ASYA DA GÜVENLİK SORUNLARI VE YANSIMALARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ASYA DA GÜVENLİK SORUNLARI VE YANSIMALARI"

Transkript

1 Editör: R. Kutay KARACA ASYA DA GÜVENLİK SORUNLARI VE YANSIMALARI Yazarlar: Özgür KÖRPE Uğur Yasin ASAL Tarık Çağrı ORUÇ Bengü TÜRK Cansın ÖZEL Ayla YİĞİTEL Ahmet YAVAŞ İstanbul, 2013

2 BİLGESAM YAYINLARI Kütüphane Katalog Bilgileri: Yayın Adı: Asya da Güvenlik Sorunu ve Yansımaları Yazar: R. Kutay KARACA ISBN: (e-kitap) Sayfa Sayısı: 236 Grafik Tasarım: Sertaç DURMAZ Baskı & Cilt: Ecem Basın Yayın Reklamcılık Hadımköy Yolu Mahallesi, San. 1 Bulvarı 169. Sokak No:3 Büyükçekmece Tel: Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Wise Men Center For Strategic Studies Mecidiyeköy Yolu Caddesi No:10 Celil Ağa İş Merkezi Kat:9 Daire:36 Mecidiyeköy / İstanbul / Türkiye Tel: Faks: YAYINLARI Atatürk Bulvarı Havuzlu Sok. No:4/6 A.Ayrancı / Çankaya / Ankara / Türkiye Tel : Faks: Copyright BİLGESAM KASIM 2013 Bu yayının tüm hakları saklıdır. Yayın Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi nin izni olmadan elektronik veya mekanik yollarla çoğaltılamaz.

3 İÇİNDEKİLER İçindekiler Tablolar Şekiller Haritalar Kısaltmalar I III III IV V Editörden 1 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu: Şiddet Dışı ve Silahlı Mücadelelere İlişkin Stratejik Bir Analiz...15 Özgür Körpe Dağlık Karabağ Sorununun Çatışma Çözümü Perspektifinden Analizi...57 Uğur Yasin Asal Kıyıdaş Devletlerin Talepleri Çerçevesinde Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu...83 Tarık Çağrı Oruç Uluslararası Sistemde Kronik Bir Sorun: Keşmir Bengü Türk I

4 Afganistan ve Pakistan da Yaşanan Sorunlar ve Bu Sorunların Uluslararası Güvenliğe Etkileri Cansın Özel Spratly Adaları Uyuşmazlığının Çözümüne Yönelik Örnek Bir Model: Timor Gap Antlaşması Ayla Yiğitel Kore Sorunu ve Uzak Doğu da İstikrar Arayışı: Altılı Görüşmeler Ahmet Yavaş II

5 TABLOLAR TABLO TABLO-1 Şiddet Dışı Mücadelenin 198 Yöntemi 29 TABLO-2 En çok Tercih Edilen Pasif Mücadele 35 Yöntemleri TABLO-3 Kullanılan Ayaklanma Yöntemleri 40 TABLO-4 DTBH nin Güç ve Etkinlik Kıyaslama 43 Tablosu TABLO-5 Strateji Seçeneklerine ve Çıktılarına 76 Göre Şiddet Tanımları TABLO-6 Olası Strateji Seçenekleri 77 TABLO-7 Morton A. Kaplan 1968 Uluslararası 125 Sistem Modeli ve Pakistan TABLO-8 Morton A. Kaplan 1968 Uluslararası 125 Sistem Modeli ve Hindistan TABLO-9 Afganistan: Kilit Olaylar Zaman 146 Çizelgesi TABLO-10 Spratly Adalarında Tarafların Genel 162 İşgal Durumu TABLO-11 Spratly Adaları Uyuşmazlığında 164 Tarafların Tezleri TABLO-12 Spratly Adaları Listesi 185 Sf. ŞEKİLLER ŞEKİL-1 ŞEKİL Diğer Uluslarla Mücadeleyi Gösteren Karar Ağacı Sf. 79 III

6 GRAFİKLER GRAFİK GRAFİK-1 Tercih Edilen Pasif Yöntemler 34 GRAFİK-2 Pasif Yöntem Kategorilerinin Tercih 35 Dağılımı GRAFİK-3 Ayaklanma Yöntemlerinin Dağılımı 41 GRAFİK-4 Silahlı Mücadele Yöntemlerinin Yüzde 42 Dağılımı GRAFİK-5 Ayaklanma Olaylarının Yoğunluk Görünümü 44 GRAFİK-6 Kontrol Nosyonu ve Stratejik Yöneliş 46 GRAFİK-7 Merkezkaç Yönelişler 50 GRAFİK-8 Konsantrik Yönelişler 53 GRAFİK-9 Beklenen Davranışlar 74 GRAFİK-10 Afganistan da Afyon Ekilen ve Yok 137 Edilen Alanlar GRAFİK-11 Çin in Petrol Üretimi ve Tüketimi, HARİTALAR HARİTA Sf. HARİTA-1 Çatışan Hazar İddiaları 94 HARİTA-2 Hazar Bölgesi Boru Hatları 98 HARİTA-3 İngiltere nin Hindistan Sömürgesi İçin 132 Belirlediği Muhtemel Sınırlar HARİTA-4 Kuzey ve Balkan Uyuşturucu Ticareti 138 Güzergahları HARİTA-5 Pakistan daki Uyuşturucu Ticareti Güzergahları 139 HARİTA-6 Afganistan ın Etnik Yapısı 142 Sf. IV

7 HARİTA-7 Pakistan ın Etnik Yapısı 143 HARİTA-8 Güney Çin Denizindeki Tarafların Hak 163 İddiaları HARİTA-9 Avustralya ve Endonezya Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Timor Gap Antlaşması 179 KISALTMALAR ABD AGİT Amerika Birleşik Devletleri Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı APEC Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Asia-Pacific Economic Cooperation ARF ASEAN Bölgesel Forumu ASEAN Regional Forum ASEAN BM BMDHS BMGK BUSUN Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği Birleşmiş Milletler Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Brown Üniversitesi Birleşmiş Milletler Simülasyonu Association of Southeast Asian Nations Brown University Simulation of the United Nations V

8 CFR Dış İlişkiler Konseyi Council on Foreign Relations CSCAP Asya-Pasifikte Güvenlik İşbirliği Konseyi Council for Security Cooperation in the Asia Pacific ÇHC Çin Halk Cumhuriyeti DEG-2010 Dünya Enerji Görünümü World Energy Outlook 2010 (WEO-2010) DTBH Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketleri DTBÖ Doğu Türkistan Bağımsızlık Örgütü DTİH Doğu Türkistan İslam Hareketi EASR Doğu Asya Stratejik Görünümü East Asian Strategic Review G8 Sekizler Grubu Group of Eight (ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Rusya Federasyonu) IEA Uluslararası Enerji Ajansı International Energy Agency VI

9 INCB Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu International Narcotics Control Board JIJK İslami Cemmu-Keşmir Cemaati Jama at-i Islami Jammu Kashmir JKLF JMSU KEDO Cemmu-Keşmir Özgürlük Cephesi Ortak Deniz Sismik Taahhütnamesi Kore Yarımadası Enerji Kalkındırma Organizasyonu Jammu Kashmir Liberation Front Joint Marine Seismic Undertaking Korean Peninsula Energy Development Organization LNG Sıvılaştırılmış Doğal Gaz Liquefied natural gas MFI Uluslararası Mehdi Vakfı Mehdi Foundation Internatinal MW Megavat Megawatt NPT SAARC SAEMK Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması Bölgesel İşbirliği İçin Güney Asya Birliği Stratejik Araştırmalar ve Etüd Milli Komitesi Non- Proliferation Treaty South Asian Association for Regional Cooperation VII

10 SSCB Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği SUÖB Sincan Uygur Özerk Bölgesi TAC Dostluk ve İşbirliği Anlaşması Treaty of Amity and Cooperation UNODC US EIA VDAS VDPS Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi ABD Enerji Bilgi İdaresi Başkanlığı Varsayılan Doğu Türkistan Ayaklanma Stratejisi Varsayılan Doğu Türkistan Pasif Mücadele Stratejisi United Nations Office on Drugs and Crime U.S. Energy Information Administration VIII

11 SUNUŞ Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) uluslararası ilişkiler, dış politika ve güvenlik gibi konularda bilimsel çalışmalar yaparak; ülke kamuoyunu bilgilendirerek araştırmacılara ve karar alıcılara yardımcı olacak çalışmalar gerçekleştirmektedir. Parçası olduğu Asya kıtası ve bu kıtadaki sorunlar Ülkeyi ilgilendirmesine rağmen Türkiye kamuoyunda fazla yer bulamamaktadır. Buna ek olarak, Asya kıtasına dönük akademik ve bilimsel çalışmalar ise istenen düzeyde değildir. BİLGESAM bu ihtiyacı karşılama adına Asya ülkelerinde Türkiye ve Türk algısını ölçmüş, raporlar hazırlamış ve seminerler düzenlemiştir. Yine bu bağlamda, Türkiye de Asya kıtasına dönük akademik ilginin artması ve kıtadaki sorunların kamuoyu, araştırmacılar ve karar alıcılarca daha iyi bilinmesi amacıyla BİLGESAM Asya kıtasındaki güvenlik sorunlarını inceleyen bir çalışma yayınlamaktadır. Editörlüğünü R. Kutay Karaca nın yaptığı Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları kitabı ile genç araştırmacılar bir araya getirilerek parçası olduğumuz kıtada yaşanan güvenlik sorunlarına dikkat çekilmektedir. Kitap, uzun yıllardır çözülmeden kalan, Türkiye yi ilgilendiren ama Türkiye kamuoyunda fazla yer bulmayan sorunları teorik düzeyde ele almaktadır. Yazarlar, yaşanan anlaşmazlıkları bizlere anlatmakla kalmamakta, sorunların çözümüne dair önerileri de sıralamaktadır.

12 Kitabın editörlüğünü yapan Karaca, ele alınan konuları Türkiye açısından önemine göre bir sıraya koyarak farklı konuları okura sunmaktadır. Kitapta sırasıyla Doğu Türkistan sorunu, Dağlık Karabağ sorunu, Hazar ın hukuki statüsü sorunu, Keşmiş sorunu, Afganistan-Pakistan arasında yaşanan sorunlar, Spratly adaları sorunu ve son olarak Kore sorunu ele alınmaktadır. Türkiye de akademik anlamda fazla ilgi çekmeyen konulara eğilerek önemli bir kaynak ortaya koyan yazarlara ve onları bu fikir etrafında bir araya getirerek, bu kitabın ortaya çıkmasını sağlayan R. Kutay Karaca ya bu özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederim. Doç. Dr. Atilla SANDIKLI BİLGESAM Başkanı

13 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Editörden Türkiye yi konu alan birçok çalışmada, Türkiye nin coğrafi olarak belirtilen ilk özelliği Asya ile Avrupa yı ayırmasıdır. Hatta bu özelliğin, İstanbul u dünya şehri yapan en önemli vasıf olduğu iddia edilir. Böylece Türkiye nin hem Avrupalı hem de Asyalı olduğundan dem vurulur. Bu şekilde belirleyici bir ifadeye rağmen Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrası kendisini; siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında Batının ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. Kurulduğu 1923 yılından 1945 yılına kadar izlediği dış politikada Avrupa ve Sovyetler Birliği ni dengelemeye çalışan Türkiye, II. Dünya Savaşı sonlarında Sovyetler Birliği nin Türkiye ye yönelik politikalarından dolayı Batı Bloğu yanında saf tutmak zorunda kalmıştır. Keza Sovyetler, II. Dünya Savaşı sonrası, iki ülke arasında 1925 tarihli Dostluk ve Tarafsızlık (Saldırmazlık) Anlaşması nı yenilememiş, 1 Boğazlar da üs ve Gürcistan ile Ermenistan ın par- 1 Anlaşmanın metni için bknz; İsmail SOYSAL, Türkiye nin Siyasal Andlaşmaları, Cilt I ( ), TTK Yayınları, 3. Baskı, 2000, ss Konu hakkında daha 1

14 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları çaları olduğu iddiasıyla Kars ile Ardahan ı talep etmiştir. Bu tutum Türkiye yi, yine Sovyetlerin tutumu nedeniyle dış politikasında karışmama-bulaşmama ilkesini (Monroe Doktrini ni) terk eden ABD ye yaklaştırmıştır. Şubat 1952 deki NATO üyeliği ise Türkiye nin Batı Bloğu ndaki yeni yerinin tescili olmuştur. Avrupa ve ABD ile olan güvenlik ilişkisi, topraklarının neredeyse %97 sinin ve komşularıyla olan sınırlarının ise %92 sinin Asya da bulunmasına rağmen Türkiye nin, Asya ya yönelememesinin temel nedeni haline gelmiş ve Asya hep sonraki olmuştur. Türkiye nin 1955 yılında kurulan Varşova Paktı nın üyeleriyle, bir NATO üyesi olarak, hem Avrupa hem de Asya da sınır komşusu olmasının bu durumda etkisi büyüktür. Bu dönemde komşu Suriye ve Irak taki Baas rejimleri ise, Türkiye nin Orta Doğu yla yakın ilişkiler kurmasını engellemiştir. Bunun yanında dil, din ve etnik ortaklığa rağmen Sovyet iktidarının sert politikaları, Orta Asya ya yönelecek girişimleri yetersiz halde bırakmıştır. Uzakdoğu ise Türkiye için hep çok uzak kalmıştır. Tüm bunların yanında Avrupa ile siyasi ve ekonomik birlik isteği Asya ya bakışın değişmesini engellemiştir. Soğuk Savaş döneminin simgesi Berlin Duvarı nın yıkılması ve sonrasında SSCB nin dağılması, Türkiye nin kendi konumunu belirlediği 1945 yılından beri yaşanan sistemin büyük değişimlere uğramasına neden olmuştur. Bu değişim, sistem içindeki aktörleri, sistemdeki rollerini ve yerlerini yeniden tanımlamaya zorlamıştır. Çift kutuplu dünyada kutupların her biri için de belirli olan düşman, belirsiz hale gelmiştir. Bunun yanında yeni sistemde gruplaşmalar da kesin ve net çizgilerle ayrıştırılamamıştır. Bu durum stratejik ortak ya da müttefik anlayışının giderek etkisini yitirmesine neden olmuştur. Gruplar birbirleriyle, hatta grupların içerisinde yer detaylı bilgi için Bknz; Kamuran GÜRÜN, Türk-Sovyet İlişkileri ( ), TTK Yayınları, 2. Baskı,

15 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları alan ülkeler, diğer gruptaki ülkelerle tek tek ilişki içerisine girmeye mecbur kalmışlardır. Kafkasya ve Orta Asya da son derece dinamik bir jeopolitik yeniden yapılanma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç, beş yeni Türk Cumhuriyeti ni ortaya çıkarmıştır. Değişen bu sistemin en çok etkilediği devletlerden biri ise Türkiye olmuştur. Türkiye nin bu yeni sistemde bir bölgesel güç olarak Orta Asya ve Kafkasya daki rolü ön plana çıkarken Batı nın, güvenlik ve strateji noktasında Soğuk Savaş dönemindeki kadar Türkiye ye ihtiyaç duymayacağı ya da Türkiye-Avrupa ve Türkiye- ABD ilişkilerinin çerçevesinin değişeceği şeklinde erken değerlendirmeler de yapılmıştır. Türkiye, bugüne kadar siyasetçisi, askeri, ekonomisti ile neredeyse hiç ilişki kurmadığı bir bölge için bütün kurumlarıyla politikalar üretme zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştır. Komünizmin çöküşüyle ülke içindeki mevcut/yaratılan korkuyu yenen Türk kamuoyunda artık Asya ya yönelik politikalar gündeme gelmeye başlamıştır. Medya ise Asya yı fırsatlar yumağı olarak sunmaya başlamış ve yeni devletlerin ihtiyacı olan haminin Türkiye olduğu ve ortak pazar kurulabileceği yönünde fikir birliğine bile varmıştır. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, hata yapılmazsa 21. yüzyılın Türkler in asrı olacağını söylerken, Başbakan Süleyman Demirel Adriyatik kıyısından Çin Seddi ne kadar Türk Dünyası savını ortaya atmaktan çekinmemiştir. 2 Bu dönemde Kafkasya ve Orta Asya bölgeleri, enerji kaynakları için yapılan rekabet ve istikrarsız rejimlerin kontrol altına alamadığı çatışmalarla gündeme gelmiştir. Türkiye, daha önce tecrübesinin bulunmadığı bir coğrafya olan Kafkasya da temeli Sovyetler Birliği 2 Türk Ortak Pazarı Erken, Milliyet, 31 Ekim 1992, s

16 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları dönemine hatta daha öncesine giden etnik temelli çatışmalara yönelik politika oluşturmak ve enerji kaynakları ile ilgili rekabette yer almak durumunda kalmıştır. Bu çatışmaların ilki, bağımsızlıklarının hemen ardından yaşanan Azerbaycan-Ermenistan çatışması ve Ermenistan ın Dağlık Karabağ ve yedi Azerbaycan rayonunu işgali olmuştur. Konu, Türkiye nin politika üretmesi gereken ilk sorun olarak karşısına çıkmıştır. Bu sorunla beraber karşılaşılan her sorun Türkiye nin Asya ya yönelik izlediği politikalarda hazırlıksız olma durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu hazırlıksızlık bilgi eksikliğiyle de birleşince Türkiye nin izleyeceği politikalar gerçeklikten uzaklaşmaya başlamıştır. Türkiye nin, Uzakdoğu Asya ya yönelik politikası ise 1950 yılında katıldığı Kore Savaşı ile başlamış ve fazlaca gelişim göstermemiştir. Soğuk Savaş sonrası uluslararası alanda, Asya nın değişmeyen gücü Japonya nın dışında, 1978 yılından beri uyguladığı ekonomi politikalarının meyvelerini toplayan Çin Halk Cumhuriyeti, sürekli gelişim gösteren Hindistan ve Kore Cumhuriyeti daha fazla öne çıkmaya başlamışlardır. Bu ülkeler, 2010 yılı rakamlarıyla Dünya Gayri Safi Milli Hasılasının % 22 sini 3 üretmişlerdir. Türkiye nin dünyanın 17 nci büyük ekonomisine sahip olması, bu ülkelerle özellikle ekonomik ilişkilerini geliştirmesini mecbur hale getirmiştir rakamlarına baktığımızda Türkiye nin bu alanda da bölge ile ilişkilerinin zayıf kaldığı görülmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu ve Dış Ticaret Müsteşarlığı nın verileri dikkate alındığında, Türkiye nin bu ülkelerin ithalatı içerisindeki yerinin yüzdelerle değil bindelerle ifade edildiği görülmektedir. Bu ülkelere 2010 rakamlarıyla dış ticarette verilen açığın toplamı 24,5 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakam toplam açığın % 35 ine denk gelmektedir. 4 3 Dünya Bankası, World Development Indicator Database, 1 Temmuz Economy Watch, (Erişim Tarihi; 10 Ocak 2013) 4

17 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Gönül bağının her zaman öne çıkarıldığı Pakistan ile bile ekonomik ilişkilerin yok denecek kadar az olması, bölgeye verilen önemi göstermesi açısından dikkate değerdir. Batıda yaşanan iktisadî durgunluk, işsizlik oranlarındaki büyüme, ırkçılığın yeniden tehdit oluşturmaya başlaması, yaşlı nüfusun artması ve hayat standartlarının düşmesi, Türkiye yi Asya ya yönelik strateji üretmeye zorlamaktadır. Türkiye nin bölgede gerek dil, kültür gerekse ırk ve dinsel avantajını, ekonomik ve siyasî olarak destekleyebilmesi, bölgenin diğer oyuncuları karşısında stratejik olarak üstünlük sağlamasını kolaylaştıracaktır. Bu nedenle Türkiye nin bölgeye karşı strateji oluşturmasının ve bu stratejiye bağlı bir dış politika üretmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu üretimin sağlam temellere oturtulması ancak bölgede yaşanan sorunların bilimsel analizi ile mümkündür. Bölgedeki sorunlara Türkiye nin uzak olduğu yönünde birçok değerlendirme yapılmaktadır. Unutulmaması gereken Türkiye nin yaşadığı sorunların benzerinin bölgede görülmesidir. Bu sorunlara yaklaşım ve çözüm önerileri, Türkiye açısından örnek teşkil edebilecektir. Bunun yanında Dağlık Karabağ ve Doğu Türkistan sorunları Türkiye yi doğrudan ilgilendirmektedir. Afganistan da bulunan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü nün (ISAF) en önemli unsuru olan ve iki bölgede İl İmar Ekibi (PRT) bulunan Türkiye nin, Afganistan da yaşanan sorunu uzak görmesinin imkânı yoktur. Hazar Bölgesi ndeki enerjinin Avrupa ya ulaştırılmasında kilit role sahip olan Türkiye nin, Hazar ın statüsü konusunda yaşanan sorunlara gözünü kapatması beklenemez. Güney Çin Denizi nde yaşanan adalar ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sorunları, Türkiye nin karşı karşıya olduğu Ege Adaları, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz deki münhasır ekonomik bölge sorunlarıyla benzerlikler göstermektedir. 5

18 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Bunun yanında Kore de savaşa katılan ve doğrudan soruna müdahalede bulunan Türkiye nin Kore Yarımadası nda yaşanan gelişmeleri bir tarafa atması beklenemez. Dolayısıyla bu sorunlara yönelik çözüm/çözümsüzlüklerin Türkiye nin yaşadığı sorunlara örnek teşkil edebileceği unutulmamalıdır. Bu saptamalar ışığında genç arkadaşlarımla yaptığım bu çalışma, Türkiye de akademik anlamda fazla tartışılmayan Asya nın sorunlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Asya nın yaşadığı tüm sorunları bir kitapta toplamanın imkânsızlığı aşikârdır. Bu kitapta, Türkiye yi doğrudan ilgilendiren ve/veya Türkiye nin sorunlarıyla benzerlikler gösteren Asya-Pasifik sorunlarını öne çıkarmaya çalıştık. Yazarlar tarafından ele alınan konuların saptanması ve sonrasında yazılan makalelerin değerlendirilmesi editör tarafından yapılmıştır. Kitap içi sıralamada, konuların Türkiye açısından önemi dikkate alınmıştır. Özgür Körpe tarafından kaleme alınan Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu: Şiddet Dışı ve Silahlı Mücadelelere İlişkin Stratejik Bir Analiz isimli çalışma, Doğu Türkistan daki bağımsızlık hareketlerini şiddet dışı mücadele ve ayaklanma kıstaslarına göre inceleyerek bahse konu tüm çabalar hakkında stratejik bir analiz yapmakta ve mücadelenin karakteri hakkında somut verilere dayanan sonuçlara ulaşmaktadır. Dolayısıyla çalışma yalnızca Doğu Türkistan sorununu analiz etmekle kalmamakta, Doğu Türkistan da yaşanan mücadeleyi belirli kıstaslar dâhilinde ortaya koymaya çalışmaktadır. Soğuk Savaş tan hemen sonra Batı Türkistan halklarının bağımsızlıklarını kazanmaları, Doğu Türkistan Türk halkının bağımsızlık isteğini perçinlemiştir. Ancak bu beklenti gerçekleşemediği gibi 11 Eylül olaylarının sonrasında Çin Halk Cumhuriyeti, bölgedeki olay- 6

19 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları ları uluslararası terör faaliyeti gibi göstermiş ve bunda da başarılı olmuştur. Bu başarı bölge halkının tarih boyunca uyguladıkları klasik halk ayaklanmalarını, askerî ve yarı askerî taktikleri içeren yeni nesil çatışmalara yöneltmiştir. Günümüzde de bu yeni nesil çatışma, düşük bir yoğunlukta da olsa şiddet dışı mücadele ve ayaklanma boyutlarıyla sürdürülmektedir. Ondokuzuncu yüzyılın sonundan bugüne kadar meydana gelen bütün ayaklanmalar ve çatışmalar, genellikle Çin deki merkezi yönetimin uygulamalarına karşı tepki olarak yapılmışlardır. Doğu Türkistan da yaşanan mücadelede hem şiddet dışı hem de silahlı mücadele yöntemleri, az sayıdaki bileşenleriyle uygulanmaktadır. Bu ise hareketin, hedeflerini elde etme konusunda yeterli güce sahip olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla çalışma, Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketleri nin savunmaya dayalı bir mücadele olduğu sonucuna ulaşmıştır. Dağlık Karabağ Sorununun Çatışma Çözümü Perspektifinden Analizi konulu çatışma çözümlemesi çalışması Uğur Yasin Asal tarafından yazılmıştır. Soğuk Savaş sonrası Sovyet Birliği nin eski topraklarında ya da eski nüfus alanlarında meydana gelen çatışmaların birçoğu etnik temele dayanan mikro milliyetçi akımların etkisiyle yaşana gelmiştir. Bu sorunların ilki Dağlık Karabağ da ortaya çıkmıştır. Sorunun içerdiği farklı unsurlar sorunu bölgesel olmaktan çıkarmış, uluslararası hale getirmiştir. Bugün Ermenistan ın Rusya için önemi, sorunun çözümünü de yoğun olarak Rus dış politikasının Ermenistan üzerindeki stratejisine bırakmıştır. Azerbaycan ve Gürcistan da Batı ya yakın yönetimlerin iş başında olması, Rusya nın Ermenistan kartına daha fazla sarılmasına neden olmaktadır. Batı nın Ermenistan üzerindeki yapıcı baskısı da Rus dış poli- 7

20 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları tikasının izlediği stratejilerin içerisinde kaybolup gitmektedir. Bunu yanında Dağlık Karabağ Sorunu, çatışmaya taraf olan her iki ana aktörün ulusal kimlik oluşumunda meydana getirdiği etki yüzünden çözümün önündeki en büyük engellerden birini içerisinde barındırmaktadır. Dolayısıyla çözümün içinde çözümsüzlük mü; yoksa çözümsüzlüğün içinde çözüm mü arandığı belli olmamaktadır. Bu noktada Asal, soruna çatışma çözümü perspektifinden yaklaşmıştır. Yazar, çatışmanın çözüm sürecinin oldukça karmaşık yapılardan oluştuğunu dile getirmekte, bu noktadan hareketle, soruna yönelik bir «Çatışma Çözümü Modeli» kurgulamakta ve problemin rasyonel bir analizinin yapılmasıyla oluşturulacak mantıksal çıkarımların, sorunun çözüm sürecine destek sağlayacağını düşünmektedir. Bu düşünceyle, sorunun içerisinde yer alan aktörlerin geleceğe yönelik stratejik kararlarını Oyun Teorisi bağlamında tartışmakta ve mevcut şartlarda çatışma çözümünün tüm tarafları tatmin edecek şekilde mümkün olup olmadığını okuyucuya sunmaktadır. Asya nın tarih boyunca en önemli sorunlarından biri olmuş olan Hazar ın hukuki statüsünün incelendiği, Kıyıdaş Devletlerin Talepleri Çerçevesinde Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu isimli çalışma, Tarık Çağrı Oruç tarafından kaleme alınmıştır. Hazar Bölgesinde hukuksal belirsizlikler ve bu belirsizliklerin yarattığı sorunlar, bölgesel iş birliklerini engellemekte ve bu yönde bir mücadele alanı yaratmaktadır. Statü sorununun içerisindeki en temel çatışmanın enerji edinimi olduğu düşünüldüğünde, küresel bir güç mücadelesi kaçınılmaz olmaktadır. Bölgenin Orta Asya- Kafkasya-Avrupa hattını birbirine bağlamanın en kolay güzargahı olması da siyasi bir mücadeleyi gündeme getirmektedir. Yazar, bu düşünceyle, bölgesel nitelendirilebilecek sorunun küresel ölçeğe taşınmasını, bölgedeki enerji kaynaklarının payla- 8

21 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları şımının ve dağıtımının hukuki statüden nasıl etkilendiğiyle ilişkilendirmektedir. Oruç, sorunu yalnızca Hazar ı paylaşan devletler açısından ele almamakta, sorunu nakil hatları mücadelesine bağlamaktadır. Soruna yönelik çözümsüzlüğü ortaya koymaya çalışan Oruç, uluslararası hukuk normlarının sorunla ilgili bir çözüm önerisi sunamamasını ve çözümü, tarafların arasındaki çok taraflı anlaşmalara bırakmasını öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda milli çıkarların ağır bastığı sorunlarda, sorunun çözümsüz kalma ve gelecekte çatışma çıkarma ihtimalinin Hazar sorunu için de ortaya konması yanlış olmayacaktır. Asya alt kıtası Müslümanları nın, Türkiye nin Kurtuluş Savaşı na verdiği destek hiçbir zaman unutulmamıştır. Pakistan, bağımsızlığını kazandığı 1947 yılından beri, uluslararası her platformda Türkiye nin hep yanında olmuştur. Sovyetler Birliği nden gelen tehdit algılaması, iki ülkeyi Batı Bloğu na doğru kaydırırken, aralarındaki ilişkinin daha da kuvvetlenmesini sağlamıştır. Bu ilişkiler her iki ülkenin yaşadığı doğal felaketler ve sonrasındaki destekler nedeniyle daha kuvvetlenmiştir. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiyi bir kader birliği olarak görmek yanlış olmayacaktır. Bu kader birliğine rağmen, sadece kardeş ülke olarak kalmakla yetinmemesi gereken Türkiye ve Pakistan ın, stratejik müttefikliği hala oluşturamadıkları görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden birisi, her iki ülke kamuoyunun da ülkelerin karşılaştıkları sorunlar üzerinde yeterli bilgiye sahip olmamasıdır. Bu bilgisizliğin bir nedeni de sorunlara yönelik her iki ülkede yapılan akademik çalışmaların yetersizliğidir. Bu bağlamda kitapta Keşmir Sorunu nun yer alması özellikle istenmiştir. Sorunu kronik olarak niteleyen Bengü Türk, Keşmir 9

22 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Sorunu nu, uluslararası sistemde sürüncemede kalmış bir sosyal çatışma örneği olarak incelemeye çalışmıştır. Hindistan ile Pakistan ın soruna dış politika amaçları çerçevesinde hayati olarak bakmaları, karşılıklı taviz vermelerini zorlaştırmaktadır. Ayrıca verilebilecek tavizlerin iç kamuoyuna nasıl yansıyacağı da sorunun çıkmazlarındandır. Hindistan dış politikasında sorun, Pakistan a üstünlüğünü kabul ettirme meselesi olarak görülmektedir. Pakistan ise sorunu, ulusal bir tutkal olarak kullanmaktadır. Bu nedenlerle yazar, Pakistan ve Hindistan hükümetlerinin uluslararası sistemi kendi tarafına çekme yarışının Keşmir i çözümsüzlüğe sürüklediğini ve reel politikanın benimsendiği ulusal sistemde bir istikrarsızlık unsuru olarak kaldığını belirtmektedir. Yazar, bu bağlamda, çalışmasın uluslararası sistem teorisyenlerinden Morton A. Kaplan ın ortaya koyduğu değişkenler üzerinden yapmaktadır. Türk-Afgan ilişkileri her iki ülke için hep ilkleri barındırmıştır. 2 Aralık 1920 de imzalanan ve yürürlüğe girmeyen Gümrü Anlaşması bir yana bırakılırsa, TBMM Hükümeti ile Afgan Devleti tarafından 1 Mart 1921 yılında Moskova da imzalanan anlaşma, TBMM adına hukuksal anlamda gerçekleşen ilk uluslararası anlaşmadır. Türkiye nin kurtuluşu için savaştığı bir süreçte imzalanan bu anlaşma kurumsal kalsa da her iki ülkenin birbirlerinin bağımsızlığını tanımalarını ve emperyalist devletlere karşı ittifak yapmalarını içerir. Yeni Türkiye, ilk büyükelçisini (Abdurrahman Bey) de 1920 yılında Kabil e atamıştır. Yeni Türkiye için 1928 yılında yine bir ilk yaşanmış ve bu yıl içinde Afgan Kralı Amanullah Han, Türkiye yi ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştur. Amanullah Han rejimine yönelik isyan sırasında, Mustafa Ke- 10

23 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları mal Atatürk ün Afganistan daki askeri heyetin başında yer alan Kazım (Orbay) Paşa nın tahliye talebine karşılık verdiği talimat dikkat çekicidir. Askerî heyete kendi hayatları pahasına Kral Amanullah Han ı korumaları görevi verilmiş ve Anadolu nun herhangi bir köşesinde yaşanabilecek bir isyana karşı çıkar gibi Afganistan rejimini isyan eden kabilelere karşı korumaları istenmiştir. 5 İki halk arasındaki tarihten gelen bu yakınlık yıllar geçmesine rağmen değişmeden devam etmiştir. Afganistan ın yıllar boyunca yaşadığı istila ve mücadelelerde Türkiye yalnızca Afgan halkının yararına olan projelere evet demiş ve hiçbir zaman kültürel bir emperyalizm içerisinde bulunmamıştır. Bugün ise Türkiye, NATO şemsiyesi altında 2002 yılı başından beri icra edilen, Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF) Harekâtı na katılmaktadır. Türkiye imar timleri ve uzmanlarıyla yalnızca Afganistan ın yeniden yapılandırılması görevini üstlenirken, halka yönelik hiçbir askeri mücadelenin içerisinde yer almamaktadır. Bugün tüm Afganistan da görev yapan ülkelerin en çok üzerinde düşündüğü konu, Türk ordusu ve yetkililerinin Kabil sokaklarında nasıl bu kadar rahat hareket edebildikleridir. Bunun cevabı tarihte yatmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada Afganistan ı zaten bilinen bir mesele olduğu gerekçesiyle bir kenara koyamazdık. Cansın Özel, Afganistan ve Pakistan da Yaşanan Sorunlar ve Bu Sorunların Uluslararası Güvenliğe Etkileri konulu çalışmasında; Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan sorunları, bu sorunların iki ülkeye ve uluslararası güvenliğe yapmış olduğu etkileri incelemeyi amaçlamıştır. Bu sorunların her birini detaylandırmak ayrı bir kitabın konusu olabilecek büyüklüktedir. Bu nedenle Özel, eğitim sorunu, yolsuzluk ve Pakistan ın toprak bütünlüğüne yönelik kaygılar gibi meseleleri çalışmasının dışında tutmuştur. 5 Şimşir, B. (2002, s ). Atatürk ve Afganistan. Ankara, ASAM Yayınları. 11

24 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Yazar, öncelikle Afganistan da yaşanan sorunlara değinmiş ve bu sorunların Pakistan ile olan etkileşimlerini ortaya koymaya çalışmıştır. Bugün yaşanan sorunların merkezine Afganistan-Pakistan sınırını koyan Özel, sınırın Peştunları ikiye bölmesini, sorunun kaynağı olarak görmektedir. Soğuk Savaş yıllarında başlayan uyuşturucu ekonomisi ise günümüzde Afganistan ve Pakistan da var olan önemli sorunların başında gelmektedir. Otuz yıldır devam eden savaş koşulları, uyuşturucu ticaretini yasal bir eylem haline getirmiş ve neredeyse Afgan ekonomisinin temeline oturtmuştur. İki ülkenin sahip olduğu etnik ve dinsel karmaşık yapının ve bu yapıyı oluşturan her grubun özelliklerinin bilinmesi, her iki ülkede de mevcut olan kimlik sorununun iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu nedenle yazar her iki ülkedeki etnik grupları incelemiştir. Sürekli çatışmanın içerisinde yer alma ve bunun yarattığı istikrarsızlık, sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu sorunlar bölgesel gibi görünseler de uluslararası güvenliğe etkileri fazla olmaktadır. Mevcut sorunların birbirinden bağımsız olmaması ve birbirlerini tetikler durumda olması ise çözüm çabalarını güçleştirmektedir. Asya-Pasifik te mevcut deniz sorunları diğer kıtalara göre daha fazladır. Gerek Güney, gerekse Doğu Çin Denizi nde mevcut olan sorunlar yalnızca adalar ile sınırlı kalmayıp, münhasır ekonomik bölge tartışmalarını da ihtiva etmektedir. Biz de kitabın konularını belirlerken bugün Türkiye nin yaşadığı; adalar, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sorunları ile benzerlikler kurulabileceği düşüncesiyle, Asya-Pasifik te yaşanan adalar sorunlarından birisine değinmek istedik. Bu nedenle Ayla Yiğitel, «Spratly Adaları Uyuşmazlığı»nı ele almıştır. Adaların özellikleri ile bölge ve taraf olan ülkeler açısından stratejik önemleri ortaya konulmaya çalışılmış; taraf ülkelerin 12

25 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları uyuşmazlık konusundaki egemenlik iddiaları araştırılmıştır. Ayrıca Çin in yükselişi nedeniyle değişmekte olan güç dengesinin adalar uyuşmazlığına yansımaları ve bu dengenin bölge güvenliği üzerinde oluşturduğu olası etkiler üzerinde de durulmuştur. Avustralya ve Doğu Timor arasında imzalanan Timor Gap Antlaşması model olarak incelenmiş; her ne kadar sorunlar birçok açıdan farklılık gösterse de, anlaşmanın Spratly Adaları uyuşmazlığının çözümüne yönelik örnek bir model olacağı tespitiyle değerlendirmeler yapılmıştır. Kuzey Kore kuvvetlerinin, 25 Haziran 1950 tarihinde, Güney Kore ye saldırması Kore Savaşı nı başlatmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi savaşın başladığı gün, ABD nin girişimini değerlendirmiş ve Kuzey Kore nin kuvvetlerini geri çekmesini istemiştir. Kuzey Kore nin bu karara uymaması üzerine barışın yeniden sağlanması için askeri önlemler alınmasına karar vermiştir. Konsey, Birleşmiş Milletler üyelerini, Güney Kore ye yardım yapmaya çağırmış, 7 Temmuz 1950 tarihindeki kararıyla, Birleşmiş Milletler Birleşik Komutanlığı nı kurmuştur. Türkiye, Güney Kore ye yardım çağrısını kabul etmiş ve kişilik bir birliği Birleşmiş Milletler Birleşik Komutanlığı bünyesinde görevlendirmiştir. Bu birlik, Türkiye nin Cumhuriyet tarihinde yurt dışına gönderdiği ilk askeri birliktir. Türkiye nin içerisinde yer aldığı savaş sonrası, Kore Sorunu nun çözümüne yönelik girişimler ise başarısız olmuştur. Nitekim sorun II nci Dünya Savaşı ndan beri uluslararası nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda Ahmet Yavaş, sorunu Uzakdoğu daki istikrarın en önemli tehdidi olarak görmektedir. Kuzey Kore nin nükleer silaha sahip olması ise sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Kuzey Kore nin nükleer faaliyetlerini devam ettirmedeki kararlı tutumu ve ABD nin buna karşı sert 13

26 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları tavrı müzakere sürecini olumsuz etkilemektedir. Bölgede önemli bir ekonomik güç haline gelen Çin ise sorunu barışçıl yollarla çözmekten yana olduğunu ifade etmektedir. Japonya ve Güney Kore nin kendilerine yönelik varoluşsal bir tehdit olarak algıladığı Kuzey Kore Sorunu, Uzakdoğu Asya da bir istikrarsızlık kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Yazar ABD, Çin, Rusya, Japonya, Güney Kore ve Kuzey Kore arasında yürütülen Altılı Görüşmeler çerçevesinde sorunun çözümüne yönelik bir inceleme yaparken birleşik bir Kore istenip istenmediğini de sorgulamıştır. Editör olarak, değerli genç arkadaşlarım tarafından hazırlanan ve yukarıda kısa özetlerini verdiğim çalışmaların mümkün olduğunca aynı format ve anlayışta yazılmasına çalışarak okunabilirliğini kolaylaştırmayı amaçladım. Kitabın, sosyal bilimler alanında araştırma yapan, ilgilenen ve eğitim alan kişilere yararlı olacağını düşünüyorum. Kitap fikrinin ortaya çıktığı günden sonra gözetimim altında çalışmalarını yapan ve hiçbir zahmetten kaçınmayan bu gençlere, kitap için değerlendirmede bulunan ve düzeltmeler konusunda yardımcı olan Özlem COŞAR a ve kitabın basımında hiçbir zahmetten kaçınmayan BİLGESAM personeline teşekkür ederim. Doç. Dr. R.Kutay KARACA 12 Mart 2012, İstanbul 14

27 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu DOĞU TÜRKİSTAN DA YENİ NESİL ÇATIŞMANIN İKİ BOYUTU: ŞİDDET DIŞI VE SİLAHLI MÜCADELELERE İLİŞKİN STRATEJİK BİR ANALİZ Yazar: Özgür KÖRPE* Giriş Bugün; insanlar arasındaki mücadeleler, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar karmaşık bir hal almıştır. Bu karmaşık hal, insanlığın kendi çıkarlarını taş ve sopalarla kabul ettirmeye çalışan ilkel atalarının güç kullanma arzusuyla kullandığı araçlar bakımından evrime uğramış olsa bile içgüdüsel anlamda hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Savaş, insanlar arasındaki çıkar mücadelelerinin en yaygını ve en çok başvurulanıdır. Bu kadar sıkça başvurulması savaşı da evrime uğratmıştır. Ok, yay, kesici silahlar ve binek hayvanlarıyla yapılan antik ve klasik çağ muharebeleri, 30 Yıl Savaşları ndan ( ) itibaren yerini modern çağ savaşlarına terk etmiştir. Modern çağla birlikte savaşların evrimi hızlanarak ağızdan doldurmalı tüfekler ve süngü muharebeleriyle yapılan Birinci Nesil Savaş kendini göstermiş, sonrasında ise yoğun ateş desteğinin yıkıcı tesirinden yararlanan İkinci Nesil Savaş a geçilmiştir. Bu süreçten sonra, ateş gücüne manevranın eklendiği; derin sızma, yarma, kuşatma, çevirme gibi büyük hareketlerin kullanıldığı savaşın üçüncü nesli başlamıştır. Üçüncü Nesil Savaş Çağı, orta ve yüksek yoğunluklu çatışmalar çağı olmuştur. Savaşın bu denli endüstriyel ve yıkıcı bir hal alması ise, hem maliyeti artırmış hem de askerî güçlerle başa çıkma sorununu meydana getirmiştir. Böylece büyük bir askerî güce sahip olmayan aktörler ve düşük maliyetle sonuca ulaşmak isteyen devletler, * Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Araştırmacı, 15

28 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları hasım üzerinde asimetrik etkiler yaratacak yeni nesil bir savaş konsepti geliştirmiştir. Bu savaş, hem askerî hem sivil unsurlardan yararlanılan, barış koşulları içinde çatışmanın sürdürüldüğü, muharebe sahası ile sivil yaşam sahasının içi içe geçtiği, çok boyutlu ve bir o kadar da etkili nitelikteki Yeni Nesil Çatışma 1 olarak adlandırılabilir. Bu yeni nesil çatışmanın son yüzyılda pek çok mücadeleye de ilham verdiği görülmektedir. Nitekim Hammes e göre Mao, savaşta politik kuvvetin askerî güçten daha önemli ve öncelikli güç olduğuna inandığından zaferi askerî üstünlükte arayan üçüncü nesil savaş stratejisinden ayrılıp politik üstünlük stratejisine yönelerek ünlü Üç Aşamalı Uzatmalı Savaş Stratejisi ni geliştirmiştir yüzyıldan beri bu savaş türünün çeşitli bölümleri uygulanmıştır; fakat bu kapsamdaki bütün asimetrik mücadeleler ancak 20. yüzyılın sonundan itibaren (birbiri içine geçerek) devlet dışı güçler tarafından pratiğe dökülebilmiştir. Böylece yeni nesil mücadelenin tarafları, devletler ve devlet dışı ideolojik örgüt ağları olarak kendini göstermiştir. Bugün, Doğu Türkistan sorunu dünyada değişik biçimlerde algılanmaktadır. Sorunla ilgili görüşleri ise iki ana grupta toplamak mümkündür. Çin Halk Cumhuriyeti nin (ÇHC) başını çektiği birinci gruba göre sorunun kaynağı, Uygur halkının kendisidir. Tarih boyunca Doğu Türkistan adıyla anılan bir coğrafi bölge veya devlet olmamasına rağmen, Pantürkizm ve Panislâmizm hayali peşinde 1 Özellikle son yüzyılda geliştirilen ve alışılagelmiş konvansiyonel çatışma yöntemlerini kullanmayan mücadele biçimleri, kısa geçmişlerine rağmen pek çok değişik adlar almışlardır. Köylü Savaşı, Halk Savaşı, Gerilla Savaşı, Devrimci Savaş, Ayaklanma, Asimetrik Savaş, Dördüncü Nesil Savaş ve Hibrid Savaş, verilebilecek en popüler örneklerdir. Bu silahlı şiddet metotlarından daha farklı yöntemler izleyen Şiddet Dışı Mücadele kavramı da yine son yüzyılın eseridir. Bu makalede Yeni Nesil Çatışma; gerek silahlı, gerekse şiddet dışı metotları kapsayan bir anlamda kullanılmıştır. 2 Hammes, T. X. (Eylül 1994). The Evolution of War: The Fourth Generation. Marine Corps Gazette. 16

29 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu koşan bir grup insan, bölgeyi ÇHC den ayırmak istemektedir. Karşı görüştekiler ise sorunun, ÇHC nin yürüttüğü şiddet politikası ve insan hakları ihlallerinden kaynaklandığını iddia etmektedirler. Bu iddianın sahipleri, iddialarına delil olarak şu sebepleri öne sürmektedir: ÇHC nin bölgede dinî inanç ve ibadetleri engellemesi, Uygurları siyasi hayattan dışlaması ve halka dinî tercihlerinden dolayı zulmetmesi. Siyasi çıkarlar ve bölgesel beklentilerin şekillendirdiği bu görüş farklılıklarına rağmen dünya kamuoyu şu iki görüş üzerinde hemfikirdir: Doğu bloğunun yıkılmasıyla birlikte; Türkistan a ait diğer devletlerin bağımsızlıklarını kazanmaları Doğu Türkistan ın bağımsızlık arzusunu ateşlemiş, 1990 yılı Ramazan ayında bir cami tadilatına ÇHC güvenlik güçlerinin sert müdahalesi neticesinde başlayan ve çok kanlı bir şekilde sonuçlanan Baren Olayları, İslâmcı hareketleri tahrik etmiş; Uygurları ne pahasına olursa olsun bağımsızlık kazanmaya yöneltmiştir. (Öte yandan kimi çevreler ise, Doğu Türkistan ın uluslararası ortamda ilgi çekmesinin nedenleri arasında, sahip olduğu geniş karbon ve hidrokarbon rezervlerini de saymaktadır). 3 ÇHC nin sistematik propagandası Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketleri ni (DTBH) köktendinci terörist faaliyetler gibi lanse etmekteyse de bu hareketlerin özelliği; coğrafî, tarihî ve bununla bağdaştırılabilecek olan kültürel nedenlerle ayaklanmaya ve şiddet dışı mücadele doktrinlerine de uygunluk göstermektedir. 3 IEA Dünya Enerji Görünümü raporuna göre Sincan Uygur Özerk Bölgesi (SUÖB), ÇHC toplam rezervinin % 40 ını oluşturan 2,2 trilyon tonluk rezervleri ile kömür alanında bir Ghawar olmaya adaydır. [International Energy Agency (IEA) (2010, s. 208). World Energy Outlook (Dünya Enerji Görünümü 2010). Paris: Head of Communication and Information Office]. Dünyanın 13 üncü büyük petrol üreticisi olan ÇHC nin en geniş petrol yatakları SUÖB içinde yer alan Tarım Havzası ndadır. [British Petroleum (Haziran 2010, s. 110). BP Statistical Review of World Energy. 17

30 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Bu çalışmanın hedefi, Doğu Türkistan daki bağımsızlık hareketlerini şiddet dışı mücadele ve ayaklanma kriterlerine göre inceleyerek bahse konu tüm çabalar hakkında stratejik bir analiz yapmak ve mücadelenin karakteri hakkında somut verilere dayanan sonuçlara ulaşmaktır. Kutluk Kül Bilge Kağan ın Uygur Devleti nden Yeni Ülkeye Uygurlar, dünya tarih sahnesine ilk olarak çıkan Türk boylarından birisi olmakla birlikte, Çin tarihi içinde de en eski devirlerden bu yana yer almaktadırlar. Roux a göre Uygurların soyları, Hiong-Nular ın [Hunlar] ardılları olan Kao-Kiu Ting-Lingler e (ya da Tö-Lolar, Tie-Lolar) kadar dayanmaktadır. 4 Bilinen ilk Uygur Devleti, 744 te Kutluk Kül Bilge Kağan tarafından kurulmuştur yılına kadar (yaklaşık 100 yıl) hüküm süren Uygur Devleti nin sınırları; kuzeyde Baykal Gölü nün kuzeyinden güneyde Tibet ve Çin Seddi nin güneyine, batıda Seyhun (Siri Derya) Nehri nden doğuda Mançurya ya kadar uzanmaktaydı. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsu üzerinde bulunan ve tarihte kurulmuş on altı Türk devletini temsil eden onaltı yıldızdan birisi de Uygur Devleti ne aittir. Bu ilk Uygur Devleti, 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılmış ve bünyesinden üç ayrı Uygur kökenli devlet çıkmıştır: İdikut (Turfan) Uygur Devleti ( ), Kensu Uygur Devleti ( ) ve Karahanlı Devleti ( ). 6 Karahanlı Devleti topluca İslâmiyeti kabul ettiği bilinen ilk Türk Devleti olduğundan, 4 Roux, J. P. (2007, s. 160.). Türklerin Tarihi Pasifik ten Akdeniz e 2000 Yıl. (3. Basım). İstanbul, Kabalcı Yayınevi. 5 Kafesoğlu, İ. (1993, s. 124). Türk Milli Kültürü. (9. Baskı). İstanbul, Boğaziçi Yayınları. 6 Kaşgarlı, S. M. (2004, s. 12). Uygur Türkleri Kültürü ve Türk Dünyası. İstanbul, Çağrı Yayınları. 18

31 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Uygurların da bu dönemde Müslüman oldukları söylenebilir. 7 Orta ve Modern Çağ boyunca Moğolların ve diğer Türk hanlıklarının bünyesinde yaşayan Uygurlar ın 1514 te Yarkent, Kaşgar ve Hoten bölgesinde Seidiye Devleti ni kurdukları ve burada 1675 e kadar hüküm sürdükleri görülmektedir. Doğu Türkistan ın bağımsızlığını kalıcı olarak yitirmesiyle sonuçlanacak olan olaylar zinciri, bu devletin kurulmasıyla başlar. Seidiye Devleti, kurulmasından itibaren Hocalar ın etkisi altında kalmıştır e gelindiğinde ise Aktaglık ve Karataglık Hocaları nın çekişmeleri doruğa ulaşmış ve Aktaglık Appak Hoca nın V. Dalay Lama ve Kalmuklar ile yaptığı ittifak sonucunda Seidiye Devleti yıkılmıştır. 9 Seidiye Devleti nin Kalmuklar tarafından yıkılmasından sonra, 1759 daki Mançu-Çin istilasına kadar sürecek olan Hocalar Dönemi başlamış olur. Bu dönemin günümüze yönelik en büyük etkisi, Aktaglık ve Karataglık Hocalar arasındaki zaman zaman birbirlerine karşı Çin ve/veya Kalmuklarla ittifak yapacak kadar ileriye giden ikti- 7 Müslümanlığı kabul eden ilk Türk Hakanı, Abdülkerim Satık Buğra Han dır (938). 8 Hocalar Dönemi ( ): İslâmiyetin kabulünden sonra menşelerini Hz. Muhammed in soyuna dayandırarak, hakanlar nezdinde siyasî nüfuz elde eden ve kimi kaynaklara göre Nakşibendî oldukları iddia edilen din adamlarının, siyasî olarak en güçlü oldukları dönemdir [Tuğ, K. (2004). Doğu Türkistan da Hocalar Dönemi. Yayımlanmış yüksek lisans tezi, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bişkek, Kırgızistan]. 9 Hocalar, Doğu Türkistan da dinî faaliyetlerinin neticesinde belli bir potansiyele ulaştıktan sonra, çeşitli sebeplerden dolayı iki gruba bölünmüşlerdir. İkiye bölünme meselesi, ilk hoca Mahdum-ı Azam ın vefatından sonra meydana gelmiştir. Mahdum-ı Azam ın çocukları iki farklı gruba ayrıldılar: İşan Kâlan, İşkiya tarikatının; Hoca İshak Veli ise İshakiye tarikatının teşekkül etmesine vesile oldu. Dinî merasimlerde ve çeşitli hareketlerde ayırt edilebilmek için; İshakiye taraftarları, kara takiyye (kara doppu); İşakiye taraftarları ise ak takiyye (ak doppu) giymeye başladılar. Bunun için tarihte bu iki grup Aktakkıyalıklar (Aktaglık) ve Karatakıyalıklar (Karataglık) diye anılmaya başlanıldı. Seyahatnamelerdeki malumata göre İshakiye taraftarlarına Karadağ da yaşayan Kırgızlar destek verdiği için Karatağlık, İşkiya taraftarlarını da Akdağ daki Kırgızlar desteklediği için Aktağlık diye isim verildiği de kaydedilmiştir (Tuğ, a.g.e., ss ). 19

32 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları dar çekişmesinin, Doğu Türkistan ı zayıflatması ve ülkeyi Çin in istilasına açık hale getirmesidir. Eberhard, Mançu Çin sülalesi nin Hocalar Türkistanı nı işgalindeki ana nedeni, emniyet kordonu kavramıyla açıklar. 10 Ona göre Çin, kuzey sınırlarının güvenliği için Moğolistan ı alarak Moğolistan ın güvenliği için Türkistan a, Türkistan sınırının güvenliği için de Tibet e doğru yayılmalıydı daki Birinci Çin İstilası ndan sonra Çin e bağlı hale gelen Uygurlar, 1863 te Bedevlet Yakup Bey in isyanı üzerine 1877 ye kadar devam edecek olan kısa süreli bir bağımsızlık elde etmişler; fakat bu tarihteki İkinci Çin İstilası ile bir daha toparlanamayacak hale gelmişlerdir. Nitekim Doğu Türkistan, 1877 tarihinden sonra Çinli komutan Zozung Tang ın değiştirdiği adıyla yani, Xin Jiang (Şin Can) 11 olarak anılmaya başlanılmıştır. İkinci Çin İstilası ndan sonra Çin yönetimi altında kalan Uygurlar, 20. yüzyılın başında iki kez devlet kurmayı başarmışlarsa da bu devletler uzun ömürlü olamamışlardır. 12 Hatırlanacağı üzere Fransız İhtilali nin ünlü Liberté, Égalité, Fraternité (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) sloganı; siyasette Liberalizm, Sosyalizm ve Nasyonalizm akımlarına ilham kaynağı olmuş, yine bu fikir akımları neredeyse 20. yüzyıl boyunca karşıt görüşteki fikirlerle mücadele etmişlerdir. Doğu Türkistan daki mücadelenin İkinci Çin İstilası ndan sonraki bölümünü ise bu bağlamda değerlendirmekte yarar vardır. Zira Çin coğrafyası, 20 nci yüzyılın başında tam da böyle bir mücadelenin alanı haline gelmiştir. İmparator- 10 Eberhard, W. (1947, s. 313). Çin Tarihi. Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi. 11 Çin-Mandarin dilinde Xin ( 新, Şin), yeni ; Jiang ( 疆, Can) ise, sınır demektir. Buna göre ( 新 ) Şin-can, Sincan (Türkçe söyleyiş); yeni sınır/bölge anlamına gelmektedir. [Kumaş T. ve Tınmaz, S. (2011). Çince Türkçe Türkçe, Çince Temel Sözlük. İstanbul,Kaynak Kültür Yayın Grubu]. 12 Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti ( ) ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti ( ). 20

33 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu luğu yıkan milliyetçiler, Çin topraklarında birliği sağlamak için çabalarlarken; kuzeyde Japon, güneyde komünist, güneybatıda Tibet, batıda ise Doğu Türkistan ayaklanmalarıyla uğraşmak durumundaydılar de milliyetçilerden ağır bir darbe yiyen komünistler, Mao Zedung önderliğinde yöntem değiştirdiler. Cen-Bo-Da nın Esnek Politika olarak adlandırdığı bu yeni yöntem, Mao nun Uzatmalı Savaş Stratejisi nde ezilen köylü işçi halkların ittifakı olarak yer buldu. 13 Komünistler, kendi kaderlerini tayin hakkı vaadiyle, Çin halklarını milliyetçi hükümete karşı mücadeleye sevk ettiler. Bu nedenle Doğu Türkistan Türkleri de komünistleri desteklediler. Karaca ya göre, 1938 yılında Çin Komünist Partisi nin altıncı kurultayında Çin deki azınlık milletler Çinlilerle eşit haklara sahip olacak beyanatı, Türkleri komünist güçlerin yanında yer almaya itmiştir. 14 Ne var ki Mao, devrimi başarıya ulaştıktan sonra bu vaatleri göz ardı etti. Daha doğrusu Türkleri, Tibetlileri, diğer azınlıkları ve milliyetçileri destekleyen herkesi, vaatlerinin dışında tuttu. Tutuklamalar, düzmece yargılamalar, hatta yargısız infazlarla komünist devrim sağlamlaştırılmaya çalışıldı. Doğu Türkistan işgal edildi ve yeni anayasadaki Ulusal Azınlıkların Bölgesel Özerkliği prensibine dayanılarak bölgede otonom idareler kurulmaya başlanıldı. Yani Doğu Türkistan ı teşkil eden iller ve nahiyeler ayrı ayrı özerkleştirildiler. Bu işlem tamamlandıktan sonra Doğu Türkistan a 1 Ekim 1955 te Sincan Uygur Özerk Bölgesi (SUÖB) adı verildi. Böylece SUÖB, içinde otonom bölgelerin yer aldığı özerk bir bölge haline gelmiş oldu. Bu değişik özerklik uygulamasına, ÇHC merkezî hükümetinin ileride ayrıntılı olarak değinilecek politikaları da eklenince Doğu Türkistan adı ayaklanmalarla anılır hale geldi. 13 Cen Bo Da (1975, s. 59). On Yıllık İç Savaş Üzerine ( ). İstanbul, Proleterya Yayınevi. 14 Karaca, K. (Kış 2007, s. 224). Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İlişkilerinde Doğu Türkistan Sorunu. Gazi Akademik Bakış. (1/1), ss

34 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Uygur ayaklanmalarının önemli kırılma noktalarından birisi, Sovyetler Birliği nin 1979 yılında Afganistan ı işgalidir. İşgali izleyen aylarda ABD ve ÇHC ortak düşmana karşı bir iş birliğine giriştiler. ABD nin ana üssü Pakistan iken, ÇHC nin üssü Sincan oldu. Doğu Türkistan, ÇHC nin Sovyetler Birliği ne karşı İslâm ı silah olarak kullandığı bir yer haline geldi. Sincan da kurulan kamplarda mücahitler eğitildi, tedavi edildi, barındırıldı. Shichor a göre Sincan, Afgan mücahitlerinin eğitim üssü olarak kullanılıyordu. 15 Pakistan da 300 askerî danışmanı olan ÇHC ordusu; Afgan mücahitlerine Çin silahlarının kullanımı, patlayıcı, muharebe taktikleri, propaganda teknikleri ve espiyonaj eğitimi vermek üzere Kaşgar ve Hoten de de kamplar kurdu. ÇHC, Doğu Türkistan ı Sovyetlere karşı savaşın bir üssü haline getirirken aynı zamanda bölgeye dinî aşırılıkların tohumlarını da atmış oldu. Shichor, Ekim 1979 dan itibaren [ÇHC nin Hac ziyaretlerini yeniden serbest bıraktığı tarih] Mekke ye giden binlerce Sincanlı Müslüman, İslâmî aşırılığı ve köktenciliği besleyen dinî yayınlar ve video kasetleriyle döndüler diyerek, bu tarihlerde aşırılıkların temellerinin atıldığını işaret eder. 16 Böylece DTBH 1980 lerden sonra siyasî motifli silahlı bir yapıya dönüştü ve ironik bir şekilde de eylemsel sistematiğe kavuştu. Aynı dönemde ÇHC hükümetinin eskiden beri var olan ve gittikçe artan sert müdahaleleri, ayrılıkçı hareketler konusundaki kararlılığını pekiştirirken Doğu Türkistan Türkleri nin mücadelesini ve direnişini daha da sertleştirdi. Böylece 1980 lerin sonundan itibaren, şiddeti Hanlı yaşam alan- 15 Shichor, Y. (2004, s. 148). The Great Wall of Steel: Military and Strategy. Xinjiang: China s Muslim Borderland içinde. (Eds. S. Frederick Starr). New York, NY, USA: M.E. Sharpe Inc. 16 Shichor, Y. (Yaz 2005, s. 122). Blow Up: Internal and External Challenges of Uyghur Separatism and Islamic Radicalism to Chinese Rule in Xinjiang. Asian Affairs, an American Review (32/2), ss

35 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu larına yayma stratejisi uygulanmaya başlandı lı yılların başındaki en önemli olay hiç şüphesiz Baren Ayaklanması dır. 5 Nisan 1990 da Cuma namazı sonrası protesto gösterisi yapmak isteyen Uygur öğrencilere Çin polisinin çok sert karşılık vermesi üzerine Baren de olaylar büyüdü. Ayaklanmayı bastırmak için ordu güçleri, hatta hava kuvvetleri devreye sokuldu. Olaylarda yaklaşık 3000 Uygur sivil öldürüldü. Patrick, Baren Ayaklanması nı, Uygur halkındaki küresel cihad fikrini uyandıran bir hadise olarak nitelendirir. 17 Gelinen noktada dünya kamuoyu DTBH ye temkinli yaklaşmaktadır. Pek çok ülke silahlı Uygur gruplarını terörist olarak kabul etmekte; bununla birlikte çoğu Batılı ülke de şiddet içermeyen Uygur siyasî yapılanmalarına faaliyet olanakları sağlamaktadır. Örneğin; Karaca nın belirttiğine göre, 14 Eylül 2004 tarihinde on dört kişiden oluşan Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti, kongre üyesi Jo Ann Davis in girişimiyle ABD parlamento binasında kurulmuştur. 18 Uygur direnişi, son yıllarda yavaş bir şekilde gelişmekteyse de sesini dünya kamuoyuna daha çok duyurmaktadır. Bovingdon, Uygur direnişinin aldığı son şekli şu başlıklar altında toplamaktadır: 19 Asimilasyonist Çin ulusu (Zhonghua Minzu) formülünün reddi, Çin Komünist Partisi nin bütün halkın siyasi ve ekonomik 17 Patrick, S. M. (2010, s. 28). The Uyghur Movement China s Insurgency in Xinjiang. Fort Leavenworth, Kansas, USA: School of Advanced Military Studies. United States Army Command and General Staff College. 18 Karaca, a.g.m., s Bovingdon, G. (Ocak 2002, s. 246). The Not-So-Silent Majority: Uyghur Resistance to Han Rule in Xinjiang. Modern China (28/1), ss

36 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları eşitliklerden memnun olduğuna dair iddialarının reddi, Sincan daki otonomi sisteminin eleştirilmesi, Açık bağımsızlık talepleri. Çin in Karşı Koyma Stratejisi: Sert Vuruş, Azami Baskı 20 ÇHC son yüzyılda, azınlıklara karşı tavizsiz ve sert olmakla suçlanmıştır. Bunun ardında yatan pek çok neden arasında en göze çarpanı milliyetçilik anlayışıdır. Çıplak, Dikkat edilmesi gereken nokta, Deng reformları sonrası, ülkede ekonomik anlamda Marksist uygulamalardan giderek uzaklaşılmasıyla kendini reform öncesi komünist olarak tanımlayan resmi ideolojinin giderek milliyetçi bir söylemle tanımlanmaya başlanmasıdır diyerek Çin milliyetçiliğindeki yükselişi açıklar. 21 Öte yandan ÇHC yetkilileri, milliyetçilik ve sert tutuma yönelik eleştirileri kesin bir dille reddetmektedir. Wang a göre ÇHC, geçen yüzyılda ayrılıkçılık ve aşırılıklarla en çok mücadele eden devletlerden biri olmuş, buna rağmen bünyesindeki muhalefete karşı yapıcı ve insancıl olmaya gayret etmiştir. 22 Öte yandan Doğu Türkistan, ÇHC nin Orta Asya politikalarında hayatî öneme sahip bir bölgedir. Amanov, ÇHC nin Orta Asya ile ilgili bölgesel çıkarlarının askerî olmaktan çok, ekonomik ve enerji alanlarına yönelik olduğunu, bu bağlamda SUÖB nin bölgeyle olan Nisan 1996 da başlatılan ve 2001 de Sert Vur! Azami Baskı Uygula! (Strike Hard! Maximum Pressure!) sloganıyla yoğunlaştırılan kampanya, Uygur muhalefetini sindirmek maksadıyla çok miktarda tutuklama, yüzlerce idam, hem dinî ve hem seküler örgütlenmelere kısıtlama, işkence, insan hakları ihlalleri gibi yöntemleri kullandı [Fuller, G. E. ve Starr, S. F. (2003, s. 21). The Xinjiang Problem. Washington D. C., N.W., U.S.A.: Central Asia Caucasus Institute. The Johns Hopkins University]. 21 Çıplak, M. (2001, s. 230). Çin de İnsan Hakları ve Ayrılıkçı Hareketler. D. Ü. Arıboğan (Yay. Haz.), Çin in Gölgesinde Uzakdoğu Asya içinde (ss ). İstanbul, Bağlam Yayıncılık. 22 Wang, D. (Bahar 1998, s. 7). East Turkestan Movement in Xinjiang. Journal Of Chinese Political Science (4/1), ss

37 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu etnik yakınlığı ve sınırdaşlığının stratejik bir önem teşkil ettiğini belirtir. 23 ÇHC nin milliyetçilik anlayışı ile ilgili olarak 55 Azınlık politikasına da kısaca değinmekte yarar vardır. Resmi hükümet verilerine göre, ÇHC bünyesinde 56 etnik grup bulunmaktadır. 24 ÇHC, Milli Bölgelerin Özerkliği politikası gereği, vatandaşlarını etnik gruplara ayırmakta ve kendi bölgelerinde dil, din, vb. otonomiler vermektedir. Çıplak, 55 Azınlık sınıflandırmasının, gerçekte ÇHC nin sınırları içinde yaşayan birçok farklı dil ve lehçeler ile kültür yapıları olan toplulukların varlığının yok sayılması üzerine kurulmuş olduğunu iddia eder. 25 Görüldüğü üzere milliyetçilik temeli üzerinde inşa edilen ÇHC nin varsayılan ayaklanmaya karşı koyma stratejisi, her biri birer alt strateji olarak da nitelenebilecek olan aşağıdaki taktik yönelişlerle açıklanabilir. Çalışmanın bu bölümünde ÇHC nin stratejisi ayrıntılı bir analize tabi tutulmayacak, müteakip safhada yapılacak olan DTBH nin stratejik analizi için gerekli olabilecek verilere yer verilecektir. Şüphesiz ÇHC nin Karşı Koyma Stratejisi için de benzer çalışmalar yapılmalıdır. 1. Nüfus ve Kendine Benzetme Yönelişi: Wang, 1993 te Sincan ın yerleşimsiz güney bölgesinin (Tarım Havzası ve Taklamakan Çölü) şirketler ve özel kişilerin keşif ve araştırmalarına açık olduğunu ilan etmesinden sonra; SUÖB ne yönelik Han akınının 23 Amanov, Ş. (2007). ABD nin Orta Asya Politikaları. İstanbul, Bilimevi Basın Yayın Ltd. Şti. 24 Bu etnik gruplar; Han, Moğol, Hui, Zang, Uygur, Miao, Yi, Zhuang, Buyi, Kore, Man, Tong, Yao, Bai, Tujia, Hani, Kazak, Dai, Li, Lisu, Wa, She, Gaoshan, Lahu, Shui, Dongxiang, Naxi, Jingpo, Kırgız, Tu, Dawo er, Mulao, Qiang, Bulang, Sala, Maonan, Gelao, Xibo, Achang, Pumi, Tacik, Nu, Özbek, Rus, Ewenke, De ang, Bao an, Yugu, Jing, Tatar, Dulong, Elunchun, Heze, Menba, Luoba, Jinuo dur (http://www.gov.cn/english/ /08/content_ htm). 25 Çıplak, a.g.m., s

38 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları bölgedeki demografik yapıyı alt üst ettiğini belirtir. 26 Wang a göre 1949 da %90 olan Uygur nüfusu, 1996 da %48 e gerilemiştir sonunda bu oran yaklaşık %45 Uygur, %41 Han, %14 diğerleri şeklindedir. 27 Nüfus ve kendine benzetme yönelişinin iki önemli ayağı bulunmaktadır. Birincisi; Hanlı göçünün teşviki, ikincisi ise Uygur nüfusuna yönelik doğum kısıtlamalarıdır. Göçün teşvikinde ana argüman bölgesel kalkınma hedefi iken, doğum kısıtlamalarının ana argümanı aile planlaması ve tasarruftur. ÇHC, SUÖB ne yönelik Hanlı göçünü teşvik etmekle hem jeopolitik durum üstünlüğü sağlamayı hem de doğal kaynaklar üzerinde hak iddialarının önüne geçmeyi ummaktadır. Diğer taraftan, Uygur halkı üzerinde doğum kısıtlamaları yaparak demografik dengenin yeniden sağlanabilme ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır. Bu bağlamda nüfus ve kendine benzetme yönelişinin hedefi, ÇHC nin batı kesiminde etnik olmayan yeni bir Sincanlı kimliği yaratabilmektir Aşırılıkla Mücadele Yönelişi: ÇHC nin 11 Eylül 2001 den sonraki ana söylemlerinden birisi haline gelen aşırılıkla mücadele, Doğu Türkistan ın bağımsızlığı için mücadele veren bütün kişi ve kuruluşları terörist kabul etmeye dayanmaktadır. Bu söylemde ÇHC nin elini güçlendiren kanıtlar, 2002 yılındaki Afganistan Devamlı Özgürlük Harekatı sırasında yakalanan az sayıdaki Uygur genci ve El Kaide ile bağlantısı olduğu tespit edilen bazı örgütlerdir. ÇHC, 11 Eylül sonrası ortaya çıkan bu yeni verileri kendi amaçları 26 Wang, a.g.m. 27 Karaca, (a.g.m., s. 231); 1949 da SUÖB deki nüfus dağılımını, % 75 Uygur, % 7 Han, % 18 Diğerleri (Kazak, Kırgız, Hui, Moğol, Diğer) şeklinde vermektedir. Yine aynı kaynağa göre, 2002 itibariyle Uygurların bölgedeki oranı % 47iken; Han oranı % 40,61 dir. Metindeki % 45 lik oran, bu verilerden yola çıkarak enterpolasyonla tahmin edilmiştir. 28 Karaca, a.g.m. 26

39 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu doğrultusunda kullanarak uluslararası kamuoyunda Uygurların tamamının aşırı dinci teröristler gibi algılanılmasına sebebiyet vermiştir. 3. Eğitim Yönelişi: Bu strateji, Nüfus ve Kendine Benzetme Yönelişi nin bir sonucudur. ÇHC nin söylemine göre Uygurlar, SUÖB de yaşayan ve Türkçe konuşan bir halktır. Bu söylem sıklıkla dile getirildiği için, uluslararası akademik çalışmalarda da genel kabul görmüştür. Öte yandan söylem bu haliyle sınırlandırılmış, daha fazla açılma gereği duyulmamıştır. Aslında söylem, Uygurlar Türkî bir halktır, ama Türk değildir anlamında kullanılmaktadır. Bu şekilde bir söylem geliştirmenin eğitim yönelişi açısından Uygurları; Türk Dünyası ndan ayırmak ve yalnızlaştırmak, ana dillerini konuşma durumu söz konusu olduğunda çağdaş linguistikte bir karşılıkları olmadığını ispatlayabilmek ve Uygur lisanının antik çağlarda yaşamış olsa da artık eskimiş ve köhnemiş bir dil olduğu savını kuvvetlendirmek gibi maksatlara hizmet ettiği söylenebilir. Bu bağlamda eğitim yönelişinin yöntemlerini şu şekilde sıralamak mümkündür: Azınlık dilleri ile eğitim yapma hakkı vermek; ancak okullarda sınıfları Çince ve diğer diller şeklinde ayırarak SUÖB de Uygur Türkçesi ni fiilen ikincil dil statüsüne sokmak, 29 Uygur dilinin grameriyle oynamak ve bu dile ödünç kelime vermek, 30 Uygur Türkçesi ile yazılmış eserlerin basımını ve yayımını 29 Karaca, a.g.m. 30 Bewicke, A. E. (2009). Silencing the Silk Road: China s Language Policy in the Xinjiang Uyghur Autonomous Region. San Diego International Law Journal (11), ss

40 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları kasıtlı olarak engellemek ya da sınırlamak, 31 Okullarda ve günlük yaşamın her kesiminde Çince yi özendirip, halkı Uygur Türkçesi nden soğutmak. 32 İkili Mücadelenin Silahsız Bölümü Silahsız ve barışçıl mücadele; ateşli ya da el yapımı silahlar, bombalamalar, kır ve şehir gerillası yöntemleri gibi şiddet içeren metotlardan ziyade, toplumu yönlendirmeye ve hakim otoriteyi kamuoyu gücü ile pes ettirmeye dayanan, oldukça etkili ve ekonomik bir metottur. Şiddet dışı mücadelenin önde gelen teorisyenlerinden Sharp a göre şiddet dışı mücadele, silahlı mücadeleden çok daha karışık ve çok daha seçenekli bir mücadele yöntemidir. 33 Şiddet dışı mücadele, toplum ve toplumsal kuruluşlar tarafından uygulanan psikolojik, sosyal, ekonomik ve siyasî silahlar kullanır. Bu silahlar; protestolar, grevler, işbirliksizlikler, boykotlar, hoşnutsuzluklar ve toplum gücü gibi değişik adlarla bilinirler. Şiddet dışı mücadelede yapılan en yaygın hata, yöntemlerden sadece bir ya da ikisini kullanmaktır. Genellikle en çok kullanılan yöntemler, grevler ve protesto gösterileridir. Halbuki şiddet dışı mücadelenin yüzlerce yöntemi vardır. Sharp, çalışmasında 198 değişik şiddet dışı mücadele yöntemi belirlemiştir. 34 Şiddet dışı mücadelenin bu 198 yöntemi Tablo 1 de sunulmuştur. Sharp a göre, bu yöntemlerin uygun safhada, uygun oranda ve uygun çeşitlilikte kullanımını öngören bir stratejinin başarıya ulaşması kuvvetle muhtemeldir. 31 Bovingdon, a.g.m., s Karaca, a.g.m. 33 Sharp, G. (2010, s. 30). From Dictatorship To Democracy: A Conceptual Framework for Liberation. (4th Edition). East Boston, MA, USA: The Albert Einstein Institution. 34 Sharp, a.g.e., ss

41 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Tablo 1. Şiddet dışı Mücadelenin 198 Yöntemi Silahsız Protesto ve İkna Yöntemleri 68 Sığınma 131 Resmi Açıklamalar 69 Ortaklaşa kaybolma Halk demeçleri 70 Protesto göçleri (Hicret) Atanmış görevlileri kabul etmeme Var olan örgütü feshetmeyi reddetme Vatandaşların İtaat Alternatifleri 2 Muhalefet ya da destek mektupları Ekonomik İşbirliksizlik Yöntemleri 133 İsteksiz ve yavaş itaat 3 4 Kurum ve kuruluşların bildirileri İmzalı toplumsal bildiriler (1) Ekonomik Boykotlar 134 Asıl yöneticinin yokluğunda itaatsizlik Tüketici Eylemleri 135 Popüler itaatsizlik 5 Suçlama ve niyet açıklamaları 71 Tüketici boykotları 136 Maskelenmiş itaatsizlik 6 Grup veya topluluk dilekçeleri 72 Boykotlu ürünlerin tüketilmemesi 137 Bir toplantının dağıtılmasının reddi Daha Geniş Kitlelerle İletişim Sloganlar, karikatürler, semboller Pankart, poster ve görerek haberleşme Broşürler, kitapçıklar ve kitaplar 73 Tasarruf politikası Kira stopajları Kira ödememe Ulusal tüketici boykotları 141 Oturarak engelleme eylemi Zorunlu hizmet ve sürgünlerde işbirliksizlik Gizlenme, kaçma veya yanlış kimlik verme Uygunsuz kanunlara karşı sivil itaatsizlik 10 Gazete ve dergiler 77 Uluslararası tüketici boykotları Hükümet Personelinin Eylemleri 29

42 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Kayıtlar, radyo ve televizyon Havaya ve karaya yazı yazma İşçi ve Üretici Eylemleri İşçi boykotu 143 Grup Temsilleri 79 Üretici boykotu Temsilci heyetleri Aracı Eylemleri Temsili ödüller Grup lobi faaliyetleri Tedarikçi ve dağıtıcı boykotu Malik ve Yönetici Boykotları Devlet yardımlarını iletmede seçicilik Komuta ve haberleşme kanalını kesme Oyalama ve engelleme Genel yönetimde işbirliksizlik Adli konularda işbirliksizlik Kasıtlı verimsizlik ve işbirliğinde seçici olma 16 Gözcülük 81 Tüccar boykotu 148 İsyan Malı Kiralamama 17 Temsili seçimler 82 Devletin İç Eylemleri veya satmama Yarı hukuki Sembolik halk 83 Lokavt 149 bahane ve eylemleri gecikme Bayrak ve Anayasal Endüstriyel yardımı 18 sembolik renkler kurumlarla kesme taşıma işbirliksizlik Devletin Uluslararası 19 Sembolleri giyme 85 Genel tüccar grevi 20 Dua ve ibadetler Sembolik nesneler dağıtmak Soyunma protestoları Kendi mallarına zarar verme Finansal Kaynak Sahiplerinin Eylemleri Sembolik ışıklar Portre sergileri 90 Banka depozitlerinin çekilmesi Ücretleri, hakları ve vergileri ödememe Borç ve yükümlülük ödenmesinin reddi Fon ve kredi vermenin zorlaştırılması Maliye denetimini reddetme Eylemleri Diplomatik vb. temsilcilerin değiştirilmesi Diplomatik faaliyetleri erteleme veya iptal Diplomatik tanımanın esirgenmesi Diplomatik ilişkilerin zorlaştırılması Uluslararası organizasyonlardan çekilme Uluslararası organlarda üyeliği reddetme 30

43 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu 26 Protesto ressamlığı 91 Hükümet ödemelerinin reddi Uluslararası 157 organizasyonlardan çıkarma Silahsız Müdahale Yöntemleri Yeni işaretler ve 27 Hükümet Eylemleri isimler İç piyasa 28 Sembolik sesler 92 Psikolojik Müdahale ambargosu Sembolik geri Tüccarları kara Görevlilere istemeler listeye alma teşhircilik Uluslararası satıcı 30 Kaba davranışlar Oruç ambargoları Kişilere Yönelik Uluslararası alıcı (a) Ahlaki baskı 95 Baskılar ambargoları orucu Görevlilere Uluslararası ticaret (b) Açlık grevi dadanma ambargoları (c) Satyagarik Görevlilere 32 (2) Grev oruç (Gandi sataşma orucu) 33 Arkadaşlık etme Sembolik Grevler 160 Karşı savunma 34 Nöbet tutma 97 Protesto grevi 161 Şiddet dışı taciz Drama ve Müzik 98 Yıldırım grev Fiziki Müdahale Komik skeç ve 35 Tarımsal Grevler 162 Oturma eylemi şakalar Oyun ve müzik Ayakta durma Çiftçi grevi 163 performansları eylemi 37 Şarkılar 100 Tarım işçileri grevi 164 Binme eylemi Törenler Özel Grupların Grevleri 165 Saldırma eylemi 38 Yürüyüşler 101 Faal emeğin reddi 166 Kalabalıklaşma eylemi 39 Geçit törenleri 102 Mahkum grevi 167 Dua eylemi 40 Dinî törenler 103 Zanaatkar grevi 168 Şiddet dışı baskınlar Sembolik hac ziyaretleri Motorlu yürüyüş törenleri 104 Profesyonel grev 169 Tipik Endüstriyel Grevler Anma Törenleri 105 Şirket grevleri Siyasi Yas 106 Endüstri grevleri Temsili cenaze törenleri Şiddet dışı hava akınları 170 Şiddet dışı istila Şiddet dışı bağırma Şiddet dışı engelleme 107 Ortak grevler 173 Şiddet dışı işgal 31

44 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Gürültülü cenaze törenleri Gömü alanlarına saygı Sınırlandırılmış Grevler 108 Ayrıntılı grevler 174 Halk toplantıları 109 Tampon grevler Protesto ya da destek toplantıları Protesto mitingleri 111 İş yavaşlatma eylemleri Gereğinden fazlasını yapmama Sosyal Müdahale 176 Yeni sosyal örnekler belirleme Olanakları aşırı zorlama Geciktirme eylemi 177 Konuşma eylemi 49 Maskelenmiş protesto mitingleri 112 Sağlık raporu alma 178 Gerilla tiyatrosu 50 Münazaralar 113 Toplu istifa 179 Alternatif sosyal kurumlar Çekilme ve Feragat 114 Sınırlı grev 180 Alternatif iletişim sistemi 51 Grevler 115 Seçilmiş grev Ekonomik Müdahale 52 Sessizlik eylemleri Çoklu Endüstri Grevleri 181 Karşı grev 53 Şöhretten feragat Sırtını dönme eylemi Sosyal İşbirliksizlik Yöntemleri Genelleştirilmiş grev Genel grev 183 Grev Birleşimleri ve Ekonomik Kapatmalar 184 Kişileri Dışlama 118 Kepenk kapatma Sosyal Boykot 119 Ekonomik kapatma Seçilmiş Sosyal Boykot Savaş karşıtı eylemsizlik Aforoz / Toplumdışılama Siyasi İşbirliksizlik Yöntemleri 187 İşyeri terk etmeme Şiddet dışı arazi gaspı Ablukalara karşı koyma Siyasi motivli kalpazanlık Önleyici satın alma Değerli malların gaspı Otoritenin Reddi 188 Aşırı ucuzlatma Yasaklama 121 Sosyal Faaliyet ve Kuruml. İşbirliksizlik 122 Sadakatin kesilmesi veya esirgenmesi Halk desteğinin reddi Direnişi destekleyen yazılar ve konuşmalar 189 Seçici himaye Alternatif pazarlar Alternatif ulaştırma sistemleri 32

45 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Sosyal ve sportif faaliyetl. askıya alma Sosyal faaliyetleri boykot Vatandaşların Hükümetle İşbirliksizliği 123 Yasama organlarını boykot Öğrenci grevleri 124 Seçimleri boykot Sosyal itaatsizlik 125 Sosyal 64 kuruluşlardan çekilme Sosyal Sistemden Çekilme 65 Evden çıkmama eylemi Hükümet istihdamını ve verilen işi boykot Devlet dairelerini boykot Devletin eğitim kurumlarından çekilme Devlet destekli kuruluşlardan çekilme Alternatif ekonomik kuruluşlar Siyasi Müdahale İdareye aşırı iş yükü verme Gizli ajanların kimliklerini ifşa Tutukluluk araştırmaları Yansız kanunlara karşı sivil itaatsizlik İşbirliği yapmadan çalışma 66 Toplu personel işbirliksizlikleri 129 Yürütme organlarından desteği çekme 198 İkili egemenlik ve paralel hükümet 67 İşçilerin kaçması 130 İmza ve parafları geri çekme DTBH nin 198 Şiddet dışı Mücadele Yöntemi ne göre analizinde; Associated Press, Agence France Presse, Itartass, Xinhua, Dünya Uygur Kurultayı, Voice of America, BBC, CNN, Deutsche Welle, Milliyet Gazetesi ve Anadolu Ajansı nın yılları arasındaki haber arşivlerinden yararlanılmıştır. 35 Bahse konu tr,http://www.chinaview.cn/, com,http://www.voanews.com/english, edition.cnn.com/search/?query=uyghur&intl=true&sortby=date, seam, com.tr/arsiv. 33

46 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları kaynakta, Sincan Uygur Özerk Bölgesi ile ilgili 2654 habere ulaşılmış ve bu haberlerin içerik çözümlemeleri sonucunda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Farklı anahtar kelimelerle ulaşılan benzer haberler ve farklı kaynaklarda geçen aynı haberler elenmiş; böylece toplam olay sayısı 1153 e düşmüştür. Araştırma konusuyla ilgisi olmayan 276 haberin elenmesiyle şiddet dışı mücadele ve ayaklanma kapsamına giren olay sayısı 877 ye inmiştir. Bunlardan 532 si şiddet dışı mücadeleyken 345 i ise ayaklanma kapsamındaki olaylardır. Buna göre şiddet dışı mücadele yöntemlerinin dağılımı Grafik 1 de gösterildiği gibidir. Grafik 1. Tercih Edilen Şiddet Dışı Yöntemler Kullanılan şiddet dışı yöntemler içinde 100 den fazla tekrar edenler, tercih edilmede anlamlı miktar olarak değerlendirilmiştir. Buna göre Tablo 2 de sıralananların en çok tercih edilen şiddet dışı yöntemler oldukları ortaya çıkmaktadır. Tablo 2, Doğu Türkistan ın; davasının dünyaya duyurulmasında etkin bir çaba sarf ettiğini göstermektedir. Öte yandan ekonomik ve siyasi yöntemlerden hiçbirisinin bu tabloya girememiş olması da davanın zayıf tarafları olarak değerlendirilebilir. 34

47 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Tablo 2. En çok Tercih Edilen Şiddet Dışı Mücadele Yöntemleri Sıra Nu. Yöntem Nu. Yöntem Tekrarlanma Sayısı 1 48 Protesto mitingleri Kayıtlar, radyo ve tv Dua ve ibadet etme Dinî törenler Halk demeçleri Protesto/destek toplantıları Kurum ve kuruluşların bildirileri 20 Yine yapılan çalışmada 198 şiddet dışı mücadele yönteminden 36 tanesinin en az bir kez denendiği, 162 yöntemin ise hiç denenmediği görülmüştür. Aynı değerlendirme, şiddet dışı mücadele yöntemlerinin sınıflandırıldığı beş ana şiddet dışı yöntem kategorisi (Tablo 1 deki dolgulu hücreler) için de yapılmış ve elde edilen sonuçlar Grafik 2 de sunulmuştur. Grafik 2. Şiddet Dışı Yöntem Kategorilerinin Tercih Dağılımı Miktar Yöntem Nu. 35

48 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları 36 Grafik 2 de görüldüğü üzere, en çok tercih edilen yöntemler şiddet dışı protesto ve ikna yöntemleridir. Bu yöntemler belirgin bir şekilde ülke dışındaki Uygurlar tarafından da kullanılmaktadır. Özellikle Dünya Uygur Kurultayı veya Sürgündeki Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti gibi kuruluşların, ABD parlamentosu gibi önemli oluşumların desteğiyle faaliyet gösteriyor olmaları, bu yöntemin etkin olarak kullanıldığının bir kanıtıdır. Ekonomik ve siyasi işbirliğini dışlayan yöntemleri ise en az tercih edilen yöntemler olmakla beraber bu kategorilerin altında yer alan tercih edilmiş metotlar tek tek ele alındığında, nitel analiz için veri kabul edilmeyecek kadar az sayıdadırlar. Ekonomik ve siyasi işbirliğini dışlayan yöntemlerin az tercih edilmesi, Uygurların ekonomik ve siyasi yaptırım güçlerinin olmadığının da bir göstergesidir. Örneğin, bir Uygur un ekonomik işbirliği yapmamak adına silahı olan grevi kullanabilmesi için, öncelikle çalışmakta olduğu bir işyerinin olması gerekir. Üstelik bu eylemin gerçekten grev sayılabilmesi için, Uygurların o işyerinin üretim kapasitesini etkileyebilecek sayıda olmaları lazımdır. Keza siyasi işbirliksizlik yöntemlerini kullanabilmek için de Uygurlar ın siyasî hayata aktif olarak dahil edilmeleri ve devlet kurumlarında etkin bir şekilde çalışıyor olmaları gerekmektedir. İkili Mücadelenin Silahlı Bölümü: Ayaklanma Ayaklanma; mevcut iktidarı, yıkıcı metotlar ve silahlı çatışma kullanarak devirmeyi hedefleyen organize bir harekettir. Ayaklanmaya karşı koymanın teorisyenlerinden Galula ayaklanmayı şöyle tanımlamaktadır: Ayaklanma; metodik hareket eden, mevcut düzeni yıkma nihai amacına ulaşmada orta düzeydeki spesifik hedefleri ele geçirebilmek için adım adım ilerleyen, uzun süreye yayılmış bir mücadeledir. 36 Çağdaş ayaklanmaya karşı koyma teorisyenlerin- 36 Galula, D. (1964, s. 4). Counterinsurgency Warfare, Theory and Practise. London, U.K.: Frederick A. Praeger Publ.

49 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu den Kilcullen a göre ise kanserler gibi ayaklanmalar da, binlerce şekilde ortaya çıkarlar ve onlara karşı uygulanan düzinelerce teknik vardır; ayaklanmalar yüzlerce değişik toplumun içinde vuku bulurlar ve onlarla en iyi nasıl mücadele edileceğine dair pek çok düşünce ekolü vardır. Ne var ki ayaklanma için her derde deva bir ilaç bir gümüş kurşun olduğu düşüncesi, evrensel bir kanser kürü olduğu düşüncesi kadar gerçek dışıdır. 37 Galula, ayaklanmada iki ana stratejik model olduğunu söyler. 38 Bunlar: Ortodoks (Komünist) ve Burjuva Milliyetçi (Kısayol) modellerdir. Ortodoks model, düzenli ve uzun zamana yayılmış bir stratejidir. 39 Nihaî amacı ise, hedef ülkede rejim değişikliği yapmaktır. Bunu sağlamak için geliştirilecek bir komünist strateji, şu beş aşamayı içermelidir: 40 Birinci Adım İkinci Adım Üçüncü Adım : Bir parti teşkil edilmesi, : Birleşik cephe tesisi, : Gerilla savaşı, Dördüncü Adım Beşinci Adım : Hareketli savaş, : Mücadelenin bitirilmesi. Öte yandan kısa yol stratejisi, komünist stratejiden farklı olarak daha kısa süreli ve daha sınırlıdır. Bunun yanında, genellikle müca- 37 Kilcullen, D. J. (2010, s. 1). Counterinsurgency. New York, USA: Oxford University Press. 38 Galula, a.g.e., s Ayaklanma analizinde kullanılan diğer nitel ve nicel yöntemler bu makalenin kapsamı dışında bırakılmıştır. Analiz, Galula nın klasik stratejik sınıflandırması ve FM 3-24 te yer alan ayaklanma dinamikleri ile sınırlı tutulmuştur. Öte yandan DTBH içinde yer alan kimi örgütleri El Kaide liderliğindeki küresel ayaklanma ağının kolları arasında sayan akademik çalışmalar da mevcuttur. Bu bağlamda DTBH, ayaklanmalar için kullanılan ağ modelleri ile de analiz edilebilir. 40 Galula, a.g.e., s

50 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları delenin bitmesinden sonra birtakım sorunlar ortaya çıkar. Bu stratejiyi izleyenlerin öncelikli hedefleri mücadelenin sonunda derhal bir devrim partisi tesis etmektir. Galula ya göre kısayol stratejilerinin safhaları şunlardır: Birinci Adım İkinci Adım : Kör (Rastgele) Eylemcilik, : Seçici Eylemcilik. Her ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın ya da hangi stratejiyi benimserse benimsesin ayaklanmalar, benzer taktiklerden yararlanırlar ve halk arasında çok hızlı yayılırlar. Tarihin en eski devirlerinden bu yana uygulanan bir yöntem olan ayaklanma kavramı için genel geçer bir çözüm yöntemi yoktur. FM 3 24 ayaklanmaların ortak dinamikler içerdiklerini belirtir. Buna göre bir ayaklanmanın dinamikleri şunlardır: Liderlik (Eğitimli, güçlü, sürekli ve sorumlu bir liderlik; halefin selefi aratmaması), 2. Hedefler (Hakim otoritenin yıkılması; stratejik hedefine uygun operatif ve taktik hedeflerin belirlenmiş olması), 3. İdeoloji (Örgüte halk desteği ve eleman sağlayabilecek ikna edici felsefî dayanak), 4. Çevre ve Coğrafya (Kırda ve şehirde harekat yapabilecek teşkilâta sahip olma), 5. Dış destek ve Sığınaklar (Politik destekten lojistik yardıma, eğitimden sığınmaya kadar geniş bir yelpazede destek elde edebilecek şekilde, ideolojik partnerlere veya hâmilere sahip olma), 6. Safhalandırma ve Zamanlama (Doktrine uygun safhaları takip edebilme veya bunları gerçek duruma göre tadil edebilme). 41 Galula, a.g.e., s Field Manual Nr (FM 3 24). (2006, s. 1 11). Counterinsurgency. Washington D.C.: Headquarters Department of Army.

51 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Bu dinamikler, bir ayaklanmanın kuvvetli ve zayıf taraflarını tespit etmede birer ölçüt olarak kullanılabilirler. Araştırmacılar bunların her birini ayrı ayrı inceleme eğilimindelerse de ayaklanmanın doğasını bütünüyle kavrayabilmek için bu dinamiklerin aralarındaki ilişkiyi göz önünde bulundurmak bir zorunluluktur. Doğu Türkistan daki ayaklanma analizi içinde, ÇHC merkezi hükümetinin tavizsiz tutumunun ve hukuk ihlallerinin Uygurları ayaklanmaya ittiği konusunda uluslararası kamuoyunda oluşan müşterek kanaate yer vermekte yarar vardır. Nitekim Patrick; Uygur halkına yönelik Çin zulmü, bir Uygur ayaklanması yarattı ve El Kaide gibi dış organizasyonlar Uygurları etki altına alabilmek için, Uygur mücadelesine destek sağlama konusunda onları heveslendirdi diyerek Doğu Türkistan daki silahlı mücadelenin nedenini açıklamıştır. 43 Kilcullen a göre, SUÖB de düşük seviyelide olsa, kökten dinci yıkıcı bir ayaklanma faaliyeti vardır. 44 Bu görüşün aksine ÇHC, DTBH yi terörist hareketler olarak nitelendirmektedir. ÇHC özellikle, 11 Eylül den sonra bu iddiasına ABD ve diğer batılı devletlerden kısmî destek de bulmuştur. Sözgelimi Amanov Doğu Türkistan İslâm Hareketi (DTİH) ve Doğu Türkistan Bağımsızlık Örgütü nün (DTBÖ), ABD tarafından Ağustos 2002 de yabancı terörist organizasyonlar listesine alındığını belirtmektedir. 45 Ancak bu makalenin yazarı tarafından sözkonusu iddia üzerine yapılan araştırma neticesinde, her iki örgütü de kapsayan güncel bir veriye rastlanılmamıştır (U.S. Secretary of State Haziran 2011 tarihinde adresinden alındı). 43 Patrick, a.g.e., s Kilcullen, D. J. (August 2005, s. 603). Countering global insurgency. Journal of Strategic Studies. (28/4), ss Amanov, a.g.e., s

52 edilmiştir. 46 Tablo 3. Kullanılan Ayaklanma Yöntemleri Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Bu çalışmada Doğu Türkistan daki ayaklanma üzerine iki yönlü bir analiz yapılmıştır. Birinci analiz, hareketin stratejik karakterini ortaya koymak maksadıyla Galula nın stratejik modellerine göre yapılmıştır. İkinci analizde ise, Doğu Türkistan ayaklanmasının gücünü ölçmek maksadıyla FM 3 24 te yer alan ayaklanma dinamiklerinden yararlanılmıştır. Her iki analizde de daha önce Doğu Türkistan daki şiddet dışı mücadelenin değerlendirilmesinde kullanılan gerçekleşmiş olaylardan yararlanma yöntemi uygulanmıştır. Önceki kısımda belirtilen kaynakların analizi sonucunda, toplam 345 eylemde Tablo 3 te yer alan yöntemlerin kullanıldığı tespit S. Nu. Yöntem Eylem Sayısı 1 Bombalı Saldırı Sabotaj (KBR-N saldırıları dahil) 39 3 Suikast ve Hükümet Görevlilerine Silahlı Saldırı 36 4 Kamp ve Üs Bölgeler ile Hücre Evi Teşkili 19 5 Adam Kaçırma 13 6 Ülkedeki Yabancılara Yönelik Eylemler ve Yurtdışı Eylemleri 6 7 Psikolojik Yöntemler (Propaganda, Eylem Tehdidi vb.) 3 8 Gerilla Taktikleri (Pusu, Akın vb.) 0 Grafik 3 te görüleceği üzere, bombalı saldırı açık bir farkla en çok tercih edilen yöntemdir. Öte yandan güvenlik güçleriyle sıcak çatışma anlamına gelen gerilla taktiklerine hiç başvurulmadığı görülmektedir. Gerilla yöntemlerini destekleyen kamp ve üs bölgeleri ile hücre evi tesisi, para toplama, adam kaçırma ve fidye temini gibi 46 Bu analize yılları arasında DTİH nin gerçekleştirmiş olduğu ve 162 kişinin ölümü, 440 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan 200 eylem de dahildir (Amanov, a.g.e., s. 262). 40

53 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu yöntemlerin uygulanmakla birlikte az sayıda olmaları; ayaklanmacıların, gerilla savaşını icra edebilecek lojistik ve mali güce erişemediklerini de göstermektedir. Böylelikle bombalı saldırılar gibi temas riski az olan sansasyonel eylemlerin tercih edildiği görülmektedir. İlgi çekici verilerden birisi de bombalı saldırıların hiçbirisinde intihar eylemcisine rastlanılmamış olunmasıdır. Grafik 3. Ayaklanma Yöntemlerinin Dağılımı Bombalı saldırılar incelendiğinde, genellikle halka açık yerlerin ve toplu taşıma araçlarının kullanıldığı, dolayısıyla hedef bakımından seçici davranılmadığı görülmektedir. Diğer eylemlerde ise; genellikle devlet daireleri, ayaklanmacıların putperest olarak nitelendirdikleri Han nüfusunun fazla olduğu bölgeler ve işbirlikçi olarak kabul edilen kişiler hedef alınmaktadır. DTBH, Galula nın ortodoks (komünist) stratejisine göre; üçüncü safhaya geçememiş durumdadır. Öte yandan ilk iki safha için bir komuta ve eylem birliği tesis edilemediği söylenebilir. Zira teşkil edilen çok sayıda örgüt vardır ve bunların hepsi birbirine göre eşit düzeyde görünmektedir. Üstelik tüm örgütlerin eylemlerini koordine edecek bir stratejik yönetim organı ve birleşik cephe yoktur. Hareketin burjuva milliyetçi (kısa yol) strateji izlediği varsayıldığında ise; bombalama eylemleri açısından kör eylemcilik, diğer 41

54 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları yöntemler açısından seçici eylemcilik yaptığı görülmektedir. Ancak Grafik 4 te de görüleceği üzere, bombalı saldırılar toplam eylemlerin % 66 sını oluşturduğundan; hareketin uluslararası ortamda, özellikli hedeflere yönelik olmayan kör bir strateji takip ettiği söylenebilir. Grafik 4. Silahlı Mücadele Yöntemlerinin Yüzde Dağılımı DTBH nin güç ve etkinliğinin derecesi benzer yöntemlerden yararlanan bir örgütle kıyaslandığında daha sağlıklı bir şekilde tespit edilebilir. Bu noktada ayaklanma dinamiklerine göre analiz, benzer bir başka ayaklanma hareketiyle kıyaslanarak yapılmış ve Tablo 4 teki sonuçlara ulaşılmıştır. 42

55 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Tablo 4. DTBH nin Güç ve Etkinlik Kıyaslama Tablosu Liderlik Hedefler İdeoloji Çevre ve Coğrafya Dış Destek / Sığınaklar Safhalandırma ve Zamanlama DTBH 2003 te lider kaybına uğradı. Sürekliliği sağlayamadı. Anarşik bir liderlik ortamı var. Safha ve seviye hedefleri karışık. Ağırlıklı olarak İslâmcı. Cihat ideolojisine dayanıyor; ancak milliyetçi, hatta sosyalist mücadele söylemleri de var. Yeraltı teşkilatlanması görünümünde. Kır gerillası, imkanları belirsiz. Dış destek yok denecek kadar az. Desteği El Kaide ye bağımlı. Kaynak çeşitliliği yok. Safhalandırma ve zamanlama faktörleri belirsiz. Eylem istikrarı yok ve dağınık. Filistin Mücadelesi Kayıplarını telafi edebilecek kadrolara sahip. Nispeten hiyerarşik bir ortam var. Belli ve açık bir stratejik hedef var. Safha hedefleri belirli. İslâmcılık ve Arap milliyetçiliği açık bir şekilde ortaya konmuş durumda. Kırda ve şehirde harekat yapabilecek eğitim, silah ve donanıma sahip. Devletleşmiş yapıda. Özellikle İslâm dünyası başta olmak üzere, geniş çaplı bir dış desteğe sahip. Kısmen, ülkeyi elde etmiş durumda. Safhalandırma açık ve istikrarlı. Mücadele kısmen belli safha hedeflerine ulaşmış durumda. Kaynaklar: Amanov (a.g.e.); Asena, G. A. (2009). İpek Yolu 1: Çin Doğu Türkistan. İstanbul, Pan Yayıncılık); Pina, A. D. (Haziran 8, 2005). Palestinian Factions. CRS Report For Congress. Received through the CRS web. (http://www. fas.org/sgp/crs/mideast/rs21235.pdf); Ehrenfeld, R. (2003). Funding Evil: How Terrorism Is Financed and How to Stop It. California, LA, USA: Taylor Trade Publishing; ( tarihinde htm,http://www.globalsecurity.org/military/world/para/uighur.htm, globalsecurity.org/military/wor ld/para/etip.htm adreslerinden alınan veriler). 43

56 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Grafik 5. Ayaklanma Olaylarının Yoğunluk Görünümü Grafik 5, 1990 Baren Olayları ndan bu yana SUÖB de yaşanan ayaklanma olaylarının yıllara göre dağılımını göstermektedir. Görüldüğü üzere, grafiğin en yüksek noktasına ulaştığı 1998 yılında bile 81 olayın üzerine çıkılmamıştır. Bu tarihten itibaren azalan bir seyir izleyen grafik, sadece 2008 de Pekin Olimpiyatları na yönelik eylemlerden dolayı bir miktar artış göstermiş ve sonra tekrar azalmıştır. Türkiye nin sadece Mart 2009 Haziran 2010 döneminde, Bölücü Terör Örgütü nün terör eylemlerinden dolayı verdiği 134 şehit 47 ile DTİH eylemlerinden dolayı arasındaki 8 yılda ölen toplam 162 insan 48 kıyaslandığında, hareketin eylem kabiliyetinin düşüklüğü daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Kontrol Nosyonu ve Stratejik Yöneliş Analizi DTBH nin şiddet dışı ve silahlı mücadelesi ayrıntılı olarak incelendikten sonra, her iki mücadele türünü kapsayan bir stratejik yöneliş analizinin, mücadelenin karakterini görmek açısından uygun olabileceği değerlendirilmektedir. Bir stratejik süreçte, çatışmanın tarihinde guncel/gundemdetay/ / /default.htm adresinden alındı tarihinde adresinden alındı. 44

57 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu tüm aşamalarının stratejik hat olarak tanımlanan bir beyin takımı tarafından kontrol edilmesi esastır. 49 Bir stratejik amaç belirlenmesi, bu amaca uygun hedeflerin tespiti, hedeflere uygun vasıtaların seçimi ve bu vasıtalara ilişkin stratejik ve taktik yönelişlerin uygulanması bir beyin işidir; daha teknik bir deyimle stratejik hat teşkil eden üstün yönetici faktörle ilgilidir. İşte bu soyut kavram kontrol nosyonu dur. Okman eldeki kuvvet, imkan ve kabiliyetlerin, en geniş kapsama sahip olacak şekilde hedefe yöneltilmesi sürecini stratejik yöneliş olarak nitelendirmektedir. 50 Burada kuvvetin hedefi tamamen kapatacak şekilde yöneltilmesi büyük önem arz etmektedir. Çalışmanın bu bölümünde, DTBH nin varsayılan/ farazî stratejik yönelişi, kontrol nosyonu kapsamında analiz edilmeye çalışılacaktır. a. Hedef: Stratejik hedef alanının genişliği, diğer bir deyişle yöneliş limitleri, derinlikte gerçekleşmesi beklenen durumların bir bileşkesidir. Okman, bunu belirli bir anda kuvvete başvururken, bu kuvvet kullanımının boyutları (şiddet ve kapsamı) ve sürdürülecek harekatın şeklinin nasıl olacağına, ileride beklenen durumları düşünülerek karar verilmelidir şeklinde açıklar. 51 Öyleyse stratejik yöneliş, derinlikteki hedefleri en iyi şekilde elde etmesi gereken bir harekettir. DTBH incelendiğinde, hedefler stratejik nosyona uygun olarak şu şekilde tespit edilmektedirler: (1) Derinlikteki Hedef: Stratejinin uygulanması sonucunda meydana gelmesi beklenen durum DTBH nin derinlikteki hedefidir. Bu bağlamda Doğu Türkistan ın egemen ve müreffeh bir devlet olarak bağımsızlığını geri kazanması ve milletler ailesi içindeki ye- 49 Okman, C. (1995, s. 31). Askerî Strateji Ders Notları. İstanbul, Deniz Harp Okulu Matbaası. 50 Okman, a.g.e., s Okman, a.g.e., s

58 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları rini alması bu mücadelenin varsayılan derinlikteki hedefi olabilir. (2) Taktik Hedefler (Safha Hedefleri): Bu hedefler ise, stratejik yöneliş içindeki her bir taktik yönelişin, uygun safhada ve uygun ortamda yapılması beklenilen değişiklikleridir. Aslında her bir taktik yönelişin kendine has (ayrık) bir hedefi vardır. Taktik yönelişlerin neticelenme zamanları birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle de her taktik hedef, aynı zamanda derinlikteki hedefe ulaşmada birer safha hedefidir. DTBH için varsayılan safha hedefleri şunlar olabilir: (a) Özerkliğin tam anlamıyla işler hale getirilmesi, (b) Kültürel hakların geri kazanılması (ana dilde eğitim, gelenek ve göreneklerin yasaksız olarak yaşatılması vb.), (c) Dinî özgürlüklerin önündeki kısıtlamaların kaldırılması, (ç) Sistematik Hanlı göçünün ve Uygurlara yönelik doğum kontrolünün kaldırılması, (d) Bölgenin doğal zenginliklerinin bölge halkına bırakılması, ekonomik refahın sağlanması. Grafik-6. Kontrol Nosyonu ve Stratejik Yöneliş Bağlamında DTBH 46

59 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu DTBH nin varsayılan hedefleriyle arasındaki bağlantıyı teşkil eden Varsayılan Doğu Türkistan Ayaklanma Stratejisi (VDAS) ve Doğu Türkistan Şiddet Dışı Mücadele Stratejisi (VDŞS), stratejik yöneliş bağlamında Grafik-6 daki gibi şekillendirilmiştir. DTBH nin muhtemel stratejik kararı, hedefleri ve yönelişi ile ilgili tespitler; belgesel taramalar, içerik çözümlemeleri ve söylem analizleri neticesinde yazar tarafından yapılmış özgün ve kişisel çıkarımlar olup gelecekte yapılabilecek daha ayrıntılı çözümlemelere temel teşkil edebilir. Grafik 6 da Stratejik ve Taktik Yönelişler S ile kodlanmışlardır. DTBH nin karar alıcıları tarafından şekillendirilmiş olan muhtemel stratejik karar, C noktasından itibaren stratejik yönelişe dönüşmektedir. Öyleyse C, karar anını temsil eder. VDAS ve VDŞS yi temsil eden Sα stratejik yönelişi, α çıkış açısıyla şekillendirilmiştir. Çıkış açısı, karar anından önce oluşturulan uluslararası ortamı temsil etmektedir. Uluslararası ortam Grafik 6 da α ters açısıyla gösterilmiştir. l ile sembolize edilen stratejik hedef ekseni AB, derinlikteki hedef bölgesini O noktasında kesmektedir. Bu bağlamda O noktası, hedefin etki (referans) noktasıdır. VDAS ve VDŞS için bu etki noktası, bağımsız ve egemen bir devlet olmak olarak adlandırılabilir. Taktik yönelişlerin her birisi, kendi içinde benzer etki noktalarını kullanarak taktik hedefine ulaşacağından bütün bu taktik yönelişlerin izdüşümleri, derinlikteki hedefi tesis ederler. Kısacası, DTBH stratejik yönelişinin derinlikteki hedef bölgesi; tam anlamıyla özerklik, ana dilin korunması, kültürün yaşatılması, dinî özgürlüklerin sağlanması, Hanlı göçünün durdurulması, doğal zenginliklerden yararlanılması ve ekonomik refahın sağlanması ile şekillenecektir. Diğer bir deyişle bu taktik yönelişlerin izdüşümleri, hedefi tam olarak kapsamalıdır. 47

60 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları b. Stratejik Karar Bölümleri: (1) Zaman: VDAS ve VDŞS açısından zaman faktörü iki boyutta değerlendirilebilir. Birincisi stratejik zamanlama boyutu, ikincisi ise süreklilik boyutu dur. VDAS ve VDŞS nin stratejik zamanlamasının, tarihsel perspektifte incelendiğinde ortaya çıkan konjonktürel fırsatlardan istifade edilebilmesi açısından uygun olduğu görülmekle birlikte, süreklilik açısından yetersiz kaldığı söylenilebilir. Nitekim aşağıda birkaç örneği verilen çoğu halk hareketi, doğru zamanda başlatılmış; ancak süreklilik sağlanamamıştır: (a) 1931 Kumul ve 1932 Turfan Ayaklanmaları: 1931 de Hui (Müslüman Çinli) Ma Askerî Hizibi nin Sovyetler Birliği ile iş birliği yapan Sincan Eyalet Valisi ile sürtüşmeye girmesi, Kumul ve Turfan Ayaklanmalar ı için uygun bir ortam (bir çıkış açısı) oluşturmuş, doğru stratejik zamanlamayla arzulanan hedef elde edilebilmiş, 1932 de Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti kurulmuştur. Ancak bu devletin ömrü bir yıl sürmüştür. (b) 1944 Gulca - İli Ayaklanmaları: İkinci Dünya Savaşı nın son döneminde Pasifik sahillerindeki Japon işgalleriyle uğraşan Kuomintang yönetiminin göreli zafiyeti, uygun bir ayaklanma ortamı oluşturmuştur. Bu stratejik zamanlama başarısı, 1944 te Doğu Türkistan Cumhuriyeti nin kurulmasını sağlamıştır. Fakat bu devlet beş yıl yaşayabilmiştir. (c) 1990 Baren Ayaklanması: Soğuk Savaş ın sona ermesiyle komşu Orta Asya Devletleri nin bağımsızlıklarına kavuşmaları, sosyo-ekonomik haklar elde edilmesi ve geliştirilmesi konusunda uygun bir konjonktür oluşturmuştur. Baren de cami yapımı talepleri reddedilen Uygurlar, 5 Nisan 1990 da protesto mitingi düzenlemişler; ancak protestocular, Çin güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaşmıştır. Bunun üzerine olaylar ayaklanmaya dönüşmüştür. 48

61 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Baren Ayaklanması stratejik zamanlama açısından uygun olmasına rağmen, kuvvet faktörü dikkate alınmadığı için arzulanan hedefe ulaşamamıştır. (2) Mekan (Hacim): Stratejinin kapladığı yer olarak değerlendirildiğinde mekan faktörünün iki bileşeninden bahsedilebilir. Birinci bileşen, stratejinin fizikî bölgesidir. İkinci bileşen ise, stratejinin büyüklüğüdür. Mekanın genişletilmesi, davanın uluslararası kamuoyuna duyurulmasına ve dış desteğin sağlanmasına yol açarken; mekanın daraltılması, kuvvet teksifinin sağlanmasını, etkiye tepki gösterilmesini, hakim otoritenin yıldırılmasını ve yanlışların açığa çıkarılmasını sağlar. Nitekim DTBH incelendiğinde benzer bir eğilim göze çarpmaktadır. Protesto gösterileri, bildiriler, konferans ve toplantılar ile sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti, Dünya Uygur Kurultayı gibi örgütler, ÇHC dışında faaliyet göstermektedirler. Silahlı direniş ve ayaklanma faaliyetlerinin ise büyük oranda SUÖB ile sınırlı kaldığı söylenebilir. Eylemde bu şekilde bir ağırlık merkezi oluşturmak, mücadelenin odak noktasından uzaklaşılmadığını göstermesi ve sorunun kaynağını işaret etmesi açısından anlamlıdır. (3) Kuvvet (Kütle): VDAS ve VDŞS; kuvvet yapılanmasını değiştirmiş, bu anlamda vasıtalarını çeşitlendirmiştir. Kuvvet, yani stratejik yönelişin vasıtası, salt şiddet yerine şiddet dışı mücadele ve silahlı propaganda olarak değiştirilmiştir. Dolayısıyla şiddet dışı mücadelenin yanında silahlı mücadelenin varlığı, kütlenin aslî unsuru konusunda tereddüte neden olabilir. Bu da stratejik yönelişte ikilik sorununa ve davanın meşruiyetinin algılanmasında bulanıklığa yol açabilir. Kuvvet yapısının zayıflığı veya fazlalığı, konsantrik veya merkezkaç yönelişlere neden olabilir ki bu noktada manevra değerlendirmesi devreye girmektedir. 49

62 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları c. Manevra: VDAS ve VDŞS açısından manevra, bir kütle olarak şiddet dışı mücadele ve silahlı mücadelenin etkin kullanımıdır. DTBH için manevra faktörü açısından iki ana tehlike sahası olduğu değerlendirilmektedir: (1) Merkezkaç Yönelişler: Kuvvet Zaman Mekan dengesinin bozulmasıyla aşağıdaki taktik yönelişlerin merkezkaç etkiler doğurabileceği değerlendirilmektedir. Bu ise; çıkış açısının genişlemesi, diğer bir deyişle hedef bölgenin dışına çıkılması anlamına gelir. Hedefte aşırı etkiye neden olabilecek merkezkaç yönelişler şunlar olabilir (Grafik 7): (a) Kültürün yaşatılması, (b) Dinî özgürlüklerin sağlanması, (c) Han göçünün durdurulması. Grafik 7. Merkezkaç Yönelişler 50

63 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Grafik 7 de görüldüğü üzere, ACB ve A CB üçgenlerinin yükseklikleri birbirine eşittir. Grafik 6 dan hatırlanacağı üzere bu stratejik yöneliş üçgenlerinin yükseklikleri stratejik hedef eksenini temsil ederler ve tα ya eşittirler. Yani bu durumda merkezkaç yöneliş, asıl stratejik yönelişle aynı sürede bitirilmek durumundadır. Bunu sağlayabilmenin yolu ise, çıkış açısını genişletmektir. Çıkış açısının, karar anından önce oluşturulan uluslararası ortamı temsil ettiği daha önce belirtilmişti. Öyleyse, optimum uluslararası ortamın α ve α olduğu kabul edildiğinde, bu ortamın kuvvet zaman mekan olanaklarının aşırı iyimser değerlendirilmesi ya da stratejik süreç içinde elde edilen kısmî başarılara aldanarak çıkış açısının genişletilmesi hedef bölgeyi de genişletecek, bu da hedef bölgede aşırı etki sahaları oluşturacaktır. Örneğin S3, S4 ve S5 taktik yönelişleri, iyimser bir değerlendirmeyle şu şekle dönüştürülmüş olsun: S3 : Uygur kültürünün bölgedeki Han nüfusuna empoze edilmesi, S4 : SUÖB deki tüm etnik grupların İslâmî yaşam koşullarına uymaya mecbur edilmesi, S5 : Korkutma ve bıktırma yoluyla Han göçünün terse çevrilmesi. Ancak bu genişleyen hedef bölgesini kaplayabilmek için daha fazla kuvvet teksif edilecek, DTBH nin hacmi (mekanı) genişletilmek zorunda kalınacaktır. Sonuçta; DTBH başlangıçta belirlenen hedeflerden saparak Uygur kültürünün korunması değil, bu kültürün Hanlılara empoze edilmesi; dinî özgürlükler elde edilmesi değil, diğer dinî inançlar üzerinde baskı uygulanması; Han göçünün durdurulması değil, onların SUÖB den kovulması gibi aşırı yüklerin altına girmiş olacaktır. (2) Konsantrik Yönelişler: Kuvvet Zaman Mekan denge- 51

64 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları sinin bozulmasıyla zayıf etkilere neden olacak taktik yönelişler ise şunlar olabilir (Grafik 8): (a) Özerklik, (b) Ana dilin korunması, (c) Doğal zenginliklerden yararlanılması, (ç) Ekonomik refahın sağlanması. Merkezkaç yönelişlerin aksine, hedefte etki boşlukları oluşturacak konsantrik yönelişler hedef bölgesini daraltır. Uluslararası ortamın kuvvet zaman mekan olanaklarının aşırı kötümser değerlendirilmesi ya da stratejik süreç içinde meydan gelen kısmi başarısızlıklara aldanarak çıkış açısının daraltılması, hedef bölgeyi de daraltacak; bu da bölgede etki boşlukları yaratacaktır. Örneğin S1, S2, S6 ve S7 taktik yönelişleri, kötümser bir değerlendirmeyle şu şekle dönüştürülmüş olsun: S1 : Mevcut özerklik koşullarının sürdürülmesine; hatta daraltılmasına izin verilmesi, S2 : Ana dilde eğitim taleplerinden vazgeçilmesi, S6 : Doğal kaynakların idaresinin merkezî hükümetin inisiyatifine bırakılması, S7 : İstihdam ve yatırımlar konusunda merkezî hükümetin politikalarına uyulması. Bu şekilde daraldığında, asıl hedef bölgesi için teksif edilecek olan kuvvet de azalacak, DTBH nin hacmi (mekanı) küçülecektir. Sonuçta DTBH, başlangıçta belirlenen hedeflerden saparak özerklik koşullarının iyileştirilmesi yerine merkeze daha bağımlı bir hale gelecek, dilini korumaktansa Çince ye daha fazla yönelecek, doğal 52

65 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu Grafik 8. Konsantrik Yönelişler kaynakların sağlayacağı ekonomik imkanlardan yararlanamayacak, işsizlik ve yatırım azlığı nedeniyle daha da fakirleşecek ve asimilasyon süreci hızlanacaktır. Sonuç DTBH nin şiddet dışı mücadele ile silahlı mücadeleyi içeren ikili yapısı, birbirinden bağımsız hareket eden iki ayrı ideolojik mücadele olduğu izlenimini yaratmaktadır. Öte yandan gerek şiddet dışı gerekse silahlı mücadele gruplarının ideolojik boyutta ortak noktalarının ortak dini kimlik olduğu görülmektedir. DTBH bir bütün olarak ele alındığında, İslâm ve İslâmî değerler bir tutkal vazifesi görmektedir. Çünkü SUÖB de yaşayan tek Türk topluluğu Uygurlar değildir. Bunun yanında ÇHC içinden bölgeye yapılan Hanlı göçü, demografik yapıyı Türkler aleyhine değiştirdiğinden SUÖB de yaşayan tek etnik grup Türkler olarak nitelendirilemez. Gerek genel istatistikler gerekse bu çalışmada yapılan analizler 53

66 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları göstermektedir ki DTBH aslında defansif bir mücadeledir. 19.yüzyılın sonundan bugüne kadar meydana gelen bütün ayaklanmalar ve diğer çatışmalar, genellikle Çin Merkezi Yönetimi nin olumsuz olarak değerlendirilen bir uygulamasına tepki olarak yapılmıştır. Bu karakteriyle DTBH, aksiyonel değil, reaksiyoneldir. Öte yandan hem şiddet dışı hem de silahlı mücadele yöntemleri, az sayıdaki bileşenleriyle uygulanmaktadır. 198 şiddet dışı mücadele yönteminden en çok 36 sı kullanılırken silahlı mücadele yöntemlerinden ise neredeyse sadece bombalama eylemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu ise, hareketin hedeflerini elde etme konusunda yeterli güce sahip olmadığını göstermektedir. Önerme tersten ifade edilecek olursa; eldeki güce uygun hedefin/ hedeflerin seçilmediği söylenebilir. Öyleyse DTBH stratejik yönelişinde, hedef ve kuvvet faktörleri arasında açık bir dengesizlik hali bulunmaktadır. Nitekim pek çok uluslararası analist ve akademisyen, DTBH unsurlarını günah keçisi terörist (scapegoat terrorist) ya da kuşkulu tehdit ( dubious threat) olarak değerlendirmektedir. 52 Diğer bir deyişle Uygur davası; yoğunluğu düşük, uluslararası kamuoyu desteği az ve merkezî otoritenin içerideki kuvvetine kıyasla etkinliği sınırlı bir halk hareketi olarak algılanmaktadır. Öte yandan Dünya Uygur Kurultayı veya Sürgündeki Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti nin başını çektiği şiddet dışı mücadele gruplarının, silahlı mücadele gruplarına oranla uluslararası ka- 52 Günah Keçisi (scapegoat) tanımlamasını yapan akademisyenlerin sosyal psikolojideki Günah Keçisi Teorisi ne (scapegoat theory) gönderme yaptıkları değerlendirilmektedir. Günah Keçisi Teorisi ni ortaya atan René Girard a göre kişiler, mensubu oldukları grubun taraflarına ya da kendilerinden daha güçlü olan korku kaynaklarına gösteremedikleri saldırganlığı, nispeten zayıf bir dış gruba ya da kişiye yöneltirler [Girard, R. (1979). Mimesis and Violence: Perspectives in Cultural Criticism. Berkshire Review (14), ss. 9 19]. 54

67 Doğu Türkistan da Yeni Nesil Çatışmanın İki Boyutu muoyu üzerinde daha etkili olduklarını vurgulamakta yarar vardır. Doğu Türkistan ın bağımsızlığı için çalışan tüm grupların ortak bir liderlik bünyesinde toplanmalarının, hareketi terörle ilişkilendirilmekten kurtaracağı ve varsayılan stratejiyi konsantrik ya da merkezkaç yönelişlerden uzaklaştıracağı değerlendirilmektedir. 55

68 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNUN ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ PERSPEKTİFİNDEN ANALİZİ Yazar: Uğur Yasin ASAL * Giriş Soğuk Savaş ın sona ermesiyle birlikte dünya üzerinde meydana gelen çatışmaların birçoğunun etnik temele dayanan mikro milliyetçi akımların etkisiyle gerçekleştiği görülmektedir. Bu çatışmalar, çoğunluk itibariyle Asya bölgesinin (90 lı yılların sonundan itibaren şekillenmeye başlayan) jeopolitik yapısının temelinden kaynaklanmaktadır. Bölgede bu bağlamda devam eden sorunlardan birisi ise Dağlık Karabağ çatışmasıdır. Dağlık Karabağ Çatışması içerdiği birçok yapısal unsur itibariyle, sadece Kafkasya bölgesini ilgilendiren bir sorun olmaktan öteye geçmekte ve Asya bölgesinin temel bir meselesi haline gelmektedir. Soruna taraf olan aktörlerin sayısındaki çokluk, sorunun uluslararası güvenliği ilgilendiren yapısını ortaya koymaktadır. Dağlık Karabağ sorunu, çatışmaya taraf olan her iki ana aktörün ulusal kimlik oluşumunda meydana getirdiği etki yüzünden çözümün önündeki en büyük engellerden birini içerisinde barındırmaktadır. Sorunun tarafları olan Ermenistan Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti, SSCB nin dağılmasına müteakip bağımsızlıklarını ilan ederek geç kalan uluslaşma süreçleri içerisinde devlet ve kimlik inşası oluşturma girişimlerini başlatmışlardır. Söz konusu sürecin en önemli retoriklerinden birisini düşman imgeler üzerinden meydana getirilmiş ulusal kimlik oluşumu teşkil etmektedir. Yabancı dildeki literatüre Xenophobia olarak giren olgu, Türkçe de yabancı düşmanlığı kavramını karşılamaktadır. Özellikle, Ermenistan * Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Araştırmacı, 57

69 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Cumhuriyeti nin geç kalan uluslaşma sürecinde Ermeni kimliğini, öncesinde Ermeni Soykırımı söylemi üzerine oluşturması, sonrasında ise Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan Türkleri tarafından işgal altında tutulduğunu iddia etmesi, Ermeni kimliğinin modern dönemde vücuda gelmesinde rol oynayan en önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti de ülkenin yaşamakta olduğu çatışmayı ve yine bu çerçevede kaybedilen topraklar için sarf edilen çabayı, ulusal kimlik mücadelesinin itici gücü olarak değerlendirmektedir. Sorunun bu olgusal yapısına ek olarak Dağlık Karabağ çatışmasının devam etmesinde, bölgenin tarihsel süreci içerisinde; farklı zaman dilimlerinde yaşamış olduğu demografik değişiminin de önemli bir rolünün olduğu değerlendirilmektedir. Bölgesel güvenliğin temel sorunlarından birisi haline gelen Dağlık Karabağ çatışması üzerine yapılan çalışmalar, genelde tasviri bir yaklaşım sergilemektedir. Analitik değerlendirmelerin yer aldığı çalışmalarda ise, günümüz karar verme süreçlerinde etkin rol oynayan çatışma çözümü bakış açısı nın genellikle dikkate alınmadığı gözlemlenmektedir. Buradan hareketle makalenin çıkış noktasını, Dağlık Karabağ çatışmasının tarafların tezlere, yaklaşımı açısından yeterince ele alınmaması, bu çerçevede sosyal bilimlerde gittikçe önemi artan bir şekilde kullanılan çatışma çözümü modellemesi ile simülasyonunun eksikliği oluşturmaktadır. Çalışmanın problem alanını ise, Dağlık Karabağ çatışması üzerine yapılan analizlerin sorunun sadece ana aktörleri üzerinden yapılıyor olması ve bu çerçevede Kafkasya bölgesi ile sınırlandırılışı meydana getirmektedir. Buna ek olarak makalede izlenen yöntemi, çatışma çözümü bakış açısında stratejik değerlendirmeler ve bu kapsamdaki analitik çıkarımlar oluşturmaktadır. Makalede ilk olarak sorunun tarihsel süreçteki yerine değini- 58

70 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü lecek, akabinde sorunun kuramsal yaklaşımı ele alınacaktır. Söz konusu yaklaşımları, çatışma çözümü perspektifi üzerine yapılmış olan kuramsal açıklamalar takip edecektir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ise çatışmaya taraf olan ana aktörlerin ve uluslararası oyuncuların tutumları ele alınacaktır. Çatışmanın çözümüne yönelik modellemenin sunuluşunun ardından aktörlerin geleceğe yönelik stratejik kararları, oyun teorisi bağlamında tartışılmaya çalışılacaktır. 1 Tarihsel Süreçte Dağlık Karabağ Sorunu Karabağ bölgesiyle ilgili tarihi kaynaklara bakıldığında, bölgenin farklı dönemlerde farklı milletler tarafından yönetildiği göze çarpmaktadır. Söz konusu unsurlar, sorunun hâlihazırdaki etnik durumunu daha iyi analiz etme adına önem taşımaktadır. Tarihsel açıdan ele alındığında, Dağlık Karabağ bölgesi Osmanlı, İran ve Çarlık Rusya yönetimi altında kaldığı görülmektedir. Bölge, 1555 Amasya Antlaşması ile Osmanlı Devleti ne, 1735 Gence Antlaşması ile İran a ve 1828 Türkmençayı Antlaşması ile Çarlık Rusya ya bırakılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ise, bölgeye Osmanlı Devleti ve İngilizler hâkim olmuştur. Her ne kadar Azerbaycan 1918 de bağımsızlığını ilan ettiyse de 1920 lerden itibaren bölge, Azerbaycan Cumhuriyeti adı altında Sovyetler Birliği yönetimi altına girmiştir. 2 Dağlık Karabağ ın Ermenistan ile bütünleşme isteği, 1987 yılında Ermeni nin imzalarıyla birlikte dönemin SSCB Ge- 1 Stratejik karar verme konusunu inceleyen sosyal bilim koluna Oyun Teorisi denir. Dixit, A. K. ve Nalebuff, B. J. (2010, s. 6). Stratejik Düşünme İş, Politika ve Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı. İstanbul, Sabancı Üniversitesi Yayınevi 2 Özdal, H. (23 Haziran 2009). Tarihsel Kördüğüm Dağlık Karabağ ve Rusya Faktörü. 02 Haziran 2011 tarihinde adresinden alınmıştır. 59

71 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları nel Sekreteri Mikhail Gorbachev e sunulmuştur. Bu olaydan sonra Dağlık Karabağ parlamentosunun Ermeni parlamenterleri, 20 Şubat 1988 yılında bölgeyi Ermenistan la bütünleştirmek yönünde oy kullanmıştır. Söz konusu karar sonrasında, Ermenistan ve Azerbaycan da yaşayan her iki ülkenin tarihsel temelde tabiiyetine ait azınlıklara karşı saldırılar başlamış, söz konusu ülkelerden sayıları büyük oranlara ulaşacak olan göçler başlamıştır yılındaki bağımsızlık için yapılan halk oylamasının ardından ise iki taraf arasında savaş meydana gelmiştir. 3 Üç yıl içerisinde Ermeniler, Dağlık Karabağ ı işgal etmiştir. 4 Ermenistan ulusal kimliğinin inşası sürecinde önemli bir yere sahip olan Dağlık Karabağ sorunu, temelde Ermenilerin ulusal sınırlarını genişletme arzuları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Ermenilerin bu arzusu milli ideolojileri olan Haydat (Denizden denize Ermenistan) anlayışına dayanmaktadır. Söz konusu ideoloji kapsamında üç temel amaç bulunmaktadır. Bunlar: Tarihsel süreçte Ermeniler tarafından vatan olarak kabul edilen toprakların birleşik Ermenistan ın kurulması amacıyla geri alınması; Dünyanın farklı bölgelerinde yaşamlarını sürdüren Ermenilerin kurulacak devlete geri döndürülmeleri; Kurulacak olan devletin sosyal bir olgu taşımasıdır. 5 3 Ermenistan ın Sovyetler Birliği nden ayrılarak bağımsız bir devlet olması için 21 Eylül 1991 tarihinde yapılan halk oylamasına katılım % 95 gibi çok yüksek bir orana ulaşmıştır. Katılanların % 94 i bağımsızlık lehinde oy kullanmıştır. Lütem, Ö. E. Türkiye ve Azerbaycan ın Ermenistan ile Sorunları, Karabağ Sorunu. 05 Ağustos 2011 tarihinde ftn16 adresinden alınmıştır. 4 Özkan, B. (2008, s. 577). Who Gains from the No War No Peace Situation? A Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss Gül, N. (Haziran 2000, s.25). Yirmibirinci Yüzyılın Başlangıcında Haydat 60

72 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü Sorunun Ermenistan ayağının felsefi temelleri yukarıdaki gibi şekillenmekte olup Azerbaycan ayağında ise sorun, ülkenin toprak bütünlüğünü muhafaza etme temeline oturmaktadır. Azerbaycan ve Ermenistan için çekişmeli bir özerk bölge olan Dağlık Karabağ daki çatışma, 1988 yılının Şubat ayında bölgede yaşayan Ermeniler tarafından bir dizi saldırıların ve gösterilerin gerçekleştirilmesiyle başlamıştır. Bu çatışmanın başlangıcı, uzun ve kademeli bir sürecin ifadesi olarak 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar gitmektedir. Söz konusu çatışma devam eden süreçte taşma etkisi göstermiş; kuzeydeki komşu Rusya ve güneydeki komşular Türkiye ile İran da soruna dâhil olmuştur. 6 Hem bölgede yaşayan etnik kimliklerin söz konusu ülkelerin vatandaşlarıyla kültürel temelde bağlantılı olmaları hem de tarihi miraslar göz önünde bulundurulduğunda, tarafların soruna dâhil olmasının altında yatan neden daha iyi anlaşılmaktadır. Öte yandan Dağlık Karabağ sorunundaki üçüncü tarafı oluşturan unsurların yaklaşımları, meselenin, bu devletlerin Asya-Pasifik bölgesi üzerinde girişecekleri bir mücadelenin de ön ayağını oluşturması bağlamında değerlendirilmesini gerektirmektedir. Hâlihazırda, yaklaşık yirmi yıldır Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan sorun, Güney Kafkasya da Ermeni nin yaşadığı 4388 km² lik kuşatılmış bir alandan oluşmaktadır. Bu yapısı itibariyle Dağlık Karabağ Çatışması, Sovyetler Birliği nin çöküşünün ardından çözülemeyen en eski sorunlardan birisi olarak nitelendirilebilinir. Bir tarafta Ermenilerin kendi kendilerini yönetme hakkı bulunurken diğer tarafta (Ermenilerin Davası), Stratejik Analiz (2) 6 Vaserman A. ve Ginat R. (1994, s.345). National, Territorial or Religious Conflict? The Case of Nagorno-Karabakh. Studies in Conflict and Terrorism (17), ss

73 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Azerbaycan ın toprak bütünlüğü söz konusudur. 7 Sorunun uluslararası meşruiyetini tespit etmede karşılaşılan en temel unsurlardan birisi de Tchilingirian ın ifade ettiği bu husustur. Uluslararası meşruiyetin tespiti, sorunun uzun vadede çözümünü kolaylaştıracağı gibi soruna taraf olan aktörlerin yaklaşımlarına destek veya engel olunması bağlamında da önem arz etmektedir. Sorun için tarihsel eksende, uluslararası çözüm arayışlarının da söz konusu olduğu görülmüştür. Bu çerçevede Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT), Dağlık Karabağ Sorunu nun çözümüne yönelik bir takım girişimlerde bulunmuştur. AGİT in 1992 deki ateşkesten hemen önce oluşturduğu inisiyatif, Minsk Grubu olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu grup; Türkiye, Rusya, Fransa, ABD, İtalya, Almanya, Beyaz Rusya, İsveç, Finlandiya, Portekiz, Hollanda, Ermenistan ve Azerbaycan dan temsilcileri içermektedir. Grup, bu temsilciler vasıtasıyla sorunun çözümü için müzakereleri yürütmektedir. Ermenistan, Azerbaycan ve Karabağ dan temsilcilerle buluşan Minsk Grubu, ilk on yılda sorunun çözümüne yönelik herhangi bir değişiklik olmadan süreci devam ettirmiştir. Çatışmalarda ölenlerin sayısı 1994 yılından itibaren hızlı bir şekilde azalmış olmasına rağmen, Karabağ da süregelen çatışma henüz tam manasıyla çözülememiştir. Öte yandan çatışmanın ekonomik etkisi, özellikle Ermenistan üzerinde devam etmektedir. Aynı zamanda çatışmanın her iki taraftaki mülteci sayısı bakımından ve tarafların birliklerinde oluşan kayıplar açısından insani etkisinin de sürdüğü görülmektedir. 8 Tarihsel süreçte AGİT in girişimleri, çözüme yönelik diyalog 7 Tchilingiran, H. (1999 s. 436). Nagorno Karabagh: Transition and the Elite. Central Asian Survey 18(4), ss O Lear, S. ve Whiting R. (Haziran 2008, s.188). Which comes first, the nation or the state? A multiple scale model applied to the Nagorno-Karabakh conflict in the Caucasus. National Identities (10), ss

74 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü zeminini inşa etmiştir. AGİT bu çerçevede üç çözüm önerisi ortaya koymuştur. Bunlar sırasıyla; Paket Çözüm, Aşamalı Çözüm ve Ortak Devlet şeklinde adlandırılmaktadır. Paket Çözüm önerisinde, sorunun çözümüne ilişkin bütün önemli noktaları kapsayan bir anlaşma süreci öngörülmektedir. Aşamalı çözüm, barışın tam olarak yerleşmesini öncelikli olarak istemekte; mülteciler için geri dönüş şartlarının hazırlanması gerekliliğini vurgulamaktadır. Ortak Devlet taslağı ise Dağlık Karabağ Cumhuriyeti nin kurulmasını, söz konusu cumhuriyetin Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarının içinde, bu devlet ile ortak devlet oluşturması gerekliliğini ifade etmektedir. 9 Her üç çözüm planında da ekonomik unsurlar ön plana çıkartılarak bölgeye yatırım yapılması ve bu doğrultuda liberal barışın inşası amaçlanmaktadır. Fakat çözümün reel politik bir çerçevede oluşabilmesi için zamana ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir. Reel politik söz konusu olduğunda ise sorunun tarafları genişlemekte ve bu doğrultuda çözüm süreci uzamaktadır. Azerbaycan ve Ermenistan arasında gerçekleşen çatışmalar tarihsel olarak değerlendirildikten sonra, söz konusu çatışmaların ardından gerek Azerbaycan ve Ermenistan ın gerekse de soruna taraf olan bölgesel ve küresel güçlerin yaklaşımlarına değinmek gerekmektedir. Bahse konu olan yaklaşımların, sorunun bütünsel değerlendirilmesi amacıyla oluşturulacak çatışma çözümü modelinin ve aktörlerinin, bu çerçevedeki karar havzalarının daha iyi anlaşılabilmesi açısından önem arz ettiği düşünülmektedir. Dağlık Karabağ Sorununda Tarafların Yaklaşımları Dağlık Karabağ sorunu realist yaklaşım açısından değerlendirildiğinde, soruna taraf olan aktörlerin girişimleri daha iyi anlaşılacaktır. Realist düşünceye göre, eğer iki kutuplu güç dengesi sona 9 Aliyev, T. (2006). Dağlık Karabağ Sorunu ve Uluslararası Örgütler. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. 63

75 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları erdiyse ve bir küresel güç dünya siyaset sahnesinden uzaklaştıysa (güç boşluğundan oluşan yapının mantıksal sonucu), bu güç boşluğu küresel ve bölgesel aktörler tarafından doldurulacaktır. 10 Dolayısıyla, soruna taraf olan Azerbaycan ile Ermenistan dışındaki devletler ile yine soruna doğrudan ve/veya dolaylı olarak müdahil olan aktörlerin yaklaşımlarını bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Buradan hareketle Dağlık Karabağ sorununda yedi temel aktör bulunmaktadır. Bunlar; ABD, Rusya, Avrupa Birliği, İran, Türkiye, İslam Dünyası ve Çin dir. Her aktörün çıkarları ve bu doğrultudaki manevraları, Dağlık Karabağ sorunu karşısında farklı çözüm yolları aradıklarının bir göstergesidir. 11 Dağlık Karabağ Sorunu na bölgede yaşayan unsurlar açısından bakıldığında Karabağ Özerk Bölgesi nin askeri liderlerine göre çözüm ilk başta gelmekte ve bu çözüm doğrultusunda Ermenistan a doğru bir kara bağlantısı kurmak gerekmektedir. Ayrıca gelecekte karşılaşılacak her türlü Azeri saldırısına karşı tampon bir bölge oluşturulmak da istenmektedir. Sağlanacak tampon bölgenin nihai amacı, Karabağ ı Ermenistan Cumhuriyeti ne bağlayabilmektir. Bu tampon bölgenin oluşturulması maksadıyla Karabağ kuvvetleri savaşın devamında Azerbaycan ın gelişen şehirlerinden birisi olan Agdam a doğru yönelmiş; ancak yüz bin kişilik şehrin yaşayanları Karabağ kuvvetlerini burada durdurmuştur. 12 Çatışmalar esnasında Azerbaycan a ait Karabağ topraklarının çoğu, Ermenistan Cumhuriyeti nin kontrolüne geçmiştir. Gürel, yukarıdaki tezlere ek olarak Ermenistan ın amacını şu şekilde ifade etmektedir: Bugün 10 Özkan, B. (2008, s. 573). Who Gains from the No War No Peace Situation? A Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss Ismailzade, F. (Yaz 2005, s.104). The Geopolitics of the Nagorno-Karabakh Conflict. Global Dialogue (7), ss Uhlig, M. A. (1993, s.49). The Karabakh War. World Policy Journal (4), ss

76 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü Ermenistan ın niyeti, Karabağ da bağımsız bir Ermeni Devleti nin kuruluşunu sağlayacak koşulları yaratarak buradaki Ermeni çoğunluğun isteği doğrultusunda bölgeyi kendisine bağlayabilmenin yollarını açmaktır. Herhalde Ermeniler, Dağlık Karabağ da bu yüzden bağımsızlık ilan etmiştir. 13 Gürel in de ifade ettiği gibi bölgede yaşayan Ermenilerin söz konusu çatışmalar sonrasında söylemlerini oturttukları temel düzlem, bölgesel çoğunluklarından ötürü self determination (kendi kaderini tayin) hakkının olduğudur. Ermenilerin bu temel söylemi karşısında Azerbaycan, Dağlık Karabağ Savaşı nı Ermenistan ın, sınırlarını genişletme isteği sonucu ortaya çıkardığını söylemiştir. Ermenistan ise savaşın, Dağlık Karabağ ile Azerbaycan arasında patlak verdiğini; Ermenistan ın, Dağlık Karabağ daki Ermeni nüfusunu ve Dağlık Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkını korumak amacıyla savaşa dâhil olduğunu savunmuştur. 14 Ermenistan Cumhuriyeti bu şekilde bir söylem oluşturarak sorun karşısında uluslararası meşruiyeti kazanma çabası içerisine girmiştir. Aynı çaba içerisindeki Azerbaycan ın toprak bütünlüğünün ihlali konusundaki itirazları da uluslararası kamuoyu tarafından değer görmektedir. Buna ek olarak Azerbaycan, son yıllardaki diplomatik çabalarının Dağlık Karabağ sorununda bir çözüm olabileceği fikrinden öteye geçerek askeri seçenekleri de değerlendirmeyi düşünmektedir. Askeri müdahale eğilimi, hem Azerbaycanlı üst düzey bürokratlar hem de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından dile getirilmektedir. Aliyev in Şubat 2010 da verdiği bir demeç; ulusal çıkarların görmezden gelindiği düşünüldüğünde, bir takım gerilimlerin kaçınılmaz olacağını vurgulamaktadır. Azerbaycan as- 13 Gürel, Ş. S. (s.104). Dağlık Karabağ Sorunu Üzerine Bir Not. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi Cilt 47 (1) 14 Özdal, H. (23 Haziran 2009). Tarihsel Kördüğüm Dağlık Karabağ ve Rusya Faktörü. 02 Haziran 2011 tarihinde adresinden alınmıştır. 65

77 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları keri doktrinine de yansıyan bu görüşe göre; Azerbaycan, sorunun çözümü için gerekirse savaşılacağını belirtmektedir. 15 Öte yandan 1994 yılından beri süren ateşkese rağmen, Erivan ve Bakü arasında karşılıklı diplomatik temsilcilikler bulunmamakta ve Bağımsız Devletler Topluluğu nun üyesi bu iki ülke arasında doğrudan ekonomik ilişkiler kurulamamaktadır. Buna karşın Azerbaycan, Güney Kafkasya nın üçüncü ülkesi Gürcistan la olan yakın ilişkilerini sürdürmektedir. 16 Bu çerçevede Türkiye nin de dâhil olduğu Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı başta olmak üzere, gerçekleşen diğer bölgesel projelerle Azerbaycan, Ermenistan ı tecrit etme yoluna gitmektedir. Bu durum özellikle ekonomik açıdan Ermenistan ı zor durumda bırakmaktadır. Dağlık Karabağ sorunu ekonomik açıdan bir değerlendirildiğinde, bölgede faaliyet gösteren petrol şirketlerinin istikrarsız bir ateşkese bağımlı oldukları ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise iki nedene dayanmaktadır; petrol ve insan hakları. Azerbaycan, kendi bağımsızlığını sürdürürken Hazar Denizi ndeki petrol rezervlerini de kullanmak istemektedir. British Petrol ve Rus Lukoil in de aralarında bulunduğu şirketler ise, Azerbaycan hükümetinden imtiyaz almanın yollarını aramaktadırlar. 17 Söz konusu durum, hâkimiyet mücadelesi arasında yer alan petrol bölgelerinin, istikrarsız bir yapı sergileme durumunu da destekleyen bir örnektir. Çatışmaya doğrudan taraf olmayan Rusya ve ABD nin (aralarındaki tarihsel farklılıklara rağmen) Ermenistan a destek verdiği 15 Şiriyev, Z. (2010, s.134). Azerbaycan ın Askeri Doktrini ve Dış Politika Yansımaları. Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları (9), ss Gachechiladze, R. (Yaz 2002, s.120). Geopolitics in the South Caucasus: Local and External Players. Geopolitics (7), ss Coleman, J. (1995, s.13). The Armenian Situation. European Business Review (1), ss

78 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü görülmektedir. Rusya, Ermenilere silah desteğinde bulunurken; ABD, kişi başına düşen en yüksek mali desteği Ermenistan a vermektedir. Buradan hareketle ABD nin Dağlık Karabağ konusundaki tutumu aşağıdaki gibi özetlenebilir: 18 i. Aşamalı çözüm stratejisine ağırlık vermek, ii. Çok taraflılık çerçevesinde çözümü desteklemek, iii. İran ı mümkün olduğunca meseleden uzak tutmak ve çevrelemek, iv. Bölgede demokrasiyi güçlendirmek, Rusya ise Ermenistan ile 28 Ağustos 1997 tarihinde, Dostluk İş Birliği ve Karşılıklı Destek Antlaşması imzalamıştır. Rusya nın sorunun çözümüne yönelik Ermenistan a açıkça desteği söz konusudur. Ermenistan sınırı hâlihazırda Rus askeri birlikleri tarafından muhafaza edilmektedir. Azerbaycan tarafının çatışmayı nihai sonucuna ulaştırabilmesinin önündeki en önemli engellerden birini, Rusya Federasyonu nun Ermenistan yanlısı tutumu oluşturmaktadır. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti nin Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin kurduğu uluslararası temasların hemen akabinde Rusya Federasyonu nun, bölgedeki soruna farklı aktörleri dâhil etmek istemediğini gösterir nitelikte politik manevralar yaptığı da görülmektedir. Soruna dolaylı taraf olan ABD ve Rusya gibi küresel oyucuların yanında AGİT in Helsinki Kararları nın ardından, Avrupa Birliği nin öncülüğündeki uluslararası toplum ve örgütler, Dağlık Karabağ daki askeri çatışmayı daha iyi analiz etmeye başlamış- 18 İşyar, Ö. G. (2002, s.390), Amerika Birleşik Devletleri ve Dağlık Karabağ Uyuşmazlığı. Avrasya Dosyası (8), ss

79 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları lardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nin Dağlık Karabağ üzerine olan çözüm önerileri, çatışmanın Azerbaycan Cumhuriyeti Dağlık Karabağ Bölgesi ve çevresinde gerçekleştiğini kabul eden bir yaklaşımdır. 19 Diğer aktörlerin ötesinde Minsk Grubu, belki de Dağlık Karabağ sorununa neoliberal paradigmadan yaklaşım sergileyen tek aktördür. Minsk Grubu bu yaklaşımıyla tüm tarafları müzakere masasına getirmeyi başarmıştır. Bu şekilde hareket edilerek sorunun öznel ve nesnel boyutlarının birlikte değerlendirilebileceği düşünülmüştür yılının başlarında Avrupa devletleri, Dağlık Karabağ sorununun bölgede yer alan Abhazya, Güney Osetya ve Çeçenya daki çatışmalardan farklı olduğunu ve sorunun bölgesel sınırlar dışında Rusya, Türkiye, İran ve hatta ABD nin müdahalesine açık hale geldiğini gözlemlemişlerdir. 20 Çatışmaya dolaylı olarak bir diğer taraf olan İran ın Kafkaslara dönük çıkarları, İslami politikalarına karşın dinsel olguların dışında şekillenmektedir. Tahran ın bölgedeki birincil amaçları arasında kuzeybatı bölgesindeki istikrarsızlığı engellemek, İran da yaşayan Azerilerin faaliyetlerini önlemek ve aynı zamanda bölgenin enerji ihracı ve ulaşım alt yapısını sağlamak yer almaktadır. İran, sorunun çözümüne yönelik oluşturulan süreçte Ermenistan tarafının yanında yer alarak Azeri kökenli vatandaşların üzerindeki Azerbaycan etkisini zayıflatmak düşüncesindedir. Öte yandan İran, bölgedeki etnik ve bölgesel grupları el altından desteklemeye de devam etmektedir. Bu şekilde, istediği zaman bölgedeki 19 Zourabian, L. (2006, s.256). The Nagorno-Karabakh Settlement Revisited: Is Peace Achievable?. Demokratizatsiya, ss Poghossian, L. (2006, s.63). Will There Ever Be Peace? An Analysis of the International Involvement in the Nagorno-Karabakh Conflict Through the Teories of Neorealism and Neoliberalism. MA Thesis. Faculty of Political Science Villianova University. 68

80 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü devletler üzerinde etki yapabileceğini düşünmektedir. 21 Öte yandan hem İran hem de Ermenistan kendilerini uluslararası kamuoyu tarafından dışlanmış hissetmektedirler. İran Azerbaycan, Ermenistan Azerbaycan ve Ermenistan Türkiye ilişkileri bu iki ülkeyi birbirine mecbur bırakmaktadır. Soruna Türkiye özelinden değerlendirilme yapıldığında ise ülkenin Dağlık Karabağ Çatışması nda Azerbaycan Cumhuriyeti nin tezlerini açıkça desteklediği görülmektedir. Tarihi ve kültürel ortak mirasa sahip olan Türkiye Azerbaycan ilişkileri, 20. yüzyılın son döneminden itibaren Tek Millet, İki Devlet söylemi ekseninde şekillenmektedir. Türkiye, 1915 olaylarına yönelik Ermenistan iddiaları ve Ermenistan Türkiye sınırının Ermeniler tarafından tanınmayışı nedeniyle Ermenistan ile diplomatik ilişkilerini durdurmuştur. Öte yandan Türkiye, Azerbaycan toprağının Ermenistan tarafından işgal edilmiş olmasından ötürü, Ermenistan kara sınırını kapalı tutmaktadır. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarın gerektirdiği çerçevede hareket etmekte ve sorunların barışçıl yollarla çözümünden yana tavır sergilemektedir. Türkiye, Azerbaycan ın talepleri çerçevesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Projeleri nde Ermenistan a Dağlık Karabağ sorunundaki tutumundan ötürü yer vermemiştir. Dağlık Karabağ sorununun tarihsel süreçteki seyri ve söz konusu soruna taraf olan devletlerin yaklaşımları ifade edildikten sonra Dağlık Karabağ sorunu, çatışma çözümü yaklaşımı açısından ele alınacak ve sorun çerçevesinde oyun teorisi kurgulanmaya çalışılacaktır. 21 Shaffer, B. (Yaz 2009, s.138). The Geopolitics of the Caucasus. Brown Journal of World Affairs (15), ss

81 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Çatışma Çözümü Yaklaşımı ve Dağlık Karabağ Sorunu Çatışma çözümü yaklaşımı üzerine inşa edilen uluslararası sorunların birçoğunda çatışma ve çözüm aşamaları iki ayrı unsur olarak ele alınmaktadır. Doğru formüle edilmiş denklemlerin daha kısa sürede sonuca ulaşacağı düşüncesinden hareket eden bu yaklaşıma göre ilk olarak çatışmaların nedenleri yalın bir şekilde ortaya konmalı, akabinde bu nedenler üzerine sosyo-psikolojik araştırmalar yapılmalıdır. Sorun üzerine yapılacak söz konusu araştırmalar, sorunsalın bütünsel olarak değerlendirilmesini olanaklı kılmakta; nihayetinde sürdürülebilir bir çözüm üretme adına etkili olmaktadırlar. Buradan hareketle çatışma üzerine literatürde yer alan açıklamalara değinmekte fayda bulunmaktadır. John W. Burton a (Conflict Resolution ) göre; çatışmalar, taraflar arasında yüzeysel ya da geçici çıkar faklılıklarından ibaret olan, uyuşmazlıklardan farklı olarak taraflar arasında kolaylıkla müzakere edilemeyen ve çözümlenemeyen sorunlardır. Uyuşmazlıklar, sosyal hayatın normal ve yapıcı unsurları iken çatışmalar bireylerin, grupların, toplumların uluslararası fiziksel ve psikolojik güvenliğini ve gelecekteki gelişimlerini tehdit eden davranışlara sebep olmaktadır. Bir çatışma durumunda, her aktörün probleme kendi açısından yaklaştığı, onu tanımlarken tek yanlı bir perspektif sergilediği görülmektedir. Çatışmalar genellikle taraflar ya da en azından bunlardan biri açısından üst derecede duygusallık içeren durumlardır. Çoğunlukla her iki taraf da birbirini adeta şeytan olarak addetmekte ve bu şeytandan bir an önce kurtulmak için harekete geçilmesini istemektedirler. Başka bir deyişle, tarafların her biri açısından statükonun devamı katlanılamaz olarak değerlendirilmekte; ancak taraflar bu durumdan kurtulmanın yegâne yolunu sonuna kadar mücadele 70

82 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü etmekte görmektedir. 22 Mücadele aşamasının bu denli yüksek ilgileşim yüklü olması, çatışmaların vuku bulması esnasında yaşanan kayıpların ve bu çerçevede oluşan askeri zayiatların sayısını yükseltmektedir. Şüphesiz, Dağlık Karabağ çatışmaları da geç dönem 20. yüzyılda en fazla zayiatın verildiği çatışmalar arasındadır. Öte yandan, çatışmalar sonrası yurtlarından göç etmek zorunda kalan Ermeni ve Azeri vatandaşlarının sayısı ise, çatışmanın dönemsel benzerlerine oranla oldukça fazladır. Çatışmaların bu açıdan ele alınmasıyla oluşan sosyolojik çıktılar, salt nedenleri itibariyle değil sonuçları itibariyle de toplumsal inceleme konusu olabilmektedirler. Çatışmanın çözüm aşamasında sürecin değerlendirilme işlemi ve nihai karara yönelik takınılacak tavırlarda, benzer sosyo-psikolojik tutumlara rastlanılmaktadır. Öte yandan, çatışmanın çözümü ve yönetimi süreci sabit bir eksende değerlendirilmemeli, sürece ilave olabilecek nitelikteki sosyal ve ekonomik unsurlar gözden kaçırılmamalıdır. Çatışma Çözümü Yaklaşımı, kuramsal açıdan farklı yaklaşımlara sahip olmakla birlikte kendi içerisinde bir takım alt kısımlara sahiptir. Söz konusu yaklaşımlar; çatışma çözümü ve yönetimi sürecini, salt politik bir süreç olmaktan öteye geçirerek sosyal ve psikolojik boyutlarıyla da değerlendirmektedirler. Boulding in ifadesine göre; güç etkileşimi ekseninde şekillenen çatışma çözümü, negatif ve pozitif durumlarıyla beraber, genel bir sosyal süreç olarak açıklanmaktadır. Deutshch ın sosyal iletişim temelinde kurguladığı modeli ise, uluslararası arenadaki aktörlere yönelik iletişim akışını analiz etmektedir. Öte yandan sistem analitik metoduna baktığımızda, çatışmaların her ne kadar açıklayıcı güç olarak sınırlandırılsalar da karışık verilerden oluşan çatışma çözüm hipotezini kurgulama 22 Mütercimler, E. (2006, s.671). Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta Geleceği Yönetmek. İstanbul: Alfa Yayınevi. 71

83 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları aşamasında kullanışlı oldukları belirtilmektedir. 23 Çatışmaların nedensel boyutlarına değindikten sonra çatışma çözümü sürecinin sağlıklı bir işleyişe sahip olması için, iyi kurgulanmış bir yönetim süreci gerektiğini belirtmekte de yarar vardır. Black, çatışma yönetimini şikâyetlerin ele alınması ve buna karşın eyleme geçilmesi olarak tanımlar. Beş farklı çatışma yönetimi olduğunu ve bunların sosyal şartlara göre oluştuğunu belirtir. Bunlar; kendinden yardım, fesih, müzakere, kararlaştırma ve müsaade olarak ele alınabilir. Bu stratejilerden bazıları yukarıdan aşağıya tümdengelimci sosyal kontrolü ifade ederken; diğerleri de aşağıdan yukarıya tümevarımcı sosyal kontrolü açıklamaktadır. 24 Değişik yapıdaki çatışma çözümü teknikleri, çatışma içerisindeki ülkelerin modern dünya sisteminde nerede yer aldıklarına göre değişiklik arz etmektedir. Bu yaklaşım, tümdengelimci bir süreci ifade etmekle birlikte, çatışmaların stratejik açıdan değerlendirmesini de olanaklı kılmaktadır. Çatışmanın bütünsel değerlendirmesi üzerine yapılan analizlere katkı sağlayabilecek söz konusu süreç, nihai çözümün sürdürülebilir olması adına önem arz etmektedir. 20.yüzyılın uzun bir döneminde egemen olan Soğuk Savaş esnasında erken uyarı veya risk değerlendirmesi modelleri, uluslararası çatışmalar için en önemli sistemler arasında yer almışlardır. Risk ve tehdit unsurlarının doğru zamanda analiz edilmesi, soruna karşı alınacak önlemlere ön alınması bağlamında yararlı olmaktadır. Tümdengelimci ve tümevarımcı yaklaşıma ek olarak Mesquita, faydalı bir model geliştirerek devletlerarası savaşta önemli şartları 23 House, J. (1984, s.4). War, peace and conflict resolution: Towards an Indian Ocean Model. Transactions of the Institute of British Geographers New Series (9), ss Borg, M. J. (Haziran 1992, s.265). Conflict Management in the Modern World- System. Sociological Forum (7), ss

84 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü tanımlamış ve söz konusu modeli, politik iç gelişmeleri tahmin ve değerlendirme için de kullanmıştır. 25 Çatışma çözümü üzerine yapılan kuramsal açıklamaları belirttikten sonra Dağlık Karabağ sorunu özelinde yer alan yapısal özellikleri değerlendirmekte fayda bulunmaktadır. Söz konusu değerlendirmeler, çatışma çözümü yaklaşımı üzerine inşa edilecek sorunun analizi noktasında önem arz etmektedir. Dağlık Karabağ sorunu, en net etnik ve ulusal çatışmalardan birisidir. Sorun içerisinde, bağımsız iki ulus tarafından sergilenen düşmanlık söz konusudur. Buna ilaveten Karabağ daki çatışma devam etmektedir. Şu ana kadar gerçekleştirilen çatışmalarda her iki tarafın zayiatı da yüksektir; yerinden edilmiş kişilerin sayısı diğer uluslararası çatışmalara göre daha fazladır. Tüm iç faktörler ve artan çatışma kuşkusu ile birlikte toplumların yaşamakta olduğu sancılı süreç, çatışmada uzlaşma ve çözümün oldukça zor olduğunu göstermektedir. 26 Öte yandan, sorunun değerlendirilmesi ve bu çerçevede geleceğe dönük senaryoların oluşturulabilmesi için bazı içsel unsurların belirtilmesi gerekmektedir. Özkan a göre, Dağlık Karabağ sorununu anlama ve analiz etmede üç temel faktörün etkisi söz konusudur. Bunlar; toplumların mücadelesi, tarihsel olaylar ve kültürel temelde güvensizlikler olarak sıralanabilir. 27 Şüphesiz, tarihsel olaylar ve bu doğrultuda sorunun günümüz yansımaları, söz konusu faktörler arasında çözümün önündeki en güçlü engellerden birisini oluşturmaktadır. 25 Poe, S. C., Rost, N. ve Carey, S. C. (Ağustos 2006, s.487). Asessing Risk and Opportunity in Conflict Studies: A Human Rights Analysis. The Journal of Conflict Resolution (50), ss Hill, W. H. (Mart 2009, s.221). Reflections on Negotiation and Mediation: The Frozen Conflicts and European Security. Slovic Research Center at Hakkaido University. ss Özkan, B. (2008, s.574). Who Gains from the No War No Peace Situation? A Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss

85 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Çatışma Çözümü Modellemesi Bu bölümde, David Lalman ın 1988 yılında American Journal of Science dergisinde yayımlanan Çatışma Çözümü ve Barış isimli makalesinde de referans gösterdiği, çatışma çözümü literatüründe önemli bir isim olan Bueno de Mesquita nın da kurguladığı model üzerinden soruna yönelik bir takım analitik çıkarımlar yapılacaktır. Söz konusu model ulusal politikanın devletin refahı noktasında kurgulandığında, ulusal karar vericilerin çatışma üzerine davranışlarının ne yönde şekilleneceğini tanımlamaktadır. Bu örnekte, her oyuncu hareketinin rakibininkine karşı en iyi yanıttan oluşmuş strateji kombinasyonları yer almaktadır. Durumlar ve Krizler Herhangi iki ulus arasındaki bir durumun tanımı, iki ulusun kazanç-fayda beklentilerine göre değişkenlik arz etmektedir. İki ulus arasındaki politika farklılığını Dağlık Karabağ Çatışması nın temel aktörleri olan Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden göstermek mümkündür. Her iki ulus arasındaki çatışma durumu aşağıdaki gibi matematiksel olarak ifade edilebilir. a: Azerbaycan, e: Ermenistan ve U: Fayda ise, s= ( ( ( )). Grafik 9. Beklenen Davranışlar Kaynak: Lalman, 1988, s.592. Koordinat sistemi, her iki ulus arasında ortaya çıkabilecek olası durumları formüle etmektedir. Yatay eksen, Azerbaycan ın Ermenistan a karşı politik faydaları çerçevesinde; a nın, e nin poli- 74

86 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü tikalarını zorlamayı seçmesi ( denklemi ile ifade etmektedir. Dikey eksen ise; bunun tam tersi ifadeyi, ( ) gösterimi ile belirtmektedir. Durumu ifade eden s (situation) ise polar (kutupsal) koordinat formunda yer almaktadır. Polar koordinatlar ise, θ ve bu açının uzaklığını ifade eden r de bir araya gelmekte, x durumu ise, θ ve r nin orjine olan konumunu göstermektedir. Söz konusu semboller ve açılar, soruna taraf olan ulusların davranışlarını matematiksel bir temele oturtmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, polar koordinat düzlemi içerisinde II. bölgede gerçekleşecek olan olası durumlar, matematiksel olarak ulusların davranışlarını sinüs θ açısı ile göstermektedir. Sinüs θ, Ermenistan ın (e) davranışları ile Azerbaycan ın (a) davranışlarının orantılanmasını ifade etmektedir. İlerleyen bölümde bu orantılama işlemi, aktörlerin olası davranışlarını eyleme geçirdikleri oyun matrislerinde ortaya konacaktır. Lalman, söz konusu durumda tarafların strateji seçeneklerini şöyle ifade etmektedir: Hiçbir şey yapmama; karşılıklı düşmanlık çerçevesinde herhangi bir eylemde bulunma serbesttir; Ayrıcalık kazanmak için diğer aktör üzerinde talepte bulunulabilir; Çatışmada inisiyatifi elinde tutan taraf devletin çıkarı için şiddeti arttırabilir. 28 Söz konusu koordinat sistemi yardımıyla belirtilen rasyonel sonuçlar, çatışmanın analizi noktasında gerçekleşecek karar verme sürecinin matematik akıl ekseninde ortaya çıkmasına yardımcı olacaktır. Koordinat düzlemi, makalede öne sürülen savların sayısal 28 Lalman, D. (Ağustos 1988, s.593). Conflict Resolution and Peace. American Journal of Political Science (32), ss

87 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları verilerle desteklenerek daha güçlü çıkarımlar yapılmasını amaçlamaktadır. Aşağıda yer alan matris tablo ise, oyun teorisi bağlamında ulusların karar alma süreçlerini oraya koymaktadır. Söz konusu matris çerçevesinde Azerbaycan (a), Ermenistan ın (e) müzakere tutumuna müzakereyle karşılık verirse (1) numaralı durumda barışın kurulması mümkün gözükmektedir. Diğer taraftan, eğer Azerbaycan (a) nın müzakere yaklaşımına Ermenistan (e) savaş ile karşılık verirse, (3) numaralı durumda Ermenistan(e) nın askeri müdahaleye başvurabileceği gözükmektedir. Buna karşılık Azerbaycan (a), Ermenistan (e) nın müzakere teklifine savaşla karşılık verirse, (2) numaralı durumda Azerbaycan ın askeri müdahaleye başvurabileceği gözükmektedir. Son olarak, her iki taraf yani Azerbaycan (a) ve Ermenistan (e) savaşmayı tercih ederse ortaya çıkacak mutlak sonuç, savaşın gerçekleşeceğidir. Tablo 5. Strateji Seçeneklerine ve Çıktılara Göre Şiddet Tanımları 29 Dağlık Karabağ çatışmasına oyun teorisi bağlamında yaklaşıldığında, ortaya çıkabilecek sonuçların daha rasyonel olarak gözlemlendiğini ifade etmek mümkündür. Oyun teorisi, her iki aktörün karar verme sürecinde matematik aklın egemen kılınmasını ifade 29 Lalman, a.g.m., s

88 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü etmektedir. 30 Bu bağlamda oyun teorisi, sosyal bilimlerin egemen olduğu süreçler ile matematiğin kaidelerini birleştirerek maksimum politik faydaya ulaşmayı amaçlamaktadır. Tablo 6. Olası Strateji Seçenekleri 31 Yukarıdaki şekilde, krizin çözümü esnasında ortaya çıkabilecek tüm olası durumları görmek mümkündür. Söz konusu durumlar, matematiksel olarak altı farklı şekilde ifade edilebilmektedir [P: Olasılık]: Durum (1): Her iki aktörün de sorunu tırmandırmaması, P(Barışçıl Tutum) = (1- P( )). (1- P( )) Durum (2): a nın sorunu tırmandırması karşısında e nin müzakere teklifi, P( ) =P( ) 30 Bazı oyunlarda oyuncuların iş birliği yapması, her iki oyuncuya da yarar sağlayacaktır. Bu durumlarda ne zaman rekabet edilmeli ne zaman iş birliği yapılmalı, bunu çok iyi hesap etmelidir. Bu davranışı göstermeye de genelde Matematik Akıl Kullanma denir. Mütercimler, E. (2006, s.88). Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta Geleceği Yönetmek. İstanbul: Alfa Yayınevi. 31 Lalman, a.g.m., s

89 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Durum (3): a nın müzakare teklifi karşısında e nin sorunu tırmandırması, P ) = (1- P( )). P( ) Durum (4): Her iki aktörün savaş kararı, P(Savaş) = P( P( ) Durum (5): Şiddetin yükselmesinin farklı konumları, P(Şiddet) = 1 [1- P( )). (1- P( ) ]. Durum (6): Çatışmanın yükselmesinin askeri müdahaleye sağladığı olasılık, P(Müdahale) = [(1- P( )). P( ))] + [ P( (1- P( ))]. Söz konusu olasılık formülasyonları Dağlık Karabağ sorununda tarafların olası strateji seçeneklerini matematiksel bir temele oturmakta ve bu doğrultuda aktörlerin rasyonel karar süreçlerine çıktılar sağlamaktadır. Çatışma üzerindeki olasılıkların rasyonel ve matematiksel olarak ortaya konuluşunun ardından aktörlerin karar verme sürecine değinmek gerekmektedir. Karar ağaçları, bir strateji oyunundaki seçenekleri rasyonel olarak görebilmek için kullanılmaktadır. Ancak burada birtakım sorunların olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Strateji oyunlarında iki ya da daha fazla oyuncu yer alabilmektedir. Ağaç boyunca dalların ayrıldığı noktalarda karar verme sırası oyuncular arasında farklı olabilmektedir. Daha önceki bir noktada karar veren kişi, sadece gelecekteki kendi seçeneklerine değil, diğer oyuncuların seçeneklerine 78

90 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü de bakmalıdır. Stratejik düşüncenin kavramsal açıklaması burada ortaya çıkmaktadır. 32 Şekil 1. Diğer Uluslarla Mücadeleyi Gösteren Karar Ağacı 33 Öte yandan stratejik durumların çoğu, uzun bir kararlar dizisi ve buna bağlı olarak birden fazla seçenek içermektedir. Bu seçeneklerin sadece sözel akıl yürütme ile izlenilebilmesi mümkün değildir. Stratejik düşüncede yer alan İleriye bak, geriye doğru akıl yürüt kuralını başarılı bir şekilde uygulayabilmek için karar ağacı olarak 32 Dixit, A. K. ve Nalebuff, B. J. (2010, s.38). Stratejik Düşünme İş, Politika ve Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı. İstanbul, Sabancı Üniversitesi Yayınevi 33 Lalman, a.g.m., s

91 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları adlandırılan görsel yardım gerekmektedir. Bu bağlamda, yukarıdaki karar ağacında Dağlık Karabağ çatışmasının ana aktörlerinden birisi olan Azerbaycan(a) nın hamleleri, karar verme süreci çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede eğer Azerbaycan(a), Ermenistan(e) nın politikalarına karşı mücadele etmemeye karar verirse; Ermenistan(e) nin bu politikalarında bir takım değişiklikler yapması beklenir. Kararın mutlak sonucuysa, Ermenistan(e) nın politikalarının iyileşeceği veya iyileşmeyeceği durumudur. Azerbaycan(a) nın Ermenistan(e) nın davranışında bir değişiklik beklememesi durumu, mevcut durumun devamı anlamına gelmektedir. Öte yandan, Azerbaycan(a) nın Ermenistan(e) ile mücadele etmeye kararlı olması; buna karşılık Ermenistan(e) nın savunmaya geçmemesi halinde Azerbaycan(a) mutlak galip iken; bunun aksi durumda Azerbaycan(a) nın çatışmanın kazanan tarafı olup olmayacağı çatışma taraflarının güç parametrelerine göre şekillenecektir. Taraflar için olası mutlak sonuç, zafer ya da mağlubiyettir. Sonuç Dağlık Karabağ sorunu kuramsal açıdan çatışma çözümü yaklaşımı ile değerlendirilerek bir takım sonuçlar ortaya konmuştur. Söz konusu sonuçların ortaya çıkarılmasında oyun teorisi yaklaşımından faydalanılmıştır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Dağlık Karabağ sorununda mutlak çözüme ulaşmada; uluslararası ilişkilerin bir takım yapısal özellikleri, sorun özelindeki aktörlerin davranışları, sorunun tarihsel arka planı güncel durumu ile ortaya konarak matematiksel olarak sembolize edilmiştir. Tüm sosyal ve sayısal çıktılar ışığında değerlendirildiğinde Azerbaycan ın sorunun bir an önce çözülmesi için uluslararası çabayı desteklediği; buna karşılık Ermenistan ın ise, sorunun kendi tezleri çerçevesinde çözümünü sağlamak için politik ortamın olgun- 80

92 Dağlık Karabağ Sorunu nun Çatışma Çözümü laşmasını beklediği ifade edilebilir. Bu yapısıyla Dağlık Karabağ sorunu, sadece Kafkasya bölgesinin değil aynı zamanda Asya bölgesinin de en karmaşık sorunlarından birisidir. Dağlık Karabağ sorununa taraf olan uluslararası aktörlerin tutumları karar ağacına eklendiğinde, stratejik hareketin kapsamı genişlemektedir. Ancak genişleyen kapsam, uygulanacak çözüm stratejisinin hedef ve zaman ekseninde derinleşmesini engellemekte; dolayısıyla sorunun çözüm aşaması gecikmektedir. Mevcut şartlarda çatışma çözümünün tüm tarafları tatmin edecek şekilde mümkün olmadığı görülmektedir. Rusya Federasyonu ve ABD arasında olan, Asya bölgesinde cereyan eden Büyük Oyun, Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde ekonominin politik yansımalarıyla etkili olmaya devam edecektir. 81

93 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu KIYIDAŞ DEVLETLERİN TALEPLERİ ÇERÇEVESİNDE HAZAR IN HUKUKİ STATÜSÜ VE PAYLAŞILMASI SORUNU Giriş Yazar : Tarık Çağrı Oruç * 1991 de Sovyetler Birliği nin dağılmasının ve sonrasında yeni bağımsız devletlerin kurulmasının ardından Hazar bölgesi, büyük ve henüz tam olarak işlenmeye başlanmamış petrol ve doğal gaz rezervleri sebebiyle bölgesel ve uluslararası güçlerin olduğu kadar Batılı enerji şirketlerinin de dikkatini çekmiştir. 1 Bu kaynaklar, bağımsızlığına yeni kavuşmuş eski Sovyet devletlerinin Rusya dan ayrı olarak ekonomilerini kalkındırmaları için bir fırsat yaratmıştır. Bölgede çıkarı olan büyük güçler, oluşan kuvvet boşluğunu doldurmak ve bölgedeki kaynaklar üzerinde söz ve pay sahibi olmak için karmaşıklık ve sorunlarla dolu bir rekabete girişmişlerdir. Bu durum, Büyük Oyun olarak isimlendirilen tarihi mücadelenin bir kez daha, Yeni Büyük Oyun olarak karşımıza çıkmasına neden olmuştur; bu Yeni Büyük Oyun da ödül ise Hazar Havzası ndaki enerji kaynakları olarak belirlenmiştir de Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından Hazar ın tarihsel sahipleri olan İran ve Rusya yla birlikte; Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan da yeni kıyı devletleri olarak Hazar da sınıra ve dolayısıyla söz hakkına sahip olmuşlardır. Hazar ın bölgesel açıdan paylaşımındaki sorunun temeli ise bu ülkelerin sahip olduğu * Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Araştırmacı, 1 Bayülgen, O. (2009, s.163). Caspian Energy Wealth, Social Impacts and Implications For Regional Stability. The Politics of Transition in Central Asia and the Caucasus : Enduring Legacies and Emerging Challenges, ss Birsel, H. (2006, s.77). Eski Dünyanın Karanlık Yüzü Orta Asya Jeopolitiği. İstanbul: IQ Kültür-Sanat Yayıncılık. 83

94 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları kıyıların oranlarıdır. Rusya %18.5, Kazakistan % 30.8, Türkmenistan %16.8, İran %18.7 ve Azerbaycan %15.2 pay hakkına sahip olarak Hazar daki kıyıları paylaşmışlardır. 3 Rusya ve İran ın eski anlaşmalara dayandırdığı Hazar daki tarihi paylaşımının önemini yitirmesi ve eski sınırdaş, yeni bağımsız ülkelerin bu paylaşımda söz sahibi olması, Hazar ın hukuki statüsü sorununu ortaya çıkarmıştır. Hazar enerji havzası, büyük miktarda petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahiptir. Bu bölge, Orta Doğu dan sonra dünyanın ikinci büyük enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. 4 Zamanla beklentilerin altında bir potansiyelde kaldığı görülse de bölgenin kaynaklarından yeteri kadar üretim sağlanamasa da bölge kaynakları, dünyanın kanıtlanmış rezervlerinin % 3-4 ünü oluşturması bakımından önemini korumaktadır yılı itibariyle Hazar ın, bölgesel petrol üretiminde Güney Amerika nın en büyük petrol üreticisi olan Venezuela nın yıllık üretimini yakalaması ya da bu üretimi aşması beklenmektedir. 6 Tahminlere göre bölge yaklaşık milyar varili kanıtlanan yaklaşık 200 milyar varil potansiyel petrol rezervine; yine trilyon metreküpü kanıtlanmış, 319 trilyon metreküp potansiyel doğal gaz rezervine sahiptir. 7 Günümüz enerji politikalarında, enerji kaynaklarını kontrol etmek ve sahip olmak kadar bu kaynakların dünya piyasalarına nasıl ve hangi yollarla ulaştırılacağı konusu da önem taşımaktadır. 3 Mehdiyoun, K. (Ocak 2000, s.179). Ownership of Oil and Gas Resources in the Caspian Sea. The American Journal of International Law (94), ss Birsel, a.g.m., s Bayülgen, a.g.m., s Bayülgen, a.g.m., s.163., US EIA, 2007 den alıntı. 7 Kuniholm, B. (Ağustos 2000, s.550). The Geopolitics of the Caspian Basin. Middle East Journal (54), ss

95 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu Enerji kaynaklarını tüketim merkezleriyle buluşturan boru hatları, Hazar ın tüketici ülkelere uzak coğrafyası da dikkate alındığında, bölge devletlerinin üzerinde en çok tartıştığı ve çıkarlarının çatıştığı alan olmuştur. Birçok alternatif arayış nedeniyle çeşitlilik gösteren boru hatları bölgede mevcudiyet göstermiştir. Dünya nüfusunun ve enerji kaynaklarının %75 ine sahip olan ve bu özellikleriyle dünyanın jeopolitik açıdan kalpgahı olarak kabul edilen Avrasya nın, enerji kaynakları ile nakil hatları açısından çeşitliliğe sahip olarak geçiş noktası özelliğini gösteren Hazar Havzası, bölgenin en çok rekabet ve çıkar çatışması yaşanan bölgesidir. 8 Makalenin bu kısmında incelenen bölgesel kaynakların durumu ve öneminin yanında, Hazar a kıyısı olan ülkelerin bölgedeki enerji politikaları ile kıyı ülkelerinden kaynaklanan hukuki statü sorunu da incelenecektir. Hazar ın bölgesel ilişkiler ağı içerisinde oluşan bu sorununu küresel ölçeğe taşıyan, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı ve dağıtımının hukuki statüden nasıl etkilendiğidir. Bu açıdan bakıldığında, Hazar ın hukuki statüsünü bir sorun yapan da bölgedeki nakil hatları mücadelesidir. Nakil hatlarının ekonomik çeşitlilik amacından siyasi bir mücadele aracına dönüşmesi de makalede ele alınacak diğer bir konuyu oluşturmaktadır. Tarihsel Süreçte Hazar ın Statü Sorunu Hazar Denizi; Sovyetler Birliği nin dağılmasından önceki dönemde, güneyde İran ın sahip olduğu küçük bir bölüm haricinde Sovyetler Birliği nin kontrolünde bulunmakta ve İran ın Basra Körfezi nde sahip olduğu kaynaklar nedeniyle iki devlet arasında bir problem sahası oluşturmamaktaydı. 9 8 Brzezinski, Z. (Eylül-Ekim 1997, s.50). A Geostrategy for Eurasia. Foreign Affairs (76), ss Birsel, a.g.m., s

96 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Tarihte, Hazar üzerindeki bağımsızlık meseleleriyle ilgili ilk anlaşma, 1729 yılında Pers ve Rus İmparatorlukları arasında imzalanan Reşt Anlaşması dır. 10 Çarlık Rusya nın 19.yüzyılın başındaki ana hedefinin topraklarını güneye doğru yaymak olması, Rusya ve Pers Krallığı arasında savaşlara neden olmuştur. Bu savaşların sonrasında Ruslar ve Persler arasında Hazar daki gemicilik haklarını düzenleyen iki anlaşma yapılmıştır yılındaki Gülistan Anlaşması, İran ın Hazar da deniz kuvvetleri bulundurmasını yasaklamış ve 1828 Türkmençay Anlaşması, Perslere karşı bu gemi sınırlamalarını yinelemiştir. 11 Bu anlaşmalar, askeri donanmalarla ilgili düzenlemeler haricinde, Rus ve Pers ticari gemilerine eşit seyahat özgürlüğü hakkı tanımış ve Hazar da herhangi bir sınır belirlemesi yapmamıştır Devrimi nden sonra, 1921 İran-Rusya Dostluk Anlaşması yla önceki anlaşmalar yürürlükten kalkmıştır yılında imzalanan ve 1940 yılında yenilenen Ticaret ve Denizcilik Anlaşması, iki ülkeye 10 millik balıkçılık alanı hakkı tanırken deniz yataklarındaki madencilik hakları üzerinde sessizliğini korumuş; bu anlaşmayla birlikte Hazar, bir Sovyet-İran denizi haline gelmiştir de imzalanan anlaşma ise, iki ülke arasındaki toprak sınırlarını belirlerken Hazar üzerindeki sınırlamaları ortadan kaldırmıştır. 13 İran ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan 26 Şubat 1921 tarihli Dostluk Anlaşması ve 25 Mart 1940 ta imzalanan Ticaret ve Denizcilik Anlaşması, Sovyetler Birliği nin dağılması ve kı- 10 Gökay, B. (2001, s.20). The Politics of Caspian Oil. Gordonsville: Palgrave Macmillan. 11 Mehdiyoun, a.g.m., s Hrair,D. (2003, s.20). Troubled Waters : The Geopolitics of the Caspian Region. New York: I.B.Tauris. 13 Mehdiyoun, a.g.m., s

97 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu yıdaş devlet sayısındaki artışla birlikte (İran, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan) geçerliliğini yitirerek yürürlükten kalkmıştır. 14 Bu anlaşmalar sadece ticaret, deniz ulaşımı ve balıkçılık konularıyla ilgili hukuki düzenlemeleri ve paylaşımları içermektedir; dolayısıyla güncel olan kaynakların paylaşımı gibi hala çözülememiş sorunlara bir düzenleme getirmemektedir. 15 Rusya Federasyonu ve İran ın aralarındaki bu tarihi anlaşmalara dayandırdığı düzeni devam ettirme isteği ile bağımsızlığını kazanmış olan ve kaynak paylaşımında avantajlara sahip yeni kıyıdaş devletlerin kendi çıkarları doğrultusundaki istekleri, Hazar ın hukuki statü sorununu, 1991 sonrasındaki yeni düzende temel meselelerden biri haline getirmiştir. Hazar ın hukuki statüsüyle ilgili en temel tartışma, Hazar ın bir göl mü yoksa bir deniz mi olduğunun kabulü üzerinedir. 16 Hazar ın deniz olarak kabul edilmesi durumunda 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ne 17 göre deniz; Rusya Federasyonu, İran, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan arasında yine bu kıyıdaş devletlerin sahip olduğu karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeler başta olmak üzere beş ulusal sektöre bölünecektir. 18 Hazar ın göl statüsü altında ortak egemenliğe sahip olunacak şekilde kabul edilmesi durumunda ise, 20 millik karasuları ve yine ekonomik bölgelerin dışında kalan 20 millik bir alanın ortak olarak kullanılmasının 14 Bayülgen, a.g.m., s Yapıcı, U. (2004, s.244). Küresel Süreçte Türk Dış Politikasının Yeni Açılımları : Orta Asya ve Kafkasya. İstanbul : Otopsi Yayınları. 16 Bayülgen, a.g.m., s Kıyıdaş devletler bu anlaşmaya göre; kıyılarından 12 mil uzaklığında olan karasularında ve yine kıyılarının 200 mil ötesini kapsayabilecek kadar bir alanda, münhasır ekonomik bölgelere sahip olabileceklerdir ( Pazarcı, 2007, s. 259, 282). 18 Birsel, a.g.m., s

98 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları gerekliliği ileri sürülmektedir. 19 Hazar ın ikili anlaşmalarla paylaşılmasını savunan görüşe göreyse; Hazar ın kendine özgü jeopolitiği sebebiyle statüsü, uluslararası normlara tabi olmak yerine kıyıdaş ülkeler arasında yeni bir anlaşmayla belirlenmeli; kıyı devletlerinin kendi sektörel bölgeleri dahil olmak üzere bütün balıkçılık alanları, deniz yatakları ve deniz taşımacılığı şartlarının ortak kullanımı esas olarak kabul edilmelidir. 20 Hazar a Kıyısı Olan Devletlerin Çatışan İddiaları ve Soruna Yaklaşımları Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından, Hazar ı Sovyet- İran denizi olarak tanımlayan tarihsel görüşün sonu gelmiş ve bu tarihsel uzlaşmanın yerini, kıyıdaş devletlerin çatışan talepleri ve yaklaşımları almıştır. Hazar ın hukuki statüsünü bir soruna dönüştüren temel etken, bu çatışan iddialardır. Günümüzde Hazar ın statüsünü belirleyen unsur, sorunu yaratan tarafların bu soruna yaklaşımlarıdır. Hazar üzerindeki görece iş birliği, tarafların aralarında imzaladıkları ikili ve çok taraflı anlaşmalara dayanmaktadır. Kıyıdaş devletlerin çatışan iddialarını ve soruna yaklaşımlarını ele almak, Hazar Sorunu nu anlamak açısından önemlidir. Rusya Federasyonu nun Soruna Yaklaşımı Soğuk Savaş ın sona ermesine rağmen jeopolitik rekabet artan bir şekilde devam etmiş; Hazar Havzası ndaki (Rusya nın azalan ulusal gücü karşısında) bölgesel aktörlerin etkisi artmıştır. Tarihte Büyük Britanya nın, günümüzde ise ABD nin ve Batılı enerji şirketlerin gücü de bölgedeki enerji mücadelesinde etkin hale gelmiştir. Bu durumdaki en önemli unsur Hazar Bölgesi kaynaklarının 19 Birsel, a.g.m. s Yüce, Ç. (2006, s.145). Kafkasya ve Orta Asya Enerji Kaynakları Üzerinde Mücadele. Ankara: Ötüken Yayınları. 88

99 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu gelişen gaz ve petrol endüstrisi için öneminin artmasıdır. 21 Bu Yeni Büyük Oyun da Rusya nın Hazar üzerindeki üstünlüğü, iki önemli hesap temeline dayandırılmaktadır: birincisi Rusya nın Hazar üzerindeki siyasi durumu; diğeri ise bölgedeki Rus yatırımları ve Rusya nın, Hazar enerjisini dünyaya dağıtan enerji hatları üzerindeki kontrolüdür. 22 Rusya nın enerji kaynakları üzerindeki yaklaşık 35 yıllık üstünlüğüne karşın rekabet yaratan olgu, Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından anayasal bağımsızlık kazanan 15 yeni cumhuriyetin, özellikle Hazar a kıyısı olan Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan devletlerinin hırslı liderlerinin, hayat standartlarını ve ekonomik kalkınmalarını sağlayacak Batılı yatırımları bölgede teşvik etmesidir. Bu devletler ilk fırsatı Gorbaçev in başkanlığı zamanında bulabilmiş ve Yeltsin döneminde ise yabancı yatırımcılara kapıları ardına kadar açmışlardır. Böylece Rusya Federasyonu, siyasi ve ekonomik bakımdan bölgede güç kaybetmiş; 1988 yılındaki varillik günlük petrol tüketimi 1994 te varile kadar düşmüş; Azeri, Türkmen ve Kazak yönetimleri kendi topraklarındaki enerji altyapılarını millileştirmişlerdir. 23 Ayrıca Hazar ı çevreleyen bölgede yer alan Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Ukrayna ve Özbekistan ın Batıyla olan ekonomik, siyasi ve stratejik ilişkileri, Batı ya Hazar daki bölgesel enerji kaynaklarının ve hatlarının geliştirilmesi suretinde kendi çıkarına iş birliği yapma ve dolayısıyla da bölgede etkin olma fırsatını tanımıştır. 24 Sovyet sonrası 21 Barylski, R. (Bahar 1995, s.217). Russia, the West, and the Caspian Energy Hub. Middle East Journal (49), ss Gidadhubli, R. (Ocak-Şubat 1999, s.260). Oil politics in Central Asia. Economic and Political Weekly (34), ss Barylski, a.g.m., s Kalicki, J. (Eylül-Ekim 2001, s.120). Caspian Energy at the Crossroads. Foreign Affairs (80), ss

100 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları dönemdeki bu değişimler de göz önüne alındığında Rusya, Hazar Bölgesi ni; bölge devletleri, kendi kaynakları ve Batı arasında bir enerji merkezine (energy hub) dönüştürebilmek için yılları arasında üç ayaklı bir politikayla Hazar enerji sistemini Batılı yatırımlar bakımından daha bağımsız bir hale getirerek kendi çıkarları doğrultusunda bölgede enerji kalkınma planları uygulamış; böylelikle eski Sovyet, yeni bağımsız cumhuriyetlerle bölgesel iş birliğini arttırma yoluna gitmiştir. 25 Ancak 90 ların ikinci yarısında, Rus dış politikası Batılılaşma yaklaşımından uzaklaşmış ve Avrasyacı yaklaşım öne çıkmıştır. Bu anlayış ile bölgede artan Batı etkisine karşı Rusya nın, eski Sovyet çevresi (yakın çevre) üzerindeki kontrolünü arttırarak bölgenin Rusya ya yeniden entegrasyonunun sağlanması amaçlanmıştır. 26 Buna Bağımsız Devletler Topluluğu girişimlerini ve 1993 te Azerbaycan da Moskova destekli gerçekleştirilen askeri darbeyi örnek verebiliriz; ayrıca 1994 te Batı Konsorsiyumu nun Azerbaycan daki yatırımlarına 8 milyar dolar ekleyeceğini açıklamasının ardından Rusya nın Moskova daki İngiliz elçiliğine nota vermesi de Rusya nın değişen politikasına örnek gösterilebilir. 27 Rusya nın bu tutumunun önündeki uluslararası engellere bakıldığında Hazar da önemli enerji yatırımlarıyla Rusya ile güçlü bir rekabete girmiş olan Chevron, British Petrol, Exxon, Shell Texaco gibi büyük Batılı şirketleri ve yine bu şirketler vasıtasıyla Batı nın bölgede izlediği enerji politikalarını da rahatça görebiliriz. Bununla birlikte 1993 Çeçenistan Krizi nin, Rusya nın bölgeyle enerji bağlantısını ve dolayısıyla da Rusya etkisini sekteye uğratan bir iç engel olarak görülmesi de yerinde bir yaklaşım olacaktır Barylski, a.g.m., s Kubicek, P. (Bahar 2004, s.208). Russian Energy Policy in the Caspian Basin. World Affairs (166), ss Mehdiyoun, a.g.m., s

101 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu yılı sonrasında Putin yönetiminde Çeçenistan Sorunu na çözüm getirilmesi ve Yakın Çevre Doktrini yle Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine öncelik verilerek Hazar bölgesinde Lukoil, Yukos ve Gazprom gibi Rus devlet şirketlerinin daha etkin olması Rusya nın Avrasyacı yaklaşımının gözlenen en etkin girişimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 28 İran ın Soruna Yaklaşımı İran yaklaşık 90 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyanın bilinen kaynaklarının % 9 una sahiptir; ayrıca Hazar petrol kaynakları, İran ın kaynaklarına önemli bir katkı potansiyeli taşımaktadır. İran ın Hazar sektöründe kanıtlanmış 100 milyon varil petrolü bulunmaktadır. Bundan daha önemlisi, bu sektördeki potansiyel 15 milyar varillik kaynaktır. İran ekonomisinin %80 oranında ihracat geliri, %10-20 oranında gayrisafi yurtiçi hasılası ve %40-50 oranında yönetim bütçesini oluşturan petrol gelirleriyle ayakta durduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda, Hazar daki kaynakların İran için önemini daha etkin bir şekilde vurgulamış oluruz. 29 Ekonomik, siyasi ve coğrafi unsurlar, İran ı Hazar daki deniz yatağı kaynaklarının sektörel temelde paylaşılması yönünde hareket ettirmektedir. Ekonomik olarak İran, Hazar ın güneyinde petrol araştırmaları ve üretimi yapabilecek güce sahip değildir. Siyasi olarak iç meselelerin yanında, İran a karşı uygulanan dış baskılar da mevcuttur; bu yüzden uluslararası kamuoyunda İran ın gücü azdır. Coğrafik açıdan da Hazar ın İran kıyısındaki deniz petrol yatakları; en derin, ulaşılması en zor kısımdadır ve yine bu açıdan İran, Uluslararası Deniz Hukuku na göre oluşturulan sınırlara karşı çıkarak sektörel anlamda ortak paylaşımın gerçekleştirilmesi yönünde oluşacak bir 28 Kubicek, a.g.m., s Taghavi, R. (Mayıs 2006, s.8). Iran s Financial Stake in Caspian Oil. British Journal of Middle Eastern Studies (33), ss

102 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları anlayışı benimser. 30 İran ın Hazar ın statüsü tartışmalarındaki tutumu, Rusya yla belirli noktalarda aynı çerçevede oluşmuştur. Bunun nedeni ise, Çarlık ve Sovyetler Rusyası ile Hazar daki kaynakların paylaşılması, yine bu dönemlerdeki anlaşmaların birtakım avantajlar sağlıyor olmasıdır. Ayrıca İran ve SSCB arasında yapılan 1921 ve 1940 Anlaşmaları nın bu kadar öne çıkmasının temelinde, Hazar ın bir Sovyet-İran denizi olarak görülmesi yatmaktadır. 31 Bu dönemde İran ve Rusya nın hukuksal statü sorunu yaklaşımındaki talepleri tarihsel olarak örtüşmüş; Sovyet Sonrası Dönemi nde ise (kıyıdaş, bağımsız devletlere dönüşmüş olan) Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan ın istekleri bu tarihsel yaklaşıma karşıt görüşler olarak ortaya çıkmıştır. Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan ın Soruna Yaklaşımları Azerbaycan, Hazar da sahip olduğu kıyının coğrafik avantajıyla Hazar Denizi nin bölünmesini istemektedir. Böylece Hazar daki en büyük petrol ve gaz kaynakları Azeri sınırları içerisinde kalacaktır. Hazar daki kaynaklar, Azerbaycan için öncelikli bir meseledir, çünkü kaynaklarının büyük bölümü Hazar kıyısındadır. Ayrıca bir diğer önemli unsur da ABD nin yatırımları ile İran ın bölgedeki ekonomik çıkarlarını sekteye uğratarak Azerbaycan ı ekonomik ve siyasi olarak Hazar da desteklemesidir. Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan, Hazar ın eşit uzaklıktaki hatlarla ulusal sınırlara bölünmesi üzerinde hemfikir olmuş, fakat sınırın kendi aralarında nasıl çizileceğiyle ilgili herhangi bir 30 Mehdiyoun, a.g.m., s Şir, A.Y. (Kış 2008, s.6). Hazar ın Statüsü, Jeopolitiği ve Bölgesel Güvenliğe Etkileri. Global Strateji Dergisi (12), ss

103 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu uzlaşmaya varamamışlardır. 32 Azerbaycan, Hazar ın ulusal sektörlere bölünmüş bir deniz statüsünde kabul edilerek deniz tabanı ve deniz üstü kaynaklarının diğer kıyıdaşlarının kullanımını dışlayıcı bir şekilde bölünmesini istemektedir. Diğer taraftan ise Kazakistan Hazar Denizi nin, tabanında bulunan kaynakların paylaşımı baz alınarak Denizler Hukuku Sözleşmesi temelinde bölüştürülmesini talep etmektedir. 33 Azerbaycan, 1991 öncesinde Sovyetler Birliği ve İran a ait bölgelerin, Hazar da ulusal bölgeler adı altında 1970 de bölünmüş olduğunu söyleyerek buradan doğan hukukla Sovyet sektörünün; Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Kazakistan ve Türkmenistan arasında yeniden paylaşılması gerekliliğini ileri sürmüştür. 34 İran ve Rusya Federasyonu, 1921 ve 1940 ta yapılan anlaşmaların geçersiz olmasıyla Hazar üzerindeki üstünlüklerini yitirdiler ve Hazar ın göl statüsüyle tanınmasını destekleyerek kaynakların kıyıdaş devletlerle paylaşılmasını, böylelikle ortak bir faydalanmaya tabi tutulması gerekliliğini dile getirdiler. Fakat olaya Azerbaycan ve Kazakistan açısından bakıldığında durumun kabul edilemez olduğu da bir gerçektir; çünkü bu ülkeler Hazar daki kanıtlanmış petrol kaynaklarının yaklaşık %80 ine sahiptir. Böyle bir paylaşımın olması halinde kendi çıkarlarının zedeleneceği aşikardır. Türkmenistan, her ne kadar Azerbaycan ve Kazakistan la birlikte Hazar ın ulusal sınırlarla bölünmesinde başta hemfikir olsa da Azerbaycan ın ve Kazakistan ın geniş kaynaklara avantajlı bir şekilde sahip olmasını istemediği için Rusya tarafından ikna edilerek İran ve Rusya nın ortak faydalanma ve kıyıdaş devletlerle paylaşma yaklaşımını desteklemeye başlamıştır. 32 Mehdiyoun, a.g.m., ss Gidadhubli, a.g.m., s Mehdiyoun, a.g.m., s

104 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları Harita 1. Çatışan Hazar İddiaları (Bayülgen, 2009, s. 172, EIA, 2007 den alıntı) Tarafların Uzlaşma Çabaları ve İkili Görüşmeler Hazar a kıyısı olan ülkeler için Hazar ın önemini ve bu ülkelerin soruna farklı yaklaşımlarını ele aldıktan sonra, yine bu ülkelerin Hazar ın hukuki statüsü sorununda neleri ileri sürdüklerini ve nasıl uzlaştıklarını ortaya koymamız gerekmektedir. Hazar ın paylaşımının bir soruna dönüşmesinin temelini, konuyu uluslararası bir çözüme ulaştırmak yerine meselenin kıyıdaş devletler arasında yapılması düşünülen ikili anlaşmalarla çözülmeye çalışılması oluşturur. Bütün bu uzlaşma çabaları ise Sovyetlerin dağılmasının ardından 94

105 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu artan aktör sayısı ve daha önce belirtilen farklı yaklaşımlar nedeniyle karmaşık bir ilişkiler ağına dönüşmüştür ların sonuna doğru, kıyıdaş devletler bu anlaşmazlıkları çözmek ve petrol arama çalışmalarını hızlandırmak için ikili görüşmelere gitmişlerdir de Azerbaycan ve Kazakistan, ulusal sektörlerin sınırlarını belirlemek için Orta Hat Anlaşması imzalamış; bunu aynı yıl Kazakistan ve Türkmenistan arasında imzalanan benzer içerikli anlaşma izlemiştir. Üç ülke arasındaki anlaşmalar, Rusya Federasyonu nun yaklaşımına daha yatkın olan bir değişikliği meydana getirmiştir. Bu anlaşmalar, Kazakistan Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Azerbaycan Başkanı Haydar Aliyev arasında Kasım 1996 da imzalanan ulusal sektörlerle ilgili deklarasyona dayanmaktadır. 35 Orta Hat yaklaşımında bir diğer anlaşma ise; Rusya Federasyonu, Azerbaycan ve Kazakistan arasında, 2003 yılında imzalanmıştır. 36 Rusya nın Hazar konusundaki tutumunun daha uzlaşmacı bir yapıya dönüşmesinin temelini, bölgedeki nüfuzunu olumsuz etkileyen bazı iç dinamikler oluşturmaktadır. Ayrıca Rusya Federasyonu nun bürokratik iç çatışmalar yaşama ve yönetimde ortak bir karar alamama gibi sorunları da mevcuttur. Rus Dışişleri Bakanlığı nın enerji politikalarındaki kararsızlığı, Rus enerji firmalarını negatif bir şekilde etkilenmekteydi. Batı yatırımlarının yoğun bir şekilde Hazar da bulunması yüzünden ise, Ruslar etkili bir rekabete girmemekteydi. 37 İşte bütün bu sebeplerin Rusya Federasyonu nun tutumunu değiştirmesinde önemli bir etken olduğunu söylemek yerinde bir tespit olacaktır. İran ise bu uzlaşmacı tutumun aksine Rusya Federasyonu nun politikasında yaptığı değişimle terk ettiği, Hazar ın beş eşit parçaya 35 Dion, R. (Mart 1998, s.81). Cutting Up The Caspian. The World Today (54), ss Bayülgen, a.g.m., s Gidadhubli, a.g.m., s

106 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları bölünmesini savunan Ortak Sahiplik (Condominium) Teklifi ni öne sürmektedir. Bunun nedeni, İran ın diğer kıyıdaş devletlere nazaran daha küçük çapta kıyı şeridine ve daha az kaynağa sahip olmasıdır. İran ın bu önerisi, diğer kıyıdaş ülkelerin çıkarına tezat teşkil ettiği için kabul görmemektedir, çünkü İran a avantaj olan bu durum, kıyı şeridi uzun olan diğer kıyıdaş devletler için kabul edilemez bir seçenektir. 38 Bu yaklaşımda yalnız kalan ve uzlaşmanın zor olduğunu anlayan İran, 1998 yılında diğer kıyıdaş devletler gibi sektörel bölünme prensibini kabul etmiştir. 39 Bu ikili anlaşmaların ve tarafların uzlaşma çabalarının, Hazar ın paylaşımı sorununda görece bir iş birliği yarattığını ve dolayısıyla sorunun çözüme ulaşamayan bir mesele olarak devam ettiğini söyleyebiliriz. Ayrıca sorunun kıyıdaş devletlerin ilişkilerini etkilediği bölgesel boyutunun yanında, uluslararası bir boyutu da mevcuttur. Hazar bölgesinde çıkarılan petrol ve doğal gazın dünya piyasalarına ulaştırılmasında yer alan boru hatlarının geçişleri ve Batılı büyük enerji şirketlerinin bölgedeki yatırımları açısından, Hazar ın hukuki statüsünün sağlıklı bir şekilde belirlenmesi çok önemlidir. Ancak günümüzde Hazar ın hukuki statüsü belirsizliğini sürdürmektedir. 40 Hazar ın Hukuki Statüsünün Yarattığı Nakil Hatları Mücadelesi Hazar ın hukuki statü sorunu na ek olarak, sorunu doğrudan etkileyecek olan bir diğer mesele de Hazar daki enerji kaynaklarını dünyaya taşıyacak enerji nakil hatlarının temin edilmesi ve alternatiflerin oluşturulmasıdır. 41 Hazar ın hidrokarbon kaynaklarının denize çıkışı yoktur ve bölge, dünyanın enerji tüketimi fazla olan 38 Güler, M. (2007, s.227). Orta Asya ve Kafkaslara Türk Bakışı. İstanbul : İlgi Kültür Sanat Yayıncılık. 39 Mehdiyoun, a.g.m., s Birsel, a.g.m., s Güler, a.g.m., s

107 Hazar ın Hukuki Statüsü ve Paylaşılması Sorunu ülkelerinin çok uzağındadır. Bölge devletleri, Basra Körfezi nden yaptıkları gibi, petrolü tankerlerle deniz yoluna nakledemezler. Birçok komşu ülke, topraklarındaki çok pahalı boru hatlarına bağımlıdır. 42 Bundan dolayı, Hazar bölgesinin diğer bir önemli sorununu, bölgedeki petrol ve doğal gazın bu boru hatlarıyla nasıl ve nereden dağıtılacağı oluşturur de Sovyetler Birliği dağıldığında Hazar petrolü, Bakü den Gürcistan ın Supsa Limanı na ve yine Bakü den Karadeniz deki (Rusya ya ait oan) Novorosisky Limanı na taşınmaktaydı. Bu limanlardan tankerlere yüklenen petrol, Türk boğazlarından geçirilerek sevk edilmekteydi. Çeçen-Rus Savaşı, Rusya Federasyonu nun bu enerji hatlarındaki tekeli, Türk boğazlarındaki geçiş problemleri ve eskiyen boru hatları, petrol şirketlerini ve Hazar a kıyıdaş olan devletleri yeni rotalar aramaya itti. 43 Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki coğrafi yapının engebeli olmasından dolayı, Kuzey Rotası olarak bilinen Bakü-Grozni-Novorosisky Boru Hattı, Azerbaycan ve Kazakistan petrolü için tercih edilmesi daha mantıklı bir rota konumundaydı. 44 Rusya Federasyonu na olan bağımlılıklarını minimize etmek için; bağımsızlığını yeni kazanmış olan Azerbaycan, Gürcistan ve Kazakistan, bölgenin enerji akışını sağlayan güney-kuzey mihverinin doğu-batı mihveriyle alternatifleme yoluna gittiler. Bu yeni mihverin en büyük iki boru hattı projesi ise Tengiz-Novorosisky (Caspian Pipeline Consortium) Projesi ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı olmuştur. 45 Ayrıca Batılı devletlerin Kuzey Rotası na bağımlı kalmanın Rusya Federasyonu nun tekelini daha da güçlendireceğini 42 Jaffe, A. Ve Manning, R. (2000, s.128). Hazar da Büyük Oyun mitosu : Enerjinin Gerçek Jeopolitiği. Yılmaz Tezkan (Haz.), Menfaatler Çatışması Ortasında Türkiye, Ülke Kitapları. 43 Bayülgen, a.g.m., s Gidadhubli, a.g.m., s Bayülgen, a.g.m., s

108 Asya da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları fark etmelerinin üzerine, Hazar Denizi nden Gürcistan ve Türkiye geçişli oluşturulması muhtemel alternatif rotaları sıkı bir şekilde desteklediği görülmektedir. 46 Harita 2. Hazar Bölgesi Petrol Boru Hatları (Roberts, 2001, s.210). Rusya Federasyonu topraklarından geçen petrol hatlarından Rusya Devlet Petrol Boru Hattı şirketi Transneft e ait olmama ni- 46 Gidadhubli, a.g.m., s

GÜÇ OLMA STRATEJİSİ ÇİN

GÜÇ OLMA STRATEJİSİ ÇİN Dr. R. KUTAY KARACA GÜÇ OLMA STRATEJİSİ ÇİN (Soğuk Savaş Sonrası Türkiye-Çin İlişkileri) Özet Çalışması Yazar: Dr. R. Kutay Karaca IQ Kültür Sanat Yayıncı Çinli yetkililer bu açıklamadan hemen sonra bu

Detaylı

ATILIM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ IRAK IN KUZEYİNDE KURULMASI MUHTEMEL KÜRT DEVLETİNİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ.

ATILIM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ IRAK IN KUZEYİNDE KURULMASI MUHTEMEL KÜRT DEVLETİNİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ. ATILIM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ IRAK IN KUZEYİNDE KURULMASI MUHTEMEL KÜRT DEVLETİNİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ Uğur ÖZMEN Ankara, 2010 ATILIM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

Detaylı

RUS DIŞ POLİTİKASINI ŞEKİLLENDİREN TEMEL DİNAMİKLER ÇERÇEVESİNDE RUSYA FEDERASYONUNU- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ (TÜRKİSTAN) İLİŞKİLERİ (1991-1999)

RUS DIŞ POLİTİKASINI ŞEKİLLENDİREN TEMEL DİNAMİKLER ÇERÇEVESİNDE RUSYA FEDERASYONUNU- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ (TÜRKİSTAN) İLİŞKİLERİ (1991-1999) T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI RUS DIŞ POLİTİKASINI ŞEKİLLENDİREN TEMEL DİNAMİKLER ÇERÇEVESİNDE RUSYA FEDERASYONUNU- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ

Detaylı

DEĞİŞEN DENGELER IŞIĞINDA ORTA ASYA DAKİ KÜRESEL VE BÖLGESEL GÜÇ ODAKLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME

DEĞİŞEN DENGELER IŞIĞINDA ORTA ASYA DAKİ KÜRESEL VE BÖLGESEL GÜÇ ODAKLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME 858 DEĞİŞEN DENGELER IŞIĞINDA ORTA ASYA DAKİ KÜRESEL VE BÖLGESEL GÜÇ ODAKLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME Sibel Turan * Sovyetler Birliği nin 1991 de kendini fesh etmesiyle, Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlar da

Detaylı

Ahmet Sapmaz. Rusya nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye ye Etkileri

Ahmet Sapmaz. Rusya nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye ye Etkileri Ahmet Sapmaz Rusya nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye ye Etkileri İÇİNDEKİLER Kısaltmalar... 9 Önsöz... 11 Giriş... 13 BİRİNCİ BÖLÜM TRANSKAFKASYA NıN BÖLGESEL VE ULUSLAR ARASı SİSTEM AÇıSıNDAN ÖNEMİ

Detaylı

T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI

T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI STRATEJİK RAPOR NO: 1, AĞUSTOS 2008 T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI STRATEJİK RAPOR - 1 KÜRESELLEŞME VE KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE'YE ETKİLERİ ED TÖR Caner SANCAKTAR Ç NDEK

Detaylı

Carnegie. Orta Doğu nun Doğusunda İşbirliği Tesisi YAYINLARI. Paul Salem

Carnegie. Orta Doğu nun Doğusunda İşbirliği Tesisi YAYINLARI. Paul Salem Carnegie YAYINLARI Orta Doğu nun Doğusunda İşbirliği Tesisi Paul Salem Amerika Birleşik Devletleri kademeli olarak Orta Doğu nun doğusundan çekilmeye hazırlanırken bölge devletleri ortak gelecekleri ile

Detaylı

RAPOR. seta İSYAN, MÜDAHALE VE SONRASI: LİBYA DA DÖNÜŞÜMÜN SANCILARI. SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı www.setav.

RAPOR. seta İSYAN, MÜDAHALE VE SONRASI: LİBYA DA DÖNÜŞÜMÜN SANCILARI. SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı www.setav. İSYAN, MÜDAHALE VE SONRASI: LİBYA DA DÖNÜŞÜMÜN SANCILARI seta RAPOR SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı www.setav.org Aralık 2011 İSYAN, MÜDAHALE VE SONRASI: LİBYA DA DÖNÜŞÜMÜN SANCILARI

Detaylı

ÇOK KUTUPLU DÜNYAYA DOĞRU: ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ

ÇOK KUTUPLU DÜNYAYA DOĞRU: ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ ÇOK KUTUPLU DÜNYAYA DOĞRU: ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ Mahmut YARDIMCIOĞLU Hüseyin KOÇARSLAN ÖZET Soğuk savaş döneminde dünyada iki kutuplu merkez söz konusuydu. Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya (Belarus) ve

Detaylı

BAĞIMSIZLIK SONRASI ÖZBEKİSTAN VE DIŞ POLİTİKASI

BAĞIMSIZLIK SONRASI ÖZBEKİSTAN VE DIŞ POLİTİKASI Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Fırat University Journal of Social Science Cilt: 16, Sayı: 2 Sayfa: 413-442, ELAZIĞ-2006 BAĞIMSIZLIK SONRASI ÖZBEKİSTAN VE DIŞ POLİTİKASI Uzbekistan and Its Foreign

Detaylı

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ Kasım 2004 İÇİNDEKİLER GİRİŞ 1 A- HUKUKİ DURUM 4 1. Türkiye-AB İlişkileri 4 B- SİYASİ KONULAR 7 1. Siyasi Kriterlere

Detaylı

ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI

ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU (MİLLETLERARASI HUKUK) ANABİLİM DALI ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI Yüksek Lisans Tezi Ali Hüseyin

Detaylı

Türk Dış Politikası Açısından Kafkasya ve Orta Asya

Türk Dış Politikası Açısından Kafkasya ve Orta Asya Türk Dış Politikası Açısından Kafkasya ve Orta Asya Prof. Dr. Mesut Hakkı CAŞIN Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Amerika Birleşik Devletleri nin Avrasya nın tümü için bütünleşmiş

Detaylı

Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi

Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi Giray Saynur Derman* Özet Ermeni sorunu Türk dış politikasına tesir eden başlıca gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Bu makalede, Ermeni sorununun ve

Detaylı

GÜNEŞTE BİR YER VEYA ONBEŞ DAKİKALIK ŞÖHRET TÜRKİYE NİN YENİ DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAK

GÜNEŞTE BİR YER VEYA ONBEŞ DAKİKALIK ŞÖHRET TÜRKİYE NİN YENİ DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAK GÜNEŞTE BİR YER VEYA ONBEŞ DAKİKALIK ŞÖHRET TÜRKİYE NİN YENİ DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAK Sinan Ülgen carnegie Europe Aralık 2010 2011 Carnegie Endowment for International Peace. Tüm hakları saklıdır. Bu yanının

Detaylı

ORSAM BİRLİK Mİ, PYD NİN GÜÇ GÖSTERİSİ Mİ? ERBİL ANLAŞMASINDAN SONRA SURİYE KÜRT DİNAMİKLERİ

ORSAM BİRLİK Mİ, PYD NİN GÜÇ GÖSTERİSİ Mİ? ERBİL ANLAŞMASINDAN SONRA SURİYE KÜRT DİNAMİKLERİ Rapor No: 138, Aralık 2012 BİRLİK Mİ, PYD NİN GÜÇ GÖSTERİSİ Mİ? ERBİL ANLAŞMASINDAN SONRA SURİYE KÜRT DİNAMİKLERİ UNITY OR PYD POWER PLAY? SYRIAN KURDISH DYNAMICS AFTER THE ERBIL AGREEMENT Ortadoğu Stratejik

Detaylı

HUKUKU NDA. Editör ORSAM

HUKUKU NDA. Editör ORSAM HUKUKU NDA Editör ORSAM ULUSLARARASI DENİZ HUKUKU NDA KIYI DEVLETİNİN GEMİLERE EL KOYMA YETKİSİNİN SINIRLARI SEMPOZYUMU SYMPOSIUM ON THE LIMITS OF POWER IN DISTRAINING ON SHIPS BY A COAST STATE ON THE

Detaylı

Kafkasya da Neler Oluyor?

Kafkasya da Neler Oluyor? Tartışma Metinleri 0901 Kafkasya da Neler Oluyor? Mitat Çelikpala Uluslararası İlişkiler Bölümü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Söğütözü Ankara 1 Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Şenyuva

Detaylı

Avrupa da Türkiye: Bir sözden fazlası mı?

Avrupa da Türkiye: Bir sözden fazlası mı? Avrupa da Türkiye: Bir sözden fazlası mı? Bağımsız Türkiye Komisyonu Raporu Eylül 2004 Bağımsız Türkiye Komisyonu Martti Ahtisaari (Bașkan) Finlandiya Cumhurbașkanı (E) Kurt Biedenkopf Saksonya Eyaleti

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ MISIR DA SON DÖNEMDE ÖNDE GELEN LAİK-LİBERAL-SOLCU HAREKETLER

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ MISIR DA SON DÖNEMDE ÖNDE GELEN LAİK-LİBERAL-SOLCU HAREKETLER Rapor No: 167, Eylül 2013 MISIR DA SON DÖNEMDE ÖNDE GELEN LAİK-LİBERAL-SOLCU HAREKETLER PROMINENT SECULAR-LIBERAL-LEFTIST MOVEMENTS IN EGYPT IN THE RECENT PERIOD ORTADOĞU Ortadoğu STRATEJİK Stratejik ARAŞTIRMALAR

Detaylı

Hatırlarsınız, geçen kış, Rusya ile Ukrayna arasında fiyat anlaşmazlığı

Hatırlarsınız, geçen kış, Rusya ile Ukrayna arasında fiyat anlaşmazlığı Kasım 2006 Sayı: 2 Türkiye ve AB de enerji politikalarında yeni açılımlara doğru Seda Köknel TESEV Dış Politika Programı AB Bülteni Editörü Tren kazasına giden yolda Kıbrıs sorunu s. 4-5 Sylvia Tiryaki,

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE STRATEJİK KÜLTÜR

TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE STRATEJİK KÜLTÜR TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE STRATEJİK KÜLTÜR Ramazan Erdağ *, Tuncay Kardaş ** * Yrd. Doç. Dr., Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü. ** Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi, İİBF,

Detaylı

Güvenlik Kültürü ve Türk Dış Politikası

Güvenlik Kültürü ve Türk Dış Politikası 223-250 Güvenlik Kültürü ve Türk Dış Politikası Tarık Oğuzlu Öz Bu makale Türk dış politikasında güvenlik kültürünün etkilerini inceliyor. Bunu yaparken güvenlik kültürünü dış politika yapıcılarının tercih

Detaylı

DOĞU AKDENİZ DE DENİZ YETKİ ALANLARININ PAYLAŞILMASI SORUNU VE TÜRKİYE

DOĞU AKDENİZ DE DENİZ YETKİ ALANLARININ PAYLAŞILMASI SORUNU VE TÜRKİYE Doğu Akdeniz de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye DOĞU AKDENİZ DE DENİZ YETKİ ALANLARININ PAYLAŞILMASI SORUNU VE TÜRKİYE The Problem of Delimitation of Maritime Areas in Eastern Mediterranean

Detaylı

Atatürk Sonrası Türkiye de İç ve Dış Politikada Gelişmelere Genel Bir Bakış (1938-1965)

Atatürk Sonrası Türkiye de İç ve Dış Politikada Gelişmelere Genel Bir Bakış (1938-1965) Atatürk Sonrası Türkiye de İç ve Dış Politikada Gelişmelere Genel Bir Bakış (1938-1965) Sait DİNÇ 1 - İç Politika ve Etkileri ( 1938 1950 ) 10 Kasım 1938 de Atatürk ün vefatı ile Türkiye de yeni bir dönem

Detaylı

DŰNYA DA VE TŰRKİYE DE KAMU DİPLOMASİSİ. Emine Akçadağ GİRİŞ

DŰNYA DA VE TŰRKİYE DE KAMU DİPLOMASİSİ. Emine Akçadağ GİRİŞ DŰNYA DA VE TŰRKİYE DE KAMU DİPLOMASİSİ Emine Akçadağ GİRİŞ Günümüz uluslararası ilişkilerinde, ulusal çıkarların savunulması artık bildiri, diplomatik insiyatif ve diplomatik muhtıra gibi klasik diplomasi

Detaylı

BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI (Kitap Özeti)

BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI (Kitap Özeti) Zbıgnıew BRZEZINSKI Baykent Bilgisayar & Danışmanlık BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI (Kitap Özeti) Yayınlayan: Türk Dünyasında Demokrasiyi Geliştirme Vakfı Düzenleyen: Dr.Tuğrul BAYKENT w.ekitapozeti.com BÜYÜK SATRANÇ

Detaylı

Avrupa da Türkiye. Değişimin Kaçınılmazlığı

Avrupa da Türkiye. Değişimin Kaçınılmazlığı Avrupa da Türkiye Değişimin Kaçınılmazlığı Bağımsız Türkiye Komisyonu Üçüncü Raporu Mart 2014 Avrupa da Türkiye Değişimin Kaçınılmazlığı Bağımsız Türkiye Komisyonu Üçüncü Raporu Mart 2014 Bağımsız Türkiye

Detaylı

PETROL, PETROL POLİTİKALARI VE ORTA DOĞU: GLOBAL POLİTİKALARIN BÖLGESEL YANSIMALARI VE IRAK SAVAŞI

PETROL, PETROL POLİTİKALARI VE ORTA DOĞU: GLOBAL POLİTİKALARIN BÖLGESEL YANSIMALARI VE IRAK SAVAŞI AVRASYA DOSYASI 133 PETROL, PETROL POLİTİKALARI VE ORTA DOĞU: GLOBAL POLİTİKALARIN BÖLGESEL YANSIMALARI VE IRAK SAVAŞI Dr. M. Vedat GÜRBÜZ* Oil and oil politics are important in the Middle East history.

Detaylı