Mirze Elekber Sâbir (Şamahı, 30 mayıs Şamahı, 15 temmuz 1911)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Mirze Elekber Sâbir (Şamahı, 30 mayıs 1862 - Şamahı, 15 temmuz 1911)"

Transkript

1 Mirze Elekber Sâbir (Şamahı, 30 mayıs Şamahı, 15 temmuz 1911) Azerbaycan ve tüm Şark Edebiyatı'nda, yeni mizahî şiirin, satirik akımın kurucusudur. Şairin asıl adı ve soyadı Elekber Tahirzâde'dir. Sâbir (sabr eden, sabırlı) ise onun şiirlerinde kullandığı mahlas, yahud takma addır. 30 Mayıs 1862 'de Şamahı'da doğdu. Babası Hacı Zeynalabdin tacirdi. Lakin 1859 yılının korkunç depreminden sonra, onun ticaret işlerinde bir gerileme olmuştu ve kalabalık ailesini zorlukla geçindiriyordu. Hacı Zeynalabdin, gençliğinde maceralarla dolu, çılgın bir hayat geçirmiş, sonraysa pişman olarak din ve şeriat yoluna dönmüştü. Bu açıdan, dindar Şamahı muhitinde bu aile, aşırı dindarlığı ile tanınmaktaydı. Yedi yaşında mahalle mollahanesine* verilen küçük Sâbir, burada Kur'an ayetlerini, Sa'di'nin "Bostan" ve "Gülüstan"mı ezberliyordu. İlk şiirini sekiz yaşında yazmıştı. 1874'de Seyid Ezim Şirvânî'nin ( ) Şamahı'da açtığı yeni (usûl-i cedid) okula devam etmeye başladı. Talebesinin şairlik istidadını gören Seyid Ezim, onunla daha ciddî meşgul olur, yeni şiirler yazmaya teşvik eder. Sâbir'in ilk şiirlerinden birinden çok hoşlanan hocası ona, Nizâmî'nin "Hemse"sini hediye eder. Sonraları, hayatının maddî açıdan ağır ve zor dönemlerinde, bir kitapçı "Hemse"yi ondan yüksek bir fiyata satın almak istediğinde, Sâbir vakarlı bir tarzda ona şöyle cevap vermişti: "Sâbir çöreksiz yaşar, ama Nizâmî'siz yaşamaz". Seyid Ezim'in mektebinde geçirdiği yıllar, klasik şark şairlerinin eserleri ile tanışma, Sâbir'in şairlik istidadının meydana çıkmasına yardımcı olmuştur. Tabiî ki, onun ilk şiirleri Divan Edebiyatı geleneklerine dayanıyor ve bazı hallerde taklitçi şiir örneklerinden pek de farkedilmiyordu. Babası, artık yaşlarına gelen oğlunun yeterli öğrenim gördüğünü düşünerek, onun ticaretle uğraşmasını istiyordu. Okuldan zorla geri alınarak cansıkıcı bir dükkânda oturmak zorunda kalan Sâbir, burada da şiir yazma ve kitap okuma meşguliyetinden uzaklaşmıyordu. Bir defasında babasının, onun şiir defterini yırtması üzerine, ailesinden ve doğduğu şehirden kaçarak Buhara'ya giden bir kervana katılmış, ancak yarı yolda akrabaları tarafından geri döndürülmüştü. Bu olaydan sonra babası bir daha oğlunun hayatına herhangi bir şekilde müdahale etmemiş ve aile içerisinde manevî bir özgürlük kazanan Sâbir daha büyük bir ihtirasla edebiyat çalışmalarına, yeni şiirler yazmaya başlamıştı. Bu alanda hocası Seyid Ezim Şirvânî, onun en büyük yardımcısı ve manevî babasıydı. 1883'te kutsal yerleri ziyaret bahanesiyle Şamahı'dan çıkan Sâbir, öğrenim yolu ile öğrenemediklerini geziler yoluyla öğrenmeyi tasarlar. İki yıla yakın bir sürede Horasan'ı, Nişabur'u, Buhara'yı ve Semerkand'ı gezip dolaşır sonlarında vatana döner. Ama Şamahı'da kısa bir süre yaşadıktan sonra 1886 yılının başlarında, bu defa da Kerbelâ ziyareti adı altında yeni bir seyahate çıkar. Birkaç aydan sonra babasının ölüm haberini alarak memleketine döner. Böylece, gençlik hayatı biter ve ailenin bütün ağırlığı Sâbir'in omuzlarına çöker. Çabucak evlenir, birbiri ardınca kızları doğar ve şair, ömrünün sonuna kadar bir hayat mücadelesi vermek zorunda kalır. XX. yy. başlarına kadar Sâbir, bir şair olarak Azerbaycan Edebiyatı'nda hâlâ tanınmamaktaydı. Şairin kaleminden çıkan gazel ve kasideler hiç bir yerde yayınlanmamıştı. Onun şiir yazdığını, yalnız * Mollahana: Azerbaycan'ın köy veya mahalle camisindeki dinî eğitim-öğretimi ifade etmek için kullanılan özel bir terimdir. Bizdeki Kur'an kursu, basit medrese tahsili anlamına gelir.

2 arkadaşları bilirdi. 1901'de tahsilini bitirib Şamahı'ya dönen Abbas Sehhet'le, bu arada Naseh ve Terrah gibi şairlerle tanışma, yeni şiirin nasıl olması gerektiği hususundaki devamlı tartışmalar, Sâbir'in; edebiyatın sosyal hayattaki fonksiyonuyla ilgili tavrının değişmesine neden olur. 1903'de hayatınm 30 yılını şiirle geçirmiş şairin ilk şiiri Tiflis'te, "Şark-i Rus" gazetesinde yayınlanır. Bu aynı zamanda Sâbir'in sosyal muhtevada yazdığı ilk şiirdir. 1905'teki birinci Rus ihtilâli ve bütün Şark'm uyanması, millî özgürlük mücadelelerinin yaygınlaşması Sâbir'in şiirlerine de etkisiz kalmaz. 1905'te "Hayat" gazetesinde yayınlanan "Beynelmilel" adlı ve bir edebî program karakteri taşıyan şiiri, edebiyata yeni bir şairin geldiğini müjdelemektedir. Ama Sâbir'in hakikî istidad ve edebî başarısının ortaya çıkması, aslında 1906'da Tiflis'te, Celil Memmedkuluzâde'nin başyazarlığında, "Molla Nesreddin" mizahî dergisinin yayınlanması ile gerçekleşti. Sâbir'in yıllarda bu dergide "Hop-hop" takma adı ile yayınlattığı mizahî şiirler tüm Azerî şiiri tarihinde yeni bir devrin, yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bütün Şark'a sesini duyuran, kısa zamanda yalnız Azerbaycan'da değil, İran'da, Türkiye'de, Orta Asya'da devamcıları yetişen bu yeni şiir üslûbunun mimarı olan Sâbir ise, hayatını eyalet Şamahı'smda, küçük bir dükkanda, sabun pişirip satmakla geçiriyordu. Sosyal hayatın tüm alanlarını aydınlatan, din adamlarının ikiyüzlülüğünü, servet sahiplerinin acımasızlığını, aydınların halktan uzaklığını, bey ve hanların zulümlerini, millet namına konuşanların sahtekârlığını ve millî hislere yabancılığını açıklayan bu ateş gibi yakıcı, kamçılayıcı şiirlerin yazarının Sâbir olduğu bilindikten sonraysa, şairin hayatı, sözün hakikî manasıyla bir cehenneme dönmüştü. 1907'de, Şamahı'da bir okul açmak fikrine düşer. Ama bunun için ilk önce Mavera-yı Kafkas Müslümanları Dinî İdaresi'nde sınavlardan geçerek hocalık izini almak gerekti. Şairin maddî ve manevî sıkıntılarına kendi ve ailesinin geleceğinden endişe de eklenmişti. 1908'de Sâbir'in "Molla Nesreddin" mecmuasındaki mizahî şiirlerine kızan fanatik hemşehrilerinden birisi onu tabancayla vurup öldürmek istemişti. Sınavlardan başarıyla çıkan ve öğretmenlik izini alan Sâbir, 1908'de Şamahı'da "Ümid" adlı bir okul açtı. Bu okulda hem eğitim, hem de şiir alanında hocası saydığı Seyid Ezim Şirvânî'nin geleneklerini devam ettirmeye çalışıyordu. Ama cahil ve fanatik hemşehrileri, şaire bu okulu işletme imkânı vermediler. Hiç kimse kendi çocuğunu bu okula vermek istemediğinden, kısa zamanda "Ümid" okulu kapandı. Sâbir, Baku'ya göçerek, Baku yakınlarında Balaham kasabasındaki "Seadet" okulunda öğretmenlik yapmağa başladı. Şiirlerini "Molla Nesreddin" dergisi ile bir arada Baku'da yayınlanan çok sayıdaki gazete ve mecmuaların sahifelerinde okuyucularına takdim etti. 1910'da ağır hastalanan şair, tedavi için Tiflis'e gider. Burada Celil Memmedkuluzâde'nin evinde yaşar. Ondan ve hanımı Hemide Cevanşir'den büyük iyilikler görür. Celil Memmedkuluzâde, Tiflis'in en ünlü doktorlarını hasta şairin tedavisine celb etse de, artık geç kalındığından hiçbir şey yapamazlar. Sâbir'se, ameliyata razı olmaz. "Benim karnım sizin için para cüzdanı değil ki, açıb bakasmız, sonra da kapadasmız" diye hayatının en ağır dakikalarında bile şakasından geri kalmaz. Şamahı'ya getirilen şair burada hayatının son günlerini hasta yatağında geçirerek 12 Temmuz 1911'de, edebî külliyatım, geleceğini dostu Sehhet'e vasiyet ederek hayata gözlerini yumar. 49 yaşında hayattan göçen Sâbir'in, sağlığında hiç bir kitabı yayınlanmamıştı. Ölümünden bir yıl sonra Sehhet'in ve genellikle, yeni fikirli Azerbaycan aydınlarının müşterek çabalarıyla gün yüzü gören "Hophopnâme" oldukça kısa bir süre içerisinde Azerbaycan Türklerinin en popüler kitabı oldu. Tüm Azerbaycan'da bu kitabın çalmadığı kapı, girmediği ev kalmadı. Sâbir'in "Hophopnâme"si; Nizâmî'nin "Hemse"si, Fuzûlî'nin "Divan"ı, Mirze Feteli Ahundzâde'nin "Temsilaf'ı gibi, Azerbaycan Edebiyatında büyük bir merhale oluşturacak edebî olaylardan birine dönüştü. Sâbir, Azerbaycan Edebiyatı tarihine ilk millî şair sıfatıyla dahil oldu. Sâbir; Nizamî, Fuzûlî, Seyid Ezim Şirvânî gibi büyük sanatkârların etkisi altında bir şair olarak yetişdiyse de, ileri görüşlülükle XX. yüzyılın yeni, çağdaş ruhlu, çağdaş şekilli, hepsinden önemlisi halkı uyaran, ona derd ve belâlarını anlatan, bu dert ve belâlardan kurtuluş yolunu gösteren bedii eserler talep ettiğini gördü ve bu tür şiirin mükemmel örneklerini yarattı. Her bir büyük şairin devamcılarmm, taklitçilerinin meydana çıkması için on yıllar, hatta bazen yüzyıllar gerektiği halde,

3 Sâbir, son derece verimli geçirdiği altı yılda, şiir alanında kendi devamcılarmı ve taklidçilerini gördü. Bütün Doğu Edebiyatını kapsayan yeni edebî mektebin üstadı ve kurucusu olarak şöhret kazandı. Divan Edebiyatı'm gelenekleri ile yetişen Sâbir, Azerbaycan Edebiyatında tamamıyla yeni bir şiir üslûbunun temelini attı. Yüzyıllar boyu Nizamîlere, Nesîmîlere, Fuzûlîlere nazire yazan, ama çoğu zaman taklitçilikden ileri gitmeyen, halk tan, onun fikir ve düşüncelerinden, sosyal hayat ve mücadelesinden uzak, gazel şiirinin yerine o, kılıç kadar sert ve keskin bir mizahî şiir getirdi. Hocası Seyid Ezim Şirvânî gazel edebiyatının son büyük şairi olduysa, Sâbir de yeni şekil ve konulu, sosyal muhtevalı mizahî şiir mektebinin ilk büyük tem silcisi olarak şöhret kazandı. Yurtseverlik, Sâbir mizahının en önemli ögelerindendir. O, halkını zarif gazellerle uyutmaya değil, acı gülüşlerle tedavi etmeye kalkıştı ve bunda da muvaffak oldu. Sâbir ve onun devamcıları, "Molla Nesreddin" dergisi etrafında birleşerek, XX. yy. Azerbaycan şiirini, o döneme kadar hayale bile gelmeyen bir yüksekliğe kaldırdılar. Eserleri: Hophopname, Bakı, 1912; Hophopnâme, Bakı, 1914; Hophopname, Bakı 1922; Müntexabat, Bakı, 1927; Şe'rler Mecmuesi, Bakı, 1929; Şe'rler, Bakı, 1934; Bütün Eserleri, Bakı, 1934; Din Eleyhine Şiirler, Bakı, 1938; Hophopname, Bakı, 1948; Hophopname, Bakı, 1954; Hophopname, Bakı, 1960; Hophopname, Bakı, 1961 (Arap alfabesi ile); Eserleri, 3 cildde, c. I-III, Bakı, ; Hophopname, Bakı, 1976; Hophopname, Bakı, 1980; Hophopname, Bakı, 1992; Hophopname, Bakı, 1940; Hophopname, Tebriz, 1941; Hophopname, Bellenville (ABD), 1977; Hophopname, İstanbul, 1976; Hophopname, Bakı, 1993 (Latin alfabesi ile), Hophopname, Satire ve Lirika (Rus dilinde); Seçilmiş Eserleri, Bakı, 1962 (Rus dilinde); Seçilmiş Satiraları, Moskova, 1962 (Rus dilinde): Satira Moskova, 1969 (Rus dilinde), Seçilmiş Eserleri, Leninqrad, 1983 (Şairin Kitabhanası, Büyük Seriya, Rus dilinde) vs. Kaynakça: Azerbaycan Edebiyatı Tarixi, c.ii, Bakı, 1960, s ; Aleksandra Lukyanova, Sabir Yaradıcılığının Esas Nöqteleri, Bakı, 1923; Sabir Me'şeli, Bakı, 1924; Mürşüd Ezimoğlu. Sa- birin Heyatı, Bakı, 1925; Hüseyn Mirzecamalov. Sabir Kimdir? Bakı, 1922; Azerbaycan'ın Xalx Şairi Sabir, Bakı, 1924; Bekir Çobanzâde. Azerbaycan Edebiyatı'nın Yeni Dövrü, Bakı, 1930; Mirze Elekber Sabir Tahirzâde. Meqaleler Mecmuesi, Bakı, 1936; Cefer Xendan, Sabir, Bakı, 1940; Hebib Sebebzâde. İnqilabçı Satirik ve Alovlu Vetenperver, Bakı, 1944; Müxteser Azerbaycan Edebiyatı Tarixi, c.i-iii, Bakı, 1944; Eziz Şerif. Sabir'in Heyatı ve Poetik Yaradıcılığı, Moskova, 1950 (Rus dilinde); Eziz Mirehmedov Mirze Elekber Sabir, Bakı, 1958; Sabir Kitabxanasınm On İlliyi. Meqaleler Mecmuesi, Bakı, 1929; Sabir Güzgüsü, Bakı, 1937; Cefer Xendan. Sabir Yaradıcılığının Senetkârlıq Xüsusiyyetleri, Bakı, 1962; Mirze İbrahimov. Büyük Şairimiz Sabir, Bakı, 1962; Memmed Cefer. Sabir. Bakı, 1962; Midhet Ağamirov. Sabir'in Dünya Görüşü, Bakı, 1962; Mirze Elekber Sabir, Meqaleler Mecmuesi, Bakı, 1962; Sabir ve Müasirleri. Toplayanı ve ve tertib edeni Abbas Zamanov, Bakı, 1962, 1973; Eziz Mirehmedov. İnqilabm Seslediyi Şair, Bakı, 1964 (Rus dilinde); Memmed Memmedov. İdael Qardaşları, Bakı, 1967; Memmed Memmedov, Sabir ve Metbuat, Bakı, 1968; Eli Saleddin, Sabir ve Folklor, Bakı, 1969; Mir Celal, Klasikler ve Müasirler, Bakı, 1973; Nezim Axundov. Mirze Elekber Sabir. Biblioqrafiya, Bakı, 1958; Memmed Cefer Ceferov. Klassiklerimiz Haqqında, Bakı, 1948; Eziz Şerif. Sabir Bu Gün, Bakı, 1942; Eziz Şerif, Keçmiş Günlerden, Bakı, 1977; Mustafa Hüseynov. Sabir'in Etik Görüşleri, Bakı, 1973; Enver Ehmed, Sabir'in Poetikası, Bakı, 1978; Abbas Zamanov, Sabir ve Müasirleri, Bakı, 1973; Abbas Zamanov. Emel Dostları, Bakı, 1979; Eziz Mirehmedov, XIX-XX Esrler Azerbaycan Edebiyatına Dair Tedqiqler, Bakı, 1981; Abbas Zamanov. Sabir Gülür, Bakı, 1981; Rehile Meherromova, Sabir'in Dili, Bakı, 1976; Cefer Xendan, Sabir. Şairin Heyatı, Bakı, 1977; Sabir Xatirelerde, Toplayanı ve tertib edeni Abbas Zamanov, Bakı, 1982; Gültekin Sultanova. Sabir Poeziyasının Rus Diline Tercümeleri, Bakı, 1979 (Rus dilinde); Terlan Novruzov. Sabir İrsinin Tetkiki ve Tebliği, Bakı, 1981; Terlan Novruzov, Sabir, Bakı, 1986; Tofiq Hacıyev, Sabir: Kaynaklar ve Selefler, Bakı, 1980; Ezize Ceferzâde, Sabir, Bakı, 1989; Eziz Mirehmedov, Ağlar-Güleyen, Moskova, 1990 (Rus dilinde); Abcan Memmedov. Sabir'in Elmî Tercüme-yi Halı, Bakı, 1990.

4 ŞİİRLERİ: (Hop Hopname, Bakû-1980, s.20) NE İŞİM VAR?... Millet nece târâc olur olsun, ne işim var?! Düşmenlere möhtâc olur olsun, ne işim var?! Qoy men tox olum, özgeler ile nedi kârım, Dünya vü cahan ac olur olsun, ne işim var?! Ses salma, yatanlar ayılar, qoy hele yatsın, Yatmışları razı deyilem kimse oyatsın, Tek-tek ayılan varsa da Haqq dadıma çatsın, Men salim olum, cümle cahan batsa da batsın, Millet nece târâc olur olsun, ne işim var?! Düşmenlere möhtâc olur olsun ne işim var?! Salma yâdıma söhbet-i târix-i cahâni, Eyyâm-i selefden deme söz bir de, füâni! Hâl ise getir meyi eleyim dolmani, nâni, Müsteqbeli görmek ne gerek, ömrdü fâni; Millet nece târâc olur olsun, ne işim var?! Düşmenlere möhtâc olur olsun, ne işim var?! Övlâd-i veten qoy hele âvâre dolansın, Cirkâb-i sefâletde eli, başı bulansın, Dul övret ise sâile olsun, oda yansın, Ancaq menim avâze-yi şe'nim ucalansın; Millet nece târâc olur olsun, ne işim var?! Her millet eder sehfe-yi dünyade tereqqî, Eyler here bir menzil-i me'vâde tereqqî, Yorğan-döşeyimde düşe ger yâde tereqqî, Biz de ederik âlem-i röyâde tereqqî; Millet nece târâc olur olsun, ne işim var?! Düşmenlere möhtâc olur olsun, ne işim var?! Millet nasıl yağmalanırsa yağmalansın, ne işim var?! Düşmanlara muhtaç olursa olsun, ne işim var?! Bırak ben tok olayım, başkaları ile ne işim var. Bütün dünya aç olursa olsun, ne işim var? Ses yapma, uyuyanlar uyanır, bırak hele yatsınlar. Kimsenin yatanları uyandırmasına razı değilim. Tek tük uyanan varsa da Allah imdadıma yetişsin. Ben selamette olayım, bütün cihan batarsa batsın. Millet nasıl yağmalanırsa yağmalansın, ne işim var?! Düşmanlara muhtaç olursa olsun bana ne? Cihan tarihinin sohbetini hatırama getirme. Bir de geçmiş günlerden söz etme. Şimdi, ben dolmaya, ekmeğe meyilliyim (sadece maddî şeyler düşünürüm). Geleceği görmeye gerek yok, ömür fanidir. Millet nasıl yağmalanırsa yağmalansın, ne işim var?! Düşmanlara muhtaç olursa olsun, ne işim var?! Vatan evladını bırak da avare dolaşsın. Sefaletin kirli suyunda eli, başı pislensin. Dul kadın ise dilenci olsun, ateşe yansm.ancak benim şöhretim artsın, Millet nasıl yağmalanırsa yağmalansın, ne işim var? Düşmanlara muhtaç olursa olsun, ne işim var? Her millet dünyanın bir safhasından ilerleme kaydeder. Herbiri yurt yolunun bir menzilinde ilerleme kaydeder. Eğer uykuda aklıma ilerleme gelirse, biz de rüya âleminde ilerleriz. Millet nasıl yağmalanırsa yağmalansın, ne işim var?! Düşmanlara muhtaç olursa olsun, ne işim var?! 1906 Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. Olmaz bu ki, her emre dexâlet ede fehle, Dövletli olan yerde cesaret ede fehle, Âsûde nefes çekmeye halet ede fehle, Yâinki hüqûq üste edâvet ede fehle... Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. Fehle, mene bir söyle, neden hörmetin olsun? Âxir ne sebeb söz demeye qudretin olsun? El çek, bala, dövletlilere xidmetin olsun. Az-çox sene verdiklerine minnetin olsun!.. Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i inşân edir imdi. BAKI FEHLELERİNE (s..27) Bu feleğin çarkı, şimdi tersine dönüyor. İşçi de kendini insandan sayıyor şimdi. İşçirun her işe karışması olmaz. Zenginin olduğu yerde işçinin cesaret edip (bir işe karışması) olmaz. Rahat bir nefes almaya teşebbüs etmesi olmaz. Ya da (işçinin) haklan için düşmanlık etmesi olacak iş değildir. Bu feleğin çarkı şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor. İşçi, bana bir söyle, neden hürmetin olsun? Pekala neden söz söylemeye kudretin olsun? El çek, yavrum, zenginlere hizmetin olsun. Az veya çok sana verdiklerine minnetin olsun!... Bu feleğin çarkı şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor.

5 Dövletli, amandır, özünü salma belâye, Fehle sözü haqq olsa da, baxma o sedâye, Yol verme nefes çekmeye hergiz füqarâye, Öz şenini pûc eyleme her bî-ser ü paye!.. Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. Aldanma, feqîrin olamaz eqli, zekâsı, Cün yoxdur onun sen kimi pâkize libâsı, Yox serveti, yox dövleti, yox şali, ebâsı, Var köhne çuxasi, dexi bir tekçe qebâsı... Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. İstersen eğer olmağa âsûde cahanda, Tâ olmayasan qemlere âlûde cahanda, Fehle üzüne baxma bu bîhûde cahanda, Öz fikrini çek, ol dexi fersude cahanda... Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. Gör milletinin derdini axtarma devâsin, El çekme yetimin başina, kesme sedâsin, Zinhar qoyub dehrde bir xeyir binasın, Yâd eyleme, şâd eyleme millet fügerâsin, Bu cerx-i felek tersine dövrân edir imdi, Fehle de özün dâxil-i insan edir imdi. Zengin (kimse), kendini belaya salma, amandır. İşçi sözü doğru olsa da, kulak verme o sese. Asla fakirlerin nefes almasına izin verme. Her baldırı çıplak için, kendi şanını yok etme. Bu feleğin çarkı şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor. Fakirin aklı, zekası olmaz, aldanma. Çünkü, onun senin gibi temiz elbiseleri yoktur. Serveti, devleti, şalı ve abası yoktur. Eski bir çuhası ve biricik cübbesi vardır. Bu feleğin çarkı, şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor. Dünyada eğer rahat olmak istiyorsan, derde kedere bulaşmak istemiyorsan, bu boş dünyada işçinin yü züne bakma, kendi düşüncenin kaydına kal, öylece yaşlan dünyada. Bu feleğin çarkı şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor. Milletin derdini gör, devasını arama, yetimin başını okşayıp, sesini kesme, sakın dünyada bir hayır yapıp hatırlama, mutlu eyleme milletin fukarasını. Bu feleğin çarkı şimdi tersine dönüyor; işçi de kendini adamdan sayıyor (c.29) ETDİ BU FELEK HER KESE BİR TOVR YAMANLIQ (s ) Etdi bu felek her kese bir tövr yamanlıq Sed heyf, keçen gün! Her bir iş üçün xâtime-bexş oldu bu âfâq, Olduq yine memnun. Şükr eyledik Allah'a yetişdikce ziyanlıq, Efsürde biz olduq. Çaldı bize bir özge sayaq ile fırıldaq, Qemli güne qaldıq. Ne rehm biler, şerm qanar, ağlamaq anlar, Böyle felek olmaz! Yox böyle iki dilli, yaman üzlü cefakâr, Bir zerre utanmaz! Verdi bu hamı qonşulara senet ü dövlet, Dünyâ, sene lenet! Bu felek herkese bir başka türlü kötülük etti. Yazıklar olsun o geçmiş gün(ler)e! Bu felek her iş için bir son lütfetti. Yine memnun olduk. Zarara ziyana uğradıkça Allah'a şükrettik; (gittikçe) daha çok gayretsiz olduk. (Felek) Bize başka türlü bir oyun oynadı, yine gamlı güne kaldık. Böyle felek olmaz! Merhametten, utanmadan, ağlamadan anladığı yok. Yok böyle riyakâr, acımasız zalim zerre kadar utanmaz! (Felek), Bütün komşu (ülkelere) sanat ve zenginlik verdi. Dünya, sana lanet olsun!

6 Seslendi, gedek, siz yatın hemmâmde râhet, Bîcâdi bu zehmet! İslâm uşağı yatsın ayağında falaqqâ, Bu növ'di te'lim. Vursun buların başına hem Mirze taraqqâ-, Eylin onu tekrîm. Ey vay, bu felek qoydu bizi loğmaya hesret Qaldıq biz adamsız! Vermez dexi bir parça çörek tapmağa fürset, Get, yatgilen şamsız! Öz bildiyini qildi Müselmanlara dövrân, El işden üzüldü. Çaxcax başın ağrıtdı, kefin çekdi deyirman, İş hecve düzüldü. Bu çerx-i sitemkârm aman mesxeresinden, Bâis, balan ölsün! Baxmış müselmanlara gempenceresinden Çerxin üzü dönsün! Evvel bu felek cümleden eymişdi dimağı, Qcm kasası daşdı. Âxırda bizim başımıza vurdu çanağı, Su başdan aşdı. Bir Rus görende oluruq xâr yanında, Quzu, keçiyik biz. Keçmez sözümüz bir pula serdâr yanında, Çünki neciyik biz?! Tanrı buna şâhid- Quzu, keçiyik biz Her ne versen, ver, mebâde verme bir dirhem zekat Qoy acından ölse ölsün bînevâ kendli ve tât.** (Onlara) seslendi "haydi gidelim, (bize de dedi ki) siz hamamda rahat yatın, yersizdir (boşunadır) bu zahmet! bu şe- Müslüman çocukları, falakaya ya tırılsın, kildedir öğretim. Mirza da bunların başına tak tak (diye çubukla) vursun, (siz de) ona saygı gösterin. Eyvanlar olsun ki, bu felek bizi bir lokmaya hasret koydu, (evimiz) erkeksiz kaldı. Bir parça ekmek bulmaya dahi fırsat bırakmaz. Git, akşam yemeği yemeden (aç) yat! Zamane, Müslümanlara kendi bildiğini yaptı. Elimiz işten koptu. Çakçak (değirmen taşı döndükçe ses çıkaran tahta) başını ağrıttı, değirmen neşelendi, iş hicve döküldü. Zulüm eden bu feleğin maskaralığından elaman. Sebep olanm çocuğu ölsün! (Felek) müslümanlara hep gam keder vermiş, teleğin çarkı tersine dönsün! Bu felek önce herkese dudak bükmüştü, (böylece) gam kâsesi dolup taştı. Sonunda, bizim başımıza çanağı çarptı; su, başımızdan aşağıya döküldü. Bir Rus gördüğümüzde kendimizi aşağılıyoruz, (Rus'un yanında) keçi, kuzu gibiyiz (uysalız) biz. Komutanın yanında sözümüz bir para etmez, biz neyiz ki?! Yüce Allah buna şahittir; kuzu, keçiyiz biz. HER NE VERSEN, VER, MEBÂDE VERME BİR DİRHEM ZEKAT (s. 52) Her ne verirsen ver, sakın bir dirhem zekat verme. Zavallı köylü ve Tat, bırak acından ölürse ölsün. Her ne düz versen, ver, oğlum, borcunu verme tamâm, Oğlum, her şeyini doğru, tam ver ama borcunun ta- Her ne alsan, al amandır, alma kâsıbdan salam. marnım ödeme. Her ne alırsan al da fakirden sakın selam alma. Her ne etsen, et ve lâkin etme meyden içtinâb, Her ne dutsan, dut ve lâkin durma bir kâr-i sevâb. Her ne çeksen, çek, veli çekme xecâlet qübhden, Harda yatsan, yat, ayılma, durma hergiz sübhden. Her ne yaparsan yap da, şaraptan kaçınma. Ne yaparsan yap da sakın sevaba girecek bir iş yapma. Neden utanırsan utan lakin utanma suç işlemekten. Nerede yatarsan yat asla, sabahleyin erkenden kalkma. * Mirze (Mirza): Azerbaycan'da eskiden okumuş yazmış insanlara, öğretmenlere verilen unvan ve hürmet maksadıyla kullanılan bir hitap edatı. Burada öğretmen anlamında. ** Tat: Azerbaycan'da daha çok Hızı bölgesinde dağlık arazide yaşayan İran dilli küçük bir halk. Bunların Baku'ya gelenleri asrın başlarında "Dağlı" mahallesinde gecekondularda yoksul bir hayat sürüyorlardı.

7 Her yere gelsen, gel, amma gelme derse, mextebe, Her kese uysan, uy, amma uyma dine, mezhebe Her ne çeksen, çek, berâder, çekme düz mîzânini, Çekme sen millet qemin, çekme, çek öz qelyânini. Baxmasan eytâme, baxma, baxma, bax löbetlere, Gelmesen îmâne, gelme, gelme, gel lenetlere. Nereye gidersen git de, sakın derse, okula gitme. Kime uyarsan uy da dine, mezhebe uyma. Her ne çekersen çek de terazini doğru çekme (tartma). Çekme sen milletin gamını çek sadece nargileni. Yetimlere bakmazsan bakma, bak sen güzellere. İmana gelmezsen gelme, gel la'netlere. Olmasan bir xeyire bâis, olma, ol bâis sere, Etmesen imdâd, etme, et sitem âcizlere Amalimiz, efkârimiz ifnâ-yi vetendir, Kin ü qerez ü hirs bize ziynet-i tendir, Ef'âl yox, ancaq işimiz lâf-i denendir, Dünyâde esaretle bütün kâm a3mz biz, Qafqazlılariz, yol kesiriz, nâm alırız biz. Eqreb kimi neşter gücü var dimağımızda, İslâm susuz olsa, su yox bardağımızda, Her küncde bir tülkü yatib çardağımızda, Min hiyle qurub, rütbe vü ikram alırız biz, Qafqazlılarız / yol kesiriz, nâm alırız biz! Qafqazlı adı âleme ikrâh-resândır, Cjuldur, qocumuz zülmde meşhûr-i cahândır, Kim derse tereqqî ederik, mence yalandır, Büxlü hesede âdet edib, kâm alırız biz, Qafqazlılanz, yol kesiriz, nâm alırız biz! Biz xoşlamarıq dersi ki, min mekteb açılsın, Ger min de maarif sözü dünyâye saçılsın, Mektebde ne hörmet ki, o sâmâne qaçılsm? Meyxânede vodka vurarız, kâm alırız biz, Qafqazlılarız, mest olarız, nâm alırız biz! Avropalı öz milletin ehyâ edir, etsin, Şân ü şercf-i gövmünü e"iâ edir, etsin, Insanlıq adın dehrde igbâ edir, etsin, Qeflet.de yatib ad batırıb, nâm alırız biz, Başe yumuruq zolladariz, kâm alırız biz! AMALİMİZ, EFKARIMIZ İFNA-Yİ VETENDİR (s. 68) NAEHL OLANA METLEBI ANDIRMAQ OLUR MU?! (s ) Nâehl olana metlebi andırmaq olur mu?! Söz qanmayana zor ile qandırmaq olur mu?! Hayırlı bir işe sebep olmazsan olma, şerre sebep ol. Birilerinin imdadına ulaşmazsan ulaşma, âcizlere sitem et. İşlerimiz, düşüncelerimiz hep vatanın fenalığıdır. Kin, düşmanlık, hırs bizim vücudumuzun süsüdür. Yaptığımız bir iş yok, işimiz sadece boş konuşmaktır. Dünyada, esaretle bütün maksadımıza ulaşırız biz. Kafkas'lıyız, yol keseriz, nam alırız biz. Akrep gibi neşter gücü vardır tırnağımızda. Bütün Müslümanlar susuz olsa içmeleri için bir bardak suyumuz yoktur. Çadırımızın her köşesinde bir tilki yatmaktadır. Bin hile ile rütbe ve ikram alırız biz, Kafkas'lıyız, yol keseriz, nam alırız biz. Kafkasyalı adı dünyada nefret uyandırır. Eşkıyamız, kabadayımız zulm etmede dünyada meşhurudur. Kim ilerleriz derse, bence yalandır. Cimrilik ve kıskançlığı âdet etmişiz, bunnlarla aruzumuza kavuşuruz biz. Kafkas'layız, yol keseriz, nam alırız biz. Maarifin değeri bütün dünyada kabul edilse bile, biz dersten hoşlanmayız ki, binlerce mektep açılsın. Mektepte ne hürmet var ki o zenginliğe, o düzene koşulsun? Biz meyhanede votka içeriz, nam alırız biz! Kafkas'I ry iz, sarhoş oluruz, nam alırız biz. Avrupalı kendi milletini ihya ediyorsa, etsin. Milletinin şanım, şerefini yükseltiyorsa yükseltsin. İnsanlık adını dünyada ölümsüzleştiriyorsa ölümsüzleştirsin. Biz ise ancak gaflet uykusunda yatarak adımızı batırıyoruz. Başa yumruk vurarak arzumuza kavuşuyoruz biz! Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Laf anlamayan (kimseyi) zorla ikna etmek olur mu? Könlüm sene maildir ezelden beri, ey pul! Olsam da nolur, tâetine il-günü meşgul, Senle görürem kendimi her bezinde meqbûl, Sensiz bu cahan ehlin inandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi qandırmaq olur mu?! Gönlüm sana vurgundur, ezelden beri ey para! Yıllarca sana itaat (ibadet) ile meşgul olsam ne olur? Her mecliste kendimi seninle makbul görüyorum. Sensiz bu dünya ehlini inandırmak olur mu?! Laf anlamayana bir şey anlatmak olur mu?!

8 Sensen menim efzûnîe-yi sermaye-yi fexrim, Senle ucalır mertebe-yi pâye-yi fexrim, Ger dönse üzüm qibleden, ey mâye-yi fexrim, Senden yana göz nuru dolandırmaq olur mu?! Nâehl olana mctlebi andırmaq olur mu?! Benim övünme sermayemin büyük bir kısmı sensin. Seninle yükselir övünmemin derecesi. Eğer Kıble'den yüzümü çevirsem (vazgeçsem), ey övünç sermayem senden başka tarafta bakmak olur mu?! Anlama kabiliyeti olmayana birşey anlatmak mümkün olur mu? Canım üzülüb senden ötrü xalqı soyunca, Bir yatmamışam tâ seni senduqe qoyunca, Derler mana: pul yığmağı boşla, ye doyunca, Eşq ehlini sevdadan usandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi andırmaq olur mu?! Kâsıb deyiliz, sikke-yi pulu tanırız biz, Pul ile olan şe'n ü şüûnu qanırız biz, Bir hebbe zerer yetse pula, odlanırız biz, Yansın ciyerim! Dövleti yandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi andırmaq olur mu?! Se"y eylemişem bir nece il zîrek ü calâk, Hardansa keçib girime çox servet ü emlâk, Bir âcize rehm etmeyib ömr eylemişem pâk, İndi bu sülûki yavalandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi qandirmaq olur mu?! Bunlar keçer, indi düşüb el başqa hevâye, Ful istenilir mekteb açılsın füqarâye, Oğlan oxusun, qiz oxusun pâyebepaye, Kâsıbleri elme ucalandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi andirmaq olur mu?! Dexîi mene ne elm oxuya millet uşağı?! Tehsîl-i kemâlât ede yâ ümmet uşağı?! Getsin işe bu tenbelü bîqeyret uşağı! Canım, gözüm, arifleri qandirmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi andırmaq olur mu?! Bizlerde yox idi bele âdet-yeni çıxdi, Övretlere tedrîs-i kitabet yeni çıxdı, İslâme xelel qatdi bu bîd'et-yeni çıxdı, Bu çeşmeni bîr nö'v bulandırmaq olur mu?! Nâehl olana metlebi andırnaq olur mu?! 1907 Mezlumluq edib başlama feryâde, ekinci, Qoyma özünü tülkülüye, âde, ekinci! Bir üzrle her günde gelib durma qapımda, Yalvarma mene, boynunu kec burma qapımda, Gâhi başına, gâh döşüne vurma qapımda, Leğv olma, edeb gözle bu me'vâde, ekinci! Lâl ol, a balam, başlama feryâde, ekinci! MEZLUMLUQ EDİB BAŞLAMA FERYADE EKİNCİ (s ) Seni elde etmek uğruna, halkı soyuncaya kadar canım çıktı. Seni kasaya koymadan önce bir kere bile yatıp uyumamışım. Bana "para yığmayı terket, doyunca ye" derler. Aşk ehlini sevdadan usandırmak olur mu?! Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Yoksul değiliz paranın üzerindeki işaretleri tanırız biz, para ile yapılan işlerin ne olduğunu anlarız biz. Zerre kadar zarar gelse paraya, yanıp tutuşuruz biz. Yansın ciğerim! Devleti (parayı, talihi) yakmak olur mu? Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Kıvraklıkla, beceriklikle nice yıllar çalışıp çabalayarak, neredense (hangi yollardan ise) bir hayli mal mülk elde etmişim. Bir zavallıya bile acımayıp temiz bir ömür sürmüşüm. Şimdi bu yolu (bu hayat tarzını) harap etmek olur mu?! Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Bunlar geçer gider. Şimdi halk başka bir hevese kapılmış: Fakirlere okullar açılsın, derece derece kızlar ve oğlanlar okusun diye para isteniyor. Yoksulları ilimle yüceltmek olur mu? Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Beni ne ilgilendirir, milletin veya ümmetin çocuklarının okuması, tam bir tahsil yapması?! Gitsin bir işin yakasından tutsun bu tembel ve gayretsizlerin çocukları. Canım, gözüm arifleri kandırmak olur mu? Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Bizde yok idi, böyle adet, yeni çıktı. Kadınlara okuyup yazma öğretmek yeni çıktı. İslama zarar verdi (onu bozdu), bu bid'at yeni çıktı. Bu kaynağı (is- Iarrtı) böyle bir şekilde bulandırmak olur mu? Anlama kabiliyeti olmayana bir şey anlatmak mümkün olur mu? Ekinci, zulme uğramış gibi başlama feryad etmeye, tilki gibi kurnazlık etme, hey ekinci! Bir bahane ile hergün gelip kapımda durma. Bana yalvarma, boynunu bükme kapımda. Bazen başına bazen göğsüne vurup dövünme kapımda. Saçma sapan şeyler söyleme, terbiyem takın, ekinci! Kes sesini a yavrum, başlama feryada, ekinci.

9 Xoş keçmedi il çöllüye, dehqâne, ne borcum? Yağmadı yağış, bitmedi bir dâne, ne borcum? Esdi qara yel çeltiye, bostâne, ne borcum? Getdi mene ne fehleliyin bade, ekinci? Lağ-lağ danışıb başlama feryâde, ekinci! Aldı dolu elden ser ü samanını, neylim? Yâinki ceyirtke yedi bostanını, neylim? Verdin keçen il borcuna yorganını, neylim? Ol indi palaz satmağa âmâde, ekinci! Lâl ol, a balam, başlama feryâde, ekinci! Söz açma mene çox çalışıb az yemeyinden, Câmn becehennem ki, ölürsen demeyinden, Men gözlemenem, buğda çıxar ver bebeyinden! Çeltik de getir, arpa da, buğda da ekinci! Yoxsa soyaram lap derini, âde, ekinci! Sen hey de yoxumdur, çıxarıb canım allam! Vallahi ovub dîdey-i giryânmı allam! Şallağe tutub peyker-i üryanını allam! Öz halini sal indi özün yâde, ekinci! Lağ-lağ danışıb başlama feryâde, ekinci! Çiftçi babasan, buğdanı ver, darı yeyersen. Su olmasa qişda eridib qari yeyersen, Daşdan yumuşaq zehr nedir, mân yeyersen, Öyreşmemisen et-yağa dünyâde, ekinci! Heyvan kimi ömr eylemisen sâde, ekinci! Lâkin menim insanlıq olub vez-i medarım, Beyzadeyim, asayişedir cümle qerârım, Meyşiz, mezesiz bitmez olur şam ü nahârım; İşte beledir halet-i beyzade, ekinci! Beyzadelerin resmi budur, âde, ekinci! Köylü (hayvancılık yapan) için, çiftçi için bu yıl iyi geçmedi ise bana ne, borcum mu var?yağmur yağmadıysa, ekin olmadıysa bana ne! Borçlu muyum? Bostanlara, çeltiklere kara yel esti, bana ne, borçlu muyum? İşçiliğin bana ne getirdi, ekinci? Boş boş konuşup başlama feryada, ekinci? Dolu elinde varını yoğunu aldı ne yapayım? Ya da çekirge bostanını yedi, ne yapayım? Geçen yıl borcun için, yorganını verdin, ne yapayım? Şimdi, kilim satmaya hazır ol, ekinci! Sus a yavrum, başlama feryada, ekinci! Bana, çok çalışıp az yemenden bahsetme! Konuşmana göre (söylediklerine bakılırsa) acından ölüyorsun, canın cehenneme! Ben bekleyemem, gözünün bebeğinde de olsa, çıkar, buğda ver! çeltik de, arpa da, buğda da getir ekinci! Yoksa derini de soyarım, hey ekinci! Sen habire yok de, çıkarıp canını alırım! Vallahi, oyup, ağlayan gözlerini alırım. Çıplak yüzünü kamçılayıp (öyle) alırım. Kendi halini kendin düşün (hafızanda canlandır) şimdi, ekinci! Boş boş konuşup, başlama feryada, ekinci! Sen çiftçi adamsın, buğdayı ver, darı yersin. Su olmasa kışın karı eritip içersin. Taştan yumuşak olan herşeyi, zehir ne ki, yılanı bile yersin. Et, yağ yemeyi dünyada adet edinmemişsin, ekinci! Sadece hayvan gibi ömür sürmüşsün, ekinci! Lakin benim hayatımın esası insanlık olmuştur. Soyluyum, bütün kararım asayiş içindir. Öğle ve akşam yemeklerim, şarapsız, mezesiz sona ermez. İşte böyledir soyluların durumu, ekinci. Soyluların adeti budur, ey ekinci NEYLEYİM, EY VAY! BU URUS BAŞDILAR! (s. 272) Neyleyim, ey vay! Bu urus başdılar! Ne yapayım, ey vah! Bu Rus kafalılar (Rus gibi ka- Bilmeyirem hardan aşıb-daşdılar? fasında şapka olanlar). Bilmiyorum nereden böyle Ölkede günden-güne çoxlaşdılar. çıkıp çoğaldılar. Ülkede günden güne arttılar. Her Her emele, her işe çulğaşdılar. niyete, her işe sokuldular (çullandılar). Koymayın, Qoymaym, ay köhneler, ay yaşdılar! ey köhneler (eski kafalılar), ey yaşlılar. Edepsizler Heyvereler her yere dırmaşdılar! her yere tırmandılar. Her biri min güne iş icad edir, Meclis açıb nitqler icad edir, Şie iken sunnileri şad edir, Sünni iken şieye imdad edir, Sanki bular bire-bir qardaşdılar Yoxdu teessübleri, çaşbaşdılar. Her biri öz mezhebinin hörmetin, Gözlemeyir, gözleyir el qeyretin. Cümlesi bir yolda qoyub niyyetin, Xoşlamayırlar atalar adetin; Çünkü ne sünni, ne qızılbaşdılar, Bir yava şeydir bu başı daşdılar. Her biri bin türlü iş icad ediyor, toplantı düzenleyip nutuklar atıyor. Şiî olduğu halde, Sunnîleri sevindiriyor. Sünnî olmasına rağmen Şiî'nin imdadına koşuyor. Sanki bunlar birbirinin kardeşidir. Bir fikre bağlılıkları yoktur, şaşkındırlar. Her biri kendi mezheblerine değil, halka saygı gösteriyor. Hepsinin niyeti aynı, atalarımızın adetlerini beğenmiyorlar. Çünkü bunlar ne Sünnî ne de Kızılbaş'tırlar. Edebsiz bir şeydirler bu zavallılar.

10 Emr teessüb ola butlan necin? Sünni deye şielere can necin? Şie bile sunnini insan necin? Birleşe ye'ni bu müselman necin? Himmet edin, din gedir, ay başdılar, Qoymayın, aldatdı bizi saşdılar. İndi ki, duyduz buların niyyetin. Cehd eleyin pozmağa ce'miyyetin. Bunları pozmaq bize olmaz çetin. Harda ki, gördüz, oxuyun le'netin: Hökm eleyin, küfrle ulğaşdılar, Din-i Xuda'den qırılıb qaçdılar, Cümlesi kafirlere yoldaşdılar, Çünki teessübleri yox,çaşdılar. (Din) işine bağlılık niçin batıl bir şey kabul edilsin? Sünnî niçin Şiilere cân desin? Şiî de Sunnîyi niçin insan olarak kabul etsin? Yani, niçin bu müs-lümanlar birleşsinler? Himmet gösterin, din elden gidiyor, ey düşünce sahipleri, izin vermeyin, aldattı bizi uzun saçlılar (okumuşlar). Şimdi ki, bunların niyetini anladınız- cemiyetlerini bozmaya gayret edin. Bunları bozup dağıtmak bizim için çetin olmaz. Nerede görseniz la'net oku yun. Allah'ın dininden kopup uzaklaştılar, (bunların) hepsi kâfirlerle arkadaştırlar, dine bağlılıkları yok, şaşırdılar, kâfirlere meylediyorlar diye hüküm verin! FEXRIYYE (s ) Hercend esirân-i güyûdat-i zemânız, Hercend dücarân-i beliyyât-i cahânız, Zenn etme ki, bu esrde âvâre-yi nanız, Evvel ne idikse, yene biz şimdi hemâniz... Turanlılarız, âdi-yi şüğl -i selefiz biz! Öz qövmümüzün başına engelkelefiz biz! Zülmetsever insanlarız üç-beş yaşımızdan, Fitne göyerir torpağımızdan, daşımızdan, Târâc ederek bac alırız qardaşımızdan, Çıxmaz, çıxabilmez de bu âdet başımızdan... Eslâfımıza çünki heqiqi selefiz biz! Öz gövmümüzün başına engelkelefiz biz! Ol gün ki, Melikşah- Büzürq eyledi rehlet, Etdik iki nâmerd vezire tâbeiyyât,* Qirdiq o qeder bir-birimizden ki, nehâyet, Düşmen qatıb el taxtımızı eyledi qâret... Öz haqqımızı gözlemeye bîterefiz biz! Turanlılarız, âdi-yi şüğl-i selefiz biz! Bir veqt olub leşker-i Çingiz'e terefdâr, Xarezmleri mehv eledik qetl ile yekbâr, Xarezmlerin şahı ferâr eyledi nâçâr, Mescidleri, mektebleri yıxdıq yere tekrar... Heqqâ ki, sezâvâr-i nîşan ü şerefiz biz! Öz dinimizin başına engelkelefiz biz! Bir veqt de de 'vâ-yı Selîb oldu müheyya, De' vâde Firengîlere qâlib gelib, emmâ, Dinlenmeyib etdik yeni bir facie berpâ, Öz tîğimiz öz rîşemizi kesdi serâpâ... Gûyâ ki, biyâbanda biten bir elefiz biz! Öz qövmümüzün başina engelkelefiz biz! Her ne kadar zamanın endişelerinin esirleri isek de, her ne kadar dünyanın belalarına yakalanmış isek de, bu asırda ekmek peşinde avare olduğumuzu sanma. Önceleri ne idiysek şimdi de oyuz. Turanlılarız, geçmişlerimizin işlerini (devam ettirmeyi) adet edinmişiz. Kendi soyumuzun başına... belayız (engel yumağıyız) biz. Daha üç, beş yaşımızdan itibaren cehaleti sevmeye başlayan insanlarız. Toprağımızdan taşımızdan fitne fışkırıyor. Yağmalayarak kendi kardeşimizden haraç alırız. Bu âdeti asla terkedemeyiz. Geç-mişlerimizini çünkü gerçek halefiyiz biz! Kendi soyumuzun başına belayız biz! Büyük Melik Şah'm ahirete göçtüğü gün iki namerd vezire tabi olduk. (Devleti ikiye böldük). Birbirimizden o kadar çok adam öldürdük ki, sonunda düşmanlar işe karışıp tahtımızı yağmaladı. Bir zamanlar Cengiz'in askerlerine taraftar olup, Harezmleri tamamen katledip yok ettik. Harezmlilerin şahı çaresiz kalıp kaçtı. Camileri, mek tepleri tekrar yerle bir ettik... Doğrusu şeref ve ni şana lâyıkız biz. Kendi dinimizin başına belayız biz! Bir zamanlar da Haçlı savaşları hazırlandı. Savaşta Firegileri (Avrupalı Hristiyanları) yendik ama, rahat durdmayıp yeni bir facia türettik. Kendi kı lıcımız- hep kendi (soyumuzun) kökünü kesti. Sanki çölde biten bir otuz biz. Kendi soyumuzun başına belayız biz! Sâbir, Nizamü'1-Mülk ve Tacü'1-Mülk arasındaki gerginliğe, çatışmaya işaret ediyor. Yalnız Nizamü'1-Mülk, melik Şah'tan bir ay önce zehirlenmiştir. Nizamü'I-Mülk'ün öldürülmesinde de Batmîlerin yanında Tacü'l-Mülk'ün de rolü olduğu tahmin edilmektedir. Vezir ve Sultan'ın ölümünden sonra Selçuklu Devleti iç karışıklıklara sürüklenmiştir.

11 Bir veqt dexi Qaraqoyun, Ağqoyun olduq, Azerbaycan'a, hem de Anadolu'ya dolduq, Ol qedr qırıb bir-birimizden ki, yorulduq, Qırdıqca yorulduq ve yorulduqca qırıldıq... Turanlılarız, âdi-yi şüğl-i selefiz biz! Öz gövmümüzün başına engelkelefiz biz! Bir veqt salıb tefrîqe olduq iki qismet, Teymur şaha bir paramız etdi himâyet, Xan İldırım'a bir paramız qıldı itâet, Çanlar saçılıb Ankara'da qopdu qiyâmet... Ehsen bize! Hem tîrzeniz, hem hedefiz biz! Öz qövmümüzün başına engelkelefiz biz! Teymur şâh-ı lenge olub tâbe-yi ferman, Xan Toxtamış'ı eyledik al qânma qeltân, Tâ oldu Qızıl Orda'larm dövleti talan, Moskov şahma fâîdebexş oldu bu meydan... Elyövm, uruslaşmaq ile zîşerefiz biz! Öz dinimizin basma engelkelefiz biz! Bir veqt Şah İsmail ile Sultan Selim'e Meftun olaraq eyledik İslamı dünime, Qoyduq iki taze adı bir din-i qedîme, Saldı bu teşeyyö, bu tesennün bizi bîme... Qaldıqca bu haletle sezâ-yi esefiz biz! Öz dinimizin başına engelkelefiz biz! Nâdir bu iki xesteliyi tutdu nezerde, İsterdi ilâç eyleye bu qorxulu derde, Bu meqsed ile ezm ederek girdi neberde, Meqtûlen onun nesini qoyduq quru yerde... Bir şe'y-i ecîbiz, ne bilim, bir tuhafız biz! Öz dinimizin başına engelkelefiz biz! İndi yene var taze xeber, yaxşı temâşâ, Iranlılıq, Osmanlılıq ismi olub ehyâ. Bir qit'e yer üstünde qopub bir yeke de'va, Meydan ki, gızışdı, olarıq mehv serâpâ... Onsuz da ki herçend ki, yekser telefiz biz, Öz qövmümüzün başına engelkelefiz biz! 1907 Bir zamanlar da Karakoyun ve Akkoyunlu olarak hem Azerbaycan'a hem de Anadolu'ya dolduk. Yorulup kalıncaya kadar birbirimizi kırdık (kati ettik). Kırıldıkça yorulduk ve yoruldukça kırıldık... Turanlılarız, geçmişlerimizin işlerini âdet edinmişiz. Kendi soyumuzun başına belayız biz. Bir zaman tefrika çıkarıp ikiye bölündük, bir kısmımız Yıldırım Han'a, bir kısmımız Timur Şah'ı himaye etti, bir kısmımız Yıldırım Han'a itaat etti. Kanlar saçılıp Ankara'da koptu kıyamet... Aferin bize!... Hem ok atanız, hem hedefiz biz! Kendi soyumuzun başına belayız biz. Topal Timur (Şah)'ın buyruğuna uyarak Toktamış Han'ı al kanma boyadık. Böylece Altın Ordu devleti talan edildi. Bu savaş Moskof çarına faydalı oldu. Şimdi bile Ruslaşmakla şeref sahibi oluyoruz, biz! Kendi dinimizin başına belayız biz! Bir zaman Şah İsmail ile Sultan Selim'e gönül vererek İslam'ı ikiye böldük. Bir dine (İslam'a) iki yeni ad koyduk: Bu Şiîleşmek, bu Sunnîleşmek bizi korku içinde bıraktı... Bu hâlde kaldıkça teessüfü hakkediyoruz biz! Kendi dinimizin başına belayız biz! Nadir Şah, bu iki hastalığı göz önünde tuttu. Bu korkulu derde çare bulmak isterdi, bu maksatla karar vererek mücadeleye girişti. Onu katlederek cesedini ortalıkta bıraktık. Acaip bir şeyiz, ne bileyim bir tuhafız biz! Kendi dinimizin basma belayız biz. Şimdi yine var yeni bir haber, güzel bir seyir: İranlılık, Osmanlılık iddiası yeniden ortaya atılmış. Bir parça yer için büyük bir çekişme başlamış. Meydan böyle kızışır ise tamamen mahvoluruz... Meydan kızışmasa da, her ne şekilde olursa olsun biz (kendi kendimizi) yok edeceğiz (çünkü) kendi soyumuzun başına belayız! MEN BELE ESRARI QANA BILMIREM (s. 96) Men bele esrarı qanabilmirem, Qanmaz olub da dayanabilmirem. Axtaxana, dağda dana böyüdü, Men böyük ollam hacana, bilmirem. Derler utan, hec kese bir söz deme,- Haq sözü derken utanabilmirem!.. Neylemeli, göz görür, ağlım kesir, Men güneşi göyde danabilmirem!.. Ben böyle sırları anlayamıyorum. Anlayamadığım için de tahammül edemiyorum. Ahtahana (adlı çayır otu) ve dağdaki dana (bile) büyüdü. Ben ne zaman büyük olacağım, bilmiyorum. "Hiç kimseye bir şey deme, utan" diyorlar- doğru sözü söylerken utanamıyorum. Ne yapmalı, gözüm görüyor, aklım eriyor, gökteki güneşi inkâr edemiyorum.

12 : Şiddet-i seylânile baran tökür, Bir koma yox, daldalanabilmirem!.. Derler, usan, herze vü hedyân deme, Güc getirir derd, usanabilmireml Derler otur evde, nedim, kasibem, Kesb elemezsem, qazanabilmirem!.. Derler, a qanmaz, di yıxıl, öl, qurtar! He, balam, doğrusu, ay dadaş, men dexi Meslehet ondan o yana bilmirem!.. Sele sebep olacak kadar şiddetli yağmur yağıyor. Bir kulübe bile yok, (bir yere) sığınamıyorum!... "Usan, saçma sapan konuşma" derler, dert baskın çıkıyor, (konuşmaktan) usanamıyorum!... "Evde otur" diyorlar, ne yapayım, yoksulum, bir işle meşgul olmasam, geçimimi kazanamıyorum. "Ey anlamaz, artık düş, öl de kurtul!" derler, evet yavrum, doğrusu, ey ağabey, ben de ondan başka bir tavsiye bilmiyorum! SUAL -CAVAB (s. 105) - Görme! - Baş üste, yumaram gözlerim. - Dinme! - Müt'iyem, keserem sözlerim. - Bir söz eşitme! - Qulağım bağlaram. - Gülme! - Pekey, şâm ü seher ağlaram. - Qanma! - Bacarmam! Meni me'zur tut, Böylece teklîf-i mehâlı unut! Qâbil-i imkân mı olur qanmamaq? Mecmer-i nâr içre olub yanmamaq? Eyle xâmûş âteş-i sûzâmnı, Qıl meni âsûde, hem öz cânmı! Görme! -Baş üstüne, gözlerimi yumarım Konuşma! -Boyun eğerim, hemen susarım. Bir söz duyma! -Kulaklarımı tıkarım Gülme! -Peki, sabah akşam demez hep ağlarım. Anlama! -İşte bunu beceremem! Beni mazur gör. Böylece imkânsız teklifi unut! Anlamamak mümkün mü? Mangal içinde yan mamak mümkün mü? Yakıcı ateşini söndür, böylece beni de kendini de rahatlat Bî-MERHEMET E'YÂNLARINA ŞÜKÜR, XUDÂ'YA! (s. 108) Bî-merhemet e'yanlarma şükür, Xudâ'ya! Bu sâhib-i milyanlarma şükür, Xudâ'ya! Millet qemine baxmayan enzâr-i keremle îşan-ı zevîşanlarına şükür, Xudâ'ya! İş bilmeyen ancaq yemek-icmekden elâve, Bu canlı deyirmanlarma şükür Xudâ'ya! Bîdâd-i berâderle olan qânına qeltân, Qafqaz'dakı qurbanlarma şükür, Xudâ'ya. Xasse Bakı şehrinde, o şöhretli mekânda, Derya tek axan qanlarına şükür, Xudâ'ya. Xunxâr olan efrâd-i ben-i növ'üne dâim Bu vehşi-yi qürranlarma şükr, Xudâ'ya. Qurd ise, şeqâl ise biyâbanda olurdu, Şehr içre bu heyvanlarma şükür, Xudâ'ya. Ey Allah'ım merhametsiz seçkinlerine (memleketin ileri gelenlerine) şükür! Bu milyon sahibi zenginlerine şükürler olsun Tanrım. Milletin derdine kerem gösterip aldırış etmeyen şan şöhret sahibi din adamlarına şükürler olsun Tanrım! Yemek içmekten başka iş bilmeyen, bu canlı değirmenlerine şükürler olsun Tanrım! Kardeş zulmüyle kanma bulanmış (kan içinde kalmış) Kafkasya'daki kurbanlarına şükürler olsun. Tanrım! Özellikle Baku şehrinde, o meşhur yerde derya gibi akan kanlarına şükürler olsun Tanrım! Kendi cinsinden olanlara karşı daima kan dökücü olan bu homurdayan (nara atan) vahşilerine şükürler olsun, Tanrım! (Bunlar) kurt olsalar, çakal olsalar bozkırdu olurlardı, şehir içindeki bu hayvanlarına şükürler olsun Tanrım!

13 Gözlenmeyen ednâlığm icadına cidden- Himmet eden insanlarına şükr, Xudâ'ya. Hemmâmde övretlere quldurluk eden bu Qeyretli Müselmanlarma şükür, Xudâ'ya. Sâkit oturan böyle cinayetlere qarşı Bu sâhib-i vicdanlarına şükür, Xudâ'ya. Bilmem ne zaman qehrin eder âlemi berbâd, Sebr etdiyin âvanlarına şükür, Xudâ'ya. Hell olmadı könlümdeki niskilli müemmâ, Tecdîd edirem metlei, ma'bedi var emmâ... Hiç beklenmeyen alçaklığın icadına gerçekten himmet eden insanlarına şükürler olsun Tanrım! Hamamda kadınlara eşkiyalık eden (hamamdan çıkan kadınları kaçıran) bu gayretli müslümanlarına şükürler olsun Tanrım! Böyle suçlar karşısında sesini çıkarmadan oturan vicdan sahibi (kullarına) şüküler olsun, Tanrım! Bilmem ne zaman kahrın bu âlemi viran eder, sabrettiğin anlar için şükürler olsun Tanrım! Gönlümde bana dert olmuş bilmece çözülmedi matla'mı (ilk sözlerini) yeniliyorum ama daha devamı var. SUAL-CAVAB Cavan-Qoca (s. 115) -Şehr-i me'lûmunuzun ve'z ü qerârı necedir? - Hemdülillah, nece görmüşdüse Nuh, öylecedir. -Yeni mekteb açılıb mı veten övlâdı üçün? Az deyil Âdem açan medrese ehfâdı üçün. -Oxuyur mu qezete şehrinizin ehli tamam? -Be"zi sarsaq oxumuşlar oxuyur, men oxumam. -Ölkenizde açılıbdır mı qirâetxâna? -Tazeler açmış idi, qoyduq onu virane. -Aç qarmdaşlara infâq edilir mi, emi can? -Onu görmez mi Xudâ, el niye versin ona nan? -Bive övretlerin emri alınır mı nezere? -Canı cıxsm, o da getsin yene bir taze ere. -Ittihâd emrine dâir danışırsız mı bârı? -Danışır bir paramız, leyk boğazdan yuxarı. -Sünnîvü şie teessübleri leğv oldu mu ya? -Ne dedin? Küfr danışdın, cıraram ağzını ha! -Qâbil-i erz sözüm yox, meni efv et, gedirem... -Becehennem ki, gedirsen, seni xûd men nedirem? -Buna bax, ağzına bax, sûret-i idbârına bax. -Başının şapqasma, etdiyi göftârma bax. - Şehrinizin hâli vaziyeti nasıldır? - Allaha şükür, Nuh nasıl görmüştü ise öyledir. - Vatan evladları için yeni okullar açılmış mı? - Adem'in torunları için açtığı medrese az değil. ["Medreseler de Adem'den kalmış gibi eski" manasına] - Şehir halkının tamamı gazete okuyor mu? - Bazı aptal okumuşlar okuyor, ben okumam. - Memleketimizde kıraathane açılmış mı? - Yeni nesil açmışdı, onu harap bıraktık. - Aç kardeşlere yardım edilir mi, amcacığım? - Tanrı onu görmez mi, halk ona niye ekmek versin? - Dul kadınların işi (meselesi) dikkate alınır mı? - Canı çıksın onun, o da yeni, bir ere varsın. - Birleşme meselesi hakkında konuşuyor musunuz bari? - Bir kısmımız konuşuyor, ama sırf laf olsun diye. - Sün'î ve şi'î taassubları ortadan kalktı mı? - Ne dedin? Kâfirlik ettin, ağzını yırtarım ha? - Söylenmeye değecek sözüm yok, beni af etgidiyorum. - Cehenneme, gidersen git, seni ben ne yapayım? - Buna bak, ağzından çıkan söze bak, çirkin yüzüne bak. - Başının şapkasına söylediği söze bak.

14 FISINCAN (Bir yemek adı) (s. 117) Sanma ezdikçe felek bizleri vîranlıq olur. Un temennası ile buğda deyirmanlıq olur. Qarışıqdır helelik milletin istedâdı, Elenirse, safı bir yan, tozu bir yanlıq olur. Çalxalandıqca, bulandıqca zaman nehre kimi, Yağı yağ üste çıxır, ayranı ayranlıq olur. Kim ki, insanı sever, âşiq-i hürriyyet olur, Beli, hürriyyet olan yerde de insanlıq olur. Ey ki, dersen, ürefâ râh-i xetâda bulunur. Elm-i mentiqce bu söz behre-yi nâdanlıq olur. Gözünü xireledir mi güneşi irfânm? Haydi, xeffâşsifet, bunca mı xuliqanlıq olur? Tanırıq biz sizi artıq demeyin biz beleyik, Tanılır ol kişi kim, tuttuğu meydanlıq olur. Baxmazsız gûşe-yi çeşm ile feqîrâne teref, Yüyürürsüz ora kim, dâdlı fisincanlıq olur! MESLEHET Felek bizleri ezdikçe harap olduğumuzu sanma, (çünkü) buğday, un olmak arzusuyla değirmene gelir. Şimdilik milletin eğiliminin neye doğru olduğu belli değildir. Elenirse un bir yana, tozu bir yana ayrılır. Zaman yayık gibi çalkalandıkça, bulandıkça, yağı üste çıkar, ayranı kalır. Kim insanı severse (o) hürriyete aşık olur, evet hürriyet olan yerde de insanlık olur. Hey, sen ki, "arifler yanlış yoldadır" diyorsun, mantık ilmince bu söz cahilliğin mahsulüdür. İrfan güneşi gözünü kamaştırır mı? Haydi, yarasa yüzlü, bu kadar da düzen düşmanlığı olur mu? Artık biz şöyleyiz böyleyiz demeyin, sizi tanırız. Tuttuğu şey meydanda olan insan tanınır. Fakirlerin tarafına göz ucuyla bile bakmazsınız, lezzetli fisincan olan yere koşarsınız. (MEŞVERET, SOHBET) (s ) Ağrın alım ay Meşedi Sijimqulu,* Altmışa yetdin deme oldun ölu, Şükr ola Allah'a canındır sulu Çox da, kişi, tutma beş elli pulu. Ver pulunu, dadlı, lezzetli zad al! Qoy babalın boynuma, get arvad al! Öz dediyinden görünür övretin, Birdir, olur evde fena haletin, Var imiş evlenmeye de quvvetin, Bes nîye yox lâeqel üç külfetin? Yoxsa qonum-qonşuda, axtar, yâd al! Qoy babalın boynuma, get arvad al! İndi ki, var elçi de Sefter kimi, Bir bala qız al, boyu er"er kimi, On-on iki sinnîde dilber kimi, Zülfü qara, sînesi mermer kimi, Qoy başını sinesine bir dad al! Qoy babalın boynuma, get arvadal! Sana kurban olayım ey Meşedi Sijimkulu altmışa ulaştın (ama) artık ölü sayılırım deme Allah'a şükür ki, (halâ) kanın kaynıyor. Sen parayı beş elle tutma (paraya dört elle sarılma). Parayı ver, tatlı, lezzetli bir şey al. Vebali benim boynuma git bir karı al (evlen). Söylediğine göre karın (eşin) birdir. (Demek ki), evde hâlin fenadır. Evlenmeye de kudretin var imiş Peki o hâlde niye en az üç ailen yok? Konu komşuda yoksa, ara bul, yabancı birini al. Vebali benim boynuma git, bir karı al. Sefter adlı bir elçi (kız isteyen) varken on-oniki ya-şmda, saçı siyah, sinesi mermer gibi, uzun boylu bir kız al. Kızın göğsüne başını koy, tat al. Vebali benim boynuma, git bir karı al. *Meşedî Sijimqulu: Tanınmış Azerî mizah şairi Eli Nezmi'nin kullandığı takma addır. Bu şiir E. Nezmi'ye cevap olarak yazılmıştır. O şiirde 60 yaşında bir dul adam, mollaya "evlenip bir kız alayım mı?" diye sorar. Sâbir cevap veriyor.

15 Saxlama kâftar kimi bir övreti, Boşla onu, basdı seni nikbeti, Tap özüne bir senemi xelveti, Bağrına bas yâr-ı meleksûreti Sen de igidler kimi iş gör, ad al. Qoy babalın boynuma, get arvad al. (O) yaşlı çirkin kadını saklama (evinde tutma) onun bahtsızlığı seni de batırdı. Kendine gizlice bir güzel bul, o melek yüzlüyü bağrına bas. Sen de yiğitler gibi iş gör, ad al. Vebali benim boy numa, git bir karı al. Oğlun uşaqdır hele, xamdır, naşı, Ancaq iyirmi beşe çatmış yaşı, Çıxmaz onun bir para işden başı, Neyleyir evlenmeyi, atsın daşı, Öz kefine bax, kişi, dad ver, dad al. Qoy babalın boynuma get arvad al. And verirem men seni îmânına, Bağla hena rişine, qıy canına, Bir, iki, üç övreti düz yanma, Verme zerer servet ü samanına, Sen ne qezet qan ve ne de "İrşad" al, Qoy babalın boynuma, get arvad al. Fikr ele bir, kimdi bir arvad alan? Rus, Yehûdî.-Deyil erzim yalan. İlde bir arvad alır mömin olan, Lezzeti bir, feyzi de mindir, inan. Gelmese bir qız bu cüre, aldad, al. Qoy babalın boynuma, get arvad al Oğlun henüz çocuktur, toydur, fakat yaşı 25'e ulaşmıştır, yine de bazı işleri beceremez. Evlenmek onun neyine, vazgeçsin. Sen keyfine bak, kâm al, kâm ver. Vebali benim boynuma, git bir karı al. İmanın üzerine yemin ediyorum, kendine bak, sakkalma kma yak, bir, iki, üç kadını yanına diz. Malına mülküne zarar verme. Sen ne gazetenin ne olduğunu anla ne de "İrşad" (o dönemde çıkan bir gazete) al. Vebali benim boynuma, git bir karı al. Düşün hele bir karı alan kimdir? Rus, Yahudi! Dediğim yalan değil. Mümin olan yılda bir karı alır. (Bunun) lezzeti bir, feyzi de bindir, inan. Bu yolla bir kız sana gelmezse, aldat da al.vebali benim boynuma, git bir karı al. OSMANLILAR, ALDANMAYIN ALLAH'I SEVERSİZ (s ) Osmanlılar, aldanmayın Allah'ı seversiz! Osmanlılar, aldanmayın Allah aşkına, İranlı gibi İranlı kimi yatmayın Allah'ı seversiz! yatmayın Allah aşkına. Şâd olmayın, ey sevgili millet vükelâsı, Osmanlıda carî ola qânûn-i esasi! Pânûn-i esâsî deme,iranlı ezâsi, İranlıların başlarının qanlı belâsi, Oğlanları ölmüş analar matemi, yâsi, Derlerse size var bu işin sonra sefâsi, Aldanmayın, aldanmayın Allah'ı seversiz! İranlı kimi yatmayın Allah'ı seversiz! Evvelce verirler size hürriyyet-i efkâr, Ye'nî danışıb fikrinizi eyleyin izhâr; Veqtâ ki, danışdız, vüzerâ oldu xeberdâr, Mütleq görecekler ki, cibişdâna zerer var, Her fenn ile olsa qovacaqlar sizi nâçâr, Çünki bu yığıncaqda olur haqqmız inkâr, Yaxşı budur, toplanmayın Allah'ı seversiz! İranlı kimi yatmayın, Allah'ı seversiz! Girem ki, teerrüzler edib de vüzerâya, Bir növ ile öz fikrinizi soxduz araya, Tâ çatdı xeber bir sıra müfsîd ulemâya, Mirze Eli Ekber'ler* elin açdı duaya, Tekfir oxu, lenet topu deydi ürefâya, Varmı ele bir şexs ki, ede ehrârı buiqâya? Bu emri ebes sanmayın, Allâhı seversiz! İranlı kimi yatmayın Allâhı seversiz! Ey sevgili milletvekilleri Osmanlı (ülkesinde) anayasa yürürlükte olacak diye sevinmeyin. Anayasa deme, anayasa İranlıların matem sebebi ve başlarının belasıdır. O oğulları ölmüş annelerin matemidir, yasıdır. Size bu işin sorna safası vardır derlerse aldanmayın, Allah aşkına, İranlı(lar) gibi yatmayın Allah aşkına. Size önce fikrinizi açıkça söyleyin diye düşünce hürriyeti verirler, ne zaman ki konuşursunuz, vezirler (bakanlar) haber alır, o zaman mutlaka anlayacaklar ki, (sizin konuşmanızın) onların çıkarlarına zararı var, çaresi yok, ne şekilde olursa olsun sizi kovalayacaklar (milletvekillerini meclisten atacaklar). Çünkü bu toplantıda (celsede) hakkınız inkâr edilecek. En iyisi (hiç) toplanmayın Allah aşkına, İranlılar gibi yatıp uyumayın Allah aşkına. Diyelim ki vezirlere (bakanlara) saldırıp, kendi düşüncelerinizi herhangi bir şekilde (devlet işlerinde) araya soktunuz. Ve bir sıra fesat düşkünü âlimlere bu haber ulaştı, Mirza Ali Ekber* gibileri dua için ellerini açtı, kâfirlik suçlamalarının oku, lanet topu ariflere değdi, (o zaman) hür düşünceleri koruyacak bir şahıs var mı? Bu hususu gereksiz (manasız, boş bir şey) olarak düşünmeyin Allah aşkına, İranlılar gibi yatıp uyumayın Allah aşkına. * Mirza Ali Ekber: İran'da meşrutiyet yıllarında etkili olmuş Erdebilli, geri kafalı bir din adamı.

16 Ya lel'eceb, Osmanlılar, aya ne qanırsız? Qânûn-i esâsî verilib ya inanırsız? Mir Hâşim ü Fezlullâh'mız* yox mu sanırsız? Eksik deyil onlar, veli sizler ne tanırsız? Bir gün tanıyıb onları lâbüd usanırsız. Ancak usanırsızsa da, qane boyanırsız. Qansızları gic sanmayın, Allah'ı seversiz! îranlı kimi yanmaym, Allah'ı seversiz! Bir vaxtda bizler de olub xürrem ü xendan, Sandıq ki, veribler bize hürriyyet-i vicdan, Şükr etdik, adamcıllar olub dâxil-i insan, Ovlâdımızı saxlamadıq xanede pünhân, Hac Mirze Hesen* qırx lotuya verdi bir oğlan, Bu mollanümâlar deseler: bizde var iman. Yox, yox, ona tovlanmaym, Allah'ı seversiz! İranlı kimi yanmayın Allah'ı seversiz! 1908 İnanmam, söyleme artıq ki, feyzâbâd olur âlem, Yağar imkân-i rehmet bâğ-i edl ü dâd olur âlem, Doğar xurşîd-i hürriyyet, bütün âzâd olur âlem, Xeyâl-i xâme düşme, bilme bir gün şâd olur âlem. Bu iken ve'zimiz, çox çekmeden berbâd olur âlem. Ne istersin, canım, el çek, yeter feryâd-i hürriyyet. Ne yapsın köhnelerle dilber-i növzâd-i hürriyyet? Bütün ixvânm iken sengdil, cellâd-i hürriyyet? Xeyâl-i xâme düşme, bilme bir gün şâd olur âlem. Bu iken ve'zimiz, çox çekmeden berbâd olur âlem "Oxur, tehsil ile ehrâz-i hürriyyet qılır insan..." Bu söz pek doğrudur, amma hanı mekteb, hanı irfan? Qalırken ölkemiz mektebsizin, övlâdımız nâdân, Xeyâl-i xâme düşme, bilme bir gün şâd olur âlem. Bu iken ve'zimiz, çox çekmeden berbâd olur âlem Tecellâ etdiyin gördük o mehbûb-i dilârâmın, Feqet al qana qerq olduğun da gördük İslâmm, Başından çıxmadıqca Rey** havası şâh-i gümnâmın, Xeyâl-i xâme düşme, bilme bir gün şâd olur âlem. Bu iken ve'zimiz, çox çekmeden berbâd olur âlem. Ne tuhaf (şey) Osmanlılar, yahu siz ne anlıyorsunuz? Anayasa (hakları) size verilmiş mi? Buna inanıyor musunuz? Bir Hâşim ve Fazlullah gibireniz yok mu sanıyorsunuz? Onlar sizde de eksik değil, amma siz nereden bilirsiniz? Bir gün onları ister istemez tanıyıp, onlardan usanırsınız. Usanırsınız usanmasına ama kana da boyanırsınız. Bu kansızları (insanlık nedir bilmeyenleri) aptal sanmayın. Allah aşkına, İranlılar gibi yatıp uyumayın Allah aşkına. Bir vakitler bizler de sevinçli olup sandık ki bize vicdan hürriyeti vermişler, adam etiyiyenler (bundan vazgeçip) insan içine karışıyorlar diye şükrettik, çocuklarımızı evimizde gizlemedik. (Ama sonra) Hacı Mirza Hasan kırk ahlâksız (lutî) adamına bir oğlan verdi. Kendilerini molla gibi gösterenler (sahtekâr din adamları) bizde iman var deseler asla, asla onlara aldanmayın Allah aşkına, İranlılar gibi yatıp uyumayın Allah aşkma. İSTİQALIMIZ LAĞLAĞIDIR Alemin bereket ve bolluk ülkesi olacağını, rahmet imkânının yağıp âlemin adalet ve doğruluk bağı olacağını, hürriyet güneşinin doğup bütün âlemin esaretten kurtulacağını söyleme artık inanmam. Alemin bir gün mutlu olabileceği gibi bir ham hayale kendini kaptırma. İçinde bulunduğumuz durum böyle olduktan sonra, çok geçmez berbâd olur âlem. Ne istersin canım, vazgeç, hürriyet diye feryat etmek yetişir (artık). Yeni doğmuş hürriyet dilberi köhne (fikirlilerle) ne yapsın? Onun bütün kardeşleri taş kalpli ve hürriyet celladı iken (ne yapabilir?) Alemin bir gün mutlu olabileceği gibi bir ham hayale kendini kaptırma. İçinde bulunduğumuz durum böyle olduktan sonra, çok geçmez berbâd olur âlem. "İnsan okur, tahsil ile hürriyete kavuşur..." Bu söz pek doğru, ama hani okul, hani irfan (medeniyet)? Ülkemiz okulsuz, çocuklarımız cahil bir halde iken. Alemin bir gün mutlu olabileceği gibi bir ham hayale kendini kaptırma. İçinde bulunduğumuz durum böyle olduktan sonra, çok geçmez berbâd olur âlem. O gönül avlayan sevgilinin (hürriyet güzelinin) ortaya çıktığını gördük, ama İslamın al kana bulandığmı da gördük. Adı batasıca şahın aklından eski İran şahları gibi olma hevesi çıkmadıkça. Alemin bir gün mutlu olabileceği gibi bir ham hayale kendini kaptırma. İçinde bulunduğumuz durum böyle olduktan sonra, çok geçmez berbâd olur âlem. * Hacı Mirza Hasan, Mir Haşim, Şeyh Fazlullah: İran meşrutiyet hareketleri sırasında ( ) kötü rol oynamış insanlar din adamları. * Rey: Tahran'ın yakınlarında, eski İran şahlarının başşehri

17 Eğer sen görmedinse zövgünü gülzâr-i ekvânm, Eğer dünyanın gül bahçesinin zevkini tatmadınsa Yaxîn et, men de görmem bir sefâsin ol gülüstânın. hiç şüphen olmasın ben de onun bir safasını Sen ü menden sonra ya deyşilirmi hâli dövrâmn? sürmem. Sen ve benden sonra acaba dünyanın hâli Xeyâl-i xâme düşme, bilme bir gün şâd olur âlem. değişir mi? Alemin bir gün mutlu olabileceği gibi Bu iken ve'zimiz, çox çekmeden berbâd olur âlem bir ham hayale kendini kaptırma. İçinde bu lunduğumuz durum böyle olduktan sonra, çok geç mez berbad olur âlem. ARZU (s. 266) Ne ders olaydı, ne mekteb, ne elm ü sen'et olaydı. Ne derse, elme, mektebe, filâne hacet olaydı. Ne sendeli, ne karandaş, ne lövh ü miz, ne tebâşir, Ne deftere, qeleme, kağiza bu reğbet olaydı. Ne medrese, ne müellim, ne bu üsûl-i cedide, Ve ne uşaqlarımızda bu qâbiliyyet olaydı. Ne ehlimizde ayıqlıq elâmeti görüneydi, Ne bir pare oxumuşlarda bu zekâvet olaydı. Ne hiss olaydı cavanlarda emr-i millete qarşı, Ne bu cavanlar olaydı ve ne bu millet olaydı. Düşeydi daş o güne kim, qezet-mezet sözü çıxdı, Qezet işin çıxaran nâbekâra le'net olaydı. Ne Şerq olaydı, ne Eqsâ-yi Şerq, hem de Japonya, Ne onların hüneri xalqa ders-i ibret olaydı. Ne Türkiye'de bu qânûn-i esâsî neşr olunaydı, Ne bîedeb yeni Türklerde bunca cüret olaydı. O köhnelerden eceb kim, utanmayıb da deyirler: Gerek bu esre göre böyle, böyle âdet olaydı. Bu bî-şüurlarm ağlına, kemâlma bax bir. Qadam kemâlınıza. Barı sizde qeyret olaydı... Ne ders, ne mektep ne ilm, ne sanat olaydı. Ne derse, ne ilme, ne mektebe ne de falana filana ihtiyaç olaydı. Ne sandalya, ne kalem, ne yazı tahtası ne masa ne tebeşir, ne de deftere, kaleme, kağıda bu rağbet olaydı. Ne medrese (okul), ne hoca, ne bu yeni usul (öğretim), ne de çocuklarımızda bu kabiliyet olaydı. Ne insanlarımızda uyanıklık olaydı, ne de bir kısım okumuşlarda bu zeka olaydı. Ne gençlerde millet işine karşı bu duygular olaydı, ne de bu millet ve gençlik olaydı! Gazete mazete sözünün ortaya çıktığı gün hiç olmayaydı, gazete işini çıkaran işsize (haylaza) lanet olaydı. Ne Doğu, ne Uzak Doğu ne Japonya ne de onların hüneri halka ibret ders olaydı. Ne Türkiye'de bu anayasa (II. Meşrutiyet) ilan olunaydı ne edepsiz Yeni Türklerde (Jön Türklerde) bunca cüret olaydı. Tuhaf şey ki, o eski kafalılardan utanmayıp diyorlar ki, bu asra göre böyle, böyle âdet olmalıydı... Bu şuursuzların, aklına, olgunluğuna bir bakın. Olgunluğunuz Allah belasını versin, bari sizde terbiye olaydı. ÇATLA YIR XANBACIQEMDEN ÜREYİM (s ) Çatlayır xanbacı qemden üreyim, Qovuşub lap açığımdan küreyim. Nola bir evde qoyaydız qarabaş, Vermeyeydiz meni bu eblehe kâş. Men ki, damdan, bacadan baxmaz idim, Su kimi her terefe axmaz idim. Herze-herze danışıb-gülmez idim, Er ne şey olduğunu bilmez idim. Han bacım (ablacığım) gamdan yüreğim patlıyor. Hırsımdan kahroluyorum. (Beni) bir evde hizmetçi koysaydınız (da) bu aptala vermeseydiniz, keşke! Ben damdan, bacadan bakmaz, su gibi her tarafa akmaz idim. Boş boş konuşup gülmez, koca nedir bilmezdim.

18 Oturub ac komasında atamın, Biş-düşün hâzır ederdim anamın. Bitleyerdim nenemin baş-yaxasm, Yamayardım babamın çul-çuxasm. Tez durub sübh sağardım ineyi, Xansenem'den dilemezdim kömeyi. Atam ellaf, babam dülger idi, Qardaşım culfa, emim karger idi. Xanbibim falcı, nenem bağ toxuyan, Bizde hâşa yox idi bir oxuyan. Evimizde var idi her ne desen, Qatıq, ayran ile qaymaq, ne yesen. Ne bilirdik ne zehrimardı kitab? Biz olan evde haçan vardı kitab? Büsbütün gül kimi insanlardıq, Ne müellim ve ne ders anlardıq. Defterin andıra qalmış sözünü, Eşidib görmemiş idik üzünü. Böyle bir terbiyeli evde müdâm, Beslediz men kimi bir serv-i xurâm! Vay o günden ki, meni ad elediz, Ele bildiz de ki, dilşâd elediz. Men de sandım ki, dönüb bextevere, Gedirem bir gözel insana ere. Ne bilim böyle de insan varmış. Şekl-i insanda da heyvan varmış! Er oxurmuş da, yazarmış da, atam. Er deyil, mühlik azarmış da atam. Er deyil, şâir imiş xânexerâb, Fikri yazmaq, oxumaq, şüğli kitab. Saldız âxırda yaman hâlâ meni, Ere verdiz de bu qeffâle meni. Gâh yazır, gâh oxuyur, gâh danışır, Günde bir herze kitabnan tanışır. Gâh gedir fikre, bereldir gözünü, Mehv olur, öyle ki, bilmir özünü. Sübh olunca geceler darğa kimi, Yatmayır, qır-qır edir qarğa kimi. Gâh da bir yatsa da vaxtında eğer, Çekmeyir yuxladığı bir o qeder. Babamın evinde aç oturup, anamın yemeğini hazırlardım. Ninemin başındaki bitleri temizler, babamın çul çuhasını yamardım. Sabah erkenden kalkar ineği sağar, Hansenem'den (özel isim) yardım istemezdim. Babam hayvan yemi, zahire satıcısı dedem dülger, kardeşim dokuyucu, amcam işçi idi. Halam falcı, ninem kuşak dokuyucusu idi. Hâşâ, bizde okuyan biri yok idi. (Buna rağmen) yoğurt, ayran, kaymak ne yemek istersen hepsi bizim evimizde vardı. Kitabın nasıl bir zıkkım olduğunu bilmezdik. Bizim olduğumuz evde ne zaman kitap vardı? Tamamen gül gibi insanlardık, ne hoca ne ders anlardık. (Hocanın da dersin de ne olduğunu bilmezdik.) Kahrolasıca defter sözünü işitip, yüzünü görmemiştik. Böylesine terbiyeli bir evde benim gibi bir servi boylu güzel beslediniz! Kahrolsun beni nişanladığınız o gün, sandınız ki beni mutlu ettiniz. Ben de güzel bir insana kocaya gidip mutlu olacağım sandım. Ne bileyim böyle de insan varmış! İnsan görünümünde de hayvan varmış? Koca okurmuş da yazarmış da babacığım! Koca değil (sanki), öldürücü bir hastalıkmış bu, babacığım. Koca değil, şair imiş evi yıkılasıca. Aklı fikri yazmak, okumak, bütün işi kitap. Beni bu hilekâra, kocaya vererek, sonunda yaman güne koydunuz. Bazen yazar, bazen okur, bazen konuşur, her gtün bir manasız kitap ile tanışır. Bazen düşünceye dalar, diker gözünü, ode derecede mahvolur ki kendinden geçer. Pazar yeri bekçisi gibi, sabaha kadar yatmıyor, karga gibi gır-gır ediyor (kitap okuyor). Arada bir vaktinde yatıp uyuşa da, uyuması fazla uzun sürmüyor.

19 Qefleten bir de görürsen ki, durur, Yandırıb lampanı çıplaq oturur. Başlayır yatdiğı yerde tezeden, Oquyub yazmağa bir de tezeden. Bele od olmaz atam, böyle alo[v]! Od deyil, yangı deyil, lovdur, lo[v]! Gâh görürsen ki, miz üste yralır, Baxıram halına qelbim sixılır. Bir karandaş, bir-iki pare kağız, O qeder çekmir - olur qâre kağız. Xeyrini, şerrini qanmır bu kişi. Yorulub birce usanmır bu kişi. Bizim evde baxasan her terefe- Taxçaya, boxçaya, yâ kim irefe- GÖreceksen bütün işkâbda kağız Kasada, nimcede, boşqabda kâğız. Yığılıb dağ kimi her yanda kitab Evde, dehlizde, her yanda kitab Deyirem, ay kişi, bir gel özüne, Bu ne işdir, a kül olsun gözüne. Bu emel etdi seni xanexerâb, Pulların döndü bütün oldu kitab. Oxuduqca gözünün gâresini, Apanr, tap başının çâresini. Pul gedir, tâb-i tevânm da gedir, Üstelik bir quru cânm da gedir. Kesb ü kârından elin çıxdı, utan. Er olan yerde görüm yox olasan! Bir de bakıyorsun aniden kalkıp lambayı yakıyor, çıplak oturuyor. Yattığı yerde yeniden okuyup yazmaya başlıyor. Böyle yakıcı dert olmaz babam, böyle alev, ateş değil, yangın değil, lavdır lav. Bazen masa üstüne yığılıp kalıyor, hâline bakıyorum, yüreğim sıkılıyor. Bir kurşun kalem, bir iki yaprak kağıt, çok geçmeden kağıt kapkara oluyor. iyiliğini, kötülüğünü anlamıyor, yorulup usanmıyor da. Bizim evde her nereye baksan, duvardaki oyuğa, bohçaya veya rafa. Göreceksin bütün dolapta kağıt, kasada, tencerede, tabakta hep kağıt. Dağ gibi her tarafta kitap yığılmış; evde, koridorda, her yerde kitap. Ey adam, bir kendine gel, bu nasıl iştir, kör olsun gözlerin diyorum. Bu arzun senin evini yıktı, paraların dönüp hep kitap oldu. Kitap okudukça gözünün ışığı gidiyor, başının çaresine bak. (Okudukça) paran zayi oluyor, gücün kuvvetin elden gidiyor, hatta bu kuru canın da gidiyor. Çalışmadan, kazanmadan el çektin artık utan. Kocalığını yapmıyorsun, seni yok olasın! 1909 YAŞAMAG İSTER İSEK SIRF AVAM OLMALIYIZ (s ) Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız. Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız, insanlıktan Atib insanlığı bilcümle hevâm olmalıyız. vazgeçip hep böcek olmalıyız. Yaşamaq ister isek dehrde emniyyet ile! Elme, fenne, üdebâya baxalım nifret ile. Uyalım fitnelere eldeki vehşiyyet ile, Yatalım bester-i qefletde uzun müddet ile. Püxtelikden ne yeter, biz hele xâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Balışa baş qoyalım, yorganı berduş edelim! Penbe-yi qefleti yox, zeybeği derqûş edelim, Xâb-i övham görüb, seyl kimi cûş edelim, Qeyret ü himmet-i Islâmı feramûş edehm, Duşta mâye-yi qem, düşmene kâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Dünyada emniyet ile yaşamak ister isek, ilme, fenne, yazarlara nefretle bakalım. Şimdiki vahşiliğimiz ile fitnelere uyalım gaflet döşeğinde uzun zaman yatalım. Olgunluk döşeğinde uzun zaman yatalım. Olgunluktan ne çıkar, biz hele ham olmalıyız. Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız. Yorganımızı omuza çekip tüy yastığa baş koyalım, gafletin pamuğunu değil, cıvayı kulağımıza tıkayalım. Kuruntularımızın rüyasını görüp sel gibi coşalım. İslamın himmet ve gayretini unutalım. Dosta gam sermayesi, düşmana sevinç vesilesi olmalıyız. Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız _

20 Fikr tedris eden eşxâsı kenar etmeliyiz, Her nasıl olsa bu bî-dinleri zâr etmeliyiz, Ölkeden bunları mecbur-i f erâr etmeliyiz, Tez zamanda veteni, milleti xâr etmeliyiz; Böylece nail ü meqsed ü meram olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Bilgi öğreten kimseleri bir kenara atmalıyız. Her ne şekilde olursa olsun bu dinsizleri bezdirmeliyiz, bunları ülkeden kaçırmaya mecbur etmeliyiz. Kısa zamanda vatanı, milleti mahvetmeliyiz, yaşamak ister isek zır câhil olmalıyız. Başqalar çox da edir balonlarla seyr-i hava, Biz bu seyri edirik xâbde her sübh ü mesa, Qövl-i axundu unutdun mu ki, ve'z etdi sana: Dehr fânidir, ezizim, ona uyma ebedâ. Terk-i dünyâ ile firdovs xürâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Ne bilirsen hele sen sehne-yi rö"yade ne var? Ehl-i zahir ne qanır âlem-i me'varde ne var? Her ne var-xâbde var, yoxsa bu dünyade ne var? Yaxşı yat, qol-qanad aç, uç, gör o me'vade ne var? Hezz-i rö'yâ ile meşğul-i menâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Yat, dolaş cennet-i e'ladeki rizvanlar ile, Qol-boyun ol, mezeleş hûriyü qılmanlar ile, Ye, iç! Artıq kefe bax cümle Müselmanlar ile, Qoy bu dünyânı bu kâfirlere şeytanlar ile. Biz meleklerle uçub âli meqâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! Qoy olar keşf-i bedâye elesin sen'et ile, Paraxod, yâ vaqon icâd elesin zehmet ile, Biz verib pul minerik, yol gederik râhet ile, Ne münâsib ki, reqâbet edek her millet ile? Bize ağalıq eden ehle qulâm olmalıyız! Yaşamaq ister isek sırf avam olmalıyız! 1909 Âdemi âdem eyleyen paradır, Parasız âdemin üzü qaradır! Qoy ne eslin, necâbetin olsun, Ne necîbâne haletin olsun, Baş-ayaq eyb içinde olsan da, Tek bu âlemde dövletin olsun. Âdemi âdem eyleyen paradır! Parasız âdemin üzü qaradır! Olmasın fehmin, ağlın, idrâkin, Yar ne qem, tâ ki, vardır emlâkin, Âteş-i xanesûz-i millet iken Her kesin secdegâhidir xâkm. Âdemi âdem eyleyen paradır! Parasız âdemin üzü qaradır! Olmayır olmasın da insafın, Tut qanın şîşe içre esnafın, Tâ ki, var elde beş buçuq quruşun- Mö'tebersen gözünde esnafın. Âdemi âdem eyleyen paradır! Parasız âdemin üzü qaradır! 1910 Başkaları balonlarla gökte dolaşıyor ise, biz o seyahati, her sabah akşam uykumuzda (rüyada) yapıyoruz. Ahund'un va'zda söylediklerini unuttun mu? "Dünya fânidir, ona asla uyma azizim. Dünyayı terk ederek, cennette yürümeliyiz! Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız. Rüya sahnesinde ne olduğunu sen ne biliyorsun? Dış görünüşe değer verenler, ma'na âleminde ne olduğunu ne anlarlar? Her ne var ise uykudadır, bu dünyada ne var? Güzelce yat kol kanadını aç, uç bak o yerde ne var? Rüyada zevk alarak uyumakla meşgul olmalıyız. Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız. Yat, dolaş cennet-i ala'daki melekler ile hurilerle, gılmanlarla sarmaş dolaş ol, zevk al, ye, iç! Fazlasıyla keyfine bak bütün müslümanlar ile, bu dünyayı kâfirlerle, şeytanlara bırak! Biz meleklerle uçup yüce makam sahibi olmalıyız! Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız. Bırak onlar sanatla, güzel şeyler keşfetsinler, zahmet çekip, tren, gemi icad etsinler, biz para verip rahatça seyahat ederiz. Her milletle rekabet etmemiz uygun değildir, öyle değil mi? Bize ağırlık eden kimselere kul olmalıyız! Yaşamak ister isek zır cahil olmalıyız. ADEMİ ADEM EYLEYEN (s. 193) İnsanı insan eden paradır, parasız adamın yüzü karadır Bırak ne temiz bir soyun ne asaletin olsun, ne de soyluca bir davranışın olsun, baştan ayağa kadar kusurlar, ayıp işler içinde olsan da (önemli değil) yeter ki, bu âlemde zenginliğin olsun. insanı insan eden paradır, parasız adamın yüzü karadır. Malın mülkün oldukça, zekan, aklın, anlayışın olmazsa olmasın, dert değil! Toprağın (ayak bastığın yer) milletin evini yakan ateş olmasına rağmen yine de onların secde ettiği yerdir. İnsanı insan eden paradır, parasız adamın yüzü karadır. İnsafın olmaz ise varsın olmasın, esnafın (istersen) kanım em. (Yine de) elde üç beş kuruşun oldukça, esnafın gözünde itibar sahibisin! (Çünkü) İnsanı insan eden paradır, parasız adamın yüzü karadır.

Mirze Elekber Sabir - Sabir www.cepsitesi.net

Mirze Elekber Sabir - Sabir www.cepsitesi.net Mirze Elekber Sabir - Sabir www.cepsitesi.net (Şamahı, 30 mayıs 1862 - Şamahı, 15 temmuz 1911) Azerbaycan ve tüm Şark Edebiyatı'nda, yeni mizahî şiirin, satirik akımın kurucusudur. Şairin asıl adı ve soyadı

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

YUNUS EMRE LER VAR OLDUKÇA Salı, 09 Temmuz 2013 06:17

YUNUS EMRE LER VAR OLDUKÇA Salı, 09 Temmuz 2013 06:17 Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada baki kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan. Diyen Yunus Emre halk tarafından çok sevilen bir mutasavvıftır. Halk onu hep sevmiştir.

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp.

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp. Sezen Aksu 2 Onaylayan Administrator Pazar, 20 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org Çok Ayýp Söz - Müzik: Sezen Aksu Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13 NİSAN PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13-17 NİSAN 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

Soner Güncan. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Soner Güncan. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 9.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI. HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN

NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI. HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN NECİP FAZIL KISAKÜREK İN ESKİ ELBİSELERİN HAFIZASI ADLI HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Adem İŞCAN Giriş: Necip Fazıl KISAKÜREK, şiir ve tiyatro kadar olmasa da birçok hikâye yazmıştır. Daha önce değişik

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Bayburtlu Âşık Kurbani: Allah için her an Kurban olmalıyız. Çarşamba, 08 Ekim 2014 16:21

Bayburtlu Âşık Kurbani: Allah için her an Kurban olmalıyız. Çarşamba, 08 Ekim 2014 16:21 Süslü sözlerden, cilalanmış cümlelerden usandıysanız, gösterişsiz bir üslubu ve yalın bir anlatımı arıyorsanız halk edebiyatımız tam size göredir. Halk ozanlarımız verdikleri ürünlerde lafı eveleyip gevelemeden,

Detaylı

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır. Şiirlerin

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR?

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? Müslüman olmak. Akıllı olmak. Ergenlik çağına gelmiş olmak. Hür olmak. Nisap miktarı mal yada paraya sahip olmak. Yolcu olmamak. DEVE En az 5 yaşını doldurmuş olmalı.

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

Yakup Şakir Ali MEKTEP VE MİLLİ DİL. Parlaq fikir, teren aqıl qazanılır mektepte, Bundan maxrum qalan adam aqir olur elbette.

Yakup Şakir Ali MEKTEP VE MİLLİ DİL. Parlaq fikir, teren aqıl qazanılır mektepte, Bundan maxrum qalan adam aqir olur elbette. Yakup Şakir Ali (Bahçesaray, 1890-1930) Yakup Şakir Ali 1890 yılında Bahçesaray'da doğdu. Babası esnaf olan şâir, bahçesaray'daki orta okulu bitirdikten sonra, 1905 yılında "Tercüman" gazetesinin matbaasında

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR) Fehiman:Kimooo? Güzin:Benim abla. (KAPI AÇILIR) (Heyecanlı)Müjdemi ver müjdemi ver. Fehiman:(Heyecanlı)Mektup,mektup

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Rüyada Balık Yemek, Balık Yediğini Görmek, Rüyada Akvaryumda Balık Görmek - Gizli ilimler Sitesi

Rüyada Balık Yemek, Balık Yediğini Görmek, Rüyada Akvaryumda Balık Görmek - Gizli ilimler Sitesi Rüyada balık görmek, mal ve ganimete delâlet eder. Küçük küçük balıkları görmek üzüntü ve keder ile tâbir olunur. İbn-i Sîrîn (rh.a.) demiştir ki: - Rüyada tuzlu balık görmek keder ve gamdır. Tuzlu balığın

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU 23 MART PAZARTESİ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 23-27 MART 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı