NOGAY TÜRKLERĠNĠN SESĠ OLMA ÇABASINDAYIZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NOGAY TÜRKLERĠNĠN SESĠ OLMA ÇABASINDAYIZ"

Transkript

1

2 Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. ( 1923 ) Nogaytürk 0 2

3 NOGAY TÜRKLERĠNĠN SESĠ OLMA ÇABASINDAYIZ EDĠTÖR Hakan BENLĠ Ġrtibat e - postası : Adres : Plevne Mah. Pazar Sk. 34 / 9 Sincan ANKARA Ġrtibat Telefonu : Dergimiz Nogaytürk, basın ahlak ve ilkelerine uymaya söz vermiģtir. Dergimizde yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yayınlanmayan yazılar iade edilmez. Dergimizde yayınlanan reklamlardan ücret alınmamıģtır. NOGAYTÜRK DERGĠSĠ YURTĠÇĠ VE YURTDIġI TEMSĠLCĠLĠKLERĠ Temsilcilerin iletiģim bilgileri için ADANA : Dr.Fatih KARAYANDI KONYA ĠSTANBUL ANKARA : Cemil AKDAĞ Emre ORAK Merkez : Hakan BENLĠ Ankara- Eryaman : Erdem GÜNAY Ankara- Batıkent : Elif YILMAZ Ankara- Keçiören : Asım PEKCAN Erhan ÇAĞDAġ Ankara - Balgat : Derya POLAT Ankara - Demetevler : Eyüp TANATAR Ankara - Sincan : Yahya ALTINKAYA Ankara- Etlik : M.Burak TAġKIRAN ġ.koçhġsar ( merkez ) : Turhan BAYAR ġ.koçhġsar- Akin Köyü : Adem ESENBAY ġ.koçhġsar- Doğankaya Köyü : Elif YILMAZ ġ.koçhġsar- ġeker Köyü : Kasım KIZILTAġ GÖLBAġI ( merkez ) : Abdulhamit ÖZCAN GÖLBAġI- Ahiboz Köyü : Z.Sebla ALSAÇ HAYMANA-Cingirli Köyü : Yavuz ÇĠFTÇĠ POLATLI (Merkez) : Kevser KIZILDAĞ POLATLI -Tatlıkuyu Köyü : Özgür NAYMAN Merkez : Serkan TANDOĞDU KULU ( merkez ) : Hakan BENLĠ KULU - Seyitahmetli Köyü : Murat BENLĠ KULU - AğılbaĢı (Mandıra)Köyü : Recep DEĞĠRMENCĠ KULU - Boğazören Köyü ( Köstengil ) : Engin GÜNER KULU - Kırkkuyu Köyü : Selman YILMAZ AMASYA : Kader TANATAR ESKĠġEHĠR : Cihan TANRIBAK YURTDIġI TEMSĠLCĠLĠKLER K.K.T.C : C.Giray ERGĠN HOLLANDA : Mehmet PEKCAN AVUSTURYA : Hacer TAġYARAN Rukiye TEKER ALMANYA : Fatih POLAT Nogaytürk 0 3

4 Ġ Ç Ġ N D E K Ġ L E R KAPAK KONUSU Derneklerin ĠĢlevsizliği : Derneklerimiz küs. Kime küsler?.. HerĢeyden önce kendilerine küsmüģ durumdalar. Yaptıkları çalıģmaların gerek maddi gerekse manevi anlamda desteklenmiyor oluģu, onların beyhude bir çalıģma içerisinde oldukları duygusuna kapılmalarına yol açmakta ve kendi kendilerine kızgınlık içerisinde küsmekteler. Nogaytürk Dergisi Sayfa : NOGAYTÜRK DERGĠSĠ Künye ve Temsilcilikler NOGAYTÜRK DERGĠSĠ Ġçindekiler EDĠTÖRDEN Dernekler ve Ġnternet Siteleri Hakan BENLİ KAPAK KONUSU Derneklerin ĠĢlevsizliği : Derneklerimiz Neden Böyle? Akif KARA KAPAK KONUSU Nogay Ġnternet Siteleri : Amacımız Bölgelerini ve yerlerini bu sitemizle belirleyeceğimiz Nogay Gençlerimizi bir araya toplayarak Nogay tarihi, kültürü ve dili hakkında uluslararası nitelikte festivaller konferanslar gibi hem akademik hem de kültürel faaliyetler düzenlemekti. Ömer AKTÜRK Sayfa : KAPAK KONUSU Derneklerin ĠĢlevsizliği : Birlik Bizge Köb Uzak Bir Söz Fatih POLAT KAPAK KONUSU Derneklerin ĠĢlevsizliği : Biz Nogaylar Neden Böyleyiz? H. Kemal POLAT KAPAK KONUSU Nogay Ġnternet Siteleri : Nogayturkdergisi.com Hakan BENLİ NOGAY KÜLTÜRÜ Adam adamga kerek, can tenge kerek. Adam bolur baladın kisi minen iģi bar, adam bolmas baladın kisi minen nesi bar. Adam cüreginde arslan catagı bar. Nogaytürk Dergisi Sayfa : KAPAK KONUSU Nogay Ġnternet Siteleri : Nogayturkleri.org.tr Cengiz ERGEN KAPAK KONUSU Nogay Ġnternet Siteleri : Nogay Türkleri Bülteni Nogayturkleri.net Cemil SÜTBAŞ Nogaytürk 0 4

5 Ġ Ç Ġ N D E K Ġ L E R ERTENGĠ Künlerden bir kün, carlı bir kisidin oturganı tögereginde kalavı bolmagan töbesi tüz,kamıs üstüne Ģorak Ģamırıman sılavlı; birkaģ bikedin kirip Ģıkkanından ya bir maraz, ya da ecel kelden bireri, ya da birerdin bala tepkeni anlaģılman bir üy. Bu üy, köydün bızavların bakkan, bızavģı Abkerim akaydın üyü edi. Necdet ÖZEN Sayfa : KAPAK KONUSU Nogay Ġnternet Siteleri : Dernek ve Köy Siteleri Nogaytürk Dergisi.. 24 NOGAY KÜLTÜRÜ Yanı Ay Suyun KAPAYEV.. 25 NOGAY KÜLTÜRÜ Besik Yırı Keldihan KUMRATOVA.. 29 MAKALE Nogay Ġnternet Siteleri : 15. yüzyıl sonu Altınordu Devletinin nihayete ermeye gittiği bir devirdir. Bu dönemde büyük bir stratejik kırılma yaģayan Türk Dünyası, Altınorda gibi büyük bir devleti kaybetmenin farkına varamamıģ, aksine bölünmeler birbirini takip etmiģtir. Eğer Altınordu Devleti yıkılmamıģ olsa, ya da yerine baģka bir Türk bozkır devleti ikame edilse hem Türk hem de dünya tarihinin akıģı farklı olurdu. Prof. Dr. Ahmet TAġAĞIL Sayfa : NOGAY DÜNYASI Dünya Nogayları - 1 Romanya Nogayları Nogaytürk Dergisi MAKALE Uçan İlk Osmanlı Kadını: Belkıs Şevket hanım Sadık ŞANLI MAKALE Türkiyede Kırım Tatarları ve Nogaylar - 1 Dr. Aziz SÜTBAŞ DERNEKLERĠMĠZDEN Hollanda Nogay Vakfı Mehmet CAN MAKALE Çocukların oynadıkları oyunlar ile sosyal yaģamda sergiledikleri davranıģlar büyük bir benzerlik göstermektedir. Oyun içerisinde rekabetçi, grup dayanıģması ve grup içi paylaģmayı gerektiren davranıģların sergilenmesi gerekmekte ise, o çocuk / birey sosyal yaģantısında da aynı davranıģları sergilemeye baģlar. Hakan BENLĠ Sayfa : YAZAR SAYFASI Nogay Örgütlenmeleri Mehmet TAŞKIRAN YAZAR SAYFASI Ramazan Gurbette Güzel Akif KARA Nogaytürk 0 5

6 Ġ Ç Ġ N D E K Ġ L E R YAZAR SAYFASI Calgız Tuvulman Necdet ÖZEN MAKALE Nogayların günümüzde ayrı bir yazı dilleri olmasına rağmen, bu yazı diliyle yazılan ve basılan eserlerin sayısı çok azdır. AraĢtırmacılar, basılan eser sayısının gün geçtikçe azaldığını, Nogay yazı dilinin geleceğinin tehlikede olduğunu belirtmektedirler. Dilek ERGÖNENÇ AKBABA Sayfa : YAZAR SAYFASI Gençlerin Nogaylığı Aziz ÖZİL ġġġr Toyumuz Mehmet TAŞKIRAN ERTENGĠ Radyo Hakan BENLİ KÖYÜMÜZ Közleri gıpgızıl bolgan küneģtin astında, anyakta, niyakta oynıyakman dep. Elleri, tizleri, beti Ģizik iģinde, kabık baylagan caralar, taze turganlar Tereklerge Ģıkyakman havasıman kim bilir kaģ kere cıgılgan cerge. Anası caralı ceylan diydi, her cıgılıp tüsgende, her cıladığında. Közlerinin yaģı toktasın dep. Hakan BENLĠ Sayfa : NOGAY KÜLTÜRÜ Edildi Alsa Koban Bar Asim Şeyh Ali Ulı BĠR BÜYÜĞÜMÜZ Kendi Ağzından, Hasan Basri ERYĠĞĠT Nogaytürk Dergisi TAZĠYELERĠMĠZ Nogaytürk Dergisi Dergimiz Nogaytürk e, Nogaybike ye, Nogaycas a ve Nogaybülten e AraĢtırma, Ertengi, Hikaye, Fotoğraf, Makale, ġiir, Resim, Karikatür Veya daha baģka eserlerinizle katkı sağlamanızı ve zenginleģtirmenizi özellikle beklemekteyiz. Nogaytürk 0 6

7 E D Ġ T Ö R D E N Hakan B E N L Ġ Dergimizin beģinci sayısını çıkarabilmek umudu ile dördüncü sayımızı da yayınlayabilmeye muvaffak olabildik. Bu sayfada artık dergi çıkarırken yaģadığımız zorlukları ve derginin hitap ettiği kesimlerin ilgisizliğinden bahsedecek değiliz. Her ne kadar sitemkar oluyor isek de bundan Ģikayetçi olacak değiliz. Nogaytürk Dergisi' nin ikinci sayısı yayınlandıktan sonra bir yayıncı ağabeyimiz ile sohbet ederken kendisine derginin ikinci sayısını yayınladığımızı söylemiģtim. Bunun üzerine, kendisi de dergi yayınlayan ağabeyimiz, maharetin derginin ikinci ve üçüncü sayısını yayınlamak değil, dördüncü ve beģinci sayısını yayınlayabilmek olduğunu söylemiģti. Doğrusunu söylemek gerekirse biz onun nazarında baģarısız kaldık zira dergimizin ancak iki sayısını basılı olarak yayınlayabildik. Geriye kalan sayılar bizimde pek hazzetmediğimiz bir biçimde e- dergi olarak yayınlanmak durumunda kaldı. Dergimizde yine kapak konusu olarak, derneklerin iģlevsizleģtirilmesine yönelik eleģtirilere ve bu eleģtirilere verilen yanıtlara yer vermek istedik. Bu konuda gerek Nogay toplumunun gerekse toplum önderlerinin bakıģ açısıyla sorunları ve çözümlerini araģtırdık. Dergimizi e- dergi olarak yayınladığımız için sayfa sıkıntısı yaģamaksızın içeriği mümkün olduğunca geniģ, verimli ve faydalı kılmaya çalıģtık. Bu sayımızda yine Nogay kültürü, tarihi, edebiyatı, sosyal yaģantısı ve mutfağı ile bilgiler veren sayfalar ile bezedik. Bu sayımızda Nogaytürk Dergisi için yeni ekler hazırladık. Henüz yetersiz olduğunun bilincinde olmakla birlikte zaman içerisinde genç arkadaģlarımızın desteği ile daha da güzel bir seviyeye çıkacağına inandığımız NogayBike, NogayCas ve NogayBülten eklerini hazırladık. BeĢinci sayıda buluģmak dileği ile. Nogaytürk 0 7

8 TEL : CEP : KONYA KULU Nogaytürk 0 8

9 K A P A K K O N U S U Nogaytürk Dergisi Derneklerimiz küs. Kime küsler?.. HerĢeyden önce kendilerine küsmüģ durumdalar. Yaptıkları çalıģmaların gerek maddi gerekse manevi anlamda desteklenmiyor oluģu, onların beyhude bir çalıģma içerisinde oldukları duygusuna kapılmalarına yol açmakta ve kendi kendilerine kızgınlık içerisinde küsmekteler. Bilimde her bir duruma, her bir benzer geliģen olaya bir isim verilmiģ. Kiminde metal yorgunluğu denmiģ, yılların çalıģması nedeniyle metallerin artık eski direncini, fiziksel özelliklerini kaybetmesine. Kiminde Cam Tavan Sendromu adı verilmiģ belirli bir koģula ve sınıra zorlanarak zaman içerisinde bu koģulun ve sınırın kaldırıl-masına karģın, o deneydeki bitlerin veya gerçek yaģamda insanların aynı davranıģları kısıtlamalar varmıģcasına kabullenerek, sınırları aģma cesa-retlerinin kırılmasına. Kiminde ise halk tabiriyle bezginlik denmiģ, yılgınlık denmiģ sürekli bir çaba içerisinde iken, hedeflerine bir türlü ulaģamamaları durumuna veya hedeflerine ulaģmıģ olmalarına karģın arzu ettikleri psikolojik beklentilerinin karģılanmamıģ olmasıyla yaģanan ruhsal çöküntüye. Fakat bizim durumumuza tek ve kesin bir ad koymak neredeyse mümkün değil bence. Bizim derken Nogaylardan ve Nogay Dernekleri nin bu günkü durumlarından bahsediyoruz. Derneklerin geçmiģlerine ve geçmiģte yaptıklarına değinmeye gerek yok. Bunu neredeyse hepimiz biliyoruz. Bilmemiz gereken Ģey bu gün olanlar ve bundan sonra olması gerekenlerdir. Bu gün olanlar ve bundan sonra olması gerekenlerin tamamı Derneklerin bundan önceki durumları, duruģları ve yaptıklarıyla bağlantılı olduğu bir gerçektir. Bunu bir kenara koyalım. Konumuz Ģimdiki zaman ve bu zaman içerisinde Derneklerin durdukları yer. Bu gün Nogay camiası içerisinde kime sorarsanız sorun hiç biri Nogay Derneklerinin sessizliğinden memnun değil. Aslında bu sessizlik değil, bir içe kapanmıģlıktır. Bir öğrenci düģünün ki, derslerine çalıģıyor ve ebeveynlerine takdir ve teģekkür belgeleri getiriyor. Ancak, ebeveynleri sahte gülücükler ile sırtını sıvazlayıp sadece aferim demekle yetinmekte ve o çocuğa psikolojik ve de maddi anlamda bir destek vermekten de imtina etmektedir. O çocuğun durumu kısa bir zaman sonra baģarılı olmaktan, kendi kendine ebeveynlerine küsmüģ ve onlara karģı içine kapanmıģlık duygusuna ve baģarısızlığa bırakacaktır kendini. Bizim derneklerimizin durumu da aynen bunun gibi. GeçmiĢ yıllarda toplum adına toplum yararına baģarılı bir çok çalıģmaya imza atan dernekler elbette beraberlerinde toplumun güvenini kaybetmelerine neden olabilecek bir çok hatalar içerisinde de yer aldılar. Bunlar üç yanlıģ bir doğruyu götürür kuralındaki gibi yaptıkları doğruları da zaman içerisinde bartaraf etmiģtir. Bu da ayrı bir tartıģma konusudur. Lakin bu durum daha önce yaptıkları baģarılı çalıģmaları göz ardı edebileceğimiz anlamına gelmemelidir. Derneklerimiz küs. Kime küsler? HerĢeyden önce kendilerine küsmüģ durumdalar. Yaptıkları çalıģmaların gerek maddi gerekse manevi anlamda desteklenmiyor oluģu, onların beyhude bir çalıģma içerisinde oldukları duygusuna kapılmalarına yol açmakta ve kendi kendilerine kızgınlık içerisinde küsmekteler. Bunun açılımı Nogaylardan bir yol olmazdır. Dernek çatısı altında çalıģanlar, kendi zamanlarından ve ekonomik kaynaklarından harcayarak birçok iģ yapma kaygısı içinde uğraģırlarken, uğraģlarının karģılığında bir teģekkürü bile çok görenler olmakta. Onlar zaten teģekkür beklentisi içerisinde değiller belki ama nihayetinde bir takdir edilme beklentilerine girilmesi muhakkaktır. Bu takdir-iyetin zaman içerisinde somut olarak derneğe nakdi bir yardıma dönüģmesi arzusudur bu. Ki daha çok çalıģma ve daha güzel iģler baģarılabilsin. Elbette beyhude ve safiyane bir bekleyiģtir bu. OlmamıĢtır, ve olmayacaktır da. Bu dernek görevlileri, bahsettiklerimiz, insan nihayetinde. Duygu taģıyorlar ve cüzdan taģıyorlar. Nereye kadar dayanabilirler duygularının ve cüzdanlarının törpülenmesine Derneklerimiz küsler, bu kez birbirlerine küsler. Bir çok organizasyon içerisinde kendi Nogaytürk 0 9

10 K A P A K K O N U S U Nogaytürk Dergisi haklarının Nogay toplumu karģısında yeterince alınmadığına, yerlerinin yeterince ve gereğince pekiģtirilmediğine, topluma kendilerinin ve yaptıklarının diğer dernekler tarafından doğru lanse edilmediğine kani olarak küsler. Birbirlerine güvenleri kalmadığı ya da zaten olmadığı için küsler. Olaya bizim baktığımızdan daha dar bir açıyla baktıkları fikrine kapılmamıza neden olan bir perspektifle yaklaģmaktalar birbirlerine. EndiĢeyle ve güvenden yoksun telkinlerle. Kimi zaman bunu aģikar etmekten bile geri kalmayarak, kalabalıklar içerisinde bile birbirleriyle konuģmayarak veya hakarete varan ithamlar ile göstermekten geri kalmadıkları da oldu. Ne yazık ki bunlara da Ģahit olduk. Hal böyle olunca dernek çıkarlarının çatıģması daha sonra aralarında kiģisel husumetlere kadar indirgenebilmekte. Haliyle dernekler arasında bir iletiģimin olmasını, koordinasyona bağlı organizasyonların olmasını beklemek de hayal olup çıkmakta. Dolayısıyla Sabantoyumumz Federasyonumuz da hayırlı olsun!... Derneklerimiz küsler. Evet gerçekten bu kez bize küsler. Her ne kadar belli etmeseler bile bunu hissedebilirsiniz. Hissetmenize gerek yok zaten bunu bu günkü tavırlarıyla, sessizlikleriyle, iģlevsizlikleriyle, kendi kendilerini pasifize etmeleriyle ortaya koymaktalar. Bir nevi protesto içerisindeler bile denilebilir. Beslendikleri kaynaklara, Nogay toplumuna küsler. Bunda haksızlar mı, hatalılar mı? HaĢa!... Yerden beģ kat göğe kadar haklılar iki kat bize ait - çünkü biz onlara, bize küsmeleri için, neredeyse elimizden gelenle yetinmedik mümkün olanın daha fazlasıyla zarar vermeye giriģtik. Üstelik bunu bilinçsizce değil idrakine vara vara, tadını çıkara çıkara yapmaktan geri kalmadık. Hadi oturun bir özeleģtiri yapın!... Kaç kez dernekleri ziyaret ettiniz, beleģe iftar yemeği hariç!.. Kaç kez üyesi olduğunuz derneğin aidatını verdiniz. Hadi kazara bir kere aidat ödeme gafletine düģtünüz diyelim, onu bile yüreğinizle isteyerek mi verdiniz yoksa elcağızlarınız titreyerek mi? Ġkincisi olduğuna eminim Bu dernekler bir Ģeyler için çaba sarfederken neredeydiniz? Hemen her seferinde olduğu gibi yine iģlerin tamamen bitmesini, para ve emek harcanacak yerlerinin tamamlandıktan sonra iģ kaymağını yemeye geldiğinde ortaya çıkmaktaydınız değil mi? Hatta birde eliniz arkanızda bu olmamıģ, Ģu olmamıģ, bunu niye böyle yaptınız demekle meģguldünüz. Diyemiyorsanız bile kesinlikle dedikodusunu yapıyordunuz. Derneklerimiz küsler. Bu kez kendi içlerindeki arkadaģlarına küsler. Beraber yola çıktıkları, beraber yönetimde yer aldıkları arkadaģlarına küsler. Birileri birģeyler için çaba sarf ederken diğerinin duyarsız kalmasına, önemsememesine ve belkide küçümsemesine küsler. Hadi canım sende demelerine küsler. Birbirlerinin arkasından dedikodular yaparlerken küstüler, Birbirlerini sorgularken küstüler. Çok mu ağır oldu. Gerçekleri mi yansıtmıyor bu söylenenler? Farazi mi konuģuyoruz? Bilemem. Derneklerimiz küsler. Kime küs değiller ki, yapılan iftiralar, haksız eleģtiriler, yapılanları hor görmeler, hadi canım sendeciler, Nogaylık size mi kaldı ulancılar, Söz verip sözünü unutanlar ve unutturanlar, arkanızdayım diyerek önlerine set çekmeye uğraģanlar, bir kuruģ yardım etmeyip kaç paralık iģ yaptınız diye hesap sormaya kalkanlar,dergide yazı yazanlar Ġnternet sitelerine ciğerlerindeki, yüreklerindeki pislikleri imzasız kusanlar, yürekleri yetip de adını yazma medeni cesaretini gösteremeyenler ve bunun gibi nice Ģeyleri yapanlara küsler. Derneklerimiz küsler.onların küsmesine küsmemiz doğru mu bilemem ama, bizim yaptıklarımıza ve yapmadıklarımıza küsler. Sabantoy düzenliyorlar, gidiyoruz. Yalnız bırakmıyoruz ama giderken yanımıza illaki bir mangal götürüyoruz. Sadece mangalla yetinsek belki hoģ görülür ama utanmasak bir de 35 lik yeni rakı açacağız, yanına çeģit çeģit mezeleri hazırlayıp bir güzel kafayı çekeceğiz ama aile var yapamıyoruz. Allah a Ģükür hala utanabiliyoruz. Tövbe estağfurullah, o nasıl söz! Ben içki içmem diyenlerinde kalkıp bir göbek atmadığı kalıyor, sorsan ya ben ağır abiyim diyor ya da namazında niyazındayım...yani Sabantoy ġölenini Festivale çeviremesek bile Nogayların Milli mangal gününe çevirmeyi baģardık. Birde Sabantoya gidip de orayı partisinin siyasi miting alanı sananlar var ki evlere Ģenlik. Parti flamaları açıp, tekbirler getirip çoģanlar, kendinden geçenler var. Sanıyor ki oraya gelenlerin hepsi kendi gibi düģünüyor, aynı siyasi partiye mensup zannediyor. Hiç mi düģünmezsin oraya Kaymakam, Belediye baģkanı gelmiģ, siyasi partilerin ilçe baģkanları, devletin müdürleri,protokole mensup zevat gelmiģ. Sen hangi akla hizmet kalkıp orada propaganda mahiyetinde bu tarz bir eylem içerisine girme cüreti gösterirsin. Densiz misin? Hadi onlar cahil diyelim, peki hükümete mensup bir bakan gelipde Sabantoy da protokole oturunca ve bizzat Sabantoyu düzenleyenler tarafından kürsüye davet edilip bir konuģma yapması istenince engel olmaya kalkanlara ne diyeceğiz? Cahil mi, küstah mı, densiz mi? Bu üç sıfatda biraz yetersiz kalmaz mı? Nogaytürk 1 0

11 Yahu be adam, sen orda aklın sıra kendi siyasi çıkarlarını koruduğunu düģünürken Nogayların haysiyetini, Ģerefini, gururunu, misafirperverliğini nereye koydun? Hadi onlar sende yok belki, kendi partinin çıkarı kadarını düģünüyorsun da, orada o kadar toplanan Nogayın da mı çıkarı yok!... Allah aģkına! Bu adam, tamam kabul bir siyasi partinin mensubu ama hepsinden önce oraya devletin bir bakanı sıfatı ile gelmiģ. Be hey bilmem ne adam, o kadarını da mı düģünmekten acizsin!... O alanda o kadar Dernek BaĢkanı, temsilcisi varken sana ne oluyor? Bu güne kadar kim kapısına geleni geri çevirmiģde biz çevirelim üstelik gelen sen gibi densiz biri de değil, devletin bakanı. Adam hemģehrimiz demiģ gelmiģ, hadi Ģimdi sen var hemģehrim diye yanına, varabilecek misin? Ne iģim olur onla derken Derneklerin her zaman iģinin düģeceğini de mi bilmezsin. Zaten düģünebiliyor olsan o eylemlerde bulunmazdın ya neyse!... Derneklerimizden birisi uzun uğraģlar, çabalar sonucunda bir organizasyon tertip ediyor. Bir konferans, Ankara da. Ve adını da uluslar arası koyuyor. Gerçekten de uluslararası, çünkü dıģarıdan bakan düzeyinde bile katılım var ama bizden kimse yok, iyi mi? Koca salonda toplasan 100 kiģi var, zaten yarısı da yurtdıģından kalkıp gelenler. Zavallı adamlar bizi ciddiye almıģ olmalılar ki kalkıp ta nerelerden Ankara ya kadar geliyorlar ve Türkiye deki Nogaylarla tanıģalım kaynaģalım istiyorlar. Biz ne yapıyoruz, Ankara da olup da bir dolmuģluk yerden ya da bilemedin 2 saatlik bir Ģehirlerarası yolculukla oraya gidemiyoruz. Biz Nogayız, birbirimize sahip çıkarız Koca salonu boģ bırakmaktır maharetimiz. Sadece derneklerimiz mi küs? Olanlara yaģananlara küsüp Dergiyi de derneği de kapatanlarda küs!... Bir köy evi, belkide köy odası. Odada köyün eģrafı oturmakta. Gençten birisi de yanlarında. Dernek BaĢkanı bu genç. Köylülerin, ki hepsi kendi köylüsü zaten, önlerine çıkarmıģ oldukları dergiden birer tane bırakıyor. baksınlar, okusunlar ve belki satın alsınlar düģüncesiyle. O kadar emek verilmiģ o dergi için. Kolay mı!... Zevat ne yapıyor peki? Tam kendilerinden beklenileni Çoğu eline bile almıyor, bir zaman sonra, bu arada dedikodu yapılıyor, birer birer kalkılıyor. Oda boģ!. yerde olduğu gibi duran dergiler. O genç ne yapsın peki, bir daha nasıl aynı hevesle aynı duygu ve düģüncelerle böyle bir iģe giriģsin, nasıl cesaret etsin?... O içindeki hizmet duygusunu bastırıyor, Nogayım diye haykıran bilincini yere seriyor ve tam da onun üstüne ayağıyla basıp geçiyor. Ġsteyerek mi yapıyor, hayır mecbur ediliyor!... Derneklerimiz küs de biz küs değil miyiz? Olur mu hiç. Gök yedi katsa 2 katı bizim demiģtik. Nogaytürk 1 1 K A P A K K O N U S U Nogaytürk Dergisi Elbette ve olması gerektiği gibi biz de derneklere küsüz. Küs olmalıyız. Küs olmalıyız ki tabiatımızla uyuģmalıyız. Derneklerin tamamı bir kez bile bir araya gelerek ortak bir çalıģma yapabilmiģ değiller. Yapamıyorlar ya da yapmak istemiyorlar, anlaģamıyorlar. AnlaĢılmaz bir Ģekilde bunu baģaramıyorlar. Sabantoy ġöleni ni düzenliyorlar ancak sadece Ģölen olarak tertip edebiliyorlar. O kadar insan geliyor olmasına karģın onlara birkaç konuģmacı, bir Ģarkıcı bir de halk oyunu ekibi ile program yapmak ne kadar doğru?... Üstelik bunu her bir Sabantoy da tekrar ediyorlar. Hiçbir yeni çalıģma olmaksızın rutin bir Ģölen havasında. Düzenlenen proğram içerisinde neredeyse hiçbir kültürel, sanatsal veya sportif etkinlik, faaliyet yok. Nogay kültürünü yansıtacak, neleri verebiliyoruz ya da orada neleri yaģatabiliyoruz? Dolayısıyla Ġnsanları biraz da kendileri mangal yapmaya teģvik ediyorlar. Bir kez Boğazören deki Sabantoy da bu rutin olanı kırıp Sabantoy u iki güne yaydılar ve gerçekten örnek bir Sabantoy düzenlediler. Bir sonraki yıl beklentimiz yine aynıydı ama olmadı, rutin olana döndüler. Üstelik bu yıl sabantoyu düzenlemediler. Biz de derneklere küsüz. Bize kendilerini ifade etmekte yetersiz kalıyorlar, anlatamıyor, aramıza karıģamıyorlar. Düğünlere, bayramlara, cenazelere katılmakla yeterli olmuyor. Bedenleriyle değil düģünceleri ile aramıza katılamıyorlar. Yaptıklarını ve yapacaklarını anlatamıyorlar. Bizden o desteği istemekte eksik kalıyorlar. O kadar dernek var, hiç birinin, yıl sonunda biz Ģunları Ģunları yaptık, Ģu kadar para harcadık, Nogaylara Ģu faydaları sağladık dediklerini görmedik. ĠĢ yapmıyorlar demiyoruz ama Ģeffaf olamıyorlar. Nogayları kendilerine destek olabilecek maddi ve manevi konuma çekemiyorlar. Doğru, uğraģıyorlar ama bu güne kadar yeterli desteği ve geliri sağlayamıyorlarsa bir eksiklik olmalı değil mi? Güçlerini birleģtirmek yerine ferdi hareket ediyorlar. Her biri kendisine bir bölge seçmiģ, bölgelerinin dıģında olan bitenle ilgilenmiyorlar sanki. ĠĢte bu nedenle değilmi ki, peģpeģe bir çok köy derneği kuruldu. Bu Nogay derneklerinin yetersizliğinin bir baģka kanıtı değil midir? Köy dernekleri de olmalı Ģüphesiz ama, mevcut dernekler baģarılı iģler yapıyor olsalardı köylerde dernek yerine kooperatifler kuruluyor olurdu. Bu da ayrı bir gerçek. Tüm bunlar bir bölünme ve parçalanmanın iģareti kuģkusuz. Derneklere nasıl küs olmayalım? Neredeyse on yıl olmasına karģın her bir derneğin kendi içlerinde ne bir gençlik kolları var

12 K A P A K K O N U S U Nogaytürk Dergisi ne de kadın kolları. Dernek yönetimlerinin dıģında kendilerini temsil edebilecek gençlere sahip değiller, sahip olamıyorlar. Kendilerinden sonra yönetime geçecek kiģi bulamıyorlar. Bu zemini hazırlamakta zorlanıyorlar. Gençlere sahip çıkmadan, yol gösterip yol açmadan bir dernek ne kadar baģarılı olabilir. Sorgulanması gereken bir durum değil mi bu? Kaç tane genç var sayabilir misiniz bu kadar Nogay içerisinde genç olarak aktif görev alan, birģeyler yapma çabasında olan? Yazık değil mi o gençlerin beyin ve iģgücü olarak birer değer olarak heba olup gitmesine Dernekler olarak hangi Nogay gencinin elinden tutulmuģ söyleyebilir misiniz? Kime ne yol gösterilebilmiģ hangi gence derneklerde faal çalıģması için destek olunmuģ. Derneklere nasıl küs olmayalım? sekiz dernek ve vakıf olarak federasyon çalıģması için bile görüģ alıģveriģinde bulunmaktan imtina ediyorlar. Kendilerine olan desteği yitiriyorlar. Bakın, bunlar belki ağır sözler ama her biri bir gerçek. Ne dernekler gücensin ne de Nogaylar. Oturalım hepimiz kendimize bir pay çıkaralım. Doğru olan ne ise orada buluģalım. Kim ne derse desin bir asır sonra meydana çıkan bir kültürel hareketi Ģahsi anlaģmazlıklar yüzünden ya da Nogayların birbirlerini çekememeleri veya daha baģka bir çok etkenden kaynaklanan ve eksik kalan halk desteğine rağmen heba etmeyelim. Ġnanın bu fırsat, bu ivme, bu Ģevk, bu heyecan bir daha aynı Ģekilde cereyan etmeyebilir. Ve tüm bu olanlardan sonra geride kalan unutulmaya mahkum olan bir Nogay dili, kültürü ve edebiyatı olur. Olan ne derneklere ne de Nogaylaradır. Olan bizim kendi kültürümüzedir. Yazık etmeyelim kendimize Kendi değerlerimize sahip çıkalım. Hem de her açıdan Dernekler ile Nogay toplumu gerçekten istenilen bir biçimde kaynaģmıģ ve birbirlerine destek veriyor olsalardı emin olun bu gün durum çok daha farklı olurdu. Kendi kültürü üzerine araģtırmalar yapan, makaleler yazan bir gençliğe sahip olabilirdik. Üniversiteye giden her gencimize belki burs verebilirdik. ÇeĢitli spor dallarında baģarılı olanlara destek verebilir yeni gençlere yol açabilirdik. Gençlerimize kendi kültürlerine yönelik yemek sanatı, el sanatları, halk oyunları ve müzik dersleri kursları açabilir, onları bu yolda eğitebilirdik. Nogay toplumunu tanıtacak resim, el sanatları veya benzer baģka sergiler tertipleyebilir, gençlerimizi bu konuda teģvik edecek atölyeler kurabilirdik. Uluslararası sempozyumlar, kurultaylar düzenleyebilir, Ülkemiz adına, toplumumuz adına baģarılı çalıģmalar yapabilirdik. Bu kurultaylarda görev alacak yeni nesil gençlerimizin ufkunu geniģletebilir, daka aktif çalıģmalar yapmalarını sağlayabilirdik. Bu vasıta ile kendi kültürümüze olan ilgiyi artırarak akademik anlamda daha çok çalıģmaların olmasını sağlayabilirdik. Ülkemizde baģka yerlerde yaģayan Nogaylarla daha sıkı iģbirliği içerisine girerek kendi kültürümüzü kendi toplumumuzu kaynaģtırabilirdik. Buradan aldığımız güçle, kendi kültürümüzle yurt dıģında yaģayan Nogaylarımızla daha sıkı ve vazgeçilmez bağlar kurabilirdik.bunları baģarabilirdik. Köylerimize, köy odaları ve kütüphaneler kurabilir, yazın burada kalan gençlere kendi köylerinde tarihleri, kültürleri, dilleri hakkında Ģevkle ve isteyerek çalıģmalar ve araģtırmalar yapmaları yönünde yol gösterebilirdik. Köylerimizde cankurtaran araçları, cenaze ve düğün gibi organizasyonlar için yeterli teģkilatlarımız yapılmıģ olabilirdi. Dernekler aracılığı ile tüm Nogay köylerini kapsayan yeni ticari kooparatifler kurulabilirdi. Modern tarım ve hayvancılık yapılabilirdi Seyitahmetli Köyü ndeki okul atıl vaziyette kalmakta. Orada gerçek anlamda, Kültür Bakanlığı desteğiyle bir Türkiye Nogayları Müzesi kurulabilirdi. Kendi kültürümüz orada bir nebze de olsa yetiģen nesillere gösterebilirdik. Ve bunların hiç biri emin olun hayal olmazdı. Yapılabilirdi. Ve bunların hepsini son on yılda yapabilirdik. Geç kalınmıģ düģünceler mi dersiniz bunlara yoksa hadi ordan sende.baģka iģimiz gücümüz yokta senin safsatalarını mı dinleyeceğiz diyeceksiniz? Hangisini derseniz deyin, sadece engel teģkil etmeyin. Hayal etmesi bile güzelken belki baģarılması hayal olmayan düģüncelerdir. Ülkemizde eskiden beri kullanılan bir söz vardır hani Tam Aziz Nesin lik olay diye, bilirsiniz. YaĢanmıĢ olan, karamizahı aratmayacak durumlarda söylenegelmiģtir. Doğrusu bizim Derneklerin ve Nogayların durumu da tam Aziz Nesin lik bir olay Bir yola çıkılmıģken, ve bu yolda azımsanmayacak mesafe alınmıģken tamam artık yorulduk diyerek olduğumuz yere çöktüğümüzün, umutsuz kalıģımızın, vazgeçiģimizin mizahi bir örneği bu. Kimbilir belki Aziz Nesin sağ olsaydı üstelik bir de Nogay olsaydı, Nogaylar ve dernekler hakkında sanırım bunları yazardı. Ben kendi adıma ne yazardım bilmiyorum Hele Aziz Nesin in bu yazdıklarını yazmaya cesaret edebilir miydim? Kendi adıma, hiç sanmıyorum Nogaytürk 1 2

13 K A P A K K O N U S U Akif KARA Dernekçilikte bir de dikkat edilecek husus, derneklerin herhangi bir siyasi görüģün arka bahçesi görüntüsünü vermemesidir. Benim duyumlarım, ilk baģlangıç yıllarında bu hususa dikkat edilmeyiģi tabanı acaba sorusunu sormaya yöneltmiģtir ve dolayısı ile tabanda derneklere karģı bir Ģüphe oluģturmuģtur. Nogay dernekleri iģlevliklerini niye çabuk kayıp ettiler birinci sebep bence uzun zaman dernek olarak kalmaları.eğer dernekler bir federasyon çatısı altında toplanabilseydi bu gün hem dernekler hem federasyon faal çalıģır vaziyette olurdu. Elbette derneklerde yasal tüzel kiģilik kazanmıģ birer sivil toplum kuruluģu idi ama bir federasyon gücüne ulaģmaları mümkün olamazdı. Çünkü isim itibari ile dernek belirli bir topluluğu temsil eder ama federasyon deyince bir kaç derneğin birleģmesi demektir. Derneklerin ulaģamadığı bir çok yerlere federasyon ulaģabilir. Halk nazarında da dernek deyince bir kaç kiģinin bir araya gelip kurduğu bir sivil toplum kuruluģudur ama federasyon deyince çağrıģımı ayrıdır çünkü federasyon kitleleri bir araya getiren bir organizasyondur. Dernekler yöresel faaliyette etkindirler ama büyük organizasyonlarda uzun ömürlü olamazlar nitekim Nogay dernekleri de 5.inci sabantoyda tıkalıverdiler. Maddi, manevi güçleri kalmadığının neticesidir, çünkü böyle büyük organizeler maddi ve manevi güç ister. Bu da derneklerin uzun zaman üstesinden geleceği bir iģ değildir. Dernekler 7 pare köy için itici olamadılar çünkü o kurucularını her köyün aynı ölçüde tanıması mümkün değildi. Zaten dernekler de kurulurken geniģ tabanlı bir istiģare ile kurulmadığından kendilerini yeteri kadar tanıtamadılar. Belki Ģehirdekiler internet aracılığı ile tanıma fırsatı bulabildiler ama köydekilerin bu imkanı hala sınırlı olduğu için dernekleri yeterince tanıyamadılar gayelerini öğrenemediler. Yani dernekleri Nogay lar tam olarak sahiplenmediler ve de derneklerin maddi yükü bir kaç kiģi ve kiģilerin üzerine kaldı. Bu da zamanla yılgınlık ve usanç verdi. Hem maddi hem manevi yönden o dernek yöneticilerinin yorulmasına sebep oldu. Maddeten yorulan yöneticide bırak artık Sabantoy gibi büyük organizasyonlara girmeyi internet sayfasını bile günlük olarak güncelleģtiremez durumuna gelecektir. Çünkü dernekçilik her ne kadar gönüllülük iģi ise de tabandan devamlı destek alamadığı takdirde insana bir yorgunluk ve usançlık verebilen bir kurumdur. Hani bir gelir beklentisi olmadığı için yegane beklentisi tabanın desteğidir. O da olmayınca bir yerde yorulup duracaktır. AnlaĢılıyor ki Nogay dernekleri de aynen böyle olmuģtur. Dernekçilikte bir de dikkat edilecek husus, derneklerin herhangi bir siyasi görüģün arka bahçesi görüntüsünü vermemesidir. Benim duyumlarım, ilk baģlangıç yıllarında bu hususa dikkat edilmeyiģi tabanı acaba sorusunu sormaya yöneltmiģtir ve dolayısı ile tabanda derneklere karģı bir Ģüphe oluģturmuģtur. Buna ben de bazı dernekçilerin dolaylı da olsa bir siyasi partinin görüģlerini ön plana çıkardıklarına Ģahit olmuģumdur. O kiģiler belki Ģöyle düģünüyorlardı, bu derneği biz kurduk bizim görüģümüze kim karıģa bilir idi ama yüzde yüz de yanlıģ bir mantık anlayıģı idi. Tabi bunun kokusu yıllar sonra gelecekti ve de geldi. Nogaytürk 1 3

14 K A P A K K O N U S U Akif KARA Halbuki dernekler tarafsızdır. Dernekçilerin elbette bir siyasi görüģü olacaktır ama bunu belirgin bir Ģekilde belirtmeyecektir. O görüģünü ancak sandık baģında belirleyecektir. eğer illa ben siyasi görüģümle yaģarım diyecekse o zaman dernek yöneticiliğinden ayrılıp, il veya ilçe yönetimlerinde yer alması lazımdır. Nogay derneklerinde değil!. Lafı daha fazla uzatmadan bence yüz yıl sonra kazanılan bir ivme, bir açılım, bir iletiģim, bir kaynaģıp tanıģma ; her iki tarafında acemiliğine rast gelip, çok ucuz harcanıp, heba oldu derim. Halbuki bu iletiģim çağında çok daha güzel Ģeyler olabilirdi ama Nogay lar bu iģe dört elle sarılmadı ve de içlerinden bu iģe ciddi Ģekilde sarılan olmadı. Birileri tepeden bu iģleri organize edeceğini sandı. Bu çok yanlıģ bir metottu tutmadı tutmazdı da. Velhasıl bir asır sonra gelen bir kaynaģma kavuģma çok ucuza gitti. Selam ve sevgilerle Nogaytürk 1 4

15 K A P A K K O N U S U Fatih POLAT Mine, bu yıl Türkiyede 7 avulumuzda 7 kere yasalgan 'Sabantoydu' yasayamay kaldık. 7 Nogay avulu da havasban bir Sabantoy organize etgen son, endi bulay bir Ģiyge kerek bolmaganı ma düģündüler de, bulay bolavuydu? Örmetli 'NogayTürk' okuvģuları, Dergimizdin üģünģü sayısında özel sebeplerden dolayı yazuv yazamay kaldım, ama sonda yazılgan yazuvlardın köbünü de okudum... Türkiyedegi 7 Nogay dernegimiz (Ankara'da eköv, Konya, Kulu, Ilgın, EskiĢehir, Ġstanbul) ve Hollanda'dagı Nogay vakfımız da 'Nogay Türkleri Federasyonu' kurulsun dep oy bergen, körüģ sungan... Mende sonın bizim üģün, kültürümüzdü yaģatbak, tilimizdi, adetlerimizdi saklamak üģün köp önemli bir fikir bolganına ve bizge farz bolganına bütün cüregimmen kosılaman. Atalarımız 'küģ birilkte' dep bosga aytbaganlar. Mine, bu yıl Türkiyede 7 avulumuzda 7 kere yasalgan 'Sabantoydu' yasayamay kaldık. 7 Nogay avulu da havasban bir Sabantoy organize etgen son, endi bulay bir Ģiyge kerek bolmaganı ma düģündüler de, bulay bolavuydu? Derneklerimizdin birövbirövlerimen konuģuyak, katnasıyak, fikir alıp beriyek bir ceri bolgan bolsaydı, bu yıl Sabantoy bolur edi ve Nogaylar gene bir yerde cıynalıp, öz kültürümüz üģün birģiyler yasamaga Ģabalar ediler. AĢe bizim bütün problemlerimizdin çözümü 'Federasyon' ma? MenĢe tuvul... Basta bizim Nogaylarımızdın 'Nogaylık' bilinģini küģlendirmek keregedi. Federasyon kurulması da bunın üģün bir adım, ama önemli bir adım. Özümdün yaģaganı ülkeden misal bereyim: Köbünüzdün bilgenindey 2007 yılında, Türkiyede ve Hollanda da dernekler kurulgan son, bizde Almanyada bir Nogay dernegimiz bolsun, zaman zaman bir araga keleyik, birövbirövmüzben tanıģayık, yardımlaģayık dep toplangan edik. Almanyadagı 100den köp Nogay ailesine de ulaģıp bu toplantıga Ģakırdık ve bunun cartısı da toplantıga kosılgan edi. Ama ve lakin toplantıdan sona köp az kisi destek beriyegini kösterdi ve mende mağa berilgen dernek kurma görevini yasamay bu iģten caydım. Hollanda da 400 Nogay aile birövbirövne köp cakın yerlerde yaģaydılar, ama vakıf üģün Ģalıskan belki 10 kisi tabamazsınız... Türkiyede de durum solay. BirkaĢ dernek yöneticimiz bar aktif bolmaga ĢalıĢkan, olardı da köbü Nogay oturgan yerinden eleģtirip begenmeydi, hatta baģkanlarımız da birövbirövlerini begenmeydi. Bir köp bu iģlerge künül bergen kisidi de hakaret etip öpgelettik. Yani 'Birlik' degenimiz hedeften Ģu anda köp uzakbız. Bu zamangaģım berilgen emeklerdi bosga Ģıgarmamak üģün tezden bu iģlerge könül bergen herkes, derneklerde aktif bolmaganlar dahil, bir yerde toplanıp, sorunlardı konuģup çözbemiz keregedi. Bu bolmasa iģimiz bek kıyın. Nogay casları ve kıskayakları 'Tatar' sitelerinde özlerini aramaga, avullar öz baslarına dernekler kurup, Ģenlikler yasap basladı. Bunun sorumlusu da bizlermiz, yani derneklerde aktif bolgan Nogaylar. Men Almanyada iģimdi becaramadım. Türkiyedegi ve Hollandadagı derneklerde iģlerini aruv yasıyamadılar. Bunun sebebi de Nogaylarımızdın ilgisizligi ve birövbirövümüzdü Ģegamamamız. Endi hepimiz aruv etip düģünüp, hatalarımızdı közden geģirmemiz kerek, yoksa Nogaylık dep biģiy kalmıyak. Nogaytürk 1 5

16 K A P A K K O N U S U Fatih POLAT Özü özümüzge bulay ete ete bu halge keldik, bulay devam etersek de öz kültürümüz coytulupketiyk ve bizden sonakılar bizge 'nevģün baskaları ne bolganlarını aruv bilediler de biz Nogaylık hakkında birģiy bilmeymiz' dep soraganda cevap beramazsık. Herkestin görüģü özüne, ama Nogaylıgımız ortak payda, bunu mıtbasak köp problem özü özüne çözülüp ketiyk. Kün 'birlik' ve canğıdan baslama künü, hadi Nogaylar birlikte toparlanayık! Dini cemaatler, siyasi partiler, futbol takımları vs. Nogay derneklerinin alternatifi ya da rakibi bolamaz. Tabiki bizler bu saygan yerlerde ve sivil hayattın her dalında aktif boluyakbız, ama 'Nogaylıgımızga' da sahip Ģıgıp, özümüzdü coytbay bu iģlerde cürüykbüz. Nogaytürk 1 4

17 K A P A K K O N U S U H. Kemal POLAT Daha acısı iki senedir Ģölen de yok!... Bu duruma neden geldik?... Kimlerin ihtiraslarına, bencilliklerine veya partizanlıklarına alet olduk?... Bir araya gelmiyoruz, birlik ve beraberliğimizi pekiģtiremiyoruz. Toplanıp Ģu iģi yapalım denilse hemen muhalefet ediyoruz. KardeĢim bu iģ bizim için, Nogaylıgımız için, kültürümüz için, Yardım edemiyorum bari köstek olmayım. demiyoruz. Neden?... Sadece bu iģ olmasın diye!... Konuyu Nogay derneklerine getirmek istiyorum, Emeği geçenlerden, maddi ve manevi yardımı olanlardan Allah razı olsun. Seyitahmetli, Köstengil, Mandıra, ġeker, Akin, Kırkkuyu ve Abdulgedik Köyleri Kulu ilçesine yakın oldugu için toplanmıģlar. Bu Nogay köylerinin örf, adet ve kültürlerini tanıtmak için bir dernek kurmuģlar. Bütün köylerin Muhtarlarınıda yönetime almıģlar. Bu iyi bir fikirdi, her sene bir köyde Ģenlikler yapılıyordu. Herkesde bir heyecan bir mutluluk vardı. ġölene katılarak güzel bir gün geçiriyorduk. Ama ne oldu!... Ankara' ya iki tane, Konya' ya bir tane olmak üzere dernekler açıldı. Ankara' ya ve Konya' ya derneklerin açılması elbette Kulu' daki dernek için faydalı idi. Çünkü oralarda yaģayan vatandaģlarımızı dernek çatısı altında topluyor, adetlerimizi, kültürümüzü tanıtıyor, Ģölenlere katılımı teģvik ediyorlardı. Bulundukları yerlerde devlet yetkililerine, belediyelere hatta yurdıģı heyetlere Nogayları tanıtıyorlardı. Bunlar faydalı faaliyetlerdi. Bu çalıģmalar bizleri gururlandırıyordı, heyecanlandırıyordu. Ne olurdu böyle devam etseydi. Ama olmadı. Ankara ve Konya' daki Nogaylar yukarda isimleri yazılı olan köylerden ayrılanlar tarafından kuruldu. Dolayısıyla Kulu derneği merkez diğer dernekler ise birer Ģube gibi çalıģsaydı, dernek kapılarına kilit vurulmazdı. Heyecanlarımız, umutlarımız körelmezdi. Bu gün derneklerde baģkanlardan baģka kimse yok, Ġnternet sitelerine ilgi yok. Dernek üyelerinde heyecan yok. Daha acısı iki senedir Ģölen de yok!... Bu duruma neden geldik?... Kimlerin ihtiraslarına, bencilliklerine veya partizanlıklarına alet olduk?... Herkesin elini vicdanına koyup düģünmesini, hatası olanların bir an önce hatalarından dönüp, geç olmadan tekrar toparlanılmasını, kaldığımız yerden devam edilmesini ne kadar da arzu ediyorum. Bu iģler için mesai yapanlar, gece gündüz çaliģanlar, maddi ve manevi yardım edenler, hatalara, yanlıģlara, Bu iģe köstek olmayayım, bir gün düzelir. diye ses çıkarmayanlar müstesna, tekrar nerede hata yaptık diye düģünelim. Saygı ve sevgilerimle. Nogaytürk 1 7

18 K A P A K K O N U S U Hakan B E N L Ġ Dergiyi yayınlamadan önce dergi için bir internet sitesi kurma fikri belirdi. Bunun için nogayturkdergisi.com adında bir alan adı alındı. Kulu da kaldığım dönemde bir süredir aklımda olan bir fikir için zemin aramaktaydım. Nogaylara yönelik bir dergi. Önümde iki ayrı örneği vardı. Biri Kulu Derneği nin diğeri ise Ankara Derneği nin çıkarmıģ oldukları dergilerdi. Benim düģündüğüm dergi formatı ise ikisinden de farklı içeriğe sahipti. Elbette tek baģına yapılacak bir Ģey değildi bu. O sıralar Nogay Forum a çok daha sık katılabiliyordum. Nogay Forum dan tanıģtığım Aziz Özil vasıtası ile ġeker Köyü nde yapılan Sabantoy ġöleninde bu konuyu ben, Aziz ÖZĠL, Erhan BAYAR, Erhan ÇAĞDAġ, Kübra ERGĠN, Ġlyas ORAK gibi arkadaģlarla üzerinde tartıģtık ve belli bir taslak haline getirdik. Dergiyi çıkarma kararı almıģtık. Forumda bu konu ile ilgili fikirler alındı, derginin adı için öneriler değerlendirildi ve 4-5 isimde karar kılınarak oylama yapıldı. Oylama sonucunda derginin adı NOGAYTÜRK olarak kabul gördü. Derginin içeriği, formatı ve basıma hazır hale gelmesi çok fazla uzun sürmemesine karģın iģ basılmasına geldiğinde epey sürüncemede kaldı. Dergiyi yayınlayabilmek için ya bir derneğin çatısı altında olmamız ya da ticari bir Ģirket kurmamız gerekiyordu. ġirket kurmak gibi bir düģüncemiz yoktu. O halde bir dernek tarafından yayınlanmalıydı. Bu nedenle baģta Kulu Derneği olmak üzere Konya ve Ankara Dernek baģkanları ile görüģmelerimiz oldu ancak hiç birinde arzuladığımız neticeyi alamadık. Geriye bir alternatif kalmıģtı, kendi derneğimizi kurmak. Nitekim Nogay Gençleri Derneği kuruldu ve dergiyi yayınlamak için bir engelimiz kalmadı. Dergiyi yayınlamadan önce dergi için bir internet sitesi kurma fikri belirdi. Bunun için nogayturkdergisi.com adında bir alan adı alındı. Bu alan için Kulu da üniversite okuyan Ġstanbul lu Emre EKġĠOĞLU adında bir arkadaģ ile çalıģmaya baģladık. Oldukça uğraģtırıcı ve titiz bir çalıģmanın sonucunda Emre nin hazırlamıģ olduğu internet sitesini kullanmaya baģladık. Görenler belki hatırlayacaklardır, orijinal ve profesyonel bir siteydi. Tasarımı ve görselliği üst sınırlarda olan baģarılı bir çalıģmaydı. Nogaytürk Dergisi nin ilk sayısının yer aldığı site epey ilgi çekti. Benim açımdan tek sıkıntısı yönetici olarak kullanımının zor olmasıydı. Daha sonrası, derginin ikinci sayısı yayınlanınca internet sitesinin yerine kullanımı daha kolay olan bir baģka internet sitesi yaptırmak istedim. Ancak çeģitli nedenlerden ötürü bir türlü fırsat bulamadım. Bu sırada Nogay Gençleri Derneği kendisini lağv edince yeni bir internet sitesi yaptırmakdan da vazgeçtim. Dergiyi yayınlama kararı aldığımız günden 2. sayısının yayınlandığı zamana kadar neredeyse 1.5 yıllık bir zaman geçmiģti. Derneğin kapanması ile birlikte kanuni olarak dergiyi basılı yayımlama dayanağımız kalmamıģtı. Dolayısıyla gayri ihtiyari internet sitesi de miadını doldurmuģ oluyordu. Dolayısıylasiteyi tamamen yayından kaldırdım Bu dönem bizim için oldukça farklı deneyimlerin yaģandığı bir süreç olmuģtu. Son iki sayısını internetten dağıttığımız Nogaytürk Dergisi için yeniden bir site yaptırmaktayız. Arayüzü basit, kullanımı ve eriģimi daha kolay olan ve bu kez anasayfasında son sayısının olduğu ve diğer sayılarının arģivde eriģilebileceği farklı bir site. Adı yine aynı olacak, nogayturkdergisi.com. Bu sitenin bir daha kapanmaması dileği ile sevgiyle kalın. Nogaytürk 1 8

19 K A P A K K O N U S U Cengiz ERGEN Derneklerimizin faaliyetleri içerisinde bulunan web sitelerinin devamlı güncellenmesi ve yenilenmesi takip edilmesi özverili bir çalıģma gerektirmektedir.bunlar gönül iģidir. Nogay Türkleri Eğitim ve Sosyal DayanıĢma Derneğimiz 2004 yılı Mart ayında kurularak faaliyetlerine baģlamıģtır.resmi alarak kuruluģundan bir iki ay sonra sanal ortamda Nogay Türklerinin örf adet ve geleneklerini tanıtmak bilgilendirmek amacıyla nogayturkleri.com adresiyle iki yıl faaliyet göstermiģtir. Ġlk zamanlarda yoğun bir ilgiyle takip edilmiģtir.sanal ortamdaki büyük ilgi biz dernek yöneticilerin memnun etmiģtir.daha sonra tr uzantılı web sitesi isteği üzerine eski site kapatılarak yerine nogaytürkleri.org.tr sitesi faaliyete geçmiģtir. Nogay Türklerinin örf adet gelenek göreneklerini, Ģiirlerini, hikâyelerini insanlarını özelikle tarihini anlatan sitelerimiz Nogaylarımıza sanal ortamda büyük hizmetler vermiģtir.aslını unutmaya baģlayan Nogaylarımızın tekrar tarihine kültürüne ve diline sahip çıkmasına vesile olmuģtur.gurbette olan Nogaylarımızın hasretine merhem olmuģtur.birbirlerini hiç tanımayan uzaktaki yakındaki Nogay kardeģlerimizi sanal aleminde buluģturarak tanıģmalarına kaynaģmalarına sebep olmuģtur. Derneklerimizin faaliyetleri içerisinde bulunan web sitelerinin devamlı güncellenmesi ve yenilenmesi takip edilmesi özverili bir çalıģma gerektirmektedir.bunlar gönül iģidir.ġunu da ifade etmek gerekirse sitelerimizi takibi güncellenmesi profesyonel bir çalıģma gerektirmektedir.bu iģlerde zaman bilgi istemektedir.sitelerimizi bugüne kadar büyük bir özveriyle büyük bir istekle hiçbir maddi ve manevi menfaat beklemeden yapanlar artık yorulmuģlardır. Amatörce veya profesyonelce yapılsın bir gönül iģi olan sitelerin takibini birkaç kiģiye veya dernek yöneticilerine bırakmak artık bir külfet oluģturmaktadır.nogay Türkleri Derneklerini önemli konuma taģıyan dernek yöneticilerimizden bu görevi gençlerin alması çağın gereklerine uygun yapılandırılması gerektiğine inanıyorum.çünkü sanal ortamın içerisinde büyük çoğunluğu gençler oluģturmaktadır.sitelerimizin geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin istek ve arzularına eğitimlerine yönelik olması gerekmektedir.gençlerimizin Nogay Türkleri kültürünü almaları yaģamaları kültürümüzün yaģatılması demektir. Nogaytürk 1 9

20 K A P A K K O N U S U Cemil SÜTBAġ NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ hakkında açıklama yapmadan önce Nogay Türklerinin dernekleşme çalışmalarına kısaca göz atmakta fayda olduğunu, zira NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ'nin, derneklerden ayrı değerlendirilmesinin uygun olmayacağını düşünüyorum. NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ hakkında açıklama yapmadan önce Nogay Türklerinin dernekleģme çalıģmalarına kısaca göz atmakta fayda olduğunu, zira NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ'nin, derneklerden ayrı değerlendirilmesinin uygun olmayacağını düģünüyorum. NOGAY TÜRK DERNEKLERĠ 1990'lı yıllar, Türkiye'de yaģayan Nogay Türklerinden, sonraki yıllarda Tuzgölü Nogayları olarak anılmaya baģlanan Ankara ġereflikoçhisar'a bağlı Akin, Doğankaya ve ġeker köyleri ile Konya Kulu'ya bağlı AğılbaĢı, Boğazören, Kırkkuyu ve Seyitahmetli köylerinde yaģayan Nogay Türklerinin; öz kültürlerine sahip çıkma, yaģadıkları çevrelerde muhtelif amaçlarla oluģan sivil toplum örgütlerinin de etkisiyle, müģterek yaģanan gelenek ve görenekleri kurumsallaģtırma ihtiyacı hissettikleri yıllardır. Tuzgölü Nogaylarının ilk resmi oluģumu, yıllarında Ankara'da kurulan Nogay Türkleri Derneğidir. Derneğin tabanını ekseriyetle, Yenimahalle Ġlçesi KarĢıyaka ve Demetevler mahalleleri ile Keçiören Ġlçesinde yoğun olarak yaģayan Tuzgölü Nogayları oluģturmuģtur. Daha sonraki yıllarda Tuzgölü Nogaylarının meskun olduğu köylerin merkezi kabul edilen Kulu Ġlçesinde 2. Nogay Türkleri Derneğinin kuruluģu gerçekleģtirilmiģtir. Tuzgölü Nogaylarına ait 3. ve Ankara merkezli 2. kuruluģ, Sincan Ġlçesi ve Fatih mahallesi ile Etimesgut Ġlçesi ve Eryaman Mahallesinde yaģayan Nogay Türklerince gerçekleģtirilmiģtir 2006 yılında Tuzgölü Nogayları Türkiye'de Konya Nogay Türkleri Derneğini kurmuģ, Avrupa'da da dernekleģme çalıģmaları hız kazanmıģ, Hollanda'da Hollanda Nogay Vakfı kurulmuģ, Almanya'da da dernekleģme çalıģmalarına devam edilmiģtir. Türkiye'de yaģayan Nogay Türklerinin kurdukları Nogay Derneklerinin, faaliyette bulundukları mahallerin isimleriyle adlandırılmaları kısaca; KarĢıyaka Derneği, Kulu Derneği, Sincan Derneği ve Konya Derneği olarak anılmaları zamanla alıģkanlık haline gelmiģtir. NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ 1993 yılının Türkiye'de internetin doğum yılı olduğu ve sonraki yıllarda da hızla yaygınlaģtığı kabul edilmektedir yıllarının da Türkiye'de yaģayan Nogay Türklerinin dernekleģme çalıģmalarının hızlandığı yıllar olduğu düģünüldüğünde, Nogay Türk derneklerinin internet yayıncılığını kullanmaları kaçınılmaz hale gelmiģtir. Ġnternet ortamında derneklerce yapılan ilk çalıģmalar; Sincan ve Kulu derneklerinin yaptığı dernek internet siteleridir. Ġlk dernek siteleri Kulu Derneğince yayınlanan ve Sincan Derneğince yayınlanan nogayturkleri.sitemynet.com internet siteleri olmuģtur. Bu iki sitenin yayına baģladığı 2004 yılında, NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ'nin ilk hali olarak kabul ettiğim, Akin Köyü'ne ait akinbulteni.sitemynet.com sitesi yayınlanmaya Nogaytürk 2 0

21 K A P A K K O N U S U Cemil SÜTBAġ baģlanmıģtır. Ġlk yayınladığımda tamamen ferdi bir çalıģma olan akinbulteni'nin, herhangi bir dernekle bağlantısı bulunmamaktaydı yılında Kulu Derneğinin ġeker Köyünde gerçekleģtirdiği Nogay Türkleri 3. Sabantoy ġenliğine ait haber ve resimlerin akinbulteni'nde yayınlanmasıyla birlikte, özellikle yurtdıģında bulunan Nogay Türklerince gösterilen teveccüh üzerine, sitenin Akin Köyü ile sınırlı kalmayıp, hedef kitlesinin tüm Nogay Türkleri olması kaçınılmaz olmuģ, akinbulteni adı nogayturkleribulteni olarak değiģtirilmiģtir yılında Sincan Derneği yönetim kuruluna seçilmemizden sonra NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ'nin dernek sitesi olması kaçınılmaz olmuģtur. NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ dernek sitesi olarak yayınına devam ettiği halde, diğer Nogay Türk Derneklerine ilgisini azaltmamıģ, bilakis Sincan Derneği ile birlikte KarĢıyaka, Kulu ve Konya Derneklerine hatta Almanya ve Hollanda'da Nogay Türk teģkilatlarına ait faaliyet, haber ve içerikleri, büyük bir emek ve itina ile ziyaretçilerine ulaģtırmıģtır. NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ'nin yıllar içerisinde faaliyetleri Tuzgölü Nogayları ile sınırlı kalmamıģ, Adana, Gaziantep, Balıkesir, EskiĢehir, Tokat gibi Türkiye'de Nogay Türklerinin yaģadığı yerler ile Dağıstan ve Karaçay Çerkez gibi atayurt bölgelerinde de Nogay Türklerine ait faaliyetler sitemizde yayınlanmıģtır. NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ'nin dernek sitesi olarak üstlendiği misyon tamamlanmıģtır yılı Aralık ayında aldığımız bir kararla, zaten yayına baģladığı ilk günden itibaren, tüm Nogay Türklerine ait olan sitemizin dernek sitesi olarak yayınına devam etmesinde yarar görülmediği, kurulması düģünülen Nogay Türk Dernekleri Federasyonuna ait site olarak yayınına devam etmesinin uygun olduğu değerlendirilmiģtir. alan adıyla yıllarca Nogay Türklerine hizmet eden, dünyanın en kapsamlı Nogay sitesi olan NOGAY TÜRKLERĠ BÜLTENĠ, alan adı ile özgün yayınına devam etmektedir. Nogaytürk 2 1

22 K A P A K K O N U S U Ömer AKTÜRK Amacımız Bölgelerini ve yerlerini bu sitemizle belirleyeceğimiz Nogay Gençlerimizi bir araya toplayarak Nogay tarihi, kültürü ve dili hakkında uluslararası nitelikte festivaller konferanslar gibi hem akademik hem de kültürel faaliyetler düzenlemekti. Öncelikle Değerli Nogay kamuoyunu ve Değerli Nogay Ġnsanımızı Saygılarımla selamlıyorum. 31 Mayıs 2009 Pazar günü yayın hayatına baģlayan adlı internet sitemizle Nogay Davasına hizmet edenler kervanına halis niyetlerimizle yola çıkarak, bizlerde katılmıģ olduk. Amacımız Bölgelerini ve yerlerini bu sitemizle belirleyeceğimiz Nogay Gençlerimizi bir araya toplayarak Nogay tarihi, kültürü ve dili hakkında uluslararası nitelikte festivaller konferanslar gibi hem akademik hem de kültürel faaliyetler düzenlemekti. Yayın hayatına baģladığımız günden itibaren tanıģma ve istiģare turlarımıza baģladık ve bütün dernek baģkanları ve yöneticileri ile Resmi kurumlardaki saygın büyüklerimizi köy muhtarlarımızı Türksoy ve Tika gibi Kurumlardaki yetkilileri dolaģarak istiģarelerimiz olmuģtur. Bölgesel temsilcilikler vererek farklı bölgelerdeki gençlerimize ulaģtık. Kültür varlıklarının yaģatılması adına Nogay Oyunlarının öğrenilmesi ve öğretilmesi adına yaklaģık sekiz aylık bir araģtırma yaptık ve gerekli olan zemini hazırlayarak gençlerimizi bu oyunları öğrenmeleri için fırsat yarattık. Nogay Türkleri Kültür ve YardımlaĢma Derneği bünyesinde Gençlik Kolları oluģturarak dernek üst yönetimine genç arkadaģlar görevlendirdik. Gençlik Kolları baģkanlığı olarak Ramazan ayında tamamen kendi imkanlarımızla ve çabalarımızla 350 kiģilik ücretsiz iftar yemeği tertipledik. Ankara daki gençlerimizle birlikte piknik organizasyonları düzenledik kaynaģtık tanıģtık. AB Hibe projelerinden sorumlu yetkililerle yemekli toplantı düzenleyerek gençlerimize hibe projeleri destekli nasıl daha faydalı olabiliriz sorusuna cevap aradık verilen 20 kiģilik yemeği kendi imkanlarımızla karģıladık. Nogay Forumla iģbirliği yaptık ortak kıyafet kampanyaları düzenleyerek ihtiyaç sahiplerine 10 a yakın koli ile kıyafet ulaģtırdık. Ġstanbul da düzenlenen DıĢ Türkler ve Akraba Topluluklar yemeğine katıldık Derneğimiz adına Sayın bakana plaket takdim ettik. Yurt içinde ve yurt dıģında toplam 400 kiģiye ulaģtık. Ana baģlıkları ile anlattığımız bunca faaliyeti yaparken elbetteki yorulduk ama çektiğimiz cefa davamızın aģkındandır dedik, Çocuğumuzun süt parasından kestik ama hizmetlerimizde hız kesmedik. Gaspıralı Ġsmail beyin deyimiyle Hizmet etmek istiyorsan önce elinden gelen iģle baģla düsturuyla hareket ettik. Genç arkadaģlarımızın bilgilendirilmesi ile alakalı çok sağlıklı teģhisler koyduk ama genç arkadaģlarımızın olaya bakıģ açılarını bir türlü anlayamadık! Nogaylıktan tamamen uzaklaģan, davasını yitiren, boģ vermiģ karakterine bürünen gençlerimizi gördük, üzüldük! Kendi Kültürümüzün kaybolmaması adına yaptığımız bütün eylemlerimize genç arkadaģlarımızın umursamaz vurdumduymaz tavırları eklenince sitemizi istemeyerek de olsa kapatmak zorunda kaldık! Sahiplendik ama yoldaģ bulamadık, koģturduk Nogaytürk 2 2

23 K A P A K K O N U S U Ömer AKTÜRK olduğu gibi sitenin bir kiģinin sırtına kalması ve maddi imkansızlıkların da baģ göstermesi sitenin kapanması için baģlıca etkenlerden olmuģtur diyebiliriz. Bu faaliyetlerimizde yanımızda olan Hasan Ekici, M Melike Atay, Emrah Eryiğit, Süleyman Soycan ve Halil Efe ye sonsuz teģekkür eder emeklerinden dolayı da Ģükranlarımı sunarım. Tarihine ve diline sahip çıkmayan ve geçmiģini unutanlar elbette ki geleceğini kuramayacaklardır. Bütün faaliyetlerimizde ama gerçek manada değerini bilen gençlerimizi göremedik. Kahve köģelerinde vakit geçirmek ve amacı olmayan toplantıların onlara daha cazip geldiğini görmek bizdeki arz ve talep arasındaki dengesizliği bir kez daha görmemize neden olmuģtur. Kendi Kültürüne Cimriliği, bencilliğimizi, aç gözlülüğümüzü, gönül darlığımızı ve sevme unutkanlığımızı bir yana bırakalım. Her Ģeyden önce birbirimizi sevelim sayalım ve değer verelim. Değerli arkadaģlar ruhlarımızı tazeleyelim kendimize gelelim bırakalım bu pervasızlığı, duyarsızlığı, umursamazlığı! Kaybolmaya yüz tutan senin tarihin, senin kültürün değil midir!... Tarihine kültürüne ve Diline sahip çık!... Unutma ki, kim kimin bağrından kopup geldiyse onun değerlerine sahip çıkmak zorundadır! Nogaytürk 2 3

24 K A P A K K O N U S U NOGAYTÜRK Derneklerin, önceden çalıģmalarını duyurma adına çıkardıkları bülten ve dergiler, maliyet açısından oldukça külfetliydi. UlaĢabildikleri kiģi sayısı az olmasına karģın etkili oldukları da ayrı bir gerçektir. Bu gün bu dergi ve bültenlerin yerini internet siteleri almıģ durumda. Ġnternet siteleri günümüzde derneklerin tanıtımında çok önemli bir yer edinmektedir. YapmıĢ / yapacak oldukları çalıģmaları duyurabildikleri, toplumun bunlara tepkilerini ölçebildikleri bir mecradır. Yüz yüze yapılan istiģareler kadar etkili olması beklenilmese bile, ulģatığı kesimlere kendilerini en iyi ifade edebildikleri mecralardan biri. Derneklerin, önceden çalıģmalarını duyurma adına çıkardıkları bülten ve dergiler, maliyet açısından oldukça külfetliydi. UlaĢabildikleri kiģi sayısı az olmasına karģın etkili oldukları da ayrı bir gerçektir. Bu gün bu dergi ve bültenlerin yerini internet siteleri almıģ durumda. Nogay toplumu da, kurmuģ oldukları dernekleri tanıtmak ve çalıģmaları hakkında bilgilendirmede bulunmak için çeģitli internet siteleri açmıģlardır. Bunlardan bazılarına kısaca değinelim. Boğazören Köyü Dernek Sitesi Köy siteleri içerisinde bildiğimiz kadarı ile en eski site konumundalar. Sitede gerek köy hakkında gerekse Nogaylar hakkında bilgiler paylaģılmakta. Kurucuları Mustafa Esken ve Ferhat Aktan dır. Nogayların kurmuģ olduğu pek çok site gibi malesef da yeterli ilgiyi görmediği için ve ayrıca ekonomik nedenlerle kapanmıģtır. AğılbaĢı Köyü Sitesi Bir diğer adı Mandıra olan AğılbaĢı Köyü, Konya Kulu ya bağlıdır. AğılbaĢı Köyü için oldukça faydalı çalıģmalar yapan ve Rıdvan Karaca tarafından kurulan sitesi de maalesef kapandı. Faaliyette olduğu dönemde epey bir üyeye sahip olan site içerik ve görsel olarak en güzel sitelerden biriydi. YapmıĢ olduğu kampanyalar ve yardımlar ile köy adına güzel çalıģmalar ortaya koymuģlardır. Doğankaya Köyü Dernek Sitesi Konya Kulu ya bağlı olan Boğazören Köstengil Köyü nde kurulmuģ olan Köy derneğine ait olan bu site henüz yeni bir site. Ġçerik olarak beklentileri henüz karģılamaktan uzak olsa bile, konularına göre ayrılmıģ olan sayfaları içerik olarak doldurulduğu takdirde güzel bir site olacak. Kullanımı kolay ve basit bir tasarımı olan sitenin, yakın bir zamanda daha fazla ziyertçi çekeceği umuluyor. Seyitahmetli Köyü Ġnternet Siteleri Konya Kulu ya bağlı Seyitahmetli Köyü nün tanıtımını yapan iki ayrı site mevcuttu. Bunlardan ilki, adresinde hizmet verirken bir diğeri de benzer içerik ile www. seyitahmetli.wordpress.com adresinde. Ancak seyitahmetli.com adresi kapanmıģ durumda. Nogaytürk 2 4 Ana Sayfa Forum Resim Galerisi Yaygara Favori Site Defter Son mesaj - Gönderen: Admin - Cumartesi, 16 Ekim :35 Sitemiz Tekrar Ayağa Kaldırılmış ve En Yakın Zamanda Eskisinden Daha İyi Bir Şekilde Hizmet Vermeye Devam Edecekdir.. (Emrah_E) Abdulgediği veya Karakura olarak bilinen Doğankaya Köyü nün yeni kurulan Derneği ne ait olan site ikinci kez yayın hayatına baģladı. Ġlk yayınlandığında yeteri kadar ilgi göremeyen site, bir süre yayınına ara vermek durumunda kaldı. Son olarak geçtiğimiz günlerde yeniden yayınlanan sitenin formatı bu kez daha farklı. Henüz içeriği doldurulmamıģ olan sitenin ilkinden daha zengin olması düģünülmekte. Görüldüğü üzere, köy adına kurulmuģ olan sitelerimiz olmasına karģın çoğu ya kapanmıģ durumda ya da yeteri kadar ilgi görememekte. Bu sitelerin haricinde kiģisel Nogay siteleri de benzer akibetleri yaģamaktalar.

25 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü Suyun KAPAYEV Hasan Basri Eryiğit in Karatay Çerkezya, Koban ve Dağıstana yaptığı bir gezi esnasında, hediye edilen, kiril alfabesiyle basılmıģ olan Suyun KAPAYEV in NOGAYDIN ÜYI isimli kitabında yer alan bir eseri Yanı Ay ı sizlerle sunmak istedik. Kitabı kiril alfabesinden latin alfabesine çeviren ve Nogaycamıza kazandıran Hasan Basri ERYĠĞĠT e bir kez daha teģekkür ediyoruz. AY IRIMLARI Nogay édem, altın sırgaday éydik bolıp, tuvgan nézik aydı körgenley : - Ogırlı ay bolsın, bu ayda Allahu taala yumle halkımızga yahģılık bersin. Kaygı- zat bilmey, munı oynap- külip ozgarayak, - dep tilek tileydi em duva etedi. Ayga karap kuvanadı. Onnan son, köz tiymesin deppe- zatpa, kim biledi, maģalla aytadı. Bu édet, künge tabıngan zamanlardan kalgan bolırtaga. Yanı aydın aydıkliği, sıluvlıgı az yıravlardı suklandırganım. Menim de yanı aydın akında büytip aytganım bar. Sıltırıp altın sırgaday Kökte tuvar yanı ay. Onı körse nogaydın Könili bolat yalpak yay. Ogır man kelsin bu ay der, Tilek tiler, duva eter. Sıluvına suklanıp, Könili onın kök yeter Ogırlı bolsın sısı ay, Kazanım menim kaynar der. Kazanım menim kaynasa, YaĢavım menim yaynar der. Sıltırap altın sırgaday, Kökte tuvar yanı ay, Onı körse nogaydın Könili bolar yalpak yay. Burını gunnlar künge tabınganlar, aydı sıylaganlar. Ele gunnlardın kabırlarınnan künnin em aydın suvretleri tabıladılar. Nogaytürk 2 5 Yanı tuvgan ay aylak yarasık boladı. Onı évelden alıp édemler örneklerge salganlar. Hatın gızlarga yanı ayga usatıp sırga etkenler. NeĢe bir yıravlar sıluvlardı yanı tuvgan ay man tenleģtirip yırlar Ģıgarıp yırlaganlar. Bizim halk, ayday ıspayı bolsın, dep balalarına yarasık atlar bolıp kaladılar. Men bulayda olardın bir kesegin aytıp ozayım: Altınay, Tolganay, Aysıluv, Aybike, Aysoltan, Aygül, Aydik, Ayganım em tagı da sonday baskalar. Onnan son musilmanlar sıylap aydın suvretin burınnan berbetin özlerinin bayraklarına belgi etip salıp keleyatırlar. Aydın akında bizde ataylar aytıp ketgen köp takpaklar, aytuvlar bar. Aydın ızın ay basar, attın ızın tay basar. Aydan- yıl, yıldanömir. Yanı ay Ģalkak bolıp körinse, aymedet, ay yavınsız bolayak eken, degenler. Eger deyim aydın uģları, Ģalkak bolmay, Ģelek ilsen turganday bolsalar, Allaga Ģükir, ay yavınlı bolayak dep süyingenler. Toli aydın tögeregi karakoģgıl bolıp kursalansa, dunıyada bir üyken édem avsayak dep ırımlaganlar. Ayga karap barmagın man körsetpege yaramaydı, onda yalanaģ bir yas koyların bagadı, sen barmagın man körsetsen, ol özine seleke etkendey körip uyaladı degenler yası üykenler balalarga. MenimĢe, bu ırımlardın méneleri bar.

26 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü NOGAYTÜRK Adam adamga kerek, can tenge kerek. Adam bolur baladın kisi minen iģi bar, adam bolmas baladın kisi minen nesi bar. Adam cüreginde arslan catagı bar. Adam sözu tas carır, tas carmasa, bas carır. Adaskanga ayıp cok, kaytıp üyün tapkan son. Adaspayman degen erdi, karangı duman adastıradı. Aga bolayım desen, atlanuvdan kalma; bay bolayım desen, kazanınga aram salma. Aga-iniding kadirin, yalalı bolsan bılırsın; ataanadın kadirin, balalı bolsang bılırsın. Agalı-inili tatuv tursa, ekpege at köp bolur; absın-kelin tatuv tursa, aģamaga as köp bolur. AgaĢ etten öter, söz süyekten öter. AgaĢ kessen uzun kes, cona cona kıskarır; kiyiz kessen kıska kes, tarta tarta uzayır. AgaĢ kıyģığını talkı tüzetır; adam kıyģığını halkı tüzetır. Ak niyetlidin atı arımas, arbası tozbas. Akıl bastan Ģıgar, asıl tastan Ģıgar. Akıl tabar, til söyler. Ala azbandı böru cer, carlıdın cıygan malını töru cer. Aldı tegerģik kaydan köģse, songu da sonman köģer. Algasagan kız kiyevge barmas, barsa da onmas. Algasagan suv dengizge cetpes. Alim boluvdan adam boluv kıyın. Alma ce de suv iģ, avırma koreyim; nartük ce de suv iģ, semirme koreyim. Almaktın körki bermek. Altın kapılıdın kullugu, agaģ kapılıga tuser. Anadın könlu balada, baladın könlu havada. Aram batar, ak kalkar. Aram tepģektın tübu tesık. Aramzadedın koynu tolu, betı kara. Arıgan atka kamģı avır. Arık oydan ölur, semiz maydan ölur. Asık oynagan azar, top oynagan tozar; koy bagıp, kuyruk cegen, berinden de ozar. Asılsız astan kıtar, cavapsız sözden kıtar. AĢıkkan aska piser. At arısa tuvlak, er arısa avırak. At avnagan cerde tük kalır At basına kün tuvsa, avızlıgıman suv iģer; er basına kün tuvsa, etegımen suv iģer. At iygısı arıkta bilınır, er iygisi yarlılıkta biliner. At sürinmes bolurma, adem yangılmas bolurma. Ata baladın sını. Ata balaga sınģı. Nogaytürk 2 6

27 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü NOGAYTÜRK Ata barda uvul cas, aga barda ini cas. Ata ulunun atkan ogu da kaytpas, aytkan sözu de kaytpas. Atadan körgen ok conar, anadan körgen ton piģer. Ataga usap ul tuvmas, anaga usap kız tuvmas. Atan barda el tanı, atın barda er tanı. Atan ölse de atandı körgen ölmesin. Atası maktagandı alma, avıldası maktagandı salma. Atasına cakģılık etpegenden, cakģılık kütpe. Atasız öksuz, cartı öksuz, anasız öksuz kerti öksuz. Atga minmek bir mırad, attan tüspek bir namıs. Atım cok aranda, kaygım cok boranda. Atını süygen alasam der, bikesinı süygen tamaģam der. Attı kamģı ölturur, erdi namıs ölturur. Avıl iytı ala bolsa da, böru körse birıgır. Avıldasın kim bolsa, karındasın so. Avılga aytsam aģadı, konsuga aytsam kosadı. Avırmagan baska cavluk baylama. Avla tolu malın bolganģa, her cerde dosun bolsun. Avuruv attan Ģıgar. Ayagı baskandın, közu tanımaydı. Ayagına kara da kımızını iģ, anasına kara da kızını al. Ayavlı dostun malı bir, gemıge mingendin canı bir. Ayaz bolsa suvutur, bulut bolsa cılıtır; tuvgan, ösken cerlerdi, tentek kisi mıtar. Ayda bir at bergenden, künde bir tostakay may bergen artık. Aydav bilmes at ölturur, söylev bilmes söz keltirır. Aylandırgan avıruv almay koymas. Ayrılgandı ayuv cer, bölungendı böru cer. Aytarman menden keter, tınlamasan senden keter. Aytkanga iynanma, aklınga kelse iynan. Ayvan alası tısında, adam alası iģinde. Az ce köp Ģayna, tüyülmessin; az söyle, köp tınla yangılmassın. Az cegen, taza cer. Az söz altın, köp söz kümüs. Azdı bilmegen, köptü bilmes. Bakırak bakırak bardı aytar, bargan sözun cartı aytar. Bakkandı bilmegen, bagıslagandı da bilmes. Baladı castan, kelindi bastan terbiyala. Balalı kargaga kok artpas. Balalı üy bazar, balasız üy mezar. Balalı üyde melek bar, balasız üyde alek bar. Ayagı caman, tördu bulgaydı; avızı caman eldi bulgaydı. Nogaytürk 2 7 Balık, süygen suvga etegını malır.

28 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü NOGAYTÜRK Bara bara bayram kalır, bayramdan son kurman kalır. Barma töre kasına, bayısan özu kelır karsınga. Bas baladan, mal tanadan. Bası baskadın, akılı baska. Basına payda etpegen, dosuna payda etpes. Basınga kelgen beladan, etegını kesip bolsa da kutul. Bay mınan barıspa, betir minen kürespe. Baydın kızı ölmey, yarlıdın kızına kün tuvmas. Baysız bike patģa. Bereket kelindın ayagından, Ģobandın tayagından. Bergen cumart tuvul, algan cumart. Bergen üyune barayık, beren-ģeren eteyik. Bilegi cuvan birdi cıgar, bilimi artık mindı cıgar. Bilgenge bir soksan da saz, bilmegenge davulbaz da az. Böldurucu inin bolsa, tüzetgen agan bolsun. Böru bolsan kök bol, er bolsan aytkanınga berk bol. Börudun kuyrugunu keskenimen iyt bolmas. Bu güngü isindi tanlaga kaldırma. BulganĢık suvda balık boladı, köp söylegen kiside bela boladı. Caksı bergenģe, caman asıgar. Caksı bolsan üģ kün, caman bolsan ceti kün (berdazi akında). Caksı körgenını aytar, caman bergenını aytar. Caksı söz cılandı inden Ģıgarır. Caksıdın catlıgı cok, camandın özlugu cok. Caksıdın eki dosu bir kelır, camandın eki borģu bir kelır. Caksıga coldas bolsan, erırsın mıratka; camanga coldas bolsan, kalırsın uyatka. Caksıga kün cok, camanga ölum cok. Caksılık etken maktanır, camanlık etken yaskanar. Bir adamdın üyu kalası bolur, ası balası bolur. Bir körgen bilis, eki körgen tanıs. Bir ĢeĢekey men caz bolmas. Birev söyler, birev uyalır. Boluyak on yasında da cas tuvul, bolmuyak yırmı beste de cas. BorĢlu ölmes, Ģerli ölur. Bos mıltık eki kisidi korkustur. Nogaytürk 2 8 Caksılıkka caksılık, her kisidın iģidır; camanlıkka cahsılık, er kisidın iģidır. Caksıman söylesen, balga seker katkanday; camanman söylesen, iytke süyek atkanday. CalangaĢka caz caksı, maktanģakka yat cakģı. Calgız at Ģavıp yuyrik bolmas. Calgız koydu böru cer. Calgız söylep söz bolmas, calgız kazık kos bolmas, yasırtın iģken as bolmas.

29 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü Keldihan KUMRATOVA Hasan Basri Eryiğit in Karatay Çerkezya, Koban ve Dağıstana yaptığı bir gezi esnasında, Dağıstan Mohaçkale de kendisine Asiyat KUMRATOVA tarafından hediye edilen, kiril alfabesiyle basılmıģ olan Keldihan KUMRATOVA nın TAN MANINDA isimli kitabında yer alan bir yırı, Besik Yırı nı sizlerle paylaģmak istedik. Bahsi geçen kitabı kiril alfabesinden Latin alfabesine çeviren ve Nogaycamıza kazandıran Hasan Basri ERYĠĞĠT e ayrıca teģekkür ediyoruz. Kolarımdı kul etip, OravıĢka orayım, Talday, toksan iyilip, Besigine salayım. Uykla, balam, uykla sen, Tetli uykı keregin, Yır denizdin tolkınında Terbetilsin besigin. Uykla, balam, uykla sen, Tınısındı tınlayım. Nesip degen bar dı dep, Oylarımdı orayım. Uykla, balam, uykla sen, Tetli uyku keregin. Yır denizdin tolkınında Terbetilsin besigin. Sol oyımdı tıgırtıp, Yibereyim kenlikke. Altın yipli Ģıgırdı Yol eketsin nesipke!. Uykla, balam, uykla sen, Tetli uykı keregin. Yır denizdin tolkınında Terbetilsin besigin. Nogaytürk 2 9

30 E R T E N G Ġ Necdet ÖZEN Künlerden bir kün, carlı bir kisidin oturganı tögereginde kalavı bolmagan töbesi tüz,kamıs üstüne Ģorak Ģamırıman sılavlı; birkaģ bikedin kirip Ģıkkanından ye bir maraz,yada ecel kelden bireri,yada birerdin bala tepkeni anlaģılman bir uy.bu uy, köydün bızavların bakkan, bızavģı Abkerim akaydın üyü edi.abkerim men bikesindin üylengenleri onbeģ cıl gadar bolsada tuvgan balaları yaģamadı.bikesindin bala tabayık künleri cuvuklaganga bikelerdin üyge kirip Ģıkkanın bızavlardı cayıpyatkan topsa bayırındın töbesinden körgen Abkerim.Bikesindin bala tapkanın oylap akģamdı zoretti.bızavlardı aldına alıp köyge akelip tuvar catakta taslap üyüne cuvurdu.bir bala cılavığı keldi üydün iģinden ama bikeler bardır dep ayat kapısındın aldındağı sundurmada tigildi.ġģkerden ebanay Ģıktı. -Bir kızın boldu Abkerim,kuday senimen birge östürsün,men Ümerbek tin üyüne ketemen, bikesi Mennipe bala tabayık bolupyatır eken dep cuvuruklap ketti. -Savbol ebanay totam dedi Abkerim ama,ne üģün anası atasıman birge östürsün dep aytmadı dep özözüne iģkillenip ebanaydın betine karaganda,onun cılaganın anlap üģküyge cuvurdu.bikesindin basında üģdört bikedin cılapyatkanın kördü.onun anyaka köģkenin anlap üydün ortasına Ģonkayıp kaldı.bikesin cerlestirdi.kızındın atında Kutlukız atadı. Ümerbek tinde birkaģ balası tuvup yaģamaganga onunda korantasında bir cuvuruklama telaģe körünüpyatıredi.ümerbek tin özü,abkerim diy calgız kisi bolsada malı,tarlası köp,caz bolsa kapısında birkaģ ırgat ĢalıĢkan bay bir kisi edi.özü azbarkapıda ırgatlarıman oturup iģkerge kirgen ebanay dın Ģıkmasın bekledi.neģe sora ebanay Ģıgıp: -Bir ulun boldu Ümerbek,kudayım analı atalı östürsün dedi.ümerbek ebanaydın kolun öptü,balası ul bolganga tagada bek süyündü.köyde tuvgan balaga ne yasaladı bolsa tutas adetlerdi yasadılar.baladın atın Kutlubay dep atadı.abkerim dinde kimsesi bolmaganga komģu bikeler birkaģ adetti yasadılar ama zavallı carlıda bolganga köbüsün yasayalmadı.tuvgan kaydiy bolsa künün körer degenlerindiy Kutlukız atasıman barabar kolunda tayak buzav bagıp össede,kutlubay; barlı üydün balası bolganga emen er degeni yasalıp östü.kutlukız cetken kız bolganga atasıman buzav bakmağa soraları ketmedi ama atası kartaydı,ģalıģamadı. Özü caz bolsa barlı kisilerge bu arada Ümerbek kede kündelikģi ketip atasına karadı.bılay etip geģinip ketyatkanda künlerden bir kün Abkerim de avurup anyaka köģkenimen Kutlukız öz basına calgız kalavıydı.kutlubay dın da Kutlukız da gönlü baredi.üydün bir ulu bolganga asker ketmiyburun onu üylendiriyk boldular.kutlukız man üylenemen dep anasına aytı.anası Mennipe bike: -Bolmaz balam,anasız öskenge üy kızmeti nesi bilmiydi.aruv kızlar bar, atanada makıl tuvul,bizim köyde cuvuk köylerde barlı kisilerdin kızları bar, olardan birevimen üylensen malımızda köbüyür,bizden sora taga köp barlı bolursunuz desede bir kırlı tınlatamadı. -Men üylengenson keģikmiy asker ketiyikmen,siz calgız kalırsınız,barlı üydün kızı men yok ekende sizdi aruv etip karamaz,men bunuman üyleniyikmen dep eristi.bir ulları bolganga katerin koymay, eki kart köydün mıktarında kaslarına alıp barıp Kutlukız dı ayttırdılar.kız yak degen birģiy bolmaganga ul yak bir üyken toy yasadı ekevi üylendiler.bunlar üylengenson keģikmiy Kutlubay dı askerge Ģakırdılar.O vakıtlar askerlik üģ cıl bolganga keģe Ümerbek bikesine: Nogaytürk 30

31 E R T E N G Ġ Necdet ÖZEN -Mına carlı cerdin kızın kelin etip aldık,biz bek kartaydık bu üģ cılda bizim malımız nemizdi bu birģiy bilmegen kelin kaytip idare eter eken dep söyleneberdi.bek sıkı,saran, emde paradı bek süygen bir kis bolganga kolundan malı ketiyik dep ötü patlaredi.bikeside akayındın aytkanlarına tuvra aytasın dep basın sallayberer boldu. Künlerden bir kün ay carık bir keģede Ümerbek kart suv tögmege tısyaka Ģıktı.Eladın bolgan azbar kalavına tuvra kolunda kumanman ketyatkanda Ģal bir aygırdın üstünde ak börklü,ak köylekli birevdin atın kalavdan Ģabıp atlatıp kelip kasında toktaganın kördü.bolgan cerinde katıp kaldı.ġal aygırdın üstündeki kisi: -Ümerbek aga,ģimdi bolgan barlığın cuvuk bir vakıtta kolundan tayayık,barlı ekende carlı bolayıksın.bu gadar malından saga ne taslayım ayt dedi:korkudan ne aytayığın bilamagan kart: -Ne aytayım,balam askerde,bikemmen ekevmizde bek kartaydık.anyaka minyaka ketmege eki atman bir araba taslasan bolmazmı dedi.ġal aygırlı atın Ģabıp birģiy aytmay kalavdan atlatıp coytulup ketti.ümerbek üyge kirdi.birttaga yuklayalmadı.akģam ötmek ciyatkanda bikesine keģe bolganlardı ayttı.bikeside : -Eki atman bir arabaman ne bolayık ne cep iģermiz,iģ bolmasa bir sıyırman on onbeģ koyda tasla tegeyyedin dep söylendi.o keģe cattılar.keģedin bir malinde Mennipe kurkta suv tögmege tısyaka Ģıktı.Elaga barmayburun akayına körüngen Ģal aygırga mingen ak börklü,ak köylekli kisi atın kalavdan atlatıp kelip onunda kasında toktatıp ogada soradı: -Akayım eki atman bir araba tasla degen ama,ne cep iģiyikmiz,bizge bızavlı bir sıyırman on onbeģ koy taslada olarman karnımızdı toyguzurmuz dedi.ġal aygırga mingen kisi gene birģiy aytmay kelgen cerine tuvra coytulup ketti.ertengi kün akģam sıprada üģevi ötmek ciyatkanda -ġal aygırga minip kalavdan atın atlatıp saga körüngen kisi bu keģe magada köründü.mende oga;bir bızavlı sıyırman on onbeģ koy tasla dep ayttım.birģiy aytmay kelgen cerine tuvra atın kalavdan atlatıp Ģabıp coytulup ketti dedi.o keģedin bir vakıtında ay carıkta Kutlukız kenģek tısyaka Ģıktı elaga tuvra ketyatkanda aynı kisi atın kalavdan atlatıp kelip kenģektin kasında toktadı.ogada eki kartka sorganday: -Barlık kolunuzdan tayayık,sizge ne taslayım ayt degende kenģek bu atlıga: -Maldı bergende Kuday ım,alganda Kuday ım.ne taslayık bolsan özün bilirsin.men malı mülkü bolmagan cartı bir üyden bu balaban korantaga barlıktın iģine keldim.cokluktu yaģadım,barlıktıda yaģayman.kaytiyik bolsan sen bilirsin dedi.ġal aygırdın üstündeki kisi : -Olay bolsa barlığınız devam etsin,kaynatanman kaynanan bolayık eki karttay mal ayırgayyedin taslamayık edim ama sendiy kökrekli,cürekli kelinlerine kıyalmadım dep atın Ģabıp kelgen cerine tuvra közden coytuldu.ertengi akģam gene ötmekte Ümerbek kelinine : -Malımız köp bolganga bu Ģalaygırlı kisi ananman maga köründü,bizde ne taslayığın tilep ayttık.malın barlığın bolmaganga saga körünmez ya,körünse nedi tasla dep aytarekesin dedi. Kelinler kaynatasına söylemegen üģün,kutlukız da bilmiymen degendiy etip eki iynin cogarga tuvra köterdi.kel zaman ket zaman Ümerbek tin barlığı azalayığına, ketkensaytın köbüydü.üģ cıl sonunda balası askerden kayttı,eki torunu boldu.mennipe kurkta avurup cer avusturdu,ümerbek kart ta avurup tösekte catırı ekende balasına: Nogaytürk 3 1

32 E R T E N G Ġ Necdet ÖZEN Ġ -Sen askerde ekende Ģal aygırga mingen,ak börklü,ak köylekli bir kisi menimen rametli anana körünüp barlığımızdın bizden tayayığın,carlı bolup kalayığımızdı,ama bu kadar maldan ne taslayım dep soradı.men eki atman bir araba dep ayttım.ananda bızavlı bir sıyırman on onbeģ koy dep aytkan ama onun aytkanınday bolmadı.tagada köp barlıklı kisi bolduk.bu kalay boldu eken dep bu künge gadar merak ettim dedi.balasıda, Kutlukız dın olarga birģiy aytmay,askerden kelgensora özüne bolganlardı anlatkanın aytıp : -Barlı cerden kız alsanda tayayık bolsa onunda kolundan barlık tayar,carlı cerdin kızı carlılıktı bilgen üģün özün ne taslasan tasla dep aytkanıman o körüngen kisi malımızdan birģiy almay ketken,taga köp barlıklı bolganmız atam dedi Nogaytürk 3 2

33 N O G A Y D Ü N Y A S I NOGAYTÜRK Bugün nüfusları 95 bin civarında olan Türkler, özellikle Tuna Nehri ile Karadeniz arasında kalan Dobruca bölgesinde çoğunlukla yaģamaktadırlar. Anadolu'dan göç eden Türkler, Kırım Türkleri (Tatarlar), Nogay Türkleri ile Gagauz Türkleri olan bu topluluklar Romenler'le iyi iliģkiler içerisinde iç içe ve barıģ içerisinde yaģamaktadırlar. Bugün Romanya'da Türk ve Tatar ve Nogay diye üçe ayrılmıģtır. Romanya da yaģayan Türklerin bu günkü nüfusu civarındadır. Bulundukları baģlıca Ģehirler: Köstence, Mecidiye, Tulça, KılıraĢ, Oltena, Ġbrail, Galats, BükreĢ tir. Bölgedeki Türk toplulukları: Rumeli Türkleri, Tatar Türkleri ve Nogay Türkleri dir. Romanya coğrafyasında Türkler çok eskilere dayanmaktadır. Eski Türk kavimleri olan Oğurlar (Uzlar), Peçenekler, Kıpçaklar ve sonra daha birçok Türk boyları Karadeniz Kuzeyinden gelip Romanya'ya yerleģmiģlerdir. XIIl-XIV'üncü yüzyıllarında Altın Ordu ve sonraki yıllarda Osmanlı Ġmparatorluğu hakimiyetine giren bölgeye birçok Türk gelip yerleģmiģtir. Yediyüz yıla yakın süren Osmanlı hakimiyet dönemi Osmanlı-Rus SavaĢı sonucu yapılan Berlin anlaģması ile bitmiģ, bağımsız hale gelen Romanya Osmanlı Ġmparatorluğu'ndan kopunca Romanya'da yaģayan Türkler de anavatandan kopmuģlardır. Bugün nüfusları 95 bin civarında olan Türkler, özellikle Tuna Nehri ile Karadeniz arasında kalan Dobruca bölgesinde çoğunlukla yaģamaktadırlar. Anadolu'dan göç eden Türkler, Kırım Türkleri (Tatarlar), Nogay Türkleri ile Gagauz Türkleri olan bu topluluklar Romenler'le iyi iliģkiler içerisinde iç içe ve barıģ içerisinde yaģamaktadırlar. Bugün Romanya'da Türk ve Tatar ve Nogay diye üçe ayrılmıģtır. Romanya'nın nüfusunun %10'unu azınlıklar teģkil etmektedir. Bunların en büyüğünü kiģiyle Macarlar oluģturur. Diğerleri ise sırasıyla Romanlar (Çingeneler ), Almanlar ( ), Ruslar, Ukraynalılar, Türkler ve Leh, Çek, Yunan gibi küçük azınlıklardır. Romanya, azınlıklara tanınan haklar bakımından son derece ileri durumdadır. Bunda, 1989 Aralık ayındaki ayaklanmada Macarlar'ın oynadıkları rolün etkisi gözardı edilmemelidir. Romen anayasasının 6. Maddesiyle milli azınlıklara dil, din, kültür ve etnik özelliklerini ifade etme ve koruma hakkı tanınmıģ; kanunlar çerçevsinde kendi dillerini ve dinlerini öğrenebilmeleri, ana dilleriyle eğitim yapabilmeleri serbest bırakılmıģtır. Buna karģılık Türk azınlığın, kendilerine tanınan hakları kullanma konusunda durumu hiç de iç açıcı değildir. Bunlara geçmeden önce, Dobruca Türkleri'nin tarihine kısaca bir göz atmak yerinde olacaktır. Dobruca Türkleri'nin Tarihini Kısa Bir BakıĢ Ġsmini, Kuman asıllı Dobrotiç'ten aldığı tahmin edilen Dobruca; Tuna ile Kardeniz arasında bulunan, km2si Romanya, 7.780km2si de Bulgaristan sınırları içinda kalan bir bölgenin adıdır. 1992'deki nüfus sayımına göre Romanya "Türk ve Tatar Nogay " vardır. Bunların 'ü Rumeli, 'u ise Tatar Türkü'dür. Gayri resmi kaynaklara göre ise bu sayının 80 bin ile 120 bin arasında olduğu belirtilmektedir. Gerçekten de, nüfus sayımına katılan görevliler Romenler'le evlenen alilelere gidemediklerini ifade etmektedirler. Türkler arasında, annesi babası Romen olan binlerce aile vardır. Ayrıca KılıraĢ (CalaraĢi), Oltena (Oltenita), Ġbrail (Braila), Galats, BükreĢ gibi illerde de Türk Nogaytürk 3 3

34 N O G A Y D Ü N Y A S I NOGAYTÜRK azınlığa rastlanmaktadır. Bunlar ise ancak %3 gibi küçük bir oran teģkil eder. Türkler'in %85'i Köstence'de, %12'si ise Tulça'da yaģamaktadır. Romanya'daki Tük azınlığın çoğunluğunu Rumeli Türkü ve Tatarlar teģkil etmekle birlikte; Ortadoks Türkler'den olan Gagavuzlar'a da rastlanmaktadır. Bugünkü Dobruca Türklüğü'nün, çok eskilere uzanan tarihi bir geçmiģi vardır. Düz, verimle, sulak bir yer olması sebebiyle, tarih boyunca birçok Türk kavminin yerleģim merkezi olan Dobruca bölgesi, dört buçuk asra yakın bir süre devam eden Osmanlı idaresiyle de, adeta bir Türk yurdu hâline gelmiģtir. Bugün gerek Osmanlı gerekse Osmanlı öncesine ait arkeolojik tarihi birçok eserle, çeģitli yer adları (II. Dünya SavaĢı'na kadar yüzlercesi değiģtirilmekle birlikte) hala varlığını korumaktadır. 13. yüzyılın ortalarından 14. Yüzyılın sonlarına kadar Altınordu Devleti'nin sınırlarının Tuna'ya kadar geniģlemesi üzerine; Kıpçık Bozkırları'ndaki Tatar Türkleri'nden bir kısmı, Dobruca Bölgesi'ne gelip yerleģtiler. 14. yüzyılda, Aydınoğulları Beyliği'nin Dobruca bölgesine yaptığı birkaç saldırıdan sonra, Balkanlar'da asırlar sürecek yeni bir dönem baģlar. 1391'de, Osmanlılar'a vergi vermeyi kabul eden Eflak (Valahya), Yıldırım Bayezid'in 1397'deki Niğbolu Zaferi'nden sonra ise, kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçer. Boğdan ise II. Beyazıt'ın, 1484'te Kili(Kila) ve Akkirman'ı fethinden sonra Osmanlılar'a bağlanır. Osmanlılar, Rumeli'ye ayak bastıklarında, buradaki Kuman, Peçenek, Oğuz Türkleri'yle karģılaģırlar. Bunlar, Osmanlılar'ın Rumeli'deki ilerleyiģlerinde ve bölgede uzun süre kalabilmelerinde önemli bir rol oynamıģtır. II. Beyazıt, Dobruca'yı fethettikten sonra Karadeniz'in kuzeyinden çağırdığı Tatarlar'la, Anadolu'dan getirdiği çoğu konar-göçer (yörük) olan Türkler'i Dobruca'ya yerleģtirir. 1783'te Kırım'ın Ruslar'a bağlanmasından sonra da bir kısım Kırım Türkü Dobruca'ya göç eder Osmanlı-Rus savaģından sonra Romanya bağımsızlığını kazanır. Bu tarihten sonra ise Dobruca Türkleri akın akın "Ak Topraklar" dedikleri Anadolu'ya göçe baģlarlar. Göçler 1910'a kadar yoğun bir Ģekilde devam eder. Bundan sonra yıllarında yapılan göçlerle de Dobruca, Türkler tarafından adeta boģaltılır 'te baģlayan komünizm döneminde de, bilhassa varlıklı ve aydın kiģilere karģı yapılan baskılar sonucu bir kısım Türk Anadolu'ya göç eder. Bütün bu göçlere karģılık 1920'lerde 250 bin civarında olan Türk nüfus, azala azala bugünkü sayıya düģmüģtür. Tatar Türkleri kendilerinin Tat, Keriç-Çongar ve Nogay olmak üzere üçe ayırmaktadır. Bahçesaray civarından gelen Anadolu Türkçesi'ne yakın olanlara Tat; Dobruca'ya ilk yerleģen, Ģiveleri Kuzey Tükçesi'ne benzeyenlere Nogay; 1860'lardan sonra gelen ve Dobruca'daki Kırım Türkleri'nin çoğunluğunu teģkil edenlere ise Keriç-Çongar denilmektedir. Evlâd-ı fâtihan dediğimiz Türkler ise, tipik bir Rumeli Türkçesi konuģmaktadırlar. Bunların yanında, Türkçe'yi canlı bir Ģekilde yaģatan ve millet adı verilen Çingeneler de vardır. Bunlar, Osmanlılar döneminde Ġslamiyeti kabul ederek Türkçe'yi öğrenen bir topluluktur. Kendilerini Türk kabul eden bu topluluk, Türk milletvekilleri için oy kullanmaktadır. Türk ve Tatar Birliği Romanya'nın birliğine ve bütünlüğüne sadık, problemsiz bir azınlık olarak varlıklarını sürdüren Türkler, kurduğu birliklere kendilerine tanınan anayasal haklardan yararlanmaya çalıģmaktadır. Komünizm öncesinde de birçok cemiyete sahip olan Türkler, sosyalist rejimin devrilmesinden sonra 'da "Romanya Demokrat Türk Müslüman Birliği"ni kurarlar. Bu birliktelik ne yazık ki kısa bir süre sonra; birliğin Romanya Türkleri'nin Demokratik Birliği (Uniunea Democrata Turca Din Romanıa) ve (Uniunea Democrate a Tatarilor Turk-Müsluman din Romania) Romanya Tatar-Türk Müslümanlarının Demokrat Birliği olarak ikiye ayrılmasıyla bozulur/bozdurtulur. Bu iki topluluk, giriģimler sonucu 'te Türk-Tatar Birlikleri Federasyonu altında birleģmiģlerdir Nogaytürk 3 4

35 M A K A L E Prof.Dr Ahmet TAġAĞIL 15. yüzyıl sonu Altınordu Devletinin nihayete ermeye gittiği bir devirdir. Bu dönemde büyük bir stratejik kırılma yaģayan Türk Dünyası, Altınorda gibi büyük bir devleti kaybetmenin farkına varamamıģ, aksine bölünmeler birbirini takip etmiģtir. Eğer Altınordu Devleti yıkılmamıģ olsa, ya da yerine baģka bir Türk bozkır devleti ikame edilse hem Türk hem de dünya tarihinin akıģı farklı olurdu. Tarihçilerin gözü bu konuya pek takılmamıģ, onlar daha çok Timur-ToktamıĢ mücadelelerine ya da Ankara savaģı, Osmanlı - Safevi çatıģmaları gibi yine Türkleri bölen olaylar üzerinde durmuģlardır. Halbuki Altınordu tarihi Rusların ve Avrupalı tarihçilerin değerlendirdiği gibi son derece önemlidir. Ve bu devletin attığı temeller Doğu Avrupa ve Orta Asya tarihini ĢekillendirmiĢtir. Sırf Rusların iç iģlerine karıģmak için kurulan Kasım Hanlığı üzerinde yanlıģ yürütülen siyaset, adı geçen hanlığın Ruslar tarafından kullanılmasına yol açılmıģ; büyük stratejik hata yapılmıģtır. Diğer taraftan Kazan, Kasım, Sibir, Astrahan gibi hanlıkların hiç biri Altınordu nun yerini tutamamıģtır. Neticede Ruslar, 1552 den itibaren adım adım Türk illerini iģgal etmiģlerdir. Nogaylar, yaģadıkları Cim(Emba) nehri Kırım arasındaki alanda geliģen Rus istilasına direnemediler. Direnmeleri de beklemenezdi. Çünkü, etraflarında siyaseten kurumsal açıdan daha güçlü hanlıklar vardı. Aynı hanedandan gelmelerine rağmen onların birbirleri ile amansız mücadeleleri, adeta Rusların önünü açmıģtır. Bilindiği gibi Nogay adı , yılları arasında Altınordu Devleti nde yükselmiģ bir beyin adından gelmektedir. Ona bağlı boy topluluğuna Nogay denmiģtir. Bunlar aslında Kıpçak Türklerinden gelmektedir. Ağırlıklı olarak yaģadıkları AĢağı Ġdil(Volga) ve Yayık ırmakları havalisinde ġırın, Arın, Kıpçak, Argun, Alçın, Katay ve Yedisan gibi yedi önemli boy adı altında toplanmıģlardı. Bunlardan bir kısmı Kırım tarafına göç ederken doğuda kalanlar AĢağı Ġdil boyunda yerleģmiģlerdi. Aslında doğuda kalanlar mangıt uruğu idi. Bu boy, Buhara ve Hive hanlıklarında hanedanları oluģturmak gibi önemli roller de oynayacaktır. Kazan Hanlığının Rusların eline düģmesiyle Nogayların göç ettikleri saha daralmıģ ve ekonomik sıkıntı baģgöstermiģtir. Bu arada Nogay beylerinden bir kaçı Ruslarla anlaģarak sıkıntılardan kurtulacaklarını sandılar. KardeĢi Ġsmail Mirza nın Ruslara bağlanmak istemesine karģı çıkan Yusuf Mirza, Nogay ulusunun ikiye bölünmesine engel olamadı. Sonuçta iç mücadeleler sadece Rusların iģine yaradı. Ġsmail Mirza, Ruslardan aldığı yardımla Ağabeyini tuzağa düģürüp öldürtse de, onun oğulları direnmeye devam etti. Onlara bağlı uruglar Kırım Hanlığına göç ederek, bu hanlığın idaresinde ömürlerini sürdürmeye çalıģtılar. Gelen uruglar, Argun, Barın, ġırın, Kıpçaklar idi de AĢağı Ġdil boylarında ve Yayık civarında çıkam korkunç açlık Nogayların Ġdil in batı taraflarına göç etmelerine sebep oldu. Kıtlık yüzyıllardan beri bozkırın kaderi olan kuraklık yüzünden çıkmıģtı. Nogaylar, hayvanlarını besleyecek ot bulamaz hale gelmiģlerdi. Yüzbinlerce hayvan ölünce Nogaylar arasında açlık baģgöstermiģ ve yüzbinlercesi ölmüģtü. Onbinlerce çocuk Ruslara köle olarak Nogaytürk 35

36 M A K A L E Prof.Dr Ahmet TAġAĞIL satılmıģtır. Kadı Mirza nın liderliğindeki bir grup Kırım Hanlığına giderek Kuban Irmağı ve Azak çevrelerinde yerleģtirildi. Kırım Han ı Devletgerey in tahsis ettiği arazide yaģayan Nogaylar Küçük Nogay Ulusu adıyla anılmaya baģlanmıģtır. Ġdil ırmağının doğusunda kalanlara Büyük Nogay Ulusu denmeye devam etti. Sonuçta 1578 lerde Nogaylar ikiye bölünmüģ oluyorlardı. Rus taraftarı Ġsmail Mirza, Kazan ın 1556 daki iģgalinde dahi onların yanında olmuģtu. Ancak, ondan sonra Büyük Nogay Ulusu nun baģına geçen Mirzalar(Beyler), Moskova ya karģı Kırım Hanı ve Osmanlı Devleti ile anlaģma için giriģimde bulunmuģlardır. Küçük Nogay Ulusu ise Kırımlılar gibi Ruslara karģı savaģmıģlardır daki Ejderhan Seferine Kadı Mirza nın komutasında 30 bin Nogay süvarisi de katılmıģtır. Bir süre Ruslardan kurtulma yolunda umut ıģığı doğsa da sefer baģarısız olunca ıģık sönmüģtür. Osmanlı Devletinden yardım geleceği konusunda boģuna beklemiģlerdir de Osmanlı nın Ejderhan(Astrahan) ı kurtarmak için sefer düzenleyeceğinin duyulması yine heyecan yaratmıģ; fakat bu sefer de gerçekleģmemiģtir de Yayık ırmağı kıyısındaki Saraycık Ģehrinin Rusların eline geçmesi Nogayların Türkistanla bağlantısını kesince durum daha da kötüleģmiģ oluyordu da Ruslar Yayitsk adlı sağlam bir kale kurarak bölgedeki hakimiyetlerini pekiģtirdiler. Kırımdan ve Osmanlıdan beklenen yardım bir türlü gelmedi yılındaki açlık yüzünden Nogayların bir kısmı Samar Ģehri civarını bırakıp Kuban tarafına gitmek zorunda kaldı. Onlardan boģalan yerler Rus köylüleri yerleģtirilince bölge RuslaĢmıĢ oldu. Bu arada Nogaylar Ruslara karģı çıkan isyanlara katılmıģlardı. Bunun üzerine Nogayları önlemek için müstahkem noktalar kurulmuģ, Rus köylüleri getirtilerek yerleģtirilmiģti. Neticede Yayitsk Kazakları denen silahlı Rus birlikleri ortaya çıktı. Aslında 1603 te Rusya daki iç karıģıklıklar Nogaylar ve diğer Türk kökenli topluluklar için kurtulma yolunda iyi bir fırsattı. Dağıstan daki Osmanlı kuvvetlerinin Terek Irmağı üzerindeki Rus kalesini yıkması, uygun bir ortam doğurmuģtu. Fakat, yine Kırım hanından ve Osmanlıdan beklenen yardım gelmedi. Orta Asya yı kasıp kavuran Kalmuk istilasının bölgeye ulaģması üzerine Nogaylar artık herhangi bir güç olmaktan çıktılar. Bir kısmı her iki tarafında olmak üzere Ġdil boyunda, bir kısmı Kuban boyunda, üçüncü kısmı ise Kırım hanları tarafından Tuna havalisine göç ettirildi. Yani Nogay Ulusu artık tarihe karıģmıģ, Nogaylar etrafa dağılmıģ hale gelmiģlerdi. Nogaylar, özgürlükleri uğruna sonuna kadar mücadele etseler de aralarında bir birlik ve diğer Türk kökenli topluluklardan yeteri kadar destek göremedikleri için baģarılı olamadılar. Altınordu Devletinin çöküģe doğru gidiģinde kimse baģlarına gelecek felaketin farkına varamadı. Yeni bir siyasi yapılanma gerçekleģmediği gibi sürekli birbirleriyle mücadele ettiler. Ortaya çıkan kaos ve yılgınlık ortamını Ruslar çok akıllıca değerlendirip Karadeniz ve Kafkasların kuzeyini, hatta Ġdil in doğusundaki alanları iģgal ettiler. Nogaytürk 3 6

37 M A K A L E Hakan B E N L Ġ Çocukların oynadıkları oyunlar ile sosyal yaģamda sergiledikleri davranıģlar büyük bir benzerlik göstermektedir. Oyun içerisinde rekabetçi, grup dayanıģması ve grup içi paylaģmayı gerektiren davranıģların sergilenmesi gerekmekte ise, o çocuk/birey sosyal yaģantısında da aynı davranıģları sergilemeye baģlar. Dergimizin ikinci sayısında yayımlanmıģ olan yazımızın ilk bölümünde, çocuk oyunlarının toplum sosyolojisi içerisindeki önemine kısaca değinmiģtik. Ayrıca aynı yazıda çocuk oyunlarının geçmiģ ile bu günkü değiģen durumlarına ve kültürel boyutuna da değinerek, Nogay çocuk oyunlarından KulakburgavuĢ ve Aksüyek oyunlarını sizlere çeģitli yönleriyle anlatmıģtık. Çocuk oyunları henüz yeni doğmuģ bir bebekten baģlayarak, ergenlik dönemini bitirerek genç bir erkek/kız oluncaya değin geçen süreç içerisinde, çocuğun/bireyin yaģantısında önemli bir yer/zaman tutmaktadır. Çocuğun henüz çevre algısı geliģmemiģken baģlayan bu süreç, kendi kendini tatmin için parmağını emen veya dikkatini belli bir noktaya çekerek oyalamak amacıyla eline tutuģturulan bir çıngırak oyuncağı ile avutulan bir bebeklik aģamasından; bebeğini giydiren, arabasıyla hayali senaryolar yaģayan çocuktan, sokakta arkadaģlarıyla bilinçli ve belli kuralara tabi olan oyunları oynayan çocukluk döneminden ; ve nihayetinde ergen gençlik aģamasına kadar süren ve o çocuğun, çocukluktan bireyliğe geçiģ dönemine denk gelen zaman dilimidir. Bu zaman dilimi içerisinde çocuk/bireyin hayatında oyunlar çok önemli bir yer tutar. Kendini ve vücudunu tanımaya, çevresindeki geliģen olaylara, ailesine, okulundaki eğitimine ve benzeri durumlara ayırdığı ilgi kadarını veya daha fazlasını oyunlara yönlendirir. Aynı Ģekilde yönlendirdiği ilgiye paralel olarak oyunlara harcadığı zaman da değiģkenlik gösterir. Oynadıkları oyunların türü, içeriği ve kültürü ne olursa olsun çocuk/bireyin fiziki, ruhsal ve düģünsel geliģimlerinde ebeveyn ve okul eğitimlerinin ardında, kendine önemli bir yer edinmektedir. Çocuk/birey büyüdükçe oynadığı oyunlarda ilgi alanı yeteneğine ve kendini tatmin yoğunluğuna bağlı olarak değiģiklik göstermeye baģlar. Bu değiģiklik kendi arayıģıyla olmakla birlikte daha çok dıģ etkenlerin yönlendirmesiyle Ģekil bulmaktadır. Örneğin, çocuğun futbola olan yeteneğini keģfetmesine ve bu yönde ilgisini arttırıyor olmasına karģın arkadaģlarının veya çeģitli etkenlerin, ilgisini baģka yönlere çekerek baģka bir oyun, bir bilgisayar oyunu, üzerinde yoğunlaģması ve buna hayatında gereğinden fazla yer ve zaman ayırması gösterilebilir. Çoğumuzun önemsemediği, önemine atfen çocukların yönlendirilmesinde eksik kalınan oyunlar, bilinenin aksine çocukların çocuk/bireylikten çıkıp birey oldukları dönemler için önemli temeller attıkları ve o bireyin yaģantısındaki kiģiliğini geliģtiren araçların baģında geldiği bir gerçektir. Çocukların oynadıkları oyunlar ile sosyal yaģamda sergiledikleri davranıģlar büyük bir benzerlik göstermektedir. Oyun içerisinde rekabetçi, grup dayanıģması ve grup içi paylaģmayı gerektiren davranıģların sergilenmesi gerekmekte ise, o çocuk/birey sosyal yaģantısında da aynı davranıģları sergilemeye baģlar. Hayatında rekabetçi, dayanıģmaya açık ve paylaģmaya yatkın bir bireydir. Ancak oynadığı oyunlar daha çok tek baģına hareket etmesini, yardım almadan, grup davranıģı ve paylaģımı yerine bencileyin davranıģlar sergilemesini gerektirmekteyse, aynı çocuk yaģamında, genellikle tek baģınalığı tercih eden, asosyal ve agresif davranıģlar sergileyebilen, bencil ve kendi egosunu tatmin yoluna giden birisi olacaktır. Nogaytürk 3 7

38 M A K A L E Hakan B E N L Ġ Günümüzde oyunlar, çocuk/bireyin yetiģtirilmesinde, eğitilmesinde, ve yönlendirilmesinde etkin bir araç olarak eğitim kurumlarınca kullanılmaktadır. Buradaki oyunlarda ana amaç, çocukların zeka seviyesini yükseltmek, yeteneklerini keģfetmek, sosyalleģmesini sağlamak, paylaģımcı ve sorumluluk yüklenebilen bir kiģiliğe sahip olmasıdır. Gerçekte oyunların en önemli özelliklerinden biri de kültür aktarımıdır. Günümüz modern eğitim kurumlarının ve ebeveynlerin çocukları yönlendirdikleri oyunlarda en büyük eksiklik kültür aktarımıdır. Zira geçmiģte oynanan oyunların çoğunluğu ile günümüzde bilgisayar baģında oynanan oyunlar arasındaki en büyük fark kültür aktarımıdır. Tabiri caiz ise, kadın/erkek kıyafet seçiminde ayrıca unisex dediğimiz ve cinsiyetsizliği ifade eden kıyafetler de vardır. Yani hem erkek hem kadın tarafından kullanılabilen. Bu günkü modern oyunlarda unisex diyebileceğimiz kültürsüz herhangi bir kültüre ait olmayan kendine özgü olan bir durumdadır. Burada önemli olan nokta Ģudur ; çocukların yüzyıllardır oynadıkları oyunların çıkıģ amacı bir kültür aktarımı amacı taģımamaktadır. O günün koģulları içerisinde, oynanan oyun, çocuk/bireye bulunduğu kültürel yapı içerisinde kendine sağlam bir zemin bulabilmesi için, savaģçı, kabiliyetli, coğrafi ve iklimsel koģullara kolaylıkla adapte olabilen, kamuflaj yeteneğine sahip, analitik düģünebilen, refleks sahibi, gücünü kontrollü bir biçimde kullanan donanımlı bir birey yetiģtirme amacı taģımaktadır. Aynı oyun bu gün, bulunduğumuz modern çağda bu gereksinimleri karģılamak yerine, çocuk/bireye atalarının kültürünü, milli duygu ve hasletlerini aģılamak, kendi kültürüne ve ahlaki yapısına ilgisini çekmek amacı taģımaktadır. Aradaki bu fark değiģen zamanın gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Bu son dönem modern oyunlar popüler kültürü temsil eden, temelinde Amerikan kültürü ile beslenen ve Avrupa kültürüyle desteklenen; tüketimi teģvik eden, materyalist anlayıģı benimseyen, global düģünceyi Ģiar edinen, bireyci yaklaģımı destekleyen karmaģık bir yapı içerisindedir. Bahsi geçen oyunlarda kültürel bir kimlik görmeniz mümkün değildir. Oyun ile zaman geçiren çocukların kendi kültürüne yabancı kaldığı gözlemlenebilen bir doğrudur. Çocuk/birey büyüdükçe oynadığı oyunlarda ilgi alanı yeteneğine ve egosuna bağlı olarak değiģiklik gösterneye baģlar demiģtik. Fakat zamanımızda, geliģen modern çocuk/birey döneminden çok daha önceki konar- göçer toplumlar içerisindeki çocuklar için aynı yetenek ve egosuna bağlı olarak değiģen bir oyun çeģitliliğinden bahsetmek pek mümkün değildir. Zira bahsi geçen dönemler içerisinde çocukların, kendilerine sunulan oyunlar dıģında pek fazla bir seçenekleri bulunmamaktadır. Dolayısı ile, o dönemlerdeki koģullar içerisinde oynanan oyunlar, bu günkü gibi konsollar ve bilgisayar üzerinde değil, bizzat çocuğun bedeni üzerinde tatbik edilmekteydi. ĠĢte bu nedenleydi ki, eski zaman çocuk oyunları veya toplum içerisinde yapılan oyun/spor müsabakalarının çoğu sertliğe, mücadeleciliğe, rekabetçiliğe, grup içi yardımlaģmaya ve paylaģımcılığa yönelikti. Nogayların yaģamıģ oldukları coğrafyanın sertliği, sürekli olarak düģman unsurların baskısı altında olmaları, tehdit altında yaģamaları yaģam biçimlerini etkilediği kadar çocukların oynadıkları oyunları da biçimlendirmiģtir. Bugünün koģulları içerisinde baktığımızda, Nogayların çocuklarına oynattıkları oyunların bazıları, mesela KulakburgavuĢ, çoğumuza pek vahģice, pek gaddarca ve acımasızca gelebilir. Doğrudur. Bugün bu Ģekilde algılanabilir. Ancak Nogay toplumunun yaģadığı tarihsel süreç içerisinde maruz kaldıkları çetin çevre ve insani faktörler bunu tamamen gerekli kılmaktadır. Unutmamalıyız ki, günümüzde bireyin refahı için devlet söz konusu iken, o dönemde birey, devlet bekası için vardı. Dolayısıyla, Nogaylar kendi varlığının devamını sağlayabilmek adına, kendi çocuklarına karģı sertliği, dayanıklılığı, acımasızlığı, ve korkusuzluğu öğretebilmek için en ideal yol olarak, aynı koģullardaki oyunları bir araç olarak kullanmıģlardır. Nogaytürk 3 8

39 M A K A L E Hakan B E N L Ġ Nogayların çocuklarına öğrettikleri oyunların hepsi aynı sert özelliklere sahip değildir. Ancak özünde yine aynı yeteneklere sahip olunmasını amaçlayan daha yumuģak dokulu oyunlar da oynana gelmiģtir. Dolayısıyla geçmiģte oynanan çoğu çocuk oyunları o dönem içerisinde kültür aktarımı amacı taģımıyor olsa bile bu amaca da hizmet ve kendi çocuklarını kendi kültürlerine daha sıkı sarılmaya teģvik etmekteydi. Yukarıdaki tespitlerimizi yaptıktan sonra Ģimdi Nogay çocuk oyunlarından bir kaçını tanıtmaya çalıģalım. Önceki yazımızda dıģarıda oynanan oyunlardan ikisini anlatmıģtık. Bu kez yine dıģarıda oynanmakta olanlardan devam edelim. Ġlk oyunumuz Mık Oyunu. MIK OYUNU ÇĠVĠ OYUNU Mık, türkçede çivi demektir.adından da anlaģılabileceği gibi büyük bir çivi ile veya çivi yok ise küçük ama sivri bir bıçak ile oynanan bir oyundur. Özellikle bahar aylarında yağmur yağdıktan sonra yumuģayan toprak zeminde oynanan bir oyundur. Oyun içerisinde en az iki oyuncu olmaktadır. Oyunun kuralı oldukça basittir. BaĢlangıçta çiviyi ilk kullanacak oyuncu belirlenir. Bunun için çöp çekme, saydırma gibi eleme usulleri kullanılır. Yerde öncelikle belirli bir nokta tespit edilir. Bu da genelde çiviyi ilk kullanan tarafından atılan çivinin saplandığı noktadır. Bu nokta merkez alınarak çiviyi ilk kullanacak olan çocuk çiviyi atarak bir kez daha yere saplar. Saplanan nokta ile ilk nokta arasında düz bir çizgi çeker. Bu surette oyun da baģlamıģ olur. Oyunda amaç, rakibin çiviyi yere saplayarak daha önce çizmiģ olduğu çizgileri birleģtirmek suretiyle oluģturduğu çizgileri, bu kez diğer oyuncunun yaptığı çizgiler ile bir sarmala alıp, hareket alanını daraltmak ve o çemberden rakibinin çıkıģını engellemektir. Rakibi de kendisi için aynı amacı taģıyacağı için her bir atıģın çok önemi vardır. Oyunda kural, herkes sırası ile bir kez çiviyi yere saplamak amacıyla atar. Çiviyi saplayamayanın sırası geçmiģ kabul edilir. Rakibinin veya kendisinin daha önce çizmiģ olduğu çizgiye çivisini saplayanın da sırası geçmiģtir. Bu kez çiviyi atma sırası diğerine geçer. Ne zamanki artık rakip oyunculardan birisi diğer oyuncuyu bir çemberin içine alıp da o çember içerisinden çıkması mümkün hale gelemez ise, oyun o noktada biter. Oyunun çoğu kez o aģamaya gelmesi saatlerce sürmekte olduğundan, oynayan çocuklar açısından hem zevkli hemde çekiģmeli geçmektedir. Oyun içerisinde, oyuna ait herhangi bir mani veya söz yoktur. Oyunda ortaya konulmuģ olan bir ödüllendirme de bulunmamaktadır. Oyunla ilgili sosyal veya psikolojik tespitlerde bulunmaya çalıģmak biraz zorlamacılık olur. Ancak oyun genelinde çocuk için fayda sağlayan öğeleri de görmezden gelemeyiz. ġöyle ki, Oyunu oynayan çocuklar her Ģeyden önce her oyunun bir kuralı olduğu bilincine eriģmektedirler. BaĢarıya ulaģmak için ise her zaman bazı kurallara uymak gerektiğini öğrenmekteler. Oyun içinde kullanmıģ oldukları çivi sayesinde el becerilerini ve dikkatlerini artırmaktadırlar, Dikkat eksikliği çeken, belli bir iģe odaklanma güçlüğü çeken çocuklar için ideal bir oyunudur. Mık oyunu ile ilgili olarak ne kadar zaman öncedir oynandığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Aslında sadece Nogay lara özgü olmayan bu oyun, geçmiģ dönemlerde Nogay köylerinde çocuklar arasında oldukça ilgi görmekteydi. Ayrıca bulunduğum bölge içerisinde Nogay çocuklarının haricinde baģka çocukların oynadığına da Ģahit olmadım. Bu yine de bu oyunun bir Nogay çocuk oyunu olduğunu göstermemektedir. Nogaytürk 3 9

40 M A K A L E Hakan B E N L Ġ AY KÖRDÜM Tanıtacağımız bir diğer oyun ise, saklambacın bir baģka versiyonu olan ve Nogay köylerinde çocukların yaz gecelerinin en büyük eğlencelerinden biri olan Ay Kördüm. Ay kördüm ün türkçesi Ay gördüm dür. Bu oyun yazın, özellikle ay ıģığının olduğu akģamlarda köy meydanlarında oynanmakta olan bir oyundur. Çocuklar için heyecan verici bir oyun olan Ay Kördüm, kalabalık gruplar halinde oynanmaktadır. Oyun içerisinde iki grup vardır. Bu grupların oyuncu sayılarının eģit olması gerekmemektedir. Ancak genelde eģit sayıda oyuncular tarafından oynanmaktadır. Oyun baģlamadan önce oyun içerisinde olabilecek hataları en aza indirmek için genellikle bir mahal- çevre sınırı konulmaktadır. Oyunda hem oyun kurucu hem hakemlik yapacak iki çocuk lider olur. Her bir lider kendi grubunu, karģılarına almıģ oldukları çocukların içerisinden, sırasıyla, adlarıyla çağırarak yanlarına alırlar. Yanlarına aldıkları çocuklar bir grup oluģtururlar. Ġki ayrı grubun oluģması ile birlikte bu kez mahal çevre sınırı konulur. Bu sınırdan amaç, oyunun çok geniģ bir alana yayılmasını engellemek ve oyunu zevkli hale getirecek makul ve mantıklı bir sınır belirlemektir. Zira belirlenen mahal içerisinde bir grup oyuncuları saklanacaklardır. Bir diğer grup ise bu mahal içerisinde saklanan grup üyelerini arayacaklardır. Bu mahalin geniģliği genellikle çocuklar için koģarken çok yorulmayacakları bir mesafe olarak tespit edilir.oyun içerisinde bu mahalin dıģında saklanan bir çocuk olduğu tespit edilirse o çocuğun olduğu grup ebe olurdu. Oyunu oynamak için gerekli Ģartlardan biri de ebe olacak grubun belirlenmesidir. Oyunun heyecanı burada baģlamaktadır. Genellikle ebe olmak istenmediği için nızarma dediğimiz ve ebe olan grup tarafından çıkarılan ihtilaflarla heyecan baģlar. Ebe olacak grubu belirlemek için eleme usüllerinden biri seçilir. Bu genelde manilerden oluģan tekerlemelerdir. Nihayetinde ebe olan grupda belirlenince son olarak oyunda ebelenme noktası belirlenir. Bu nokta oyunun merkezi konumundadır. Bu tekerlemelere örnek olarak ; Aveleme daveleme Dave kuģu kovalama Hapen Hüppen Tavdan kaģgan Sırlı ĢıĢgan ' ı verebiliriz. Ebeleme noktası çocukların boy hizasında olan ve saklanacak grubun üyelerinden birisi ebeler tarafından görüldüğünde oyundan elenmesi için koģup gelerek el vurulması gereken nihai noktadır. Oyunu oynamak için tüm Ģartlar yerine getirildikten sonra ebe olan grup yüzlerini ebeleme noktasına dönerek, belirlenmiģ olan bir rakama kadar saymaya baģlarlar. O rakam telaffuz edilene kadar, saklanacak olan grup üyeleri dağılmıģ ve her biri bir yere saklanmıģ olmalıdır. Sayma iģlemi bitince rakibe verilen saklanma süresi de bitmiģ olmaktadır. Bu kez ebe olan grup, saklanmıģ olan grup üyelerini aramaya baģlar. Ebelerden biri saklananlardan birini gördüğü zaman ay kördüm, ay kördüm, Murat!... diye bağırarak gördüğü kiģiyi belirtir ve hızla sobeleme noktasına koģar. GörünmüĢ olan oyuncu da aynı sobeleme noktasına koģarak ebeden önce oraya el vurmak ister. Burada hangisi daha çabuk varıp ebeleme noktasına elini vurursa, elini vuran oyuncu diğer oyuncuyu elemiģ olur. Burada ismin söylenmesinin önemi Ģudur ; ebe karanlıkta saklanan kiģiyi görmekle kalmayıp aynı zamanda kimliğinden de emin olmak durumundadır. ġöyle ki, saklanmıģ olan kiģi Murat ise ve ebelerden Nogaytürk 4 0

41 M A K A L E Hakan B E N L Ġ biri Murat ın adını bağırarak ebelemeye gidip ebelerse, Murat elenmiģ olmaktadır. Ancak, ebe gördüğü kiģinin Murat olduğunu sanarak koģarken, o kiģi ġanak Ģömlek patladı, Ģanak Ģömlek patladı diyerek çıkıyorsa, gördüğü kiģi Murat değil, bir baģkasıdır. Bu tekerlemenin iki anlamı vardır. Ya ebe gördüğünü Murat sanmıģtır ve yanılmıģtır ya da hile yolu ile yanıltılmıģtır. Her iki durumda da yanılan kiģi oyundan elenir. Ebeyi yanıltmak için çoğu kere çocuklar üzerlerindeki kıyafetleri değiģtirerek hile yaparlar. Oyun, bu Ģekilde devam eder. Oyunun bitmesi için ebe olan grubun, saklanan grup üyelerinin tamamını ebelemesi gerekmektedir ya da çok zor da olsa saklanan grubun, ebe olan grubu çeģitli hileler ile yanıltarak oyuncu sayısını azaltması ve nihayetinde ebe olanlardan birine görünmeden ve yakalanmadan gidip ebeleme noktasına ellerini vurması gerekmektedir. Oyun içersinde söylenen bir de mani vardır. Bu mani Ģöyledir ; Ay kördüm Alla Emantü billa Ne güzel aymıģ Elhamdülillah Ay Kördüm Oyunu anlaģıldığı üzere bilinen saklambaç oyununun farklı bir oynanıģ biçimidir.. Bu oyunun ne kadar zamandır oynandığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Bildiğimiz ise, en az 20 yıldır Seyitahmetli ve Boğazören köylerinde oynanmadığıdır. Bu oyun içerisinde sertlik içeren davranıģ ve kurallar olamamasına karģın, oyun, çocuklara bulundukları dönem içerisinde kazanmaları gereken bazı yeteneklere sahip olmalarını sağlamaktadır. Ki, bu yetenekler o dönemler içerisinde hayati öneme sahip becerilerdir. Bunlar kısaca, günümüzde askeri birliklerde verilen gece eğitimine benzer bir eğitimin oyun versiyonu gibi, oyunu oynayan çocuklara gece savunma, saldırı, kamuflaj, gizlenme, hile ile rakibi yanıltma becerilerini kazandırmaktadır. Zira oyunu kazanabilmek için tüm bu unsurları baģarı ile uygulamak gerekmektedir. Görüldüğü üzere basit gibi görünen, çocuklara yönelik bir eğlenceymiģ gibi düģünülen bir oyun içerisinde bile, geçmiģteki her toplum için hayatta kalma, ırkının ve neslinin devamı ve sürekliliği tehdit altındayken, bu tehditlere karģı ayakta kalabilme ve baģkaları için bir tehdit oluģturabilme amacıyla, kendi çocuklarına yönelik bir eğitim verilmesi söz konusudur. Üstelik bu eğitim askeri eğitimler gibi değil, bir eğlence olarak sunulmaktadır. Gelecek sayımızda Nogay Çocuk Oyunlarından bazılarını sizlere tanıtmaya devam edeceğiz. Sevgi ve saygılarımızla. Nogaytürk 4 1

42 Nogaytürk 4 2 N O G A Y T Ü R K

43 M A K A L E Sadık ġanli Sabiha Gökçen in tarihsel önemi ortada olmakla birlikte, biraz daha gerilere gidip de tarihe göz attığımızda, Türk kadınlarının havacılığa ilgisinin 1913 doğumlu Sabiha Gökçen den çok daha önce baģladığı da ortaya çıkmaktadır. Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti üyesi kadınlar Türk havacılık tarihinin ilk ve en önemli kadın figürü olarak genellikle merhum Sabiha Gökçen in adı geçer. Zira tarihimizin ilk kadın pilotu, dünyanın da ilk kadın savaģ pilotu olan ve bugün de adına bir havaalanı bulunan Sabiha Gökçen dir. Bu önemli isim Mustafa Kemal Atatürk ün manevi evlatlarından biri olmakla birlikte, havacılığa Atatürk tarafından da bizatihi yönlendirilmiģtir. Atatürk e yakınlığı ve baģardığı ilkler, Sabiha Gökçen in havacılık tarihimizin en önemli figürü olmasına yetmiģtir. Sabiha Gökçen in tarihsel önemi ortada olmakla birlikte, biraz daha gerilere gidip de tarihe göz attığımızda, Türk kadınlarının havacılığa ilgisinin 1913 doğumlu Sabiha Gökçen den çok daha önce baģladığı da ortaya çıkmaktadır. Özellikle Osmanlı nın son dönemlerinde kurulan kadın derneklerinden birisi olan Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti havacılığa oldukça ilgi duymuģ, Osmanlı ordusuna bir uçak alabilmek için geniģ bir kampanya düzenlemiģ ve bu kampanyanın Ġstanbul halkına duyurulması için üyelerinden biri olan Belkıs ġevket Hanım ın uçmasını da sağlayarak, Uçan ilk Türk kadını nı Nogaytürk 4 3 bünyesinden çıkartmayı da baģarmıģtır. Günümüzde pek bilinmeyen Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti, bu cemiyetin kampanyası ve Belkıs ġevket Hanım ın uçuģ hikâyesi kısaca Ģöyledir: Yıl Trablusgarp ve Balkan savaģları Osmanlı Devleti ne pahalıya mal olmuģ, birçok ülke insanı hayatını kaybetmiģ, birçokları yaralanmıģ ve özellikle kaybedilen Balkan topraklarındaki Türk nüfusun Ġstanbul a göçü baģlamıģtır. Bu savaģların zaten zor durumda olan devlet bütçesini ve orduyu güçsüz düģürmesi ise kaçınılmaz olmuģtur. Ġmparatorluğun elde kalan topraklarının, devletin bekasının ve milletin malı, canı ve namusunun korunabilmesi için özellikle ordunun biran önce toparlanması lazımdır. Bu amaçla devlet ve millet el ele vererek, ordunun yaralarını biran önce sarmayı amaçlamıģlardır. Bu konuda ilk adımı da Sultan Mehmet ReĢat atmıģ, orduya Ģahsi mülküyle satın aldığı, Osmanlı nın ilk savaģ uçağı olan Osmanlı yı bağıģlamıģtır. PadiĢahın bu davranıģı halkı da teģvik etmiģ ve çeģitli Osmanlı cemiyetleri düzenledikleri kampanyalarla ordunun eksiklerini gidermeye çalıģmıģlardır. Bu cemiyetlerden biri de yazımızın giriģinde de değindiğimiz Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti dir. Uçan ilk Türk kadını Belkıs ġevket Hanım ın

44 M A K A L E Sadık ġanli Cemiyet, satın alacağı bir uçağı orduya hediye etmek amacıyla yayın organı olan Kadınlar Dünyası dergisi aracılığıyla bir kampanya düzenlemiģ, bu kampanyanın geniģ kitlelere duyurulması amacıyla da üyelerinden biri olan Belkıs ġevket Hanım ın havalanacağı uçaktan atacağı broģürlerle halkı kampanyadan haberdar etmeyi amaçlamıģtır. Bu konuyla alakalı Belkıs ġevket Hanım, günümüz Türkçesiyle Ģu sözleri söylemiģtir: Trablus ta Ġtalyanların tayyarelerle, susuz ve sıcak çöllerde namusu vatanı korumak için çalıģan fedakâr ordumuzun karargâhlarını bombalarla taciz, kuvvetlerini keģfettikleri sıralarda bütün Osmanlılar gibi ben de bu son buluģtan mahrum olduğumuza çok üzüldüm. Bizim de acilen uçak almamız gerektiği halk tarafından kabul gördü. PadiĢah da alıp orduya hediye ettiği ilk uçakla halkı teģvik etti Kadınlar Dünyası Dergisi nin bir nüshası Belkıs ġevket Hanım ın ifadelerinden de anlaģılacağı üzere padiģahın orduya hediye ettiği uçak halkı teģvik etmiģ ve Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti de bu amaçla bir kampanya baģlatmıģtır. Kampanyanın öncüsü olan Belkıs ġevket Hanım, kafasındaki fikri dernek üyesi olan diğer kadınlarla paylaģır. Kendisi ilk uçan Osmanlı kadını olacak, hazırlanacak broģürü Ġstanbul semalarında bırakarak, yardımı geniģ halk kitlelerine duyuracaktır. GörüĢü kabul gören Belkıs ġevket Hanım, derneği adına Ġstanbul Birinci Kolordu Kumandanlığı na resmi baģvuruyu yapar. Yapılan resmi müracaata ise Ģu cevap gelir: Öz hemģirelerimizin her türlü arzularını yerine getirmek, Cemiyet-i Nisvan dan ilki bir Müslüman kızının uçması bizler için en büyük saadet ve iftihar olacaktır. Yalnız lütfen Birinci Kolordu Kumandanı ndan bir izin belgesi almanız gerekebilir. TeĢrif buyurulacak olursa, tayaran etmek kabil olacağını arzla Ģerefyap olurum efendim. Tayyare Mektebi Müdürü Mümtaz BinbaĢı Veli. Gelen cevap üzerine Birinci Kolordu Kumandan Vekili Cemal PaĢa dan izin alınmıģ, pazar günü gerçekleģmesi planlanan uçuģ hava muhalefeti nedeniyle bir sonraki güne kalmıģtır. 18 Kasım 1913 Pazartesi günü ise cemiyetin üyeleri Tayyare Mektebi nin bulunduğu Ayastefanos a (YeĢilköy) gitmiģtir. Nihayet uçak hazır hale gelince, Belkıs ġevket Hanım iyi dileklerle ve dualarla Pilot Fethi Bey in yönetimindeki Osmanlı isimli ilk uçağa biner. Saat 15:14 te havalanan uçak, Beyoğlu, ġiģli, Hürriyet-i Ebediyye Tepesi, Boğaziçi, Üsküdar, Kadıköy gibi semtler üzerinde bin metre yükseklikte uçar. Bu sırada uçaktan aģağıya Belkıs ġevket Hanım ın bıraktığı broģürlerde Ģunlar yazmaktadır: Osmanlı Müdafaa-i Hukuku Nisvan Cemiyeti azasından ve Kadınlar Dünyası muharrirlerinden (yazarlarından) Belkıs ġevket, Osmanlı ve Ġslam kadınlığı namına havada tayaran ederken, Kadınlar Dünyası ismiyle, muhterem ordumuza bir tayyare ihdası (alımı) bila tefrik cins ve mezheb Osmanlı kadınlığından bekler. 45 dakika süren ve baģarıyla yerine getirilen uçuģ sonrası Ayastefanos a geri dönülür. Böylece Belkıs ġevket Hanım, uçan ilk Osmanlı ve Türk kadını olarak tarihe geçer. Belkıs ġevket Hanım ve Pilot Fethi Bey, Osmanlı isimli ilk uçağa binerken Nogaytürk 4 4

45 M A K A L E Sadık ġanli UçuĢ sonrası Belkıs Hanım, Kadınlar Dünyası dergisine uçuģla alakalı bir yazı kaleme alır. Yazıda özetle Ģunları söylemiģtir: Semalara doğru nuru hidayetle parlayan hilalli minareler, Ģamdanlar içindeki mumlar gibi müģahede olunur. Ebniye (binalar) ve emakin (mekanlar), fenni çocuk eğlencelerindeki küçük olur gibi nazara çarpıyordu. Sevimli payitahtımızın (Topkapı Sarayı) semadan kuģ bakıģı görünüģü hakikaten pek güzeldi Kadınlar Dünyası isimli derginin yazarları bir arada Belkıs ġevket Hanım Pervaneden sıçrayan benzin gözlüğüme çarpıyor, etrafımı görmek için ise bunları temizliyordum. Çünkü oturduğum yer makineye pek yakın idi. Sefine-i havaiyemiz (uçağımız) iniģ ve kalkıģlar yapıyordu. Bu esnada muvazeneyi (dengeyi) bozmamak ehemmiyetlidir. Ġstanbul dan ayrıldıktan beģ on dakika sonra karargaha (YeĢilköy) ulaģıldı. Yere nüzul ettiğimiz (indiğimiz) zaman gönlümde bir mahzunluk vardı... Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti ve Belkıs ġevket Hanım ın giriģimleriyle gerçekleģen, Birinci Kolordu Kumandanlığı ve Tayyare Okulu nun da desteklediği kampanya sonucu yaklaģık bir aylık sürede 2622 kuruģ toplanmıģtır. O dönemde bir tayyare 1000 Osmanlı lirasına satın alınabildiği için, kampanya baģarılı olamamıģtır. Fakat geriye günümüzde pek de bilinmeyen bu tarihi vakıa kalmıģtır. Nogaytürk 4 5

46 M A K A L E Dr. Aziz SÜTBAġ Professor Henryk Jankowski tarafından yapılan çalıģma aynı baģlıkla Türk Dilleri AraĢtırmalarında görülenin biraz eklenmiģ bir versiyonudur. [Türkçe Diller Üzerine AraĢtırmalar] 10 (2000): , Yayınlayan: Sanat Kitabevi, Ankara, Türkiye. Bu yazının bir Polanyaca versiyonu Rocznik Tatarów Polskich de yayınlanmıģtır. (Polonyalı Tatarlar Dergisi), sayı. 6, 2000, Ġzin alınarak ġubat 2002 de ICC Web sitesine gönderilmiģtir Mevcut yazı 31 Ağustos ve 30 Eylül 1997 yine 13 Ocak ve 7 ġubat 1998 tarihleri arasında Türkiye de Kırım Tatarları ve Nogayların yerleģtiği bölgelerde yapılan saha çalıģmasının kısa bir raporudur. [1] Saha çalıģmasının temel amacı ileride derlenmesi planlanan bir Tatarca-Ġngilizce sözlük için dil materyalleri toplamaktı. Yazı Tatar [2] ve Nogay toplulukları hakkındaki notları, figürleri, dağılımları, dil farklılıklarını ve etnik yapı ile kültür üzerine birkaç bakıģ açısını içermektedir. 1. Tarihi Altyapı Bilindiği gibi, Türkiye nin Kırım ve yakın topluluklar ile bağlantıları yüzyıllara uzanmaktadır ve bunlardan bazıları ile fazla, bazıları ile daha az bağlantılı idiler. Türkler Kırıma göç etti, yarımadanın güney kıyılarına yerleģtiler ve birçok Tatar eğitim veya sığınma amacıyla Türkiye ye gitti. Rusların 1783 te Kırım ı ilhak etmesinden sonra kitlesel bir göç baģladı. Fisher in tahminine göre (1978: 78) yıllarında yaklaģık ve arasında yaklaģık Kırım Tatarı anavatanını terk etti larda insanın göçüyle diğer büyük göç dalgası bunu takip etti. (Sekerinskij 1988: 91). ÇıkıĢlar ihtilale ve Sovyetler Birliği nin kurulmasına kadar devam etti. Komünist rejim altında, , yılları arasında, sadece küçük bir sayıda Tatar toprak sahibine istenmediği halde toprağını terk etme izni verildi. Ancak kaç kiģinin Kırım dan yasadıģı yollarla kaçtığı bilinmemektedir. DeğiĢik hesaplamalara göre, Sel (1996: 12) yılları arasında çıkıģların tahmin edilen sayısı yaklaģık olmaktadır. 1815, 1818 ve 1829 yıllarında ilave bir ve 1860 larda insanın Kırım dan koptuğundan bahsedilmektedir. Bu tahmini sayılar Sekerinskij tarafından temin edilmiģtir. Tatarlar doğrudan deniz yoluyla veya günümüzde Romanya ve Bulgaristan olan Dobruca dan Türkiye ye gitti. Göç edenlerin hepsi Türkiye ye yerleģmedi. Bazıları Dobruca da kaldı. Günümüzde yaklaģık Tatar, ilaveten birçok Türk Romanya da yaģamaktadır. (Jankowski 1991: 81). [1] Andrew W. Mellon fonuna ve ilaveten Türkiye deki Amerikan AraĢtırma Enstitüsüne bana çalıģmamda yardımları, rehberlik ve finansman sağladıkları için samimi teģekkürlerimi sunarım. EskiĢehir deki Kırım Türkleri Kültür ve YardımlaĢma Derneğinden Erol Uluçay a Polatlı dan Cengiz Evirgen e, Nogay Türklerinden Ankara daki Musa Ünal, Sami Nogay ve Celalettin Erbay a, Akin den Ahmet SütbaĢ a ve açıkça bilgilerini, zamanlarını, arabalarını, yemeklerini veren ve konaklamamı sağlayan tüm Tatar ve Nogay dostlarıma teģekkürü bir borç bilirim. Bu makalenin bir Polanyaca versiyonu Rocznik Tatarów Polskich (Polonya Tatar Dergisi) nde çıktı. Sayı. 6, 2000, [2] Kırım Tatarlarından, kendilerinin de normalde söyledikleri gibi 'Tatarlar' olarak bahsettim. AĢağıdaki 3 ncü kısma bakınız. EskiĢehir de Osmaniye adında sadece bir tek Volga Tatar köyü olduğu not edilmelidir, onlarda kendilerine Tatar demekte ve dillerinin de tatarca olduğunu söylemektedirler. Osmaniye den birkaç Tatarla karģılaģmama rağmen, onların değiģik bir ulusal gruptan oldukları konusunu konuģmamalıydım. Ġlave olarak Hem Tatar ve hem de Türk bilim adamları ile olukça çok çalıģma yapıldı ve Fatma Özkan tarafından Türkiye de bir yazı yayınlandı (1997). Nogaytürk 4 6

47 M A K A L E Dr. Aziz SÜTBAġ Ülküsal (1987: 25) Güvenli bir tesbit yapılamayan günümüzdeki Bulgar Dobrucasını da içeren üstelik dönemi tam olarak belirtilmemekle beraber kadar bir sayıda Türk ve Tatardan bahsedilmektedir [3]. Önceki çalıģmalar tahminlerden ve Rus tarafından tutulan kayıtlarından sağlanmıģtır, dolayısı ile onların bulguları doğru olmayabilir. Çok yakınlarda tarihçiler Osmanlı kayıtları üzerinde çalıģmaya baģladılar; örn; Saydam (1997) Osmanlı-Rus savaģı sonrası yılları arasındaki dönemi incelemiģtir. Erkan (1996) takip eden yıllarını çalıģmıģtır. Tatarlar ve Nogaylar birçok geleneği paylaģmaktadırlar ve bu iki grup arasında kesin bir ayırım yapmak mümkün değildir. Nogayların Kırım ve Dobruca da olduğu gibi Tatarlar içinde kendilerine ait ve oldukça yaygın bir Ģekilde özel bir etnik grup oluģturması oldukça dikkat çekicidir. Doğal olarak değiģik duygularda mevcuttur. Diğer taraftan bazı Tatarlar özellikle bunlardan kendilerini Tatardan ziyade Türk görenler, harflerinin farklı olması ve dillerinin anlaģılmaz olduğunu vurgulayarak, Nogaylara kendi dilleri arasındaki bağlantıları kabul etmemektedirler. Diğer yandan, bazı Nogaylar Tatarlarla yakın bağlantılarının ve dillerinin benzerliğinin farkında oldukları halde Kırımlılarla ortak hiçbir Ģeylerinin olmadığını; Moskova, Kafkasya, Volga veya Koban dan geldiklerini iddia etmektedirler. YaĢlı bir kadın olan ve Ģu anda Ankara da oğlunun yanında yaģayan Bayan Damakan Ünal bana; biz Kırım değiliz onlar bize kobanģıl derler demiģtir. [veya Kubansil, Koban nehrinin kenarında yaģayanlar, H.J.]."[4] Dahası, birçok zaman geçmesine rağmen, konuģanların iddiaları onların geçmiģe ait ve tarih bilgileri çok zayıf olduğundan dikkatlice değerlendirilmelidir, [5] ilginçtir ki gerçekleri karıģtırmaktadırlar veya bir çokları kendilerin ağızdan söylenen metinlerinin bazı parçalarını oldukça iyi hatırladıkları halde geçmiģleri ile ilgili bir Ģey bilmediklerini söylemektedirler. Etnik kökenleri ne olursa olsun, sonraları Nogaylar ve Tatarların tarihleri birlikte geçmiģtir. Aksine karģılıklı bağlantıları yakınlaģtırma noktasında aralarında nükteler söylenmiģtir. Yukarıda bahsi geçen Damakan Ünal Kırımlar bızge at etı aģagan aram nogaylar 'at eti yiyen günahkâr nogaylar' derler demiģtir [6] veya, Bir Tatar bir Nogaya der ki: Nogay, Nogay nögerek Arabası tögerek Nogaylarga ne kerek Bir araba kok kerek. 'Nogay, Nogay dostça, Atarabası yuvarlakça Nogaylara ne gerek? Bir atarabası kuru gübre gerek.' Nogay cevap verir: Kırım, Kırım kırılgay Bır tesıkke tıgılgay Kasık berseng kangkayır ġömüģ berseng Ģongkayır. [3] Bu kitabın ilk baskısı Romanya da 1940 yılında ve ikincisi 1966 yılında Ankara da yayınlandı. [4] Dariözü ndeki Nogaylardan Ersoy ve Aydın tarafından aynı Ģeyler yayınlandı (1998: 31). [5] Aynen, Ersoy ve Aydın (idem, p ). [6] Doğal olarak cevaplayanlar bunu inkar etti. Nogaytürk 4 7

48 M A K A L E Dr. Aziz SÜTBAġ 'Kırım Kırım kırılgandır, Bir deliğe giresi, KaĢık versen daha ister, Kepçe versen keyiflenir'. 2. Günümüzde Türkiye deki Kırım Tatarı Nüfusu Hiçbir güvenilir rakam mevcut değildir. Emel çalıģanları 6 milyonluk bir sayıdan bahsetmektedirler ve Sel en azından 4-5 milyon demektedir (Sel 1996: 12). Bu sayılar tahminlerden fazla değildir. Tatarlar bunu baģlangıçta bir milyon göçmenin olduğundan hareketle ve bu sayıyı son yüzyılda ölçülen doğum oranı ile çarparak hesaplamaktadırlar. Dikkatli araģtırmacılar bu tahmini fazla bulmaktadırlar [7]. Tatarların en yoğun bulundukları bölge EskiĢehir Ģehridir. Tatar araģtırmacılar baģka yerlerde olduğu gibi Türkiye de de nüfus sayımlarında azınlık olarak belirtilmediklerinden, Tatar topluluğunun sayısını hesaplamanın güç olduğunu belirtmektedirler. Onlar orada tatar yerleģimcilerin Ģehirdekiler de dahil civarında olduğunu söylediler. Bununla beraber bu sayıların yaklaģık sayılar olduğunu vurguladılar. Günümüzde EskiĢehir deki Tatarlar 33 köyde yaģamaktadırlar. Tatarların yoğun olduğu diğer bölge 11 köyle Polatlıdır. Nogaylar, Tuz Gölü kenarına yakın yedi köyde yaģamaktadırlar. EskiĢehir in 33 köyünden ikisi Nogay'dır, ancak bu Nogaylar etraflarındaki Tatarlardan, Tuz Gölü Nogaylarına göre oldukça etkilenmiģlerdir. Buna ilaveten, Tatarların yaģadığı iki-üç köyden veya bir semtten ve de birkaç izole yerleģimden oluģan bazı küçük bölgeler de vardır. Köylerden büyük Ģehirlere göçün ve köylerdeki insanların dıģarıya doğru artan akımındaki devam eden süreç ile Tatarlar tüm ülkeye yayılamamaktadır. Bu aynı zamanda uyumsuzluğu ve güçlükle oluģan yeni yoğunluk bölgelerini artıģını ifade etmektedir. Doğal olarak yaģlı insanlar yakın kalmaya çalıģmakta, ancak eski beraberlikler kaçınılmaz bir Ģekilde kaybolmaktadır. AĢağıda EskiĢehir Ġlinin tatar köyleri listelenmiģtir: [8] EskiĢehir ili a) EskiĢehir merkez ilçesi -Boyacıoğlu (kısmen Tatar) -Karaçoban -Gökdere -Kireçköy, Tatarca KireĢ (5 Tatar hanesi kalmıģ) -Karaçay, Tatarca KaraĢay (34 Tatar hane, 1 Kürt, 1 Manav) [9] -Kalkanlı b) Alpu ilçesi -Gökçeoğlu, Tatarca Kökse(ulı) (kısmen Tatar) -Fevziye, Tatarca Pevziye [10] -Güneli, eski Mâmure (45 Tatar hane, Konya'dan, diğer göçmenler Kırım'dan) [11] [7] Üstelik sayılardaki aģırı tahminler Kırım Hanlığındaki bazı eski Tatar otörlerden sağlandı. Ülküsal 4-5 milyonluk bir topluluktan bahsetmektedir (1980:37). [8] Tanımlar kısmındaki Resmi Türkçe terimler il, ilçe olup, yaģlılar eski Osmanlıca terimler olan vilayet ve kaza terimlerini kullanmaktadır. 9] Köyler hakkında daha fazlası için Gence ye bakınız (1995:28-30), Ona göre 1882 de Kırımdan, Karatay Ģehrinden ve Romanya ilinden gelen göçmenler tarafından kurulmuģtur. [10] 1901 yılında Kırım daki Kezlev ve Kerch ten Tatarlar tarafından rivayetle kurulan köy, bakınız Karas (1995:17-19). [11] Köyler üzerine daha fazlası için, bakınız Uygur (1995:26-31). Nogaytürk 4 8

49 M A K A L E Dr. Aziz SÜTBAġ -Aktepe, Tatarca ve Nogayca Rıpkiye (Nogay köyü, birkaç Nogay kalmıģ) -YeĢildon[12] -IĢıkören, eski Arapkuyusu (Nogay köyü) -Güroluk, diğer adı Kızılsuvat -Çukurhisar (kısmen Tatar) -ÇardakbaĢı -Esence, eski Yellice (yarısının Nogay olduğu söylendi, 40 hane Tatarlara aittir) [13] c) Mahmudiye ilçesi [14] -Mesudiye, eski TaĢlıhüyük ~ Taslıköy -Serefiye, Tatarca Serepiye (Tatarlar Kırım'dan) -Fahriye, Tatarca Pahriye -Hamidiye, Tatarca Amidiye ~ Amdiye (kısmen Tatar) -Akyurt, eski Lütfiye, Tatarca Lütpiye -Güllüce, eski Hayriye, Tatarca Ayriye -Tokatmecidiye d) Sivrihisar ilçesi -Ortaklar (kısmen Tatar) -PaĢakadın -Yaverören, Yâverören [15] -Karakaya (kısmen Tatar) e) Çifteler ilçesi, Tatarca ġıpteler -IlıcabaĢı, Tatarca Olca [16] -Hayriye, Tatarca Ayriye, eski Söngülük [17] -Zaferhamit (kısmen Tatar) -Yıldizören, eski Mecidiye köprüsü (kısmen Tatar) [18] f) Seyitgazi ilçesi -Aksaklı -Yenikent, diğer adları Yeniköy, Tatarca Canköy [12] Kırım Tatarları tarafından 1897 yılında kurulan köy, bakınız Karas (1996:40-42). [13]Köyler üzerine daha fazlası için, bakınız Karas (1997:37-38); Nogaylar belirtilmemiģtir. [14] Mahmudiye bölgesi hakkında daha detaylı bilgi Tezcan (1982) da bulanabilir. Bu yazara göre, Büyük köy Hamidiye dir (1890 da Kırım Tatarları tarafından kurulan), 1980 de 1, 251 nüfuslu, TaĢlıhüyük (1900 de Kırım Tatarları tarafından kurulan) 719 yerleģik nüfus, ġerefiye (1903 de Kırım Tatarları tarafından kurulan) 201 kiģi, Fahriye 162 kiģi, Güllüce (Kırımdan ve Dobruca dan göçmenlerle) 132 kiģi, ve Tokatmecidiye (1884 de Kırım ve Dobruca Tatarları tarafından kurulan) 149 oturan. Akyurt (eski Lütfiye) (1887 de Kırım ve Dobruca dan on kiģi tarafından kurulan, 1915 yılında Dobruca dan göçmenlerle ve Bulgaristan dan birkaç aile ile devam eden) (Tezcan 1982:27-101). [15] Köyler üzerine daha fazlası için bakınız Aygördüler ve Aygördüler (1997:37-41); Köylerin yıllarında Kırımdan Tatar yerleģimciler tarafından kurulduğu söylenir. [16] Köyü anlatan Sak, (1995: 23-24), 1874 yılında kurulduğunu ve Kırımdan, Romanya ve Bulgaristan dan ve Türkiye nin diğer bölgelerinden gelen Tatarların oturduğunu söyler. Köyün Tatar ismini belirtmektedir. [17] Köyün eski ismini söyleyen Karas a göre (1994: 24-30), Süngülyük, 1902 yılında Akmescit ve çevresinden gelen Tatarlar tarafından kurulmuģtur. [18] Karas a göre (1995b: 33-36), köy yıllarında Kırımın değiģik yörelerinden gelen Tatarlar tarafından kurulmuģtur. Nogaytürk 4 9

50 Nogaytürk 5 0 M A K A L E Dr. Aziz SÜTBAġ Yukarıda da söylendiği gibi Tatarların yoğun olduğu ikinci bölge onbir köyle Ankara ili Polatlı ilçesidir. Bu diyaleğin çalıģması oldukça geliģmiģtir. Öncelikle Polatlı dialektinin fonolojisi ve morfolojisi üzerine Özen (1975) tarafından hazırlanan yayınlanmamıģ bir doktora tezi mevcuttur. Aynı zamanda bu çalıģmaya ekli olarak dil örnekleri ve sözlük bulduk. Ġkinci olarak, Türkiye deki Türk Kırım Tatarları üzerine çalıģan tek Tatar ve kendisi de Polatlı kökenli olan Zühal Yüksel, altı köyde kaydedilen notlar temel alınarak diyalekt üzerine bir çalıģma yayınlamıģtır. (Yüksel 1989) [19]. Son olarak, bir Polatlılı ve TaĢpınar doğumlu olan Cengiz Evirgen, etnolekti hakkında bir elyazması sözlük oluģturmuģtur. Profesyonel olmayan birisi tarafından derlenmiģ olmasına rağmen, bu sözlük araģtırmalara yardımcı olabilir. Ankara ili Polatli ilçesi: -Eskipolatlı -Karakaya [20] -Karakuyu [21] -Karapınar -KarayavĢan [22] -TaĢpınar [23] -Tatlıköyü [24] -Tırnaksız [25] (Ģimdi Sakarya) -Toydemir -Yenidoğan. Söz konusu bölgenin sınırları dıģında ancak Ģehre oldukça yakın diğer bir Tatar köyü vardır: -Ahırlıkuyu. Diğer köylerde de bir Tatar topluluğu bulunabilir. Örn. Yassıhüyük (antik Gordion a yakın) ve yakın zamanlarda Tatarların taģındığı Üçpınar. Birçok Tatar Ģimdi çalıģtıkları ve eğitim gördükleri Polatlı'da yaģamaktadır. Nogay köyleri Ankara nın güneyinde, Tuz Gölü nün kıyıları yakınında, Konya ve Aksaray yollarının kesiģtiği yerlere yakın konuģlanmıģtır. Bu bölge idari yönden Konya ve Ankara Ģehirleri arasında paylaģılmıģtır. Bu bölgedeki Nogaylar dillerindeki benzerliğin farkında oldukları halde kendilerini Kırımla ve Kırım tatarları ile birlikte tanımlamayan bir Ģekilde ortaya çıkmaktadır. Bölgesel dil tatarlardan oldukça etkilenmiģtir. Konya ili Kulu ilçesi -Kırkkuyu -Boğazören, eski Köstengil -AğılbaĢı, eski Mandıra -Seyitahmetli, Seydametli Ģeklinde telaffuz edilmektedir. [19] Bu çalıģmada sunulan ve incelenen materyal Tatlıkuyu, Karakuyu, KarayavĢan, Karakaya, TaĢpınar ve Tırnaksız da yazılmıģtır. Günümüzde dilbilgisi açısından Türk öğrencilerin azınlıkları ve kendi dillerini çalıģarak baģladığını not edilmelidir. EskiĢehir deki saha çalıģmam sırasında, Erzincan dan Bayan Arzu Taner kendi tezi için Tatar hikâyelerini ve Ģarkılarını kaydetti. Ankara daki Gazi Üniversitesi nde Nogaylar üzerinde çalıģan Bayan Dilek Ergönenç, yerel Nogay dialektini araģtırarak baģladı. Türkiye de kendi dillerini konuģabilen Nogayların olduğunu öğrendiğinde ĢaĢırdığını söyledi. [20] Bak Yüksel (1994a: 24-28). [21] Bak Yüksel (1996: 30-34). [22] Bak Yüksel (1994b: 30-34). [23] Bak M. Yüksel (1993 :31-34). [24] Bak Yüksel (1998: 26-31). [25] Bak Bayar ve Bayar (1993: 35-36).

51 D E R N E K L E R Ġ M Ġ Z D E N Mehmet CAN Vakıf yeni yönetimi olarak sürdürmekte olduğumuz çalıģmalarımızla Hollanda' nın farklı bölgelerinde yaģayan bütün hemģehrilerimizin bizlere verdikleri manevi ve maddi destek artarak devam etmektedir. HemĢehrilerimizden aldığımız bu destek, Vakıf Yönetim Kurulu olarak azimle, Ģevkle ve umutla çalıģmalarımızı devam ettirmemiz yönünde bizlere büyük bir güç vermektedir. Değerli Nogay hemģehrilerimiz, Hollanda Nogay Vakfı kurulduğu 2006 yılından bu yana, kuruluģ amacına yönelik faalyetlere büyük bir özveri ve gayretle devam etmektedir. Özellikle son iki yıldır, Vakıf yeni yönetimi olarak sürdürmekte olduğumuz çalıģmalarımızla Hollanda' nın farklı bölgelerinde yaģayan bütün hemģehrilerimizin bizlere verdikleri manevi ve maddi destek artarak devam etmektedir. HemĢehrilerimizden aldığımız bu destek, Vakıf Yönetim Kurulu olarak azimle, Ģevkle ve umutla çalıģmalarımızı devam ettirmemiz yönünde bizlere büyük bir güç vermektedir. Hollanda Noga Vakfı olarak amacımız, ortalama kırk beģ yıl gibi uzun bir süreden bu yana yaģamlarını Hollanda genelinde farklı bölgelerde sürdüren, hemģehrilerimizin zaten varolan ve farklı milletlerin gıpta ile baktıkları birlik, beraberlik ve dayanıģma duygularını kermes, eğlence, yardım faaliyetleri, sportif faaliyetler ve çeģitli faaliyetler düzenleyerek zenginlik kazandırmak ve sürdürebilmektir. YurtdıĢındaki Türkler olarak, artık bulunduğumuz ülkelerde kalıcı olduğumuzu çeģitli göstergeler ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada toplumun örf, adet, dili ve bütünüyle kültürünü muhafaza edebilmesi için sivil toplum örgütlerinin önemi ve varlığı inkar edilemez bir gerçektir. Bu münasebetle Vakıf olarak amacımız, bir Türk boyu olan Nogay toplumunun değerlerine sahip çıkmak, yaģamak ve yaģatmak olacaktır. Hollanda Nogay Vakfı olarak anavatanımız Türkiyemizle olan bağlarımızı sürekli canlı tutmak, buradaki mevcut Türk ve çeģitli Türk boylarını temsil eden. sivil toplum örgütleri ile ortak çalıģmalar yapmak, bu çalıģmaları ve diyaloğumuzu canlı tutmak baģlıca amaçlarımızdan birisidir. Hollanda Nogay Vakfı bir kültür vakfıdır. Kültürel faaliyetler dıģında kalan dini, siyasi vb. faaliyetler farklı kurum ve kuruluģlar tarafından yerinde, ihtiyaca yönelik, iyi bir Ģekilde yerine getirilmektedir. Bu faaliyetler bizleri memnun etmekle birlikte, Vakıf olarak bu faaliyetlere müdahil olma veya engel teģkil etme gibi bir amacımız olmamıģtır ve olmayacaktır. Ara sırada da olsa dile getirilen bu önemli hususunda bilinmesini ve bu münasebetle bir kültür vakfı olduğumuzu hatırlatmak isteriz. Hollanda Nogay Vakfı olarak kuruluģumuzdan bu yana maddi imkan ve mevcut olanaklarımızı kullanarak büyük özveri ve gayretle çeģitli faaliyetler düzenledik ve etkinliklere katıldık yılında 1. Nogay Kurultayı, 2009 yılında 2. Nogay Kurultayı, 2010 yılında 1. Türk Dünyası Nevruz ġenliği ; 2008 yılı Kurban Bayramı ve BayramlaĢma ġenliği, 2009 yılı Kurban Bayramı ve BayramlaĢma ġenliği; 2008 yılı Kurban BağıĢ Kampanyası, 2009 yılı Kurban BağıĢ Kampanyası 2010 yılı Kurban BağıĢ Kampanyası; 2 kez iftar yemeği daveti ve proğramı, 2 kez piknik Ģenliği, 1 kez ihtiyar üyelerimizle yemekli toplantı, Nogaytürk 5 1

52 D E R N E K L E R Ġ M Ġ Z D E N Mehmet CAN 1 kez genç üyelerimizle toplantı, 1 kez kadın üyelerimizle, Kadın Kolları kurulmasına yönelik toplantı, 1 kez üyelerimizi kahvaltılı, yıllık bilgilendirme toplantısı, Büyükelçilik, konsolosluk, Hollanda resmi makamları, Türk boyları dernekleri ve çeģitli derneklerle düzenlenen kurslar vb. 70' e yakın davet, görüģme ve toplantıya katıldık yılı Kurban Bayramı, BayramlaĢma ġenliğimizi de Allah kısmet ederse yakında düzenleyeceğiz. SNN Vakfı yönetimi olarak, bizlerden manevi ve maddi desteğini esirgemeyen hemģehrilerimize, Türkiye' deki bütün Nogay Dernekleri yöneticilerine ve Nogay hemģehrilerimize birlik, beraberlik ve dayanıģmamızın daim olması temennisi ile saygı ve sevgilerimizi sunarız. Tekrar yayın hayatına baģlayan Nogaytürk Dergisi yayın ekibine ve sayın Hakan Benli' ye, vakfımıza göstermiģ oldukları ilgiden dolayı teģekkürlerimizi sunar, baģarılar dileriz. Hollanda Nogay Vakfı Genel Koordinatörü Mehmet CAN Nogaytürk 5 2

53 Y A Z A R S A Y F A S I Mehmet TAġKIRAN Bu cennet vatanı bölmeye çalıģanlar bile devlet nezdinde bizden daha çok itibar görürken biz Nogaylar ve dernekleri bir siyasi parti temsilciliği gibi bir yanlıģ anlaģılmaya düçar olduk lı yılların baģlarında Ankara da baģlayan Nogay DernekleĢme faaliyetleri, 2010 a geldiğimizde hala tam tekamül edememiģtir. Bunun baģlıca sebebi, bütün Nogay camiasını sarmıģ olan nemelazımcılık anlayıģıdır.yıldırım gibi birden parlayan bir ıģık ile haydi dernek kuralım, bir heves, bir çaba, ama kimse derneğin nasıl kurulduğu ve ne ile kurulduğunun bilincinde değildir. Bazılarına göre, kuralım dedik bir beyaz kağıda isimleri sıraladık. ġu baģkan, Ģunlar üyeler hop dernek kuruluģu bitti ve haydi Dernek bize hizmete baģlasın. Be hey kardeģim bunun kuruluģ masrafları var resmi yazıģmaları var.tüzüğün hazırlanması var tüzüğün onaylanması var resmi prosedür daha tamamlamadan zatlar yılgınlık içine girer yahu sadece ben miyim der, hep para bizden çıkıyor der. Peki kurdunuz da ne yaptınız der. Örgütlenmek dernek organlarını oluģturmak, bu organları iģlevsel hale getirmek, maddi olarak kendi, kendine yeter duruma gelmek, kimsenin umurunda değildir. Aidat ödemeleri tamamen yapılmamıģ, bir posta gönderecek haydi baģkan, Ģu gidecek, haydi baģkan, böyle dernekleģme ve kurumsallaģma sağlanmıyor. Kurulan dernekler bütün külfetleri ile baģkanların üzerine kalıyor. BaĢkanın nazının geçtiği üç, beģ kiģinin verdiği para ile dernek giderlerini karģılamaya çalıģır. KuruluĢ aģamasının zorluklarını böyle sıraladık. Bir de hazırlanmıģ tüzük var bu tüzüğün hükümlerine BaĢkan tabi oluyor mu? Yoksa BaĢkan tüzüğe amir oluyor mu? Bizde genellikle BaĢkan Tüzüğe Amir olur, kiģisel bakıģ açıları, üyeleri veya dernek tüzüğünün emrettiği faaliyetlerle fahri olarak uğraģanları kendi dünyasında değerlendirip, dernek amaçlarına uygunluğunu değerlendirmez. O insanları egolarına kurban eder ve farkında olmadan o kiģinin ekseninde üye kaybetmeye, veya uzaklaģtırmaya baģlar. Bunu da hiç kimseyi ka ale almadan yapar. Kendilerini eleģtirenleri ferdi olarak değerlendirir ve eleģtiriden yönetim anlayıģına veya tüzüğe rötuģ dersleri çıkarmaz. Kendi doğruları üzerine kurulur bütün dernek faaliyetleri. Siyasi görüģ, Sosyal sınıf, Nogay boylarının isimleri üzerinden yürütülen dernek siyaseti. ġöyle etrafımızdaki mevcut derneklere bakıyorum ve iģlevlerini takip ediyorum, bizdeki anlayıģın tam tersi bir çalıģma biçimi var. Onlar bireyden tüme gitmiģler. Biz ise olmayan bütün üzerinden bireylere ulaģmaya çalıģıyoruz. 7-8 tane Nogay Derneği var Sadece isimlerini NOGAYġA konuģulmayan SABANTOY larda duyuyoruz. Davetiyeler çıkarılır Nogayların tanıtımı adı altında Protokol davetleri yapılır, ama nedense? sadece davetliler tanıtılır. Arkasından Koçhisar Ağırlaması, Mehter MarĢı Kazak Dombıracı, Kırım Folklor ekibi, haydi bitti Sabantoy. Hani NogayĢa? Sadece Kulu eski Kaymakamı Sayın Erkaya YIRIK ın söylediği üç,beģ kelime. Bir kaç tane NogayĢa ile uğraģan TENTEK var.yahu adı üstünde onlar Tentek boģ ver NogayĢa bizge yaramaz. Bir Siyasi Parti Ġlçe BaĢkanı kadar bu insanların değeri yoktur. Ġsimleri anılmaz. Birikimlerinden faydalanılmaz. Necdet atam ta Ġstanbul dan koģa koģa gelir Sabantoylara ama kimse onu Belediye Meclisi üyesi yanında anmaz ondaki NogayĢa Ertengilerden, ġınlardan veya yaģanmıģ hayat hikayelerini o tatlı ve sade NogayĢasından Nogay camiasına dinletme inceliğini göstermez. Aynı Ģekilde Nogayca araģtırmalar yapan H.Basri ERYĠĞĠT ağabeyimiz bir kürsüye davet edilip çevirilerinden bir kesit NogayĢayı Nogaylara dinletme fikrini göstermez. Diğer yandan Seyitahmetli üzerine yoğun çalıģmalar yapan Hasan BENLĠ, Yine Kiril Alfabesinden ve Rusçadan ve Ġngilizceden çeviriler yapan Cemil SÜTBAġ, yine Kirilden ve Ġngilizceden çeviriler yapan Muharrem Nogaytürk 5 3

54 Y A Z A R S A Y F A S I Mehmet TAġKIRAN YILMAZ, ve Kirilden ve Osmanlıcadan çeviriler yapan ve Türkiye de ilk NogayĢa Kitabı bastıran ben Mehmet TAġKIRAN, Seyitahmetliden büyük özveri ile NogayĢa makaleler yazan Ö.Hakan BENLĠ, yine Almanya da yoğun faaliyetler yürüten kardeģimiz Fatih POLAT, öcü gibi görünürüz ve NogayĢalarımız Nogaylara dinlettirilmez. Bütün bunlar Derneklerin Tüzükleri doğrultusunda değil, kiģisel anlayıģlar içinde çalıģtığının göstergesidir.bu saydıklarım iģin Kültürel Boyutu idi. Birde, YardımlaĢma ve DayanıĢma yönü var bu iģin, burada iģ Yöneticilerin becerisine kalıyor. Ġlk icraatda yönetim Kurulları fedakarlık yapar üyelere YardımlaĢma ve DayanıĢmanın önemini kavratırsa gerisi çorap söküğü gibi gelebilir. Sabantoy Organizasyonlarının finasmanı dıģında hiçbir dernek köyleri veya Ģehirdeki köylüleri gezerek dernekciliği anlatmaz. Herhangi bir dernek Sabantoy haricinde, bir Nogay köyüne gidip oranın halkı ile istiģarelerde bulunmaz, gerek sosyal, gerek bireysel anlamda derneklerin verebilecekleri hizmetler ve bu hizmetlerin organize Ģekilleri anlatılmaz. Federasyon oluģturulması için yapılan çağrılar sadece çağrıda kaldı, Cemil SÜTBAġ kardeģimiz sitesini bu iģe kanalize etmek için dernekten ayırdı ama taziye mesajlarından baģka siteyi ziyaret edip, Federasyon çalıģmalarına katılım veya ne yapabilirim diyen yok. Herhangi bir toplanılma durumunda (cenaze,düğün,bayram gibi) akıl veren faaliyet için yol gösteren çok, haydi dendiğinde ortada kimse kalmıyor. Bu cennet vatanı bölmeye çalıģanlar bile devlet nezdinde bizden daha çok itibar görürken biz Nogaylar ve dernekleri bir siyasi parti temsilciliği gibi bir yanlıģ anlaģılmaya düçar olduk. Sabantoy davetiyesi götürdüğümüz iktidar milletvekili bize Ģunu söylemiģtir. KardeĢim siz. Partilisiniz gidin Ģenliğinizi o parti ile yapın. Öte yandan Devletin resmi istatistiklerinde Kulu Ġlçesinin 4 ( dört ) Nogay köyünden iktidar partisi % 86 gibi bir oy almıģ, bunun karģılığı falan partilisiniz yaftasımı olmalı? hayır biz Nogaylar bunu hak etmiyoruz. Öyleyse bu görüntü ve bunun müsebbipleri Nogay camiasının kaderi olmamalıdır. Öz Nogay milletvekilimiz dahi bize mesafe koymuģtur. Hangi partiye mensup olursa olsun bizim içimizden biri ise sahip çıkma mecburiyetimiz vardır. Dernekçiliğin siyasi görüģü olmaz Dernek siyaseti her türlü görüģü içinde barındırmakla yükümlüdür. Sağcı, solcu, dinci, ateist kim olursa olsun Eğer ben Nogay ım diyorsa; Nogay derneği onu kabul etmek ve ona da gerektiğinde hizmet etmek durumundadır. Sürçü lisan ettimse Nogay Camiasından özür diler,bütün Nogaylarıma sağlık ve mutluluklar dilerim. Savlukbankalınız. Nogaytürk 5 4

55 Y A Z A R S A Y F A S I Akif KARA Evet söze Ramazan orucu ile baģlamıģtık öyle de devam edelim ; Ankara da geçirdigim 10 günlük oruçlu günleri bırakıp Hollanda ya dönerken elbette insanda bir burukluk oluyor. Ġnsan en çokta her gün 5 vakit okunan ezan sesinden ayrılmak istemiyor ama ne yapalım biz gurbetçilerin kaderi böyle yazılmıģ. Oruc ayı Ramazan, Türkiye de olduğu gibi gurbette de güzel. Bu sene Ramazan ın 10 gününü Ankara ve köyde geçirdikten sonra ömrümün yarısından çok fazlasını geçirdiğim Hollanda ya geldim. Ramazan da ve her zaman tek aranan, beģ vakitte okunan, O güzel ezan-ı Muhammedi. Geri tarafı belki burada daha coģkulu ve ecirli. Çünkü bulunduğun ülke bir hıristiyan ülkesi. On altı milyonun içindeki Müslümanlar, ben Ġslam ı yaģayanlar için senelerdir bunu söylerim, Ġslam elçileri hem de büyük elçileri. Çünkü bu elçiler ekmeğini kazanmak için geldikleri bu küfür diyarına aile efradını buraya getirmeyi, memleketine yurt yuva yapmayı düģünmeden önce, ibadetini yapabilecek bir ibadethane, yani cami yapmıģtır. Bu gün artık müslümanların yaģadığı her Ģehir ve ilçede bir cami mevcuttur. Bir çoğu da semaya yükselen tek ve çift minareli olmak Ģartı ile. Bu Ģeref bu ecir herkese nasip olmaz. ĠnĢallah yarın huzuru mahģerde bu yapılan eserler emeği geçenlerin, destek olanların karģısına gelecek, mizan terazisinin sevap kefesine konacaktır inģallah. Evet söze Ramazan orucu ile baģlamıģtık öyle de devam edelim ; Ankara da geçirdigim 10 günlük oruçlu günleri bırakıp Hollanda ya dönerken elbette insanda bir burukluk oluyor. Ġnsan en çokta her gün 5 vakit okunan ezan sesinden ayrılmak istemiyor ama ne yapalım biz gurbetçilerin kaderi böyle yazılmıģ. Nasibi buralara serpilmiģ, kadere rıza göstermekten baģka da bir seçeneğimiz de yok olduğuna göre. Zaten aģina olduğum gurbet hayatı Türkiye den uçağa binip, bir iki saat havada uçtuktan sonra, artık yerini gurbetteki yaģantı alıyor ve öyle de oldu. 40. Senedir yaģadığım ülke Hollanda semalarına girdiğimizde artık gurbete değil, ikinci adresimiz olan, Lahey deki evime geldigimde Türkiye den ayrılırken içime doğan burukluk bir nebze gitmis oldu. Çünkü çocuklarıma, torunlarıma, aileme kavuģmuģtum. ġimdi eksik kalan bir Ģey vardı, onu da camiye giderek gidermek lazımdı. AkĢam iftarından sonra benim de emeğim geçtigi Lahey in merkezinde bulunan Mescid - i Aksa Camii nin avlusundan içeri giripte, Türkiye de belediyelerin kurduğu iftar çadırını görünce, iģte fedekar gurbetçi budur dedim. Evet, iftar çadırı buraya ayrı bir coģku, bir neģe getirmiģ ; çünkü çadırda iftar edenler Türkiye deki gibi ekserisi sadece bir milletin mensubları değil, belki ülkenin insanları vardı. Endonezyasından, Javasından, Taylandından, Afrika ve Orta Dogusuna kadar bir çok ülkeden insanlar bir masa kenarına toplanmıģ, o aç, susuz geçirdikleri uzun günü unutmuģlar ; ellerini açıp Allah ım Senin için oruç tuttum, verdiğin nimetlerle orucumu açtım, verdiğin nimetlere binler kere Ģükürler olsun diyorlardı. Arkasından topluca kılınan teravih ve cami çıkıģındaki selamlaģma, kucaklaģma görmeye yaģamaya değerdi. Çünkü kendi ülkemdeki insanlar iģte bu samimiyete hasretti. Çünkü mahalle camisi cemaati birbirini tanımıyordu, ancak Konyalı Konyalıyı, KırĢehirli KırĢehirliyi tanıyordu. ĠĢte gurbette bir Ramazan, iģte gurbetteki samimiyet. ĠnĢallah bu gibi kaynaģmalar Türkiyemize de geri rücu eder, yani geri gelir. Selam ve dua ile Nogaytürk 5 5

56 Y A Z A R S A Y F A S I Necdet ÖZEN Nogay Türk balası bolup, aldıngı caslık künlerimdekindiy azlıkmız dep mıgaymay, özözüme bizde köp ekenmiz,endiği calgız tuvulmuz dep aytar boldum.bu aruv curtumuzda Nogay Türk lerindin barlığın sürdüriyik atın yaģatayık cas ciğitlerimiz sav bolsunlar. Köydün sırt cağından kelip küntuvar cağına tuvra akkan Porsuk suvundun köy cağında kalgan merasına Macirler Ģayırı dep aytarlar. KöbünĢek Ģorak topraktır.biyerden Ģıgarılgan Ģorak toprakman iri tobandı karıstırıp kesilgen kerbiģmen yasalgan üyleri bolgan,aranı,ambarı,samanlığı,karkası,onlardı iģine algan kerbiģ kalavlarıman azbarga koranta denilgen bir Nogay köyünde tuvdum.köyümüzdün canasasında bolgan eki köyde bizdiy Nogay köyüdür.bulardan artık bizdiy söylegen,adetleri bizdiy bolgan ama özlerine Kırım Tatar degen köylerde bardır.memleketim EskiĢehir din birkaģ mallesindede yene bizdiy Nogay Tatarı bolgan kalk oturur.olardın köbüsümende cuvukluğumuz,tuvganlığımız bardır.toylarda,bayramlarda köyümüzge tolusurlar.ġeerge barganda bizlerde olardın üylerinde kalırrmız.adetlerimiz,söylevlerimiz birdir. Köyde mektepti pitirip,ģerde okup iģime ĢalıĢmaga baslap orta caslarıma kelmeden atamdan Nogay Türk lerinden bolganımızdı,bu kün Romanya degen devletke berilgen topraklarımızdan doksanüģ maciri bolup 1890 senelerinde atalarımdın kelgenin,ondan evelisi kayerlerde ekenimizdi bilmegenlerin üyrendim.aradabir kelgen Ģerde bolgan bazı kisilermen karģılaģkanda özleri mendiy söylep adetlerindin tutası bizkindiy bolgan bazı kisilermen,kartlarındın; kaysı köydensin dep sorap, mende köyümdü aytkanda maga karap: - Sen Nogay sın, degenleri esime cer etti. - Men kimmen?, - Atalarım kim? Dep özözüme tüsündüm.aldında koluma Müstecep Ülküsal akamdın yazgan (Dobruca ve Türkler) kitabı geģti.üyerde adetlerimizdi,dobruca denilgen o zamanlar toprağımız bolgan cerge cerleskenimizdi.bizden burunda üyerde gene Nogay Türk lerindin bolganın,sorakı vakıtta Dobruca dakı Tatar milletindin Kırım kanlığından kelgenin,bunlardın iģinde Nogay lardında bolganın üyrendim.izınlarda köyüme kelgende yasalgan adetlerimizdi,oynalgan oyunlarımızdı közüm adlına akelgende; kalkımızdın bu gadar azlık bolmaganın,taga köp kisi bolmamız kerekkenin tüsündüm. Memleketimizdin köp cerinde ĢalıĢkan üģün Konya dın AkĢeer din köylügünden bir cas ciğittin Nogay bolganın,uyaktada birkaģ köydün barekenin üyrendim.samsun da bir balıkģı teknesinde yene cas bir ciğit özlerindin Nogay bolganın köp eveli cerlesken üģün tillerin mutkanların ayttı. Bular mıyımdı ep oyaladı. Kart NaĢatam dında Konya,Ankara bette köylüklerden birevinde Bandırma dan ketme bir tuvganımızdın bolayığın ama Dobruca dan köģüp kelyatkanda coytkanların aytkanıda esimden Ģıkmadı.Künler geģip emekli bolup birazda kartayganson bilgisayar,internet degen Ģiylerdi özözüme üyrendim. Bu vakıtkaģekte bazı kitaplar neler tabıp okup bizim köylermen mallelerdekiler kadar bolmaganımızdı anladım. Ne bolganımızdı,kaytip kelgenimizdi, kaydiy soyumuzdun kırılganın Nogaytürk 5 6

57 Y A Z A R S A Y F A S I Necdet ÖZEN azakayda bolsa üyrendim. Ġnternet degen canı Ģıkkan Ģiyde karayatkanda Ankara man Konya köylüklerinde er cıl Sabantoy yasalganın,derneklerimizdin bolganın,anlap bu sabantoylardan birevine ketkende menim köyümde ne adetler bar bolsa aynısındın biyerdeki köylerdede bolganın,adana Ceyhan da gene bizlerden köp kisidin bolganın,bu kün Rusya degen cerde Kuban, Dağıstan cerlerinde Nogay Türk lerindin bolganın,üyerlerden kelgenlerdi körgende anladım. Olarman tabısıp konuģtuk. Rametli NaĢatam(biz naģbabayda diymiz)dın tuvganların taptım. Bu köylerdin kalkındın Ankara da Konya da Kulu da dernekler kurganın,memleketimizden Avrupa ga ĢalıĢmaga ketip cerleskenlerdin bile Kurultay cıyıp dernekler kurganların kördüm. Dağıstandakı Nogay larımızga bıyaktan ketilgenine Ģahit boldum.köp kıvandım,süyündüm. ĠĢte kurulgan bu denekler,yasalgan sabantoylar, kurultaylar kuvanmama sebep bolsada bulardın iģinde en köp süyüngenimde Cas Nogay ciğitlerindin internet te kurgan sitelerindin,porumlarındın ceri baģkadır diymen. Birde menim en köp kuvanganlarımdan birevide gene cas ciğitlerimizdin kayratıman Ģıgarılıp eki sayısı yayınlangan,sorakı sayısıda internette yayınlanıp bizdi süyündürgen NOGAYTÜRK dergisidir. Bu saygan Ģiylerden sora bir Nogay Türk balası bolup, aldıngı caslık künlerimdekindiy azlıkmız dep mıgaymay, özözüme bizde köp ekenmiz,endiği calgız tuvulmuz dep aytar boldum.bu aruv curtumuzda Nogay Türk lerindin barlığın sürdüriyik atın yaģatayık cas ciğitlerimiz sav bolsunlar. Nogaytürk 5 7

58 Y A Z A R S A Y F A S I Aziz ÖZĠL ĠĢleyen demir pas tutmaz prensibini iģleve sokmak için ilk aģamada derneklerde gençlere yeterince yer sağlanmalı. En önemlisi Gençlik kolları oluģturulmalı. Ya da varolanın sürekliliği sağlanmalı. Bu yazıyı okuyan büyüklerimiz hiç serzeniģte bulunmasın. Gençleri derneklere çeken ortamlar ve imkanlar olmadıkça bu sürünceme devam eder. Son zamanlarda derneklerin iģlevsizliğinden çok bahsedilmekte. Bence bunun sebebi iletiģimsizlik ve Ģahsi sorunlar. Derginin geçen sayısında derneklerin birleģmesi gerekliliğinden oldukça fikir alıģveriģi yapıldı. Bunun yapılması bence kaçınılmaz olmalıdır. Bu zaten oldukça geç kalınmıģ bir yapılanma olacaktır. Nogay Dernekleri Federasyonu. Derneklerde gençleri genelde göremezsiniz. ĠĢlevsizliği biraz da buna bağlıyorum. Yapılan bir iģin ilk baģta ruhu genç olmalı ki ömrüde uzun olsun. Bundan yıllar önce Ankara'da bir Nogay derneğinin, ikamet ettiğim Keçiören'de bir faaliyet düzenlediğini, buraya tanıdığım tanımadığım bir çok Nogayın toplandığını, buralarda kitaplar, hediyelik eģyalar dağıtıldığını, kısacası Nogaylık adına birģeyler yapıldığını görünce çok heyecanlanmıģtım. Hemen bu tür faaliyetler içine dahil olmak katkıda bulunmak istemiģtim. Nogayların tarihi hakkında yazılmıģ bir kitabı yetersizde olsa bir çırpıda okuyup taktir etmiģtim. Daha sonraki yıllarda baģka dernekler kuruldu ve faaliyetler artmaya baģladı. Cemil SütbaĢ'ın kurduğu Nogay Türkleri Bülteni ise sanal ortamda daha sonralarda kurulacak olan Nogay siteleri için lokomotif oldu. Bu siteyi gördüğümde o dönemde köyümüz Akin için bir site kurmak istedim ve bir taslak oluģturdum. Bu çalıģmamı duyan Cemil abi Bültende birlikte çalıģmamızı teklif etti. Bende seve seve kabul ettim. Hazırladığım birçok çalıģmayı Bültene aktardım, tasarımını değiģtirdim ve bir yıl kadar güncellemelerde yardımcı oldum. O dönemde sevgili Aziz SütbaĢ Bülten için bir forum kurmuģtu. Bültenin arayüzünü değiģtirdiğimde forumunda tasarımını değiģtirdim ve geliģtirdim. Daha sonraları çeģitli sebeplerden dolayı forumu Bültenden ayırmak zorunda kaldık ve Nogay gençleri ile birlikte NOGAY FORUM kuruldu. Kurucuları gençler olmasındandır, Nogay Forum zamanla genelde gençlerin oluģturduğu bir ortam haline geldi. Her Nogay gencinin aklı fikri forum oldu. Gençler kültürlerini, tarihlerini araģtırma yoluna koyuldu, öğrendi, öğretti, paylaģtı. Faaliyetler hakkında birilerinin lokomotif olması Ģarttı. Bu zaten sağlanmıģ. Geriye vagonları ardı sıra eklemek kalmıģ. Tabi bunu yaparkende lokomotifi de sürekli güçlendirmek lazım ki vagonlar yerinde saymasın. Bence Ģu anda tam anlamıyla bu gerçekleģiyor. Artık vagonlar çekilemez durumda. Kara trenlerden hızlı trenlere geçmemiz gerekiyor. Bunun içinde FEDERASYON bence kaçınılmaz. ĠĢleyen demir pas tutmaz prensibini iģleve sokmak için ilk aģamada derneklerde gençlere yeterince yer sağlanmalı. En önemlisi Gençlik kolları oluģturulmalı. Ya da varolanın sürekliliği sağlanmalı. Bu yazıyı okuyan büyüklerimiz hiç serzeniģte bulunmasın. Gençleri derneklere çeken ortamlar ve imkanlar olmadıkça bu sürünceme devam eder. Yapılan iģlere saygım sonsuz. Bunlar sayesinde gençler daha da bilinçlendi. Bu bağlamda büyüklerimize ve dernek yöneticilerine teģekkür ederiz ki, manevi destek bir Ģekilde almamız sağlandı. Gençler Sabantoy kavramını öğrendi. Yapılan iģler görüldükçe gençlerde bir merak uyandı, Nogaylık bilinci uyandı. Verilenleri yetersiz görenler araģtırmalara yöneldi. Yapılanları eksik bulanlar birģeyler yapmaya çalıģtı. Nogaytürk 5 8

59 Y A Z A R S A Y F A S I Aziz ÖZĠL Bu tetiklemelere cevap olarak gençlik oluģumunu hareketlendirmek amacıyla derneklerle iletiģime geçtik. Nogay Forum gençliğini resmi bir yapılanma haline getirmek, daha faydalı faaliyetlerde yer almak istedik. Fakat dernekler tarafından ya yanlıģ anlaģıldık ya da biz çok yanlıģ yaklaģtık ki kendimizi Nogay Gençleri Derneği oluģumunun içinde bulduk. Bir dernek çatısı altında olmanın getirilerini görerek birliğin sağlanmasının önemini birkez daha anlamıģ olduk. Diğer derneklerin gençlere duyduğu ilgi ve imkansızlığın verdiği etkiyle bu dernek için henüz erken olduğunu anladık ve derneğe son verdik. Fakat bu hiçbir zaman gençlerin yapılanamayacağı anlamına gelmez. Biz dernek kurarak gençlerin kendi baģınada bir yol alacağını göstedik. Nogay Forumu daha fazla anlatmaya gerek yok. Nogay Gençliği forum sayesinde bence hatrı sayılır bir potansiyel haline geldi. Bu potansiyeli kullanmak ancak Federasyonla olur kanaatindeyim. Aksi halde gençler faaliyet olarak dar kalıpların dıģına çıkamayacaktır. Gençlerin birliğinin bozulacağını düģünmüyorum, ancak lokomotif birliğinin sağlanması için dua edebilirim. Gerek dernek olsun gerek Gençlik kolları olsun gerekse forumlar sayesinde olsun, Nogay gençleri bir oluģuma aç durumda. BaĢka bir grup Nogay gencinin Nogay Gençleri BirleĢtirme Platformu oluģumu buna bir örnek. Nogay Gençleri Derneğinin kapandığı sıralarda kurulan bir oluģum. Sayın Ömer Akkurt hem gençlerle hemde dernek yöneticileriyle görüģmeler sağlayarak gençlik hareketlerine bir örnek teģkil etmekte. Görülüyorki bir oluģum hem Nogaylar için hem de gençleri için kaçınılmaz. Bu aynı kulvarda ancak birlik ile istikrar kazanır. Birlikten kuvvet doğar prensibi unutulmamalıdır. Gençlerin A Nogay derneği B Nogay derneği çatısı altına girmesi imkansızdır. Nogaylar böyle bir kutuplaģma, gruplaģma altına girmesi beklenmemelidir. Nogay Dernekleri Federasyonu altında tüm nogaylar birleģtirilmesi, Nogayların menfaatine olur. Birlik sağlanarak birçok sorununda ortadan kalkacağı kanaatindeyim. Buradan Nogay Derneklerine çağrıda bulunmak istiyorum. Birlik olun. Hareket için güç kaynağı olun. Arkanızdaki vagonları ve eklenecekleri doldurmak için ise gençler heyecanla beklemektedir. Buna inanıyorum. Nogaytürk 5 9

60 ġ Ġ Ġ R Mehmet TAġKIRAN BĠR TOY CASALIR NOGAYLARDA, KÖRSENĠZ ÜYKEN KULLUK ĠġĠNDE, KOLABALAR TĠZĠLĠR TOYLARDA, CERSĠNĠZ ÜYKEN MOLLUK ĠġĠNDE. ATA TUVAR SOYAR,UVLI DA KOY, TUTASI ATASINDAN COL ALIPGOY, KARASABAN CEGĠLĠP,BASLAR TOY, BARSANIZ ÜYKEN COLLUK ĠġĠNDE. SIYPALIR KARĠPLERDĠN CAVURUNU, CĠGĠTLER ISLAR TASTIN AVURUNU, SIPRADI KURGAN NOGAY TORUNU, AġASANIZ ÜYKEN BALLIK ĠġĠNDE, ĠSSĠ KÜNGE SALKIM SARKITTIK, NOGAY ADETĠN KAYTĠP BERKĠTTĠK, ATASIBASGAGA NOGAY KÖRGÜTTÜK, KARASANIZ ÜYKEN ġenlġk ĠġĠNDE. KUL MEHMED"GE KÜYÖZ BOLDUNUZ, KÖNGÜLDEN,KÖNGÜLGE TOLDUNUZ, SEGĠZ AVULGA BĠRLĠK KONDUNUZ, YAġANIZ ÜYKEN DĠRLĠK ĠġĠNDE. Nogaytürk 6 0

61 N O G A Y T Ü R K SADECE ĠSTANBUL DA DEĞĠL ANKARA, ĠZMĠR, KONYA VE TÜRKĠYE DEKĠ TÜM ĠL VE ĠLÇELERDE UYUġTURUCU DENEME/ KULLANIM YAġI 15 E VE DAHA DA AġAĞISINA KADAR DÜġTÜ. SĠGARA VE ALKOL DENEME/ KULLANIM YAġI DA UYUġTURUCUYLA AYNI. 15!.. Nogaytürk - 61

62 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ Bike bir basına kaldı eki balasıman.gene iģler bardı,mallar sıyırlar tavuklar bardı karayıgı,üydeki ballardın telaģı bardı. Bir oyaka bir buyaka cuvurdu, kıslık ciyeklerini hazırladı. Bir zaman sonra kısta keldi. Aksamları radyodu alıp tınlaytandı. Pili tavsuldumu akeldiretandı. Kün tuvuyatırı edi,erttemendin suvugu cataktan cengi turgan bikedin iģine iģleme basladı.titredi. Odadın iģi birtikiy ıģık aldıgından carı aydınlıktı.gözleri ıģıkga alıģga gadar töseginden turmadı.cataktın canındaki kibritge uzanıp gaz lambasını cagtı.lambadın titreytan ıģıgı odadı carıttı. Tösekten turup,canında catgan kisige karadı,ta uklabıyatırı edi.turgutmaga pek makıl bolmadı.odadan Ģıgıp aģenege ketti.ocaktı cagıp Ģaydın suvunu saldı.ġaydın suvu kaynaga gadar cerge sıpra bezini cayıp,sıpra astını saldı.telli dolaptan Ģökelek,cuvurt sarımay, zeytin ne barsa saldı sıpraga Kümesge barıp tavuklardı cemledi,astlarındaki cımırtgalardan dörtöv beģov alıp aģenege keri ketti.ocakga saldığı su kaynabyatırdı. Suga Ģaydı kattı,dolaptaki tostakaydaki süttü aldı Ģayga kattı.terezedi aģıp iģgerdeki dumandı celledi sonra raflardan tostakaylardı,kasıklardı alıp sıpraga saldı.eptek kabından kalakayman bazlamadı çıkardı,bir tanede cayma salıp üstüne su çırptı.epteklerdi de sıpra bezine salıp aģenedin kapısını kapap kerisin keri odaga kirdi.bayı ta catıbyatırıydı. Koluna türttü. - Yasin,yasin,tur gayrı.üyle boldu.hadi tur sıpra hazır,ģay suvumasın. Bayı gözlerini yarı aģıp bikege karadı. BiĢiyler homurdanıp, -Aruv.Sen ket men kelyatırman bike,dedi. Bikesi, - Uklap kalma tünevinkindey gene,keģ kalmıyak bakģaga.ballardı da turgut. Bayı, -Tamam dedim bike,keteģ gayri Bike aģenege barıp cımırtgalardı koltabaga sındırdı.ġayga sütmen tuzdu da katıp karıstırdı.ġömüģmen tostakaylarga Ģaydı kuydu.keri turup ballardın cattığı odaga ketti.ballarda Catıbyatırıydılar.Ekövüne birden türtüp bakırdı ballarga, Nogaytürk 6 2

63 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ -Üylen boldu turunuz gayrı,hadi tez bolunuz. Ballardın ekevüde zorman turdular,sıyaka Ģıkıp tenha bir yerde Ģaptırıp çeģmege keldiler,betlerini cuvup aģenege kirdiler.babaları sıpraga oturgan Ģayını iģibyatırıydı.hemen canına oturup onlarda eptek cemeğe basladılar.bike de kelip oturdu.bazlamadan üzüp cımırtgaga bandırdı. Karınlarını arüv etip toyurduktan sonra ballar sıyaka Ģıktı,bike sıpradı toplamaga basladı.yasin kisesinden bir cigare Ģıgarıp cagtı.derin bir nefes aldı öksürmege baģladı.bikesi, - ĠĢmeta nav soykadı.bir aruv taslabedin. Birtda baslap kaldın. Yasin, - Taslıyakman, ballarda oksuredi men iģgende.biģiyde anlamayman zaten.. -Aruv etersin aģe,dedi bikesi. Bike sıprabezini toplayıp sıyaktaki tavuklardın aldına Ģırptı.Cerdi sıpırgıģman sıpırıp bılaģıklardı cuvmaga basladı. Yasin'de aranga ketip sıyırlarga karadı., aldılarına cemmen saman töktü, attlardı bıraz tımarlap süydü. Onlardında aldına cem tögüp astlarındaki pisliklerdi küredi. Küredigi pislikleri kolarbasına cıgıp sıyakta yerlerine töktü.arandan Ģıgıp agılga kirdi.koyunlardın,toklulardın cemini berip astlarını temizledi sonra ĢeĢmege barıp kolunu betini cuvdu.sıvazladığı paçasını düzeltdi. Ballar sıpradan tutup kümesge ketgendiler.kümesteki cımırtgalardın hepsini toplap bir ekevünü cerge tüsürüp sındırdılar. Üken bolgan bala,kiģikiyge, - Aytıyakman,seni aytıkayman anamga. Sındırdın cımırtgalardı dep bakırdı. KiĢikiy bala cıladı cılıyak bir gözmen, -Men de sen aytıyakman.mende seni aytıyakman anamga.tünevün töbelestinya,aytıyakman iģte.. Eki balada bakırıp Ģakırıp aģenege bardılar. Barmalarıman susbaları bir boldu. Anaları, - Ne bakırasınız gene ĢoĢkalar,ne boldu? dedi Ballardın ekevüde bir avuzdan, -Ana,ana cımırtgalardı topladık. Keteyikbe gayrı? dediler. Anaları, - Ketiniz Ģurdan gavur ĢoĢgalar.kayerge ketiyiksiniz bu saatte? Anavyerde cal bar,onu itge beriniz. Sokmanız hayvanga.tiymeniz. Ballar, -Yok ana ne sokması, süyemizbiz onu,oynaymız. Anaları, Nogaytürk 6 3

64 -Hadi ordan,cal ciyatırıkende kuyrugunu tartıpyatırı ediniz tünevün.tislep oturur sonra. - aruv,tiymeyiz aģe.. Nogaytürk 6 4 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ Ballar GarabaĢtın canına barıp tastan oyulgan calakga caldı kuyup ittin ciyiģini seyretmege basladılar.hayvan caldı pitirip avzunu calapyatırkende babaları keldi. - Netesiniz ekevnüz birden bu yerde? - Ġtge cal berdik baba. - Aferim sizge. Hayvanlarga aruv davranınız onlardı süyünüz,eziyet etmeniz da.. Hadi barıp anandan azıkdı alda bakģaga keteyik gayrı. Ballar, - Bizde mi ketiyikmiz bakģaga baba? - Ketmiyiksiniz me? - Ballarman oynamaga ketiyidik. - Aruv aģe ketiniz. Aranga keri barıp atlardı Ģıgardı.Arbadı hazırladı.atlardı arbaga koģtu.hepsini bir tamam etti.sonra aģenege barıp bikesine karadı.o da azıktı hazırlap Ģıgıyatırdı. Ekevüde gonuģmadan kapıdı kapatıp arbaga aketyikleri eģyalardı saldılar, colga Ģıktılar. Ketiyikleri cer cakındı. Arbada Ģalgı, bir toprak testi, azık Ģantası kapkacak bardı.bostanlardı sulap,yoncalardı Ģalıp, bavdaki cüzümlerdi toplıyaklardı. BakĢaga bardıklarında arbadaki azıklardı bir agaģtın tuldasına saldılar.yasin atlardı ĢeĢip bakģadın iģine yoncalardın bolduğu yerge çaktı. Biraz soluklanıp iģge basladılar. Yasin, elinde Ģalgı yoncalardı Ģalmaga basladı.arada bir toktap çalgıdın avzunu kayradı.bikesi ise harımdın tısındaki deredin suvunu bakģaga çevirdi. Arklardan akgan sularga biraz karap biryaktan da bostandı sulamaga basladı. Su arkga toluyatırkende de bos turmayıp gızargan tomatislerdi bir kapga toldurdu. Tomatislerden sonra kambalalardı toplama basladı. Sonra arktın suvunu değiģtirip paklalarga geģti. Kavunlardı,karpuzları cıynastırıp saldı.gene arktı değiģtirip üylege kadar heģ gonuģmadan çalıģtılar. Yasin köp yerdi Ģaldı.Kanaat akelip bavga geģti.bavdun olgunlaģgan cüzümlerini sepetlerge toldurmaga basladı. Yorulgan bolsa kerek agaģtın astına gelip kölgege uzandı. GüneĢ iyice töbege çıkmaga baslagan edi.uklap kaldı. Bir zaman sonra bike de topladıklarını hep bir araga cıydıktan sonra canına keldi. Bikede yorulgandı.alnından tamla tamla ter sızıpyatırdı. Toprak testideki suga karadı,suvuktu. Bir bardak toldurup iģti. Sonra bir kapga kuyduğu cuvurtga su töküp takta kasıgman iyice togudu. Eki tane kasık alıp ayrandın yanına saldı.tuzunu atıp birtta karıstırdı.ġantadan bıģaktı kaplardı Ģıkarttı. Sıprabezini cayıp hepsini üstüne saldı. Topladığı tomatis,biber ve kambalalardan biraz akelip tuvradı. ġarpaga sardığı kalakayman bazlamadı da Ģıgardı. Anav bir kaptaki Ģökelekti sonrada haģlangan cımırtgaman kumpurdu saldı sıpraga. Bayını turguttu. Bayı turup arktaki suda betini cuvdu kelip otordu sıpraga.ekevü barabar cemege basladılar.

65 Nogaytürk 6 5 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ Kırda yemek cemek,üyde cemekten ta arüvdü. Adamdın iģtahı ta köp aģıladı. Biryaktan bazlama,kalakay,anav yakta bostanda dalından ccangı üzülgen tomatis,kambala,biber,kavun veya karpuz,kaysını canın Ģekerse onu alasın. AĢık havada agaģtın dallarının hıģırtısı,cardeki yemyeģil otlar, kuģlardın sesleri, köyde oynaytan ballardın bakırtıları, coldan gelip geģgen arbalardın sesleri, topraktaki karıncalar,börtüler böcekler, tosbağalar Karınlarını toyurduktan sonra yasin gene iģinin basına ketti. Bike sıpradı topladı,bılaģıklardı alelüsül cuvup Ģantaga saldı. Sonra o da iģinin baģına bardı. Ballar keldi aklına.eptek cemege kelmediler dedi özü özüne.herhal emmilerinin üyünde cediler. Yoksa Ģimdige gadar kelirlerdi dedi. Üyleden sonra hava serinlemege basladı. Bu günlerde telaģeleri bardı. Onun üģün üyge erken ketiyiklerdi.aketiyiklerini toplayıp bakģadın tısına saldı. Bavga barıp bayına yardım etmege basladı sonra bir ara toktap, - Hadi keteyik gayrı,kelirler belki. ta üyde yasayağım bir sürü iģ bar dedi. Yasin de, - Nav sepetlerdi ısla kötereyim dedi. Omzuna aldıgı sepetti arbaga tasıdı,sonra bırtda,bırtda,bırtda Bikesinin tuvar tibine saldığı bostanlardıda arabaga salıp,atlardı bayladıktan sonra özleride mindiler. Akırın akırın taslı topraklı colda diğerģiktin colda Ģıgardıgı seslerdin eģliginde köyge bardılar. Bike köyge bardıktan sonra ballardı Ģakırdı.hepsi barabar arbadı bosalttılar.sonra aģenege girip ballardın sıprasını hazırladı.ballar epteklerini ceditken sonra sıpradı topladı, uyerden aranga ketti beģ altı tane sıyırları bardı,onlardı savdı.sütlerdi aģene akelip tastarmınan üken bir kazanga süzdü.kazandı ocakga salıp ocaktı Ģalı Ģırpıman caktı.bayı agıldı temizlep bolgandı.agılga bardı, ballarına koyunlardın baslarını ıslatıp özü sütlerini savup aldı.onlardı da aģenege aketti.sütlerdin hepsini üken bir kapga gene tastarman süzüp saldı.bunu da kaynatıyaktı. Sıyaka Ģıgıp tavuklarga cem, itge cal berdi. Üydün aldını Ģalı sıpırgıģıman temizliyatırken de köy colunda bir toz bulutu kördü.bayına Ģınladı, - kaynatamlar mı keliyatırlar,dedi Alamanya'dan bugün yarın kayınatasıman kayınanası keliyekti.onlardı beklep turulardı. Köy colundaki toz bulutu köyge kirdi. Ak,üken bir arba edi. Mezarlıktın üyerden,camidin yanından üylerinin yanına gadar keldi. KaĢ yıldır kelmeytan ediler.dört cıl bolgandı en son. Bu sefer ketiyatırganda bayını da alıp aketyiklerdi.eki üģ yıl sonra da belki özüde ketiyedi. Yasin, bikesi, balları,yakındaki komsuları karģıladı arbadı. Babasının sonra anasının kolunu aldı yasin,sonra bikesi balları.hepsi hoģ geldiniz dep ayttılar. Köyden arbadın keldiğini körgen komģular, cuvurup keldiler.ballar bakırıp Ģakırdılar,

66 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ - Ayem keldi,atam keldi Ayem keldi,atam keldi O telaģta üyge kiribyatırkende Yasin'din emmisi,emmisinin balları, akrabaları keldi.anav köylüler de cetiģtiler. Hepsi sıyakta hoģ geldiniz dep ayttılar. Köbü kerisin keri ketti,kalganlarman barabar üyke kirdiler. KenĢek,yasinmen barabar hemen gaz lambalarını caktı,ortaga da bir lüküs lamba alıpsaldı.lüküs lambadı da cakganıman üydün iģi iyice aydınlandı. KenĢek,gözüaydınga kelgenlerge eltilerimen, kenģeklermen barabar Ģeker tuttu,ģay saldı,sıpra hazırladı.aksam epteğini kalabalık cediler.kalgan komsularda akırın akırın ketmege basladılar.sonra özü özlerine kaldılar. Kayınatasıman kayınanası Alamanya'dan akeldikleri hediyelerdi ballarga berdi. Bir aruv oyuncaklar bardı iģlerinde.gonuģatan bebekler cürüytan arbalar,dıgıratan biģiyler.özüne de entari,ayna, tastar, kapkacak akelgenlerdi.kenģek utanıp,kayınatasına, kayınanasına kısık sesminen, - Ne zamet ettiniz ana,baba dedi. Bayına da üken bir kutu akelgenlerdi.ġģinden Ģıkardılar kutudun. Kayınatası, balası Yasin'ge, - Kara bir,ne eken bu? dep ayttı. Bayı evirdi Ģevirdi karadı biģiy anlamadı.üstünde yazılar,tüymeler bardı. - Bilmeymen aka dedi. Babası, -Gavurdun icadı ulum. Dedi. ĠĢinde adam barday aytadı.ne bolsa aytadı cırlaydı. -Alla alla,kaydiy biģiken sosu bu? dedi Yasin. Baba, - Alamanya'da bundan köp bar.bu yerde ta cok olay dedi.sonra ballardın birövünü Ģakırdı, -Ket ananındı Ģakırıp kel dep ayttı. Bala aģenege cuvurup anasını Ģakırdı.Hepsi toplandılar odaga.akası Ģantadan birköp biģiy Ģıkardı, - Bunlarga pil diydiler bunlarman ĢalıĢadı soyka dedi. ġıgardığı pillerdi o kutuga taktı sonra arkasından biģiy uzattı.tarttıkca uzaytan bir Ģıbık.. - Buga da anten diydiler,sesti bu toplaydıken, Odada gene Alla Alla sesleri yükseldi.gözlerdin hepsi o kutudaydı.kahverengi,avur biģiydi.ġģinde canatan bir lambası,üstünde yazıları bolgan uzun bir camı bardı. Akası ne gadar akırın hareket etse de anavlar bir o kadar sabırsızlanıp turdular. Nogaytürk 6 6

67 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ Adam bir tüymedi çevirdi.canatan lambadın boldugu cerde bir Ģıbık sağga solga hareket etetandı.bir baģka tüymedi Ģevirdi,kutudan cızırtılar keldi. Hepsi birden susup tınlamaga basladılar.akaları tüymedi Ģevirdikce ses düzeldi.anlamadıkları bir tilde biģiyler aytıbyatırdı. - Bu alaman radyosu dedi akası. Tüymedi her çeviriģinde -Bu Moskof radyosu,bu büküreģ radyosu, bu iran bu Ģam radyosu dep ayttı. Sonra toktadı, bırttda Ģevirdi.Bu sefer türkce gonuģupyatırdı. Hepsinin bir acayibine ketti makine. Biraz korktu kenģek, bıraz ĢaĢırdı.Susup tınladı aytıklarını anlaytandı. Özlerindey bolmasada konuģtukları til bizim tilimizdi. - Aha taptım, bu da Ġstanbul radyosu.. dedi aka, Hepsi barabar tınlamaga basladılar,.. Evlerinin önü yoldur Yoldan geçen karakoldur. Ballar hopladılar,zıpladılar,ģorģudular,sordular, - Ata,ata bunun iģinde adam mı bar? - He,adam bar kiģikiy kiģikiy adamlar,dedi. Hepsinin bir tuhafına ketti,essaktan adam mı bardı iģinde,yok canım kayerde bolsun sosu dedi kenģek özü özüne. Ballar da inanmadılar,karadılar makinaga, - Buga kaydiy sıyyak adamlar,dediler. Bir yaktan radyodu tınlap bir yaktanda köydü gonuģtular.kim ölgen,kim kalgan,kim üylengen,kimdin balası bolgan,kim ne etgen tutas hepsini tek tek ayttılar kartman kurtgaga. KenĢek catmadan avel bir ayakģay saldı,sıpra hazırladı.barabar cep sonra cattılar. Erttemen kenģek erken turdu malları,koylardı cemledi,sütlerini savdu,tavuklarman itge karadı.çaydı salıp sıpradı hazırladı.kün tuvmay beri bir oyaka bir buyaka cuvurup turgandı.ketip bayını, ballardı Ģagalardı turguttu, anasıman akası da turdu,hepsi barabar epteklerini cediler. Nogaytürk 6 7

68 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ Kisilerge bardak Ģay yasap berdi.kene radyodu tınlap oturu ediler. O gün kelgen ketgen kop boldu,tutas köylerden gözaydınga keldiler.akası, kelgen ketgen üģün bir koy kestirdi.kelgen ketgenge cedirdi. Bir eki gün sonra kelgen ketgendi ardı ayağı kesildi.özü iģlerine töndüler,bavga bostanga karadılar,mallardı savdular.ballar, capcangı oyuncaklarımınan köydün iģinde gıdırıp turdular,akranlarının gözlerini kızdırdılar. Yasin radyodu hergün bostanga akelmege basladı.coruldukca aģıp tınlaytandı.üģ dört kün sonra bayı, akasımınan barabar Gonyaga ketti. O da akasıman bir bolup Alamanyaga ketiyikti.keri keldiklerinde süyünüpyatırı ediler.ketiyekti.bayı köydeki akranlarından en avel ketiyik bolgandı.ġģinden küyezlendi.bayı kettikten sonra özünüde ballarman barabar aketyikti. Her gün bostanga ketetandılar.o gün güneģ töbege Ģıgıp baryatırdı.bayman bike yorulup tuldadın astına keldiler,suvuk suvdu iģtiler oturup solukaldılar.yasin gene radyodu aģtı.bir türkü cırlabyatırdı,. Dağlar seni delik delik delerim, Kalbur alır toprağını elerim Aman aman. Bike bu türküdü kop süyatandı.ġģi bir hoģ, gözleri yaģlanganday bolup tınlabyatırganda bayı, -Tur üyge bar,karnım aģıktı dedi. Bike bıras ta oturup turtu biģiy aytmay.bayı bakırdı bu sefer, - Tur hadi gayri - Kapa aģe navdu da kelgende tınlayım,dedi Ģugul Ģugul cürüp ketti. - Boldu kapıyatırman dedi arkasından bayı.kapadı. Özüde süyatandı bu türküdü.kelgende barabar tınlarmız dedi iģinden. Bike üyge bardı,sıpradı hazırladı,epteklerini cedirdikten sonra topladı,bılaģıklarını cuvdu,bayının azıgını hazırldı, ittin calını berip kerisin keri bavga ketti.bayının azığını berip canına oturdu. Yasin, - nav turküdü tınlayak endi, dedi. Radyodu aģtı. Nogaytürk 6 8

69 E R T E N G Ġ Hakan B E N L Ġ - kani cokta,baska biģiyler aytadı sosu,dedi bike. Tüymelerdi Ģevirdiler, anyerimen niyerimen oynadılar,gene coktu. O zaman anladılar ki türküdü Ģalgan zamanında tınlamak kerek eken. Ekevüde birbirlerine karap küldüler. Künler gene bavman,bostanman ĢalıĢmaman keģti.kün keldi bayının ketiyik künü keldi. Köy gene toplangandı baslarına.kalabalık,ballardın Ģakırtısı, kiminin cılayıģı Bayı,kayınatasıman kayınanası herkesminen helallesip arbaga mindiler kol sallay sallay üydün aldından colga Ģıktılar.Özü bir yaktan eltileri anyaktan arkalarından su döktüler. Balları ta biģiyden anlamanga,oynap külüp cürü ediler. Bike bir basına kaldı eki balasıman.gene iģler bardı,mallar sıyırlar tavuklar bardı karayıgı,üydeki ballardın telaģı bardı. Bir oyaka bir buyaka cuvurdu, kıslık ciyeklerini hazırladı. Bir zaman sonra kısta keldi. Aksamları radyodu alıp tınlaytandı. Pili tavsuldumu akeldiretandı. Her ay bir mektup keldi bayından,mektupmunan barabar para da Bazı kün boldu gardaģımınan,bazı kün kaynı,eltisimen üken Ģeerge ketip telefonda bayıman konuģtu.üģ sene dedigin göz aģıp kapaga kadar geģti.o yaz bayı calgız keldi.alyaklarını beryeklerini hazırlap bir eki hafta sonra ballarımınan Alamanyadın colunu tuttular. O radyo kaldı özlerinden hatıra,yasindin emmisinin uluna. Ta castı,cangi cetip keliyatırdı.o tınladı serin yaz,suvuk kıģ aksamlarında,o cıladı bazen türkülermen bazen küldü anlatganlarımınan. O radyo senelerce köyde elden elge gıdırdı Antalya / güllük Nogaytürk 6 9

70 N O G A Y K Ü L T Ü R Ü Asim ġeyh - Ali Ulı Hasan Basri Eryiğit in Karatay Çerkezya, Koban ve Dağıstana yaptığı bir gezi esnasında, kendisine hediye edilen, kiril alfabesiyle basılmıģ olan AĢim ġeyh Ali Ulı nin ÖSĠYET isimli kitabında yer alan bir eseri Edildi Alsa Koban Bar ı sizlerle paylaģmak istedik. Kitabı kiril alfabesinden latin alfabesine çeviren ve Nogaycamıza kazandıran Hasan Basri ERYĠĞĠT e emekleri için teģekkür ediyoruz. Sosi yatlavdı Kazı Tuvgan XVII-nĢi ömirde Yem, Yayık, Edil boyların cungar baskınģılar basıp alganda yazgan. Yayıktı aldı, Yemdi aldı, Edildi aldı, Tendi aldı, Endi almagan ne kaldı? Agalardın kolınnan Talpıy turgan kustı aldı, Endi almagan ne kaldı? Bası sayın baslavlı, Baslavının Bası sayın kıslavlı Kara Duvan Masak degen yerdi aldı, Endi almagan ne kaldı? Yegerine bu énci Ayırı örkeģli tüye aldı, Savarına bu ménci Saylap saylap biye aldı, Endi almagan ne kaldı? ġayına salar may aldı, ġaykap iģer tuz aldı Endi almagan ne kaldı? BurĢaladan köylekli, Burkısıgan yıparlı, Burnında Dana kümis alkalı, Tamagının astında Sarı altın tüymeli, Ayga, künge tiymegen, Edem betin körmegen, On bettegi érüvge Tiye yazıp az kaldı. Yemdi alsa Yayık bar. Yayıktı alsa Edil bar. Edildi alsa Koban bar. Kobanda Ayırı kuyrık saban bar. Kobanda Taram taram togay bar, Togay tolı Nogay bar. Bar tabılar yok keter, Esen kolga mal biter. Nogaytürk 7 0

71 TEL : CEP : KONYA KULU

72 M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA Nogayların günümüzde ayrı bir yazı dilleri olmasına rağmen, bu yazı diliyle yazılan ve basılan eserlerin sayısı çok azdır. AraĢtırmacılar, basılan eser sayısının gün geçtikçe azaldığını, Nogay yazı dilinin geleceğinin tehlikede olduğunu belirtmektedirler. Nogay Türkleri günümüzde dillerini, dinlerini, kültürlerini, gelenek ve göreneklerini hâlâ yaģatan bir Türk boyudur. Bildirimde size Nogay Türklerinin konuģup yazdığı Nogay Türkçesi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, ses bilgisi (fonetik) konusundan bahsedeceğim. Nogaylar yüzyılımızın baģına kadar göçebe olarak yaģamıģlar, bu hayat tarzlarını dil ve edebiyatlarına da yansıtmıģlardır. Günümüzde ayrı bir yazı dilleri olmasına rağmen, bu yazı diliyle yazılan ve basılan eserlerin sayısı çok azdır. AraĢtırmacılar, basılan eser sayısının gün geçtikçe azaldığını, Nogay yazı dilinin geleceğinin tehlikede olduğunu belirtmektedirler. Nogay Türkçesi yazı dili olarak Türk lehçeleri içinde tarihî Kıpçak koluna girer. Kıpçak lehçeleri içinde Aral-Hazar bölgesi lehçelerinden biri olan Nogay Türkçesi; yine bu grupta yer alan Kazak, Karakalpak ve Kırgız Türkçelerine yakın bir lehçedir. Nogay Türkçesinin üç ağzı vardır. Bunlar; Ak Nogay, Kara Nogay ve Asıl Nogay ağızlarıdır. Edebî dil, Ak Nogay ağzına dayanmaktadır. Ak Nogay ağzı, Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti sınırları içinde konuģulmaktadır. Bu ağza eskiden sadece "Nogay" denmekteydi. Kara Nogay ağzı, Dağıstan Muhtar Cumhuriyetinde konuģulmaktadır. Asıl Nogay ağzı ise Stavropol Krayının Açikulak ve Koyasula bölümlerinde konuģulmaktadır. Bu ağızlar arasında hem fonetik ve morfolojik olarak, hem de kelime hazinesi bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Lehçe tasniflerine bakıldığında 1922 yılında Samoyloviç, Radloff'un tasnifini esas alarak yaptığı tasnifte; Nogay Türkçesini Tav Grubu nun içinde Bugünkülerden baģlığı altında verdiği 16 lehçe arasında değerlendirmiģtir (Arat, 1953: 99). Baskakov, Nogay Türkçesini, genel olarak ikiye ayırdığı Türk lehçeleri içinde, Türk Dillerinin Garbî Hun dalı ana baģlığı altında göstermiģtir. Bu grubu da genel olarak dörde ayırmıģ ve Nogay Türkçesini Kıpçak Grubu içinde yer alan Kıpçak-Nogay bölümünde göstermiģtir (Arat, 1953: ) te ReĢit Rahmeti Arat; Németh ve Samoyloviç'in tasniflerinden faydalanarak ses özelliklerini esas alan bir sınıflandırma yapmıģtır. Bu sınıflandırmada Bu bildiri 1. Uluslar arası Nogay Türkleri Bilgi Şöleni nde sunulmuştur (9-10 Mayıs 2008). 2 Yrd.Doç.Dr., Gazi Üniv. Gazi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi. Nogaytürk 7 2

73 M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA Nogay Türkçesi Tav Grubu (ayak, tav, tavlı, kalgan): ġimal Ģeklindeki grubun dil özelliklerini taģımaktadır (Arat, 1953: ). 1991'de Talat Tekin, ses özelliklerine dayanarak bir tasnif yapmıģtır.. Bu tasnifte Nogay Türkçesini önce tawlı grubu nda,daha sonra bu gruptaki qos- alt grubunda ele almıģtır (Tekin, 1991: ). Ahmet B. Ercilasun, Türk kitlesini baģlıca üç gruba ayırmıģtır; buna göre Nogay Türkleri Kuzey Türkleri, Kıpçak Türkleri veya Kuzey-Batı Türkleri (Bazin e göre Merkez Türkleri) Ģeklinde isimlendirilen grupta yer almaktadır (Ercilasun, 1997: 77-78). Günümüzde Nogay Türklerinin yaģadığı, dolayısıyla Nogay Türkçesinin konuģulduğu bölgelerden bazıları Ģunlardır: Dağıstan Muhtar Cumhuriyetinin Nogay Bölgesi, Kızılyar, Babayurt, Hasavyurt, Tarumovka Bölgeleri, Stavropol Krayı'nın Neftekum Bölgesi, Koçubey Bölgesi (Karamurza Köyü) ve Mineralnıyvod ġehri (Kanglı Köyü), Çeçen-ĠnguĢ Muhtar Cumhuriyetinde Kargalin, Turum ve ġelkovskoy Bölgeleri, Karaçay-Çerkez Cumhuriyetinde Adıge Habl ve Habez Bölgeleri (Erkin Yurt, Erkin Halk, Adil Halk, Üyken Halk, Kızıl Yurt, Kuban Halk ve Kızıl Togay Köyleri), Çerkessk ġehri, Prikubañ Bölgesi'ndeki Put Ġlyiça Köyü, Romanya'nın Dobruca Bölgesi, Türkiye'de Konya ve EskiĢehir'in bazı köyleri (Kalmıkova, 1969: 14). 15. yy.dan itibaren Arap alfabesini kullanmaya baģlayan Nogaylar, ihtilâlden sonra 1928 yılına kadar bu alfabeyi kullanmayı sürdürmüģlerdir yılında Lâtin alfabesine geçen Nogaylar, 1938 yılında da Kiril alfabesini kullanmaya baģlamıģlardır (Kalmıkov, 1988: 211). NOGAY TÜRKÇESĠ TRANSKRĠPSĠYON ALFABESĠ KĠRĠL LATĠN A a A a Aь aь Ä ä Б б B b B в V v Г г G g Д д D d E e E e (ye) Ë ë Yo yo Ж ж C c З з Z z Nogaytürk 7 3

74 M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA KĠRĠL LATĠN И и Ġ i Й й Y y К к K k Л л L l М м M m Н н N n - нъ - ñ О о O o Оь оь Ö ö П п P p Р р R r С с S s Т т T t У у U u Уь уь Ü ü Ф ф F f Х х H h Ц ц Ts ts Ч ч Ç ç Ш ш ġ Ģ Щ щ ġç ġç Ъ ъ (SertleĢtirici iģaret) Ы ы I ı Ь ь (YumuĢatıcı iģaret) Э э E e Ю ю Yu yu Я я Ya ya Nogay Türkçesi alfabesinde e (ye) harfi kelime baģında ye sesini karģılar, kelime için de ise e dir. Kelime baģında e ünlüsünü göstermek için Э iģareti kullanılır. Ayrıca Rus alfabesinden geçen ve bazı çift sesleri ifade eden ë (yo), ц ts, щ Ģç, ю yu, я ya gibi harfler bulunmaktadır. yu ve ya dıģındaki harfler sadece Rusça kelimelerde kullanılmaktadır. NOGAY TÜRKÇESĠNDEKĠ SESLER VE BAZI SES OLAYLARI Nogay Türkçesinin alfabesi dokuz ünlü ve yirmi iki ünsüzden oluģmaktadır. Kiril alfabesindeki sıraya göre ünlüler Ģunlardır: a, ä, e, ı, i, o, ö, u, ü. Ünsüzler Ģunlardır: b, v, g, d, c, z, y, k, l, m, n, ñ, p, r, s, t, f, h, ts, ç, Ģ, Ģç. Ses değiģmeleri incelenirken; Nogay Türkçesi ile Eski Türkçe ve yabancı dillerden (Arapça ve Farsçadan) alınma kelimeler karģılaģtırılmıģtır. Bazı ses olayları Ģunlardır: Ünlüler: Nogay Türkçesinde Türkiye Türkçesinden farklı olan ünlüler Ģunlardır: Nogaytürk 7 4

75 M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA ä ünlüsü; a-e arası, düz, ince ve geniģ bir ünlüdür. i ünlüsü; düz, yarı ince ve dar bir ünlüdür; ı-i arası bir sestir. Ünlülerle ilgili ses olayları: Kalınlık-Ġncelik Uyumu: Bu uyum Nogay Türkçesinde güçlüdür: Soravlar, kıskartılgan, üyleri, sözdiñ. Düzlük-yuvarlaklık uyumu ise yoktur. Ünlü DüĢmesi: Unut-> mut-, yumusa-> yumsa-, tınıģ + ay- > tınģay- (dinlen-). Ünlü Türemesi: ders (Ar.) > deris, rızk (Ar.)> ırızkı. Ünlü DeğiĢmesi: nevruz (Far.) > navruz, bugday (ET) >biyday, tavar (ET)> tuvar, yogurt (ET) > yuvırt, toġ- (ET) > tuv-, ögren- (ET) üyren-, teg- (ET) > tiy-. bıyıl. Ünlü BenzeĢmesi: haber (Ar.)> habar, mirza (Far.) > mırza, bu kün (ET) > bügün, bu yıl (ET) > Ünsüzler: Nogay Türkçesinde v ünlüsü Türkiye Türkçesinden farklı olarak w sesine denktir. g ünsüzü ince ünlü yanında farklı (egin), kalın ünlü yanında farklı boğumlanır (agaģ). ñ ünsüzü akıcı bir damak ünsüzüdür. Kelime ortasında ve sonunda bulunur. h ünsüzü sızıcı bir gırtlak ünsüzüdür. Kelime baģında ise v, g, c, f, ts, ç, Ģç bulunmaz. Bu tür kelimeler yine yabancı dillerden gelen kelimelerdir. Ъ sertleģtirici iģaret ve ь yumuģatıcı iģaret olarak, Rusça kelimelerde bulunmaktadır. Ünsüzlerle ilgili ses olayları: Nogay Türkçesindeki ünsüz değiģmeleri aģağıda gösterilmiģtir. ç>ģ: korkunç (ET) > korkınıģ, çık- (ET) > Ģık-, aç- (acık-) (ET) > aģ-, çag (ET) > Ģak, uģ- (ET) > uç-, üçün (ET) > üģin. Ģ>s: taģ (ET) > tas, kuģ (ET) > kus, yapuģ- (ET) > yabıs-, baģ (ET) > bas, eģit- (ET) > esit-, beģ (ET) > bes. g>v: sogık (ET)> suvık, saġ (ET) > sav, toġ- (ET)> tuv-, sag (ET) > sav, agıl (ET) > avıl, agır (ET) > avır, agız (ET) > avız, bagır (ET) > bavır. c->y-: Arapça ve Farsça kelimelerde görülür: cehennem (Ar.) > yahanem, cevap (Ar.)> yavap, can (Far.) > yan, cema at (Ar.) > yamagat, ciğer (Far.) > yiger. -k->-g-: Ġki ünlü arasında k sesi tonlulaģır: kılık seniñ kılıgıñ (huyun), bak- bagıp (bakıp), çık- Ģıgıp, tayak tayagı, tamak seniñ tamagıñ. -p->-v-: Ġki ünlü arasındaki p, v ye dönüģür: tapıp (ET) > tabıp> tavıp, yapıp (ET) > yabıp > yavıp (yap- fiilinden, örtüp), tepip (ET) > tebip > tevip. 3 ts ve sç Rusça kaynaklı kelimelerde kullanılmaktadır. Nogaytürk 7 5

76 > yabıp > yavıp (yap- fiilinden, örtüp), tepip (ET) > tebip > tevip. g>y: ügil- (ET)> üyil-, baġla- (ET)> bayla-, teg- (ET) > tiy- (değ-). p>b: yapuģ- (ET) > yabıs-, peygamber (Far.) > bayhambar. M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA (ayın)> g: Arapça kelimelerde bulunan ayın sesi Nogay Türkçesinde g ye dönüģür: cema at (Ar.) > yamagat, kana at (Ar.) > kanagat. t>d: ti- (ET)> de-, ten (Far.) > den. g>k: gayret (Ar.) > kayrat, çaġ (ET) > Ģak. m>p: ötmek (ET) > ötpek (ekmek), duģmân (Far.) > duģpan. b>m: boyın (ET) > moyın, bin->min- d>y: kedim (ET) > keyim, tod- (ET)> toy-. v>y: DeğiĢim b>v>y Ģeklindedir: tebe (ET) >teve> tüye. f>b: kefen (Ar.) >kebinlik, fa l (Ar.) > bal. f>p: fayda (Ar.)> payda, fakir (Ar.) > pakır, (Ar.), efendi > äpendi. h>k: hor -gör- (Far.) > kor, tahte (Far.) > takta, Hudâ (Far.) > kuday. h->ø: hakkında (Ar.) > akında, hareket (Ar.) > äreket, Allah (Ar.) > Alla. BenzeĢme: onnan (ondan); ĢaĢ (saç). Ünsüz ĠkizleĢmesi: açıg (ET) > aģģı (ekģi); isig (ET) > issi (ısı). Ünsüz TekleĢmesi: cehennem (Ar.) > yahanem, kuvvet (Ar.) > kuvat. Ünsüz DüĢmesi: yıgla- (ET) >yıla-, vasiyet (Ar.) > ösiyet. Ünsüz Türemesi: îmân (Ar.) > ıyman, Ünsüzlerin Yer DeğiĢtirmesi (Metatez): yagmur (ET)> yamgır. Hece KaynaĢması (Kontraksiyon): oġul (ET) > ul, akaģ- (<alıp kaç-), äkel- (<alıp kel-, getir-), äket- (<alıp git-, götür-). Nogay Türkçesini Eski Türkçe ile karģılaģtırdığımızda, Nogaycada bazı kelimelerdeki seslerin de değiģmediği, aynen muhafaza edildiği görülür. Verilen örnekler Orhun Abidelerindeki kelimelerle Nogay Türkçesindeki kelimeler karģılaģtırılarak tespit edilmiģ ve anlamı aynı olanlar seçilmiģtir. Ses değiģikliği olan kelimeler buraya alınmamıģtır. Örneklerde önce Nogay Türkçesindeki kelime, daha sonra da Orhun Abidelerindeki kelime verilmiģ ve anlamı gösterilmiģtir: Aluv- (NRS, 39); al- (OA, 102): almak. Altı (NRS, 39); altı (OA, 102): altı sayısı. Altın (NRS, 39); altın (OA, 102): altın. Ara (NRS, 44) (ara); ara (OA, 103): arasında. Arka (NRS, 46) (arka, destek), arka (OA, 104): arka. Nogaytürk 7 6

77 Artık (NRS, 47); artuk (OA, 104): fazla. AĢav (NRS, 54): yemek yemek, beslenmek; aģ (OA, 104): yemek. At (NRS, 51); at (OA, 104): ad, isim. At (NRS, 52); at (OA, 104): at, hayvan. Aytuv (NRS, 30); ayt- (OA, 105): demek, söylemek. Az (NRS, 27); az (OA, 105): az, çok olmayan. Azık (NRS, 28): azuk (OA, 105): azık, gıda, yiyecek. Bar (NRS, 70); bar (OA, 105): var, mevcut. Baruv (NRS, 70); bar- (OA, 105): varmak, gitmek. Basuv (NRS, 73); bas- (OA, 106): basmak, bastırmak. Batuv (NRS, 74); bat- (OA, 106): batmak. Bay (NRS, 66); bay (OA, 106): zengin. Bilüv (NRS, 81); bil- (OA, 107): bilmek. Bir (NRS, 81); bir (OA, 108): bir Birigüv (NRS, 82); birik- (OA, 108): birikmek, toplanmak. Biz (NRS, 79); biz (OA, 109): biz. Boluv (NRS, 84); bol- (OA, 109): olmak. Boz (NRS, 83); boz (OA, 109): boz. Böri (NRS, 87); böri (OA, 109): kurt. Bu (NRS, 87); bu (OA, 110): bu. Bulıt (NRS; 90); bulıt (OA, 110): bulut. Er (NRS, 437); er (OA, 112): adam. Kaluv (NRS, 142); kal- (OA, 116): kalmak. Kalın (NRS, 142); kalın (OA, 116): kalın. Kan (NRS, 143); kan (OA, 117): kan. Kar (NRS, 147); kar (OA, 117): kar. Kara (NRS, 147); kara (OA, 117): kara, siyah. Katuv (NRS, 155); kat- (OA, 117): katmak. Kelüv (NRS, 159); kel- (OA, 118): gelmek. Kelin (NRS; 159); kelin (OA, 118): gelin. Kıluv (NRS, 199); kıl- (OA, 119): kılmak. Kılınuv (NRS, 200); kılın- (OA, 119): kılınmak. M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA 4 Artık kelimesi Eski Türkçede yuvarlak ünlülüdür (artuk). 5 Nogay Türkçesi sözlüğünde yemek anlamındaki aş kelimesi türemiş olan aşa- fiilinde mevcuttur. 6 Azık kelimesi Eski Türkçede yuvarlak ünlülüdür (azuk). Nogaytürk 7 7

78 Kırk (NRS, 201); kırk (OA, 119): kık. Kız (NRS, 196); kız (OA, 120): kız, kız evladı. Kızuv (NRS, 197): 1. ısınmak, 2. kızmak, hiddetlenmek; kız- (OA, 120): kızmak, hararetlenmek, ateģlenmek. Kızıl (NRS, 197); kızıl (OA, 120): kızıl, kırmızı. Kim (NRS, 166): kim, ne; kim (OA, 120): kim. Kirüv (NRS, 167); kir- (OA, 120): girmek, sokulmak, dalmak. Konuv (NRS, 172); kon- (OA, 121): konmak. Koruv (korı-) (NRS, 174); korı- (OA, 121): korumak. Korkuv (NRS, 173); kork- (OA, 121): korkmak. Nogaytürk 7 8 M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA Kök (NRS, 177): gök, mavi, yeģil; kök (OA, 121): mavi, gök rengi, yeģil, gök, semâ. Köl (NRS, 178); köl (OA, 121): göl. Körüv (NRS, 181); kör- (OA, 122): gör-. Köz (NRS, 176); köz (OA, 122): göz. Kul (NRS, 186); kul (OA, 122): kul, köle, esir. Kum (NRS, 187); kum (OA, 122): kum. Kün (NRS, 193); kün (OA, 123): gün, gündüz; güneģ. Men (NRS, 221); men (OA, 124): ben. Meniñg (N); meniñg (OA, 124): benim. Ne (NRS, 235); ne (OA, 124): ne. Ol (NRS, 244); ol (OA, 125): o. On (NRS, 246); on (OA, 125): on. Öl- (NRS, 259); öl (OA, 126): öl-. Öz (NRS, 255); öz (OA, 127): öz, kendi. Sansız (NRS, 287); sansız (OA, 127): sayısız, hesapsız. Semiz (NRS, 294); semiz (OA, 128): semiz, besili. Sen (NRS, 294); sen (OA, 128): sen. Sür- (NRS, 316); sür- (OA, 129): sürmek. Tañ (NRS, 333); tañg (OA, 131): tan, Ģafak, sabah vakti. Temir (NRS, 344); temir (OA, 131): demir. Ter (NRS, 346); ter (OA, 131): ter. Til (NRS, 350); til (OA, 132): dil. Tigüv (tik-) (NRS, 349); tik- (OA, 132): dikmek. Tilev (NRS, 351); tile- (OA, 132): dilemek, istemek. Tirilüv (NRS, 352); tiril- (OA, 132): dirilmek, yaģamak. Tiz (NRS, 349); tiz (OA, 132): diz.

79 Tok (NRS, 354); tok (OA, 133): tok. Ton (NRS, 356); ton (OA, 133): elbise. Tutuv (NRS, 367); tut- (OA, 134): tutmak, yakalamak. Tün (NRS, 370); tün (OA, 135): gece. M A K A L E Dilek ERGÖNENÇ AKBABA Unav (NRS, 383): istemek; unama- (OA, 136): tasvip etmemek, razı olmamak, kabul etmemek. Üzüv (NRS, 387); üz- (OA, 137): kesmek. Yan (NRS, 463); yan (OA, 138): yan, taraf. Yana (NRS, 463); yana (OA, 138): yine, tekrar. Yarav (NRS, 466): yaramak, yakıģmak; yarama- (OA, 138): yaramamak, yakıģmamak. Yaratuv (NRS, 467); yarat- (OA, 138): yaratmak, meydana getirmek. Yatuv (NRS, 472); yat- (OA, 139): yatmak, uzanmak. Yıl (NRS, 128); yıl (OA, 140): yıl, sene. Yılkı (NRS, 128); yılkı (OA, 140): hayvan sürüsü, at sürüsü. Yok (NRS, 124); yok (OA, 141): yok. Yol (NRS, 124); yol (OA, 141): yol. Yoruv (yorı-) (NRS, 126); yorı- (OA, 141): yürümek, gitmek, hareket etmek. Yorıtuv (NRS, 126); yorıt- (OA, 142): yürütmek, harekete geçirmek. Yüz (NRS, 446); yüz (OA, 142): 1. yüz, çehre; 2. yüz sayısı. Görüldüğü gibi Türkçenin yazılı en eski metinleri olan, 8. yüzyıla ait Orhun Abidelerindeki pek çok kelime, bugün Nogay Türkçesinde ses değiģikliği olmadan ve aynı anlamıyla mevcuttur. Eski Türkçenin Uygur ve Karahanlı dönemlerine ait metinler de incelenirse bu örneklerin çoğaltılması mümkündür. ġekil olarak aynı, fakat anlamı Nogay Türkçesinde değiģmiģ olan pek çok kelime de bulunmaktadır. Ancak bu kelimeler incelememizde yer almamıģtır. TeĢekkür ederim. KAYNAKLAR: ARAT, R. Rahmetî, 1953: Türk ġivelerinin Tasnifi, Türkiyat Mecmuası, X. cilt, Ġstanbul, s. 86. ERCĠLASUN, Ahmet B. 1997: Türk Dünyası Üzerine Makaleler-Ġncelemeler, Akçağ Yay., 2. Baskı, Ankara. ERGĠN, Muharrem 1992: Orhun Abideleri, Ġstanbul. BASKAKOV, N.A. 1963: Nogaysko-Russkiy Slovar, Moskva. 1966: Nogayskiy Yazık, Turetskiy Yazıkı, Moskova, s ÇENELĠ Ġlhan, 1985: Nogay Atasözleri, Türklük AraĢtırmaları Dergisi, Marmara Üniv. Fen-Ed. Fak. Yay., Ġstanbul, s Una- fiilinin Orhun Abidelerinde olumsuz Ģekli (unama-) mevcuttur. 8 Yara- fiilinin Orhun Abidelerinde olumsuz Ģekli (yarama-) bulunmaktadır. Nogaytürk 7 9

80 B Ġ R B Ü Y Ü Ğ Ü M Ü Z NOGAYTÜRK 1945 Kırkkuyu doğumluyum. Babam Recep 1978 de, annem Cumaziye 1984 de Hakkın Rahmetine kavuģtular. Ġkisi kız beģi oğlan yedi evlatları oldu. Ben en büyükleriyim. Köyümüz, ġ.koçhisar tuz gölüne 6-7 km dir. Kurak bir iklime sahiptir. Türkiye nin en az yağıģ alan bölgesi olarak bilinir. Genel geçim kaynagımız Ģimdilerde tahıldır. Köy nufusunun % 80 nı yurt dıģında çalıģmaktadır. Kulu kazasına bağlı olan köyümüzün vilayeti Konya dır. Mevlana diyarı. Mevlananın hoģ görüsü yayılır Konya ovasına, Kırkkuyu da olanca nasibini alır bu hoģgörüden. Mutlulugu bulabilen,tasalarının yanısıra gülebilen bir köy. Göçün sıkıntılarına, açılarına ragmen ayakta kalabilmiģ, örf ve adetlerine sıkıca bağlı insanların yaģadığı mutluluk diyarı. Dokuz yaģında ilk okula baģladım. Köyümüzde ilkokul yoktu. ġ.koçhisarda ilkokulu tamamladıktan sonra orta öğrenimi Konya Ticaret lisesinde bitirdim. Ozamanlar ticaret liseleri orta birden baģlardı. Ticaret lisesini bitirenlerin tek yüksel okul Ģansı Ġktisadi ve Ticari Ġlimler Akademisiydi ve imtihanla öğrenci alınırdı. Ġstanbul,Ankara ve EskiĢehir de bulunan akademilerde imtihan Ģansımı denedim. Kısmet EskiĢehir Ġktisadi ve Ticari ilimler AkademisiymiĢ da Mürvet hanımla evlendim, 1967 de kızım Didar l972 de oğlum Serdar dünyaya geldi. ġimdi ise Kızımdan iki, oğlum dan bir torunum var de akademiye kaydolduk. Demiryolları binasında bir sene okuduktan sonra TepebaĢında inģa edilen yeni akademi binasına taģındık. Ben gece okudum. Gündüz çalıģtık. Ticaret ortaya devam ederken muhtelif dergileri takip etmek ve genelde tarihi konuları okumak bende bir merak halini aldı. Bu devrede Emel Dergisi ve Türk Kültürü dergilerini tanıma fırsatım oldu. Tatar ve Nogay Türkleri daha çok ilgi alanımdaydı. Türk dünyası hakkında bu dergilerden çok faydalandık. ĠĢ ve okul hayatından arta kalan pek fazla zaman olmasada bulabildiğimiz boģ zaman dilimlerini Türk dünyasıyla ilgilenmeye ayırdık de Akademiden mezun oldum. Kısa devre askerlik görevinden sonra, 1976 yılında kısa bir devre EskıĢehir Mimarlık ve Mühendislik Akademisinde personel müdürlüğü yaptım de Konya ya dönme mecburiyeti doğdu. Muhtelif iģlerden sonra 1979 da Konya çimenro sanayi A.ġ. de çalıģmaya baģladım. SatıĢ müdürüyken 2004 yılının ocak ayında emekli oldum. Nogaytürk 8 0

81 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ BIR KĠġĠYĠK BALADIN KÖZÜMEN ; Közleri gıpgızıl bolgan küneģtin astında, anyakta, niyakta oynıyakman dep. Elleri, tizleri, beti Ģizik iģinde, kabık baylagan caralar, taze turganlar Tereklerge Ģıkyakman havasıman kim bilir kaģ kere cıgılgan cerge. Anası caralı ceylan diydi, her cıgılıp tüsgende, her cıladığında. Közlerinin yaģı toktasın dep. Cogarda, köp cogarda bır avul, tavdın töbesine cakın cerge kurulup cayılgan. Arkasını tavga bergen tömenlerge karaydı. Üken, gocaman bır avul bellemeniz, kiģikiy ; Üyleri kerbiģten, üytebeleri tüz, Ģoraktan. Üylerdin tıs tuvarları appaģık, kireģmen sıvalgan. Colları tar, yeģili, ĢeĢeği az ; kayalık cerge kurulgan. Bır bala tingelip turu avuldun orta cerinde. Cönünü avuldun cönüne bergen, tömenge karaydı. Kara, kısga ĢaĢlı bır bala. Betleri topmak tompak, közleri cımık Bır Nogay balası. KiĢikiy bolsada akılı erip keledi. Kördüklerini üyrendiklerini mıtmıyak casta. Avuldun iģinde bır anyaka bır buyaka gıdırıp turu özü basına. Cel esedi akırın akırın. Tereklerdeki capraklardı okģaganday. Gök kızdıradı, hava cıllı, küneģ töbege Ģıkgan ; ter tamlaydı baladın manayından. Camidin aldında tururken bazı, bır Ģaytan talaz esiberedi aldında. Toprak köteriliberedi havaga. Korkadı ondan Ģaytandan korkganday Ayagında bır sukkuy ayakkap bar, terlegen barmaklarının arası. Lasdiktin karası geģken ayklarına. Astında kara bır pantul bar, tizinin bırövu camavlu. Belinin kemerlerinin birtikiyi sökülgen, avı cırtılgan. Üstünde bir panila bar catık Ģizgili kısga kelip göbegini aģıkta taslaytan. Karamanız siz onun bulay kiyindigine. Hep fukaralıktan tuv, kıtımırlıktan cırtılgan üstü bası libası. Köyge suvukkuydan baska ıskarpin kirmegen, ükenlerden baska ballarga Közleri gıpgızıl bolgan küneģtin astında, anyakta, niyakta oynıyakman dep. Elleri, tizleri, beti Ģizik iģinde, kabık baylagan caralar, taze turganlar Tereklerge Ģıkyakman havasıman kim bilir kaģ kere cıgılgan cerge. Anası caralı ceylan diydi, her cıgılıp tüsgende, her cıladığında. Közlerinin yaģı toktasın dep. Közleri körebildiği gadar ırakga karaydı cogardan. Basını akırın Ģevirip solga, avuldun sol bıyandaki ĢıgıĢta ; harman cerine takılıp galdı, Cogaramanga Nogaytürk 8 1

82 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ Cogaraman birtikiy tüz, birtikiy meyilli bir cer. Avuldun harman ceri hemide otlav ceri. O ga göreyse eki tas salıp top oynadıkları, cuvurup ĢorĢudukları, Ģinik, mık oynadıkları cerdi. Az tömenindeki ĢeĢmedin oluklarında atlardı sulap, arkanlarından tartıp, kerisin keri cogaramanga Ģıgarıp, zikkelirini cerge Ģagıp, bırtta oynamaga basladıkları cerdi. Cogaramandın az cogarında, kayalık, taslık cerdin basladığı ta köp yükseletan bir yer ta bardı. Arkası bır baģka köyge aģılatan, ırak dep ayttıkları ; mallardı, sıyırlardı, tosunlardı caydıkdan sona, toplasıp catırdıkları cerdi. Onun ta anyagı Dipdede Köyü edi. Avuldun iģinden keģetan col, avulday, cogaramandı da ekige ayıratandı. O coldun pitiģinde, coldu kesetan baska bır col ta bardı, üken. PitiĢtikleri cerde bır ĢeĢme bardı. Köbü zaman cuvurup barıp, o ĢeĢmedin olukarında Ģomunatandık oynap. Birtikiy ükenlegende iģine sıymaz bolduk. Kimi kün Cogaramandın asdında çayırda toplasır, su arıgından akkan sudun mırıgından, Ģamırından arba, üy, köprü yasar, kurutup oynardık. AgaĢlardın kölgesine catar uklardık. Aynı cerde avuldun üken balası, cası da toplasırdı. Onlar, bıraz ta tömendeki betondan yasalgan Ala Memetdin havızına kirip cüzerlerdi cazdın künleri. Ala Memet, havızdı bostanını sulamak üģün yasagan. Bizim aklımız ermeydi casalganına. ĠĢi toldumuydu bır adam boyu bolup kelirdi, kiremaytandık. Üken caslar ĢeĢinip kelir mırık sudun iģinde toplasıp oynarlardı. Havız carım boldu mu da bız kirip oynamaga ĢalıĢırdık, korkardık. Köpü kere iģinde bakalardı tasman kovalap öltürürdük. Balamız, Ģimdi bolsa olay birģiy etmezdik zaten. O havızga kirsek çıkamaytandık. Birbirimizdi tartıp çıkaratandık, boyumuz cetmegenine. Bala tingelip turdugu cerden, sol yagına töndü iyice. Cengiz Aytmatov dun Ak Kemi kitabındaki sabiydeydi. Akasının canında kalgan kiģikiy bir sabiy. O balada aynı mınday kayalardan, terelerden ĢorĢup, cuvurup oynaytandı. Belki o kitapdaki baladay calgız tuvdu ama kene de özünü olay hissetetandı. O baladay, üylerinin arkasındaki töbege cuvurup Ģıgıp, kayalarga tırmanıp en köp davedin basına usaydan kayadı süyetandı, kitapdaki tankga usaytan kayadı o baladın süygenindey. tömenge taa tömenlerge karayabilmek üģün parmaklarını dögerek etip gözlerine dayap türbündey karaytandı. Kitapdaki bala ırakdaki akasına, ak kemi deki babasını körmek üģün, oga sesini esittirebilmek üģün karaytandı. Bu da O baladay, avuluna, balalıgına, sagındıklarına Ģınlamak üģün karaytandı. Kayzaman cogaramanga Ģıksalar, o üken agaģlardın astına barırlardı. Sona havızdın o cerden, harımlardın iģinden Topal Mavult dun bakģasına kiretandılar. Kıtımırlık etiyiklar ya, tereklerdeki zerdalilerdi, elmaman armıtlardı ; bavdaki cüzümlerden, bostandaki kambala, kavun, tomatis ne barsa kırkızlap kaģarlardı. Mavult Ata körgenimen, algasap cuvurup Ģıgakelirdi. Azarlay azarlay tasmınan, tayakmınan kovalardı. Köbü kere biz köpten kaģmıģ bolurduk. Amma o pısıp pısıp kelip bazen bizdi ısladımı kaģyak cer karap, kiģikiy mısıklarday dagılırdık. Kimi kün tayak cerdik, aynı kün kene kirerdik bakģaga. Bazı künler o kırkız Ģinüvdey pısıp kelgende, tas atıp eģģovlu eģektin hergeleleri, sütü bızıklar, yaģģamayasıcalar dep azarlar, ta üken terege kadar kovaldıgı bolurdu. Nogaytürk 8 2

83 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ Topal Mavult dun bakģasından Ģıktımıydı koralardın birövünün tibine Ģögüp kırkızladıklarımızdı cep tavüsürdük. Toymasak bu seper Zübüyde Aye din bavına barırdık. Zaten eki bakģada cakındı, tip dipgeydi. Köp korkatandık Zübüyde Aye den, onun üģün pek kirmeytandık bavına, hele bakģasına caklaģamaytandık bile. Aye diymiz ya Osmanlı bike diytanediler, biz bilmeytandık ne bolganını. Tayagını cedikten sonra üyrendik maasap ne bolganını. Zübüyde Aye, Cakıp Ata dın bikesi edi. Kızganda Cakıp Ata dı bile azarlaydı dep esitirdik. Süydümü ayyamay süyerdi bizdi. PeĢtemalinin kisesinden pındık pıstık, seker leblebi Ģıgarıp berirdi. Kene de korkar Ģeginirdik. Menim akranım torunu aytgandı. En son Karakura dep bir köyde körgen O nu. Bir odada, terezedin tibindeki somyada, tösekte catırıken. Basında kınalı ĢaĢlarını cabatan ak tastarı barken. GonuĢamaydıken. Közlerimen Ģakırgan sabiydi canına, karagan közlerine. Közleri iģine çökken kurtgadın... Aklı ermeydiken o baladın o zamanda. Maasap sonradan üyrengen ayesinin ölüm töseginde bolganını. Men de körgenem olay biģiydi. Pek aklımda kalgan tuv amma Cennetkan Aye di mıtmadım, o da olay catırıydı töseginde. Kara kuru bir kurtgaydı. Onunda ĢaĢları kınalıydı. Catalaktı. Öldü ya Alah ramet eylesin. Koyayık gayrı navlardı. Biz Sidametli' di anlatıp turuyduk. Zübüyde Aye' din bavından Ģıktımıydı haman tibindeki coldun bir uģu Gulu' ga anav bir uģu da Dipdede, Karakilise köylerine taman Ģıgadı. Bavdın tam karģısındaki tarla coluna kirdinizmiydi de gene Zübüyde Aye' din tas armıt agaģı bolgan tarlasının canından Üken Terege barılatan. Baska bar mı bilmeymen amma belki de o tas armıt agaģı avıldaki tek tas armıt agaģıydı. Tarladın kenarında özü baģına kocaman bolup tururdu. Gaderinde bardı taslanmak. Kayzaman caz kelse, meyve berip baslasa haman o agaģtın kölgesine barır, cerden tas toplap taslamaga baslardık. Tüsürdüğümüz tas armıtlardı cerden çöplep cerdik. Terekke Ģıgamaytandık, boyumuz ösmediğine cetmeytandı. Armıt desekde olay armıt tuv. Karaga cakın bır rengi bardı. Kuru, Ģireli burusuk birģiydi. Tadı bizge bek aruv kelirdi. O agaģtın az cogarında Gülbar Ayedin bakģası bardı. YemiĢ agaģları, karaagaģlar, bavlar... Köp taga cogarda Ģomunduğumuz ĢeĢmedin de anyagında köktöbe bardı. Essaktan da toprak kökünde bir rengi bardı. AgaĢ ösmeytan bir kiģikiy töbe. Tas armıttın bolduğu col tas, toprak bır coldu. Caz boldumu üstü sıcaktan ipinģe bir toz bolurdu. AvuĢlasan kayıp tökülürdü. O coldun sonu üken tere, anyagı Altılar köyü... O colga kirdimiydi illa baryamız cer Üken tere edi. Bahar boldumuydu toplasıp Ģapten toplamaga Ģıgardık. Avuldun balları toplasır, kolumuzga Ģıbıklardı alır, cangur, Ģamır tınlamay Ģapten Ģöplerdik. Bir zaman sonra mantar toplamaga çıkardık. Üyke keldimi cediğimiz azar canımızga kar kalırdı. Üstümüz baģımız çamır iģinde bolurdu. Caz boldumuydu kene toplasır bu kez aynı coldan üken terege keterdik. Terege barganda, köprüdün canında ĢeĢinip taylak, suvga kirerdik. Bız oynadıkģa suvdun iģinde su Nogaytürk 8 3

84 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ bılanırdı. Köprüden geģgen cayavlarga, atlılarga, at arbalarga karamay, tınlamay cüzerdik. Corulganda tereden Ģıkıp, teredin üstündeki üken kayaga Ģıgar üstünde catardık. Dönüyükge cakında, teredin agaģlarının astında çayırda oynar keterdik. Atammınan barabar ketgendik bu coldun, üken teredin anyagına, Altılar'ga. Birövünde en süydüğüm itti, KarabaĢtı almak üģün anav birövünde de termende un eletmege ketgendik. Ketiyatırkende at arbadı aydagandım. Kelyatırkende de un Ģuvallarının üstünde, betim avzum appaģık bolgan, uklap kelgendim. Karadıgı cerdeki yaģadıkları aklına kelgen saytın küldü bala. Tikildigi cerden, tömendeki harman cerine karadı. Bu yerde de düven aydagandı, atlardı gıdırtgandı, guzulardı bakkandı. Bu harman ceri Zübüyde Aye' din bavının tibindeydi. Avıldan Karadınmıydı harman cerinin onunda Erecep Ata' dın bavı bardı. Uzak bolganından bolsa kerek, o bavga cüzüm kırkızlamaga ketbeytandık. Bir de iģinde meyve terekleri bolmaganına heralde... Erecep Ata' dın bavının on betindeki töbe, avuldun mezarlığı. Mezarlıktın canından köyge kirmek üģün col geģedi. Guludan Ģıgıpda sırasımınan Yayla, Mandıra ve YaraĢlı köylerini geģge kadar cer boyuna cükseledi. En son cükseldiği cer mezarlıktın bolduğu töbe. O töbedin devamı Sidametli. O coldan avulga kiryatırkende mezarlık onunda ; sol bıyagında da Dalluv Ata' dın üyü bar simdi Dalluv Ata man BektaĢ Abiydin üyünün canında Hacı Sabır Ata' dın cangı yasadıgı üy bar -, bu üylerdin cogarında da Erecep Ata' dın üyü bardı. Col mezarlıkdı geģken sona köydün iģine taman on betge kıvrılıp baratandı. Kıvrılmadan tam karģı bette Ali Gazi Ata' man BekiĢ Aye din üyü bardı. Üylerdin hepsi kerbiģten, tısları ak kireģmen sıvalı. Nav ayttıgım üylerden bır tek Erecep Ata' dın üyünün aldında bırkaç kiģikiy agaģ bar. Anav birövlerinde ne agaģ bar ne de baska yeģillik. Hep kaya tolu. Avuldun anyagındaki üylerde azda bolsa kene agaģ bar. ġeģmedin cogarında, Hayati Abiydin üyü, onun canında da hasan Ata2 dın,gümüģlerdin üyleri bar. Ali Gazi Ata' dın üyünün arkasında avıldın eski okulu bar. Bız sıpta okulga baslaganda o üyden bızma cerde, bir köz odası bolgan üyde okugandık. Okulga ayetüvden kiretandık. KiĢikiy biģiydi. Ġçgerdeki odası birtikiy ükendi. Eki terezesi bardı, birövü tavga anav birevü tömenge, avulga karaytandı. ĠĢkerisi karangı bolurdu. Ceri toprak bolganına bazı künler iģinde ot pitkenini körürdük. Sosu bizge gocaman cerdey keletandı. ġimdi ketip karasak o kiģikiy cerge kaydiy sıyganmız dep aģuvlanırdık. Aldında gavak agaģından uzun bır tayak bardı, bayrak asatandık oga. Pek aklım ermeydi amma kenede mıtmapman. Ġlyas Hoca bardı, bizdi okutatan. Ġlyas Hoca, özü köylümüzdü. Bır zaman sona o üyden bızma okuldan tasındık. O üyde AĢuv Aye din halı tezgahıda bardı. Halı togurdu gızlarımınan. Nogaytürk 8 4

85 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ Col ĢeĢmeden sonra az ta cükselip sol betge kıvrılıp Ģıgadı. Az anyagında coldun onunda, tömen bette, köydün iģindeki tek ĢeĢme bar. Tömeninde baģkalar, bakģalardın tibinde ağaģlar kora boyunca yükselediler perdedey.. Kene coldun kıvrıldığı cerdin karģısında Ġbram Ata' dın üyü bar. Rayme Ayem men balları oturup tururlardı. Coldun sol betinde ĢeĢmedin karģısında Necatıp Ata' dın üyü körünedi. Gocaman avlusunun iģinde aranı samanlıgı bardı. Bikesi Nazire Aye. Nazire Aye din ayyamay balası bardı. Balları Mırat en köp emmı ulu Özgürmen oynaytandı. Avuldun balları camidin aldında toplasır, ay kördüm alla, mık, saklambaģ, uzun eģek ta mıttığım bir köp oyun oynap tururlardı. Ala Mamet din balası Özgür, Erecep Ata dın ulu Tamer, Necatıp Ata dın ulu Mırat, AĢay Ata dın ulu Tacettin, Sadık Ata dın ulu Amet, Fevzi Ata dın ulu Selver, Ġbram Ata dın ulu ġenol, ta bir o gadar ta akran bolgan bala Coldun kıvrılıp düzlükge Ģıktığı cerde köydün camisi bar. YeĢil boyavlı, tek minareli tek katlı. Camidin arkasında alasada, AĢay Ata dın üyü turadı. Bakuv Aye, AĢenede tandırdın basında bazlama yasapyatırı. Kokusu da bir keledi ki, kaydiy Kene coldun sol betinde Mavult Dayı' dın üyü, onun arka betinde, Hacı Abdulla Ata' dın, Hacı Sadık Ata' dın üyleri, aranmınan agıl ve samanlıkları bar. Mavul Ata dın üyünün onunda Ramazan Abiy din üyü bar. Bu üylerdin aldında da agaģ cok kene. O camidin bolgan ceri avuldun meydanı bolatandı. ġerģici kelgende sıpta o cerde turur, abrasındaki malardı aģar, avuldun ne gadar bala Ģagası bar bosa, bikeler gızlar cuvurup kelirdi. Bala Ģaga atdın tarttıgı, Ģacdan yasalgan, kapalı cüksek at arbasının etrapını sarıp ĢorĢuytandı. ġerģici Ethem Ata bıryaktan bikelerdin Nav kaģ gayma, anav birövü kaģ gayma dep sorganlarımınan uğraģıp tururdu bır yaktan da ballarmınan Köbü para bermeytandı zaten. Üylerden Ģinikminen arpa biyday akelip tartıp beretandılar. KarĢılığında da ne keletan bosa, ne kerek bosa onu alatandılar. Aynı kene Cengiz Aytmatov du Ak Kemi kitabındakindey, ĢerĢicidin colunu közleytandık bala Ģaga Mezarlıktın astından akırın akırın kelgenini gördükmüydü cuvurup üyge barıp anamızdın peģtemaline cabısırdık, Ana, ata bir Ģinik biyday ber, Etem Ata keldi, tez bol cetiģeyik derdik. O kelgende de keģiboynuzu, lokum, püsküt, sekerli leblebi alıp ciytandık. O cerde bir zaman sona Mavult Ata bır bakkal tükkanı aģgandı. ĠĢinde satılıyak Ģiyden köp, arpa biyday bardı. Köyde yaģaytanlar para cerine tükkandan ne alıyak bosalar cerine Ģinik Ģinik biyday beretandılar. O meydandan cürüdünmü sol bette Kocadın üyü bardı. Köp sona yasaldı o üy. On betinde, AĢay Ata dın üyünün arkasında coldun üstünde ÜĢler Ata dın üyü bardı. Onun canında H. Sabri Ata dın üyü bar O üydün sonunda tömenge bir col ta tüserdi. O col ġükrü Ata dın üyüne Ģıgardı. Heman canında da Faik Ata dın üyü bardı. Avelden ġükrü Ata dın üyünün cakınında Hamit Ata man Hacı Sadık Ata dın, Erecep Ata dın üyleri barken. Nogaytürk 8 5

86 K Ö Y Ü M Ü Z Hakan BENLĠ ġükrü Ata dın üyünün anyagında, coldan bette Ġlyas Hoca dın üyü bardı. Bizim ilkokuldan hocamız edi. Onun canında sıralı bolgan üylerde Hamza Ata mınan Remzi Ata dın üyleri tizliydi. Avuldun iģinden keģetan colman barabar cürügende, Hamza Ata dın üyünün aldında, coldun on betinde eski mezarlık bardı. Mezarlıktın Ģevrelegen koradın pittiği cerden sona baģkalar baģlaytandı, birtikiy ta tömende. Mezarlıkdın bolgan yerde coldun sol biyagında Cakıp Ata man Zübüyde Aye din baģkasımınan üyleri bardı. Gocaman bır bakģaydı. ĠĢinde ĢeĢit ĢeĢit meyve bardı. Alma, armıt, ceviz, badem, kayısı, kiraz, viģne Bahar boldumu her birövü ĢeĢeklenir, cazında salkım saģak meyve beretandılar. BakĢadın iģinde ĢeĢit ĢeĢit güller bardı gızıl, ak, pempe Aynı bakģa iģinde Cakıp Ata dan baska, ulu Memet de oturatandı. Bikesi Gülperi, balası Cakıp Ata dın üyünden sona, H.Kamil Ata dın üyümünen aynı bakģa iģindeki Fevzi Ata dın üyü bardı ki, bu avuldan Ģıgyatırkendeki son üydü. Sosu aytganımız col, avıldın iģinden geģyatırkende en son bu üydün aldına barırdı. Bu üylerdin tömeninde bır ĢeĢme ta baredi. KiĢikiy kurnası tolu tolu su agardı, Olukları sumunan tasardı. Arka beti Ģayırlıktı. O Ģayırlıktın üstüne sonadan avıldın cangı okulunu yasap saldılar. Bizde O eski okuldan Ģıgıp bu cangı okulda okuma baslagandık. Okuldun tibinden bu aytganımız col geģerdi. Coldun üstüde Cogaramandı. Cakıp Ata rametli annatatandı, avelden bizim Nogaylar Moskoflardan kaģıp Ģıgıp kelgenler bu yaka taman. Anlatır anlatır üyretmege ĢalıĢırdı belkide kiģikiy torununa. Torunu Tinlemegen ki heģ birövü aklında kalmaptı. Akalarının Moskoftan Ģıkkanlarını, ne üģün kaģtıklarını, kayerlerge uvrap, kayerlerde neler ettiklerini anlatatandı. Aklında kalganına köre, Ta Rumanyalarga ketgenler, o cerlerden Osmanlıga sıgınıp Angaraga kadar tüsgenler. Ulusta birigip toplasıp, kerisin keri baska cerlerge dagıtganlar. Karamzalıda kalganlar bıraz, sona Köstengilge kelgenler. Bırazı Köstengilde kalgan, kalmaganlarda Sidametlidin simdiki cerine Ģıgıp begengenler. Begendikleri cerde konaklap Eki gardaģtın atını salganlar ; Siyid Amet. Nogaytürk 8 6

87 T A Z Ġ Y E L E R Ġ M Ġ Z Sevim KAYA Ankara-ġ.KoĢhisar - KIRKKUYU Avılından Sevim KAYA Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi AyĢe TEKYILDIZ Konya Kulu - KÖSTENGĠL (Boğazören ) Avılından AyĢe TEKYILDIZ Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Hidayet ÇAKIR EskiĢehir Alpu RIFKIYE Avılından Hidayet ÇAKIR Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Nuriye YELTEKĠN Ankara-ġ.KoĢhisar DOĞANKAYA (Karakura) Avılından Nuriye YELTEKĠN Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Havva ÇATALKAYA Konya Kulu-KÖSTENGĠL (Boğazören) Avılından Havva ÇATALKAYA Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Ümit ÇAKIR EskiĢehir Alpu RIFKIYE Avılından Ümit ÇAKIR Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Nogaytürk 8 7

88 T A Z Ġ Y E L E R Ġ M Ġ Z Ġsmedullah ALTAġ EskiĢehir Alpu RIFKIYE Avılından Ġsmedullah ALTAġ Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Sultan ÖZAT Ankara-ġ.KoĢhisar ġeker Avılından Sultan ÖZAT Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi ġemsettin DAKAK Ankara-ġ.KoĢhisar - AKĠN Avılından ġemsettin DAKAK Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi H. Hamza POLAT Ankara-ġ.KoĢhisar - AKĠN Avılından H. Hamza POLAT Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Naciye DEMĠR Ankara-ġ.KoĢhisar - AKĠN Avılından Naciye DEMĠR Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Naide ALTINTAV Ankara-ġ.KoĢhisar - AKĠN Avılından Naide ALTINTAV Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Nogaytürk 8 8

89 T A Z Ġ Y E L E R Ġ M Ġ Z Hüsniye AYTAR Ankara-ġ.KoĢhisar DOĞANKAYA (Karakura) Avılından Hüsniye AYTAR Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Ġlhan TANRIBAK EskiĢehir Alpu RIFKIYE Avılından Ġlhan TANRIBAK Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Mustafa ÇETĠN Ankara-GölbaĢı AHĠBOZ (Aboz) Avılından Mustafa ÇETĠN Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi GülĢen ÖZAT Ankara-ġ.KoĢhisar ġeker Avılından GülĢen ÖZAT Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi H. Sabri BERK Konya Kulu - SEYĠTAHMETLĠ ( Sidametli ) Avılından H. Sabri BERK Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Hayrullah AKSOY Konya -Kulu AĞILBAġI ( Mandıra ) Avılından Hayrullah AKSOY Hakk 'ın Rahmetine kavuģmuģtur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına baģsağlığı ve taziyelerimizi bildiririz. Allah rahmet eylesin. Nogaytürk Dergisi Nogaytürk 8 9

90 TEL : CEP : KONYA KULU

91

92

93 NOGAYBĠKE ĠÇĠNDEKĠLER EDĠTÖRDEN Hakan B E N L Ġ Nogay Gelenekleri Sakınma Geleneği Necdet ÖZEN Yazar Sayfası Avrupa da BaĢörtüsü Rukiye TEKER El Sanatları El Sanatları Kader Tanatar HOġGÖREN 07 Çocuk ĠletiĢimi Bala Tuvduktan Sona Nogaybike Çocuk Sağlığı Çocukluk Çağında Obezite Dyt. Ġpek CĠRĠT Nogay Mutfağı Kasık Börek NogayBike Dergimiz Nogaytürk, kısıtlı imkanlar ile kendi çapında farklı bir Ģeyler yapmak arzusunda. Bunu dergimizi takip edenler fark ediyor olmalılar. Her sayımızda farklı bir içerik, farklı bir sunumla dergimizi zenginleģtirmek ve sizlere daha güzel bir dergi sunmak arzusundayız. Dergimizin geçen sayısında dergiye ek olarak NogayBülten i eklemiģtik. Bu sayımızda NogayBülten i dergiden ayrı olarak tasarladık. Bu sayımızda yine dergimiz içerisinde anne, kadın ve çocuklar ile ilgili yazıları NogayBike Dergisi nde toparlayacağız. Bu sayıda basit bir içerik ile sunacağımız bu eki gelecek sayıda neredeyse tam bir dergi formatında sunmayı ümit etmekteyiz. Gelecek sayıda genç kızlarımıza, kadınlarımıza, annelerimize ve çocuklarımıza, kendilerinin yazmıģ olduğu yazılar ile ulaģmak istemekteyiz. Dolayısıyla genç kızlarımızdan, Nogay kadınlarımızdan ve çocuklarımızdan bu dergi için yazılar yazmasını içeriğini kendilerinin doldurmasını diliyoruz. Sevgiyle kalın. Nogaybike 0 2

94 N O G A Y G E L E N E K L E R Ġ Necdet ÖZEN Unutulmaya yüz tutmuģ ve belki de artık uygulandığını bilen genç neslin kalmadığı geleneklerimizden birisi de Nogay aile yapısındaki geleneklerimizden aile içindeki bireylerin birbirlerine karģı davranıģ ve saygıları ile ilgili olanlardır. Unutulmaya yüz tutmuģ ve belki de artık uygulandığını bilen genç neslin kalmadığı geleneklerimizden birisi de Nogay aile yapısındaki geleneklerimizden aile içindeki bireylerin birbirlerine karģı davranıģ ve saygıları ile ilgili olanlardır. Burada sadece damat ve geline uygulanan sakınma konularını ele alalım dedim. Genelde aynı toplumda bulunmamız ve dıģ evliliklerin yaygınlaģmadığı dönemlerde, evlenmelerde yine aynı köy veya yakın Nogay köylerinden olduğu için tarafların birbirleriyle karģılaģmaları pek tabii idi, niģanlılık devresinde gelin adayına damat tarafının büyüklerinden sakınma pek uygulanmasa da yine topluluklarda bir araya gelinmemesine dikkat edilirdi. Damat adayı ise niģanlısı olan kızın kendisinden büyük akrabalarının yanına gelemez, sokakta karģılaģırsa mutlaka yolunu değiģtirir ve toplulukta bir arada bulunamazdı. Bu sakınma, düğün yapılıp evlilik gerçekleģtikten sonra bir hafta veya on gün gibi kısa bir sürede kız tarafının damat ve kızlarını yakın akrabaları ile birlikte yemeğe davet (kiyev Ģakırma) etmeleri ve damadın el öpmesi ile son bulurdu. Gelin ise; kaynatası, kaynanası, kocasının büyük ağabeyleri ve yine kocasının yakınları olan ve kocasından yaģça büyük erkeklere konuģmadığı gibi onların yanında da konuģmazdı. Ev iģlerinde birlikte çalıģtıkları için olacak ki kaynanası ile konuģması pek uzun sürmez, evliliklerinin 5-6 ay veya birinci yılında kaynanası yanında konuģmasına izin verince, geline elini öptürür ve durumuna göre çeģitli giyecek vs. gibi hediye alırdı. Kocasının büyük erkek akrabaları ve kaynatası ile konuģma süresi hayli sürer ve bunların yanında onlar soru sorduğunda önemli bir konuda konuģacaksa bile önce çocuğuna veya orada bulunan bir yakının çocuğuna söyler, o çocuk da büyüğe onun söylediklerini tekrarlardı. Evlilik süreleri ilerledikçe, geline uygulanan bu konuģma yasağı yine büyüklerin izni ve gelinin el öpmesi ile son bulur fakat yine elini öptürüp, yanında konuģmasına izin veren büyük de geline bir hediye alırdı. Kaynataya konuģmama ise çok daha uzun sürer ve kaynata gelinin kendisi ile ve yanında baģkaları ile konuģmasına izin verirse yine diğerlerinde olduğu gibi gelinin el öpmesi ve kaynatanın da durumuna göre giyecek veya bilezik veya inek koyun koyun gibi hediyeler vermesi ile gerçekleģirdi.. Buraya kadar anlatmaya çalıģtıklarımız, gelinin ailedeki erkek olan büyüklerine karģı sadece konuģmayarak saygı gösterme geleneği olup, kocasının yakınları olan ve kocasından küçük erkek ve kız çocuklarına da isimleri ile hitap etmeyip, erkek olanlara genelde (savle, Ģelebi, sokta, mırza, kence, kıray) gibi isimlerle hitap eder ve görümce veya görümce konumundakilere de (aruvkız, totaykız, kencekız, karaģaģ) gibi isimlerle hitap ederdi. Kocasının büyük akrabası olan kadınlara da yine isimlerini söylemeyip, (aptem, totam, kartabam, ayyem) gibi yerel kullanılan isimler söylerdi. Bunu, Sayın Doç. Dr. Ufuk TAVKUL un yazdığı KAFKASYA GERÇEĞI isimli kitabı okurken, Kafkas halklarından olan Karaçay-Malkarların aile içi geleneklerindeki sakınma bölümünde dikkatimi çektiği için yazıyorum. Karaçay Malkar Türkleri ile dil birliğimizin var olduğu bilinmektedir. Diğer geleneklerimizden sakınma geleneğinin de bu derece örtüģmesi, köken olarak Kırım yarımadasının kuzeyinde göçebe ve yarı yerleģik bir yaģam tarzı sürdüren ve bilahare Dobruca bölgesine 1850 li yılların sonlarına doğru gelip yerleģen ve yine 1890 lı yıllarda güzel yurdumuza gelerek EskiĢehir ve yöresinde iskan olunan atalarımızın uyguladığı bu geleneğimizin belki de erken tarihlerde Karaçay-Malkar Türkleri ile aynı coğrafyada Nogaybike 0 3

95 bulunmamızdan kaynaklanabileceğini düģünerek yazmaya çalıģtım. Aynı kitapta örtüģen daha birçok geleneğimiz mevcut olup, bugün için bu tür geleneklerimiz artık günün Ģartları da dikkate alındığında, uygulanması mümkün görünmese de bu gün altmıģlı yaģın sonlarını sürmekte olan benim çocukluğumda köyümüzde tam olarak uygulandığı ve bizden sonraki nesillerinde bunu hatırlamaları dileğimdir. N O G A Y G E L E N E K L E R Ġ Necdet ÖZEN YaĢça benden büyük veya bu büyüklerinden bu konuda bilgilendirilmiģ olanların da gerek uygulanan gelenekler ve gerekse yukarıda belirttiğim isimlerin dıģında baģka hitap Ģekil ve isimler varsa yazmaları, Nogay Türk toplumunun aydınlatılması bakımından faydalı olacağı düģüncesi ile tutasınız sav bolup savlukman kalınız Nogaybike 0 4

96 Y A Z A R S A Y F A S I Rukiye TEKER Avrupa ülkelerinin bazı ırkcı kesimleri,türkiye deki baģörtü yasağından dolayı kendi ülkelerine okumaya gelen genç kızlarımıza tepki gösterse de ara sıra, çok Ģükür devlet dur demesini biliyor onlara. Bilindigi üzere birçok Avrupa ülkesinde baģörtüsü ( Ġslam ) tanınmasına rağmen hala cennet ülkem Türkiye de baģörtüsü büyük bir sorun oluģturmakta. Peki Hristiyan ülkelerin Ġslam a saygı duyup baģörtüsüne hoģgörü ile baktığı bir dünyada, çoğunluğu müslüman bir ülkede hala bu sorunun yaģanmasını düģünmemek elde değil tabi ki. Basında çıkan bir çok baģörtüsü sorunundan hepimizin az çok bilgisi var. Onun için onlara fazla değinmeyeceğim. Benim değinmek istediğim Avrupa da yaģayan bir baģörtülü öğrenci olarak kendi gözlemlerim ve kendi araģtırmalarım olacak. Ġlk önce çoğunluğunun hristiyan ve katoliklerin oluģturduğu bir ülkede, onların üniversitesine hiç bir sorun olmadan baģörtümle girmem gerçekten büyük onur ve gurur verici bir duygu. Ve baģörtülüyüm diye hiç kimsenin dıģlamadığı, aksine sempatiyle baktığı, derslerde yanyana oturduğumuzda gayet normal sohbet ettigi bir yabancı ülkede okumak çok güzel bir duygu. Ama insanın çogu zaman zoruna gitmiyor degil, kendi ülkende tabiri caizse adam yerine koyulmadığın, üniversitelere alınmadığın, kamusal alana ayak basamadığın aklına gelince, iģte bu insanin zoruna gidiyor. Üniversitede bir çok arkadaģım var, aileleri Türkiye de tek baģlarina çekip gelmiģler dilini, örfünü, adetini bilmedigi bir ülkeye. Peki diyorum nedir sizin buraya geliģ amacınız, ailenizden ayri garip kuģlar gibi yaģamanızın sebebi? BaĢörtüsü sorunu diyorlar, içim acıyor... Burada üniversitede okumak eğer oranın dilini bilmiyorsan gerçekten çok zor. Derslerin stresi ayrı, anlamamanın stresi ayrı, anlamadiğin icin dersleri verememenin derdi apayrı Hepsi kahrediyor aslında Türkiye de ki bu düzene, Ģimdiye diyorlar, ben ülkemde olsaydım kendi anadilimde okusaydim çoktan üniversite mezunu olmuģtum bile, Ģimdi burda önce yabanci dili öğren, çalıģ, çabala sonra gücün yetiyorsa hala okumaya devam et... Yazık diyorum geçen zamana çok yazık... Avrupa ülkelerinin bazı ırkcı kesimleri,türkiye deki baģörtü yasağından dolayı kendi ülkelerine okumaya gelen genç kızlarımıza tepki gösterse de ara sıra, çok Ģükür devlet dur demesini biliyor onlara. Ben de merak ettim sordum bir kaç Alman arkadaģıma, kimisi üniversitede öğrenci, kimisi öğretmen; Sizce baģörtüsü neyi temsil ediyor, sizin için ne ifade ediyor, ya da sizi herhangi bir Ģekilde rahatsız ediyor mu? diye. Aldığım genel cevaplar Hayır hiç bir Ģekilde rahatsız etmiyor, herkesin kendi yaģam tarzıdır bu, dini inançları, buna saygı duymak gerekiyor. Yabancı dil öğretmeni olan yakın arkadaģım Elisabeth e soruyorum ; Sen birçok yabancı ülkeden gelen kiģilere dil öğretiyorsun, bu sayede bütün ülke insanlarını tanima Ģansın bulunuyor, baģörtüsü hakkında ne düsünüyorsun? Nogaybike 0 5

97 Y A Z A R S A Y F A S I Rukiye TEKER Ama benim ülkemde Ġslamın yaģandığı, beģ vakit ezanın okunduğu bir ülkede, onlar bilmiyor demek hiç içime sinmiyor açıkcası. Ama dilerim Rabbim onlara da hidayet versin inģallah. Yazıma son verirken, Nisa Suresi nin örtünme Ayetini sizlerle paylaģmak istiyorum. Bir dahaki sayımızda görüģmek üzere Rabbim yar ve yardımcınız olsun. (Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla) Elisabeth tin cevabı Ģöyle oluyor ; Kendi Ģahsi açımdan cevaplamak gerekirse baģörtüsü kadınları bir tür baskı altına alıyor. Gözlemlediğim kadarıyla baıörtülü bayanlar ister genç olsun ister yaģlı, genel anlamda çekingen ve utangaçlar. Sınıf içerisinde biraz daha pasif kalıyorlar. Bense bundan hoslanmıyorum, bir bayan ister açik olsun ister baģörtülü, kendini ifade edebilecek Ģekilde giriģken olmasını isterim. Bunun haricinde baģörtüsünün beni rahatsız ettiği söylenemez. Onlar dininin gereğini yapıyorlar, buna bizim saygı duymaktan baģka yapacağımız birģey yok. BaĢörtümden dolayiı burada ters bir tepki aldığımda bile inanın hiç bir Ģekilde zoruma gitmiyor. Neden derseniz, Peygamber efendimizin duası aklıma geliyor Onlar bilmiyor Rabbim, bilselerdi böyle yapmazlardı, sen onlara hidayet ver. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teģhir etmesinler. BaĢ örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeģleri, erkek kardeģlerinin oğulları, kız kardeģlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamıģ (cinsî güçten düģmüģ) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan baģkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaģılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluģa eresiniz. (NĠSA SURESĠ 31.AYET) Nogaybike 0 6

98 E L S A N A T L A R I Kader TANATAR HOġGÖREN Eski dönemlerde usta çırak iliģkisi içerisinde devam ettirilen sanat eğilimleri, bugün güzel sanatlar fakültelerinin yanı sıra kurum ve kuruluģlarda açılan kurslarla sürdürülmektedir. Bütün bunlara rağmen el sanatları ürünlerini üreten ustalarımız yok olmuģ, onların çalıģmalarını devam ettirecek yeni ustalar yetiģtirilememiģtir Her millet günümüzde kültür mirasıyla dünyadaki yerini almaktadır. Halkımızın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, gelenek, inanç ve törelerini, mutfağını, müziğini, kısacası halkın malı olan eserleri yaģatmak, kuģaktan kuģağa aktarmak, tanıtmak ve insanlığın hizmetine sunmak için bir aracıdır el sanatları. Sanat, hayata tanıklık etmede geçmiģle ilgili bağların kurulmasında en önemli araç olarak bugünde yerini korumaktadır. Kültür tarihimize tanıklık açısından el sanatlarının ayrı bir yeri vardır. El sanatları yaģanan hayat tarzının aktarıldığı en önemli araçlardan biridir. Böylece el sanatları üretildiği çağa kolaylıkla tanıklık eder. Ġçinde bulunduğumuz çağda, yaģamımızın her alanını saran teknoloji çılgınlığı, makineleģmenin insan gücünün yerini alması ve el sanatları ürünlerine karģı talebin gittikçe azalması neticesinde son zamanlarda gittikçe bir düģüģ ve azalma görülmektedir. Türk toplumu geleneksel anlamda birçok sanat dalı üretmiģ ve geliģtirmiģtir. Üretilen sanat dalları zaman içerisinde çeģitli nedenlerle unutulmaya yüz tutmuģ ve ortadan kalkma tehlikesi ile karģı karģıya kalmıģtır. Öyle ki eski dönemlerde Anadolu da her ev adeta el emeği göz nuru eserler müzesidir. DeğiĢen yaģam biçimi ve değer yargılarına bağlı olarak üretimleri hemen hemen kaybolmaktadır.. YaĢadığımız topraklarda sonraki nesillere ulaģabilmek ve iz bırakabilmenin en kolay yolu sanatsal değerlerimizi arttırabilmektir. Bizim kültürümüz geleceğe bırakacağımız en önemli hazinedir. El sanatlarımız ayrıntılarda gizlediği inceliği ve zarafeti ile her zaman dünya çapında hayranlık uyandırmıģtır. Eski dönemlerde usta çırak iliģkisi içerisinde devam ettirilen sanat eğilimleri, bugün güzel sanatlar fakültelerinin yanı sıra kurum ve kuruluģlarda açılan kurslarla sürdürülmektedir. Bütün bunlara rağmen el sanatları ürünlerini üreten ustalarımız yok olmuģ, onların çalıģmalarını devam ettirecek yeni ustalar yetiģtirilememiģtir. El sanatları ürünlerinin üretiminin geliģtirilmesi ve yaygınlaģtırılması; istihdama, ekonomide yaratacağı ve yapılacak ihracat nedeniyle sağlayacağı döviz girdisine, Türk kültürünün tanıtılmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına genel anlamda ulusal yararlarımıza olumlu etkisi olacaktır. Bunun için üretim ve pazarlama konularında araģtırma, eğitim ve proje çalıģmalarına ağırlık verilmelidir Nogaybike 0 7

99 Ç O C U K Ġ L E T Ġ ġ Ġ M Ġ NOGAYBĠKE Balanızmınan gonuģunuz, onun kaydiy karģılık beryegini bekleniz. Onun kaydiy karģılık bergenini, cevaplarını bekleniz. Onun kaydiy karģılık beriyegini bilmek, onumunan ta sonraları kuryagınız iletiģimge faydalı boluyaktır. Mıtbanız, balanızdın vücut tilini anlamaga ĢalıĢın, ellerini kollarını her sallaganda sizge bir Ģiyler aytmaga ĢalıĢatan bolabilir. HeĢ bir zaman erken tuv!.. Balanız gonuģamasa da tuvduğu andan beri sizimen iletiģim kurmak üģün Ģabalar. ĠletiĢim kurmak üģün kösterdiği ilk Ģabası ; siziminen köz közge kelmege ĢalıĢmasıdır, közlerinizdi takip eter, bazı sesler Ģıkarır ve betinizge karap külür. Siz de balanızdın bu Ģabalarına karģılık bermek üģün onun közlerine cm uzaktan karamaga Ģalığınız, Ģünkü bu mesafe bebeklerdin körmek üģün karayabildikleri en aruv uzaklıktır. Balanızdı cımsak tokunuģlarmınan okģap kalınız, oga köpkere, betine karap külünüz. cırlar, Ģınlamalar aytınız, onumunan sohbet etiniz. Bunlardın her birövü bebeklerminen iletiģim kurmadın en aruv collarıdır. Balanızmınan gonuģunuz, onun kaydiy karģılık beryegini bekleniz. Onun kaydiy karģılık bergenini, cevaplarını bekleniz. Onun kaydiy karģılık beriyegini bilmek, onumunan ta sonraları kuryagınız iletiģimge faydalı boluyaktır. Mıtbanız, balanızdın vücut tilini anlamaga ĢalıĢın, ellerini kollarını her sallaganda sizge bir Ģiyler aytmaga ĢalıĢatan bolabilir. Balanızdın ne etgenini izlep turunuz. Oga bütün dikkatinizdi berip Ģıgardığı en kiģiyiy sesdi bile esitmege ĢalıĢın, sizge berdiği cevaplardı en inģe noktasına gadar anlamaga özen kösteriniz. Bunlardı etmekminen bebeginizmen iletiģim kurmadı üyrenmiģ bolursunuz. Balanızdı emzirdikten sona onumunan konuģmaga ĢalıĢınız Ģünkü karnı toyduktan sona bala özünü rahat ve hazır hisseter. Ama bu konuda tasalanmanız Ģünkü bir köp ana baba ballarımınan iletiģim kurabilmek üģün eb aruv zamandı farkına barmay iģinden hissetme yetenegi bardır. Cılaytan balanızdın til geliģiminin köp kerekli bolganını mıtmanız. Bebeginiz gonuģmaga baslamadan avel sıpta ancak cılap özü ihtiyaģlarını sizge aytabiletandı. Bunun üģün balanız cılapyatırkende oga tez cevap bermeniz, balanızdın sizge güvenip baylanmasına yardımcı bolur Cılaytan balanızdın til geliģiminin köp kerekli bolganını mıtmanız. Bebeginiz gonuģmaga baslamadan avel sıpta ancak cılap özü ihtiyaģlarını sizge aytabiletandı. Bunun üģün balanız cılapyatırkende oga tez cevap bermeniz, balanızdın sizge güvenip baylanmasına yardımcı bolur. Nogaybike 0 8 Erken tınlama, gonuģma Cıllar avel bebeklerdin aruv esitemedikleri ve köremedikleri aytılatandı. Bu kün bilinedi ki gonuģma ve tınlama ĢalıĢmalarına ne gadar erken baslanırsa bebekmen özünüz arasındaki bav da o kadar güģlü boladı. Bebeğinizdi tınlamak, onuman aranızdaki bavda köp önemli bir cerge sayip. Sıptaki künlerde sadece cılamak olarak körüngen baladın sesi sonraki künlerde men aģıktım veya meni calgız taslamanız, maga karanız ga dönüsür. Balanızdı aruv bir etip tınlarsanız ne aytganını anlayabılırsenız, onumunan Aruv bir iliģgidin temelini atmıs bolursunuz. Bölekteki Balanızmınan GonuĢmak üģün... Balanızmınan gonuģyatırkende oga sevgi tolu sözcükler aytınız. Balanızga bakırmadan, sesinizdin tonuna dikkat etip gonuģunuz. Oga sert bir sesminen aytmanız. Akırın akırın onuģunuz, gonuģyatırkende balanızdın betine karamaga ĢalıĢınız. Balanızman

100 gonuģyatırkende balanızdın dikkatini Ģegiyik Ģiylerdi uzak turgutunuz. Kundaktaki balanızmınan gonuģyatırı ekende sesinizdi cükseltip, alģaltıp gonuģmaga ve onumunan iletiģim kurmaga ĢalıĢınız. Köbü zaman kisilerdin bir bebekminen gonuģyatırkende yasadığı bu gonuģma türü bebeklerdin ilgisini ve dikkatını köp ta kolay yakalamanızga caraydı. GonuĢyatırkende o anda ne casadığınızdı balaga anlatmaga ĢalıĢınız. Misal Ģimdi senin böleğindi değiģtiryatırman veya aksam epteğini hazırlabyatırıman day... GonuĢmalarınızda bebeginizden neler casadığından da özüne aytınız. O biģiy etetan bosa onu özüne aytınız. Cattıgı cerde kolunu bacağını sallaytan bosa, balanızga karap Ģimdi kolundu, bacagındı sallaysın dep aytınız ya da cattıgı cerden sizge karap biģiyler aytmaga ĢalıĢatan bosa, sesler Ģıgaratan bosa kene közlerinin iģine karap Maga Ģimdi biģiyler aytmaga ĢalıĢganındı köremen deniz. Balanız birtikiy ösgende onumunan herģiy hakkında gonuģabilirsiniz. Misal, bukün hava köp aruv, küneģli, kök parlaydı.. veya karnın tok, Ģimdi yenek ceme sırası mende, menimde karnımdı toyurmam kerek.. Üydeki eģyalarga at takınız. Balanız ükenliyatırkende bazı Ģiylerdi barmagıman köstermege baģladığı zamanlarda o kösterdigi eģyalarga at takınız. Nav senin oyuncak Ç O C U K Ġ L E T Ġ ġ Ġ M Ġ NOGAYBĠKE ayuvun, ayuncak ayuvundu tileysin dep... Bir sene sona balanız, sizdin oga ayttıgınız bir köp Ģiydi anlamaga baslar. Bazı ayttıklarınızdı yasamaga baslar. Misal, Kolundu salla ya da bardaktı maga ber gibi. Balanızdın gonuģmaga ĢalıĢmasını kisimsemeniz, onumunan eylenmeniz. Tam tersine balanızdı gonuģmak üģün cesaretlendiriniz. Balanızmınan barabar resimli kitaplar okunuz. Kitap okumak balanızman en arüv vakit geģirmedir. ġünkü baladın kitap kuyatırkende üyrenyegi kelimeler köbelir, tili, tınlama yetenegi geliģir. Balanızmınan barabar külünüz, 8-12 aylık bolganda bala boyna mırıldanır mama, dada veya aka dep basit sözcüklerdi aytar. Balanızman gonuģyatırkende oga karap gonuģunuz, tilini gullanıp baslaganda, her bir kelimedi söylep üyrengende sizde anlamasa da onı sıypanız. Kerekli Nasiyatler : Balanızman gonuģmak heģ bir zaman üģün erken tuvdur. Balanızdın vucut tilini takip etiniz, onun sizge beriyigi cevaplardı bekleniz. Balanız til üyrenmesinde cılaması köp kereklidir. - Balanız ösdükce, ükenledikce onumunan her Ģiydi gonuģunuz. Nogaybike 0 9

101 Ç O C U K S A Ğ L I Ğ I Dyt. Ġpek CĠRĠT Çocuğun beslenmesinde amaç normal, sağlıklı büyüme ve geliģmeyi sağlamaktır. Büyüme ve geliģme bebek ve çocukların fiziksel ve zihinsel geliģimlerinin her ikisi içinde geçerlidir. Bu nedenle çocukların bedenen sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olabilmeleri için yeterli ve dengeli beslenmeleri çok önemlidir Beden yağ ağırlığının yağsız ağırlığına göre aģırı artmasına obezite denir. Çocuk, yaģına göre olması gereken ağırlığın %2O fazlasına sahip ise obezite tanısı konur. Çocuklarda yaģa göre olması gereken ağırlık persentillerle belirlenir.. Çocuğun beslenmesinde amaç normal, sağlıklı büyüme ve geliģmeyi sağlamaktır. Büyüme ve geliģme bebek ve çocukların fiziksel ve zihinsel geliģimlerinin her ikisi içinde geçerlidir. Bu nedenle çocukların bedenen sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olabilmeleri için yeterli ve dengeli beslenmeleri çok önemlidir. Normal büyümede yağlanma en hızlı yaģamın ilk 6 ayında ( %25 civarında) olur. Daha sonra ince tipli çocuklarda yağ hücresinin ölçüsü azalırken toplu çocuklarda değiģmez. Normal çocuklarda 6.ayda yağlanma artar. Yağlanmadaki bu atrıģ 5,5 yaģ öncesinde olursa 16 yaģ ve yetiģkinlikteki fazla yağlanmanın iģareti sayılır. Bu yaģlar yetiģkinlik ĢiĢmanlığı için kritik dönemler olarak düģünülür. Yapılan bir araģtırmada 2-6 yaģ arası erkeklerde ve 2-8 yaģ arasındaki kız çocularının ağırlıkları %95 percentilin üzerinde olduğunda bu bireylerin 35 yaģında hafif ĢiĢman olma olaslıkları %20-30 bulunmuģtur. 9 yaģa kadar erkek ve 10 yaģa kadar kızlarda ise bu oran % arasında bulunmuģtur. Bu yüzden çocukluk çağında obezitenin önlenmesi çocukların yetiģkinlik dönemlerinde de vücut ağırlıklarının normal olması açısından çok önemlidir BEBEKLĠK DÖNEMĠ. Büyüme ve geliģmenin hızlı olduğu dönemlerde enerji harcaması oldukça yüksektir. YetiĢkin bir birey için kilogram baģına 24 kcal enerji yeterken bebeklerde bu miktar kg baģına 50 kcal ye kadar çıkmaktadır. Bebekleri obeziteden korumanın en güzel yolu ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelerini sağlamaktır. Anne sütü ilk 6 ayda tek baģına yeterli olan, bebeğin normal geliģmesine yetecek besin öğelerini içeren yeni doğan ve süt çocukları için en uygun ve doğal tek besindir. Bebeklerin ideal kilo artıģları sütün yeterliliğinin göstergesidir. Çocuğun geliģimi normal olduğu sürece 6. aydan sonrada ek gıdalara baģlanmak Ģartıyla emzirmeye 1-2 yıl devam edilebilir Anne sütünün yararlılığı da annenin beslenmesi ile çok yakından ilgilidir. Kaliteli bir süt oluģumunu sağlamak ve bebeğin yeterli beslenmesini sağlamak için annenin düzenli aralıklarla beslenmesi, her besin grubundan tüketmesi ve yeterli miktarda su tüketmesi çok önemlidir. Bebeklerin sindirim sisteminin çalıģması yetiģkinlerden farklıdır. YetiĢkinlerin eksine ağızdaki sindirim bebeklerde çok azdır. Bu nedenle bebeklerde sindirim midede baģlar demek yanlıģ olmayacaktır. Her bebeğin ise mide boģalma hızı farklıdır. Bu nedenle sabit saat aralıkları ile beslemeyi önermek yanlıģ olur. Yeni doğan bebeklerde her ağladığında, daha sonraları ise 2-4 saat aralıkları ile bebekler beslenmelidir. Anne sütünün sindirimi diğer sıvı gıdalara göre en kolay olanıdır. Bebekler büyüdükçe beslenme aralıkları uzar.... YaĢ ilerledikçe bebeklerin de ihtiyaçları artar ve sadece anne sütü ile beslenmek bebeklerin artan ihtiyaçlarını karģılamaya yetmez. Bu nedenle ek gıdalar baģlanır. Besinlerinin içinde Ģeker ve tuzun kullanımının bebeklerin damak tadının oluģmasında önemli bir yer oluģturduğuna inanılır. Bu nedenle 1 yaģına kadar bebekler için hazırlanan besinlerin içerisine tuz ve Ģeker eklenmemelidir. Bebeklerde obezitenin oluģmaması için ek gıdalara balandıktan sonra bebeklere çiğneme alıģkanlığının kazandırılması çok önemlidir. Ġlk baģlarda diģleri olmadığı için, sonrasında ise bebek tarafından alıģıldığı için sürekli blenderdan geçirilmiģ gıdaların bebeklere verilmesi obezitenin Nogaybike 1 0

102 oluģması için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle gıdaların pütürlü hazırlanması ve bebeğe bu Ģekilde verilmesi çok önemlidir. Anne sütü ile beraber 6. aydan 1 yaģına kadar tüm besinler yavaģ bebeğe verilmeye baģlanmalıdır. 1 yaģına geldiğinde bebek tüm yiyecekleri tanımıģ olması besin seçiminde ilerleyen yaģlarda problem çıkarmaması için çok önemlidir. ÇOCUKLUK DÖNEMĠ.. Çocukların büyüme ve geliģme için ihtiyaç duydukları besinler yetiģkinlerin yaģamak için ihtiyaç duydukları besinlerden farklı değildir. Miktarları sadece farklılık gösterir. Bu nedenle her besin grubundan beslenmesinde bulundurmak çocuklarında sağlıklı beslenmesi için çok önemlidir. Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesi için bütün yiyecek gruplarından,belirli miktarlarda yemesi gerekir.günlük enerji ihtiyacının %55-60 ı karbonhidratlardan,%15-20 proteinlerden,%30 u yağlardan (yemeklere ilave edilen yağların yarıyarıya zeytinyağ+soya veya mısırözü gibi bitkisel yağlardan oluģturulması) karģılanmalıdır.omega3 ve 6 gibi yağ asitlerinin temini çocuklarda göz ve beyin geliģimini,bağıģıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasını sağlar. Bunun için lahana, brokoli, karnabahar,semizotu ve tüm yeģil yapraklı sebzelerle, balık,ceviz,fındık,badem gibi yiyecekleri diğer besinlerin yanısıra düzenli tüketmek gerekir. Anne ve babalar,çocuğun günlük enerji ihtiyacını düzgün öğünler Ģeklinde ve her besin grubundan belirli miktarlarda birarada yedirerek karģılayabilirler.tek tip gıda alımı zararlıdır.çocuğun bebeklikte anne sütü ile birlikte zamanında ek gıdalara baģlamıģ olması değiģik yiyecekleri tüketme alıģkanlığı kazandırır Çocukluk çağında obeziteye neden olabilecek yanlıģ davranıģları aģağıdaki gibi sıralayabiliriz. -Düzensiz beslenme, özellikle kahvaltı etmeme -Tek tip gıdalarla beslenme -Hareketsiz, bilgisayar ve televizyona bağlı YaĢam Okul ve okul öncesi çağdaki çocuklarda en fazla görülen sağlıksız beslenme alıģkanlığı ve en önemlisi obezitenin nedenlerinden beri düzensiz beslenmedir. Güne kahvaltı etmeden baģlamak, diğer öğünleri de düzenli tüketmeyip acıktıkça beslenmek ve bu açlıkları genellikle abur cubur Nogaybike 1 1 Ç O C U K S A Ğ L I Ğ I Dyt. Ġpek CĠRĠT olarak tarif edilen besin değeri olmayan fakat kalorisi yüksek besinleri tercih etmek obeziteye ve bir çok sağlık problemine davetiye çıkartır. Büyüme çağında zaten her besin öğesine ihtiyaç oldukça fazladır ve bu besin öğelerinin de ( tüm vitamin, mineral, protein, karbonhidrat ve yağ asitleri vb.) düzenli bir Ģekilde vücuda alınması sağlıklı geliģmenin en önemli gereklerindendir. Kahvaltı etmenin ve öğünlerin düzenli tüketilmesinin çocukları obeziteden koruması açısında çok önemli görevleri vardır. Özellikle sabahaları kahvaltı ile güne baģlamak insülin salınımını düzenler. Bu da gün için de fazla besin tüketilmesine dolayısı ile obeziteye engel olur. Öğün aralarının çok uzun olması da çocukları atıģtırmaya iter. Bu nedenle de uzun olan öğün aralarında çocuklara süt, meyve, peynir+ ekmek gibi alternatifler sunulmalıdır. Uzun olan öğünlerin arasında bir ara öğün yapmak ana öğünde fazla besin alımına engel olur... Bebeklikten sonra çocukların damak tadının geliģtiği ve zevklerinin oturduğu dönemdir. Gennellikle tüm çocuklar karbonhidratlardan zengin gıdalar çok severler. Tatlılar, çikolatalar, makarna ve pilav gibi karbonhidratlı besinler çocukların favorileri arasında yer alırlar. Öğünlerde seçim çocuklara bırakıldığında genellikle bu tür bir besini seçerler. Fakat geliģmenin sağlıklı bir Ģekilde sağlanması için tüm besin gruplarından tüketmek gereklidir. Bunu da sağlamak ebeveynlere düģmektedir. Bazı öğünlerde çocuklara alternatif sunmadan yemek verilmelidir. Zorlama olmaksızın ama özellikle örnek davranıģlar sergileyerek çocuğun bu besinleri tüketmesi sağlanmalıdır. Hareketsizlik ise 2000 li yılların hem yetiģkinleri için hemde çocukları için obezite açısından büyük bir tehdittir. Hareket vücudun enerji harcamasını artırmanın yanı sıra sindirim sisteminin iyi çalıģması, alınan besinlerin biyoyararlılığının artması açısından çok önemlidir. Evden asansörle aģağıya inip, kapı önünden servisle okula giden ve okuldan aynı Ģekilde geldikten sonra uzun zamanını bilgisayar ve televizyon baģında geçiren çocukların enerji harcamaları oldukça düģüktür. Bu nedenle çocukların televizyon seyretme süreleri ve bilgisay baģında geçirecekleri süre kısıtlanmalı harekete yönlendirilmelidirler.

103 N O G A Y M U T F A Ğ I NOGAYBĠKE Nogay mutfağının en önemli yemeklerinden biri olan Kasık Börek, aynı zamanda Nogay mutfağının temelini oluģturan hamur iģine en iyi örneklerden biridir. Hamur Nogay mutfağında çeģitli Ģekillerde kendine yer bulurken, Kasık Börekte çok daha farklı bir Ģekilde lezzetlenir. Yemek olarak sunduğumuz Kasık Börek, temelinde bir çorba olarak sınıflandırılabilir. Nogay mutfağının en önemli yemeklerinden biri olan Kasık Börek, aynı zamanda Nogay mutfağının temelini oluģturan hamur iģine en iyi örneklerden biridir. Hamur, Nogay mutfağında çeģitli Ģekillerde kendine yer bulurken, Kasık Börekte çok daha farklı bir Ģekilde lezzetlenir. Yemek olarak sunduğumuz Kasık Börek, temelinde bir çorba olarak sınıflandırılabilir. Kasık n Türkçe karģılığı kaģıktır. Bu yemeğe Kasık Börek denmesinin nedeni muhtemelen, Ģekli itibari ile kaģığa benzemesi ve aynı zamanda kaģıkla yenilmesi ve kaģığı tam olarak doldurmasından kaynaklanmaktadır. Nogay kültüründe yemekler yerde, sini sıpra adı verilen yer sofralarında yenmektedir. Aile bu sini çevresine bağdaģ kurarak yemeğini yer. Hamur iģleri çoğunlukla tabaklarda değil, ortada servis edilir. Evde, elde yapılan Kasık Börek bu sininin tam ortasına gelecek Ģekilde, büyükçe bir tepsinin içerisinde, soslanmıģ ve sıcak olarak sunulmaktadır. HAZIRLANIġI Mayasız hamur yapılır. Bir kilo un, iki su bardağı su, bir çorba kaģığı silme tuz, yumurta karıģtırılıp yoğrulup hamur yapılır.hamurun kulak memesinden biraz daha sert bir kıvamda olması gerekmektedir. Hamur hazırlandıktan ve dinlendirildikten sonra oklava ile açılır. Göz kararı belli bir kalınlığa eriģinceye kadar açılan hamur, daha sonra bıçak ile mümkün olduğunca eģit Ģekilde kare olarak kesilir. HAMUR ĠÇĠNĠN HAZIRLANMASI RendelenmiĢ soğan, kıyma,tuz,karabiber karıģtırılır. Burada malzemeler hakkında ölçü vermiyoruz, zira hamurun içine ne kadar malzeme konulacağı yapan hanım tarafından göz kararı belirlenmekte. Malzeme hazırlandıktan sonra, kare konulmaya baģlanır. ( Resim 1 ) Ġçine malzeme konulmuģ olan hamurlar üçgen Ģeklinde katlanır ve uçları açılmayacak biçimde bastırılmak suretiyle birleģtirilir. Burada önemli olan içine konulmuģ olan malzemenin, üçgen haldeki hamurun içini yeteri kadar doldurmuģ olmasıdır. ( Resim 2 ) Resim - 1 Resim - 2 Nogaybike 1 2

104 N O G A Y M U T F A Ğ I NOGAYBĠKE Bir tencerede su kaynatılır ve içerisine belirli miktarda tuz ve yağ katılır. Daha sonra kaynayan suyun içerisine hazırlanmıģ olan hamurlar atılır. Suya karıģtırılan yağ, hamurların birbirine yapıģmasını engellemek içindir. Tencerede 15 dk. Kadar piģen hamur, tadına bakıldıktan ve kıvamına geldiğinden emin olunduktan sonra ocaktan alınır ve büyükçe bir tepsiye aktarılır. ( Resim 3 ) Hamur iģini tepsiye aktarmadan veya aktardıktan hemen sonra üzerine dökeceimiz sosunu hazırlarız. Resim - 3 Resim - 4 Resim - 5 SOSU : Bir tava içerisine yeter miktarda yağ dökeriz. Yağ kızdıktan sonra içerisine kırmızı toz biber ve pul biber ilave ederek karıģtırırız. Bu sırada, tepside hazır halde bekleyen Kasık Böreğimizin üzerine birkaç kaģık yoğurt dökerek güzelce karıģtırırız. ( Resim 4 ) Daha sonra hazırladığımız biberli yağ sosu henüz sıcakken, tepsi üzerinde gezdirerek boģaltırız. Sosu da ilave edildikten sonra tekrar bir kez daha karıģtırarak servise hazır hale gelir. ( Resim 5 ) Afiyet Olsun. Fotoğraflar : Necla GönlüĢen - Nafiz GönlüĢen Nogaybike 1 3

105 TEL : CEP : KONYA KULU

106

107

108 NOGAYCAS ĠÇĠNDEKĠLER E d i t ö r d e n Hakan B E N L Ġ Nogay Forum Nogay Forum M. Burak TaĢkıran Nogay Forum Nogay Tarihi Üzerine Bir Yorum Elif YILMAZ ġiir Aynı Gökyüzüne Bakar Gönüller Erhan ÇAĞDAġ 0 8 Yazar Sayfası Yol Hakan BENLĠ 0 9 ġiir Adım Nogay, Aslım Nogay, Yolum Nogay M. Burak TAġKIRAN Yazar Sayfası Nogayca Hacer TAġYARAN Gençlik Gençlerde SMS Çılgınlığı Hacer TAġYARAN Gençlik Gençlerin Yeni Hastalığı Cep Telefonu ve Mesaj ; Cepte Kaybolan Çocuklar Halis ÖZERK Müzelerimiz Konya Mevlana Müzesi NogayCas Nogaytürk Dergisi nin temellerini atanlar gençlerdir. Eğer Nogaylara özgü, çoğu yazısı Nogayca olan, Nogay tarihine, kültürüne katkı sağlayabilen bir dergi var ise, bunu baģaran gençlerdir. Hemen her yazıda gençlerden bahsederken gençlerin seslerini daha gür duyurabilecekleri bir ortam, bir zemin hazırlayamıyor isek bu tamamiyle bizim düģüncesizliğimizdir. Gücünü gençlerden alan bir derginin kendisine güç veren gençleri görmezden gelmesi elbette beklenilemezdi. Uzun süredir aklımızda olan ancak bir türlü hazırlamaya fırsat bulamadığımız yenilikleri sunmak adına, sizlere bu sayımızda NogayTürk ten bağımsız bir dergi hazırladık. NogayCas. Bu ilk sayıda elbette birçok eksiklikler olacak. Ancak ikinci sayıda sizlerin yollamıģ olacağı yazılar ile, özgür bir platform içerisinde herkesin sesini duyurabileceğimiz bir gençlik dergisi hazırlamayı umuyoruz. Ġçeriğini yine sizler belirleyin. Müzikten sanata, edebiyattan, sinemaya... Kültürel haberlerden, her sayıda yeni ve farklı konular ile, köģe yazılarıyla, sunulan fikirlerle bir dergi oluģturalım arzusundayız. Sevgilerimizle. NogayCas 0 2

109 N O G A Y F O R U M M. Burak TAġKIRAN Nogay köylerinin gençlerini bir araya getirip kaynaģmayı, dostluğu, paylaģmayı ve en önemlisi kültürümüzü öğretti bizlere.öyle ki; Nogay olmayan pek çok insan bile yaptığımız iģe ilgi duydu, beğeni gösterdi. Değerli okuyucular ilk öncelikle bize böyle bir yayında buluģma ve sizlere ulaģma imkanı sunan bu iģe gönül verip uğraģan bütün arkadaģlara can-ı gönülden teģekkür ederim ve muhabbetler dilerim.. Günümüzde Nogay Türkleri adına birçok iģ yapılmakta ve önemli adımlar atılmakta.bu faaliyetlerin bir kısmı hüsran, bir kısmı ise çok olumlu neticelenmekte.nogay Türkleri nin daha ileriye gidebilmesi, birleģmesi ve kalkınmasını hedefleyen bizler de bu yapılanmaların her evresinde yer almaya çalıģtık.fakat ne kadar üzücüdür ki; günümüz dünyası hepimizi hayatımızı idame ettirebilmek adına sürekli meģgul etmekte!ġģte tam da böyle bir zamanda NOGAY FORUM diye bir oluģum baģ gösterdi Kanaatimce tamda Nogaylığımızın yozlaģmaya yüz tuttuğu bir dönemde ortaya çıktı.baģta biz gençler olmak üzere Nogay Türkler inin 7 den 70 e pek çoğu bu oluģuma ilgi gösterdi ve emek harcadı. Hayatından, zamanından ödün verdi NOGAY FORUM lu olabilmek ve kültürümüzü gereken seviyeye taģıyabilmek adına. Ġnancım Ģudur ki; bu oluģum Ģahsımda dahil olmak üzere pek çok gencimize gereken Nogay aģısını verdi.tatar olmaktan çıkıp Nogay olduğumuz hatırlattı! Zaman zaman buhranlı günler atlattı ama genel yapısını her daim muhafaza etti. Nogay köylerinin gençlerini bir araya getirip kaynaģmayı, dostluğu, paylaģmayı ve en önemlisi kültürümüzü öğretti bizlere. Öyle ki; Nogay olmayan pek çok insan bile yaptığımız iģe ilgi duydu, beğeni gösterdi.nogay Türkleri kimdir, kültürü nedir; öğrenmeye çalıģtı!geride bırakılan Ģu 4 senede üye sayısı binleri buldu. Amacımızı ve yapacaklarımızı dünyanın dört bir tarafına bildirdi. Yeri ve zamanı geldiğinde Nogay Türkleri adına önemli projelere imza attı.yaptığımız oluģumun dıģında hiçbir Nogay Türkü kalmasın hepsiyle iletiģim içinde olalım diye rutin aralıklarla bir araya geldik. Ne yapabiliriz, ne gibi yenililer kazandırırız, kültürümüzü nasıl daim ettirebiliriz diye hep bir fikir alıģveriģinde bulunduk. Bilmediğimiz, anlamadığımız ve yetiģemediğimiz yerlerde hep Nogay büyüklerinden destek aldık. NogayĢanın yitirilip giden diller arasına karıģmasına engel olmaya çalıģtık. NogayĢa konuģmayan ve konuģamayan birçok gencimiz özünü konuģmaya baģladı. Nogaylık gerçeğini kavramaya baģladık. Zamanı geldiğinde; gerekli tecrübeye, donanıma ulaģtığımızda binlerce hatta milyonlarca Nogay Türk ü ile iletiģim kurabilmek ve sanallıktan biraz olsun sıyrılabilmenin gerekliğiyle dergi projemizi gerçekleģtirmek istedik. Tam da bu safhada Ģu anda faaliyet göstermekte olan derneklerimize ilgili projemizi sunduk.gereken ilgiyi göstermelerini ve yardımlarını talep ettik.yalnız tek endiģemiz ve isteyeceğimiz en son Ģey olan ayrımcı düģünce yapısının duvarları arasında sıkıģıp kaldık. NogayCas 0 3

110 N O G A Y F O R U M M. Burak TAġKIRAN Projemizi ilettiğimiz derneklerimiz elbette destek oldular.fakat tamamen rant çerçevesinde uygun gördüler.yapılan ve dayatılan bu yanlıģ tavır bünyesinde de biz NOGAY FORUM lu gençlere de tek bir çare kaldı.dergiyi hayata geçirmek için gerekli olan bu dernekçilik iģiydi.ġstemeyerekte olsa hayalimizi gerçekleģtirebilmek adına NOGAY GENÇLERĠ derneğini de kurmak mecburiyetinde kaldık. Nihayetinde gelinen bu noktada çok kısa bir zamanda gerekli derneği kurduk ve fazla geçmeden dergimizin ilk sayısını Nogay Türk lerinin beğenisine sunduk.geliģen olaylara ve yapılan onca hizmet, emeğe rağmen gereken ilgiyi göremedik.ortada yanlıģ giden bir Ģeyler vardı.yapılan onca iģ, koģuģturma, harcanan zaman, maddi yetersizliklerle çıkan o dergi gerekli ilgiyi görmedi. Yine de yılmayan dernek yöneticileri ve yayın ekibi her zorluğa inat 2. sayıyı da yayın hayatına soktu. Maalesef ki; verilen sözler yerini bulmadı. Çok cüzi bir miktar olan dergi parası bile verilmeye çekinildi.takdir edersiniz ki; bu dergiyi yayınlamaya çalıģan insanlar belli bir maaģla çalıģanlardı hatta pek çoğu öğrenciydi.o kadar üzücüdür ki; göz göre bir organımız kangren olmuģtu ve tüm vücudu yitirmeden kesmeye karar verdik bu uzvumuzu.ġimdilerde pek çoğumuzun ilgisini çekmeyen hatta açıp bakmadığımız sanal bir hale geldi dergimiz! NogayCas 0 4

111 N O G A Y CAS SADECE ĠSTANBUL DA DEĞĠL ANKARA, ĠZMĠR, KONYA VE TÜRKĠYE DEKĠ TÜM ĠL VE ĠLÇELERDE UYUġTURUCU DENEME/ KULLANIM YAġI 15 E VE DAHA DA AġAĞISINA KADAR DÜġTÜ. SĠGARA VE ALKOL DENEME/ KULLANIM YAġI DA UYUġTURUCUYLA AYNI. 15!.. NogayCas 0 5

112 N O G A Y F O R U M Elif YILMAZ Katliamlara maruz kalmıģ ve benliğini korumayı baģarmıģ olan atalarımızın ruhlarını bir kez olsun ġad etmek bizim en birinci görevimiz olmalıdır. Nogay Gençlerinin milli hissiyatları açısından çok önemlidir bu olayları öğrenmek ve bilmek. Hiç olmazsa en azından ben bu düģüncedeyim. Kulağımda müthiģ bir dombıra sesi, içimde büyük bir heyecan var, ve 19. Yüzyıl Nogay Türklerini araģtırmaya nasıl yaģadıklarını hangi Ģartlar altında hayatlarını devam ettirdiklerini bulmaya çalıģıyorum. Nogay Türklerinin en acılı dönemlerine Ģahitlik edenlerin durumu beni kahrediyor. Çok üzülüyorum onlara tarih sahnesinde gereken değerin verilmemesine. Kaderimizi değiģtiren acı olaylara bakmak istiyorsak, Atalarımızın çektikleri acıları yüreğimizde hissetmek istiyorsak 17, 18 ve 19. yüzyıllarında yaģamıģ Nogay Türklerine bakmamız onların yaģadıklarını öğrenmemiz gerekir. Katliamlara maruz kalmıģ ve benliğini korumayı baģarmıģ olan atalarımızın ruhlarını bir kez olsun ġad etmek bizim en birinci görevimiz olmalıdır. Nogay Gençlerinin milli hissiyatları açısından çok önemlidir bu olayları öğrenmek ve bilmek. Hiç olmazsa en azından ben bu düģüncedeyim. Nogay Türkleri 19. Yüzyıla gelmeden önce önemli bir Türk topluluğuydu. Zamanında bir Hanlık çatısı altında yaģamıģ olsalar da devlet olma yolunda pek ileriye gitmemiģlerdir. Bu husus hakkında bir çok tez olsa da bu tezlerin en güçlü olanı devrin Ģartlarına göre Töre gereği devlet kurmanın ancak Han yani Kağan soyundan gelenlerin elinde olduğu düģüncesiydi, Eski inanıģların etkisi bunda hakimdir, misalen bir Kut AnlayıĢı. Yani bu teze göre Nogayların Törelerine son derece bağlı olduklarından ötürü DevletleĢme düģüncesine gitmemeleridir, yani Töreye sadakat iģin özeti. Altınorda devleti yıkıldıktan bir süre sonra bir çok hanlık meydana gelmiģ ve Nogaylar bu hanlıkların içinde ki en kuvvetli olanlarındandı. Diğer Hanlıklara oranla Askeri gücüde oldukça kuvvete tabii idi. Ama bir türlü DevletleĢme yoluna gidemediler değil, töreye ve geleneklere bağlılıklarından dolayı gitmedikleri gerçeğidir. Bu da Nogay Türklerinin milliyetlerine ne derece bağlı olduklarının iģaretidir. Nogay Türklerinde akrabalık iliģkileri son derece kuvvetliydi bundan dolayı da dağılmaları ve bertaraf edilmeleri, dağılmaları zordu. Bu dönemlerde Nogayların siyasi üstünlükleri..de diğer..hanlıklara..göre..fazlaydı. Bu ihtiģamlı dönemlerin ardından ve 19. Yüzyıllara kadar Nogaylar dağılmıģ katliamlara maruz kalmıģtır, ayrılması zor görünen akrabalık iliģkileri zorla kırılmıģ, bu olaylarda düģmanın etkisi kadar kendi içimizdeki otorite boģluğuda disiplinsizliği doğurmuģtur, geliģi güzel bir mirzayı bile han seçtikleri gibi onu kolayca indirebiliyorlardı da. Bu günün düģüncesi ile diyebiliriz ki hem devrim hem darbe. Bu otorite zaafiyeti halkın Han'ı takmamasına dahi yol açabilecek kadar büyük bir tehlike doğurmuģtur. Çünkü baģa geçirilen kiģilerin gayet otoriter olması beklenirken bir bakıyorsunuz ki onuda indirmiģler yerinden. Bu tehlikenin aslı ise baģa geçen bir sonraki Han güçlü olsa bile otoriteyi yeniden sağlaması disiplini yeniden..sağlaması..son..derece..güç..olacaktır. Bu hususların dıģında en baģ düģmanımız Ruslar bizi dağıtmak için sürekli içimize nifak sokuyor kardeģi kardeģe düģürüyordu. Kadınları ve çocukları kaçırarak tehditle Ģantajla bizleri kalleģçe birbirimize düģürüyorlardı. Lakin Nogay Türklerinin maruz kaldıkları tek tehdit ve tehlike bu değildi, NogayCas 0 6

113 N O G A Y F O R U M Elif YILMAZ yaģam tarzları olan göçebelikten, hayvancılıktan yerleģik hayata geçirmeye ve tarıma yöneltmek istiyorlardı, bu da bir nevi asimilasyon politikası olarak uygulanmak isteniyordu. Bu süreç oldukça zor ve sancılı bir süreçti, Nogaylar bu süre içerisinde ellerinden geldikçe dayandılar, yerleģik hayat ve tarıma geçmemek için çok kayıplar verdiler. Çünkü bunun bir politika olduğunu asimile edilmek istendiklerinin farkındaydılar. Çoğunluğu dayansada bu acılara, dayanamayanlarda olmuģ az miktarda Nogay Türk'ü rus hakimiyeti altına girmiģ yerleģik..düzen..ve..tarıma..geçmiģlerdir. Nogaylara göre yerleģik düzen demek, özlerinden uzaklaģmak demek, atalarından uzaklaģmak demek, kısacası benliklerinden ve törelerinden uzaklaģmak demek oluyordu. Çünkü Nogay Türkleri için göçebelik demek savaģçı olmak, cesur olmak, dürüst olmak ve hakim olmak demekti, bunlar Nogaylara gurur verirken diğer türlü baģka bir milletin hakimiyeti altında kendi topraklarında baģka millete hizmet etmek Nogaylara acı vereceğine inanılıyordu ve bu inançta da haklıydılar, üst kısımlarda da belirttiğim gibi milli hissiyatların kuvveti açısından bunu kabullenemiyorlardı. Nogay Türkleri çektikleri zulümleri en fazlada bu yüzden çekmiģlerdi.. Öz topraklarında istedikleri gibi yaģamayıģları, kendi bozkırlarında at koģturamadıkları gerçeği onları göçe zorlamıģtı. Tahmini rakamlar bu göç yolunda Nogay'dan bahseder, kesin olmasada böyle bir rakamın olduğu söylenmektedir. Göç yollarında ölenler, kaybolanlar ve resmi kayıtlara düzgün bir Ģekilde geçilmemesinden ötürü bir rakam..söylemeyi..zorlaģtırmaktadır. Ruslar ise hala politikalarına devam ediyor, Nogaylar yurtlarına geri dönmesin diye yerlerine Slav ırkından olanları yerleģtiriyor, gelseler bile en azından o toprakları Ruslardan geri alsalar bile artık orda Slav ırkından olanlarda var ve Rusların sürekli iç iģlere..karıģabileceği..düģüncesi..hakimdir..ruslar..açısından. Nogaylar gittikleri topraklarda da bir çok sorunla karģılaģmıģlardır, Osmanlının Kırım Tatarları gibi Nogaylar hakkında da pek bilgiye sahip olmayıģı Osmanlının Nogayların isteklerini anlamamasına yol açmıģtır. Nogay Boy Beylerinin tıpkı eski yurtlarında olduğu gibi kendi tebaasında ki Nogaylar üzerindeki haklarını kullanmak istemiģler fakat bu düģünce Osmanlı yönetimince kat'i surette reddedilmiģtir. Çünkü Osmanlı o dönemlerde de otorite zaafiyeti yaģıyor ve merkezi güçlü tutmak adına bu düģüncelere sıcak bakmıyordu. En sonunda bütün olumsuzluklara dayanamayan Nogay Türkleri topluluğu geldikleri vatanda da dağılmıģ, değiģik yerlere küçük küçük yerleģim..birimleri..kurmuģlardır. NogayCas 0 7

114 ġ Ġ Ġ R Erhan ÇAĞDAġ IĢıl ıģıl sokaklar. Yağmura teslim oldu tüm günahlar. Hep temizlenir sanırım böyle zamanlarda dünyayı. BaĢtanbaĢa yeni bir kimliğe bürünür insanlar gözümde. Belki ağlıyorsun Bir çift pınar oluyor gözlerin, Sen istemesen de Bir çift pınar oluyor, Yüreğinden çıkıp, yanaklarından süzülen O yalansız bakıģları hayal ederim yüzlerde. Aceleyle yaģanıp giden ömürler; ġimdi huzur bulur zaman çemberinde Sevgi denen Ģey, Gerçekten sevgi olup akar yüreklere Üzülme sakın, elbet biter bu hüzünlerde. Yollar geçmek bilmese de Takvimler söz dinlemese de, Aynı yağmurla ıslanır yürekler. Aynı toprağa basmasa da, Sen Ģimdi bilmediğim bir coğrafyanın Bilmediğim bir yerinde Aynı gökyüzüne bakar yürekler Bir tebessümüne kurban bütün melekler Neleri özlüyorsun kim bilir Ve yine inadına bilmediğim bir gurbetin, Soğukluğunu taģıyorsun teninde Belki takvimlere kızıyorsun, Çabuk geçmiyorlar diye Unutma sıcak bir selam kapatır mesafeleri Ve aynı toprağa basmasa da, AYNI GÖKYÜZÜNE BAKAR GÖNÜLLER, UNUTMA! Belki yıldızlara döküyorsun içini, sıla hasretiyle NogayCas 0 8

115 Y A Z A R S A Y F A S I Hakan BENLĠ Ben ne yaptım demek çoğu kez fayda sağlamayacaktır size. Ve o yolun baģlangıcında size yol göstermeye çalıģanlar, elinizden tutmaya çalıģanlar var ise Ģayet ; bu kez yanı baģınızda olmayacaklardır o yolun geldiğiniz noktasında. Ġnsan hayata bir kere gelmekte ve hayatıyla ilgili aldığı kararlar bazen hayatının bütün geri kalanını etkilemekte. Karar aģamasında iken size gayet basit ve sıradan görünen o seçim anı, kimi zaman geri dönülemez bir yolun baģlangıcı olmakta. Çoğu kere öneminin farkında bile olmadığınız o zaman dilimi içerisinde sizi bilinçlendirecek, yolunuza ıģık tutacak birinden mahrumsunuzdur. Ġlginç olan, o an zaten buna ihtiyaç duymadığınız ve kendi seçiminizi kendinizin yapabileceğinize güveninizin olmasıdır. Tercihinizi yapıp yolunuzu seçtiğinizde, o yol üzerinde kararlı adımlar ile yürümeniz beklenir. Ama nafile, siz yine bildik güven içerisinde bildiğiniz yolda gitme dürtüsüyle hareket etmeye baģlarsınız. Üstelik yürüdüğünüz yolun sizi nereye ve hangi sonuçlara götüreceğinin farkında ve bilincinde olmaksızın yaparsınız bunu. Günlük ihtiyaçlarınızı temin ettikten ve psikolojik olarak ortama uyum sağladıktan sonra bu sizin için bir kaygı olmaktan çıkar. Çoğu kere gözleriniz kapalı bir biçimde zamana bırakırsınız kendinizi. Ve zamanın sizi götürdüğü yere doğru derin bir rehavet içerisinde akarsınız. Ta ki gözlerinizi yeniden açana değin. Bu süreç kimi zaman çok kısa kimi zaman farkında olmadan uzun yıllar sürer. Ve her defasında hangisi olursa olsun göz kapaklarınız aralanıp, gördüğünüz Ģey karģısında dehģete kapılarak korkuyla ve endiģeyle bakarsınız kendi gerçeğinize. Ben ne yaptım demek çoğu kez fayda sağlamayacaktır size. Ve o yolun baģlangıcında size yol göstermeye çalıģanlar, elinizden tutmaya çalıģanlar var ise Ģayet ; bu kez yanıbaģınızda olmayacaklardır o yolun geldiğiniz noktasında. Çünkü onlar bir zaman sonra sizi size havale etmiģ ve kendi hayatlarına çekilmiģlerdir, siz henüz kendi hayatınızla yüzleģememiģken O yola genellikle hayatınızın en deli en devģirmen zamanında, ergenliğinizin sonunda, delikanlılığınızın baģlangıcında ; sizden yana beklentilerin en üst seviyeye çıktığı bir dönemde çıkarsınız Yola çıkarken Ģanslı olanların eline bir azık bohçası verilir. Ġçinde yol klavuzu vardır, hayattan alınan derslerin kulağa küpe yapılıp özenle yerleģtirildiği, bir azık bohçası. Her zaman size verilecek olan maddi ve hepsinden önemlisi manevi desteğin sarılıp sarmalandığı bir bohça. Ġçinde sevgi de olan, güven de Birazcık tökezleyecek olursanız destek almanız için bastonu unutulmayan, az biraz yönünüzü ĢaĢırsanız hemen bohçadan eriģebileceğiniz bir pusula, hayat pusulası Ama tüm bunlara sadece sizin kendi iradenizle eriģebileceğiniz, zorla ama zoraki elinize tutuģturulmayan nesneler Kimi her zaman bu kadar Ģanslı değildir, ne yolun baģında ne de yol bıyunca yürüdükçe Sapıverir farkında olmadan akıp giden zamanın yoluna ve kaptırmıģtır kendini bir olmaza Susadıkça kendi ömründen içer, acıktıkca kendi geleceğinden. Ta ki, uyandığı zamana değin. Göz kapaklarını araladığı zaman irkilir kendi gerçekliğinden. Ne acıktığında yiyebileceği bir geleceği vardır artık ne de susadıkça içebileceği bir ömrü. Ne dokunabileceği bir hedefi ne de o yolun baģında onun için göz yaģı döküp yapma diyenleri Yalnızdır hayatta. Yalnızlık hayattaki en zor dayanılabilecek sınavdır. Sizi sever görünen ama içten içe size acıyan, sizi artık kendi halinde bırakıp, bırak ne hali varsa görsün diyen Yol zaten yalnız yürüdükçe zorlaģır. Henüz yolun baģındaysanız ve henüz bir yol tercih etmemiģseniz, azık bohçanızı hazırlayın ve onu asla bırakmayın. Siz de yalnız kalmayın Size yol gösterenlere burun kıvırmayın. Ya da kendinize bir iyilik yapın, o yola asla çıkmayın. NogayCas 0 9

116 ġ Ġ Ġ R M. Burak TAġKIRAN Zaman akıp ketedandı bosga keģgen ömrümde Katnamaytandik Nogay caslar biröv birövmüzge Kosulmaytandik avulumuzda özümüzge Cılısatanedik özümüzü tısgarda körgende Tutasımızı cıyıstırdı savbolası NOGAY FORUM Özündü mıtgan kisi onmazeken dünyada Tabamay cürüreken üyündü avulunda Akasının, abasının aytganını tınlamaganda Coytareken atındı Nogaylıkta Atımızı mıttırmadın savbolası NOGAY FORUM Avelden bilmeytanedik Nogaylık neken Sadece aytganda atımız Nogay eken Yasamaga kelgende Nogaylık cokeken Anavyakta gıdırıp kıynanıreken Özümüzge özümüzdü hatirletti savbolası NOGAY FORUM Kolumuz avelden tiymeytandı heģ bir iģge Tabısbazedik toydun öptektin kerisinde Tartamazedik anavdı iģimiz körülgende Endi kusaklasamız Sabantoy Ģenliklerinde Biröv birövmüzge kaynastırdı savbolası NOGAY FORUM Özü avulumuzdun caslarını bilmeytandık Karaganda anav kımdın balası Dep biröv birövmüzge soraytandık Endi anav avullardın caslarımanda tabıstık Avullardı birlestirdin savbolası NOGAY FORUM Birövünün iģi maklımızga yaramaytandı Ketip iģdin biryağından ıslamaytandı Birde tezden kuyusturup aytadandı Endi tutasımız iģdin aldından ıslaydı Tutasımızga aruv iģler yasattın savbolası NOGAY FORUM Tilimizdi mıtganedik konuģamaytanedik Bilmeğinimiz aytılganda karap kalıredik NogayĢadı tatarca dep salıredik Özümüzgede tatar dep aytaredik Nogayımdı Nogay ettin savbolası NOGAY FORUM NogayCas 1 0

117 ġ Ġ Ġ R M. Burak TAġKIRAN KöĢüp kelgende dağılıp cayılganlar Nogaydı yedi koldan ekige ayırganlar Cestanman, cemboylukman dep aytganlar Halbuse biröv birövmen gardaģ boladılar Cezdanman cenboyluktu tabıstırdın savbolası NOGAY FORUM Sırf Nogaydı tuvul Türk tü de tabıstırdın Nogaylardın bir TÜRK kolu bolganını hatirlettin Özümüzge özümüzdün tarihimizi anlattın Duvru bolgandı karistirip taptın Özü tarihimizdi cangıdan cazdın savbolası NOGAY FORUM Endi sen bolmassan etamaz Nogay caslar Ketgen cerde gözü senmen bir Nogaydı karar Dikkat kirgende alıģganlık yasar Maklımızga yarar, üy töbede konaklar Kuday cokluğundu köstermesin Savbolup, sav turasın üyken NOGAY FORUM... NogayCas 1 1

118 Y A Z A R S A Y F A S I Hacer TAġYARAN Nogayca bize verilen en önemli emanettir. Bizim de bu emaneti en iyi Ģekilde korumamız, bizden sonra gelen nesillere özünü kaybetmeden aktarmamız gerekmektedir. Yazımın amacı Nogay gençlerinin, ana dilleri olan Nogayca ya gereken değeri göstermemeleridir. Oysa Nogayca bize verilen en önemli emanettir. Bizim de bu emaneti en iyi Ģekilde korumamız, bizden sonra gelen nesillere özünü kaybetmeden aktarmamız gerekmektedir. Bu aktarma, geçmiģ yıllarda belki daha kolaydı. Oysa günümüzde Nogayca konuģmak ciddi anlamda beceri gerektiren bir hal aldı. Gençlerin bir araya gelince sürekli Türkçe konuģmaları, birbirlerine Nogayca bilip bilmedikleri ; buna cevap olarak da biliyorum ama konuģmaya UTANIYORUM demeleri, günümüzde dilimize verilmeyen değeri çok açık bir Ģekilde ortaya koymaktadır. ki?. Oysaki bir araya gelen gençlerin kendi ana dillerini konuģmalarında ne gibi bir gariplik olabilir Bir Milletin diline sahip çıkması ona değer vermesi en tabi hakkıdır. ĠĢte bu sebeple dilimizin önemini anlatmak ve onu savunmak, Nogayca bilmeyen gençleri yermek değil de onlara Nogay ruhunu, Nogayca nın önemini ; bize verilen değerli mirasın bizden sonra gelecek olan nesillere daha kolay aktarılması için dillerinin döndüğü Ģekilde Nogayca yı konuģmalarını istememdir. Son zamanlarda Nogayca ya ve Nogay Kültürü ne olan ilginin artması gerçekten çok sevindirici bir durum fakat bunun sadece paylaģılan yazılara yorum yapılması yeterli olmamaktadır. Bir kiģinin Nogay ismine yakıģır bir Ģekilde Nogayca yı konuģması gerekmektedir. Bir kültürü araģtırmak o kültür hakkında yazılar yazmak pek de önemli değildir bana göre, Önemli olan kiģinin o kültürü yasayabilmesi için dilini de konuģması gerekmektedir. GeçmiĢten örnek alarak, geleceğe ıģık tutmak anlayıģı ile LÜTFEN dilimize sahip çıkalım ona gereken değeri verelim. Yazıma Akin Köyü nden değerli arkadaģimiz Erhan ÇağdaĢ la yapmıģ olduğum kısa bir röportajla devam etmek istiyorum ; Hacer: Öncelikle yoğun iģ temponda bana zaman ayırıp teklifimi geri çevirmediğin için çok teģekkür ederim. Erhan: Rica ederim benim içinde büyük zevk böyle bir konuda konuģmak. Hacer: 1.Forumda izlenimlerim kadarıyla sen de nogayca bilen ama konuģamayan (konuģmayan) kiģiler arasında yer alıyorsun. Hep merak etmiģimdir bunun belli bir sebebi var mı? Yada en azından nogay forum toplantılarında neden herkesin Türkçe konuģması? Gecen yaz sizinle tanıģma fırsatı buldum benim için çok değerli bir gündü fakat beni üzen bir konu oldu oda büyük çoğunluğun Türkçe konuģmasıydı. Bunun sebebi alıģkanlık mı yada gerçekten Nogay gençlerinin ana dillerine gereken önemi vermemesi mi? Erhan: Bence bunun bir sebebi küçüklükten Nogayca konuģmaya alıģık olmamamız. duymaya NogayCas 1 2

119 Y A Z A R S A Y F A S I Hacer TAġYARAN alıģkınız ama konuģmaya pek alıģkın değiliz ve belli bir yaģa kadar bunun bir eksiklik olduğunu fark etmememiz. bir sebebi de Nogayca konuģmaya mecbur olmamamız. Nogayca olmadan da iletiģim kurabildiğimiz için Nogayca yı öğrenmek ve konuģmak konusunda tembellik yapıyoruz. yani kısacası kolaya kaçıyoruz. Nogayca ya gereken önemi yeterince vermediğimizde yadsınamaz bir gerçek. çünkü bu normalleģmiģ bir olgu haline gelmiģ. Nogayca yı anlıyorum ama konuģamıyorum demek yeterince rahatsız etmiyor bizi. Hacer: Kısaca kendinden bize bahseder misin? Erhan ÇağdaĢ kimdir, hangi Nogay köyündendir? ÇagdaĢ ailesinde çocuk erkil mi yoksa babaerkil bir konuģma sistemi geçerli? Çocuk erkil dedim çünkü genelde çocuklar hangi dili konuģurlarsa ailelerde onu konuģmak zorunda kalıyorlar. Erhan: Akin köyündenim. 24 yasındayım. Makine mühendisi sayılırım. sayılırım diyorum çünkü okulu bitiremedim bunun yanında özel bir Ģirkette çalıģıyorum. soruna gelince, evde genelde Nogayca konuģulur. Ebeveynlerim kendi aralarında devamlı Nogayca konuģurlar. Bizle konuģurken bazen Türkçe bazen Nogayca konuģurlar. Hacer: "Kültür Erozyonu" yaģadığımız bariz bir Ģekilde ortada. Sence bu erozyon gelecek yıllarda olumlu yönde mi aksine büyük bir felaket haline mi dönüģür? Erhan: Maalesef bu konuda büyüklerimizden bize hemen hemen hiç miras kalmamıģ miras derken kültür bilincini kastediyorum. bu yüzden biz gençlere büyük yük düģüyor. çok özenli ve hassas bir Ģekilde var olan kültürümüzü korumalı ve eskileri araģtırmalıyız. bu konuda tembellik yapmak lüksüne sahip değiliz. eğer böyle olursa geleneklerimiz birer anıdan ibaret kalacak ve zamanla unutulacak. Hacer: Nogay forum etkinliklerinin sence Kültürümüzün geliģmesine katkısı var mı yoksa sadece arkadaģlık ortamından ibaret mi? Erhan: GeliĢmeden ziyade korunması bile çok önemli ve bu etkinliklerin korumak için hizmet ettiğini söyleyebilirim. çünkü bu etkinlikler olmasa çoğumuzun, bahsettiğimiz problemlerden haberi bile olmayacak. bu kültürü korumak için birliktelikte çok önemli ve bu etkinlikler birlikteliği pekiģtirmek adına gayet olumlu bir iģe yarıyor. Hacer: Klasik röportajlarımda olduğu gibi bunu da kelime oyunuyla sonlandırmak istiyorum Yazıma renk kattığın için tekrar teģekkür ederim:=))) AyakĢay: Sabantoy: Andırakay caprak güleylan sabak Et et'ge, sorpa betge... Erhan: Ayaksay; Evde her öğünde içeriz. Olmazsa olmaz. Sabantoy ; olması gerekli ancak piknikten ziyade kültürel bir etkinlik olarak algılanması çok daha önemli. bu bilincin yerleģmesi gerekli. Andırakay caprak gülaylan sabak ; Dam üstünde saksağan gel bize bazı bazı" deyimi geldi aklıma. Et etge sorpa betge ; bu tam bizim yemek kültürümüzü yansıtıyor. haģlama etin ne kadar faydalı olduğunu gösteriyor. :) Bende bu fırsatı bana sunduğun ve böyle önemli bir konuda göstermiģ olduğun hassasiyetten dolayı sana teģekkür ederim. Atin Nogay, Atan Nogay,Tilinde Nogayca bolsun:=))) Kendimce naçizane bir Ģekilde Nogayca ya verdiğim önemi dile getirmek istedim. Avusturya dan kucak dolusu saygı ve sevgilerimle hacer TAġYARAN NogayCas 1 3

120 G E N Ç L Ġ K NOGAYCAS Sadece üç harfin arkasında yeni bir psikolojik hastalık yatıyor: Cep telefonlarında bulunan SMS (Short Message Service; yani kısa mesaj), özellikle gençler arasında gün geçtikçe daha çok kullanılıyor. 160 karakterle sınırlanan metinler için uzmanlar alarm veriyor. Sadece üç harfin arkasında yeni bir psikolojik hastalık yatıyor: Cep telefonlarında bulunan SMS (Short Message Service; yani kısa mesaj), özellikle gençler arasında gün geçtikçe daha çok kullanılıyor. 160 karakterle sınırlanan metinler için uzmanlar alarm veriyor. Eda'nın montunun cebinden 'dıt dıt' diye bir ses geliyor ve 17 yaģındaki genç kızın anında gözleri parlıyor. Yüzünde bir gülümsemeyle cep telefonuna gelen mesajı okuyor. Mesaj erkek arkadaģından geliyor: Seni çok özledim canım! Elbette Eda anında cevap veriyor ve SMS aracılığıyla bir sohbet baģlıyor, tıpkı yüzlerce genç arasında her gün yaģandığı gibi. Sadece flört amaçlı değil, gençler arasında cep telefonlarının mesaj servisi her konuda kullanılıyor. Bugün okulda neler yapıldı, akģam nereye gidilecek; arkadaģlar anında haberdar ediliyor. Eda, günde aģağı yukarı 40 mesaj gönderdiğini söylüyor ve maddi açıdan bunun ağır olduğunu da kabul ediyor. Ama hemen ekliyor: "Alt sınıflardan bir çocuğa ders veriyorum ve harçlığımı çıkarıyorum, annem ve babam da biraz para veriyorlar, ama bu konuda bana çok kızgınlar." Zaman zaman 'mesaj bağımlısı' olup olmadığını düģünüyor Eda, çünkü sabah yataktan kalkar kalkmaz en yakın arkadaģına Ģöyle bir mesaj gönderebiliyor: "Bugün kırmızı kazağımı mı giyeyim, yoksa maviyi mi?" Sadece hatır sormak için bile arkadaģlarına mesaj attığını belirten Eda, onlardan uzun bir süre cevap alamadığında canının sıkıldığını ve kimsenin artık onu sevmediğini bile düģündüğünü söylüyor. Gözü telefonda bekliyor veya yeniden eline alıp neden cevap gelmediğini soran bir mesaj gönderiyor. Ne zaman bağımlı olunur?... Uzmanlar, yüzlerce gencin Eda ile aynı duyguları paylaģtıklarını belirtiyor ve cep telefonlarının hayatlarını kontrol etmelerine izin verdiklerini söylüyor. Bu durum artık o kadar ilerlemiģ ki, hepsi dıģ çevreyle bağlantılarını koparmak üzereler. Onlar için önemli olan tek bir Ģey var: Cep telefonları. Yapılan araģtırmalara göre; sadece Almanya'da 2003 yılı içinde 26 milyar mesaj gönderilmiģ. Uzmanlar bu rakamı 'çılgınlık' olarak değerlendiriyor. Özellikle gençler çoğunluğu oluģturuyor yaģ grubunun yarısından fazlası bugün bir cep telefonu sahibi. YetiĢkinlerin bir kısmı mesaj göndermeyi bilmiyor veya bu konuya fazla ilgi duymuyor, dolayısıyla pastanın büyük bir bölümünü gençler oluģturuyor. Konunun uzmanları gençlerin artık bu konuda NogayCas 1 4

121 G E N Ç L Ġ K NOGAYCAS Faturaları ödememek bir iģe yarar mı? Genelde evet, ama çocuğunuz maddi yükün altından kalkabilmek için ufak tefek iģlerden para kazanma yoluna gidiyorsa veya onu artık finanse etmediğiniz için agresif davranıyorsa, bağımlılık belirtileri gösteriyor demektir. Bu durumda mutlaka uzman yardımına ihtiyacı var. 'bağımlı' olduklarını belirtiyor. Cep telefonlarını bir türlü ellerinden bırakmıyor ve sürekli olarak mesaj gelip gelmediğini kontrol ediyorlar. Ne yazık ki ebeveynler bu konuya biraz yabancı kalıyor ve 'tehlike çanlarının' çaldığını göremiyorlar. Peki bir cep telefonu sahibinin 'mesaj bağımlısı' olduğu ne zaman anlaģılır? AraĢtırmacılara göre; eğer bir kiģi günde 15'ten fazla mesaj gönderiyorsa ve geceleri bile cep telefonunu kapatmıyorsa, durum ciddi. Uzmanlar uyarıyor: Belirtileri ciddiye alın! MesajlaĢmak, iletiģim kurmanın iyi bir yolu mu? Aslında evet. Hem bilgi aktarımını kolaylaģtırıyor hem de eğlendiriyor. Ama bunu abartmamak gerekiyor. Ayrıca mesajlaģırken kullanılan bazı terimler, örneğin; selam yerine 'slm', ne haber yerine 'naber' ya da teģekkürler yerine 'tshk' gibi ifadeler, hem dilimizi çirkinleģtiriyor hem de kültürümüzün gittikçe yok olmasına neden oluyor. Çünkü gençler bir mesaja mümkün olduğunca kelime sığdırabilmek için, bazı harfleri veya imla iģaretlerini kullanmıyor, bu da yepyeni bir dilin doğmasına yol açıyor. Ebeveynler bu konuda ne yapmalı? Çocuğunuzla ilgilendiğinizi ve problemiyle ilgili ona yardımcı olmak istediğinizi gösterin. Fatura geldiğinde bunu birlikte inceleyin ve ona hangi durumlarda mesaj gönderilebileceğini, hangi durumlarda gereksiz olduğunu anlatın. Eğer çocuğunuz bu duruma anlayıģ göstermezse, ödemeyi yapmayacağınızı belirtin.. Her Ģeyi haber vermek zorunda değilsiniz Birçok genç, mesaj servisini daha ucuz olduğu için uzun telefon konuģmalarına tercih ediyor. Fakat mesajlar çoğaldıkça, ucuz olmasının artık bir öneminin kalmadığını fark edemiyorlar. Elbette biriyle buluģacağınız zaman randevu saati ve yeri değiģtiyse bunu mesajla bildirmek, telefon açmaktan daha avantajlı olabilir çünkü görüģmenin gereksiz yere uzama ihtimali var - fakat hapģırdığınızı veya Ģu anda hamburger yediğinizi illa ki arkadaģınıza bildirmek zorunda değilsiniz. Ayrıca her mesaja mutlaka cevap vermek gerekmiyor, önemli olan gerekli durumlarda gerekli bilgileri paylaģmak. Rakamlarla SMS çılgınlığı Cep telefonu aracılığı ile baģka bir cep telefonuna 160 karaktere kadar yazılı mesaj göndermek olarak adlandırılan SMS ile ilgili verileri takip eden Mobile Data Association'un açıkladığı rakamlara göre, 2002 yılının ilk üç ayında dünya genelinde gönderilen kısa mesaj sayısı tam 75 milyar. Bu sayı ülkelerin milli ve dini bayramlarında büyük bir artıģ gösteriyor. Cep telefonları bütün dünyada hızla yaygınlaģıyor ve telefonla gönderilen kısa mesajların sayısı her gün artıyor. Mobil iletiģimde yaģanan hızlı geliģim, pazarı izleyen analistlerin yıl sonu tahminlerinde de değiģikliğe yol açıyor. Analistler, 2004 yılı sonuna kadar gönderilen toplam kısa mesaj sayısının 360 milyar olarak gerçekleģeceğini belirtiyor, 2001 yılında ise bu rakamın 250 milyar olduğu ifade ediliyor. Yalnızca Ġngiltere'de yılın ilk üç ayında 1.3 milyar SMS gönderildiği, geçen yılın aynı dönemine göre 100 milyonluk bir yükselme görüldüğü belirtiliyor. Türkiye'de sadece dini bayramlarda ve kandillerde gönderilen SMS sayısı 130 milyonu geçiyor. Bir de buna son günlerde Türk halkının büyük bir merakla izlediği yarıģmaları da eklemekte fayda var. Bu yarıģmaları düzenleyenlerin, program arasına aldıkları reklamlardan çok SMS'den büyük bir gelir elde etmeleri, mesaj çılgınlığının ne kadar büyüdüğünü ortaya koyuyor NogayCas 1 5

122 NogayCas 1 6 N O G A Y C A S

123 G E N Ç L Ġ K Halis ÖZERK Ülkemizde gün geçtikçe artan bir hızda ve yaygınlıkta cep telefonu kullanımı artmakta ancak bu artıģ en fazla çocuk ve gençlerimizde görülmektedir. Ülkemizde gün geçtikçe artan bir hızda ve yaygınlıkta cep telefonu kullanımı artmakta ancak bu artıģ en fazla çocuk ve gençlerimizde görülmektedir. Öyle ki, ilköğretim birinci basamağın neredeyse ilk sınıflarında (2. veya 3. sınıflarında yani 7-8 yaģlarındaki) çocukların ellerinde cep telefonlarına rastlanabilmektedir. Aynı zamanda cep telefonu model değiģtirme sıklığı da çocuk ve gençlerde görülmektedir. Dolayısıyla bu durum Ģunu göstermektedir: Çocuk ve gençler cep telefonlarını, telefonun asıl fonksiyonu olan HABERLEġME amacından daha çok baģka amaçlar için kullanmaktadırlar. Öğrencilerle yaptığım görüģmelerde öğrenciler bu amaçlarını Ģöyle sıralamaktadırlar: 1. Oyun oynamak, 2. Müzik dinlemek, 3. Fotoğraf veya video çekmek, 4. MesajlaĢmak, 5. Birbirine resim veya animasyon göndermek, 6. KonuĢmak / haberleģmek (bu fonksiyon genelde en son sırada (!?) ifade edilmektedir). Çocuklara, neden bir cep telefonuna sahip olmak istediklerini sorduğumda ise verilen yanıtlar oldukça düģündürücü ve kaygı vericidir. ĠĢte genel yanıt cümleleri: 1. Herkeste var, niye bende olmasın? 2. ArkadaĢlarımda olup bende olmayınca eksiklik hissediyorum. 3. Okulda sıkılıyorum. 4. BoĢ zamanlarımda bir arkadaģ gibi oluyor. Oyun oynuyorum, müzik dinliyorum, özellikleriyle oynuyorum, yani zaman geçiriyorum. 5. Cep telefonu olmayan, hatta telefon eski model cep telefonunu olan çocuklarla da arkadaģlar arasında alay ediliyor. Buradan üç temel sonuç çıkarmak mümkün görünmektedir. 1. Çocuklar teknolojiyi sağlıklı kullanma bilincine sahip olmadan teknolojik cihaza sahip oluyorlar. 2. Çocuklar, cep telefonlarını adeta bir NogayCas 1 7

124 G E N Ç L Ġ K Halis ÖZERK VAROLMA aracı olarak görüyorlar. 3. Çocuklar sosyal yalnızlıklarını, diğer bir ifade ile SOSYALLEġME gereksinimlerini ne yazık ki bir cihaz ile gidermeye çalıģıyorlar Bu sonuçların davranıģ göstergelerini ise içinde yaģadığımız süreçte, hemen her alanda (toplu taģıma araçlarında, okul bahçelerinde, parklarda, caddelerde, sokaklarda, alıģveriģ merkezlerinde, pastanelerde, lokantalarda vb. mekûnlarda) her an görmek mümkün DavranıĢlar da oldukça benzerlik göstermekte: Çevrelerindeki baģka insanları yok sayan bir ses tonu ile konuģma, KonuĢmalarının içeriğini (özel olup olmadığını) dikkate almaksızın, aleni olarak konuģma, KonuĢma diline (örneğin kullandığı argo kelimelere) dikkat etmeksizin herkesin duyacağı bir ses tonu ile konuģma, Uzun süreli konuģma, Parmaklar tuģlarda, dakikalarca mesajlar yazılmakta, Gözler küçücük ekrana dakikalarca odaklanmakta, Kulaklar, kablonun ucundaki kulaklıklara uzun süreli mahkum durumda, Ve jestler, mimikler ekrandaki görüntüye veya kulağa gelen seslere göre biçimlenmekte GeçmiĢteki değerlendirmeleri çağrıģtıran bu durum bir baģka deyiģi de peģi sıra akla getiriyor; Parayı sokakta bulmadık. Ve insanın aklına Ģu soru geliyor: Diyelim ki ebeveynler fekadarlıkta bulunup çocuklarına cep telefonu alıyorlar. Ancak cep telefonunun erken yaģlarda kullanılmasının zararlarına iliģkin sık sık yazılı ve görsel basında yüzlerce yazı, uyarı yer almasına rağmen çocuklarının cep telefonlarıyla bu kadar haģir-neģir olmasına göz yumuyorlar ise, acaba ebeveynler parayı değil de çocuklarını mı sokakta buldular? Çünkü cep telefonlarıyla, bağımlılık düzeyinde içlidıģlı olan çocuk ve gençlerin, görünüģte (yalancı) sosyallik yaģadıkları, gerçekte ise psikolojik yalnızlık ve asosyallik içinde oldukları görülebilmektedir. Örneğin, beğendiği bir kıza arkadaģlık teklif etmek için kıvranan lise ikinci sınıfta okuyan bir öğrenci danıģanıma, duygularını bana ifade ettiği sadelikte ve içtenlikte niçin ifade edemediğini sorduğumda verdiği yanıt; Bunu yapamam, kızarırım, terlerim ve sonuçta konuģamam. Mesaj çeksem olmaz mı? Hatta duygularımı mesaj ile Ģiir gibi anlatırım olmuģtu. Çocuklarlar ve gençler cep telefonunu bilinçsizce kullanıyor iseler (ki öyle görünüyor), toplum geleceği ile ilgili sosyal sorumluluk taģıyan bütün anne-babalara, bütün eğitimcilere, görsel ve yazılı basına ve rol model bütün bireylere bazı görevler düģtüğü kaçınılmaz görünmektedir. Bu görevleri Ģöyle sıralamak mümkündür: Bazen cep telefonu kulakta değil, görünürde de değil, ama sokakta hem yürüyen hem baģkalarının duyacağı bir ses tonu ile konuģan insanlar Biraz dikkat edilince kablonun kulakta olduğu fark ediliyor Ancak bu görüntü, cep telefonu teknolojisi bu kadar ilerlemeden önce halk arasında deli liğin bir belirtisi olarak nitelendirilirdi Acaba bozukluk sayılan belirtiler mi geçerliliğini kaybetmeye baģladı yoksa bireylerin psikolojik sağlıkları mı?... NogayCas 1 8

125 G E N Ç L Ġ K Halis ÖZERK Anne-babalar, çocuklarına, benlik saygılarını dıģ dünyanın sağlıksız değerlendirmelerine göre değil, bilimsel ve evrensel değerlere göre biçimlendirmeleri gerektiği bilincini kazandırmaya çaba sarfetmelidirler. Bunu kazandırmanın en sağlıklı yolunun da model olmaktan geçtiğini unutmamalıdırlar. Çocukluk ve gençlik, çocukların ve gençlerin eline bırakılamayacak kadar değerlidir sözünü akıllarında tutarak, çocukları için en sağlıklı kararların bilimsel temellere dayalı düģünceler çerçevesinde verilebileceğini bilmelidirler. Bu bağlamda çocuk ve gençlerde sağlıklı kiģiliğin temellerinin atılması ve geliģimi için zaman zaman HAYIR ların yer alması gerektiğini unutmamalı ve uygulamalıdırlar. Ġleride keģke lerin veya istenmeyen yaģantıların olmaması için erken dönemlerde belli tartıģmaların kaçınılmaz olduğunu, bunun çok doğal olduğunu, asıl doğal olmayanın tartıģmanın olmaması olduğunu hatırdan çıkarmamalıdırlar. Okullarda, eğitim-öğretim programlarına, teknolojinin etkin ve sağlıklı kullanımına iliģkin bilgilerin yer aldığı dersler (seçmeli veya MEB tarafından zorunlu) veya etkinlikler yerleģtirilmelidir. Okullarda, teknolojinin sağlıksız ve sağlıklı kullanımına iliģkin panolar yer alabilmeli ve bu panoları hazırlama görevi bizzat öğrencilere verilmelidir. Hatta bu pano hazırlıkları yarıģmalara tabi tutulup ödüllendirilebilmelidir. Özellikle ilköğretim ve lise eğitiminin, çocukların sosyal geliģimleri (sosyalleģmeleri) konusunda önemli bir fonksiyonu olduğuna göre ve cep telefonlarının da bu geliģmeyi olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulur ise, bu okullarda cep telefonu kullanımına kesinlikle izin verilmemelidir Derslerde kullanımı yasak, teneffüslerde serbest denmesi de anlamlı ve fonksiyonel değildir. Bunun yerine, okullar, çocukların ebeveynleri ile haberleģme gereksinimlerine yanıt verebilecek çözümler üretme yoluna gitmelidirler. Örneğin okul bahçesine yeterli sayıda telefon kulübesi yerleģtirilmesini sağlayabilirler. Özellikle özel okullar, müdür yardımcılarının odasından, Psikolojik DanıĢmanlık ve Rehberlik Servisi odalarından, öğrencilerin gerekli haberleģmelerine olanak sağlayabilirler. Tüm insanların olmak üzere (normallik sınırları içerisinde), özellikle çocuk ve gençlerin sağlıksız davranıģlarında Evrensel Değerler eksikliği en önemli etmendir. Bu bağlamda, eğer sağlıklı (fizyolojik ve psikolojik) ve evrensel değerlere sahip bir gelecek oluģturulması arzulanıyor ise (ki arzulanmaması zaten bir bozukluktur ), tüm kitle iletiģim araçları, eğitim-öğretim müfredatları, halk eğitimleri, kamu kurum ve kuruluģlarının halka yönelik sunduğu kurslar-eğitimler EVRENSEL DEĞERLER çerçevesinde Ģekillendirilmeli ve ve bilimsel bilgi temeline oturtulmalıdır. NogayCas 1 9

126 M Ü Z E L E R Ġ M Ġ Z NOGAYCAS Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı'nın yeri, Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmiģtir. Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı'nın yeri, Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmiģtir. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiģtir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir. Sultânü'l-Ulemâ'nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemiģlerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu isteği reddetmiģtir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled Mevlâna'nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiģtir. "Kubbe-i Hadra" (YeĢil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptırılmıģtır. Bu tarihten sonra inģaî faaliyetler hiç bitmemiģ 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiģtir. Mevlevî Dergâhı ve Türbe 1926 yılında "Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete baģlamıģtır.1954 yılında ise müzenin teģhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiģ ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiģtirilmiģtir. Müze alanı bahçesi ile birlikte m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte m²ye ulaģmıģtır. Müzenin avlusuna "DervîĢân Kapısı" ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviģ hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem PaĢa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarlığı'na açılan HâmûĢân (SusmuĢlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan PaĢa, Fatma Hatun ve Hasan PaĢa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır. NogayCas 2 0 Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı Ģadırvan ile "ġeb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeģme, ayrı bir renk katmaktadır.

127 M Ü Z E L E R Ġ M Ġ Z NOGAYCAS Tilâvet Odası Tilâvet Arapça bir kelime olup,kur'an-ı Kerim'i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamına gelir. GeçmiĢte bu oda da Kur'an-ı Kerim okunulduğu için buraya tilâvet odası denmiģtir. Halen Hat Dairesi olarak kullanılmaktadır. Hat Dairesi'nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakım, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meģhur hattatlarının levhaları yanında, Sultan II. Mahmud'un yazdığı altın kabartma bir levha da yer almaktadır. GümüĢ kapı üzerinde teģhir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa Ġzzet Efendi'nin hattı ile yazılmıģ olan Molla Cami'ye ait Farsça beyitte Ģöyle denilmektedir. Kabetü'l-uĢĢâk bâģed in mekam Her ki nakıs amed incâ Ģod temam (Bu makam aģıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlanır) Türbe salonu doğuda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukaları yer almaktadır. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise Ġlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han için yapılmıģ nisan tası sergilenmektedir. Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna'nın felsefesini ve düģünce sistemini açıklaması açısından mühimdir. 1. levha Türkçedir ve Ģöyledir; "Ya olduğun gibi görün Ya göründüğün gibi ol" Hz. Mevlâna 2. levha ise Mevlana'nın Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi Ģöyledir; "Gel, Gel, ne olursan ol, gel! Ġster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kerre tövbeni bozmuģ olsan da yine gel!" Hz. Mevlâna Türbe salonunu doğuda ve güneyde çevreleyen yüksekçe set üzerinde ise Mevlâna ve babası Bahaeddin Veled'in soyundan gelme, 10'u hanımlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve ġeyh Kerimüddin gibi Mevlevîlikte makam sahibi olmuģ 10 kiģiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadır. Hanımlara ait mezarların üzerinde yer alan sandukalara sikke konulmamıģtır. Huzûr-ı Pîr (Türbe) Türbe salonuna Sokullu Mehmet PaĢa'nın oğlu Hasan PaĢa'nın 1599 yılında yaptırdığı gümüģ kapıdan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna'nın meģhur eserlerinden Mesnevi'nin, Divân-ı Kebir'in en eski nüshaları sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yeģil kubbeye kuzey yönünden bitiģiktir. YeĢil kubbenin tam altında Mevlâna'nın ve oğlu Sultan Veled'in mezarları yer almaktadır. Mezarların üzerindeki iki bombeli mermer sandukayı 1565 yılında Kanunî Sultan Süleyman yaptırmıģtır. Sandukaların üzerinde yer alan altın sırma tellerle iģlenilmiģ PûĢîde ise Sultan Abdülhamid II. tarafından 1894 yılında yaptırılmıģtır. Halen Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled'in mezarı üzerinde bulunan ve bazı kiģilerin "oğlu gelince babası ayağa kalkmıģ" dedikleri ahģap sanduka ise, bir Selçuklu Ģaheseri olup, 1274 yılında Mevlâna için yaptırılmıģtır. Kanunî, NogayCas 2 1

128 M Ü Z E L E R Ġ M Ġ Z NOGAYCAS Mevlana ve oğlu Sultan Veled'in mezarları üzerine 1565 yılında yeni bir mermer sanduka yaptırınca, ahģap sanduka buradan kaldırılmıģ ve sandukası olmayan Mevlâna'nın babasının mezarının üzerine konulmuģtur. Mescidin güney duvarı üzerinde çok değerli halı ve ahģap kapı numuneleri sergilenirken, Mescid içerisine serpiģtirilen 10 adet vitrinde de çok değerli cilt, hat ve tezhip numuneleri sergilenmektedir. Halı KumaĢ Bölümü - DerviĢ Hücreleri Mevlâna Dergâhı'nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadır. Bu hücreler PadiĢah III. Murat tarafından 1584 yılında derviģlerin ikameti için yaptırılmıģtır. Bu hücrelerden giriģ kapısının sağında kalan dört hücre, halen giģe ve idare binası olarak kullanılmaktadır. GiriĢin solunda kalan 13 hücrenin baģtan iki tanesi postniģîn ve mesnevîhân hücresi olarak, orijinal eģyaları ile teģhir edilmiģtir. En sondaki iki hücre ise değerli kitap koleksiyonlarını müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpınarlı ile Dr. Mehmet Önder'in kitaplarına tahsis edilmiģtir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir. Semâhâne Semâhâne bölümü, mescid bölümü ile birlikte XVI. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıģtır. Semâhâne'de semâ, 1926 yılında dergâh müze oluncaya kadar devam etmiģtir. Semâhâne'de yer alan naat kürsüsü ve müzisyenlerin oturdukları mutrib hücresi ile erkekler ve hanımlara ait mahfiller orijinal halleri ile korunurken, Semâhâne'nin uygun duvarlarında tarihi halılar ve yine vitrinler içerisinde madeni ve ahģap eserlerle Mevlevî musiki aletleri sergilenmektedir. Mescid Mescide çerağ kapısından girilir. Ayrıca mahfili ve mesnevîhân kürsüsü orijinal halleriyle muhafaza edilmektedir. Diğer 9 hücrenin ara duvarları kaldırılarak birbirine bağlı iki büyük koridor elde edilmiģtir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, UĢak, KırĢehir gibi yörelerine ait tarihi halıları, diğer koridorda ise Konya Ġli'ne bağlı, Ladik, Karaman, Karapınar, Sille gibi yörelerde dokunmuģ tarihi halılar sergilenmektedir. Bu hücrelerin koridora açılan pencere ve kapı boģluklarına yapılan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasına ait pazarcı maģası, mütteka, nefîr gibi dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki eģyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece değerli Bursa kumaģları sergilenmektedir. Matbah Bölümü Matbah müzenin güneybatı köģesinde yer alır yılında Sultan III. Murat tarafından yaptırılmıģtır. Dergâhın müzeye dönüģtürülüğü 1926 yılına kadar yemek ihtiyacı burada NogayCas 2 2

129 M Ü Z E L E R Ġ M Ġ Z NOGAYCAS karģılanıyordu yılında yapılan onarımlardan sonra bu bölümün teģhir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapılmıģtır. Matbahın asıl iģlevi olan yemek piģirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabı mankenlerle anlatılmaya çalıģılmıģtır. Matbahın diğer iģlevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayı saka postu üzerinde otururken, semâ talim çivisi yanında ise semâ dedesinin can tabir edilen Mevlevî derviģ adayına semâ talim ettiriģi anlatılmaya çalıģılmıģtır. KAYNAK : Kültür Bakanlığı internet sitesi NogayCas 2 3

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN 6.Spor ġenlikleri kapsamında gerçekleģtirilen Futbol Turnuvası Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun zaferi ile sona erdi. Yapılan maçlar sonucunda Ünye ĠĠBF

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

BİLGİ EVLERİNDE UYGULANAN ÖĞRENCİ KOÇLUĞU ÇALIŞMALARI

BİLGİ EVLERİNDE UYGULANAN ÖĞRENCİ KOÇLUĞU ÇALIŞMALARI BİLGİ EVLERİNDE UYGULANAN ÖĞRENCİ KOÇLUĞU ÇALIŞMALARI BİLGİ EVLERİ ÖĞRENCİ KOÇLUĞU AMAÇ: Öğrencilerin kendilerini tanımalarını, güçlü yanlarını ve yeteneklerini keģfedebilmelerini, hedef koyabilmelerini

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAġARILI YÖNETĠMDE ĠLETĠġĠM Hastane İletişim Platformu Hastane ĠletiĢim Platformu Nedir? Bu

Detaylı

T.C. GEBZE BELEDİYESİ BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi: 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/10

T.C. GEBZE BELEDİYESİ BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi: 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/10 GÖREV TANIMLARI Karar Tarihi: 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/10 AMAÇ: BİRİNCİ BÖLÜM Madde 1) Bu yönetmeliğin amacı 5393 Sayılı Belediye Kanunu nun 48 nci maddesi, ISO 9001-2000 kapsamında, Görev,

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi. Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri

Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi. Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri Temel Ġlkeler Mevcut durumun değiģmesi kolay değildir, ZAMAN ve ÇABA gerektirir. DeğiĢimden ziyade DÖNÜġÜM, EVRĠM sürecidir. BaĢarı

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76. e-dergi OLARAK YAYINLANMAKTADIR.

İÇİNDEKİLER. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76. e-dergi OLARAK YAYINLANMAKTADIR. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76 TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. Adına Sahibi İÇİNDEKİLER Ahmet BUÇUKOĞLU Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı PAZARLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI FAALİYETLERİ

Detaylı

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti. Odamız tarafından Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu na Fethiye sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili; Fethiye Körfezi nin Temizlenmesi,

Detaylı

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM Esin ÖZDEMİR Avrupa Birliği Daire Başkanlığı Uzman 15 Ocak 2010, Ankara 1 ĠÇERĠK Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Sorunlar Türkiye de Sanayi/Okul ĠĢbirliği TOBB ve Eğitim Oda

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR Ġġ BAġVURU FORMU ĠSHAKOL Boya Sanayi A.ġ. No:.. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız ÖNEMLĠ NOTLAR 1. BaĢvuru formunu kendi el yazınızla ve bütün soruları dikkatli ve eksiksiz olarak doldurup, imzalayınız. ĠĢ

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

YAŞAM ÖYKÜSÜ. Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı:

YAŞAM ÖYKÜSÜ. Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı: YAŞAM ÖYKÜSÜ ADI: TARĠH: Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı: Mesleği: Sağlığı: Eğer vefat etmiģse ölüm yaģı: O zaman siz kaç yaģındaydınız: Ölüm Nedeni: Anne: Adı: YaĢı: Mesleği:

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL KARARIN ÖZÜ : Sivil Savunma Uzmanlığı nın Görev ve ÇalıĢma Yönetmeliği. TEKLİF : Sivil Savunma Uzmanlığı nın 31.03.2010 tarih, 2010/1043 sayılı teklifi. BAġKANLIK MAKAMI NA; Ġlgi: 18.03.2010 tarih ve 129

Detaylı

TOKİ İLKOKULU/ORTAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ YILLIK ÇALIŞMA PLANI

TOKİ İLKOKULU/ORTAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ YILLIK ÇALIŞMA PLANI 2014/2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TOKİ İLKOKULU/ORTAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ YILLIK ÇALIŞMA PLANI 2014/2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TOKİ İLKOKULU-ORTAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ OKUL KOMİSYONUDUR ADI SOYADI Hüseyin ÖZCAN

Detaylı

EK 1 HİZMET ENVANTERİ TABLOSU

EK 1 HİZMET ENVANTERİ TABLOSU 1 307 Öğrenci Sağlık ĠĢleri SAĞLIK HĠZMETLERĠ Üniversitemiz Öğrenci ve Personeline ilk yardım ve acil sağlık hizmeti vermek. Psikolojik DanıĢmalık ve Rehberlik hizmeti sunulması Yükseköğretim Kurumları,

Detaylı

T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM

T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM ABİDİN KUYUMCULUK BURCU ERGİNOĞLU 2009463120 HİLAL ARSLAN 2009463009 NURKAN AKGÜN

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen

Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen ve ICEM 2012 Konferansı esnasında Dublin de baģlayan

Detaylı

TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÖNETĠM KURULU: DAĞCILIK FEDERASYONU KARAR TARĠHĠ : 21.01.2007 KARAR NO : 02 TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU KURULLARININ GÖREVLERİNE İLİŞKİN TALİMAT BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde

Detaylı

OSMAN ADĠL DEMĠRCĠOĞLU ĠLE DETAYLI BĠR RÖPORTAJ YAPTIK. BU RÖPORTAJLA ĠLGĠLĠ

OSMAN ADĠL DEMĠRCĠOĞLU ĠLE DETAYLI BĠR RÖPORTAJ YAPTIK. BU RÖPORTAJLA ĠLGĠLĠ HAFTANIN RÖPORTAJI ÇALIġMALARI BAġLATILAN ÖZEL HABERCĠLĠK EKSENLĠ CLUB ÇALIġMALARI HAKKINDA DEMĠRCĠOĞLU MEDYA GRUBU BAġKANI SAYIN OSMAN ADĠL DEMĠRCĠOĞLU ĠLE DETAYLI BĠR RÖPORTAJ YAPTIK. BU RÖPORTAJLA ĠLGĠLĠ

Detaylı

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Amaç ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Madde 1- Ankara Çocuk Dostu ġehir Projesinin amacı Ankara yı; Çocuk Hakları SözleĢmesini

Detaylı

ÖĞRENCİ DESTEK PROGRAMI ÖZELLİKLE KIZ ÇOCUKLARININ OKULLULAŞMA ORANININ ARTIRILMASI PROJESİ

ÖĞRENCİ DESTEK PROGRAMI ÖZELLİKLE KIZ ÇOCUKLARININ OKULLULAŞMA ORANININ ARTIRILMASI PROJESİ MODÜL 15 EĞİTSEL DESTEK VE MOTİVASYON ÖĞRENCİ DESTEK PROGRAMI ÖZELLİKLE KIZ ÇOCUKLARININ OKULLULAŞMA ORANININ ARTIRILMASI PROJESİ Bu modül, Özellikle Kız Çocuklarının OkullulaĢması Oranının Artırılması

Detaylı

Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip

Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip FAALİYET RAPORUMUZ Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip Odamızı ve Balıkesir Dişhekimleri Odasını

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Pediatri Bölümü nde Tedavi Gören Çocuklarla HAYAT BĠR ARMAĞANDIR PROJESĠ Amaç ve Ġçerik Projenin temel amacı hastanede tedavi gören çocuklar ve bu dersi seçen öğrenciler

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ. Simge SavaĢan & Baran Güntan

ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ. Simge SavaĢan & Baran Güntan ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ Simge SavaĢan & Baran Güntan AJANDA Kent Konseyi Nedir? Gençlik Meclisi Nedir? Ġzmir Gençlik Meclisi BiliĢim ÇalıĢma Grubu

Detaylı

ORMANCILIK VE SU ALANLARINDA MAKEDONYA CUMHURİYETİ NE YAPILAN ÇALIŞMA ZİYARETİNE AİT RAPOR

ORMANCILIK VE SU ALANLARINDA MAKEDONYA CUMHURİYETİ NE YAPILAN ÇALIŞMA ZİYARETİNE AİT RAPOR ORMANCILIK VE SU ALANLARINDA MAKEDONYA CUMHURİYETİ NE YAPILAN ÇALIŞMA ZİYARETİNE AİT RAPOR Makedonya Tarım, Ormancılık ve Su Ekonomisi Bakanı Sayın Ljupcho DĠMOVSKĠ nin 27-28 Haziran ayında Sayın Bakanımız

Detaylı

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ALĠ ARIMAN:2008463007 OSMAN KARAKILIÇ:2008463066 MELĠK CANER SEVAL: 2008463092 MEHMET TEVFĠK TUNCER:2008463098 ŞİRKET TANITIMI 1982 yılında Türkiye'nin ilk

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ FELSEFESİ,TEMEL İLKELERİ,VİZYONU MEHMET NURİ KAYNAR TÜRKIYE NIN GELECEK VIZYONU TÜRKĠYE NĠN GELECEK VĠZYONU GELECEĞIN MIMARLARı ÖĞRETMENLER Öğretmen, bugünle gelecek arasında

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R - TARIM VE KÖYĠġLERĠ BAKANLIĞ - TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - KÖY HĠZMETLERĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

İ Ç İ N D E K İ L E R - TARIM VE KÖYĠġLERĠ BAKANLIĞ - TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - KÖY HĠZMETLERĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA(Afyonkarahisar)

Detaylı

T.C. Sağlıklı Kentler Birliği. 2008 Faaliyet Raporu

T.C. Sağlıklı Kentler Birliği. 2008 Faaliyet Raporu T.C. Sağlıklı Kentler Birliği 2008 Faaliyet Raporu SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ FAALİYETLERİ MECLĠS TOPLANTILARI EĞĠTĠM ÇALIġMALARI KONFERANSLAR DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA SAĞLIKLI ġehġrler ULUSAL AĞLARI ÇALIġMALARI

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Mustafa Kemal Üniversitesi

Detaylı

------------O---------- 15.11.2007

------------O---------- 15.11.2007 2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI NIN PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar) BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz www.tugva.org BİZ Türkiye Gençlik Vakfı, merkezi Türkiye, çalışma alanı dünya olan, yenilikçi olmaktan ve icat çıkarmaktan çekinmeyen yeni nesil gençlik vakfı dır. TÜGVA, geleneklerine bağlı kalarak, çağın

Detaylı

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT 1 ĠLETĠġĠM İki ya da daha fazla kiģinin düģünce ve fikir alıģveriģidir KonuĢma, hareket yada mimikler ile gerçekleģir. Bizim

Detaylı

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II EKĠM - KASIM 2011 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Ceza Ġnfaz Kurumlarında Madde Bağımlılığı Tedavi Hizmetleri Serap GÖRÜCÜ Psikolog YetiĢkin ĠyileĢtirme Bürosu Madde bağımlılığını kontrol altında

Detaylı

EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor?

EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor? EV EKSENLĠ ÇALIġMA; Kadınlar Neden Ev Eksenli ÇalıĢıyor? Ev Eksenli ÇalıĢmanın Sorunları ve Olası Çözüm Yolları Gül ERDOST-Ev Eksenli ÇalıĢan Kadınlar ÇalıĢma Grubu BĠZ KĠMĠZ? Ev-eksenli çalıģanlardan

Detaylı

ÜCRET SĠSTEMLERĠ VE VERĠMLĠLĠK DERSĠ. EKOTEN TEKSTĠL A.ġ.

ÜCRET SĠSTEMLERĠ VE VERĠMLĠLĠK DERSĠ. EKOTEN TEKSTĠL A.ġ. ÜCRET SĠSTEMLERĠ VE VERĠMLĠLĠK DERSĠ EKOTEN TEKSTĠL A.ġ. HAZIRLAYANLAR 2008463084 Gizem Özen 2008463055 Tuğba Gülseven 2009463097 Huriye Özdemir 2007463066 Raziye Sinem Sağsöz SUN GRUBU ŞİRKETLERİ SUN

Detaylı

2010 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM BÜTÇE KANUNU TASARISI ĠLE 2008 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM KESĠN HESAP KANUNU TASARISI PLAN VE BÜTÇE KOMĠSYONU GÖRÜġME TUTANAKLARI

2010 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM BÜTÇE KANUNU TASARISI ĠLE 2008 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM KESĠN HESAP KANUNU TASARISI PLAN VE BÜTÇE KOMĠSYONU GÖRÜġME TUTANAKLARI 2010 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM BÜTÇE KANUNU TASARISI ĠLE 2008 YILI MERKEZĠ YÖNETĠM KESĠN HESAP KANUNU TASARISI PLAN VE BÜTÇE KOMĠSYONU GÖRÜġME TUTANAKLARI BAġKAN: Mehmet Mustafa AÇIKALIN (Sivas) BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SU ÜRÜNLERĠ VE SU SPORLARI. UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SU ÜRÜNLERĠ VE SU SPORLARI. UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SU ÜRÜNLERĠ VE SU SPORLARI UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Hitit Üniversitesi Su Ürünleri

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ 2.ULUSAL LABORATUVAR AKREDİTASYONU VE GÜVENLİĞİ SEMPOZYUMU VE SERGİSİ

TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ 2.ULUSAL LABORATUVAR AKREDİTASYONU VE GÜVENLİĞİ SEMPOZYUMU VE SERGİSİ I. DUYURU Bilindiği üzere Kimya Mühendisleri Odası Ġstanbul ġubesi tarafından düzenlenen ve TS EN ISO/IEC 17025 Standardının tüm maddelerinin ve sorunlu alanlarının ele alındığı 1.Ulusal Laboratuvar Akreditasyonu

Detaylı

d) Yönetim Kurulu: Türkiye Yüzme Federasyonu Yönetim Kurulunu,

d) Yönetim Kurulu: Türkiye Yüzme Federasyonu Yönetim Kurulunu, TYF AÇIK SU (OPEN WATER) TEKNĠK KURUL TALĠMATI 1. BÖLÜM - GENEL HÜKÜMLER AMAÇ Madde 1- Bu Talimatın amacı; Türkiye Yüzme Federasyonu Açık Su Yüzme (Open Water) Teknik Kurulunun oluģumunu, görev ve yetkileriyle

Detaylı

AKDEM 2008. YAġAM BOYU EĞĠTĠM. PSĠKOLOJĠK DANIġMANLIK. HUKUKĠ DANIġMANLIK EVDE BAKIM SOSYAL FAALĠYETLER

AKDEM 2008. YAġAM BOYU EĞĠTĠM. PSĠKOLOJĠK DANIġMANLIK. HUKUKĠ DANIġMANLIK EVDE BAKIM SOSYAL FAALĠYETLER AKDEM 2008 YAġAM BOYU EĞĠTĠM PSĠKOLOJĠK DANIġMANLIK HUKUKĠ DANIġMANLIK EVDE BAKIM SOSYAL FAALĠYETLER AKDEM 2008 BAġVURULARI Başvuru Psikolog 505 Hukuk 112 Evde Bakım 91 Toplam 591 Not:1) Erkek baģvuru

Detaylı

T.C. GEDĠK ÜNĠVERSĠTESĠ. GĠRĠġĠMCĠLĠK KULÜBÜ TÜZÜĞÜ

T.C. GEDĠK ÜNĠVERSĠTESĠ. GĠRĠġĠMCĠLĠK KULÜBÜ TÜZÜĞÜ T.C. GEDĠK ÜNĠVERSĠTESĠ GĠRĠġĠMCĠLĠK KULÜBÜ TÜZÜĞÜ Topluluğun Amacı Madde 1- Gedik Üniversitesi öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyetine yararlı projeler geliģtirecek giriģimci gençler oluģturmak, sosyal sorumluluk

Detaylı

: Hentbole özgü fizyolojik parametrelerin performansla olan ilişkisi

: Hentbole özgü fizyolojik parametrelerin performansla olan ilişkisi KĠġĠSEL ÖZGEÇMĠġ KiĢisel Bilgiler Soyadı Adı : DOĞAN AyĢegül Akademik Unvanı : Öğretim Görevlisi Doğum Yeri / Doğum Tarihi : Konuklu / 9.08.965 Uyruğu : TC Ana Dil (ler) : Türkçe Cinsiyet : Bayan Tel :

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

T.C. ÇEKMEKÖY KENT KONSEYĠ BAġKANLIĞI 2009 YILI KASIM AYI ÇEKMEKÖY ĠLÇESĠ KENT KONSEYĠ TOPLANTI TUTANAĞI

T.C. ÇEKMEKÖY KENT KONSEYĠ BAġKANLIĞI 2009 YILI KASIM AYI ÇEKMEKÖY ĠLÇESĠ KENT KONSEYĠ TOPLANTI TUTANAĞI T.C. ÇEKMEKÖY KENT KONSEYĠ BAġKANLIĞI 2009 YILI KASIM AYI ÇEKMEKÖY ĠLÇESĠ KENT KONSEYĠ TOPLANTI TUTANAĞI 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak ĠçiĢleri Bakanlığı nca hazırlanan ve

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE Başkan, Nebojša Vučinić, Yargıçlar, Paul Lemmens, Egidijus Kūris, ve Bölüm Yazı

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ AMAÇ Madde 1 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak

Detaylı

17.11.2008 Ġ Ç Ġ N D E K Ġ L E R

17.11.2008 Ġ Ç Ġ N D E K Ġ L E R 2009 MALĠ YILI MERKEZĠ YÖNETĠM BÜTÇE KANUNU TASARISI ĠLE 2007 MALĠ YILI MERKEZĠ YÖNETĠM KESĠNHESAP KANUNU TASARISI NIN PLAN VE BÜTÇE KOMĠSYONU GÖRÜġME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar) BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ Sağlıkta yapılan dönüģümü değerlendirirken sadece sağlık alanının kendi dinamikleriyle değil aynı zamanda toplumsal süreçler, ideolojik konumlandırılmalar, sınıflararası

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI 2014 Yılı Faaliyet Raporu Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Oda Faaliyetlerimiz 69 Slayt 31.01.2014 AB Slovenia Projesi Denetimi 03.01.2014 Belediye Başkan Adayı Kazım

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

EĞĠTĠM VE BĠLĠM. Ġġ GÖRENLERĠ SENDĠKASI

EĞĠTĠM VE BĠLĠM. Ġġ GÖRENLERĠ SENDĠKASI EĞĠTĠM VE BĠLĠM Ġġ GÖRENLERĠ SENDĠKASI ÖĞRETMENLERĠN EKONOMĠK DURUMLARINA ĠLĠġKĠN ÖĞRETMEN GÖRÜġLERĠ ARAġTIRMASI Kasım, 2015 EĞĠTĠM Ġġ (Eğitim ve Bilim ĠĢgörenleri Sendikası) ÖĞRETMENLERĠN EKONOMĠK DURUMLARINA

Detaylı

BELEDĠYE BĠRLĠKLERĠNDE EĞĠTĠM ÇALIġMALARI

BELEDĠYE BĠRLĠKLERĠNDE EĞĠTĠM ÇALIġMALARI BELEDĠYE BĠRLĠKLERĠNDE EĞĠTĠM ÇALIġMALARI YEREL YÖNETĠM REFORMU SÜRECĠNDE BELEDĠYELERĠN EĞĠTĠM ĠHTĠYACINI BELĠRLEME ÇALIġTAYI 25-26 Ocak 2006 / Ankara Birliklerin Hukuki Dayanakları Anayasanın 127 nci

Detaylı

03 Temmuz, 2015 Ömer ASAR Çankırı Karatekin Üniversitesi MYO Mekatronik Programı Öğrencisi

03 Temmuz, 2015 Ömer ASAR Çankırı Karatekin Üniversitesi MYO Mekatronik Programı Öğrencisi Merhaba arkadaşlar ben Mekatronik bölümü öğrencisi Ömer ASAR; Meslek Yüksekokulumuzun Erasmus öğrenci değişim programına katılan ilk öğrenciyim. Tecrübelerimi siz değerli arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Detaylı

MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER. Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu

MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER. Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu Acil Servis Basın ĠliĢkisi Ülkemizdeki yaklaģık her 6 hastadan

Detaylı

TSK REHABĠLĠTASYON MERKEZĠ ENGELLĠLER SPOR KULÜBÜ

TSK REHABĠLĠTASYON MERKEZĠ ENGELLĠLER SPOR KULÜBÜ TSK REHABĠLĠTASYON MERKEZĠ ENGELLĠLER SPOR KULÜBÜ 1. Tarihçe: TSK Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübü faaliyetine, 2001 yılında Karagücü adı ile baģlamıģtır. Ġlk olarak Tekerlekli Sandalye Basketbol

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

OKUL GELĠġĠM RAPORU. GĠRĠġ 2. I. OKULUN FĠZĠKĠ KAYNAKLARINI GELĠġTĠRMEYE YÖNELĠK OLARAK 2

OKUL GELĠġĠM RAPORU. GĠRĠġ 2. I. OKULUN FĠZĠKĠ KAYNAKLARINI GELĠġTĠRMEYE YÖNELĠK OLARAK 2 OKUL GELĠġĠM RAPORU ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa No Okulun Adı 2 Bulunduğu Bölge 2 Bağlı Bulunduğu Ġl/Ġlçe 2 Eğitim Öğretim Yılı 2 Raporla Ġlgili Olarak Bağlantı Kurulacak KiĢinin ĠletiĢim Bilgileri 2 GĠRĠġ 2 I.

Detaylı

ERASMUS ÖĞRENİM PROGRAMI ÖĞRENCİ RAPOR FORMU (ULUSAL AJANS)

ERASMUS ÖĞRENİM PROGRAMI ÖĞRENCİ RAPOR FORMU (ULUSAL AJANS) ERASMUS ÖĞRENİM PROGRAMI ÖĞRENCİ RAPOR FORMU (ULUSAL AJANS) Değerli Erasmus Öğrencisi Senin yurtdıģı eğitim tecrüben Socrates/Erasmus programına çok değerli bilgi sunacak ve bu bilgiler gelecek Erasmus

Detaylı

Adıyaman Turizmine Dünden Bakmak

Adıyaman Turizmine Dünden Bakmak Bu yıl 40 ıncısı kutlanan Turizm Haftası kapsamında Adıyaman Valiliği tarafından etkili bir turizm programı gerçekleştirildi. Aralarında üniversitemizin de bulunduğu çok sayıda kamu ve özel sektör kurumu

Detaylı

AKDEM 2009 AĠLE EĞĠTĠM VE DANIġMANLIK BĠRĠMĠ. 1 OCAK- 30 Haziran FAALĠYETLERĠ

AKDEM 2009 AĠLE EĞĠTĠM VE DANIġMANLIK BĠRĠMĠ. 1 OCAK- 30 Haziran FAALĠYETLERĠ AKDEM 2009 AĠLE EĞĠTĠM VE DANIġMANLIK BĠRĠMĠ 1 OCAK- 30 Haziran FAALĠYETLERĠ 2009 1 Ocak-30 Haziran BAġVURU Başvuru Psikolog 1060 Hukuk 234 Eğitim 433 Psikiyatri 129 Toplam (BaĢvuru formu dolduran ) 1329

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

BELGE VE LOGO KULLANMA TALİMATI

BELGE VE LOGO KULLANMA TALİMATI Sayfa No 1 / 5 1.AMAÇ TB nin sistem belgelendirme faaliyetleri çerçevesinde, belgelendirilen kuruluģların ilgili yönetim sistemi belge ve logolarını kullanma esaslarını amaçlamaktadır. 2.KAPSAM TB Logosu

Detaylı

BASINDA KONDA seçimler

BASINDA KONDA seçimler BASINDA KONDA Haziran 2011 Bu dosya 15 yıla aģkın bir süredir gerçekleģen öncesinde, KONDA AraĢtırma ġirketi tarafından açıklanan anket sonuçları, bu sonuçlar üzerine yazılan yorumlar ve sonucunda bu çalıģmaların

Detaylı

T.C. AKYURT ĠLÇESĠ BELEDĠYESĠ MECLĠS KARARI. MECLĠSĠ TEġKĠL EDENLER

T.C. AKYURT ĠLÇESĠ BELEDĠYESĠ MECLĠS KARARI. MECLĠSĠ TEġKĠL EDENLER Karar Tarihi : 02.04.2010 Karar No : 49 Karar Konusu : Araç Parkı T.C. BAġKAN: Gültekin AYANTAġ ÜYELER: Ġlhan ġener - Hüseyin ALPASLAN Musa ÇAKMAK -Halil UYANIK - Ertekin ġan -Veysel FIRAT-Oktay BAĞCI

Detaylı

18 Nisan 2007 Çarşamba... Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve 2 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim

18 Nisan 2007 Çarşamba... Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve 2 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim 18 Nisan 2007 Çarşamba... Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve 2 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim ġirketi Hakkında

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Neler yaptık?... TÜHĠD BaĢkanı Fügen TOKSÜ ü BaĢkanı ziyaret etti

Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Neler yaptık?... TÜHĠD BaĢkanı Fügen TOKSÜ ü BaĢkanı ziyaret etti NİSAN-MAYIS 2013 e-bülteni Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Değerli AHİD üyeleri ve sevgili dostlarımız, Aylık e-bültenimizin Nisan-Mayıs 2013 sayısıyla karşınızdayız. Baharın gelişiyle birlikte doğa da canlanmaya

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

MTMD STRATEJİK HEDEFLER VE EYLEMLER 2014 MAYIS.2014 İZMİR

MTMD STRATEJİK HEDEFLER VE EYLEMLER 2014 MAYIS.2014 İZMİR MTMD STRATEJİK HEDEFLER VE EYLEMLER MAYIS. STRATEJİK HEDEFLER ÇALIŞTAYI NEDEN BURDAYIZ? AMACIMIZ, DERNEĞİN AMAÇLARINA ULAŞMASI İÇİN UZUN VADELİ, ORGANİZE, PLANLI VE ORTAK DAVRANIŞLARLA SİSTEMATİK BİR GÜÇ

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

T.C. ÖDEMĠġ BELEDĠYESĠ PERFORMANS DEĞERLENDĠRME KRĠTERLERĠ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK

T.C. ÖDEMĠġ BELEDĠYESĠ PERFORMANS DEĞERLENDĠRME KRĠTERLERĠ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK T.C. ÖDEMĠġ BELEDĠYESĠ PERFORMANS DEĞERLENDĠRME KRĠTERLERĠ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; ÖdemiĢ

Detaylı