ETKiNLiK, iktisadi HUKUK OKULU VE TURK HUKUKUNDAN BiR ÖRNEK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ETKiNLiK, iktisadi HUKUK OKULU VE TURK HUKUKUNDAN BiR ÖRNEK"

Transkript

1 ETKiNLiK, iktisadi HUKUK OKULU VE TURK HUKUKUNDAN BiR ÖRNEK Levent Korkut* Coase'a göre, Mahkemeler karar verirken kendi kararlarının ekonomik sonuçlarını göze almaları, eğer hukuki durumlarda belirsizliklere neden olmayacaksa bu sonuçları dikkate alarak kararlarını oluşturmaları gerekir. Ancak bu anlayış, angio-sakson hukuk geleneğine sahip olan ülkeler dışında dünyanın birçok yerinde hukukçuların oldukça uzak olduğu bir yaklaşım biçiminin ürünüdür. Yargıçlar, genellikle, kararlarını ekonomik sonuçlarına hiç bakmaksızın temellendirmeye çalışırlar; "kamu yararı", "genel sağlık", "toplumun refahını arttıracak önlemler alma" gibi kanunlarda, hatta a nayasalarda yer alan bazı soyut içerikli kavramları yorumlarken klasik yorum tekniklerinin ötesine geçemezler. Ekonomik rasyonalitenin toplumsal yaşamı böylesine kuşattığı bir çağda, yargıçların ekonomik sonuçları gözetmeden karar vermeleri önemli sosyal refah kayıplarına yol açmaktadır. Aşağıda bu körleşmenin özellikle Türkiye'deki hukukçular açısından temel nedeni olan yaklaşım biçimini ele aldıktan sonra, yeni açılım biçimlerinin ne olabileceğini ve ülkemizdeki bazı somut sorunlara ekonomik bakış açısının nasıl uygulanabileceğini tartışacağım. A- KÖRLEŞMEN/N NEDENI: KELSEN'C/ HUKUKI POZITIVIZM'/N Y AKLAŞIM BIÇIMI Hukukçular, özellikle de yargıçlar önlerine gelen davalarda bir nitelendirme yapmak zorundadırlar. Bu nitelendirme somut olayın o olaydan önce konmuş genel ve soyut kurallara uydurulması faaliyetidir. Yani, yargıç soyut hukuk kuralı ve somut olaydan hareketle bir hukuki çıkarımda bulunacaktır. Bu çıkarım faaliyeti mantıki çıkarırnlara benzerlikler gösterir, ancak aynısı değildir. Hukuki pozitivizmin kurucularından olan Kelsen'e göre, mantıki çıkarımlar doğruluk-yanlışlık ölçütlerine tabidir, oysa hukuki çıkarımlar böyle bir değerlendirmeye konu olamazlar. Örneğin, "Tüm insanlar ölüınlüdür," "Socrates da insandır," "O halde, Socrates da ölümlüdür." *Arş., Gör., Hacettepe Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü. Ekonomik Yaklaşım, Cilt 7, Sayı 22, Sonbahar 1996

2 (. 6 Levent Korkut mantıksal çıkanmını ele alalım. Kelsen'e göre, bu mantıksal çıkarımda sonucun doğruluğu büyük ve küçük önermelerin doğruluğuna bağlıdır. Eğer büyük önerme doğru ise, küçük ö nerme büyük önermeden elde edildiğinden (çünkü Socrates "insan"dır), sonuç ise her iki ö nennenin doğru olması nedeniyle doğru olacaktır. Demek ki, bir mantıksal çıkarımda, sonucun doğruluğunu esas olarak büyük önermenin doğruluğu belirlemektedil Büyük önermenin, yani "tüm insanlar ölümlüdür" ifadesinin doğru olup olmadığı sorunu ise mantık dışında ve bilimsel yöntemlerle çözülecek bir sorundur (Kelsen, 1945: 229). Kelsen, hukuki çıkarımlarda bu aşamaların izlenmediğini, verdiği şu örnekle ortaya koymaya çalışır: 1. Birey ler taahhütlerini yerine getirirler, 2. "x", "y" ye "z"yi taahhüt etmiştir (kendi subjektif iradesi ile genel norma uygun bir a çıklamada bulunmuştur). 3. "x" taahhütünü yerine getirmeli, "z"yi "y"ye teslim etmelidir. Burada ilk önermeyi genel bir norm olarak düşünürsek, ikinci önermenin ya da bireysel normun, mantıksal çıkarımlarda olduğu gibi birinciden elde edildiğini ileri süremeyiz. İkinci önermenin meşruluğunun birinci norma bağlanması için bir iradi eyleme gerek vardır. Burada artık mantıki bir çıkarımdan değil, ikinci normun birinci norma göre temellendirilmesinden bahsetmek mümkündür..bu iradi eylem objektif bir anlama sahip olduğu sürece varılan sonucun meşruluğundan bahsedilebilir. iradi eylemin objektif niteliğe sahip olup olmadığı ise bu konuda bir üst normun varlığına bağlıdır. Artık burada sorun, doğru olup olmama değil, meşruluktur. iradi eylemlerin objektif bir anlama sahip olması, gerek genel normun gerekse ona dayanılarak kurulan alt normların meşru olmalarını sağlar. Objektif anlama sahip olmanın koşulu ise genel normun yetkili organlarca oluşturulup oluşturulmadığına bağlıdır. Bu anlamda, genel normun doğruluğu ya da yanlışlığı değil, meşru olarak oluşturulup oluşturulmadığı önemlidir (Kelsen, 1945: 233.) Kelsen geliştirdiği bu ayrım temelinde hukuki çıkarımların temel özelliğini ortaya koyar: Hukuki çıkarımlar, mantıki çıkarımlarda olduğu gibi bir şeyin doğruluğunu ispatlamaya ya da birbirleriyle çelişen iki önerme arasındaki çelişkileri çözmeye yönelik çıkarımlar değildir. Hukuki çıkarımlar, neyin meşru olduğuna yöneliktir ve bu meşruluk, temelini, üst normun varlığında bulur (Kelsen; 1945: ) Bir örnek verecek olursak, birbiriyle çelişir gözüken iki meşru (biri meşru değilse zaten çelişkiden bahsetmek mümkün değildir) hukuk normu arasında mantıki anlamda bir çelişki yoktur. Böyle bir durumda, genellikle, çelişen normlardan biri diğerinin düzenlemesine istisna getirdiğinden, farklı irade içeriklerinden söz edilir. Eğer mantıkta olduğu gibi doğruluk ölçü alınsaydı, iki normdan biri, diğerini dıştamak zorunda kalacaktı. Kaldı ki, her iki hukuk normunun bir üst norm karşısında meşruluklarını yitirmeleri de olasılık dahilindedir. Yani, mantıki olarak çelişik görünen normların her ikisi aynı anda meşru olabilirler ya da meşruluklarını kaybedebilirler (Kelsen, 1945: 213 ve Ketsen, 1973: 233.)

3 EKONOMIK Y AKLAŞIM 7 Kelsen, bu temel özellikten hareket ederek normların meşruluklarının temeliendirilmesi sorununa geçer. Burada Ketsen'in verdiği bir örnek onun yaklaşımını anlamak açısından ö nemlidir: Paul okuldan eve gelir ve babasına, sıra arkadaşının kendisinin düşmanı olduğunu ve ondan nefret ettiğini söyler. Bunun üzerine babası Paul'e, arkadaşlarından nefret etmemesini ve onları sevmesini söyler. Paul ise, babasından bunun nedenini açıklamasını ya da Ketsen'in deyişiyle babasının iradesiyle kurduğu subjektif anlamın objektif içeriğini öğrenmek ister. Paul'ün baba:;ının burada yapacağı tek şey bir üst norma gönderme yapmaktır ve Paul'e, İsa'nın "düşmanlarınızı sevin" sözünü aktarır. Bunun üzerine Paul, niçin İsa'nın eminerine uymak zorunda olduğunu sorar ya da Ketsen'in bakış açısıyla, İsa'nın kendi iradesiyle kurduğu subjektif anlamın objektif içeriğini sorgular. Babası, Paul'e, Hıristiyanların İsa'nın emirlerine uyması gerektiğini söyler ve bunun Hıristiyan ahlakının temel normlarından biri olduğunu hatırlatır. l<.elsen'e göre, artık bu aşamadan sonra sorgulamanın devam etmesi olanağı yoktur, çünkü temel norma ulaşılmış, sorgulanacak pozitif bir norm kalmamıştır (Kelsen, 1945: 254). Kelsen, bu örnekteki argümantasyon tarzının hukukta aynen geçerli olduğunu ve normlar hiyerarşisi içinde, alt kuralların meşruluğunun belirlenmesinde de bu basamaklardan geçildiğini ileri sürer. Alt normun meşruluğu, ancak alt normun üst normla temellendirilmesiyle mümkündür. Üst norm, alt normun hangi organ tarafından ortaya konabiieceği ve kapsamı konusunda belli sınırlamalar getirebilir. Alt normları yapmaya yetkili organlar genel olarak belirlenebilir. Örneğin, 1982 Anayasasının 7. maddesine göre, hukukumuzda yasaları yapmaya yetkili organ T.B.M.M.'dir. Maddenin düzenlenişinden bu yetkinin genel bir yetki olduğunu çıkarmak mümkündür. Öte yandan, üst norm ile, alt normu oluşturmaya yetkili organların iradesine i çerik açısından bazı sınırlamalar getirilebilir. Bu durumda, alt nonnun konusu, ancak üst normun düzenlediği konu çerçevesinde kalıyorsa meşrulaştırılabilir. Görüldüğü gibi, Kelsen, Türk Anayasa Hukuku ve İdare Hukuku alanlarında da kullanılan analitik metodu önermekte, yasaların üst norma dayanılarak meşrulaştırılmasını, yetki ve şekil açısından anayasaya uygun olup olmadıklarına dayandırmaktadır. Böyle bir analiz pozitif hukukta özellikle yetki ve şekil unsuru açısından zorunludur. Çünkü hukuk kurallannın geçerliliği, yetkili organlar tarafından belli usullere göre oluşturulmalarına bağlıdır. Konu unsuru açısından ise, Ketsen'in bakışının gerekli analitik derinliğe ulaşmak için yetersiz kaldığı söylenebilir. Ketsen'in ortaya koyduğu analitik çerçeve tutarlı olmakla birlikte belli açılardan ihtiyaçlara cevap vermekte yetersiz kalmaktadır. Üst normların soyut ifadeler içermesi durumunda ö nemli sorunların ortaya çıktığını aşağıda göreceğiz. Ama önce daha derin bir analitik bakışın teorisini oluşturmalıyız. Böyle bir analitik bakışın hareket noktası kuşkusuz Ketsen'in özellikle de onun hukuki çıkarımlar konusunda ortaya serdiği salt iradeci teorisinin eleştirisi', tutumun sorgulanmasıdır.

4 { 8 Levent Korkut B- KELSENCI HUKUKI POZTIVIZMIN ELEŞTIRISI Kelsen ve daha genelde tüm hukuki pozitivistler niçin iradeyi temel alırlar? Hukuki pozitivizm I 9. yüzyılın.sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında bilim ve felseye hakim olan pozitivist anlayıştan bağımsız düşünülemez. Modern düşünce adı verilen bu anlayışın femel özellikleri deney ve belgeden başka kanıt kabul etmeme, genel kavrarnlara karşı Şüphecilik ve tarihselciliktir. Bu akımın etkisinde kalan hukukçular, hukukun da belgelenebilir ve kanıtlanabilir bir dayanağı olması gerektiğini, o ana kadar hukuk düşüncesinde egemen olan doğal hukuk anlayışının hukukun kaynağının belirlenmesi konusunda yetersiz kaldığını ileri sürmüşlerdir. İradeci görüşün ortaya çıkışının ana nedeninin işte bu temel yaklaşım olduğu i leri sürülür. Eğer sadece dış belirtileri olan şeyler hukukun kaynağı olarak kabul edilecekse, bu gereğe cevap veren iradi eylemlerdir. iradi eylem norm haline geldiğinde, belirlenebilir ve gözlemlenebilir bir niteliğe kavuşur (Keyman: ı 978: 27). Modernizmin tarihselci bakışının da bu iradeci yaklaşımda katkısı olduğu ileri sürülmüştür. Tarihin bilimselleştirilmesi ancak belge temelinde mümkündür. Hukuki pozitiv\zmden önce, tarihçi okul, modernizmin tar.h i çin oluşturduğu belgeci anlayışa bağlanarak, hukuki pozitivizmin bu konuda öncülüğünü yapmıştır. Tarihseki bakışın hukuk alanındaki yansıması, hukukun, herşeyden evvel bir belge aracılığı ile kanıtlanmaya elverişli bir insan fiili ne, yani. kuraı' koyanın iradesine dayandınlması şeklinde olmuştur (Keyman, 1978: 22-23). Hukuki pozitivistlerce savunulan iradeci bakışın diğer bir dayanağını, hukuki kesinliğe ancak yargıcın normların objektif iradesini araştırınakla yetinmesiyle ulaşılabileceği görüşü oluşturur. Yargıçların objektif iradenin araştırılınasını aşarak karar vermeleri, örneğin, hukukun içermediği ahlaki ilkelere, bilimsel görüşlere ya da subjektif değerlere gönderme yapmaları halinde, bireye devlet tarafından tanınan güveneelerin bir anlamı kalmaz. Hukuki kesinlik, nihai olarak, bireylerin devletle olan ilişkilerinin güvencesidir. Hukuki pozitivizmi savunanlara göre, bireysel özgürlüğün en büyük güvencesi olan hukuki kesinliğin korunabilmesi için, yargıcın, yasa koyucunun açıkça öngörmediği siyasi, ahlaki ekonomik ve sosyolojik unsurları temel alarak karar vermemesi gerekir (Kelsen, ı 945: 20-2 ı). Ketsen'in yaklaşımı, yargıcın rolünü kuralların geçerliliklerini belirlemeye yönelik bir faaliyete indirgernesi nedeniyle eleştirilmiştir. Pozitivizme eleştirel bakanların bir kısmı, yargılama işlevinin sadece hüküm vermekten ibaret olmadığını, yargılamanın diğer bir işlevinin adil olan kararlara ulaşmak olduğunu ileri sürer. Örneğin Fuller, "hukuk pratiğinde insanların iradelerinin tespitinde bile değerlendirme yapmak zorunludur" der. Fuller'e göre, hukuk ideal değil pratik bir kavramdır. Bu nedenle hukukun tanımı pratik işlevinden ayn düşünülemez. Hukukun pratik işlevi ise yargıçlara ve taratlara yol gösterici olmasıdır. Eğer bu pratik işlev değerlendirmeye yönelik faaliyetleri gerektiriyorsa, hukukun bu yönünü dışlamayı esas alan bir teorik ayrımın yanlışlığı ortadadır (Fuller 1958: 630). Kelsen'in hukuk tanımından yola çıkan Soper, Kelsen'in hukuku tanırularken normatifliği öne çıkararak hukuku cebire indirgeyen diğer pozitivistleri aşmaya çalıştığını, ancak ahlaki, bilimsel ve sosyolojik değerlendirmeleri dışiayarak geliştirdiği safi hukuk teorisi ile kendi yaklaşımını da aynı tanım la sınırladığını ileri sürer (So per I 98: 29-30) Soper, Kclsen'in ta-

5 :ut EKONOMIK Y AKLAŞIM 9 itiitielve!ağa! ürı ı se, ve un :ak ı 1- inü bir aniğe jşü h u apk e- :mı 1il ılo- fa ar ~vııde )re, dübu nali ği ıki, ndi ta- nımının ve hukuka yaklaşımındaki sınırlayıcı tutumunun onun hukuka bakışını etkilediğini, hukukun salt cebirden oluşmadığını açıkça savunsa da yaklaşımlarının zorunlu olarak bu sonucu doğurduğu görüşündedir. Hukuki pozitivizrn~ karşı çıkan realist yazarlardan Dworkin ise, özellikle çözülmesi zor hukuk problemleri söz ko:ıusu olduğunda yargıçların ahlaki, ve siyasi ilkelere yöneldiklerini, bu durumun kültürü homojen olmayan toplumlarda daha da belirgin olduğunu ileri sürer. Dworkin'e göre, bu problemler açısından, yargıcı ahlaki ve siyasi alandan soyutlamak ve ahlaki ve siyasi değerleri yansıtan kararları hukuk dışı kabul etmek mümkün değildir. Dworkin bu görüşüyle, yargıcın değerlendirme yapmasını bir zorunluluk olarak görür. Ancak, yargıç için de bazı sınırlar getirilmesini savunur ve mahkeme kararlarına ilişkin değerlendirmelerin, hukuk dışı alanları içermesini kıstas alarak değil, bu alanlara ilişkin konularda önceden geliştirilmiş "ilkeler"den hareket edilip edilmediğine bakılarak yapılınasını önerir (Dworkin, 1977: 82-84). Pragmatist hukukçu Posner, pozitivizmi normların geçerliliği problemini teorik aklı kullanarak ele aldığı ve analitik bakışın ötesine geçeınediği için eleştirir. Posner hukukun insanların eylemleri ile ilgili olduğunu, bu nedenle "saf aklın" kategorilerinin hukuki sorunların çözümünde yetersiz kaldığını iddia eder. Saf aklın karşısında olan pratik akıl ise kapsamı değişebilen (mutluluk, ortak iyi vs.) bir amaca ulaşınanın en iyi araçlarını bulmaya çalışır. Hukukta zor problemierin çözümünde teorik aklın değil, pratik aklın yardımına başvurulur. Yorum, hukukun genel ilkeleri, bilimsel bilgi, sosyolojik açıklamalar teorik aklın değil, pratik aklın araçlarıdır (Posner l 990: 7 l-l 00). Keyman da, açık hukuk kurallarının bulunmaması veya mevcut kuralların çelişkiyi ortadan kaldırmasının yetersiz olduğu hallerde, hukuki sorunlara salt pozitif hukuk kuralları ile çözüm aramanın mümkün olmadığını, bazı hukuk dışı unsurlara yer vermenin gerekli olduğu görüşündedir. Keyman, Kclsen'in yargı yorumunu hukuk bilimi alanı dışında tutan tavrını eleştirerek, hukuk bilimcisinin kuralın çeşitli anlamlarını açıklarken dahi biçimsel ve mantıki özelliklere değil, öze ilişkin unsurlara da bakınasının zorunlu olduğunu ileri sürer (Keyman, 1978: 51 vd). Yapılan bu eleştirilere karşı hukuki pozitivizmi savunanların en önemli dayanağı, hukuki kesinliğin ancak poztivizm ile sağlanabileceğidir. Keyman'ın da belirttiği gibi, hukuki pozitivizm yargıca hukuk yaratma yetkisi tanıyan görüşleri bireysel özgürlükler bakımından bir tehlike sayar. Bireysel özgürlüklerin korunmasının tek yolu, yargıcın yasa koyucunun açıkça düzenlemediği siyasi, ekonomik, ahlaki ve sosyolojik unsurları yorum yoluyla kararına yansıtmamasıdır (Keyman, 1978: 47). Görünüşte oldukça sağlam görünen bu savunu karşısında, "acaba hukuki pozitivizmin sağladığı hukuki kesinlik ne kadar kesinliktir?" sorusuna yanıt aramamız gerekiyor. Kelsen, mahkemeterin kesin hüküm (Res Judicata) niteliğindeki kararlarını şöyle betimliyor: "hukuku uygulayan organların, yasama ve örf tarafından önceden oluşturulmuş genel

6 r ~ı 10 Levent Kotkut maddi bir norma dayanmasa dahi meşru olabilen kararlardır" (Kelsen, 1945: ). Eğer mahkemelerin, özellikle de yüksek mahkemeterin böyle bir takdiri yetkisi varsa ve bu yetki hukuki pozitivizmin araçları ile sınırlanamıyorsa ( bunun en bariz örneği anayasa mahkemeleridir), ya da diğer bir deyişle, yukarıda Ketsen'den aktardığımız örnekteki gibi bir hukuki çıkarım modeli izlenınesini kesin olarak sağlayan araçlar yoksa, pozitivizmin hukuki güvenliği tam olarak sağladığı söylenebilir mi? Burada Kelsen'in hukuki güvenliği sağlamaya yönelik tek argümanı kesin hüküm niteliğinde karar veren organın, normları yorumlamaya "yetkili" (competent) bir organ olmasıdır (Kelsen, 1945: 397). Bu argüman, "her kararın mutlaka kendisini öneeleyen bir kurala dayanması gerekir, mahkeme, önüne gelen olaya varolan bir genel normu uygulamasa dahi kendini yetkilendiren norma dayanmadan karar veremez"(kelsen, 1945: ) şeklindeki Kelsen'in, "hı..~~uk normatif olmak zorundadır" tezini desteklese dahi, hukuki güvenliğe yönelik bir iddia ortaya koymaz. Kaldı ki, böyle bir durumda, yargıcın artık "yasama" faaliyetinde bulunduğunu Ketsen de kabul etmektedir. Öte yandan, üst normdan objektif bir anlamın çıkarılamadığı ya da üst normdaki ifadenin birden fazla anlama geldiği durumlarda da, hukuki pozitivizm yargıca salt normatif bir kriter sağlayarak, onu hukuk dışı kriterleri kullanmaktan ahkoyamamaktadır. Kelsen'in hukuk teorisine en büyük katkısı, hukukun daima bir normla varlık kazandığını ortaya koymasıdır. Böylece hukuk, salt ahlaki ve siyasi değerlendirmelerden, ya da salt akıla dayalı bazı postülalardan (doğal hukuk anlayışı) arındırılmış, uygulanması pratik ve tutarlı bir analitik bakış geliştirilmiştir. Ancak, Aral'ın da belirttiği gibi, Kelsen'in teorisi, Kant'ın, 1 her t;,u::.: deneyden önce gelen ve akılda mevcut saf biçimleri temel alan transandantalizmine dayanılarak kurulmuş "bilginin olanak ve koşullarını inceleyen" bir teori olması nedeniyle, deneysel bilgi öğelerinin değerini küçümseyen bir apriorizme varmış, hukuk alanındaki ampirik sorunları dikkate almamıştır (Aral; I 978: 9, 87). Sonuç olarak, Ketsen'in hukuki çıkarımlar konusunda, "normsuz çıkarım olmaz" ve "alt normların meşrulukları (bireysel ya da genel) üst normlar çerçevesinde, yetki, şekil ve konu açısısından incelenmelidir" görüşleriyle özetleyebileceğimiz yaklaşımı analitik açıdan yol gösterici olmakla birlikte, özellikle zor hukuk problemlerini çözmek için pratik aklın sentetik metodlarına da başvurmak gerekmektedir. Böyle bir "melez" yaklaşımın pozitivizmi dışlamaktan çok, onu yeni bir açılıma kavuşturmak için yapıldığına da burada işaret etmek gerekir. Pozitivizm sadece Ketsen'in ya da diğer herhangi bir pozitivistin anladığı anlamda olmak zorunda değildir. Keyman'ın da belirttiği gibi tek bir pozitivizm değil, pozitivizmler vardır (Keyman, 1978: 21). C- HUKUKTA PRATIK ARGÜMANTASYON Hukukta pratik argümantasyon araçları, normatif düzenlernelerin anlam içeriklerini belirleyen ifadeterin saptanmasına ya da bu saptarnaların doğruluk ya da yanlışlıklarının test edi)-

7 EKONOMIK Y AKLAŞIM ll melerine yönelik rasyonel metodlardır. Bu rasyonel metodlar, mutlak doğru sonuçlar vermez, ancak zor hukuk problemlerine ilişkin mahkeme kararlarının tutarlı yorumlara dayanıp dayanmadıklarının rasyonel bir zeminde tartışılmasını sağlarlar (Alexy, 1989: I 77). Alman Federal.A rı-:-.:r dsa Mahkemesi'nin bir kararında işaret ettiği gibi, "Mahkemeler anayasalara içkin değer yargıianna başvurmak zorunda kaldıkları bazı durumlarda, kanunların bu değer yargıianna uyup uymadıklannın açık bir şekilde aniaşılmaması ya da yeterince anlaşılamaması nedenleriyle, kaçınılmaz olarak takdiri unsurlar içeren değerlendirmelerde bulunmak zorunda kalabilirler. Bu tür değerlendirmelerde yargıçların keyfıliğe sapınamalan ve kararlannı rasyonel bir şekilde argümante edebilmeleri şarttır. Eldeki mevcut metinlerio lafzından hukuki problemin çözümüne dair sonuç elde edilemiyorsa, yargı kararlannın bu belirsizliği pratik aklın standartlarına göre gidermesi gerekir" (BVerfGE 34,269 (2870); Alexy, 1989: 25). Hukukta pratik argümantasyon, genel pratik argümantasyondan bazı farklılıklar gösterir ve belli sınırlar içinde kalmak zorundadır. Bu sınırların başında, üst ve alt normun objektif anlamlarının açık olarak belidendiği durumlarda pratik argümantasyonun değil, analitik hukuksal çıkarırnın kullanılmasının zorunlu olması gelir. Diğer sınırların başlıcaları, pratik argümantasyonun içeriğinin Anayasal ilke ya da kurallara ve hukuk sistemindeki diğer esaslı ö zeiliklere ters düşmemesi ve usul hukukunun kısıtlarına uymasıdır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, ampirik gözlemlerin, rasyonel ilkelerin ya da sezgisel bakışların normatif hukukta tek başlarına bir işlevlerinin olmadığıdır (Alexy, 1989: ). Mahkemeterin hukuk problemlerini çözerken öncelikle analitik bakışı uygulamaları esas olmalıdır. Alexy'nin "içsel haklılaştırma" (internal justification) dediği analitik bakışın en ö nemli aracı, Kclsen'in teorisinde de öngörülmüş olan ve yukarıda sunulan hukuki çıkarımdır. Hukuki çıkarırnın tefuel özelliği her mahkeme kararının en azından bir genel kuralla temellendirilmesidir. Ancak, bu temellendirme işlemi sırasında normun içeriğinin anlaşılması i çin, pratik argümantasyonla doğrulanabilecek yeni alt kurallara ihtiyacımız olabilir. Bu durumu bir örnekle incelemek açıklamalarımızı kolaylaştıracaktır. Diyelim ki, "A" "B"yi öldürdü. Burada olaya uygulanacak kural TCK'nın 448. maddesidir. Bununla birlikte failin fiilinin TCK'nın 450. maddesinde düzenlenen adam öldürme cezasını arttıran nedenler açısından da düşünülmesi gerekir. Örneğin, TCK'nın 450. maddesinin 4. bendinde düzenlenen teammüd, adam öldürme suçunun cezasını arttıran bir nedendir ve kanunda teammüdün ne olduğu tanımlanmamıştır. Bu nedenle gerek doktrinde gerekse uygulamada çeşitli teammüd tanımları yapılmıştır. Teammüdün soğukkanlılık, pusu kurmak, sabit fikir, öldürme kararı ile İcra arasında geçen süre gibi esaslar temelinde çeşitli tanımları geliştirilmiştir. Hangisini kabul edersek edelim, bu tanımların hepsinin pratik argümantasyonlar yoluyla kurulduğu açıktır. Örneğin, teammüdü, belli bir sürenin geçmesi ve sabit fikir olarak anladığımızda sürenin fizik bilimi ile, sabit fikirin ise psikoloji ile ilişkileri konusunda yapacağımız tanım salt genel narıniara değil, ilgili bilim alanlarına da dayanmak olduğundan, teammüd

8 12 Levent Korkut zorundadır. Genel normlar (TCK 448, 450) aracılığı ile fakat onlardan doğrudan elde edilmeyen bu tanımlar, aslında somut olaya uygulanacak birer alt kural niteliğindedirler, ya da diğer bir deyişle, teammüdü içeren maddenin failc uygulanabilmesi ancak pratik aklın yardımıyla bulunabilecek yeni bir kurala ihtiyaç göstermektedir. Aynı durum, objektif anlamı kanunda yer almayan tüm kavramlar için söz konusudur. Sağlam'ın Alman hukukçu Müller'in görüşlerinin özeti mahiyetindeki şu sözleri de, ampirik argümantasyonun hukukta gerekliliğini vurguladığı için bu görüşü destekler niteliktedir:... "norm ile ilişki içinde olabilecek her türlü nesnel veri normun nesnel alanını oluşturur. Ancak bu nesnel alan henüz "norm alanı" olarak belirlenmiş değildir. Norm alanı i çin bir hipotez niteliğindedir. Norm alanı, her normun nesnel alan içinden seçtiği, ayırdığı, vurguladığı, yeni bir biçim verdiği nesnel verilcrdir. Işte yalnız bu nesnel veriler, norm uygulanırken, daha doğrusu belli bir somut olay üzerinde somutlaşırken, normun kurucu unsuru haline dönüşür ve somut olayın karara bağlanmasında belirleyici rol oynar. (... ) Norm alanına ilişkin nesnel unsurların açıklanmasında, diğer bilim dallannın.da yardımcı olarak kulilanılacağı ampirik yöntemlere başvurulur" (aktaran: Sağlam, 1982: 48). TCK'nın 450. maddesinin 4. bendine "N", teammüdün tarafımızca kabul edilen tanırnma "KI", adam öldürme fıiline "A", fiili işleyene "x", tiilin "KI" kuralı uygulanarak yapılan betimlenıesine de "Sa" diyelim; "O"yu da zorunluluk ilişkisini kuran sembol (deontic operator) olarak kullanalım. O halde, (1) (x) (A -7 ONx) (2) (x) (Klx -7 Ax) (3) (x) (Sax -7 KI x) (4) (x) ONa Adam öldürme fiilinin TCK 448'i gerektirmesi, TCK 450(4)'den elde edilen alt kuralın adam öldürme fıiline bağlanması, Yapılan betimlemenin K I 'i gerekti rmesi, Analitik ve pratik akıl yürütme ile oluşan anlam. Bu dört aşamalı çıkarımdan da anlaşılacağı gibi hukuki çıkarımlar bazı durumlarda ancak pratik aklın araçlarıyla yapılabilmektedirler. İşte, 2. ve 3. aşamalarda başvurduğumuz KI kuralının meşruluğu sorununa, Alexy, normun dışsal meşruluğu (external validity) demektedir (Alexy, 1989: 221 vd). Artık, normun dışsal meşruluğunun hangi pratik akıl kıstaslarına dayanılarak değerlendirileceği problemine geçebiliriz. Bu kıstaslar beş başlık altında toplanabilir. Bunlar, ampirik argümantasyon, dogmatik akıl yürütme, yorum ve hukukun genel ilkeleri ve içtihatları kapsayan mahkemeleri n normatif kural koyma gücüdür (Aiexy, I 989: 231 ). Normların büyük bir kısmı ampirik argümantasyona konu olur. Ampirik argümanlar bireysel eylemiere ilişkin ifadelereya da bu eylemlerin nedenlerine dair olabileceği gibi sosyal

9 tt T a a ı- ta!- r) EKONOMIK Y AKLAŞIM 13 bilimlerin normatif içerikteki kurallarına da dayanabilir. Genellikle, ekonomi, sosyoloji, tıp, dilbilim, psikoloji ve siyaset bilimine ait bilgilere gönderme yapılır. Ampirik bilgilerin hukukta kullanılmasında karşılaşılabilecek en önemli sorun, mahkemelerin hiç bir genel norma dayanmadan salt ampirik verilerin yardımıyla karar verme yoluna gitmeleıinde ortaya çıkar. Leibholz, toplumun siyasi ve sosyolojik gerçeklerine mahkemelerin iki türlü tavır alabileceklerini söyler. Bunlardan birincisi gerçekleri bir kenara bırakıp normlara bakmayı savunan kavramsal pozitivizmin yaklaşımı, diğeri ise salt gerçeklikten hareketle, yorum yöntemleri ya da bilimsel bilgilere başvurularak gerçekleştirilen ve normları ikinci plana atma eğilimi taşıyan sosyolojik pozitivizmdir. Yazara göre her iki yaklaşım da uç noktalarda yıkıcı sonuçlar doğurur. Leibholz, yargıcın, kuralı gerçeğe ya da gerçeği kurala feda etmeden, norın ile gerçeklik arasındaki diyalektik çelişkiyi çözmesinin en uygun yöntem olacağı görüşündedir. Bunu sağlamanın yolu ise, hukuki kavrarnların gerçek açısından aniaşılmaya çalışılması ya da bu kavramların içerdikleri anlamların günün koşullarına göre yorumlanması, ancak bunu yaparken, akla uygun bir biçimde yorumlandığında belli ve açık bir anlam taşıyan anayasa kuralına, değişen siyasal ya da sosyal gerçeklik adına ayrı ve tutarsız bir anlam verilmemesidir (Leibholz, 1973: 1-7). Alexy ise, hukuki akıl yürütmenin ampirik yöntemlere indirgenmemesi ve her ampirik bilginin ancak hukuki çıkarımlar dolayısıyla elde edilmesi koşulları sağlandığında bu tür bir tehlikenin en aza indirileceği görüşündedir. Bununla birlikte, ampirik bilgi çoğu kez kesinlikten yoksundur. Bu nedenle, rasyonel öngörüler kaçınılmazdır (Aiexy, 1989: 233). D- iktisadi HUKUK OKULU 1- ız ı ik ı al Hukukun ekonomik analizi, ekonomi alanından devşirdiği normatif rasyonel öngörüleri hukuka uyarlayan, Kelsen'ci hukuki pozitivizmin ileri sürdüğü "yargıcın görevi üst normu koyanın iradesini bulmaktır, bu anlamda yargıç hukukun dışında kalan siyasi, sosyolojik, e konomik ve kültürel yaklaşımlardan uzak kalmalıdır" anlayışına karşı çıkan, hukuki analizde pratik akla yer veren bir yaklaşımdır. Hukukun ekonomik analizi okulunun hareket noktasını insanların kendi faydalarını maksimize edecekleri rasyonel öngörüsü oluşturur. Bu öngörü aslında çağımııda genel kabul gören ekonomi okullarının kullandığı hipotezlerin ortak (örneğin arz ve talep kanunları) öncülüdür. İktisadi hukuk okulu ikisi kavramsal, biri normatif üç yaklaşım biçiminin hepsine verilen ortak bir addır. Okulun analitik-kavramsal yaklaşımları ya betimleyici ya da pozitiftir ( Coleman, 1988: 67-68). Betimleyici iktisadi hukuk analizleri, varolan hukuk kurallarını açıklayıcı bir araç olan iktisadi etkinlik kavramıyla rasyonelleştirmeye ve anlamaya çalışır. Richard Posner'ın çalışmaları bu yaklaşıma örnektir (Posner, 1990: ). Posner, Amerikan hukuk uygulamasında mahkeme kararlarının ekonomi teorisi yardımıyla rasyonclleştirilebileceğini ileri sürmektedir. Pozitif analitik-kavramsal yaklaşımlar ise iktisadi etkinlik kavramının açıklayıcı gücüne başvurmaktan çok, piyasa modellerindeki kavramsal araçlarla ilgilenir. Yaklaşım taraftarlarınca bu kavramsal araçlar geleneksel hukuki sorunların algılanmasına

10 14 Levent Korkut yardımcı olabilir. Bu tür çalışmalara tipik örnek Isaac Ehrlich'in ceza hukuku ile iktisadi faaliyetler arasındaki ilişkiyi vurguladığı çalışmalarıdır. Ehrlich'e göre, ceza hukukunun kuralları tüketicilerin, yani potansiyel suç kurbanlarının farklı suç önleyici fiyatların hangi suçlara karşı kullanılacağı konusundaki kararlarını yansıtan bir araçtır (~oleman, 1988: 68). Reformİstler ise normatif iktisadi hukuk okulundan yanadırlar. Bu yaklaşımın savunucuları varolan hukuk kurallarını bir değerlendirmeye tabi tutarlar ve eğer onları iktisadi etkinlikten yoksun bulurlarsa yeni kurallar önerirler. Guido Calabresi bu yaklaşımın öncülerindendir (Calebresi, 1970: 1-24). Tüm bu yaklaşımların ortak özelliği iktisadi etkinlik kavramından hareket ediyor olmalarıdır. Ancak, ilk yaklaşım kavramın açıklayıcılığına, ikincisi teorik uygulamalarına üçüncüsü de normatifliğine önem verir. Okulun temel savı yargılama faaliyetinde geçerlilik sorununun dışında iktisadi etkinlik sorununun da önem taşıdığının mahkemeler ve yasama organı tarafından dikkate alınması gereğidir. Yani yargı yeri özel çıkarlar arasındaki uyuşmazlıkları çözümlerken, idarenin işlemlerini iptal ederken ve bir kanunun anayasaya aykırılığına karar verirken söz konusu sözleşme, idari işlem ve düzenleme ya da kanunları iktisadi etkinlik açısından da değerlendirecek ve vereceği karara esas teşkil edecek savlarını yine iktisadi etkinlikle meşrulaştırabilecektir. Bu nedenle okul, yargılama faaliyetinde, hukuk kurallarının geçerliliğine dayalı klasik pozitivist anlayışla sınırlı kalmayan, pratik argümantasyona yer veren bir yaklaşıma sahiptir. Ancak iktisadi etkinlik kavramının tanımlanmasının zorluğu nedeniyle, bu kavram, okul üyeleri tarafından kullanılan farklı alt kavramiaştırmalar kullanılarak açıklanmalıdır. Bu açıklamalar aynı zamanda iktisadi hukuk yaklaşımının temel araçları hakkında da bilgilendirici olacaktır. İktisadi hukuk okulu etkinliği dört alt-kavramiaştırma ile açıklamaya çalışır: Tahsis etkinliği, Pareto optimalitesi, Pareto üstünlük ve Kaldor-Hicks etkinlik ilkeleri (Coleman, 1988: 68-69; Harrison, 1995: 27-33).Tahsis etkinliği, üretimin en düşük maliyetle yapılması anlamında olmayıp, doğru miktarda çıktının üretilip üretilmediği ile ilgilidir. Tahsis etkinliği en iyi arz talep eğrileri ile açıklanır. Talep eğrisinde aşağıya indikçe üretilen her yeni birimin değeri, yani satın alanların ödemeyi kabullenecekleri fiyat bir öncekinden daha az olacaktır. Arz bakımından ise, üretilecek her yeni birimin satıcıya maliyeti o mal için kullanılan girdilerin maliyeti ile belirlenecektir. Bir malın üretiminde girdilerin maliyeti aynı girdilere başka malların üretiminde kullanıldığında ödenen fiyatla, yani girdilerin "sosyal maliyet"i ile belirlenir. Bu anlamda tahsis etkinliği, bir mala alıcılar tarafından verilen değerin, üretimin sosyal maliyetininin üzerinde olduğu durumlarda söz konusu olabilir (Coleman, 1988: 69-7; Harrison, 1995: 28). Pareto etkinliği üç kavramla açıklanır. Pareto optimalitesi, pareto üstünlüğü ve alt-pareto. Eğer bir tahsis pareto anlamında optimal ise, optimalin elde edildiği noktada, yeniden tahsis yapılarak bir kişiye yarar sağlanması, ancak başka bir kişinin yarar kaybıyla olanaklıdır. Diger bir deyişle, yeniden tahsis yapıldığında hiç kimsenin daha kötü bir duruma düşmeyeceği durum pareto anlamında optimaldir. Bir tahsisin diğerine göre pareto anlamında üstün olması ise, hiç bir kimse daha kötü duruma gelmeden en azından bir kişinin durumunun iyileşme-

11 EKONOMIK Y AKLAŞIM 15 l- l- a - ı-,- ır ı i l- 1ı rı ır ı- 1- si anlamına gelir. Eğer bir kaynak tahsisi diğerine göre alt-pareto ise yapılan karşılaştırmada mutlaka kaynak bölüşümü açısından bir pareto üstünlük durumu söz konusudur (Coleman, 1988: 71-72; Harrison, 1995: 30-33). Bir yeniden-bölüşümün Kaldor-Hicks anlamında etkin olabilmesi ise, ancak ve ancak yeniden-bölüşüm sonrası kazananların kaybedenleri tazmin edebilecek kadar fazla kazanmalarına bağlıdır. Eğer kazananlar kaybedenleri tazmin edemiyorlarsa o yeniden-bölüşüm etkin değildir. Buradaki tazminat gerçekleşen değil, potansiyel tazminattır (Coleman, 1988: 81-87;' Harrison; 1995: 33-36). kullanıl Bu kavramların açıklanmasından sonra artık etkinlik kavramının hukukta nasıl dığına geçebiliriz. E- ANAYASA MAHKEMESI'NIN BIR KARARI VE ETKINLIK SORUNU günlü 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu 3035 sayı h Kanun' la değiştirilmiştir sayılı Kanun'un 625 sayılı Kanun'u değiştiren Ek-4. maddesi şöyledir: I.ı- ç- ~t- 8: ' a- ın ır. e ka ır al n- o. 'IS ı- ği a e- "Özel Öğretim Kurumları, öğrenci kapasitelerinin %2'sinden aşağı düşmernek üzere ücretsiz öğrenci okutınakla yükümlüdürler. Bakanlık ücretsiz okululacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını yönetmelikle düzenler, ücretsiz öğrenci miktarını %10'a kadar arttırabilir." Anılan düzenleme uyarınca yürürlüğe giren Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tesbit ve Tahsil Yönetmeliği'nin 20. maddesinde özel öğretim kurumlarının kuruma devam eden öğrenci sayısının yüzde ikisinden aşağı olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmak zorunda oldukları belirtilmiştir. Bu yönetmeliğe karşı idari yargıda dava açan bir özel okul A nayasa'ya aykırılık itirazında bulunmuş, bu itirazı ciddi bulan mahkeme de söz konusu yönetmeliğin dayanağını oluşturan kanunun Anayasa'ya aykırılığının incelenmesi için Anayasa mahkemesi'ne başvurmuştur. Konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi ise anılan düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir (Anayasa Mahkemesi: E.1990/4, K. 1990/6, l 990 tarihli karar) Mahkeme'ye göre, Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi başlığını taşıyan Anayasa'nın 42. maddesi eğitimin devlet tarafından parasız yerine getirilmesi gereken bir kamu hizmeti olduğunu belirtmektedir. Ancak bunun yanında yine aynı maddede orta ve ilk öğretirnde "özel" o kulların varlığı da kabul edilmektedir. Özel okulların anayasa tarafından güvence altına alınmış olması yaptıkları hizmetin kamu hizmeti niteliğini değiştirmez. Kamu hizmeti benzeri bir faaliyetin söz konusu olduğu bir alanda çıkarılan bir düzenlemenin anayasaya aykırılığı sorunu ise Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerindeki hükümlerle ilişkilendirilmesi zorunludur.

12 16 Levent Korkut Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devlctidir. Sosyal hukuk devleti güçsüzleri koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlüdür. Hukuk devletinin amaç edindiği kişiliğin korunması, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanınası yoluyla gerçekleştirilcbilir. Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten ve aynı zamanda anayasa metnine dahil olan başlangıç kısmının 4. paragrafında "Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde" sürekli çaba harcanacağı vurgulanırken, "Devletin Temel Amaç ve Görevleri" başlığını taşıyan 5. maddesi de, devlete bu amacın gerçeklcşebilmesi için gerekli şartları hazırlama ödevini vermiş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerindeki görevleri yerine getirebilmesi için devletin haklara müdahale edebileceğini, ancak burada devletin hakları engelleyen devlet olmayıp, sosyal devlet ilkesini gerçekleştiren devlet olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, özel okullanı o/o 1 O' a kadar varan ücretsiz öğrenci akutama zorunluluğunun getirilmesinin bu anlamda bir müdahale olduğuna ve Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi yaptığı bu değerlendirmede konuya iktisadi rasyonalite açısından bir bakış geliştirmemiştir. Oysa yukarıda özetiediğimiz şekliyle Anayasa Mahkemesi'nin kullandığı savlar konuya iktisadi açıdan bakılınasını zorunlu kılmaktadır. Acaba iptali istenen bu düzenleme gerçekten Anayasa'nın 5. maddesi doğrultusunda bireylerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirmeye yönelmiş midir? Düzenleme öncesi durumla düzenleme sonrası durum arasında ne gibi bir farklılık oluşmaktadır? Bu farklılık hukuksal açıdan sorgulanabilir mi? Bu soruların yanıtları iktisadi etkinlik hesaba katılınadan verilemez, çünkü Anayasa'nın 5. maddesi devlete, kişilerin maddi ve manevi geliştirme ve onların özgürlüklerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak derecede sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma görevi vermiştir. Mahkeme kararında bu maddeyi dayanak yapmış, ancak ilgili düzenlemenin 5. maddeyle uyum içinde olduğunu herhangi bir destekleyici sava dayanmadan a priori olarak kabul etmiştir. Oysa iktisadi rasyonalite temelinde iptali istenen düzenlemenin Anayasa'nın 5. maddesine aykırı olduğuna yönelik çeşitli savlar geliştirilebilir. Bu nedenle, aşağıda anılan düzenlemenin niçin Anayasa'nın 5. maddesine aykırı olduğu iktisadi etkinlik temelinde, normatif önermelerle ele alınacaktır. Özel oku ll ara %2-1 O oranında ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü getiren düzenleme öncelikle pareto optimalitesi açısından incelenmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi, bir tahsisin diğerine göre Pareta anlamında üstün olması, hiç bir kimse daha kötü duruma gelmeden en a zından bir kişinin durumunun iyileşmesi demektir. Ele aldığımız düzenleme açısından, düzenleme öncesi duruma göre, ücretsiz okuma hakkını elde eden %2-IO'Iuk kesimin durumu i yileşmiş, buna karşın gerek özel okullar gerekse bu okullara çocuklarını gönderenierin durumu kötüleşmiştir. Burada özel okulların hiç zarar görmeyecckleri, üzerlerindeki bu yeni yükümlüğü fıyatlar yoluyla öğrenci velilerine aktaracakları savunulabilirse de bunun pek

13 EKONOMIK Y AKLAŞIM 17 mümkün olmadığı ileri sürülebilir. Anayasal düzenleme ülkemizde hem kamu hem de özel kesim okullarına izin vermektedir. Böyle bir piyasada özel okullara yönelik talebin esnekliği fazladır. Yani, özel okulların ücretlerindeki %1 O' luk bir artış öğrenci velilerini kamu okullarını tercih etmeye yöneltebilir. Bu nedenle özel okullar yükün bir kısmını velilere aktaracak bir kısmını ise kendileri ödeyecek ve her iki kesim de düzenleme öncesine göre daha kötü bir duruma geleceklerdir. Özetle, düzenleme sonrası durum Pareta anlamında etkinlik sağlamaz. Acaba Kaldor-Hicks yöntemi ile Pareto anlamında etkinlik sağlamayan bu durum düzeltilebilir mi? Pareta etkinlik ilkeleri kamu politikalarına uygulandığında Pareto anlamında etkinlik sağlayacak bir uygulama bulmak zorlaşacaktır. Bu zorluğu giderici bir uygulama olarak Kaldor-Hicks etkinliği kullanılabilir. Kaldor-Hicks etkinlik kuralının uygulanabilmesi Pareto anlamında etkin olmayan bir düzenlemenin yaratacağı kaybedenler kitlesinin zararlarının tazminine bağlıdır. Bunun en klasik örneği kaınulaştırmaya ilişkin düzenlemelerde görülür. Devlet kamu yararının gerektirdiği durumlarda özel kişilerin garimcnkullerini onların e linden alabilir. Bu uygulamada özel kişilerin uğrayacağı zarar, kaybettikleri gayrimenkullerin rayiç değerlerinin kendilerine verilmesiyle giderilir. Böylece, başlangıçta Pareto anlamında etkin olmayan bir düzenleme Kaldor-Hicks anlamında etkin kılınır. Burada incelediğimiz olay açısından Kaldor-Hicks anlamında bir etkinlikten bahsetmek de olanaklı değildir, çünkü özel okulların ücretsiz okutaeağı öğrencilerin yol açacağı kayıplar devler tarafından karşılanmamaktadır. Eğer yasal düzenleme öğrenci okutma zorunluluğuna karşın bir bedel öngörseydi ancak o zaman Kaldor-Hicks etkinliğine ulaşılabilirdi. Kaldı ki, Kaldor-Hicks etkinlik ilkesi dahi P~reto etkinliğine ulaşmaktan uzaktır, olsa olsa bir yakınlaşmadan söz etmek gerekir. Bunun iki nedeni vardır. İlk olarak, zararların tazmini, hakkında düzenleme yapılanların serbest iradelerine yapılan müdahaleyi ortadan kaldırmaz, örneğin kamulaştırılan bir gayrimenkulün sahibi karşılığı ödense de malını satmak istemiyor olabilir. İkinci olarak, lazminatın ölçüsü paradır ve para kaybedilen faydayı tam olarak karşılamayabilir, örneğin kamulaştırılan malın sahibi hangi bedel ödenirse ödensin önceki durumun devamını isteyebilir. iptali istenen yasa maddesi son olarak bir de tahsis etkinliği temelinde ele alınabilir. Tahsis etkinliği açısından bakıldığında iptali istenen yasa maddesi eğitim piyasasında özel okullara ek sosyal maliyet getiren bir düzenleme olarak düşünülmelidir. Bu sosyal maliyet özel o kulların toplam ögrenci maliyetlerinin %lo' udur. O halde devletin firmalar üzerine yüklediği bu maliyetlerin, önlenmesi düşünülen sosyal zararları karşılama potansiyellerinin olup olmadıkları na bakmak gerekir. Bir çeşit firma gözüyle baktığımızda, devletin üretim faktörlerinin kullanımını yasal düzenlemeler ve idari kararlar aracılığıyla etkilediğini görürüz. Devletin yüklediği sosyal maliyetierin bir kısmı kaçınılmazdır. İlk olarak, devlet bazı faaliyetleri özel sektöre göre daha az maliyetle gerçekleştirebilir, çünkü elinde zor kullanma yetkisi, güvenlik güçleri ve hukuk mekanizması vardır. İkinci olarak, bazı sorunlar özel firmalar tarafından giderilemez, özellikle toplumun bütününü ilgilendiren çevre kirliliği gibi sorunlar bu gruba girer. Bu gibi alanlarda

14 18 Levent Korkut firmalar tek başlarına çözüm üretemezler ya da piyasa aracılığıyla üretilen çözümler devlet düzenlemesine göre daha pahalıdırlar. Ancak çoğu durumda devlet müdahalesinin getirileri götürülerinden fazladır. Bu gibi durumlarda ölçü devletin doğrudan müdahalesiyle oluşacak maliyetin piyasa aracılığıyla oluşacak maliyeti aşmamasıdır. Bu eşik aşıldığında devlet müdahalesi tahsis etkinliğini negatif etkiliyor demektir ( Coase, 1988: ). Ele aldığımız olaya dönecek olursak, özel okullara% IO'a kadar varan ücretsiz öğrenci o kutma yükümlülüğü getirilmesi özel okulların maliyetlerini etkileyecektir. Maliyetleri öğrenci velilerine aktaran özel okulların fiyatları artacak ve aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi arz eğrisi S 1 'den S 2 'ye kayacaktır. Bu kayma sonucunda M 1 öğrenci hacmi M 2 'ye gerileyecektir. talep esnekliğini arttırmak Yukarıda değindiğimiz gibi bu piyasada kamu okullarının varlığı tadır. Talep esnekliği de hesaba katılırsatalep eğrisi D' olacak, özel okullar bir kısım maliyeti kendileri üstlense dahi ögr.enci hacmi daha da düşecek ve M 1 ' noktasında gerçekleşecektir. Talep esnekliği varsayımı altında M 1 -M 2 ' kadar öğrencinin kamu okuhanna yöneleceği ve kamunun bu miktarda ek öğrenci için ek kaynak ayırması gerektiğini de vurgulamak gerekir. TL D' 0~ ~~--~ M M' 2 M 2 M 1 D

15 :ut!et en ak ıüo ncı ~ğtir. ık eti tir. ve r. EKONOMIK Y AKLAŞIM 19 Acaba düzenleme sonucunda (S 2 -F 2 -D ve D') düzenleme öncesine göre (S 1 -F 2 -D) kim daha avantajlı bir konuma gelmiştir? Özel okulların daha avantajlı olduklarını söylemek güçtür, çünkü öğrenci kaybı piyasanın daralmasına neden olacaktır. Özel okullarda çğitimlerine devam edecek olan Öğrencilerin ve velilerinin durumları da artan okul ücretleri nedeniyle o lumsuz etkilenecektir. Acaba aynı şeyi önceden özel okulda okuyan fakat düzenleme sonrası fıyat artışı nedeniyle kamu okullarına geçen öğrenciler ve velileri için de söylemek olanaklı mıdır? Bu öğrenciler açısından söylenebilecek tek şey en fazla önceki durumlarını koruyabileceklerdir. Devlet açısından ise bu düzenleme ilk başta bir kazanç gibi görünse de bunun pek de öyle olmadığını görmek zor değildir, özel okullardaki fıyat artışından kaçan öğrenci velileri devlet okuhanna yönelecek, devlet kurtulduğu bir yükü yeniden üstlenecektir. Talep esnekfiğini hesaba katarsak bu yükün ihmal edilebilir olmayacağı ortadadır. Bununla birlikte kumusal karın ya da kaybın hesaplanması ampirik bilgi gerektirmektedir. Tahsis etkinliği açısından iptali istene kuralla getirilen çözümün en iyi çözüm olduğunu savunmak olanaklı değildir, çünkü devlet zorlayıcı düzenlemeler yerine piyasa mekanizmaları aracılığı ve özel hukuk yöntemleriyle, özellikle de sözleşme yaparak daha etkin çözümler üretebilir. Yukarıda değindiğimiz gibi devletin doğrudan zorlayıcı düzenlemelere başvurması ancak belli durumlarda kamu yararınadır ve bu örnekte böyle bir durum söz konusu değildir. Acaba piyasa aracılığıyla ne yapılabilir? Örneğin, devlet, belli sayıda başarılı yoksul öğrenciyi özel okullarda ihale yöntemiyle okutturabilir. İhale yöntemi okullar arası rekabet nedeniyle devletin ödeyeceği maliyeti azaltacağı gibi, özel okulların kapasitelerini arttırmalarına yardımcı olacak ve sundukları hizmetin ucuzlamasına katkıda bulunacaktır. Özel okullardaki kısmi ucuzlama kamu okullarından özel okullara az miktarda da olsa bir hareketlilik sağlayacaktır ki bu devlet için ikinci bir maliyetten kurtulma olanağıdır, özel okullara olan ek talep oranında kamu o kullarına yapılan harcamada bir eksilme olacaktır. Bu arada gerek özel okullar gerekse özel okullarda çocukları eğitim görenlerin durumları kötüleşmeyecek aksine iyileşecektir. Yaratılan ek kapasite özel okulların karını arttıracak velilerin yükleri eski düzeyini aşmayacak, belki de azalma gösterecektir. Eğer devlet bu uygulamayı özel okullara yönelik bir vergi indirim paketiyle birlikte yaparsa anlattığımız olumlu sonuçların nice! olarak olumlu bir artış göstermesi de olanaklıdır. Daha başka alternatifler de düşünülebir, örneğin kupon yönteminin kullanılmasıyla etkinlik düzeyi yüksek bir çözüme ulaşabiliriz. Bu yöntemde devlet kamu okullarının harcamalarını karşılayabilecek kadar bir değeri olan kuponları öğrenci velilerine temel eğitim yardımı olarak verecek, bu kuponları alan veliler de ister kamu okuhanna gidip ücretsiz eğitim alacaklar, isterlerse de özel okullara gidip kupon değeri ile özel okul arasındaki ücreti ödemek suretiyle çocuklarının özel okulda eğitim görmesini sağlayabileceklcrdir. Bu yöntemle çocuklarını özel okulda okutabilecek aileler maksimum düzeyde özel okula kaymaya teşvik edilecek, devlet kamu okuhanna yapacağı harcamaların bir kısmından kurt "~ıcak, eğer gerekiyorsa özel okullara ihale yoluyla öğrenci okutulabilecektir.

16 (,_,_ Levent Korkut F-SONUÇ Ülkemizde yaygın kabul gören hukuk anlayışı, hukukun iktisadi, sosyolojik, kültürel değerlendirmelerden uzak kalmasını savunan bir yaklaşım biçimini savunur. Ancak uygulamada, özellikle yargıcın yorumuna başvurulan durumlarda, bu anlayı~ın uygulanma olanağı kalmaz ve istese de istemese de mahkeme bir sosyolojik, iktisadi ve kültürel değerlendinne yapmak zorunda kalır. Durum özellikle somut teknik hukuk kavramlarıyla uğraşmaktan çok soyut kavramların nasıl yorumlanacağının ön plana çıktığı anayasa yargısında böyledir. Hukukun iktisadi analizi, yargıçlara iktisadi düşüncenin hukukta nasıl kullanılabileceğini göstermesi nedeniyle önem kazanır. Örnek olayda gördüğürri.üz gibi, iptali istenen ve Anayasa Mahkemesi'nce hukuka uygun görülüp iptal edilmeyen düzenleme, iktisadi ölçütler uygulandığında gerek Pareto, gerek Kaldor-Hicks gerekse de Coase' cu tahsis etkinliği ölçütleri bağlamında iktisadi anlamda etkin olmayan bir çözüm getinnektedir. Acaba yargıçlar bu iktisadi bakış tarzını doğrudan kullanabilirler mi, savlarına temel yapabilirler mi ve özellikle anayasa yargısı ve idari yargıda iktisadi bakımdan etkinliği olmayan düzenlemeleri bu nedenle iptal edebilirler mi? Kamu hukuku teorisinde ve uygulamasında yargıçların yapmaması gereken şeylerin başında yerindelik denetimi gelir. Yani yargıçlar önlerindeki sorunu çözerken kamu otoritelerinin yerine geçip bir karar alıcı organ gibi davranmamalı sadece devletin çeşitli organlannın çıkardığı yasa, tüzük, yönetmelik v.b. düzenleyici işlemlerin hukuka uygun olup olmadıkiarına karar vermelidirler. Yerindelik denetimi yasağı önemlidir, çünkü kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir sonucudur. Yargının görevi yasamaya ilişkin ve idari nitelikteki kararlar vennek değil, bu kararları bir üst normum çerçevesinde denetlemektir. Aksi halde gerek yasama organının gerekse idarenin takdir yetkisi diye bir şey kalmaz, yargı işlevi aşırı genişleyerek yasama ve yürütme işlevlerine tecavüz eder. Bu nedenle hukukta iktisadi rasyonalite mutlaka anayasal kurallara bağlanarak kullanılmalı, yerindelik denetimine yol açacak uygulamalara gidilmemelidir. Ancak bu kez "hukukilik denetimi ile iktisadi rasyonalitenin kullanımı nasıl birbirine bağlanabilir?" sorusu ortaya atılabilir. Bu konuyu ilerideki sayılarda ele alacağız.

17 ut EKONOMIK Y AKLAŞIM 21 NOTLAR 1- Burada transandantalizm, "aklın bilgi edinme alanında kullandığı ve uyguladığı biçimler" olarak anlaşılmalıdır. Kant sonrası Alman felsefesi iki gruba ayrılmış, Kclsen'in fikir babalığını yapan Marburg okulu (özellikle Cohen) Kunt'ın teorik aklı öne çıkaran transandantalizrnine önem verirken, Heilderbcrg okulu, Kunt'ın anlaına yetisi konusundaki açıklarnalarına ağırlık vermiştir. Bu anlamda Kclsen ve dolayısıyla Marburg okulunu temsil eden yeni Kantçılar sürekli olarak pratik akla önem vcrrneınckle suçlannuşlardır ( bu konuda daha fazla bilgi için Bkz. K. C. Köhnke, The Risc of Neo-Kantianisrn, Cambridge University Press, Caınbridge, I 991 ). leta tğı ne ok. u-!run alollada )a -ri- 1ın la- KAYNAKÇA Alexy, Robert., (1989), A Theory of Legal Argumentation, Ciarendon Press, Oxford. Aral,Vecdi., (1978), Kelsen'in Saf Hukuk Teorisinin Metodu ve Değeri, Sulhi Garan Matbaası, İstanbul. Calibresi, Guido., (1970), The Costs of Accidents, A Legal and Economic Analysis, Yale University Press, New Haven. Coleman, Jules, L., (1988), Markets, Morals and the Law, Cambridge University Press, Cambridge. Dworkin, Ronald., (1977), Taking Rights Seriously, Harvard University Press, Cambridge. Fuller, Lon., (1958), "Positivism and Fidelity to Law: A Reply to Professor Hart", Harvard Law Review, Cilt 71, s Harrison, Jeffrey, L., (1995), Law and Economics, West Publishing, St. Paul (Minn.) Kelsen, Hans., ( 1945), General Theory of Law and State, Russell and Russell, New York., (1973), "Law and Logic", Essays in Legal and Moral Philosophy içinde, Reidel, Doston, s Keyman, Selehattin., (1978), "Hukuki Pozitivizm", A.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 35, Sayı: 1-4, s. 27. Leibholz, Gerhard., (1973),"Anayasa Hukuku ve Anayasal Gerçek" (Çeviren: Tuncer Karamustafaoğlu), A. Ü.H.F. Dergisi, Ci lt: 30, Sayı: I -4, s Posner, Richard, A., (1990), The Problems of Jurisprudence, Harvard University Press, Cambridge. Sağlam, Fazıl., (1982), Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, A.Ü.S.B.F. Yayınları, Ankara. Soper, Philip., (1984), A Theory of Law, Harvard University Press, Cambridge.

18 r i 22 Levent Korkut Abstract Efficiency, the School of Law and Economics, and an Example from Turkish Law Asa school of law, Law and Economics has grown up principally in the U.S. The first appearance of the pioneers of the School goes back to the 60' s. The School u ses economic arguments in legal reasoning. Those arguments rely on concepts such as efficiency, superiority, optimality, allocation and distribution which are derived from non-utilitarian writers in normative economy. This article's aim is two. First, to eriticise conventional legal approach in Turkey which is based on Kelsen's positivist doctrine, especially focusing on its crude fonnalism that makes us blind to economic, sociological and cultural arguments. Second, to explain effıciency as the most fundamental concept of the School, and in this framework, to show the applicability of the economic analysis to Turkish court decisions by using a Turkish Coııstitutional Court decision on a law containing an obligatory 10% fee-free student acceptance rule for private primary and high schools.

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Esas Sayısı : 2015/109 Karar Sayısı : 2016/28 1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa nın 2. maddesinde

Detaylı

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ YORUM KAVRAMI Betül CANBOLAT Kanun hükmü, yasama organının tercih ettiği çözümün yazılı olarak ifade edilmesidir. Kullanılan

Detaylı

Esas Sayısı : 2015/60 Karar Sayısı : 2016/2

Esas Sayısı : 2015/60 Karar Sayısı : 2016/2 1) 27.3.2015 tarihli ve 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un 7. maddesiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasının (n)

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun Dallara Ayrılması (Kamu Hukuku-Özel Hukuk) Kamu Hukuku Özel Hukuk Ayrımı Hukuk kuralları için yapılan eski ayrımlardan biri, hukukun kamu

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

I- Anayasa ya Aykırılığı İtiraz Yoluyla İleri Sürülen Hüküm

I- Anayasa ya Aykırılığı İtiraz Yoluyla İleri Sürülen Hüküm I- Anayasa ya Aykırılığı İtiraz Yoluyla İleri Sürülen Hüküm Somut olayda Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa uygulanması söz konusu olan ve fakat Anayasa ya aykırı olduğu değerlendirilen hüküm 556 sayılı KHK

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA

Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR LİSTESİ... XIX GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Dolaylı Kamulaştırma Kavramı

Detaylı

TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI

TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI 18 Mart 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 28945 KURUL KARARI Kamu Gözetimi,

Detaylı

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. 688 Sıra Sayılı Kanun uyarınca, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 28350 YÖNETMELİK GENEL SAĞLIK SİGORTASI VERİLERİNİN GÜVENLİĞİ VE PAYLAŞIMINA İLİŞKİN BİRİNCİ BÖLÜM

Resmî Gazete Sayı : 28350 YÖNETMELİK GENEL SAĞLIK SİGORTASI VERİLERİNİN GÜVENLİĞİ VE PAYLAŞIMINA İLİŞKİN BİRİNCİ BÖLÜM 11 Temmuz 2012 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 28350 YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: GENEL SAĞLIK SİGORTASI VERİLERİNİN GÜVENLİĞİ VE PAYLAŞIMINA İLİŞKİN YÖNETMELİK Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

YATIRIM İNDİRİMİ KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

YATIRIM İNDİRİMİ KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ YATIRIM İNDİRİMİ KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ 1. KONU: Yatırım indirimi müessesesi, yatırımları desteklemek amacıyla bir vergi teşviki olarak ilk defa 1963 Yılında 202 sayılı

Detaylı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma

Detaylı

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ :

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ŞİKAYETİN KONUSU : Özel büro ve turizm tesisleri

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 21 Ekim 2013 Nr. ref.: RK484/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: 135 /12 Svetozar Nikolić Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. No: 36/2010 sayı ve 12 Eylül 20 12 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU 2243 İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 5521 Kabul Tarihi : 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 İş Kanununa

Detaylı

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ ĐKĐNCĐ DAĐRE GÜZELER v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 13347/07) KARAR STRAZBURG 22 Ocak 2013 Đşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı,

Detaylı

GRUP ŞİRKETLERİNDE İŞÇİLERDEN BİR KISMININ AYNI ANDA BİRDEN FAZLA İŞVERENE HİZMET VERMESİNDEN DOĞAN SORUN

GRUP ŞİRKETLERİNDE İŞÇİLERDEN BİR KISMININ AYNI ANDA BİRDEN FAZLA İŞVERENE HİZMET VERMESİNDEN DOĞAN SORUN Grup Şirketlerinde İşçilerden Bir Kısmının Aynı Anda Birden Fazla İşverene 25 GRUP ŞİRKETLERİNDE İŞÇİLERDEN BİR KISMININ AYNI ANDA BİRDEN FAZLA İŞVERENE HİZMET VERMESİNDEN DOĞAN SORUN Prof. Dr. Nuri ÇELİK

Detaylı

KAMU DÜZENİ K AVR AMI

KAMU DÜZENİ K AVR AMI Dr. Özge OKAY TEKİNSOY Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi İDARE HUKUKUNDA KAMU DÜZENİ K AVR AMI İÇİNDEKİLER SUNUŞ... vii ÖNSÖZ...xi İÇİNDEKİLER... xiii KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1

Detaylı

ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL BAĞLAM

ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL BAĞLAM Necdet UZEL İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa Göre ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

Bireysel Başvuru Yolu

Bireysel Başvuru Yolu Dr. Ebru KARAMAN Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru Yolu İÇİNDEKİLER SUNUŞ...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu.

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu. AVUKAT HATİCE CAN Av.haticecan@hotmail.com Atatürk cad. 18/1 Antakya 0.326.2157903-2134391 AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA FETHİYE DOSYA NO : 2011/ 28 KATILAN : B. S. KATILMA İSTEYEN Türkiye Barolar

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARYAĞDI TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 22956/04) KARAR STRAZBURG 8 Ocak 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN*

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* 1.Giriþ ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* Toplu olarak kullanýlmasýndan dolayý kolektif sosyal haklar arasýnda yer alan sendika hakký 1 ; bir devlete sosyal niteliðini veren

Detaylı

T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2004/4439 İTİRAZ YOLUYLA ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMASI KARARI

T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2004/4439 İTİRAZ YOLUYLA ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMASI KARARI İTİRAZ YOLUYLA ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMASI KARARI Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi tarafından, 5.5.2004 günlü, 25453 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık ve Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından

Detaylı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA Yürütmenin Durdurulması Taleplidir. Duruşma Taleplidir. DAVACI : Türkiye Barolar Birliği adına Başkan Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU Oğuzlar Mahallesi Barış Manço Caddesi Avukat Özdemir

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

Bölüm 5 ARZ VE TALEP UYGULAMALARI

Bölüm 5 ARZ VE TALEP UYGULAMALARI Bölüm 5 ARZ VE TALEP UYGULAMALARI Neler Öğreneceğiz? Hükümet Müdahalelerinin denge Oluşumlarına Etkileri Fiyat Kontrolleri Taban ve Tavan Fiyat Uygulamaları Asgari Ücret Politikası Tarımsal Destekleme

Detaylı

Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015

Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015 BİRİNCİ SINIFA AYRILAN VE BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015

Detaylı

Federal İdare İş Mahkemesi

Federal İdare İş Mahkemesi Federal İdare İş Mahkemesi Karar Tarihi : 15.10.2013 Sayısı : 1 ABR 31/12 Çev: Alpay HEKİMLER * İşçiler, kendileri için işveren tarafından hizmet içi kullanım için tahsis edilmiş olan e-mail adreslerini

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 2001/383 Karar Sayısı : 2003/92 Karar Günü : 16.10.2003 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İPTAL DAVASINI AÇAN : Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER İPTAL DAVASININ KONUSU

Detaylı

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI İÇİNDEKİLER ESERİ TAKDİM...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR LİSTESİ...

Detaylı

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. Nurol Maslak Plaza Ayazağa Mah. Büyükdere Cad. A ve B Blok No:255-257 Kat:5 Maslak/İstanbul, Türkiye Tel: + 90 (212) 366 60 00 Fax: + 90 (212) 366 60

Detaylı

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik.

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik. Vergi barışı, Hazine'ye varlık barışından daha çok gelir getirir 23.11.2009 Bumin Doğrusöz Geçen günlerde yine vergi affı dedikoduları çıktı. Bu arada bir toplantıda Maliye Bakanı, vergide af olmayacağını

Detaylı

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları veya dünyada bilinen diğer adıyla

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE CELAL ÇAĞLAR TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 11181/04) KARAR STRAZBURG 20 Ekim 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

ŞİKAYET NO : 01.2013/222 KARAR NO : 2013/88 TAVSİYE KARARI ŞİKAYETÇİ : T.Ç. ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu /ANKARA

ŞİKAYET NO : 01.2013/222 KARAR NO : 2013/88 TAVSİYE KARARI ŞİKAYETÇİ : T.Ç. ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu /ANKARA ŞİKAYET NO : 01.2013/222 KARAR NO : 2013/88 TAVSİYE KARARI ŞİKAYETÇİ : T.Ç. ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu /ANKARA ŞİKAYETİN KONUSU : Telefon Şirketi abonesi olduktan 4 gün

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan

Detaylı

Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği

Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyenler : 1- Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği 2- Mersin Gümrük Müşavirleri Derneği 3- Bursa Gümrük Müşavirleri Derneği 4- İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği 5-

Detaylı

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim

Detaylı

PAZARLIK USULÜNDE DAVET EDİLMEYEN FİRMALAR İHALEYE KATILABİLİR Mİ? DANIŞTAY KARARI ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME

PAZARLIK USULÜNDE DAVET EDİLMEYEN FİRMALAR İHALEYE KATILABİLİR Mİ? DANIŞTAY KARARI ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME BİLGİ NOTU SERİSİ PAZARLIK USULÜNDE DAVET EDİLMEYEN FİRMALAR İHALEYE KATILABİLİR Mİ? DANIŞTAY KARARI ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME ÖZET: Bu bilgi notunda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu nun 21 inci maddesinin

Detaylı

Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr

Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr ANAYASAL KURALLAR Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir (Ay. m. 56/1). Çevreyi geliştirmek,

Detaylı

FİNANSAL KİRALAMADA SAT GERİ KİRALA İŞLEMLERİNİN VERGİ UYGULAMALARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ (II)

FİNANSAL KİRALAMADA SAT GERİ KİRALA İŞLEMLERİNİN VERGİ UYGULAMALARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ (II) FİNANSAL KİRALAMADA SAT GERİ KİRALA İŞLEMLERİNİN VERGİ UYGULAMALARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ (II) 1. KONU: 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile uygulamaya konulan

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1 vii İÇİNDEKİLER BAŞLARKEN... 1 Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI I. Azınlık Tanımı... 5 A) Azınlık Tanımı Vermenin Zorluğu... 5 B) Uluslararası Daimi Adalet Divanı nın Azınlık Tanımı... 10 C) Capotorti Tanımı...

Detaylı

ARTAN HİSSE BULUNMASI KOŞULUNDA MEVZUATTA YAPILAN DEĞİŞİKLİKTEN DOLAYI UYGULAMADA YAŞANAN SORUNLAR

ARTAN HİSSE BULUNMASI KOŞULUNDA MEVZUATTA YAPILAN DEĞİŞİKLİKTEN DOLAYI UYGULAMADA YAŞANAN SORUNLAR ARTAN HİSSE BULUNMASI KOŞULUNDA MEVZUATTA YAPILAN DEĞİŞİKLİKTEN DOLAYI UYGULAMADA YAŞANAN SORUNLAR Süleyman TUNÇAY * I-GİRİŞ: Ölüm geliri ve ölüm aylığı, bağlandığı sigorta kolunun niteliğine göre ölen

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) ŞİKAYET NO : 2015/5132 KARAR TARİHİ : 01/04/2016 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU : Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler

Detaylı

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX GİRİŞ...1 Birinci Bölüm EKONOMİK KAMU DÜZENİ EKSENİNDE BAĞIMSIZ İDARİ

Detaylı

Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi. İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe Kampusu 06800 Ankara,

Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi. İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe Kampusu 06800 Ankara, Endüstriyel Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Değerlendirmesi Öğr. Gör. Dr. Gülçin Cankız ELİBOL Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Beytepe

Detaylı

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Ders Planı Ders İçeriği: Yasal Çerçeve Bilgi Edinme Kanunu Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Çalışma Usul ve Esasları

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER Prof. Dr. Mustafa ÇEKER Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 31.10.2013 FAİZ KAVRAMI Faiz, para alacaklısına parasından

Detaylı

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER 4.bölüm EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI 1.Kaynak Dağılımında Etkinlik:

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 40851/08 Ġlhan FIRAT / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1 T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2012/3492 Karar No : 2013/5107 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Kamulaştırma, Mülkiyet Hakkının Korunması, Ek Protokol - 1 Özeti : Kentsel dönüşüm ve

Detaylı

ÖNSÖZ...vii KISALTMALAR...xvii KAYNAKÇA...xix GİRİŞ... 1

ÖNSÖZ...vii KISALTMALAR...xvii KAYNAKÇA...xix GİRİŞ... 1 ix İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...vii KISALTMALAR...xvii KAYNAKÇA...xix GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm TÜRKİYE DE REKLAM HUKUKUNUN GÜNCEL SORUNLARI I. GENEL OLARAK REKLAM VE REKLAM HUKUKU... 5 A. REKLAMIN TANIMI VE UNSURLARI...

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2009/16 Karar Sayısı : 2009/46 Karar Günü : 12.3.2009 İTİRAZ

Detaylı

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar 7535 KARAPARANIN AKLANMASININ ÖNLENMESİNE, 2313 SAYILI UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKEBESİ HAKKINDA KANUNDA, 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA VE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA

Detaylı

BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN

BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN 7387 BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 3996 Kabul Tarihi : 8/6/1994 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 13/6/1994 Sayı: 21959 Yayımlandığı

Detaylı

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ Erkan KARAARSLAN Kamu Hukuku Uzmanı PERSONEL MEVZUATINDA GENELGE I. GENEL OLARAK İDARENİN DÜZENLEYİCİ İŞLEMLERİ İdarenin düzenleyici işlemleri yürütme organı tarafından ortaya konulan işlemlerdir. Yürütme

Detaylı

YÖNETMELİK. MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.

YÖNETMELİK. MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır. 3 Haziran 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 29019 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan: YÖNETMELİK BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU POSTA SEKTÖRÜNDE İDARİ YAPTIRIMLAR YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

Detaylı

HAFTALIK İŞ GÜNLERİNE BÖLÜNEMEYEN ÇALIŞMA SÜRELERİ TÜZÜĞÜ

HAFTALIK İŞ GÜNLERİNE BÖLÜNEMEYEN ÇALIŞMA SÜRELERİ TÜZÜĞÜ 2177 HAFTALIK İŞ GÜNLERİNE BÖLÜNEMEYEN ÇALIŞMA SÜRELERİ TÜZÜĞÜ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 28/2/1973, No: 7/5941 Dayandığı Kanunun Tarihi : 25/8/1971, No: 1475 Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi :

Detaylı

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı Sayı : B.13.2.SGK.0.00.00.00/ 130 15 /05/2009 Konu : Gelir ve Aylıkların Birleşmesi. G E N E L G E 2009/70 Bilindiği üzere, 5754 sayılı Kanunla değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Detaylı

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUK HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. HUKUK B. TOPLUMSAL KURALLAR VE MÜEYYİDELERİ 1. Toplumsal Kuralların Gerekliliği 2. Toplumsal Kuralların Sınıflandırılması a. Görgü

Detaylı

karar vermiş ve bu Karar, 8 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girmişti.

karar vermiş ve bu Karar, 8 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girmişti. Sayın Meslektaşımız; 10.08.2010 Sirküler, 2010 / 12 Konu: Yatırım indirimi istisnasının kullanımı kazancın % 25 i ile sınırlandırılmıģ olduğu, istisnadan sadece 2010 yılında yararlanılabileceği ve 2010

Detaylı

İKT 207: Mikro iktisat. Faktör Piyasaları

İKT 207: Mikro iktisat. Faktör Piyasaları İKT 207: Mikro iktisat Faktör Piyasaları Tartışılacak Konular Tam Rekabetçi Faktör Piyasaları Tam Rekabetçi Faktör Piyasalarında Denge Monopson Gücünün Olduğu Faktör Piyasaları Monopol Gücünün Olduğu Faktör

Detaylı

Mülteci İnceleme Kurulu nca reddedildiniz. Seçenekleriniz nelerdir?

Mülteci İnceleme Kurulu nca reddedildiniz. Seçenekleriniz nelerdir? Refugee Advice and Casework Service (Mülteci Danışmanlık ve Vaka Çalışması Servisi) A. Level 12, 173-175 Phillip Street Sydney NSW 2000 P. [02] 9114-1600 F. [02] 9114-1794 E. admin@racs.org.au W. www.racs.org.au

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, elektrik piyasasında gerçek ve tüzel kişilerin serbest

Detaylı

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir.

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir. SERMAYEYE EKLENEN K.V.K. NUN 5/1-e MADDESİNDE SAYILI KIYMETLERİN SATIŞINDAN ELDE EDİLEN İSTİSNA KAZANÇLARIN İŞLETMENİN 5 YIL İÇİNDE TASFİYESİ KARŞISINDA VERGİSEL DURUM 1. KONU Bilindiği üzere 5520 sayılı

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı