İçindekiler BİRLİK DERGİSİ. 2 Saygıdeğer TESUD Ailesi Em.Tümg. Melih TUNCA SEN BEN YOK, BİZ VARIZ. Sayı: 198 Ekim-Kasım-Aralık 2012

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İçindekiler BİRLİK DERGİSİ. 2 Saygıdeğer TESUD Ailesi Em.Tümg. Melih TUNCA SEN BEN YOK, BİZ VARIZ. Sayı: 198 Ekim-Kasım-Aralık 2012"

Transkript

1 BİRLİK DERGİSİ Sayı: 198 Ekim-Kasım-Aralık 2012 Yayın Sahibi TESUD Genel Merkezi Adına İmtiyaz Sahibi, Başyazar ve Genel Yayın Yönetmeni Melih TUNCA (Em. Tümg.) Tel: (0312) / 119 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa ÖZMEN (Em. Tuğg.) Tel: (0312) / 118 Basın Yayın Başkanı ve Dergi Müdürü Haluk SEÇKİN (Em. P.Alb.) Tel: (0312) / 121 SEN BEN YOK, BİZ VARIZ 2 Saygıdeğer TESUD Ailesi Em.Tümg. Melih TUNCA İçindekiler Menemen (Kubilay) Olayı Em.Tnk.Alb.İzzettin ÇOPUR Duygusal ve Bilişsel Zeka Em.Alb. Necip BELEN Balkan Savaşları 100 üncü Yılı Em.Tuğg. Mustafa ÖZMEN Dostluğun Temeli,Erdeme Duyulan Sevgi ve Saygı Araştırmacı Yazar Hüseyin ÖNDER Vermek ve Almak Üzerine TESUD Bas.Yay.Bşk.lığı Dergi Sorumlusu ve Görsel Tasarım Fevziye ACIÖZ Tel: (0312) / 124 Yayın İdare Merkezi Türkiye Emekli Subaylar Derneği Selanik Cad. No: 34/ Kızılay / ANKARA Web: Belgegeçer (Faks): (0312) E-posta: Emeklilik:Yeni bir Başlangıç Halit YILDIRIM Mirasçılık ve Veraset İşlemleri TESUD Hukuk Müşaviri O.Gülşen UZ Sivilleşme Budur TESUD Bas.Yay.Bşk.lığı Yayın İdare Merkezi Tel (0312) Yayın Türü Yerel Süreli Yayın Basımcı Sonsöz Gazetecilik Matbaacılık Reklamcılık İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti. İvedik OSB. Matbaacılar Sitesi 35. nci Cadde No:56-58 Yenimahalle/ANKARA Tel:(0312) Belgegeçer (Faks): (0312) Basım Tarihi (Gün / Ay/ Yıl) Yeri 21/12/2012 ANKARA Dergimizde yayınlanan yazılar yazı sahibinin düşüncesini yansıtır, TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ ni hiçbir suretle bağlamaz. 3 ayda bir yayınlanır. Gönderilen yazı ve resimler basılsın, basılmasın iade edilmez. Yazılar için telif hakkı ödenmez.para ile satılmaz. Aidatını ödeyen üyelerimize parasız gönderilir. Reklam sayfalarının içeriği konusunda bütün sorumluluk reklam verene aittir. ISSN: BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN Dünya Gaziler Federasyonu Em.Kur.Alb.Vedat YÜKSEL Koca Çınar Em.P.Yb. Adnan AKAN TESUD Şube Etkinlikleri Karikatür Em.P.Kd.Alb. Mehmet Saim BİLGE Birlik Dergisi 2012 Dönemi Yazarlarımız TESUD Bas.Yay.Bşk.lığı Birlik Dergisinden Üyelere Duyuru TESUD Bas.Yay.Bşk.lığı Aramızdan Ayrılanlar Birlik, Sayı: 198 Ekim-Kasım-Aralık

2 Melih TUNCA Em.Tümg. TESUD Genel Başkanı Saygıdeğer TESUD Ailesi, 2012 yılının bu son dergisi (198 inci sayı) ile tekrar sizlerle birlikte olmaktan, duygu ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşmaktan dolayı duyduğumuz mutluluğu belirterek satırlarıma başlamak istiyorum. Bilindiği üzere, TESUD Genel Merkez Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu Başkan ve Üyeleri olarak Nisan 2010 tarihlerinde yapılan TE- SUD 14 üncü Olağan Genel Kurul Toplantısı sonucunda sizlerin teveccühleriyle bu anlamlı görevi üstlenmiş bulunmaktayız. 05 Nisan 2013 tarihinde başlaması planlanan 15 inci Olağan Genel Kurul Toplantısına az bir sürenin kaldığı bu günlerde, TESUD Genel Merkezinin Yönetimini üstlenen bizler ; derneğimizin yürürlükteki mevzuatı çerçevesinde yönetilmesi için azami hassasiyeti göstermek suretiyle bizlerden sonra bu görevi devralacak arkadaşlarımıza mümkün olduğunca sorunsuz bir görev teslim etmenin gayreti içerisinde olduğumuzu belirtmek isteriz yılı sonu itibariyle görevimiz süresince aşağıda özetlenen bazı icraatlarımız hakkında üyelerimizin birkez daha bilgilendirilmesinin uygun olacağını değerlendirmekteyiz ; - Görevin devralınmasını müteakip, yapılan planlama çerçevesinde Şubelerimiz yerinde ziyaret edilerek görüş alışverişinde bulunulmuş, sorunları bulunan Şubelerimizin karşı karşıya kaldıkları sıkıntılara göre gerekli işlemler yapılmış, bu bağlamda dönemimizde Gelibolu, Konya, Lüleburgaz, Edremit, Manisa, Narlıdere Şubelerimiz ile Bostancı ve Topkapı Temsilciliklerimiz kapanmak durumunda kalmış, Foça Temsilciliğimiz açılmış, - Mayıs 2010 tarihi itibariyle olan üye sayımız, Temmuz 2012 tarihi itibariyle olmuş, - Üyelerimizin değişik konularda karşılaştığı sorunlar (kamp tahsisi, orduevi bandrol ücreti, akıllı kart / günü birlik giriş kartı değişiklik teklifleri, askeri hastaneler ile ilgili hususlar, temsil/görev tazminatı konusu, SGK ile ilgili konular vb.) ilgili makamlara iletilmiş, sonuçlanmayan konular takip listesine alınmış, - Üyelerimiz için Memnuniyet, İyileştirme ve Yönetim Anketi hazırlanmış ve alınan cevaplar değerlendirilerek gerekli girişimler başlatılmış, - TESUD İnternet Sitesi yenilenmiş ve güvenli ortamda üye girişine imkân sağlanmış, - Devre ve TESUD Şube Başkanları Toplantıları icra edilerek, ulaşılan sonuçlar ilgili makamlar ile üyelerimize iletilmiş ve takip listesine alınmış, - Türkiye nin Kendi Koşulları ve Durumu Çerçevesinde, Milli Güvenlik İle İlgili Konular, Kurumlar, Kurumlar Arası İlişkiler Yeni Anayasa Ça- 2

3 lışmalarında Nasıl Yer Almalı temalı Anayasa Paneli düzenlenmiş, Panel Sonuç Raporu ilgili makamlara iletilmiş, - Tutuklu / Hükümlü meslekdaşlarımızın maruz kaldıkları mağduriyeti gündeme getirmeye yönelik faaliyetlere, derneğimizin mevzuatı ve mesleki dayanışmamız çerçevesinde yardımcı olunmaya özen gösterilmiş, kendileri bir plan dahilinde ziyaret edilerek, bu konularda gerekli kamuoyu bilgilendirmeleri yapılmış, - Ayrıca, bu konuda kamuoyunun aydınlatılması maksadıyla, özellikle Anıtkabir / Ankara da ve Maçka / İstanbul da toplantılar düzenlenmiş ve diğer benzer toplantılar için bilgilendirmeler yapılmış, - Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi ve Bu Mücadelede TMT nin Yeri konulu uluslararası sempozyuma katkı sağlanmış, - KKTC Emekli Subaylar Derneğinin, WVF (Dünya Eski Muharipler Federasyonu) ye katılımı için gerekli çalışmalar yapılmış ve bu konuda olumlu mesafe alınmış, - Türkiye Emekliler Günü kutlamaları kapsamında, 30 Haziran tarihinin (Atatürk ün emekliye ayrıldığı tarih); Dünya Emekliler Günü olarak kabul edilmesine ilişkin BM Genel Sekreterliğine teklifde bulunulmuş, - TESUD İç Çalışma Yönetmeliği ve TESUD İç Denetim Yönergesi hazırlanarak yürürlüğe konulmuş, TESUD Tüzüğünün güncellenmesi çalışmaları sonuçlanma aşamasına getirilmiş, - TESUD ile MSB arasında protokol kapsamında kiralanan gayrimenkullerin kira bedellerinin ne şekilde ödeneceği konusunda bir sulh protokolu imzalanmış, - TESUD logosu, Türk Patent Enstitüsü ne müracaat edilerek tescil ettirilmiştir. - Ayrıca, son zamanlarda, bazı basın organlarında kendisini emekli TSK mensubu olarak belirten kişi / kişilerin TESUD u hedef alan eleştirilerine yer verilmiş olup, bu basın organlarına gerekli bilgilendirmeler yapılmış, TESUD un kendisinden bilgi talep eden her kişiyi bilgilendirdiği, ancak bu tür kişi / kişilerin yanlış bilgilerle basını da kullandığı, basının bu tür konularda öncelikle kendisinin de objektif bir araştırma yaparak kamuoyunu doğru bilgilendirmesinin uygun olacağı, aksi takdirde saygınlığına gölge düşeceği ifade edilmiştir. Kamuoyu, Devre Başkanlarımız ve Üyelerimiz de bu konuda bilgilendirilmiş olup, dergimizin bu sayısında ve TESUD İnternet Sitemizde de de yer almıştır. Değerli TESUD Ailesi ; ülkemizin bulunduğu kritik coğrafya tarih boyunca bütün devletlerin ve milletlerin dikkatini çekmiş, iştahını kabartmış, bu uğurda nice kanlar dökülmüş, dökülmeye de devam etmektedir. Merkezi bölge olarak adlandırılan bu bölgede birlik ve beraberlik içinde olmayan devlet ve milletlerin ağır yaralar almaları kaçınılmazdır. Bu konuda milletçe bizlere düşen tarihi görev, birlik ve beraberlik içerisinde Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının emanet etmiş olduğu vatanımıza sahip çıkmak, onu korumak ve kollamak, bizden sonraki nesillere aynı şekilde teslim etmektir. Bu duygu ve düşüncelerle; TESUD Ailesine, meslektaşlarımıza ve TESUD a gönül veren tüm dostlarımıza saygı ve sevgilerimizi sunuyor,yeni yılınızı kutluyoruz. 3

4 Menemen de Kubilay ın [1] 23 Aralık 1930 tarihinde şehit edilmesine neden olan irtica olayı, İstanbul da Erenköy Ziya Paşa Köşkü nde ikamet eden 84 yaşındaki Nakşibendî tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat ile oğlu Mehmet Ali tarafından hazırlanmış, Manisa Askerî Hastanesi imamlığından emekli olan Laz İbrahim Hoca tarafından da teşvik ve tahrik edilmiş, mürteci Derviş Mehmet ve adamlarınca da hunharca icra edilmiştir. Şeyh Esat ve tarikatının amacı; Cumhuriyet Hükümeti ni yıkmak, Atatürk ilke ve inkilaplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını sağlamaktı. Menemen olayında önemli etkinliği olan Laz İbrahim Hoca, olaydan önce Erbilli Şeyh Esat tarafından Manisa ya sözde baş Halife olarak atanmıştır. Anılan şahıs, Manisa ve civarındaki ilçe ve köylerde Nakşibendî tarikatını yaymaya çalışmış; ayrıca, Cumhuriyet rejimi ve inkılâplar aleyhinde konuşmalar yapmıştır. Dolayısıyla irticaî hareketlerin oluşmasına ön ayak olmuştur. Laz İbrahim Hoca tarikatın bir toplantısında da Kubilay ı şehit eden Giritli Derviş Mehmet in Mehdîliğini ilân etmişti. [2] Kubilay olayının elebaşısı olan Mehdî Derviş Mehmet ve gerici grubu, 06 Aralık 1930 Cumartesi günü akşamı Manisa da tatlıcı Hüseyin in evinde yaptıkları son toplantıda, Menemen de gerçekleştirecekleri irtica eyleminin planını hazırlamışlardı. İrtica grubu, Manisa dan hareket ederek Paşaköy, Sümbüller ve Bozalan köylerinden temin ettikleri silahlarla birlikte 23 Aralık 1930 Salı günü sabahı Menemen den gelmiş ve buradaki Müftü (Köseköy- Kesikköy) mescidine girmişlerdir. Mürtecilerden mescitte mihraba asılı bulunan (üzerinde Lâ İlâhe illallah inna fetahneke suresi yazılı) yeşil bayrağı alarak birlikte olayın cereyan ettiği Belediye Meydanı na gelinmiş ve orada bulunan halka... MENEMEN (KUBİLAY) OLAYI (23 ARALIK 1930) İzzettin ÇOPUR Em.Tank.Alb. TESUD Üyesi Din elden gidiyor, kâfirler bizi dinimizden ayırmaya çalışıyor, şapka giymeye zorluyorlar.. diyerek esnafı dükkânlarını kapatmaya ve kendilerine katılmaya zorlamışlardır. Mehdî Derviş Mehmet, ayrıca, Kendisinin peygamber olarak geldiğini, şeriatı yerine getireceğini, Menemen in Müslüman (Bazı yayınlarda Arap askeri, bazı yayınlarda Halife Ordusu tabiri kullanılmaktadır) tarafından kuşatıldığını, Şeriat bayrağı altına girmelerini, girmeyen- Şehit Piyade Asteğmen Mustafa F. KUBİLAY lerin kılıçtan geçirileceğini, askerin silah atamayacağını, kendilerine top ve merminin işlemeyeceğini ifade ederek halkı ayaklandırmıştır. [3] Mürteci grubunun meydandaki bu eylemlerine Menemen Jandarma Bölük Komutanı Yzb. Fahri Bey müdahale ederek dağılmalarını istemiş, ancak bu gerici ve yobaz grubu ile orada bulunan halk dağılmamıştır. O sırada Giritli Derviş Mehmet ise Yzb. Fahri ye Ben Mehdîyim. Şeriatı ilân ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez. Çekil karşımdan demiştir. Mehdînin bu sözü orada bulunan Menemen halkının bazıları tarafından alkışlanmıştır. [4] Ayaklanan bu gerici topluluğun tehlikeli hareketlerini ilk seferde kontrol altına alabilmek amacıyla Menemen de konuşlu 43 ncü Piyade Alayından P. Atğm. Mustafa Fehmi Kubilay görevlendirilmiştir. Kubilay eratın cephane almasını beklemeden 26 mevcutlu müfrezesi ile birlikte olayın cereyan ettiği Hükümet Konağı na (Belediye Meydanında) doğru hareket etmiştir. [5] Kubilay, eczane yolunu takip ederek olay mahalline gelmiş, müfrezesine süngü taktırmış ve erleri müfreze çavuşunun komutasına bırakarak ayaklanan mürtecilerin yanına gitmiştir. Meydanda Mehdî Derviş Mehmet ile karşılaşmış ve kendisine yaptıkları hareketin suç olduğunu ve bu kanunsuz ey- 4

5 leme son vermelerini, kan dökmeden buradan çekip gitmelerini söylemiştir. Ancak, bu arada yere düşmüş ve Mehdî Derviş Mehmet in mavzer kurşunu ile yaralanmıştır (bazı kaynaklarda mürtecilerden birinin silahından atılan mermi ile yaralandığı belirtilmektedir). [6] Olay mahallinde bulunan Kubilay ın müfrezesi irticaî gruba ateş açmış; ancak, silâhlarında manevra mermisi bulunduğundan dolayı etkili olamamıştır. Bunu fırsat bilen Mehdî Derviş Mehmet ise, Bakın bana mermi işlemiyor. diyerek daha da cür etlenmişti. Kubilay, ağır bir şekilde yaralanmıştır. Kubilay, meydandaki hükümet binasına girmek istemiş; fakat binanın giriş kapısı kapalı olduğu için girememiştir. Bu nedenle, Hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine girmiştir. Mehdî Derviş Mehmet; Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay ı sürükleyip, bir ayağı ile vücuduna basmak suretiyle yüz üstü yatırıp bıçakla boynundan keserek, başını gövdesinden ayırmış, saçlarından tutarak taşa vurduktan sonra meydana tekrar dönüp camiden aldıkları yeşil bir bayrağın (sancağın) tepesine takmıştır. Böylece, Cumhuriyet ordusunun kahraman bir genç subayı, asil Türk evladı Kubilay canavarca bir hisle şehit edilmiş, cehalet ve taassubun kurbanı olmuştu. [7] Mehdî Derviş Mehmet ve irticai cani grubu, bu cinayetle yetinmeyip Kubilay ın başını Menemen sokaklarında dolaştırmış, bu sırada kendilerine müdahale eden Şevki ve Hasan adlı kahraman iki bekçiyi de öldürmüşlerdir. Olay yerinde toplanan e yakın ahali ise Kubilay ın şehit edilmesi esnasında donuk, hissiz ve seyirci kalmış; hatta bir kısmı olayı tasvip edercesine alkış tutmuştu. Çok hızlı gelişen bu menfur olaya müdahale etmek üzere 43 ncü Piyade Alay Komutanlığınca Yzb. Ragıp Çaldıran Bey ile Yzb. Abdülbahri Bey in komutalarında makineli tüfekle takviyeli iki bölük görevlendirilmişti. Bölük Komutanlarınca şehir içinde en önemli bina, tesis, yol ve kavşaklarda gerekli önlemler alındıktan sonra halkın dağılmaları, evlerine gitmeleri, aksi takdirde ateş edileceğine dair uyarılar yapılmıştı. Ancak, bu uyarılara uyulmadığı gibi gericilerin Bize kurşun işlemez, biz şeyhiz, dervişiz... demeleri üzerine ateş açılmış ve bu ateş esnasında Kubilay ı şehit eden Derviş Mehmet ile birlikte Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet öldürülmüşlerdir. Olaya karışanların yargılanması; Menemen Olayı ndan sonra General Mustafa Muğlalı Başkanlığında kurulan Askerî Mahkeme, Cumhuriyet ve rejim düşmanlarını 15 Ocak 1931 tarihinden itibaren Menemen Zafer İlkokulu salonunda Türk Ceza kanununun 146,150 ve 151nci maddelerine göre (Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını değiştirmeye zorla teşebbüs ettikleri ve bunlara yardımda bulundukları, Mehdî Derviş Mehmet in Mehdîliği için harekete geçtiğini bildikleri halde hükümete haber vermedikleri, tekkelerin kapatılmasından sonra tarikat ayini icra eyledikleri...) yargılamaya başlamış ve sonuçta TBMM nin de onayını müteakip 37 idama mahkûm sanıktan 28 i, 03 Şubat 1931 tarihinde Kubilay ın şehit edildiği yerde ve Menemen in muhtelif yerlerinde idam edilmişlerdi. 50 sanık ise muhtelif hapis ve ağır hapis cezalarına çarptırılmış; ayrıca, 27 sanık ise beraat etmiştir. [8] Dönemin Cumhurbaşkanı M.Kemal ATATÜRK ve Başbakan İsmet İNÖNÜ nün olayla ilgili açıklamaları; Olaylardan bir hafta sonra 01 Ocak 1931 tarihinde TBMM nde Başbakan İsmet (İnönü) Paşa olay hakkında özet olarak;...kubilay olayı yüzlerce seneden beri dini siyasete alet eden bütün hareketlerin yeniden ortaya çıkmasıdır. Bu zavallılar lâikliğe karşı gelerek şeriat istemektedirler. Gerçekte ise menfaatlerini kaybetmişlerdir. Onu istiyorlar... [9] demiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa ise, 27 Aralık 1930 tarihinde Ordu ya, Gnkur. Bşk. Mareşal Fevzi Çakmak a gönderdiği mektupta özetle; Kubilay Bey in şehit edilmesinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen deki ahaliden bazılarının alkışla onaylamaları bütün Cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir. Menemen de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur. Kubilay a yapılan saldırının Cumhuriyete karşı yapıldığını, cüret edenlerle destekçilerinin takip edileceği kesindir. Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyet in idealist öğretmen heyetinin kıymetli üyesi Kubilay ın temiz kanı ile 5

6 Cumhuriyet in hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. demiştir. [10] ATATÜRK, 08 Şubat 1931 tarihinde Ege bölgesinde yaptığı bir gezide de;...halkın saflığından istifade ederek milletin maneviyatına tasallut eden kimseler ve onların takipçi ve müritleri elbette bir takım cahillerden ibarettir. Milletimizin önünde açılan kurtuluş ufuklarında fasılasız yol almasına mani olmaya çalışanlar hep bu müesseseler ve bu müesseselerin mensupları olmuştur. Türk milletinin bunlardan daha büyük düşmanı olmamıştır. Bunların mevcudiyetini müsamaha ile telâkki edenler, Menemen de Kubilay ın başı kesilirken lakaydine seyretmeye tahammül ve hatta alkışlamaya cesaret edenlerle birdir [11] demiştir. Devrim Şehidi Asteğmen KUBİLAY ile Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki halen, Menemen Ayyıldız Tepe de, onlar için hazırlanmış anıt mezarda, ebedi istirahatgahlarında, bizi; İnandılar, dövüştüler, öldüler Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz dizeleri ile selamlamaktadırlar. Ruhları şad olsun Kubilay Anıtı (Ayyıldız Tepe) Kaynakça: [1] Kubilay ın ailesi, 1902 yılında Girit ten Adana Kozan a gelmiş, daha sonra Antalya ya, oradan da İzmir e gelip yerleşmişlerdi. Mustafa Fehmi Kubilay ın babasının adı Hüseyin, annesinin adı Zeynep olup, 1906 yılında İzmir de doğdu yılında Bursa Öğretmen Okulu nu bitirdi yılında öğretmen Fatma Vedide ile Aydın da evlendi. Askerlik görevini yedek subay olarak gittiği Menemen de yaparken ayaklanan şeriatçılar tarafından 23 Aralık 1930 tarihinde başı kesilerek şehit edildi. Kubilay, ülkesini seven, Atatürk devrimlerine bağlı, milli konularda duygulu, inandığı ve bağlandığı fikirleri ısrarla savunan atak bir öğretmendi. Atğm. M. Fehmi Kubilay, Atatürkçü Düşünce Sisteminin temel taşı olan Laikliğe ve Cumhuriyetimize karşı yapılan haince saldırıların kurbanlarından birisidir. [2] Hikmet Çetinkaya; Kubilay Olayı ve Tarikat Kampları, Çağdaş Yayınları, İstanbul, Mart 1995, s [3] Kemal Üstün; Menemen Olayı ve Kubilay, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1981, s. 22, ayrıca; Gnkur. ATA- SE Bşk.lığı Arşivi, CD Koleksiyonu; Kls.: 135; D.: 1; F.: 1-49 [4] TBMM Zabıt Ceridesi, 25 nci İn ikat, c. 25, (02 Şubat 1931), s. 76, ayrıca; Gnkur. ATASE Bşk.lığı Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.: 1; F.: [5] ATASE Bşk.lığı Arşivi; Menemen Ayaklanması, Klasör No: 135, Dosya: 1, s. 48 (23 Aralık Temmuz 1933) [6] Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, III, Sayı:8, İzmir,1999, s, 183 [7] Cemaleddin Saraçoğlu; Aralık 2958 Tarihleri Arasında Cumhuriyet Gazetesinde Yayımlanan Askeri Savcılık İddianamesi, (Bk. Kemal Üstün; s.60) ayrıca; Gnkur. ATASE Bşk.lığı Arşivi, CD Koleksiyonu, Kls.: 135, D.:1, F.: 1-51/2-414/1-14, D.: 2, F.: [9] Kemal Üstün; s. 18 (Yeni Asır Gazetesi: 4 Ocak 1931 s.4) [10] Cumhuriyet Gazetesi; 28 Aralık 1930, s. 1, ATATÜRK ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Ank.2006,s.608 [11] Milliyet Tan Gazetesi; 09 Şubat

7 DUYGUSAL VE BİLİŞSEL ZEKA Necip BELEN Em. Alb. TESUD Üyesi Geçmiş çağlarda Hükümdarlar, Arenalarda, vahşi hırsların göstergesi olan ve köleler arasında ölüme varan gösteriler düzenlerlerdi Bu gösteriler, zaman içinde günümüze, dövüş amaçlı boks ve kick-boks ismi ile spor salonlarına,stadyumlara ve ringlere kadar girmişlerdir yılı sonlarına doğru ülkemizde de tanınmaya başlayan ve yine dövüş amaçlı AİKİDO adlı spor dalı Japon uyruklu Morihei Uheshiba tarafından 1925 yılından itibaren geliştirilerek günümüze kadar gelen dövüş sanatıdır. Aikido üzerine inceleme yapan ve bunu öğrenen Amerikalı Terry Dobson nun bir anısını Başkent Üniversitesi yazarlarından Yücel Aksoy şöyle aktarıyor: Tery Dopson,banliyö treniyle Tokyo da evine dönerken,sarhoş,kılıksız,iri yarı bir işçi trene bindi. Küfürler ederek etrafa saldırmaya başladı.kompartmanda herkes huzursuz oldu. Dövüş sanatını iyi bilen Tery, duruma müdahale etmeye karar verir ama, Aikido nun kişileri dövüşme zihniyetinden uzak tutan,insanlara hükmetmeyi men eden ve uzlaşma fikrini aşılayan mana ve önemi aklına gelince,bu huzursuzluğu nasıl halledeceğini düşünerek ayağa kalkınca,bunu gören sarhoş adam,hadi gel de sana unutamayacağın bir Japon dersi vereyim diyerek Tery ye doğru yönelir.artık çatışma kaçınılmazdı. Tery,nasıl hareket edeceğini düşündüğü sırada, topluluk içinden yaşlı bir adam gür ve neşeli bir sesle Hey diye bağırdı. Bu sesi duyan sarhoş, 70 yaşlarında olan bu adama döner,yaşlı adam yine sakin ve neşe dolu bir hareketle sarhoşa, gel bakayım yanıma der. Sarhoş, sen ne diyorsun be moruk! Ne istiyorsun diyerek yaşlı adama doğru yönelir. Yaşlı adam, sakin,telaşsız, ne içtin bakalım?, sorunca, sarhoş, sana ne moruk!sana ne. Yaşlı adam yine sakin ve şirin eda ile, elbette bana ne.ama merak ettim.bende içmeyi çok severim.sarhoş, saki içtim,tamam mı?.beyenemedin mi? Yaşlı adam, çığlık atarak Harika! Harika diyerek,biliyormusun? benimde en sevdiğim içki sakidir.karımla her akşam küçücük bahçemizde baş başa bunu içeriz.sarhoş sakinleşmeye başladı. Bende böyle bir bahçeyi özlemişimdir.yaşlı adam,eminim seninde şirin bir karın vardır dedi.sarhoş, benim karım öldü,hıçkırarak karısının ölümünü,işini ve her şeyini kaybettiğini ve şimdiki durumdan çok utandığını sözlerine ekledi. Tery, istasyonda trenden inerken,yaşlı adam ile sarhoşun derin bir samimiyet içinde sohpete daldıklarını gördü. Tery,Aikido konusunda çok şey öğrenmişti. Ama bir çatışma kaçınılmaz olduğunda yaşlı adam kadar başarılı atlatamayacağını fark ederek daha çok şey öğrenmesi gerektiğini anladı. Yaşlı adam zekasını kullanarak sarhoşu yola getirmesini bildi. İşte burada hakim olan faktör Duygusal zeka bu olsa gerek dedi. Ben,bu anıdan şu sonuca varıyorum.beklenmedik olayların karşısında çok fazla eğitim ama yetersiz deneyim. Tery de kendisi söylüyor zaten, Aikido konusunda çok şey öğrendim ama daha çok şey öğrenmem lazım,deneyimsizim diyor. Bilişsel (beyin yeteneği) zeka olarak adlandırılan IQ, eğitimsel yöntemlerle geliştirilirse de Prof. Yazar Ungan,IQ bilişsel zekanın insanlarda, 65 yaşından itibaren 75 yaşına kadar ağır ağır zayıflamaya başlar ve ondan sonra da duygusal zeka EQ başlar der. Davranış ve beyin ilimleri konularını inceleyen Daniel Goleman,Mayer ve Salovey adlı psikologlar da, EQ (duygusal)zekânın,eğitim dalları ile geliştirilen IQ (bilişsel) zekâdan daha önemlidir.çünkü; Kişi, ani olaylar karşısında, kendisinin ve karşısındakilerin his ve duygularını inceler, deneysel ve duygusal yeteneği ile karar verme yeteneğini çalıştırır görüşündedirler.eğitimde,bilim felsefesine değer veren Prof. Alan Sokal da,okullarda bilim derslerinden önce bilimsel düşünce derslerine ihtiyaç var.yöntemi öğrenen öğrenci kendisi de bilim yapabilir. Prof. Christofher Eppig ise bulaşıcı ve sıtma gibi hastalık ile çocuklarda görülen bağırsak kurtlarının bilişim IQ zekâ üzerinde etkili olduğu görüşündedirler. 7

8 BALKAN SAVAŞLARI 100 ÜNCÜ YILI ( ) Mustafa ÖZMEN Em. Tuğg. TESUD 2 nci Başkanı 1.GİRİŞ: Osmanlı Devleti, kurulduğu 1299 tarihinden itibaren, topraklarını batıya Balkanlara,doğuya Anadolu ya doğru genişletti yılında Gelibolu nun fethi ile başlayan Balkanlara yürüyüş, çok hızlı gelişmiş; Edirne 1361, Sofya 1367, Manastır 1382,Selanik 1387 de, Anadolu da ise; Ankara 1360, Konya 1466, Sivas 1398,Adana, Malatya, Diyarbakır tarihlerinde fethedilmişti. Görüleceği üzere; Sofya Malatya dan 148 yıl, Selanik Adana dan 128 yıl, Manastır Kahramanmaraş tan 130 yıl, daha eski Osmanlı toprağıdır. Edirne 1368 den 1453 e kadar, 85 yıl Osmanlı Devletinin Başkentliğini yaptı. Osmanlı Devleti; Balkanların fethine paralel olarak, Anadolu dan Türk aileler getirerek, Balkanların Türkleştirilmesi politikası izlendi ve gerçekleştirildi. Osmanlı, 1352 den 1912 Balkan bozgununa kadar, yaklaşık 560 yıl yönettiği Balkan coğrafyasında yaşayan; Bulgar, Yunan, Sırp, Rumen, Arnavut halklarına karşı hiçbir zaman dini, etnik kimliklerine baskı yapmadı, onları, hak ve hukuk şemsiyesi altında, vatandaşı olarak muhafaza etti. Hiçbir döneminde, öteki olarak görmedi, canlarına kast etmedi, zulüm yapmadı YILLARI ARASINDA, BALKAN- LARDA VE OSMANLI DEVLETİNDE GELİŞME- LER: 1789 tarihinde Fransız ihtilali oldu ve insan hakları beyannamesi yayımlandı. Fransız ihtilali; Liberalizm, Milliyetçilik ve Sosyalizm akımlarının gelişmesine sebep oldu. Hürriyet ve Liberalizm, Hükümetlerin siyasetinde ve toplumların teşkilatlanmasında temel prensip olarak kabul edildi. Osmanlı Devleti çeşitli ırk, din, dil ve kültüre sahip toplumlardan meydana geliyordu. 18 inci Yüzyılın sonlarında meydana gelen ulusçuluk ve bağımsızlık hareketleri devlet içinde hızla yayıldı. Bunun sonucunda 19 uncu Yüzyıldan itibaren ülke topraklarında bir çok isyan çıktı. Osmanlı Devleti üzerinde, emelleri olan devletler (Fransa, Rusya, İngiltere vb.) bu emellerini gerçekleştirmek için; Hıristiyan toplulukları, isyana hazırladılar, isyan ettirdiler, bilahare isteklerini Osmanlı Devletine dikte ettirdiler. Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü ve bekasını sarsan gelişmeler: a. 6 Mart 1821; Eflak-Buğdan İsyanı, b. 6 Nisan 1821; Mora İsyanı. (Mısır Valisi M.Ali Paşa tarafından bastırıldı.), c. 7 Ekim 1826; Rusya-Osmanlı Devleti arasında AKKERMAN Sözleşmesi imzalandı ve; (1) Sırbistan a özerklik tanındı, (2) Eflak-Buğdan a Rusya nın onayı alınarak, yerli beyler atanacaktı. ç. 20 Ekim 1827; Rus-Fransız-İngiliz donanmaları NAVARİN/ MORA Limanında, Osmanlı donanmasını yaktı, d Osmanlı-Rus Savaşı; Ruslar batıda Edirne ye, Doğuda Erzurum a kadar geldiler. 14 Eylül 1829 da Edirne Antlaşması, imzalandı ve ; (1) Sırbistan ve Eflak- Buğdan a daha önce tanınmış haklar genişletilecek, topraklar Osmanlı Devletinde kalmakla beraber,türkler buraları terk edecekler, (2) Yunanistan a bağımsızlık verilecek (24 Nisan 1830), (3) Bütün TÜRKLER Yunanistan dan çıkarılacak. Yunan isyanı sonunda,osmanlı Devletinin parçalanması hızlandı. Osmanlılar daha önce de toprak kaybetti, fakat kaybettiği topraklar üzerinde bağımsız bir devlet kurulmadı. Hıristiyan bir topluluğun Yunanistan da bağımsız devlet kurması, Balkanlar- 8

9 da bulunan diğer Hıristiyan topluluklara da kötü örnek oldu. Valiler, başlarına buyruk hareket etmeye başladılar. Ayrıca diğer Hıristiyan toplulukları da Rumlar gibi bağımsızlıklarını kazanmak için isyan etmeye başladılar. e de başlayan Kırım Savaşı 1856 da imzalanan Paris Antlaşması ile sona erdi. f. 24 Ağustos 1854; Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez İngiltere ye borçlandı. g. 18 Şubat 1856; Islahat Fermanı yayımlandı: Fransa, İngiltere ve Avusturalya nın baskıları ile 18 Şubat 1856 günü İstanbul da Patrik, Hahambaşı ve Metropolitlerin de katıldığı toplantıda okundu; (1) 1839 Tanzimat Fermanı gereğince, her din ve mezhepte bulunanların mal ve can emniyeti ile ilgili tedbirler, uygulamaya sokulacak, (2) Müslüman ile Müslüman olmayanlar, kanun önünde eşit olacak, (3) Şehir ve kasabalarda bulunan Kilise, Manastır, Mezarlık, Okul ve Hastane gibi yerlerin tamir veya yeniden yapılmasına izin verilecek, (4) Irk, din, dil farkı gözetilmeden hiç bir mezhep diğerinden üstün sayılmayacak, (5) Müslüman olmayanlar devlet hizmetlerine, askerlik görevlerine ve okullara eşit olarak kabul edilecek, (6) Bütün cemaatler okul açılabilecek, (7) Mahkemeler açık olacak, keyfi cezalar verilmeyecek ve hukuk eşitliği içinde çalışacak. Bu ferman; Avrupa Devletlerinin kendi siyasi ve iktisadi menfaatlerini korumak, diğer bir ifade ile maddi ve manevi emperyalizm zihniyetini gerçekleştirmekten başka bir esasına dayanmamaktaydı. Osmanlı Devleti, Islahat Fermanıyla sadece şekil yönünden hükümranlık haklarını kurtarabildi. ğ. Avrupa Devletleri Fermanın yayımlanmasından kısa bir süre sonra Osmanlı Devletinin iç işlerine karışarak, ülkede iç ve dış olayların çıkmasına neden oldular. Bu olaylardan bazıları; Cidde ve Suriye olayları ( ), Eflak ve Buğdan birliğinin kurulması, Karadağ İsyanı ( ), Sırbistan nın İsyanı ve bağımsızlığını kazanması ( ) (Sırbistan da yaşayan Türkler Sırbistan ı boşaltacaktı.), Girit İsyanı ( ), Yemen İsyanı ( ), Hersek İsyanı ( ). h. 30 Mayıs 1876: Padişah Abdülaziz Dolmabahçe Sarayı karadan ve denizden kuşatılarak, tahttan indirildi. 31 Ağustos 1876: 2 inci Abdülhamit 34 yaşında padişah oldu. ı. Osmanlı - Rus Savaşı /93 Harbi ( ): Yeşilköy /Ayastefanos Antlaşması (03 Mart 1878) ve Berlin Kongresi (13 Haziran-13 Temmuz 1878): (1) Bulgaristan prensliği kurulacak, (2) Yunanistan a bir miktar toprak verilecek, (3) Bosna Hersek, Avusturya tarafından işgal edilip yönetilecek, (4) Girit Adasına verilen özerklik genişletilecek, (5) Karadağ, Sırbistan ve Romanya bağımsız devlet olacak, (6) Kars, Ardahan ve Batum Ruslara verilecek, (7) Ermenilerin bulunduğu Anadolu illerinde, Islahat yapılacak. Görüldüğü üzere, Berlin Kongresi adeta; Osmanlı Devletini paylaşma pazarlığının yapıldığı bir toplantıydı. - Berlin Kongresi kararlarıyla, Osmanlı Devleti Km² toprak kaybetti. - Ermeni sorunu adı altında Osmanlı Devletinin iç işlerine karışma fırsatı yaratıldı. i. Osmanlı Devleti, 1881 yılında resmen iflasını bildirdi. Devletin başlıca yedi gelir kaynağı, yabancı alacaklıların idaresine verildi. Yabancılar, alacaklılar idaresi (Duyun-u Umumiye) ni kurdu. j. İttihat ve Terakki Cemiyetinin baskılarıyla, 24 Temmuz 1908 de 2 inci Meşrutiyet ilan edildi. k. 05 Ekim 1908; Avusturya, Bosna Hersek i işgal etti.(bosna Hersek halkından isteyenler, Osmanlı ülkesine göç edebileceklerdi.). l. 05 Ekim 1908; Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. m Nisan 1909; 31 Mart İsyanı /İS- TANBUL 9

10 İttihat ve Terakki Cemiyeti (Genel Merkez / Selanik) nin baskıları sonucu, Padişah 2 nci Abdülhamit tarafından 24 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen 2 nci Meşrutiyet le ; Sansür kaldırıldı, ülkede Hürriyet ve adalet rüzgârları estirildiyse de, mutlakiyet tarafları Şeriatçılar ve Ordu da yapılan İshalat nedeniyle emekli edilen yaşlı, yeteneksiz ve alaylı subayları memnun etmedi. 13 Nisan 1909 günü; Osmanlı Devleti Başkenti, İstanbul da, Taşkışla da ast rütbedeki askerler tarafından isyan başladı. İstekleri; Şeriat her alanda tam ve kesin uygulansın. Harbiye Nazırı ve Meclis Başkanı görevden alınsın. Mektepli Subaylar yerine; Alaylı Subaylar alınsın (Ordu da subay mevcudunun yarısından fazlası alaylıydı. Yani mektep görmemişti.). Gelişmeler; Babıali de, Meclis istekleri kabul etti. Hükümet binası, 2500 asker tarafından kuşatıldı.mevcut Hükümet düşürüldü, yeni Hükümet kuruldu. Harbiye Nazırı ve 1 inci Ordu Komutanı görevden alındı. Birçok mektepli subay katledildi. 1 inci Ordu/İstanbul Birlikleri isyancılara katıldı. İstanbul daki devlet kuvvetlerinden hiç birinin isyanı bastırma imkânı ve ümidi yoktu. Hareket Ordusunun İstanbul a gelişi: İttihat ve Terakki Partisi Genel Merkezi (Selanik) den 15 Nisan 1908 günü; Padişaha, Sadrazama ve Meclis Başkanına telgrafla isyancıların isteklerini kabul etmemelerini, aksi halde 3 üncü Ordu (Selanik) ve 2 nci Ordu (Edirne) Birliklerinden oluşturulacak, Hareket Ordusunun İstanbul a gönderileceği bildirildi. Telgrafa cevap alınamadı. Hareket Ordusu 16 Nisan da İstanbul a ulaştı. Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez Türk Askerleri birbiriyle çarpıştı. 26 Nisan günü isyan bastırıldı. Başkomutan, Padişah 2 nci Abdülhamit isyanının başlangıçından sonuna kadar; şaşkınlık ve sorumsuzluk içinde sessiz kaldı.sadrazam (Hüseyin Hilmi Paşa) sessiz ve sorumsuzluk içinde kaldı. Genelkurmay Başkanı (Ahmet İzzet Paşa) ülkenin karanlık geleceğini gördüğü halde olaylara seyirci kaldı, ne yazık ki müdahale etmedi. 27 Nisan 1908; 2 nci Abdülhamit tahttan indirildi ve Selanik e sürgüne gönderildi. n. 3 Temmuz 1910; Kiliseler Kanunu çıkarıldı. Bununla; İhtilaflı Kilise, mektep ve mukaddes yerlerde hangi unsurun nüfusu çok ise ona aittir esası kabul edildi (Oysa, Fatih Sultan Mehmet bu hakkı sadece İstanbul daki Rum Patriğine vermişti.). Kiliseler Kanunu ile Balkan Milletleri arasındaki düşmanlıklar sona erdi. o. 21 Mart 1910; Balkan Savaşından sadece 2 sene önce, 1878 den beri özerk prenslik, 05 Ekim 1908 de bağımsızlığını ilan eden Bulgaristan Kralı, Padişah 4 üncü Mehmet Reşat tarafından İstanbul a davet edildi, nişanlar verildi. Bu yetmezmiş gibi; Nisan 1910 da da Sırp Kralı Peter, İstanbul da Krallar gibi karşılanıp ağırlandı OCAK - 08 EKİM 1912 TARİHLERİNDE BALKANLARDA VE OSMANLI DEVLETİNDEKİ GELİŞMELER: a. 29 Eylül Ekim 1912; İtalyan ların Trablusgarp ı işgali ve Uşi Anlaşması. Bu anlaşma ile; (1) Osmanlı Devleti Trablus ve Bingazi yi derhal boşaltacak ve buralara bağımsızlık verecek, İtalya buraları kendi topraklarına katabilecek, (2) İtalya geçici olarak Ege Denizindeki Oniki Adayı işgal edecek. Uşi Antlaşmasının yapılması, Trablusgarp ta bir yıldan beri canla başla çalışan ve başarılı durumda olan Türk Subaylarını (Mustafa Kemal, Enver Bey) manevi bir yıkıma uğrattı. b. Balkanlardaki Gelişmeler: (1) 13 Mart 1912; Bulgaristan ile Sırbistan arasında Osmanlı topraklarının paylaşılması hususunda dostluk ve ittifak antlaşması yapıldı. (2) 12 Mayıs 1912; Bulgaristan-Sırbistan arasında Askeri Sözleşme imzalandı. (3) 29 Mayıs 1912 ; Osmanlı Devletine karşı Bulgaristan ile Yunanistan arasında ittifak antlaşması yapıldı. 10

11 (4) Ağustos 1912 ; Osmanlı Devletine karşı Bulgaristan ile Karadağ arasında sözlü Antlaşma yapıldı. Aralarındaki çekişmeleri bırakan Balkan Devletleri Türkler e karşı Bulgaristan ın çevresinde birleştiler. Bu birliğin gerçekleşmesinde Rusya nın büyük rolü oldu. (5) 30 Eylül 1912 ; Balkan Devletleri seferberlik ilan ettiler. (6) 08 Ekim 1912; Karadağ, Osmanlı Devletine savaş ilan etti. (7) 17 Ekim 1912 ; Bulgaristan ile Sırbistan Osmanlı Devletine savaş ilan etti. (8) 18 Ekim 1912 ; Yunanistan Osmanlı Devletine savaş ilan etti. c. Osmanlı Devletindeki Gelişmeler: Balkanlarda ittifaklar kurulurken Osmanlı Yöneticileri kendi iç siyasi problemleriyle meşgul oluyorlardı. (1) Aleyhlerinde yapılan antlaşmalardan haberleri bile yoktu. (2) 18 Ocak 1912; İttihat ve Terakki Cemiyeti Meclisi Mebusanı fesh etti. Yapılan seçimi İttihat ve Terakki cemiyeti kazandı. (3) 16 Temmuz 1912;Sadrazam Sait Paşa istifa etti. (4) 22 Temmuz 1912; Sadrazamlığa Gazi Ahmet Muhtar Paşa getirilerek, tarafsız büyük kabine kuruldu. (5) Bu arada Trablusgarp Savaşı devam ediyor ve İtalyanlar Çanakkale yi zorluyordu. (6) Dış İşleri Bakanı Asım Bey 15 Temmuz 1912 de Meclisi Mebusanıda yaptığı konuşmada Balkanlardan vicdanım kadar eminim diyecek kadar ihanet içindeydi. (7) Avusturya, Sırbistan ın aldığı silahları ülkesinden geçme izni vermediği halde, aynı silahlar Selanik ten Belgrad a taşınabilmekteydi. İttihatçıların verdiği izin sayesinde 01 Ekim 1912 e kadar, bir yaz boyu, Selanik ten Belgrad a silah taşındı. (8) 29 Temmuz 1912 de ; Rumeli de bulunan eğitimli 120 tabur, civarında Türk Askeri terhis edildi. (9) 22 Eylül 1912 de ; yarı seferberlik ilan edildi. (10) 01 Ekim 1912 de genel seferberlik ilan edildi. ç. Avrupa Devletlerinin Tutumu: Balkanlarda Statükonun korunmasını istiyorlardı. Avusturya ve Rusya büyük devletler adına 08 Ekim 1912 de bir bildiri yayınlayarak savaşın sonu ne olursa olsun Rumeli de sınır değişikliğini kabul etmeyeceklerini bildirdiler. Osmanlı Devleti bu bildiriyi kabul etti. 4- BİRİNCİ VE İKİNCİ BALKAN SAVAŞLARI: a. Birinci Balkan Savaşı: Birinci Balkan Savaşı; Karadağ ın 08 Ekim 1912, Bulgaristan ve Sırbistan ın 17 Ekim 1912, Yunanistan ın da 18 Ekim 1912 günü Osmanlı Devletine savaş ilan etmeleri ile başladı. Osmanlı Devleti, Birinci Balkan savaşına hazırlıksız girdi. Ordunun donanımı olmasına rağmen Rumeli de yığınak ve savaş düzeni, zamanında alınıp gerekli önlemler alınamadı. Ulaşım ve İkmal durumu yetersizdi. Subaylar arasında iç siyasi çekişmeler disiplini bozmuştu. Osmanlı Ordusu, savaşı iki ana bölgede sürdürdü. Doğu Ordusu; Trakya da Bulgarlara karşı, Batı 11

12 Ordusu da; Makedonya ve Arnavutluk da, Yunan, Sırp ve Karadağlılara karşı çarpıştı. (1) Doğu Ordusu; Ekim 1912 Kırklareli Muharebesi bozgunlar serisinin başı oldu. Hazırlıksız bir ordunun sayı,silah ve sevk üstünlüğüne sahip düşman karşısında taarruza geçmesi felakete yol açtı. Bulgarlar savaşta en avantajlı durum olan stratejik taarruzda taktik savunma yaparak Türk hücumunu püskürttü ve derhal ileri harekata geçti Ekim Lüleburgaz Muharebesinde düzensiz bir şekilde çekilen Doğu Ordusu, Kuzey Cenahını Istranca Dağlarına dayayarak Pınarhisar ile Lüleburgaz arasında bir savunma hattı oluşturmaya çalıştı ama başaramadı. (2) Batı Ordusu; Sırpları Üsküp ün kuzeydeki Kamanova da karşılayan Batı Ordusu (Vardar Ordusu), burada da hazırlıksız olduğu halde taarruza geçti. Ne var ki Sırp birlikleri ardı ardına cepheye ulaştıkça çekilmek zorunda kaldı. Üsküp ve Manastır redif (yedek) tümenlerinin 23 Ekim gecesi, yağmur altında dağılarak kaçmaları, cephede kapatılamaz bir boşluk yarattı. Böylece Ekim Kamanova Muharebeleri bozgunla sonuçlandı. Dağılan Vardar Ordusunun bakiyeleri Manastır ve Arnavutluk dağlarına çekildiler. Yunan Kuvvetlerinin üçte ikisine sahip Tesalya Ordusu ise 23 Ekim de Serfice ye girdi. 1 Kasım günü başlayan Yenice Muharebesi de koordinasyonsuzluk nedeniyle kaybedildi. Kasım ın ilk haftasında Selanik i almak için Bulgar, Sırp ve Yunan Orduları arasında yarış başladı. Selanik, tek bir silah atılmadan Tahsin Paşa tarafından görüşmeyle, teslim edildi. 9 Kasım da Yunan Ordusu Selanik e girdi. (3) Bulgar ilerleyişi ve durdurulması: 6 Kasım da Bulgarlar hiçbir direnişle karşılaşmadan Tekirdağ ı işgal ettiler.3 Kasım günü Çorlu yu alarak 3 gün dinlendikten sonra İstanbul a doğru yürüyüşe geçtiler. Tekirdağ da Marmara ya ulaşmış oldukları için Edirne ve Batı Ordusu ile tüm irtibat kesildi. Bu arada iki tarafta da kolera salgını baş gösterdi. Anadolu dan getirilen takviyelerle Çatalca da son bir direniş mevzii hazırlandı. Osmanlı Kuvvetlerinin iki katı sayı ve silah üstünlüğü olan yüksek moralli Bulgar Ordusu,17-18 Kasım Çatalca muharebesinde durdurulabildi. (4) Batı Ordusunun son durumu: Toplanmaya çalışan Batı Ordusunun bakiyeleri Yunan ve Sırp orduları arasında kalarak Kasım Manastır muharebesinde yenilince Makedonya da son umutlarda yok oldu. 20 Kasım da Arnavutlar bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ne var ki Sırp Ordusu 22 Kasım da Ohri, 28 Kasım da Arnavutluk merkezi konumundaki Debre ye girdi. (5) 1913 yılı başında umutsuz girişimler: Kamil Paşa hükümetinin Düşmanın bütün taleplerini kabul edeceği söylentisi üzerine, İttihatçılar, başlarında Binbaşı Enver Bey olduğu halde 23 Ocak 1913 günü hükümet merkezini bastı. Olay tarihe Babıali Baskını olarak geçti. Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü ve Mahmut Şevket Paşa Başkanlığında yeni hükümet kuruldu.2 Şubat günü Bulgarlar Ateşkesin sona erdiğini ilan ettiler. Yeni hükümet hiç değilse Edirne yi kurtarmak amacıyla 8 Şubat günü Şarköy e çıkarma yaptı ama, Bulgarlar çabuk toparlandığı gibi Bolayır dan taarruza geçen Türk Birliklerde başarısız oldu. 6 Mart da Yanya düştü.26 Mart ta Edirne, 23 Nisan da İşkodra Kaleleri teslim oldu. Batı Ordusunun sağ kalan askerleri Mayıs ve Haziran da deniz yoluyla ülkeye getirildi. 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile Enez-Midye hattının batısındaki tüm Osmanlı toprakları terk edildi. b. İkinci Balkan Savaşı: Osmanlı Devletinin beklenmeyen bir şekilde ve kısa sürede Balkanlarda çekilmesi bölgede güç boşluğunun meydana gelmesine neden oldu. Bu otorite boşluğu nedeniyle, Balkan Devletleri işgal ettikleri yerleri kendi aralarında paylaşmada bile anlaşamadılar. 30 Haziran-31 Temmuz 1913 tarihleri arasında birbirleriyle savaşa tutuştular. Osmanlı Devleti de, Balkan Devletleri arasında başlayan çatışma üzerine 19 Temmuz 1913 de harekete geçti ve 25 Temmuz 1913 de Edirne yi Bulgaristan işgalinden kurtardı. 12

13 Osmanlı Devleti Meriç nehrinin batısına asker göndermek istedi, fakat Avrupalı büyük devletler müdahale ederek 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşmasının değiştirilemeyeceğini bildirdiler. Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında 29 Eylül 1913 de İstanbul Antlaşması imzalandı ve ; - Bulgaristan; Kırklareli, Dimetoka ve Edirne yi Osmanlı Devletine bırakacak, - Meriç Nehri Türk-Bulgar sınırı olarak kabul edilecek, - Bulgaristan da kalan Türkler Bulgarlarla eşit haklara sahip olacak, isteyen 4 yıl içinde Osmanlı Devletine göç edebilecek. 5. BALKAN SAVAŞLARINA HAZIRLIK VE İCRA SAFHALARINDA OSMANLI DEVLETİ NİN YAPMIŞ OLDUĞU HATALAR: a. Strateji; sadece harekatın yönetimini değil, savaşın idari, ekonomik, diplomatik yönlerinin hedefe yönelik şekilde yürütülmesi ve askeri güç unsurlarının öngörülen hareket tarzına uygun şekilde hazırlanmasını içerir. Bu bütünlük yoksa, insiyatif karşı tarafın eline geçer. Bu anlamda, Balkan savaşlarında insiyatif Balkan Devletlerine verildi. b. Balkan Devletleri tarafından kurulan ve gizli tutulan ittifaklar İstanbul da çeşitli kaynaklardan duyulmasına rağmen zamanın hükümetleri tarafından ciddi olarak üzerine gidilmedi ve Eylül 1912 ye kadar kayıtsız kalındı. Hatta, Dışişleri Bakanı Asım Bey 15 Temmuz 1912 de konunun tartışıldığı Meclisi Mebusanda yaptığı konuşmada Balkanlardan vicdanım kadar eminim diyecek kadar ihanet içindeydi. c. Balkan Devletleri 30 Eylül de, Osmanlı Devleti 01 Ekim 1912 de genel seferberlik ilan etti. Bu durumda, Osmanlı Yönetimi; (1) Muhalefetteki İttihat ve Terakki Cemiyeti; Harp taraftarıydı. (2) Ahmet Muhtar Paşa Hükümeti; Barış yoluyla çözümden yanaydı. (3) Harbiye Nazırı Nazım Paşa ; Harp taraftarıydı. (4) Doğu Ordu Komutanı Abdullah Paşa ; Barış yoluyla çözümden yanaydı. (5) Hükümet 6 Ekim 1912 de Balkanlarda tansiyonu düşürmek, barışı sağlamak için Rumeli Islahatını yürütebileceğini bildirdi. Görüleceği üzere, Osmanlı Devleti üst yönetiminde; amaç, değerlendirme, birlik beraberliği ve 600 yıllık devlet yönetiminde, kurumlara itaat yoktu. ç. Osmanlı Devleti;1821 Edirne antlaşmasından beri, batılı büyük devletlerin istekleri üzerine hemen her antlaşmaya konulan, Türklerin; Yunanistan ı, Sırbistan, Eflak, Buğdan, Bulgaristan ı Terk Etme maddelerinin konulmasını, Türklerin 600 yıllık vatanlarından, yurtlarından, Balkanlardan sürülmelerini, milyonlarca insanın yok olmasını, soykırıma uğramalarını önleyici hiçbir tedbir almadı. d Mora-Yunan isyanından 1912 yılına kadar; Hıristiyan din adamlarının, başta Fransa ve Rusya olmak üzere Avrupa büyük devletlerinin desteğinde, Rum, Bulgar, Sırp, Rumen, Karadağ en sonunda Arnavutların kurmuş oldukları; Komita, Çete örgütlerini, düzenli ordularından daha etkin daha acımasız bir şekilde kullanırken, Osmanlı Devleti böyle bir örgütlenmeye gitmedi. e. Savaş devam ederken, İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından; hükümete baskın yapılması, Harbiye Nazırının öldürülmesi, Sadrazamın değiştirilmesi anlaşılacak bir durum değildi. f. Ağustos-Eylül 1912 Asker kaydırma /Terhisi; Trakya daki en iyi bir tümen, İtalyanlara karşı İzmir e, 34 Tabur ise isyan çıkan Yemen e gönderildi. 29 Temmuz 1912 Rumeli de bulunan eğitimli 120 Tabur, Asker de hiç gereği yokken, batılılara karşı iyi niyet gösterisi için terhis edildi. g. 29 Temmuz 1912 de terhis edilmeye başlayan erler, daha köylerine varmadan, bu defa seferberlik ilanı ile tekrar silah altına çağrılmışlardı. Bu durum erler arasında, büyük hoşnutsuzluk yarattı, yeniden birliklerine katılmaları gecikti, seferberlik tamamlanamadan harbe girildi. ğ. Osmanlı Devleti, yaklaşık kişiyi silah altına almayı planladı, ancak civarında askeri silah altına alabildi ve bu eğitimsiz askerlerle savaşa girdi. 13

14 h. Sırbistan ın, Osmanlı Devletine karşı kullanmak üzere Fransa dan aldığı silahların (Topların), 16 Temmuz 1912 ye kadar, Selanik limanından Belgrad a götürülmesine müsaade edildi. ı. Osmanlı Yönetimi; (1) Kendisine karşı olanlara karşı tedbir almadı ve bu devletlerin aralarındaki sürtüşmeleri arttıracak her hangi bir girişimde bulunmadı. (2) Balkanlardaki gelişmelerin imparatorluğun temelini sarsacak olaylar olduğunu değerlendiremedi. (3) Balkan Savaşı ndan sadece 2 sene önce; Bulgar Kralı ve Sırbistan Kralını İstanbul a davet edip, onları şaşaalı törenlerle karşılaması, onlara nişanlar vermesi bunların yaptıklarının tamamını onaylıyorum, anlamında yanlış mesaj verdi. (4) 03 Temmuz 1910 da Kiliseler Kanunu nu çıkardı. Böylece; Rum, Bulgar ve Sırpların aralarındaki en önemli anlaşmazlığı kendi eliyle kaldırarak tarihi hata yaptı. i. Ordu üst kademesindeki fikir ayrılıkları ve irtibat kopukluğu hat safhada idi. j. Balkan devletleri, orduları 2 aydır yoğun hazırlıklar içinde olduğu bilindiği halde, hiç bir hazırlık yapılmadı. k. Osmanlı, Doğu ve Batı orduları başlangıçta stratejik savunma yapıp, dengeyi sağladıktan sonra taarruzu düşüneceği yerde, başlangıçta taarruz ederek, bozguna sebep oldu. l. Selanik gibi stratejik bir şehir tek kurşun atılmadan teslim edildi. m. Batı ordusunda, redif (yedek)tümenlerine kritik, hatta, stratejik görevler verilmesi, bozgun ve yenilgiyi hazırladı. n. 2 nci Abdülhamit 1876 yılında Padişah olur olmaz donanmayı Haliç e hapsetti, bu durum 1909 yılına kadar devam etti. Donanma görev yapamaz hale getirildi. Ege ve Akdeniz de hiçbir varlık gösterememesine sebep oldu. 6. SONUÇ: a. Türkler; Anadolu, Ortadoğu ve Akdeniz den önce vatan yaptıkları, 560 yıl yönettikleri, Balkanları tamamen kaybetti. b. Avrupalı büyük devletlerin amacı olan, Türkleri ve Müslümanları Balkanlardan atma istekleri gerçekleşmiş oldu. c. Türkler; Batılı büyük devletlerin teşviki ile Balkan milletlerinin insani değerlerini nasıl kaybettiklerini, tehciri, katliamları, vahşeti, sürgünü yaşadılar. Şeref ve haysiyetlerinin nasıl ayaklar altına alındığını gördüler, esareti yaşadılar. Balkanlar da Türk Soykırımının Bilançosu Sürgün Ölüm Budin-Belgrad Soykırımı Kırım-Balkan-Mora Soykırımı Besarabya- Boğdan Soykırımı Sırp İsyanı Mora Soykırımı Tuna-Edirne-Selanik Bosna Soykırımı Balkan Soykırımı Girit ve Adalar Soykırımı Bulgaristan Türkleri Soykırımı Batı Trakya Soykırımı Bosna Soykırımı Mübadele Yugoslavya Romanya dan Göçler Toplam Balkan Soykırımı, yalnızca Balkan Savaşlarıyla sınırlı değildi ten itibaren Balkan topraklarını yitirmeye başlayan Osmanlı, her geri çekilişinde yüzbinlerce ölü ve yaralı bırakmış, milyonlarca Türk insanı ise Anadolu ya göçmek zorunda kalmıştı. Tabloda, Türklerin yaşadığı büyük soykırımın Batılı bilim adamları tarafından da kabul edilen ölüm ve zorunlu göç bilançosu görülmektedir. 14

15 15

16 ç. Edirne nin geri alınması Enver Beyi (Enver Paşa) öne çıkardı. Bu gelişme, Osmanlı Devletini 1 inci Dünya Harbine sürükledi. 7. ALINMASI GEREKEN DERSLER: a. Devleti yönetenler; (1) Yurtiçi ve Yurtdışında ülke aleyhine olan gelişmeleri görmemezlikten, bilmemezlikten gelmemeli, tedbir almamazlık etmemeli. (2) Alacakları kararlarla milli menfaatlere halel getirmemeli, geleceğimizin ipotek altına alınmasına sebep olmamalı. (3) Dış siyasette, sözünüzün; milli gücünüzün etkinliği oranında dinleneceğini, yapılan anlaşma maddelerine, verilen sözlere, bağlı kalınacağını bilmeli. (4) Mali bakımdan iflas etmiş, tüm gelir kaynaklarına el konulmuş bir devletin bağımsız dış politika izleyemeyeceğini bilmeli. (5) Uluslararası ilişkilerde bir şey alınıyorsa, bir şey isteneceğini veya bir şey verileceğini bilmeli. 16 (6) Dış ülke liderlerini davet ederken; davet etme zamanını, kimi davet edeceğini, ziyaretin ne anlama geleceğini çok iyi değerlendirmeli. (7) Müzminleşmiş, çözümü uzun yıllardır devam eden uluslararası problemleri çok iyi analiz etmeden, biz bunu çözeriz deyip, devlet menfaatlerini heba etmemeye özen göstermeli. Dış siyasette atılan adımın geri alınamayacağını bilmeli. (8) Devletin bekasının; yüksek değerlere sahip komuta kademesi olan, iyi eğitilmiş, iyi teçhiz edilmiş, disiplinli ordulara sahip olmakla mümkün olabileceğini bilmeli. b. Bireyler ve halk, devleti yönetenlerin emanetidir, namusudur. Yönetenler; vatandaşı için ne olurlarsa olsunlar diyemeyeceğini, onların bugünü ve uzak geleceğini planlamak, tedbirler almak zorunda olduğunu, bunun bir vicdan ve insanlık görevi olduğunu bilmeli. c. Devleti yönetmenin; Devletin tüm organlarının koordineli bir şekilde çalışması anlamına geldiği bilinmeli.

17 ç. Vatandaş yöneticilerini seçerken; vatanını, milletini, canından aziz bilenleri seçmeye azami titizlik göstermeli. d. Düşman karşısında, dış siyasette iktidar ile muhalefet tek yumruk olmalı. e. Önce vatan diyemeyenlere, ülke yönetiminde yer verilmemeli. Vatanı olmayan bireyin özgür ve hür yaşama hakkı olmadığı herkesçe bilinmeli. f. Ordu kesinlikle siyasete girmemeli. Siyasilerde ordu içine girme gayreti içinde olmamalı. g. Ordu üst kademe yöneticileri; güvenilir, vatanını canından aziz bilen, bu ülkeden başka ülkede yaşayamayacaklar arasından seçilmeli. ğ. Ülke silahlı kuvvetlerinin (Ordunun); eğitimi, personel tedariki usul ve esasları, statüler, barış zamanından itibaren, açık, net, bilgi ve hakkaniyet esasına dayalı terfi ve atama sistemi geliştirilmeli ve uygulanmalı. h. Azınlıkların, bağımsızlığa giden yolunun; (1) Dış destekli demokratik hakların verilmesi. (2)Bunların biraz daha genişletilmesi. (3)Özerklik verilmesi. (4)Siyasi konjonktüre göre bağımsızlık ilanı, sıralı adımlarının atılması ile gerçekleştirildiğinin tarihi bir gerçek olduğu, devleti yönetenler ve oy kullanan vatandaşlarca bilinmeli. ı. Psikolojisi bozulmuş, içinden ruhu alınmış orduların savaşamayacağı bilinmeli. Son Söz: Ey. Türk evladının evladı; -600 yıllık ana yurdun BALKANLAR dan nasıl sürgün edildiğini, ecdadının kimler tarafından, nasıl, soykırıma uğratıldığını, katledildiğini, 100 yıl devam eden bu süreçte, seni korumayan, seni biçare bırakan devlet yöneticilerini, sakın unutma. -Seni, Anadolu da da yaşatmamaya ant içmiş, sana SEVR i dayatanları sakın unutma. -Bizi, bu umutsuzluk deryasından kurtaran, başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını asla unutma. -Sakın ha, geçmişe takılıp kalma, günü unutma; çok çalış, memleket meselelerine ilgisiz kalma, bana neci olma, yöneticilerini denetle, uyanık Tarih i tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? Mehmet Akif ERSOY ol, güçlü ol, bu coğrafyada ancak güçlü olanlara hayat hakkı olduğunu bil. Kaynakça: 1- Siyasi Tarih ( ), (Doç. Dr. Ahmet Eyicil / Gün Yayınları Mayıs 2005 Ankara) 2- Tek Adam Mustafa Kemal ( ), (Şevket Süreyya AYDEMİR, Remzi kitapevi,1969 İstanbul) 3- Tarih Dergisi, (Ekim 2012 Sayı:45) 4- Atlas Tarih özel sayı,(eylül 2012 Sayı:16) 5- Mübadiller, (Yılmaz GÜRBÜZ, Elips yayınları, Ocak 2007 Ankara) 6- Balkan Savaşı ve 1913 Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, (Süleyman Sefer CİHAN, Yeni Batı Trakya Dergisi, İstanbul) 7- Bozgun,(Hafız Hakkı Paşa, Tercüme Gazetesi 1001 temel eser) 8- Balkan Harbi Tarihi ( ), (Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Genelkurmay,1979) 9- Balkan Harbi Tarihi, (Aram ANDONYAN, Sander yayınları,1975) 10- Balkanlar ve Osmanlı Devleti, (Sacit KUTLU, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları,2007) 11- Osmanlı ve Balkanlar, (Fikret ADANIR, Surciya FAROQHİ, İletişim yayınları,2011) 12- Balkan Savaşı Günlüğü,(Gustav Von HOCH- WACHTER, Türkiye İş Bankası Kültür yayınları,2008) 13- On yıllık Harbin Kadrosu, : Balkan- Birinci Dünya ve İstiklal Harbi,(İsmet Görgülü, Türk Tarih Kurumu Basımevi,1993) 17

18 DOSTLUĞUN TEMELİ, ERDEME DUYULAN SEVGİ VE SAYGI Hüseyin ÖNDER Araştırmacı Yazar Kendimizi ısız bir adada tüm gereksinimlerimiz karşılanmış şekilde düşünelim. Ancak bu adada hiç insan olmadığını varsayalım. Adada seyrettiğimiz güzellikleri, geceleri gökyüzündeki yıldızları anlatacak bir dostumuz olmasa yanımızda, bundan hoşlanabilir miyiz? Böyle bir yaşama kaçımız ne kadar süre katlanabiliriz? Sevdiğimiz, güvendiğimiz, iyi görüştüğümüz, aramızda gönül bağı olduğuna inandığımız kişilere dost deriz. Dost bildiğimiz bu kişilerin; iyi günlerimizde bizim kadar sevineceğini, kötü günlerimizde de bizim kadar üzüleceğini düşünürüz. Etrafımızda, böyle birilerinin var olduğunun bilinmesi ne kadar güzel bir duygu değil mi? Böyle olmasa sevincimizi paylaşmak üzüntümüze katlanmak her halde çok daha zor olurdu. Dostluğu geliştiren bizdeki bu duygu ve düşünceyi oluşturan nedir? Gereksinmelerimiz ya da güçsüzlüğümüz mü? Tek başımıza yapamayacağımız bir işi başkasının yardımıyla yapmak, sırası bize geldiğinde şimdiden karşılığını yerine getirmek midir? Yoksa bu, dostluğun bir özelliğimidir? Dostluğun doğasında çıkar duygusundan ziyade karşılıklı sevgi bağı mı vardır? Yoksa adına erdem dediğimiz, bir insanda bulunması gereken ve insana hizmet eden pozitif değerler bulunuyor da bunlar mı kendine sevgi çekiyor dostlukta? Kendilerini görmediğimiz halde erdemlerini duyduğumuz insanlara sevgi duymamız, bundan mı? Erdemli olduğunu sezdiğimiz kişilerle dost olabileceğimizi düşünürüz. Çıkar kaygısından uzak içten gelen bir dostluk sevgisiyle oluşan bu yakınlaşma, duygu ve düşüncelerimizi harekete geçirir. Bunun kaynağı doğadır. Çünkü doğada her şey benzerini arar bulur ve onları sevgiyle birbirine yaklaştırır. Bu nedenle, erdemli insanların, erdemli insanları sevmeleri yerinde bir davranıştır. Bir insan ne oranda erdem ve bilgelikle donanmışsa dost edinmek ve bir dostun yakınlığını kazanmaya o oranda yaklaşır. Dostluğun temeli erdeme duyulan sevgi ve saygıya dayandığına göre, insan bunlardan ayrılırsa dostlukta kalmaz. Bu nedenle dosttan, onurlu şeyler istemeyi ve dost uğruna onurlu şeyler yapmayı ilke olarak kabul etmeliyiz. Dostluğun en büyük düşmanları; mal mülk, para hırsı, şan, şöhret, çekişmeleridir. Bunlardan, ne dostluklar bozulmuş ve dostlar arasında düşmanlıklar girmiştir. Dostlardan doğru olmayan bir şey istenmemelidir. Dostundan böyle bir istekte bulunan kimse, onun doğru olmayan bir şeyi yapmadığını düşünmeden, dostluk kurallarına uymadığını söyler. Oysaki doğru olmayan bir şeyi yapmamak onurlu bir davranıştır ve dosttan da bu beklenir. Bunu düşünmeden, dostumuzun nasıl olursa osun isteğimizi yerine getirmesini beklersek, bu aramızdaki dostluğu bozmakla kalmaz, nefrete de yol açar. Çıkar düşüncesi; dostluğu doğurmaz, dostluğu kendine gerekçe yapar. Bu gibilerinin dostluk hakkındaki düşünceleri dinlenmemelidir. Böyle bir ilişkide; sevgiye, bağlılığa ve güvene yer yoktur, bunun yerine kuşku ve kaygı vardır. 18

19 Bu tür ilişkide bulunan, sevgi, saygı gerçek değildir. Çıkar ilişkisine dayanan dostluklarda, ne kadar az dostunuz olduğunu eğer bir gün düşerseniz, anlarsınız. Çünkü böyle zamanlar; onların isteklerini yerine getiremeyeceğiniz gibi onlara karşılık, veremeyeceğiniz zamanlardır. İşte insanlar dostlarını bu gibi zamanlarda öğrenirler. Dostluğumuz zayıf olursa iyi günde, kötü günde de dostunuz sizi yüz üstü bırakıp gidebilir. Dostlukta, değişmeyen aynı ilişkilerimizi sürdürebileceğimiz dostlar seçmeliyiz. Onun için dostlarımızı seçerken, onları denemeden karar vermemeliyiz. Onları tanımak için onlara fırsat verdikten sonra onları dost olarak benimseyelim. Aradığımız sürekliliğin temelinde kararlılık ve bağlılık vardır. Bunlardan emin olduktan sonra onlara olan sevgimize yol verelim Dostumuzla bozuşmamaya özen göstermeliyiz. Ancak; böyle bir şey başa gelirse ilişkimizi hemen kesmemeli dostluğun yavaş yavaş sönmesi sağlanmalıdır. Dostlardan beklenmeyen bir davranış gördüğümüzde, öncelikle gereksinimiz olsa bile ondan bir şey istemeyelim. Onları, ziyaret edip, halini hatırını sormayalım. Dostla ayrılırken, dostluğun bozulmasını düşmanlığa çevirmemek gerekir. Bir zamanlar yakın olduğumuz ve dost kabul ettiğimiz birisine böyle bir davranışta bulunmamız doğru olmaz. Bu gibi sakıncaların doğmaması için ne uygun olmayanı sevmeli ne de çabuk sevmeli ancak sevebileceğimiz kişilerle dostluk kurmalıyız. Onlara sevgimizi vermeliyiz. Dostluğun gücünün ne denli büyük ve değerli olduğunu düşünmeliyiz. Dostluğu, insanın bir ikinci kendisi gibi düşünmesi gerekir. Dostlarımızı uyarırken sert olmamaya özen göstermeliyiz. Uyarılarımızda haklı üslubumuzda nazik olmalıyız. Onlardan gerçekleri saklamamalıyız. Dostundan gerçeği duymak istemeyen kişinin umudu olmaz. Dostumuzun bizi uyarmasını sevinçle karşılamalıyız. Onun bizi uyarmasına değil yanılgıya düştüğümüze üzülmeliyiz. Bu gerçek dostluğun özelliklerinden biridir. Sizin söylediğiniz her şeye evet diyen bir dostunuz varsa böyle bir insanı dost edinmekle düşüncesizlik ettiğinizi düşünmelisiniz. Şayet bundan hoşlanıyorsanız sadece kendinize zarar verirsiniz ve bu dostluğunuz dostluk olmaktan çıkar. Bazı dost kabul ettiğiniz kişiler size karşı çıkarak da size dalkavukluk edebilirler. Bu duruma düşmemek içinde dikkat etmelisiniz. Kendimiz için yapamayacağımız katlanamayacağız nice işler vardır ki, dostlar uğruna yaparız. Bunları kendimiz için yaptığımızda, hiç de onurlu olmadığı halde bu işler, dostlar için olunca onurlu bir davranış olur. Dostlara yardım etmek zoruna kaldığımızda bazen kendi hoşumuza da gitmeyen bazı durumlarda kalabilir, buna katlanabiliriz, yeter ki; bu eylemimiz onursuz olmasın. İnsana yaraşır bir yaşam sürmek istiyorsak dostumuz olmadan yaşayamayız. Dostluğu ayakta tutan ve sürdüren ise erdemdir. Onsuz dostluk olmaz onu her şeyin üzerine tutarsak dostluğu yaşatabilir onu koruyabiliriz. 19

20 VERMEK VE ALMAK ÜZERİNE TESUD Bas.Yay. Bşk.lığı Şarkıcıların ve atletlerin ortak yönü nedir? Her iki meslek grubu da performanslarını sürdürmek için nefese ihtiyaç duyar. Bu kişilerin oksijen alımını maksimum seviyeye çıkarma tekniklerinden biri, tam nefes vermektir! Tam nefes verdiğinizde, taze havanın içeri girmesi için yer açmış olursunuz. Aynı zamanda, oksijen alan bir vakum yaratırsınız. Nefes alıp vermenin, vermek ve almak ile ne ilgisi vardır? Her ikisi de kendi dengesini sağlayan çevrimlerdir. Bir kez tam nefes verdiniz mi, bir daha nefes veremezsiniz. Geriye hiçbir şey kalmamıştır. Yeniden nefes vermeden önce, nefes almanız gerekir ki verecek nefesiniz olsun. Kulağa gayet basit geliyor, değil mi? Aynı ilke, vermek ve almak çevriminde de geçerlidir. Aldığınızdan çok fazlasını verirseniz, bir an gelecek, verecek hiçbir şeyiniz kalmayacaktır. Verdiğinizden çok fazlasını alırsanız, bir an gelecek, daha fazla birşey alacak yeriniz kalmayacaktır. Vermek ve almak çevriminde senkronizasyonu yitirdiğiniz oldu mu? Öyle ise birşeyler dengesini yitirmiş demektir. Ya yeteri kadar vermiyorsunuzdur ya da yeteri kadar almıyorsunuzdur. Ya da her ikisi birden. İşleri rayına oturtmak için, harekete geçmeniz gerekir. İşte size harekete geçmenizde yardımcı olabilecek birkaç fikir Yeterince ALMIYORSANIZ, alma eğiliminizi geliştirmeniz gerekir. Başkalarının size daha çok vermelerini sağlamaktan bahsetmiyoruz. Halihazırda size verilmekte olanın içinden daha fazlasını almaya açık olmalısınız. Zaten elinizin altında olan birşeyi kaçırmayın! Şunları yapabilirsiniz: 1. Biri size Harika ayakkabılar! ya da Hayatımdaki en büyük lütufsun gibi güzel bir söz söylediğinde, Teşekkür ederim deyin. Söylenenleri geri çevirmeyin; KABUL EDİN! Aç kalbinizin kapılarını açın ve karşınızdaki kişinin sizi takdir etmesini doğal karşılayın. 2. Biri sizi birşey yapmaya davet ettiğinde, dahil olduğunuzu ve istendiğinizi hissetmekten çekinmeyin. Açıklamalar ya da karmaşık nedenler aramayın. Durumu olduğu gibi kabul edin. 3. Yardım tekliflerini kucaklayın. Biri size nasıl yardımcı olabileceğini sorarsa, onu geri çevirmeyin. Size yardım edebilecekleri tüm yolları düşünün ve birini seçin; sonra da size yardımcı olmalarına izin verin. Pek çok insan, umutsuzluğa düşmek üzere olmadıkça yardımı reddeder. KESİNLİKLE ihtiyaçları olmadığında yardım alırlarsa, GERÇEKTEN ihtiyaçları olduğunda yardım alamayacaklarından korkarlar. Ama, işler bu şekilde yürümez. Yardım tekliflerini sürekli reddederseniz, akışı durdurursunuz. 4. İhtiyaç duyduğunuzda yardım isteyin. Duvar kağıdı seçmeniz gerekiyorsa ve duvar kağıdı mağazalarında bunalıyorsanız, renk ve tasarımdan iyi anlayan bir arkadaşınızı arayın ve sizinle birlikte gelmesini rica edin. 16 yaşındaki oğlunuz yüzünden uykularınız kaçıyorsa, daha büyük çocukları olan bir arkadaşınızı arayın ve endişelerinizi onunla paylaşıp paylaşamayacağınızı sorun ya da bir terapiste gidin. 5. Unutmayın, neye ihtiyacınız olduğunu bilmek sizin için ne kadar zorsa, sizi seven insanlar için o kadar daha zordur. Onlara yardımcı olun. Bilmelerini sağlayın. 20 Birlik, Sayı: 198 Ekim-Kasım-Aralık 2012

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi.

1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. ATATÜRK KRONOLOJİSİ 1881: Selanik te doğdu. 1893: Askeri Rüştiye ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. 1899: Mart 13: İstanbul Harp

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Ercan KARAKOÇ Yıldız Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü

Yrd. Doç. Dr. Ercan KARAKOÇ Yıldız Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Yrd. Doç. Dr. Ercan KARAKOÇ Yıldız Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Önce gelen: V. Murat 30 Mayıs 1876 31 Ağustos 1876 Osmanlı Hanedanı ve Hilafet II. Abdülhamit 31 Ağustos

Detaylı

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne nin Yaşadığı İşgaller - Dört İşgal Dönemi........ 4 0.2 İlk Rus İşgal

Detaylı

1881: Selanik te doğdu.

1881: Selanik te doğdu. 1881: Selanik te doğdu. 1893: Askeri Rüştiye ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. 1899 Mart 13: İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına

Detaylı

TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898)

TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898) TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898) 1897 Türk-Yunan Savaşı (TESELYA SAVAŞI) Teselya savaşları nın aslı Girit adası olayları ile başlamıştır, 1894 Haziran'ında Rumlar Halepa Sözleşmesi'nin uygulanmasını

Detaylı

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Detaylı

A. Sırp İsyanları B. Yunan İsyanları

A. Sırp İsyanları B. Yunan İsyanları A. Sırp İsyanları B. Yunan İsyanları SIRP İSYANLARI Osmanlı İmparatorluğu na 15. yüzyılın ortalarında katılan Sırbistan da, İmparatorluğun diğer yerlerinde olduğu gibi, âdil bir yönetim kurulmuştu. Sırp

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 2015-2016 8. Sınıf TEOG Tutarlılık T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorularımızın TEOG sorularıyla benzeşmesi, bizler için olduḡu kadar, bu kaynaklardan beslenen yüz binlerce öḡrenci ve yüzlerce kurum

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876

SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876 SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876 BAKİ SARISAKAL SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876 Bosna-Hersek ve Bulgaristan olaylarının devam ettiği sırada Selanik

Detaylı

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 30 Ağustos 1922 - Başkumandan meydan muharebesi 2 Eylül 1922 - Yunan orduları başkomutanı

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ Yrd. Doç. Dr. A. Poyraz GÜRSON Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. A. Poyraz Gürson, İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka'da tamamlamayı müteakip

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA 1 Kütahya- Eskişehir Savaşı nda ordumuz Sakarya Nehri nin doğusuna çekilmişti. 2 TEKÂLİF-İ MİLLİYE NİN SAKARYA SAVAŞI NA ETKİSİ Tekâlif-i Milliye kararları daha uygulamaya yeni başlandığı için Sakarya

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER

KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ KURTULUŞ SAVAŞI DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ DOĞU CEPHESİ Ermeniler XIX. Yy`a kadar Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadılar, devletin çeşitli kademelerinde

Detaylı

1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti.

1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti. 1881 Mustafa'nın Selanik'te doğuşu 1893 Mustafa'nın Selanik Askeri Rştiyesi'ne yazılması, 1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

YRD.DOÇ.DR. M.ALİ GALİP ALÇITEPE T.C.C.B.Ü.FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ-T.C.TARİHİ ABD.ÖĞR.ÜYESİ MANİSA

YRD.DOÇ.DR. M.ALİ GALİP ALÇITEPE T.C.C.B.Ü.FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ-T.C.TARİHİ ABD.ÖĞR.ÜYESİ MANİSA YRD.DOÇ.DR. M.ALİ GALİP ALÇITEPE T.C.C.B.Ü.FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ-T.C.TARİHİ ABD.ÖĞR.ÜYESİ MANİSA DOĞUM :29/07/1962-KONYA ÖĞRENİM DURUMU : DERECE ALAN ÜNİVERSİTE YIL Lisans Tarih SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR TEOG Sınav Sorusu-3 ANABİLİM Ödev Testi 3. Atatürk ün çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik şehrinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi, şehirde farklı

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ Halk arasında gâvur padişah ve püsküllü bela olarak adlandırılan padişah II.

Detaylı

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU 6219 MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU Kanun Numarası : 2945 Kabul Tarihi : 9/11/1983 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 11/11/1983 Sayı : 18218 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ Yrd. Doç. Dr. Cenk ÖZGEN 1. KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı: Cenk ÖZGEN Doğum Yeri ve Tarihi: Bursa / 07.08.1979 Uyruğu: T.C. Medeni Hali: Evli Adres: Giresun Üniversitesi, İktisadi

Detaylı

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 29/07/2008 tarih ve 26951 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

A N K A R A Ü N İ V E R S İ T E S İ H U K U K F A K Ü L T E S İ PROF. NİHAT ERİM

A N K A R A Ü N İ V E R S İ T E S İ H U K U K F A K Ü L T E S İ PROF. NİHAT ERİM A N K A R A Ü N İ V E R S İ T E S İ H U K U K F A K Ü L T E S İ PROF. NİHAT ERİM D E V L E T L E R A R A S I H U K U K U v e S İ Y A S Î T A R İ H M E T İ N L E R İ Cilt: I Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER

İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER III XI 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 2. Coğrafi Durum... 5 a. Çanakkale

Detaylı

2) Osmanlı Eyaletinden Üçüncü Bulgar Çarlığına, Kitabevi Yayınları, İstanbul 1996

2) Osmanlı Eyaletinden Üçüncü Bulgar Çarlığına, Kitabevi Yayınları, İstanbul 1996 Doğum Tarihi ve Yeri: 10.02.1960- Sivas Eğitim Üniversite: Lisans: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi, 1976-1980 Yüksek lisans: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi,

Detaylı

UniversiteTuru FakulteYuksekOkulAdi ProgramAdi PuanTuru TabanPuanKontenjanOgretimTuruOgretimTuru BasariSirasi Ankara Üniversitesi Devlet Dil ve Tarih

UniversiteTuru FakulteYuksekOkulAdi ProgramAdi PuanTuru TabanPuanKontenjanOgretimTuruOgretimTuru BasariSirasi Ankara Üniversitesi Devlet Dil ve Tarih UniversiteAdi UniversiteTuru FakulteYuksekOkulAdi ProgramAdi PuanTuru TabanPuanKontenjanOgretimTuruOgretimTuru BasariSirasi Ankara Üniversitesi Devlet Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı

Detaylı

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır.

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır. TERÖR VE BEKLENTİLER Türkiye, önce 22 Temmuz genel seçimleri ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yaz aylarını kendini yenileyerek geçirmiş, sonbahara ise artan terör olayları, şehitlerimiz, onların

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir.

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. (2) Aynı eğitim kurumunda yer değiştirme

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

KPSS 2009 GK-(3) DENEME-4 2. SORU. 3. Selçuklularda, 2. Türk-İslam devletlerinde ülke hanedanın ortak malıdır. anlayışı geçerli olmuştur.

KPSS 2009 GK-(3) DENEME-4 2. SORU. 3. Selçuklularda, 2. Türk-İslam devletlerinde ülke hanedanın ortak malıdır. anlayışı geçerli olmuştur. 3. Selçuklularda, I. hükümdarın Tanrı adına insanları yönetmekle görevli olması, KPSS 2009 GK-(3) ülkenin, hanedan üyelerinin ortak malı sayılması, din işlerinin halifeye, dünya işlerinin sultana ait olması

Detaylı

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Yardımcı Kuruluşlar Hükümete veya bakanlıklara görevlerinde yardımcı olmak, belirli konularda görüş bildirmek, bir idari

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Güz Dönemi Ortak Vize Sınavı Soru Örnekleri 1- Birinci Balkan Savaşı nın sonunda, Balkan ülkelerinin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmelerinin

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük KABOTAJ BAYRAMI, MUSTAFA KEMAL E SUİKAST GİRİŞİMİ, BİR DEVRİN ANALİZİ: NUTUK

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük KABOTAJ BAYRAMI, MUSTAFA KEMAL E SUİKAST GİRİŞİMİ, BİR DEVRİN ANALİZİ: NUTUK 1 Kabotaj Hakkı Nedir? Kabotaj, bir devletin kendi limanlarına deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalıktır. Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, millî ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından,

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir.

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir. Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir. M. Kemal ATATÜRK «Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz

Detaylı

Koca Mustafa Reşid Paşa

Koca Mustafa Reşid Paşa Osmanlı İmparatorluğu ndaki ilk Mason Locası 1738 de Galata da kurulmuştur. Osmanlı vatandaşı olarak mason olan ilk kişi Yirmisekiz Mehmed Çelebi nin oğlu Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa olmuştur. Osmanlı

Detaylı

İLAÇTA DURUM -6- 46 FARMAKTÜEL

İLAÇTA DURUM -6- 46 FARMAKTÜEL İLAÇTA DURUM -6- Ticari iskonto ve vade süreleriyle ilgili olarak ilaç firmalarıyla yapılan görüşmeler sonucunda, ilk geri dönüş, Bilim İlaç Sanayi ve Tic.A.Ş tarafından yapılmış olup ve İlaçta Durum 4

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-03 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-03/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Hak Kavramı Herhangi bir varlığın, kanuni veya ahlaki gerekçelerle, sahip olması veya yapabilmesi olağan şeyler.. Hak Kavramı Kazanımlara

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

TBMM (S. Sayısı: 674)

TBMM (S. Sayısı: 674) Dönem: 23 Yasama Yılı: 5 TBMM (S. Sayısı: 674) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk- Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma

Detaylı

EĞİRDİR İHTİYAT ZABİTLERİ NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ

EĞİRDİR İHTİYAT ZABİTLERİ NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ Eğirdir de Kurulan İlk Milli Şirket: EĞİRDİR İHTİYAT ZABİTLERİ NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ Eğitimci-Yazar : Recep Bozkurt Eğirdir in sosyoekonomik tarihindeki en önemli olay nedir diye sorulduğunda verilecek

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş

Detaylı

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı,

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı, AHMET BAHA ÖĞÜTKEN 24.DÖNEM İSTANBUL MİLLETVEKİLİ TEŞKİLAT BAŞKAN YARDIMCISI 1961'de İstanbul, Fatih te doğdu, Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı