EMOSYONEL SİSTEM VE STRES

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "EMOSYONEL SİSTEM VE STRES"

Transkript

1 Doç. Dr. Mert Savrun İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı EMOSYONEL SİSTEM VE STRES İnsanın tabiatını anlama ve ruhsal acılarına çare bulma çabası, insanlık tarihi kadar eskidir. Her çağda ve kültürde farklı teoriler ve uygulamalar ortaya konmuş, acılar bir nebze de olsun dindirilmeye çalışılmıştır. Ancak bütün kültürler, insanı ait olduğu çevresel, dini ve ideolojik yapılar çerçevesinde tanımlamış, bireyden ziyade toplumun bir elemanı olarak görmüşlerdir. Aydınlanma çağı ile birlikte insan bilimin hem nesnesi hem subjesi haline gelmiştir. Önce anatomide sonra fizyolojide ve daha sonra diğer disiplinlerdeki ilerlemeler ile insan vücudu sır olmaktan çıkmış, sonuçta organizmayı etkileyen hastalıkların anlaşılması kolaylaşmış ve tedaviler bugüne kadar rastlanmadık ölçüde etkili olmaya başlamıştır. Bilimin insan organizması üzerindeki bu başarısı, duyguların, düşüncelerin ve davranışın açıklanmasına gelince biraz yavaşlamıştır. Bu yavaşlığın en önemli sebeplerinden biri, düşünce, duygu ve davranışın köken aldığı kaynakların ne olduğu konusundaki yaşanan tartışmalardır. Psikodinamik ve biyolojik ekoller ayrı kollardan bilimsel çabalarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu yarışa Freud gibi bir deha ile önde başlayan psikodinamik okul bir süre sonra yorulmaya başlamış, 20. yüzyılın ortalarında özellikle teknolojideki gelişmelere parelel olarak biyolojik okul tam anlamıyla hakimiyetini ilan etmişti. Fakat bu yarışta insanı anlama çabası her iki okulun büyük uğraşısına rağmen bugüne kadar istenilen seviyeye ulaşamadı. Psikodinamik okul insan beyninin işleyişini hiç hesaba katmadan (Freud hariç) bilinçdışı çatışmalara odaklanıp içgörü geliştirmeye çalıştı. Bu süreç içinde de emosyonları bir yan ürün olarak görüp, sadece bilinçli ve bilinçdışı düşünsel süreçlerle uğraştı. Biyolojik okul teknolojinin de büyük yardımıyla beyini bir sır olmaktan çıkardı. Bilgisayar metaforu sayesinde bilgi işleme süreçleri bütün açıklığıyla ortaya koydu. Ancak beyinin çalışma prensipleri, yüksek kortikal fonksiyonlar gayet güzel açıklanmasına rağmen, bütün bunların toplamı, insanı ve beyninin çalışmasını tam olarak izah etmekten uzaktı. Çünkü ortaya çıkartılan süreçlerin bir küçük eksiği vardı. Bütün bunlar duygudan yoksundu. 20. yüzyılın ortalarında emosyonların limbik sistemden kaynaklandığı keşfedildikten sonra bu konu bir kenara kondu. Çünkü duygular, bilişsel süreçlerin bir ürünüydü ve duygular da bir sorun varsa bilişsel süreçler arızalıydı. Bilişsesel süreçler objektif olarak test edilebiliyordu. Oysaki emosyonlar tamamen subjektifti ve pozitif bilimin konusu olamazdı. Bilişsel süreçler düzeltilirse duygusal dünyamız da otomatik olarak düzelecekti. Ama bütün gelişmeler rağmen öyle olmuyordu. Bu tablo 1980 lerin başında değişmeye başladı. Kelimenin tam anlamıyla bir avuç bilim adamı araştırma konusu olarak emosyonları seçti. Kültürel, psikolojik ve fizyolojik alanlarda emosyonlara ait bilgiler çığ gibi büyümeye başladı. Bu konu ile ilgili piyasaya çıkartılan 3 kitap (Descartes Error- Damasio, Emotional Intelligence- Goleman, The Emotional Brain-LeDoux) bu alana ilgiyi iyice arttırdı. Artık bu konu sadece birkaç bilim adamının ilgi alanı olmaktan çıkıp psikiyatri, psikoloji hatta ekonomi biliminin çalışma sahasına girdi. Psikiyatri için önemi daha da büyüktü. Çünkü iki kutbu temsil ettiği düşünülen psikodinamik ve biyolojik okulun, aslında

2 pekçok konuda benzer şeyleri söylediği, ancak farklı kavramlarla ifade ettikleri için uzlaşmaya varamadıkları ortaya çıktı.emosyon çalışmalarından elde edilen veriler bu iki temel psikiyatrik okul arasında şahane bir köprü haline geldi. Çünkü emosyon kavramını sadece ayrı ayrı kültürel, psikolojik veya biyolojik alanlara indirgemek imkansızdı. Ancak bir bütün içersinde ele alındığında bir anlam ifade ediyordu. Yıllardır söylenen ama genelde içi boş bir kavram haline getirilen biyopsikososyal modelin içi ilk defa dolmaya başlamıştı. Kişisel kanaatim psikiyatri ve psikolojinin en önemli eksiği olan temel bilimler ihtiyacının, emosyon bilimi (Emotional Neuroscience veya Affective Neuroscience) ile karşılanacağı yönündedir. TARİHSEL GELİŞİM Emosyonlar hakkındaki ilk ciddi bilimsel araştırma, ünlü Amerikalı psikolog ve filozof Williams James i 1884 yılında yayınladığı Emosyon Nedir? başlıklı makalesidir. James, bugün tekrar kısmen gündeme gelen emosyonların periferik fizyolojik belirtilerine vurgu yapmıştır. Daha ruh kavramının tartışıldığı yıllarda bedeni psikolojinin içine yerlemiştir. James e göre İnsan korktuğu için titremez, titrediği için korkar. James in düşündüğü emosyon ile ilgili devreler şekil 1 de gösterilmiştir. Hissetmek Williams James Serebral korteks Duyusal Motor Emosyonel uyaran 4 Fizyolojik belirtiler Şekil 1: Williams James e göre emosyonun yolları (LeDoux 1998) Bu konu üzerinde önemle duran diğer bir araştırmacı Walter Cannon dur Cannon emosyonlarda talamusun rolü üzerinde durmuştur. Cannon a göre talamus emosyonların integre edilidiği bir merkezdi. Emosyon (korku) Uyaran (tehlike) Talamus Cevap (kaçma) Aynı konuda fizyolog Philip Bard, Cannon un görüşlerini destekleyen bir dizi çalışma yapmıştır. Çalışmalarında hipotalamusun emosyonların ortaya çıkışında merkezi bir role sahip olduğunu iddia etmiştir. Bu çalışmaların sonucu Cannon-Bard teorisi adı ile bilim çevrelerinde kabul görmüştür.

3 Bard a göre bütünlüğünü kaybetmeyen emosyonel cevap, ancak hipotalamusun sağlam kalması ile mümkündü. Hipotalamusun üzerinde kalan beyin dokusu tamamen çıkartılsa bile, saldırganlık davranışını elde etmek yine de mümkündü. Hipotalamusun tahribi ile saldırganlık davranışında azalma meydana gelmekteydi. Kalan belirtiler ise saldırgan davranışın sadece otonom belirtileriydi. Saldırganlık davranışının subjektif yanı eksik olduğu için, Bard ortaya çıkan bu cevaba Yalancı Kuduz (Sham Rage) adını verdi. Yalancı kuduzda öfke reaksiyonu belli bir amaca yönelmemektedir. Hayvan sadece öfkelidir, ama öfkesinin bir hedefi ve amacı yoktur. Cannon ve Bard, dış uyaranların talamus tarafından işlenerek korteks ve hipotalamusa gönderildiğine inanmaktaydı. Hipotalamus da talamustan aldığı uyaranları hem vücudun diğer kısımlarına, hem de kortekse göndermekteydi. Kortekse ulaşan mesajlar orada yorumlanmakta, uyaranın ne olduğu ve emosyonel önemi hakkında karara varılmakta, sonuçta bilinç alanında emosyonların hissedildiği düşünülmüştü. Bu teoride, emosyonel cevapların ve hislerin parelel seyrettiği ileri sürülmüştür. Cannon-Bard teorisi şekil 2 de gösterilmiştir. Talamus 1 2a Hissetmek Serebral korteks 2b Emosyonel uyaran 4 Hipotalamus Cannon-Bard teorisi 3b 3a Fizyolojik belirtiler Şekil 2: Cannon-Bard ın emosyonel beyin teorisi (LeDoux 1998) Emosyon konusundaki en parlak görüşlerden biri anatomist James Papez e aittir. Papez 1937 yılında emosyonların nöral substratı konusunda bugün bile önemini koruyan teorisini ortaya atmıştır. Papez birçok subkortikal yapının lezyonlarında emosyonel davranış bozukluklarının ortaya çıktığını fark etmiştir. Papez, Cannon- Bard gibi, emosyonel uyaranların önce talamusa ulaştığını, oradan hipotalamus ve kortekse projekte edildiğini ileri sürmüştür. Hipotalamustan çıkan uyaranlar vücutta davranışa ait fizyolojik belirtileri meydana getirmekte, kortekse ulaşan uyaranlar ise emosyonların hissedilmesine yol açmaktadır. Papez hipotalamustan anterior talamusa ve singulat kortekse giden bir seri bağlantıyı göstermiş, emosyonel cevapların, singulat korteksin duyusal korteks ve hipotalamustan gelen impulsları birleştirdiğinde ortaya çıktığını düşünmüştür. Ayrıca singulat korteksten çıkan impulsların, hipokampus üzerinden hipotalamusa geri dönmesiyle serebral korteksin emosyonları kontrol edebildiğini ileri sürmüştür. Korteks ile subkortikal yapıları

4 bağlayan bu hayali devreye Papez halkası denmştir. Papez halkası, limbik sistemin ilk nüvelerini olşturmuştur. Papez halkası şekil 3 te gösterilmiştir. Papez halkası Hissetmek Duyusal korteks c Singulat korteks b Talamus Hipokampus Ant.Tal d a Hipotalamus Emosyonel uyaran Fizyolojik belirtiler Şekil 3: Papez halkası (LeDoux 1998) LİMBİK SİSTEM KAVRAMI Limbik kelime olarak latince sınır anlamına gelmektedir. Alanında bir deha olan Fransız nörolog Paul Broca Serebrum un iç yüzeyinde, beyninin dışını örten korteksten faha farklı bir grup kortikal yapının varlığına dikkat çekmiştir. Broca keşfettiği bu yapılara beyini sapının etrafını sardığı için, latince halka veya sınır anlamına gelen Limbik Lob adını vermiştir.bu tanımlamaya göre limbik lob, esas olarak korpus kallosum un etrafını saran singulat girus ve hipokampsu da kapsayan temporal lob un iç yüzeyinden oluşmaktaydı. Ancak Broca bu yapıların emosyonlarla ilişkili önemine ait bir vurgu yapmamıştı. Papez halkasındaki yapılar ile, Broca nın tarif ettiği yapıların benzerliği üzerine, beyinin emosyonlarla ilgili bu bölgesine limbik sistem denilmeye başlandı. Ancak limbik sistem kavramını populer hale getiren Amerikalı fizyolog Paul MacLean olmuştur. McLean limbik sistemin gelişiminin, canlıların beyin sapı tararfından dikte edilen streotipik davranışlarından kurtulmalarına, emosyonlarını yaşantılmaya ve ifade etmeye yaradığını iddia etmiştir. EMOSYON (DUYGU) NEDİR? Emosyon alanındaki çalışmalar hızla artsa bile, emosyonun tanımı konusunda hala tam bir görüş birliği yoktur. Psikiyatri kitaplarında emosyon ana başlığında, duyguların özellikle yüzde objektif olarak görüldüğü affekt ve daha uzun süreli ve görece stabil ruh halini anlatan duygudurum (mood) alt başlıkları şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Ancak sinirbilim literatürü emosyon denilince bu ikisinin dışındaki bir kavramı ele almaktadır. Emosyonlar ile ilgili çalışmalardaki en büyük sorun, duygusal uyaranın vücutta oluşturduğu iç ortam değişikliği ile daha üst seviyedeki beyin yapılarının devreye girdiği hissetme sürecinin karıştırılmasıdır. Biz emosyon terimi ile birinciyi kastediyoruz.

5 Emosyon kelimesinin ingilizce etimolojisi vücuttan dışa doğru bir hareketi ifade eder. E-motion ingilizce kelime anlamı olarak dışa doğru hareket manasına gelir. Dış dünyadan gelen uyaranlara veya vücudumuzdaki dürtülere doğuştan gelen, türe özgü belirli reaksiyonlar veririz. Önceden düzenlenmişlerdir. Emosyonlar genel olarak hayatta kalmak üzere programlanmış davranış kalıplarıdır. Sahnesi vücuttur. Emosyon dediğimizde anlaşılacak olan, uyarana veya, düşünceye karşılık olarak gelen iç ortamın değişmesi ve bir davranışsal cevabın oluşmasıdır. Böylece, ormanda gezerken kıpırdayan bir uzun varlığın kompleks bir değerlendirilmesine gidilmeden, öncellikle yılan olarak değerlendirilip ona uygun cevabın verilmesidir. Emosyon sadece iç ortamdaki değişikliklerden ibaret olmamalıdır. Emosyonun hissedilmesi de gerekir. Yani emosyonel uyaran ile, emosyonel vücut hali arasındaki bağın farkına varılması hisleri oluşturur. Emosyonlar uyarana tek bir cevaptan ziyade, bir çok cevabın toplamını ifade ederler. Her emosyon değişken ve kompleks yapıdadır. Emosyonu ortaya çıkartan uyaran, ya organizmanın çevreyle etkileşimi sonucu dışardan bir obje ya da durumun reprezantasyonu veya bir anının hatırlanması veya iç ortam değişikliğini yansıtan bir durum olabilir. Bazı emosyonlar birdenbire ortaya çıkar. Ani başlarlar, hızla yoğunlaşıp yine aynı hızla sönerler. Öfke, korku, şaşkınlık ve tiksinti bu tarz emosyonlardır. Bazı emosyonlar ise yavaş başlar, uzun sürer ve yine yavaş sonlanır. Arkaplan emosyonları buna örnektir. Acı ve haz emosyon değil, bazı emosyonları tetikleyen durumlardır. Son yıllarda emosyonları primer, sekonder ve arkaplan (background) emosyonları olarak ayırmak kabul görmeye başlamıştır. Primer emosyonlar, başta amigdala ve anteriör singulatın bulunduğu limbik devrelerden kaynaklanır.doğuştan varolan, önceden düzenlenmiş cevaplardır. Primer emosyonel cevabın amacı bedeni, kaç ya da savaş durumuna hazırlamaktır.primer emosyonların uyarılması için, uyaranın niteliğinden ziyade, belli özelliklere sahip olması önemlidir. Örneğin: Boy (büyük hayvanlarda olduğu gibi), genişlik (uçan kartallarda olduğu gibi), hareket tipi (sürüngenlerde olduğu gibi), vücut halinin bazı konfigürasyonları ( kalp krizi sırasında hissedilen ağrı gibi). Primer emosyonların mekanizması basitçe şekil 5 te gösterilmiştir. Primer emosyonlar bütün duygusal davranış yelpazesini tanımlaya yetmez. Bunlar temel mekanizmalardır. Nesne ve durum kategorileri ile primer emosyonlar arasındaki bağlantılar kurulmaya başlandığı andan itibaren sekonder emosyonlar ortaya çıkmaya başlar. Limbik sistem yapıları, artık sekonder emosyonları desteklemek için yeterli değildir. Ağ genişlemelei, prefrontal ve somatik-duyusal korteksler de devreye girmelidir.

6 İT Yüz ve el-ayak kaslarına giden sinyaller A H Otonom sinyaller Uyaran Kan dolaşımına karışan endokrin vd kimyasal tepkiler Nörotransmitter çekirdeklerine giden sinyaller Damasio Şekil 4: Primer emosyonlar (Damasio 1994). Kalın çizgiler kabaca beyin ve beyin sapını temsil etmektedir. Basitçe primer emosyonlar çevreden veya organizmanın içinden gelen uyaran, önce (A)amigdalayı harekete geçirir. Ardından amigdala, (H)hipotalamus ve diğer bölgelere outputlar göndererek bedende (İT) iç tepkiler için fizyolojik bir cevabın oluşumunu sağlar Paul Ekman isimli araştırmacı 40 yıldan fazla bir süredir bütün kültürlerde emosyonların yüz ifadelerini çalışmıştır. Çalışmalarının sonucunda bazı temel emosyonun bütün kültürlerde evrensel olarak bulunduğunu ortaya koymuştur. Bunlar: 1. Mutluluk 2. Üzüntü 3. Öfke 4. Korku 5. Tiksinme 6. Şaşkınlık Sekonder emosyonlar, primer olanlardan farklı olarak, bilinçli ve sistemli fikirlerle başlar. Bu fikirler, düşünce sürecinde zihinsel imgeler olarak ifade bulur ve ilişkinin bilişsel değerlendirilmesi yapılır. İmgelerin bir kısmı verbal, bir kısmı nonverbaldir. Bilinçdışı düzeyde, prefrontal kortekste bulunan devreler, imgelerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan sinyallere istem dışı cevap verirler. Bu prefrontal karşılık, daha önceki deneyimlere ait bilgiyi içeren yönlendirici temsillerden kaynaklanır. Bunlar doğuştan değil, sonradan edinilmiş yönlendirici temsillerdir. Yaşamda daha önce edinilmiş, yalnız o kişiye özel deneyimleri kapsar. Prefrontal yönlendirici temsillerin verdiği cevap, amigdala ve ön singulata sinyaller halinde ulaştırılır. Sonuçta o emosyonu oluşturan uyarana karşılık gelen bir vücut hali ortaya çıkar. Görüldüğü gibi, daha kompleks olan sekonder emosyonlar, primer emosyonların mekanizmalarını kullanır. Sekonder emosyonlar birden fazla primer emosyonun bir araya gelmesi ile ortaya çıkar. Bunlar örneğin; utanç, kıskançlık, suçluluk gibi sosyal emosyonlardır. Limbik sistemdeki bir hasar primer emosyonların işlenmesine zarar verirken, prefrontal bölge lezyonları sekonder emosyonların işlenmesine hasar vermektedir.

7 Sekonder emosyonların mekanizması şekil 6 da gösterilmiştir. İT VM Yüz ve el-ayak kaslarına giden sinyaller A H Otonom sinyaller Uyaran Kan dolaşımına karışan endokrin vd kimyasal tepkiler Nörotransmitter çekirdeklerine giden sinyaller Damasio Şekil 5: Sekonder emosyonlar (Damasio 1994). Uyaran hala amigdala tarafından işlenmekle beraber, devreye akıl yürütme de girer (VM) ventromedial korteksi de devreye sokar. VM, (A)amigdala aracılığıyla etki yapar. Sekonder emosyonlar, primer emosyonların mekanizmasını kullanır. Doğa yeni mekanizmalar ve sonuçlar yaratmak için eski yapılardan yararlanır. Bu iki emosyonun dışında çok daha farklı olarak ortaya çıkan arkaplan emosyonlarından da bahsetmek mümkündür. Bu genellikle nasılsın sorusuna verilen iyiyim veya kötüyüm şeklindeki genel bir duygusal durumu ifade eder. YENİ BİR ÇAĞ VE YENİ BİR ANLAYIŞ: DUYGUSAL BEYİN Yeni bir anlayışın ilk tohumları aslında talihsiz bir kaza ile atılmıştı. ABD de 1848 yılında Vermon ta, demiryolu işinde çalışan Phineas Gage ismindeki ekip başı herzamanki görevini yapıyordu. Önce patlatılmak istenen kayaları deliyor, elindeki demir çubukla dinamitleri içeri itiyor, daha sonra dinamitleri patlatıyordu. O gün yine aynı işi yaparken, henüz daha dinamitleri kayanın içine iterken, dinamitler bir kaza sonucu ani olarak patladı. Elindeki demir çubuk kafatasının sol tarafını delip geçti. Bu sırada frontal bölgesi ciddi şekilde hasar görmüştü. Ancak Gage şanslı bir şekilde, sekel kalmadan düzeldi. Sadece sol gözü kör olmuştu ki böyle büyük bir kazada bu bile çok büyük şanstı.dokunuyor, duyuyor, görüyor, ellerini eskisi gibi ustalıkla kullanıyor, yürüyordu. Konuşma ve dil becerilerinde fark edilir bir aksama yoktu.fakat zaman geçtikçe çevresindeki insanlar Phineas Gage in belirgin bir şekilde kişilik değiştirdiğini farkettiler. Kazadan önce düzgün, ılımlı, enerjik çalışkan ve becerikli biri olan kazadan sonra başka bir insan olup çıkmıştı. Kaba, ahlaki değer yargılarından yoksun, küfürbaz, istekleri engellendiği zaman tahammülü olmayan, gelecek il ilgili tutarlı bir planı olmayan, hiçbir nasihati dinlemeyen bir adam haline gelmişti. İşindeki

8 eski verimliliğinden eser kalmayınca işinden kovulmuştu. Hayatı gittikçe bozulmuş ve sonunda muhtemelen status epileptikus nedeniyle ölmüştü. Başlangıçta bu vaka hakettiği önemi almamıştı. Dikkat, algılama, bellek, dil ve zeka gibi yetileri bozulmadığı halde karakterde ve sosyal hayatta ortaya çıkan dejenerasyon o sıralar kimsenin dikkatini çekmemişti. Halbuki genel kabul gören görüş, akıl yürütme ile ilişkili yetilerin bozulmadığı durumlarda, sosyal hayat ve akıl yürütmenin bozulmaması gerektiği yönünde olmalıydı. Bu çelişki ancak çok sonraları bilim adamlarının dikkatini çekmeye başlayacaktı. Yıllar sonra Gage vakasını yeniden araştıran bilim adamları, demir çubuğun motor ve dil işlevleri için gerekli bölgelere zara vermediğini, özellikle solda belirgin olmak üzere, her iki ventromedyal prefrontal korteksi etkilediği ortaya konmuştu. Daha sonra literatüre giren birkaç frontal hasarlı hastada da Gage e benzer değişikliklerin görülmesi, özellikle prefrontal korteksin geleceği planlama, öğrenmiş olduğu sosyal kurallara göre davranma ve sonuçta kendi yaşamını sürdürmesine yararı olacak kararlar alıp uygulama yetileri ilişkili olduğu sonucuna varılmasına yol açtı. Prefrontal korteksi kabaca Rolando yarığının anteriör kutbunda bulunan korteks bölgesi olarak tanımlayabiliriz. Bu tanım sitoarkitektonik çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Ancak daha geçerli ve kesin bir tanım yapmak gerekirse, prefrontal korteks talamusun mediodorsal çekirdeğinden projeksiyon alan kortikal bölgedir denilebilir. Son yıllarda artan sayıda çalışma, prefrontal bölgenin değişik sektörlerinin emosyonlarla ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Prefrontal bölge hem fonksiyon hem hücre yapısı itibari ile heterojen bir yapıya sahiptir. Primatlarda prefrontal korteksin 3 ayrı sektörden oluşuğu düşünülmektedir. Bunlar; dorsalteral, ventromedial ve orbitofrontal bölgelerdir. Resim 1:Prefrontal bölgeler (Davidson 1999) Prefrontal korteks, diğer korteks alanları gibi 6 tabakadan oluşmuştur. Diğer bölgelerde olduğu gibi orta tabakalar genellikle diğer bölgelerden gelen inputları alırken, derin tabakalar outputları gönderir. Prefrontal korteksin asıl işlevi karar vermedir. Ayrıca işleyen bellek (working memory) ile ilgilidir. Prefrontal korteksteki transmisyona glutamat aracılık eder. Aynı zamanda prefrontal bölgede inhibitör devreler de vardır. İnhibitör bağlantıların çoğu, derin tabakalardaki output hücrelerinde bulunur. Ancak eksitatör ve inhibitör devreler arasında nöromodülasyonu sağlayan en önemli nörotransmitter dopamindir. Deney

9 hayvanlarında başka maddeler vasıtasıyla dopaminin etkisinin ortadan kaldırılması, bazı testlerde sanki prefrontal korteks tümden kaldırılmış gibi bir sonuca yol açar. Genç maymunlarda prefrontal bölgeye dopamin enjekte edilmesi işleyen belleğin kapasitesini arttırmıştır. Yapılan çalışmalar prefrontal bölgenin pozitif ve negatif emosyonlarla yakın ilişkide olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle depresyonda sol prefrontal bölgenin aktivitesindeki azalma göze çarpmaktadır. Özellikle ventromedial prefontal lezyonlu hastalarda planlama ve amaca yönelik davranışın bozulduğu görülmektedir. Bazı depresyon vakalarında da amaca yönelik eylem ve planlamanın bozulması, yine bu vakalarda fonksiyonel görüntüleme teknikleri ile yapılan inncelemelerde benzer bölgelerin hipoaktivasyonuna rastlanması, bu bölgenin depresyonda önemli bir rol oynayabileceğini akla getirmektedir. Yine sol prefrontal bölgelerinde lezyon bulunan hastalarda, sağda aynı bölgede lezyonu olan hastalara göre depresyonun daha sık bulunması bu bulguları destekler görünmektedir. Elektrofizyolojik çalışmalar da bu bulguları destekler görünmektedir. Pozitif emosyonları uyandıran görüntüleri seyreden deneklerde sağ prefrontal ve anteriör temporal aktivasyon artarken, pozitif emosyonları uyaran filmler tam ters bir aktivasyona sebep olmaktaydı. Emosyonlarıla ilgili olarak son 15 yıl içinde çığır açan bir keşif olmuştur. Daha önceki bütün görüşlerde emosyonel uyarının önce talamus yoluyla kortekse ulaştığı, burada işlenerek beynin ve ve vücudun diğer bölgelerine gönderildiği genel kabul görmekteydi. Ancak Joseph LeDoux isimli araştırmacı o güne kadar bilinmeyen yepyeni bir yol keşfetti. Talamusa gelen bir emosyonel uyaran, daha kortekse ulaşmadan önce Talamo-Amigdaloid yol ile amigdala ya ulaşmakta, amigdalanın uyarılması ile de, uyaranın cinsine bağlı olarak türe özgü, doğuştan gelen önceden programlanmış set davranış kalıpları, uyaran daha bilince ulaşmadan önce vücutta belli bir içortam değişikliğine neden olmaktaydı. LeDoux un bulduğu bu yol, özellikle emosyonların biyolojisi ile ilgili birçok görüşün yeni baştan düzenlenmesine yol açmıştır. Bu yol şematik olarak şekil 4 te gösterilmiştir. Duyusal korteks Yüksek yol Duyusal Talamus Kısa yol Amigdala LeDoux Emosyonel uyaran Emosyonel cevaplar Şekil 6: Talamo-amigdalaoid ve talamo-kortiko-amigdaloid yol (LeDoux 2002)

10 LeDoux emosyonlar ile çalışmaya başladığında, daha genel araştırmalar yerine sadece korku emosyonu üzerine odaklanmıştı. Araştırmalarının sonucunda özellikle şartlı korkuda amigdalanın temel bir rol oynadığını gördü. Amigdala bir kere uyarıldıktan sonra, tekrar eski haline gelmesi uzun zaman almaktaydı. Özellikle amigdalanın prefrontal bölge ile kurduğu bağlantılarda ilginç bir özellik vardı. Prefrontalden amigdalaya gelen aksonlar, amigdaladan prefrontale gidenlerden çok daha azdı. Bu şu anlama geliyordu. Amigdala bir kere uyarıldı mı, artık prefrontalin amigdala üzerindeki inhibe edici etkisi ortaya çıkmıyordu. Bu tablo, aslında mantıksız olduğunu bildiğimiz halde, hala fobilerin nasıl etkisi altında kaldığımızı çok güzel açıklıyordu. Stres devreleri Stres sırasında kanda kortizol miktarının arttığı bilinen bir gerçek. Çünkü amigdala ve diğer beyin bölgeleri, hipotalamik nöronları uyararak, hipofizdeki terminallerden kortikotropin salıcı faktörün (CRF) salınmasına yol açarlar. Bu da hipofizdeki ACTH salınımını uyararak, adrenal bezlerden kortizol salınımını arttırır. Kortizol kan yoluyla bütün vücuda yayılır ve beyinde özellikle hipokampustaki reseptörlere bağlanır. Hipokampustaki reseptötler, yeterli miktarda kortizol ile bağlandığında, hipotalamus üzerinde negatif feedback etkisi yaparak, CRF salınımını inhibe eder. Bu yolla hipokampus, kortizolü belli seviyede tutarak, amigdalanın tetiklediği stres cevabını regüle eder. Amigdala ve hipokampus arasındaki stres yolu şekil 7 de şematize edilmiştir. Emosyonel uyaran Stres yolu Amigdala Kortizol + - Hpt PVN CRF Hipz Adrenal korteks ACTH hipokampus Kortizol LeDoux Şekil 7: Amigdala ve hipokampus arasındaki stres yolu (LeDoux 2002) Kısaca stres cevabı, tehlike ile mücadele etmek için bedenin imkanlarını seferber etmekte kullanılan faydalı bir araçtır. Eğer stres uzun sürerse, sonuçları ciddi olabilir. Vücutta bir takım istenmeyen durumlar görülebilir. Ancak hipokampus yeterli oranda

11 işlev görebiliyorsa, stres reaksiyonu durdurulabilir. Ancak uzamış stres, hipokampusun işlevlerini bozabilir. Yapılan araştırmalar, uzamış stresin hipokamoustaki dendritleri büzdüğü ve sonuçta da hipokampusta hücre ölümüne sebebiyet verdiği gösterilmiştir. Buna bağlı olarak da hipokampusa bağlı fonksiyonları, örneğin explicit belleği ciddi şekilde bozmaktadır. Dendritlerin büzüşmesi daha çok hipokampusun CA3 bölgesinde görülürken, Dentat firusta nörogenesis durur. Bu iki durum stres ve kortizolü yükselten diğer durumlarda hipokampusun volümünün azalmasını izah edebilir. Stres sadece hipokampusu değil, prefrontal in fonksiyonlarını da bozar. Örneğin depresyonda yakın faıza bozulur, dikkat dağılır, kara verme, plan yapma ve idari fonksiyonlar bozulur. Klasik anksiyolitikler, GABA üzerinden etki gösterirler. GABA nın etkisi artınca, görece glutamatın etkinliği azalır ve davranışsal inhibisyon ortaya çıkar. Septum, limbik sistemin bir parçasıdır ve hipokampus ile yakından ilişkilidir. Hipokampus ve septumun birlikte, beynin danranışsal inhibitör network ü olduğu düşünülmektedir. Bu network, acı, cezalandırma, ödül kaybı gibi ters veya yeni ve belirsiz durumları tespit etmeye onlara karşı vir cevap oluşturmaya yarar. Davranışsal inhibisyon sistemi aktif olduğunda, o sıradaki bütün davranışlar durur (örneğin donakalma durumu), organizma dahay uyanık, dikkatli ve canlı bir hale girer. Anksiyolitiklerin, septum ve hipokampusun bu halini engelleyerek anksiyete belirtilerini azalttığı ileri sürülmüştür. Anca anksiyolitik ilaçların, deney hayvanlarının hipokampusuna direkt verilmesi bu etkiyi ortaya çıkartamamaktadır. Bir görüşe göre bunun nedeni; GABA transmisyonunun asıl olarak başka bölgelerde arttığı, sadece sekonder olarak septohipokampal bölgeyi etkilediğidir GABA transmisyonunu artan bölgenin, beyin sapındaki monoaminerjik sistemler olduğu düşünülmektedir. Zira bu bölgeye anksiyolitiklerin direkt verilmesi, anksiyete belirtilerinin ortadan kalkmasına sebep olmuştur. Tehlike anında beyin sapındaki serotonin ve norepinefrin hücreleri aktive olur ve serotonin ile norepinefrinin salınması artar. Norepinefrin ve serotonin in kendileri bir etki oluşturmaz, daha ziyade nöromodulasyonu sağlarlar. Tehlike anında septum ve hipokampus aktif olduğu için, serotonin ve norepinefrin sinaptik süreci arttırarak, uyanıklık, dikkat artışı ve anksiyeteye sebep olurlar. Tehlike işareti, septum ve hipokampusu uyardığı gibi, beyin sapındaki serotonin ve norepinefrin hücrelerini de uyarır. Bu yüzden anksiyolitik ilaçların,beyin sapındaki GABA transmisyonunu arttırdığı ve böylece ön beyindeki serotonin ve norepinefrin salınımını azaltarak etki gösterdiği ortaya konmuştur. Bir başka görüşe göre, anksiyete, işleyen belleğin endişe verici, aversif düşünceler tarafından ele geçirildiği bir kognitif durumdur. Bu durumda amigdala gibi, emosyonel süreçlerle ilişkili sistemler, tehdit edici bir durumu belirledikleri zaman, işleyen belleği bu konunun üzerine yoğunlaşmasına sebep olacaklardır. Bu durumda işleyen bellek, diğer kortikal ağlardan ve hafıza sisyeminden bu olaya ilişkin informasyon alarak, yapacağı eylem hakkında karar verecektir. İşleyen bellek (working memory) mevcut stimulusun hangi çerçeve içinde yeraldığını, muhtevasını ve o durumla ilgili geçmiş tecrübelerideğerlendirmek için hipokampus ile etkileşime girecektir. İşte bu yüzden hipokampus, stres oluşturan durumlarda aktif hale gelecektir. Organizma bu durumda, işleyen bellek vasıtası ile tehdit altında olduğunu düşünürse veya ortaya çıkan yeni durumu tanımlamakta zorlanırsa veya hangi eylemi yapacağı konusunda karasızlığa düşerse anksiyete hali ortaya çıkar.

12 Kaynaklar Damasio, A. R. (1994). Descartes-error: Emotion, reason, and the human brain. New York: Avon Books. Damasio, A.R., (1999). The Feeling of What Happens: Body and Emotion in the Making of Consciousness. Harcourt Brace & Co., New York. Damasio, A.R., Looking for Spinoza: Joy, Sorrow, and the Feeling Brain. Harcourt Brace & Co., New York. Davidson, R.J., Irwin, W., (1999). The functional neuroanatomy of emotion and affective style. Trends Cog. Sci. 3 (1), Davidson, R.J., Jackson, D.C., & Kalin, N.H. (2000). Emotion, plasticity, context, and regulation: Perspectives from affective neuroscience. Psychological Bulletin, 126, LeDoux, J., (1996). The Emotional Brain: The Mysterious Underpinnings of Emotional Life. Simon and Schuster, New York. LeDoux, J. E. (2002). The synaptic self, How our brain become who we are. New York: Viking.

13

ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ. Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ. Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Lilly Konuşmacı: Lundbeck Sunum

Detaylı

Dr. Halise Kader ZENGİN

Dr. Halise Kader ZENGİN Bilişsel ve duygusal zekanın farklı işlevlerinin olduğu ve birbirlerinden ayrı çalışmadıkları son yıllarda yapılan psiko-fizyoloji ve beyin MR çalışmalarıyla açıklık kazandı. Bilişsel ve duygusal zekası

Detaylı

Sinir sistemi organizmayı çevresinden haberdar eder ve uygun tepkileri vermesini sağlar.

Sinir sistemi organizmayı çevresinden haberdar eder ve uygun tepkileri vermesini sağlar. SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi organizmayı çevresinden haberdar eder ve uygun tepkileri vermesini sağlar. Çevresel ve Merkezi olmak üzere, sinir sistemi ikiye ayrılr, ÇEVRESEL

Detaylı

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

AMİGDALA ve. Albert Long Hall, Boğazi. aziçi Üniversitesi 4-55 Nisan 2008. Limbik Sistem ve Emosyonlarımız antısı ve ifade edilmesinde

AMİGDALA ve. Albert Long Hall, Boğazi. aziçi Üniversitesi 4-55 Nisan 2008. Limbik Sistem ve Emosyonlarımız antısı ve ifade edilmesinde LİMBİK K SİSTEM S STEM AMİGDALA ve CİNSELLİK Prof. Dr. Ertan Yurdakoş İ.Ü.. Cerrahpaşa a Tıp T p Fakültesi Fizyoloji A.D. Limbik Sistem ve Emosyonlarımız Emosyonların yaşant antısı ve ifade edilmesinde

Detaylı

Tıp ve Veteriner Fakülteleri Arasındaki Tek Fark Psikiyatri dir

Tıp ve Veteriner Fakülteleri Arasındaki Tek Fark Psikiyatri dir Tıp ve Veteriner Fakülteleri Arasındaki Tek Fark Psikiyatri dir İNSAN VE ŞİDDET İnsan davranışlarının kökünde biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenler rol oynar. Bir davranışın kökenlerini anlayabilmek

Detaylı

SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ 2

SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ 2 SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ 2 Bilgiyi işlemede büyük rol oynar HİPOKAMPUS Hafıza, öğrenme, bilişsel haritalama ve dikkat ile yakından ilişkilendirilmiştir Bu bölgeye zarar gelmesi öğrenme ve hatırlamada

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder

SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder. Çeşitli duyu organlarından milyonlarca

Detaylı

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB TEMPORAL LOB Üst temporal gyrus Orta temporal gyrus Alt temporal gyrus Temporal loblar; duyusal girdilerin organize edilmesinde, işitsel algılamada, dil ve konuşma

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

BEDENDE YAŞAYAN TRAVMA SOMATİZASYON. Prof Dr Süheyla Ünal İnönü üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

BEDENDE YAŞAYAN TRAVMA SOMATİZASYON. Prof Dr Süheyla Ünal İnönü üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD BEDENDE YAŞAYAN TRAVMA SOMATİZASYON Prof Dr Süheyla Ünal İnönü üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Bilgi işleme süreci Tehdit ya da tehlike içermeyen durumlarda gelen uyaran bilinçli bilgi işleme

Detaylı

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Duygu ile ilgili alanyazında araştırmacıların, biyolojik temelli olan, diğer hayvanlarla paylaşılan, tüm kültürlerde görülen ve evrensel

Detaylı

GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I

GÜDÜLENME. Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I GÜDÜLENME Dersin konuları Güdülenme ile ilişkili kavramlar Güdülenme kuramları Biyolojik kuramlar İçgüdü Dürtü-azaltma Uyarılma Psikososyal Kuramlar Özendirici Bilişsel Biyopsikososyal kuram Maslow un

Detaylı

Bir ruhsal belirti olarak ağrı

Bir ruhsal belirti olarak ağrı Bir ruhsal belirti olarak ağrı Uzm. Dr. Irmak POLAT Kars Harakani Devlet Hastanesi 53. Ulusal Psikiyatri Kongresi Bursa, 3-7 Ekim 2017 Kronik ağrı bir halk sağlığı sorunu >70 milyon Amerikalı Medikal harcamalar,

Detaylı

Sosyal Beyin, Zihin Kuramı ve Evrim

Sosyal Beyin, Zihin Kuramı ve Evrim İçerik Sosyal Beyin, Zihin Kuramı ve Evrim Dr. Muzaffer Kaşar Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Deneysel ve Evrimsel Psikiyatri Grubu Evrim sürecinde insan beyni Ayna nöronlar, dil ve

Detaylı

Psikofarmakolojiye giriş

Psikofarmakolojiye giriş Psikofarmakolojiye giriş Genel bilgiler Beyin 100 milyar nöron (sinir hücresi) içerir. Beyin hücresinin i diğer beyin hücreleri ile 1,000 ile 50,000 bağlantısı. Beynin sağ tarafı solu, sol tarafı sağı

Detaylı

Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Nöroloji A.D. 11. Ulusal Uyku Tıbbı Kongresi 6-10 Kasım 2010, Antalya

Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Nöroloji A.D. 11. Ulusal Uyku Tıbbı Kongresi 6-10 Kasım 2010, Antalya Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Nöroloji A.D. 11. Ulusal Uyku Tıbbı Kongresi 6-10 Kasım 2010, Antalya Modern toplumlarda uykudan alacaklı olmak artık sıradan bir olaydır. Bunun karşılığında

Detaylı

İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve

İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve YAPAY SİNİRAĞLARI İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve gizemli harikalarından biridir. İnsan

Detaylı

DUYGU. Yard. Doç. Dr. Aybala Sarıçiçek İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012

DUYGU. Yard. Doç. Dr. Aybala Sarıçiçek İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012 DUYGU Yard. Doç. Dr. Aybala Sarıçiçek İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012 Alt başlıklar Duygu ile ilişkili kavramlar Birincil duygular Duygunun işlevleri Duyguların oluşum süreci, gelişimi, belirleyen

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar

Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar Prof. Dr. Sacit Karamürsel İstanbul Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı sacit@istanbul.edu.tr Elektroansefalogram (EEG), merkezi sinir

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Davranışın Nörobiyolojik Temelleri. Yard. Doç.Dr. Aybala Sarıçiçek Psikiyatri Anabilim Dalı

Davranışın Nörobiyolojik Temelleri. Yard. Doç.Dr. Aybala Sarıçiçek Psikiyatri Anabilim Dalı Davranışın Nörobiyolojik Temelleri Yard. Doç.Dr. Aybala Sarıçiçek Psikiyatri Anabilim Dalı Davranış dediğimiz şey beyin işlevlerinin bir ürünü. Yalnızca yürüme, nefes alma, gülümseme gibi basit motor davranışlar

Detaylı

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır. Alzheimer hastalığı nedir, neden olur? Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.

Detaylı

Dr. Hakan Karaş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu

Dr. Hakan Karaş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu Dr. Hakan Karaş Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: Yok Grubun kollektif refahına katkı (Brewer&Kramer,1986) Gruplara

Detaylı

İçerik. Duygunun Tanımı Bileşenleri Sınıflandırması Duyguların ifadesi Duygular ve psikosomatik bozukluklar Duygusal Zeka testi

İçerik. Duygunun Tanımı Bileşenleri Sınıflandırması Duyguların ifadesi Duygular ve psikosomatik bozukluklar Duygusal Zeka testi DUYGULAR İçerik Duygunun Tanımı Bileşenleri Sınıflandırması Duyguların ifadesi Duygular ve psikosomatik bozukluklar Duygusal Zeka testi Duygu Nedir? Kişiye göre deneyimleme Öznel ifade biçimi Karmaşık

Detaylı

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Web adresi Bu Senin Beynin! Ders 2 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Diğer şeyler Bağlantıya geçme Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Nasıl iyi yapılır Kitap inceleme (%20) Deneye

Detaylı

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji www.gunescocuk.com Çocuk ve ergen psikiyatrisinde

Detaylı

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler 1 1. Gelişim ve Değişim Gelişim, organizmanın doğum öncesi dönemden başlayarak (döllenme) bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal yönden

Detaylı

Nörobiyoloji. Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül

Nörobiyoloji. Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül Nörobiyoloji Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül www.gunescocuk.com 26.11.2015 Bilişsel nörobilim Bilis Motor işlevler Dil süreci Problem ço zme Algı Duyu Bellek No roanatomi: Kafatası -koruyucu kabuk Omurilik,

Detaylı

Gelişim Psikolojisi Ders Notları

Gelişim Psikolojisi Ders Notları Gelişim Psikolojisi Ders Notları Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL www.gunescocuk.com Tanımlar Büyüme: Organizmada meydana gelen sayısal (hacimsel) değişiklikler Olgunlaşma: Potansiyel olarak var olan işlevin

Detaylı

Albert Long Hall, Boğazi 4-55 Nisan 2008

Albert Long Hall, Boğazi 4-55 Nisan 2008 Ayna Nöronlarının İnsan Gelişimi ve İletişimindeki Önemi Cem Keskin Boğ Bilgisayar Mühendisliği Ayna Nöronlarının Keşfi Rizolatti ve ekibi tarafından 1996 senesinde makak maymunları üzerinde yapılan bir

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

Beynin Temelleri BEYNİN TEMELLERİ 1: BEYNİN İÇİNDE NE VAR?

Beynin Temelleri BEYNİN TEMELLERİ 1: BEYNİN İÇİNDE NE VAR? Beynin Temelleri Kitabın geri kalanının bir anlam ifade etmesi için beyinle ve beynin nasıl işlediğiyle ilgili bazı temel bilgilere ihtiyacınız var. Böylece, ileriki sayfalarda nöron gibi bir sözcük kullandığımda

Detaylı

EMDR GÖZ HAREKETLERİ İLE SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME. (Eye Movement Desensitization and Reprossesing)

EMDR GÖZ HAREKETLERİ İLE SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME. (Eye Movement Desensitization and Reprossesing) EMDR GÖZ HAREKETLERİ İLE SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME (Eye Movement Desensitization and Reprossesing) Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Panik Atak ve Sınav Kaygısı ndan Kısa Sürede Kurtulmanın

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

yukarıda olduğu psikolojik bir durumdur.

yukarıda olduğu psikolojik bir durumdur. Stress Yönetimi STRES NEDİR? Bireylerin, fiziksel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi veya zorlanması ile ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Kişilerde meydana gelen ve onları normal faaliyetlerinden

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün; Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri DUYGULAR VE BEYİN Beyin, vücudun toplam ağırlığının sadece %2 sini oluştururken vücuda

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR. Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D

YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR. Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR Yrd.Doç.Dr.Adalet ARIKANOĞLU D.Ü.T.F.Nöroloji A.B.D DAVRANIŞ NÖROLOJİSİ TANIM:İnsanda yüksek serebral fonksiyonların anatomik ve fonksiyonel özellikleri ile bu fonksiyonların

Detaylı

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası Konular nin Doğası Tarihi Antik dönemler PSİKOLOJİ Biliminin Doğası psikolojinin başlangıcı Günümüz k ler Biyolojik perspektif Davranışçı perspektif Bilişsel perspektif Psikanalitik perspektif Subjektif

Detaylı

SİNİR SİSTEMİ DERS PROGRAMI

SİNİR SİSTEMİ DERS PROGRAMI T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2016 2017 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (20 MART 2017-26 MAYIS 2017) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR DÖNEM II KOORDİNATÖRÜ

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı REFLEKSLER. Dr. Sinan CANAN

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı REFLEKSLER. Dr. Sinan CANAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı REFLEKSLER Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr Bu Bölümde: Sinirsel refleksler: Tipleri ve yolları Otonom refleks yolları ve işlevleri İskelet

Detaylı

SİNİR SİSTEMİ DERS PROGRAMI

SİNİR SİSTEMİ DERS PROGRAMI T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2017 2018 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (19 MART 2017-25 MAYIS 2018) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR DÖNEM II KOORDİNATÖRÜ

Detaylı

Obsesif Kompulsif Bozukluk. Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı 5.

Obsesif Kompulsif Bozukluk. Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı 5. Obsesif Kompulsif Bozukluk Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı 5. Sınıf Dersi Sunum Akışı Tanım Epidemiyoloji Klinik özellikler Tanı ölçütleri Nörobiyoloji

Detaylı

(1) FRONTAL LOB KORTEKSİ (2) PARİETEL LOB KORTEKSİ (3) TEMPORAL LOB KORTEKSİ (4) OKSİPİTAL LOB KORTEKSİ (5) LİMBİK LOB KORTEKSİ

(1) FRONTAL LOB KORTEKSİ (2) PARİETEL LOB KORTEKSİ (3) TEMPORAL LOB KORTEKSİ (4) OKSİPİTAL LOB KORTEKSİ (5) LİMBİK LOB KORTEKSİ Bu dersimizde amacımız, serebral korteksin temel yapısı ve fonksiyonel lokalizasyonunu tanımlamaktır. Bu bilgiler, klinik semptomlar ve belirtilerde esas teşkil eden hemisferik lokalizasyonda kullanılır.

Detaylı

Fizyoloji ve Davranış

Fizyoloji ve Davranış Fizyoloji ve Davranış sorular sorular - sorular Farketmeden sıcak sobaya dokunduğunuzda hemen elinizi çekersiniz. Bu kısa sürede vücudunuzda neler olur? Kafein, esrar, alkol v.b.nin vücudunuzda ne tür

Detaylı

Limbik Sistem ve Emosyon. Dr. Timuçin Oral

Limbik Sistem ve Emosyon. Dr. Timuçin Oral Limbik Sistem ve Emosyon Dr. Timuçin Oral İTİCÜ 15 Aralık 2009 1 Limbik Lob Frontal Lob Parietal Lob Serebellum Temporal Lob Oksipital Lob Limbik sistem yapıları Hipokampus Hipotalamus (temel yapı) Parahipokampal

Detaylı

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN YAPISI ve İŞLEVLERİ Dr. Sinan Canan scanan@baskent.edu.tr www.baskent.edu.tr/~scanan www.sinancanan.net Sinir Sistemi

Detaylı

SİNİR R S İSTEMİ EGZE Z RS R İZ

SİNİR R S İSTEMİ EGZE Z RS R İZ SİNİR SİSTEMİ VE EGZERSİZ Sinir sistemi; hareket etme, konuşma ve vücudumuzdaki milyonlarca hücrenin koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan iç haberleşme yoludur. Bu nedenle, sinir sistemi hemostasizin

Detaylı

Oksipital Loblar ve Görme. Dr. Timuçin Oral

Oksipital Loblar ve Görme. Dr. Timuçin Oral Oksipital Loblar ve Görme Dr. Timuçin Oral İTİCÜ 16 Aralık 2008 1 frontal lob santral (rolandik) sulkus pariyetal lob oksipital lob temporal lob silviyan (lateral) sulkus Limbik Lob Frontal Lob Parietal

Detaylı

Negatif Geri Beslemeli Kontrol

Negatif Geri Beslemeli Kontrol Negatif Geri Beslemeli Kontrol Beyin Anatomisi ve EEG nin Biyofizik Temelleri Dr. Bülent Yılmaz 1 Giriş İnsan sinir sistemi (nervous system) Merkezi sinir sistemi (Central Nervous System (CNS)) Çevresel

Detaylı

YAŞAM BOYU GELİŞİM Ergenlik-Yetişkinlik

YAŞAM BOYU GELİŞİM Ergenlik-Yetişkinlik YAŞAM BOYU GELİŞİM Ergenlik-Yetişkinlik ERGENLİK ERGENLİK Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki geçiş dönemidir. Bu geçiş dönemi cinsel olgunlaşmaya yönelik fiziksel değişimlerle başlar, bağımsız yetişkin

Detaylı

BMM307-H02. Yrd.Doç.Dr. Ziynet PAMUK

BMM307-H02. Yrd.Doç.Dr. Ziynet PAMUK BMM307-H02 Yrd.Doç.Dr. Ziynet PAMUK ziynetpamuk@gmail.com 1 BİYOELEKTRİK NEDİR? Biyoelektrik, canlıların üretmiş olduğu elektriktir. Ancak bu derste anlatılacak olan insan vücudundan elektrotlar vasıtasıyla

Detaylı

Birey ve Çevre (1-Genel)

Birey ve Çevre (1-Genel) Birey ve Çevre (1-Genel) Prof. Dr. Turgut Göksu PA GBF Öğretim Üyesi tgoksu@hotmail.com Turgut Göksu 1 DAVRANIŞ NEDİR? İnsanların (ve hayvanların) gözlenebilen veya herhangi bir yolla ölçülebilen hareketlerine

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI

11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI 11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI B) ÇEVRESEL (PERİFERAL) SİNİR SİSTEMİ Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (24 MART

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (24 MART T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013 2014 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (24 MART 2014 -.. MAYIS 2014) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR DÖNEM II KOORDİNATÖRÜ

Detaylı

NEREYE KOŞUYOR. Doç. Dr. İbrahim İKİZCELİ. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

NEREYE KOŞUYOR. Doç. Dr. İbrahim İKİZCELİ. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı 2012 β-blokörler NEREYE KOŞUYOR Doç. Dr. İbrahim İKİZCELİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Adernerjik sistem Tarihçesi 1900-1910 Epinefrin 1940-1950 Norepinefrin α, β-reseptör 1950-1960

Detaylı

UYKU ADLİ TIBBI. Psk. Çiğdem Ünlü Çeber

UYKU ADLİ TIBBI. Psk. Çiğdem Ünlü Çeber UYKU ADLİ TIBBI Psk. Çiğdem Ünlü Çeber Adli Psikoloji Günleri 21-22 Mart 2013 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi 50. Yıl Amfisi ANKARA Uyku nedir? Uyku, organizmanın çevreyle iletişiminin,

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Döllenmiş yumurta fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Yaşam boyu devam eden biyolojik, bilişsel, sosyal gelişim ve kişilik gelişiminin bilimsel incelemesi Gelişim psikolojisinin başlıca

Detaylı

Anksiyete ve stres tepkisinde iyonotropik glutamat reseptörlerinin rolü ve tedavi seçenekleri. Doç. Dr. M.Murat Demet

Anksiyete ve stres tepkisinde iyonotropik glutamat reseptörlerinin rolü ve tedavi seçenekleri. Doç. Dr. M.Murat Demet Anksiyete ve stres tepkisinde iyonotropik glutamat reseptörlerinin rolü ve tedavi seçenekleri Doç. Dr. M.Murat Demet Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı MANİSA Konuşma Akışı

Detaylı

2014

2014 2014 DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU (DEB) ve MentalUP İçerik DEB e Klinik İlgi DEB Nedir? DEB in Belirtileri DEB in Zihinsel Sürece Etkileri DEB in Psikososyal Tedavisi MentalUP tan Faydalanma MentalUP İçeriği

Detaylı

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir. Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar ( mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR BU DERSTE ŞUNLARı KONUŞACAĞıZ: Anormal davranışı normalden nasıl ayırırız? Ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılan belli başlı anormal davranış modelleri nelerdir? Anormal davranışı

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

Şiddetin Psikolojisi 2015-2016 Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı. Şiddetin nöropsikolojik, biyolojik ve genetik kökenleri

Şiddetin Psikolojisi 2015-2016 Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı. Şiddetin nöropsikolojik, biyolojik ve genetik kökenleri Şiddetin Psikolojisi 2015-2016 Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı Şiddetin nöropsikolojik, biyolojik ve genetik kökenleri Doğum Öncesi Faktörler Nöral gelişimdeki anomalilere ilişkin biyomarker

Detaylı

Davranış ı ve Motivasyon- ş Hipotalamus ve Li b m i b k i bik S bik istem i Dr Sinan Canan scanan@ scanan baskent.edu.t @ r baskent.edu.

Davranış ı ve Motivasyon- ş Hipotalamus ve Li b m i b k i bik S bik istem i Dr Sinan Canan scanan@ scanan baskent.edu.t @ r baskent.edu. Davranış ve Motivasyon- Hipotalamus ve Limbik Sistem Dr Sinan Canan scanan@baskent.edu.tr Beyin Sapı R.A.S. Beyin Sapı Nöromodülatör Sistemler Beyin Sapı Nöromodülatör Sistemler Hipotalamus Ara Beyin (Diensefalon)

Detaylı

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI Dönem II TIP 2010 SİNİR DUYU SİSTEMLERİ DERS KURULU 11 EYLÜL 2017-27 EKİM 2017 DERSLER TEORİK PRATİK TOPLAM 46 9x2 55 16 3x2 19 28

Detaylı

DUYGULAR 3 DÜZEYDE INCELENEBILIR: Öznel yaşantı. Duygusal davranış. Fizyolojik olaylar

DUYGULAR 3 DÜZEYDE INCELENEBILIR: Öznel yaşantı. Duygusal davranış. Fizyolojik olaylar emotions DUYGULAR DUYGULAR OLMASAYDı? DUYGULAR 3 DÜZEYDE INCELENEBILIR: Öznel yaşantı Duygusal davranış Fizyolojik olaylar DUYGU KURAMLARı James-Lange Kuramı Önce fizyolojik değişiklikler sonra duygu Bir

Detaylı

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Geç-dönem Bozukluklar Depresyon Kaygı Bozuklukları Yeme Bozuklukları Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nörogelişimsel Bozukluklar Otizm Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD 1 Psikiyatride İlaç Etkisinin Hastalık merkezli Modeli 2 Alternatif İlaç merkezli İlaç Modeli 3 Fiziksel Tedaviler Ve Hastalık merkezli Model 1 Psikiyatride

Detaylı

Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler

Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler 1 KİŞİLİK Tutarlı davranışlar ortaya çıkmasına neden olan özellikler Doğuştan mı, sonradan mı? Çevresel etmenler.. (aile, okul, arkadaş, sosyal

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (21 MART MAYIS 2016)

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (21 MART MAYIS 2016) T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015 2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNİR SİSTEMİ V. DERS KURULU (21 MART 2016-24 MAYIS 2016) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR DÖNEM II KOORDİNATÖRÜ

Detaylı

CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER. Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU

CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER. Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU Cortex cerebri Duyu bölgeleri ;duyuların alındığı bölgeler Motor bölgeler ; hareketlerin istek doğrultusunda başlatıldığı veya sonlandırıldığı bölgeler

Detaylı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Nedir? Günlük rutin işleyişi bozan, Aniden beklenmedik bir şekilde gelişen, Dehşet, kaygı ve panik yaratan, Kişinin anlamlandırma

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

DEKSAMETAZON SÜPRESYON TESTİ

DEKSAMETAZON SÜPRESYON TESTİ DEKSAMETAZON SÜPRESYON TESTİ Kortizol süpresyon testi; ACTH süpresyon testi; Deksametazon süpresyon testi Hipotalamus ve hipofiz bezinin kortizole cevabını ölçen laboratuar testidir. Kortizol Hipotalamus

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 42 16 58 Fizyoloji 39 18 57 Histoloji ve Embriyoloji 12 4 16 Biyofizik

Detaylı

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ergenlikte Kimlik Gelişimi Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ergenlik ruhsal bir süreç olmasına karşın, bu süreci başlatan olgu bedensel, başka bir deyişle fizikseldir. Hipotalamustan

Detaylı

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir? Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik

Detaylı

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü Prof.Dr.Mitat KOZ DOLAŞIMIN SİNİRSEL KONTROLÜ Doku kan akımının her dokuda ayrı ayrı ayarlanmasında lokal doku kan akımı kontrol mekanizmaları

Detaylı

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram;

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram; KAVRAM OLUŞTURMA: Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram; ağaç,kedi,güzellik,gibi bir nesne ya da bir sembol olabilir.

Detaylı

SUNUM PLANI. Genel değerlendirme EKT TMU tdcs

SUNUM PLANI. Genel değerlendirme EKT TMU tdcs KISSADAN HİSSE SUNUM PLANI Genel değerlendirme EKT TMU tdcs ŞİZOFRENİ TEDAVİSİNDE PSIKOFARMAKOLOJİ DIŞI YAKLAŞIMLAR Biyopsikososyal Yaklaşım Etyoloji ve Patofizyoloji Psikolojik Faktörler B i r e y s e

Detaylı

PSİKOFARMAKOLOJİ 3. Antipsikotikler Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.

PSİKOFARMAKOLOJİ 3. Antipsikotikler Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar. PSİKOFARMAKOLOJİ 3 Antipsikotikler Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar www.gunescocuk.com PSİKOZ VE ŞİZOFRENİ Şizofreni belirtilerinin altında yatan düzeneği açıklamaya çalışan başlıca

Detaylı

YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR. Dr.Adalet ARIKANOĞLU DAVRANIŞ NÖROLOJİSİ

YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR. Dr.Adalet ARIKANOĞLU DAVRANIŞ NÖROLOJİSİ YÜKSEK KORTİKAL FONKSIYONLAR Dr.Adalet ARIKANOĞLU DAVRANIŞ NÖROLOJİSİ TANIM:İnsanda yüksek serebral fonksiyonların anatomik ve fonksiyonel özellikleri ile bu fonksiyonların çeşitli beyin hastalıkları sonucu

Detaylı

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ...

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... 1 1.1. Bir İleti Kodu Olarak Dil... 1 1.1.1. Dilin Bireysel ve Toplumsal Yönü / Uzlaşımsal Niteliği... 4 1.1.2. Dilin Yapısal Yönü / Dizge Olma

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM 1) Aşağıdaki hormonlardan hangisi uterusun büyümesinde doğrudan etkilidir? A) LH B) Androjen C) Östrojen Progesteron D) FUH Büyüme hormonu E) Prolaktin - Testosteron 2)

Detaylı

BİLİŞSEL NÖROBİLİM. E.Timuçin Oral 8 Kasım 2012. 8 Kasım 12 Perşembe

BİLİŞSEL NÖROBİLİM. E.Timuçin Oral 8 Kasım 2012. 8 Kasım 12 Perşembe BİLİŞSEL NÖROBİLİM E.Timuçin Oral 8 Kasım 2012 Bilişsel Nörobilim Nörobilim ve Bilişsel Psikolojinin birleşmesi 1970 li yılların sonunda Gazzaniga & Miller Soru: Beyin zihnin varlığını nasıl mümkün kılar?

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı