ENERJİ VE CANLILAR Potansiyel enerji Kinetik enerji

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ENERJİ VE CANLILAR Potansiyel enerji Kinetik enerji"

Transkript

1 ENERJİ VE CANLILAR Yaşamak iş yapmaktır. Enerji de iş yapma kapasitesi olarak tanımlanır. Hücreler küçük organik moleküllerden DNA ve proteinler gibi polimerler sentezler, çevreleriyle madde alış verişi yapar, hareket eder ya da biçim değiştirir, büyür ve ürer, kısaca hücreler karmaşık içyapılarını sürdürebilmek için, iş yapmak zorundadır. Hücrelerin iş yapması, enerjiyi bir şekilden (formdan) diğerine dönüştürebilme (değiştirebilme) yeteneklerine dayanır. Hücreler enerjiyi dış kaynaklardan elde etmek zorundadır. Enerji birçok ekosisteme güneş enerjisi halinde girer. Güneş ışığı bitkiler ve diğer fotosentetik organizmalar için enerji kaynağıdır. Hayvanlar ya bitkileri ya da bitkilerle beslenen diğer hayvanları yiyerek enerji sağlar. Hücrelerin organik moleküllerde depolanmış kimyasal enerjiyi nasıl elde ettiklerini ve bu enerjiyi hücresel işlerin çoğunu yürüten ATP molekülünü üretmek için nasıl kullandıklarını, diğer bir deyişle canlı organizmalarda enerjinin dönüşümünü (enerji akışını) inceleyen çalışmalar biyoenerjetik olarak isimlendirilir. Enerji iki şekilde ortaya çıkar: Potansiyel enerji depolanmış enerjidir. Bu enerji cismin durumundan, konumundan ya da yapısı nedeniyle sahip olduğu enerjidir. Örneğin bir barajın arkasında toplanan su, yükseklik nedeniyle enerji depolar. Top yukarı atılınca en üst noktada hızı sıfır olduğu ana kadar potansiyel enerjisi çoğalır, çünkü yer ile olan yüksekliği artmıştır. Bir potansiyel enerji çeşidi olan kimyasal enerji moleküllerdeki atomların düzenlenişlerinden kaynaklanır ve moleküllerde depolanır. Kinetik enerji hareket enerjisidir. Bu enerji cisim hareket ettiği sürece vardır; cisim hızlanınca artar, yavaşlayınca azalır. Hızı sıfır olan bir cismin kinetik enerjisi de sıfırdır. Bir tepenin üzerindeki kaya parçası potansiyel enerjiye sahiptir, tepeden aşağı doğru yuvarlanmaya başladığı zaman potansiyel enerjinin bir kısmı kinetik enerjiye çevrilir. Canlı organizmaların başardıkları işin bir kısmı potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesini kapsamaktadır. Işık da iş yapmada kullanılabilen kinetik enerji çeşididir. Yeşil bitkilerdeki fotosentez ışık enerjisi ile başarılır. Isı yani termal enerji, moleküllerin rastgele hareketinden kaynaklanan kinetik enerjidir. Enerji mekaniksel enerji, ısı enerjisi (termal enerji), ses enerjisi, elektrik enerjisi, ışık enerjisi, nükleer enerji veya radyoaktif ışıma gibi şekillere (formlara) dönüşebilir. Böyle değişik şekillerde ortaya çıkabilmesi sebebiyle enerji değişik şekillerde ölçülebilir. Enerjinin her şekli ısıya çevrilebildiğinden ısı enerjisi en uygun enerji ölçüm şeklidir. Biyolojide kullanılan ısı birimi kilokaloridir (kcal). (Bir kcal 1000 kaloriye(cal) eşittir ve 1 kalori bir gram suyun sıcaklığını 1 C (celcius) yükseltmek için gereksinim duyulan ısıdır.) Fizikte kullanılan başka bir enerji birimi jul (joule) dür ve kaloriye eşittir. Kimyasal tepkimeler moleküllerdeki atomları moleküllerde depolanmış olan potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürecek şekilde yeniden düzenlediğinde, kimyasal enerji kullanışlı hale gelir. Bu tip bir dönüşüm örneğin, bir otomobil motorunda benzin içindeki hidrokarbonlar pistonları iten enerjiyi açığa çıkaracak şekilde oksijen ile tepkimeye girdiğinde gerçekleşir. Organizmalar da kimyasal enerjiyi buna benzer biçimde kullanır. Hücre solunumu ve diğer katabolik yollar, şeker ve diğer karmaşık moleküllerde depolanmış olan enerjiyi açığa çıkararak, bu enerjinin hücresel işlerde kullanılmasını sağlar. Merdivene tırmanan bir çocuk, besinlerdeki organik moleküllerde depolanmış olan enerjinin bir kısmını, tırmanma sırasındaki hareketlerin kinetik enerjisine dönüştürür. Bu yakıt moleküllerinde depolanmış olan enerji ise bitkiler tarafından başarılan fotosentez sırasında güneş enerjisinden sağlanır. (Dünyadaki yaşam güneşten gelen enerji akışına bağlıdır. Güneşin dünyamıza sağladığı enerji yılda 13x10 23 kaloriden daha fazladır. Bu enerjinin %30 kadarı uzaya yansır, %20 kadarı atmosferde absorblanır. Dünyanın yüzeyine ulaşan %50 enerjinin bir kısmı yeryüzünde absorblanır ve ısıya dönüştürülür. Çok küçük bir kısım güneş enerjisi de (yaklaşık %1 kadarı) bitkiler, algler ve fotosentetik bakteriler tarafından fotosentez olayı esnasında yakalanır. Fotosentezde güneş ışığının yakalanmasından elde edilen enerji küçük molekülleri (su ve karbondioksit) daha büyük karmaşık moleküllere (şekerler) dönüştürmek için kullanılır. Enerji şeker moleküllerindeki atomlar arasında

2 kovalent bağlarda potansiyel enerji olarak depolanır. Kovalent bağın kuvveti onu parçalamak için gereksinim duyulan enerji miktarı olarak hesap edilir. Örneğin karbon-hidrojen bağlarının bir molünü parçalamak için 98.8 kcal gerekir.) Organizmalar enerji dönüştüren varlıklardır. Evrendeki ve dolayısıyla biyolojik sistemlerdeki enerji dönüşümü termodinamiğin iki kanununa göre işler: (Termodinamik, fiziğin enerji ve enerjinin şekil değiştirmesi ile uğraşan dalıdır. Günümüzde enerji ve entropi bilimi olarak da tanımlanmaktadır.) Termodinamiğin Birinci Yasası (Entalpi) Termodinamiğin birinci yasasına göre, Evrenin enerjisi sabittir. Enerji aktarılabilir ve dönüştürülebilir, ancak yeniden yaratılamaz ya da yok edilemez. Bu yasa enerjinin sakınımı prensibi olarak da bilinir. Elektrik şirketi enerji üretmez, enerjiyi kullanışlı bir forma dönüştürür. Işığı kimyasal enerjiye dönüştüren bir yeşil bitki enerji üreticisi değil, enerji dönüştürücüsüdür. Enerji değişik formlarda depolanabilir ve daha sonra diğer formlara dönüşebilir. Örneğin bir otomobilin motorunda benzinin kimyasal bağlarında depolanmış enerji otomobilin hareket etmesini sağlayan kinetik enerjiye dönüşür. Benzer şekilde canlılar karbonhidratları parçaladıkları zaman kimyasal bağlarda depolanmış olan enerjiyi mekanik enerjiye, elektriksel impulslara, ısıya ve ışık enerjisine çevirir. Bu enerji dönüşümlerinde enerji ne yaratılmaktadır ne de yok edilmektedir. Termodinamiğin İkinci Yasası (Entropi) Enerji bir başka biçime dönüşürken yüzde yüz bir dönüşüm gerçekleşmez; ortada hiçbir zaman kullanılamayacak bir enerji biçimi, düzensizlik, entropi ortaya çıkar. Evrenin entropisi sürekli artar. Enerji dönüşümlerinin çoğunda enerjinin bir kısmı ısıya dönüşür. Bir arabanın yakıt deposunda depolanmış kimyasal enerjinin sadece %25 i arabanın hareketine dönüştürüldüğü halde, geriye kalan %75 lik kısmı motordan ısı olarak kaybolur. Bu ısı hızla çevreye yayılır. Benzer şekilde canlılar da besinlerde depolanmış enerjinin sadece belirli bir kısmını kinetik enerjiye dönüştürür, diğer kısmı ısıya dönüşür. (Kalabalık bir odanın sıcak hale gelmesinin nedeni budur.) Bir sistemin ısıyı iş yapmada kullanabilmesi, yalnızca sıcaklık farklılığı olduğu zaman mümkündür. Sıcaklık farklılığı ısının sıcak yerden soğuk yere doğru akmasıyla sonuçlanır. Canlı hücrenin içinde olduğu gibi tekdüze bir sıcaklık varsa, ısı enerjisi sadece madde kütlesini, örneğin bir organizmayı ısıtmak için kullanılabilir. Termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını birleştirerek şu sonuca varabiliriz: Evrendeki enerji miktarı sabittir ancak, enerjinin niteliği sabit değildir. Canlı sistemler çevrelerinin, dolayısıyla evrenin entropisini artırır (Sistem, kütle ve enerji dönüşümlerinin incelendiği bölge olarak tanımlanır. İncelenen sistemin dışında kalan ve sistemin üzerinde etkisi olan her şeye de çevre denir. Evren, sistem ve çevreden oluşur.) Hücreler daha az organize yapıdaki (daha az düzenli) başlangıç maddelerini (atom ve moleküller) kullanarak, düzenli yapılar oluşturur. Örneğin, amino asitler özgün diziler şeklinde düzenlenerek polipeptit zincirleri yapılır. Ancak bir organizma çevreden düzenli haldeki madde ve enerjiyi de alır ve bunları daha az düzenli formlara çevirir. Örneğin bir hayvan yediği besinle nişasta, protein ve diğer karmaşık molekülleri alır. Katabolik yollar bu molekülleri yıktığında, bu hayvan çevreye karbon dioksit ve su verir. Bu küçük ve basit moleküller besinin içerdiğinden daha az kimyasal enerji depolar. Kimyasal enerjinin tükenişi, metabolizma sırasında üretilen ısının sorumlusudur. Geniş ölçekte, enerji bir ekosisteme ışık formunda girer ve ekosistemden ısı şeklinde çıkar. Bu nedenle, biyolojik düzenin evrimi termodinamik yasalarıyla tam bir uyum içindedir. Serbest Enerji Organizmalar serbest enerji harcayarak yaşar. Serbest enerji anlaşılması zor bir kavramdır. Serbest enerji sıcaklığın tekdüze olduğu bir sistemde iş yapmak için var olan enerjidir. Sistemin serbest enerji miktarı G harfi ile sembolize edilir. G nin iki tane bileşeni vardır: sistemin toplam enerjisi (H ile

3 sembolize edilir) ve sistemin entropisi (S ile sembolize edilir). Serbest enerji bu etmenlerle aşağıdaki eşitlik çerçevesinde ilişkilidir: G = H TS Bu eşitlikteki T, Kelvin (K) birimi cinsinden mutlak sıcaklığı gösterir (0 C = 273 K). (Bu eşitlikte sıcaklığın entropiyi artırdığına dikkat ediniz.) Bir sistem başlangıç durumundan farklı bir duruma doğru ilerlerken, serbest enerjideki değişiklik ΔG ile gösterilir: Bunu başka bir şekilde ifade edersek: ΔG = G son durum G başlangıç durumu ΔG = ΔH TΔS Serbest enerji değişikliklerine göre kimyasal tepkimeler, ekzergonik (enerji veren) ya da endergonik (enerji alan) olarak sınıflandırılabilir. Ekzergonik tepkime için ΔG negatiftir (ΔG < O). (Kendiliğinden cereyan eden bir olay için ΔG nin eksi (ΔG < O) bir değere sahip olması gerekir, o nedenle ekzergonik tepkimeler kendiliğinden cereyan eder.) Hücre solunumunu ekzergonik tepkimeye bir örnek olarak verebiliriz: C 6 H 12 O 6 + 6O 2 6CO 2 + 6H 2 O [ΔG = -686 kcal/mol (ya da kj/mol)] Standart koşullar altında solunumla yıkılan bir mol (l80 g) glukoz için 686 kcal (ya da 2870 kj) iş enerjisi sağlanır. Enerjinin korunması gerektiğinden, solunum ürünlerinin depoladıkları enerji, reaktantların enerjisinden 686 kcal daha azdır. Endergonik tepkime çevresinden enerji soğuran tepkimedir. Bu tip bir tepkime moleküllerde serbest enerji depoladığı için ΔG pozitiftir. Bu tip tepkimeler kendiliğinden cereyan etmez. Eğer bir kimyasal süreç bir yöne doğru ilerlerken ekzergonik ise bunun zıt yönünde ilerleyen süreç endergonik olmak zorundadır. Solunum için ΔG = -686 kcal/mol olduğuna göre, karbon dioksit ve sudan şeker üreten fotosentez için ΔG = +686 kcal/mol'dür. Bitkilerin yaprak hücrelerinde gerçekleşen şeker üretimi, ışık enerjisinin soğurulmasından güç alan endergonik bir süreçtir. (Diğer bir ifadeyle, güneş ışığı serbest enerji kaynağıdır.) Biyoenerjetiğin temel kuralı enerji eşleşmesidir: Enerji eşleşmesi ekzergonik sürecin endergonik sürecin sürdürülebilmesi için kullanılmasıdır. Hücrelerdeki enerji eşleşmesinin çoğuna aracılık eden molekül ATP dir. ATP Hücreler üç temel iş yapar: 1. Mekanik iş. Kas hücrelerinin kasılması, sil hareketi ve hücre bölünmesi sırasında kromozomların hareketi. 2. Taşıma işi. Bileşiklerin zarlardan kendiliğinden geçiş yönünün tersine yönde pompalanması. 3. Kimyasal iş. Kendiliğinden cereyan etmeyecek olan endergonik tepkimeleri (örneğin monomerlerden polimerlerin sentezi) gerçekleştirmek. Birçok durumda hücresel işlere güç sağlayan enerji kaynağı ATP dir. ATP (adenozin trifosfat) RNA da bulunan nükleotit tiplerinden birisidir. ATP, azotlu baz olan adenine bağlı bir riboz ve bu riboza bağlı üç tane fosfat grubu içerir. ATP deki fosfat grupları arasında yer alan bağlar hidroliz ile kırılabilir. En uçtaki fosfat bağı kırıldığında, bir molekül inorganik fosfat (P i ) ATP den ayrılır ve ATP adenozin difosfat (ADP) haline gelir. Bu tepkime ekzergonik olup, laboratuvar koşullarında bir mol ATP nin hidrolizi 7.3 kcal'lik enerji salar: ATP + H 2 O ADP + P i [ΔG = -7.3 kcal/mol (ya da -31 kj/mol)]

4 Bu değer standart koşullar altında ölçülen serbest enerji değişikliğidir. Ancak hücre içindeki kimyasal ve fiziksel koşullar standart koşullara uymaz. Test tüpünde değil de hücre içinde cereyan eden tepkimenin gerçek ΔG si yaklaşık olarak -13 kcal/mol olup, bu değer standart koşullardaki ATP hidrolizinin saldığı enerjiden %78 daha fazladır. Fosfat bağları çok kırılgandır. Bunun nedeni, üç fosfat grubunun da eksi yüklü olmasıdır: Aynı tipteki bu yüklerin birbirlerine yakın konumda bulundukları için birbirlerini itmesi ATP molekülünün o bölgesinde kararsızlık yaratır ve bağ hidroliz ile kolayca yıkılır. Hücreler özgül enzimlerin yardımıyla ATP hidroliz enerjisini doğrudan doğruya endergonik olaylarla eşleştirme yeteneğindedir. Özgül enzimler bir fosfat grubunu ATP den diğer moleküllere aktararak, enerji eşleşmesini sağlar. Fosfat grubunu alan molekül fosforile olur. Hemen hemen bütün hücresel işler ATP den diğer moleküllere fosfat grubu aktarımı ve bu moleküllerin enerji içeriğinin artmasına bağlıdır. Örneğin ATP kas hareketi için güç sağladığı zaman, kasılma proteinlerine fosfat grupları aktarır. ATP yenilenebilen bir kaynaktır ve ADP ye fosfat eklenmesiyle yeniden oluşturulabilir. ATP nin ADP den yeniden oluşturulması endergoniktir: ADP + P i ATP + H 2 O [ΔG = +7.3 kcal/mol (standart koşullar)] ADP nin fosforilasyonu için gereken serbest enerji hücredeki yıkım tepkimelerinden (katabolizma), özellikle de hücre solunumundan sağlanır. Bitkiler güneş enerjisini de ATP üretmek için kullanır. İnorganik fosfat ve enerjinin bu şekilde gidip gelişi ATP döngüsü olarak adlandırılır ve bu döngü hücredeki enerji gerektiren olayları, enerji üreten olaylara bağlar. ATP döngüsü büyük bir hızla çalışır. Örneğin çalışmakta olan bir kas hücresi, tüm ATP havuzunu bir dakikada yeniler. Bu dönüşüm, her hücrede, her saniye 10 milyon ATP molekülünün kullanılması ve yeniden oluşturulması anlamına gelir. Eğer ATP, ADP nin fosforilasyonu ile yenilenemiyor olsaydı, insanlar her gün hemen hemen vücut ağırlıkları kadar ATP tüketiyor olacaklardı. Oksidasyon - Redüksiyon Kimyasal tepkimelerde, kimyasal bağlarda depolanmış enerji yeni bağlara aktarılır. Bu tepkimelerin bir kısmında, elektronlar bir atom veya molekülden başkasına geçer. Bir atom veya molekül elektron kaybederse, onun oksitlendiği (yükseltgendiği) söylenir ve bu süreç oksitlenme (oksidasyon, yükseltgenme) olarak isimlendirilir. Biyolojik sistemlerde oksijen en yaygın elektron alıcısıdır. Bir atom veya molekül elektron kazandığı zaman redüklendiği (indirgendiği) söylenir ve olay redüksiyon (indirgenme) olarak adlandırılır. Oksitlenme sırasında bir atomun kaybettiği her bir elektronun redüklenme esnasından başka bir atom tarafından kazanılması sebebiyle oksitlenme ve redüklenme daima birlikte ortaya çıkar. Bu yüzden bu çeşit kimyasal tepkimeler oksitlenme-redüklenme (redoks) tepkimeleri olarak isimlendirilir. Enerji bir molekülden başka bir moleküle redoks tepkimeleri vasıtasıyla aktarılır. Bir molekülün redüklenmiş formu oksitlenmiş formundan daha yüksek enerji seviyesine sahiptir. Bir atomdan başka birine geçen elektronlar enerjilerini de taşımaları sebebiyle oksitlenme-redüklenme reaksiyonları biyolojik sistemlere enerji akışında anahtar rol oynar. Işık elektrona enerji katabilir ve o elektronu daha yüksek enerji seviyesine iter. Bu elektron bir atomdan ayrılıp başka bir atoma hareket ettiği zaman elektronun kazanmış olduğu enerji de aktarılmış olur. Kazanılmış enerji potansiyel kimyasal enerji olarak depolanır, elektron orijinal enerji seviyesine geri döndüğü zaman serbest bırakılır. Aktivasyon Enerjisi Bir kimyasal tepkimenin başlayabilmesi için başlangıçta enerji girişine ihtiyaç duyulur. Bu durum kendiliğinden meydana gelebilen ekzergonik tepkimeler için de geçerlidir. Yeni bağların kurulabilmesi için mevcut bağların kırılması gereklidir ve enerjiye gereksinim vardır. Mevcut kimyasal bağların bozulması ve kimyasal tepkimenin başlaması için gereksinim duyulan ilave enerji aktivasyon enerjisi olarak isimlendirilir.

5 Ekzergonik tepkimelerin hızı tepkimeyi başlatmak için gereksinim duyulan aktivasyon enerjisine bağlıdır. Büyük aktivasyon enerjisine sahip tepkimeler çok yavaş yürüme eğilimindedir. Çünkü az sayıda molekül başlangıç enerji eşiğini aşmayı başarabilir. Bu tepkimeyi başlatmak için gereksinim duyulan aktivasyon enerjisini kimyasal bağları etkileyerek düşüren süreç kataliz olarak adlanır, bunu yapan maddeler katalizörlerdir. Katalizörler bir reaksiyon sonunda değişmeden kalır. ENZİMLER Enzimlerin yapısını, fonksiyonlarını, kataliz mekanizmalarını ve enzimlerin katalizlediği her türlü metabolik ve biyokimyasal reaksiyonların neden ve nasıl gerçekleştiğini inceleyen bilime enzimoloji denir. İnsanlarda görülen hastalıkların tanı veya ayırıcı tanısının yapılması ve tedavisinde enzimatik ölçümlerin uygulanması ile ilgilenen bilim dalı klinik enzimoloji olarak adlandırılır. Canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında gerçekleşen tüm kimyasal tepkimelere metabolizma denir. Metabolizmanın moleküllerin yıkımının olduğu ekzergonik tepkimeleri katabolizma, yeni bileşiklerin yapıldığı, endergonik olan sentez tepkimeleri anabolizma olarak adlandırılır. Enzimler canlıların metabolik tepkimelerinin oluşmasında iş gören, protein yapısındaki biyolojik (doğal) katalizörlerdir. Ribozimler (RNA enzimleri) ise RNA dan yapılmış bir başka biyolojik katalizör sınıfıdır. Katalizör, kendisi harcanmaksızın tepkime hızını değiştiren bir kimyasal ajandır. Enzimlerin kimyasal katalizörlerden en önemli farkı özgül (spesifik) olmaları, yani belirli maddeler arasındaki belirli tepkimeleri katalize etmeleridir. Enzimlerin etki ettiği molekül ya da moleküllere substrat adı verilir. Enzimler substratlarına özgüldür. Enzim substratına (ya da substratlarına) bağlanır. Enzim ile substrat bağlandığında, enzimin katalitik etkisi substratı tepkimenin ürününe (ya da ürünlerine) dönüştürür. Bu olay aşağıdaki şekilde özetlenebilir. Enzim Substrat(lar) Ürün(ler) Enzimin özel adı tepkime okunun üstüne yazılır. Örneğin, sükraz enzimi (birçok enzimin adı -az soneki ile biter) disakkarit olan sükrozu, glukoz ve fruktoz monomerlerine yıkar. Sükraz Sükroz + H 2 O Glukoz + Fruktoz Bir enzim izomerler gibi birbirlerine çok benzeyen bileşikleri bile ayırt edebilir. Böylece her enzim belirli bir tepkimeyi katalizler. Örneğin, sükraz sadece sükroz üzerine etki edebilir ve maltoz gibi diğer disakkaritleri etkilemez. Bir enzimin özgüllüğü onun biçiminden (üç boyutlu konformasyonundan) kaynaklanır. Bir hücrede olağanüstü sayıda enzim vardır. Örneğin bir bakteri hücresinde 2000 civarında, bir memeli hücresinde den fazla enzim vardır. Enzimlerin Yapısı ve Fonksiyonu Enzimlerin bazıları basit proteinlerdir. Pepsin, tripsin, üreaz böyle enzimlere örnek olarak gösterilebilir. Bunların katalitik etki gösteren kısmı doğrudan doğruya proteinin polipeptit zinciridir. Birçok enzim katalitik etki gösterebilmek için protein yapısında olmayan yardımcılara gereksinim duyar. Kofaktör olarak adlandırılan bu yardımcılar ya organik ya da inorganik moleküllerdir. Çinko, demir, bakır, molibden, mangan, magnezyum, kalsiyum, klor, nikel gibi elementler inorganik yapıdaki kofaktörlerdir. Örneğin, tükürükteki amilaz nişastayı yalnız Cl iyonlarının bulunduğu ortamda parçalayabilir. Katalaz Fe, Sitokrom oksidaz Cu, DNA polimeraz Zn, Üreaz Ni e kofaktör olarak ihtiyaç duyar. Eğer kofaktör bir organik molekül olup zayıf bağlanmışsa koenzim, sıkı bağlanmışsa

6 prostetik grup olarak adlandırılır. Vitaminlerin çoğu koenzimdir ya da koenzimlerin öncü maddeleridir (ön maddeleridir, prokürsörleridir). (Bazı kaynaklarda kofaktör terimi sadece inorganik moleküller için kullanılır, ayrıca kofaktör ve koenzim prostetik grup olarak ifade edilir.) Enzimin protein kısmına apoenzim, kofaktörle birleşmiş olan apoenzim kompleksine ise holoenzim denir. Enzimin protein kısmı genelde globülerdir ve enzim çeşidine göre amino asitten oluşur. Enzim molekülleri genellikle iki yada daha fazla polipeptit zincirinden oluştukları için kuaterner (dördüncül) yapıdadır. Ribonükleaz 1, hekzokinaz 2, adenilat kinaz 3, laktat dehidrogenaz 4, glutamin sentetaz 12 ve piruvat dehidrogenaz kompleksinde 72 alt ünite (polipeptit) bulunur. Enzim molekülünün sadece belirli bir kısmı substrata bağlanır. Enzimin substrata bağlandığı yere aktif bölge adı verilir. Aktif bölge genellikle enzimin birkaç (3-4) amino asidi tarafından oluşturulur. Protein molekülündeki diğer amino asitler, aktif bölgenin konfigürasyonunu korumaya yönelik iskeleti oluşturur. Enzimin özgüllüğü aktif bölgenin biçimi ile substratın biçimi arasındaki uygunluktan ileri gelir. Tepkime için gerekli bu uygunluk anahtar-kilit durumuna benzetilir. Aktif bölge enzimin katalitik merkezidir. Aktif bölge esnektir; substrat aktif bölgeye girdiğinde, enzimin biçimi biraz değişir ve aktif bölge substratı daha rahat sarabilecek hale gelir. İndüklenmiş uyum denilen bu şekil değişikliği aktif bölgedeki kimyasal grupları, kimyasal tepkimeyi katalizleme yeteneklerini artıracak konumlara getirir. Kofaktör de aktif bölgeye bağlanır. Bir enzimatik tepkimede substrat, enzim-substrat kompleksini oluşturmak üzere, aktif bölgeye bağlanır. Birçok durumda substrat hidrojen bağları ve iyonik bağlar gibi zayıf etkileşimlerle aktif bölgede tutulur. Aktif bölgeyi oluşturan az sayıdaki amino asidin yan zincirleri (R grupları) substratın ürüne dönüşümünü katalizler ve ürün aktif bölgeden ayrılır. Enzim bir başka substrat molekülünü aktif bölgeye kabul etmek üzere serbest kalır. Bu döngü o kadar hızlı cereyan eder ki, tek bir enzim molekülü bir saniyede binlerce substrat molekülünü etkileyebilir. Örneğin, sığır karaciğerinden elde edilen ve bir molekül demir içeren katalaz enzimi, bir dakikada, 0 C de hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) molekülünü H 2 O ve 1/2O 2 ye parçalayabilir. (Enzimin saniyede etki ettiği substrat molekülü sayısına Enzimin Etkinlik Değeri = Turnover Sayısı denir. Bu, 0 C de katalaz enzimi için dir.) (Bir molekül katalaz enziminin parçaladığı H 2 O 2 i demir atomu yalnız başına ancak 300 senede parçalayabilir, ya da mol başına kalori aktivasyon enerjisi vermek gerekir. Kolloidal platin bu aktivasyon enerjisini kal/mol a, katalaz enzimi de 5500 kal/mol a düşürür.) Bazı enzimler daha da hızlıdır. Örneğin karbonik anhidraz C enzimi dakikada 36 milyon molekülü değişikliğe uğratır. Diğer katalizörler gibi enzimler de, tepkimeden değişmeden çıkar. Dolayısıyla çok az miktardaki enzim katalitik döngülerde tekrar tekrar işlev görerek, büyük bir metabolik etki yaratır. Metabolik tepkimelerin çoğu geri dönüşümlü olduğu için, bir enzim ileri ve geri tepkimelerin her ikisini de katalizleyebilir. Hangi tepkimenin baskın olacağı reaktant ve ürünlerin bağıl derişimlerine bağlıdır. Canlı hücrelerde tepkimeler kural olarak 0-50 C; çoğunlukla da C arasında meydana gelir. Bu sıcaklık aralığında tepkimelerin oluşması enzimlerin aktivasyon enerjisini düşürmeleri ile olur. Enzimler aktivasyon enerjisini düşürmek ve tepkimeyi hızlandırmak için çeşitli mekanizmalar kullanır. İki ya da daha fazla sayıdaki reaktantı içeren tepkimelerde aktif bölge, substratlar arasında tepkime cereyan edebilmesi için, onların doğru konumlarda bir araya gelmelerini sağlayan bir kalıp görevi yapar. Aktif bölge substratları indüklenmiş uyum içinde tutarken, enzim de substrat moleküllerine baskı yaparak, tepkime sırasında kırılması gereken kritik kimyasal bağları esnetip, büker. Aktivasyon enerjisi bağların kırılma güçlüğü ile orantılı olduğundan, substratın şeklinin değişmesi, dönüşüm durumuna ulaşmak için soğurulması gereken termal enerji miktarını azaltır. Aktif bölge aynı zamanda belirli bir tepkime tipine aracı olan bir mikroçevre oluşturur. Örneğin aktif bölge asidik yan zincirlere (R grupları) sahip amino asitler içeriyorsa, bu cep düşük ph'ya sahip

7 olacaktır. Böyle durumlarda asidik bir amino asit, tepkimenin katalizindeki önemli basamaklardan birisi olan substrata H + aktarımını kolaylaştırabilir. Bir başka kataliz mekanizması, aktif bölgenin kimyasal tepkimeye doğrudan doğruya katılmasıdır. Bazı durumlarda bu süreç substrat ile enzim üzerindeki bir amino asit yan zinciri arasında kovalent bağ kurulmasını içerebilir. Tepkimenin daha sonraki basamakları yan zincirlerin başlangıçtaki durumlarına geri dönmelerini sağlar. Böylece aktif bölge reaksiyondan önceki durumunu yeniden kazanır. Protein yapıları farklı, fakat katalizledikleri kimyasal tepkime aynı olan enzimlere izoenzim veya izozim adı verilmektedir. Örneğin pirüvik asidin laktik aside dönüşümünü katalizleyen laktat dehidrogenaz (dehidrojenaz) (LDH) enziminin 5 tane izoenzimi vardır. Kreatinin kinaz, hekzokinaz, aldolaz, alkali fosfataz vb enzimlerin izoenzimleri de saptanmıştır. Koenzimler Koenzim veya koenzimlerin öncü maddesi olan birçok vitamin insanlar ve diğer hayvanlarda sentez edilemediğinden yiyeceklerle alınması gerekir. Koenzimler genellikle aktif yere veya aktif yerin oldukça yakınında enzime ya geçici olarak veya sürekli olarak bağlanır. Koenzimler, fonksiyonlarına göre genellikle üç grupta incelenebilirler: 1- Hidrojen ve elektron transfer eden koenzimler 2- Fonksiyonel grup transfer eden koenzimler 3- Liyaz, izomeraz ve ligazların koenzimleri Hidrojen ve elektron transfer eden koenzimler Enzimler tarafından katalizlenen birçok oksitlenme-redüklenme reaksiyonunda elektronlar enzimin aktif yerinden elektron alıcısı (akseptörü) olarak iş gören koenzime çiftler halinde geçer; genellikle elektron çiftleriyle hidrojen iyonları birlikte aktarılır. Daha sonra koenzim kabul ettiği elektronları başka bir reaksiyonda serbest bırakır (farklı bir enzime/koenzime elektronları transfer eder). Bu şekilde koenzimler hücrede enerji transferinde kritik rol oynar. Bu rolleri sebebiyle koenzimler genelde elektron taşıyıcıları olarak tanımlanır. Bu grubun en önemli koenzimleri NAD, NADP, FAD, FMN, Koenzim Q, Demir porfirinler, Demirkükürt proteinleri ve -Lipoik asittir. NAD: Bir hidrojen akseptörü olan NAD (Nikotinamit Adenin Dinükleotit) molekülü bir birine bağlı iki nükleotitten oluşur: Nikotinamit monofosfat (NMP) ve adenin monofosfat (AMP) dan oluşan iki nükleotit fosfat gruplarıyla birleşmiştir. NAD molekülündeki iki nükleotit farklı işlevleri yerine getirir: AMP birçok enzim tarafından tanınan şekli sağlayan çekirdek olarak görev yapar. NMP elektronları kabul ederek redüklenme işini başarır. NAD bütün canlı hücrelerde triptofan (bitkilerde ve bazı bakterilerde aspartik asit), niasin (nikotinik asit, vitamin B3) ve ATP kullanılarak sil baştan sentezlenebilmektedir (de novo sentez). Normal ph seviyelerinde hücrede NAD oksitlenmiş olarak bulunur ve pozitif yük taşır, bu nedenle NAD + şeklinde gösterilir. Redüklenmiş şekli ise NADH diye gösterilir. NAD + reaksiyona giren moleküllerden 2 hidrojen atomu, dolayısıyla da iki elektron almış olur. Bu atomlardan birini tümden, elektronuyla birlikte bünyesine bağlar. Diğer hidrojen atomunu ise elektron (hidrit iyon: H ) ve proton (H + ) şeklinde ayırır ki o elektronu da kendi bünyesine bağlar; proton ise ortama serbest bırakılır. Sağlıklı bir memeli hücresinde NAD + /NADH oranı 700 civarındadır. NAD + sitoplazmada ve mitokondride benzer yoğunluklarda bulunur; mitokondri zarında bulunan taşıyıcı proteinler bu molekülü içeri alır, ancak içeride koenzim olarak iş gören formları dışarı çıkarılmaz.

8 NADP: Hücrelerde NAD ye ATP den alınan bir fosfat grubu eklenerek NADP (nikotinamit adenin dinükleotit fosfat) elde edilir. (Bazı bakteriler aynı işlem için doğrudan inorganik fosfattan da yararlanabilir.) Oksitlenmiş şekli NADP +, redüklenmiş hali ise NADPH olarak gösterilir. NADP, NAD ile benzer şekilde çalışır, ancak görev aldığı olaylar sınırlıdır: Yağ asitlerinin, kolesterolün ve nükleik asitlerin sentezinde, fotosentezde indirgeyici molekül rolünü üstlenir. Reaktif oksijen radikallerinin indirgenmesinde (dolayısıyla da zararsız hale getirilmesinde), aromatik bileşiklerin, steroitlerin, alkollerin, bazı ilaçların sitokrom oksidaz aracılığıyla indirgenmelerinde rol alır. FAD: Yapısal olarak NAD ye çok benzer; ancak, NAD deki nikotinamit yerine, FAD (flavin adenin dinükleotit) de flavin grubu bulunur. Hücreler riboflavin (B 2 ) ve ATP yi kullanarak, aynen NAD ye benzer şekilde FAD sentezi yapar. Oksitlenmiş hali FAD +, redüklenmiş hali ise FADH 2 olarak gösterilir. İşlev bakımından NAD ye benzer; ancak, görev alanı daha kısıtlıdır. NAD gibi enerji metabolizmasında büyük önemi vardır. NAD, NADP ve FAD mobil elektron taşıyıcılarıdır. Sabit elektron taşıyıcıları mitokondri ve kloroplastlarda zarlarda stratejik lokalizasyonlarda bulunur. Mitokondrilerin iç zarlarında ve kloroplastların tilakoit zarlarında lokalize olmuşlardır. Fonksiyonel grup transfer eden koenzimler Bu grupta, Piridoksal-5-fosfat (PLP) Tiamin pirofosfat (TPP) Koenzim A (CoA) Biotin (vitamin H) Tetrahidrofolat (H 4 folat) Koenzim B 12 (5 ' -deoksiadenozil kobalamin) bulunur. Koenzim A (CoA): Nükleotit yapısında, ısıya dayanıklı bir moleküldür. Hücrede, pantotenik asit (vitamin B5), sistein, adenin, riboz, fosfat ve ATP kullanılarak sentezlenir. Hücrede açil (CoA-O=R) ve asetil (CoA-COCH3) grupların taşıyıcısı olarak çalışır. Asetil grubu (asetik asit) bağlamış forma asetil CoA adı verilir. Asetil CoA hayvanlarda karbonhidrat ve yağ metabolizmasında, yağ asitlerinin hem sentezinde hem de onlardan enerji elde etmede, sinir hücrelerindeki iletimde görevli nörotransmitter olan asetilkolinin sentezinde, vücuda alınan sülfonamidlerin (bir antibiyotik çeşidi) asetillenerek zararsız hale getirilmesinde görev alır. Birçok enzimin yapımında substrat olarak kullanılır. İki asetil CoA birleştirilerek asetoasetil CoA ya dönüştürülür, o da kolesterol ve keton cisimlerinin sentezinde görev yapmaktadır. Histon proteinlerinin çalışmasında büyük önem taşıyan asetilasyonda (asetillenme) görev alır. Liyaz, izomeraz ve ligazların koenzimleri Hidrojen ve elektron transfer eden koenzimler ile fonksiyonel grup transfer eden koenzimlerin bazıları liyaz, izomeraz ve ligazların koenzimleri olarak da görev görür. Bazı hallerde ara ürün, koenzim olarak işlev yapar. Multi Enzim Kompleksleri Hücrede genelde tepkimelerin farklı kademelerini katalizleyen enzimler birbirlerine bağlı (kovalent bağlı değil) birlikler oluşturur; böyle birbirine bağlı ve sıralı şekilde birbiri ardı sıra faaliyet gösteren enzim toplulukları multi enzim kompleksleri olarak isimlendirilir. Multi enzim kompleksleri önemli avantajlar sağlar: 1) Tepkimenin hızı enzimin substratla karşılaşma olasılığı ile sınırlanmaz. Bir tepkimenin ürünü serbest bırakılmaksızın bir sonraki enzime teslim edilir. Böylece multi enzim kompleksi difüzyon süresini ortadan kaldırarak tepkimelerin serbest enzimlere göre 10 kat daha hızlı gerçekleşmesini sağlar.

9 2) Tepkime serilerinden geçişler esnasında substrat multi enzim kompleksinden hiç ayrılmadığından istenmeyen tepkime olasılığı ortadan kalkar. 3) Multi enzim kompleksinde meydana gelen tepkimelerin hepsi bir birim olarak kontrol edilebilir. Piruvat ve koenzim A (CoA) nın asetil koenzim A ya dönüşünü katalizleyerek Krebs çemberine girişi kontrol eden piruvat dehidrogenaz bir multi enzim kompleksidir. Bu kompleks üç ayrı enzimin birçok kopyasından oluşur (20-30 kopya piruvat dehidrogenaz, 60 kopya dihidrolipoil transasetilaz ve 6 kopya dihidrolipoil dehidrogenaz) ve 5 farklı koenzimi (CoA, NAD +, FAD +, lipoik asit ve tiamin pirofosfat) vardır. En iyi araştırılmış enzim sistemlerinden birisi de iki karbonlu öncül maddelerden yağ asitlerinin sentezini katalizleyen yağ asidi sentaz kompleksidir. Bu multi enzim kompleksinde yedi farklı enzim bulunur. Elektron taşıma zinciri de 4 multi enzim kompleksi içerir. Mitokondri iç zarına yerleşmiş olan bu multi enzim kompleksleri zarda lateral olarak serbestçe hareket eder. Enzim Aktivitesini Etkileyen Etkenler Sıcaklık, ph, tuz derişimi ve özgül (spesifik) düzenleyici (regülatör) moleküllerin bağlanması gibi enzimlerin üç boyutlu şeklini değiştiren herhangi fiziksel veya kimyasal etken enzimin bir tepkimeyi katalizleme yeteneğini etkileyebilir. 1) Sıcaklık Katalizlenmeyen bir tepkimede sıcaklığın yükselmesi rastgele molekül hareketini arttıracağından tepkimenin hızı yükselir. Enzimler tarafından katalizlenen bir tepkimenin hızı optimum sıcaklık olarak tanımlanan bir sıcaklığa kadar artar. Optimum sıcaklığın altındaki sıcaklıklarda, enzimlerin şeklini etkileyen hidrojen bağları ve hidrofobik etkileşimler enzimin esnekliğini azaltır, bu nedenle substratın bağlanması güçleşir. Optimum sıcaklıktan daha yüksek sıcaklıklarda enzimin şeklini sürdürmesini sağlayan kuvvetler aşırı şekilde zayıflar ve enzim aktivitesini azaltır. Çok yüksek sıcaklıklarda enzimler denatüre olarak aktivitelerini kaybeder. İnsan enzimlerinin çoğu 35 C ve 40 C arasında optimum sıcaklıklara sahiptir. Çok sıcak su kaynaklarında yaşayan bakteriler çok kararlı (stabil) enzimlere sahiptir. Böyle enzimlerin optimum sıcaklıkları 70 C veya daha yüksek olabilir. Örneğin, termofilik bir bakteri olan ve kaplıca veya jeotermal bölgelerde yaşayan Thermus aquaticus tan elde edilen DNA polimeraz enzimi yüksek sıcaklıklarda (94 C) çalışabilir. 2) ph Glutamik asit ve lisin gibi karşıt yüklere sahip aminoasit bakiyeleri arasındaki iyonik etkileşimler enzimleri bir arada tutar. Böyle etkileşimler enzimin çözündüğü sıvının hidrojen iyonu konsantrasyonuna (ph) duyarlıdır. Bu yüzden birçok enzim genellikle 6-8 arasında değişen optimum ph lere sahiptir. Çok asit ortamlarda fonksiyonunu sürdüren enzimler üç boyutlu şeklini sürdürebilen proteinlerdir. Pepsin enzimi ph si 2 olan midede proteinleri sindirebilir. Optimum ph değerinden saptıkça, protein yapı denatüre olacağından enzimin katalizlediği tepkime yavaşlar ve zamanla da durur. 3) Aktivatörler ve İnhibitörler Enzim aktivitesi enzime bağlanan ve onun şeklinin değişmesine sebep olan maddelerin varlığına duyarlıdır. Bu maddeler vasıtasıyla bir hücre belirli zamanlarda enzimi aktifleştirerek ve inaktif hale getirerek enzim aktivitesini düzenleyebilir. Bir enzime bağlanarak aktivitesini azaltan bir madde inhibitör olarak isimlendirilir. Genellikle, biyokimyasal sürecin (yolak) son ürünü sürecin daha önce gelen bir reaksiyonunun inhibitörü olarak etki eder; bu durum feedback inhibisyon diye isimlendirilir. Enzim inhibisyonu kompetitif (yarışmalı, rekabet eden) inhibisyon ve kompetitif olmayan (yarışmasız, rekabet etmeyen) inhibisyon olmak üzere iki önemli yolla ortaya çıkar. Kompetitif inhibisyonda, inhibitör madde enzimin substratına çok benzerdir ve enzimin aktif yerine bağlanarak enzimi bloke

10 eder; enzime bağlı kaldığı sürece reaksiyonunun hızını azaltır. Kompetitif olmayan inhibisyonda ise inhibitör enzimin aktif yerinden başka bir yerine bağlanır. Böyle bir bağlanma enzimin şeklini değiştirir ve substratını bağlayamaz duruma gelir. Pek çok kompetitif olmayan inhibitör allosterik yer diye isimlendirilen enzimin özel bir kısmına bağlanır. Bu yerler kimyasal açma-kapama düğmeleri gibi iş görür. Allosterik yere bir maddenin bağlanması enzimin aktif ve inaktif konfigürasyonları arasında enzimi değiştirebilir. Allosterik yere bağlanan bir madde enzim aktivitesini azaltıyorsa allosterik inhibitör olarak isimlendirilir. Bunun alternatifi olarak, allosterik yere bağlanan bir madde enzimi aktif konfigürasyonunda muhafaza ediyorsa, bu yüzden enzimin aktivitesi artıyorsa böyle maddelere de allosterik aktivatör adı verilir. Mg, Cl, Na, Fe aktivatör, Pb, Cu, Sn, CO, CN ve zehirler inhibitör olarak görev yapar. 4) Tuz Konsantrasyonu Proteinin denatürasyonuna neden olabilecek tuz konsantrasyonları enzimlerin çalışmasını engeller. 5) Yüzey Alanı Substratın yüzey alanı ne kadar büyük olursa veya substratla buluşma alanı ne kadar fazla ise enzimatik tepkimeler de o kadar hızlı olur. 6) Su Enzimler ortamdaki su oranı %15'in altına düştüğünde çalışmaz. İşte, kuru yiyeceklerin bozulmadan kalması da, bu besinlerde üreyebilen mikrorganizmaların enzim etkinliklerinin durmasından kaynaklanmaktadır. 7) Enzim Konsantrasyonu Enzimatik tepkimenin hızı enzim konsantrasyonuna bağlı olarak doğrusal olarak artar. Ortamda ne kadar çok enzim molekülü varsa ve çalışıyorsa, yeterli substrat olduğu sürece tepkime de hızla sürer. Ancak, in vivo koşullarda enzimin lokalize olduğu yerde her zaman yeterince substrat bulunmadığından dolayı enzim miktarının yüksek konsantrasyonlarda bulunmasına rağmen tepkime hızı yukarıda anlatıldığı şekilde olmaz. 8) Substrat Konsantrasyonu Substrat konsantrasyonu artıkça tepkime de hızla artar, ancak bir süre sonra enzim substrat doygunluğuna ulaşınca tepkimenin hızı aynı kalır. Substrat konsantrasyonu açısından önemli bir durum da, aşırı miktarda ortamda var olan substratın enzimi inhibe etmesidir. Ortamda çok fazla miktarlarda substrat bulunması, substrat moleküllerinin enzime bağlanmasını zorlaştırır. Buna aşırı substrat inhibisyonu denir. Enzimlerin Adlandırılması Enzimlerin adlandırılması genel olarak katalize ettikleri reaksiyonun niteliğine göre yapılır. Örneğin fosfor ekleyen enzime fosforilaz, dekarboksilasyon reaksiyonu (substrattan CO2 ayırma) katalize eden enzime dekarboksilaz denir. DNA polimeraz, laktat dehidrojenaz ve adenilat siklaz, tepkimeyi tanımlayan adlandırmalardır. Çoğu zamansa enzimler etki ettikleri maddenin sonuna "az" eki getirilerek isimlendirilir; örneğin, kitine etki eden kitinaz, pektine etki eden pektinaz, laktoza etki eden laktaz, lipitlere etki eden lipaz, üreye etki eden üreaz, nişastaya etki eden amilaz gibi. Enzimler etkili olduğu substratın veya katalize ettikleri reaksiyonun sonuna "litik" eki getirilmek yoluyla da isimlendirilirler. Örneğin proteinleri parçalayan enzimlere "proteazlar" denildiği gibi "proteolitik enzimler" de denilir. Lipitleri veya lipoitleri parçalayan enzimler "lipolitik enzimler" diye adlandırılırlar. Hidroliz tepkimesiyle polimerleri monomerlerine parçalayan enzimlere "hidrolitik enzimler" denir. Bu çeşit adlandırma daha çok geniş enzim sınıfları için kullanılır.

11 Enzimlerin Sınıflandırılması Uluslararası enzim komisyonu enzimleri, katalizledikleri tepkime tiplerine ve tepkimelerin mekanizmalarına göre 6 ana grup halinde sınıflandırmıştır: 1- Oksidoredüktazlar: Redoks tepkimelerini katalizler. Genelde koenzim kullanır. a) Dehidrogenazlar: Elektron kazandırıcı tepkimeleri etkiler. b) Oksidazlar: Elektron kaybeden tepkimeleri etkiler. c) Redüktazlar: Substratı bir redüktör aracılığıyla indirgeyen enzimlere denir. Örneğin asetaldehit redüktaz, asetaldehiti alkole redükler. d) Transhidrogenazlar: Bir molekülden diğerine hidrojen taşıyarak onu redükler. e) Hidroksilazlar: Substratlarına bir hidroksil ya da su molekülü katan enzimlere denir. Örneğin fenilalanin hidroksilaz bir hidroksil grubunu fenilalanine ekleyerek onu tirozine dönüştürür. 2- Transferazlar: Hidrojenin dışında bir atomun veya atom grubunun (metil, karboksil, glikozil, amino, fosfat grupları) bir molekülden diğerine aktarılmasını sağlar. Örneğin, dekarboksilazlar karboksilik asitlerden CO2 çıkmasını sağlar. Aspartat transaminaz, alanin transaminaz, heksokinaz, kreatin kinaz transfera grubu enzimleridir. Transferazlar da oksidoredüktazlar gibi koenzime gereksinim duyar. 3- Hidrolazlar: Bir molekül su sokmak suretiyle ya da su molekülü aracılığıyla moleküllerin yıkılmasını sağlayan enzimlerdir. Ester, peptit, asit anhidrit ve glikozit bağlarına etki eder. a) Esterazlar: Ester bağını yıkan enzimlerdir (lipaz, ribonükleaz, fosfataz, pirofosfataz, glikozidaz, kolesterol esteraz). b) Proteazlar (Proteinazlar): Peptit bağını yıkan ezimlerdir. Örnek: Tripsin. 4- Liyazlar (Sentazlar): Çeşitli gruplar arasındaki bağları su molekülü çıkarmadan yıkar ve bu atomlar arasına çift bağ koyar. Pirüvat dekarboksilaz, sitrat sentaz, adenilat siklaz gibi. 5- İzomerazlar: Bir molekül içindeki geometrik ve yapısal değişiklikleri katalizler. Örnek: Triozfosfat izomeraz, Glukoz-6-fosfat izomeraz. 6- Ligazlar (Sentetazlar): Enerji kullanarak çeşitli gruplar arasında bağ oluşmasını sağlayan enzimlerdir. Örnek: DNA ligaz. Enzim Hastalık İlişkisi Enzim etkinliği organizma için zorunlu olduğundan, kritik bir enzimdeki herhangi bir bozukluk (yanlış üretim, aşırı üretim, az üretim veya yokluk) hastalığa yol açabilir. Bu durum genellikle genetik bir kusur ile ilişkilidir. Genellikle genetik bir kusurdan dolayı laktaz enziminin yeterince salınamaması nedeniyle süt şekerinin (laktoz) yeterli sindirilememesi ile ilişkili olan laktoz intoleransı (Laktoz intoleransı olan kişilerde süt alımından yarım saat ile 2 saat arası bir süre sonra mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishal görülebilir.), fenilketonüri (Fenilalanin'in tirozine dönüşümünü gerçekleştiren fenilalanin hidroksilaz enziminin genetik bir kusur sonucunda doğru bir şekilde üretilememesi ve dolayısıyla da kanda fenilalanin ve bazı metabolitlerin birikimi sonucu küçük çocuklarda zeka geriliği ve gelişme noksanlığı görülmesi) ve albinizm (Tirozin metabolizmasıyla ilgili bazı enzimlerdeki kalıtsal kusurlar sonucu deri ve kıllara rengini veren melanin pigmentinin üretilememesi) enzim kusurlarıyla ilişkili hastalıklardan sadece birkaçıdır. Kalp ve akciğer hastalıkları, karaciğer hastalıkları, kas hastalıkları, kemik hastalıkları, pankreas hastalıkları, kanser, genetik hastalıklar, hematolojik hastalıklar ve zehirlenmelerde hücre zarı hasarı, hücre ölümü, enzim üretiminde artış gibi nedenlerle hücresel enzimler hücre dışına çıkar. Bu enzimlerin ölçümü hastalığın tanısına yardımcı olur.

12 Enzimlerin Endüstride Kullanımı Endüstride kullanılan kimi enzimler doğadaki canlılardan (Genetiği değiştirilmiş bakteri ve mantarlar) elde edilirken kimileri sentetik olarak da üretilir. - Antibiyotiklerin sentezinde enzimlerden yararlanılır. - Deterjanlarda bulunan enzimler lekelerdeki protein ve yağları parçalar. (Deterjan enzimleri, 624 milyon-1.6 milyar dolar olarak tahmin edilen toplam biyokatalizör pazarının neredeyse yarısını oluşturuyor.) - Ekmek endüstrisinde, nişastayı şekere parçalayan, fungal alfa amilaz kullanılır. Bu enzimler normalde 50 o C de etkisizleşir ve pişirme sırasında imha olur. - Bebek gıdalarının önceden sindirimini sağlamak amacıyla tripsin kullanılır. - Bira üretiminde arpanın ezilmesiyle ortaya çıkan enzimler nişasta ve proteinleri parçalar ve ortaya basit şekerler, amino asitler ve peptitler çıkar; bunlar da fermantasyonda kullanılır. - Genç geviş getiren hayvanların bezli midesinden (şirden) elde edilen rennin (kimozin), peynir üretiminde, proteinin hidrolizini sağlar. - Lipazlar, mavi küflü rokfor peynirinin üretiminde, peynirin olgunlaşması için kullanılır. - Laktazlar, laktozun glikoz ve galaktoza parçalanmasını sağlarlar. Laktoz intoleranslı kişilerin süt ürünlerinden yararlanmasını sağlar. - DNA'nın manipülasyonu amacıyla gen mühendisliğinde, farmakolojide, tarımda ve tıpta restriksiyon enzimleri, DNA ligaz ve polimerazlar kullanılır. - Nişastanın glikoz ya da fruktoz gibi basit şekerlere dönüştürülmesi için de biyoteknoloji ürünü enzimler kullanılır. Mısır gibi tahıllar bu yöntemle kolayca tatlandırıcıya dönüştürülür. - Tekstil sektöründe özellikle iplik ve kumaş işleme süreçlerinde enzimler kullanılır. Dokuma sırasında kumaş kaplamada kullanılan koruyucu nişasta, amilaz ile sökülür. - Deriyi tüylerden arındırmak için tripsin kullanılır. - Atık kağıt, mantardan ayrıştırılan enzimlerce parçalanıp geri dönüşüme kazandırılır. Kâğıt liflerinin dayanıklılığın artırılması için de enzimler kullanılır. - Tavuklarda sindirim kanalının kısa olması nedeniyle yemlerine katılan proteaz ve amilaz yemden yararlanmayı artırır.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

Enzimler ENZİMLER ENZİMLER ENZİMLER İSİMLENDİRME ENZİMLER

Enzimler ENZİMLER ENZİMLER ENZİMLER İSİMLENDİRME ENZİMLER Enzimler Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu q Vücuttaki tüm reaksiyonlar, tüm işlem sonunda kendileri değişmeden reaksiyonların hızını artıran protein katalizörler olan enzimler

Detaylı

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur.

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur. Enerji Dönüşümleri Enerji Enerji; bir maddeyi taşıma veya değiştirme kapasitesi anlamına gelir. Enerji : Enerji bir formdan diğerine dönüştürülebilir. Kimyasal enerji ;moleküllerinin kimyasal bağlarının

Detaylı

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

Metabolizma. Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir.

Metabolizma. Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir. METABOLİZMAYA GİRİŞ Metabolizma Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir. Metabolizma, hücrede cereyan eden binlerce kimyasal tepkimenin karmaşık bir yol haritasıdır. 2 Metabolizma

Detaylı

Enzimlerin Yapısı. Enzimler biyokatalizörlerdir,

Enzimlerin Yapısı. Enzimler biyokatalizörlerdir, Enzimler biyokatalizörlerdir,, Prof. Dr. Muhsin KONUK H 2 O 2 H 2 O + ½ O 2 A.E = 18.16 kkal/mol Kollaidal platin A.E= 11.71 kkal/mol Katalaz A.E = 1.91 kkal/mol Enzimlerin Yapısı Basit enzimler: Pepsin,

Detaylı

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler

Detaylı

Enzimler Enzimler metabolizma reaksiyonlarını hızlandıran moleküllerdir. Katalitik RNA moleküllerinin küçük bir grubu hariç, bütün enzimler

Enzimler Enzimler metabolizma reaksiyonlarını hızlandıran moleküllerdir. Katalitik RNA moleküllerinin küçük bir grubu hariç, bütün enzimler Enzimler Enzimler metabolizma reaksiyonlarını hızlandıran moleküllerdir. Katalitik RNA moleküllerinin küçük bir grubu hariç, bütün enzimler proteindir. Katalitik aktiviteleri doğal protein konformasyonunun

Detaylı

ENZİMLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ - II. Doç Dr. Nurzen SEZGİN

ENZİMLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ - II. Doç Dr. Nurzen SEZGİN ENZİMLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ - II Doç Dr. Nurzen SEZGİN bstrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate Enzyme substrate

Detaylı

21.11.2008. I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI.

21.11.2008. I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI. Hazırlayan: Sibel ÖCAL 0501150027 I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI. Eksikliği 1 2 Pantotenik asit (Vitamin

Detaylı

www.demiraylisesi.com

www.demiraylisesi.com YÖNETİCİ MOLEKÜLLER C, H, O, N, P atomlarından meydana gelir. Hücrenin en büyük yapılı molekülüdür. Yönetici moleküller hücreye ait genetik bilgiyi taşır, hayatsal faaliyetleri yönetir, genetik bilginin

Detaylı

6. glikolizde enerji kazanım hesaplamalarında; Substrat düzeyinde -ATP üretimi yaklaşık yüzde kaç hesaplanır? a. % 0 b. % 2 c. % 10 d. % 38 e.

6. glikolizde enerji kazanım hesaplamalarında; Substrat düzeyinde -ATP üretimi yaklaşık yüzde kaç hesaplanır? a. % 0 b. % 2 c. % 10 d. % 38 e. www.lisebiyoloji.com ayxmaz/biyoloji Test Çoktan Seçmeli 1. Hangi terim moleküllerin parçalanması ile açığa çıkan enerjinin depolandığı metabolik yolları ifade eder? a. anabolik yollar b. Katabolik yollar

Detaylı

6. glikolizde enerji kazanım hesaplamalarında; Substrat düzeyinde -ATP üretimi yaklaşık yüzde kaç hesaplanır? a. % 0 b. % 2 c. % 10 d. % 38 e.

6. glikolizde enerji kazanım hesaplamalarında; Substrat düzeyinde -ATP üretimi yaklaşık yüzde kaç hesaplanır? a. % 0 b. % 2 c. % 10 d. % 38 e. www.lisebiyoloji.com ayxmaz/biyoloji Test Çoktan Seçmeli 1. Hangi terim moleküllerin parçalanması ile açığa çıkan enerjinin depolandığı metabolik yolları ifade eder? a. anabolik yollar b. Katabolik yollar

Detaylı

2008-2009 Güz Yarı Dönemi

2008-2009 Güz Yarı Dönemi BİY315 ENZİMLER Yrd. Doç. Dr. Ebru SAATÇİ 2008-2009 Güz Yarı Dönemi ENZİMLER Canlılarda meydana gelen biyokimyasal reaksiyonları gerçekleştiren katalizörlere enzim denir.enzimler yapı olarak iki kısımda

Detaylı

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu)

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D. Yağ Asitleri Uzun karbon zincirine sahip

Detaylı

ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM

ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM Hücreler iş yapabilmek için enerjiye gereksinim duyarlar. Enerji ekosisteme güneş enerjisi yoluyla gelir ve ototrof canlılar sayesinde güneş enerjisi besinlerdeki kimyasal bağ

Detaylı

Yağ Asitlerinin β Oksidayonu. Prof. Dr. Fidancı

Yağ Asitlerinin β Oksidayonu. Prof. Dr. Fidancı Yağ Asitlerinin β Oksidayonu Prof. Dr. Fidancı Yağ Asitlerinin Beta Oksidasyonu Yağ asitlerinin enerji üretimi amacı ile yıkımında (yükseltgenme) en önemli yol β oksidasyon yoldudur. β oksidasyon yolu

Detaylı

ÜNİTE 9. Enzimler. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler

ÜNİTE 9. Enzimler. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler ÜİTE 9 Enzimler Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Enzimlerin yapısını ve enzimlerle ilgili terimleri öğrenecek, Enzimlerin isimlendirilmesini ve özgüllüğünü bilecek, Enzim aktivitesini açıklayabilecek,

Detaylı

LYS BÝYOLOJÝ. Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý

LYS BÝYOLOJÝ. Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý LYS BÝYOLOJÝ Soru Çözüm Dersi Kitapçığı 1 (MF) Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý Bu yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm haklarý bry Birey

Detaylı

Hücreler Enerjiyi Nasıl Elde Eder?

Hücreler Enerjiyi Nasıl Elde Eder? Hücreler Enerjiyi Nasıl Elde Eder? MBG 111 BİYOLOJİ I Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER Ekosistem ve Enerji Ekosistemde enerjinin akışı güneş ışığı ve ısı şeklinde gözlenir. Tam tersine canlı hücrelerde

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER

KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER Biyokimyasal olarak önemli reaksiyon türleri Canlı hücredeki reaksiyonların çoğu, beş genel kategoriden birine uyar: 1) Fonksiyonel grup transferi 2) Oksidasyon

Detaylı

ÜNİTE 7 : HÜCRESEL SOLUNUM

ÜNİTE 7 : HÜCRESEL SOLUNUM ÜNİTE 7 : HÜCRESEL SOLUNUM Yaşam için gerekli enerjinin tümü güneşten gelir.güneşte hidrojen füzyonla helyuma dönüşür ve ışık üretilir.yeşil bitkiler güneş ışığının enerjisini fotosentezle glukozdaki kimyasal

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler)

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Biyokimya Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Bölüm 1: Biyokimya ve önemi: 1. Biyokimya tanımı, önemi ve boyutsal

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

Enzimler, reaksiyon hızlarını büyük oranda artıran ve bunu mükemmel bir. seçicilikle yapan proteinlerden oluşan biyolojik katalizörlerdir.

Enzimler, reaksiyon hızlarını büyük oranda artıran ve bunu mükemmel bir. seçicilikle yapan proteinlerden oluşan biyolojik katalizörlerdir. MIT OpenCourseWare http://ocw.mit.edu 5.60 Thermodinamik ve Kinetik Bahar 2008 Bu malzemelere atıfta bulunmak veya kullanım şartlarını öğrenmek için http://ocw.mit.edu/terms sitesini ziyaret ediniz Okuma

Detaylı

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ Prof. Dr. Bektaş TEPE Canlıların Savunma Amaçlı Kimyasal Üretimi 2 Bu ünite ile; Canlılık öğretisinde kullanılan kimyasal kavramlar Hiyerarşi düzeyi Hiyerarşiden sorumlu atom

Detaylı

Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler

Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler Canlılardaki Organik Bileşikler: Canlı vücudunda biyosentez reaksiyonları sonuncu oluşturulan maddelerdir. Organik moleküllerin vücutta çeşitli

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ B FOTOSENTEZ : 1 Güneş Enerjisinin Dönüştürülüp Depolanması 2 Fotosentez Olayı (Karbondioksit Özümlemesi) 3 Fotosentez Hızını Etkileyen

Detaylı

Redoks Kimyasını Gözden Geçirme

Redoks Kimyasını Gözden Geçirme Redoks Kimyasını Gözden Geçirme I. Yükseltgenme Durumu ya da Sayısı Bir bileşiğin yükseltgenme durumu ya da sayısı, ne derece yükseltgenmiş (elektronca fakir) ya da indirgenmiş (elektronca zengin) bir

Detaylı

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL Fotosentez FOTOSENTEZ Işık enerjisinin kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesidir. Yeşil yapraklı bitkilerin inorganik maddelerden (H 2 O, CO 2 ), ışık enerjisi ve klorofil yardımı ile organik besin

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

Biyoloji sözlüğü. Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik. maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü.

Biyoloji sözlüğü. Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik. maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü. Biyoloji sözlüğü -A- Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü. Belirli çevre koşullarında canlının yaşama ve üreme şansını arttıran kalıtsal

Detaylı

ayxmaz/lisebiyoloji.com

ayxmaz/lisebiyoloji.com Adı/Soyadı: Sınıf/No: / Fotosentez İnceleme Çalışma 1. Verilen terimleri kullanarak aşağıdaki ifadeleri tamamlayın. A.Terimler: Klorofil, Kloroplast, Mavi ve kırmızı ışık dalgalarının,yeşil ışık dalgalarının,

Detaylı

KİMYASAL ENERJİ ve HAYAT ÜN TE 1

KİMYASAL ENERJİ ve HAYAT ÜN TE 1 ÜN TE (Adenozin Trifosfat) Hücrenin enerji kaynağıdır. Yapısında bulunan elementler; C, H, O, N ve P dir. Yapı taşları: P P ¾ 3 tane fosforik (H3 4 ) P tane 5C lu şeker (Riboz) tane Azotlu organik baz

Detaylı

METABOL ZMA. Metabolizmanın amacı nedir?

METABOL ZMA. Metabolizmanın amacı nedir? METABOL ZMA Canlıda olu an ve devam eden fiziksel ve kimyasal olayların tümüne birden metabolizma adı verilmektedir Ara metabolizma, katabolizma ve anabolizma olmak üzere iki faz içerir; bu iki faz arasındaki

Detaylı

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ İNORGANİK BİLEŞİKLER Su ORGANİK BİLEŞİKLER GÖREVLERİNE GÖRE

Detaylı

BĠYOKĠMYA DOÇ. DR. MEHMET KARACA

BĠYOKĠMYA DOÇ. DR. MEHMET KARACA BĠYOKĠMYA DOÇ. DR. MEHMET KARACA TANIMLAR GLĠKOLĠZ: (LĠZ LEZYON (LYSIS), YIKAMA, PARÇALAMA ANLAMINDADIR). Glikoliz hücrede sitozolde gerçekleģir. Glikoliz olayı hem aerobik hem de anaerobik organizmalarda

Detaylı

Hücresel Enerji Sistemleri. Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER

Hücresel Enerji Sistemleri. Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER Hücresel Enerji Sistemleri I-II Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER Metabolizma Vücudun temel işlevlerini devam ettirebilmek için kullanılan enerji miktarıdır. Enerji değişimi içeren tepkimeler; Katabolik: Enerji

Detaylı

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir.

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir. 5.111 Ders Özeti #25 Yükseltgenme/İndirgenme Ders 2 Konular: Elektrokimyasal Piller, Faraday Yasaları, Gibbs Serbest Enerjisi ile Pil-Potansiyelleri Arasındaki İlişkiler Bölüm 12 YÜKSELTGENME/İNDİRGENME

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

BÖLÜM - 10 METATABOLİZMAYA GİRİŞ

BÖLÜM - 10 METATABOLİZMAYA GİRİŞ BÖLÜM - 10 METATABOLİZMAYA GİRİŞ 7.1- GENEL BAKI. Canlı organizmalar, kendilerini yenilemek, gelişmek ve üremek için kimyasal maddelere gereksinim duyarlar. Çünkü organizmanın tamamı kimyasal maddelerden

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

SINIF. Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri TEST

SINIF. Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri TEST 9. SINIF B Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri 1. Bilim ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır? A) Objektif düşünebilmeyi gerektirir. B) Mutlak

Detaylı

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ Bir fabrikanın çalışması ve üretimi için nasıl işçilere ve makinalara ihtiyaç varsa canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için de enerjiye ihtiyaçları vardır. Enerji, bir

Detaylı

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU Suyun polaritesinin etkileri Su molekülünün polar olması hidrojen bağlarının oluşmasına neden olur. 2 Su molekülü Oldukça basit yapılıdır. Tekli bağla bağlı olup

Detaylı

Kolesterol Metabolizması. Prof. Dr. Fidancı

Kolesterol Metabolizması. Prof. Dr. Fidancı Kolesterol Metabolizması Prof. Dr. Fidancı Kolesterol oldukça önemli bir biyolojik moleküldür. Membran yapısında önemli rol oynar. Steroid hormonların ve safra asitlerinin sentezinde öncül maddedir. Diyet

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

KARBOHİDRATLAR. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ

KARBOHİDRATLAR. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ KARBOHİDRATLAR Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ Karbohidratlar (CHO) şeker, nişasta, glikojen ve selüloz olarak canlılar aleminde en geniş yeri kaplayan makromoleküllerdir. İnsanlar, hayvanlar ve mikroorganizmalar

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ E BİLEŞİKLER VE FRMÜLLERİ (4 SAAT) 1 Bileşikler 2 Bileşiklerin luşması 3 Bileşiklerin Özellikleri 4 Bileşik Çeşitleri 5 Bileşik

Detaylı

Cuma materyallerinden. Le Châtelier İlkesi: Denge halindeki bir sisteme dış etki uygulandığı zaman, denge dış etkiyi şekilde davranır.

Cuma materyallerinden. Le Châtelier İlkesi: Denge halindeki bir sisteme dış etki uygulandığı zaman, denge dış etkiyi şekilde davranır. 35.1 5.111 Ders 35 Kinetik Konu: Kataliz Bölüm 13 (kısım 13.14-13.15) Cuma materyallerinden Le Châtelier İlkesi: Denge halindeki bir sisteme dış etki uygulandığı zaman, denge dış etkiyi şekilde davranır.

Detaylı

25.03.2015. 1. Glukoz - 6 Fosfataz enzim eksikliğinde hangi glikojen depo hastalığı oluşur?

25.03.2015. 1. Glukoz - 6 Fosfataz enzim eksikliğinde hangi glikojen depo hastalığı oluşur? 1. Glukoz - 6 Fosfataz enzim eksikliğinde hangi glikojen depo hastalığı oluşur? a. Tıp II - Pompe hastalığı b. Tip III - Forbes - Cori Hastalığı c. Tip I- Von Gierke Hastalığı d.tıp V- Mc Ardle Hastalığı.

Detaylı

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 8. Hafta (04.04.

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 8. Hafta (04.04. Laboratuvar Tekniği Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 8. Hafta (04.04.2014) 1 6. Haftanın Ders İçeriği Bazı Temel Kavramlar Şekerlerin Tayini Enzimlerin

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

Fotosentez Mekanizması

Fotosentez Mekanizması Fotosentez Mekanizması Tüm bitkilerin fotosentezde gerçekleşen ortak süreç C 3 yolu 5 karbonlu ribulose difosfat bir karbondioksit (CO2) ekleyerek altı karbonlu (6C) kararsız bileşik oluşur. Bu tepkime

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN KARBONHİDRATLAR Normal diyet alan kişilerde enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanır. Bitkiler karbonhidratları fotosentez yoluyla güneş ışığının yardımıyla karbondioksit ve sudan yararlanarak klorofilden

Detaylı

12-A. Alt Bilim Dalları TEST

12-A. Alt Bilim Dalları TEST 12-A B TEST 1 Alt Bilim Dalları 1. Aşağıda biyolojiye ait bazı alt bilim dallarının görevleri verilmiştir. X : Doku ve organların çalışmasını, işlevini inceleyen bilim dalıdır. Y : Canlılardaki yapıların

Detaylı

Termal Genleşme İdeal Gazlar Isı Termodinamiğin 1. Yasası Entropi ve Termodinamiğin 2. Yasası

Termal Genleşme İdeal Gazlar Isı Termodinamiğin 1. Yasası Entropi ve Termodinamiğin 2. Yasası Termal Genleşme İdeal Gazlar Isı Termodinamiğin 1. Yasası Entropi ve Termodinamiğin 2. Yasası Sıcaklık, bir gaz molekülünün kütle merkezi hareketinin ortalama kinetic enerjisinin bir ölçüsüdür. Sıcaklık,

Detaylı

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON Hijyenin Tanımı ve Önemi... 1 Sanitasyon Tanımı ve Önemi... 1 Kişisel Hijyen... 2 Toplu Beslenme Sistemlerinde (TBS) Hijyenin Önemi... 3 Toplu Beslenme Sistemlerinde

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

2- IŞIK ENERJİSİ: Yeryüzünün ışık kaynağı güneştir. Beyaz bir ışık prizmada kırıldığında mordan kırmızıya doğru renkler oluşur. GÜNEŞ IŞINIM ENERJİSİ

2- IŞIK ENERJİSİ: Yeryüzünün ışık kaynağı güneştir. Beyaz bir ışık prizmada kırıldığında mordan kırmızıya doğru renkler oluşur. GÜNEŞ IŞINIM ENERJİSİ CANLILARDA ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ Enerji ve Enerji Çeşitleri: Enerji, iş yapabilme kapasitesi yani maddenin yerçekimi ve sürtünme gibi zıt güçlere karşı hareket oluşturma yeteneğidir. Temel enerji kaynağı güneştir.

Detaylı

EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP

EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP EGZERSİZDE VE SONRASINDA ATP - CP Tüm vücut hücrelerinde enerji oluşumu adenozin trifosfat (ATP) molekülü vasıtasıyla gerçekleşir. Hücre içinde ATP depo halde bulunur ve sınırlı miktardadır. Ancak, yapılan

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

Enjeksiyonluk Çözelti Veteriner Vitamin

Enjeksiyonluk Çözelti Veteriner Vitamin Prospektüs Betakin sarı renkli, berrak çözelti olup, her ml'si 5 mg Thiamin HC1 (Vit. B,), 2 mg Riboflavin (Vit. B 2 ), 2 mg Pridoksin HC1 (Vit. B 6 ), 4 mcg Siyanokobalamin (Vit B] 2 ), 20 mg Niasin,

Detaylı

SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME. Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu

SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME. Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu SPOR FİZYOLOJİSİ I. KADEME Doç.Dr.Mitat KOZ Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Ders İçeriği Enerji Sistemleri (2 saat) İş, güç, enerji tanımları ve ilişkileri Aerobik enerji yolu Anaerobik

Detaylı

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ 3 farklı enerji sistemi Acil enerji sistemi Kısa süreli enerji sistemi Uzun süreli enerji sistemi Acil enerji ATP -------------> ADP Creatine + ADP ------------>

Detaylı

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ

EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ ENERJİ KAYNAKLARI DOÇ.DR.MİTAT KOZ 3 farklı enerji sistemi Acil enerji sistemi Kısa süreli enerji sistemi Uzun süreli enerji sistemi Acil enerji ATP -------------> ADP Creatine + ADP ------------>

Detaylı

Karbohidratlar. Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

Karbohidratlar. Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Karbohidratlar Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar Karbonhidratlar q Doğada en bol bulunan organik moleküllerdir.

Detaylı

Karbohidratlar 02.04.2012. Karbonhidratlar. Sınıflandırılması q. Sınıflandırılması. q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar

Karbohidratlar 02.04.2012. Karbonhidratlar. Sınıflandırılması q. Sınıflandırılması. q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar Karbohidratlar Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Karbonhidratlar q Doğada en bol bulunan organik moleküllerdir.

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi KİMYASAL DENKLEMLER İki ya da daha fazla maddenin birbirleri ile etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özelliklerde bir takım ürünler meydana getirmesine kimyasal olay, bunların formüllerle gösterilmesine

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından 2014 2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 9. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Ödevin Veriliş Tarihi:12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 1.Aşağıda verilen özelliklerden hangisi canlılarda

Detaylı

Fitik asit gıdaların fonksiyonel ve besinsel özellikleri üzerine önemli etkileri olan doğal bileşenlerin kompleks bir sınıfını oluşturmaktadır.

Fitik asit gıdaların fonksiyonel ve besinsel özellikleri üzerine önemli etkileri olan doğal bileşenlerin kompleks bir sınıfını oluşturmaktadır. FİTİK ASİT İN BESLENMEDEKİ ÖNEMİ FİTİK ASİT NEDİR? Fitik asit gıdaların fonksiyonel ve besinsel özellikleri üzerine önemli etkileri olan doğal bileşenlerin kompleks bir sınıfını oluşturmaktadır. Birçok

Detaylı

BĐTK TKĐLER NASIL BESLENĐR???

BĐTK TKĐLER NASIL BESLENĐR??? BĐTK TKĐLER NASIL BESLENĐR??? ÖĞRETĐMDE PLANLAMA ve DEĞERLENDĐRME GÜNLÜK YAŞAM OLAYLARI DERSĐN SORUMLUSU: PROF.DR.ĐNCĐ MORGĐL HAZIRLAYAN:ESRA ÇECE NUMARA:20338465 HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ ANKARA 2008 GÜNLÜK

Detaylı

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat LOGO ĐÇERĐK Tarihsel Bakış B6 Vitamininin Genel Özellikleri Kimyasal Ve Biyolojik Fonksiyonları Biyokimyasal Fonksiyonları YRD. DOÇ. DR. BEKİR ÇÖL SUNAN: DUYGU BAHÇE Emilim, Transport ve Metabolizma İmmün

Detaylı

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19 İÇİNDEKİLER 1. BİTKİ HÜCRELERİNİN YAPISI... 1 1.1. BİTKİ HÜCRELERİ VE YAPISI... 1 1.1.1. Meristematik Bitki Hücresi... 2 1.1.2. Olgun Bitki Hücresi... 3 1.1.3. Odunsu Bitki Hücresi... 4 1.1.4. Otsu Bitki

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif

Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif formu, fosforik asitle yaptığı esterlerdir Glukoz, galaktoz

Detaylı

Mineral Maddeler (1)

Mineral Maddeler (1) Mineral Maddeler Mineral Maddeler (1) Mineral maddeler topraktan kökler yoluyla su ile birlikte suda erimiş olarak ve çok azı da havadan alınan besin maddeleridir. C, O ve H; havadan CO 2 olarak ve sudan

Detaylı

BİYOLOJİK OKSİDASYON. Doç.Dr.Remisa GELİŞGEN

BİYOLOJİK OKSİDASYON. Doç.Dr.Remisa GELİŞGEN BİYOLOJİK OKSİDASYON Doç.Dr.Remisa GELİŞGEN OKSİDASYON-REDÜKSİYON REAKSİYONLARI Elektronların bir atom veya molekülden bir diğerine geçişleri redoks reaksiyonu olarak adlandırılmaktadır. Redoks : e-transferi

Detaylı

Enzimlerin Tanımı ve Özellikleri. Dr. Akın Yeşilkaya 2014-2015 Eğitim Dönemi

Enzimlerin Tanımı ve Özellikleri. Dr. Akın Yeşilkaya 2014-2015 Eğitim Dönemi Enzimlerin Tanımı ve Özellikleri Dr. Akın Yeşilkaya 2014-2015 Eğitim Dönemi Amaç Biyokimyasal katalizörlerin yapısını ve fonksiyonunu tanımlamak Enzimatik reaksiyonların kinetiği kullanılarak özelliklerini

Detaylı

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA PROGRAM KOORDİNATÖRÜ Prof. Dr. Güldal MEHMETÇİK, gmehmetcik@neu.edu.tr YÜKSEK LİSANS DERSLERİ EBM 600 Uzmanlık Alanı Dersi Z 4 0 4 EBM 601 Biyokimya I S 3 0 3 EBM 602 Biyokimya I Laboratuvar S 0 3 1 EBM

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

Biyogaz Temel Eğitimi

Biyogaz Temel Eğitimi Biyogaz Temel Eğitimi Sunanlar: Dursun AYDÖNER Proje Müdürü Rasim ÜNER Is Gelistime ve Pazarlama Müdürü Biyogaz Temel Eğitimi 1.Biyogaz Nedir? 2.Biyogaz Nasıl Oluşur? 3.Biyogaz Tesisi - Biyogaz Tesis Çeşitleri

Detaylı

AMİNO ASİTLER. COO - H 3 N + C a H R

AMİNO ASİTLER. COO - H 3 N + C a H R AMİNO ASİTLER AMİNO ASİTLER H 3 N + C a H R a-amino Asit (AA) Yapılarında Amino (-NH 3 + ) grubu Karboksil (- ) grubu Yan zincir ( R ) taşıyan organik bileşiklerdir (a-amino karboksilik asitler) Kısa zincirli

Detaylı

Yarışma Sınavı A ) B ) C ) D ) E ) 5 30 C deki 10 g suyun 100 C de buhar olması A ) 5,4 B ) 6,1 C ) 6,7 D ) 4,7 E ) 0,7

Yarışma Sınavı A ) B ) C ) D ) E ) 5 30 C deki 10 g suyun 100 C de buhar olması A ) 5,4 B ) 6,1 C ) 6,7 D ) 4,7 E ) 0,7 1 şağıdakilerden hangisi yanlıştır? 4 Bir cismin hızının birim zamandaki değişimine o cismin ivmesi denir. 1 kg kütleli cisme 1 m/s 2 lik ivme veren kuvvet 1 Newton'dur Bir cismin üzerine etki eden toplam

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ)

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ) T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3

Detaylı

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM HÜCRE ZARINDA TAŞINIM Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ YDÜ TIP FAKÜLTESİ BİYOFİZİK AD Küçük moleküllerin zardan geçişi Lipid çift tabaka Polar moleküller için geçirgen olmayan bir bariyerdir Hücre içindeki suda

Detaylı

Kolesterol Metabolizması. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D.

Kolesterol Metabolizması. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D. Kolesterol Metabolizması Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D. Steroidler Steroidlerin yapı taşı birbirine yapışık 4 halkalı karbon iskelehdir, bu yapı

Detaylı