOY

Kimya Eğitiminde Okul Deneyimi Dersinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Burhan ACARSOY Kimya Eğitiminde Okul Deneyimi Dersinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Burhan ACARSOY ODTÜ GeliĢtirme Vakfı Özel Lisesi AMAÇ: Kimya öğretmeni yetiģtirme programı kapsamındaki okul deneyimi derslerinin

Detaylı

T.C. ELAZIĞ VALĠLĠĞĠ ĠL MĠLLĠ EĞĠTĠM MÜDÜRLÜĞÜ. Sıra No Yapılacak Faaliyet Faaliyet Tarihi

T.C. ELAZIĞ VALĠLĠĞĠ ĠL MĠLLĠ EĞĠTĠM MÜDÜRLÜĞÜ. Sıra No Yapılacak Faaliyet Faaliyet Tarihi T.C. ELAZIĞ VALĠLĠĞĠ ĠL MĠLLĠ EĞĠTĠM MÜDÜRLÜĞÜ 2015-2016 EĞĠTĠM - ÖĞRETĠM YILI ÖRGÜN VE YAYGIN EĞĠTĠM KURUMLARI ÇALIġMA TAKVĠMĠ Güncelleme Tarihi: 26/08/2015 Sıra 1. Eğitim Bölgesi DanıĢma Kurulu Toplantısı

Detaylı

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAġARILI YÖNETĠMDE ĠLETĠġĠM Hastane İletişim Platformu Hastane ĠletiĢim Platformu Nedir? Bu

Detaylı

ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI

ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI ÖĞR.GÖR.DR. FATĠH YILMAZ YILDIZ TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ MESLEK YÜKSEKOKULU Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ PROGRAMI Dünya da her yıl 2 milyon kiģi iģle ilgili kaza ve hastalıklar sonucu ölmektedir. ĠĢle ilgili kaza

Detaylı

Doç. Dr. Mustafa ÖZDEN Arş. Gör. Gülden AKDAĞ Arş. Gör. Esra AÇIKGÜL

Doç. Dr. Mustafa ÖZDEN Arş. Gör. Gülden AKDAĞ Arş. Gör. Esra AÇIKGÜL Doç. Dr. Mustafa ÖZDEN Arş. Gör. Gülden AKDAĞ Arş. Gör. Esra AÇIKGÜL 11.07.2011 Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği A.B.D GĠRĠġ Fen bilimleri derslerinde anlamlı

Detaylı

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama AraĢtırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Örnekleme Süreci Anakütleyi Tanımlamak Örnek Çerçevesini

Detaylı

İstanbul da Kurulan Cumhuriyetin İlk Milli Hemşirelik Okulu Kızılay Hemşirelik Lisesi

İstanbul da Kurulan Cumhuriyetin İlk Milli Hemşirelik Okulu Kızılay Hemşirelik Lisesi İstanbul da Kurulan Cumhuriyetin İlk Milli Hemşirelik Okulu Kızılay Hemşirelik Lisesi Hale TOSUN* Balkan SavaĢları sırasında profesyonel anlamda yetiģmiģ hemģirelere olan ihtiyaç kaçınılmaz olarak kendini

Detaylı

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ 359 BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ Osman ÇİMEN, Gazi Üniversitesi, Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı, Ankara, osman.cimen@gmail.com Gonca ÇİMEN, Milli

Detaylı

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM Esin ÖZDEMİR Avrupa Birliği Daire Başkanlığı Uzman 15 Ocak 2010, Ankara 1 ĠÇERĠK Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Sorunlar Türkiye de Sanayi/Okul ĠĢbirliği TOBB ve Eğitim Oda

Detaylı

T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ÇAY MESLEK YÜKSEKOKULU. KİMYA ve KİMYASAL İŞLEME TEKNOLOJİSİ BÖLÜMÜ KİMYA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI

T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ÇAY MESLEK YÜKSEKOKULU. KİMYA ve KİMYASAL İŞLEME TEKNOLOJİSİ BÖLÜMÜ KİMYA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ÇAY MESLEK YÜKSEKOKULU KİMYA ve KİMYASAL İŞLEME TEKNOLOJİSİ BÖLÜMÜ KİMYA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI GENEL BİLGİLER Genel Bilgi ve Programın Tarihçesi 2002-2003 Akademik Yılında

Detaylı

T.C. ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI GENEL SEKRETERLİĞİ. YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU

T.C. ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI GENEL SEKRETERLİĞİ. YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU YURT ĠÇĠ VE DIġI EĞĠTĠM VE TOPLANTI KATILIMLARI ĠÇĠN GÖREV DÖNÜġ RAPORU Adı Soyadı : Doç. Dr. Mustafa GÜLER, Dilem KOÇAK DURAK, Fatih ÇATAL, Zeynep GÜRLER YILDIZLI, Özgür Özden YALÇIN ÇalıĢtığı Birim :

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ

KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ Küba eğitim sistemi Bugünkü Küba eğitimi, Milli Eğitim Sistemi aracılığıyla organize edilir. Okullar, genellikle yılın 220 günü, günde 6-7 ders saati olmak üzere, tam gün eğitim

Detaylı

UYGULAMALI BĠLĠMLER YÜKSEKOKULU

UYGULAMALI BĠLĠMLER YÜKSEKOKULU UYGULAMALI BĠLĠMLER YÜKSEKOKULU MĠSYON Kuruluş Yılı : 2016 MĠSYON Nahcivan, Ġran ve Ermenistan a komģu, geliģime müsait bir yerleģim yeri olan Iğdır, Uygulamalı bilimler Yüksekokulu nun beklentilerine

Detaylı

ELEKTRİK PROGRAMI. Genel Bilgi

ELEKTRİK PROGRAMI. Genel Bilgi ELEKTRİK PROGRAMI Genel Bilgi Üniversite Giriş Sınavı ndan yeterli puan alan veya sınavsız geçiş şartlarını sağlayan öğrenciler bölümün ön lisans programına başlamaya hak kazanırlar. Elektrik Programı;

Detaylı

T.C. ÇANAKKKALE ONSEKĠZ MART ÜNĠVERSĠTESĠ BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR ÖĞRETMENLĠĞĠ BÖLÜMÜ ÖĞRETMENLĠK UYGULAMASI

T.C. ÇANAKKKALE ONSEKĠZ MART ÜNĠVERSĠTESĠ BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR ÖĞRETMENLĠĞĠ BÖLÜMÜ ÖĞRETMENLĠK UYGULAMASI T.C. ÇANAKKKALE ONSEKĠZ MART ÜNĠVERSĠTESĠ BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR YÜKSEKOKULU BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR ÖĞRETMENLĠĞĠ BÖLÜMÜ ÖĞRETMENLĠK UYGULAMASI ÇANAKKALE 2016 T.C. ÇANAKKALE ONSEKĠZ MART ÜNĠVERSĠTESĠ BEDEN

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013

Detaylı

Mesleki ve Teknik Yükseköğretim ve Meslek Yüksekokullarının Yeniden Düzenlenmesi Çalışmaları

Mesleki ve Teknik Yükseköğretim ve Meslek Yüksekokullarının Yeniden Düzenlenmesi Çalışmaları T.C.Yükseköğretim Kurulu Mesleki ve Teknik Yükseköğretim ve Meslek Yüksekokullarının Yeniden Düzenlenmesi Çalışmaları Prof. Dr. Durmuş Günay YÖK Yürütme Kurulu Üyesi 19 Nisan 2010 TÜSİAD-İstanbul YÜKSEKÖĞRETİM

Detaylı

894 2 nd International Conference on New Trends in Education and Their Implications April, 2011 Antalya-Turkey

894 2 nd International Conference on New Trends in Education and Their Implications April, 2011 Antalya-Turkey 894 OKUL MÜDÜRLERĠNĠN YETERLĠKLERĠNĠN EĞĠTĠM ÖĞRETĠM SÜRECĠNE ETKĠSĠ Yrd. Doç. Dr. Sevinç PEKER, Yıldız Teknik Üniversitesi, sevpek@gmail.com Öğr.Gör. Gülenaz SELÇUK, Celal Bayar Üniversitesi, gselcuk@