Suriye de katliam devam ediyor...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Suriye de katliam devam ediyor..."

Transkript

1 Bizim Şehrin Bülteni RİBAT EĞİTİM VAKFI ADAPAZARI ŞUBESİ YIL: 10 SAYI: 40 Ocak - Şubat - Mart 2014 ISSN Suriye de katliam devam ediyor Lazkiye 518 Qunaitra 514 Tartus Daraa İdlib 63 Hama Şam Alsuwaida Halep Rakka Humus Al Hasaka Deyr Az-Zour 100 Bin i aşkın şehit 2 Milyon Mülteci Kimyasal silahlarla 2 Bin şehit

2 Kalite ve hizmet odaklı çalışan filizfidan yapı müşteri memnuniyetini ön planda tutan bir firmadır. Bünyesindeki markalarla yapı sektöründe toptan ve perakende hizmet vermektedir. Graniser seramik Ece vitrifiye,armatür ve banyo dolapları Penta armatür-sanica banyo sistemleri Durul banyo sistemleri Art floor laminat parke Bumay cam mozaik ve inox bordür Zaffiro cam mozaik Japar Damla banyo dolapları ve sayamadığımız birçok marka ile toptan ve perakende hizmet vermektedir. 2 Tel: Fax: Küpçüler Mahallesi Karasu Yolu Caddesi No: 10/87 Erenler/SAKARYA Seramik

3 Editörden Şam Âlimler Birliği nden Türkiye halkına acil yardım çağrısı! Yusuf E. ERDEM Zalim Esed rejiminin 2012 yılından beri devam eden saldırıları nedeniyle evlerini terk ederek kamplarda yaşamaya mahkûm olan yüz binlerce insan açlıkla pençeleşiyor. Suriyeli mültecilerin yaşadığı bazı kamplarda insanlar açlıktan kedi, köpek, eşek, aslan eti yemek zorunda kalırken şimdi buna bir de acil kışlık ihtiyaçlar eklenince krizin boyutu ölümcül noktalara ulaştı. Suriye deki iç savaşın üçüncü yılında, resmi rakamlara göre 1 milyonu çocuk 2 milyon Suriyeli mülteci yokluk ve sefalet içerisinde yaşam mücadelesi veriyor. Rejim güçleri, bugüne kadar 120 binden fazla insan öldürürken Suriye Devlet Başkanı zalim Beşşar Esed, ülkenin belli bölgelerine gıda geçişini yasaklayarak kendi halkının yavaş yavaş ölmesini sağlıyor. Rusya, Venezuela, Yunanistan, K. Kore, Litvanya, İran, Lübnan ve Yemen den binlerce paralı asker ve militan zalim Esed le omuz omuza Suriye halkını katlediyor. On binlerce Suriyeli de Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Irak ta ya da Türkiye sınırına yakın bölgelerde sert kış şartları altında silahların susacağı günü bekliyor. Şam Âlimler Birliği Başkanı Usame er-rıfaî Türkiye halkına acil yardım çağrısı yaptı. er-rifaî nin ümmeti İslamî sorumluluklarıyla yüzleşmeye davet eden görüşlerinden bazıları şöyle: Müslümanlardan Suriye deki açlığa karşı mallarıyla da harekete geçip, kalplerinde iman meşalesinin hâlâ yanıyor olduğunu insanlık âlemine göstermelerini bekliyoruz. Âlem-i İslam Bilad-ı Şam a sahip çıkmalıdır. Unutmamak gerekir ki Allah Teâlâ nın Müminler ancak kardeştirler ayeti kerimesiyle belirlediği kardeşliği, Efendimiz (sav) Sizden biri yanındaki komşusunun aç olduğunu bildiği halde (ona yardım etmezse) mümin olamaz. hadis-i şerifiyle farziyet makamında bir sorumluluk olarak izah etmiştir. Burada Allah Rasulü nün (sav) özellikle komşuyu zikretmesi, kişinin durumuna vakıf olabileceği ve yardım edebileceği en yakın insan olması hasebiyledir. Aslında bu nebevî buyruk yeryüzünde yaşayan her Müslüman için geçerlidir, zira medya ve iletişim araçları vasıtasıyla her Müslüman bu olaylardan sesli ve görüntülü bir şekilde haberdardır. Ayrıca güvenilirlikleri sınanmış ve tescil edilmiş hayır kuruluşlarımız mevcutken artık bir özür kalmamıştır. Hürriyetlerine kavuşma ve şereflerini muhafaza edebilme adına açlığa, soğuğa ve her nevi ızdıraba göğüs gerip zalimlerin zulmüne karşı destanlar yazan Suriyeli kardeşlerinizin yanında olduğunuzu göstermenin en çok beklendiği günlerdeyiz. Türkiyeli müslümanlar gerçekten İslam kardeşliğinin ne olduğunu ve nasıl anlaşılması gerektiğini Suriyeli kardeşlerinin yanında yer alarak hatırlattılar. Suriyeli kardeşlerine ve tüm insanlığa yeniden Sahabe-i Kirâm daki o derin muhabbeti ve o yüce zatların ruh hallerini de hatırlatmanın tam zamanı. Allah Teâlâ dan tüm İslam âlemini bu duygularla müzeyyen kılmasını talep ederiz. Şüphesiz ki O, işiten, yakın olan ve duaları kabul edendir. Tüm dünyanın gözleri önünde hergün katliama maruz bırakılan Suriyeli kardeşlerimizin çağrısına duyarsız kalmayalım. Ada da kalın 3

4 içindekiler 6 MEMNUNİYETLE KABUL EDİLECEK HİZMETLERİN RÜYASINI GÖRENLER NEREDE? Abdullah BÜYÜK RAMAZANOĞLU (k.s) 15 MAHMUT SAMİ "Vefatının 30. Yılı" MÜTREFİN Sahir AKÇA DERSHANE Hamza TEKİN 18 TARTIŞMALARI 20 VE KAYBOLAN KARDEŞLİK HUKUKU Yusuf YAVUZYILMAZ CENNETİN HANIMEFENDİSİ; HZ. FATIMA (r.a) FAALİYETLERİMİZ 4

5 22 AFRİKA DA USÛL ÖĞRETİYORUZ Diversity Farklılık Derneği 24 HZ. İBRAHİM (a.s) ve İKRAM Mustafa AYDIN 26 SUDAN GÜNLÜĞÜMDEN - 2 Harun ÇALTIKOĞLU Mehmet KUZU Vehbi KARAKAŞ 28 ÇOCUKLARA ÖYKÜLERLE 40 HADİS Halil ATALAY KAYBOLAN KARDEŞLİĞİMİZ PEYGAMBERİMİZ HANGİ ÜNİVESİTEDEN MEZUN OLMUŞTU? RİBAT EĞİTİM VAKFI ADAPAZARI ŞUBESİ YIL: 10 SAYI: 40 OCAK - ŞUBAT - MART 2014 RİBAT EĞİTİM VAKFI Adapazarı Şûbesi Adına Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Sâhir AKÇA Yayın Kurulu: Sâhir AKÇA Yusuf Ertuğrul ERDEM Yusuf ERKAN Cihan YILDIZ Genel Yayın Yönetmeni: Yusuf Ertuğrul ERDEM Reklâm Sorumlusu: Yusuf ERKAN Tel: İrtibat Adresi: Cumhuriyet Mh. Hatip Sk. No.6 (İlim Yayma Kız Yurdu yanı) ADAPAZARI 34 ASR SURESİNDEN MESAJLAR II Emine ATLI 36 5VAKİT 5 FARKLI COĞRAFYA Yusuf E. ERDEM Telefax: Tasarım ve Baskı: BURAK OFSET Sorumluluk: Yayınlanan yazıların fikri sorumluluğu yazarlara aittir. Gönderilen yazılar iade edilmez. İsim zikredilerek iktibas yapılabilir. BASIM TARİHİ: ARALIK 2013 ISSN

6 Abdullah BÜYÜK MEMNUNİYETLE KABUL EDİLECEK HİZMETLERİN RÜYASINI GÖRENLER NEREDE? Bizim, uğruna canların feda olmak için yarıştığı bir rüyamız var. Adı ne bu rüyanın? Cennet mi diyorsunuz? Hayır efendim, hizmet Hizmetimiz ve kulluğumuz, zaten bizim cennetimizdir. Sevgili kardeşlerim, Dergimiz vasıtasıyla sizlerle bir muhasebe yapmak, kendimize ve hizmetlerimize bir başka pencereden bakmak, bir kere daha ahit tazelemek, yeniden silkelenmek ve bir kez daha bismillah deyip heyecan soluklamak istiyoruz. Ne yaşarsak yaşayalım, yorulma nedir bilmeyiz biz. Gönlümüz, rızası için nefes alıp verdiği yüce Allah ın memnuniyet izhar eden bir nazarına muhatap olabilmek için kafesinde kuş gibi çırpınıp dururken, dilimizde de gördüğümüz bu hülyanın zikri duyulur. Biz, O na bakarız ve yalnız işimize odaklanırız. Hizmet ve kulluk heyecanımıza balyoz indirmek isteyenlerin bize doğru kalkan ellerini hafifçe öper, sonra sırtlarını sıvazlayıp selametle deriz. Ne incinir, ne incitiriz. Çünkü bizim, uğruna canların feda olmak için yarıştığı bir rüyamız var. Adı ne bu rüyanın? Cennet mi diyorsunuz? Hayır efendim, hizmet Hizmetimiz ve kulluğumuz, zaten bizim cennetimizdir. Artık bizi bu cennetten çıkarmak için kolumuzdan tutup kapıya koymak isteseler de, o ilahî güfteli marşımızı mırıldanmaya devam ederiz. Taş olup ayağımıza batmaya, engel olup önümüze çıkmaya adeta ant içmiş kardeşlerimizin kulaklarına eğilip, hülyalarımızı onlara da fısıldamaya devam ederiz. Cimri değiliz biz. Kul gibi başlayıp kul gibi bitecek hayatımızı yaşarken, kulluk pistine attığımız ilk adımımızla son adımımız arasında zerre kadar fark olmaması için, gönlümüze koyduğumuz aşk ve heyecan sermayesinden çevremizdeki herkes tatsın isteriz. Hizmeti de, ondan hâsıl olan muhabbet ve lezzeti de herkesle paylaşmak derdindeyiz. Tatmayanları bu sofranın başına bir kez olsun oturtmak için nöbet bekleriz. Zira biliriz ki, bir kere tatsalar, bir kere istiğnayı bırakıp dizlerini bükerek tribünlerden mindere inseler, bir daha o kaşıkları ellerinden bırakamazlar. Ve sonu bu sofraya çıkmayan her sokağın başında gönüllü olarak bekçilik yapıp burası çıkmaz sokak ikazını ruhsuz levhalara emanet edemezler. Bilin ki sofra başında bir görünüp bir kaybolan birileri olmuşsa, aslında ellerinde kaşık, başkalarının arkasından beyhude koşturmuş nasibi kıt kardeşlerinizdir. Kızmayın onlara, sadece merhamet edin; çünkü ilahî varidatı ruha inci gibi dizen lokmalardan hep başkalarına vermek yerine bir de kendi ağızlarına koysalardı, asla sırtlarını dönüp bu maide-i rabbanî yi terk edemez, hele o tabaklara tükürmeyi akıllarına bile getiremezlerdi. Kopyacı değiliz biz. Bütün hizmetlerimiz, mutlaka bir ihtiyaç, bir zaruret, bir maslahatla temellendirilmiştir. Karnımız acıkınca yemek nasıl tevilsiz bir ihtiyaçsa, hangi alanda bir hareket içine girmişsek, emin olabilirsiniz ki o sahada hizmet öylece ihtiyaç halini aldığı içindir. Bizimki, ne alışkanlıklar, ne adetler ve ne de Sıra bize geldi, bizim neyimiz eksik gibi sığ saikalara bağla- 6

7 namayacak kadar içten, orijinal; eksikliğinden doğan ağrısı da, ağrının şifa bulması için Ne yapılabilir? diye şakak zonklatan beyin takımı da bizden olan bir aksiyonun hikâyesidir. Bu ülke halkının kardeşliğe, geleceği imar edecek fedakârlık abidesi hizmet erlerine, irşada, irfana, su gibi, ekmek gibi ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Müslüman bir hanımın tesettüre, Müslüman ailelerin helal ve temiz kazanca, Müslüman çocukların eğitime, nihayet her Müslümanın imana ve namaza ihtiyacı olduğundan eminiz. Bu ihtiyaçların her biri için ayrı ayrı projeler geliştirmeyi, her birine masamızda hususî bir dosya açmayı vazife biliriz. Merkez değil, şube olmanın derdindeyiz biz. Çekim gücünü elimizde bulunduralım, insanları kendimize çağıralım, şovmenvari şirinlikler yaparak sahne ışıklarını üstümüze çekelim, tabelalarımızı allayıp pullayalım, hizmeti illa biz yapalım kaygısını hiç duymadık biz. Merkez olmak ne demek; bilakis, Mescid-i Nebevî den beslenen bir devrimin, en sessiz sedasız parçaları olabilmeyi, Senin aşkınla mecnunum, velakin iştiharım yok diyen şair gibi ismi cismi şöhret bulmamış, köküne ve gövdesine sıkıca bağlı bir dal olabilmeyi biricik iftiharımız saydık. Yani biz, başarımızı ne kadar merkezîleştiğimizle değil, ne kadar şubeleştiğimizle ölçeriz. Kâbe nin emir eri gibi çalışmayı, Türkiye nin amiri gibi çalışmaya bin defa yeğleriz. Karaborsa yatırım yapmayız biz. Hizmetimizi, onurlu ibadet kimliğimizi falsolu tercihlerle yanlış Biz, hizmetimiz bir hafta rüyamıza konuk olmasa kendimizi kontrol eder, niyet tazeler ve bunu bir sorun addederiz. adreslere kurban etmeyiz. Bunca yorulup didindiğimiz, uğruna hayatlarımızdan, vazgeçilmezlerimizden vazgeçtiğimiz hizmeti, beklenti riskine kaptırmayız. Kimseden alkışı, parmakla gösterilmeyi, takdir edilmeyi, hatta asgari insanî hürmeti bile beklemeyiz. Zira biliriz ki insan beklentiye bulaşmaya görsün, artık doymak bilmez ve hep daha çok takdir, daha çok makam, daha çok saygı ister. Hâlbuki biz, alacağımız ücretin değil bir makamla, küçücük bir tebessümle, bir teşekkürle, bir saygı ifadesiyle bile bölünmesine razı olmayız. Hizmet eserlerimizi, her yanı uçurum olan beklenti vadisinin kenarına inşa etmeyiz. En fazla Hz. İbrahim in dediğini der, belki yüzü bu dünyaya dönük tek beklentimizi, geride bir lisan-ı sıdk yani hoş bir anı ve yâd-ı cemil bırakmak olarak tayin ederiz. Yani biz, işimizi biliriz. Hizmeti idareten üstlenmişlerle, görevini vasat bir günü kurtarma mantığıyla icra edenlerle, emaneti parmak ucuyla kavramış, görenlere elinden ha düştü ha düşecek dedirten bir eda ile taşıyanlarla çalışamayız biz. Doğru, böyleleriyle pek anlaşamayız biz. Çünkü biz, hizmetimiz bir hafta rüyamıza konuk olmasa kendimizi kontrol eder, niyet tazeler ve bunu bir sorun addederiz. Bize, gecesini gündüzünü, tatilini iş gününü, zor zamanı ve iyi gününü, gençliğini ve ihtiyarlığını aynı şuur rengine boyamış, hizmete yarı baygın gözlerle değil, cam gibi parlayan, ışıl ışıl olduğu halde ışığını arayan gözlerle bakanlar gerek. Bir elinde hizmeti, bir elinde ferdî işlerini taşıyan değil, hizmeti görünce iki elini de hemen boşaltan kimseler gerek. Tutun ki iki kalbi olsa, birinde Allah ın katından gönderdiği dininin derdini taşırken, diğerine de kendi dertlerini koymaktan utanan kimseler gerek. Vasat bir netice çıkacak diye boncuk boncuk terleyen, sunduğu çalışma şöyle böyle geçer not alacak diye kalp ritimlerini kaybeden ve başka değil, ancak memnuniyetle kabul edilecek hizmetlere imza atan Habiller arıyoruz biz. Dahası, güzelce kabul edilecek, pekiyi alacak hizmetler sunmak bir yana, varlığını paket yapıp yüce Allah ın kapısına sunan ve neticede Rabbi onu memnuniyetle kabul etti (Al-i İmran, 3/37) mukabelesine aday olan Meryemler arıyoruz. Düşünsenize Allah aşkına, insan, kendisi gibi insan olanlarla ilişkilerinde dahi, ekseriyetle yaptığı işlerin, karşısındakini memnun etmesi düşüncesiyle hareket eder. Hediye alacaksa Hediye hediyedir, nasıl olursa olsun demez de, Acaba nasıl bir şey alsam onu daha çok memnun ederim? sorusunun cevabını arar. Üstelik tam ona layık bir hediye aldığını düşünse bile, alelade bir torba içinde vermez. Güzelce paketler, içine de dışına da ayrı özen gösterir. Söyler misiniz, hal böyleyken bu duyarlılığı yüce Allah a takdim ettiği amellerde gösterenler nerede? Yine söyler 7

8 Söyler misiniz, tesettürünü, namazını, çocuk eğitimini, hizmet başkanlığını, eşine karşı vazifelerini baştan savma yapmaktan titreyen, Rabbi tarafından memnuniyetle kabul edilecek hizmetlerin rüyasını görenler nerede? misiniz, tesettürünü, namazını, çocuk eğitimini, hizmet başkanlığını, eşine karşı vazifelerini baştan savma yapmaktan titreyen, Rabbi tarafından memnuniyetle kabul edilecek hizmetlerin rüyasını görenler nerede? Afrika ya hizmete gitmekle, bir suyu üç yudumda içmek arasında ayrım yapmayız biz. Ravza yı ziyarete gittiğimizde duyduğumuz heyecanla, gece yatmadan evvel sağa dönüp edeple bacaklarımızı kıvırdığımızda duyduğumuz heyecan arasında fark görürsek estağfurullah deriz. Çünkü bizim biricik heyecan ve feveran kaynağımız, hayatı Rasûlullah ile beraber yaşamaktır. Hele söyleyin, bunu iman haline getirmiş kimseler olarak, hizmetler arasında büyük-küçük taksimatı yapma fikri hayalimize uğrayabilir mi bizim? Ne zaman heyecanımızda bir kayma görsek, ruhumuzun tansiyonunda bir düşme, yüreğimizin manevî gerginliğinde bir gevşeme fark etsek, hemen kalbimizi yoklar, yerinde olup olmadığını kontrol ederiz. Çünkü biz biliriz ki, bir kalbi olan kimse, dünyada olup bitenleri sinema seyreder gibi izleyemez. Biz olsa olsa sadece bir şeyi izleriz: Bir hizmeti tamamlayıp kenara koyduğumuzda, sıradaki hizmetin yolunu Tıpkı bir vakit namazı kılıp diğer vakti gözleyen insanın hep namazdaymış muamelesi görmesi gibi, kendimizi yeni bir hizmet ufkunu gözlediğimiz sürece uykuda sağdan sola dönerken bile, hizmet yolculuğunda meşakkatle geçen uykusuz bir gecedeki halimizdeymiş gibi hesap ederiz. Ancak bu geniş niyet kimliğimizle yıllık bir ömürle ebedî bir saadeti satın alabileceğimizi aklımızdan Afrika ya hizmete gitmekle, bir suyu üç yudumda içmek arasında ayrım yapmayız biz. Ravza yı ziyarete gittiğimizde duyduğumuz heyecanla, gece yatmadan evvel sağa dönüp edeple bacaklarımızı kıvırdığımızda duyduğumuz heyecan arasında fark görürsek estağfurullah deriz. Çünkü bizim biricik heyecan ve feveran kaynağımız, hayatı Rasûlullah ile beraber yaşamaktır. çıkarmayız. Şimdi açıkça davet ediyorum; bu kârlı alışverişin yapıldığı pazarlara koşun. Bu tezgâhlarda birkaç pula satılacağınızı bilseniz bile müjde size, müjdeler size Peki, böyle muazzam bir çarkın döndüğü yatırım ve daha da önemlisi yüce Allah a yaklaşım şirketine ortak olmak isteyen cesur girişimciler nerede? Başlara taç olma sevdasında değil, ayaklara paspas olma yarışındayız biz. Doğru, çok mümbit bir araziye otağımızı kurmuşuz, ancak bu ortaklık hemen bedelsiz vehmedilmesin. Paspas olmayı göze alamayanları çadır fazla misafir edemez. Hâkimiyetin değil hâdimiyetin izini sürmeyi içine sindiremeyenler, bu vadide saman alevi gibi bir parlayıp bir sönmeye mahkûm olurlar. Hizmet seması, daha yukarı çıkmak için hamle yapan yıldızlarının elini bırakır, onlar da bir bir kayarlar. Ama tek derdi vazifesini yapmak olanlar, Allah ın izniyle o semanın olmazsa olmazı kutup yıldızı gibi daima en parlak yerde ağırlanırlar. Kıymetli okurlarımız; sözümüz bir dertleşme ve halleşmeden ibarettir. Girdiğimiz tertemiz yeni yılı, temiz niyetlerle ve memnuniyetle kabul edilecek hizmetlerle geçirmek için peşin peşin yapılmış bir ihtardan başka bir şey değildir. Aradığımız hizmet insanlarının elimizi uzattığımızda tutacağımız kadar yakınımızda olduğunu, bu satırları okuyan kardeşlerimizin içinde gizli bulunduğunu biliyor, Rabbimizden bu hüsn-ü zannımızı bir dua olarak kabul etmesini niyaz ediyoruz 8

9 Semerciler Mah. Saraçlar Sk. No:29 / ADAPAZARI Tel: Gsm: Şube: Bosna Cd. No:22 Tel:

10 MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU (k.s) Necip Fazıl Kısakürek in Sami Efendi mi? O bir yağmur tanesi kadar ak ve berraktır sözleri ile hayranlığını ifade ettiği, hayatını İslam ve Kuran-ı Kerim e hizmete adayan son dönem Allah dostlarından Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretlerini, vefatının 30. yıldönümü (12 Şubat) münasebetiyle rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Necip Fazıl Kısakürek in Sami Efendi mi? O bir yağmur tanesi kadar ak ve berraktır sözleri ile hayranlığını ifade ettiği, hayatını İslam ve Kuran-ı Kerim e hizmete adayan son dönem Allah dostlarından Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretlerini, vefatının 30ncu yıldönümü münasebetiyle rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Sükûtu, edebi, tevazusu ve kalbî hayatı ile sevenlerinin hayatında derin tesirler bırakan Sami Efendi Hazretleri Kur an-ı Kerim okumayı, az yemeyi, seherleri değerlendirmeyi, sürekli zikir halinde bulunmayı, salih ve sadıklarla beraber olmayı tavsiye ederlerdi 1892 Yılında Adana da Tepebağ mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Ramazanoğulları diye bilinen aileden Müctebâ Bey, dedesi Abdurrahman Bey, büyük dedeleri İshak ve Hüseyin Efendilerdir. Annesi ise Ümmügülsüm Hanım dır. Sami Efendi nin ecdadı Nureddin Şehid yoluyla Hz. Hâlid b. Velid (r.a.) nesli ile münasebeti olduğu anlaşılmaktadır. 10

11 Sami Efendi, ilk, orta ve lise tahsilini Adana da tamamlamış, yüksek tahsil için İstanbul da o zamanki adıyla Darü l-fünûn Mektebi ne yani İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ni birincilikle bitirmiştir. Zahir ilimlerini tamamladıktan sonra Sami Efendi tasavvuf yoluna girmiş, Nakşî tekkesi Gümüşhaneli Dergâh ında bir müddet erbain ve riyâzatla meşgul olmuştur. Daha sonra arkadaşı Beşiktaş eski Müftüsü Fuad Efendi nin babası Rüşdü Efendi nin delaletiyle Kelâmi Dergâhı Şeyhi ve Meclis-i Meşâyıh Reisi M.Esad Erbili Hazretleri ne intisâb etmiştir. Kısa zamanda kesb-i kemâlât eyleyip seyr-u sülûkunu tamamladıktan sonra hilâfetle irşada mezun olmuş, daha sonra memleketi Adana ya irşada gönderilmiştir. Ramazanoğlu Mahmûd Sami Efendi Hazretleri, tekkelerin kapatılmasından sonra Adana da bir yandan Câmi-i Kebir de vaaz ve husûsi sohbetleriyle irşâd hizmetini yürütmüş, öte yandan da bir kereste ticarethanesinin muhasebesini tutmuştur. Ailesinden kalan büyük serveti almamış ve Hiçbir kimse kendi kazancından daha hayırlı bir yiyecek asla yememiştir hadîs-i şerifi gereğince kendi el emeğiyle geçinmeyi tercih etmiştir yılında İstanbul a gelmiş ve iki yıl kadar İstanbul da kalmıştır yılında önce hacca, dönüşte de arkadaşı Konyalı Saraç Mehmed Efendi ile Şam a gitmiş ve oraya yerleşmiştir. Şam hicreti dokuz ay kadar sürmüştür, ardından İstanbul a gelmiş ve önce Bayezid Laleli ye, sonra da Erenköy e yerleşmiştir. Şam dan İstanbul a gelişlerinde zevceleri Râbia Hanım a: İstanbul a tekrar geldik. Bizim gönlümüz Medine de atıyor. Âhir ömrümüzde oraya hicret etmeyi arzu ederiz buyurmuşlar. İstanbul da bir yandan Erenköy Zihnipaşa Camii ndeki vaazları ve husûsi sohbetleriyle irşad hizmetini yürütürken bir yandan da Tahtakale deki bir ticarethanenin muhasebesi ile ilgilenmiştir. Onun bu vaaz, irşad ve sohbetlerinden cemiyetin her sınıfından insan istifade ederek feyz almış, istikamet bulmuş ve böylece etrafında yepyeni bir nesil teşekkül etmiştir. Ömrünün son yıllarında şöhretinin artması sebebiyle uzlete çekilmiştir. İhvanı ile gerek devlethanesinde, gerekse Ramazan da hatimle kılınan teravih namazlarında ve diğer husûsi sohbetlerinde görüşmüştür yılında kendilerine Eyüp Sultan dan kabir yeri almayı teklif ettiklerinde: Herkesi arzusuna bıraksalar biz, Cennetû l-bakî yi arzu ederiz buyurmuşlardı. Cenab-ı Hak, sevdiği kulunun arzusunu kabul buyururmuş; 1979 yılında gönlündeki Resûlullah aşkı ile tekrar hicret etmiştir. İstanbul dayken yakalandığı hastalık, orada da nüksetmiştir. En acılı, ağrılı zamanlarında bile hiçbir şikâyette bulunmamış, yüzünden tebessümü eksik olmamıştır. 10 Cemaziyelevvel 1404/12 Şubat 1984 Pazar günü sabaha karşı saat da Medine-i Münevvere de vefat etmişler ve Cennetü l-baki ye defnolmuşlardır. M.Esad ERBİLİ Hazretleri Mahmut TOPBAŞ Hazretleri Osman Nuri TOPBAŞ Hocaefendi 11

12 Hamza TEKİN CENNETİN HANIMEFENDİSİ; HZ. FATIMA (r.a) Beytulahzan isimli kitapta deniyor ki: Fâtıma, nebi kırk yaşında iken cemazul ahire nin yirminci günü doğdu. Denir ki hazreti resûl miraca çıktığında orada kendisine cennet meyvelerinin kokuları ikram edildi, o cevherler resûlün sulbünde sperme dönüştü, yeryüzüne dönüp Hatice ile beraber olduğunda Fâtıma ya hamile kaldı. Dolayısıyla Fâtıma aslı cennete dayanan dünya hurisidir. 1 Yüce resûl ne zaman cenneti arzularsa Fâtıma yı koklar ve onda cennet kokusunu, tuba ağacı kokusunu bulurdu. İnsanın yaratılış gereği ve cibilliyeti olan iki şey hiç bir zaman ve hiçbir kimseden değişip kalkmaz: Sevgi ve nefret, beğenmek ve iğrenmek. Bunlar insanla hep var olmaya devam etmiş ve edecektir. Anadan doğup ilk çığlığı bastığı andan başlayıp son nefesini verdiği ölüm anına kadar bu sürer gider. Meşrepler, meslekler, ideolojiler ve kabuller bazen birleşip uyuştuğu gibi, bazen ise nefretler ve ayrılıklar alıp başını gider. Birilerine hoş gelen, takdir toplayan bir başkası yanında değersiz, önemsiz kabul edilir ve edilmiştir. Bir nesil gelir birini ve bir şeyi sever onu yüceltir, kutsar ama bakarsınız bir zaman sonra başka bir nesil gelir o yüceltileni aşağılar, ret eder, ayıplar, lanet 12

13 Yoluna can feda Zehra öyle bir şahsiyettir ki başka hiçbir kimse ona benzemez. Dolayısıyla ondan bahsetmek ve onun hakkında konuşmak da kolay değildir. Nasıl kolay olsun ki Allah ona yücelik ve kıymet olarak büyük nasıp vermiştir. Resûl ise onu zirvelere yüceltmiştir. eder. Evet işte böyle zamanın, görüşlerin, şahısların, ortamların ve şartların değişmesiyle tutumlar ve davranışlar da değişir durur. Ancak şaşılacak bir durum daha var ki insanlar asırlar boyu belirli bir şahsa sevgi ve nefret duyulmasında ikiye bölünürler. Bu son derece hayret edilecek bir haldir. İnsanlar bu davranışlarıyla zımnen o zatın büyüklüğünü göstermeye çalışırlar. Bunları neden yazıyorum? Çünkü bugün size sevilmesi gereken biri ile ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. İşte o, yüce resûlün (s.a.v) sevgili kızı Fâtıma dır (r.a). Fâtıma öyle biridir ki onu sevgili resûl sevmiş, saygı duymuş ve yüceltmiştir. O ndan sonra da resûle gönülden uyanlar ve onların yolunda gidenler onu sevmeye devam etmiştir. Evet, Fâtımatuzzehra resûlün bir parçası, O nun ciğer paresi ve yanı başındaki canıdır. O, kısa ömründe tertemiz bir iffet abidesidir. Ömrünün kısalığına rağmen kişiliği bir kutup olmuş, o kişilik etrafında diller konuşmuş, kalemler yazmaya devam etmiştir. Bir gün hazreti resûl Fâtıma nın elini tutmuş olarak dışarı çıktı ve şöyle buyurdu: Bunu tanıyan tanır, tanımayan bilsin ki bu Muhammed in kızı Fatma dır. O benim bir parçamdır, kalbimin köşesidir, bedenim içindeki canımdır. Kim bunu üzer ve eza ederse beni üzmüş ve eza etmiştir. Kim beni üzerse Allah ı üzmüştür. 1 Bu bir gerçektir; bu gerçekten daha büyük ve daha değerli bir gerçeği ise yüce Rab kitabı mecidinde bildirip buyuruyor ki: Allah ın Resûlüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır. (Tevbe, 61). Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. (Ahzab, 57) Yoluna can feda Zehra öyle bir şahsiyettir ki başka hiçbir kimse ona benzemez. Dolayısıyla ondan bahsetmek ve onun hakkında konuşmak da kolay değildir. Nasıl kolay olsun ki Allah ona yücelik ve kıymet olarak büyük nasıp vermiştir. Resûl ise onu zirvelere yüceltmiştir. Tarih ona ait gerçekleri nakletmiş bazıları görmek istemese de ayrıntılı olarak en ince noktalara kadar açıklamıştır. Bu gerçeği gören her Müslümana onu sevmek ve yüceltmek, tazim ve tebcil etmek bir sorumluluktur. Çünkü bunu Mevlâ istiyor ve şöyle buyuruyor: İşte bu, Allah ın iman edip makbul ve güzel işler yapan kullarına verdiği mutluluk müjdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden akrabalık sevgisinden başka beklediğim hiçbir karşılık yoktur yani sizden sadece benim en yakın akrabalarıma (Ali, Fâtıma ve evlatlarına) sevgi beslemenizi istiyorum. de diyor. Evet bu sevgiyi bizzat yüce nebi bunlara göstermiş, çok zaman Fâtıma ya hitaben Baban sana kurban demiştir. 2 Hazreti resûlün ciğer paresi, babasının anası, resûl göçtükten sonra kısa bir zaman da olsa ondan geriye kalan tek çocuğu Fâtımatüzzehra, Ebu Amr ın el- İstiab da kaydettiğine göre Hazreti resûl 41 yaşında iken dünyaya geldi. Yüce nebinin İbrahim hariç tüm çocukları bi setten, nebi olarak görevlendirilmeden önce doğmuştur. İbni İshak, Fâtıma nın Kureyş in Kâbe yi tamir edip yaptığı sene doğduğunu söylemektedir. Kâbe Resûlün bi setinden yedi sene önce yeniden inşa edilmişti. Fâtıma nın bi set senesi doğduğunu söyleyen de vardır. Suyuti bunun daha doğru olma ihtimalinden bahsediyor. Kâbe nin tamiri esnasında resûl hakem olarak Hacerülesvedi yeri- Aişe (r.a) demiş ki; İnsanlar içinde oturmasıyla-kalkmasıyla, yüzüyle, yürümesiyle Hazreti resûle Fâtıma dan daha çok benzeyen kimseyi görmedim. Fâtıma resûlün yanına geldiğinde ayağa kalkar, onu öper, kendi oturduğu yere oturturdu. ne koymuştu. O vakit resûlün yaşı otuz beşti. Kırk yaşında ise kendisine nebilik verilmiştir. Dolayısıyla Fâtıma nın doğumu bi setten beş sene önceye rastlamış olur. İbni Cevzi ve başkaları bu görüşü savunmaktadırlar. Beytin bina edildiği senede olduğunu Medaini kesin olarak söyler. 3 13

14 Beytulahzan isimli kitapta deniyor ki: Fâtıma, nebi kırk yaşında iken cemazul ahire nin yirminci günü doğdu. Denir ki hazreti resûl miraca çıktığında orada kendisine cennet meyvelerinin kokuları ikram edildi, o cevherler resûlün sulbünde sperme dönüştü, yeryüzüne dönüp Hatice ile beraber olduğunda Fâtıma ya hamile kaldı. Dolayısıyla Fâtıma aslı cennete dayanan dünya hurisidir. 4 Yüce resûl ne zaman cenneti arzularsa Fâtıma yı koklar ve onda cennet kokusunu, tuba ağacı kokusunu bulurdu. 5 Hazreti resûl haktan gelen ilham ile ona Fâtıma adını verdi. Çünkü Mevla onu ateşten uzak kılıp ateşle onun arasını kesti. Deylemi deki bir rivayette Ali demiş ki; Fâtıma isminin verilmesinin sebebi Mevla nın onu ateşten perdelemesinden dolayıdır. Bu kelime fatm dan türetilmiştir. Fatm ise kesmek ayırmak ayrı kılmak demektir. Ayrıca Ona Zehra ismi de verilmiştir çünkü o, nebinin açan çiçeği idi. Fâtıma nın başka isimleri de var ki onu kitaplarda ve rivayetlerde sıralanmış olarak görüyoruz. Bunların dokuz tane olduğu kaydedilmiştir ki şunlardır: 1- Mubâreke, 2- Rukiyye, 3- Sıddıka, 4- Râdıye, 5- Merdıyye, 6- Muhaddise, 7- Zehra, 8- Tahire, 9- Ümmü Ebiha (babasının anası). Fâtıma çocuklarının içinde nebiye en yakın ve O nun en çok sevdiği ciğer paresi kızı idi. Hatta tüm insanlardan onu daha çok sevdiği nakledilmiştir. Tirmizi Büreyde den, o da Aişe den naklediyor. Aişe (r.a) demiş ki; İnsanlar içinde oturmasıylakalkmasıyla, yüzüyle, yürümesiyle Hazreti resûle Fâtıma dan daha çok benzeyen kimseyi görmedim. Fâtıma resûlün yanına geldiğinde ayağa kalkar, onu öper, kendi oturduğu yere oturturdu. 6 Hazreti resûl seferden döndüğünde ilk önce onu görür, sonra kendi evine giderdi ki bu efendimizin Fâtıma ya olan sevgisinin derecesini gösteren bir davranışıdır. Bununla ilgili rivayet şöyledir: Pakimi Nisaburi Fedaili Fatımetüzzehra isimli kitapta naklederek diyor ki: Bize Ebulabbas Muhammed b. Yakub nakletti, dedi ki bize Abbas b. Muhammed ed-devri haber verdi, dedi ki bize Yahya b. İsmail el-vasıti bildirdi. Dedi ki bize Muhammed b. Fadl İbrahim b. Kuaysden, o Nafi den, o, İbni Ömer den naklen haber verip rivayet etti. İbni Ömer diyor ki Hazreti resûl bir yolculuğa çıkarken en son Fâtıma ya uğrar öyle hareket ederdi. Yolculuktan döndüğünde ise ilk Fâtıma ya uğrardı.(a.s) 7 Fâtıma nın ve kocası Ali nin resûlün katında özel değeri vardı. Numan b. Beşir naklediyor: Bir gün Ebubekir resûlün yanına girmeye izin isteyip içeri girdiğinde Aişe yüksek ve kızgın bir sesle Yemin olsun ki Fâtıma ve Ali benden ve benim babamdan sana iki veya üç kat daha fazla sevgili, onları daha çok seviyorsun diye resûle çıkışıyordu. Ebubekir bunu duyunca Aişe ye kızarak Ey Filanın kızı (bu cümle Ebubekir in söylediği kötü bir kelime karşılığı olarak zikredilir) sen nasıl resûle sesini yükseltirsin? diye onu azarladı. (Hadisi Ahmet rivayet etmiş senetteki ricalin sahih olduğunu söylemiştir.) 8 Hazreti resûl Fâtıma ve Ali ye hep değer vermiş ve bunu da ölene kadar göstermiştir. İbni Abbas naklediyor: Bir gün Hz. Resûl Ali ve Fâtıma nın yanına gelmişti; onları şakalaşıp güler gördü. Efendimizi görünce sustular. Efendimiz onlara Neden gülüyorsunuz diye sordu? Hemen Fâtıma cevap verdi; dedi ki: Canım sana feda babacığım! Biz Ali ile aramızda tartışıyor ve ben ona resûlün yanında senden daha sevimliyim, beni senden daha çok seviyor diyordum. Efendimiz buyurdu ki; Sevgili kızım sen benim evladımsın sana karşı çocuk sevgim var ama Ali benim yanımda daha aziz ve daha değerli. 9 Fahri kâinat Fâtıma ya diyordu ki; Allah sana ve evlatlarına azab etmeyecektir. 10 Ali den naklediliyor; Hazreti resûl dedi ki: Kadınlar için en hayırlı olan nedir?. Orada bulunan kadınların hepsi sustu Fâtıma ya sordu? Fâtıma dedi ki; Kadınlar için hayırlı olan onların erkeklere görünmemeleridir. Bunu duyan resûl; Fâtıma benim bir parçamdır buyurdu. (Bu hadisi Bezzar rivayet etmiştir.) Ey maderi şâh-ı şüheda hazreti Zehra Mahşerde muîni fukara hazreti Zehra Her bir kuluna hazreti hak etti bir ihsan Sensin bize ihsânı hudâ hazreti Zehra. Arz eyledim ahvali perişanımı rahm et! Bin şerm ile rüyada sana hazreti Zehra. Hâşâ ki hilaf olsa senin va di kerimin, Vaad ettin inayetini ya hazreti Zehra. Sultanı Rüsül valid-i zişanına arz et! Bu zerreyi ey kâni atâ hazreti Zehra. Affeyle suçum hûnu şehidân için olsun, Ey zevce-i sultanı beka hazreti Zehra. Reddeyleme durdum der i lütfünde dahilek, Leyla yı kıl ihsana seza hazreti Zehra. 11 Rabbim rahmetini onun üzerinde daim eylesin, bizi de onu sevmekten, ehli beyti kendimize rehber ve örnek edinmekten uzak kılmasın inşallah. 14 Kaynaklar: 1. Şeblenci, Nurulebsar, s, 52. İhkakulhak, 10/ Sünnet kitaplarında bir hayli hadis sağlam senetlerle gelmiştir. 2. Harzemi, Maktelülhüseyn, s, 66; Hakim, Müstedrek, 3/ 156; Orada anan babam sana feda cümleleri ile geçmektedir 3. Ehlibeyt âlimlerinin geneli de bu görüştedir. Bi setten beş sene önce doğduğunu söylerler. Keşfulgumme de Bakırdan gelen rivayette Fâtıma nın bi setten beş sene sonra doğduğu, o zamanlar Kureyş beyti inşa etmekte idi der. 4. El-Bihar, c,43, s, El-Bihar, c,43, s,4. 6. el-münavi, İthafussail, s, Hakim, Fedaili Fatımetüzzehra, s, 37; el- Müstedrek, c,3,s, İthafussail, s, Suyuti, Cem ul-cevami, 1/ Suyuti, Cem ul-cevami 1/ Leyla Hanım divanı s, 8. (Özel kitaplığımızda bulunan el yazması nüsha-hamza Tekin)

15 MÜTREFİN Sahir AKÇA Kur ân-ı Kerim Mütrefin diye bir zümreden bahseder. Bunlar yemesinde-içmesinde, yatmasında-kalkmasında aşırı aristokrat davranan insanlardır. Allah, bir beldeyi helâk etmek istediğinde o beldenin kaderine, mütrefini hâkim kılar. Neticede yemeyi, içmeyi ve dünyadan kâm almayı gaye edinen bu insanlar, İlâhi azaba davetiye çıkarır ve bütün beldenin felaketine sebebiyet verirler. Bu açıdan mütevazı ve sade bir hayat tarzıyla yetinip sonra da Allah ın ihsanlarını yine onun rızasını kazanma istikâmetinde değerlendirmek inanan zenginler için de önemli bir esas olmalıdır. Çünkü, israf çirkindir. Dolayısıyla, fakir ya da zengin her mü min, helâllerden ve mubahlardan istifade ederken bile aşırıya kaçarım ve tehlikeye düşerim endişesiyle temkinli davranmalıdır. Rasûlüllah (sav) ve Ashabı, özellikle belli bir dönemden sonra, her türlü ferah yaşama imkânlarına sâhip olmalarına rağmen, mütevazı ve zâhidâne bir hayatı tercih etmişler ve buradaki her nimetin hesabının âhirette sorulacağı inancıyla hep dünya-âhiret dengesini gözeterek yaşamışlardır. Allah ın helâlinden ihsan ettiği nimetlere karşı şükürle mukabelede bulunup, sonra bu mala denk düşen bütün hakları yerine getirirken, İslâm ı yüceltme ve insanlara faydalı olma düşüncesinin dışında bir düşünceye girmemişler ve asla tûl-i emele kapılmayıp, sürekli âhirete teveccüh etmişlerdir. İnsanların çevre kültürü genellemesiyle elde ettikleri bazı peşin hükümleri vardır. Doğru olduğuna inandıkları peşin hükümlerin tartışılmasına bile tahammül edemezler. Sermaye sâhibi olan çevrelerin, siyasî hayatı tanzim etmesini esas alan ideolojiye kapitalizm denilir. Tarih boyunca sermaye sâhiplerinin devlet gücünü ele geçirmek için her türlü hileye başvurdukları bilinmektedir. Başta siyasî partiler olmak üzere; toplum hayatında etkisi olan bütün kuruluşları, kontrol altına almayı arzu etmektedirler. İnsanların dünyevî ihtiraslarını kamçılamak ve şehevî duygularını ön plâna çıkarmak, üretime ve tüketime tesir eden bir faktördür. Bunun sürekliliğini sağlayabilmek için iktidarı ele geçirmeyi ve muhalifleri zaafa uğratmayı arzu ederler. Mütrefîn zümresinin toplumun akıl hocası ve yöneticisi hâline gelebilmek için her türlü yola başvurması mümkündür. Adâleti reddeden ve hukukun üstünlüğünü kabul etmeyen mütrefîn zümresinin, her dönemde İslâm a karşı savaş açtığı malûmdur. Bu hakikat muhkem nassla sabittir: Biz hangi memlekete, gelecek tehlikeleri haber verici bir Peygamber gönderdikse, mutlaka oranın mütrefleri: Biz sizin getirdiğiniz şeyleri inkâr ediciyiz dediler. Ve Biz hem servet, hem evlâd itibariyle daha güçlüyüz. Azaba uğratılacak da değiliz dediler. De ki: Rabb im dilediğine rızkı yayar ve kısar, fakat insanların çoğu bilmezler. (Sebe, 34-36) Dikkat edilirse burada, tekebbür eden gayr-i meşrû sermaye sâhiplerinin, ideolojik tercihleri ortaya konulmuştur. Yaşanan hadiseleri doğru tahlil edebilmek için, mütrefîn zümresinin ihtiraslarını dikkate almak şarttır. Sermaye sâhiplerinin haberleşme vasıtalarını (Tv, Radyo, Gazeteler, vs.) kullanarak, İslâm a karşı sürdürdükleri savaş, bu gayr-i meşru ihtiraslarının bir boyutudur. Şimdi de kısaca Mütref in ve türlerinin tarifine bir göz atalım: Teref: Nimetle bolluk, rahat, refah ve bolluk içinde yaşamak, Terefu: Bolluk ve rahat içinde olmak, Terfetu: Nimet, Etrefethu n Nime: Nimet onu azdırdı (şımarttı), nimet ve 15

16 bolluğun şımarttığı, dünyânın lezzet ve şehvetlerinde yüzen kimse, İtrâf: Nimet ve bolluğun bir insanı azdırmasına denilir. Mütref ise; Nimetin ve zenginliğin şımartıp azdırdığı, şehvetlerine dalmış, zorba, keyfinin istediğini yapan, büyük günah işlemekte ısrar eden, âhireti yalanlayan, sapık, yalancı, fâsık ve kâfir kimselerdir. Nimetle azanlar - Mütrefîn, Kur ân-da Ashab-ı Şimâl olarak nitelenen cehennemlik insanlardır. Bunlar; büyük günah işlemekte ısrar eden, öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden, sapık, yalanlayıcı, fâsık, zâlim, azgın, âsi, kâfir kimselerdir. Teref ve Mütrefin Üç Özelliği: 1.Teref; Nimetin verdiği şımarıklık, Mütref ise nimet ve bolluğun şımarttığı kimsedir. 2.Teref; Nimet sebebiyle azmak, Mütref ise nimetin azdırdığı kimsedir. 3.Teref; dünyânın lezzetleri içinde bolluk ve genişlik, Mütref ise dünyânın lezzet ve şehvetlerinde bolluk ve genişliğe kavuşmuş kimsedir. Hakk ı red ve tekzibe koşmak mütref lerin âdetlerindendir. Lezzet ve şehvetlere daldıklarından ve nimetin vermiş olduğu şımarıklıktan ötürü, mütrefler âdetleri gereği, herkesten önce Allah ın Peygamberlerini yalanlamaya ve onların getirdikleri Hakk ı reddetmeye koşarlar. Bunu yaparken de mal ve çocuklarının çokluğuna, güç ve makamlarının rahatlığına, taraflarının kalabalık oluşuna ve insanlar arasındaki prestijlerine dayatır ve bu meziyetlerini öne sürerler. Yukarıda meallerini verdiğimiz (Sebe, 34-36) âyetlerle Allah (cc) mütreflere uygunluk arzeden bir âdeti ve onların, Allah ın peygamberlerini yalanlama ve Rabb lerinden getirdiklerini reddetme konusundaki tutum ve konumlarını ortaya koymaktadır. Allah hiçbir kavme peygamber göndermemiştir ki, lider durumundaki makam ve servet sâhibi mütrefler onları yalanlamasın. Çünkü onlar, çoğunlukla dünya süs ve ziynetiyle bizzat meşgul oldukları, dünyanın şehvetlerine düşkünlük kalplerini galebe çaldığı ve kendileri gibi olmayanları da küçümsedikleri için, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlayanların ilki olmuşlardır. Peygamberleri yalanlamayı başkaları da yapmakla beraber, mütreflere varlıklılara nisbet edilmesinin sebebi ise; zenginlerin bu sözü söyleme konusunda öncü konumunda olmalarıdır. Onların Peygamberleri yalanlama konusundaki gerekçelerini Allah (c.c.) şöyle hikâye etmektedir: Biz malca ve evlatça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz. (Sebe, 35) Yâni, mallarımız ve çocuklarımız sizden daha çoktur. Veya mal ve çocuklarımız cidden çok fazla olduğundan (güç ve karar mercii) hâkimlerin, emirlerin ve meliklerin korkusu, düşmanın galibiyeti ve insanlara söz geçirmemek gibi evlat ve mal çokluğunun verdiği lezzeti acıya çeviren herhangi bir azapla azaplanmayız. Bu varlıkla şımarmışların (mütref) sözlerinin özeti ve dayanakları şudur: Onlar, içerisinde herhangi bir ceza söz konusu olmayan nimetler içinde olduklarını iddia ederler. Bu ise, yanlış kanaatlerince Allah ın onlara olan ikramının ve hoşnutluğunun bir delilidir. Hem sonra Allah (c.c), şirklerinden dolayı onlara kızmış olsa idi bu nimetleri vermezdi. Allah onların bu gerekçelerini reddederek şöyle buyuruyor: De ki: Rabb im, dilediğine rızkı yayar ve kısar. Yâni Allah, dilediğinin rızkını genişletir veya daraltır. Allah ın nice zenginleştirdiği itaatkârlar ve fakirleştirdiği âsiler vardır. Bütün bunları hikmet ve dilemesi gereği yapar. Fakat insanların çoğu Allah ın kullarına rızkı daraltması ve geniş tutmasındaki hikmeti bilmezler. Mütrefler, sâdece dünyânın lezzet ve şehvetlerine önem verir ve bu uğurda mal toplarlar. İnsanlarda bulunan çirkinliklere aldırış etmezler. Bu çirkinlikler, onları harekete geçirmediği gibi, insanları onlardan sakındırmazlar da. Çünkü onların bütün meşgale ve gayretleri yalnızca zevk-u sefadır. Keşke âhiret hesabına ve âhiret nimetleri uğruna çalışsalardı! Allah şöyle buyurmaktadır: Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan menetmeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve suç işleyenler olup çıktılar. (Hud, 116) Zulmedenlerden maksat, kötü şeylerden sakındırmayanlardır. Yâni, dînin büyük bir rüknü olan Emr-i Bi l Ma rûf ve Nehy-i Ani l Münker e önem vermeyenler. Ancak azgınlığa ve nimetlerle şımararak şehvetlere dalmaya, liderliği ele geçirmeye, servet toplamaya, rahat yaşamanın yollarını aramaya önem verir ve bu uğurda gayret gösterirler. Âhirette kendilerine fayda verecek diğer şeyleri terk ederek arkalarına atarlar. Hakk ı reddetmek ve Peygamberleri yalanlamak mütreflerin âdetleri, şehvetlere dalmak, rahat yaşantı, konfor ve toplumsal çirkeflikler karşısında hareketsiz kalmak ise hayat prensipleridir. Buna göre onların, Müslüman topluma mâni olma, dâvayı engelleme ve insanları ondan ürkütme gibi görevle vazifeli bir konumda oldukları kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Çünkü zenginlik ve refâh, Şehid Seyyid Kutub un tefsirinde dediği gibi; 16

17 Kalbini katılaştırır, hassasiyetini yok eder, fıtratını bozar ve perdeler. Öyle ki, artık hidayet yollarını göremez, bâtılda ısrar eder, Hakk a karşı kibirlenir, aydınlığa açılamaz. Mütrefler, davetleri reddederken, çoğu kez geçmiş büyüklerinin övünüp durdukları mal, evlat ve taraftar çokluğu, makam ve toplumdaki mevkilerini gerekçe olarak öne sürerler. Bu durumda yapılacak iş, Kur ânî üslûbla onları reddederek bütün bunlara sabır göstermektir. Çünkü Allah a davet edenlerin bütün bu karşılaştıkları, gördükleri Sünnetullâh ın sâdece bir kısmıdır. Nimetin azdırıp şımarttığı, Peygamberleri yalanlayan ve Allah a daveti reddeden mütrefler hakkındaki Sünnetullâh, Allah ın onları helak etmesi ve âhiret azabını tattıracağı gibi dünyevî azaba çarptırması şeklinde cereyan etmiştir. Nitekim şu âyetler bu gerçeği ifâde etmektedir: (Halkı) zulmeden nice şehri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka bir topluluk getirdik. Azabımızı hissettikleri zaman onlar, derhâl (kaçmak için hayvanlarını) mahmuzluyorlardı. (Boşuna) kaçmayın, içinde şımartıldığınız (nimetler)e ve yurtlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz! Eyvah bize, dediler, gerçekten biz zulmedenlerdenmişiz! Bu mırıldanmaları sürüp giderek biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler (Enbiyâ, 11-15) İsrâ, 16. ayette ise Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz. Orada fısk yaparlar. Böylece o ülkeye söz hak olur, biz de orayı darmadağın ederiz Bir toplumun içerisinde Allah ın nimetlerinin âdilâne dağıtılmaması ve gayr-ı meşru kazanç gibi yollarla bazıları, özellikle o topluma hükmedenler aşırı oranda nimete gark olurlar. Bunlar karşısında toplumun büyük çoğunluğu ise yoksulluk içinde kalır. Aşırı ölçülerde nimet sâhibi olanlar, refahın verdiği gevşeklik ve âhireti unutmanın sonucu her türlü ahlâksızlığı işlemeye başlar. Şehid Seyyid Kutub bu durumu İslâm da Sosyal Adâlet adlı eserinde; Bu servet bazen kalbi fesada uğratan, bedeni yok eden bir lüks hâlini, bazen de şehvetler hâlini alır. Bu şehvetler mala ihtiyacı bulunan başka bir kesimin mal sâhiplerinin şehvetlerini doyurmaları, onların gurur ve kibirlerini okşamak için ırzlarını satmaları, ya yaltaklanmaları veya kişiliklerini yok etmeleri suretiyle yerine gelir. Ahlâksızlık ve buna bağlı olarak içki, kumar, kadın ticareti, insafsızlık, şerefsizlik alır başını gider. diyerek çok güzel bir şekilde izah ekmektedir. Mütreflerin çoğaldığı bir yere Allah ın elçileri geldiğinde ilk karşı çıkanlar bu mütrefler olur. Çünkü davet edildikleri din onların refah hâlini değiştirecek, vücutlarındaki taşkın enerjiyi boşalttıkları kaynaklar kuruyacak ve refah içindeki hayatları sona erecektir. Çoğu kişi zengin olmak, uzun yaşamak, meşhur olmak ister nedense! Bazen bunlar dua ile istenen belâya dönüşür. Aslında mü mine yakışan hayırlı bir ömür, hayırlı bir ölüm dilemektir. Haram katılmış mal, saadete vesile olmaz, bu dünyayı değil âhireti de berbat eder. Bakıyorsunuz şimdi gençler makam, fiyakalı bir unvan yazan kartvizit, iyi para kazanmak ve o kazançla keyf almak, heyecanlanmak derdinde. Onu tanısınlar, kariyeri, makamı, parası olsun ve dünyadan zevk alsın. İşte bu da mütrefin takımının hayat anlayışı, yaşayışı ve böylece kendilerini dar çerçeve hapsedişi. Bunlar midelerini haramla doldurup şehvete dalar, malâyanî işlerle meşgul olur, toplumdan uzaklaşır, yoksulu horlar, kibirlenirler. Çünkü bunlar, harama el uzatanlar, hile yapanlar, rüşvetle helâle haram katanlar, işlere fesat karıştıranlardır. (Hud 116. ayeti hatırlayalım) Anlaşılıyor ki, Allah ın Peygamber gönderdiği her beldenin lider durumundaki makam ve servet sâhibi mütrefleri onları yalanlarlar. İnananları görünce biz de inandık deyip, ötekilerle başbaşa kalınca da; bizi onlara benzetmeyin, onları idare ediyoruz derler. Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın denilince de; biz ıslah edicileriz derler. Unutmayalım, Allah bizleri mal, can ve sevdiklerimizle, bazen artırarak bazen de eksilterek imtihan eder. Eğer Allah ın ipini bırakırsak, O da bizim ipimizi bırakır ve o servetimiz bizim için dua ile istenen belâ olur. İnsanların servetlerini nasıl kazanıp, nerelerde harcadıklarına bakmak lâzım. Mukaddeslerine ihânet edenler kime ihânet etmez ki? Zenginlerimizin hâline bakın! Bunlar kime, neye sponsor oluyorlar, kazandıkları paraları nerelerde harcıyorlar? Âhiret yurdunun servetini dünyada tüketiyorlar. Hangi Müslüman ın ne derdine derman oluyorlar? Hani mallarımız, canlarımız, sevdiklerimiz Allah yolunda feda olacaktı! Yüksek duvarlı lüks evlere çekilip, camileri değiştirerek ve yeni dostlar edinerek mi? Bu iş böyle gitmez, biz âlemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Yeryüzünün bütün açları ümmetin yetimidir. İnni küntü minezzâlimîn diyerek başlamalıyız işe. Biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmeden, Allah hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir. Kaynaklar: Abdurrahman DİLİPAK - Makaleler, Ali ÜNAL - Kur ân da Temel Kavramlar, Dinî Kavramlar Sözlüğü - DİB. Yayınları, Yusuf KERİMOĞLU - Kelimeler-Kavramlar-1. 17

18 Yusuf YAVUZYILMAZ DERSHANE TARTIŞMALARI VE KAYBOLAN KARDEŞLİK HUKUKU Hiç kuşkusuz eğitim alanında devasa sorunlar var. Eğitimin içeriğinden verimliliğine kadar tartışılması gereken yığınla sorun var. Son zamanlar gündemi işgal eden dershane tartışmalarının eğitimdeki devasa sorunların tartışılmasına kapı aralaması beklenirdi. Ne yazık ki, tartışmanın çok kısa sürede eğitimin dışına taşması, bu hayati sorunun tartışılmasını gölgede bıraktı. Hiç kuşkusuz dershaneler mevcut çarpıklığın nedeni değil sonucudur. Tartışmaya katılırken hem dershanelerin sistem içindeki çarpıklığına dikkat çekmek hem de eğitimin temel sorunlarına yoğunlaşmak gerekir. Eğitim konusunda öncelikle tartışılması gereken Tevhid-i Tedrisat kanununun gerekliliği ve işlevidir. Bu kanun geleneksel medrese eğitimini dışarıda bırakmak ve eğitimi devlet eliyle tekelleştirmeye imkân veren bir içerik taşımaktadır. Dolayısıyla bu haliyle otoriterdir, tek tipleştiricidir. Bu eğitim sisteminden çoğulculuğa ve din eğitimine kapı aralamak neredeyse imkânsızdır. Bütün bu konuların tartışılmayıp konunun dershanelere hapsedilmesi ayrıca gözlerden kaçmamaktadır. Ne yazık ki, zaman ilerledikçe konunun dershanelerle sınırlı olmayıp, tartışmanın temelinde başka parametrelerin olduğu daha açıkçası tartışmanın arkasında bir iktidar hesaplaşması olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Cemaatin öteden beri geleneksel olarak devlet bürokrasisini ele geçirme siyaseti ve bu konuda yaptığı eylemler, yıllardır ulusalcı-kemalist-laik elitler tarafından eleştiri konusu yapılmıştır. Bu kesimler cemaatin Amerika ve Ak Partiyle el ele vererek Türkiye yi dönüştürmeye çalıştığını yıllardır dillendiriyorlar. Ne yazık ki, gelinen noktada bu kesimlerin temsilcileri olan ve cemaati F Tipi, Ilımlı İslamcı, Amerikancı, Atatürk düşmanı, gerici olarak gören Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Metin Akpınar gibi isimler, cemaate ait bir televizyonun ekranlarına çıkartıldığı, dershanelerin kapatılmasının Türkiye için bir felaket olacağını aktarıldığı bile sanal âlemde yan yana getirilebiliyor. Bu ulusalcı kesimlerin tehlike olarak gördükleri Ak Parti yi iktidardan uzaklaştırmak için önlerine gelen her fırsatı ilkesizce kullanacaklarının işaretini veriyor. Asıl sorun cemaatin niyetleri açıkça bilinen bu insanlara fırsat verme konusundaki iştahıdır. Şurası bir gerçek ki, muhafazakardindar siyasal aklın ve bu aklın yönlendirdiği cemaatlerin öteden beri devletimizin iyi, ama onu yönetenlerin kötü olduğu yolundaki tespitleri, öncelikli amaç olarak devlet bürokrasisine sağlam adamlar yetiştirme anlayışını öne çıkarmıştır. Bu amaç için yoğunlaşılacak araç ise eğitim alanıdır. İlk olarak Nakşibendi Zahit Kotku nun Turgut Özal başta olmak üzere bazı 18

19 başarılı gençleri mühendislik alanına yönlendirmeler ile başlayan süreç 1980 li yıllardan itibaren günümüze değin devam etmiştir. Burada yetişen nesil daha sonra sosyologlar tarafından mühendislerin iktidarı olarak adlandırılacak ve Türkiye nin önünü açacaktır. Öyle görülüyor ki, hukuk ve siyasal alanların Ulusalcı-Kemalist-Laik elitler tarafından boşluk bırakılmaksızın işgal edilmesi, dindar aklı mühendislik alanına yoğunlaştırmıştır. Hiç kuşku yok ki; bir gurubun veya cemaatin iktidarın beğenmediği bir tasarrufuna karşı eleştiri hakkı, muhalefet hakkı ve kamuoyu oluşturma hakkı vardır. Ancak bunu yaparken kardeşlik hukukunu ve eleştiri ahlakını gözden uzak tutmamak gerekir. Kuşkusuz bu politikada eleştirilecek bir yan yok. Her sivil toplum örgütü ve cemaat kendine istediği yöntemi seçip bu uğurda faaliyet yapmakta serbesttir. Eleştirilecek olan Hizmet Hareketi olarak bilinen grubun kurulduğundan beri iktidarlara karşı izlediği ılımlı, uyumlu ve iktidarın niteliği ne olursa olsun çatışmadan uzak siyaseti; İslami geçmişten gelen, Türkiye nin hukuki ve demokratik değişimine damga vuran, bürokrasi ve askeri vesayeti gerileten ve bunu sonucunda temsil ettiği dindar-muhafazakar kitleyi rahatlatan ve yeni imkanlar açan bir iktidara karşı terk etmiş olmasıdır. Hizmet Hareket inin bu politika değişikliği elbette İslami camia tarafından dikkatle izlenmektedir. Ecevit için; Eğer bana fırsat verilirse şefaat edeceğim ilk kişi diyen, 28 Şubat döneminde dindarlara kan kusturan MGK için; MGK içtihat makamıdır, yanılmalarında bile sevap vardır. değerlendirmesini yapan cemaatin bu değerlendirmelerini konjonktürel koşulların sonucu olarak iyi niyetle değerlendirsek bile, Erdoğan için Firavun benzetmesini nereye koyacağız? Yoksa Erdoğan Ecevit ten ve MGK kararlarından daha zararlı bir kişi midir? Zihinleri karıştıran bir başka soru da, Hizmet Hareketi nin nispeten zayıf koalisyon iktidarlarına karşı bile ılımlı bir dil kullanırken, sayısal ve etki anlamında Türkiye nin en güçlü iktidarına karşı neden bu kadar sert bir muhalefet yaptığıdır. Zaman gazetesi başyazarı Hüseyin Gülerce nin Boğazımızı sıkıyorlar, bu eli tutmayalım mı? mealindeki açıklamaları da bir hayli tartışma konusu oldu. İster istemez herkesin aklına 28 Şubat dönemi uygulamaları ve cemaatin ılımlı ve sessiz siyaseti akla geldi. Elbette cemaatin Müslümanlar daha fazla sıkıştırılmasın diye sert muhalefet yürütmekten imtina etmesi bir noktaya kadar anlaşılabilir bir şeydir. Ama neden Ak Parti iktidarına karşı geçmişteki siyasetini ve yöntemini terk ettiği de tartışılacaktır. Hiç kuşku yok ki, bir gurubun veya cemaatin iktidarın beğenmediği bir tasarrufuna karşı eleştiri hakkı, muhalefet hakkı ve kamuoyu oluşturma hakkı vardır. Ancak bunu yaparken kardeşlik hukukunu ve eleştiri ahlakını gözden uzak tutmamak gerekir. Dershaneler konusunda iktidarın politikalarını eleştireceğim derken, İslami camia ve cemaat hakkındaki düşünceleri bilinen Yılmaz Özdil, Nur Serter, Uğur Dündar ve Metin Akpınar paralelinde iktidara yüklenmek hiç de ahlaki bir tavır değildir. Şurası açık ki, iktidar döneminde cemaat hizmet yönünden en rahat dönemlerini yaşamıştır. Özellikle Anayasa oylamasında görüleceği gibi Türkiye nin demokratik dönüşümüne birlikte göğüs germişlerdir. İktidar da cemaat üzerinden siyaset oluşturmaya çalışan ulusalcı-laik elitlere karşı cemaati sürekli korumuştur. Bu biliniyorken 2004 yılındaki bir MGK kararını gündeme getirmek ve bunun üzerinden iktidarı eleştirmek en hafif deyimle insafsızlıktır. Kalbin Zümrüt Tepelerinde tefekkür ederken bu iktidar hırsı niye? Eleştiri konusu yapılacaksa bu konu doğrultusunda iktidarın izlediği politikalar ve aldığı kararlar etrafında olmalıdır yılından itibaren MGK yapısında meydana gelen değişiklikleri, MGK nun gündeminin askerler ve zamanın Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiğini bilmemek, MGK nun sivil iktidarların sorgulandığı bir yer olduğundan habersiz olarak iktidarı suçlamak insafsızlıktır. Unutulmamalıdır ki, iktidar din konusunda izlediği politika nedeniyle irtica ile suçlanarak hakkında kapatma davası açılmıştır. Anlaşılan o ki Dershane tartışması bir iktidar hesaplaşmasına dönüştü. Akılda kalan soru şu oldu: Kalbin Zümrüt Tepelerinde tefekkür ederken bu iktidar hırsı niye? 19

20 Faaliyetlerimiz Kuzuluk Aile Kampı - 4 Sakarya Aile Derneği tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl Eylül 2013 tarihleri arasında 4ncüsü düzenlenen Kuzuluk Aile Kampı na şehir içi ve şehir dışından 49 aile katıldı. S akarya Aile Derneği tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl Eylül 2013 tarihleri arasında 4ncüsü düzenlenen Kuzuluk Aile Kampı na şehir içi ve şehir dışından 49 aile katıldı. Kampın ilk günü saat 21:00 de Razamazan KAYAN Hoca tarafından İslami Harekette Aile konulu bir konferans düzenlendi. İkinci günü saat 14:00 e kadar ailelere sosyal aktiviteleri için serbest zaman verildi. Saat 14:00 de ise Musaf SEYİTHAN hocamızın moderatörlüğünde Adabülteni Dergisi yazarlarının katılımıyla Birlikte Yaşama Kültürümüz konulu bir panel düzenlendi. Panel kapsamında Mustafa AYDIN Hocamızın Birlikte Yaşamanın İslami Temelleri, Yusuf YAVUZYILMAZ Hocamızın Batı ve Diğer Medeniyetlerle Birlikte Yaşamak, Mehmet KUZU 20 Hocamızın da Medine Vesikası sunumlarından katılımcı aileler istifade ettiler. Kampın son gününde Abdullah BÜYÜK Hocaefendi nin Vakıf görevlileriyle birlikte gerçekleştirdiği genel değerlendirmeleri içeren takdimi katılımcılara bundan sonraki yaşantıları için ışık tuttu. Bu takdimin ardından kamp, ailelerin bir dahaki sene tekrar buluşma dilekleriyle birbirleriyle vedalaşmasıyla sona erdi.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 1) Ne & Niçin? Şubelerde Gençlere özel İrşad Proğramları Ramazan ayı içerisinde şube gençlik teşkilatlarında, o şubenin Camii'sine ibadet etmek üzere gelen gençlere yönelik

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Yayın no: 193 Peygamberimizin Özellikleri ve Güzellikleri / TEMİZLİK

Yayın no: 193 Peygamberimizin Özellikleri ve Güzellikleri / TEMİZLİK ÖZKAN ÖZE: 1974 yılında Sakarya da doğdu. İlkgençlik çağlarının sonuna doğru Zafer Dergisi nin yazı işlerinde çalışmaya başladı ve resmi eğitim hayatına liseden sonra devam etmemeyi tercih etti. Uzun bir

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 M.Süleyman KAYIŞ VAİZ AKYAZI MH. C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Raşit DEMİR VAİZ KARŞIYAKA MH. MERKEZ C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Mustafa FIRAT VAİZ AZİZİYE (YALI) C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR ZEYNEP TEKİN

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 01.01.2016 CUMA MUSTAFA KOLUKISAOĞLU İL MÜFTÜSÜ ATİKİBRAHİM PAŞA C. Ö.ÖNCE SORUMLU BİR VARLIK OLAN İNSAN 01.01.2016 CUMA SEYFULLAH ÇAKIR MÜFTÜ YARD. KÖPRÜBAŞI C. Ö.ÖNCE SORUMLU BİR VARLIK OLAN İNSAN

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı