Klasik Aile Dizimi, Ruh Hareketleri, Zihin Hareketleri ve Diğer Yöntemler Işığında Dizim Çalışmaları Ne Yönde İlerliyor?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Klasik Aile Dizimi, Ruh Hareketleri, Zihin Hareketleri ve Diğer Yöntemler Işığında Dizim Çalışmaları Ne Yönde İlerliyor?"

Transkript

1 Klasik Aile Dizimi, Ruh Hareketleri, Zihin Hareketleri ve Diğer Yöntemler Işığında Dizim Çalışmaları Ne Yönde İlerliyor? Son yıllarda dizim çalışmaları farklılaştı, değişik biçimlerde uygulanmaya başlandı. Bu çalışmalar, yaklaşık son 15 yıldır daha geniş bir kitle tarafından bilinip erişilmeye başlandı. Çeşitli kişisel tarzların yanı sıra, dizim çalışmalarıyla ilgili olarak en az 4 değişik yön veya yöntem anlayışı ortaya çıktı. Bunlar: 1) Klasik Aile Dizimi: Bert Hellinger tarafından yaklaşık olarak 90 lı yılların sonuna kadar uygulanıp örneklenen yöntemdir. 2) Çeşitli konstrüktivist yönelimli usuller: Bunların arasında Matthias Varga von Kibed ve Insa Sparrer tarafından geliştirilen Sistemik Yapısal Dizim, metodolojik bağlamda en gelişmiş olanıdır. 3) Hellinger tarafından Ruh Hareketleri olarak adlandırılan yöntem: Bu yöntem 2000 ile 2006 yılının başlangıcı arasındaki dönemde, kendisinin ana usulü idi. 4) Zihinsel Aile Dizimi ya da Zihinle Birlikte Yapılan Yürüyüş veya Zihin Hareketleri : Bert Hellinger tarafından 2006 yılının başlarından beri uygulanıyor ve onun tarafından Yeni Aile Dizimi olarak da tanımlanıyor. Bu anlayışların çeşitli metodolojik özellikleri ve temel nitelikli felsefi-kuramsal kabulleri var olup, her biri belirli bir bağımsızlığa ulaşmıştır. Ancak bu bağımsızlıkları, Sistemik Yapısal Dizim haricinde şimdiye dek pek ele alınmamış ve sadece cılız bir şekilde betimlenmiştir. Bu modellerin uygulamalarıyla ilgili olarak, bazıları tarafından doğru ya da en azından daha iyi usul şeklinde propagandalar yapılmaktadır. Oysa genel olarak pragmatik bir şekilde, her olayda değişik bir biçimde uygulanmakta, hatta birbirleriyle kombine edilmektedirler. Bu bağlamda ağırlık noktasının yer aldığı usul, şu ya da bu kısmı başka bir yöntemle takviye edilen veya zenginleştirilen bir usuldür çoğu zaman. Benim izlenim ve tecrübelerime göre, Klasik Aile Dizimi hâlâ ana yöntem. Ben uygulamalarımda daha çok dinamik dizimi tercih ediyorum. Benim bakış açıma göre, pragmatik yöntem kombinasyonuna karşı söylenecek fazla bir şey yok. Ancak bence burada çok önemli bir nokta var: Dizimci neyi, neden yaptığını biliyor olmalı. Çünkü çeşitli görüşlerin pekala dikkate alınması gereken nitelikleri vardır. Bunun dışında, anlayışların temel kabullerinin ve bunlardan hareketle uygulama çalışmalarına yönelik olarak ortaya çıkan gerekliliklerle sonuçların bilincinde olmak, ilk ve sonraki eğitim bağlamında önemli bir şeydir. Bu yazımda, Ruh Hareketleri ve Zihinsel Aile Dizimi ile şu sorulara yoğunlaştım: Tinsel olanın (maneviyatın) dizim çalışmasındaki önemi nedir? Bu önem, metodolojik olarak uygulamaya nasıl yansır? Zihin, Bert Hellinger nezdinde nasıl bir rol oynar? Hellinger in takdim ettiği, Yeni, Zihinsel aile diziminin, dizim çalışmaları açısından genel önemi nedir? Klasik Aile Diziminin bilindiğini varsayıyorum ve Ruh Hareketleri konusunu ele alırken de bu meseleye değiniyorum. Konstrüktivist anlayışlara fazla bir katkıda bulunamıyorum. Kısaca söylemek gerekirse, bu taraklarda bezim yok. 1 1 Ancak şu saptamayı yapmak istiyorum ki, Varga von Kibed / Sparrer tarafından dillendirilen görüşe ya da Guni Baxa, Christine ve Siegfried Essen etrafındaki Grazlı meslektaşların uygulamalarına fazlasıyla saygı duyuyorum. Matthias Varga von Kibed ile ilgili olarak Hellinger Tartışması (Freiburg 2005) kapsamında dile getirdiğim eleştiri, sadece sistemik-konstrüktivist terapistlerden oluşan bir grup tarafından Potsdam Deklarasyonu olarak adlandırılan yazıda kaleme alınmış olan, Hellinger hakkındaki pek seviyeli olmayan sözlere yönelik idi. Bu kitabımda, Hellinger ve Sistemik Terapi bölümünde, Hellinger ile ilgili sistemikkonstrüktivist eleştirileri ve gizli konstrüktivist inanç ilkelerini de ele aldım.

2 Ruh Hareketleri Bert Hellinger Ruh Hareketleri kavramını, 2000 yılının yaz aylarında Berlin de gerçekleştirilen bir kurs sırasında, az çok resmi bir biçimde literatüre soktu. Bu yeni yöntemi, yurtdışında katıldığı birtakım seminerlerde keşfetmişti. (İlk kez İsviçre deki bir kursta tanımıştı) O zamanlar bir Yahudi ailesinin verdiği kurbanları temsil eden kişilerle, failleri karşı karşıya getirmiş ve olacakları beklemiş, ayrıca çeşitli denemeler yapmıştı. Berlin deki kurs ve yarım yıl sonra Linz kentinde (ilk defa) eğitim kursu olarak duyurulup gerçekleştirilen bir seminerde -ki bu seminere tüm önemli dizicileri davet etmiştiaçıklanan bu yeni yaklaşım, meslektaşlar arasında farklı görüşlerin dile getirilmesine yol açtı. Ayrıca, görünüşe göre bu organizasyonlar, dinamik dizimlerin Hellinger in arzu ettiği kadar yaygınlaşmasına da pek katkıda bulunmamıştı. Bana göre bu sonucun 3 konuyla ilintisi vardı: Öncelikle maksatsız olarak dizimde bulunmak ve aynı zamanda da belirli bir yöntemin propagandasını yapmak, Hellinger tarafından da fenomenolojik bir temel kural olarak öğretildiği üzere, yarar sağlamamaktadır. Bu nedenle bazı dizimler özellikle de Berlin deki- yapay bir izlenim bıraktılar. Yeni uygulama tarzına kasıtlı olarak uydurulmuşlardı sanki. İkincisi, davet edilen dizimcilerin (eleştirici de olabilen) sorularına imkan tanımak mutlaka yararlı olacaktı. Böylece yeni yöntemin arka planı ve içerdiği öğeler daha iyi anlaşılacaktı. Ama Hellinger, bunu yapacak bir kişi değil. Oysa kendisini diyaloga açsaydı, kesinlikle kendi anlayışı açısından da yarar sağlayacaktı. Üçüncü olarak, Hellinger yeni yöntemin eski yöntemden hangi hususlarda ayrıldığı, hangi konularda daha üstün olduğu, nerelerde pek uygun olmadığı, eskiyi takviye mi ettiği yoksa eskinin yerine mi geçtiği gibi soruların cevabını hiçbir zaman net olarak ortaya koymamıştır. Hatırlıyorum da, bu konuda bir konuşma yaptığım 2001 Würzburg Kongresi nde, birçok genç dizimci ne yapacağını bilememişti. Eski dizimlere devam mı edilecekti, yoksa sadece Ruh Hareketleri mi uygulanacaktı? Yine konuk koç olarak dinamik dizim çalışmalarını öğrettiğim birçok eğitim kursunda, bu konuda sağlam temellere dayanan bilgilerin çok az olduğunu gördüm. Söz konusu usulün potansiyeline bakarak, bu durumu üzücü buluyorum. Ruh Hareketleri, ortaya çıktığı andan itibaren kafaları karıştırdı. Karışıklığın nedeni; yöntemle (temsilcilerin hareket etmesine izin veriliyor), içsel hareketin (ruh hareket ettiriliyor), yani dizimdeki harici hareketle içsel-ruhsal hareketin eşdeğer kabul edilmesi idi (ve hâlâ da öyle). Ruh Hareketlerinin, dizimdeki belirli bir usulle özdeşleştirilmesi, eski statik dizimlerde içsel hareketler, ruhsal hareketler yokmuş izlenimini uyandırıyor. Hâlâ şu tasavvur egemen: Dizimdeki temsilciler hareket ettiklerinde ve/veya yönetici devreye girmeyip, dizimi az çok temsilcilere bıraktığında, Ruh Hareketleri meydana geliyor. Ancak bu anlayış, ruhun gerçek hareketlerine hakkını teslim etmiyor. Bu hareketlerin potansiyelinden yararlanabilmek için, bence öncelikle şu husus irdelenmelidir: Ruh Hareketi olarak tanımlanan şey, belirli bir dizim yönteminin ötesinde nedir? Ancak bu soru cevaplandıktan sonra, söz konusu hareketin metodolojik olarak en iyi şekilde nasıl ifade edileceği sorusu irdelenmelidir. Ruhun Açılması Ruh Hareketleri öncelikle içsel, çok ince hareketler olarak algılayabileceğimiz şeylerdir. Bir insanın yanında durduğumuzda ruhumuz kendisini bu insana açabilir ve genişleyebilir ya da ondan kaçar ve kapanır. Bu, sürekli olan bir şeydir ve çoğu zaman farkında olmayız. Ama dikkatimizi bu konuya yoğunlaştırdığımızda hissedebiliriz. Yine başka bir insanın ruhunun bize açıldığını ya da kapandığını da hemen anlarız. Bu deneyimi sadece insanlarla değil, aynı şekilde hayvanlarla, bitkilerle ve doğanın tümüyle ediniriz. Ve hatta tek başımıza kendimizle de!

3 Bu hareket bana doğal bir süreçmiş gibi geliyor. Bir tür ritim ya da gel git gibi Ancak birçok insanda bu hareket sınırlandırılmış oluyor; hatta bazılarında tamamen katılaşmış. Biz bu katılaşmayı soyutlanmışlık, kopmuşluk ve yalnızlık olarak yaşıyoruz. Ruhun katılaşmasının ve büzüşmesinin sebebi, her zaman travmatik bir yaşantıya dayanıyor. Bu travma, kişisel türde de olabiliyor, sistemik türde de. Terapide bu katılaşmayı çözmeye çalışıyoruz. Öyle ki, ruh tekrar genişleyebilsin. Zira ruhun doğal hareketi, gitgide daha geniş mekanlara doğru açılmaktır. Kimilerine göre ruhun açılması, aynı zamanda fenomenolojik görme ve idrak etmenin de önkoşuludur. Fenomenolojik duruşa göre, görülen şey sadece bir nesne olarak değil, aynı zamanda ruh sahibi bir özne olarak da görülür. Bu nesne bir taş olsa bile, aynı durum geçerlidir. Onlara göre ruh o kadar açılır ki, görülen şeyin ruhu kişinin ruhuna dokunabilir hâle gelir. Bu durumda kişiye karşıdan bir şeyler iletilir. Belki de kişinin ruhunu açtığını söylemektense, ruh düzlemine ya da ruhsal olana açılımda bulunduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Öyle ki, bu mekanda sınırlandırmanın değil, büyümenin ve her şeyle ilintili olmanın söz konusu olduğu anlaşılsın. Bert Hellinger, bunu şöyle tarif ediyor: Biz bir ruha sahip değiliz, bir ruhun içindeyiz. Hellinger, bu ruhun içimizde değil, etrafımızda olduğunu dile getiriyor. Bu, ona göre çok önemli bir husus. Yaygın ruh anlayışını, önemli ölçüde geliştiren bir yaklaşım. İnsan kendisini bu tabloya yerleştirdiğinde, içinde bir şeylerin açıldığını ve genişlediğini derhal fark ediyor. Bu durumda ruhum artık bana ait değil; ben ruha ait oluyorum. Az çok ruhtan pay sahibi konumuna geliyorum. Ben bu görüşü biraz daha ileri taşımak istiyorum. Buna göre ruh, içte veya dışta yer alan bir varlık olmaktan çok, bir nitelik ya da boyut olarak tanımlanabilir. Sanırım her ikisi de doğru olabilir: Ruh hem içimizde hem de etrafımızdadır. Bence ruhu somut bir kavram gibi, içte veya dışta belirli bir yer kaplayan bir şey olarak düşünmemeliyiz. Ruh bence birleştiren bir şeydir. Beni başka insanlarla ve etrafımda olan her şeyle birleştiren bir şey. Ruhum ne kadar geniş olursa, bu mekana, ruh adlı bu boyuta karşı ne kadar açık olursam, ruhun içinde ne kadar çok yer alırsam, o kadar çok bağlı olurum. Bu bağlamda bakıldığında tinsel büyüme, varoluş hissimin (kimliğimin), ruhun engin ve gitgide daha da genişleyen mekanında genişlemesidir. Burada bir tanımlama yapmak istemiyorum aslında. Sadece, ruhtan ya da ruhun hareketlerinden söz ettiğimizde neyi kast ettiğimize dair, bir anlaşma denemesi yapmak istiyorum. 2 Bu noktada önem verdiğim şey, şu durumun anlaşılmasıdır: Öncelikle ruh, düşünsel bir yapı değildir. Tersine, hepimizin algılayıp hissedebildiği gerçek bir şeydir. Tam olarak ruh kendisini açtığında ya da kapattığında, yani hareket ettiğinde hissedebiliriz. İkincisi, ruhun hareketi doğal bir süreçtir. Sürekli meydana gelir (yani bir dizim yöntemi değildir). Şimdi dizim çalışmalarına baktığımızda, aile dizimlerinin daha en baştan itibaren ruhsal alanımızın genişlemesine yönelik olduğunu anlamamız gerekir. Yoksa malum ruhsal alana doğru genişlememize, söz konusu boyutla birleşmemize mi demeliydim?.. Bu genişlemeyi meydana getiren şey, dizimcinin sadece danışana bakmayıp, onun ailesini veya sülalesini tümüyle ruhuna kabul etmesi olmuştur. Demek ki açılma, ruhsal hareketinde fark gözetmeden herkese, özellikle de soyutlanmışlara, unutulmuşlara, değersizleştirmişlere ve dışlanmışlara yer açan terapistte başlamaktadır. O halde aile dizimi her türlü metodolojik tartışmanın ötesinde, terapistin ruhunun hareket etmesini gerektirir; hem de olabildiğince açık ve geniş olmaya doğru bir hareket. Bu açıdan bakıldığında, Bert Hellinger tarafından yıllardır değinilen değişiklikler, aslında gitgide daha geniş ve derin olan bir ruhsal hareketi ifade etmektedir. Bu ruh, giderek daha fazla şeyi 2 Hunter Beaumont (Yer aldığı eser: W. Nelles, H. Breuer, Ağaç, Olgun Meyveler Taşıyor, Heidelberg 2006) benzer bir denemede bulunmuştur. Benim burada kullandıklarımdan biraz farklı imgelere başvurmuştur. Ama ben kendi bakış açımla, onun tarifinde de karşılaşabiliyorum.

4 ayrım yapmadan içine almaktadır. Önceleri bu, danışanın kendi ailesine yönelik olarak attığı bir adımdır. Sonra aile aşılarak, kan bağı olmayanlara ve daha ötede düşmanlara, zalimlere ve seri katillere ulaşılmaktadır. İyiye de kötüye de aynı açıklık sergilenmektedir ve nihayetinde Hellinger in zihin dediği, son kaynağa varılmaktadır. Bu, kendi içinde tutarlı ve mantıklı bir gelişmedir ve daha aile dizimlerinin başlangıç safhalarında oluşturulmuştur. Dolayısıyla, beni hiçbir zaman şaşırtmamıştır. 3 Ancak bu gelişme, belirli metodolojik bir usulle özdeş değildir. Bir dizimci, kendi ruhunun hareketlerini hissedebildiği zaman, ruh hareketleriyle çalışıyordur. Yani korkunç olarak nitelendirdiği ve kendi değerleri, tercihleri veya idealleriyle örtüşmeyen insanlara ve olaylara karşı da ruhunu açık tutabildiği zaman. Böylece ruhsal alanını danışana ve gruba açmış olur. Bundan sonra bir de diğerlerinin ince ruhsal hareketlerini hissedebilir ya da onları içgüdüsel olarak izleyebilirse, ruh hareketleriyle çalışıyor demektir. Ancak bu ince süreçlere yönelik algılaması olmayan, müdahale etmeksizin temsilcilerin hareketlerde bulunmasını sağlayan, hatta yönetimi temsilcilere bırakan bir kişi, sadece başarısız dizimler yapıyor demektir. Büyük bir olasılıkla kısa zaman sonra, herhangi bir dram tarafından çıkmaza sürüklenecektir. Ancak bunun ruh hareketleriyle ilgisi yoktur. Dolayısıyla klasik dizimler ve ruh hareketlerinin yer aldığı dizimler yerine, statik ve dinamik dizimler kavramlarının kullanılmasını öneriyorum. Böylece, her ikisi de ruhu ve ruhun hareketlerini kapsayan ve bu konudaki mekanı açan ya da ruhu ve ruh hareketlerini ıskalayabilen, birbirlerinden farklı usullerin söz konusu olduğu, hemen anlaşılmaktadır. Zira statik bir dizimdeki her çözüm, bir açılmayı (ve böylece de bir hareketi) kapsar. Bu açılım, kendisini ortaya çıkaran yöntemden tamamen bağımsızdır. 4 Demek ki burada sadece farklı bir isimlendirme değil, çok temel nitelikli bir ayrım söz konusu. Bu ayrım, ruh hareketlerinin anlatılabilmesinin ve eğitimlerde öğretilebilmesinin gerekli bir önkoşuludur bence. Zira buradaki öncelik, temsilcileri hareket ettirmek değildir. Ruhsal hareketlerin peşine düşmek ve onları fark etmektir. Ancak ve ancak bunun yapabilen biri, hareketli dizimlerde de bir ruh hareketini (ruh açılımının aslında önlemeye çalıştığı) başka bir hareketten ayırt edebilir. Demek ki, Bert Hellinger tarafından ruh hareketleri olarak tanımlanan şeyle, başlangıçta birbirlerinden ayırt edilebilen ve mutlaka birbirlerine ait olmak zorunda olmayan iki süreç kast ediliyor: Birincisi, kişinin kendi ruh hareketinin, ailesini ve sülalesini aşarak, failleri ve kurbanları, iyiyi ve kötüyü kapsayacak şekilde genişlemesidir. İkincisi de, statik dizimlerden dinamik dizimlere doğru yöntemli bir değişim olmasıdır. Ancak bu ayrımı yaptıktan sonradır ki, bu iki usulden hangisinin ruhun (içsel) hareketlerini bir dizimde en iyi şekilde ifade edebildiğini ve görünür kıldığını sorabiliyoruz. Belki o zaman şöyle bir tespitte de bulunabiliriz: Bir dizimci aynı ruh hareketini statik bir dizimle, bir başka dizimciyse dinamik bir dizimle hedefine ulaştırabiliyor. Biri dille daha iyi çalışıyorken, diğeri dil olmadan daha iyi sonuçlar elde edebiliyor. Dinamik ve Statik Dizimler Dinamik dizimler konusundaki en büyük yanlış anlama, yöneticinin dizimin idaresi ile ilgili olarak geri plana çekilmesini ve idareyi temsilcilerle onların hareketlerine bırakmasını içeren görüşte yatmaktadır bana göre. Bu görüşün ne kadar yaygın olduğunu bilmiyorum. Ama dinamik dizimi eleştiren ve ona karşı kuşkucu bir yaklaşım sergileyen bazı 3 Bert Hellinger e bu konuyu henüz 1997 yılındaki bir röportajda açmıştım (Nelles 1998). Bu boyutu o da görmüştü herhalde ama o zamanlar tinsel sözünü kullanmaya hazır değildi. acaba doğanın ötesine ulaşan bir şey mi bu?.. Beni aşan bir şey olduğu kesin. ( ) ama bunun ardında Tanrı nın var olup olmadığını bilemiyorum. Üstelik uygulama ve söz birliği açısından basit bir formülasyon yeterli oluyor. Dinsel veya tinsel dediğinizde bu kadar büyük bir etkiye ulaşamıyoruz. Burada çok ileri düzeyde bir feragat ile karşılaşıyoruz ve içsel boşluğu aslında bu feragat mümkün kılıyor. (519) 4 Bu açılımı dizim çalışmalarından farklı terapi yöntemleriyle ya da tamamen sıradan, insanlar arası bir iletişimle sağlamak da mümkündür elbet.

5 meslektaşlarımdan bu görüşü duyabiliyorum. Üstelik kimi zaman böyle bir uygulamaya tanık da oldum. Bence bu, dizimleri başarısız olmaya mahkum eden en kesin yoldur. Aslında dinamik dizimlerde, yöneticinin idaresi çok daha yoğun olur. Yöneticinin karşılamak durumunda olduğu gereklilikler de bir o kadar fazladır. Ama bu farklı bir idare biçimidir. Yönetici, sürecin bir bütün olarak ruh hareketlerini esas almasını sağlamalıdır. Yani idareyi temsilcilere değil, dizimde etkin olan ruha bırakır. Bert Hellinger, internet sitesindeki Aile Diziminin Geleceği adlı yazısında şöyle diyor: Buradaki asıl belirleyici olan husus şuydu ki, artık dışarıdan herhangi bir idareye hemen hemen hiç gerek kalmamıştı. Bu ifadeyi bazıları, işi temsilcilere bırakabileceklermiş gibi anlıyor sanırım. Ancak Hellinger devam ediyor: Ruh aradı ve çözümü kendisinden hareketle buldu. ( ) Ancak sadece, dizimin yöneticisi söz konusu ruhsal boyutla bizzat tutarlılık içinde bulunduğu ve onun yönetimine girdiği zaman. Demek ki, asıl belirleyici olan şey budur: Yönetici bizzat ruhun salınımına dahil oluyor ve onun yönetimine giriyor. Bu arada temsilcileri de idare ediyor. Örneğin, bir ruh hareketinin ortaya çıkıp çıkmadığına karar veriyor. Bir temsilci, içsel bir hareketi izlemek yerine, bir tasavvurdan yola çıkarak da hareket edebilir. Bu konuda daima belirli bir risk vardır. 5 Bunun dışında, hareketlerin birçoğu kaçma hareketleridir. Örneğin, kötü bir şeyi görmek istemeyen bir temsilci bakışlarını kaçırır, arkasını döner, geri çekilir vs. Bu hareket tabii ki (çoğu zaman) sistem dahilindeki bir olayı ifade eder ve böylece danışana önemli bir hususu gösterebilir. Kimi zaman da belirli bir süre sonra sona erer ve çözücü bir ruhsal harekete dönüşür. Veyahut yönetici müdahale etmezse ve/veya bütünsel ruhla iletişimde olmazsa sabit kalır, dairesel bir harekete ya da sistemle hiçbir alakası kalmayan saçma bir şeye dönüşür. Ancak insan bu gibi durumlarda büyük bir dikkatle oraya bakarsa, neredeyse her zaman iki ayrı hareket görür: Ön planda yer alan hareket (kaçma hareketi) ve arka planda yer alan hareket (ruhun oraya doğru hareket etmesi). İkincisi çoğu zaman çok incedir. Bedendeki bir emare gibidir. Ama cismen görülmesi mümkündür ve temsilcinin dikkati bu konuya çekildiğinde, bu hareketin var olduğunu, fakat diğer hareketin daha güçlü olduğunu onaylar çoğunlukla. O zaman durumu çok kolay bir şekilde test etmek mümkündür. Bu maksatla temsilci, deneme yapmak üzere diğer, arka planda kalan hareketi izlemeye davet edilir. Sonra da etkiye bakılır. Yönetici, kendi müdahalesi çerçevesinde ruhla temasta mı olduğunu, yoksa kişisel bir tasavvuru mu izlediğini, hem kendisi açısından, hem de diğerleri için kontrol edebilir. Statik dizimlerdeki uygulamaya benzer bir durumdur bu. Örneğin, yönetici burada da şu noktaları ayırt etmelidir: Kişi konsantre olmuş mudur, olmamış mıdır? Temsilcilerin, yönetici tarafından sorulan sorulara yönelik yanıtları içsel konsantrasyondan mı geliyor, kişisel tasavvurlarla hayallerden mi? Yönetici, söylettiği şu cümlelerle bu ayrımı yapmaya çalışır: İdare etmeye devam edecek misiniz, etmeyecek misiniz? Bir şeyler netleşiyor mu, yoğunlaşıyor mu, yoksa yoğunlaşmıyor mu? Ancak statik dizimlerde denemeler için daha geniş bir mekan vardır. Bir dizim ve bir cümle denenir, sonuç alınamazsa başka bir şeye geçilir. Gerçekten de temsilcilerle onların ifadeleri, dinamik dizime göre daha büyük bir önem taşır burada. Yönetici çoğu zaman deneme yaparak- temsilcilerin ifadelerine dayanarak bir çözüm bulmaya çalışır. Bu çözüm bulunduğunda, bunu temsilcilerin ifadelerinin yanı sıra- ruhsal alanın açılmasından da anlamak mümkün olur. İnsan birden bire, farklı bir düzlemde olduğunu kavrar. Dinamik dizimlerde hemen bu düzleme gidilir. Yönetici, asıl dizim başlamadan önce, kendisini ve danışanı bu ruh düzlemine dahil etmelidir. O zaman (ve sadece o zaman!) temsilciler de onları izler. Bu nedenle, yüzeysel konuşmaların yasaklanması ve dizimden önce (örneğin, sessizlikle veya sessiz göz temasıyla) danışmanla olan ruhsal temasın oluşturulması önemlidir. Bunu mutlaka Bert Hellinger gibi yapmak gerekmez. Bu konuda 5 Bu riski, statik dizimdeki şu durumla karşılaştırabiliriz: Temsilci o an hissettiklerinden çok, kendi düşünce ve fikirlerini ifade eder.

6 dilden de yararlanılabilir. Ama bu, mülakattan çok farklı bir süreçtir. Üstelik yönetici, dizim sırasında fazla deneme yapma şansına sahip değildir. Gerçi aşırı derecede aramak ve deneme yapmak statik dizimde de çok yararlı bir yöntem değildir; çünkü güç kaybına yol açar. Ancak statik dizimde denemelerin etkisi, dinamik dizimdeki kadar büyük olmaz. Eğer yönetici, konsantrasyonu ruh düzleminde tutamazsa, dinamik bir dizim ya anlamsızlaşır ya da alakasız dramlara götürür. Demek ki genel olarak yöneticinin idaresi, dinamik bir dizimde çok daha önemli ve zordur. Yönetici, ruhun hareketini algılar ve idareyi elinde bulundurur. Terapistin gruba ve danışana yönelik asıl işlevi, ruhsal alanı olabildiğince geniş tutmaktır. Terapist içsel olarak ne oranda müsaade ederse, temsilciler o kadar ileriye ulaşır ve süreçler o derecede derinleşir. Kendi açıklığının boyutu, diğerlerinin ne kadar ilerleyebileceğini belirler. Yani kendi ruh hareketiyle önden yürümelidir ki, grup içinde derin bir ruh hareketi oluşabilsin. Ben kendi ruh hareketime güvendiğim ve onu koşulsuzca izlemeye razı olduğum takdirde, beni grup da izler ve temsilciler derin hareketlerde bulunma olanağını elde ederler. Ancak bakalım, onlar nasıl hareket ediyormuş diye düşünürsem, süreç daha ziyade anlamsız kalır. Aslında terapist, dinamik bir dizimde aynı anda hem daha yoğun, hem de daha az yoğun bir idare sergiler: Sürece ilişkin denetimi ve olası sonuçları tamamen ruha bıraktığından, daha az yoğun idare eder. Bunu statik bir dizimde de yapmak mümkündür. Ama burada, dizimleri hipotezlere, önceki deneyimlere vs. dayandırarak idare etmeye yönelik daha çok olanak söz konusudur. Böylece süreç daha iyi kontrol altına alınabilir. İnsan ruh hareketlerini izlediğinde, bu anlamda denetimi elden bırakmış olur. Ancak başka bir anlamda daha yoğun bir idarenin varlığından söz edilebilir: Bütün grup bu ruh düzlemine dahil edilip, buradaki konsantrasyon muhafaza edilmelidir. Dilin Kullanılması Hellinger in dizimlerinde daima çok az konuşulur. Bunun belirli bir mantığı vardır. Ama bence bu, yöntemin zorunlu öğelerinden değildir. Dil de ruhun bir hareketini ifade edebilir. İlk başlarda Bert Hellinger i örnek aldım ve dinamik dizimlerde temsilcilere hiç soru sormadım (ya da çok az soru sordum). Hatta bir şey söylemek istediklerinde de çoğu zaman konuşmalarına izin vermedim. Bu hâlâ da söz konusu olabiliyor. Ama bunun yanı sıra, eğer bana mantıklı gelirse, kimi zaman iki temsilci arasında diyalog kurulmasına bile müsaade ediyorum. Bu bağlamda dikkat ettiğim tek şey, diyalogun ruh düzleminde kalması oluyor. Böylelikle temsilcilerin ruhu konuşuyor ve çok derin bir düzeye erişmek mümkün oluyor. Ancak bunun için, bu düzeye tamamen dahil olabilen temsilcilere ihtiyaç duyuluyor. Dilin kullanılmasındaki sorun şudur: Konuşurken genelde çok yüzeysel oluyoruz ve olaylara ruhumuzdan çok tasavvurlarımıza yaklaşıyoruz. Bu nedenle her terapist, danışanın sözlü olmayan sinyallerine dikkat ediyor. Zira bunlar ruhsal durumu hakkında sözlerinden daha çok şey söylüyor çoğu zaman. Zaten temsilcileri içsel hareket sinyallerini izlemeye davet ederek, onlara algılamaları hakkında soru sormak ya da öylesine konuşmalarına izin vermekten daha çabuk ruhsal düzleme varıyorsunuz. Ancak bu durum yöneticiyi, hareketin tutarlılığını kontrol etme görevinden azat etmiyor yine de. Yönetici kendi ruhsal temasıyla, temsilcilerin kendi hareketleriyle ruhsal temasta olmalarına nasıl katkıda bulunuyorsa, bunu dil konusunda da yapabiliyor. Dilin küçümsenmeyecek bir avantajı da var çünkü. Tüm temsilciler açısından, olup biteni anlaşılır kılıyor. Sözlü olmayan iletişim daha ince olup, gözlemcinin eğitimli bir dikkat sergilemesini gerektiriyor. Bu yüzden ne kadar az konuşulursa, dizimler (dıştan) o kadar daha az anlaşılır oluyor. Bir hareketin yanlış yorumlanması tehlikesi de büyüyor. Örneğin, bir kişinin yere bakması ne anlama gelmektedir?.. Acaba hep bir ölüye veya bir mezara mı bakıyor, yoksa utanarak başını mı eğiyor? Ya da bir çatışmadan kaçınabilmek için başka birine bakmaktan imtina mı ediyor? İşte tüm bunları gözlemci olarak ayırt etmek mümkündür; ister dikkatle izlemek yoluyla olsun, isterse gözlemcinin bu harekete fenomenolojik olarak dahil olması yoluyla olsun. Ama yine de çok kolay bir şey değil. Bazı

7 durumlarda soru sormak daha kolay olabiliyor. Ayrıca, kimi zaman temsilcilere soru sorulmadığında ya da konuşmalarına izin verilmediğinde, temsilcilerin verdiği çok net ipuçları (örneğin: Burada birisi eksik ) kaybolabiliyor. Dolayısıyla benim için, soru sorup sormamak, sorulacaksa ne kadar sormak ya da temsilcilerin konuşmasına izin verip vermemek, verilecekse ne oranda vermek, temel nitelikli sorular değildir. Tüm bunlar, duruma göre her defasında yeni baştan yanıtlanması gereken bir sorulardır sadece. Bir dizimin anlaşılabilir olup olmadığına ilişkin soru, iki düzlem açısından önem taşımaktadır: Danışan ve katılımcıların düzlemleri. En önemlisi de, danışanın düzlemidir. Bilinçaltındaki imgelerin onları anlamasak dahi- müthiş bir etki sergileyebileceklerine dair görüşü ben de paylaşıyorum gerçi. Ancak bu konudaki bilgilerimiz çok az. Benim edindiğim izlenim doğrultusunda, bir dizimde danışana hiç olmazsa bilinen bir şeyle bağlantı noktaları sunulmalıdır. Yoksa dizim onun için çok dışta kalır ve tahminime göre ruhuna ulaşmaz. Yani danışanı daima birlikte götürmek ve hareketlerin en azından temel özelliklerini kavrayabilmesine dikkat etmek gerekir. Bu, diğer kurs katılımcıları için de geçerlidir (ikinci düzlem). Yönetici artık hemen hemen sadece kendi içsel ruh hareketlerini ya da ruhsal imgelerini izlemeye başlar ve bunları temsilcilerin geri bildirimleriyle ya da somut açıklamalarla şeffaf hâle getirmezse, dizim bir tür büyü ritüeline döner. Bu ritüelde izleyici veya kurs katılımcısı büyücüyü hayretler içinde izlemekle kalır, ama onu anlamaz (bu izlenime özellikle Hellinger in zihinsel diziminin yeni biçiminde kapılıyorum). Eğer büyücü kaliteli ise, bu durum kendine özgü bir biçimde hayranlık uyandırma özelliği taşır. Ancak bunun hâlâ herkesçe anlaşılabilen, profesyonel anlamda uygulanabilen ve başkalarına aktarılabilen bir yöntem olup olmadığı konusunda kuşkuluyum. 6 Dizim Çalışmalarında Doğal Gelişim Süreci Bazı meslektaşlar, dinamik dizimde bilgilerin yitiriliyor olmasından dolayı üzülüyorlar. Keza artık genelde, birer bütün olarak sistemlerin dizimi yapılmıyor. Sadece bir, iki, üç kişinin dizimi yapılıyor. Sonunda sayı artabilse de, berrak aile tablosu ve köken sistemiyle şimdiki zaman sisteme göre yapılan o güzel sınıflandırma, çoğu zaman mevcut değil. Ben kendim, artık sadece bazı vakalarda ailenin tümünün dizimini gerçekleştiriyorum (örneğin bu aile, yamalı aile olarak adlandırılan tipte ise ve danışan bu ailedeki yerini ya da çocuklar için iyi bir yer bulmak istiyorsa). İlişki çatışmalarında neredeyse her zaman iki kişiyi karşı karşıya diziyorum. Bunun haricinde danışanın temsilcileri seçmesini istiyorum ve sonra bu temsilcilerden çoğu zaman kendilerine bir yer beğenmelerini rica ediyorum. Bunun çok iyi bir şekilde işlediğini ve eski ritüellere gerek olmadığını fark ettim. Elbette burada da istisnalar var: Örneğin danışanın, sorumluluğunu devretme eğiliminde olduğunu anladığım zamanlar. O zaman sadece dizimi yapmasını istemiyorum kendisinden; dizimde kimin yer alacağını belirlemesini de rica ediyorum. Ancak genelde temsilciler kendi yerlerini belirliyor. Bu hareket şeklinde, danışanın içsel aile imgesinin harici gösteriminden elde edebildiği idrakle, terapistin mevcut kurgudan hareketle aile içindeki dinamikler hakkında hipotezler oluşturma olanağı, söz konusu olmuyor tabii. Ancak bunun gerçekten de bir kayıp olup olmadığı konusu tartışılabilir. Hiçbir şekilde kurgu yapılmasına izin vermediğim bir dizim, bakışları derhal sorundan uzaklaştırır ve çözüme ya da sistemin derinliklerinde etkin olan ve bir çözüme ulaştıran süreçlerle imgelere kilitlenmelerini sağlar. Terapist bu bağlamda 6 adresindeki sitede Bert Hellinger, Tayvan daki konferans katılımcılarının yeni zihinsel aile dizimini derhal ve hevesle kabul ettiklerini anlatmaktadır. Bence onu, yani Bert Hellinger i heyecanla kabul ettiler ve yaydığı enerjiden etkilendiler. Dizimler konusuna gelince, birtakım geri bildirimler almış bulunuyorum. Örneğin, Hellinger tarafından değinilen ve konferansın organizasyonuna katılan üniversitelerden birinin dekanından. Aldığım bilgilere göre, katılımcılar başka dizimcilerin çalışmalarını daha iyi anlayabilmişler ve Bert Hellinger in anlattığı ve göstermeye çalıştığı şeyleri ancak ve ancak onların dizimleri sırasında kavramışlar. Bu durum, ne Hellinger in ne de dizimlerinin aleyhine bir görüştür. Ancak başka dizimcilerin (kendi çalışmalarından biraz farklılık gösteren) çalışmalarının, kendi görüşünün transferi konusuna verdikleri önemi gösterir.

8 hipotezlere bağlı davranmaz artık. Tersine, kendisini de bildik imgelerden kurtarmaya ve hareketi izlemeye mecburdur. Böylece ilgili olan herkes, bilinmeyen ve yeni olan bir düzleme ulaşır. Bu dizim şekli artık hipotezlerin güdümünde değildir. Dolayısıyla yeniliklere daha açıktır ve tamamen şimdiki zamandadır. Oysa hipotezler daima eski deneyimlerden türetilir. Demek ki bu, tamamen farklı bir usulden ibaret (fenomenolojik usul). Burada bir sonraki adım, hipotez bağlamındaki bir çıkarımdan hareketle atılmaz. Tersine, o anki görüşten dolaysız olarak elde edilen bir sinyalin peşine düşülür. Bu usulü, yalnızca eski tip aile dizimini öğrenmiş olan gruplarda uyguladığımda, birçok katılımcı önce çok şaşırarak tepki verir ve alışabilmek için 1-2 gün zamana ihtiyaç duyar. Akabinde de, dış görünüş çok farklı olsa da, derinlerde yine eski görüşlerin yer aldığını ve temsilcilerin davranışlarına hem vicdanın, hem de ruh hareketlerinin yansıdığını anlarlar. Bu bağlamda hoşuma giden şudur: Söz konusu dizimler yaşamın devamlı akışını ve bu akışı ayakta tutan çelişkileri, statik yönteme göre daha iyi yansıtırlar. Statik yöntem hep, sanki ailelerin doğru düzenini sağlamak dizimcinin vazifesiymiş izlenimi uyandırır. Üstelik yaşamı devam ettiren dinamizmden çok, yöntem doğrultusundaki düzen unsurunu ön plana çeker. Bana göre dizim çalışmalarının bu gelişimi, aralıksız bir süreçtir. Fenomenolojik duruşu ve orta boşluktan hareketle gerçekleştirilen çalışmaları esas alan, az çok doğal olarak ortaya çıkan bir süreç. Bu süreçte aynı zamanda, incelme ve yoğunlaşma söz konusudur; kabadan inceye doğru bir gelişim. Dolayısıyla, görünür ve anlaşılır olandan daha az görünür olana doğru bir gelişimdir bu. Başka yöntemlerde de benzer durumlar var. Örneğin, biyoenerjetiğin Hakomi çalışmalarına veya odaklanmaya kadar olan gelişimini veya ilk çığlık terapisinin çok yumuşak, daha ince biçimlere yönelik gelişimini düşünüyorum. Bunun eşliğinde, somut olayların ve (danışanın hiç olmazsa ismen tanıdığı kişiler arasındaki) ilişkilerin, bilinmeyen kişilere, belirsiz olaylara, oradan da enerjetik özelliklere ve artık net olarak bir kişiye atfedilemeyen sistemlerdeki süreçlere doğru kaydırılması söz konusudur. Bu enerjetik süreçler, dinamik dizimlerle daha iyi resmedilebilir elbette. Dolayısıyla bu dizimler, daha derin ve ince alanlara götürür bizleri. Ancak bu esnada netlik genel olarak kaybolur. Bazı danışanlar açısından bu durum iyidir; bazıları açısından da değildir. Bence bu bağlamda çok belirleyici olan bir husus, danışanın içsel olarak ne kadar ilerlemiş olduğu ve maksadıdır. Eğer bu doğruysa, çeşitli usullerden birini daha iyi veya doğru usul olarak adlandırmak, pek anlamlı olmayacaktır. Somut vakada uygun olan (ve tabii ki, dizimcinin en iyi uygulayabildiği) usul önemlidir. 7 Zihinsel Aile Dizimi veya Aile Dizimiyle Tinsellik Bert Hellinger artık (2006 yılı başlarından beri) zihinsel aile diziminden söz edip, bunu yeni aile dizimi olarak adlandırıyorsa eğer, bence yine de tasvir edilen gelişimden farklı bir niyeti var. Ben bunu ilk defa Nisan 2006 da, Tayvan ın başkenti Taipeh kentindeki I. Asya Konferansı nda gördüm. Orada bulunan başka Batılı meslektaşlarla birlikte (Jane Peterson, Jan Jacob Stam ve Heinrich Breuer), bunun neresinin yeni olduğunu bulmaya 7 Heinrich Breuer dikkatimi çekti: Bu süreçte aynı zamanda sistemik düzlemden intra psişik düzleme yönelik bir kayma söz konusudur. Gerçekten de sistemik olan unsurlar, bu usulde çoğu zaman net ve belirgin bir şekilde çıkmıyor karşımıza. Her bir sistem düzleminin veya ilgili somut kişilerin dizilmesi yerine, danışan ya da temsilcisi tüm bu düzlemlerden içsel olarak geçer. Deneyimli bir dizimci bunu çoğu zaman görebilse de, bu işte yeni olanlar göremez. Bir dizimin dışa yönelik etkileri ya da eğitimler konusunda bunu dikkate almak gerekir. Buraya ekleyebileceğimiz bir düşünce de şu olabilir: Acaba sadece 1-2 temsilcinin yer aldığı veya karşı karşıya getirildiği dizim çalışmaları şekillerinde, hâlâ aile dizimlerinden söz etmek mümkün müdür? Kelime anlamı olarak değildir herhalde. Zira artık dizilenler bir aile değildir. Konulara göre, enerjetik motiflere ve hareketlere göre çalışılmaktadır. Sistemlerin mekansal olarak resmedilmesi artık söz konusu değildir. Düzlemlerden ve nesillerden içsel olarak geçilmektedir. Ama bu geçiş artık fiilen dizilmemektedir vs. Dinamik dizimdeki yeni usulün gerçekten yeni olan özelliği belki de budur: Artık aile dizimi ve sistem dizimi yoktur.

9 çalıştık. İlk bakışta, Bert in o zamana dek ruh hareketleri olarak adlandırdığı şeyden pek farklı görünmüyordu. Üstelik açıklamaları, ruh kavramının yerine zihin kavramının getirilmesi dışında, çok fazla yenilik getirmiyordu. Ancak ve ancak daha sonra, internet sitesinde dile getirdiği ifadelerle birlikte, bende yavaş yavaş bir tasavvur oluştu. Eğer bu tasavvur doğruysa, yeni aile dizimi gerçekten de temel nitelikli bir değişim getiriyor. Ancak bu değişim uygulama usulünden çok, arka plandaki felsefeyi ilgilendiriyor. Aile dizimi bu bağlamda tersyüz ediliyor. Bert, zihinsel aile dizimi ifadesine eşanlamlı olarak zihin hareketleri veya zihinle birlikte yapılan yürüyüş tanımlamalarını kullanıyor. O zamana kadar daima konuşmalarının ve yazılarının merkezinde yer almış olan ruh kelimesine ise, artık hemen hemen hiç rastlanmıyor. Fazla açıklama yapılmaksızın, ruh yerine zihin kelimesi getirilmiş. Bunun öncesinde ise, aramanın ve uygulamalı felsefe veya yaşam yardımı gibi kavramlarla denemelerin yer aldığı bir dönem söz konusu. Bu kavramların, dizim çalışmalarının yeni bir aşamasını başlatması amaçlansa da, daha sonra bu ifadeler yine hızla terk edilmiş. Zihinsel aile dizimi kavramında, tinsel olana doğru bir yöneliş ifade buluyor. Bu, Hellinger in daha önce kaçındığı bir şey! Oysa kimi dizimci çoktandır dizimleri tinsel bağlamlarla ilişkilendirmeye çalışıyor. Örneğin, meditasyonla veya Şamanizmle ilgili unsurlar katmak suretiyle yapıyorlar bu ilişkilendirmeyi. Dolayısıyla, bu alanda çoktan belirginleşen bir gelişmenin devralınması söz konusuymuş gibi görünebilir. Kesin olarak öyledir de zaten. Ancak Bert buna çok kişisel bir nitelik katıyor ve bu nitelik kendisinin daha önceki duruşuna göre fazlasıyla farklılık taşıyor. Peki, Hellinger zihin hareketleri diyerek neyi ifade etmek istiyor? Zihinsel aile dizimi ve özellikle zihin nedir?.. Öncelikle bunlar, Hellinger tarafından eşanlamlı biçimde kullanılan farklı kavramlardır. Oysa dilsel bağlamda aynı şeyleri ifade etmiyorlar. Zihin hareketleri ifadesi, kendisini (ya da bir şeyi?) hareket ettiren bir zihne işaret etmektedir. Oysa zihinsel aile dizimi ifadesi, kelime anlamı olarak dizim çalışmalarının özel bir türünü anlatıyor. Burada da yine (tıpkı ruh hareketlerinde olduğu gibi) felsefe ile yöntemin birbirine karışması ya da özdeşleştirilmesi ile karşı karşıyayız. Bu ise tam olarak anlamayı zorlaştırıyor. Dolayısıyla her ikisini de önce ayrı ayrı incelemek istiyorum. Bu bağlamda Tayvan da gerçekleştirilen zihinsel aile dizimi sunumunu ve internet sitesindeki açıklamaları esas alacağım; ki bu açıklamalar daha sonra Yeni Aile Dizimi başlığı altında yayınlandı. Yöntemle başlayalım: Bu yeni yöntemde, Ruh hareketlerindeki usulden farklı olan nedir? Bert Hellinger de Yöntem Değişiklikleri Zihinsel aile dizimi ilk bakışta, Hellinger tarafından yaklaşık olarak 2000 yılından beri uygulana gelen dinamik dizimlerin radikalleşmiş bir biçimi gibi görünüyor. Öncelikle danışan artık kendisi yerleştirme yapmıyor. Yani temsilcileri artık belirli bir yere ve birbirleriyle farklı mekansal ilişkiler içinde dizmiyor. Hellinger (yukarıda tarif edilenden farklı olarak) temsilcilere nerede duracaklarını (veya yatacaklarını) çoğunlukla kendisi söylüyor. Hellinger süreci çoğu zaman bir, nadiren de iki kişiyle başlatıyor ve onlardan kendilerini bir yere konumlandırmalarını istiyor. İki kişi olduklarında, karşı karşıya durmalarını sağlıyor. Danışan için çoğu zaman temsilci kullanmıyor, danışanın kendisini davet ediyor. Sonra bekliyor. Kendiliğinden bir hareket oluşmazsa, çoğunlukla kendisi müdahale ediyor. Bu maksatla bir kişinin daha ayakta durarak veya (çoğunlukla) yere yatarak diğerlerine katılmasını sağlıyor. Bu arada bu kişinin kimi temsil ettiğini söylemiyor (herhalde çoğu zaman kendisi de bilmiyor bunu). Veyahut dizilen kişileri bir cümle söylemeye veya bir harekette bulunmaya davet ediyor. Sonra da tekrar sonucu beklemeye koyuluyor. Sonunda da danışanın sık sık zihne (İngilizce: spirit) bakmasını istiyor ve onu buna uygun olarak yönlendiriyor (Tayvan daki kursta böyle oldu en azından). Özellikle de dizim kendiliğinden net ve anlaşılır bir sonuca ulaşamayınca. Yani danışanın uzaklara bakmasını sağlıyor. Her türlü zamansal olayın ötesine. Bu ebedi zihne bakarken, kişisel yargılar, değerler, arzular, mutluluk ve mutsuzluk, kişinin kendisinin ve başkalarının acıları göreceli olmaya başlıyor. Öyle ki, içsel bir huzur ortaya çıkıyor.

10 Çoğu öğeler yeni değil. Ancak Bert eskiye göre farklı olarak, temsilcilere hislerini ve algılamalarını sormuyor artık. Dizimden sonra anlatımda bulunmalarına da pek izin vermiyor. Bu bence çok büyük ve önemli bir fark. Ara sıra empoze ettiği kısa cümleler haricinde, bütün dizim konuşmasız olarak gerçekleşiyor. Dizimden önce de danışana konuyu çoğu zaman sormuyor. Kısa, konuşmasız bir oryantasyondan sonra hemen harekete geçiyor. Aileye veya özel olaylara ilişkin bilgiler sorması, çok nadiren söz konusu oluyor. Ancak bu, daha ziyade eski dizim şeklinin nüksetmesi gibi aslında; yani yeni usule dahil olmuyor. Yeni şekil daha çok şu çizgide ilerliyor: Hellinger tamamen temsilcilerin (başka gözlemciler açısından genelde pek fark edilemeyen) hareketlerine güveniyor ve onları izliyor. Daha ayrıntılı söylemek gerekirse; kendi algılamasını, temsilcileri izlediğinde ve onlara oryante olduğunda kendi içinde meydana gelen şeyleri izliyor. Başka bir deyişle; danışana, onun sistemine ve temsilcilere oryante olduğunda kendi zihninde tetiklenen her neyse, onu takip ediyor. Temsilcilerin bu bağlamdaki işlevleri de, eskiye göre daha farklı. Belirli bir konum veya başka bir kişiyle ilgili olarak ya da içlerinde hissettikleri, duyumsadıkları veya algıladıkları şeyler hakkında açık bilgiler vermiyorlar artık. Bunu hâlâ örtülü bir şekilde hareketleriyle ifade ediyorlar. Bu hareketleri ve o esnada hissettiklerini artık açıklamıyor veya tasvir etmiyorlar. Temsilciler artık aktif bir rol üstlenmiyorlar ve çoğu zaman onlarla terapist arasında hiçbir iletişim gerçekleşmiyor. Sanki onlara artık bir tek şey için ihtiyaç duyuluyor: Hellinger, onların görüşleri üzerinden sisteme ve sistemin dinamiklerine dahil olabiliyor. Ancak Hellinger in müdahale etmediği anlamına gelmiyor bu. Hatta sıkça ve çok yoğun bir şekilde müdahale ediyor. Örneğin, bir kişiden yere yatmasını istiyor. Bu, çok güçlü bir müdahale tabii. Başka bir kişiyi daha konumlandırsa ve bu kişide ne gibi bir hareketin olacağını beklemeye koyulsa, bu müdahalenin etkisi daha farklı olurdu. Veyahut yerde yatan bir kişiden ayağa kalkmasını ve belirli bir yöne bakmasını veya birine bir şey söylemesini istiyor. Ya da bir temsilcinin hareketlerini durduruyor, onun yönünü değiştiriyor, herhangi bir yere götürüyor. Veya birinin uzaklara bakmasını istiyor ve onu yönlendirmeli bir tefekkürle zihin ile temas ettiriyor. Bütün bunlar çok güçlü müdahalelerdir. 8 Eskiyle yeni arasındaki fark şuradan meydana geliyor ki, söz konusu müdahaleler artık temsilcilerin sözlü ifadelerini değil, gitgide daha yoğun bir şekilde Bert Hellinger in içsel imgelerini esas alıyorlar. Asıl yöntemsel fark bu bence. Daha önce dışarıdan dizim olarak görülebilen şey, şimdi büyük ölçüde Hellinger in manevi gözünün önünde gerçekleşiyor. Zihninde görünür hale gelen şeyler, belirli müdahalelerde bulunmasına veya cümleler söylemesine yol açıyorlar. Bu hareketler ve cümleler de belirli bir dinamiği harekete geçiriyor ya da bir çözüm gösteriyor. Bu doğrultuda zihinsel aile dizimi tabiri, daha önce haricen gerçekleşen bir sürecin içselleştirilmesi ve zihinselleştirilmesi anlamına da geliyor anlaşılan. Yeni Bir Şey Değil Ancak bu, o kadar da yeni bir şey değil. Diğer dizim şekillerinde de bir sonraki adım, dizimcinin zihninde birden bire tecelli ediyor. Fenomenolojik usulün doğasında var bu: Kendimi temsilcilerin temsil ettiği sisteme maruz bırakırım, bu sisteme bakarak kendimi dahil ederim ve içimde nelerin doğacağını beklemeye koyulurum. Bu bakımdan fenomenolojik dizim, daima zihinsel veya tinsel bir süreçtir. 9 Ama temsilciler bu esnada, 8 Bir bayan meslektaşımdan duyduğuma göre, artık hiçbir şekilde müdahale etmiyormuş. Sadece hareketi izleyip, onu kendiliğinden meydana geldiği şekilde bırakıyor ve açıklama yapmıyormuş. Bunu zihnin, her zaman doğru ve mükemmel olan hareketi olarak tasvir ediyormuş. Öyle ki, hiç kimseye yapılacak bir şey kalmıyormuş zaten. Herhalde Hellinger -başkaları gibi- kurstan kursa farklı bir çalışma şekli uyguluyor. Ama bayan meslektaşımın tarif ettiği şekilde uygulamada bulunsa da, kimin ne zaman konumlandırılacağını, ayakta durup durmayacağını, nerede duracağını veya yatacağını, dizimin ne zaman sonlandırılacağını vs. belirlemek suretiyle yine de müdahalede bulunuyor. 9 Almanca daki zihinsel kelimesinin çift anlamı var. Hem mental hem de spiritüel anlamına gelebilir. Mental daha çok bir akıl etkinliğini ya da kişinin zihninin (aklının) bir etkinliğini ifade ediyorken, spiritüel aklımızın ve kişiliğimizin dışında olan manevi bir düzleme işaret eder; dünyanın temelini teşkil eden veya

11 Hellinger in yeni çalışmasına kıyasla çok daha aktif bir rol oynarlar. Özellikle de görülebilir bir şekilde, düzeltme işlevini üstlenirler. Hellinger in zihinsel diziminde bu işlev tamamen ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla süreç hem daha az anlaşılır bir duruma gelmiştir, hem de ortada yadsınamaz bir tehlike vardır: Süreç, dizimcinin tasavvurları ve projeksiyonları tarafından yönlendiriliyor olabilir ve dizimci bu tasavvur ve projeksiyonların aslında bir zihnin etkileri olduğunu sanabilir. Demek ki zihinsel dizim, derin bir içsel arınmanın ve zihinsel netleşmenin gerçekleşmiş olmasını gerektiriyor. Belki bu arınma ve netleşme şu veya bu kişide (örneğin Bert Hellinger in kendisinde) mevcuttur. Ama mutlaka var olduğunu iddia etmek de mümkün değil! Bu yöntemin uygulanması konusundaki önkoşul, uzun ve derin bir spiritüel eğitim olur herhalde. Hatta spirütüel eğitim var olduğunda bile, kaba ve yanlış yorumlamaların yapılması tehlikesi söz konusu olabilir. Oysa bu yanlış yorumlamalar, temsilcilere yönelik sorularla kolaylıkla önlenebilir veya en azından sınırlandırılabilirdi. Kendi çalışmalarımda - başka meslektaşlarımda da durum herhalde benzer şekildedir- kimi zaman bu tür dizimler, kasıtsız olarak ortaya çıkıyor. Birden bire enerjetik olarak o kadar güçlü ve zihinsel olarak o kadar net bir mekanda duruyor oluyorum ki, böyle çalışmaktan başka bir şey yapamıyorum adeta. Bunun gitgide daha sık bir şekilde söz konusu olduğu ve kendi içsel hareketimin (ve dolayısıyla ilgili dizim alanının içsel hareketinin) bu yönde ilerlediği izlenimim de var üstelik. Ancak bunu kasıtlı olarak gerçekleştirmiyorum. Bu daha ziyade, uyguladığım bir yöntem şeklinde tecelli eden bir hareket. Benim edindiğim izlenim şu: Grubun dizimcinin, temsilcilerin ve grup yöneticisinin- uygulama sürecinde özel nitelikli bir derinlik ve yoğunlaşma söz konusu olmalıdır ki, bu tür dizimler başarılı olsun ve danışana içsel olarak ulaşabilsin. Bunu özellikle temsilcilerin bu boyuta içsel olarak dahil olduğu- uzun kurslar ile ilk ve sonraki eğitimlerde görüyorum. Belki de Bert Hellinger e gidenlerde, bu dahil oluş daha en baştan itibaren söz konusudur. Hellinger in kendi içsel dahil oluşunun da, temsilcilerin kendisini o mekana doğru izlemelerinde, belirleyici bir etkisi vardır mutlaka. Dizimci ve danışan arasında sözsüz bir iletişimin, hatta birlikteliğin meydana gelmesi ve bu esnada hiç kimse bir şey yapmasa ve dışarıdan hiçbir şey görülmese dahi- bir şeylerin hareket edip çözülmesi nedeniyle, dizimin gerçekleşmediği durumlar da söz konusudur. Ben bunu yıllardır ara sıra yaşarım. Eurasys te eğitim kursları yöneten meslektaşlarımda da kimi zaman görürüm. Yıllar önce Bert Hellinger de de görmüştüm. Ama ben bunu yeni bir usul ya da yeni bir aile dizimi olarak adlandırmazdım (kimi zaman, bütün süreci daha ince hale getiren içsel bir dinamiğin var olduğuna dair, bir hisse kapılsam da). Bu içsel açılışın, içsel alanımda var olmasına müsaade ettiğim şeylerin sürekli genişlemesinin ya da ters istikamette düşünürsek- mental ve duygusal motiflerle sınırların ötesine doğru gerçekleştirdiğim aralıksız büyümemin önemli bir süreç olduğu konusunda, ayrıca yeni ve daha derin çözümlerin ortaya çıkabilmesi için dizimcide bu açılışın var olması gerektiği hususunda, Bert ile tamamen hemfikirim. Bu hareketi zihinsel, spiritüel bir hareket olarak adlandırmak da mümkündür. Ama ruhun açılışı ya da daha geniş ruhsal alanlara doğru büyüyerek gelişmesi imgesi, bana daha kolay anlaşılır geliyor (çünkü duyularla yaşanabiliyor). Yine görüp yaşadığım bir şey de şu ki, sözünü ettiğim açılışla birlikte çalışmanın şekli de değişiyor. Bu değişim, danışanla söz konusu olan ilk temastan başlayarak dizim metodolojisine ve oradan da çözüme kadar görülüyor (burada çözüm, çoğu zaman çözüm imgesinden vazgeçmek oluyor). Ancak Bert in dizimlerini gözlemlerken, kendi gruplarımda karşıma çıkan bir deneyimimin desteklendiğini de görüyorum: Sessiz hareketlerdeki tüm kişisel sezgilere ve tüm dünyanın içinde etkide bulunan manevi bir ilkeye. Bu tür bir zihne mental olarak ulaşılamaz (hatta akıl, spiritüel literatürün tümünde, spiritüel boyutun idrak edilmesindeki en büyük engel olarak kabul edilir). Sessiz bir konsantrasyonla, bilinçle veya düşünmesiz bir idrak ile ulaşılır. Normalde dilsel kesinliğe büyük bir önem veren Hellinger in Almanca da spiritüel kelimesinden neden kaçındığını bilmiyorum. Ama anlaşılan bu kavram kast edilmektedir.

12 izlenimciliğe rağmen, sık sık soru sormak ve hem temsilcileri hem de danışanları sürece aktif olarak dahil etmek, sadece yararlı olmakla kalmıyor, çoğu zaman oldukça avantajlı da oluyor. Tersyüz Edilmiş Aile Diziminin Farklı Yorumlanması Ancak usulün dıştan görünen hali, Bert Hellinger deki zihinsel dizimin sadece bir öğesidir. Aslında bu yöntemi az çok belirgin olarak 3-4 yıldır uyguluyordu zaten. Sadece adını koymamıştı. Soru şu: Neden zihni birden bire bu kadar vurguluyor ve zihinsel aile dizimini yeni olarak, tamamen yeni bir usul olarak adlandırıyor? Böylece zihinsel aile diziminin ikinci öğesine gelmiş oluyoruz. Bu ikinci öğe yeni bir felsefe olup, Hellinger, çalışmalarının bu felsefeye dayandığını düşünüyor. Aile diziminin de genel olarak bu felsefeye dayanmasını istiyor: Zihin Hareketleri öğretisi. Hellinger bu hareketleri, birden bire kuvvetle ortaya çıkan ve eski aile dizimini arka plana itip onu geçen, tinsel bir boyut olarak tasvir ediyor. 10 Bu yeni boyutun ne olabileceği, nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıkmış olabileceği konularında uzun uzun aramalar yaptım ve düşündüm. Ama birden bire ortaya çıkan, gerçekten yeni olan bir şey bulamadım. Dizim çalışmalarının kendi iç dinamizminden hareketle, çalışmaların akışkan ve zihinsel hale getirildiğini fark edebildiğimi söylemiştim. Çalışma daha ince, daha akıcı oluyor. Belirli biçimlere o kadar bağlı kalmıyor. Kişilerden ve tekil olaylardan enerjetik motiflere varıyor ve bu doğrultuda çözüm perspektiflerinde de daha açık oluyor. Hatta çözüm bulmaktan vazgeçebiliyor. Bütün bunlar ince ve derine inen değişiklikler olup, bunları kimi zaman nüanslar halinde, kimi zaman da oldukça belirgin şekilde görebildim. Üstelik bunlar beni harekete katılmaya ve eski dizim şekillerini bırakmaya davet ediyor tekrar tekrar. Kesinlikle sadece Bert Hellinger de ortaya çıkmıyorlar ayrıca. Bence bunlar alandaki içsel birer süreç olup, farklı görüşler belirtseler de, başka dizimcilere de temas ediyorlar. Bunu tinselleştirme olarak adlandırmak mümkün. Ama aslında yeni bir şey değil. Aile dizimine ben bildim bileli eşlik ediyor. Özellikle de dinamik dizimlerin başlangıcından beri. Bert Hellinger de bunun ötesinde bulduğum şey, aile dizimini yeni bir yorumlama şeklidir. Eskinin yeni bir boyutu değil, yeniden yorumlanması. Bert Hellinger, aile dizimini toptan yeniden yorumluyor. Onu yeni bir bağlama oturtuyor. Deyim yerindeyse, onu tersyüz ediyor. Bunu kelimenin tam anlamıyla söylüyorum: Hellinger in zihinsel aile dizimi artık yeryüzünde durmuyor, onun zihin olarak adlandırdığı bir fikre (=idea) dayanıyor. Böylece de ideo-loji halini alıyor. Gerekçelendirmek için aile diziminin başlangıçlarına dönüyor. Bert Hellinger, şöyle ifade ediyor: Belirleyici anlayış, her şeyi yerinden oynatan asıl idrak, aile diziminden gelmedi. Ancak aile dizimine bir yön verdi ve bu yönde aile dizimi giderek gelişti. Bu gelişmenin sonu da henüz belirmedi. Bu idrak, zihinsel bir idrak idi. Bana zihinsel bir anlama yoluyla armağan edildi. Bu, vicdanımızın etkide bulunma şekillerine ilişkin bir idrak idi. (vurgulamaları ben yaptım, W. N.). Söylenenleri tekrar ediyorum: 1) Bu idrak aile diziminden gelmedi 2) Bu daha ziyade zihinsel bir anlama yoluyla armağan edilen, zihinsel bir idrak idi (Bert, bunu bir tezat olarak dile getiriyor). 3) Bu idrak bana (Bert Hellinger) armağan edildi. 10 Devam ediyor: Bazıları bundan korkuyor. Aile diziminin başlangıç dönemlerine yapışıp kalmak ve bu yeni boyutu bertaraf etmek, onları çok mutlu ederdi doğrusu Hellinger, kendisini izlemeyenlerin sebeplerini bu şekilde psikolojileştirerek, nesnel bir tartışmadan kaçınmış oluyor. Bu da dizim çalışmalarının gelişimine zarar veriyor. Aslıda şöyle diyor: Beni izlemeyenler nesnel değil, kişisel sebeplerden ötürü izlemiyor. Bu görüş büyük ölçüde isabetli olabilir. Ama amaca hizmet etmiyor. Aynı şekilde Hellinger in gelişimini de kişisel-psikolojik bağlamda yorumlamak mümkün olurdu. Böyle bir şey, konuyla ilgili olarak söylediklerini zararsız hale getirmenin bir denemesi olurdu. Tıpkı psikolojileştirmeye başvurarak, Hellinger in de farklı görüşleri dikkate almak zorunda kalmamaya çalışması gibi.

13 Burada şu sorular karşımıza çıkıyor: 1) Aile diziminden gelmediyse, nereden geldi? 2) Zihinsel bir idrak nedir (diğer idraklerle karşılaştırıldığında)? Zihinsel bir anlama yolu nedir (diğer anlama yollarıyla karşılaştırıldığında)? 3) Bana sözcüğünün burada özel bir anlamı var mı? Bu sorulara yakından eğilmeden önce, burada eski bir idrakle karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bert Hellinger in vicdana ilişkin açıklamaları 90 lı yılların başında ortaya çıktı. Yani bunlar yaklaşık 15 yıllık. Demek ki, idrakin kendisi yeni değil. Sadece Hellinger onu yeniden yorumluyor. Ben her zaman, Bert in vicdanın düzenlerini ve rolünü ampirik gözlemden aldığını düşündüm. Danışanlara kendi düzen tasavvurlarını empoze ettiğini ifade eden eleştirmenlerin karşısına, daima bu belirleyici argümanla çıkmıştır. Elbette vicdanın rolüne ilişkin idrakler açısından, ilave anlayış adımlarının atılması gerekmektedir. Ancak bu anlayışların ampirik gözlemden değil de tamamen farklı bir kaynaktan geldiğini, kendisinden hiç duymamış ve okumamıştım. Şimdiyse bu anlayışları aile diziminden ayırıyor ya da olayı komple tersyüz ediyor. İdraki, şimdi söylediğine göre, dizimlerdeki gözlemleri izlemiyor. Tersine aile diziminin, ona bahşedilmiş olan tinsel bir anlayışı, kendisine armağan edilmiş olan bir tür aydınlanma ya da esini izlediğini söylüyor (organizasyonlar açısından bu gibi yorumlamalar, taraftarlar ve karşıtlar olarak ayrışmaya neden oluyor ve karşıtlar anlayışsızlıkla suçlanıyor). Bu nedenle ampirik deneyimler ve gözlemler değil, bundan bağımsız olarak bahşedilen idrak ve bu armağanın kökeni, yani zihin önemli oluyor. Peki, bu ne anlama geliyor? Zihinsel İdrak, İlhamlar, Kişisel Önderlik Talebi Öncelikle her idrak zihinsel bir süreçtir. Bir idrakin ya da anlayışın zihinsel bir nitelik taşıdığını söylemek gereksizdir. Ancak bunu söylemekle farklı bir hedef güdüyorsanız, iş değişir. Gözlem yaptığımda sadece gözlem yaparım. Buradan hareketle bir idrak kazanırsam, bu durum salt gözlemi aşan bir zihinsel edim olur. Ya gözlemi daha önceki gözlemlerle birleştiririm ve buradan yola çıkarak genelleştirici çıkarımlarda bulunurum (teoriler böyle meydana geliyor), ya da gözlem sırasında birden bire bir şeyin farkına varırım. Bu fark ediş öylesine meydana geliverir. Aslında gözlemlerim hakkında düşüncelere dalmış değilimdir o an. Ama gözlemlerimle ayrılmaz bir biçimde ilintilidir. İdrakte, ele aldığım konu bana birden bire kendisi hakkında genel bir şeyler anlatır. Fenomenolojik idrak süreci budur işte. Tıpkı Bert Hellinger tarafından defalarca tasvir edildiği gibi. Bu idrakse, diğer her idrak veya anlayış gibi zihinde tecelli eder. Zihinde tecelli etme meselesi, düşüncel bir çıkarımdan farklı bir durumdur. Bir düşünme edimi değildir. Daha çok, düşünmenin tam tersidir. Zihnin boş olmasını gerektirir. Hellinger buna boş orta demiştir. Bunun ne olduğunu hiçbir zaman tam olarak söylememiştir. Belki de tam olarak söylenmesi mümkün değildir. Sadece ima edilmesi mümkündür belki. Ama bu boşluk konusunda hiç olmazsa temel nitelikli bir becerinin sergilenebilmesi için, bir tür spiritüel eğitim gerekmektedir. Burası kesindir. Hellinger bu bağlamda arınmadan söz etmiştir. Ayrıca ruhun karanlık gecesinden veya zihnin karanlık gecesinden. Bunlar Hıristiyanlık mistisizminden gelen kavramlar. Uzakdoğu kökenli spiritüel uygulamalara dayanarak meditasyon, boşluk veya no mind kavramlarından da söz etmek mümkün burada. Her neyse. Fenomenolojik anlayış yolunu izleyen bir dizim uygulaması, aynı zamanda spiritüel ve zihinsel bir yoldur da. Kavramlardan, kuramlardan, imgelerden, tasavvurlardan, görüşlerden, yargılardan ve değerlerden ayrılmanın bir yoludur. Aynı zamanda bu şekilde dizimci olarak çalışmak, belirli bir spiritüel olgunluk gerektirir. Dolayısıyla eğitimi, belirtilen anlamda spiritüel bir süreçtir de her şeyden önce Ancak burada, belirli spiritüel görüşlerin veya içeriklerin aktarılması kast edilmiyor.

14 Ancak bütün bu hususlar, bizzat dizim çalışmasının kendisi kadar eskidir. Örneğin Bert Hellinger bu hususları bir kez daha, örneğin dizimcilerin ilk ve sonraki eğitimleri için vurgulamak istese, yeni bir aile diziminden söz etmesine gerek olmazdı. Çalışmasının daha en baştan itibaren bu spiritüel, zihinsel temele dayandığını ve ona gereksinim duyduğunu, söz konusu spiritüel boyutun zamanla daha da belirginleşeceğini ve hem metodolojik açıdan, hem de içerik bakımından sürekli bir ilerleme gerektirdiğini söylemesi, yeterli olacaktı. Aile diziminin bu temelinin ve gelişiminin, herhangi bir şekilde ilham alınmasıyla ilgisi yok ama. Yani Bert, vicdani idrakinin zihinsel özelliğini vurgularken, başka bir şeyi kast ediyor olsa gerek. Asıl yenilik olarak değerlendirdiğim bu başka şeyse kısaca şudur: Vicdanın etkide bulunma usulüne yönelik idraki, anlayıştan ayırmaktadır. Bu maksatla onun salt zihinsel (ilham) niteliğini vurgulamaktadır ve onun aile diziminden gelmediğini söylemektedir. Anlayıştan ve gözlemden değil yani. Tersine, zihnin (anlayıştan bağımsız olarak alınan) bir armağanı olduğunu söylemektedir. Bu ise, daha önceki açıklamalarının tam tersidir. Böylece idrake metafizik ve özel bir nitelik atfetmektedir. Fenomenolojik idrakten bu noktada ayrılmaktadır. Fenomenolojik idrak, prensip olarak herkese açık ve erişilirdir. Onun doğrularını, örneğin grup içinde birlikte fark etmek mümkündür. Ya da bu doğrular aynı şekilde fenomenolojik duruş sergileyen ve aynı nesneye bakan başkaları tarafından paylaşılmaktadır. Gerçi belirli bir açıklık, belirli bir antrenman ve Hellinger tarafından fenomenolojik duruş olarak tarif edilen bazı başka hususlar gerektirmektedir. Ama özel değildir. Paylaşılan bir idrak olduğundan, diyaloga da açıktır. Örneğin kişiler algılamalarını birbirlerine anlatabilmekte ve böylece ayrıntılarla ilgili düzeltmelere, derinleşmelere ve aniden ortaya çıkan başka anlayışlara ulaşabilmektedir. Zira kişisel algılama ve idrak, Hellinger tarafından da sıkça vurgulandığı üzere, hiçbir zaman eksiksiz değildir. Doğru olan, bu şekilde hareket halinde kalır (Bu, Hellinger in bir kitabının adıdır). 12 Hellinger in gözleme bağlı olmayan zihinsel idrake yönelik yeni yorumu ise, tamamen özeldir. Hareketi de yalnızca kendisini esas alır. Bu idrak, bir esin ya da ilham olarak karşımıza çıkar. Tıpkı peygamberlere nasip olan ilhamlar gibi. Zihinselliğin vurgulanışı sadece bu şekilde anlamlı bir unsur olur. Bu, temel nitelikli bir yönelimdir. Aslında fenomenolojik idrak da bir esin olarak algılanabilir. Ancak o akıcıdır ve tahrif edilmeksizin kaydedilmesi olanaksızdır. Daima görünümle ve ona yönelik anlayışla ilintili kalır. Görünümün dışında etki edip başlı başına bir şey olarak tasavvur edilen, zihinsel bir boyuttan gelmez. 13 Bert Hellinger in bu yeni bakış açısıyla, gayet tutarlı olarak kişisel bir önderlik talebi de meydana gelmiş oluyor. Bu talep daha önce yoktu. Eğer dizimlerde idrakin hareket noktası olarak gözlemleri ve ani ilhamları esas alırsak, bu bağlamdaki idrak süreci, söz konusu tecrübeleri edinen ve gözlemleri yapan, ayrıca bu konuda bilgi alışverişinde bulunan kişilerin ortak algılaması olur. Yani diyalogun var olduğu bir süreç olur bu ve Bert Hellinger burada elbette belirli bir rol üstlenir. Ancak bu rol sadece onun algılamalarının netliğine ve derinliğine dayanıyor olur ki, söz konusu algılamalar, başkalarının algılamalarıyla düzeltilebilirdir (tıpkı bir dizimcinin algılamalarının, temsilcilerin ve grubun algılamalarıyla düzeltilebildiği gibi). Ama Bert in yeni görüşüne göre, dizimlerden bağımsız 12 Bert Hellinger, Hareket Halindeki Doğru Olan, Freiburg 2005 (Herder). 13 Hellinger İlkesi adlı kitabımda (Freiburg 2003), görülen, gören ve idrak arasındaki bağlantıyı şu imgeyle tasvir ettim: Fenomenolojik duruş farklıdır. Burada nesnelerin birer yüzü ve sesi vardır. Aynı zamanda salt birer nesne değil, birer öznedirler de. Bu durumda tüketilip kullanılmazlar. Tersine, onlarla canlı bir alışveriş içinde oluruz ve bu alışveriş sürekli yeni bir şeyler doğurur. Hellinger bu duruştan yola çıkarak, hakikatin sabit ve somut bir şey olmadığını (ampirik bilimde olduğu gibi geçici bir şey de olmadığını), her defasında yeniden oluştuğunu söyleyebilir. Tıpkı bir şiir, resim ya da senfonide olduğu gibi: Yorum ve analizden vazgeçersem, bana her defasında yeni bir şeyler gösterirler. Ve bana gösterdikleri her şey doğru ve gerçektir. Bu yenilik, kendisine maruz kaldığım süre boyunca resimden veya eserden bana doğru ışıldar. Demek ki olgunun karşısında durmam gerekiyor. Zira o zaman benimle adeta konuşmaya başlıyor. (s. 153)

15 olarak edindiği bu idrak konusunda sadece kendisi yeterli 14 olduğu için, diyaloga ihtiyacı kalmıyor. Zihinsel bir esinin alıcısı olarak her türlü tartışmanın üzerinde yer alıyor ve esinin kendisi de tartışmaya açık olmuyor. İnsan onu ya alıyor ya da almıyor. Bert in artık temsilcilere metodolojik şekilde pek soru sormayıp, doğrulama yapmamasına ve böylece düzeltme imkanının oluşmasına izin vermemesine, şaşırmamak gerekiyor yani. Değişim Nereden Geliyor? Demek ki genel olarak bakıldığında, zihinsel aile diziminde aile diziminin yeni bir yorumuyla karşı karşıyayız. Bu yorum, kendisine zihnin bir armağanı olarak gösterilmekte ve onun tarafından sunulmaktadır. Bu, özellikle vicdana ilişkin diğer açıklamalarından belli olmaktadır. Hellinger şöyle yazmaktadır: Bu özellikle, günümüzde büyük ölçüde bilinçaltında kalan bir vicdana yönelik idrak olup, söz konusu vicdan bilinç düzeyindeki vicdanımızdan farklı yasalara boyun eğmektedir. Ancak bu idrakledir ki, aile dizimi görünüşe göre bir ailenin tüm üyelerini birbirlerine bağlayan ve bu arada herkesin herkes için kader olmasını sağlayan- zihinsel bir alana geçebilmiştir. ( ) Söz konusu zihinsel alan kendi kendine bırakıldığında, değişime direnmektedir. Örneğin bir nesilde çözülemeyen şey, bir sonraki nesilde de benzer şekilde tekrarlanmaktadır. Ancak yeni aile dizimi şekli ile ilgili olarak, şimdi bu zihinsel alanın başka bir boyutunun daha etkide bulunduğunun anlaşıldığını söylemektedir. Bu konuda da 3 tane notum var: 1) Söz konusu zihinsel alan kendi kendine bırakıldığında, değişime direnmektedir şeklindeki ifade bana geçersizmiş gibi geliyor. Gerçi güçlü bir tekrarlama eğilimi var, ama her şey tekrarlanmıyor. Söz konusu alanın içinde, yeniliğe ve değişime yol açan başka bir güç daha var olmalıdır, yoksa her şey ölü olurdu. Üstelik söz konusu alan kendi kendine bırakıldığı halde de, değişim zamanın başlangıcından beri devam ediyor. Aile dizimi veya benzer süreçler var olmaksızın da değişim yaşanıyor. Örneğin iki farklı aileden gelen bir erkekle bir kadın, çift oluyorlar. Bu tamamen alanın dinamizminden hareketle meydana geliyor. Gerçi sadece vicdan kuramından hareketle bu değişimi kavramak kolay olmuyor. Ama bu, başka bir konu. Ailenin ruhu (bu kavram Hellinger in eskiden kullandığı bir kavram), sadece ve sadece vicdanı esas almaz. Hellinger in vicdan teorisi (burada kişisel vicdandan söz ediyorum), eski motiflerin tekrarlanmasına ilişkin gözlemlenebilir eğilimin arkasında hangi bilinçdışı ruhsal süreçlerin etkide bulunduklarını enfes bir şekilde açıklıyor ve bu konuda derin anlayışlar sunuyor. Böylece tekrarlanma eğilimini anlaşılır kılıyor ve bu anlayışa dayanarak söz konusu eğilimin aşılmasına yönelik olanakların yolunu da açıyor. Ancak değişim ve dinamizmin anlaşılmasına katkıda bulunmuyor. Başka bir anlatımla: Alan değişime direnmez. Asıl vicdan teorisi alanı açıklayamaz. Bu ise, alanın değil, vicdan teorisinin eksiklerinin giderilmesi gerektiği anlamına gelir. 15 2) Demek ki (vicdan teorisinin tasvir ettiği gibi) muhafaza edici bir gücün yanı sıra bir de ortadan kaldıran bir güç var. Bu anlayış, beşeri düşün tarihi kadar eski. Rupert Sheldrake bu güce, Eflatun a (Platon a) dayanarak ZİHİN diyor (Bert bunu devralmış anlaşılan). Ken Wilber ise Eros ya da Agape den söz ediyor. Karl Marx, tarihin deviniminin ardında üretim ilişkileri ile üretim güçleri arasındaki diyalektiğin gizlendiğini sanıyordu. Bu böyle devam ediyor. Kesin olan şu: Biçim oluşturan ve 14 Bu ifadeyi, kişisel görüşmelerde kendisi kullandı. 15 Bir kere daha: Burada Hellinger in kişisel vicdan konusundaki ifadeleri kast ediliyor. Kolektif vicdan kavramı bence yanıltıcı oluyor, zira tekrar tekrar yanlış anlamalara yol açıyor (Hellinger in kendisinde de; Bkz. bir sonraki paragrafa). Ayrıca konuya uygun nitelikte değil. Vicdan kavramıyla her zaman ahlaki-etik bir boyut ilişkilendiriliyor. En azından ağırlıklı olarak beşeri olan bir şeyi ilişkilendiriyoruz vicdan kavramıyla. Ancak Hellinger deki, kolektif vicdan konusundaki kolektif düzenler, en azından kimi zaman hayvanlar aleminde de geçerli oluyor (örneğin hiyerarşi gibi). Bu nedenle çok önceden de bir öneride bulundum ve bu bağlamda (Sheldrake in esas alınmasıyla) kolektif hafızadan söz edilmesini tavsiye ettim (Wilfried Nelles, Aile ve Sistem Dizimleri, Yöntem, Sosyal Düzenler ve Felsefi Temel Duruş. Yer Aldığı Eser: Biberli Domuz Yavrusu, Online Sistemik Düşünme ve Edim Dergisi, 21, 2006,

16 var olan biçimleri ortadan kaldıran ya da yok eden bir hareket söz konusu. Belki de bunlar, çoğu zaman tahmin edildiği gibi, iki farklı ilke ya da güç değil, aynı hareketin iki tamamlayıcı yüzüdür. 3) İnsan bu konuya nasıl bakarsa baksın, şurası kesin ki, bu gücün etkisini yeni aile dizimi ilk defa göstermiş değil. Aksi takdirde bir yıl öncesine kadar, tekrarlanma zorunluluğundan kaçmanın ve bu zorunluluğu çözmenin yollarını bulamazdık. Hellinger bunun yerine, vicdana ilişkin eski açıklamalarının yanı sıra, vicdan teorisinin eksikliklerini giderme amacına hizmet eden ilave bir teori sunuyor daha çok: Zihin hareketleri teorisi. Burada zihin bir özne olarak düşünülüyor ve bu özne görünümler dünyasının önünde yer alıyor (Bkz. aşağıda). Ancak bence Bert Hellinger burada bir şeyleri karıştırıyor. Tekrarlanma zorunluluğu (burada söz konusu olan) kolektif vicdandan yola çıkarak meydana gelmiyor, kişisel vicdandan hareketle oluşuyor. Hellinger in tarif ettiği kolektif vicdan, hiyerarşi gibi kolektif düzenlere ve dengelemeye hizmet ediyor. Ayrıca (örneğin bir suçun telafi veya kabul edilmesiyle, dışlanmış olan bir şeyin dikkate alınmasıyla ya da bir hiyerarşinin gözetilmesiyle) söz konusu düzenlerin derhal yeniden oluşturulmasına yarıyor. Bunun, kaderlerin tekrarlanmasıyla hiçbir alakası yok ve bunu kişisel gayretlerle aşmak da mümkün değil. Tekrarlanma motifi daha çok kişisel vicdanı izliyor. Kişisel vicdansa aitlik ve bağlılığa önem veriyor. Bu bağlamda içine doğru kaydığımız çatışma, Hellinger tarafından bizzat tespit edilen (kolektif) bir düzeni de izliyor bu arada: Yeninin eskiye göre öncelikli addedilmesi. Bu düzen, bağlılığa ve aitliğe ilişkin kişisel gereksinimin karşısında yer alıyor. Ancak bu, yaşamın dinamizmini anlayabilmek ve tekrarlanma motifi konusunda bir çözüm bulabilmek için yeni bir boyuta ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. Bu arada Bert Hellinger in eski görüşlerini biraz daha derinden anlamamız ya da onları daha titiz bir şekilde geliştirmemiz gerekiyor belki de. Benim bakış açıma göre sevgi, vicdanın ötesine geçen bir kuvvet. Beni kendi ailemden dışarıya, başka bir aileden gelen (ve başka bir vicdanı olan) bir insana doğru sürüklüyor. Bu sevgide devam edersem, beni kendiliğinden vicdanın ötesine ulaştırıyor. Bu sevgiyi münferit bir kişinin ve ailemin ötesinde tutmayı başarırsam, yani bu sevgi hakikate yönelik bir sevgi haline gelirse, vicdanın koşulları bu sevgi içinde kaybolmaya başlıyor. İşte bu ruh hareketidir. Bu hareket vicdana muhalif değildir, onu aşar sadece. Onu geride bırakır. Ancak geride bırakmak, bilinçli olarak yapılan bir şey değildir. Bu doğal bir büyüme sürecidir. Tıpkı çocuğun ergenlik dönemine geçişi gibi. Demek ki hakikate yönelik (çoğu zaman fazlasıyla acı veren) sevgi dolu bir bakış gerekiyor. Benim amacım Bert Hellinger i eleştirmek değil. Ben, Hellinger in beyan ettiği yeni, zihinsel aile diziminin ne anlama geldiğini ve Hellinger in kişisel görüşlerinin ötesinde dizim çalışmalarında spiritüel olan veya olabilen şeylerin neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ben Hellinger ile ilgileniyorum, çünkü onu ve dizimlerini ciddiye alıyorum. Ama kendi gözlemlerimi de ciddiye aldığımdan, onu körü körüne izlemiyorum. Beni her zaman fazlasıyla etkileyen bir şey şu olmuştur ki Bert, dizimlerde görünür olan şeyleri yorumlamaya ve herkesin hissedebildiği spiritüel derinliği bir konsept olarak tanımlamaya yönelik güçlü çekime her zaman karşı koymuştur. O, daha büyük bir şey ya da büyük ruh kavramlarını kullanmıştır. Bunlar, bir tecrübeyi yorumlamadan ima eden, onu tanımlamak istemeyen, adeta çocuksu kavramlardır. Burada derin bir saygı ve bu saygıya uygun bir geri planda durma ifade bulmaktadır. Bu doğrultuda Hellinger idraklerinin, kendi idrakleri olarak, yani kendisine ait olan bir şey olarak bilinmesini istemiyordu. 16 Hellinger, aile dizimindeki idrak edilemeyen, görünmeyen şey için kesin bir ifade kullanmaktan da kaçınıyordu. Örneğin spiritüel demiyordu. Bunun yerine yeryüzünde, dolaysız deneyimlerde kalıyor ve önünde durulması gereken bir sınırdan söz ediyordu. 16 İnsanın görebildiği bir gerçeği kendisine mal etmek istemesi, bana göre fazlasıyla çılgın bir şeydir. Birisi bana, benim söylediğim ya da yaptığım bir şeyi kullanıp kullanamayacağını soracak olursa, bu benim canımı sıkar. Sanki gerçeklerle idrakler hakkındaki tasarruf yetkisi bendeymiş gibi. (Bert Hellinger; yer aldığı eser: Gunthard Weber (Yayıncı), Aile Dizimi Uygulamaları, Heidelberg 1998, s. 521 ve devamı).

17 Tam olarak şöyle: Spiritüel spekülasyonlara girişmiyordu, oysa bunlar gayet kolayca yapılabilirdi. İşte bu, bence onun spiritüelliğinin derinliğini teşkil ediyor. Dizim çalışmalarının spiritüelliğini her zaman sıradan olanın içinde ve dolaysız olarak tespit edilebilir olanda durup, dile gelmesini beklemede tecrübe ettim. Bazı meslektaşlarım açısından, ruhtan ve onun hareketlerinden söz etmek bile fazla ileri gitmektir. Ama ruh, bir konseptten fazlasıdır. Onu hissedebilir ve algılamalarını paylaşabiliriz. Bu hassas yapılı varlığa ruh mu denmelidir, zihin mi? Ruh hareketlerini spiritüel, yani manevi bir şey olarak mı idrak etmek gerekir? Bu konularda farklı görüşler yer almaktadır. Örneğin, büyük ruh yerine zihinsel bir alandan söz edenler de vardır. Ama bu, benim hoşlandığım bir ifade değildir. Ancak burada bu tür farkları irdelemiyoruz. Burada zihin, tamamen özgün bir şeydir. Zihin Kavramı Zihin nedir? Hellinger bu kavramdan ne anlar? Her şeyin kaynağı olan yaratıcı ilkeyi temsil ediyor gibidir. Şöyle yazmaktadır: Zihnin hareketi yaratıcı bir harekettir. Hareket eden her şeyi harekete geçirir ve hareket halinde tutar. Dolayısıyla her hareketin mevcut hali, bu zihnin istediği şekildedir. Bu zihin, her hareketin mevcut halinin arkasında yer almaktadır ve o hareketin mevcut haline dönüktür. Bu tanımlamada zihin bir özne olarak yer alır. Hatta bir iradesiyle bir niyeti de vardır: Zihin, hareketi ister. Onu başlatır ve ona dönüktür. Bu zihin, artık görünümlerin içinde ya da dünyanın içinde değildir. Özgün bir varlık olarak onun dışında durur. Burada fenomenolojiden metafiziğe geçiş söz konusudur. Bert in zihin dediği şey, aslında Tanrı dır. Yaratıcı Tanrı. Burada tarif edilen şey, yaratıcı Tanrı (zihin) ile onun isteyerek harekete geçirdiği yaratılış hakkındaki dualist anlayıştır. 17 Bert tarafından daha önceleri ilk sebep olarak da tarif edilen bu zihnin kendisi ebedi olup, hareketsizdir. Ama tüm hareketli şeylerin, harekete geçirdiği her şeyin kaynağıdır. Ama irade sahibi ve etki eden bir varlık olarak zihin görünümün kendisinde yer almaz, hareketten önce vardır. Yani harekette (fenomenolojinin görüşü doğrultusunda) algılanamaz. O, akıl yoluyla çıkarımda bulunularak fark edilen bir şeydir. Zihnin kendisinin hareketsiz olup, Hellinger tarafından tüm hareketlerin kaynağı olarak gösterilmesi şeklindeki yorumlamayla, yine Hellinger in zihin hareketlerinden söz etmesi, birbiriyle çelişiyor gibi. Buna göre zihnin kendisi hareket ediyor ve hareket ettirilen şey (yani dünya) oluyor. Ama o zaman harekete etki edemez ve onu istiyor olamaz. Bu formülasyonda hareket ettiren ya da hareket ettirici (Tanrı) ve hareket eden (dünya) arasında bir ayrım yapılmaktadır. Hellinger burada net değildir. Ancak duruşu, Tanrı ve dünya arasındaki ayrıma yöneliktir. Kurs katılımcılarını içsel olarak, uzakta bulunan, öte taraftaki bir zihne bakmaya davet etmesi de ( look far beyond ) buna işaret etmektedir. Zihni nesnelerde görseydi, eskisi gibi görünene bakması yeterli olacaktı. Bu look far beyond prensibinin sağaltıcı etkisini reddetmiyorum. Bakışını o kadar uzaklara çevir ki, her şeyi kapsasın. Sorununu, aileni, atalarını ve onların atalarını, yaşayanları ve ölüleri, tüm insanlığı Gitgide daha uzağa bak, zihne bak. Olan ve olmuş olan her şeyi geride bırak, çok uzaklara bak. Sonsuz olana bak dediğimde ve bu hareketi izlediğimde, huzura erişebilirim. Ebedi ve değişmez olanın karşısında, zamana ve değişime tabi olan her şeyin önemi kayboluyor. Tıpkı iyi ve kötü, doğru ve yanlış vs. arasındaki ayrımın burada anlamsız olduğu gibi. Danışan bakımından, özellikle de çaresiz bir hasta ya da kaderin darbesini yemiş olan biri açısından, buradan hayatına veya 17 Bu, Hellinger in daha önceleri sıkça referans verdiği Tao dan ya da Laotse nin öğretisinden tamamen farklı bir şey örneğin. Orada yaratıcı ve dünya arasında, hareket ettirenle eden arasında bir ayrım, bir maksadı olan bir zihin yok. Orada sadece Tao var. O ise, dile getirilemiyor ve tanımlanamıyor. Sadece tecrübe edilebiliyor. Bert artık sadece -eskiden olduğu gibi- tecrübeyle ya da görülenle yetinmiyor. Kendi sözleriyle söylemek gerekirse, sınıra gelince durmuyor. Mutlaka tanımlama yapmak istiyor. Bu tanımlamayla ( zihin ) hareketi sabitliyor ve onu arka plana atıyor.

18 ailesine bakması, derin bir teselli veya büyük bir yükseliş teşkil edebilir. Kendisini bu ilk sebebe bağlayan terapist açısındansa, yepyeni hareket olanakları doğar. 18 Ama bu aslında yeni bir şey değil. Bert in bakış açısında bu her zaman var olan bir şeydi. Yeni olan, bu görüşü artık merkeze oturtması, ona bir isim vermesi ve her şeyi buna tabi görmesidir. Başka bir anlatımla: Zihnin dünyanın içinde değil, özgün bir varlık olarak dışında yer aldığını söylemektedir. Eskiden Bert yeryüzünden söz ederdi. Yeryüzünden gelip yeryüzüne gidiyoruz. Yeryüzü iyileştiriyor, gök ise hasta yapıyor derdi. Bu yeryüzünde zihin de yer alıyordu ve algılanabiliyordu; özel olarak adlandırılmasa da. Tıpkı Bert in alıntıladığım o röportajda dile getirdiği, o had safhadaki frenlemeye uygun şekilde. O, orada yer alıyordu ve evindeydi adeta. Yeryüzünde ve insandaydı. Orada kendi yurdundaydı; kendi memleketinde. Orada onunla karşılaşmak mümkündü. Uzağa gitmeye gerek yoktu. Buradaydı. Hem de her çimenlikte. Her sıradan aile diziminde de tabii. En derin spiritüel hareket aynı zamanda çok dünyevi, sıradan bir hareketti: İnsanın kendi ebeveynleri karşısında eğilmesi. Bunu bana öğrettiği (ve kafamdaki birçok spiritüel düşünceyi tasnif ettiği) için Bert e karşı çok derin bir minnet duyuyorum. Ben bu harekete vardım ve bu hareketle arayışım son buldu. Keşif gezisi devam ediyor. Hatta asıl şimdi başladı diyebiliriz. Ama arayış bitti. Spiritüel olan benim için günlük olanın, sıradan olanın, yeryüzünün diğer tarafıdır. Hep öyleydi. Zihin hem orada hem de buradadır. Bunun, dizim çalışmaları açısından uygulamaya yönelik sonuçları var: Öyle bir görüş sergilemeliyim ki, zamana bağlı bir varlık olarak hem zamana bağlı olanları hem de olmayanları kapsayabileyim. Başka nerede tecelli edip görülebilir ki zaten? Zihni göremeyiz. Onu sadece zamana bağlı olan şeylerde, meydana gelen şeylerde, dünyevi şeylerde, şimdide ve burada görebiliriz. Bu kadında, bu adamda, bu çiftte. Bu zihin ve tinsellik Bert in çalışmasında daima var olmuştur. Ama şimdi, onu özgün bir şey olarak gösterdiği zaman, kaybolmuş veya başka bir şey haline gelmiştir sanki; gerçek olmaktan ziyade tasavvur edilen bir şey haline. Onu hissedemiyorum, sadece aklımla çıkarımda bulunarak tespit edebiliyorum. Özet Aile diziminin spiritüel arka planını ve özelliğini şimdiye dek olduğundan daha belirgin bir biçimde vurgulamak, bence anlamlı ve önemlidir. Bert Hellinger in (ve dolayısıyla hepimizin) idrakleri, zihinsel açlığa yönelik cesarete dayanan bir duruşun meyveleridir. Buraya gerçekten var olan her şey dolup tecelli edebilir. Buna ister ruh deyin, isterse zihin, Tao veya Dharma. Ya da somut bir tanımlama yapmayın. Dizim çalışmalarında daima somut bir şekilde tecelli eder. Bir tür titreşim olarak algılanabilir. Gerçi varlığını tam olarak anlayamayız. Fark edilebilir olan bu gerçeklik kişiye özel değildir. Bu konuda belirli bir açıklık sergileyen herkesçe idrak edilebilir. Fenomenolojik algılama yetisinin maddi varlığımıza geçmesi konusundaki bu açıklık, bence bir dizimci olarak karşıma çıkan- en önemli kişisel meydan okumalardan ve uygulamaya yönelik öğretilerden biridir. Bu açıklığı eğitmek, dizimcilerin ilk ve sonraki eğitimlerindeki en önemli husus olsa gerek. Aynı zamanda, geniş bir bakış açısıyla ele alındığında, toplumsal eğitimle kültüre yönelik önemli bir katkıdır da. Bu eğitim, tüm diğer imgelerden, fikirlerden ve tasavvurlardan vazgeçen spiritüel bir süreçtir. İçimize gerçekliğin olduğu gibi dolmasına izin veren, bir açlık halidir. Ancak Bert Hellinger ve aile dizimi bakımından yeni bir şey değildir bu. Çalışmanın aralıksız akışının ve buradan kazanılan idraklerin temelini oluşturmaktadır. Her şeyin temelinde yer alan ve somut idraklerin dışındaki bir kaynaktan gelerek her şeyi belirleyen, belirli bir idrakin temelini oluşturmaktadır. Bert Hellinger açısından bu, tutarlı olabilir. Belki de zihin hareketi olarak tarif ettiği şeyde, kendi ruh hareketi tamamlanmaktadır, ki bu ruh hareketi onu henüz beş yaşındayken rahiplik mesleğine 18 Örneğin bir hastalığı, en geniş bağlamda (ruhsal) bir sağaltım olarak görebilir ve danışana da bu farklı bakış açısını kazandırabilir.

19 doğru çekmiştir. Ancak bu, bunun dizim çalışmalarının ya da alanın hareketi olduğu anlamına gelmemektedir. Yine bu, hareketi izlemeyenlerin ruhsal hareketlerinin herhangi bir yerde duracağı anlamına da gelmemektedir. Tam tersine; çalışmaya teslim olanların ruhunda söz konusu çalışma tarafından başlatılan hareket, oldukça farklı yapıda olsa gerek. Dolayısıyla sabitlerden uzak durmak, bence önemlidir. Tıpkı Bert in yıllardır yaptığı gibi. Metodolojik açıdan bakıldığında, bu açıklığın zengin sonuçları var. Sonunda kendimize soruyoruz hatta: Tamamen içsel hareketlere yoğunlaşan çalışma biçimleri karşısında, hâlâ aile diziminden söz edilebilir mi acaba? Dizim çalışmasının bu şekline karşı değilim ama. Hatta ben en çok bu şekli tercih ediyorum. Sadece yaptıklarımızı daha kesin bir şekilde yansıtmamız gerekiyor ve bunu dışa yönelik gösterimlerde ve eğitimde daha belirgin ayırt edip adlandırmamız icap ediyor. Ancak bu arada daha doğru, daha iyi, yeni veya eski aile dizimi hakkında tartışmamalıyız. Wilfried Nelles, Marmagen, 26 Nisan 2007

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Peter Drucker çok doğru bir ifade seçmiş! Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Ölçmek, yönetmek

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

1. Lütfen Araştırın!

1. Lütfen Araştırın! GENEL BİLGİLER Bu dokümantasyonu meydana getirmekteki temel amacımız, belirsizlikleri asgari düzeye indirgemek ve bazı konularda düşünmenizi sağlamaktır. Birçoğunuzun ilk defa duyduğu bu hizmetlerle ilgili

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU

BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU Tarihi Okulun İsmi Formu Dolduranın Adı Soyadı Formu Dolduranın Asli Görevi : / / : : : Bu form Başka Bir Okul Mümkün Derneği ne protokolle

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

GÖRÜŞME GÖRÜŞME GÖRÜŞME. Sanat vs Bilim? Görüşme Yapma Becerileri. Hangi Amaçlar için Kullanılır? (mülakat-interview)

GÖRÜŞME GÖRÜŞME GÖRÜŞME. Sanat vs Bilim? Görüşme Yapma Becerileri. Hangi Amaçlar için Kullanılır? (mülakat-interview) Görüşme Görüşme Türleri Görüşme Süreci (mülakat-interview) Nitel araştırmada en sık kullanılan veri veri toplama aracıdır. Amacı, bir bireyin iç dünyasına girmek ve onun bakış açısını anlamaktır. Odak

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır. BEN BĐR YAŞAM KOÇUYUM 7.SEANS Koçluk ve danışmanlık Bazen öyle zamanlar olur ki danışanlarınızın koçluk hizmetinin sınırları içinde olmayan problemlerine yardım etme durumunda kalırsınız. Böyle zamanlarda

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği 13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL A.A Nursel Gürdilek İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği Türkiye ile İsrail arasında bir yılı aşkın süredir devam eden "işitme engelli çocuklara daha iyi bir

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

Kuruluşumuzun amacı, beklentileriniz doğrultusunda kaliteli hizmeti siz değerli müşterilerimize sorunsuz ve en uygun şekilde sunmaktır.

Kuruluşumuzun amacı, beklentileriniz doğrultusunda kaliteli hizmeti siz değerli müşterilerimize sorunsuz ve en uygun şekilde sunmaktır. Değerli Müşterimiz; Günümüz iş dünyasının hızlı temposunda kuruluşlar arasında daha iyiye ulaşma çabası, belirlenen amaçlara ulaşma yolundaki rekabet, sonuçta ulaşılan başarı ve bu başarının değerini belirleyen

Detaylı

EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR?

EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR? SELDA TÜRKMEN le EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR? EFT, orijinal İngilizce isminin baş harflerinin kısaltmasıdır; "Emotional Freedom Techniques". İnsanda huzursuzluk yaratan bütün kötü duygulardan

Detaylı

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından, AŞAMA 1 deki, sağ üst köşedeki

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Pazarlama Ölçüm Ekibinize Personel Alımı: Neden Verilerle Öykü Anlatabilen Kişilere İhtiyacınız Var?

Pazarlama Ölçüm Ekibinize Personel Alımı: Neden Verilerle Öykü Anlatabilen Kişilere İhtiyacınız Var? Pazarlama Ölçüm Ekibinize Personel Alımı: Neden Verilerle Öykü Anlatabilen Kişilere İhtiyacınız Var? Yazan Natasha Moonka Yayın tarihi Temmuz 2015 Pazarlama ölçümü yatırımlarınızdan gerçek sonuçlar elde

Detaylı

Sık Sorulan Sorular. TANDEM KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİMİ Türkiye Avrupa Birliği (AB) 2016-2017 Soru listesi:

Sık Sorulan Sorular. TANDEM KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİMİ Türkiye Avrupa Birliği (AB) 2016-2017 Soru listesi: Sık Sorulan Sorular TANDEM KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİMİ Türkiye Avrupa Birliği (AB) 2016-2017 Soru listesi: 1. Tandem: Kültür Yöneticileri Değişimi Nedir?...s.3 2. Program nasıl çalışıyor? Not edilmesi

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA. Dyt. Gülay TÜRKMEN

ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA. Dyt. Gülay TÜRKMEN ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA Dyt. Gülay TÜRKMEN AMAÇ: Annenin kendine güvenini sağlayıp destek olabilmek. Öğrenim hedefleri: Annenin duygularını anlayıp kabul etmeli, Doğru uygulamaları övebilmeli, Az

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

[HURT RAPORU ÜZERİNDEN TAVSİYELER]

[HURT RAPORU ÜZERİNDEN TAVSİYELER] İZMOK 2012 İZMOK Eğitim Birimi Tarafından Hazırlanmıştır [HURT RAPORU ÜZERİNDEN TAVSİYELER] Bu sunum motosikletlerin karıştığı trafik kazalarının değerlendirilmesi ve dikkat edilecek noktaları öne çıkarması

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

İLETİŞİM. Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

İLETİŞİM. Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı İLETİŞİM Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Sunum Planı İletişim tanımı Sözlü iletişim Sözsüz iletişim Aktif dinleme Empati Açık iletişim İletişim

Detaylı

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir.

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir. MESLEK SEÇİMİ Kişinin gelecekteki yaşam tarzını belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleğini seçmesi; doğru ve isabetli karar vermesi tüm hayatının kalitesini ve mutluluğunu etkiler. Kişinin mutluluğunda

Detaylı

Eğitim Takvimi. 2015 Sonbahar Dönemi. CTI ın çığır açan Co-Active Koçluk Programı. İngilizce ve Türkçe Dil Seçenekleri

Eğitim Takvimi. 2015 Sonbahar Dönemi. CTI ın çığır açan Co-Active Koçluk Programı. İngilizce ve Türkçe Dil Seçenekleri CTI ın çığır açan Co-Active Koçluk Programı 2015 Sonbahar Dönemi Eğitim Takvimi İngilizce ve Türkçe Dil Seçenekleri Elemental - Value, CTI Co-Active Koçluk programlarının Türkiye temsilcisidir. NEDEN CTI?

Detaylı

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY BRIC (Brasil, Russia, India, China) ve TÜRKİYE (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) 2010-2012 döneminde, BRIC ülkeleri içinde en yüksek kişi başına gelir düzeyi Rusya'da. Türkiye'ninki Rusya dışında kalanlardan

Detaylı

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Yrd.Doç.Dr. Gülçin Tan Şişman Eğitim Programları ve Öğretim İletişim "Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin karsındakinin anlayacagı kadardır."

Detaylı

NetQues Proje Raporu Avrupa da Dil ve Konuşma Terapisi Eğitimi Çeşitliliklerin Bütünleşmesi

NetQues Proje Raporu Avrupa da Dil ve Konuşma Terapisi Eğitimi Çeşitliliklerin Bütünleşmesi NetQues Proje Raporu Avrupa da Dil ve Konuşma Terapisi Eğitimi Çeşitliliklerin Bütünleşmesi Avrupa da Dil ve Konuşma Terapisi / Logopedi Alanındaki Standartların ve Eğitim Programlarının Niteliklerinin

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

ÇİFT PSİKOTERAPİSİNDE KADINLAR 16 19 Haziran 2010 Anadolu Psikiyatri Günleri Uz.Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir İlişki Psikoterapileri Enstitüsü İstanbul Çift ilişkilerinde, özellikle evliliklerde, cinsiyet

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Acronis True Image Echo ile Sanallastırma

Acronis True Image Echo ile Sanallastırma Acronis True Image Echo ile Sanallastırma Bildiğiniz gibi günümüzün en önemli bilişim konularından biri sanallaştırma ve bir çok firma sanallaştırma üzerine çalışmalar yapıyor. Yedeklemeye getirdiği farklı

Detaylı

SON NOKTA. Prof. Dr. Necmi GÜRSAKAL

SON NOKTA. Prof. Dr. Necmi GÜRSAKAL SON NOKTA Prof. Dr. Necmi GÜRSAKAL Öncelikle bu çalışmada vardığımız sonuçların ve yaptığımız yorumların, sadece BTSO nun 250 Büyük Firma araştırması verilerine dayandıklarını, bu nedenle Bursa geneli

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz www.tugva.org BİZ Türkiye Gençlik Vakfı, merkezi Türkiye, çalışma alanı dünya olan, yenilikçi olmaktan ve icat çıkarmaktan çekinmeyen yeni nesil gençlik vakfı dır. TÜGVA, geleneklerine bağlı kalarak, çağın

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection. Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com

Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection. Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com 0x01 Giriş Bu yazı blind sql injection saldırılarında tek bir karakter için minimum istek ile doğru sonuca varabilmek

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ankara Çocuk Koruma Birimi Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği İstismarı -

Detaylı

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi Öğrencinin Adı Soyadı: Grubu: Öğretmeni: Özel Amerikan Robert Lisesi 2009-2010 Eğitim Yılı Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi 1. Okul Müdürü EVET HAYIR BİLMİYORUM Okul müdürü, bir üniversitenin

Detaylı

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay C. C. 17 Ağustos 2005 doğumlu bir erkek çocuğudur. Eylül 2008 yılında Londra da bir anaokuluna başlamıştır. Annesi, yaşıtlarıyla kıyasladığında aynı iletişim becerilerini gösteremediğini düşündüğünden

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ Necmi Gürsakal 1 I. GİRİŞ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa daki 250 Büyük Firma Araştırması nın 2000 yılı sonuçlarını yayınladı. 1997 yılından başlayarak 2000 yılına kadar

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Forex Ek Kazanç Sistemi

Forex Ek Kazanç Sistemi 106 Forex Ek Kazanç Sistemi Bu anlatacağımız sistem Türkiye de tamamen yasal ve 4 aydır uygulamada olan ve giderek büyüyen bir sistem. ProjeX ProjeX Nedir? ProjeX bir kazanç sistemi; şu şekilde çalışıyor

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

Mağazanızın içinde olduğu AVM ve AVM deki konumu ne kadar doğru?

Mağazanızın içinde olduğu AVM ve AVM deki konumu ne kadar doğru? Mağazanızın içinde olduğu AVM ve AVM deki konumu ne kadar doğru? Paranın icadından AVM lere Ticaret, insanlık tarihi kadar eskidir, yalnızca araçlar değişmiştir. Kullanılan araçlarla beraber, ticaretin

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

Danışmanlık Hizmetlerimiz

Danışmanlık Hizmetlerimiz Danışmanlık Hizmetlerimiz Merhaba, Uyku Meleği Danışmanlık hizmetlerini tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Aşağıda uyku eğitimlerimizi bulabilirsiniz. Linkleri tıklayarak istediğiniz eğitimin detaylı

Detaylı

Bir şey değişir, herşey değişir. KOÇLUK HİZMETLERİMİZ.! Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com

Bir şey değişir, herşey değişir. KOÇLUK HİZMETLERİMİZ.! Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com KOÇLUK HİZMETLERİMİZ Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com Gelişim Koçluğu Gelişim Koçluğu, bireyin isteği doğrultusunda, mevcut durumundan arzu ettiği duruma gerçekçi hedeflerle ulaşmasını sağlayan

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI Öğretim Programı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun 2. maddesinde ifade edilen Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ile Türk Millî Eğitiminin

Detaylı

OKULLARDA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MÜLAKAT GÖRÜŞME

OKULLARDA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MÜLAKAT GÖRÜŞME OKULLARDA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MÜLAKAT GÖRÜŞME Öğrenci tanıma tekniklerinin en yaygın olanlarından biridir. Görüşme, ya problemli kişi ile ya da onun bir yakını ile, bu konuda deneyimi olan bir yetişkinin

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Panel Nedir? Özellikleri Nelerdir? Nasıl Yapılır? Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafında n tartışıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile

Detaylı

TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016

TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016 TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016 SIK SORULAN SORULAR 1. TANDEM: Kültür Yöneticileri Değişimi Nedir? TANDEM Kültür Yöneticileri Değişimi Türkiye-Avrupa Birliği

Detaylı

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Cahit Kişioğlu, İzmir 9 Eylül Lions Kulübü ÖZET: Lion ve Leo iletişiminde kullanılan eleştirel veya koruyucu yetişkin tarzını yetişkin boyutuna taşıyarak, Lion - Leo

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com)

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) 25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) Merhaba. Bugünkü konumuz simple present tense; yani namı değer geniş zaman. İngilizcedeki zamanların içinde en çok kuralları

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER 16. Temsil Yeteneği Kurumu temsil yeteneğinden yoksun, tutarsız ve güven oluşturmayan bir izlenim vermektedir. 1 Giyim, konuşma ve tavırlarında

Detaylı

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde - PDF Flyer - Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde Çocuk Gündüz Bakımevimiz, Hannover-Kleefeld Evangelisch-lutherische Petrigemeinde ye aittir ve Aşağı Saksonya nın en eski kuruluşlarından

Detaylı

ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME. Hazırlayan Semiramis Gülenç

ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME. Hazırlayan Semiramis Gülenç ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME Hazırlayan Semiramis Gülenç DAVRANIŞIN TANıMı Bir organizmanın gösterdiği her türlü tepki,organizmanın, çevrede ve/veya çevreyle olan ilişkisinde

Detaylı

Erken Bo alma. (Prematür ejakülasyon) ile ilgili Bilgilendirme Bro ürü. www.späterkommen.de

Erken Bo alma. (Prematür ejakülasyon) ile ilgili Bilgilendirme Bro ürü. www.späterkommen.de Erken Bo alma (Prematür ejakülasyon) ile ilgili Bilgilendirme Bro ürü www.späterkommen.de Erken bo alma sorununuz var ml test edin Erken boşalma riskinizi, aşağıdaki uzman kişilerce hazırlanmış sorulara

Detaylı

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA Algı Bireylerin çevrelerini anlamlandırabilmek adına duyumsal izlenimlerini düzenleme ve yorumlama sürecine verilen isimdir. davranışlarımız algıladığımız dünyaya göre

Detaylı

Hatta, geçmişte denemiş olduğunuz diğer 'metodlar'dan muhtemelen DAHA KOLAY (ve çok daha eğlenceli!)

Hatta, geçmişte denemiş olduğunuz diğer 'metodlar'dan muhtemelen DAHA KOLAY (ve çok daha eğlenceli!) Değerli Arkadaşlar; Size ufak bir sır vermek istiyorum. Türkiye'deki insanların 'çoğunluğu' İngilizce sınıflarında otururken, ve en son 'metodlar'ı denerken, şaşırtıcı biçimde kendilerini bu işe adamış

Detaylı