ÜNİTE 3: CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ VE METABOLİZMA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÜNİTE 3: CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ VE METABOLİZMA"

Transkript

1 ÜNİTE 3: CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ VE METABOLİZMA Anahtar kavramlar 3.1 Doğadaki maddeler ya saf elementlerden ya da onların belli bir oranda bir araya gelmesiyle oluşan bileşiklerden meydana gelir. 3.2 Bir elementin davranışı onun atom çekirdeği ve elektron miktarı tarafından belirlenir. 3.3 Atomlar kimyasal bağlarla birleşerek molekülleri oluşturur. 3.4 Kimyasal bağların biyolojik yapılardaki önemi büyüktür. Biyolojik işlevler bağlarla ve moleküllerin yapısıyla belirlenir. 3.5 Kimyasal reaksiyonlar sırasında kimyasal bağlar bozulur veya yeni bağlar oluşur. 3.6 Doğadaki su, canlılardaki önemli biyolojik işlevlerle birlikte ekosistemde önemli olayları gerçekleştirir. 3.7 Su kimyasal reaksiyonların gerçekleşebileceği ortamı ve maddelerin çözünmesini sağlar. 3.8 Dünya üzerindeki canlıların temel yapıtaşını karbon atomu meydana getirir. 3.9 Canlılarda çeşitli enerji dönüşümleri meydana gelir. Enzimler kimyasal reaksiyonları meydana getiren organik katalizörlerdir Hücredeki metabolik olayların kontrolü hücre çekirdeği tarafından sağlanır. Kimyasal maddelerin canlılarda nasıl organize olduklarını öğrenmeden önce onların atom yapısı hakkında çeşitli bilgilerimiz olması gerekir. İlk durağımız atomlar olacaktır daha sonra bunların hangi şartlar altında ve hangi çeşitte birbirleriyle birleştiklerini öğreneceğiz ve daha sonrada canlıların yapısına nasıl katıldıkları hakkında bilgi sahibi olacağız. Tüm bu bilgilere ulaşmadan önce suyun ve kimyasal maddelerin kökeni hakkında biraz bilgi sahibi olalım. Suyun ve kimyasal maddelerin kökeni Astronomlar dünyanın yaklaşık 4.6 milyar yıl önce çeşitli gezegenimsi maddelerin birleşmesiyle oluştuğuna inanır. Başlangıçtan 600 milyon yıl boyunca kimyasal bir evrim meydana gelmiştir. Herhangi bir canlının olmadığı bu dönem haden olarak adlandırılır.bu dönemde su olmakla beraber yüksek sıcaklıktan dolayı çabuk buharlaşıyordu.dünya soğudukça suda dünya yüzeyi üzerinde birikmeye başlamıştır. Dünya üzerinde su nasıl oluşmuştur ya da nereden gelmiştir? Bir görüşe göre dünyanın oluşumu sırasında meydana gelen birleşmeler toz ve buz kristallerinin dünyanın yapısına katılmalarını sağlamıştır. Sadece saf su halde değil örneğin nitrojen bileşiği şeklinde de su dünyanın yapısına katılmıştır. Dünya soğudukça kimyasal maddelerin ilk reaksiyonları su katmanları içerisinde olmuş ve canlıların yapısını oluşturacak olan kimyasal maddelere öncülük etmişlerdir. Şekil 3.1 Jeolojik zaman cetveli Maddelerin temel yapıtaşı: Atom Yeryüzündeki ve evrendeki tüm maddeler atomlardan oluşmuştur. Maddeler çok çeşitli biçimlerde olsalar da yapıtaşları 92 çeşit element den oluşmuştur. Bir bileşik ise değişik elementlerden ya da aynı çeşit elementlerden oluşur. Örneğin su iki hidrojen ve bir oksijen elementinden meydana gelir. Elementlerin ayrı bulunduklarında sahip oldukları özellikler bileşiklerde değişir. Canlıların vücutlarında birçok element bulunmaktadır. İnsan vücudunda en çok bulunan element oksijen ondan sonrada karbon, hidrojen ve azot gelir. Her element belli bir atom çeşidinden oluşur. Atomların çekirdeklerinde proton ve nötron bulunur. Etraflarında ise her atomun özelliğine göre çeşitli yörüngelerde dönen elektronlar yer alır. Nötronlar elektriksel olarak yüksüzken, protonlar çekirdeğe artı, elektronlar ise eksi yük kazandırır. Şekil 3.2 Helyum atomunun iki modeli

2 Örneğin helyum atomunun çekirdeğinde 2 proton(kırmızı) ve 2 nötron(açık kahverengi) vardır. İki elektron ise çekirdeğin çevresinde hızla hareket eden bir elektron bulutu oluştururlar. Her elementin atomuna özgü olan proton sayısı atom numarası olarak bilinir ve elementin simgesinin sol altına yazılır. 2 He simgesi bir helyum atomunun çekirdeğinde 2 proton bulunduğunu gösterir. Kütle numarası kavramı ise çekirdekteki proton ve nötronların toplamı olarak bilinir ve element simgesinin sol üst tarafına yazılır. 4 2He atomu 2 nötron içerir. Genelde atomların proton ve elektron sayıları birbirine eşittir. Örneğin bir sodyum atomun da 23 11Na 11 proton, 11 elektron ve 12 nötron vardır. Atomların kütlesini tanımlamak için dalton adı verilen ölçü birimi kullanılır. Atomik kütle birimi anlamına gelen bu kelime nötron ve protonun kütlelerinin bir birim olarak kabul edilmesini sağlar elektronun kütlesi ise bir protonun sadece 1 / kadardır. Kütle numarası atomun toplam kütlesine yakın bir ifadedir. Helyumun atom ağırlığı 4 dalton olarak ifade edilir. İzotoplar Bir elementin bütün atomları aynı sayıda protona sahip olmakla beraber bazı atomlarında daha fazla sayıda nötron içerir. Bu elementin farklı formlarına izotop denir. Örneğin Hidrojen elementinin 3 izotop formu bulunmaktadır. Atomuna dönüşürler. Radyoaktif izotoplar fosillerin yaş tayinlerinde veya bir elementin metabolizma sırasında canlı içerisinde izlediği yolu takip etmesini ortaya çıkarmada kullanılır. Şekil 3.4. Normal tirot metabolizmasına katılan iyot yeşil renk de bir görünüm sergilerken, hastalıklı bir tiroit bezinin tespiti sırasında radyoaktif iyot kullanılır. Elektronların enerji düzeyleri Atomların elektronları çekirdeğe göre sahip oldukları konumdan ötürü potansiyel enerjiye sahiptirler. Elektronlar çekirdekten ne kadar uzakta ise potansiyel enerjileri o kadar büyüktür. Bir atomdaki elektronların farklı potansiyel enerji miktarları enerji düzeyleri ya da elektron kabukları olarak adlandırılır. Çekirdeğe en yakın olan ilk kabuktaki elektronlar en düşük enerji düzeyine sahip olanlardır. Bir elektronun üst bir enerji düzeyine geçebilmesi için enerji soğurması gerekir. Elektronlar eski enerji düzeylerine dönerken de soğurdukları kadar enerjiyi dışarı verirler. Örneğin fotosentez sırasında güneş enerjisinin soğurulması bu temel ilkeye göre gerçekleşir. Şekil 3.3 Hidrojen elementinin izotopları Normal hidrojen atomunda nötron bulunmamakla beraber birinci izotopunda bir nötron diğer izotopunda ise 2 nötron bulunmaktadır. İzotopların atom numaraları aynı olmakla beraber kütle numaraları farklıdır. Radyoaktif izotoplar çekirdeği kendiliğinden parçalanarak parçacık ve enerji yayarlar. Bu nedenle proton sayısında değişme olduğundan başka bir elementin Şekil 3.5.a)Enerji düzeyleri b)atomun enerji düzeyleri

3 Bir atomun kimyasal davranışı elektronların çekirdek etrafında dizilişi tarafından belirlenir. Örneğin Hidrojenin bir elektronu ve Helyumun 2 elektronu ilk kabukta bulunur. İlk kabuk 2 den fazla elektron bulunduramaz. Lityum ise üç elektrona sahiptir.üçüncü elektronu 2.kabukta bulunur.ikinci kabuk ise en fazla sekiz elektron bulundurabilir. Kimyasal davranış en dış kabukta bulunan elektronlar tarafından belirlenir. En dış kabuktaki elektronlara valans elektronları en dış kabuğa ise valans kabuğu denir. Lityumda sadece 1 tane valans elektronu vardır. Atomlar kararlı duruma sahip olmak için valans elektronları ile etkileşime girerler. Ama Helyum, Neon,Argon gibi element atomları en dış kabuklarında dengede oldukları için kimyasal etkileşmeye girmezler. Atomlar arasındaki kimyasal etkileşmeler daha çok elektronları ortaklaşa kullanmak ya da birbirlerine vermekle gerçekleşir. Şekil 3.6 Bazı atomların elektron dizilişleri Kimyasal bağlar Tamamlanmamış valans elektron kabuklarına sahip atomlar başka atomlarla etkileşime girerek kendi valans kabuklarındaki eksik elektronları tamamlamaya çalışırlar. Bu etkileşimler kimyasal bağlar denilen çekim kuvvetlerini oluşturur. En güçlü kimyasal bağ çeşitleri kovalent ve iyonik bağlardır. Kovalent bağlar İki hidrojen ya da iki oksijen atomu elektron ihtiyaçlarını sahip oldukları elektronları ortaklaşa kullanmakla giderirler. Şekil 3.7 Dört farklı kovalent bağ İki hidrojen atomu birbirleriyle karşılaştığında bir tane kovalent bağ oluşturabilir. Çünkü her bir hidrojen atomu kararlı enerji seviyesine ulaşabilmek için bir elektrona ihtiyacı vardır. Oysa oksijen atomunun kararlı enerji seviyesine ulaşabilmesi için 2 elektrona ihtiyacı vardır. Dolayısıyla 2 oksijen atomu birbirleri arasında 2 kovalent bağ oluşturabilir. İki hidrojen atomu bir molekül su oluşturacak şekilde bir tane oksijen atomu ile birleşebilir.(şekil 3.7 c) Dört tane hidrojen atomu bir karbon atomunun en dış kabuğundaki elektronları sekize tamamlamak birleşir ve metan oluşur. (Şekil 3.7 d)

4 Bir atomun kovalent bağ elektronlarına karşı gösterdiği ilgi elektronegatiflik olarak bilinir. Bir atom ne kadar elektronegatif ise paylaştığı elektronları o ölçüde kendine doğru çeker. Aynı elementin iki atomu arasında oluşan kovalent bağda elektronlara uygulanan çekim kuvvetleri birbirlerine eşittir. İyonik bağlar Elektron alışverişi olarak gerçekleşen bağlara iyonik bağlar denir. Örneğin Tuz (NaCl) oluşumunda Na atomunun valans kabuğunda bir elektron vardır, Klorda ise valans kabuğunda 7 elektron vardır.kararlı yapıya ulaşabilmesi için klorun bir elektrona ihtiyacı vardır ve bunu da sodyumda sağlar.böylece elektron veren sodyum pozitif yükle yüklenirken klor ise negatif yükle yüklenir aralarındaki çekim gücü iyonik bağ oluşumuna neden olur. Şekil 3.8 Bazı elementlerin elektronegatiflik gücü Elekronların eşit olarak paylaşıldığı bu tip bağlara polar olmayan kovalent bağlar denir. Örnek Oksijen( O 2 ), Hidrojen (H 2 ) ve Metan (CH 4 ) molekülü. Oysa bazı moleküllerdeki atomlar paylaştıkları elektronları eşit kuvvetle çekmezler. Örneğin Su molekülünde ortak kullanılan elektronlar oksijen molekülü tarafından daha çok çekilir, bundan dolayı oksijen kısmı negatif yüklüyken, Hidrojen kısmı pozitif elektrik yükü ile yüklüdür.bu tip bağlara polar kovalent bağlar denir. Şekil 3.10 Tuz oluşumu sırasında elektron aktarımı Doğada tuz kristalleri çok sayıda sodyum ve klorun birleşmesinden meydana gelmiştir. Şekil 3.11 Bir tuz kristali Şekil 3.9 Su molekülündeki polar kovalent bağ Canlı organizmaların içerisinde kovalent ve iyonik bağlar güçlü bağların oluşmasına neden olur ve bunlar kimyasal moleküller arasında gerçekleşir. Fakat güçlü bağlarla birlikte zayıf bağlarında hücre içerisinde oluşması önemlidir. Örneğin kimyasal bir moleküler hücre içerisinde temas ettikten sonra ayrılabilmelidir güçlü bağlarla bu çeşit bir geçici bağlanma meydana getirilemez. Zayıf bağlar denilen özel bağlar bu çeşit bir ihtiyacı karşılar. Beyin hücre zarındaki bir alıcıya bağlanan kimyasal bir molekül kısa

5 süre sonra ayrılır. Canlılar için zayıf bağların büyük bir önemi vardır. Hidrojen bağları Elektronegatif bir atoma kovalent bağlı bir hidrojen atomun başka bir elektronegatif atom tarafından çekilmesiyle hidrojen bağları meydana gelir. Örneğin Su ile amonyak arasındaki hidrojen bağında su ve amonyağın polar kovalent bağlara sahip olması önemlidir. Böylece suyun hidrojen tarafı + amonyağın azot tarafı ise - elektrik yüküne sahiptir. Yaklaştıkların aralarında zayıf bir hidrojen bağı oluşur. Aynı şekilde iki su molekülü arasında da zayıf hidrojen bağları vardır. Moleküllerin biçimleri şekilleri moleküllerin birbirlerini tanıyarak tepki vermelerini sağlar. Bu bir anahtar kilit uyumuna benzetilebilir. Biçimsel uyumluluk iki molekül arasında zayıf bağların oluşmasını sağlayarak tepkimenin oluşmasına neden olur. Moleküler şekli beynin haberci moleküllerine benzeyen moleküller, (örneğin morfin gibi) ruh halini ve acının algılanmasını etkileyebilir. Bu tür ilaçlar beyindeki endorfin reseptörlerine bağlanarak uyuşturucu madde etkisini yapar. Şekil 3.13Moleküler taklit Şekil 3.12 Hidrojen bağı Van der Waals etkileşimi Polar olmayan bir kimyasal molekülde bile elektronların hareketleri sonucunda eşit bir yük dağılımı meydana gelemeyebilir. Bunun sonucu atomların ve moleküllerin birbirlerini çekmesini sağlayan ve her an değişebilen artı ve eksi yüklü bölgeler ortaya çıkar. Bu noktalar kısa erimli ve zayıf bağların oluşumuna neden olur. Kimyasal tepkimeler sırasında kimyasal bağlar yıkılır ya da yeniden kurulur. Kimyasal tepkimeler maddeyi koruyarak reaksiyona girenleri bir süre sonra ürünlere dönüştürür. Kimyasal tepkimelerin çoğu geri dönüşümlü olarak meydana gelir. İleri ve geri yönlü olan tepkimelerin hızları birbirine eşit olduğunda kimyasal denge meydana gelir.

6 Su ve Çevre Su moleküllerindeki bağlar polar bağlardır. Oksijenin bulunduğu bölge eksi hidrojenin bulunduğu bölge ise artı yük taşır. Bundan dolayı su molekülleri arasında çekim kuvvetleri oluşur ve hidrojen bağları meydana gelir. Bir su molekülü en fazla dört su molekülü ile hidrojen bağı kurabilir. Şekil 3.14 Su molekülleri arasındaki hidrojen bağları Suyun canlılar için önemi genelde şu özelliklerinden kaynaklanır. 1. Kohezyon kuvveti 2. Sıcaklığı dengeleme 3. Donduğu zaman genleşmesi 4. İyi bir çözücü olması Su molekülleri arasındaki hidrojen bağlarının kuvveti kovalent bağlarından 20 kat daha küçüktür. Hidrojen bağları ile su moleküllerini bir arada tutunması kohezyon kuvveti olarak adlandırılır. Bitkilerde yapraklardan buharlaşan suyun yerine topraktan emici tüylerle su alınır. Su molekülleri odun boruları içinde birbirlerine kohezyon kuvveti ile bağlıdır. Buharlaşan suyun yerine topraktan kohezyon kuvveti ile çekilen su koyulur. Su molekülleri damarlar içinde kopmayan bir sütün şeklinde dizilmiştir. Şekil 3.15 Suyun üzerinde durma Hidrojen bağları suyun yüzey gerilimini oluşturur. Suyun önemli özelliklerinde biri çevremizdeki ısıyı dengelemede önemli bir görev almasıdır. Hava sıcaklığının kararlı bir denge içerisinde değişmesi suyun özelliğinden kaynaklanır. Suyun sıcaklığı kararlı bir denge içerisinde tutma yeteneği onun özgül ısısının yüksek olmasından kaynaklanır. Bir bileşiğin özgül ısısı o bileşiğin 1g ının sıcaklığını 1 0 C değiştirmek için soğurulması ya da kaybedilmesi gereken ısı miktarı olarak adlandırılır. Su için bu değer 1 kalori olarak değerlendirilirse etil alkol için 0.6, demir için 0.1 dir. Suyun yüksek bir özgül ısıya sahip olmasının nedeni hidrojen bağlarından kaynaklanır. Hidrojen bağlarının kırılması için gereken ısı yüksektir.yaz mevsiminde güneşten gelen ısının çoğu deniz ve göllerdeki su tarafın dan soğurularak depolanır.ancak suyun sıcaklığı çok az artar. Gece ise bu ısı çevreye verilir. Böylece ılıman bir bölge meydana gelmiş olur. Çöllerin geceleyin soğuk olmasının nedeni gündüz yüksek ısıyı tutacak su gibi kaynaklara sahip olmamasıdır. Buharlaşma ısısı 1 gram sıvının sıvı durumdan gaz durumuna geçmesi için alması gereken ısı miktarıdır. Suyun buharlaşma ısısı birçok sıvının buharlaşma ısısından yüksektir. Yaklaşık 580 kaloridir. Bu durum gene hidrojen bağlarının bağlanma biçiminden kaynaklanır. Yüksek buharlaşma ısısı iklimin ılıman halde tutulmasına yardım eder. Yüksek buharlaşma ısısı bitkilerdeki yaprakların gün ışığında aşırı ölçüde ısınmasını önler. İnsan derisin de ise bu durum vücut sıcaklığını düşürür ve fazla ısı böyle deri yardımıyla düşürülür. Okyanusların ve göllerin tamamen donmaması ise suyun bir başka ilginç özelliğidir. Su donduğu zaman hacimce büyür ve yoğunluğu sıvı sudan daha az olur böylece yüzeyin üstüne çıkar. Bundan dolayı göllerin sadece üst kısımları donar. Bu durumun nedeni gene hidrojen bağlarıdır. 4 0 C nin üzerindeki sıcaklılarda su diğer sıvılar gibi davranır, yani ısındığında genleşir, soğuduğunda ise hacimce küçülür. Sıcaklık 0 0 C ye düştüğünde su kristal örgü içerisinde hareketsizleşir ve her su molekülü 4 molekül ile hidrojen bağı yapar. Kristal içerisinde daha fazla boş alan olduğu için buz aynı hacimdeki sıvı sudan daha az molekül içerir. Böylece buzun yoğunluğu sıvı suyun yoğunluğundan daha azdır. Göllerin yüzeyi donunca alttaki suyun sıcaklığı her zaman 0 0 C nin üzerinde olması sağlanır ve yaşam altta devam eder eğer su donduğunda hacimce küçülseydi sular dipten donmaya başlayacak ve yaşamı imkansız hale getirecekti.

7 Su bütün canlılarda en iyi çözücü olarak grev alır. İki ya da daha çok sayıda bileşiğin homojen karışımı halindeki bir sıvı çözelti olarak bilinir. Çözeltide çözücü ve çözünen olmak üzere iki bileşen bulunur. Suyun iyi bir çözücü olmasının nedeni polar bir bileşik olmasıdır. Bir tuz çözeltisi içerisinde su moleküllerindeki oksijen eksi yüklü olduğu için, sodyum katyonları ile bağ oluşturur. Hidrojenler eksi yüklüdür ve klor anyonları tarafından çekilirler ve katı tuz kristalleri su içerisinde yavaşça çözünmeye başlar. Çözünmüş haldeki her iyonun çevresindeki su moleküllerinden oluşan bu küre hidrasyon kabuğu olarak bilinir. Proteinler gibi çok büyük moleküller bile, eğer dış yüzeylerinde iyonik ve polar bölgeler barındırıyorlarsa suda çözünürler. İyonik veya polar olsun suya karşı çekim gösteren herhangi bir bileşik hidrofilik olarak adlandırılır. Suya ilgi duymayan bileşiklerde hidrofobik olara bilinir.bu tür bileşikler iyonik ve polar değildir. Örneğin yağ molekülleri su içerisinde çözünmez Şekil 3.17 Tuzun su içerisinde çözünmesi

8 Canlılar ph değişikliklerine karşın çok duyarlıdırlar. Asit denilen bileşikler çözündüklerinde ortama H + iyonu verirler. Örneğin suya HCl (Hidroklorik ) asit eklendiğinde hidrojen iyonları ayrılır. HCl H + + Cl - Bir çözeltinin hidrojen iyonu yoğunluğunu azaltan bileşiklere baz denir. Ayrıca ortamın OH - iyonu yoğunluğunu arttırırlar. NaOH Na + + OH - Ortamın Asit ya da baz mı olduğu ph metre cinsinden ölçülerek ifade edilir. Nötral çözeltinin ph sı 7 dir. 0 ile 7 arası değerler ortamın asit 7 ile 14 arası değerler ortamın baz olduğunu gösterir. Mide sıvısı, limon suyu Sirke,bira,şarap Domates suyu Sade kahve, Yağmur suyu İdrar Saf su İnsan kanı Deniz suyu ph artışında H 2 CO 3 HCO H + ph düştüğünde H + vericisi H + alıcısı Hidrojen (asit) (Baz) iyonu Karbonik asit ve bikarbonat arasındaki kimyasal denge ph ayarlayıcısı olarak davranır ve tepkimenin sağa ya da sola kaymasını sağlar. Eğer kandaki hidrojen iyonu yoğunluğu artarsa(ph düşerse) bikarbonat baz gibi davranır ve çözeltideki fazla hidrojeni uzaklaştırır yani tepkime sola doğru gerçekleşir. Asit yağmurları terimi ph sı 5.6 dan daha asidik olan yağmur kar ya da sis için kullanılan bir terimdir.fosil yakıtların (Kömür,Petrol) aşırı tüketilmesiyle oluşan kükürt oksit ve azot oksitlerin havadaki su buharı ile tepkimeye girmesinden asit yağmurları oluşur. Bu yağmurlar göllerdeki yaşamı ve toprak üzerindeki bitkilerin beslenmelerini zora sokarak ölümlerine ve canlı yaşamın durmasına neden olurlar. ph Magnezyum hidroksit Amonyak sıvısı Çamaşır suyu Yağ çözücü maddeler Şekil 3.18 Bazı çözeltilerin ph sı Canlı hücrelerin çoğunun ph sı 7 ye yakın olmak zorundadır. Küçük değişiklikler bile ölümle sonuçlanır. Tamponlar bu ayarlamayı yapan bileşikler olarak adlandırılır. Tamponlar çözeltideki hidrojen iyonu yoğunluğu arttığında bunları çözeltiden uzaklaştıracak ya da çözeltideki hidrojen iyonları yoğunluğu azaldığın da, çözeltiye hidrojen iyonu verecek şekilde çalışır. En önemli tamponlardan biri kanda bulunan karbonik asittir. Karbonik asit bikarbonat iyonu (HCO - 3) ve hidrojen iyonu (H + ) verecek şekilde ayrılırlar. Şekil 3.19 Asit yağmurlarının ormana etkisi

9 Moleküllerin fonksiyonel özellikleri Karbon içeren bileşiklere organik bileşikler adı verilir.doğada birçok çeşit organik madde vardır.bunların birçoğu canlılar tarafından üretilir.bu çeşitlilik karbon iskeletindeki değişkenlikten ortaya çıkar.karbon iskelet üzerinde hidrojen, oksijen, azot başta olmak üzere diğer elementler bağlanır.hidrokarbonlar ise sadece karbon iskelet üzerine bağlı hidrojenleri ifade eder. Örneğin yağlar çok uzun hidrokarbon zincirler içerir. Petrol ve yağ gibi hidrokarbon bileşikler suda çözünmez hidrofobik özellik gösterirler. Şekil 3.21 Optik izomerler Şekil 3.20 Yağlardaki hidrokarbonlar yakıt deposu görevi görür. L-Dopamin Parkinson ahstalığının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Oysa bu ilacın ayna görüntüsüne sahip olan D- Dopa nın Parkinson hastalığının tedavisinde hiçbir etkisi yokdur. Organik moleküllerin mimari farklılıkları izomerler olarak bilinir. Aynı molekül formülüne sahip olmakla beraber atomların diziliş sıralarını değişmesi gibi farklı yapısal özellikler kimyasal maddelerin davranış özelliklerini de değiştirir. Yapısal izomerlerde atomların kovalent düzenlenişleri birbirinden farklıdır. Örneğin Bütan ve izobütanın kimyasal formülü aynı olmakla beraber atomların diziliş sırası farklıdır. L-Dopa D-Dopa Optik izomerler ise asimetrik karbon atomunun etrafındaki düzenlenişleri açısından farklılık gösterirler. Sağ el ve sol el örneğine benzer şekilde birbirlerinin ayna görüntüsünü oluştururlar. Genellikle bu izomerlerden biri biyolojik olarak aktif iken diğeri inaktifdir. Şekil 3.22.Optik izomerlerin farklı etkisi Organik moleküller içerdikleri atom sayıları açısından büyük bir çeşitlilik içerisindedirler. Ayrıca hepsinin üç boyutlu bir şekli vardır. Bu şekilsel farklılık moleküllerin görevleri açısından da önemlidir. En önemli özellikleri ise her bir organik molekülün kendisine ait bir görevi olmasıdır.

10 Fonksiyonel gruplar Bir organik molekülün ayırt edici özellikleri sadece karbon atomunun sayısı düzenleniş biçimi değil aynı zamanda bu iskelete bağlı moleküler bileşiklere de bağlıdır. Fonksiyonel gruplar olarak bilinen organik moleküller farklı çeşit bileşiklere katılıp birbirine benzer kimyasal davranış biçimleri sergilerler. Canlılarda en önemli fonksiyonel gruplar hidroksil, aldehit, keton, karboksil, amino, fosfat ve sülfidril gibi organik maddelerdir.fonksiyonel gruplar dışında kalan değişebilen bölgeler ise R harfi ile sembolize edilir. Hidroksil grubu oksijen atomuna bağlı bir hidrojen atomu içerir ve karbon iskelete bağlanır.ayrıca hidroksil grupları içeren organik bileşikler alkoller olarak bilinir. Hidroksil grubu polardır. Suda çözünmeleri mümkün hale böylece gelmiş olur. Karbonil grubu karbon iskeletin ucunda ise aldehir, diğer durumlarda ise keton olarak isimlendirilir. En basit keton üç karbonlu asetondur.karboksil grupları içeren bileşiklere karboksilik asitler ya da organik asitler adı verilir. Örneğin asetik asit suda iyonize olup ortama hidrojen verir. Amino grubu iki tane hidrojen atomuna bağlı bir azot atomundan meydana gelir. Bu tür organik maddeler aminler olarak adlandırılır. Glisinin bir tane de karboksil grubu olduğu için bu organik madde hem amin hem de karboksilik asittir. Bir kükürt atomu ve buna bağlı bir hidrojen atomundan meydana gelen gruba sülfidril (-SH) adı verilir. Örnek tioller.fosfat inorganik bir asit olan fosforik asitin iyonize olmasıyla oluşan bir anyondur. Hidrojen iyonunun kaybedilmesi ile Fosfat grubu (-OPO 3 2- ) içeren organik bileşikler, karbon zincire kovalent bağlı bir fosfat iyona sihiptirler. En önemli işlevleri enerji organik bileşikler arasında enerji aktarımı yapabilmeleridir. Organik moleküllerin her biri kendine has özelliklere sahiptir. Bu özellikler moleküldeki karbon iskeletinin ve bu iskelete eklenen fonksiyonel grupların özgül düzenlenişlerinden kaynaklanır. Biyolojik çeşitliliğin temelinde, moleküler düzeydeki Farklılık yatar. Şekil 3.23 Organik bileşiklerdeki fonksiyonel gruplar.

11 MAKROMOLEKÜLLER Hücrelerde bir çok çeşit organik madde bulunur. Büyük çeşitliliğe rağmen yeryüzünde bulunan canlılarda temel organik maddeler vardır. Dokuların büyük bir kısmı sudur. Geriye kalan en büyük kısmı organik maddeler diğeri de inorganik maddelerdir. Canlılarda bulunan organik maddelerin büyük bir kısmı proteinlerdir. tarafından kodlanır. Hücre metabolizması DNA tarafından kontrol edilerek yönetim sağlanmış olur. Şekil 3.24 Canlılardaki madde oranı Canlılardaki organik bileşiklerin çoğu polimer adı verilen, büyük ve birbirlerinin aynısı veya benzeri olan moleküllerin kovalent bağlarla bağlanarak oluşturdukları uzun bir moleküldür. Polimerlerin yapıtaşlarına ise monomer adı verilir. Monomerlerin birbirlerine bağlanmaları sırasında aralarında kovalent bağ oluşurken bir molekül su açığa çıkar. Bu tür su açığa çıkaran reaksiyonlara dehidrasyon tepkimesi adı verilir. Monomorlerden birinin hidroksil (OH) grubu ile diğer monomerin hidrojen (H) grubu bu su molekülünü meydana getirir. Polimerler hidroliz adı verilen reaksiyonla monomerlerine ayrılır. Bu reaksiyon için su moleküllerine ihtiyaç vardır. Tükettiğimiz besinlerdeki birçok bileşik polimer şeklindedir. Sindirim sırasında bu polimerlerin monomerlerine dönüşmesi sindirim enzimleri sayesinde hidroliz reaksiyonlarına tabi tutulur. Daha sonra incebağırsaklarda emilen monomerler dolaşım sistemine geçer ve hücrelerimize ulaşınca tekrar bize uygun polimerler üretmek için enzimler sayesinde dehidrasyon reaksiyonuna tabi tutulurlar. Canlılar dünyasında sayılamayacak derecede polimer mevcuttur. Monomerlerin belli olmasına karşın bu çeşitlilik farklı canlıların oluşmasını sağlar. Hücrelerimizde hangi polimerlerin yapılacağı bilgisi DNA Şekil 3.25 Polimerlerin sentezi ve yıkılması Karbonhidratların yapıtaşları Karbonhidratlar hem en basit şekerlerden hem de karmaşık polimerlerden oluşan bir organik madde grubudur. En küçük karbonhidratlar monosakkaritler adını alır, yakıt ve karbon kaynağı olarak işlev görürler. Bunlar CH 2 O nun katları ile ifade edilebilecek molekül formüllerine sahiptirler. Bu iskeletteki karbon sayısı üç ile 7 arasındadır. Asimetrik karbon atomu etrafındaki dizilişlerine göre çeşitli izomerleri bulunur. Üç karbonluların en önemlisi gliseraldehit, beş karbonlulara örnek Riboz ve deosiriboz, altı karbonlulara örnek olarak ise, Glukoz, Fruktoz ve Galaktoz verilebilir. Gliseraldehit C 3 H 6 O 3 Riboz ve Deoksiriboz C 5 H 10 O 5 ) Glukoz,Fruktoz ve Galaktoz C 6 H 12 O 6 )

12 Disakkaritler iki monosakkaritin glikozit bağı ile birleşmesiyle meydana gelir. Dehidrasyon tepkimesiyle aralarında kovalent bir bağ oluşur. Maltoz iki molekül grlukozun birleşmesinden meydana gelir.malt şekeri de olarak bilinen maltoz bira yapımında kullanılır. Çay şekeri olarak bilinen sükroz ise glukoz ile fruktozun birleşmesinden meydana gelir. En çok bulunan disakkarit çeşitlerindendir. Laktoz ise sütte bulunan bir disakkaritdir ve glukoz ile galaktozun birleşmesinden meydana gelir. Şekil 3.26 Başlıca monosakkarit çeşitleri Monosakkaritlerin en önemlisi olan glukoz ( C 6 H 12 O 6 ) hücreler için temel besin kaynağı görevini görür. Hücre solunumu adı verilen olayla parçalanarak karbondiosit ve suya dönüşür bu olay sırasında da enerji açığa çıkar. Enerji kaynağı oalarak görev yapmakla beraber, temel besin kaynaklarının sentezi sırasında hammadde olarak da kullanılır. Polisakkaritler yüzlerce ya da binlerce monosakkaritin birleşmesiyle meydana gelir. Besin deposu ya da yapısal madde olarak iş görürler. Depo poslisakkaritlerin en önemlileri Nişasta ve Glikojendir. Nişasta bitkisel, Glikojen ise hayvansal bir depo polisakkarit çeşididir.nişastanın iki formu vardır. Amiloz (dallanmamış) ve amilopektin (dallanmış).nişasta bitkilerdeki kloroplastlar içinde yapılır ve depolanır. Fotosentez sonucu sentezlenen glukoz, nişasta şeklinde depolanır. Şekil 3.27 Disakkarit sentezine ait iki örnek

13 Şekil 3.28 Depo polisakkaritler Glikojen makromolekülünü oluşturan glukozlar ise daha çok dallanmış bir yapı formunu oluştururlar. Omurgalılarda glikojen karaciğer ve kas hücrelerinde depolanır. Glukoza gereksinim duyulduğunda glikojen glukoza dönüştürülür. Selüloz adı verilen polisakkarit bitki hücrelerinin sert çeperini meydana getirir. Ayrıca selüloz yeryüzünde en çok bulunan organik bileşiktir. Nişasta ve selülozdaki fark glikozit bağlarının oluşma şeklidir. Bu durum üç boyutlu yapılarının da farklı olmasına neden olur. Nişasta molekülleri sarmal şeklinde iken selüloz molekülleri doğrusal bir yapıdadır. Selüloz molekülleri mikrofibril adı verilen grupları meydana getirir. Nişasta üzerine etkili olan enzimler selüloz üzerine etkili olamazlar. İnsanda sindirilemeyen selüloz dışarı atılır. Geviş getiren memelilerin midelerinde selülozu sindirimini sağlayan bakteriler bulunur. Buna benzer olarak termitlerinde midelerinde bulunan bakteriler odunu sindirici enzimler salgılarlar. Şekil 3.29 Selülozun bitki hücre çeperindeki yapısı.

14 Şekil 3.30 Nişasta ve selülozun yapısı Diğer polisakkarit çeşitleri ise enerji transferinde rol oynayan frıktoz 1-6 bifosfat, hücre dışı matrix alanı oluşturan amino şekerler ve böcek kabuklarını oluşturan kitindir.saf kitin deri gibi yumuşak olmasına rağmen kalsiyum karbonat birikmesiyle beraber sertleşir. Yağlar Lipid adı verilen yağlar bir araya geldiklerinde gruplaşan ve suya karşı çekim etkisi göstermemeleri olarak bilinen organik moleküllerdir. En önemli grupları yağlar, fosfolipidler ve steroidlerdir. Başlıca görevleri, --Enerji deposu olarak kullanılması --Hücre zarlarının yapısına fosfolipid olarak katılması. --Karotinoidler olarak ışık enerjisinin soğurulması --Steroid olarak hormon ve vitamin yapısında görev almaları --Isı izolasyonu olarak hayvanların deri altında bulunmaları --Sinir hücrelerini çevreleyen izolasyonun yapılmasında --Kürk ve deri üzerinde salgılanarak suya karşı koruma oluşturmaktır. Yağlar polimer bileşikler olmamalarına karşın büyük moleküllerdir. Bir yağ molekülü (Trigliserit) bir gliserol ile 3 yağ asitinden meydana gelmiştir. Bir yağ asiti genellikle 16 ya da 18 karbon içeren uzun bir karbon iskelet den meydana gelmiştir.yağ asitlerinin C-H bağları yağların hidrofobik olmalarına neden olur.yağ asitlerinin her biri ester bağı ile gliserole bağlanır. Şekil 3.31 Diğer polisakkarit çeşitleri

15 Yağ asitinin karboksil grubunun hidroksili ile gliserolun hidrojen grubu aradan çıkar ve bir ester bağı meydana gelir. Şekil 3.32 Yağ molekülü Yağ asitleri kendi aralarında iki gruba ayrılırlar. Doymuş ve doymamış yağ asitleri. Doymuş yağ asitlerinde karbonlar arasında tekli bağlar bulunur ve mümkün olabildiğince fazla hidrojen vardır. Doymuş yağlar katı yağlardır. Ayrıca bu tür doymuş hayvansal yağlar damar hastalıklarının nedeni olarak kabul edilirler. Eğer karbonlar arasında çift bağlar varsa oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar, çift halkaların yer aldığı dirsek bölgeleri birbirlerine yaklaşıp katılaşmalarını engellerler. Örneğin bitkisel yağlar sıvı yağlardır. Bir gram yağın sağladığı enerji bir gram nişastanın sağladığı enerjinin iki katıdır. Bu özellik yağ asitlerinin uzun hidrokarbon zincirlerinden kaynaklanır. Bitkisel yağlar genelde tohumlarda depolanır. Hayvanlarda ise yağlar adipoz adı verilen yağ hücrelerinde depolarlar. Bu hücreler genişleyip küçülebilme özelliklerine sahiptirler. Ayrıca yağlar diğer organlara desteklik görevi görürler. Deri altı yağ dokusu ise vücudun ısı izolasyonu için önemlidir. Balina fok gibi memelilerde kalın bir yağ tabakası bulunur. Fosfolipidler yağlara benzemekle birlikte üç yerine iki tane yağ asidi kuyruklarına sahiptirler ve hücre zarlarının temel yapısını oluştururlar. Suya karşı iki yönlü bir davranış sergilerler. Hidrokarbonlardan yapılı kuyruk kısımları hidrofobik olup sudan kaçarlar. Buna karşılık fosfat grubu ve buna ekli kısımlar su ile etkileşen hidrofilik başı oluşturur. Şekil 3.34 Fosfolipidlerin yapısı Fosfolipidler suya eklendiğinde kendiliğinden bir araya gelerek kümeleşirler.hücre yüzeylerinde fosfolipidler çift katlı bir tabaka şeklindedirler. Moleküllerin hidrofilik başları çift tabakanın dış tarafında yer alır ve hücrenin iç ve dış kısımlarındaki sıvı ile temas halindedir, buna karşın suyu sevmeyen hidrofobik kısımları ise sudan uzaklaşacak biçimde birbirine bakan bir konumda yerleşir. Şekil 3.33 Doymuş ve doymamış yağ asitleri

16 Şekil 3.35 Hücre zarı çift tabakalı yapısı Proteinler Proteinler birçok işlevde kullanılır. Desteklik, depolama,bileşiklerin taşınması, sinyal iletimi, hareket ve hücresel savunma gibi birçok görevleri vardır. Hücredeki biyokimyasal reaksiyonları gerçekleştiren enzimlerinde yapısı proteindir. Proteinlerin üç boyutlu bir yapısı olduğundan çok çeşitli proteinler meydana gelebilir. Yirmi çeşit aminoasit değişik sayıda sırada dizilebileceğinden sonsuz çeşitte bir protein çeşitliliği vardır. Bir protein özgün bir yapıda kıvrılmış bir ya da birden fazla polipeptidden oluşur. Amino asit polimerleri polipeptid olarak adlandırılır. Amino asitler merkezlerinde bir alfa karbon bulundurur. Buna bağlı bir hidrojen, amino, karboksil ve 20 çeşit amino asitte değişen bir değişken (R) grup vardır. Diğer bir yağ çeşidinden olan karotinoidler ışık enerjisini absorbe etme özellikleri vardır. Örnek Beta karoten bitkilerde fotosentez sırasında ışığı absorbe edebilirken insanlarda iki vitamin A molekülüne dönüşür. Şekil 3.38 Bir amino asitin yapısı Şekil 3.36 Beta karoten A vitamini kaynağıdır. Steroidler ise birbiriyle kaynaşmış dört adet karbon halkası içeren bileşiklerdir. Kolesterol hücre zarlarının yapısına katılan en önemli steroiddir.ayrıca bazı hormonlar ve vitaminler steroid yapıdadır. Amino asitler yan zincirlerinin özelliklerine göre gruplandırılır.asidik amino asitler hücre içi ph da iyonik halde bulunan bir karboksil grubunun varlığından dolayı eksi yük taşırlar. Bazik amino asitler ise yan zincirlerinde genellikle artı yük taşıyan amino gruplara sahiptirler. Elektriksel yükü taşıdıklarından ötürü asidik ve bazik yan zincirler aynı zamanda hidrofobiktirler. Kolesterol D Vitamini Şekil 3.37 Önemli steroid yapıdaki yağlar Kortizol Testosteron

17 Şekil 3.39 Amino asit çeşitleri Amino asit çeşitlerinden beş tanesi su ile etkileşime girebilen elektriksel olarak yüklü değişken gruplar içerir. Beş amino asit ise su ile zayıf hidrojen bağları oluşturabilen elektriksel yükü olmayan fakat polar ve hidrofilik olan değişken gruplar içerir. Yedi amino asit ise polar olmayan hidrokarbon atomlar içerir hidrofobiktir suda çözünmez. Sistein, glisin ve prolin adlı amino asitler ise hidrofobik gruplar içerir. Bir amino asitin karboksil grubu ile peşinden gelen amino asitin amino grubu arasında dehidrasyon tepkimesi olur ve bir su açığa çıkar iki amino asit arasında peptid bağı meydana gelmiş olur. Şekil 3.40 Peptid bağı oluşumu

18 Proteinlerin birbirlerinden farklı olmalarının nedeni onları oluşturan amino asitlerin farklı sayıda ve farklı sırada birleşmelerinin oluşturduğu çeşitliliktir. Bükülüp kıvrılabilme özellikleri proteinlere üç boyutlu bir nitelik kazandırır. Örneğin lizozim enzimi ter, gözyaşı ve tükrükte bulunur. Lizozim proteinin oluk kısmı bakteri duvarındaki hedef molekülleri tanır ve onlara bağlanarak enfeksiyonları önler çıkarır ve alyuvarlar bozulur görev yapamaz hale gelir. Şekil 3.41 Lizozim enziminin iki model görüntüsü Proteinlerin özgül yapılarının ortaya çıkabilmesi dört düzey aşamasından sonra gerçekleşir. Hücrede bir polipeptid yapıldığı zaman bu zincir kendiliğinden katlanır. Bu katlanma sonucu zincirin farklı kısımları arasında bağlar meydana gelir. Bir proteinin birincil, ikincil ve üçüncül üç yapısal düzeyi bulunur. Dördüncül düzey ise iki ya da daha fazla polipeptidin birleşmesiyle meydana gelir. Bir proteinin birincil yapısı onun kendine özgü amino asit dizisinden oluşan polipeptid zinciridir. Örneğin lizozim enzimi küçük bir proteindir ve 19 amino asitden meydana gelir. Amino asit dizisi DNA üzerindeki genetik kod tarafından kodlanır. Genetik koddaki herhangi bir mutasyon proteinin birincil yapısındaki amino asit dizilişini değiştirir ve protein kendi görevini gerçekleştiremez. Örneğin orak hücre anemisinde hemoglobinin birincil yapısında 6.amino asit Glutamin olacağına valin olarak değişir. Bu değişiklik hemoglobinin kristalleşmesini ortaya Şekil 3.42 Orak hücre hastalığı Proteinlerin sadece birincil yapıdan oluşan amino asit zincirleri,tekrarlayan kıvrımlar ve katlanmalar gösterdikçe ikincil yapıları gözlenmeye başlar.ikincil yapı iki şekilde görülebilir birincisinde her dört amino asitte yer alan hidrojen bağları ile oluşan kıvrımlardır. Bu yapı alfa heliks olarak adlandırılır. Diğer bir ikincil yapıda ise beta pilili olarak bilinir ve polipeptid zincirleri yan yana sıralanır. Hidrojen bağları zincirlerin yan yana durması sağlar. Lizozim enzimi ve saçtaki keratin de alfa heliks ikincil yapısı varken, örümcek ağları gibi proteinlerde beta pilili yapıya sahip proteinler içerir. Proteinlerin üçüncül yapılarında ise değişken gruplarında yer alan yapılar arasında gerçekleşir. Polar olmayan değişken gruplar birbirlerine yaklaştıklarında van der waals etkileşimine girerler. Ayrıca disülfit bağlarıda üçüncül yapının ortaya çıkmasını sağlayan kovalent bağlardır.

19 Şekil 3.43 Proteinlerin dört düzey yapılanmaları Sistein, yan zincirinde sülfidril grubu taşır(-sh).bir sisteinin kükürt atomu, ikincil sisteinin kükürt atomu ile bağlanır ve disülfit köprüsü oluşur. Bazı polipeptid zincirleri işlevsel bir büyük molekül oluşturmak bir araya gelebilir. Dördüncül yapı böylece ortaya çıkmış olur. Örneğin kolojen birbirlerine sarılmış alfa heliks polipeptid zincirlerinden oluşur.böyıece deri, kemik, tendon gibi çekilmelere dayanıklı dokuları meydana getirir. Hemoglobin molekülü ise iki alfa ve iki beta polipeptid zincirlerini birleşmesinden oluşan oksijen bağlayan bir globüler bir proteindir. Ayrıca her alt birim hem adı verilen demir taşıyan bir bileşik içerir. Şekil 3.43 Disülfit Şekil 3.44 Hemoglobin

20 Protein molekülleri yüksek sıcaklık ya da değişik kimyasal moleküllerle işleme tabi tutulduğunda özgün moleküler şeklini kaybeder yani danatürasyona uğrar böylece protein molekülü görevini yerine getiremez. Denatüre protein moleküllerinin uygun şartlarda tekrar renatürasyonla özgün formuna ulaşması mümkündür. Pişirme sırasında yumurta akının opaklaşmasının nedeni, denatüre olan proteinlerin çözünmez hale gelerek katılaşmaya uğramasıdır. Şekil 3.45 Denatürasyon ve Renatürasyon Protein moleküllerinin kendilerine uygun şekilleri almaları şaperonin adı verilen proteinlerle sağlandığı keşfedilmiştir. Eğer protein kendine uygun şekili alamzsa görevini yerine getirmez yanlış maddelerle bağlantı sağlayabilir. Böylece çeşitli hastalıklar ortaya çıkar örneğin Alzheimer böyle bir hastalıkdır. Hastalık sırasında beyindeki proteinler kendilerine özgün yapıyı oluşturamazlar ve sinir hücrelerinin faaliyetlerini olumsuz yönde etkilerler. Nükleik asitler Nükleik asitler kalıtsal bilgiyi depolar ve gelecek kuşaklara aktarır. Genler adı verilen birimler nükleik asitler üzerinde yer alır. DNA ve RNA olmak üzere iki çeşit nükleik asit vardır. DNA hücrenin hayatlsa olaylarını kontrol etmesi protein sentezini denetlemek süretiyle olur. Bilgi akışı DNA RNA Ribozom şeklindedir. DNA da kodlanmış olan bilgi mrna ya aktarılır. Bu bilgi ribozoma taşınır ve trna lar yardımıyla amino asitler sitoplazmadan ribozoma getirilir. Genetik bilgi okundukça Ribozomda protein sentezi gerçekleştirir. Nükleik asit zinciri nükleotitlerden oluşmuş bir polimerdir. Her nükleotit azotlu organik baz, pentoz grubuna giren bir şeker ve bir fosfat grubundan oluşur. Şekil 3.46 Bilgi akışı DNA RNA Protein İki tane azotlu baz grubu vardır. Pirimidinler Sitozin(C), Timin (T) ve Urasill (U) dir.karbon ve azot atomlarından oluşan altı-üyeli bir halka içerir. Pürinler altı üyeli bir halka ile beş üyeli bir halkanın kaynaşmasıyla oluşur.bunlar Adenin (A) veguanin(g) dir. Şekil 3.46 Beş karbonlu şekere bağlanan organik baz çeşitleri.

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ Prof. Dr. Bektaş TEPE Canlıların Savunma Amaçlı Kimyasal Üretimi 2 Bu ünite ile; Canlılık öğretisinde kullanılan kimyasal kavramlar Hiyerarşi düzeyi Hiyerarşiden sorumlu atom

Detaylı

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU Suyun polaritesinin etkileri Su molekülünün polar olması hidrojen bağlarının oluşmasına neden olur. 2 Su molekülü Oldukça basit yapılıdır. Tekli bağla bağlı olup

Detaylı

www.demiraylisesi.com

www.demiraylisesi.com YÖNETİCİ MOLEKÜLLER C, H, O, N, P atomlarından meydana gelir. Hücrenin en büyük yapılı molekülüdür. Yönetici moleküller hücreye ait genetik bilgiyi taşır, hayatsal faaliyetleri yönetir, genetik bilginin

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur.

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur. Enerji Dönüşümleri Enerji Enerji; bir maddeyi taşıma veya değiştirme kapasitesi anlamına gelir. Enerji : Enerji bir formdan diğerine dönüştürülebilir. Kimyasal enerji ;moleküllerinin kimyasal bağlarının

Detaylı

Metabolizma. Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir.

Metabolizma. Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir. METABOLİZMAYA GİRİŞ Metabolizma Organizmadaki kimyasal tepkimelerin tümüne metabolizma adı verilir. Metabolizma, hücrede cereyan eden binlerce kimyasal tepkimenin karmaşık bir yol haritasıdır. 2 Metabolizma

Detaylı

KARBOHİDRATLAR. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ

KARBOHİDRATLAR. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ KARBOHİDRATLAR Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ Karbohidratlar (CHO) şeker, nişasta, glikojen ve selüloz olarak canlılar aleminde en geniş yeri kaplayan makromoleküllerdir. İnsanlar, hayvanlar ve mikroorganizmalar

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler)

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Biyokimya Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Bölüm 1: Biyokimya ve önemi: 1. Biyokimya tanımı, önemi ve boyutsal

Detaylı

ORGANĠK BĠLEġĠKLER. 2. ÜNİTE 6. Bölüm

ORGANĠK BĠLEġĠKLER. 2. ÜNİTE 6. Bölüm ORGANĠK BĠLEġĠKLER 2. ÜNİTE 6. Bölüm Organik ve Anorganik BileĢiklerin Ayırt Edilmesi Kimya bilimi temelde organik ve anorganik olmak üzere ikiye ayrılır. * Karbonun oksitleri (CO, CO 2 ) * Karbonatlar

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler

Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler Biyoloji Canlıların Temel Bileşenleri, Organik Bileşikler Canlılardaki Organik Bileşikler: Canlı vücudunda biyosentez reaksiyonları sonuncu oluşturulan maddelerdir. Organik moleküllerin vücutta çeşitli

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ İNORGANİK BİLEŞİKLER Su ORGANİK BİLEŞİKLER GÖREVLERİNE GÖRE

Detaylı

2+ 2- Mg SO 4. (NH 4 ) 2 SO 4 (amonyum sülfat) bileşiğini katyon ve anyonlara ayıralım.

2+ 2- Mg SO 4. (NH 4 ) 2 SO 4 (amonyum sülfat) bileşiğini katyon ve anyonlara ayıralım. KONU: Kimyasal Tepkimeler Dersin Adı Dersin Konusu İYONİK BİLEŞİKLERİN FORMÜLLERİNİN YAZILMASI İyonik bağlı bileşiklerin formüllerini yazmak için atomların yüklerini bilmek gerekir. Bunu da daha önceki

Detaylı

LYS BÝYOLOJÝ. Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý

LYS BÝYOLOJÝ. Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý LYS BÝYOLOJÝ Soru Çözüm Dersi Kitapçığı 1 (MF) Biyolojiye Giriþ ve Bilimsel Yöntem Canlýlarýn Temel Bileþenleri Enzimler Canlýlarýn Sýnýflandýrýlmasý Bu yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm haklarý bry Birey

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ E BİLEŞİKLER VE FRMÜLLERİ (4 SAAT) 1 Bileşikler 2 Bileşiklerin luşması 3 Bileşiklerin Özellikleri 4 Bileşik Çeşitleri 5 Bileşik

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ FARMASÖTİK KİMYA ANABİLİMDALI GENEL KİMYA II DERS NOTLARI (ORGANİK KİMYAYA GİRİŞ)

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ FARMASÖTİK KİMYA ANABİLİMDALI GENEL KİMYA II DERS NOTLARI (ORGANİK KİMYAYA GİRİŞ) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ FARMASÖTİK KİMYA ANABİLİMDALI GENEL KİMYA II DERS NOTLARI (ORGANİK KİMYAYA GİRİŞ) Hazırlayan: Doç. Dr. Yusuf ÖZKAY 1. Organik bileşik kavramının tarihsel gelişimi

Detaylı

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM HÜCRE ZARINDA TAŞINIM Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ YDÜ TIP FAKÜLTESİ BİYOFİZİK AD Küçük moleküllerin zardan geçişi Lipid çift tabaka Polar moleküller için geçirgen olmayan bir bariyerdir Hücre içindeki suda

Detaylı

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir.

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. EVDE KİMYA SABUN Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. CH 3(CH 2) 16 COONa: Sodyum stearat (Beyaz Sabun) CH 3(CH 2) 16 COOK:

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ Bir fabrikanın çalışması ve üretimi için nasıl işçilere ve makinalara ihtiyaç varsa canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için de enerjiye ihtiyaçları vardır. Enerji, bir

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

SINIF. Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri TEST

SINIF. Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri TEST 9. SINIF B Biyolojik Yorum - Bilimsel Yöntem - Alt Bilim Dalları ve Canlıların Ortak Özellikleri 1. Bilim ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır? A) Objektif düşünebilmeyi gerektirir. B) Mutlak

Detaylı

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının İNORGANİK BİLEŞİKLER Su Asit Baz Tuz Mineraller SU Özellikleri Yüksek yüzey gerilimine sahiptir Yüksek özgül ısı nedeniyle sıcaklık değişimine karşı dirençlidir Yüksek buharlaşma ısısı nedeniyle soğutma

Detaylı

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 4. Hafta (07.03.

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 4. Hafta (07.03. Laboratuvar Tekniği Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 4. Hafta (07.03.2014) 1 4. Haftanın Ders İçeriği Biyoteknoloji de Moleküller ph kavramı ve ölçümü

Detaylı

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi KİMYASAL DENKLEMLER İki ya da daha fazla maddenin birbirleri ile etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özelliklerde bir takım ürünler meydana getirmesine kimyasal olay, bunların formüllerle gösterilmesine

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL Fotosentez FOTOSENTEZ Işık enerjisinin kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesidir. Yeşil yapraklı bitkilerin inorganik maddelerden (H 2 O, CO 2 ), ışık enerjisi ve klorofil yardımı ile organik besin

Detaylı

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1 DNA (Deosiribo Nükleik Asit) Kalıtım maddesi hücre çekirdeğinde bulunur. Kalıtım maddesi iğ ipliği (Yumak) şeklinde bir görünümdedir. İğ ipliğindeki kalıtım maddesi

Detaylı

KİMYASAL BAĞLAR Kimyasal bağlar, Moleküllerde atomları birarada tutan

KİMYASAL BAĞLAR Kimyasal bağlar, Moleküllerde atomları birarada tutan KİMYASAL BAĞLAR Kimyasal bağlar, Moleküllerde atomları birarada tutan kuvvettir. Atomlar birleştiği zaman elektron dağılımındaki değişmelerin bir sonucu olarak kimyasal bağlar meydana gelir. Atomun sembolünün

Detaylı

ELEMENTLER VE SEMBOLLERİ

ELEMENTLER VE SEMBOLLERİ ELEMENTLER VE SEMBOLLERİ Elementi oluşturmak için aynı tip atomlar bir araya gelir. Bir elementin bütün atomları birbiriyle aynı iken, farklı elementlerin atomları birbirinden farklıdır. Bazı elementleri

Detaylı

Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları. Dr. Suat Erdoğan

Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları. Dr. Suat Erdoğan Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Proteinlerin moleküler yapılarını hangi kimyasal güçler belirler? Proteinlerin moleküler yapıları Primer yapı Sekonder yapı α-heliks

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III 1) Bir gemiden deniz dibine gönderilen sesin yankısı 8 saniye sonra duyulmaktadır. Sesin sudaki hızının saniyede 1250 m olduğu bilindiğine göre denizin derinliği kaç metredir? A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000

Detaylı

KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER

KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER KİMYASAL TERMODİNAMİK VE BİYOENERJETİKLER Biyokimyasal olarak önemli reaksiyon türleri Canlı hücredeki reaksiyonların çoğu, beş genel kategoriden birine uyar: 1) Fonksiyonel grup transferi 2) Oksidasyon

Detaylı

Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif

Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif Monosakkaridler organizmadaki metabolik reaksiyonlara tek başlarına giremezler. Bu nedenle evvela aktifleşmeleri gerekir. Monosakkaridlerin aktif formu, fosforik asitle yaptığı esterlerdir Glukoz, galaktoz

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

Bazı atomlarda proton sayısı aynı olduğu halde nötron sayısı değişiktir. Bunlara izotop denir. Şekil II.1. Bir atomun parçaları

Bazı atomlarda proton sayısı aynı olduğu halde nötron sayısı değişiktir. Bunlara izotop denir. Şekil II.1. Bir atomun parçaları 8 II. MİNERALLER II.1. Element ve Atom Elementlerin en ufak parçasına atom denir. Atomlar, proton, nötron ve elektron gibi taneciklerden oluşur (Şekil II.1). Elektron negatif, proton pozitif elektrik yüküne

Detaylı

ÜNİTE 3 ELEMENTLER ve ÖZELLİKLERİ Sayfa -1-

ÜNİTE 3 ELEMENTLER ve ÖZELLİKLERİ Sayfa -1- ÜNİTE 3 ELEMENTLER ve ÖZELLİKLERİ Sayfa -1- Sayfa - 2- Sayfa - 3 - Sayfa - 4 - Sayfa - 5 - Sayfa - 6 - Sayfa - 7-4 Sayfa - 8 - NaCl (Sodyum Klorür) Yemek Tuzu Ġyonik Bağlı bileşik molekülleri bir örgü

Detaylı

3.1 ATOM KÜTLELERİ... 75 3.2 MOL VE MOLEKÜL KAVRAMLARI... 77 3.2.1 Mol Hesapları... 79 SORULAR 3... 84

3.1 ATOM KÜTLELERİ... 75 3.2 MOL VE MOLEKÜL KAVRAMLARI... 77 3.2.1 Mol Hesapları... 79 SORULAR 3... 84 v İçindekiler KİMYA VE MADDE... 1 1.1 KİMYA... 1 1.2 BİRİM SİSTEMİ... 2 1.2.1 SI Uluslararası Birim Sistemi... 2 1.2.2 SI Birimleri Dışında Kalan Birimlerin Kullanılması... 3 1.2.3 Doğal Birimler... 4

Detaylı

Temel Makromoleküller ve Moleküler Biyolojinin Merkezi Doktrini

Temel Makromoleküller ve Moleküler Biyolojinin Merkezi Doktrini Temel Makromoleküller ve Moleküler Biyolojinin Merkezi Doktrini Yaşamın Yedi Temel Direği Makromoleküller Merkezi Doktrin ve Genetik Sınıflandırma Paul Selvin ve Arif Altıntaş ın ders notlarından derlenmiştir.

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

Sfingozin türevi membran lipidleri

Sfingozin türevi membran lipidleri Dr. Suat Erdoğan Sfingozin türevi membran lipidleri Sfingolipidler Sfingomyelin Glikolipidler Kolesterol ve Steroidler Bu tür lipidler gliserol içermezler Yapıda bir amino alkol olan sfingozin bulunur

Detaylı

Biyokimya ya ya Giriş. Prof. Dr. Arif Altınta

Biyokimya ya ya Giriş. Prof. Dr. Arif Altınta Biyokimya ya ya Giriş Prof. Dr. Arif Altınta ntaş Biyokimya Yunanca canlı anlamındaki bios sözcüğünden köken alır Biyokimya canlı kimyası anlamına gelir Biyokimya canlı varlıkların yapı, oluşum, işlev

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ B FOTOSENTEZ : 1 Güneş Enerjisinin Dönüştürülüp Depolanması 2 Fotosentez Olayı (Karbondioksit Özümlemesi) 3 Fotosentez Hızını Etkileyen

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

ASİT-BAZ VE ph. MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN. Yrd. Doç. Dr. Atilla Evcin Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi 2006

ASİT-BAZ VE ph. MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN. Yrd. Doç. Dr. Atilla Evcin Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi 2006 ASİT-BAZ VE ph MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN Asitler ve bazlar günlük yaşantımızda sıkça karşılaştığımız kavramlardan biridir.insanlar, her nekadar asetil salisilik asit ve

Detaylı

ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK

ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK Prof. Dr. Mustafa DEMİR M.DEMİR 05-ÇÖZÜNME VE ÇÖZÜNÜRLÜK 1 Çözünme Olayı Analitik kimyada çözücü olarak genellikle su kullanılır. Su molekülleri, bir oksijen atomuna bağlı iki hidrojen

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

RNA DNA. Nükleosit Baz + Şeker Riboz (RNA) Deoksiriboz (DNA) Ribonükleozitler : Adenozin, Pürinler: Pirimidinler: AveGdışında

RNA DNA. Nükleosit Baz + Şeker Riboz (RNA) Deoksiriboz (DNA) Ribonükleozitler : Adenozin, Pürinler: Pirimidinler: AveGdışında Bazlar : Nükleik Asitlerin karakteristik Özellikleri DNA RNA Yasin EREN Recep LiMAN Muhsin KONUK Nükleik Asitlerin Yapısı Pürinler: Pirimidinler: AveGdışında TU T,U ve Sdışında d bazı theobromin, kafein,

Detaylı

METABOL ZMA. Metabolizmanın amacı nedir?

METABOL ZMA. Metabolizmanın amacı nedir? METABOL ZMA Canlıda olu an ve devam eden fiziksel ve kimyasal olayların tümüne birden metabolizma adı verilmektedir Ara metabolizma, katabolizma ve anabolizma olmak üzere iki faz içerir; bu iki faz arasındaki

Detaylı

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ KĐMYA ÖĞRETMENLĐĞĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJĐ DERSĐ 3. ÜNĐTE: MADDENĐN YAPISI VE ÖZELLĐKLERĐ KONU: BAZLAR ÇALIŞMA YAPRAĞI

Detaylı

ALKENLER; ÇALIŞMA SORULARI

ALKENLER; ÇALIŞMA SORULARI ALKENLER; ÇALIŞMA SORULARI SORU 1.) 1 büten ve 2 büten için cis ve trans izomeri yazmak mümkün müdür? SORU 2.) Aşağıda verilen bileşikleri IUPAC metoduna göre adlandırınız. A) CH2 = C = CH CH3 B) CH3 CH

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu)

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D. Yağ Asitleri Uzun karbon zincirine sahip

Detaylı

12-A. Alt Bilim Dalları TEST

12-A. Alt Bilim Dalları TEST 12-A B TEST 1 Alt Bilim Dalları 1. Aşağıda biyolojiye ait bazı alt bilim dallarının görevleri verilmiştir. X : Doku ve organların çalışmasını, işlevini inceleyen bilim dalıdır. Y : Canlılardaki yapıların

Detaylı

www.kimyahocam.com HİDROKARBONLAR I ÖRNEK 1

www.kimyahocam.com HİDROKARBONLAR I ÖRNEK 1 İDROKARBONLAR Yalnızca karbon (C) ve hidrojen () elementlerinden oluşan bileşiklere hidrokarbon denir. Karbon elementinin atom numarası 6 dır. Elektron dizilişi, 1s 2 2s 2 2p 2 olup değerlik elektron say

Detaylı

FONKSİYONLU ORGANİK BİLEŞİKLER I

FONKSİYONLU ORGANİK BİLEŞİKLER I FNKSİYNLU GANİK BİLEŞİKLE rganik bileşiklerde, bileşiğin temel kimyasal ve fiziksel özelliklerini belirleyen ve formülleri yazıldığında tanınmalarını sağlayan atom gruplarına fonksiyonel gruplar denir.

Detaylı

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır?

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır? Besinde Lipitler Besinsel Yağlar 1. Trigliseritler (%90) 2. Kolesterol (serbest ya da yağ asitlerine bağlı halde) 3. Serbest Yağ Asitleri 4. Fosfolipitler 5. Yağda Çözünen Vitaminler (A,D,E,K) Suda çözünmezler

Detaylı

HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR 2. AROMATİK 1. ALİFATİK HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR TEK HALKALI (BENZEN VE TÜREVLERİ) DOYMAMIŞ

HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR 2. AROMATİK 1. ALİFATİK HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR TEK HALKALI (BENZEN VE TÜREVLERİ) DOYMAMIŞ HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR HİDROKARBONLAR 1. ALİFATİK HİDROKARBONLAR 2. AROMATİK HİDROKARBONLAR DOYMUŞ HİDROKARBONLAR DOYMAMIŞ HİDROKARBONLAR TEK HALKALI (BENZEN VE TÜREVLERİ) BİTİŞİK İKİ HALKALI (NAFTALİN)

Detaylı

ASĐTLER ve BAZLAR. Yrd.Doç.Dr. İbrahim İsmet ÖZTÜRK

ASĐTLER ve BAZLAR. Yrd.Doç.Dr. İbrahim İsmet ÖZTÜRK ASĐTLER ve BAZLAR Yrd.Doç.Dr. İbrahim İsmet ÖZTÜRK Asit-Baz Kimyası Asit-baz kavramı, farklı tanımlarla sürekli kapsamı genişletilen ender kavramlardan biridir. Đlk zamanlarda, tadı ekşi olan maddeler

Detaylı

SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması)

SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması) SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması) Gerek hayvansal yağlar gerekse bitkisel (nebati) yağlar, yağ asitlerinin gliserin (gliserol) ile oluşturdukları oldukça kompleks esterlerdir. Bu

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ C MADDE DÖNGÜLERİ (6 SAAT) 1 ATP Enerjisi 2 ATP Molekülünün Yapısı 3 Solunum 4 Solunum Çeşitleri 5 ATP Enerjisinin Hücrelerde Kullanılması

Detaylı

21.11.2008. I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI.

21.11.2008. I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI. Hazırlayan: Sibel ÖCAL 0501150027 I. Koenzim A nedir? II. Tarihsel Bakış III. Koenzim A nın yapısı IV. Asetil-CoA nedir? V. Koenzim A nın katıldığı reaksiyonlar VI. Eksikliği 1 2 Pantotenik asit (Vitamin

Detaylı

BESLENMENİN BİYOKİMYASAL TEMELLERİ

BESLENMENİN BİYOKİMYASAL TEMELLERİ BESLENMENİN BİYOKİMYASAL TEMELLERİ Beslenme ve besin maddeleri Beslenme, büyüme, gelişme ve yaşamın sürdürülmesi için ekzojen maddelerin sağlanmasıdır. Beslenme sırasında besinler alınır. Besinlerde, bazıları

Detaylı

ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM

ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM ÜNİTE 7:HÜCRESEL SOLUNUM Hücreler iş yapabilmek için enerjiye gereksinim duyarlar. Enerji ekosisteme güneş enerjisi yoluyla gelir ve ototrof canlılar sayesinde güneş enerjisi besinlerdeki kimyasal bağ

Detaylı

Karbohidratlar. Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

Karbohidratlar. Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Karbohidratlar Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar Karbonhidratlar q Doğada en bol bulunan organik moleküllerdir.

Detaylı

Karbohidratlar 02.04.2012. Karbonhidratlar. Sınıflandırılması q. Sınıflandırılması. q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar

Karbohidratlar 02.04.2012. Karbonhidratlar. Sınıflandırılması q. Sınıflandırılması. q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar q Karbohidratlar, insan diyetinin en önemli kısmını oluştururlar Karbohidratlar Yrd.Doç.Dr. Ahmet GENÇ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Karbonhidratlar q Doğada en bol bulunan organik moleküllerdir.

Detaylı

GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks

GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks PROTEİNLER GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks maddelerdir. Hücrede ribozom organelinde

Detaylı

5.111 Ders Özeti #22 22.1. (suda) + OH. (suda)

5.111 Ders Özeti #22 22.1. (suda) + OH. (suda) 5.111 Ders Özeti #22 22.1 Asit/Baz Dengeleri Devamı (Bölümler 10 ve 11) Konular: Zayıf baz içeren dengeler, tuz çözeltilerinin ph sı ve tamponlar Çarşamba nın ders notlarından 2. Suda Baz NH 3 H 2 OH Bazın

Detaylı

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Genel Kimya 101. Yrd.Doç.Dr.Zeynep OBALI e-mail: zobali@etu.edu.tr Ofis: z-83/2

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Genel Kimya 101. Yrd.Doç.Dr.Zeynep OBALI e-mail: zobali@etu.edu.tr Ofis: z-83/2 Genel Kimya 101 Yrd.Doç.Dr.Zeynep OBALI e-mail: zobali@etu.edu.tr Ofis: z-83/2 İyonik Bağ; İyonik bir bileşikteki pozitif ve negatif iyonlar arasındaki etkileşime iyonik bağ denir Na Na + + e - Cl + e

Detaylı

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri On5yirmi5.com Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri Bir bölgedeki canlı varlıklarla cansız varlıkların oluşturduğu bütünlüğe ekosistem denir. Ekosistemdeki canlı ve cansız varlıklar birbiriyle

Detaylı

Tepkimeler ve Mekanizmaları

Tepkimeler ve Mekanizmaları 3. BölümB ORGANĐK K TEPKĐMELERE GĐRĐŞG ĐŞ Tepkimeler ve Mekanizmaları Genel olarak tepkimeler dört sınıfa ayrılabilir: Yer değiştirmeler Katılmalar Ayrılmalar Çevrilmeler MEKANĐZMA: Reaktanların ürünlere

Detaylı

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından 2014 2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 9. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Ödevin Veriliş Tarihi:12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 1.Aşağıda verilen özelliklerden hangisi canlılarda

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu

Detaylı

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 5. Hafta (14.03.

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 5. Hafta (14.03. Laboratuvar Tekniği Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 5. Hafta (14.03.2014) 1 5. Haftanın Ders İçeriği DNA ekstraksiyonu DNA ekstraksiyonunun amacı

Detaylı

Nükleik Asitler ÜNİTE 3. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler

Nükleik Asitler ÜNİTE 3. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler ÜNİTE 3 Nükleik Asitler Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra, Nükleik asitlerin (DNA, RNA) organizmadaki etkilerini, Görev ve işlevlerini, Hangi besinlerde daha zengin olarak bulunduğunu öğrenmiş olacaksınız.

Detaylı

Yağ Asitlerinin β Oksidayonu. Prof. Dr. Fidancı

Yağ Asitlerinin β Oksidayonu. Prof. Dr. Fidancı Yağ Asitlerinin β Oksidayonu Prof. Dr. Fidancı Yağ Asitlerinin Beta Oksidasyonu Yağ asitlerinin enerji üretimi amacı ile yıkımında (yükseltgenme) en önemli yol β oksidasyon yoldudur. β oksidasyon yolu

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

AMİNO ASİTLER. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ

AMİNO ASİTLER. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ AMİNO ASİTLER Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ Proteinler, tüm hücrelerde ve hücrelerin tüm bölümlerinde en çok bulunan biyolojik makromoleküllerdir ve canlının kuru ağırlığının % 50 veya daha fazlasını kapsarlar.

Detaylı

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ)

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ) T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

Proteinlerin Tersiyer & Kuaterner Yapıları. Dr. Suat Erdoğan

Proteinlerin Tersiyer & Kuaterner Yapıları. Dr. Suat Erdoğan Proteinlerin Tersiyer & Kuaterner Yapıları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Proteinlerin Tersiyer (üçüncül) ve Kuaterner (dördüncül) yapıları Globüler ve fibröz proteinler Denatürasyon Proteinlerin biyolojik

Detaylı

AMİNO ASİTLER. COO - H 3 N + C a H R

AMİNO ASİTLER. COO - H 3 N + C a H R AMİNO ASİTLER AMİNO ASİTLER H 3 N + C a H R a-amino Asit (AA) Yapılarında Amino (-NH 3 + ) grubu Karboksil (- ) grubu Yan zincir ( R ) taşıyan organik bileşiklerdir (a-amino karboksilik asitler) Kısa zincirli

Detaylı

Isı ve sıcaklık arasındaki fark : Isı ve sıcaklık birbiriyle bağlantılı fakat aynı olmayan iki kavramdır.

Isı ve sıcaklık arasındaki fark : Isı ve sıcaklık birbiriyle bağlantılı fakat aynı olmayan iki kavramdır. MADDE VE ISI Madde : Belli bir kütlesi, hacmi ve tanecikli yapısı olan her şeye madde denir. Maddeler ısıtıldıkları zaman tanecikleri arasındaki mesafe, hacmi ve hareket enerjisi artar, soğutulduklarında

Detaylı

$e"v I)w ]/o$a+ s&a; %p,{ d av aa!!!!aaa!a!!!a! BASIN KİTAPÇIĞI 00000000

$ev I)w ]/o$a+ s&a; %p,{ d av aa!!!!aaa!a!!!a! BASIN KİTAPÇIĞI 00000000 BASIN KİTAPÇIĞI 00000000 AÇIKLAMA 1. Bu kitapç kta Lisans Yerle tirme S nav - Kimya Testi bulunmaktad r.. Bu test için verilen toplam cevaplama süresi 5 dakikadır.. Bu kitapç ktaki testlerde yer alan her

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat LOGO ĐÇERĐK Tarihsel Bakış B6 Vitamininin Genel Özellikleri Kimyasal Ve Biyolojik Fonksiyonları Biyokimyasal Fonksiyonları YRD. DOÇ. DR. BEKİR ÇÖL SUNAN: DUYGU BAHÇE Emilim, Transport ve Metabolizma İmmün

Detaylı

TEMEL KĐMYA YASALARI A. KÜTLENĐN KORUNUMU YASASI (LAVOISIER YASASI)

TEMEL KĐMYA YASALARI A. KÜTLENĐN KORUNUMU YASASI (LAVOISIER YASASI) TEMEL KĐMYA YASALARI A. KÜTLENĐN KORUNUMU YASASI (LAVOISIER YASASI) Kimyasal olaylara giren maddelerin kütleleri toplamı oluşan ürünlerin toplamına eşittir. Buna göre: X + Y Z + T tepkimesinde X ve Y girenler

Detaylı

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir.

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir. 5.111 Ders Özeti #25 Yükseltgenme/İndirgenme Ders 2 Konular: Elektrokimyasal Piller, Faraday Yasaları, Gibbs Serbest Enerjisi ile Pil-Potansiyelleri Arasındaki İlişkiler Bölüm 12 YÜKSELTGENME/İNDİRGENME

Detaylı

KAZANIMLAR KARBONHĐDRATLARIN YAPISI VE ÇEŞĐTLERĐ NĐŞASTANIN HĐDROLĐZĐ FEHLĐNG AYIRACININ ETKĐSĐ

KAZANIMLAR KARBONHĐDRATLARIN YAPISI VE ÇEŞĐTLERĐ NĐŞASTANIN HĐDROLĐZĐ FEHLĐNG AYIRACININ ETKĐSĐ ANKARA -2009 KAZANIMLAR KARBONHĐDRATLARIN YAPISI VE ÇEŞĐTLERĐ NĐŞASTANIN HĐDROLĐZĐ FEHLĐNG AYIRACININ ETKĐSĐ KARBONHĐDRAT Pek çok karbonhidratın formülü (CH 2 O) n veya C n (H 2 O) m (karbonun hidratı

Detaylı