Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, sınır-ötesi işbirliği, bölgesel kalkınma, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve kırsal kalkınma olmak

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, sınır-ötesi işbirliği, bölgesel kalkınma, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve kırsal kalkınma olmak"

Transkript

1 T.C. MALİYE BAKANLIĞI AB VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI AĞUSTOS 2008 SAYI 18 BU SAYIDA: AVRUPA BİRLİĞİ NDE VERGİLENDİRME TRENDLERİ RAPORU (2008) FRANSA NIN AB DÖNEM BAŞKANLIĞI ÖNCELİKLERİ AVRUPA BİRLİĞİ NDE KOMİTE PROSEDÜRÜ: KOMİTOLOJİ KAMU-ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIKLARI (KÖO) MODELİNDE RİSK TÜRLERİ SOSYAL KORUMA VE SOSYAL İÇERME RAPORU-2008 OLİMPİYATLARIN GELMİŞ GEÇMİŞ EN GÖSTERİŞLİ ŞAMPİYONU ÇİN, EKONOMİDE DE AYNI BAŞARIYI SAĞLAYABİLECEK Mİ? Türkiye Avrupa Birliği arasında Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Çerçeve Anlaşması imzalandı Türkiye nin Avrupa Birliği ne girmeden önce AB fonlarından her yıl nasıl yararlanacağını düzenleyen IPA Çerçeve Anlaşması 11 Temmuz 2008 tarihinde Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Sayın Marc Pierini ve Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Sayın Oğuz Demiralp tarafından imzalandı. Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, sınır-ötesi işbirliği, bölgesel kalkınma, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve kırsal kalkınma olmak üzere beş bileşenden oluşan IPA, Topluluk müktesebatına uyumun sağlanması, Kopenhag siyasi kriterlerinin tam olarak karşılanması ve AB-Türkiye sivil toplum diyalogunun geliştirilmesine yönelik üç ana hedefi taşıyan önemli bir programdır. Ayrıca IPA, üyelikten sonra Türkiye nin AB Yapısal Fonlarına geçmeden önce uygulama açısından tecrübe kazanacağı önemli bir ara süreç olma niteliği taşımaktadır. Ulusal Program dahilinde ve her bileşen altında çeşitli projelerin hazırlanarak kullandırılma esasına dayanan IPA fonları, AB Komisyonu ve ülkemiz arasındaki eş finansman prosedürüne tabidir. IPA bileşenlerine göre ayrılan AB mali yardımının yıllara göre Türkiye deki dağılımı aşağıdaki tabloda sunulmaktadır: Alt Bileşenler Geçiş Dönemi Yardımı ve Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği IPA ( ): Türkiye ye Sağlanacak AB Mali Yardımı (Milyon Avro) Bölgesel Kalkınma İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Kırsal Kalkınma TOPLAM

2 AVRUPA BİRLİĞİ NDE VERGİLENDİRME TRENDLERİ RAPORU (2008) SELCEN YILDIRIM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürlüğü ile AB İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından hazırlanan Avrupa Birliği nde Vergilendirme Trendleri raporu, AB üye ülkelerinde ve Norveç te uygulanan vergi yapılarını hem ülkeler bazında hem de AB genelinde karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmekte olup, yılları arasında bu yapılanmada yaşanan değişimlere ışık tutmaktadır. Uyumlaştırılmış alanların daha çok dolaylı vergiler alanında gözlemlendiği AB vergilendirme politikası, öteden beri süregelen ekonomik ve sosyal her türlü engelin kaldırılarak tek pazarda bütünleşmeyi artırma hedefine yönelik önemli sonuçlar içermektedir. Vergilendirmenin ülkelerin ulusal egemenliği altında yönlendirilen önemli bir gelir kaynağı olması sebebiyle uyumlaştırma nın sınırlı kaldığı bazı alanlarda (doğrudan vergilendirme gibi) yakınlaştırma önem kazanmaktadır. Uyumlaştırma ve yakınlaştırma çalışmaları çerçevesinde vergilendirme politikasında yaşanan gelişmeler, birlik düzeyinde bütüncül bir şekilde dünyada rekabet edebilen bir AB hedefine ulaşmakta önemli bir role sahiptir. Bu kapsamda, Avrupa Birliği nde Vergilendirme Trendleri raporu, içerdiği istatistiksel ve ekonomik göstergeler ile AB nin bu hedefe ne kadar yaklaştığının da bir belgesi olabilecek niteliktedir. Rapor, üye ülkelerin vergi sistemlerine ilişkin uluslararası arenada yapılan sınıflandırmaların (vergi tipi ve yönetim düzeyi) yanında ekonomik açıdan yorum yapmayı kolaylaştıracak başka bir sınıflandırmaya da yer vermiştir. AB de vergi gelirlerinin ekonomik faaliyet açısından 3 e ayrıldığı bu sınıflandırma şeklinde vergi gelirleri, işgücü, sermaye ve tüketim üzerinden elde edilmektedir. Kısaca bahsetmek gerekirse, İşgücü üzerinden elde edilen vergi gelirleri gelir vergisi, ücretlerden alınan vergiler ve sosyal güvenlik katkıları; Sermaye üzerinden elde edilen vergi gelirleri kurumlar vergisi, mali yatırım ve tasarruflardan alınan vergiler; Tüketim üzerinden elde edilen vergi gelirleri ise KDV, ÖTV, ithalattan alınan vergiler ve üretim üzerinden alınan diğer vergilerden (uluslararası işlemler ve kirlilik üzerinden alınan vergiler gibi) oluşmaktadır. Raporun Ana Sonuçları Genel vergi oranlarının AB bölgesinde yüksek olduğu gözlemlenmiştir Avrupa Birliği, ABD ve Japonya gibi dünyanın gelişmiş ülkeleriyle ve AB üyesi olmayan OECD ülkeleriyle kıyaslandığı zaman ortalamada en yüksek vergiyi uygulayan bölge olma özelliğini korumaktadır. GSYİH ya oranla AB-27 genelinde vergi oranı %39.9 seviyesindedir ki bu oran ABD ve Japonya nın 12 puan yukarısındadır. Aslında bu yüksek seviyede, 1970 lerde kamu sektörünün ekonomide büyüyen payı ile üye ülkelerde Maastricht Antlaşması nın bütçe açığının belli bir seviyeye çekilmesi kriteri doğrultusunda takip edilen konsolidasyon sürecinin ardından yaşanan vergi artışları etkili olmuştur li yılların başında genel 2

3 vergi yükünde bir azalma görülse de 2005 yılına gelindiğinde bu düşüş durma seviyesine gelmiştir. Vergi oranlarındaki düşüşün hızını kesen etkenler arasında 2004 ten bu yana yaşanan konjonktürel büyümenin hızlanması, dolayısıyla vergi gelirlerinin artması ve üye ülkelerin açıklarını kapatmak için vergi indirimlerini ertelemeleri gösterilebilir. Ancak, yukarı yönlü bir trend birkaç üye ülke haricinde AB genelinde durmuştur. Bu durum, her AB ülkesinin yüksek vergi oranı uyguladığı sonucunu doğurmamaktadır. Ülkeler arasında 20 puana kadar çıkabilen farklar görülebilmektedir. Örneğin Romanya da %28.6 olan genel oran Danimarka da %49.1 seviyesindedir. Genel bir kural olarak ise, AB-15 ülkeleri Birliğe sonradan üye olan 12 ülkeden daha yüksek oranlara sahiptir yılı incelendiğinde, 10 ülkede oranlarda düşüş gözlenirken, 17 ülkede artış olmuştur. En büyük düşüş %2.2 ile Lüksemburg ve Slovakya da, en fazla artış ise %1.7 ile İtalya ve İrlanda da yaşanmıştır yılları arasında, bu uzun dönemli periyoda hakim olan genel bir özellik karşımıza çıkmaktadır. Slovakya hariç, oranlarda aşağı ve yukarı yönlü olan en büyük değişiklikler 1995 yılı başlangıcında düşük vergilendirme seviyesine sahip olan ülkelerde görülmektedir. Yüksek vergi oranına sahip ülkelerde ise daha istikrarlı bir seyir izlenmiştir. Yeni üye ülkelerde doğrudan vergilendirme payı daha düşük çıkmıştır Vergi gelirlerinin yeniden bölüşümüne önem verilen AB-15 ülkelerinde, doğrudan vergilerin toplam vergi gelirlerindeki payı yeni üye ülkelere nazaran daha yüksektir. AB-15 te doğrudan vergiler, dolaylı vergiler ve sosyal katkılar vergi gelirleri içerisinde eşit paya sahipken yeni üyelerde doğrudan vergiler daha düşük bir paya sahiptir. Bulgaristan da %20.1 olan doğrudan vergi gelirleri payının Danimarka da %61.5 olması bu farkı açıkça ortaya koymaktadır. İsveç, Finlandiya ve İngiltere gibi kuzey ülkeleri Danimarka ile benzer özellikler arz etmektedir. Bu ülkelerde sosyal güvenlik katkıları toplam vergi gelirlerinde düşük bir orana sahiptir. Çünkü bu ülkelerde refah harcamaları genel vergilendirme ile finanse edildiğinden pratikte daha yüksek doğrudan vergilendirmenin olması doğal bir sonuçtur. Üye ülkelerde bu payın düşük olmasının bir sebebi de gelirlere uygulanan kademeli vergi oranların kapsamının daraltılması hatta bazılarında düz oranlı vergi sistemlerinin uygulanmasıdır. Vergi tipi itibariyle vergi gelirleri yapısı Dolaylı vergilerin payı (%) Doğrudan vergilerin payı (%) Sosyal güvenlik katkılarının payı (%) AB AB Norveç En 56.5 (BG) 61.5 (DK) 44.7 (CZ) yüksek En 30.9 (CZ) 20.1 (BG) 2.1 (DK) düşük * BG-Bulgaristan, DK- Danimarka, CZ- Çek Cumhuriyeti Toplam gelirden sosyal güvenliğin aldığı pay düşerken yerel ve bölgesel otoritelere yönelik daha fazla fon akışı olmuştur 3

4 2006 yılında AB-27 genelinde toplananvergi gelirlerinin %59 u merkezi veya bölgesel yönetim tarafından talep edilirken, %29 u sosyal güvenlik fonuna, %11 i ise yerel yönetime ayrılmaktadır. %1 den daha düşük bir oran ise AB kurumlarına ödenmektedir. Sosyal güvenlik fonlarına ayrılan miktarın son yıllarda düşme trendi göstermesi emeklilik reformunda kaydedilen gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Üye ülkelerde yapısal farklılıklardan ötürü bu paylar arasında önemli farklar gözlemlenmektedir. Örneğin, Belçika, Almanya, İspanya ve Avusturya gibi ülkelerde eyalet düzeyinde bir sistem mevcutken, İngiltere ve Malta da sosyal güvenlik sistemi muhasebe açısından merkezi yönetimden ayrı değildir. Danimarka da ise sosyal güvenlik genel vergilendirme dahilinde finanse edilmektedir. Yönetim seviyesi itibariyle vergi gelirleri yapısı Merkezi Yönetim Yerel ve Bölgesel Yönetim Sosyal güvenlik fonları(%) AB AB Norveç En yüksek En 98.7 (MT) (DK) 0.0(MT) 50.4 (FR) 0.0 (UK) düşük (DE) * MT- Malta, DK- Danimarka, FR-Fransa, DE-Almanya, UK- İngiltere Tüketim üzerinden elde edilen vergi gelirleri 2001 yılından bu yana sadece 8 üye ülkede tüketim vergi oranları artmazken, AB genelinde tüketim üzerinden elde edilen vergi gelirlerinde ortalama %1.25 lik bir artış gözlemlenmektedir. Özellikle yeni üye ülkelerin AB minimum oranlarını karşılamak üzere ÖTV oranlarında yaptıkları artış bu durumda etkili olmuştur. Ancak, Almanya da KDV oranlarının 2007 itibariyle 3 puan artması gibi, 3 büyük üye ülkede yaşanan gelişmeler de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Tüketim vergilerinin KDV, ÖTV ve enerji vergisi bileşenlerine baktığımız zaman KDV nin payı oldukça fazla olmakla birlikte üye ülkelerde bu oranlar arasında büyük farklılıklar olabilmektedir. İsveç te %27.7 lik bir paya sahip olan KDV, Macaristan da %45.5 lik bir pay ile karşımıza çıkmaktadır. Standart KDV oranı ile tüketim vergisinin efektif KDV bileşeni oranı (indirilmiş oranlar ve vergi muafiyetleri dahil) arasındaki fark, KDV sisteminin ne kadar saf bir tüketim vergisi (düz bir orana sahip ve geniş bir vergi tabanı olan) olduğunu ölçmekte önemli bir göstergedir. Bu farkın düşük olması özel tüketimin toplam değerine yaklaşıldığını, büyük olması ise özel tüketimin büyük bir kısmının KDV gelirlerinden ayrıldığını göstermektedir. Farkın büyük olmasının ardında yatan sebepler arasında; KDV kayıt eşiğinin yüksek olması sonucu sadece bazı ara malların vergilendirilmesi ve eşik altında kalan KDV nin KOBİ lerce vergilendirilmemesi ve Yüksek oranlarda KDV kaçakçılığı ve KDV den kaçınma olabilir. Bu kapsamda, İtalya ve Polonya %9 ile bu farkın en geniş olduğu iki ülke olma özelliği taşımaktadırlar. Bu durum, İtalya ve Polonya da kullanımı geniş olan ürün ve hizmetlerde (gıda, ulaşım, 4

5 kitap, ilaç, otel konaklama, restoran hizmetleri vs.) uygulanan indirilmiş (%10) ve süper-indirilmiş oranlardan (%4) kaynaklanmaktadır. %1 ile en düşük farka sahip olan Lüksemburg örneğinde ise, yerleşik olmayanların yüksek harcamalarından elde edilen vergi gelirlerinin yorumuna bağlı bir zorluk söz konusu olduğundan bu düşük oran ortaya çıkmıştır. İşgücü üzerinden elde edilen vergi gelirleri İşgücü üzerinden elde edilen vergi gelirlerinde düşüş olması gerektiği yönünde AB genelinde ortak bir tutum olsa da, işgücü vergi oranları seviyesi bunu başarmanın oldukça zor olduğunu teyit etmektedir yılında en büyük çıkışını yakalayan oran (AB- 27, %36) 2005 te %35 in altına inse de 2006 yılında tekrar bir yükseliş trendi sergilemiştir ların ilk yarısına kadar sosyal refah harcamaları (emeklilik, sağlık ve sosyal haklar) yüksek oranların oluşmasında etkili olurken 1990 ların ikinci yarısında birçok üye ülkenin Avrupa Para Alanına girerken gerçekleştirdikleri bütçe konsolidasyonuna bağlı olarak yaşanan vergi artışları söz konusu olmuştur dönemine bakıldığında, özellikle Birliğe 2004 te üye olan yeni ülkelerde işgücü vergi oranlarında %1 den fazla bir düşüş yaşanırken, AB- 15 ülkelerinde %0.7 lik bir artış görülmektedir yılı itibariyle Fransa (%41.7), Almanya (%38.6) ve İtalya (%43.0) gibi büyük ekonomiler AB-27 ortalamasının (%34.8) oldukça üzerinde bir vergi oranına sahipken Malta (%21.5) ve Güney Kıbrıs (%24.2) Birlik içerisinde en düşük orana sahip iki ülkedir. Bu durum belki de bu iki ülkenin İngiltere ve İrlanda ile eskiye dayanan bağlarından kaynaklanıyor olabilir. İngiltere (%25.5) ve İrlanda (25.1) ise AB ortalamasının 9 puan aşağısındadırlar. Birlikteki çoğu ülke için, sosyal güvenlik katkıları, işgücü gelir vergisi üzerinde gelir vergisinden daha büyük bir etkiye sahiptir yılında genel olarak, işgücü gelir vergisinin yaklaşık üçte ikisini ücret dışı işçi ve işverenler tarafından ödenen maliyetler oluşturmaktadır. İşgücü üzerinden elde edilen vergi gelirlerini bileşenlerine ayırdığımız zaman döneminde gelir vergisi ve işveren tarafından ödenen sosyal güvenlik katkı oranlarındaki düşüşe karşılık işçi tarafından ödenen sosyal güvenlik katkı oranında artış yaşanmıştır. Gelir vergisi oranları düşen 14 ülkeden 8 inde sosyal güvenlik katkı oranları artmıştır. Sosyal güvenlik katkılarını işçi ve işveren tarafından yapılan ödemeler olarak ayırdığımızda, bu artışların çoğu işveren tarafından karşılanmıştır. Ancak Avro alanında ise bu trendin aksi söz konusudur. İşverenler tarafından ödenen katkılar düşerken işçilerin katkı payları artış göstermiştir. Sermaye üzerinden elde edilen vergi gelirleri Kurumlar vergisi oranlarındaki düşüşe rağmen tabanın genişletilmesi ve konjonktürel faktörler sayesinde vergi gelirlerinde artış olmuştur. Gizli vergi oranı 1 hesaplandığında ise özellikle 2006 yılında yaşanan ekonomik büyüme ile efektif sermaye vergi oranında bir artış olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum AB genelinde indirilen kurumlar vergi oranı ile zararlı vergi rekabetine yönelik alınan 5

6 tedbirlerin başarılı olduğunu göstermektedir. AB ülkelerinde sermaye vergi oranları arasında da büyük farklılıklar bulunmaktadır yılında %42.5 ile İrlanda en büyük vergi orana sahipken Estonya %8.4 lik vergi oranı ile en düşük orana sahip olan ülkedir. Ülkeler arasındaki bu fark, her ülkenin sermaye vergi oranı bileşenlerinin toplamdaki paylarıyla yakından ilgilidir. Bazı üye ülkelerde hisse senedi/servet üzerinden alınan vergiler toplam sermaye vergi gelirleri içerisinde büyük paya sahipken bazı üye ülkeler hisse senedi gelirlerine uyguladıkları düşük vergi oranı ile sınırlı bir gelir elde etmektedirler. Örneğin Fransa da hisse senedi/servet üzerinden kurumlar vergisi gelirinden %60 daha fazla gelir elde edilmektedir. Bazı ülkelerde ise bu tip gelirler GSYİH nın %3 ünü oluşturabilecek büyüklüktedir. 1 Gizli vergi oranı söz konusu vergi tipinden elde edilen gelirin vergi tabanına bölünmesiyle elde edilen efektif vergi oranıdır. KAYNAK: Eurostat, Taxation Trends in the European Union, Data for the EU Member States and Norway, 2008, erişim adresi: AB Bulgaristan a yönelik fonları askıya almayı planlıyor Bulgaristan daki yolsuzluk skandallarından sonra Avrupa Birliği Komisyonu, Bulgaristan ın AB fonlarının yönetimine ilişkin bir rapor yayınlayarak mali yardımların geri çekilmesi yönünde bir karar yayınladı. Askıya alınması planlanan miktar ise yaklaşık 500 milyon Avro kadardır. 23 Temmuz da yayınlanan raporda Bulgaristan otoritelerinin yolsuzluk ve organize suçlara karşı ilerleme kaydetmekte yaşadığı zorluktan bahsedilmektedir. 1 Ocak 2007 de Bulgaristan ve Romanya AB ye katıldığında, yargı reformu ve yolsuzluğa karşı mücadele konusunda eksiklikleri sürmekteydi. Bu eksiklikler, Bulgaristan ve Romanya nın Topluluk müktesebatına tamamıyla uyum sağlayamaması sonucu özellikle Bulgaristan ın AB vatandaşlarının sahip olduğu hakları tam olarak kullanamaması riskini gündeme getirmişti. Bulgaristan Başbakanı Sergei Stanishev, Komisyon raporunda geçen eleştirileri kabul etmiş ancak Bulgaristan ın AB parasının nasıl işletilmesi gerektiğini öğreniyor olduğunu sözlerine eklemiştir. Yaşanan bu gelişmeler sonucu muhalefetin ise bir güvensizlik önergesini Parlamentoya iletmesi beklenmektedir. Bulgaristan da yürütülen bir anket sonucu, Bulgarların Komisyon tarafında oldukları ve yardımların dondurulması gerektiğine inandıklarını ortaya koymuştur. Ankete göre, paranın onlara ulaşmadığı kanısında olan Bulgar vatandaşları fon kesintilerinin siyasi yolsuzluğu kırmakta rol oynayacağına inanmaktadırlar. Kaynak: 6

7 FRANSA NIN AB DÖNEM BAŞKANLIĞI ÖNCELİKLERİ ÖZGÜR ÜTÜK AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı altı ayda bir dönüşüm (rotasyon) usulüne göre düzenlenmiş olup her üye devlet bu süre zarfında bu önemli görevi yürütmektedir. Dönem Başkanı olan üye devletin görev ve sorumlulukları; ülke liderinin Bakanlar Konseyi nin her düzeydeki toplantılarına başkanlık etmek, Konsey in altı aylık işleyiş planını yapmak, resmi ve gayriresmi bütün görüşmeleri, zirve ve toplantıları düzenlemek ve bunlara başkanlık etmek, kurumların düzenli işleyişini sağlamak, Konsey i diğer AB kurumlarında temsil etmek, AB yi üçüncü ülkelerle ve uluslararası örgütlerle ilişkilerde temsil etmek ve sorunların çözümüne katkıda bulunmak şeklinde özetlenebilir. 1 Bu önemli görev sırasında Dönem Başkanlığı nı yürüten devletten beklenen ise kendi ulusal çıkarlarını değil Birliği oluşturan ülkelerin ortak çıkarlarını gözetmesi, gündemin ve önceliklerin belirlenmesi ile karşılaşılan sorunların çözümünde AB nin çıkarları doğrultusunda hareket etmesidir. Fransa, 1 Temmuz 2008 tarihinde AB Dönem Başkanlığı görevini Slovenya dan devralmıştır. Bu altı aylık sürece büyük önem atfeden Fransa başkanlık dönemi için 190 milyon avro bütçe ayırmış bulunmaktadır. Bu dönem içerisinde Fransa nın gündeme almayı planladığı öncelikli hususlar aşağıda kısaca açıklanacaktır. Fransa nın Dönem Başkanlığı süresince ağırlık vermeyi planladığı hususlardan birisi enerji güvenliğidir. Fransa nın öncelikleri arasında enerji verimliliğinin artırılması, ortak ve birleşmiş enerji bölgesinin kurulması, enerji kaynaklarının çeşitliliğinin artırılması enerji üreten ve transit ülkelerle ilişkilerin sağlamlaştırılarak enerji ortaklıklarının oluşturulması yer almaktadır. Bu çerçevede, AB nin önemli enerji üreticisi ülkelerle (Rusya, Ukrayna, Orta Asya ve Hazar ülkeleri) ve bu ülkelerden Avrupa ya enerjinin naklinde büyük önem arz eden transit ülkelerle (özellikle Türkiye) sağlam temellere dayalı ilişkiler geliştirmesi gerekmektedir. Ancak Avrupa nın enerji ihtiyacını önemli ölçüde karşılayan zengin enerji yataklarına sahip Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu da yaşanması muhtemel politik ve askeri istikrarsızlıklar Dönem Başkanlığı sırasında Fransa nın başını büyük ölçüde ağrıtacaktır. Fransa nın öncelikleri arasında yer alan diğer bir konu ise uluslararası arenada Avrupa nın rolünün daha etkin hale getirilmesidir. Bu bağlamda, AB savunmasının bağımsız ve yeterli askeri kapasiteye ulaştırılarak güçlendirilmesi ve böylece kriz yönetiminde AB nin küresel bir aktör olması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, güvenlik alanında stratejik ortaklıkların geliştirilmesi planlanmaktadır ve bu amaç doğrultusunda Afrika Birliği, Balkan ve Akdeniz ülkeleri ve Rusya ile ilişkilere ağırlık verilecektir. Savunma ve güvenlik politikasına ilişkin öncelikli hedefler arasında Brüksel de Avrupa ya ait bir planlama ekibinin kurulması, silahlanma konusunda tek 7

8 pazar oluşturulması, askeri personel eğitiminin uyumlu hale getirilmesi ve ERASMUS benzeri bir tür programla karşılıklı asker değişimi yapılması da yer almaktadır. 2 Planlanan bu hedefler hem Avrupa da hem de Atlantik in diğer yakasında büyük yankı bulacaktır. Daha önce de belirtildiği üzere Fransa Dönem Başkanlığı sırasında Avrupa nın savunmasını bağımsız hale getirmeyi amaçlamaktadır. Ancak, Birliğe üye ülkelerin askeri ve güvenliğe ilişkin konularda fikir birliğine varamamış olmaları ve Atlantikçi ve Avrupacı kanat olmak üzere bir nevi bölünme yaşamış olmaları planlanan hedeflerin önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Dönem Başkanlığı süresince Fransa nın gündeminde olacak diğer bir husus ise göç ve mülteci rejimlerinin uyumlu hale getirilmesi olacaktır. Bu çerçevede, Fransa, Göç ve İlticaya İlişkin Avrupa Paktı kurulmasının gerekliliğini belirtmektedir. Bu alanda ortak bir politikanın geliştirilebilmesi için AB ülkelerine göç veren kaynak ülkeler, transit ülkeler ve hedef ülkeler arasında sıkı bir ortaklığın geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bunların yanı sıra bu alanda etkin politika oluşturabilmek ve yasal göçmenlerin Avrupa ya entegrasyon konusunda yaşadıkları sorunların üstesinden gelinebilmesi için önümüzdeki aylarda Bakanlar düzeyinde toplantılar düzenlenecektir. Daha güvenli bir Avrupa nın oluşturulması amacıyla uluslararası terörizm, uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı başta olmak üzere organize suçlar ve siber suç ile mücadele de Fransa nın öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu hususlara ilişkin olarak ikinci nesil Schengen Enformasyon Sistemi nin geliştirilmesine devam edilecek, Avrupa Polis Ofisi nin (Europol) etkinliğinin artırılmasına çalışılacaktır. Terörizmle mücadele alanında ise Magrep ve Sahel Afrika ülkeleri (Nijerya, Sudan, Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Çad ve Eritre) ile diyalogun ve işbirliğinin artırılması öngörülmektedir. Fransa nın dönem başkanlığı sırasında gündeme gelecek diğer bir konu ise Lizbon Anlaşması nın geleceğidir. İrlanda halkının 12 Haziran 2008 tarihinde yapılan referandum ile Lizbon Anlaşması nı veto etmesi sonrası süreç Fransa nın başını oldukça ağrıtacaktır. Henüz nasıl bir yol izleneceği netleşmemekle birlikte yaşanan bu şokun ardından Birliğe üye diğer ülkelerde onay sürecine devam edilecektir. Çeşitli değişiklikler yapılarak Anlaşma nın yeniden gündeme getirilmesi ve İrlanda hükümeti üzerinde onay için baskı kurulması da masada olan seçenekler arasında yer almaktadır. Ortak Tarım Politikası da Fransa nın öncelikleri arasında bulunan diğer bir önemli husustur Eylül 2008 tarihlerinde Fransa nın Annecy kentinde gerçekleştirilecek Tarım Bakanları Toplantısı nda tarım sektörünün karşılaştığı zorluklar, gıda güvenliği, küresel gıda arzının dengeye kavuşturulması, iklim değişikliği ile mücadele ve Avrupa da çevresel dengenin korunması gibi konular ele alınacaktır. Dış ticaret alanında ise Fransa çok taraflı ticaret sisteminin geliştirilmesi çabalarını devam ettirecektir. Bu çerçevede, Doha Kalkınma Gündemi görüşmelerine ve ikili serbest ticaret anlaşmalarına öncelik verilecektir. Bunun yanı sıra, AB nin diğer ülkelerle 8

9 olan dış ticaret ilişkilerinde karşılıklılık ilkesinin güvence altına alınması, Avrupalı şirketlerin ve özellikle KOBİ lerin üçüncü ülkelerdeki kamu sözleşmelerine katılımının sağlanması, piyasa erişimi konusunda içine kapanmacı yaklaşımlardan vazgeçilmesinin sağlanması, uluslararası anlaşmalarda ve özellikle fikri mülkiyet hakları, çevre ve gıda güvenliği alanlarında AB standartlarının teşvik edilmesi Fransa nın öncelikleri arasında yer almaktadır. 3 Bunların yanı sıra Fransa, AB nin geleceğine ilişkin olarak Ar-Ge ve teknolojiye daha fazla önem verilerek ekonomik büyüme ve rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınmasını öncelikleri arasına almış bulunmaktadır. Bu amaç doğrultusunda uzay teknolojileri alanında kapsamlı politikalar oluşturulacak, KOBİ lerin mali kaynaklara erişimi üzerinde çalışılacak, sınai mülkiyet haklarının korunması ve yenilikçi (innovative) girişimciliğin teşvik edilmesi sağlanacaktır. Zorlu bir süreçte Dönem Başkanlığı görevini devralan Fransa yı bu süreçte uğraştıracak hususların Avrupa nın savunma ve güvenliğinin bağımsız hale getirme çabaları ve Lizbon Anlaşması nın geleceği olduğu belirtilmektedir. Birlik içerisinde özellikle İngiltere başta olmak üzere savunma ve güvenlik konularında ABD yanlısı tutum takınan ülkelerin akıllarındaki soru işaretlerini gidermek ve Lizbon Anlaşması nın geleceğini belirlemek Fransız Hükümeti nin gündeminin büyük bölümünü meşgul edecektir. Bir de bu hususlara Türkiye nin tam üyelik müzakereleri de eklendiğinde Fransa yı oldukça yoğun ve zorlu bir gündemin beklediği ortaya çıkmaktadır. 1 Altınbaş, Deniz, Dikkat:1 Temmuz da AB Dönem Başkanı Fransa Stratejik Analiz Cilt 9 Sayı 98 Haziran Ibid. 3 Ateş, Dilek İştar Fransa Dönem Başkanlığı nın Öncelikleri TS/BXL/08-03, 7 Temmuz 2008, TÜSİAD Avrupa Birliği Temsilciliği-Brüksel KAYNAKLAR: French Presidency of the Council of the European Union Work Programme df Altınbaş, Deniz, Dikkat:1 Temmuz da AB Dönem Başkanı Fransa Stratejik Analiz Cilt 9 Sayı 98 Haziran Ateş, Dilek İştar Fransa Dönem Başkanlığı nın Öncelikleri TS/BXL/08-03, 7 Temmuz 2008, TÜSİAD Avrupa Birliği Temsilciliği-Brüksel 9

10 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KOMİTE PROSEDÜRÜ: KOMİTOLOJİ MAKBULE DİDEM DOĞMUŞ AB Uzman Yardımcısı AB karar alma süreci denildiğinde ilk akla gelen AB Komisyonu, AB Parlamentosu, Bakanlar Konseyi, Adalet Divanı, Bölgeler Komitesi vb. gibi kuruluşlar ve bu kuruluşlarca yürütülen çalışmalardır. Aslında görünen bu çalışmaların altında, çok fazla kişi tarafından bilinmeyen ama asıl çalışmayı yürüten ve değişik komite ve uzman gruplardan oluşan büyük bir kurumsal sistem bulunmaktadır. Diğer bir deyişle resmi AB kurumları tarafından yapılan çalışmalar karar alma sürecinde gerçekleştirilen faaliyetlerin sadece küçük bir kısmıdır. Söz konusu kurumlara bir çok komite ve uzman grupları tarafından destek verilmektedir. Bu çerçevede taslak hazırlama, onaylama ve uygulama aşamalarında AB kurumları ile birlikte çalışan yaklaşık 1500 komite ve uzman gruptan söz etmek mümkündür. Bu yazıda, AB Komisyonu na sadece mevzuatı uygulama aşamasında yardımcı olan komiteler ve komitoloji olarak adlandırılan süreç açıklanmaya çalışılacaktır. Komitoloji nedir? Komitoloji ya da komite prosedürü ; Komisyon un, Avrupa Parlamentosu ve Konsey tarafından kendisine verilen yürütme yetkilerini, bu amaçla kurulmuş çeşitli komitelerle işbirliği içinde hayata geçirmesi sürecine verilen isimdir. Komisyon un uygulamaya yönelik tedbirler almasını gerektiren bir Konsey kararı alındığında, Komisyon un bu yöndeki çalışmalarına yardımcı olmak üzere bir Komite kurulur. AB mevzuatının uygulanması sürecinde Komisyon, üye ülke temsilcilerinden oluşan ve Komisyon yetkililerinin başkanlık ettiği bu komiteler ile yakın işbirliği içerisinde çalışır. Komitoloji Komiteleri yalnızca AB mevzuatının uygulama aşamasında aktiftirler. Değişik komitoloji komitelerinin hukuki statülerine ilişkin ortak hükümler aşağıda yer almaktadır: Komiteler, üye devletlerin temsilcilerinden oluşmakta ve Komsiyon temsilcisi tarafından başkanlık edilmektedir. Komisyon temsilcisi, kabul edilmesi öngörülen önlemlerin bir taslağını sunmaktadır. Komiteler belirli bir süre çerçevesinde taslağa ilişkin görüşlerini vermektedirler. Komisyon, Avrupa Parlamentosunu komite sonuçları hakkında bilgilendirmektedir. Tarihsel Gelişim: Roma Anlaşmasının 202. (eski 145) maddesi uyarınca, Konsey Komisyon a, Konsey tarafından belirlenen yasal düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin yetki verebilir ya da bu yetkiyi kendisi kullanabilir. Ancak, uygulamaya yönelik düzenlemeler genellikle teknik uzmanlık gerektirdiği için Komisyon un sistem içindeki rolü büyük önem taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle, Komitoloji, yasal düzenlemelerin uygulanması için gerekli olan teknik konuların yeterli düzeyde karşılanmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, ilk komiteler, Konsey de tarım politikasının uygulanmasına yönelik düzenlemeleri belirleyecek uzmanlık birikimi olmaması nedeniyle, 1962 yılında kurulmuştur ve 1962 yıllarında Ortak Tarım Politikasının ilk unsurları oluşturulmuş, ancak bu alanda Konsey in tek başına yürütemeyeceği geniş ve detaylı bir 10

11 teknik düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bununla birlikte Konsey, Komisyon a yürütmeye ilişkin yetki aktarımını gerçekleştirirken de kontrolü tamamen elinden bırakmak istememiştir. Bu çerçevede 4 Nisan 1962 tarihinde 19/92 sayılı tüzükle ilk İdari Komiteler kurulmuştur yılında ise Konsey de gümrük, hayvan ve bitki sağlığı ve güvenliği konularında hangi prosedürün uygulanması gerektiği konusunda bir tartışma başlamıştır. Bunun sonucunda 27 Haziran 1968 yılında 802 ve 803 nolu tüzüklerle ilk Düzenleyici Komitelerin oluşumuna karar verilmiştir. Roma Anlaşmasına ilk revizyonun gerçekleştiği Tek Senet, Anlaşmanın 202. (eski 145) maddesini genişletmiştir. Anlaşmayla birlikte Konsey in Komisyon a yetki aktarımı bir zorunluluk haline gelmiştir. Tek Senet ayrıca komitoloji sisteminin yasal çerçevesini de oluşturmuştur. Bunun ardından, Konsey 1987 yılında Komisyon a aktarılan uygulama yetkilerinin yerine getirilmesi için komite çeşitlerini ve prosedürlerini belirleyen Komitoloji Kararını kabul etmiştir. Bu çerçevede yedi adet komite prosedürü belirlenmiştir. Parlamento başından beri Komisyon un yürütme yetkisi üzerinde yeterli bir kontrol yetkisine sahip olmamasından dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Nitekim, 1987 Tek Senet ile de bu konuda herhangi bir adım atılmamış olması neticesinde 14 Mart 1988 tarihli Kurumlararası Anlaşmayla (the Plumb Delors Agreement) 1 Parlamento ya Komitoloji sürecine ilişkin gerekli bilgilendirmenin yapılması ve kendisine gerekli konularda danışılması konusunda anlaşmaya varılmıştır. Rutin idari dokümanlar ile, kabul edilmesi acil ve gizli önlemler kapsam dışı bırakılmıştır Maastricht Anlaşması ortak karar usulünü (Avrupa Parlamentosu ile Konsey in eşit konumda olması ve yasaların Konsey in ve Avrupa Parlamentosu nun ortak kararı ile onaylanması) getirmiş, ancak yeni yetkiler komite prosedürüne ilişkin kararları kapsamamıştır. Bunun üzerine 20 Aralık 1994 te Konsey, Avrupa Parlamentosu ve Komisyon; 1996 daki Hükümetlerarası Konferansa kadar yürürlükte kalacak ve uygulanacak bir Modus Vivendi (geçici anlaşma) üzerinde karara varmışlardır. Bu anlaşma ile Parlamento yu komitoloji sürecinde daha fazla bilgilendirme ve Komisyon tarafından Parlamento nun daha fazla görüşünün alınması çerçevesinde Parlamento nun komitolojiye katılımı kayda değer bir biçimde artmıştır yılındaki Samland-Willamsen Anlaşması ile de Komisyonun Parlamentoya idari ve düzenleyici komitelerin gündemlerini bildirme yükümlülüğü gelmiştir daki Hükümetlerarası Konferans ve 1997 Amsterdam Avrupa Konseyi nde Parlamentonun sürece daha güçlü katılımına ilişkin bir sonuca varılamamasının ardından asıl yapılması gereken şeyin 1987 tarihli Komitoloji Kararının değişimi olduğu anlaşılmış, bunun ardından 16 Haziran 1998 tarihinde Komisyon yeni bir Komitoloji Kararına ilişkin önerisini sunmuştur tarihli yeni Komitoloji Kararı ve Komite Türleri: 28 Haziran 1999 tarihinde Konsey kararına ilişkin pek çok değişikliği öngören yeni bir Komitoloji Kararını kabul etmiştir. Son kırk yıldır komitoloji Komisyon, Konsey ve Avrupa 11

12 Parlamentosu arasında ciddi tartışmalara neden olan ve kurumlararası bir savaş alanı haline gelen komite sürecine ilişkin kabul edilen bu kararda; komite sayısı üç e indirilerek (danışma komiteleri, idari komiteler ve düzenleyici komiteler) görev alanları belirginleştirilmiş, mevcut prosedürler sadeleştirilmiş ve Parlamento nun Düzenleyici Prosedür e katılımı sağlanmıştır. 3 Bu karar ile ayrıca komitolojide daha fazla şeffaflığın sağlanması amaçlanmıştır Komitoloji Kararı çerçevesinde Komitoloji Komiteleri şu şekilde özetlenebilir: 1) Danışma Komiteleri (Advisory Committees): Komisyon un hazırladığı taslak düzenlemeyi takiben, Komite, öngörülen süre zarfında, basit çoğunluk ile benimsediği görüşü Komisyon a sunar. Danışma komitelerinin sunduğu görüşler bağlayıcı değildir. Dolayısıyla görüşün olumsuz olması ya da Komitenin görüş vermemesi halinde Komisyon, kendi iradesiyle hareket etmekte özgürdür. Danışma komitesinin olumlu görüş bildirmesi halinde ise Komisyon, komite görüşünü kabul eder. Ancak Komisyon un sunulan görüşü azami ölçüde dikkate alması ve görüşten ne şekilde faydalanıldığını komiteye bildirmesi öngörülmüştür. Bu prosedür, genellikle çok hassas olmayan politika alanları için kullanılmaktadır. 2) İdari Komiteler (Management Committees): Komisyon un hazırladığı taslak düzenlemeyi takiben, Komite, öngörülen süre zarfında nitelikli çoğunluk ile benimsediği görüşü Komisyon a sunar. Kararın tutarlı olması halinde Komsiyon kararı uygulayabilir. Komitenin Komisyon önerisi hakkında bir karar vermemesi durumunda da olumlu görüş verdiği kabul edilir ve Komisyon bu durumda kararı derhal uygulayabilmektedir. Komitenin olumsuz bir görüş bildirmesi durumunda, Komisyon düzenlemeyi Konsey e gönderir. Konsey in farklı bir karar almaması ya da itiraz etmemesi halinde, komisyon taslak düzenlemeyi kabul eder. Ancak, Konsey, nitelikli çoğunluk ile farklı bir karar alabilir. Bu durumda, Komisyon bu görüş çerçevesinde önerisini değiştirebilecektir. Bu prosedür, ortak tarım politikasının, balıkçılığın ve Topluluk programlarının idaresinde kullanılmaktadır. 3) Düzenleyici Komiteler (Regulatory Committees): Komisyon un hazırladığı taslak düzenlemeyi takiben, Komite, öngörülen süre zarfında nitelikli çoğunluk ile benimsediği görüşü Komisyon a sunar. Kararın olumlu olması halinde Komisyon kararı uygulayabilir. Komite tarafından olumsuz görüş verilmesi veya görüş bildirmemesi (olumsuz görüş olarak değerlendirilir) durumunda taslak düzenleme Konsey e gönderilir ve Parlamento bilgilendirilir. Konsey in farklı bir karar almaması halinde Komisyon taslak düzenlemeyi kabul eder. Konsey in üç ay içinde cevap vermemesi durumunda da Komisyon tarafından mevzuat kabul edilir. Ancak, Konsey in nitelikli oy çokluğu ile farklı karar alması mümkündür. Bu durumda Komisyon kararı tekrar incelemelidir. İnceleme sonucunda Konsey e öneriyi değiştirerek sunabilir, öneriyi aynen sunabilir ya da yeni bir öneri getirebilir. Bu prosedür kişilerin, hayvanların ve bitkilerin sağlığının ve güvenliğinin korunmasına ve temel yasal araçların esas olmayan 12

13 hükümlerinin değiştirilmesine ilişkin düzenlemelere uygulanmaktadır Komitoloji Reformu: 1999 Komitoloji Kararı, komitolojinin gelişimi açısından bir dönüm noktasıdır. Ancak söz konusu karar, komite prosedüründe rol alan kurumlar arasında ciddi bir yetki bölüşümüne yol açmamıştır. Karara göre Parlamento nun yetkileri halen sınırlıdır ve Komisyon oyunun en önemli oyuncusu olmaya devam etmektedir. Bu çerçevede Parlamento, Komisyon un üye ülke temsilcilerinden oluşan Komiteler tarafından kontrol etmesinden ve ortak-karar prosedürünün getirilmiş olmasına karşın kendisine süreçte yeterli rol verilmemesinden memnuniyet duymamıştır. Kabul edilmesi halinde, Anayasal Anlaşma komitolojiye ilişkin ciddi yenilikleri de beraberinde getirecekti. Söz konusu anlaşmanın üye ülkelerce onaylanmaması neticesinde 2005 yılı sonunda gözler komitoloji sisteminin reformuna yönelik yapılması öngörülen ikincil düzenlemeye çevrilmiştir sayılı Komitoloji Kararını değiştiren ve Düzenleyici Prosedürde Parlamentonun rolünü artıran önemli yeniliklere yer veren 2006 Komitoloji Kararına 4 göre yeni düzenleyici prosedür (regulatory procedure with scrutiny-prac) şu şekildedir: olumlu görüş vermiş olduğu bu taslak düzenlemeye olumsuz görüş bildirerek (Parlamento salt çoğunlukla, Konsey nitelikli çoğunlukla karar alır) kararı bloke edebilir. Bu durumda taslak düzenleme Komisyonca kabul edilmez ve Komisyon Komiteye öneriyi değiştirerek sunabilir ya da yeni bir öneri sunabilir. Eğer Parlamento ve Konsey den olumlu görüş gelirse karar kabul edilir. Eğer Komite olumsuz görüş verirse ya da görüş bildirmezse (olumsuz görüş verdi sayılır), Komisyon düzenlemeyi gecikmeksizin önce Konsey e iletir. Konsey bu tarihten itibaren iki ay içerisinde nitelikli çoğunlukla bir karara varır. Eğer olumsuz görüş verirse taslak düzenleme kabul edilmez. Bu durumda Komisyon öneriyi değiştirerek Konsey e sunabilir ya da yeni bir öneri sunabilir. Eğer Konsey olumlu görüş verirse o zaman görüş Parlamento ya da iletilir. Konsey in iki ay içerisinde cevap vermemesi durumunda da Komisyon Parlamento nun görüşünü almak üzere iletir. Parlamento bu taslak karara olumlu görüş vermeyebilir. Bu durumda karar kabul edilmez ve Komisyon Komite ye öneriyi değiştirerek sunar ya da yeni bir öneri sunar. Eğer verilen süre zarfında Parlamento karşı çıkmazsa karar kabul edilir. Komisyon un hazırladığı taslak düzenlemeyi takiben, Komite, öngörülen süre zarfında benimsediği görüşü Komisyon a sunar. Komite nin görüşünün olumlu olması durumunda (1999 kararından farkı) düzenleme hem Konsey e hem de Parlamento ya sunulur. Her iki kurum da Komite nin Düzenleyici prosedürün değiştirilmesindeki amaç Parlamento ve Konsey in eşit düzeye getirilmesinin sağlanması olmuştur. Karar kabul edilmeden önce her iki kuruma da taslak kararı gözden geçirme imkanı tanınması ve 1999 kararına kıyasla Parlamento nun yetkilerinde ciddi bir artışa neden olması sebebiyle yeni 13

14 karar oldukça olumlu sonuçlar doğurmuştur. Nitekim Parlamentoya koşullu veto hakkı kazandırmış olması bunun açık bir göstergesidir. Ancak komitoloji sürecinde bir sadeleşme yerine, bu reform komitoloji sistemini daha da karmaşık hale getirmiştir. Bu karmaşıklık, yasama sürecini uzatmaktadır. Ayrıca, sadece Konsey in olumlu görüş bildirmesi durumunda kararın Parlamento ya sunuluyor olması, hedeflenen kurumlararası eşitliğe henüz ulaşılamadığının da bir göstergesidir. 1 Dönemin Komisyon Başkanı Jacques Delors ve AP Başkanı Henry Plumb arasında yapılan bir anlaşmadır /468/EC sayılı Konsey Kararı Komitoloji Kararı uyarınca, Avrupa Parlamentosunun Denetim Hakkı bulunmaktadır. Buna göre, AP, önerilen düzenlemeyi, aktarılan yetkileri aştığı gerekçesiyle onaylamadığını bildirebilir. Ancak, Komitoloji prosedürü altında kabul edilen her yasal belge Parlamentoya sunulmamaktadır. Parlamentonun denetim hakkını kullanabildiği belgeler arasında; komitelerin taslak toplantı gündemleri, toplantının özet tutanakları ile komite toplantılarında yer alan üye temsilcilerinin listesi ve oylama sonuçları gibi belgeler bulunmaktadır. Parlamentoya sunulan belgeler, parlamento ve komisyon arasındaki kurumlararası anlaşma ile belirlenmiştir /512/EC sayılı Konsey Kararı KAYNAKLAR: Council Decision laying down the procedures for the exercise of implementing powers conferred to Commission, Council, Brussels, 28 June 1999, (1999/468/EC) Council Decision amending decision 1999/468/EC laying down the procedures for the exercise of implementing powers conferred to commission, Council, Brussels, 17 July 2006, (2006/512/EC) Haibach, G., Council Decision 1999/468. A New Comitology Decision for the 21st Century?, in Eipascope, 1999 (3) Christiansen T., Vaccari, B., The Reform of Comitology: Problem Solved or Dispute Postponed?, in Eipascope, 2006 (3) Karar Alma Sürecinde AB Komiteleri ve Çalışma Grupları, DTM (httm//dtm.gov.tr) 14

15 KAMU-ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIKLARI (KÖO) MODELİNDE RİSK TÜRLERİ NESRİN ALİCAN AB Uzman Yardımcısı Devletin temel amacı; kamu kaynakların kamu yararını en iyi sağlayacak şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Devlet bu amacını ya kendisi hizmet sunarak ya da özel sektörü hizmetlerin sunulması ve finansmanına dahil ederek gerçekleştirmektedir. Bu çerçevede, günümüzde bütçe kısıtı içerisinde altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek durumunda olan hükümetler için alternatif bir ihale modeli oluşturan Kamu-Özel Sektör Ortaklıkları (KÖO), piyasa koşulları içerisinde hareket eden ve maliyetleri düşürerek karını artırmayı amaçlayan özel sektörün kamu hizmetlerinin sunulmasına dahil edilmesini öngörmektedir. Böylece, KÖO kamu harcamalarının tam karşılığının alınması, yani düşük maliyetle yüksek kaliteli hizmetlerin sunulmasında bir alternatif yöntem olarak tercih edilmektedir. İngiltere de 2004 yılında yapılan araştırmalar KÖO modelinin uygulanması ile % 10 ila % 20 oranları arasında verimlilik sağlandığını göstermektedir 1. Ancak, KÖO modelinin kendiliğinden verimlilik sağlaması beklenmemelidir. Diğer taraftan, sadece özel sektörün hizmetlerin sunulmasına dahil edilmesi verimliliğin sağlanması için yeterli koşul değildir. Bunun sağlanması için gerçekçi ve adil bir risk dağılımının yapılması gerekmektedir. Geleneksel kamu alımlarında risklerin çoğu devlet tarafından üstlenilirken, KÖO modelinde riskler tek bir tarafça üstlenilmemekte, idare ile özel sektör arasında paylaşılmaktadır. Özellikle mali risklerin özel sektöre devredilmesi, özel sektör ortaklarını projelerin zamanında ve bütçe sınırları içerisinde bitirilmesi ve harcamalar için daha gerçekçi tahminlerde bulunulması ve verimliliğin sağlanması için teşvik etmektedir. Sonuç olarak da, daha tutarlı ve öngörülebilen harcama yapısı oluşturulması sağlanmaktadır. Risk; projenin zaman, maliyet ve kalite bakımından başarılı bir şekilde tamamlanmasını tehdit eden herhangi bir etmen veya olay olarak tanımlanmaktadır 2. Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan Başarılı KÖO İçin Kılavuz İlkeler de 3 KÖO projelerine ilişkin çeşitli risk türlerine yer verilmektedir. 1. Gelir riski Gelir seviyesi, hizmetlerin kullanım oranları ve hizmetler için geçerli tarifeler tarafından belirlenmektedir. Dolayısıyla gelir, hizmetlere olan talebe göre değişkenlik göstermektedir. Gelir riski, projenin uygulandığı sektöre ilişkin bilgi ve verilerin mevcut olup olmamasına bağlı olarak değişmektedir. Daha önce devlet sübvansiyonları ile desteklenen sektörlerde hizmetlere ilişkin talep düzeyi belirli olmayabilmekte, bu durumda talep düzeyi riskini üstlenen özel sektör ortak için gelir seviyesinin belirlenmesi mümkün olmayabilmekte ve böylece gelir riski oluşmaktadır. Diğer taraftan, karayolu projeleri gibi yol kullanım talebinin ve geleceğe ilişkin büyüme potansiyeli ile kullanıcıların ödeme istekliliklerine ilişkin verilere ulaşılabilmesine rağmen, sektöre ilişkin riskler, yapının ancak belirli bir süre işletilmesinden sonra belirginleşmektedir. 15

16 Gelir riski; gelir seviyesi ve tüketicilerin kullanımına ilişkin bazı varsayımlara dayanılarak belirlenmektedir. Ancak riskin belirlenmesi genellikle gerçekçi olmayan veya çok iyimser ve abartılı varsayımlar üzerinden yapıldığından projenin uygulanması sırasında sıkıntıların yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinde yaşanan deneyimler göstermiştir ki, KÖO karayolu projelerinde, otomobil sahibi sayısının ve gelir düzeyinin düşük olduğu ülkelerde yol kullanıcıları kısa ancak paralı olan karayolu yerine, parasız olan karayolunu tercih etmekte, bu durumda da KÖO ile gerçekleştirilen projeler başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir. Diğer taraftan, gelecekte öngörülemeyen olaylar da gelir riskini etkileyebilmektedir. Örneğin; 1970 lerde yaşanan petrol şokları Fransa da üç imtiyaz sözleşmesinin başarısızlıkla sonuçlanmasına ve dört büyük inşaat şirketinden üçünün iflas etmesine neden olmuştur. Bu çerçevede, gelir riskinin özel sektör tarafından üstlenildiği bazı KÖO projelerinde gelir riskinin azaltılması için, idare ile paylaşılması ve böylece yatırım maliyetlerinin yeterli talep düzeyince karşılanamaması durumunda devlet tarafından kalan kısım için gölge ücret ödenmesi gibi yöntemler tercih edilebilmektedir. 2. Yapım riski Yapım maliyetleri projenin finansmanında en temel öğeyi oluşturmaktadır. Yapım riski genellikle özel sektör ortağa devredilmektedir. Bu anlamda, yapının sözleşmede öngörülen zamanda ve maliyetler çerçevesinde bitirilmesi sorumluluğu da yükleniciye verilmektedir. KÖO projelerinde genellikle idare tarafından yükleniciye yapılması öngörülen ödemeler, ancak yapım işi tamamlandıktan sonra ve hizmetlerin sunulması karşılığında yapılmaktadır. Bu nedenle, yapım maliyetleri yapının belirlenen süre ve nitelikte tamamlanması açısından yüklenici için büyük bir risk oluşturmaktadır. Proje tanımının iyi yapılmaması, bilinmeyen jeolojik koşullar veya iyi tanımlanmamış güvenlik şartları yapım maliyetlerini etkilemekte, böylece yapım işinin gecikmesine neden olabilmektedir. Bunların yanı sıra, enflasyon, ambargo, ekonomik politika veya siyasal karışıklıklar gibi dış etmenler maliyetler üzerinde etkili olabilmektedir. 3. Döviz Riski KÖO altyapı projeleri büyük ve karmaşık projelerdir ve projelerinin finansmanında öz sermayenin yanı sıra borç kullanılmaktadır. Borcun yabancı borç verenlerden alınması, döviz kurunun dalgalanmasından kaynaklanan döviz riskini ortaya çıkarmaktadır. AB üye ülkelerinde Ekonomik ve Parasal Birlik üyesi ülkeler için bu risk düşük olsa da, aday ülkeler için bu durum, risk teşkil etmektedir. Bu riskin azaltılarak KÖO yatırım projelerinin özel sektör için cazip hale getirilmesi için, döviz riski hükümetler, ihracat kredisi ajansları veya uluslararası finans kuruluşları tarafından üstlenilebilmektedir. 4. Çevresel/Arkeolojik Risk Önceden öngörülemeyen çevresel sorunlar, maliyetleri artırabilmekte ve projelerin tamamlanmasında ciddi gecikmelere neden olabilmektedir. Bu 16

17 risk genellikle yükleniciler tarafından üstlenilmektedir, çünkü genellikle projeyle ilgilenen yatırımcılar KÖO sözleşmesini yapmadan önce, alanda çevresel inceleme ve değerlendirme yapmaktadır ve buna ilişkin olası risk azaltma programlarını hazırlamaktadır. 5. Gizli Kusur Riski Bazı KÖO projeleri, var olan bir tesisin iyileştirilmesi veya genişletilmesine ilişkin işlere yönelik olabilmektedir. Bu durumda yüklenici, mevcut yapının bakım ve onarım sorumluluğunu üstlenmektedir. Ancak, devralınan tesisin daha önceden bilinmeyen bir kusuru olabilmektedir. Bu nedenle, bu riskin azaltılması için, devredilecek tesislerin, sözleşmeye nihai hali verilmeden önce denetim işlerinin detaylı olarak yapılması, denetimin tamamlanması ve bunun iyi bir şekilde belgelenmesi gerekmektedir. 6. Yüklenicinin Kapasitesi KÖO modelinde, kamu sektörü, özel sektörden bilinmeyen bir kişi veya kuruluşla ortaklık ilişkisi içerisine girmektedir. Şartname ile belirlenmiş olsa da, projenin uygulanması sırasında yüklenici, sorumluluğu altında olan işleri şartnamede belirtilen nitelikte veya zamanda gerçekleştirememektedir. Kapasiteye ilişkin risk, yüklenicinin yönetmesi gereken riskleri yönetememesinden yani tamamen kendisinden kaynaklanmaktadır. Yükleniciye ilişkin risk genellikle kişinin yeterliliğinin iyi bir şekilde değerlendirilmemesinden veya maliyetlerin, projenin ilerleyen aşamalarında karşılanabileceği şekilde tasarlanmasından ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, ihalelerde şeffaflık ve rekabet hükümlerine uyulması ve adil rekabet ortamı sağlanarak tekliflerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve her iki tarafın da projenin gerekliliklerini ve hedeflerini tam olarak anladığından emin olunması gerekmektedir. 7. Sürdürülebilirlik riski Kamu hizmetlerinin kamu çıkarları gözetilerek kesintisiz bir şekilde sunulması kamu yönetiminin temel ilkesidir. Bu nedenle idarelerin, projenin uygun bir şekilde uygulandığını ve hizmetlerin sürdürülebilir olduğunu izlemesi gerekmektedir. Sürdürülebilirlik riskinin tespit edilmesi için uygun proje izleme ve denetleme mekanizmalarının kurulması gerekmektedir. Aksi takdirde, devletin özel sektör tarafından sunulan hizmetler üzerindeki kontrol yetkisi ve etkinliği sınırlanabilmektedir. Kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin temin edilmesi için kamu sektörüne danışmanlık yapacak etkili denetim ve izleme mekanizmaları, bağımsız izleme kuruluşları oluşturulmaktadır. Bu şekilde idare proje uygulama sürecine etkin bir şekilde dahil olabilmekte ve hesaplılık ve verimliliğin gerçekleşmesi temin edilmektedir. 8. Siyasi risk KÖO projeleri uzun süreli ve karmaşık projeler olduklarından uzun vadeli siyasi desteğin varlığını gerektirmektedir. Siyasi risk, genellikle hükümetlerin değişmesi ve önceki hükümetlerin devam eden uzun süreyi kapsayan icraatlarını ortadan kaldıran yeni hükümetlerin iktidara gelmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda uluslararası finans kuruluşları veya Avrupa Komisyonu siyasi riskin aşılmasında etkili olmak için çalışmalar yapabilmektedir. Diğer 17

18 taraftan, ithalat-ihracat bankaları özel sektöre siyasi risk garantileri sağlayabilmektedir. 9. Sözleşmesel Risk ve Düzenleyici Risk İdareler ile yükleniciler arasında sözleşme yapılmakta ve sözleşme koşulları üzerinde mutabık kalınarak proje başlatılmaktadır. Ancak, uygulamada her zaman bu koşullara uyulamamaktadır. Sözleşmesel risk, genellikle kullanım ücretlerinin veya harçların geçerli olduğu durumlar ile siyasi hassasiyete sahip konularda ortaya çıkmaktadır. Örneğin, imtiyaz sözleşmesi ile, yükleniciye tüketicilerden talep edeceği kullanım ücretini belirleme hakkı verilmektedir ancak bu hak, projenin uygulanması sırasında çeşitli nedenlerle; gerek yüklenicinin kullanım ücretlerini aşırı artırması, gerek kamuoyu baskısı, gerek siyasi nedenler ve gerekse açılan davalarla mahkemeler tarafından geri alınabilmektedir. Fransa da 1970 lerde hükümet kararı ile bu hak yükleniciden tamamen alınıp dört büyük karayolu işletmesinden üçünün kapanmasına neden olurken, Macaristan da karayolu projesine ilişkin olarak açılan dava sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından kullanım ücretlerinin % 50 oranında düşürülmesi kararı alınmıştır. Ancak, bu projede Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası tarafından yükleniciye yapılan kredi ödemeleri askıya alınmış ve bu durum yapım işinin yedi ay gecikmesine neden olmuştur. Düzenleyici risk ise, projenin uygulanmasını aksatacak sözleşme hükümlerini etkileyen yeni bir hükümet düzenlemesi sonucunda ortaya çıkan vergilendirme, kamulaştırma, düzenleme ile değişiklik yapılması gibi riskleri kapsamaktadır. Diğer taraftan düzenleyici risk, KÖO deneyimine sahip olmayan ülkelerde daha önce hiç uygulanmamış olan KÖO modelini düzenleyen Kanunların uygulanmasından da kaynaklanmaktadır. 10. Kamuoyu Riski KÖO projeleri, özel sektör daha önce devlet tarafından gerçekleştirilen ve enerji gibi stratejik sektörlere ilişkin hizmetlerin sunulmasına dahil edildiğinden, kamuoyu tarafından benimsenmeyebilmektedir. Bu alana özel sektörün dahil edilmesi, çeşitli endişeleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu endişeler özellikle yabancı yatırımların söz konusu olduğu durumlarda daha fazla su yüzüne çıkmakta ve gizli koruma içgüdülerini ortaya çıkarabilmektedir. Özellikle kamu alımlarının söz konusu olduğu sözleşmelerde milliyet ve yabancı katılımı toplumsal desteği azaltabilmekte ve bu da projelerin başarı riskini azaltabilmektedir. Ancak, uygulamada sıklıkla karşılaşılan kamuoyu riski, özellikle imtiyaz sözleşmeleri ile kamu hizmeti karşılığında tüketiciler tarafından ödenmesi öngörülen kullanım ücretlerinin kamuoyu muhalefeti, protestosu ve boykotuna neden olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin; Fransa da başlatılan Lyon karayolu projesi, yüksek geçiş ücretleri nedeniyle protesto ve boykotlarla karşılaşmıştır ve iptal edilmek durumunda kalmıştır. Aynı şekilde Portekiz de Vasco de Gama Köprüsü imtiyazına ilişkin yüksek geçiş ücretleri büyük çaplı protestolarla karşılaşmış ve trafiğin kapatılarak tıkanmasına neden olmuştur. Hükümetin aldığı kararla ücretler düşürülmüş ve fark imtiyaz sahibine devlet bütçesinden 18

19 ödenmiştir. Bu çerçevede, kamuoyu riskinin ortaya çıkması hem devlet açısından maliyetleri artırmakta hem de nihai amaç olan kamu yararının temin edilmesini engellemektedir. Bu nedenle, KÖO modeli ile uygulanacak projelere ve altyapı yatırımlarına karar verirken hükümetlerin kamuoyunun hassasiyetini göz önünde bulundurması, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve katılım mekanizmalarının işlemesi sağlanarak, paydaşların sürece dahil edilmesi gerekmektedir. 1 OECD, Public-Private Partnerships: In Pursuit of Risk Sharing and Value for Money, Paris, 2008, s Euroepan Commission, Guidelines for Successful Public-Private Partnerships, Brüksel, 2003, , s Ibid, s Hırvatistan ve Türkiye deki AB kaynaklı doğrudan yabancı yatırımlar (YDY) arttı Eurostat tarafından Temmuz 2008 de çıkarılan raporda, Hırvatistan ve Türkiye ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların 1999 yılından bu yana önemli derecede arttığı analiz edilmiştir. Rapor, dönemini kapsamakta olup, özellikle Türkiye açısından içerdiği sonuçlar kısaca şu şekildedir: Müzakerelerin açıldığı 2005 tarihinden bu yana, her iki aday ülkenin doğrudan yabancı yatırımlar açısından cazibesi artmıştır dönemi içerisinde Hırvatistan a yapılan yatırımlar istikrarlı büyüme sergilemiş, AB-25 ülkelerinden yapılan yatırım stoku (AB de yerleşik şirketlerce) %308 artarak 2006 yılında 11.8 milyar dolara ulaşmıştır. Söz konusu dönemde Türkiye de ise, AB menşeli sermaye stokunda %223 artış gerçekleşmiş ve 33 milyar dolarlık bir yatırım hacmi yakalanmıştır. Özellikle Türkiye de gerçekleşen bu artış, yatırım reformlarıyla doğrudan alakalıdır. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve YDY girişini kolaylaştırmak için 2003 te devreye giren özelleştirme programının bu kapsamda önemi büyük olmuştur. Ayrıca 2003 te uygulamaya konulan YDY yasası, yabancı yatırımcıları yerli yatırımcılar gibi garanti kapsamına almakta, asgari sermaye sınırını kaldırmakta, YDY üzerindeki kısıtlamaları hafifletmekte, yabancı yatırımcıların sermaye ve kar transferlerine tam konvertible olma imkanı sağlamakta, herhangi bir kısıtlama olmadan mülk edinmelerine izin vermekte ve yatırımcılara uluslararası tahkime başvurma hakkı tanımaktadır. AB-25 veya AB-27 ülkelerinden yapılan yatırımlar oldukça sınırlı bir paya sahipken, yatırımların hemen hemen %100 ü AB-15 ülkelerine aittir yılına nazaran 2006 yılında AB-25 ülkelerinin yatırım payı %4 e yükselmiştir döneminde Yunanistan (2.275 milyar Avro), Avusturya ( 860 milyon Avro) ve Almanya (650 milyon Avro) Türkiye de en fazla yatırım yapan ülkeler olmuşlardır. Yatırımlar arasında sektörel bir ayrım mevcut olmamakla birlikte, imalat, hizmet ve gayrimenkul sektörleri göze çarpan yatırım alanları arasındadır. Kaynak: epp.eurostat.ec.europa.eu/ 19

20 SOSYAL KORUMA VE SOSYAL İÇERME ORTAK RAPORU YONCA SAKA TUTULMAZ AB Uzman Yardımcısı Bu yazıda, Avrupa Birliği, İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici İlişkileri Konseyinin (EPSCO) Sosyal Koruma ve Sosyal İçerme 2008 Ortak Raporu nun özet tercümesi yapılacak ve anılan rapora ve Avrupa Birliği sosyal politikalarının gelecek dönemli hedeflerine ilişkin bir değerlendirme yapılacaktır. Lizbon Stratejisi kapsamında gerçekleştirilen reformlar sonrasında, ekonomik büyüme hızlanmış ve Avrupa çapında işsizliği azaltacak ölçüde istihdam yaratılmaya başlanmıştır. Sosyal uyumun olumlu etkileri, uzun dönemli işsizliğin azaltılmasında gözle görülür hale gelmiştir. Cinsiyet eşitsizliği azalmakla beraber halen devam etmektedir. Avrupa da yaşlı çalışanlar için istihdam oranları yaklaşık %44 civarında olup bu oran kadın çalışanlar için %34.8 ve erkek çalışanlar için %52.6 seviyesindedir. Bu bağlamda dokuz AB üyesi ülke, 2010 hedefi olan %50 ye ulaşmıştır. Sosyal koruma reformları ve sosyal içerme politikaları meyvelerini vermeye başlamış, söz konusu reform ve politikalar sosyal uyuma doğrudan katkıda bulunmakla beraber, istihdam arzını artırmak ve mali pozisyonları daha sürdürülebilir hale getirmekle büyümeyi destekleyecek dolaylı etkilerde de bulunmaktadırlar. Birçok AB üyesi ülkede sosyal korumanın finansmanı, istihdam üzerinden alınan vergilerden diğer tip vergilere yönelinmesiyle finansal tabanın genişletilmesi suretiyle daha etkin hale getirilmiştir. Ancak sağlıklı büyüme ve istihdam yaratma kendiliğinden sosyal uyumu sağlamamakta veya toplumun marjinal kesimlerinin durumlarının otomatik olarak iyileşmesine sebep olmamaktadır. En dezavantajlı grupların durumlarını iyileştirecek aktif içerme ve aktif istihdam politikalarına ihtiyaç halen devam etmektedir. Toplam AB nüfusuna bakıldığı zaman, nüfusun %16 sını oluşturan yaklaşık 78 milyon insan yoksulluk sınırında yaşamaktadır ve yoksulluğa daha çok kadınlar maruz kalmaktadır. Çoğu AB üyesi ülkede çocuklar ve gençler daha da yüksek bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, sosyal ve ekonomi politikalarının birbirini destekler nitelikte olması gerekmektedir. Son yıllarda görüldüğü üzere sosyal koruma reformları ve aktif içerme politikaları istihdama ve ekonomik büyümeye katkıda bulunmuşlardır. Ancak gelişmiş bir ekonominin sosyal uyumu sağlamaya yönelik çabalara katkıda bulunması süreci devam etmelidir. Yoksulluğu ve sosyal dışlanmayı önlemek, sosyal korumayı modernize etmek, sosyal yeterliliği ve ekonomik sürdürülebilirliğini sağlam mali politikalarla desteklemek, Avrupa nın sürdürülebilir kalkınması için gerekli unsurlardır. Cinsiyet eşitliğinin ve nesiller arası dayanışmanın yayılmasını da içeren politikaların tutarlılıkları ve koordinasyonu, bir toplumdaki en muhtaç durumda olanı içerme amacının gerçekleştirilmesi için çok önemli bir husustur. Yaşlı çalışanlar için istihdam oranları artmıştır. Aktif içerme tedbirleri, emeklilik ve istihdam piyasaları reformları çalışmaya ilişkin teşvikler içermektedir ancak halen daha fazla sayıda insanın ekonomik olarak daha 20

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ GELİŞİMİ, KURUMLARI ve İŞLEYİŞİ

AVRUPA BİRLİĞİ GELİŞİMİ, KURUMLARI ve İŞLEYİŞİ AVRUPA BİRLİĞİ GELİŞİMİ, KURUMLARI ve İŞLEYİŞİ İLKER GİRİT 04.11.2015 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ AVRUPA BİRLİĞİ ANABİLİM DALI İÇERİK Birliğin Kuruluşu Birliğin Gelişimi Antlaşmalar

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BÜTÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ BÜTÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ BÜTÇESİ NİSAN 2016 ANKARA İçindekiler GİRİŞ... 2 AVRUPA BİRLİĞİ BÜTÇESİ... 2 I. AB BÜTÇESİNİN GELİRLERİ... 2 II. AB BÜTÇESİNİN HARCAMALARI... 4 1. Akıllı ve Kapsayıcı Büyüme... 4 2. Sürdürülebilir

Detaylı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Avrupa Komisyonu SCHUMANN Roma Antlaşması Brüksel Almanya - Avrupa Parlamentosu Đktisadi Kalkınma Vakfı Adalet ve Özgürlükler AB - AVRO Politikaları AB Konseyi Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Üye Devlet

Detaylı

KASIM AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Türkiye nin AB ye üyelik müzakereleri çerçevesinde 22 Nolu fasıl müzakereye açıldı.

KASIM AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Türkiye nin AB ye üyelik müzakereleri çerçevesinde 22 Nolu fasıl müzakereye açıldı. KASIM AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER SİYASİ GELİŞMELER Türkiye nin AB ye üyelik müzakereleri çerçevesinde 22 Nolu fasıl müzakereye açıldı. AB ile üyelik müzakerelerinde üç yıllık aradan sonra, 22. Fasıl müzakereye

Detaylı

24 Haziran 2016 Ankara

24 Haziran 2016 Ankara 24 Haziran 216 Ankara Sunum Planı I. İktisadi Görünüm II. Yapısal Konular III. Genel Değerlendirme 2 İKTİSADİ GÖRÜNÜM 3 3.15 6.15 9.15 12.15 3.16 İktisadi Faaliyet Büyümeye Katkılar (Harcama Yönünden,

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

G20 BİLGİLENDİRME NOTU G20 BİLGİLENDİRME NOTU A. Finans Hattı Gündemi a. Büyüme Çerçevesi Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel politikalarda işbirliğinin sağlamlaştırılması Etkili bir hesap verebilirlik mekanizması

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 ANA EYLEM 2: YENİLİK ve İYİ UYGULAMALARIN DEĞİŞİMİ İÇİN İŞBİRLİĞİ Yenilik ve İyi Uygulamaların Değişimi için İşbirliği;

Detaylı

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Geleceğin Karbon Piyasaları Şekilleniyor Pazara Hazırlık Ortaklık Girişimi (PMR) Kyoto Protokolü nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ İLE KATILIM MÜZAKERELERİ

AVRUPA BİRLİĞİ İLE KATILIM MÜZAKERELERİ AVRUPA BİRLİĞİ İLE KATILIM MÜZAKERELERİ SÜRECİ ÇİSEL İLERİ 10-14 Ekim 2011 Katılım Müzakereleri Nedir? AB ile katılım müzakereleri klasik anlamda bir müzakere değildir. Aday ülke AB müktesebatının tümünü

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi Büyükdere Cad. No. 106 34394 Esentepe - İstanbul AçıkDeniz Telefon Bankacılığı: 444 0 800 www.denizbank.com Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2013 Mali Verileri DenizBank bir Sberbank

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2013/2014 Şubat)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2013/2014 Şubat) Rapor No: 1/ Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (13/1 Şubat) Şubat 1 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (7) ve EFTA ülkelerinde otomobil pazarı 13 yılı Şubat ayında

Detaylı

TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU. Mali Yardımlar ve IPA N. Alp EKİN/Uzman

TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU. Mali Yardımlar ve IPA N. Alp EKİN/Uzman TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU Mali Yardımlar ve IPA N. Alp EKİN/Uzman 2 AB MALİ YARDIMLARI Ekonomik ve sosyal gelişmişlik farklılıklarını gidermek 3 AB MALİ YARDIMLARI AB Üyeliğine hazırlanmaları

Detaylı

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU 21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU I- ÖNCELİKLER LİSTESİ ÖNCELİK 21.1 Topluluk standartlarına uygun hukuki ve idari çerçeve ile bölgesel politikaların programlanması, yürütülmesi,

Detaylı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji KASIM 2014 KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ

Detaylı

2014-02 KALKINMA KURULU TOPLANTISI 13.11.2014 UŞAK

2014-02 KALKINMA KURULU TOPLANTISI 13.11.2014 UŞAK 2014-02 KALKINMA KURULU TOPLANTISI 13.11.2014 UŞAK GÜNDEM 1 2 3 4 5 Açılış ve Yoklama 2014 Yılı Ajans Ara Faaliyet Raporunun Görüşülmesi Bölge İllerinin Turizm Potansiyellerinin Değerlendirilmesi ve Kurul

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2 Hazırlayan: Müge ÇAKAR İÇİNDEKİLER 1. AB- TÜRKİYE SON DAKİKA 1.1. AB-Türkiye İlişkileri nde Kıbrıs 2. AB den ÖNEMLİ BAŞLIKLAR 2.1. Avrupa Birliği nde Tarihi Genişleme AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies(CEPS) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği ne Üyelik

Detaylı

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ 1 AB ÜYELİK (KOPENHAG) KRİTERLERİ Siyasi Kriterler demokrasiyi, hukukun

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

FASIL 5 KAMU ALIMLARI

FASIL 5 KAMU ALIMLARI FASIL 5 KAMU ALIMLARI Öncelik 5.1 Kamu alımları konusunda tutarlı bir politika oluşturulması ve bu politikanın uygulanmasının izlenmesi görevinin bir kuruma verilmesi 1 Mevzuat uyum takvimi Tablo 5.1.1

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies (guldem.okem@ceps.eu) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI KATILIM MÜZAKERELERİ ÇERÇEVESİNDE 33 NO LU MALİ VE BÜTÇESEL HÜKÜMLER FASLININ MÜZAKERELERE AÇILMASI

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI KATILIM MÜZAKERELERİ ÇERÇEVESİNDE 33 NO LU MALİ VE BÜTÇESEL HÜKÜMLER FASLININ MÜZAKERELERE AÇILMASI KATILIM MÜZAKERELERİ ÇERÇEVESİNDE 33 NO LU MALİ VE BÜTÇESEL HÜKÜMLER FASLININ MÜZAKERELERE AÇILMASI 18 Mart 2016 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye-AB Zirvesi nde 33 No lu Mali ve Bütçesel Hükümler Faslının

Detaylı

Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi

Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi Bu proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir. Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi Ambalaj Atıkları Direktifi DEA TOBB Danışma Toplantısı 26 Şubat 2015,

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB Eşleştirme Projesi, Ankara Kursun 6. Haftası Carin Lindqvist-Virtanen Genel Müdür Yardımcısı Sigorta Bölümü AB Sosyal Politikası Sınırlı Yetkinlik Serbest

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Komşular SUNAR T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Asgari Ücretin Tanımı Çalışan bir kişinin en azından temel ihtiyaçlarını

Detaylı

MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi

MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER SİYASİ GELİŞMELER Avrupa Parlamentosu Seçimleri sonuçlandı. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi 2014 Avrupa Parlamentosu Seçimleri, 22-25 Mayıs tarihlerinde

Detaylı

11- EKONOMİK VE PARASAL BİRLİK

11- EKONOMİK VE PARASAL BİRLİK 11- EKONOMİK VE PARASAL BİRLİK, 5 Mayıs 2001 tarih ve 24393 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4651 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. I- ÖNCELİKLER LİSTESİ ÖNCELİK 11.1 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının

Detaylı

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris)

TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) TEST REHBER İLKELERİ PROGRAMI ULUSAL KOORDİNATÖRLER ÇALIŞMA GRUBU 26. TOPLANTISI (8-11 Nisan 2014, Paris) Dr. A. Alev BURÇAK Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Sunu Planı OECD Hakkında

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP)

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) 1. Bölgesel Eğitim Merkezi (RTP) Bilindiği üzere; Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Kurumsal Yapılanma Birimi tarafından uygulanan Bölgesel Eğitim

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME Niyazi ÖZPEHRİZ FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME 1. Giriş Finansal sistemin işleyişi, ekonomik büyüme üzerinde önemli etkilere sahip olabilmektedir. İyi işleyen bankacılık sistemi ve menkul

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

Erasmus+ OKUL DEĞERİNİ BİLİN! www.happykids.com.tr

Erasmus+ OKUL DEĞERİNİ BİLİN! www.happykids.com.tr Erasmus+ OKUL DEĞERİNİ BİLİN! Erasmus+ Okul Okul Eğitimi Programı AMAÇLARI Eğitimde kaliteyi artırmak, Program ülkeleri okullar ve eğitim personeli arasında işbirliğini güçlendirmek Erasmus+ Okul Hedef

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

18- EĞİTİM, ÖĞRETİM VE GENÇLİK

18- EĞİTİM, ÖĞRETİM VE GENÇLİK 18- EĞİTİM, ÖĞRETİM VE GENÇLİK Göçmen İşçi Çocuklarının Eğitimine İlişkin Yönetmelik, 14 Kasım 2002 tarih ve 24936 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik kapsamında yapılan

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 34

HABER BÜLTENİ xx Sayı 34 HABER BÜLTENİ xx.08.2016 Sayı 34 KONYA İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ ARTTI Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi geçen aya düşerken, geçen yılın aynı dönemine göre yükseldi. Mevcut siparişler ise; Haziran

Detaylı

KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ

KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN FİYAT BEKLENTİSİ DÜŞTÜ HABER BÜLTENİ 15.04.2016 Sayı 30 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ 30 Mart 2016 Pazar 2016 yılı Ocak-Şubat döneminde AB ve EFTA ülkeleri toplamına göre ticari araç pazarı, 2015 yılındaki pozitif performansını sürdürdü ve yüzde 15 artış

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 8

HABER BÜLTENİ xx Sayı 8 HABER BÜLTENİ xx.06.2014 Sayı 8 Konya inşaat sektörü güven endeksi, geçen aya göre yükseldi: Mart 2014 ten beri düşmeye devam eden Konya İnşaat Sektörü Güven Endeksi, Mayıs 2014 te kısmen yükselerek -5

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2011) Ankara

AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2011) Ankara AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER (Kasım 2011) Ankara İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR 1. Nüfus 28. Gayri Safi Ulusal Tasarruflar 2. İstihdam 29. Gayri

Detaylı

FASIL 6: ŞİRKETLER HUKUKU

FASIL 6: ŞİRKETLER HUKUKU FASIL 6: ŞİRKETLER HUKUKU 6.A. Avrupa Birliği ndeki Genel Sektörel Durum Analizi Şirketler hukuku mevzuatı, şirketler ile muhasebe ve denetim konularını kapsamaktadır. Şirketler konusuna ilişkin kurallar,

Detaylı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı AB ve Türkiye Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Avrupa Birliği Bakanlığı, Katılım Öncesi AB Mali Yardımı kapsamında finanse edilen diyalog sürecini desteklemeye devam etmektedir. Diyaloğu-IV

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 19

HABER BÜLTENİ xx Sayı 19 HABER BÜLTENİ xx.11.2015 Sayı 19 Konya Sanayi Odası (KSO) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde gerçekleştirilen Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi Anketi, Türkiye nin yerel

Detaylı

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Türkiye den AB ne Göç 1961 den itibaren göçün değişen doğası 60 lar : Batı Avrupa da niteliksiz işgücü ihtiyacı

Detaylı

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü Semineri 18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR 1 2003/4 Çevresel

Detaylı

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

KARŞILIKLI TANIMA ANLAŞMALARI OCAK 2014 GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI AB VE DIŞİLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÜCEL KARADİŞ/DAİRE BAŞKANI

KARŞILIKLI TANIMA ANLAŞMALARI OCAK 2014 GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI AB VE DIŞİLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÜCEL KARADİŞ/DAİRE BAŞKANI KARŞILIKLI TANIMA ANLAŞMALARI OCAK 2014 GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI AB VE DIŞİLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÜCEL KARADİŞ/DAİRE BAŞKANI İÇERİK -Karşılıklı Tanıma Anlaşması (MRA) Nedir? -Karşılıklı Tanıma Anlaşmaları

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. Avrupa Birliği Hukukuna Giriş

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. Avrupa Birliği Hukukuna Giriş Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Avrupa Birliği Hukukuna Giriş İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX TABLOLAR CETVELİ... XIX KISALTMALAR...XXI BİRİNCİ BÖLÜM

Detaylı

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ MALİ KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ MALİ KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ MALİ KAYNAKLARI 1. KATILIM ÖNCESİ YARDIM PROGRAMI 2001 yılı sonuna kadar Türkiye ye Avrupa Birliği nin çeşitli bütçe kalemlerinden mali ve teknik işbirliğine yönelik yardımlar gelmekteydi.

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ

AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ AVRUPA TİCARİ ARAÇ SEKTÖR ANALİZİ 3 Ocak 2017 Pazar 2016 yılı Kasım ayında AB ve EFTA ülkeleri toplamına göre ticari araç pazarı 2015 yılı aynı ayına göre yüzde 12,8 artış göstererek 211 bin adet seviyesinde

Detaylı

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ 1. AVRUPA TOPLULUKLARI 1.1. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu nun kurulması yönündeki ilk girişim, 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız

Detaylı

Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik kalkınmasını teşvik etmek amacıyla mali destek aracı oluşturan ve Avrupa Yeniden Yapılanma Ajansı na ilişkin 2667/2000 sayılı Konsey Tüzüğü nü değiştiren 27 Şubat 2006 tarihli

Detaylı

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi. Avrupa Ekonomik ve Sosyal

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi ve y Uzun bir ortak tarih Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu na (EEC) katılmak için ilk kez Temmuz 1959'da başvuru yaptı. EEC yanıt

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx Sayı 11

HABER BÜLTENİ xx Sayı 11 HABER BÜLTENİ xx.09.2014 Sayı 11 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükseldi: Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Ağustos 2014 te bir önceki aya göre 6,1 puan yükselerek 7 puan değerini

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim) Rapor No: 212/23 Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (211/212 Ekim) Kasım 212 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (27) ve EFTA Ülkeleri nde otomobil pazarı 211 yılı

Detaylı

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası OTP harcamalarının AB bütçesinin önemli bölümünü kapsaması, bu politikayı bütçe tartışmalarının da odak noktası yaparken, 2014-2020 Mali Çerçeve içinde tarım, kırsal

Detaylı

İKİNCİ KISIM. Amaç ve Hukuki Dayanak

İKİNCİ KISIM. Amaç ve Hukuki Dayanak ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI GÖREV, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ KISIM Amaç ve Hukuki Dayanak Amaç Madde 1- Bu Yönergenin amacı; Strateji Geliştirme

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Prof. Dr. Serdar ÖZKAN İzmir Ekonomi Üniversitesi İzmir Ticaret Odası Meclis

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ

AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE FASLI MÜZAKERE SÜRECİ 1. Genel Süreç Çevre Faslı Müzakere Sürecine ilişkin; Çevre Faslı Tanıtıcı Tarama Toplantısı 03-11 Nisan 2006, Çevre Faslı Ayrıntılı Tarama Toplantısı 29 Mayıs

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

KIRSAL KALKINMA PROGRAMI YÖNETİM OTORİTESİNİN GÖREVLERİ VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

KIRSAL KALKINMA PROGRAMI YÖNETİM OTORİTESİNİN GÖREVLERİ VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK Resmi Gazete Tarihi: 22.06.2012 Resmi Gazete Sayısı: 28331 KIRSAL KALKINMA PROGRAMI YÖNETİM OTORİTESİNİN GÖREVLERİ VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

Antalya da AB İşlerinin Yönetilmesine Yönelik Kapasitelere İlişkin Eğitim İhtiyaç Analizi

Antalya da AB İşlerinin Yönetilmesine Yönelik Kapasitelere İlişkin Eğitim İhtiyaç Analizi Antalya da AB İşlerinin Yönetilmesine Yönelik Kapasitelere İlişkin Eğitim İhtiyaç Analizi 1 Giriş Bu özet raporda, Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından Antalya Valiliği ile birlikte Mart-Nisan-Mayıs 213

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ Türkiye milli katılım organizasyonunun, T.C. Ekonomi Bakanlığı'na izin başvurusu yapılmış olup, Türkel

Detaylı

Avrupa Birliği Taşkın Direktifi ve Ülkemizde Taşkın Direktifi Hususunda Yapılan Çalışmalar

Avrupa Birliği Taşkın Direktifi ve Ülkemizde Taşkın Direktifi Hususunda Yapılan Çalışmalar ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Taşkın ve Kuraklık Yönetim Planlaması Dairesi Başkanlığı Avrupa Birliği Taşkın Direktifi ve Ülkemizde Taşkın Direktifi Hususunda Yapılan Çalışmalar

Detaylı

9. Uluslararası İlişkiler

9. Uluslararası İlişkiler 9. Uluslararası İlişkiler 9.1. Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA) Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları, 03.11.1970 tarihinde Avusturya ile imzalanarak başlamış olup, bugüne kadar 76 ülke

Detaylı

TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ

TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ 53 TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İKİNCİ BÖLÜM 1. Sektörde mevcut istihdam imkanları geliştirilecektir. 1.1 Kadın istihdamı / Kadın istihdamını geliştirmeye yönelik aktif işgücü politikaları uygulanacaktır.

Detaylı

Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar. Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009

Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar. Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009 Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009 Giriş (1) Çevre haklarının hukuk sistemine dahil edilmesi konusunun çerçevesi

Detaylı

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir?

Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Yeni kanun teklifi neden yeterli değildir? Güven Sak 28 Şubat 2012 Çerçeve Ne yapmak istiyoruz? İnsan gücümüz dünyanın en büyük 10 uncu ekonomisi olma

Detaylı

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR!

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ekim 2016 17 Ekim 2016, İstanbul İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İki yılda 457 bin yeni işsiz! Geniş tanımlı işsiz sayısı 6.3 milyonu aştı Tarım istihdamı 291 bin, imalat sanayi

Detaylı

II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI

II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI Türk mali sektörü 27 yılının ilk altı ayında büyümesini sürdürmüştür. Bu dönemde bankacılık sektörüne yabancı yatırımcı ilgisi de devam etmiştir. Grafik II.1. Mali Sektörün

Detaylı

Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47

Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47 Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47 2 Devlet Hibeleri, Yatırım Teşvikleri Devlet Hibeleri Devlet hibeleri, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen 2011-2020 yılları arasında Polonya Ekonomisi için Önemli

Detaylı

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler ECA Bölge Perspektifi Marius Koen TÜRKİYE: Uygulama Destek Çalıştayı 6-10 Şubat 2012 Ankara, Türkiye 2 Kapsam ve Amaçlar

Detaylı

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refahı arttırmak için, mali disiplin içerisinde, kaynakların

Detaylı