Turgut Sungar TURGUT SUNGAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Turgut Sungar TURGUT SUNGAR"

Transkript

1 TURGUT SUNGAR Turgut Sungar Bir zamanlar, Ağrı Dağı nın gölgesinde, Aras nehrinin sevdalı seyrinde Turgut Sungar isminde bir genç yaşardı... Şiirler, piyesler yazar, karikatürler çizer; ARAS diye bir dergiye can ve ruh verir; Halkevi nin tiyatro ve gezi kollarında görev alıp, müsamereler ve balolar düzenler; bununla yetinmez, futbol ve voleybol takımlarının vazgeçilmez oyuncusu olarak bir ilçeden diğerine koşturup, unutulmaz maçlar düzenler; kalan boş vaktinde de artist yarışmalarında birincilik kazanan siluetiyle Iğdır ın dingin sokaklarında volta atardı. Turgut abiyi tanıdıktan Ayten Sungar ve Turgut Sungar sonra, Iğdır ı ve Iğdırlıyı bunca içten ve doyasıya seven ikinci bir insan var mıdır, diye düşünmeden edemedim. Iğdır sevdası onun şiirlerine ve tuvalinde kullandığı renklere öylesine karışmış ki! Turgut abi, Iğdır ı kalbinde her gün yeniden yaratıyor, ona her gün yeni bir biçim verip, şefkatle kucaklıyor. Iğdır seninle hep iftihar edecek Turgut abi... Buna emin olabilirsin. Hayatım 1927 Iğdır doğumluyum. Babam Bekir Sıtkı Sungar, Kâzım Karabekir Paşa nın ordusunda Binbaşı rütbesiyle görev yaptığı yıllarda, Iğdır a gelip yerleşmişti. Ablam Hikmet, Iğdır eşrafından Naci Güneş le evlenince ailemin Iğdır a bağlılığı daha da artmıştı. İlk ve ortaokulu Iğdır da bitirdikten -lise diploması 60 lı yıllarda kısmet oldu- sonra yılları arasında askerlik hizmetimi yaptım yılında Erzurum İş Bankasında stajyer memur olarak göreve başladım yılında muhasebeci olarak Iğdır a atandım.1961 yılında tayinim Kırklareli Lüleburgaz a çıkınca, kalbimin yarısını doğduğum yerde bırakarak, Iğdır - dan ayrılmak zorunda kaldım. Yola çıktığım gün, toprağı öpüp, doğup büyüdüğüm bu topraklara tekrar kavuşturması dileğiyle Allah ıma dua ettim. 362

2 Iğdır Sevdası 30 yıllık bilfiil bankacılıktan sonra kendi isteğimle emekli oldum. Biri kız biri oğlan iki çocuk babasıyım. Aile kökenim Babamın ailesi aslen Kastamonu nun Taşköprü ilçesindendir. Henüz bebek yaşta ailesi İstanbul a göç ettiğinden, babamın çocukluğu ve gençliği İstanbul da geçmişti. Harp Okulu ndan mezun olduktan sonra, Balkan ve Birinci Dünya Harpleri nedeniyle, Osmanlı Devleti- nin girmiş olduğu savaşlarda at koşturmuş, silah sıkmış, hulâsa vatanın kurtuluşu için tüm cephelerde fedakarca çalışmıştı. Babam, bazı günler, biz çocukları etrafına alır, o yıllara ait anılarını sonu gelmeyen masallar gibi anlatırdı. TBMM nin kurulup, düşmana karşı direnişin örgütlendiği yıllarda, babam Sarıkamış ta, Kâzım Karabekir Paşa nın Kolordusunda Binbaşı rütbesiyle görev yapıyordu. Iğdır ın kurtuluşunu izleyen yıllarda (14 Kasım 1920) babam, bu ilçeye Askerlik Şube Başkanı olarak atanmıştı. Benim doğumumdan evvelki bir zaman diliminde, Binbaşı rütbesinden emekli olup sivil hayata atılmıştı. Iğdır halkı babamın sivil görevler üstlenmesine aldırmadan, ailemizi, kendilerine hoş gelen Binbaşı Bekir Bey lâkabıyla çağırırlardı. Babamın sivil hayatta yaptığı işlerden ikisini çok iyi hatırlıyorum: Babam, Iğdır ve köylerinin kadastro ölçümleri ve toprak dağıtımı yapmak için kurulan ekipten sorumluydu. Köy köy dolaşır, arazileri ölçüp biçerdi. Evimizde halen o günlerden kalma, Iğdır daki köy ve kasaba isimlerini eski Türkçe yle gösteren, özenle sakladığım bir harita var. Babam, bazen henüz çocuk yaşta olmama karşın beni de arabasına alıp ücra dağ köylerine götürürdü. Bu sayede başka yaşam biçimlerini tanımak fırsatım oluyordu. Babamın ikinci önemli görevi, Iğdır ın ilk meteoroloji istasyonunu 363 Cemile Sungar ( )

3 Turgut Sungar açıp hizmete sokmasıydı. 12 Kasım İlkokulunun arka tarafına düşen bir mevkide inşa edilen bu istasyon binasını babam kendi eliyle bizzat çalışarak kurmuştu. Ben ilkokul üçüncü sınıfta öğrenciyken ( ) babam vefat etti (67 yaşında); asker kökenli olduğundan Melekli Yolu üzerindeki Askeri Mezarlığa defnedildi. Iğdır ın ilk haritasını babam çıkarmıştı. Bu haritanın bir yanında Eski Türkçe yle Iğdır Belediyesinin sınırları şöyle anlatılıyor: Iğdır Belediyesi Deve Yatağı yolunun Hanako harkını kat ettiği yerden başlayarak Deve Yatağı yolunu ve Kuyu harkını ve köy yolunu ve Soğuk harkını takip ile Iğdır-Markara şosenin geçerek Soğuk harkı ile Melekli köyü bahçe ve hane duvarlarını takiple Soğuk harkını takiben Baharlı kuyusundan sonra Melekli-Hakveyis yolunu takiben eski Tuğla Fabrikası ve askeri kışlaları önünden ve cephanelik arkasından geçerek Kızılzakir ve Pulur köyleri yollarını geçtikten sonra Iğdır-Hakveyis yoluna ve buradan Baharlı Kol harkını takip ile Baharlı ana harkına varır ve Baharlı Ana harkını takiben Soğukbaşını da geçerek kol harkiyle Iğdır harkına varır. Ve Iğdır harkını da takip ile Iğdır harkından ayrılan Ahunt harkını, ve Ahunt harkını ve Kol harkını takiben Hoşhaber-Iğdır yolu ile eski Değirmen Harkını geçerek eski Hanako harkına varır. Ve Hanako harkını da takiple harap değirmene ve Iğdır-Halfeli şosesine varır. Ve buradan Halfeli-Karakuyu hududu olan dikili taşına ve dikili taşından Iğdır-Sultanabat-Karakuyu sınırlarının birleştiği kömür kuyusuna ve buradan Beyazıt şosesinin Hanako harkı üstündeki köprüden geçerek Sultanabat Kol harkı kenarındaki dikili taşa varır. Ve dikili taştan Sultanabat Kol harkını takiple tarla yolu ile Sultanabat ana harkına varır. Ve Sultanabat ana harkını takiple İşkola harkına varır. Ve Sultanabat ana harkını takiple deveci yolunu geçerek doğruca İşkola 364 Binbaşı Bekir Sungar

4 Iğdır Sevdası harkına geçer ve İşkola harkını da takiple deveci yolunu geçerek doğruca Ağrı eteğine varır. Ve bu yolu da takiple Hanako harkı üzerinde Melekli köyü hududunda nihayet bulan Iğdır Belediye sınırları 31 km tulûnde (uzunluğunda) olup, mesahayı satiyesi (yüzölçmü) dekar mezru ziraat yapılan tarlalar ve dekar da mera ve çayır olup cem an (toplam) dekardır. Tarih: Emekli Binbaşı Bekir Sıtkı Sungar Önce Tanrı sonra anam Babam üç evlilik yapmıştı. İlk evliliğinden Seniha, Kâzım, Feriha ve Hikmet isimli çocukları dünyaya gelmişti. İkinci hanımı Ahıska Türklerindendi. Kafkas Cephesinde görev yaparken tanışıp evlenmişti. Bu evlilikten Nazım isimli bir kardeşim olmuştu. Babam Sabahattin Sungar ( ) üçüncü evliliğini, Sarıkamış ta görev yaptığı yıllar, yine Kafkasya dan gelip bu ilçenin Pozat köyüne yerleşmiş bir ailenin kızı olan annem Cemile Hanım la yapmıştı. Bu evlilikten Sabahattin (1923), ablam Sabiha ve ben dünyaya gelmişiz. Annem gerçekten mükemmel ve fedakar bir kadındı. Babasızlığı bize hiçbir zaman hissettirmedi. Elinin darda olduğu günler dahi, soframızı gönlünün zenginliğiyle donattı. Sorunlarımızı ve dertlerimizi sevgiyle kucakladı. Yavrularını en derin şefkat duygusuyla büyüttü. Bu yüzden, annem benim için Tanrıdan sonra en kutsal varlık olarak ebediyen kalbime gömülmüştür. İlk Kadın Belediye Meclisi Üyesi: Cemile Sungar Annem, girişken ve sosyal karizması olan bir kadındı. Herhalde bu yönüyle dikkati çektiğinden, kendisine Belediye Meclisi üyeliği verilmişti. O yıllar, Türkiye de bir kadının bu türden bir göreve getirilmesi ne işitilmiş ne de duyulmuştu. Meclis toplantısının olduğu günler annem faytonla belediye binasına gider; toplantıdan sonra, Belediye başkanı ve Meclisi üyeleri örnek bir kadirşinaslıkla annemi faytona bindirip, Güle güle Cemile Hanım! reveransları arasında eve doğru yolcu ederlerdi. 365

5 Turgut Sungar Iğdır da spor cümbüşü Kendimi bildim bileli sporun içindeyim. İlkokul yıllarımdan itibaren mahalleli gençlerle sokak aralarında kıyasıya maç yapardık. Ortaokul yıllarımda bu tutkum daha da arttı. O yıllar en çok rağbet ettiğimiz spor, voleyboldu. Paşa Turan, Turgut Sungar, Cengiz Taner, Şakir Solmaz, Kubilay Güner, Halil Ulusoy takımın kütürleri (smaçörleri); ortaokulda kâtiplik yapan Mecit Aktan, Turgut Saita ve Turgut Lefkeli fevkalade iyi pasördüler. Abbas Çınar ve diğer arkadaşlarla bir araya gelir, voleybol sporunun inceliklerini öğrenip ustalaşırdık. Özellikle ben ve Paşa, gün boyu hep beraber olur, gittiğimiz her yere spor zevki ve yarış heyecanı götürürdük. Bu arada bir konuya açıklık getirmek isterim: O yıllar smaçör - lere kütör; blok a karşılama; plâse- ye avlama; orta oyuncu ya arka orta oyuncu su denir; setler 25 değil 15 sayı ile biterdi. Spor yerimiz önceleri Halkevi nin bahçesi, daha sonra Belediye Parkına yakın bir yerdeydi. Kamuya açık olması nedeniyle, Belediye Başkanı Osman Ataman, bir gün, bize Kilisenin (daha sonra Merkez Cami) arka bahçesinde bir yer tahsis etti. Sabahtan öğlene kadar burada yorulmak bilmeden voleybol oynardık. Bu iş için bir antrenörümüz yoktu. Hudâyi-nâbit yani Allah vergisi bir yeteneğimiz vardı. Azmin elinden ne kurtulur ki! Ağımızı gerdiğimizde artık önümüzde bize dur diyecek bir rakip arardık. Sık sık, kamyon kiralar D.Beyazıt, Sarıkamış, Ağrı, Kars, Muş, Van gibi il ve ilçelere maç yapmaya giderdik. O zamanlar Iğdır dışında bir takımla maç yapmak sanki dünya kupası finallerini oynamak gibi hem bizi hem de ilçeyi heyecanlandırırdı. Belirli bir gelir kaynağımız olmadığından, maç öncesi, kasaba merkezini dolaşır, kasaba eşrafından, zenginlerinden ve esnaf kuruluşlarından 366 Cemile Sungar ve Turgut Sungar (1953)

6 Iğdır Sevdası gönüllerinden koptuğu kadarıyla para toplar; yolculuk ve otel masraflarımızı karşılardık. Be baba pes ya! Bir gün kasabamıza Yarbay rütbesiyle, yeni bir Askerlik Şube reisi gelmişi. Uzun yıllar Muhafız Gücü nde futbol oynamış, bu sporu hakkını verecek derecede teknik ve organizasyon özelliklerini etüt etmişti. Şube reisinin özel çaba ve özendirmesiyle bizim grup yavaş yavaş futbola daha çok zaman ayırmaya başlamıştı. Yarbayın genç oğlu Erdoğan da futbol takımında sağ-iç oynadığından bu durum bizim takımdaşlık ruhumuzu daha da kuvvetlendiriyordu. Sahaya Yarbayla birlikte çıkıyor, top göğüste nasıl kontrol edilir gibi teknik hareketleri takım halinde Turgut Sungar Iğdır ın Kurtuluş Bayramında Halka Hitap Ederken ( ) öğreniyorduk. Latif Atlas, topu göğüste kontrolü becermekte zorlanınca, Yarbay sabırla, bir saati aşkın süreyle onunla özel olarak ilgilenmişti. Onun bu davranışı bizi hem cesaretlendirmiş hem de verilen ödevleri ciddiyetle yerine getirmemize neden olmuştu. O yaz, Yarbayın, İstanbul Harbiye de okuyan en büyük oğlu kasabamızı ziyarete gelmişti. Bir akşam, aile sofrasında Yarbay, büyük oğluna, Oğlum, bu kasabada bir voleybol takımı var. Bu çocukları al götür milli formayı giydir demiş. Oğlu, babasının bu konuşmasını alaya alıp, Yapma ya baba! Iğdır kim, voleybol kim... diye karşılık vermiş. Albay, yargısının bu şekilde hafife alınmasına içerlemiş, içinden Yarın sen görürsün deyyus! diye geçirmişti. Sabah olunca Yarbayın küçük oğlu yanımıza gelip akşam sofrada konuşulanları bize heyecanlı şekilde aktardı. Hazırlıklı olun, babam sizi yanına çağıracak dedi. Gerçekten de öğlene doğru Şube reisinin bizi makamında beklediği haberi geldi. Ben ve Paşa, Yarbayın huzuruna çıktık. Küfürlerine hakim olamayan Yarbay, Çocuklar, dün akşam İstanbul dan gelen eşşek oğlu eşşek olacak oğlumla aramızda sizinle ilgili bir konuşma geçti. Bu akşam sahaya çıkın, o deyyusa kim olduğunuzu gösterin dedi. 367

7 Turgut Sungar Akşamı dört gözle bekledik. Hazırlıklarımızı tamamlayıp, voleybol sahasına indik. Alay bünyesinde oluşturulan askeriyenin voleybol takımı bizi sabırsızlıkla bekliyordu. Daha maçın başından itibaren smaçlarımız rakip takımı paramparça etmeye başladı. O yıllar maçlar üç set oynandığından, o gün biz iki seti arka arkaya kazanıp, rakibi yendik. Yarbayın büyük oğlu, babasının yanında durmuş maçı ilgiyle izliyordu. Bizim ne menem oyuncular olduğumuzu anlayınca dönüp babasına, Be baba pes ya! Ben Iğdır dan böyle bir voleybol takımı çıkacağını rüyamda görsem inanmazdım demiş. Akşama doğru öyle bir fırtına kopar ki li yılların başında Iğdır da Aras ve Sürmeli Spor Kulüpleri faaliyet gösteriyordu. Aras Sporun renkleri yeşilbeyazdı. Sürmeli Sporun kaptanı Paşa Turan, Aras Sporun takım kaptanı da Turgut Sungar (1948) bendim. Ayrıca kulüp başkanlığı görevini yürütmek de uzun yıllar bana ve rahmetli İsmet Aydınlı ya kısmet olmuştu. Başkanlığını Kâmil Taner in yaptığı Sürmeli Sporun renkleri ise sarı-lâcivertti. Ağrı Dağı tırmanışında ölen İskender Iğdır ın amcasının oğlu Şeref Iğdır, Oktay Zengi, İsmet Demirel, Aydın Çiftlik, Yunus Aygün ve diğer gençler daha çok Sürmeli Spora rağbet ediyorlardı. Iğdır ın yetiştirmiş olduğu, teknik anlamda yetenek ve becerisiyle en büyük futbolcularından Oktay Zengi nin ismini özellikle yad etmek isterim. İki takım arasında kıyasıya rekabet vardı. Ancak bu durum, arada bir, güçlerimizi birleştirip yabancı takımlara karşı oynamamıza engel değildi. O yıllar Kars ve Sarıkamış la inadına bir çekişme içindeydik. Sarıkamış Kars ı, Kars ta bizi sürekli yenip duruyordu. Bu kısır döngüden kurtulmak için ne yapıp edip Sarıkamış ı devirmemiz gerekiyordu. Bir yaz günü Sarıkamış a meydan okuyup Iğdır a davet ettik. Sarıkamış futbol takımı bir Pazar öğlene doğru kasabamıza teşrif etti. Maçın başlama saatini kararlaştırmak için ben, Paşa ve Sarıkamış futbol takımının kaptanı -aynı zamanda milli kayakçı- Osman Yüce uygun bir yerde bir araya geldik. Yabancı kaptan, Akşam serinliğinde maça başlarız! diye kestirip attı Sarıkamış, rakım olarak Iğdır dan çok yüksekti. Yaz aylarında bile 368

8 Iğdır Sevdası hava yayla gibi serin olurdu. Ama ya Iğdır! Yaz aylarında obaya çöken sıcak ve rutubet insanı ölesiye bunaltırdı. Sarıkamış tan gelen birisi için Iğdır sıcağı cehennem demekti. Paşa da bunu bildiği için öne atılıp, Siz deli misiniz! Akşama doğru Iğdır da bir fırtına kopar ki...bir toz fırtınası yükselir ki.. göz gözü görmez dedi. Kaptan şaşkınlık içinde, Öyle mi!..peki ne zaman oynayalım? dedi. Paşa, Öğleden sonra 2-3 arasında maça başlasak iyi olur dedi. Kaptan, doğanın kanunlarına (!) karşı yapılacak bir şey olmadığını anlayıp önerimizi çaresiz kabul etti Biz sıcağa alışkındık. Hem de nasıl! Öğlene kadar voleybol oynuyor, kısa bir yemek molasından sonra askeriyenin futbol sahasında karanlık bastırıncaya kadar top koşturuyorduk. Maç başlar başlamaz, Sarıkamışlı futbolcular taktik ve kondisyonlarıyla oyunun kontrolünü ele geçirdiler. Biz acele etmiyorduk. Ağır hareketlerle onları karşılıyor, hücumlarını bloke etmeye çalışıyorduk. Tüm çabamıza rağmen kalemize gelen erken bir golü engelleyemedik. Aradan henüz 15 dakika geçmemişti ki, Sarıkamışlılar güneşin yakıcı ateşi altında dökülmeye başladılar. Dilleri Turgut Sungar (1949 bir karış havada derin derin soluyor; kimileri de bellerini bükmüş elleri dizlerinde zorlukla ayakta duruyordu. Bizim arkadaşlar sanki olup bitenden habersiz bir havada, durumu çaktırmadan idare ediyorlardı. Rakip sıcaktan pes edince, bizimkiler topu rahat şekilde sağa sola göndermeye ve gol yollarını aramaya başladı. Oyun çok geçmeden kontrolümüze geçmişti. Babası PTT de çalışan Fikret beraberlik golümüzü atınca galibiyet için umutlandık. İkinci yarıda da maça ciddi şekilde asıldık. Kâmil Yüksel in galibiyet golüyle o gün kasabamız sevince boğuldu. Iğdır halkı, Kars ilinin en iyi futbol takımına sahip olmanın gururuyla bu galibiyeti günlerce kutladı. O maça takımımız şu kadroyla çıkmıştı: Fikret Aydınlı, Cengiz Taner, Paşa Turan, Aydın Çiftlik, Turgut Sungar, Turgut Saita, Mecit Aktan, Erdoğan Heriş, Tayyip, Fikret ve Kâmil Yüksel. 369

9 Turgut Sungar Lütfen bir fotoğraf... Iğdır da görev yapan aslen Vanlı, hâkim Turgut Çeliker, bir gün bize, Voleybol ve futbol takımınızı Van a götürüp bir turnuva düzenleyelim dedi. Bu öneri bize oldukça ilginç gelmişti. Bir yaz günü, kiraladığımız kamyonun arkasına doluşup Van a doğru yola çıktık. O yıllar Iğdır-Van arasında yolculuk yapmak dünyanın öbür ucuna gitmek gibi bir şeydi. Yol koşulları son derece çetrefildi. Kamyonun arkasına istiflenip, sıcaktan ve tozdan bunalmış halde zar zor kendimizi Van a attık. Van ın karma voleybol takımı bize rakip oldu. Ama bu zayıf takımı iki sette kolayca devirmeyi başardık. Maçı izlemeye gelen Gevaş hâkimi, eline fotoğraf makinesini almış maçı görüntülüyordu. Maç bittikten sonra Hâkim etrafındakilere Turgut Sungar Yağlı Boya Çalışması beni göstererek, Kim bu adam be yahu! diye bağırıyordu. Sonra elinde fotoğraf makinesiyle yanıma gelip hayranlığını gizlemeden, resmimi çekmeye başladı. Ben zafer dolu bakışlarla objektife göz kırpıyordum. 14 yıllık spor yaşamımda beni fevkalade üzen bir olay oldu. Aradan yarım asırdan fazla süre geçmesine karşın aklıma geldikçe o günkü üzüntümü yeniden yaşar gibi oluyorum. Kars Sporla Iğdır da bir futbol maçı oynuyorduk. Takımın kalecisiydim. Deneyimsizliğim nedeniyle birbirinden hatalı goller yiyerek takımımızın 5-1 mağlup olmasına sebep olmuştum. Bu maçtan sonra kaleciliği bırakıp santrfor (libero) oynamaya başladım. Kar Voleybolu Voleybol oynamanın yazı kışı yoktu. Kış aylarında kar üzerinde bugünkü plaj voleybolu dedikleri türden her takımdan iki kişi karşılıklı oynardık. Farkında olmadan voleybolun temel kurallarını kendi kendimize keşfetmiştik. Örneğin kar voleybolu nu bizden başka kimse bilmezdi. Yine her sayı yaptıktan sonra, hani elinizi uzatır, takım arkadaşınızla ayalarınızı vuruş- 370

10 Iğdır Sevdası turursunuz ya, biz de bunu Dest hoş! diye bağırarak yapardık. Bazen 50 kuruş iddiasına iki kişilik voleybol maçı düzenlerdik.böylesine maçları ben ve Paşa nadiren kaybederdik. Ama bir keresinde Cengiz Taner bize karşı oynamış ve kazanmıştı. Kulağı çınlasın! Oro lo oriyoooooo! (Duyduk duymadık demeyiiiin!) Komşu ilçe Doğubeyazıt ın Kurtuluş günü nedeniyle bir dostluk maçına davet edilmiştik. Her zaman ki gibi takım arkadaşlar açık bir kamyonun üstüne doluşup yola koyulduk. Çok sevdiğim Ağrı Dağının eteklerinden geçerek ve Çille geçidinden inerek nihayet Doğubeyazıt a vardık. Biz kamyondan inip kasabayı adımlarken, bir tellâl -o yıllar belediyenin henüz hoparlörü yoktu- kasabanın ana caddesinde bir aşağı bir yukarı dolaşarak oynanacak maçı halka ilân ediyordu: Oro lo oriyooooo! İdir hatiye Beyazıtê! Oro lo oriyoooooo! İdir hemberê me maç dileyize! Oro lo oriyooooo! Herın meydanê! Oro lo oriyoooo! Qeymakam ji tê! Oro lo oriyooooo! Çeviri: Iğdır Spor, Beyazıt a gelmiş. Iğdır bize karşı maç oynuyor. Meydana gidin. Kaymakam da geliyor. Aradan bunca yıl geçmesine karşın, tellâlın bu bağırışı hâlâ kulaklarımda özlemle çınlar. Iğdır Nezih bir Kasabaydı! Ağrı valiliği, spor ve tiyatro etkinlikler için bizi Karaköse ye davet etmişti. Anlaşmaya göre Cumartesi günü öğleden sonra voleybol, Pazar günü öğleden sonra futbol maçları yapılacak; Cumartesi gecesi de müsamere düzenlenecekti. Otelden çıkıp şehir merkezine indiğimizde halk etrafımızı aldı; şaşkınlık ve hayranlık dolu gözlerle bizi izlemeye koyuldular. Birbirlerine, Iğdır dan gelmişler. Hem futbol ve voleybol oynayacaklar hem de müsamere düzenleyecekler. Bravo vallahi! diyorlardı. Ağrı il olmasına karşın müsamere türünden eğlence ve sosyal aktivitelerden bihaberdi. Iğdır gerçekten de o yıllar nezih ve sosyal yaşamı gelişmiş bir ilçeydi. Akşam olduğunda, ilçenin ileri gelenleri modern giyimli hanımlarıyla birlikte, kol kola, salın salına Belediye parkına gider, orada düzenlenen müzik programlarını dinlerlerdi. Henüz sinemanın olmadığı yıllarda da ayda bir kez müsamere düzenlerdik. Çocuk yaşta izlediğim ve asla unutamadığım çok güzel bir gösteriden bahsetmeden geçemeyeceğim. Tevfik Karasu nun ablaları Halk Evinde çok güzel bir temsil düzenlemişlerdi. Aman yarabbi o ne coşku o ne muhteşem 371

11 Turgut Sungar koreografiydi! Nasıl oluyordu da, o köylü (!), taşralı (!) kızlar sanatı bu denli özümseyip, onu ruhlarının bir parçası haline getirebilmeyi başarabiliyorlardı? Bu soru kafamda hep bir sır olarak kalmıştır. Bu gerçek, Iğdır ın sosyal bakımdan Doğuda birçok il ve ilçeden ne kadar ileride olduğunun bir göstergesiydi. Iğdır halkı o zamanlar kendisini bir bütün olarak hisseder, düşünür ve hareket ederdi. Ne Kürt, ne Azeri, ne Çerkez, ne Laz, hiçbir şekilde zümrecilik ve ayrımcılık olmadığı gibi bu kesimler birbirlerinden kız alıp verirlerdi. Azeri arkadaşlar şaka yollu arada bir beni Osmanlı diye çağırırlardı ama bu sözlerinde hor görme ve ayrımcılıktan ziyade, coşkulu bir kaynaşmanın ve yaşamı paylaşmanın sevinci gizli olurdu. Ayı Cemile (Hurç Cemile) Ağrı Dağı İsyanı yıllarında nasıl olmuşsa, bir kız çocuğu tek başına bir mağaraya sığınmıştı. Devam eden çatışmalar ve başka korkular nedeniyle olsa gerek kız çocuğu uzun yıllar bu mağarada mahsur kalmıştı. Cemile adlı bu kız çocuğu, bir rivayete göre dağdaki ayıların koruması altında büyümüştü. Aradan yıllar geçmişti yaşlarında bir delikanlı idim. Bir gün çobanlar yarı vahşi bir kadını dağda yakalayıp Iğdır a getirmişlerdi. Bu kadın, Cemile adlı bu çocuktan başkası değildi. Yarı çıplak Cemile, tavır ve davranışlarıyla tıpkı bir ayı gibi hareket ediyor, ayı gibi yürüyüp oturuyordu. Ayı kadın ın yakalandığı haberi ilçede hızla yayılmıştı. Halk, hergün belediye bahçesine doluşup, meraklı gözlerle Cemile yi izliyordu. Cemile nin üzerinde elbise olarak kocaman bir çuval geçirilmişti. Kafası ve kolları açılan deliklerden dışarı çıkmış; Cemile bu vaziyette üşümeden geceyi parkta geçirirdi. Cemile; karnı acıktığı zaman, kasap dükkanlarının önüne gider, kap olarak kullandığı karpuz kabuğunu uzatarak Ez bırçime, goşt, goşt! (Karnım aç, et, et!) diyerek dükkân sahiplerine yalvarırdı. Kendisine verilen etleri çiğ çiğ yerdi. Bir gün bir köylü Cemile nin kardeşi olduğunu söyledi; Cemile yi yanına alıp dağ köylerinden birine götürdü. Ancak Cemile oradan kaçıp tekrar Iğdır a döndü. Edebiyat ve sanat merakım Resim, karikatür ve şiire karşı hayat boyu süren bir ilgim oldu. Henüz ilkokuldayken resim yeteneği bakımından sınıfımın hatta okulumun en iyisiydim. Ortaokulda sporla haşir neşir olunca resmi ihmal ettim li yıl- 372

12 Iğdır Sevdası larda bu kez düz yazı ve şiire yöneldim. Iğdır ın Kurtuluş günlerinde kendi yazdığım zafer mesajlarını Belediye kürsüsünden okumak bana büyük bir zevkle verirdi. Bununla yetinmiyor zaman zaman Iğdır la ilgili mizahi yazılar ve karikatürler hazırlayıp bunları o zaman Iğdır da teksir halinde basılan Mecit Hun un DİL ve Cengiz Ekinci nin IĞDIR gazetelerinde yayımlama fırsatı bulurdum. Mecit Hun ve DİL Gazetesi Mecit Hun çok zekiydi. Her şeyden önce bir toplum insanıydı. O yıllar Lise mezunu olmak bir ayrıcalık olduğundan, Mecit Hun, bu yanıyla da sosyal hayatın içinde göz dolduran bir kişiliği vardı de yayın hayatına soktuğu DİL gazetesi nedeniyle onu daha iyi tanıma şansım olmuştu. DİL gazetesinin adı, Yasak Bölgenin kalkmasıyla kurulan Dil Üretme Çiftliği ne atfen verilmişti. Türkiye toprakları Aralık tan sonra dil biçiminde İran ve Naxcıvan a doğru uzandığından bu bölge idari ve siyasi literatürde Dil olarak adlandırılırdı. Bu gazete, teksir makinesinde tek sayfa olarak hazırlandıktan sonra başlık yerine lastik bir kaşe ve kırmızı mürekkeple DİL kelimesi kocaman bir punto halinde basılıyordu. Sınıf arkadaşım Hamza Mızrak ve ben, bu gazetede yayınlanmak üzere düz yazı, taşlama ve şiirler kaleme aldık. Hamza Mızrak, yazılarının altına, ad ve soyadını kısaltarak Ha-Mız rumuzuyla imza atıyordu. Ben ismimi olduğu gibi yazmayı tercih ediyordum. Sarıkamış futbol takımını nasıl mağlup ettiğimizi Hamza Mızrak DİL gazetesinde kaleme almıştı. Benim için kullandığı cümleyi bugün dahi çok iyi hatırlıyorum: Methini çok duyduğumuz Sarıkamış ın santrforu, Turgut - umuzu geçme imkânı bulamadı Karikatürlerimin gazetede basılması özel bir uğraş ve çaba gerektiriyordu. Bir kartona ya da kağıda çizdiğim karikatürleri toplu iğne kullanarak mumlu kağıda kazıyor, bu şekilde basım sırasında boşluklara dolan boya sayesinde karikatürün bir kopyasının kağıda aktarılması mümkün oluyordu. Mecit Hun yazı stili ve cümle kuruluşu bakımında son derece basit ve mantık dolu bir kaleme sahipti. Bir bakıma Abdi İpekçi nin yazı özelliklerini taşırdı. Yazılarını okuyan ister çoban ister okumuş olsun, yazının asıl mesajını kavrar; acaba yazı bunu mu demek istedi türünden hiçbir tereddüde kapılmazdı. Delikanlı basit cümle kullan! Bir gün Kurtuluş törenleri nedeniyle kürsüye çıkmış, özenle hazırladığım metni coşkulu söylev halinde okumuştum. Kürsüden indikten sonra Avu- 373

13 Turgut Sungar kat Musa Kâzım Kuyucak kolumdan tutup bir kenara çekti. Bak delikanlı, cesaretine ve sesinin güzelliğine diyecek yok! Ama ne gereği var böylesine ağdalı, zor anlaşılan cümleler kullanmaya. Öyle konuş ki herkes seni anlayabilsin dedi. Onun bu sözlerini sonraki yaşantımda hep bir rehber olarak dikkate aldım. Aras Dergisi ve TDK 1950 yılında (30 Ekim 1950) içlerinde Ahmet Karaca, Ramiz Özler gibi isimlerin bulunduğu bir grup arkadaşla teksirde Aras Dergisi ni yayın hayatına soktuk. Genellikle şiir ağırlıklı olan dergi, iki haftalık olarak bir yıl süreyle devam etti. Ne yazık ki bu dergiden elimizde nüsha kalmamıştır. Dergi yayın hayatına devam ederken, Türk Dil Kurumunun üyesi olarak kendimi başka ve daha ciddi bir araştırmanın içinde bulmuştum. Kurumun isteği üzerine yerel lehçeler yani Azerice ve Kürtçe kelimeleri derliyor, bunlara en uygun Türkçe karşılığı yakıştırıyordum. İlk o zaman araştırmacılığın ne kadar yorucu ve sabır gerektiren bir uğraşı olduğunu anlamıştım. Örneğin, ibrik anlamına gelen ve Azerice bir kelime olan Aftafa bir köyden diğerine yada bir kuşaktan diğerine farklı telâffuzlara bürünüyor, beni bunaltıyordu. İşin içinden çıkamadığım zamanlar, uzun bir dipnot düşer, Her ne kadar çoğunlukla Aftafa olarak bilinse de istisnalar şunlardır:... diyerek uzun bir liste eklerdim. ARAS Yıl: 1 Sayı:1 30 Ekim 1950 EN BÜYÜK BAYRAMIMIZ Turgut Sungar 29 Teşirinievvel 1923 Güneş toz pembe renkle yaldızlanan doğuda tıpkı biz galip Türkler gibi vakur bir eda ile doğuyor. Bu doğuş ne kadar asil ne kadar başka. Yarabbi bu başka doğuşla şanlı Türk tarihinde yeni bir devir başlıyor: HÜRRİYET Ey Tuna boylarında at oynatan, yanan bağrını Aras ta serinleten Vatan kahramanları ruhunuz şad olsun. İşte kahramanlığımızın sembolü olan bu büyük bayramımızı biz çocuklarınız bütün heyecanımızla kutluyoruz. Mezarlarınızda rahat uyuyun aziz ölüler. Her zerresini asil kanınızla yoğurduğunuz bu biricik ülkenin yılmaz bekçileriyiz. Bu büyük günde, Vatan aşkıyla tutuşan kalplerimiz büyük ATAMIZIN ve sizlerin ruhlarınız önünde hürmet ve saygıyla eğiliyoruz. Korkmayınız! Eğilen bu asil başlarımız yalnız yine sizlerin manevi 374

14 Iğdır Sevdası huzurlarınız karşısında eğilir. Başka zaman hiçbir kuvvet karşısında eğilmezler. Kolumuzu bükebilirler, kalbimizi koparabilirler, canımıza kıyabilirler fakat imanımızdan ayıramazlar, ateşimizi söndüremezler bizim. Çünkü biz ninni yerine sizlerin yağız atlarınızın nal seslerini, masal yerine yine sizlerin kahramanlık destanlarınızı dinledik. Ne mutlu tarihlere ki sizlerin isimlerinizle sayfalarını süsledi. Ey vatan kahramanları safında yeri olan asil Türk kadını! Kocanı, kardeşini, oğlunu, torununu kaybettiğinde ağlamadın fakat bu kutsi günde gözlerin nemleniyor. Haklısın sana ıstırap karşısında dayanmak, sevinç karşısında gülmek yakışıyor. Bomba taşımaktan nasırlanmış omzun çökmesin hiçbir kuvvet karşısında! Uyu yerinde rahat uyu BÜYÜK ATAM! Emanet ettiğin bu Vatan kalbimizdir. Onu en mübarek bir varlık olarak tanıyoruz. Ruhun muazzep olmasın ne bu toprakları yabancı bir çizme çiğneyecek ne de Ulu Bayrağımız yere inmeyecektir. Çünkü en büyük silahımız imanımızdır. Ne mutlu bizlere ki bu büyük ve ulvi bayramınızı bütün vatandaşlarla bütün kalbimizle kutuluyoruz. Bayramınız kutlu ve mutlu olsun! (Aşağıdaki şiir ARAS derginin 15 Ocak 1953 Sayı 3 te yayınlanmıştır) GİTTİ Sarardım derdimle bir gül misali Ne olacak onsuz gönlümün hali? Kafesten kurtulan bülbül misali Ardına bakmadan kaçıpta gitti İçime yaralar açıpta gitti... Saçının omzuna dökülüşüyle Dudağı bir yaprak bükülüşüyle Ah beni öldüren o gülüşüyle Yüzüme bir defa gülmeden gitti Seni seviyorum demeden gitti En büyük hülyayı onunla kurdum Ruhumu aşkıyla dağladım durdum Giderken peşinden ağladım durdum Gözümün yaşını silmeden gitti En büyük aşkımı bilmeden gitti Sevgilim gel artık yeter ayrılık, Ölümden her şeyden beter ayrılık, Kalbime dönersen biter ayrılık, Bahçemden çiçekler dermeden gitti Bu gönül murada ermeden gitti 375

15 Turgut Sungar İiiiiiiii!.. Şıkla mın e! (Vay be! Benim resmim!) Iğdır insanı tip tiptir. Bu zenginliği başka yerde görmedim. Böyle olunca insan ister istemez bu tipleri resmetme arzusuna kapılır. Ben de bu yüzden olsa gerek zaman zaman farkında olmadan, Yenice sigara kutusunun arkasına ya da sıradan bir kağıda, Şehir Kulübünde yada sokakta gördüğüm insan tiplerini karikatür şeklinde resmederdim. Tarım Kredi Kooperatifinde memur olarak görev yapıyordum. Avans günleri köylüler salonu doldurur, heyecanla sıralarını beklerlerdi. Yine bir gün, köylüler içeriyi doldurmuş, kasanın önünde kuyruk olmuşlardı. O an beklenmedik bir şekilde kasada para bittiğinden, bankadan para gelinceye dek işlemleri durdurmak zorunda kaldık. Yapacak iş olmadığından kasada oturmuş boş gözlerle önümdeki insanları seyrediyordum. Aralarından bir tanesinin yüz ifadesi karikatür sanatı için aranan cinstendi. İnce suratı, yanaklarına gömülmüş bıyıkları ve fıldır fıldır dönen gözleriyle beni heyecanlandırıp parmaklarımı depreştirdi. Elime kalemi alıp sigara paketimin arkasına, daha sonra Alut köyünden olduğunu öğrendiğim bu şahsı birkaç çizgide özetledim. O sırada bankadan beklenen para kasaya girince, kuyrukta yeniden bir hareketlilik başladı. Sıra Alutlu köylüye gelmişti. Parasını almak için eğildiğinde, sigara paketinin üzerindeki karikatürü kendisine gösterip: Kirve, ewa ki ye? (Kirve bu kimdir?) diye sordum. Köylü, karikatüre önce anlamsız bir ifadeyle şöyle bir göz attı. Sonra daha dikkatlice baktı. Birden yüz ifadesi değişip, neşelendi: İİiiiiiiiiiiii! Şıkle mın e! Şıkle mın e! diye bir çığlık attı. Bu olay kısa sürede tüm kasabada duyulmuştu. Herkes bu köylünün nasıl kendi karikatürünü tanıdığını ve o anda söylediklerini birbirlerine anlatıp gülüyorlardı. Hemşehrilerim artık olur olmaz önümü kesip: Ne olursun! Hele bir daha anlat,. Alutlu köylü ne dedi? Ben de dilimin döndüğünce köylünün söylediklerini taklit ederek o anı dostlarıma tekrar tekrar yaşatıyordum. Bahtiyar Iğdırlılar Bankada çalışan her memurun başına geldiği gibi, bir gün tayinim uzak diyârlara çıkınca, ailemi yanıma alıp Iğdır dan ayrıldım (1961). O günden sonra sadece iki kez, o da kısa süre için çok sevdiğim Iğdır a geri dönme şansım oldu. Ama 40 yıldan beri, her yıl hiç aksatmadan ve severek yaptığım bir görevim var: Iğdır ın Kurtuluş Günü bayramlarına ne yapar eder bir kutlama telgrafı gönderirim. Uzun yıllar Iğdır dan ayrı kaldığım için, ilçenin yeni nesil politika- 376

16 Iğdır Sevdası cıları beni şahsen tanımadıklar gibi soyadıma da aşina değiller. Bu nedenle bazen garip durumlar da yaşanıyormuş. Iğdır da futbol oynadığım yıllardan arkadaşım Ali Rıza Bagana ve Mikail Demirci bir gün bana şu olayı anlattılar: Belediye başkanı Ali Ağrı, Kurtuluş törenleri için gönderilen telgrafları tek tek açıp kalabalığa okuyordu. Senin telgrafını okuduktan sonra bize dönerek, Turgut Sungar denilen bu şahıs kim? Her yıl telgrafı okunuyor ama kim olduğunu bilmiyorum? dedi. Belediye başkanı seni tanımıyordu. Bir fırsatını bulup bu yeni nesil siyasetçiye Iğdır ın eski dostlar sayfasını açtık, kendisini senin hakkında bilgilendirdik Her Kurtuluş Bayramı törenlerinde kürsüye çıkar, kendimin günlerce özenle hazırladığım Iğdır Söylevi ni bağıra bağıra okurdum. En son olarak 12 Kasım 1959 yılında şu metni okumuştum: Bahtiyar Iğdırlılar, Yüzlerinizde gördüğüm mesut çizgilerin bana ilham ettiği manayı ifade için, size bu suretle (nedenle) hitap ediyorum. Kurtuluş bayramınız kutlu olsun! Şu anda, hamaset (yiğitlik) dolu tarihimizde, kazanılan zaferlerden birinin 38. ve 39 yılları, el ele vermiş vaziyettedir. İşte hepimiz bu büyük ve kutsi günü tesit etmek (kutlamak) üzere toplanmış bulunuyoruz. Hepimiz gurur, heyecan ve kendi bayramımızı kendimiz yapmanın bahtiyarlığı içindeyiz. Yiğit kardeşlerim! Meşakkatli yılların acı ve hasretini çeken, o günün kahramanları bundan 39 yıl evvel, tıpkı böyle bir 12 Kasım sabahı, bu dağlardan ovaya koşarlarken, Ya hürriyet bayrağını Iğdır a dikeceğiz, veyahut kefenimiz olacaktır dediler. İşte, o günden sonra Iğdır tarihi seyrini değiştirdi. Türk e ve Iğdırlıya atfedilen menhus (uğursuz) talih, bir defa daha ve son olarak yenildi. Hür milletler safında ulvi ve şerefli bir mevkiimiz vardır. Dünya milletleri arasında, bizim geçirdiğimiz felaketlerin, aynısını yaşayarak, kendisini çökmekten kurtarabilmiş bir devlet mevcut değildi. En kuvvetli memleket, halkla hükümetin el ele vermesidir. İşte biz, bu millî birliğin mesut neticesi içindeyiz. Aziz hemşehrilerim! Iğdır, devamlı harplere sahne olmuş, bir çok istilâlara uğramış, yüreklerimiz parçalanarak, bizden defalarca ayrılmıştı. Fakat, şu melunlar düşünmediler ki, Türk kimdir, Iğdırlı nedir? Türk demek, asil bir kavim demek, Iğdır demek, yiğitler yatağı demektir. 39 yıl önce, Iğdır istirdat edildiği (kurtulduğu) zaman taş üstünde taş 377

17 Turgut Sungar yok, her taraf yıkık ve haraptı. Fakat bugün bu topraklarda fabrika bacaları tütmekte; kar gibi pamukları, altın deryası tarlaları var. Iğdır bugün suyu, ışığı ve bereketiyle mükemmel bir şehir seviyesine yükselmiştir. Bunu Iğdırlının azminde aramalıyız. Ey, insanlığın yüz karası Moskof? Biz hudutlarımızı başkalarına açmayanlarız. Başkalarının topraklarında gözümüz yok. Onun için de dışarıdaki gözleri içeri diktirmeyeceğiz. Parolamız Aziz Ata nın Yurtta Sulh Cihanda Sulh vecizesidir. Şu anda bir kuzu mazlumluğuyla duran şu bir avuç Türk ün, neler yapmaya muktedir olduğunu sen çok iyi bilirsin. Iğdır, ebediyen Türk ün ve Iğdırlının kalacaktır. Buna en büyük teminat, şu aziz topluluğun vakur edasıdır. Ey O günün kahramanları, Aziz Şehitler! Hayatlarınız pahasına kurtardığınız bu topraklara bir tek düşman ayağı basmayacaktır. Çünkü biz, ninni yerine sizin yağız atlarınızın nal seslerini, masal yerine sizin kahramanlık menkıbelerinizi dinledik. Ne mutlu sizlere ki, asil kanlarınızla yoğurduğunuz bu topraklar, mezarlarınızda yine kendi üzerlerinizi örtmüş. Allah pazılarınızdaki kuvveti, gözlerinizdeki ışığı, bağrınızdaki şenliği sonsuz kılsın Tanrı Türk ü Korusun! Aras ın bulanık suyu ruhumu açtı 1973 yılında, 12 yıllık bir aradan sonra yanımda eşim ve ortaokul öğrencisi oğlum ile lise öğrencisi kızım, özel arabamızla Iğdır a doğru yola çıkmıştık. Dostlara telefon açıp hangi yoldan Iğdır a gitmemin daha uygun olacağını sorduğumda, Erzurum-Iğdır arası düz ve asfalt bir yol. 5 saatte bu mesafeyi aşarsın cevabını aldım. Bu haber beni oldukça şaşırtmıştı. Çünkü benim zamanımda Iğdır-Erzurum karayolu işlek değildi. Iğdır dan Batıya uzanan en kestirme yol, oldukça dolambaçlı bir güzergâh üzerinden - bir gün süren bir yolculukla- Kars a ulaşırdı; oradan, demiryoluyla günler süren bir yolculukla Ankara ya varılırdı. Kış aylarında 185 km.lik Iğdır-Kars arası iki günlük bir yolculuk olurdu. Kağızman yakınındaki hanlarda geceledikten sonra kızakla Kars a doğru yola devam edilirdi. Ama şimdi yeni yollar açılmış, Doğunun çehresi değişmişti. Kağızman ı geçtikten sonra, Aras nehrine paralel bir yol üzerinde Iğdır a doğru sakin bir tempoyla yol alıyorduk. Aras ı bu kadar yakından görmek beni çok etkilemişti. Bir anda çocukluğum, gençlik yıllarım, coşkulu maç günlerim, mahalle arkadaşlarım, bize kol kanat germiş fedakar annem, 378

18 Iğdır Sevdası Iğdır ın yeşil çehresi ve iyi insanları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Birden, Aras ı hissetmek, kucaklamak duygusuyla doldum. Arabayı bir kenara çekip, aileme Beni biraz bekleyin. Hemen dönerim dedim. Sakin ve gittikçe ağırlaşan adımlarla Aras ın kıyısına vardım. Aras bulanık ve ağır ağır akıyordu. Az ileride hayvanlar, geniş ve değişik kollara ayrılmış nehrin sığ sularında serinleniyorlardı. İkindi vaktinin durgunluğu ortalığı doldurmuştu. Nehrin ince ve sığ bir kolu bana doğru akıyor, ayakkabılarımı yalayarak önümden geçip gidiyordu. Eğildim. Avuçladığım suyu kutsal bir duyguyla dudaklarıma değdirdim. O an hıçkırıklara boğuldum. Göz yaşlarım, Aras ın çamurlu suyuna berrak su damlaları halinde dökülüyordu. Titreyen dudaklarımdan Allah ım, beni tekrar doğup büyüdüğüm topraklara kavuşturduğun için sana şükürler olsun! cümlesini birkaç kez tekrar ettim. Hıçkırıklarımı yenip, göz yaşlarımı kuruladım. Ayağa kalkıp, arabada beni bekleyen aileme doğru yürüdüm. Çocuklarım, kırmızıya dönmüş gözlerimden tedirgin olmuş, birbirlerine bakıyorlardı. Ama eşim, benim Aras la hüzünlü dertleşmemi anlamış, bir şey söylemeden, sessizce beni bekliyordu. Ölü şehir Iğdır a ikinci kez 1975 yılında gitmiştim. Anarşik olaylar ilçeyi bir karabasan gibi teslim almıştı. İnsanlar korku dolu hareketlerle ortalıkta dolaşıyor, birbirlerine şüpheyle bakıyorlardı. Karanlık basar basmaz herkes evinin yolunu tutuyordu. Gençlik arkadaşım Cihangir (Turan) beni yemeğe davet etmişti. Ancak henüz akşam çökmüştü ki, Cihangir diğer arkadaşlarla göz göze gelip, Gitme zamanı anlamında birbirlerine manalı şekilde mesaj ilettiler; sonra da toparlanıp hızlı adımlarla evlerinin yolunu tuttular. Yapayalnız, Iğdır ın sessiz sokaklarını arşınlarken, yıl önceki akşam sefalarını ve insan kaynaşmasını hatırlayıp, Iğdır, ruhunu kaybeden şehir! demekten kendimi alamamıştım. Güneş Ailesi Hikmet Ablam, daha ben doğmadan Naci Güneş le evlenmişti ( arası bir tarihte) Bu yüzden Güneş ailesinin tüm fertleriyle sıcak ve samimi bir ilişki içindeydik. İşte o günlerde edindiğim birkaç izlenimimi sizlerle paylaşmak isterim: Kerem Bey: Ailenin reisi ve lideri durumundaydı. Halfeli köyünde oturur, çok nadiren kasabaya inerdi. Aşiretinin ve insanlarının arasında olmak ona büyük bir haz ve güven verirdi. 379

19 Turgut Sungar Kerem Bey i, hayatımda ilk kez, ilkokul öğrencisi olduğum yıllar gittiğimiz yayla yerinde görüp tanımıştım. Daha ilk görüşümde Kerem Bey in yüz hatları ve görünüşü deyim yerindeyse beni hipnoz etmişti. Aman Tanrım bir insan bu kadar da yakışıklı olabilir mi! Özenle bükülmüş bıyıkları, etkileyici gözleri, sağlık ve hayat fışkıran teninin güzelliği, insanın içini titretiyordu. Bugün dahi Kerem Bey i hatırladığımda tüylerim diken diken olur, karizması benliğimi içten kuşatır. Kerem Bey in kendisine göre bir yaşam felsefesi vardı. Yaz, kış demeden soğuk suyla duş almayı özellikle severmiş. Ölümü de bu nedenle oldu. Bir kış günü buzlarını kırıp girdiği suda uzun süre kalınca, zatürreeye yakalanıp vefat etti (1941). Kerem Bey in eşi Dilber Hanım çok güzel bir kadındı. Aslen Kağızmanlı Dilber Hanım ın küçük kardeşi Sultan Hanım, Abdürrezak Bey le evliydi. Bu arada Kerem Bey in ablası Seyran Hanım ın güzelliğini de yad etmeden geçemeyeceğim. Abdürrezak Bey: Abdürrezak Bey kasaba merkezinde oturur, Ticaret Odası Başkanlığı gibi önemli görevleri yürütürdü. Toplum ve cemaat lideri olarak kendisini hem Azerilere hem de Kürtlere kabul ettirmişti. Ağırbaşlı, ciddi ve insanların hak ve hukukuna son derece saygılı birisiydi. Abdürrezak Bey i yakından tanımama vesile olan bir olay oldu. İlkokulda öğretmen yardımcılığı yapıyordum.( öğretim yıllarında Iğdır 14 Kasım İlkokulunda öğretmen vekili olarak görev yaptım) Abdürrezak Bey, bir gün bana, Turgut sana zahmet olacak. Akşamları eve gelip çocuklara biraz ders versen! dedi. O günden sonra düzenli olarak Abdürrezak Bey in Iğdırmava daki evine gider, ailesiyle haşir neşir olurdum. Bizzat tanık olduğum birkaç olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Abdürrezak Bey in tüm komşuları Azeri ydi. Ne zaman çocukları (Cemalettin, Eşref, Mehmet, İsmail) gürültü yapsa, onları vakur bir edayla uyarır, Akıllı olun, komşularınızı rahatsız etmeyin derdi. Bu söz, söylendiği şekliyle, komşularına ve özellikle Azerilere karşı derin bir saygı duygusuyla dolu olurdu. Abdürrezak Bey in evinde, akşam sofrasında veya aile konuşmalarında genellikle Kürtçe kullanılırdı. Abdürrezak Bey, çocuklarının kendi aralarında yoğunluklu olarak Kürtçe yi kullanmasını dikkatle değerlendirir, onların geleceğe daha iyi hazırlanmaları için, Okulda Kürtçe konuşmayın! diye uyarırdı. Çocukların bu uyarıyı daha ciddiye alması için bazen abartılı, Mektepte Kürtçe konuşmayın, ayıptır! derdi. İş Bankasında çalıştığım yıllar, banka müfettişi müşteriler hakkında 380

20 Iğdır Sevdası istihbarat toplamak istediğinde, Ticaret Odası Başkanı Abdürrezak Bey e başvururdu. Birlikte oturup bankadan kredi talebinde bulunan esnaf hakkında bir güven değerlendirmesi yaparlardı. Abdürrezak Bey, böyle günlerde, ayrımcılık ve kayrımcılıktan uzak, esnafın gerçek ticari portresi neyse onu olduğu gibi yansıtırdı. Bu sağduyulu ve tarafsız değerlendirme nedeniyle hem müfettiş hem de esnaf, huzur içinde, hak ve hukuka göre hareket edildiği duygusuyla hiçbir itiraza yeltenmezdi. Abdürrezak Bey in şehir merkezinde bir manifatura dükkanı vardı. Küçük bir oda içerisinde iş yapan bu dükkân, ticari yönünden ziyade, Abdürrezak Bey in oturup dostlarıyla sohbet etme yeriydi. Naci Bey de arada bir oraya takılırdı. Ama genelde Abdürrezak Bey, dükkânın başında olurdu. Güneş Ailesinde kardeşler mallarını ayırmamışlardı. Yayla zamanı aynı oba yerinde çadırlarını açar; yemeleri-içmeleri ayrı gitmezdi. Her gün koyunlar kesilir, misafirler için sofralar hazırlanırdı. Bir gün, yayla yerinde, Abdürrezak Bey yanındaki çobana, karşı yamaçta otlayan at sürülerini gösterip, Bunlar kimin atları? diye merakla sordu. Çoban, biraz şaşkınlıkla, Sizin atlar! dedi. Bunun üzerine aralarında şöyle bir diyalog geçti: Bu atlara biniyor musunuz? Hayır! Yük falan taşıyor musunuz? Hayır! Yiyip içip semiriyorlar Götürün Askeriye satın bari bir işe yarasınlar Naci Bey: Naci Bey, Abdürrezak Bey in aksine, yemesini içmesini seven, hafif meşrep birisiydi. Yemeklerde az da olsa alkol alır, ama bundan dolayı asla kontrolünü kaybetmez, taşkınlık veya saldırganlığın emaresi bile okunmazdı. Naci Bey ve Hikmet Ablamın evliliklerinden bir oğlan ve bir kız çocukları dünyaya gelmiş, ancak her ikisi de bebek yaşta ölmüşlerdi. Daha sonraki yıllar çocuk sahibi olamadılar. Naci Bey, Rus yönetimi yıllarında ilkokul eğitimi almıştı. Hatta Zor yaylasında çok eski bir binayı bizlere, Rusça okul anlamına gelen İşkol diye tanıtmışlardı. Acaba Naci Bey bu okulda mı eğitim görmüştü bilmiyorum. Naci Bey in hayatına damgasına vuran bir olay oldu yılında casusluluk suçlamasıyla yakalanıp cezaevine kondu yıl kadar Erzurum cezaevinde yattı. O zamanlar Iğdır ı ayağa kaldıran bu olay şöyle gelişmişti: Bir gün dostları (!) Naci Bey i yemeğe davet edip, önüne, içinde 381

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

KADİR BAYKAL. Kadir Baykal

KADİR BAYKAL. Kadir Baykal KADİR BAYKAL Kadir Baykal Baykallar, Iğdırmava nın köklü ve güçlü ailesi olarak 20 yy Iğdır ına damgasını vurmuş; kendi içinde değerli girişimci ve siyaset adamları çıkarmıştır. Bunlardan özellikle Fazıl

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ Kurtuluş Savaşı ndan 7 yıl sonra ilk kez bir Yunan Takımı; Selanik Şampiyonu Aris 1, yurdumuza gelmişti. Bu, temeli atılmakta olan Türk-Yunan Dostluğu çerçevesi

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Iğdır Sevdası. İlk ve orta tahsilimi Iğdır da, liseyi Kars ta okudum. Yüksek tahsil hayatıma

Iğdır Sevdası. İlk ve orta tahsilimi Iğdır da, liseyi Kars ta okudum. Yüksek tahsil hayatıma ALİ ASKER SAYAN Iğdır Sevdası 1905 den itibaren, siyasi nüfuzu ve örgütçü kişiliğiyle ön plana çıkan Hacı Ekber Tufan, Milli Mücadele yıllarında çaba ve enerjisini Iğdır ın kurtuluşu yolunda harcamış,

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ Geleceğe ışık tutan, Başöğretmen Atatürk ün emanetine sahip çıkıp, eserinin üzerine imza atan, bilgiyi öğretmekten

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK;

İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK; İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK; Okulumuzun tarihçesinden de anlaşılacağı üzere Türkiye nin ilk Ticaret Lisesi olan Sultanahmet Ticaret Lisesinde okumuş olmak büyük

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ Önceki gün vefat eden gazeteci yazar Bülent Akkurt Bodrum da dostları, yakınlarının kollarında son yolculuğuna defnedildi. Bülent Akkurt un yazıları bir

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

MAYIS SONUNDA, OKULDA...

MAYIS SONUNDA, OKULDA... MAYIS SONUNDA, OKULDA... Bu fotoroman, bir ukte neticesinde tecelli etmiştir!... 21-23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Diyarbakır Gezisi nin tarihi daha ilk tespit edildiğinde, yani Mart ayında, benim

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Eğirdir-Kovada-Yazılıkanyon (21-22 Haziran 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Eğirdir-Kovada-Yazılıkanyon (21-22 Haziran 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Eğirdir-Kovada-Yazılıkanyon (21-22 Haziran 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 21-22 Haziran 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonunda 25 kişilik bir gurupla konaklamalı

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 31.08..2012. Almeida gidiyor mu?

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 31.08..2012. Almeida gidiyor mu? Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 31.08..2012 Almeida gidiyor mu? Beşiktaş'ta ünlü oyuncu ile yollar ayrılıyor. Hugo Almedia'nın gideceği söyleniyor. Bun göre yöneticilere 6 aylığına gelmiştim. Ailem

Detaylı

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ:

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: Μάθημα: Σοσρκικά Δπίπεδο: Ε2 Γιάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία: Τπογραφή Καθηγητή:

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: ΔΕΙΓΜΑ Μάθημα: Σοσρκικά Δπίπεδο: Ε3 Γιάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία: Τπογραφή

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı