2013 antolojisi. Genel

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "2013 antolojisi. Genel"

Transkript

1 2013 antolojisi

2 1

3 herkese merhaba, ne mutlu ki, söykü dergisinin ikinci yılı olan ve oldukça zorlu geçen 2013 senesinde de pes etmeyerek yirmi dördüncü sayımıza kadar ulaştık. artık gelenek haline geldiği üzere, geçtiğimiz sene dergimize öyküleri ile katkıda bulunan yazarlardan birer adet öykü seçerek 2013 antolojisini de hedeflediğimiz tarihte oluşturmayı başardık. trendlerin her saniye değiştiği bir ortam ve gündemin sürekli değiştiği bir ülkede iki yıl boyunca süreli bir yayını devam ettirebilmek bizi önümüzdeki günler için de ümitlendirdi. 8 saniyelik videolar ve 140 harflik yazıların arasında var olmaya çabalayan ve öykülerini uzun uzun anlatmayı seven yazarların uğrak yeri olan söykü'ye destek olan, öykü yollayan ve sayıları vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederiz. iyi ki varsınız. 2014'de de bazı format değişiklikleri ile birlikte burada olacağız, umarım siz de olursunuz. antolojiyi beğenmeniz umuduyla, iyi okumalar. -experimental- websitesi: facebook sayfası: Uludagsoyku facebook grubu:söyküdergi twitter hesabı: soykudergisi söykü ekibi: esesdopiyespiyes, experimental, gigantic, hanna, ruya avcisi, siyahgiyenadam söyküler yanlış hayat... 4 ahlaksız ve sorumsuz... 4 şarap-ı harir... 8 akilluslu... 8 kış masumiyeti allahsiz kitapsız cahil kadin bay waltz bilgedenferrarisatinalanadam aşıp bitimsiz bozkırları binucyuzon mandalina kabukları callofcu ufkun hüzmesi cezax bütün kapılar kapandı cilekli turta soluk hissiyat dendromys mezarlık fedaileri esesdopiyespiyes hayati 40 çöp experimental kırmızı izler f adamın çimentosu gigantic idrak yahut öğrenilmiş çaresizlik. 35 hanna selami bey hartigan

4 mandalinanın raf ömrü hayalsupurgesi şeker hastası sevgiliden ayrılmak 45 herasmus kalemtraşk hipnozcu kökünden koparılmış mutluluklar 51 hunharca sobanın anlamı influx karıncanın uykusu kafka labirenti denklemci kaideyi taciz eden istisna ağacın katli konusurgibiyazanadam ve damlar gözyaşı bir demet güle 67 kuba gibiyim kendi kendime yet gülnihal liberalisticcommunist duvarda yürüyen gölge mbaran sürpriz mikijere on gün mo ni fe the fall of the peculiar one monkberry bir ada rüyası mutlak seveceksin beni barmenin cinayeti pembemontlukupa dağıtılan kartlar ve dağılması gereken bir kafa pythagoreanist cennetten düşen elma rüya avcisi soba ateşinde gölge oyunları siyahgiyenadam ilk göz ağrısı spacesheep umut tüccarları tanzamanitanyeri bir turkuaz taşı turkuaz talihsizliğin kapı kulları umut vadeden yazar kleptoman bir atletin rüyası vauvenargues veda çiçeği yakbisigara

5 yanlış hayat ahlaksız ve sorumsuz hüseyin, tarlabaşı'nda tabuttan hallice, ufacık, kirli ve rezil bir pansiyon odasında, elinde tuttuğu allahlık altıpatların horozunu çekti, hafifçe irkilmişti, silahın namlusunu şakağına dayadı. oda yerden tavana kadar yüksekti ama ensizdi, kuzeyden güneye on adım, doğudan batıya beş adım, devasa bir kuş kafesi gibiydi. tavandan sarkan ahizesiz, tasarruflu ampülün aydınlatıcı beyaz ışığı yerine başka türden bir ampül kullanılsaydı bu intihar girişimi çoktan gerçekleşirdi. odanın içindeyse eşya namına iki adi plastik sandalye, bir tane süngeri artık işlevini yitirmiş, boyası dökülmüş çelik karyolalı yatak, bir adet televizyon sehpası niyetine kullanılan tahta komodin, komodinin üzerinde üç- dört kanalı ancak çeken bir televizyon, banyo kapısının karşısında duran eski bir vestiyer, elbise dolabı karışımı dolap, bir çelik yemek masası ve masanın hemen karşısına asılmış adi plastik çerçeveli bir tarafı kırık bir ayna var. ayna, pansiyonun diğer odalarında yok, hüseyin'den önce kalanlardan birinin hüseyin'e bıraktığı bir armağan yani hüseyin için bir şans. hüseyin aynanın tam karşısında oturmuş durumdaydı şimdi, şakağında içi dolu ikinci el adi bir silah vardı ve mütemadiyen elleri titriyordu. görüntüsüne son bir kez baktı, gözlerindeki duyguyu tanımaya çalıştı; korku mu endişe mi yoksa adını bilemediği bir başka duygu mu? adını koyamadı. günlerini düşündü, birbirinin kopyası günlerini, geçip giden zamanı düşündü ne duruyorsun? çeksene artık tetiği! yapamadı. biraz daha zaman. bir sigara... sigara paketi orada duruyordu, içinde altı tane sigara kalmıştı. en azından şu paketi bitireyim. masanın üzerine, odanın her tarafına saçılmış kağıtlara baktı. bir türlü tamamlayamadığı öyküler, bir türlü yayımlatamadığı öyküler... her taraf öykülerle doluydu. bir uzun gece başlıyordu, gün henüz dönmüştü. günlerden neydi? -boşversene çek hadi şu tetiği! sigaram, önce sigaramı bitireyim. -yine vazgeçeceksin. vazgeçmek niyetinde değildi. cebinde haftalığı vardı, paketinde elinde yanan sigarayla birlikte altı tane sigarası kalmıştı, sadece bunları da bitirmek istiyordu. her tarafa dağılmış kağıtlara tekrar baktı. bir intihar mektubu yazmalı mıydı? kimi suçlayacaktı, on bir yaşından beridir vasıfsız işçi sıfatıyla çalışmasını mı? rest çekip, geride bırakıp istanbul'a geldiği ailesini mi? yahut ölümümden kimse mesul değildir mi yazacaktı veya öldür allah sevmelere gidek mi? nerede okumuştu bu sözü? belki de kitapları suçlamalıydı. ona bu yazma ve yaşama hevesini veren kitapları... sigarasına doymak istiyordu, daha ortaokulda ilk başladığı günlerdeki gibi asılıyordu sigaraya, dumanı ciğerine değil de midesine gönderiyordu. peki ya çalıştığı yer, patron, cep harçlığını çıkarmak için kendisiyle beraber çalışan öğrenciler ya müşteriler, o kıvırcık saçlı kız mesela. nasıl da ağlıyordu onu ilk gördüğünde. cam kenarındaki masada oturmuş, iç çeke çeke ağlıyordu. peçetesi, hüseyin'in sümkürdüğü peçeteler gibi dağılıp gitmiyordu, dörde katlıydı, gözyaşına ve sümüğe bulanmıştı ama şekli dağılmıyordu. bu nasıl mümkün olabiliyordu ki? aynı peçete hüseyin'in ellerinde bir sümkürmede kullanılmayacak hale gelirken o kıvırcık saçlı kızın ellerinde formunu koruyabiliyordu. o akşam peçete adında bir şiir yazmaya çalışmıştı, olmadı, kağıdı yırttı attı, sonra kızın titreyen dudaklarını düşündü, sonra dolgun memelerini ve kız hesabı öderken baktığı dar pantolon içerisindeki kalçasını. o akşam her zaman yaptığı işi yaptı, süngerinin içi geçmiş yatağına uzanıp kendini tatmin etti. yine her zamanki pişmanlık duygusuyla baş başa kaldı. garip duyguydu şu mastürbasyon sonrası gelen 4

6 pişmanlık. oysa kimseye ama hiç kimseye zararı yoktu ki, tanrıya bile inanmıyordu ki hesabını veremeyeceği bir iş yapmış olsun. sadece kendi kendine bir ihtiyacını gideriyordu ama her zaman, o eylemden hemen sonra o pişmanlık hissini yaşıyordu. belki de o pişmanlık hissini suçlamalıydı intiharına sebep olarak. sigarası bitti, yere atıp ayağındaki sarı, plastik tuvalet terliğinin ucuyla iyice basarak izmariti ezdi. normalde sigarasını hep demir küllüğe söndürürdü, bu defa neden böyle yaptığını anlayamadı. silahı orada bırakıp ayağa kalktı, rengi solmuş kot pantolonunu giydi, sonra da işyerinde giydiği siyah beyaz çizgili gömleği. cüzdanı pantolonun arka cebindeydi. karnı acıkmıştı, canı bir şeyler içmek istiyordu. dışarıda akıp giden hayatın nasıl bir şey olduğunu anlamak istiyordu, belki de intihardan vazgeçmek istiyordu. kapıya yöneldi, kapının hemen yanında duran vestiyerden paltosunu ve ayakkabısını aldı, paltosunu sırtına, ayakkabısını ayağına geçirdi. kapıyı kilitleyip aşağıya inen merdivenlere yöneldi. aşağıda resepsiyonda hep beraber televizyon izleyen pansiyon müşterilerine ve pansiyonu işleten adama selam verip, kendini nemli tarlabaşı sokaklarına attı. hüseyin'e tarlabaşı sokakları hep dumanlıymış gibi gelirdi. yerden yukarıya doğru yükselen dumanlarla kaplanmış gibiydi burası, geceleri bir korku filmi sahnesi gibiydi. burada geçen dizilerde ve filmlerde de hep böyle resmedilirdi. yukarı doğru yavaş yavaş tırmanmaya başladı, korku filmi sahnelerinden, romantik komedi filmi sahnelerine doğru yol almaya başladı. on dakikalık bir yürüyüşten sonra balo caddesindeydi. ehli tat lokantası'na girdi, senelerdir yemek yediği bu lokantada, her zaman parasından kısarak, canının istediğini değil de hep parasının yettiğini yediğini düşündü. bu defa canının istediğini yiyecekti, tepsisini aldı, önünde sıralanan yemeklere bakıp ızgara köfte, pilav ve yoğurtlu kızartma sipariş etti. kasaya doğru ilerlerken tatlıların olduğu bölümden kendine bir de kabak tatlısı aldı. hesabı ödedikten sonra geniş dükkanın içinde tepsisiyle ayakta dikilip, gözleriyle oturabileceği bir yer taradı. dükkan alabildiğine kalabalıktı. kendisi gibi yalnız olan birinin karşısına oturdu, adama afiyet olsun deyip yemeğine başladı. bunca zamandır ızgara köfte yemediğine pişman olmadı, içi tam pişmemişti, etler kayış gibiydi. yemeğini ve tatlısını yedikten sonra beklemeden kalktı. istiklal caddesi her haftasonu olduğu gibi kalabalıktı, bütün hafta çalışan insanlar iplerini koparmışçasına cuma günleri buraya doluşurdu. hüseyin, kalabalığa bakıp derin bir nefes aldı ve kalabalığın içine daldı. bir süre ne yapacağını bilemeyerek etrafına bakındı, yüzlerce, binlerce hatta belki milyonlarca insanın suratlarına baktı. bir umut o kıvırcık saçlı kızı görmeyi düşündü. kız, hüseyin'in çalıştığı kafeye ilk gelişinden sonra da sık sık gelmişti, sonrasında hiç ağlamamıştı, peçeteleri hiç ıslatmamıştı. hüseyin'e karşı hep kibardı ama hiç muhabbet etmemişlerdi, daha çok hüseyin'in patronuyla konuşuyordu galiba oraya da patron için geliyordu. hüseyin'in patronu henüz otuzlu yaşlarında, uzun boylu pos bıyıklı bir adamdı. gelen müşterilerin çoğu onu tanırdı, bir tane edebiyat dergisi editörü de vardı bu sürekli müşteriler arasında, hüseyin, bir cesaret bir öyküsünü paylaştığında o adam yukarıdan bakan bir edayla öyküyü sert bir dille eleştirmiş, hatta yetmezmiş gibi hüseyin'e bu işlerle pek ilgilenmemesi gerektiğini söylemişti. hüseyin, uzun süre o adama öfke duymuş ve ondan nefret etmişti ama şimdi adamın haklı olduğunu düşünüyordu. - yanlış bir uğraş benimkisi. 5

7 yanlış hayat doğru yaşanmaz. sözü aklına geldi. bir süre bunu nerede okuduğunu düşündü. - ne önemi var? adam haklı işte yanlış hayat doğru yaşanmaz, madem doğru yaşamayacaksın o silahı şakağından çekmeye hakkın yok! hüseyin, içindeki o susmak bilmeyen, intihar etmesi gerekliliğini sürekli haykıran öfkeli sesi duymamaya çalışarak, tünel meydanına doğru yol aldı. beşir fuad'ı, kemal taştekin'i ve sergey yesenin'i düşündü, hiçbirisiyle arasında bir benzerlik kuramadı. kendi kendine, ağır adımlarla arkasından aceleyle bir yerlere yetişmeye çalışan insanların yürümelerine engel olurken, kimsenin asla duyamayacağı bir fısıltıyla yanlış hayat doğru yaşanmaz. diye mırıldandı. yapı kredi yayınları'nın yanından geçerken yüzüne bakan haftanın yazarı: vüs'at o. bener posterine baktı. bu adamı tanıyorum. diye düşündü, mor renkli suratında dostça bir ifade gördü zaten kitabının adı da dost'tu. bir süre durup postere baktı, sonra omuzlarını silkip yoluna devam etti. biraz sonra tünel meydanı'nın yakınlarında bir yerde sokak müzisyenlerini gördü, santur çalan kıvırcık saçlı adamı bir belgeselde izlediğini anımsadı. tanıdık yüzler görmek biraz olsun neşesini yerine getirmişti. santurun o büyülü tınılarını içine çekti, santurla ilk defa hangi romanda karşılaştığını hatırladı, aleksi zorba'nın çaldığı bu büyülü enstrümanın nasıl bir şey olduğunu o kitabı okuduğu dönemde hep merak etmişti, ilk defa istanbul'da yine istiklal caddesi'nde iran'dan gelen top sakallı bir adamın çaldığını duyunca bir buçuk saat boyunca ayakta dikilip dinlemiş ve o gün işe geç kalmıştı. hatıralar, ölmeye yakın bir insanın gözlerinin önüne gelmekte ve onu yaşama bağlamaya çalışmakta pek ustadırlar. sonra işe geç kaldığı için sinirlenen patronunu düşündü, o kibar adamı, müşterileriyle her daim arkadaşça ifadelerle konuşan o adamın geç kalan çalışanına karşı takındığı tavrı hatırladı. galiba onlarınki doğru yaşanan doğru bir hayat, ben asla bunu yapmazdım. diye düşündü. hatıralardan uyandığında santur susmuştu. bir süre durup etrafına bakındı, bir aralık sanki o kıvırcık saçlı kızı patronunu öperken gördüğünü sandı. bunun gerçek mi hayal mi olduğunu anlamadı. aynı yöne tekrar baktığında gerçek olduğunu gördü, kıvırcık saçlı kız ve bıyıklı patron kolkola, birbirleriyle oynaşarak ve neşe içinde, yeni sevgili olmuşlara özgü bir neşe içerisinde taksim meydanı'na doğru gidiyorlardı. hüseyin de tıpkı bir sansar gibi peşlerine takıldı. bir süre takip ettikten sonra hızlarına yetişemedi ve onları kalabalığın içinde kaybetti, milyonlarca kıvırcık saçlı kızın ve milyonlarca bıyıklı patronun arasında kaybolup gittiler, hüseyin, hangisinin gerçek hangisinin hayal olduğunu seçemedi. bir süre daha ne yapacağını bilemeden dolaştı, san antoine kilisesine girmek istedi, isa'ya yalvarmak istedi, girişler kapalıydı. neden sonra, her daim içerdekilerin çok eğlendiklerini düşündüğü bir bara girdi. oturacak yer yoktu, yanına yaklaşan komiye yer sordu, komi kaç kişi olduklarını sordu, hüseyin, bir arkadaşım gelecek diye yalan söyledi. bir süre daha ayakta bekledikten sonra komi gelip ona barın en az ışık alan noktasında bir masayı gösterdi. hüseyin, itirazsız masaya oturdu ve bir kadeh kırmızı şarap istedi. hüseyin şarapla başladığı gecesine cin tonikle devam ederken -hep tadını merak etmiştiburada hep eğlendiğini düşündüğü insanların aslında hiç eğlenmediğini fark etti. hepsi kendisini eğlenmek için zorlayan lakin yüzlerindeki acı ifadesini bir türlü silemeyen insanlardı, belleri ve el bilekleri kıvrılırken gözlerinde yaş biriken insanlar, hayatlarının muhasebesini oryantal müzik eşliğinde yapan insanlar... bir yandan da sürekli suratlar gözünün önünden geçip duruyordu; tanıdığı suratlar, patronu, kıvırcık saçlı kız, annesi ve babası, kardeşleri ve yeğenleri, arkadaşları, pansiyonda birlikte yaşadığı insanlar, 6

8 pansiyonun resepsiyonuna bakan adam, köşedeki tekel bayii, iş arkadaşları, eski öğretmenleri, herkes. hayal kuruyordu, öldükten sonra ne olacağını düşlüyordu. hayır, öldükten sonra kendisi için ne olacağını değil biraz önce yüzlerini hatırlamak için kendini zorladığı insanlara ne olacağını düşlüyordu. nasıl tepki vereceklerini. - annem mutlaka ağlar, galiba başka da ağlayan olmaz. sonra birden bütün bunları düşlerken, kötü müzik kulağını doldurmuşken, cin toniği asla sevmeyeceğini anlayıp bira istediğinde, anlamadığı bir şekilde, daha önce başına hiç gelmeyen bir şekilde, tıpkı bir şimşek çakar gibi birkaç hoş dize beynine geldi. aklından geçen bütün şeyleri, intiharı ve geride kalanları, bir türlü eğlenemeyen insanları ve galiba aşk duyduğu kadının patronunun kollarında olmasını aklından uzaklaştırarak yeni dizeleri aklına davet etti. bedenini kaplayan heyecan ne kadar tatlı gelmişti. hemen ceketinin cebindeki adi sarı plastikten mürekkep adi garson kalemini çıkardı ve komiden biraz peçete istedi. bir heyecanla aklına gelen dizeleri eline döktü, elinden de kalem vasıtasıyla peçetelere. üç peçete uzunluğunda şiirini tamamladı. -yoksa intihar etmekten vaz mı geçtin ahmak herif? - hayır! bilmiyorum, belki. biradan sonra neler içtiğini hatırlayamıyordu, bir şiir yazmış olmanın zaferiyle sünger gibi çekmişti içkileri. yaşama sevinci dolmamıştı ama en azından sarhoştu, hayal edemeyeceği kadar sarhoştu. az sonra komiye eliyle hesap işareti yaptı. kominin getirdiği hesap kağıdına baktı, ödeyemeyeceği miktarda bir hesap gelmişti. uzun zamandır kavga da etmediğini hatırlayarak hesaba itiraz etti. kasadaki adamla bir süre bağrışarak tartıştılar, cebinde olan tüm parayı çıkarıp kasaya fırlattı. kasadaki adam bu harekete iyiden iyiye sinirlenip hüseyin'in yakasına yapıştı. hüseyin, karşılık vermedi, hemen elini ceketinin cebine atıp üç adet peçeteye yazdığı hayatının şiirini sıkıca kavradı ve adama okkalı bir küfür etti. küfürle birlikte burnuna bir kafanın inmesi bir oldu, hüseyin ellerini kullanamamanın da dezavantıjıyla kendini yerde buldu. galiba burnu kırlımıştı, akan kanı durduramıyordu, çevredeki insanların, hem endişeli bir ifadeyle hem de kim ulan bu cuma gecemizi mahveden hıyar. diye bağıran ifadelerini bulanık birer silüet olarak gördü. midesinin bulandığını hissediyordu, bir türlü yerden doğrulamıyordu, birden ağzına dolan bir tükürük ve midesinden yükselen bir öğürtüyle kustu. komiler ve garsonlar kasiyeri zaptetmeye çalışırken kavganın etrafında müşterilerden oluşan çemberden iki kişi hüseyin'i yerden kaldırıp barın dışına bıraktılar, kasadaki adam hala bağıra bağıra küfretmeye devam ediyordu. hüseyin'i dışarıya çıkaran adamlardan bir tanesi cebinden bir kağıt peçete çıkarıp hüseyin'in burnundan akan kana tampon yaptı ve birader çabuk uzaklaş buradan. diye telkinde bulundu. hüseyin boğuk bir sesle sağol kardeş. deyip uzaklaştı. attığı adımı nereye attığını tam olarak bilemeden tamamen içgüdüleriyle pansiyona doğru yol aldı. istiklal caddesi'nin uğultusu her adımda biraz daha azalıyordu. tarlabaşı'nın dumanlı yollarına adımını attığında sanki sarhoşluğu biraz daha geçmişti, peçetelere yazdığı şiirini terli elleriyle sıkıca kavramıştı. hüseyin, soğuk klozet taşına uzun uzun ve gürültülü öğürtülerle ağzında sadece safra tadı kalana kadar kusmuş, sonra da tuvaletin soğuk fayansında sızıp kalmıştı. uyandığında burnundaki ağrıyı iyice hissetti, tüm bedeninde sancılı bir sızlama hissediyordu. başı zonklayıp duruyordu. doğrulup bir süre soğuk fayansta oturdu, bağırsaklarının iyiden iyiye hareketlendiğini hissediyordu, midesi açlıktan ağrıyordu. ayağa kalktı, ayakta zor duruyordu. pantolonunu ve donunu indirip soğuk klozete oturdu, bağırsaklarından 7

9 süzülen ishali hissediyor ve ağzına yeniden tükürük dolduğunu fark ediyordu. tuvaletteki işlerini bitirdikten sonra toparlandı, yüzünü iyice yıkayıp, odasına doğru yol aldı. eklem yerlerindeki sızlama gitgide artıyordu, başındaki ve midesindeki ağrı geçmek bilmiyordu. neden sonra adi garson kalemiyle yazdığı şiiri hatırladı ceketinin ceplerini kontrol etti, peçeteler hala yerinde duruyordu lakin elinin terinden dolayı peçeteler yine formunu kaybetmiş ve dağılmış, şiir kaybolup gitmişti. hayal kırıklığı ve bedensel acı ve hepsinden daha çok ruhsal bir bulantı içinde kendini plastik sandalyeye attı. silah olduğu yerde duruyordu, ayna olduğu yerdeydi, yeniden başladığı yere dönmüştü. aynadaki görüntüsüne uzun uzun baktı. yerde her tarafa dağılmış olan kağıtlardan bir tanesini alıp önüne koydu, ceketinin cebinden de kalemi çıkardı, dağılmış peçetenin içinde duran şiir de orada duruyordu. bir süre kaleme, silaha ve kağıda baktı, bir seçim yapması gerekiyordu. kalemi seçti, bir süre boş kağıda ne yazacağını düşündü, dün geceki şimşeğin yeniden çakmasını bekledi. şimşek çakmadı ama kalem tutan eli kağıda uzandı ve adi plastik kalem ilk cümleyi yazdı : hüseyin, tarlabaşı'nda tabuttan hallice, ufacık, kirli ve rezil bir pansiyon odasında, elinde tuttuğu allahlık altıpatların horozunu çekti, hafifçe irkilmişti, silahın namlusunu şakağına dayadı. şarap-ı harir akilluslu ''hacooo, tez al bu lengeri kopart gülleri şerbet şurup zamanı şimdi.'' gülan zamanı; gülleri toplamak haco'nun işi yedi yaşına gireli beri, herkese hırçın bu kızı anası gül ağacının altında doğurmuş, öylece doğuvermiş haco, zahmetsiz neredeyse acısız, bağdan eve yetişememiş anası sancısı tutunca, kolay olmuş doğumu, burnuna ilk güllerin kokusu değmiş bu kara kızın. anası gül koyalım adını dediyse de babası hatice'de diretmiş. babası yokken gülümgülik'im diye sevse de kızını anası, kocasının lafını ikiletmemiş, haco kalmış kızın adı. muhammedi gülleri yılda yedi kez açar, şaşakalırsın cesaretine; bir bakarsın zemherinin ortasında goncalanmış, çille imiş, peçe imiş; hiç tınmamış, ayaz imiş don yermiş umursamamış, dalında gonca iken kırılıp kuruyacakmış hiç korkmamış, şaşakalırsın cesaretine nasıl mağrur nasıl coşkuludur tabiata kafa tutarken, kar buz çöker de üzerine vazgeçmez goncalanmaktan az rastlanır bir tutkuyla var eder muhammedi gülleri kendini bıkmadan usanmadan. şifa olur yaprakları pek çok derde, reçel olur şurup olur tatlandırır sohbetleri, şarab-ı harir olur keser zalım sıcağın kavurucu etkisini, bir şarab-ı harir engeller zaten anzülha'nın kara yerin karasına yazılası gazabının insanları öldürmesini eyyam-ı bahur'da. anzülha'nın her yerinde var muhammedi'ler lakin haco'gilin bahçesinde daha renkli gibi daha kokulu gibi daha canlı gibi sanki haco'gilin muhammedileri konuşur gibi, söyleşir gibi, bülbülün aşkına yaraşır gibi,pınarın kaynağındaki su gibi, isteyen herkesi yıkasa da bitip tükenmeyen bir tas huzur gibi, ebenced o güller oradaymış gibi... 'ha bu deli haco yüzünden' derler kendi aralarında diğerleri, 8

10 adını deliye çıkardılar haco'nun; ağaçla, çiçekle, böcekle, güllerle, yıldızlarla konuşuyor diye, deliye çıkardılar adını on bir yaşında vardı yoktu dünyanın seslerini duyabiliyor diye. ''hacoo, tez al bu lengeri kopart gülleri şerbet şurup zamanı şimdi.'' haco kaptı lengeri, güllere doğru seyirtti. güller rüzgar olmayan bir günde heyecanla kıpırdandılar. haco ile söyleşip konuştular. emek ister; çiçek iken gül'ü şerbete şuruba reçele şarab-ı harir'e çevirmek. hele şarab-ı harir; öyle zordur ki o kıvamı tutturmak, yaptık diyenlere yiyene dek inanmaz kimse, az kaynarsa şurup olur, çok kaynarsa reçel olur güller, şarab-ı harir olmamakta direnir genellikle, oğundurur kadınların içini gül'ü şeker eyleme mevsiminde kıvam tutturamamak. komşular birbirini çekiştirir durur falancanın harir'i olmamış gene diye. lakin haco'nun anası çok hürme tutturur kıvamı her seferinde, dillere destan bu yüzden haco'gilin şarab-ı harir'i. temmuz tabak'ta kurt kuş börtü böcek ot ağaç dağ taş toprak; inim inim inlerken sıcaktan; yoğurda, kaymağa, dağdaki obruklara kıştan saklanıp depolanan kara dökülür de şarab-ı harir, bir derin nefes aldırır insanlara. yiyenler hep sorar haco'nun anasına; ''hanım sen bunu nasıl yaparsın?'' ''gülden'' deyip biraz duraksar haco'nun anası, gururlanır kendiyle bütün hürme kadınlar gibi. sonra ekler fazla bekletmez soranı; '' gülden yapılır ya içine aşk katılır, gönül tozu serpmezsen nazlı yar yar olmaz sana, ya kardaş olur ya aka!!'' ömer ile güle gönül tozu serperken karşılaştı haco, kaynayan kazanı karıştırıp mırıldanıyordu kendi kendine, erik varsa almaya gelmişti ömer, birden yanında bitiveren ömer'den korktu haco, ''yok erik anam da yok bahçada kalmadı bir şey'' diye terslendi ömer'e. ömer kıza biraz baktı, ''o kaynattığından sakla bana'' dedi döndü arkasını geldiği gibi sessiz ama hızlı adımlarla gitti. bir süre ömer'in arkasından bakan haco kazandaki güllerin yanıyoruz çığlıklarıyla kendini toplayıp işine baktı. geri geleceğini bilip adını bilmediği ömer'e biraz şarab-ı harir sakladı. iki hafta sonra istemeye geldiler haco'yu, haco; aziz misafir kapıdan içeri girerken gördü isteyenin ömer olduğunu. sevindi. nişan takıldı, bağda bostanda birden yanında bitiverdi ömer, kısa gülüşmeler, kaçamak öpüşmeler, ''kız aç başın saçın görem'' diye tutturan ömer'e direnen haco, suvar'ın altındaki ağaçlıkta buluşmalar, sarılıp yanyana uzanıp göğe bakarak kaymağa yoğurda dökülmüş şarab-ı harir kaşıklamak, gözlerden uzak gönülden içeri hoş hislerle konuşmak. haco'nun herkesçe kanıksanmış hırçınlığını törpüleyen ömer, bunu sadece varlığıyla yanında dururken yapmayı becerebilen ömer. bu kara bu hırçın kızın tavrını sevmiş ömer. yaz sıcağına, savaşa, yokluğa rağmen rüya gibi, rüya gibi her şey, kudurmuş bahçede muhammedi'ler haco'nun mutluluğundan beslenir gibi güller... haco koşarak gitti yine suvar'ın altındaki ağaçlığa. ömer'i bekler buldu, uzaktan anladı bir yanlışlık olduğunu. 'askere gidiyorum' dedi ömer. haco yutkundu. boğazına oturan yumruğu yutmayı başaramadı ya yine de yutkundu ardarda. ömer bakışlarını ayırmadı kızdan, ne yapacağını bilemeden izledi haco'yu. sustular, sağır ediciydi sessizlik, hiç bir sesi duyamıyor olmak korkutucuydu haco için boğazındaki yumruk nefes almasını engelliyor kız ne kadar çabalasa da bir ses çıkaramıyordu. baktı baktı çakır gözlerine ömer'in derman dilendi bir süre sonra tuttu ömer'in elini haco, iki memesinin arasına bastırıp; 'merde' dedi. 9

11 sicim oldu aktı ömer'in yaşları haco başına sarılı tülbenti söküp attı yere; 'merde' dedi tekrar, simsiyah saçlarındaki bağı çözdü zülfü omuzlarına döktü. ömer'in yaşları durdu, saçları görünce yüzü tebessüme döndü; 'merde kurban zülfe' dedi ömer. kimsenin olmadığı bağ evine yürüdüler. haco girdi önce içeri, arkasından ömer, kapadılar kapıyı. ömer sarıldı kıza ürkekti sarılırken, siyah zülfe gömüp burnunu kokladı, haco titredi biraz, çıkacakmış gibi atan kalbi söktü boğazına düğümlenen yumruğu. ömer sıktı kollarındaki kızı bırakırsa ölecekmiş gibi, haco gergin, sık nefeslerle yüzünü gezen sıcak dudaklara karşılık veremez halde. ömer'in duymuşluğu var lakin yapmışlığı yok, bilmiyor ikisi de ne olacak bundan sonra, haco on beşinde ömer on yedisinde. gökyüzünün, damın altında sıcağın kucağında birbirlerine sarılı kaldılar biraz, sonra ömer öpmeye başladı tekrar haco'yu, haco ufalıp katılaştı şehvetin karşısında. ömer telaşla soydu haco'nun gömleğini büyülenmiş gibi yeni baş vermiş memelere baktı bir süre, sonra nefesini tutarak ellerini uzattı kızın memelerine, haco elleriyle kapattı memelerini, ömer farkına vardı yaptığı şeyin, kaptı gömleği yerden kızın sırtına attı. haco telaşla ilikledi düğmelerini. utanarak baktılar birbirlerine. haco'dan çok ömer kızarıp bozardı olan bitene. sonra haco bulduğu bir bıçakla kesti saçlarından bir tutam, ömer'in gözlerinin içine baka baka kesti verdi ömer'e. ömer avuçlarına bırakılan saçları yüzüne sürdü, kokladı sonra koydu cebine. 'beklerim' dedi haco. merde gülümsedi. üç yıl bekledi haco, iki marabanın ancak yapacağı işi yaptı bağda bahçede, sabahın ezanından gitti çalışmaya hava kararmadan eve girmedi. huysuz deliye çıkarmışlardı zaten adını, karışmadılar, karışmaya kalkan herkesi tersledi zaten. ezandan önce uyandığı bir sabah gördüğü rüyayı hayra yormaya çabalayıp beceremediği o sabah; rüyasında saçlarının kumlarda tel tel ayrıldığını gördüğü sabah geldi ömer'in haberi; üç yıl sonra geldi ömer'in haberi. yıldırım düştü haco'ya öyle kavruldu karardı bir anda sanki. ne ah dedi, ne of ne ağladı ne inledi. kaptı bir bıçak çözdü yemenisini saçlarını kökünden kesip fırlattı yere, nişan yüzüğünü çıkarıp sol eline geçirdi. 'merde' dedi. sustu. geçer diye beklediler, ellemediler. sustu. huyuna suyuna gittiler. sustu. haco sustu. sadece sustu. ne yapsalar konuşturamadılar kızı. hoca hoca gezdirip okuttular üflettiler çözülmedi dili. darülzaferan'a bile götürdü babası papazlara gösterdi, ne hocalar ne papazlar çözemedi kızın dilini. sustu haco, huysuzluğu hırçınlığı sessizliğe hizmetçi etti. ne babasının ölümü konuşturabildi haco'yu, ne yeğenlerinin doğumu, çalıştı haco bağda bostanda tarlada bitap düşüp sızarak uyuyacak kadar çok çalıştı. muhammedi'ler açmaya devam etti, şaşakaldı haco, ölürler zannetmişti, kendi gibi. ölmedi muhammediler hep oldukları kadar güzel kaldılar, yılda yedi kez açıp her şeye kafa tuttular. kızdı, küstü muhammedi'lere haco onlarla da konuşmadı hiç. herkese aynı görünen güller yanlarından yüzlerine hiç bakmadan geçen haco'ya gönül koydular, buna da aldırmadı haco, bildi de aldırmadı. haco hakkında dedikodular göklere dayandı, ömer'e karılık yapıp ayıbını gizlemek için sustuğuna yanına kimseyi yaklaştırmadığına emindi herkes, zaten biriyle nişanlanmış kızı almazdı kimse ne gelin diye ocağına ne karı diye koynuna. etrafındakiler; kabullendiler. vazgeçtiler haco'dan, alıştılar sessizliğine. suskunluğunu saydılar kaderine. haco saçlarını hep kökünden kesti sustuğu yıllar boyunca, uzamalarına hiç izin vermedi. sadece saçlarını keserken yaş aktı gözlerinden kimse görmedi. 10

12 yapılan her şarab-ı harir'den biraz sakladı haco hiç yemedi ama sakladı ve götürüp ömer'le buluşup konuştukları şarab-ı harir kaşıkladıkları ağacın altına döktü. 'bir mezarın olaydı merde' dedi her seferinde dökerken kuru toprağa can suyunu, 'canına değeydi şarab-ı harir, bak sakladım sana, gene sakladım sana...' susma'nın onuncu senesi. bağın bostanın toprağın tarlanın her işini babası öldükten sonra sırtlanıp yürüten haco, allah rızası için olsun bir ses ver gülüm gülik'im diye yalvaran anasına gözlerini belertip sadece bakan haco, inadından mı güneşten mi iyice kararmış, bir kadına hiç yakışmayacak şekilde kısacık saçlarıyla haco, kardeşlerinin şıh ali'den bahsettiklerini duydu. çok uzaktan gelmiş bu attar adam çarşıda bir dükkan almıştı. yalnızdı, nereden geldiğini soranlara her yerden diyordu. tuhaf bir adamdı. haco duydu bunları, tutmadı aklında gülan zamanıydı. kaptı lengeri gülleri kopartmaya gitti; şurup, şerbet, reçel, şarab-ı harir vaktiydi. kış masumiyeti allahsiz kitapsız cahil kadin gri şehre tepeden bakan ve tüm yeşilliğini yitirip, artık yaprakları dökülmüş odun parçalarından ibaret ormanda bulunan 2 katlı ahşap dağ evinin salonunda; yere serilmiş peluş battaniyenin üzerinde şehvet ateşi ile yanan bedenin üzerinde, aynı ateş ile devinirken, şömineden çatırdayarak sıçrayan minik bir köz parçası şömine pervazına düştüğünde aylin'in tüm bedeni kaskatı kesildi bir anlığına. hızlı devinimleri son buldu ve ritmik olmayan derin soluyuşlar ile kendini sırt üstü yere, selim'in yanına bıraktı. gözlerinin önüne bursa'nın varoş sayılan mahallelerinden birinde bulunan 3 katlı müstakil evin 2. katındaki dairelerinde ailesi ile birlikte geçirdiği kış akşamları geldi. bu ani duruş ve aylin'in sessizliğine şaşıran selim iri gözlerini daha da büyük açarak bakıyordu yanında uzanan çıplak kadına. uzunca bir sessizlikten sonra daha önce hiç yapmadığı birşey yaparak selim'in eline kenetledi parmaklarını. derin bir iç çekiş ile başladı konuşmaya; - hep dersin ya "demirden bir kalbin var, sevgi işlemez!" diye. ben çocukken, kabına sığmayacak kadar çok sevgi vardı bedenimin içinde, her bir hücremde... çetin bir kış gibi geçti hayatım ve her kar fırtınası, her sel, her kasırga sevgi yığınından alarak götürdü, eksiltti... neden durduğumu merak ediyorsun değil mi?" göz kapaklarını usulca kapatarak başını "evet" manasında aşağı ve yukarı doğru salladı selim. 11

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

Sevda Üzerine Mektup

Sevda Üzerine Mektup 1 Ferda Çetin 21401765 Sevda Üzerine Mektup Sevgilim, Sana mektup yazmamı istiyorsun. Yazayım, tamam, ama hayal kırıklığına uğramazsın umarım. Ben senin gibi değilim. Şiirler yazamam, süslü sözler bilmem.

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır Berk Yaman Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR Evveel zaman içinde yaşayan iki âşık varmış. Kara sevdaları

Detaylı

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Emrah & Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... yalancı

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1. A. Şehirde yaşıyanlar bazı kurallara uymak zorunda. 2. B. Suriye, Türkiye nin güney komşusudur. 3. C. Kırlarda benbeyaz papatyalar vardı.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı;

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı; Hisler körelir. Köreldikçe naçiz vücutta dans etmeye kalkışan ruhun etrafı kötülüğün demirden dikenleriyle çevrelenir. Her bir diken yastır ve mutluluğun katline en vefasız şekilde, acımasızca mührünü

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

ama yüreğe dokunanlar

ama yüreğe dokunanlar Hiçbir hatıra tekrar yaşanamaz, ama yüreğe dokunanlar O gün tam 8 yıl öncesine gittim. Çekingen ve meraklı tavırlarla otobüsten inen abilere ve ablalara bakıyordum. Bizim için gelmişlerdi sadece bizim

Detaylı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem YALNIZ BİR İNSAN Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem öyle sonunda hep iyilerin kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı veya bir suçluyu bulmak için

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Elvan & Emrah PEKŞEN

Elvan & Emrah PEKŞEN Bu hafta için 5 güne 5 değerlendirme hazırlıyoruz. İlk üçünü paylaşıyoruz. 2 Tanesi de çarşamba sitemizde! Puanlama Aşağıda... 1. Sınav Test Soruları 5 puan 6x5=30 Harf,hece tablo 1 puan 45x1=45 Sayı okuma

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun Resimleyen: Uğur Altun Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 2. basım Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ Resimleyen: Uğur Altun Yayın Koordinatörü: İpek Şoran

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz. Sesinizi

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Püsküllü Deve Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ PARMAK OYUNLARIMIZ KEDİCİKLER Mırıl mırıl iki kedi Biri çıkmış üst odaya Biri inmiş alt odaya Biraz sonra buluşmuşlar Mırmır mırmır konuşmuşlar

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı ve faydalı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz.

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi 6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi Kahramanmaraş ın Ekinözü İlçesine bağlı Alişar Köyünde 54 Yaşındaki Mehmet Göyün 6 Çocuğu ile birlikte tek göz kerpiç odanın içinde verdiği yaşam Mücadelesi yürekleri

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Benimle Evlenir misin?

Benimle Evlenir misin? Benimle Evlenir misin? Bodrum sokakları ilginç bir evlenme teklifine daha sahne oldu. Bodrumlu genç kaptan Ali Özbaylan 9 yıl önce tanıştığı kız arkadaşı Tuba Cihat a, Milta Marina da bulunan bir kafede

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Yukarıdaki diyalogda kaçıncı cümlede diğerlerinden farklı türde bir fiilimsi kullanılmıştır?

Yukarıdaki diyalogda kaçıncı cümlede diğerlerinden farklı türde bir fiilimsi kullanılmıştır? 8. Sınıf Fiilimsiler Testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat fiil vardır? A) Çocuklar, bahçedeki kırık kapıdan girip meyve ağaçlarına çıktılar. B) Arkadaşımın ailesi buradan taşınalı tam iki yıl

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI Nİsan AYI BÜLTENİ Sevgİ Kİlİmlerİmİz BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Detaylı

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO:

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO: A2 DÜZEYİ ADI SOYADI: PASAPORT NO: NOT OKUMA 1 KARADENİZ TURU Metin Bey: Merhaba! Görevli: Merhaba efendim, buyurun! Nasıl yardımcı.(1)? Metin Bey: Ben bu yaz ailem ile bir tura çıkmak istiyorum. Bana

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Çok çok eski zamanlarda, var varken, yok yokken ahmak bir kurt, kapana yakalanmış. Kapana yakalanan

Detaylı

Erotik Şiirler Atlasım. Serkan Engin. (Derleme)

Erotik Şiirler Atlasım. Serkan Engin. (Derleme) Erotik Şiirler Atlasım (Derleme) gecenin G noktası gecenin G noktasına değdi tenimiz kırmızı bir zelzele tenin tenha yerlerinde dilbaz oldu şehvet nefesin örtününce bedenime nefesin ki önsözüdür yağmurlu

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Fatma Atasever.

Fatma Atasever. Fatma Atasever fatmaatasever@windowslive.com Karar almak ne güç bir iştir. Çok zorlar insanı. Yorar. Takatsiz bırakır. Belki de yaşam içindeki en karmaşık zaman dilimidir karar alma süreci. Büyüklere danışırız,

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı