ba lı K ve allkclkk TÜRKİYE'DE İLK SÜNGER YETİŞTİ'RME TEC- RÜBELERİ Nurettin GÖKALP 1 BALIK ÜRETİMİNİ ARTIRACAK Sıtkı ÜNER 11

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ba lı K ve allkclkk TÜRKİYE'DE İLK SÜNGER YETİŞTİ'RME TEC- RÜBELERİ Nurettin GÖKALP 1 BALIK ÜRETİMİNİ ARTIRACAK Sıtkı ÜNER 11"

Transkript

1 alık «aiikcıiık

2 ba lı K ve allkclkk İ Ç İ N D E K İ L E R EBK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BALIKÇILIK MÜESSESESİ TARAFINDAN İKİ AYDA BİR YAYINLANIR CİLT: XXII SAYI: 4 AĞUSTOS 1974 İmtiyaz Sahibi: EBK Genel Müdürlüğü Balıkçılık Müessesesi Müdürlüğü Sorumlu Yayın Müdürü ORHAN KARAATA Yayın Kurulu YEZDAN NABEL NİHAT UÇAL TURGUT ÇANKAYA AYHAN ERTEKİN İdare Yeri: EBK Balıkçılık Müessesesi Müdürlüğü Beşiktaş - İstanbul Tel: Yazılarda belirtilen görüşler yazarların kişisel düşünceleridir. Gönderilen yazlıar yayın kurulumuz tarafından incelenir, uygun bulunanlar basılır. TÜRKİYE'DE İLK SÜNGER YETİŞTİ'RME TEC- RÜBELERİ BALIK ÜRETİMİNİ ARTIRACAK Nurettin GÖKALP 1 ÇARELER Sıtkı ÜNER 11 BALIK ARTIKLARINDAN VE DEĞERSİZ BA- LIKLARDAN ELDE EDİLEN BALIK ETİ KIY- MALARI Kimyager Fehmi ERSAN 13 MEMLEKETİMİZDE VE DİĞER ÜLKELERDE BALIK YAĞLARI İLE İLGİLİ MEVZUAT VE TIBBÎ BALIKYAĞLARININ LÜZUMU Kimyager Hikmet AKGÜNEŞ 18 TÜRKİYE SUÜRÜNLERİ KOOPERATİFLERİ... HAREKETİNİN STRATEJİSİ NE OLMALIDIR AĞ ONARIMI (III) (II) Süleyman ARISOY 23 Öğretmen Çetin ÖZERK 26 CALIFORNIA'DAKİ AKVARYUM, SEAOUARIUM (Deniz (Akvaryumları) VE OCEANARIUM'LAR (Deniz Sirkleri) 4 Em. Koramiral Şeref KARAPINAR 33 AMATÖRLERİN AVLAYACAKLARI BALIKLAR VE AV ARAÇLARI İLE AV YERLERİ (4) İbrahim BİLGE 38 Fiatı: 5 TL. Abone Şartları Yıllık 30 TL. Harice 60 TL. İlân Fiatları Pazarlığa tabidir. I&rtlp, Dizgi Baskı ve Cilt DİLEK MATBAASI İstanbul Telefon KÜÇÜK ANSİKLOPEDİ HABERLER KAPAK RESMİ: Balıklar, -î j Nihat ÜÇAL 43 Balık ve Balıkçılık 45 B.T.:

3 Türkiye'de ilk sünger yetiştirme tecrübeleri Nurettin GÖKALP Gökçeada Balıkçılık ve Süngercilik Araştırma istasyon Yöneticisi GİRİŞ Deniz denildiği zaman ilk akla gelen balıktır. Herkes tarafından çok iyi bilinen bir konu olduğu için, ilimde öncelikle bu mevzuyu ele almış ve bu zamana kadar balık hakkında çok çeşitli araştırmalar yapılmıştır., Bugün balık kadar önemli olduğu münakaşasız kabul edilen diğer su ürünleri üzerindeki çalışmalar, hızlandırılarak bu mevzuda bir çok araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar neticesinde artık gerek deniz, gerekse tatlı su olsun, tabii olarak yetişen su ürünleri stoklarında, dış etkenlerin tesiri ile azalmalar olduğu, bu yüzden mevcut stoklara katkıda bulunmanın zorunluluğu anlaşılmış bulunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak insanlık için yararlı olan bir çok su ürününün sun'i üretime başlanmış ve bunlardan, midye, İstakoz, deniz böceği, vs. üretiminde başarılı olunmuştut. Aynı yolda çalışmalar Türkiyede de yapılmaktadır. Üretim çalışmalarından bir tanesini teşkil eden sünger üretimi ilk kez Türkiyede Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsüne bağlı olarak çalışan Gökçeada Balıkçılık ve Süngercilik Araştırma İstasyonunda belirli bir program ğerçevdsinde üretim, tecrübelerine başlanmıştır. İki yıllık bir çalışmanın sonunda çeşitli şekillerde olmak üzere 300 numune ekilmiş ve bunlardan ekim hataları haricinde % S-J\ oranında bir ölüm olmuştur. Ekimi yapılan süngerlerde yılda 5-6 arasında değişen bir büyüme elde edilmiştir. Sünger ekim çalışmalarının bir kısmını teşkil eden bu yetiştirme tecrübelerinin neticeleri ve üretim şekilleri resimlerle birlikte verilmiştir. Elcim yeri tahsisinde her türlü kolaylığı gösteren ve resimlerin çekilmesine yardım eden Gökçeada Kaymakamı M. ÖZKINAY'a, çalışmalara bizzat iştirak eden Biolog E. SARI- CA'ya, dalgıç olarak vazife yapan Görür motoru Kaptanı D. KONYA'ya teşekkür etmeyi bir borç bilirim. SÜNGERLERİN (SPONGİA) ANATOMİSİ VE ÖZELLİKLERİ Süngerler, hakiki mânada doku ve organı bulunmayan ve bütün hayat olaylarını birbirinden az çok müstakil olan hücreler tarafından yürüten çok hücreli organizmalardır. Süngerlerin vücud cidarında por adı verilen delikler bulunduğu için bunlara ROPIFERA da denilmektedir. Hayvan besin ve oksijen için lüzumlu olan suyu bu deliklerden almakta ve oskulum denilen diğer bir delikten dışarıya atmaktadır. Süngerlerin vücudu, yapılış ve vazifeleri bir- 1

4 birinden farklı olan iki tabakadan meydana gelmişlerdir. Bunlardan süngerin dış yüzeyini örten tabakaya Dermal tabaka, iç yüzeyini örten tabakaya Gastral tabaka denir. Birde bu iki tabaka arasında çok ince bir tabaka daha vardır, buna da Mezoglia tabakası denilmektedir. Süngerlerde bir iskelet sistemi bulunmaktadır. Bu iskelet ya spiki'ıl veya spongin liflerinden meydancı gelmiştir. Dazı sünger türlerinin iskeletinde her ikisinin karışımı bulunabilmektedir. Süngerler hareket etme özelliğine sahip olmadıklarından daima bir mesnet üzerine yapışırlar. Süngerlerin yapıştıkları yüzeyler kayalar, hayvan kabukları, bitkiler, vs. gibi sert cisimler ile zemine yapışırlar. Süngerlerin kendine has şekilleri olmadığı için ya; jıştığı yere ve yaşadığı ortama göre şekil alırlar. Süngerler için belirli bir şekil verilemediği gibi belirli bir büyüklük ölçüsü de verilememektedir. Örneğin, 2-3 cm çaptan cm çapa kadar, 1-2 cm yükseklikten 1 metre yüksekliğe kadar erişebilmektedlrler. Süngerler hem eşeyli, hemde eşeysiz olarak çoğalırlar. Eşeyli çoğalmada, dışarıya atılan sperm hücreleri su akımı lie başka süngerlere giderek orada ana sünger içinde döllenme meydana gelir. Bu şekilde döllenmiş sünger hücresi normal bölünmelerini yaparak Parenşimula denilen serbest bir larva meydana getirirler. Bu larva belirli bir süre sonra kendini bir yere tesbit ederek, normal bir sünger haline geçer. Eşeysiz çoğalma ise, tomurcuklanma veya tamamlanmıyan bölünmeler şeklinde olur. Süngerlerin çoğunun yüzeyinin spiküllerle kaplı olması,- lezzet ve kokusunun fenalığı yüzünden başka organizmalar tarafından besin olarak alınamazlar. Fakat sesil ve porlu olmaları nedeniyle süngerler bazı hayvanlara sığınak vazifesi görmektedirler. Süngerler çok çeşitli renklere sahipdirler, sarımsı, açık gri, parlak sarı, turuncu, kırmızı, mavi, siyah, vs. gibi. Ekimi yapılan Euspongia officinalis L. ile Hippospongia comminis LAM. genellikle siyah renklidir. Süngerlerin besinlerini küçük organizmalar ile organik detritusler teşkil ederler. Bütün canlılarda olduğu gibi süngerlerde belirli bir yaşın sonunda ölmektedirler. Bu yaş, cinslere göre farklı olmakla beraber, 1 ay ile 50 yıl arasında değişmektedir. Süngeri meydana getiren hücreler arasında yaş farkı olduğu için, süngerde bütünüyle bir ölüm olmamaktadır. Bunlarda ölı'ım şu şekildedir: Ölüm yaşına gelmiş bulunan bir süngerin, yaşlı hücrelerin bulunduğu bölgenin (bu bölge ekseriye süngerin merkezindedir) rengi değişmekte ve kahverengi bir renk almaktadır. Bu şekilde renk değiştiren bölgelerdeki hücreler çok kısa zamanda canlılığını kaybetmektedirler. Zamanla bu bölgeler denizlerdeki akıntı, dalga ve su sirkllâsyonu gibi çeşitli hareketlerle kopmakta ve böylece süngerin çeşitli yerlerinde boşluklar meydana gelmektedir. Bu durum daha sonra süngerin içini kapladığı için, hayvanın mesnetle olan bağlantısıda kopmaktadır. (Süngerin çevresinde bulunan hücreler diğerlerine nazaran daha genç oldukları için canlılıklarına devam ederler), içi boş bir şekilde deniz içinde serbest kalan bu sünger, deniz hareketleri ile sürüklenmeğe başlar. Zamanla süngerin çevresinde bulunan genç hücrelerde çeşitli büyüklükteki parçalar halindo koparak, deniz içinde sürüklenmeğe devam ederler Btı parçalar durgun bir yere geldikleri zaman orada tekrar bir cisme yapışarak yeni bir sünger meydana getirmek için eşeysiz olarak üremeğe başlarlar. Böylelikle ayrılmış olan her bir parça yeni bir sünger meydana getirmiş olur. ISüngerlerin bu özelliğinden istifade edilerek suni üretim yapılmıştır). Süngerlerdeki ölümü, ekonomik değeri olan ve üretimi yapılan Euspongia officinalis L. in bütün varyetelerinde görmek mümkündür. Bu şekilde ölüm yaşına gelmiş ve çeşitli yerlerinde renk değiştirmeğe başlamış süngerlerin ticari değeri düşük olmaktadır. Bu yüzden süngerler ölüm yaşına gelmeden toplanmalıdır. Bunun için de süngerlerin yaşının bilinmesi gerekmektedir. MATERYEL VE METOD a) Sünger ekim bölgesi ve özellikleri Sünger ekim tecrübeleri, Gökçeada Kaleköy koyunun kuzey - doğu bölgesinde yapılmıştır metre karelik bir alanı kaplıyan bu bölge içinde, denizin derinliği 0 ilâ 30 metre arasında değişmektedir. Burada zemin parçalar halinde büyük taşlarla kaplı ve bu taşların üzeri yosunlarla örtülüdür. Böyle bir ortam sünger yetiştirmek için ideal bir ortam olarak bilinmektedir. Suni sünger üretimi yapılan bu bölgenin her gün devamlı hidrografisi yapılmış ve yıllık değişim tesbit edilmiştir. Burada yıllık hidrografi değişimi şu şekildedir: Satıh temperatürü maximim C minimum 7.00 C (yıllık temp, ortalaması C), yıllık salinité ortalaması S%0, yıllık oksijen ortalaması It/mg, yıllık ph ortalaması 8.6 dır. b) Numune süngerlerin toplanması ve kesimi Ekimde kullanılan sünger numuneleri, suni sünger üretimi yapılan bölgenin yakınından veya en fazla 4-5 mil uzağından temin edilmişlerdir. Süngerler zedelenmemesi için denizden dalgıçlar tarafından toplanmışlardır. Bu şekilde elde edilen süngerler, ekim yapılacak yere içi deniz suyu ile dolu kaplar içinde nakledilmişlerdir. Bu şekilde ekim yerine getirilen süngerler önce kalite, sağlamlık ve gençlik bakımından ayırıma tabi tutulmuşlar ve bu vasıflara sahip olmayan 2

5 süngerlerin ekimi yapılmamıştır. Zaten sünger denizden çıkarıldıktan 1-2 saat sonra hasta olanların rengi değişmektedir. Meselâ, hasta olan bir sünf er denizden çıkarıldığı anda siyah ise çok kısa bir zamanda kahverenge dönüşür, böylelikle hasta olan süngerleri diğerlerinden ayırmak çok kolay olmaktadır. Ekimde kullanılacak olan süngerler bu şekilde ayrıldıktan sonra bunların kesimleri yapılmıştır. Süngerleri kesmek için keskin destere uçlu bıçaklar kullanılmıştır. Sünger sert bir zemin üzerine konarak (tahta gibi) bıçak ile kesilmek suretiyle istenilen parçalara ayrılmışlardır. (Foto: 1). Süngerler güneş ışığından etkilendikleri için, numuneler kesilirken üzerine devamlı olarak deniz suyu dökülmüştür. beri yapılmaktadır. İlk sünger kültürü 1875 yılında FİLİPPO CAROLINI taralından Napoli Körfezinde yapılmıştır. Bundan hemen hemen yüz yıl sonra 1863 İle 1872 yılları arasında OSCAR SCHMIDT tarafından Lensine adasında &iinger kültür deneyleri yapmıştır. Bu araştırıcı denizden çıkardığı süngerleri tekrar deniz dibine koymak suretiyle ticari sünger elde etmiştir. Florida, Miamia ve Bahamasda da aynı şekilde suni üretim yapılmış ve ticari büyüklükte süngerler yetiştirmişlerdir. Son senelerde diğer bütün devletlerde olduğu gibi Yunanlılar da Ege Denizindeki adalarda sünger kültür deneyleri yapmışlar, fakat elde ettikleri neticeler bu güne kadar yayınlanmamıştır. Süngerlerin kesim suretiyle olan büyümeleri, tabii olarak büyümelerinden daha hızlı olmaktadır. Foto: 1, Kesimi yapıian bir sünger numunesi Süngerlerin büyüklüğüne göre bir ana sünger numunesi en az 2 en çok 25 parçaya ayrılmıştır. Bu parçalar çeşitli büyüklüklerde olmakla beraber, ortalama büyüklükleri 2 ilâ 3 cm. arasında değişmektedir. Kesilmek suretiyle elde edilen sünger parçaları, çeşitli yüzeylere çeşitli şekillerde bağlanarak denize bırakılmışlardır. Sünger numunelerinin bağlandığı yüzey olarak taş, halat veya beton bloklar kullanılmıştır. Süngerler bu yüzeylere ince ip (pamuk veya naylon), tel veya naylon ağlarla tesbit edilmişlerdir. Bu şekilde hazırlanan sünger numuneleri, ekim yapılan yerde denizin çeşitli derinliklerine ekilmişlerdir. Numuneler sığ olan yerlere motordan ayna ile bakılmak suretiyle, derin olan yerlere dalgıç vasıtasıyla bırakılmışlardır. SÜNGER KÜLTÜR DENEYLERİ Sünger kültür çalışmaları çok eski tarihlerden Bu büyümeyi süngerciler genç bir süngerin ekim yüzeyine yapışmasından 3 ay sonra ekonomik sünger büyüklüğüne yetiştiğini belirtmektedirler. Bu da kesim yolu ile süngerlerin ne kadar süratli büyüdüğünü göstermektedir. BUCCICH ismindeki araştırıcı süngerlerin yıllık büyümelerinin kesilen süngerin 2-3 katı olduğunu söylemektedir ile 1973 yılları arasında Gökçeada da bizim yaptığımız sünger kültür deneylerinde, ekilen bir süngerin yıllık büyüme hızı. çeşitli etkenlere bağlı olmakla beraber, ortalama 5-6 katı olduğu tesbit edilmiştir. Kültür yolu ile yetiştirilen süngerlerin büyümelerine, gastral sistemin yapısal fonksiyonu ve çevredeki besin miktarı tesir eder. Kesilmiş her parça kendi gastral sistemini tamamlamak zorundadır. Kesilme esnasında kanallarda meydana gelen kesintilerden dolayı gastral sistemin su slrkllasyon yönü değişeceğinden, beslenmede meydana gelecek bozukluk nedeniyle Süngerin yapısın- 3

6 da bir değişiklik hasıl olmaktadır. Bu da hayvanın normal gelişimini ters yönde etkilemektedir. Ayrıca kesilen bölgelerin su ile temas etmesinden dolayı, süngerin gastral sisteminde bir basınç farkı meydana gelmektedir. Bu basınç farkı da süngerin kendisini tamamlamasını ve dolayısıyle normal gelişimini geciktirmiştir. yi şekillenmemiş süngerleri kültür yolu ile yeniden ekmek suretiyle onlardan istifade etmek mümkündür. Bilindiği gibi süngerlerin şekillenmesinde yapıştığı yüzey ile yetiştiği ortam büyük rol oynamaktadır. ilâ 15 metre arasında değişen derinliklerden toplanmışlardır. Toplanan bu numuneler ekim yerine içi deniz suyu dolu kaplar içinde getirilmişlerdir. Ekim yerine getirilen bu numuneler ayırıma tabi tutuldukta n sonra, kaliteli ve genç olanlarının kesimi yapılmıştır. Kesimde her parçada en az bir oskulum bulunmasına dikkat edilmiştir. Bu şekilde elde edilen parçaların 2-3 tanesi bir taşta olmak üzere ayrı ayrı taşlara bağlanmışlardır. (Şekil: 1). Numuneleri taşlara bağlarken ince naylon ip kullanılmıştır. EKİMDE KULLANILAN SÜMGER TÜRLERİ Gökçeada etrafında ekonomik değeri olan iki sünger türü vardır. Bunlar banyo süngeri olarak bilinen Euspongia officinalis LINNE, ile kaba sünger olarak bilinen Hippospongia comminis LAM, dır. Kuzey eğede Euspongia officinalis'in 4, Hippospongia coınminis'in 1, olmak üzere 5 sünger variyetesi mevcutdur. Süngerlerin aldıkları şekillere ve kaliteye göre, bu variyetelere çeşitli isimler verilmektedir. Ticaretde de kullanılan bu variyete isimleri şunlardır : Variyete İsimleri 1 Türk fincanı Euspongia officinalis L. 2 Zimmokka (Kahverengi Türk Sünger'.) Euspongia officinalis L, 3 Fil kulağı Euspongia officinalis L. 4 Solid (Sağlam Türk Süngeri) Euspongia officinalis L. 5 Kaba sünger (Bal Peteği) Hippospongia comminis LAM. Gökçeadada yapılan sünger yetiştirme tecrübelerinde Euspongia officinalis'in variyeteleri kullanılmıştır. Bilhassa Zimmokka (Kahverengi Türk Süngeri) ile Solid'ln (Sağlam Tü>-k Süngerinin) ekimi yapılmıştır. Bu iki variyete Gökçeada etrafında oldukça bol miktarda bulunmakta ve çok sığ sulaıda yaşıyabilmektedir. SÜNGER EKİM ŞEKİLLERİ Sünger ekim tecrübeleri yaz aylarında (mayıs - kasım arasında) yapılmıştır. Çünkü deniz temperatürü ancak bu aylar arasında, dalgıçın denize girmesine mümkün kılacak seviyeye yükselmektedir. Sünger kültürü için bu aylar arasında çeşitli günlerde ekim yapılmıştır. Ekim yapılan günlerin her defasında ayrı ekim şekli denenmiştir.. Bu güne kadar, 4 ayrı ekim şekli üzerinde yapılan çalışmalar, neticeleri ile birlikte aşağıda ayrı ayrı anlatılmıştır. 1 Taşlar Üzerine Bağlanarak Yapılan Ekim : Ekimde kullanılan süngerler, aynı gün dalgıç tarafından ekim yerine 3-4 mil mesafeden ve 5 Şekil: 1, Taşlar üzerine bağlamak suretiyle yapılan ekim şekli. T: Taş S: Bağlanmış sünger numunesi M: Mantar N: Naylon halat Süngerler taşlara iki şekilde bağlanmışlardır: a) ip, sünger üzerinden geçirilerek yapılan bağlama, b) ip, iğne ile sünger içinden geçirilerek yapılan bağlama. ip, sünger üzerinden geçirilerek yapılan bağlama, süngerin deniz hareketleri İle bağlandığı taştan ayrılmasını önlemek için ip, süngerin üzerinden çeşitli yönlerden geçirilmek suretiyle, numune taşa bağlanmıştır. Fakat ipin numuneyi sıkmamasına dikkat edilmiştir. Çünkü sünger büyümeğe 4

7 başladığı zaman üzerinden geçen ipler, hayvanın hom büyümesini ve hemde iyi şekillenmesini engeller. Zaten bu şekil bağlama ile numuneyi tam olarak taşa tesbit etmek mümkün olmamıştır. Bu yüzden, süngerler devamlı olarak deniz hareketleri ile sallandığı için numunelerin taşlara yapışmaları gecikmiştir, işte bu yönleri ile bu şekil bağlamadan iyi netice alınamamıştır. İp, iğne ile sünger içinden geçirilerek yapılan bağlama, bunda süngerler, bağlama yüzeyine yakın bir yerinden delinerek içinden ip geçirilmek suretiyle taşlara bağlanmışlardır. Bağlamada ip, süngerin içinden yapışma yüzeyine ne kadar yakın geçirilirse, bağlama okadar sıkı ve zararsız olur. Çünkü süngerin büyümesi sonucu, eğer ip süngerin ortasından geçirilerek bağlanmış ise, ip sünger içinde kalmakta ve bu suretle kalitesine tesir etmektedir. Yapılan kültür çalışmalarında, bu bağlama şeklinden diğerlerine nazaran daha iyi netice alınmıştır. Bağlamada kullanılan ipin cinsi sünger kültürü için çok önemlidir. İpin, süngerin denizde bağlandığı mesnete yapıştıktan sonra kendiliğinden çürüyen cinsten olması arzu edilir. Onun için naylon ipler bu iş için elverişli değildir. Denizde çok ıızurı müddet kalmaktadır. Oysa hayvan yapıştıktan sonra ipin görevi bitmektedir. Pamuk ipleri bu yönü ile naylona nazaran yetiştirme için daha uygundur. Çünkü pamuk ipliği suda daha kısa bir zaman sonra çi'ırümekte ve bağlandığı numunenin serbest kalmasını sağlamaktadır. Bazı araştırıcılar bağlamada ip yerine saz kullanmışlardır. Böylece denizde çok kısa bir zaman sonra numunelerin serbest kalmaları mümkün kılınmıştır. Bununda bir takım mahsurlu tarafları vardır. Saz ile süngerleri taslara sıkı bağlamak mümkün olmadığı için numune deniz hareketleri ile sallanmakta ve bu yüzden süngerlerin yapışmasında gecikmeler olmaktadır. Fakat buna rağmen saz ile yapılan bağlamalar, süngerin kalitesi bakımından ipe nazaran daha uygundur. Böylece çeşitli şekillerde taşlara bağlanan numuneler, şekil 1 de görüldüğü gibi bir naylon halat ile, 5 ilâ 25 metre arasında değişen derinliklerde denize bırakılmışlardır. Taşlara bağlanan bu halatların diğer uçlarınada birer mantar şamandıra bağlanmıştır. Bu şekilde ekilen numunelerin yerlerinin kolayca bulunmaları mümkün kılınmıştır. Bu ekimde ekilen sünger numunelerinin toplamı 50 tanedir. Ekimin yazın yapılması ve derinliğin az olması nedeniyle süngerler her (hafta kontrol edilmişlerdir. Bu kontrolların sonucunda süngerlerin ekiminden bir ay sonra 3 tanesinin öldüğü, diğer numunelerin yaşadığı tesbit edilmiştir. (Bilindiği gibi ekimde kullanılan Euspongia officinalis varyetelerinin renkleri siyahdır. Eğer ekilen süngerin rengi bir ay sonunda değişmez ise o numune yaşıyor demektir. Ölen süngerin rengi derhal kahverenge dönmektedir. Böylece ölü bir süngeri, canlılardan ayırmak kolay olmaktadır). Bu tecrübede ekilen sünger numunelerinin 2 ay sonra yaralarını kapattığı ve bağlandığı taşlara yapışmak için bir takım çıkıntılar meydana getirdiği görülmüştür. Daha sonra (3-4. ay bitiminde) süngerlerin taşlara tamamen yapıştıkları ve 5-6. ay sonunda süratle büyüdükleri tesbit edilmiştir. Buna bir misal olarak kesilen iki sünger numunesi bir taşda yanyana bağlanmıştır (kesilen tarafları karşılıklı gelecek şekilde). İki parça arasında 1 santim mesafe olmasına rağmen, 4. ay bitiminde parçaların birbirleri İle birleştiği, 5. ay sonunda birbirine kaynaştığı ve tek bir sünger haline geldiği yapılan kontrollar sonucunda tesbit edilmiştir. Bu usul ile yetiştirilen sünger numuneleri denizden çıkarılarak lâboratuvara alınmıştır. Bir yıllık gelişim sonucunda alınan numunelerin su al- Foto: 2 Yetiştirilmiş sünger 5

8 Foto: 3 Yetiştirilmiş sünger Foto: 4 mis sünger tında ve su üstünde resimleri çekilmiştir. Sılayt halinde renkli olan su altı resimlerini fotoğraf halim getirmek mümkün olmadığından burada anca'.: su üstü resimlerinden bir kaç tanesi verilmiştir. (Foto: 2, 3, 4,). Tecrübede ölen numunelerin ölüm nedenleri: Daha evvelden hasta olduğu bilinen iki sünger ekilmiştir. Ekrlcn bu süngerler kesilme suretiyle meydana gelen yaralarını kapatamadığından ölmüşlerdir. Süngerler sarsıntıdan çok etkilenmektedirler. fiu tecrübede bağlanan mantar şamandıraların meydana getirdiği sarsıntı sonucunda numuneler (' :ı bir tanesi bağlandığı yerden kopmuş ve 5 metro derinlikte olduğu için deniz tarafından kıyıya sürüklenmiş ve neticede ölmüştür. 2 Yatay halatlara bağlanarak yapılan ekim : Ekimde kullanılan süngerler, aynı gün dalgıç tarafından ekim yerine 23 mil mesafeden ve 3 ilâ 10 metre arasında değişen derinliklerden toplanmışlardır. V oplanan bu numuneler, ekim yerine getirildikten sonra, burada ayırıma tabi tutulmuşlardır. Ayırım işlemi tamamlandıktan sonra bir ana sünger büyüklüğüne göre 4 ilâ 10 arasında değişen, çeş ; tli ebat ve şekillerde parçalara ayrılmıştır. F'u şekilde elde edilen her parça, şekil 2'ele görüldüğü gibi, müstakil olarak yatay naylon halatlara bağlanmışlardır. Süngerlerin halata bağlanması, ip, sünger ve halat içinden geçirilmek suretiyle yapılmıştır, 6ün- 6

9 ellerin deniz hareketleri ile kopmamaları için numuneler en az iki ayrı yönden bağlanmışlardır. Süngerler halata belirli aralıklarla bağlandıktın sonra bekletilmeden denize bırakılmışlardır. Halatın bırakıldığı derinlik, 5 metreden başlayıp 20 metreye kadar devam etmektedir. Üzerine sünger ekimi yapılmış bulunan halat, deniz tarafından sürüklenmemesi için iki tarafına oldukça ağır (5-6 Kg.) taşlar bağlanmıştır. (Şekil: 2). Denize ekilen numunelerin yerleri belli olması için, halatın uçlarından bir tanesine şamandıra ilâve edilmiştir. Süngerlerin devamlı kontrollaıı sonucunda, ekilen numunelerin 2 ay içinde yaralarını kapatıp, bağlandığı halata yapışmak için çıkıntılar meydana getirdikleri görülmüştür. Yalnız ekim sırasında fazla zedelenen süngerlerin, yaralarını diğerlerine nazaran daha geç kapattıklarını ve böylece halata daha geç yapıştıkları tesbit edilmiştir. Bu durumda olan süngerlerin hemen hepsi iki ay içinde dermal tabakalarını değiştirmişlerdir. Hatta bazı numunelerin, tahribata uğrayan bölgelerindeki hücreler zamanla öldükleri için, hayvan buralardaki hücrelerini kitle halinde vücudundan ayırmaktadır. Aynı durum süngerin halat ile olan bağlantı yerinde vuku bulduğu zaman, numune halattan ayrılmakta ve serbest kalmaktadır. İşte bunun bir sonucu olarak,, bu ekimde 30 numuneden 10 tanesinin halattan ayrıldığı ve halata yakın bir yerde canlılıklarına devam ettikleri görüldü. hareketlerine karşı koyabilmek için süngerlerin daha geniş yüzeyi ile yere yapıştığı ve bu yüzden deniz daha duıgun olduğu için, numunelerin daha az yüzeyi ile yere yapıştığı ve bu yüzden iyi şekillendiği müşahade edilmiştir. Süngerlerin şekillenmesini etkiliyen diğer bir faktörde akıntıdır. Derinlik ne olursa olsun akıntılı bölgelerde yetişen süngerler iyi şekiilenemeınektedir. Çünkü akıntıya karşı koyabilmek için daha geniş yüzeyi ile yere yapışmaktadırlar. M M Şekil: 2, Yatay halat üzerine bağlamak suretiyle yapılan sünger ekim şekli. Böylece 2 veya 3 ay içinde (yaralanmasına göre) yaralarını kapatan süngerler bir taraftan halata yapışmak için çıkıntılar meydana getirirken, diğer taraftan da büyümeğe başladıkları tesbit edilmiştir. Yaralanması az olan süngerler 5. ay, yaralanması daha fazla olan süngerler ise 6. ay, sonunda bağlandıkları yüzeye tamamen yapışmışlardır. Yarasını kapatan ve bağlandığı yüzeye yapışan sünger numuneleri, hızla büyümeğe devam ederek, yılda 5-6 arasında değişen bir büyüme hızı olda edilmiştir. Farklı derinliklere ekilen süngerlerin, büyüme vo şekillenmesinin, derinliklere göre değişik olduğu görülmüştür. Bilhassa 0 dan 15 metreye kadar olan derinliklerde daha yavaş büyüdüğü ve deniz Bu ekimde ölen numune olmamıştır, yalnız süngerlerin dış yüzeylerinin, çok ince bir şekilde çamur tabakası ile örtüldüğü görülmüştür. Bunun sebebi araştırıldığında, ekim yapılan yere yakın bir dere olduğu ve yağmur yağıp dereden fazla miktarda tortu geldiği zaman, bu tortunun deniz içinde çökmesi ile kıyılarda ekilmiş bulunan süngerlerin üzerini kapattığı tesbit edilmiştir. Süngerlerin üzerlerini örten bu çamur tabakası hayvanın por ve oskulum adı verilen deliklerimde kapattığından, süngerler kendisine besin ve oksijen getiren suyu normal şekilde alamamaktadırlar. Bunun iyi şekiiienemediği tesbit edilmiştir. 15 metreden 40 metreye kadar olan derinliklerde yetişen süngerlerin, daha hızlı büyüdüğü ve bu derinliklerde 7

10 süngerler üzerinde öldürücü bir etki yapmadığı, yalnız büyümelerine tesir 'ttiği. bu yüzden, bu durumda olan numunelerin büyümelerini normal yapamadığı ve diğerlerine nazaran çok yavaş büyüdükleri görülmüştür. Siinger kültürü için pratik bir ekim şekli olan bu usul ile, ekonomik süngerler elde etmek mümkündür. 3 Dikey halata bağlanarak yapılan ekim : Diğer ekimlerde olduğu gibi ı 5 ile 15 metre arasındaki derinliklerden toplanan süngerlerin, ekim yerinde seçme işlemi yapıldıktan sonra, kesilerek, büyüklüklerine göre 2 ile 5 arasında değişen, parçalara ayrılmışlardır. Kesme işlemi yapılırken, süngerlerin güneş ışığından etkilenmesini önlemek için, devamlı olarak deniz suyu dökülmüştür. Bu şekilde elde edilen sünger parçaları şekil 3 de görüldüğü gibi dikey bir halata, birer metre aralıklarla bağlanmışlardır. Süngerlerin halata bağlanması, sünger ve halat içinden ip geçirilmek suretiyle yapılmıştır. Süngerler devamlı olarak halat üzerinde asılı kalacağından, kopmalarını önlemek için, numuneler farklı yönlerden en az iki defa bağlanmışlardır. Bu şekilde bağlanan sünger numuneleri, bekletilmeden denize bırakılmışlardır. Halatın deniz dibine kolay bir şekilde inmesini sağlamak için bir ucuna, ağır bir taş, diğer ucunada, numunelerin dibe batmasını önlemek için bir şamandıra bağlanmıştır. Bu sayede halatın deniz içinde dikey durması sağlanmıştır. Numunelerin denize bırakıldığı yerde denizin derinliği 27 metredir. (Şekil: 3). Bu ekimde ekilen numune miktarı 25 tanedir. Numuneler dikey ekildikleri için, süngerlerin sallanmaları göz önünde bulundurularak, sık sık çıkarılıp kontrolları yapılmamıştır. Bu yüzden diğer ekimlerde olduğu gibi, süngerlerin gelişimlerini devamlı olarak tesbit etmek mümkün olmamıştır. Yalnız ekim yazın yapıldığı ve bu aylarda deniz genellikle sakin olduğu için, süngerler fazla sallanmadığından, bütün numunelerin 1. ay sonunda canlılıklarına devam ettikleri görülmüştür. Daha sonraki aylarda deniz hareketlerinin (dalga gibi) artması sonucunda, en çok 15 metrenin üzerindeki süngerler etkilendikleri için, 2. ay bitiminde 15 metre derinliğine kadar ekilen bütün numunelerin öldüğü, bu derinliğin altında bulunan numunelerin ise normal gelişimlerine devam ettikleri tesbit edilmiştir. Canlılıklarına devam eden bu numunelerin, 4. ay sonunda halata yapışmak için çıkıntılar meydana getirdikleri, 6. ay sonunda tamamen yapıştıkları görülmüştür. Yaralarını kapatan ve halata yapışan süngerler hızla büyümeğe devam etmişlerdir. Bunların bir yıllık büyümeleri sığ yerlere ekilen numunelerde 3-4, daha elerin yerlere ekilenlerde ise 5-6 arasında olduğu müşahede edilmiştir. ekim şekil. Bu şekilde yapılan sünger kültür deneyinde, süngerler 15 metrenin altında yetiştikleri için, daha az deniz hareketine mâğruz kalmakta ve bu yüzden hayvan çok küçük bir yüzeyi ile halata yapışmaktadır. Ekimde kullanılan sünger numuneleri sığ yerlerden toplanmasına rağmen bunlardan, bu usul ile kaliteli ve iyi şekillenmiş süngerler elde etmek mümkün olmuştur. Yalnız ekim, mutlak suret de dalganın daha az tesirli olduğu 15 metrenin altında yapılmalıdır. Bu usul, yatay halata bağlanarak yapılan sünger kültüründen, daha zor ve daha az verimlidir. Çünkü bağlanan şamandıra, zamanla kaybolmakta ve bu yüzden ekilen numunelerin çoğu bulunamamaktadır. Sonra deniz hareketleri ile şamandıra ve halatın sallanması sonucu, süngerler bundan zarar görmektedir, işte bu gibi faktörler, dikey halata bağlanarak yapılan sünger ekiminde verimi düşürmektedir. 4 Beton bloklar üzerine koymak suretiyle yapılan ekim : Deniz dibine batacak ağırlıkta, köşelerinde demir çubuklar bulunan beton bloklar yapılmıştır. Bu blokların üzerine konan süngerlerin deniz tarafın- 8

11 dan sürüklenmesine mani olmak için, blokların etrafı geniş gözlü naylon ağ ile örtülmüştür. (Foto: 5). Blokların deniz dibinden alınmasını kolaylaştırmak için, ortasına başı çengelli bir demir çubuk konulmuştur. Ekimde kullanılan süngerler, 6 ile 15 metre arasında değişen derinliklerden, daha önceki usullerde anlatıldığı gibi toplanmış ve ekim yerine getirilmiştir. Süngerler burada seçildikten sonra, bir ana numune büyüklüğüne göre, 5 ile 25 arasında değişen parçaya ayrılmıştır. Süngerler gelişi güzel kesildikleri için, bazı parçalarda oskulum bulunma- sına rağmen bazı parçalarda yoktur. Bu şekilde elde edilen parçalar beton bloklara yerleştirilmişlerdir, (Foto: 5). Hazırlanan 5 beton blok, 10 metreden 25 metreye kadar değişen derinliklerde denize bırakılmışlardır. Blokların üzerindeki numunelerin bağlı olmadığı düşünülerek, bu numunelerin deniz hareketlerinden etkilenmemesi için, blokların deniz içinde sakin yerlere bırakılmasına dikkat edilmiştir. Gökçeada etrafında, 0 metreden 25 metreye kadar derinliklerde, deniz içinde büyük taşlar bulunduğundan, numuneler bu taşların arasına ekilmişlerdir. Ekilen numunelerin deniz dibinde olmaları nedeniyle, günlük ve haftalık kontrollarını yapmak mümkün olmamıştır. Yalnız aylık kontrolları devamlı olarak yapılabilmiştir. Bu kontrollarda süngerlerin, 1. ay sonunda bütün numunelerinin yaşadığı ve ölen numune olmadığı görülmüştür. 2. ve 3. aylar sonunda yaralarını kapatmak için çalıştıkları, 4. ve 5. aylar sonunda yaralarını tamamen kapattıkları ve yapışmak için çıkıntılar meydana getirdikleri, 6. ay sonunda büyümeğe bağladıkları ve bütün parçaların beton bloklara yapıştıkları müşahede edilmiştir. Süngerlerin 10 ile 15 arasında değişen parçaları aynı blok üzerine konulduğu için, bunlardan birbirine yakın olan parçaların zamanla kaynaştığı ve tek bir sünger halinde büyümelerine devam ettikleri tesbit edilmiştir. Böylece bir mesnede bağlanmadan ekilen sünger parçalarının kendiliğinden yere yapıştıkları ve normal büyümelerine devam ettikleri bu tecrübe ile anlaşılmış bulunmaktadır. Yalnız süngerlerin, dalganın tesir ettiği derinliklere ve akıntılı yerlere ekilen numuneleri, yere daha geç yapıştığı vo daha yavaş büyüdükleri yine bu tecrübe ile tesbit edilmiştir. Foto: 5, İçersine sünger yerleştirilmiş ve ekimi yapılmak üzere olan bir beton blok. Beton blokların üzerine örtülen ağın, gözleri zamanla deniz içindeki tortular tarafından kapatılması sonucu, bloklardaki süngerlere, besin ve oksijen getiren su, yeteri kadar gelmediği için, numunelerin gelişmesi çok yavaş olmuştur. Bu yüzden bu usul ile yapılan ekimde, süngerlerin yıllık büyüme hızı 3-4 arasında değişmektedir, NETİCE Bu zamana kadar özellikleri ile anlatılan 4 ekim şeklinden elde edilen neticeler şunlardır: a) Ekilen her sünger parçası ne şekilde bağlanırsa bağlansın, yerinden oynatılmadığı taktirde bağlandığı yüzeye yapışmaktadır. b) Süngerler kesim ve ekim esnasında fazla tahrip edilmemelidir. Zedelenmesi fazla olan süngerlerin büyümesi diğerlerine nazaran ya yavaş olmakta veya yaralarını kapatamayıp ölmektedirler. c) Süngerler ekildiği zaman, üzerindeki derrnal tabakayı değiştirme özelliklerinden dolayı, ekimde kullanılan numunenin şekli taınamiyle değişmekte ve ekilen yerin özelliğine göre şekil almaktadırlar. d) Süngerlerin ekimi 15 metrenin altındaki derinliklerde yapılmalıdır. Sığ yerlere ekilen süngerler, dalga gibi deniz hareketlerine karşı koyabilmek için, daha geniş yüzeyi ile yere yapışmakta ve bu yüzden iyi şekillenemediği için kalitesi 9

12 diişük olmaktadır. e) Sünger ekimi yapılan yerde dere, nehir, göl, vs. gibi devamlı tortu getiren bir akarsu bulunmaması gereklidir. Çünkü bu yol ile gelen tortu zamanla çökerek süngerlerin üzerini kapatmakta ve dolayısı ile gelişimlerini etkilemektedir. f) Süngerlerin ekimini etkiliyen diğer bir faktörde akıntıdır. Akıntı, süngerlerin gelişimini ve kalitesini ters yönde etkilediği için, ekimin daima LİTERATÜR BURTON, M. 1932: Sponges. Discovery Reports. Vol. VI. pp , Plates XLVIII-LVII, CRESSWELL, E. J. J (?): Sponges. Commodities and Industries. Common İVERSEN, E. S. 1968: Farming the edge of the sea. London: Fishing News (Books) Ltd. pp 183. RİEDL, R. 1963: Fauna und Flora der Adrla. Hamburg und Berlin. sakin yerlerde yapılması gerekmektedir, g) Süngerler bağlanırken az ip kullanılmalıdır. Çok fazla ip ile bağlamak süngerin hem daha çok zedelenmesine ve hemde kalitesinin düşük olmasına sebep olmaktadır. ı) Süngerler ekildiği tarihten itibaren bir ay geçmeden her ne surette olursa olsun yerinden oynatılmamalıdır. Çünkü süngerlerin tutup tutmadığı ekiminden ancak bir ay sonra belli olmaktadır. SCHMIDT, O. 1862: Die Sponglen des Meeres., Adriatischon 10;

13 B a l ı k Ü r e t i m i n i Artıracak Çareler Balıkçılığımızı bugünkü yoksul durumundan kurtarmak ve balık üretimini kısmen de olsa eski hale getirebilmek çın gerekli tedbirleri almak zarureti vardı'. Şöyleki : 4 ekim 1971 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Su ürünleri Kanununda ve sncak 1973 senesinde çıkarılabilen tüzüğünde, üretime engel teşkil eden faktörlerin bazılarını önleyecek hususlar ön görül müştür Bu cümleden olarak yasak bölgelerde trolcülük, denizlerde ve tatlı sula ı'a patlayıcı ve zehirli madde kullanılmak suretiyle avcılık, mutlak surette menediimiştir. Ancak bu kabil avcılıklar eskidi) de yasaktı. Fakat kanunî müeyyide azd Bundan başka takip de yeteri kadar ya pılamıyordu. Şimdi hapis cezasıyle par ı cezaları arttırılmıştır. Ayrıca araçlar da zaptedilecektir. Esaslı ve devamlı takio yapılırsa trolcülük ve boınbacılık önlene bilir. Denizlere, göllere, sınaî tesislerden zehirli madde akıtılması da çok zararlı neticeler vermiştir. Yeni mevzuatımızda bunu da düzene koyacak maddeler vardır. Herhalde sınaî müesseseler, kendilerine verilecek mühlet zarfında durumlarını ayarlayacaklardır. Başka bir deyimle zehir i artıkları denize akıtmayacak tesisler yapacaklardır. Bundan sonra kurulacak olanlar da bu hükme uyacaklardır. Fakat kanalizasyonlardan denize ulaşmakta olan deterjan artıklarının balıklara verdiği zararı önlemek mümkün değildir. Denizden kum çıkarmakta olan gemi ve motorların tahribatını da önlemek gereklidir. Filo halinde faaliyette bulunan bu araçlar, inşaatta kullanılmak üzere Marmara'da deniz ürünlerinin barındıkları sahalarda denizin dibini altüst ederek kum Sıtkı ÜNER çıkarmakta, dolayısıyle balıkların barınmalarına ve üremelerine engel olmaktadır. Tabiidir ki, inşaat için kuma ihtiyaç vardır. Bu nedenle kum gemilerine ve motorlarına, uzmanların tesbit edecekleri yerler tahsis edilirse faydalı neticeler alınır. Bir de ışıkla avcılığın düzene konması muhakkak lâzımdır. Bilindiği üzere uskumru ve kolyozlar, Marmara'dan Ege Denizi'ne ve bir kısmı da Akdeniz'e kaçınış bulunuyor. Buna gırgır ağlariyle mütemadi surette kuvvetli ışık yardımiyle yapılan avcılık sebep olmuştur. Şimdi jeneratör yardımiyle elektrik elde edilerek avcılık yapılmaktadır. Balıklar ışıktan çok etkilenirler. Bulundukları sahalardan uzaklaşırlar. Bu hususu balıkçılarımız çoktan anlamış bulunuyor. Fakat bazılarının kazanç elde edeceğiz diye usulsüz üretim yaparak balıklarımızı sularımızdan uzaklaştırmaya hakları yoktur. Bu, nedenle kuvvetli ışık yakmak suretiyle balık avcılığının yasaklanması icabeder. Bundan başka, Marmara Denizi Yerli balıkların barınağı, göçmen balıkların da kışlama ve yumurta dökme yeridir. Uzmanlar tarafından yapılacak araştırma sonunda, icabederse üreme mevsiminde gerek ışıklı ve gerekse ışıksız olarak büyük ağlarla avcılığın yasaklanması faydalı olur. Bu yasak Karadeniz hariç, Ege sahilleri için de uygulanabilir. Diğer taraftan sazan, alabalık, turna, yayın, yılan, kalkan, kılıç, mersin gibi balıkların ve İstakozun küçük yavrularının avlanılması ve satışı su ürünleri tüzüğünün 3 ncü maddesiyle yasak edilmiştir. Buna bö'cçk yavrularının ve mercan, kırlangıç,

14 minakop yavrularının da ilâvesi icabeder. <\ncak cinsi ufak olan balıklar için bu yasak bahis konusu olamaz. Yurdumuzda yunus avcıiığı, üreme mevsimi olan yaz aylarında yasaklanmıştır. Bu kâfi değildir. Bildiğimize göre, Karadeniz'de sahili bulunan komşu ülkeler bir müddet için yunus avcılığına ara vert mislerdir. Bizde de tatbik edilirse faydalı olur. Asıl meseleye gelince: Balıkçılığımızın düzene konması, üretimin arttırılması, ilmî araştırmalara kıymet vermekle, kanun, nizam ve usullere uymakla, uymayanlara gereken cezayı vermekle mümkün olur. Kişi ve toplum olarak bunlara riayet edersek şüphesiz ilerde müsbet sonuçlar alırız. Bunun için de zamana ihtiyaç vardır. Çünkü, yıkmak kolay, yapmak, hele eski hale getirmek çok zordur. t tasarruflarınızı değerlendirmek için size yol gösterecek ışık I-.V.V.- M M W.v.v.v İ» HER, YERDE, HER ZAMAN TjC.ZİRAAT BANKASI olacaktır. EBK 1974/37 12

15 Balık Artıklarından ve Değersiz Balıklardan Elde Edilen Balık Eti Kıymaları Gittikçe artan et ihtiyacı karşısında daha çok balık eti sağlıyabilmek için yapılan çalışmalar ortaya yeni tip bir sanayi kolu çıkardı. Yurdumuzda hamsi vo mezgitler için bahis konu olabilecek bu tip mamul büyük ekonomik önem taşıyabilir. Dünyanın bütün ülkelerinden balık tüketimi her göçen yıl artıyor. Bu besini işliyen geniş sanayi daha çok randıman alabilmek için yeni makineler, metodlar buluyor. Bunlar arasında son yıllarda uygulanan et-kemik ayırıcı sistem büyük faydalar sağlamaktadır. Bilindiği gibi Avrupa vû Amerika ile Japonya'da evlere giden balıklar temizlenmiş, fileto haline getirilmiş haldedir. Bu işlemden geriye % 70 kadar artık kalır. Geniş sanayi teşkil eden konserve fabrikalarında da durum aynıdır. % 20 kadar et ihtiva eden bu kısımlardan ancak balık unu fabrikalarında yararlanılabiliyordu. Yapılan hesaba göre balıklar fileto edilirken randıman % 30 kadardır. Artıklardan elde edilen et (kıymet) miktarı ise % 20'yi buluyor. Böylelikle Genel randıman % 50'ye çıkarılmış oluyor. Başı alınmış, içi temizlenmiş balıklarda bu miktar % arasındadır. Diğer yandan lezzeti iyi olmıyan veya işlenemeyecek kadar küçük olup itibar edilmiyen, tekrar suya atılan balıklar da bu yeni tip makinelerle kıymalık et haline getirilebiliyor. Uygulanan metodun esası : Kıyma et elde eden makineler genellikle iki türlüdür. Birincisinde mal, üzerinde 5-6 mm lik keskin oluklar bulunan bir valsin üzerine verilerek içeri doğru itilir. Et kısmı içeri girer, katı maddeler dışarda kalır. Diğer tipte ise bunun aksine olarak mal valsin içine verilerek bir burgu ile basınç yapılır. Bu etki ile maldaki et kısmı valsin üzerindeki deliklerden dışarı çıkar, deri, kemik, kılçık ise içerde kalır. Bu valsin delikli olukları 1-3 mm kadardır, işlediği mal daha ince ve mütecanistir. Çalışma prensibleri izah edilen bu makinelerin daha geliştirilmiş olanları yapılmıştır. Artıklardan kıyma çıkaran santrifüjlü makineler de vardır. Bunun için malın daha önce haşlanmış olması gereklidir. Elde edilen kıyma ise lâpa halinde olur. Bu tipler balık cinsine göre bazı değişiklikler gösterir; Genel olarak balık artıkları olduğu gibi işlenir, fakat değerleri düşük olup bu tip imalâtda işlenecek olan balıkların daha önce başı alınmış ve içi temizlenmiş olması gerekir. Amerika Birleşik Devletleri Balıkçılık ve Teknolojisi Milli Araştırma Enstitüsünde yapılan ve Fehmi ERSAN Kimyager EBK Balıkçılık Müessesesi Müdürlüğü Lab. Şefi 1972 eylülündeki seminerde yayınlanan bu alandaki araştırına sonuçları çok ilginçtir. Bu merkezin uzmanlarından Kimyager Dr. Fredrich King Okyanus levreği, Berlam ve mezgitlerinden elde ettiği kıymaları çeşitli şekillerde ve sığır eti ile karıştırarak piyasaya vermiş ve iyi sonuçlar almıştır. Bildirildiğine göre balık artıklarından bel kemiği etrafındaki kısımlar böbrek ve iç damarlar sebebiyle karakteristik kanlı renktedir. Bu renk sığır etlerinde görülen rengi andırır. Balık kıyması bloklarında ise kırmızımsı görünüş sakınca teşkil eder. Çabuk tuzlama usulü ile tuzlanmış balıklardan elde edilen balık eti lapası balık kekleri imalâtında çok iyi sonuçlar vermektedir. Balık kıyması blokları : Son yılların çok rağbet görmüş yeni tip yiyeceği olan Fish Stick (çubuk biçiminde kızarmış balık eti) donmuş balık etinden yapılmaktadır. Özellikle ingiltere'de çok yaygın halde olan bu gıda maddesinin sanayii ham madde sıkıntısı çekiyor. Bu sebebten balık eti kıymaları da bu amaçta tüketilmektedir. Ancak yukarda sözü edildiği üzere balığın kanlı kısmının okside olarak kahve rengi hal alması büyük sakınca olduğundan bunun giderilmesi için bir kaç ayrı tedbir kullanılır. Japonya'da bu hâli önlemek için kıymaya un ve daha bazı sebze kısımları katılır. Balık artıklarının Kuyruk, karın kısımları gibi yerlerini ayrı ayrı separatörlerden geçirmek ise işçiliği artırıyor. Bunun yerine artıklar seperatörden geçirilirken buzlu su ile yıkanır. Bütün halindeki balıklar da önce baş ve İç organlar alınır ve yıkanarak makinelere verilir, bunlar da soğuk su ile yıkanmaktadır. Çünkü balık eti kıymalarının çok miktarda yıkanması zararlı sonuç verir,- çünkü ete lezzet veren ve muhafaza süresini artıran faktör ve anzimler bu esnada kaybolur. Balıkların cinsine, artıkların ebat ve durumuna göre verilecek su miktarı kitlenin 1-5 katı arasında olur. Söz konusu maddelerin az eri- 13

16 hıesi için de su buzludur. Böylelikle ayrılan kıymalar süzgeçe alınır, belirli süre elekte bırakılır ve bloklar halinde dondurulur. Bütiin halindeki balıkların baş ve iç kısımlarının ayıklanmaları için makineler yoktur. Bu işlem el ile yapılır. Japonya'da söz konusu yıkama işi, kıyma makineden çıktıktan sonra yapılırdı. Halbuki kan sertleştiğinden yıkama suyu 7 katına kadar çıkıyordu, Bunun doğurduğu sakıncalar yıkama sularının azaltılmasını zorunlu kılmıştır. Japonya'da yüzyıllardanberi geniş çapta yapılan balık kıyması «Surimi» nin depolamada erken bozulmaması için karışıma şeker, tuz, tripolifosat ve antioksidan katılır. Diğer yandan balığın veya artıkların işlenmeye başlanmasından sonuna kadar bütün sıhhi şartlara titizlik gösterilmesi malın muhafaza süresini uzatır. Buna dikkat edilirse çoğunlukla antioksidan kullanılmaya gerek kalmaz. Fakat bazı cins balıkların kıymaları kısa süreli olarak muhafaza edilebilir. Bu mallara anti oksidan katılması zorunludur. Kıymaların elekler üzerinde sızdırılma tarzı da görünüş ve teknik bakımından önem taşır. Karışım % 5 den çok «damlama suyu» ihtiva etmemelidir. Aksi halde tava veya pasta, kek yapıldığı zaman kitle üzerinde istenen normal kabuk bağlamaz. Dağılmalar olur. Çok su sızdırılırsa, muhafaza süresi üzerinde olumsuz etki görülür. Bu alanda çok önemli olduğu anlaşılan kas protein suyunun en uygun oranı üzerinde yapılan çalışmaların sürdürüldüğü bildirilmektedir. Çeşitli balıklardan elde edilen kıymaların mamulleri % oranında su ihtiva eder. Yukarda sözü göçen seminerde ileri sürüldüğüne göre bu tip mamuller orijinal ham maddeden % 5-10 oranında daha çok su ihtiva ederse daha lezzetli olmaktadır. Balık kıymaları su çekicidir. Soğuk muhafaza esnasında ise dehidrate (kuruma) olurlar, iyi bir kıyma su ile çamur haline gelmez. Ancak elle yavaş olarak basılınca az derecede «çamurlaşır». Balık kıyması imalâtında fazla suyun alınması için elek, pres veya santrifüj kullanılır. Pratikte bazı iırıai yerlerinde elek yerine naylon torbalardan yararlanılır kg makineden yeni çıkmış mal 3-4 C derecedeki odalarda bir saat kadar asılı bırakılır. Sonra el ile muayene edilerek sızmanın yeterli dereceye gelip gelmediğine bakılır. Bu usul geniş yer ve uygun koşul istediğinden maliyeti artırır. Bunun yerine titreşimli elekler kullanılır. Bu taktirde ham madde şekili ile elek gözü açıklığı uygun olmalıdır. Meselâ, 150 sın. çapında 20 no lu (840 mirok göz açıklığı) elek kullanıldığı halde mal iki kez süzülür. Elek açıklığı kıyına partiküllerine uymazsa et kaybı veya sızdırmanın gecikmesine sebeb olur. Diğer yandan bu amaç için meyve preslerinden de yararlanılabilir. Üçüncü tip süzücüler İse santrlfijlerdir. Bunların sanayide kullanılan çeşitli tipleri vardır. 70 Kg. Iık kıyma için bir Kg. Iık santrifüj gücü amaca yeterlidir. Bu usulle kılçık, deri gibi parçaların kitleden ayrılması ayrı bir avantaj sağlar. Çünkü böyle bir parçanın Fish stick de ağıza gelmesi kalite için olumsuz etki uyandırır. Bu halin önüne geçip mala garanti vermek için kıymalar 1-3 mm çapında delikleri bulunan bir silindirin içine doğru itilir. Kıyına dışarı çıkar, parçacıklar silindirde kalır. Balık eti kıymaları blok halinde dondurulur. Dondurma fileto etlerde olduğu gibi düz tepsilerde ve G-8 kg Iık karton anbalâjlarda yapılır. Anbalâjların üzeri uygun bir örtü ile kapanır.. Blok halinde dondurulan balık kıymalarında aranan nitelikler şöyledy': Net ağırlık, ebat, kıyılma derecesi, görünüş, tecaniislük, renk, koku, pişmiş halde lezzet, genel durum, rutubet, damlama suyu, kemik, kılçık, deri vcy.ı karına ait parçacıklar, kan lekesi parazitler, kirlilik, delıitratasyon, buzlaşma, kitle boşluğu ve ayrıca 37 C derecede 48 saat bırakılıp yapılacak bakteriolojik muayene. Son yılların yeni imalât tipi olan ve değerlendirilmeyip atılan veya un haline getirilen ham maddeden protein kazanmak gibi çok önemli prensibe dayanan kıymalar üzerindeki çalışmalar sürdürülüyor. Şurasını belirtmek yerinde olur, halkın yiyoceği lezzetti bir karışım elde etmek İçin sadece gerekli makine ve araçların kullanılması yeterli değildir. Özellikle işleme sırasındaki ısı ve süre üzerinde durulmalıdır. Diğer yandan her çeşit ham madde için en uygun metod ve çeşni şekilleri önccden seçilmelidir. Eğer ham madde kaya balığı gibi cinsten ise kıyına yavan lezzetde olur. Tüketime elverişli sayılmaz. Karışıma uygun baharat ve diğer katkılar ilâve olunur. Oksidlenmeye karşı da antioksidan kullanılır. Bu maddeler mahalli lezzet anlayışına göre tertiplenmelidir. Washington Ulusal Balıkçılık Enstitüsü uzmanlarından Kimyager David Miyanchi genellikle şu formülü öneriyor : 100 Kg. balık eti kıyması için 2 Kg tuz, 2 Kg şeker 1/2 mono sodium glutomat, 250 gr. sodium tripoly fosfat. Buna ayrıca % 10 kadar su ile % 5 kadar da diğer cins balık eti katılır. Bu suretle balık eti kıyma halindeki bloka bağlayıcı etkide bulunur. Yukarda sözü geçen karışımdaki trifosfat kıymanın sonradan işlenmesi sırasında dağılmadan yapışkan, tutucu olmasına ve pişme esnasında da tabii suyun muhafaza edilmesine yarar. Mono sodim glutamat, şeker ve tuz karışıma lezzet verir, katılacak suyun iyi bir biçimde dağılmasını, balık etiyle mütecanis olmasını sağlar. Yukarda da bahis konusu edildiği gibi bu kıyına karışımına ayrıca mahalli zevke uygun balıa- 14

17 rat da katılır. _ Aşağıdaki tablo 100 kg. balık kıyması imalinde kullanılacak katkıları gösterir : «atkı maddesi % Su 5 Rafine edilmiş bitkisel yağ 1 Tuz (sotl. Kloriir) 1 Şeker Sodim tripolyfosfat 0.15 Monosodium glutamat 0,3 OHA ,006 (Bııttyl Hydroxyanisle) Polysorbate 80 0,075 Sorbitan 0,075 Amerikan Ulusal Araştırına 1 Enstitüsünde, blok kıymaların muhafaza süreleri üzerinde de araştırma yapılmıştır. Bu denemelerde bir kaç tip mamul kullanıldı. Bunlardan birisi % 100 kaba balık kıyması, diğeri % 100 suyu sızdırılmış balık kıyması olup diğerleri de bunlarla yarı yarıya katılmış ve dondurulmuş bloklardan ibaret idi. Bu örnekler 1B C da 6 ay bırakılıp usulüne uygun olarak çözüldükten sonra ızgara, tava halinde pişirilip 12 kişilik bir ekibe taddırılmıştır. Sonuca göre % 100 kaba balık kıyması lezzet bakımından en çok puan almıştır. Yarı yarıya karışımlar ise kitle fiziksel niteliği bakımından en çok beğenilmiştir. Bu alanda yapılan araştırmalar % 0,006 oranındaki butylhydrooxya nisole maddesinin iyi bir antioksidan etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bununla muamele edilen bloklar 18 C da altı ay bırakıldıktan sonra kitle üzerinde hiç bir oksidasyon izi görülmemiştir. Ancak muhafaza süresinin 9 ncu ayında oksidasyon sakıncalı hal almaktadır. Balık kıyması yıkama suları : Oksidasyona engel olmak için balık etindeki kanlı kısımların usulüne göre ve yeteri miktar buzlu su ile yıkanması sonucu ağırlıktan % kadar kayıp olduğu görülmüştür. Bu husus gözönüne alınarak kullanılacak suyun, kıyma ağırlığının en çok beş katını geçmemesine dikkat edilir, Yıkama ve süzme yerine santrifüj tercih edilirse santrifüj etme süresi dakika şebilir. arasında deği Balık kıymasından böylelikle ayrılan sularda % 3 kadar protein bulunur. Bunun kazanılması için sular, % 0,02-0,05 oranında olarak hexametafosfat ile (asit sülfrikli ortamda) muamele edilir. Fosfat birleşiği halinde çöken protein hayvan yem sanayiinde kullanılır. Ayrıca mantar yetiştiriciliğinde ve mikrobiolojik ortam sanayiinde de tüketim yeri vardır. Etkisi Dokudaki suda eriyen maddeler için Yağda eriyen maddeler için Dokuda protein erimesi için Tad için Su tutma için Tad için kapasitesi Oksidasyonu azaltmak için antioksidan ve emülfizan antioksidan ve emülfizan katalizörü katalizörü Yurdumuzda uygulama imkânı : Japonya ı Amerika'da geniş çapta uygulanan ve ekonomiye büyük katkıda bulunan balık eti kıymaları Yurdumuz için de bahis konusu olabilir. Mevsiminde bol avlar veren hamsilerle çabuk bozulduğu için tamamen değerlendirilemiyen mezgitler veya iç sularımızda bulunan balıklar kıyma haline getirilerek nişasta, nebati yağ, baharat ile ya olduğu gibi veya sığır etiyle karıştırıp dondurıılabilir. Özellikle mezgit eti bu lip imalâta elverişlidir. Nitekim geçen yıl Amerika sahillerinde değerlendirilmeyen 5 bin ton dip balığı bu sayede işlenmiştir. Hamsilerden, baş ve iç kısımlar alındıktan sonra et-kemik separatörleriyle % 92 oranında kıyma elde edilebiliyor. Balık artıklarından geriye kalanlar : Et-kemik seperatörlerinden geri kalan deri, pul, yüzgeç, kemik gibi kısımlarla balık başları ve iç organları da çeşitli şekilde yararlanılabilir hale getiriliyor. Bu alanda da çalışmalar yapılmaktadır. Bilindiği gibi bu artıklar hayvan besini olamaz, Birçok amino asidden teşekkül eden balık proteini içindeki Actin ve myosin adındaki amino asidleri hayvan vücüdünden kolayca sindirilebilen yararlı kısmı teşkil eder. Bu da balık etinin kas proteininde bulunur. Bu sebebten bir balık ununun değeri ihtiva ettiği bu cins amino asid miktarı oranı ile ölçülür. Kas bağlantı yerlerinde, deri, kemik kıkırdağı gibi kısımlarda bulunan collagenin önce jeletin haline getirilmesi gerekir. Bundan sonra jelâtinin parçalanmasıyla hâsıl olacak amino asidler sindirllobilir. Şu halde, bir balığın % 10 kadarını teşkil cdon baş, deri, pul, iç organlar ve kıkırdaklar hayvan yemi olarak işe yaramaz. Bu kısımlar unların bozulmasında da rol oynar. Bu değersiz artıkların sanayide yararlanılması için çalışılmaktadır. Hâlen balık başları karides, İstakoz yemi olarak kullanılır. Yakın zamana kadar deri, baş ve kıkırdakımsı yerlerden tutkal yapılırdı. Son yıllarda sentetik olanları yapılınca balık tutkalı rekabet edemedi. Beyindeki triglycerid ve sterol iie fosfolipitler, mumlu kısımlar bazı sanayi kolunda yararlanılabilecek niteliktedir. Balık pulları ise genellikle kalsiyum karbonat ve sclero protein ihtiva eder. Ayrıca pul bağlantı yerlerinde vitaminler, yağ bulunur. Özellikle clupea cinsi balıklardaki guanine ayrılarak inci esansı haline getirilmekte ve yapma inci, tırnak cilâsı imalâtında tüketilmektedir. Balık bağırsaklarından ayrılan anzimler de bazı sanayi dalında proteini hydrolize etmekte kullanılır. Balık pankreaslarından ensülin elde etmek mümkündür. Kara hayvanları artıklarından buna benzer yan ürünler elde eden ayrı bir sanayi kurulmuştur. Balık artıklarının da bu yoldan kıymetlendirilmesi geliştirilmektedir. 15

18 Balık sosları i Japonya'da yüzyıldanberi tüketilen balık sosları, balık kıymaları yapımı için geliştirilmiştir de atîicak yılda 4000 ton kadar olan imalât halen yüz binlerce ton miktarında üretilmektedir. Japon halkının rağbet ettiği bu tip yiyecek Amerika'da önceleri tutunamadı. Fakat son yıllarda bir Japon araştırma merkezinin Amerika'ya getirdiği balık eti-kemiği seperatörü ve katkı maddelerinin tanıtılmasından sonra bu ülkede de balık sosları yaygın hale geldi. Bu sâyede müşteriye çok çeşitli balık yemekleri hazırlamak mümkün oldu. Bir yandan da bir kısım ham maddenin balık unu haline getirilmesi yerine insan gıdası olarak yararlanılması Sanayie kazanç sağlamaktadır. Bundan başka balık kıymalarının dondurulması, muhafaza edilmesi. ve işlenmesi daha kolay ve ucuz olmaktadır. Özellikle Amerika'da tavuk eti konserve Sanayii gelişmiş haldedir. Bu imalâttan artan kısımlardan da Et-kemii< separatörleri ile kıyma çıkarılır. Bunlardan sos yapılarak sığır eti mamullerine çeşni verilir. Balık sosları, tavuk kıymasından elde edilen sos yerine bâzı cins et mamullerine katılırsa yağ oranı düşürülebilir ve yiyeceğe ayrı bir çeşni kazandırılabilir. Tavuk artıklarından eti kıyma halinde ayırmak için mal daha önce pişirilir. Bunun için kombina çalışan ayrı tipte ayırıcı, yıkayıcı, siizücü kullanılır. Son yıllarda geliştirilmiş olan ve üzerinde bazı tadiller için çalışmaların sürdürüldüğü bildirilen balık artıkları ve bütün balıktan kıyma elde eden makinelerin imalâtçı firmaları Amerika Birleşik Devletlerinde Paoli, Biban, Beehive, Aggie ve diğerleri, Almanya'da ise ünlü Baader firması olduğu bildirilmektedir.. Balık sosleri yurdumuzda henüz tanınmıyor. Bunun başlıca sebebi balığı önceleri kıyı sakinlerinden belirli kesim halkımız yerdi. Son yıllarda kıyı stoklarımız yok denecek hale geldi. Balık fiyatları da çok arttı. Bu itibarla evlerimizde tüketilen balık ötedenberi alışılagelen tava ızgara, nadiren haşlama biçiminde olur. Yâni çok çeşit balık yemeği hazırlama ihtiyacı duyulmuyor. Balıkçılığımızın gelişmesi için Uzak deniz avcılığına gidildiği taktirde artacak miktarlara paralel olarak düşecek fiyatlar yemek çeşnisini de artırır, diğer yandan eğer bizde de balık kıyması mamulleri yapılırsa balık soslarına ihtiyaç ve rağbet olacaktır. Ulusumuzun tad anlayışı başkalık göstermekle beraber fikir vermesi ve üzerinde kendimize göre tadiller yapılabileceği düşüncesiyle Japonya ve Amerika'da kullanılan balık sosu reçetelerinden bir kaç örnek Balık sosu (dondurulmuş Morina ezmesi için) aldık: Katkı maddesi % Et suyu (Bouillon) 2,00 Nestele Vee kremi 7,00 Mısır nişastası 4,00 Maydanoz (kurutulmuş) 0,50 Yeni bahar (öğütülmüş) 2,00 Tereyağı 5,00 Beyaz şarab 7,00 Disodim fosfat 0,10 Su 72,40 Bu şosdan iki kilosunun 100,00 içersine 750 Gr. Icadar pişirilmiş balık kıyması konarak iyice karıştırılıp homojen kitle haline getirilir. Diğer bir tip balık sosu Katkı maddesi % Patates lkurutulmuş, ufaltılmış) 2,00 Mısır nişastası 1,00 Buğday unu 1,00 Tuz 0,70 Kıyılmış, kurutulmuş soğan 0,43 Tetrasodium Pyrofosfat 0,62 Tereyağı 2,00 Maydanoz, kurutulmuş 0,25 Morina kıyması 8,00 Su 83,00 100,00 İS

19 fb Dünyanın her yerindeki muhabirleri Yurdun dört köşesindeki şubeleriyle Dahili ve harici bütün bankacılık işlerinizde EBK 1974/38 17

20 Memleketimizde ve Diğer Ülkelerde Balık Yağları Ne ilgili Mevzuat ve Tıbbî a* Balık Yağlarının Lüzumu Kısım II Hikmet AKGÜNEŞ Kimyager Amerika Birleşik Devletler mevzuatına Bio-Kimya Mütehassısı. göre, Tıbbi Halibut karaciğer yağı ile ilgili evsaf, A ve D vitaminleri yönünden şöyle lezzetde olmamalıdır. özetlenebilir: Çözünürlüğü: Alkolde az çözünür, buna United States Pharmacopoeia 1950'de mukabil Eter, Kloroform, Benzen, Kar- kaydedildiğine göre, Hippögglossus hippoglossus bon sülfür ve Etilasetatda münhaldir. Linn. ların taze veya uygun ko- Özgül ağırlığı: 0,921-0,927 olmalıdır. runmuş karaciğerlerinden elde edilmiş olmalıdır. Teşhis testi: Bir damla yağın, bir cc. Beher gram yağda 6Û000 U.ST.P. kloroformdaki mahlülü, bir damla sülfat Ünitesi A vitamininden ve 600 U.S.P. Ünitesi asidi ile karıştırıldığında, açık menekşe D vitamininden az, vitamin ihtiva et- bir renk alır, bu renk menekşe, koyu ye- memelidir. Kodekste mevcut zararsız koku şil ve neticede. kahverengine döner. 5 cc. maddesi veya maddeleri karışımıyla yağ 5 cc. benzenle karıştırılıp 25 C. da kokulandırılabiiir. Ancak kullanılabilecek 25 dakika müddetle santrifüj edildiğinde miktar yağın % 1 inin üstünde olmamalıdırmalıdır. çökelti husule gelmemeli, sıvı berrak kal- Amerika Birleşik peyletlerinde, karaciğerinin Soğutma testi: 120 cc, hacmında sieyyide yağı ticari değer taşıyan ve mülindirik Standard Yağ-nümune şişesine ile (New and Non-official Remedies C. da Burbot karaciğer yağı doldurulur. 1951] hususiyetleri sınırlandırılmış bulunan Kapağı kapatılıp beş saat müddetle yağlara misal olarak Burbot karaciğer buz ve su karışımına daldırılır. Bu müddetin yağı ile ilgili özellikleri zikredelim. hitamında yağ sıvı olarak kalmalı, Gadidae familyasından olan Burbot bir çökelti meydana gelmemelidir. (Lota maculosa) sularımızda ve hatta Akdenizde Serbest asidite: Amerikan Kodeksintihraç bulunmaz. Karaciğerlerinden isde, Morina Karaciğer yağı için bildirilen edilen yağın özellikleri şöyle özetlenebiliryasidini metod kullanıldığında, % 1,4 serbest ma- geçen miktar bulunmamalıdır. Yağın tarifi ve görünüşü: Açık sarı Sabunlaşamayan maddeler: % 0,9 yağ manzarasında bir sıvıdır. Balık koku dan aşağı veya % 3,0 den fazla olmamalıdır. ve lezzeti taşır fakat asla ransit koku ve 18

21 Sabunlaşma indisi: olmalıdır. İod indisi: 155 den aşağı veya 180'den fazla olmamalıdır. VİTAMİNCE ZENGİN YAĞLARA MİSAL OLARAK, PERCOMORPH KARACİĞER YA- ĞI (New and Non-Official Remedies 1951): Percomorph familyası balıklarının taze veya donmuş karaciğerleri ile % 50 oranını geçmemek üzere diğer bir balık karaciğerlerini ihtiva eden bir karışıandan istihraç edilen bir yağdır. Beher gram yağ cn az USP. Ünitesi A vitamini (Spekt rofotometrik metodla yapılan tayinde.) ve 8500 USP. Ünitesi D vitamini ihtivdr edecek tarzda hazırlanır. Yağın tarifi ve görünüşü: % 50 oranındaki diğer balık karaciğer yağları içindeki Percomorph karaciğer yağının rengi, sarıdan, kahverengi-sarıya kadar değişir. Bu mealdeki diğer yağlar gibi, hafif balık koku ve lezzetini ihtiva etmekle beraber, ransit koku ve lezzetde olmamalıdır! Çözünürlüğü: Alkolde az çözünür, Eter, Kloroform Benzen, Karbonsülfür ve Etilasetatda münhaldir. Özgiil ağırlığı: 0, dur. Refraksiyon İndisi: 20 C da 0,1480 1,485 Teşhis Testi: bir damla yağın, 1 cc. Kloroformdaki mahlülü, bir damla Sülfat asidi ile karıştırıldığında, mavi renk almalı, bu renk bilâhare, menekşe, koyu-yeşil ve neticede kahve-rengine tahavvül etmelidir. 5 cc. yağ. 5 cc. Benzenle karıştırılıp, 25 C.da 25 dakika müddetle santrifüj edildiğinde, çözelti berrak kolmalı çökelti Husule gelmemelidir. Soğutma Testi: Diğer bazı yağlarda bahsedildiği gibi, 120 cc. hacmındaki Standard Yağ-nümune şişesine C.da doldurulan bu yağ, kapatılarak buz ve dişti le su karışımında beş saat müddetle daldırılmış olarak bırakıldığında yağ sıvı halde kalmalı çökelti teşekkül etmemelidir. Serbest asidite: Amerikan Kodeksinde Morina karaciğer yağı için kullanılması önerilen metodla, % 1,4 serbest asit miktarını aşmamalıdır. Sabunlaşamayan maddeler : Bu maddeler sulp-benzeri görünüşde olmalı ve % 3,5-9,0 arasında bulunmalıdır. Sabunlaşma indisi: arasında olmalıdır. İod indisi: olmalıdır. KONSANTRE PERCOMORPH KARACİĞER YAĞİ : Percomorph familyası balıklarının taze karaciğerlerinden elde edilen bir yağdır. Yukarıda bahsedilen yağın hazırlanmasında kullanılır. Amerika Birleşik Devletler Kodeksinde bahsedilen tayin metodları ile yapılan tahlil sonucu, şöyle olmalıdır: Özgül ağırlığı: 25 C. da 0,924-0,930 Refraksiyon indisi: 20 C da 1,484 1,490 Serbest asit: 2 gram yağda, ekivalent miktar, 1 cc. 1/10 Normal Sodyum hidroksiti aşmamalıdır. İod indisi: i aşmamalıdır. KÖPEK BALIKLARI KARACİĞER YAĞI. (Shark Liver Oil. New and Non-Official REMEDİES 1948). Muhtelif cins köpek balıklarının karaciğerlerinden elde edilir. Bu sahada:' Hypoprion brevirostris, Odantaspis Httoralis, İsurus punctatus, Triakis semifasciata, Sphyrna zygaena, Carcharías milberti, Carcharías obscurus, Carcharías limbatus, Ginglymostoma cirratumlar zikre değer. Memleketimiz sularında, bilhassa Akdeniz ve Eğede yukarıda bahsedilen köpek balıklarının yakın akrabaları mevcuttur. Zaman zaman tesadüfen avlanan köpek balıkları da esasen bunu kanıtlar mahiyettedir. Ayrıca Karadeniz sahillerimizde avdan dönen teknelerde bol miktarda istenmeden yakalanmış daha küçük boydaki köpek balıklarına tesadüf edilmektedir. Malum olduğu veçhile Sularımızda münhasıran köpek balığı avı yapılmaz. Tesa- 19

22 düfen olta parekete ve muhtelif ağ vasıtaları ile yakalanan balıklar ekseriya teşhir vasıtası olarak kullanılır. Zaman zaman Et ve Balık Kurumu tarafından tecrübi mahiyette teşvik edilen avcılığı sonucu, karaciğer yağı, köpekbalığı derisi, balık unu ve füme filetosu sahasında olumlu çalışmalar yapılmışsa da halen memleket ekonomisinde müessir av ve işleme sanayii realize edilememişdir. Ancak sularımızda köpekbalığı avının sistemli bir şekilde yapılması halinde, bu suretle kazanılacak Milli gelirin ve istihdam olanaklarının küçümsenemiyeceği aşikârdır. Memleketimizde tanınmamış olan bu işin organize edilmesi ayrı bir mevzudur. Umumi kaide olarak, köpekbalıklarının karaciğer yağları, beher gram yağ başına yüksek nisbetde A vitamini htiva edebildikleri halde, D vitamini muhtevaları düşıikdür. Ayrıca yağın bizatihi kompozisyonunun özellikleri bakımından Dünya piyasasında müşteri bulan uir metadır. Bu tip yağların Biolojik usulle tayin edilmiş vitamin muhtevaları, beher yağda, USP Ünitesi A vitamini ve 40 USP. Ünitesi D vitamininden az olmamalıdır. ' Yağın tarifi ve görünüşü: Köpekbalığı karaciğer yağı, sarımtrak-kahverenginden, kahverengine kadar değişen renkte bir mayi olup, balık koku ve lezzetini taşır. Çözünürlüğü: Suda çözünmez, alkolde güçlükle çözünür. Kloroform, Eter, Benzen, Etilasetat ve Karbonsülfürde münhaldir. Özgül ağırlığı: 25 C. de 0,917-0,923 olmalıdır. Refraksiyon indisi: 20 C. de 1,475-1,480 Teşhis Testi: Bir damla yağın, 1 cc. Kloroformdaki çözeltisi, bir damla Sülfat asidi ile karıştırıldığında, açık mor bir renk almalı, bilâhare bu renk menekşe ve neticede mavi veya kahverengi olmalıdır. 5 cc. yağ bir santrifüj tüpüne alınır ve buna 5 cc benzen ilâve edilir, 25 C de 25 dakika müddetle santrifüj edildiğinde, çökelti olmamalı, sıvı berrak kalmalıdır. Bulanma testi: 120 cc. hacmındaki si- lindirik Standard-yağ niimune şişesine köpekbalığı yağı doldurulur. Kapağı kapatılarak 10 C. deki suya daldırılır. 15 C. de yağ bulanık bir manzara alır. Su 45 C.ye ısıtıldığında yağ, mayi ve berrak bir manzara almalıdır. Serbest asidite: Amerikan Kodeksinde Morina Karaciğer yağı için tatbiki tavsiye edilen usulle yapılan tayinde, % 1,4 serbest may asidini aşmamalıdır. Sahunlaşamcyan maddeler: % 3,0 den az, % 6,0 dan fazla olmamalıdır. Sabunlaşma indisi: 170 den az, 187 den fazla olmamalıdır. İod indisi: 125 den az, 145 den fazla olmamalıdır. Hayvan besiciliğinde kullanılan, hazırlanmış kesif yem imalinde faydalanılan bir sınıf balık yağları da bulunmaktadır ki bu yağlara Besleme yağları adı verilir. Diğer ülkelerde olduğu gibi Yurdumuzda da her türlü evcil hayvan beslenmesinde istifade edil en hazırlanmış hayvan yemi ile ilgili sanayiin kurulmasının bir zaruret olduğunun anlaşılması ile, Yem Sanayii Türk Anonim Ortaklığı ve Kesif Yem Sanayii gibi teşekküller tarafından muhtelif fabrikalar kurulmuş ve kurulmakda olduğundan bu sınıf yağların da iyi tanınmasında zaruret bulunmaktadır. Hayvancılığımızın sistemli olarak geliştirilmesinin Yurdumuz için değeri göz önüne alındıkda, bu yağların gerek yurtiçinden gerekse hariçden temini halinde öncelikle evsaf yönünden iyi tanınması lâzımdır. Besleme yağları, kesif hayvan yemi imalinde, balast maddelere katılacak ilâve maddeler arasında mütalea edilir. Bu nam altında kullanılan yağlara ait, Amerika Birleşik Devletlerde cari olan mevzuatdan (Association of American Feed Control Officials 1947.) burada bahsetmek yerinde olur. Morina karaciğer yağı: Gadidae familyası balıklarından, Gadus morhua (Morina) veya diğer spesieslerin karaciğerlerinden elde edilen yağdır. Bu yağ beher pound miktarında, USP. Ünitesi A vitamininden (Gramda 850 Ünite) az, vitamin ihtiva etmemelidir. D vitamini muhte- 3

23 vasi için ise durum şöyledir: beher pound yağda en az AOAC. Civciv Ünitesi D vitamini (Gramda 85 Ünite) ihtiva etmeli ve en az A vitamini garantisini haiz bulunmalıdır. Sardalya yağı : Amerika Birleşik Devletlerde bu sahada sardalya yağı namı altında kullanılan yağlar Büyük Okyanus sardalyasının veya bu türden olan balıkların konserve edildiği fabrika balık artıklarından elde edilir. Alabalık, orkinoz ve ringa yağları da benzeri şekilde sözü edilen balıkların fabrika artıklarından elde edilen yağlardır. Vitamin A ve D beslenme yağı: Aşağıda belirtilen muhtelif yağlar, balıkyağları ve balık karaciğerlerinden hazırlanır. Bu sahada A vitamini veya D vitr.minini konsantre halde ihtiva eden preparatlar kullanılabildiği gibi, sentetik D vitamini, deniz memelilerinin yağları, veya bitkisel yenebilir yağlar da kullanılır. Amerika Birleşik Devletlerde mevzuata göre bu yağlar için beher pound miktarında A vitamini için USP. Ünitesi, D vitamini için aynı miktar yağda AOAC. Civciv Ünitesi cinsinden ifade edilir. Vitamin D Besleme yağları : Balıkyağları, balık karaciğer yağlarının, aşağıda zikredilen yağ veya preparatlarla karışımlarıdır. Bu hususda sentetik D vitamini, konsantre halde D vitamini ihtiva eden müstahzarlar, balık karaciğer yağları, balık yağları, deniz memelilerinin yağları, yenebilen bitkisel yağlar kullanılır. Vitamin D besleme yağının, D vitamini muhtevası beher pound yağda AOAC. civciv Ünitesi cinsinden ifade edilir. Vitamin A besleme yağları : Aynen D vitamini Besleme yağlarına benzer şekilde, tekabül eden yağ ve vitamin kcmponentlerinden teşekkül ederler. Ancak bu yağlarda müessir madde, isminden de anlaşılacağı gibi A vitaminidir. Bu tip yağlarda, vitamin D besleme yağlarında olduğu gibi vitamin kaynağı olarak sentetik vitamin kullanılamaz. Bunun yerine tabii orijinli A vitamini kaynaklarından istifade edilir. Bu sınıf yağlarda vitamin muhtevası beher pound yağda USP. Ünitesi A vitamini cinsinden ifade edilir. ET ve BALIK KÜRUMU'nun SOĞUK Halkımızın DEPOLARİ Hizmetindedir. EBK 1974/39 21

24 Memleketimizin 'Su Ürünlerinlerinin Değerlendirilmesinde - j «ONCU Bir Kuruluş; İ «i SU ÜRÜNLERİ SANAYİİ ve PAZARLAMA A.Ş. Sermayesi: T.L OOO. rt D E M A S YATİRİM PROGRAMININ BİRİNCİ BÖLÜMÜNDE YER ALAN 53 MİLYON T.L. DEĞERİNDEKİ TESİS ARAÇTVE GEREÇLERİ ÜRETİM 1 Ad Hellkoptei 3 Ad Av gemisi 2 Ad. Refakal gemisi 1 Ad, Nakliye gemisi sppp msmm, dilmh-h k asrîîföi 3 s ffı l^bi Fı n m 'Ji-^ım İSLEME VE MUHAFAZA 4000 Ton Hacimli Soğuk Hava Depoları Günde 100 Ton Kapasiteli Balık Unu Fabrikası Günde 20 Ton Kapasiteli Buz Fabrikası Balıkçıların Faydalanabileceği Flato Tesisleri PAZARLAMA Dış Poınrlof için 10 Adet (22 Tonluk) Frigorifik Kamyon Yurt Iclnc-Ckl Dağıtımda 20 Adet (10 Tonluk) Konteynor Yurt içinde Satış için 23 Adet (2-3 Tonluk) Termos Keroserll Komyonet Z U w Merkezi: Ankara, Çankaya Vali Dr. Reşit Cad. 29/13 Telefon: Telex: EBK 1974/40

25 Türkiye suürünleri Kooperatifleri hareketinin stratejisi ne olmalıdır «Cilt XXII Sayı 3'ün devamı» VII ÖZEL BİR SUÜRÜNLERİ KOOPERA- TİF KANUNU GEREKÇESİ : Türkiye balıkçılık kooperatizmi üniversel anlamda bir kooperatifçilik statüsüne dayanmaktadır, Fakat bu hali ve Legal ( = Kanuni = meşru) yapısı ile ekonomik ve teknik anlamda, gelişme gösterememişti^ Kanaatimizce, çeşitli suürünlerini kooperatifçiliğin bütün ayrıntı ve özelliklerini kapsayan (özel bir kanunla balıkçılık kooperatifleri gelişecektir). Bunun örnekleri çoktur. Dünyada balıkçılığı idealizm ve uygulama yönünden ileri gitmiş olan Japonya'da balıkçılık kooperatifleri için özel bir kuruluş, yönetim kanunu vardır, Türkiyeye 1959'da gelen (Balıkçılık Araştırma Misyonu) nunda bize öğüdü bu olmuştur (6). ' : T" Türkiye'de öteden beri balıkçılıkta kooperatifleşme hareketi daima oluşmuş far. kat hemen hemen kurulanların çoğu ömürsüz ve. olumsuz sonuçlanmıştır. Ticaret Kanununun umumi hükümlerine göre teşekkül ettirilen balıkçı kooperatiflerinin yapısına bu hukuki kanun ve maddeleri uy*- 1 - gun olmamıştır. Oysaki ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan çok zayıf ve geri olan balıkçılık işletme ve teşebbüscülüğü kooperatiflerinin bünyesine uygun özel bir kuruluş kanunu ile teşekkül ettirilmesi gerekir. Bu balık ekonomileri ileri gitmiş olan bütün memleketlerde de böyle olmuştur. Önemle belirtmek isterizki; Balıkçılık kooperatifleri, kamusal yanı ve yükü ağır basan sık ve devamlı idari, kontrol, murakabe, teftiş ve eğitime tabi tutulmalıdır. Özellikle mizaç, yaşantı, gelenekleri, Süleyman ARISOY davranışları ve kültür ortamı bakımından balıkçıların bir kooperatif çatısı altında her yönü ile disiplin altına alınamadıkları takdirde kalkınma ve gelişme çabaları gecikme gösterebilir. Türkiye'de yıllardan beri balıkçılığın kalkındırılması için birçok olumlu teşebbüsler yapılmış fakat hepsi paliatif, geçici ve ömürsüz olmuştur. Bunun nedenlerini daha çok ortamın ve çabaya katılamaması niteliğinde aramak daha doğru olur. Ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden gelişememiş olan suürünleri müstahsilleri Adaima her konuda desteğe, yardıma muhtaç durumda yatırım ve sermayeden yoksun kalmıştır (7). VIII KOOPERATİFLEŞMEDE İNANÇ : Türkiye'de kooperatifçiliğin, bir sistem ve üretim metodu olmasından önce, onun dinsel (manevi) bir inanç ve yüksek sosyal, ekonomik, ahlâksal (törebilim) prensipleri içinde ve özellikle humanizmaya dayalı kutsal dayanışmalı örgütlenme dlarak benimsetilmesi ve inançlılaştırılması gerekir. (6) Japon Balıkçılık Misyonu (1959- Tokyo) Türkiye Balıkçılığı Hakkında Rapor Ticaret Bak. Yay, Ocak 1968 Ankara (7) Report of tha Technical Meeting on Credit For Fıshery Industries FAO, Paris 17/22, 1960 (8) Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği - Açık Oturumu F. Yavuz, T. Çavdar, B. Güvenç, M. Karayalçın, Ü. Özsoy, A. Altun Türk İş Ankara 23

26 Ancak bir temel ilkeler üzerinde kurulu keoperatilfeşme örgütünden dayanışmalı yarar ve gelişme, gerçekleşme beklenebilir. Kanımıza göre, kooperatifleşmede törebilimsel ve tinsel temel ve değerlerin nicelik, nitelik ve önderliği onu oluşturan tüm diğer ülkelerde de önce gelmektedir. Bu nedenle, Selçuklular ve Osmanlılardaki Ahilik Örgütü ve Sistemini, ahlaksal sosyal \e ekonomik yönleri ile, Türk Kooperatifçiliğinin teşkilâtlanmış başlangıcı olarak sayıyoruz. Ahilikteki manevi, ahlaksal, sosyal ilke, inanç ve örgütleşme temeli, çoğunda devrimi yürütmüştür. Bugünkü Türk Kooperatifçiliğinin tinsel-ahlâksal olarak yeniden örgütlenme (Reorganizasyon) sinde, rnovcut sarsıntı, engellenme ve darboğazın ile çöküntülerini düzenliyerek canlandıracak olan temel ve ana ilkelerdir. Uygulama ve izlenimler göstermiştir ki, Türkiye'de kuruluş ve yeniden örgütlenmede bıı tarihi ve törel ilkelerin gözönüne alınmasında büyük yarar ve zorunluluk vardır. IX SONUÇ : 1942 yılında kurulmaya başlanmış o- lan balıkçı kooperatiflerinin tümü çağımıza kadar hep aynı amaçla kurulmuştur. Yani Balıkçılık kooperatifleri tüzel kişiliği devlet ekonomi politikasının kendilerine öngördüğü kredilendirme ve korumadan yararlanabilmek amacı ile kurulmuş işletme ve teşebbüslerdir. Kurulan bu kooperatifleı sorunlarımda beraber getirmişler ve temeldeki ağır yapısal aksaklıklarını sürdürmüşlerdir. Çünkü gerçek kooperatifçilik bunların yapılarına yerieşmemişdir. Gerçekte, bunların tüzel kişilik merkezlerinde önemli, canlı, devamlı, sağlıklı bir faaliyet yoktur. Bütün amaç bu yolla bol, devamlı, kolay kredi, yardım Bağlıyabilmektedir. Halâ balıkçı kooperatifleri arasında çekişme vardır. Örneğin kooperatifler (Küçük balıkçı kooperatifi) ve (Büyük Balıkçı Kooperatifi) gibi tanımlı ve ayrışımlı olarak kendilerini adlandırmışlardır. Önce, bu kooperatifçilik ilkesine aykırıdır. Böylece kooperatifler içinde büyük ve küçük balıkçı çekişmesi yaratılmıştır. Sonuçta, sorunları ve hal çarelerini not halinde şöyle sıralıyabiliriz: 1 Kooperatif örgütleri genellikle idarecilerinin niteliğine göre faaliyet gösterirler. Yani kooperatifler idarecilere terk edilmiştir. Kültürü geri olan balıkçılar bunları kontrol edemez. Kooperatif idarecileri devletçe tayin edilmelidir. 2 Enflâsyona uğramış bölge balıkçı kooperatifleri birleştirilmelidirler. 3 Balıkçı kooperatifleri kontrol, denetimden yoksundurlar. Devlet yönünden sık, ciddi, devamlı kontrol idare ve organize edilmelidirler. 4 Türkiye'deki balıkçı kooperatif ortakları, kooperatif ortaklığı için yeterli, bilinçli ve bilgili değildir. Bilinçlenmeleri için bölge, bölge kısa devreli kurslar düzenlenmelidir. Bu suretle eğitilmiş olan ortaklar gerçekte kendilerini idare edebileceklerdir. 5 Balıkçılık Kooperatiflerinin muhasebe ve kayıtları karışık, bozuk, birbirinden farklı, İslaha muhtaç ve gayrı mütecanistir. Muhasebecilerde kooperatif muhasebeciliği için yetersizdir. Kooperatifçilik için özel ve örnek bir muhasebe sistemi ve plânı uygulanmalıdır. 6 Balıkçılar aracılara ve her türlü güçlere karşı çok zayıflar. Bu nedenle kalkınamazlar. Onların birleşmeye şiddetle ihtiyaçları vardır. Bunun içinde çok yönlü, üretimden tüketime kadar gerçek kooperatifleşmeleri zorunludur. 7 Küçük balıkçıların dayanmalarına imkân yoktur. Bunları güçlendirmek gerekir. Av metod ve araçları büyüdüğü oranda kitlevi, geniş bel av-üretim yapabilir. Ancak bu büyük araçların maliyetleri çok yüksekti*. Balıkçılar kooperatifleşme içinde bunlara ortak olarak sahip olabilirler. 8 Balıkçılık teşebbüsü riskli, güç, ağır bir iştir. Yatırımların gelir elde etmesi ve finansmanı güçtür. Devletin desteği şarttır. Öncelikle devlet bütçesinden ayrı- 24

27 lacak (Suürünleri ve Kooperatiflerini Geliştirme Fonu) na kaçınılmaz ihtiyaç vardır. 9 Küçük balıkçılar er geç yok olma sakıncası ile karşı, karşıyadırlar. Onları bu konuda koruyacak ve güçlendirecek tek çare ve örgüt koperatifleşmelerldir. 10 Balıkçı, av - üretim süresince araçlarının, teknesinin başından ve av yerinden ayrılamaz. Tuttuğu suürünlerini ekseriya uzakta olan piyasa yerine tez ulaştırmak zorundadır. Bunun için aracıya mutlak ihtiyacı vardır. Bunun için en uygun sistem kooperatifleşmesidir. 11 Genellikle Türkiye'deki Balıkçı Kooperatifleri bu ad altında gerçekte adi bir ticaret şirketi halinde yürütülen örgütlerdir. Bunların gerçek kooperatife dönüştürülmeleri için reorganizasyona ihtiyaç vardır. 12 Türkiye'de Balıkçı Kooperatiflerine birçok kamusal teşekküller görev, yetki ve yönetim bakımından ilgi, ilişki göstermektedirler. Bunların tümü tek kamusal j kuruluşta toplanmak yani merkezileştiril- [p melidir. k 13 Özel bir Suürünleri Kooperalif-H leri Kanuna ihtiyaç vardır. Örneğin Japonya'da olduğu gibi. 14 Türkiye'de nüfus patlaması ile hayvansal protein açığıda şiddetlenmektedir. Karasal et üretimi orantılı olarak daha da düşecektir. Hayvansal protein açığına suürünleri bu kısır', küçük yetersiz örgütleri ile cevap veremez. Bu konuda en elverişli çare büyük av. araç ve metodlarına sahip kooperatifleşmedir. 15 Mevcut Balıkçı Kooperatifleri idarecileri genellikle yetersiz, sorumsuz ve disiplinsizdir. Bu konuda bölgesel Tarım Kredi Kooperatifleri elemanları ek görevli olarak görevlendirilmeleri en uygun ve kısa yoldur. 16 Balıkçı Kooperatiflerinin hemen Lümü borç yükü altında, kredileri donmuş, borçlu ve müteınerriddirler. Bu nedenle gelecek yatırımlara durumları elverişli değildirler. Eğer bir (Kooperatifler Bankası) kurulması gerçekleşirse o zaman ancak bir kredi enflâsyonu doğacaktır. 17 Türkiye suürünleri av metod ve araçları geleneksel-tradisyonel, ilkel, geri ve küçük kapasitelidir. Bu av metodlarını modern, teknik, mekanik ve elektronik av metodlarına dönüştürebilecek olan tek yol kooperatifleşmedir. 18 Türkiye'de önemli bir istihdam sorunu, gizli veya açık işsizlik Vardır. Kıyışa! yerleşme merkezlerindeki nüfusumuzun bu olumsuz grübu için en; elveriş/li ortam kooperatifleşme içinde suürünleri isletme, ve teşebbüsçülüğüdür. 19 Suürünleri ve yatakları pollution \irlenme ve bomba, kanunsuz trol av gibi çeşitli yasak' av usulleri ile devamlı tahribe uğramaktadır. Buna karşı en etkin örgüt, kooperatifleşmenin bu konuda yetkili, görevli kılınmaları ile olabilir. 20 Üçüncü plânın öngördüğü işsular ve balık kültürü bilgi isteyen masraflı, güç ve riskli bir konudur. Kooperatifleşme ile bunun çeşitli yönleri elverişli duruma getirilebilir. 21 Balıkçının ihtiyacı olan motor, ağ, halat, boya, av aracı, gibi çeşitli araç ve gereçleri özellikle ithalâta bağlı olanlar pahalıdır. Kooperatifleşme ile aynı malı % hatta daha da ucuza temin edebilirler. 22 Suürünleri üreticileri ve Suürünleri Kooperatiflerinin kredilendirilmeleri özel bir örgüt tarafından yapılmalıdır. 25

28 Ağ Onarımı "Australian Fisheries 'den 26 III ONARMAK İÇİN AĞIN KESİLMESİ VE ONARILMASI Kesip hazırlanması : Bir ağ parçasının her düğümünde dört kol (ağ gözü kolu) birleşir. Bu hiçbir zaman üç ve düğüm ağın kenarında olmadıkça da İki değildir. Hiçbir halde de beş olamaz. Başlama düğümü iğnedeki ipliğe bağlandığı zaman buradaki düğümün dördüncü kolu meydana gelir. Yarım ağ gözü, toplama ve kenar düğümlerinde İğnedeki iplik düğüme gelecek şekilde bir kol ve birde düğüm yapıldıktan sonra düğümden ayrılacak şekilde bir kol teşkil eder. Bitirme düğümünde, iğnedeki iplik düğüme gelecek şekiide kol yapılır ve iplik burada bağlanır. Bu sebepten onarılacak delik hazırlandığında, üzerine başlama düğümünün bağlanacağı düğümde üç kol birleşmelidir. Bu düğümün normal dört kolundan sadece bir tanesi kesilir (Şekil. 28). Şekil: 28 Çetin ÖZERK Balıkçılık ve Suürünleri Sanat Enstitüsü Öğretmeni Onarılacak delikte yeni yapılacak bütün düğümler kendilerinden sadece iki kolun birleştiği düğümler üzerine bağlanır. Bu düğümlerin diğer iki kolu kesilir. Bitirme düğümü ise, kendinde üç kolun birleştiği düğüm üzerine bağlanır. Üzerine bitirme düğümü bağlanacak olan düğümün sadece bir kolu kesilir. Ağı kesip hazırlamak için sırası ile şunlar yapılmalıdır : 1. Ağı doğru yönde (El ile örülen ağ da ağın örülüş yönünde, makina ile örülen ağ da örülüş yönüne dik) ve aynı sıradaki düğümler bir doğrultuya gelmek üzere ağı düzenleyiniz ve bir yere tutturunuz. (Foto: 1) 2. Ağdaki deliğin en yüksek noktasındaki düğümü başlama düğümü için seçiniz. (Şekil: 29/1) ve bu düğümde üç kol bırakmak üzere bir kolu kesiniz. 3. Deliğin sol tarafından aşağıya doğru her düğümün iki kolunu kesip, diğer iki kolunu bırakarak (Şekil den 29-11) deliğinin dip tarafında birkaç ağ gözüne kadar çalışınız. 4. Yine tepeden başlıyarak, hemen başlama düğümünün sağ tarafından ve deliğin sağ kenarından her düğümün iki kolunu kesip, diğer iki kolunu bırakarak (Şekil den 29-21) aşağıya doğru deliğin dip taıafındaki birkaç ağ gözüne kadar çalışınız. 5. Deliğin sıra ile sağ ve sol kenarlarında kalan diğer düğümlerin herbirinin ikişer kolunu kesiniz (Şekil den 29-24). Bu işlem bitirme düğümüne kadar yapılır. (Şekil ). Bitirme düğümünde ise sadece bir kolu kesilir. Bundan sonra delik onarıma hazır olur. Geniş delikli veya yırtıklı ağ da başlama noktasından itibaren herbir kenarda ilk 5-10 gözün kesilip hazırlanması çok defa daha kolay olur. Önce bunu onarınız sonra sonra öteki bir bölümü kesip hazırlayınız ve onarınız. Böyle kesip onarmaya iş bitinceye kadar devam ediniz. ONARMA Hazırlanan delik üzerinde onarma ileriye doğru yapılır. Burada takip edliecek beş basit kural vardır. Onarımı yapanın bu kurallaıda yanılmaması gerekir. 1. Başlama ve bitirme düğümlen hariç, her

29 Şekil.29 yapılan düğüm dört kenarı eşit bir göz teşkil etmelidir. (Şekil: 30 ve 31 yarım göz düğümü; Şekil 32 kenar düğümü; Şekil: 33 toplama düğümü). Başlama düğümü yapıldığında göz teşkil edilmez; bitirme düğümü yapıldığında ise iki göz teşkil edilir. 2. Onarılan delik üzerinde sağdan sola veya soldan sağa doğru çalışırken her yarım göz sırası, bir sonrakine başlanılmadan bitirilmelidir. 3. Onarılan deliğin göz sıralarının sonundaki her yön değiştirmede bir kenar düğümü yapılır. 4. Bir istisna ile bir kenarı düğümünün yapılmasından sonra gelen düğüm yarım ağ gözü düğümü olacaktır. (Şekil: 34), bir topma düğümünden sonra bir yarım ağ gözü düğümü veya bir bitirme düğümü gelir (Şekil: 35). Şekil.30 Çekil.31 27

30 5. Onarılan deliğin aynı kenarında, bir kenar düğümünü bir kenar düğümü takip edemez (Şekil: 36). Böyle bir hal, deliğin alt tarafına doğru yarım göz yerine tam göz yaparak ilerlemeyi icap ettirecektir ki, bu yanlıştır. Onarılan deliğin iki kenarını birleştirmek için sadece bir ağ gözü koluna ihtiyaç hasıl olduğunda 4. kural uygulanamaz, hariç tutulur. Burada bir kenar düğümünden sonra yine bir kenar düğümü gelir. Ard arda gelen bu kenar düğümleri deliğin karşılıklı kenarlarına aittir ve her biri onarım sırasında ipliğin yönünü değiştirir (Şekil: 37). Şekil.36 Şekil.32 Şekil.33 Şekil.37 Başlama farım göz Doğru Şekil.3^ Bitirme \ Çekil.38 yarım göz Şekil.35 Şekil 38'de bütün düğüm çeşitlerinin kullanıl dığı basit bir onarım görülüyor eğri oklar bir tam gözü meydana getiren yarım gözü (iki ağ gözü kolunu) gösteriyor. Başlama düğümü 1'den itibaren soldan sağa doğru hareket ederek, yarım göz dü- 28

31 $ekil.39 ğümleri ile 2 ve 3 de iki göz tamamlanır. Bunları 4'de bir kenar düğümü takip eder; burada yön sağdan sola çevrilir ve 5'de bir toplama düğümü yapılır. 6 ve 7'de, 2 ve 3 düğümleri yapıldığında meydana gelmiş olan ilmikler üzerine yarım göz düğüm leri yapılır. 8 bir kenar düğümüdür, bunu bir yön değişmesi ile 9 toplama düğümü takip eder, 10'daki bir yarm göz düğümünden sonra 11 'deki bitirme düğümü ile onarım tamamlanır. Daha büyük delikler için onarma: Maalesef bütiin deliklerin onarımı Şekil 38 de gösterildiği gibi basit değildir. Hasara uğramış bir ağ incelendiğinde en çok hasar gören yerde birleşmek üzere yukarıdan aşağıya doğru iki veya daha çok yırtığın geldiği sıkça görülecektir. Bu yırtıklar arasında bir ağ dili veya dilleri meydana gelir. (Şekil 39'da yukarıdan aşağıya doğru gelen iki yırtıkla, aşağıdan yukarıya doğru gelen bir yırtık vardır. Ve bunlar orta noktada birleşmektedirler. Bütün onarımlarda olduğu gibi ağ üzerinde aşağıya doğru bir seferde yarım göz ilerlenmefidir. Bu deliği onarmak için iki ayrı onarımın yapılması gerekir, ilk küçük onarım (1. başlama, 1'den 4) olmak üzere sol taraftaki yırtık kapanır. Bundan sonra onarımın tamamlanması mümkün olur. İkinci olarak sağ taraftaki yırtığın tepe noktasından onarıma başlanır ve deliğin alt kısmına doğru gidilir (2. başlama 1 den 26). Eğer tepeden aşağıya doğru ikiden fazla yırtık geliyorsa bunlardan biri hariç diğerlerinin her biri ayrı ayrı delik kapatılmadan önce onarılmalıdır. (Şekil: 39-a). Eğer bir deliğin alt tarafından iki veya daha fazla yırtık gelirse deliğin dip tarafı tepe ya-. s, 2D

32 pıtır. (Ağ, dip tarafı yukarıya gelecek şekilde çevrilir] ve yukarıda anlatıldığı gibi onarılır. (Şekil 39-b) Bir ağ parçasının kenarını onarırken bir kenar gözü teşkil edilmelidir (Şekil 40). Bir ağ kenar gözü, tamamlanan bir sıranın son yarım ağ gözü düğümünden sonra teşkil edilir. Bu ağ gözünün dört kolunun üçü yeni ağ gözü sırasının ilk yarım ağ gözü düğümü yapıldığında teşkil edilir. Bir ağ dil şeklinde ve dilin uç kısmında enlemesine yırtılmış ise (Şekil: 40-a). Bu deliğin ona rımında büyük bir dikkat satfedilmelidir. Burada dil şeklindeki yırtığı ve bunun ucunun yönünün bilinmesi lâzımdır. Burada onarım için en iyi yol dilin kenarlarındaki yırtıklar ile enlemesine yırtığın sağ ve sol tarafı deliğin ortasına birkaç göz kalıncaya kadar ayrı ayrı onarılmasıdır. Sonra orta kısım tek rar örülerek birleştirilir. Uygulama çalışmalarının hemen sonucunda ağ onarımında yapılan ağ gözlerinin kol uzunlukları, esas ağın gözlerinin kol uzunlukları ile aynı olacaktır. Bununla beraber ilk öğrenme devresinde onarım sırasında ağ gözü kollarının uzunluğunu aslından çok küçük yapmaktansa biraz büyük yapmak daha iyidir. Tabiî liften yapılmış yaş bir ağı onarırken, onarma ipliğinin ıslandığında kısalacağını düşünerek buna kısalma payı veririz. Ağ onarımı ilk öğrendiğinizde, ağı hızla onarmaya çalışmayınız. Düğümleri, bağlama yerlerinde, her hangi bir hata yapma dan düzgün ve becerikli bir şekilde atınız. Uygulama yapıla yapıla ağ onarımında lıız artacaktır. şekil.ı+l YAMAMA : Ağda hasar gören yer biiyük olduğunda ve ağın bir kısmı yok olduğunda veya çok fazla yırtılbu deliğin normal yolla onarmaktan çok daha kodığında, ağdaki deliğe bir yama parçasının konması, laydır. Dikdörtgen bir yamanın konması için delik şekil: 41 de görüldüğü gibi kesip hazırlanır. Yamayı deliğin kenarlarına dikebilmek için derinliği ve eni, deliğin derinliğ ve eninden bir ağ gözü küçük olacak şekilde kesilir. Böylece yama deliğin kenarlarına, kenarlar boyunca yanın ağ gözü yaparak birleştililir. Yama yapma işlemine sağ üst köşede 1 ve 2 Şekil,kZ 30 ;j V/ AJ; V/' >r.' \ ' \ > V V < V ' : Şekil. den başlanır, yama boyunca çalışılır ve dipte sol köşede 1 ve 2 de bitirilir. Yamama için iki kişi varsa, her biri bir yönde çalışabilir, böylece zamandan kazanılır. Ağa yama yaparken hasar gören yeri (deliği) kare veya dikdörtgen şeklinde kasıp hazırlamak şart değildir. En çok kullanılan yamama metodu şudur: önce deliğin bir kısmı kesilir, sonra da uygun olacak şekilde yamanın bir kısmı kesilir ve yamanın bu kısmı, deliğin önceden kesilmiş hazırlanmış olan kısmı ile birleştirilir. Sonra deliğin öteki bir kısmı ve yamanı nbu kısmı da dikilir. Deliğin ve yamanın böyle kesilip birleştirilmesi yamama işlemi bitinceye kadar devam eder.

33 Âğ hasara uğrayan kısmı ne şekilde olursa olsun, onarmak için bu delikteki köşeler 90 derece olacak şekilde ağ kesilir. Yamalıkta buna uygun olarak kesildikten sonra birleştirilir (Şekil: 42). Şekil 42 de onarımda başlama ve bitirmenin farklı bir metodunu gösteriyor. Sol üst köşede (1) do iki tane başlama düğümü bağlandığı gibi, sağ dipte (2) de iki bitirme düğümü bağlanır. Delik ve yamanın çevreleri boyunca her düğümde iki ağ gözü kolu kesilir. Yamama için uygun bir parça seçilebilmesi için hasar gören yeri kesip hazırlamadan önce çabukça bu kısmın eninin ve derinliğini ngöz miktarını sayınız. Buna rağmen normal koşullarda yamamada kullanılan ağ parçası, hasara uğrayan ağ ile aynı ağ gözü ölçüsiindedir. Fakat bazenyamanın farklı ağ gözü ölçüsünde olduğu da olur. Bu durumda aşağıdaki işlemler yapılır. 1. Ölçme, gözleri sayarak yapılmaz. Burada deliğin her bir kenarının ağ gözleri gerili halde iken uzunluklarına karşı yamanın bu kenarlara karşı gelen kenarlarının uzunluğu yine gözleri gerili iken ölçülür. Bu iki ağ parçasında ağ gezleri bi rdiğeri ile aynı sıraya gelmez, 2. Düğümler sadece büyük gözlü ağ parçasının birleşme kenarına bağlanır, iplik küçük gözlü ağ parçasının düğümlerinin arkasından basitçe geçirilir (Şekil: 43). (Burada dört tane ağ gözü kolu olan kenar gözü düğümlerinin arkasından iplik geçirilmektedir). Deliği kenarlarından İplik geçirip büzerek kapatma: İplik geçirerek deliği kapatma sadece geçici bir onarım için kullanılır. Genellikle ilk fırsatta ve hasar tamamen onarılınca bu iplik çıkarılır. Bu geçici onarımda iplik yırtığın her bir kenarındaki düğümlerin arkasından geçirilir. Ve yırtığın sadece bir kenarı üzerinde ve her 6-12 inçte bir çift kazık bağı ile bağlanır. Büzülme yerine bir zorlama olduğunda, burada doğal bir uyarlama (tabiî bir adaptasyon) olabilmesi içln( onarım amacı ile geçirilmiş olan iplik yeter derecede gevşek olmalıdır. 31

34 3 U N K E R + R U H I TURK DEMİR DOKUM FABRİKALARI A.Ş. Silâhtar - İstanbul 32 EBK 1974/41

35 Califorrıiada'ki Akvaryum, Seaquarium [deniz akvaryumları] ve Ooeanarium'lar [deniz sirkleri] 4 Akvaryumlar : Şeref Halka teşhir edilmek veya KARAPINAR Emekli Koramiral bilimsel araştırmalarda faydalanılmak üzere suda yaşayan bitki, hayvan VG ba lıkların içinde bulunduğu, ve tabiattaki şartlar altında canlı olarak yaşadıkları havuz, sarnıç, tesislere akvaryum denir. Bu terim, öğretici ve eğlendirici maksatlarla halk yararına açılmış veya bilimsel araştırmalara tahsis edilmek üz o re tesis edilmiş olan suda yaşayan bitki ve hayvanların teşhir edildiği umuma mahsus büyük sergilere de kullanıldığı gibi evlerde süs olarak bulundurulan ve içinde renkli güzel balıkların yaşadığı cam kavanozlara da verilmiş olan bilişimdir. Akvaryumların tarihçesi : insanlar çok eski tarihlerdenberi akvaryumlarda balık beslemiş ve onları seyretmeklen zevk almıştır. Asırlarca evvel Çinliler süs balıklarını küçük kaplarda_beslemek ve üretmek sanatını geliştirmişlerdir. Daha sonra Romalılar büyük havuzlar inşa ederek kıymetli ve nadir balık cinslerini toplamağa ve canlı olarak yaşatmağa çalışmışlardır. Bilhassa kırmızı süs balıklarıyla ilgilenen Çinliler, nadir cinsler üzerinde çalışarak büyük bir sabır ve gayret neticesinde bunları melezleştirınek suretiyle bugünkü çok kıymetli ve çeşitli akvaryum balık türlerinin meydana âmil olmuşlardır. Cam endüstrisi halinde caıtı yapmağa başladıktan gelmesinde tabaka sonra temiz ve duru cam kenarl, akvaryumlarda balıkların seyredilmesi imkân, insanlardaki akvaryum merakın, bir kat dahg. mıştır. Batı âleminde akv a ryu m merak) 17 infîi asırdan itibaren böş artlls 0,, )k umumi akvaryum 1853'do Uğrada Regent park'da açılmıştır. Burada b 0yu ve en, bi. rer yarda olan 1/8 pus kal, nl[ömdaki cam. İkinci dünya harbinde b üyük akvar. yumlar muhtelif sebeplerle oldukça büyük müşküllerle karşılaşmış ve birçoğu lar kullanılmıştır. Bundan so nra Avrupa ve Amerikada çeşitli akvaryıitnt ar tesis edilmistir. kapatîlmıştır. Harpden sonra da yeniden açılması hususundaki teşebbüsler uzun müddet başarı gösterememiştir. Bu konuda balıkların ve diğer su hayvanlarının toplanmasında konan tahditler başlıca engellerden biri olmuştur. Floridada, St. Augustin'deki Marine stııdio 1939'da kapanmış ve 1943'de evvelâ daha ufak imkânlarla tekrar açılmış ve zamanla inkişaf etmiştir. Neıvyork akvaryumuda 1941'de kapanmıştır. Akvaryumların kaiagoriîeri : Bugürı dünyanın başlıca şehirlerinden birçoğunda halka açık ıımumi akvaryumlar vardır. Bunlar ya resmi sektör veya özel teşebbüs eliyle finanse edilmektedir. Bunların içinde en meşhur ve büyükleri (Londra, Berlin, Paris, Newyürk, Chicago, Francisco, ve Florida (Miami) San akvaryumlarıdır. Pariste (France d'outremer) ve (Trocadero) akvaryumları, Chicago'da ve (Lincoln park) akvaryumları (Shecld) Nevvyorkta (Battery park) akvaryumu, Miamide (St. Augustin) akvaryumu vardır. Dünyanın en büyük akvaryumu Amerikada Chicago şehrindeki Grand park'da 12. caddede yapılmış olan John G. Shedd akvaryumu olduğu söylenmektedir.«bu akvaryum 1929 senesinde iiçbuçuk milyon dolara mal olmuştu. Havuz ve sarnıçları (450000) galon su almaktadır. İçinde onbinden fazla hayvan vardır. Akvaryumun muhtaç olduğu tuzlu su Floridadaki Keywest'den demir yolu ile nakledilmektedir. Bu akvaryumu senede 5-6 milyon insan ziyaret etmektedir. Gün- 33

36 de tonlarla balık, hayvanların yiyeceği olarak kullanılmaktadır. Bundan başka dünyanın her tarafına yayılmış olan daha ufak çapta olmakla beraber yine de şöhret yaprrvş birçok akvaryumlar vardır. Bunlar arasında Amerika dahilinde Philadelphia, Boston, Washington D.C. Detroit, Baltimore, New Orleans akvaryumları ile Avrupa kıtasındaki İsveç, Helgoland, Amsterdam, Antrwerp, Frankfurt, Leipzig, Lizbon, İngilteredr Blackpool, akvaryumları ve dünyanın diğer taraflarında da Honolulu (Hawaii), Rio de Janeiro (Brezilya), Bermuda, Sidney (Avustralya), Güney Afrika vc Madras (Hindistan) akvaryumlarıdır. Son zr.oıanlarda görülmemiş acaip deniz yaratıklarıyle Singapoordaki (VanKleef) akvaryumu da meşhur akvaryumlar arasında yeralmıştır. Büyük akvaryumlara halkın gösterdiği alâka hakkında bir fikir vermek üzere şu bilgiyi verebiliriz: Yapılan istatistiklere göre Newyorktaki Battery Park akvaryumunu günde (7000) kişi, Chicago'daki Shedd akvaryumunu ise (12000) kişi ziyaret etmektedir. Biitün bu yazdığımız akvaryumların bir kısmı ilmi faaliyetlere tahsis edilmiş olmakla beraber asıl maksatları halkın eğitim ve eğlencesidir. Bu akvaryumları gezen seyirciler balıkları tanımağa çalışır ve gündelik hayatlarında pazarlarda görmeğe alışmadıkları nadir türleri birbirine göstererek şu gelen PARROT, FISH, yanda göülen SHEEPHEAD, karşıdaki TRIGGERFISH vesaire gibi konuşmalarıyla balıklarla yakından ilgilenirler ayrıca akvaryumda teşhir edilen bütün su hayvanları ve bitkileri hakkında akvaryum penceresinin altındaki levhaları okuyarak nereden getirildiği, ne yediği, nasıl ürediği, ve bütün karakteristik vasıflarıyle özellikleri hakkında esaslı bilgi edinebilmektedirler. Akvaryumların hala teşhir edilsin veya edilmesin esas itibariyle araştırma müessesesi olarak kurulmuş olan mahdut maksatlı diğer bir katagorisi daha vardır. Bunlar arasında en tanınmış olanları Napolideki (Oceanographic institution) deniz Pilot whale türü bir Balina gösteri yaparken akvaryumu, Monacoda (Ocean museum) daki deniz akvaryumu, ingilterede Plumouth şehrindeki akvaryum, Birleşik Aınerikada Massachusetts şehrinde (Woodhols insti tutien) ve San Francisco'daki (California academy of sciences) Steinhart aquarium'- dur. Buralara genellikle lise ve üniversite öğrencileri Zooloji ve Biyoloji dersleri tatbikatına sınıflar halinde öğretmenleriyle gelirler. Son bir katagori olarak dünya fuar ve sergilerinde umumiyetle halka teşhir edilmek üzere kurulan muvakkat akvaryumlar vardır. Daimi akvaryumların içinde Oceana rium, Seaquarium, Sea world vesaire gibi değişik isimler verilerek büyük deniz hayvanlarının teşhir edildiği sirk mahiyetindeki çok büyük tesisler vardır ki bunlar halkın en fazla alâkasını çeken ve diğer umumi müesseselerle kıyas edilemlyecek dererede fazla seyiri toplayan ve muntazam programlarla gösteriler yapan müesseseler olarak yer almaktadır, ilerde bahsedeceğimiz Losangeles'teki Marineland of the Pacific ile Floridada Miami'deki Ma- 34

37 rineiand on the - Atlantic), yine Pasifik sahillerinde Sandiego'daki (Seavvorld) bu katogoriye dahil sirk mahiyetindeki büyük akvaryumlardır. Umumi akvaryumların idaresi : Modern akvaryumlar nisbeten muğlak projelerle meydana gelen, hareket ve kullanma sularını çalıştırmak, idame etmek, temizlemek, muayyen hararet derecesinde muhafaza etmek, kimyevi terkibini sağlamak v.b. gayet hassas görevleri olan makine tertibatını ihtiva etmektedir. Hâlen uygun evsafta, kâfi miktarda su ikmali için kullanılan makineler mümkün mertebe sadeleştirilmiş bulunmaktadır. Balıkların içinde yaşadığı veya teşhir edildiği tanklara ve havuzlara pompalanan veya borularla getirilen sular tekrar kullanılmamak üzere drenaj kanallarına boşaltılmaktadır. Hemekadar balıkların içinde yaşaması için içilir evsafta suya ihtiyaç olmamakla beraber yine de taze su genellikle şehrin su tesisatı şebekesinden temin edilmektedir. Bu sular ise birçok belediyelerde insan sağlığı bakımından klorlandığı için balıkların ölmesine sebep olacağından tanklara veya havuzlara sevkedilmeden evvel mutlaka kloru temizlenir ve klorsuz saf su haline getirilir. Diğer taraftan akvaryumlarda yaşayan hayvanların sağlık ve beslenmeleri konusundaki umumi meseleler vardırki burada hastalıklar ve bilhassa parazitlerle mücadele ön safta yeralmaktadır. Bir akvaryumun maksada uygun olabilmesi için içinde yaşıyan hayvan ve bitkilerin arasında biyolojik bakımdan denge sağlamak lâzımdır. Herşeyden evvel bunların birbirine zararı dokunmayacak cinsten hayvanlar olması lâzımdır. Akvaryumlarda suni veya tabii bir aydınlatma tertibatına ihtiyaç vardır. Ayrıca suyun oksijenini tamamlamak üzere bir havalandırma tertibatı lâzımdır. Suyun harareti içinde yaşayan türlere göre değişir Kutup denizlerinden gelen balıklarla tropikal sularda yaşayan balıkları birarada bulundurmak mümkün değildir. Birçok balıklar hararet değişmelerinden fazla müteessir olurlar. Balıklara genellikie canlı yem veriiir. Akvaryum suyunun balıkların artıklarından temizlenmesi lâzımdır. Velhasıl akvaryumlarda hayat şartları tabii şartlara tamamiyle uygun ve çok iyi olmalıdır. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde balıklar üreyebilirler. Büyük araştırma akvaryumları tanınmayan birçok türlerin yetiştirilerek çoğaltılmasına bunların hâlen bulundukları iklim şartlarının alıştırılmasına, ve birçok ilgi çekici, nadir balıkların halka teşhir edilmesine yararlar. Hidrobiyoloji labratuvaılarında ilmi maksatlarla kulanılmak üzere özel olarak hazırlanmış akvaryumlar bulunur. Akvaryumlar esas itibariyle tatlı su (Aquarium )ve deniz suyu (Seaquarium) IISLI akvaryumlarında tatlısularda yaşayan bitki ve canlılar bulunur. Deniz akvaryumları olmak üzere iki kısma ayrılır. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere tat- akvaryumları ise denizde yaşayan hayvanları teşhir eden bir nevi hayvanat bahçesi gibidir. Dunlar için büyük su mahzenleri yapılır. Bunların ön tarafında can vitrinler vardır. İçi arkadan giz!i elektrik ışığı ile aydınlatılır. İçine- konulan hayvanların birbirine zarar vermemesi için ayrı ayrı bölmeler yapılmıştır. Dışarıdan camdan bakıldığı zaman denizin ici ve dibi görülüyor Çeşitli kayalar, ' mercan balıkları, otlar gibidir. denizin dibini 1 süslemektedir. Su içinde çok mütenevvi balıklar ve dip hayvanları görülür. Bu balıkların veya hayvanların getirildikleri iklime göre su soğuk veya ılık olmak üzere harareti ayarlanmıştır. Bu akvaryum biçimi su mahzenlerinde bu genellikle küçük ve orta boy balıklar ve su hayvanları bulunur. Büyük balıklar veya denizde yaşayan memeli hayvanlar ise büyük tanklara veya havuzlara konur. Bunlar, balinalar, köpek balıkları, fok türleri, Yunuslar vesaire gibi büyük boy deniz hayvanlarıdır. Deniz akvaryumları teşhir edilen balığın veya hayvanın yaşama şartlarına uygun deniz dibini canlandıracak şekilde kaya ve mercan parçaları kum, çakıl, mollusk kabukları konarak mümkün olduğu kadar 35

38 kiloluk GROOPER balıkları, TRIGGERFISH BONEFISH gibi bizim tanımadığımız büyük balık türleriyle bazı cins zararsız dip köpek balıkları muazzam bir tankın içinde bir arada yaşamaktadırlar, ilerde Losangeles'deki Marinelaııd de gördüklerimi anlattığım zaman GIANT FIS HTANK denilen büyük sarnıcın içinde birarada yaşayan balıklardan orada bahsedeceğim için burada yalnız münferit akvaryumlarda ayrı yaşayan balıklardan teshil: edebildiklerimi yazmakla iktifa ediyorum. Evvelâ dipde yaşayan hayvanlardan söz,edelim : Okyanusların dibinde çiçekleri andıran zarif görünüşlü birçok hayvanlar yaşamaktadır. Bunlardan deniz yelpazeleri {Sea fan) koloni halinde bir arada yaşamaktadırlar. Bunlara GORGORIAN CORAL da denilmektedir. Pilot whale türü Balina Havuzda tabii durum canlandırılacak şekilde hazırlanmaktadır. Deniz akvaryumlarına genellikle bitki konulmamaktadır. STEINHART AKVARYUMUNDA BULUNAN BALIKLAR VE HAYVANLAR : Akvaryumlar hakkında böylece genel bir bilgi edindikten sonra şimdi Sanfrancisco'daki California academy of Sciences binası içinde gezdiğimiz Steinhart aquarium galerisinde gördüğümüz balıklar ve hayvanlardan balıs edelim: Aquarium ve Seaquarium adları verilen tatlı su ve deniz balık ve hayvanlarının bulunduğu bu muazzam galeri dünyanın en büyük canlı su hayvanları koleksiyonlarından birini teşkil etmektedir. Birleşik Amerikanın Losangeles şehrindeki Marineland of the Pacific'de bir eşi daha bulunan bu müessese dahilinde sayısız münferit akvaryumlarda denizde ve tatlısularda yaşayan nadir balıklar mevcut olduğu gibi masa büyüklüğünde LOGGER- HEAD TURTLE türü deniz kaplumbağası, 200 Bizde Deniz gülü, deniz lâlesi, veya deniz şakayıkı gibi isimler verilen (SEA ANEMONE) lerde etrafı beyaz tüylerle süslü ortası kırmızı, sarı, mor muhtelif renkte çiçeklere benzeyen hayvancıklardır. Bunlarda koloniler halinde yaşarlar. Hepsi de ufak deniz organizmaları ve planktonlarla beslenirler. Avlarını iğne şeklindeki dokunaçlarıyle (Tentacle) yakalarlar. Yüzlerce deniz gülü bir krizantem tarlasını andıracak şekilde harikulâde güzel renkleriyle dipte yatmaktadır. Çok ince ipek iplikleri andıran dokunaçları suyun içinde mütemadiyen açılıp kapanarak dalgalanmakta ve beslendikleri planktonları yakalamaktadır. SEA ANEMONE'lar bütün dünya denizlerinde yaşayan ve yüzlerce değişik türü bulunan dip hayvanlarıdır. Sığ sulardan derin sulara kadar muhtelif derinliklerde, çeşitli büyüklükte, renkte ve şekilde oluılar. Bazı türler 2 kadem genişliğe ulaşabilir. Bazı türler günün muhtelif saatlerinde renk değiştirirler. Deniz tüyleri (FEATHER STAR) su içindeki zarif hareketlerle dalgalanarak yüzmektedir. İnsan bunun bir hayvan olabileceğine katiyen ihtimal veremez. 36

39 NUDI BRANCH kayalar üzerinde sürünerek ilerleyen ufak bir deniz salyangozu türü olup kabukları yoktur. Sırtında parlak, renkli yapağa benzeyen organlar görülmekte olup bunlar hayvanın teneffüs etmesini sağlayan galsamaları imiş. Dipteki kumlar üzerinde penbe, mor, sarı çeşitli renklerde ve boylarda deniz yıldızları (SEA STAR) öteye beriye bırakılmış gibi hareketsiz durmaktadırlar. Uzun, muntazam, beş kollu ve tam bir yıldız şeklinde olanlardan başka, çok kollu olanlar, Kolları ince uzun veya kısa kalın olanlar, tek veya çift renkli olanlar, ve güneşin yedi rengi ile bunlar arasındaki açık koyu'farkları gösteren her renkte deniz yıldızları vardır. Yi,e bu familyadan iğne yastığı (PINCUSHION STAR) denilen bir türün kollarının arası tamamiyle dolu olup bunlar beş köşeli veya daire şeklinde olurlar. STAR FISH de denilen bu hayvanlar dünyanın bütün denizlerinde hemen her iklimde binlerce tiır halinde yaşayan dip hayvanlarıdır. Midye, istridye nevinden kabuklu hayvanlarla beslenirler. Bunları yiyebilmek için kollarını avının kabuğunun etrafına sarar ve vantozları ile yapışarak kabukların açılması için devamlı bir çekme kuvveti tatbik ederler. Açtıktan sonra da midesini dışarı çıkararak içine sokar ve hayvanın bütün etlerini hazmederler. Devam edecek İTHALÂT, İHRACATyeTÜM DÖVİZ İŞLEMLERİNİZ İÇİN EBK 1974/42 37

40 Amatörlerin avlayacakları balıklar ve av araçları ile av yerleri (4) LEVREK : Bütün kıyılarımızda 4-10 kulaç sularda dolaşır. Bu sebeple amatörler için avı zevkli bir balıktır. 2 kilodan 10 kiloya kadar muhtelif boyda olurlar. İri levreklerin belirli yatak yerler ivardır. Buraları taşlık kıyılardır. Küçüklerine ispendek denir. Avcılığı yemli sürütme, kaşıktı sürütme, bırakma olta ile yapılır. Sürütmeler, sessiz ve rolantisi rahat olan motor veya iyi kürek çekilen sandalla yapılır. Bırakma olta tam amatör harcıdır. Çıplak iğneye takılan bütiin hatta canlı yem kıyıdan açığa fırlatılır ve beklenir. Avcılık Mayıs başından eylül sonlarına kadar bütün yaz aylarında devam eder. Bilhassa sürütme avcılık sabahın erken ve akşamın geç saatleriııdedir. Sabah güneş doğmadan başlayan avcılık güneş doğduktan dakika sonra durur. Akşam üzerleri ise güneş battıktan sonra yem veya kaşık yakamoz görünceye kadar devam eder. Yenili veya kaşıklı sürütme bedeni muhakkak çift fırdöndü ister. Beden 3-4 kulaçtır. Yemli bedende çıplak iğne vardır. Canlı balık kullanılırsa de asıl yem irice karidestir. Karides, mercan iğnesine takıldığı gibi takılır. Kaşıklı sürütmede 0 numara çift söğüt yaprağı kaşık veya hususi levrak kaşığı kullanılır. Hangi yem oluısa olsun iğneye çek hesaplı takılmak lâzımdır. Suda fırıl fırıl dönen yemler hem balığı ürkütür hem bedeni büker. Esasen çift fırdöndünün manası birjz da budur. Sürütmede olta sandaldan en az kulaç bırakılmalıdır. Bu kaloma biraz da av yerine bağlıdır. Yemin yüzleınemesi için çok vakit münasip bir kıstırma edilir. ilâve Balık yakalandığı zaman levreği katiyen ensesinden tutmamalıdır. Sandalda 40 İbrahim BİLGE bacak arasına sıkıştın İmal ı, kıyıda ise muhakkak ağzından tutmalıdır. Balığın kulaklarının ucu o kadar keskindir ki insan elinin nasıl kesildiğini anlamaz bile... Levreğin eti çok hafiftir. Haşlaması güzel olur. SİNARİT: Bilhassa Ege Denizinin muhteşem balığıdır. Marmarada da bulunur. Akdenizde var denilemez. Ağırlıkları kilo gelir. Büyükleri yakalanmakla beraber daha çok 8-10 kilolukları avlanır. Taşlık ve kırmalık yerleri sever. Çeneleri çok kuvvetlidir. Bir çok balıkların yanısıra Küçük İstakozlarla çağanoz, yengene gibi kabuklu hayvanları ve mürekkep balığını yemekten çekinmez. Yazın 6-10 kulaçlık kıyılara sokulur. Kışın taşlık, mağaralık derin sulara çekilir. Ağır olmakla beraber avcılığı heyecanlı ve zevklidir. Seğirtme veya sürütme, dip sürütmesi ve uzun olta ile bütün yaz boyunca yakalanır. Seğirtme veya sürütme sandalla kıyı sularında yapılır. Tabii oltası 100'lük misina, beden ise 0.80'dir. Çok sağlam çift fırdöndüden sonra beden 3-4 kulaç, sandaldan sonra bırakılan olta metredir. Balık yakalandığı zaman kakıç kullanmak şarttır. Sürütmeye takılan yemler, uskumru, kolyoz, iri istavrit, kupes, kefal ve zarganadır. Yem balıklar çok taze hatta canlı olmalıdır, İğneye ağızlarından takılan balıkların dudakları siyah iplikle dikilerek balığın suda düz durması sağlanır. Sürütme için hususi sinarit kaşıkları da vardır. Dip sürütmesi veya uzun olta aynen mercan takımı gibi düzenlenir. Yemler daha ziyade kaya, horozbina ve iskorpit gibi geç ölen balıklardır. Dip sürütmesi kırmalık ve mağaralık derinliklerde veya akın-

41 tılı sularda demir üzerinde durularak yapılır. İÇSULAR BALIKLARI Bu sütunlarda yeri olmayan nedenlerle gittikçe azalan deniz ürünlerimizin yerini gide gide içsular yani tatlısu balıkları almaktadır. Aslında uzun gezileri, kampı, pikniği ile tatlısu balıkları amatörlerin aradığı av malzemesi olmuştur. Denizleriımizdeki balık azalmaları amatörleri o kadar tatlı sulara itmiştir ki büyük şehirlerdeki amatörler başta alabalık olmak üzere yayın, sazan, turna, sudak ve emsali balıklara itibar eder olmuşlardır. Genellikle sazan, turna ve yayın gibi balıkların yaşadığı sular daha çok» ılımlı sulardır. Sudak biraz hareketlidir. Fakat alabalık hepsinden ayrı bir ortam arar. Yaşadığı suların ısı derecesi düşüktür. Yağmur suyu bekleyen dere değil, kaynaklarla beslenen suları sever. Tatlı su balığı denildiği zaman muayyen akarsular belirli göller ve bir iki baraj akla gelir. Halbuki hakikat hiç de İriyle değildir. Boyları kilometreleri bulan öy le derelerimiz vardır ki Sakaryadan daha çok faydalıdır. Yüzölçümü küçük olduğu İçin haritalarımızda yer almayan öyle göllerimiz vardır ki Tuz gölünden çok ekonomimize katkıda bulunabilir. Amatörün avlanacağı sular da bunlardır. Şimdi balıklarımızı sıralayalım: ALABALIK: çsularıınızın incisidir. Türkiyenin bir çok bölgelerinde bulunur. Asil hayvandır. Yaşadığı suları bulandırdığı için yağmuru sevmez. Ilıman sulardan hoşlanmaz. Köy içinden geçerken bünyesine pislik alan, yer yer hayvanlara ayak altı olan sulardan kaçar. Yüksek rakımlı dağ dereleriyle, kaynaklarla beslenen soğuk ve berrak göllerde yaşar. i Bütün tatlı su balıkları gibi en sevdiği yem solucandır. Çekirge, tırtıl ve bir çok böcekleri yer. Lüfer gibi canavar bir balıktır. Esasen tüm varlığı ile lüfere benzer. Derelerde yaşayan kerevideslerin küçüklerini bütünü ile yuttuğu çok görülmüştür. Yaşadığı sularda kurbağalara hakkı hayat vermez. Olta takımı basittir. Dere kamışı veya c ındık çubuğu olsun ucuna takılan iğneli misinalarla derelerin derin yerlerinde yenili olarak tutulur. Göllerde kıyıdan avlanıldığı gibi sandalla da avcılık yapılabilir. Yem her zaman bir solucandır. Derin sularda sandalla yapılan avcılıkta köstekli izmarit bedeni kullanılır. Alabalık meps denilen küçük fırıldak veya sun'i sinekle de avlanılır. Makaralı kamışla yapılan avcılıkta, makaraya sarılı 0.25 misinanın ucuna 2 gr. ağırlığındaki meps bağlanarak istenilen yere fırlatılır ve hemen çekilerek meps'in suda dönmesi sağlanır. Bu şekilde uzaklardan dahi balığı yakalamak mümkün olur. Amatörlerin balığa gözükmemeleri lâzımdır. Alabalığın görüş açısı geniş olduğundan balık, avcıyı gördüğü zaman ya olduğu yerde siner veya kaçar. Alabalık avcılığında dikkat edilecek hususlardan biri de balığı suda çırpındırmadan yüzer gibi almaktır. Oltadan kaçan bir alabalık, garip bir haberleşme ile bütün balıkların sinmelerine sebep olur. Yurdumuzun rakımı yüksek ve teiniz bir çok dere ve göllerinde bulunur. Trakyanın Istranca ormanlarındaki bazı derelerde, Bolu Karaderesinde, Uludağda, Kars, Ardahan sularında, Munzur suyunda, Antalya çevresinde, Balık gölü, Aband gölü, Sünnet gölü, ve bir çok küçük yayla göllerinde iyi cinsleri yaşar. Yalnız Munzur suyunda 13 çeşit Alabalık türü tesbit edilmiştir. Rize çevresindeki bir çok derelerde yaşayan dağ alalarından başka denizden 8-10 kilometre içerilere kadar giren deniz alaları da vardır. TURNA : Tatlı suların kaplanı dişli ve canavar bir balıktır. Sazan, kaya kızılkanat yavrularını, hatta kendi yavrularını bile yemekten çekinmez. Ağzındaki altlı üstlü keskin dişlerinden başka dilinin üstünde ve damağında uçları içeri dönük sert pütürler vardır. Kaptığı bir yemin geri çıkmasına imkân ve ihtimal yoktur. Memleketimizin bir çok dere ve göl- 39

42 lerinde bulunur. Çok seri yüzer, Karın, anus, sırt ve kuyruk yüzgeçleri vücudunun geri kısmında gelişmiştir. Hayvan süratini bunlarla sağlar. Bazı yerlerde Turnaya oklama derler. Sularımızdaki turnaların ortalama ağırlıkları 4-5 kilodur. Maamafih kilo olanları çok yakalanmıştır. Yemli ve kaşıkla olmak üzere iki türlü avlanır. İlkbahar ve sonbaharda yemli takımla avlanır. Diğer aylar kaşıkla tutulur. Derelerde kıyılardan avcılık olur. Göllerde ise kıyılardan yakalanmakla beraber daha çok sandalla avlanılır. Hangi şekilde olursa olsun avcılık daima kıyılardadır. Kıyılardaki kamışların arasına gizlenen turna balığı, uzaktan veya yakından geçen avına o kadar hızlı saldırır ki avının kurtulması imkânsızdır. Avlanma sandaldan kıyıya, kıyıdan ise açığa fırlatılarak yapılır. Tam bir çorba kaşığına benzediği için de bu ismi alan av aracı suyun içinde çekilirken fırıl fırıl döner ve balık, avının kaçtığını zannederek büyük bir hırsla kaşığa atılır ve üçlü iğneye yakalanır. Derelerin derin yerleriyle göllerde büyükçe şamandıralı oltaya takılan canlı yem sularda dolaştıkça turnayı harekete getirir ve yakalanmasına sebep olur. Sandalla avcılıkta muhakkak kepçe lâzımdır. Balığı sandalın altına kaçırmamak lâzımdır. Sandalın omurgası gergin misinayı kesebilir. Karadan avlanmada da balını havalandırmadan sığ suya çekmelidir. Turnanın ağzı o kadar gevrektir ki hemen yırtılır, tabii balık da kaçar. Sapanca, Çekmece, Terkos, Eymir gölü. Gölbaşı, Gala gibi göllerle bu göllere akan derelerde ve daha bir çok akarsularımızda bolca bulunur. Tavası da güzel olmakla beraber haşlandıktan sonra kılçıkları ayıklanarak yapı- Irn mayonezli yemeği çok nefis olur. YAYİN : Tatlı sularımızın en battal balığıdır kilolukları çok yakalanmakla beraber kiloluk battalları da sık sık yakalanır. Meriç, Sakarya, Küçük Melen, Büyük Melen, Kızılırmak, Yeşilırmak, Seyhan, Ceyhan gibi büyük nehirlerle bir çok küçük sularda ve Gala İznik, Manyas, Sapanca göllerinde bulunur. Avcılığı bırakma dip oltasiyle yapılır. Yayın gündüzleri kendini çamura gömerek bekler ve avını daima gece arar. Bu sebeple avcılığı akşamın geç ve sabahın hemen hemen alaca karanlığında yapılır. Fı.döndü ve kıstırmadan sonra bağlanan bir kulaçtık bedene boyları avlanılacak balığa göre değişen çelik iğne bağlanır. Derelerin sığ taraflarından derin kıyılara, gö'lerde ise kıyıdan açığa olta fırlatılır ve balığın vurması beklenir. Bu avda balığın yemi iri solucan ve sülüktür. Gece avcılığında takım değişir. Yem kurbağa veya faredir. Olta şamandıralı bedendir. Yayın kılçıksız etli hayvandır. Büyük parça halinde tavası, şişi çok güzel olur. SUDAK (tatlısu levreği) : Bazı göllerle bu göllere akan suların ağız kısımlarında bulunur. Tatlısu balıkları "in yayından sonra en kılçıksız olanıdır. İ'k ve Sonbaharda yemli olarak avlanır. Canlı yem takılarak şamandıralı olta ile otluk yerlerde beklenirse de pek verimli değildir. Genellikle turna kaşığı ile avlanır. Hırsı ve dişli balıktır. Çenelerini çevreleyen ince ve keskin dişlerden başka çenesinin iki tarafında bulunan sivri ve büyük birer diş çok korkunçtur. En bol bulunduğu yer Eğridir gölüdür. Terkos gölünde azalmış, Çekmece gölünde kalmamıştır. Bazı göllerimize Makineli olta ile avcılığı rahat ve verimli ekilmektedir. olur. Eti beyaz ve kılçıksızdır. Pişirildiği zaman evde balık kokusu olmadığı için hanımlar tarafından aranan balıktır. SAZAN : Tatlısu balığı dendiği zaman ilk akla gelen balıktır. Bütün akarsu ve göllerimizde bulunur. Çeşidi boldur. Aksazan, kaıasazan, yeşil sazan ve bıyıklı sazan herkes tarafından bilinen türleridir. 40

43 Sazan için kılçıklı balık derler. Bu söz her ne kadar doğru ise de temiz ve sert akan suların sazanları hem yosun kokmaz, hem de kılcal kılçıkları daha azdır. Akbalık, pullarının parlaklığı yüzünden tirsiye benzer, «arabalık ketale benzer, kokmaz, kılçığı azdır. Bıyıklı sazan bütün sularımızda bulunur. Temiz sularda yaşayanlar çok az kılçıklıdır. Kızılcahamam deresinde olanlar gibi. Yeşil sazan çok yosunlu sularda yaşar. Etinde yosun kokusu vardır. Kısa bedenli serbest beden ve köstekli dip bedeni ile avlanır. Yem daima solucandır. Olta, beden kalınlıkları ile iğne' ler avlanılacak sulara göre değişir. Sularımızda uskumru boyundan kiloye kadar sazan vardır. Bedenin kısa olmasının sebebi kıstır madan sonra solucanın dipte gezinmesidir. Sazan balığı, yemini daima dipte ve hatta çamurların içinde arar. TATLISU KEFALİ : Dere ve gölleıe giren deniz ketalleri ile ilişiği yoktur. Sert hayvandır. Çok kurnaz ve korkaktır. Amatörün gölgesini görünce bulunduğu yerden yıldırım gibi kaçar. Olta ile avlanması çok güçtür. Çok ince takım kullanmak icabeder. Sert hayvan olduğundan ince takımla da zor yakalanır. Yemi daha çok ekmek içi veya hamurdur. Solucan, kurt ve böceklere pek aldırmaz. Sonbaharda nebati yeme da'ha çok atlar. Bu yemlerin başında haşlanmış mısır gelir. İNCİ BALIĞI : Göllerimizin sığ sularında yaşar. En büyüklerinin boyları 12 santimi geçmez. Yan ve karın pullarının çok beyaz oluşundan bu ismi almıştır. Çok incc takımla yakalanır. Misinadan örülmüş çatal bedene 0.20 kısa birer kösteğin ucuna sinek iğne bağlanarak fındık şamandıra ile suya atılır. İğneye küçücük solucan takmak kâfidir. Balığı av yerine toplamak için yemlemek lâzımdır. Arasıra bir tutam bulgur, oltanın atıldığı çevreye serpilir. Bulgur olmadığı zaman ince kum da bu işi görür İnci balığı, gökçe balık ve tat'ışu hanisi çok küçük balıklardır. Kılçıkları da yoktur. Çok müptedi amatörleri küçük su baslarında ve çok basit takımlarla oyalar ve hoş vakit geçirtir. GÖKÇE BALIK : Göllere akan derelerin ağızlarında veya ağızlardan biraz içerilerde bulunan ve sardalyaya benzeyen küçük balıklardır. En büyüklerinin boylan iri birer hamsi kadardır. Bunun da avlanma şekli inci balığı gibidir. Aynı takımlar ve aynı yem kullanılır. Balık yemi kaptığı zaman küçücük fındık şamandırayı bile suya çekemez. Suda hafif gezdirir. Bu hareketsizlik balığın küçük oluşundan değil, yakalanan balığın teslim oluşundandır. Sapanca, İznik, hatta Borabayı, Hazer gibi göllerimizle bir çok küçük sularda çok buk nur. Tavası ve hamsi gibi buğulaması gü- zel olur. TATLISU HANİSİ : Deniz hanisine çok benzer. Boyları küçüktür, 10 santimi geçmez. Sırtından karnına doğru ince hareler iner. Sırt yüzgeçleri sert dikenlidir. Küçük derelerin derince sularında bulunur. 2 metrelik bir derinliğin dibine inildiği zaman küçük sazan, beden yarısına ayarlandığı zaman hani yakalanır. Beden çok basit çatal bedendir. Yem solucandır. Derelerin sert akıntılı ve dirsek yerlerinde değil, durgun ve kuytu sularda bulunur. Eti beyaz ve kılçıksızdır. Amatör balıkçılık dinlendirici ve sportif yönü yanında tabiata yardımcı vasıf da taşır. Balık avcılığı orman temizlenmesine benzer. Kanuni ve zararsız yapılan balık avcılığı çoğalma sonucu kendi kendini yok etme durumuna gelen balıklarımıza hayat sahası sağlar. Makineli olta ile avcılık denizde ve karada çok verimlidir. Elle yapılan avcılıkta avcı, uzanabildiği yere oltasını atar, hatla otlara dolaşma sebebiyle atamazken makineli kamışta bu mahzurlar yoktur. Hatta uzağa atma imkânına sahip olduğundan istediği yerden balığı alabilir. 41

44 0 ET ve BALIK KİJR Hamilileri EVİNİZDE YOLCULUKTA PİKNİKLERDE Güvenerek yiyeceğiniz nefis ve hazırlanması kolay ŞARKÜTERİ çeşitleridir ET ve BALIK KURUMlTııurı SUCUKLARINI SOSİSLERİNİ SALAMLARINI ve KONSERVE ETLERİNİ bir defa tecrübe etmeniz menfaatinizi sağsar 44 EBK 1974/41

45 Küçük Ansiklopedi HİNDİSTAN B. (Holocentrum rubrum) : Holocentridae familyasından olup sıcak ve ılık denizlerde kayalıklar ve mercanlar arasında yaşar. Süveyş kanalık açıldıktan sonra Hindistan balığı Akdenize girmiştir. Karnivor balıklardan olup başlıca gıdalarını Krustasealar, Mollusklar, Kurtlar ve küçük balıklar teşkil eder. Boyu 25 cm. ye kadardır. Renkleri parlak kırmızıdır. Vucüdunda 6-8 adet gümüşî pembe bant boydan boya uzanır. Yüzgeçlerinin ön ve uç taraflarında siyah lekeler bulunur. (Şekil: 44) Gıdalarını küçük balık larvaları, Krustasea ve Kurtlar teşkil eder. Dışkılarını da yanında yaşadığı hayvanlara bırakır. Boyu 15 cin. ye kadardır. Renkleri yeşilimsi veya pembemsisarı olup karın tarafları parlak gümüşi beyazdır. Ürmeleri Hazirandan Ağustos ayının sonuna kadar devam eder. Yumurtalar birbirine bağlı bir kütle halinde su sathında yüzerler. Yumurtalardan çıkan genç larvalar baş aşağı yüzerler. Bu larvaların başlarında uzun kıvrık iplik gibi saçaklar bulunur. Bunlar sayesinde kendisini saklayacak bir canlı bulurlar. Vücudundaki pullar toplanıp bir araya getirilerek sahte inci yapıldığından kendisine İnci Balığı adı verilmiştir. (Şekil: 44) Üremeleri ilkbahar aylarında olur. Bu aylarda yumurtalarını kıyıların yosunlu kayalarına veya mercanlarına yapıştırırlar. Kuluçka müddeti 7-12 gündür. Yumurtadan çıkan yavrular pelajik olarak yüzer ve plankton ile geçinirler. ISKARMOZ B. (Sphyraena vulgaris) : Sphyraenidae familyasmdandır. Sıcak ve ılık denizlerin orta derinliklerinde yaşar. Göç etmeyen balıklardandır. Ancak gıdalanmak için takip ettikleri sürülerin peşlerine takılarak gezerler. Gıdalarını Hamsi, Sardalya, Uskumru ve Kolyoz gibi balıklar teşkil eder. Nadir balıklardandır. Vücudunun sırt tarafları esmer - yeşil, karın tarafları parlak gümüş rengindedir. İNCİ B. (Fierasfer iınberbis) : Fierasferidae familyasmdandır. Sıcak ve ılık denizlerin kıyılarında dip ve dibe yakın bölgelerde yaşar. Kumlar arasındaki çatlakları çok sever. Ekseriya kendisini kumlara gömer. Kıyılardan en fazla 150 m. derinliklere kadar iner. Deniz Hıyarları ve İstiridye, Tarak, Pirina gibi canlılarla beraber (simbiont) yaşar. Yalnız gıdalanmak için dışarı çıkar. (Şekil : 45) Yumurtlama devreleri Nisan'dan Temmuza kadardır. Yumurta ve larvalar pelajiktir. Cinsi olgunluğa 3-4 ncü yıldan itibaren erişirler. Boyu 1 m. ye kadardır. (Şekil: 45) 43

46 geleceğinizin huzur ve güveni BANKAMIZDA BİRİKTİRİP ÇOĞALTACAĞINIZ tasarruflarınızda yatmaktadır c,0 44 EBK 1974/41

47 bs U K ve ^ e allhgiiik dergisi H A B E R L E R Dış Haberler Eski Otomobil lâstikleri balıkçılıkta işe yarıyor: Eski oto lâstikleri Amerika'da ötedenberi bir problem teşkil ederdi. Özellikle yolların kenarlarına bırakılan binlerce tekerlek lâstiği trafiğe zarar veriyordu. Dünyaca ünlü Good Year firması bunlardan bir çoğunu toplatıp denizeı attırmıştı. Bir süre sonra ise buralarda balık ürediği görüldü. Bu durum incelendikten sonra, balık stokları azalan kıyılara bu usulle «suni kayalık» yapılması metodu yaygın hale geldi. Japonya'da beton bloklar veya eski karasörler kullanılarak «balık yuvaları» yapılıyor fakat, eski lâstikler bu alanda daha avantajlı oluyor. Çünkü kauçuk deniz organizmalarının üremesine çok elverişlidir. Ayrıca, ötekiler gibi trovl ağları için tahrib edici değildir. Bundan başka taşınması daha kolaydır. Her balıkçı ucuzca bulacağı tekerlek lâstiklerini kendi teknesiyle istediği yere götürüp kolayca suya atabiliyor. Good Year, diğer firmaların da iştirakiyle Folrida ve Fort Landerdale kıyılarına 215 bin eski lâstik atmak suretiyle en büyük «suni kayalık» tesis etti. Marco adası üzerinde kurulan bir araştırma merkezi çeşitli derinlik ve su akımları altındaki bu «kayalık» larda biölojik şartları ve yaşantıyı incelemektedir. Bildirildiğine göre buralarda süratle balık artımı olduğundan zengin, spor balıkçıları sık sık ziyarette bulunmaktadır. Diğer yandan Avustralya balıkçılık idaresinin desteği ile Good Year firması Güneydeki Adelaide körfezine lâstik yerleştirmiştir metre derinliklerde hâsıl edilen böyle bir «kayalık» ta üç hafta içinde fauna «deniz çayırı» teşekkül ettiği gözlemlenmiştir. Avustralya hükümeti bu usulün göllere de uygulanmasını plânlıyor. Aynı firma Yeni Zellânda'da teşebbüste bulundu. Good Year firmasının Japonya'da Chiba eyâleti kıyılarındaki 30 metre derinliklerde kurduğu 2300 lük ünite çok başarılı oldu yılında başlıyan teşebbüslerden sonra hükümet bu yeniliğin genişletilmesi için geniş plân hazırlamıştır. İlk teşebbüsü yapan VVadamachi kooperatifi böylelikle sazan miktarında his edilir çoğalma görüldüğünü beyan etmiştir. Avrupa'da ilk olarak Yunanistan böyie bir teşebbüste bulundu. Karaib denizinde de bu tip merkezler kurulmuştur. Eskilerle yenileme elenen bu yeni yolla kıyıarımızria suni kaylıklar yapılırsa, balık evına meraklıların buralarda ücretle avlanması hem turistik varar sağlar, hem tle balık üretimini artırır Dünya balık tüketiminde 800 bin ton artış var : FAO yıllık bildirisine göre balık unu istihsallerlndeki 4,9 milyon tonluk azalmaya karşılık balık tüketiminde 800 bin tonluk artma olmuştur. 65,6 milyon tonluk 45

48 Dünya rekoltesinin tüketim şekli şöyledir: Taze halde Donmuş halde Kurutma Tuzlama, füme olarak Konserve mamulü Un-yağ Diğer tipler Dünya tuzlu balık istihsallerinde hafif hir çoğalma görülmüştür. Bir önceki yıl ton olan rekolte tona çıkmıştır. Tuzlanan çeşitli balıklar arasında sardalya ve hamsi miktarları tonu bulmaktadır. Çeşitli balık yağı miktarları da bir yıl içinde tondan tona düşmüştür. Otomatik kontrollü sanayi terazileri : Kutu konservelerle diğer yiyeklerin net miktarlarının anbalâjları üzerinde gös terilene uygun olması için harcanan zaman ve işçilik maliyete olumsuz etkide bulunuyor. Buna rağmen de tam şekilde kontrol edilemiyor. Ancak sondaj suretiyle alınacak örneklerin muayene edilmesiyle yapılan incelemelerde görülen fazla miktarlar firmanın zararına olmakta, eksik gramajlar ise gıda maddeleri tüzüklerinin kanuni hükümleriyle karşı karşıya gelinmesine sebeb olmaktadır. Bıınu düşünen bir Alman Firması leektronik olarak çalışan bir terazi sistemi bulmuştur. MaınCıl anbalâjlar bu terazinin üç kanalından teker teker ve bir band üzerinden geçerler. Bunlar arasında oksik veya fazla ağırlıkta olanlar alıkonarak yandaki banda verilir. Dakikada 200 veya 400 anbalâjı kontrol edebilen tipteki bu sistem sanayide rağbet görmüştür. Balık kılçığı ayıklama makineleri : Dünya kurulalıberi her yiyecek maddesinde bu derece darlık olmamıştı. Balık rekoltesinin yirmi yıl öncelerine göre 40 milyon ton artmış olmasına rağmen yine de sıkıntı çekiliyor. Sularda yaşıyan 40 bin çeşit balık ve diğerlerinde bir tükenmeden söz edilemez. Şu halde tek sebeb nüfus artımıdır. Bu yüzden her gün artan tüketim seviyesi karşısında ham madde darlığı çeken sanayi, balıklardan mümkün olduğu kadar daha çok randıman almak için çaba harcıyor. Bilindiği üzere bir çok çeşit balığın kılçıklı olması sanayii önemli protein kaynağından mahrum bırakıyor. Bazı balıklarda ise hoş olmıyan koku, lezzet vardır. Meselâ Amerika'da bir kefal cinsindeki deri altı yağ tabakası acı lezzetledir Bu yüzden yenmez. Buıuın için balıklar bir hafta süreyle bir havuzdaki ağ kafeslerde tutulur. Aç bırakılan balıklar bu esnada vücutlarındaki yağı eritir, böylelikle yenebilir hale gelirler. Diğer yandan yeni geliştirilen makinelerler bu türdeki balıklar veya kılçıklı olanlar ile balık artıkları santrifüjle! seperatörlerden geçirilerek lâpa hâlindeki et elde ediliyor. Amerika sığır kıymasıyla Japonya'da ise diğer katkılarla karıştırılan bu balık etleri kekler, pastalar veya sucuk, sosis imalâtında tüketilmektedir. AFZ Alman dergisinin bildirdiğine göre Fa. Stephan Paoli Manııfact. Corp Str. Rockfort U.S.A. firması bu alanda başarılı olan separatörler imâl etmektedir. Esas olarak on parça olan bu tesisin bir saatlik işletme masrafının 150 kr. olduğu bildiriliyor. Balık artıkları veya balıklar üzerindeki et kısmının % 92 oranında sıyrılıp alındığı bıı makineler bir kaç tiptedir. Surumi, l< a ıv. ab ok o : Son zamanlarda balık ticaretinde ve liteatürlerinde sık sık adı geçen bu iki ad bir çokları tarafından anlaşılmamaktadır. Halbuki bunlar Japon balık avlarının yaklaşık olarak % 25 nin fabrikasyonu sonucu elde edilen balık hamuru (ezmesi) tip yiyecek maddeleridir. 1970'de bu mamullerin piyasalara verilen miktarı bir milyon tondur. Japonya'da yüzyıllardanberi bilinen bu tip mamuller son yıllarda geliştirilmiş, modern makineler kullanılmaya başlanmıştır. Böylece elde edilen balık kıymalarına şeker, tuz, baharat, glutaınat katılır. Karışım buharda, tavada veya ızgarada pişirilerek anbalâjlanır ve dondurulur. Çok içki içenlere tuzlu balık öneriliyor Alman AFZ Dergisinin 25 Mart 74 salısında bildirildiğine göre, fazla alkol alınırsa tuzlu balık yenmesi yararlı oluyor. 46

49 Bremerlıaven'li beslerime uzmanı Prof. Dr. Noelle açıklamasında, alkolün vıicuddan su kaybına sebeb olduğunu, bu suretle de Önemli miktar tuzun vıicuddan dışarı çıkrığını ileri sürmektedir. Bu kaybın yerine getirilmesi için en uygun yiyeceğin tuzlu balık olduğu bildiriliyor. Böylelikle balık proteini olur. Hotrıs; Kutu Konserveleri : En büyük Hamsi unu- yağı de alınmış sanayiine sahip olan Poıu'da hamsi konserveleri üzerinde çalışına yoktu. Son zamanlarda yapılan etiidlerden sonra yılda 7-8 bin ton hamsi konservesinin Avrupa ülkelerine ihraç edilmesi kararlaştırılmıştır. Peru milli balıkçılık birliği iç piyasada iyi sonuçlar almış ve yabancı sermayenin iştiraki ile yeni tesis ler kurmak üzere teşebbüse geçmiştir. Bulgar Balıkçılığı : FAO tarafından Varna'da tertiplenen Akdeniz ülkeleri balıkçılık toplantısında Konuşan Bulgar Balıkçılık Genel Müdürü, ülkesinin balıkçılığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Bu açıklamaya göre 1944'e kadar ancak yılda beş bin ton kadar balık avlayan bu Karadeniz ülkesi yirmi yıl sonra istihsalini 7 bin tona çıkarabilmişti. Bu avların yapıldığı yerler ise, tuna ağzı ile karadenizin belirli bölgeleridir. Bulgar hükümeti 1960'da aldığı bir kararla uzak deniz balıkçılığına başladı. Ülke nüfusuna göre adam başına yarım Kg. balık miktarı bundan sonra yükselerek 1970'de 7 Kg. a çıktı. Bu amaç için soğuk hava tesisleri, balıkçı limanları, av ve nakliye gemileri ele alınmış, iç ve dış piyasa çalışmaları yapılmış ve balıkçılarla gemicilerin eğitilmesine önem verilmiştir. Bunun için Rusya ve Doğu Almanya'dan yardımlar sağlanmıştır. Burgaz'da kurulan Balıkçı limanı tesislerinde gemi tamir yerleri, soğuk depolar, konserve fabrikaları, balıkhaneler bulunuyor. Bu merkezde kurulan Okyanus balıkçılığı idaresi Rusya ve Doğu Almanya tersanelerine açık deniz trovlerleri yaptırmıştır. Bu filonun istihsali 1971 'de 90 bin ton idi. Bunun 72 bin tonu donmuş balık, 3 bin tonu da balık unudur. Bulgaristan uzak deniz istihsallerini 1980'de adam başına Kg. a çıkarmayı plânlamaktadır. Bu amaç için 40 büyük trovler hizmete alınacaktır. var: Peru'nun hamsi stoklarında düzelme Peru'nun geçen yılki balık unu istihsali tutarı 138,8 milyon dolardı. Bu miktar 1970'71 e göre yarı yarıya düşüktür. İlgililerin bildirdiğine göre, Peru 1974'de en aşağı 630 bin ton hamsi unu ihraç edebilecektir. 70 bin tonluk iç tüketim bu miktara dahil değildir. Geçen yılki balık unu fiyatları 395, 41/ ton dolar iken bu yıl hâlen dolardan muamele görmektedir. Soya unu gibi proteinli maddelerin fiyatı ise yaklaşık olarak 200/ton dolardır. Son yılların hamsi krizi yüzünden çalışamaz hale gelen Peru hamsi sanayii devletleştirilmişti. Bunlardan 30 un-yağ fabrikası ile 350 'balıkçı teknesi satılığa çıkarıldı. Bir kısım balık besin sanayii ise çok elverişli şartla eski sahiplerine iade edilyor. Peru kıyılarına» ıralanmış olan 105 fabrikadan 78'i rantabl hale getirilerek bırakılmış, diğerleri satılığa çıkarılmış bulunuyor. Bir kısım fazla tesisler de Panama, Meksika, Angola gibi olan Ülkelere devren satılmaktadır. Yeni tip balık yemi : gelişmekte Hindistan'da Karnataka (farım Fakültesinde yeni tip balık yemi üzerinde yapılan araştırmalar iyi sonuç verdi. Bir çok balık yetiştirme çiftliğinde tüketilen yemler, pirinç kepeği ile yer fıstığı küspesidir. Bu tip değiştirilerek, balık unu, yer fıstığı küspesi, pirinç kepeği ve unu, ile mineral tuzlardan yapılan komprime yemler bir çiftlikdeki 6 çimento tanka alınan aynı ağırlıktaki sazan balıkları üzerinde denendi. Bu balıklardan bir kısmı eski tip yemle beslendi. Sonuçta ise yeni tip yemle beslenenlerde % 53 oranında daha çok gelişme olduğu anlaşıldı. 47

50 BALİK ve B A L I K Ç I L I K (FISH and FISHERY) Foundation: 1953 ET ve BALIK KURUMU VOL. XXII AUGUST BALIKÇILIK MÜESSESESİ EDITOR No: MUDURLUGU 0. KARAATA BEŞİKTAŞ İSTANBUL C O N T E N T S THE FIRST BREEDING EXPRIEMENTS OF SPONGES PERFORMED IN TURKEY 1 Page THE REMEDIES FOR INCREASING THE FISH PRODUCTION 11 THE FISH MEAT MINCES AS OBTAINED FROM FISH REMAINDERS AND UNQUALIFIED FISH SPECIES 13 THE FISH OILS IN OUR COUNTRY AND IN OTHER COUNTRIES AND RELATING REGULATIONS AND THE NECESSETIES OF MEDICAL FISH OILS 18 WHAT MIGHT BE THE STRATEGY OF AQUATIC PRODUCTS COOPERATIVE MOVEMENTS OF TURKEY (II) 23 NET REPAIRS (III) 2S AQUARIUM, SEAQUARIUM AND OCENARIUMS OF CALIFORNIA (4) 33 THE SPECIES OF FISH TO BE CAUGHT BY THE AMATEURS, FISHING EQUIPMENS AND FISHING LOCATIONS (4) 38 SMALL ENCYCLOPEDIA FISHING NEWS

51

52 I TELEKS : ETBA TR TELGRAF : ETBALIK TELEFON : A N K A R A ET ve BALIK KURUMU BES TR ETBALIK BEŞİKTAŞ İ S T A N B U L ET VE BALIK KURUMU, YURT İÇİ VE YURT DIŞI PİYASALARA TAZE VE 30NMUŞ ET, DERİ, BAĞIRSAK, ET /AĞLARI, ET MAMULLERİ DİĞER HAYVANİ ÜRÜNLER İLE BALIK, BALIKUNU VE BALIK YAĞI ARZETMEK- / TEDİR. ET VE DİĞER ÜRÜNLER İÇİN ANKARA: BALİK, BALIKUNU, BA- $ LIKYAĞI İÇİN İSTANBUL ADRESİNE MÜRACAAT EDİLMELİDİR. 1 j ET VE BALIK KURUMU OFFERS FRESH AND FROZEN MEAT, HIDES AND $ SKINS, SHEEP AND BEEF CASINGS, FATS, MEAT PRODUCTS AND OTHER / ANİMAL BY PRODUCTS; ALSO FISH, FISH MEAL AND FISH OIL, TO 2 THE DOMESTİC AND FOREIGN MARKETS. FOR MEAT AND OTHER PRO- DUCTS. PLEASE CONTACT OUR ANKARA HEAD OFFICE, FOR FISH, J jjj FISH MEAL, FISH OIL OUR ISTANBUL ADDRESS MUST BE CONTACTED. L'OFFİCE DE LA VIANDE ET DU POISSON OFFRE AUX MARCHES IN- TERIEUR ET EXTERIEUR DE LA VIANDE FRAICHE ET CONGELEE, DU CUIR, % jj DES BOYAUX DE LA GRAISSE D'ORIGINE ANIMALE, DES PRODUITS g CARNES, ET D'AUTRES PRODUITS, DU POISSON, DE LA FARINE ET DE ^ L'HUILE DE POISSON. POUR LA VIANDE ET LES AUTRES PRODUITS D'O- RIGINE ANIMALE PRIERE DE S'ADRESSER A NOTRE BUREAU CENTRAL, A ANKARA POUR LE POISSON, LA FARINE ET L'HUILE DE POISSON, SE METTRE EN RAPPORT AVEC NOTRE ADRESSE D'İSTANBUL. * / f / i 46 EBK 1974/41

KIRLANGIÇ L: Chelidonichthys lucerna M: Kırmızı Kırlangıç Đ: Tub gurnard A: Roter Knurrhani F: Grondin perlon

KIRLANGIÇ L: Chelidonichthys lucerna M: Kırmızı Kırlangıç Đ: Tub gurnard A: Roter Knurrhani F: Grondin perlon KIRLANGIÇ L: Chelidonichthys lucerna M: Kırmızı Kırlangıç Đ: Tub gurnard A: Roter Knurrhani F: Grondin perlon Ege, Akdeniz ve Marmara'nın fazla göç etmeyen, yerli balığıdır. Kısmen Karadeniz'de rastlanır.

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

Dersin Adı Alan Meslek / Dal Dersin Okutulacağı Dönem / Sınıf Süre. Dersin Amacı. Dersin Tanımı Dersin Ön Koşulları

Dersin Adı Alan Meslek / Dal Dersin Okutulacağı Dönem / Sınıf Süre. Dersin Amacı. Dersin Tanımı Dersin Ön Koşulları Dersin Adı Alan Meslek / Dal Dersin Okutulacağı Dönem / Sınıf Süre Dersin Amacı Dersin Tanımı Dersin Ön Koşulları Ders İle Kazandırılacak Yeterlilikler Dersin İçeriği Yöntem ve Teknikler Eğitim Öğretim

Detaylı

a Şekil 1. Kare gözlü elek tipi

a Şekil 1. Kare gözlü elek tipi Deney No: 3 Deney Adı: Agregalarda Elek Analizi Deneyin yapıldığı yer: Yapı Malzemeleri Laboratuarı Deneyin Amacı: Agrega yığınındaki taneler çeşitli boyutlardadır. Granülometri, diğer bir deyişle elek

Detaylı

Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN

Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN Kesim Aşamaları Kesimhaneye Taşıma Askılara Asma Bayıltma Kanatma Tüylerin Islatılması Tüylerin Yolunması İç organların Çıkarılması Duşlama Soğutma, Paketleme, Muhafaza,

Detaylı

SU ÜRÜNLERİ VE KÜLTÜR BALIKÇILIĞI

SU ÜRÜNLERİ VE KÜLTÜR BALIKÇILIĞI SU ÜRÜNLERİ VE KÜLTÜR BALIKÇILIĞI Türkiye kültür balıkçılığı için uygun iç sulara, tatlı sulara ve denizlere sahiptir. Kültür balıkçılığının geleceği tahminlerin ötesinde bir önem arz etmektedir. Dünyanın

Detaylı

Hangi balık ne zaman yenir? Çipura: Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olan çipura ya seyrek de olsa Marmara da da rastlanır. Ege de Kasım, Akdeniz de

Hangi balık ne zaman yenir? Çipura: Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olan çipura ya seyrek de olsa Marmara da da rastlanır. Ege de Kasım, Akdeniz de Hangi balık ne zaman yenir? Çipura: Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olan çipura ya seyrek de olsa Marmara da da rastlanır. Ege de Kasım, Akdeniz de ise Ekim ve Aralık ayları arasında üreme mevsimine

Detaylı

1990 yılında sebze - meyve, su ürünleri ve pizza çeşitleriyle perakende pazarına giren ilk marka olan SuperFresh, Türk tüketicisini dondurulmuş ürün

1990 yılında sebze - meyve, su ürünleri ve pizza çeşitleriyle perakende pazarına giren ilk marka olan SuperFresh, Türk tüketicisini dondurulmuş ürün 1990 yılında sebze - meyve, su ürünleri ve pizza çeşitleriyle perakende pazarına giren ilk marka olan SuperFresh, Türk tüketicisini dondurulmuş ürün kavramıyla tanıştırdı. SuperFresh kısa sürede su ürünleri,

Detaylı

KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU. M.Hayri ERTEN. Orta Doğu Teknik Üniversitesi

KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU. M.Hayri ERTEN. Orta Doğu Teknik Üniversitesi KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU M.Hayri ERTEN Orta Doğu Teknik Üniversitesi ÖZET. Flotasyondan elde edilen kolemanit konsantrelerinin kurutma veya kalsinasyon gibi

Detaylı

ÇANAKKALENİN SÜNGERLERİ

ÇANAKKALENİN SÜNGERLERİ ÇANAKKALENİN SÜNGERLERİ DÜNYA TARIM ÖRGÜTÜ (FAO) TARAFINDAN TANINAN TÜRK BANYO SÜNGERİNİN ÇANAKKALE DENİZLERİNDE YETİŞTİĞİNİ BİLİYORMUSUNUZ? ÇANAKKALE SÜNGERCİLİĞİNE AÇILIŞ SELAMLAMA Efsanelere kök salan,

Detaylı

Gıdalarda Temel İşlemler

Gıdalarda Temel İşlemler Gıdalarda Temel İşlemler Gıdaların işlenmesi; gıda endüstrisinde uygulanan işlemlerin yanı sıra evde gıdaların hazırlanması ve pişirilmesi sırasında uygulanan işlemleri de kapsar. İşlenmemiş gıdaların

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

ZEMİN MEKANİĞİ. Amaç: Yapı zemininin genel yapısını inceleyerek, zeminler hakkında genel bilgi sahibi olmak.

ZEMİN MEKANİĞİ. Amaç: Yapı zemininin genel yapısını inceleyerek, zeminler hakkında genel bilgi sahibi olmak. ZEMİN MEKANİĞİ Amaç: Yapı zemininin genel yapısını inceleyerek, zeminler hakkında genel bilgi sahibi olmak. Yakın çevrenizdeki yerleşim alanlarında mevcut zemini inceleyerek; Renk, tane yapısı, biçim,

Detaylı

GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON

GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR ÜZERİNDE BUZ OLUŞUMUNU VE KARIN ZEMİN YÜZEYİNE YAPIŞMASINI ENGELLEYEN KİMYASAL BİR SIVIDIR. Perpa

Detaylı

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler Besin Grupları Doğada çok çeşitli besinler bulunmakta ve her besinin besin öğesi bileşimi farklılık göstermektedir. Besin öğelerini tek bir besinle vücudumuza almamız imkansızdır. Besin öğelerinin dengeli

Detaylı

DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ

DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ Mahmut KAYHAN Meteoroloji Mühendisi mkayhan@meteoroloji.gov.tr DENİZLERDE BÖLGESEL SU ÇEKİLMESİNİN METEOROLOJİK ANALİZİ Türkiye'de özellikle ilkbahar ve sonbaharda Marmara bölgesinde deniz sularının çekilmesi

Detaylı

Meyve ve Sebze suyu ve pulpunun konsantrasyonu

Meyve ve Sebze suyu ve pulpunun konsantrasyonu Meyve ve Sebze suyu ve pulpunun konsantrasyonu Meyve suları genel olarak %80-95 düzeyinde su içerirler. Çok iyi koşullarda depolansalar bile, bu süre içinde gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar ürünün kalitesini

Detaylı

HAMSİ AVCILIĞI ve BAKANLIK UYGULAMALARI. Vahdettin KÜRÜM

HAMSİ AVCILIĞI ve BAKANLIK UYGULAMALARI. Vahdettin KÜRÜM HAMSİ AVCILIĞI ve BAKANLIK UYGULAMALARI Vahdettin KÜRÜM Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Ankara. Su Ürünleri Hizmetleri Dairesi Başkanı Giriş Karadeniz de avlanan balıklar

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

YAPI TEKNOLOJİSİ DERS-2

YAPI TEKNOLOJİSİ DERS-2 YAPI TEKNOLOJİSİ DERS-2 ÖZET Yer yüzündeki her cismin bir konumu vardır. Zemine her cisim bir konumda oturur. Cismin dengede kalabilmesi için konumunu koruması gerekir. Yapının konumu temelleri üzerinedir.

Detaylı

Büyük baş hayvancılık

Büyük baş hayvancılık Büyük baş hayvancılık hayvancılık faaliyetleri özellikle dağlık bir araziye sahip kırsal kesimlerde ön plana geçerek, birinci derecede etkili ekonomik Yakın yıllara kadar bir tarım ülkesi olarak kabul

Detaylı

KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ TÜRKİYE ÜRETİMİ

KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ TÜRKİYE ÜRETİMİ KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ İncir, ilk kültüre alınan meyvelerden birisi olarak, anavatanı Anadolu dan, önce Suriye ve Filistin e sonrasında buradan da Çin ve Hindistan a yayılmıştır. Dünya kuru incir üretimine

Detaylı

GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE

GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE A. GENEL RODENT KONTROLÜ Kemirgenler olarak tabir edilen rodentler, üreme ve canlı kalma gücü çok yüksek, depo, ambar, tarla vb gibi uygun yerlerde

Detaylı

4. GURUP SÜT ÜRÜNLERİ SANAYİ MESLEK GURUBU İLE İLGİLİ FİRE VE ZAYİAT ORANLARI

4. GURUP SÜT ÜRÜNLERİ SANAYİ MESLEK GURUBU İLE İLGİLİ FİRE VE ZAYİAT ORANLARI BEYAZ PEYNİRDE FİRE VE ZAYİAT ORANLARI : Balıkesir'de beyaz peynir üretimi klasik ve kültürlü olarak yapılmaktadır. İnek sütünden karışık olarak (yerli ırk ve diğer yabancı ırklar) kültürlü beyaz peynir

Detaylı

ASC (ANDALUZİT, SİLİSYUM KARBÜR) VE AZS (ANDALUZİT, ZİRKON, SİLİSYUM KARBÜR) MALZEMELERİN ALKALİ VE AŞINMA DİRENÇLERİNİN İNCELENMESİ

ASC (ANDALUZİT, SİLİSYUM KARBÜR) VE AZS (ANDALUZİT, ZİRKON, SİLİSYUM KARBÜR) MALZEMELERİN ALKALİ VE AŞINMA DİRENÇLERİNİN İNCELENMESİ ASC (ANDALUZİT, SİLİSYUM KARBÜR) VE AZS (ANDALUZİT, ZİRKON, SİLİSYUM KARBÜR) MALZEMELERİN ALKALİ VE AŞINMA DİRENÇLERİNİN İNCELENMESİ İlyas CAN*, İbrahim BÜYÜKÇAYIR* *Durer Refrakter Malzemeleri San. Ve

Detaylı

Çayın Bitkisel Özellikleri

Çayın Bitkisel Özellikleri Çayın Bitkisel Özellikleri Bir asırlık bir ömre sahip bulunan çay bitkisi doğada büyümeye bırakıldığında zaman bir ağaç görünümünü alır. Görünüş itibarı ile dağınık bir görünüm arz eden bitki yapısı tek

Detaylı

BARAJ GÖLLERİNDE AĞ KAFESLERDE BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ Doç. Dr. Şükrü YILDIRIM. Ege Üniversitesi, Su ürünleri Fakültesi, Yetiştiricilik Bölümü LOGO

BARAJ GÖLLERİNDE AĞ KAFESLERDE BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ Doç. Dr. Şükrü YILDIRIM. Ege Üniversitesi, Su ürünleri Fakültesi, Yetiştiricilik Bölümü LOGO BARAJ GÖLLERİNDE AĞ KAFESLERDE BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ Doç. Dr. Şükrü YILDIRIM Ege Üniversitesi, Su ürünleri Fakültesi, Yetiştiricilik Bölümü İçerik 1 Üretim Sahasının Seçimi 2 Yetiştiricilik Yapılan Sistemler

Detaylı

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

BH GRUP SÜS GÖLETİ BAKIM UYGULAMASI. Dolmabahçe Sarayı Harem Süs Havuzu Örneği

BH GRUP SÜS GÖLETİ BAKIM UYGULAMASI. Dolmabahçe Sarayı Harem Süs Havuzu Örneği BH GRUP SÜS GÖLETİ BAKIM UYGULAMASI Dolmabahçe Sarayı Harem Süs Havuzu Örneği Firmamız BioHavuz Taah. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından örnek çalışma olarak bakımı yapılacak olan Dolmabahçe Sarayı Harem Süs

Detaylı

1. Keçi eti 2. Et Verimi ve Kalitesi için ıslah

1. Keçi eti 2. Et Verimi ve Kalitesi için ıslah 1. Keçi eti 2. Et Verimi ve Kalitesi için ıslah akin@comu.edu.tr http://akin.houseofpala.com Etin kimyasal içeriği Yaşa, cinsiyete, beslemeye bakılmadan kimyasal yapı da ortalama: %70 su, %18 protein,

Detaylı

DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce

DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce İNGİLTERE DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce DİNİ: Hıristiyanlık PARA BİRİMİ: Sterlin 1.

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1247

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1247 KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1247 KAHRAMANMARAŞ İLİNİN GENEL MEYVECİLİK DURUMU Mehmet SÜTYEMEZ*- M. Ali GÜNDEŞLİ" Meyvecilik kültürü oldukça eski tarihlere uzanan Anadolu'muz birçok meyve türünün anavatanı

Detaylı

Çukurova Bölgesi Sığır Yetiştiriciliğinin Yapısı. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ

Çukurova Bölgesi Sığır Yetiştiriciliğinin Yapısı. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Bölgesi Sığır Yetiştiriciliğinin Yapısı Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Memeli hayvanlardan elde edilen süt, bileşimi türden türe farklılık gösteren ve yavrunun ihtiyaç duyduğu bütün besin unsurlarını içeren

Detaylı

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ Belli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar (biyotik) ile bunların cansız çevrelerinin (abiyotik) oluşturduğu bütüne EKOSİSTEM denir. EKOSİSTEM

Detaylı

ÇELĐK PREFABRĐK YAPILAR

ÇELĐK PREFABRĐK YAPILAR ÇELĐK PREFABRĐK YAPILAR 2. Bölüm Temel, kolon kirişler ve Döşeme 1 1. Çelik Temeller Binaların sabit ve hareketli yüklerini zemine nakletmek üzere inşa edilen temeller, şekillenme ve kullanılan malzemenin

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

www.yilmazet.com.tr Üretim kalitesini yüksek standartlarda tutar. Hijyen daima ön plandadır. Üretiminin her aşamasına titizlikle yaklaşmaktadır.

www.yilmazet.com.tr Üretim kalitesini yüksek standartlarda tutar. Hijyen daima ön plandadır. Üretiminin her aşamasına titizlikle yaklaşmaktadır. Fabrikamızın 2880 m kapalı alan 17560 m lik açık alandan oluşan yerleşiminde büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar yetiştirilmektedir. Canlı hayvanların veteriner hekim kontrolleri düzenli bir şekilde yapılmaktadır.

Detaylı

TKDK DESTEKLERİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ

TKDK DESTEKLERİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ ARALIK 2014 101-1 Süt Üreten Tarımsal İşletmelere Yönelik Destekler Tarımsal işletmelerin sürdürülebilirliklerini ve birincil ürünlerin üretiminde genel performanslarını geliştirmek,

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Manda Ürünlerini Ekonomik Değeri Nasıl Artırılabilir Yrd. Doç. Dr. Zeki GÜRLER

Manda Ürünlerini Ekonomik Değeri Nasıl Artırılabilir Yrd. Doç. Dr. Zeki GÜRLER Manda Ürünlerini Ekonomik Değeri Nasıl Artırılabilir Yrd. Doç. Dr. Zeki GÜRLER Manda Ürünleri Süt ve Süt Ürünleri Manda sütü Afyon kaymağı Lüle kaymağı Manda yoğurdu Dondurma Manda tereyağı Manda peyniri

Detaylı

DUVARLAR duvar Yapıdaki Fonksiyonuna Göre Duvar Çeşitleri 1-Taşıyıcı duvarlar; 2-Bölme duvarlar; 3-İç duvarlar; 4-Dış duvarlar;

DUVARLAR duvar Yapıdaki Fonksiyonuna Göre Duvar Çeşitleri 1-Taşıyıcı duvarlar; 2-Bölme duvarlar; 3-İç duvarlar; 4-Dış duvarlar; DUVARLAR Yapılarda bulunduğu yere göre, aldığı yükleri temele nakleden, bina bölümlerini birbirinden ayıran, bölümleri çevreleyen ve yapıyı dış tesirlere karşı koruyan düşey yapı elemanlarına duvar denir.

Detaylı

YULAF YETİŞTİRİCİLİĞİ

YULAF YETİŞTİRİCİLİĞİ YULAF YETİŞTİRİCİLİĞİ Yulafın Kökeni Yulafın vatanını Decandolle Doğu Avrupa ve Tataristan; Hausknecht ise orta Avrupa olduğunu iddia etmektedir. Meşhur tasnifçi Kornicke ise Güney Avrupa ve Doğu Asya

Detaylı

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir.

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir. Doğru beslenme için karbonhidrat, yağ ve proteinler belirli oranlarda belirli miktarlarda düzenli olarak alınmalıdır. Alınan kalori verilen kaloriden fazla olduğu zaman kilo alımı başlar. Her gün yenilen

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır.

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan

Detaylı

BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI*

BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI* BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI* *Bu yazı 27-28 Ocak 1994 tarihlerinde yapılan, ISSOS'94 fuarı çerçevesinde MMO Đstanbul Şubesi'nin düzenlediği Đstanbul Tesisat Kongresi'nde sunulan bildiriden alınmıştır.

Detaylı

ÇELİK PREFABRİK YAPILAR

ÇELİK PREFABRİK YAPILAR ÇELİK PREFABRİK YAPILAR 2. Bölüm Temel, kolon kirişler ve Döşeme 1 1. Çelik Temeller Binaların sabit ve hareketli yüklerini zemine nakletmek üzere inşa edilen temeller, şekillenme ve kullanılan malzemenin

Detaylı

Ek - 2 TİCARİ KALİTE DENETİMİNE TABİ DİĞER ÜRÜNLER. 2 Sabunlaşma sayısı 198-206. 3 Pamuk yağı ve diğer bitkisel yağ testleri Negatif

Ek - 2 TİCARİ KALİTE DENETİMİNE TABİ DİĞER ÜRÜNLER. 2 Sabunlaşma sayısı 198-206. 3 Pamuk yağı ve diğer bitkisel yağ testleri Negatif Ek - 2 TİCARİ KALİTE DENETİMİNE TABİ DİĞER ÜRÜNLER No GTİP Madde İsmi Ürün Adı Ürün Özellikleri Defne Yağının Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri Çizelgesi Sıra No Özellikler Değerler 1 İyot sayısı 73-83

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL I.Bölüm Tarım Ekonomisi ve Politikası Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından

Detaylı

Çevreci çimento ağırlıklar

Çevreci çimento ağırlıklar Balıkçılıkta kurşunlara son! Çevreci çimento ağırlıklar ECOPROTEC SH co.,ltd Şirket Profili Çevre dostu, ekonomik ve daha kullanışlı Eco-Protech, balıkçılıkta kullanılan kurşunların alternatifi olarak

Detaylı

BİTKİSEL ATIK YAĞLARIN YÖNETİMİ

BİTKİSEL ATIK YAĞLARIN YÖNETİMİ BİTKİSEL ATIK YAĞLARIN YÖNETİMİ Volkan YANMAZ Y.Kimyager Nisan 2016 İstanbul - REW Bitkisel Yağlar Bitkisel yağlar, zeytin, ayçiçeği, mısır, pamuk, soya, kanola ve aspir gibi yağlı bitki tohumlarından

Detaylı

TEKNOLOJİNİN BİLİMSEL İLKELERİ. Bölüm-4 MALZEMELERDE ÇEKME-BASMA - KESME GERİLMELERİ VE YOUNG MODÜLÜ. 4.1. Malzemelerde Zorlanma ve Gerilme Şekilleri

TEKNOLOJİNİN BİLİMSEL İLKELERİ. Bölüm-4 MALZEMELERDE ÇEKME-BASMA - KESME GERİLMELERİ VE YOUNG MODÜLÜ. 4.1. Malzemelerde Zorlanma ve Gerilme Şekilleri Bölüm-4 MALZEMELERDE ÇEKME-BASMA - KESME GERİLMELERİ VE YOUNG MODÜLÜ 4.1. Malzemelerde Zorlanma ve Gerilme Şekilleri Malzemeler genel olarak 3 çeşit zorlanmaya maruzdurlar. Bunlar çekme, basma ve kesme

Detaylı

EGE SU ÜRÜNLERİ VE HAYVANSAL MAMULLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ

EGE SU ÜRÜNLERİ VE HAYVANSAL MAMULLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ EGE SU ÜRÜNLERİ VE HAYVANSAL MAMULLER İHRACATÇILARI BİRLB RLİĞİ EGE İHRACATÇI I BİRLB RLİKLERİ Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, i, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde yer alan

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI

SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI Hacı SAVAŞ-SÜMAE, Su Ürünleri Sağlığı Bölüm Başkanı Su Ürünleri Sağlığı Bölüm Başkanlığı enstitümüz bünyesinde faaliyet gösteren bölümlerden birisidir. 2000 yılı başından

Detaylı

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ Rumen mikroorganizmaların (bakteriler,protozoalar ve mayaların) bir denge içinde çalıştırdığı kusursuz bir makinedir. Yüksek et-süt verimi isterken bu hayvandaki

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) Yavrularının İlk Dönemlerde Büyüme Performansı ve Ölüm Oranı Üzerine Tuzluluğun Etkisi

Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) Yavrularının İlk Dönemlerde Büyüme Performansı ve Ölüm Oranı Üzerine Tuzluluğun Etkisi Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) Yavrularının İlk Dönemlerde Büyüme Performansı ve Ölüm Oranı Üzerine Tuzluluğun Etkisi Halim İbrahim ERBAŞ Nadir BAŞÇINAR Mehmet KOCABAŞ Şebnem ATASARAL

Detaylı

Türk Gıda Güvenliği Gereklilikleri

Türk Gıda Güvenliği Gereklilikleri Türk Gıda Güvenliği Gereklilikleri Temmuz 2013 İşbu belge ServSafe Gıda Güvenliği Online Kursu nun bölümlerinden organize edilmiştir. Kurs içeriği ve Türkiye deki gıda güvenliği gereklilikleri arasındaki

Detaylı

30/12/15 SERİGRAFİ BASKI TEKNİĞİ

30/12/15 SERİGRAFİ BASKI TEKNİĞİ SERİGRAFİ BASKI TEKNİĞİ İpek Baskı - Şablon Baskı - Elek Baskı diye de anılan serigrafi, teks?l sanayinde, grafik sanatlarda ve baskı resim çalışmalarında yaygın olarak kullanılan bir baskı tekniğidir.

Detaylı

YEM NUMUNESİ ALMA YÖNETMELİĞİ

YEM NUMUNESİ ALMA YÖNETMELİĞİ Yetki Kanunu 1734 Olur Tarihi 14.02.1975 Olur No 24 YEM NUMUNESİ ALMA YÖNETMELİĞİ Kanuni Dayanak : MADDE 1 - Bu Yönetmelik; 1734 sayılı Yem Kanununun 20 nci maddesi uyarınca hazırlanan ye Bakanlar Kurulu

Detaylı

GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları

GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları GİRİŞ Sulamanın amacı kültür bitkilerinin ihtiyacı olan suyun, normal yağışlarla karşılanmadığı hallerde insan eliyle toprağa verilmesidir. Tarımsal

Detaylı

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile uygulanan kültürel önlemlerden biri de tarım ilacı uygulamalarıdır.

Detaylı

Yard.Doç.Dr. Özgür SAĞLAM Namık Kemal Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü

Yard.Doç.Dr. Özgür SAĞLAM Namık Kemal Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü Yard.Doç.Dr. Özgür SAĞLAM Namık Kemal Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü Tekirdağ 2015 a) Atrap b) Emgi şişesi c) Işık tuzakları d) Renk tuzakları e) Feromon tuzakları f) Çukur tuzaklar (Pit-Fall) g) Besin

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

TARIM ALANINDA YATIRIM FlRSATLARI. No:1

TARIM ALANINDA YATIRIM FlRSATLARI. No:1 TARIM ALANINDA YATIRIM FlRSATLARI No:1 1 Meyve ve sebze işleme tesisinin yenilenmesi "Rustami Doston"Ltd.Şti. Yeni teçhizat alnmas, ofis, labaratuvar ve yeni tesis binas inşa edilmesi, eski tesisin yenilenmesi

Detaylı

Çelikle Çay Üretimi. Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi

Çelikle Çay Üretimi. Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi Çelikle Çay Üretimi Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi Nitelikleri, kalitesi ve diğer özellikleri belirlenen çay klonlarının hızlı, yoğun ve ucuz bir şekilde üretilmesi için en uygun yöntemdir. Çelik alınacak

Detaylı

Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık % 70 ini, dünya fındık ihracatının ise % 70-80 ini tek başına gerçekleştirmekte.

Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık % 70 ini, dünya fındık ihracatının ise % 70-80 ini tek başına gerçekleştirmekte. FINDIK Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık % 70 ini, dünya fındık ihracatının ise % 70-80 ini tek başına gerçekleştirmekte. Fındık bu yönleriyle ülkemizin gerek üretim, gerekse ihracat yönünden dünya

Detaylı

Bitkilerle Alan Oluşturma -1

Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Peyzaj Mekanlarının 3 Temel Elemanı Yüzey Zemin Düzlemi: Mekanın tabanını oluşturur. Mekanın diğer elemanları bu tabanın üzerinde yer alır.örneğin üstünde hiçbir bitki veya

Detaylı

Teknik Bilgi Formu. Aqua Teknolojisi ile uygulama

Teknik Bilgi Formu. Aqua Teknolojisi ile uygulama Teknik Bilgi Formu Aqua Teknolojisinin Kullanimi Aqua Teknolojisi ile uygulama SYSTEXX Premium ve SYSTEXX Active S38 / SP38 duvar kaplamalarının arka yüzü, su ile etkinleştirilebilen bir yapıştırıcı ile

Detaylı

KOLİN HOTEL ÇANAKKALE MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI ÇANAKKALE KOLİN HOTEL 2. MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI

KOLİN HOTEL ÇANAKKALE MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI ÇANAKKALE KOLİN HOTEL 2. MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI KOLİN HOTEL ÇANAKKALE MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI ÇANAKKALE KOLİN HOTEL 2. MASTER CHEF YEMEK YARIŞMASI Kurallar: 1. TÜM BAŞVURULAR: www.kolinhotel.com web adresinden, KOLİN Hotel Halkla İlişkiler Müdürlüğünden,

Detaylı

1900 lü yılların başından beri Gemlik te zeytin ve zeytinyağı ticareti yapan bir ailenin mensubuyum. Siyah zeytin, yeşil zeytin, dilimli

1900 lü yılların başından beri Gemlik te zeytin ve zeytinyağı ticareti yapan bir ailenin mensubuyum. Siyah zeytin, yeşil zeytin, dilimli GEMLİK ZEYTİNİ 1900 lü yılların başından beri Gemlik te zeytin ve zeytinyağı ticareti yapan bir ailenin mensubuyum. Siyah zeytin, yeşil zeytin, dilimli zeytin,zeytinyağı, zeytin ezmesi ve bunlarınçeşitlerini

Detaylı

TÜRK GIDA KODEKSİ ET VE ET ÜRÜNLERİ TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/74) BİRİNCİ BÖLÜM

TÜRK GIDA KODEKSİ ET VE ET ÜRÜNLERİ TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/74) BİRİNCİ BÖLÜM 5 Aralık 2012 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 28488 TEBLİĞ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: TÜRK GIDA KODEKSİ ET VE ET ÜRÜNLERİ TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/74) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ KONYA ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ Doç. Dr. Senar AYDIN Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü V-HAFTA 17.12.2015 1 SULARIN ARITILMASI

Detaylı

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede BESİLİK BÜYÜKBAŞ SIMMENTAL (SİMENTAL) Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede yetiştirilmektedir.

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE'DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR. SEVİM BUDAK Katı Atıklar Dünya nüfusu gün geçtikçe ve hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

İSTANBUL ÜNIVERSITESI FEN FAKÜLTESI HtDROBlOLOJl ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ TARAFINDAN, ET ve BALIK KURUMU UMUM

İSTANBUL ÜNIVERSITESI FEN FAKÜLTESI HtDROBlOLOJl ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ TARAFINDAN, ET ve BALIK KURUMU UMUM İSTANBUL ÜNIVERSITESI FEN FAKÜLTESI HtDROBlOLOJl ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ TARAFINDAN, ET ve BALIK KURUMU UMUM Kapak resmimiz, Adalar civarında gırgırlarla uskumru avlamış olan balıkçı motor ve kayıklarının,

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur.

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur. Elma Tarihçe İklim İstekleri Elma ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim bitkisidir. Akdeniz Bölgesinde 800 m. den yukarı yerlerde yetişir. Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma

Detaylı

DiYABET VE BESLENME N M.-

DiYABET VE BESLENME N M.- DiYABET VE BESLENME Diyabet tedavisinin amacı;kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonları) önlemek veya geciktirmek; böylece yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Detaylı

AGREGALAR Çimento Araştırma ve Uygulama Merkezi

AGREGALAR Çimento Araştırma ve Uygulama Merkezi AGREGALAR Çimento Araştırma ve Uygulama Merkezi Agregalar, beton, harç ve benzeri yapımında çimento ve su ile birlikte kullanılan, kum, çakıl, kırma taş gibi taneli farklı mineral yapıya sahip inorganik

Detaylı

web: www.plastikkelepce.com

web: www.plastikkelepce.com ATS plastik Kelepçe Nedir? Kullanım Alanları? Ekonomik, Yumuşak, Esnek ve fazlasıyla pek çok işe uygun bir ürün olan ATS Plastik Kelepçe, Naylon bağlar gibi kablo ve ürünleri sıkıştırıp kırmaz ve ezmez.

Detaylı

MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Sarkıt Dikit Sütun

MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Sarkıt Dikit Sütun MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Soda tüpleri sarkıt oluşumlarının ilk hallerini gösterirler. İçleri boş ve uzun, genellikle saydam kalsit tüplerinden oluşan soda tüplerinin genişliği, içerisinde bulunan su

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

SU VE RUTUBET YALITIMI

SU VE RUTUBET YALITIMI SU VE RUTUBET YALITIMI Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü Öğretim Görevlisi Tekin TEZCAN İnşaat Yüksek Mühendisi BİR YAPIYI ETKİLEYEN SULAR 1.YERALTI SULARI Yeraltı su seviyesine

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

Duvarlar ve Duvar Malzemeleri

Duvarlar ve Duvar Malzemeleri Duvarlar ve Duvar Malzemeleri Duvarlar ve Duvar Malzemeler Taş, tuğla, briket vb. gibi malzemelerle değişik şekillerde, taşıyıcı veya bölme amaçlı olarak düşey şekilde örülen elemanlara duvar denir. Duvarlar

Detaylı

ALpHASET TM ve Furan Reçine Sistemleri / Karşılaştırması. Ünsal Minoğlu 24 Haziran 2009 İzmir

ALpHASET TM ve Furan Reçine Sistemleri / Karşılaştırması. Ünsal Minoğlu 24 Haziran 2009 İzmir ALpHASET TM ve Furan Reçine Sistemleri / Karşılaştırması Ünsal Minoğlu 24 Haziran 2009 İzmir Ülkemizde yaygın şekilde kullanıldığı için ALpHASET ve Furan reçine sistemleri mukayeseli olarak anlatılacaktır.

Detaylı

KAVAK VE HIZLI GELİŞEN TÜRLER

KAVAK VE HIZLI GELİŞEN TÜRLER KAVAK VE HIZLI GELİŞEN TÜRLER Populus nigra Dr. Süleyman GÜLCÜ - 2008 1 KAVAK FİDANI ÜRETİMİ VE FİDANLIK TEKNİĞİ Kavak fidanı yetiştirilmesinde en önemli konuların başında, kaliteli kavak fidanı yetiştirilmesine

Detaylı

Çizelge 5. Edremit Körfezi su ürünleri kooperatifleri ve üye sayıları (Ceyhan ve diğ. 2006) S.S. Altınoluk Su Ür. Koop.

Çizelge 5. Edremit Körfezi su ürünleri kooperatifleri ve üye sayıları (Ceyhan ve diğ. 2006) S.S. Altınoluk Su Ür. Koop. Kış aylarında da hedef türler sardalye, hamsi, istavrit, tekir, barbun, ahtapot, sübye ve kalamar, tesadüfî türler ise çipura, mercan ve akyadır. Tüm türlerin para etmeyecek küçük bireyleri de ıskarta

Detaylı

SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ

SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ SÜT TOZLARININ TANIMI VE BİLEŞİMİ Süt tozu, yağlı ve yağsız taze sütlerin suyunun mümkün olduğu kadar uçurulması suretiyle elde edilen kurutulmuş bir süt ürünüdür FAO ve WHO standartlarına

Detaylı

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ 2014 2015 YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği 1 YUMURTA TAVUKÇULUĞU Yumurta tavukçuluğu piliçlerde 20.haftadan sonra klavuz yumurta görülmesiyle başlar. Yumurta verimi 23. haftada

Detaylı

TUĞLA MASSESİ ÖĞÜTME DURUMUNUN ÜRÜN TEKNİK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI

TUĞLA MASSESİ ÖĞÜTME DURUMUNUN ÜRÜN TEKNİK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Afyon Kocatepe Üniversitesi Özel Sayı Afyon Kocatepe University FEN BİLİMLERİ DERGİSİ 251-256 JOURNAL OF SCIENCE TUĞLA MASSESİ ÖĞÜTME DURUMUNUN ÜRÜN TEKNİK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI

Detaylı

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması Pestisit; herhangi bir istenmeyen canlının (zararlı organizma), yayılmasını engelleyen, uzaklaştıran ya da ondan koruyan her türlü bileşik ya da bileşikler karışımıdır. Tarımda pestisitler, zararlı organizmaları

Detaylı

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

ÖĞRENME FAALİYETİ 46

ÖĞRENME FAALİYETİ 46 ÖĞRENME FAALİYETİ 46 SU ÜRÜNLERİ ALANI AMAÇ Bu öğrenme faaliyeti ile su ürünleri alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Alan içerisinde; ekonomik değeri olan tüm

Detaylı