ALMANYA DA YAŞAYAN ÜÇÜNCÜ KUŞAK TÜRK GENÇLERİNİN SOSYO KÜLTÜREL YETİLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ALMANYA DA YAŞAYAN ÜÇÜNCÜ KUŞAK TÜRK GENÇLERİNİN SOSYO KÜLTÜREL YETİLERİ"

Transkript

1 XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz 2004 İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Malatya ALMANYA DA YAŞAYAN ÜÇÜNCÜ KUŞAK TÜRK GENÇLERİNİN SOSYO KÜLTÜREL YETİLERİ Doç. Dr- Emel Ültanir AİBÜ Eğitim Fakültesi, PDR ABD. Doç- Dr. Gürcan Ültanır AİBÜ Eğitim Fakültesi, Eğitim Programları ve Öğretimi ABD. Yard. Doç. Dr. Mehmet Canbulat AİBÜ Eğitim Fakültesi, Sınıf Öğretmenliği ABD. Yard. Doç. Dr. Ant Uyanık AİBÜ Dil-Mer Özet Alman okullarında okuyan yabancı öğrencilerin % 43 nü Türk çocukları oluşturmaktadır. Okul başarılarına baktığımızda Türk öğrencilerin ancak % 9 u üniversiteye girme hakkı elde etmektedir. Bu oranın Alman öğrencilerde % 30 larda olduğu göz önüne alındığında, Türk öğrencilerinin durumunun ne kadar vahim olduğu ortaya çıkmaktadır. Alman Okul Sistemi göçün üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, göçmen öğrencilerin uyumlarını kolaylaştıracak tedbirlerden uzaktır. Sosyalleşme süreçleri sıkıntılı geçen Türk çocukları yetersiz Almanca bilgisi ile okula başlamakta ve Alman öğrencilerle aralarındaki Almanca farkını kapatamamaktadırlar yılında yapılan PISA araştırmasının sonuçlarına bakıldığında 15 yaşındaki Alman olmayan öğrencilerin neredeyse yarısının okuma becerilerinin çok düşük bir seviyede olduğu anlaşılmıştır. Bu araştırmanın amacı Türk göçmen çocuklarının sosyo-kültürel yetilerinin ortaya koymaktır. Anahtar Sözcükler: Entegrasyon, sosyo-kültürel yeti, ait olma, göç olgusu, üçüncü kuşak, diskriminsayon Summary Forty tree percent of foreign students at German schools are Turkish. Taking into consideration of school success, only %9 of Turkish students have the chance of studying at universities. This rate for German students is about %30. If these two rates compared, it can be seen how awful the situation is. Inspite of passing 40 years after migration, Germen education system is too far away from the precautions which are to make easier the adaptation of immigrant students. Turkish children, whose socialisation process is problematic, begin school with inadequate German and they cannot overcome this gap with Germen students. Having looked at the results of PISA search made in 2000, almost half of 15 year old non- Germen students reading skills is at very low level. The aim of this study is to put forward socio-cultural skills of Turkish immigrant children. GİRİŞ Almanya`da Türkler Almanya ile yapılan 1961 tarihli anlaşma ile Almanya ihtiyaç duyduğu iş gücünün bir bölümünü Türkiye den karşılamıştır. Bu dönemde Almanya Türkiye dışında diğer ülkelerden de (1955 İtalya, 1960 yılında İspanya ve Yunanistan dan) işçi kabul etmiştir. Yapılan anlaşma sonuncuda Kasım 1961 tarihinde 2100 Türk işçisi Almanya ya gitmiştir (Meier-Braun; 2002:40). Gelen işçiler ikişer yıllık anlaşmalarla kabul edilmiş, ancak bu rotasyon uygulaması Alman sanayicilerinin ekonomik nedenlerle karşı çıkmaları sebebiyle gerçekleştirilememiştir. Bu rotasyon düşüncesi kabul görmeyince, Almanya hazır olmadığı bir göç olgusunu engellemek için 1973 yılında işçi alımını durdurma kararı almıştır (Meier-Braun; 2002:40). Ancak ülkede bulunan işçilerin zamanla eşlerini ve çocuklarını da yanlarına getirmeleri neticesinde göç olgusunun temelleri atılmış oldu.

2 Almanya ya yönelen işçi göçünü beş aşamada değerlendirmek mümkündür: Birinci aşama yıllarında Almanya ya giden işçiler. İkinci aşma 1973 yılında durdurulan işçi alımlarından sonra gerçekleşen aile birleşmeleri. Üçüncü aşama 1980 yılından itibaren Almanya ya yerleşmenin başlaması. Dördüncü aşama 1983 yılında geri dönüş yasasının yürürlüğe girmesi sonuncunda 300 bin Türkün geri dönmesi. 80 li yıllardan itibaren göç olgusunun belirginleşmesi. Birinci kuşak olarak nitelendirilen ilk grup işçiler Almanlar tarafından misafir işçi (Gastarbeiter) olarak nitelendirilmişlerdir. Dolayısıyla Almanya misafir olarak nitelendirdiği bu işçiler için bir uyum (entegrasyon) politikasına bir gereksinim duymamıştır. Aynı yaklaşım Alman Okul Sistemi için de geçerlidir: Bu yıllarda okullara gelen yabancı çocuklara da misafir öğrenci gözüyle bakılmış ve geçici çözümlerle ortaya çıkan bu yeni durumla baş edilmeye çalışılmıştır. Göçün 40. yılında dahi Alman Okul Sistemi yabancı öğrencileri kendi sistemi içerisinde eritebileceği varsayımından hareket etmektedir. Fakat bunun mümkün olmadığını en son yapılan PISA Araştırması ortaya koymuştur (Baumert ve diğerleri, 2000). 80 li yıllarda daha önce misafir işçi diye söz edilen işçilere artık yabancı (Auslaender) denmeye başlanmış ve artan işsizlik oranına paralel olarak 1979 seçimlerinde Almanya nın bir yabancılar sorunu (Auslaenderproblem) ile karşı karşıya olduğu dile getirilmeye başlanmıştır (Griese, 2002;111). Uzun süren tartışmalar sonuncunda Almanya da göç olgusundan (Migration) söz edilir olmuş ve bir göç yasasının gerekliliği vurgulanmaya başlanmıştır. Ancak Hıristiyan Demokratların (CDU/CSU) iktidarı döneminde bu sorunun çözümüne yönelik olumlu adımlar atılmadığı gibi, iktidarın yanlış ve kışkırtıcı politikaları yabancı düşmanlığının artmasına sebep olmuştur. İki Almanya nın birleşmesinden sonra iktidarı ele geçiren Sosyal Demokrat ve Yeşiller den (SPD ve die Grünen) oluşan koalisyon hükümeti bir göç yasası hazırlamış ve Almanya nın bir göç ülkesi olduğunu (Einwanderungsland) resmen açıklamışlardır (Hazırlanan göç yasası yürürlüğe girdikten sonra Hıristiyan Demokrastların Federal Anayasa Mahkemesine yaptıkları itiraz üzerine mahkeme yürütmeyi durdurmuştur, ancak iktidar partileri yasayı yeniden meclisten geçirmek için toplumsal uzlaşma arayışındadırlar). Ülkesinde barındırdığı 8 milyonu aşan yabancı sayısı ile bugünün Almanya sı hukuken olmasa bile fiilen bir göç ülkesidir. Konuya Türkler açısından bakıldığında Almanya da yaşayan 7,3 milyon göçmen (migrant) nüfusunun iki milyonunu Türkler oluşturmaktadır. (Türkler Alman vatandaşlığını kabul ettikleri andan itibaren, yabancı statüsünden Alman vatandaşı statüsüne geçtiklerinden, istatistiksel rakamlarda gösterilmemektedirler ve bundan dolayı gerçek rakamın üç milyona yakın olduğu iddia edilebilir.) Yine Federal İstatistik Dairesi verilerine göre, 2001 yılı sonunda 500 bin Türk

3 Alman vatandaşlığını kabul etmiştir. Bu sayı her yıl ortalama olarak 80 bin civarlarında artmaktadır (http://www.destatis.de/). İstatistiklerin ortaya koyduğu başka bir gerçek ise, Türklerin 700 bininin Almanya da dünyaya gelmiş olmasıdır. Birinci kuşağı temsil eden Türklerin büyük bir kısmının geri dönme hayali gerçekleşmeyince, emekliliklerini Türkiye de değil de Almanya`da huzur evlerinde, Almanlarla birlikte geçirmektedirler (Meier-Braun;2002:20). Maier-Braun 2030 yılında göçmen emeklilerin sayısının 2,8 milyonu geçeceğini ileri sürmektedir. Birinci kuşağın torunları olan ve üçüncü kuşak diye nitelendirilen Türklerin çocukları, şu an kreşlerdedir ve bunlar yakın zamanda dördüncü kuşak olarak birkaç yıl içerisinde okullara başlayacaklardır. İkinci kuşak Türklerin büyük bir bölümü Alman vatandaşlığına geçmiş olup Türkiye`ye dönmek istememektedir. Tüm bu verileri değerlendirdiğimizde, artık Türklerin belirli bir birikim yaparak bir zamanlar ayrılmayı düşündükleri Almanya da ortaya çıkan tüm entegrasyon sorunlarına rağmen kalıcı oldukları anlaşılmaktadır. Almanya da yaşayan yabancıların ve özellikle Türklerin uyum sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir. Türk gençlerinin düşük okul başarıları ile topluma entegrasyonları arasında doğru bir orantı vardır. Amerika örneğinde olduğu gibi üçüncü kuşakta gerçekleşmesi beklenen uyum Almanya da gerçekleşmemiştir. Amerika ya yönelen göç olgusunu inceleyen Eser, bu ülkede üçüncü kuşak göçmenlerde entegrasyonun gerçekleştiğini vurgulamaktadır (tree-generation-assimilationcycle) (1987;426). Beklenen entegrasyonun gerçekleşmemesi ve okul başarısızlıkları ve nihayet PISA araştırmaları azınlık gençlerini bilimsel politik tartışmaların odağına yerleştirmiştir (Fischer ve diğerleri: 2000, Heitmacher ve diğerleri; 1997, Merkens/Ibaidi;2000). Schulte de benzer bir değerlendirme yaparak, beklenenin aksine üçüncü kuşakta da entegrasyonun gerçekleşmemesi, araştırmacıların bu grubu mercek altına almalarının nedenini açıklamaktadır şeklinde görüş bildirmiştir (2002;251). Bu araştırmalar, üçüncü kuşak Türk gençlerinin Alman toplumu ile Türk toplumu arasında sıkışıp kaldıklarını ve büyük bir bölümünün kimlik sorunu ile karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır. Türk Gençlerinin Sosyalleşme Süreçleri Doğan (1996) sosyalleşmeyi, bir süreç olarak bireyin doğumundan itibaren içinde yaşadığı toplumun üyeliğini kazanmasında geçirdiği aşama olarak tanımlarken, İçli (2002) aynı olguyu bireyin toplumun kurallarını, değerlerini, tutum ve davranışlarını, uygulamalarını öğrenmesi, öğrendiklerine uygun davranması ve böylece toplum içinde bir kişilik, benlik kazanması süreci olarak tanımlamaktadır. Ancak her iki tanımda da bu sürecin geçtiği ortama yönelik bir bildirimde

4 bulunulmamaktadır. Türk gençlerinin sosyalleşme ortamı yabancı olarak yaşadıkları bir ülke olduğundan bu süreç sancılı ve sorunlu geçmektedir. Erikson a (1970) göre sosyalleşme bireysel bir süreçtir, ancak sosyalleşmenin başarılı olup olmaması gerçekleştiği dış ortama bağlıdır. İçinde yaşadıkları toplumun değer yargıları ile ailelerin değer yargıları arasındaki uçurum Türk gençlerinin temel sorunudur. Çünkü bireyin sosyalleşmesinde aile içi ve çevresel sosyalleşme, iki farklı kültürün karşı karşıya gelmesi anlamına gelmektedir ve bu süreçte dile önemli bir rol düşmektedir. Türk gençlerinin sosyalleşmesinde Almanca bilgisi kadar, Türkçe bilgisi de önemli yer tutmaktadır. Ancak araştırmaların ve istatistiksel sonuçlardan hareket ederek, bu öğrencilerin hem Türkçe yi hem de Almanca yı yeteri düzeyde bilmedikleri ortaya çıkmaktadır (Hepsöyler ve Liebe-Harkort, 1991; Rehbein 1987 ). Oysa ki interkültürel bir kimlik oluşumunda her iki dilin de üst düzeyde bilinmesi gerekmektedir. Cummins (1989) azınlık çocuklarının anadilleri ve ikinci dildeki yetersizliklerini okullarda uygulanan tek yönlü eğitime bağlamakta ve bu çocukların akademik-bilişsel dil düzeyine erişemediklerini vurgulamaktadır. Bu görüşe göre azınlık çocukları iki dilde de yarım dilliliği ifade eden semilingual olma durumu ile karşı karşıyadırlar. Damanakis (1983) toplumun ve onun kurumlarının göçmen Türk çocuklarının kimlik bulma sürecinde gerekli sosyokültürel ortamı hazırlaması gerektiğini vurgulamaktadır: Eğitim ve öğretimin hedefi, göçmen çocukları sosyo kültürel açıdan yönelimsiz bırakılmaktan ya da tek taraflı yönelimden kurtarmalı ve onlara her iki kültür sistemini özümseyecek bir kimlik sağlamayı amaçlamalıdır (Damanakis, 1983:32). Kimlik Birincil ve ikincil sosyalleşme Türk çocuklarında sorunlu gerçekleşmektedir. Çocuklar dilsel ve kültürel anlamda iki farklı dünyada yaşamaktadırlar. Evde anadili ve azınlık kültürü yaşatılırken anaokulunda (Kindergarten) ve okulda Alman dili ve kültürünün etkisinde kalmaktadırlar. Buna ilave olarak dinsel farklılıklar da sosyalleşme sürecinde engelleyici bir faktör olarak devreye girmektedir. Bu açmazlar Türk ve diğer azınlık çocuklarının kişilik gelişiminde sorunlara neden olmakta ve bu durum çocukların hem okul başarılarına hem de içinde yaşadıkları topluma uyumlarına yansımaktadır. Çocukların sosyalleşme sürecinde yaşadıkları bu açmazlar Akpınar ve diğerlerine (1979) göre gençlerin kişiliklerinde derin yaralar açmakta ve sağlıklı bir gelişim göstermelerini engellemektedir. Damanakis e (1983) göre Almanya`da yetişen ve sosyalleşen göçmen çocukları dört farklı kimlik grubuna ayırabilir. Kendi azınlık grubuna yönelen kimlik Baskın kültüre (Alman) yönelen kimlik Değişken (ambivalent) kimlik İki kültürlü kimlik

5 Birinci gruba dahil olan gençler, kendi kültürünü baskın kültüre göre daha ideal bulmakta ve diğer kültüre karşı olumsuz bir tavır içine girmektedirler. Dil açısından değerlendirildiğinde ise, içinde yaşadıkları kültürün dili günlük yaşantılara yetecek düzeyde öğrenilmekte, ancak Cummins`in yukarıda ifade ettiği akademik bilişsel düzeye çıkmamaktadır. Konuya Türk gençleri açısından yaklaşıldığında artan gettolaşma (kendi etniği içinde yaşamak) eğilimleri ve buna bağlı olarak sosyal çevrelerinin ağırlıklı olarak Türklerden oluşması, dil öğrenme sürecini olumsuz etkilemektedir. İkinci gruptaki gençler kendi etniklerini ret etmekte ve baskın kültür içinde erimektedirler. Bu gruptaki gençler baskın dili kullanmakta ve her ortamda bu dili tercih ederek var olan ana dillerini de kısa sürede kaybetmekte, ancak toplumsal ve kurumsal dışlanmalar sonuncunda tekrar kendi etniklerine dönmektedirler. Kendi etnik grupları da onları ana dillerini konuşamadıkları için dışlamaktadır. Her iki kültür içinde problem yaşayan grup ise üçüncü grubu oluşturmaktadır. Bu gruba dahil olanlar kendilerini ne Alman ne de Türk toplumuna ait hissetmektedirler. İki toplum arasında gidip gelen bu genç göçmenler, okul başarısızlıkları ve buna bağlı olarak mesleksiz oluşları nedeniyle PISA araştırmaları değerlendirme raporlarında (Baumert ve diğerleri, 2000) risk grubu olarak nitelendirilmişlerdir. İki kimlikli ve iki dilli olarak nitelendirilen dördüncü grubu oluşturan gençler her iki toplumla barışıktırlar. Her iki kültürü özümseyen bu grup transkültürel kimliği ile okul başarıları açısından Alman öğrencilerle eşdeğer görülmektedir. Alman okullarında okuyan yabancı öğrencilerin % 43 ünü Türkler ( ) oluşturmaktadır ve 1997 verilerine göre % 9 u yüksek okula gitme hakkı (Abitur) elde etmektedir. Yabancı gençlerin % 60 nın ne bir diploması ne de bir meslek eğitimi bulunmamaktadır (http://www.destatis.de/). Araştırmanın Amacı Bu araştırmanın amacı, Almanya da yaşayan Türk Gençleri nin içinde bulundukları Alman toplumuna uyumlarının kendi görüşleriyle tespit edilmesidir. Öğrenme Psikolojisi kaynaklarına bakıldığında, Türkçe uyum anlamına gelen üç farklı anahtar sözcükle karşılaşılmaktadır: a) Assimilation ( Özümseme) b) Accomodation (Uyumsama) c) Integration (Bütünleşme)

6 Ayrıca bir de Adaptation (uyumlandırma) sözcüğü bulunmakta olup, bu ise öğretimin görevidir. Ancak Human Pschology özellikle demokratikleşme sürecinde, etnikler altında assimilation kavramını reddetmektedir. Accomodation ise, aynı etnikten gelen bireylerin kendi grupları içindeki davranış değişiklikleri ürünü olarak gözlenmektedir (Bkz: Klafke,1993; Derbolav,1978). Hümanist yaklaşıma göre, birey ne isterse onu öğrenir, istemediğini öğrenmez ölçütünden hareketle bütünleşme, yani entegrasyon sözcüğü üzerinde görüş birliğine varılmaktadır. Bu hedeflere dayanarak anket sorularının içeriği yapılandırılmıştır. YÖNTEM Bu araştırmaya Türk etniğinden olan ve ortalama 21 yaşlarında olan 21 kız ve 12 erkek katılmıştır. Bunlardan 9 u Berlin, 24 ü ise Hannover de yaşamaktadırlar. Araştırmada açık uçlu olarak kullanılan 40 soru bulunmaktadır. Ancak bazı sorulara Evet/Hayır cevapları ile başlanmış ve sebepleri istenmektedir. Bu anket, görüş tespit etmek üzere yapılandırıldığı için, üzerinde ek bir güvenirlik çalışması yapılmamıştır. Anket soruları oluşturulurken, Abant İzzet Baysal Üniversitesi ndeki Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakülteleri birinci sınıf öğrencilerinden tesadüfi örneklemle 10 ar öğrenci seçilmiştir. İçinde yaşanılan topluma uyumla ilgili sorulan soruların yanı sıra modern topluma yönelik belli norm ve değerler ile ilgili sorular sorulmuştur. Bu sorgulama görüşme biçiminde yapılmış, alınan cevaplara bakılarak, bir yetişkininin topluma uyumdan neler beklediği türündeki görüşlerden hareketle açık uçlu anket soruları oluşturulmuştur. Bu anket hazırlama çalışmaları sonucunda araştırmacılar tarafından sentezleme yapılarak, anketin geçerliliği oluşturulmuştur. Araştırma soruları, bireyin nerede kendini evinde gibi hissettiği, hangi kökenden gelen insanlarla daha iyi anlaştığı, farklı kökenden gelen insanları nasıl değerlendirdiği, uyum kelimesinden ve özellikle entegrasyon anlamındaki bütünleşme kelimesinden ne anladığı, hangi tür davranışların bireyi toplumdan soyutlayabileceği, dile hakimiyetin toplum içinde ne denli önemli olduğu, alt alanlarını kapsamaktadır. Bu alt alanlar, Alman toplumu içinde yaşayan azınlık statüsündeki gençlerin anlayabileceği şekilde ve bunun yanı sıra Bloom taksonomisinin 2.20 basamağı aşaması dikkate alınarak yeniden yapılandırılıp 40 soru elde edilmiştir. Yukarıda sayılan alt başlıklar altında 40 anket sorusu bulgularda toplanmış ve cinsiyetlere göre aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır. Buradaki çalışma bir nitel çalışma olduğu için bulgularda

7 açıklamalar verilirken; çok, daha çok, en çok türündeki betimleme sıfatlarının yanı sıra az, daha az, hemen hemen hiç düzeyindeki karşıt, betimleme sıfatları kullanılmıştır. I. Kız grubunda hemen hemen hiç düzeyi Türk olduğunu kabul ederken, erkekler ise daha çok Türk olduklarını kabul etmektedirler. Ancak bu kabulde ulus fikri söz konusu olmayıp, bir yerden olma fikri ağır basmaktadır. Yani, Türküz yerine Almanyalıyım sözcüğünde olduğu gibi. II. Göçmen olduğu düşüncesi ne kız grubunda ne de erkek grubunda anlamlı düzeyde kabul görmemiştir. Bu düşünceyi destekleyen ve Almanlar dan farklı olup olmadığını sorgulayan soruya ise, farklıyız yanıtı hemen hemen hiç düzeyinde verilmiştir. Yine anne-babasının Türkiye de olup olmadığını sorgulayan soruda en az düzeyde Türkiye olarak yanıt almıştır. III. Kendisini nerede yabancı hissettiği sorusuna kız grubu, oldukça yüksek düzeyde detaylı bilgiler verirken, erkekler bu tür detaylara girmemişlerdir. a. Kızların kendilerini yabancı hissettikleri ortamlar şunlardır: Devlet dairelerinde, farklı etniklerden oluşan ortamlarda, Alman ların çoğunlukta bulunduğu ortamlarda. b. Erkekler ise bu tür ortamlara değinmemişler, Her iki gruba Almanlardan farklı olan özellikleri sorulduğunda, şu cevaplar alınmıştır: saç renginin siyah, ten renginin koyu oluşu, kültürel farklılığın dominant oluşu, duyuşsal yönden kendini rahat hissetmeme, teknolojiyle dolu yaşamın rahatsız edişi. IV. Alman toplumuyla ilgili sosyal kurallara yönelik olarak sosyal uyumda kız grubu, hemen hemen tüm sosyal kurallara uymakta zorlukları olduğunu söylerken, erkek grubu genelde Almanların açıkça tepki vermedikleri ortalarda ne yapmaları gerektiğini tam kestiremediklerinden uyum zorluğu gösterdiklerini belirtmektedir. Bunun devamı olan, hangi toplumda ve ortamda kendini rahat hissediyorsun sorusuna her iki grupta da Türklerle cevabı verilmiştir. Bu soruda kız grubu, Almanlarla bir şey paylaşmaktan kaçındığını belirtmektedir. Erkekler grubu ise ulus ayrımı yapmadan arkadaşlarla ve işyerlerinde kendilerini rahat hissettiğini belirtmiştir. V. İçine gelinen toplumun beğenilmeyen ve bundan dolayı entegrasyonu engelleyen yanlarıysa, her iki grup tarafından çoğunlukla şu başlıklar altında toplanmıştır: Almanlar egoisttir, diğer etnikleri aşağılarlar, duyarsızdırlar, önyargılıdırlar, namus kavramına bakışları farklıdır, komşuluk ve yardımlaşma hemen hemen hiç düzeyindedir. Bundan başka Almanlar direk olarak yüzüne doğruyu söyleyebilirler ve Türkler az gelişmiş ve beceriksiz bir ulus olarak nitelendirilmektedir şeklinde açıklamaları bulunmaktadır. VI. Sorgulanan her iki grubun Almanya daki kendi etnikleri, yani Türkleri davranışsal olarak tanımlamaları şu şekildedir: Türkler yabancıları sevmezler, olay çıkarırlar, birbirleriyle iletişim kuramazlar, çalışmayı sevmezler, Sosyal yardım dairesinden para alırlar, Aile içi bağımlıkları çok fazla olduğundan, dışarıda bağımsız davranamazlar, çocuk sayıları çoktur, başına buyruk ve kabadırlar.

8 VII. Entegrasyon kelimesinin anlamına kız grubu şu şekilde cevaplar vermiştir: söz dinleme, yabancının yanında rahat olma, toplum içinde rahat olma, ortama ayak uydurma, kurallara uyma. Kız grubunun küçük bir kısmı ise bu kelimeyi anlamlandıramamıştır. Erkek grubu ise, Almanlara ayak uydurmak, yaşantı akışına kapılmak, alışmak, içten gelmese bile beraber yaşamak, kendi istediğini yapamamak türünden cevaplar vermişlerdir. VIII. Karşı cinsten bir Almanla birlikte olmak ister miydin?, sorusuna kız grubu çoğunlukla Hayır veya Asla evlilik olmaz cevabını verirken, benim için fark etmez, ancak yakınlarım karşı çıkardı, cevabını verenler de olmuştur. Erkek grubuysa bu soruya, Evet ve Hayır yanıtlarını hemen hemen eşit düzeyde vermiş, ancak engelleyici faktör olarak, Ciddi ilişki zor, evliliğe Alman aileler de karşı çıkabilir, benim ailem karşı çıkabilir, dil yetersizliği olabilir gibi nedenler ileri sürmüşlerdir. IX. Almancaya hakimiyetin Alman toplumuyla bütünleşmesine yönelik sorgulanmasında ise, kız grubu şunları söylemiştir: Yazı dilinde güçlük çekmekteyim, Her iki dili tam olarak konuşamıyor ve yazamıyorum. Erkek grubu da resmi dilde ve yazı dilinde güçlükleri olduğunu belirtmektedir. Üçüncü kuşağın Almanca mı yoksa Türkçe de mi daha iyi olduğu sorusuna verdikleri çarpıcı cevap ise şudur: Türkçe de daha iyiyiz diyenlerin sayısı, Almanca da daha iyiyiz diyenlerin sayısından daha fazladır. YORUM Bu bulgulara bakıldığında, Almanya daki Türk azınlığın uyum kelimesini hemen hemen asimilasyon özümseme ile eş tuttuğu anlaşılmaktadır. Kültürün bilişsel faktörlerinden dilin ve inancın dominant olması sebebiyle, Alman toplumu içinde bağımsız yaşamada anlamlı düzeyde engel faktör olarak rol oynadığı görülmektedir. Genç Türk etniği, aile içinde kardeşleriyle Almanca konuşmayı tercih ederken, anne-babalarıyla Türkçe konuşmaya yönelmekte ve bu davranışını okul düzeyinde de aynı şekilde sergilemektedirler. Ancak kendi aralarında konuştukları dil de hem Türkçe hem de Almanca kelimelerle ve dil yapılarıyla karışmış değişik bir görüngü sergilemektedir. Bu tür yetersiz dilsel davranışlar, toplum bazında istenilen eğitim düzeyini sağlayamamaktadır. Kültürün bilişsel boyutu olan inanç da, Alman toplumuna uyumu asimilasyon anlamında gösterdiği için, her iki toplumun gençleri arasında sosyometrideki itme faktörünü oluşturmaktadır. Özellikle karşılıklı olarak dinsel rituallerine itici baktıkları için birbirlerinin gruplarını kendilerini ait hissetmemektedirler. Kültürün duyuşsal faktörlerinden olan ilgi ve tutum da aileler tarafından Alman toplumuna uyum açısından olumsuz etkilenmektedir. Karşı cins arkadaşlıkları asla kabul görmemekte, Türk kızlarının Alman erkekleri ile olan evlilikleri genellikle engellenmektedir.

9 Türkiye nin AB ye girme sürecinde, Almanya daki Türk etniğinin entegre olması Türk Hükümetleri tarafından da desteklenmektedir. Ancak bu entegrasyon politik bazda ele alınacak olursa, yalnız bilişsel yapıda okullarda öğrencilere aktarılabilir. Bu politik hedef, evde duyuşsal engel faktörüyle karşılaşacağı için, motivasyona ve davranış planlamasına dönüşemez. Çünkü Türk etniği, Almanya daki varlığını bu şekilde devam ettirebileceği düşüncesindedir. KAYNAKCA Akpınar, Ü.: (1979) Zur Schulsituation der Kinder auslaendischer Arbeitnehmer. Juventa: München. Baumert, J. ve diğerleri: (2001) Pisa Leske ve Bubrich: Opladen Cummins, J.: (1989) Language and Literacy Acqusition in Bilingual Contexs. JMM, Cilt, 10. Clevedon: Multilingual Matters Derbolav, J. (1975) Umrisse einer Praxeologie in Paedagogik und Politik. Verlag Kohlhammer: Stuttgart. Doğan, I.: (1996) Sosyoloji, Kavram ve Sorunlar. Sistem Yayıncilik: Istanbul Ericson, E. H.: (1970) Jugend und Krise. Stuttgart. Esser, H.: (1989) Die Eingliederung der zweiten Generation. Zur Erklaerung kultureller Differenzen. Zeitschrift für Soziologie. Enke: Stuttgart. Fischer, A.: (2000) Jugend Schell Jugendstudie. Cilt 1 2. Opladen. Griese, M/Kürşat-Ahlers, E.: (2002) Was ist das Problem am Auslaenderproblem. IKO-Verlag: Frankfurt am Main. Heitmeyer, W./Schröder, H.: (1997) Verlockender Fundemantalismus. Türkische Jugendliche in Deutschland. Frankfurt am Main. Hepsöyler, E./Lıebe-Harkort, K.: (1991) Muttersprache und Zweitsprache: Türkische Schulanfaengerinnen und Schulanfaenger - ein Vergleich. Peter Lang Verlag: Frankfurt am Main. Içli, G.: (2002) Sosyolojiye Giriş. Anı Yayıncılık: Ankara Klafki,W; Schulz,W. : (1983) Zur Unterrichtsplannung im Sinne kritisch-konstruktiver Didaktik in Didaktische Modelle und Unerrichtsplannung. Verlag Juventa: Paperback. Meier-Braun, K-H.: (2002) Deutschland, Einwanderungsland. Suhrkamp Verlag: Frankfurt am Main. Merkens, H.: (2000) Ethnische Orientierung und soziale Distanz bei türkischen und deutschen Rehbein, J.: Jugendlichen. Berlin. (1987) Sprachlojalitaet in der Bundesrepublik? Auslaendische Kinder zwischen Sprachverlust und zweitsprachige Erziehung. Arbeiten zur Mehrsprachigkeit. Germanischer Seminar. Universitaet Hamburg. Weidacher, A.: (2000) In Deutschland zu Hause. Politische Orientierung griechischer, italienischer türkischer und deutscher junger Erwachsener im Vergleich, Leske u. Budrich, Opladen.

ALMANYA YA TÜRK VATANDAŞLARININ GÖÇÜNÜN 51. YILI KAZANIMLAR VE TEHDİTLER

ALMANYA YA TÜRK VATANDAŞLARININ GÖÇÜNÜN 51. YILI KAZANIMLAR VE TEHDİTLER ALMANYA YA TÜRK VATANDAŞLARININ GÖÇÜNÜN 51. YILI KAZANIMLAR VE TEHDİTLER Dr. Sedat Şahin* ÖZET Almanya daki Türk vatandaşlarının bu ülkedeki serüveni 1961 yılında başlamıştır. Misafir veya göçmen işçi

Detaylı

FEDERAL ALMANYA DA YAŞAYAN TÜRKLERİN AİLE YAPISI VE SORUNLARI ARAŞTIRMASI

FEDERAL ALMANYA DA YAŞAYAN TÜRKLERİN AİLE YAPISI VE SORUNLARI ARAŞTIRMASI AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FEDERAL ALMANYA DA YAŞAYAN TÜRKLERİN AİLE YAPISI VE SORUNLARI ARAŞTIRMASI Mustafa NURUAN Tacettin GÜNEŞ Rahime BEDER ŞEN Sadık GÜNEŞ Ahmet Rasim KALAYCI Mehmet

Detaylı

Göç, İç Göç ve Dış Göç

Göç, İç Göç ve Dış Göç Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 6 Sayı: 26 Volume: 6 Issue: 26 Bahar 2013 Spring 2013 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 GÖÇ, ENTEGRASYON

Detaylı

YOKSULLARIN KENDİ ÖZEL DURUMLARI İLE FARKINDALIKLARINA DAİR BİR ALAN ÇALIŞMASI: DENİZLİ İLİ ÖRNEĞİÖZET. Hande ŞAHİN 1. Zuhal ÇİÇEK 2 ÖZET

YOKSULLARIN KENDİ ÖZEL DURUMLARI İLE FARKINDALIKLARINA DAİR BİR ALAN ÇALIŞMASI: DENİZLİ İLİ ÖRNEĞİÖZET. Hande ŞAHİN 1. Zuhal ÇİÇEK 2 ÖZET YOKSULLARIN KENDİ ÖZEL DURUMLARI İLE FARKINDALIKLARINA DAİR BİR ALAN ÇALIŞMASI: DENİZLİ İLİ ÖRNEĞİÖZET Hande ŞAHİN 1 Zuhal ÇİÇEK 2 ÖZET Yoksulluk, dünyada giderek derinleşen bir problem haline gelmektedir.

Detaylı

RUSYA DAN TÜRKİYE YE ULUSAŞIRI GÖÇ: ANTALYA DAKİ RUS GÖÇMENLER

RUSYA DAN TÜRKİYE YE ULUSAŞIRI GÖÇ: ANTALYA DAKİ RUS GÖÇMENLER Ege Coğrafya Dergisi, 19/1 (2010), 13-30, İzmir Aegean Geographical Journal, 19/1 (2010), 13-30, Izmir TURKEY RUSYA DAN TÜRKİYE YE ULUSAŞIRI GÖÇ: ANTALYA DAKİ RUS GÖÇMENLER Transnational Migration from

Detaylı

Tarih Öğretmeni Eğitiminde Tarihsel Romanların Kullanımı: Bir Eylem Araştırması

Tarih Öğretmeni Eğitiminde Tarihsel Romanların Kullanımı: Bir Eylem Araştırması Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 12,Sayı 4, Aralık 2011, Sayfa 277-301 Tarih Öğretmeni Eğitiminde Tarihsel Romanların Kullanımı: Bir Eylem Araştırması İbrahim Hakkı

Detaylı

Turizm Öğrencilerinin Çalışma Bölgesi Seçimleri Üzerine Bir Uygulama

Turizm Öğrencilerinin Çalışma Bölgesi Seçimleri Üzerine Bir Uygulama Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 20, Sayı 2, Bahar: 215-229, 2009. Copyright 2009 anatolia Bütün hakları saklıdır ISSN: 1300-4220 (1990-2009) Turizm Öğrencilerinin Çalışma Bölgesi Seçimleri

Detaylı

EĞİTİMDE VE ÖĞRETİMDE BİR ARAÇ OLARAK GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİNİN ÖĞRENCİLERE SAĞLADIĞI KATKILAR

EĞİTİMDE VE ÖĞRETİMDE BİR ARAÇ OLARAK GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİNİN ÖĞRENCİLERE SAĞLADIĞI KATKILAR T. C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ ANA BİLİM DALI RESİM-İŞ ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALI EĞİTİMDE VE ÖĞRETİMDE BİR ARAÇ OLARAK GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİNİN ÖĞRENCİLERE SAĞLADIĞI

Detaylı

TÜRKİYE DE İÇGÖÇ OLGUSU, NEDENLERİ ve ÇORLU ÖRNEĞİ

TÜRKİYE DE İÇGÖÇ OLGUSU, NEDENLERİ ve ÇORLU ÖRNEĞİ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ANABİLİM DALI TÜRKİYE DE İÇGÖÇ OLGUSU, NEDENLERİ ve ÇORLU ÖRNEĞİ Hazırlayan: Murat ÖZDEMİR Danışman: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

EVALUATION OF TEACHERS OPINIONS ON THE TEACHING TURKISH AS A FOREIGN LANGUAGE

EVALUATION OF TEACHERS OPINIONS ON THE TEACHING TURKISH AS A FOREIGN LANGUAGE YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ EVALUATION OF TEACHERS OPINIONS ON THE TEACHING TURKISH AS A FOREIGN LANGUAGE Filiz METE Özet Araştırmanın amacı, yabancı

Detaylı

KÜLTÜREL YOZLAŞMAYA NEDEN OLAN BİR UNSUR OLARAK TELEVİZYON

KÜLTÜREL YOZLAŞMAYA NEDEN OLAN BİR UNSUR OLARAK TELEVİZYON KÜLTÜREL YOZLAŞMAYA NEDEN OLAN BİR UNSUR OLARAK TELEVİZYON Kamil ŞAHİN Özet Kültürel yozlaşma, genellikle ekonomik ve siyasi güç açsından diğer toplumlardan daha geride bulunan ve diğer toplumlar ve onların

Detaylı

S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g M a r t 2 0 1 1

S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g M a r t 2 0 1 1 seta Analiz. S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g M a r t 2 0 1 1 ÖZEL DERSHANELER: GÖLGE EĞİTİM SİSTEMİYLE YÜZLEŞMEK MURAT ÖZOĞLU

Detaylı

Psikolojik Danışma ve Rehberliğin Dünü, Bugünü ve Yarını

Psikolojik Danışma ve Rehberliğin Dünü, Bugünü ve Yarını 1. Giriş Türkiye de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Dünü, Bugünü ve Yarını 1 İçinde bulunduğumuz üçüncü milenyumun bu ilk yıllarında, dünya her zamankinden daha hızlı bir değişim geçirmektedir.

Detaylı

Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği. 04-05 Mayıs 2011. Ankara

Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği. 04-05 Mayıs 2011. Ankara Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği 04-05 Mayıs 2011 Ankara İÇİNDEKİLER Selamlama ve Açılış 5 Jan SENKYR Konrad-Adenauer-Stiftung Türkiye Temsilcisi Açılış

Detaylı

AB YE GİRİŞ SÜRECİNDE ORTAÖĞRETİMDE DİĞER DİNLERİN ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ ÖĞRENCİLERİN DÜŞÜNCELERİ

AB YE GİRİŞ SÜRECİNDE ORTAÖĞRETİMDE DİĞER DİNLERİN ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ ÖĞRENCİLERİN DÜŞÜNCELERİ Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Cilt: VIII / 2, s.101-127 ARALIK-2004, SİVAS AB YE GİRİŞ SÜRECİNDE ORTAÖĞRETİMDE DİĞER DİNLERİN ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ ÖĞRENCİLERİN DÜŞÜNCELERİ Hüseyin YILMAZ

Detaylı

Terör-Din Eğitimi İlişkisi: Taş Atan Çocukların Dînî Alt Yapıları Ve Dine Bakış Açıları

Terör-Din Eğitimi İlişkisi: Taş Atan Çocukların Dînî Alt Yapıları Ve Dine Bakış Açıları SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi SDU Faculty of Arts and Sciences Sosyal Bilimler Dergisi Journal of Social Sciences Nisan 2013, Sayı:28, ss..17-41 April 2013, No:28, pp. 17-41 Terör-Din Eğitimi İlişkisi: Taş

Detaylı

İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÇOKLU ORTAM UYGULAMALARININ OKUMA BECERİSİ ÜZERİNDE ETKİLİLİĞİ

İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÇOKLU ORTAM UYGULAMALARININ OKUMA BECERİSİ ÜZERİNDE ETKİLİLİĞİ Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Journal of Social Sciences Cilt / Volume: 2010-1 Sayı / Issue: 20 İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÇOKLU ORTAM UYGULAMALARININ OKUMA BECERİSİ

Detaylı

ULUSLARARASI EMEK GÖÇÜ Almanya ya Türk Emek Göçü

ULUSLARARASI EMEK GÖÇÜ Almanya ya Türk Emek Göçü ULUSLARARASI EMEK GÖÇÜ Almanya ya Türk Emek Göçü Av.Hakan YILDIRIMOĞLU Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. Endüstri Đlişkileri Müdür Yard. Giriş: Türkiye den Almanya ya 1950 li yıllardan itibaren yoğun

Detaylı

LİDERLİK ÖZELLİK VE DAVRANIŞLARININ BELİRLENMESİ VE KONUYLA İLGİLİ OLARAK YAPILAN BİR ARAŞTIRMA

LİDERLİK ÖZELLİK VE DAVRANIŞLARININ BELİRLENMESİ VE KONUYLA İLGİLİ OLARAK YAPILAN BİR ARAŞTIRMA 1 LİDERLİK ÖZELLİK VE DAVRANIŞLARININ BELİRLENMESİ VE KONUYLA İLGİLİ OLARAK YAPILAN BİR ARAŞTIRMA Hazırlayan: M. Cengiz ALKIN Danışman: Yrd. Doç. Dr. Sinan ÜNSAR Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin

Detaylı

TÜRKİYE DE DÜZENSİZ GÖÇ

TÜRKİYE DE DÜZENSİZ GÖÇ TÜRKİYE DE DÜZENSİZ GÖÇ Prof. Dr. Ahmet İÇDUYGU Damla B. Aksel Eylül 2012 ANKARA Bu araştırma Uluslararası Göç Örgütü Türkiye tarafından yayımlanmıştır İçindekiler 1. Giriş - Başlıca Sorular ve Çalışmanın

Detaylı

12 YIL ZORUNLU EĞİTİM

12 YIL ZORUNLU EĞİTİM T. C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI 12 YIL ZORUNLU EĞİTİM SORULAR - CEVAPLAR ANKARA - 2012 ÖNSÖZ Bilgi çağı olarak nitelendirilen 21. Yüzyılda eğitim, değişimin ve dönüşümün en temel aktörü haline gelmiştir.

Detaylı

İLK VE ORTA ÖĞRETİMDE İSTENMEYEN ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARININ ÇOKLU DİSİPLİNER ANLAYIŞLA GRUPLANDIRILARAK ÇÖZÜMLENMESİ

İLK VE ORTA ÖĞRETİMDE İSTENMEYEN ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARININ ÇOKLU DİSİPLİNER ANLAYIŞLA GRUPLANDIRILARAK ÇÖZÜMLENMESİ T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ORTA ÖĞRETİM FEN VE MATEMATİK ALANLARI ANABİLİM DALI İLK VE ORTA ÖĞRETİMDE İSTENMEYEN ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARININ ÇOKLU DİSİPLİNER ANLAYIŞLA

Detaylı

SMILEY Öğrenme Toplumunda Sosyal Bilinç Formatör Öğretmen Kursu 2.0

SMILEY Öğrenme Toplumunda Sosyal Bilinç Formatör Öğretmen Kursu 2.0 SMILEY Öğrenme Toplumunda Sosyal Bilinç Formatör Öğretmen Kursu 2.0 Bu proje Avrupa Komisyonu desteği ile fonlanmıştır. Bu doküman sadece düzenleyenlerin görüşünü yansıtmakta olup, burada bulunan bilgilerin

Detaylı

TÜRKİYE DE BÜYÜK KENTLERİN GECEKONDU VE ÇÖKÜNTÜ MAHALLELERİNDE YAŞANAN YOKSULLUK VE SOSYAL DIŞLANMA

TÜRKİYE DE BÜYÜK KENTLERİN GECEKONDU VE ÇÖKÜNTÜ MAHALLELERİNDE YAŞANAN YOKSULLUK VE SOSYAL DIŞLANMA TÜRKİYE DE BÜYÜK KENTLERİN GECEKONDU VE ÇÖKÜNTÜ MAHALLELERİNDE YAŞANAN YOKSULLUK VE SOSYAL DIŞLANMA Fikret Adaman (Ekonomi Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi) Çağlar Keyder (Sosyoloji Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi)

Detaylı

TÜRKİYE DE MÜKELLEFLERİN VERGİYE BAKIŞI

TÜRKİYE DE MÜKELLEFLERİN VERGİYE BAKIŞI TÜRKİYE DE MÜKELLEFLERİN VERGİYE BAKIŞI Bu çalışma, Elif Tuay ve İnci Güvenç tarafından, Doç. Dr. Reyhan Bilgiç ve Doç. Dr. H. Canan Sümer e ODTÜ Endüstri ve Örgüt Psikolojisi Yüksek Lisans Programı Stajı

Detaylı

ÇOK KÜLTÜRLÜ TOPLUMLARDA İLETİŞİM: DİVRİĞİ ÖRNEĞİ ÖZET

ÇOK KÜLTÜRLÜ TOPLUMLARDA İLETİŞİM: DİVRİĞİ ÖRNEĞİ ÖZET ÇOK KÜLTÜRLÜ TOPLUMLARDA İLETİŞİM: DİVRİĞİ ÖRNEĞİ Zekiye TAMER GENCER I ÖZET Günümüz Türkiye sinde, yaşanan çok kültürlü bir yapıdan ve bu yapının beraberinde getirdiği kültürel zenginlikten bahsetmek

Detaylı

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx TEGV GÖNÜLLÜLÜK ARAŞTIRMALARI

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx TEGV GÖNÜLLÜLÜK ARAŞTIRMALARI xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx TEGV GÖNÜLLÜLÜK ARAŞTIRMALARI TEGV GÖNÜLLÜLÜK ARAŞTIRMALARI Hazırlayan Dr. Emre Erdoğan xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Detaylı

TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU?

TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU? TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU? S. Alp Lİmoncuoğlu* Türkiye nin son 25 yılına damgasını vuran tartışmalardan biri türban sorunu dur. Çözümün yasama organına odaklanmış

Detaylı

Kültürel Farklılıkların Yönetimi ve Alternatif Bir Strateji: Kültürel Zeka

Kültürel Farklılıkların Yönetimi ve Alternatif Bir Strateji: Kültürel Zeka KMU İİBF Dergisi Yıl:11 Sayı:16 Haziran/2009 Kültürel Farklılıkların Yönetimi ve Alternatif Bir Strateji: Kültürel Zeka Salih Yeşil Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, İİBF, İşletme Bölümü Özet Farklı

Detaylı

SOSYAL SERMAYE OLARAK KADIN GİRİŞİMCİLER: MERSİN ÖRNEĞİ

SOSYAL SERMAYE OLARAK KADIN GİRİŞİMCİLER: MERSİN ÖRNEĞİ SOSYAL SERMAYE OLARAK KADIN GİRİŞİMCİLER: MERSİN ÖRNEĞİ Dr. Nalan YETİM Mersin Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü nalanyetim@mersin.edu.tr. ÖZET Bu çalışmanın amacı sosyal sermaye olarak

Detaylı