2. ÜNİTE Makro İktisatta Temel Fikirler

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "2. ÜNİTE Makro İktisatta Temel Fikirler"

Transkript

1 2. ÜNİTE Makro İktisatta Temel Fikirler

2 2.1 MAKRO İKTİSATTA DENGE Makro iktisadın ana konusu bir ekonomide istihdam ve gelirin nasıl belirlendiğidir. Konuyu önce kamu kesiminin olmadığı kapalı bir ekonomi ele alacağız. Buna göre milli gelir özdeşliği Y C + I ya da Y C S I olur. Bir dönemin sonu itibariyle (ex-post) ölçümlerden oluşan bu özdeşlik her zaman doğrudur. Ama dönemin başı itibariyle (ex-ante) ilgili birimlerin dönem için yaptıkları üretim, yatırım, tüketim ve tasarruf planları/kararları için bu ilişkilerin sağlanmayabilir. Bir dönem başında firmaların N* işçi istihdam ederek bunlara wn* kadar ücret ödemesi yaptıklarını varsayalım (w = nominal ücret). Firmaların üretim olanaklarını, teknoloji ve sermaye stoku (K) veri olmak üzere, Y = F(K, N) üretim fonksiyonu ile gösterebiliriz. O halde firmaların dönem içinde N* işçi istihdam etmek suretiyle Y* = F(K, N*) kadar üretim yapmayı ve üretilen malları bir p fiyatından satıp Π* = (py* wn*) kadar kâr elde etmeyi hesaplamaktadırlar. Böylece py = wn* + Π* kadar (harcanabilir) gelir elde edecek olan hane halkları bu gelirin ne kadarını tüketip (C*) ne kadarını tasarruf (S*) edeceklerine karar vereceklerdir. Firmalar ise dönem içinde ne kadar yatırım yapacaklarına (I* = eskiyen makineleri ne ölçüde koruyacaklarına (amortisman) + kaç tane yeni makine alacaklarına + stoklarını ne ölçüde değiştireceklerine) karar vereceklerdir. Burada C*, S* = Y C* ve I* planlanan yani ex-ante tüketim, tasarruf ve yatırımı göstermektedir. Açıklama: Gelir ve Üretim Farkı Y = F(K, N) bize bir girdi kullanımına karşı gelen üretim miktarını gösterir. Bu üretimin nominal değeri P Y (P = GSYH zımni deflatörü) olmak üzere Gelir = P Y/(uygun bir fiyat endeksi) olarak tanımlanır. Örneğin, tüketici fiyat endeksi ile Gelir = P Y/TÜFE olarak tanımlanırdı. Tek mal üreten bir ekonomide ya da uygun fiyat endeksi olarak GSYH zımni deflatörü seçilirse Gelir = Y olur ki biz aksi belirtilmedikçe gelir ve üretimi aynı anlamda kullanacağız. Eğer bu ekonomide o dönem için Y* = C* + I* ya da S* = I* oluyorsa ekonomi dengededir diyeceğiz. Şöyle ki bu ekonomide Y* kadar nihai mal üretilmekte, buradan py* kadar (nominal) gelir elde edilmekte ve bu gelirden nihai mallara yapılan harcamaların toplamı da üretilen miktara eşit olmaktadır. Eğer ekonomi dengede değilse ex-post gerçekleşmeler anlamında Y = C + I olacaktır ama C C*, ya da I I* ya da ikisi birden olmak üzere gerçekleşmeler planlardan farklı olacaktır. Dolayısı ile denge 1

3 durumu planların gerçekleştiği durumdur. Dengede ne kadar işgücü istihdam edileceği (N*) dolayısıyla ne kadar üretim yapılıp (Y*) ne kadar gelir yaratıldığı belirlenir. Makro iktisat teorisi toplam istihdam ve gelirin nasıl belirlendiği ve yukarıdaki anlamda dengenin nelere bağlı olarak hangi mekanizmalarla oluştuğunun ve nasıl değiştiğinin açıklamasından/analizinden ibarettir. Makro iktisatta herkesin kabul ettiği tek bir model (açıklama/analiz) değil, biri birine alternatif modeller vardır. O kadar ki aşağıda göreceğimiz gibi bir görüşe göre burada tanımlanan anlamda denge her durumda denge değildir. Bu nedenle makro iktisat öğrenmek kaçınılmaz olarak her biri farklı noktalara vurgu yapan alternatif açıklamaları öğrenmeyi gerektirir. Böylece anlamak istediğimiz olaya ilişkin kavrayışımız güçlenecektir. 2.2 ANA HATLARIYLA KEYNES ÖNCESİ (KLASİK) MODEL Klasik model her piyasada ilgili birimlerin kararlarının fiyat hareketleriyle uyumlu hale geleceği tahayyülü üzerine kuruludur. Bu piyasalardan en önemlisi işgücü (istihdam) piyasasıdır. Bu piyasada hanehalkları işgücü arz ederken, firmalar işgücü talep ederler ve piyasa bu kararları koordine eder. Mikro iktisat derslerinden hatırlanması gerektiği gibi firmalar en çok kâr elde edecek şekilde üretim yapmayı planlar ve buna bağlı olarak işgücü talep ederler. En çok kâr emeğin marjinal üretkenliğinin (MP L ) firmaların veri aldıkları reel ücrete eşitlendiği, yani MP L = w/p olduğu, firma dengesinde elde edilir. Bu koşul aynı zamanda işgücü talep fonksiyonudur. Şöyle ki, sermaye stoku (K) veri iken azalan getiriler kanunu uyarınca istihdam arttıkça MP L azaldığına göre denge koşulunu Şekil 2.1 deki gibi gösterebiliriz. w/p reel ücret (w/p) o MP L = işgücü talep fonksiyonu Şekil 2.1 İşgücü Talebi N d o N İstihdam Şekilde MP L eğrisi işgücünün istihdama bağlı olarak azalan marjinal verimliliğini göstermektedir. Reel ücret (w/p) o düzeyinde veri iken firma dengesi N d o istihdam düzeyinde sağlanır, yani firma N d o kadar işgücü talep eder. Eğer veri reel ücret daha yüksek olsaydı, daha az işgücü talep edilirdi. Kısaca, firmaların işgücü talebi reel ücretin azalan bir fonksiyonudur. 2

4 Piyasanın diğer tarafında ise en çok fayda elde edecek şekilde işgücü arz eden hanehalkları vardır. Hanehalkları daha fazla çalışırlarsa daha fazla gelir elde eder ve daha fazla tüketim yapabilirler. Tüketilecek mallardan biri de boş zamandır. Reel ücret arttığında boş zaman tüketimi (çalışmama) göreli olarak pahalandığı için ikâme etkisi ile ona olan talep düşer. Boş zaman tüketimine talebin düşmesi işgücü arzının artması demektir. Reel ücret artışının açık bir gelir etkisi de vardır: reel ücret yüksekse daha az çalışarak aynı miktarda mal tüketmek mümkündür. Eğer boş zaman tüketimi normal bir mal ise, ona olan talep gelir etkisi ile artar. Dolayısı ile (en azından makul reel ücret değer aralıklarında) ikâme etkisinin baskın olduğunu varsayarsak, reel ücret arttığında hanehalkları Şekil 2.2 de olduğu daha fazla işgücü arz edeceklerdir. w/p N s = işgücü arz fonksiyonu (w/p) o N s o N Şekil 2.2 İşgücü Arzı İşgücü piyasası Şekil 2.3 te (üst tarafta) gösterilmiştir. Buna göre piyasada reel ücret (w/p)* dan daha yüksek ise, AF kadar arz fazlası; daha düşük ise TF kadar talep fazlası olur. Standart arz-talep analizi uyarınca, arz fazlası olduğunda fiyat düşer, buna bağlı olarak talep artarken arz azalır. Öte yandan talep fazlası varsa, fiyat artar ve buna bağlı olarak arz artarken, talep azalır. Kısaca, işgücü piyasasında her iki yönde reel ücret esnekliği varsa (yani arz/talep fazlası olduğunda reel ücret azalıp/artabiliyorsa) piyasa (w/p)* reel ücret düzeyinde N* kadar istihdam ile dengeye gelir. Ekonomide ne kadar istihdam olacağı bu şekilde belirlenince, sermaye stoku veri iken bu istihdam ile ne kadar nihai mal üretileceği de F(K, N) üretim fonksiyonundan belirlenir (Şekil 2.3 alt taraf). Kısaca, sadece işgücü piyasası ele alınarak ekonomide ne kadar üretim yapılacağı, bu üretimin kaç işçi ile yapılacağı ve birim zaman için ne kadar reel ücret ödeneceği belirlenmiş olur: Klasik modelde N*, Y* ve (w/p)*, yani istihdam, gelir ve gelir dağılımı denge değerleri işgücü piyasasında belirlenir. Böyle bir mekanizmanın her koşulda sorunsuz işleyebileceğine ilişkin sorgulama hakkı saklı kalmak üzere modelin kendi mantığı içinde nasıl kapandığını anlamamız gerekiyor. Makro modelcilik dilinde bir modelin kapanması Y = C + I ya da S = I eşitliğinin hangi mekanizmalarla sağlanacağının, yani dengeye nasıl gelineceğinin, belirlenmesi demektir. Çünkü buraya kadar anlatınlar dengede olduğumuz anlamına gelmez. Tasarruf etmek mevcut kaynakları tüketmeyip, gelecekte tüketmek üzere servete eklemektir. Öte yandan yatırım ileride daha fazla üretebilmenin yoludur. (Kutu 2.1). Dolayısı ile bir toplum ancak tasarruflarını yatırıma dönüştürerek ileride kalıcı olarak daha fazla üretip tüketme imkânı bulabilir. Klasik anlayışa göre tasarruf ve yatırım tüketimin optimal olarak zamana yayılmasının araçlarıdır. Hanehalkları bugün tüketim ile yarın tüketim arasında seçim yapar. Yatırımcılar ise bugün tüketilmeyen nihai malların ne kadarını yatırım malına çevirip sermaye stokuna ekleyeceklerine 3

5 w/p AF N s (w/p)* TF MP L Y N * N Y* F(K, N) N* N Şekil 2.3 Klasik Modelde İşgücü Piyasası, İstihdam ve Üretim karar verirler. Tasarruf ve yatırım kararlarını uyumlaştıran ise reel faizdir (Kutu 2.2). Reel faiz (r) bugün tüketilmeyip borç verilen bir birim nihai mala karşılık bir dönem sonra ne kadar ek tüketim yapılabileceğini gösterir. Reel faiz artışı bugün tüketim-yarın tüketim seçiminde ikâme ve gelir etkisi yaratır. Reel faiz artarsa bugün bir birim fazla tüketimin gelecek dönemde vazgeçilen tüketim anlamında fırsat maliyeti artmış olur. Dolayısı ile göreli fiyatı artan bugün tüketim düşer, tasarruf artar. Ama daha yüksek reel faiz aynı tasarrufla gelecekte daha fazla tüketim yapabilme anlamında gelir etkisi yaratır. Bugün tüketim normal mal ise, gelir etkisi ile bugün tüketim artar, tasarruf azalır. Mutat olduğu üzere ikâme etkisinin baskın olduğu varsayımıyla reel faiz artışı tasarrufları arttırır: Klasik tasarruf fonksiyonuna göre (Şekil 2.4) tasarruf gelirin (Y) ve reel faizin artan fonksiyonudur, S = S(Y, r). Şekil 2.4 te veri bir gelir düzeyi (Y o ) için tasarruf edilen miktar reel faizin artan bir fonksiyonu olarak gösterilmiştir. Gelir arttığında tasarruf fonksiyonu sağa-aşağıya kayar ki böylece aynı reel faiz oranında daha yüksek gelir ile daha fazla tasarruf edilmiş olur. Dolayısı ile tasarruf fonksiyonunu tespit edebilmek için gelir düzeyi bilinmelidir, çünkü farklı gelir düzeylerine farklı fonksiyonlar karşı gelir. Klasik modelde gelir işgücü piyasasında Y* olarak belirlendiğine göre klasik tasarruf fonksiyonu S(Y*, r) olmak üzere tanımlıdır. 4

6 r S(Y o, r) S(Y*, r) r o S o S S o * Şekil 2.4 Klasik Tasarruf Fonksiyonu Kutu 2.1: Yatırım ve Büyüme Ekonominin üretim olanaklarını göstermek üzere en genel şekliyle ve doğrusallaştırarak Y = F(K, N, L, T) = βk + λn + µl; β, λ, µ > 0 üretim fonksiyonunu ele alalım. Burada K = sermaye stoku, N = istihdam edilen işçi sayısı, L = ekonominin toplam kullanabilir tarımsal alanı, T = teknolojik olanaklar β, λ = sırasıyla, sermayenin ve emeğin, üretkenlik katsayısı µ = tarımsal üretkenlik katsayısı gösterir. Teknolojik olanakların β, λ, µ katsayılarında içerildiğini ve teknolojik gelişmenin bu parametrelerde artış olarak tezahür edeceğini düşünebiliriz. Öyleyse üretim/gelir artışları Y = β( K) + ( β)k + λ( N) + ( λ)n + ( µ)l olarak ifade edilebilir: üretim artışları sermaye stokunun artışından ( K) ve sermayenin üretkenlik artışından ( β); istihdam artışından ( N) ve emeğin üretkenlik artışından ( λ); ya da tarımsal üretkenlik artışından ( µ, L nin artmadığını varsayıyoruz) kaynaklanabilir. Ama bunların hepsi ancak yatırım yoluyla gerçekleşebilir. Şöyle ki tanım gereği K = Net Yatırım (NI) = I Amortisman olacaktır. Yani sermaye stoku artışı yatırım yoluyla olabilir. Sermaye stokundaki bazı artışlar (örneğin sulama barajları ve buna bağlı sistemler) tarımsal üretkenliği de doğrudan etkileyecektir. Benzer şekilde emeğin üretkenlik artışları da ancak yatırım yoluyla olur. Öte yandan yeni ürünler, yeni teknikler ve bunları içeren yeni sermaye malları biçiminde gerçekleşen teknolojik gelişme AR-GE harcamaları ile oluşur. Ölçüm zorlukları nedeniyle mevcut milli gelir ölçümlerinde AR-GE harcamaları yatırım olarak sayılmamakla birlikte genel anlayış bunların aslında yatırım harcaması olduğudur (son yıllarda daha gelişmiş hesap sistemi olan ülkelerde bu harcamaları yatırım olarak hesaba katma çalışmaları hız kazanmıştır). Dolayısı ile büyümenin kaynağı AR-GE harcamalarını da içerecek şekilde genişletilmiş yatırımdır diyebiliriz. 5

7 Kutu 2.2: Nominal ve Reel Faiz Nominal faiz para cinsinden borçlanma işlemlerinde oluşan faiz oranıdır: $100 üç aylığına $102 karşılığında borç veriliyorsa bu işlemde $100 dolara karşılık $2 dolar nominal faiz oluşur. Bunu oran olarak ifadesine de nominal faiz oranı (i) denir. Nominal faiz oranı i = (Faiz/Anapara) 100 olarak ifade edilir. Örneğimizde $100 anaparaya karşılık $2 faiz oluştuğuna göre üç aylık nominal faiz i = (2/100) 100 = %2 olur. Reel faiz oranı (r) ise mal cinsinden borçlanma işlemlerinde oluşan faiz oranıdır. Örneğin, bu yıl ürettiği 1 ton buğdayı tüketmeyip ambarında saklayan bir çiftçinin bir dönem sonra gene 1 ton buğdayı vardır. Bu durumda reel faiz sıfırdır. Ama 1 ton buğdayı başka bir çiftçiye gelecek yıl 1 ton 50 kg buğday karşılığında borç olarak veriyorsa reel faiz r olur. Genel olarak borçlanma işlemleri nominal yani parasal olarak yapılır. Bir ton buğday bu yıl p t = $100 dolar ise çiftçimiz 1 ton buğdayı satıp başka çiftçiye %i nominal faizden $100 borç verecektir. Bu işlemde reel faiz kaç olur? Çiftçi gelecek yıl $100(1 + i) alacaktır. Oluşan (buğday cinsinden) reel faizin ne olacağı gelecek yıl buğday fiyatının (p t+1 ) ne olacağına bağlıdır. Eğer p t+1 = p t = $100 olarak sabit kalırsa r = i, yani nominal ve reel faiz oranları aynı, olur. Eğer buğday fiyatı artarsa reel faiz nominal faizden küçük olur. Buğday fiyatı çok artarsa reel faiz negatif bile olabilir. Ama buğday fiyatı düşerse reel faiz nominal faizden daha yüksek de olabilir. Genel olarak bugün 1 ton buğdaya eşdeğer olan $100 ın gelecek yıl kaç ton buğdaya eşdeğer olacağı olarak hesaplanır. Burada π = p t+1 /p t 1 = enflasyon oranı, π e ise bugünden bakarak beklenen enflasyon oranıdır. Çünkü $100 dolar borç veren çiftçi gelecek yıl fiyatların ne olacağını bilemez, ancak ne olacağına ilişkin bir hesabı ya da beklentisi vardır. Yani çiftçi 100/p t ton buğday verip buğday almayı hesaplamaktadır. Buradan (kesir olarak ifade ederek) ton bulunur. Ex-post yani gerçekleşen reel faiz π t = gerçekleşen enflasyon oranı olmak üzere olarak hesaplanır. Bu ilişkiler genel olarak (nominal oranlar çok büyük olmamak şartıyla) r = i π e ya da i = r + π e r = i π t ya da i = r + π t olarak ifade edilir. Yani nominal bir sözleşmede gerçekleşen (beklenen) reel faiz yaklaşık nominal faiz gerçekleşen (beklenen) enflasyon oranı farkına eşittir. Dolayısı ile π t = 0 ise i = r olur. Eğer i = %5, π t = %3 ise reel faiz %2 olarak gerçekleşir. 6

8 Şimdi, yatırımcılara dönersek, bir birim sermaye malı üretimi MP K (sermayenin marjinal üretkenliği) kadar arttırır. Buna karşılık tasarrufçuya r kadar faiz ödenecektir. Dolayısı ile reel faiz yükseldikçe yatırım yapmanın cazibesi azalır. I(r) yatırım fonksiyonu Şekil 2.5 te yatırımı reel faizin azalan bir fonksiyonu olarak göstermektedir. r S > I, Y > C + I S(Y*, r) r* E S < I, Y < C + I I(r) S* S, I Şekil 2.5 Klasik Modelde Mal Piyasası Şekil 2.5 te r* düzeyinden daha yüksek bir reel faiz oranında tasarruf fazlası (S > I) vardır ve mal piyasasında arz fazlası oluşur: Y > C + I. Bu durumda klasik mekanizmaya göre nihai olarak reel faiz düşer. Reel faizin düşmesi tasarrufu düşürüp tüketim ve yatırımı arttırarak arz fazlası giderir. Bu intibak çok pürüzsüz olmayacaktır. Mal piyasasında arz fazlası başlangıçta mal fiyatının (p) düşmesine ve nominal ücret veri iken reel ücretin (w/p) artmasına yol açar. Böylece istihdam ve üretim düşer ve işsizlik baş gösterir. Üretim ve gelirin düşmesi başlangıç reel faiz düzeyinde tasarrufu düşürür. Dolayısı ile tasarruf fazlasının giderilmesi reel faiz değişmeden sadece gelirin düşmesi ile de mümkündür. Ama klasik işgücü piyasası mekanizmasına göre gelir ve üretimin düşüşünün yol açtığı işsizliğe tepki olarak reel ücretin düşmesi ile gelir Y* düzeyine geri dönecektir. Gelir sabit kaldığına göre oluşan tasarruf fazlası reel faizin düşmesi ile giderilebilir ve denge E noktasında oluşur. Aksine reel faiz düşükse, tasarruf açığı (S < I) vardır ve mal piyasasında talep fazlası olur: Y < C + I. Bu durumda yeterince tasarruf bulamayan yatırımcıların rekabeti reel faizi attırarak dengenin E noktasında oluşmasını sağlar. E noktasında S* = I* ve C* = Y* S* olmak üzere Y* = C* + I* mal piyasası denge koşulu sağlanır. Klasik (reel) faiz teorisi ile klasik istihdam teorisinin tamamlayıcı olduğuna ve nasıl bir bütünlük oluşturduğuna dikkat ediniz. İstihdam ve gelir işgücü piyasasında oluşur. Reel faiz bu gelir düzeyinde oluşan tasarruf ve yatırım kararlarının yarattığı akımları eşitleyecek şekilde oluşur. Klasik teoride reel faiz tasarruf-yatırım akım dengesini sağlayan göreli fiyattır. Toparlarsak klasik modelde istihdam ve gelir ekonomide mevcut işgücü, işgücünün arz edilmesi koşulları, sermaye stoku ve üretim olanakları tarafından belirlenir. Klasik modelde belirlenen N* istihdam düzeyinde başta reel ücret olmak üzere mevcut koşullarda çalışmak isteyen herkes çalışmaktadır. Yani çalışmak isteyip de çalışamayan kimse yoktur. Keynes çalışmak isteyip de çalışamayan kimselerin var olduğu işsizlik durumuna gayriiradî (istem dışı) işsizlik demiştir. Buna göre Klasik dengede istem dışı işsiz yoktur. Var olan işsizler kendi seçimleri sonucu mevcut koşullarda çalışmayı tercih etmeyen iradi işsizlerdir. Bu istihdam ve gelire karşı gelen harcamaların gelirle uyum halinde olması ise harcama bileşiminin reel faiz değişmeleriyle intibakı sayesinde sağlanır. 7

9 2.3 ANA HATLARIYLA KEYNESYEN MODEL J. Maynard Keynes modern anlamda makro iktisadın başlangıcı sayabileceğimiz kitabını yılında yayımladı. Kitap Keynes in 1920 li yıllardan itibaren zamanın ekonomik sorunlarına ilişkin yaptığı çalışmaların ulaştığı sonuçları içeriyordu ve yayımlanmasından sonra iktisat politikasından sosyal politikalara kadar geniş bir yelpazede derin etkileri oldu. Birinci Dünya Savaşı nın sonunda İngiltere de üretim düşmüş (bazı tahminlere göre yaklaşık %25) ve buna bağlı olarak işsizlik artmıştı li yıllar boyunca bu düşüş telafi edilemedi. Bunun üstüne 1929 yılında Amerika dan başlayarak Büyük Buhran olarak bilinen ve tüm dünyada büyük çöküşe yol açan olaylar zinciri ortaya çıktı. Büyük Buhran ın yol açtığı yıkım aşağıdaki tabloda açıkça görülmektedir. Tablo 2.1 Ekonomik Göstergeler ABD İngiltere Fransa Almanya Endüstriyel Üretim % Değişme İşsizlik Oranı (%) Kaynak: Wikipedia Yukarıda özetlediğimiz zamanın hâkim (klasik) iktisat anlayışına göre ekonomilerde uzun süreli işsizliği ortadan kaldıracak içsel mekanizmalar vardır. Ama 1920 li yılların tecrübesi bu mekanizmaların varlığını ve kendiliğindenliğini sorgulanır duruma düşürdü. Yani iktisadi krize paralel olarak bir de iktisat teorisi krizi vardı: klasik teorinin öngördüğü mekanizmalar çalışmıyordu. İşgücü piyasasında kriz döneminde reel ücretler düştüğü halde istihdam artmıyordu. İstihdam ve gelir düşüşüne paralel olarak tasarruflar azalmıştı. Bu düşük istihdam-gelir-yatırım-tasarruf dengesinden reel faiz hareketleri ile de çıkılamıyordu. İşte Keynes bu ortamda kapitalist ekonomilerde gelir ve istihdamın nasıl belirlendiğine ilişkin tamamen yeni bir yaklaşım geliştirdi. Keynes in klasik modele itirazının ve yeni yaklaşımının özünü faiz teorisi oluşturur. Keynes e göre tasarruf ve yatırım kararları birbirinden ayrı ve kopuk kararlardır ve her tasarrufun (serveti arttırma kararının) yatırıma (serveti sermaye malları cinsinden arttırmak) dönüşmesin sağlayacak bir piyasa yoktur. Bu kararlar farklı düzlemlerde farklı mülahazalarla verilen kararlardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi tasarruf ertelenmiş tüketim kararıdır ve tasarruf yatırıma dönüşürse ileride kalıcı olarak daha fazla üretip tüketme imkânı bulunur. Ama yatırım serveti arttırmanın sadece bir yoludur. Bazı durumlarda servet sahipleri tasarruflarını gelecekte satın alma gücü yaratacak başka araçlarla değerlendirebilirler. Örneğin tasarruf ettiği miktar ile altın alan bir kişi bu miktar altının ifade edeceği satın alma gücünü (gelecek tüketim) belirsiz bir süre için geleceğe aktarmış olur. Böylece tasarrufun kullanımı altını satana geçer. Diyelim altın yurtdışından getirilmiştir. Bu durumda tasarruf altın ithalatı yoluyla yurtdışına çıkmış ve yurtiçinde gelecekte üretim artışı yaratacak yatırım gerçekleşmemiş olur. Serveti tutmanın farklı yollarının seçilmesinin başlangıç koşulları aynı olan iki ekonomide nasıl farklı makro dengelere yol açabileceği Örnek 2.1 de gösterilmiştir. 1 Kısaca General Theory (Genel Teori) olarak bilinen The General Theory of Employment, Interest and Money. 8

10 Örnek 2.1 Tasarruf ve Yatırım Hayvancılık yaparak yaşayan göçer bir ekonomi ele alalım. Ekonominin servet stoku çadır ve koyunlardan oluşsun. Toplam 1000 koyun ve 10 hanehalkı ve bunların her biri için bir çadır olduğunu varsayalım. Ekonomide bir yıl için gerçekleşen üretim değerleri 800 kuzu = $12000, 5 ton peynir = $5000, 5 ton yağ = $7500, 2 ton yapağı = $3000 olsun. Bu üretimin ara girdi kullanmadan gerçekleştiğini varsayarsak Y = $27500 olur. Şimdi iki farklı senaryo ele alalım. A. Hanehalkları 800 kuzunun 200 tanesini sürüye katarak K = Net Yatırım (NI) = = 180 olmak üzere koyun stokunu 1180 koyuna çıkarırılar. Burada her yıl doğal nedenlerle 20 koyunun telef olduğunu varsaydık. Kendi tüketimlerini düştükten sonra kalan peynir, yağ, yapağı ve kuzuları satarak (ihraç ederek) $20000 elde ettiklerini ve bunun da $2000 doları ile yeni bir çadır malzemesi aldıklarını kalan gelirin ise diğer tüketim mallarına harcadıklarını varsayalım. Bu ekonomide C = $22500 = ($4500 kendi tüketimleri + $18000 ithalat) S = Y C = $5000 I = $5000 ((200 kuzu) $ bir çadır ($2000)) X = $20000 M = $20000 ($18000 tüketim malı + $2000 yatırım malı) olacaktır. Dolayısı ile bu ekonomide tasarruf tamamen sermaye stokunu arttırmak için kullanılmış olur. B. Hanehalkları 800 kuzunun 20 sini sürüye katarak K = Net Yatırım (NI) = = 0 olmak üzere koyun stokunu aynı tutarlar. Kendi tüketimlerini düştükten sonra kalan peynir, yağ, yapağı ve kuzuları ihraç ederek $22700 elde ettiklerini ve $18000 değerinde diğer tüketim malları aldıklarını (ithal ettiklerini) varsayalım. Bu ekonomide C = $22500 = ($4500 kendi tüketimleri + $18000 ithalat) S = Y C = $5000 I = $300 (20 kuzu) X = $22700 M = $18000 olur (S + M = I + X olduğuna dikkat ediniz). Ekonomi S I = X M = $4700 ticaret fazlası verir ki bu da ekonominin rezervlerini (yastık altındaki dolarlar) arttırmakta kullanılmış olur. 9

11 Bu örnekteki ikinci durum, klasik okuldan bir iktisatçının hemen dikkat çekeceği gibi, açık bir irrasyonel duruma işaret ediyor. Hanehalkları sermaye stoklarını arttırıp gelecek yılarda daha fazla üretip tüketmek yerine, neden varlıklarını burada dolarla ifade ettiğimiz genel bir satın alma gücü cinsinden tutsunlar? Keynes bu soruyu açıkça sormuştur ve verdiği cevap da modelinin esasını oluşturur. Tasarruf etmek serveti arttırma kararıdır. Bu bir akım karardır. Keynes e göre bir stok olan servetin hangi varlıklar cinsinden tutulacağı ise bundan bağımsız bir karardır. Buna göre yukarıdaki örnekte $5000 tasarrufun 4700 dolarının dolar olarak servete eklenmesi ile 180 kuzu (net) ve 1 çadır olarak eklenmesi arasındaki seçim bu yıl $5000 değerindeki gelirin tüketilmeyip tasarruf edilmesinden bağımsız bir karardır. Servetin hangi varlıklar cinsinden tutulacağı ise alternatif varlıkların getirilerine ve belirsizlik karşısındaki tutuma bağlıdır. Keynes e göre bir varlık getiri oranı olan (reel) faiz servet stokunun alternatif varlıklar cinsinden tutulması kararına bağlı olarak oluşur. Yani reel faiz serveti tutmanın alternatifleri arasındaki stok seçimin bir etkileyeni ve etkilenenidir. Bu alternatiflerden birisi de daha sonra para diyeceğimiz genel kabul gören bir ödeme aracıdır. Genel kabul gören bir ödeme aracı hazır ve genel bir satın alma gücü ve buna bağlı olarak genel bir tüketme olanağı demektir. İşte paranın bu anlamda, yani istenildiğinde ve ne suretle yapılacağı önceden belirlenmemiş hazır bir satın alma gücü sağlama anlamında, likit olma özelliği vardır ve bu özelliğin sağladığı getiriye de Keynes likidite primi demiştir. Örneğimize dönersek, bu yılki tasarrufun 200 kuzu ve bir çadır olarak değerlendirilmesi halinde, normal şartlarda, gelecek yıl fazladan (yuvarlayarak) 160 kuzu; 1 ton peynir, 1 ton yağ, ve 0.4 ton yapağı üretmek mümkün olur. Gelecek yıl ya bunlar ya da bunların gelecek yılki fiyatlarla eşdeğeri başka mallar tüketilebilir. Bu bir seçimdir. Diğer seçimse tasarrufu örneğimizde dolar olarak ifade ettiğimiz para cinsinden tutarak geleceğe hazır ve genel bir satın alma gücü aktarmaktır. Bu durumda servet sahipleri Keynes in deyimiyle likiditeyi tercih etmiş olurlar. Yukarıda işaret ettiğimiz irrasyonel durumu geliştirdiğimiz yeni terimlerle ifade edebiliriz: İnsanlar neden üretken sermaye malları yerine likidite tercih etsinler? Likidite tercihini ne belirler? Örneğimize dönerek ekonominin karşı karşıya olduğu iki seçimi ele alalım. Ekonomi bu yıl 4700 dolar değerinde 180 kuzu (net) ve 1 çadır net yatırım yapmak ile 4700 doları para olarak tutmak seçenekleri ile karşı karşıyadır. Beklenen Nominal Getiri Sistemik Risklerin (Savaş, talan, hayvan hastalığı) Etkisi Seçenek 1: Para Tut (Likidite tercih et) Sıfır (Her iki yılda da $4700) + likidite primi Sıfır (Her iki yılda da $4700) Seçenek 2: Sermaye mallarına (180 kuzu ve bir çadır) net yatırım yap Gelecek yıl et ve süt ürünlerinin fiyatlarına bağlıdır. Fiyatlar çok düşerse nominal getiri negatif olabilir. Ama fazla düşmez, aynı kalır ya da artarsa yüksek nominal getiriler elde etmek mümkündür. Servet ciddi boyutta aşınabilir. Dolayısı ile gelecek yıl için üretilen malların fiyatlarının düşmeyeceği/artacağı beklentisi hâkim ise ve sistemik bir risk algısı yoksa likidite tercih edilmeyecek, birimler servetlerini sermaye malları cinsinden tutacaklardır. O kadar ki daha önceki yıllarda likidite tercih edip elinde para olanlar bu yıl kendi 10

12 ürettiklerinden fazla kuzu alarak sermaye stoklarını arttırmak isteyecektir. Yani tercihler serveti sermaye malları cinsinden tutmak lehine değişecektir. Diğer bir anlatımla üretilen malların fiyatlarının düşmeyeceği/artacağı bekleyenler için sermayenin (beklenen) getirisi likidite priminden fazladır ve daha az likidite, daha fazla sermaye malı talep edilir. Öte yandan gelecek yıl et ve süt ürünlerinin fiyatlarının çok düşeceği bekleniyorsa tercih likiditeden yana olacaktır. Fiyatların düşeceğinin beklendiği bu durumda likidite primi diğer varlığın (beklenen) getirisinden fazladır ve daha fazla likidite, daha az diğer varlık talep edilir. Genel olarak sistemik bir risk algısı varsa bu likidite priminin yükselmesini birlikte getirir: bir felaket durumunda likit olmanın getirisi çok fazladır. Dolayısı ile sistemik risk algısı güçlüyse tercih likiditeden yana olacaktır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi diğer riskler veri iken likidite tercihi likidite primine nispetle diğer varlıkların beklenen getiri oranı tarafından belirlenir. Keynes in teorisinin özünü oluşturan bu sonucu Şekil 2.8 yardımıyla açıklayabiliriz. i Likidite Arzı i 1 i* i 2 E Likidite Fazlası Likidite Darlığı L(i) Likidite Stoku Şekil 2.6 Keynesyen Modelde Likidite Piyasası Şekilde L(i) eğrisi likidite tercih fonksiyonudur ve tercih (talep) edilen likidite stokunu nominal faizin azalan bir fonksiyonu olarak göstermektedir. Likidite ve diğer varlıklar arasındaki seçim nominal faize bağlıdır. Çünkü beklenen enflasyon nominal getiriler veri iken bütün varlıkların reel getirilerin aynı ölçüde etkiler. Zaten finansal sistemde esas olan nominal sözleşmelerdir ve bunlar da nominal faiz oranı üzerinden yapılır. Burada faizi likidite dışındaki diğer varlıkların ortak (nominal) getiri oranı olarak düşünmek gerekir. L(i) fonksiyonu üzerinde beklentiler (sistemik riske ilişkin olanlar dahil) ve likidite primi sabittir. Likidite tercih fonksiyonu negatif eğimlidir çünkü beklentiler veri iken, faiz likidite priminden fazla ise talep diğer varlıklara kayar ve daha az likidite tercih edilir. Aksine düşük faiz oranında likidite primi daha yüksektir ve daha faza likidite tercih edilir. Şekilde likidite arzının sabit olduğu varsayılmıştır. Yüksek bir faiz oranında (i 1 ) likidite fazlası (likidite piyasasında arz fazlası) vardır. Bunun nedeni faizin likidite primini aşması nedeniyle talebin diğer varlıklara kaymış olmasıdır. Diğer bir deyişle diğer varlıklar için talep fazlası vardır. Bu durumda faiz, genellikle diğer varlıkların fiyatlarının artmasına paralel olarak, düşecektir. Tersine r 2 oranında likidite primi daha yüksektir ve likidite tercihi artmıştır; diğer varlıklar için arz fazlası vardır ve bunların fiyatlarının düşmesine paralel olarak faiz yükselir. E noktasında dengede denge (i*) faiz oranı likidite tercihini mevcut likidite stoku ile uyum haline getiren fiyat olarak belirlenmiş olur. Bu nominal faize karşılık gelen reel faiz oranı ise r K = i* π e olacaktır (Kutu 2.2). 11

13 Keynesyen teoride, bekleyişler ve risk algılamaları veri iken, faiz oranı bir stok kararı olan servetin hangi varlık cinsinden tutulacağını belirleyen göreli fiyattır. Buna göre Klasik modeldeki gibi yatırım-tasarruf akımları arasındaki uyumsuzluklar ya da mal piyasasındaki dengesizlikler (reel) faiz hareketleri ile giderilemez. Dikkat edileceği gibi L(i) eğrisi üzerinde likidite primi sabit olduğuna göre dengede faiz likidite primine eşit olmalıdır. Çünkü ikisi biri birinden (en azından belirli bir marjın ötesinde) farklı olduğunda talep likiditen diğer varlıklara ya da tersine kayacaktır ve varlık piyasaları dengede olamaz. Bu teoride açık kalan taraf likidite priminin nasıl belirleneceğidir ve bunun da genel kabul gören bir açıklaması yoktur. Keynes bunun farkındaydı ve bu nedenle faizin kendine has acayip ve daha çok akdi yani sözleşmeden doğan bir olgu olduğunu belirtmiştir. Çünkü son tahlilde likidite primini belirlemenin nesnel bir ölçütünü tanımlamak pek mümkün değildir. Kutu 2.3 te dünyanın en çok kullanılan faiz oran(lar)ı olan LİBOR üzerinden faizin belirlenme esasları anlatılmaktadır. Kutu 2.3. LİBOR LİBOR (London Interbank Offered Rate) Londra da çeşitli vadeler için bankalar arası borçlanmalarda esas olan nominal faiz oranıdır. LİBOR İngiltere Bankalar Birliği tarafından hesaplanır. Birlik Londra da işlem yapan belirli büyüklükte ve kredi derecesi yüksek belirli sayıda finansal kuruluştan (belirli bir para cinsinden veri bir vade için) borç alabilmeyi umdukları faiz oranını bildirmelerini ister. Bu oranların en yüksek ve en düşük %25 i çıkarıldıktan sonra kalan ortadaki %50 lik bildirimin ortalaması o para ve vade için LİBOR oranı olarak ilan edilir. Bankaların bildirdikleri oranların gerçekleşen işlemlerde oluşmuş olması gerekmez. Bankaların bir gün sonra saat 11 den hemen önce ödemek zorunda kalacaklarına inandıkları ya da umdukları/öngördükleri (perceived) orandır. Bir oranı belirleyen banka paneli 6 ila 18 kadar bankadan oluşabilir ve belirli aralıklarla panelde değişikliğe gidilebilir. LİBOR un önemi dünya çapında birçok faiz oranına ölçü oluşturmasından kaynaklanır. Dünya nın hemen her yerinde hane halklarının ödediği konut kredi faizi, bankalardan aldıkları mevduat faizi, şirketlerin borçlanma faizinden ülkelerin uluslar arası piyasalarda borçlanma maliyetlerine kadar birçok faiz oranı ilgili vadede LİBOR esas alınarak oluşur yılında az sayıda bankanın tekelimsi güçlerini kullanarak özellikle dünya finansal krizinin başladığı yıllarında LİBOR faizlerini kendi avantajlarına uygun olarak düşük ya da yüksek tutmak için anlaşmalı hareket ettikleri ortaya çıktı. Panelde yer alan banka yetkililerine gelen e-postalar bu konuda delil oluşturdu. Bunlardan bir tanesine göre: Hi Guys, We got a big position in 3m libor for the next 3 days. Can we please keep the libor fixing at 5.39 for the next few days. It would really help. (Selam millet, önümüzdeki üç gün için 3 aylık libor işlemlerinde çok büyük pozisyonumuz var. Lütfen önümüzdeki birkaç gün liboru 5.39 düzeyinde tutabilir miyiz. Bu gerçekten yardımcı olur.) Bu hikâyede bizim açımızdan önemli olan (şikesiyle, günahıyla, sevabıyla) LİBOR faiz oranının yatırım ve tasarruf akım kararı alan birimler tarafından değil; büyük fonlar yani varlık stokları yöneten birimler tarafından belirlendiğidir. Yukarıdaki alıntıda bahsi geçen büyük pozisyon değeri 3 aylık LİBOR faizine duyarlı bir varlık stokuna atıf yapmaktadır. Üstelik belirlenme prosedürüne göre faiz belirli bir borçlanma için ödemeyi öngördükleri orandır ve piyasa katılımcılarının likiditenin fiyatına ilişkin ortalama öngörüsüdür. Bu anlatılanların Keynes in modeline daha uygun olduğunu söylemek pek aykırı olmayacaktır. 12

14 Şimdi, (reel) faiz oranı likidite (varlık) stoku piyasasında belirlenince Şekil 2.5 teki mal piyasası denge oluşumu çok farklı olur. Keynesyen modelde yatırımın nasıl belirlendiği Şekil 2.7 de gösterilmiştir. Keynesyen yatırım fonksiyonunu I = I(r, Ex) olarak tanımlayabiliriz. Buna göre yatırım talebi reel faizin ve bekleyişlerin (Ex) fonksiyonudur. Burada bekleyişler varlık fiyatlarının gelecekteki fiyatları başta olmak üzere genel olarak yatırımın başarısını ve getirisini ilgilendiren parametrelerin gelecekteki değerlerine ilişkin bekleyişlerdir. Bunlar kısmen likidite tercihini belirleyen parametrelerle de çakışır. Şekilde I(r, Ex 1 ) yatırım talep eğrisi nispeten olumlu bekleyişler altında yatırım talebini klasik modelde olduğu reel faizin azalan bir fonksiyonu olarak gösterir. Likidite piyasasında (Şekil 2.6) belirlenen r K = i* π e faizi ile iyimser bekleyişler altında yatırım talebi I 1 kadardır. r Bekleyişlerde Bozulma r K E E I(r, Ex 1 ) I(r, Ex 2 ) I I 2 I 1 Şekil 2.7 Keynesyen Modelde Yatırımların Belirlenmesi Bekleyişlerde bir bozulmanın etkisi yatırım talep fonksiyonunu sola/aşağıya kaydırmaktır ve kötümser bekleyişler altında yatırım talep eğrisi I(r, Ex 2 ) ile gösterilmiştir. Dolayısı ile aynı reel faiz ile kötümser bekleyişler altında yatırım talebi I 2 kadar olur. Eğer bekleyişlerdeki bozulma likidite tercihini de etkilerse (Şekil 2.6 da L(i) eğrisi sağa/yukarıya kayarsa) artan likidite primine paralel olarak reel faiz de yükselir ve kötümser bekleyişler altında yatırım talebi E noktasında daha düşük bir düzeyde gerçekleşebilir. Örneğin, 1929 büyük krizinde ortaya çıkan durumu ele alalım. Kriz aslında varlık piyasalarında başlamıştı ve arka planında iyimser bekleyişlere bağlı olarak varlık piyasalarında borçlanarak büyük pozisyon alan bazı birimlerin borçlarını çeviremez duruma düşünce varlıkları satmak zorunda kalması ile varlık fiyatlarında büyük bir çöküş yaşanması vardı (aynı mekanizma ile 2008 yılında gene ABD den başlayarak ciddi bir finansal kriz oluştu). Varlık fiyatlarının çöktüğü ve yakın ve öngörülebilir bir gelecekte de yükselmesinin beklenmediği bir ortamda yatırım talebi sola, likidite tercih fonksiyonu sağa (zaten likidite en çok bu tür belirsizlik ortamında tercih edilir) kaymak suretiyle yatırım talebi E noktasında çok düşük düzeyde gerçekleşmiş olur. Bu açıklamalar ışığında Keynesyen modelde yatırımların otonom olduğunu düşünmek yerinde olur. Otonom kelime anlamıyla özerk, muhtar demektir ve yatırımlar tam da bu anlamda otonomdur: bir dönem için likidite tercihini ve varlık kararlarını etkileyen bekleyişler ve diğer unsurlar veri iken tasarruf, gelir gibi akım değişkenlerden bağımsız olarak başka bir düzlemde belirlenir. Bu fikri ifade etmenin en kestirme yolu yatırım düzeyinin I = I o 13

15 olarak veri olduğunu varsaymaktır ve bunu yatırım-gelir düzleminde Şekil 2.8 deki gibi gösterebiliriz. I I o Şekil 2.8 Keynesyen Yatırım Fonksiyonu Şimdi tasarruf fonksiyonuna dönersek klasik modelde olduğu gibi S = S(Y, r) olduğunu varsaymaya devam edebiliriz. Ama (reel) faiz likidite tercihince belirlendiği üzere r K düzeyinde veri olduğuna göre tasarruf sadece gelirin fonksiyonu olur ve gelir arttığında tasarruf arttığına göre fonksiyonu Şekil 2.9 daki gibi gösterebiliriz. Y S S = S(Y, r*) Şekil 2.9 Keynesyen Tasarruf Fonksiyonu O halde Keynesyen modelde mal piyasası denge oluşumu Şekil 2.10 daki gibi olur. Denge geliri (Y e ) likidite tercihi ve bekleyişler veri iken tasarruf = yatırım denge koşulunun gerçekleştiği noktada oluşur. Şekilde Y* klasik modelin işgücü piyasasında dengeye karşı gelen tam istihdam dengesidir ve buradaki gibi düşük bir yatırım düzeyi ile oluşan denge geliri bunun altındadır. Yatırım I o düzeyinde kaldığı sürece gelir Y* düzeyine yükselemez. Çünkü bu düzeyde gerçekleşecek olan tasarruf (S*) veri yatırım düzeyini aşar ki bu da mal piyasasında arz fazlası var demektir (S > I Y > C + I). Yatırımı arttıracak bir gelişme olmadığı sürece ekonomiyi Y e düşük istihdam dengesinden çıkaracak bir mekanizma yoktur. Keynes in ulaştığı sonuç kısa ve çarpıcıdır: Y Kapitalist bir ekonomide denge istihdam ve gelir düzeyini likidite tercihi ve bekleyişleri belirleyen koşullar altında oluşan otonom yatırım talebi belirler. Bu dengede mevcut koşullarda çalışmak istediği halde iş bulamadığı için çalışamayanların olduğu istem dışı işsizlik oluşabilir. Ancak çok özel bir tesadüfle r K = r* ise ve bekleyişler de uygunsa I o = I* olur ve Keynesyen denge ile Klasik denge çakışabilir. 14

16 I, S S(Y) I o E K I = I o Y e Y Y* Şekil 2.10 Keynesyen Modelde Denge Ulaşılan bu sonucu biraz irdelemek üzere analizi klasik modelin Şekil 2.5 i üzerinde gösterip iki model arasındaki farkları vurgulayalım. Şekil 2.11 de r K likidite tercihince belirlenen reel faiz oranı, I(r) de veri bekleyişlerle yatırım talep fonksiyonudur. Keynesyen denge Y e gelir düzeyi ile E K noktasında oluşur. Klasik anlayışa göre E K noktası denge olamaz çünkü işgücü piyasası dengede değildir ve bu dengesizlik sürdüğü sürece klasik mekanizma devreye girer: işsizlik reel ücreti düşürür istihdam ve gelir artar, tasarruf fonksiyonu sağa kayarak E noktasında tam istihdam dengesine gelinir. Ama bunun olabilmesi için reel faizin de süreç içinde oluşan tasarruf fazlasına bağlı olarak düşmesi gerekir. Daha önce de belirttiğimiz gibi klasik faiz ve istihdam teorileri biri birini tamamlar. Keynes faiz teorisini bambaşka bir düzleme taşıyarak bu mekanizmanın neden çalışamayacağını ortaya koymuştur. r S(Y e, r*) r K r* E K E S(Y*, r) I(r) S, I S o = I o S*= I* Şekil 2.11 Klasik Keynes Karşılaştırması Keynesyen modelde gelir dağılımı konusu Kutu 2.4. te kısaca tartışılmıştır. 15

17 Kutu 2.4 Keynesyen Modelde Gelir dağılımı Keynes in gelir dağılımı konusunda çok açık bir anlatımı yoktur. Ama modelinin genel mantığı çerçevesinde nasıl bir belirleme olabileceği ortaya konabilir. w/p A C B B D F MP L O N o N 1 N Şekil 2.13 Keynesyen Modelde Gelir Dağılımı Şekil 2.13 te emeğin marjinal üretkenliği eğrisi gösterilmiştir. Şekilde N o Şekil 2.10 daki E K noktasında Keynesyen denge gelirine karşı gelen istihdam düzeyi olsun. Bu istihdam düzeyine marjinal eğrinin altındaki ABN o O alanı Y e toplam gelirine eşittir. Keynes in, kendisinin de bu doğrultuda bazı değerlendirmeleri olduğu üzere, marjinalist yorumuyla reel ücret bu istihdam düzeyinde emeğin marjinal üretkenliğine karşı gelen C değerine eşitse gelir bölüşümü ACB kadar (kâr), CBN o O kadar ücret geliri olmak üzere belirlenmiş olur. Marjinalist bile olsa bu yaklaşım klasik yaklaşımdan farklıdır çünkü klasik yaklaşımda olduğu gibi istihdam ve reel ücret bir denge ilişkisi içinde birlikte belirlenmemektedir. Aksine istihdam düzeyi mal piyasasında (Şekil 2.10) belirlendikten sonra reel ücret belirlenmiş olur. Bu haliyle bile gelir dağılımı yatırım talebinden bağımsız değildir. Yatırımlarda bir artış istihdamı arttırır, reel ücreti düşürür. Yatırım artışı geliri Y 1 düzeyine yükseltince (Şekil 2.12) istihdam da N 1 düzeyine yükselir. Bunun sonucunda Şekil 2.13 te reel ücret B noktasına karşı gelecek şekilde düşmüş olur. Yani her yatırım düzeyine karşı gelen bir reel ücret ve gelir dağılımı vardır ki bu işgücü piyasasında dengeyi sağlayan tek bir reel ücret düzeyi anlayışından çok uzaktır. Ama Keynesyen gelir dağılımının marjinalist olması gerekmez. Örneğin, istihdam düzeyi N o düzeyinde iken gelir dağılımı kârların toplam gelir içinde payı ABFD (Şekil 2.13) olacak şekilde belirlenebilir ve reel ücretin değeri de D olur. Keynes sonrası gelişmelerde gelir dağılımının sosyal dengeler, yatırım düzeyi, reel faiz ve servet stoklarının değeri gibi unsurları hesaba katan başka mekanizmalarla belirlenmesi esas alınmıştır. Bunlara ileriki bölümlerde yeri geldikçe işaret edeceğiz İKİ MODELDE TASARRUF/YATIRIM ARTIŞLARININ ETKİLERİ Tasarruf artışı (tasarruf eğiliminde artış) her gelir ve faiz düzeyinde daha fazla tasarruf etme anlamında tasarruf fonksiyonunun Şekil 2.5 itibariyle sağa/aşağıya, Şekil 2.9 itibariyle ise sola/yukarıya kayması demektir. Şimdi Klasik modelde (Şekil 2.5) tasarruf artışı sonucunda reel faiz düşer ve denge yatırım miktarı artar. Ama işgücü piyasasında belirlenen gelir ve istihdam bu değişmelerden etkilenmez. Talebin bileşimi yatırım lehine (tüketim aleyhine) değişmiş olur. Dikkat edilirse artan tasarruf 16

18 eğilimi faizi düşürerek yatırımda artışa yol açmış olur. Ama Keynesyen faiz ve yatırım talep fonksiyonunun anlamı tam olarak da yatırımın tasarruftan bağımsız varlık piyasalarında belirlenen bir akım olduğu ve tasarruf artışının kendiliğinden yatırım artışına dönüşmesini sağlayacak bir mekanizma olmadığıdır. I S (Y) S(Y) I o E K I = I o Y e Y e Y* Şekil 2.12 Tasarruf paradoksu Y Bu durumda Keynesyen iktisatta tasarruf paradoksu olarak bilinen durum ortaya çıkar ki bu da Şekil 2.12 de gösterilmiştir. Şekil 2.12 de tasarruf artışı tasarruf fonksiyonunun S (Y) konumuna kayması ile gösterilmiştir. Yatırım fonksiyonu I = I o olarak kaldığı sürece denge geliri Y e düzeyinde daha düşük gerçekleşir. Çünkü dengede tasarruf = yatırım olmalıdır. Yatırım aynı kaldığı sürece tasarruf da aynı kalır. Ama her gelir düzeyinde tasarruf etme eğilimi arttığına göre gelir tasarruf aynı kalacak şekilde düşer: S (Y e ) = S(Y e ). I S(Y) I = I 1 I o I = I o Y e Y e 1 Şekil 2.14 Keynesyen Modelde Yatırım Artışı Y İkinci olarak yatırımlarda bir artışın etkisini ele alalım. Klasik modelde yatırım fonksiyonu Şekil 2.5 itibariyle sağa/yukarıya kayarsa reel faiz artar ve bunu sonucu olarak da aynı gelir düzeyinde daha fazla tasarruf edilir. Ama işgücü piyasasında belirlenen gelir ve istihdam bu değişmelerden etkilenmez. Talebin bileşimi yatırım lehine (tüketim aleyhine) değişmiş olur. Keynesyen modelde yatırımlarda bir artışın gelir düzeyine etkisi Şekil 2.14 te gösterilmiştir. Bekleyişlerde bir iyileşme üzerine diyelim yatırım talebi I = I 1 olmak üzere artmıştır. Yeni denge geliri tasarrufları yeni yatırım düzeyine eşitleyecek şekilde geliri Y e 1 düzeyinde gerçekleşir ve buna karşı gelen istihdam düzeyi de daha yüksektir. Dolayısı ile Keynesyen modelde stok piyasalarda belirlenen faiz aynı kalır ve yatırım artışı gelir artışı yoluyla gerekli tasarruf artışını sağlamış olur. 17

19 2.5 KEYNES ve İKTİSAT POLİTİKASI İktisat politikası kamu müdahalesi ile iktisadi dengeleri bir amaç çerçevesinde değiştirmeye çalışmak demektir ve makro iktisat kaçınılmaz olarak bunun ne ölçüde ve hangi şartlarda mümkün olup olmadığı noktasına gelir. Tahmin edileceği gibi piyasanın kendiliğinden mekanizmalarına dayanan klasik modelde iktisat politikasına pek yer olmayacaktır. Konuyu açmak için modelimizi kamu kesimini içerecek şekilde genişletelim. Kamu kesiminin olduğu kapalı bir ekonomide milli gelir özdeşlikleri Y Y d + T C + I + G ya da Y d C + T S + T I + G olur ki buna göre denge koşulu da daha önce olduğu gibi C*, S* = Y d C* ve I* planlanan yani exante tüketim, tasarruf ve yatırımı göstermek üzere Y = C* + I* + G ya da S* + T = I* + G olur. Burada kamu nihai mal ve hizmet harcamaları (G) ile net vergilerin (T) her zaman planlanan düzeyde olduğunu düşüneceğiz. Bu şartlarda klasik mal piyasası analizi Şekil 2.15 teki gibi olur. Burada I + G ve S + T fonksiyonları Şekil 2.5 teki I ve S fonksiyonlarına her faiz düzeyinde sabit olan G o ve T o ın eklenmesi ile elde edilir. r S(Y*, r) + T o r 1 r o E o E 1 A I(r) + G 1 I(r) + G o S o S 1 S, I Şekil 2.15 Klasik Modelde Kamu Harcama Artışı Başlangıçta T o = G o olduğunu yani kamunun denk bütçe ile çalıştığını varsayalım. Şimdi diyelim kamu harcamaları kamu kesimi açık verecek şekilde artmıştır (G 1 > T o ). Bunun etkisi I + G fonksiyonunu sağa/yukarıya kaydırmaktır. Başlangıç faiz oranında bu mal piyasasında E o A = G 1 G o = G kadar talep fazlası yaratır ve yukarıda açıklanan klasik mekanizma ile faiz artarak ekonomi E 1 noktasında yeni dengeye gelir. Bu değişiklik sonunda istihdam ve gelir düzeyi ile reel ücret değişmez, çünkü bu değişkenler işgücü piyasasında belirlenir (Şekil 2.3) ve kamu harcama artışının bu piyasa üzerinde bir etkisi (kamu harcama artışı insanlara çalışmasınlar diye gelir vermek biçiminde değilse!) yoktur. Dolayısı ile E 1 dengesinde gelir aynı kaldığına ve reel faiz arttığına göre tasarruf artar ama bu artış E o A dan az olduğuna göre yatırım da düşer. Özetle, 18

20 Klasik Modelde Kamu Harcama Artışının Etkisi Değişken Etki Üretim ve Gelir (Y) Değişmez İstihdam Değişmez Reel Ücret Değişmez Reel Faiz Artar Tasarruf Artar Yatırım Azalır Buna göre kamu harcama artışı yatırımları dışlar ve bunun mekanizması da reel faiz artışıdır. Kamu açık verecek şekilde harcama arttırırsa bunun finansmanı için borçlanması gerekir. Bu borçlanma tasarruf yatırım akım piyasasında talep fazlası demektir: kamu kesimi özel yatırımcılar ile mevcut tasarrufların kullanımı için rekabete girer. Bunun sonucu olarak reel faiz artar ve yatırım düşer. Gelir aynı kalmak üzere E 1 dengesinde S + T = I + G eşitliği kısmen tasarruf artışı, kısmen de yatırım azalışı ile oluşur. Tasarrufların faiz esnekliği ne kadar azsa, yatırım azalması da o kadar fazla olur. Bu sonuç bugün bile özellikle finans dünyasındaki iktisatçılar arasında 70 küsur yıllık Keynesyen itiraza rağmen hala en yaygın olarak kabul edilen sonuçlardan birisidir: kamu açığı artarsa reel faiz yükselir. Detaylarını uygun şekiller üzerinde göstermeyi okuyucuya bırakarak aksine kamu açığında bir azalma (T veri iken harcamanın azalması, harcama veri iken T nin artması) reel faizi azaltır, yatırımları arttırır. Kamu kesimi ile Keynesyen model Şekil 2.16 da gösterilmiştir. Gene T o = G o varsayarak başlayıp kamunun açık verecek şekilde harcamalarını arttırdığını düşünelim. I S(Y) + T o E 1 I o + G 1 E o I o + G o Y o Y 1 Şekil 2.16 Keynesyen Modelde Kamu Harcama Artışı Y Harcama artışının etkisi I + G doğrusunu G 1 G o = G kadar yukarıya kaydırmaktır. Bunun anlamı başlangıç üretim düzeyinde mal piyasasında talep artışı yaratmaktır. Bu talep artışını karşılayacak üretim kapasitesi ve işgücü olduğu varsayımıyla denge E o dan E 1 noktasına kayar ve denge geliri Y 1 düzeyine buna bağlı olarak da istihdam artar. E 1 dengesinde tasarruf artmış, yatırım aynı kalmıştır. Tasarruf artışı kamu harcama artışı kadardır, yani kamu harcama artışı kendini karşılayacak yeterli tasarruf artışı yaratır. Ama tasarrufun artması bir şey, bunun kamuya borç olarak verilmesi başka bir şeydir. Çok önemli olan bu konuyu biraz açmak gerekiyor. Gelirinden fazla harcama yapan her birim borçlanmak (ya da varlıklarını satmak) zorundadır. Bu kamu kesimi içinde geçerlidir. Tipik olarak kamu borçlanması kamu tahvilleri (bir yıldan uzun vadeli kamu senetleri/kâğıtları) ihraç edilerek yapılır. Yeni kamu kâğıtları, genellikle Hazine Müsteşarlığı nın ilgili birimleri aracılığı ile satılmak üzere piyasaya sürülür. Hazine doğrudan bankalar ve diğer bazı kabul 19

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ Bugünki dersin içeriği: 1. MALİYE POLİTİKASI VE DIŞLAMA ETKİSİ... 1 2. UYUMLU MALİYE VE

Detaylı

IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI

IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI Soru KPSS 2001 Otonom tüketim harcamalarının artması aşağıdakilerin hangisine neden olur? a) Denge üretim düzeyinin artmasına, LM eğrisinin sağa doğru kaymasına b) Denge üretim

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

TOPLAM TALEP I: IS-LM MODELİNİN OLUŞTURULMASI

TOPLAM TALEP I: IS-LM MODELİNİN OLUŞTURULMASI BÖLÜM 10 TOPLAM TALEP I: IS-LM MODELİNİN OLUŞTURULMASI IS-LM Modelinin Oluşturulması Klasik teori 1929 ekonomik krizine çare üretemedi Teoriye göre çıktı, faktör arzına ve teknolojiye bağlıydı Bunlar ise

Detaylı

ÇALIŞMA SORULARI TOPLAM TALEP I: MAL-HİZMET (IS) VE PARA (LM) PİYASALARI

ÇALIŞMA SORULARI TOPLAM TALEP I: MAL-HİZMET (IS) VE PARA (LM) PİYASALARI ÇALIŞMA SORULARI TOPLAM TALEP I: MAL-HİZMET (IS) VE PARA (LM) PİYASALARI 1. John Maynard Keynes e göre, konjonktürün daralma dönemlerinde görülen düşük gelir ve yüksek işsizliğin nedeni aşağıdakilerden

Detaylı

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ Problem 1 (KMS-2001) Marjinal tüketim eğiliminin düşük olması aşağıdakilerden hangisini gösterir? A) LM eğrisinin göreli olarak yatık olduğunu B) LM eğrisinin göreli olarak dik

Detaylı

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Finansal Piyasa Dinamikleri Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Neleri İşleyeceğiz? Finansal Sistemin Resmi Makro Göstergeler ve Yorumlanması Para ve Maliye Politikaları Merkez Bankası ve Piyasalar Finansal Piyasalardaki

Detaylı

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir BÖLÜM 5 Açık Ekonomi Açık Ekonomi Önceki bölümlerde kapalı ekonomi varsayımı yaptık Bu varsayımı terk ediyoruz çünkü ekonomilerin çoğu dışa açıktır. Kapalı ve açık ekonomiler arasındaki fark açık ekonomide

Detaylı

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS ve LM eğrilerinin kesiştiği nokta milli geliri belirliyor. Birinin kayması kısa dönem dengeyi değiştiriyordu. Maliye politikası Hükümet harcamaları artışı IS eğrisi sağa

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden 1. Her arz kendi talebini yaratır. şeklindeki Say Yasasını aşağıdaki iktisatçılardan hangisi kabul etmiştir? A İKTİSAT 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli

Detaylı

1. Yatırımın Faiz Esnekliği

1. Yatırımın Faiz Esnekliği DERS NOTU 08 YATIRIMIN FAİZ ESNEKLİĞİ, PARA VE MALİYE POLİTİKALARININ ETKİNLİKLERİ, TOPLAM TALEP (AD) EĞRİSİNİN ELDE EDİLİŞİ Bugünki dersin içeriği: 1. YATIRIMIN FAİZ ESNEKLİĞİ... 1 2. PARA VE MALİYE POLİTİKALARININ

Detaylı

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ Bu bölümde faiz oranlarının belirlenmesi ile faizin denge milli gelir düzeyinin belirlenmesi üzerindeki rolü incelenecektir. IS LM modeli, İngiliz iktisatçılar John

Detaylı

8. DERS: IS/LM MODELİ

8. DERS: IS/LM MODELİ 8. DERS: IS/LM MODELİ 1 Mal Piyasası ve Para Piyasası...2 2. Faiz Oranı, Yatırım ve IS Eğrisi...2 A.IS eğrisi nin özellikleri:...3 B.Maliye Politikası IS Eğrisini Nasıl Kaydırır?...5 3. Para Piyasası ve

Detaylı

1. KEYNESÇİ PARA TALEBİ TEORİSİ

1. KEYNESÇİ PARA TALEBİ TEORİSİ DERS NOTU 06 IS/LM EĞRİLERİ VE BAZI ESNEKLİKLER PARA VE MALİYE POLİTİKALARININ ETKİNLİKLERİ TOPLAM TALEP (AD) Bugünki dersin içeriği: 1. KEYNESÇİ PARA TALEBİ TEORİSİ... 1 2. LM EĞRİSİ VE PARA TALEBİNİN

Detaylı

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 20.Para Teorisi ve Politikası Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 20.1.Para Teorisi Para miktarındaki

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ Bu ünite tamamlandığında; Alternatif yöntemleri kullanarak IS eğrisini elde edebileceğiz IS eğrisinin eğiminin hangi faktörlere bağlı olduğunu ifade edebileceğiz

Detaylı

SORU SETİ 2 TOPLAM HARCAMALAR VE DENGE ÇIKTI

SORU SETİ 2 TOPLAM HARCAMALAR VE DENGE ÇIKTI SORU SETİ 2 TOPLAM HARCAMALAR VE DENGE ÇIKTI Problem 1 (KMS-2001) Bir ekonomiyle ilgili olarak aşağıdaki bilgiler verilmiştir: Y net milli geliri, Ca tüketimi, In net yatırımı, Xn net ihracatı, G hükümet

Detaylı

9. DERS : IS LM EĞRİLERİ: MALİYE VE PARA POLİTİKALARI

9. DERS : IS LM EĞRİLERİ: MALİYE VE PARA POLİTİKALARI 9. DERS : IS LM EĞRİLERİ: MALİYE VE PARA POLİTİKALARI 1. Maliye Politikası ve Dışlama Etkisi...2 A. Uyumlu Maliye ve Para Politikaları...4 2. Para Arzı ve Açık Piyasa İşlemleri...5 3. Klasik Para ve Faiz

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU ve TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1.Makro Ekonominin Doğuşu 12 1.1.1.Makro Ekonominin Doğuş Süreci 12 1.1.2.Mikro ve Makro Ekonomi Ayrımı 15 1.1.3.Makro Analiz

Detaylı

N VE PARA ARZININ ÖZELL

N VE PARA ARZININ ÖZELL PARANIN MAKRO EKONOMİDEKİ ROLÜ 1-PARA TALEBİ, PARA ARZI VE FAİZ HADDİ (KEYNESYEN FAİZ TEORİSİ) Klasik ve neoklasik ekonomistlerce öne sürülen faiz teorisinde, faiz haddi, tasarruf arzı ve yatırım talebinin

Detaylı

BÖLÜM 9. Ekonomik Dalgalanmalara Giriş

BÖLÜM 9. Ekonomik Dalgalanmalara Giriş BÖLÜM 9 Ekonomik Dalgalanmalara Giriş Çıktı ve istihdamdaki kısa dönemli dalgalanmalara iş çevrimleri diyoruz Bu bölümde ekonomik dalgalanmaları açıklamaya çalışıyoruz ve nasıl kontrol edilebileceklerini

Detaylı

3. Ünite Çoğaltan Analizleri

3. Ünite Çoğaltan Analizleri 3. Ünite Çoğaltan Analizleri 3.1 Basit Çoğaltan Şekil 3.1 de veri olan yatırım düzeyi ile ekonominin E o dengesinden başlayarak yatırımlarda bir artış olduğunu varsayalım. I S(Y) E o E 1 F I I 1 I o Y

Detaylı

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2.

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Ekonominin Tanımı... 3 1.3. Ekonomi Biliminde Yöntem... 4 1.4.

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS/2007

A İKTİSAT KPSS-AB-PS/2007 1. Büyüme Kutupları nın, altyapı yatırımları ve dışsal ekonomiler yoluyla yaratacağı etkiler nedeniyle kalkınmanın önünde bir engel olduğunu belirten iktisatçı aşağıdakilerden hangisidir? A) F. Perroux

Detaylı

1. Mal Piyasası ve Para Piyasası

1. Mal Piyasası ve Para Piyasası DERS NOTU 06 IS/LM MODELİ Bugünki dersin içeriği: 1. MAL PİYASASI VE PARA PİYASASI... 1 2. MAL PİYASASI İLE PARA PİYASASININ İLİŞKİSİ... 1 3. FAİZ ORANI, YATIRIM VE IS EĞRİSİ... 2 IS EĞRİSİNİN CEBİRSEL

Detaylı

SERMAYE VE DOĞAL KAYNAK PİYASALARI 2

SERMAYE VE DOĞAL KAYNAK PİYASALARI 2 SERMAYE VE DOĞAL KAYNAK PİYASALARI 2 1. SERMAYE, YATIRIM VE TASARRUF 2 1.1. SERMAYE VE YATIRIM 2 1.2. TASARRUF VE PORTFÖY TERCİHİ 2 1.3. SERMAYE PİYASASI 3 2. SERMAYE TALEBİ 3 2.1. YATIRIMIN NET BUGÜNKÜ

Detaylı

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ HAZIRLAYAN 21.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ Araş.Gör. Sinan ATAER 1. KAMU FİNANSMANI Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, 2013 yılı sonunda 18.849 milyon TL açık

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

Para Piyasasında Denge: LM (Liquit Money) Modeli

Para Piyasasında Denge: LM (Liquit Money) Modeli 11. Hafta Para Piyasasında Denge: LM (Liquit Money) Modeli Para piyasasının dengede olduğu (reel para arzının, reel para talebine eşit olduğu) faiz ve reel gelir düzeylerini gösteren eğriye, LM eğrisi

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AYLIK EKONOMİK GÖSTERGELER EKİM 2015 Hazine Müsteşarlığı Matbaası Ankara, 22 Ekim 2015 İÇİNDEKİLER TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER i I. ÜRETİM I.1.1.

Detaylı

PARA POLİTİKASI AMAÇLARI VE ARAÇLARI TÜRKİYE UYGULAMASI

PARA POLİTİKASI AMAÇLARI VE ARAÇLARI TÜRKİYE UYGULAMASI 1 PARA POLİTİKASI AMAÇLARI VE ARAÇLARI TÜRKİYE UYGULAMASI Para Politikasının Amaçları 2 1. Fiyat İstikrarı: Enflasyonu yıllık yüzde 1-2 seviyelerinde devam ettirmek. TCMB nin şu an izlediği politika enflasyon

Detaylı

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur.

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 1-John Maynard Keynes in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir? İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 2-Keynes in geliştirdiği görüş nedir? Toplam talebin istihdamı

Detaylı

1. Toplam Harcama ve Denge Çıktı

1. Toplam Harcama ve Denge Çıktı DERS NOTU 03 TOPLAM HARCAMALAR VE DENGE ÇIKTI - I Bugünki dersin içeriği: 1. TOPLAM HARCAMA VE DENGE ÇIKTI... 1 HANEHALKI TÜKETİM VE TASARRUFU... 2 PLANLANAN YATIRIM (I)... 6 2. DENGE TOPLAM ÇIKTI (GELİR)...

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

Döviz Kurunun Belirlenmesi

Döviz Kurunun Belirlenmesi Bölüm 13 Döviz Kurunun Belirlenmesi Döviz kuru, ekonomideki bir çok değişkeni etkilemesi bakımından önemli bir değişkendir. Dış ticareti belirlemesinin ötesinde, enflasyon, yatırım ve tüketim kararları

Detaylı

MAKROEKONOMİ - 2. HAFTA

MAKROEKONOMİ - 2. HAFTA MAKROEKONOMİ - 2. HAFTA Ekonomik Faaliyetlerin Döngüsü Mal ve Hizmetler C HANEHALKLARI Tüketim Harcamaları Faktör Ödemeleri B A FİRMALAR Üretim Faktörleri GSYH ÖLÇME YÖNTEMLERI Üretim Yöntemi: Firmaların

Detaylı

-MAKROEKONOMİ KPSS SORULARI- 1) Nominal faiz oranı artarsa, reel para talebi nasıl değişir?( KPSS 2006)

-MAKROEKONOMİ KPSS SORULARI- 1) Nominal faiz oranı artarsa, reel para talebi nasıl değişir?( KPSS 2006) -MAKROEKONOMİ KPSS SORULARI- 1) Nominal faiz oranı artarsa, reel para talebi nasıl değişir?( KPSS 2006) A) Artar, çünkü bireyler gelirlerinin daha büyük bir kısmını ödünç vermek ister. B) Artar, çünkü

Detaylı

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 23.Uluslararası Finans Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 23.Uluslararası Finans 23.1.Dış Ödemeler

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

Ders Notları Dr. Murat ASLAN. Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Ders Notları Dr. Murat ASLAN. Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır. Ders Notları Dr. Murat ASLAN Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır. genişleme trend Daralma Kriz, küçülme 12,00 Reel Büyüme Hızı Oranı 1950-2008

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları.

Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları. Klasik & Keynesyen İktisat Çalışma Soruları. 1-Genel teoriye göre effektif talep ile ilgili hangisi yanlıştır? a)milli Gelir seviyesini effektif talep belirler b)sermayenin marjinal etkinliği artarsa effektif

Detaylı

İKTİSAT/KPSS MAKRO İKTİSAT SORULARI- I. 9. GSMH ve SMH değerlerine yönelik yapılan değerlendirmelerden

İKTİSAT/KPSS MAKRO İKTİSAT SORULARI- I. 9. GSMH ve SMH değerlerine yönelik yapılan değerlendirmelerden MAKRO İKTİSAT SORULARI- I 1. Bir ekonomide belli bir dönemde üretilen bütün nihai mal ve hizmetlerin piyasa değerine ne ad verilir? A) Gayri Safi Milli Hasıla B) Gayri Safi Yurtiçi Hasıla C) Safi Milli

Detaylı

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher hlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi uluslararası emek verimliliğindeki farklılıkların nedeni üzerinde durmamaktadır. Bu açığı

Detaylı

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

Detaylı

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU. Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU. Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler A. TANITICI BİLGİLER Portföy Bilgileri Halka Arz Tarihi 13.06.2012 (*) 02 Ocak 2013 tarihi itibariyle Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler Portföy Yöneticileri Murat Zaman, Kerem Yerebasmaz, Serkan Şevik,

Detaylı

Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler

Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler A. TANITICI BİLGİLER Portföy Bilgileri Halka Arz Tarihi 13.06.2012 2 Temmuz 2012 tarihi itibariyle (*) Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler Portföy Yöneticileri Murat Zaman, Kerem Yerebasmaz, Serkan Şevik,

Detaylı

Komisyon İKTİSAT ÇEK KOPAR YAPRAK TESTİ ISBN 978-605-364-577-1. Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.

Komisyon İKTİSAT ÇEK KOPAR YAPRAK TESTİ ISBN 978-605-364-577-1. Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Komisyon İKTİSAT ÇEK KOPAR YAPRAK TESTİ ISBN 978-605-364-577-1 Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. 2014 Pegem Akademi Bu kitabın basım, yayın ve satış hakları Pegem Akademi

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT 2 1. A malının fiyatındaki bir artış karşısında B malına olan talep azalıyorsa A ve B mallarının özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) A ve B

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE HAZİRAN 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

2.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ

2.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ CEVAP ANAHTARI 1.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ 1.(e) 2.(d) 3.(a) 4.(c) 5.(e) 6.(d) 7.(e) 8.(d) 9.(b) 10.(e) 11.(a) 12.(b) 13.(a) 14.(c) 15.(c) 16.(e) 17.(e) 18.(b) 19.(d) 20.(a) 1.BÖLÜM BOŞLUK DOLDURMA 1. gereksinme

Detaylı

Chapter 15. Para, Faiz Oranları ve Döviz Kurları (devam) Slides prepared by Thomas Bishop. Copyright 2009 Pearson Addison-Wesley. All rights reserved.

Chapter 15. Para, Faiz Oranları ve Döviz Kurları (devam) Slides prepared by Thomas Bishop. Copyright 2009 Pearson Addison-Wesley. All rights reserved. Chapter 15 Para, Faiz Oranları ve Döviz Kurları (devam) Slides prepared by Thomas Bishop Copyright 2009 Pearson Addison-Wesley. All rights reserved. Şekil 15-4: Para Arzı Artışının Faiz Oranına Etkisi

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

Rasyonel Beklentiler Teorisinin Politika Yansımaları ve Enflasyonla Mücadele

Rasyonel Beklentiler Teorisinin Politika Yansımaları ve Enflasyonla Mücadele Bölüm 12 Rasyonel Beklentiler Teorisinin Politika Yansımaları ve Enflasyonla Mücadele Geçen haftaki derste rasyonel beklentiler kavramını açıklamış ve bu kavramla birlikte ortaya çıkan Yeni Klasik ve Yeni

Detaylı

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER Bu ünite tamamlandığında; o Ekonomik karar birimlerini ve faaliyetlerini ortaya koyabileceğiz o Ekonomik faaliyetlerin bileşenlerini sıralayabileceğiz

Detaylı

TOPLAM TALEP TOPLAM ARZ AD-AS MODELİ

TOPLAM TALEP TOPLAM ARZ AD-AS MODELİ TOPLAM TALEP TOPLAM ARZ AD-AS MODELİ Yrd. Doç. Dr. Hasan GÖCEN MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ [AD-AS] modelinin amacı ekonomide milli gelir ile fiyat düzeyinin nasıl belirlendiğini ve milli gelir ile fiyat düzeyindeki

Detaylı

MİLLİ GELİRİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER: TÜKETİM, TASARRUF VE YATIRIM FONKSİYONLARI

MİLLİ GELİRİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER: TÜKETİM, TASARRUF VE YATIRIM FONKSİYONLARI MİLLİ GELİRİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER: TÜKETİM, TASARRUF VE YATIRIM FONKSİYONLARI Harcama yöntemine göre yapılan GSYİH hesaplaması GSYİH = C + I + G şeklinde idi. Biz burada GSYİH ile MG arasındaki farkı bir

Detaylı

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Gazi Erçel Başkan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Nisan 1998 Ankara I. Giriş Ocak ayı başında

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

CARİ AÇIK NEREYE KADAR?

CARİ AÇIK NEREYE KADAR? CARİ AÇIK NEREYE KADAR? Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR ANKARA - 14 Aralık 2011 1 Türkiye Ekonomisindeki Bazı Eşitlikler -Ekonomik Büyüme = Artan Dış Açık -Artan Dış Açık = Artan Dış Borçlanma -Artan Dış Borçlanma

Detaylı

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖY BİLGİLERİ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka Arz Tarihi 07/11/2008 Portföy Yöneticileri 31.03.2010 tarihi itibariyle Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE TEMMUZ 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil

Detaylı

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ. Yrd. Doç. Dr. Hasan GÖCEN MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ. Yrd. Doç. Dr. Hasan GÖCEN MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ Yrd. Doç. Dr. Hasan GÖCEN MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ IS-LM MODELİ IS-LM Modeli modern makroekonominin temel taşlarından birisidir. Model, ekonominin reel yönünü parasal

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org.

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org. AYDIN T CARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

Mikro1 ĐKTĐSAT BÖLÜMÜ MĐKROĐKTĐSAT 1 DERSĐ ARA-SINAV SORULARI 08.11.2010 ID: B

Mikro1 ĐKTĐSAT BÖLÜMÜ MĐKROĐKTĐSAT 1 DERSĐ ARA-SINAV SORULARI 08.11.2010 ID: B MERSĐN ÜNĐVERSĐTESĐ ĐKTĐSADĐ VE ĐDARĐ BĐLĐMLER FAKÜLTESĐ ĐKTĐSAT BÖLÜMÜ MĐKROĐKTĐSAT 1 DERSĐ ARA-SINAV SORULARI 08.11.2010 ID: B Mikro1 Çoktan Seçmeli Sorular Sorunun yanıtı olan veya cümleyi en iyi şekilde

Detaylı

FİYAT MEKANİZMASI: TALEP, ARZ VE FİYAT

FİYAT MEKANİZMASI: TALEP, ARZ VE FİYAT FİYAT MEKANİZMASI: TALEP, ARZ VE FİYAT TALEP Bir ekonomide bütün tüketicilerin belli bir zaman içinde satın almayı planladıkları mal veya hizmet miktarına talep edilen miktar denir. Bu tanımda, belirli

Detaylı

Keynesgil Faiz Teorisi (Keynes in Likidite Tercihi Teorisi)

Keynesgil Faiz Teorisi (Keynes in Likidite Tercihi Teorisi) Bölüm 3 Faiz Teorileri Önceki bölümde faiz oranlarının ekonomide oynadığı önemli rolden bahsetmiş ve faiz oranlarının nasıl hesapladığını göstermiştik. Bu bölümde ise faiz oranlarının nasıl belirlendiğinden

Detaylı

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 BÜYÜME AMAÇLI ULUSLAR ARASI KARMA EMEKLİLİK YATIRIM FONU NUN YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN 30.06.2009 TARİHİ İTİBARİYLE BİTEN HESAP DÖNEMİME

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT

Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT Tufan Samet ÖZDURAK THEMIS MAKRO İKTİSAT İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII BİRİNCİ BÖLÜM Makro İktisat 1. MAKRO İKTİSATIN ANLAMI... 1 2. MAKRO İKTİSATTA KARAR BİRİMLERİ (SEKTÖRLER)... 2 3. MAKRO İKTİSATTA PİYASA

Detaylı

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK Doç. Dr. Cevdet Akçay 15 Haziran 2004 İstanbul Hilton Oteli Nominal Döviz Kuru Reel Döviz Kuru E = E TL/$ q = q TL/$ R Nominal Faiz

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

15.433 YATIRIM. Ders 19: Menkul Kıymet Analizi. Bahar 2003

15.433 YATIRIM. Ders 19: Menkul Kıymet Analizi. Bahar 2003 15.433 YATIRIM Ders 19: Menkul Kıymet Analizi Bahar 2003 Giriş Piyasada gözlemlediğimiz fiyatlar nasıl açıklanır? Etkin bir piyasada, fiyat kamuya açık olan tüm bilgileri yansıtır. Piyasa bilgisini piyasa

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

Para talebi teorisi bu yüzden önemlidir. Yunus Emre ERDOĞAN 1

Para talebi teorisi bu yüzden önemlidir. Yunus Emre ERDOĞAN 1 ~PARA TEORİSİ~ Para Talebi Teorileri 1.GRUP : Klasik ve Paracı Yaklaşımlar *Miktar Teorisi (Fisher / Cambridge) *Modern Miktar Teorisi (M. Friedman) 2. GRUP : Keynesyen ve Neo-Keynesyen Yaklaşımlar A.

Detaylı

EKONOMİ SORULARI VE CEVAPLARI

EKONOMİ SORULARI VE CEVAPLARI EKONOMİ SORULARI VE CEVAPLARI SORU 1: Aşağıdakilerden hangisi, marjinal maliyet düzeyini etkilemeden, oluşturulan yeni fiyat düzeyi ile monopolün sosyal maliyetini gidermeye yönelik bir politikadır? A)

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

Üretim Girdilerinin lması

Üretim Girdilerinin lması Üretim Girdilerinin Fiyatlandırılmas lması 2 Tam Rekabet Piyasasında Girdi Talebi Tek Değişken Girdi Durumu İlk olarak firmanın tek girdisinin işgücü () olduğu durumu inceleyelim. Değişken üretim girdisi

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 02.04. 30.09.2012 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 02.04. 30.09.2012 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 02.04. 30.09.2012 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU VE YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN RAPOR NUN YATIRIM

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TABLO LİSTESİ

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TABLO LİSTESİ TABLO LİSTESİ Tablo I.1. Ödemeler Dengesi (Milyar ABD doları) 6 Tablo I.2. Cari İşlemler Açığını Finanse Eden Taraflar (Milyar ABD doları) 7 Tablo I.3. Seçilmiş Ekonomilerde Cari İşlemler Dengesinin GSYİH

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

ÇALIŞMA SORULARI-6 DIŞA AÇIK MAKROEKONOMİK MODEL: IS-LM-BP

ÇALIŞMA SORULARI-6 DIŞA AÇIK MAKROEKONOMİK MODEL: IS-LM-BP ÇALIŞMA SORULARI-6 DIŞA AÇIK MAKROEKONOMİK MODEL: IS-LM-BP 1. Bir ülkenin ihracatı; a) GSMH eksi tüketim eksi yatırım eksi hükümet harcamalarına eşittir b) GSMH eksi yurtiçi mal ve hizmetlerin tüketimi

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE NİSAN 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Para talebi ekonomik bireylerinin yanlarında bulundurmak istedikleri para miktarıdır. Ekonomik bireylerin para talebine tesir eden iki neden vardır;

Para talebi ekonomik bireylerinin yanlarında bulundurmak istedikleri para miktarıdır. Ekonomik bireylerin para talebine tesir eden iki neden vardır; B.E.A. Para Piyasaları (Finans Piyasaları): Ekonomide mal-hizmet piyasalarının yanında para piyasaları bulunmaktadır. Bu piyasanın amacı mal piyasasının (reel veya üretim piyasaları) ihtiyaç duyduğu ihtiyaçları

Detaylı