kızılbaş devlet bir canımızı daha çaldı!. yaşasın tırk kürt kardeşliği! saresur kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "kızılbaş devlet bir canımızı daha çaldı!. yaşasın tırk kürt kardeşliği! saresur kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü!"

Transkript

1 kızılbaş saresur Mart Sayı 36 kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü! devlet bir canımızı daha çaldı!. yaşasın tırk kürt kardeşliği!

2 kızılbaş - sayfa 2 - sayı 36 - mart tel: (0) kızılbaş yayınlayan / veröffentlicht generaldirektor freizugeben. sakine polat genelyayın yönetmeni: ali ülger tr. hukuk danışmanları: av. nadide metin erdoğan av. erdal doğan av. hıdır özcan av. birliği hukuk danışmanı: av. ertekin ceylan ankara temsilcisi: hatice çevik tel: kayseri temsilcisi a. rıza ülger berlin temsilcisi: ali koçak tel: stuttgart temsilcisi: ali usta tel: adres: bergheimer str 51 d duisburg almanya tel: +49 (0) kızılbaş ta yayınlanan yazı ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. kızılbaş ta imzasız ve kaynaksız yazılar yayınlanmaz. yayın tarihi: 15 mart 2014 sayı: 36 gönüllü katkı formu adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: Akbank hesap numarası: sayı tl - 12 sayı tl. dünya ve avrupa için: adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: sparkasse duisburg bankleitzahl IBAN: DE

3 kızılbaş - sayfa 3 - sayı 36 - mart tel: (0) içindekiler: Sayfa 04 - Cangözü ile görmek... Ali Ülger Sayfa 06 - İnkilap Kitabevi Yayın San. Ve Tic. A.Ş nin Alevi-Kızılbaş takıntısı... Şemşettin Metin Sayfa 09 - İRAN DA KIZILBAŞ MURAT HAN IN KATLEDİLMESİ Sayfa 10 - Şıx Mamo (Mamîk-i Kose) ve Binboğa Hakikatçileri:... Ali Haydar Ülger Sayfa 15 - PEPUK PEPUK PEPUK..... Aram Ararat Sayfa 16 - Bir Kavram Bin Kırım Yanılsamalar -12 Seçim:... Ali Haydar Kanlı Sayfa 17 - Yakındoğu nun İmhası, 1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink in Katledilmesi... Dr. İsmail Beşikçi Sayfa 22 - Erdoğan-Öcalan Yakınlaşmasının Muhaliflere Etkisi... Cemil Gündoğan Sayfa 24 - NEWROZ DİRENİŞ VE BAŞKALDIRI GÜNÜ... Ayşegül Karadağ Sayfa 25 - TARİHİN NOT DEFTERİ, DÜNKÜ KÜRT SİYASETİ VE BUGÜNKÜ ÖCALAN... Mahmut Alınak Sayfa 27 - Bese Hozat ın açıklamasıyla ilgili... D. Lokmagözyan Sayfa Milyonun Erdoğan ile imtihanı... Özcan SOYSAL Sayfa 30 - DERSÊN KURMANCÎ (1) BEŞA YEKEM... U. Adsız Sayfa 31 - Şair Xıdır Çeliki de mucıliye X. Çelker Sayfa 33 - Dara Mansur ve Pençe-i Aliaba... ertan ildan Sayfa 34 - Hevpeyvîn Bı Kemal Tolan Re Sayfa 41 - Koçgiri li Olmak, Koçgiri de Olmak... Erdal Yıldırım Sayfa 42 - Arapgir den Onar köyüne, 800 yıllık cemevleri Sultan KILIÇ Sayfa 47 - KEMALİSTLER 50 BİN İNSAN KEMİĞİNİ FRANSIZLARA NASIL SATTI?... Tamer Çilingir / Devrimci Karadeniz Sayfa 49 - İttihat ve Terakki (1. Jöntürk) döneminde Büyük Kürt Sürgünü... Sait Çetinoğlu Sayfa 52 - Kardeşliğin değil Aleviliğin inşası KELİME ATA Sayfa 54 - KIRKISRAK TA DÜNDEN BU GÜNE ÖRGÜTLENME... Ali Ülger Sayfa 56 - TKP nin genel sekreteri İsmail Bilen in Rundschau dergisinin 32. sayısındaki yazısında Dersim hakkında görüşleri (Aktaran)... Hasan Sağlam Sayfa 57 - PKK nın yeni Ermeni söyleminin arkasında devlet var... Prof. Dr. Taner Akçam Sayfa 58 - İstiklal Marşı nı Orkestraya Bir Ermeni Vatandaşın Uyarladığını Bilir misiniz?... Murat Bardakçı Sayfa 60 - Giresun da köylülerin HES isyanı Sayfa 61 - Tahliyelerin adı kondu: Ergenekon dan Çıkış! Sayfa 62 - Cezaevi Mektubu-8: Cafer Usta Sevan Nişanyan Sayfa 63 - Polis ODTÜ öğrencilerine yasak silah kullandı Sayfa 64 - DUYURU Sayfa 64 - ՀԱՅՏԱՐԱՐՈՒԹՅՈՒՆ Serba Berkin Elvan BIKO Bıko wengemı ne vecino ame gıne zoniyone mıro bekeşiye deşt u payemı şikiye zerre mıra taniya adir wonciye Bıko porre mı bi shıpe serba lokme non sodırbe so gurino qeyret keno xebetino van meşero lokme nono kal gula toro ma guna keş vıle xo nekenime bıko nejdiy sere esto, tu guret sere xo biya teber şiya serba ju none mıva meso serdo hard u asmen wergo a rocera na roce ez raa to pinno be bıko be xonchıka ma harddera, locına ma serdına roca ma tariya be bıko be be endi berxemı be endi aze mı be endi lace mı be ez nıka be staro ez nıka be fıtaro ez nıka be tuyo be hard u be asmen u be berxe mı Be bıko Hasan sağlam

4 kızılbaş - sayfa 4 - sayı 36 - mart tel: (0) cangözü ile görmek siyaseti işlenildi. Devletin kirli kanlı siyasetine aktif olarak ortak yapıldılar. Alevi Bektaşi örgütlenmelerinin Taksim Gezi Ergenekon Silivri dayanışmasında da solcular ile ittifak içinde olmaları var olan siyasal düzlemde aralarındaki devlete hizmet ve marabalıkta heç kusur etmediler. Ali Ülger Gezi olaylarının gelişimini az çok biliniyor devletin kendi içindeki iktidar kavgasının sokağa taşırılmış haliydi gezi olaylarının özü. Kimi solcu çevreler bunu devrimin ayak sesleri gibi anlasa da gerçeği değiştirmiyor. Evet, Gezi olaylarının sokak boyutu İttihatçı Ergenekoncular ile AKP arasındaki sürtüşme çıkar pay kavgasıydı ve işi bitirdiler uzlaşmayı sağladılar şimdi de kurbanlar ile kutlamalar yapıyorlar. Gezi olaylarına fiilen katılan destekleyenlerin tümü istisnasız İttihatçı Ergenekonculara kendilerini malzeme olarak sundular kendileri İttihatçı Ergenekoncu olmasalar bile malzeme oldular. Devletin bu siyasetini göremeyenler kör ve sağır olanlar Taksim Gezi eylemlerinden kendilerine de az çok döküntü çıkarları uğruna sokaklarda Silivri tutuklularını desteklediler ve sokaklarda devletin polisin zoruyla baskısıyla saldırısıyla yüz yüze geldiler. İşte burada önemli bir duruşun altını çizmek gerekiyor. Devletin saldırılarında yeşil ve kara devlet kadroları tek bir safta buluşup Ergenekoncuları destekleyenleri sap gibi ortada bırakmalarıdır. Çünkü uzlaşma bitmişti. Hala hızını alamayan Okmeydanı ve benzeri yerel solcu topluluk başıboş bir halde sokaklarda devam etmelerine devlet ittifakı son verdi ve iki cana kıydılar Berkin Elvan İle Burak Can Karamanoğlu devlet tarafından öldürüldüler. Berkin Elvanın Kızılbaş bir ailenin çocuğu olması Kızılbaş camiasında büyük bir tepki topladı. Bu durumu gören İttihatçı sol da işin fırsatçı yanından Ergenekon yedekli siyaset ile yenide alanlara çıkıldı. Tepki sabun köpüğü gibi şişince yeşil+kara devler ittifakı bu kez de Müslüman camiadan Burak Can Karamanoğlu canına kıydı ve durumu eşitlemiş oldular. Bu devlet siyaseti 700 yıllık tarihin derinliklerinden gelmektedir. Devletin bekası için topluluklar arasında var olan basit çelişkileri farklılıkları karşılıklı kışkırtıp düşmanlaştırılmayı hızlandırma ve farklı toplum kesimleri arasında husumeti derinleştirerek devlet hakimiyetini bu alanlarda möhkemleştirmek hakim kılmak için her tür hileyi yalanı katliam iftirayı yapmaktadırlar. İşte bunun farkına varmayan gezi solu kendilerini devlet hizmetinden devlete marabalıktan kurtaramadılar. Alevi Bektaşi dernek vakıf federasyon vb. örgütlenmelerinin önemli çoğunluğu Ergenekoncu CHP yedekli olduklarından bulundukları alanlarda sürekli İslam-Müslüman-Kürt düşmanlığı Yakın tarihimizde sürekli kan akıtılmıştır Gazi, Madımak, Maraş, Çorum, Sivas, Pazarcık, Dersim Koçgiri, Ermeni soykırımı. Bu listeyi uzatmak mümkündür. Ne yapıldı Alevi Bektaşi örgütlenmeleri tarafından UNUTMA siyaseti işletildi ne oldu peki? çıkarımıza dokunmayın!... Kızılbaş Alevilerin kendi demokrat partimizi kurup kendi adımıza siyasetimizi işletmeden en küçük bir hakkımızı kazanmamız mümkün değildir. Ne zamanki kendimiz adına siyasal alana kendi partimiz ile çıkarsak işte o zaman diğer toplumsal kesimler ile de gerçek dayanışmalarda bulunabiliriz. Önümüzde duran en önemli görev kendi partimizi kurup Kızılbaş-Alevi -Bektaşi - Çepni- Sıraç camiamızdan yetki istemeliyiz! * * * Yerel seçimler bu ayın sonunda yapılacak. Seçimlere katılan partilerin tümü tüm hızıyla yarışa girdiler. İpe sapa gelmez yalan vaatler ile saldırılar ile bunların hepsinin ortak paydası biraz daha fazlasını biraz daha pay için yapıyorlar. TC. Tarihinde yapılan seçimlerin tümünde devletin müsaade ettiği kadar alanda siyaset yapma koşuluyla seçimlere katılmaya müsaade edilmiştir. İşte bu çizilen

5 kızılbaş - sayfa 5 - sayı 36 - mart tel: (0) daire içinde mülayim olanlar da seçimlere katılabiliyorlar. T.C son 10 yılında seçime katılan partilere bir yenisi daha eklendi Kürt partisi BDP ağırlıkta olduğu Kürt illerinde yakın geçmişte vekil ve belediye başkanlıkları aldılar işlettiler ve bu güne geldiler. PKK üretimi olan partilerin Kürt meselesinde Kürdistan istemekten feragat etmiş olmalarından dolayı seçimlere girmelerine izin verilmiştir. Ayrı bağımsız ve de müstakil Kürdistan isterim bana bize oy verin diyen bir siyasete devlet izin veremez. Çünkü devletin varlığı bütünlüğü(!) dağılır da ondan. PKK üretimi Türkleştirme siyaseti işleten HDP de devletini müsaade ettiği alanda kalarak kardeşlik eşitlik yağcı siyasetiyle Kürt milletinin milli taleplerinden hızla uzaklaşmaktadırlar. Kısacası PKK - AKP arasındaki çürük uzlaşma siyasetiyle Kürt meselesi çözülemez. Aklı salim seçmenlerin bunca kanlı ve de karışık ortamda seçime katılmaları elbette önemlidir. Seçim bölgemiz de samimi dürüst adayların seçilmesine katkı sunmak demokratik bir görevdir. Demokratik nitelikli adayların olmadığı alanlarda da seçime gidip herkese bir mühür vurup tarafımızı da belli etmeliyiz. Yerel seçimlerde gene Kızılbaş- Alevi-Bektaşi kimliğimiz ile adaylarımız yok. Bize ait olmayan bizim olmayan devlet partilerini seçmek bizim görevimiz değildir. Devlet partilerinin tümü bize karşı olduğunu bilmeyenimiz var mı? PKK - BDP - HDP seçime katılmalarını bizden oy istemelerini de bu çerçevede görmek gerekiyor. Kısacası beyazlaştırılmış bu partiler devlet-akp ile ittifak içinde olması elbette kendi bilecekleri bir şey. Bizden onay alacakta değiller. Kızılbaş Aleviler olarak devlet partilerine ve AKP ile uzlaşarak beyazlaştırılan kürdi kökenli tırki HDP e oy vermek yanlıştır haksız lıktır anti demokratiktir. Ergenekon davasından ceza verilmiş katillerin serbest bırakılmaları T.C devletinin kendi içinde var olan çıkar guruplarının çatışmasını yeniden ayarlamış olmalı ki ittifakı gerçekleştirdiler ve kara İttihatçı Ergenekoncu katillerini bıraktılar. Yakın gelecekte şiddetin terörün yükseltilebileceği bir döneme yaklaşıyoruz hepimizin aklını başına alıp basit oyunlara gelmemelerini öneriyoruz. Devlet ve partileri tarafından Kürt bilincinin tasfiye süreci başlatılmıştır. Bunun paylanması için devlet partileri ile cemaat yarış içindeler. Kızılbaş Aleviler içindeki devlet örgütlülüğü de kışkırtılarak teröre bulaştırılarak ezilmesi siyaset konusudur. Kızılbaşların bu devlet siyasetinden uzak durmaları hepimizin ortak çıkarına olacağını asla unutmadan. can cana saygılarımla Burak Can Karamanoğlu Berkin Elvan

6 kızılbaş - sayfa 6 - sayı 36 - mart tel: (0) İnkilap Kitabevi Yayın San. Ve Tic. A.Ş nin Alevi-Kızılbaş takıntısı İnkilap Kitabevi Yayın San. Ve Tic. A.Ş nin Alevi-Kızılbaş takıntısı ve edebiyatımızdaki ırkçılar İnsancıl Felsefe atölyesinde yeni bir kitap okunmaya başlandı. Kitabın adı Voltaire in Felsefe Sözlüğü. Kitabın içeriği, çoğu dinlere referans olan bir kısım akıl ve mantık dışı safsataların, mitlerin, bağnazlıkların Voltaire in kendine özgü alaycı anlatımıyla açımlanıp, sorgulamasıdır. Voltaire, bu mitlerin ve metafiziksel kavramların üzerindeki sis perdesine aklın ışığını tutarak, altındaki gerçekliğin saçmalık ve hurafeden başka bir şey olmadığını ortaya koyuyor. Üstelik bunu baskı ve sansürün egemen olduğu 18. yy ortalarındaki Fransa da yapıyor. Voltaire, dönemindeki adaletsizliklere büyük bir cesaretle karşı çıkıp, metafiziğin yerine materyalizmi koyuyor ve yaşadığı kıtanın insanlarına binlerce yıl süren karanlık dönemin sonlandığını müjdeliyor. Kitap son derece yalın, herkesin anlayacağı bir dille yazılmıştır. Ancak anlaşılan o ki, kitabın özünü bir tek İNKİLAP Kitabevi yetkilileri anlamamış. Ön sayfada, kitabın yayın haklarının kendilerine ait olduğuna ilişkin bir uyarı yazısı var. Bir okur olarak soruyorum, okura yapılan haksızlık kime ait? Kendilerinin bu kitabın içeriğinden haberdar olup olmadıklarına ilişkin bizlere bir yanıt verilme zorunluluğuyla beklentisi içerisindeyiz. Bu kitabı bir meta olarak satın alan bizler, ürünün kusurlu olması nedeniyle bu kadarına hakkımız olduğunu sanıyoruz. Şemşettin Metin Bu ülkede parası olan herkes, anlasınanlamasın her işi yapabilir. Merdiven altlarında kaçak içki, ilaç üretiliyorsa niçin yayıncılık yapılmasın. Sahte veya zehirli ilaç ya da içki, yalnızca onu tüketenlere zarar verir. Oysa yalan yayın, yalnız onu tüketene değil, onu tüketenle iletişimde olan herkese zarar verebilir. Kitap elden ele dolaştığından, içerisindeki yanlış bilgilerle dolan körpecik beyinler, bu zehri tıpkı bir virüs gibi almakla yetinmezler, tüm topluma bulaştırırlar. Üstelik bunun çok fazla bir cezası da yoktur. En fazla yayından kaldırılır. Peki, satılanlar ne olacak? Eğitimin çok geri olduğu, okumanın çok az olduğu geri toplumlarda hurafeler, bağnazlıklar, yobazlıklar böyle yayılıyor. Üstelik aşağıda açıklandığı üzere tüm yaşamını bu hurafelerle karanlık düşünceye karşı savaşıma adamış, bu kitabın yazarı Voltair gibi bir aydının yazdıklarının içerisine, çevirmence çaktırmadan hiçbir şekilde onun yazmadığı, üstelikte görüşlerine bütünüyle ters bir şeyler ekleyerek, basımevince de piyasaya dağıtılarak Kitabın ikinci konusu ABRAHAM (Hz. İbrahim). Konu bitiminde yazarın 2 nolu dip notu var. Bu dip notun açıklaması kitabın ortalarında 427 sayfadan 433 sayfaya kadar. Atölyede konuyu işleyen arkadaşımız bu dip notun devamı olan 433. Sayfanın dördüncü bölümcesini okuyor. Bizlerde dinliyoruz. Aynen şöyle Belki de Kaldelilerde, komşuları Perslerde olduğu gibi, bir Kızılbaşlık değildi. Ahlak çağında, yerine göre değişir. Kim bilir, belki puta tapar Terah ın oğlu İbrahim, ister kardeşi, ister yeğeni olsun Sara yı aldığı zaman da hala puta tapıyordu. (1). Bölümce bittiğinde duyduğumuza, okuduğumuza inanamamıştık. Hocamız Cengiz Gündoğdu da duyduğuna inanamadığı için bölümceyi yeniden okuttu. Bu tümceyi kendisinde bulunan MEB son baskısı ile karşılaştırdığında. İNKİLAP Kitabevi yayıncılık A.Ş nin yeni baskısında ensest yerine Kızılbaş sözcüğü kullanılmıştı. Bu kitabı çeviren Lütfü Ay gibi, yayına hazırlayanlar da, iki sözcüğü eş anlamlı sayıyorlar ya da sanıyorlar. Birinci durumda, sanı ile iş yaptıklarından yaptıkları işin ne olduğunun bilincinde değiller. Belki çocukluk veya gençlik çağlarında beyinleri henüz tabularasa durumunda iken, ebeveynlerinden, arkadaşlarından öğretmenlerinden ya da kendi yayınlarına benzer yayınlardan, bunu böyle öğrenmişler. Böyle olunca o beyine kazınmış virüsü atmak çok zor. Bu virüsün atılmasını ne basın yayın okulunda ne de sosyoloji eğitiminde öğretiyorlar. Bu virüsün beyninden atılması, ancak zihniyet değişikliği ile olasıdır, o da çok zor bir şey. İkinci durumda; yani bu sözcüğü bile -bile kullandılarsa, buna ırkçılık ve yobazlık denir, böyleleri zaten eleştiri de kabul etmeyeceğinden onlara sözümüz başka türlü. Ancak burada sorun bir kişiden kaynaklanmıyor, bir yayınevinin açıkça Kızılbaşlara hakareti söz konusu. Böyle bir kitabı zaten felsefe sevmeyen, aydınlanmadan yana olmayan kimse okumaz. Dolayısıyla aslında yalnız Kızılbaşlara değil, tüm aydınlara da bir hakaret var. Bu topraklarda en ahlaklı yaşayan toplumların başında Kızılbaşlar gelir. Çünkü adil olma-

7 kızılbaş - sayfa 7 - sayı 36 - mart tel: (0) dan, ahlaklı olunamaz. Bu toplumun tarihi haksızlığa direnmekle başlar, adalet için savaşımla devam eder. Onların yazılı kültüründe Irkçılık yoktur, yetmişiki millete aynı gözle bakmak vardır. Biçim yoktur, öz vardır. Öldürmek yoktur, barış ve hümanizm vardır. Kısaca iyilik ve güzellik vardır. Kızılbaşlık feodal dönemin sosyalizmidir. Kızılbaş olmanın gerçek anlamı aslında insan olmaktır, İnsan gibi görünmek değil. Anadolu da ozanların şairlerin çoğunun bu kültürden çıkması ya da etkilenmesi rastlantı değildir. İşte bu özündeki hümanizma ve adalet ve ahlak nedeniyledir ki, Muaviye den başlayıp, Emevi devleti, Selçuklu devleti, Osmanlı devleti ve yüzyıllık Sözde Burjuva cumhuriyetinin her aşamasında, her yerde (Mahallede, okulda, askerde, işyerlerinde, Yayın organlarında v.b) sistemli baskıya, kırıma, hakarete ve asimilasyona uğramışlardır, uğramaktadırlar. Atölye de büyük bir hazla okuduğumuz kitabın bu bölümcesin deki bu ırkçı sözcükle karşılaştıktan sonra tüm iştahımız kaçmıştı. Dersten sonra İnkılap Kitabevi Yay. A.Ş nin İstanbul, Yenibosna daki irtibat telefonunu arayıp, bir yetkiliyi telefona istedim. Durumu anlattım ve kitabın hemen satışının durdurulmasını ve Kızılbaşlardan özür dileyen bir yazıyı internet sitelerinde yayınlamaları gerektiğini açıkladım. Kişi yayınevi müdürüne durumu ileteceğini söyledi. Yarım saat sonra bir bey aradı. Böyle bir hatayı yakalamakla kendilerine büyük iyilik etmişim gibi duyarlığımıza hayran kalıp, benimle tanışmak için yayınevine kahve içmeye davet etti. Yetkili, kitabı hemen yayından kaldıracaklarını, internet sitelerinde bir özür yazısı yazmak istemelerine karşın, bu olaydan rakiplerinin, okuyucuların, iyi niyetli olmayan kendini bilmezlerin haberdar olması durumunda, bu olayın aleyhlerine kullanılacağını, bunun ticari kayıpla sonuçlanacağını açıkladı. Bunun üzerine bu yanlışın kimden kaynaklandığının yanıtını istedim. Aynı kişi birkaç gün sonra beni aradı, Çevirmen Lütfü Ay ın yaşamda olmadığından varislerinin Fransa da olması nedeniyle zor bulduklarını, onların izinlerini alıp, kitaptaki bölümce de Kızılbaş sözcüğünün yerine, ensest sözcüğünü koyma ve yayınlama iznini aldıklarını müjdeledi. Yanlışı yapan bulunmuştu, kitabı Fransızcadan 1946 yılında Türkçeye çeviren Lütfü Ay. Lütfü Ay 1911 yılı İstanbul doğumlu yılında yaşamını yitirmiş. İyi bir eğitim görmüş Galatasaray lisesini ve Dil Tarih Coğrafya fakültesinde Fransız dil ve edebiyatı okumuş. Yani Cumhuriyetin kuruluş yıllarında üniversiteye başlıyor yılları arasında Milli eğitim bakanlılığında çevirmenlik, arası Devlet tiyatrolarında raportörlük ve genel sekreterlik, yılları arası Devlet Konservatuarında Tiyatro tarihi okutmuş. Ulus, Halkçı, Cumhuriyet ve Vatan gazetelerinde tiyatro tenkitleri, 20 civarında kitap çevirisi yapmış. Fransız hükümetince Legion d Honneur nişanı ödülü almış. Özetle Kendisinin Türk tiyatronun kurucularından olduğunu ve Fransızcayı hata yapmayacak derecede çok iyi bildiğini anlıyoruz. Lütfü Ay ın çevirisiyle Felsefe sözlüğü, MEB ilk kez 1943 yılında basmış. İkinci kez 1973 yılında, üçüncü basım 1994 yılında basılmış. MEB 1995 Yılı baskısında (Lütfü Ay ın öldüğü yıl) Kızılbaşlara yönelik aşağılama ve karaçalmasını kaldırmış. Lütfü Ay ın Kızılbaşlardan her hangi bir özür dilemesi söz konusu değil. Bu ülkede tiyatronun kurucusu bir insan, felsefe, tragedya okumuş, bu içerikte kitaplar çevirmiş Cumhuriyet dönemi aydını diye bilinen insanlardan biri. Bu derece kültürlü, sıradan olmayan bir insanın, bir tiyatrocunun yaşadığı ülkenin uluslarını, halklarını, kültürlerini bilmemesi olanaksız Özelikle sonraki basımlarında bile özür dilememsi bunu bilinçli bir şekilde yaptığını gösteriyor. Çünkü diğer bir kısım romancı, felsefeci, siyasetçi gibi Lütfü Ay ın da bir misyonu var. O bu misyonun gereğini yapıyor; Osmanlıdan aldıkları asimilasyon ve soykırım politikasını Cumhuriyet döneminde devam ettirmek. Cumhuriyetin asimilasyon politikasını haklılandırma çabası. Felsefe Sözlüğü, 2011 Yılında İnkilap kitapevince de basılıyor, üstelik MEB yaptığı düzelme dikkate alınmaksızın Lütfü Ay ın Kızılbaşlara yönelik aşağılama sözcüğü aynen alınarak. İnkılap Kitapevi ve yayıncılık firmasının bu yanlışlığı ilk kez yapmadıklarını öğrendik. En son tarihinde basıma verilen Langescheidt New Standart Dictionary adlı Türkçe-İngilizce sözlüğün 200. Sayfasında İngilizce İn-cest sözcüğünün karşılığını ensest yerine akraba ile zina ve Kızılbaşlık olarak yazılmıştı. Kitap basıldığında başta Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi olmak üzere tüm Kızılbaş alevi dernek ve kuruluşlarından tepki gelmiş ve bu kitabın hemen yayından kaldırılıp, Kızılbaşlardan özür dilenmesi istenmiştir. Ne yazık ki kitap, bir virüs gibi piyasaya dağıtılmıştı. Kendilerinin dedikleri gibi, ikinci ele, Anadolu nun ücra yerlerine, bir de okura gidenleri toplamak çok zor. Aslında tamamına yakını yine de toplanabilir, ancak firmaya ekonomik gelmeyecektir. Ne de olsa bu yayın kuruluşu, tekelleşen bir kaç yayın evi gibi kapitalist bir işletme. Bunların anlayışına göre, bu zararlı kitap, bir meta olarak, zararlı bir gıdadan daha fazla zararlı olamaz. Onun için olabildiğince toplatılır, tamamı değil Yılında bastıkları İngilizce- Türkçe sözlüğü gibi, bu kitap da (Volterie nin Felsefe sözlüğü) sıradan bir kitap değil. Bu tür kitaplar öğrencilerin, eğitmenlerin her an elinin altında bulundurması zorunlu kitaplar. Kızılbaş eşittir Ensest açıklaması ile ilk kez karşılaşan bir çocuğu ya ada genci düşünün. Bir an ilkinin (2006 da yayınladıkları İngilizce-Türkçe sözlük) bir yanlışlık, bir hata olduğunu kabul edelim. Peki, aynı yanlışlığın ikinci kez yapılmasına ne denmeli. Bunun bir okuyucu olarak, bilinçli bir eylem olduğuna ilişkin nasıl kuşkulanmayız? Çünkü böylesine bir kitap, yalnızca bir kişinin elinden çıkmıyor. Onlarca kişinin kontrolünden geçiyor. İsteyen bu kitabın hazırlanışında emeği geçenleri kitaptan öğrenebilirler, isimleri yazılı. İsimleri yazılı olmayanları var. Burada bir harf, imla yanlışından ya da mecaz anlam yanlışlığı söz konusu olsa sorun yok. Kızılbaşlar uzun yıllardır resmi dinin yobazlarınca benzer iftiraya uğramaktadırlar. Özelikle çoğunluğu sürü olan bir ülkede, hurafe ve ahlaksızlığın kolayca yayılmasında ki bu tür yayınların etkisi küçümsenemez. Osmanlıda

8 kızılbaş - sayfa 8 - sayı 36 - mart tel: (0) başlayıp, Cumhuriyetle devam eden politika günümüzde sürdürülmektedir. Bu iftiralarını siyasi söylemlerinde, Okullarda, dizi filmlerinde, TV de yarışma programlarında, sözlük kitaplarında v.b uygulamaktalar. En kötüsü de Cumhuriyet dönemindeki bir kısım edebiyatçıların bile, bu ırkçılığa ve iftiraya katkıda bulunmuş olmaları. Halit Ziya Uşaklıgili in Aşkı memnu romanı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Nur baba adlı romanı, Reşat Nuri Gültekin in Balıkesir Muhasebecisi, Tanrı dağı Ziyafeti, Hüseyin Rahmi Gülpınar ın Toraman adlı eseri bunlardan bir kaçı. Tabi istenildiğinde bu kişilerin romanlarındaki bu konuları ve sözcükleri kullanmaları haklı çıkarılabilinir, bu nereden baktığına bağlı. Bu yazarlara hayran kimileri (örneğin Nur Baba) bu romanların, o dönemde ki Bektaşi, tarikatlarında olan yozlaşmalara karşı yazdığını, böylece bu romanların aslında bu dergâhlarda ki Kızılbaşlara- Bektaşilere bir eleştiri böylece, onlara kendilerine gelmeleri için bir iyilik anlamına geliyor. O zaman doğal olarak, Kızılbaşların-Bektaşilerin birde bu heriflere teşekkür borcu çıkıyor. Ne kadar masum bir açıklama ve yazarı temize çıkartma yöntemi. Kızılbaş-Bektaşi dergâhlarının kapatanlara hak vermemek elde değil. (Bu siyasi görüşte olanlar yalnızca Kızılbaş Bektaşi tekelleri değil, diğer mezheplerinde tekkelerinin kapatıldığını söylemektedirler. Anımsatmak gerekir ki diğer tekeler nicelik olarak Kızılbaş ve Bektaşi tekelerinin sayısıyla kıyaslanmayacak kadar azdır. Ayrıca diğer teke ve zaviyelerdekiler, kendi dini kültürel anlayışlarını, Diyanete bağlı kurum ve camilerde zaten buldular, yaşadılar yaşattılar ve resmileştirdiler. Ya aleviler? Acaba bu tür romanlar, bu siyasi kararı (teke ve zaviyelerin kapatılıp, yasaklanarak yalnızca Diyanet denilen resmi Sünni kurumun açılması, böylece din de tek tipleştirme) haklılandırma çabasına bir katkı olarak yazılmış olunamaz mı? Çünkü devleti ele geçirmiş olsa bile, her siyasi erk (Klasik faşist devletlerde bile) sanatın gücünü bildiğinden, bu gücü sonuna kadar kullanır. Aslında Nazım Hikmet in Yakup Kadri Karaosmanoğlu na yazdığı Cevap başlıklı şiir bu pek gerçekçi edebiyatçının, iki üst satırdaki yazılan haklılandırma çabası içerisinde olduğunu anlamamıza yeter. Nazım ın Yakup Kadri için yazdığı Cevap şiirinden kimi bölümler. (2) Behey! Kara maça bey, Behey, yüzü kara. Ruhunu bir esir gibi çıkardın pazara, bir orospu odası yaptın kafatasını.. Haki ceketli ölülerin ceplerinden çalarak parasını satın aldın kendine İsviçre dağlarının havasını Ve bundandır ki bugün Ablak sarı suratında senin Kanlı altınların kızıllığı var.. Acayip rüzgarlar esmeyegörsün başımdan. Yoksa müsahhih maaşımdan haftada üç papel taksite bağlayıp seni bir şamar oğlanı gibi kullanırım. Beyimin böyle işlerle ülfeti var sanırım, Mükemel yapar vazifesini. Gerçekten de vazifesini Nur baba sında layıkıyla yerine getirmiş. Bir de şöyle bakalım; bu tür yozlukların Kızılbaş - Bektaşi dergahlarından çok, adı geçen romancıların kendi destekledikleri, içinden çıktıkları dini kültür ve siyasi anlayışlarında (özelliklede diyanet denilen kurumun içerisinde) olduğunu bilmemeleri olanaksız. Böyleyken, acaba bu yazarlar, kendi din ve mezheplerine (sünniilik -resmi din anlayışı) yönelik bir roman ve eleştiri niye yazmamışlar, sormak gerekir? Gerçekte kendi din ve mezhep anlayışları, bu tür yozluklarla ve yobazlıklarla dolu olmasına karşın, olası her hangi bir Bektaşi dergâhında ki hayali tikel bir yozluğu, bir edebiyat eserine taşıyarak, süreklileştirmek, genelleştirmek neyin nesi diye sormak gerekir? Bir sünni olarak, her ne şekilde olursa olsun Kızılbaş ve Bektaşilere yönelik eleştiri altında karalama yapma hakkını ve cesaretini kendilerinde nasıl bulabiliyorlar? Ortaokul çağındaki her genç bu romanlardan birisini okuduğunda, kullandığı bir sözlükte, daha kötüsü de bir felsefe kitabında bile karşılaştığında kafasında bir Kızılbaş - Bektaşi kavramı oluşmuştur. Bunu kolayca silemezsiniz. Siyasiler bu tür yanlışlar yapabilirler, bunlar bir yere kadar bağışlanabilinir. Ancak bir edebiyatçının, yobazlığı, ırkçılığı, kara çalması bağışlanamaz. Çünkü gerçekçi bir sanatçının görevi, insanlığa ufuk açmaktır, hümanizma yaratmaktır, hümanist ve laik bir toplumu aşağılamak onlara kara çalmak, yapay çelişkiler yaratarak, sınıf çelişkilerinin üstünü kapatmak değil. Bu yazarların romanlarındaki asıl gerçeklik budur. Yukarıda yazıldığı gibi bütün bunlar, Kızılbaşlara yönelik stratejik bir devlet politikasıdır. Cumhuriyet hiçbir dönemde laik olmamıştır. Çünkü kuruluşundan başlayarak bir din bakanlığı olan ve devletin resmi dini olan bir ülkede laiklikten söz edilemez. Devletin siyası partileri sırayla iktidara geldiklerinde bunu değiştirmeksizin şöyle veya böyle yaşama geçirir. Örneğin oylarının çoğunu Kızılbaşlardan alan SHP nin (bugünkü CHP) başındaki Prf. Dr. Erdal İnönü, 1993 yılında Doğru yol partisi ile koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı iken, gün boyu süren dünyanın gözü önünde yapılan Madımak katliamını önlemeye gücünün yetmediğini söyleyerek, işin içinden sıyrılmıştı. Bu açıklama hükümette bostan korkuluğu olduğu anlamına gelir. Ancak bir insan olarak en azından istifa edebilirdi, onu bile yapmadı. Bundan şunu anlıyoruz; insanın bir bilim insanı olmasının bile, ırkçı olmasına engel olmadığıdır. Babası dersim katliamının baş aktörlerinden. Böyle olunca oğlunun da Madımak katliamına gözlerini kapatmasına şaşırmamak gerekir. Sonuçta sistematik bir politika? Çünkü ne pahasına olursa olsun, Tek Milletli (Türk), tek bayraklı, tek dinli (Sünni mezhepli) bir toplum yaratmak. 80 Askeri faşist darbesiyle bu politika Türk-İslam sentezi stratejisi ile yaşama geçiriyor. Kızılbaşlar gibi benzer karaçamlalara, sövgülere uğrayan diğer halklarda (Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar v.b) kendilerinin öteki olduğunu baştan kabul etmeleri durumunda ya da devlete karşı değil, devletçi, anti laik anlayışı kabul etmeye zorlanmışlardır. Yıllardır soykırım, katliam, sürgün, v.b politikalarla çoğunlukta iken azınlığa düşürülen bu halklar, sürekli aşağılanmakta, kişiliksizleştirilmek-

9 kızılbaş - sayfa 9 - sayı 36 - mart tel: (0) te, başkalaştırılmakta, ötekileştirmektedirler. Bu anlayış aynı zamanda bölyönet politikasıdır. Devlet tek tip bir toplum yaratıncaya kadar, bu politika devam edecektir. Bu anlayışa ciddi bir karşı çıkışta, azınlıklar emek ekseninde bu hakları almak için bir araya geldiğinde, burjuva devleti, hemen gerici yedek yobaz güçleriyle saldırır, ya da doğrudan devlet örgütünün resmi askeri gücünü devreye sokar. Şanlı tarihimizde ki Ermeni soykırımı, Süryani katliamları, 6-7 Eylül olaylarının altında yatan gerçek budur. Dersim katliamı, Kahraman Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının, Madımak oteli katliamının, Gazi mahallesi katliamının, Uludere katliamının altında yatan gerçek de budur. Kuruluşundan başlayarak, sistematik olan bu devlet politikası ile her türlü azınlığa saldırmaya, onların malını-mülkünü eline geçirmeye zaten dünden hazır bir sürü topluluğu her an her yerde bulunmaktadır. Yeter ki yobaz sürüsünün beyni bu tür yalan yanlış yayınlarla her an tetikte tutulsun. Bu nedenle bu kitabı okuyan herkes, eğer insansa, kendisini tepeden tırnağa bir Kızılbaş gibi duyumsamıştır. Bunun için asimilasyon politikasına karşı Hepimiz Kızılbaşız, Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Lazız, bizler halklarız azınlık değil, çoğunluğuz diyoruz. Asimilasyonu, tek tipleşmeyi asla ve asla kabul etmiyoruz. Bu kitabın içine sövgü ve karaçalmayı ekleyerek yayınlayan, Inkılap yayınevini kınıyoruz. Kendilerinden hemen bir özür ve açıklama bekliyoruz. NOTLAR: 1) Sarah, İbrahim in karısıdır. Yaratılış ın dediğine göre, İbrahim, babası çömlekçi Tarah ın ikiyüzbeş yaşında ölümünden sonra yaşadığı Mezopotamya yı (Haran) bırakıp gittiğinde, kendisi yüzotuzbeş yaşındaymış. Burada konuşulan dil, Haran daki kalde dininden farklı. Voltair e göre, İbrahim in yaşadığı fırat ın suladığı bereketli bir ülkeden, Filistinde Şekem denilen kısır, kurak ve taşlık bir ülkeye geziye çıkmasının nedeni, Tanrının buyruğunu yerine getirmesi. Böylece Tanrı İbrahim e kendisinden yüzyıllar sonra torunlarının oturacakları toprakları göstermek istemiş. Burası da geldiği yer gibi puta tapar bir ülke imiş. Ancak İbrahim açlık nedeniyle bu küçük dağlık ülkede daha fazla kalamamış, karısı Sarah ile hemen oradan ayrılmış. Yiyecek bulmak için hemen ikiyüz fersah uzakta bulunan Mısır ın Memphis şehrine gitmişler. Henüz altmışbeşinde olan karısı çok gençmiş. İbrahim in yanında çocuk gibi kalıyormuş. Karısı çok genç olduğu için onun güzelliğinden yararlanmak isteyen İbrahim, Memphis de bir saraya girmeden, karısına, kendisini saraya onun karısı değil de, kız kardeşi gibi göstermesini, söyler. Böylece sarayda kendisine de iyi davranacaklarını BELİRTİR. Karısı da dediğini yapar. Genç kral karısına âşık olur, Sarahın söz de abisi, gerçekte kocası olan İbrahim e kral birçok koyun, sığır, dişi eşek, deve köle ve cariye vermiş. İbrahim karısını mısır kralına peşkeş çekmesinin ödülünü aldıktan sonra, gezmeyi çok seven İbrahim oradan Kadeş çölüne gitmiş. Bu çölün kralı da aynı şekilde genç güzel Sara ya aşık olmuş ve sözde kardeşi İbrahim i mısır kralının yaptığı gibi ödüllendirmiş. İbrahim in karısı sayesinde epey zenginleştiği söyleniyor. Kısaca Voltaire, karısının gençliğinden güzelliğinden yararlanmak için onun karısı olduğunu saklayıp, saraylarda krallara kız kardeşiymiş gibi tanıtarak, karısını onlara peşkeş çekip, karşılığında bir takım yiyecekler, ganimetler almasını, eğer kız kardeşi ise aralarındaki ilişkinin de ensest olması gerektiğine ilişkin alaycı bir ince espri yapıyor. İRAN DA KIZILBAŞ MURAT HAN IN KATLEDİLMESİ YAZI: 18 Muharrem sene 973 (Temmuz 1565), Padişah: Kanûni Süleyman dönemi, Sadrâzam: Sokollu Mehmet Paşa, İran da da Şâh I. Tahmasb tır. O yıl Osmanlı donanması Malta adasını kuşattı. Kanuni nin 1520 den 1566 a kadar süren saltanat dönemi Osmanlı İmparatorluğu nun her bakımdan en güçlü ve yüksek dönemidir. KİMDEN: Padişah tan KİME: HÜKÜM Van Beylerbeyi ne KONU: İran da KIZILBAŞ Murat Hân ın öldürülmesinden sonra oğlu bir miktar askerle Osmanlı toprağına saldırıp bazı yerleri yakıp yıktığı, Ona ilişkin ayrıntılı haber verilmesi istemektedir. Tarihi Belgeler Osmanlı da Kızılbaşlara verilen Fetvalar de/tarihi_belgeler.htm BELGENİN MEÂLİ Divan da Kethüdâsı na virildi. Van Beğlerbeğisi ne HÜKÜMKİ, Mektub gönderüb bundan akdem (önce) KIZILBAŞ MURAD HÂN ı katl itdiği esnâda bir oğlu bir mikdar asker ile kaçub Gicebaşı na (?) varub hareketden hâli olmayub birkaç def a memleketi (Osmanlı toprağı) tahrîb idüb ziyade havfî (korkulu) oldığın bildürüb olbâbda her neki denilmiş ise ale t ta kîb (arkasına düşme) arz ı huzûrü l maal arz olınub ilm i şerîf i âlem i ârâm ı muhît ve şâmil olmışdır BUYURDIMKİ, min ba d (bundan sonra) dahi ol hâle nâzır olub vâkıf oldığın ihbâr ı sahihhayı (doğru sağlam haberi) ale ı tevâli) (sürekli) i lâmdan hâli olmayasın (ulaştırmaya çalışasın). BELGE: BOA Mühimme Defteri, cilt: 5, s. 39/94

10 kızılbaş - sayfa 10 - sayı 36 - mart tel: (0) Şıx Mamo (Mamîk-i Kose) ve Binboğa Hakikatçileri: Binboğa coğrafyasında, geçmişten gelen kültürel birikimlerle insan kavramı hep en büyük değer olmuştur. Tarihsel süreçte bölge Kızılbaşları; salt inançlarından, kültürlerinden, öğretilerinden dolayı birçok kıyımlar yaşamış olmalarına karşın, Alevi inancının temelini oluşturan insan sevgisi anlayışlarını her zaman ön plana taşımışlar. Öğretilerinin yaşam boyutundaki insan sevgisinin oluşturduğu özelliklerini hiç yitirmedikleri gibi, tanrısal özellikleri de hep insanlarda görmüşler. Bu bağlamda insana tanrının doğadaki yansıması, insana verilen değerin de en önemli ve en büyük inançsal görev olarak görmüş olmalarıdır. Şıh Mamo, dostları ve onun meclisindeki anlayış bu noktaya dayanmakta olup İnsan her şeyin yaratıcısıdır derler. Onlar ki her türlü haksızlığa karşı mazlumların, ezilen halkın inanç sentezlerini oluşturmuşlar. Onun için bu toplumun kültürü; destanları, türküleri, ağıtları, deyişleri, şiirleri bu öğretiyi anlatırken hep sevgiye yer vermektedir. İnsanlara gösterilecek sevgi ve saygı, yeryüzündeki her türlü teolojik ibadetten (inançsal ritüel) daha değerli ve kutsaldır. Nedenine gelince, çünkü insanoğlu dünyadaki her şeyin yaratıcısıdır da ondan. Tüm kerametlerin (olağan üstü özelliklerin), mucizelerin insanda olduğuna inanılır. Bunu da Her ne arar isen insanda ara özdeyişi ile dile getirdikleri gibi, insanlar arasındaki her türlü ayrımcılığa da karşı olduklarını belirtirler. Der Mahzuni, yanlış yere yürürsem, Nefsim için toprak olup çürürsem, İnsanları ayrı gayrı görürsem, Gözlerimin kör olması ne güzel. İşte sahip olunan bu öğretiden kaynaklı kültür, başta Kırkısrak olmak üzere Binboğalardaki Kürt Alevi (Kızılbaş) toplumunun kendine özgü değerleriözellikleri vardır ki, mezhepsel bir bağnazlık içine saplanmadan; her dinden, her dilden insanlarla sosyal ilişkiler geliştirerek kültürel alışverişte bulunmuş olmalarıdır. Bu etkileşim içerisinde karşılaştıkları; Türk, Kürt, Çerkez, Ali Haydar Ülger Arap, Ermeni, Rum, Süryani gibi çeşitli etnik ve dinsel kültürlerle hoşgörü, konukseverlik ve yardımlaşma içerisinde olmalarıdır. Özellikle Binboğalardaki Kızılbaşların; bağnazlıktan, ırkçılıktan, mezhepçilikten uzak bu düşünce ve kültürün, yabancıların ilgisini çekme nedeni; özünde temel felsefesi komünal yaşam, tarla sınırlarının kaldırılması, ortak üretim ve hümanizme dayalı olan bu öğretinin etkileri; yöre insanlarının olduğu kadar, değişik alan ve ülkelerden sosyologların, tarihçilerin, araştırmacıların, toplum bilimcilerin ilgisini çekmiş, hatta bazıları tarafından benimsenerek bilimsel temelde ele alınarak irdelenmiştir. Onun için İç Toroslar (Binboğalar) bölgesi, çok sayıda araştırmacının ilgi odağı olmuş ve onların bölgeye gelmelerine neden olmuştur. Temelinde azınlıklarla olan ilişkiler sosyal bir dayanışmayı birlikte getirmiş, sonuç olarak Anadolu da yüzyıllardır çeşitli etnik ve dinsel topluluklarla karşılıklı etkileşmeler sonucu, birbirlerinden kültürel değerlerde bulunmuş olmalarıdır. Diyebiliriz ki hazır göle maya atılmış, bu mayalanmanın sonucunda sağlam yoğurdun içeriği; bağnazlıktan, mezhepçilikten uzak, yerel Şıxlar Meclisi bu kültürün bölgedeki temel yapısını oluşturmuştur. İbreti, zalimler artık durmalı, Halk kendisi meclislerin kurmalı, İnsan haklarına düzen vermeli, Zor kullanıp, tekme atanlar vardır. İşte Şıx Mamo (Mamîk-i Kose) ve dostlarının Kızılbaşlık (Alevilik) temelinden gelen ve geliştirdikleri bu kültür, Binboğaları etkilemeye başlar. Yönetenin, dini otoritelerin-dedenin, daha da ilerisi özel mülkiyetin olmadığı, emeğin en büyük değer olarak görüldüğü, yerine toplumsal iş bölümünün uygulandığı bir yönetim biçimini oluşturmak, Şıx Mamo ve onun öğretisinin temel ereği olmuştur. Yerel anlamda kendilerini Hakikatçılar olarak tanımlayan bu düşünce, tarihsel süreçte bitmemiş, Binboğaların zirvesindeki Kırkısrak ta, 1870 lerde başlamak üzere onu aydınlatan dostları ve Şıx Mamo nun önderliğinde büyük bir başlangıç yapılmış. Ancak Aleviliğin dedelik kurumunun baskısı, devlet baskısı, çıkarları sarsılanların baskılarıyla üç ayrı dönemde artçı depremler geçirdikleri gibi, zaman zaman bazı dağılmalar yaşanmasına karşın inançlarını bir mücadele anlayışı içinde sürdürmüşlerdir. Binboğa Değerleri ni ortaya koyan düşünce, daha doğrusu Şıxlık (şıhlık); bölgedeki oluşumun yorumuyla, dinsel öğretileri farklı yorumlamanın bir başka biçimidir. Daha toplumcu bir anlayışla değerlendirildiğinde; Alevilik içinde bir devrimdir denilebilir. İslamiyet e mesafe koyan, ondan uzak, onu yadsıyan tersi bir anlayışı ortaya koymaktadır. Tarihsel süreçte bu anlayışın kuramcıları ise özellikle İslami tasavvufa sınır koyan Nesimi, Hallac-ı Mansur, Virani ve yürekli ozan Pir Sultan Abdal dan ışık aldıkları bir gerçektir. Ben Mehdi değilim amma erenler, Bugün ölür yarın gene gelirim. Ya bir ceylan canda, ya bir çiçekte, Değişerek başka sene gelirim. Bedenim toprağa girer devrilir, Kemiklerim yuvarlanır sivrilir, Katı maddem toz toz olur, çevrilir, Rüzgarlara bine bine gelirim. (Mahzuni) Binboğalarda ana rahmine düşen ve bu coğrafyanın büyük rahminde ortaya çıkan Şıx Mamo nun hazır olan mayası, dünyevi düşünceyi dini inancın sonu olarak görme anlayışına karşı çıkmanın yanı sıra, yaşamın kutsal ya-

11 kızılbaş - sayfa 11 - sayı 36 - mart tel: (0) nını belirleme, insanlar arasında paylaşım, kardeşlik ve insan olma olgusunu öne çıkarma, komünal yaşam ve bir lokmayı kırk kişiyle paylaşma, her şey insan için anlayışına koşut, tanrı, cennet, cehennem, tüm dinsel inançlar yerine, toplumunun kabullenebileceği bir inanç ve dünya anlayışını benimsemeleriyle bu değerleri ortaya koyar, bilge kişi Şıx Mamo Bilim, sanat, kültür, müzik, insan hak ve özgürlükleri, hatta demokrasi, emek, kadın erkek eşitliği esas alınarak, yaşayan tüm canlıların yaşatılması, değinilen öğretinin ta kendisidir. Bu kültürle yetişen ve yoğrulan bölge ozanı İbreti, bir ayetinde (deyiş) sahip olduğu öğretiyi şöyle sergiler. Şıx Mamo (Mamîk-i Kose) (Çizim: Ali Haydar Ülger) Gerçek insanları bilirdim Allah, Ondan gayrısına tapmazdım billah, Ne Kâbe kalırdı, ne de Beytullah, Yerine bir arpa eker giderdim. İnsanlıktan başka olmazdı cennet, Yok olurdu İsa, Musa, Muhammet, Kalkardı dünyada mezhep, tarikat, Dinlerin bağını çözer giderdim. Binboğa Değerlerine felsefi olarak, insani görüşleriyle payda olan bilge kişi Şıh Mamo nun (Mamık-i Kose) okuma yazması yoktu. Temel felsefesinde ve düşüncesindeki içerik, gerçeğe (hakikate) gitmeyi ilke edinmekti. İnsan-i Kamil olmak için, tüm insani değerleri kutsal saymış, mevcut anlayışında; Aleviliği Kızılbaşlık temelinde analiz ederek yorumlayan, Osmanlının sürgüne yolladığı Erzurumlu Rahim Paşa nın Sivas Divriği, Kangal ve Binboğalara sürülmesi, Rahim Paşa nın; Kızılbaş (Alevi) babalarından Araboğulları kardeşlerle yakınlaşması sonucu Şıx Mamo ile olan ilişkisi bu şekilde gelişir yılları arasında yaşayan Şıx Mamo; Baba Mansurlu Süleyman ve Veis Araboğulları kardeşlerin Binboğalardaki Kürt Söbeçimen köyüne gelmelerinden sonra karşılıklı etkileşmelerle başlar. Bölge araştırmacılarından Kürt Söbeçimenli Seydi Özcan, 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başlarında, yörede gelişen Hakikatçiler akımının iki önemli öncüsünü şöyle anlatır: Bölgedeki Alevi toplumunun iki önemli isminden biri Araboğlu, diğeri Kırkısraklı Mamki Kosê (Şıx Mamo) idi. Her ikisi de Alevi tasavvufuna vakıftı. Kendilerine ait cemaatleri vardı. Bu cemaatlerde söz söylenir, saz çalınır, ibadet edilir, insan-ı kâmil olmanın yol ve yöntemleri tartışılırdı. Temel öğretilerine göre, kâmil insan olmanın ana koşullarından birisi de (ölmeden önce ölmek, dünyevi iş ve nefsanî duygulardan arınmaktı. (Age, s.58) Apseyd, çocukluğunda çok etkilendiği Araboğlu nun düşüncelerine sahip çıktı. Yöre halkının deyişiyle (Hakikatli) oldu. Yozlaşan Çelebilik ve Dedelik müesseselerine baş kaldırdı, dostlarının da yardımıyla köyünü ve civar köyleri dedelerden arındırdı. Cemaatini genişletti, ama köyüne de Alevilik tarihinde (Dinsizler) anlamında kullanılan (Prodan) lakabının takılmasına engel olamadı. (S. Özcan: Aziz Baba Aleviliği, Ankara-2001, s. 1-2) Araboğulları ile derin düşünceleri örtüşerek yoldaşlık düzeyindeki dostlukları, öğretinin en önemli aşaması olur. İçinde bulundukları mecliste, çıkara dayalı dedelik kurumunun Kızılbaşlıkta yerinin olmadığını, aydın, çağdaş, eşitlikçi, insani anlayışın egemen olacağı bir düşünceyle, insanca yaşamayı belirleyen hümanist bir ekolun savunucuları olarak, inançta reform düzeyinde düşünceler ortaya koyarlar lerden bu yana, çeşitli baskılara karşın Şıxlar Meclisi yani Hakikatçiler, hümanist düşüncelerinden ödün vermeden yollarına devam ederler. Kamil sözü Kuran ımız. Hikmet söyler irfanımız, Hakikattir erkânımız, Yalan yanlış foyamız yok. (Meluli) Şıxlar; doğruluk (elinle koymadığını alma), dürüstlük ve erenlik düzeyinde kutsal kişilikler olarak görülmekteydi. Onların (Şıxlar Meclisi) temel düşünceleri, Alevilikten gelen Kızılbaşlık inancının farklı bir sentezi, dinsel olmaktan öte toplumcu bir oluşum olmasıydı. Peki, sahip oldukları Şıxlık ne idi? O ne tam olarak Alevilik, ne bir mezhep, ne dinsel bir kuram, toplumsal içerikli dinsel bir oluşumdu denilebilir. Bu tanımlamanın ne değin yerine oturduğu bir yana, sonuç olarak toparlamak gerekirse tüm bunların bir protest biçimi ya da ateist (tanrı tanımaz) anlayışın en geniş düşünsel akımı şeklinde yorumlanabilir. Temel taşı insan olan; din, dil, ırk, renk ayırımı yapmaksızın tüm dünya insanlarını kardeş gören, adalet ve eşitliğe dayanan bir felsefi düşüncedir. Tek tümce ile toplum biliminin (Marksizm) Binboğalar coğrafyasında ortaya çıkan bir doğu yorumudur. İnsanın kültürel, sosyal, toplumsal, felsefi birlik ve bütünlüğünü ortaya koyan bir yaşam biçimidir. Uluslara ve diğer inançlara yaklaşımından, kadın- erkek eşitliğine kadar uzanan yaklaşımlarla bir bütündür. Kökenleri en az üç bin yıl öncesine uzanan birçok öğreti biçiminin sentezidir. Saygı ve sevgi, onlar içi en güzel yoldur. Eziyete ve ezene karşı çıkan yaşam yolunun bir anlayışıdır. Evrensel bir dünya görüşüdür, etnik kökeni değil insan olmayı ön plana çıkarır. İnsanlıktır, sevgidir, dürüstlüktür, doğruluktur, çağdaşlıktır, paylaşımdır, hoş görüdür, kardeşliktir ve bilimsel düşünmenin ta kendisidir. Tapılacak dinsel (teolojik) varlık, insan gibi insandır.

12 kızılbaş - sayfa 12 - sayı 36 - mart tel: (0) Doğanın korunması, emek, tarımsal üretimde ortak çalışma ve teknoloji nin gelişmesidir. En önemlisi, kendi hak ve özgürlüklerini bilmektir. O günün koşullarına göre (20. yy başları) özü incelendiğinde, bilimsel felsefenin belirlediği, sınıfsal ayırımları ortaya koyan düşünce ile koşutluk gösteren bir öğreti olduğu görülmektedir. Ancak felsefi anlamda Kızılbaşlığın insancıl yanını ele alıp, dinsel kuram ve kavramlarla fazla şekillenmeden, tanrı ile sorunsuz ve barışık, tanrının insanda olduğuna inanan, geniş düşünsel yapılanma olup; temel öğesi insan olan, eşitlik-üretim-emek temeline dayalı felsefi bir düşüncedir denilebilir. Bir anlamda, toplumcu yaşam tarzının farklı bir yorumu olarak değerlendirilebilir. Gerçek aşık siler kalbin tozunu, İrfan ışığında açar gözünü, Kamilin ağzından çıkan sözünü, Hem hadis hem Kuran biliriz. (İbreti) Sevgidir âşıkın dini, Erenlerin olmaz kini, Birbirini sevmiyeni, Sürün gitsin yöremizden. (Afê Bacı (Kamalak) Özellikle Şıx Mamo ve Şıxlar Meclisi - nin sahip oldukları öğreti, yurt dışında çeşitli araştırmalara konu olur. O dönemde Almanya dan üç kadın gazeteci ve gezgin sosyolog Hugo Grothe, 1906 yılında Binboğa Hakikatçileri için bölgeyi gezerken, Köyyeri nin (Sarız) Kırkırsak köyünde Hakikatçi Aleviliğin öncüsü Mamîk-i Kose yi özellikle tanımak üzere bölgeye gelir. İnançsal zemini hümanizm ve kolektif yaşamı esas alan bu öğretiyi araştırmak için günlerce Kırkısrak ta kalır. Karşılıklı yapılan görüşmelerden sonra Hugo Grothe; Araştırmalarımızdan sonra vardığımız sonuç; evrensel bir görüş, hümanist duyguların ön plana çıktığı bir anlayış olarak, yaşadıkları bölgede her şeyi ortak kullanmayı hedeflemekteler. Yaşama ve insana bakış felsefeleriyle Avrupalılardan onlarca yıl daha ileri düzeydeler diye not düşer. Özünde bu öğreti; Kızılbaşlığın (Alevilik) çağdaş bir şekilde rafine edilmesi sonucu, fakat onun farkında olmadan, yeni yeni oluşmakta olan sosyalist düşüncenin bir sentezi gibiydi. H. Grothe; Şıx Mamo yu şöyle anlatır: Kızılbaş köyü Kırkısrak ta her soruyu hiç çekinmeden yanıtlayan zeki, kendine özgü bir şahsiyeti olan elli yaşlarında (-ki o dönemde 66 yaşındadır) bir köylü çok yardımcı oldu. Yüzüne ciddi bir ifade veren derin çizgileri olan, ancak gözlerinde canlı ve muzipçe bir ifade olan, uzun sakallı, Doğu da (Şark ta) dini konular söz konusu olduğunda pek de alışık olmadığımız alaylı bir tarzda sorularımızı yanıtladı der (M. Bayrak tan alıntı). H. Grothe: En önemli göreviniz nedir? Ş. Mamo : En önemlisi misafirperverlik. Verdiği hizmet için karşılık isteyene iyi gözle bakılmaz. Köy halkı onu cezalandırabilir veya köyden kovabilir. İnsanlar, çıkar gözetmemek ve birbirleriyle yardımlaşmak için dünyaya gelirler. H.Grothe: Öğretilerinizin yazılı olduğu ve yayılmasını sağlayan bir kitabınız var mı? Ş.Mamo: Ben de yok. Zaten okumasını da bilmem. Yaradan a ve insanoğluna karşı yükümlülük emreden kitap, erdemli insanların kendi içindedir. Bölgede (Aziziye, Gürün Sarız, Afşin, Elbistan, Akçadağ, Doğanşehir, Arguvan, Hekimhan, Pazarcık); Şıx Mamo ile başlayan süreçte, merkezi insan olan, etik değerleri de içine alan öğretileri yaymaya çalışan Şıxlar Meclisi oluşmaya başlar. Altını çizerek belirtmek gerekirse; ortak yaşam (komünal) biçimini temel alan yarin yanağından gayrı her şeyde ortak olma noktasında, Şıx Mamo ve onun içinde yer aldığı meclisinin önemli değerleri, bu anlayışı Binboğalarda yüzyıllar sonra 1800 lü yılların son çeyreğinde başlamak üzere ortaya koydukları düşünce sistemi, Şıxlığı günün koşullarına göre yorumlayıp yaşama geçirmek olur. Şıxlar Meclisi oluşurken onu oluşturanlar kimlerdi? Halk arasında şıx-şex-şıh diye tanımlanan, bölgesel anlamda Aleviliğin işleyişini bilen Yerel Halk Meclisi ndeki kişilerdi. Kuran ve Allah ı sahip oldukları normlara göre değerlendiren ve yorumlayan, hümanizm ve toplum yönetimleri üzerine çağdaş düşünceler üreten, özel mülkiyet anlayışını ret eden, İnsani Kamil-i amaçlayan, salt bunlarla yetinmeden, kendilerini geliştirmek adına anlayışlarına uygun kitap ve kaynakları Sivas, Kayseri, Maraş, İstanbul, Kırşehir, Halep, Şam. vb bölgelerden araştırarak bulup, satın alan, o dönemde kendilerini geliştirmek isteyen insanlar topluluğu idi. Eğer kitapları satın alama güçleri yoksa orada okurlar, özet ve içerikleri not edilerek, içinde bulundukları meclise ve dostlarına böylece aktarmış olurlardı. (Bizzat Taşik-i Mêyre-Bektaş Duman, Çirkin Baba-Hüseyin Özcan, sonraki yıllarda Kûşo-Hüseyin Ülger, Gedayi-Hüseyin Akyol, İbreti-Hıdır Gürel gibi Farsça, Arapça, Kürtçe ve Türkçe okuyup yazan bu öğretinin ileri gelenleri öncülük etmektedir. Özellikle temin edilen kitaplar; Niyazi Misri den, Seyit Nesimi, Fazallah Hurufi, Hacı Bektaşi Veli, Fuzuli, Baba Tahir Üryan, Hatayı, Virani, Yunus Emre, Pir Sultan dan deyişler okur ve söylerlerdi. Ayrıca, Babam Kûşo Hüseyin Ülger in iki sandık dolusu kitaplığında bulunan, tek tanrılı dört din kitabı (Zebur, Tevrat, İncil, Kuran) ortaya konulur, onlardan seçilen bab ve ayetler üzerinde günlerce tartışırlar, sahip oldukları öğreti doğrultusunda farklı yorumlarda bulunurlardı.) Dostluk düzeyinde süren, bu anlayışın içinde yer alan her Kızılbaş Babası, bu sorumluluğu taşır ortaya koydukları değerleri belli bir düzen içinde yürütmeye çalışırdı. Nesimi den sıklıkla okudukları; Kûşo-Hüseyin Ülger (Çizimler: Ali Haydar Ülger)

13 kızılbaş - sayfa 13 - sayı 36 - mart tel: (0) İbreti-Hıdır Gürel (Çizimler: Ali Haydar Ülger) Ey gönül el aynasına bakmanın faydası ne. Sermayeden zararın var satmanın faydası ne. Kendin kadrin bilmeyen ne bilir dostun kıymetin, Merkebin boynuna cevahir takmanın faydası ne. Çobana yazı gerek hem yayıla, hem gerneşe, Çobanı meclise imam etmenin faydası ne. Kargaya üleş gerek hem yiye hem çağıra, Karganın önüne şükker dökmenin faydası ne. Velhasılı, Nesimi sen kendini âleme faş eyleme, Köpeği hamama sokup yumanın faydası ne. Yine sıklıkla şiirleri okunan -ki Abbasi dönemi ozanlarından, İslamiyet karşıtı duruşu ile- dünya üzerindeki adaletsizliğin temelinin toprak paylaşımındaki eşitsizlikte olduğunu, işlenebilen tüm toprakların toplumsal mülkiyete dönüşmesi gerektiğini ve bunun da köy toplumlarına bırakılması gerektiğini, buna önderlik yapan ve savunan, 8-9. yüzyıllarda yaşayan Kızılbaş Yaresan Bavê Tahêr Ûryan ın (Baba Tahir Üryan) şiirlerine sıklıkla yer verilirdi. Her ew ku aşiqê ji can natirse Aşiq ji zencîr û zîndan natirse Dilê aşiq weke gurê birçî ye Ku ew ji heyheya şivan natirse. (Âşık olan canından korkmaz Zincirden, zindandan korkmaz Âşığın gönlü aç bir kurt gibidir Çobanın heyheyinden korkmaz.) (çev: Kul Seyyid) Bavê Tahêr Ûryan, bir diğer deyişinde gönül ve dilber üzerine duygularını sergilerken, her ikisinin iç içe geçmiş olduğunu şöyle ifade eder. Ku dil dilber be, lexwe dilber kî ye? Eger dilber dil be, navê dil çi ye? Ez dil û dilber tevlihev dibînim, Nizanim ku dil kî ye, dilber kî ye? Gönül dilber ise, içimdeki dilber kimdir? Eğer dilber gönül ise, gönlün adı nedir? Bence gönül ve dil iç içedir. Bilmem ki gönül kimdir, dilber kimdir? (çev: A.H.Ülger) İşte 1900 lü yılların birinci çeyreğinde, Sivas ta yaşayan Araboğulları (Süleyman), Kırkısrakta tan Mamık-ı Kose, Çirkin Baba (Özcanlar ın dedeleri), Söbeçimen den Apseyd (Seyid Baba), daha sonraki kuşaktan, yüzyılın ikinci çeyreğinde; Kötüre den Karaca (Meluli-Latife), Şakir Baba (Berçenekli), Aşık Mamo (Mamık-i Çêle), Mustafa Erdoğan (Mıstîk-i Kulutan), B. Haydar Uzun (Haydar-ı Doçdırej), Gedayı (Şıh Mamo oğlu), Haydar Bayrak (Haydar-ı Avde), İbrahim Erdem (İbik-i Kurçe), Ali Haki Edna, Ali Kamîke (Hicrani), Cafer-i Gange, Hıdır Gürel (İbreti), Ali Armağan (Ali Kale), Hüseyin Ülger (Kûşık-i Qalan), Mustafa Duman (Kinik-i Taşık-i Meyre), B. Hüseyin Babür (Torun-i Axıke), Ali Babür (Ali Hussûke), Aziz Babür (Aziz-i Axıke), B. Ali Çelebi (Ali Kûluk-e), Haydar Yılmaz (Haydik-i Ellez), İsmail Öksüzoğlu (İsmail-i Kullûk-i Fatmê), Mehmet Kamalak (Mamık-i Qubucuğan-Firkati), Êfe Ana (Êfik-e Qubucuğan-Kamalak), Hüseyin Duman (Husen-i Allıke), İbiş Yılmaz (İrşadi), Hasan Uzun (Haskut-i Çağıke), Derviş Toprak (Devrîş-i Axîk-i Kıçike), Hüseyin Duman (Husen-i Allikê), Tacim Kaygısız (Tacim-i Köralian) Hakikatçiler Meclisi nin (Şıxlar) içinde yer alan kimi önemli değerlerdi. Aslında Hakikatçi Alevilik, dedegân düşünceye karşı çıktığı gibi, Bektaşiliğinde yalnızca hümanist yanını ele alır, etnik boyutunda asla yer almayan bir anlayıştır. Çünkü Hakikatçilik, bir tarikatın sınırlarının çok üzerinde bir düşünce akımıdır. Meluli nin şu sözleri bu gerçekliği anlatmaya yetmektedir: Biz Bektaşi tekkesine gitmedik, tekkelerde hizmetimiz yok; fakat Bektaşilerin yetişmiş, erdemli, kâmil mürşitleriyle görüşüp, hizmetlerimiz onlarla oldu. Ders aldık, onlardan ilham aldık. Daha doğrusu bizim aldığımız bütün ilham insandadır. İlahi ilham zaten insandadır der. (Agy. Bir hakikatçi şair ve köy aydını olarak Meluli nin felsefesi konusunda ayrıca, Batı dillerindeki şu başlıca yazıya bakılabilir. Hans-Lukas Kieser: Alevilik als Lied und Liebesgespråch: Der Dorfweise Meluli Baba ( ), Migration und Ritualtransfer içinde, Peter Lang yay. Frankfurt, 2005 ). Sizi seyreyledik batın yüzünde, Haberdarsın ser çeşmenin gözünde, Âdem belli sohbetinden sözünden, Kamil kelam ehli irfanlarsınız. (Alhaslı Ali Haki) Aynı anlayışın içinde yer alan ve bu süreği sürdüren yöre ozanlarının Şıx Mamo üzerine çok sayıda şiir ve deyişlerden biri ozan Derdiderya ya aittir. Derdiderya söyler özden, Erenlere selam bizden, Her bir halde, telde, sazdan, Şeyh Mamo muzdan ibret al. Şıx Mamo torunlarından Gedayi oğlu Hayali (İbrahim Akyol) dedesi için şöyle der. Evliyamız yatar karşı obada, İnsanlığa ışık tutan Şıh Mamo. Dallıkavak, Çağşak, hem de yörede, İnsanlığa ışık tutan Şıh Mamo. Gerçekler yoludur hep senin yolun, İnsanlık ilacı etkili dilin,

14 kızılbaş - sayfa 14 - sayı 36 - mart tel: (0) Dostlarındır senin varlığın malın, İnsanlığa ışık tutan Şıh Mamo. Kendisiyle yol yoldaşı ve Şıx Mamo yu irşad eden Araboğulları nın torunlarından Aşık Süleyman, dertlere derman olduğunu şu dörtlüğü ile dile getirir. Şeyh Mamo m methedem size, Dertlere dermandır bize, Ali m şahtır gören göze, Hem vallahi, hem billahi Kadın ozanlarımızdan Êfe Bacı (Êfik-e Qubucuğan), yol ve erkândan ayrılmadığını, samimi duygularını şiirine şöyle yansıtır. Şıh Mamo nun talibiyim ezelden, Asla ayrılmadım erkândan, yoldan, Muradımı aldım bir gonca gülden, Oğlanı öğrendim, kızı öğrendim. Aşık Faruk; dört bir yanı aydınlatan ışığa benzetir Şıx Mamo yu. Işık vermiş çevreye, aydınlatmış dört yanı, Toplamış dostlarını, Hakka döndürmüş yüzün, Hidayete Hak tan ermiş bizim Şıh Mamo. Söbeçimenli Mehmet Çoban, Dostlar adlı şiirinde; Mamık-ı Kose nin (Şıx Mamo) yaşam felsefesinin, evrensel dünya kardeşliği üzerine kurulu olduğunu şu dizelerle vurgular.. Gerçekten gerçeğe katıla gelmiş, Bu insancıl yolun, insancıl duygusunu, Hümanizm, dostluk ve kardeşlik sevgisine bezendiren, Evrensel dünya kardeşliğinin, Bir müsavi hakkın çatısı altında, Birleştirmeyi ve bütünleştirmeyi, Amaç edinmiştir Şeyh Mamo Sefil Mustafa, Şıx Mamo nun gerçeklere ışık tutuşunu ve onun ününü şöyle vurgular. Gerçeklere ışık tuttun. Şeyhler Şeyhi Mamo Mamo. Hak yoluna doğru gittin. Şeyhler Şeyhi Mamo Mamo. Sefil Mustafa divane, Selam olsun hanedane, Namın yayılmış cihane. Şeyhler Şeyhi Mamo Mamo. Binboğalarda, Şıxlar Meclisi ve onlardan kalan gelenek öyle bir eğitim vermiştir ki, Alevi öğretisinin kültürel ortamı içinde; Meluli (Karaca Erbil), Aşık Mamo, İbreti (Hıdır Gürel), Nesimi Çimen, Kul Hasan, Maksudi (Osman Dağlı), Hüdai, Mahzuni, Mücrimi, Ali Kamike (Burhani, Hicrani, Haki), İrşadi (İbiş Yılmaz), Êfe Ana, Firkati, Erdem Baba, Cafer Baba gibi ozanların yetişmesini sağlamıştır. Bunlardan Mahzuni, yaşadığı dönemin toplumsal sorunlarına olan duyarlılığı ile daha çağdaş ve kentli yapıtlar vermiş, ancak Hakikatçiler geleneği çizgisinde ise Mücrimi, Cafer Baba, Meçhuli, Kul Hasan, Emekçi, Perişan Ali, İsmail İpek, Kul Ahmet, Kul Hasan, Hacı Bayrak, Yetimi (Aziz Şimşek) gibi değerli ozanlar, süregelen meclisin içinde yetişmişlerdir. Binboğalardaki Kızılbaş Aleviler, inançsal zeminini besleyen ve ondan beslenen usta icracılar ise Haydar-i Avdê (B. Haydar Bayrak), İbik-i Kurçe (İbrahim Erdem) ve Nesimi Çimen dir. Gerçeklere varmak için, Yollar vardır, yol içinde. Sevgileri görmek için, Gözler arar, göz içinde. (A. Haydar Ülger) Hakikatçiler Meclisi nde herkesin yüzü birbirine dönüktür. Birbirlerinin söz, deyiş ve düşüncelerinden yararlanmak için yüz yüze olurlar. İşte Alevilikteki semah, cem, halaka sözleri bu literatürde anlam kazanarak yani insanın insanı kıble edinmesi ancak böyle olanaklı olmuştur. Her şey insandadır. İnsan en büyük değer, yaşam kutsaldır. Din demek mananın başı, Herkes anlamaz bu işi, İnsanlık her şeyin başı, İşte onda gözüm benim. (İbreti) Sözü şuraya getirmek gerekirse, o mecliste doğu-batı, kuzey-güney gibi farklı yönler yoktu. Bilgi, birikim, sevgi ve insanlıkla halkalanmış bir dairenin iç yüzünün her noktası, aynı düzen içinde -tıpkı Güneş sistemindeki gezegenler gibi- çok yönlü bir düşünce anlayışının kıblesine dönüşmüş olmasıdır. Bu bağlamda Şıx Mamo yla yerleşen, vücut bulan bu kültür içinde nice ozanlar yetişmiş, aynı anlayışın sonucu olarak Tanrı yı evrende ve insanda gören anlayışla yoğrulmuşlardır. Kimi zaman, bununla tam karşıt noktalardan Tanrı Varlığı nı sorgulayıcı söylemlerle de ortaya çıkmışlar, cismi olmayanın ismi olur mu diye sormuşlar, yere körü körüne eğilmemenin büyüklüğünden söz eder olmuşlar. Hele hele yazgıya inanma nın yoksullara pay edilmesinin, ozanları rahatsız ederek onları isyana sürüklemiş ve bu durumu içlerine sindirememişlerdir. Gerçek aşık siler kalbin tozunu, İrfan ışığında açar gözünü, Kâmilin ağzından çıkan sözünü, Hemi hadis, hemi Kur an biliriz. (İbreti) Kendi kendini var eden bu anlayış; yaşayan, yaşatan, göçen nice erden sonra elden ele geçerek bu güne değin gelir. Ne mutlu ki, Binboğaların o bu çetin coğrafyasında gerçekleri ve güzellikleri içinde yaşatan, Şıx Mamo gibi Kızılbaşlık öğretisine (Hakikatçiler) değer katan, aramızda olmayıp da Nesimi, Virani, Pir Sultan, Meluli, Mahzuni ve İbreti gibi düşünen tüm Hakikatçileri bir anı tünelinde anarken, bize kazandırdıkları toplumcu düşüncelerinin evrenselliği, İç Toroslarda (Binboğalar) yeni fark edilen bir yıldız örneği parlayan Kızılbaşlık inancının, bu küçük kaynağın büyük bir ışığı olarak, dün olduğu gibi, yarın da sahip oldukları Hakikatçiliğin özünü yansıtmayı sürdürecektir. Yarınlarda, özü sevgi olan bir diğer Kızılbaş değerinde buluşmak dileğiyle

15 kızılbaş - sayfa 15 - sayı 36 - mart tel: (0) PEPUK PEPUK PEPUK.. Aram Ararat dağ dediğin bir top ateş sanırsın,güneşle güreş tutumuş gibi yalızları cenk rengindedir. yangın morumsu çiçekler basardı evelbaharda,her renk ve bin bir çeşidiyele. pepuk kuşun kanadın altında sığınmış gibi dağdan aşağıya doğrudur herbir yanı,cümle tabiatı gölgeliyor.sonra dağ halka halka durmadan sisleniyorudu. ve bir anda dağılıp gözden yitiyor, sonra bir daha bir daha sislaniyor ve açılıp kapanıyor dorukları... dağın etekleri engin bir yeşiliğe bürünmüş ve sökünet içindeydi.yalınızca tabiatın sesi var başka hiç bir ses yoktu. yeraltı sularının çağıltısı bile duyuluyordu bu sesizlikte, toprağın usul usul yarılması, köklerin saçaklaması, karınca yuvalarının yer değiştirmesi ve kuşların kanat bilemesi bütün sesizliğiyle duyuluyordu... doğanın cömert kucağında binbir türlü çiçek, böcek, kuş, kelebek, yazın öfkesinde uzak tasasız görünüyordu. yumuşak bir esinti eşliğinde fısıldaşan otlar saçlarını tarıyor,ince çıtırtılarla su yürüyordu dallara. kır çiçekleri çılgın renkleri sayıklıyordu.toprağın derin damarlarından tüten buğu,incecik bir tül çekiyordu boşlığa.uzun ıslıklar çalıyor ve karşı tepelere doğru yükselirken o uzayan muazam lezzetli kengerlere... mevsim kenger mevsimiydi (kerenk) dağ, taş, vadi, orman, ve bilcümle tabiat kengerlerle dolup taşımıştı.sarımsı, yeşilimsi, morumsu ve beyazmsı rengharenk köklü kengerler, her tarafı doldurmuştu. güneşin yakmadan ısıtğı, sularun ne az nede fazla olduğu, yelin kırmadan hafıfçe estiği demde, yani dünyanın ılıman mevsiminde bitiyor kenger. hele bir tadı varki hiç sormayın, şöyle kabuğunu usulca soyarsınız, sonra dişlersiniz ağzınızada öylece saatlece çinemek istersiniz,o kadar farklı bir tadı varki, tarif edilemez ancak yeyerse anlar insan.birde baygın bir kokusu var mis gibi böyüleyicidir.kokusu insanı farklı bir düş dünyaya götürür. öyle bir şeydir kengerin tadı ve kokusu. kadın sabahın seherinde uyandı çocuklarını tek tek sevgiyle uyandırdı,sonra derede taşdığı suyu büyük bir kazanda kaynatı. çocuklarını bir bir yıkadı yudu duruladı. en güzel giyitleri geydirdi, ekmek ve sut verdikte sonra onlara yolluk hazırlayıp çıklarına koydu,ve her birisinin eline birer hançer tutuşturarak kenger toplamaya yolladı. iki çocuklar biri kız biri erkekti. kız henüz on iki yaşındaydı erkek ise sekiz yaşına yeni basmıştı. elele tutuşup yola koyulduklarında güneş tam tepedeydi.bir zaman yürüdükten sonra kengerlerin en yoğun bitiği vadiye vardılar. kız annesinin verdiği telis torbayı kardeşinin eline sıkıştırdı "sen torbayı al ben de kenger biçerim" dedi çocuk hiç ihtiraz etmeden başının evet anlamına gelen tatlı tatlı salladı. kız biçtiği ilk kengeri soydu kardeşine verdi,kardeşide ablasının vermiş olduğu kengeri zevkle yedi bitirdi. ve başladılar kenger biçmeye. ikindi vaktine kadar hiç durmadan duraklamadan öylece kenger biçtiler. sonra çocuk ablasına acıktığını söyledi.ablası ise ilk bulduğu çaygaranın başında çöktü ve "çök" dedi kardeşine. çocuk ise olduğu, yerde oturdu. kız sırtındaki çıkını açtı annesinin onlara koydukları lor,kelle soğan ve azbirazda kavurma, tandır ekmeğin içine koyup durum haline getirip yediler. sonra som som kaynaşan çaygaraya ağızlarını batırp kana kana su içtiler. daha sonra tekrar kengel toplamaya koyuldular... ikindi vakti olmuştu artık eve dönme zamanıydı, bir ara kız, kardeşine döndü ve" acaba ne kadar kengerimiz oldu?" diye sordu. kızın bu sorusu özerine çocuk sırtındaki telis çuvalı indirdi, ve çuvalı açtı içine baktı ne baksın bir tek kenger bile yoktur.çocuk şaşkınlık içinde ağlamaklı bir sesle ablasına seslendi "abla hiç kengerimiz yok" dedi. kız döndü kardeşinin elindeki çuvalı hışımla aldı baktı içine hakkaten hiç bir kenger yoktu. bu durum üzerine kız çılgına dönmüştü. kardeşine küfür etti hırpaladı ağzını yüzünü kan içine bırakana kadar övdü, "bütün kengerler sen yedin" dedi. kardeşi ağladı, sezladı, yalvardı, yakardı "ben yemedim". yemin etti ablasının ayağına kapandı, ama ne etiyse bir türlü ablasını ikna edemedi. en son dediki "abla o halde inanmıyorsan gel karnımı deş ve bak içime ben kenger yemişmiyim yemeşmiyim görürsün" çaresizce. sonra olduğu gibi işliğini yukarı çekerek kurbanlık kınalı koç gibi oracıkta uzandı. kızın gözü dönmüştü şuurunu kaybetmişti elindeki keskin hançeri, hemen yanında uzanmış her iki eliyle işliğini yukarı çekmiş kardeşinin çıplak karnına sapladı. çocukta hiç ses çıkmadı. kız çılgınca kardeşin karnını deşti sonra barsakları tek tek açtı baktı ama hiç kenger yoktu,sabah verdiği kenger dışında.kızın yüzü,gözü,elleri kardeşinin kanıyla boyanmıştı.çocuk oracıkta sırt üstü uzanmış kan reva içinde ve sağ elinde yarım kalmış ekmeğini sıkı sıkıya tutmuş sol eli hala işliğindeydi. gözleri yarım açık kalmış ve sol gözende bir kaç damla yaş sözülmüş, al yanağında öylece donmuş kalmıştı. kız,kardeşinin kenger yemediğini anlayınca, pişman,oldu korktu, ağladı, bağırdı, çağırdı, başını taşlara vurdu, saçalarını yoldu, giyitlerini parçaladı, yüzünü acıyla yırtı. onun kanı kardeşini kanınına karıştı. kardeşini kucakladı ağzını dışarıya sarkmış kardeşinin barsakların koydu ve yabani bir hayvan gibi böğürdü.ama nafile. ne yaptıysa kardeşi uyanamadı.en son diz üstü çöktü ve avazı çıktığı kadar bağırdı"ya

16 kızılbaş - sayfa 16 - sayı 36 - mart tel: (0) rap "dedi" beni bu devri dünyada öyle bir yaratığa dönüştürki dünya döndükçe hep kardeş katilli olarak laanetle anılayım. "kızcağızın bu duası üzerine tekmil dağları yeri göğü inlercesine heybetle görledi, sonra tuhaf tuhaf sesler çıkartı. gökyüzü karanlık bulutlarla kapandı, yıldımlar düştü, şimşekler çaktı, bir anda hışımla yağmur dolu ve kar yağdı. bir anda dönya karanlığa gömüldü... Bir Kavram Bin Kırım Yanılsamalar -12 Seçim: hava açıldığında kızcağız bir kuşa dönüşmüş ince bir dala konmuş sadece "PEPUK PEPUK Kİ KUŞT MIN KUŞT Kİ ŞUŞT MIN ŞUŞT...PEPO KEKO KAM KIŞT MIN KIŞT KAM ŞU MIN ŞU" diyordu. tekmil mor dağları kuşa eşlik ederek "PEPUK" dedi yağan yağışlar "PE- PUK" dedi. yerde cansız yatan çocuk "PEPUK" dedi yolda geçen yolcular, hayvanları göden çobanlar,koyunları sağan berivanlar "PEPUK" dediler. duvaklı gelinler, kundakdaki bebeler, ölümü bekleyen yaşlılar ve gençler hep bir ağızda PEPUK "dediler.kısacası bilcümle kainat hep bir ağızla ve çığlık çığlığa" PEPUK PEPUK PEPUK... ve o gün bu gündür her evelbaharda,yani kenger mevsiminde PEPKU kuşu geliyor yetiştirebildiği, ve tükürüğü yettiği kadar kengerlerin üsüne tükürüyor, sonra sıra kadem basıyordu. kuşun tükürdüğü kenger yanıyor kırılıyor ve hiç bir canlı varlık dokunamıyor... işte insan oğlu o demde bu yana başına en ufak bir hal gelirse, "PEPUK" diye inliyorlar. savaşlara öllümlere ve katliamlara PE- PUK. açlığa sefalete ve yoksulluğa PEPUK. sılada yürekleri yarin uğruna, yangın yerine dönüşenlere PEPUK. evlat acısıyla yanıp tutuşan annelere, anne ve baba hasreti çeken çocuklara PEPUK. mapushanedeki mahkumlara,ve yıllarca onların yolunu gözleyen yakınlarına PEPUK. sanalda ve realde tanıdığım veya tanımadığım, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı koymayan bilcümle insanlara ve (eşala) ya PEPUK PEPUK PEPUK. Ali Haydar Kanlı Doludizgin, kıran kırana küfür dolu bir yerel(!)seçim kampanyasının ortasındayız. Sistem partilerinin kendilerine alan açmak uğruna harca(ya)mayacakları hiçbir değer, dillendirmekten kaçınacakları hiçbir kavram yok. Eski Atina'da oy verme hakkını demokrasinin bir göstergesi sayan aptal avam kamarası nasıl bir yanılgı içinde idiyse bugünün Türkiye'sinde de halk genel anlamda aynı yanılgı içindedir. Sistemin ön seçim yoluyla dayattığı adaylardan birini seçmekten başka bir anlam ve işlevi olmayan bu yanılsama yoluyla sistem en geniş kitleleri yedeğine alarak kendisini idame ettirirken biri sağ ikincisi sol oportünist devrimci (!) iki çizgi de bu ortaoyununda rollerini alırlar oportünistler seçimler yoluyla sistemin değiştirilebileceği hayalini yayarken, Sol oportünistler objektif koşulları oluşmadığı halde boykot söylemiyle eylemsizliği seçerler. Oysa, seçimlerin yarattığı duyarlılık ortamından da yararlanarak sistemin tam ve doğrudan teşhirini yaparken, seçimlerin demokrasiyi getiremeyeceğinin altının kalınca çizilmesi, doğru bileşenlerle sistem içinde manevra alanları açmak gerektiğinin ayırdında değillerdir. Çok önemli bir oy potansiyeline sahip Aleviler genel olarak sistem partilerine yedeklenmiş, Kemalist bayraktarların kuyrukçuluğunu yaparak geçmişine adeta ihanet etmektedir. Devrimci blok iddiasıyla seçimlere katılan kimi çevreler ise ittifak güçlerinin uzlaşmaz iç çelişkilerle dolu olduğunun ya farkında değiller yada pragmatist yanları ağır basmakta. Sonuç yerine; Bir seçim süreci daha hızla akıp geçiyor gözlerimizin önünden ve biz bir kez daha izleyici rolündeyiz. umar ve dilerim ki, gelecek seçimlere daha bilinçli, daha örgütlü bir muhalefet geliştirebilir, doğru bileşenlerle sürece müdahil olabiliriz. Mart 2014 / Diyarbakır

17 kızılbaş - sayfa 17 - sayı 36 - mart tel: (0) Yakındoğu nun İmhası, 1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink in Katledilmesi 19 Ocak 2007 de, Hrant Dink, İstanbul da, yöneticisi olduğu Agos gazetesinin önünde katledilmiştir. Bu cinayet, 1915 Ermeni Soykırımı ile yakından ilgilidir. Ermeni Soykırımının devamı olarak algılanabilir. Aslında bu süreci daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerekir. Yakındoğu bu bakımdan önemli bir kavramdır. Yakındoğu kavramının irdelenmesi sürece açıklık getirecektir. Yakındoğu, Bizans tan beri kullanılan bir kavramdır. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Batılı araştırmacılar, seyyahlar, yazılarında, konuşmalarında bu kavramı sık sık kullanmışlardır. Lozan Antlaşması nın gerçek adı, Yakındoğu İşleri İle İlgili Lozan Antlaşması dır. Bu kavramın son olarak kullanıldığı alanlardan biridir. Bizans Yönetimi, İstanbul dan itibaren Doğu ya doğru coğrafyayı şu şekilde bölümlemişti: Yakındoğu, Ortadoğu, Uzakdoğu. Yakındoğu da şu ülkeler yer alıyordu: Kızılırmak ın, Sakarya nehrinin batısına, Ege nin bir bölümüne Anatolia deniyordu. Buralarda daha çok Rumlar yaşıyordu. Karadeniz havalisine Pontus deniyordu. Burada Rum Pontuslar yaşıyordu. Pontus un doğusuna Lazistan deniyordu. Lazistan ın doğusunda Gürcistan yer alıyordu. Pontus un ve Lazistan ın güneyi Ermenistan ve Kürdistan dı. Kırsal kesimlerde daha çok Kürdler, şehirlerde daha çok Ermeniler yaşıyordu. Van Gölü nü merkez kabul edersek kuzeye ve doğuya doğru Ermeni nüfus, güneye doğru Kürt nüfus artıyordu. Kuzey Mezopotamya da Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Keldaniler beraber yaşıyorlardı. Tur-Abdin, daha çok Süryanlerin yurduydu. Bugünkü Çukurova ya Klikya deniyordu. Klikya da Ermeniler çoğunluktaydı. Kızılırmak kavsinde daha çok Rumlar yaşıyordu, Kapadokya. Ortadoğu, Mısır dan Hindistan a, Ku- Dr. İsmail Beşikçi zey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar olan ülkeleri kapsıyordu. İran, Ortadoğu ve Yakındoğu arasında bir yerdeydi. Uzakdoğu, Orta Asya içleri, Çin, Mançurya, Japonya, Filipinler, Vietnam gibi ülkeleri içine alıyordu. Coğrafyadaki bu bölünmenin üzerinde durmanın önemi şuradadır: Yakındoğu imha edilmiştir. Yakındoğu nun kadim halkları Rumlar, Rum Pontuslar, Ermeniler, Süryaniler, Kürdler, Ezidi Kürdler, Lazlar vs. ve onların ülkeleri imha edilmiştir. Bu imhanın nasıl gerçekleştiği konusu üzerine durmak önemlidir. Bunun için İttihat ve Terakki nin düşüncelerinin, tasarımlarının irdelenmesi gerekir. İttihat ve Terakki nin Osmanlı İmparatorluğu nu Türk esasına dayalı olarak yeniden organize etmeye çalışan devlet ve toplum tasarımı vardı. Adriyatik Denizi nden Orta Asya içlerine kadar hatta Büyük Okyanus a kadar bir imparatorluk olacak ama bu imparatorlukta sadece Türkler yaşayacaktı. İçinde sadece Türklerin yaşayacağı bir imparatorluk İttihat ve Terakki nin buna paralel olarak geliştirdiği ikinci bir projesi daha vardı. Osmanlı ekonomisini millileştirmek, örneğin 1915 te Osmanlı Sanayi Sayımı yapılmıştı. İstanbul çevresinde, Ege de, Karadeniz, Akdeniz yörelerinde fabrikalar, atölyeler, iş merkezlerinin % oranında azınlıklara yani Rumlara, Ermenilere ait olduğu saptanmıştı. Bunları Müslüman Türk tüccarın denetimine vermek, Osmanlı ekonomisini bu şekilde millileştirmek önemliydi. Bu konu, İttihat ve Terakki nin gizli toplantılarında etraflı bir şekilde üzerinde durulan, tartışılan bir konudur.ı Bu projeler gündeme geldiği zaman Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Hıristiyan halklara, örneğin Rumlara, Ermenilere, Süryanilere ne gibi politika uygulanacağı çok önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyordu. Müslüman olan ama Türk olmayan Kürdlere nasıl bir politika uygulanacaktı? Türk veya Kürd olan ama Müslüman olmayan, kendilerini Reya Heq olarak tanımlayan Alevilere (Kızılbaşlara) ne gibi bir politika uygulanacaktı? Bunlar İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki yi en çok meşgul eden konulardı. İttihat ve Terakki yönetiminin gerek gizli gerek açık toplantılarında en çok konuşulan konular buydu. İttihat ve Terakki nin Merkez-i Umumi sinin hiç değişmeyen üç üyesi bu konularla başlıbaşına ilgileniyordu. Doktor Bahattin Şakir in, Doktor Nazım ın, Ziya Gökalp in sürekli olarak çok üzerinde durduğu, çok ayrıntılı planlar, projeler hazırladığı esas konu buydu. Bu konularla ilgili olarak İttihat ve Terakki nin çok kapsamlı, ayrıntılı planları, projeleri var. Bu projelerin vardığı sonuç kısaca şöyledir: Karadeniz havalisindeki Rumlar, Rum Pontuslar, Kapadokya daki Rumlar, Ege deki Rumlar sürgün edilecekti. Bunlardan kalan taşınmaz mallara el konulacaktı. Ermeni nüfus tehcirle çürütülecekti. Bunlardan kalan taşınmaz mallara el konulacaktı. Hıristiyan halklar olan Süryanilere, Keldanilere, Nasturilere de benzer politikalar uygulanacaktı. Ezidi Kürdlerin nüfusu da tehcirle çürütülecekti. Kürdler Müslüman dır, Müslüman Kürdleri Türklüğe asimile etmek kolaydır. Kürdler Türklüğe asimile edilecekti. Kendilerin Reya Heq olarak adlandıran Aleviler (Kızılbaşlar) Müslümanlığa asimile edilecekti.

18 kızılbaş - sayfa 18 - sayı 36 - mart tel: (0) Böylece İmparatorluğun sınırları içinde yaşayan herkes Türk olmuş olacaktı, sermaye de Türkleştirilmiş olacaktı. Türk olmak, Müslüman olmak demekti. Bütün Müslümanlar Türk olmayabilir, ama Türk olan muhakkak Müslüman olacaktı. Örneğin Karadeniz in kuzeyinde yaşayan Gagavuzlar, aslen Türk olmalarına rağmen Müslüman olmadıkları için Türk kabul edilmiyorlardı. Bu projelerin yaşama geçirilmesi için elverişli bir zaman beklenmektedir. Bu Birinci Dünya Savaşıdır. Rum, Pontus Rum sürgünleri ise çok daha önceleri yaşama geçirilmiştir. Rum sürgünlerinin, aslında yıllarından itibaren başladığını görüyoruz. Bu süreçte Balkan yenilgisinin önemli olduğu söylenebilir. Bu konuda iki kitaptan söz etmek gerekir. Birinci kitap, Alexander Papadopoulus un, Resmi Belgelerde Avrupa Savaşından Önce Türkiye de Rumlar Üzerindeki Zulüm, Pontus Trajedisi Kara Kitap. Pencere Yayınları tarafından yayımlanan bu kitap Ocak 2013 de basılmış. Kitapta Sait Çetinoğlu nun Önsözü var. İkinci kitap, Takibat, Tehcir, İmha, Osmanlı İmparatorluğu nda, Yılları Arasında Hıristiyanlara Yönelik Yaptırımlar adını taşıyor. Bu kitap Tessa Hofmann tarafından derlenmiş. Ocak 2013 de Belge Yayınları tarafında yayımlanmış. Sait Çetinoğlu nun bu kitapta da bir önsözü var. Bu iki kitap o dönemde Hıristiyanlara yönelik katliamları, bu süreçte gelişen, tırmandırılan devlet terörünü bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Her iki kitapta da Sait Çetinoğlu nun önsözleri önemli yazılardır. Bu dönemde, Karadeniz havalisinden, Kapadokya dan, Ege den yüzbinlerce Rum sürgün edilmiş, taşınmaz mallarına el konulmuş, yağmalanmasının önü açılmıştır. Bu konularda devlet terörü çok yoğun bir şekilde yaşama geçirilmiştir. Evlerin köylerin yakılıp yıkılması, ailelerin sürgün edilmesi, mücevherlerine, paralarına el konulması devlet terörü eşliğinde yürütülmüştür. Valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri, jandarma komutanları devlet terörünü uygulayanlar olarak ortaya çıkmışlardır. Artık, terörü durdurması için şikayet edilecek bir makam bulunmamaktadır. Balkan yenilgisinin, iç düşman olarak algılanan Rumların dış düşmanlarla işbirliği sonucu gerçekleştiğine dair güçlü bir algı vardır ları hatırlayalım. Örneğin, Vedat Aydın cinayetinden, Musa Anter cinayetinden sonra basında yer alan haberlere, yorumlara bakalım.haberlere, yorumlara bir belirsizlik egemendir. Acaba bu cinayeti kim işledi? CİA mı işledi? Mossad mı işledi? Saddam Hüseyin in el Muhaberatı mı, Hafız Esad n el Muhaberatı mı? Yoksa PKK içindeki çatışan gruplardan birinin eseri mi? Bugün bu cinayetlerin hep devletin güvenlik birimleri tarafından işlendiği biliniyor. Ama 1990 larda bu kadar açık bilinmiyor. Devlet de bu cinayetlere sahip çıkmıyor. Basın, şu mu bu mu yaptı? diyerek ortaya belirsizlik koymaya, insanların kafalarını karıştırmaya çalışıyor lar böyle değil. Güvenlik birimleri, jandarma, emniyet, valiler, kaymakamlar doğrudan doğruya bu cinayetleri örgütlüyorlar, bu cinayetlere sahip çıkıyorlar. Rumların gözünü korkutmaya çalışıyorlar. Rumlara gözdağı vererek mallarını-mülklerinin bırakarak oradan uzaklaşmalarını, canlarını kurtarmaya çalışmalarını sağlamaya gayret ediyorlar. Bazı tarihler, farklı halklar için çok farklı anlamlar içerir. 19 Mayıs 1919 Türkler içim milli mücadelenin başlangıcıdır. Rum-Pontuslar için tarihten silinmenin noktalandığı bir andır. 24 Temmuz 1924 Lozan, Türkler için yeni devletin kurulması ve uluslararası garantinin sağlanmasıdır. Kürdler için köleleşmedir, yok olmanın adıdır. Bunlar gibi bazı tarihler, farklı uluslar için çok farklı anlamlar içerir. Bu anlamlar da genel olarak birbirine çok zıttır. Örneğin, Türk Cumhurbaşkanlarından Başbakanlardan, Süleyman Demirel, Lozan Türkiye nin tapusudur. demektedir. Kürdistan ın, Rum mallarının, Ermenin mallarının nasıl tapulandığının irdelenmesi önemlidir. Burada önemli olan ifade özgürlüğü ortamında herkesin kendi düşüncelerini özgürce ileri sürebilmesidir Ermeni Soykırımı Ermenilerle ilgili projeler, Birinci Dün ya Savaşı sürecinde yaşama geçirilmiştir. Bir buçuk milyon civarında Ermeni tehcirle soykırıma uğratılmıştır. Ermenilerin taşınır ve taşınmaz malları, zenginlikleri yağmalanmıştır. Bu operasyonlarda Teşkilat-ı Mahsusa etkin bir şekilde kullanılmıştır. Bu operasyonlarda kullanılan Teşkilat-ı Mahsusa da belli başlı üç kategori yer almaktadır. Bunların üçü de silahlı unsurlar olarak örgütlendirilmişlerdir. Birinci kategoride; Balkan yenilgisinden sonra Balkanlardan gelen Türk kökenliler yer almaktadır. Bunlar 14. yüzyılda Bulgaristan ın, daha sonra Sırbistan ın, Romanya nın Makedonya nın fethinden sonra Anadolu dan oraya gönderilen Türklerin Evladı Fatihan nın torunlarıdır. Bu göçmen kitleler çok öfkeli bir şekilde gelmektedirler. Çünkü onlar da evlerini, barklarını mülklerini kaybetmişlerdi. İttihat ve Terakki göçmenlerin bu öfkesini Rumlara ve Ermenilere yönlendirmektedir. Rumlara, Ermenilere karşı mücadele ederseniz, onları bulundukları yerlerden kaçırtırsanız veya onları şu veya bu şekilde yok ederseniz onlardan kalan taşınmaz mallar sizin olacak Rumlara, özellikle Ermenilere karşı kullanılan ikinci kategori, ağır suçlar işlediklerinden dolayı firar halinde olanlar veya cezaevlerinde tutulanlardır. Devlet, Teşkilat-ı Mahsusa bu kişilerle pazarlık yapmıştır. Rumlara, Ermenilere karşı mücadele ederlerse onlar hakkında soruşturmalar, takibat durdurulacak, dosyaları kapatılacaktır. Üstelik maddi ve manevi ödüllerin de sahibi olacaklardır. Rumlardan, Ermenilerden kalan taşınmaz mallar kendilerine verilecektir yılını hatırlayalım. Türkiye de gerilla mücadelesi başladıktan sonra bazı aşiretlerin koruculuğu kabul etmeleri için kendilerine ne gibi olanaklar sunulduğunun irdelenmesi önemlidir larda ve 1980 lerde benzer bir sürecin yaşandığı gözlenmektedir. Üçüncü kategori bazı Kürd aşiretleridir. Bu süreçte sermaye dönüşümü, sermayenin Türkleştirilmesi üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci olarak tehcir kafilelerinin güvenliğini sağlayan unsurların yaptıklarıdır. Kadınların para ve mücevher taşıdıkları bilinmektedir. Tehcir sırasında arazi-

19 kızılbaş - sayfa 19 - sayı 36 - mart tel: (0) nin, yolun uygun bir yerinde kadınların paralarına, mücevherlerine el konulmuş, kadınlar öldürülmüş, cesetleri Fırat nehrine atılmıştır. İkinci aşamada Rumların, Ermenilerin evlerindeki eşyalar yağmalanmıştır. Üçüncü aşamadaysa Rumlardan ve Ermenilerden kalan taşınmaz mallar yağmalanmıştır. Bugün Türkiye de büyük burjuvazinin zenginliğinin kaynağı Rum mallarıdır, Ermeni mallarıdır. Kürdistan da Kürd aşiretlerinin, Kürd şeyhlerinin, Kürd toprak sahiplerinin zenginliklerinin kaynağı Ermeni mallarıdır, Süryani, Keldani, Nasturi mallarıdır. Ama bu, konuşulan, tartışılan bir konu değildir. Türk İktisat tarihi, Türkiye ekonomi tarihi konusundaki kitaplarda, yazılarda Rumlardan, Ermenilerden kalan taşınmaz mallar ne oldu sorusu sorulmaz. Örneğin Osmanlı ekonomisi inceleniyor, ondan sonra yeni bir başlıkla Cumhuriyet ekonomisinden söz ediliyor. İzmir İktisat Kongresi ne (1923) vurgu yapılıyor ama Rumlardan ve Ermenilerden kalan taşınmaz mallar konusuna hiç değinilmiyor. Fakat son altı yedi yıldır üniversite dışında bu konuyla ilgili incelemeler gelişiyor. Nevzat Onaran ın Emval-i Metruke Olayı, Osmanlı ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi (Belge Yayınları, Mayıs 2010), bunlardan biridir. Nevzat Onaran ın bu konuyla ilgili iki cilt olan bir incelemesi daha var. Osmanlı da Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi , Emval-i Metruke nin Tasfiyesi I (Evrensel Basım Yayın, Ekim 2013). Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi , Emval-i Metruke nin Tasfiyesi II (Evrensel Basım Yayın, 2013). Bu sürecin Kürd Kürdistan sorunuyla şüphesiz çok yakın ilişkisi var. Ermeni mallarının bazı Kürdler, aileler, aşiretler, şeyhler tarafından yağmalandığını devlet bilmektedir. Devlet bu Kürdlere durumu şu şekilde bildirebilir: Tasarruf ettiğin bu mal, bu tarla, dükkan, ev vs. Ermenilerden kalmadır. Bu malı kullanmayı sürdürmek istiyorsan devletin görüşlerine göre hareket etmek, tavır ve davranış sergilemek durumundasın. Devlet ne diyor? Devlet Kürd diye bir halk olmadığını, Kürdçe diye bir dil olmadığını söylüyor. Kürdlerin Orta Asya dan gelen bir Türk boyu olduğunu vurguluyor. Sen de böyle söylersen, bu söyleme uygun tavır ve davranış sergilersen bu malları tasarruf edebilirsin. İleride bu mallar senin üzerine tapulanabilir de. Fakat benim dinim, kültürüm dersen, Kürdlük ileri sürersen bu malları kullanmana izin vermem Bu sürecin nasıl geliştiği biliniyor. Kürdlük hiçbir şekilde savunulmuyor. Malatya, Elazığ, Maraş, Adıyaman gibi yörelerde Kürdlüğü aşındıran, bazı yerlerde de bitirmeye yüz tutan önemli bir ilişki kanımca budur. Kürdlerin bu süreçte iki aşamalı durumlarına da dikkat çekmek gerekir. Birinci aşama devlete yardımcılıktır. Osmanlı döneminde, İttihat ve Terakki döneminde, Kuvayı Milliye döneminde bu yardımcılığı görmek mümkündür. Rum sorununun, Ermeni sorununun çözülmesinde devlete yardımcılık söz konusudur. Bazı yerlerde de tetikçilik yapılmıştır. Türk milli mücadelesi döneminde ( ) gerek Mustafa Kemal, gerek Kazım Karabekir Kuvayı Milliye ile birlikte olmasanız, Kürdistan Ermenistan olacak diye Kürdleri kendi taraflarına çekmeye, bu yönde örgütlemeye çalışmışlardır. Mustafa Kemal in Erzurum Kongresi döneminde, Kürd şeyhlerine, Kürd aşiret reislerine yazdığı mektupları bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Osmanlı hükümeti ile yapılan Amasya protokollerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Kürdlere ilişkin esas program şüphesiz Kürdlerin Türklüğe asimilasyonudur. Bu da devlet Kürdleri kazanınca Yakındoğu İşleri İle İlgili Lozan Antlaşması imzalanınca yaşama geçecek olan bir programdır. Bu yıllardan sonra devlet terörü de kullanılarak Kürdlerin Türklüğe asimilasyonu için çok yoğun bir çaba sarf edilmiştir. Kuvayı Milliye Ege de, Çukurova da, Gaziantep, Urfa gibi yörelerde Kuvayı Milliye örgütlenmesinin temelinde hangi olgular vardır? 30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi nin imzalanmasıyla birlikte Osmanlı devleti de savaştan yenik çıktı. Bunun üzerine Rumlar ve Ermeniler bulundukları yerlerden tekrar dönerek kendi evlerine, mallarına, mülklerine kavuşmak istediler. Ama bu malları mülkleri de çevredeki Kürd veya Türk eşraf tarafından yağmalanmıştı. İşte Kuvayı Milliye, Rumların ve Ermenilerin kendi mallarına sahip çıkmalarını engellemek için kuruldu. Neden Antep te Urfa da, Çukurova da kuruldu? Çünkü örneğin Ermeniler Halep ten, Antep e, Urfa ya daha kolay gelebiliyorlardı. Ne kadar Ermeni Halep e ulaşabilmişse, onlardan bir kısmı Antep te, Urfa da, Çukurova da kendi mallarına mülklerine kavuşma beklentisi içindeydi. Ege den Yunanistan a Ege adalarına sürülen Rumlar için de durum aynıydı. Resmi tarih Kuvayı Milliye yi destan olarak anlatır. Ama Ermenilerden ve Rumlardan kalan taşınmaz mallarla ilişkilendirildiği zaman, Rum ve Ermeni malları üzerinde yağma yapanlar oldukları görülür. Kuvayı Milliye, sürgün edilen bu kitlelerin tekrar gelişlerini engellemek için kurulmuştur. Türkiye bir ülkenin adı değildir. Türkiye bir devletin adıdır. Yakındoğu nun kadim halkları ve onların ülkeleri imha edilmiş, bu topraklar üzerinde yeni bir devlet kurulmuştur. Bizans döneminde, sadece Ege in bir parçası için kullanılan Anatolia, yeni devletin toprakların tamamına verilen bir isim olmuştur. Anadolu. Alman Desteği İttihat ve Terakki nin bu projesi Almanlar tarafından yoğun bir şekilde destekleniyordu. Bu projenin yaşama geçmesiyle İngiliz sömürgesi Hindistan üzerinde sürekli bir Alman tehdidi oluşacaktı. Ama bu, Yakındoğu yu tamamen imha eden bir süreçti. Belge Yayınları nın, Ocak 2012 de yayımladığı, Alman Belgeleri, Ermeni Soykırımı, ,bu konuda çok önemli bir kaynaktır. Wolfgang Gust tarafından hazırlanan belgeler, Alman Dışişleri Bakanlığı siyasi arşiv belgelerini içermektedir. Wolfgang Gust (d.1935) haftalık Der Spiegel Dergisi nin, Dış Haberler Servis şefi ve muhabiridir. Yves Ternon un, Mardin 1915 Bir Yıkımın Anatomisi, kitabı da önemlidir. Bu kitap da Ekim 2013 de Belge Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bu kitapta da Sait Çetinoğlu nun uzun bir önsözü vardır. Bu önemli bir değerlendirme yazısıdır.

20 kızılbaş - sayfa 20 - sayı 36 - mart tel: (0) Bu arada, David Gaunt un kitabından da söz etmek gerekir. Birinci Dünya Savaşı nda Doğu Anadolu da Müslüman-Hıristiyan İlişkileri, Katliamlar, Direniş, Koruyucular, Çev. Ali Çakıroğlu, Belge Yayınları, Ekim Vergine Sivazliyan ın, Ermeni Soykırımı, Hayatta kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları, Ermenice den tercüme edenler, Tigran Teovagomiyaciyan-Petros Çavikyan, Belge Yayınları, Kasım Büyük Britanya, Fransa ve Rusya nın da Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili hesapları vardı. İmparatorluğun, Yakındoğu daki ve Ortadoğu daki toprakları paylaşılıyordu. Bu çerçevede 1915 sonlarında başlayan Sykes-Picot görüşmeleri 1916 da sonuçlandı. Son görüşmelere Ruslar da katılmıştı. Birinci Dünya Savaşı sonunda, Almanlar ve müttefiki Osmanlılar yenildi. İngiltere ve Fransa tarafı galip geldi. Ama İngiltere ve Fransa tarafı Sykes-Picot Andlaşmasını diledikleri gibi yaşama geçiremediler.. Rusya da meydana gelen Bolşevik devrimi bunu önledi. İngiltere ve Fransa, Bolşevik devriminin Rusya sınırları dışına taşmaması için Sykes-Picot planlarında bazı değişiklikler yaptılar. Yakındoğu da, Türk Devleti nin, Ortadoğu da Afganistan ın kurulması, İngiliz, Fransız ve Sovyetler Birliği nin yardımlarıyla gerçekleşti. Yakındoğu bu ilişkiler sürecinde imha edildi. Hem ülkeler, hem de bu ülkelerde yaşayan kadim halklar, Ermeniler, Rumlar, Pontuslar, Süryaniler, Ezidi Kürdler bu süreçte soykırıma uğratıldılar. Yakındoğu nun otokton halkları, allochtoonlar (dışarıdan gelenler) tarafından soykırıma uğratıldı. Peri Yayınları sahibi Ahmet Önal, Yakındoğu soykırımlarla yok edildi. Neden? başlıklı bir yazı yayımladı. Bu yazıda, Uzakdoğu var, Ortadoğu var, Yakındoğu soykırımla yok edildi Neden? deniyor. Bu yazı 15 Ocak 2012 tarihinden itibaren kurdistanpost.eu sitesinde aslı duruyor. Yazı, Kızılbaş Dergisi nin, Şubat 2012 tarihli 11. sayısında da yer alıyor (s.45-47). Bu konuda, Gürdal Aksoy un kitabını hatırlatmak da gerekir. Halklar Hapishanesi Anadolu, Kürtlerde Anadolu Merkezci Yabancılaşma, Komal Yayınevi, İstanbul, Haziran ve Hrant Dink in Katledilmesi Taner Akçam hoca, Muammer Güler, ve Dr. Reşit ya da, Erdoğan ve Talat başlıklı yazısında, (Taraf, 18 Ocak 2014) Hrant Dink in Talat Paşa ya karşı katledildiğini yazar. Bu söylenebilir. Ama, tabulara dokunulması da bu cinayetleri tetikleyebilmektedir. Vadat Aydın ın katledilmesiyle, Hrant Dink in katledilmesi arasında çok önemli benzerlikler vardır. 5 Temmuz 1991 de Vadat Aydın ın katledilmesi, 30 Ekim 1990da, Ankara da İnsan Hakları Kongresi nde yaptığı Kürdçe konuşmadan dolayıdır. Bunun yanında daha birçok neden daha sayılabilir. Bu, çok önemli bir tabuya dokunmak anlamına gelir. Hrant Dink de Agos Gazetesi nde, Sabiha Gökçen in esas kimliğiyle ilgili bir yayın yapmıştır. Önemli bir tabuya dokunmuştur. Bu yayından sonra, Hrant Dink in İstanbul Valiliği ne çağrılması, valilikte MİT görevlileri tarafından tehditle karşılanması, bu nedenledir. Aslında bu olgular birbirini tetiklemektedir. Lobiler söylemi Ermenilerin, Rumların, ABD de, İngiltere de, Fransa da vs. lobiler aracılığıyla kendi tarihsel haklarını savunmaları örneğin, soykırımın tanınması için çaba sarfedilmesi, gasbedilen mallarını-mülklerini gündeme getirmeleri normal bir gelişmedir. Bunu emperyalizmin kışkırtması olarak algılamak doğru değildir. Emperyalizmi, örneğin Kürdistan sorununda, 1920 li yıllarda, Miletler Cemiyeti döneminde, Kürdlerin ve Kürdistan ın bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması sürecinde aramak gerekir. Ama bu konularda da Kürdlerde ciddi bir bilinç eksikliği, yanlış bir bilinç vardır. Bunu da dikkatlerden uzak tutmamak gerekir. Bir ulusun, bir ülkenin bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması o ulus için çok önemli bir sorundur. Ermenilerin de böyle bir sorunu vardır. Osmanlı Ermenistanı, Rus Ermenistanı. Bu bölünme, parçalanma ve paylaşılma pek çok sorunun ana nedenidir. Temel Sorun Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923 de Kürdlerin yokluğu üzerine kurulmuştur. Sadece Kürdlerin değil, Rumların, Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin, Yahudilerin, Ezidi Kürdlerin, Rum- Pontusların, kendilerini Reya Heq olarak adlandıran, Alevilerin (Kızılbaşların) da yokluğu üzerine kurulmuştur. Bunun yolu da asimilasyondur. Kürdlerin Türklüğe, Alevilerin Müslümanlığa asimilasyonu. Asimilasyonu kabul etmeyenler imha edilecektir. Yukarıda sayılan altı olguda, imhanın nasıl gerçekleştirildiği belli olmaktadır. Örneğin çeşitli katliamlarda çok adı geçen Yeşil bir türlü yakalanıp yargı önüne çıkarılamamıştır. Hıristiyan olan Rumların, Ermenilerin, Süryanilerin Rum-Pontusların vs. asimile edilmeleri mümkün değildir. Onların yokluğu da ancak, sayılarının azaltılması suretiyle sağlanabilir. Yirminci yüzyılın başlarında, sadece İstanbul ve çevresinde, 300 bin civarında Rum yaşıyordu. O zaman, bugünkü sınırlar içindeki topraklarda milyon insan yaşıyordu. Bugün İstanbul da yaşayan Rumların sayısı 1500 dür (Hayko Bağdat, Bese Hozat a, Taraf, 11 Ocak 2014). Hayko Bağdat, bugün Türkiye de yaşayan Ermenilerin sayısının 60 bin, Yahudilerin sayısının 20 bin olduğunu belirtmektedir. Halbuki yirminci yüzyılın başlarında bu topraklarda, yani, Batı Ermenistan da, Kilikya da, Kuzey Mezopotamya da, İstanbul çevresinde, Ankara-Eskişehir çevresinde 2 milyona yakın Ermeni yaşıyordu. Asuri- Süryanilerin sayısı ise ancak, yüzlerle ifade edilmektedir de, Trakya da Yahudilere uygulanan kırım, Varlık vergisi, Eylül olayları, 1964 sürgünü hep azınlıkların nüfusunun azaltmayı hedefleyen operasyonlar olmuşlardır Anayasası, 29 Ekim 1923 günü yani Cumhuriyet in ilan edildiği gün, 29 Ekim 1923 tarihli ve 364 sayılı kanun ile değiştirilmiştir. Bu kanun, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu nun Bazı Maddelerini Açıklayarak Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun adını taşımaktadır (Prof. Dr. Suna Kili -Prof. Dr. A.Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Senedi İttifaktan Günümüze,Türkiye İş Bankası Kül-

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

50.ULUSAL 24.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

50.ULUSAL 24.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 50.ULUSAL 24.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 15-18 AĞUSTOS 2013 HACIBEKTAŞ TÖRENİN BİR GÜN ÖNCESİ 15 AĞUSTOS 2013 PERŞEMBE : 11.00 : Atatürk Anıtına Çelenk

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : İsmail Kıllıoğlu İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : ikillioglu@fsm.edu.tr 2. Doğum -

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

51.ULUSAL 25.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

51.ULUSAL 25.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 51.ULUSAL 25.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 15-18 AĞUSTOS 2014 HACIBEKTAŞ TÖRENLERİN RESMİ AÇILIŞI 16 AĞUSTOS 2014 CUMARTESİ : Kemal KILIÇDAROĞLU Kültür

Detaylı

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 NO ADI SOYADI GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 3 SELMAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Detaylı

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi,

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, TÜRKÇE dersinde, Kişisel Gelişim ve Okuma Kültürü temalarına bağlı olarak çeşitli metinler ve Düşünceler

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 16-19 AĞUSTOS 2007 HACIBEKTAŞ I.GÜN 16 AĞUSTOS 2007 (Bir gün önce Saat:16:00 da Atatürk Anıtına çelenk konulacak)

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ Prof. Dr. Filiz KILIÇ *, Araş. Gör. Tuncay BÜLBÜL**, Uzm. Coşkun KÖKEL*** *Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... V GİRİŞ...1 1. Eğitime Neden İhtiyaç Vardır?...1 2. Niçin Eğitim Tarihi Okuyoruz?...2 I. BÖLÜM İSLAMİYET TEN ÖNCEKİ TÜRK EĞİTİMİ 1. Eski Türklerde Eğitim Var mıdır?...5 2. Hunlarda

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Hafta boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle Ahi felsefesinin ve Ahi Evran kurallarının topluma tanıtılması hedeflenmektedir.

Hafta boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle Ahi felsefesinin ve Ahi Evran kurallarının topluma tanıtılması hedeflenmektedir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, her yıl coşkuyla kutladığı Ahilik Haftası'nı bu yıl 12-18 Ekim tarihleri arasında, Ahilik Haftası İl Kutlama Komitesi tarafından belirlenen program çerçevesinde

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ULUSLARARASI GENÇLİK KAMPI-TÜRKİYE ORTAK DEĞERLER, ORTAK GELECEK VE GENÇ LİDERLER Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik Çalışmaları Dairesi ULUSLARARASI GENÇLİK KAMPI-TÜRKİYE

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı Evrak Ana. Üni. Tarih Evrak ve Sayısı: Tarih 14/06/2016-E.5655 ve Sayısı: 15/06/2016-E.37386 T. C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı *BD8107914312* Sayı :76144028-821.99-

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM DETAYLARDAKİ ETKİLEŞİMLER Değerli hoca Şeref Akdik in yaktığı ışık ile sanatla tanışan ve lise çağlarında ressam olmaya karar veren Neslihan

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ AMAÇ Madde 1 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ISSN 1303-7757 2003/1 Yıl: 2, Cilt: II, Sayı: 3 GAZI UNIVERSITY THE JOURNAL OF CORUM FACULTY OF THEOLOGY ISSN 1303-7757 2003/1 Year: 2, Vol.:II, Issue:

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

Üniversite Gençleri İçin E-Demokrasi Projesi Anket Çalışması

Üniversite Gençleri İçin E-Demokrasi Projesi Anket Çalışması Üniversite Gençleri İçin E-Demokrasi Projesi Anket Çalışması Bu ankette 30 soru var Grup 1 1 [1]Cinsiyetiniz? Erkek Kadın 2 [2]Yaş aralığınız? 17-22 23-30 30 ve üzeri 3 [3]Ailenizin Gelir düzeyi (Maaş,

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

MERKEZ TOKİ İLKOKULU ADAP YILLIK UYGULAMA TAKVİMİ 2013 2014. 1- Dostluk ve Kardeşlik

MERKEZ TOKİ İLKOKULU ADAP YILLIK UYGULAMA TAKVİMİ 2013 2014. 1- Dostluk ve Kardeşlik 2013-2014 MERKEZ TOKİ İLKOKULU ADAP YILLIK UYGULAMA TAKVİMİ 2013 2014 YIL LAR LARA GÖRE DEĞER BAŞLIKLARI EKİM KASIM ARALIK OCAK ŞUBAT MART NİSAN MIS HAZİRAN 1- Dostluk ve Kardeşlik 1- Temizlik ARA RAPOR

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı