Karanlığı Fotoğraflamak VI Chris Howes 2. Cıngırdaklı Bir Hikâye Ali Yamaç 5. Movile Mağarası ndaki Tecrübem Oana Chachula 7

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Karanlığı Fotoğraflamak VI Chris Howes 2. Cıngırdaklı Bir Hikâye Ali Yamaç 5. Movile Mağarası ndaki Tecrübem Oana Chachula 7"

Transkript

1 Karanlığı Fotoğraflamak VI Chris Howes 2 Cıngırdaklı Bir Hikâye Ali Yamaç 5 Movile Mağarası ndaki Tecrübem Oana Chachula 7 Mağarası Gelmek Sendromu Gülşen Küçükali 8 Pseudokarst Ceyhun Uludağ 9 MTA 10 Sarıkaya ve Aksu Mağaraları Eğitim Gezisi Ebru Caymaz 11 Evren Günay Düdeni 1998 Ekspedisyonunun Hikâyesidir Arpat Özgül 15 Temuçin Aygen Ender Usuloğlu 19 Topkapı Sarayı Sarnıç Sistemleri Çalışması Hakan Eğilmez 20 Sözler Gülşen Küçükali 21 Abstracts 23

2 Bülten Ekibinden un ilk Cadıkazanı bülteninde yine ilginç yazılar ve anılar mevcut. Arpat Özgül den Peynirlikönü (Evren Günay-1998) Düdeni hakkında çok güzel bir anı yazısı var. Koray Törk sağ olsun MTA nın faaliyetleri hakkında bizlere aydınlatıcı bir bilgi sunuyor. Mağaram geldi sendromu, özlü sözler bu sefer biraz daha değişik biraz daha farklı ve Cıngırdaklı Mağarası nda mühendiz döşemecinin neler yaptığını anlatan yazılar, dudaklarımıza bir gülümseme koyuyor. ASPEG olarak, ocak ve şubat aylarını oldukça faal geçirdik. Birçok yeni üyemizi eğitimlere aldık. Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Sait Taylan hocamız bizlere çok bilgilendirici bir mağara biyoloji semineri verdi. Marmara Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü nü kurmak için harekete geçen Gürcan a ve Arif Engin Gürses hocamıza çam sakızı çoban armağanı olabildiğince destek verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Hayırlısı ise, Türkiye bir kulüp ve daha çok mağaracılıkla uğraşan insanlar kazanacak. Temuçin Aygen in aramızdan ayrılışının 7. yılını doldurduk, kendisini rahmetle anıyoruz. Bu Sayıda... Gezi ve Etkinliklerden kısa kısa...1 Speleokültür-Karanlığı Fotoğraflamak VI...2 Cıngırdaklı Bir Hikâye...5 Movile Mağarası ndaki Tecrübem...7 Mağarası Gelmek Sendromu...8 Pseudokarst...9 MTA...10 Sarıkaya ve Aksu Mağaraları Eğitim Gezisi...11 Speleosanat...13 Biliyor muydunuz?...14 Evren Günay Düdeni 1998 Ekspedisyonunun Hikâyesidir...15 Temuçin Aygen...19 Topkapı Sarayı Sarnıç Sistemleri Çalışması...20 Sözler...21 Yaşadıklarımız..22 Abstracts...23 Bülten Ekibi Gülşen Küçükali (Gezi ve Etkinliklerden kısa kısa) Sinan Poyraz (Biliyor muydunuz?) Ender Usuloğlu (Speleosanat, Speleokültür, yayına hazırlama) Katkıda Bulunanlar Ön Kapak Fotoğrafı: Karlık Kuylucu, Bartın Hakan Eğilmez Arka Kapak Fotoğrafı: Cumayanı Mağarası, Zonguldak, Ender Usuloğlu Yazılar: Fatih Büyüktopçu, Ebru Caymaz, Oana Chachula, Hakan Eğilmez, Gülşen Küçükali, Arpat Özgül, Ceyhun Uludağ, Ender Usuloğlu, Ali Yamaç Son Okuma: Ludmilla Büyüm ASPEG Anadolu Speleoloji Grubu Tüm hakları saklıdır. Bülten içeriği kaynak belirtmek şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.

3 Gezi ve Etkinliklerden kısa kısa... Ayvaini Ölçüm Çalışmaları 40. Yılında 1970 den beri değişik dernek ve mağaracılar tarafından ölçülen fakat halihazırda detaylı bir haritası bulunmayan Türkiye nin en uzun veya 5. mağarası olan Ayvaini ni ASPEG olarak ölçmeye başladık. 10 Şubat 2010 dan itibaren MAD, dernek evinde mağaracılık eğitimleri düzenlemeye başladı Şubat 2010 da Türkiye Mağaracılar Federasyonu nun ilk toplantısı oldu. Karlık Düdeni Kar-Kış Gezisi ASPEG Şubat tarihleri arasında 9 kişilik bir ekip olarak kış şartlarının en iyi hissedildiği Karabük/ Ovacuma da Uluyayla Havzası nın 2 km. güneyinde yer alan Çakman Yayla sındaki Karlık Düden indeydi. 3 Şubat 2010 İz Tv de, MAD ın mağaracılık belgeseli yayınlandı. Yığılca Gezisi Sekiz yeni mağaracı arkadaşımıza deneyim kazandırmak amacıyla Yığılca ve Aksu Mağaralarına gezi düzenledi. Kış şartlarında yapılan gezi yeni mağaracılar için eğitici olmasının yanında zorlayıcı olsa da ekibin, doğa şartlarına uyumu ve motivasyonun yüksekliği umut vericiydi. ITÜMAK 2-4 Ocak 2010 tarihlerinde Çokrağan Mağarasına gezi düzenledi. Kurtgirmez de Yılbaşı Geçen yıl 1 Ocak ta toplanıp SRT yapan ekibimiz bu yılbaşına önceden hazırlıklı idi. 31 Aralık günü 16 ASPEG li Pınarbaşı Paşakonağı na yerleştik. Yemekler ve hatta mezeler önceden hazırlanmıştı. Küre Projesİ 2. Ön Rapor Küre Dağları Milli Parkı nda bulunan mağaralar ve bu mağaralardaki biyo-çeşitlilik ile ilgili projenin ikinci raporu da Çevre ve Orman Bakanlığı na teslim edildi. Ayasofya ve Topkapı Projelerinin Sunumu Ayasofya Müzesi ve Topkapı Sarayı ndaki galeri, tünel ve sarnıçlarında yürüttüğümüz araştırmalarda gelinen nokta ve elde edilen sonuçlar, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen Saray Sohbetleri programında 23 Şubat 2010 da bir sunumla gösterildi. 29 Ocak-1Şubat 2010 tarihlerinde EGEMAK ve EMAK Marmaris Bozburun da mağara araştırma ve eğitim gezisi düzenlediler Ocak 2010 tarihleri arasında İTÜMAK ve BÜMAK, Antalya Tabak mağaralarına gezi düzenlediler. Cadı Kazanı Ocak-Şubat

4 Speleokültür KARANLIĞI FOTOĞRAFLAMAK (YERALTI VE IŞIKLI FOTOĞRAF ÇEKMENİN TARİHÇESİ VI) Chris HOWES MAĞARA FOTOĞRAFLARI 1800 LERDEN 1900 LARIN ORTASINA KADAR Büyük Rahatlık Salonu, Mammoth Mağarası nda, yemek yerken. Stereo kartlarının arkasında, rehberlerden bir tanesi arkadaşlarına, Kentucky nin en iyi içkisi Burbon viski dağıtırken diye yazıyor. Uzun keşiflerde, genelde yemekler mağaranın içinde yeniyordu. Yıl:1866 Şeytanın evin salonuna bakarken, Jenolan Mağarası. Bu Fotoğraf Caney& Co.Mount Victoria stüdyoları tarafından Mayıs 1884 te çekilmiştir. 2 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

5 Amerika daki mağaralar genelde pazar toplantı günleri için kullanılır, yazın sıcaklığı, mağaranın serinliği ile değiştirilirdi. Bu fotoğraf, N.A.Forsyth tarafından Morrison Mağarası nda 1900 ların başında çekilmiştir. Martel in Padirac Mağarası nda çektiği bu fotoğraf, kamera arkası tek ışık kaynaklı ve düşük kontrast veren tipik bir fotoğraftır. Swildon s Hole Mağarası ndaki Old Grotto (eski mağara) Savory tarafından 13 Ağustos 1921 de çekilmiştir. Cadı Kazanı Ocak-Şubat

6 1952 yılında, Carlsbad Mağaralarında Büyük Çekim için kameralarını hazırlayan Tex Helm. Yarasa Mağarası (Bat Cave) Büyük Salon da Davis tarafından çekilmiştir yılında Carlsbad Mağarası nda yapılan çekimde kullanılan bol miktarda Sylvania flaşları. Büyük Salon da Helm in çektiği fotoğraflardan biri. 4 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

7 Cıngırdaklı Bir Hikâye Ali YAMAÇ (ASPEG) Keşke manzara biraz daha iyi olsa, etrafta seyretmeye değecek birşeyler bulunsa idi. Yaklaşık yarım saattir bu çıkıntıda oturuyor ve karşılarındaki dümdüz, bomboş kalker duvarı seyrediyorlardı. Dimdik bir mağaranın 20. metresindeki ufacık bir kaya çıkıntısına yerleşmiş, ayaklarını da aşağıdaki simsiyah boşluğa sallandırmış, sohbet etmekte, şuradan, buradan, havadan, sudan konuşmalarla zaman geçirmekte idiler. Bulundukları durumun saçmalığının farkında idiler tabi. Bu daracık ve aptal yerde oturup karşılarındaki dümdüz kayayı seyredeceklerine aşağı inebilir, ya da yukarı çıkabilirlerdi. Aslına bakarsanız bu iki faaliyet de şu anda yaptıklarından çok daha akıllıca olurdu, çünkü yavaş yavaş üşümeye başlamışlardı. Aşağı inecekleri ya da yukarı, dışarı çıkacakları ip iki metre yanlarında duruyordu. Uzanıp biraz da debelenseler ipe ulaşacaklardı aslında. Ama bu anlamsız bir çaba olurdu çünkü bu ipten aşağı inen üçüncü vatandaş ipin alt ucunu 20 metre aşağıda bir yere bağlamıştı. Hani, mağaracılıkta kuraldır ya, Aşağıya attığınız ipin ucuna mutlaka bir düğüm atın derler, aşağıya inen mağaracı ipin ucuna düğüm atmakla kalmamış, ucu bir yere bağlamıştı. İpin alt ucunu neden bağladığını bilmiyorlardı, bildikleri yanlarındaki ipin hem üstü, hem de altı bağlı iken bu kaya çıkıntısında oturup beklemekten ve havadan sudan sohbet etmekten başka çareleri olmadığı idi. Döşenen bu ipten ilk inen Dalgıç, Burada duracak yer var, gelin demiş, diğeri de gelmişti. Dalgıç ın duracak yer dediği bir arabanın ön koltuğundan ufaktı. Neyse, yer yerdi, oturmuş beklemeye başlamışlardı. Sonra üçüncü vatandaş gelmiş, oturan bu iki garibi geçmiş ve inmeye devam etmişti. Şimdi aşağıda, başka bir çıkıntıya tünemiş üçüncü vatandaşın hali en az yukarıdakiler kadar berbattı. İndiği ip burada bitmişti. Aşağıda uzanan karanlığa yeni bir ip atacaktı. Atacağı ipi başka bir yere tutturmadan önce yukarıdan gelen ipe bağlamak, yani en azından iki noktadan emniyet almaya çalışıyordu. Ona Mühendiz diyorlardı. Eh, mühendiz olduğu için herkesten farklı, yepyeni ve yaratıcı bir yöntem bulacaktı. Yeni ipi farklı iki noktadan bağlamak yerine kendince sağlam bir yöntem bulmuştu: Yukarıdan gelen ip bir bolta bağlanır, yeni ip de başka bir bolta bağlandıktan sonra backup olarak da bu ipe bağlanırsa mesele kalmayacaktı. Yukarıda titreşenler biraz daha bekleyiversinlerdi, ne olacak yani? Operasyon başarı ile gerçekleşti. Başarı diyorsak yanlış bir şey anlamayın lütfen; bu işlem yarım saat kadar sürmüştü. Neyse, sonunda tüm bağlantılar tamamlandı, herşey garantiye alındı ve 50 metrelik yeni ip aşağıdaki karanlığa fırlatıldı. Beklenen HIIRRŞŞŞ sesinin yerine LANNNGGG gibi garip bir ses duydu. Hay Allah, ipin ucu yumak olmuş ve düğümlenmişti. Neyse, inerken açarım diye düşündü Mühendiz. Bu arada, yukarıdaki Locada karşılarındaki kalker duvarı seyredenlerin sohbet konusu kadın erkek ilişkilerine dönmüştü. Aslında, bu ortamda ve iki farklı cinsten olan kişiler için oldukça nazik bir konu idi konuşulan. Çünkü, birisinin sevgilisi aşağıdaki ip yumağını çözmeye çalışıyordu ve mağaranın o ürpertici soğuğu ilerleyen zamanda locadaki bu iki insana donmamak için birbirlerine sarılmaktan başka bir seçenek bırakmıyordu. Locadaki sohbet erkeğin eski ilişkisini bitirirken çektiği sıkıntılara dönmüşken aşağıda, düğümlenmiş ip yumağının ucundaki Mühendiz in bambaşka dertleri vardı: Boşluğa inen ama aslında inemeyen bir ipin ucunda sallanarak düğümü açmaya çalışıyor ve beceremiyordu! İpin diğer, yani yukarıda bağlanmış ucundan başlayarak açılması gerekiyordu, bu uç arapsaçı olmuştu ve açılmayacaktı. Küfrederek gerisin geriye yukarı çıkmaya başladı. Loca müdavimlerinin aşağıdan duydukları yegane ses ise Siktir.siktir.siktir idi. Kendi aralarındaki sohbeti mağaracılık tarihine çevirdiler; kimler gelmiş, kimler geçmişti, ne olacaktı bu mağara dalgıçlarının hali, önümüzdeki yıl Maraş ta neler yapılması gerekiyordu vs. vs. vs. Siktir.siktir.siktir lerin sahibi Mühendiz ise 20 dakika önce konuşlandığı yere geri dönmüş, çözemediği yumağı yanına çekmekte idi. Düğümlenmiş 50 metrelik 10,5 milimlik Edeldrid i o ufacık yere alıp yavaşça tamamen çözdü. Çözerken yukarıdan gelen ipe bağlı olan ucunun sorun yarattığını farketti ve o ucu da çözdü. Sonunda yumak tamamen açılmıştı. Gerçekten açılmış mı idi acaba? Aşağıya atmadan anlamak zordu. Attı. Evet, açılmıştı ip, uçurumdan aşağıya indi. Ama bu defa çok farklı bir sesle, PAATTT diye indi. Çünkü Mühendiz düğümü çözebilmek için ipin yukarı bağlı olan ucunu da çözmüş ve üstünün çözülmüş olduğunu unutup ipi komple aşağıya atmıştı. Yani, buraya inerken kullandığı ipin hem üstünü, hem de dibini bağlamış ama, diğer ipin hiçbir tarafını bağlamadan tümüyle aşağıya atmayı becermişti. Sahne şu: 50 metrelik inişin ortalarında bir yerde bulunan ufacık bir kaya çıkıntısına oturmuş iki insan ne yukarı, ne de aşağı gidemedikleri için yaklaşık yarım saattir Cadı Kazanı Ocak-Şubat

8 titreşerek kadın erkek ilişkilerinden, havadan sudan ve mağara dalgıçlığından sohbet ediyorlar. Daha aşağıda döşeme yapan ya da yapmaya çalışan Mühendiz ise, elinde kalan son ipi tümü ile aşağıya fırlatmış, boş gözlerle uçuruma bakıp ne halt ettiğini düşünüyor. Sikt... sikt.. sikt.. 6 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

9 Movile Mağarası ndaki Tecrübem Oana CHACHULA (FOCUL VIU) Google da Movile Mağarası diye yazarsanız birçok bilgi gelecektir; bilimsel yazılar, doktora tezleri ve projeler Her ne kadar bu mağarada araştırma yapmadıysam da, yaşadığım kısa tecrübeyi bir mağaracı ve biyolog olarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Mağaralara girmeden evvel, mağara hakkında çok fazla birşey duymamıştım 1999 yılının baharında, mağaracılığa kitapları okuyarak başladım ve Romanya daki güzel mağaralar hakkında da bilgiler edindim. En önemli mağaralar Vantului, Altarului, Sura Mare ve Movile mağaralarıdır. mağara bir mağaracı olarak benim için çok özeldi. Biyolog olarak da böyle bir ekosisteme şahit olmak ve bakterilerin kimyasal sentezlemedeki rollerini görmek muhteşemdi. Hem mağaracı hem de biyolog olarak, doğru zamanda doğru kişiydim. Hâlâ birgün orada araştırma yapmayı düşlüyorum. Kaynakça: Traian Constantinescu, 1999 The Cave at Movile: An All Time First in Speleology, in Nature, Ecology, Human Habitat, vol III, Bucharest Fotoğraflar: Oana Chachula Tercüme eden: Ender Usuloğlu Movile Mağarası nda bir mağaracıyı heyecandıracak pek birşey yoktur Deniz kenarında, sarkıtsız, çamurlu, kısa bir galeri. Çok meşhur olmuştur çünkü NASA burayı çalışmaya gelmiştir. Neden? 1986 yılında mağara Cristian Lascu tarafından bulunmuştur. Cristian, şimdi National Geographic Romanya nın redaktörü, çok tecrübeli mağaracı, jeolog, çok iyi mağara fotoğrafçısı ve mağara dalgıcıdır. Bölgede büyük bir bina yapılmadan önce, toprak analizleri için jeolojik kazı yapılırken bulunmuştur. 18 metrelik bir kazıdan sonra mağaranın bir galerisine ulaşmışlardır. O sırada, bu mağara Dünya da tekti. Bu mağaranın milyonlarca yıldır tamamen kapalı bir ekosistemi vardır. Yaşam, genelde güneş enerjisine (fotosentez) dayalıyken buradaki sistemde kimyasal senteze dayalıdır. Dış etkenlere milyonlarca yıl kapalı bir ekosistem. Tamamen kapalı demek yanlış olur çünkü mağaranın dibinde sülfür kaynakları, ufak göller ve sifonlar oluşturmuştur. Dünya da şimdilerde benzer kapalı ekosistemler bulunmuştur; Italya daki Frassasi, Meksika daki Villa Luz ve belki de Türkiye de? Bu mağarada küçücük bir mekânda 30 yeni tür bulunmuştur. Bu özelliği mağarayı tek ve özellikli kılmaktadır. Bu mağara başka bir özelliği sebebiyle diğer Romen mağaralarından farklıdır. Sıcaklık 20 derecedir ve içerdeki faunayı keşfetmek için sifonlara dalmak gerekir. Oksijen miktarı az, yaklaşık % 17 dir ve 2 saatten sonra insanda baş ağrısı yaratır. Mağaraya girebilmek için 3 geçitten geçmek, dışardan içeriye birşey taşımamak ve mağara ortamını bozmamak için, 2. geçitten sonra bütün ekipmanlarınızı temizleri ile değiştirmeniz gerekir.mağara sadece uzmanlara açıktır ve mağarayı açmaya yalnızca 3 kişi yetkilidir. Bu nedenle, Bükreş den GESS (sualtı ve mağarabilim araştırmaları grubu) deniz kenarında, Mangalia da bir bina yapmışlardır. Bina sülfür kaynaklarına yakındır ve binanın altında araştırmalar yapmak için mağaradaki ortam yaratılmıştır. Az sayıda mağaracı/araştırmacının girebildiği bu Cadı Kazanı Ocak-Şubat

10 Mağarası Gelmek Sendromu ve Hastalığın Hassas Mağaracı Bünyesindeki Etkileri Gülşen KÜÇÜKALİ (ASPEG) Ey karanlık bakışlı yar Gözünde binlerce mağara var En az gözlerin kadar Mağaraları özledim Varlıkları İsviçre laboratuarlarında test edilip onaylanmış olan Homo Speleolog türünün bir hastalığından bahsedeceğim. Psikanalistler birliğince Mağarası Gelmek sendromu olarak adlandırılan bu ruhsal patoloji her yıl yüzlerce mağaracıyı pençesine almaktadır. Bu sendromun temellerinde mağaracıların doğa deneyimlerinin sonsuz güzelliği ve heyecanına karşı şehirdeki hayatın renksiz ve monoton gidişatı arasındaki büyük çelişki ve karmaşanın hassas mağaracı bünyesindeki balans ayarlarını bozmasıdır. Mağaracı, insanlarla ortak harekete, kamptaki düzensizliğe, mağarada her an hayatının risk altında olmasına, heyecana keşfetmeye bir noktadan sonra o derece bağımlı hale gelir ki şehirdeki en huzurlu ortam bile bir zaman sonra tedirgin, huzursuz bir yaşantı haline gelir. Şehirde hayatı dışarıdan seyrederken, içinizde aslından bu hayatın içinde değilmişsiniz hissini veren bir boşluk olduğunu fark edip bunun sebebini aramaya başladığınızda karşınıza çıkabilecek ilk sebep mutlak karanlıkta hızlı hızlı yürürken yosun tutmuş duvarlara dokunmayı özlemektir. Bazen gözü yaşlı mağarada içilen su özlenir. Heyecanları özlenir bir de kesif nem kokusu Tadı rengi özlenir. Mağaracı dostlarının uzanan eli, sohbeti, yüzyıllardır berabermiş gibi yaşanan ateş başı muhabbeti özlenir. Tırmanmak, sallanmak, sürünmek gerekli midir hayatta? Bilinmez ama özlenir. Hafif bir karpit kokusunda gözleri boncuk boncuk doldurmaya yeten bir duygu selidir. Hayatın sıkıcı monoton olduğu dönmelerde daha şiddetli özlenir. Bütün sıkıntılar ancak bir mağaranın omzuna yaslanıldığında geçecek gibi gelir. Bir mağarada en dibe inip keşif yapmak çıktığında kapısı hiç kapanmayan sıcak insanlarınla dolu kampa varmak. Dünya üzerinde pek az insana nasip olan yerlere ayak basıp güzelliği garipliğinde olan farklı deneyimler yaşamak Bunların tadına bir kere varıldı mı kolay kolay unutulmaz, zaten unutulmak da istenmez. Bambaşka duygulardır. Ayrılığınız ne kadar uzun olursa olsun bu aşk kendini unutturmaz. Bu hastalığa yakalanan mağaracı toplum içindeyken, insanların hareketlerini yorumlarken çarpıtmalar yapmaya, hayatın akışına anlam verememeye başlar; kafayı yemek üzere olduğunu hisseder duvarlar hiç kafamı karıştırmıyor der. Evdeki duvarlara reverans vermeye başlar. Kanalizasyon deliklerine gözleri kayar. Çamaşır ipine asılmaya çalışır. Yangın merdivenlerine sonsuz sempati besler. Bazı durumlarda sevgili diye uyku tulumuna sarılıp yatmak, çizmede kalan çamuru ya da karpit koklamak iyi gelir. Ama içindeki boşluğu dolduramaz. Semptomlar bazen aşırı suskunluk ve çevreye karşı duyarsızlık olarak görülür. Mağaracının beyni bu sırada mağaraya gidebilirsem aklımdaki tüm soruların yanıtı almış olacağımı bildiğim için bir şeyler söyleme gereği duymuyorum diye çalışır. Hastalığın ilerleyen aşamalarında farklı agresyonlar gösterebilen mağaracılar, zihinsel karmaşa içine girer normal yaşamsal bilincin kesintiye uğramasıyla akıl ve mantığın gerektirdiği yaşamsal değerler anlamını kaybeder. Ona göre şehirdeki her yer herhangi bir yerdir. Ve insanlar kirletilmiştir. İçine kötü ruhlar doluşup yuvalanmış gibi olur. İnsanlarla kavga etmekten çekinmez, hayatını devam etmek için yapmak zorunda olduğu işleri aksatır, sürekli bağırma çığlık atma ve isyan halindedir. Mağarası gelmek sendromuna yakalanan bir insanın hastalığını ilk fark eden yine bir mağaracı olur. Bu durumda yapılması gererken ilk şey mağaracıya sonsuz şefkat ve anlayışla yaklaşıp onu en yakın mağara kampına götürmek ve orada sağaltım sağlanan kadar tutmaktır. Bu hastalığa yakalanmamak için alınacak en iyi önlem ise periyodik zamanlarla mağaralara gitmek olacaktır. Mağarası gelmiş mağaracı şehirdeki her türlü kanalizasyon ve çukura girme eğilimi taşır 8 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

11 Pseudokarst Ceyhun ULUDAĞ (ASPEG) Pseudokarst, karstla benzer formda ya da görünüşte olan ancak farklı mekanizmalar etkisiyle oluşan yapılara verilen isimdir. Diğer bir deyişle Pseudokarst, genellikle kimyasal olarak çözülemeyen topografik yapıların, kimyasal olarak çözülebilen kayaçlar ve çökeller gibi özellik göstererek (fiziksel) değişime uğramış çeşitleridir. Pseudokarst örnekleri arasında lav tüpleri, granit tepeleri veya paleo-çöküntüler sayılabilir. Pseudokarst terimi, 1906 yılında ilk kez W. Knebel tarafından kullanılmıştır. Orta Avrupa nın bazı ülkelerinde (Ör. Slovakya, Çek Cumhuriyeti) çok yaygın olarak kullanılmakla beraber, oldukça fazla miktardaki bilim adamı tarafından (Ör. Polonyalı bilim adamları), tanımı üzerinde tam uzlaşıya varılamadığı ve daha önce kumtaşı ve granit gibi karstik olduğu kabul edilmeyen kayaçların hava olaylarının etkisine maruz kalarak formasyon değiştirmesinde, karstlaşmanın da önemli ölçüde etken olduğu düşünceleriyle, pseudokarst teriminin kullanılması kabul edilmemektedir. Bu argümanın ilk bölümü (pseudokarst teriminin, kavrama değişik anlamlar yüklendiği halde, birçok insan tarafından kullanılıyor olduğu) doğrudur. Geniş bir jeoloji, coğrafya ve speleoloji bilim adamı kitlesi ya bu terimi çeşitli yollarla tanımlamaya çalışmış ya da basitçe kullanımını reddetmişlerdir. Argümanın ikinci bölümündeki, karstik özellik göstermeyen kayaçlarla ilgili olarak; karstlaşma sürecinin sadece çözünme yoluyla olmadığını ve ana kütleden kopan küçük parçaların çözelti içinde taşınmasının da yeraltında mağara oluşumu için yeterli derecede kaya deformasyonuna neden olarak, bu süreçte kritik rol oynadığını vurgulamak yanlış olmaz. Kumtaşı ve granitlerin durumunda ise hava olaylarının etkisine maruz kalan materyal koparak taşındığı için (pseudokarstlaşma) bu durumda ancak mikro-karstlaşmadan bahsedilebilir. Bu nedenle, yeterince açık olmamasına rağmen pseudokarst teriminin kullanılması, karst benzeri ancak karstlaşma görülmeyen mağaralar, obruklar, toprak parçaları ve diğer mezoformlar gibi oluşumları genellemek için çok uygundur. Ayrıca Pseudokarst kavramı, ilki 1982 yılında düzenlenen Pseudokarst Sempozyumları nda konuşulmaya ve tartışılmaya devam etmektedir. pseudokarstla ilgili diğer gündemi, toplantıları takip ve organize etmektir. Komisyon iki yılda bir çalışmalarına ilişkin haber bülteni yayınlamaktadır. Komisyonun çalışmalarına web sitelerinden ( ) ulaşılabilmektedir. Kaynakça: 1. abstract/87/7/1021 ( Çevrimiçi) 2. ( Çevrimiçi) 3. pkarst/02_discussions/discussions.htm ( Çevrimiçi) 4. pseudokarst.htm ( Çevrimiçi) Uluslararası Speleoloji Birliği (UIS) de pseudokarst konusunda çalışmalar yapmaktadır. Örneğin, bu konuda çalışmalarda bulunan Pseudokarst Komisyonu (Commission du Pseudokarst), UIS in bir komisyonudur ve Ağustos 1997 de İsviçre de düzenlenen Uluslararası Speleoloji Kongresinde kurulmuştur. Pseudokarst Komisyonunun asıl hedefi, Pseudokarst Sempozyumlarını düzenlemek ve pseudokarstik özellik gösteren (karstik olmayan) mağaraların keşiflerini ve bilimsel çalışmalarını teşvik etmek, ödüllendirmek ve Cadı Kazanı Ocak-Şubat

12 Maden Tetkik Ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Karst Ve Mağara Araştırmaları Birimi Yüzölçümündeki dağılımına bakıldığında Türkiye nin 1/3 lük bölümünün karstlaşmaya uygun kayaçlarla kaplı olduğu görülebilir. Bu kayaçların büyük bölümünü de karbonatlar oluşurturmaktadır. Günümüzde antropojenik etkilere bağlı olarak iklimdeki olumsuz yöndeki değişimler beraberinde yaşamın sürdürülebilir olmasındaki kaynakların da hızla tükenmesine neden olmaktadır. Dış süreçlerden en hızlı şekilde etkilenen karstik alanlar için bu tehlikenin boyutu daha da büyüktür. Türkiye özelinde bakıldığında da, yeraltı suyu rezervleri açısından karstik bölgelerin önemi daha da artmaktadır. Dağ Kampı, Aladağlar, Kayseri Gerçek anlamda karst yeraltı suyu rezervlerinin ortaya konulması; karst sisteminin dinamiğinin güncel verilerin yanısıra, sistemin geçmiş jeolojik dönemlerdeki davranışının da belirlenmesiyle mümkün olabilmektedir. Bütün olarak düşünüldüğünde ise bu, sistemin karst evriminin modellenmesi anlamına gelmektedir. Tüm bu çalışmaların yapılmasında MTA nın kurumsal olarak en büyük artısı, yüzey araştırmalarını yürütecek alt yapının mevcut olmasının yanısra, çalışmaların en önemli yöntemlerinden mağara araştırmalarına yönelik birikimdir. MTA Genel Müdürlüğü bünyesinde 1979 yılında kurulan, bölgesel ve yerel ölçekte Türkiye nin birçok yerinde mağara ve karst araştırmalarında bulunan Jeoloji Etütleri Dairesi ne bağlı Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi, uzun süreli tecrübesi ve teknik alt yapısı ile, küresel anlamda yeryüzünde konuyla ilgili oluşabilen fiziksel değişikliklere bağlı yeni süreçlerin araştırılmasına yönelik altyapıya sahiptir. Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi araştırmalarıda; çalışılan bölgenin özelliklerine bağlı olarak yerbilimlerinin farklı disiplinleri için, örneğin Türkiye nin öncelikli doğal afet kaynağı olan depremlere ait eski kayıtların (paleosismoloji) yeni bir yöntem olan karst paleosismoloji yöntemleri ile araştırılması ve veri üretilmesi çalışmalarını da yürütmektedir. Paleoiklim amaçlı dikit örneklemesi NOT: MTA nın yaptığı çalışmalar hakkında verdiği bilgiler için Koray Törk e teşekkür ederiz. Bu yukarıda belirtilen proje araştırmalara ek olarak mağaraların başta turizm olmak üzere, depolamacılık, kültür mantarcılığı ve askeri amaçlı kullanım alanlarına yönelik gözlem ve değerlendirmeler de yapılmaktadır. Tüm bu çalışmalar ışığında aslında yaşayan bir organizma olan karst sistemlerinin dinamiğinin ortaya konulacağı gibi, dış süreçlerden hzlı etkilenen bu yapıların koruma alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda metadoloji geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. 10 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

13 Sarıkaya ve Aksu mağaraları eğitim gezisi Ebru CAYMAZ (AKUT İSTANBUL) audere est facere cesaret etmek yapmaktır Gruba gelen bir mail, maili takip eden yazışmalar ve bilgilendirme toplantısı Böyle başladı mağara maceramız Heyecan, şaşkınlık, merak hepsi birbirine karışmış bir şekilde aynı amaç uğruna bir avuç insan koyulduk yola... Bölüm 1 Sarıkaya Mağarası Macerası 22 ocak gecesi eğlenceli ve konforlu bir yolculuğun ardından kamp alanına vardık, kampı attık ve dinlenmeye çekildik. Ertesi gün mağaraya girecektik. Ne olumsuz hava şartları nede gece çadırların etrafında sabaha kadar tur atan envai çeşit hayvan engelleyemedi bizi. Psikolojik olarak hazırdık mağara için, uyarıları dikkate almış, bütün hafta psikolojik olarak üşüyerek, zaman zaman üşüyor muyuz diye birbirimizi kontrol ederek kendimizi üşümeye alıştırmıştık. Ruh istekliydi peki ya beden? Kırmızı mağara tulumlarını giyene kadar inanamadım kendime. Birçok doğa sporunun tadına bakmış ve dağcılıkta karar kılmış bir insan olarak mağaracılık çok farklı gelmişti bana ve bir o kadar da uzak... Farklı gelmişti çünkü gerçek anlamda bambaşka bir ortamdı; yaşadığımız, alışkın olduğumuz yerden çok farklıydı, karanlıktı bir kere! Uzak gelmişti çünkü mitolojik çağlardan beri atalarımız yer altını Hades e atfetmiş, orası yasak bölge olmuş, giden geri dönememiş ve sonraki yüzyıllarda da bilinmeyen olarak kalmıştı hep İşte böyle bir ortama gidiyorduk biz, heyecan ve merak doruktaydı. Lapa lapa yağan karın altında öğlen saat on iki itibarı ile sekizi yeni on kişilik bir ekip olarak takıldık Ender eğitmenimizin peşine. Dışarıdaki dondurucu soğuğun aksine gayet misafirperver bir şekilde karşıladı Sarıkaya mağarası, o devasa girişinden içeri buyur etti bizi, bizde kırmadık kendisini, içimizde yeni doğan bir bebeğin keşfetme merakıyla daldık içeri. Ev sahibimizin bize cömertçe sunduğu görsel şölenlere hayran kalarak, ağızlar bir karış açık, sakar adımlarla, yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibi ilerledik. Gerçek anlamda bir mağaraya ilk defa giriyordum ama Sarıkaya o kadar misafirperverdi ki beşinci dakikadan sonra sanki ebedi ikametgahım orasıymış gibi rahat, huzurlu ve mutlu devam ettim. Mağaramızın, nedense beşinci dakikadan sonra sahiplendim hemen, öyle ağır ve etkileyici bir havası vardı ki tüm korkularımı hemen girişte bırakıverdim. Böylesine rahat olmamda sadece mağaramızın değil eğitmenlerimizin de kuşkusuz büyük payı vardı! Bizi komut yağmuruna tutarak mağaraya yabancılaştırmak yerine, çok daha profesyonel bir yaklaşımla yeri geldiğinde eğitmen, yeri geldiğinde yardım için elini uzatan gruptan herhangi biri olarak mağaraya adapte olmamıza çok yardımcı oldular. Ve biz bu şekilde zaman kavramından soyutlanarak ilerledik, ıslandık, sudan kaçtık, sudan kaçarken daha beter ıslandık, hazır ıslanmışken bide pislendik, ışıklarımızı söndürüp mutlak karanlığın tadına baktık, kayalarda türlü cambazlık yaptık, tüm bunları yaparken deli gibi eğlendik, farkına bile varmadan dört saati devirdik ve mağaramızın sonuna kadar geldik. Bitti mi? Tabi ki hayır! Geri dönüş de bir o kadar keyifliydi! Sarıkaya her anlamda bir eğitim alanıydı bizim için, ilerlerken arada bir geri dönüp bakmanın ne kadar önemli olduğunu da öğretti bize. Yine aynı şekilde, bu sefer olaya biraz daha hakim, adımlar biraz daha düzgün, geldiğimiz yolları bulmaya çalışarak, kimi zaman kaybolarak ya da kaybolmak demeyelim de mağarayı tamamen keşfederek çıkışa vardık.4 saatlik inişin aksine çıkış 1.5 saat sürdü ve ilk mağaramızı tamamlamış olduk. Ekibin yüzünde ilk mağarayı tamamlamanın vermiş olduğu haklı gurur possunt quia posse videntur yapabilirler, çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar Bölüm 2 Aksu Mağarası Macerası Öncelikle belirtmeliyim ki Aksu ya giriş çok daha zordu. Araca doğru yaptığımız minik trekkingde zaten ıslak olan tulumlarımız soğuk ve yoğun kar yağışlı havanın da etkisiyle üzerimizde dondu. Hava muhalefeti yüzünden ve biraz da ısınmak için merkeze inip yemek yedik. Sıcak çorbayemek-çay ve sobayla kendimize geldik, sıcağın ne büyük bir nimet olduğunu anladık. Sonuçta hepimiz insandık, üşümüş ve yorulmuştuk fakat bu bizim isteğimizi engelleyemedi. Yemekten sonra kamp alanına döndük, bu sefer üç yeni iki eskiden oluşan daha küçük bir ekip olarak donmuş tulumları tekrar giyip kar yağışı eşliğinde mağaraya doğru yola koyulduk ta Aksu nun girişindeydik. Aksu mağarası Sarıkaya kadar misafirperver değildi, girişteki minik gölet ve 55 derecelik eğimde 7 metrelik tırmanış beni keşfetmek o kadar kolay değil, uğraştırırım mesajını etkili bir biçimde verdi. Çizmelerime dolan suyu boşaltmakla uğraşırken Ender ağabeyin boşuna uğraşma, birazdan komple ıslanacaksın ve öyle devam edeceksin uyarısıyla vazgeçtim. Orda kısa bir sorgulama yaptım aslında, benim burada ne işim var diye sormaktan kendini alamıyor insan fakat ilerledikçe niye bu kadar geç başladım ki pişmanlığına dönüştü bu his. Aksu da ki yolculuğumuz ekibin Cadı Kazanı Ocak-Şubat

14 de küçük olması nedeniyle daha hızlı ve eğlenceli oldu. Kimi zaman Aksu nun akustiğini sınayarak kimi zaman sudan kaçarak kimi zaman stil yüzme şekilleriyle cadı kazanlarını geçerek(burada Alper ve Ahmet arkadaşların isimlerini anmadan geçemeyeceğim) ilerledik. Küçük bir döşeme bile yaptık, baca geçişi, kendini sıkıştırarak tırmanma gibi mağaradaki doğru hareket stillerini öğrendik, geçiş yollarında uyuyan tecrübesiz minik yarasalara dikkat ettik ve mağara daha uzun olmasına rağmen daha kısa sürede sonuna geldik. Buz gibi soğuk bir havada boğazına kadar soğuk suya girmek de keyifli olabilirmiş, Aksu daki daha farklı ve ilginç oluşumları izlerken soğuğu ya da ıslaklığı düşünmedik bile. Mağara sonundaki çarşağı tırmanıp, en yüksek noktaya çıkarak ağzımız bir karış açık mağarayı, o güzellikleri izlemek, orda ki huzuru tatmak tüm yorgunluğa değerdi. Dönüş yolunda söylediğimiz kasap havası ortama pek uyum sağlamasa da özellikle soğukla mücadelede pek etkili oldu. Son dakikaya kadar suyunu eksik etmeyen Aksu sürekli ıslak kalmamızı sağladı. Bu keyifli yolculuğu gece yarısı de tamamladık. İlk defa mağaraya girenler için bir günde Sarıkaya ve Aksu gibi iki mağaraya girmek kolay değildi fakat kısa sürede kaynaşan ve mutlak paylaşımı sergileyen bir ekip olarak o kadar eğlendik ki ne yorgunluk ne soğuk ne de başka bir olumsuzluk bu mağaraları keşfetme isteğimizi engelleyemedi. Yorgun fakat mutlu ve huzurlu biçimde çadırlara döndük, o kadar kar yağmıştı ki çadırım tamamen kar altında kalmıştı. Ekipten bir arkadaşımızın mağara sevdası için senenin en soğuk ve yağışlı hafta sonunu seçmek zorunda mıydık söylemini hatırlayarak güldüm ve huzurlu bir uykuya daldım. Pazar sabahı çok eğlenceli, menüsü ve sohbeti bol kahvaltının ardından dönüşe geçtik ve İstanbul a vardık. Pazartesi günü herkeste aynı heyecan devam ediyordu. Mağaraya girmekle kalmamış alışmıştık da, arayı açmadan yine gideriz değil mi, ne güzeldi değil mi ortak sözleri oldu ekibin. Bununla kalmayıp ortak bir söylem bile geliştirdik, işte bizim mağaracılık için yaptığımız naçizane tarif: mutlak güzellik+mutlak karanlık+mutlak sessizlik+mutlak huzur+mutlak paylaşım= mutlaka mağara! 12 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

15 Speleosanat KİTAB-I ÖLÇME II Üstadımız reis-i piri kendisi usta bir hartacı Biz ancak oluruz onun yanında bir çorbacı Okumak lazım, bilmek lazım ömür kısa Oku maarifetnameyi al kendine hisse-i kıssa Mikyas Malzemesi Mağaralarda ölçüm yapmak için gerekli malzemeyi anlatır Üç beş magaraya girdin mi sanma oldun mağaracı Girdiğimin adedini ben unuttum be hey biçare yaylacı Hüner iyilik yapmak değildir bu böyle biline Hüner kötülükle savaşmaktır sen sahip ol diline Pişman olmadık bu yola girdik, endamına gideriz Ol bazı zaman kendimizi keriz zannederiz Bak şimdi aç kulağını dinle beni, yatay dikey anlamam Mağaraların hepsi aynıdır, eğer gerçek mağaracıysan Mikyas etmen lazım girdiğin her bir mağarayı Hepsi ayrıdır, sen hiç gördünmü iki kardeşte aynı ırayı Hepsi farklıdır, ayrı ehemmiyet arz eder Şimdi mikyas için söyleyelim neler lazım teker teker Pusula derler onun adına üçyüz altmışa bölmüşler Arada bir haritacılar onu dörtyüz de etmişler Çinliler bulmuş bundan onu çok evvel seneler Bir ucu nedense hep şimali gösterirmiş derler Oklusu vardır oksuzu vardır döner durur Mıknatıs onu önce şaşırtır,köpek gibi kudurtur Olmalı senin elinde otuz iki arşın bir mikyas Çelik olmamalı sonra tutar kısa bir zamanda pas Onla ölçersin içeride tüm poligonları İyi ölçmek gerekir tespit edilen noktaları Derler bir alet vardır pusulaya benzer Ama onu nedense şakuli doksana bölerler Vardır elbet bunun bir sebeb-i hikmeti Klino derler adına ölçersin yerin eğimini Kaldırır yukarıya bakarsan görürsün artıyı İndirir aşağıya bakarsan görürsün eksiyi Hal bu olanda ya derece görürüsün ya da yüzdeyi Lazımdır unutma sana bir de defter Kaydedeceksin aldığın ölçüleri birer birer Sakın unutma olmalı bu defter kareli Emin ol bu sana olacak içeride gerekli İhtiyacı vardır yar gibi bu üç eşyanın muhabbete ilgiye Sev onları temizle, kaldır ara sıra dinlensinler diye Unutma sana onları kimse etmedi hediyye Kadir kıymet vermek lazım emeğe sevgiye Fatih BÜYÜKTOPÇU Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Karst Araştırmaları Grubu Fotoğraf: Ali Aytan Cadı Kazanı Ocak-Şubatk

16 Biliyor muydunuz? Başımızda Dönen Tepkime: Karpitten Asetilen Eldesi Benim için tepkimeler içinde en sevimlileri suyla olanları. Kalsiyum Karbür ün (Karpit) suyla birlikte yaptığı tepkime ise hepsinden özel. Sürekli yanı başımızda cereyan eden bu tepkimenin aktörü CaC2 (Karpit). Babası CaO (bildiğimiz kireç) ve annesi kok kömürünün 3000 santigrat derecelik bir sıcaklıkta oksijensiz ortamda ısıtılmasıyla CaC2 (Karpit) dünyaya gelir. Evet bildiğimiz karpit zaten doğada bolca bulunan ve bize hiç yabancı olmayan kireç ve kömürden imal edilir. CaO + 3C ---> CaC2 (Merhaba ben karpit) + CO (ben yan ürünüm boş verin beni) Şimdi aşağıdaki tepkimenin güzelliğine bakın! bu tepkime sonucunda açığa çıkan gaz mağarada yolumuzu aydınlatan, bizi ısıtan, koruyan, kollayan asetilendir. CaC2(Yaşasın çok susamıştım) + 2H2O(hoş bir tepkimeye ne dersin?) ---> C2H2 (aydınlatmak için doğdum) + Ca(OH) 2 Tepkimenin güzelliği CaC2 ün bir damla sudan gelen mucizeyle bir anda asetilen gibi yanıcı patlayıcı yerinde duramayan bir gaza dönüşmesi ve asetilen gazının yanmasıyla elde edilen güven verici, güçlü, inatçı ışığı. Bana göre; Yüzbin led bile olsa asetilen ışığının sıcaklığı ve huzuru hiçbir ışık kaynağında yoktur. Gülşen KÜÇÜKALİ Fotoğraflar: Sami Ayhan, Ender Usuloğlu 14 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

17 Evren Günay Düdeni 98 Ekspedisyonunun Hikâyesidir Arpat ÖZGÜL (BÜMAK) Toroslarda bir küçük delik deliğin arkasında gizlenmiş bir dünya delikten geçerek bu gizli dünyanın keşfinde kendini arayan küçük umutlar Alacakaranlıkta mağaradan çıktığımızda Mehmet de, ben de oldukça yorgunduk m deki göle inen 40 m lik inişi de döşeyip, çıkışa geçmemizin üzerinden 2 saat geçmişti. Planladığımız süreyi biraz aşmıştık, kamptakileri daha fazla merakta bırakmamak için biraz soluklanıp 1.5 km uzaklıktaki kampa doğru yola çıktık. Karpit lambalarımızı söndüren rüzgârlı bir gecede, mağarayla kampın bulunduğu yaylaları birbirinden ayıran sırtı son bir çabayla tırmandık. Birkaç saat önce batmış olan günün son ışıkları yıldızlı gökyüzüyle batıdaki sıradağların arasında açık mavi bir ufuk çizgisi oluşturmuştu. Sırtı aştığımızda kamptakiler ışığımızı artık görebiliyordu. Bir süre ikimiz de durduk. Saatlerdir karpit lambasının sıcak sarı ışığına ve mağara duvarlarının yakınlığına alıştıktan sonra bu uçsuz bucaksız manzaranın karşısında donakalmıştık. Abi yaşadığımı hissediyorum ama çok yoğun!...bu işi işte bu yüzden yapıyoruz... Anamur, Çukurpınar Yaylası na geleli 4 gün olmuştu. İstanbul da geçirdiğimiz yoğun bir hazırlık döneminden sonra randevumuza sadık kalmış ve 4 senedir üzerinde çalıştığımız Evren Günay Düdeni ne tekrar gelmiştik. Bir trafik kazasında kaybettiğimiz arkadaşımızın anısına isimlendirdiğimiz düdende, BÜMAK 97 Yaz Ekspedisyonu sırasında m derinliğe ulaşarak Türkiye derinlik rekorunu kırdık. Bu seneki hedefimiz ise daha derinlere, Dünya rekoruna doğru ilerlemekti. Çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu 9 kişilik bir ön-ekibin 11 Ağustos ta yaylaya varmasıyla BÜMAK 98 Yaz Ekspedisyonu başladı. Ağustos ayını seçmemizin nedeni mağara içerisindeki su seviyesinin ve dolayısıyla sel tehlikesinin düşük olması Üç hafta sürmesi planlanan ekspedisyona ekibin geri kalanı 2. haftadan itibaren katılacaktı. Öğrenci olanlar ekspedisyonun tümünde yer alırken, çalışan eski mağaracılar yalnızca 1-2 haftalık iş izinlerini ayırabildikleri için, 31 Ağustos u kesin dönüş tarihi olarak belirledik. İlk hafta içerisinde önekip kampı kuracak ve mağaranın ilk 400 m sinin hat döşemesini yaparak ilk istasyon kampı olan Çiçek Bahçesi ne ulaşacaktı. İlk 4 gün içerisinde kamp kurulmuş ve mağara -280 m ye kadar döşenmişti. İki yörük ailesiyle paylaştığımız Çukurpınar Yaylası nın bize kalan güney düzlüğüne kurduğumuz kamp, kişisel çadırların yanı sıra bir malzeme tentesi, mağara dışındakileri gün boyunca güneşten koruyacak dev bir tente ve mutfak olarak kullandığımız, taşla örülmüş keçi ağıllarından ibaretti. Kamp hayatı sabah 8:00 de hareketleniyordu. Yaylayı çevreleyen dağların ardından doğan güneş bir süre sonra çadırları içinde durulmayacak kadar ısıtıyordu. Mağaraya girecekler hızlı bir kahvaltının ardından malzemelerini toparlamaya başlıyor, girmeyenler ise tente altına çekiliyordu. Geçen senelerde civar yaylalara yürüyüşler yapılırken, bu sene artan terörist söylentileri yüzünden kamptan ayrılmaya cesaret edemiyorduk. Hatta bir iki gecemiz çarşaktan gelen sesler yüzünden uykusuz geçmişti. Kampta ihtiyacımız olan suyu, 200 m uzaklıktaki pınardan, mutfakların yanına kadar hortumla getiriyorduk. Günlük ekmeğimizi ise yayladaki komşumuz Kiraz Teyze yle beraber yapıyorduk. Mağara ekibi hazır olunca, tente altından kendilerine mağara ağzına kadar eşyalarını taşıyacak şerpalar bulmaya çalışıyordu. Haydi şerpa! Gelemem, entelektüel faaliyetlerim var. Başlarım entelektüeline! Kamptan 1.5 km uzaklıkta bulunan mağara ağzı, Çukurpınar ın güneydoğusundaki Peynirlikönü Yaylası nda yer alıyor. Eski Türkiye derinlik rekoru olan Çukurpınar Düdeni nin heybetli ağzıyla karşılaştırıldığında, Evren Günay Düdeni nin girişi kayalar arasında küçük bir delik! Çukurpınar ın birbirini takip eden dev inişlerinin aksine, Evren Günay Düdeni 20 dakikalık bir sürünmeyle başlıyor. 1 metreyi geçmeyen yükseklikteki dar koridorlarda, cadıkazanları üzerinden cambazlık yaparak ilerleniyor. Daha aşağılarda olacak bir kaza veya sel ihtimaline karşı bizi en çok endişelendiren bu dar pasajlar. Sürünmenin sonunda 25 m lik bir inişle mağara dikeyleşiyor ve çatlaklar boyunca küçük inişlerle menderesler yaparak ilerliyor. Genelde genişliği m yi ender aşan mağaranın tavanı ilk inişten sonra gözden kayboluyor. Mağaranın içinde ilerlediği dar çatlağın kestiği büyük şaftlarda, mağaranın genelinden farklı olarak, karstik oluşumlar açısından daha zengin geniş odalar ve göller yer alıyor. Ön-ekibin daha az deneyimli olmasına karşın, planlı bir çalışma ve kişilerin özverisiyle önceden belirlediğimiz programı takip ediyorduk. Tek bir döşeme ekibi başı olması işleri yavaşlatıyorsa da, memurvari bir sistemle (9:00 giriş, 18:00 çıkış) her gün biraz daha ilerledik. Küçük Cadı Kazanı Ocak-Şubat

18 aksaklıklar sadece gece sohbetlerinin konusu oluyordu; Mehmet Ü. nün çoraplarını unuttuğunu mağara ağzında fark etmesi ve M Ali nin koşarak 1.5 km uzaklıktaki kamptan çorap şerpalığı yapması Mağara haritasında görünmeyen döşemelerle karşılaşınca sınırında tuttuğumuz ip miktarının yetmemesi ve mağaranın geri kalanına planladığımızın aksine yap-boz oynarcasına devam etmemiz Sabah saat 8:00 da girmeyi planlayan hevesli gençlerin, Oktar ın kahvaltı için pişirdiği leziz Pişi yi (pofuduk ibişin şipşak işi) bekleyip 11:00 de girmeleri Hüseyin in reaksiyon hızına yetişememizden kaynaklanan küçük aksaklıklar Abi buraya 27 yi veya 29 u gönder! demeye kalmadan tepeden Hüseyin in attığı 27 m lik ip balyası uçarak geçer ve gümbürtüyle aşağıdaki göle düşer 29 u gönder, sakin!. 19 Ağustos, 19:00 sularında yine Mehmet le beraber mağaradan çıkıyorduk. Tam bir hafta dolmuştu ve biz mağarayı -500m ye kadar döşemiştik. İki gündür mağaradaydık ve sürekli, çıktığımızda karşılaşacağımız kalabalık kamp manzarasını konuşuyorduk. Ekibin geri kalanı bugün geliyordu ve bir haftalık yorucu çalışmanın üstüne kendimizi kampın tatlı curcunasına bırakacaktık. Gene yorgun ama hevesle mağarada ilerlerken, yukarıdan gelen sesler duyduk. Yeni gelenler dayanamamış ve hemen üstümüze bir bindirme ekip göndermişlerdi. Gelen Sencer in sesiydi, şarkı söyleye söyleye aşağıya iniyordu. -75 m deki takıl-geçlerde karşılaştık, arkadan da 2 çantayla Hüseyin geldi. Bağıra çağıra, kaskları tokuştura tokuştura, mağaracı usulü bir karşılaşma oldu. Heyoo, n aber, kaç kişi geldiniz? Yahu sen hakkaten evleniyor musun? Abi yeni tulumuma bak, kim tutar sizi be,... şeklinde cereyan eden yoğun ve kısa bir sohbetten sonra, aşağıda bıraktığımız malzeme ve döşeme hakkında bilgi verdik ve vedalaştık. Adamlar bomba bir giriş yapıyorlardı, -500 m den, ikinci istasyon kampının (Bir Başka Hayat) bulunduğu -700 m ye kadar döşemeye gireceklerdi. Hüseyin ilk defa bu kadar zorlu bir giriş yapıyordu. Çinli uşak (Hüseyin) endişeli gözlerle beyaz efendiyi takip etti Beyaz efendi (Sencer) savaş naraları atarak ilerlerken, Çinli uşak iki bavulla kan ter içinde ona yetişmeye çalışıyordu. Kampa vardığımızda coşkulu bir kalabalık bizi bekliyordu. Mağara içerisinde sessiz ve yalnız geçirdiğimiz iki günden sonra, kendimizi bir anda bu dost kalabalığın ortasında buluverdik. Mehmet in sözlerini hatırladım, bu işi işte bu yüzden yapıyoruz. Bizim içeride olduğumuz sırada, yeni gelen grup bir toplantı yapmıştı. Kampta 22 kişiydik ve önümüzde 11 gün vardı. Mağara içerisinde -400 m ile, geçen sene ulaştığımız en son nokta olan m arasında bütün ipler hazır bekliyordu. 97 ekspedisyonunda mağara bitmeyince bu sene de girileceği göze alınarak, ipler düzgün bir şekilde balyalanmış ve su yolundan yüksek yerlere bırakılmıştı m den sonra döşeme yapmaya girecek kişiler ayrıca ip taşımayacaklar ve her inişin başında ipleri hazır bulacaklardı. Bu yüzden mağarada çok daha hızlı ilerleyebilecektik. Önümüzdeki 11 günün 6 sını dibe doğru ilerlemeye ayırmıştık. Mağaranın dar yapısı -700 m den aşağıda da devam ettiğinden, Bir Başka Hayat kampından sonra yeni bir istasyon kampı kurmaya elverişli bir düzlük bulunamamıştı. Bu işimizi zorlaştırmıştı, çünkü m ye çalışmaya inecek bir ekip Bir Başka Hayat kampından yola çıkıyor, 3 saatte dibe varıyor, 5-6 saatlik bir döşemeden sonra tekrar 600 m yukarıdaki kampa ancak 5 saatte çıkabiliyordu. 15 saatlik bir girişten sadece 6 saatlik bir verim alınabiliyordu. Bu sene ise yeni bir teknik denemeye karar verdik m den aşağıda çalışan ekiplerin yanlarında taşıyabilecekleri 2 hamak, 2 tulum, ocak ve yiyecekten oluşan mobil bir hamak kampı Böylece, ikişer kişiden oluşacak ekipler düzenli şiftlerle, oldukça hızlı bir şekilde ilerleyebilecek. Bu sırada -700 m kampında bekleyen bir ekip belirli aralıklarla aşağıdaki mobil kampa karpit, yiyecek ve döşeme malzemesi indirecek. Bu sırada dışarıdan başka bir ekip döşemenin üçüncü gününde mağaraya yedek malzeme ve karpitle girecek. Dipte çalışanlar arasından bir ekip, yeni gelen bu ekiple yer değiştirecek. Böylece mağaradan çıkanlar, dışarıda bekleyen meraklı kalabalığa en son haberleri ulaştırabilecek. Planlanan bu programa uyulduğu takdirde, aşağıda çalışan iki ekip, günde ortalama m ilerleyerek, 4-5 gün içerisinde mağaranın doğal sınırına ulaşabilecekti. Mağaranın toplanması için ise en az 5 gün gerekiyordu. Bir dağcı için tırmanışının en zor kısmı zirveye ulaştığında sona ererken, bir mağaracı için en yorucu anlar dibe vardığında başlar. Mağaranın döşemesinde kullanılan teknik malzemeler (ip, karabin, hanger, vb.), kamp malzemeleri ve çöpler yukarı çıkartılmalıdır. Toplama vakti geldiğinde bütün kamp seferber olur ve mağaraya girer. Islandığı için ağırlaşan yüzlerce metre ip, kilolarca karpit çöpü ve diğer malzemeler 20 şer kiloluk çantalar halinde, kimi yerlerde makara sistemleriyle kolaylaştırılmış bir şekilde, kimi yerlerde ise babadan kalma yöntemlerle yavaş yavaş yukarı çıkartılır. Dibe ulaşmak için gereken fiziksel güç ve dayanıklılıktan kat kat fazlası mağaranın toplanma sürecinde gereklidir. Zirveden dönen yorgun dağcıların çöp ve gereksiz malzemeleri yolda bırakma eğilimlerine benzer ve hatta daha üst düzeyde bir eğilim bir mağaracıda görülebilir. Mağara içerisinde bırakılacak organik veya inorganik artıklar, mağaranın ekosistemini bozacaktır. Bu yüzden bir mağaracılık ekspedisyonu bu şartlar dikkate alınarak planlanmalıdır ve mağara içerisinde herhangi bir artık bırakmayacak şekilde, yeterli işgücü mağaranın toplanmasına ayrılmalıdır. Bir derin mağaracılık ekspedisyonunun kalitesini ulaşılan derinliğin yanı sıra, mağaranın ne derece temiz bırakıldığı da belirler. 16 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

19 ayak izinden başka bir şey bırakmadan, fotoğraftan başka birşey almadan, zamandan başka bir şey öldürmeden Böylece ilk 6 gün boyunca dibe doğru ilerlemeye ve sonra, ne olursa olsun toplamaya geçmeye karar verildi. Yeni gelenler son derece hevesliydiler ve mağaraya girmek için can atıyorlardı. Biz çıkarken giren Sencer ve Hüseyin in ardından ikinci gün Arkadaş ve Oktar, yanlarında hamak kampının malzemeleri ve yiyecekle beraber mağaraya girdiler. Onların 5-6 saat arkasından ise Bülent ve Korcan giriş yapacaklardı. Mağara içerisinde görev alan herkes son derece özverili davranıyordu. Bir senedir derin mağaracılık yapmamış insanlar ağır çantalar paketliyor, zor girişler hedefliyordu. Bütün bir sene boyunca bu ekspedisyonu hayal etmiştik ve şimdi herkes elinden gelen bütün çabayı gösteriyordu. Ancak, mağaracılık da bir doğa sporudur ve kişisel hazırlık ve çabanın dışında başarıyı etkileyen bir başka faktör daha vardır; mağara! Bir derin mağara ekspedisyonunda bir anda -700 m dibe inmek ve hemen çalışmaya başlamak kolay değildir Kaslar, eklemler ve en önemlisi kafalar mağaranın soğuk, karanlık ve nemli ortamına yavaş yavaş ısınır Bu yüzden en zor girişler hep ilk girişlerdir. Birçoğumuz bu ekspedisyon için hazırlanmış, spor yapmıştık. Ama bir Fransız mağaracının da dediği gibi mağaranın en iyi antrenmanı mağaradır! Hevesimiz ve motivasyonumuzla, bu ısınma sürecini göz ardı etmiştik. İlk giren Sencer ve Hüseyin, direkt -700 m kampına ulaşamamışlardı. Yol üstünde bulmayı umdukları, geçen seneden bırakılan ipler sel sularıyla sürüklenmiş ve kullanılamayacak bir hale gelmişti m kampına dönüp, orada uyuduktan sonra ertesi gün yedek iplerle -700 m kampına ulaşabildiler. Ellerinde daha fazla malzeme kalmadığından, arkadan gelecek olan ekibi beklemeye başladılar. Yanlarında yeterli yiyecek, karpit ve kampta bir salgın haline dönüşen 500 sayfalık Yüzüklerin Efendisi kitabından 2 adet vardı. Onların arkalarından 3 çantayla gelen Arkadaş ve Oktar ise -400 m kampında bir gece dinlenerek, ertesi gün -700 m kampına vardılar. Daha aşağıya döşeme yapabilmek için gereken malzemeyi ise hemen arkalarından gelen ekip getirecekti. İkinci ekipten 6 saat sonra Bülent ve Korcan giriş yaptı. Bu giriş sırasında Korcan mağara içerisinde rahatsızlandı ve aldıkları yerinde bir kararla yukarı çıktılar. Bülent birkaç saat dinlendikten sonra, daha az deneyimli olan Sinan la beraber tekrar mağaraya girdi. İniş sırasında Sinan ın kolu incinmişti ve ağır çantaların taşınmasında yeteri kadar yardımcı olamadı. 300 m ye kadar indirebildikleri çantalardan bir kaçını arkadan gelecek ekibe bırakmak zorunda kaldılar. Büyük bir şanssızlık sonucu, mağaraya girecek olan iki arkadaşımız peşpeşe rahatsızlanmış ve aşağıdaki iş uzun bir aksamaya uğramıştı. Bu noktadan sonra ekspedisyonun nasıl devam edeceğini yukarıdan belirlemek imkânsızdı. Yukarıda meraklı ve çaresiz bir bekleyiş başladı. Mağaradan çıkacak ilk habere göre hareket edecektik. 22 Ağustos gecesi, yukarı çıkan Sinan ve Hüseyin bize üzücü haberi getirdi. Aşağıdaki ekip yukarıdan döşeme malzemesinin gelmesini 36 saatten uzun bir süre beklemişti. Mağara kampındaki bu uzun bekleyiş sonunda, moral ve motivasyon bozukluğu yaşayan ekip, son gelen ekiple de yeterli döşeme malzemesinin gelmemiş olduğunu görünce, çok fazla zaman kaybedildiği ve ekspedisyonun devam edemeyeceği kararını almışlardı. Ertesi sabah erkenden mağarayı toplayarak yukarı çıkmaya başlayacaklardı. Haberi aldığımızda herkes şok olmuştu. Aşağıda bu kararın alınmasına neden olan şartları anlıyorduk, ama bu kadar erken bitmesini ve bu kadar kolay vazgeçmeyi kabullenemiyorduk. Hemen acil bir toplantı yapıldı. Bir ekibin, sabah saat 4:00 de mağaraya girmesine ve yolda bırakılan döşeme malzemelerini de alarak, aşağıdaki ekibi, çıkışa geçmeden -700 kampında yakalamasına karar verildi. Korcan ve ben, kısa bir uykudan sonra 4:30 da mağara ağzındaydık ve girmeye hazırlanıyorduk. İkimiz de oldukça gergindik. Zor bir giriş yapacaktık ve aşağıya vardığımızda neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Abi nasıl ikna ederiz adamları? Zaten kampa vardığımızda pestilimiz çıkmış olacak! Soluk soluğa adamlara nasıl devam deriz? Kampa gelmeden önce durur biraz dinleniriz sonra da bağıra çağıra şarkı söyleyerek kampa gireriz! Bunu da yutmazlarsa biz de adamlarla döneriz artık, n apalım Kimin morali, kimin moralini döverse artık! Aşağı vardığımızda bizde de ne moral kalır ya! Hadi bakalım Eğer aşağıdaki ekibe, toplamaya başlamadan yetişemezsek veya yetiştiğimizde onları ekspedisyona devam etmeye ikna edemezsek, yapacak bir şey yoktu. Girişimiz boşa gidecekti ve yorgun bir şekilde, biz de toplamaya katılacaktık. Tam karpit lambalarımızın suyunu koymuştuk ki, mağara ağzından Oktar çıka geldi. Sabahın köründe bizle karşılaşmayı hiç beklemiyordu ki, bizi görünce küçük bir çığlık attı dayanamadık güldük. Adamlar 36 saatlik bekleyişten sonra dayanamamış, sevgili, anne, yuva, dost özlemiyle hemen döşemeyi toplayarak çıkışa geçmişlerdi. Bir sonraki sene için gerekli malzemeleri aşağıda bırakıp, mağarayı -400 m kampına kadar toplamışlardı. Artık yapacak bir şey yoktu Garip bir şekilde Korcan da, ben de rahatlamıştık, üzerimizden büyük bir yük kalkmıştı. Mağaradan çıkanların hepsi aynı tepkiyi veriyorlardı. Ulan Oktar, bastın gittin önden Haydaa siz ne arıyosunuz burada!. Herkeste bir keder ve durumu kabullenmişlik hali Cadı Kazanı Ocak-Şubat

20 vardı. İşte o zaman anladım ki, adamlar çıkmadan aşağıya varmış da olsak bir işe yaramayacaktı. Belki, bir önceki gece planladığımız gibi sıkı bir çalışmayla, teorik olarak ekspedisyonu sürdürmek mümkündü; 9 gün, 600 m ip, 200 karabin, 150 hanger, 80 m perlon, 3 ekip çalışır ve 4 günde dibe varırız, sonra da toplarız! Ama en önemli faktörü hesaplamamıştık; bu çalışma için gerekli olan motivasyon! Bu ne yazık ki tükenmişti ve yapacak hiçbir şeyimiz yoktu. Hep beraber kampa doğru yürümeye başladık Aşağıda olanları konuşuyorduk, ama hiç kimse başarısızlığa bir günah keçisi aramıyordu. Aşağıya malzeme gelmeyince kampı teröristlerin bastığını bile sanmışlar NOT: Bülten Ekibi olarak, Arpat Özgül e yayınlama izni verdiği için çok teşekkür ederiz. Bu yazı, ASPEG üyelerinin, derin mağara tecrübesi olan mağaracıların yaşadıklarından ilham alıp Keşdağı Düdeni ne iyi hazırlanmaları için bir örnek oluştursun diye bültende yer almıştır. Kampa vardığımızda saat 6:00 olmuştu. Sesimizi duyanlar çadırlarından çıkıp yanımıza geldiler, bir süre sonra bütün kamp toplanmıştı. Mağaradan çıkanlarla konuşan herkes yavaş yavaş durumu kabullenmeye başlıyordu. Kahvaltı yaptıktan sonra bir toplantı yaptık ve aşağıda olanları konuştuk. Gecikme sebepleri ve aşağıda alınan toplama kararı tartışıldı. Devam edebilir miydik? Süre ve işgücümüz yeter miydi? Sonuçta, aşağıda 36 saatlik uzun bir bekleme olmuştu ve her ne kadar somut bir sebep olarak saymasak da motivasyonun tükenmiş olması ekspedisyona noktayı koymuştu. Şanssızlıklar ve yapılan hatalar belliydi Ama toplamaya geçiş kararı bir hata değildi! Kamptaki herkes, en yeni mağaracısından, en tecrübelisine kadar, aşağıda alınan bu kararda üzerine düşen payı kabullenmiş ve belki de daha fazlasını sorguluyordu. Baştaki motivasyonumuz ve heyecanımız kaldırabileceğimizden daha ağır görevler almamıza neden olmuştu. Dönüş kararı almamış ve mağaraya devam etmiş olsaydık çok daha fazla şey kaybedebilirdik. Aşırı yorgunluk konsantrasyonu bozabilir ve bir kazaya sebep olabilirdi. Gezi boyunca yaşadığımız tek kaza ise Sinan ın, 4 m ile başlayıp kampın sonuna doğru Oktar ın abartmasıyla 9 m yi bulan bir yükseklikten Oktar ın tepesine çanta düşürmesiydi (Sinan ın tabiriyle zımbalaması). İlerleyen günlerde Oktar ın beli bir güzel ovuldu ve kazazede hakkettiğince şımartıldı Buraya gelirken, dibi hedefliyorduk. Yeterli malzememiz ve işgücümüz vardı. Çukurpınar Yaylası na geldiğimiz 9 sene boyunca kazandığımız tecrübenin de yeterli olduğunu düşünüyorduk. Ama mağaranın bize verecekleri henüz bitmemişti, eğitimimiz devam ediyordu. Doğal sınırlarına ulaşmak için çabaladığımız mağara, bize nazikçe kendi doğal sınırlarımızı gösterdi. Bebekliklerinden beri tanıdığımız yayla çocukları Ayşe ve Akif e Seneye gene görüşürüz! derken, herkesin içini ertelenmiş bir vedanın sevinci kaplamıştı. Çukurpınar Yaylası na veda etmeye henüz hazır değildik! 18 Cadı Kazanı Ocak-Şubat 2010

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14 MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14 TÜRKİYE DE MAĞARA ARAŞTIRMALARININ GELİŞİMİ VE BU GELİŞİMDE MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NÜN (MTA)

Detaylı

Çeşmesi ve oturma masaları bile olan kamp alanında su ve yakacak odun sıkıntısı yoktur.

Çeşmesi ve oturma masaları bile olan kamp alanında su ve yakacak odun sıkıntısı yoktur. Gezinin amacı: Küre Milli Parkı Proje kapsamında bölgede yarım kalan işleri bitirmek ve iki mağaracılık kurumunun birbirini tanıması ve gelecekteki ortak etkinliklere ön ayak olmak. Bölgede Ejder in 3C

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Tırmanılan Rotada -Genel zorluk: TD -Yükseklik : m -Hedeflenen ve Harcanan Zaman : 6 saat, 6 saat 50 dk -Kazanılan ve kaybedilen yükseklik : 400 m

Tırmanılan Rotada -Genel zorluk: TD -Yükseklik : m -Hedeflenen ve Harcanan Zaman : 6 saat, 6 saat 50 dk -Kazanılan ve kaybedilen yükseklik : 400 m Etkinliğin; Adı: Mangırcı Kuzey Duvarı Fire Thru The Crux Rotası Bölgesi, Tarihi: ALADAĞLAR - Niğde 16-07-2011 Hedefi, Türü: Mangırcı Kuzey Duvarı Fire Thru The Crux Rotası Etkinliğe katılanların isimleri:

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 24 26 EYLÜL 2010 SAFRANBOLU MENCİLİS MAĞARASI FAALİYET RAPORU

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 24 26 EYLÜL 2010 SAFRANBOLU MENCİLİS MAĞARASI FAALİYET RAPORU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 24 26 EYLÜL 2010 SAFRANBOLU MENCİLİS MAĞARASI FAALİYET RAPORU Hazırlayanlar: Aycan İRİCAN, Anıl ALKAN, Serra ÖRSTEN 2010 Faaliyetin Adı 2010 Karabük,

Detaylı

Etkinliğin; Etkinlikte kullanılan. Tırmanılan Rotada TIRMANIŞ:

Etkinliğin; Etkinlikte kullanılan. Tırmanılan Rotada TIRMANIŞ: Etkinliğin; Adı: Ortaburun Kuzeydoğu Dihedrali (İlk tekrar) Bölgesi, Tarihi: ALADAĞLAR - Niğde 25-06-2011 Hedefi, Türü: Ortaburun Kuzeydoğu Dihedrali Etkinliğe katılanların isimleri: Yahya VARLI,Taha AKKUŞ

Detaylı

Kazma, Krampon, 30m yarım ip, kısa buz vidası, birkaç çeşit sikke ve yeterince perlon ve pursik. Kullanılan

Kazma, Krampon, 30m yarım ip, kısa buz vidası, birkaç çeşit sikke ve yeterince perlon ve pursik. Kullanılan Faaliyet ERCİYES KUZEY BUZULU-BATI SIRTI TRANSI Faaliyetin 1. gün 10 saat 30 dk Tarihi 4-5 Temmuz 2015 Yeri Kayseri-Erciyes Süresi 2. gün 3 saat 30 dk Türü Alpinizm Güzergâh Hacılar - Dağ Evi - Tarak Kayalar

Detaylı

Koruma Amaçlı Araştırma Projeleri. Rehabilitasyon Projeleri. Tescil Çalışmaları. Mevzuat Hazırlama Faaliyetleri

Koruma Amaçlı Araştırma Projeleri. Rehabilitasyon Projeleri. Tescil Çalışmaları. Mevzuat Hazırlama Faaliyetleri Koruma Amaçlı Araştırma Projeleri Rehabilitasyon Projeleri Tescil Çalışmaları Mevzuat Hazırlama Faaliyetleri Dr. Selim ERDOĞAN (Hidrojeoloji Yük. Mühendisi) Murat DELĠBAġ (Jeoloji Yük. Mühendisi) Hakkı

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Ö ğ renci Gö zü yle. Van Depremi. Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu

Ö ğ renci Gö zü yle. Van Depremi. Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu Ö ğ renci Gö zü yle Van Depremi Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu Son yılların ülkemiz için en büyük afetlerinden biri 23.10.2011 de Van Erciş te 7.2 şiddetinde bir deprem olarak yaşandı.

Detaylı

FAALİYET RAPORU Kaletepe Kuzey-Batı Duvar Tırmanışı

FAALİYET RAPORU Kaletepe Kuzey-Batı Duvar Tırmanışı Faaliyet Faaliyetin Tarihi Güzergâh 07/09.07.2012 Sarı Memetler- Kaletepe Kuzey Batı Sırtı FAALİYET RAPORU Kaletepe Kuzey-Batı Duvar Tırmanışı Yeri Aladağlar Süresi 5 Türü Teknik tırmanışı Kat Edilen Yol

Detaylı

ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011)

ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011) ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011) 19 Şubat cumartesi sabah saat 07.30 da FSK Başkanı Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Çankırı ve Ilgaz a gitmek için yola çıkıyoruz. Hava biraz kapalı, hafiften yağmur çiseliyor.

Detaylı

FAALİYET RAPORU. 2 Murat Yıldırım 6 Günay Aydos. 3 Bora Akdeniz 7 Burcu Karabulut. 4 Mehmet Karaalp 8 Turgay Türkoğlu

FAALİYET RAPORU. 2 Murat Yıldırım 6 Günay Aydos. 3 Bora Akdeniz 7 Burcu Karabulut. 4 Mehmet Karaalp 8 Turgay Türkoğlu Davlumbaz Zirve (3479 mt) Faaliyet Tarihi 8 9 Ağustos 2015 Yeri Niğde - Aladağlar Süresi 2 gün Türü Alpinizm Güzergah Çukurbağ köyü > Traktör ile arpalık mevkii > Tekepınarı > Oba yeri kamp alanı >Davlumbaz

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Iron Butt Reports - 09 July 2011

Iron Butt Reports - 09 July 2011 İstanbul (Kağıthane) Bolu Çankırı Yozgat Sivas Erzincan Bayburt Artvin Rize Trabzon 1.767 Km Henüz yola çıkmadan önce Kağıthane deki evin önünde sanırım saat 02:20 civarı. Yola çıkmanın heyecanı ile yanlızca

Detaylı

Yıldızbaşı Zirve Faaliyeti Raporu

Yıldızbaşı Zirve Faaliyeti Raporu Yıldızbaşı Zirve Faaliyeti Raporu Tarih : 05 07 Ağustos 2011 Yer : Aladağlar / Niğde Rota : Cimbar Vadisi Dipsiz Yıldızbaşı Güney Yüzü Dipsiz Tekepınarı Arpalık (Harita 1, Foto 3) Tür/Hedef : Zirve tırmanışı

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES

GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES GÜZELLİK KRALİÇESİ ERCİYES İlk defa 1983 yılında gitmiştim Erciyes e O günlerde sadece Spor İl Müdürlüğü nün Taş Binası vardı. Aşağıda şömineli bir salon, yukarıda ise biri erkekler, biri de kadınlar için

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010)

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Yazı: Hüseyin Sarı (S. Sonal ve N. Beytekin in katkılarıyla) Fotoğraflar: Hüseyin Sarı (www.huseyinsari.net.tr) Bir toplantı için gittiğim Balıkesir dönüşümde Bursalı

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

SÜPHAN YAZ KLASİK ZİRVE TIRMANIŞI FAALİYET RAPORU

SÜPHAN YAZ KLASİK ZİRVE TIRMANIŞI FAALİYET RAPORU Faaliyet Süphan Yaz Klasik Zirve Tırmanışı Faaliyetin Tarihi 18-20 Haziran 2012 Yeri Van - Adilcevaz Süresi 13 saat 30 dakika Türü Alpinizm Güzergâh Kat Edilen Yol 14,97 km (Zirve yürüyüşü) Alınan İrtifa

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

Önemli olan varmak değil, yolda olmaktır.

Önemli olan varmak değil, yolda olmaktır. Önemli olan varmak değil, yolda olmaktır. YALOVA-İZNİK-YALOVA DAG-PEDAL BİSİKLET TURU FALİYET RAPORU 14-15 NİSAN 2012 Katılımcılar: Erkan KAYA Olcay GÜZEL Cumartesi günü, saat 11.00 de Eskihisar dan bisikletlerimizle

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

Bacanak cephesinde ise yeni bir şey yoktu. Ama bir şekilde 1 Mayıs tatilini boşalttık ve dağa gidelim fikri ortaya çıktı anında.

Bacanak cephesinde ise yeni bir şey yoktu. Ama bir şekilde 1 Mayıs tatilini boşalttık ve dağa gidelim fikri ortaya çıktı anında. Mustafa Yeşildal ve Aykut Türem, geçtiğimiz Mayıs ayı başında Bolkarlar'da bulunan Medetsiz zirvesinin Kuzey Yüzünde muhtemel yeni bir rota tırmandılar. Kuzey Yüzü Ana Kulvarı ismini verdikleri bu tırmanışın

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

FAALİYET RAPORU. Kamp Yeri: Enlem:41,065433 Boylam: 33,772116 Zirve : Enlem:41,080659 Boylam: 33,812332. Hedeflenen Zaman Harcanan Zaman 7.

FAALİYET RAPORU. Kamp Yeri: Enlem:41,065433 Boylam: 33,772116 Zirve : Enlem:41,080659 Boylam: 33,812332. Hedeflenen Zaman Harcanan Zaman 7. Faaliyet Ilgaz Küçük Hacettepe Tırmanışı (2546 m) Faaliyetin Tarihi 16-17 Aralık 2012 Yeri Kastamonu Süresi Güzergâh Kat Edilen Yol Alınan İrtifa 759m Katılımcılar 1 Taha AKKUŞ 8 Naciye ÜLKER Kullanılan

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!)

Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!) Tur Başlık: Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!) Tur İçeriği: Günümüz insanı neden sürekli bir gezme isteği ile yanıp tutuşur? The Patika olarak bu soruya verilebilecek tek bir doğru cevap

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

EĞİTİM SEVGİYLE BAŞLAR...

EĞİTİM SEVGİYLE BAŞLAR... EĞİTİM SEVGİYLE BAŞLAR... Bütün insanlığı sevgiyle kucaklayabilecek hoşgörüye sahip, geleceğin dünyasına şekil verecek, çalışkan, ufku geniş, sahip olduğu değerleri paylaşabilen, huzurun ve güvenin teminatı

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Tatil ve Yöre Rehberi

Tatil ve Yöre Rehberi Tatil ve Yöre Rehberi Kalkan, Antalya ya bağlı olan çok şirin bir sahil kasabasıdır ancak bu ilin merkezinden 200 km. kadar uzaktadır. Özellikle İngiliz turistlerin ilgi gösterdiği Kalkan son yıllarda

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 10 Mayıs 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Çamlıdere

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER Sınava sayılı günlerin kaldığı bu süreçte öğrencilerimizde ve velilerimizde kaygıyla heyecanın iç içe olduğunu biliyoruz.bu nedenle TEOG öncesinde

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI Wisconsin eyaletinde yer alan, Amerika nın en büyük eğlence su parkı olan Wilderness Hotel Golf&Resort te, Campus 2015 Work and Travel katılımcılarını

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Lobi ve Resepsiyon / Lobby & Reception

Lobi ve Resepsiyon / Lobby & Reception Lobi ve Resepsiyon / Lobby & Reception Denize sıfır konumlanan Sahil Martı Otel, konforlu odaları ve deneyimli kadrosu ile 30 yıldan bu yana konuklarını ağırlıyor. Eşsiz kumsalı ve deniz manzarası ile

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 Gelecek nesillerimiz adına umut bağladığımız gerçek güç olan saygıdeğer öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyor, onlara minnetlerimizi sunuyoruz. VELİLERİMİZ

Detaylı

1981 Eylül - Eğridir Antalya Yürüyüşü. Haldun Aydıngün'ün Albümü'nden

1981 Eylül - Eğridir Antalya Yürüyüşü. Haldun Aydıngün'ün Albümü'nden 1980'lerde, ülkemiz dağcıları hangi şartlarda, ne gibi imkanlarla dağcılık yapmaktaydılar? Bugün birçoğumuzun kullandığı çağdaş malzemelerin yerine neler kullanmaktaydılar? Sevgili Haldun Aydıngün'ün,

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 16 20 KASIM 2010. ANTALYA KEKOVA ÇEVRELİ KÖYÜ ve ISPARTA ÇALTEPE KÖYÜ ARAŞTIRMA FAALIYETI

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 16 20 KASIM 2010. ANTALYA KEKOVA ÇEVRELİ KÖYÜ ve ISPARTA ÇALTEPE KÖYÜ ARAŞTIRMA FAALIYETI HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA TOPLULUĞU (HÜMAK) 16 20 KASIM 2010 ANTALYA KEKOVA ÇEVRELİ KÖYÜ ve ISPARTA ÇALTEPE KÖYÜ ARAŞTIRMA FAALIYETI FAALİYET RAPORU Hazırlayanlar Emrah DİRMİT Emre Cem EMİROĞLU

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor...

ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor... H ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor... PROJE ORTAKLIĞI B ir yudum değil, doya doya mutluluk... İnsan ilişkilerinin sıcaklığını özlüyoruz hepimiz Küçük, kendi halinde mahallelerde, sıcak komşuluk ilişkileri

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Dells - WI eyaletinde yer alan, Amerika nın en büyük eğlence su parkı olan Hotel Golf&Resort te, Campus 2014 Work and Travel katılımcılarını eğlence dolu muhteşem bir yaz

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları 2014 / 2015 SAYI: 12 Haftanın Bazı Başlıkları Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi Akran Eğitimi Çalışmaları Başladı! İngilizce Münazaralarımız Devam Ediyor Atık Piller Teslim Edildi Salyangozlar Sosyal

Detaylı

REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013

REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013 REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013 TATİLDE NELER YAPALIM? Tatil, çocuklar için her gün yapmak zorunda kaldıkları işlerden uzaklaşmak için bir fırsattır. Tatil döneminde her çocuk anne ve babası ile

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM?

BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM? BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM? En az 6 aydır sınava hazırlanıyorsun. Ya gerçekten çalıştın hakkını vererek, ya da çalışmadığını düşündün. Ama dışarıdan biri baktığında senin saatlerce kendi geleceğini elleriyle

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları,

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Hep beraber başladığımız yolculuğun iki haftasını geride bırakmış bulunuyoruz. Zamanın Mavi Pupa içinde bizim için daha ayrıcalıklı aktığını

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Bu akşam gönüllümüz sevgili Medine Hakkâri de YIBO da gönderdiğiniz kitapları almış telefonla selam ve sevgilerini yolladı tüm ILKYAR gönüllülerine ve bağışçılarına...

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

Kastamonu (24-25 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Kastamonu (24-25 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Kastamonu (24-25 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 24-25 Ekim 2009 tarihleri arasında, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonunda Kastamonu yöresine konaklamalı fotoğraf

Detaylı

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ OKULA BAŞLARKEN Okul, aileden sonra çocuğun içinde bulunduğu ilk temel sosyalleşme kurumudur. Okul dönemi, çocuk için ailesinden ilk ayrılış dönemidir; çünkü çocuk, okula başladığında evden farklı bir

Detaylı

22 30 AĞUSTOS 2006 GÜRCİSTAN KAZBEK DAĞI ÇIKIŞI TEKNİK RAPORU

22 30 AĞUSTOS 2006 GÜRCİSTAN KAZBEK DAĞI ÇIKIŞI TEKNİK RAPORU 22 30 AĞUSTOS 2006 GÜRCİSTAN KAZBEK DAĞI ÇIKIŞI TEKNİK RAPORU Utku Kocabıyık (TS) Hüseyin Kapukaya (ES) Bürkan Yüksel (MS) Caner Erel (Kampçı) Etkinliğimiz 22 Ağustosta başlamış olmakla Teknik beraber

Detaylı