TARHN ÇALARA AYRILMASINDA ÜÇ LÜ SSTEM VE AVRUPA MERKEZC TARH KURGUSU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TARHN ÇALARA AYRILMASINDA ÜÇ LÜ SSTEM VE AVRUPA MERKEZC TARH KURGUSU"

Transkript

1 TARHN ÇALARA AYRILMASINDA ÜÇ LÜ SSTEM VE AVRUPA MERKEZC TARH KURGUSU TRILOGY- ANCIENT AGE, MIDDLE AGE AND NEW AGE- IN THE DIVIDING HISTORY INTO AGES AND THE EUROCENTRIC HISTORY CONSTRUCTION Özet Necmettin ALKAN * Tarihin çalara ayrılmasında müracaat edilen mevcut üçlü sistem, tarih ilminin en önemli paradigmalarından veya ön kabullerden biri olmutur. Gerek akademik ve gerekse amatör tarih çevreleri bu ön kabullerinden hareket ederek tarihî süreci Eskiça, Ortaça ve Yeniça eklinde dönemlere ayırmaktadırlar. Tarih alanındaki meslekî ihtisaslama ve ilgili çalımalar da yine buna göre yapılmaktadır. Neredeyse insanlık tarihinin ortak bir paydası hâline gelen bu üçlü sistem, uzun bir zaman diliminde olumutur. Katolik Kilisesi babası Aurelius Augustinus ( ) Kitâb-ı Mukaddes i esas alarak tarihî süreci ilk defa taksim etmitir. Ardından gelen dier Hıristiyan din adamları bu gelenei devam ettirmiler ve Hz. sa yı merkeze yerletirerek Hz. sa öncesi ve sonrası olarak bunu olgunlatırmılardır. Bu gelenek ve mirastan hareket eden, Alman teologu ve tarihçisi Christoph Cellarius( ) bu sisteme son eklini vererek bugünkü haline getirmitir. Üçlü sistemin ortaya çıkmasında etkili olanların tamamına yakını Katolik veya Protestan din adamıdır. Bunlar sistemin içini doldururken, tamamen Hıristiyanlık dini ve Avrupa corafyasıyla alakalı olayları tercih etmilerdir. Böylece günümüze kadar gelen Avrupa Merkezci Tarih kurgusunun en önemli ayaklarından biri ortaya çıkmıtır. Dinî, bölgesel ve tamamen keyfî olan bu tasarım, bata insanlık tarihi olmak üzere Hıristiyan Batı Avrupalı olmayan milletlerin tarihleriyle hiç örtümemektedir. Aynı ekilde Türk ve slâm Tarihi ni de karılayamamaktadır. Bu kalıba sokularak kurgulanmak istenen Türk-slâm Tarihi, bu ekilde sılatırılmakta ve âdeta fakirletirilmektedir. Bundan dolayı, Türk tarihçileri kendi tarihî süreçlerine uygun yeni bir ça taksimini gündeme alarak gerekli çalımaları yapmaları elzemdir. Anahtar Kelimeler: Tarihin çalara ayrılması, Augustinus, Cellarius, Hıristiyanlık, Avrupalı, Avrupa Merkezcilik, Dünya ve nsanlık Tarihi slâm, Türk Tarihi. Abstract Existing trilogy- Ancient Age, Middle Age and New Age- which is applied for dividing history into ages is one of the most significant paradigms or preassumptions of the science of history. Both academic and amateur historians are dividing historical period into Ancient Age, Middle Age and New Age by starting from these preassumptions. Professional specializations in the field of history are being prepared according to this, too. The three system which became common part of the human history was constituted in a long period. Aurelius Augustinus ( ), the father of Catholic Church, divided historical period according to the Bible for the first time. Christian religious after him continued this tradition and matured this thought as before Christ and after Christ by centering on Jesus. German theologian and historian Christoph Cellarius ( ) who started from this tradition and inheritance made the existing trilogy by giving the last form to it. Almost everybody who was effective upon arising of the trilogy were Catholic and Protestant ecclesiastics. While these ecclesiastics were constituting the system, they preferred the event which were connected with Christian religion and the geography of Europe. Thus, one of the pillars of the construction of Eurocentric History which is present came into being. This scheme which is Clerical, Regional and Arbitrary is not relevant especially with the history of the human being and the history of the nations which are not Christian and from West Europe. It is not relevant with Turkish History and The History of Islam. The History of Turkish-Islam which is aimed by editing it in this form is made swallow and became poor in this way. As a result of this, Turkish historians should work by putting on the agenda a novel dividing of ages relevant to their own history. Key Words: Dividing History into Ages, Augustinus, Cellarius, Christianity, Europe, Eurocentrism, World and Human History, Islam, Turkish History. Doç. Dr., KTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öretim Üyesi/Trabzon.

2 I. Giri Hammaddesi insan olan tarih ilmi, insanolunun yapıp-ettiklerini ve bunlarla alakalı olarak ardında bıraktıklarını aratırma alanı olarak seçmitir. Bu meslei icra eden tarihçiler ise, çalıtıkları konuya göre, bir insanın veya belli bir insan gurubunun belli bir zamanda ve mekânda yaptıkları faaliyetleri/eylemleri bir metot çerçevesinde aratırmaktadırlar. Bu balamda tarihin aratırma alanına giren, bu eylemlerin ortaya çıkmasında etkili olan ve bunların aratırılmasında üzerinde durulan üç temel faktör bulunmaktadır: Zaman, mekân ve insan. stinasız bütün tarihî hadiseler, bu üçlünün bir araya gelmesiyle gerçeklemektedir. Bu üçlünün birlemesi ve bir araya gelmesinin neticesinde ortaya çıkan eylemler, genel anlamda geçmi anlamında tarih olarak adlandırılmakta olup, bunlar aynı zamanda bir bilim dalı olan tarihim aratırma alanına girmektedir. Bunlar arasında zaman, balangıçtan-en son geçmi ana kadar cereyan eden tarihî süreci ve tarihî hadiselerin tamamını bir bütün hâlinde kuatmaktadır. nsanın yeryüzünde görülmesiyle birlikte balayan tarihî süreç, sebep-sonuç balamında birbirine balı gelien olaylarla silsile hâlinde akıp gitmekte olup, yine insanolunun dünyayı terk etmesiyle birlikte sona erecektir. Böylesine uzun bir süreçte cereyan eden tarihî hadiselerin tamamı, ister sondan baa doru veya isterse batan sona doru olsun fark etmez, sebep-sonuç balamında birbirlerine balı sayısız halkadan oluan devasa bir zinciri tekil etmektedir. Baka bir ifadeyle, kendi içinde baımsız ve münferit gibi görünen her olay, aslında bu muazzam bütünün bir parçasını oluturmaktadır. Bir önceki olayın sonucu olarak ortaya çıkan güncel bir gelime, bir sonrakinin nedeni olmaktadır. Tarihî süreç bu ekilde, tıpkı bir nehrin kendi yataında akması gibi, belli bir mecrâda akıp gitmektedir. Bu olaylar, belli alanlara ve bakı açılarına göre, mesela aırlıklı olarak siyasî, askerî ve iktisadî tarih; milletlerin ve bölgelerin tarihi; din, bilim ve medeniyet tarihi; kadın ve çocuk tarihi gibi çok farklı açılardan ele alınmaktadır. Sadece birkaç tanesi belirtilen bu alanlardaki tarihî gelimeler ilk etapta birbirinden baımsızmı gibi görülebilir ve buna göre gerekli görülen aratırmalar münferit olarak yapılabilir. Nitekim günümüz tarihçilii bu ekilde farklı alanlara doru kaymı ve çalımaların ekserisi bu yönde yapılmı olsa da, bunların hepsi insanlık tarihi dediimiz bütünün birer parçası veya izahı olmaktan öte baka bir anlam taımazlar. Bu ekilde yapılan bütün tarih çalımalarını yan yanan koyduumuzda, insanolu dediimizi büyük bir ailenin muhteem tarihi veya kocaman resmi ortaya çıkmaktadır. Bunu, büyük bir çarklı saatle kıyaslamak gerekirse; saatin mekanik kısmını meydana getiren çarklar, ilk etapta birbirlerinden baımsızmı gibi dönmektedir. Fakat gerçekte her çarkın ileyii kendisinin etrafında bulunan dier çarkların dönüünü etkilemektedir. Böylece çarkların bu uyumlu ve birbirini tamamlar bir ekilde dönmesi, karmaık gibi görünen ve farklı parçalardan oluan bir mekanizmanın bütün hâlinde ilemesine neden olmaktadır. Bu ekilde ilgili saat ilevini yerine getirmektedir. Tarihin ileyiindeki bu türde bir mantık silsilesine ramen, iç içe geçmi bu gelimeler yumaı olarak karımızda duran bu sürece, bugünden geriye doru bir bütün hâlinde bakıldıında, bunları anlama ve yorumlama noktasında zorluklarla karılaılabilmektedir. Bu balamda önümüzde duran en önemli mesele, bu olaylar yumaına kime göre, neye göre ve nasıl bakılması gerektiidir. Bu tür soruların gündeme gelmesiyle birlikte, tarihî sürecin belli bir mantık içinde bölünmesi ve daha alt balıklar altında ele alınması gündeme gelmitir. Nitekim böylesi bir çözümün en önemli pratik sonucu, hiç üphesiz tarihî sürecin çalara göre ayrılması ve yeniden kurgulanmasıdır. Bu ekilde hâl-i hazırda kullanılmakta olan çalar sistemi uzun bir süreçte olumutur. 1. Konunun Takdimi Günümüzde kullanılan ve nerdeyse dünyanın her tarafında geçerli olan mehur üçlü sistem; Eskiça, Ortaça ve Yeni/Yakınça taksimi tarihin belli bir çerçevede algılanması ve yeniden kurgulanması neticesinde icat edilmitir. Tarihçiler, bu ekilde öncelikle tarihî süreci bir bütün hâlinde ele alma zahmetinden kurulmular; böylece ileri önemli oranda kolaylamıtır. Ça sistemine göre ihtisaslamılar ve çalıma alanlarını belirlemilerdir. Hatta bu uzmanlama öylesine bir hâl almıtır ki, çalıma alanları ve dolayısıyla tarihî süreç nerdeyse birbirinden baımsız, ayrı ve kopuk üç parça veya bir lokomotifin ardına dizilmi aralarında geçi olmayan ayrı vagonlar eklinde düünülür olmutur. Tarihin çalara taksiminde üçlü sistem bu ekilde oturmu ve bir çok çevrede itiraz edilemeyecek bir sabite, hatta bir paradigma hâlini almıtır. Bu paradigma olmadan tarih ve tarihçi tasavvur edilemez bir duruma gelinmitir.

3 Böylece tarihin çalara göre ayrılması, sonradan ortaya konulmu veya icat edilmi bir kurgudur. Uzun bir süreçte önemli oranda teologlar ve kısmen de tarihçiler, bunu kademeli olarak gelitirerek, bugünkü eklini almasını salamılardır. Bu üçlü sistemi, ilk defa bulanlar ve ardından bunu sistemletirenler ilginç bir takım ortak özelliklere sahipler: Bunlar, belli bir meslek gurubundan ve belli bir corafyadan olup, aynı inanç sistemine mensup kimselerdir. Aaıdaki satırlarda da teferruatlı bir ekilde ele alındıı gibi, mevcut üçlü sistemi oluturanların ekserisi Hıristiyan teologlarıdır. Bunların esin kaynaı olan tarihî arka plan, fikirler ve teolojik meruiyet Hıristiyanlık tan alınmı; sistemin içini dolduran olaylar ise, tamamen Batı Avrupa kara parçası sınırları içinde cereyan etmi olaylardan seçilmitir. Bunların haricinde Yahudilik de belli oranda etkili olmutur. Hz. sa nın Yahudi olması, kendisinden önceki peygamberlerin isimlerinin ve hikâyelerinin Kitâb-ı Mukaddes in Ahd-i Atik kısmında geçmesi; ister istemez Yahudilie de müracaatı beraberinde getirmitir. Zaten bugünkü Batı Avrupa Katolik veya Protestan Hıristiyanlıı nı oluturan iki temel kaynaktan bir tanesinin Yahudilik, dierinin ise Pagan Cermen inançları olduu bilinmektedir. 2. Konu Hakkında Mevcut Çalımaların Durumu Tarih ilmiyle özde hâle gelmi olan tarihin çalara ayrılmasının hikâyesi ve bunun sorgulanması, her nedense Türk tarihçilerinin alakasını pek fazla çekmemitir. Tespit edebildiimiz kadarıyla, bu konu hakkında her hangi bir kitap yazılmadıı gibi, tarih metoduyla alakalı kitapların pek çounda bu hususa dair bir kelime dahi sarf edilmemitir. Mühabat Kütükolu, 1 Gülçin Çandarlıolu, 2 Mehmet Saray 3 ve Tuncer Baykara 4 gibi profesyonel tarihçilerin kendi meslekî tecrübelerine istinat ederek telif ettiklerini belirttikleri tarih metoduyla alakalı kitaplarında, tarih ilminin çalara taksimi konusuna hiç temas etmemektedirler. Yine baka bir profesyonel tarihçi olan Ekrem Memiolu ise, mevcut üçlü sisteminin nasıl ortaya çıktıına temas etmeden, sadece muhtevası hakkında mâlum bazı teknik bilgileri vermekle yetinmektedir. 5 Tarih metodu kitaplarından sadece iki tanesinde, teknik bilgilere girmeden bazı atıflar eklinde bu konuya, yani mevcut üçlü sistemin Avrupa ve Hıristiyan merkezli olarak oluturulduuna temas edilmektedir. Çok önemli bir yere sahip olan merhum Zeki Velidî Togan, teferruatına girmeden bu sistemin kurucusu olarak Christoph Cellarius u adını verdikten sonra, bunun tasnifi üzerinde kısaca durmakta ve kendi haklı eletirisini kısaca dile getirmektedir. Bu eletirisi oldukça önemlidir. 6 smail Özçelik, teknik bilgisini Kafesolu nun aaıdaki paragrafta zikredilen makalesine dayandırdıktan sonra, takriben bir sayfa halinde bunu deerlendirmektedir. 7 Tarih bölümlerinde okuyan örencilere yardımcı olmak amacıyla hazırlanan bu tür metot kitapları her ne kadar da tarih metodu ibaresini taısalar da, bunlardan bazılarının pek çok metodik hatayı ihtiva ettikleri, erbapları tarafından bilinmektedir. Yeni nesil tarihçilerle birikimlerini ve tecrübelerini paylamaktan daha ziyade, iktisadî bazı endieler ve beklentilerin daha fazla öne çıktıı anlaılan bu çalımalardaki metodik hatalar belli noktaya kadar görmemezlikten gelinebilir. Fakat tarihin çalara ayrılması gibi çok önemli bir meseleye girmeyerek, âdeta görmemezlikten gelerek ve gündeme getirmeyerek, ilgili kitaplardan istifade etmek zorunda bırakılan tarih örencilerinin bilimsel anlamda böylesine önemli bir mevzuyla yüzleememelerine neden olmaları, anlaılır gibi deil. Yeni nesil tarihçilerin aralarından sıyrılıp çıktıı lisans ve lisansüstü örencilerin, böylesine bir tartımadan bî-haber olarak yetitirilmesinin Türk ve dünya tarihi açısından neden olduu entelektüel kayıplar, yeterince anlaılamamı gibi görünüyor. Her nedense yine Türk tarihçilerinin ve felsefecilerinin çok fazla alaka göstermedikleri ve bunun bir neticesi olarak çok yetersiz sayıdaki tarih felsefesi kitaplarında da bu konuya aynı ekilde ya hiç temas edilmemi ya da yüzeysel bazı atıflarda bulunulmutur. Örnein ahin Uçar çalımasında bu konuya hiç 1 Mübahat Kütükolu, Tarih Aratırmalarında Usûl, Edebiyat Fakültesi Basım Evi, stanbul, Gülçin Çandarlıolu, Tarih Metodu(Aratırma-Yazma), Türk Dünyası Aratırmaları Vakfı, stanbul, Mehmet Saray, Bilimsel Aratırma Yöntemleri El Kitabı, Yeditepe Üniversitesi, stanbul, Tuncer Baykara, Tarih Aratırma ve Yazma Metodu, Akademi Kitabevi, zmir, Ekrem Memi, Tarih Metodolojisi, 2. Baskı, Özeitim Yayınları, Konya, Bkz.: Zeki Velidî Togan, Tarihte Usûl, 4. Baskı, Enderun Kitabevi, stanbul, 1985, s Bkz.: smail Özçelik, Tarih Aratırmalarından Yöntem ve Teknikler, Gündüz Eitim ve Yayıncılık, Ankara, 2001, s. 27.

4 temas etmezken, 8 Doan Özlem, önemli eserinde ilgili bölümlerde tarih felsefesi açısında bazı bilgiler, döngüsel tarih ve çizgisel tarih gibi, vermektedir. 9 Burada Mehmed Niyazi ye ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Türk Tarih Felsefesi adlı çalımasında Türk tarihinin meselelerini çeitli konular eklinde ele alan Mehmed Niyazi, Türk Tarihinde Çalar ve Osmanlı da Devirler Meselesi balıı altında bu mevzuyu tartımaya açması önemlidir. Tarihin çalara ayrılması hakkında her hangi bir teknik bilgi vermeden, haklı olarak mevcut sistemin Türk tarihini karılayamadıının altını çizmektedir. 10 Bu konu hakkında yapılan makale envanterine gelince, yukarıda kitaplar hakkında yapılan tespitlerin aynısı, hatta daha kötüsü, makaleler için de geçerlidir. Tespit edebildiimiz kadarıyla, tarihin çalara ayrılmasının teknik olarak ele alındıı, Türkçe kaleme alınmı müstakil her hangi bir makale bulunmaktadır. Sadece merhum brahim Kafesolu, tarihin üç çaa bölünmesinin Türk tarihinin ele alınmasında uygulanamayacaına iaret eden bir makalesi bulunmakla birlikte, bu üç farklı tarihte, farklı yerde ve farklı isimler altında toplam üç kez basılmıtır. lk olarak Ü Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi nde Üniversite Tarih Öretiminde Yeni Bir Plân adıyla 1964 yılında yayınlanan bu makale, 11 daha sonra 1984 te bu kez Türk Kültürü dergisinde Türk Tarihinde Çalar Meselesi adıyla 12 tekrar basılmıtır. Aynı makale son kez iki müellifin adıyla Elazı da bir sempozyuma, Türk Tarihinin Taksimatı ismiyle tebli olarak takdim edilmitir. 13 Bu ekilde takriben 30 yıl içinde tam üç kez yayınlanan Kafesolu nun bu makalesi, mevcut sistemin ortaya çıkması hakkında teknik bilgilere girmeden, bunun Avrupa merkezci olduu ve pratikteki Türk tarihini ifade etmede yeterli olmadıına uzun uzadıya temas etmektedir. Kafesolu, bu eletirilerini yapmakla birlikte aynı zamanda mevcut üçlü sistemin yerine yeni bir taksimin yapılmasını da teklif etmektedir. Bu makalenin en önemli eksii, üçlü sistemin nasıl ortaya çıktıı ve nasıl bir oluum süreci geçtirdii hakkında her hangi bir bilgiye yer vermemesidir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Türk tarihçileri tarihin çalara ayrılması konusuna çok fazla bir alaka göstermemilerdir. Tarihimizin eitimi ve öretimi açısından çok ama çok önemli olan bu mevzunun bugüne kadar ihmâl edilmitir. Bundan dolayı bu çalımamız, bu alanda yapılmı yeni çalımalardan biri olup, önemli bir boluu dolduracaına inanıyoruz. Bu balamda bir tartımanın balamasına vesile olmasını diliyoruz. Bu makalenin hareket noktasını, uanda hemen hemen bütün dünyada geçerli olan mevcut üçlü sistemin hem fikir hem de muhteva olarak sadece belli bir corafyanın dinî ve tarihî tecrübesiyle sınırlı olduunu; bundan dolayı dier corafyaların ve milletlerin tarihleri için bunun bir ablon olarak alınması ve uygulanmasının doru olmayacaı düüncesi, tekil etmektedir. Konu ele alınırken usûl olarak önce tarihin dönemlere ayrılmasının ne demek olduuna ve nasıl kurgulandıına temas edilmektedir. Devamında ise, bu çalımanın aırlık merkezini oluturan tarihin çalara göre ayrılmasının nasıl baladıına, nasıl gelitiine ve en sonunda mevcut üçlü sistemin nasıl olutuuna temas edilmektedir. Nihayet son bölümde ise, bu sisteme itiraz tekil edecek noktalar ele alınmaktadır. Tarihin çalara ayrılmasında az veya çok etkili olan ve bu nokta fikir sarf eden pek çok Hıristiyan teolog/tarihçi bulunmaktadır. Çalımada, bunların hepsini burada yer ver imkânı bulunmamaktadır. Bundan dolayı seçici davranarak, en önemli yedi ismi ve bunların bu noktadaki katkıları üzerinde durulmutur. Bu çalıma kapsamında, alternatif bir tarih tasnifi gündeme getirilmemitir. Ayrı bir makalede, Türk ve slâm Tarihi nin tarihî tecrübesine uygun yeni bir tasnif ele alınması düünülmektedir. Konu ele alınırken, bu meselenin felsefî boyutuna pek girilmemitir/girilmemeye çalıılmıtır. Mâlum olduu üzere, hadisenin felsefî yaklaımı daha ziyade felsefe alanına girmektedir. Dolayısıyla bizim çalıma alanımızın dıına çıkmaktadır. Bundan dolayı mevcut üçlü sistemin kendisinde ve uygulanmasında ortaya çıkan pratikteki kısa ve uzun vadeli sıkıntılara temas edilmeye gayret edilmitir. 8 ahin Uçar, Tarih Felsefesi Yazıları, Vadi Yayınları, Ankara, Bkz.: Doan Özlem, Tarih Felsefesi, 8. Baskı, nkilâp Kitabevi, stanbul, 2004, s Bkz.: Mehmed Niyazi, Türk Tarihinin Felsefesi, ÖtükenNeriyat, stanbul, 2008, s brahim Kafesolu, Üniversite Tarih Öretiminde Yeni Bir Plân, Ü Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Sayı 19, stanbul, 1964, s brahim Kafesolu, Türk Tarihinde Çalar Meselesi, Türk Kültürü, Sayı 254, Ankara, 1984, s brahim Kafesolu/Abdülkadir Donuk, Türk Tarihinin Taksimatı, Fırat Üniversitesi Tarih Metodolojisi ve Türk Tarihinin Meseleleri Kollokyumu, Elazı, 1990, s

5 Müracaat edilen kaynakların ekserisi Almanca olmakla birlikte, bunlar arasında az da olsa Türkçe kaleme alınan veya tercüme edilen eserler de yer almaktadır. Ayrıca internet ortamında yayınlanan bir takım makale ve maddelerden de istifade edilmitir. Çalımamızdaki bazı makalelerin temin edilmesindeki yardımlarından dolayı Ü Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi öretim üyelerinden s h a k K e s k i n ve Almanya da tarih tahsili gören kardeim R e s u l A l k a n a ükranlarımı belirtmem gerekiyor. Ayrıca çalımayı okuyarak gerekli düzeltmeleri yapan Erciyes Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Bakanı ve aynı zamanda çok kıymetli bir dostum olan A r s l a n T o p a k k a y a nın ve KTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Aratırma Görevlisi E y y u b i m e k in de adını zikretmem gerekiyor. II. Tarihî Süreç ve Tasavvurları Tarih ilminin aratırma alanına, üç olgunun bir araya gelmesiyle ortaya çıkan hadiseler girmektedir: Zaman, mekân ve insan. Bu üçlü içinde insanın en son sırada zikredilmesinin nedeni, varlık boyutunda insanın dünyaya geldiinde kendisini zaman ve mekânın içinde bulması; yine dünyayı terk ettiinde de bu iki olguyu ardında bırakmasıdır. Yani zaman ve mekân insandan önce de vardı, ondan sonra da var olacaktır. Tarih ilminin uraı alanına giren bir hadisenin vuku bulabilmesi için, insanın varlık olarak ortaya çıkması belli bir zaman diliminden itibaren yeryüzünde arz-ı endam etmesi gerekiyor. Bu ekilde insanolunun dikey olarak belli bir zaman diliminde ve yatay olarak ise belli bir mekânda baından geçen olaylar tarihî hadiseler olarak adlandırılmakta, -buna kısacası insanolunun tarihi süreçteki macerası da denebilir-, ve tarihçiler bunları, illiyet balamında aratırmakta veya ele almaktadırlar. nsanların çoalıp dünyanın dört bir yanına yayılmasıyla ve bu arada içinde yaanılan zaman diliminin de uzamasıyla birlikte, tarihî olaylar kemiyet ve keyfiyet olarak artmı; böylece birbirlerine geçmi bir yumak hâlini almıtır. Bu ekilde genel görüntüsü özetlenen tarihî hadiselerin cereyan ettii zaman dilimini ifade etmek için kullanılan tarihî sürecin nasıl olduuna dair telakkiler eskiden beri bata kadim milletler olmak üzere günümüz toplumlarını da megul etmitir. Mevcut bilgilere göre bu noktada, döngüsel ve çizgisel olmak üzere iki temel görü bulunmaktadır. 1. Dairevî/Döngüsel Süreç Tarihî sürecin nasıl bir akıa sahip olduuyla alakalı görülerden ilki ve en eskisi, kadim milletlerin efsanelerine hâkim olan ve Antikça ın tarih anlayıı olarak ifade edilebilecek dairevî/döngüsel akıtır. Eski Çin, Hint, Mısır, Mezopotamya ve özellikle de Yunanlılar olmak üzere, kadim dünyayı temsil eden belli balı milletlerin geride bıraktıkları efsanelerde, dairevî olarak akan belirli dönemlere göre kendini yenileyip duran döngüsel bir süreç vardır. Tabiatta devamlı olarak yenilenen hadiselerin gözlemlenmesi neticesinde kefedilen ve toplumsal hayata da tatbik edilen bu görüün kaynaını Antikça ın kâinat modelinde ve daha önceki medeniyetlerin yaratılı öykülerinde bulmak mümkündür. 14 Burada her ey bir devinim ve tekrar içindedir. 15 Bu ekilde zamanın sonsuz döngüsü, bata Eski Yunan-Roma da olmak üzere dier belli balı kadim medeniyetlerde, kuyruunu yutmakta olan bir yılan figürüyle tasvir edilmitir. 16 Bunu biraz daha somutlatırmak gerekirse; insanların, toplumların ve devletlerin geçmileriyle gelecekleri rastlantısal olarak dönen, bir süreklilii olmayan eylerdir. Hayat, belli devlet formları çerçevesinde rastlantısal olarak dönen, bu formalara göre tekrar eden, kesik ve birbirinden kopuk hâlkalardan ibaretti. 17 Kadim medeniyetler ve milletlerin sahip oldukları tarihî süreç ve zaman telakkilerini ifade eden devrî/dairevî tabirinden de anlaıldıı üzere, balangıcı ve sonu belli olmayan; sürekli olarak tekrar eden bir çember tasavvuru, bunlarda söz konusudur. Bu görü insanlık tarihine hâkim olan en eski ve en uzun süre devam eden bir özellie sahiptir. Eliade, bu tasavvuru kitaplarında özellikle de Ebedi Dönü Mitosu nda uzun uzadıya anlatmaktadır Kubilay Aysevener, Tarih ve Döngüsellik, Felsefe Dünyası, Sayı 3, stanbul, 1992, s A. Kadir Çüçen, Ortaça Felsefesinde Zaman Kavramı, Felsefe Dünyası, Sayı 20, stanbul, 1996, s Aysever, Tarih ve Döngüsellik, s Bkz.: Özlem, Tarih Felsefesi, s Bkz.: Mircea Eliade, Ebedi Dönü Mitosu, (çev.: Ümit Altu), mge Kitabevi, Ankara, 1994.

6 Hattî/Çizgisel Süreç kinci görü, birincisinin tam tersine tarihî sürecin hattî/çizgisel olarak cereyan ettii eklindedir. Kronolojik olarak birinci tasavvurdan sonra Kitâb-ı Mukaddes le birlikte balamıtır. Çizgisel süreç ve buna dayanan zaman tasavvuru, bu hâliyle Yahudi inancının bir parçası olarak ortaya çıkmıtır. 19 Yukarıdaki sayfalarda dile getirilen sebeplerden dolayı, daha sonra Hıristiyanlıa geçerek Ortaça Avrupa sına hâkim olan bu görüe göre tarihî olaylar, belli bir balangıcı ve sonu olan, düz ve çizgisel bir akıa sahiptir. Aaıda ismi geçen Aziz Agustinus un da savunduu çizgisel zaman anlayıında, döngüsel tasavvurun tam aksine olayların tekerrürü söz konusu deildir. 20 Aydınlanma dönemi sonrasında pozitivist tarih düüncesi, bu telakkiyi alarak son eklini vermi ve günümüze kadar gelmesini salamıtır. Günümüzde de hâlen geçerli olan ilerlemeci tarih görüü 21 bu kurgunun bir sonucu olarak ortaya çıkmıtır. lerlemeci tarih aslında dinî/hıristiyanlık referanslı çizgisel tarih kurgusunun, dinden arındırılmı ve bir ekilde sekülerletirilmi/dünyeviletirilmi modern versiyonu olmaktan baka bir ey deildir. Balangıçta sadece Hıristiyanlık dini ve tarihi vurgusu ön plana çıkarılmıken, ilerlemeci tarihle birlikte buna bir de modern Avrupa tarihi eklemlenmitir. Seküler Batı Avrupa tarih felsefesinin hâlen en önemli paradigmalarından biri olan ilerlemeci tarih görüü, aslında Yahudi/Hıristiyan gelenein, modern pozitivist aydınlanmacı düüncenin bir ürünü/sentezi olmaktan öte bir ey deildir. Bu ekilde kısaca temas edilen çizgisel akıa göre, tarihî sürecin bir balangıcı ve bir de en nihayetinde bitecei bir sonu bulunmaktadır. Çizgisel olarak akan bu süreçte cereyan eden olaylar ise biricik ve tektir; kesinlikle tekerrür etmez. Gerek tarihî sürecin dairevî akıtan çıkartılarak hattî bir akıa sahip olduu eklinde kurgulanması ve gerekse olayların tekrar etmeyerek biricik ve tek olduu düüncesine sahip olunmasıyla, tarihin çalara ayrılmasını kolaylatırmıtır. Hatta çalara taksimin, hattî tasavvurun pratik bir sonucu olarak gelitii ve makul bir sonucu olduu da söylenebilir. III. Tarihin Bölümlere/Dönemlere Ayrılması Girite de belirtildii gibi, gerek pratikteki zorluklar ve gerekse dier bir takım nedenlerden dolayı, tarih ilmi bir bütün hâlinde ele alınmayıp, çeitli alt bölümlere ayrılmıtır. Buna göre uzmanlaan tarihçiler, belli ihtisas alanlarında aratırmalarını yapmaktadırlar. Tarihî sürecin uzunluu, corafî, ırkî, dinî, siyasî, kültürel ve lisan farklılıkları gibi pek çok nedenlerden dolayı ortaya çıkan pratikteki zorluklar, tarihin alt bölümlere ayrılmasını ve buna göre ihtisaslamayı gerekli kılmıtır. Tarihin çalara göre ayrılması konusuna girmeden önce, genel olarak tarihin bölümlere ayrılmasıyla alakalı mevcut farklı uygulamalara kısaca temas etmek gerekiyor. Hâlihazırda bu konuda genel olarak dört türlü uygulama bulunmaktadır: 1. Yatay Bölme: Türkiye, Uganda, Almanya; Asya, Avrupa ve Afrika gibi devletler ve corafyaların tarihlerinin baımsız olarak ele alınmasıdır. 2. Dikey Bölme: Tarihin belli bakı açılarına göre alt bölümlerine ayrılmasıyla ortaya çıkan alanlardır: Siyasî, iktisadî, medeniyet, kültür ve dinler tarihi gibi birkaç örnekle belirtebileceimiz alt alanlarla ayrı disiplin hâlinde itigal eden tarihçiler bulunmaktadır. 3. deolojik Bölme: Belli bir siyasî görüü esas alarak, tarihin bir bütün hâlinde tamamen bu eksende kurgulanması ve bölümlere ayrılmasıdır. Buna bir örnek vermek gerekirse, Karl Marx ın( ) ortaya attıı materyalist tarih görüüne göre sermayenin el deitirmesini merkeze yerletirip dünya tarihini aaıda belirtilen u dönemlere ayırmı; dolayısıyla dünya tarihini kendi hayal dünyasına göre kurgulamıtır. Sınıfsız toplum Köleliin istidam edildii toplum Feodal toplum 19 Ayhan Bıçak, Tarih Düüncesi I. Tarih Düüncesinin Oluumu, Dergâh Yayınları, stanbul, 2004, s Bkz.: Arslan Topakkaya Augustinus un tiraflar (Confessiones) adlı eserinin XI. kitabında zaman kavramının felsefi açıdan temellendirilmesi, Özne: Felsefe ve Sanat Seçkisi, 7. kitap, 2006, s ; Çüçen, Ortaça Felsefesinde Zaman Kavramı, s lerlemeci tarih için bkz.: Kubilay Aysevener, Tarih ve lerleme, Felsefe Dünyası, Sayı 14, s ; Ayhan Bıçak, Tarih Düüncesi III Tarih Felsefesinin Oluumu, Dergâh Yayınları, stanbul 2004, s ; Özlem, Tarih Felsefesi, s

7 Burjuvanın hâkim olduu toplum Proletarya diktatörlüü Sınıfların ortadan kalkması ve komünist toplum 4. Çalara Bölme: Belli tarihî olayların balangıç ve biti tarihleri esas alınarak, tarihin çalara ayrılmasıdır. Tespit edebildiimiz kadarıyla, tarih ilmî bu ekilde dört farklı biçimde dönemlere ve alanlara ayrılmaktadır. Bunların her biri, belli algılardan ve verilerden hareket edilerek yapılan, tarihin yeniden kurgulanması gayreti olarak görülebilir. Aslında bunlar, tarih metodolojisi ve felsefesi açısında üzerinde durulması ve tartıılması gereken ilginç taksimlerdir. Her biri çok ciddî itiraz noktalarını ve metodik sıkıntıları ihtiva etmektedir. Fakat bu çalımada, dördüncü maddede zikredilen tarihin çalara göre bölünmesi ele alınmaktadır. IV. Tarihin Çalara Göre Taksimi Yukarıda da belirtildii gibi, tarihî sürecin hattî/çizgisel bir çizgi eklinde aktıı tasavvurunun ortaya konması, teknik olarak tarihin çalara taksimine zemin hazırlamıtır. Çizgisel akıın mantıının Kitâb-ı Mukaddes ve Hıristiyan inancına dayanmasından cesaret alan, balangıçta Katolik Kilisesi babaları ve daha sonraları Katolik ve Protestan teolog ve tarihçiler, bu zemin üzerinden hareket ederek Hıristiyanlıın belli öretilerini esas almak suretiyle, ilk defa tarihi çalara bölmülerdir. Devamında ise, çaların içini Batı Avrupa tarihiyle alakalı hadiselerle doldurmulardır. Bu ekilde kurgulanan tarihin çalara ayrılması, önce altılı, daha sonra ise üçlü olmak üzere iki aamada gerçeklemitir. Bunun ekillenmesinde etkili olan teologlar ve tarihçiler unlardır: 1. Altılı Sistem: Kitâb-ı Mukaddes ve Yahudi Tarihi nin Etkisi Tarihin çalara ayrılmasının birinci döneminde, daha ziyade Katolik Kilisesi babaları ile din adamlarının tasavvurları ve tasarımları söz konusudur. Bunlar, bu aamada srail Oulları na gönderilen ve Kitâb-ı Mukaddes in Ahd-i Atik kısmında hikâyeleri anlatılan peygamberleri esas almak suretiyle tarihi çalara ayırmılardır. a. Aurelius Augustinus ( ) Tespit edilebildii kadarıyla, tarihin çalara ayrılması konusunda ilk defa fikir sarf eden Aurelius Augustinus olmutur. Kendisi, bugünkü Cezayir de domu ve yaamı çok önemli bir Katolik Kilisesi babası, azizi, Hıristiyan teologu ve Antik Dünya ile Ortaça a geçi sürecindeki çok önemli bir filozoftur. 22 Augustinus, dünyanın altı günde yaratılmasından hareket etmek suretiyle tarihi altı döneme ayırmıtır risaleden oluan ve bir Hıristiyan klasii kabul edilen mehur De civitate Dei/Tanrı Devleti kitabında tarih kurgusunu iki aamalı olarak tasvir etmitir: Birincisinde, o günkü topluma hâkim olan genel kriterlerden hareket ederek önce insan ömrünün altı döneminden bahsetmitir. nfantia/çocukluk (1-7), Pueritia/bülu (8-14), Adolescentia/gençlik (15-28), uventus/gençlik (29-40), Gravitas/olgunluk (41-50), Senectus/yalılık (50-). 24 kinci aamada ise, Kitab-ı Mukaddes te dünyanın altı günde yaratıldıını belirten ifadelerden 25 hareket ederek, insanın hayatında geçirdii yukarıdaki her bir döneme denk gelecek ekilde dünya tarihini Temmuz Martina Hartmann, Mittelalterliche Geschichte Studieren, UVT Verlagsgesellschaft, Konstanz, 2004, s Temmuz Kitab-ı Mukaddes. Eski ve Yeni Ahit(Tevrat ve ncil), Tekvin, Bap 1, Ayet 1-31.

8 altı döneme bölmütür. Nitekim De civitate Dei kitabının 22. risalesinin 30. kısmında, dünyanın altı günde yaratılması inancından hareket ederek, her güne yıl tekabül edecek ekilde, altı dönemli dünya tarihini ortaya koymutur. Her bir dönemin balangıcını ve bitiini ise, isimleri ve kıssaları yine Kitâb-ı Mukaddes te geçen peygamberlerle belirlemitir. Bu dönemler u ekildedir: 1. nfantia: Hz. Adem-Hz. Nuh(Tufan) 2. Pueritia: Hz. Nuh-Hz. brahim 3. Adolescentia: Hz. brahim-hz. Davud 4. uventus: Hz. Davud-Babil Sürgünü 5. Gravitas: Babil Sürgünü-Hz. sa nın Doması, kendi orijinal ifadesiyle Hz. sa nın insan olması 6. Senectus/: Hz. sa nın Doması-Dünyanın Sonu, Altıncı gün u anda yaanmakta ve belli bir neslin sayısıyla sınırlandırılamaz. 26 Bu ekilde Augustinus, Katolik teologu kimliiyle birlikte dorudan Yahudi-Hıristiyan kutsal metninden hareket etmek suretiyle tarihin çalara ayrılmasının ilk tulasını koymutur. Daha sonraki süreçte ortaya çıkan dier teolog ve tarihçiler kademeli olarak bu teoriyi gelitirmilerdir. Augustinus un tarihi 6 döneme ayırdıı düzlem hiç üphesiz çizgisel tarihî süreçtir. Bu ekilde Antikça a hâkim olan o döngüsel tarih akıının geçerli olmadıı; tarihin artık tekerrür etmedii, aksine bir daha tekrar etmeyecek olan olaylardan kurulu bir defalık bir süreç olduu telakkisi, Augustinus la birlikte Ortaça da kabul edilir genel bir düünce olmutur. Augustinus, böylece kadim döngüsel tarih anlayıını yıkmıtır. 27 Augustinus un bu tasarımıyla alakalı olarak belirtilmesi gereken dier bir husus ise, hiç üphesiz Hz. sa ya atfedilen ehemmiyet ve vurgu olsa gerekir. Nasıl ki, dünyanın yaratılması altı günde tamamlanmı; ilk be günde insanolunun yaamasına uygun bir hâle getirilmi ve altıncı günde insanların ilk atası Hz. Adem yaratılmı; dolayısıyla da, bütün bunlar ancak ilk insanın yaratılmasıyla bir anlam kazanmıtı. Aynı ekilde, tarihi sürecin balaması ve devam etmesinin bir tek amacı bulunmaktaydı: Hz. sa nın yani Tanrı nın olunun veya cisimlemi Tanrı nın yeryüzüne gelmesi. Bütün süreç onun gelmesine matuf bir ekilde Tanrı tarafından kurgulanmıtı. Dolayısıyla Hz. sa nın tarihi sürecin merkezine yerletirilmesi gerekiyordu. Bundan dolayı Augustinus ve onun ardından gelenler bütün dikkatlerini Hz. sa ya ve onunla akalı olaylara vermilerdir. Onun dıındaki ahıslar ve hadiseler ikinci plana itilmilerdir. Bu durumu bir sinema filmi senaryosuyla izah etmek gerekirse, öyle bir manzara ortaya çıkmaktadır: Sinema filmlerindeki bütün senaryolar, barollerdeki kahramanların kahraman olabilmesi; onları farklı kılan üstün meziyetlerini gösterebilmeleri için tasarlanır. Filmdeki kötü adamlar dâhil bütün karakterler, bu amaç uruna kahramanın kahraman olabilmesi için âdeta seferber olup, ona hizmet ederler. Böyle bir durum olmasa zaten kahramana gerek kalmazdı. Bu ekilde tarihî süreçte cereyan eden olaylar arasında ilginç bir ekilde inanç merkezli ve keyfî seçicilik gelenei balamıtır. Bu gelenek daha sonrakilere bir örneklik tekil etmitir. Böylece farklı zaman dilimlerinde farklı tarihçiler kendi inanç/fikir/keyfîne göre tarihi çalara ayıracaklardır. b. Sophronius Eusebius Hieronymus( ) Hieronymus, bugünkü Hırvatistan da domu çok önemli dört Hıristiyan din adamından bir tanesi ve kilise babasıdır. 28 Hieronymus un tarihi dönemlere ayırmasında esinlendii kaynak Kitâb-ı Mukaddes te Ahd-i Atik de geçen Daniel peygamberin kehanetidir. Babil Hükümdârı Nebukadnezar rüyasında parlayan çok büyük bir heykel görür; heykelin [ ]baı saf altından, gösüyle kolları gümüten, karnıyla kalçaları tunçtan, bacakları demirden, ayaklarının bir kesimi demirden[ ] 29 Peygamber Daniel, Nebukadnezar ın bu rüyasını yorumlarken heykelin altından baını Babil Hükümdarı Nebukadnezar ın olduunu, dier madenin de daha sonra gelecek olan üç büyük imparatorluu temsil Temmuz 2007; Downloads/Augustinus.htm, 25 Temmuz 2007; Johan Hendrik Jacob van der Pot, Sinndeutung und Periodisierung der Geschichte Eine systematische Übersicht der Theorien und Auffassungen, Brill Academic Pub, Leiden, 1999, s Özlem, Tarih Felsefesi, s Kasım Kitâb-ı Mukaddes, Daniel, Bap 2, Ayet

9 ettiini belirtmitir. 30 Hieronymus bu rüyada geçen dört imparatorluun sırasıyla Babil, Pers, Grek ve Roma mparatorlukları olduunu iddia ederek, tarihî süreci bu ekilde dört dünya imparatorluu çaına ayırmıtır. 31 Ayhan Bıçak kitabında, Gökberk den altıntı yaparak Jean Bodin in ( ) Nebukadnezar ın rüyasında gördüü dört maddenin yukarıda ismi geçen dört devlete karılık geldiini savunduunu zikretmektedir. 32 Fakat gerçekte ise, asıl olarak Hieronymus, Bodin den çok daha önceleri takriben 1000 yıl önce, ilgili rüyayı esas alarak bu tasnifi yapmıtır. Hieronymus un bu tasnifi, daha sonraları genel bir kabul görse de Roma mparatorluu nun beklenenden erken yıkılması, Ortaça Hıristiyan âlimleri arasında hâlledilmesi gereken çok ciddî bir itikadî meselenin çıkmasına neden olmutur. Beklenilenin aksine, dördüncü imparatorluun, yani Roma nın yıkılmasından sonra kıyamet kopmamı ve dünyanın sonu gelmemi, tarihî süreç devam etmitir. Bu durumun teolojik olarak bir ekilde izah edilmesi gerekiyordu. Nitekim insanolunun keskin zekâsı ve mevcut fiilî durumu merulatırmadaki baarılı yetenei, buna da bir çözüm bulmutur. Dönemin Hıristiyan din adamları, bu durumu bir ekilde izah edebilecek ilginç bir kavram olan Translatio mperii /maratorluun Nakli/Geçii ni icat etmiler ve Roma mparatorluu nun önce Karoljen mparatorluu ve daha sonra ise Alman mparatorluu ile devam ettiine karar vermilerdir. 33 Bu ekilde Kitâb-ı Mukaddes te geçen dört krallıkla alakalı ayetlerin hâlen geçerli olduu bir ekilde izah edilmitir. Hieronymus, tarihin dönemlere ayrılmasında Kitâb-ı Mukaddes te geçen ayetlerden hareket ederek bir kurgu yapsa da, tasnifinde peygamberleri deil de, tarihte görülen dört büyük devleti tercih etmekle, muasırı Augustinus tan ayrılmıtır. Nitekim tasnifinde kutsal kitapta geçen bir olguyu esas almakla birlikte, dönemleri belirlerken büyük imparatorlukları esas almıtır ki, bu devletler aslanda kutsal kitaplarda geçen peygamberlere ve onlara tâbi olanlara karı ciddi baskılar yapmılardı. Yani dindarlar için hiç de iyi bir sabıkaya sahip deildiler. Hieronymus, bu ekilde tasnifinde din dıı devletleri esas almak suretiyle, kendisinden çok sonraları gelecek din adamlar ve tarihçilere esin kaynaı olmutur. c. Sevillalı sodor ( ) sodor, Katolik Kilisesi nin en önemli din adamlarından bir tanesi ve kilise babalarının sonuncusu olarak kabul edilmektedir. 34 Tarihin çalara ayrılmasındaki katkısı ise, yukarıda anlatılan Agustinus un dünya tarihini altı dönem hâlinde Kitâb-ı Mukaddes te geçen peygamberlere tekabül edecek ekilde tasnif ediini aynen devam ettirmesidir. 35 Bir ekilde, bu sistemin devamını salamıtır. sodor un dier bir görüü ise, her eyin Hz. sa nın dünyaya gelmesinden ileriye ve geriye tarihleyen tek evrensel zamandizin i olduu eklindedir. 36 Bu, Augustinus un tasarımından daha farklı bir hususiyet arz emektedir. Augustinus, Hz. sa yı son döneme yerletirirken, sodor onu tarihi sürecin merkezine oturtmutur. Bu, mutlak Hz. sa merkezli bir tarih kurgusunun ilk ifadesi olmutur. sodor un bu metodu, daha sonraki süreçte özellikle de Aydınlanma dönemi pozitivist tarihçilerini de ciddî olarak etkilemitir. Bunlar, tarihi süreçte cereyan etmi olan olaylardan bazılarına aırı derecede önem vererek, adeta cımbızla çekip çıkarıp, merkeze yerletirmek suretiyle tarihî olayları izah etme gayretine girmilerdi. Reform, Rönesans, Aydınlanma ve Fransız htilâli gibi kendi siyasî fikirlerine ve hayal dünyalarına göre önem verdikleri olayları merkeze yerletirmek suretiyle tarihî süreci anlamlandırmaya çalımılardır. Onlara göre, tarihe yön ve ekil veren hadiseler bunlar olup, dierleri ancak ikinci veya üçüncü derecede, yerine göre hiç de ehemmiyet arz etmeyen hadiselerdir. Yine sodor un Hz. sa merkezli tarih algısı, aynı ekilde Aydınlanma döneminin modern Avrupa tarihçilerinin de esin kaynaı olmutur. Aydınlanma döneminin seküler tarihçileri ve bunların mirasını devam ettiren çada tarihçiler, sodor un kurgusunda ufak bir deiiklik yaparak Hz. sa yerine seküler Avrupa tarihini yerletirmilerdir. Böylece yeni kurguda tarihi süreç, her eyi Avrupa tarihi 30 Kitâb-ı Mukaddes, Daniel, Bap 2, Ayet Bertnard Michael Buchmann, Einführung in die Geschichte, Facultas AG, Wien, 2002, s. 70; Hartmann, Mittelalterliche Geschichte Studieren, s Bıçak, Tarih Düüncesi III, s Hartmann, Mittelalterliche Geschichte Studieren, s. 46.; Winfried Schulze, Einführung in die Neuere Geschichte, 4. Baskı, UTB für Wissenschaft, Stuttgart, 2002, s Temmuz Buchmann, Einführung in die Geschichte, s R. G. Collingwood, Tarih Tasarımı, (çev.: Kurtulu Dinçer), 2. Baskı, Gündoan Yayınları, Ankara 1996, s. 85.

10 merkezli olarak ileriye ve geriye doru tarihlendiren tek evrensel kronoloji, eklinde tasvir edilmitir. Bu tasarım, günümüzde de birçok yerde hâlen geçerli olan önemli bir tarihî olgudur. 2. Üçlü Sisteme Geçi: Hz. sa Merkezli Tarih Kurgusu Tarihin çalara ayrılmasının ikinci döneminde, Ahd-i Atik te geçen Yahudi peygamberler dıarıda bırakılarak, sadece Ahd-i Cedid de, yani nciller de hikâyesi anlatılan Hz. sa, dolayısıyla Hıristiyanlık merkezli bir taksim yapılmıtır. Bu dönemde etkili olan belli balı önemli din adamları/tarihçiler ise unlardır: a. Fioreli Joachim ( ) Tarihin çalara ayrılmasında üçlü sistemin bulunmasında ilk isim olan Joachim, talya nın en güneyinde çizmenin ucunda Fiore manastırı ve Florens tarikatının kurucusu ve çok önemli bir Katolik din adamıdır. 37 Din alanındaki fikirleri 13. ve 14. yüzyılda büyük etki yapmı ve Avrupa da yayılmıtır. u andaki Papa XVI. Benedikt, eski Kardinal Joseph Ratzinger Fioreli Joachim uzmanı olarak bilinmektedir. 38 Joachim, yukarıda anlatılan altılı sistemi gözden geçirerek, üçlü ekliyle yeniden kurgulamıtır: 1. Baba nın ya da cisimlememi Tanrı nın hâkimiyeti, yani Hıristiyanlık öncesi (Ahd-i Atik dönemi). 2. Olu nun hâkimiyeti ya da Hıristiyanlık çaı, Hz. sa nın doumundan itibaren balayıp 1260 lara kadar devam edecek olan dönem. 3. Gelecekte 1260 lardan 39 itibaren balayacak olan Kutsal Ruh un hâkimiyet dönemi. 40 Joachim in yaptıı bu sistemde dört yeni uygulaması dikkatleri çekmektedir: Öncelikle Hıristiyanlık taki Tanrı nın üç olduu inancını ifade eden Teslis ten hareket ederek, altılı sistemi üçe indirmitir. Böylece Baba-Oul-Kutsal Ruh un rakamsal deeri üç rakamı, yeni tarih kurgusunun iskeletini meydana getirmitir. Fioreli Joahim, bu kurgusunda dünya tarihini, Teslis i oluturan her bir esasın/kiiliin, yani Baba, Oul ve Kutsal Ruh un sırasıyla hâkim olduu üç büyük çaa ayırmıtır. 41 kinci olarak, tarihî sürecin çizgisel olarak aktıı fikrini tekrar kullanarak, bunun iyice yerlemesini ve bir sabite hâlini almasını salamıtır. Din merkezli dier bir yenilii ise, tarihî sürecin tam merkezine Hz. sa yı yerletirerek öncesi ve sonrası anlayıını ortaya koymutur. Nitekim daha önce sodor un yaptıı Hz. sa nın dünyaya gelmesiyle tarihi anlamlandırma ameliyesi, artık Joachim ile çok net bir hüviyet kazanmıtır. Konuyla dorudan bir balantısı olmamasına ramen, Avrupa merkezci tarih düüncesi balamında gündeme getirilmesi gereken dier bir önemli yenilii ise, Grekçe si Chiliasmus /Bin, Latincesi ise Millennium /Binyıl ı gündeme getirmesidir. Fioreli Joahim, Millennium u Hz. sa nın tekrar yeryüzüne gelmesi ve 1000 yıl sürecek olan Kutsal Ruh un hâkimiyetinin üçüncü ve son dönem olarak tasarlamıtır. 42 Katolik din adamı Joahim in böylesine bir teolojik hıristiyanî muhteva ve beklentiyle gündeme getirdii milenyum, hatırlanacaı gibi, bundan sekiz yıl önce 3. Bin in balangıcı adı altında, seküler modern dünyanın dört bir yanından çılgınca kutlanmıtı. Bu örnek dahi, modern seküler Avrupa nın, dolayısıyla dünyanın birçok memleketinin Ortaça Hıristiyan Batı Avrupa inancından ve düüncesinden dolaylı olarak nasıl etkilendiini çok net bir ekilde göstermektedir. Burada yapılan sadece, tıpkı tarihin çalara ayrılmasında olduu gibi, dinî çarıtıran bazı unsurları günümüz artlarına göre dönütürmek; dinî olana seküler bir renk vermektir. b. Francesco Petrarca( ) Petrarca, talya da domu Ortaça ın mehur air, filolog ve hümanistidir. 43 Hatta hümanist hareketin kurucusu olarak kabul edilmektedir. 44 Francesco Petrarca nın günümüzdeki üçlü tarih Temmuz Temmuz Pot, Sinndeutung und Periodisierung der Geschichte,s ; Buchmann, Einführung in die Geschichte., s. 71; 26 Temmuz Collingwood, Tarih Tasarımı, s. 87; Buchmann, Einführung in die Geschichte., s Eliade, Ebedi Dönü Mitosu., s Pot, Sinndeutung und Periodisierung der Geschichte, s ; 26 Temmuz Temmuz 2007.

11 kurgusuna katkısı özelikle de Ortaça ın barbara saecula / barbar ça olduu eklindeki ifadeyi ilk kez kullanmasıdır. Kendisine göre, Antik dönemden sonra balayan süreçte Latin dili ve eitiminin geçerliliini yitirmesinden dolayı barbar ve yabancı, karanlık ve câhil bir dönem hâkim olmutur. Petrarca nın bu ekilde Ortaça kavramını zikretmeden Antik çaın ardından süreci sadece olumsuz gelimelerle izah etmesi, kendisinden sonra gelecek olan hümanistler arasında büyük bir kabul görmütür. 45 Ortaça ın karanlık olduu düüncesi, özellikle de Rönesans ve Aydınlanma tarihçileri/aydınları arasında hüsn- ü kabul görmü, daha da önemlisi sonraki süreçte kesinlii itiraz götürmez bir sabite hâlini almı ve tarih alanında günümüzdeki en önemli ön kabullerden biri olmutur. Böylece, farklı milletlerin ve corafyaların tarihî birikimleri ve tecrübeleri dikkat-i nazara alınmadan, sadece Avrupa alt kıtasının yaadıı takriben 1000 yıllık bir zaman dilimini kapsayan Ortaça ın karanlık olarak algılanması, âdeta dünya tarihine temil edilmitir. c. Gisbert Voetius( ) Hollandalı Kalvinist bir teolog olan Voetius 46, modern tarih telakkisinin olumasına iki ekilde katkıda bulunmutur. Öncelikle Antik Dönem ve Antik Dönem in yeniden doması arasındaki zaman dilimini ifade eden Ortaça kavramını ilk defa kullanmıtır. kinci olarak ise, Avrupa kilise tarihini ele aldıı eserinde Fioreli Joachim in üçlü sistemini kullanarak u modeli ortaya koymutur: 1. Balangıç-500, antiqua ecclesia , intermedia aetas sonrası, nova aetas 47 Voetius un bu ekilde yapmı olduu tasnif, dorudan kilisenin tarihî süreçteki kurumsal olumasını ve bölünmesini esas almıtır. Birinci aamada 500 lü yıllar kadar gelen zaman dilimi Hıristiyanlıın balangıcı ve Katolik Kilisesi nin ortaya çıkmasıyla kurumsallaması anlatılmaktadır. kinci dönem, Batı Roma mparatorluu nun yıkılmasının ardından Katolik Kilisesi nin ve Hıristiyan ruhban sınıfın Avrupa da her eye hâkim olmaları ki, bu takriben Ortaça denen zaman dilimine tekabül etmektedir. Üçüncü ve son dönem ise, Martin Luther in mehur 95 tezini Wittenberg Kilisesi nin kapısına asmak 48 suretiyle Katolik Kilisesi karıtı Protestan Hareketi balatması yeni dönem olarak adlandırılmıtır. Kalvinist olan Voetius un Luther in tezlerini ilan tarihini kilise tarihinde yeni bir çaın balaması olarak kabul etmesi, pek de aırtıcı olmasa gerekir. Batan beri yapılan zaten buydu: Kendi inancını merkeze yerletirmek Voetius bu ekilde ilk etapta sadece kilise tarihini ihtiva eden bir ayırım yapsa da, burada öncelikle üçlü sistemi devam ettirmi ve kavram olarak dorudan dinden gelmeyen ve Latince bir takım yeni isimler bulmutur. Bu balamda Cellarius a esin kaynaı olmu olabilir. d. Christoph Cellarius( ) Alman tarihçi Cellarius, bata Dou Dilleri olmak üzere Tarih, Felsefe, Teoloji ve Matematik örenimi aldıktan sonra, Felsefe alanında yüksek lisans yapmıtır yılında kurulan Hâlle Üniversitesi ne Tarih ve Retorik profesörü olarak tayin edilmitir. 49 Tarihin çalara ayrılmasında yukarıda isimleri geçen dier ahıslar arasında teolog olmayan, fakat teoloji eitimi alan tek kii olan Cellarius, bugün hâlen kullanılan üçlü sistemi ortaya koyan tarihçidir. 50 Christoph Cellarius, tarihin taksimiyle alakalı mehur kurgusunu her çaa bir kitap gelecek ekilde üç cilt hâlinde yayınladıı eserinde ilan etmitir. Sırasıyla Historia Antiqua adında Eski Ça kitabını 1685 yılında, Historia Medii Aevi yi Ortaça olarak 1698 de ve üçüncü cildi Historia Nova Yeniça olarak 1702 de yayınlamıtır. Bu kez 1702 senesinde üç cildi özetleyerek bir bütün hâlinde Historia universalis breviter ac perspicue exposita, in antiquam, et medii aevi ac novam divisa, cum notis Temmuz Buchmann, Einführung in die Geschichte, s Temmuz Buchmann, Einführung in die Geschichte.,s Norman Davies, Avrupa Tarihi, (çev.: Burcu Çıman/Elif Topçugil/Kudret Emirolu/Suat Kaya), mge Kitabevi, Ankara 2006, s Temmuz Schulze, Einführung in die Neuere Geschichte.,s. 23.

12 perpetuis Jena da yayınlamıtır. 51 Adından da anlaılacaı gibi, Latince olarak kaleme aldıı kısaltılmı ismi Historia universali olan eseri, daha sonraki tarihlerde birçok kez basılmıtır. 52 Cellarius un yeni kurgusuna göre, ça tasnifi u ekilde ortaya çıkmıtır: 1. Balangıç-337, Historia antiqua /Antik veya Eskiça, , Historia medii aevi/ortaça, sonrası, Historia aevi moderni /Yeniça. 53 Cellarius, tarihin çalara ayrılmasında seleflerin yapmı olduu çalımaları, bu ekilde kemale erdirmitir. Kendisi, seleflerinden intikal eden üçlü sistemi devam ettirmekle birlikte, çaların balangıç ve bitilerini ifade eden olayları, daha ziyade dorudan dinle ve kiliseyle alakası olmayanlardan seçmitir. Bu ekilde tarih kurgusunu ekilsel olarak sekülerletirmi gibi görünmektedir. Cellarius un bu gelimeleri tercih etmesinin nedeni, bur tarihlerde Avrupa da artık Aydınlanma nın balamı olmasıdır. Bu dönemin aydınları, bilimi dinin ve kilisenin otoritesinden kurtarıp, daha pozitif bir çehre vermeye gayret etmekteydiler. Cellarius da bu dalgadan etkilenerek benzer bir amaçla hareket etmi olabilecei iddia edilebilir. Alman Cellarius un bu ekilde dinî unsurlardan sıyrılmı ve seküler bir tarih kurgusu ortaya koyma gayretine ramen varılan sonucun aslında hiç de öyle olmadıı söylenebilir. Öncelikle dikkatleri çeken ilk nokta, teolog olan ve Hıristiyanlıın Teslis inancından esinlenen seleflerinin üçlü sistemine dokunmamı, aynen almıtır. Bu ekilde tarihin çalara ayrılmasında hıristiyanî gelenei devam ettirmi ve onun oturmasını salamıtır. Ayrıca, çaların balangıç ve bitilerini belirleyen olayları tercih etmesinde yine dinî esintiyi hissettiren olayları seçmitir. Ortaçaı, Roma mparatoru Konstantin in ölüm yılı olan 337 yle ve Yeniçaı ise, stanbul un Osmanlı Devleti tarafından 1453 yılında fethetmesiyle balatması dinî etkinin devamı olarak kabul edilebilir. Büyük Konstantin, Hıristiyanlar a dini özgürlükleri tanıyan ve Roma nın Hıristiyanlaması nda önemli icraatlara imza atan bir imparatordur. Dou Roma mparatorluu nun baehri stanbul un o tarihlerde Avrupa yla mücadele hâlinde olan Osmanlı Devleti nin eline geçmesi, Hıristiyan Avrupa tarihi için oldukça ehemmiyetli bir olaydır. Temas edilen bu hususlar gösteriyor ki, Cellarius da, tarihî süreci kurgularken farkında olsun veya olmasın yine dinden beslenmitir. Cellarius un bu sisteminde vurgulanması gereken dier bir husus ise, ça taksimini yaparken dorudan Avrupa tarihiyle alakalı hadiseleri tercih etmesidir. Kendisi bu ekilde Avrupa merkezci bölünmeyi devam ettirmi; dinî bölünmeye seküler Avrupa tarihini eklemlendirmitir. Böylece Hıristiyanlık tan ve Avrupa tarihinden beslenen üçlü sistem, Cellarius tarafından olgunlatırılarak son ekli verilmi ve biz modern tarihçilere miras olarak bırakılmıtır. V. Deerlendirme ve Sonuç Yerine Tarihî sürecin oldukça uzun olması ve tarih ilminin aratırma alanına giren olayların; daha dorusu onun varlıının tek sebebi olan tarihî hadiselerin ilk olaydan ve hâl-i hazırdaki zaman dilimindeki son olaya kadar sebep-sonuç denkleminde iç içe geçmi koca bir yumak olması, tarih ilminin çalara ayrılmasını elzem kılmıtır. Gerçekten de tarihî süreci her hangi bir zaman dilimi belirtmeden ilk insanların dünya üzerinde hayat mücadelesine girmeleriyle baladıı göz önüne alınırsa, ne kadar iç içe geçmi büyük olaylar yumaıyla karı karıya bulunulduu daha iyi anlaılacaktır. Bu bütünlük içinde adı bilinen veya bilinmeyen binlerce milletin tarihi yer almaktadır. Bunlar arasında adları bilinmeyen ve unutulanlar bir tarafa bırakılsa da, faaliyetleri ve tarihleriyle birlikte adları ön plana çıkarak günümüze kadar gelen ve sadece isim olarak günümüze ulaabilen çok sayıda millet bulunmaktadır. Tarihî süreç milletler bazında deil, olay merkezli olarak tasavvur edildiinde ise bu bütünlük çok daha büyük bir hacme ulaabilmektedir. ster sadece milletler, isterse olaylar ekseninde tarihe bakılsın fark etmez, ortada net bir olgu bulunmaktadır: Tarihî sürecin dönemlere veya çalara ayrılması Temmuz Cellarius un bu mehur kitabının Historia Nova kısmının tam metini için bkz.: 27 Temmuz Buchmann, Einführung in die Geschichte, s. 72; Togan, Tarihte Usûl, s. 26.

13 Tarihî sürecin iç içe geçmi ve büyük bir sarmal oluturan bu hâli, onun örenilmesi ve anlaılmasını zorlatırdıı için, bu bütünün belli parçalara ayrılması veya dönemler hâlinde ele alınması, kaçınılmaz olmutur. Nitekim bu taksimin neticesinde tarih ilminde uzmanlama alanları ortaya çıkmı ve birçok meslekta dikkatlerini belli yüzyıllara; yüzyıllardaki çok farklı konulara vermek suretiyle aratırmalarını yapmılardır. Böylece çok genel tarih aratırmalarından daha dar ve nokta konulara geçilerek ilginç çalımalar ortaya konulmutur. Bu tarzdaki tarihçilik, tarih aratırmalarını olay ve kronoloji merkezli tek düze olmaktan çıkartmıtır. Milletlerin veya daha geni anlamda farklı milletlerin dâhil oldukları ve ortak deerleri paylatıkları medeniyetlerinin bilgi birikiminden ve tecrübelerinden hareket edilerek, tarihî sürecin kendilerine göre keyfî olarak kurgulanması, tarihin çalara ayrılmasında etkili olan dier bir nedeni tekil etmitir. Böylesi bir tasarım aslında sadece tarihle sınırlı kalmamaktadır, bu iddiada bulunanlar öncelikle inançlarını ve deer yargılarını merkeze yerletirerek bata tarihî süreç olmak üzere, çevrelerinde bulunan her eyi yeniden tasarlamak ve yorumlamak isterler. Bunu yaparken tarihî, dinî, kültürel, sosyal, iktisadî ve corafî birikimlerinden hareket ederek tarihî süreci kendilerine göre anlamlandırma ve bütünüyle kurgulamaya çalıırlar. Böylesi bir iddiaya sahip olan bir millet veya medeniyet havzası öncelikle tarihi kendine göre kurgulama yoluna gitmektedir. Bunu yaparken kendi dıındaki milletleri ve onunla alakalı gelimeleri ikinci plana atmakta veya tamamen görmezlikten gelmektedir. Çünkü kendini ve kendi deer yargılarını merkeze yerletirdiinde, ona alternatif olabilecek ve tehdit edebileceklerine inandıkları veya tam tersine kendinden aaı gördüklerini merkezin dıında tutmaktadır. Aslında bu durum, yani belli bir milletin veya halkın kendi tarihini tarihî sürecin merkezine yerletirilmesi; asıl genel tarihin kendi tarihleri olduunu iddia etmeleri eklinde tarif edilen etnik merkezli tarih kurgusunun kapsamına girmektedir. Bu türde bir tarih tasavvuru ve algısı yeni bir olgu olmayıp belli balı kadim milletlere/medeniyetlere kadar geri gitmektedir. Kadim Mısır, Çin, Hind, Roma ve Yunan gibi milletler ve medeniyetler kendi tarihlerini merkeze yerletirerek, ona göre bir tarih kurgusu yapmılardır. 54 Fakat bunu belirtmekle birlikte, bu yöndeki kadim uygulama ile hâl-i hazırdaki uygulama arasında önemli bir ayrıntının bulunduunu belirtmek gerekiyor: Etnik merkezli tarih kurgusunda isimlerini verdiimiz milletler kronolojik olarak ele alındıında oldukça eski oldukları görülecektir. Birbirlerinden belli oranda kopuk olan, etkilenme alanlarının bugüne göre oldukça sınırlı olduu ve birbirleri hakkındaki bilgilerin de fazla olmadıı yüzyıllarda, ilgili milletlerin bu türde bir tarih kurgusuna sahip olmaları; dier sosyo-psikolojik nedenlerle birlikte, belli derecede anlaılabilir. Lâkin günümüz artlarında bu olumsuz ve sınırlayıcı durumlar önemli oranda ortadan kalkmıtır. Günümüz devletleri ve milletleri iç içe geçmi ve birbirleriyle hemen hemen her alanda etkileim içindedirler. Daha da önemlisi birbirleri hakkındaki tarih bilgileri eskiye göre çok fazladır. Genel tarih bilgisi olarak geçmiteki milletlerin ve devletlerin tarihleri hakkında eskilere nazaran çok geni bilgiye sahibiz. Mevcut bilgi birikimi vasıtasıyla, insanlık tarihinin geliimi bir bütün hâlinde daha rahat ve geni bir ekilde takip edilebilmektedir. Örnein bir Çin, Hind, Sümer, Mısır, Aztek ve nka gibi kadim tarihlerin insanlık tarihindeki yerlerinin çok önemli olduu net bir ekilde bilinmektedir. Bunların, bütünün içinde yerlerini az veya çok artık takdir edebiliyoruz. Bundan dolayı, bütün bu kadim milletlerin tarihlerini dıarıda bırakarak, Avrupa merkezli tarih kurgusu ve çalara ayırmanın teknik ve bilimsel olarak maruz görülebilecek bir yanı yoktur. Günümüzde de bundan ısrarcı olunmasının nedenleri teknik veya ilmî olmaktan daha ziyade, farklı siyasî endielerden ve beklentilerden kaynaklandıını düünüyoruz. Buradan hareketle Hıristiyan ve Batı Avrupa merkezci tarih kurgusunu temsil eden üçlü sistemin deerlendirilmesine geçebiliriz. Yukarıdaki sayfalarda da belirtildii gibi, önce altılı olarak balayan fakat daha sonra üçe indirilen ça telakkisinin ortaya çıkmasında etkili olan ve çeitli fikir sarf edenler ortak üç özellie sahipler: Dinî mensubiyet olarak Hıristiyan, meslek olarak ise din adamı ve corafya olarak ise Avrupalı idiler. imdi sırasıyla bunlar üzerinde durmak istiyoruz: Özellikle Katolik Avrupa teolojisi ile felsefesinin kurucusu ve kilise babası olarak kabul edilen Augustinus bata olmak üzere Hieronymus, Sevilyalı sodor ve Fioreli Joachim Katolik Mezhebi nden önemli din adamları, hatta kilise babalarıdırlar. Bunlardan Augustinus ve sodor, Kitâb-ı Mukaddes te geçen dünyanın altı günde yaratıldıına dair ayetlerden hareket ederek tarihi, her güne bin yıl tekabül edebilecek ekilde altı çaa ayırmılardır. Altı çaı ayırırken de yine Kitâb-ı Mukaddes e müracaat ederek 54 Pot, Sinndeutung und Periodisierung der Geschichte, s

14 adları geçen peygamberleri esas alarak dönemleri belirlemilerdir. 6. dönemi ise ncil de geçen kendi peygamberleri, daha dorusu cisimlemi Tanrı ları Hz. sa ile balatmılardır. Bu ekilde tamamen Yahudi ve Hıristiyan kutsal metinlerinden hareket etmek suretiyle böyle bir sistemi ortaya koymulardır. Katolik guruba dâhil olan Joachim ise, altılı sistemi üçe indirmekle birlikte, sistemi dorudan kutsal kitaplarında geçen din merkezli hâkimiyet dönemleri olarak kurgulamıtır. Böylece bu süreçte tamamen Hıristiyanlık inancı, gelenei ve hâkimiyet telakkisi temel mikyas alınmıtır. kinci dönem diyeceimiz süreçte ise, tarihin dönemlere ayrılmasının günümüzdeki üçlü sisteme geçi cereyan etmitir. Üçlü sistemle birlikte Kitâb-ı Mukaddes in Ahd-i Atik kısmından, dolayısıyla Yahudiliin etkisinden sıyrılarak tamamen hıristiyanî gelenee geçilmitir. Bu yeni sistemde Hıristiyanlıın etkisi u ekilde kendini göstermitir: Petrarce yi saymazsak ki, zaten kendisinin üçlü sisteme dorudan bir katkısı olmamıtır, üçlü sistemin mimarlarından Joachim, Voetius ve Cellarius da aynı ekilde dorudan Hıristiyanlık la balantılı ahıstılar. Voetius Kalvinist bir din adamıyken, Cellarius da üniversite Protestan din eitimi almıtır. Bu noktada çok ilginç bir teferruat karımıza çıkmaktadır: Üçlü sistemi icat edenlerden Joachim hariç bu iki ahıs da Katolik deil, Protestan Mezhebi ne mensuptu. Voetius Kalvinist bir din adamı ve Cellarius ise Protestan din eitimi görmütü. Bu ekilde Katolik din adamlarının balattıkları çalara ayırmayı, Protestanlar tamamlamılar ve kemâle erdirmilerdir. Bu durum aslında Avrupa tarihindeki genel akıla fazlasıyla örtümektedir. Malum olduu üzere, bugünkü Avrupa nın ekillenmesinde etkili olan en önemli faktörlerden bir tanesi, Martin Luther in balattıı Protestan hareketin baarılı olmasıyla, Protestanlık orta ve kuzey Avrupa da etkisini göstermi ve millî kiliseler kurulmutur. Daha da önemlisi Katolik Kilisesi nin siyasî, dinî ve iktisadî nüfûzunun kırılmasıyla birlikte Avrupa nın bu kısımlarında birçok alanda ciddî bir dönüüm yaanmıtı. Sekülerleme/dünyevileme olarak adlandırılan bu dönüüm, bugünkü Avrupa nın rengini ve tonunu belirlemitir. Bunun bir benzeri süreç tarih ilmî alanında da yaanmıtır. Dier bir etki ise, dorudan dinî referanslarla alakalıdır. Tarihin çalara ayrılmasında Hz. sa nın esas alınması veya merkeze yerletirilmesi, söz konusu olan dinî referansların en bariz olanıdır. Hıristiyan teolojisine göre Hz. sa bir peygamberden öte, Tanrı nın Olu ve cisimlemi Tanrı nın kendisidir; dünyevî ve uhrevî kurtulua ermenin yegâne kaynaı yine ona inanmak ve teslim olmaktır. Hıristiyanlık için böylesine bir ehemmiyete haiz olan Hz. sa nın doumu çok önemli bir olaydır; dünyanın kurulmasından o güne kadar vuku bulmu hadiseler içinde biricik ve tek olandır. Ona benzer bir hadise gerçeklememitir. Zaten daha önceden cereyan eden bütün hadiseler Tanrı nın olu Hz. sa nın domasına zemin hazırlamak içindi. Bu ekilde tarih, ancak onun yeryüzünü ereflendirmesiyle bir anlam kazanmıtır. Hıristiyanlık açısından böylesine bir öneme haiz olan Hz. sa nın doumunun bir ekilde tarihî sürecin merkezine yerletirilmesi gerekiyordu ve yerletirildi de. Hz. sa nın merkeze yerletirilmesiyle birlikte kendisi, öncesi ve sonrası olmak üzere üç ça tasavvuru/kurgusu ortaya çıkmıtır. Hz. sa nın bu ekilde tarihî bir sürecin balamasında milat olarak kabul edilmesinin, tarihin çalara ayrılması dıında metot olarak önemli bir gelenein balamasına da vesile olmutur. Bu ekilde önemi bakımından birebir Hz. sa nın doumu kadar ehemmiyetli olmayan, fakat kendi içinde önemli olan, kendilerinden sonraki her eyi daha önce olup bitmi olanlardan nitelik bakımından farklı kılan baka hadiseleri ayırma eilimi domutur. Rönesans, matbaanın gelitirilmesi, Aydınlanma, Fransız htilâli gibi ayırımlar ve yeni balangıçlar, bu metodun uygulanmasından baka bir ey deildir. Böylelikle ça açan/kapatan olaylar tasarımı Hıristiyan tarihçilerin ilk uygulamalarıyla birlikte tarihçilie girmitir. Bu uygulama, günümüzde de herkes tarafından kullanılmaktadır. Hıristiyanlık taki Teslis inancının üçlü sisteme uygulanması, dier bir önemli noktayı tekil etmektedir. Hıristiyanlıın temel akidesi, Tanrı nın üç olduuna; Baba, Oul ve Kutsal Ruh a dayanmaktadır. Bu balamda üç rakamı oldukça önemli bir semboldür. Joachim, Voetius ve Cellarius un altılı sistemden üçlü sisteme geçerken böyle bir sembolü göz önüne alıp almadıklarını, pek bilmiyoruz. Burada bir niyet okuması yapmak istemiyoruz. Fakat yine de kendi sistemlerini 1, 2, 4 veya baka bir rakamla deil de özellikle de üçle izah etmeleri, bizi böyle bir tespiti yapmaya itmektedir. Tarihi çalara ayırırken, Teslis teki üç rakamından etkilenmi olma ihtimalleri çok yüksek görünmektedir. En azından içinde yaadıkları yüzyılda baskın olan temel telakkî ve daha da önemlisi sahip oldukları ortak bilinçaltı, kendilerini bu ekilde üçlü tasnif yapmaya itmi olabilir.

15 Bu tespitleri yapmakla birlikte, Cellarius un sisteminin muhteva olarak ayrıtıını belirtmek gerekiyor. Cellarius, Voetius un balattıı üçlü sistemi her ne kadar da devam ettirse de seleflerinden farklı bir ey yapmıtır: Üçlü ça sisteminin içini dolduran olayları dorudan Kitâb-ı Mukaddes ten almamı ve ilgili olayları Eskiça adı altında tek bir dönemde toplamıtır. Ortaça ve Yeniça ı da aynı ekilde Avrupa tarihiyle alakalı bir takım siyasî olaylarla balatmı veya bitirmitir. Bu, son derece önemli bir gelimedir. Cellarius, burada din merkezli bu sistemi sekülerletirmeye gayret etmi gibi görünmektedir. Fakat yine de, kendisinin üçlü sistemi sekülerletirdii tespitini yapmakla birlikte, üçlü sistemin balangıcını ve bitiini belirlemek için seçtii tarihi olayların da aslında yine Hıristiyanlık la alakalı olduunun gözden kaçırılmaması gerekir. Nitekim Ortaça ın balamasıyla alakalı olarak ölümünü tercih ettii Roma mparatoru Konstantin, Avrupa Hıristiyanlıı için önemli ve sembol bir isimdir. Aynı ekilde Yeniçaın balangıcı için de stanbul un dümesini tercih etmesi Hıristiyanlıın ikinci önemli ehrinin Avrupa nın o tarihlerdeki bir numaralı rakibi Müslüman Türkler in eline geçmesi yine Hıristiyanlık açısından önemlidir. Bu ekilde, aslında Cellarius un da döneminin bir ürünü ve insanı olarak hareket ettii ortaya çıkmaktadır. Ça taksimini yaparken, bilinçaltında yerlemi olan döneminin dinî, tarihî ve kültürel kodlarından hareket ettii; içinde bulunduu medeniyet havzasının kültürel ve tarihî deer yargılarından etkilendii muhakkaktır. Üçlü sistem hakkında belirtilmesi üçüncü ve son nokta ise, bunun içi doldurulurken tamamen dorudan Avrupa tarihiyle alakalı olayların tercih edilmesidir. Bata Cellarius olmak üzere, daha sonraki yüzyıllardan balayarak günümüze kadar gelen süreçte bu sistemi kullanan tarihçiler, dünyanın dier bölgeleri dıarıda bırakarak sadece ve sadece Avrupa tarihiyle alakalı hadiseleri tercih etmilerdir. Bata Ortaça olmak üzere, Eski ve Yeniça ın balangıç ve bitilerini belirleyen tarihî gelimelerin hepsi dorudan Avrupa tarihiyle alakalı hadiselerdir. Bu kurgu içine giren Avrupalı olmayan milletlerin neden oldukları olaylar ise, yine Avrupa corafyasını etkiledii için mümkün olduu kadarıyla bu kurgu içine dâhil edilmilerdir. Buna bir örnek olması için, Ortaça ın balangıç-biti tarihlerini belirleyen tarihî hadiselerin genel olarak zikredilmesi yeterlidir: Balangıç o o o o o o 375, Hunlar ın Gotlar ın malup ederek, Kavimler Göçü nü balatmaları. 378, Roma mparatoru Valens in Edirne de Gotlar tarafından öldürülmesi. 395, Son Roma mparatoru Teodosius un Gotlar tarafından öldürülmesi. 476, Batı Roma mparatorluu nun yıkılması 568, Langobardlar ın talya ya yerlemeleri ve Kavimler Göçü sonu. 711, Tarık Bin Ziyad ın spanya çıkartması. Biti o 1445, Johann Guttenberg in matbaayı icadı. o 1453, stanbul un II. Mehmed tarafından fethi. o 1492, Christopf Columb un Amerika yı kefi. o 1517, Martin Luther in tezlerini ilanı. o 1519, V. Karl ın arlken in Kutsal Roma Cermen mparatoru olması. o 1525 Köylü Savaları. 55 Ortaça ın balangıç ve biti tarihleri olarak verilen bu hadiselerle alakalı baka bir problem daha dikkatleri çekmektedir: Bu olayların cereyan yılları arasında zaman olarak çok ciddî bir fark bulunmaktadır. Ortaça ın balangıcı için verilen 375 ile 711 arasında tam 436 yıllık bir fark vardır. Bitii belirleyen hadiselerde ise, 80 yıllık bir sapma söz konusudur. Bu örnekler, mevcut üçlü sistemin keyfî 55 Buchmann, Einführung in die Geschichte. s ; Hartmann, Mittelalterliche Geschichte Studieren, s

16 hıristiyanî ve batı avrupaî olması dıında, çok daha ciddî yapısal ve metodik sıkıntıları da ihtiva etmektedir. Böylesine usûlle alakalı eletirileri, ayrı bir makalede ele almak mümkündür. Tarihin çalara ayrılmasının mevcut muhtevası ve üçlü hâliyle bir paradigma hâlini almasına ve günümüz tarihçilerinin vazgeçemedikleri temel metotlardan bir tanesi olarak dünyanın her yerinde kullanılmasına ramen, Avrupalılar tarafından Avrupalılar için yapıldıı 56 gerçeinin gözardı edilememesi gerekiyor. Buna ramen günümüzde, bu sistem dünyanın her tarafında kullanılan ve neredeyse insanlık tarihinin geçirdii safhâları bir bütün hâlinde izah eden bir sabite veya paradigma hâlini almıtır. Bata Türkiye de olmak üzere birçok yerde genel geçer bir kaide olarak bu ablon üzerinden, tarih kurgulanmaktadır. Bu genel kabule görmeye ramen, mevcut üçlü sisteme her hangi bir itiraz yapılmayacak anlamı çıkarılmamalıdır. Aksine, Avrupa ve Hıristiyanlık merkezli bir üçlü sistemin eletirisi elbette yapılmalıdır. Yukarıda da uzun uzadıya anlatıldıı gibi, mevcut hâliyle tarihin çalara ayrılması Hıristiyanlık ve Avrupa merkezli bir bakı açısından hareket edilerek yapılan yeniden inaa ameliyesinden baka bir anlam taımamaktadır. Bu inaa nın hammaddesini Hıristiyanlık ve Batı Avrupa tarihinde cereyan eden hadiseler tekil ederken; bunları kullanarak tasarım ı ve inaa yı yapanlar ise, Katolik ve Protestan din adamlarıdır. Bu ekilde ortaya çıkan Katolik-Portestan karımı sistem, daha sonraki süreçte Aydınlanmacı/pozitivist tarihçiler tarafından sekülerletirilmi/dünyeviletirilmi tir. Nitekim pozitivist tarih anlayııyla birlikte, dinî olmaktan daha ziyade siyasî ve iktisadî merkezli olaylarla dönemler belirlenmeye gayret edilmitir. Fakat buna ramen yine de üçlü sistemin ruhuna hâkim olan Hıristiyanlık inancı ve Avrupa merkezci anlayıı terk edilmemi, aksine pekitirilerek devam ettirilmitir. Bu sistemle birlikte, Avrupa corafyası ve Batı Avrupalı milletler merkeze yerletirilirken; haricî corafyalar ve milletler dıarıda bırakılmı, ikinci plana itilmilerdir. Aslında bu durum kendiliinden gelien bir sonuç deil, aksine Batı Avrupa nın kendi dıındaki milletleri ve memleketleri tarihsizletirilme gayretinin tipik bir sonucudur. Mevcut kurguyla ortaya çıkan temel anlayıa göre, tarih yapan ve tarihî süreci belirleyen milletler ancak Hıristiyan, Beyaz ve Batı Avrupalı gibi üç özellie sahip olanlardır. Bunlar dıındakilerin rolü, bir tiyatro veya sinema filminin senaryosunda öngörülen kahramanı kahraman yapmak için görev alan dier oyuncular, daha doru tabirle figüran olmaktan baka anlam taımamaktadırlar. Nitekim Amerikalı tarihçi McNeill de genel olarak Avrupa merkezli tarih kurgusuna temas ederken unları demektedir: Dier milletler ve halklar, bu hikâyede [insanlık/dünya tarihi hikâyesinde] yalnızca dıarıdakiler olarak resmediliyor. 57 Böylesi bir kurgunun ortaya çıkması, aslında Avrupa tarihinde cereyan eden o deiim sürecinin sonucu olarak da görmek gerekiyor. Batı Avrupa nın deiimini ve dünyaya açılmasını ifade eden ve ard arda cereyan eden belli balı hadiseler zinciri bulunmaktadır. Bunlar arasında genellikle ilk sırada Rönesans zikredilmektedir. Ardından Corafî Keifler, Aydınlanma, Fransız htilâli, Sanayi htilalî ve Sömürgecilik gibi gelimeler sıralanmaktadır. Avrupa merkezci üçlü tarih kurgusu bu hadiselerle birebir örtümekte ve bunlara paralel olarak ortaya çıkmıtır. Bu ekilde yaananlar üstün Batı Avrupa/Avrupalı düüncesinin olumasına neden olmutur. Bu arada özellikle de Sosyal Darvinizm in de bu sürece katkısının unutulmaması gerekiyor. Sosyal Darvinizm, Evrim Teorisi nin sosyal bilimlere uygulanmasıdır. Batılı bilim adamları tarafından Batı Avrupalı Beyaz Irk ın biyolojik ve ilmî olarak(!) üstülüünü ilan etmesiyle birlikte, bir benzerinin de hayvanlar âleminde cereyan ettii hayat mücadelesine bilimsel bir meruiyet(!) kazandıran bir bakı açısıdır. Bu sürecin olumasına üçlü sistemin de katkısı olmutur. Nitekim mevcut üçlü sistemle birlikte Batı Avrupa nın dünya tarihindeki merkezî rolü öne çıkarılmakta; Avrupa dıındaki dier memleketler ve milletler ise, tam tersine merkezin dıına itilmek suretiyle bir ekilde âdeta tarihsizletirilmek tedir. Avrupa dıındaki corafyaların ve milletlerin tarihsizletirilmesi ameliyesinde, baarılı oldukları aikârdır. Avrupa karısındaki milletlerin dünya tarihi kurgusu dıında tutulmasıyla, adeta tarihsizletirilmek suretiyle Avrupa nın üstünlüünün kabul edilmesine bir zemin hazırlanmıtır. Bunun neticesinde, bata tarih olmak üzere dier alanlarda Avrupa nın üstünlüünü kabul etmekten öte baka bir çare kalmamıtır. Bu ekilde ortaya çıkan ve Batılılar dıındaki dier milletlere ve corafyalara teoride ve pratikte pek olmayan Avrupa merkezci üçlü sistemin, Avrupa dıındaki dier bölgelerde meskûn olan milletler 56 Leon E. Hâlkin, Tarih Tenkidinin Unsurları, (çev.: Bahaeddin Yediyıldız), 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2000, s William H. McNeill, Avrupa Tarihinin Oluumu, (çev.: Yusuf Kaplan), Külliyat Yayınları, stanbul 2008, s. 14.

17 tarafından kullanılması pek makul görünmemektedir. Çok farklı bir tarihî süreç ve tecrübeye sahip olan milletlerin, kendilerine göre bir alternatif yapmaları elzemdir. Özellikle de oldukça zengin bir tarihi geçmi sahip olan Türk ve slâm tarihinin hâlen bu sistemle üçe ayrılması son derece yanlıtır. Türk ve slâm tarihinin gerçeklerine uygun alternatif bir tarih taksimi yapılmalıdır. Aynı ekilde Asya, Afrika ve Latin Amerika milletleri de kendilerine göre bir tarih kurgusuna gitmeliler. Ancak bu ekilde zengin bir insanlık ve dünya tarihi ortaya çıkabilir. Öteki türlü, insanlık tarihinin tek merkezli ve tek düze bir akıa sahip olduu düüncesi, bir sabite olarak devam edecektir. Böylesi bir alternatife ihtiyaç duyulmasının nedeni, sadece dier milletlerin tarihlerini karılayamaması deil, aksine bunların uzun vadeli siyasî ve iktisadî varlıklarıyla da dorudan alakalıdır. Özetin özeti olarak bir kez daha belirtmek gerekirse; Alman Oswald Spengler in de mehur eserinde inanılmaz derecede eksik ve anlamsız ema 58 olarak tarif ettii mevcut Eskiça-Ortaça- Yeniça/Yakınça üçlü sistemi, Avrupa dıındaki Asya, Amerika ve Afrika gibi kıtaların tarihi ile medeniyetini dikkate almadıı, adeta yok saydıı için gözden geçirilmesi gerekir. Yine Zeki Velidî Togan ın da haklı olarak belirttii gibi, üçlü ça taksimin bu hâliyle gayri ilmî olduu anlaılmı ve baka taksimat lüzumu 59 artık herkes tarafından dile getirilmelidir. Daha da önemlisi, bir adım öteye giderek tarihî birikimimize ve gerçeklerimize uygun yeni bir ça taksiminin gereklilii meslektalar tarafından sık olarak mutlaka gündeme getirilmelidir. Gündeme getirmekten öte, bu balamda somut alternatifler üzerinde de çalıılmalıdır. Millet ve medeniyet olarak gelecein dünyasında var olmak isteniyorsa, bunun mutlaka yapılması elzemdir. KAYNAKÇA 1. Kitaplar Baykara, Tuncer: Tarih Aratırma ve Yazma Metodu, Akademi Kitabevi, zmir, Bıçak, Ayhan: Tarih Düüncesi I Tarih Düüncesinin Oluumu, Dergâh Yayınları, stanbul, : Tarih Düüncesi III Tarih Felsefesinin Oluumu, Dergâh Yayınları, stanbul, Buchmann, Bertnard Michael: Einführung in die Geschichte, Facultas AG, Wien, Collingwood, R. G.: Tarih Tasarımı, (çev.: Kurtulu Dinçer), 2. Baskı, Gündoan Yayınları, Ankara, Çandarlıolu, Gülçin: Tarih Metodu(Aratırma-Yazma), Türk Dünyası Aratırmaları Vakfı, stanbul, Davies, Norman: Avrupa Tarihi, (çev.: Burcu Çıman/Elif Topçugil/Kudret Emirolu/Suat Kaya), mge Kitabevi, Eliade, Mircea: Ebedi Dönü Mitosu, (çev.: Ümit Altu), mge Kitabevi, Ankara, Hâlkin, Leon E.: Tarih Tenkidinin Unsurları, (çev.: Bahaeddin Yediyıldız), 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara, Hartmann, Martina: Mittelalterliche Geschichte Studieren, UVT Verlagsgesellschaft, Konstanz, Kitab-ı Mukaddes. Eski ve Yeni Ahit(Tevrat ve nci), Birlemi Kitabı Mukaddes Cemiyetleri. Kütükolu, Mübahat: Aratırmalarında Usûl, Edebiyat Fakültesi Basım Evi, stanbul, McNeill, William H.: Avrupa Tarihinin Oluumu, (çev.: Yusuf Kaplan, Külliyat Yayınları, stanbul, Memi, Ekrem: Tarih Metodolojisi, 2. Baskı, Özeitim Yayınları, Konya, Niyazi, Mehmed: Türk Tarihinin Felsefesi, Ötüken Neriyat, stanbul, Özçelik, smail: Tarih Aratırmalarından Yöntem ve Teknikler, Gündüz Eitim ve Yayıncılık, Ankara, Özlem, Doan: Tarih Felsefesi, 8. Baskı, nkiâp Kitabevi, stanbul, Pot, Johan Hendrik Jacob van der: Sinndeutung und Periodisierung der Geschichte Eine systematische Übersicht der Theorien und Auffassungen, Brill Academic Pub, Leiden, Saray, Mehmet Saray: Bilimsel Aratırma Yöntemleri El Kitabı, Yeditepe Üniversitesi, stanbul, Schulze, Winfried: Einführung in die Neuere Geschichte, 4. Baskı, UTB für Wissenschaft, Stuttgart, Spengler, Oswald: Untergang des Abendlandes. Umrisse einer Morphologie der Weltgeschichte, 13. Baskı, Deutsche Taschenbuch Verlag, München, Oswald Spengler, Untergang des Abendlandes. Umrisse einer Morphologie der Weltgeschichte, 13. Baskı, Deutsche Taschenbuch Verlag, München 1997, s Togan, Tarihte Usûl, s. 26.

18 Togan, Zeki Velidî: Tarihte Usûl, 4. Baskı, Enderun Kitabevi, stanbul, Uçar, ahin: Tarih Felsefesi Yazıları, Vadi Yayınları, Ankara, Makaleler Aysevener, Kubilay: Tarih ve Döngüsellik, Felsefe Dünyası, Sayı 3, stanbul, 1992, s : Tarih ve lerleme, Felsefe Dünyası, Sayı 14 stanbul, 1994, s Çüçen, A. Kadir: Ortaça Felsefesinde Zaman Kavramı, Felsefe Dünyası, Sayı 20, stanbul, 1996, s Kafesolu, brahim: Üniversite Tarih Öretiminde Yeni Bir Plân, Ü Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Sayı 19, stanbul, 1964, s Kafesolu, brahim : Türk Tarihinde Çalar Meselesi, Türk Kültürü, Sayı 254 Ankara, 1984, s Kafesolu, brahim/donuk, Abdülkadir: Türk Tarihinin Taksimatı, Fırat Üniversitesi Tarih Metodolojisi ve Türk Tarihinin Meseleleri Kollokyumu, Elazı, 1990), s Topakkaya, Arslan: Augustinus un tiraflar (Confessiones) adlı eserinin XI. kitabında zaman kavramının felsefi açıdan temellendirilmesi, Özne: Felsefe ve Sanat Seçkisi, 7. kitap, Sayı 7, s nternet Sayfaları 25 Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz Kasım 2008.

19 41 EKLER Aurelius Augustinus ( ) sodor von Sevilla ( ) Sophronius Eusebius Hieronymus( ) Joachim von Fiore(( )

20 42 Francesco Petrarca( ) Christoph Cellarius( ) Gisbert Voetius( ) Cellarius un Mehur Eseri

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır.

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. TÜLN OTBÇER Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. Ankara Hacettepe Üniversitesi Mayıs, 2004 ! - " $ - "%%&%$ - "%' $ - "(%' $ - "( ) (* $+,( $ - ") (',( $ - "- %./$ 0 1*&/1(2, %("%. 3/1(4""3%(/1-( /32 $$

Detaylı

Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8.

Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8. Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8. Abdullah GÜNEYSU Avrupa Hıristiyanlarının, kendilerince kutsal kabul

Detaylı

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM Dr. Ayhan HELVACI *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik

Detaylı

a b e f g h i SHOG NED R?

a b e f g h i SHOG NED R? 9 8 7 6 5 4 3 2 1 a b c d e f g h i SHOG NEDR? SHOG, Japonya da yaklaık 20 milyon kiinin oynadıı bir oyundur. Hedefleri, karı tarafın ah ını tuzaa düürmek olan iki oyuncu arasında oynanan bir zihinsel

Detaylı

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE

Detaylı

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA

Detaylı

Yonca Anzerliolu, Karamanlı Ortodoks Türkler, Phoenix Yayınları, Ankara 2003, 376 s.

Yonca Anzerliolu, Karamanlı Ortodoks Türkler, Phoenix Yayınları, Ankara 2003, 376 s. Yonca Anzerliolu, Karamanlı Ortodoks Türkler, Phoenix Yayınları, Ankara 2003, 376 s. Hayrullah KAHYA Ortodoks Hıristiyanların Türkçe konuanlarına Karamanlı; bunların konutukları dile de Karamanlıca denmektedir.

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

PORTER MODEL: ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ

PORTER MODEL: ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ : ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ Genel Çerçeve Makroekonomik, Politik ve veyasal Çevre Rekabet Edebilirliliin Mikroekonomik Temelleri irket irket Stratejisi Stratejisi Mikroekonomik Mikroekonomik

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6 )# 6(- '(+ #)7 5( #

Detaylı

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI Belediyelerin görevlerini etkin ve verimli bir ekilde yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları optimal (ihtiyaçtan ne fazla ne de az) kadronun nicelik ve

Detaylı

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi Ahlâk Düşüncesi Projesi İSLAM İSLAMAHLÂK AHLÂKDÜŞÜNCESİ DÜŞÜNCESİ PROJESİ PROJESİ düşüncesi düşüncesiiçerisinde içerisindepek pekçok çokdisiplin disiplintarafından tarafındantartıtartışılagelmiş şılagelmiş

Detaylı

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye hakkında hazırlanan lerleme Raporu, Türkiye ile müzakerelerin balaması yönünde olumlu bir

Detaylı

E-Beyanname* *connectedthinking

E-Beyanname* *connectedthinking E-Beyanname* Neden E-beyanname? Maliye Bakanlıı, Tüm dünyada hızla gelien bilgi ilem teknolojilerinden yararlanmak, Vergi beyannameleri ile bildirim ve eklerinin hızlı, kolay bir ekilde beyanını salamak,

Detaylı

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES Bu aratırma 005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN

Detaylı

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER *

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * Prof. Dr. lknur OKATAN *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan 2004, Isparta Sunu Sayın Bakan

Detaylı

AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s.

AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s. AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s. Bahadır GÜNE * Aynı kökten geldii üst sistem durumundaki bir standart

Detaylı

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ YAPI Madde 1. Koç Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü, kısa adıyla K.Ü.S.B., Koç Üniversitesi örenci kulüpleri tüzüüne balı ve Koç Üniversitesi örencilerinin

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU

OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU Psk. Deniz VARIR

Detaylı

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES 1. GR Yrd.Doç.Dr.Cansevil TEB *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden

Detaylı

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021 TÜRKYE SERMAYE PYASASI ARACI KURULULARI BRL Büyükdere Cad.No:173 I. Levent Plaza A-Blok Kat:4 34394 I. Levent-stanbul Tel : (212) 280 85 67 Faks : (212) 280 85 89 www.tspakb.org.tr stanbul, 11 Ekim 2004

Detaylı

! "!! # $ % &'( )#!* )%" +!! $ %! + ')!

! !! # $ % &'( )#!* )% +!! $ %! + ')! ! "!! # $ % &'( )#!* )%" +!! $ %! + ')! &( '!#,-.! /,! 0 + # ' #! * #! 0 #! 0! ) '! '1# + $ # )' * #! 0!! #! 0! "! '!% # #! 0 " 2 3) # ' $ 4!# ) '.*,5 '# 0! )'* $ $! 6 )' '+ " 7 ) 2#!3)# ' $ 4!# '#"'1

Detaylı

Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz

Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz 2006 YILLIK RAPORU: UYUTURUCU FYATLARINDA DÜÜ, YAKALAMALARDA ARTI Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz (23.11.2006, LZBON) Avrupa Uyuturucu ve Uyuturucu Baımlıı zleme Merkezi (EMCDDA), bugün

Detaylı

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir.

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir. .tr alan adlarını tescili, 1991 yılından itibaren, Türkiye'yi ilk olarak nternet'e balayan Üniversitemiz bünyesinde devam etmektedir. Bu kapsamda, bugün itibarı ile, toplam yaklaık 70,000 adet.tr uzantılı

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Esrar kullanımı dengeleniyor, gençler arasında gördüü rabetin azaldıına dair belirtiler var

Esrar kullanımı dengeleniyor, gençler arasında gördüü rabetin azaldıına dair belirtiler var YILLIK RAPOR 2007: ÖNEML NOKTALAR AB uyuturucu raporunun ilettii olumlu mesajlar, uyuturucuya balı ölümlerin yüksek düzeyi ve artan kokain kullanımıyla gölgeleniyor (22.11.2007, LZBON AMBARGO 10.00 CET)

Detaylı

03. En Muhtemel Sayı (EMS) Yöntemi (5 li EMS) 03.01. EMS Yönteminde Dilüsyon Kavramı

03. En Muhtemel Sayı (EMS) Yöntemi (5 li EMS) 03.01. EMS Yönteminde Dilüsyon Kavramı 03. En Muhtemel Sayı (EMS) Yöntemi (5 li EMS) En muhtemel sayı yöntemi, tüp dilüsyon yönteminin gelitirilmi eklidir. Bu yöntemde, materyalden FTS ile standart 1 : 9 oranında dilüsyon yapılır. Dilüsyonlardan

Detaylı

MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDA ÇADA TÜRK PYANO ESERLERNN YER VE ÖNEM *

MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDA ÇADA TÜRK PYANO ESERLERNN YER VE ÖNEM * MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDA ÇADA TÜRK PYANO ESERLERNN YER VE ÖNEM * Ar. Gör. Feyza SÖNMEZÖZ *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan

Detaylı

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI AMERKA BRLEK DEVLETLER SAYITAYI Yazan: Dawid M. WALKER Çeviren: Müslüm PARLAK Amerika Birleik Devletleri Sayıtayı, Birleik Devlet yönetiminin yasama bölümü içerisinde yer alan baımsız bir kurumdur. Genellikle

Detaylı

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler BOSAD Boya Sanayicileri Dernei Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler TÜRK BOYA SEKTÖRÜ Dünya ekonomisindeki gelimeyle paralel olarak dünya boya üretimi bugün 29,4 milyon ton civarında gerçeklemektedir ve

Detaylı

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM KTAP NCELEMES GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM Editörler: Arif Altun ve Sinan Olkun Orhan KARAMUSTAFAOLU Yrd.Doç.Dr., Amasya Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Dekan Yrd., AMASYA

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 çindekiler: Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu nda örtülü sermaye YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE Bilindii üzere, 21.06.2006 tarihli Resmi Gazete de

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6)#6(-'(+#)75(#89,9(:

Detaylı

EKONOM!K KATMA DE"ER (EVA) YAKLA#IMI. Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!"letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu.

EKONOM!K KATMA DEER (EVA) YAKLA#IMI. Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu. EKONOM!K KATMA DE"ER (EVA) YAKLA#IMI Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!"letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu.tr!stanbul 2008 Yayın No : 2015!"letme-Ekonomi Dizisi : 273 1. Bası Agustos

Detaylı

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ÖRETMENLK UYGULAMASI

Detaylı

! " #$$% & ' ( ) ) ' *+ + & &, ( (-,, ) &!!. ' )' - " ) & Özel Tüketim Vergisi Genel Teblii. (SeriNo: 22)

!  #$$% & ' ( ) ) ' *+ + & &, ( (-,, ) &!!. ' )' -  ) & Özel Tüketim Vergisi Genel Teblii. (SeriNo: 22) ! " #$$% & ' ( ) ) ' *+ + & &, ( (-,, ) &!!. ' )' - " ) & /!,!, Özel Tüketim Vergisi Genel Teblii (SeriNo: 22) 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile

Detaylı

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 1 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 2 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi

Detaylı

TEKSTL FNANSAL KRALAMA ANONM RKET ANA SÖZLEME TADL METNLER

TEKSTL FNANSAL KRALAMA ANONM RKET ANA SÖZLEME TADL METNLER TEKSTL FNANSAL KRALAMA ANONM RKET ANA SÖZLEME TADL METNLER AMAÇ VE KONU Madde 3/5 Kira alacaklarını iskonto ettirebilir. Bu alacakları teminata verebilir, temlik edebilir, Finansal Kiralama Kanunu ve bununla

Detaylı

ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL

ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL Amaç Madde 1: Bu Yönetmeliin amacı; meslekteki bilimsel, teknolojik gelimelerle ve uygulama alanları ile ilgili olarak Üye Mühendislere verilecek

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Türkiye de Bölgesel Kalkınmanın Aracı Olarak Kalkınma Ajansları: zmir Kalkınma Ajansı Örnei Ergüder Can zmir Kalkınma Ajansı Giri: Türkiye de dier ülkeler gibi bölgelerarası hatta bölgeler içinde kalkınma

Detaylı

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET Piyano Eitimine Yeni Balayan Örenciyle lk Dersin Önemi Özlem ÖMÜR PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM Özlem Ömür ÖZET Piyano eitimine yeni balayan bir örenciye, piyano enstrümanını benimsetmek

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Avrupa Konseyi Proje No EC/1062

Avrupa Konseyi Proje No EC/1062 Avrupa Konseyi Proje No EC/1062!"#$ Projenin Adı Proje Alanı Türkiye de Yolsuzluun Önlenmesi çin Etik (TYEC) Türkiye Projenin Balangıç Tarihi 30 Kasım 2007 Finansman Avrupa Komisyonu (%90) ve Avrupa Konseyi

Detaylı

ÜNVERSTELERN GÖREVLER

ÜNVERSTELERN GÖREVLER ÜNVERSTELERN GÖREVLER VE YENDEN YAPILANMA Günümüz Türkiye sini gelecee taıyanlar i adamlarıdır. Ancak, i hayatının gayretleri Türkiye yi belli bir sınıra kadar ilerletebilir. Eer Türkiye, kaybettii bilimin

Detaylı

TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER. Cansevil TEB * ÖZET

TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER. Cansevil TEB * ÖZET TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER Cansevil TEB * ÖZET Günümüzde daha popüler bir yer edinen müzik öretmenlii giderek bireylerin kendilerini daha iyi ifade edebildikleri bir alan olmaktadır. Müzik

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

PIZZA DONALDO TÜRKYE. Mevcut Durum

PIZZA DONALDO TÜRKYE. Mevcut Durum PIZZA DONALDO TÜRKYE Pizza Donaldo talya Ltd. (P.D.I) 1 1960 yılında talya da Senyör Donaldo tarafından küçük bir talyan restoranı olarak kurulmutur. 10 çocua sahip olan Senyör Donaldo yıllar içerisinde

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Deniz Akkahve Devlet Planlama Tekilatı Müstearlıı Bölgesel Gelime ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüü AB Bölgesel Programları Dairesi Bakanı zmir de düzenlenen 2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumunun

Detaylı

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKS* THE ASSOCIATION BETWEEN GENERAL TARGETS AND GOALS/ACQUISITIONS IN TURKISH LANGUAGE PROGRAM Erhan DURUKAN**

Detaylı

! "#$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) "! %2.* ) 3."%$&(' "01 "0 4 *) / )/ ( +) ) ( )

! #$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) ! %2.* ) 3.%$&(' 01 0 4 *) / )/ ( +) ) ( ) ! "#$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) "! %2.* ) 3."%$&(' "01 "0 4 *) / )/ ( +) ) ( )! )! ) 1 87 Seri No'lu Gider Vergileri Genel Teblii Resmi Gazete Sayısı 27737 Resmi

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

Masalları Uyutmak. Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK

Masalları Uyutmak. Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK Masalları Uyutmak Muhsine Helimolu Yavuz: Esil ile Yesil, Türk Masalları I, Cumhuriyet Kitapları, stanbul 2006, ikinci basım 2007, 118 s. Resimleyen: Musa Kart. Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK Çocuk yazınında

Detaylı

ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION

ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION Prof. Dr. Faruk en Yunus Ulusoy Cem entürk Özet Almanya daki Türk kökenli nüfus arasında 1990 lı yıllarda kendi

Detaylı

INTOSAI KAMU KES M Ç KONTROL STANDARTLARI REHBER. Özet Çeviri Baran Özeren Sayı tay Uzman Denetiçisi

INTOSAI KAMU KES M Ç KONTROL STANDARTLARI REHBER. Özet Çeviri Baran Özeren Sayı tay Uzman Denetiçisi INTOSAI KAMU KESMÇ KONTROL STANDARTLARI REHBER Özet Çeviri Baran Özeren Sayıtay Uzman Denetiçisi 2 Haziran 2004 Çevirenin Notu Denetim meslei ile ilgili kamu ve özel sektör organizasyonları, son yirmi

Detaylı

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1 http://www.bagimsizsosyalbilimciler.org/yazilar_bsb/iktisattoplum28ocak04-senses.doc ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR Fikret enses 1 Üniversitelerimize ilikin yasal düzenleme tartımaları, özellikle

Detaylı

MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI. H. Seval KÖSE ÖZET

MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI. H. Seval KÖSE ÖZET H. Seval KÖSE Müzik öretmeni Adaylarının Mesleki Kaygıları MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI H. Seval KÖSE ÖZET Bu aratırmada, müzik öretmeni adaylarının mesleki kaygı alanlarına ilikin kaygı düzeyleri

Detaylı

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 2 Sayı: 3 Haziran 2011

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 2 Sayı: 3 Haziran 2011 ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 2 Sayı: 3 Haziran 2011 YEN GÖÇMENLK MEKÂNLARI OLARAK YEN KURULAN ÜNVERSTELER: ORDU ÜNVERSTES

Detaylı

!" # $%!" ## #! " $ $ # $ %%%! &' % ()! &'

! # $%! ## #!  $ $ # $ %%%! &' % ()! &' !"#$%!" #$ %!" ### $$ %%%!&' ()!&' $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "( *""+"'", -.'/0"""-".123!+"&,'* 4 5' ' 6 (" 6', &'* "(7 5' " 89+

Detaylı

! " #$!" ## #! " $ $ # $ %%%! &' % ()! &'

!  #$! ## #!  $ $ # $ %%%! &' % ()! &' !"#$!" #$ %!" ### $$ %%%!&' ()!&' $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "( * ""+"'", - +./ 01"(23 4' 5 6"""/" 4 78 9!+"&,'* : ;'

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES

SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES DETERMINING ORAL HEALTH CONDITION AND HABITS OF PRIMARY SCHOOL STUDENTS IN CENTRAL SVAS Ör.Gör. Dr.

Detaylı

Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri

Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri Seçkin TUNALILAR Doç. Dr. Onur DEMRÖRS ASELSAN A., Mikroelektronik, Güdüm ve Elektro-Optik Grubu, Görüntü leme Müdürlüü, 6, Akyurt, Ankara Orta Dou Teknik Üniversitesi,

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010 ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010 KAVRAM HARTALARI LE NOT TUTMANIN LKÖRETM ÖRENCLERNN DNLEDN ANLAMA

Detaylı

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 43 ST, 18. 08. 2006. Yıllık alı ve satıların formlar ile bildirilmesi hakkında tebli yayımlandı.

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 43 ST, 18. 08. 2006. Yıllık alı ve satıların formlar ile bildirilmesi hakkında tebli yayımlandı. SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 43 ST, 18. 08. 2006 çindekiler: Yıllık alı ve satıların formlar ile bildirilmesi hakkında tebli yayımlandı. YILLIK ALI VE SATILARIN FORMLAR LE BLDRLMES HAKKINDA TEBL YAYIMLANDI

Detaylı

KONTROL SSTEMLER LABORATUARI

KONTROL SSTEMLER LABORATUARI YILDIZ TEKNK ÜNVERSTES ELEKTRK-ELEKTRONK FAKÜLTES KONTROL ve OTOMASYON MÜHENDSL BÖLÜMÜ KONTROL SSTEMLER LABORATUARI Doç.Dr. Haluk GÖRGÜN Ar.Gör. brahim ALIKAN Ar.Gör. Yavuz EREN STANBUL - 2010-1 - DiGiAC

Detaylı

KTSAD LETMELRE DAHL MENKUL KIYMETLERN DEERLEMES. Bülent AK Ba Hesap Uzmanı

KTSAD LETMELRE DAHL MENKUL KIYMETLERN DEERLEMES. Bülent AK Ba Hesap Uzmanı KTSAD LETMELRE DAHL MENKUL KIYMETLERN DEERLEMES Bülent AK Ba Hesap Uzmanı 1. TCAR KAZANCIN TESPT YÖNTEM VE DEERLEME LEM : 1.1. Öz Sermaye Nedir? Öz sermaye; iletmenin sahip olduu iktisadi kıymetler ile

Detaylı

Dousan Boru Sanayi ve Ticaret A.. 30.09.2009 Tarihli Faaliyet Raporu. irket Merkezi Erzincan Sivas Karayolu 14 Km Pk 74 Erzincan

Dousan Boru Sanayi ve Ticaret A.. 30.09.2009 Tarihli Faaliyet Raporu. irket Merkezi Erzincan Sivas Karayolu 14 Km Pk 74 Erzincan Dousan Boru Sanayi ve Ticaret A.. 30.09.2009 Tarihli Faaliyet Raporu Dousan Boru Sanayi ve Ticaret A.. Ödenmi Sermaye: 11.173.366 YTL. irket Merkezi Erzincan Sivas Karayolu 14 Km Pk 74 Erzincan Sayfa No:

Detaylı

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507 YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ABD LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI Türk Dili ve Edebiyatı Tezli Yüksek Lisans Programı Programın öngörülen

Detaylı

DEPREM FELAKET SONRASINDA ÇIKARILAN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER VE SAYI TAY DENET M DI INDA KALAN KAMU FONLARI M. Hakan ÖZBARAN Sayı tay Denetçisi

DEPREM FELAKET SONRASINDA ÇIKARILAN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER VE SAYI TAY DENET M DI INDA KALAN KAMU FONLARI M. Hakan ÖZBARAN Sayı tay Denetçisi Sayıtay Dergisi Sayı : 41 DEPREM FELAKET SONRASINDA ÇIKARILAN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER VE SAYITAY DENETM DIINDA KALAN KAMU FONLARI M. Hakan ÖZBARAN Sayıtay Denetçisi GR 17.8.1999 tarihinde Marmara Bölgesi

Detaylı

BÜLTEN. KONU: Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi Hk 277 Nolu GVK G.T. Yayınlanmıtır

BÜLTEN. KONU: Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi Hk 277 Nolu GVK G.T. Yayınlanmıtır Kültür Mah. 1375 Sk. No:25 Cumhuruiyet hanı K:5 35210 Alsancak - zmir-turkey Tel : + 90 232 464 16 16.. Fax: + 90 232 421 71 92. e-mail : info@psdisticaret.com..tr BÜLTEN SAYI :2010-054 Tarih: 27.12.2010

Detaylı

SALİME LEYLA GÜRKAN. 1997, Religious Studies, Lancaster University. 1991, İlahiyat Fakültesi, Marmara Üniversitesi.

SALİME LEYLA GÜRKAN. 1997, Religious Studies, Lancaster University. 1991, İlahiyat Fakültesi, Marmara Üniversitesi. SALİME LEYLA GÜRKAN İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İcadiye Bağlarbaşı Cad. 40, Üsküdar İstanbul 34662 - Türkiye Tel: 0216 4740850 / dah. 1238 E- mail: slgurkan@29mayis.edu.tr salime.leyla@isam.org.tr Eğitim:

Detaylı

Türkiye de Hanehalkı

Türkiye de Hanehalkı gücü, gelir, harcama ve yoksulluk açısından Türkiye de Hanehalkı Zaf er Yükseler Er can Tür kan TÜSAD Küresel Ekonomiye Ent egrasyon Sürecinde Büyüme Semineri 21 Mart 2008, Ankara Sunum çerii* I - gücü

Detaylı

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı kapsamında düzenlenen Çin ve Türkiye: Yatırımda ve Dı Ticarette Sorunlar, Fırsatlar, birlikleri konulu Panel, Çin ile ilikileri olan irketlerin temsilcilerini

Detaylı

1946 BELEDYE SEÇMLER VE BU SEÇMLERDE KADIN SEÇMENLERN DURUMU. Kadir EKER ÖZET

1946 BELEDYE SEÇMLER VE BU SEÇMLERDE KADIN SEÇMENLERN DURUMU. Kadir EKER ÖZET 1946 Belediye Seçimleri ve Bu Seçimlerde Kadın Seçmenlerin Kadir EKER 1946 BELEDYE SEÇMLER VE BU SEÇMLERDE KADIN SEÇMENLERN DURUMU Kadir EKER ÖZET Ülkemizde demokratik gelimeler Merutiyetle balamı, Cumhuriyetle

Detaylı

taahhüt ettii yabancı sermaye tutarı 300 bin dolar düzeyinde kalıyor ki, üzerinde asıl düünülmesi gereken nokta da bu.

taahhüt ettii yabancı sermaye tutarı 300 bin dolar düzeyinde kalıyor ki, üzerinde asıl düünülmesi gereken nokta da bu. taahhüt ettii yabancı sermaye tutarı 300 bin dolar düzeyinde kalıyor ki, üzerinde asıl düünülmesi gereken nokta da bu. Kamu dıında yapılan bir baka aratırmaya göre ise, son iki yıl içinde 44 bin 740 yabancı

Detaylı

BOLU ANADOLU GÜZEL SANATLAR LSES ÖRENCLERNN ÖSS VE ÖZEL YETENEK SINAVLARINA YÖNELK KAYGILARI ***

BOLU ANADOLU GÜZEL SANATLAR LSES ÖRENCLERNN ÖSS VE ÖZEL YETENEK SINAVLARINA YÖNELK KAYGILARI *** BOLU ANADOLU GÜZEL SANATLAR LSES ÖRENCLERNN ÖSS VE ÖZEL YETENEK SINAVLARINA YÖNELK KAYGILARI *** Yrd. Doç. Dr. Nilgün SAZAK* Yrd. Doç. Dr. A. Serkan ECE** ***1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze

Detaylı

Ölçek Geli tirme Çal malarnda Kapsam Geçerlik ndeksinin Kullanm

Ölçek Geli tirme Çal malarnda Kapsam Geçerlik ndeksinin Kullanm Ölçek Geli tirme Çal malarnda Kapsam Geçerlik ndeksinin Kullanm Dr. Halil Yurdugül Hacettepe Üniversitesi Eitim Fakültesi yurdugul@hacettepe.edu.tr Motivasyon: Proje tabanl bir öretim sürecinde örencilerin

Detaylı

Bünyamin ÇALAYAN* Hasan Hüseyin DEMR** Hazret-i Peygamber in (S.A.V.) doumu bata olmak üzere

Bünyamin ÇALAYAN* Hasan Hüseyin DEMR** Hazret-i Peygamber in (S.A.V.) doumu bata olmak üzere LUL, Faik; DZDAR, slam (2002). Arnavutça Mevlitler (Mevludet Në Gjuhën Shqipe), kodra-arnavutluk (Shkodër): Camaj-Pipa Yayınevi, 712 s. ISBN 99927-41-75-9 Bünyamin ÇALAYAN* Hasan Hüseyin DEMR** Hazret-i

Detaylı

JEOTERMAL KAYNAA DAYALI ELEKTRK ÜRETMNE LKN YASAL DÜZENLEME VE DESTEKLER

JEOTERMAL KAYNAA DAYALI ELEKTRK ÜRETMNE LKN YASAL DÜZENLEME VE DESTEKLER JEOTERMAL KAYNAA DAYALI ELEKTRK ÜRETMNE LKN YASAL DÜZENLEME VE DESTEKLER 351 Saffet DURAK ÖZET Yıllarca 1926 tarihli ve 927 sayılı Sıcak ve Souk Maden Sularının stismarı ile Kaplıcalar Tesisatı Hakkında

Detaylı

RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME

RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME I. RUSYA NIN YEN STRATEJS OCAK 2005 1- Rusya, ekonomik, siyasi ve askeri açıdan yeniden güçlenmek ve öncelikle bölgesinde nüfus sahibi olabilmek stratejisinde

Detaylı

TMMOB HARTA VE KADASTRO MÜHENDSLER ODASI BURSA UBES

TMMOB HARTA VE KADASTRO MÜHENDSLER ODASI BURSA UBES TMMOB HARTA VE KADASTRO MÜHENDSLER ODASI BURSA UBES BURSA RAPORU (1) HAZRAN 2006 TÜRK MÜHENDS VE MMAR ODALARI BRL HARTA VE KADASTRO MÜHENDSLER ODASI BURSA UBES Haim can Cad. Tuta 1 Hanı K:2 N:203 Fomara

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Yönetiim, Bölgesel Kalkınma ve Kalkınma Ajansları: Çukurova Kalkınma Ajansı Uygulaması A. Celil Öz 1 1- Giri Son çeyrek yüzyılda küresellemenin ve uluslar arası ve uluslar üstü kurumların da etkisiyle

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6)#6(-'(+#)75(#89,9(:

Detaylı

Bu dönemde daha önce belirttiim gibi yatırımlarımızla ilgili almı olduumuz kararlarımızın yanı sıra;

Bu dönemde daha önce belirttiim gibi yatırımlarımızla ilgili almı olduumuz kararlarımızın yanı sıra; BORYAD / Aralık 2009 1. 2009, finansal anlamda fırtınalı bir yıldı. Kısaca iecam ın 2009 yılını deerlendirebilir misiniz? Öncelikli konularınız neler oldu, kârlılık hedefleriniz de büyük amalar görüldü

Detaylı

Dexter Filkins (2008). The Forever War, New York: Vintage Books. Ahmet Hakan ÖZKAN *

Dexter Filkins (2008). The Forever War, New York: Vintage Books. Ahmet Hakan ÖZKAN * Dexter Filkins (2008). The Forever War, New York: Vintage Books. Ahmet Hakan ÖZKAN * Dexter Filkins tarafından yazılmı olan The Forever War isimli kitap, orijinal dili olan ngilizce versiyonu ile incelenmitir.

Detaylı

Durum böyle olmakla birlikte, özet çeviri metninin okuyucuların gerçekten yararlanabilecekleri i levsel bir doküman oldu u ku kusuzdur.

Durum böyle olmakla birlikte, özet çeviri metninin okuyucuların gerçekten yararlanabilecekleri i levsel bir doküman oldu u ku kusuzdur. AVUSTRALYA NIN YEN GÜNEY GALLER EYALET SAYITAYI PERFORMANS DENETM RAPORU Yıllık Raporlardan Hareketle Performansın Deerlendirilmesi: Sekiz Kuruluun Yıllık Raporlarının ncelenmesi (Özet Çeviri) Sacit Yörüker

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Download von www.bteu.de / Avrupali Türk Isadamlari Birligi Hannover / TAM Vakfi Yayinlari!" #"# Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Bu

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 5. ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ 5 ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ

Detaylı

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Giri Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Taner Kavasolu Devlet Planlama Tekilatı Kalkınma Planlarımızda, ülke corafyasında ve kesimler arasında dengeli bir gelime salanması hedefi, ülke ekonomisi için

Detaylı

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU 14 Aralık 1960 tarihli ktisadi birlii ve Gelime Tekilat Anlamasının, özellikle 1b), 1 c), 3 a) ve 5 b) maddeleri uyarınca; 23 Eylül

Detaylı

BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI

BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI Amaç Brisa, hissedarlarıyla effaf ve yakın bir iletiim içinde olmayı ilke edinmitir. Bu kapsamda Brisa yönetimi stratejik planları uygulayıp,

Detaylı

Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu

Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu ette tüketim endeksi, ekonomideki tüketim eilimlerini kartla yapılan tüketimi baz alarak incelemektedir. Bu nedenle, endeks

Detaylı

e.t.t.e tüketim endeksi

e.t.t.e tüketim endeksi Kartlı alıverie dayalı e.t.t.e tüketim endeksi.sayı Ercan Türkan (ercan.turkan@tcmb.gov.tr) 22 Ocak 09 Özet Aralık 08 itibariyle tüketim endeksi, nominal olarak yıllık bazda yüzde 3,3 oranında artı göstermitir.

Detaylı