MEHMET AKİF ERSOY UN İNSAN İRADE VE HÜRRİYETİNE BAKIŞI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MEHMET AKİF ERSOY UN İNSAN İRADE VE HÜRRİYETİNE BAKIŞI"

Transkript

1 MEHMET AKİF ERSOY UN İNSAN İRADE VE HÜRRİYETİNE BAKIŞI Abdulvahit imamoğlu* Günümüzde insanı tanımada onun iç dünyasının ve dışa yansıyan bu iç dünyanın asli özellikleri olarak iradesini irdelemenin doğru olacağını düşünüyoruz. Zira N.Topçu ya göre; irade içimizden dışa çevrilen itici kuvvetlerle frenleyici kuvvetler arasında şuurlu bir denkleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu manada duygular itici kuvveti harekete geçirir, emirler ve baskılar frenleyici kuvveti idare ederler. Böylece bu iki zıt kuvvetin ortasında hareketlerimiz şekillenir. Hürriyet ise insanın kendi iradesini istediği gibi kullanabilme melekesidir. Ancak burada hürriyeti iç ve dış etkilerden tamamen soyutlayarak ifade etmek çok zor görünmektedir. Zaten Spinoza da Dış olaylar bizde tam fikirler haline geldiği nisbette hür oluruz ve mademki Allah fikri fikirlerin Fikridir, bizi sadece o hür kılabilir. (Topçu, İsyan Ahlakı s. 47) demektedir. Bunlara bağlı olarak şunu diyebiliriz ki; insanın sorumlu olmasında sorumluluk iradenindir. Zira insan iradesinin gücü, sorumluluğuyla doğru orantılıdır. Dolayısıyla, sorumluluk hür iradenin de belirleyicisi olmaktadır. Bu bağlamda Mehmet Akif in de insan iradesine çok değer verdiğini görüyoruz. O, her şeyden önce insana değer veren bir şairdir. Bu değer onun hem iradesini kullanabilmesi hem de ilahi olanı tanıma ve ona yönelmesi noktasında kendini göstermektedir. Ne yazık ki çoğunlukla insanoğlu kendi değerinin farkında değildir. İnsanın kendinin farkında olması, aklını kullanabilme ve sorumluluk alabilmesiyle doğru orantılıdır. Nasıl olsa yaşıyoruz, bizim rızkımızı veren bir güç var diyerek sorumluluktan uzak duran insanların aynı zamanda kaderci olduklarını ve kadere boyun eğdiklerini ifade etmektedir. Dolayısıyla günümüzde de çok tartışılan kader konusunda insanı ön plana çıkarmış görünmektedir. Esasen, M. Akif kadere, imanın farzlarından biri olarak inanmakta ve Kader feraizi imana dahil Amennâ Fakat yok onda senin sapmış olduğun mânâ diyerek kaderin bazı kişiler tarafından yanlış anlaşıldığını ifade etmekte ve özellikle yanlışlığın tevekkül anlayışında ortaya çıktığını belirtmektedir. Nitekim O; Kader; şeraiti mevcut olup ta meydanda, Zuhura, gelmesidir mümkinatın a yanda 15 diyerek kaderin ne olduğunu öğretmekte ve kaderle tevekkülü birbirinden ayırmaktadır. O na göre kader, şartları mevcut ve meydana gelmesi mümkün olan bir durumun Allah tarafından meydana getirilmesidir. Fakat bunun niçin ve nasıl meydana geldiği konusunda bilgimizin olamayacağını, bunu ancak Allah ın bileceğini söylemektedir. * Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fak. Öğr. Üyesi

2 Akif in kader anlayışı, bazen halk dilinde geçen alınyazısının bir karşılığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Küfe adlı şiirde: O, yük değil, kaderin bir cezası ma suma Yazık, günahı nedir, bilmeyen şu mahkûma! diyerek, yük taşıyarak hayatını kazanmaya, ailesine bakmaya mahkûm olan bir çocuğun, babasının ölümünden sonra, ondan kalan küfe yle geçinmek için yük taşımak mecburiyetinde kalışını şair kadere yüklemektedir. M. Akif e göre insan kendi irade ve hürriyetini ortaya koymalı ve buna göre hareket etmelidir. Zira insanlar Allah tan ne isterlerse veya kendileri neyi yapmayı arzu ederlerse, Allah da onların isteğini yaratır. Yoksa Allah ın iradesi insanların istekleri dışında, onlara zulüm için gerçekleşmez. Bir diğer ifadeyle; kötülüğe yönelmiş, kumar, içki ve benzeri olumsuzluklar içinde olan kişilerin sonu da olumsuz olabilecektir. Böyle bir yaşantıyı kendi irade ve hürriyeti dışında başka bir güce atfedip, bunu kaderle özdeşleştirmek yanlış olmaktadır. M. Akif her şeyi kadere yüklemeye karşı çıkmakta ve şöyle demektedir: Kadermiş! Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru, Belânı istedin Allah da verdi Doğrusu bu 16 Burada, her eksikliği ve kötüye giden durumların sorumluluğunu kadere yükleyip, kendini kurtarmaya çalışan insanlara M. Akif; kadermiş öyle mi? diye sormakta ve bunun doğru olmadığını, aksine kötüye gidişin sorumlusunun bizzat insanın kendisi olduğunu söylemektedir. Olumlu ya da olumsuz hallerin bizzat insanlar tarafından hazırlanmış olduğunu ya da bu yönde bir isteğin ortaya çıktığını ifade etmekte ve bundan sonra Allah ın bu fiilleri yaratışı ile kişinin kendi hayatı belirlenmiş olmaktadır. Böylece, Akif in insan iradesine verdiği önem kendini göstermekte ve Müslümanların kader anlayışının yanlışlığı vurgulanmaktadır. Çünkü insan iyi ve kötüyü seçme hürriyetine sahiptir ve bu doğrultuda herhangi bir konudaki isteği Allah tarafından yaratılmaktadır. Esasen, Akif, her şeyi Allah tan bekleyenlere tepki gösterir. Tevekkül ve kaderi anlamadan onlara sığınanları, kendi iradesi ve gücünü yeterince harekete geçirmeyenleri kınayan şair, bunu; Görür de halini insan fakat bu derbederin; Nasıl günahına girmez tevekkülün, kaderin? beytiyle tasvir etmektedir. Burada O, hayatın mana ve değerini kavrayıp, onun kendisinden beklediği istikamette yürümek ve kendine düşen vazifeleri yapmak yerine, kendini bırakıveren, irade ve şuurunu dağıtan, aklını kullanmayan ve böylece perişan hallere düşen kimselerin, tevekkül ve kaderi yanlış anladıklarını ortaya koymaktadır. Gerçekte Allah, kulunun derbeder bir hale düşmesini istemez. Böyle olunca kişinin kaderine Allah ı ortak göstermenin bir manası yoktur. Nitekim kader konusunda bir gün Mehmet Akif ile Nevzad Ayas karşılıklı konuşurken; Nevzad Ayas, Einstein in Felsefi manası ile hürriyete inanıyorum ve Schopenhauer in şüphesiz bir insan istediğini yapar, fakat her istediğini de isteyemez sözlerini bu konuya örnek verince M. Akif bu sözlere karşılık Kur an dan, ancak Allah ın istediğini isteyebilirsiniz (İnsan Suresi, 30. ayetin bir kısmı) mealindeki ayeti okumuştur. Nevzad Ayas bundan sonrasını şöyle değerlendirmektedir; Akif in yazılarında İslami rasyonalizm çeşnisi bulunmakla beraber, kader inancına da bağlı kaldığını gösteriyor. Onun iki Avrupalı mütefekkirin sözü karşısında hemen o ayeti hatırlayıvermesi, konuyu ne kadar derinden kavradığını, Kuran a ne kadar samimiyetle bağlı olduğunu da anlatır demektedir. Aslında kaderin oldukça karışık ve insanın içinden çıkamayacağı bir yönünün olduğunu Akif de kabul etmektedir. Zira kaderde insan irade ve hürriyetini aşan ve sadece Allah ın bileceği hususların olduğunu ifade ederken; Kader nedir sana düşmez o sırrı istiknâh, Senin vazifen itaat, ne emrederse ilâh diyerek, kader konusunda insanın kesin bir sonuca ulaşmak üzere derinliğine nüfuz edecek şekilde araştırma yapamayacağını, netice itibariyle insanın, sonunda sadece Allahın takdirine boyun eğeceğini söylemekte ve bu konunun fazla irdelenmemesini istemektedir. Çünkü bunun kavranması ve aslına nüfuz edilmesi insan aklına sığmamakta bu bakımdan Allah ın elçisi bile bu konuda ileri gidilmemesini talep etmektedir. Nitekim Mehmet Akif bu durumu;

3 Neden ya, Hazret-i Hakk ın Resul-i Muhteremi, Bu bahsi men ediyor mümine, boş yere mi? beytiyle ifade etmektedir. Şu halde Allah, Hz. Peygamber aracılığıyla müminleri bu konuyu tartışmaktan men ettiğini belirtmektedir. Zira bu konunun tartışılması insanı hatalara sürükleyebilir. Yine bir başka yerde kaderi Allah ın sonsuz kudretini belirtmek için kullanmakta ve şöyle demektedir: Ey namütenahi sana nispet ile mahdud Mahsür-i muhit-i kaderindir ne ki mevcûd Ey sonsuz olan varlık (Allah), sana nispetle sınırlanmış olan şu çevrede ne mevcüd ise hepsi senin kudretinin eseridir diyerek var oluşun ve mevcudiyetin Allah ın kudretiyle şekillendiğini göstermiş olmaktadır. Nitekim İslami inanışın bu konudaki tezahürü de hayır ve şerrin yaratıcısının Allah olduğunu bilmek ve hayır ve şerri uygulamada insanın kendi sorumluluğunun da olduğunu kabul etmek şeklindedir (Akseki, İslam, s ). M. Akif insanı değerli bir varlık olarak kabul ederken bu değerin akıl ve imana bağlı olarak şekillendiğini ve bu manada daha değerli ya da değersiz olabileceğini ifade eder. Akif, Safahatta İnsan şiirini bu konu etrafında bezer ve şöyle der: Esirindir tabiat, dest-i teshirindedir eşya, Senin ahkâmının münkadıdır, mahkûmudur dünya Dünya derken tabiatın, insanın esiri olduğunu, her şeyin ona bağlı olarak hareket ettiğini, onun hükmüne boyun eğdiğini ve dünyanın böylece insana mahkûm olduğunu ifade etmekte dolayısıyla aklını kullanan ve kendi değerini bilen insanın güçlü bir varlık olduğunu da idrak etmesi gerektiğini belirtmiş olmaktadır. İnsan şiirini Akif, bu ve benzeri değerlendirmelerle, insanın değerine atıflarda bulunarak işlemiş ve şiirin sonunda Senin bir nüsha-i kübra-yı hilkat olduğun elbet Tecelli etti artık; dur, düşün öyleyse bir hükmet diyerek, insanın; yaratılışın çok büyük bir örneği olduğunu ortaya koyduktan sonra, bu büyüklüğün insan tarafından da akdedilmesi, farkına varılması ve ona göre hareket edilmesi gerektiği üzerinde durmaktadır. Ancak, Mehmet Akif insanın aklını kullanması gerektiğini önerirken, aklın yol göstericiliği ile ortaya koyduğu fikir ve davranışların sekteye uğraması ya da birileri tarafından kasıtlı olarak engellenmesine de karşı çıkmaktadır. Zira etkin olan insanın kendi iradesiyle ortaya koyduğu fiil ve davranışlardır. İstibdad adlı şiirinde Akif bu konuya değinmekte, halka zulmeden, idarecilerden ve görevlilerden söz ederken; Bakın şu hayduda, durmuş yıkın diyor evimi! Torunlarım ya herif, aç kalıp dilensin mi? Mahallemizde de çıt yok, ne oldu komşulara? Susup da kurtulacak sanki hepsi aklı sıra. dizeleriyle bir kadının evinin kendi isteği dışında zorla yıkılışını ve çevresindeki insanların buna kayıtsız kaldığını ifade ederken, aynı zamanda bir zorbalığa ve insan irade ve fiiline ters düşen bir davranışa işaret etmiş olmaktadır. Bu şiirin sonunda Akif insanların zorbalığa ve istibdada karşı dayanışma içinde olmalarını ve böylece hür olabileceklerini ve kendi iradelerini kullanabileceklerini ifade ederken hürriyetin genel manada ilan edilmesini ve o zamanki istibdattan insanların kurtulmalarının yeterli olmayacağını söylemekte ve şöyle demektedir: Sade hürriyeti ilan ile bir şey çıkmaz Fikri hürriyeti azm ettiriniz halka biraz. (Safahat I, s.106) 17 Akif, insanın hürriyetin anlamını kavrayabilmesi için bilgili olmasını serbest hareket etmenin kıymetini bilmesini ve ona göre hareket edebilmesini anlamaktadır. Bundan dolayı hürriyetin nimetlerinden istifade edebilecek olanın da ancak kendi düşüncelerinde hür ve serbest olmanın anlamını kavrayabilmesi ve onun kıymetinin farkında olması gerekir. Akif Tevhid yahud Feryad adlı şiirinde, cüz i irade ve külli irade ile ilgili görüşlerini ifade etmeye çalışmış, özellikle her şeyin Allah ın kudretiyle ortaya çıktığını ve oluşumun ancak Allah ın iradesiyle gerçekleştiğini ifade ederken, bazı konuları dile getirmekte, bu konularla ilgili sorular sormakta ve şu mısraları peş peşe sıralamaktadır:

4 Canileri, katilleri meydana süren sen; Canideki, katildeki cür et yine senden! Sensin veren ilham ile takvayı, fücuru! Zalimde teaddiye olan meyl nedendir? Mazlum niçin olmada ondan müteneffir? Akil nereden gördü bu ciddi harekâtı? Cahil neden öğrenmedi adab-ı hayatı? İşte bu ifadeler ve sorularda cani ve katillerin yaratıcısının Allah olduğunu, zulmetin, nurun, takva ehli olmanın ya da günahkar olmanın Allah ın iradesinde olduğunu belirttikten sonra; zalimi kötülüğe meyledenin, mazlumu zalimden nefret ettirenin ne olduğunu, akıllının aklı doğrultusunda hareket edebilme özelliğini, cahilin de neden öğrenemediğini ve cahil kaldığını sorgulamaktadır. Bütün bunlara cevap olarak da Allah ın külli iradesinin etkisini işaret etmekte, biraz tereddütle Cebri değilim Olsam İlahi ne suçum var? diyerek bir bakıma, bu konuda insanların aklının karıştığını ve meselenin içinden kolay kolay çıkamayacaklarını ifade etmiş olmaktadır. Buna bağlı olarak Al-i İmran suresi 26. ayetin mealini vererek 1 şöyle demektedir: İlahi, emrinin avare bir mahkûmudur âlem; Meşiyyet sende, her şey sende Hiçbir şey değil adem! Fakat, hala vücut isbat eder, kendince, hey sersem! 18 İfadeleriyle de yine insan iradesinin Allahın iradesi karşısındaki aczini göstermekte alemin Allah iradesine bağlı olarak oluştuğunu, iradenin tamamen ilahi olduğunu ve insan oğlunun bu külli irade karşısında hiçbir şey ifade etmediğini belirtir. Hatta kendini bu güç karşısında bir şey zannedenleri sersemlikle itham etmekte dolayısıyla cebriliği andıran bir görünüm ortaya koymaktadır. Ancak aynı şiirin sonunda; Sus ey divane! Durmaz kâinatın seyr-i mu tadı Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryadı? Bugün, sen kendi kendinden ümit et ancak imdadı; Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bidadı. Cihan kanun-i sa yin, bak, nasıl bir hisle münkadı! Ne yaptın? Leyse li l-insani illâ ma-se a 2 vardı!.. diyerek kader inancı ile ilgili olarak orta yolu tutmaya çalışıyor. Kâinatın Allahın dileği doğrultusunda hareketini devam ettirdiğini insanın aczinin ve feryadının yine kendi sayesinde dineceğini söyleyerek insan için bu dünyada kendi aklıyla hareket etmesi ve ancak çalışmasıyla hayatını sürdürmesini öne çıkarmış oluyor. Her şeyden önce Akif insana sorumluluk yüklüyor ve bu sorumluluğunun kendi irade ve hürriyeti doğrultusunda insanı belli bir noktaya götürebileceğini ifade etmiş oluyor. Akif bir başka şiirinde Zümer suresi 9. ayetin 3 bir kısmını şiirin başına alarak; Olmaz ya Tabii biri insan biri hayvan! Öyleyse, cehalet denen yüz karasından Kurtulmaya azmetmeli baştanbaşa millet. Diyerek aklını kullananla kullanamayanın farklı olacağını birinin insan diğerinin aklını kullanamadığı oranda hayvanlara benzeyeceğini ifade etmiş olmaktadır. Dolayısıyla insanı insan yapan asli özellik kendi iradesini kullanabilme ve bu doğrultuda iş yapabilme özelliğidir. Daha doğrusu insan nefsanî arzularını kontrol edebildiği oranda davranışlarını daha etkin hale getirecek ve insani özelliği öne çıkmış olacaktır. Devamında ise iradesini kullanmayan ya da kullanamayan, asırlarca sıkıntıya düşen, sürünen, diğer milletlerden geri kalan Müslümanları uyarmakta ve şöyle demektedir: Yıllarca, asırlarca süren uykudan uyan artık Silkinde muhitindeki zulmetleri yak, yık Bir baksana gökler uyanık yer uyanıktır Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır. 1 Ya Muhammed, de ki: Ey mülkün sahibi olan Allah ım, sen mülkü dilediğine verirsin; sen mülkü dilediğinin elinden alırsın; sen dilediğini aziz edersin; sen dilediğini zelil edersin; hayır yalnız senin elindedir; sen, hiç şüphe yok ki, her şeye kadirsin. 2 İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. 3 hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

5 Burada Akif bir yandan çalışmayan, miskinlik eden Müslümanları uyarmaya çalışırken aynı zamanda bütün kâinatta bir hareketlilik varken fertlerin çalışmamalarının kendi iradelerini kullanamayışlarından kaynaklandığını dile getirmiş olmaktadır. Akif in düşünce ve duygu dünyasında yeis ve üzüntüye yer yoktur. Onun bütün hayatı Müslümanları ve özellikle gençleri azimli kılmak ve geleceğe ümitle bakmak ve baktırmaktır. Bunun için Akif şöyle demektedir. Ye s öyle bataktır ki düşersen boğulursun. Ümmide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-i iman Nevmid olarak rahmet-i mev ud-i Huda dan Hüsrana rıza verme Çalış. Azmi bırakma; Kendin yanacaksan bile, evladını yakma! Yok yok! Hele azminde ki zincirleri bir kır! İş bitti Sebatın sonu yoktur deme; yılma. (Safahat/Hakkın Sesleri s. 176) Akif yukarıdaki dizelerde ye se düşenin, olaylara üzülerek hiçbir şey yapmak istemeyenin bu düşüncelerle sıkıntıya gireceğini ve kendi kendini perişan edeceğini ifade ederken, ümitvar olanın ise bir gün bu ümidinin karşılığını alacağını belirtmektedir. Şiirin devamında ise Allah ın rahmetinden Allah ın yardımından ümit kesme, pişman olmanın imanı sıkıntıya sokacağını, insanı ve insanlığı hüsrana götüreceğini belirttikten sonra, insanın azmi ve çalışması sayesinde bu sıkıntılardan kurtulabileceğini, dolayısıyla kendini kurtarmasa bile kendinden sonrakileri kurtarma imkânının olacağını ifade etmiş olmaktadır. Aynı konuyla ilgili bir başka şiirinde de : Ey, yolda kalan, yolcusu Yeldâ-yı hayatın! Göklerde değil, yerde değil, sende necatın. diyerek bu uzun hayat yolculuğunda yolda kalan insanın kurtuluşunun göklerde ya da yerde değil doğrudan doğruya insanın kendinde olduğunu belirtmektedir. Burada çok etkin bir şekilde insana değer verdiğini, insanın güçlü bir varlık olduğunu ama bu gücü idrak etmesini, aklını kullanmasını ve bu yolda kararlı ve azimli bir şekilde yürümesi sonucunda başarıya ulaşacağını göstermiş olmaktadır. Şiirin sonunda ise; Allah a dayan sa ye sarıl, hikmete ram ol Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. (Safahat / Asım, s. 390) Diyerek insanoğlunun kendi iradesiyle kendini yönlendirmesi yanında, kendinden güçlü olan yüce bir varlığa dayanması gerektiğini de ifade etmekte ancak çalışmak ve aklını iyi kullanmakla bütün problemleri çözebileceği gerçeğini bir hap gibi gençliğe ve insanlığa sunmuş olmaktadır. Akif hürriyetin insanın hayatı için asli unsurlardan biri olduğunu ifade eder ve şöyle der: Desen bin kere insanım! kanan kim? Hem niçin kansın? Hayır, hürriyetin, hakkın masun oldukça insansın. Burada şair, insanın insanlığının olabilmesi için hak ve hürriyetinin korunuyor olmasını bir diğer ifadeyle var olmasını asli unsurlardan görmektedir. Zira dışardan bakanlar ferdin kişilik özelliklerini değerlendirebilmeleri için onun kendi aklıyla ve hür iradesiyle davrandığına hükmetmeleri gerekir. Ve şiirin devamında bu hürriyetin bir bakıma sağlamasını yapmanın ancak çalışmaktan geçtiğini de Bu hürriyet bu hak bizden bugün ahengi sa y ister. ifadesiyle belirtmiş olmaktadır. (Safahat / Gölgeler s. 382) Akif bir başka şiirinde adamlığı hür olmayla birlikte algılar ve toplumda hür insanların kabul görmesinin bu hürriyetinin eseri olduğunu ve onu hiç kimsenin kendi boyunduruğu altına alamayacağını belirtirken: Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün, gez; Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez. 19 demekte ve bunun karşıtı olanlar ya da hürriyetini hiçe sayanlar için ise; Adam değil misin, oğlum: gönüllüsün semere; Küfür savurma boyun kestiğin semercilere. (Asım, s.335)

6 diyerek semere gönüllü olanların yani başkasının emriyle hareket eden, en süfli işlerde çalışmayı göze alabilen insanların ancak hürriyetsiz yaşayabileceğini ve bu yaşantıdan dolayı insanların başkalarına kızmalarının, başkalarını yadırgamalarının bir anlamı olamayacağını çünkü kendi iradelerini yeterince kullanmadıklarını ve hürriyetin değerini bilemediklerini ifade etmiş olmaktadır. Akif başarıya giden yolun insanın aklını kullanması ve çalışması sonucu açılacağını belirttikten sonra bu çalışmayla birlikte Allah a kul olacağını ona yöneleceğini ve başarıyı tescil etmesi adına Allah ın yönlendirmesini ve tevfikini isteyebileceğini ifade eder ve şöyle der: Ama kul neyle mükellefti ki tevfik ile mi? Hiç değil sa y ile; tevfik, o Hüda nın keremi. Sarıl esbaba da çık, işte tarik, işte refik; Ne vazifen senin olmazmış, olurmuş Tevfik? Oturup dil dökecek yerde gidip döksene ter! Bin çalış gayen için, bir kazan ömründe yeter. (Asım s.342) Akif insana düşenin aklını ve iradesini kullanıp çalışmayı son noktasına vardırmak hem kendi için hem çevresi için faydalı olmaya gayret etmektir. Gidilecek yol budur. Yardımcı olarak seçilen ise yaratıcıdır. Tevfik sadece ondan beklenir. Ancak öncelikle insan kendine düşeni yerine getirecek sonra Allah a tevekkül edecektir. Tevfik zaten Allah ın insana bir lütfudur. Akif in insan aklına verdiği değeri anlayabilmek için din ve akıl kavramları üzerine Sırat-ı Mustakimde yazdığı bir Hasbıhal de: Ma kul olan şeylerin hepsi meşru, meşru olan işlerin hepsi ma kuldur. ifadesini kullandığında, karşısındaki kişi din namına musamahakâr bir tutum sergilediğini kendisine söyleyince; Hayır efendim hazreti peygamber Din akıldan ibarettir; aklı olmayanın dini de olamaz buyuruyor. Akla bu kadar yüksek paye veren Müslümanlığın ahkâmında ma kul olmayan bir hüküm bulunabilir mi? Ne hacet! Bütün tekâlif-i şer iye zevi l-ukule aid değil midir? diyerek dini hükümlerin akla ters düşen bir noktalarının bulunmadığını zira dinin insanlar için gönderildiğini ve onun aklına hitap ettiğini ifade etmiş olmaktadır. (Sırat-ı mustakim, C. 4, Aded: 102, s. 403.) Ancak Akif Müslümanların kendi dinlerini yeterince anlamadıklarını ya da anlamak istemediklerini bu yönde bir gayret de sarf etmediklerini çok iyi tespit etmiş, Safahat ının büyük bir kısmında Müslümanların bu konuda düşünmelerini ve harekete geçmelerini istemiş devamlı olarak onları ikaz etmiştir. Bu konuyla ilgili olarak; Bir. Neyiz? Seyreyle artık; bir de fikr et, neymişiz? Din de kürkün aynı olmuş: Ters çevirmiş giymişiz! Nehy-i ma ruf emr-i münkerdir gezen meydanda bak! En metin ahlakımız, yahud, görüp aldırmamak! 20 diyerek insanların dinin emreylediği doğrultuda emir ve yasaklara uymadıklarını bu konuda iradelerini kullanmadıklarını ve bazen da menfaati, dini gereklerin önünde tutuklarını ifade ederek ahlaki bir zafiyete düştüklerini de ortaya koymuş olmaktadır. Özellikle maddenin esiri olmak ve aşırı lükse düşkün olmak gibi günümüzün en etkili olumsuzluklarını tarihin derinliklerinden bu güne kadar insanoğlunun karakterinde görmek mümkün olmuştur. Akif in bu konuda kendi iradesine ve nefsine hâkim olmasının onu gerçek hürriyetine kavuşturacağını ifade etmesi ve kendi düşünce ve davranışını yansıtan şu mısralarla ortaya koyması oldukça önemlidir. Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle, Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle diyerek hayatı boyunca hürriyetini maddenin (paranın) önünde tuttuğunu ifade etmiş ve ona hiçbir zaman için tutsak olmamıştır. En sıkıntılı zamanlarında bile imkân ölçüsünde cebindekini ve elindekini fakir kimsesiz ve yoksullarla paylaşmış istiklal marşının yazılması için o günün parasıyla bir servet eğerindeki mükâfatı hiç tereddütsüz reddedebilmiş bir ruhun sahibi olabilmiştir. Akif aynı özelliği inanan tüm insanlarda aramakta ve hürriyeti ahlaki değerlerle bezeyerek yaşamasını ondan istemektedir. Her şeyden önce Mehmet Akif bildiğini çok iyi bilen bilmediği üzerinde konuşmayan bir kişiliğe sahiptir. Konuları değerlendirmekte ki hüneri konuya vakıf olmaktan geçmektedir. Konuya vakıf olmak zihnen o konuyu derinlemesine kavrayıp kendine mal etmek ve onunla icraat etmek demektir. Aksi takdirde yapılan iş taklitten öteye gidememektedir. İşte Akif taklide karşı tavrını ortaya koyarken insan iradesini öne çıkarmakta

7 ve bu özelliği şöyle dile getirmektedir: Dini taklid, dünyası taklid, adatı taklid, kıyafeti taklid, selamı taklid, kelâmı taklid, hülasa her şeyi taklid olan bir milletin efradı da insan taklidi demektir ki kabil değil hakiki bir heyeti ictimaiye vücude getiremez, binaenaleyh yaşayamaz. (Sebilürreşad sayı 209, S.4) Dolayısıyla Akif e göre taklitten kurtulmak, gerçeği ve işin aslını öğrenmek ve uygulamakla mümkün olmaktadır. İnsanların bazı konulara körü körüne karşı çıkmaları ya da sevdiği kişilerin fikirleri doğrultusunda onlar kabul ediyor diye kabul etmeleri insan iradesine ters düşen bir tutum olmaktadır. Özellikle, birilerinin geçmişte yaşananları bütünüyle olumlu ya da olumsuz görme veya göstermelerine, her yeniliğe de mutlaka iyidir şeklinde bakmalarına; onları kırmamak için veya sabit fikirlilikle katılmak doğru değildir. Akif bu konuyu dile getirirken de şöyle demektedir: yeniyi iyiliğinden, hususiyle lüzumundan dolayı almak eskiyi de fenalığı sabit olduğu için atmak kimsenin aklına daha doğrusu işine gelmiyor. Nihayet diyebiliriz ki, M. Akif insanoğlunun iradesini kullanamadığını ya da kullanmadığını buna bağlı olarak hürriyetin gerektirdiği sorumluluğu da yerine getirmediği hükmüne varmaktadır. Özellikle külli irade konusundaki anlayışları yanlış olan bazı kişilerin kendi cüz-i iradelerini hiçe sayarak her şeyi külli iradeden yani Allah tan beklediklerini, kendi yetersizliği, basiretsizliği, miskinliği ya da vurdumduymazlığı nedeniyle başına gelen olumsuzlukları ve belaları kader olarak değerlendirdiklerini ve kendilerini mazlum gibi göstermeye çalıştıklarını Mehmet Akif çok isabetli algılamakta ve buna cevaben şöyle demektedir: Taleb nasılsa, tabii, netice öyle çıkar, Meşiyyetin sana zulmetmek ihtimali mi var? Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun, Onun hesabına birçok hurafe uydurdun! Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya, Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya! Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden, Yorulma, öyleya, Mevla eciri hassın iken; Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini, Birer birer oku tekmil edince defterini; Bütün o işleri Rabbim görür: Vazifesidir Yükün hafifledi Sen şimdi doğru kahveye gir! Sonuç olarak diyebiliriz ki Akif, ferdi hürriyet ve sorumluluk fikirlerini benimsemiş ve yaptığı dünyevi ve dini faaliyetlerden tamamen ferdin sorumlu olduğunu kabul etmiş görünmektedir. Ancak böyle bir görüşü benimseme Allah ın külli iradesini tamamen yok sayma anlamına gelmemektedir. Zira kaderi imanın şartlarından biri olarak görmekte, fertlerin yaptığı ya da yapacağı faaliyetlerin Allah tarafından önceden bilindiğini ve şartları oluşan fiillerin Allah tarafından yaratıldığını ifade etmektedir. Dolayısıyla insan kendi iradesini kullanabilme, bir şeyi isteyebilme ve istediğini uygulayabilme imkân ve hürriyetine sahip bir varlıktır. İradesi, seçme ve yerine getirme hürriyeti sayesinde ise dini sorumluluk yüklenmiş olmaktadır. 21

8

9 MEHMET AKİF ERSOY UN, MUHAMMED HÜSEYİN ŞEHRİYAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Abdulkadir İNALTEKİN* Giriş Öncelikle etki kavramına kısaca açıklık getirmek gerekecektir. İlmi cihetten düşünüldüğünde, bir kimseden etkilenmek için mutlak surette o kimse hakkında müstakil bir eser ortaya koymak gerekmediği gibi, o kimse hakkında bilimsel bir araştırma yapmış olmakta gerekmemektedir. Etkinin oluşabilmesi için tarafların mutlak surette bizatihi görüşüp-tanışmaları da gerekmez. Hatta etkinin kaynağı zaman ve mekân olarak etkilenenden asırlar önce yaşamış da olabilir. Bir kimse bir sanatçının her hangi bir eserinden etkilenebileceği gibi, onun bütün sanat hayatından da etkilenmesi mümkündür. Etkilenmekteki önemli unsur, etkinin kaynağı ile etkilenenin aynı beşeri his, düşünce ve duyguları büyük ölçüde taşıyor olmalarıdır; dünya görüşü, sanat anlayışı, his, duygu, düşünce vs. etkiyi doğuran sebepler de zaten bunlarla oluşmaktadır. Etkilenmenin bir inceleme, araştırma konusu olması ise, durumu etki kavramının dışına taşır ki, o takdirde buna bilimsel çalışma, araştırma, inceleme gibi ilmi kavramlar yüklemek gerekir. Bu noktayı-nazardan hareketle maruzada ortaya koymaya çalışacağım konu, Mehmet Akif Ersoy un, Muhammed Hüseyin Şehriyar Üzerindeki Etkileri olacaktır. Maruzada, bir şairin başka bir şairin eserlerinden nasıl etkilendiğinin örnekleri sarih şekilde ortaya konulacaktır. *** Türk halkı Mehmet Akif i, şair olduğu kadar da bir milli kahraman olarak görür ve halkın bu düşünce tamamıyla doğru ve yerindedir. Kahraman olmak için mutlaka düşmanla muharebe etmek, silahlı mücadele vermek, fiziki kahramanlık sergilemek gerekmez. Güzel ahlakla, ilimle, eğitimle, maddi ve manevi yardımla da kahraman olunmaktadır. Tarihte de örneklerine çokça rastlanacağı gibi, bazen düşmana karşı savaşanlar kahraman olamazlar. Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayram Veli ve ilahir emsali şahsiyetler düşmana karşı silahla savaşmamışlardır fakat silahlı mücadele edenlerden hem daha etkili, hem de kuşaktan kuşağa kahramanlıkları destan olmuştur. Bu manada o şahsiyetlerin her birinin birer kahraman olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz; o cümleden Mehmet Akif de bir kahramandır. M. Akif, yaşadığı dönemin Osmanlı Toprakları içinde devam eden son derece kötü ve olumsuz şartlara rağmen, yurtiçinde ve dışında cephe cephe dolaşarak askerleri, halk arasında yaptığı tebliğlerle kamuoyunu düşmana karşı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye davet etmiş ve büyük ölçüde bu mücadelesinde muvaffak olmuştur. Her milletin tarihinde müstesna şahsiyetler vardır ki, onlar o milletin tarihinde sadece bir sanat adamı, milli kahraman değil, aynı zamanda bir milli kimlik olmuşlardır. Artık öyle bir şahsiyet, dünyanın neresinde ve kim tarafından hatırlanırsa, o müstesna insanın şahsında derhal mensubu olduğu millet akla gelir. Böyle müstesna insanlar hayatın bütün alanlarından çıkmıştır; devlet adamı, bilim adamı, siyasetçi, sanatçı, şair, yazar vb. sahalarda emsaline rastlayabiliriz. 23 * Muğam Medeniyet Merkezi, Postfach Berlin / Almanya,

10 Mensubu olduğu milletin kimliğine dönüşen şahsiyetler sadece kendi ülkelerinde yaşayan insanları değil, aynı kökten beslenen, aynı dinî, millî ve medenî değerlere sahip olan başka toplulukları, hatta tamamıyla ecnebi olan milletleri de etkilemişlerdir. Mehmet Akif in etkilediği, Güney Azerbaycanlı büyük halk şairi ve mütefekkir Muhammed Hüseyin Şehriyar da halkı nezdinde milli bir kimlik haline dönüşmüş, tarihin önemli şahsiyetlerindendir. Ayrı zaman ve mekânlarda yaşamış olsalar da, birbirlerini hiç görmemişler ve fakat birçok yönleriyle birbirine benzeyen bu iki büyük insan aynı düşünce ufkuna sahiptirler. Mehmed Akif ve Kısa Hayatı Babası Fatih Medresesi müderris ve mücizlerinden (icazet veren) İpek li Temiz lakabıyla anılan Tahir Efendi, annesi Buharalı Mehmed Efendi nin kızı Emine Şerife hatun. Babası Rumelili (Arnavut) annesi ise Buhara dan hacca giderken Amasya da vefat eden Buharalı Şirvani Rüştü Efendi nin kızıdır. Tahir Efendi, Emine Şerife Hanım ın ikinci eşidir. Akif babasını, Beyaz sarıklı, temiz, yaşça elli beş ancak vücudu zinde, fakat saç sakal ziyadece ak. diye tasvir eder. Annesini ise şöyle anlatır: Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanımdı. Babam da öyle. Her ikisinin de dinî selabetleri (metanet) vardı. İbadetin verdiği zevkleri heyecanla tatmışlardı. Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesindeki 12 numaralı evde dünyaya geldi. Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir. Asıl adı Mehmet Ragif tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına tekabül etmektedir ki, bu rakam Akif in doğum tarihidir. Mehmet Akif, 27 Aralık 1936 da İstanbul da siroz hastalığından vefat etti. Büyük mütefekkir ve şair Sezai Karakoç, Akif in ailesi ve kökeni ile ilgili şu nefis yorumu yapar: Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğum yeri Fatih: Yani tam bir Doğu İslâmlığının, Batı İslâmlığının ve Merkez İslamlığının sentezi bir çocuk Yine Sezai Karakoç, Akif in doğduğu Fatih semtini ise şöyle tasvir ediyor: Fatih semti, İstanbul un içinde ikinci bir İstanbul dur. Yüzdeyüz Fatih şehridir. Fatih camii, İslâm-Türk kültürünün bu ölmez abidesinin çevresinde halka halka Fatih medreseleri ve semti, en saf Müslüman Türk heyecanının ördüğü bir toplumdur. Akif in çocukluk yılları, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, buhran yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir döneme rastlar. Mehmet Akif in milli-manevi-irsi ruhunu yoğurup meydana getiren işte o, altı asırlık cihan devletinin ve onun dünya tarihi sahnesindeki ihtişamının guruba döndüğü şartlar olmuştur. 24 Şehriyar ve Kısa Hayatı Babası Tebriz in ünlü avukatlarından kemal ve faziletle şöhret bulmuş Hacı Mir Ağa, annesi ise Kövkeb hanımdır yılında Tebriz in Bağmeşe mahallesinde doğmuş, 18 Eylül 1988 de vefat etmiş ve Tebriz in ünlü Makberetü ş-şuara da (Şairler kabristanlığı) toprağa verilmiştir. İran edebiyatındaki yeri dolayısıyla Şehriyar, birinci dereceli Maarif nişanı ile taltif edilmiş, Tebriz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin en büyük amfisine ve Tebriz deki okullardan birine ismi verilmiştir. Ayrıca daha sağlığında 16 Mart günü Şehriyar Günü olarak kabul edilmiş, ölümünden sonra da evi müze haline getirilmiştir. Künyesi, Doktor Seyyid Mehemmed Hüseyin Behcet Tebrizî. Adı Mehemmed Hüseyin, soyadı Behcet Tebrizî, (Seyyid) lakabı ise peygamber soyundan geldiği içindir. Tıp fakültesini bitirmesine kısa bir zaman kala sürgüne gönderildiğinden mezun olamamıştır. Doktor lakabının da buna göre söylendiği muhtemeldir. Behçet aynı zamanda ilk mahlası, Şehriyar ise daha sonraki mahlasıdır. Şair, ülkesinde ve dünyada Şehriyar mahlası ile tanınmaktadır. Şehriyar ın şairlik kimliği, 76 beyitlik meşhur Haydar Baba ya Selâm-I- beşleme manzumesinden tanınır. Bir başka deyişle, sade bir konuşma içinde bile Haydar Baba ifadesinin geçmesi, edebiyata aşina çevrelerde derhal Şehriyar ı akla getirir. Haydar Baba ya Selâm şiiri Şehriyar ın ismi ile özdeşleşmiştir. Bu manzume sadece bir şiir değil, Güney ve Kuzey Azerbaycan ın, Türkiye nin tarihi gelenek ve göreneklerinden, efsanelerinden, musiki, edebi sanatından, adet ve ananelerinden harmanlanmış bir şah eserdir. Şehriyâr, Türkiye de ilk defa 1954 yılında ismini duyurmuştur. Haydar Baba ya Selâm manzumesinin

11 birinci kısmı 1954 yılında Azerbaycan isimli dergide yayımlanmıştır. Derginin Eylül-Ekim 1954 tarihli ve sayılarında yayımlanmaya başlanan şiir, Temmuz-Ağustos 1955 tarihli ve sayılarına kadar devam etmiştir. 1 Türkiye de Şehriyar dan etkilenenler ve onun Haydar Baba ya Selâm-I- ve II- manzumelerine nazireler yazan epeyce şairler mevcuttur. Türkiye de Kaleme alınmış olan bu nazireler Osman Fikri Sertkaya tarafından Haydar Baba ya Selam şiirinin Türkiye deki Akisleri başlığı altında Türk Kültürü ve Azerbaycan Türkleri isimli dergilerde yayımlanmıştır. Şehriyar ın 76 beyitlik meşhur Haydar Baba ya Selâm beşleme manzumelerinden birkaç beytini sizlerle paylaşmak isterim: HEYDER BABA YA SELÂM Heyder Baba, ildırımlar şagganda, Seller, sular şaggıldayıb ahanda, Gızlar ona sef bağlayıb bahanda, Salam olsun şövketüze, elüvze, Menim de bir adım gelsin dilüvze. Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın, Üzün gülsün, bulagların ağlasın, Uşaglarun bir desde gül bağlasın, Yel gelende ver getirsin bu yana, Belke menim yatmış behtim oyana. Heyder Baba, yolum senden keç oldu, Ömür keçdi, gelemmedim keç oldu, Heç bilmedim gözellerin neçoldu, Bilmez idim döngelik var, dönüm var, İtginlik var, ayrılık var, ölüm var. Bir uçaydım bu çırpınan yelinen, Govuşaydım, dağdan aşan selinen, Ağlaşaydım uzag düşen elinen, Bir göreydim ayrılığı kim saldı? Ölkemizde kim gırıldı, kim galdı? Heyder Baba, göyler bütün dumandı, Günlerimiz birbirinden yamandı, Birbirivüzden ayrılmayın, amandı, Yakşılığı elimizden alıblar, Yakşı bizi yaman güne salıblar! Men senintek dağa saldım nefesi, Sen de gaytar, göylere sal bu sesi, Bayguşun da dar olmasın gefesi, Burda bir şir darda galıb bağırır, Mürüvvetsiz insanları çağırır. 25 Mehmet Akif Ersoy un Muhammed Şehriyar Üzerindeki Etkileri Şehriyâr ı etkileyen fazlaca Türk şairleri olduğu muhakkak. Onların başında şüphesiz Milli Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy gelmektedir. Şehriyâr da milli şairimiz Akif gibi inanç, ahlâk ve mücadele adamı olmuş, zulme, haksızlığa rıza göstermemiş, her zaman halkının eli, dili, gözü, kulağı olmuş bir mücahit şairdir. Mehmet Akif le Şehriyâr ı kıyaslamak ayrı bir çalışmayı, araştırmayı gerektirecek hacimde bir konudur

12 ve zaruridir. Ancak maruzanın mahdut çerçevesinde konuyu hülasa etmeye çalışalım. Mehmet Akif, Sanat sanat içindir düsturu ölmüştür. Cemiyete, hayata yaramayan sanat yerin dibine batsın! 2 derken, Şehriyâr da aynı ifadelerle, Sanat, eğer içinde Allah ın rızası varsa faydalıdır. Sanat, sanat ile fakat toplum için yapılmalıdır 3. diyerek sanatın, sadece sanat için yapılmasına karşı çıkarlar. Akif in İstiklâl Marşında dile getirdiği kelimeleri Şehriyâr da sıklıkla kullanmıştır. Örneğin Akif in, İstiklâl Marşının ilk beyti: Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak. Buna karşılık Şehriyâr şu dizeleri dile getirir: Görüm ay nazlı hilalım sancag Parlasın gét géde bu sönmez ocag 4 Şehriyâr ın Türkiye ye Hayali Sefer adlı şiirinde Mehmet Akif ten esinlenerek dile getirdiği bu ve buna benzer kelimelerle sık sık karşılaşırız. Bu şiirin Farsça olarak kaleme alınan dizelerinde de aynı kelimeleri görmemiz mümkündür. Şehriyâr, Türkiye ye Hayali Sefer isimli şiirinde (hem Türkçe hem de Farsça ayrı ayrı iki şiirinde) Mehmet Akif ile birlikte Yahya Kemal ve Tevfik Fikret i de zikrederek onları övmektedir: Gelmişem nazlı hilâl ölkesine Fikret in ince heyal ölkesine Akif in marşı yaşardıb gözümü Baxıram Yahya Kemal ölkesine 5. Aynı şiirinin bir başka beytinde de bu üç şairi şu şekilde zikretmektedir: Déyirem Akif ile gâh cumalım Üfüqün cilve-i maviyyetine Gah Kemal den qol alıb yükselelim Baxayım Fikret in ülviyyetine 6. Şehriyâr, Bir hilal parlayaraq oldu güneş / Bir saçaklı güneş, ehlam 7 adlı dizelerini dile getirirken de büyük bir ihtimalle Tevfik Fikret in Çınar isimli şiiri ile, Yahya Kemal in Açık Deniz isimli şiirinde, Osmanlı Devletinin yükselme ve çöküş dönemlerinin remzi ifadelerinden etkilenmiştir. Zira her üç şair de Türk milletinin tekrar kendine geleceğini Çınar ağacı, deniz ve güneş ile benzetmeye çalışmışlardır. 8. Şehriyâr, Mehmet Akif in emperyalist güçlerin Türklere neler ettiğini, ne zararlar verdiğini, İslâm a dönüldüğü takdirde Türklerin hem dünyalarını hem de ahiretlerini kurtaracaklarını Türk övladı qeyret Vahtıdır isimli şiirinde şöyle dile getirmiştir: 26 Akif in şe rine bah gör, neler etmiş bize küfr Her qedemde guyu gazmış ne de salmış derine Biz de İslam a gayıtdıqda gelin elbir olag Türklerin her iki dünyası gayıtsın yerine 9. Sonuç Şehriyâr ın bu şiirlerinden anlaşılan odur ki Türk diline karşı olduğu gibi Türkiye ye karşı da büyük bir özlem içindedir. Türkiye yi hiç görmediği halde görüp dolaşan birinden çok daha güzel tasvir etmiştir. Birçok vilâyeti özellikleri ile birlikte vasfederken ünlü kişileri de anmadan geçmemiştir. Fatih Sultan Mehmed Han ile Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük Türk şahsiyetlerini de anarak layık oldukları derecede övmüştür. Mevlâna Celâleddin i de Türkiye de biri olarak zikretmiş ve övgüde bulunmuştur. Şehriyâr ın dua nitelikli ve Akif in İstiklal Marşına atıfta bulunduğu şu dörtlükle maruzamı bitirmek istiyorum: رتخا نازورف و دنمرفظ راد دبا ات رگج ود اب ناج تفلا ناشتفلا دبا ات لاله و مجن رف زوريف تيور نيا بر اي بر اي ناريا و هيكرت تلم نانچمه

13 Ya Rabb, bu kutlu ay yıldızlı görüntüyü Ebede kadar zaferli ve parlak yıldız kıl. Aynı şekilde, Türkiye ve İran milletini ya Rabb, Aralarındaki ülfeti ebediyete kadar ciğerdeki can ülfeti kıl 10. Kaynakça Şehriyar ve Türk Edebiyatı, Hasan Almaz, A.Ü.D.T.C.F. Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.I. Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İstanbul 1987, s. XXXVI. Muhammed Huseyn Şehriyâr, Dîvân (Farsça), 16. bs., Tahran 1374/1995, C. 2., s Muhammed Huseyn Şehriyar, Dîvân (Türkçe), 8. bs., Tahran 1373/1994, s Dîvân (Türkçe), s Dîvân (Türkçe), s Dîvân (Türkçe), s Yusuf Gedikli, Şehriyâr ve Bütün Türkçe Şiirleri, 3. b.s., İstanbul 1997, s. 95. a.g.e., s Divan (Farsça), C. 3., s

14

15 MEHMET ÂKİF ERSOY VE JOHANN CHRISTOPH FRIEDRICH VON SCHILLER İN ŞİİRLERİNDE HÜRRİYET MOTİFİ Ahmet CUMA* Alman edebiyatında hürriyet şairi olarak tanınan Johann Christoph Friedrich von Schiller ( ) in eserlerinde hürriyet motifini önemli bir konuma yerleştirmesinin en önemli sebeplerinden birisi yaşadığı dönemde Orta Avrupa nın parçalanmışlığı ve feodal yapısından duyduğu rahatsızlıktır. Buna bağlı olarak hayat ve ideal, olması arzulanan ve mevcut dünya düzeni arasındaki düşünsel gerginlik Schiller in eserlerini besleyen en önemli kaynaklardır. Hürriyetin ve insan onurunun ayaklar altına alınması ise eserlerinin trajik yanını oluşturmaktadır. Milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy ( ) İstiklal Marşımızdaki Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım dizesinde olduğu gibi başka bir çok eserinde de hürriyet düşüncesine ayrı bir önem vermiştir. Şairin eserlerinde hürriyet motifini bu derece öne çıkarmasının en önemli sebebi kuşkusuz ülkenin o dönemde içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal durumudur. Mehmet Âkif eserlerinde adeta toplumun hürriyet bağlamında bilinçlenmesi için çırpınmıştır. Mehmet Âkif ve Schiller de karşılaştığımız hürriyet motifleri içerik bakımından bazı noktalar dışında genel olarak benzer bir paralel üzerinde bulunsalar da, işleniş, perspektif ve üslup bakımından farklılık göstermektedirler. Bu çalışmanın amacı Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi disipliniyle Mehmet Âkif ve Schiller in şiirlerindeki hürriyet motiflerini benzerlik ve farklılıklar bakımından incelemektir. Mehmet Âkif Ersoy ve Hürriyet Türk Edebiyatının önemli fikir ve sanat öncülerinden, İstiklal Marşımızın yazarı, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy eserlerini verdiği dönemde yaşanan gerek iç, gerekse dış siyasetteki çalkantılar, savaşlar, toplumsal ve iktisadi buhran sebebiyle inanç, ümit ve hürriyet düşüncelerini yapıtlarında merkezî bir konuma yerleştirmiştir. Bu kavramlar onun yapıtlarında arzulanan, özlemi duyulan ve toplumun dikkatinin çekilmesi istenen değerlerdir. Onun şiirinde somut olarak olmasa bile satır aralarında her zaman hürriyet düşüncesini bulmak mümkündür. Mehmet Âkif in şiirini besleyen en önemli kaynaklardan birisi hürriyet ve buna bağlı olarak da bağımsızlık düşüncesidir. Âkif bunlarla ilgili derin duygu ve düşüncelere sahip aydın bir şahsiyettir. Ona göre bir millet ancak marifet ve fazilet temellerine dayanarak yükselebilir. Şairin marifet ile kastettiği ilim, teknik ve sanattır; fazilet ise maddi ve manevi özellikleriyle kültür değerlerimizdir. 1 Hayatını ülkesinin bağımsızlığına, hürriyetine ve kalkınmasına adayan Mehmet Âkif bunun için sadece maddiyatı değil, maneviyatı da kapsayan çok yönlü bir perspektife sahip idi. Daha küçük yaşta babasından din ve edebiyat dersleri alan Mehmet Âkif in Şairliğe merakı Mülkiye İdâdîsinde başlamıştır. 2 Mehmet Âkif in İstanbulda dünyaya geldiği ve yetiştiği semt, yoksulluk ve inanç ba Bkz. BAKİLER, Yavuz, Bülent, Birkaç Söz, ( ): 2 Bkz. DÜZDAĞ, M. Ertuğrul, Mehmet Âkif Ersoy, Kaynak Yay., İstanbul 2004, s * Öğr.Gör.Dr., Selçuk Üniversitesi, Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü

16 30 kımından edebi karakterinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. 3 Daha sonra Halkalı Baytar Mektebi ni bitirmiş ve uzun yıllar bu alanda mesleğini icra etmiştir. Mehmet Âkif in edebiyatın dışında seyreden bu eğitim çizgisi onun edebiyattan kopmasına engel olmamıştır. Sanatının kaynağını insanlardan alan şair mesleği gereği ülkenin pek çok yerini dolaşmış ve halkın her tabakasını yakından gözlemleme, böylelikle Milletin ve vatanın dertlerini tespit etme imkânı bulmuştur. Böylece milletini çok iyi tanıyan bir fikir adamı, bir hürriyet şairi olarak halkın karşısına çıkmıştır. Veterinerlik yaptığı yıllarda da şairliği ile tanınan Mehmet Âkif 1908 de Darülfünun Edebiyat-ı Umûmiye ye edebiyat hocası olarak tayin edilmiştir. Böylelikle edebiyata daha fazla yönelmiştir. 4 Edebiyatın teorisiyle de ilgilenen Mehmet Âkif bu alanda birçok makale yazmıştır. Bu makalelerinde biçim ve teknik olarak Batı edebiyatını örnek aldığını belirtmektedir. Örneğin tasvir ile ilgili kaleme aldığı şu cümle bunu göstermektedir: ( ) ediblerimiz garbın âsâr-ı edebiyesine bîgâne kalmasalardı bugün bizim de elimizde tasvîre dair güzel güzel eserler bulunurdu. 5 Mehmet Âkif bu kanıya kuşkusuz Batı edebiyatıyla Türk edebiyatını karşılaştırarak varmıştır. Mehmet Âkif in karşılaştırmaya meyilli yapısı birçok eserinde olduğu gibi Berlin Hatıraları nda da belirgindir. 6 Tahsil hayatında Doğu ve Batı kültürleriyle temas halinde olması onu doğal olarak karşılaştırma yapmasına sevk etmiştir. Nitekim 1919 da kendisiyle yapılan bir röportajda Doğu edebiyatından en çok Sâdi nin, Batı edebiyatından ise Lamartine ve Alexandre Dumas nın etkisinde kaldığını belirtmiştir. 7 Tasvir konusunda Türk edebiyatının geri kalmasını da resim sanatının bizde geç gelişmesine bağlar. 8 Midhat Cemal onun tasvirlerinin özelliğini şöyle ifade etmiştir: Nazmının çizgileri, renkleri, noktaları var. Evet, Noktaları! Çünkü, bazen, çok uzun yazan Akif, bazen da, güzelliğin bir noktadan ibaret olduğunu bilir. Tasvirde şahinleşen bir kudreti var. 9 Mehmet Âkif in şiirinde Batı edebiyatında sıkça karşılaştığımız muğlaklık, karanlık ve esrarengizlik yok denilecek kadar azdır. Onun nazmındaki keskinlik muğlaklığa yer bırakmayarak esrarengizliği ortadan kaldırmaktadır. Midhat Cemal in de belirttiği gibi Mehmet Âkif in şiiri sadedir fakat basit değildir, ondaki sadelik olgunluktur. 10 Mehmet Âkif buna paralel olarak imgelerinin kısa olmasına özen göstermiştir. O, imgeleri ustalıkla kısaltmayı başarmıştır. Bunun sebebini Mithat Cemal şöyle açıklamıştır: Resim yaparken kısa olmayı bilir; ve çizgileri o kadar ufak, renkleri o kadar damla olarak kullanır ki fazla rengin boyalaşarak, fazla çizginin demetleşerek realitenin yüzünü örteceğini, fazla renk ve fazla çizginin birbirini boyayarak çokluğun yokluğa müsavi olacağını bilir. 11 Daha önce de belirtildiği gibi, Mehmet Âkif in yapıtlarını, sanat anlayışını ve üslubunu besleyen en önemli unsur kuşkusuz ülkenin o dönemde içinde bulunduğu durumdur de Meşrutiyetin ilan edilmesiyle ülkenin zorluklardan kurtulacağını ümit eden Osmanlı aydınları, birbiri peşine patlak veren savaşlar ve felâketlerle derin bir hayal kırıklığına uğramışlardır. 12 Ülke içindeki kavgaların cinayetlere kadar varması, Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşlarının on yıla yakın ülkeyi tehdit altında bırakması ve sonunda düşmanın İstanbul a kadar gelip Anadolu yu işgale kalkışarak ülkenin bağımsızlığını tehlikeye sokması 13, milli değerlere bağlı Mehmet Âkif i halkı birlik ve beraberliğe çağıran, toplumsal dertleri ele alan ıstırap şairi yapmıştır. Mehmet Âkif böyle bir ortamda ülkeyi hürriyetine kavuşturmak için çırpınmıştır. Yurdun değişik şehirlerini dolaşarak insanlara hürriyet ve bağımsızlık düşüncesini yaymaya çalışmıştır. Mehmet Âkif Sırat-ı Mustakim de yayınlanan şiirlerini 1911 yılında Safahat ın birinci kitabında toplamıştır yılları arasında yazılmış şiirleri kapsayan Safahat ın 1. kitabı, toplumsal olayları konu eden 3 Bkz. DOĞAN, D. Mehmet, Câmideki şair Mehmet Âkif, İz Yay., İstanbul 1998, s Bkz. DOĞAN, D. Mehmet, a.g.e., s ERSOY, Mehmet, Âkif, Edebiyat Bahisleri-Tasvir, Sırat-ı Müstakim, 9 Şubat 1327, C.:7, s , içinde: ABDÜLKADİROĞ- LU, Abdülkerim- ABDÜLKADİROĞLU, Nuran, Mehmet Akif Ersoy un Makaleleri (Sırat-ı Mustakim ve Sebilü r-reşat Mecmualarında Çıkan), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara, s Bkz. İNANDI, Battal, Mehmet Âkif in Berlin Hatıraları, içinde: Ölümünün 50. Yılında Mehmet Âkif i Anma Kitabı, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Yay., No 99, Ankara 1986, s Bkz. DOĞAN, D. Mehmet, Câmideki şair Mehmet Âkif, İz Yay., İstanbul 1998, s. 21, 23 8 ERSOY, Mehmet, Âkif, Edebiyat Bahisleri-Tasvir, Sırat-ı Müstakim, 9 Şubat 1327, C.:7, s , içinde: ABDÜLKADİROĞ- LU, Abdülkerim- ABDÜLKADİROĞLU, Nuran, Mehmet Akif Ersoy un Makaleleri (Sırat-ı Mustakim ve Sebilü r-reşat Mecmualarında Çıkan), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara, s MİDHAT, Cemal, Ölümünün 50. Yılında Mehmet Akif, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., Ankara 1986, s MİDHAT, Cemal, a.g.e., s MİDHAT, Cemal, a.g.e., s Bkz. ÇETİŞLİ, İ.-ÇETİN, N.-DOĞAN, A.-GÜR, A.-DEMİR, Ş.-KARATAŞ, C., II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ, Ankara 2007, s Bkz. DÜZDAĞ, M. Ertuğrul, Mehmet Âkif Ersoy, Kaynak Yay., İstanbul 2004, s.s. 23

17 şiirleri, tarihi manzum hikâyeleri ve istibdatı kötüleyen şiirleri kapsamaktadır. 14 Ona göre edebiyat insanımızı tehlikelere karşı korumalı, ona zırh vazifesi görmeli, onların dertlerini dile getirmelidir 15. Mehmet Âkif edebiyatta öncelikle sosyal faydayı önemsemiştir. Bununla ilgili Edebiyat başlıklı yazısında şunları dile getirmiştir: Şiir için, edebiyat için süs, çerez diyenler var. Karnı tok, sırtı pek milletlere göre bu söz belki doğrudur. Lâkin bizim gibi aç, çıplak milletlere göre süsten, çerezden evvel giyecek, yiyecek lâzım. Onun için ne kadar süslü, ne kadar tatlı olursa olsun, libas hizmetini gıda vazifesini görmeyen edebiyat bize hiç söylemez. 16 Âkif in bu sözleri onun edebiyat anlayışını çok güzel yansıtmaktadır. Mehmet Âkif in şiirlerinin çoğu bu yüzden nasihat şeklindedir ve Safahat ın büyük bir kısmını teşkil eder. Tasvir ve tahliller bu nasihat için zemin hazırlamaktadır. 17 Mehmet Âkif in şiiri telkin ve eğitim aracı olarak kullandığı açıktır. Şairin telkin ve eğitimden ne anladığı, şiirleri konu bakımından tasnif edildiğinde ortaya çıkmaktadır. Bunları genel olarak şöyle kategorize etmek mümkündür: insan, hürriyet, adalet, vatan, millet ve aile sevgileri, hoşgörü, dayanışma, ahlak, birliğe düşkünlük ve batıl inançlarla mücadele. 18 Mehmet Âkif yapıtlarında her zaman doğrudan olmasa da satır aralarında sürekli ülkenin birlik ve bütünlüğünü, insanların bağımsızlık ideali etrafında kenetlenmelerini ve hürriyet aşkını haykırmaktadır. Mehmet Âkif ülkenin işgal edilmesi, bağımsızlığının tehdit edilmesi, insanların çaresizlik ve yoksulluk içinde yaşamaları gibi bütün olumsuzluklara rağmen şiirinde hiçbir zaman ümitsizliğe yer vermemiştir. Ümit haykıran mısralarıyla insanları coşku, kararlılık ve birliğe çağırmıştır. Ümit ve aydınlığı haykıran Durmayalım şiiri buna örnek olarak gösterilebilir. Durmayalım başlıklı şiir Safahat ın 1. kitabında yer almaktadır ve Mehmet Âkif in kendisinden çok etkilendiğini belirttiği Şirâzlı Sadî den alegori niteliğinde bir anekdotla başlamaktadır. Şiir zorlu bir yolculukla çölü geçmeye çalışan kervan yolcularından birinin yorgun düşüp uyuyakalarak kervanın ondan uzaklaşması üzerine bir devecinin kendisine yaklaşarak kervandan uzaklaşmaması için telkin ve öğütlerde bulunmasıyla başlamaktadır. Devecinin yolcuya söylediği şeylerden bazıları şunlardır: Kalk ey zavallı yolcu, uzaklaştı kârban! Uykum benim de yok değil amma bu deşt-zâr, Âramgâh olur mu ki bin türlü korku var? Ser-menzil-i meramâ varır durmayıp giden; Yoktur necât ümîdi bu çöller geçilmeden. Heyhât, yolda böyle düşen uyku derdine, Hep yolcular gider de kalır kendi kendine! (Safahat I, s.60) 19* Bu mısralar okuyucuda gece, karanlıkta uzun bir çölü geçmeye çalışan kervana ayak uyduramayarak, uykuya yenik düşen, kervandan uzaklaşan bir yolcu imgesini çağrıştırmaktadır. Mehmet Âkif okuyucunun zihninde bu imgeyi uyandırdıktan sonra bu alegorik anlatımı didaktik bir şekilde açımlıyor. Şair okuyucunun zihninde oluşan imgeyi adeta analiz ediyor. Bu bağlamda yazdığı mısralardan bazıları şunlardır: Başka bir düstûr-i hikmet var mı, insâf et, bugün? Varmak istersen diyor Sa dî- eğer bir maksada, Tuttuğun yollar tükenmekten muariâ olsa da, Şedd-i rahl et, durmayıp git, yolda kalmaktan sakın! (Safahat I, s. 60) Bkz. KABAKLI, Ahmet, Mehmet Akif, Toker Yay., İstanbul 1977, s. 95; bkz. ayrıca: ERSOY, Mehmet, Akif, Safahat/Orijinal Metin- Sadeleştirilmiş Metin-Notlar, Haz.: HUYUGÜZEL, Ömer, Faruk-BAĞCI, Rıza, GÖKÇEK, Fazıl, Feza Yay., İstanbul, s. IV 15 YETİŞ, Kâzım, Mehmet Âkif in Sanat-Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler, Ataürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yay., Ankara 1992, s ERSOY, Mehmet, Akif, Edebiyat, içinde: ABDÜLKADİROĞLU, Abdülkerim- ABDÜLKADİROĞLU, Nuran, Mehmet Akif Ersoy un Makaleleri (Sırat-ı Mustakim ve Sebilü r-reşat Mecmualarında Çıkan), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara, s Bkz. DOĞAN, D. Mehmet, Câmideki şair Mehmet Âkif, İz Yay., İstanbul 1998, s Bkz. KAVCAR, Cahit, Mehmet Âkif in Şiirlerinde Eğitim Değerleri, içinde: Ölümünün 50. Yılında Mehmet Âkif i Anma Kitabı, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Yay., No 99, Ankara 1986, s * Safahat tan yapılan alıntılar eserin şu baskısındandır: ERSOY, Mehmet, Akif, Safahat/Orijinal Metin-Sadeleştirilmiş Metin-Notlar, Haz.: HUYUGÜZEL, Ömer, Faruk-BAĞCI, Rıza, GÖKÇEK, Fazıl, Feza Yay., İstanbul

18 Bir başka yerde Nehr-i feyzâfeyz-i insâniyyetin âhengine Uymadan, kâbil değildir düşmemek bir engine. Menzîl-i maksûda varmazsın uyanmazsan eğer Var mı bak, yollarda hiç dîdâr olanlardan eser? (Safahat I, s.62) İmgesel bir alegori olarak algılanması gereken Sâdi den aktarılan anekdot ile sanki bireyin toplum içindeki durumunu yansıtmaya çalışan şair böylelikle aslında ülkenin içinde bulunduğu zorluklara işaret etmektedir. Mehmet Âkif adeta ülkenin kurtuluşu için halkın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini öğütlemektedir. Trajik fakat aynı zamanda da didaktik bir içerikle başlayan şiir daha sonraki mısralarda ümit ve coşkulu ifadelere dönüşmektedir: Merd-i sâhib-azm için neymiş uzak, neymiş yakın? Hangi müşkildir ki himmet olsun, âsân olmasın? (Safahat I, s.60) 32 Bir başka yerde: Durma, mâzî bir mugaylanzâr-ı dehşetnâktir; Git ki, âtî korkusuzdur, hem de kudsî hâktir! (Safahat I, s. 62) Fakat Mehmet Âkif ancak çalışanın, gayret edenin, yılmayıp azmeden kişilerin kurtuluşa ereceğini, umutsuzluğun ancak inançsızların işi olduğunu belirterek şiirine şöyle son veriyor: Mâsivâ bir şey midir, boş durmuyor Hâlik bile: Bak tecellî eyliyor bin şe n-i gûnâgûn ile. Ey, bütün dünya ne mâfîhâ ayaktayken; yatan! Leş misin, davranmıyorsun? Bâri Allah tan utan. (Safahat I, s. 64) Mehmet Âkif birçok şiirinde olduğu gibi bu şiirinde de çalışmanın ve ümitsizliğe kapılmamanın önemine değinmiştir. Bu bağlamda Mehmet Âkif Kâzım Yetiş in de belirttiği gibi Türk şiirine farklı bir anlam, değer ve ruh yüklemiştir. Çünkü Mehmet Âkif in şiiriyle edebiyatımız toplumla bütünleşmiştir. 20 Ona göre sanatçının amacı iyi ve doğruyu bulup toplumu bunun etrafında toplamaktır. Âkif bununla ilgili şunları dile getirmiştir: Hele San at san at içindir. San atta gayet yine san attır. Edebiyatta edebiyattan başka bir gaye aramak san atı takyîd etmektir. Gibi yüksek nazariyeler bizim idrakimizin pek fevkindedir. Zaten bu türlü nazariyeler ahlâksızlığa felsefe şekli veren; edebiyat namına milletin namusuna, hayatına, mevcûdiyetine yürüyen bir takım hazelenin eser diye ortaya koydukları hâhnûmelere revac verilmek için ileri sürülüyor. 21 Mehmet Âkif in yapıtları adeta yaşadığı dönemin aynası gibidir. Natüralist bir gözlem tarzıyla sadece yaşadığı dönemin olaylarını yansıtmakla kalmayıp bu olayların birey ve toplum üzerindeki etkilerini ortaya koymuştur. Buna şairin İstibdat başlıklı şiiri örnek gösterilebilir. Bu şiirin ilk iki mısrası şöyledir: Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i İstibdât, Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd! (Safahat I, s. 166) Safahat ın 1. kitabında yer alan ve Âkif in yakın dostu Midhad Cemal ( ) e ithaf edilmiş olan şiir, başlığından da anlaşılabileceği gibi baskıların çoğaldığı ve buna paralel olarak özgürlüklerin daraldığı istibdat yönetiminden bahsetmektedir. Mehmet Âkif bu şiirde öncelikle halkı eleştirmektedir. Çünkü bu baskıların sebebini yine halka dayandırmaktadır. Yukarıda alıntıladığım mısralardan sonra şairin halka olan ağır eleştirileri gelmektedir: Diyor ecdâdımız makberlerinden: Ey sefîl ahfâd, Niçin binlerce ma sum öldürürken her gelen cellâd, 20 Bkz. YETİŞ, Kâzım, Mehmet Âkif in Sanatı-Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler, Ataürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yay., Ankara 1992, s ERSOY, Mehmet, Akif, Edebiyat, içinde: ABDÜLKADİROĞLU, Abdülkerim- ABDÜLKADİROĞLU, Nuran, Mehmet Akif Ersoy un Makaleleri (Sırat-ı Mustakim ve Sebilü r-reşat Mecmualarında Çıkan), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara, s.142

19 Hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd? Otuz milyon ahâlî, üç sâkînin böyle mahkûmu Olup çeksin hükûmet nâmına bir bâr-ı meşâûm! Utanmaz mıydınız bir, saysalar zâlimle mazlûmu? Siz, ey insanlık isti dâdının dünyâda mahrûmu Semâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhûmu! (Safahat I, s. 166) Mehmet Âkif masumlar öldürülürken kimseden bir ses çıkmadığı, bu duruma karşı koymadıkları, otuz milyon insanın üç eşkıyanın kölesi olduğu ve aslı esası olmayan bir gölgeyi yükseklerden de yüksek tuttukları için istibdat döneminin suçlusu olarak milleti gördüğünü bu mısralarda anlatmaktadır. Şair topluma karşı ağır bir eleştiride bulunmaktadır. Hatta aynı şiirde geçen Semâ-peymâ iken râyâtımız tuttun zelîl ettin (Safahat I, s. 166) mısrasında milleti hürriyetin simgesi olan bayrağı gökten yere indirmekle suçlamaktadır. Şair bu nedenle bunun yüce milleti alçalttığını ve gelecekle ilgili ümidi imkânsız kıldığını daha sonraki mısralarda dile getirerek karamsar bir tablo ve ruh hali ortaya koymaktadır. Bu karamsarlığın sebebi açıktır. Çünkü Cahit Kavcar ın da belirttiği gibi: Ona göre, hürriyeti ve hakkı elinde bulunmayan bir kimse insan değil dir ve ne kadar insanım! diye bağırsa yalan söylemiş olur, ona kimse inanmaz. 22 İstibdat şiirinin ilk bölümü Mehmet Âkif in her zaman ümit var olunması gerektiğini anlattığı Durmayalım şiiriyle tezat teşkil ettiği düşünülebilir. Ancak şair asıl anlatmak istediğine zemin hazırlama gayreti içerisindedir. Mehmet Âkif in asıl anlatmak istediği şiirin birinci bölümünün son kıtasında ortaya çıkmaktadır. Mehmet Âkif milleti için kâbus değil, uyanık olma zamanı olduğunu Değil kâbusûn artık, devr-i devlet intibâhındır (Safahat I, s. 168) mısrasıyla dile getirmektedir. Bu şekilde başlayan kıta nın sonraki iki mısrası şöyledir. Gel ey nâzende hürriyet ki canlar ferş-i râhındır. Emindir mevki in: En pâk vicdanlar penâhındır (Safahat I, s. 168) Bu mısralarda canların hürriyet yolunun yaygısı olduğu en temiz vicdanların hürriyet için bir sığınak olduğu ve artık korkunun olmadığı anlatılarak hürriyete ulaşmak için yapılması gerekenler ümit dolu ve patetik bir üslupla anlatılmaktadır. İstibdat başlıklı bu şiirden sonra Hürriyet başlıklı şiirin gelmesi tesadüf olmasa gerektir. Mısra sayıları birbirinden farklı 7 kıtadan meydana gelen bu şiirde kafiye yapısına önem verilmemiştir. Ancak her kıtada farklı tınısal yapıyla meydana getirilen müzikalite şiirin içeriğini destekler niteliktedir. Böylelikle biçim ve içerik armonik bir yapı oluşturmaktadır. İstibdat şiiri; Arnavutluk ta gürleyen toplar / Geliyor işte pâyitahta kadar (Safahat I, s. 178) mısralarıyla sona ermektedir. Mehmet Âkif bu mısralarda II. Meşrutiyetin ilânı sebebiyle Arnavutluk ta atılan topların sesinin İstanbul a kadar geldiğinden bahsetmektedir. Hürriyet şiiri ise iki gün sonra (Safahat I, s. 180) açıklamasıyla başlamaktadır. İstibdat şiiriyle bağlantılı düşündüğümüzde Mehmet Âkif in Hürriyet şiirinde II. Meşrutiyet in İstanbul daki etkisinden bahsettiğini anlayabiliriz. Mehmet Âkif tarihi bir gerçekten yola çıkarak toplumun bu olay karşısındaki tutumunu realist bir gözlem tarzıyla mısralarına aktarmıştır. Mehmet Âkif yaşadığı dönemin olaylarını yapıtlarına aktarmada usta bir şairdir. Ahmet Kabaklı onun bu özelliğini şöyle dile getirmiştir: Yaşadığı devri bütün gençlik ve derinliği ile Mehmet Âkif kadar eserine geçirmiş olan bir başka şairimiz yoktur. Safahât, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türk halkını, münevverlerini ve büyük çalkantılar geçiren yurdumuzu bütün acıları, sevinçleri, umutları, düşkünlükleri ve eğilimleriyle anlatan manzum bir tarih, bir roman, bir destan gibidir. 23 Gerçi bir edebiyat eserinin birinci derecede amacı tarihi gerçekleri bir tarih araştırmacısı gibi okuyucuya aktarmak değildir, ancak 1908 ve sonraki dönemi araştırmak isteyen bir tarihçinin Mehmet Âkif in yapıtlarına başvurması yararlı olacaktır. Mehmet Âkif mısralarında duyduğu ve yaşadığı olayları adeta okuyucuya da duyurarak yaşatmaktadır KAVCAR, Cahit, Mehmet Âkif in Şiirlerinde Eğitim Değerleri, içinde: Ölümünün 50. Yılında Mehmet Âkif i Anma Kitabı, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Yay., No 99, Ankara 1986, s KABAKLI, Mehmet, Mehmet Akif, Toker Yay., İstanbul 1977, s Bkz. YETİŞ, Kâzım, Mehmet Âkif in Sanatı-Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler, Ataürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yay., Ankara 1992, s. VI

20 Hürriyet şiirinde Mehmet Âkif, baskı döneminin sona ermesiyle toplumun sevincini dile getirmiştir. Şair bunun için çocuk imgelerini kullanmıştır. Şiirin birinci kıtasında 5-6 yaşlarında iki kardeşten biri olan bir kız çocuğunu betimlemektedir. Bu betimleme masumiyeti, zaferi ve özgürlüğü çağrıştıran imgelerle sağlanmıştır: Kar gibi beyaz entarisiyle cennetten gelen kızın omuzlarında bir ışık bulutunun uçması, belindeki hürriyet kuşağıyla durmadan dünyayı dolaşması ve onun bu hali ancak şafağın ayı halelemesi kadar gönül alıcı olması (Bkz. Safahat I, s. 180) imgeleriyle çocuğun masumiyeti anlatılarak hürriyet düşüncesi görselleştirilmiştir. Şiirin ikinci kıtasında ise birinci kıtada adeta hürriyet için sembolleştirilen kız çocuğunun erkek kardeşi şöyle anlatılıyor: Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan Ki fezâlar gelir sürûruna dar; Taşıyor sanki sığmıyor kabına Kendisinden büyük de bayrağı var! (Safahat I, s. 180) Bu mısralarda da 1. kıtada olduğu gibi sevinç ve coşku anlatılmaktadır. Bunun sebebi ise kıtanın 4. mısrasında karşımıza çıkan ve hürriyeti sembolize eden bayrak ile somutlaştırılmıştır. Kıtanın son iki mısrasında ise burada anlatılan hürriyet sevinci ve coşkunun sebebi daha da belirgin bir hale getirilmiştir: Geçti mâzî denen o devr-i melâl, Haydi feth et: senindir istikbâl. (Safahat I, s. 180) Mehmet Âkif aynı şiirde yer alan şu mısralarla adeta hürriyet ve tutsaklık arasında bir karşılaştırma yapmaktadır: Bir mezarlık gibi dalgın yatarken daha dün, Şu sokaklarda bugün dalgalanan rûhu görün! (Safahat I, s. 182) Şair mezar kelimesiyle tutsaklığı sembolleştirirken dalgalanan rûh ifadesiyle hürriyet özdeşleştirilmiştir. Tutsaklık ölümle eş tutulurken, hürriyet coşku ve sevinci çağrıştıran, adeta özgürlüğün simgesi olan, bir bayrak gibi dalgalanan rûh ifadesiyle anlatılmıştır. Şiirin başlığına paralel olarak her mısrasında buram buram coşkuyla hürriyet sevinci anlatılmaktadır. Ancak Mehmet Âkif bu şiirde bireysel bir özgürlüğü değil, bütün milleti ve vatanı kapsayan hürriyeti anlatmaktadır. Şu mısralar bunu çok güzel gösteriyor: Derken alkış geliyor; sonra da nevbet nevbet, Ya Vatan şarkısı, yahut ona benzer bir şey Okunup her köşe çın çın ötüyor Hey gidi hey! (Safahat I, s. 182) 34 Bu mısralardaki Vatan şarkısı ifadesinden hürriyet sevincinin bütün ülkeyi kapsayan bir duygu olduğunu anlaşılmaktadır. Mehmet Âkif Hürriyet şiirinde sadece kendi duygularını değil, bütün milletin sevincini anlatmaktadır. Çünkü o, toplumcu-ahlâkçı şiir anlayışını benimsemiştir. Şiirlerinde şairin kendi duyguları hiçbir zaman toplumunkilerinden öne çıkmaz. Kenar mahalle insanlarını sıkça eserlerine konu etmiştir. Yapıtlarında kötülük, yoksulluk ve gerilikle boğuşmaktadır. Kaygısız aydın ve zenginlere acıma duygusu telkin ederken taklitçiliğe kesinlikle karşıdır. Samimiyetsizliğe düşmandır. 25 Hürriyet şiirinde de görüldüğü gibi Mehmet Âkif in hürriyet düşüncesini vatan duygusundan soyutlamak mümkün değildir. Şair bütün yapıtlarında vatanın bağımsızlığı için adeta çırpınmakta ve okuyuculara hürriyet aşkını aşılamaya çalışmaktadır. Mehmet Âkif bu öğretiye ihtiyaç duymaktadır. Çünkü vatanın hali Canan Yurdu şiirinde anlatıldığı gibi iç burkucudur. Şiirin ilk kıtası şöyledir: Eyvâh ıssız diyâr-ı dilber Her hatvesi bir mezâr-ı muğber! Uçmuş da bakındığım terâne, Kalmış sessiz bir âşiyâne. Yer yer medfun durur emeller Gûyâ ki kıyâm-ı haşri bekler! 25 Bkz. KABAKLI, Mehmet, Mehmet Akif, Toker Yay., İstanbul 1977, s

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971 Resim ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Prof. Dr. Ensar ASLAN İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığı Telefon : Mail : 2. Doğum Tarihi : 3. Unvanı

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

TOPLUM HAYATIMIZDA DİNİN YERİ VE DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

TOPLUM HAYATIMIZDA DİNİN YERİ VE DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ TOPLUM HAYATIMIZDA DİNİN YERİ VE DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ Doç.Dr.Nevzat Yaşar AŞIKOĞLU C.Ü. İlahiyat Fakültesi İslam Dininin hayatımızdaki önemini ve kültürümüzü nasıl etkilediğini ortaya koyacağımız bu değerlendirmede

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI. HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN

NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI. HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN Giriş: Necip Fazıl KISAKÜREK, şiir ve tiyatro kadar olmasa da birçok hikâye yazmıştır. Daha önce değişik

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER - Allah'a İman ( 22 Öğeler ) - Allah'a Verilen Dilekçe ( 1 Makale ) - Oruç ve Ramazan ( 7 Öğeler ) - Sorular ve Cevaplar ( 1 Makale ) - Hz.Muhammed ( 13 Öğeler

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

5. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

5. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. GÖRSEL OKUMA VE GÖRSEL SUNU Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğunu Anlama 4. Söz Varlığını Geliştirme 5. Tür, Yöntem ve Tekniklere Uygun Okuma 1. Yazma kurallarını uygulama

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu Program AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu TEBLİĞLER 15-17 EKİM 2014 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konferans Salonları KAPANIŞ OTURUMU 17 Ekim

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip olmaktadır. Ev sahibi olmak herkesin temel rüyalarından bir tanesidir.

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

KOTAN A Personelinden Uğurlama

KOTAN A Personelinden Uğurlama KOTAN A Personelinden Uğurlama Tekirdağ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü görevinden Ankara Sosyal Güvelik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişliğine atanan Mahmut KOTAN A, kurum yöneticileri ve

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

7 den 77 ye 7TEPE PRP

7 den 77 ye 7TEPE PRP 7 den 77 ye 7TEPE PRP Prof. Dr. Ayseli Usluata Mehmet Akif Kaya Mert Sabancı Atilla Aydemir Berk Sarıca Tuğçe Orhun Seda Bayram Ege Güneş Özge Balkaya Müge İlhan Özge Aras Amy Negri Tuna Karaman Derya

Detaylı

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Çözüm Analizi Araştırma Hakkında 2 Kadın ve Erkeğin Eşit Olduğu Bir Toplum Dünyada ve ülkemizde hemen hemen tüm kurumsal

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Akıllı insan, aldığı sorumluluğu yerine getirmenin de sorumluluğunu taşır.

Akıllı insan, aldığı sorumluluğu yerine getirmenin de sorumluluğunu taşır. VAADLERDE BULUNMAZ, SÖZ VERİR VE SORUMLULUK ALIR Akıllı insan, aldığı sorumluluğu yerine getirmenin de sorumluluğunu taşır. Niyazi F. ERES Vaat etmek yerine söz vermek ve sorumluluk almak, bir profesyonellik

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

GÖLCÜK MESLEK YÜKSEK OKULU 7. DÖNEM ÖĞRENCİLERİ KOCAELİ FABRİKAMIZDA BECERİ EĞİTİMİNE BAŞLADI Sabahattin Gücin Eğitim Uzmanı İnsan Kaynakları Direktörlüğü 2001 yılında Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. ile Kocaeli

Detaylı

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur.

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur. İÇ AYAR İnsanlar yaratılıştan iç ayarı yapılmış olarak dünyaya gönderilirler.tıpkı Tüm ayar ve proğramlarıyla donatılmış olarak düzenlenen bir bilgisayar gibi. Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır

Detaylı